<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-ihracatta-parlak-bir-9-ayi-geride-biraktik-88936</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 11:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: İhracatta parlak bir 9 ayı geride bıraktık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Eylül ayı dış ticaret verileri, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen toplantıda açıklandı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Bolat, küresel ekonominin zor günlerden geçtiğine dikkati çekerek, küresel ticarete ve büyüme rakamlarına ilişkin beklentilerin iyi olmadığını söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin yılın ilk yarısında yüzde 2,5 büyüdüğünü anımsatan Bolat, son 16 yıldır pozitif büyümenin kesintisiz sürdüğünü, Kovid-19 atlatıldıktan sonra da 24 çeyrektir büyümenin devam ettiğini anlattı.</p>
<p>Bolat, haziran sonu itibarıyla 1 trilyon 706 milyar dolarlık Gayri Safi Milli Hasıla'ya ulaşıldığını belirterek, "Sevindirici olan da net mal ve hizmet ihracatının büyümeye pozitif katkı vermesi. İkinci çeyrekteki yüzde 2,3'lük büyümenin 0,6 puanı net mal ve hizmet ihracatından geldi. Yılın ilk yarısında üretim itibarıyla sanayi, hizmetler ve tarım kesimi olumlu katkı verdi. Harcamalar itibarıyla da özel tüketim, net ihracat ve yatırımlar, milli gelir artışına olumlu katkı verdi." diye konuştu.</p>
<p>İşsizlik oranının ağustosta yüzde 7,8 olduğunu ve 40 aydır tek hanede seyrettiğini dile getiren Bolat, Körfez'de süren savaşın enerji maliyetlerine etkisine değindi.</p>
<p>Bakan Bolat, eylül ayı ihracat rakamlarının sevindirici olduğunu söyledi.</p>
<p>"(Geçen ay) En yüksek eylül ayı ihracat rekoru kırıldı. Yıllık bazda yüzde 15,4'lük artışla 26 milyar dolar ihracatı başardık." diyen Bakan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"26 milyar dolarlık eylül mal ihracatı, 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yüksek ikinci aylık rakamıdır. Birincisi, 2025 Aralık'ta 26 milyar 300 milyon dolardı yani 300 milyon dolarla Cumhuriyet rekorunu kaçırmış olduk. Ocak-eylül dönemi ihracatı da yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaştı ve rekor kırdı. 2026 Orta Vadeli Program (OVP) hedefimiz, 282 milyar dolardı. Eylülde yıllıklandırılmış toplam mal ihracat rakamımız, 283,7 milyar dolara yükselmiştir. Bu rakam da yıllık mal ihracatı rekorudur. (Son 12 ayda) 14,1 milyar dolarlık artışla 282 milyar dolarlık OVP hedefini yılın bitmesine henüz 3 ay varken aştık."</p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, eylül itibarıyla son 12 aylık yıllıklandırılmış hizmetler ihracatında 125,4 milyar dolara ulaşıldığının hesaplandığını söyledi.</p>
<p>"Bu da hizmetler ihracatındaki en yüksek rakam oldu bugüne kadar." değerlendirmesinde bulunan Bolat, şunları dile getirdi:</p>
<p>"İkisinin yani mal ve hizmetler ihracatının toplamı da son bir yıl itibarıyla 409,1 milyar dolara yükseldi. Sayın Cumhurbaşkanımız, bize yıl sonu için 410 milyar dolar hedefi vermişti. O hedefe sadece 900 milyon dolar gibi bir rakam kaldı. İnşallah onu da aşacağız. Bu gelişmeler karşısında cari işlemler hesabının ağustos ve eylülde fazla vermesini bekliyoruz."</p>
<p>Bolat, son 41 ayın 30'unda aylık mal ihracatının arttığını, 23'ünde rekor kırıldığını, bu yılın 9 ayının 6'sında artışa imza atıldığını, 5'inde ise rekora ulaşıldığını kaydederek, nisan, haziran ve eylülde çift haneli artışların yaşandığını söyledi.</p>
<p>Eylüldeki artışta paritenin veya takvimin etkisinin bulunmadığını dile getiren Bolat, "Eylülde tartışmasız yüzde 15,4'lük çok önemli bir artış sağlandı." dedi.</p>
<p>Orta ve yüksek teknolojili ürün ihracatında 117,6 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştıklarını anlatan Bolat, "Yüzde 43,7'ye yükseldi toplam ihracatımızdaki payı. Geçen yıla göre de 5,6 milyar dolar ekstra artış başarıldı." diye konuştu.</p>
<p><strong>"İhracatın ithalatı karşılama oranında eylülde yüzde 83,2'ye ulaştık"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, eylülde 26 sektörün 19'unda, ocak-eylül döneminde de 18 sektörde ihracatın arttığını belirterek, "Eylül itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatında 5 bölgede, 46 ülkede, 23 fasılda rekor rakamlara ulaşılmıştır." bilgisini paylaştı.</p>
<p>İlk çeyrekte 28,5 milyar dolar olan dış ticaret açığının, ikincisinde 24,5 milyar dolara, üçüncüsünde ise 17,5 milyar dolara gerilediğini anlatan Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"İhracatın ithalatı karşılama oranı birinci çeyrekte yüzde 69 iken ikinci çeyrekte yüzde 74,5, üçüncü çeyrekte yüzde 80,8 şeklinde. Aylık mal ihracatında rekorlar devam ediyor. Yıllıklandırılmış mal ihracatında yıl sonu hedefi fazlasıyla aşılmış durumda. Orada da tarihimizin en yüksek mal ihracat rekorunu kırdık. İhracatın ithalatı karşılama oranında eylülde yüzde 83,2'ye ulaştık. Ocak-eylül yüzde 74,8'e ulaştık ve yüzde 75 civarındayız."</p>
<p><strong>"İthalat eylülde yüzde 5,9 arttı"</strong></p>
<p>Bolat, ithalatla ilgili rakamları paylaşarak, "Eylülde yaklaşık yüzde 6'lık artışla 31,2 milyar dolarlık ithalatımız var. Eylülde ihracat yüzde 15,4, ithalat yüzde 5,9 artmış. İthalatta 1,7 milyar dolar, ihracatta 3,5 milyar dolar net artış sağlandı." diye konuştu.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde ithalatın 282 milyar dolara ulaştığını, 211 milyar dolarlık ihracatın bulunduğunu, net dış ticaret açığının 71 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini anlatan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Yıllıklandırılmışta da 379,7 milyar dolar ithalata ulaşmış durumdayız. Orada da açığımız 96 milyar dolar. 2025'i 92,2 milyar dolarla kapatmıştık. Eylül itibarıyla yıllıklandırılmış 96 milyar dolar. Demek ki Körfez'deki 7 aylık sıcak savaşa, enerji maliyetlerimizdeki korkunç artışlara ve savaşın olumsuz etkilerine rağmen dış ticaret açığımızda sadece 3,8 milyar dolarlık ekstra artış var. Bunu 100 milyar doların altında tutmaya gayret edeceğiz. Yılbaşında 106 milyar dolar dış ticaret açığı tahmini yapılmıştı. Bunu o rakamlara ulaşmadan inşallah daha aşağılarda tutacağız."</p>
<p><strong>"Ciddi sıkıntılara rağmen gerçekten iyi gidiyoruz"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, ihracatta bu yıl tüm olumsuzluklara rağmen güzel rakamların yakalandığını belirterek, "Dünyadaki, bölgemizdeki ve başlıca pazarımız olan Avrupa'daki ciddi sıkıntılara rağmen gerçekten iyi gidiyoruz. 2026'nın 9 ayı parlak bir yıl olarak geçti. İnşallah bundan sonrası için de var gücümüzle hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz." şeklinde konuştu.</p>
<p>İhracatçılara sunulan desteklere ve teşviklere ilişkin detayları paylaşan Bolat, ayrıca ticaret diplomasisi alanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde Birleşmiş Milletler'de önemli toplantılara katıldıklarını, G20 Ticaret Bakanları Toplantısı dolayısıyla bulundukları ABD'nin Milwaukee kentinde önemli ikili görüşmeler yaptıklarını anlattı.</p>
<p>Bolat, "Türkiye'nin en büyük ticaret ortakları olan ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Polonya, Suudi Arabistan, Rusya ve Güney Kore gibi ülkelerin ticaret bakanlarıyla ticaret diplomasilerimizi yürüttük. Diğer taraftan Brüksel'de ve Roma'da da AB ilişkilerimizde gerek Gümrük Birliği'nin güncellenmesi gerekse Made in EU konusu ve otomotiv sektörüyle ilgili kritik hayati görüşmelerimiz oldu." diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'nin üretiminde ve milli gelirinde dış ticaretin payının yüzde 50 olduğunu dile getiren Bolat, "Yaklaşık 866 milyar dolar mal ve hizmet ihracatı ve ithalatı yapan bir ülkeyiz. Bu anlamda mal ve hizmet ihracatımız da milli gelirin içinde yüzde 26-27'lik pay oluşturuyor. O nedenle ihracatçılar ve ihracatımız için 'Durmak yok, yola devam' diyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-ihracatta-parlak-bir-9-ayi-geride-biraktik-88936</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/6/1280x720/54-1791018526.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eylül ayı dış ticaret verilerini açıklayan Ticaret Bakanı Bolat, &quot;En yüksek eylül ayı ihracat rekoru kırıldı. Yıllık bazda yüzde 15,4&#039;lük artışla 26 milyar dolar ihracatı başardık.&quot; dedi. Bolat, &quot;Eylülde yıllıklandırılmış toplam mal ihracat rakamımız, 283,7 milyar dolara yükselmiştir. Bu rakam da yıllık mal ihracatı rekorudur. 14,1 milyar dolarlık artışla 282 milyar dolarlık OVP hedefini yılın bitmesine henüz 3 ay varken aştık.&quot; ifadelerini kullandı. Eylül ayındaki ithalatın yüzde 5,9 artışla 31,2 milyar dolara çıktığını belirten Bolat, &quot;Dünyadaki, bölgemizdeki ve başlıca pazarımız olan Avrupa&#039;daki ciddi sıkıntılara rağmen gerçekten iyi gidiyoruz. 2026&#039;nın 9 ayı parlak bir yıl olarak geçti.&quot; diye konuştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsa-haftayi-yuzde-488-kayipla-kapatti-88933</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 11:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa, haftayı yüzde 4,88 kayıpla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,88 azalışla 12.270,18 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 11.926,04 puanı, en yüksek 12.750,45 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 7,63 azalışla 14.633,06 puana, sanayi endeksi yüzde 7,76 düşüşle 15.975,44 puana, teknoloji endeksi yüzde 2,96 kayıpla 39.290,84 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 3,34 gerileyerek 10.934,69 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 13,81 ile Bera Holding oldu. Onu yüzde 12,20 ile Otokar ve yüzde 4,69 ile Borusan Boru izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında bu hafta en çok değer kaybeden ise yüzde 18,84 ile CW Enerji olurken, onu yüzde 15,79'luk gerilemeyle Astor Enerji ve yüzde 15,28'lik düşüşle Tukaş takip etti.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören şirketler arasında piyasa değeri en yüksek şirket, yaklaşık 1 trilyon 654 milyar lirayla ASELSAN oldu. ASELSAN'ı yaklaşık 726 milyar lirayla Tüpraş ve 528 milyar lirayla Garanti BBVA izledi.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 1,53 azalışla 6 bin 613 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,39 düşüşle 43 bin 250 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,41 altında 10 bin 860 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,14 artarak 49,0350 liraya çıkarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,69 azalışla 55,4680 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 64,9170 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,12 artışla 64,9970 liraya çıktı.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,39 değer kaybederek 58,8870 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsa-haftayi-yuzde-488-kayipla-kapatti-88933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul haftayı yüzde 4,88 azalışla kapatırken, 24 ayar külçe altının gramı yüzde 1,53, cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 1,39, çeyrek altın da yüzde 1,41 geriledi. Doların satış fiyatı yüzde 0,14 artarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,69 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigem-2254-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satacak-88931</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 11:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİGEM, 225 ton yağlık ayçiçeğini açık artırma ile satacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) yağlık ayçiçeği satışı yapacak.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, Sultansuyu Tarım İşletmeleri Müdürlüğü, 2026 yılı istihsali 225 bin 360 kilogram yağlık ayçiçeğini bir parti halinde açık artırma usulüyle satacak.</p>
<p>Muhammen bedelin kilogram başına 33 lira olduğu ihale, 20 Ekim'de yapılacak.​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigem-2254-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satacak-88931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/aycicegi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, 225 bin 360 kilogram yağlık ayçiçeğini açık artırma usulüyle satacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakanlik-lisansli-depo-isletmelerinin-ucret-tarifelerini-yilda-2-defa-guncelleyebilecek-88930</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 11:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakanlık, lisanslı depo işletmelerinin ücret tarifelerini yılda 2 defa güncelleyebilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, yönetmelik kapsamında öngörülen sigorta sözleşmelerinin feshedilmesi sonucunu doğuracak bir nedenin ortaya çıkması veya poliçede yer alan teminatlara ilişkin sigorta bedellerinde değişiklik olması durumunda, ilgili şirket bunu derhal Bakanlığa ve lisanslı depo işletmesine bildirecek.</p>
<p>Lisanslı depo ücret tarifesi Bakanlıkça onaylanarak Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanacak ve yayımlandığı tarihte yürürlüğe girecek.</p>
<p>Tarife, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan yıllık üretici fiyat endeksi ile tüketici fiyat endeksinin ortalaması oranında her yıl ocak ayında güncellenecek. Bakanlık, bu oranı yarısına kadar azaltmaya, ücret tarifelerinde yer alan depo giriş ve çıkış ücretleri ile faaliyet konusu hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar dışında olan lisanslı depo işletmelerinin ücret tarifelerini, piyasa koşullarını ve yöresel ticari ihtiyaçları dikkate alarak yılda iki defadan fazla olmamak üzere, farklı tarihlerde ve oranlarda güncellemeye yetkili olacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakanlik-lisansli-depo-isletmelerinin-ucret-tarifelerini-yilda-2-defa-guncelleyebilecek-88930</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/8/1280x720/lisansli-depoculukta-egenin-yolu-uzun-1756463590.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan düzenlemeye göre, Ticaret Bakanlığı, lisanslı depo işletmelerinin ücret tarifelerini, piyasa koşulları ve yöresel ticari ihtiyaçları dikkate alarak yılda iki defadan fazla olmamak üzere, farklı tarihlerde ve oranlarda güncelleyebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/res-basvurularinda-teknik-degerlendirme-kriterleri-degistirildi-88929</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 10:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rüzgar enerjisi başvuruları için yapılan değerlendirme kriterlerinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Rüzgar Kaynağına Dayalı Elektrik Üretimi Başvurularının Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, rüzgar enerjisi projelerinin teknik değerlendirmesinde dikkate alınan "bağdaşmaz alan" tanımı genişletilerek rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal santral sahaları ile Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) kapsamındaki alanlara ilişkin hükümler yeniden düzenlendi.</p>
<p>Lisanssız üretim başvurularında eksik veya hatalı bilgi ve belgeler, santral sahalarının belirlenen alanlarla kesişmesi veya çakışması, türbinlerin başka projelerdeki türbinleri etkilemesi ve saha sınırlarının onaylı koordinatlarla uyumsuz olması teknik değerlendirmede uygunsuzluk kriterleri arasına eklendi.</p>
<p>Ayrıca, başvurularda belirtilen rüzgar türbinine ait teknik değerlerin ilgili türbin tip sertifikası ve ekleriyle uyumlu olmaması halinde başvurunun teknik değerlendirmesi uygun bulunmayacak.</p>
<p>Ön lisans veya üretim lisanslarında yer alan ünite sayısı, gücü, koordinatları, santral sahası sınırları, kule yüksekliği ve rotor çapı gibi bilgilerin değiştirilmesine yönelik taleplerde bilgi formunun eksiksiz ve hatasız hazırlanması şartı getirildi.</p>
<p>Arazi koordinat bilgilerinin sisteme aktarılmasına ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlenerek tapulu araziler, yollar, akarsular ve sulama kanallarına ilişkin onaylı koordinatlı belgelerin ilgili şebeke işletmecilerince Yenilenebilir Enerji Projeleri Değerlendirme Sistemi'ne (YEPDİS) aktarılması öngörüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/res-basvurularinda-teknik-degerlendirme-kriterleri-degistirildi-88929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/ruzgar-santrali.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rüzgar kaynağına dayalı elektrik üretimi başvurularının teknik değerlendirilmesiyle ilgili şartlar yeniden düzenlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/nxt-elektronike-faaliyet-izni-88928</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 10:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> NXT Elektronik&#039;e faaliyet izni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) NXT Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ'ye elektronik para kuruluşu olarak faaliyet izni vermesiyle ilgili kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Karara göre şirket, "ödeme hizmetleri ile elektronik para ihracı" hizmetlerini sunacak.</p>
<p>Kararın Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun uyarınca alındığı bildirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/nxt-elektronike-faaliyet-izni-88928</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, NXT Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ&#039;ye faaliyet izni verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tbb-baskani-cakardan-fon-aciklamasi-para-sistemin-icinde-kaldi-88921</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 10:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> TBB Başkanı Çakar&#039;dan &#039;fon&#039; açıklaması: Para sistemin içinde kaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, TBB Yönetim Kurulu üyeleri ve Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol'un katılımıyla düzenlenen "Dönüşümün Finansmanı: COP31 Yolunda Türkiye" başlıklı basın buluşmasında fon soruşturmasına ilişkin soruları yanıtladı.</p>
<p>Çakar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından KOBİ kredilerindeki yüzde 4,5'lik büyüme sınırının yüzde 5'e çıkarılmasının fon soruşturmalarıyla ilgisinin olup olmadığına ilişkin soruya, fon konusunun daha sınırlı bir alanda yaşandığını ve burada daha çok bireylerin bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Bir süredir KOBİ kredileri üzerinde çalışıldığını dile getiren Çakar, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Piyasada zaten son zamanlarda buna bir ihtiyaç vardı. Çünkü likiditeye ulaşma noktasında en büyük sorun KOBİ'lerin likiditeye ulaşmasıydı. Büyüklerin çok fazla bir sorunu yok o anlamda. Beklediğimiz bir konuydu. O nedenle fonla bir alakası yok. Fon soruşturmasından önce de likiditeyi rahatlatan bazı kararlar vardı. O kararların devamı mahiyetinde değerlendirebiliriz."</p>
<p><strong>"Bankacılık sektörünü negatif etkilemesi söz konusu değil"</strong></p>
<p>Alpaslan Çakar, fon soruşturmalarının bankacılık sektörüne etkisinin olup olmayacağına ilişkin soruya, "Bankacılık sektörüne negatif yansımasını asla beklemiyoruz. Pazar aynı pazar. Oradan çıkan para nereye gitti? Bankacılık sektörüne girdi. Yani dolayısıyla sistemin içinde kaldı para. O nedenle bankacılık sektörünü negatif etkilemesi söz konusu değil." yanıtını verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tbb-baskani-cakardan-fon-aciklamasi-para-sistemin-icinde-kaldi-88921</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/1/1280x720/alpaslan-cakar-1771409520.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon soruşturması hakkında açıklamalarda bulunan Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Çakar, &quot;Bankacılık sektörüne negatif yansımasını asla beklemiyoruz. Pazar aynı pazar. Oradan çıkan para nereye gitti? Bankacılık sektörüne girdi. Yani dolayısıyla sistemin içinde kaldı para. O nedenle bankacılık sektörünü negatif etkilemesi söz konusu değil.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/4-sirketten-birlesik-krallikta-yatirim-88918</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 09:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 şirketten Birleşik Krallık’ta yatırım hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Havacılıktan savunma sanayiine, elektrikli araç şarj teknolojisinden orta kalibre silah sistemlerine kadar farklı sektörlerden 4 Türk şirketi, Birleşik Krallık’taki varlıklarını son dönemde büyüttü.</p>
<p>Alarko Holding’in yüzde 51 hisseyle ortağı olduğu İngiltere merkezli Alfor Aviation, Teesside International Airport ile 50 yıllık kira anlaşması imzaladı. Farnborough Airshow’daki görüşmelerde sağlanan anlaşma kapsamında 50 milyon sterlinlik yatırımla kurulacak uçak dönüşüm kampüsü, 250 kalıcı ve nitelikli istihdam yaratacak. Tam kapasitede yılda 24’e kadar yolcu uçağını kargo uçağına dönüştürecek tesisin 2027 sonunda faaliyete geçmesi planlanıyor. Şirket, küresel genel merkezini de Teesside’a taşıyacak. Alfor Aviation Direktörü Ömer Mafa, Avrupa’da çok sayıda lokasyonu incelediklerini, İngiltere’nin en büyük serbest ticaret bölgesi Teesside Freeport’un kararlarında belirleyici olduğunu söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ac0a198037d8-1791009176.jpg" alt="" width="800" height="534" /><strong>Altınay Savunma, Birleşik Krallık’ta şirket kurdu </strong></p>
<p>Altınay Savunma Teknolojileri, “Küresel 100” hedefi doğrultusunda Birleşik Krallık merkezli yüzde 100 iştiraki Altınay Aerospace Technologies International Ltd.’yi kurdu. Şirket CEO’su Burak Mercan, Birleşik Krallık operasyonunu güçlü bir ihracat ve iş birliği köprüsü olarak konumlandırdıklarını ifade etti. Yeni yapılanma kapsamında Stephen Darnell, Grup Büyüme ve Stratejiden Sorumlu Üst Yönetici (CGSO) görevine atandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ac0a1a798562-1791009191.png" alt="" width="800" height="479" /><strong>Vestel Mobilite’nin şarj teknolojisi İskoçya’da devrede</strong></p>
<p>Vestel Mobilite’nin megavat seviyesindeki şarj cihazları, Glasgow merkezli lojistik şirketi Russell Group’un Coatbridge demir yolu terminalinde elektrikli tırların şarjında kullanılıyor. Altyapı ortağı Amphos tarafından kurulan ve Haziran 2026’da devreye alınan tesis, İskoçya’nın ilk megavat ölçekli ağır vasıta şarj merkezi oldu. Tesiste 720 kilovatlık iki çift portlu CCS şarj cihazı ile 1,2 megavata kadar kapasite sunan MCS standardındaki “DC Stella MW 1.2 Dispenser” bulunuyor. Şu anda 1,4 megavat olan kapasite, ileride 3,75 megavata çıkarılabilecek. Vestel Mobilite Genel Müdürü Ender Yüksel, projenin şirketin Avrupa’daki büyüme stratejisinin somut sonucu olduğunu belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ac0a1c57842e-1791009221.png" alt="" width="800" height="451" /></p>
<p><strong>Canik, DVD 2026'ya katıldı</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ac0a1b761a9f-1791009207.png" alt="" width="800" height="463" /></strong></p>
<p>Canik, 16-17 Eylül’de Bedfordshire’daki UTAC Millbrook’ta düzenlenen DVD 2026 fuarına katıldı. Fuarda öne çıkan Canik’in Birleşik Krallık’taki orta kalibre silah sistemleri tasarım ve üretim merkezi Canik UK (AEI Systems), Birleşik Krallık’ta tasarlanıp üretilen VENOM LR 30x113 milimetre orta kalibre top sistemini kara, deniz ve insansız platformlar için ateş gücü çözümü olarak sergiledi. Canik CEO’su Cahit Utku Aral, Polonya ve Birleşik Krallık’ta kurulacak iş birliklerinin ihracatın yanı sıra ortak geliştirme, yerel entegrasyon ve tedarik zinciri güvenliği açısından da önemli sonuçlar doğuracağına inandıklarını söyledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/4-sirketten-birlesik-krallikta-yatirim-88918</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/8/1280x720/alfor-aviation-1791009259.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Alfor Aviation, Altınay Savunma, Vestel Mobilite ve Canik, havacılık, savunma sanayii ve e-mobilite alanlarında Birleşik Krallık’taki faaliyetlerini hızlandırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/para-piyasasi-fonlarindan-cikan-paranin-yarisi-doviz-ve-altina-gitti-88917</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 09:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Para piyasası fonlarından çıkan paranın yarısı döviz ve altına gitti&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ABD’li yatırım bankası Goldman Sachs’ın raporuna göre, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) brüt rezervleri 30 Eylül itibarıyla bir önceki haftaya kıyasla 9 milyar dolar azalarak 173 milyar dolara geriledi. Altın değerleme etkisi hariç tutulduğunda haftalık düşüş 5 milyar dolar oldu.</p>
<p>Eylül genelinde altın değerlemesi dikkate alınarak düzeltilmiş TCMB rezervleri 11 milyar dolar azaldı.</p>
<p>İran savaşı öncesindeki seviyelerle karşılaştırıldığında rezervlerdeki düşüş 43 milyar dolara ulaştı. Altın değerleme etkisi hariç düşüş 17 milyar dolar olarak hesaplandı.</p>
<p>Raporda, eylül ayında para piyasası fonlarından çıkan 13 milyar doların yaklaşık yarısının yurt içindeki döviz ve altın mevduatlarına aktarıldığını bildirdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/para-piyasasi-fonlarindan-cikan-paranin-yarisi-doviz-ve-altina-gitti-88917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/1/1280x720/altin-gold-dollar-1786081395.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Goldman Sachs raporuna göre, eylül ayında para piyasası fonlarından çıkan 13 milyar doların yarısı yurt içindeki döviz ve altın mevduatlarına aktarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/10-yil-evli-kalan-5-yil-10-yil-ve-uzeri-kalan-evlilik-suresinin-yarisi-kadar-nafaka-odeyecek-88916</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 09:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 yıl evli kalan 5 yıl nafaka ödeyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi'nin süresiz nafakayı iptal kararı gerekçesinin Resmi Gazete'de yayınlanmasının ardından, yasal uyum için harekete geçirildi. Uzun süredir üzerinde çalışılan nafaka düzenlemesinde taslak çalışma tamamlandı. Ekim ayı içeresinde Meclis gündemine gelmesi beklenen yasal düzenleme 13. Yargı Paketine eklenecek.</p>
<p>EKONOMİ'nin edindiği bilgilere göre, AYM’nin gerekçeli kararının ardından taslak çalışmaya son hali verildi.</p>
<p>Buna göre; 10 yıla kadar evliliklerde 5 yıl, 10 yılın üstündekilerde yarısı kadar nafaka ödenecek. Evlilik süresi 6 ay veya 1 yıl olsa dahi kadına en az 5 yıl nafaka ödenmesi öngörülüyor. Daha uzun süren evliliklerde ise nafaka süresinin, evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar geçen sürenin yarısı esas alınarak belirlenmesi planlanıyor.</p>
<p>Boşanmalarda eşlerin gelir durumu göz önünde tutularak, eşin maddi durumu dikkate alınacak. Bu durumda hakime yetki verilecek. Kadının çalışamayacak durumda olması ya da yaşının ilerlemiş olması durumunda ise farklı bir model geliştirildi. Buna göre; mahkemenin nafakanın süresini uzatabilmesine imkan getiriliyor. Uzun süren çekişmeli boşanma davalarının kısa sürmesi için de düzenleme yapıldı. Buna göre; mal paylaşımından kaynaklanan davalarda 10 yıl olan zaman aşımının 5 yıla indirilmesi öngörülüyor. Mal paylaşımı boşanmaları geciktirdiği gerekçesiyle önce ayrılık gerçekleşecek ve sonra eşler arasında mal paylaşımı yapılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/10-yil-evli-kalan-5-yil-10-yil-ve-uzeri-kalan-evlilik-suresinin-yarisi-kadar-nafaka-odeyecek-88916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/evlilik-nikah.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AYM’nin gerekçeli kararının ardından yapılan taslak çalışmaya göre, 10 yıl evli kalan 5 yıl; 10 yıl ve üzeri kalan evlilik süresinin yarısı kadar nafaka ödeyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cep-telefonu-kredileri-ile-kredi-kartlari-limitlerinde-duzenleme-88920</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cep telefonu kredileri ile kredi kartları limitlerinde düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK), cep telefonu alımı amacıyla kullandırılan tüketici kredilerinde fiyatı 40 bin lira ve altında olan cep telefonları için vade sınırını 12 ay, 40 bin lira üzerinde olanlar için 3 ay olarak belirledi.</p>
<p>İş yerinin "yenileme merkezi" veya "yetkili satıcı" niteliğinde olması kaydıyla "yenilenmiş ürün" niteliğinde olan cep telefonları için vade sınırının, fiyatı 50 bin lira ve altında olanlar için 12 ay, 50 bin lira üzerinde olanlar için ise 3 ay olarak belirlenmesi kararı alındı.</p>
<p>Kredi kartıyla cep telefonu (yenilenmiş ürün niteliğinde olanlar hariç) alımında taksitlendirme yasağının devam etmesine, "yenilenmiş ürün" niteliğindeki cep telefonu alımlarında ise taksitlendirme süresinin herhangi bir tutar sınırı olmaksızın 12 ay olarak uygulanmasına karar verildi.</p>
<p><strong>Kredi kartlarında asgari ödeme tutarı</strong></p>
<p>Öte yandan, kredi kartlarında asgari ödeme tutarının belirlenmesinde dikkate alınan 50 bin liralık limit tutarı artırıldı.</p>
<p>Kredi kartlarında asgari tutar, limiti 100 bin lira ve altında olanlar için dönem borcunun yüzde 20'si, 100 bin liranın üzerinde olanlar için ise dönem borcunun yüzde 40'ı olarak belirlendi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cep-telefonu-kredileri-ile-kredi-kartlari-limitlerinde-duzenleme-88920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/cep-telefonu-ikinci-el.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, cep telefonu alımı için kullandırılan tüketici kredilerinde 40 bin lira ve altındaki telefonlar için 12 ay, üzerindekiler için 3 ay vade uygulanmasına karar verdi. Kredi kartlarında asgari ödeme tutarının hesaplanmasında esas alınan limit tutarı 100 bin liraya çıkarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guncel-yazilim-yapay-zeka-donusumunu-koddan-organizasyona-kurguladi-88915</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 08:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Güncel Yazılım, yapay zekâ dönüşümünü koddan organizasyona kurguladı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Yapay zekânın yazılım geliştirme süreçlerinde kullanımının hızla yaygınlaşması, şirketlerin iş yapış biçimlerini de yeniden şekillendiriyor.</p>
<p>Bursa’da 26 yıldır kurumsal yazılım geliştiren Güncel Yazılım'ın, yapay zekâyı yalnızca kodlama asistanı olarak kullanmak yerine, yazılım üretim organizasyonunun farklı aşamalarına dahil eden bir yapıya yöneldiği belirtildi.</p>
<p>Güncel Yazılım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Taşdelen, “Asıl dönüşüm kodun nasıl yazıldığında değil, işin nasıl organize edildiğinde” dedi. Taşdelen, yapay zekâ kullanımına ilk başladıklarında temel hedeflerinin daha hızlı kod yazmak olduğunu, ancak süreç içinde çok daha kapsamlı bir dönüşüm ortaya çıktığını belirtti. Güncel Yazılım’da bugün taleplerin anlaşılmasından geliştirme, test ve doğrulamaya kadar farklı aşamalarda yapay zekâ ajanlarından yararlanılıyor. Kritik kararlar ve canlıya geçiş süreçleri ise insan onayında tutuluyor. </p>
<h2><strong>“Yüzlerce uzmanlaşmış ajan”</strong></h2>
<p>Taşdelen, şirketin kendi veri merkezi altyapısında çalışan yapay zekâ organizasyonunda farklı görev ve sorumluluklara sahip ajanlar bulunduğunu, gelen talebi anlayıp ilgili role yönlendiren, işi parçalara ayırıp takip eden ve ortaya çıkan sonucu sorgulayarak riskleri değerlendiren farklı ajanların, yazılım ekiplerine destek verdiğini söyledi. Taşdelen’e göre bu yeni yapıda insanın rolü ise “Niyeti tanımlamak, sınırı çizmek ve son kararı vermek” olarak şekilleniyor.</p>
<p>Taşdelen'in verdiği bilgiye göre, bu sistemde bir yazılım talebi tek cümleyle sisteme iletilebiliyor, talep analiz edilerek ilgili ajanlara dağıtılıyor, ajanlar görevleri üzerinde çalışıyor ve birbirlerinin çıktılarının değerlendirilmesine katkı sağlıyor. Taşdelen, bu değişimi, “Sabah masama gelen şey artık iş değil, karar. İşimin önemli bir kısmı yapmak değil, yargılamak olmaya başladı” sözleriyle anlatıyor. </p>
<h2><strong>“ERP’nin yanına ARP geliyor”</strong></h2>
<p>Taşdelen, yapay zekâ ile birlikte kurumsal yazılımın geleceğinde “Agentic Resource Planning” (ARP) yaklaşımının öne çıkacağını belirtiyor. ERP’nin insan, makine, malzeme ve finans gibi kaynakları planladığını ifade eden Taşdelen, ARP’nin buna yazılım ajanlarını da ekleyerek bir işin hangi yetkiyle, hangi doğrulama süreçlerinden geçerek yürütüleceğini planlamayı amaçladığını aktardı. Güncel Yazılım’ın bu alandaki platform girişimi xLAP ise mevcut ERP ve MES sistemlerini değiştirmeden, bu sistemlerdeki veri, iş kuralları ve kullanıcı yetkilerini kontrollü yapay zekâ ajanlarının kullanabileceği bir yapıya dönüştürmeyi hedefliyor. </p>
<h2>“Kontrol mekanizması insan onayında”</h2>
<p>Kurumsal yapay zekâ uygulamalarında temel konunun yalnızca modelin yeteneği olmadığını vurgulayan Taşdelen, asıl belirleyici unsurun yapay zekâya hangi yetkilerin verildiği olduğunu söyledi. Yanlış bir kararın ERP’ye bağlı sistemlerde fiyat, sipariş veya üretim planı gibi kritik alanları etkileyebileceğine dikkat çeken Taşdelen, bu nedenle yapıyı yetki sınırları, bağımsız doğrulama, işlem kayıtları, insan onayı ve geri alma mekanizmalarıyla desteklediklerini belirtti. Şirket, kendi yazılım üretiminde kullandığı ajan organizasyonunu sanayi işletmelerine yönelik bir ürüne dönüştürmek amacıyla ULUTEK kapsamında üç projeli bir AR-GE programı da yürütüyor. Bu kapsamda çoklu ajan orkestrasyonu, ERP ekranlarının ajan yeteneklerine dönüştürülmesi ve insanlarla yapay zekâ ajanlarının aynı kaynak planında yönetilmesi gibi kabiliyetlerin geliştirilmesi planlanıyor. Bu unsurların halen geliştirme aşamasında olduğu kaydedildi.  </p>
<h2>“Hedef global ürün şirketine dönüşmek”</h2>
<p>Güncel Yazılım, 2030 Vizyonunu Industrial Agentic AI, izinli endüstriyel veri, dikey yapay zekâ ürünleri, SaaS tabanlı ölçeklenme ve yapay zekâ odaklı insan kaynağı olmak üzere beş başlıkta şekillendiriyor. Şirket, sanayide edindiği saha deneyimini tekstil, otomotiv, makine, mobilya ve gıda gibi sektörlere yönelik yapay zekâ ürünlerine dönüştürerek uluslararası pazarlara açılmayı hedefliyor. Taşdelen, şirketin büyüme stratejisinin proje ve adam/gün modelinden ürün modeline geçiş üzerine kurulduğunu belirterek, “Hedefimiz, sanayimizin yapay zekâ kullanımını artırarak kalite, zaman ve verimlilik çıktılarını yükseltmek. Edindiğimiz 26 yıllık tecrübeyle global bir Industrial Agentic AI şirketi olmak” dedi. Taşdelen’e göre yapay zekâ çağında insanın rolü ortadan kalkmayacak, aksine daha üst bir seviyeye taşınacak. “Önümüzdeki dönemin en değerli insanı en fazla kod yazan insan olmayacak” diyen Taşdelen, doğru problemi tanımlama, yapay zekâya doğru işi yaptırma ve ortaya çıkan sonucun doğruluğunu değerlendirme becerilerinin daha fazla önem kazanacağını ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guncel-yazilim-yapay-zeka-donusumunu-koddan-organizasyona-kurguladi-88915</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/5/1280x720/guncel-yazilim-yapay-zeka-donusumunu-koddan-organizasyona-kurguladi-1791005473.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güncel Yazılım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Mustafa Taşdelen, yapay zekânın yazılım sektöründe asıl dönüşümü kod üretiminde değil, iş yapış biçimlerinde yarattığını söyledi. Taşdelen, “Asıl dönüşüm kodun nasıl yazıldığında değil, işin nasıl organize edildiğinde” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/karacabey-tsoda-gokhan-tuydes-donemi-basladi-88914</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karacabey TSO’da Gökhan Tüydeş dönemi başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’nda (KTSO) 2 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimlerinde Gökhan Tüydeş ve ekibi seçimi kazandı. İlçe Seçim Kurulu gözetiminde oda binasında gerçekleştirilen seçimlerin ardından KTSO’da yeni dönem başladı. Başkanlık görevini dört yıldır sürdüren Muammer Üstündağ’ın görevi devretmesinin ardından KTSO’nun yeni başkanı Gökhan Tüydeş oldu. Tüydeş, seçim sonuçlarının ardından yaptığı değerlendirmede, Karacabey’in sahip olduğu tarım ve sanayi altyapısının ilçenin ekonomik gelişiminde önemli bir avantaj oluşturduğunu belirterek, önümüzdeki dönemde ticaret hacminin artırılması ve yeni yatırımların önünün açılmasına odaklanacaklarını ifade etti.</p>
<h2>Yatırım ve istihdam öncelikli gündem</h2>
<p>Karacabey’in ekonomik potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Tüydeş, yeni dönemin öncelikleri arasında yatırımların artırılması ve istihdamın güçlendirilmesinin bulunduğunu söyledi. Gençler ve girişimcilere yönelik yeni projelerin geliştirilmesi, ilçenin Bursa ve Türkiye ekonomisindeki konumunun daha da güçlendirilmesi de yönetimin gündemindeki başlıklar arasında yer aldı. Üretici, tüccar, sanayici, esnaf ve girişimcilerin farklı ihtiyaçları bulunduğunu vurgulayan Tüydeş, odanın tüm kesimlerle güçlü iletişim içinde olacağını söyledi. </p>
<p>Tüydeş, Karacabey’in üretim gücünü ticaret ve yatırımla daha fazla buluşturmayı, ilçenin ekonomik kapasitesini artıracak projeleri hayata geçirmeyi ve KTSO’yu ilçedeki tüm ekonomik aktörlerle birlikte çalışan bir yapıya dönüştürmeyi hedeflediklerini söyledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/karacabey-tsoda-gokhan-tuydes-donemi-basladi-88914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/4/1280x720/karacabey-tsoda-gokhan-tuydes-donemi-basladi-1791004650.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’nda meslek komitesi ve meclis üyeliği seçimleri tamamlandı. Seçimlerin ardından Gökhan Tüydeş ve ekibi KTSO’nun yeni yönetimini oluştururken, dört yıldır başkanlık görevini sürdüren Muammer Üstündağ görevi devretti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-piyasaya-55-milyon-ton-bugday-satisa-sunacak-88919</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO, 5,5 milyon ton buğdayı satışa sunacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), yakından takip edilen piyasa gelişmeleri ve sektör ihtiyaçları doğrultusunda 1 Eylül'den itibaren TÜRİB üzerinden yapılan hububat satışlarının miktarı ile usul ve esaslarının yeniden değerlendirildiğini bildirdi.</p>
<p>Yazılı açıklamaya göre, önceki yıllardan devreden ve bu yıl alımı gerçekleştirilen hububat miktarıyla birlikte güçlü stok seviyesine ulaşıldı. Bu kapsamda 5 Ekim'den itibaren 5,5 milyon ton ekmeklik ve makarnalık buğdayın satışa sunulmasına karar verildiği duyuruldu. </p>
<p>Açıklamada, lisanslı depolarda bulunan stokların Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) üzerinden serbest satışının devamının ve TMO depolarında bulunan stokların ise kullanıcılara serbest satışa açılmasının uygun görüldüğü ifade edilerek, "TMO tarafından hasat döneminde belirlenen ve ilan edilen satış fiyatlarında herhangi bir değişiklik ve artış yapılmamıştır. TMO, önümüzdeki süreçte de yurt içi ve uluslararası piyasalardaki gelişmeleri, arz-talep dengesini ve sektör ihtiyaçlarını yakından izleyerek çalışmalarını sürdürecektir. Satışlara ilişkin ayrıntılı bilgi TMO internet sayfasından ve iş yerlerinden alınabilecektir." denildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-piyasaya-55-milyon-ton-bugday-satisa-sunacak-88919</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/tmo-bugday-1771317307.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO, 5 Ekim&#039;den itibaren 5,5 milyon ton buğdayın satışa sunulacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bato-yeniden-baskan-kula-dedi-88922</guid>
            <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BATO yeniden ‘Rahmi Kula’ dedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA SULTAN AZİZOĞLU/BALIKESİR </strong></p>
<p>Balıkesir Ticaret Odası’nda (BATO) yeni dönem için gerçekleştirilen seçimlerde üyeler sandık başına gitti. Tek listenin bulunduğu seçimde güven tazeleyen Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>1889 yılında 54 tüccarın Keşkekzade Hacı Nuri Bey öncülüğünde bir araya gelmesiyle kurulan Balıkesir Ticaret Odası, 137 yıllık geçmişiyle kentin ticaret ve ekonomi hayatında faaliyetlerini sürdürüyor.</p>
<p>Seçimlerin demokratik bir ortamda gerçekleştirildiğini belirten Rahmi Kula, yeni dönemin oda camiası ve Balıkesir iş dünyası açısından hayırlı olmasını diledi.</p>
<p>Kula, “Öncelikle seçim sürecinin Balıkesir Ticaret Odası camiamıza ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Demokratik bir ortamda gerçekleştirilen bu seçimlerin, odamızın birlik ve beraberliğini daha da güçlendirmesini temenni ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>7 bin 90 aktif üyeye hizmet</strong></p>
<p>Balıkesir Ticaret Odası’nın yeni dönemde 21 meslek komitesi, 60 meclis üyesi ve 141 komite üyesiyle çalışmalarını sürdüreceğini ifade eden Kula, Oda’nın 7 bin 90 aktif üyeye sahip olduğunu belirtti.</p>
<p>Kula, “137 yıllık köklü geçmişimizden aldığımız sorumlulukla, önümüzdeki dönemde de üyelerimizin ihtiyaçlarına çözüm üretmek ve Balıkesir ekonomisinin büyümesine katkı sağlamak için çalışacağız” diye konuştu.</p>
<p>Yeni dönemin önceliğinin Balıkesir’in ekonomik kapasitesini ve ticari potansiyelini geliştirmek olduğunu vurgulayan Kula, oda üyeleri, iş dünyası ve kentteki diğer paydaşlarla birlikte çalışmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>Kula, “Bizim için esas olan Balıkesir’dir. Üyelerimizle, iş dünyamızla ve şehrimizin tüm paydaşlarıyla birlikte Balıkesir için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bato-yeniden-baskan-kula-dedi-88922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/2/1280x720/bato-yeniden-baskan-kula-dedi-1791012039.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Balıkesir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Kula tek listenin bulunduğu seçimde başkanlığa yeniden seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-kitap-fuari-16-kez-kapilarini-acti-88909</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 23:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı 16. kez kapılarını açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 16’ncısı düzenlenen Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, “İnsan Hatırlar” temasıyla açıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen açılış programı, sanatın ve edebiyatın buluştuğu özel bir konsere sahne oldu. Büyükşehir Belediye Konservatuvarı Oda Orkestrası’nın önemli sanatçılarla birlikte sahne aldığı konserde, usta oyuncu Yetkin Dikinciler de anlatımıyla geceye eşlik etti. Müzik ve anlatımın iç içe geçtiği konser, izleyicilere unutulmaz anlar yaşattı.</p>
<p>Törene; Kocaeli Valisi İlhami Aktaş, Kocaeli Deniz Eğitim ve Öğretim Garnizon Komutanı Tuğamiral Yücel Darcan, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri; Sami Çakır, Veysel Tipioğlu, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, KOÜ eski Rektörü Prof. Dr. Sezer Komsuoğlu, Cumhurbaşkanlığı Kamu Görevlileri Etik Kurul Üyesi İbrahim Karaosmanoğlu, AK Parti Kocaeli İl Başkanı Dr. Şahin Talus, MHP Kocaeli İl Başkanı Enes Emengen, ilçe belediye başkanları, kurum müdürleri, meclis üyeleri, muhtarlar ile fuarın bu yılki onur konuğu Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar katıldı. </p>
<h2>“Fuarı ilk yıl 50 bin kişi ziyaret etti”</h2>
<p>Kitap fuarının açılışında konuşan Büyükakın, “Yine içimiz kıpır kıpır. Kağıttan dünyaların keşfi için bir aradayız. 2009 yılında kitap fuarıyla ilgili bir yolculuğa çıkmıştık. Bir şehir için hayal kurduğunuzda ve o hayali gerçekleştirmek için uzun uzun düşündüğünüzde bambaşka şeyler ortaya çıkıyor. Biz de o düşünceyle çıktığımız bu yolculukta bugünlere geldik. İlk yıl 50 bin kişi ziyaret etti ve herkes fuarı çok beğendi” dedi.</p>
<h2>“Her yerden aynı anda başlamak gerekiyor”</h2>
<p>Büyükakın, “İsli puslu, kokan, kasvetli, durup dinlenmek anlamak yaşanmak istenmeyen bir şehirden bahsediyorduk. Baktığınızda çok uğraşmak, birçok parçayı yan yana koymak lazımdı. İnsanın şehirle bağını düşündüğünüzde mimari, çevre, kültür hayatı, sanat, spor, yaşlı, kadın gibi bunları hep birlikte düşünüyorsunuz. Her yerden aynı anda başlamak, insanı ve şehri birlikte düşünmek gerekiyor. Şehriler kolektif hatıralardır. Yaşarken biriktiriyoruz. Hatıralarımızı oluştururken şehir de inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“İnanıyorum ki 100’üncüsü de yapılacak”</h2>
<p>Kitap fuarının geleceğine ilişkin de mesaj veren Büyükakın, “Bu sene kitap fuarının 16’ncısı ama inanıyorum ki 100’üncüsü de yapılacak. Kitap fuarını yaparken sadece bugünde yaşamıyorum. Bugünle yarın arasında, bugünle dün arasında benim zihin dünyamda bir kopukluk yok. Geçmişte yaşıyorum ama geleceğe de aynı gözle bakıyorum. İkisi de bir arada gönlümde, zihnimde duruyor. Çünkü hafızası olmayanın, geçmişi olmayanın geleceği de olmuyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6ac01aed65305-1790974701.jpg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<h2>“Dile ve insanlara yatırım yapmak gerekiyor”</h2>
<p>Büyükakın, “Dil soyut vatandır. Dil yoksa vatan da yoktur. İnsanların aynı duyguları paylaşırken kaçınılmaz aracı dildir. Birlikte bir ortak gelecek inşa ederler. Ortak gelecek ortak dil olmadan inşa edilemez. Ancak farklılıkları kabul eden toplulukların oradan bir zenginlik yaratması ve oradan başka bir ufka şehri taşıması mümkün. Şehir farklılıklarıyla birlikte zengindir. Sadece saz olsa diğer enstrümanlarla güzel bir resital dinleyebilir misiniz? Her birimizin rengiyle çok güzel bir kıvam oluşuyor ve toplumlar ancak öyle yükseliyor. Dile ve insanlara yatırım yapmak gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h2>“İnsan hafızasını unuttuğunda kimlik kaybolur”</h2>
<p>Kocaeli’nin markasını oluşturmak için şehrin hikayelerini yazmaya başladıklarını belirten Büyükakın, “Şehir insanıyla birlikte şehir oluyor. Roman yazılmayan bir şehirde tiyatro metinleri de yazılmıyor. Bir insan hafızasını unuttuğunda kimlik kaybolur. Bu şehri güzelleştireceksek o zaman her tarafa dokunmamız gerekiyor. Ne çocuğu ne genci ne kadını ne yaşlıyı hiçbirini unutmadan hepsini kucaklayarak aynı dili konuşturarak aynı duyguların etrafında buluşturarak çalışmalıyız. İşte biz bu kitap fuarını bu yüzden düzenliyoruz. Ağaç dikerken de denizi temizlerken de garibin elinden tutarken de aynı hedefe koşuyoruz. Bunların bir tanesi eksik kaldığında olmuyor. Aynı hedefe doğru yönelirsek oluyor” İfadelerini kullandı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6ac01ab158e83-1790974641.jpg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<h2>“Ben bu şehrin insanına, gençlerine güveniyorum”</h2>
<p>Büyükakın, “Sağlam kökleriniz varsa rüzgarda eğilmezsiniz. Bu, şehrinizin entelektüel mirasına sahip çıktıkça kitap fuarları düzenledikçe olacak. Taş üstüne taş koyduğunuzda her şey oluyor. Ben bu şehrin insanına, gençlerine güveniyorum bu toplumun derinde taşıdığı değerlere inanıyorum” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-kitap-fuari-16-kez-kapilarini-acti-88909</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/9/1280x720/kocaeli-kitap-fuari-16-kez-kapilarini-acti-1790974772.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından bu yıl 16’ncısı düzenlenen Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, “İnsan Hatırlar” temasıyla kapılarını açtı. Açılışta konuşan Başkan Tahir Büyükakın, kitap fuarının geçmişten geleceğe uzanan bir hafıza oluşturduğunu belirterek, “İnanıyorum ki 100’üncüsü de yapılacak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istkadan-yaratici-ekonomiye-300-milyon-lira-kaynak-88900</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 16:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSTKA&#039;dan yaratıcı ekonomiye 300 milyon lira kaynak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA), kentin yaratıcı endüstriler alanındaki üretim kapasitesini geliştirmek ve yaratıcı şehir kimliğini güçlendirmek amacıyla 300 milyon liralık mali destek programını hayata geçirdi.</p>
<p>İstanbul'un yaratıcı endüstriler alanındaki üretim kapasitesinin geliştirilmesi, ekosistemde yer alan paydaşlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve kentin uluslararası ölçekte yaratıcı şehir kimliğinin daha görünür hale getirilmesi amacıyla hazırlanan "2026 Yılı Yaratıcı Ekonominin Güçlendirilmesi Mali Destek Programı"nın tanıtımı amacıyla İstanbul Sanayi Odası (İSO) Fazıl Zobu Meclis Salonu'nda toplantı düzenlendi.</p>
<p>Toplantıda konuşan İSTKA Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Sekreteri Ziya Taşkent, destek programında İstanbul'u öncelik olarak belirlediklerini belirterek, "Çünkü toplumsal bütünlüğü, sosyal içermeyi ve kültürel çeşitliliği gözeterek İstanbul'un yaratıcı üretim kapasitesinin herkes için erişilebilir olmasını arzu ediyoruz." dedi.</p>
<p>İstanbul'un sahip olduğu ve kullandığı iki farklı kapasitesinin bulunduğunu anlatan Taşkent, başlattıkları programın bu kapasite ile potansiyel arasındaki mesafeyi kısaltmasını temenni ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Taşkent, İSTKA'nın yürüttüğü çalışmalarda ve verdiği desteklerde kurulduğu günden bugüne bir aradalığı, birlikte iş yapmayı ve ekosistem geliştirme yaklaşımını önemsediğini kaydederek, "Bireysel yaratıcılığın yalnız bırakılmadığı, ağlar ve kurumlar tarafından desteklendiği bir ortama katkı sunmaya çalışıyoruz. İşbirliğini ve kaynak paylaşımını mümkün kılacak şekilde platformların ve arayüzlerin kurulmasını ve gelişmesini önemsiyoruz." dedi.</p>
<p>Ziya Taşkent, yaratıcı endüstrilere verdikleri önemden bahsederek, iki yıldır yürüttükleri ve işletmelere hitap eden Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Taşkent, nitelikli kültür endüstrileri, tasarım atölyeleri, görsel, işitsel ve stüdyo altyapıları gibi başlıklarda bu alanı desteklediklerini kaydederek, bugüne kadar onlarca kurumun, sivil toplum kuruluşunun ve yerel yönetimin faydalandığı 100'den fazla projeye destek verdiklerini, bunlar arasında kağıt üretim atölyesi, tıbbi ve endüstriyel tasarım laboratuvarı, dijital sanat kooperatifi, gemoloji laboratuvarı, animasyon platformu ve Şile Bezi Kollektif Tasarım Merkezi gibi örneklerin yer aldığını anlattı.</p>
<p>Ziya Taşkent, "Beklentimiz, bu programın da nitelikli projelerin yarıştığı ve sonunda sürdürülebilir uygulamaların şehre değer kattığı başvurular için gerekli ilginin doğması." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Projelere 5 milyon lira ile 20 milyon lira arasında mali destek sağlanacak"</strong></p>
<p>İSTKA Genel Sekreteri Taşkent, tanıtım toplantısı gerçekleştirilen 2026 Yılı Yaratıcı Ekonominin Güçlendirilmesi Mali Destek Programı ile ilgili bilgi vererek, programla İstanbul'un yaratıcı ekonomi ekosisteminin güçlendirilmesi amacıyla toplam 300 milyon lira kaynak sağlanacağını söyledi.</p>
<p>Taşkent, "İstanbul'un yaratıcı endüstriler alanındaki üretim kapasitesinin geliştirilmesi, ekosistemde yer alan paydaşlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve kentin uluslararası ölçekte yaratıcı şehir kimliğinin daha görünür hale getirilmesi amacıyla hazırlanan program kapsamında 300 milyon lira kaynak tahsis edildi. Destek almaya hak kazanan her bir projeye 5 milyon lira ile 20 milyon lira arasında mali destek sağlanacak." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İki öncelikli alan</strong></p>
<p>Toplantıda verilen bilgiye göre, program kapsamında iki öncelikli alanda projeler desteklenecek.</p>
<p>İlk öncelik, yaratıcı endüstriler ve kültür ekosisteminde faaliyet gösteren paydaşların üretim kapasitesinin geliştirilmesine odaklanacak. Bu kapsamda yenilikçi, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir altyapıların, platformların ve iş modellerinin geliştirilmesine yönelik projeler desteklenecek.</p>
<p>Üretim imkanlarının geliştirilmesi, farklı sektör ve disiplinlerden paydaşların ortak çalışmalar yürütmesi, kültürel mirasın yeni teknolojilerle geleceğe taşınması ve geleneksel üretimlerin çağdaş tasarımlarla buluşturulmasına yönelik projeler bu öncelik kapsamında değerlendirilecek.</p>
<p>İkinci öncelik ise İstanbul'un yaratıcı şehir kimliğinin güçlendirilmesine yönelik projeleri kapsayacak. Kamusal alanların yaratıcı tasarım uygulamalarıyla yeniden işlevlendirilmesi, uluslararası sanatçı ikamet programlarının geliştirilmesi, müze ve tarihi alanlarda genişletilmiş gerçeklik (XR) uygulamalarının hayata geçirilmesi ve atıl yapıların yaratıcı üretim ve çalışma mekanlarına dönüştürülmesi gibi çalışmalar bu kapsamda desteklenebilecek.</p>
<p><strong>Başvurular KAYS üzerinden yapılacak</strong></p>
<p>Mali destek programına başvurular Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Program rehberinde detayları belirtilen uygun başvuru sahipleri tarafından sunulan projeler, ilgili mevzuat ve program rehberinde belirtilen kriterler doğrultusunda bağımsız değerlendiriciler tarafından değerlendirilecek.</p>
