<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-turizmde-uc-kulvarli-bir-yolculuga-cikiyor-91382</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri turizmde üç kulvarlı bir yolculuğa çıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kayseri’nin turizmde yeni bir kimlik kazanmasına yönelik çalışmalar, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda şekilleniyor. Gastronomiden inanç turizmine, Erciyes yatırımlarından kültürel mirasın tanıtımına uzanan projeler, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde hayata geçiriliyor. Bu adımların ortak hedefi ise Kayseri’yi yalnızca sanayi ve ticaretle değil, turizmde de öne çıkan bir şehir hâline getirmek.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde dördüncüsü düzenlenen Kayseri Gastronomi Günleri, bu vizyonun en görünür örneklerinden biriydi. Dört gün boyunca yaklaşık 200 şefi, gastronomi profesyonellerini, yerel üreticileri ve vatandaşları buluşturan organizasyonda 1 ton börek aşı çorbası ikram edildi. Ancak mesele yalnızca bir festival düzenlemek değil; Kayseri mutfağını ekonomik değere dönüştürebilmek.</p>
<p>Yaklaşık 200 yöresel ürünü ve 38 civarında coğrafi işaretli değeri bulunan Kayseri’nin mutfak zenginliği, doğru değerlendirildiğinde önemli bir turizm avantajı. Büyükşehir Belediyesinin Mutfak Sanatları Merkezi ve gastronomi tanıtım çalışmaları da bu birikimi görünür kılmayı amaçlıyor. Bundan sonraki süreçte yerel üreticinin desteklenmesi, ürünlerin daha fazla işletmede kullanılması ve Kayseri lezzetlerinin ulusal, uluslararası ölçekte markalaşması büyük önem taşıyor. Çünkü gastronomi yalnızca turist çekmez; üretime, istihdama ve yerel ekonomiye de katkı sağlar.</p>
<p>Şehrin turizm hikâyesindeki bir diğer önemli başlık ise inanç ve kültür turizmi. 4-6 Kasım tarihlerinde 782’nci vefat yıl dönümü dolayısıyla anılacak Seyyid Burhaneddin Hazretleri, Kayseri’nin en kıymetli manevi miraslarından biri. Mevlana’nın hocası olan ve ömrünün son dönemini Kayseri’de geçiren Seyyid Burhaneddin’in türbe çevresini de kapsayan düzenleme projesi, Büyükşehir Belediyesinin tarihî mirası turizmle buluşturma çabasının önemli bir parçası. Burada asıl hedef, yalnızca çevreyi güzelleştirmek değil; şehrin tarihî ve manevi hafızasını ziyaretçiler için anlamlı bir kültür rotasına dönüştürmek.</p>
<p>Erciyes’teki yatırımlar ise bu tablonun üçüncü ayağını oluşturuyor. Kış turizminde önemli bir marka hâline gelen Erciyes’in dört mevsim ziyaretçi ağırlaması hedefleniyor. 2025-2026 sezonunda 3,3 milyon ziyaretçiye ulaşan dağda yapımı tamamlanan yaklaşık 1.100 metrelik dağ kızağı da bu hedefin yeni adımlarından biri. Test ve sertifikasyon sürecinin ardından hizmete girmesi planlanan tesis, Erciyes’teki turizm deneyimini çeşitlendirecek.</p>
<p>Gastronomi, tarih ve doğa… Birbirinden farklı görünen bu üç alan, aslında aynı turizm vizyonunun parçaları. Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde yürütülen çalışmaların kıymeti de burada ortaya çıkıyor. Elbette başarıyı yalnızca festival katılımıyla, ziyaretçi sayısıyla ya da yeni tesislerle ölçmek yeterli değil. Şehre gelen turistin kaç gece konakladığı, ne kadar harcama yaptığı ve yerel esnafa ne kadar katkı sağladığı da önemli.</p>
<p>Kayseri’nin anlatacak çok hikâyesi, gösterecek çok değeri var. Başkan Büyükkılıç’ın öncülüğünde atılan adımlar bu değerleri turizmle buluşturmak açısından önemli. Şimdi bu çabayı kalıcı bir turizm ekonomisine dönüştürmek; kurumların, işletmelerin ve yerel üreticilerin aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmesini sağlamak gerekiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-turizmde-uc-kulvarli-bir-yolculuga-cikiyor-91382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri turizmde üç kulvarlı bir yolculuğa çıkıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozel-kapsamli-tufede-aylik-yuzde-214-artis-91383</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel kapsamlı TÜFE&#039;de aylık yüzde 2,14 artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">
<div class="card-title cardTitle ltr">Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ait mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) göstergelerini açıkladı.</div>
</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre, göstergelerin alt başlıklarından genel TÜFE, ekimde aylık yüzde 2,14 yükseldi.</p>
<p>Geçen ay işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler​​​​​​​ ve tütün ile altın hariç TÜFE yüzde 1,65, enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE yüzde 1,64 artış kaydetti.</p>
<p>Endeks, enerjide yüzde 4,92, hizmette yüzde 2,21, enerji ve gıda dışı mallarda yüzde 0,65, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 2,81 yükseldi.</p>
<p>Mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı TÜFE göstergelerinin ekimde aylık bazda değişim oranları (yüzde) şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2">Kapsam</td>
<td rowspan="2">Aylık</td>
</tr>
<tr>
<td>Genel TÜFE</td>
<td>
<p>2,14</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE</td>
<td>1,65</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE</td>
<td>1,64</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji</td>
<td>
<p>4,92</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Gıda ve alkolsüz içecekler</td>
<td>2,81</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji ve gıda dışı mallar</td>
<td>0,65</td>
</tr>
<tr>
<td>Hizmet</td>
<td>2,21</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozel-kapsamli-tufede-aylik-yuzde-214-artis-91383</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/market-alisveris-enflasyon-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ekim verilerine göre, mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı TÜFE, aylık bazda yüzde 2,14 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/reel-efektif-doviz-kuru-endeksi-ekimde-266-puan-artti-91380</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel efektif döviz kuru endeksi ekimde 2,66 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ekim ayına ait "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, 2025=100 bazlı reel efektif döviz kuru (REK) endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bazında ekimde bir önceki aya kıyasla 2,66 puan artarak 107,76 oldu. Endeks, eylülde 105,10 düzeyindeydi.</p>
<p>Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazlı reel efektif döviz kuru endeksi ise 1,67 puan artarak 102,90'a çıktı.</p>
<p>Böylece Türk lirasının değeri, geçen yılın aynı dönemine göre TÜFE bazında 7,79 puan, Yİ-ÜFE bazında 2,58 puan arttı.</p>
<p>TCMB'nin REK endeksi gelişmeleri değerlendirmesinde şu ifadeye yer verildi:</p>
<p>"TÜFE bazlı REK endeksine etki eden bileşenler incelendiğinde, Türk lirası karşısında, bir önceki aya göre dolar ortalama yüzde 1,63 değer kazanırken euro ortalama yüzde 1,07 değer kaybetti. TÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 2,58 artarken, Yİ-ÜFE yüzde 1,65 arttı."</p>
<p>Değerlendirmede, Türkiye TÜFE’sindeki değişim ile Nominal Kur Sepeti'ndeki değişimin endeksin artışına katkıda bulunduğu, Dünya TÜFE Sepeti'ndeki değişimin ise endeksi azaltıcı yönde etkilediği kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/reel-efektif-doviz-kuru-endeksi-ekimde-266-puan-artti-91380</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/kkmde-dusus-hizlandi-doviz-mevduati-sert-geriledi-8uz7_headline.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ekim verilerine göre, reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında 2,66 puan artışla 107,76&#039;ya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itoda-sekib-avdagic-yeniden-baskan-91378</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> İTO&#039;da Şekib Avdagiç yeniden başkan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden Şekib Avdagiç seçildi.</p>
<p>22’nci Dönem Meclisi, 4 yıl görev yapacak yeni yönetimini belirlemek için İTO'nun Eminönü'ndeki Merkez Binası'nda bir araya geldi. İTO’nun 80 meslek grubunu temsil eden meclis üyeleri, bugün 09.00 ile 12.00 saatleri arasında oylarını kullandı.</p>
<p>Seçim sonuçlarına göre Avdagiç, 270 Meclis üyesinden 251'inin oyunu alarak 144 yıllık geçmişe sahip bulunan, 800 bini aşkın İstanbullu firmayı temsil eden İstanbul Ticaret Odası’nın üçüncü kez Yönetim Kurulu Başkanı oldu.</p>
<p>Avdagiç Başkanlığındaki İTO’nun 2026-2030 arasında görev yapacak Yönetim Kurulu Asil Üyeleri şu isimlerden oluştu:</p>
<p>"Ahmet Özer, Ali Tutuk, Bahadır Yaşık, Davut Tolga Batallı, Ercan Özboyacı, Giyasettin Eyyüpkoca, İbrahim Doğan Salman, Murat Hazıroğlu, Yakup Köç, Zeki Akbal."</p>
<p><strong>"Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız"</strong></p>
<p>İTO Başkanı Şekib Avdagiç, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada, İstanbul iş dünyasını ulusal ve küresel ekonominin etkin, dinamik ve öncü aktörü olarak yarınlara hazırlamaya devam edeceklerini belirterek, "Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız. Nasıl ki bugüne kadar tek gayemiz ülkemiz ve üyemiz olduysa, önümüzdeki 4 yıl aynı gaye için emek verecek ve ter dökeceğiz." dedi.</p>
<p>Seçimlerin büyük bir demokrasi şöleniyle geçtiğini ifade eden Avdagiç, Yönetim Kurulu üyelerinin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) delegelerinin ve disiplin kurulu üyelerinin seçimlerinin gerçekleştirildiğini açıkladı.</p>
<p>Avdagiç, İTO camiasına seçimde göstermiş olduğu güven ve teveccühten dolayı şükranlarını sunarak, tek önceliklerinin Türkiye ve üyeler olduğunu bundan sonra da bu gayret için gece gündüz demeden çalışmayı sürdüreceklerini ve üyelerin sesi, ticaretin nefesi olacaklarını dile getirdi.</p>
<p>22’nci döneminin hayırlı olmasını dileyen Avdagiç, “Hep birlikte hazırlayacağımız projelerle Türkiye Yüzyılı'na da İTO damgasını vuracağız. İstanbul iş dünyasını ulusal ve küresel ekonominin etkin, dinamik ve öncü aktörü olarak yarınlara hazırlamaya devam edeceğiz. Odamızın çatısı altında Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız." açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>"İTO tarihinde her zaman görülmeyen başarıyla güzel bir netice aldık"</strong></p>
<p>Kürsü konuşmasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Şekib Avdagiç, İTO'nun geçen hafta organ seçimlerinin yapıldığını ve 80 ayrı meslek komitesi ile 270 meclis üyesinin belirlendiğini hatırlattı.</p>
<p>Avdagiç, 22'nci dönem için resmi olarak göreve başladığını ifade ederek, "İTO tarihinde her zaman görülmeyen bir başarıyla güzel bir netice aldık. Artık bundan sonra üyelerimiz için, ülkemiz için gündemimizdeki konuları, projeleri hayata geçirme vakti." diye konuştu.</p>
<p>8 yıl boyunca üyelerden gelen konuları büyük bir dikkat ve hassasiyetle ele aldıklarını ve bunları değerlendirerek çalışma yaptıklarını, talepleri ilgili makamlara taşıdıklarını söyleyen Avdagiç, ilgili makamlarca bunların çözüme kavuşturulması için önemli adımlar attıklarından bahsetti.</p>
<p>Avdagiç, uluslararası tarafta ise savaşların devam ettiği bir dönemden geçildiğini belirterek, dış konjonktürün hassas olduğunu ve uluslararası ekonominin üzerinde önemli etkilerin olduğu bir dönemde bulunulduğunu söyledi.</p>
<p>Söz konusu durumun Türk iş dünyasına yansımaları üzerine çalışmaları devam ettireceklerini ifade eden Avdagiç, şunları kaydetti:</p>
<p>"Gündemimizde hepinizin bildiği gibi önemli başlıklar var. Bu başlıklarla ilgili hem İTO olarak hem de TOBB'daki görevimiz dolayısıyla süreçlerimizi devam ettireceğiz. Bütün gücümüzle İstanbul iş dünyasının daha fazla ticaretinin geliştirilmesi konusunda, daha fazla üretim yapabilmesi konusunda istihdamını, üretimini, ihracatını artırabilmesi konusunda, İstanbul turizminin geliştirilmesi, İstanbul'da daha çok misafir karşılayabilmemiz konusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p>
<p>İstanbul, Türkiye'nin vergi gelirleri açısından en önemli kenti. Yine turizm açısından 12 ay çalışan bir şehir, canlı olan bir şehir. Bu anlamda İstanbul'un gelişmesi Türk ekonomisine çok büyük katkı sağlıyor. Vergi gelirleri, turizm gelirleri itibarıyla... İhracatına baktığınız zaman yine İstanbul firmalarının ihracatı, Türkiye ihracatındaki en önemli payı kapsıyor. Bu anlamda birçok konuyu biz İstanbul'da çözdüğümüz zaman Türkiye çapında çözülmüş oluyor."</p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, hem yönetim kurulu üyeliğine hem de meclis üyeliğine yeni seçilenlerin yaş ortalamasını düşürdüklerini ve daha genç, enerjik bir kadro ile önemli işler yapacaklarına inandıklarını ifade etti.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itoda-sekib-avdagic-yeniden-baskan-91378</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/avdagic-1793803294.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO Yönetim Kurulu Başkanlığına tekrar seçilen Şekib Avdagiç, &quot;Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız. Nasıl ki bugüne kadar tek gayemiz ülkemiz ve üyemiz olduysa, önümüzdeki 4 yıl aynı gaye için emek verecek ve ter dökeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-2027de-ihracatcilar-icin-ayrilan-kaynak-65-milyar-lira-91376</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: 2027&#039;de ihracatçılar için ayrılan kaynak 65 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.</p>
<p>Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisine, emtia ve enerji fiyatlarına yansımalarına ilişkin bilgi veren Bolat, yakın coğrafyada yaşanan İran-ABD-İsrail savaşının da bu zorluklara eklenerek dünya ekonomisi ve ticareti açısından riskleri daha da ağırlaştırdığına dikkati çekti.</p>
<p>Bolat, Bakanlık olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "Türkiye Yüzyılı'nı Ticaretin Yüzyılı Yapmak" vizyonu doğrultusunda yerli üreticiyi haksız ithalata karşı korumak, ihracatı mal ve hizmetler bazında sürekli artırmak, gümrüklerde etkinliği artırmak, iç ticaretin istikrarlı ve adil rekabet şartlarında işlemesini sağlamak, esnaf ve KOBİ'leri güçlendirmenin yanı sıra tüketicileri korumak için çalıştıklarını aktardı.</p>
<p>2002'de 36 milyar dolar olan mal ihracatının 2025'te Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan 273,2 milyar dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, "2002'de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı da yaklaşık 9 katına çıkararak 2025'te 124,9 milyar dolara yükselttik. Böylece hizmetler ticareti fazlamız 63 milyar dolar gibi rekor bir fazla vererek cari işlemler dengesine önemli pozitif katkı sağlandı. Toplam mal ve hizmet ihracatımız son 24 yılda 7,9 kat arttı." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, dün açıklanan ekim ayı dış ticaret verilerine değinerek, geçen ay yıllıklandırılmış mal ihracatının 285,6 milyar dolara yükselerek tüm zamanların rekorunun kırıldığını belirtti.</p>
<p>Son 42 ayın 31'inde aylık mal ihracatının arttığını, 24'ünde de aylık mal ihracatı rekorunun kırıldığını vurgulayan Bolat, şunları söyledi:</p>
<p>"Bu yıl ilk 10 ayın 7'sinde aylık ihracat artışı sağladık, 6'sında da aylık ihracat rekorları kırıldı. Özellikle nisan ayından bu yana her ay aylık ihracat rekoru kırmaktayız. Bu yılın ocak-ekim döneminde 53 ilimiz ihracatını artırırken 30 ilimiz de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapmış oldu. 2002'de dünya ihracatından yüzde 0,55 olan payımız geçen yıl yüzde 1,04'e yükseldi. Bu başarılar, Hürmüz Boğazı'ndaki blokaj, Karadeniz'deki gemilerin bombalanması, Avrupa Birliği pazarlarındaki durgunluk ve çevremizdeki sıcak savaşlar ve Orta Doğu'daki İsrail soykırımlarının doğurduğu gerilimlere rağmen elde edilmiştir."</p>
<p>Bolat, 2026'nın başında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı 410 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefinin ekim ayı itibarıyla 413 milyar dolarla aşıldığını belirterek, geleneksel ürünlerin ihracatını ve pazarlarını artırmaya çalışırken teknoloji yoğunluğu olan ürünlerin de ihracatını artırmakta önemli bir ilerleme sağladıklarını söyledi.</p>
<p>2002'de yüzde 30,4 olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının toplam imalat sanayisi ihracatındaki payının 2025 itibarıyla yüzde 43,5'e, ekim ayı itibarıyla da yüzde 44,3'e yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını bildiren Bolat, "Ülkemizdeki firmaların uluslararası rekabet gücünün geliştirilmesi, ihracat kapasitelerinin güçlendirilmesi, yurt dışında tanıtım, pazarlama, markalaşmaya yönelik giderlerini destekliyoruz." dedi.</p>
<p>Bolat, 2025'te 22 bin 686 mal ihracatçısına 23,5 milyar liralık destek sağladıklarını 2026'da ise ayrılan kaynağın 32,8 milyar liraya yükseldiğini anımsatarak, halihazırda 15 bin 914 firmaya 21,2 milyar lira tutarında destek sağladıklarını belirtti.</p>
<p>Hizmet ihracatında da ihracatçılara bu yıl 12,5 milyar liraya yakın destek sunduklarını ifade eden Bolat, 2025'te 2 bin 435 hizmet ihracatçısının 7,4 milyar lira destek aldığını, 2026'da bu desteğin 12 milyar liraya yükseldiğini söyledi.</p>
<p>Bolat, halihazırda 2 bin 104 firmanın 11 milyar lira destek aldığını belirterek, şöyle konuştu:</p>
<p>"Sizlerin de destek ve onaylarıyla 2027'de mal ve hizmet ihracatına yönelik destekler için ayrılan kaynak 65 milyar lira olacaktır. Bu desteklerin yanı sıra 114 ülkede 167 merkezde 220 ticaret müşaviri ve ataşesiyle firmalarımızın yanında oluyoruz. İhracatımızın finansmanını destekleme noktasında Türk Eximbank ve Merkez Bankası ihracat reeskont kredilerinin önemli katkısı bulunmaktadır. Geçen yıl 54,3 milyar dolar finansman desteği sağlayan Eximbank, bu yıl 59 milyar doları aşacak bir destek sağlayacaktır. Türk Ticaret Bankası da 2025'te 76,3 milyar lira verdiği olan finansman desteğini bu yıl sonuna kadar 110 milyar liraya ulaştıracaktır."</p>
<p>İhracatı Geliştirme AŞ'nin (İGE) de özellikle KOBİ'lere bugüne kadar 297,7 milyar lira kefalet sağlayarak 340,4 milyar liralık kredi kullanma imkanı sağladığını aktaran Bolat, ihracatçıların günlük reeskont kredi limitinin de 5 milyar liraya yükseltildiğini dile getirdi.</p>
<p>Bolat, son 22 ayda ihracatçılara toplam 1,9 trilyon lira reeskont kredisinin Merkez Bankası kaynaklarıyla kullandırıldığına dikkati çekerek, "Yaklaşık 541 milyar lira civarında faiz sübvansiyonu sağlanmıştır. 19 serbest bölgemizden bu yılın 10 ayında 11 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, savaşın enerji ve emtia fiyatları üzerindeki ağır baskılarına rağmen bu yıl ithalat artışımız sınırlı kalmıştır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İthalatın ekim ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 380,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğinin altını çizen Bolat, burada özellikle enerji ithalatındaki artışa dünya piyasalarındaki aşırı fiyat artışlarının neden olduğunu, buna rağmen ithalat artışının ihracat artışının gerisinde kaldığını söyledi.</p>
<p><strong>"Yerli ve milli üretimin korunmasına katkı veriyoruz"</strong></p>
<p>Bolat, geçen yılın 92,2 milyar dolarlık dış ticaret açığıyla kapatıldığını, bu yılın ocak-ekim döneminde yıllıklandırılmış dış ticaret açığının 95,1 milyar dolar seviyesinde kaldığını, sadece 2,9 milyar dolarlık ilave bir artış olduğunu dile getirdi.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranının da dünyadaki dış ticaret ve ekonomi alanındaki olumsuzluklara rağmen 0,2 puan artışla yüzde 75'e yükseldiğini belirten Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yerli üretimimizi, milli üretimimizi haksız ticaret unsurlarına karşı koruma noktasında kararlıyız. Bu noktada 155 adet dampinge ve sübvansiyona karşı tedbirlerimiz uygulanmaktadır. 118 adet önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı tedbirlerimiz yürürlüktedir. Dampingli ithalatın diğer ülkeler üzerinden gelmesine de müsaade etmiyoruz. 192 ürün grubunda gözetim uygulamalarımız vardır. 10 ürün grubunda da 'safeguard' denilen korunma tedbirlerimiz bulunmaktadır ve tam 4 bin 618 üründe de ilave gümrük vergileri uygulanarak yerli ve milli üretimin korunması ve geliştirilmesi çabalarımıza dış ticaret politikası olarak katkı veriyoruz. 2025'te Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi'ni (TAREKS) de yapay zeka teknolojilerini kullanarak kapsamlı olarak yeniledik ve ithalatta uygunsuz ürünlere karşı etkin bir denetim yapılmakta ve bu anlamda Türk Standartları Enstitüsü ile de geniş bir işbirliği sürdürülmektedir."</p>
<p><strong>AB ile Gümrük Birliği'nin genişletilmesine yönelik müzakereler sürüyor</strong></p>
<p>Ticaret diplomasisi alanında yürütülen faaliyetlere değinen Bolat, serbest ticaret anlaşmalarıyla (STA) yeni pazarlar kazanmaya çalıştıklarını ve halihazırda bu anlaşmaların sayısının 25 olduğunu, öte yandan tercihli ticaret anlaşmalarının (TTA) ise 7'ye ulaştığını belirtti.</p>
<p>"İngiltere ile yürürlükte olan STA'mız oldukça iyi işliyor. Hizmetler sektörüne genişletilmesi noktasında da müzakereler devam ediyor." ifadesini kullanan Bolat, Kanada ile iki tarafın da isteği doğrultusunda modern ve kapsamlı bir STA yapılması için görüşmelerin bu ayın sonunda Türkiye'de başlayacağını anımsattı.</p>
<p>Bakan Bolat, bu yılın 10 ayında 66 ülke ve teşkilat ile toplam 256 toplantı ve görüşme gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>AB ülkeleriyle 30 yıldır devam eden Gümrük Birliği'nin genişletilmesi, karşılıklı yatırımların artması, yeşil ve dijital dönüşüm, e-ticaret, çelik kotaları, enerji, ulaştırma, savunma sanayisi alanındaki işbirlikleri olmak üzere geniş bir gündemle müzakerelerin sürdürüldüğünün altını çizen Bolat, bu kapsamda yıl içinde özellikle ticari ve ekonomik ilişkilerde somut kazanımlar elde edildiğine işaret etti.</p>
<p>Bolat, "Avrupa Birliği'nin yarı yarıya azalttığı çelik kotaları noktasında Türkiye olarak yüzde 70'ten fazla kota payımızı korumayı başardık ve geçen yılki rakamlara yakın bir ihracatımız, çelik üreticilerimiz tarafından yapılıyor. Kendileri de (çelik üreticileri) bizlere müzakerelerdeki bu kazanımlar dolayısıyla teşekkür ettiklerini her defasında söylüyorlar." şeklinde konuştu.</p>
<p>Bolat, Makine Emniyeti mevzuatının AB mevzuatına uyumunu teyit eden beyan metnini imzaladıklarını da bildirerek, 1 Ocak'tan itibaren makine ürünlerinin, AB'nin ilgili mevzuatına uygun olarak pazara sunulmaya devam edeceğini kaydetti.</p>
<p>Mikro ihracatçıların, A.TR dolaşım belgesiyle gönderdikleri ürünleri, AB'de uygulanan 3 avroluk gümrük vergisinden muaf tutulabilmelerini sağladıklarına dikkati çeken Bolat, AB'nin "Made in EU" politikaları ve Sanayi Hızlandırma Yasası Taslağı'na yönelik çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.</p>
<p>Bolat, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin "Made in EU" kapsamı içinde değerlendirildiğini ancak AB Parlamentosu ve AB Konseyindeki tartışmaların devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Bu konuda Türk otomotiv sektörü açısından elektrikli araçlarda gelecekte sıkıntılar oluşturabilecek ve pazar imkanlarımızı daraltabilecek önerilerle ilgili yoğun bir diplomasi sürdürüyoruz. Son bir yıl içinde 92 ayrı görüşmeyle AB Komisyon yetkilileri ve üye ülkelerinin ilgili bakanları, Avrupa Parlamentosu raportörleri, gruplarının başkanları ve başkanvekilleriyle yoğun temaslar yaptık. Türkiye'de yatırımı olan Avrupalı şirketlerle görüşmeler gerçekleştirdik. Tüm çalışmalarımız içinde en çok önem verdiğimiz konu budur."</p>
<p>ABD'nin uyguladığı ilave gümrük vergilerini ve bunların küresel ticaret üzerindeki etkilerini takip ettiklerine de değinen Bolat, tekstil, çelik, otomotiv, gıda, mobilya gibi sektörlerde getirilen ilave vergiler noktasında müzakerelerin sürdüğünü dile getirdi.</p>
<p>Bakan Bolat, Çin ile dış ticaret açığının azaltılmasına yönelik müzakerelerin devam ettiğini söyleyerek, bu yılın 10 ayında söz konusu ülkeye ihracatın yüzde 48,8 arttığını bildirdi.</p>
<p>Türkiye'nin yerli ve milli otomobili Togg'u korumaya yönelik uyguladıkları tedbirlerin, Çin tarafından Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması'na taşındığına işaret eden Bolat, "2 yıl süren toplantılar sonunda 26 Temmuz'da verilen kararda, elektrikli otolar ve teknik düzenlemelerle alakalı Çin lehine içten yanmalı motorlar ve hibrit araçlar noktasında ve serbest ticaret anlaşmaları ile Gümrük Birliği'nin kapsam dışında tutulması konularında Türkiye tarafı haklı bulunmuştur." dedi.</p>
<p>Bolat, Türk tır şoförlerinin Suudi Arabistan'a ve Körfez ülkelerine ulaşmalarına imkan sağlayan transit vize rejimini, nisanda başlatmalarıyla Körfez ve Orta Doğu ülkeleri ile ticaretin devam ettiğini söyledi.</p>
<p>İsrail ile ticareti gümrükler, limanlar ve serbest bölgeler açısından 2 Mayıs 2024'ten itibaren tamamen durdurduklarını vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu karar 2,5 yıldır aynı hassasiyetle ve titizlikle devam etmektedir. Filistin hükümetinin acil ihtiyaçlar talebi üzerine talep ettiği ürünlerle alakalı olarak geliştirdiğimiz özel mekanizmayı da her ay, her ürün başına Filistin ve Türk tarafının özel onay vermesi suretiyle kontrollü bir şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızca yenilenen bir tamimle de Türk bayraklı gemilerin İsrail limanlarına gitmeleri, İsrail bayraklı gemilerin de ülkemiz kıyı tesislerine girişleri yasaklanmıştır. Kurallara aykırı tespitlerin olması halinde Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde hukuki süreçler başlatılacaktır."</p>
<p><strong>Son 24 yılda esnaf ve sanatkara 907,8 milyar liralık destek</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, iç ticarette yürüttükleri çalışmalara değinerek, özellikle otomotiv ve emlak piyasalarında güvenli ödeme, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi ve sosyal medyadaki aldatıcı reklamların kontrol edilmesi gibi çeşitli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anlattı.</p>
<p>Yenilenmiş ürün sistemiyle 1,8 milyon kullanılmış elektronik ürünün ekonomiye kazandırılmasının sağlandığını ifade eden Bolat, yiyecek ve içecek sektöründe ise özellikle "kuver" adı altında alınan ücretlere son verdiklerini belirtti.</p>
<p>Bolat, tarımsal ürünlerde 265 lisanslı depo işletmesinin 364 noktada 14,3 milyon ton kapasiteyle faaliyet gösterdiğini söyleyerek, "Özellikle sebze ve meyve ticaretiyle ilgili olarak 2012 yılında çıkarılan Hal Kanunu'nun zaman zaman yapılmış değişikliklerinden sonra, yine kapsamlı bir değişiklikle üretici birliklerinin, üretici kooperatiflerinin kurulmasını, hallerde ve pazarlarda daha fazla yer almasını ve kendilerinin hal kurmasında maddi destekle desteklenmesini öngören, vergi, rüsum gibi muafiyetlerden faydalanmalarını sağlayan kanun taslağımız da Meclis'teki Grubumuza sunulmuştur." dedi.</p>
<p>Bu yıl gıda, otomotiv, market, emlak, kuyum sektörlerinde fahiş fiyat ve stokçuluğu önlemek için ülke genelinde 401 bin 500 işletmenin ve 48 milyondan fazla ürünün denetlendiğini anlatan Bolat, iç ticaretteki denetimler kapsamında 878 milyon lira, tüketicinin korunması kapsamında 2,1 milyar lira olmak üzere yaklaşık 3 milyar lira para cezası uyguladıklarını bildirdi.</p>
<p>Bolat, son 24 yılda esnaf ve sanatkara 907,8 milyar lira hazine sübvansiyonlu kredi sağladıklarına dikkati çekti.</p>
<p><strong>"Yayladağı ve Cilvegözü gümrük kapılarındaki yenilemeler devam ediyor"</strong></p>
<p>Gümrüklerde yenileme çalışmalarının devam ettiğini anlatan Bolat, "Gürbulak Gümrük Kapısı yenilenmiştir. Hatay'da Yayladağı ve Cilvegözü gümrük kapılarındaki yenilemeler devam ediyor. Nusaybin (Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı) için de Suriye tarafıyla görüşmeye devam ediyoruz. Kapıkule'de Bulgaristan tarafı, kendi gümrük kapısını yenilemeye başladı. Biz de ilave tedbirler aldık." diye konuştu.</p>
<p>Bakanlığının 2027 yılı bütçesinin 104 milyar 287 milyon 271 bin lira olduğunu kaydeden Bolat, bütçe teklifinin 30 milyar 393 milyon 103 bin lirasının personel giderlerine, 3 milyar 345 milyon 560 bin lirasının SGK devlet primi giderlerine, 3 milyar 82 milyon 506 bin lirasının mal ve hizmet alım giderlerine, 1 milyar 790 milyon 465 bin lirasının sermaye giderlerine, 52 milyon 500 bin lirasının sermaye transferleri tertibine, 65 milyar 623 milyon 137 bin lirasının ise mal ve hizmet ihracatını desteklemede kullanılacak cari transferlere tahsis edildiğini belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-2027de-ihracatcilar-icin-ayrilan-kaynak-65-milyar-lira-91376</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/6/1280x720/46436-1793802332.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığının 2027 yılı bütçesiyle ilgili TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda sunum yapan Bakan Bolat, &quot;2027&#039;de mal ve hizmet ihracatına yönelik destekler için ayrılan kaynak 65 milyar lira olacaktır. Bu desteklerin yanı sıra 114 ülkede 167 merkezde 220 ticaret müşaviri ve ataşesiyle firmalarımızın yanında oluyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/burgan-bankin-aktif-buyuklugu-220-milyar-liraya-yukseldi-91384</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burgan Bank&#039;ın aktif büyüklüğü 220 milyar liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Burgan Bank, yılın 3. çeyreğine ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Açıklamaya göre Burgan Bank, 2026'nın üçüncü çeyreğinde finansal performansını sürdürdü. Ülke ekonomisine konsolide bazda 122,4 milyar lira kredi desteği sağlayan bankanın aktif büyüklüğünün 220 milyar liraya yükseldiği belirtildi.</p>
<p>Bankanın, Kurumsal ve Ticari Bankacılık alanında reel sektöre sağladığı toplam finansman desteğini 117,4 milyar lira seviyesine taşıdığı bildirildi.</p>
<p>Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, 2026'nın üçüncü çeyreğinde de güçlü performanslarını sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Dinç, yılın üçüncü çeyreğinde, güçlü finansal yapılarını ve müşteri odaklı büyüme stratejilerini dijital dönüşüm yatırımlarıyla destekleyerek tüm iş kollarında istikrarlı bir performans ortaya koyduklarını aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Teknolojik altyapımızı geliştiren, iş süreçlerimizde verimliliği artıran ve müşterilerimize sunduğumuz hizmetlerin kapsamını genişleten projelerimizle faaliyetlerimizi güçlendirdik. Önümüzdeki dönemde de Burgan Bank, Burgan Yatırım, Burgan Leasing ve ON Dijital markalarımızın gelişimini destekleyen yenilikçi çözümlerimizle müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yanıt vermeyi ve büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyoruz."</p>
<p>ON Dijital tarafında büyüme ivmesinin sürdüğünü anlatan Dinç, ON Dijital olarak beşinci yılda yaklaşık 2 milyon müşteri hedefine ulaşmanın gururunu yaşadıklarını aktardı.</p>
<p>Dinç, dijital bankacılık alanındaki yatırımlarının katkısıyla daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşırken, ürün ve hizmetlerini, müşterilerinin değişen finansal ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeyi sürdürdüklerini vurgulayarak, "2026 yılının üçüncü çeyreğinde uzaktan müşteri edinimi alanındaki pazar payımız yüzde 4,09 olarak gerçekleşti. Stratejik işbirliklerimizle Türkiye genelinde 64 marka ve 7 bin 144 satış noktasına ulaşarak müşterilerimize hızlı, avantajlı ve güvenli çözümler sunmaya devam ediyoruz. Temmuzda Ticari Şahıs Taşıt Kredisi kullandırım sürecini de devreye alarak ürün ve hizmetlerimizi genişlettik." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"KOBİ segmentindeki işlem hacmimizi 6,5 katına çıkardık"</strong></p>
<p>Kurumsal ve Ticari Bankacılık performansıyla ilgili değerlendirmede bulunan Dinç, dijitalleşme ve operasyonel verimlilik odağıyla reel sektörün finansmana erişimini destekleyen çözümler geliştirdiklerini aktardı.</p>
<p>Dinç, API altyapısıyla kurumsal müşterilerinin nakit akışı yönetimini desteklerken, geçen yılın aynı dönemine göre SGK tahsilatlarında yüzde 34, takas çeklerinde yüzde 82 artış kaydederek pazar payını yükselttiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Dış ticaret işlem hacmimizi dolar bazında yüzde 35 artırırken, dijital faktoring çözümlerimizle KOBİ segmentindeki işlem hacmimizi 6,5 katına çıkardık. Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşüm ve verimlilik odağımızla müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdüreceğiz."</p>
<p>Birikim Yönetimi iş kolundaki gelişmeleri de değerlendiren Dinç, "Yeni müşteri segmentasyon yapımız doğrultusunda, özel bankacılık müşterilerimize kişiselleştirilmiş ayrıcalıklar sunan Avantajlar Dünyası'nı hayata geçirdik. Ayrıca, Maximum özellikli ve prestijli ayrıcalıklar içeren ON Kredi Kartımızın tanıtım ve satış faaliyetlerine başladık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Burgan Yatırım tarafında ise üçüncü çeyrekte yurt dışı piyasalara yönelik kampanyalar ve müşteri ilişkileri yönetimindeki dijital dönüşüm çalışmalarının öne çıktığını belirten Dinç, yurt dışı piyasaların yeni müşteri kazanımında yüzde 31, işlem hacminde yüzde 77 ve komisyon gelirlerinde yüzde 81 artış kaydettiklerini vurguladı.</p>
<p>Dinç, ayrıca hayata geçirilen CRM dönüşüm projesiyle müşteri verilerinin merkezi bir yapıda birleştirilmesi, operasyonel süreçlerin dijitalleştirilmesi ve kampanya yönetiminin güçlendirilmesinin hedeflendiğini aktararak, bu altyapının veri odaklı karar alma, kişiselleştirilmiş iletişim ve çapraz satış fırsatlarını desteklemesinin amaçlandığını kaydetti.</p>
<p>Leasing ve filo kiralama tarafında da güçlü performansın sürdüğünü ifade eden Dinç, 2026'nın üçüncü çeyreği itibarıyla Burgan Leasing'in aktif büyüklüğünün 2025 yıl sonuna göre yüzde 15 artarak 23,7 milyar liraya yükseldiğini belirtti.</p>
<p>Dinç, şirketin özkaynak karlılığının yüzde 35, aktif karlılığının ise yüzde 9 olarak gerçekleştiğini aktararak, "Hedeflenen 100-200 bin dolar işlem segmentinde yüzde 12 pazar payına ulaştık." ifadesini kullandı.</p>
<p>Filo kiralama tarafında ise filo büyüklüğünün 2025 yıl sonuna göre yüzde 11 büyüdüğünü ve toplam araç parkının yatırım değerinin 8,5 milyar liraya ulaştığını kaydeden Dinç, "Filo kiralama faaliyetlerimizde teknoloji odaklı çözümlerimizle müşterilerimizin operasyonel verimliliğini artırmaya odaklanıyoruz. Gelişmiş veri analitiği, sürücü davranış analizi, erken arıza tespiti ve çevreci sürüş raporları gibi teknolojilerle filo operasyonlarının daha kontrollü, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesine katkı sağlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/burgan-bankin-aktif-buyuklugu-220-milyar-liraya-yukseldi-91384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/4/1280x720/murat-dinc-1793805805.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burgan Bank&#039;ın 3. çeyrekte aktif büyüklüğünün 220 milyar liraya yükseldiği bildirildi. Genel Müdür Murat Dinç, &quot;Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşüm ve verimlilik odağımızla müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/inegol-kitap-gunlerinde-1-milyondan-fazla-kitap-okurlarla-bulusuyor-91375</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnegöl Kitap Günleri’nde 1 milyondan fazla kitap okurlarla buluşuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ / BURSA</strong><br />İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen 10. İnegöl Kitap Günleri, kitapseverlerin yoğun katılımıyla devam ediyor. 30 Ekim’de kapılarını açan ve 8 Kasım 2026 Pazar günü sona erecek organizasyon, hafta sonunda binlerce ziyaretçiyi ağırlarken hafta içi de özellikle öğrencilerin ve ailelerin ilgi odağı oldu. Toplam 145 yazarın, 105 yayınevinin ve 1 milyonu aşkın kitabın yer aldığı fuar, farklı yaş gruplarından okurlara geniş bir eser yelpazesi sunuyor. Yayınevi stantlarında kitapları inceleme ve yeni eserlerle tanışma imkânı bulan ziyaretçiler, söyleşi ve imza programlarıyla da yazarlarla bir araya geliyor.</p>
<h2><strong>“145 yazar, 105 yayınevi ve 1 milyonu aşkın kitap”</strong></h2>
<p>İnegöl Kitap Günleri’ne hafta içi gündüz saatlerinde okulların ve öğrencilerin katılımı öne çıkıyor. Öğretmenleri eşliğinde fuar alanını ziyaret eden öğrenciler, yayınevi stantlarını gezerek farklı türlerdeki kitapları inceleme fırsatı buluyor. Akşam saatlerinde ise ailelerin ilgisi artıyor. Çocuklarıyla birlikte fuarı ziyaret eden vatandaşlar, kitap alışverişinin yanı sıra kültürel etkinliklere ve yazar buluşmalarına da katılıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb2c731ac5e-1793797235.jpg" alt="" width="762" height="656" /></p>
<h2><strong>“Ünlü yazarlar okurlarıyla buluşacak”</strong></h2>
<p>Fuarın son günlerinde düzenlenecek söyleşi ve imza programları da ziyaretçilere farklı yazarlarla buluşma fırsatı sunacak. Şermin Yaşar, Oytun Erbaş, Nurullah Genç ve Kahraman Tazeoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda yazar, etkinlik kapsamında okurlarıyla bir araya gelecek. İnegöl Kitap Günleri, 8 Kasım 2026 Pazar günü sona erecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/inegol-kitap-gunlerinde-1-milyondan-fazla-kitap-okurlarla-bulusuyor-91375</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/5/1280x720/inegol-kitap-gunlerinde-1-milyondan-fazla-kitap-okurlarla-bulusuyor-1793797292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnegöl’de bu yıl 10.’su düzenlenen Kitap Günleri, 145 yazar, 105 yayınevi ve 1 milyonu aşkın kitapla kitapseverleri ağırlıyor. 8 Kasım’a kadar sürecek organizasyonda Şermin Yaşar, Oytun Erbaş, Nurullah Genç ve Kahraman Tazeoğlu gibi isimler okurlarıyla buluşacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tokinin-61-ildeki-arsa-satisi-basliyor-91374</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOKİ&#039;nin 61 ildeki arsa satışı başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ), 61 ildeki 725 arsanın satışı için ihaleye çıkmaya hazırlandığı bildirildi. </p>
<p>TOKİ'den yapılan açıklamaya göre, açık artırma yöntemiyle yapılacak ihalede, Adana, Adıyaman, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bingöl, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat ve Zonguldak'ta bulunan 725 arsa satışa sunulacak.</p>
<p>Alıcıların, konut, ticaret, turizm, eğitim, tarım, sanayi, spor, kentsel çalışma, plansız alan, rekreasyon alanı, depolama alanı, akaryakıt istasyon alanı, lojistik tesis alanı ve ağaçlandırılacak alan niteliğindeki arsalara, belirlenen lotlarda yüzde 20 veya yüzde 25 peşinatla 48 ay vade ile sahip olabileceği belirtildi.</p>
<p>Bazı taşınmazlar ise peşin bedelle satılacağı, peşin alımlarda yüzde 15 indirim uygulanacağı ifade edildi.</p>
<p>Açık artırmalar, 5-6 Kasım tarihlerinde saat 10.30'da Ankara Radisson Blu Hotel ile TOKİ İstanbul Hizmet Binası'nda yapılacak.</p>
<p>Ayrıntılı bilgilere, "www.toki.gov.tr" ile "muzayede.emlakyonetim.com.tr" internet adreslerinden ve "444 84 34" numaralı telefondan ulaşılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tokinin-61-ildeki-arsa-satisi-basliyor-91374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/toki.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOKİ, 61 ilde 725 arsayı yarın açık artırma yöntemiyle satışa çıkaracak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirli-ralli-ekibi-avrupa-sampiyonlugu-icin-almanyada-piste-cikacak-91372</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eskişehirli ralli ekibi Avrupa şampiyonluğu için Almanya’da piste çıkacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehirli ralli pilotu Evren Olcay ve co-pilotu Yenal Kaya, Avrupa Ralli Kupası’nda (ERT) sezonun son yarışına hazırlanıyor.</p>