<p>Programa başvurular 4 Aralık'ta sona erecek.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istkadan-yaratici-ekonomiye-300-milyon-lira-kaynak-88900</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/0/1280x720/54-1790947280.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSTKA Genel Sekreteri Ziya Taşkent, &quot;İstanbul&#039;un yaratıcı endüstriler alanındaki üretim kapasitesinin geliştirilmesi, ekosistemde yer alan paydaşlar arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi ve kentin uluslararası ölçekte yaratıcı şehir kimliğinin daha görünür hale getirilmesi amacıyla hazırlanan program kapsamında 300 milyon lira kaynak tahsis edildi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/biotrend-ve-uniper-turkiyenin-biyometan-potansiyeli-icin-isbirligine-gidiyor-88898</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 15:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biotrend ve Uniper, Türkiye’nin biyometan potansiyeli için iş birliğine gidiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA SULTAN AZİZOĞLU/İSTANBUL </strong></p>
<p>Atık yönetimi ve yenilenebilir enerji alanında faaliyet gösteren Biotrend, Türkiye’nin biyometan potansiyelini ekonomik değere dönüştürmek amacıyla Almanya merkezli enerji şirketi Uniper ile iş birliğine gitti.</p>
<p>İstanbul’da gerçekleştirilen imza töreninde taraflar, Türkiye’de biyometan üretiminin geliştirilmesi ve elde edilecek ürünün Avrupa pazarlarına ulaştırılması olanaklarını değerlendirmek üzere bağlayıcı olmayan bir protokol imzaladı. Törene Almanya’dan gelen Uniper heyetinin yanı sıra Doğanlar Holding Grup CEO’su Hakan Göral da katıldı.</p>
<h2>Mevcut tesisler biyometan için değerlendirilecek</h2>
<p>Protokol kapsamında Biotrend’in mevcut atık bazlı biyogaz tesislerinin biyometan üretimine dönüştürülmesi ile yeni biyometan üretim kapasitesinin geliştirilmesine yönelik fırsatlar birlikte incelenecek.</p>
<p>Biyogazın arıtılarak içindeki karbondioksit ve diğer bileşenlerin ayrıştırılmasıyla elde edilen biyometan, doğal gaza alternatif yenilenebilir bir gaz olarak öne çıkıyor. Mevcut doğal gaz altyapısında kullanılabilmesi, biyometanı sanayi ve ulaşım başta olmak üzere farklı sektörlerin karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik seçeneklerden biri haline getiriyor.</p>
<p>Tarafların çalışmasında, Türkiye’nin biyometan üretim kapasitesinin yanı sıra ürünün doğal gaz şebekesine verilmesi ve gerekli koşulların sağlanması halinde Avrupa Birliği pazarlarına ulaştırılması seçenekleri de ele alınacak.</p>
<h2>Türkiye’nin potansiyeli 50 TWh’ye ulaşabilir</h2>
<p>Türkiye’nin yıllık biyometan üretim potansiyelinin 50 TWh seviyesine kadar çıkabileceği değerlendiriliyor. Doğanlar Holding bünyesinde faaliyet gösteren Biotrend’in mevcut portföyünün ise yıllık yaklaşık 1,4 TWh biyometan üretim potansiyeline sahip olduğu tahmin ediliyor.</p>
<p>Bu kapsamda yapılacak çalışmalar, mevcut biyogaz tesislerinin biyometan üretimine uygunluğunun belirlenmesinden yeni kapasite yatırımlarına kadar uzanan bir fizibilite sürecini kapsayacak.</p>
<p>Ancak imzalanan protokol, taraflara herhangi bir yatırım, satış veya alım taahhüdü getirmiyor. Gelecekte geliştirilebilecek projelerin; Türkiye’deki düzenleyici çerçeve, sertifikasyon koşulları, teknik altyapı ve ticari fizibilite sonuçlarına göre şekillenmesi bekleniyor.</p>
<h2>“Yüksek katma değerli yenilenebilir gaz ürünü”</h2>
<p>Doğanlar Holding Grup CEO’su Hakan Göral, biyometanın Türkiye’nin atık ve biyogaz kaynaklarını yüksek katma değerli bir yenilenebilir gaz ürününe dönüştürme potansiyeli taşıdığını belirtti.</p>
<p>Göral, Uniper ile imzalanan protokol kapsamında Türkiye’deki biyometan üretim fırsatları ile Avrupa pazarlarına erişim imkanlarını değerlendirmeyi hedeflediklerini ifade ederek, Biotrend’in atık yönetimi ve biyogaz alanındaki deneyiminin teknik ve ticari değerlendirmeler açısından önemli bir temel oluşturacağını kaydetti.</p>
<p>Biotrend, atık yönetimi, yenilenebilir enerji ve kaynak geri kazanımı alanlarında faaliyet gösterirken; Uniper ise Almanya merkezli Avrupa enerji şirketi olarak doğal gaz ticareti ve LNG ithalatı başta olmak üzere enerji arzı alanında faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 7 bin çalışanı bulunan Uniper’in 18,5 GW elektrik üretim kapasitesi bulunuyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/biotrend-ve-uniper-turkiyenin-biyometan-potansiyeli-icin-isbirligine-gidiyor-88898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/8/1280x720/biotrend-ve-uniper-turkiyenin-biyometan-potansiyeli-icin-isbirligine-gidiyor-1790945532.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Biotrend, Türkiye’de biyometan üretiminin geliştirilmesi ve Avrupa pazarlarına ulaştırılması olanaklarını değerlendirmek üzere Alman enerji şirketi Uniper ile bağlayıcı olmayan bir protokol imzaladı. Türkiye’nin yıllık biyometan potansiyelinin 50 TWh’ye kadar çıkabileceği öngörülürken, Biotrend’in mevcut tesislerinin yaklaşık 1,4 TWh’lik üretim potansiyeli taşıdığı belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarim-ve-gida-yatirimlari-icin-10-milyon-dolara-kadar-finansman-88895</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarım ve gıda yatırımları için 10 milyon dolara kadar finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ziraat Bankası, Tarım ve Orman Bakanlığının genel koordinasyonunda yürütülen, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından uygulanan ve Dünya Bankası tarafından finanse edilen Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi (TARGET) kapsamında, tarım ve gıda alanında yatırım yapacak işletmelere uzun vadeli finansman sağlanacağını duyurdu.</p>
<p>İş birliği kapsamında TKDK'nin Dünya Bankasından temin ettiği kaynak, Ziraat Bankası aracılığıyla tarımsal yatırım projesi yapacak tüzel kişilere yatırım kredisi olarak kullandırılacak.</p>
<p>Projeyle, tarım ve gıda sektöründe yatırım yapmak isteyen işletmelerin finansmana erişiminin kolaylaştırılması, üretim kapasitesinin geliştirilmesi ve tarım-gıda değer zincirinin güçlendirilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>TARGET Projesi kapsamında proje duyurusunun TKDK tarafından yıl sonuna kadar yapılması, başvuruların değerlendirilmesinin ardından finansman kullandırımlarına 2027'de başlanması hedefleniyor.</p>
<p>Vaerilen bilgilere göre proje kapsamında, yatırım tutarının yüzde 80'ine kadar geri ödemeli finansman sağlanabilecek. Proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar finansman kullandırılabilecek ve bu imkan azami 2 yılı ödemesiz olmak üzere 7 yıla kadar vadeyle sunulacak.</p>
<p>Finansman, tarım ve gıda alanındaki tesislerin inşası ile makine ve ekipman yatırımlarında kullanılabilecek. 10 yıllık dönemde 5,3 milyar dolar olarak planlanan finansmanın ilk fazında 750 milyon dolarlık kaynağın kullandırılması planlanıyor.</p>
<p><strong>"Üreticilerin pazara erişimini güçlendirecek"</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, imza töreninde yaptığı konuşmada, TARGET Projesi'nin tarım ve gıda sektöründe yatırımların güçlendirilmesi ve kırsal refahın artırılması açısından önemli bir adım olduğunu belirterek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Tarım ve gıda sektörümüzün sürdürülebilir gelişimi, üretim kapasitemizin artırılması ve üreticilerimizin rekabet gücünün güçlendirilmesi için finansmana erişimin büyük önem taşıdığının farkındayız. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak TARGET Projesi ile üretimden işlemeye, depolamadan lojistiğe kadar tarım-gıda değer zincirinin farklı halkalarındaki yatırımları destekleyerek, üreticilerimizin ve yatırımcılarımızın gücüne güç katacağız."</p>
<p>Bağcı, projenin üretim planlamasıyla uyumlu yatırımları teşvik edeceğini ve üreticilerin pazara erişimini güçlendireceğini vurgulayarak şunları ifade etti:</p>
<p>"Organize tarım bölgeleri başta olmak üzere, tarımsal üretimin katma değerli ürünlere dönüştürülmesini, sözleşmeli üretim modelleriyle üreticilerimizin pazarda aktif rol almasını ve kırsal alanlarda yeni istihdam imkanlarının oluşturulmasını destekleyeceğiz. Bakanlık olarak çiftçilerimizin, üreticilerimizin emeğini, yatırımcımızın girişimini ve ülkemizin tarımsal üretim gücünü artırmaya ve geliştirmeye devam edeceğiz."</p>
<p><strong>"Ülkemizin üretim gücünü artıran projeleri desteklemeyi sürdüreceğiz"</strong></p>
<p>Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar da TARGET Projesi kapsamında TKDK ile gerçekleştirdikleri bu işbirliğini, tarım ve gıda sektörünün sürdürülebilir gelişimi açısından önemli bir adım olarak değerlendirdiklerini belirtti.</p>
<p>Tarım ve gıda değer zincirinin güçlendirilmesine, yatırımların uzun vadeli kaynaklarla desteklenmesine ve finansmana erişimin kolaylaştırılmasına katkı sağlayacak bu projeyle ülkenin tarımsal üretim kapasitesinin geliştirilmesine destek olacaklarını ifade eden Çakar, "Ziraat Bankası olarak sahip olduğumuz yaygın hizmet altyapısı ve tarım finansmanındaki uzmanlığımızla, ülkemizin üretim gücünü artıran projeleri desteklemeyi sürdüreceğiz." dedi.</p>
<p><strong>"Tarım-gıda işletmeleri ve üretici örgütlerine uzun vadeli finansman imkanı sunacağız"</strong></p>
<p>TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı da TARGET Projesi'nin TKDK'nin proje yönetimi ve kırsal kalkınma alanındaki tecrübesini farklı uluslararası finansman kaynaklarıyla daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaştırması açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtti.</p>
<p>Antalyalı, "Ziraat Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği sayesinde tarım-gıda işletmeleri ve üretici örgütlerinin yatırımlarına uzun vadeli finansman imkanı sunacağız. TKDK olarak güçlü proje yönetimi tecrübemizle başvuru ve değerlendirme süreçlerini etkin şekilde yürüterek, kaynağın üretime, yatırıma ve kırsal kalkınmaya dönüşmesine katkı sağlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarim-ve-gida-yatirimlari-icin-10-milyon-dolara-kadar-finansman-88895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/5/1280x720/09-1790942400.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Tarım-Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi kapsamında tarım ve gıda alanında yatırım yapacak işletmelere, 7 yıla kadar vadeyle 10 milyon dolara kadar finansman imkanı sunulacağı bildirildi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Bağcı, &quot;TARGET Projesi ile üretimden işlemeye, depolamadan lojistiğe kadar tarım-gıda değer zincirinin farklı halkalarındaki yatırımları destekleyerek, üreticilerimizin ve yatırımcılarımızın gücüne güç katacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-anketi-isletme-kredilerine-talep-artisinin-guclenerek-devam-etmesi-bekleniyor-88893</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> TCMB anketi: İşletme kredilerine talep artışının güçlenerek devam etmesi bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) bankaların 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin değerlendirmeleri ile dördüncü çeyreğine ilişkin beklentilerini içeren Banka Kredileri Eğilim Anketi sonuçları yayımlandı.</p>
<p>Ankete göre, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde, bankaların kullandırdıkları işletme kredilerine ilişkin genel değerlendirmeleri, uyguladıkları standartlarda sıkılaşmanın zayıflayarak devam ettiği yönünde gerçekleşti.</p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde, ölçek bakımından KOBİ’lere uygulanan standartlardaki sıkılaşmanın yerini sınırlı gevşemeye bıraktığı gözlenirken, büyük işletmelere verilen kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşmanın zayıflayarak devam ettiği görülüyor.</p>
<p>Vade bakımından kısa ve uzun vadeli kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşmanın yerini gevşemeye bıraktığı gözleniyor.</p>
<p>Para cinsi bakımından ise TL kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşma da yerini gevşemeye bırakırken, yabancı para kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşma eğiliminin zayıflayarak devam ettiği görüldü.</p>
<p>Aynı dönemde, konut kredilerine uygulanan standartlardaki sıkılaşma güçlenirken, diğer bireysel kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşma zayıflayarak devam etti.</p>
<p><strong>KOBİ’lere verilen kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin güçleneceği öngörülüyor</strong></p>
<p>Ankete göre, taşıt kredilerine uygulanan standartların temelde aynı kaldığı görüldü.</p>
<p>Bu yılın dördüncü çeyreğinde, bankaların kullandırdıkları işletme kredilerine ilişkin genel beklentileri, uyguladıkları standartlardaki sıkılaşmanın yerini gevşemeye bırakacağı yönünde bulunuyor.</p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde, ölçek bakımından KOBİ’lere verilen kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin güçlenerek devam edeceği, büyük işletmelere kullandırılan kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşmanın yerini gevşemeye bırakacağı öngörülüyor.</p>
<p>Bununla birlikte, vade bakımından kısa ve uzun vadeli kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin devam edeceği, para cinsi bakımından ise TL kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin güçlenerek devam edeceği tahmin ediliyor.</p>
<p>YP kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşmanın yerini sınırlı gevşemeye bırakacağı ve aynı dönemde konut, taşıt ve diğer bireysel kredilere uygulanan standartlarda belirgin bir değişim olmayacağı bekleniyor.</p>
<p>Ankete göre, bu yılın üçüncü çeyreğinde, işletmelere verilen kredilere olan talepteki artış güçlenerek devam etti.</p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde, ölçek bakımından KOBİ ve büyük işletmelere verilen kredi talebindeki, vade bakımından kısa ve uzun vadeli kredi talebindeki ve para cinsi bakımından TL ve YP kredilere olan talepteki artışın güçlenerek devam ettiği görüldü.</p>
<p>Aynı dönemde, konut ve taşıt kredi talebindeki azalışın devam ettiği gözlenirken, diğer bireysel kredi talebindeki sınırlı azalışın ise yerini sınırlı artışa bıraktığı görüldü.</p>
<p>Borcun yeniden yapılandırılması ile stok artırımı ve işletme sermayesi, işletme kredi talebini artırıcı yönde etkileyen en önemli faktörler olurken, konut kredilerinde alternatif finansman kullanımı, taşıt kredilerinde taşıt piyasasına ilişkin beklentiler ile alternatif finansman kullanımı talebi azaltıcı yönde etkileyen en önemli faktörler oldu.</p>
<p>Diğer bireysel kredilerde ise tüketici güveni, talebi artırıcı yönde etkileyen faktör oldu.</p>
<p>2026 yılının dördüncü çeyreğinde, işletme kredilerine olan talepteki artışın devam edeceği bekleniyor.</p>
<p><strong>TL kredi talebindeki artışın güçlenmesi bekleniyor</strong></p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde, ölçek bakımından KOBİ ve büyük işletme kredi talebindeki artışın güçlenerek devam etmesi bekleniyor.</p>
<p>Vade bakımından kısa vadeli kredi talebindeki artışın güçlenerek, uzun vadeli kredi talebindeki artışın zayıflayarak devam edeceği, para cinsi bakımından ise TL kredi talebindeki artışın güçlenerek, YP kredi talebindeki artışın zayıflayarak devam edeceği tahmin ediliyor.</p>
<p>Aynı dönemde, konut ve diğer bireysel kredi talebinde belirgin bir değişim olmayacağı, taşıt kredi talebindeki azalışın ise güçlenerek devam edeceği bekleniyor.</p>
<p>İşletmelere kullandırılan kredilere uygulanan koşul ve kurallara bakıldığında, ortalama krediler üzerindeki kar marjında azalış görülürken daha riskli krediler üzerindeki kar marjında sınırlı artış görüldü.</p>
<p>Ayrıca kredi ya da kredi limitinin büyüklüğü ile teminat ihtiyacına ilişkin koşul ve kurallarda sıkılaşma devam ederken faiz dışında alınan ücret ve komisyonlara ilişkin koşul ve kurallarda gevşeme gözlendi.</p>
<p>​​​​​​​Diğer taraftan konut kredilerinde ortalama krediler ve daha riskli krediler üzerindeki kar marjında belirgin bir artış görüldü. Taşıt kredilerine ve diğer bireysel kredilere uygulanan koşul ve kurallar temelde aynı kaldı.</p>
<p>Bankaların fon sağlama imkanlarının gelişimi incelendiğinde, 2026 yılının üçüncü çeyreğinde yurt içi fonlama koşullarındaki sıkılaşma yönlü değerlendirmelerin yerini gevşeme yönlü değerlendirmelere bıraktığı, yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşma yönlü değerlendirmelerin ise zayıflayarak devam ettiği görüldü.</p>
<p>Yurt dışı fonlama maliyeti ile diğer koşul ve kurallar, yurt dışı fonlama koşullarını sıkılaştırıcı yönde etkilemeye devam etti.</p>
<p>Öte yandan 2026 yılının dördüncü çeyreğinde, yurt içi fonlama koşullarındaki gevşemenin ve yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın devam edeceği bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-anketi-isletme-kredilerine-talep-artisinin-guclenerek-devam-etmesi-bekleniyor-88893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/9/1280x720/lira-tl-1771992966.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB Banka Kredileri Eğilim Anketi&#039;ne göre, yılın 3. çeyreğinde işletmelere verilen kredilere olan talepteki artış güçlenerek devam ederken, KOBİ ve büyük işletme kredi talebindeki artışın güçlenerek devam etmesi bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aras-kargoda-ust-duzey-atama-88892</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aras Kargo&#039;da üst düzey atama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Aras Kargo'nun ticari odağını güçlendirmek ve stratejik hedeflerinin hayata geçirilmesini hızlandırmak amacıyla ticari fonksiyonlarını tek bir liderlik altında bir araya getirdiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, yeni yönetim yapısı ve stratejik dönüşüm adımlarıyla sektördeki yenilikçi konumunu güçlendirmeyi ve global pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı amaçlayan şirket, Ramazan Altınay'ı Ticari İşler Başkanı (CCO) olarak atadı.</p>
<p>Satış, Uluslararası İlişkiler ile Strateji ve İş Geliştirme fonksiyonları bundan sonra Altınay'a bağlı olarak faaliyetlerini sürdürecek.</p>
<p>Aras Global Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevine devam eden Altınay, 1 Ekim itibarıyla üstlendiği Aras Kargo CCO'luğu görevine ek olarak Aras Kargo Yönetim Kurulu Üyeliğine de atandı.</p>
<p>Yeni ticari organizasyonla bağlantılı olarak Aras Kargo'nun üst yönetim yapısı da yeniden düzenleniyor. Buna göre, Aras Kargo İcra Kurulu Başkanı ve Aras Kargo Genel Müdürü Barbara Hagen, Aras Kargo Operasyonel İşler Başkanı (COO) Andreas Thöni ve Aras Kargo Ticari İşler Başkanı (CCO) Ramazan Altınay'dan oluşan bir "Strateji Komitesi" kuruluyor. Strateji Komitesi, şirketin farklı departmanlarından başkan yardımcıları ile birlikte şirketin icra kurulunu oluşturacak.</p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde lisans eğitimi ve Sabancı Üniversitesinde yönetici geliştirme programını tamamlayan Altınay, 10 yıl süreyle farklı rollerde çalıştığı Türkiye'nin önde gelen e-ticaret platformlarından n11.com'da en son Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı.</p>
<p>Daha önceki iş deneyimleri arasında Havi Lojistik ve TNT Express'te Nakliye ve Operasyon Müdürlüğü de bulunan Altınay, Aras Kargo'da Mart 2023'ten itibaren Uluslararası İşler, İş Geliştirme ve Strateji Başkanı olarak görevini yürütüyor. Altınay, uluslararası arenada sektör ve pazar araştırmalarının yürütülmesi, yeni iş fırsatlarının ve projelerin belirlenmesi, sürdürülebilir müşteri ilişkileri kurulması ve süreç iyileştirme çalışmalarının yönetilmesinden sorumlu olarak faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Atamanın ardından değerlendirmelerde bulunan Ramazan Altınay, Aras Kargo'nun güçlü ticari birikimini, satış stratejisini, uluslararası ilişkiler ve strateji fonksiyonlarını tek bir çatı altında buluşturarak ileriye taşımanın kendisi için heyecan verici bir sorumluluk olduğunu belirtti.</p>
<p>Amaçlarının, müşterilerin ihtiyaçlarını bütüncül bir bakışla okuyarak büyüme hedeflerine daha hızlı ulaşmak ve Aras Kargo'nun sektördeki konumunu her alanda daha da güçlendirmek olduğunu aktaran Altınay, "Avusturya Postanesi ile olan sinerjimizi güçlendirerek, Aras Global ile Türkiye sınırlarının ötesinde yeni iş fırsatları yaratmaya ve ticari yol haritamızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aras-kargoda-ust-duzey-atama-88892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/2/1280x720/ramazan-altinay-1790941620.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aras Kargo Ticari İşler Başkanlığına getirilen Ramazan Altınay, &quot;Avusturya Postanesi ile olan sinerjimizi güçlendirerek, Aras Global ile Türkiye sınırlarının ötesinde yeni iş fırsatları yaratmaya ve ticari yol haritamızı kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulda-en-cok-ozel-universite-fiyatlari-artti-88891</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul&#039;da en çok özel üniversite fiyatları arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO), eylül ayında İstanbul'da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri paylaştı. </p>
<p>Eylülde bir önceki aya göre indekste yer alan 336 adet ana üründen 207'sinin fiyatı artarken, 43'ünde azalış görüldü.</p>
<p>Geçen ay fiyatı en çok artan kalem yüzde 55,21 ile özel üniversite eğitim ücretleri olurken onu yüzde 50,51 ile özel lise ücretleri, yüzde 48,72 ile özel ilköğretim ücretleri, yüzde 26,7 ile okul kıyafetleri, yüzde 24,3 ile çocuk pantolonu izledi.</p>
<p>Fiyat artışı patlıcanda yüzde 22,85, akaryakıtta yüzde 20,66, battaniyede yüzde 14,69, özel televizyon yayın hizmetlerinde yüzde 13,37, ıspanakta yüzde 12,59, cep telefonunda yüzde 10,49, bulaşık makinesinde yüzde 10, benzinli otomobilde yüzde 8,35, benzinde yüzde 8,17, kalemde yüzde 6,56, yumurtada yüzde 6,46 oldu.</p>
<p><strong>En çok erik ve üzümün fiyatı düştü</strong></p>
<p>Eylülde bir önceki aya göre fiyatı en çok azalan ürünler arasında başı yüzde 28,32 ile erik çekti. Onu yüzde 23,45 ile üzüm, yüzde 22,98 araç kiralama ücreti, yüzde 20,81 ile çarliston biber, yüzde 20,8 ile sivri biber, yüzde 18,76 ile kuru soğan izledi.</p>
<p>Fiyat düşüşü armutta yüzde 14,92, yeşil soğanda yüzde 14,72, limonda yüzde 14,32, kavunda yüzde 8,54, dolmalık biberde yüzde 7,62, karpuzda yüzde 7,52, şehirlerarası otobüs biletlerinde yüzde 6,89, kabakta yüzde 6,58, uçak biletlerinde yüzde 6,45, elmada yüzde 6,04 olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulda-en-cok-ozel-universite-fiyatlari-artti-88891</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/2/1280x720/universite-1766378870.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO&#039;nun eylül ayı verilerine göre fiyatı en çok artan ürün yüzde 55,21 ile özel üniversite eğitim ücretleri olurken en fazla düşüş yüzde 28,32 ile erikte görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-kurulundan-2-toplanti-spk-kanunu-ve-odeme-takvimi-ele-alindi-88890</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkincil düzenleme ve ödeme takvimi değerlendirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Fon piyasasında soruşturma ve düzenleyici müdahaleler sürerken, dün toplanan Fon Kurulu’ndan net bir karar çıkmadı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen toplantının ardından İletişim Başkanlığı’ndan yapılan kısa açıklamada, “Sermaye Piyasası Kurulu’nun 30 Eylül tarihli kararları çerçevesinde hesaplanacak net yatırım tutarı hesap yöntemine ilişkin ilgili kurumların çalışmaları ile Kurulun aynı tarihte fon hesaplarına ilişkin aldığı ödeme kararına yönelik ikincil düzenlemeler ve ödeme takvimi değerlendirilmiştir” denildi. Hazırlıkları süren Sermaye Piyasası Kanununda değişikliğe ilişkin taslak üzerinde de çalışıldığı ve nihai halinin verilmesi için ilgili kurum ve kuruluşlara gerekli talimatlar iletildiği bildirildi. Açıklamada, yapılacak düzenlemelerde vatandaşlara ek yük getirilmemesine yönelik anlayışın vurgulandığı kaydedildi.</p>
<p>İletişim Başkanlığı’nın açıklamasında ayrıca, “İlgili kurumlarımız ile fon piyasasının belirli ve sınırlı bir bölümünde ortaya çıkan sorunun çözümüne ilişkin sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adalet gözetilerek gerekli çalışmalar hızlı ve etkili bir şekilde sürdürülecektir” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz daha önceki açıklamasında, yol haritasının belirlendiğini ve ilgili kurumların görev alanları çerçevesinde eş güdüm içinde çalıştığını belirtmişti. Yılmaz ayrıca sürecin hukuk kuralları çerçevesinde yürütüleceğini ve kamu ile yatırımcı haklarının korunmasının temel öncelik olduğunu vurgulamıştı.</p>
<h2>S&amp;P: Gelişmeler izole kaldı </h2>
<p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings, fon soruşturmasının Türkiye'nin kredi profiline olası etkisine ilişkin değerlendirmesinde ise sürecin mevcut haliyle sınırlı kalmasına dikkat çekti. AA’ya konuşan S&amp;P Global Ratings Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Ülke Kredi Notları Direktörü ve Lider Analisti Karen Vartapetov, gelişmelerin izole kalması ve hane halklarının lira cinsinden varlıklara güvenini sürdürmesi halinde kredi notu açısından aşağı yönlü baskı beklemediklerini söyledi. Kuruluşun Türkiye’nin kredi notuna ilişkin yeni değerlendirmesinin 16 Ekim’de yayımlanması bekleniyor. S&amp;P, nisan ayındaki son değerlendirmesinde Türkiye’nin kredi notunu BB-, görünümünü ise durağan olarak teyit etmişti. </p>
<h2>"Fonlarla sınırlı kaldı"</h2>
<p>S&amp;P Finansal Kuruluşlar Direktörü Regina Argenio da fon sürecindeki en belirgin etkinin Borsa İstanbul’da hisse değerlemelerindeki düşüş olduğunu belirtti. Ancak ilk düzeltmenin ardından değerlemelerin istikrar kazandığını, bankacılık sisteminin likiditesinde de büyük bir hareket görülmediğini ifade etti. Argenio, sürecin ilgili fonlarla sınırlı kalmasının önemine dikkat çekerken, şimdiye kadarki politika tepkisinin güçlü olduğunu söyledi. Krizin adli boyutunda ise soruşturma genişlemeye devam ediyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının sermaye piyasasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin soruşturması kapsamında gözaltına alınan 13 şüpheliden 4’ü tutuklandı, 9’u hakkında adli kontrol kararı verildi. Tutuklananlar Ali Çil, İskender Balcı, İsmet Öğüt ve Adem Karatepe olurken, Destek Yatırım Bankası, Destek Faktoring ve Özata Denizcilik ile bağlantılı bazı şüpheliler hakkında adli kontrol uygulanmasına karar verildi.</p>
<h2>Tutuklu sayısı 61’e ulaştı </h2>
<p>Soruşturmanın önceki aşamalarında Tera Yatırım, Tera Portföy, Pusula Holding ve Pusula Portföy ile bağlantılı çok sayıda yönetici ve yetkili hakkında tutuklama kararları verilmişti. MASAK’tan istenen bilgiler kapsamında şirket yöneticilerinin 2024’ten bugüne yurt dışına gerçekleştirdiği para ve kripto varlık transferleri ile para giriş-çıkışlarının incelendiği bildirildi. Son tutuklamalarla birlikte soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 61’e ulaştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-kurulundan-2-toplanti-spk-kanunu-ve-odeme-takvimi-ele-alindi-88890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/0/1280x720/kurul-1790940702.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürecin değerlendirildiği Fon Kurulu&#039;nun 2. toplantısında, net yatırım tutarı hesaplama yöntemine ilişkin çalışmalar ele alındı. Sermaye piyasası mevzuatında değişiklik taslağına son hali veriliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dokmeci-ve-yavas-sivrihisar-icin-is-birligini-gorustu-88883</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 12:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dökmeci ve Yavaş, Sivrihisar için iş birliğini görüştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p data-pm-slice="1 1 []">Sivrihisar’ın gelişimine yönelik yeni projeler ve kurumlar arası iş birliği çalışmaları kapsamında temaslarını sürdüren Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ı ziyaret etti.</p>
<p data-pm-slice="1 1 []">Gerçekleştirilen görüşmede ilçenin mevcut ihtiyaçlarından önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan çalışmalara kadar çeşitli başlıklar değerlendirildi.</p>
<p>Görüşmenin önemli gündem başlıklarından birini Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Sivrihisar Belediyesi arasında geliştirilebilecek iş birlikleri oluşturdu. İki belediyenin farklı alanlarda birlikte yürütebileceği çalışmaların yanı sıra Sivrihisar’a kazandırılması hedeflenen projelere sağlanabilecek destekler konusunda karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Sivrihisar’ın gelişimine katkı sağlayacak çalışmaların değerlendirildiği buluşmada, vatandaşların yaşam kalitesinin artırılmasına yönelik projeler de gündeme geldi. Önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan çalışmalar hakkında fikir alışverişi yapılırken, projelerde kurumlar arası koordinasyonun sürdürülmesi üzerinde duruldu.</p>
<h3><strong>“İş birliği içerisinde çalışmaya devam edeceğiz”</strong></h3>
<p>Görüşmenin ardından değerlendirmede bulunan Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, ilçenin ihtiyaçlarını karşılamak ve yeni projeleri hayata geçirmek amacıyla ilgili kurumlarla temaslarını sürdüreceklerini belirtti. Dökmeci, “Sivrihisar’ın ihtiyaçları doğrultusunda ilgili kurumlarla iş birliği ve koordinasyon içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. İlçemizin gelişimine katkı sağlayacak, vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artıracak ve Sivrihisar’a değer katacak projelerin hayata geçirilmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dokmeci-ve-yavas-sivrihisar-icin-is-birligini-gorustu-88883</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/3/1280x720/dokmeci-ve-yavas-sivrihisar-icin-is-birligini-gorustu-1790932667.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sivrihisar Belediye Başkanı Habil Dökmeci, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile bir araya geldi. Görüşmede ilçenin ihtiyaçları, hayata geçirilmesi planlanan projeler ve iki belediye arasında geliştirilebilecek iş birliği olanakları ele alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomobil-satislari-9-ayda-yuzde-155-geriledi-88876</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 11:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv pazarı eylülde yüzde 24 daraldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) sektörün ocak-eylül dönemine ait satış verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, otomobil satışları bu dönemde yıllık bazda yüzde 15,45 azalarak 627 bin 977'ye, hafif ticari araç satışları da yüzde 5,12 düşüşle 175 bin 488'e geriledi.</p>
<p>Pazarın yüzde 84,7'sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 352 bin 589 satışla yüzde 56,1, B segmenti otomobiller ise 177 bin 786 satışla yüzde 28,3 pay aldı.</p>
<p>Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen otomobiller yüzde 66,2 pay ve 415 bin 909 satışla SUV modeller oldu. Onu yüzde 19,9 pay ve 125 bin 20 satışla sedan, yüzde 13,2 pay ve 83 bin 83 satışla hatchback (H/B) otomobiller takip etti.</p>
<p>Otomobil ve hafif ticari araç pazarı eylülde yüzde 24,33 daralırken satış adetleri otomobilde yüzde 27,80 düştü. Hafif ticari araçlarda ise yüzde 10,42 azaldı. Geçen ay otomobil ve hafif ticari araç pazarında satışlar 83 bin 469'a, otomobil pazarında 63 bin 736'ya ve hafif ticari araç satışları 19 bin 733'e geriledi.</p>
<p><strong>Elektrikli otomobillerin payı yüzde 19,3 oldu</strong></p>
<p>Ocak-eylül döneminde benzinli otomobiller 258 bin 453 adet satışla pazarın yüzde 41,2'sini oluşturdu. Benzinli otomobilleri 204 bin 956 adet ve yüzde 32,6 payla hibritler, 121 bin 79 adet ve yüzde 19,3 payla elektrikli otomobiller, 34 bin 520 adet ve yüzde 5,5 payla dizeller, 8 bin 969 adet ve yüzde 1,4 payla ise otogazlı otomobiller izledi.</p>
<p>Elektrikli otomobillerde 160 kilovat altındakilerin satışları yüzde 7,9 artarak pazarın yüzde 17'sini, 160 kilovat üstündekilerin satışları ise yüzde 59 azalarak pazarın yüzde 2,3'ünü oluşturdu.</p>
<p>1400 cc altındaki otomobil satışları yüzde 31 azalarak pazarın yüzde 26,7'sini oluştururken 1400-1600 cc aralığındakiler ise yüzde 16,6 azalarak yüzde 20,5 paya geriledi. 1600-2000 cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 5,5 artarak yüzde 0,7 pay aldı, 2000 cc üstü otomobil satışları yüzde 11,6 yükselişle pazarın yüzde 0,2'sini oluşturdu.</p>
<p>Otomatik şanzımanlı otomobiller 610 bin 177 adetle satışların yüzde 97,2'sini, manuel şanzımanlılar ise 17 bin 800 adetle yüzde 2,8'ini oluşturdu.</p>
<p>Hafif ticari pazarında van gövde tipindeki araçlar yüzde 76 pay ve 133 bin 449 satışla ilk sırada yer alırken kamyonetler yüzde 9,4 pay ve 16 bin 508 satışla ikinci sırada konumlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomobil-satislari-9-ayda-yuzde-155-geriledi-88876</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/6/1280x720/otomotiv-1791009438.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomobil ve hafif ticari araç pazarı eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 24,3 daralarak 83 bin 469 adede geriledi. Otomobil satışları yüzde 27,8 düşüşle 63 bin 736, hafif ticari araç satışları yüzde 10,4 azalışla 19 bin 733 adede indi. Hafif ticari araç satışları da yüzde 10,4 daralarak 19 bin 733 adet oldu. Böylece Eylül, otomotiv pazarında yılın en belirgin daralma dönemlerinden biri olarak kayda geçti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-kobilerimizin-finansmana-erisimi-kolaylasacak-88874</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 11:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: KOBİ&#039;lerimizin finansmana erişimi kolaylaşacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) KOBİ kredileri ve Türk lirası zorunlu karşılıklara yönelik adımları hakkında değerlendirmede bulundu. </p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, makro ihtiyati adımlarla finansal sisteme ve reel ekonomiye destek verdiklerini belirten Şimşek, "KOBİ kredilerinde büyüme sınırı yüzde 4,5'ten yüzde 5'e yükseltildi. Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları düşürüldü. Böylece bankaların likidite yönetimi güçlenirken KOBİ'lerimizin finansmana erişimi kolaylaşacak. Dezenflasyon sürecini gözeten, hedefli ve seçici yaklaşımımızı kararlılıkla sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-kobilerimizin-finansmana-erisimi-kolaylasacak-88874</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/simsek-1761932462.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın zorunlu karşılık uygulamasında yaptığı değişikliği değerlendiren Bakan Şimşek, &quot;KOBİ kredilerinde büyüme sınırı yüzde 4,5&#039;ten yüzde 5&#039;e yükseltildi. Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranları düşürüldü. Böylece bankaların likidite yönetimi güçlenirken KOBİ&#039;lerimizin finansmana erişimi kolaylaşacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-4885-milyon-euroluk-ihracat-sozlesmesi-88884</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN&#039;dan 488,5 milyon euroluk ihracat sözleşmesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, hava savunma sistemleri ihracı için satış sözleşmesi imzalandığını bildirdi.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformundan (KAP) yapılan açıklamada, "ASELSAN, yurt dışındaki bir son kullanıcı ile Hava Savunma Sistemlerinin ihracatına ilişkin toplam tutarı 488,5 milyon avro olan bir satış sözleşmesi imzalamıştır." denildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-4885-milyon-euroluk-ihracat-sozlesmesi-88884</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN, hava savunma sistemlerinin ihracı için 488,5 milyon euroluk satış sözleşmesi imzalandığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/maktek-avrasyada-sanayicinin-gundemi-yatirim-var-finansman-yok-88866</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 10:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> MAKTEK Avrasya’da sanayicinin gündemi: Yatırım var, finansman yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/İSTANBUL</strong></p>
<p>Üretim teknolojileri ve takım tezgâhları sektörünün Avrasya’daki lider buluşmalarından MAKTEK Avrasya 2026, Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Türkiye dahil 32 ülkeden marka ve temsilciliklerin yer aldığı fuar; yeni nesil üretim teknolojilerinden yapay zekâya, robotik ve otomasyondan dijital üretim çözümlerine uzanan geniş teknoloji yelpazesiyle sektör profesyonellerini İstanbul’da bir araya getiriyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf642b826df-1790927915.JPG" alt="" width="851" height="774" /></p>
<h2><strong>“Genç ve dinamik bir ülkeyiz”</strong></h2>
<p>MAKTEK Avrasya’nın Türkiye’nin makine teknolojilerindeki dönüşümünü ortaya koyan önemli bir organizasyon olduğunu söyleyen Makine İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı ve İğrek Makina Ar-Ge Müdürü Osman Fatih İğrek, Fuarın; makine üreticilerinin yanı sıra yazılım, otomasyon, Endüstri 4.0 ve dijitalleşme çözümlerini aynı platformda buluşturduğuna dikkat çeken İğrek, “MAKTEK, sektörün beklediği bir fuar. Sadece makinelerin sergilendiği bir organizasyon değil. Yazılım, akıllı üretim, Endüstri 4.0 ve dijitalleşme gibi makine teknolojilerinin artık ayrılmaz parçaları olan alanları da bir araya getiriyor. Genç ve dinamik bir ülkeyiz. Türkiye’nin bu konulardaki gücünü göstermesi açısından önemli” dedi. Makine sektörünün küresel ölçekte zorlu bir dönemden geçtiğini belirten İğrek, Avrupa’daki daralma, jeopolitik gelişmeler ve küresel ticaretteki belirsizliklerin Türk sanayicisini de etkilediğini ifade etti. Buna karşın sektörün ihracatta değer bazında büyümesini sürdürdüğünü kaydeden İğrek, yılın ilk 8 ayındaki rakamlara dikkat çekti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf6469f2d4e-1790927977.JPG" alt="" width="580" height="1865" /></p>
<h2><strong>“Sanayicilerimiz zor günler geçiriyor”</strong></h2>
<p>MAKTEK Fuarı’nın makine sektörü açısından önemli bir organizasyon olduğunu belirten Erler Group Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Er, mevcut piyasa koşullarının fuara katılım kararlarını dahi tartışmalı hale getirdiğini kaydetti. Er, “Sanayicilerimiz zor günler geçiriyor. Güzide firmalarımızın çoğunda işçi çıkarmalar ve istihdam azalması yaşanıyor” dedi. Er, fuardan önce bazı sektör temsilcilerinin organizasyonun bir yıl ertelenmesi yönünde girişimlerde bulunduğunu belirterek, genel eğilimin fuarın yine de düzenlenmesi yönünde oluştuğunu söyledi. Buna karşın birçok firmanın fuara ekonomik koşullar nedeniyle isteksiz katıldığını dile getiren Er, yabancı ziyaretçi sayısındaki gerilemenin de yatırım talebindeki zayıflamayla bağlantılı olduğunu savundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf649ad4b3f-1790928026.JPG" alt="" width="785" height="897" /></p>
<h2><strong>“Savunma sanayide üretim temposu tezgâh yatırımlarını hızlandırıyor”</strong></h2>
<p>Class CNC Mühendislik Makine Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Akıncı, MAKTEK Avrasya Fuarı’nda özellikle savunma ve havacılık sanayinden yoğun talep aldıklarını belirterek, yüksek adetli ve hassas üretimin yeni nesil tezgâhlara olan ihtiyacı artırdığını söyledi. Akıncı, sanayicinin yatırım kararlarında finansman sorununun belirleyici hale geldiğini belirterek, “Bankalar gibi çalışmaya başladık” dedi. Müşterilerden yoğun biçimde finansman desteği talebi aldıklarını ifade eden Akıncı, şirket olarak belirli ölçüde vade desteği sağlamaya çalıştıklarını ancak bunun sürdürülebilirliğinin firmanın finansal gücüyle sınırlı olduğunu belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf64d641e23-1790928086.JPG" alt="" width="821" height="2173" /></p>
<h2><strong>“Fiber lazerde Türkiye’nin üretim gücünü büyüyor”</strong></h2>
<p>Bursa merkezli Lothbroh Makine, fiber lazer kesim ve sac metal işleme makinelerinde büyümesini sürdürürken, 11 bin 200 metrekarelik servis ve showroom altyapısı, 65 kişilik teknik ekibi ve 45 mobil servis aracıyla Türkiye sanayisine kesintisiz hizmet sunuyor. Lothbroh Makine Yönetim Kurulu Başkanı Lütfi Akıncıoğlu, Türkiye sanayisine değer katma hedefiyle hareket ettiklerini belirterek, “Sanayide makine teknolojilerinin üretim kapasitesi ve verimlilik açısından belirleyici bir rol üstleniyor. Lothbroh olarak, fiber lazer teknolojisinin özellikle demir-çelik ve sac metal işleme süreçlerinde önemli bir dönüşüm sağlayarak ülke sanayisine değer katmaya çalışıyoruz” dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/maktek-avrasyada-sanayicinin-gundemi-yatirim-var-finansman-yok-88866</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/6/1280x720/maktek-avrasyada-sanayicinin-gundemi-yatirim-var-finansman-yok-1790927878.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye dahil 32 ülkeden marka ve temsilciliklerin yer aldığı MAKTEK Avrasya Fuarı 2026, Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde kapılarını açtı. Savunma ve havacılık sektörlerinden gelen yüksek hassasiyetli üretim talebi makine yatırımlarını canlı tutarken, yüksek finansman maliyetleri sanayicinin önündeki en büyük engel oldu. Class CNC Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Akıncı, “Bankalar gibi çalışmaya başladık” diyerek sektördeki finansman baskısına dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-9-ayda-yuzde-5-turist-kaybetti-88841</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya 9 ayda yüzde 5 turist kaybetti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşlar, Orta Doğu’da ve Hürmüz Boğazı’nda ABD-İsrail ile İran arasındaki savaşlar ile Türkiye’de artan maliyetler, döviz kurlarının mevcut durumu ile Avrupa’da "Türkiye Pahalı" algısı gibi nedenlerden dolayı 2026 yılında turizm sektöründe kan kaybı yaşanıyor.</p>
<p>Dünya’da en fazla turist ağırlayan şehir arasında ilk sıralarda gelen ve Türk turizminin lokomotifi Antalya’ya Eylül ayında gelen turist sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3 azalma gösterdi. Eylül ayında bölgeye, 2 milyon 254 bin 489 turist ziyaret etti.</p>
<p>Yılın 9 aylık dönemindeki turist sayısı ise yüzde 5 düşüş gösterdi ve 13 milyon 18 bin 574 turist Antalya’yı tercih etti. Turizmde ‘Türk Rivieraı’ olarak tanınan Antalya, 9 ayda 744 bin 951 turist kaybetti.</p>
<p>Antalya’ya milliyetlerine göre en fazla gelen turistler arasında yüzde 25 pay ile Ruslar birinci sırada yer aldı. 9 aylık dönemde Antalya’ya gelen Rus turist sayısı geçen yılın rakamlarını korudu.</p>
<p>Milliyetlerine göre yüzde 19,3 pay ile Alman turistler ikinci sırada yer alırken, Alman turist sayısı 9 ayda yüzde 7 azaldı.</p>
<p>Türkiye’nin turizmde en büyük üçüncü pazar olan İngiltere’den gelen turist sayısı yüzde 12 azaldı. İngilizler ise yüzde 8,6 pay ile üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p>Polonyalı turist sayısı da yüzde 5 azaldı. Buna rağmen yüzde 8,06 pay ile Polonya dördüncü sırada kaldı.</p>
<p><strong>Gurbetçi sayısı da azaldı</strong></p>
<p>Avrupa ve dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan ‘Gurbetçi’ vatandaşların sayısı da yüzde 2 düşüş gösterdi. Antalya’ya 9 aylık dönemde gelen Gurbetçi sayısı 14 bin 397 azalarak 813 bin 685 olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Ukraynalı turist 9 ayda yüzde 6 arttı</strong></p>
<p>Rusya ile savaşta bulunan Ukrayna’dan gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış gösterdi. Ukraynalıların payı ise yüzde 2,94 ile beşinci sırada yer aldı.</p>
<p>Geçen yıl Türkiye ile siyasi ilişkileri bozulan İsrailli turistler tatil için Antalya’yı tercih etti. İsrailli turist sayısı geçen yılın 9 aylık dönemine göre yüzde 64 artış gösterdi. Antalya’ya 10 bin 280 İsrailli turist geldi.</p>
<p>Macar turist sayısı da yüzde 15 arttı. Macaristan’dan 9 ayda Antalya’ya 137 bin 332 turist geldi. KKTC’den gelen turist sayısında da yüzde 10 artış oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-9-ayda-yuzde-5-turist-kaybetti-88841</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/1/1280x720/antalya-9-ayda-yuzde-5-turist-kaybetti-1790920595.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya turizmde kan kaybetmeye devam ediyor. Yılın 9 aylık döneminde Antalya’ya gelen turist sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5 düşüş gösterdi. Antalya’ya bu dönemde toplam 13 milyon 18 bin 574 turist geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iso-yapay-zeka-ve-teknolojik-donusumde-oncu-rol-ustlenmeli-88839</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İSO; yapay zeka ve teknolojik dönüşümde öncü rol üstlenmeli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanlığı için adı geçen Mustafa Tecdelioğlu, düzenlediği basın toplantısıyla adaylığını resmen açıkladı. Yaklaşık 17 yıllık İSO deneyimini yeni dönemde Meclis çalışmalarına aktarmak istediğini söyleyen Tecdelioğlu, yönetimi denetleyen, sanayinin gündemini belirleyen ve meslek komitelerini daha etkin hale getiren bir Meclis yapısı hedeflediğini dile getirdi. Göreve yalnızca bir dönem için talip olduğunun altını çizen Tecdelioğlu, “65 yaşındayım. Dört yıl boyunca tecrübelerimle katkı sağlamaya çalışacağım. İkinci dönemim olmayacak. Sistemi kurduktan sonra gençlerin önünü açacağım” dedi.</p>
<p>Sahayla bağ güçlendirilmeli Yeni dönemde İSO Meclisi’ni sanayicinin sorunlarının daha fazla tartışıldığı ve çözüm süreçlerinin hızlandırıldığı bir yapıya taşımayı hedeflediğini ifade eden Tecdelioğlu, meslek komitelerinin de sahayla bağının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gençlerin ve kadınların meclis çalışmalarına daha fazla katılmasını istediklerini belirten Tecdelioğlu, İSO’nun yapay zekâ, robotlaşma ve teknolojik dönüşüm başta olmak üzere sanayinin geleceğini şekillendiren alanlarda daha aktif rol üstlenmesi gerektiğini kaydetti. </p>
<p>Tecdelioğlu, yaklaşık 17 yıldır İSO Meclisi’nde görev yaptığını, Çelik İhracatçıları Birliği’nde de başkan vekilliği görevini yürüttüğünü söyledi. Adaylığını herhangi bir grubun desteğiyle değil bireysel olarak açıkladığını vurgulayan Tecdelioğlu, “Ben küslük nedir bilmem, herkesi kucaklarım. Seçilirsek başkanlığa ismi geçen herkesle  uyum içinde çalışırız” diye konuştu. </p>
<h2>"İki aylık bürokrasiyi hızlandırmalıyız" </h2>
<p>Sanayicinin sorunlarına daha hızlı çözüm üretilmesi gerektiğini belirten Tecdelioğlu, İSO’nun sanayicinin ilk başvuru adresi olması gerektiğini söyledi. Mevcut sistemde meslek komitelerine iletilen bazı sorunların kurumlar arasındaki yazışmalar nedeniyle çözüme ulaşmasının iki ayı bulabildiğine dikkat çeken Tecdelioğlu, “Benim bir sorunum olduğunda ilk ilgili ihracatçı birliğimi arıyorum. Oysa ben sanayiciyim, önce meslek komiteme gitmem lazım. Sanayi mevzuatıyla ilgili bir konu için neden başka kurumlarda çözüm aramak zorunda kalalım? İlk gidilecek yer sanayi odası olmalı” dedi. İSO Meclisi’nin temel görevlerinden birinin meslek komitelerini daha etkin çalıştırmak olduğunu kaydeden Tecdelioğlu, komitelerin sorunları aktarmanın ötesinde proje üretmesini hedeflediklerini ifade etti. Farklı komitelerin ortak projelerde buluşabileceğini belirten Tecdelioğlu, “Her komitenin başkanı olacağım. Yönetim kurulunun değil, meclisin başkanı olacağım. Sanayinin sorunlarını biliyorum” dedi.</p>
<h2>“Erken değil, geç kalınmış sanayisizleşme”</h2>
<p>Türkiye’deki “erken sanayisizleşme” tartışmalarına değinen Tecdelioğlu, sanayide dönüşüm konusunda geç kalındığını savundu. “Erken sanayisizleşme ifadesi beni rahatsız ediyor. Çünkü çok geç kalındı” diyen Tecdelioğlu, “Yapay zekâ, teknoloji ve karanlık fabrikalar artık hayatımızın içinde. Sanayisizleşmekten korkmalıyız ama yapay zekâyı, robotu ve inovasyonu kullanmak zorundayız. Türkiye’nin en büyük sanayi odası olarak İSO’nun bu dönüşüme öncülük etmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. Yeni dönemde gençlerin ve kadınların İSO çalışmalarındaki ağırlığını artırmayı hedeflediğini belirten Tecdelioğlu, bir Gençlik Komitesi oluşturmayı planladıklarını açıkladı. Tecdelioğlu, “Genç iş insanlarını ve kadınları işin içine daha fazla katmak istiyoruz. Gençleri çağırıp dinlemeliyiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iso-yapay-zeka-ve-teknolojik-donusumde-oncu-rol-ustlenmeli-88839</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/1/1280x720/mustafa-tecdelioglu-1789705616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO Meclis Başkan Adayı Mustafa Tecdelioğlu, Türkiye’de “erken sanayisizleşme” değil, “geç kalınmış sanayisizleşme” sorunu bulunduğunu belirterek, İSO’nun yapay zekâ, robotlaşma ve teknolojik dönüşümde öncü rol üstlenmesi gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/x-88836</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Booking&#039; davasında Türk otelleri için başvuru tarihi 15 Ekim’e uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DİDEM ERYAR ÜNLÜ</strong></p>
<p>Booking.com’a ilişkin toplu hukuki süreç Avrupa genelinde giderek büyüyor. Bugüne kadar 15 binden fazla otel sürece kaydolurken, tazminat taleplerinin tahmini toplam değeri 5 milyar Euro’ya ulaştı. Türkiye’deki oteller ise paralel olarak yürütülecek bir Türkiye dosyasıyla bu geniş kapsamlı sürecin parçası olma konusunda önemli bir fırsata hala sahip.</p>
<p>Türkiye’de Booking.com’da listelenen yaklaşık 22 bin konaklama tesisi bulunuyor. Uygun koşulları sağlayan tüm tesislerin sürece katılması halinde, Türkiye için tahmini toplam tazminat talebi tutarının yaklaşık 4 milyar Euro’ya ulaşabileceği öngörülüyor. Bu da otel başına ortalama yaklaşık 180 bin Euro’luk bir tazminat talebine karşılık geliyor. Ancak gerçek tutarlar, her bir otelin büyüklüğüne ve işlem hacmine göre değişiklik gösterecek.</p>
<h2>Türkiye turizmi için kaçırılmayacak bir fırsat: BookingDavam </h2>
<p>Bu süreç, Türkiye turizm sektörü açısından otellerin geçmişte ödediği komisyonların bir bölümünün geri alınabilmesi için önemli ve ekonomik değeri yüksek bir fırsat sunarken, Türk konaklama işletmelerinin Avrupalı meslektaşlarıyla birlikte bu hukuki süreçte temsil edilmesine de imkân sağlıyor. Türkiye’deki otellerin sürece dahil olabilmesi için Avrupa Birliği üyesi ülkelerden farklı olarak paralel bir hukuki dosya gerekiyor. Bu nedenle yeterli katılım seviyesine ulaşılması, Türkiye’deki tazminat sürecinin Avrupa’daki hukuki süreçle birlikte ilerlemesini sağlayacak. Sektör genelinde farkındalık ve katılım artmaya devam ederse, bu hedefe ulaşmak oldukça mümkün. Türkiye turizm sektörü bu fırsatı kaçırmamak için BookingDavam’a 15 Ekim’e kadar kayıt yaptırabilir. Sürece katılma koşulları hakkında detaylı bilgi almak ve toplu tazminat girişimine dahil olmak isteyen oteller, www.bookingdavam.com/tr adresini ziyaret edebilir.</p>
<h2>Kolektif ve bilinçli katılım belirleyici olacak </h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf45c2bac67-1790920130.png" alt="" width="447" height="447" />Stichting Hotel Claims Alliance (SHCA)’ın Türkiye’deki danışmanlığını ve sözcülüğünü yürüten AZ Consultancy-Danışmanlık firması sahibi Armin Zerunyan şu bilgileri veriyor: “Türkiye, Avrupa Birliği üyesi olmadığı için Amsterdam’daki ana davaya otomatik eklenemiyor. Süreç, Avrupa dosyasına paralel, ayrı ve ek bir Türkiye dosyası olarak kurgulanıyor. Bu dosyanın mahkemede sürdürülebilir biçimde açılabilmesi için belli bir katılım derinliği gerekiyor; aksi halde ayrı bir hukuki ve mali yapı kurulamaz. Esas olan şudur: Eşik, birkaç büyük yerli grubun imzasıyla da yüzlerce bağımsız işletmenin ortak iradesiyle de aşılabilir. Türk konaklama sektörü için bu çok önemli fırsat için kolektif ve bilinçli katılım belirleyici olacak. Avrupa’da 15 binin üzerinde otel bilinçli ve kolektif bir yaklaşımla davaya halihazırda kaydoldu. Türkiye’de platforma kayıtlı 20 binin üzerinde tesis aynı dönemde komisyon ödemiş durumda ancak şu ana kadar sektöre tereddüt hakim. Katılım için son tarih 15 Ekim 2026. Uzatma, kararın ertelenebileceği anlamına gelmiyor. Sektörü oluşturan münferit oteller, yerli gruplar da, 50-60 odalı bağımsız işletmeler de, çıkarlarını gözeten, cesur ve bilinçli bir tercih yapmak durumunda. Bu kollektif irade oluşursa, yıllardır sektörden çıkmış bir değerin bir kısmı hem işletmelere hem ülkeye döner. Oluşmazsa hak masada kalır maalesef.”</p>
<h2>“Milli servetin sektöre dönüşü” </h2>
<p>Zerunyan, “Bir otelin tazminat alabilmesi için neyi kanıtlaması gerekecek” sorusuna ise şu cevabı veriyor: “Kapsam geniş. 2004-2025 arasında Booking.com’da bir dönem listelenmiş olmak yeter; tüm dönemi kapsamak da şart değil. Faaliyetini sonradan durdurmuş tesisler de, belgelerini sunmaları halinde aynı şartlarda katılabiliyor. Katılım için ilk adım sade: otel başına tek bir komisyon ekstresi / faturası. Bu belge, platforma komisyon ödendiğini gösterir. Davanın sonraki aşamasında tazminat hesabı için ek belgeler ve tüm komisyon faturaları istenir.</p>
<p>Listelenmiş olmak kapıyı açar, komisyon ödemiş olmak hakkı doğurur. Geçmişte düşük ya da yüksek oran ödemiş olmanız, toplu davanın niteliği gereği sizi kesinlikle dışarıda bırakmaz; bir kez girildiğinde talep, davanın ortak savı ve talebi üzerinden yürür. Peşin masraf yok. Süreç başarıya ulaşırsa kazanılan tutardan masraf kesintisi yapılır ve kalan net rakam anlaşma gereği otel 2/3, finansör taraf 1/3 oranında paylaşılır; ulaşmazsa otelin üstleneceği bir maliyet yoktur, risk davacı tarafta. Otellerin mevcut ticari ilişki dava süresince ve sonrasında değişmez. Bu bir boykot değil; ödenmiş komisyonun bir kısmını geri çağırma hakkıdır. Karar sektörü oluşturan otellerin. Sektörün kolektif bilinci 15 Ekim’den önce ortaya çıkarsa bu potansiyel, milli servetin sektöre dönüşü olur. Çıkmazsa ülkemiz ve sektör adına bu çok önemli fırsat maalesef kaçar.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">HUKUKİ SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?</span></h2>
<p>TOPLU tazminat girişimi, Hollanda merkezli ve kâr amacı gütmeyen Stichting Hotel Claims Alliance (SHCA) tarafından yürütülüyor. Girişim, Avrupa otel sektörünün çatı kuruluşu HOTREC ile Avrupa genelinde 30’dan fazla ulusal otel birliğinin desteğini alıyor. Amaç, Booking.com’un uzun yıllar uyguladığı fiyat paritesi hükümleri nedeniyle otellerin uğradığı ekonomik zararların toplu şekilde değerlendirilmesi ve tazminat taleplerinin birlikte yürütülmesi… Sürecin hukuki temelinde, Booking.com’un fiyat paritesi uygulamalarına ilişkin rekabet hukuku kararları bulunuyor. Türkiye’de söz konusu uygulamalar 2017 yılında Türk Rekabet Kurulu tarafından rekabet hukuku açısından değerlendirilirken, Avrupa Adalet Divanı da 19 Eylül 2024 tarihli kararında bu uygulamalara ilişkin önemli bir hukuki çerçeve ortaya koydu. Avrupa’daki kararın ardından 15 bin otelin katıldığı toplu tazminat süreci başlatıldı. Türkiye’de 2004-2025 yılları arasında Booking.com üzerinden faaliyet göstermiş oteller, büyüklükleri veya bulundukları şehir fark etmeksizin sürece katılabiliyor. Katılımcı oteller dava sürecinde herhangi bir mali risk veya masraf üstlenmeyecek. Bununla birlikte toplu tazminat girişimine katılım, otellerin Booking.com ile mevcut ticari ilişkilerini değiştirmelerini de gerektirmeyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/x-88836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/hukuk-adalet-dava-mahkeme.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Booking.com’a karşı Avrupa’daki toplu tazminat taleplerinin tahmini toplam değeri yaklaşık 5 milyar euroya ulaşırken, Türkiye konaklama sektörü de kendi güçlü toplu tazminat talebini oluşturma fırsatına hala sahip. Bu kapsamda, Türkiye’deki otellerin son katılım tarihi 15 Ekim 2026’ya kadar uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/gelisen-piyasalar-borclanmada-gaza-basti-88834</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gelişen piyasalar borçlanmada gaza bastı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abf435d745e3-1790919517.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel piyasalarda savaşın, yükselen petrol fiyatlarının ve faiz artışı beklentilerinin yarattığı dalgalanma sürerken, gelişmekte olan ülkeler uluslararası tahvil piyasasında vites yükseltti. Risk iştahını sınayan jeopolitik gerilimlere ve güçlenen dolara rağmen, hükümetler rekor hızda döviz cinsi borçlanmaya yöneldi. Bu yılın ilk sekiz ayında gerçekleştirilen ihraçlar, gelişmekte olan ülke devletlerinin küresel finansman koşullarındaki sıkılaşmaya rağmen piyasaya erişimini koruduğunu gösteriyor.</p>
<p>Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) verilerine göre, gelişmekte olan ülke hükümetleri ağustos sonuna kadar 190 milyar dolarlık tahvil sattı. Geçen yılın aynı dönemindeki 160 milyar dolarlık tutarı aşan bu rakam, şimdiye kadarki en yüksek sekiz aylık toplam oldu. Yılın geri kalanındaki işlemlerle birlikte 2026’da toplam devlet tahvili ihracının yaklaşık 200 milyar dolara ulaşması bekleniyor.</p>
<h2>Türkiye de dolar piyasasında </h2>
<p>Döviz cinsi borçlanan ülkeler kervanını geçen hafta Türkiye de katıldı. Türkiye, dış borçlanma programı kapsamında 10 yıl vadeli 1,5 milyar dolarlık ESG sürdürülebilir tahvil ihracı gerçekleştirdi. Piyasaya çıkan ülkeler arasında Dominik Cumhuriyeti de yer aldı. Ülke, 2039 vadeli ve yüzde 6,85 faizli tahvillerle toplam 1,6 milyar dolarlık ihraç yaptı.</p>
<p>Savaşın başlamasından bu yana uluslararası dolar tahvil piyasasına ilk kez dönen Suudi Arabistan ve Katar da borçlanma dalgasına katıldı. Suudi Arabistan 3 milyar doların üzerinde sukuk satarken, Katar 5 ve 10 yıl vadeli tahvillerle 3 milyar dolar topladı.</p>
<p>Pakistan geçen ay dolar cinsinden beş ve 10 yıl vadeli tahvillerle 3 milyar dolar topladı. İşlem, ülkenin uluslararası rezervlerini 20 milyar doların üzerine taşımasına katkı sağladı.</p>
<p>Bununla birlikte, yüksek ihraç hacmi ülkelerin kasasına aynı ölçüde yeni kaynak girdiği anlamına gelmiyor. IIF kıdemli ekonomisti Jonathan Fortun, bu yılki toplam ihracın yalnızca 72 milyar dolarının vadesi gelen borçların çevrilmesi dışında yeni kaynak yaratacağını öngörüyor. Yani ihraçların önemli bölümü eski borçların yenilenmesine gidecek. Artan faiz maliyetleri de borç stokunun çevrilmesini daha pahalı hale getiriyor.</p>
<h2>Euro ve Çin Yuanı cinsinden borçlanma artıyor</h2>
<p>Ülkeler finansman maliyetlerini düşürmek ve döviz riskini çeşitlendirmek için ihraç para birimlerini de değiştiriyor. Toplam borçlanmanın yaklaşık üçte birinin euro cinsinden yapılması beklenirken, 2024’te bu oran dörtte bir düzeyindeydi. Çin yuanı cinsinden ihraçların da rekor seviyeye çıkması, dolar dışı kaynak arayışının güçlendiğini gösteriyor.</p>
<h2>Rezervleri güçlendirmek için borçlanıyorlar </h2>
<p>Borçlanma dalgasının arkasında yalnızca yatırımcı talebi yok. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler, savaşın yükselttiği petrol ve gaz faturalarını karşılamak ve döviz rezervlerini yeniden oluşturmak için dış piyasalara yöneliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Küresel tahvil piyasasında getiri şoku</span></h2>
<p>ABD’den Japonya’ya tahvil getirileri çok yıllı zirvelere tırmanırken, küresel borçlanma maliyetleri üzerindeki baskı büyüyor. ABD’nin 10 yıllık Hazine tahvili getirisi yüzde 5,34’e yükselerek 2002’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. ABD’deki satış dalgası diğer piyasalara da yayıldı: 10 yıllık İngiltere tahvil faizi yüzde 5,51’e ulaşarak 2007’den bu yana zirveyi gördü. İngiltere’de 30 yıllık getirinin yüzde 6’yı aşması ise 1998’den beri ilk kez yaşandı. Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi de 30 yılın zirvesine yaklaştı. Enerji fi yatlarının beslediği enflasyon kaygıları, güçlü ekonomik veriler ve merkez bankalarının faizleri yüksek tutacağı beklentisi tahvilleri baskılıyor. Getiriler yükselirken tahvil fi yatlarının düşmesi, borçlanacak hükümetler için maliyetin daha da artması anlamına geliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dolar yeniden sahnede</span></h2>
<p>Fed’in faizleri yeniden artırabileceği beklentisi doları destekliyor. Dolar endeksi 101,80 ile yılın zirvesine çıktı., ABD ekonomisinin dirençli görünümü ve Fed’in faizleri yeniden artırabileceği beklentisi dolar talebini destekliyor. Güçlü tüketim ve istihdam sinyalleri, faiz indirimlerinin ötelenebileceği, hatta yeni sıkılaşmanın gündeme gelebileceği fiyatlamasını güçlendirdi. ABD-İran müzakerelerinde ilerleme sağlanmaması halinde doların ekim boyunca talep görmeyi sürdürmesi bekleniyor. Euro ise Fransız tahvillerindeki satış baskısı ve ABD faiz beklentileri arasında sıkışıyor. ING analistlerine göre şu an 1.13 seviyesinde bulunan euro/dolar paritesinde 1,11-1,12 bölgesi gündeme gelebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/gelisen-piyasalar-borclanmada-gaza-basti-88834</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/4/1280x720/dollar-dolar-1790919851.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran savaşı, küresel tahvil getirilerindeki sert yükseliş ve doların güçlenmesi gelişmekte olan ülkelerin dış borçlanma iştahını kesmedi. Yılın ilk sekiz ayında rekor 190 milyar dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirilirken, 2026 toplamının 200 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Türkiye de 10 yıl vadeli 1,5 milyar dolarlık sürdürülebilir tahvil ihracıyla piyasaya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/10-milyar-ile-sektorun-en-buyugu-uc-yildir-zarardan-kurtulamadi-88833</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 milyar ile sektörün en büyüğü üç yıldır zarardan kurtulamadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada KOBİ Sanayi Endeksi'ndeki 22 firmanın piyasa değeri 1 milyar TL'nin üzerinde. Biri 10 milyar TL'yi aşan piyasa değeriyle öne çıkarken; üç şirket çift haneli PD/DD çarpanı ile işlem görüyor. Peki veriler bir potansiyeli mi barındırıyor yoksa fiyatlama balonuna mı işaret ediyor?</strong></p>
<p>KOBİ Sanayi Endeksi’nde en yüksek piyasa değerine sahip 26 şirketten ikisi sıralamanın tepesinde yer alıyor. Piyasa değeri 7 milyar TL’nin üzerinde olan Politeknik Metal 10,35 milyar TL ve Bahadır Kimya 8,56 milyar TL büyüklüğüne sahip. Burçelik Vana ise 27,45 gibi hayli yüksek PD/DD çarpanıyla fiyatlanıyor. Formet Metal 0,92 TL ile nominal değerinin altında ve satıcılar hâlâ etkin. Zarar yazan kimi şirketlerin çarpanlarının yüksek seyretmesi fiyatın aşırı yukarı bölgede olduğu sinyalini veriyor. Borsada işlem yaparken fiyata olduğu kadar, nakit üretme kapasitesinin bilançodaki sinyallerine de bakmalı.</p>
<h2>Zirvedeki pahalı fiyatlama</h2>
<p>Politeknik Metal, 10,35 milyar TL piyasa değeriyle listenin ilk sırasında yer alıyor. Şubat 2024’te 27.382 TL’nin üstüne çıkan hisse, geçen sürede sürekli geriledi. Şimdilerde 2.760 TL bölgesinde ve 31,64 PD/DD gibi hayli yüksek çarpanla işlem görüyor. Son üç yılda zarar eden firma, altı aylık dönemde de 43,4 milyon TL ile zarar yazmaya devam ediyor.</p>
<p>Bahadır Kimya, 8,56 milyar TL piyasa büyüklüğüyle listenin ikinci sırasında bulunuyor. Borsada iki yılı geride bırakan şirket, defter değerinin 6 katını aşan çarpan seviyesinden işlem görüyor. Geçen yıl zarar ederken, altı aylık dönemde gelirlerini %28 azalttı ve dönem sonunda 27,6 milyon TL zarar açıkladı. Zararı önceki yılın altı aylığına göre düştü.</p>
<h2>Nominal değerinin altında</h2>
<p>Formet Metal, 0,92 TL kapanış fiyatıyla KOBİ Sanayi Endeksi'nde yer alan şirketler içinde nominal değerinin altına inen tek hisse konumunda. Son bir yılda %76 değer kaybeden Formet, 0,39 PD/DD çarpanıyla iskontolu bölgede duruyor. Ancak dört yıldır zarar üretiyor olması sebebi hakkında önemli bir işaret veriyor. Altı aylıkta da 50,2 milyon TL zarar söz konusu.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf42ed7c1f4-1790919405.png" alt="" width="999" height="550" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>ALTIN AL SAT MI, ALTIN AL TUT MU?</strong></p>
<p><strong>Altın al sat</strong>; hızlı getiri, düşüşten kaçış, sermaye devri, dinamik pozisyon, makro takip. Makas aralığı, ralli ıskalaması, komisyon, psikolojik baskı.</p>
<p><strong>Altın al tut</strong>; enflasyon kalkanı, zihin konforu, sistem bağımsızlığı, güvenli liman. Pasif gelir eksikliği, fırsat maliyeti, saklama riski, yavaş büyüme.</p>
<p><strong>Büyük ortak satarken yabancı yatırımcı azalttı. Asıl önemli olansa kâra dönebilmesi</strong></p>
<p>Hun Yenilenebilir Enerji'de patron satışının sebebi nedir? ● Mete Atik</p>
<p>Mete, Hun Yenilenebilir Enerji'de büyük ortak toplam 30 milyon adet hisse satarak payını %29,89'a düşürdü. Satışa rağmen oy hakkının %58,50 payına sahip olması, hakim ortak konumunda herhangi bir değişikliğe yol açmamasını sağlıyor. Gerekçe açıklanmasa da likidite sıkışıklığının bu satışa yol açtığı düşünülebilir. Aynı süreçte Merrill Lynch alımlarıyla hissedeki payını %4,11'e çıkardı. Aradan geçen bir haftayı aşan süre sonunda ise bu defa satarak %2,44'e indirdi. Yüzde 100 bedelli sermaye artırım kararı olan firmanın zarardan kurtulabilmesi önemli.</p>
<p><strong>Yeniden yapılandırma için bankalara başvururken zayıf piyasa borç yükünü zorluyor</strong></p>
<p>Vestel Beyaz Eşya borç yapılandırmasını yapabildi mi? ● Aydın Yar</p>
<p>Aydın, Vestel Beyaz Eşya, kredi vadelerini nakit akışına uydurmak amacıyla geçtiğimiz haziranda borçlarını yeniden yapılandırmak için alacaklı bankalara başvurdu. Geçen sürede konuyla ek açıklama gelmemesi sürecin devam ettiği şeklinde yorumlanabilir. Yılın ilk yarısında satışları %50 daralarak 23,8 milyar TL'ye inen firma, dönem sonunda 2,27 milyar TL zarar yazdı. Toplam finansal borcun 27 milyar TL seviyesinde olması yükünü ağırlaştırıyor. Ağustosta sektör genelinde hem satışlar hem de ihracat %8 geriledi. Sektördeki daralmanın sürmesi sorun.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>PRU fonu sabit getirili araçlara yatırım yaparak bir yılda %59 kazandırdı</strong></p>
<p>Allbatross Portföy'ün yönetimindeki Kısa Vadeli Serbest (TL) Fon (PRU), Nisan 2023'ten bu yana işlem görürken sabit getirili enstrümanlara yönelerek istikrarlı bir getiri sağlıyor. Büyüklüğü ise dalgalı bir seyir izliyor. Eylülde bir önceki aya göre azalarak 2,06 milyar TL'ye geriledi. Son iki aydır nakit çıkışının yaşandığı fondan eylülde çıkan para miktarı 1 milyar TL oldu. Yatırımcı sayısı hazirandan bu yana düşüyor. Eylülde 793 kişiye inen fonun doluluk oranı %6,72 seviyesinde. Stratejisi, varlıklarını kısa vadeli para ve sermaye piyasası araçlarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %51,96'sını Borsa İstanbul Para Piyasası ve %20,13'ünü mevduat oluşturuyor. Volatiliteden kaçınıp güvenli kazanç arayan yatırımcıya hitap ediyor. Yıllık bazda %58,61 getiri sağlarken, endeksi geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Oyak Yatırım, piyasadan %44,49 bileşik faizle 500 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Oyak Yatırım, 30.09.2026 tarihinde nitelikli yatırımcılara yönelik finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 500.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %38,25, bileşik faizi ise %44,49 olarak belirlendi. 76 gün vadeli bononun vadeye isabet eden faizi %7,96 düzeyinde. Bononun itfa tarihi 15.12.2026 olarak açıklandı. 30 Eylül tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,92 seviyesinde bulunuyor. Oyak Yatırım'ın verdiği %38,25 basit faiz oranı, TLREF'in 1,33 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılayacak. Bono, piyasada TRFOYMDA2624 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf42c66c6ec-1790919366.png" alt="" width="960" height="239" /></strong><strong>YEO TEKNOLOJİ</strong></p>
<p><strong>Azerbaycan'da anahtar teslimi enerji depolama sisteminin kurulumu için anlaştı</strong></p>
<p>Yeo Teknoloji, Azerbaycan devlet enerji şebekesi işletmecisi ile 58,6 milyon dolarlık anahtar teslim sözleşme imzaladı. Proje, 250 MWh kapasiteli batarya enerji depolama sisteminin EPC-F (Mühendislik, Tedarik, İnşaat ve Finansman) modeliyle kurulmasını kapsıyor. Dört yıl geri ödemeli yerel finansman modeliyle desteklenen projede, kullanılacak bataryalar şirketin iştiraki Reap Battery tarafından üretilecek. Projenin bir yıl içinde devreye alınması planlanıyor. Yeo Teknoloji, yılın ilk yarısında gelirini %48 büyütürken dönem sonunda 669,7 milyon TL kâr elde etti.</p>
<p><strong>TÜRK ALTIN</strong></p>
<p><strong>Maden sahaları için gerekli altyapı ve nakliye işlerinin ihaleleri sonuçlandı</strong></p>
<p>Türk Altın İşletmeleri, altın madenciliğindeki üretim sürecini hızlandırmak amacıyla Kayseri Kaşköy ve Çanakkale Karapınar sahaları için düzenlediği büyük çaplı ihaleleri sonuçlandırdı. Kaşköy projesi kapsamındaki tüm altyapı, tesis ve yol yapım işleri 6,94 milyar TL bedelle ihale edilirken; Karapınar projesinin altyapı işleri 1,03 milyar TL, maden dışı cevher nakliye işleri ise 8,53 milyar TL bedelle ihaleye verildi. Oluşacak yüksek harcamalar, kısa vadeli maliyeti artırsa da, üretime geçilmesiyle birlikte elde edilecek altın rezervinin nakde çevrilmesini sağlayacak.</p>
<p><strong>BATIÇİM BATI ANADOLU</strong></p>
<p><strong>Bağlı ortaklığı Batıliman'ın Lydia Yeşil Enerji ile birleşmesinden vazgeçti</strong></p>
<p>Batıçim'in %90 oranında pay sahibi olduğu Batıliman Liman İşletmeleri, şubat ayında açıkladığı birleşme kararını iptal ettiğini duyurdu. Daha önce alınan karar doğrultusunda Batıliman'ın, borsada işlem gören Lydia Yeşil Enerji bünyesinde birleşmesi planlanıyordu. Ancak şirket yönetimi tarafından yapılan yeniden değerlendirme sonucunda, işlemin beklenen stratejik, operasyonel ve finansal faydayı sağlamayacağına karar verildiği ifade edilerek, SPK'ya yapılan başvurudan vazgeçildi. Lydia Yeşil Enerji'nin sermayesinin %6,5'i Bulls Portföy'ün BIK fonunda bulunuyor.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Ahes GMYO'nun düşen fiyatı özellikle son iki haftada artan ivmeyle devam etti</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf42b1c9017-1790919345.png" alt="" width="306" height="233" /></strong>Ahes GMYO'da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %25,38 ile toplamda 439,2 bin lot azalarak 1,29 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 5'ten 7'ye çıktı. HRZ fonu 450 bin lot ile en fazla satışı yaparken, RHI fonu 30 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Ahes GMYO için 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede Aktif Portföy'ün güçlü satışı öne çıkıyor. Pusula Portföy'ün PUK fonu ise 22,5 bin lot satsa da daha bekleyen 1 milyon lot görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/10-milyar-ile-sektorun-en-buyugu-uc-yildir-zarardan-kurtulamadi-88833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 10 milyar ile sektörün en büyüğü üç yıldır zarardan kurtulamadı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-dijital-konaklama-faaliyetleri-komisyona-geliyor-88831</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı dijital konaklama faaliyetleri, komisyona geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu 6 Ekim Salı günü Yabancı Dijital Konaklama Platformu kanun teklifini görüşmek için toplanacak. Türkiye’deki faaliyetleri 2017’de mahkeme kararıyla durdurulan Booking.com’un dönüşünün önünü açacak 10 maddelik teklif ile yabancı platformların Türkiye’deki faaliyet koşulları, yükümlülükleri ve yaptırımlarını düzenliyor. Platformlar, Kültür ve Turizm Bakanlığından izin belgesi alacak; başka işletme veya izin belgesi aranmayacak. İki yıl geçerli olacak ve devredilemeyecek belge için 5 milyon lira ödenecek. Her yıl yeniden değerleme oranında artırılacak tutarı Cumhurbaşkanı iki katına çıkarabilecek veya yarısına indirebilecek. İzin belgesinin geçerlilik süresi 2 yıl olacak ve devredilemeyecek. İzin belgesi alabilmek için dijital hizmet vergisi mükellefi olunması, vergi dairelerine borcunun bulunmaması, yurt içinde tebligata esas bir irtibat adresi ve sorumlu bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı veya bir tüzel kişinin gösterilmesi, sorumlu gerçek veya tüzel kişiler için Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) adresinin bildirilmesi, belge ücretinin yatırılmış olması gerekecek.</p>
<h2>KDV hariç tutar üzerinden hesap </h2>
<p>Yabancı dijital konaklama platformları tarafından hizmete konu satış bedeli üzerinden alınacak tutar her ne ad altında olursa olsun yüzde 17'yi geçemeyecek. Yabancı dijital konaklama platformlarının hizmete konu satış bedeli üzerinden aldıkları tutar, katma değer vergisi hariç tutar üzerinden hesaplanacak. Ülke yararına aykırı, kamu güvenini sarsıcı ve ülke turizmini baltalayıcı faaliyetlerde bulunulması halinde izin belgesi iptal edilecek. İzin belgesi iptal edilen yabancı dijital konaklama platformları 6 ay süreyle yeni belge talebinde bulunamayacak. Teklifle, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’na ilişkin Kanun'daki turizm payına yönelik de düzenleme yapılıyor. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı yabancı dijital konaklama platformlarından on binde 7.5 oranında turizm payı alacak. Bu payın hesabında dijital hizmet vergisinin matrahı esas alınacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-dijital-konaklama-faaliyetleri-komisyona-geliyor-88831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/turizm-tatil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Booking.com, airbnb gibi yabancı dijital konaklama platformlarının Türkiye’de faaliyet gösterme şartlarını düzenleyen Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanun teklifi komisyon gündemine geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/el-konan-villa-ve-luks-araclar-fonlardaki-hak-sahiplerine-yapilan-odemelerde-kullanilacak-88830</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;El konan villa ve lüks araçlar fonlardaki hak sahiplerine yapılan ödemelerde kullanılacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, soruşturmalar kapsamında el konulan villalar, lüks araçlar, arsalar ve banka hesaplarındaki değerlerin, TMSF bünyesinde oluşturulan fon aracılığıyla hak sahiplerinin alacaklarının karşılanmasında kullanılacağını söyledi. Bakan Gürlek, “Vatandaşlarımızın birikimleri üzerinden haksız kazanç sağlamaya çalışanlar bilmelidir ki haksız kazancın izi sonuna kadar sürülecek, sorumluluğu bulunanlar hukuk önünde hesap verecektir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu arada Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) tasfiyesine karar verdiği fon ve bunların yöneticilerine yönelik tedbir kararları devam ediyor. Adli kaynaklardan edinilen bilgilere göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen fon soruşturması kapsamında, SPK tarafından tasfiyesine karar verilen Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls Portföy yöneticileri hakkındaki mal varlığı tedbirleri devam ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/el-konan-villa-ve-luks-araclar-fonlardaki-hak-sahiplerine-yapilan-odemelerde-kullanilacak-88830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/9/1280x720/akin-gurlek-1789535527.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;El konan villa ve lüks araçlar fonlardaki hak sahiplerine yapılan ödemelerde kullanılacak&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mamdaninin-new-yorkta-ilk-senesinden-alinacak-dersler-88828</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mamdani’nin New York’ta ilk senesinden alınacak dersler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>15 senenin ardından geçen hafta yeniden New York’taydım. Şehrin çok değişmiş olacağını bekliyordum. Hiç değişmemiş! Hâlâ eskisi kadar pis, kaotik, canlı ve güzel! Oysa sene başında göreve başlayan yeni belediye başkanı Zohran Mamdani’nin şehri değiştirmesi bekleniyordu. Gelin bakalım, Mamdani hangi vaatlerini yerine getirebilmiş, hangilerini getirememiş ve New York bağlamında dünyada büyük şehirler nereye gidiyor?</p>
<p>New York’un hiç değişmemiş olduğunu söylesem de sokağa ilk çıktığınızda 15 yıl önceyle karşılaştırdığınızda hissedebileceğiniz bir farklılık var: Her köşe başında Tiktok videosu çeken gençler. Bunların bir kısmı öyle telefonlarla falan değil, profesyonel ekipmanlarla çekim yapıyordu. Hatta bazılarının ayrı çekim ekipleri bile vardı. Gençler ne kadar eğitimli olurlarsa olsunlar, artık çalışarak para kazanıp ev ve araba gibi şeyler alamayacaklarını bildikleri için tatmini ve belki de parayı sosyal medyada arıyor. Mamdani’nin seçilmesinde de ana faktörlerden biri buydu. 7 Kasım 2025 günü şöyle yazmıştım:</p>
<p><em>…aşırı artan varlık -özellikle gayrimenkul- fiyatları, yeni mezun gençlerin yapay zekâ karşısında iş gücü piyasasında rekabet güçlerini kaybetmesi gibi küresel trendlerin sonucu olarak derinleşen eşitsizliklerin büyüttüğü tepkinin Mamdani’den daha iyi bir örneği olamaz. New York, ABD’de yeni üniversite mezunu oranının en yüksek olduğu yerlerden. Bu gençler artık hayata ümitle bakamıyor, adeta hamster gibi sürekli mücadele edip hiçbir yere varamıyorlar.</em></p>
<p><em> </em>New York’taki toplantılarımın büyük kısmı, Hudson Yards denen, tamamı son 15 sene içinde inşa edilmiş yeni bir bölgedeydi. Ben son gittiğimde burası tren rayları ve depoların olduğu mezbelelik bir yerdi. Şimdi bütün havalı şirketlerin ofisleri buraya taşınmış. Toplantılarım için burada Boston Consulting Group ve Meta ofislerine gittim. Ayrıca bölgede yeni oteller ve rezidanslar da vardı. Aslında başlangıç noktası olarak Hudson Yards, New York’ta ve tüm küresel şehirlerdeki dönüşümün kısmen nasıl daha çok kamu yararına yönlendirilebileceğini gösteren bir gayrimenkul projesi. Nasıl mı? Gelin, anlatayım.</p>
<p>New York’ta imar sisteminde “hava hakkı” diye bir kavram var. Bizdeki emsal gibi bir şey. Diyelim ki sizin arsanızın emsalden gelen sınırı 10 kat ama binanız 5 kat. Kalan 5 katın haklarını başka birine satabiliyorsunuz. Kiliseler gibi zaten yükselmesi mümkün olmayan binalar genellikle haklarını satarak para kazanıyor. Bazen de bir müteahhit yan yana olan, biri yüksek, biri alçak birkaç binayı satın alıp parselleri birleştirerek “hava hakları”nı birlikte kullanıyor.  Eğer parseller birleştirilirse hava hakları kişiler arasında el değiştiriyor. Ancak diğer hava hakkı alışverişlerinde belediye onayı gerekiyor ve belediye de komisyonunu alıyor. Bu arada New York’un tamamı şantiye gibi ve şehirde inşaat yapan birçok Türk müteahhit de var! Yani bu hava hakkı işlerini bizim Türk müteahhitler de kovalıyor. Peki, bu hava hakkı ile Hudson Yards arasındaki ilişki ne?</p>
<p>15 sene önce Hudson Yards’da demiryollarına ait boş rayların hava hakları tabii ki çok değerliydi. Ancak bu değerin ortaya çıkması için önce bölgeyi metro sistemine bağlamak gerekiyor. Zira New York’ta her sokak başında bir metro girişi var ve her yere 1950’den önce kurulmuş metro sistemini kullanarak gidiyorsunuz. Özellikle bazı istasyonlarda durmayan ekspres trenler sizi şehrin bir ucundan diğerine yarım saatte götürebiliyor (Bu kadar basit bir sistem neden metroların yeni yapıldığı Türkiye’de de kurulmamıştır, akıl alır gibi değil!). Hudson Yards’ı da metroya bağlamak için meşhur Times Meydanı’ndan özel bir hat inşa edilmiş. Hudson Yards’ı yapan, belediyenin de ortak olduğu şirket, demiryollarından bölgedeki hava haklarını 1 milyar dolara satın almış. Böylece yüksek emlak vergisi ödeyecek birçok yeni dairenin yapılmasının önü açılmış. Sonra bu emlak vergileri karşılığında 2 milyar dolarlık bono ihraç edilmiş ve bu parayla da metro hattının inşaatı finanse edilmiş. Karışık gibi gelse de arsa rantını vergilendirip kamu faydasını gözeten bir sistem tesis edilmiş.</p>
<p>Mamdani’yi iktidara taşıyan faktörlerden biri de kiraları dondurma vaadiydi. New York’taki evlerin yaklaşık yarısı kira kontrolüne tabi. Buralarda yıllık kira artışı belediyenin belirlediği %2-3 gibi bir oranı geçemiyor. Bu oran, ABD’deki enflasyonla paralel. Mamdani, 1 Ekim --yani dün-- itibarıyla, yeni kira kontratı yapılan evler için önümüzdeki sene kiraların artırılmasını yasakladı. Sonrasıysa meçhul! Oysa Mamdani’nin barınma sorununa kökten çözüm getirmesi bekleniyordu. Mamdani, bir de ucuza sebze-meyve satılacak tanzim satış mağazaları açmayı vaat etmişti. New York’a gitmişken birini ziyaret edeyim dedim. Ne var ki açılışları 2027’ye ertelenmiş!</p>
<p>Bir şehir, konut ve pahalılık sorunlarını fiyatlara narh koyarak mı çözebilir, yoksa kentsel rantın bir bölümünü kamuya aktararak mı? Görünen o ki Mamdani de sisteme uyum sağlamaya başlamış ve kısa vadeli çözümleri tercih ediyor. Radikal siyasetçilerin romantik vaatlerinin, iktidara gelince sisteme adapte olmalarıyla sulanması, dünyanın her yerinde görülen bir durum. Öte yandan, piyasa gerçeklerinden uzak çözümlerin büyük şehirlerde yaşamayı aslında daha da zorlaştırdığına dair dünyada birçok örnek var. Kentsel rantın bir kısmını kamuya aktararak denge sağlayan çözümler her zaman tam başarıya ulaşmasa da daha makul. Umarım bizim şehirlerimize de ders olur.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mamdaninin-new-yorkta-ilk-senesinden-alinacak-dersler-88828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mamdani’nin New York’ta ilk senesinden alınacak dersler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-otomotivde-surpriz-yapar-mi-88827</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB otomotivde sürpriz yapar mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara yönelik önlemleri nedeniyle DTÖ’de yaşadığı hukuki süreç, Ankara-Brüksel hattında otomotiv ve Gümrük Birliği açısından yeni tartışmaları beraberinde getirebilir. Çinli araçların Türkiye üzerinden AB pazarına erişimi ihtimali, Birliğin menşe kurallarından ithalat denetimlerine kadar yeni mekanizmalar geliştirmesine yol açabilir.</strong></p>
<p>Sanayi ürünlerinde AB’nin doğu sınırını oluşturan Türkiye’nin Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara uyguladığı önlemlere karşı Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde açılan davayı kaybetmesi, AB ile ilişkileri nasıl etkiler? Öyle ya; Çin menşeli araçlara yönelik ithalat koşulları gevşetilir ya da kaldırılırsa doğal olarak Çinli araçların Türkiye pazarına girişi kolaylaşır. Bu durumda bir şekilde Türkiye üzerinden AB’ye ‘sızma’ imkânı kazandırılabilecek araçlar, AB’nin Çin’e karşı koruma önlemlerini aşmak için de ‘yol’ bulmuş olur. Muhtemelen bu da AB’nin Türkiye üzerinde yeni kontrol mekanizmaları tesisine yol açar. Üstelik DTÖ’nün kararı kesinleştiğinde bir ‘emsal’ de oluşturabilir. DTÖ nezdinde AB’nin Çin’e karşı aldığı önlemler açısından yeni bir hukuki bir direnç doğabilir. Öte yandan Çin firmaları yatırım için Türkiye yerine AB içindeki çeşitli ülkeleri de tercih edebilir. Dahası Türkiye’nin otomotivde AB içindeki rolü de gerileyebilir. Hatta gümrük birliği kapsamındaki ürünlere ilişkin ‘AB’de üretilmiştir’ uzlaşısı daha da flu hâle gelebilir.</p>
<p>Öyle olur, böyle olur! Konu elektrikli araçlar ise son sözü teknoloji ve fiyatın ana belirleyicisi olan batarya söyler. Çünkü batarya sadece teknik bir bileşen değil; aracın maliyetini, performansını, menzilini ve üretici markanın pazardaki rekabet gücünü doğrudan belirleyen ana unsur</p>
<p>Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği ‘ACEA’nın hazırlattığı bir rapor da bu tespiti doğruluyor. AB’de batarya talebi önemli ölçüde artıyor. AB’nin yerlileşme odaklarından otomotiv sanayi şimdiden yüzde 70’lik Made in EU hedefinin rahatlıkla tutturulacağı görüşünde. Hatta fazladan 13-19 puanlık bir yerlilik marjına sahip olduklarını iddia ediyorlar. Ancak yerlilik kriterinin kolaylıkla tutturulmasına karşın araştırma raporları AB sınırları içinde üretilen araçların maliyetlerinin yoğun sübvansiyon nedeniyle yüzde 15-35 pahalı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle de yerlilik konusunda yeterliliklerine rağmen sektör destek istemeye devam ediyor.</p>
<p>İşin odağındaki batarya, AB açısından bir dizi açmazın kaynağını oluşturuyor. Artan talep karşılanamadığı gibi her aşamada ithalat bağımlılığı sürüyor. Bunlar bataryaların bileşenlerinden, ham maddelerin çıkarılması ve işlenmesine kadar her aşamayı içeriyor.</p>
<p>Biraz daha somutlaştıracak olursak; AB küresel batarya üretiminin ancak yüzde 7’sini yapabiliyor. ABD’nin payı yüzde 6, Çinli üreticilerin payı yüzde 83. AB batarya üretim kapasitesinin sadece yüzde 15’i Avrupa merkezli şirketler tarafından yönetiliyor. Üretimin yüzde 75’i Kore şirketlerine ait.</p>
<p>AB 2023 yılında yaklaşık 27 milyar avro değerinde ithalat yaptı. Bu ithalatın yüzde 90’ı üç Asya ülkesinden geldi. Çin tek başına toplam ithalatın yüzde 87’sini karşıladı.  </p>
<p>Batarya hücreleri, ortalama bir elektrikli otomobilin değerinin yüzde 40'ına karşılık geliyor. Anot ve katot aktif malzemeleri, pil hücrelerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 10 ve yüzde 50'sini oluşturuyor.  Çin küresel kurulu katot aktif malzeme üretim kapasitesinin neredeyse yüzde 90'ına ve anot aktif malzeme üretim kapasitesinin yüzde 97'sinden fazlasına sahip.</p>
<p>Çin, dünya batarya hücrelerinin yüzde 76-85'ini üretiyor. AB ve ABD’nin payı her biri için yaklaşık yüzde 5 civarında. 2028 yarı iletken çip ve mikro işlemci kapasite gelişim projeksiyonlarına göre Çin’in payı yüzde 52 iken ABD yüzde 10, AB yüzde 8 paya sahip.</p>
<p>Hammaddeler açısından baktığımızda; AB'nin temel batarya malzemeleri için ithalat bağımlılığı, doğal grafitte yüzde 99, manganezde yüzde 96, kobaltta yüzde 81, lityumda yüzde 81, nikelde yüzde 31. İşleme ve rafinasyon sürecinde, kobalt işlemede AB, küresel olarak yüzde 12'lik bir paya sahip. Llityum, grafit, nikel işleme tümüyle Çin'in hakimiyetinde. Çin, küresel lityum ve kobalt işleme kapasitesinin yüzde 50'sinden fazlasını kontrol ediyor.</p>
<p>AB'nin rafine edilmiş malzemeler için ithalata bağımlılığı; Lityumda yüzde 100, nikelde yüzde 75, manganezde yüzde 66, kobaltta yüzde 1. AB'nin geri dönüşümden elde edilen ikincil üretimi nadir toprak elementleri dâhil birçok malzeme için sıfıra yakın. Kobaltta yüzde 22, nikelde yüzde 16, manganezde yüzde 9, nadir toprak malzemesinde yüzde 1, lityumda yüzde 0.</p>
<p>ACEA'nın görevlendirdiği Mobility Global tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre düşük, orta ve yüksek talebi içeren tüm senaryolarda, Avrupa'da pil hücresi üretiminin 2032 yılına kadar 306 GWh'ye ulaşması beklenmesine rağmen, arzın talebi karşılaması beklenmiyor.</p>
<p>Sınırlı arz, "AB'de üretilmiştir" teşviklerinden yararlanmaya hak kazanacak araç sayısının artırılmasının önündeki en önemli kısıtlama olarak görülüyor.  IAA’nın 2028'de yürürlüğe girmesi halinde, yaklaşık 3 milyon aracın arz yetersizliği nedeniyle ilgili teşviklerden yararlanamayacağı vurgulanıyor. Orta ve ağır ticari araçlar için bu zorluk daha da belirgin. Arz-talep açığı 2032 yılına kadar genişlemeye devam ederek 23 GWh'ye ulaşacak ve Avrupa'daki mevcut arzın yaklaşık dört katı talep görecek.</p>
<p>Bu durumda otomotiv sanayindeki bu boşluğu AB’nin yerli üreticileri dolduramayacak. Göründüğü kadarıyla 30 yıllık gümrük birliği paydaşı olarak AB menşeli ortaklara sahip bizim otomotiv sanayine de bir rol düşmeyecek. Hatta Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın da ‘Fransa Ülke Günü’ etkinliğindeki konuşmasında altını çizdiği gibi; gümrük birliği ülkelerinden gelen içeriklerin Birlik menşeli sayılmasına karşın, bu uygulama “açık”, “öngörülebilir” ve “uygulamada garanti altına alınmış” olmayacak.</p>
<p>Yani otomotivde sürpriz şaşırtmayacak...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-otomotivde-surpriz-yapar-mi-88827</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB otomotivde sürpriz yapar mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sira-bize-gelmeyecek-88826</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sıra bize gelmeyecek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KORGÜN ŞENGÜN - </strong><strong>MKS Devo Kimya YK Başkanı ve </strong><strong>ORKİMDER Başkanı</strong></p>
<p>Türk sanayicisi neden bu kadar sıkıştı? Cevap sadece güncel meseleler olan döviz kurunda, banka kredilerine ulaşımdaki zorluklarda, faizde ya da enerjide artan maliyetlerde değil.</p>
<p>Yetmiş yıldır dayandığımız kalkınma varsayımı çöktü: Yukarıdaki basamak artık boşalmıyor.</p>
<p>Türkiye'nin sanayi anlatısı yetmiş yıldır tek bir varsayıma dayandı. Gelişmiş ülkeler teknoloji merdiveninde yukarı çıkar, terk ettikleri basamaklar bize kalır. Onlar tekstili bırakır biz alırız, sonra onlar beyaz eşyayı bırakır biz alırız, biz de zamanla yukarı çıkarız. Sıranın bize geleceğini varsaydık.</p>
<p>Gelmedi. Ve gelmeyecek.</p>
<p>Çin bugün hem yeni sektörlerin komuta yüksekliklerine hâkim, hem de eski emek yoğun sektörleri bırakmıyor. Rakamla söyleyelim: yüzyılın başında Çin'in, düşük ve orta gelirli ülkelerin hazır giyim, tekstil, ayakkabı ve deri ihracatındaki katma değer payı toplamın yaklaşık üçte biriydi ve bu, nüfus payına denk düşüyordu. Bugün üçte iki, nüfus payı ise düşmüş durumda.</p>
<p>Aynı ülke elektrikli araçta, bataryada, güneş panelinde ve dronda dünya lideri. Yani merdiveni tırmanırken arkasından yukarı çekiyor. İktisat teorisinin hiçbir ülkenin yapamayacağını söylediği şeyi yapıyor: neredeyse her alanda karşılaştırmalı üstünlüğü aynı anda elinde tutmak.</p>
<p>Düşük teknolojiyle ayakta kalan Türk sanayicisinin neden artık ayakta kalamadığının cevabı burada... Yukarıdan sıkışıyor, çünkü teknolojiyle yarışamıyor. Aşağıdan sıkışıyor, çünkü maliyetle yarışamıyor. Ve ortada kalan alan her yıl daralıyor. <strong>Fiyatla duramayız, çünkü karşımızda rasyonel bir maliyet üstünden oluşturulmuş fiyat mekanizması yok</strong></p>
<p><strong>"Çin fiyatı ile yarışmak zorunda kalmak" </strong></p>
<p>Yarışamayız. Çünkü karşımızdaki rakip kâr etmiyor.</p>
<p>Çin'de sanayi şirketlerinin yaklaşık yüzde 30'u zarar ediyor. Bunlar batmıyor; devasa bir sübvansiyon yapısı sayesinde ayakta duruyor. Yeni banka kredilerinin yüzde 58'i, yüzde 3'lük referans faizin altında veya ona eşit oranla veriliyor. Sanayi sübvansiyonları firma cirosuna oranla Çin'de yaklaşık yüzde 2,4; OECD Avrupa'sında yüzde 0,35.</p>
<p>Yani karşımızdaki fiyat bir verimlilik ölçüsü değil. Bir politika tercihinin faturası... O faturayı</p>
<p>Çinli şirket değil, Çin hanehalkı ve bankacılık sistemi ödüyor.</p>
<p>Rakibin fiyatına bakarak yatırım kararı veren herkes bozuk bir pusulaya bakıyor.</p>
<p><strong>Koruma bir nefes, çözüm değil</strong></p>
<p>Batı bunu gördü ve duvar örmeye başladı. Avrupa kritik kimyasalları belirleyip gümrük</p>
<p>gözetimine alıyor; Amerika yıllardır anti-damping vergileriyle çalışıyor. Bu duvarların altında gerçek bir fiyat şemsiyesi oluşuyor ve Türk üreticisi için ticari fırsat da burada.</p>
<p>Ama yanılmayalım. Koruma kalıcı bir üstünlük vermez, süre kazandırır.</p>
<p>Kanıtı da ortada: Avrupa Çin'den gelen elektrikli araçlara yüzde 17-35 arasında vergi koydu ve ihracat akını durmadı, sadece biçim değiştirdi. Vergi akışı yavaşlatır, kesmez.</p>
<p>O yüzden doğru soru şu olmalı: bu nefes alma süresini nasıl kullanacağız?</p>
<p>Cevabım şu. Kazandığımız zamanı işletmelerimizin yaşam süresini ve yaşam kalitesini fazla düşürmeden, yeni kurulan oyunun içinde kalmak için kullanmalıyız. Çünkü yeni bir dönemin oyunu şu anda kuruluyor ve kuralları yazılırken masada olmayan, sonradan itiraz edemiyor.</p>
<p>Yazının geri kalanı bu tabloyu rakamlarıyla ortaya koyuyor: Çin'deki döngü nasıl işliyor,</p>
<p>Avrupa ne kuruyor, biz neredeyiz ve elimizin altında duran çözüm ne.</p>
<p><strong>Bölüm 1: Çin'deki döngü nasıl işliyor</strong></p>
<p>Zincirin ilk halkası fiyat değil, tasarruf.</p>
<p>Çin'in brüt yurt içi tasarruf oranı GSYH'nin yüzde 45'ine yakın ve en büyük on ekonomi içinde açık ara birinci. Sebebi sosyal güvenlik ağının zayıflığı: hanehalkı ihtiyaten biriktiriyor.</p>
<p>Bu tasarrufun gidebileceği iki klasik kanal tıkalı. Perakende satışlar yıllık bazda sıfırın altına inmiş. Konut geliştirme yatırımı, 2017=100 endeksinde 148 zirvesinden 55 seviyesine çökmüş.</p>
<p>Geriye tek kanal kalıyor: sanayi kapasitesi. Nitekim özel sektör sabit sermaye yatırımı negatife düşerken devlet yatırımı pozitif kalıyor. Yatırımı ayakta tutan devlet…</p>
<p>Sonuç; kapasite fazlası… 2024 rakamları şöyle: güneş paneli kapasitesi 1.045 GW, üretim 587</p>
<ol start="2">
<li>Rüzgâr türbini gondolunda 204 GW'a karşı 96 GW. Batarya hücresinde 2.830 GWh'e karşı</li>
</ol>
<p>890 GWh. Elektrikli otomobilde 22 milyon adede karşı 12 milyon. Kapasite çoğu yerde üretimin iki katı veya üstü.</p>
<p>Normal bir piyasada uzun süren negatif fiyatlar kapasiteyi tasfiye ederdi. Çin'de olmuyor.</p>
<p>Çünkü yerel yönetim istihdamı kaybetmek istemiyor, banka krediyi batık yazmak istemiyor, şirket de sabit maliyeti zaten batmışken kapanmaktansa zararına satmayı tercih ediyor.</p>
<p>Zarar eden sanayi şirketi oranı 2017'de yüzde 15 iken bugün yüzde 30. Kimse çıkmıyor.</p>
<p>Fazla mal ihracata dönüyor. 2016 = 100 endeksinde ihracat 215'e çıkmış, konut satışları 50'ye inmiş. İki eğri birbirinden tam ters yöne gidiyor ve bu tek grafik tablonun özeti.</p>
<p><strong>Bölüm 2: Faturayı kim ödüyor</strong></p>
<p>Alıcı ülkeler ödüyor.</p>
<p>2021-2024 arasında Brunei, Kamboçya ve Laos dışında her ASEAN ülkesinde imalatın GSYH</p>
<p>içindeki payı geriledi. Endonezya'da onlarca tekstil ve hazır giyim firması kapandı, 250 bin iş</p>
<p>kayboldu, 280 bin iş daha risk altında. Tayland'da aynı dönemde 4.000 küçük fabrika kapandı.</p>
<p>Avrupa'da otomotivde 2030'a kadar 350 bin işin tehdit altında olduğu hesaplanıyor; Avrupa'nın</p>
<p>maliyet dezavantajı yüzde 35 olarak ölçülmüş. 2024-2025'te zaten 104 bin otomotiv işi</p>
<p>kaybedilmiş. Planlanan 16 batarya fabrikasının 11'i iptal edilmiş veya ertelenmiş.</p>
<p>Avrupa kimya sanayisinde tablo daha da sert. 2022'den bu yana açıklanan kapasite kapanışları</p>
<p>37 milyon tona, yani Avrupa kapasitesinin yaklaşık yüzde 9'una ulaştı. Dünya kimya</p>
<p>ihracatındaki payları 2018'de yüzde 23 iken bugün yüzde 14.</p>
<p><strong>Ve bir uyarı: bu kapanan kapasitenin yerini biz almıyoruz. Boşluk oluşuyor, ama boşluğu Çin</strong></p>
<p><strong>dolduruyor</strong>.</p>
<p><strong>Bölüm 3: Kimya için asıl haber enerjide</strong></p>
<p>Bu kısım az konuşuluyor ama bizim sektörümüz için en belirleyici olanı.</p>
<p>Çin'in enerjide kendine yeterliliği 2019'da yüzde 66 iken 2025'te yüzde 81'e çıktı. Bu yıl petrol</p>
<p>ithalatını yüzde 30-35 azalttı. Sebeplerden biri doğrudan bizi ilgilendiriyor: petrokimyasal</p>
<p>üretmek için yurt içi kömür rezervlerinin gazlaştırılması arttı.</p>
<p>Nitekim Çin'in kömür tüketiminin yalnızca yaklaşık yüzde 55'i elektrik üretimi için. Kalanı</p>
<p>termal ısı ve petrokimya ile plastik hammaddesi. Ölçek olarak Çin'in tek başına kömür tüketimi,</p>
<p>ABD'nin toplam enerji tüketiminden fazla.</p>
<p>Bunun anlamı şu: Çinli kimya üreticisinin hammadde maliyeti giderek petrol fiyatından</p>
<p>kopuyor ve yurt içi kömüre bağlanıyor. Biz ise petrol-gaz türevi, ithal ve dolar bazlı bir</p>
<p>hammadde yapısıyla çalışıyoruz.</p>
<p>Bu konjonktürel bir fiyat farkı değil, kalıcı bir maliyet mimarisi farkı. Petrol ucuzlasa bile</p>
<p>kapanmaz, çünkü fark artık aynı girdi üzerinden oluşmuyor.</p>
<p><strong>Bölüm 4: Avrupa ne kuruyor ?</strong></p>
<p><strong>Avrupa fiyat yarışını kazanmayı bıraktı ve yarışın kuralını değiştirdi. Yeni soru "kaça alıyorum"</strong></p>
<p><strong>değil, "kesilirse ne olur".</strong></p>
<p>Kronoloji hızlı. Temmuz 2025'te Avrupa Kimya Sanayi Eylem Planı kabul edildi. Ekim 2025'te</p>
<p>Kritik Kimyasallar İttifakı kuruldu. Ocak 2026'da Hollanda'da ilk genel kurul yapıldı, 200'den</p>
<p>fazla kurum katıldı, dört çalışma grubu kuruldu. Haziran 2026'da metodoloji tamamlandı. Eylül</p>
<p>2026'da on üye devlet Konsey'e not sunup listenin derhal tanınmasını istedi. 8 Ekim'de ikinci</p>
<p>genel kurul, hangi kimyasalların Avrupa için hayati olduğunu gösteren ilk listeyi onaylayacak.</p>
<p>On sekiz ayda sıfırdan kurulmuş ve işler hale gelmiş bir sanayi politikası.</p>
<p>Yöntem her kimyasala iki soru soruyor. Bunu kaybetme riskim var mı: ithalat hangi ülkelerde</p>
<p>toplanmış, kaç tesis üretiyor, gelecekte kapasite ne olacak? Ve kaybedersem ne olur: hangi</p>
<p>stratejik sektörler durur, yerine ekonomik olarak başka bir şey konabilir mi?</p>
<p>Listeye girenler gümrükte özel takibe alınacak, haklarındaki şikâyetler öncelikli işleme girecek,</p>
<p>devlet destekleri o listeye göre yönlendirilecek.</p>
<p>İşin en çarpıcı bulgusu da burada. Aynı veriyle, aynı yöntemle, eşiği biraz oynattığınızda üç</p>
<p>farklı liste çıkıyor. Test edilen on kimyasaldan sadece biri her ayarda listeye giriyor; altısı eşik</p>
<p>sıkıldığında düşüyor.</p>
<p>Yani "kritik kimyasal" nesnel bir kategori değil. Ölçüm nesnel, eşik siyasi. Avrupa kimya</p>
<p>sanayisinin kendi iç değerlendirmesi de bunu yazıyor: eşikler <strong>kimin kritik olduğunu</strong></p>
<p><strong>belirleyecek ve kazananlarla kaybedenler yaratacak.</strong></p>
<p><strong>Bölüm 5: Duvarın altındaki fırsat ve sınırı</strong></p>
<p>Korumanın nasıl işlediğini kendi sektörümüzden bir örnekle görelim.</p>
<p>Amerika 2017'de Çin menşeli bir su şartlandırma kimyasalına anti-damping ve telafi edici vergi</p>
<p>koydu. 2022'de beş yıllık gözden geçirmede kararlar sürdürüldü. 2024'te bir yerli üreticinin</p>
<p>talebiyle atlatma soruşturması açıldı, Şubat 2026'da ürünün katı formu da kapsama alındı.</p>
<p>Dokuz yıl. Ve koruma statik değil, kendini genişleten bir makine.</p>
<p>Sahadaki karşılığı şu: bugün Çin'de tonu 1.600 dolar olan bu üründe, Amerikalı bir dağıtım</p>
<p>şirketi 2.200 dolar hedef fiyatla tedarikçi arıyor. Aradaki 600 dolar bir verimlilik farkı değil,</p>
<p>korumanın yarattığı fiyat şemsiyesi.</p>
<p>Bu, sık sorulan bir soruya da cevap veriyor: "yerli üretim pahalıysa farkı kim öder?" Fark zaten</p>
<p>ödeniyor. Tedarik güvenliğinin primini Avrupalı ve Amerikalı alıcı bugün de ödüyor; stok</p>
<p>tutarak, ikinci kaynak besleyerek, devlet yardımı üzerinden. Biz o primi talep etmiyoruz, hâlâ</p>
<p>fiyat kırıyoruz.</p>
<p>Ama iki uyarı şart.</p>
<p>Birincisi ölçek. Anti-damping ülkeye özgüdür, bugün bizi kapsamaz. Korunma önlemi ise</p>
<p>menşe ayırmaz, herkese uygulanır. Ve on üye devlet bu araçların değer zinciri yaklaşımıyla</p>
<p>genişletilmesini istiyor. Hacim eşiğini geçtiğiniz gün dosya sizin adınıza açılır. Yani buradaki</p>
<p>fırsat bir yatırım tezi değil, bir zaman tezidir.</p>
<p>İkincisi siyaset. Bir başkan bir sabah "anlaştık, vergiyi indirdim" diyebilir. Burada teknik bir</p>
<p>ayrım var: bir imzayla değişen şey idari gümrük vergileridir. Anti-damping kararları yarı</p>
<p>yargısal bir süreçle konur, kaldırılması beş yıllık gözden geçirme gerektirir ve yerli üretici itiraz</p>
<p>eder. İş planını manşet vergisine değil, anti-damping kararına dayandırmak gerekir.</p>
<p><strong>Bölüm 6: Biz neredeyiz</strong></p>
<p>Gümrük Birliği sayesinde Avrupa pazarının içindeyiz. Kimya ihracatımız bu yılın ilk sekiz</p>
<p>ayında yüzde 4,6 artarak 22,8 milyar dolara çıktı ve Avrupa ana pazarımız.</p>
<p>Ama bu içeride oluş tek yönlü.</p>
<p>İhracatımız Avrupa'nın aylık ithalat izleme sisteminin kapsamında. Ticaret savunma</p>
<p>önlemlerinin muhatabı olabiliriz. Sınırda karbon düzenlemesi 1 Ocak 2026'da kesin aşamaya</p>
<p>geçti; kimyasalların kapsama alınması 2027-2028'den itibaren tartışılıyor.</p>
<p>Buna karşılık İttifak üyeliği AB veya AEA-EFTA ülkelerinde yerleşik olma şartına bağlı.</p>
<p>Kriterlerin yazıldığı, listenin yapıldığı, paranın yönünün belirlendiği masada bulunamıyoruz.</p>
<p>Tek cümleyle: maliyet tarafı bize uygulanıyor, koruma tarafından yararlanamıyoruz.</p>
<p>Üstelik Türkiye'de kimya sanayisi adına Brüksel'de dosyayı izleyen, çalışma grubunda oturan</p>
<p>bir yapımız da yok. Oysa Avrupa kimya sanayisi bu sürece uzmanlarını dört çalışma grubuna</p>
<p>yerleştirerek girdi.</p>
<p><strong>Bölüm 7: Kendi tarafımızdaki eksik</strong></p>
<p>Türkiye korumasız değil. İlave gümrük vergisi, gözetim ve damping soruşturması yıllardır</p>
<p>işletiliyor. Sorun araçların yokluğu değil, onları birbirine bağlayan bir üst planın olmaması.</p>
<p>Uygulama münferit başvurularla yürüyor. Bir üretici sıkışır, dosya açtırır, o ürüne vergi konur.</p>
<p>Ertesi dönem başka bir üretici başka bir dosya açtırır. Aynı mantık teşvikte de geçerli: destekler</p>
<p>tek tek başvurularla dağıtılıyor, hangi değer zincirinin ülke için kritik olduğu sorulmadan.</p>
<p>Ortaya çıkan şey bir strateji değil, birbirinden habersiz kararların toplamı. Her noktayı tek tek</p>
<p>savunurken, asıl belirleyici hattın nerede olduğu gözden kaçıyor.</p>
<p>Bedeli de hesaplanmıyor. Bir ara maddeye ilave vergi konduğunda o maddeyi kullanan alt</p>
<p>sektörün maliyeti artar, ihracat rekabeti zayıflar ve zincirin sonunda nihai tüketiciye</p>
<p>pahalılaşmış bir ürün çıkar. Yani koruma kararı, farkında olmadan enflasyona da yazılır. Bir</p>
<p>molekülü korurken üç sektörü sıkıştırmak mümkündür.</p>
<p>Avrupa bu hesabı yapıyor. Metodoloji raporu, ticaret savunmasının riskleri arasına aşağı akım</p>
<p>sanayiler ve son tüketiciler için maliyet artışını açıkça yazmış. Aynı rapor bir uyarı daha</p>
<p>içeriyor: üretim destekleri yalnızca geçici çözümlerdir.</p>
<p><strong>Bizde eksik olan vergi değil. Verginin hangi zinciri koruyup hangisini vurduğunu gösteren</strong></p>
<p><strong>harita.</strong></p>
<p><strong>Bölüm 8: Elimizin altında duran çözüm</strong></p>
<p>İyi haber şu: Avrupa'nın kullandığı yöntem gizli değil. Kriterler, formüller, eşikler ve veri</p>
<p>kaynakları belgelenmiş durumda. Mesele, Türkiye'nin verisini o formüllere koymak.</p>
<p>Ama olduğu gibi kopyalanamaz, üç ekleme gerekiyor.</p>
<p><strong>İhracat yoğunlaşması</strong>. Avrupa ithalatın hangi ülkelerde toplandığını ölçüyor, çünkü onun</p>
<p>derdi dışarıdan aldığını kaybetmek. Bizim ayrıca sattığımız yeri kaybetme riskimiz var. Bir</p>
<p>üründe üretimimizin büyük kısmı tek pazara gidiyorsa, o pazar kapıyı daralttığında üretim</p>
<p>durur.</p>
<p><strong>Stratejik sektör tanımı</strong>. Avrupa'nın listesi savunma, sağlık, tarım-gıda ve enerjiden ibaret.</p>
<p>Bizde tekstil, otomotiv yan sanayi, inşaat ve beyaz eşya da stratejiktir. Tanım değişince sonuç</p>
<p>tamamen değişir.</p>
<p><strong>Üretilebilirlik filtresi.</strong> Her molekül dört soruya tabi tutulmalı: hammaddesi burada var mı,</p>
<p>ölçeği taşıyabilir miyiz, enerji yoğunluğu maliyet yapımıza uyuyor mu, hedef pazarda koruma</p>
<p>şemsiyesi var mı ve ne kadar süreyle. Bu filtre olmadan çıkan liste bir ithal ikamesi dilek</p>
<p>listesine döner.</p>
<p><strong>Ve bir kural:</strong> önce metodoloji ve eşikler ilan edilir, liste sonra çalıştırılır. Sırayı tersine</p>
<p>çevirirseniz bugünkü sistemin aynısını daha bilimsel bir ambalajla kurmuş olursunuz.</p>
<p>Veri tarafında da dürüst olalım. Ticaret verisi yeterli, üretim verisi de var. Eksik olan kapasite</p>
<p>verisi: kurulu kapasite, kullanım oranı, hammadde bağımlılığı ve ihracatın ülke dağılımı.</p>
<p>Avrupa bu boşluğu veriyi satın alarak kapatıyor, yani sorun bizim geri kalmışlığımızdan</p>
<p>doğmuyor. Boşluğu dolduracak olan sektörün kendisidir; devlet toplayamaz, ticari sağlayıcı</p>
<p>bilmez. Tek şart, verinin rekabet hukukuna uygun bir mimariyle ve firma bazında</p>
<p>ayrıştırılamayacak biçimde toplanmasıdır.</p>
<p>Nereden başlanacağı da belli. Avrupa 1.300 molekülü taramadı; yöntemi on temsili molekülde</p>
<p>test etti. Aynı yol bizim için de en akıllısı. Birkaç aylık bir analiz mesaisi sonunda elde,</p>
<p>Brüksel'in konuştuğu dili konuşan bir yöntem kalır.</p>
<p>Bu arada Fransa'ya bakmakta fayda var. Fransız kimya sanayisi kendi ulusal listesini çoktan</p>
<p>çıkardı; Avrupa çalışmasında karşılaştırma seti olarak o liste kullanıldı ve ikinci genel kurulun</p>
<p>hazırlığını Komisyon ile birlikte Fransa yürütüyor. Ulusal liste yapan ülke, masayı da yönetiyor.</p>
<p><strong>Son söz</strong></p>
<p>Başa dönelim. Sıra bize gelmeyecek, çünkü sıranın önündeki kalkmıyor.</p>
<p>Bunu kabul etmek karamsarlık değil, gerçekçilik. Üstelik karşı tarafın da bir sınırı var:</p>
<p>büyümek için küresel talebe bu kadar bağımlı bir ekonomi, müşterileriyle sürekli çatışma</p>
<p>halinde kalamaz. Bir kırılma noktası gelecek. Mesele o güne hangi konumda ulaştığımız.</p>
<p>Bugünkü koruma duvarları bize bir nefes alma süresi veriyor. Bu süreyi fiyat kırarak geçirirsek,</p>
<p>süre dolduğunda aynı yerde ve daha yorgun oluruz. Verimliliğe ve konuma yatırarak geçirirsek,</p>
<p>yeni kurulan oyunun içinde kalırız.</p>
<p><strong>Kuralların yazıldığı odada oturup oturmadığınız meselesi artık kurdan, faizden ve enerji</strong></p>
<p><strong>fiyatından daha belirleyici. Avrupa kendi listesini yapıyor. Bizim listemiz yok. Ama yapılamaz</strong></p>
<p><strong>değil.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sira-bize-gelmeyecek-88826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sıra bize gelmeyecek… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-tabagin-arkasindaki-toprak-88825</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir tabağın arkasındaki toprak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir incir ağacına baktığımızda ne görürüz? Dalların arasındaki meyveleri, olgunlaşmayı bekleyenleri, belki gölgesinde oturulacak bir yeri… Mutfağı düşündüğümüzde aklımıza taze incir, kurusu, reçeli gelir. Yaprağına ise aynı dikkatle bakmayabiliriz. Oysa bazen bir mutfağı anlamanın yolu, alıştığımız için üzerinde durmadığımız böyle küçük bir ayrıntıdan geçer. Bir yaprak, bizi ağaca; ağaç, yetiştiği toprağa ve onunla ilgilenen insanlara götürür.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Vakko L’Atelier Nişantaşı’na konuk olan <strong>Kanji Kobayashi</strong>’nin İstanbul için hazırladığı tadım menüsünü denedim. Japonya’nın Wakayama bölgesindeki villa aida’nın kurucu şefi, üç gün boyunca burada yemeklerini sundu. Menüye şimdi yeniden bakarken, son bölümdeki incire ve incir yaprağına dönüyorum. Çünkü bu küçük ayrıntı, şefin mutfağı kadar hayata bakışını da anlatmak için bir başlangıç sunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf3de46fcc6-1790918116.jpg" alt="" width="555" height="833" />Önce bu buluşmanın İstanbul’daki adresinden söz edelim. Abdi İpekçi Caddesi’nde, Vakko Hotel &amp; Residence’ın giriş katındaki L’Atelier, Fransız bistro geleneğini dünya mutfaklarına açılan bir anlayışla birleştiriyor. Aynalı duvarları, cam tavanı ve mekâna yayılan yeşillikleriyle kent hayatının içinde ferahlığa yer açan bir ortamı var. İç ve dış oturma alanları, restoranın Nişantaşı’nın gündelik akışıyla bağını koruyor. Moda, tasarım ve gastronominin aynı adreste buluşması da mekânın kimliğini tamamlıyor.</p>