<p>Almanya’da 29’uncusu düzenlenecek Lausitz Rallisi öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Olcay ve Kaya, sezon boyunca elde ettikleri dereceleri ve şampiyonluk hedeflerini değerlendirdi. Toplantıya katılan Eskişehir Otomobil ve Motor Sporları İl Temsilcisi Nevzat Aslan da iki sporcunun Avrupa’da elde ettiği başarılara dikkat çekerek final yarışından şampiyonluk beklediklerini söyledi.</p>
<p><strong>227 ekip arasında dördüncü sıradalar</strong></p>
<p>Sezon başında belirledikleri hedefler doğrultusunda ilerlediklerini belirten Evren Olcay, Avrupa Ralli Kupası kapsamında planladıkları altı yarışın beşini tamamladıklarını söyledi. Olcay, “Mayıs ayında sezon planlamamızı açıklamıştık. Bugün geldiğimiz nokta, yaptığımız planlamanın doğru olduğunu gösteriyor. Avrupa Ralli Kupası’nda 227 ekip arasında dördüncü sıradayız. Liderle aramızda yaklaşık 70 puan bulunuyor. Almanya’daki son yarışı kazanmamız halinde şampiyonluk şansımız var. Hedefimiz birinci olarak hem Eskişehir’e hem de ülkemize Avrupa Ralli Kupası şampiyonluğunu getirmek” dedi.</p>
<p>Almanya’daki final yarışında güçlü rakiplerle mücadele edeceklerini belirten Olcay, kendi kategorilerinde Almanya, Çekya ve Norveç şampiyonlarının da yer aldığını söyledi. İlk Avrupa sezonlarında şampiyonluk mücadelesi vermelerinin önemli olduğunu dile getiren Olcay, “Elbette şampiyon olmak istiyoruz. Ancak ilk sezonumuzda podyumda yer almak da bizim için tatmin edici bir sonuç olacak. Önümüzde zorlu bir yarış var. Bütün rakiplerimizi geride bırakarak sezonu birincilikle tamamlamak istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Şampiyonluk hâlâ masada”</strong></p>
<p>Sezon boyunca mekanik sorunlar, pilotaj hataları ve çeşitli talihsizliklerle karşılaştıklarını anlatan co-pilot Yenal Kaya, buna rağmen hedeflerinden uzaklaşmadıklarını söyledi. Kaya, “Çok yoğun bir sezon geçirdik. Sevindiğimiz kadar üzüldüğümüz yarışlar da oldu. Zaman zaman mekanik sorunlar yaşadık, zaman zaman kendi hatalarımız nedeniyle puan kaybettik. Ancak bunlar otomobil sporlarının doğasında var. Sezon başında podyum hedefimiz olduğunu söylemiştik. Bugün geldiğimiz noktada şampiyonluk da dâhil olmak üzere podyumun her basamağı için ihtimalimiz bulunuyor. En büyük isteğimiz yarışı tamamlayarak finiş podyumunda Türk bayrağını açmak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Eskişehir Rallisi yeniden Avrupa takvimine alınmalı"</strong></p>
<p>Basın toplantısında Eskişehir Rallisi’nin bu yıl Avrupa Ralli Kupası takviminden çıkarılması da gündeme geldi. Türkiye’de yarış düzenlenmemesinin Türk sporcular açısından dezavantaj oluşturduğunu belirten Olcay, rakiplerinin kendi ülkelerinde yarışma imkânına sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Avrupa Ralli Kupası’nın 14 yarıştan oluştuğunu, sporcuların bunlardan en fazla altısına katılabildiğini anlatan Olcay, “Biz Türk sporcuları olarak Türkiye’de yarışı bulunmayan bir şampiyonada şampiyon olmaya çalışıyoruz. Almanya’da iki yarış düzenlenirken bizim ülkemizde bu yıl yarış yapılmadı. Oysa Eskişehir Rallisi geçmiş yıllarda Avrupa Ralli Kupası’na puan veriyordu. Bu yarış takvimde olsaydı belki bugün şampiyonluk için mücadele etmek yerine liderliğimizi korumaya çalışıyor olacaktık” dedi. Türkiye’deki yarışın takvimden çıkarılmasının kendilerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Olcay, federasyondan yurt dışında yarışan sporculara daha fazla destek beklediklerini ifade etti.</p>
<p>Eskişehir Otomobil ve Motor Sporları İl Temsilcisi Nevzat Aslan da Eskişehir Rallisi’nin yaklaşık yedi yıldır Avrupa Ralli Kupası kapsamında düzenlendiğini belirterek yeniden takvime alınması için çalıştıklarını söyledi. Eskişehir Otomobil Sporları Kulübü (ESOK) tarafından düzenlenen yarışın Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) tarafından başarılı değerlendirmeler aldığını ifade eden Aslan, “Yıllardır düzenlediğimiz yarış bu sezon takvimden çıkarıldı. Sporcularımızın Avrupa şampiyonluğu için mücadele ettiği bir dönemde Eskişehir’de yarış yapamamak üzücü. Önümüzdeki yıl Eskişehir Rallisi’ni yeniden Avrupa Ralli Kupası takviminde görmek istiyoruz. Bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hatta Türkiye’de iki ayrı yarışın düzenlenmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sporcularımızın Avrupa’dan şampiyon olarak dönmesini bekliyoruz”</strong></p>
<p>Eskişehirli sporcuların son yıllarda ulusal ve uluslararası yarışlarda önemli dereceler elde ettiğini belirten Aslan, Avrupa Ralli Kupası’nda mücadele eden Olcay ve Kaya’nın performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İki sporcunun Çekya, Hırvatistan, Polonya, Bulgaristan, Slovakya, İtalya ve Almanya gibi ülkelerdeki yarışlarda mücadele ettiğini anlatan Aslan, “Sporcularımızın yarışlara nasıl hazırlandıklarını, araçlarına ve çalışmalarına gösterdikleri titizliği yakından biliyorum. Şu anda puan olarak şampiyonluğa ulaşabilecek durumdalar. Elbette rallide finiş çizgisi geçilmeden sonuç belli olmaz. Ancak iki sporcumuzun da Eskişehir’e Avrupa şampiyonu olarak döneceğine inanıyorum. Bu başarıların başka sporcularımıza da örnek olmasını istiyoruz” dedi.</p>
<p>Otomobil sporlarında sponsor desteğinin önemine de değinen Aslan, Eskişehirli sporculara sağladığı malzeme desteği nedeniyle Odunpazarı Belediyesi’ne teşekkür etti. Aslan, yerel yönetimlerin, kurumların ve özel sektörün katkılarının artmasıyla daha fazla sporcunun uluslararası yarışmalarda başarı elde edebileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirli-ralli-ekibi-avrupa-sampiyonlugu-icin-almanyada-piste-cikacak-91372</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/2/1280x720/eskisehirli-ralli-ekibi-avrupa-sampiyonlugu-icin-almanyada-piste-cikacak-1793796190.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa Ralli Kupası’nda mücadele eden Eskişehirli pilot Evren Olcay ve co-pilotu Yenal Kaya, sezonun son yarışı olan Almanya’daki Lausitz Rallisi’nde şampiyonluk hedefiyle mücadele edecek. 227 ekibin yer aldığı şampiyonada dördüncü sırada bulunan Eskişehirli ekip, final yarışını kazanarak Avrupa şampiyonluğunu Türkiye’ye getirmeyi hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aras-kargonun-yeni-transfer-merkezi-faaliyete-gecti-91371</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aras Kargo&#039;nun yeni transfer merkezi faaliyete geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çok yönlü dönüşüm programı ve yeni yatırım hamlesi doğrultusunda operasyonel adımlarını hayata geçiren Aras Kargo'nun İstanbul'daki transfer ağını genişlettiği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, hizmet verdiği şubelere, ana yol bağlantılarına ve İstanbul Havalimanı'na yakın konumda yer alan Fenertepe Transfer Merkezi, faaliyetlerine başladı. İkitelli'deki operasyon yoğunluğunu azaltmak üzere konumlandırılan merkezin, İstanbul çıkışlı operasyonları rahatlatarak Türkiye geneline yapılan sevkiyatların işleyişine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p>Faaliyete geçtiği ilk günlerden itibaren günde 100 binin üzerinde kargonun işlendiği merkezin, işlenen parça sayısı bakımından şimdiden şirketin transfer merkezleri arasında üçüncü sırada yerleştiği belirtildi.</p>
<p>Şirket, yeni merkezle İkitelli'deki operasyon yoğunluğunu azaltmayı, hat çıkışlarındaki gecikmelerin önüne geçmeyi, sevkiyatlarını hızlandırmayı ve operasyon kalitesini artırılmayı amaçlıyor. Yaklaşık 200 personelin bulunduğu merkez, bölge istihdamına da katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>"Gönderileri daha güvenli bir ortamda işliyoruz"</strong></p>
<p>Aras Kargo CEO'su Barbara Hagen, her yatırımlarını yalnızca bugünün kapasitesini artıran bir adım olarak değil, Türkiye'nin gelecekteki büyümesini taşıyacak bir altyapı yatırımı olarak gördüklerini belirtti.</p>
<p>Fenertepe Transfer Merkezinin, söz konusu anlayışın İstanbul'daki ilk somut karşılığı olduğunu aktaran Hagen, şunları kaydetti:</p>
<p>"İstanbul'dan yola çıkan gönderilerin Türkiye'nin her noktasına zamanında ulaşması için operasyonumuzu yeni bir merkezle güçlendirdik. Operasyon ihtiyaçlarımıza göre, sıfırdan tasarladığımız ve kapalı devre çalışan bu merkezle hem kapasitemizi artırıyor hem de gönderileri daha güvenli bir ortamda işliyoruz. 200'e yakın çalışma arkadaşımızla hizmet vermeye başlayan Fenertepe, İstanbul'daki operasyonumuza yeni bir güç katıyor."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aras-kargonun-yeni-transfer-merkezi-faaliyete-gecti-91371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/1/1280x720/barbara-hagen-1793795611.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aras Kargo&#039;nun Fenertepe Transfer Merkezi, faaliyetlerine başladı. Aras Kargo CEO&#039;su Barbara Hagen, &quot;İstanbul&#039;dan yola çıkan gönderilerin Türkiye&#039;nin her noktasına zamanında ulaşması için operasyonumuzu yeni bir merkezle güçlendirdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ahmet-nazif-zorlu-son-yolculuguna-ugurlandi-91377</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ahmet Nazif Zorlu son yolculuğuna uğurlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede 2 Kasım'da 82 yaşında hayatını kaybeden Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu'nun cenaze töreni, İstanbul Levent'teki Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde düzenlendi.</p>
<p>Öğle vakti kılınan cenaze namazına, 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra Zorlu'nun ailesi, yakınları, çalışma arkadaşları ile iş ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb4324dd6dc-1793803044.jpg" alt="" width="800" height="533" />Ahmet Nazif Zorlu'nun naaşı, kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.</p>
<p>Zorlu Holding tarafından yapılan açıklamada, Zorlu'nun isteği doğrultusunda cenaze törenine çelenk gönderilmemesi, bunun yerine arzu edenlerin diledikleri bir sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmaları rica edilmişti.</p>
<p>Denizli'de 1944 yılında doğan Ahmet Nazif Zorlu, çalışma hayatına erken yaşlarda babasının mesleği olan tekstil işiyle başladı.</p>
<p>İş hayatının ilk yıllarında Trabzon'da açtığı mağazayla tekstil ticareti yapan Zorlu, 1970'te şirketin merkezini İstanbul'a taşıyarak Zorlu Holding'in temellerini attı.</p>
<p>İlk üretim şirketi Korteks'i 1976 yılında kuran Zorlu, 1990'da tüm şirketleri Zorlu Holding çatısı altında topladı.</p>
<p>1994'te Vestel'i Zorlu Holding bünyesine katan Ahmet Nazif Zorlu, yeni iş alanlarının da yolunu açtı.</p>
<p>Zorlu'nun tekstil sektörüyle başladığı girişimciliği, beyaz eşya, elektronik, gayrimenkul, enerji, metalurji, savunma ve e-mobilite gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteren şirketlerle devam etti.</p>
<p>Ahmet Nazif Zorlu, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Zorlu Grubu bünyesinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirkette yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili olarak görev yapıyordu.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla da yakından ilgilenen Ahmet Zorlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Denizlililer Birliği Eğitim ve Kültür Vakfı (DENBİR), Babadağlı Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) üyesiydi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ahmet-nazif-zorlu-son-yolculuguna-ugurlandi-91377</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/7/1280x720/zorlu-1793803028.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-64-bin-ton-zeytin-alimi-hedefiyle-kampanyayi-baslatiyor-91364</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmarabirlik 64 bin ton zeytin alımı hedefiyle kampanyayı başlatıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Marmarabirlik, 2026/2027 iş yılı zeytin alım kampanyası için hazırlıklarını tamamladı. Yüksek rekolte beklentisiyle girilen yeni sezonda Birlik, yaklaşık 64 bin ton ürün alımı planlıyor. Kuruluşundan bu yana en yüksek rekolte beyanına ulaşan Marmarabirlik'in bu yılki üretim bölgesinde rekolte beklentisi 430 bin ton olarak açıklanırken, ortakların toplam rekolte beyanı 105 bin ton seviyesine çıktı.</p>
<p>Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, yeni sezonun üreticiler açısından önemine dikkat çekerek alım sürecinde üreticinin mağdur edilmemesini öncelik olarak belirlediklerini ifade etti. Yıldız, “Marmarabirlik'in varlık nedeni üreticisidir. Dolayısıyla aldığımız her kararda ortaklarımızın emeğini, beklentilerini ve sektörün geleceğini birlikte değerlendiriyoruz. Bu sezon da üreticimizi mağdur etmeyecek, imkânlarımızı en doğru şekilde kullanarak ürünün değerini koruyacak bir politika izleyeceğiz” dedi.</p>
<h2><strong>“Alım takvimini kooperatifler belirleyecek”</strong></h2>
<p>Marmarabirlik'te zeytin alımları bugün itibarıyla başlayacak. Bölgesel iklim koşulları, hava durumu ve zeytinlerin kararma süreci dikkate alınarak alım takvimi, kooperatif yönetim kurulları tarafından belirlenecek. Yıldız, kooperatiflerin üreticiler için en uygun alım tarihlerini bölgesel koşullara göre açıklayacağını bildirdi.</p>
<h2><strong>“41 bareme kadar alım yapılacak”</strong></h2>
<p>Bu sezon küçük kalibrajlı zeytin üretiminin yüksek olmasının beklendiğini belirten Yıldız, 39-41 dane aralığındaki ürünlerin de alım kapsamında değerlendirileceğini açıkladı. Marmarabirlik'in 41 bareme kadar ürün alımı gerçekleştireceğini belirten Yıldız, 26 baremin altındaki ürünlerin diğer bölgelerde mevcut uygulamada alım kapsamına alınmadığını kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb0b4881478-1793788744.jpg" alt="" width="765" height="561" /></p>
<h2><strong>“Rekolte beklentisi 4,3 milyon ton”</strong></h2>
<p>2026/2027 iş yılında Türkiye genelinde sofralık ve yağlık zeytin rekoltesinin yaklaşık 4,3 milyon ton olması bekleniyor. Marmarabirlik'in faaliyet bölgesindeki üretim beklentisi ise 430 bin ton düzeyinde bulunuyor. Birliğin kuruluşundan bu yana en yüksek seviyeye ulaşan rekolte beyanı 105 bin ton olurken, mevcut tablo doğrultusunda yaklaşık 64 bin tonluk alım hedefi belirlendi. Yüksek rekoltenin alım, depolama, işleme ve pazarlama süreçlerinde kapasite yönetimini daha önemli hale getirdiğini vurgulayan Yıldız, sezon hazırlıklarının tamamlandığını belirtti. Yıldız, üretim potansiyelinin doğru değerlendirilmesi için bütün süreçlerin koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, ortaklarla dayanışmanın kooperatif yapısının en önemli gücü olduğunu söyledi.</p>
<h2><strong>“Dolu mağduru üreticiye borç erteleme ve fiyat desteği”</strong></h2>
<p>Marmarabirlik, Erdek Kooperatif Bölgesi'nde dolu yağışı nedeniyle zarar gören ortakları için de destek paketi hazırladı. Buna göre afetten etkilenen üreticilerin kredi borçları ertelenecek. Ayrıca dolu zararı nedeniyle yağlığa ayrılmak zorunda kalan, ancak sofralık vasfı taşıyan zeytinlere fark fiyatı uygulanacak. Marmarabirlik, söz konusu desteklerle üreticilerin ekonomik kayıplarını azaltmayı ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-64-bin-ton-zeytin-alimi-hedefiyle-kampanyayi-baslatiyor-91364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/4/1280x720/marmarabirlik-64-bin-ton-zeytin-alimi-hedefiyle-kampanyayi-baslatiyor-1793788710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmarabirlik, 2026/2027 iş yılı ürün alım kampanyasını bugün başlatıyor. Türkiye genelinde sofralık ve yağlık zeytin rekoltesinin 4,3 milyon tona ulaşmasının beklendiği sezonda Birlik, yaklaşık 64 bin ton ürün almayı hedefliyor. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, üreticinin emeğini ve ürünün ekonomik değerini koruyacak bir alım politikası izleyeceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-91362</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Albayrak Beton üretimini yüzde 10,57 artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Albayrak Beton, 1 Ocak-30 Eylül 2026 dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) da bildirilen sonuçlara göre, söz konusu dönemde hasılatını yaklaşık yüzde 10,5 artırarak 2 milyar lira seviyesinin üzerine taşıyan şirket, hazır beton faaliyetlerindeki üretim ve satış hacmini büyüttü.</p>
<p>Bu yılın 9 ayında hazır beton üretimini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,57 artırarak, 531 bin 254 metreküpe ulaştıran şirketin halka arz süreciyle finansal yapısında da değişim yaşandı.</p>
<p>Eylül sonu itibarıyla şirketin toplam varlıkları 6,14 milyar liraya, öz kaynakları ise 4,45 milyar liraya ulaştı. 2025 yılı sonunda 2,57 milyar lira seviyesinde bulunan öz kaynaklar, yaklaşık yüzde 73,5 artış gösterdi. Şirketin nakit ve nakit benzerleri de 1,42 milyar lira seviyesine yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yaklaşık 325 milyon lira tutarında maddi duran varlık yatırımı gerçekleştiren şirket, 108,3 milyon lira net dönem kârı açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde 5,7 milyon lira olan net dönem kârındaki artışta, net parasal pozisyon kazancı da etkili oldu. Aynı dönemde brüt kâr 124,3 milyon lira, esas faaliyet kârı ise 49,7 milyon lira olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>"Aylık 60 bin metreküp ilave üretim gücü eklenecek"</strong></p>
<p>Albayrak Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, halka arz gelirinin büyük bölümünün yeni yatırımlara ve inşaat projelerine ayrıldığını belirterek, İstanbul'da iki yeni üretim tesisi için yaklaşık 500 milyon liralık yatırım planının hayata geçirildiğini, tesislerin devreye girmesiyle mevcut kapasiteye aylık yaklaşık 60 bin metreküp ilave üretim gücü ekleneceğini ifade etti.</p>
<p>Albayrak, Çelikler-Fernas-Güryapı Adi Ortaklığı ile imzalanan ve Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü ile Altunizade-Bosna Bulvarı raylı sistem hatlarının hazır beton tedarikini kapsayan sözleşme kapsamında proje boyunca yaklaşık 3 milyar lira hasılat öngörüldüğünü aktardı.</p>
<p>Gayrimenkul tarafında "Teraphill 15" projesinde iskan sürecine gelindiğini, "Moonpark Koru" ve "Teraphill Loft" projelerinde inşaatın sürdüğünü kaydeden Albayrak, "Kasamızdaki kaynak, kapasite yatırımlarımızı ve projelerimizi kendi öz finansmanımızla tamamlayabilmemizi sağlıyor. Dördüncü çeyrekte hem üretimde hem de yatırım harcamalarında temponun artmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-91362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/2/1280x720/albayrak-beton-1793788381.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Albayrak Beton&#039;un yılın 9 ayında üretimini geçen yıla göre yüzde 10,57 artırdığı bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, &quot;Dördüncü çeyrekte hem üretimde hem de yatırım harcamalarında temponun artmasını bekliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/israilli-ve-ukraynali-turist-sayisi-artiyor-91361</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsrailli ve Ukraynalı turist arttı, İngiliz, Alman ile Rus turist azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Havalimanı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, ekim ayında Antalya’ya hava yoluyla gelen turist sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8 düşüş gösterdi. Ekim ayında Antalya’ya 1 milyon 975 bin 277 turist girişi oldu.</p>