<p>Böyle bir ortamda Wakayama’daki bir bahçeden beslenen mutfak anlayışıyla karşılaşmanın ayrıca bir anlamı var. Bir yanda Nişantaşı’nın kentli estetiği, diğer yanda ürünün yetişmesine, olgunlaşmasına, hasadına göre şekillenen bir hayat… Bu buluşma, sofranın birbirinden uzak coğrafyalar arasında kurabildiği ilişkiyi hatırlatıyor. Masadaki menünün kabartma bitki desenli kapağı da dikkati daha ilk sayfadan o hayatın kaynağına yöneltiyor.</p>
<p><em>Matcha Ice</em> başlıklı tatlıda siyah ve yeşil incir, incir yaprağı, shiratama ve kırmızı fasulye bir aradaydı. Meyveyle yaprağın aynı tabakta buluşması, bir bitkiyi ne kadar tanıdığımızı düşündürüyor. Ondan yararlanmanın bildiğimiz yollarıyla mı yetiniyoruz? Yoksa büyümesini, değişmesini, farklı zamanlarda sunduklarını da izliyor muyuz? Böyle bir dikkat, mutfaktan önce bahçede başlıyor.</p>
<p>Kobayashi’nin yaklaşımını anlatan <em>“Agrigastronomy”</em> kavramı, tarımla gastronomiyi birlikte düşünmeye dayanıyor. Restoranının çevresindeki bahçeler ve tarlalar, mutfağın gündelik kararlarında söz sahibi. Yetişen ürünün durumu, hasat zamanı, o gün elde olanlar menünün oluşumuna katılıyor. Şefin işi de bu koşulları gözlemlemeyi, anlamayı ve onlarla birlikte üretmeyi içeriyor.</p>
<p>Menüdeki yazılarda Japon kültüründeki <em>“shun”</em> anlayışına yer verilmişti: Ürünü, kendisini en iyi ifade ettiği zamanda değerlendirmek… Mevsimsellik sözcüğünün içine sığdırdığımız şeyin ne kadar ayrıntılı bir bilgi olduğunu hatırlatıyor bu. Bir sebzenin hangi ayda yetiştiğini bilmek başlangıç; o sebzenin hangi gün, hangi gelişim evresinde, nasıl kullanılacağını gözetmek ise daha yakın bir ilişki gerektiriyor. Menüde, bir gün sonra hasat edilen sebzenin bile farklı bir hazırlama biçimine ihtiyaç duyabileceği vurgulanıyordu.</p>
<p>Böyle bakınca mutfağın takvimi de değişiyor. Takvim yaprakları aynı mevsimi gösterse bile toprak her yıl aynı koşulları yaşamıyor. Yağmurun, sıcaklığın, bekleyişin etkisi ürüne yansıyor. Mevsime bağlılık, bu değişkenliği kabul etmeyi; bazen tasarladığımız yemekten vazgeçip elimizdekinin sunduğu imkânlara yönelmeyi gerektiriyor.</p>
<p>Kobayashi’nin İtalya’da geçirdiği yıllar bu anlayışın gelişmesinde önemli. Don Alfonso 1890’ın da aralarında bulunduğu mutfaklarda çalıştıktan sonra ülkesine dönüyor, 1998’de restoranını açıyor. İtalya deneyiminden süzülen düşüncelerden biri, yerel aidiyeti anlatan <em>“campanilismo”</em>. Mutfağa taşındığında, çevresinde yetişenleri tanımak ve onlarla üretmek anlamı kazanıyor. Burada yerellik, ürün seçiminin yanında yaşanılan yeri öğrenme çabası olarak da karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Bu hayatın içinde eşi <strong>Yumi Kobayashi</strong>’nin emeğine ayrıca bakmak gerekiyor. 50 Best’in 2022’de yayımladığı portrede Yumi; sabah erkenden hasada çıkan, salonu ve içecek servisini üstlenen bir çalışma ortağı olarak anlatılıyor. Osaka’daki bistrosunu bırakıp Iwade’ye taşınmış, tarımı araştırarak ve çiftçilere danışarak öğrenmiş. Çiftin restoranın üst katında yaşadığını da aynı kaynaktan öğreniyoruz. Bahçe, mutfak, sofra ve ev, gündelik hayatlarının birbirine bağlı parçaları.</p>
<p>Gastronomi üzerine yazarken çoğu zaman bir şefin adına odaklanıyoruz. O ismin çevresinde oluşan başarı hikâyesinin içindeki diğer insanları daha az görüyoruz. Oysa ürünün yetişmesini izlemekten misafiri karşılamaya kadar uzanan işlerin her biri, sofranın niteliğine katılıyor. Yumi’nin hikâyesi, bu ortaklığın görünür olması bakımından da değerli. Bir restoranı anlamak için mutfakta kimin yemek yaptığının yanında, o hayatın nasıl sürdürüldüğüne de bakmak gerekiyor.</p>
<p>Villa aida, 2022 Michelin Rehberi’nde iki yıldız ve Michelin Yeşil Yıldızı ile yer aldı. Rehberin Ekim 2021’de yapılan duyurusunda, restoranın çevresel yaklaşımı somut uygulamalarla anlatılıyor: Sebze, meyve ve pirinç yetiştirilmesi, bitkisel artıkların komposta dönüştürülmesi, balık ve kümes hayvanlarının yerel üreticilerden sağlanması… Yeşil Yıldızın arkasındaki çalışma, toprağa ve üretim döngüsüne ilişkin bu gündelik kararlarda karşılık buluyor.</p>
<p>Sürdürülebilirlik sözcüğünü çok sık kullanıyoruz. Sözcüğün ağırlığını koruyabilmesi için böyle ayrıntılara ihtiyacımız var. Neyi nereden aldığımız, ne kadarını kullandığımız, geriye kalanı nasıl değerlendirdiğimiz, üreticiyle nasıl bir ilişki kurduğumuz… Bir mutfağın doğayla ilişkisi, bu sorulara verdiği cevaplarla belirginleşiyor.</p>
<p>İstanbul’da tattığım menüde de kendi sofralarımızdan tanıdığımız ürünler, Japon mutfağının farklı yorumları içinde yer alıyordu. <em>Kanpachi</em> başlığı altında wasabi, bamya, deniz börülcesi, lime ve taze otlar sıralanmıştı. <em>Soba</em> bölümünde dülger balığına kantarell ve siyah borazan mantarlarıyla semizotu eşlik ediyordu. Bamya ve semizotu gibi gündelik mutfağımızda yeri olan ürünleri bu birliktelikler içinde görmek, tanıdık malzemelerin başka mutfaklarda açılabildiği alanları hatırlatıyor.</p>
<p><em>Tempura</em>da nohut ve Akdeniz karidesi, limon verbenası ve Japon baharat karışımı shichimi togarashi ile buluşuyordu. <em>Yakitori</em> yorumunda ızgara tavuk; atalık domates, balkabağı, kök kereviz ve hardallı, sirkeli miso sosu karashi sumiso ile birlikte yer alıyordu. Menüdeki sebzeler, şefin ürün çeşitliliğine gösterdiği dikkati İstanbul sofrasına da taşıyordu. <em>Sukiyaki</em> ise kuru dinlendirilmiş sığır eti, ızgara patlıcan, uzun yeşilbiber ve kaymağı bir araya getiriyordu. Kaymağı bu bileşimin içinde okumak bile iki mutfak arasında kurulabilecek ilişkilerin genişliğini gösteriyor. Başka bir coğrafyaya gelen şefin, kendi birikimiyle buranın mutfak hafızası arasında kurduğu bağ, böylesi buluşmaları anlamlı kılıyor.</p>
<p>Menünün son sayfasında üreticilere ve tedarikçilere teşekkür ediliyordu. Ortak emekten söz ederken bu ayrıntıyı da kaydetmek isterim. Sofraya ulaşan ürünlerin arkasında, çoğu zaman adını bilmediğimiz insanların çalışması var. O emeği hatırlamak, gastronomi kültürünün bir parçası olmalı.</p>
<p>Bizim mutfak hafızamızda da ürünün zamanını beklemek, yaprağını, sapını değerlendirmek, mevsimin bolluğunu kışa saklamak var. Pazarda sebzenin gelişini kollayanların, hangi otun nerede yetiştiğini bilenlerin bilgisi hâlâ hayatımızın içinde. Bu bilgiye ne kadar alan açtığımız, onu genç kuşaklara nasıl aktardığımız ve taşıyıcılarının emeğine nasıl karşılık verdiğimiz üzerinde durmalıyız. Yerel mutfağı yaşatmak, tariflerle birlikte bu ilişkileri de korumayı gerektiriyor.</p>
<p>Vakko L’Atelier Nişantaşı’ndaki üç günlük buluşma sona erdi. Benim için bu sofrayı yazıya taşımanın anlamı, tattığım menünün arkasındaki düşünceye de yer açmak. İncirin yanına yaprağını, şefin yanına çalışma ortağını, tabağın yanına üreticiyi koyduğumuzda gördüğümüz manzara genişliyor. Bir yemeği daha yakından tanımak, onu mümkün kılan hayata da dikkatle bakmakla başlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-tabagin-arkasindaki-toprak-88825</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/5/1280x720/yemek-1790918141.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir tabağın arkasındaki toprak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isveren-vekilliginde-gozden-kacan-sosyal-guvenlik-riski-88824</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşveren vekilliğinde gözden kaçan sosyal güvenlik riski</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İşveren vekilliği, şirket içinde yalnızca yönetsel bir görev anlamına gelmiyor. Sosyal güvenlik mevzuatına göre işveren adına ve hesabına işin bütününü yöneten kişiler, prim borçlarından iş kazası bildirimlerine kadar birçok yükümlülükten işverenle birlikte sorumlu tutulabiliyor; bazı durumlarda bu sorumluluk kişisel malvarlığına kadar uzanabiliyor.</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatına göre, 5510 sayılı Kanun’un 4/a (SSK) ve 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar <strong>“işveren”</strong> olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Sosyal güvenlik açısından işveren sayılmanın temel unsuru, 4/a veya 4/c kapsamında sigortalı sayılan kişileri çalıştırmaktır. Bu nitelikte bir kişiyi çalıştırmayanlar, sosyal güvenlik yönünden işveren olarak kabul edilmemektedir.</p>
<p>İşveren kadar, işveren vekilinin kim olduğu da iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve iş sağlığı ve güvenliği açısından önem taşımaktadır.</p>
<p>Çünkü işveren için öngörülen yükümlülüklerden işveren vekilleri de sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p>Genel olarak işveren vekili; işveren adına hareket eden, işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kişiyi ifade etmektedir.</p>
<p>5510 sayılı Kanun’un 12. maddesinde, <strong>işveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin bütününün yönetim görevini yapan</strong> kimse işveren vekili olarak tanımlanmış, Kanunda geçen <strong>işveren deyiminin işveren vekilini de kapsadığı</strong> belirtilmiştir.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesinde ise, <em>“İşveren adına hareket eden ve işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev alan kimselere işveren vekili denir. İşveren vekilinin bu sıfatla işçilere karşı işlem ve yükümlülüklerinden doğrudan işveren sorumludur. Bu Kanunda işveren için öngörülen her çeşit sorumluluk ve zorunluluklar işveren vekilleri hakkında da uygulanır. İşveren vekilliği sıfatı, işçilere tanınan hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz</em><em>.”</em> hükmüne yer verilmiştir.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik yönünden işveren vekili</strong></p>
<p>Bir kişinin sosyal güvenlik mevzuatı kapsamında işveren vekili olarak sorumlu tutulabilmesi için belirli unsurların birlikte bulunması gerekmektedir.</p>
<p>Buna göre, sosyal güvenlik yönünden işveren vekili sayılabilmek için <strong>işin veya görülen hizmetin bütününü yönetmek</strong> ve <strong>işveren </strong><strong>adına</strong><strong> ve hesabına hareket etmek</strong> unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.</p>
<p>İşin bütününü yönetme koşulu arandığından, gerekli görevlendirmenin yapılması hâlinde bir fabrikanın genel müdürü işveren vekili sayılabilir. Buna karşılık, aynı fabrikanın pazarlama, insan kaynakları ve üretim gibi ayrı birimleri ile bu birimlerin ayrı müdürleri bulunuyorsa, söz konusu birim müdürleri işveren vekili sayılmayacaktır.</p>
<p><strong>İşveren vekilinin yükümlülük ve sorumlulukları</strong></p>
<p>İşveren vekili, sosyal güvenlik mevzuatında öngörülen yükümlülükler bakımından işverenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.</p>
<p>Bu yükümlülüklerden bazıları aşağıda özet olarak belirtilmiştir.</p>
<p>- İşyeri bildirgesinin süresinde verilmesi</p>
<p>- Sigortalı işe giriş bildirgesinin verilmesi</p>
<p>- Aylık prim ve hizmet belgelerinin zamanında ve doğru biçimde bildirilmesi</p>
<p>- Sigorta primlerinin süresinde ödenmesi</p>
<p>- İş kazaları ve meslek hastalıklarının SGK’ye bildirilmesi</p>
<p>- İşyeri kayıtlarının denetime hazır tutulması</p>
<p>Bu yükümlülüklerin ihlali hâlinde, yalnızca işveren değil, söz konusu işlemleri ihmal eden veya yerine getirmeyen işveren vekilleri de müteselsilen sorumlu tutulabilecektir.</p>
<p><strong>Örneğin</strong><strong>,</strong> işveren vekili, ödenmeyen sigorta primi borçlarından işveren gibi sorumlu olacaktır. Benzer şekilde, iş kazası ve meslek hastalığı olaylarında yerine getirilmemiş iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinden işverenle birlikte işveren vekili de sorumlu tutulacaktır.</p>
<p>Diğer taraftan, işverenin aynı anda birden fazla kişiye çeşitli konularda vekâlet vermesi mümkündür.</p>
<p>Vekâlet verilen bu kişilerden biri işveren vekili olarak atanabileceği gibi, bunların dışında başka bir kişinin de işveren vekili olarak görevlendirilmesi mümkündür.</p>
<p>Bu nedenle, işverenin herhangi bir işi kendi adına yerine getirmesi için vekâletle yetkilendirdiği her kişi işveren vekili olarak kabul edilmez. Sorumluluk bakımından, işveren vekiline verilen <strong>temsil yetkisinin işin, işyerinin ve işletmenin yönetiminde görev almayı da kapsaması</strong> gerekmektedir.</p>
<p>Yönetimde görev verilmemişse, yalnızca temsil yetkisi bulunan kişiler sosyal güvenlik mevzuatı bakımından işveren vekili olarak kabul edilemez.</p>
<p><strong>Örneğin</strong><strong>, </strong>işverenin bir işçisine, muhasebecisine veya başka bir kişiye yalnızca bankadan para çekme, e-Sigorta kullanıcı kodu ve şifresi alma ve kullanma ya da noter işlemlerini yürütme gibi konularda vekâlet vermesi, tek başına o kişiyi “işveren vekili” yapmayacaktır.</p>
<p>Sosyal güvenlik yönünden işveren vekili; <strong>işveren adına ve hesabına, işin veya görülen hizmetin </strong><strong>bütününü yöneten kişi</strong> olduğundan, gerçek veya tüzel kişi bir işverenin aynı vergi veya T.C. kimlik numarası altında 5510 sayılı Kanun kapsamında birden fazla işyerinin bulunması hâlinde, her bir işyerinin sorumlusu işveren vekili olarak kabul edilmez. Bu durumda, <strong>işveren adına tescilli bütün işyerlerinden sorumlu olan kişi</strong> işveren vekili sayılır.</p>
<p><strong>Örneğin, </strong>X Bankasının Türkiye genelinde ayrı ayrı tescil edilmiş şubelerinin müdürleri işveren vekili sayılmaz. X Bankasının yönetim kurulunca işveren vekili olarak yetkilendirilmiş kişi; böyle bir yetkilendirme yoksa genel müdür veya yönetim kurulu başkanı işveren vekili olarak kabul edilecektir.</p>
<p><strong>İşveren vekili sayılan kişiler nelere dikkat etmeli?</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatında işverenler için çok sayıda yükümlülük, bu yükümlülüklere uyulmaması hâlinde ise idari ve mali yaptırımlar öngörülmüştür. Ayrıca, diğer bazı kamu düzenlemelerinden farklı olarak sosyal güvenlik alanında zamanaşımı süresi daha uzun ( 10 yıl) olarak belirlenmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla işveren vekilleri, sosyal güvenlik yükümlülükleri bakımından işverenle birlikte sorumlu olduklarından, yerine getirilmeyen yükümlülükler nedeniyle hukuki, mali ve cezai yaptırımlarla karşılaşabilecektir.</p>
<p><strong>Örneğin,</strong> işveren vekili yetkisine sahip yönetim kurulu başkanı, genel müdür veya genel müdür yardımcısı gibi üst düzey yöneticiler, görev yaptıkları döneme ait sosyal güvenlik borç ve cezalarından işverenle birlikte <strong>şahsi mal varlıklarıyla</strong> sorumlu tutulmaktadır. Bu sorumluluk, işten ayrıldıktan sonra da zamanaşımı süresi boyunca devam etmektedir.</p>
<p>Bu nedenle, işveren vekili konumundaki kişilerin <strong>görev yaptıkları süre boyunca</strong> <strong>şirketin ve işyerlerinin sosyal güvenlik yönünden herhangi bir risk taşıyıp taşımadığını gözetmeleri </strong>önemlidir.</p>
<p><strong>Sonuç olarak,</strong> işveren vekilliği yalnızca yönetsel bir konum değil, aynı zamanda ciddi hukuki, mali ve cezai sorumluluklar içeren bir statüdür. Sosyal güvenlik hukuku bakımından işveren vekilleri, işverenle birlikte müteselsilen sorumlu olduklarından, bu görevi üstlenen kişilerin yetki alanlarını ve sorumluluklarını iyi bilmeleri, mevzuat değişikliklerini yakından takip etmeleri ve yükümlülüklerin yerine getirilmesini titizlikle gözetmeleri önem taşımaktadır.</p>
<p><br /><br /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isveren-vekilliginde-gozden-kacan-sosyal-guvenlik-riski-88824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşveren vekilliğinde gözden kaçan sosyal güvenlik riski ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracatciya-doviz-desteginde-yeni-donem-artik-katma-deger-one-cikiyor-88823</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatçıya döviz desteğinde yeni dönem: Artık katma değer öne çıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BÜLENT GÖRER - </strong><strong>Yeminli Mali Müşavir - </strong><strong>Bağımsız Denetçi </strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın firmaların yurt dışı kaynaklı döviz gelirlerini Türk Lirası’na dönüştürmelerini teşvik etmek ve TCMB rezervlerini güçlendirmek amacıyla uyguladığı döviz dönüşüm desteğinde yeni bir dönem başladı. Buna ilişkin blog yazısıyla son güncel durumu sizler için değerlendirmeye çalıştım. <strong><sup>(1)</sup></strong></p>
<p>Uygulama Ocak 2023'te, dönüştürülen dövizin Türk Lirası karşılığının %2'si oranında destek verilmesiyle başladı. <strong><sup>(2)</sup></strong>  Mayıs 2025'te destek oranı geçici olarak %3'e yükseltildi. Bu oran 31 Ocak 2027 tarihine kadar halen geçerli.</p>
<p>Ağustos 2026'da yapılan düzenlemeyle ise sistemin kapsamı ve yöntemi yeniden ele alınarak desteğin daha kapsayıcı ve katma değeri esas alan bir yapıya dönüştürülmesi kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Mevcut uygulamanın etkilerine bakacak olursak </strong></p>
<p>Üç yılda ihracatçıların üçte birinden fazlasına ulaşılmış olduğunu anlıyoruz. Uygulamanın ulaştığı kapsama yıllar itibarıyla baktığımızda, döviz dönüşüm desteğinin ihracatçılar arasında giderek yaygınlaştığını açık biçimde görülüyor.</p>
<p> </p>
<table>
<thead>
<tr>
<td width="63">
<p><strong>Yıl</strong></p>
</td>
<td width="182">
<p><strong>Faydalanan Firma Sayısı</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>İhracatçı Firmalara Oranı</strong></p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td width="63">
<p>2023</p>
</td>
<td width="182">
<p>16.451</p>
</td>
<td>
<p>%15,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="63">
<p>2024</p>
</td>
<td width="182">
<p>23.882</p>
</td>
<td>
<p>%23,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="63">
<p>2025</p>
</td>
<td width="182">
<p>28.479</p>
</td>
<td>
<p>%29,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="63">
<p>2026*</p>
</td>
<td width="182">
<p>28.246</p>
</td>
<td>
<p>%34,4</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><em>Eylül 2026 rakamları</em></strong><br /><strong>Kaynak: TCMB, Ticaret Bakanlığı</strong></p>
<p>2023 yılında ihracatçıların %15,7'si destekten yararlanırken, 2026 Eylül itibarıyla bu oran %34,4'e ulaşmış durumda. Başka bir ifadeyle, uygulamanın ilk yılında yaklaşık her altı ihracatçıdan biri sistemden yararlanırken bugün her üç ihracatçıdan birinden fazlası döviz dönüşüm desteğini kullanıyor.</p>
<p>Dolayısıyla artık sınırlı sayıdaki şirketi ilgilendiren bir teşvikten değil, ihracatçıların önemli bir bölümünün finans ve döviz yönetimine dokunan bir uygulama olarak, faydalı olduğu aşikâr.</p>
<p><strong>Yeni uygulama 01 Ekim 2026 itibarıyla devreye alındı</strong></p>
<p>Yeni uygulama ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünebilir. Ancak yapılan değişikliklerin arkasında önemli bir yaklaşım değişikliği görüyorum. Döviz kazandırmak kadar, o dövizin Türkiye'de ne kadar katma değer yarattığı da önem kazanıyor.</p>
<p><strong>Bir ay döviz almama şartı kalkıyor</strong></p>
<p>Mevcut sistemin ihracatçı açısından önemli sınırlamalarından biri, destekten yararlanan firmanın bir ay boyunca döviz almamayı taahhüt etmesiydi. Özellikle ithal girdisi bulunan, dövizle hammadde alan veya döviz yükümlülükleri taşıyan şirketler açısından bu şart uygulamada önemli bir sorun yaratabiliyordu. 1 Ekim 2026'dan itibaren bu yaklaşım değişti. Artık "bir ay döviz almama" taahhüdü yerine şirketin döviz pozisyonuna bakılacak. Firmaların likit döviz varlıklarının, net satış hasılatı ile toplam aktif büyüklüğünden yüksek olanına oranının %10'u aşmaması gerekecek.</p>
<p>Buradaki likit döviz varlıkları kapsamına kasa, alınan çekler, banka mevduatları, verilen çekler ve ödeme emirleri, diğer hazır değerler, menkul kıymetler ile ortak, iştirak ve bağlı ortaklıklardan alacaklar da dahil edilecek.</p>
<p>Bu değişikliği önemli buluyorum. Çünkü ihracat yapan bir şirketin aynı zamanda döviz satın alması son derece doğal olabilir. İthal girdisi vardır, makine yatırımı yapacaktır, döviz kredisi ödeyecektir veya başka bir döviz yükümlülüğünü yerine getirecektir.</p>
<p>Dolayısıyla, yeni sistem şirketin tek bir işlemine değil, daha çok mali yapısına ve döviz pozisyonuna bakıyor.</p>
<p><strong>Asıl değişiklik katma değer kavramında</strong></p>
<p>Yeni düzenlemenin bana göre en önemli bölümü burada başlıyor. Artık destek kapsamında dönüştürülebilecek ihracat dövizi, firmanın Türkiye'de yarattığı katma değerle sınırlandırılacak. Katma değer hesabının iki temel unsuru bulunuyor:</p>
<p>Katma Değer = Faaliyet kârı + işgücü maliyeti</p>
<p>Bu yaklaşım üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü aynı tutarda ihracat yapan iki şirket artık destek sistemi açısından aynı konumda olmayabilir.</p>
<p>Bir şirket Türkiye'de üretim yapıyor, çalışan istihdam ediyor, faaliyet kârı yaratıyor ve yüksek yerli katma değer üretiyorsa; diğer şirket ağırlıklı olarak ithal ettiği ürünü düşük bir marjla ihraç ediyorsa, bu iki ihracatın Türkiye ekonomisine bıraktığı değer doğal olarak aynı değil. Yeni sistem tam da bu ayrımı görmeye çalışıyor.</p>
<p><strong>Faaliyet kârında hangi mali tablo esas alınacak?</strong></p>
<p>Katma değer hesabında kullanılacak faaliyet kârında vergi beyannamesi kapsamında Gelir İdaresi Başkanlığına bildirilen gelir tablosu belirleyici olacak. Bu konu özellikle bağımsız denetime tabi şirketler açısından önemli. Örneğin, Sermaye artışı, kar dağıtımı gibi konularda bağımsız denetim raporuna bakılıyordu. Ancak, döviz dönüşüm desteği yeni uygulamasında şirketin TFRS veya BOBİ FRS'ye göre hazırlanan ve bağımsız denetimden geçen finansal tablolarındaki faaliyet kârı değil, vergi beyannamesindeki gelir tablosunda yer alan faaliyet kârı dikkate alınacak.</p>
<p>Dönem açısından da dikkat edilmesi gereken bir ayrım var. Yıllık Kurumlar Vergisi beyannamesi veya dördüncü dönem geçici vergi beyannamesi esas alınacak.</p>
<p>Faaliyet kârı negatif olan firmalarda ise hesaplamada faaliyet kârı sıfır kabul edilecek.</p>
<p>Dolayısıyla bağımsız denetime tabi şirketler açısından altını çizmekte fayda var: Döviz dönüşüm desteğinin katma değer hesabında bağımsız denetim finansalları değil, vergi beyannamesindeki mali veriler belirleyici olacak.</p>
<p><strong>İşgücü maliyeti ve muhasebe kayıtları önem kazanıyor</strong></p>
<p>Katma değer hesabının diğer ayağı işgücü maliyeti olarak yukarıda belirtmiştim. TCMB'nin tanımına göre işgücü maliyeti, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında yer alan, işverenlerin çalışanları için yaptıkları maaş/ücret ve prim ödemelerinin 12 aylık toplamı üzerinden hesaplanacak.</p>
<p>Bu nokta muhasebe açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Özellikle 720 Direkt İşçilik Giderleri, 730 Genel Üretim Giderleri, 740 Hizmet Üretim Maliyeti ve 750 Araştırma ve Geliştirme Giderleri hesaplarının işleyişi ve bu hesaplarda izlenen personel maliyetleri yeni sistem açısından önem kazanıyor.</p>
<p>Burada önemli olan yalnızca hangi hesabın kullanılmasından ziyade, işgücü maliyetlerinin doğru muhasebeleştirilmesi, doğru sınıflandırılması ve SGK kayıtlarıyla uyumlu olması.</p>
<p>Dolayısıyla döviz dönüşüm desteğini bundan sonra yalnızca hazine veya finans departmanlarının takip ettiği bir teşvik olarak görmek yeterli olmayacak. Muhasebe, bordro, maliyet muhasebesi ve finans ekiplerinin birlikte çalışması gerekecek.</p>
<p><strong>Aktifleştirilen Ar-Ge ve işçilik giderleri ne olacak?</strong></p>
<p>Burada uygulamada açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşündüğüm önemli bir teknik konu var. Özellikle aktifleştirilen Ar-Ge harcamaları ile aktifleştirilen işçilik giderlerinin katma değer hesabında nasıl dikkate alınacağı önem taşıyor.</p>
<p>Ar-Ge faaliyetlerinde çalışan personelin maliyetinin bir kısmı dönem gideri olarak kaydedilirken bir kısmı aktifleştirilebilir. Benzer şekilde üretim veya yatırım süreçlerinde bazı işçilik maliyetleri ilgili varlığın maliyetine dahil edilerek bilançoya taşınabilir.</p>
<p>TCMB'nin işgücü maliyetini SGK kayıtlarındaki maaş/ücret ve prim ödemelerinin 12 aylık toplamı üzerinden tanımlaması nedeniyle, aktifleştirilen işçilik giderlerinin katma değer hesabındaki durumunun netleştirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Aynı şekilde bu tutarların faaliyet kârı ile birlikte değerlendirilmesinin herhangi bir mükerrer etki yaratıp yaratmayacağı da uygulamada dikkat edilmesi gereken konulardan biri.</p>
<p>Dolayısıyla 720, 730, 740 ve 750 hesaplarının yanı sıra, bu hesaplardan aktifleştirilen tutarların ve bunların bilanço hesaplarına aktarılma biçiminin de dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Yeni sistem ilk bakışta bir döviz dönüşüm düzenlemesi gibi görünse de konu muhasebe tekniğinin içine kadar giriyor. Belki bir öneride GİB’e yapmakta fayda var, tıpkı amortisman giderlerinin Kurumlar Vergisi beyannamesinde ayrı bir dipnot olarak yazılması gibi, işçilik giderlerinin toplamı içinde bir bölüm açılması bu hesabın TCMB tarafından kontrolünde faydalı olacağı görüşündeyim.</p>
<p><strong>Faaliyet kârı yaratamayan ihracatçı için tedarikçi imkânı</strong></p>
<p>Düzenlemenin bana göre en dikkat çekici yeniliklerinden biri de tedarikçiler açısından getirilen imkân.</p>
<p>Türkiye'de ihracatın tamamı doğrudan üretici tarafından yapılmıyor. Binlerce şirket büyük ihracatçıların üretim zincirinin içinde yer alıyor; üretim yapıyor, istihdam sağlıyor ve katma değer yaratıyor ancak ihracat işlemini başka bir şirket gerçekleştiriyor.</p>
<p>Yeni sistem bunu dikkate alıyor.</p>
<p>Aracı ihracatçı kendi katma değer limitini kullandıktan sonra, kalan ihracat dövizinin dönüşümünü tedarikçisi adına gerçekleştirebilecek ve destek tutarı doğrudan tedarikçinin hesabına aktarılabilecek.</p>
<p>Bu imkân özellikle faaliyet kârı yaratamayan veya faaliyet kârı düşük olduğu için kendi katma değer limiti sınırlı kalan ihracatçılar açısından önemli.</p>
<p>Faaliyet zararı bulunan ihracatçıda faaliyet kârı hesaplamada sıfır kabul ediliyor. Ancak ihracata konu ürünün arkasında üretim yapan, çalışan istihdam eden ve katma değer yaratan bir tedarikçi bulunabilir.</p>
<p>Dolayısıyla ihracatçının kendi bünyesinde kullanamadığı dönüşüm imkânının, ihracata konu mal veya hizmette katma değeri yaratan tedarikçiye yönlendirilmesi mümkün hale geliyor.</p>
<p>Bence yeni sistemin yaklaşımını anlatan iki soru burada ortaya çıkıyor:</p>
<p>İhracatı kim yaptı?</p>
<p>Ve belki daha önemlisi,</p>
<p>Katma değeri kim yarattı?</p>
<p>Yeni düzenleme ikinci soruya daha fazla bakıyor.</p>
<p><strong>Peki, gelelim önemli bir soruya Sadece imalatçı mı? Hayır.</strong></p>
<p>Yeni sistemi yalnızca mal üreten ve ihraç eden şirketler açısından değerlendirmemek gerekiyor.</p>
<p>Döviz kazandırıcı hizmetler de sistemin kapsamında olduğunu hatırlatmakta fayda görüyorum. Üstelik burada da aracı firma ile hizmeti fiilen sunan firma arasındaki ilişki dikkate alınıyor.</p>
<p>Döviz kazandırıcı hizmet sunumuna aracılık eden firmalar ile hizmeti sunan firmalar arasında da aynı süreç işletilebilecek. Örneğin bir acente döviz kazandırıcı hizmete aracılık ederken hizmeti fiilen bir turizm tesisi sunuyorsa, tedarikçi mekanizmasına benzer şekilde destek imkânı hizmeti ve dolayısıyla katma değeri yaratan firmaya kadar ulaşabilecek.</p>
<p>Dolayısıyla yeni düzenlemeyi yalnızca sanayi ve imalat şirketlerini ilgilendiren bir destek olarak okumamak gerekiyor. Turizm başta olmak üzere döviz kazandırıcı hizmet sunan şirketlerin ve bunların aracılık yapılarının da yeni sistemi yakından incelemelerinde fayda var.</p>
<p><strong>100 milyon TL'lik üst sınır</strong></p>
<p>Yeni sistemde bir firmanın bir yıl içerisinde alabileceği toplam döviz dönüşüm desteği 100 milyon TL ile sınırlandırılıyor. 2026'nın son çeyreği uygulamanın ilk limit kullanım dönemi olacağı için, bu dönemde hesaplanan katma değer tutarının ve yıllık destek üst sınırının dörtte biri esas alınacak.</p>
<p>Dolayısıyla ihracatçıların artık yalnızca,</p>
<p>“Ne kadar döviz bozdurabilirim?”</p>
<p>sorusunu değil,</p>
<p>“Bu düzenlemeye göre benim yarattığım katma değer ne kadar?”</p>
<p>sorusunu da sorması gerekiyor.</p>
<p><strong>TCMB neden katma değere yöneliyor?</strong></p>
<p>Yeni düzenlemenin arkasında yalnızca teorik bir yaklaşım yok.</p>
<p>TCMB'nin 2024 ve 2025 yıllarına ait firma düzeyindeki veriler üzerinde yaptığı analizde, katma değerin brüt satışlara oranı yükseldikçe firmaların net döviz satışı/ihracat oranının da yükseldiği görülüyor.</p>
<p>Başka bir ifadeyle, yurt içinde daha yüksek katma değer yaratan ihracatçıların ihracattan elde ettikleri dövizin daha büyük bölümünü net olarak sattıkları gözleniyor.</p>
<p>Daha da dikkat çekici olan, bu ilişkinin bugüne kadar döviz dönüşüm desteğinden hiç yararlanmamış firmalarda daha belirgin olması.</p>
<p>Bunun nedenlerinden biri mevcut sistemdeki “döviz almama taahhüdü” olabilir. Yüksek katma değer yaratan ancak faaliyetleri gereği zaman zaman döviz almak zorunda olan bazı şirketler bu şart nedeniyle destek mekanizmasının dışında kalabiliyordu.</p>
<p>Yeni sistemde bu şartın kaldırılmasıyla söz konusu şirketlerin de kapsama girmesi mümkün olacak.</p>
<p>TCMB'nin yaklaşımı bu noktada oldukça açık: desteğin, ihracat gelirlerinin daha büyük bölümünü Türk lirasına dönüştüren ve aynı zamanda yurt içinde daha yüksek katma değer yaratan şirketlere yönlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Böylece destek kapsamında yapılan döviz satışlarının şirketlerin net döviz satışlarına daha fazla yansıması ve sonuçta TCMB rezervlerine sağlanan katkının daha kalıcı hale gelmesi amaçlanıyor.</p>
<p><strong>İhracatçı şimdi ne yapmalı?</strong></p>
<p>1 Ekim'den itibaren ihracatçıların konuya yalnızca % 3'lük döviz dönüşüm desteği açısından bakmaması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Şirketlerin artık birkaç hesabı birlikte yapması gerekiyor:</p>
<p>1-Döviz pozisyon oranım ne?</p>
<p>2-Vergi beyannamemdeki faaliyet kârım ne kadar?</p>
<p>3- işgücü maliyet hesaplamasında12 aylık işgücü maliyetim ne kadar?</p>
<p>4-İşgücü maliyetlerim muhasebede hangi hesaplarda izleniyor?</p>
<p>5-Aktifleştirdiğim Ar-Ge veya işçilik giderleri var mı?</p>
<p>6-Bu veriler üzerinden hesaplanan katma değerim ne kadar?</p>
<p>7-Kendi limitimi kullanamadığım durumda tedarikçilerim açısından bir imkân bulunuyor mu?</p>
<p>Özellikle grup şirketleri, aracı ihracatçılar, geniş yerli tedarik zinciriyle çalışan şirketler ve döviz kazandırıcı hizmet sunan firmalar açısından sistemin birlikte modellenmesinde fayda var.</p>
<p>Çünkü yeni düzenlemede konu artık yalnızca bir döviz bozdurma işlemi değil. Bilanço, faaliyet kârlılığı, istihdam, muhasebe kayıtları, maliyet yapısı, tedarik zinciri ve nakit yönetimi aynı hesabın içine giriyor.</p>
<p><strong>Yeni sistemin yönü oldukça açık</strong></p>
<p>Döviz dönüşüm desteği, yurt içinde üretim ve istihdam yoluyla daha fazla katma değer yaratan ve aynı zamanda net döviz satma eğilimi yüksek şirketlere doğru yöneliyor.</p>
<p>Böylece yalnızca ihracat dövizinin TL'ye çevrilmesi değil, yapılan dönüşümün TCMB rezervlerine katkısının daha kalıcı olması hedefleniyor. Bence yeni dönemin en önemli mesajı: Türkiye artık ihracatın yalnızca ne kadar olduğuna değil, ihracat yapılırken Türkiye'de ne kadar değer bırakıldığına da daha fazla bakıyor.</p>
<p>İhracat elbette önemli. Ama yüksek katma değerli ihracat çok daha önemli.</p>
<ul>
<li>Blog yazısı linki: https://www.tcmb.gov.tr/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/doviz_donusum_desteginde_yeni_donem</li>
<li>Resmi gazete linki: https://resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/01/20230126-23.htm</li>
<li>Grafikler</li>
</ul>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf3be41e475-1790917604.png" alt="" width="845" height="582" /></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracatciya-doviz-desteginde-yeni-donem-artik-katma-deger-one-cikiyor-88823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatçıya döviz desteğinde yeni Dönem: Artık katma değer öne çıkıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aclik-ve-yoksulluk-siniri-88822</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Açlık ve yoksulluk sınırı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de ekonominin vatandaş açısından nasıl hissedildiğini anlamanın en önemli yollarından biri, aylık gelir ile temel ihtiyaçlar arasındaki ilişkiye bakmaktır. TÜRK-İŞ tarafından açıklanan Eylül 2026 açlık ve yoksulluk sınırı rakamları da bu açıdan oldukça dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Rakamlar yalnızca bir istatistik değil, aynı zamanda milyonlarca insanın günlük yaşamındaki ekonomik gerçekliğin bir göstergesi.</p>
<p>TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 araştırmasına göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması 37 bin 800,92 liraya yükseldi. Bu tutar “açlık sınırı” olarak ifade ediliyor. Gıda harcamasının yanı sıra kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık, giyim ve benzeri zorunlu giderler hesaba katıldığında ise dört kişilik bir ailenin aylık toplam harcama ihtiyacı 123 bin 130 liraya ulaşıyor. Bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti ise 48 bin 884,82 lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Burada üzerinde özellikle durmamız gereken konu, rakamların ne söylediğidir. Çünkü 37 bin 801 liralık açlık sınırı yalnızca gıda harcamasını ifade ediyor. Bunun içerisinde kira yok, elektrik faturası yok, ulaşım yok, eğitim yok, sağlık giderleri yok. Dolayısıyla bir ailenin yalnızca mutfak ihtiyacını karşılayabilmesi için gereken tutar bile oldukça yüksek bir seviyeye gelmiş durumda.</p>
<p>Daha çarpıcı olan ise yoksulluk sınırının 123 bin lirayı aşmasıdır. Bu rakam, dört kişilik bir ailenin insanca yaşamını sürdürebilmesi için gerekli toplam harcamaların boyutunu gösteriyor. Elbette TÜRK-İŞ araştırması belirli bir yöntem ve Ankara fiyatları üzerinden hazırlanıyor. Dolayısıyla her ailenin gerçek harcaması aynı olmayacaktır. Ancak eğilimi görmek açısından önemli bir gösterge olduğu kanaatindeyim.</p>
<p>Bir başka dikkat çekici nokta ise mutfak enflasyonu. TÜRK-İŞ hesaplamasına göre Eylül ayında aylık gıda enflasyonu yüzde 1,10 olurken, son on iki aylık artış yüzde 35,14 seviyesinde gerçekleşti. Yıllık ortalama artış ise yüzde 39,78 olarak hesaplandı.</p>
<p>Bu rakamlar bize enflasyonla mücadelede yalnızca genel fiyat endekslerine bakmanın yeterli olmadığını da gösteriyor. Vatandaşın cebindeki en önemli harcama kalemlerinden biri gıda. Dolayısıyla mutfaktaki fiyat hareketleri, insanların ekonomiye ilişkin algısını doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Benim açımdan meselenin en önemli tarafı gelirlerin ve giderlerin aynı hızda hareket edip etmediğidir. Bir çalışanın maaşı nominal olarak artabilir. Ancak kira, gıda, ulaşım, enerji ve eğitim giderleri daha hızlı yükseliyorsa, maaş artışının satın alma gücü üzerindeki etkisi sınırlı kalabilir. Bu nedenle ekonomik politikaların başarısını değerlendirirken yalnızca ücret artışlarına değil, reel satın alma gücüne de bakmak gerekiyor.</p>
<p>Özellikle dar ve sabit gelirli kesimler açısından tablo daha da önem kazanıyor. Çünkü yüksek gelirli bir kişinin bütçesinde gıdanın payı ile düşük gelirli bir ailenin bütçesinde gıdanın payı aynı değildir. Gelirin büyük bölümü temel ihtiyaçlara gidiyorsa, fiyatlardaki küçük artışlar bile aile bütçesinde ciddi sonuçlar yaratabilir.</p>
<p>Üstelik 123 bin 130 liralık yoksulluk sınırı bize başka bir gerçeği daha hatırlatıyor: Geçim meselesi yalnızca ücret meselesi değildir. Konut maliyetleri, enerji fiyatları, ulaşım giderleri, eğitim ve sağlık harcamaları da aile bütçesinin önemli parçalarıdır. Dolayısıyla sürdürülebilir refah için sadece ücretleri artırmak değil, temel giderlerin oluşturduğu maliyet baskısını da azaltmak gerekir.</p>
<p>Ağustos ayında açlık sınırı 37 bin 388 lira, yoksulluk sınırı ise 121 bin 786 lira seviyesindeydi. Eylül ayında her iki göstergede de yükseliş yaşandı. Bu durum, fiyat istikrarının neden ekonomik gündemin merkezinde bulunması gerektiğini bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Bence burada önemli olan, rakamları siyasi veya sosyal tartışmaların ötesinde ekonomik bir veri olarak değerlendirebilmek. Açlık ve yoksulluk sınırı, toplumun belirli kesimlerinin geçim koşullarını anlamak açısından önemli göstergelerdir. Bu verilerin düzenli biçimde izlenmesi, ücret politikalarından sosyal politikalara, konut politikasından gıda arzına kadar birçok alanda karar alıcılara fikir verebilir.</p>
<p>Sonuç olarak TÜRK-İŞ’in Eylül 2026 verileri, Türkiye’de geçim maliyetinin hâlâ önemli bir ekonomik sorun olduğunu gösteriyor. 37 bin 801 liralık açlık sınırı, 123 bin 130 liralık yoksulluk sınırı ve 48 bin 885 liraya yaklaşan bekâr çalışanın yaşam maliyeti, vatandaşın bütçesindeki baskının boyutunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Ekonomide asıl hedef yalnızca enflasyon oranını düşürmek değil, bunun vatandaşın mutfağına, konutuna ve günlük yaşamına yansımasını sağlamaktır. Çünkü ekonominin gerçek başarısı, tablolar ve istatistiklerden önce insanların ay sonunda gelirleriyle temel ihtiyaçlarını ne ölçüde karşılayabildiğinde görülür. Bana göre bugün üzerinde en fazla durmamız gereken konu da tam olarak budur: <strong>Gelirlerin satın alma gücünü korumak ve geçim maliyetini sürdürülebilir bir seviyeye çekmek.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aclik-ve-yoksulluk-siniri-88822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Açlık ve yoksulluk sınırı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbuldan-new-yorka-ayni-mesaj-iklim-taahhutlerini-yatirima-donusturmek-zorundayiz-88847</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul’dan New York’a aynı mesaj; İklim taahhütlerini yatırıma dönüştürmek zorundayız!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İklim değişikliğiyle mücadelede artık yeni hedefler açıklamanın ötesine geçmek zorunda olduğumuz tüm tarafların kabulü. Zira bugün dünyanın karşı karşıya olduğu temel soru, ne yapılması gerektiğinden çok, nasıl yapılacağı ve nasıl finanse edileceği. Özellikle gelişmekte olan piyasalar açısından önemli konu sermayeyi doğru alanlara, doğru projelere ve gerçek etki yaratacak yatırımlara yönlendirebilmek.</p>
<p>Bu nedenle sürdürülebilir finansa da artık yalnızca yeni finansal araçlar veya yeni düzenlemeler açısından değil, “sermaye ile dönüşüm arasında kurulacak güçlü bağ” üzerinden bakılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Sermaye nasıl harekete geçecek? </strong></p>
<p>Geçtiğimiz haftalarda ERTA ve Principles for Responsible Investment (PRI) iş birliğinde, İstanbul Finans Merkezi’nde Vakıfbank ev sahipliğinde “COP31 Öncesi Sürdürülebilir Finans ve Yatırım Forumu” gerçekleştirdik. Özellikle gelişmekte olan piyasalarda iklim geçişi için sermayeye erişime odaklı toplantının temel mesajı, “finansman açığı”ndan önce “yatırım yapılabilirlik açığı”na odaklanmalıyız.</p>
<p><strong>Yatırım yapılabilir proje yoksa sermaye beklemez </strong></p>
<p>Uzun vadeli sermaye, yalnızca fırsat aramıyor, aynı zamanda öngörülebilirlik, güvenilir bilgi, ölçülebilir sonuç ve uygun risk-getiri dengesi arıyor. Bu yüzden iklim yatırımlarının ölçeklenmesi için “öngörülebilir politikalar”, “yatırım yapılabilir projeler” ve “güvenilir bilgi” birlikte olması gerekiyor.</p>
<p>Özellikle gelişmekte olan ekonomilerde “proje geliştirme kapasitesinin güçlendirilmesi” çok önemli. Son dönemlerde katıldığım tüm toplantıların ortak çıktısı bu. Teknik ve finansal açıdan iyi hazırlanmış, riskleri tanımlanmış, gelir modeli ve dönüşüm etkisi ortaya konulmuş projeler olmadan mevcut sermayeyi harekete geçirmek kolay değil. Aynı zamanda kamu politikaları, kalkınma finansmanı ve özel sermaye de bu noktada birbirini tamamlamalı ve sermayenin dönüşüm yatırımlarına daha etkin biçimde yönelmesi sağlanmalı.</p>
<p><strong>Güvenilir bilgi, sermayenin rotasını belirliyor </strong></p>
<p>Burada “güvenilir bilgi” çok daha büyük ihtiyaç olarak ortaya çıkıyor. Raporlamanın başarısı şirketlerin ne kadar çok bilgi açıkladığı ile değil, bu bilginin yatırım kararlarına ne ölçüde katkı sağladığında ortaya çıkıyor. Yatırımcı artık iklim risklerinin şirketin stratejisini, yatırımlarını, maliyetlerini, finansman ihtiyacını ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini nasıl etkilediğini görmek istiyor. Bu nedenle sürdürülebilirlik bilgisi ile finansal bilgi arasındaki bağ güçlenmek durumunda. Zira “bilgi”, “risk algısı”nı, risk algısı “sermaye maliyeti”ni, sermaye maliyeti ise “yatırım kararı”nı etkiliyor.</p>
<p><strong>Yeşil finansmanın ötesinde: Geçiş finansmanı </strong></p>
<p>İklim dönüşümünün önemli bir diğer boyutu ise “geçiş finansmanı”. Çünkü dönüşüm yalnızca bugün “yeşil” olarak tanımlanan yatırımların finansmanından ibaret değil. Enerji yoğun sektörlerin, sanayinin, ulaştırmanın ve altyapının da dönüşmesi gerekiyor. Bu nedenle güvenilir geçiş planları, ölçülebilir hedefler ve şeffaf ilerleme göstergeleri büyük önem taşıyor.</p>
<p>Kalkınma finansmanı kuruluşları burada yalnızca finansman sağlayan aktörler olarak değil, risk paylaşımını kolaylaştıran ve özel sermayeyi harekete geçiren katalizörler olarak değerlendirilmeli. Kamu kaynakları, kalkınma finansmanı ve özel sermayenin birbirini tamamladığı modelleri daha fazla geliştirmemiz gerekiyor.</p>
<p>Türkiye özellikle sürdürülebilir borçlanma araçları açısından önemli gelişme göstermekle birlikte aynı zamanda piyasanın derinliğine ve likiditesine de odaklanmamız gerekiyor. Daha geniş bir yatırımcı tabanı, ürün çeşitliliği, güçlü bir ikincil piyasa ve uzun vadeli yatırımcıların daha aktif katılımı sürdürülebilir finans piyasalarının gelişimi için önemli.</p>
<p><strong>İstanbul›dan New York’a aynı mesaj</strong></p>
<p>İstanbul’daki Forumun ardından New York Climate Week’teki gelişmeleri de takip etme fırsatı buldum. Farklı platformlarda yapılan tartışmalara baktığımızda ortak bir gündemin giderek güçlendiğini görüyoruz. İklim hedeflerini nasıl gerçek ekonomiye ve gerçek yatırımlara dönüştüreceğiz? COP31’e giderken tartışmayı yalnızca ne kadar finansmana ihtiyacımız olduğu sorusuyla sınırlamamak gerekiyor. Mevcut sermayenin yatırıma dönüşmesini sağlayacak koşulları nasıl oluşturacağımızı artık biliyor olmamız lazım.</p>
<p>Bu süreçte Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat var. İklim, enerji, sanayi, finans, teknoloji, ve rekabet gücü. birbirinden bağımsız değil, aynı dönüşüm hikâyesinin parçaları olarak ele almak gerekli.</p>
<p><strong>İklim Uygulama Köprüsü </strong></p>
<p>Özellikle “İklim Uygulama Köprüsü” yaklaşımı da bu nedenle önemli. İklim politikaları ile yatırım süreçlerini birbirinden ayrı düşünmek yerine, politika önceliklerini proje geliştirme, risk paylaşımı ve finansman mekanizmalarıyla buluşturmayı hedefleyen bir yaklaşım, uygulama açığını kapatmak açısından değerli bir zemin oluşturabilir.</p>
<p><strong>Artık ölçü “uygulama” olmalı </strong></p>
<p>İstanbul›daki Forumun ve New York’taki tartışmaların en güçlü mesajı, iklim dönüşümünün yeni sınavı hedef koymak değil, “uygulama kapasitesi”. Taahhütler yol haritasını gösterir, finansman yolu açar, ama dönüşümü gerçekleştiren şey yatırım ve uygulamadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbuldan-new-yorka-ayni-mesaj-iklim-taahhutlerini-yatirima-donusturmek-zorundayiz-88847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’dan New York’a aynı mesaj; İklim taahhütlerini yatırıma dönüştürmek zorundayız ! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bu-kez-hedef-finis-cizgisi-degil-cocuklarin-gelecegi-88845</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu kez hedef finiş çizgisi değil, çocukların geleceği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İstanbul Maratonu'nda finiş çizgisi birkaç saat içinde geçilecek, ancak Darüşşa-faka için koşan iş dünyası liderlerinin ortak mesajı net: Bir günlük desteği çocukların geleceğine uzanan kalıcı bir yol arkadaşlığına dönüştürmek.</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf4916cb3f8-1790920982.png" alt="" width="230" height="349" /></strong>İş dünyasının gündeminde büyüme, rekabet, verimlilik, teknoloji ve dönüşüm var. Ancak İstanbul Maratonu’nda iş dünyası liderlerinin önünde farklı bir hedef olacak: Darüşşafaka öğrencilerinin eğitim yolculuğuna destek vermek. Darüşşafaka Cemiyeti Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Güleç’in sözleri, bu koşunun birkaç saatlik bir maratondan çok daha fazlası olduğunu anlatıyor: “İş dünyasının birbirinden kıymetli yöneticilerinin öğrencilerimiz için aynı amaç etrafında buluşması, bizim için çok güçlü bir dayanışma mesajı taşıyor. ‘Söz Konusu Eğitimse Yardıma Koşarız!’ derken aslında tam da bu ortak sorumluluk duygusunu ifade ediyoruz. Çünkü ‘Eğitimde Fırsat Eşitliği’nin yalnızca Darüşşafaka’nın değil, toplumun tüm kesimlerinin sahiplenmesi gereken ortak bir mesele olduğuna inanıyoruz.” Bu dayanışmanın rakamlarla ifade edilebilen bir karşılığı da var. Darüşşafaka, Türkiye’nin farklı illerinden gelen bini aşkın öğrenciye tam burslu, yatılı ve nitelikli eğitim olanağı sağlıyor. Maratonda yaratılan kaynak, öğrencilerin kitap ve kırtasiye başta olmak üzere eğitim ihtiyaçlarına katkıda bulunuyor. Güleç’e göre asıl mesele bunun ötesinde. İş dünyasının liderlerinin öğrenciler için koşması, çocuklara “Hayallerinize inanıyoruz, yolculuğunuzda yanınızdayız” mesajı veriyor. Üstelik bir yöneticinin attığı adım, çalışma arkadaşlarını ve kurumunu da bu hareketin içine çekiyor. Güleç bu nedenle iş dünyasına yalnızca maratonda değil, yılın 365 günü Darüşşafaka’nın yanında olma çağrısı yapıyor. Çünkü eğitime yapılan yatırımın etkisi bir günle sınırlı kalmıyor; öğrenciden ailesine, çalışma hayatından topluma yayılan uzun vadeli bir dönüşüme dönüşüyor. Güleç’in dediği gibi, “Birlikte attığımız her adım, çocuklarımızın hayallerine ve Türkiye’nin aydınlık geleceğine uzanıyor.</p>
<p><strong>Bir maratondan geriye ne kalır?</strong></p>
<p>İstanbul Maratonu birkaç saat içinde bitecek. Kilometreler tamamlanacak, finiş çizgisi geçilecek. Ama Darüşşafaka için koşan iş dünyası liderlerinin hedefi tam da finiş çizgisinden sonra başlıyor. Çünkü eğitimde fırsat eşitliği bir günlük bir sosyal sorumluluk projesi değil. Bir çocuğun önündeki imkân engelini kaldırmak, yıllar sonra bir şirkette, bir laboratuvarda, bir girişimde, belki de başka çocuklara uzanan yeni bir elde karşılığını bulabiliyor. Oğuz Güleç'in iş dünyasına yaptığı çağrı da bu nedenle maratonun ötesine geçiyor: Koşmak önemli. Ama asıl mesele, birlikte atılan adımları uzun soluklu bir yol arkadaşlığına dönüştürebilmek.</p>
<p>ZURİCH YAŞAM VE EMEKLİLİK GENEL MÜDÜRÜ ATİLLA BENLİ</p>
<p><strong><em>"Zamanında uzatılan bir elin etkisinin bir ömür sürebileceğini biliyorum"</em></strong></p>
<p>"Ben Darüşşafaka mezunuyum. Bu nedenle Darüşşafaka için koşmak benim açımdan yalnızca bir sosyal sorumluluk faaliyeti değil, kendi hayatımda gördüğüm iyiliği başka çocuklara taşıma fırsatı. Bazı kurumlar insana sadece eğitim vermez, hayata tutunmayı da öğretir. Darüşşafaka benim için böyle bir yer oldu. Bana sunulan imkan, geleceğe daha güvenle bakmamı ve kendi yolumu çizebilmemi sağladı. Sigortacılıkta insanların yarınlarını güvence altına almak için çalışıyoruz. Burada ise bir çocuğun geleceğine eğitim yoluyla katkı sunuyoruz. Bugün attığımız adımın onun hayatında nasıl bir karşılık bulacağını belki hemen göremeyeceğiz. Ama ben, zamanında uzatılan bir elin etkisinin bir ömür sürebileceğini biliyorum. Darüşşafaka için koşmak benim için tam olarak bunun karşılığı. İş dünyasının sosyal yatırımlarda giderek daha kalıcı bir etki yaratmaya odaklandığını düşünüyorum. Artık yalnızca ne kadar kaynak ayrıldığı değil, yapılan yatırımın nasıl bir değişim yarattığı ve bu etkinin ne kadar sürdürülebilir olduğu önem kazanıyor. Eğitim de bunun en anlamlı alanlarından biri. Bir çocuğa bugün sunulan fırsatın sonucunu hemen göremeyebilirsiniz ancak yıllar sonra onun özgüveninde, başarılarında ve başkalarının hayatına kattıklarında görebilirsiniz. Darüşşafaka, eğitimde fırsat eşitliğinin bir insanın yaşamında neleri değiştirebileceğinin somut bir örneği. Bir çocuğun eğitimine doğru zamanda sunulan imkan, onun geleceğini şekillendiren çok önemli bir başlangıç noktası olabiliyor. Ancak fırsat eşitliği, insanlar ve kurumlar elini taşın altına koyduğunda gerçek anlamda mümkün oluyor."</p>
<p>DHL EXPRESS TÜRKİYE CEO'SU VOLKAN DEMİROĞLU</p>
<p><em><strong>"Bu kez hedef sadece bir mesafeyi tamamlamak değil"</strong></em></p>
<p>"İş dünyasında elbette hedefler, rakamlar ve performans önemli. Ancak başarıyı yalnızca rakamlarla ölçmenin yeterli olmadığına inanıyoruz. Bazen başarı, bir çocuğun hayatına dokunabilmek, onun geleceğine katkı sunabilmek ve ona yalnız olmadığını hissettirebilmek. DHL Express Türkiye olarak yaptığımız her işin özünde 'İnsanları birleştirmek, yaşamları iyileştirmek amacı var. Bugün Darüşşafaka ile aynı amaç doğrultusunda İstanbul Maratonu'nda birlikte koşmak da bu anlayışın bir devamı. Ben de çalışanlarımızla birlikte maratonda koşacak olmanın heyecanını yaşıyorum. Çünkü bu kez hedefimiz sadece bir mesafeyi tamamlamak değil; çocukların geleceğine katkı sağlayacak bir amaca birlikte adım atmak. Düzenli bağışlar elbette çok değerli. Ancak iş dünyasının bu alandaki rolünün bağış yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğine inanıyorum.</p>
<p>Özel sektörün kendi bilgi birikimini, uzmanlığını, teknolojisini ve en önemlisi insan kaynağını bu sürecin bir parçası haline getirmesi, yaratılan etkinin daha kalıcı olmasını sağlayabilir. Bence kalıcı katkı tam da burada başlıyor: Yalnızca bir kez destek vermek değil, uzun vadeli iş birlikleri kurmak ve çalışanları da bu sürecin bir parçası haline getirmek."</p>
<p>İŞ GYO GENEL MÜDÜRÜ ÖMER BARLAS ÜLKÜ: </p>
<p><em><strong>Bir şirketin gerçek değeri geride bıraktığı izde</strong></em></p>
<p>"Eğitimi kuruluşundan bu yana öncelikli alanlarından biri olarak gören İş Bankası Grubu'nun bir parçası olarak biz de eğitimin bireylerin ve toplumun geleceğini şekillendiren en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz. Bir çocuğun geleceğine yapılabilecek en değerli yatırımlardan biri ona nitelikli bir eğitim imkanı sunmaktır. Darüşşafaka, 1863'ten bu yana eğitimde fırsat eşitliği misyonuyla binlerce çocuğun hayatına dokunuyor. Çocukların potansiyellerini keşfetmelerine ve hayallerine ulaşmalarına imkân sağlıyor. Bu köklü misyon, bizim de bu organizasyona katılmamızda önemli bir etken oldu. İş GYO olarak uzun vadeli değer yaratmayı önemsiyoruz. Çalışma arkadaşlarımızla birlikte maratonda atacağımız her adımın çocukların eğitim yolculuğuna katkı sağlayacak olması bu koşuyu bizim için çok daha anlamlı kılıyor. Attığımız her adımın, daha fazla çocuğun geleceğe umutla bakmasına katkı sağlamasını diliyoruz. Şirketlerin topluma bıraktığı değer sadece ekonomik büyüklükle değil, faaliyet gösterdiği çevreye, insanların yaşamına ve gelecek nesillere sağladığı kalıcı faydayla ölçülmelidir. Bir şirket için karlılık, büyüme, istihdam gibi terimler tabii ki çok önemli ancak asıl mesele, şirketin bu değerleri üretirken topluma nasıl bir katkı sunduğu ve geride nasıl bir iz bıraktığıdır."</p>
<p>BCG YÖNETİCİ ORTAĞI VE TÜRKİYE OFİSİ LİDERİ EMİR PANDIR:</p>
<p><strong>Bugünün çocuklarına yatırım yapmayan bir ülke inovasyon ve dönüşüm gücünü kaybeder</strong></p>
<p>"Darüşşafaka, 160 yılı aşkın köklü geçmişiyle annesi veya babası hayatta olmayan, imkânı kısıtlı ama potansiyeli yüksek çocuklarımıza dünya standartlarında bir gelecek sunuyor.</p>
<p>Bunu yaparken düzenli olarak yayımladığı Entegre Raporu ve kurumsal yönetim derecelendirmelerindeki yüksek başarısı somut etki yaratma konusundaki örnek duruşunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Bu şekilde sadece bir öğrencinin değil, onun dokunduğu çevrenin ve geleceğin toplumunun yaşamını değiştiren katlanarak artan bir sosyal değere dönüşüyor.</p>
<p>Bu nedenle koşuda attığımız her adımın ve toplayacağımız her desteğin, böyle köklü bir çatı altında doğrudan çocuklarımızın nitelikli eğitimine ve potansiyeline ulaşmasına hizmet edeceğini bilmek en büyük motivasyonum. Koşarken sadece kilometreleri geride bırakmıyoruz; çocuklarımızın aydınlık geleceğine doğru hep birlikte adım atmış oluyoruz.</p>
<p>Bugünün çocuklarına, yani yarının yeteneklerine yatırım yapmayan bir ülke, inovasyon ve dönüşüm gücünü kaybeder. Eleştirel düşünen, problem çözen ve teknoloji üreten nesiller yetiştiremeyen toplumlar, küresel değer zincirinde oyun kurucu olmak yerine takipçi konumuna düşer. Buna ek olarak geleceğin iş dünyasının gerektirdiği yeni nesil yetkinliklerle donatılmamış bir iş gücü, verimlilik ve küresel rekabetçilik kaybına yol açar. Üstelik eğitimde fırsat eşitliği sağlanmadığında, ülkenin en değerli kaynağı olan insan potansiyeli gerçek değerine ulaşamaz ve toplumsal kalkınma kapsayıcı bir nitelik kazanamaz. Bugün çocukların nitelikli eğitime erişimine yapılan her yatırım, sosyal bir sorumluluk olmanın ötesinde bir ülkenin geleceğini garanti altına alan en stratejik karardır."</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #ba372a;">__________________________________________________________________________</span></p>