<p>Ocak-ekim ayları döneminde bölgeye gelen turist sayısı yüzde 6 gerileyerek 14 milyon 993 bin 854 olarak gerçekleşti. Avrupa’da yaşayan ve tatillerini Antalya’ya geçiren gurbetçi sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 düşüş oldu.</p>
<p>Turizmde Türkiye’nin ana pazarlarında da önemli oranda düşüş yaşandı. Antalya’ya gelen turistlerin başında ilk sırada yer alan Rusya pazarından Antalya’ya gelen turist sayısı yüzde 1 düşüş gösterdi. Alman turist sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7, İngiltere’den gelen turist sayısı ise yüzde 12 azaldı. Polonyalı turist sayısı yüzde 6, Hollandalı turist sayısı da yüzde 3 düştü.</p>
<p><strong>İsrail, Macar ve Ukraynalı turist sayısı arttı</strong></p>
<p>Turizmde tüm pazarlarda düşüş yaşanırken, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden (KKTC),  Ukrayna ve İsrailli turist sayısında artış oldu.</p>
<p>Komşusu Rusya ile yaklaşık 5 yıldır savaşta olan Ukrayna’dan Antalya’ya gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış gösterdi. Yılın 10 aylık döneminde Ukrayna’dan Antalya’ya 432 bin 427 turist ziyaret etti.</p>
<p>En fazla turist artışı ise Macaristan’da gerçekleşti. Antalya’ya gelen Macar turist sayısı geçen yılın 10 dönemine göre yüzde 14 artış gösterdi. Bu dönemde Antalya’ya 150 bin 311 Macar turist ziyaret etti.</p>
<p>KKTC gelen turist sayısı da yüzde 9 artarak 22 bin 236 gerçekleşti.</p>
<p>Orta Doğu’da yaşanan ekonomik, siyasi ve savaş koşullarına rağmen, İsrailli turist, Antalya’dan vazgeçmiyor. Yılın 10 aylık döneminde bölgeye gelen İsrailli turist sayısı yüzde 63 artarak 11 bin 6’ya ulaştı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/israilli-ve-ukraynali-turist-sayisi-artiyor-91361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/1/1280x720/israilli-ve-ukraynali-turist-sayisi-artiyor-1793788142.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın 10 aylık döneminde Antalya’ya gelen İsrailli ve Ukraynalı turist sayısı artarken, turizmde Türkiye’nin ana pazarı olan Rusya, Almanya ve İngiltere’den gelen turist sayısında düşüş yaşandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-kaynak-israfini-onlemek-icin-antalya-kriterleri-91356</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 12:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizmde kaynak israfını önlemek için ‘Antalya Kriterleri’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Bilim Üniversitesi ve Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD), AKTOB, Antalya Gastronomi Yatırımcı ve İş İnsanları Derneği (AYGİD)  ve bazı sektör temsilcileri, turizmde kaynak israfını önlemek amacıyla gönüllülük esasıyla ortak işbirliği ile ‘Antalya Kriterleri’ oluşturuldu. İmzalanan işbirliği protokolü ile Antalya Kriterleri kamuoyuna açıklandı.  </p>
<p>ATSO Yönetim Kurulu sayman üyesi Hüseyin Sarı, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde dünyanın en önemli iklim zirvelerinden BM İklim Değişikliği Zirvesi'ne (COP31) Antalya ev sahipliği yapacağını, bu sürecin Antalya’nın yalnızca uluslararası ölçekte tanıtılması için değil, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilirlik alanında kalıcı adımlar atması için de önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>
<p>Turizmde Kaynak İsrafının Azaltılmasına Yönelik Ortak Eylem Planı’nın da bu fırsatın somut çıktılarından biri olarak gördüklerini ifade eden Sarı, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Amacımız, COP31’in oluşturduğu farkındalığı kalıcı bir iş birliğine dönüştürmek; Antalya turizminin suyu, enerjiyi ve gıdayı daha verimli kullandığı, israfı azalttığı ve çevresel sorumluluğu ekonomik değerle buluşturduğu bir dönüşüme katkı sağlamak. Antalya, turizmde yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın önde gelen destinasyonlarından biridir. Bu güçlü konum, önemli fırsatlarla birlikte büyük sorumluluklar da getiriyor. Çünkü turizmde sürdürülebilir başarıyı yalnızca ziyaretçi sayısıyla ve elde edilen gelirle ölçemeyiz. Doğal kaynaklarımızı nasıl kullandığımız ve gelecek nesillere nasıl bir Antalya bırakacağımız da bu başarının ayrılmaz bir parçasıdır.’’</p>
<p><strong>‘’Hedefimiz Antalya'yı dünyada, kaynaklarını en verimli kullanan destinasyonlarından biri yapmaktır’’</strong></p>
<p>POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu da bu girişimin amacının misafirlere sunulan  hizmet kalitesini,  daha az kaynak tüketerek sunmak, işletme maliyetlerini azaltmak ve Antalya'nın uluslararası rekabet gücünü sürdürülebilir biçimde artırmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Turizmcilerin,  yıllarca misafir memnuniyetini her şeyin önünde tuttuğunu anlatan Saatçioğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bugün dünya ile rekabet etmek istiyorsak, misafir memnuniyetiyle kaynak verimliliğini birlikte yönetmek zorundayız. Bizim hedefimiz daha az hizmet vermek değil, aynı hizmeti,  daha az kaynak tüketerek sunmak olmalı. Artık,  kaynak tüketimi konusu,  yalnızca teknik ekiplerin ya da çevre mühendislerinin sorumluluğunda değil. Genel Müdürden aşçıya,  kat görevlisinden satın almaya kadar herkesin ortak sorumluluğudur. Günlük kaynak tüketimlerimiz en az,  gelirimiz ve doluluklarımız kadar önem arz etmektedir. Doğa bizim en büyük sermayemizdir. Sermayemizi tüketerek, sürdürülebilir bir kârlılıktan bahsedemeyiz. Biz, Antalya'yı dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri yaptık.  Şimdi yeni bir hedefimiz olmalı:  Antalya'yı dünyada, kaynaklarını en verimli kullanan destinasyonlarından biri yapmaktır.’’</p>
<p>Konuşmaların ardından ‘Antalya Kriterleri’ni uygulayacak olan otel ve restoran işletme temsilcileri ile bazı turizm paydaşları imza töreni gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>İşte Antalya Kriterleri</strong></p>
<p>Turizm sektöründe kaynak israfının önlenmesine yönelik oluşturulan ‘Antalya Kriterleri şöyle:</p>
<ol>
<li>Gıda israfını azaltmak: Gıda satın alma, stoklama, üretim ve servis süreçlerinde oluşan kayıpları ölçmek ve azaltmak, menü ve porsiyon planlamasını kaynak verimliliği yaklaşımıyla geliştirmek. Açık büfe ve toplu servis sistemlerinde gıda israfını azaltacak yenilikçi uygulamaları yaygınlaştırmak. Tüketime uygun ihtiyaç fazlası gıdaların güvenli biçimde sosyal faydaya dönüştürülmesini desteklemek. Organik atıkların uygun koşullarda kompost, biyogaz veya diğer geri kazanım yöntemleriyle değerlendirilmesini teşvik etmek.</li>
<li>Su israfını azaltmak: Yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kullanımında israfın önlenmesi için azami dikkat ve çaba göstermek, Su tüketimini düzenli olarak ölçmek ve izlemek. Su kayıplarını ve kaçakları azaltmak, su verimli ekipmanların kullanımını yaygınlaştırmak. Peyzaj, temizlik, mutfak ve çamaşırhane operasyonlarında su verimliliğini artırmak. Teknik ve mevzuat açısından uygun koşullarda alternatif su kaynaklarının ve suyun yeniden kullanımının geliştirilmesini desteklemek.</li>
<li>Enerji verimliliğini artırmak: Enerji tüketimini ölçmek ve yüksek tüketim alanlarını belirlemek. Enerji verimli ekipman ve teknolojilere geçişi hızlandırmak. Gereksiz enerji tüketimini azaltacak otomasyon ve yönetim sistemlerini yaygınlaştırmak. Yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek. Turizm faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının ölçülmesi ve azaltılması konusunda ortak çalışmalar yürütmek.</li>
</ol>
<ol start="4">
<li>Malzeme ve atık israfını azaltmak: Tek kullanımlık ürünlerin kullanımını mümkün olan en düşük seviyeye indirmek. Yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir ürünlerin kullanımını artırmak, tedarikçilerle birlikte ambalaj atıklarını azaltmak. Atıkların kaynağında ayrıştırılmasını ve geri kazanılmasını yaygınlaştırmak. Ürün ve ekipmanların kullanım ömrünü bakım, onarım ve yeniden kullanım yoluyla uzatmak. Turizm sektöründe döngüsel ekonomi uygulamalarını geliştirmek.</li>
<li>Ortak Yönetişim ve Ölçülebilir olmak: Kaynak israfının önlenmesine ilişkin işletme bazlı hedefler belirlemek. Çalışanların kaynak verimliliği konusunda eğitimini desteklemek. Misafir ve müşterilerin gönüllü katılımını teşvik etmek. Yerel yönetimler, üniversiteler, meslek kuruluşları, tedarikçiler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği geliştirmek. Ortak performans göstergeleri oluşturmak ve ilerlemeyi düzenli olarak izlemek. İyi uygulama örneklerini Antalya turizm ekosistemi içerisinde paylaşmak.</li>
</ol>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-kaynak-israfini-onlemek-icin-antalya-kriterleri-91356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/6/1280x720/turizmde-kaynak-israfini-onlemek-icin-antalya-kriterleri-1793784392.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BM İklim Değişikliği Zirvesi hazırlıkları sürerken turizm sektörü paydaşları tarafından da turizmde kaynak israfının azaltılmasına yönelik gönüllük esasına dayalı iş birliği ile &quot;Antalya Kriterleri&quot; oluşturuldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/trendyol-4-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi-91353</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trendyol 4. sürdürülebilirlik raporunu yayımladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Trendyol, 2025 boyunca sürdürülebilirlik alanında elde ettiği sonuçları, hayata geçirdiği projeleri ve kaydettiği ilerlemeyi derlediği dördüncü Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımladı.</p>
<p>Konu hakkında yapılan açıklamaya göre, Trendyol'un sürdürülebilirlik performansını ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan rapor, şirketin geniş ekosistemiyle oluşturduğu değeri ve sürdürülebilir kalkınmaya katkılarını ortaya koydu.</p>
<p>Şirketin yıl boyunca sürdürülebilirlik adına kaydettiği ilerlemeyi ölçülebilir göstergelerle ortaya koyan rapor, şirketin 2030'a yönelik güncellenen hedeflerini de kapsadı.</p>
<p>Küresel Raporlama Girişimi (GRI) standartlarına uygun olarak hazırlanan rapor, Trendyol'un farklı iş birimleri ve fonksiyonlarının katkılarıyla oluşturuldu.</p>
<p>Açıklamaya göre şirket 2025'te sürdürülebilirliği tüm organizasyonun ortak gündemi haline getirmek üzere önemli adımlar atarken, 100'den fazla ekip üyesinin yer aldığı sürdürülebilirlik çalışma gruplarıyla fonksiyon bazlı yönetişim modeline geçiş sürecini de başlattı.</p>
<p>Trendyol ayrıca "çift yönlü önceliklendirme yaklaşımı" ile tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 öncelikli konu ile 108 etki, risk ve fırsatı bu yıl odaklı tablolara dönüştürerek sistematik biçimde paylaştı.</p>
<p>Şirketin böylece çevresel ve toplumsal etkilerinin yanı sıra sürdürülebilirlikle bağlantılı finansal risk ve fırsatlarını da değerlendirdiği belirtildi.</p>
<p>Rapora göre, Trendyol 2030'a kadar tüm lokasyonlarında sertifikalı yenilenebilir elektrik kullanımına geçmeyi ve Trendyol Collection ürünlerinin yüzde 20'sini sertifikalı ve patentli sürdürülebilir malzemelerden üretmeyi hedefliyor.</p>
<p>İnsan odağında ise 2030'a kadar 50 bin kişinin dijital ve ekonomik güçlenmesini desteklemek ve 5 bin nitelikli e-ticaret uzmanı yetiştirmek öncelikli hedefler arasında yer alıyor.</p>
<p>Trendyol, uzun vadeli iklim taahhütleri doğrultusunda 2040'a kadar operasyonlarında, 2050'ye kadar ise değer zincirinin tamamında karbon nötr olmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>"Trendyol, KOBİ'lerin dijital ekonomiye katılımını destekliyor"</strong></p>
<p>Şirketin, 36 ülkede faaliyet gösteren, 40 milyonu aşkın aktif müşteriye ve yüzde 95'inden fazlasını KOBİ'lerin oluşturduğu 250 bini aşkın iş ortağına ulaşarak, büyümesini geniş bir ekonomik ekosistemle paylaşmayı sürdürdüğü vurgulandı.</p>
<p>Açıklamaya göre Trendyol, teknoloji ve e-ticaret altyapısıyla yerel üreticilerin, KOBİ'lerin ve girişimcilerin dijital ekonomiye katılımını kolaylaştırırken, iş ortaklarının yeni pazarlara ve uluslararası müşterilere ulaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyor.</p>
<p>Piyasa bazlı Kapsam 2 emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 58 azaltan şirketin, enerji verimliliği projeleriyle 828 bin 795 kilovatsaat (kWh) elektrik, 74 bin 916 standart metreküp doğal gaz ve 8 bin 802 metreküp su tasarrufu gerçekleştirdiği ifade edildi.</p>
<p>Lojistik operasyonlarında hayata geçirilen verimlilik uygulamalarıyla 500 bin kilometreden fazla yol tasarrufu sağlandı. Ambalaj alanında kargo poşetlerinin tamamı geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilirken, poşetlerde yüzde 50 geri dönüştürülmüş malzeme kullanılmaya devam edildi.</p>
<p>Rapora göre, Dolap aracılığıyla 14 milyondan fazla ikinci el ürün yeniden dolaşıma kazandırılarak ürünlerin kullanım ömrünün uzatılmasına da katkı sağlandı. Trendyol Care etiketli ürünlerin sayısı ise 749 bini aştı.</p>
<p><strong>"Trendyol sürdürülebilirlik çalışmalarını iş süreçlerine entegre ediyor"</strong></p>
<p>Trendyol Grubu CEO Erdem İnan, kuruldukları günden bu yana büyümeyi hiçbir zaman yalnızca kendi ölçeklerinin büyümesi olarak görmediklerini belirtti.</p>
<p>İnan, şirket için büyümenin, birlikte değer yaratmak, ekosistemde yer alan herkes için yeni fırsatlar oluşturmak ve bu değerin mümkün olduğunca geniş bir alana yayılmasını sağlamak anlamına geldiğini kaydetti.</p>
<p>Trendyol'un 2025'te sürdürülebilirliği tüm organizasyonun ortak gündemi haline getirme yolunda önemli adımlar attığını vurgulayan İnan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Önceliklerimizi yeniden değerlendirirken, çevresel ve toplumsal etkilerimizi daha sistematik biçimde yönetmeye odaklandık. Bu raporda yalnızca ilerlediğimiz alanları değil, gelişim fırsatı gördüğümüz noktaları da şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de önceliğimiz, büyümemizi çevresel etkilerimizi azaltan, daha fazla insan için fırsat yaratan ve ekosistemimizin gelişimini destekleyen bir anlayışla sürdürmektir. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası haline getirerek, tüm paydaşlarımızla uzun vadeli ve kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/trendyol-4-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi-91353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/trendyol.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik raporu hakkında açıklama yapan Trendyol CEO&#039;su Erdem İnan, &quot;Önceliklerimizi yeniden değerlendirirken, çevresel ve toplumsal etkilerimizi daha sistematik biçimde yönetmeye odaklandık. Bu raporda yalnızca ilerlediğimiz alanları değil, gelişim fırsatı gördüğümüz noktaları da şeffaf biçimde paylaşıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thyden-3-ceyrekte-929-milyon-dolar-esas-faaliyet-kari-91352</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY&#039;den 3. çeyrekte 929 milyon dolar esas faaliyet kârı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) 2026'nın 3. çeyreğine ait finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki artışın ivmelendirdiği küresel enflasyonun, yılın üçüncü çeyreğinde havacılık sektörünün faaliyet ortamını zorlaştırmaya devam ettiği belirtildi.</p>
<p>THY'nin jet yakıtı maliyetinin yılın başından bu yana yüzde 118 arttığı kaydedilen açıklamada, yakıt hariç maliyetler üzerindeki enflasyon etkisinin de ilave baskı oluşturduğu ifade edildi.</p>
<p>Orta Doğu'da devam eden savaşın talep ve operasyonel faaliyet ortamındaki yansımaları nedeniyle şirketin, 2026 için hedeflediği yıllık yüzde 10'luk yolcu kapasitesi büyümesi beklentisini aşağı yönlü revize etmek durumunda kaldığı belirtilen açıklamada, üçüncü çeyrekte yüzde 3,2 kapasite artışı gerçekleştirildiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, THY'nin bu zorlu faaliyet ortamında esnek iş modeli, geniş uçuş ağı ve çevik kapasite yönetimi sayesinde olumsuz koşulların etkisini sınırlandırmaya gayret ettiği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, kapasitenin talep dinamiklerinin güçlü olduğu pazarlara yönlendirilmesi sayesinde şirketin, Avrupa'nın en fazla uçuş gerçekleştiren ağ taşıyıcısı konumunu koruduğu, üçüncü çeyrekte yolcu sayısını ve doluluk oranını artırdığı kaydedildi.</p>
<p>Başta Asya olmak üzere Avrupa ve Türkiye pazarlarından gelen güçlü talep sayesinde, temmuz-eylül döneminde yolcu doluluk oranının yıllık bazda 1,5 puan artarak yüzde 87,1'e yükseldiği aktarılan açıklamada, aynı dönemde yolcu sayısının yüzde 4,7 artışla 28,5 milyona ulaştığı ifade edildi.</p>
<p>2026 yılının 3. çeyreğinde Orta Doğu’daki savaşın neden olduğu zorlu faaliyet ortamına işaret edilen açıklamada, "Türk Hava Yollarının 929 milyon dolar esas faaliyet karı elde ettiği" bildirildi. ​​​​​​​</p>
<p><strong>Kargo gelirleri yüzde 45,6 arttı</strong></p>
<p>Açıklamada, yolcu ve kargo gelirlerindeki güçlü artışın, yükselen maliyetlerin finansal sonuçlar üzerindeki etkisini kısmen dengelediği ifade edildi.</p>
<p>Üçüncü çeyrekte toplam gelirlerin yıllık bazda yüzde 19,3 artarak 8,3 milyar dolara ulaştığı kaydedildi.</p>
<p>Turkish Cargo'nun güçlü altyapısı ve stratejik coğrafi konumunun katkısıyla taşıdığı kargo hacmini yüzde 7,4 artırdığı belirtilen açıklamada, kargo gelirlerinin de yüzde 45,6 yükselerek 1,2 milyar doları aştığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, bununla birlikte, jet yakıtı başta olmak üzere maliyetlerdeki belirgin yükselişin gelirlerdeki artışın üzerinde gerçekleşmesinin operasyonel karlılığı olumsuz etkilediği belirtildi.</p>
<p>THY'nin bu etkiyi sınırlamak amacıyla verimlilik artırıcı projelere odaklandığı, yatırım planlarını ise seçici bir şekilde gözden geçirdiği kaydedildi.</p>
<p><strong>Dokuz ayda 4,6 milyar dolarlık yatırım</strong></p>
<p>Açıklamada, alınan tedbirlerin katkısıyla yılın dokuz ayında faiz, amortisman, vergi ve kira öncesi karın (FAVKÖK) 3,7 milyar dolar olarak kaydedildiği bildirildi.</p>
<p>Jet yakıtı fiyatlarındaki keskin yükseliş ve enflasyonist baskılar nedeniyle FAVKÖK marjının, geçen yılın aynı dönemine göre 6,2 puan gerileyerek yüzde 17,6 seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>Şirketin yılın ilk dokuz ayındaki toplam yatırım tutarının 4,6 milyar dolar olduğu, konsolide varlıklarının ise 52 milyar doları aştığı kaydedildi.</p>
<p><strong>"Operasyonel verimlilik ve maliyet disiplini odağını koruduk"</strong></p>
<p>THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker, Orta Doğu'da yaşanan savaş ve jet yakıtı fiyatlarındaki yüksek seyrin, üçüncü çeyrekte küresel havacılık sektörü üzerinde önemli baskı oluşturduğunu belirtti.</p>
<p>Şeker, şirketin bu koşullarda değişen talep dinamiklerine uyum sağlamayı sürdürdüğünü kaydederek, "Bu ortamda ortaklığımız, operasyonel verimlilik ve maliyet disiplini odağını korurken zengin uçuş ağının sunduğu fırsatlardan yararlanarak değişen talep koşullarına uyum sağlamayı sürdürdü. Faaliyet ortamındaki zorlukların derinleştiği bir dönemde, 3. çeyreğin her ayında yolcu sayısı ve doluluk oranımızı artırabilmemiz, esnek iş modelimizin ve operasyonel kabiliyetlerimizin gücünü net bir şekilde ortaya koymakta." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sermaye tahsisinde mevcut konjonktüre uygun hareket ettiklerini belirten Şeker, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Mevcut konjonktür doğrultusunda sermaye tahsisinde seçici bir yaklaşım benimseyerek kaynaklarımızı öncelikli ve değer yaratma potansiyeli yüksek yatırımlara yönlendiriyoruz. Bu çerçevede, güçlü bilançomuzun sağladığı imkanlarla markamıza ve müşteri deneyimine yönelik yatırımlarımızı kesintisiz sürdürürken, APEX ve Skytrax tarafından layık görüldüğümüz ödüller bu alandaki çalışmalarımızın uluslararası düzeyde gördüğü takdirin de altını çizmekte. Operasyonel mükemmeliyet ve küresel bağlantılılığı güçlendirme misyonumuz doğrultusunda insanları ve kültürleri buluşturmaya ve havacılık sektörümüze sürdürülebilir katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thyden-3-ceyrekte-929-milyon-dolar-esas-faaliyet-kari-91352</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/8/1280x720/thy-ve-sunexpress-hava-yollari-dunyanin-en-iyileri-secildi-1789848826.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY&#039;nin yılın 3. çeyreğinde 929 milyon dolar esas faaliyet kârı elde ettiği bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker, &quot;Faaliyet ortamındaki zorlukların derinleştiği bir dönemde, 3. çeyreğin her ayında yolcu sayısı ve doluluk oranımızı artırabilmemiz, esnek iş modelimizin ve operasyonel kabiliyetlerimizin gücünü net bir şekilde ortaya koymakta.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiyenin-nufusu-86-milyon-502-bini-asti-91351</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye&#039;nin nüfusu 86 milyon 502 bini aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 2025 sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın 9 ayında 410 bin 118 kişi arttı. Nüfus, 1 Temmuz-1 Ekim döneminde de 181 bin 684 kişi yükseldi.</p>