<p><span style="color: #2dc26b;">İstanbul'u iki kıta arasında buluşturan Türkiye İş Bankası 48. İstanbul Maratonu, 1 Kasım'da binlerce koşucuyu spor ve iyilik etrafında bir araya getirecek. Darüşşafaka Cemiyeti de "Söz Konusu Eğitimse, Yardıma Koşarız!" çağrısıyla maratonda, annesi veya babası hayatta olmayan, maddi olanakları yetersiz, başarılı öğrencilerin eğitimine destek olmak için koşacak. Bu anlamlı dayanışmaya iş dünyasının önde gelen isimleri de katılarak Darüşşafaka öğrencilerinin geleceği için adımlarını eğitime dönüştürecek. Darüşşafaka için koşmak isteyen katılımcılar, İyilik Peşinde Koş platformu üzerinden "Darüşşafaka - Söz Konusu Eğitimse, Yardıma Koşarız!" kampanyasına katılabilecek.</span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bu-kez-hedef-finis-cizgisi-degil-cocuklarin-gelecegi-88845</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu kez hedef finiş çizgisi değil, çocukların geleceği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uyari-canak-comlek-patlamadan-gelmeli-88821</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uyarı çanak çömlek patlamadan gelmeli!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye piyasasında yaşananların ardından, “erken uyarı sistemi”nin kurulması gündemin ön sıralarına çıktı. Böyle bir sistem kurulacaksa, bence asıl bakılması gereken yer New York yani Wall Street.</p>
<p>Çünkü New York Borsası’nda mantık, olay gerçekleştikten sonra soruşturma başlatmak değil. Piyasa sürekli taranıyor. Sistemler fiyatı, işlem hacmini, emirleri, iptalleri ve emir defterindeki değişimleri izliyor.</p>
<p>Bir şirketin saat 14.00’te piyasayı ciddi biçimde etkileyebilecek bir açıklama yapacağını düşünelim. Saat 13.42’de bir hesap, hissenin normal işlem hacminin çok üzerinde alıma başlıyor. Fiyat hareketleniyor. Sistem burada “suç işlendi” demiyor. “Bu hareket normal değil, bakılması gerekiyor” diye alarm üretiyor.</p>
<p>Hangi hesap ne zaman emir verdi? Hangi emir gerçekleşti, hangisi iptal edildi? Aynı kişilerle bağlantılı başka hesaplar var mı? Pozisyon açıklamadan hemen önce mi alındı? Açıklamanın ardından satılıp kazanç sağlandı mı?</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf39ef5e2c2-1790917103.png" alt="" width="444" height="225" />Bizde ise süreç çoğu zaman burada tıkanıyor. Bir hissede olağandışı fiyat veya işlem hareketi görülüyor. Şirkete soruluyor. Şirket KAP’a, “Kamuya açıklanmamış özel bir durum bulunmamaktadır” açıklaması gönderiyor.</p>
<p>Ama sonra gariplikler yine devam ediyor.</p>
<p>Fiyat hareketi sürüyor, işlem hacmi yüksek kalıyor, başka hesaplardan işlemler geliyor. Buna rağmen alarmın ardından takip sürmüyor.</p>
<p>Oysa şirketin böyle bir açıklama yapması, hissedeki olağandışı hareketin nedenini açıklamıyor. Sadece kamuya açıklanmamış bir özel durum olmadığını söylüyor. Acaba doğru mu söylüyor? Hissesinde gerçekten ne olduğu bilmiyor mu?</p>
<p>Peki hisse neden hareket etti? Kim aldı, kim sattı? Emirler neden verildi ve neden iptal edildi? Bağlantılı hesaplarda ne oldu?</p>
<p>Daha önemlisi, şirketin açıklamasından sonra olağandışı hareket devam ediyorsa sistem neden ikinci kez alarm üretmiyor?</p>
<p>Erken uyarı, şirkete bir kez soru sorup cevabı KAP’a koymak olmamalı. Şirket “Bende kamuya açıklanacak bir şey yok” diyebilir. Peki piyasa başka bir şey söylüyorsa?</p>
<p>Fiyat, hacim ve hesap hareketleri izlenmeli.</p>
<p>İyi bir erken uyarı sistemi, “Suç var mı?” sorusundan önce “Burada neden olağandışı bir hareket var?” diye sorar.</p>
<p>Çünkü bazen çanak çömlek kırılmadan önce çıkan ses, asıl uyarıdır.</p>
<p>Sermaye piyasasının ihtiyacı olay olduktan sonra suçluyu arayan sistem değil, olay büyümeden alarm veren sistem.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uyari-canak-comlek-patlamadan-gelmeli-88821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uyarı çanak çömlek patlamadan gelmeli! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/parlayan-her-sey-altin-degildir-88820</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Parlayan her şey altın değildir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Finans piyasalarında yüksek getiri vaadi ne kadar cazip görünürse, arkasındaki risk de o ölçüde büyüyor. Ekonomide mucize olmadığını, riskin getiriden daha hızlı arttığını ve tehlikenin çoğu zaman parlak görünen getirinin arkasına saklandığını hatırlatan dört temel ilke, yatırım kararlarında gözden kaçırılmaması gereken bir çerçeve sunuyor.</strong></p>
<p>Shakespeare “Venedik Taciri” adlı eserinde başlıktaki sözü yazdıktan bu yana 430 sene geçti. Demek o zamanlar reklamı yapılan her şey göründüğü kadar değerli değilmiş. Peki bugün durum ne? O günden bugüne ne değişti? Parlayan şeyler daha da arttı ve altınlar (yani değerli şeyler) daha da azaldı. Yapay zekâ ve sosyal medya sağ olsun artık her şey daha parlak ama pek çok şey değerli değil.</p>
<p>Yaşadığımız çağa gerçek ötesi (post truth) çağ diyenler var. Öyle diyorlar çünkü hem teknoloji sayesinde her şeyi olduğundan daha “parlak” gösterebiliyoruz hem de gelişen nörobilim sayesinde insan zihninin nasıl ve hangi yöntemlerle yönlendirilebileceğini çok daha iyi biliyoruz. Bu iki faktör yetmiyormuş gibi, bir de yanlış/yetersiz, kalitesiz bilgi sorunu var. MİT’nin araştırmasına göre internette gördüğümüz bilgi cümlelerinin yüzde 70’i yanlış. Ayrıca yanlış bilgi doğru bilgiden 6 kat daha hızlı yayılıyor.</p>
<p>Yani çağımızın temel bir özelliği bilgi kirliliğinin çok fazla olması. O halde sosyal medyadan veya arkadaşlarımızdan kulağımıza gelen bilgi parçacıklarına pek o kadar güvenmemek lazım. Özellikle de finansal piyasalarda yatırım yaparken, yani paramızı riske atarken. Unutmayalım ki tarihteki ve yakın geçmişteki istisnasız bütün finansal balonların temelinde bilgi kirliliği vardır. Genellikle finansal balonlar bir yatırım aracının gerçek değerinin üzerinde piyasaya çıkmasıyla başlar ve gerçek değer ortaya çıktığında da balon patlar. Yani bu iş tamamen bir bilgi/eksik bilgi sorunudur.</p>
<p>Madem çağımızın karakteri bu kadar aldatıcı, bilgi kirliliği bu kadar fazla, o halde finans sektöründe nasıl karar vereceğiz? Karar için gerekli bilgiyi nasıl üreteceğiz? Hisse senedini aldığımız şirketin gerçek değerini, tahvilini aldığımız holdingin mali gücünü uzman değilsek nasıl bilebiliriz? Bilmiyorsak, nasıl yatırım yapabiliriz? Eğer yatırım yaptığım finansal aracın gerçek değerini bilmiyorsam, ben aşağıdaki dört kuralı hatırımdan çıkarmıyorum. Tabii ki bunlar yatırım tavsiyesi değildir. Benim kendime hatırlattığım ilkelerdir.</p>
<p><strong>- Birinci kural:</strong> <strong>Ne kadar getiri varsa, o kadar risk vardır</strong></p>
<p>Eğer yatırım yapılan finansal araç benzerlerinden daha çok kazandırıyorsa, benzerlerinden daha risklidir. Kesin midir bu kural, istisnası yok mudur? Kesindir. Getiri demek risk demektir. Ekonomide asla kaybetme ihtimali olmayan ve kazanacağı kesin olan bir yatırım yapamazsınız. Eğer bir başkası kaybetme riskini üstleniyor ve size gelir garantisi veriyorsa, -örneğin bankaların riski üstlenip, mevduat getirisini garanti etmeleri gibi- size sınırlı bir getiri verecektir. Getiriyi artırmak istiyorsanız, risk de artacaktır.</p>
<p><strong>- İkinci kural:</strong> <strong>Risk her zaman getiriden daha hızlı büyür</strong></p>
<p>Eğer bir finansal araç benzerlerinden daha fazla getiriye sahipse, riski benzerlerinden çok daha fazladır. Eğer getiri biraz daha yükselirse, risk katlanarak yükseliyor demektir. Teknik olarak şöyle diyebiliriz: Getiri aritmetik bir hızla artıyorsa, risk geometrik bir hızla artmaktadır.</p>
<p><strong>- Üçüncü kural:</strong> <strong>Ekonomide ve finansta mucize yoktur</strong></p>
<p>Normalde beş yılda iki katına çıkan milli gelirler, hem hızla büyüyen hem cari açığını küçülten ekonomiler, yüzde 30 enflasyon varken, yüzde 300 kazandıran finans araçları olmaz. Ekonomi mucizelerin yeri değildir.</p>
<p>Gerçekten hiç mucize olmaz mı ekonomide? Belki teknoloji çok hızlı gelişmiştir, belki yapay zeka gibi bir devrim gerçekleşmiştir, belki ekonomik konjonktür çok büyük fırsatlar yaratmıştır? Belki risksiz getiri imkânı oluşmuştur?</p>
<p>Hayır, öncelikle bu tür fırsatların getirisi bir iki aya, yıla değil nesillerle ölçülen uzunluktaki sürelere yayılır. Ayrıca eğer gerçekten bir mucize olmuş, kısa sürede çok büyük getiri sağlayacak bir fırsat doğmuşsa, onu bilenler başkasına kesinlikle söylemeyecektir.</p>
<p><strong>- Dördüncü kural: Getiri her zaman en pırıltılı elbiseyi giyer; risk ise görünmezdir.</strong></p>
<p>Herkes getiriden bahseder ama kimse risklerden bahsetmez. Riski fark etmek, görünmese de orada olduğunu hatırlamak yatırım yapanın sorumluluğundadır, çünkü normalde kazanç da kayıp da ona aittir.</p>
<p>Biyologların, zoologların çok iyi bildiği bir gerçek vardır: Bir bitki ya da hayvan ne kadar canlı renklere sahipse, tehlikeli olma ihtimali o kadar artar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/parlayan-her-sey-altin-degildir-88820</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Parlayan her şey altın değildir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-soklarindan-yapay-zeka-kirilganligina-tahvil-piyasalari-88819</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji şoklarından yapay zekâ kırılganlığına tahvil piyasaları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel ekonomide enerji şoku, jeopolitik gerilim, yüksek kamu borçları ve yapay zekâ kaynaklı belirsizlikler tahvil piyasalarındaki kırılganlığı artırırken, uzun vadeli faizlerdeki yükseliş politika yapıcıların önündeki riskleri büyütüyor. Avrupa ve İngiltere merkez bankalarının uyarıları, tahvil piyasalarının ekonomik ve finansal riskleri yeniden fiyatladığına işaret ediyor.</strong></p>
<p>Avrupa Merkez Bankası (AMB) Başkanı Christine Lagarde, 28 Eylül 2026 tarihinde, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu Ekonomik ve Parasal İşler Komitesi oturumundaki konuşmasında; 10 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşen AMB toplantısında alınan 25 baz puanlık faiz artışının gerekçesini açıklarken;</p>
<p>Enerji şoklarıyla karşılaşıldığında AMB’nin izlediği stratejinin son derece net olduğunu, enerji fiyatlarının kendisine tepki vermediklerini, ancak yüksek enerji fiyatlarının enflasyona yerleşme riski taşıdığını gördüklerinde harekete geçtiklerini söyledi. Bu riskleri, "üç temel kritere" dayanan kapsamlı bir değerlendirme süreciyle ele aldıklarını belirtti.</p>
<p>Lagarde’ın net bir şekilde belirttiği üzere, AMB ilk olarak enflasyon görünümüne bakıyor. Burada incelenen hususlar: bankanın enflasyon tahminleri ve buna ilişkin riskler. İkincisi, temel enflasyon dinamikleri. Lagarde’nin temel enflasyon dinamiklerinin, içinden geçtiğimiz süreçte yüksek enerji fiyatları ve söz konusu yüksek enerji fiyatlarının fiyatlara ve ücretlere nasıl yansıdığıyla ilgili olduğunu anlıyoruz. Üçüncüsü ise AMB’nin para politikasının borçlanma maliyetlerine ve ekonomik büyümeye olan aktarımı. </p>
<p><strong>Lagarde konuşmasında, bu üç kritere baktıklarında; ileride daha yüksek enflasyon gördüklerini, ancak bu enflasyonun henüz kalıcı ya da kendi tabiriyle ‘gömülü’ hale geldiğine dair bir işaret almadıklarını söyledi.</strong>  Enflasyon görünümünün, yüksek enerji fiyatları nedeniyle 2027 ve 2028'de birkaç ay önce beklenenden daha yüksek olacağını, ancak bu aşamada enerji fiyatlarının daha yüksek ücretleri beslediğine dair kanıt görmediklerini de belirtti.</p>
<p><strong>Uzun vadeli faiz oranlarına da değinerek, Eylül toplantısından bu yana uzun vadeli faiz oranlarında artışın önemli olduğunu, bunun da büyümeyi yavaşlatacağını söyledi. </strong></p>
<p>Kendi adıma, ekonomilerin temel sorunu olan yüksek bono ve tahvil faizlerine değinmesini daha fazla beklerdim, ancak uzun dönemli tahvillerdeki yüksek faizin temel nedenlerinden birinin zaten yüksek enflasyon kaygısı olduğunu ve tahvil ve bono piyasasının ABD-İran savaşının en başından bu yana ekonomik endişeleri en doğru fiyatlayan piyasa olduğunu hep söyledik. <strong>Bu cephede fazla yeni bir şey yok. </strong></p>
<p>İngiltere Merkez Bankası’nın 25 Eylül 2026 tarihli Finansal Politika Komitesi Toplantı tutanağında belirtilen; <strong>Orta Doğu'daki çatışmaların yeniden tırmanmasının, bir dizi gelişmiş ekonomide büyüme ve faiz oranlarının seyri konusundaki belirsizliği yeniden artırdığına, böylece devlet borç piyasaları, riskli varlık değerlemeleri ve riskli kredi piyasalarındaki kırılganlıkların eşzamanlı olarak somutlaşması riskini yeniden yoğunlaştırdığına</strong> yönelik söylenenler önemli görünüyor.</p>
<p>Aynı tutanakta, yapay zekâ (YZ) bağlantılı tahvil ihraçlarındaki hızlı artışın sermaye piyasalarının YZ alanındaki gelişmelere maruziyetini genişlettiğine, sınır teknolojisi niteliğindeki YZ alanında yakın zamanda yaşanan gelişmelerin ise <strong>YZ geliştirme hızına ve siber ve operasyonel riskler dahil olmak üzere bununla ilişkili kırılganlıklara olan ilgiyi artırdığına ilişkin hususlar bence dikkat çekici. </strong></p>
<p><strong>Komite, ayrıca giderek yoğunlaşan ve birbirine bağlı bu risklerin zamanında ve dikkatli bir şekilde yönetilmesinin önemini de vurguluyor. </strong></p>
<p><strong>Kendi gündem yoğunluğumuzdan dolayı, küresel ölçekteki bu yeni riskleri hem pek konuşamıyoruz hem de bu tür risklere karşı ne kadar duyarlı olduğumuzu tam olarak bilemiyoruz. </strong></p>
<p>Türkiye’de konu Merkez Bankası’nın yılsonuna kadar politika faizini nereye kadar indireceği ya da indirip indiremeyeceği üzerinden dönerken, örneğin <strong>Merkez Bankamız tarafından, küresel tahvil faizlerindeki yükselişin içeriye yansımalarının neler olabileceğine ya da finansal sistemimizin, tahvil getirilerindeki bu artışlara ve yaşanan Fonzi Skandalı’na karşı ne kadar dirençli durduğuna; bütün bunların yanında özellikle yabancı para cinsinden yüksek borçluluğa sahip finansal kesim dışındaki kesimlerin risklerinin irdelendiği çalışmalara ve konulara rastlamıyoruz. </strong></p>
<p><strong>Merkezin Güncesi’ni daha işlevsel kılmak gerekiyor bence. </strong></p>
<p><strong>Yeniden rekor üstüne rekor kıran tahvil faizlerine geri döndüğümüzde, İngiltere Merkez Bankası’nın Finansal Politika Komitesi Toplantı tutanağında;</strong></p>
<p><strong>Özellikle, çatışmaların yeniden tırmanması ve buna bağlı olarak petrol, doğal gaz ve rafine ürün fiyatlarında yaşanan artışların, küresel ekonomiye daha uzun süreli bir negatif arz şoku yaratığına,</strong> bu durumun, bir dizi gelişmiş ekonomide devlet tahvil getirilerinin 2008'den bu yana görülmemiş seviyelere yükselmesine ve bu seviyelerde kalmasına katkıda bulunduğuna vurgu yapılmış.</p>
<p>İngiltere Merkez Bankası, tahvil faizlerindeki yükselişin bir diğer nedeninin de yapay zekâ bağlantılı kazançların ve sermaye harcamalarındaki artışın sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerin piyasa algısını etkilemiş olabileceğini belirtirken, <strong>özellikle yapay zekâ geliştirme veya benimsenme hızına ilişkin endişeleri yansıtan, kazanç beklentilerine yönelik daha önemli bir şok yaşanması durumunda, daha sert bir düzeltme riskinin varlığını koruduğuna da dikkat çekiyor. </strong><br />Lagarde da, yukarıda bahsi geçen konuşmasında, yapay zekânın dönüştürücü bir güç olduğunu, tüm ekonomide üretim süreçlerini, iş modellerini ve yapıları yeniden şekillendirebileceğine dikkat çekmiş, ancak genel makroekonomik etkisinin belirsiz olduğunu, yapay zekânın etkisinin, ekonominin hem talep hem de arz yönlerini kapsayan, birbiriyle bağlantılı çeşitli kanallar aracılığıyla işleyeceğini ve zaman içinde ortaya çıkacağını belirtmişti.</p>
<p><strong>Enflasyon görünümü açısından ele alındığında ise, yapay zekânın firmaların daha fazla üretim yapmasına yardımcı olma potansiyeli olduğunu ve zamanla daha yüksek verimlilikle maliyetleri düşürebileceğini; diğer tüm koşullar sabit kaldığında, bu durumun uzun vadede enflasyonist baskıları azaltmasının beklenebileceğini; ancak bu etkinin boyutunun ve hızının ekonomideki benimsenme düzeyine bağlı olacağına dikkat çekmişti. </strong></p>
<p>Konu Avrupa olduğunda, teknolojilerinin hâlâ Çin ve Amerika’nın çok gerisinde olduğunu, küresel ölçekte yapay zekâ üreten olmaktan ziyade üretileni kullanan bir yapıda olduklarını, yaşlı nüfusun teknolojik gelişmeleri takip etmekteki zorluğunu da dikkate almakta fayda var.</p>
<p><strong>Elbette yukarıda saydıklarım tahvil faizlerindeki yükselişin iki temel nedeni değil.</strong> Başka birçok farklı neden sayabiliriz. Örneğin, ülkelerin yüksek borçlu yapıları, geleceğe ilişkin belirsizlik nedeniyle oluşan vade primi talebi gibi etmenleri de faiz yükselişinin nedenleri arasında sayabiliriz.</p>
<p><strong>Ülkelerin kendi iç işleyişlerinden kaynaklanan sorunlar da tahvil faizlerindeki artışı tetikliyor. Ancak esas tetikleyenin Amerikan uzun vadeli tahvillerindeki faizlerin yükselişi olduğunu da görmek lazım bence. </strong></p>
<p>Bütün bunlar bir gerçeklik olarak ortada dururken, en çok konuşulan konulardan birisi de acaba uzun dönemli tahvil faizlerinin yükselmesine sebep olan <strong>‘Tahvil Bekçileri’</strong> mi sorusu sanırım.</p>
<p><strong>"Tahvil Bekçileri (Bond Vigilantes)"</strong> terimi 1980'lerin başında (1983) Yardeni Research'in Baş Yatırım Stratejisti Dr. Edward Yardeni tarafından literatüre kazandırıldı. <strong>"Tahvil Bekçileri"</strong>, hükümetlerin sürdürülemez veya enflasyonist buldukları para veya maliye politikalarını protesto etmek amacıyla büyük miktarlarda devlet tahvili satan kurumsal yatırımcıları tanımlayan bir finansal terim.</p>
<p>Toplu satışlar nedeniyle tahvil fiyatları düştüğünde, tahvil <strong>faizleri/getirileri (yields)</strong> (yani devletin borçlanmak için ödemek zorunda olduğu faiz oranı) hızla yükselir. Bu yatırımcılar, borçlanma maliyetlerini yukarı çekerek siyasetçileri harcamaları kısmaya veya enflasyonist politikalardan vazgeçmeye zorlayarak adeta hükümetleri <strong>"cezalandırır"</strong>. <strong>Yardeni şöyle demişti: "Mali ve parasal otoriteler ekonomiyi disipline etmezse, tahvil yatırımcıları eder."</strong></p>
<p>1993 sonlarında ABD'de kamu harcamalarına ilişkin endişeler arttığında, 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirileri tahvil sahiplerinin satışı sonucu yüzde 5,2'den yüzde 8'in üzerine çıkmıştı. Bu durum Başkan Bill Clinton'ı bütçe açığını azaltmaya odaklanmaya zorladı. Benzer şekilde, 2022 yılında İngiltere’de mini bütçe krizi yaşanmıştı. Dönemin İngiltere Başbakanı Liz Truss, kaynağı açıklanmamış vergi indirimleri teklif ettiğinde, yatırımcılar İngiliz devlet tahvillerini (gilt) hızla satmıştı. Tahvil faizleri fırlamış, emeklilik fonları iflasın eşiğine gelmiş ve hükümet bu politikayı geri çekip istifa etmek zorunda kalmıştı.</p>
<p>Tahvil faizlerinin soluksuz yükselişinin ardında acaba piyasanın politika yapıcıları terbiye etmesi mi var sorusunun cevabını zaman içinde göreceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-soklarindan-yapay-zeka-kirilganligina-tahvil-piyasalari-88819</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/9/1280x720/78-1790916771.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji şoklarından yapay zekâ kırılganlığına tahvil piyasaları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-hali-88818</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara hâli…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ankara’da siyaset kulisleri, Mansur Yavaş ve Cemil Tugay’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la peş peşe yaptığı görüşmelerle yeniden hareketlendi. Muhalefet cephesinde belediye başkanlarının siyasi pozisyonları tartışılırken, CHP ve Yeni Parti’nin önündeki tabloya ilişkin soru işaretleri de büyüyor.</strong></p>
<p>Hatırlayacaksınız bir süre önce Yeni Parti Genel Başkanı Özel, T24’e verdiği röportajda, “İnsan anlıyor ki Ekrem Başkan aday olmasın diye her şeyi yapacaklar. Şu an kendisi (Mansur Yavaş) aday olmayı düşünürse hem bizim için hem de millet için çok önemli bir seçenek” demişti.</p>
<p>Özel, “Ancak kimseyi kimsenin yedeği ilan etmiyoruz” vurgusunu da yapmıştı.</p>
<p>Mansur Yavaş’ın “mutlak butlan” kararından bu yana izlediği tutumun da “son derece tutarlı” olduğunu ifade eden Özel, “Bizim kendisiyle aramızda bu anlamda bir çelişki yok” açıklaması yapmıştı.</p>
<p>Bir süre sonra hem CHP’liler hem Yeni Partililer şaşkınlık içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mansur Yavaş’ın birlikte çektirdikleri fotoğrafa bakıyorlardı.</p>
<p>Kulislere göre Mansur Yavaş Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde, “devletimin emrindeyim” demişti. O günden bugüne Mansur Yavaş‘ın yapılacak bir seçimde CHP ya da Yeni Parti’den cumhurbaşkanı adayı olmayacağı kesinlik kazanmış gibi…</p>
<p>Öte yandan aynı röportajda Özel, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın CHP’den istifa etmesi ama Yeni Parti’de de yer almamasına ilişkin, “Cemil Bey butlana tepki olarak istifa etti. Bir an önce partileşmek lazım dedi. Kendisi AK Parti'ye geçeceği iddialarını kesin bir dille reddetti. Böyle bir şey hayata geçecek olursa İzmir'dekilerin yüzüne nasıl bakacak, bizim yüzümüze, ailesine nasıl bakacak” cümlelerini kurmuştu.</p>
<p>Bu kez gündemde Tugay ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın birlikte çektirdikleri fotoğraf var.</p>
<p>O da yaptığı açıklamada tıpkı Yavaş’ın kurduğu cümleler gibi, “Sayın Cumhurbaşkanımıza, İzmir’imizin gündemindeki önemli konular ile kentimizin geleceğine yönelik projelerimiz hakkında bilgi arz ettik.” dedi.</p>
<p>Niyeyse CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanlarının Cumhurbaşkanı’na kentleri hakkında bilgi verecekleri tutmuştu.</p>
<p>Sanırım “bilgi verme randevusu” alamayan Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise gözaltına alındı.</p>
<p>Artık anlaşılıyor ki muhalefetin elinde dişe dokunur bir büyükşehir kalmayacak. Yarın, öbür gün Üsküdar’da yaşananlar İBB’de de yaşanırsa kimseye sürpriz olmayacak.</p>
<p>Peki, bu durumda CHP ve Yeni Parti ne yapıyor derseniz, durum şöyle özetlenebilir: CHP, ilçe il kongrelerini ne zaman nasıl yapacağını tartışıyor. Yeni Parti daha çok fon skandalına eğilmiş vaziyette… Fakat ilginç olan Ankara’daki dedikodulara göre Yeni Parti fon skandalını bir pazarlık unsuru olarak kullanmak istiyormuş. Ben hiç ihtimal vermiyorum ama aynı dedikodulara göre pazarlık bazı belediye başkanlarının serbest bırakılması ya da Yargıtay’da butlan kararının bozulması karşılığında, skandala karışan isimleri açıklamamak üzerinden dönüyormuş.</p>
<p>Ankara burası dedikodusu da bitmez pazarlığı da…</p>
<p>Misal, fon skandalına ismi karıştığı ayan beyan ortada olan isimlerle, ismi ortaya çıkmasın diye uğraşanların birbirleri hakkında söyledikleri/söylettirdiklerine bakın.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-hali-88818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara hâli… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kismi-sureli-calisma-modeli-88817</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısmi süreli çalışma modeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kısmi süreli çalışma, işçinin haftalık çalışma süresinin emsal tam süreli işçiye göre daha kısa belirlendiği çalışma biçimidir. </p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun “Kısmi süreli ve tam süreli iş sözleşmesi” başlıklı 13’üncü maddesi uyarınca kısmi süreli iş sözleşmesi, işçinin normal haftalık çalışma süresinin, tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi durumunda kurulan sözleşmeyi ifade etmektedir.</p>
<p>Önemli ölçüde az kriteri, iş yerinde belirlenen haftalık normal çalışma süresinin en fazla 2/3’sini ifade etmektedir. </p>
<p>Kısmi süreli çalışanlar, yalnızca çalışma biçimleri nedeniyle tam süreli çalışanlara göre farklı işleme tabi tutulmamalıdır. İşverenin, eşit davranma ilkesine uygun davranması ve kısmi süreli çalışanların sosyal ve çalışmaya bağlı haklardan yararlanmasını sağlaması esastır.</p>
<p>Bununla birlikte çalışma süresine bağlı ve bölünebilir nitelikteki menfaatler orantılı olarak sağlanabilir. Örneğin, yemek yardımı gibi menfaatlerde çalışma gününe göre hesaplama yapılması mümkündür. Ancak servis veya kreş sağlama gibi bölünemeyen menfaatlerden kısmi süreli çalışanların da tam süreli çalışanlar gibi yararlanması gerekir.</p>
<p>İş Kanunu uyarınca haftalık çalışma süresi en fazla 45 saattir. Kısmi süreli çalışma ise iş yerindeki emsal tam süreli çalışmanın haftalık normal çalışma süresinin üçte ikisine kadar olan çalışma olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>Buna göre haftalık 45 saat çalışılan bir iş yerinde kısmi süreli çalışanın haftalık çalışma süresi en fazla 30 saat, haftalık 40 saat çalışılan bir iş yerinde ise en fazla 26 saat 40 dakika olabilecektir.</p>
<p>Kısmi süreli çalışanlara fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma yaptırılmaması esastır. Bu nedenle iş sözleşmesinde belirlenen çalışma süresinin üzerinde çalışma yaptırılmaması gerekir.</p>
<p>Kısmi süreli çalışanlar yıllık ücretli izin hakkı bakımından tam süreli çalışanlarla aynı esaslara tabidir. Kısmi süreli çalışanın kıdem süresinin 1 yıl olması halinde, kısmi süreli çalışan da yıllık ücretli izne hak kazanır. Kısmi süreli çalışma yapılması yıllık izin hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Bununla birlikte izin süresi içerisindeki ücret hesabında işçinin fiilen çalışması gereken günler dikkate alınmaktadır. </p>
<p>Kısmi süreli çalışanların SGK prim gün sayısı, ay içerisinde ücrete hak kazanılan toplam çalışma süresinin iş yerindeki günlük çalışma süresine bölünmesi suretiyle belirlenmektedir. Hesaplama sonucunda prim gün sayısının küsuratlı çıkması halinde küsurat yukarı yuvarlanmaktadır. </p>
<p>Kısmi süreli çalışan kadın işçiler de süt izni hakkından yararlanabilmektedir. Süt izni, çalışanın kısmi çalışma süresiyle orantılı şekilde uygulanmaktadır.</p>
<p>Örneğin tam süreli çalışan için günlük 90 dakika süt izni uygulanan bir iş yerinde, günlük çalışma süresi bunun yarısı olan kısmi süreli bir çalışan bakımından 45 dakika süt izni uygulanabilecektir.</p>
<p>Sonuç olarak, kısmi süreli çalışma modeli çalışma süresinin tam süreli emsal çalışana göre daha düşük belirlendiği bir çalışma biçimi olmakla birlikte, işçinin temel işçilik haklarını ortadan kaldırmamaktadır. </p>
<p>Uygulamada haftalık çalışma süresinin üçte iki sınırını aşmaması, eşit davranma ilkesine uyulması, bölünebilir menfaatlerin orantılı uygulanması, fazla çalışma yaptırılmaması, yıllık izin ve süt izni haklarının korunması ile SGK prim günlerinin çalışma süresine uygun şekilde hesaplanması önem taşımaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kismi-sureli-calisma-modeli-88817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kısmi süreli çalışma modeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinin-anatomisi-88816</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon krizinin anatomisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yatırım fonlarında yaşanan kriz, yalnızca 131 fonun tasfiyesi ve yüz binlerce yatırımcının etkilenmesiyle sınırlı değil. Fon piyasasının borsa, şirketlerin finansmanı, döviz talebi ve Merkez Bankası rezervleriyle kurduğu bağ, gözetim ve müdahale mekanizmalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Finansal piyasaların gündemi yatırım fonlarında başlayan ve kısa sürede piyasaların geneline yayılan gelişmeler oldu. İlk bakışta sorun bazı portföy yönetim şirketleriyle sınırlı görülebilir. Ancak fon piyasası yalnızca tasarruf sahibinin getiri aradığı bir alan değil. Hisse senetlerinden şirketlerin borçlanmasına, döviz talebinden Merkez Bankası rezervlerine kadar uzanan önemli bir finansman kanalı…</p>
<p><strong>Kurallar var; peki ya uygulama?</strong></p>
<p>Sermaye piyasalarının üstatlarının yaptığı ortak değerlendirme Türkiye’de sorun kurallardan çok uygulamada yatıyor: kuralların uygulanması ile gözetim ve zamanında müdahale mekanizmalarındaki eksikliklerde fon krizinin temelinde yer alıyor.</p>
<p>Nitekim SPK’nın 18 Eylül açıklaması da aynı soruna işaret ediyor. Kurul, bazı yatırım fonlarının özellikle 2025’in son çeyreğinden itibaren fiili dolaşımı düşük hisselerde, şirketlerin temel finansal büyüklükleriyle açıklanamayacak fiyat hareketlerine neden olduğunun gözlemlendiğini belirtiyor. Konunun 2 Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi (FİK) gündemine geldiğini, ardından yeni düzenlemeler üzerinde çalışılmaya başlandığını da açıklıyor.</p>
<p>SPK, 28 Ağustos’ta yayımlanan yeni Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber’in gerekçesini de para piyasası ve hisse senedi serbest fonlarında ilişkili taraflar arasındaki teminatsız borçlanma ile Borsa’daki olağandışı fiyat hareketlerinin oluşturduğu sistemik riski sınırlamak olarak tanımlıyor.</p>
<p>Bu kronoloji risklerin yeni fark edilmediğini gösteriyor. Dolayısıyla tartışılması gereken konu, tespit edilen riskler büyürken gözetim ve müdahale mekanizmasının neden daha hızlı sonuç üretmediğidir.</p>
<p><strong>Yüksek enflasyon da krize zemin hazırladı</strong></p>
<p>Meselenin bir de makroekonomik zemini var. Yüksek enflasyon ortamında tasarruf sahibinin sorunu yalnızca getiri elde etmek değil, birikimin satın alma gücünü korumak.</p>
<p>MKK verilerinden yapılan derlemelere göre yatırım fonlarının toplam portföy değeri 2025 sonunda yaklaşık 8,5 trilyon TL iken Ağustos 2026 sonunda 11 trilyon TL civarına ulaştı. Para piyasası fonları da aynı dönemde yaklaşık 1,46 trilyon TL’den 2 trilyon TL seviyesine çıktı.</p>
<p>Yüksek enflasyon elbette krizin doğrudan nedeni değil. Ancak reel getiri arayışı, yüksek nominal getiri sunan ürünlere talebi artırarak fon sektörünün çok hızlı büyümesine zemin hazırladı. Denetim kapasitesi aynı hızda güçlenmediğinde ise başlangıçta sınırlı görünen riskler sistemik hâle gelebiliyor.</p>
<p><strong>Krizden direkt etkilenen 131 fon ve 455 bin yatırımcı</strong></p>
<p>Krizin büyüklüğünü en net gösteren veri SPK’dan geliyor. Kurulun 17 Eylül tarihli kararıyla yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fon tasfiye kapsamına alındı. MKK kayıtlarına göre bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. SPK, tasfiye kapsamındaki 131 fon için tek bir resmî toplam portföy büyüklüğü açıklamadı. Buna karşılık yapılan çalışmalar yaklaşık 800 milyar TL’yi aşan bir tutara işaret ediyor.</p>
<p><strong>Borsada 2008’den bu yana en sert kayıp</strong></p>
<p>En görünür etki Borsa İstanbul’da yaşandı. Bloomberg HT’nin 30 Eylül tarihli hesaplamasına göre BIST Tüm şirketlerinin toplam piyasa değeri eylülde yüzde 20 geriledi. Yaklaşık 4,5 trilyon TL piyasa değeri kaybı oluştu. Bu, 2008 küresel finansal krizinden bu yana görülen en sert aylık değer kaybı. BIST 100 şirketlerinin piyasa değeri de TL bazında yüzde 16 düştü.</p>
<p>Bütün düşüşü fon tasfiyesine bağlamak doğru olmaz. Ancak tasfiye beklentisinin yarattığı satış riski ve güven kaybı eylül fiyatlamalarında önemli bir kanal oldu.</p>
<p><strong>Para piyasası fonlarında hızlı küçülme</strong></p>
<p>İkinci kanal para piyasası fonları üzerinde yaşandı. TCMB’nin M3 tanımında izlenen para piyasası fonları stoku ve TEFAS verilerine dayanan piyasa derlemelere göre, 11 Eylül haftasında yaklaşık 2,14 trilyon TL olan büyüklüğün 18 Eylül haftasında yaklaşık 1,68 trilyon TL’ye geriledi gösteriyor. Bununla birlikte GlobalSource Partners’ın 27 Eylül tarihli Türkiye raporuna göre, para piyasası fonlarından haftalık çıkışlar eylülün son haftasında istikrar kazanmaya başladı.</p>
<p>Para piyasası fonlarındaki düşüşün reel sektöre uzanan bir etkisi de var. Para piyasası fonları portföylerinde finansman bonosu ve özel sektör tahvilleri de taşıyor. Nitekim mevcut fon portföyleri, bu araçların para piyasası fonlarının yatırım evreninde önemli yer tutabildiğini gösteriyor. Dolayısıyla fonlarda kalıcı küçülme, şirketlerin kısa vadeli TL borçlanma araçlarına yönelik talebi azaltabilir. Sorun böylece yatırımcının fon tercihinden şirketlerin finansmana erişim maliyetine taşınabilir.</p>
<p><strong>Rezervlerdeki hareket ne söylüyor?</strong></p>
<p>Bir diğer kanal döviz piyasası ve Merkez Bankası rezervleri. TCMB verilerine göre toplam rezervler 4 Eylül’de 184,2 milyar dolar iken 18 Eylül’de 174,4 milyar dolara geriledi. Yalnızca 18 Eylül haftasındaki düşüş 4,3 milyar dolar oldu. Aynı hafta brüt döviz rezervleri 5,6 milyar dolar azalırken altın rezervleri 1,3 milyar dolar arttı.</p>
<p>Fon krizinin yaşandığı dönem, Merkez Bankası rezervlerinin zaten baskı altında olduğu bir döneme denk geldi. Ancak rezervlerdeki düşüşün tamamını fon krizine bağlamak mümkün değil. GlobalSource Partners’ın 27 Eylül raporunda Murat Üçer, rezervlerdeki zayıflamanın daha geniş bir ödemeler dengesi perspektifiyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Bundan sonra ne olacak?</strong></p>
<p>Bundan sonraki sürecin ilk anahtar kelimesi “nakit akışı” olacaktır. Tasfiye kapsamındaki fonlarda varlıkların sağlıklı biçimde nakde çevrilmesi ve yatırımcı alacaklarının ödenmesi gerekiyor.</p>
<p>İkinci konu “güven”. Yatırımcı fonuna ulaşabileceğine, şirket piyasadan finansman sağlayabileceğine ve fiyatların ekonomik gerçekliği yansıttığına inanmak zorunda…</p>
<p>Üçüncü konu “enflasyon”. Yüksek enflasyon sürdükçe hane halkının satın alma gücünü koruma ve yüksek nominal getiriye yönelme eğilimi devam edecektir. Bu nedenle finansal istikrar ile fiyat istikrarını birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil.</p>
<p>Son olarak da olmazsa olmaz “yapısal zemin” geliyor. Bundan sonraki aşamada yalnızca yeni kural yazmak değil; ilişkili taraf işlemlerinin, fon değerlemelerinin, likidite riskinin ve olağandışı fiyat hareketlerinin gerçek zamanlı ve kurumlar arası veri paylaşımıyla izlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Fon krizi bize bir kez daha şunu gösterdi: Finansal piyasalarda sorun ortaya çıktıktan sonra tasfiye etmek maliyetlidir. Esas olan, riski büyümeden tespit etmek ve sınırlamaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinin-anatomisi-88816</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/6/1280x720/879-1790916806.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon krizinin anatomisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bes-dokunulmaz-ada-degil-denetlensin-88815</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> BES dokunulmaz ada değil, denetlensin!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BES portföyü “çürük kâğıt deposu” değil; “piyasa riski deposu”dur. Devlet tahvili kalitelidir, altın likittir, hisse seçime bağlıdır. BES’e güvenmek iyidir ama denetlemek çok daha sağlıklı ve iyidir.</strong></p>
<p><strong>TERA</strong> rezaletinden sonra, <strong>SPK</strong> ve <strong>BDDK</strong> yasası değiştirilecek, <strong>ek tedbirler</strong> getirilecekmiş. Bu, tam bir <strong>oyalamaca</strong> zira <strong>yasalarda sorun yok</strong>. Sorun; uygulamada… Tıpkı sürücüler kırmızıda durmuyor diye <strong>kavşağa fazladan trafik ışığı koymak</strong> gibi saçma. Sen, <strong>mevcut yasayı uygulamazsan yenisi çare mi</strong>?</p>
<p>Değil elbette<strong>… SPK işini yapmamış</strong>, BDDK izlemiş, Merkez Bankası aldırmamış, <strong>FİK yan gelip yatmış</strong>. FİK mi nedir? <strong>Finansal İstikrar Komitesi</strong>… Temel amacı sistematik riskleri ve kırılganlıkla önceden belirlemek olan <strong>2011</strong>’de kurduğumuz en üst denetim kademesi. Peki, FİK ne yapmış? <strong>Hiçbir şey</strong>…</p>
<p><strong>BES SİSTEMİNE FONDAŞ YANDAŞ KUMPASI KURULMASINA İZİN VERİLMEMELİ</strong></p>
<p>Siz, şehirde <strong>yangına erken müdahale</strong> için <strong>Beyazıt Kulesi</strong> dikiyorsunuz. Tepesine koyduğun gözlemci, <strong>alevleri görüyor</strong> ama tulumbacılara bildirmiyor. Yangın <strong>binaları kül ettikten sonra</strong> itfaiye geliyor; “<strong>tedbir aldık</strong>” diyor. Bu, bizim <strong>aklımızla alay</strong> etmektir. Üstelik yangını <strong>fondaş yandaş çıkarmışken</strong>…</p>
<p><strong>BES</strong>’e gelince… “<strong>dikkat edin</strong>” dedim, işe yaradı ve insanlar “<strong>denetlensin</strong>” çağrıma katıldı. Ancak sorun şudur ki <strong>BES’in itibarından sorumlu olanlardan ses seda çıkmıyor</strong> henüz. Oysa toplamda <strong>18,2 milyon</strong> kişi Bireysel Emeklilik Sistemi’nde ve <strong>fon yağmasından etkilendiğini</strong> görüyoruz. Peki, tedbir nerede?</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / BES denetimine dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kim denetlesin?</em></strong></p>
<p><strong>Asla SPK değil</strong>. BDDK hiç değil. Zira bunlar <strong>fon yağmasına göz yuman</strong> kurumlar. BES’i, <strong>bağımsız</strong>, tercihan <strong>uluslararası itibar sahibi</strong>, güvenilir denetim kurumları denetlemeli ve <strong>bize raporlamalı</strong>.</p>
<p><strong><em>Nasıl denetlesin?</em></strong></p>
<p><strong>Denetim zayıfsa sistem çöker</strong>; denetim sadece kâğıtta varsa kriz kapıya dayanır. BES’in avantajı kâğıt değil, <strong>saklama ayrılığı</strong> ve <strong>dijital izdir</strong>. Bu izi köreltmek, <strong>18 milyon hesabı kumarhaneye çevirmektir</strong>.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>FON KRİZİ BES’İN KİLİTİNİ KIRMADI AMA CAMINI ÇATLATTI</strong></p>
<p>Çarpıcı gerçek şu: BES’in hukuki kalkanı “<strong>fiyat garantisi</strong>” değildir. Paranız çalınmaz; ama borsa düşerse, altın geri çekilirse, faiz oynarsa <strong>birikiminiz</strong> de oynar. <strong>BES’ten çıkmak, yangında evdeki kasayı sokağa atmaktır</strong>: kasa yanmaz ama içindeki <strong>ıslanır</strong>, vergi kesilir, <strong>devlet katkısı uçup gider</strong>.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>BES LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>BES</strong>: Bireysel Emeklilik Sistemi, çalışma hayatı boyunca düzenli tasarrufla emeklilikte ek gelir sağlama</p>
<p><strong>BES mekanizması</strong>: Yatırıma yönlendirilen katkı payları, portföy yöneticilerince fonlarda değerlendirilir</p>
<p><strong>Devlet Katkısı</strong>: Ödediğin tutarın belirli bir oranı devlet tarafından ilave edilir. Ediliyor mu acaba?</p>
<p><strong>Emeklilik şartları</strong>: Sistemde en az 10 yıl kalmak, 56 yaşı geçmek. Birikim; toplu ya da maaşla alınır</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bes-dokunulmaz-ada-degil-denetlensin-88815</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/9/1280x720/bes-emeklilik-birikim-hesap-sigorta-1767160789.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BES dokunulmaz ada değil, denetlensin! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/genc-issizliginde-soylenene-mi-inanmali-yasanana-mi-88814</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Genç işsizliğinde söylenene mi inanmalı, yaşanana mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir yandan büyük büyük laflar ediliyor, açıklamalar yapılıyor; bu laflara, bu açıklamalara bakarsanız işsizlik sorunu halloldu, hallolacak! Tabii ki görünür işsizlikten söz ediliyor; ama olsun, en azından o göstergede durum iyi. Bu köşede dün yer verdiğim atıl işgücündeki durum ise tabii ki hiç iç açıcı değil.</p>
<p>Görünür işsizlikte genele yayılan bu olumlu tablo kuşkusuz genç nüfusta da aynı doğrultuda. Genç işsizliği de şimdiye kadar görülmedik ölçüde iyi, yani düşük. <strong>“Şimdiye kadar”</strong> diye lafın gelişi söylemiyorum, resmi veriler böyle çünkü.</p>
<p>Önceki gün açıklanan 2026’nın verisi ağustos ayını gösterdiği için TÜİK’in 2005 yılından bu yana olan verilerinde tüm yılların ağustos aylarını alarak bir karşılaştırma yaptım. Her ne kadar bu veriler mevsim etkisinden arındırılmışsa da yine de aynı ayı almanın daha anlamlı ve karşılaştırmaya daha uygun olacağını düşündüm.</p>
<p>İşte ortaya çıkan tablo… 15-24 yaş arasındaki nüfusun işsizlik oranı 2005’ten bu yana olan dönemin en düşük düzeyine yüzde 13 ile bu ağustosta indi. Genç nüfustaki işsizlik 2019’un ağustosunda yüzde 27 ile rekor kırmış ve aradan geçen yedi yılda yarı yarıya azalmış. 2019’daki düzeyin böylesine yüksek olmasında tabii ki pandeminin etkisi var, onu da göz ardı etmemek gerek.</p>
<p>Cinsiyetlere göre veriler ise 2014’ten beri var. Toplamda olduğu gibi kadın-erkek ayrımında da 2014’ten bu yana olan dönemin en düşük işsizlik oranları bu yıl oluşmuş.</p>
<p>Ne denir ki, bundan iyisi can sağlığı!</p>
<h2>Ama ya gerçek durum?</h2>
<p>Veriler böyle de acaba yaşamın gerçeği aynı şeyi söylüyor mu, gerçekte yaşanan da aynı mı?</p>
<p>Keşke olsaydı! Olmadığını mikrofon uzatılan gençlerin dile getirdiklerinde görmek o kadar mümkün ki…</p>
<p>Ayrıca iş aramaktan bile bıkan gençlerin umutsuzlukları, hatta üniversiteye adım atılan gün başlayan mezun olunduğunda ne yapılacağının kaygısına düşülmesi… Bunların hepsi somut gerçekler olarak ortada.</p>
<h2>Seçilen habere bile yansıyor</h2>
<p>Üyesi olduğum Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin (EMD) bir ayı aşkın süredir devam eden <strong>“Kuşaklar Arası Ekonomi Muhabirliği Eğitimi”</strong> adlı bir programı var. Bu çerçevede dernek üyesi deneyimli gazeteciler olarak bizler, genç gazetecilere ya da gazeteci adaylarına uzaktan erişimle eğitim vermeye, bildiklerimizi, deneyimlerimizi aktarmaya çalışıyoruz. Dernek üyesi her arkadaş üç gençle birlikte çalışıyor. Genç arkadaşlara belli konularda haber yazma görevi veriyoruz, sonra o haberleri birlikte değerlendiriyor, varsa hataları göstermeye gayret ediyoruz. Çalışmanın özeti böyle.</p>
<p>Ben de üç gençle bir ay boyunca uzaktan erişim yoluyla çalıştım, deneyimlerimi aktarmaya gayret ettim.</p>
<p>Bu arkadaşlara belli konularda haber yazmalarını önermekle birlikte zaman zaman da haber konusunu diledikleri gibi belirlemelerini, ülkenin en büyük sorunu olarak gördükleri konuları haber yapmalarını istedim.</p>
<p>Bu üç arkadaştan ikisi gençlerdeki işsizliği konu etti. Hani şu giderek gerileyen gençlerdeki işsizlik var ya, meğer bu gençler bu konuyu hâlâ en büyük sorunlardan biri olarak görüyormuş. Haksız olduklarını söyleyebilir miyiz?</p>
<p>Ben bu bir ayı aşkın sürede Ankara’dan Melisa Altuntaş, Burdur’dan Beyza Nur Akçay ve Kayseri’den Azra Acar ile çalıştım. Serbest haber dalında Azra ve Beyza gençlerdeki işsizlik konusunu işledi. Bu tercih bile tek başına gençlerin en büyük sorununun ne olduğunu ortaya koyan tipik bir gösterge sayılır.</p>
<h2>İş aramak bile külfet </h2>
<p>Ama diğer tarafta resmi verilere yansıyan genç işsizliğinde tarihi dip oranlar görülüyor. Bunun en büyük nedenlerinden biri hiç kuşku yok ki iş aramaktan vazgeçenlerin sayısındaki artış. Gençler, artık iş aramaktan adeta yorulmuş. Genç arkadaşlarımın bana gönderdikleri haber örneklerindeki konu aslında biraz da kendi yaşadıklarını yansıtıyor. Gençler nereye gitse iş deneyimi isteniyor ve onlar da <strong>“Her gittiğimiz yer deneyim istiyor, biz işe giremezsek, bir yerden başlayamazsak bu deneyimi nerede kazanacağız ki”</strong> diye haklı olarak yakınıyor.</p>
<h2>Staj bile sorun </h2>
<p>Üniversiteli gencin yaz aylarındaki en büyük arayışlarından biri de staj yapabilmek. Hele hele prestijli kurumlarda staj yapabilmek büyük bir ayrıcalık ve avantaj olarak görülüyor.</p>
<p>Düşünsenize, gençler staj yapabilecek kapı bile bulamıyor, sonra da resmi verilere yansıyan tablo işsizlik oranının azaldığını söylüyor. Gel de inan!</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abf361d5d7d2-1790916125.png" alt="" width="323" height="278" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6abf36248d35b-1790916132.png" alt="" width="213" height="635" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/genc-issizliginde-soylenene-mi-inanmali-yasanana-mi-88814</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/7/1280x720/kadin-calisan-sirket-1761662902.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Genç işsizliğinde söylenene mi inanmalı, yaşanana mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88812</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Borsada Tablo Pozitife Döndü! Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 02 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/u9WkeeBa6Qs" width="800" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/5/1280x720/munyar-1787203670.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/50-donumle-jeotermal-seraya-giriyor-500-milyon-dolarla-1000-donumu-planliyor-88813</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> 50 dönümle jeotermal seraya giriyor, 500 milyon dolarla 1000 dönümü planlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL</strong> Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Gökhan Murat Kalsın</strong>, Uşak Ulubey’de Aralık 2023’te 2 bin dönümde 85 bin ağaçlık badem yatırımının ardından şimdilerde Konya Tuzlukçu’da jeotermal kaynak kullanılacak sera yatırımına hazırlanırlarken COVID-19 pandemisi günlerine döndü:</p>
<ul>
<li><strong>Pandemiyle birlikte iş dünyasının alışılmış dengeleri sarsılmış, finansmana erişim zorlaşmış ve şirketlerin tek başına hareket etmek yerine güçlerini birleştirme ihtiyacı daha fazla hissedilmişti.</strong></li>
<li><strong>O günlerde İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) meclis ve meslek komitelerinde görev yapan iş insanları arasında başlayan fikir alışverişleri zamanla farklı bir noktaya taşındı.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf34090364c-1790915593.png" alt="" width="800" height="464" /></strong>Öncülük yaptığı oluşumu anımsadı:</p>
<ul>
<li><strong>Bir araya gelen iş insanları ile başlangıçta deneyimlerimizi paylaşabileceğimiz, birbirimizin iş bağlantılarından ve sektör tecrübelerimizden yararlanabileceğimiz bir iş geliştirme grubu oluşturduk.</strong></li>
</ul>
<p>O günlerde ortaya koydukları temel fikir üzerinde durdu:</p>
<ul>
<li><strong>Farklı sektörlerden gelen iş insanlarının bilgi, sermaye ve ilişkilerini bir araya getirerek yeni iş fırsatları yaratmak.</strong></li>
</ul>
<p>Zamanla <strong>“birlikte yatırım yapma”</strong> fikrine dönüştüğünü irdeledi:</p>
<ul>
<li><strong>11 Haziran 2021’de İTO çevresinden 100 iş insanının bir araya gelmesiyle somutlaşan yapı, zaman içinde İstanbul Holding’e dönüşecek ortaklığın temelini oluşturdu. Model, sermayenin yanı sıra</strong> “tecrübe, iş ilişkileri ve iş yapma kültürü”<strong>nü bir araya getirmekti.</strong></li>
</ul>
<p>100 milyon lira sermaye ile kurulan<strong> “İstanbul Holding A.Ş.”</strong>nin ilk adımlarından birinin 200 milyon liralık<strong> “İstanbul Holding Girişim Sermayesi Fonu”</strong> kurmak olduğu aklına geldi:</p>
<ul>
<li><strong>İstanbul Holding’in yatırım yolculuğundaki ilk önemli adım tarım sektöründe oldu. Aralık 2023’te</strong> “İH Tarım”<strong> üzerinden Uşak Ulubey’de 2 milyon metrekarelik alanda faaliyet gösteren</strong> “BIG Tarım”<strong>a yatırım yapıldı.</strong></li>
<li><strong>85 bin badem ağacının bulunduğu proje, holdingin tarımı yalnızca geleneksel bir üretim alanı olarak değil, teknoloji, enerji verimliliği ve ölçek ekonomisiyle birlikte ele aldığı yaklaşımın somut örneklerinden biriydi.</strong></li>
</ul>
<p>2024 yılında kamuoyuyla paylaştıkları hedefleri gözden geçirdi:</p>
<ul>
<li><strong>İlk yıllarda 100 milyon dolarlık şirket değerine ulaşma ve 2028 yılına kadar 1 milyar dolarlık değere ulaşabilecek bir yapı oluşturmayı hedeflemiştik. Şirket, kuruluşunun ilk yılında 50 milyon dolarlık varlık değerine ulaşmıştı.</strong></li>
</ul>
<p>Geçenlerde Murat Kalsın’ın kendi şirketi GMK Group’un merkezine uğradım, sohbet ettik. İstanbul Holding’de ulaşılan aşamayı merak ettim, özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>İstanbul Holding’in yapısı, kuruluşundaki 100 ortağın sınırlarını aşan bir niteliğe büründü. Ortakların kendi şirketlerinin boyutları dikkate alındığında ortaya farklı sektörleri ve şirketleri birbirine bağlayan daha geniş bir ticari ağ çıktı.</strong></li>
</ul>
<p>Bu ağ ile ilgili verilere işaret etti:</p>
<ul>
<li><strong>Bu ağ, 250’den fazla şirket ve 15 binden fazla çalışanı kapsıyor.</strong></li>
</ul>
<p>2025-2026 döneminde bu yapının yeni ortaklıklarla genişletilmesine odaklandıklarını kaydetti:</p>
<ul>
<li><strong>Re-Pie Yatırım Holding’le geliştirilen iş ortaklığı ve yeni yatırım projeleri, İstanbul Holding’in yatırım modelini farklı yatırımcıları ve girişimcileri de içine alacak şekilde geliştirme arayışının bir parçası oldu.</strong></li>
</ul>
<p>Tarımın İstanbul Holding’in büyüme hikayesinde giderek daha stratejik bir konuma taşındığını bildirdi:</p>
<ul>
<li><strong>Konya Tuzlukçu’da jeotermal kaynakların kullanıldığı teknolojik sera projesi gündeme geldi. İlk etapta 50 bin metrekarelik alanla başlaması planlanan yatırımın zamanla 1 milyon metrekareye çıkarılması, toplam yatırımın 500 milyon dolara ulaşması hedefleniyor.</strong></li>
</ul>
<p>İstanbul Holding’in 4-5 yılda aldığı yol,<strong> “birlikteliğin yatırım gücü”</strong>nü ortaya koyuyor… İstanbul Holding, bu gidişle tarımda güçlü oyuncular arasına girecek gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İTO'da meslek komitelerine de aday olmayacak</span></h2>
<p><strong>GMK</strong> Group ve İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Kalsı</strong>n'a geçen dönem İstanbul Ticaret Odası (İTO) seçimlerinde yönetim kurulu başkanlığı adaylığı ile dikkatleri çektiğini anımsatıp sordum:</p>
<ul>
<li><strong>Bu dönem adaylık gibi bir gündeminiz yok değil mi?</strong></li>
</ul>
<p>Yanıta şöyle girdi:</p>
<ul>
<li><strong>İTO'da uzun yıllar boyunca edindiğim tecrübeler, iş dünyasının sivil toplum kuruluşları çatısı altında üstlendiğim görevler, bana önemli bir birikim ve sorumluluk anlayışı kazandırdı.</strong></li>
</ul>
<p>Bu süreçte İstanbul iş dünyasının farklı sektörlerini, beklentilerini ve sorunlarını yakından tanıma, ortak akıl ve iş kültürü içerisinde çalışma fırsatı bulduğunu kaydetti:</p>
<ul>
<li><strong>İş dünyasına hizmet etmenin yalnızca bir makamla veya belirli bir seçim dönemiyle sınırlı olduğuna inanmıyorum. Bu dönem İTO'da başkanlık ve meslek komitesi seçimlerinde aday olmama kararı aldım.</strong></li>
</ul>
<p>Bu kararını <strong>"kenara çekilme"</strong> olarak değil, deneyim ve birikimini farklı alanlarda değerlendirme tercihi olarak tanımladı:</p>
<ul>
<li><strong>Önümüzdeki dönemde üretim, yatırım, girişimcilik ve istihdam başta olmak üzere ülkemizin ekonomik gücüne katkı sağlayacak çalışmalara odaklanmayı sürdüreceğim.</strong></li>
</ul>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye'nin daha güçlü ve rekabetçi bir ekonomiye ulaşabilmesi için reel sektörün desteklenmesi, yatırım ve üretim kapasitesinin artırılması, girişimciliğin teşvik edilmesi ve istihdamın güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Gıda güvenliği iklim gündeminin temel alanlarından biridir</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf341786839-1790915607.png" alt="" width="800" height="217" /></span><strong>DIŞ</strong> Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) çatısı altındaki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) davetiyle <strong>“19. Türkiye Yatırım Konferansı”</strong> için gittiğim New York’ta Bloomberg’in merkezinde Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) gündemli toplantıda özel sektörün rolünün öne çıktığını gördüm.</p>
<p>9-20 Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleşecek COP31’in başkanlığını yürütecek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı <strong>Murat Kurum</strong>, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Rifat Hisarcıklıoğlu</strong>’nu <strong>“COP31 İş Dünyası Elçisi”</strong> olarak yanına almıştı. <strong>Hisarcıklıoğlu</strong>’nun programı göndermesi üzerine Bloomberg’in merkezindeki toplantıya gidince Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Mehmet Tütüncü</strong>’ye verilen görevi de öğrendim: </p>
<p><strong>▶ COP31 Business Forum (COP31 İş Forumu) Gıda Güvenliği ve Tarım Çalışma Grubu Eş Başkanı… </strong></p>
<p><strong>“Gıda Güvenliği ve Tarım Çalışma Grubu”</strong>nun hedefi şöyle belirlendi:</p>
<p><strong>▶ Küresel gıda sisteminin önde gelen temsilcilerini bir araya getirerek bu alanda özel sektörün sahadaki deneyimlerinden beslenen uygulanabilir ve ölçeklenebilir politika önerileri geliştirmek. Grubun öncelikli odak alanları da şöyle ortaya konuldu: </strong></p>
<p>▶ Gıda-su-iklim bağlantısı, çiftçi ekosisteminin dayanıklılığı ve iklime dirençli tarım.</p>
<p><strong>Mehmet Tütüncü</strong> ve Diane Holdorf’un da aralarında bulunduğu Çalışma Grubu Eş Başkanları ile küresel iş dünyasının üst düzey temsilcileri, <strong>“New York İklim Haftası”</strong> kapsamında <strong>“COP31 Business Forum”</strong> toplantılarında bir araya geldi. <strong>Tütüncü</strong>, toplantılarda şu mesajları verdi: </p>
<p>▶ <strong>Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek</strong> “COP31”<strong>in, iklim hedeflerini somut uygulamalara dönüştürmek ve iş dünyasının çözüm üretme kapasitesini harekete geçirmek açısından önemli bir fırsat sunduğuna inanıyorum. </strong></p>
<p>▶ <strong>Yıldız Holding’de “</strong>Bu Dünya Bizim<strong>” anlayışı ve “</strong>İsrafsız Şirket<strong>” modeli doğrultusunda sürdürülebilirliği uzun vadeli değer yaratma yaklaşımımızın merkezinde konumlandırıyoruz.</strong></p>
<p><strong>▶ Gıda alanındaki küresel deneyimimizle; iklim dayanıklılığı, doğal kaynakların verimli kullanımı ve çiftçi ekosistemlerinin geleceğini, gıda güvenliği ve tarımın temel çalışma alanları olarak görüyoruz. </strong></p>
<p>▶ “COP31 İş Forumu” <strong>bünyesindeki</strong> “Gıda Güvenliği ve Tarım Çalışma Grubu” <strong>olarak özel sektörün sahadaki bilgi birikimini, uygulanabilir ve ölçeklenebilir aksiyonlar ile politika önerilerine dönüştürerek </strong>“COP31”<strong> gündemine somut katkı sunmayı hedefliyoruz. </strong></p>
<p><strong>▶ Grubumuzun nihai çıktıları arasında yer alacak politika önerileri, özel sektör eylemleri ve seçilecek iyi uygulama örnekleri, 12-13 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek </strong>“COP31 İş ve Yatırım Zirvesi”<strong>nde </strong>“COP31 Başkanlığı”<strong> ve uluslararası paydaşlara sunulacak.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/50-donumle-jeotermal-seraya-giriyor-500-milyon-dolarla-1000-donumu-planliyor-88813</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/3/1280x720/478-1790915682.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 50 dönümle jeotermal seraya giriyor, 500 milyon dolarla 1000 dönümü planlıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/doviz-destegine-ince-ayar-talebi-88811</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Döviz desteğine ‘ince ayar’ talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ - VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) ihracatçıların yurt dışı kaynaklı dövizlerini Türk lirasına dönüştürmelerini teşvik etmek amacıyla uyguladığı döviz dönüşüm desteğinde yeni dönem 1 Ekim’de başladı. Yeni sistemle bir ay boyunca döviz almama taahhüdü kaldırılırken, firmaların döviz pozisyonu ve yarattıkları katma değer destekten yararlanmada daha belirleyici hale geldi. Firma başına yıllık destek 100 milyon TL ile sınırlandırılırken, likit döviz varlıklarına yönelik yüzde 10’luk kriter de yeni sistemin önemli unsurları arasında yer aldı.</p>
<p>Yeni uygulamayı EKONOMİ’ye değerlendiren ihracatçı birlikleri ve sektör temsilcileri, döviz almama taahhüdünün kaldırılmasını ve desteğin katma değerle ilişkilendirilmesini genel olarak olumlu karşılarken, sistemin bazı noktalarında ‘ince ayar’ yapılması gerektiğine dikkat çekti. Sektörlerden destek oranının yüzde 3’ün üzerine çıkarılması, 100 milyon TL’lik tavanın yükseltilmesi veya kaldırılması, yüzde 10’luk döviz pozisyonu sınırının esnetilmesi ve bürokrasinin azaltılması yönünde talepler geldi. Özellikle yüksek ihracat yapan, ithalat bağımlılığı düşük ve işçilik payı sınırlı firmalar açısından katma değer hesabının desteğin etkisini azaltabileceği belirtilirken, sabit destek tavanının da farklı büyüklükteki ihracatçıları aynı limite tabi tuttuğuna dikkat çekildi. İhracatçılar, yeni sistemin sahadaki sonuçlarının izlenerek gerekli revizyonların yapılmasını isterken, kur ve maliyet baskısının sürdüğü mevcut koşullarda desteğin finansman yükünü daha fazla hafifletecek bir yapıya kavuşturulması beklentisini dile getirdi.</p>
<p>İhracatçıların yeni sisteme ilişkin değerlendirme ve beklentileri şöyle:</p>
<h2>“DESTEK ORANININ ARTTIRILMASINI TALEP EDİYORUZ” </h2>
<p>■ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı: “Otomotiv endüstrisi olarak küresel rekabetin son derece çetin geçtiği, yeşil ve dijital dönüşüm yatırımlarının hız kazandığı bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte ihracatçımızın finansman yükünü hafifl etecek, öngörülebilirliği artıracak her adımı son derece kıymetli buluyoruz. Son yapılan değişimle birlikte ihtiyaca göre döviz alımının önünün açılmasını pozitif bir adım olarak görüyoruz fakat doviz pozisyon sınırının yüzde 10 oran ile sınırlandırılması yerine bu değerin yüzde 15 seviyesine çıkartılmasının şirketlere rahatlık getireceğini düşünüyoruz. Eski durumda işlemlerin 3 aylık mali verilere göre kontrol edilirken yeni durumda bürokrasinin arttırıldığını görüyoruz ve işlemlerin basitleştirilmesini talep ediyoruz. Biz ihracatçılar olarak üretmeye, istihdam yaratmaya, ülkemize döviz getirmeye devam ediyoruz ve edeceğiz. İhracatı desteklemek için en büyük sıkıntımız olan, enflasyon ile €/TL arasındaki dengesiz değişimin getirdiği maliyet baskısını azaltmak için, döviz dönüşüm destek oranının arttırılmasını çok önemli görüyor ve talep ediyoruz.”</p>
<h2>“100 MİLYON LİRA SINIRLAMA BÜYÜK İHRACATÇILARIMIZI MOTİVE ETMİYOR” </h2>
<p>■ Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu: “Yeni sistemde yaratılan katma değer, faaliyet kârı, üretim ve istihdam gibi unsurların dikkate alınmasını olumlu buluyoruz. Ancak asıl sorun firma başına 100 milyon TL ile sınırlandırılan destek limiti. 60 milyon dolarlık ihracat yapan bir firma ile 600 milyon dolarlık ihracat yapan firmanın aynı limitten yararlanması adaletsizlik yaratıyor ve büyük ihracatçılarımızı motive etmiyor. Bu nedenle limitin en az 300 milyon TL’ye çıkarılması ya da statik bir model yerine ihracat tutarı yükseldikçe destek oranının kademeli olarak azaltıldığı bir sistem uygulanması gerektiğini düşünüyoruz. Küçük firmalar açısından mevcut yapı büyük ölçüde korunurken, yüksek ihracat yapan firmaların desteği azalıyor ve büyük ihracatçılar dezavantajlı duruma düşüyor. Bunun yanında düzenlemenin hesaplama ve kontrol mekanizmalarının da ayrıntılı şekilde incelenmesi gerekiyor.” </p>
<h2>“İHRACATÇI İÇİN ASIL BEKLENTİ İSTİKRAR VE ÖNGÖRÜLEBİLİRLİK” </h2>
<p>■ Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Yönetim Kurulu Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz: “Yürürlüğe giren yeni döviz dönüşüm desteği uygulamasını, ekonomi yönetimimizin ihracatçıyı gözetme ve sistemi rasyonelleştirme iradesini gösteren kıymetli bir adım olarak görüyoruz. Bu dönemde desteğin yüzde kaç olacağından ziyade sistemin nasıl işleyeceği, uygulamaların sürekli değişmemesi ve kalıcı bir istikrarın sağlanması çok daha önemli. Sanayiciyi zorlayan katı taahhüt yükümlülüklerinden arındırılarak uygulamanın döviz pozisyonu esasına göre sadeleştirilmesini ve firmaların finansal hareket alanının genişletilmesini son derece olumlu buluyoruz. Desteğin firmaların yarattığı katma değerle ilişkilendirilmesi de başından beri savunduğumuz bir ilke. İthalat bağımlılığı düşük, yerli sanayi entegrasyonu yüksek ve ülkeye net döviz kazandıran üretim modellerinin teşvik sisteminde ayrıştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bununla birlikte aracılı ihracatta desteğin katma değeri üreten asıl imalatçıya aktarılması ve makine ile gemi- yat sektörlerinde bir yılı aşabilen proje bazlı işlerde müşteriden alınan avansların da döviz dönüşüm desteği kapsamına alınması önem taşıyor. Beklentimiz, ihracatçıya dış pazardaki fiyatlama ve uzun vadeli sözleşmelerini güvenle kurgulayabilmesi için en az bir yıllık net bir ufuk sunan, öngörülebilir ve istikrarlı bir teşvik ikliminin oluşturulmasıdır.”</p>
<h2>“YENİ SİSTEMİN ETKİSİNİ BİR AY SAHADA GÖZLEMLEYECEĞİZ” </h2>
<p>■ İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) Yönetim Kurulu Başkanı Kazım Taycı: “Eski modelde destekler ihracat bedeli üzerinden şirketlere eşit şartlarda sağlanırken, yeni düzenlemede firmaların yarattığı katma değer ve bilanço yapısı belirleyici olacak. Döviz almama taahhüdünün kaldırılması ve özellikle ithal girdi kullanan firmalara döviz alabilme serbestliği getirilmesini nakit akışı açısından olumlu buluyoruz. Aracılı ihracatta tedarikçilerin döviz dönüşüm sürecini kendi adlarına işleterek desteği doğrudan alabilmeleri de önemli bir değişiklik. Buna karşılık 15 günde bir bankalara döviz pozisyonu bildirim formu verilmesi ve YMM onay süreci ciddi sıkıntı yaratabilir. Bankalarda da hangi döneme ilişkin bildirim yapılacağı konusunda henüz netlik bulunmuyor. Ticaret Bakanlığı heyetiyle düzenlemenin olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirdik. Uygulamanın sektörlere etkisini bir ay boyunca gözlemleyip ekim sonunda Merkez Bankası ile yeniden bir araya gelme kararı aldık. Yeni sistemin ne ölçüde fayda sağlayacağını ve olası olumsuz etkilerini bu süreç sonunda daha net görebileceğiz. Ardından Ticaret Bakanlığı ile yeniden bir araya gelerek değerlendirmelerimizi paylaşacağız. Bu sürecin sonunda düzenlemeye ilişkin daha net bir açıklama yapabileceğiz.”</p>
<h2>YAPISAL ADIMLARLA GÜÇLENDİRİLMELİ” </h2>
<p>■ Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (ADMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi İncetan: Desteğin tabana yayılmasını olumlu bulmakla birlikte, finansmana erişimin zorlaştığı ve kur baskısının sürdüğü bu dönemde ihracatçımızın daha güçlü desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Desteğe erişim kolay ve düşük maliyetli olmalıdır. Bu noktada YMM raporu zorunluluğu küçük firmalarımıza ek yük getirirken, bankaların yüzde 1’lik komisyonu da net katkıyı azaltmaktadır. Demir ve demir dışı metaller sektöründe ihracat yüksek, kâr marjı düşüktür. Mevcut limitler finansman ihtiyacını karşılamakta sınırlı kaldığından destek üst limitinin kaldırılmasını ve ekonomi yönetimimizin düzenlemeyi yapısal adımlarla güçlendirmesini bekliyoruz. </p>
<h2>“YENİ SİSTEM NET İHRACATÇIYI DEZAVANTAJLI DURUMA GETİRİYOR” </h2>
<p>■ Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Osman Sabır: “İhracatçıların beklentisi döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3’ten yüzde 5-10 seviyelerine çıkarılmasıydı. Yeni düzenlemede destek yüzde 3’te kaldı ve 100 milyon TL’lik üst limit getirildi. Ancak asıl sorun limitten çok katma değer hesabının nasıl yapıldığı. Yeni sistemde işçilik maliyeti ve faaliyet kârı üzerinden hesaplanan tutar destek değil, firmanın bozabileceği döviz miktarı olarak belirleniyor. Örneğin 40 milyon dolar ihracat yapan bir fındık ihracatçısı, işçilik payının düşük olması nedeniyle bunun yalnızca yaklaşık 3 milyon dolarını destek kapsamında bozabilecek. Bu formül net ihracatçıyı, ithalatı olmayan ve satışlarının büyük bölümünü yurt dışına yapan firmaları dezavantajlı hale getirirken, iç piyasaya daha fazla çalışan firmalara avantaj sağlayabiliyor. Katma değer hesabının bozulabilecek döviz miktarı yerine primin belirlenmesinde kullanılmasını öneriyoruz ve bu konuda revizyon beklentimiz yüksek. Ayrıca düzenlemenin önceden açıklanarak ihracatçıya uyum süresi verilmesi gerekirdi; çünkü firmalar satışlarını ve fiyatlamalarını aylar öncesinden yapıyor. Buna karşılık destekten yararlanan firmaların döviz almasının önündeki bir aylık kısıtlamanın kaldırılmasını olumlu buluyoruz.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">KATMA DEĞER KRİTERİ ÖNE ÇIKIYOR</span></h2>
<p>Döviz dönüşüm desteğinde yapılan değişiklikleri değerlendiren Dış Ticaret Uzmanı Şefik Ergönül, Türkiye’de üretim ve ihracatın önemli bölümünün ithal girdilere bağlı olduğuna dikkat çekerek, “Bir ay süresince döviz almama mecburiyetinin kaldırılması, özellikle ithalata bağlı firmalarda yaşanan sıkıntıları azaltacaktır” diye konuştu. Aracı ihracatçıların aldıkları desteği üreticilere yansıtabilmesinin de önemli olduğunu belirten Ergönül, böylece desteğin ihracat zincirindeki üreticilere ulaşacağını ifade etti. Düzenlemede ayrıca firmaların likit döviz varlıklarına, net satış hasılatı veya aktif büyüklüğünden yüksek olan tutarın yüzde 10’u sınırı getirildiğini belirten Ergönül, bunun desteğin daha hakkaniyetli dağıtılmasına katkı sağlayacağını söyledi. Destekte 100 milyon liralık tavan bulunduğunu da hatırlatan Ergönül, “Değişikliğin en önemli tarafı katma değer kriterinin getirilmesi. Bu ölçüt, desteğin daha hakkaniyetli kullanılmasını sağlayacak” dedi.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">“İHRACAT KADAR TÜRKİYE’DE BIRAKILAN DEĞER DE ÖNEMLİ”</span></h2>
<p>Döviz dönüşüm desteğinde bugün yürürlüğe giren yeni uygulamayı EKONOMİ’ye değerlendiren TRASTA CEO’su, Yeminli Mali Müşavir ve Bağımsız Denetçi Bülent Görer, şunları söyledi: “Yeni sistem yalnızca bir döviz dönüşüm düzenlemesi olarak görülmemeli; şirketlerin mali yapısını, istihdamını, muhasebe kayıtlarını ve tedarik zincirini de doğrudan ilgilendiriyor. Bir ay boyunca döviz almama taahhüdünün kaldırılması önemli bir değişiklik ancak artık şirketlerin döviz pozisyonu ve yarattığı katma değer belirleyici olacak. Katma değer, yıllık faaliyet kârı ile 12 aylık işgücü maliyetinin toplamı üzerinden hesaplanırken, bir firmanın yıllık toplam döviz dönüşüm desteği 100 milyon TL ile sınırlandırılacak. Dolayısıyla aynı tutarda ihracat yapan iki şirket destekten aynı ölçüde yararlanamayacak; üretim, istihdam ve faaliyet kârı öne çıkacak. Ayrıca aracı ihracatçının kendi katma değer limitini doldurduktan sonra kalan ihracat dövizinin dönüşümünü tedarikçisi adına gerçekleştirebilmesiyle desteğin katma değeri üreten firmalara ulaşmasının da önü açılıyor. Yeni yaklaşımda artık yalnızca ne kadar ihracat yapıldığı değil, bu ihracatın Türkiye’de ne kadar ekonomik değer bıraktığı da belirleyici hale geliyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/doviz-destegine-ince-ayar-talebi-88811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/konteyner-ithalat-ihracat.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz dönüşüm desteğinde 1 Ekim’de başlayan yeni dönem, ihracatçıların finansal hareket alanını genişleten düzenlemeler getirirken sektörlerden bazı başlıklarda revizyon talebi geldi. Döviz almama taahhüdünün kaldırılmasını olumlu karşılayan ihracatçılar; yüzde 3’lük destek oranının artırılması, 100 milyon TL’lik tavan ile katma değer ve döviz pozisyonu kriterlerinin gözden geçirilmesini istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-magduruna-ara-odeme-karari-cikti-88810</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon mağduruna ara ödeme kararı çıktı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Yatırım fonları krizine yönelik atılan ilk somut adım borsada satış sarmalına ara verilmesini sağladı. Geçen hafta ortasından itibaren büyük bir türbülansa giren borsada belirsizlik ortamının aralanmasıyla birlikte pozitif bir seyir yaşanırken uzmanlar hemen bir rekor seviyelerin beklenmemesi gerektiğine işaret etti. Tasfiye sürecine ilişkin net yol haritasının ise borsada likidite baskısını hafifleteceğine dikkat çeken uzmanlar komitenin hızlı çalışmaya başladığını, önümüzdeki haftalarda bu hamlelerin olumlu yansımalarının görüleceğine vurgu yaptı. Borsa İstanbul BİST100 endeksi dün gün içinde yüzde 3,3’ün, bankacılık endeksi yüzde 3’ün üzerinde yükselişe imza attı. Aselsan tek başına BİST100’deki yükselişin yüzde 10’unu gerçekleştirdi.</p>
<h2>3 portföy yönetim şirketi kendi tasfiye edecek </h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu önceki gece 3’te yayımladığı bülten ile 131 fonun tasfiye sürecine açıklama yaptı. Buna göre A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy tasfiye kararı alınan fonlarına ilişkin işlemleri kendileri yürütecek. Ve bu fonların tasfiyesi para piyasası fonları önceliklendirilerek yatırımcı sayısına göre en fazla olandan en az olana doğru ivedilikle tamamlanacak. Tasfiye süreci tamamlandıktan sonra bu portföy yönetim şirketlerinin tasfiye kapsamına alınmamış ancak TEFAS’ta alım satıma kapatılmış olan fonları tüm dağıtım kanallarına alım ve/veya satım yönlü eşzamanlı işleme açılabilecek. Fonların işleme açılacağı tarih ve katılma paylarının alım-satım esaslarını fon portföy yapıları, likidite ve piyasa koşulları ile yatırıma menfaati gözetilerek portföy yönetim şirketi belirleyecek. Eğer işleme kapatılmış fonların tasfiye edilen fonlarla sermaye piyasası ilişkisi varsa tasfiye işleminin tamamlanması beklemeden işleme açılabilecek.</p>
<h2>Ödemeler para piyasası fonlarındaki yatırımcılardan başlayacak </h2>
<p>İkinci büyük hamle ise Tera, Pusula, Hedef ve Atlas Portföy’ün tasfiye kapsamına alınan fonları için geldi. SPK bu dört portföy yönetim şirketinin tasfiye sürecindeki fonlarının mutabakatı tamamlanan yatırımcılarına ara ödeme yapılmasına karar verdi. Tasfiye süreci tamamlanmadan bu ara ödeme yapılacak ve yine para piyasası fonları önceliklendirilerek ödemeler gerçekleştirilecek. Ödemeler için ise Merkezi Kayıt Kuruluşu yatırımcıların hesap başına net yatırım tutarını hesaplayacak ve bu tutar esas alınacak. Eğer yatırım hesabının net yatırım tutarı 1 milyon liranın altındaysa tamamı, 1 milyon lira ve üzerindeyse en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılacak. Ara ödeme tasfiye sürecinden ayrı olacak, tasfiye süreci tamamlandığında ara ödeme tutarları düşülerek yatırımcıyla mahsuplaşılacak.</p>
<h2>Yatırımcı her bir fon hesabı için ayrı ödeme alacak </h2>
<p>SPK’dan dün gün içinde yapılan ikinci açıklamada ara ödemenin ayrıntıları paylaşıldı. Açıklamada mutabakat işlemleri tamamlanmış olan tüm katılma payı sahibi her bir yatırımcıya her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere ödenecek ara ödeme tutarının 1 milyon TL’yi aşmayacağı duyuruldu.</p>
<p>Bu kapsamda, net yatırım tutarı 1 milyon TL’nin altında olan yatırımcılar için bu tutar, 1 milyon TL ve üzerinde olan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon TL ara ödeme yapılacak. </p>
<h2>Hemen rekor beklemeyin yansımalar sürecek </h2>
<p>Uzmanların verdiği bilgiye göre 3 fonun kendisinin tasfiye etmesi 4 fon için de ara ödeme yapılması hem piyasadaki belirsizliğin azalmasına hem de özellikle küçük yatırımcının likidite sıkışıklığını aşmasına yardımcı olacak. Tasfiye sürecinin devam ettiğine de işaret eden yatırımcılar tasfiye sürecinin diğer kısımlarına ilişkin de en geç bu hafta sonuna kadar bir yol haritasının sunulması beklentisinde. Para piyasası fonlarına öncelik verilmesinin çok olumlu olduğunu vurgulayan uzmanlar serbest fonlarda ise tasfiye sonunda mağduriyet oluşması olasılığının yüksek olduğunu dile getirdi. Bir diğer uzman ise SPK’nın bu hamlesini çok olumlu ancak gecikmiş olarak değerlendirdi ve piyasadaki sıkıntılara ciddi bir pansuman görevi göreceğini kaydetti. Bu adımın başlangıç olduğunu söyleyen uzman borsada önümüzdeki günlerde daha pozitif bir seyir izlenebileceğini artık dipten dönüşün başladığını ifade etti.</p>
<p>Ancak bir başka uzman borsada hemen rekor seviyeler beklememek gerektiğine dikkat çekerek ama dip seviyesinin geride kaldığını da söyledi. Piyasa uzmanı bu yaşananların yatırımcıları borsadan soğutmuş olabileceğine işaret ederek yaşanan krizin yansımalarının bir süre daha devam edeceğini belirtti.</p>
<h2>Toplam varlıkların yüzde 92’si ara ödemede </h2>
<p>Gedik Yatırım Kıdemli Araştırma Analisti Burak Pırlanta, ara ödeme karşılığında herhangi bir fon payı itfası yapılmayacağına dikkat çekerek itfa işlemlerinin nihai tasfiye ödemesi sırasında gerçekleştirileceğini söyledi. Kararın Tera Portföy fonlarının da dahil olduğu, tasfiye sürecindeki 131 fonun 65’ini kapsadığını belirten Pırlanta şöyle konuştu: “Hesaplamalarımıza göre, bu fonların 28 Eylül itibarıyla toplam varlıkları yaklaşık 616 milyar TL seviyesinde bulunuyor ve tasfiye kapsamındaki toplam varlıkların yüzde 92’sini oluşturuyor. Bu dört şirket tarafından yönetilen para piyasası fonları 301 milyar TL büyüklüğe ve fon bazında yaklaşık 266 bin yatırımcıya sahip. Tera Portföy Para Piyasası (TL) Fonu, 224 milyar TL varlık büyüklüğü ve yaklaşık 167 bin yatırımcı ile grup içerisindeki en büyük fon konumunda. 1 milyon TL’lik üst limit, küçük yatırımcıların önemli bir bölümünün alacaklarının tasfiye sürecinin tamamlanmasını beklemeden ödenebilmesini sağlıyor.”</p>
<h2>Net yol haritası baskıyı hafifletir </h2>
<p>Ara ödeme kararını olumlu bir adım olarak değerlendirdiklerini vurgulayan Pırlanta, “Karar, tasfiye sürecine ilişkin belirsizliği azaltıyor ve küçük yatırımcıların nakde erişimini hızlandırıyor. Para piyasası fonlarına öncelik verilmesi de daha likit portföy yapılarıyla uyumlu. Askıya alınan fonların yeniden açılmasına ilişkin daha net bir takvim, piyasa üzerindeki baskının hafiflemesine yardımcı olmalı” diye konuştu.</p>
<p>Öte yandan Fon Koordinasyon Kurulu ikinci toplantısını bugün yapacak. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada yol haritasının belirlendiğini ilgili tüm kurumların görev alanlarına giren konularda eşgüdüm içinde somut adımlar attığını söyledi. Yılmaz "BDDK ve SPK tarafından önemli kararlar alınarak açıklanmıştır. TMSF bünyesinde haksız kazançların iadesi için sorunlu her fona özel hesaplar açılmaktadır" dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Haksız kazançların iadesi için hesap açıldı</span></h2>
<p>SPK, yatırım fonlarında tasfiye kararı öncesindeki satışlardan elde edilen fahiş kazançları gönüllü olarak ilgili fona iade etmek isteyenler için Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına "İsteğe Bağlı İade Hesapları" açıldığını duyurdu. SPK duyurusunda isteğe bağlı olarak yatırılan tutarların sadece ilgili fonun tasfiye malvarlığına dahil edileceği, başka bir fona veya hesaba aktarılamayacağı belirtildi. Tasfiye kapsamında ilgili fonun katılma payı sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılmak üzere yatırılan paraların tasfiye ile görevlendirilen Ziraat Bankası ve İş Bankası'na aktarılacağı kaydedildi. Bunun yanı sıra hisse alım satım ve benzeri işlemler nedeniyle elde ettikleri fahiş karları geri ödemek isteyenler için de Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu adına 'Genel Hisse İade Hesabı' açıldı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tera Yatırım’ın faaliyeti geçici olarak durduruldu</span></h2>
<p>SPK, Tera Yatırım’ın sermaye piyasası faaliyetlerinin 30 Eylül saat 18.10 itibarıyla geçici olarak durdurulmasına karar verdi. Ayrıca Tera Yatırım tarafından hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen iş ve işlemlerde sorumluluğu bulunan Emir Münir Sarpyener, Hayriye Car ve Hakan Gövdere'nin lisanslarının sürekli olarak iptal edilmesine karar verildi. Öte yandan Kurul, Borlease Otomotiv AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda halka arz fiyatının belirlenmesinde esas alınan varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmediyse nedeni hakkında değerlendirmeleri içeren raporların gecikmeli olarak yayımlanması, hiç hazırlanmaması ve yayımlanmaması gerekçesiyle 8 gerçek kişiye toplam 2 milyar 996 milyon 438 lira idari para cezası uygulanmasını kararlaştırdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-magduruna-ara-odeme-karari-cikti-88810</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/borsa-istanbul-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK’nın önceki sabaha karşı gelen bülteniyle tasfiye sürecine giren fon yatırımcıları için ara ödeme imkanı ortaya çıktı, ayrıca 3 porftöy yönetim şirketi de tasfiyelerini kendileri gerçekleştirecek. Krize yönelik atılan ilk somut adım piyasada olumlu karşılandı, borsada dipten dönüş başladı ama rekorlar için zamana ihtiyaç var… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nilufer-belediyesinin-cevre-ve-dayanisma-projelerine-cifte-odul-88881</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nilüfer Belediyesi’nin çevre ve dayanışma projelerine 2 ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik Akademisi tarafından bu yıl 13’üncüsü düzenlenen Sürdürülebilir İş Ödülleri sonuçlandı. Nilüfer Belediyesi, İstanbul Swissotel The Bosphorus’ta düzenlenen törenden iki ödülle döndü. Belediye; “Gelir Getiren Ormanlar: Doğa Temelli Kırsal Kalkınma Modeli” projesiyle Biyoçeşitlilik, “Döngüsel Dayanışma Modeli: Giymiyorsanız Giydirin!” projesiyle de Döngüsel Ekonomi Dönüşümü kategorisinde ödül kazandı. Törende ödülleri Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Zerrin Güleş ile birim müdürleri teslim alırken, kazanılan ödüller Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir’e sunuldu.</p>
<h2>“Atıl araziler çok katmanlı üretimle canlanıyor”</h2>
<p>Biyoçeşitlilik kategorisinde ödül alan “Gelir Getiren Ormanlar: Doğa Temelli Kırsal Kalkınma Modeli”, tarıma elverişsiz kamu arazilerini kırsal ekonomiye kazandırmayı hedefliyor. Projede kestane, ıhlamur ve kızılcık gibi değeri yüksek ve yangına dirençli ağaçların altına salep ile tıbbi ve aromatik bitkiler ekilerek çok katmanlı bir tarım modeli uygulanıyor. Proje kapsamında ilk olarak Güngören ve Unçukuru Mahalleleri’nde şu ana kadar yaklaşık 700 fidan dikildi. İkinci etapta 6 kırsal mahallede bu sayının 2 bine çıkarılması hedefleniyor. 42 dekarlık alanı kapsayan çalışma tamamlandığında yılda yaklaşık 15 ton karbon salımının önüne geçilmesi ve ürünlerin kadın kooperatifleri aracılığıyla işlenerek kırsalda kalıcı gelir sağlanması planlanıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf75363e153-1790932278.JPG" alt="" width="841" height="818" /></p>
<h2>“Tekstil atıkların kreş ve tıbbi cihaz desteği”</h2>
<p>Döngüsel Ekonomi Dönüşümü kategorisinde ödüllendirilen “Döngüsel Dayanışma Modeli: Giymiyorsanız Giydirin!” projesi ise tekstil atıklarını bakım, yeniden kullanım ve endüstriyel geri dönüşüm süreçleriyle sürekli dolaşımda tutarak yüksek katma değerli sosyal ve çevresel faydaya dönüştürüyor. Bu yaklaşımla, kullanılabilir giysiler ihtiyaç sahibi vatandaşlara ve üniversite öğrencilerine ücretsiz ulaştırılırken, kullanılamayacak durumda olan tekstil atıkları ise geri dönüştürülerek yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Geri dönüşümden elde edilen gelir ise doğrudan tıbbi cihaz ve kreş yatırımlarında kullanılıyor. İlçe genelinde bulunan 500 tekstil kumbarasından bugüne kadar yaklaşık 1 milyon parça giysi döngüsel ekonomiye dahil edilerek 34 bin 695 vatandaş ve 7 bin 585 üniversite öğrencisine ulaştırıldı. Modelin yarattığı öz kaynaklı döngüsel finansman ile 2024-2025 yıllarında 247 adet tıbbi cihaz temin edilirken, tam donanımlı bir kreş binası daha hayata geçirildi.</p>
<h2>“Hem toprağı koruyor hem dayanışmayı büyütüyoruz”</h2>
<p>Ödüllerin sahada somut karşılığı olan çalışmaların bir sonucu olduğunu belirten Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Bizim için kıymetli olan, yürüttüğümüz her işin doğrudan hemşerilerimizin hayatına dokunması. Bir yanda atıl duran arazileri kadınlarımızın emeğiyle üretime kazandırıyoruz, diğer yanda kullanılmayan giysileri ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Kullanılamayacak durumdaki tekstil atıklarını ise geri dönüştürüp elde ettiğimiz gelirle ilçemize kreş ve hastalarımız için tıbbi cihaz kazandırıyoruz. Aldığımız bu iki ödül, kaynaklarımızı doğru kullandığımızın ve sahada karşılık bulan bir model kurduğumuzun göstergesidir” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nilufer-belediyesinin-cevre-ve-dayanisma-projelerine-cifte-odul-88881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/1/1280x720/nilufer-belediyesinin-cevre-ve-dayanisma-projelerine-cifte-odul-1790932250.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nilüfer Belediyesi, Sürdürülebilir İş Ödülleri kapsamında, Biyoçeşitlilik ve Döngüsel Ekonomi Dönüşümü kategorilerinde iki ödüle layık görüldü. Belediye Başkanı Şadi Özdemir, “Bizim için kıymetli olan, yürüttüğümüz her işin doğrudan hemşehrilerimizin hayatına dokunmasıdır. Bir yanda atıl duran arazileri kadınlarımızın emeğiyle üretime kazandırıyor, diğer yanda da kullanılmayan giysileri ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fada-enerji-sektorunun-agir-yuk-tasima-sureclerine-operasyonel-cozumler-sunuyor-88875</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Enerji ve ağır sanayi sektörlerindeki global varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Yüksek kapasiteli ve elektrikli sistemleriyle fabrika içi ve fabrika dışı ağır yük taşıma araçları üreten FADA'nın Türkiye’de geliştirdiği mühendislik çözümlerini global pazarlara taşıdığı bildirildi. </p>
<p>FADA Genel Müdürü İsmail Hakkı Akyüz, ağır yüklerin hareket ettiği her noktada mühendislik, güvenlik ve teknolojiyi bir araya getirerek enerji sektörünün fabrika içi ve fabrika dışı taşıma süreçlerine değer katmayı sürdürdüklerini söyledi.</p>
<p>Enerji sektöründe kullanılan ekipmanların kapasiteleri ve boyutlarının sürekli büyüdüğünü ve bunun doğal sonucu olarak fabrika içi ve fabrika dışı taşıma süreçlerinin de daha fazla mühendislik gerektirdiğini ifade eden Akyüz, FADA olarak müşterilere standart bir ürün sunmak yerine yükü, üretim prosesini, tesis koşullarını ve taşıma rotasını birlikte değerlendirerek, bu analiz sonucunda operasyona özel mühendislik çözümleri geliştirdiklerini belirtti.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf727d6628b-1790931581.jpg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p>Türkiye’de oluşturdukları mühendislik gücünü global pazarlara taşımaya devam ettiklerini ifade eden İsmail Akyüz, şu bilgileri verdi: “Enerji sektörünü de önümüzdeki dönemde uluslararası büyümemizin en önemli alanlarından biri olarak görüyoruz. 15 yılı aşkın mühendislik tecrübesiyle faaliyetlerini sürdüren FADA, bugün farklı sektörlerde gerçekleştirdiği yüzlerce projeyle Türkiye’de geliştirdiği ağır yük taşıma teknolojilerini global pazarlara ulaştırıyor. Enerji sektörü FADA’nın büyüme stratejisinde önemli bir konuma sahip. BESS sistemlerinden yüksek kapasiteli transformatörlere, enerji kablolarının üretiminde kullanılan büyük tamburlardan beton köşklere kadar farklı uygulamalarda geliştirilen projeler; FADA’nın yüksek taşıma kapasitesi, elektrikli mobilite ve projeye özel mühendislik yaklaşımını bir araya getiriyor. Önümüzdeki dönemde daha yüksek taşıma kapasiteleri, gelişmiş otomasyon sistemleri ve yeni nesil elektrikli mobilite teknolojileri üzerine çalışmalarımızı sürdürerek enerji ve ağır sanayi sektörlerindeki global varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf73c51203f-1790931909.jpeg" alt="" width="700" height="390" /></p>
<p><strong>350 ton taşıma kapasitesi</strong></p>
<p>İsmail Akyüz, ağır sanayinin taşıma ihtiyaçlarına sundukları operasyonel çözümlerle FADA’nın geçmişten bugüne çok sayıda projeyi hayata geçirdiğini söyledi.</p>
<p>Karayolları dışı taşıma araçları üretiminde ağır sanayinin güvenilir ve aranan bir markası haline gelen FADA’nın enerji sektörünü de stratejik büyüme alanlarından biri olarak belirlediğini ifade etti. </p>
<p>İsmail Akyüz, üretimlerinin %60’tan fazlasını ihracat odaklı gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi: “Bu oranı her geçen yıl istikrarlı bir şekilde büyütüyoruz. Yurt içi pazarında karayolları dışı ağır yük taşıma sistemleri ve özel proses lojistiği denildiğinde akla ilk gelen, pazarın güvenini kazanmış üreticilerden biriyiz. Enerji sektörü, trafo üreticileri, demir-çelik, kalıp, otomotiv, savunma, lojistik, raylı sistemler ve makine imalatçıları gibi endüstrinin tüm lokomotif alanlarında güçlü bir markayız. FADA’nın enerji sektöründeki mühendislik yetkinliğini ortaya koyan en önemli projelerden biri, Türkiye’de ilk defa üretilen 350 ton taşıma kapasitesine sahip Transformatör Transfer Arabası oldu. Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen 350 ton kapasiteli Transformatör Transfer Arabası projesi, FADA’nın yüksek tonajlı taşıma sistemlerinde ulaştığı mühendislik seviyesinin önemli göstergelerinden biri olurken, şirketin gelecekte daha yüksek kapasitelere yönelik geliştireceği sistemler için de önemli bir referans oluşturdu. FADA markasını küresel ağır endüstrinin mutlak ve güvenilir standardı haline getirmek için stratejik adımlarımızı atmaya devam ediyoruz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fada-enerji-sektorunun-agir-yuk-tasima-sureclerine-operasyonel-cozumler-sunuyor-88875</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/5/1280x720/fada-enerji-sektorunun-agir-yuk-tasima-sureclerine-operasyonel-cozumler-sunuyor-1790931970.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji sektörünün şirketin büyüme stratejisinde önemli bir konuma sahip olduğunu belirten FADA Genel Müdürü İsmail Hakkı Akyüz, &quot;Önümüzdeki dönemde daha yüksek taşıma kapasiteleri, gelişmiş otomasyon sistemleri ve yeni nesil elektrikli mobilite teknolojileri üzerine çalışmalarımızı sürdürerek enerji ve ağır sanayi sektörlerindeki global varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursanin-afet-anayasasi-ortak-akilla-sekillenecek-88872</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bursa’nın Afet Anayasası ortak akılla şekillenecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, Afet İşleri ve Risk Yönetimi Dairesi Başkanlığı tarafından hazırlanan ‘Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi’ hakkında değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi Meclis Salonu’nda Şahin Biba başkanlığında düzenlenen toplantıya, Büyükşehir Belediyesi’nin daire başkanlıkları ve iştiraklerinin yanı sıra akademik odaların temsilcileri katıldı. Bursa’yı deprem başta olmak üzere sel, heyelan, yangın, fırtına ve diğer afetlere karşı daha dirençli hale getirme hedefiyle hazırlanan beyanname, risklerin azaltılması, can ve mal kayıplarının en aza indirilmesi ve planlama, yatırım, altyapı, çevre ve sosyal hizmetlerde bilimsel yaklaşımı esas alan bir anlayışı üzerine oluşturuldu. Toplantıda beyannamenin kapsamı, hedefleri ve taahhütleri ele alınırken, katılımcıların görüş ve önerileri alındı.</p>
<h2>“Klasik belediyecilik kalıplarının ötesine geçeceğiz”</h2>
<p>“Dirençli Kent, Güvenli Gelecek” anlayışıyla hazırlanan beyannamenin temel yaklaşımının risk yönetimi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Amacımız, kentimizde olası bir afet anında meydana gelmesi beklenen riskleri henüz doğmadan bertaraf edebilmek. Hazırladığımız beyannameyle klasik belediyecilik kalıplarının ötesine geçeceğiz. Kurumumuzun tüm birimleri ve iştiraklerimiz için kentsel dirençliliği yasal, idari ve vicdani bir taahhüt haline getirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf6fdbcae35-1790930907.jpeg" alt="" width="722" height="640" /></p>
<h2>“Bilimsel tespitleri somut eylemlere dönüştüreceğiz”</h2>
<p>Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı (JICA) ile ortaklaşa yürütülen proje çerçevesinde Bursa’nın teknik, fiziksel ve sosyal açıdan zayıf noktalarının bilimsel olarak ortaya konulduğunu ifade eden Başkan Vekili Biba, deprem ve afet gerçekliği karşısında şehrin detaylı şekilde analiz edildiğini belirtti. Biba, “Yapılan bilimsel tespitleri somut eylemlere dönüştürmek, sözlü temennilerden çıkarıp kurumsal bir anayasaya bağlamak için bu beyannameyle kararlılığımızı net bir şekilde ifade ediyoruz” dedi. Beyannamenin hazırlanmasında mali gerçekçiliğin özellikle gözetildiğini dile getiren Biba, taahhütlerin Büyükşehir Belediyesi’nin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamında uygulanabilir olmasına özen gösterildiğini söyledi. Kamu kaynaklarının sorumluluğunu taşıdıklarını belirten Şahin Biba, uygulanabilir, ölçülebilir ve sürdürülebilir taahhütler ortaya koyduklarını vurguladı.</p>
<h2>“Risk azaltmaya ayırdığımız her kaynak geleceğimizin teminatıdır”</h2>
<p>Afet öncesinde risk azaltmaya yapılan yatırımların afet sonrasında ortaya çıkabilecek çok daha büyük kayıpların önlenmesinde kritik bir rol oynadığını dile getiren Başkan Vekili Biba, “Bugün risk azaltmaya ayırdığımız her kaynak, geleceğimizin teminatı olacaktır. Attığımız bu adımın bundan sonraki süreçte düzenli olarak izlenmesini, değerlendirilmesini ve geliştirilmesini sağlayacağız. Çünkü kentsel dirençlilik, tek bir kurumun veya anlayışın tek başına üstesinden gelebileceği bir mesele değildir. Bu hedef, kamu kurumlarımızın, ilçe belediyelerimizin, üniversitelerimizin, meslek odalarımızın, özel sektörümüzün, sivil toplum kuruluşlarımızın ve vatandaşlarımızın ortak sorumluluğudur” dedi.</p>
<h2>“Afet Anayasası bilimin rehberliğinde şekillenecek”</h2>
<p>Başkan Vekili Biba, 13 Ekim’de kamuoyuna açıklanacak beyannamenin son şeklini ortak akılla vermek amacıyla bir araya geldiklerini belirterek, “Odalarımızın mesleki ve akademik birikimiyle daire başkanlıklarımız ve iştiraklerimizin sahada edindiği kurumsal tecrübeler, beyannamemize değer katacaktır. İstiyoruz ki, bu beyannameyi Bursa’nın ‘Afet Anayasası’ haline getirelim. Bilimin ve ortak aklın rehberliğinde bu iradeyi birlikte büyütelim. Bursa’yı afet risklerini önceden gören, azaltan ve yöneten dirençli bir kent haline getirelim” ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından beyannamenin sunumu gerçekleştirilerek detaylar katılımcılarla paylaşıldı. Programın devamında söz alan oda temsilcileri ve Büyükşehir Belediyesi yöneticileri, konuya ilişkin değerlendirme ve görüşlerini aktardı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursanin-afet-anayasasi-ortak-akilla-sekillenecek-88872</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/2/1280x720/bursanin-afet-anayasasi-ortak-akilla-sekillenecek-1790930872.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan ve Japonya Uluslararası İşbirliği Ajansı ile ortaklaşa yürütülen proje çerçevesinde “Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesi” değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Başkan Vekili Şahin Biba, ‘Bursa Afet ve Kentsel Dirençlilik Beyannamesini şehrin ‘Afet Anayasası’ haline getirmek istediklerini belirterek, “Bilimin ve ortak aklın rehberliğinde bu iradeyi birlikte büyütelim” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cardak-osb-yonetim-kurulu-baskani-okan-konyalioglu-cardak-osbde-gelecegin-sanayi-ekosistemini-kuruyoruz-88869</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Okan Konyalıoğlu: Çardak OSB’de geleceğin sanayi ekosistemini kuruyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/DENİZLİ</strong></p>
<p>Çalışanların, gençlerin ve yatırımcıların ihtiyaçlarını gözeten, çevresiyle bütünleşen bir sanayi bölgesi hedefiyle çalıştıklarını dile getiren Denizli Çardak OSB Yönetim Kurulu Başkanı Okan Konyalıoğlu, ana amaçlarını sürdürülebilir bir yapıda uygun koşulları yatırımcılarla buluşturabildikleri ve işletmelerin büyüyebileceği bir ortam yaratarak üretim, eğitim, istihdam, çevre ve sosyal yaşamın birlikte planlandığı örnek bir sanayi bölgesi olmak şeklinde özetledi. Tek hedeflerinin yeni fabrika kurulması olmadığını, Çardak OSB’nin yaratacağı yüksek katma değerli yapının gelecek 30-40 yılını şimdiden şekillendirmeye, kentin girişimcilik iradesini, imalat kültürünü ve ihracat tecrübesini daha güçlü ve sürdürülebilir bir başarıya dönüştürmeye çalıştıklarını anlatan Konyalıoğlu, EKONOMİ EGE’nin sorularını yanıtladı.</p>
<h2>"14 fabrikamızın inşaatı devam ediyor"</h2>
<p>Çardak OSB’yi tanıtan Konyalıoğlu, “Bölgemiz 1996’de kuruldu. Özellikle büyük ölçekli sanayi yatırımlarına uygun parsel yapısı ve stratejik ulaşım imkânlarıyla öne çıkıyor. Toplam 3 milyon 255 bin m² alan üzerinde, 2 milyon 743 bin m² alana sahip 90 sanayi parselimiz bulunuyor. Denizli-Afyon Karayolu üzerindeki bölgemiz; Çardak Tren İstasyonu'na 400 metre, Çardak Havalimanı'na 5 km, Denizli Serbest Bölgesi'ne 4,4 km mesafede. 1997'de tamamlanan altyapımızı geleceğin ihtiyaçlarına göre yeniliyoruz. İçme ve kullanma suyu, yangın suyu, kanalizasyon, yağmur suyu, yollar, elektrik, telekomünikasyon ve doğalgaz altyapısını kapsayan çalışmalar sürüyor. Ayrıca arıtılmış suyun yeniden kullanılmasıyla kaynak verimliliği ve döngüsel ekonomiye katkı sağlayacağımız 6 bin m³/gün kapasiteli atık su arıtma tesisimizi hayata geçiriyoruz. Bugün 90 sanayi parselinde 60 yatırımcımız bulunuyor. 20 fabrikamız aktif üretimde, 14 fabrikamızın inşaatı devam ediyor. Yeni tahsisler de sürüyor. Araç ve endüstriyel filtre, oluklu mukavva, okul gereçleri, asansör ve ray sistemleri, prefabrik yapı, kauçuk, demir-çelik, tekstil, ahşap, kuvars işleme, makine imalatı, PVC doğrama ve evcil hayvan yemi gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren işletmelerimiz var. Bu çeşitlilik, ekonomik dalgalanmalara karşı daha dengeli bir istihdam yapısı da oluşturuyor” dedi.</p>
<p>Hem bölgede hem de Denizli sanayisini ileri taşıma konusunda yaptıkları çalışmalardan bahseden Konylıoğlu, “Temel amacımız, sanayicilerimizin güvenli ve verimli üretim yapabilecekleri güçlü bir ekosistem oluşturmak. Yatırımcılarımızın ihtiyaçlarını doğrudan dinleyen, hızlı karar alan ve çözüm üreten bir anlayışla bölgenin ekonomik hareketlilikten faydalanmasını önemsiyoruz. OSB’yi yalnızca üretim alanı değil, eğitim, istihdam ve sosyal gelişimin birlikte yürüdüğü bir sanayi ekosistemi olarak geliştirmeye gayret ediyoruz. Bölgemizde bugüne kadar yaklaşık 400 milyon dolarlık yatırım gerçekleşti; tam kapasitede bunun yaklaşık 1,5 milyar dolara ulaşmasını öngörüyoruz. Bugün yaklaşık 2 bin kişilik doğrudan istihdam sağlıyoruz; tam kapasitede 4-5 bin kişiye ulaşmayı hedefliyoruz. İstihdamı mümkün olduğunca Çardak, Bozkurt ve çevre ilçelerden karşılamayı önemsiyoruz. Bu nedenle Mesleki Eğitim Merkezi de öncelikli projelerimiz arasında. 2026-2027 eğitim öğretim döneminde sanayicilerimizi öğrencilerimizle buluşturmayı umuyoruz. Hedefimiz, çocuklarımızın “Ben burada da geleceğimi kurabilirim” diyebilecekleri bir sanayi ekosistemi oluşturmak” diye konuştu.</p>
<h2>"30-40 yılı planlamak ve ihtiyaçlarımızı bu perspektifte tamamlamak istiyoruz"</h2>
<p>Bölgenin öne çıkan sorunlarına ve çözüm önerilerine değinen Konyalıoğlu, “Biz sadece bugünün ihtiyacını değil önümüzdeki 30-40 yılı planlamak ve ihtiyaçlarımızı bu perspektifte tamamlamak istiyoruz. Altyapımızı tamamen yenileme kararı aldık. Projenin güncel yatırım tutarı yaklaşık 1 trilyon 568 milyar TL. Yağmur suyu, atıksu ve doğalgaz bağlantıları tamamlandı; diğer çalışmalar sürüyor. 6 bin m³/gün kapasiteli atık su arıtma tesisi ile arıtılmış suyu kullanma suyu ve çevre sulamasında yeniden değerlendireceğiz. Devam eden İzmir, Antalya ve İç Anadolu bağlantılarının tamamlanmasıyla birlikte bölgemizdeki firmaların lojistik maliyetlerinin ve ulaşım süre kayıplarının da önemli ölçüde düşmesini bekliyoruz” dedi.</p>
<p>2027 yılı hedeflerine değinen Konaylıoğlu, “2026, projelerin sahada karşılık bulmaya başladığı bir dönüşüm yılı oldu. İnşaatı devam eden fabrikaların 2027’de üretime geçmesiyle istihdam ve üretim kapasitesinin artmasını, yeni yatırımcılarla parsel doluluk oranının artmasını hedefliyoruz. Katma değeri, ihracatı ve istihdamı yüksek yatırımlara odaklanıyoruz. Önümüzdeki 15 yılı kapsayan master planımızla yaklaşık 200 bin m² alanda eğitim ve yeşil alanları koruyarak sosyal yapıları da sanayi bölgesinin doğal parçası olmasına özel önem veriyoruz. Son üç yılda 10 bin ağaç diktik; su verimliliği esaslı peyzaj ve damla sulama sistemleri kurduk. Eğitim kampüsü, otel, ortak çalışma alanları ve farklı sosyal donatılar planlıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Denizli’nin tekstil ve hazır giyim başta olmak üzere farklı sektörlerde güçlü bir üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Konyalıoğlu, “Denizli, Türkiye’nin güçlü üretim kültürüne sahip kentlerinden biri. Tekstil ve hazır giyim geleneksel lokomotif sektörlerimiz. Bunun yanında elektrik-elektronik, kablo, makine, metal, mermer ve doğal taş, tarım ve gıda gibi alanlarda da güçlü bir üretim kapasitemiz var. En güçlü yönümüz, tarihsel birikime dayanan sanayiciliğimiz ve girişimci kültürümüz. Şehrimizde devam eden stratejik yatırımlar ve projeler de var. Ancak şehir merkezinde genişleme imkânlarının sınırlı olması, büyük ölçekli yatırımlar için yeni alan ihtiyacını artırıyor. Çardak OSB, geniş parselleri ve lojistik bağlantılarıyla bu ihtiyaca cevap verebilecek alanlardan biri” dedi.</p>
<p>Denizli’nin mevcut üretim kültürünü stratejik bir güce dönüştürmek için daha teknolojik, verimli, yeşil ve yüksek katma değerli bir üretim yapısına geçmesi gerektiğini belirten Konyalıoğlu, “Bunun için nitelikli insan kaynağı, bilinçli ve motive olmuş sermaye, kamu desteği, araştırma altyapısı ve üretim gücü birlikte ele alınmalı. Kamu, sivil toplum kuruluşları, sanayi ve akademiyi kapsayan kolektif bir anlayışla şehrin birikimini besleyebilirsek yeni nesil makine, ileri imalat teknolojileri, teknik tekstil, yenilenebilir enerji, metal ve yüksek katma değerli üretim alanlarında fark yaratabileceğimize inanıyorum. Tehdit tarafında ise finansman maliyetleri, enerji ve üretim giderleri, küresel talep dalgalanmaları, uluslararası rekabet ve nitelikli işgücü ihtiyacı öne çıkıyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve karbon düzenlemeleri de özellikle ihracatçı işletmeler için hem risk hem fırsat oluşturuyor. Önümüzdeki dönemin temel kavramının ‘daha fazla üretim’ değil, ‘daha nitelikli üretim’ olacağını düşünüyorum” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cardak-osb-yonetim-kurulu-baskani-okan-konyalioglu-cardak-osbde-gelecegin-sanayi-ekosistemini-kuruyoruz-88869</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/okan-konyalioglu-cardak-osbde-gelecegin-sanayi-ekosistemini-kuruyoruz-1790933240.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Halihazırda yaklaşık 2 bin kişiye doğrudan istihdam sağladıklarını, tam kapasiteye ulaştıklarında bu rakamın 4-5 bine çıkacağını dile getiren Denizli Çardak OSB Başkanı Okan Konyalıoğlu, temel amaçlarının sanayicilere güvenli ve verimli üretim yapabilecekleri güçlü bir ekosistem sunmak olduğunu belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kobi-kredileri-icin-buyume-siniri-artirildi-88861</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOBİ kredileri için büyüme sınırı artırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) makro ihtiyati çerçeve hakkındaki basın duyurusu internet sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Bankanın makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yaptığı belirtilen duyuruda, KOBİ kredileri için yüzde 4,5 olan büyüme sınırının yüzde 5’e yükseltildiği, Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının da düşürüldüğü bildirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kobi-kredileri-icin-buyume-siniri-artirildi-88861</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/2/1280x720/lira-butce-1771230710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, KOBİ kredileri için yüzde 4,5 olan büyüme sınırını yüzde 5’e yükseltildiğini, Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarının ise düşürüldüğünü duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pegasus-cekya-hava-yollari-ve-smartwingsi-satin-aldi-88860</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pegasus, Çekya Hava Yolları ve Smartwings&#039;i satın aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Pegasus Hava Yolları'nın, gerekli tüm düzenleyici kurum onaylarının alınması ve kapanış koşullarının sağlanmasının ardından Çekya Hava Yolları (Czech Airlines-CSA) ve Smartwings Grubu'nun satın alma işlemini tamamladığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, satın alma işlemiyle iki hava yolunun filosundaki toplam uçak sayısı 175'in üzerine çıkarken, her iki hava yolunun daha önce verdiği kesin uçak siparişleri de toplam 140 oldu.</p>
<p>İşlemin tamamlanmasının, Pegasus Hava Yolları'nın uluslararası ayak izi ve Smartwings Grubu'nun gelecekteki büyümesi açısından önemli bir kilometre taşı oluştururken, Avrupa'da yeni bir büyüme döneminin de kapısını açtığı belirtildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, stratejik ortaklık, birbirini tamamlayan güçlü yönlere ve uzun vadeli büyümeye yönelik ortak hedefe sahip iki köklü havacılık şirketini bir araya getirirken, 1990'da kurulan Pegasus Hava Yolları, 2005'te düşük maliyetli iş modelini benimsemesinden bu yana "herkesin uçma hakkı" olduğu inancıyla hava ulaşımını milyonlarca kişi için erişilebilir hale getiriyor.</p>
<p>Açıklamada, "Pegasus, 57 ülkede 161 noktaya uçuş gerçekleştirirken, dünyanın en genç ve yakıt verimliliği en yüksek filolarından birini işletiyor. Tatil odaklı hava yolu taşımacılığında faaliyet gösteren Smartwings Grubu da CSA markasıyla birlikte Orta ve Doğu Avrupa'nın köklü hava yolu grupları arasında yer alıyor. Grup, 20 ülkede 80 destinasyona uzanan uçuş ağı ve önde gelen tur operatörleriyle yaptığı iş birlikleriyle bölgenin havacılık pazarında önemli bir konuma sahip." denildi.</p>
<p>Her iki hava yolunun güçlü yönleri ve deneyimlerinin bir araya gelmesiyle uzun vadeli büyümeye yönelik daha güçlü bir yapı oluşturulması, misafirler, çalışanlar ve iş ortakları için yeni fırsatlar yaratılması hedefleniyor.</p>
<p>Smartwings'in, günlük operasyonlarını, müşteri ilişkilerini ve hizmet sunumunu sürdürerek mevcut markasıyla faaliyetlerine devam edeceği ifade edildi.</p>
<p>Şirketin inovasyon, gelişim ve yeteneklerin geliştirilmesi alanlarında da yeni fırsatlara sahip olması öngörülüyor.</p>
<p><strong>"Herkes için kalıcı değer yaratmak adına doğru ortak olduğuna inanıyoruz"</strong></p>
<p>Pegasus Hava Yolları Üst Yöneticisi (CEO) Güliz Öztürk, hikayelerinin herkesin uçabildiği bir dünya hayaliyle başladığını belirtti.</p>
<p>Öztürk, Pegasus Hava Yolları ve Smartwings olarak bu hayali daha da ileriye taşımak üzere bir araya geldiklerini vurgulayarak, "Birlikte daha da büyüyebilir ve her birimizin tek başına sunabileceğinden daha fazla seçeneği misafirlerimize sunabiliriz. Her bir hava yolunun arkasındaki insanlar ve ilişkiler, bundan sonraki döneme duyduğum güvenin temelini oluşturuyor. Tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte bu hikayenin yeni bölümünü yazmayı heyecanla bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Smartwings Kurucu Ortağı Jiri Simane de Smartwings'in yıllar içinde çalışanlarının özverisi, yolcularının ve iş ortaklarının sadakatiyle inşa edildiğini aktardı.</p>
<p>Simane, "Bu yolculukta emeği olan herkese gönülden teşekkür ediyorum. Pegasus'un, bu güçlü yönleri ileriye taşımak, gelecekteki büyümeyi desteklemek ve her iki hava yoluyla bağlantılı herkes için kalıcı değer yaratmak adına doğru ortak olduğuna inanıyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pegasus-cekya-hava-yollari-ve-smartwingsi-satin-aldi-88860</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/pegasus.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çekya Hava Yolları ve Smartwings Grubu&#039;nun satın alma işleminin tamamlanması hakkında açıklama yapan Pegasus Hava Yolları CEO&#039;su Güliz Öztürk, &quot;Birlikte daha da büyüyebilir ve her birimizin tek başına sunabileceğinden daha fazla seçeneği misafirlerimize sunabiliriz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarimsal-kuraklik-il-kriz-merkezi-su-kullanimini-degerlendirdi-88852</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya&#039;da &#039;su kullanımı&#039; toplantısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi, Antalya Valisi Hulusi Şahin başkanlığında toplandı. Tarım İl Müdürlüğünde düzenlenen toplantıya, Antalya, Isparta ve Burdur vali yardımcıları, Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Çiğdem Hacıoğlu, Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şükrü Özen, Antalya Bilim Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hülya Şimga, Su Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Satuk Buğra Fındık ile Antalya, Isparta ve Burdur illeri kurum ve kuruluş müdürleri katıldı.</p>
<p>Toplantıda, tarımsal sulama ile ilgili alınan kararlara ilişkin çalışmalar, çevre denetimleri ve iklim değişikliğine uyum süreçleri, atık su arıtma tesisi çalışmaları, bölgenin su kaynaklarının korunması ve gelecek nesillere aktarılması hedefiyle yapılan ve yapılması planlanan çalışmalar ele alındı. Toplantıda, kurakçıl peyzaj uygulamalarının yaygınlaştırılması, kapalı sistem sulama sistemleri ile Su Verimliliği Belgelendirme Çalışmaları ve yerel yönetimlerin sürece sağlayacağı katkılara ilişkin atılacak adımlar tartışıldı.</p>
<p>Vali Hulusi Şahin, yaptığı konuşmada, yaptıkları çalışmaların merkezinde Su Hassasiyeti olduğunu söyledi. Vali Şahin, Antalya’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi’ne sayılı günler kaldığını belirten Vali Hulusi Şahin, zirveye ve su kaynaklarının kritik önemine dikkat çekti.</p>
<p>İklim krizi ve çevre hassasiyeti kapsamında yürütülen çalışmaların odağında su kaynaklarının bulunduğunu belirten Vali Şahin, tatlı su kaynakları ve denizlerin karşı karşıya olduğu risklere dikkat çekti.</p>