<p>Böylece ülke nüfusu, 1 Ekim itibarıyla 86 milyon 502 bin 286 kişiye ulaştı.</p>
<p>Erkek nüfusun oranı yüzde 50,02 (43 milyon 264 bin 337 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,98 (43 milyon 237 bin 949 kişi) olarak kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiyenin-nufusu-86-milyon-502-bini-asti-91351</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/9/1280x720/nufus-kalabalik-1751662872.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 1 Ekim verilerine göre Türkiye&#039;nin nüfusu 86 milyon 502 bin 286 kişiye yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/penta-teknolojinin-9-aylik-cirosunda-yuzde-26-artis-91349</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Penta Teknoloji&#039;nin 9 aylık cirosunda yüzde 26 artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Penta Teknoloji, 2026'nın ocak-eylül dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) da bildirilen sonuçlara göre, söz konusu dönemde şirketin brüt kârı, yüzde 33 artışla 2,1 milyar lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Konsolide cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 28 milyar liraya ulaşan şirket, 301 milyon lira vergi öncesi kâr elde ederken, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ise yüzde 32 artışla 1,1 milyar lira seviyesine geldi. Bu dönemde şirketin FAVÖK marjı yüzde 3,8 olarak kaydedildi.</p>
<p><strong>"Finansal gücümüzü ve pazar etkimizi artırmaya odaklanacağız"</strong></p>
<p>Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, yılın 9 aylık döneminde değişen pazar koşullarına uygun stratejilerle istikrarlı büyümelerini sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Stratejik önceliklerinin ve iş süreçlerini geliştirmeye yönelik dijital yatırımlarının finansal sonuçlara olumlu yansıdığını aktaran Erünsal, geçen yılın aynı dönemine göre ciro, brüt kâr ve FAVÖK'te büyüme kaydettiklerini ifade etti.</p>
<p>Erünsal, geniş ürün ve hizmet portföyleri, operasyonel yetkinlikleri ve dijitalleşmeyi merkeze alan bütünleşik yönetim yaklaşımlarıyla pazar dinamiklerine hızla uyum sağlarken, teknoloji ekosistemindeki güçlü konumlarını pekiştirmeye devam ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Önümüzdeki son çeyrekte, sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda finansal gücümüzü ve pazar etkimizi artırmaya odaklanacağız. Yapay zeka destekli donanım teknolojileri, merkezi veri yönetimi ve bulut çözümleri başta olmak üzere teknoloji dünyasına yön veren gelişmeleri yakından takip ederek, iş ortaklarımıza değer katan çözümler sunmayı sürdüreceğiz. Verimlilik ve operasyonel mükemmellik odağındaki yatırımlarımızı, insanı merkeze alan kurum kültürümüz ve uzun vadeli iş birliklerimizle destekleyerek, Penta Teknoloji'nin büyümesine ve Türkiye'nin dijital dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/penta-teknolojinin-9-aylik-cirosunda-yuzde-26-artis-91349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/fatih-erunsal-1793780240.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Penta Teknoloji&#039;nin 9 aylık cirosunun yüzde 26 artarak 28 milyar liraya ulaştığı açıklandı. Genel Müdür Fatih Erünsal, &quot;Önümüzdeki son çeyrekte, sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda finansal gücümüzü ve pazar etkimizi artırmaya odaklanacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-fon-tasfiyeleri-ve-reel-sektor-analizi-91346</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan &#039;Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör&#039; analizi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğünde Müdür Kadir Gürci ve Genel Müdür Ünal Seven tarafından hazırlanan "Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?" başlıklı analiz bankanın blog sayfası Merkezin Güncesi'nde yayımlandı.</p>
<p>Analizde, "Fon piyasasındaki gelişmeler, reel sektörü farklı kanallar üzerinden etkileyebilir. Firmaların fonlarda kalan kaynaklarına erişememesi ve bunun tedarik ilişkilerine yansımasının yanı sıra, finansal varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da firmaların ve hane halklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici olabilir" ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Bu kanalların izlenmesinin parasal aktarım mekanizmasının işleyişini ve finansal istikrara ilişkin riskleri değerlendirmek açısından önem taşıdığı belirtilen analizde 15 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki fonlarda toplam 116 milyar lira tutarında yatırımı bulunduğu ifade edildi.</p>
<p>Analizde, bu tutarın 57 milyar lirasının, yani yaklaşık yarısının, para piyasası fonlarında, kalan kısmının ise hisse senedi fonları ve diğer fon türlerinde yer aldığı bildirildi.</p>
<p>Bu firmaların sektörel dağılımında ise belirgin bir yoğunlaşma görülmediği vurgulanan analizde, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Bu firmalar reel sektörün toplam aktiflerinin yaklaşık yüzde 1,2’sini, istihdamının yüzde 0,6’sını, cirosunun yüzde 0,9’unu, ihracatının yüzde 1,1’ini ve ticari kredi bakiyesinin yüzde 0,9’unu oluşturuyor. Ancak fon yatırımlarının önemi, özellikle kısa vadeli riskler bakımından, her firma için aynı değil. Bu nedenle, her firmanın ilgili fonlardaki yatırım tutarını son yıl bilançosundaki dönen varlıklarına bölerek bir maruziyet oranı hesaplıyor ve firmaları bu orana göre üç grupta değerlendiriyoruz. Buna göre, yüksek maruziyet grubundaki firmalar istihdamın ve cironun on binde 3’ünü oluşturuyor. Diğer bir ifadeyle, fon maruziyeti yüksek firmaların ekonomideki ağırlığı görece düşük. Ayrıca, bu firmaların toplam ticari kredilerdeki payı da on binde 2 gibi oldukça düşük bir seviyede. Toplam satışları içinde tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların payı yüzde 5’in üzerinde olan tedarikçiler, ekonomideki toplam istihdamın yüzde 1,2’sini, cironun ise yüzde 1,5’ini oluşturuyor"</p>
<p><strong>Fonlarda yatırımı bulunan firmaların krediye erişiminin devam ettiği görülüyor</strong></p>
<p>Analizde, tasfiye süreci nedeniyle özellikle kısa vadeli yükümlülüklerin karşılanmasında yaşanabilecek güçlüklerin firmaların işletme sermayesi ihtiyacını artırabildiği belirtildi.</p>
<p>Bu nedenle krediye erişimin hem bu firmalar hem de finansal istikrar açısından önem taşıdığı bildirilen analizde, haftalık verilere göre bu firmaların kullandığı kısa vadeli TL kredilerin toplam kısa vadeli TL kredi kullanımları içindeki payının arttığına dikkat çekildi.</p>
<p>Analizde, diğer bir ifadeyle, fonlarda yatırımı bulunan firmaların krediye erişiminin devam ettiğinin görüldüğü ifade edildi.</p>
<p>TCMB'nin 1 Ekim 2026 tarihinde makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla yaptığı değişikliklerin de bu görünümde etkili olduğunun değerlendirildiği vurgulanan analizde, şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>"Özetle, analizlerimiz olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların ve bu firmaların tedarikçilerinin ekonomideki ağırlığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, bu bulgular söz konusu firmaların karşılaştığı likidite güçlüklerinin önemini azaltmadığı gibi, fon piyasasındaki gelişmelerin reel sektör üzerindeki toplam etkisine ilişkin bir sonuç da sunmuyor. Varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da tüketim, yatırım ve üretim kararlarını etkileyebilir. TCMB’nin bankaların likidite yönetimini destekleyen adımları ile KOBİ ve özel sektör tahvili ihraççılarının finansmana erişimini destekleyen düzenlemeleri olası risklerin sınırlanmasına yardımcı olurken tasfiye sürecinde sağlanabilecek ilerleme de bu etkilerin hafiflemesine katkı sağlayabilir. Analizlere, tasfiye kapsamındaki fonlarda 15 Eylül 2026 itibarıyla 1 milyon lira ve üzerinde yatırım bakiyesi bulunan firmalar dahil edildi. Bu eşiğin altındaki yatırımlar da hesaba katıldığında toplam yatırım tutarı 116,2 milyar liraya, firma sayısı ise 4 bin 500’e ulaşıyor."</p>
<p>Analizde, bu firmaların tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunan yatırımlarının reel sektörün toplam aktiflerine oranının yaklaşık on binde dokuz olduğu belirtildi.</p>
<p>Firmaların aktif büyüklüğü için 2025 yıl sonu verilerinin, diğer göstergeler için ise en güncel verilerin kullanıldığı ifade edilen analizde, "İstihdam verileri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre 4A kapsamındaki (iş sözleşmesiyle) ücretli çalışanları kapsıyor. Maruziyet düzeyleri, oranın yüzde 10 ve altında olması durumunda düşük, yüzde 10 ile yüzde 50 arasında orta, yüzde 50’nin üzerinde ise yüksek olarak tanımlandı. Bu firmaların ortalama kredi maliyetleri diğer firmalardan bir miktar yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını hesaplıyoruz." ifadelerine yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-fon-tasfiyeleri-ve-reel-sektor-analizi-91346</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın &quot;Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?&quot; başlıklı analizinde, &quot;Fon piyasasındaki gelişmeler, reel sektörü farklı kanallar üzerinden etkileyebilir. Firmaların fonlarda kalan kaynaklarına erişememesi ve bunun tedarik ilişkilerine yansımasının yanı sıra, finansal varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da firmaların ve hane halklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici olabilir.&quot; denildi. Analizde ayrıca, &quot;Firmaların fonlarda kalan kaynaklarına erişememesi ve bunun tedarik ilişkilerine yansımasının yanı sıra finansal varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da firmaların ve hane halklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici olabilir.&quot; ifadelerine yer verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kgkden-finansal-tablo-ornekleri-ve-kullanim-rehberi-91345</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KGK&#039;den &#039;Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"Türkiye Finansal Raporlama Standartları"ndaki (TFRS) değişiklikleri yansıtmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) ilgili mevzuatı kapsamında hazırlanan "Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi" yayımlandı.</p>
<p>KGK'nin konuya ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre rehber, finansal tablolarını TFRS kapsamında düzenleyen işletmelerin finansal bilgilerini gerçeğe uygun sunmalarını, bu bilgilerin ihtiyaca uygunluğunu, karşılaştırılabilirliğini, doğrulanabilirliğini ve anlaşılabilirliğini artırmayı, tabloların yeknesaklığını sağlamayı ve denetimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu ile KGK'nin ilgili mevzuatı uyarınca "TFRS 18 Finansal Tablolarda Sunum ve Açıklama" kapsamında söz konusu raporlama standartlarında oluşan değişiklikleri yansıtmak amacıyla Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi yayımlandı.</p>
<p>Rehber, 1 Ocak 2027'de veya sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girecek. Bununla birlikte TFRS 18'i erken uygulamayı tercih eden işletmeler de ilgili hesap dönemlerinde bu standardı uygulayabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kgkden-finansal-tablo-ornekleri-ve-kullanim-rehberi-91345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KGK ilgili mevzuatı kapsamında hazırlanan &quot;Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi&quot; Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31in-basarisi-somut-planlar-ve-harekete-gecen-sermaye-ile-olculecek-91287</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘COP31’in başarısı, somut planlar ve harekete geçen sermaye ile ölçülecek’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Birleşik Krallık Büyükelçisi Jennifer Anderson’a göre COP31’in başarısını yeni iklim taahhütlerinin sayısı belirlemeyecek. Asıl ölçüt, Antalya’dan çıkacak kararların temiz enerji yatırımlarına, finansmana ve somut uygulama planlarına dönüşmesi olacak. Türkiye’nin Küresel Kuzey ile Küresel Güney arasında önemli bir köprü rolü üstlenebileceğini vurgulayan Anderson, iki ülke arasında deniz üstü rüzgâr enerjisinden küçük modüler reaktörlere, elektrik şebekelerinden yeşil finansmana uzanan yeni bir iş birliği alanına dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>İklim diplomasisinin en zor sınavlarından biri, verilen sözlerle gerçekleşen yatırımlar arasındaki mesafeyi kapatmak. Paris Anlaşması’nın üzerinden geçen yıllar boyunca ülkeler hedeflerini açıkladı, emisyon azaltım takvimleri oluşturdu, finansman vaatlerinde bulundu. Ancak iklim krizinin hızı ile ekonomik dönüşümün hızı arasındaki fark kapanmış değil.</p>
<p>Jeopolitik gerilimler, fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar, enerji güvenliği kaygıları ve giderek ağırlaşan iklim felaketleri, hükümetleri zor tercihlerle karşı karşıya bırakıyor. İklim politikaları artık, ekonomi politikalarının, sanayi stratejilerinin ve ulusal güvenlik tartışmalarının tam merkezinde yer alıyor. 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya düzenlenecek olan COP31 de böyle bir döneme denk geliyor. Böyle bir dönemde Antalya’nın önünde önemli bir fırsat var: İklim müzakerelerini yeni vaatlerin ötesine taşıyarak yatırım ve uygulama gündemine dönüştürmek. Birleşik Krallık’ın Türkiye Büyükelçisi Jennifer Anderson ile COP31 öncesinde yaptığımız söyleşide en çok bu konu öne çıkıyor.</p>
<p>COP26’ya ev sahipliği yapan Birleşik Krallık’ın deneyiminden hareketle Anderson, başarının ölçüsünü oldukça net tanımlıyor: Ülkelerin Antalya’dan kaç yeni taahhütle ayrıldığına değil, bu taahhütleri hayata geçirecek ne kadar somut plan geliştirdiğine bakmak gerekiyor.</p>
<p>Anderson’ın değerlendirmelerinde Türkiye açısından özellikle dikkat çekici iki başlık var. İlki, Türkiye’nin farklı ekonomik ve siyasi bloklar arasında uzlaşı sağlayabilecek konumu. İkincisi ise Londra’nın finansal kapasitesi ile Türkiye’nin üretim gücünü buluşturabilecek yatırım fırsatları.</p>
<p>Anderson’ın bu sözleri, Antalya’da yapılacak tartışmaların ekonomik karşılığını da ortaya koyuyor: “Bu dönüşümün ön saflarında yer alan ülkeler ve şirketler; yatırım çekmek, nitelikli istihdam yaratmak ve küresel pazarlarda başarıyla rekabet etmek açısından en avantajlı konumda olacak.”</p>
<p>COP31’e günler kala Birleşik Krallık’ın Antalya’dan beklentilerini, iklim finansmanında özel sermayenin rolünü ve Türkiye ile gelişebilecek yeni ekonomik ortaklıkları Jennifer Anderson ile konuştuk:</p>
<p><strong>Fosil yakıt şokları karşısında çözüm temiz enerji ve dayanıklılık</strong><br /> <br />“COP31 zorlu bir ortamda gerçekleşiyor. Bugün, Körfez’deki çatışma nedeniyle beş yıldan kısa bir süre içinde ikinci büyük fosil yakıt şokuyla karşı karşıyayız. Bunun ulusal güvenliğimiz, ekonomilerimiz ve kamu maliyemiz üzerinde ciddi etkileri var. Türkiye’de de aşırı hava olaylarının etkilerini şimdiden görüyoruz. İstanbul’daki sel felaketinde yaşanan can kayıplarından dolayı en içten başsağlığı dileklerimi iletmek isterim. Bu nedenle COP31’den beklentimiz açık: Kararlı ve ortak bir yaklaşım görmemiz gerekiyor. Gerçek şu ki güvenliğimizi ve refahımızı kalıcı olarak korumanın tek yolu, temiz enerjiye geçişi hızlandırmak ve aşırı hava olaylarının daha sık yaşandığı bir dünyada dayanıklılığı sistemli biçimde güçlendirmek.<br />Birleşik Krallık açısından başarı, yeni taahhütlerin sayısıyla değil; ülkelerin Antalya’dan Paris Anlaşması’nın hedeflerine bağlılıklarını yenileyerek ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmak, doğayı korumak, finansman sağlamak ve dayanıklılığı güçlendirmek için somut planlar geliştirerek ayrılıp ayrılmadıklarıyla ölçülecek.”<br /> <br /><strong>Türkiye ile yeşil dönüşümü hızlandıracağız</strong><br /> <br />“Birleşik Krallık olarak COP26 Başkanlığımız da dâhil olmak üzere, uluslararası iklim liderliği alanındaki çalışmalarımızla gurur duyuyoruz. Başbakanımızın, üst düzey bakanlarımız ile İklim ve Doğa Özel Temsilcilerimizden oluşan güçlü bir heyetle birlikte COP31’e katılacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Heyetimiz, temiz enerjiye geçiş, elektrifikasyonun hızlandırılması, doğanın korunması, finansmanın harekete geçirilmesi ve dayanıklılığın güçlendirilmesi konularında bir dizi açıklama yapacak ve somut taahhütlerde bulunacak.</p>
<p>Dışişleri Bakanımızın geçen ay New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda da belirttiği gibi, Birleşik Krallık, ortak iklim hedeflerimiz doğrultusunda başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelerle çalışmak için geniş büyükelçilik ağından ve uzmanlığından yararlanmaya devam edecek. Electrify Now kampanyası gibi ortak girişimlerle hem bu önceliklerde hem de metan ve diğer CO2 dışı gazlar, yeşil sanayileşme ve gıda güvenliği gibi önemli konulardaki ilerlemeleri hızlandırmak istiyoruz.”</p>
<p><strong>“Türk ve Britanyalı şirketlere mesajım, yeşil dönüşümü bir fırsat olarak görmeleri”</strong></p>
<p>“Yeşil dönüşümün iklim kadar rekabet gücüyle de ilgili olduğuna kesinlikle katılıyorum. Günümüzde en hızlı büyüyen sektörlerin birçoğu temiz enerji ve düşük karbonlu teknolojiler alanında yer alıyor. Şirketlerin, enerji güvenliği ile rekabet gücünün birbirini tamamladığını giderek daha iyi gördüğünü düşünüyorum. Son dönemde yaşanan jeopolitik şoklardan çıkarılabilecek en önemli derslerden biri, ithal fosil yakıtlara yüksek bağımlılığın ekonomileri ve şirketleri fiyat dalgalanmalarına ve tedarik kesintilerine açık hâle getirebildiği. Temiz enerjinin yaygınlaştırılması, verimliliğin artırılması ve sanayi süreçlerinin elektrifikasyonu, şirketlerin bu belirsizlikten korunmasına yardımcı olabilir. Dolayısıyla Türk ve Britanyalı şirketlere mesajım, yeşil dönüşümü yalnızca bir zorluk olarak değil, değerlendirilmesi gereken bir fırsat olarak görmeleri olur. Bu dönüşümün ön saflarında yer alan ülkeler ve şirketler; yatırım çekmek, nitelikli istihdam yaratmak ve küresel pazarlarda başarıyla rekabet etmek açısından en avantajlı konumda olacak.”<br /> <br /><strong>Türkiye’nin üretim gücü, Londra’nın finansmanı</strong></p>
<p>Türkiye, güçlü üretim altyapısını ve önemli yenilenebilir enerji kaynaklarını, bölgesel tedarik zincirleriyle köklü bağlarıyla bir araya getiriyor. Bu özellikler, Birleşik Krallık’ın temiz enerji, ileri mühendislik, inovasyon ve finansal hizmetlerdeki güçlü yönlerini tamamlıyor. Birlikte istihdam yaratabilir, enerji güvenliğini güçlendirebilir ve sürdürülebilir büyümeye ivme kazandırabiliriz. Temiz elektrik, ortaklığımızın hâlihazırda önemli bir boyutunu oluşturuyor. Birleşik Krallık, bugün 16 GW’ı aşan kurulu kapasitesi ve 2030 yılına kadar 50 GW’a kadar ulaşma hedefiyle dünyanın önde gelen deniz üstü rüzgâr enerjisi sektörlerinden birini geliştirdi. Türkiye’nin de benzer şekilde iddialı hedefleri var. Bu nedenle deniz üstü rüzgâr enerjisi, elektrik şebekeleri ve modern elektrik sistemlerindeki iş birliği fırsatlarının çok açık olduğunu düşünüyorum. Türkiye, Orta Asya, Güney Kafkasya ve Avrupa arasında bir köprü olarak konumunu güçlendirdikçe bölgesel enerji koridorları alanındaki fırsatlar da artıyor. Birleşik Krallık; elektrik enterkonneksiyonları, yüksek gerilim doğru akım (HVDC) iletimi, şebeke entegrasyonu, proje geliştirme ve finansman konularındaki uzmanlığıyla katkı sunabilecek güçlü bir konumda. Ayrıca küçük modüler reaktörler de dâhil olmak üzere sivil nükleer enerji alanında da güçlü bir potansiyel görüyorum. Birleşik Krallık; mühendislik, düzenleyici çerçeve, nitelikli iş gücü ve uzmanlık gerektiren hizmetlerdeki birikimiyle Türkiye’nin üretim, inşaat ve büyük ölçekli projeleri hayata geçirme konularındaki güçlü kapasitesini tamamlayabilir. Tüm bu alanlarda finansman kritik bir rol oynayacak. Daha önce de belirttiğim gibi, Londra’nın finans alanındaki uzmanlığı, yeşil sukuk gibi yenilikçi finansman mekanizmaları aracılığıyla da özel sermayenin harekete geçirilmesine katkı sağlayabilir. Bir G20 ekonomisi olan ve farklı bölgelerle köklü bağları bulunan Türkiye, farklı bakış açılarına ve önceliklere sahip ülkeleri bir araya getirmek için çok özel bir konumda. İçinde bulunduğumuz koşullarda, Türkiye gibi diyaloğu teşvik edebilen, güven inşa edebilen ve ortak zemin bulabilen ülkelerin üstleneceği rol özellikle önemli. Birleşik Krallık olarak Türkiye’nin “diyalog, uzlaşı ve eylem” eksenindeki iş birliğine dayalı yaklaşımına büyük değer veriyoruz. Antalya’da ve sonrasında Türkiye ile yakın iş birliğimizi sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”<br /> <br /><span style="color: #e03e2d;"><strong>“İklim finansmanında 1,3 trilyon dolarlık hedef"</strong></span></p>
<p>“Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (NCQG), önümüzdeki on yıl için yol gösterici bir çerçeve sunuyor. İklim finansmanını yıllık en az 1,3 trilyon dolara çıkarma yönündeki daha geniş çabanın bir parçası olarak, 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yılda en az 300 milyar dolar kamu kaynaklı iklim finansmanı sağlanmasını öngörüyor. Birleşik Krallık’ın sağladığı kaynaklar da dâhil olmak üzere kamu finansmanı vazgeçilmez olmaya devam edecek. Ancak çok daha büyük ölçekli özel yatırımların önünü açmak için bu kaynakları stratejik biçimde kullanmamız gerekiyor. Türkiye gibi yükselen ekonomiler için önceliğin, bu yatırımların önünü açacak koşulları oluşturmak olduğuna inanıyorum. Bu da finansman sağlamaya elverişli projelerden oluşan daha güçlü bir portföy geliştirmek; karma finansman, garantiler, öz sermaye, borç finansmanı ve sigorta araçlarından yararlanarak özel yatırımcıların tek başlarına destekleyemeyecekleri projelere katılmalarını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Birleşik Krallık, iklim finansmanı sağlama konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Bu yılın başında, önümüzdeki üç yıl için yaklaşık 6 milyar sterlinlik Uluslararası İklim Finansmanı sağlayacağımızı açıkladık. Bunun yanı sıra, resmî kalkınma yardımı (ODA) kapsamında olmayan, iklim ve doğa açısından olumlu etkiler sağlayan 6,7 milyar sterlinlik Birleşik Krallık destekli kamu yatırımı açıkladık. Ayrıca özel sektörden milyarlarca sterlinlik ilave kaynağı harekete geçirmeyi hedefliyoruz. Londra bu çabada önemli bir rol oynayacak. Küresel bir sürdürülebilir finans merkezi olan Londra, uluslararası sermayeyi yükselen piyasalardaki yatırım fırsatlarıyla buluşturabilecek köklü bir uzmanlığa sahip. Birleşik Krallık’ın yaklaşımı da özellikle bu güçlü yönlerden yararlanacak şekilde tasarlandı. Bu uzmanlığı, hedefe yönelik kamu finansmanı ve ülkelerin kendi öncülüklerinde oluşturduğu güçlü yatırım ortamlarıyla birleştirerek, ülkelerin iklim dönüşümlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu ölçekte sermayeyi harekete geçirmeye katkıda bulunabiliriz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31in-basarisi-somut-planlar-ve-harekete-gecen-sermaye-ile-olculecek-91287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/7/1280x720/jennifer-anderson-1793771575.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘COP31’in başarısı, somut planlar ve harekete geçen sermaye ile ölçülecek’ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslegimizin-temelinde-etik-imzamizin-arkasinda-guven-var-91286</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mesleğimizin gücü, bilgi ve deneyimimizi dürüstlük, tarafsızlık ve kamu yararı anlayışıyla kullanmamızdan geliyor. Mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven vardır. </strong></p>
<p>Bir işletmenin mali tablolarına baktığımızda rakamların bize doğruyu söylemesini bekleriz. İşletme sahibi de yatırımcı da kredi veren de kamu idaresi de kararlarını bu bilgilere dayanarak alır. Bu nedenle mesleğimizi icra ederken hazırladığımız her kaydın, raporun ve değerlendirmenin başkalarının kararlarını etkilediğini bilerek hareket ederiz. Yaptığımız işe duyulan güven, beraberinde önemli bir sorumluluk getirir.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Dünya Etik Günü’nü kutladık. Bu vesileyle etik değerlerin hayatımızdaki ve mesleğimizdeki yeri üzerine bir kez daha düşünme fırsatı bulduk. Günlük iş yoğunluğumuz içinde çoğu zaman uygulamanın teknik tarafına odaklanıyoruz. Oysa bilgimizi hangi amaçla kullandığımız, bir çıkar çatışması karşısında nasıl davrandığımız ve kararlarımızın sonuçlarını ne ölçüde gözettiğimiz de yaptığımız işin niteliğini belirliyor.</p>
<p>Etik, ahlaktan farklı olarak ahlaki kabulleri de sorgulamayı, değerler üzerinde düşünmeyi, karşılaştığımız durumlarda doğru davranışın ne olduğunu ve neden doğru olduğunu değerlendirmeyi gerektirir.</p>
<p>Meslek hayatında doğru davranabilmek için mesleki bilgimizi dürüstlük ve etik değerlere bağlılıkla birleştirmemiz gerekir. Etik değerleri içselleştirmek, kimsenin bizi denetlemediği zamanlarda da doğru olanı yapabilmektir. Kararlarımızın başkaları üzerindeki etkisini gözetmek ve gerektiğinde sorumluluk üstlenmek, etik bağlılığın günlük hayattaki karşılığıdır.</p>
<p>Mali müşavirlik ve denetim gibi güvene dayalı mesleklerde bu bağlılık özel bir önem taşır. Teknik bilgi, doğru ve güvenilir verileri üretmek için işimizi yapmamızı sağlar. Dürüstlük, tarafsızlık, mesleki yeterlilik ve özen, sır saklama ve mesleğe uygun davranış ilkeleri ise bu bilgiyi nasıl kullanacağımıza yön verir. Mesleğimizin toplum nezdindeki saygınlığı, sunduğumuz hizmette bu ilkelerin ne ölçüde karşılık bulduğuna dayanır.</p>
<p>Bugün teknolojik gelişmeler, mesleki bilgi ve deneyimimizi kullanabileceğimiz yeni olanaklar sunuyor. Özellikle yapay zekâ, bilgiye erişim, veri analizi, belge inceleme ve raporlama gibi alanlarda mesleki çalışmalarımızı destekleyebilecek önemli araçlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Bu olanaklar, işletmelerin ihtiyaçlarını daha kapsamlı değerlendirmemize, riskleri daha erken fark etmemize ve karar süreçlerine daha fazla katkı sunmamıza yardımcı olabilir. Ancak bu araçlardan yararlanırken etik ilkelerimizin uygulamadaki karşılığını da düşünmeliyiz. Çünkü yapay zekâ uygulamaları, eksik veya güncelliğini kaybetmiş bilgileri ikna edici bir dille sunabilir. Üretilen bilgileri mesleki bilgi ve deneyimimizle değerlendirmek, doğruluğunu kontrol etmek ve bize emanet edilen bilgilerin gizliliğini korumak, bu ilkelerin günlük çalışmalarımızdaki somut karşılıklarıdır. Kullandığımız teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, mesleki özen ve sorumluluk anlayışımız çalışmalarımıza yön vermeye devam ediyor.</p>
<p>TÜRMOB olarak eğitim ve farkındalık çalışmalarımızla meslek mensuplarımızın bu dönüşüme hazırlanmasını, yapay zekânın sunduğu fırsatları ve taşıdığı riskleri birlikte değerlendirebilmesini desteklemeye önem veriyoruz.</p>
<p>Teknoloji çalışma biçimlerimizi değiştirirken etik değerlerimiz mesleğimize yön vermeyi sürdürüyor. Çünkü mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven vardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslegimizin-temelinde-etik-imzamizin-arkasinda-guven-var-91286</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/schengen-kabusu-acil-cozum-bekliyor-91284</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Schengen kâbusu acil çözüm bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Avrupa Birliği'nin Schengen kurallarını Tır sürücüleri ile turistleri aynı kategoride değerlendirerek uygulaması, Türk lojistik sektöründe büyük bir krize ve sınır kapılarında beklemeler nedeniyle eylemlere yol açarken, Bulgaristan Kapıkule’deki yoğunluğu azaltmak adına Türk TIR şoförlerine 15 gün süreyle denetim uygulamayacağını duyurmuştu. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, EKONOMİ’ye yaptığı değerlendirmede Bulgaristan'ın denetim yapmamasının yeterli olmadığına dikkat çekerek, “Bulgaristan'dan geçiyorsun, Hırvatistan, Almanya, İtalya denetliyor. O bakımdan bizim buradaki beklentimiz; Avrupa Birliği’nin bu sisteme bir tarih koyması, geriye dönük kontrolleri yapmamasını bize sağlaması. Yani ‘1 Ekim'den itibaren geriye dönük hiçbir zaman aşımını dikkate almayacağım, 1 Ekim'den itibaren 90 günlük süreyi baz alacağım’ diye böyle bir uygulama yapması lazım” dedi. Aras, İtalya'nın, Almanya'nın, Hırvatistan'ın Türkiye’ye ve ardındaki ülkelere sattığı yükü de Türk tırlarının taşıdığına vurgu yaparak, mevcut uygulamanın Avrupalı üreticilere de zarar verdiğini söyledi.</p>
<h2>Vize sistemi acilen değişmeli </h2>
<p>Türkiye'den Avrupa'ya taşımacılık yapan yaklaşık 35 bin dolayında Tır sürücüsünün bulunduğuna vurgu yapan ARCLOG Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Arabacı, mevcut uygulamanın devam etmesi halinde 15 gün içerisinde 20 bin tır şoförünün kalış süresinin dolacağını ifade ederek, “Vize sistemi son 180 günü geriye dönük hesapladığı için yeni bir vize alınsa bile vize hemen kullanılamıyor. Örneğin son 6 ayda 120 gün kalışı bulunan bir şoförün vize başlangıcı 1 ay sonraya erteleniyor. Bu kapsamada 35 bin şoförün 20 bininin süresi 15 gün sonra dolacak. Yabancı nakliyecilerin devreye girmesi durumunda ise ülkemizdeki sanayicileri lojistik maliyetleri yüzde 50'ye yakın artacak ve bu maliyet ihracatçıya yansıyacak” dedi.</p>
<h2>İtalya ve Fransa'da sıkıntı büyük </h2>
<p>İtalya ve Fransa gibi AB ülkeleri içerisinde kabotaj ve dağıtım yapan şoförlerin çoğunun kalış süresinin dolduğuna işaret eden Arabacı, “Bu sürücülerimiz Avusturya, Polonya ve Almanya'daki kontrollerde tespit edilip sınır dışı ediliyor ve bu durumla karşılaşan sürücülerimiz uzun süre vize alamıyorlar” şeklinde konuştu. Polonya veya Almanya menşeli yabancı bir şoförün aylık maliyetinin 4 bin 500 ila 5 bin Euro seviyesinde olduğuna değinen Arabacı, “Yabancı nakliyeci kullanımı ihracat yapan sanayicilerimizin navlun maliyetlerini yüzde 50 artıracak. Bu yükü de ihracatçılarımız üstlenecek” dedi. Bulgaristan makamlarının sağladığı 15 günlük geçici iznin araçların geçişine imkan tanısa da temel kriz çözmediğini kaydeden Arabacı, “Yıllardır uluslararası taşımacılık yapan şoförlerin turist statüsünde değerlendirilmesi yanlıştır. Yapılan uygulama standart bir AB mevzuatı konusunun ötesinde, doğrudan ticaretin önündeki tarife dışı bir engel” dedi.</p>
<h2>Fiilen gizli bir ambargo </h2>
<p>Yük Mühendisliği Birliği (YMB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Altunkum, Mevcut uygulamaların Türk taşımacılık şirketleri açısından fiilen bir “gizli ambargo” etkisi oluşturduğuna işaret ederek, “Çünkü Avrupa Birliği'nin Türkiye'den satın aldığı sanayi mallarının serbest dolaşımı kabul edilirken, bu malların taşınmasını sağlayan Türk şirketlerinin profesyonel sürücülerine uygulanan kalış süresi sınırlamaları, uluslararası taşıma hizmetlerinin sürekliliğini engelliyor. Resmen ilan edilmiş bir ambargo bulunmamasına rağmen, ortaya çıkan durum Türk taşımacılık şirketlerinin rekabet imkânlarını sınırlarken, Avrupa'daki alıcıları ve sanayi kuruluşlarını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kalıcı çözümün, AB–Türkiye Gümrük Birliği'nin modernizasyonu kapsamında, uluslararası karayolu taşımacılığı başta olmak üzere hizmet ticaretinin de karşılıklı ve adil koşullarda serbestleştirilmesi yönünde geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Yük mühendisliği tarafında aksama </h2>
<p>Yük mühendisliği gerektiren ağır, uzun, geniş ve yüksek yüklerin taşınmasında ise gecikmelerin etkisinin daha kapsamlı olduğuna işaret eden Altunkum, “Enerji, sanayi ve altyapı yatırımlarında kullanılan büyük ölçekli ekipmanların taşınması, özel mühendislik planlaması, güzergâh izinleri ve birbirine bağlı operasyon takvimleri gerektirdiğinden, sınırdaki gecikmeler yatırım projelerinin tamamlanma sürelerini ve maliyetlerini de olumsuz etkileyebilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Avrupa sanayisi de süreçten etkilenebilir</span></h2>
<p>Sınırlarda yaşanan beklemenin birçok tır şoförünü ve firmaları mağdur ettiğini ifade eden Uluslararası TIR ve Ağır Vasıta Şoförleri Derneği Başkanı Sedat Kaplan, “Trieste limanına günde 3 Ro-Ro gemisi iniyor. Bu gemilerde de ortalama 900-1000 Tır var. Her bir Tır sonrasında yapmış olduğu hizmet alımlarıyla ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Bizler sadece Türk malını taşımıyoruz. İtalya’dan Fransa’dan gelen yükleri Türkiye ve bölge ülkelerine götürüyoruz. Avrupa Birliği’nin şoförlerimize yönelik olumsuz tutumu devam ederse ilerleyen dönemlerde kendi sanayilerinde taşımalar da bu süreçten etkilenecek. Balkanlardaki ülkelerin Tır filosunu göz önüne aldığımızda bizler kadar büyük değil. Almanya ve diğer ülkeler baktığınız zaman da navlun maliyetleri yükseliyor. Burada en iyi alternatif olarak yine Türkiye’deki tır şoförleri öne çıkıyor” şeklinde konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">IRU: EES teknik güçlükler ortaya çıkardı</span></h2>
<p>Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) yaşanan süreçle ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada Schengen vizelerinin verilme biçimi ve kalış süresi sınırlamalarının taşımacılık işletmeleri ile profesyonel sürücüler üzerinde ciddi etkiler oluşturduğuna dikkat çekildi. Birlik, AB'nin yeni Giriş/Çıkış Sistemi'nin (EES) uluslararası taşımacılık yapan profesyonel sürücüler açısından yeni teknik güçlükler ortaya çıkardığını, söz konusu sorunların yalnızca Türkiye ile AB arasındaki taşımacılığı değil, Batı Balkanlar'daki profesyonel sürücüleri de ilgilendirdiği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/schengen-kabusu-acil-cozum-bekliyor-91284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/4/1280x720/tircilar-1793771034.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye ve Avrupa Birliği arasında yaşanan vize krizi ticari boyutta ağır sonuçlar yaratmaya doğru gidiyor. Sektör temsilcileri EKONOMİ’ye yaptığı değerlendirmede mevcut uygulamanın devam etmesi halinde 15 gün içerisinde 20 bin TIR şoförünün kalış süresinin dolacağı ve bu durumun sanayicilerin lojistik maliyetlerini yaklaşık yüzde 50 artıracağını ifade ediyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kamu-ihaleleriyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-91283</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu ihaleleriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu ihaleleri kamu kaynağının kullanılmasını gerektiren alımlar olduğu için kamuoyunun dikkatini çeken alımlardır.</p>
<p>Birey ve kurumların söz konusu ihalelere katılımıyla ilgili olarak veya yapılan ihalelerde meydana mevzuata aykırılıklar ve usulsüzlüklerle ilgili olarak işin ehli olmayan kişilerce bazı teknik terim ve kavramlar yanlış şekilde kullanılmaktadır.</p>
<p>Kamu ihaleleriyle ilgili doğru bilinen yanlışları aşağıda başlıklar halinde irdeleyebiliriz.</p>
<p><strong>1- İhaleler kurumun en üst yöneticisi tarafından onaylanır </strong></p>
<p>YANLIŞ. İhaleler kurumun en üst yöneticisi tarafından değil, 4734 sayılı Kanun’da ihale yetkilisi adı verilen görevli tarafından onaylanır. Kanuna göre, ihale yetkilisi idarenin, ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip görevlilerini ifade eder. Söz konusu kanuna göre, bir görevlinin ihale yetkilisi olabilmesi için harcama yapma yetkisine ve dolayısıyla harcama yetkilisi sıfatına sahip olması gerekmektedir.</p>
<p>Harcama yetkilisi ise 5018 sayılı Kanun’da “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi” şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>Harcama birimi; kurumların teşkilat yapılarına göre bütçe kanunu veya kararnamesi ile belirlenir. Örneğin, il ve ilçe belediyelerinde her bir müdürlük harcama birimi ve her bir müdürlüğün başındaki kişi ise harcama yetkilisidir. Bu nedenle, söz konusu belediyelerde ihale yetkilisi veya harcama yetkilisi belediye başkanı veya başkan yardımcısı değil, birim müdürleridir. Dolayısıyla, her ne kadar uygulamada ihaleler kurumun en üst yöneticisinin bilgisi dahilinde gerçekleşmekte ise de ihale işlemlerinde meydana gelen yanlışlık ve usulsüzlüklerden doğrudan üst yönetici değil, ihale yetkilisi ve ihale sürecinde görev alan diğer kurum personeli sorumlu olacaktır. Bununla birlikte, üst yöneticinin ihale evraklarında imzasının bulunması halinde üst yönetici harcama yetkilisi ve diğer görevlilerle birlikte ihale işlemlerindeki yanlışlıklardan sorumlu tutulabilecektir.  </p>
<p><strong>2- Kamu kurumları tarafından yapılan satın almalara katılmak için belli bir iş deneyimi ve mali güç gereklidir</strong></p>
<p>YANLIŞ. İş deneyimi (mesleki ve teknik yeterlilik) ve mali güç (ekonomik ve mali yeterlilik) sadece ihale yoluyla yapılan alımlarda aranır. Dolayısıyla, doğrudan temin yoluyla ve İstisnalar kapsamında yapılan alımlarda mesleki ve teknik yeterlilik ile ekonomik ve mali yeterlilik aranmaz. Hatta ihale yoluyla yapılan ve belli bir parasal tutarın altındaki ihalelerde de mesleki ve teknik yeterlilik ile ekonomik ve mali yeterlilik aranmaz.</p>
<p><strong>3- Yaklaşık maliyet piyasa rayicini yansıtır</strong></p>
<p>YANLIŞ. Yaklaşık maliyet; idarelerce bütçesinin programlanmasında, ihalede ise isteklilerce verilen tekliflerin karşılaştırılmasında kullanılmak (referans fiyat) üzere tespit edilir.</p>
<p>4734 sayılı Kanun’a göre, yaklaşık maliyetin her türlü piyasa fiyat araştırması yapılarak tespit edilmesi öngörülmüş ise de uygulamada yaklaşık maliyet çeşitli nedenlerle piyasa rayiçlerinden farklı şekilde belirlenebilmekte veya bazen güncelliğini yitirebilmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, yaklaşık maliyetin altında alım yapmak piyasa rayiçlerine uygun alım yapıldığı anlamına gelmediği gibi yaklaşık maliyetin üstünde alım yapmak piyasa rayiçlerine aykırı alım yapıldığı ve kamu zararının oluştuğu anlamına gelmez.</p>
<p><strong>4- Doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda piyasadan teklif toplanır</strong></p>
<p>YANLIŞ. Doğrudan temin bir ihale usulü olmadığı için bu yöntemle yapılan alımlarda piyasadan teklif değil, fiyat bilgisi alınır. Bu nedenle, doğrudan temin yoluyla alımlarda piyasadan belli bir sayıda (genellikle 3) fiyat teklifi veya bilgisi alınması zorunluluğu olmadığı gibi belli bir sayıda fiyat teklifi veya bilgisi alınması o alımın piyasa rayiçlerine uygun şekilde gerçekleştirildiği anlamına gelmez. Zira aşağıda da açıklandığı üzere kamu ihalelerinde önemli olan husus piyasa rayiçlerine uygun alım yapılmasıdır.</p>