<p>Toplantıda ayrıca Antalya, Burdur ve Isparta illerindeki kurum ve kuruluşlarca yapılan ve yapılması planlanan çalışmalara ilişkin sunum ve değerlendirmeler yapıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarimsal-kuraklik-il-kriz-merkezi-su-kullanimini-degerlendirdi-88852</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/2/1280x720/tarimsal-kuraklik-il-kriz-merkezi-su-kullanimini-degerlendirdi-1790922290.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya&#039;da düzenlenen toplantıda, Batı Akdeniz bölgesinde sanayi ve tarımsal sulamada su verimliliği ve su kaynaklarının korunması konusunda yapılması gereken çalışmalar değerlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sri-lankadan-turk-yatirimcilara-cagri-88842</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sri Lanka’dan Türk yatırımcılara çağrı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Çeşitli açılış ve ziyaretler için Antalya’ya gelen Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti’nin Ankara Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa, ülkesi ile Türkiye arasında ticari ve ekonomik ilişkilerin giderek arttığını söyledi.  Sri Lanka ile Türkiye ilişkilerin çok iyi durumda olduğunu ifade eden Kadurugamuwa, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 250 milyon dolardan 500 milyon dolara çıkarmayı hedeflediklerini bildirdi.</p>
<p>Türkiye’ye yüzde 60’ı çay olmak üzere kauçuk, plastik ve tarımda kullanılan Hindistan Cevizi lifi ihraç ettiklerini ifade eden Kadurugamuwa,’’İki ülke arasındaki ticaret hacmini 500 milyon dolara çıkarmak hayali bir hedef değil. İki ülke arasında Ortak Ekonomik ve Teknik İşbirliği Komisyonu oluşturuldu. Üçüncü toplantıyı 2025 Temmuz ayında gerçekleştirildi’’ dedi.</p>
<p>Türkiye’nin turizm, inşaat, bilgi teknolojileri ile ilaç, tekstil ve sağlık sektörlerinde çok iyi durumda olduğunu vurgulayan Büyükelçi Kadurugamuwa, Türk yatırımcıları ülkesinde yatırıma davet ettiklerini bildirdi.</p>
<p>Ülkesinin Colombo kentinde Sri Lanka’nın en büyük ticaret adası (Colombo Port City) kuracaklarını anlatan Büyükelçi Niluka Kadurugamuwa, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Ticaret adası Colombo Port City’de şirket ofisleri, inşaat projeleri, okul ve hastane gibi birçok yatırım olacak. Şu ana kadar 2 milyar dolarlık bir yatırım gerçekleştirildi. Bu 15 milyar doları bulacak.  Türk iş insanlarını yatırım için ülkemize davet ediyoruz. Yabancı yatırımcılara çeşitli kolaylıklar sağlanıyor. Sri Lanka’da başta çay, tarım, kauçuk, Hindistan cevizi ve kauçuk-plastik, gemi ve lüks yat üretimi olmak üzere 28 sektörde önemli yatırım fırsatları yer alıyor.’’</p>
<p><strong>Sri Lanka EXPO 2027 14-17 Ocak'ta</strong></p>
<p>Büyükelçi Kadurugamuwa, 14-17 Ocak 2027’de Uluslararası Ticaret Fuarı Sri Lanka EXPO (BMICH Colombo) fuarı düzenleneceğini, fuara katılacak yatırımcılar için ücretsiz ulaşım ve konaklama olanağı sağladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>Sri Lanka, 18 milyar dolar ihracat, 21 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sri-lankadan-turk-yatirimcilara-cagri-88842</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/2/1280x720/5654-1790922928.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sri Lanka Demokratik Sosyalist Cumhuriyeti, Türkiye ile olan ticaret hacmini 500 milyon dolara çıkarmayı hedeflerken, Ankara Büyükelçisi Niluka Kadurugamuwa Türk iş insanlarını ülkelerine yatırım yapmaya davet etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-hallerinde-domates-ve-sebze-artti-meyve-azaldi-88837</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya hallerinde domates ve sebze arttı, meyve azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası tarafından hazırlanan Eylül Ayı Toptancı Haller Endeksi açıklandı. Buna göre, Eylül ayında miktar endeksleri domateste 13, meyvede 46 ve sebzede 20; fiyat endeksleri ise domateste 2741, meyvede 3018 ve sebzede 2496 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Eylül ayı miktar endeksi, aylık domateste yüzde 10,02 ve sebzede yüzde 13,82 artarken, meyvede yüzde eksi -5,79 azaldı. Miktar endeksi yıllık domateste yüzde 8,46, meyvede yüzde 6,70 ve sebzede yüzde 13,47 artış gösterdi.</p>
<p>Eylül ayında yıllık miktar endekslerinde domates, meyve ve sebze miktar endeksi ortalama üstü artarken, yıllık fiyat endekslerinde domates ve sebze fiyat endeksi ortalama civarında, meyve fiyat endeksi ise ortalamanın altında gerçekleşti.</p>
<p><strong>Yıllık fiyat artışları</strong></p>
<p>Eylül ayında domates fiyat endeksi yıllık yüzde 53,66 artarken, bu artış miktardaki yüzde 8,46 artışa rağmen gerçekleşti.</p>
<p>Eylül ayında meyve fiyat endeksi yıllık bazda yüzde eksi -6,62 azaldı. Aynı dönemde meyvenin yıllık işlem miktarı ise yüzde 6,70 arttı. Bu durum fiyat endeksindeki düşüşte etkili oldu.</p>
<p>Eylül ayında sebze fiyat endeksi yıllık yüzde 38,38 artarken, bu artış miktardaki yüzde 13,47 yükselişe rağmen gerçekleşti.</p>
<p>Eylül ayında, son yedi yılın verilerine göre, domates, meyve ve sebze satış miktarı ortalama civarında, domates ve sebze fiyat seviyesi ortalamanın altında, meyve fiyat seviyesi ise ortalama civarında gerçekleşti.</p>
<p>Eylül ayında domates işlem miktar endeksi yüzde 10,02 artarken, işlem fiyat endeksinde yüzde 1,79 düşüş oldu.  Son yedi yılın eylül ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi üçüncü en büyük artış, son yedi yılın eylül ayları dikkate alındığında, işlem fiyat endeksi ikinci en büyük azalış olarak kaydedildi.</p>
<p>Eylül ayında meyve işlem miktar endeksi yüzde 5,79 azalırken, işlem fiyat endeksi yüzde 1,54 düşüş gösterdi. Son yedi yılın eylül aylarına göre işlem miktar endeksi beşinci en büyük azalış, işlem fiyat endeksi de dördüncü en büyük düşüş olarak kaydedildi.</p>
<p>Eylül ayında sebze işlem miktar endeksi yüzde 13,82 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 5,36 ile rekor azalış gösterdi. Son yedi yılın Eylül ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi üçüncü en büyük artış olarak tabloya yansıdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-hallerinde-domates-ve-sebze-artti-meyve-azaldi-88837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/7/1280x720/antalya-hallerinde-domates-ve-sebze-artti-meyve-azaldi-1790920233.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Toptancı Halleri&#039;nde eylül ayında domates ve sebze miktarı artarken, meyve miktarı düştü. Domates ve sebze fiyatları arttı, meyve fiyatları azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/geleceksiz-direncsiz-guvensiz-turkiyenin-neet-gercegi-88829</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geleceksiz, dirençsiz, güvensiz Türkiye’nin NEET gerçeği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Prekarya, günlük dilimize girmeye aday bir kelime daha. Sürekli iş güvencesi olmayan, güvencesiz ve geçici şartlarda çalışan yeni bir sosyal sınıf demek… İngilizce “precarious” yani güvencesiz ve tehlikeli ile “proletariat” proleterya, işçi sınıfı kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor.</p>
<p>Türk gencini tanımlıyor; Türk genci okumuyor, çalışmıyor, meslek öğrenmiyor… kimilerine göre “iş beğenmiyor”!... bu nedenle geleceksiz, güvencesiz, dirençsiz ve prekarya!</p>
<p><strong>NEET nedir?</strong></p>
<p>NEET, İngilizce <em>Not in Education, Employment or Training</em> ifadesinin kısaltması. Ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimde bulunan gençleri tanımlıyor. Türkiye’de 15–24 yaş grubunda NEET oranı 2025’te yüzde 23,3 (TÜİK). Kabaca her dört gençten biri…</p>
<p><strong>NEET gençler nasıl geçiniyor?</strong></p>
<p>NEET’in arkasında milyonlarca farklı hayat var. Türkiye'nin en NET sorunu bu NEET. Tek tip değiller; iş arayan da var; iş bulamayınca aramaktan vazgeçen de. Üniversite mezunu da var içinde… eğitimini yarıda bırakan da. Evde aile bireylerinin bakım sorumluluğunu üstlenen de gruba dahil. Düşük ücret ve kötü çalışma koşullarını kabul etmeyerek ailesinin yanında yaşamayı sürdüren genç de bu grupta…</p>
<p>Kimileri onlara “ev gençleri” diyor… Türlü türlü isim veriyoruz. Bundan sonra isim takmaya değil, çözüm bulmaya çalışmalıyız. Çünkü d<strong>ışarıda kaldıkları süre uzadıkça içeri dönmeleri zorlaşıyor.</strong> Hayata normal birey olarak katılım gösteremiyorlar. Gelir kaybı yoksulluk riskine, ekonomik bağımlılık direnç kaybına, güvencesizlik geleceksizliğe dönüşüyor.</p>
<p>Kaldı ki, önemli olan kritik soru da şu: Bu gençler nasıl geçiniyorlar? Kiralarını kim ödüyor? Masraflarını kim karşılıyor? Harçlıklarını nereden buluyorlar?</p>
<p>NEET ekonomisini bilmiyoruz.</p>
<p><strong>Sosyal asansör durmuş yukarı çıkmıyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Bahçeşehir Üniversitesi'nin kurucu Sosyoloji Bölüm Başkanı. Gençlik, kadın, toplumsal yapı, kırılgan gruplar, sosyal değişim ve risk alanlarında uzun yıllardır çalışıyor. Bahçeşehir Üniversitesi bünyesindeki Toplum, Sağlık, Davranış ve Önlem Alma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi'nin de kuruluşuna öncülük etti. “<strong>NEET bir genç işsizliği hikâyesi değil; Türkiye'de sosyal hareketliliğin tıkanmasının hikâyesi” diyor. </strong>Narlı'nın NEET'e bakışı yalnızca iş gücü istatistiği üzerinden değil. Söyleşimiz beni üzdü, aydınlattı, şaşırttı.</p>
<p><strong>Türkiye’de sosyal asansör durmuş.</strong> Gençlerin yukarı doğru hareket edemediği, sınıflar arasındaki geçişin zorlaştığı <strong>“ katı bir sosyal tabakalaşma” yaşıyoruz. Aynen böyle ifade ediyor </strong>sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı. Söyleşiden bende kalan en rahatsız edici boşluk bu oldu. Sosyal asansörde sıkışan <strong>GELECEKSİZ, GÜVENSİZ, DİRENÇSİZ GENÇLER, YARININ KALICI YOKSULU VE KATI SOSYAL TABAKALAŞMA… Büyük harflerle yazarsam daha çok dikkat çeker mi? Asansörde sıkışan bu grubun </strong>alt damarları da var: kadın, bakım ekonomisi, “ev genci”, mobbing, üniversite–meslek uyumsuzluğu, aile sığınağı ve yapay zekâyla gelen teknoloji devrimi!</p>
<p><strong>İş yok, umut da yok</strong></p>
<p>İş bulamayan genç, zaman içinde özgüvenini kaybediyor, iş aramaktan vazgeçebiliyor. Bu bir tip. Bunun karşısında başka bir genç profili daha var; önüne çıkan işi ücretini ya da çalışma koşullarını yeterli bulmadığı için kabul etmiyor o da… İki genç de NEET.</p>
<p>Kadrolu ve öngörülebilir çalışma düzeninden esnek, parçalı ve güvencesiz çalışmaya geçiş; gencin önündeki hayatı planlayabilme kapasitesini değiştiriyor. Bir işiniz olabilir ama o işin altı ay sonra devam edip etmeyeceğini bilmiyorsunuz. Geliriniz olabilir ama onunla bağımsız bir hayat kurup kuramayacağınızı bilmiyorsunuz. Diplomanız olabilir ama mesleğinizin sizi nereye taşıyacağını öngöremiyorsunuz. Geleceksizlik tam da burada başlıyor.</p>
<p>Narlı'nın anlattığı yeni çalışma rejiminde uzun kontratlar geriliyor; yerine esnek çalışma ve belirsizlik geliyor. Onun kelimeleriyle: <strong>prekarya, geleceksizlik, güvensizlik.</strong></p>
<p><strong>Diploma var, karşılığı yok</strong></p>
<p>NEET'in bir başka yüzü; gençlerin sahip oldukları yetkinliklerle iş gücü piyasasının ihtiyaç duyduğu yetkinlikler birbirine uymuyor. Diploma ile iş arasında otomatik bir geçiş yok.</p>
<p>Üniversite mezunu olmak yeterli değil. İşveren deneyim istiyor. Genç deneyim kazanmak için işe ihtiyaç duyuyor. İşe girmek için ise deneyime...</p>
<p>Narlı, stajın, uygulamalı eğitimin ve eğitim sırasında iş dünyasıyla temasın önemini söyleşide özellikle ifade etti. Staj ve uygulama neden önemli?  Genç teorik bilgisini kullanıyor, iş dünyasını tanıyor ve istihdama geçiş ihtimali güçleniyor. Narlı bu nedenle üniversite–iş dünyası köprüsünü özellikle vurguluyor. Sorun yalnızca kaç yıl eğitim aldığımız değil. Ne öğrendiğimiz, öğrendiğimiz şeyin hangi meslekle eşleştiği ve eğitimden işe geçişi sağlayacak köprünün bulunup bulunmadığı.</p>
<p>Üniversite sayımız çok, her yerde bir, birden fazla üniversite. Beton binalarla ne kadar övünsek azdır…  gelin görün ki, sundukları eğitim, piyasanın ihtiyaç duyduğu beceriyle eşleşmiyor.</p>
<p>Narlı, NEET oranının yüksekliğinin ve özellikle NEET statüsünde uzun süre kalmanın sosyal mobiliteyi zorlaştırdığını “Daha katı bir sosyal tabakalaşma” yarattığını söyledi.</p>
<p>Bir zamanlar yoksulluğu açıklamak için “nöbetleşe yoksulluk” kavramını konuşurduk. Yoksulluk şehir içinde, aileler, kuşaklar ve yeni gelenlerle eskiler arasında el değiştiriyor; bazıları aşağıda kalırken bazıları yukarı çıkabiliyordu.</p>
<p><strong>Nöbetleşe yoksulluktan kalıcı yoksulluğa</strong></p>
<p>Narlı'nın NEET üzerinden çizdiği bugünkü tablo hareket alanının daraldığını gösteriyor. Uzun süre NEET kalmak, gencin iş deneyimi kazanmasını engelliyor. İş bağlantıları oluşmuyor. Mesleki becerileri gelişmiyor. Eğitimden uzaklaşıyor. Ekonomik bağımsızlık gecikiyor.</p>
<p>Sonunda geçici olması beklenen durum kalıcılaşıyor. Narlı “nöbetleşe yoksulluk” tanımının “kalıcı yoksulluk” riskine dönüştüğünü söyledi; nöbet değişmiyor. Yoksulluk kemikleşiyor. Sosyal tabakalar arasındaki geçiş zorlaşıyor.</p>
<p><strong>Her NEET yoksul değil</strong></p>
<p>NEET olmak otomatik olarak yoksul olmak anlamına gelmiyor. Ailesi ekonomik olarak güçlü bir genç de bir süre eğitim ve istihdam dışında kalabilir. Üç ay NEET kalmakla yıllarca NEET kalmak aynı şey değil.</p>
<p>Süre uzadıkça eğitimden ve iş gücü piyasasından kopuş derinleşiyor. Özgüven kaybı, geleceğe ilişkin belirsizlik ve aileye ekonomik bağımlılık birbirini beslemeye başlıyor. Bu noktada NEET çalışma hayatının değil, sosyal hareketliliğin konusu oluyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de kadınların NEET oranı neden daha yüksek?</strong></p>
<p>Türkiye'deki NEET tablosunun en çarpıcı öğesi kadınlar. 15–24 yaş grubunda 2025 NEET oranı erkeklerde yüzde 16,3 iken kadınlarda yüzde 30,9. Neredeyse iki katı!</p>
<p> “Çalışmıyor” dediğimiz genç kadının gerçekten çalışmadığından emin miyiz? Çocuk ya da yaşlı bakıyor olabilir. Evi çekip çeviriyor, aile işletmesinde ücretsiz çalışıyor olabilir. İstatistik onu istihdam dışında görüyor. Oysa gününün önemli bölümü emekle geçiyor.</p>
<p>Prof. Dr. İpek İlkkaracan'la söyleşimde kısa bir süre önce ele aldığım “bakım ekonomisi” işte yeniden karşımızda. Bakım ekonomisinin tuhaf bir kaderi var: Ekonominin devam edebilmesi için vazgeçilmez; ekonomik tartışmanın içinde ise görünmez. Narlı da Türkiye'de kurumsallaşmış bakım hizmetlerinin yetersizliğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Bakım ekonomisinin görünmeyen yükü</strong></p>
<p>Kadının iş gücüne katılmasını istiyoruz ama çocuğa, yaşlıya, hastaya kimin bakacağı sorusunu aynı kuvvetle sormuyoruz. Bakım aileye kalıyor. Aile içinde de çoğunlukla kadına. Sonra o kadını istatistikte “iş gücüne katılmıyor” diye görüyoruz. Bu görünmez ekonomiyi görünür hale getirmenin yolunu da bulmaya niyetimiz yok. İstatistikler inşaat sektörünün yarattığı istihdamdan daha fazlasını, daha hızlı yaratabileceğini gösteriyor. Olsun biz, bakıma muhtaç nüfusumuza meziyetmiş gibi çalışma çağında ve gücünde olan bir aile üyesini mahkum ediyoruz.</p>
<p>Türkiye'nin kadın NEET oranının erkeklerin neredeyse iki katı olması yalnız istihdam politikasıyla açıklanabilecek bir veri değil. Aile, toplumsal cinsiyet rolleri, bakım sorumluluğu ve çalışma hayatı birbirine bağlanıyor. Türkiye'yi kadın olmadan ayağa kaldırmaktan söz ediyoruz.</p>
<p><strong>“NEET neden kalıcı yoksulluk riski yaratıyor?”</strong></p>
<p>Aile, NEET meselesinin en bilinmeyen konusu. Genç çalışmıyor, geliri yok ama yaşamaya devam ediyor. Nasıl? Araştırılması gereken nokta burası. Aile, genci koruyan son güvenlik ağı mı? Yoksa bazı koşullarda NEET statüsünün uzamasını mümkün kılan yapı mı?</p>
<p>Genç ailesinin yanında barınabiliyor, temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor, düşük ücretli bir işi kabul etmek zorunda kalmayabiliyor. Bu koruma bir yandan gencin mutlak yoksulluğa düşmesini engelliyor, diğer yandan ekonomik bağımsızlığa geçişi erteleyebiliyor…</p>
<p>Bugün bile sahip olduğu yetkinlikleri iş gücü piyasasının ihtiyaçlarıyla eşleştiremeyen gençler, mesleklerin daha hızlı değiştiği bir döneme giriyor. Eğitim–meslek uyumsuzluğu geleceğin problemi. NEET'in uzun süre eğitimden ve işten uzak kalması, bu değişime uyum kapasitesini zayıflatıyor. Gencin zaten okuduğu bölüm ihtiyacı karşılamıyor, teknoloji bu arada toplumun ve iş dünyasının beklentisini çoktan değiştirmiş görünüyor.</p>
<p><strong>NEET Türkiye – Kısa Bakış</strong></p>
<ul>
<li><strong>NEET:</strong> Ne eğitimde, ne istihdamda ne de mesleki eğitimde.</li>
<li><strong>Türkiye (15–24 yaş, 2025, TÜİK):</strong> %23,3.</li>
<li><strong>Erkek:</strong> %16,3.</li>
<li><strong>Kadın:</strong> %30,9.</li>
<li><strong>Temel sorunlar:</strong> Eğitim–meslek uyumsuzluğu, deneyim açığı, düşük ücret ve güvencesizlik, bakım sorumlulukları, aileye ekonomik bağımlılık.</li>
<li><strong>Uzun dönem risk:</strong> Kalıcı yoksulluk ve sosyal hareketliliğin zayıflaması.</li>
</ul>
<p><strong>Prof. Dr. Nilüfer Narlı kimdir?</strong><br /><em>Sosyolog Prof. Dr. Nilüfer Narlı, Bahçeşehir Üniversitesi’nin kurucu Sosyoloji Bölüm Başkanıdır. Gençlik, kadın, toplumsal yapı, kırılgan gruplar, sosyal değişim ve risk alanlarında çalışmaktadır.</em></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/geleceksiz-direncsiz-guvensiz-turkiyenin-neet-gercegi-88829</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geleceksiz, dirençsiz, güvensiz Türkiye’nin NEET gerçeği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-elektrikten-abonelerine-pembe-mesaj-88867</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uludağ Elektrik’ten abonelerine &#039;pembe&#039; mesaj</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Dünya genelinde her 8 kadından biri meme kanserine yakalanma riski yaşıyor. Hastalığın tedavisinde ise erken teşhis büyük önem arz ediyor.</p>
<p>Verilen bilgiye göre, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olan meme kanserinde erken teşhis, tedavi süreci açısından büyük önem taşıyor. Görülme sıklığı yaşla birlikte artan hastalıkta, meme sağlığı konusunda bilinçli olmak ve yaşa uygun tarama programlarını aksatmamak erken teşhiste önemli rol oynuyor. Düzenli kontroller ve taramalar, hastalığın erken evrede tespit edilmesine ve tedavi sürecine daha erken başlanmasına imkân sağlıyor.</p>
<p>Uludağ Elektrik'in de, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla faturalarını pembeye dönüştürerek fatura altı mesajlarla erken teşhisin önemine dikkat çektiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, ekim ayında meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla faturalarını pembe renkte tasarlayarak farkındalık mesajlarını milyonlarca müşterisine ulaştırıyor. Türkiye’de ilk kez uygulanan proje kapsamında farklı özel gün ve haftalarda sivil toplum kuruluşlarıyla iş birlikleri gerçekleştiren Uludağ Elektrik'in, faturalarını sağlık bilinci ve önlenebilir hastalıklara yönelik mesajların geniş kitlelere ulaştırılmasında değerlendirdiği belirtildi.</p>
<p>Faturalarda yer verilen farkındalık mesajlarını sosyal medya ve dijital iletişim çalışmalarıyla destekleyen şirket, meme kanserine karşı toplumsal bilincin artırılmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abf674cc87bb-1790928716.png" alt="" width="751" height="1104" /></p>
<h2>“Faturalarımızı farkındalık çalışmalarının bir parçası olarak görüyoruz”</h2>
<p>Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, Sosyal Faturalar projesinin şirketin toplumsal fayda yaklaşımının önemli bir parçası olduğunu belirterek şöyle konuştu: “2019 yılında başlattığımız Sosyal Faturalar projemizle faturalarımızı, toplumsal fayda yaratabileceğimiz güçlü bir iletişim kanalı olarak değerlendiriyoruz. Milyonlarca müşterimize ulaşan faturalarımızın, doğru zamanda doğru mesajla önemli bir farkındalık alanı oluşturabileceğine inanıyoruz. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında faturalarımızı pembeye dönüştürerek erken teşhisin önemine dikkat çekiyor, müşterilerimizi bu konuda daha bilinçli olmaya davet ediyoruz. Yıllardır sürdürdüğümüz bu çalışmayla, günlük hayatın bir parçası olan faturalarımızı toplumsal farkındalığa katkı sağlayan bir farkındalık aracına dönüştürmekten mutluluk duyuyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-elektrikten-abonelerine-pembe-mesaj-88867</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/7/1280x720/uludag-elektrikten-abonelerine-pembe-mesaj-1790928687.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, “Meme Kanseri Farkındalık Ayı” kapsamında faturaları pembeye dönüştürerek erken teşhisin önemine dikkat çektiklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-ticaret-borsasinda-secimin-ilk-turu-tamamlandi-88865</guid>
            <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya Ticaret Borsası’nda seçimin ilk turu tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>TOBB’a bağlı oda ve borsalarda seçimler yapılmaya başlandı. Antalya Ticaret Borsası’nda seçimlerin ilk turu tamamlandı.</p>
<p>Antalya Ticaret Borsası’nda (ATB) 2026-2030 çalışma döneminde görev yapacak meslek komitesi ve meclis üyelerinin belirlendiği seçimler Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi. Seçimlerde, 7 meslek komitesinde görev alacak 45 üye ile bu üyeler arasından meclis asil ve yedek üyelerin seçimi yapıldı.</p>
<p>Seçim sonuçları, 3 günlük itiraz süresinin tamamlanmasının ardından kesinleşecek. Organ seçimlerinin ikinci aşamasında ise yönetim kurulu başkanı ve üyeleri, disiplin kurulu üyeleri ile TOBB delegeleri belirlenecek. Meclis, ilk toplantısında kendi içerisinden meclis başkanını seçecek.</p>
<p>Antalya Ticaret Borsası’nın bir asırlık geçmişi ve köklü geleneğiyle kentin önemli kurumlarından biri olduğunu belirten Başkan Ali Çandır, borsa seçimlerinin ilk turunu demokratik geleneğe yakışır şekilde tamamladıklarını bildirdi.</p>
<p>Çandır, ‘’Göreve seçilen meslek komitesi ve meclis üyelerimizin sorumluluk bilinciyle Borsamız için çalışacağına inanıyorum. Seçime katılarak demokratik haklarını kullanan tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Seçimlerin Borsamız, üyelerimiz, sektörümüz, Antalya’mız ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-ticaret-borsasinda-secimin-ilk-turu-tamamlandi-88865</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/5/1280x720/antalya-ticaret-borsasinda-secimin-ilk-turu-tamamlandi-1790926508.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Seçimlerin ilk turu hakkında açıklama yapan Antalya Ticaret Borsası Ali Çandır, &quot;Göreve seçilen meslek komitesi ve meclis üyelerimizin sorumluluk bilinciyle Borsamız için çalışacağına inanıyorum.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btsoda-40-komite-burkayin-30-komite-matlinin-88803</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 18:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO’da 40 komite Burkay’ın, 30 komite Matlı’nın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT - ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) yaklaşık 60 bin üyeyi temsil eden 70 meslek komitesindeki seçim süreci tamamlandı.</p>
<p>Seçimlerde İbrahim Burkay’ın desteklediği listeler 40 komitede, Özer Matlı’nın desteklediği listeler ise 30 komitede çoğunluğu elde etti. Seçimlerle birlikte BTSO’nun yeni döneminde görev yapacak komite üyeleri, komite başkanları ve meclis üyeleri de belirlenmiş oldu. Yönetim Kurulu Başkanı ise 8 Ekim’de toplanacak BTSO Meclisi’nde yapılacak seçimle kesinleşecek. Seçim sonuçlarının ardından değerlendirmelerde bulunan İbrahim Burkay, seçimlerin birlik ve beraberlik içerisinde tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p>Burkay, BTSO olarak göreve geldikleri günden bu yana Bursa ve Türkiye iş dünyasına hizmet etmek amacıyla çalıştıklarını belirterek, 70 komitenin 40’ında iş dünyasının kendilerine destek verdiğini söyledi. Burkay, Seçim sürecinde farklı sektör ve meslek gruplarından aday olan tüm isimlere teşekkür eden Burkay, 70 komitenin tamamında yarış yaşandığını belirtti. Bazı komitelerde iki, bazı komitelerde ise üç listenin yarıştığını ifade eden Burkay, “Her meslek grubunda, her sektörde aday olan; ülkesine, şehrine ve sektörüne hizmet etmek ve çalışmak için kendini ortaya koyan tüm adaylara şehrim, sektörlerimiz ve ülkem adına teşekkür ediyorum” diye konuştu. Burkay, yeni döneme ilişkin mesajını ise “Bundan böyle bir olmak var, beraber olmak var. Ülkemizin ikinci yüzyılında Türkiye Yüzyılı’na Bursa’nın imzasını atmaya devam ediyoruz” sözleriyle verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btsoda-40-komite-burkayin-30-komite-matlinin-88803</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/3/1280x720/btsoda-40-komite-burkayin-30-komite-matlinin-1790870453.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda 70 meslek komitesinin tamamında seçimler tamamlandı. İbrahim Burkay’ın listeleri 40 komitede, Özer Matlı’nın listeleri ise 30 komitede üstünlük sağladı. BTSO’nun yeni dönem yönetim kurulu başkanı 8 Ekim’de gerçekleştirilecek Meclis toplantısında yapılacak seçimle belirlenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervlerinde-dusus-suruyor-88797</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 18:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası rezervlerinde düşüş sürüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 25 Eylül itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 1 milyar 245 milyon dolar azalarak 61 milyar 563 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 18 Eylül'de 62 milyar 808 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri ise 1 milyar 957 milyon dolar azalışla 111 milyar 597 milyon dolardan 109 milyar 640 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 25 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 201 milyon dolar düşüşle 174 milyar 405 milyon dolardan 171 milyar 204 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>21.08.2026</td>
<td>114.221</td>
<td>74.228</td>
<td>188.450</td>
</tr>
<tr>
<td>04.09.2026</td>
<td>113.841</td>
<td>70.406</td>
<td>184.247</td>
</tr>
<tr>
<td>11.09.2026</td>
<td>110.280</td>
<td>68.444</td>
<td>178.724</td>
</tr>
<tr>
<td>18.09.2026</td>
<td>111.597</td>
<td>62.808</td>
<td>174.405</td>
</tr>
<tr>
<td>25.09.2026</td>
<td>109.640</td>
<td>61.563</td>
<td>171.204</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervlerinde-dusus-suruyor-88797</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/3/1280x720/dolar-dollar-1768292317.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 3,2 milyar 201 milyon dolar azalarak 171,2 milyar dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-1104-milyar-lira-artti-88796</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 18:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 110,4 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 25 Eylül ile biten haftada yüzde 0,33 ve 110 milyar 384 milyon 754 bin lira artışla 33 trilyon 891 milyar 793 milyon 422 bin liradan 34 trilyon 2 milyar 178 milyon 176 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,80 artarak 18 trilyon 658 milyar 94 milyon 264 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 0,07 yükselişle 11 trilyon 204 milyar 527 milyon 913 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 269 milyar 555 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 230 milyar 116 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 25 Eylül itibarıyla 1 milyar 342 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,82 artışla 6 trilyon 941 milyar 595 milyon 414 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 838 milyar 83 milyon 105 bin lirası konut, 42 milyar 235 milyon 537 bin lirası taşıt, 2 trilyon 597 milyar 728 milyon 207 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 463 milyar 548 milyon 565 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 25 Eylül ile biten haftada 110 milyar 884 milyon 218 bin lira artarak 27 trilyon 531 milyar 396 milyon 689 bin liradan 27 trilyon 642 milyar 280 milyon 907 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-1104-milyar-lira-artti-88796</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/9/1280x720/para-lira-tl-1765458549.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 110,4 milyar lira artarak 34 trilyon lirayı aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-tahvil-satti-hisse-aldi-88795</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 18:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı tahvil sattı, hisse aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 358,6 milyon dolarlık hisse senedi alırken, 409,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 434,4 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 25 Eylül haftasında 39 milyar 355 milyon dolardan 38 milyar 871,4 milyon dolara indi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 17 milyar 432,5 milyon dolardan 17 milyar 117,9 milyon dolara geriledi.</p>
<p>ÖST stoku ise 4 milyar 87,1 milyon dolardan 3 milyar 638,4 milyon dolara indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-tahvil-satti-hisse-aldi-88795</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 409,9 milyon dolarlık DİBS satarken 358,6 milyon dolarlık hisse senedi aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spkden-fon-aciklamasi-ara-odeme-yapilacak-88794</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 17:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> SPK&#039;den &#039;fon&#039; duyurusu: Ara ödeme yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), internet sitesinden tasfiyedeki fonlar hakkında açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamaya göre, Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonların tasfiye sürecine ilişkin genel esaslara ek bir tasfiye usulü belirlendi.</p>
<p>Bu çerçevede, tasfiye süreci devam eden fonlar için mutabakat işlemleri tamamlanmış olan tüm katılma payı sahiplerine, tasfiye neticesinde hak kazanacakları nihai tutardan mahsup edilmek üzere ivedilikle bir ara ödeme gerçekleştirilecek.</p>
<p>Söz konusu ara ödemelerin hesaplanmasında, ilgili mutabakat sonuçları kapsamında Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK) tarafından her bir hak sahibi için belirlenecek net yatırım tutarları esas alınacak.</p>
<p>Her bir yatırımcıya her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere ödenecek ara ödeme tutarı 1 milyon lirayı aşmayacak. Bu kapsamda, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılar için bu tutar, 1 milyon lira ve üzerinde olan yatırımcılara ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılacak.</p>
<p>Ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılmayacak, söz konusu katılma payları nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek. Getirilen bu ek tasfiye usulünün, öncelikli olarak para piyasası fonlarından başlamak üzere tatbik edilmesine karar verildi.</p>
<p><strong>"Tasfiye sürecine para piyasası fonlarından başlanacak, yatırımcı sayısına dikkat edilecek"</strong></p>
<p>Öte yandan SPK, tasfiye listesinde yer alan, A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonlara ilişkin olarak birtakım kararlar aldı.</p>
<p>Buna göre, tasfiye süreci, ünvanında 'para piyasası' ibaresi bulunan yatırım fonlarından başlanmak suretiyle, yatırımcı sayısı en fazla olandan en aza doğru sıralanan fonlar nezdinde yürütülecek.</p>
<p>Tasfiye kapsamında yer almamakla birlikte 17 Eylül'deki Kurul kararları uyarınca TEFAS ve TEFAS dışı dağıtım kanallarında alım satım işlemleri durdurulan fonlar, tasfiye sürecinin tamamlanmasını müteakip tüm dağıtım kanallarında eş zamanlı olarak yeniden alım ve/veya satım işlemlerine açılabilecek.</p>
<p>Bu aşamada işleme açılma tarihi ile fon katılma payı alım satım esasları, fon portföy yapıları, likidite, piyasa koşulları ve yatırımcı menfaati gözetilerek ilgili kurucu portföy yönetim şirketi tarafından belirlenecek.</p>
<p>Tasfiye işlemlerinin sağlıklı ve ivedilikle yürütülebilmesini teminen, tasfiye kapsamında olmayan ancak alım satıma kapatılmış fonlardan tasfiye kapsamına alınan fonlarla sermaye piyasası işlemi gerçekleştirmiş olanlar, ikinci maddede belirtilen tasfiye sürecinin tamamlanması beklenmeksizin, tasfiye işlemleriyle görevlendirilen banka tarafından tüm dağıtım kanallarında alım ve satıma yeniden açabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spkden-fon-aciklamasi-ara-odeme-yapilacak-88794</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, &quot;Tasfiye süreci devam eden fonlar için mutabakat işlemleri tamamlanmış olan tüm katılma payı sahiplerine, tasfiye neticesinde hak kazanacakları nihai tutardan mahsup edilmek üzere ivedilikle bir ara ödeme gerçekleştirilecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kitler-ve-ozellestirilecek-kuruluslarin-borcu-11-trilyon-lira-88791</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 17:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> KİT&#039;ler ve özelleştirilecek kuruluşların borcu 1,1 trilyon lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılının ikinci çeyreği itibarıyla Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT) ve özelleştirme programındaki kuruluşların cari fiyatlarla stok borçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, kuruluşların iç borç toplamı 728 milyar 749 milyon 496 bin lira, dış borçları ise 361 milyar 610 milyon 814 bin lira olarak hesaplandı. Böylece toplam borç stoku, 1 trilyon 90 milyar 360 milyon 310 bin lira oldu.</p>
<p>İç borçlar içinde en yüksek kalemi 241 milyar 64 milyon 223 bin lirayla ticari banka borçları oluştururken, bunu 216 milyar 377 milyon 272 bin lirayla kamu işletmeleri, 133 milyar 683 milyon 163 bin lirayla gerçek ya da tüzel kişilere olan borçlar izledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kitler-ve-ozellestirilecek-kuruluslarin-borcu-11-trilyon-lira-88791</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/hazine-ve-maliye-bakanligi-oib.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakanlığın 2. çeyrek verilerine göre, KİT&#039;ler ile özelleştirme programındaki kuruluşların cari fiyatlarla borç stoku, 1,1 trilyon lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-1646-milyar-lira-artti-88790</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 17:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 164,6 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 25 Eylül itibarıyla 164 milyar 595 milyon lira artarak 28 trilyon 237 milyar 686 milyon liradan 28 trilyon 402 milyar 282 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 122 milyar 81 milyon lira artarak 32 trilyon 553 milyar 270 milyon liradan 32 trilyon 675 milyar 352 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 34 milyar 253 milyon lira artarak 3 trilyon 485 milyar 459 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bu tutarın 838 milyar 850 milyon lirası konut, 42 milyar 375 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 604 milyar 234 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 18 milyar 249 milyon lira artarak 4 trilyon 283 milyar 287 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 23 milyar 576 milyon lira artışla 3 trilyon 463 milyar 851 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 341 milyar 67 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 122 milyar 784 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 25 Eylül itibarıyla önceki haftaya göre 11 milyar 305 milyon lira artışla 887 milyar 804 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 668 milyar 414 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sektörünün yasal öz kaynakları 86 milyar 126 milyon lira artarak 6 trilyon 142 milyar 471 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-1646-milyar-lira-artti-88790</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/1/1280x720/lira-tl-money-1785304871.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 164,6 milyar lira artışla 28,4 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogan-fon-piyasasinin-belli-bolumunde-ortaya-cikan-sorunun-da-ustesinden-basariyla-geliyoruz-88801</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla Genel Kurul'a hitap etti.</p>
<p>Yeni yasama yılının ülke, millet, Meclis, demokrasi, gönül coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Sizlerin şahsında, mensubu ve hizmetkarı olmakla şeref duyduğum aziz milletimin her bir ferdine, en doğusundan en batısına, cennet vatanımızın 7 bölgesinde, 81 ilinde, 922 ilçesinde yaşayan tüm vatandaşlarıma, buradan selamlarımı, sevgilerimi gönderiyorum. Dünyanın farklı ülkelerinde milletimizi en güzel şekilde temsil eden, başarılarıyla iftihar ettiğimiz yurt dışındaki vatandaşlarımıza da en kalbi muhabbetlerimi iletiyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bundan 106 sene önce Hacı Bayram Veli Camii'nde kılınan cuma namazını müteakip, dualarla, tekbirlerle, istiklal azmi ve aşkıyla, bağımsızlığın kalbi olan Ankara'dan milletin iradesini dünyaya haykıran 115 üye başta olmak üzere, bugüne kadar bu yüce çatı altında millete layıkıyla hizmet edip dar-ı bekaya irtihal eden milletvekillerini rahmetle yad etti.</p>
<p>Uğradığı suikast sonucu hayatını kaybeden Ali Şükrü Bey'e, milletin emanetine kastedenlerin, milletin iradesini gasbedenlerin dar ağacına gönderdiği Adnan Menderes'e, Hasan Polatkan'a ve Fatin Rüştü Zorlu'ya da Cenabıallah'tan rahmet niyaz eden Erdoğan, "Yine burada bin yıldır bu coğrafyada milletimizin bekası uğruna gözlerini kırpmadan hayatlarını feda eden tüm şehitlerimize, gazilerimizden dar-ı bekaya irtihal etmiş olanlara yüce Mevla'dan rahmet diliyorum." diye konuştu.</p>
<p>Sözlerinin başında, bir hakikati tüm kalbiyle ifade etmek istediğini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Dünyada gazilikle iki kez müşerref olan tek meclis, Türkiye Büyük Millet Meclisidir. Bu Meclis, milletimizin ayağına pranga, boynuna urgan geçirmeye kalkan müstevlilere karşı Milli Mücadele'yi başarıyla sevk ve idare etmiştir. 80 kilometre öteden top sesleri gelirken bile Yüce Meclis çalışmasını sürdürmüş, milletimizin tevdi ettiği meşaleyi şanla, şerefle taşımaya devam etmiştir. Meclisimizin bu mücadelesi müstevlilerin, işgalcilerin ve emperyalistlerin kıskacından çıkış yolu arayan mazlum milletlere de örnek olmuştur. Bakınız, Türkiye Büyük Millet Meclisimizin 1920-1923 arası tutanakları, Türkiye'nin ikinci defa nasıl vatan yapıldığının en canlı şahitleridir."</p>
<p><strong>"15 Temmuz gecesi Gazi Meclisimiz, o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir"</strong></p>
<p>Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün, 1921'de Büyük Millet Meclisi'nin 2. Yasama Yılı açılışında, Türk Milletinin istiklal ile izmihlal arasına sıkıştırıldığı o sancılı günlerde, Meclis Başkanı sıfatıyla kurduğu, "Muhterem arkadaşlarım. Bütün bir millet, ölümle göz göze baktığımız mütareke günlerinden başlayarak, bugüne kadar katettiğimiz mesafeleri, atladığımız sayısız müşkülatı bir kez daha hatırlayalım. Ne zaman başladığı bilinmeyen zamanlardan beri, şeref-i istiklal ile yaşayan milletimiz, en kötü bir sona, ölüme gidiyor gibi görünmüş iken, tutsaklığa karşı evladını kıyama çağıran ecdadın sesi kalplerimizde yükseldi ve bızi son kurtuluş savaşına davet etti. Artık yeis ve fütur günleri çok arkada kaldı. Memlekete kurtuluşu, gerçek yolu göstermiş ve bütün milleti kendi istiklal bayrağı altında toplamış olan Meclis-i Aliniz, ikinci yasama yılına girerken ben, ufkumuzda inkişafa başlayan ışıkların, bu kadar felaket görmüş olan bedbaht vatanımızda, iyi bir sabah-ı hayır olmasına dua ediyorum" cümlelerini hatırlatan Erdoğan, "Şu cümleler, milletimizin hücrelerinde olan hürriyet aşkının ve Meclisimizin tarihi misyonunun bariz bir ifadesidir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Sık sık alkışlarla kesilen bu konuşmadan 95 sene sonra Yüce Meclisin, millete öncülük görevini bir kez daha yerine getirdiğini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"15 Temmuz gecesi bombaların altında milletin emanetini savunan Gazi Meclisimiz, meydanlarda, caddelerde, havalimanlarında darbeye direnen milletimizle birlikte, o ağır sınavı alnının akıyla vermiştir. Bu vesileyle o gece milletin emanetine sahip çıkan tüm milletvekillerimize teşekkür ediyor, Rabb'im, bu Meclisi bir daha aynı mücadeleyi vermek mecburiyetinde bırakmasın, diyorum. Geçmişi bu denli görkemli, vazifesi bu kadar ulvi olan Gazi Meclis'in Genel Kurul Salonu'nda sizlere hitap etmekten duyduğum memnuniyeti hassaten ifade ediyorum."</p>
<p>Erdoğan, TBMM'nin, dünyanın çalışma temposu en yüksek parlamentolarından biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Meclis'in, 1 Ekim 2025'te başlayıp 10 Ağustos 2026'ya kadar devam eden 4. Yasama Yılı'nda da önemli kararların alındığı, yoğun ve meşakkatli bir mesai dönemi geçirdiğini belirten Erdoğan, hem Genel Kurul'da hem de komisyonlarda ülkenin, milletin ve bölgenin geleceğine yön verecek hayati kanunların, kritik meselelerin müzakere edildiğini vurguladı.</p>
<p>Yasama faaliyetleri demokratik bir olgunlukla icra edilirken, parlamenter diplomasinin ise gerek Türkiye'nin ev sahibi olduğu uluslararası toplantılarda, gerekse yurt dışı ziyaretlerde profesyonel ve saygın bir yaklaşımla yürütüldüğünün altını çizen Erdoğan, "Bu anlamda, siyasi parti ayırt etmeksizin, Gazi Meclisimizdeki tüm milletvekillerine çabaları, gayretleri, fedakarlıkları için ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş'u ve Başkanlık Divanımızın muhterem üyelerini aynı şekilde gönülden tebrik ediyorum. Meclisimizin farklı birimlerinde görev yapan idareci ve çalışanlarımıza, 10 ay 10 gün boyunca ortaya koydukları hummalı ve özverili çalışmalar için şükranlarımı iletiyorum." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Bugün itibarıyla başlayan yeni Yasama Yılı'nın da fikir, tenkit ve tekliflerin özgürce, fakat karşılıklı saygı ve nezaket kuralları dahilinde dile getirileceği, tartışmaların çözüm odaklı bir anlayışla, sağduyu ve suhuletle cereyan edeceği verimli, bereketli bir yıl olmasını yürekten temenni ediyorum. Biz, iktidar partisi ve Cumhur İttifakı olarak her zaman olduğu gibi yapıcı hareket etmeye, farklı fikir ve önerilere kulak vermeye devam edeceğiz. Milli iradenin tecelligahı olan TBMM'nin itibarını her şeyin üzerinde tutmamız gerektiği açıktır. Yeni Yasama Yılı'nda bunun yüksek hassasiyeti içinde olacağımızı bir kez daha vurgulamak istiyorum."</p>
<p><strong>"Ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık"</strong></p>
<p>"Burada bir hususu öncelikle dikkatlerinize getirmek isterim" diyen Erdoğan, "Siyasetçiler olarak birinci vazifemiz, emanetini taşıdığımız aziz milletimize layık-ı veçhile hizmet etmektir. Şahsım dahil hepimiz milletin sorunlarına çözüm bulmak, dertlerine çare olmak, ülkenin önünü ve ufkunu açmakla mükellefiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>AK Parti iktidarının bir ay sonra 24. yıl dönümüne kavuşacağını hatırlatan Erdoğan, "İktidarlarımız boyunca kesintisiz biçimde, istikrarlı, kararlı ve samimi bir şekilde, biz hep bunu yapmanın mücadelesi içinde olduk. Ekonomiden demokrasiye, iç siyasetten dış politikaya, eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaştırmadan şehirleşmeye, enerjiden tarıma kadar, ülkemizi ilgilendiren her alanda çok önemli adımlar attık." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalplerde onulmaz yaralar açan 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin üzerinden 3,5 yıldan fazla süre geçtiğini anımsatarak, hayatını kaybedenlerin acısı hala içlerini yakıyor olsa da bugün 11 ili yeniden ayağa kaldırmanın huzurunu yaşadıklarını dile getirdi.</p>
<p>Millete verdikleri sözü bir kez daha tuttuklarını ve asrın inşasını tamamladıklarını, toplam 455 bin 357 konut ve iş yerini hak sahiplerine teslim ettiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Deprem bölgemizin ihyası için cari fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcadık. Ekonomide, bölgemizde ardı ardına patlak veren savaş ve krizlere rağmen Türkiye'yi kalkınma ve büyüme rotasında tutmayı başardık. Füzelerin havada uçuştuğu sıkıntılı bir dönemde tek bir vatandaşımızın dahi kılına zarar getirtmedik. 2026'nın ilk yarısında Türkiye yıllık yüzde 2,5 büyüdü. Yıllıklandırılmış milli gelirimiz 1,7 trilyon doları aştı. İhracatımız ağustos ayında yıllık 280,3 milyar dolarla rekor kırdı. Geçen sene yaşanan zirai don ve kuraklığın ardından tarımımız hızlı bir toparlanma kaydetti. Turizmde, çevremizdeki çatışmalara rağmen güçlü seyrimizi koruduk. Yılın ilk altı ayında turizm geliri 25,7 milyar dolara ulaştı. Savunma sanayisinde ise iki işi birden başardık. Hem yeni ürünlerle milli savunma sanayimizi güçlendirdik hem de bu alanda dünyaya satış yapan bir ülke olduk. Yılın ilk 8 ayında savunma ve havacılık ihracatımız yüzde 16,2 artışla 6,3 milyar dolara çıktı. Dış dengede sürdürülebilir bir noktadayız. Cari açığın milli gelire oranının bu yıl yüzde 2,6'da kalmasını bekliyoruz. Enerji faturasının ağırlaştığı bir yılda bu oran, ekonomimizin ne kadar dayanıklı hale geldiğinin göstergesidir."</p>
<p><strong>Fon soruşturması</strong></p>
<p>Kamu maliyesinde disiplinden sapmadıklarını, bu yıl bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 3,1 ile sınırlamayı ve faiz dışı fazla vermeyi hedeflediklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet, hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar, çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz."</p>
<p>Erdoğan, tarihe kayıt ve not düşmek adına Türkiye için vazgeçilmez olduğunu düşündüğü bazı başlıklara kapsamlı değinmek istediğini belirtti.</p>
<p>Günlük siyasetin gelip geçici gündemlerinden azade iki konunun Türkiye ve Türk milleti için son derece önemli olduğuna inandığını ifade eden Erdoğan, günümüzde siyasetin çözüm üretmesi gereken meselelerin en başında toplumda iç kanamaya sebep olan yapay kutuplaşmanın yer aldığını vurguladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir milletin tüm fertlerinin her konuda aynı düşünmesinin, değerler, inançlar, hassasiyetler, beklentiler konusunda tamamen birbirine benzemesinin mümkün olmadığını, bunun da doğru ve sağlıklı olmayacağını kaydetti.</p>
<p>"Bizim ülke ve toplum olarak en büyük zenginliğimiz esasen çeşitliliğimiz, farklılıklarımız ve renkliliğimizdir" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Asırlar içinde bu farklılıklar bir uzlaşma zemininde buluşmuş, ortak sınırlar içinde ortak değerler oluşmuştur. Tarih içinde farklılıklar birbirine köklü bir saygı geliştirmiştir. Devletimiz, bayrağımız, mukaddes değerlerimiz ve üzerinde bir arada yaşadığımız vatanımız, tarih içinde bizi tek bir millete dönüştürmüştür. Farklılıklarımızı bir ayrışma vasıtası olarak kullanmak isteyenlere de karşı durduğumuzu milletimiz tek yürek olup her seferinde gereken cevabı vermiştir. Hiç kuşkusuz, siyaset kurumu, farklı beklentilere cevap üretmek için vardır. Ancak siyasetin farklılıklarımızı, renklerimizi, çeşitliliğimizi bir ayrıştırma, yani kutuplaştırma vasıtası olarak kullanması, en başta siyasetin fıtratına aykırıdır. Siyasi partiler arasında tabii ki rekabet olacaktır, yarış olacaktır, belli sınırlar dahilinde çekişme de olacaktır. Fakat bunun kutuplaştırma yoluyla, kamplaşmayı körükleyerek çatışmaya götürülmesi siyasetin varlık sebebiyle uyuşmayacaktır."</p>
<p>Erdoğan, yakın çevredeki hadiselere bakıldığında yerel bazdaki ayrışmaların, siyaset ve toplum mühendislikleriyle birçok ülkenin "yumuşak karnına" dönüştüğünü ve dönüştürüldügünü gördüklerini dile getirdi.</p>
<p>Toplumsal fay hatları kaşınmak suretiyle ülkelerin içeriden çözülmek ve çökertilmek istendiğinin altını çizen Erdoğan, bu yıkım projesinin komuta ve kontrol merkezinde "emperyalist-siyonist ittifakı"nın bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Dünyayı takip eden, bölgemizdeki gelişmeleri yakından takip eden herkes inanıyorum ki şu gerçeği görebiliyor, binlerce yıldır bir arada yaşayan, huzur, barış ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada varlığını sürdüren milletimizin, son dönemde artan bir şekilde siyaset ya da siyaset dışı aktörler vasıtasıyla kutuplaştırılması sadece iç dinamiklerle açıklanamaz. İç dinamikler bellidir, tarih içinde asırlar boyunca teşekkül etmiştir. Sünni ile Alevi, Türk ile Kürt, Müslüman ile gayrimüslim, asırlar içinde huzur ve dayanışmayı esas alan müşterek bir yaşam zemini inşa etmiştir. Bu ve benzeri farklılıkları bir çatışmaya, bir kutuplaştırmaya dönüştürmek, Türkiye'nin deyim yerindeyse 'fabrika ayarlarını bozmak' demektir. Türkiye'nin ayarlarının bozulması, siyasetin işine yaramaz, sadece ve sadece Türkiye'nin hasımlarının işine yarar. Yakın tarihimizde bunu hep beraber tecrübe ettik."</p>
<p><strong>"Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır"</strong></p>
<p>Çok partili demokrasiye geçişten itibaren bir atılım ve kalkınma hamlesi içinde olunduğunda operasyonların hedefi haline gelindiğine işaret eden Erdoğan, sokakların karıştırıldığını, gençlerin düşmanlaştırıldığını, aynı mahalleyi, aynı caddeyi, aynı binayı paylaşan komşular arasına nefret tohumları ekildiğini, siyasi ve toplumsal huzurun suikasta uğradığını aktardı.</p>
<p>Türkiye ile aynı ligdeki ülkeler koşarken, Türkiye'nin yıllarca başta ekonomi olmak üzere birçok alanda patinaj yaptığını, oyalandığını, irtifa ve ivme kaybettiğini anlatan Erdoğan, bütün bu gerilimlere, çatışmalara, bunların doğurduğu istikarsızlığa bakıldığında her seferinde Türkiye'nin kaybettiğinin, her seferinde milletin kayıplar verdiğinin, ağır bedeller ödediğinin net görüleceğini belirtti.</p>
<p>Millet kaybederken milletin hasımlarının kazandığını, Türkiye kaybederken de kazananın Türkiye'nin rakipleri ve yeminli düşmanları olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Şunun bilinmesini isterim, ne Türkiye'nin ne de Türk milletinin artık kaybetmeye tahammülü yoktur. Hiç kimsenin de Türkiye'ye ve Türk milletine kaybettirmeye hakkı yoktur." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Verilen mücadelede en büyük görevin milletin temsilcileri olarak kendilerine, siyaset kurumuna düştüğünü dile getiren Erdoğan, şu görüşleri paylaştı:</p>
<p>"Türkiye'de salt iktidar karşıtlığı üzerine kurulu 'cephe siyasetinin' raf ömrü dolmuştur. Siyaseti, hizmette, eserde, icraatta yarış olmaktan çıkarıp, muhatabın düşmanlaştırıldığı bir yıpratma savaşına dönüştürmek vahim bir hatadır. Küresel ve bölgesel gelişmeler, yeni bir siyaset tarzını mecbur kılmaktadır. Gelinen aşamada önümüzde iki seçenek bulunuyor, ya kutuplaşmayı ve kutuplaştırmayı merkeze alan eski siyaset tarzıyla yola devam edeceğiz, ya da asgari müştereklerde buluşmayı, mutabakat içinde rekabeti esas alan yeni siyaseti Türkiye'ye hakim kılacağız. Eğer Türkiye yeniden büyük ve güçlü Türkiye olacaksa, eğer Türkiye önüne açılan tarihi fırsatları değerlendirecekse, bu paradigma değişimini, hep beraber vakit kaybetmeksizin gerçekleştirmek durumundayız. Bunu söylerken, elbette her siyasi partinin, her meselede aynı düşünmesini, aynı yerde hizalanmasını asla kastetmiyorum.</p>
<p>Farklı siyasi partiler, ne kadar aykırı olursa olsun farklı fikirler, Türkiye'nin ve Türk demokrasisinin zenginliğidir. Ancak her siyasi partinin önceliği Türkiye olmalıdır, olmak zorundadır. Her siyasi parti, Türkiye'nin kendi iç dinamiklerinden, kendi tabanından güç ve ilham alarak Türkiye merkezli siyaset icra etmelidir. Çatışma ve kutuplaştırmanın yerini uzlaşma ve hoşgörü almalıdır. Türkiye'nin milli menfaatlerinde, milletimizin her bir ferdini ilgilendiren konularda, siyaset tam bir mutabakat zemininde buluşabilmelidir. Biz, buna 'iç cephenin tahkim edilmesi' diyoruz. Biz, buna 'Büyük Türkiye Mutabakatı' diyoruz. 'Terörsüz Türkiye' sürecimizin aynı zamanda bu toplumsal mutabakatı, işte bu milli mutabakatı inşa etmeye dönük olduğunu özellikle vurgulamak isterim. Bölgemizin ateş çemberine dönüştüğü bir ortamda 'Terörsüz Türkiye' çabaları, Türkiye'nin hasımları üzerinde caydırıcı bir etkiyi şimdiden uyandırmış, Türkiye'nin gücüne güç katmış, bölgemizde yeni bir rüzgar estirmiştir."</p>
<p>Erdoğan, son 42 yıldır terörle mücadeleye odaklanan Türkiye'nin, hem gencecik evlatlarını toprağa verdiğini hem de trilyonlarca dolarlık maddi kaynaklarından olduğunu belirtti.</p>
<p>Terör üzerinden içeride yaşanan tartışmaların, Türkiye'nin ekonomisini, huzurunu, güvenliğini tehdit ettiğini, dış politikada elini zayıflattığını vurgulayan Erdoğan, bugün terörün bitme noktasına geldiğini, terör saldırılarının sona erdiğini, terör örgütünün de kendisini feshetme, silahlarını bırakma kararını açıkladığını hatırlattı.</p>
<p>Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Çerçeve yasanın çıkarılması konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 467 kabul oyuyla sergilenen tarihi mutabakat aziz milletimizi, Türkiye'nin dostlarını sevindirirken, hiç şüpheniz olmasın ki, Türkiye'nin hasımlarını üzmüş, onları hayal kırıklığına uğratmıştır. Bu vesileyle ilk günden itibaren ortaya koyduğu dirayetli, kararlı ve cesur duruşuyla Terörsüz Türkiye sürecine büyük destek veren Cumhur İttifakı ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli'ye bir kez daha partim, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum. Sürecin kazasız, belasız bugünlere gelmesinde çok kıymetli katkıları olan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi Grubu'na aynı şekilde teşekkürlerimi iletiyorum.</p>
<p>Gerek Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nda gerekse çerçeve yasanın kabulünde yapıcı tutum sergileyen siyasi parti gruplarına da teşekkür ediyor, desteklerinin bundan sonra da devam etmesini bekliyorum. Çerçeve yasada da vazedildiği gibi bir izleme süreci vardır. Gerekli adımlar atıldığında, ilgili kurumlarımız da gerekeni yapacaktır. İşte burada, tam da biraz önce ifade ettiğim milli mutabakat daha bir anlam kazanacaktır. Terörsüz, çatışmasız, kavgasız bir ortamda, sorunlarımızı karşılıklı saygıyla tartışıp çözüm üretmek, çok daha kolay ve mümkün hale gelecektir. Siyasetin demokratik kapasitesi inşallah daha da güçlenecektir. Türkiye'nin yeni, demokratik, katılımcı, özgürlükçü ve sivil bir Anayasa yapma şartları, inanıyorum ki daha da olgunlaşacaktır."</p>
<p><strong>"Yeni anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir 'imtihan kağıdı' olarak halen duruyor"</strong></p>
<p>Yeni yasama yılının Kanun-i Esasi'nin ilanının 150'nci yıl dönümüne tesadüf ettiğini anımsatan Erdoğan, anayasal devlet girişimlerinin biraz daha geriye gittiğini, devlet kudretini hukukla sınırlama tecrübesinin ise bu girişimlere nispetle çok daha eski olduğunu belirtti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Adalet, eşitlik, iyilik ve insanlık değerleri üstünde yükselen devlet töremiz, aslında modern anlamıyla bir toplumsal sözleşmeden, bireyleri hukukun gücüyle birbirine bağlayan bir anayasadan başka bir şey değildir. Son iki asırda bu hakikati, modern anayasal devlet fikriyle buluşturma teşebbüsleri, başarılı başarısız pek çok sonuç doğurmuş, tartışma ve arayışlarsa hiçbir zaman hız kesmemiştir." diye konuştu.</p>
<p>"Kanun-i Esasi'nin üstünden geçen 150 yıla rağmen yeni anayasa bahsi, Türk siyasetinin önünde bir 'imtihan kağıdı' olarak halen duruyor." diyen Erdoğan, milletin sözü ve mührünü taşıma bahsinde, Türkiye'nin tarihindeki bütün anayasa tecrübelerinde, teknik veya siyasi kusurların, eksiklerin bulunabileceğini söyledi.</p>
<p>Darbe ürünü olan son 70 yılın iki anayasasının, varoluşsal bir krizle mefluç doğduğunu vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Devlet ile toplum, birey ile devlet arasındaki sözleşme, silah ve süngünün gölgesi altında imzalanmıştır. Her darbenin kendi siyasal meşruiyetini oluşturma çabası ise anayasaları sürdürülebilir bir vesayet düzeninin yol haritası haline getirmiştir. Burada şu gerçeği özellikle dikkatinize sunmak istiyorum. Darbe dönemi anayasaları, kuvvetler ayrılığının uygulanmasından ziyade sandıktan çıkan iktidar gücünün zapt-u rapt altına alınmasına odaklanmıştır. Milli egemenliğin ve milli iradenin bürokratik oligarşiyle nasıl sınırlandırılacağını tasarlamıştır. Yönetim istikrarını temin etmek yerine, millet egemenliği üzerindeki vesayet araçlarının istikrarını sağlamıştır. Hak ve özgürlükleri kuvvetlendirmek yerine, Anayasa'yı 'ama yasak' lafzına dönüştüren istisnaları genişletmiştir. Devlet ve millet arasındaki birliğin, bütünleşmenin ahdi temeli olamamış, ne yazık ki, gerilimleri ve tarihi çelişkileri derinleştirmiştir. Hasılı siyaset mühendislerine, kaos tüccarlarına, toplumu ve devleti kriz üzerinden terbiye etmeye yeltenenlere kariyer kapıları açmıştır. Darbe anayasalarının kurduğu vesayet mimarisi, sivil siyasetin önünde yeri gelmiş gerçek bir engel olmuş, yeri gelmiş kullanışlı bir mazerete dönüşmüştür."</p>
<p><strong>"Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır"</strong></p>
<p>"Bu vesayetçi sistemden kurumsallaşmış bir demokrasiye geçişte önemli mesafeler aldığımız inkar edilemez." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplum hayatının ihtiyaçlarının zaman içinde pek çok değişikliği, revizyonu, reformu kaçınılmaz kıldığını söyledi.</p>
<p>En kapsamlı değişiklikleri yapmanın kendilerine nasip olduğunu belirten Erdoğan, "Bununla birlikte demokrasi tecrübemizi fasılalara bölen müdahalelerin mirasını reddeden sivil bir anayasa ihtiyacı ise henüz karşılanamadı. Üstelik bugüne kadar yapılan revizyonlarla ortaya çıkan tablo, bütünlüklü bir anayasal mimariye ihtiyacı daha da arttırmıştır. Hepsinden önemlisi, köklü değişikliklerle yapısal kusurlardan geniş ölçüde arındırılan mevcut Anayasamızın hala darbe döneminin tortularını, izini, etiketini taşımasıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>12 Eylül'ün lider kadrosunun, darbeden yıllar sonra adalet önünde hesap verdiğini, yargılandığını, mahkum olduğunu ancak yürürlükteki Anayasa'nın müellif olarak onların imzasını taşıdığını söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Açık söylüyorum, milletimiz buna ne layıktır ne de razıdır. Türkiye, bu ayıptan mutlaka kurtulmalıdır. Başka hiçbir gerekçesi olmasa dahi, üstüne bastığımız zemine düşen bu gölgeyi kaldırmak, sistemi bu lekeden arındırmak, harekete geçmek için yeterli bir nedendir. Bu yönüyle yeni ve sivil bir anayasa hedefi, Türk demokrasisinin rüştünü ispat mücadelesidir. Millet egemenliğinin kalpgahı olan bu Gazi Meclisimiz, her dönem ve her koşulda anayasa yapmaya ehildir, yetkilidir. Fakat sahip olduğu siyasi çeşitlilik hasebiyle içinde bulunduğumuz dönem, bir anayasa teşebbüsü için belki de en ideal dönemdir.</p>
<p>Bu Meclis, Türkiye'nin milli ve hayati meseleleri söz konusu olduğunda müzakere ve uzlaşma kapasitesinin sağlamlığını zaten göstermiştir. Bilhassa 'huzura, demokrasiye, kardeşliğe kalkan 467 el' ile sivil siyaset, vesayetin ördüğü psikolojik duvarları yıkmış, ön yargıları tuz buz etmiştir. Bunu Türk demokrasisi adına, milletimizin gelecek umutları adına tarihi bir kazanım, büyük bir başarı olarak görüyoruz. Temennimiz, bu başarının, gündelik çekişmelere kurban edilmeden, Türk siyasetinde yeni bir dönemin müjdecisi olmasıdır. Burada şunun da altını çizmek istiyorum: Türkiye'nin ufkunu genişletecek yeni bir anayasa, kutuplaşma siyasetinin değil 'mutabakat içinde rekabeti' esas alan yeni siyasetin eseri olacaktır."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun başarılması halinde devlet ve millet arasındaki köprülerin daha sağlam şekilde kurulmuş olacağını, güçlü devlet-özgür toplum idealini, birini diğerine tercih etmeden birlikte yaşatmanın yolunun açılacağını vurgulayarak, şöyle konuştu:</p>
<p>"Bunu başardığımızda, hem hukuku anlamlı kılacak bir demokratik zemine hem de demokrasiyi koruyacak bir 'üstün hukuk mantığı'na kavuşmuş oluruz. Bunu başardığımızda, kazanımlarımızı kalıcı hale getirir, çoğulcu demorasiyi kurumsallaştırır ve gerçek anlamıyla halkın yönetimine dönüştürürüz. Toplumu, kontrol altında tutulması gereken bir tehdit alanı olarak gören vesayetçi anlayışın reddi bunu gerektirir. Siyaseti ve toplumu refahın, ilerlemenin, gelişmenin dinamik gücü olarak kabul eden demokratik bir anayasa anlayışı da bu sayede yeşerir. Sesi, milletin sesiyle hemavaz olanların bu süreçte korkacağı, çekineceği bir tartışma olamaz, olmamalıdır. "</p>
<p>Demokraside, hiç kimsenin hakikat tekeline sahip olmadığını belirten Erdoğan, her düşüncenin kıymetli, her önerinin değerli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Her fikirden, her özgün tekliften istifade edilmesi gerektiğini dile getiren Erdoğan, "Diğer taraftan milletimizin yeni bir anayasa özlemi de üretilmiş korkuların, vehimlerin esiri haline getirilmemelidir. Anayasa'nın yürürlükteki ilk 4 maddesiyle ilgili tavrımız zaten bellidir. Türkiye Yüzyılı'na yakışır yeni ve sivil bir anayasa için kolları sıvamak herkes için gerçek bir samimiyet sınavıdır. Milletimizin bu büyük özlemini gidermek üzere siyasi partilerimizin, taahhütlerine uygun olarak, harekete geçmelerinde fayda görüyorum. İçinde bulunduğumuz yasama yılının Türkiye'nin imkan ve fırsatlarını geliştiren bir anayasa yılı olmasını diliyorum." dedi.</p>
<p>Erdoğan, TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın hayırlara vesile olması temennisinde bulundu, milletvekillerine yeni yasama yılında yapacakları çalışmalarda Cenabıallah'tan muvaffakiyetler niyaz etti.</p>
<p><strong>Notlar</strong></p>
<p>Erdoğan'ın, 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla geldiği Meclis'te tören düzenlende, Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Onur Kıtası'nı selamlamasının ardından Şeref Kapısı önünde TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından karşılandı.</p>
<p>TBMM Genel Kurulu'nda milletvekili sıralarına, TBMM Başkanı Kurtulmuş imzalı, "Yeni Yasama Yılı'nın ülkemize, milletimize ve siz Sayın Milletvekillerine hayırlı olmasını dilerim." notu bulunan çiçek buketleri bırakıldı.</p>
<p>TBMM'nin 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışı dolayısıyla düzenlenen oturumu, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, DEM Parti Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, Genel Kurul Salonu'nda; CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal ise locadan takip etti.</p>
<p>Oturuma, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bazı kabine üyeleri, MİT Başkanı İbrahim Kalın ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, eski TBMM Başkanları Binali Yıldırım, Cemil Çiçek, İsmail Kahraman, İsmet Yılmaz, Mehmet Ali Şahin, Mustafa Şentop ve Bülent Arınç ile yabancı misyon şefleri katıldı.</p>
<p>Erdoğan'ın Genel Kurul Salonu'na girişi sırasında AK Parti, DEM Parti, MHP, İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi milletvekilleri ayağa kalktı. Yeni Parti milletvekilleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını yapmak için kürsüye geldiği sırada salondan ayrıldı.</p>
<p>Erdoğan, konuşmasının ardından, DEM Parti Eş Genel Başkanları Bakırhan ve Hatimoğulları ile DEM Partili milletvekilleriyle, CHP Grup Başkanvekilleri Rahmi Aşkın Türeli ve Sevda Erdan Kılıç ile CHP'li milletvekilleriyle, İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu ve İYİ Partili milletvekilleriyle, Saadet Partisi Genel Başkanı Arıkan ve Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya ve Yeni Yol Partili milletvekilleriyle tokalaştı.</p>
<p>Erdoğan'ın MHP sıralarına geldiği sırada, MHP Genel Başkanı Bahçeli, Erdoğan'a kırmızı ve beyaz gül verdi. Bahçeli'nin hediyesini, AK Parti milletvekilleri ayağa kalkarak alkışladı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogan-fon-piyasasinin-belli-bolumunde-ortaya-cikan-sorunun-da-ustesinden-basariyla-geliyoruz-88801</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/1/1280x720/56536-1790868728.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBMM 28. Dönem 5. Yasama Yılı açılışında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon soruşturması hakkında, &quot;Fon piyasasının belli bölümünde ortaya çıkan sorunun da üstesinden başarıyla geliyoruz. Sermaye piyasası kuralları çerçevesinde, hakkaniyet ve adaleti gözeterek, kimsenin hakkını kimseye yedirmeden, bu meseleyi süratle çözüyoruz. Bu konunun, iktisadi güvenliğimize ve toplumsal barışımıza yönelik bir tehdit unsuruna dönüşmesine inşallah fırsat vermeyeceğiz. Bu ülke ve bu millet, hak ettiği seviyelere ulaşıncaya kadar, çalışmaya, üretmeye, sorunlara çözüm yolları geliştirmeye devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulun-eylul-enflasyonu-yuzde-211-88789</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 16:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul&#039;un eylül enflasyonu yüzde 2,11</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO),  2023=100 bazlı İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi ile 1963=100 bazlı Toptan Eşya Fiyatları İndeksi'nin eylül ayı sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, kentte eylülde bir önceki aya kıyasla perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi yüzde 2,11, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 1,96 arttı.</p>
<p>Geçen yılın aynı ayına göre değişim oranı perakende fiyatlarda yüzde 33,55, toptan fiyatlarda yüzde 25,90 olarak gerçekleşti. Yıllık ortalama artış ise perakende fiyatlarda yüzde 36,66, toptan fiyatlarda yüzde 23,11 oldu.</p>
<p><strong>En yüksek artış eğitim harcamaları grubunda</strong></p>
<p>İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi'nde eylülde bir önceki aya göre en yüksek artış yüzde 22,59 ile eğitim harcamaları grubunda görüldü. Bunda yeni eğitim yılının başlaması etkili oldu.</p>
<p>Bu grubu yüzde 4,60 ile ulaştırma, yüzde 2,96 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 2,42 ile lokanta ve oteller, yüzde 2,24 ile haberleşme, yüzde 1,93 ile ev eşyası, yüzde 1,73 ile eğlence ve kültür, yüzde 1,69 ile konut, yüzde 0,91 ile giyim ve ayakkabı ve yüzde 0,14 ile gıda ve alkolsüz içecekler izledi.</p>
<p>Alkollü içecekler ve tütün ile sağlık harcama gruplarında ise fiyat değişimi gözlenmedi.</p>
<p>Ulaştırma, haberleşme, çeşitli mal ve hizmetler ile lokanta ve oteller harcama gruplarında dönemsel ve piyasa koşullarına bağlı fiyat değişimleri, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda ise mevsimsel fiyat değişimleri etkili oldu.</p>
<p><strong>Toptan eşyada en yüksek fiyat artışı yakacak ve enerji maddelerinde</strong></p>
<p>Eylülde bir önceki aya göre toptan eşya fiyatlarının en çok arttığı grup yüzde 6,56 ile yakacak ve enerji maddeleri oldu. Bu grubu yüzde 4,99 ile madenler, yüzde 4,89 ile inşaat malzemeleri, yüzde 4,15 ile işlenmemiş maddeler ve yüzde 1,31 ile kimyevi maddeler izledi.</p>
<p>Gıda maddeleri grubunda fiyatlar yüzde 0,68 azalırken, mensucat grubunda değişim gözlenmedi.</p>
<p>Yıllık ortalama artış ise madenlerde yüzde 40,11, gıda maddelerinde yüzde 27,60, yakacak ve enerji maddelerinde yüzde 24,79, inşaat malzemelerinde yüzde 23,97, işlenmemiş maddelerde yüzde 15,20, mensucatta yüzde 13,47 ve kimyevi maddelerde yüzde 9,97 olarak hesaplandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulun-eylul-enflasyonu-yuzde-211-88789</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/1/1280x720/boykotlarin-enflasyonla-mucadeleye-katkisi-1743693549.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO&#039;nun eylül verilerine göre İstanbul&#039;da perakende fiyatlar aylık bazda yüzde 2,11, toptan fiyatlar da yüzde 1,96 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemir-celikin-van-ve-mustaki-ges-yatirimlarina-cinden-183-milyon-dolarlik-kredi-88785</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 16:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kardemir’in Van ve Muş’taki GES yatırımlarına Çin’den 18,3 milyon dolarlık kredi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>110 ülkeye ihracat yapan, Türkiye’nin 111’inci, Ege Bölgesi’nin ise 9’uncu büyük sanayi kuruluşu olan Kardemir Çelik'in sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği odağındaki yatırımlarına yenilerini eklediği belirtildi. Şirketin, halka arz izahnamesinde de yer alan, Muş Bulanık’ta 9,5 MW GES ve Van Özalp Dibekli’de 23,50 MW GES yatırımları için toplam 18 milyon 275 bin dolar tutarındaki Güneş Enerjisi Santrali (GES) projelerinin finansmanına ilişkin önemli bir aşamayı tamamladığı bildirildi.</p>
<p>Projelerin finansmanı kapsamında 29 Eylül 2026 tarihinde Çin Halk Cumhuriyeti’nin devlet kredi sigorta şirketi SİNOSURE’dan kredi kullanımına yönelik onay alındı. Yaklaşık yedi ay içinde tamamlanarak devreye alınması planlanan GES yatırımlarla Kardemir Çelik’in toplam elektrik tüketiminin yüzde 10’unun söz konusu yenilenebilir enerji santrallerinden karşılanması hedefleniyor.</p>
<h2>“Enerji dönüşümünü rekabet gücümüzün önemli bir parçası olarak görüyoruz”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe59e9dc69a-1790859753.jpeg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>Enerji yatırımlarının sürdürülebilir üretim ve uluslararası rekabet gücü açısından stratejik öneme sahip olduğunu belirten Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Bakırel, “Enerji yoğun bir sektörde faaliyet gösterirken, üretimimizin çevresel etkisini ve enerji maliyetlerimizi birlikte azaltmayı önceliklerimiz arasında görüyoruz. Bugün 19,7 MW’lık RES ve 4 MW’lık GES santralimizin yanı sıra atık ısıyı geri kazanarak 1 MW elektrik üreten ORC sistemimizle yenilenebilir ve geri kazanıma dayalı enerji üretim gücümüzü 24,7 MW seviyesine ulaştırdık. Şimdi bu kapasiteyi yeni yatırımlarla çok daha ileri taşımayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Bakırel, planlanan yatırımlara ilişkin olarak, “Demir çelik sektörünün geleceğinde enerji verimliliğinin, düşük karbonlu üretimin ve yenilenebilir enerji kullanımının giderek daha belirleyici olacağına inanıyoruz. Bu nedenle enerji dönüşümün, uzun vadeli rekabet gücümüzün de önemli bir parçası olarak görüyoruz. Çevreye duyarlı üretim teknolojilerine, yenilenebilir enerjiye ve enerji geri kazanım sistemlerine yaptığımız yatırımlarla bir taraftan maliyet yapımızı güçlendirirken diğer taraftan uluslararası pazarlardaki rekabetçiliğimizi destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde GES, RES ve atık ısı geri kazanım projelerimizle toplam kurulu gücümüzü 71,9 MW seviyesine çıkarmayı planlıyoruz. Bu kapsamda Muş Bulanık ve Van Özalp Dibekli GES yatırımlarımızın yanı sıra İzmir Hacı Ömerli’de 1,60 MW GES ve 3,60 MW RES, Bozyaka RES projemiz kapsamında ise 9 MW büyüklüğünde hibrit GES yatırımını hayata geçirmeyi planlıyoruz. Van ve Muş’taki projelerimizin tamamının devreye alınmasıyla toplam elektrik tüketimimizin yüzde 10’unu bu yenilenebilir enerji santrallerinden karşılamayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemir-celikin-van-ve-mustaki-ges-yatirimlarina-cinden-183-milyon-dolarlik-kredi-88785</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/5/1280x720/kardemir-celikin-van-ve-mustaki-ges-yatirimlarina-cinden-183-milyon-dolarlik-kredi-1790859814.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kardemir Çelik, Van ve Muş’ta hayata geçireceği 18,3 milyon dolarlık GES yatırımlarının finansmanı için Çin Halk Cumhuriyeti’nin devlet kredi sigorta şirketi SİNOSURE’dan kredi kullanım onayı aldı. Yedi ay içinde devreye alınması planlanan yatırımlarla şirket, toplam elektrik tüketiminin yüzde 10’unu bu yeni tesislerden karşılayarak yenilenebilir enerji kapasitesini 71,9 MW seviyesine çıkarmayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/5-anadolu-mobilya-fuari-anamob-basliyor-88781</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 15:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5. Anadolu Mobilya Fuarı ANAMOB başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kayseri, güçlü üretim kültürü, girişimcilik ruhu ve sanayi altyapısıyla Türkiye ekonomisine değer katan önemli şehirler arasında. Mobilya sektörü ise bu üretim gücünün lokomotifi. Kayseri’de mobilya sektörünün yükselişi kanepe, koltuk ve yatak üretimiyle başladı. Bugün ise teknolojik gelişmeler ve yeni yatırımlarla mobilyanın hemen her alanında üretim yapan firmaları ile Kayseri, Türkiye’nin önemli mobilya üretim ve ihracat merkezlerinden biri haline geldi. Sektörde faaliyet gösteren firma sayısı 3 bin 500’ü aşıyor ve bu firmalarda ise 50 binden fazla kişi istihdam ediliyor. Bunların yaklaşık 600’ü fabrikasyon seri üretim yapan ve ihracata dönük çalışan firmalardan oluşuyor. Türkiye’nin ilk 20 mobilya markasının 11’i Kayseri’de üretim yapıyor. Kayseri, Türkiye mobilya ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştirerek sektörün en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri konumunda bulunuyor.</p>
<p>Bu büyük üretim gücünün daha yüksek katma değer, daha güçlü markalar ve daha fazla ihracatla ileriye taşınması için, bir yandan tasarım, teknoloji, dijitalleşme ve inovasyon yatırımları yapılırken diğer yandan da düzenlenen fuarlarla sektör ve şehir cazibe merkezi haline geliyor. Kayseri OSB Uluslararası Fuar Merkezi’nde 7-11 Ekim 2026 tarihleri arasında, Anadolu’nun en büyük mobilya buluşmalarından biri olan Anadolu Mobilya Fuarı (ANAMOB) beşinci yılında kapılarını açmaya hazırlanıyor. Kayseri’nin üretim gücünü profesyonel alıcılarla buluşturacak olan fuar 40 bin metrekarelik alanda yüzlerce markaya ev sahipliği yapacak. Fuarın başta sektör temsilcileri olmak üzere tüm katılımcılara, ziyaretçilere ve Kayseri’ye hayırlı olmasını diliyorum. Fuarın paydaşlarının açıklamalarını da aşağıda sizlerle paylaşıyorum:</p>
<p><strong>Nobel Expo YKB Erhan Çelik:</strong></p>
<p><strong>“Mobilya ticaretinin kalbi ANAMOB’da atacak”</strong></p>
<p>ANAMOB 2026, 20 bin metrekarelik stand alanında yüzde 100 doluluk, 125 katılımcı ve 140’tan fazla markayla 7 Ekim’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 25 binin üzerinde ziyaretçi beklediğimiz fuarda, 52’den fazla ülkeden 3 binin üzerinde yabancı ziyaretçi ve profesyonel alıcının sektörle buluşmasını hedefliyoruz. Nobel Expo Uluslararası Fuarcılık A.Ş. ve KAYMOS işbirliğiyle düzenlediğimiz ANAMOB 2026 – 5. Anadolu Mobilya Fuarı, 7–11 Ekim tarihleri arasında Kayseri OSB Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. ANAMOB, beş yılda yalnızca metrekare ve katılımcı sayısıyla değil, oluşturduğu ticaret ağıyla da büyüdü. ANAMOB, beşinci yılında artık yalnızca bir fuar değil, her yıl büyüyen bir ticaret platformu haline geldi. Odağımızda bu yıl da aynı hedef bulunuyor: Daha fazla ticaret; doğru alıcı. Türkiye genelinde yürüttüğümüz profesyonel ziyaretçi çalışmalarının yanı sıra uluslararası alıcı çalışmaları da devam ediyor. Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu, Afrika ve farklı pazarlardan mobilya ithalatçıları, distribütörler, toptancılar, mağaza zincirleri ve satın alma profesyonellerini fuarda üreticilerle buluşturacağız.</p>
<p><strong>Kayseri Mobilya Sanayicileri Derneği (KAYMOS) YKB Mehmet Yalçın: </strong></p>
<p><strong>“Mobilyayı Kayseri’den dünyaya açıyoruz”</strong></p>
<p>Kayseri’de mobilya sektörü yüzlerce üretici firması, güçlü yan sanayisi ve yaklaşık 50 binden fazla kişiye ulaşan istihdam kapasitesiyle şehrimizin ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biridir. Sektör kaynaklarında Türkiye’de üretilen her iki sandalyeden birinin, her on kanepeden yaklaşık yedisinin Kayseri’de üretildiği; yaylı yatak, sünger yatak, baza ve oda takımı gibi birçok ürün grubunda da Kayseri’nin çok yüksek üretim paylarına sahip olduğu görülüyor. Kayseri mobilyasının yıllar içerisinde oluşmuş ciddi bir üretim kültürü, güçlü bir tedarik zinciri, deneyimli iş gücü ve endüstriyel üretim altyapısı vardır. Tasarımdan hammaddeye, yan sanayiden üretime, lojistikten ihracata kadar birbirini tamamlayan büyük bir ekosistem bulunuyor. KAYMOS olarak bu gücün yalnızca Kayseri’de kalmasını değil, Türkiye’nin dört bir yanında ve dünyanın farklı coğrafyalarında daha güçlü şekilde tanınmasını istiyoruz.</p>
<p>Bu anlayışın en önemli adımlarından biri de ANAMOB Anadolu Mobilya Fuarı. ANAMOB, beşinci yılında Anadolu’nun en büyük mobilya buluşmalarından biri olarak Kayseri’nin üretim gücünü profesyonel alıcılarla buluşturacak. Dünyada Uluslararası fuarlarda güç kaybederken yerel fuarların hareket kazanmasının değerini iyi biliyor ve bu ölçüde sektörümüz için çalışmaya devam ediyoruz.</p>
<p><strong>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) YKB Mehmet Büyüksimitci:</strong></p>
<p><strong>“Mobilya üretiminde Türkiye’nin lider şehriyiz”</strong></p>
<p>Kayseri, Türkiye mobilya ihracatının yaklaşık dörtte birini gerçekleştirerek sektörün en önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri konumunda bulunuyor. Bu büyük üretim gücünü artık daha yüksek katma değer, daha güçlü markalar ve daha fazla ihracatla ileriye taşımamız gerekiyor. Tasarım, teknoloji, dijitalleşme ve inovasyona daha fazla yatırım yapmalıyız. Bu noktada fuarlar önemli bir fırsat sunuyor. Fuarlar yalnızca ürünlerin sergilendiği alanlar değil; yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve yeni iş ortaklarıyla buluştuğumuz önemli ticaret platformlarıdır. ANAMOB Anadolu Mobilya Fuarı da Kayseri mobilya sektörünün ulusal ve uluslararası pazarlara açılması açısından önemli bir organizasyon. ANAMOB 2026; 20 bin metrekare stand alanında, yüzde 100 dolulukla gerçekleştirilecek.</p>
<p>Kayseri Sanayi Odası olarak sektörlerimizin önünü açan, üretim ve ihracat kapasitemizi geliştiren her çalışmayı desteklemeye devam edeceğiz. Bu vesileyle ANAMOB Anadolu Mobilya Fuarı’nın şehrimize, sektörümüze ve ülke ekonomimize katkı sağlamasını diliyor; fuarın hazırlanmasında emeği geçenlere ve katılım sağlayan tüm firmalarımıza başarılar diliyorum.</p>
<p><strong>Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy: </strong></p>
<p><strong>“Ormanımız yok ama mobilya üretiminde birinciyiz”</strong></p>
<p>Kayseri’nin girişimcilik ruhunun en somut ve gurur verici örneğini şüphesiz mobilya sektörümüz ortaya koymaktadır. Şehrimizde orman varlığı olmadığı halde, azim ve üretim gücüyle Türkiye’nin lider mobilya üretim merkezi konumundayız. Kayserili mobilya üreticilerimiz markalaşmaya büyük önem vererek ülke çapında ve yurt dışında açtıkları sayısız bayi ile adından övgüyle söz ettirmektedir. Aynı zamanda firmalarımız, dünyanın dört bir yanına gerçekleştirdikleri ihracatla hem şehrimizi hem de ülkemizi küresel pazarda en iyi şekilde temsil etmektedir.</p>
<p>Kayseri Ticaret Odası olarak bizim de temel hedeflerimizden biri, Kayseri iş dünyasının üretim kabiliyetini yapay zekâ ve teknolojik girişimcilik ile birleştirerek çağın ötesine taşıması ve rakiplerinin takip ettiği bir konuma yerleşmesidir. Ayrıca başta mobilya olmak üzere sektörlerimizin küresel pazarlarda daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak için de çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda hayata geçirmeye hazırlandığımız “Kayseri TEKMER” çok yakında açılacak. Şehrimizde gerçekleştirilen uluslararası fuarları da son derece kıymetli buluyoruz. ANAMOB Anadolu Mobilya Fuarı’nın şehrimize, sektörümüze ve ülke ekonomimize katkı sağlamasını diliyor; fuarın hazırlanmasında emeği geçenlere ve katılım sağlayan tüm firmalarımıza başarılar diliyorum.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/5-anadolu-mobilya-fuari-anamob-basliyor-88781</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/1/1280x720/5-anadolu-mobilya-fuari-anamob-basliyor-1790856703.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 5. Anadolu Mobilya Fuarı ANAMOB başlıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsekten-fon-aciklamasi-gerekli-adimlar-atiliyor-88782</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 15:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek&#039;ten &#039;fon&#039; açıklaması: Gerekli adımlar atılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, fon soruşturması ile ilgili sosyal medya hesabından paylaşım yaptı.</p>
<p>Şimşek süreçle ilgili şu açıklamayı yaptı: "Kurumlarımız, sorunlu fonlarla ilgili çalışmalarını koordinasyon içinde titizlikle sürdürüyor. Yatırımcılara mümkün olan en kısa sürede ve en yüksek düzeyde ödeme yapılabilmesi için gerekli adımlar atılıyor. Adalet Bakanlığımız, yatırımcıların haklarını korumak ve sorumluluğu bulunanların hesap vermesini sağlamak amacıyla hukuki süreci kararlılıkla yürütüyor. Zorlu küresel koşullara ve savaşa rağmen ekonomimizin dayanıklılığı devam ediyor." </p>
<p>Paylaşımında yüksek emtia fiyatlarına karşın enflasyondaki düşüşüşün sürdüğüne değinen Şimşek, "Büyümemiz, ticaret ortaklarımızın yaklaşık 2 katı olup cari açığın milli gelire oranı yüzde 2,6 ile sürdürülebilir seviyededir. Uzun dönem ortalaması yüzde 20 olan brüt dış finansman ihtiyacının GSYH’ye oranı yüzde 16 seviyesinde, brüt dış borcun milli gelire oranı ise yüzde 32 ile uzun dönem ortalaması olan yüzde 44,5’in oldukça altındadır." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Bütçe açığı ile ilgili ise Şimşek şunları kaydetti: "Bütçe açığının milli gelire oranı yaklaşık yüzde 3 ile gelişmekte olan ülkeler ortalamasının yarısı, kamu borcunun GSYH’ye oranı ise yüzde 22 ile gelişmekte olan ülkelerin üçte biri düzeyindedir.</p>
<p>Güçlendirdiğimiz makroekonomik temeller ve atılan adımlar, yaşanan gelişmelerin finansal sistem ve reel ekonomiye etkilerinin sınırlı kalmasını sağlayacaktır. Aldığımız tedbirlerle sermaye piyasalarımız daha güçlü, sağlıklı ve dayanıklı bir yapıya kavuşacaktır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsekten-fon-aciklamasi-gerekli-adimlar-atiliyor-88782</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/mehmet-simsek-1770707941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon soruşturması hakkında açıklama yapan Bakanı Şimşek, &quot;Kurumlarımız, sorunlu fonlarla ilgili çalışmalarını koordinasyon içinde titizlikle sürdürüyor. Yatırımcılara mümkün olan en kısa sürede ve en yüksek düzeyde ödeme yapılabilmesi için gerekli adımlar atılıyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/nukleer-enerji-hamlemizi-sinop-ve-trakyadaki-yeni-santrallerimizle-buyutecegiz-88788</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Nükleer enerji hamlemizi Sinop ve Trakya&#039;daki yeni santrallerimizle büyüteceğiz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Rosatom Genel Müdürü Alexey Likhachev ile Bakanlıkta kapsamlı bir görüşme gerçekleştirdiklerini açıkladı.</p>
<p>Sosyal medya hesabından paylaşım apan Bayraktar görüşmede, Türkiye'nin 70 yıllık nükleer enerji hayalinin gerçeğe dönüştüğü Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nde (NGS) gelinen son noktayı, ilk ünitenin devreye alınması için yürüttükleri çalışmaları ve diğer üç reaktördeki süreçlerini değerlendirdiklerini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, "Akkuyu ile başlayan nükleer enerji hamlemizi Sinop ve Trakya'daki yeni santrallerimiz ve küçük modüler reaktörlerimizle büyüteceğiz. Hedefimiz 2050'ye kadar nükleer enerji kapasitemizi 20 bin megavata ulaştırmak." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/nukleer-enerji-hamlemizi-sinop-ve-trakyadaki-yeni-santrallerimizle-buyutecegiz-88788</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/1/1280x720/bayraktar-1764075025.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rosatom Genel Müdürüyle görüşen Bakan Bayraktar, &quot;Akkuyu ile başlayan nükleer enerji hamlemizi Sinop ve Trakya&#039;daki yeni santrallerimiz ve küçük modüler reaktörlerimizle büyüteceğiz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yht-gar-ve-esenboga-havalimani-rayli-sistemle-baglanacak-88778</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 13:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> YHT Gar ve Esenboğa Havalimanı raylı sistemle bağlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, YHT Gar-Esenboğa Havalimanı Raylı Sistem Hattı'nın yapım çalışmalarına yönelik hazırlıkların hızla sürdüğünü bildirdi. </p>
<p>Yazılı açıklama yapan Uraloğlu, 36 kilometrelik hattın 12 istasyonla hizmet sunacağını belirterek, hattın üç kesiminde de yer teslimini tamamladıklarını ifade etti.</p>
<p>Projenin mobilizasyon ve şantiye kurulumu çalışmalarının sürdüğü bilgisini veren Uraloğlu şunları kaydetti: "Hat, saatte 120 kilometre tasarım hızına sahip olacak. 8,5 kilometrelik YHT Gar-Siteler kesiminde 4, 12 kilometrelik Siteler-Pursaklar kesiminde 4, 15,5 kilometrelik Pursaklar-Esenboğa kesiminde 4 istasyon yer alacak. Projenin Pursaklar-Esenboğa kesimi kapsamında ayrıca depo, atölye ve park alanı da inşa edilecek." </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yht-gar-ve-esenboga-havalimani-rayli-sistemle-baglanacak-88778</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/esenboga-havalimani-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, hazırlıkları devam eden 36 kilometrelik YHT Gar-Esenboğa Havalimanı Raylı Sistem Hattı&#039;nda 12 istasyonla hizmet sunacaklarını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rumelisiadin-yeni-baskani-ali-mutlu-oldu-88759</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> RUMELİSİAD’ın yeni başkanı Ali Mutlu oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Rumelili Yönetici, İş Adamı ve Sanayiciler Derneği'nin (Rumelisiad) Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçim sonucunda derneğin yeni başkanı Ali Mutlu oldu. Mutlu, yeni dönemde farklı sektörlerde faaliyet gösteren üyeler arasındaki işbirliğini güçlendirmeye ve derneğin ticari ağını daha etkin kullanmaya odaklanacaklarını belirtti. Genel kurula Balgöç Genel Başkanı Emin Balkan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç ve akademik oda başkanlarının yanı sıra iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Genel kurulda yapılan seçim sonucunda Rumelisiad’ın yeni başkanı Ali Mutlu oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe2dfd862f4-1790848509.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Rumelisiad’ın farklı sektörlerde faaliyet gösteren üyeleri bir araya getiren güçlü bir aile olduğunu belirten Mutlu yaptığı konuşmada yeni dönemde üyeler arasındaki iletişimi ve ticari ilişkileri geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Mutlu, “Bizi bir araya getiren ortak değerlerimiz var. Birlikte çalışmak, üretmek, istihdam oluşturmak, ülkemize değer katmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir miras bırakmak istiyoruz” dedi. Yeni dönemde gençlere ve genç girişimcilere özel önem vereceklerini ifade eden Mutlu, gençlerin fikirlerinden ve enerjisinden daha fazla yararlanacaklarını belirtti. Mutlu, kadınların da dernek çalışmalarındaki etkinliğini artırmanın öncelikleri arasında olduğunu söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe2e1eca6b0-1790848542.jpeg" alt="" width="642" height="428" /></p>
<p>Rumelisiad’ın yeni dönemde farklı sektörleri bir araya getiren, üyelerin ticari ilişkilerini geliştiren ve uluslararası pazarlara açılmalarını destekleyen çalışmalar gerçekleştireceğini belirten Mutlu, “Önümüzde önemli fırsatlar var. Bu gücün daha etkin kullanılması gerektiğine inanıyorum” diye konuştu. Mutlu, “Kapımız herkese açık olacak. Fikri, projesi ve önerisi olan üyelerimizin sesini dinleyeceğiz. Dönemin sonunda hep birlikte geriye dönüp baktığımızda ‘İyi ki birlikte çalışmışız, iyi ki birlikte başarmışız’ diyebilmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yeni başkan Ali Mutlu’nun yönetiminde; Serhat Aytı, Fahrettin Arabacı, Sinan Alp, Seyhan Merter Yaran, Gürol Ferik, Pınar Özkeserli, İlhan Altay, Dinçer Suyabakan, Ceren Oğul ile Yusuf Levent Uğurlu yer aldı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rumelisiadin-yeni-baskani-ali-mutlu-oldu-88759</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/9/1280x720/rumelisiadin-yeni-baskani-ali-mutlu-oldu-1790848573.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rumelisiad’ın Olağan Genel Kurulu’nda başkanlığa Ali Mutlu seçildi. Mutlu, yeni dönemde üyeler arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, genç ve kadın üyelerin daha aktif rol alması ve uluslararası pazarlara açılımın desteklenmesini hedeflediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iso-turkiye-imalat-pmi-479a-indi-88758</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO Türkiye İmalat PMI 47,9&#039;a indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) anketinin Eylül 2026 dönemi sonuçları açıklandı.</p>
<p>Eşik değer olan 50'nin üzerinde ölçülen rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ağustosta 48,1 olan manşet PMI eylülde 47,9'a geriledi.</p>
<p>Endeks, imalat sektörünün faaliyet koşullarında ılımlı yavaşlamanın sürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Orta Doğu'daki savaşın yol açtığı belirsizlikler, eylül ayında da talep koşullarını olumsuz etkilemeye devam etti. Buna bağlı olarak toplam yeni siparişlerdeki azalış sürerken, düşüş ağustos ayına kıyasla hafifçe belirginleşti. Uluslararası talebin zayıf seyrini korumasıyla yeni ihracat siparişleri de geriledi.</p>
<p>Zorlu piyasa koşulları ve yeni siparişlerdeki zayıflık nedeniyle imalatçılar üretimlerini üst üste dördüncü ay azalttı.</p>
<p>Öte yandan, Orta Doğu'daki savaş nedeniyle yükselen yakıt, petrol ve taşımacılık maliyetleri ile ham madde fiyatlarındaki artış, imalatçıların maliyetleri üzerindeki baskıyı artırdı. Girdi maliyetleri enflasyonu eylülde son dört ayın en yüksek düzeyine çıktı.</p>
<p>Firmaların artan maliyetlerini müşterilerine yansıtmasıyla nihai ürün fiyatları enflasyonu da dört aylık zirveye ulaştı.</p>
<p>Anket katılımcıları, fiyat artışlarının tedarikçi performansını olumsuz etkilediğini bildirdi. Deniz taşımacılığındaki gecikmeler ve malzeme eksiklikleri de tedarikçilerin teslimat sürelerinin uzamaya devam etmesinde etkili oldu.</p>
<p><strong>Eylül ayında yeni siparişlerini artıran tek sektör gıda ürünleri oldu</strong></p>
<p>Rapora göre, Türk imalat sektörünün genelinde üretim ve talep koşullarındaki zayıflık sürdü.</p>
<p>Anket kapsamında izlenen 10 sektörden 9'unda üretim azalırken, bunun tek istisnası son 7 ayda ilk kez üretimini artıran gıda ürünleri sektörü oldu. Üretimdeki en belirgin yavaşlama ise ağustos ayında olduğu gibi kimyasal, plastik ve kauçuk ürünler sektöründe kaydedildi.</p>
<p>Eylül ayında yeni siparişlerini artıran tek sektör de gıda ürünleri olurken, yeni siparişlerdeki en sert daralma ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Yeni ihracat siparişlerinde ise daha olumlu bir tablo ortaya çıktı. Gıda ürünleri sektörünün yanı sıra kara ve deniz taşıtları sektörü de yeni ihracat siparişlerinde artış kaydetti.</p>
<p>Yeni siparişler ve üretimdeki zayıf seyir, imalatçıların istihdam kararlarına da yansıdı. Ağustos ayında olduğu gibi eylülde de takip edilen 10 sektörden yalnızca ikisinde istihdam artışı görüldü.</p>
<p>Kara ve deniz taşıtları üreticileri üst üste beşinci ay çalışan sayısını artırırken, elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe istihdam son üç ayda ikinci kez yükseldi. İstihdamdaki en belirgin daralma ise ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe yaşandı.</p>
<p>Ağustosta tüm sektörlerde gerileyen satın alma faaliyetleri, eylülde üç sektörde artış gösterdi. En belirgin yükseliş, üretim gereksinimlerindeki artışa bağlı olarak girdi alımlarında güçlü genişleme kaydedilen gıda ürünleri sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Gıda ürünleri sektörünün girdi talebindeki artış, tedarikçilerin teslimat sürelerinin uzamasında etkili oldu. Bununla birlikte, sektörlerin büyük bölümü eylülde girdilerini daha hızlı temin edebildi. Elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe ise teslimat süreleri bir yılı aşkın sürenin ardından ilk kez kısaldı.</p>
<p>Eylül ayında girdi maliyetlerindeki keskin artışlar sektörlerin genelinde etkisini sürdürdü. En yüksek girdi maliyetleri enflasyonu kara ve deniz taşıtları sektöründe kaydedilirken, en ılımlı artış ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Artan girdi maliyetleri nihai ürün fiyatlarına da yansıdı. Sektörlerin çoğunluğunda satış fiyatları enflasyonu ivme kazanırken, en çok fiyat artışı ana metal sanayi sektöründe görüldü. Giyim ve deri ürünlerinde ise satış fiyatlarındaki artış diğer sektörlere kıyasla sınırlı kaldı.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Orta Doğu'daki savaş devam ederken, Türk imalatçıları eylül ayında da bu durumun etkilerini hissetmeye devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Harker, şunları kaydetti:</p>
<p>"Üçüncü çeyrek boyunca görünüm önemli bir değişim göstermedi ve jeopolitik koşullara ilişkin belirsizlik sektörde büyümeyi sınırlamayı sürdürdü. Bununla birlikte, PMI'ın üçüncü çeyrek ortalamasının ikinci çeyreğin hafif üzerinde olması toparlanmaya yönelik bazı temkinli sinyaller verdi."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iso-turkiye-imalat-pmi-479a-indi-88758</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sanayi-pmi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustosta 48,1 olan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi eylülde 47,9&#039;a geriledi. S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, &quot;Orta Doğu&#039;daki savaş devam ederken, Türk imalatçıları eylül ayında da bu durumun etkilerini hissetmeye devam etti.&quot; değerlendirmesini yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/devlet-aciginin-gsyhye-orani-gecen-yil-yuzde-09a-geriledi-88757</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Devlet açığının GSYH&#039;ye oranı geçen yıl yüzde 0,9&#039;a geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin "devlet hesapları" verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, genel devlet açığı geçen yıl 600 milyar 427 milyon lira olarak tahmin edildi ve bir önceki yıl yüzde 3,4 olan genel devlet açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı yüzde 0,9'a geriledi.</p>
<p>Merkezi devlet alt sektörü 2025 yılında açık, mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumları alt sektörleri fazla verdi. Genel devlet konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranı ise 2025 yılında yüzde 23,7'ye yükseldi.</p>
<p><strong>Harcamaların GSYH içindeki payı azaldı</strong></p>
<p>Genel devlet toplam gelirleri 21 trilyon 429 milyar 677 milyon liraya yükselirken, gelirlerin GSYH içindeki payı yüzde 33,9'a çıktı.</p>
<p>Genel devlet toplam harcamaları geçen yıl 22 trilyon 30 milyar 104 milyon lira olurken, harcamaların GSYH içindeki payı yüzde 34,8'e düştü.</p>
<p>Toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri 2025'te 17 trilyon 4 milyar 170 milyon liraya ulaştı.</p>
<p>Üretim ve ithalat üzerindeki vergilerin toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri içindeki payı 2024'te yüzde 46,6 iken 2025'te yüzde 44,5'e geriledi.</p>
<p>Gelir ve servetler üzerindeki cari vergilerin payı yüzde 28,3'e yükselirken, net sosyal katkıların payı ise yüzde 27,1'e düştü. Sermaye vergilerinin payı yüzde 0,1 ile aynı seviyede kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/devlet-aciginin-gsyhye-orani-gecen-yil-yuzde-09a-geriledi-88757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/3/1280x720/lira-para-1768305579.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre genel devlet açığının GSYH&#039;ye oranı yüzde 0,9 olarak gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlardan-fahis-kazancin-iadesi-icin-istege-bagli-iade-hesaplari-acildi-88756</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlardan fahiş kazancın iadesi için &#039;İsteğe Bağlı İade Hesapları&#039; açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) adına "İsteğe Bağlı İade Hesapları" açıldığını bildirdi.</p>
<p>"İsteğe Bağlı İade Hesaplarına İlişkin Duyuru" internet sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Duyuruda, "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca tasfiye kapsamına alınan yatırım fonlarında, tasfiye kararından önceki dönemde gerçekleştirdiği katılma payı satışları sonucunda fahiş kazanç elde edenlerden, kendi isteği ile bu kazancı ilgili fona iade etmek isteyenlerin söz konusu taleplerinin karşılanabilmesini teminen, her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere, Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına 'İsteğe Bağlı İade Hesapları' açılmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>İsteğe bağlı olarak yatırılan tutarların sadece ilgili fonun tasfiye malvarlığına dahil edileceği, başka bir fona veya hesaba aktarılamayacağı belirtilen duyuruda, tasfiye kapsamında ilgili fonun katılma payı sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılmak üzere tasfiye ile görevlendirilen Ziraat Bankası ve Türkiye İş Bankası'na aktarılacağı kaydedildi.</p>
<p>Duyuruda, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Ayrıca, borsada işlem gören ortaklıkların paylarının alım satımı ve benzeri işlemler nedeniyle elde ettikleri fahiş karları geri ödemek isteyenlerin taleplerinin karşılanmasını teminen Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu adına 'Genel Hisse İade Hesabı' açılmıştır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlardan-fahis-kazancin-iadesi-icin-istege-bagli-iade-hesaplari-acildi-88756</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, yatırım fonlarında tasfiye kararından önceki dönemde gerçekleştirilen satışlar sonucunda elde edilen fahiş kazançları, kendi isteğiyle ilgili fona iade etmek isteyenler için TMSF adına &quot;İsteğe Bağlı İade Hesapları&quot; açıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ham-celik-uretimi-yillik-yuzde-04-azaldi-88755</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ham çelik üretimi yıllık yüzde 0,4 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), ağustos ayı çelik üretimi, tüketimi ve dış ticaret verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu ayda Türkiye'nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 azalışla 3,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Ocak-Ağustos dönemindeyse, üretim yüzde 6,8 artışla, 26,6 milyon tona yükseldi.</p>
<p>Nihai mamul tüketimi, ağustosta 2025 yılının aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalışla, 3,3 milyon ton oldu. Bu yılın 8 aylık döneminde, nihai mamul tüketimi yüzde 3,3 artışla, 26,6 milyon tona çıktı.</p>
<p>Bu yılın ağustos ayında, çelik ürünleri ihracatı geçen yılın aynı ayına göre, miktar bakımından yüzde 8,1 yükselerek 1,3 milyon ton, değer bakımından yüzde 12,7 artışla, 930,3 milyon dolar oldu. Ocak-Ağustos döneminde, çelik ürünleri ihracatı 2025 yılının aynı dönemine kıyasla, miktar bakımından yüzde 3,1 artışla 10,3 milyon ton, değer yönünden ise yüzde 2,9 artarak 7 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>Çelik ürünleri ithalatı, bir yıllık dönemde miktar yönünden yüzde 8,4 azalışla 1,4 milyon ton, değer yönünden ise yüzde 1,4 azalışla 1,1 milyar dolar oldu. Ocak-Ağustos döneminde, çelik ürünleri ithalatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla, miktar bakımından yüzde 3,7 azalışla 12,2 milyon ton, değer bakımından ise yüzde 4,5 azalışla 8,5 milyar dolara düştü.</p>
<p>Geçen yılın ocak-ağustos döneminde yüzde 77 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 83 seviyesine yükseldi.</p>
<p><strong>"Güney Amerika'ya ihracatın yükselmesi olumlu gelişme"</strong></p>
<p>TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, bu yılın ocak-ağustos döneminde Türkiye'nin ham çelik üretiminin 26,6 milyon ton seviyesinde gerçekleştiğini, böylece kapasite kullanım oranının yüzde 60,6'tan yüzde 64,7 seviyesine çıktığını bildirdi. Söz konusu dönemde, nihai mamul tüketimin yüzde 3,3 artışla 26,6 milyon ton seviyesine yükseldiğini aktaran Yayan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Temmuzdan sonra ağustos ayında da tüketimde gözlenen düşüş, yıl sonu beklentilerini olumsuz yönde etkiledi. Yılın ilk 8 ayında toplam çelik ürünleri ihracatında artış kaydedilmesine rağmen, ülkemizin en büyük ihracat pazarı olan AB'ye yönelik ihracatımız yüzde 22 geriledi ve ihracatın azalış gösterdiği tek pazar oldu. Güney Amerika'ya yönelik ihracatımızın yüzde 67 artışla 849 bin tona yükselmesi, önümüzdeki dönemde ihracat pazarlarındaki dönüşüm açısından, olumlu bir gelişme olarak ön plana çıktı."</p>
<p>Yayan, ithalattaki azalışa rağmen, Uzak Doğu Bölgesi'nden toplam çelik ürünleri ithalatının 6,6 milyon ton gibi "sürdürülemez boyutlarda" kalmasının, küresel kapasite fazlalığının tesiri olarak ön plana çıktığına belirterek, "Yerli üreticiler açısından daha öngörülebilir bir piyasa ortamının oluşturulması ve rekabet koşullarının iyileştirilmesi açısından AB, ABD, Meksika ve Kanada gibi önemli çelik üreticisi ve tüketicisi ülkelerde uygulanan ticaret politikası ve koruma önlemlerine benzer mekanizmaların Türkiye'de de etkin şekilde uygulanmasının önem taşıdığı değerlendirilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ham-celik-uretimi-yillik-yuzde-04-azaldi-88755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/6/1280x720/celik-1769661948.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÇÜD&#039;ün ağustos verilerine göre ham çelik üretimi, geçen yıla kıyasla yüzde 0,4 azalarak 3,4 milyon tona geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-markette-36-urunun-25inde-fiyat-artti-88754</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bayraktar: Markette 36 ürünün 25&#039;inde fiyat arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişime ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>Geçen ay üretici ve market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 633,4'le limonda görüldüğünü aktaran Bayraktar, limondaki fiyat farkını yüzde 339,1'le kuru incir, yüzde 337,8'le havuç, yüzde 237,9'la elma ve yüzde 228,3'le maydanozun takip ettiğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, limonun 7,3 kat, kuru incir ve havucun 4,4 kat, elmanın 3,4 kat, maydanozun 3,3 kat fazlaya satıldığını ifade ederek, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Üreticide 7 lira olan limon markette 51 lira 34 kuruşa, 130 lira olan kuru incir 570 lira 77 kuruşa, 11 lira olan havuç 48 lira 16 kuruşa, 21 lira 66 kuruş olan elma 73 lira 20 kuruşa, 7 lira 66 kuruş olan maydanoz 25 lira 14 kuruşa satıldı. Eylülde fiyatı en fazla artan ürün markette patlıcan, üreticide kuru fasulye olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette limon, üreticide ise kuru incir oldu."</p>
<p>Eylülde market fiyatlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eylülde markette 36 ürünün 25'inde fiyat artışı, 11'inde ise fiyat azalışı görüldü. Eylülde markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 26 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 21,1 ile kırmızı mercimek, yüzde 18,5 ile sivri biber, yüzde 16,4 ile yeşil mercimek ve Antep fıstığı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 33,4 ile yeşil soğan, yüzde 21 ile kuru soğan, yüzde 18,3 ile elma ve yüzde 14,3 ile mısırözü yağı izledi."</p>
<p><strong>Üretici fiyatlarındaki değişim</strong></p>
<p>Bayraktar, eylülde üreticide 28 ürünün 16'sında fiyat artışı olurken 11'inde fiyat düşüşü görüldüğünü, 1 üründe ise fiyat değişimi olmadığını bildirdi.</p>
<p>Üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 48'le kuru incirde görüldüğüne işaret eden Bayraktar, kuru incirdeki fiyat düşüşünü yüzde 30'la limonun, yüzde 20,7'yle patatesin, yüzde 14,1'le kuru soğanın ve yüzde 13,6'yla kuru üzümün izlediğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, üreticide en çok fiyat artışının yüzde 62,5'le kuru fasulyede görüldüğüne dikkati çekerek, "Kuru fasulyedeki fiyat artışını yüzde 23,3'le patlıcan, yüzde 15,5'le elma, yüzde 13,1'le kabak ve yüzde 12,1'le yeşil mercimek izledi." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Üretici fiyat değişiminin nedenleri</strong></p>
<p>Kuru incirde Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin (TARİŞ) alım fiyatını henüz açıklamamış olmasının, piyasada fiyatların geçen sezonun altında oluşmasına neden olduğunu vurgulayan Bayraktar, üretici fiyatlarının 130 lira seviyelerine kadar gerilediğini bildirdi.</p>
<p>Bayraktar, üreticilerin, piyasadaki fiyat düşüşünün önlenmesi ve istikrarın sağlanması amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatını açıklayarak piyasaya müdahil olmasını beklediklerini aktardı.</p>
<p>Limonda hasat döneminin devam etmesi ve depolarda geçen yıldan kalan ürünlerin piyasaya sunulmasının arzın artmasına ve fiyatların gerilemesine neden olduğunu ifade eden Bayraktar, "Patates ve kuru soğanda hasadın devam etmesiyle piyasaya ürün arzının artması, fiyatların düşmesine neden oldu. Patlıcan ve kabakta olumsuz hava koşulları ve tarladan seraya geçiş döneminde olunması nedeniyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Kuru fasulye ve elmada hasadın yeni başlamasıyla birlikte üretici fiyatlarında artış yaşandı." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Girdi fiyatlarındaki değişimler</strong></p>
<p>Bayraktar, ziraat odaları aracılığıyla girdi piyasalarından aldıkları fiyat verilerine ilişkin ise şunları kaydetti:</p>
<p>"Eylülde, ağustosa göre DAP gübresi yüzde 9,9, ÜRE gübresi yüzde 6,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 6,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 6,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 artış gösterdi. Geçen yılın eylül ayına göre son 1 yılda amonyum nitrat gübresi yüzde 69,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 55,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,6, DAP gübresi yüzde 35,9, ÜRE gübresi yüzde 13,7 arttı. Eylülde ağustosa göre süt yemi yüzde 4,4, besi yemi yüzde 4,2, son 1 yılda besi yemi ve süt yemi yüzde 31,8 arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,7 yükseldi. Eylülde mazot fiyatı aylık olarak yüzde 12,8, yıllık yüzde 70,7 arttı."​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-markette-36-urunun-25inde-fiyat-artti-88754</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/6/1280x720/semsi-bayraktar-1762413533.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylülde markette 36 ürünün 25&#039;inde fiyat artışı, 11&#039;inde ise fiyat azalışı görüldüğünü açıkladı. Bayraktar, bu dönemde fiyatı en fazla artan ürünürün yüzde 26 ile patlıcan, fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon olduğunu bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