<p>Öte yandan, doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda alımın kendisinden fiyat teklifi alınanların birisinden yapılması zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, alım fiyatının piyasa rayiçlerine uygun olması koşuluyla kendisinden fiyat teklifi alınan kişi dışındaki kişilerden de doğrudan temin yoluyla alım yapılması mümkündür.</p>
<p><strong>5- İhale mevzuatına her aykırılık kamu zararını oluşturur</strong></p>
<p>YANLIŞ. Mali mevzuatımıza göre, mevzuata her aykırılık yaptırım gerektirmez. Mevzuata aykırılığın yaptırım gerektirebilmesi için kamu zararı, haksız menfaat veya mağduriyetin oluşması gerekmektedir.</p>
<p>5018 sayılı Kanun’a göre, ihale mevzuatına aykırı her alım değil, piyasa rayiçlerine aykırı alımlar kamu zararını oluşturur.</p>
<p><strong>6- Doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda da ihaleye fesat karıştırma suçu oluşabilir</strong></p>
<p>YANLIŞ. İhaleye fesat karıştırma suçu adı üzerinde sadece ihale yoluyla yapılan alım ve satımlarda oluşur. Dolayısıyla, doğrudan temin yoluyla ve İstisnalar kapsamında yapılan alımlarda meydana gelen usulsüzlükler ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturmaz.   </p>
<p><strong>7- Kamu kurumlarınca fatura karşılığı alım da mümkündür</strong></p>
<p>YANLIŞ. Kamu kurumlarınca yapılan alımlarda sadece fatura karşılığı ödeme yapılması kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle, hangi yöntem ve usulle olursa olsun kamu idare bütçesinden bir mal ve hizmet karşılığı ödeme yapılabilmesi için mutlaka bir satın alma dosyasının bulunması ve bu dosyada onay belgesi, piyasa fiyat araştırması yapıldığına ilişkin belge, alım kararı, mal ve hizmetin teslim alındığına ilişkin belgeler vs. belgelerin bulunması gerekmektedir.</p>
<p><strong>8- İhale kararının iptalinde belli bir kural yoktur</strong></p>
<p>YANLIŞ. Kamu idarelerince çıkılan her ihalenin yapılması yani belli bir istekli üzerinde bırakılması zorunluluğu bulunmamakta olup, ihale sürecinin herhangi bir aşamasında ihaleden vazgeçilmesi (ihalenin iptal edilmesi) mümkündür. Bununla birlikte, ihalenin iptalinin bir gerekçeye dayandırılması ve bu gerekçenin kamu yararı, hizmet gerekleri ve 4734 sayılı Kanunu’nun temel ilkelerine (rekabet, saydamlık, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması vs.) uygun olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>9- Kamu idareleri istediği her alımı pazarlık usulü ile gerçekleştirebilir</strong></p>
<p>YANLIŞ. Pazarlık usulü ile yapılan alımlarda ilan zorunluluğu bulunmadığından ve sadece idare tarafından davet edilen isteklilerin teklif verebildiği bir ihale usulü olduğu için pazarlık usulü suiistimale açık bir usuldür. Bu nedenle, hangi hallerde pazarlık usulü ile alım yapılabileceği 4734 sayılı Kanun’da tek tek sayılmıştır. Söz konusu kanun maddesine aykırı şekilde pazarlık usulü ile alım yapılması kamu zararı ve haksız kazanç sağlanması sonucunu doğurabildiğinden görevliler hakkında adli, idari ve mali yaptırım gerektirir.</p>
<p><strong>---</strong></p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Ahmet ARSLAN; Temel Kamu İhale Bilgisi, 6. Baskı, 2026, Ankara.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kamu-ihaleleriyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-91283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu ihaleleriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yurt-disi-kazanclarda-gozetim-donemi-91282</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışı kazançlarda gözetim dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYŞE UZUN NURİLİ - Penezoğlu Hukuk Bürosu Direktörü</strong></p>
<p>Vergi Denetim Kurulu (VDK) 28 Eylül’de Yurtdışı Kazançlar Gözetim Programı adıyla yeni bir uygulama duyurdu. Duyuruya göre uluslararası bilgi değişimiyle gelen veriler Risk Analiz Merkezinde mükellef beyanlarıyla karşılaştırılacak, uyumsuzluk görülen mükelleflere vergi müfettişlerince tebligat yapılarak bilgi ve açıklama istenecek. İlk aşamada yüksek gelir ve servet profiline sahip mükellefler kapsama alınacak.</p>
<p>Duyuru tek başına gelmedi. Beş gün önce, 23 Eylül’de, Vergi İstihbarat Sistemi tüm vergi müfettişlerinin kullanımına açılmıştı. Duyurudan üç gün sonra, 1 Ekim’de, İstanbul’da Uluslararası Vergilendirme ve Transfer Fiyatlandırması Sektörel Denetim Daire Başkanlığı fiilen çalışmaya başladı. Başkanlığın görev tanımında kontrol edilen yabancı kurum kazancı, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ve Ortak Raporlama Standardı (CRS) verisi tek tek sayıldı. Böylece analiz altyapısı ile ihtisaslaşmış denetim yapılanması birkaç gün arayla devreye girdi.</p>
<p>Türkiye, CRS kapsamında 2018’den beri yurt dışı finansal hesap bilgisi alıyor. Geniş çaplı otomatik değişim ise 2020’de başladı. Almanya, Hollanda ve Fransa gibi AB ülkeleri 2021’de, İsviçre ise 2022’de bu kapsama girdi. Çok uluslu gruplar için ülke bazlı raporlama (CbCR) ilk olarak 2019 hesap dönemi için uygulanmaya başladı, ülke bazlı raporların otomatik değişimine ilişkin çok taraflı anlaşma ise 18 Aralık 2020 itibarıyla yürürlüğe girdi. Gelen verilerin risk analizinde kullanımı daha önce de mümkündü. Yeni program bu kullanımın kapsamını ve görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.</p>
<p>VDK, programın yaklaşımını “Uluslararası veriyi analize, analizi gözetim kapasitesine, gözetimi ise gönüllü uyuma dönüştürüyoruz“ sözleriyle anlatıyor. Zincirin halkaları veri, analiz, gözetim ve uyum. İlk halka 2020’den beri yerinde duruyor, otomatik bilgi değişimiyle yurt dışı hesaplar o tarihten itibaren Maliyenin elindeydi. Bu veriyi işleyecek analiz kapasitesi ise aynı hızda gelişmemişti. 2025 yılında inceleme oranı %1,57 olarak gerçekleşti. O yıl 7.253 vergi müfettişine karşılık yaklaşık 4,2 milyon faal gelir ve kurumlar vergisi mükellefi bulunuyordu. Bilgi değişimiyle gelen veri hacmi, mevcut teknolojik araçların geliştirilmesini ve daha kapsamlı ilişki analizlerini gerekli kılıyordu.</p>
<p>Bu tablo Türkiye’ye özgü değil. OECD’nin Eylül 2025 tarihli Governing with Artificial Intelligence raporuna göre 38 OECD üyesinden 29’u vergi idaresinde yapay zekâ kullanıyor. Rapor bu sistemlerin idarelere büyük hacimli veriyi analiz etme ve sınırlı kaynakları yüksek riskli dosyalara daha isabetli yönlendirme imkânı verdiğini belirtiyor. VDK’nın risk analizine ve veri analitiğine yaptığı yatırım da analiz halkasını güçlendiriyor. Vergi İstihbarat Sistemi bu yönelimin bir parçası, büyük veriyi ve yapay zekâyı KURGAN risk analiz sistemiyle birleştiriyor. Bu sistemler risk analizinin kapsamını ve hızını artırabilir. Veri kalitesi ve hukuki değerlendirme bakımından sınırlar ise devam ediyor. Bu aşamadan sonraki her adım yine müfettişin elinde.</p>
<p><strong>Maliye neyi görüyor, neyi görmüyor?</strong></p>
<p>Gelen verinin içeriğini VDK duyurusunda saymış. Hesap sahibinin kimlik bilgileri, bankanın belirlediği vergi mukimliği ülkesi, hesabın yıl sonu bakiyesi, faiz, temettü ve kâr payının brüt tutarları ile menkul kıymet satış hasılatı Türkiye’ye geliyor. Hesap sahibi şirketse aynı bilgiler şirket için, pasif nitelikli bir şirkette ayrıca onu kontrol eden kişiler için raporlanıyor. İmzalanan mukimlik beyanı formunun kendisi gönderilmiyor, ancak bankanın bu form ve kendi kayıtları üzerinden vardığı sonuç gönderiliyor.</p>
<p>Görülmeyenler de var. Hesap hareketlerinin dökümü standart veri setinde yer almıyor, doğrudan sahip olunan gayrimenkul zaten CRS’nin konusu değil. Kripto varlıklar için OECD’nin ayrı bir çerçevesi (CARF) bulunuyor. Türkiye ilk değişimi 2028’de yapmayı taahhüt etmiş olmakla birlikte buna ilişkin iç mevzuat henüz yayımlanmadı. Yurt dışı şirketin gelir yapısı, efektif vergi yükü ve kâr dağıtım politikası da CRS ile gelmiyor. Standart yalnızca pasif nitelikli bir şirketin hesabı için kontrol eden kişiyi gösteriyor, gerisi mükellefe sorulacak. Bu bilgiler için idare mükellefin açıklamasına başvuracak.</p>
<p><strong>Zamanlama manidar</strong></p>
<p>AB ülkeleriyle 2021’de yapılan ilk değişim 2019 ve 2020 verisini birlikte getirmişti. Zamanaşımı dolmamış en eski yıl 2021 ve bu yılın tarh zamanaşımı 31 Aralık 2026’da doluyor. İki ay içinde 2021’e ilişkin geniş çaplı bir incelemeyi bitirmek zor, izaha davet süreleri de yıl sonunu aşıyor. Geriye takdir komisyonuna sevk kalıyor. Takdir komisyonuna sevk, belirli koşullarda tarh zamanaşımını durdurabiliyor. Ancak sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla yapılan sevklerin bu etkiyi doğurup doğurmayacağı hukuken tartışmalı. Danıştay 7. Dairesi’nin mükellef lehine yakın tarihli bir kararı var. Buna karşılık Vergi Dava Daireleri Kurulunun önceki tarihli kararları istikrarlı biçimde aksi yönde, dolayısıyla konu kesin olarak sonuçlanmış değil.</p>
<p>Varlık barışında da 31 Aralık 2026 bir eşik. Bildirim imkânı 31 Temmuz 2027’ye kadar devam ediyor, ancak 1 Ocak 2027’den itibaren uygulanacak oranlara yarım puan ekleniyor. Dolayısıyla yıl sonu hem 2021 hesap dönemi için zamanaşımının hem de varlık barışı kapsamında artışsız oranla bildirimin son günü.</p>
<p>Programın bu dönemde açıklanması, 2021’i de içine alan bir düzeltmenin ya da artışsız oranla bildirimin yıl bitmeden ve yazı gelmeden yapılabilmesi için bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>İzaha davetten önce</strong></p>
<p>Gelecek yazının hangi maddeye dayanacağı duyuruda yok, ama emsal var. Beyanname Gözetim Programı’nda ve Yüksek Gelir Grupları Programı’nda ilk yazı, hukuki dayanağı belirtilmeyen bir gönüllü uyum yazısıydı. Yapılan çalışmanın inceleme niteliğinde olmadığı yazıda açıkça belirtiliyordu ve mükellefler pişmanlıkla düzeltme yapabildi.</p>
<p>Aradaki fark mükellef açısından belirleyici. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 371’inci maddesi pişmanlık yolunu ihbar, haber verilen olayın ilgili olduğu vergi türüne ilişkin incelemeye başlanması ve olayın o vergi türü bakımından takdir komisyonuna intikal ettirilmesi hâllerinde kapatıyor. Bilgi isteme yazısı ise bu hâllerin hiçbirinde yer almıyor. VDK da KURGAN’ı tanıttığı sayfasında bu uygulamayı denetim öncesi bir risk analizi aşaması olarak tanımlıyor. Aynı sayfada, bilgi isteme yazısı tebliğ edilen mükellefin seçenekleri arasında pişmanlıkla beyanname vererek kayıtlarını düzeltmek de sayılıyor. İnceleme görevinin doğduğu aşamada ise durum değişiyor. İncelemeye Hazırlık Dosyası Rehberi, dosyanın konusu bakımından pişmanlıktan yararlanılamayacağını söylüyor. İzaha davette dayanak doğrudan kanunda. VUK’un 370’inci maddesi, izaha davet yazısı tebliğ edilen mükellefin davet konusu tespitle sınırlı olarak pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağını açıkça yazıyor. Dolayısıyla her bilgi isteme yazısını izaha davet veya incelemeye başlama olarak değerlendirmeden, yazının hangi hukuki dayanağa ve aşamaya ilişkin olduğuna bakmak gerekiyor.</p>
<p>Üstelik yurt dışında hesap bulunması tek başına eksik beyan anlamına gelmiyor. Kişinin Türkiye’de vergi mukimi olup olmadığı, gelirin niteliği, istisnalar, beyan sınırları ve ilgili çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması değerlendirilmeli. Beyan yükümlülüğü doğsa bile, yurt dışında ödenen verginin şartları sağlandığında Türkiye’de mahsup edilmesiyle ödenecek vergi çıkmayabilir.</p>
<p>Vergi ziyaı söz konusuysa ilk araç, şartları oluştuğu ölçüde pişmanlık. İlgili yılların vergisel durumu ayrı ayrı hesaplanıyor. VUK’un 371’inci maddesindeki 15 günlük beyan ve ödeme şartlarına uyulduğunda vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın vergi ve pişmanlık zammı ödeniyor.</p>
<p>Diğer seçenek, şartları sağlayan varlıklar bakımından varlık barışı. Yurt dışındaki para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları kapsama girerken taşınmazlar girmiyor. Genel oran %5. Kanunda sayılan vadeli hesap, devlet iç borçlanma senedi, kira sertifikası veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli süreyle bulundurma taahhüdüne göre oran %0’a kadar düşebiliyor. Bildirimin inceleme ve tarhiyat bakımından sağladığı koruma ise kanuni sınırlarla bağlı. Özellikle inceleme veya takdir komisyonuna sevkten sonraki bildirimler, o süreçte yapılacak tarhiyatlar açısından aynı korumayı sağlamıyor. Buna karşılık bilgi isteme yazısının tebliği tek başına bildirim yapılmasına engel değil. Yine de sürecin hangi usul aşamasında bulunduğu, bildirimin sağlayacağı koruma açısından ayrıca incelenmeli.</p>
<p><strong>Kontrol edilen yabancı kurum kazancında yeni denetim kapasitesi</strong></p>
<p>Kontrol edilen yabancı kurum kazancına ilişkin düzenleme 2006’dan beri Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alıyor. Gerçek kişiler açısından da 2007’den itibaren belirli şartlarda dağıtılmamış yabancı şirket kazancı, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca dağıtılmış kâr payı sayılıyor. Yurt dışı şirket kâr dağıtmasa bile kazancı Türkiye’de vergilenebiliyor. Bununla birlikte düzenlemenin uygulamadaki görünürlüğü sınırlı kalmıştı. Yurt dışı şirketlerin ortaklık yapısı, gelir kompozisyonu ve kontrol ilişkileri hakkında yeterli bilgiye ulaşmak güçtü. Kısmen bu nedenle konuya ilişkin yayımlanmış içtihat da sınırlı kaldı.</p>
<p>Düzenleme yirmi yıldır mevzuatta ve yükümlülük bu süre boyunca vardı. Denetim imkânlarının sınırlı olması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmıyordu. Bilgi değişiminin genişlemesi, veri analitiği ve ihtisaslaşmış birimler, bu yapıların daha sistematik biçimde değerlendirilmesine imkân sağlayacak.</p>
<p>Nitekim duyurudaki analiz başlıkları arasında iki tanesi öne çıkıyor. Birincisi ”uluslararası şirket ve ortaklık yapıları üzerinden elde edilen kazançlar“ başlığı olup kontrol edilen yabancı kurum kazancını da gündeme getiriyor. İkincisi ”yurt dışı ekonomik faaliyetler ile Türkiye’deki gelir ve servet profili arasındaki uyumsuzluklar" başlığı ve kapsamı daha geniş. Yurt dışında hesabı, yatırımı ya da şirketi olmakla birlikte Türkiye’de düşük gelir beyan eden kişinin profili artık başlı başına bir risk göstergesi. İdarenin elindeki veri yapının tamamını göstermese de kapıyı çalmaya yetiyor, CRS’de hesabın pasif şirket olarak kodlanması bile bir işaret sayılıyor. Vergi İstihbarat Sistemi tam da bu noktada devreye giriyor. Sistem ağ analiziyle mükellefler, kişiler ve şirketler arasındaki bağlantıları çıkarıyor, böylece ortaklık yapıları tek tek işlemlerin ötesinde görünür hâle geliyor. Kontrol oranı, pasif gelir payı ve efektif vergi yükü sorulduğunda cevabı mükellef verecek ve belgeleyecek.</p>
<p>Benzer bir durum bireysel yatırımlar için de geçerli. CRS, hisse satışının brüt hasılatını gösterebilir. Maliyet, kazancın dönemi ve vergisel istisnalar ayrıca hesaplanır. Yurt dışı faiz ve temettü beyan sınırını aşıyorsa Türkiye’de beyana tabi oluyor, yurt dışında ödenen vergi ise yetkili makamdan alınan ve konsoloslukça tasdik edilen belgeyle mahsup edilebiliyor. Hisse ve fon satışlarında CRS yalnızca brüt hasılatı veriyor. Maliyeti, kazancın elde edildiği dönemi ve uygulanabilecek istisnaları ortaya koymak mükellefe düşüyor.</p>
<p>Yurt dışı bankaya başka bir ülkede mukim olduğunu beyan eden kişinin verisi normalde Türkiye’ye gelmiyor. Ancak özellikle CRS öncesinde açılmış hesaplarda, banka kayıtlarında Türkiye adresi, telefonu, düzenli transfer talimatı ya da Türkiye’de yerleşik birine verilmiş vekâlet gibi emareler varsa ve bunlar belgeyle giderilmemişse banka kişiyi her iki ülkeye birden raporluyor. Bu durumda idare, bankanın Türkiye ile bağlantılı gördüğü bir hesabı tespit edebilir. Ancak Türkiye’ye raporlama yapılması tek başına kişinin Türkiye’de vergi mukimi olduğunu veya bankaya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu göstermiyor. Ülke mevzuatlarına göre birden fazla ülkede mukim sayılabilen kişinin durumunda ilgili vergi anlaşmasının mukimlik kuralları belirleyici olacak.</p>
<p>Geçmiş yıllar için düzeltme, bundan sonrası için planlama gerekiyor. Yurt dışı şirket ya da holding üzerinden kurulmuş bir yapı, kuruluş tarihindeki varsayımlarla sürdürülüyorsa taşıdığı risk aynı kalmıyor. Yapıya bugünden bakmak, yazı geldikten sonra bakmaya göre çok daha geniş bir hareket alanı bırakıyor.</p>
<p><strong>Gözetimin ötesinde</strong></p>
<p>Yurtdışı Kazançlar Gözetim Programı, uluslararası vergi denetiminde yeni bir aşamaya işaret ediyor. İdarenin farklı kaynaklardan elde ettiği bilgileri birlikte değerlendirme kapasitesi geliştikçe, daha önce tespit edilmesi güç olan sınır ötesi ekonomik ilişkiler de görünür hâle gelecek. Ancak bu ilişkilerin vergisel sonuçları, verinin kendisinden daha kapsamlı bir değerlendirme gerektiriyor. Bir hesabın hangi ülkede bulunduğu, hesap sahibinin nerede mukim olduğu veya bir şirketin kimin kontrolünde bulunduğu, vergilendirme bakımından aynı sorunun farklı parçaları.</p>
<p>Yapay zekânın bu alandaki etkisi de burada önem kazanıyor. Veri toplama, eşleştirme ve risk analizinin hızlanması, uluslararası vergilendirmenin gündemine daha fazla ve daha karmaşık meseleyi taşıyacak. Aynı kazancın farklı ülkelerde nasıl nitelendirildiği, vergilendirme yetkisinin nasıl paylaşıldığı ve çifte vergilendirmenin nasıl önleneceği, giderek daha fazla somut olay üzerinden değerlendirilecek. Bu gelişme, hem idarenin denetim süreçlerini hem de mükelleflerin uluslararası yapılarını ve vergi yükümlülüklerini ele alış biçimini değiştirecek.</p>
<p>Bugün için öncelik, geçmiş yıllara ilişkin yükümlülüklerin doğru değerlendirilmesi. Daha uzun vadede ise uluslararası yapıların, farklı ülkelerin vergi kuralları ve gelişen bilgi değişimi uygulamaları dikkate alınarak gözden geçirilmesi gerekecek.</p>
<p>Çünkü yapay zekâ ile vergi idarelerinin gördüğü tablo genişlerken, uluslararası vergilendirmede cevaplanması gereken sorular da derinleşiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yurt-disi-kazanclarda-gozetim-donemi-91282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt dışı kazançlarda gözetim dönemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/degerin-yeni-olcusu-etki-91280</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değerin yeni ölçüsü: Etki </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ÜMİT NURİ YILDIZ - </strong><strong>Alarko Şirketler Topluluğu, CEO</strong></p>
<p>Yatırım dünyasında değer anlayışı yeniden şekilleniyor. Sermaye artık yalnızca büyümeyi finanse etmiyor; hangi büyümenin geleceğe taşınmaya değer olduğuna da karar veriyor.</p>
<p>Uzun yıllar boyunca yatırım kararlarının ana kriteri finansal getiri oldu. Bugün ise yatırımcılar farklı bir soru daha soruyor: Bu getiri nasıl yaratılıyor ve geride nasıl bir etki bırakıyor?</p>
<p>Bu değişim geçici bir eğilim değil. Küresel ekonomiyi dönüştüren üç temel dinamik, sermayenin yönünü de değiştiriyor: iklim krizi, teknolojik dönüşüm ve toplumsal beklentilerdeki değişim. Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz “üçüz dönüşüm" kavramı da çevresel, dijital ve sosyal dönüşümlerin artık birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Şirketler bugün enerji güvenliğinden su stresine, tedarik zinciri dayanıklılığından yapay zekâya kadar birbirini etkileyen sayısız risk ve fırsatla karşı karşıya. Yeni dönemin ayırt edici özelliği de tam burada yatıyor: Çözümler ile riskler, fırsatlar ile maliyetler giderek daha iç içe geçiyor. Örneğin yapay zekâ, verimlilik ve emisyon azaltımı açısından önemli fırsatlar sunarken, enerji ve su talebini de ciddi şekilde artırabiliyor.</p>
<p>Bu yeni gerçeklik karşısında yatırımcının rolü değişiyor, karar alma parametreleri genişliyor. Artık yatırımcı şirketlerin dönüşüm kapasitesini, uzun vadeli dayanıklılığını, yönetişim kalitesini, çevresel ve toplumsal değer yaratma gücünü birlikte değerlendiren stratejik bir paydaş haline geliyor.</p>
<p>Birden fazla sektörde faaliyet gösteren şirketler ise dönüşümün hızını ve yönünü etkileyen aktörler olarak öne çıkıyor. Farklı paydaşlarla, kaynaklarla ve değer zincirleriyle kurdukları ilişki, değişimin ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarını aynı anda görmelerine imkân tanıyor. Bu ölçekte ve çeşitlilikte faaliyet gösteren şirketlerde sermaye tahsisi, yalnızca kaynak dağıtımı değil; hangi teknolojilerin gelişeceğini, hangi sektörlerin hızlanacağını ve hangi dönüşümlerin destekleneceğini belirleyen stratejik bir tercih haline geliyor.</p>
<p>Sürdürülebilirlik de bu çerçevede yeni bir anlam kazanıyor. Bir dönem ağırlıklı olarak çevresel performansla ilişkilendirilen kavram, bugün daha geniş bir değer üretme yaklaşımını ifade ediyor. İnsan sermayesi, tedarik zinciri dayanıklılığı, etik yönetim, dijital dönüşüm, toplumsal kapsayıcılık ve yerel kalkınma artık uzun vadeli şirket değerinin temel unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p>Bu dönüşümün sermaye piyasalarındaki ilk büyük yansıması ESG yaklaşımı oldu. ESG, yatırımcılara şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim kaynaklı risklerini değerlendirebilecekleri ortak bir çerçeve sundu. Ancak bugün tartışma yeni bir aşamaya taşınıyor.</p>
<p>Soru artık yalnızca risklerin nasıl yönetildiği değil; yatırımların hangi somut sonuçları ürettiği.</p>
<p>Etki odaklı yatırım yaklaşımı da burada devreye giriyor. Etki odaklı yatırımlar, finansal getiri ile toplumsal ve çevresel fayda arasında bir tercih yapılmasını değil, bu iki hedefin birlikte gerçekleştirilmesini amaçlıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın hızla büyüdüğünü veriler de doğruluyor. Global Impact Investing Network'ün 2025 araştırmasına göre, etki yatırımı varlıkları son altı yılda yıllık bileşik yüzde 21 büyüdü. Sadece son bir yıldaki büyüme oranı ise yüzde 11 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bu büyümenin arkasında yalnızca etik kaygılar bulunmuyor. Asıl belirleyici unsur, çevresel ve sosyal performansın şirketlerin finansal performansını da doğrudan etkilemeye başlaması. Boston Consulting Group'un 2025 tarihli çalışması, şirketlerin yeşil gelir payı arttıkça piyasa değerlemelerinde de anlamlı primler oluştuğunu ortaya koyuyor. Aynı şekilde PwC'nin araştırmasına göre tüketiciler sürdürülebilir şekilde üretilen ürünler için ortalama yüzde 9,7 daha fazla ödeme yapabileceklerini belirtiyor. Bu veriler, etkinin yatırımcı kararlarının yanı sıra tüketici tercihlerinin de önemli bir parçası haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p>Dolayısıyla sorumlu yatırım artık rekabet avantajı olarak değerlendiriliyor. Kaynak verimliliğini artıran, düşük karbonlu üretime yatırım yapan, çalışanlarını geliştiren, tedarik zincirini de dönüşüme dahil eden şirketler, finansmana erişimden paydaş güvenine kadar birçok alanda ön plana çıkıyor.</p>
<p>Diğer yandan etki yaratmak kadar, yaratılan etkinin ölçülmesi ve doğrulanması da önem taşıyor. Çünkü dünyanın geldiği bu noktada artık yeni taahhütlerden çok, somut uygulama örneklerine ve net sonuçlara ihtiyaç var.</p>
<p>Ülkemizde son yıllarda yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), İklim Kanunu ve çevresel beyanlara ilişkin düzenlemeler, iş dünyası için yeni bir döneme işaret ediyor. Bu düzenlemeler çevresel performans kadar, sürdürülebilirlik söylemlerinin de dayanaklarını açık biçimde ortaya koymayı zorunlu kılıyor. Zira ölçülemeyen etki, yatırımcı nezdinde değer üretmiyor. Doğrulanamayan etki ise güven oluşturmuyor.</p>
<p>Bu paradigma değişimiyle dünya yeni bir yatırım dönemine giriyor. Ekonomik değer ile etkiyi buluşturan alanlarda liderlik yarışı çoktan başlamış durumda.</p>
<p>Enerji dönüşümünden iklim teknolojilerine, su ve gıda güvenliğinden dijital altyapılara kadar uzanan yatırım alanlarında yeni bir büyüme dalgası yükseliyor. Bu yıl ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’in Eylem Gündemi de iklim taahhütlerinin somut yatırım projelerine dönüşmesini hızlandırma hedefiyle önemli bir fırsat sunuyor. Ancak düzenlemeler ve uluslararası zirveler yalnızca çerçeveyi oluşturuyor. Asıl farkı, şirketlerin bu zemini nasıl bir vizyona ve nasıl bir uygulamaya dönüştürdüğü belirleyecek.</p>
<p>Kısacası; içinden geçtiğimiz dönüşümün ortak paydasında, değerin ne olduğu, nasıl yaratıldığı ve geride nasıl bir iz bıraktığına ilişkin anlayışımızın yeniden şekillenmesi yer alıyor. Asıl soru ise iş dünyasının bu yeni değer denkleminde nasıl bir rol üstleneceği.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde öne çıkacak şirketler, etkiyi faaliyetlerinin sonucu olarak görenler değil, yatırım kararlarının başlangıç noktası haline getirenler olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/degerin-yeni-olcusu-etki-91280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Değerin yeni ölçüsü: Etki  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilancolari-buyudu-fiyatlari-eridi-22-hissede-fiyat-ve-kar-makasi-acildi-91277</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilançoları büyüdü fiyatları eridi, 22 hissede fiyat ve kâr makası açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada altı temel bilanço kalemine göre büyüyen 22 şirketin 17’si son üç ayda %79’a varan kayıplar yaşadı. Yeni iş bağlantıları ve yatırımlarla kârını büyüten kimi şirketlerin tahtasındaki satışlar, bilanço yapısıyla hisse fiyatı arasında dikkat çeken bir makas aralığına yol açıyor.</strong></p>
<p>Borsada son üç aydır gözlenen düzeltme dalgası, mali tablolarında güçlü finansal sonuçları olan şirketleri de kapsama dışında bırakmadı. Aktifler, özsermaye, satış, FAVÖK, esas faaliyet ve net kâr kalemlerinin tamamında büyüyen 22 şirketten yalnızca dördü son üç ayda yatırımcısına kazandırdı. Geriye kalan 17 şirket bilançosunda gözlenen ivmeye rağmen fiyatında değişen oranlarda düşüşler yaşadı. Temel veriler yukarıda oluşurken fiyatların aşağı gelmesi, yatırımcının belirsiz piyasa şartlarında kârını realize ederek bir an önce nakde dönme arzusunu öne çıkarıyor.</p>
<h2>Yatırım yapsa da düştü</h2>
<p>Fiyat ile operasyonel güç arasındaki en çarpıcı kopuş ihracat ve yatırım odaklı sanayi şirketlerinde yaşanıyor. Türk Altın İşletmeleri, altı aylık bilançosunda esas faaliyet kârını dört katına çıkarmasına ve eylül sonunda Kayseri ve Çanakkale maden sahaları için önemli altyapı ihalelerini sonuçlandırmasına rağmen üç ayda %21,8 düştü. Europower Enerji, Japon firmayla Ukrayna için 37 milyon dolarlık transformatör anlaşması imzalarken altı aylık dönemde gelir ve kârını büyüten bir diğer şirket. Bunar rağmen üç ayda %54,2 değer kaybetti. Ankara’daki Turkcell Veri Merkezi ihalesini 4,95 milyon euroya kazanan Orge Enerji de aynı sürede performansı ekside kalan bir diğer şirket oldu.</p>
<h2>Yurt dışı açılımı var</h2>
<p>Enflasyonist ortamda büyüyen sağlık ve gıda hisselerinde de yeni iş haberleri fiyatları yukarı taşımaya yetmedi. Ekim ayında İsviçre merkezli ürünlerin distribütörlüğünü alan, Kazakistan’da ilaç ihalesi kazanan ve Azerbaycan’daki fabrikasını devreye sokan Gen İlaç, güçlü kâr artışına karşın geride kalan üç ayda fiyatı %64,2 geriledi. Armada Gıda, Eylül sonunda 2,2 milyon euroluk yeni üretim hattı alırken %38,2 düştü.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeac10145443-1793769729.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>EV Mİ, HİSSE SENEDİ Mİ?</strong></p>
<p>Ev; güvence, psikolojik rahatlık, kaldıraç imkanı, kira geliri, enflasyondan korunma. Hantallık, yüksek başlangıç maliyeti, bakım gideri, kiracı riski. Hisse senedi; likidite, hızlı büyüme, düşük bütçeli giriş, temettü akışı, çeşitlendirme. Volatilite, psikolojik baskı, yönetim riski, analiz zorluğu.</p>
<p><strong>İlişkili firma üzerinden yürüttüğü faaliyetini doğrudan gerçekleştirmeye başladı</strong></p>
<p>Oylum’un A101’in tedarikçisi olması gelirine ne ölçüde katkı sağlayacak? ● Şenay Saka</p>
<p>Şenay; Oylum Sınai Yatırımlar, daha önce ilişkili şirketi üzerinden ürün tedarik ettiği A101 ile artık doğrudan çalışmaya başladı ve ilk siparişini üç ay kadar önce aldı. Dokuz aylık dönemde satışlarını %3 düşürerek 699 milyon TL’ye, esas faaliyet kârını ise 51,1 milyon TL’ye taşıyan şirket, maliyet ve yönetim giderlerini kontrol altına almasının pozitif etkisini yaşıyor. Ancak ertelenmiş vergi giderlerinden kaynaklı olarak dönem sonunu 51,95 milyon TL zararla kapattığı görülüyor. Doğrudan tedarik sürecinin gelir kalemine henüz yansıması gözlenmedi.</p>
<p><strong>Zeytinburnu projesinde arsa sahibiyle gelirin yarı oranda paylaşılması için anlaştı</strong></p>
<p>Luxera GMYO’nun Zeytinburnu’ndaki projesi hangi aşamada? ● Tevfik Büyükdere</p>
<p>Tevfik; Luxera GMYO, Zeytinburnu’nda geliştirilecek proje için arsada pay sahibi olan NBG Zeytinburnu İnşaat ile haziranda hasılat paylaşımlı bir sözleşme imzaladı. Anlaşmaya göre arsa üzerinde bağımsız bölümler Luxera tarafından anahtar teslim inşa edilecek ve satıştan elde edilecek hasılat iki taraf arasında yarı oranda olacak şekilde paylaşılacak. Değerleme raporunda projeye konu olan arsanın değeri 3,9 milyar TL olarak tespit edildi. Şirket, aynı bölgedeki diğer arsalarla ilgili pazarlıklarda anlaşmaya varamayınca görüşmeleri sonlandırdı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>PBN fonu, borsada hisse senetlerine yatırımda bulunurken %3 kaybettirdi</strong></p>
<p>Piramit Portföy’ün yönetimindeki Birinci Hisse Senedi Serbest Fon (PBN), Mayıs 2025’ten bu yana işlem görüyor. Dalgalı bir seyre sahip olan fon, son iki aydır düşen bir eğilim sergiliyor. Fonun toplam büyüklüğü arada artış yaşasa da daralan bir eğilime sahip. 2 Kasım’da toplam piyasa büyüklüğü 332,5 milyon TL’ye geriledi. Şubattan bu yana sürekli para çıkışı yaşanıyor. Ekimde giden nakit tutarı 3,47 milyon TL oldu. Sürece paralel yatırımcı sayısı düzenli şekilde geriliyor. Sayı şimdilerde 356 kişiye kadar indi. Temel stratejisi, borsada işlem gören hisselere yatırım yapmak üzerine kurulu. Söz konusu stratejiyle şekillenen portföyün %86,80’i hisse senetlerinden, %10,71’i yatırım fonlarından oluşuyor. Son bir yıllık değer kaybı %2,96 seviyesinde olurken aynı sürede endeks %0,1 düzeyinde kayıp yaşadı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Milk Süt, piyasadan %54,95 bileşik faizle 150 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Milk Academy Süt, 30.10.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 150.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %45, bileşik faizi %54,95 olarak belirlendi. 45 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 17.12.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %5,55 düzeyinde. 30 Ekim itibarıyla TLREF %35,82 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Milk Süt’ün verdiği %45 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 9,18 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından cazip bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFMILKA2610 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeac0e0a141a-1793769696.png" alt="" width="978" height="236" /><strong>DOĞAN HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Romanya’daki Kanal D operasyonlarını 109 milyon euro karşılığında devrediyor</strong></p>
<p>Doğan Holding, yurt dışındaki önemli medya varlıklarından olan Kanal D Romanya firmasını satmak üzere bağlayıcı sözleşme imzaladı. Sermayenin tamamını temsil eden paylar, Romanian Content ve Clever Media konsorsiyumuna vadeli ödeme planı dahilinde toplam 109 milyon euro bedelle devredecek. Satış işleminin yasal onaylar ve rekabet otoritesinin izninin ardından resmen tamamlanması bekleniyor. Şirketin medya sektöründeki uluslararası varlıklarını yüksek bir değerlemeyle nakde çevirmesi, holdingin portföy optimizasyonu stratejisinin güçlü bir adımı olarak görülmeli.</p>
<p><strong>MEGA METAL</strong></p>
<p><strong>ABD’deki tesisi ticari faaliyete geçerken kapasitesi kademeli olarak artacak</strong></p>
<p>Mega Metal, Kuzey Amerika’da büyüme hedefinin en kritik ayağı olan ABD South Carolina’daki fabrikasında deneme üretimlerini tamamlayarak ticari satışlara başladı. Tesisin üretim kapasitesinin müşteri siparişleri doğrultusunda kademeli olarak artırılarak 2027 yılında yıllık 24 bin tona ulaşması hedefleniyor. ABD’de yerinde üretim modeline geçmesi, lojistik maliyetlerini minimize edecek. Bunun yanı sıra şirket, yurt içinde yerleşik bir müşterisinden kırma eleme tesisi kurulumu için KDV hariç 1,32 milyon euro tutarında yeni sipariş aldığını yatırımcısıyla paylaştı.</p>
<p><strong>KONFRUT TARIM</strong></p>
<p><strong>Tarsus’ta hayata geçireceği 580 milyon liralık tesis yatırımı için teşvik aldı</strong></p>
<p>Konfrut Tarım, bağlı ortaklığı üzerinden Mersin Tarsus’ta hayata geçireceği narenciye işleme, meyve suyu üretimi ve soğuk hava depolama tesisi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Komple Yeni Yatırım niteliğinde teşvik belgesi aldı. Toplam 580,2 milyon TL bütçeli yatırım kapsamında; makine hibe desteği, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, %60 vergi indirimi ve SGK işveren hissesi desteklerinden yararlanacak. Kurulum aşaması devam eden modern tesisin Şubat 2027’de faaliyete geçmesi planlanıyor. Şirket gerçekleştireceği yatırımla birlikte verimini artıracak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Penguen Gıda’nın mayıstan bu yana gerileyen fiyatı son bir ayda ivmesini azalttı</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeac0beade1f-1793769662.png" alt="" width="299" height="232" /></strong>Penguen Gıda’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %5,87 ile toplamda 26,5 bin lot artarak 477,8 bine çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 3 ile sabit kaldı. TVE fonu 40 bin lot ile en fazla alımı yaparken, GIH 13,5 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Penguen Gıda için 2026 yılında öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede belirgin şekilde öne çıkan Emaa Blue Portföy’ün TVE fonu son alımla birlikte payını 453 bin lota yükseltti. Fiyat gerilerken payını artırdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilancolari-buyudu-fiyatlari-eridi-22-hissede-fiyat-ve-kar-makasi-acildi-91277</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilançoları büyüdü fiyatları eridi, 22 hissede fiyat ve kâr makası açıldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeniden-degerleme-orani-2027-icin-2783-91275</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeniden değerleme oranı belli oldu: Vergi ve cezalarda beklenen artışlar...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>TÜİK tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon verileriyle yeniden değerleme oranı da teknik olarak belli oldu. Buna göre oran 27,83 olarak belirlendi. Yasa gereği, ekim ayında açıklanan Yİ-ÜFE’nin 12 aylık ortalaması yeniden değerleme olarak alınıyor. Ancak Vergi Usul Kanunu uyarınca Cumhurbaşkanının, vergi, harç ve cezalarda yeniden değerleme oranını yüzde 50 azaltma ve yüzde 50 artırma yetkisi bulunuyor.</p>
<p>Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde ise Cumhurbaşkanının artırma yetkisi yüzde 50 olmakla birlikte, indirme yetkisi yüzde 80 düzeyinde. Cezalarda ise ilan edilen yeniden değerleme oranları değiştirilemiyor. Kararlar Resmi Gazete’de yayımlanıyor. Yeniden değerleme oranı ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tebliği ile ilan ediliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeabcbcb1584-1793768636.png" alt="" width="812" height="635" />Açıklanan orana göre, trafikte tartışmalarda saldırı amacıyla aracından inen 231 bin TL, alkollü araç kullanan 31 bin 958 TL ceza ödeyecek. 3 yıl ve daha üzeri uzun süreli pasaport 17 bin 142 TL olacak. 1300-1600 cc sıfır otomobil için MTV, 15 bin 375 TL olarak uygulanacak. Gelir vergisi dilimleri de yeniden değerleme oranı kadar artacak. Bu konuda ise tartışma uzun yıllardır devam ediyor. Daha önce istisnaya konu tarifeler düşük belirlendiği için, asgari ücret başta olmak üzere düşük ücretlerin yüzde 20’lik ikinci dilime geçmesi nedeniyle, çalışanların tarife üzerinden yüksek gelir vergisi ödediği eleştirileri yapılıyordu. Cumhurbaşkanı’nın gelir vergisi tarifesi için yüzde 50 artırım ya da azaltma yetkisi bulunuyor. İşletmeler yönünden, gelir vergisi tarifeleri dışında, ticaret sicil harçları, noter harçları, tapu ve kadastro, gemi ve liman harçları, ruhsat vb. harçlar yönünden de aynı oranda artış gerçekleşecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeniden-degerleme-orani-2027-icin-2783-91275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/7/1280x720/lira-para-1793369445.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in enflasyon verileriyle birlikte açıkladığı yeniden değerleme oranına göre, trafikte tartışmalarda saldırı amacıyla aracından inen 231 bin TL, alkollü araç kullanan 31 bin 958 TL ceza ödeyecek. 3 yıl ve daha üzeri uzun süreli pasaport 17 bin 142 TL olacak. 1300-1600 cc sıfır otomobil için MTV, 15 bin 375 TL olarak uygulanacak. Gelir vergisi dilimleri de yeniden değerleme oranı kadar artacak. Ancak Cumhurbaşkanının, vergi, harç ve cezalarda yeniden değerleme oranını yüzde 50 azaltma ve yüzde 50 artırma yetkisi bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-ekimde-hizlandi-91274</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon ekimde hızlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Enflasyon ekim ayında yüzde 2,58 arttı ve yüzde 2,4 olan beklentilerin hafif üzerinde geldi. Eylüldeki yüzde 1,84 aylık enflasyona göre ise belirgin şekilde hızlandı. Yıllık enflasyon eylüldeki yüzde 29,73 seviyesinden ekimde yüzde 29,77’ye geldi. Enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesinde gıda ve giyim fiyatlarındaki hızlı yükselişler olurken veri sonrası borsada bankacılık ve BİST100 endeksinde kayıplar hızlandı.</p>
<h2>Gıdada bu kez yukarı yönlü sürpriz </h2>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ekimde gıda enfl asyonu eylüldeki sürprizin üzerine yüzde 3,5 yükseldi. Önceki iki ay gerileyen gıda fiyatları ekimde hızlandı. Bu yükselişte taze sebze ve meyvelerdeki aylık yüzde 14,66 artış etkili olurken gıda enfl asyonundaki bu artışın manşet enfl asyona etkisi 0.84 puan oldu. Enfl asyon hesabında yüksek ağırlığa sahip gıdada uzmanlar eylülden ekime sarkan sebze fiyatları artışının etkisinin de bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Giyim ve ayakkabı ise yeni sezon nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl ekimde de manşet enfl asyonu yükseltici etki yaptı. Aylık yüzde 12,58 artan giyim ve ayakkabı grubu aylık enflasyonu 0.82 puan yukarı çekti. Giyim ve ayakkabıda gelecek aylarda enflasyona yükseltici etki bahara kadar beklenmiyor.</p>
<p>Yine ulaştırma grubu manşet enflasyonu hızlandıran harcama grupları arasında yer aldı. Eşel mobil sisteminin sona ermesi ve devam eden akaryakıt zamlarıyla ulaştırma grubunda aylık artış yüzde 2,02 manşet enflasyona katkı ise 0.36 puan gerçekleşti. Konut grubu da elektrik ve doğalgaz tarifelerinde bir değişiklik olmadı bu gruptaki artışın büyük çoğunluğu kira zamlarından kaynaklandı. Konut grubunda aylık yüzde 2,84 artış manşet enflasyonu 0.34 puan yükseltti.</p>
<h2>Baz etkisi baskı oluşturabilir</h2>
<p>Gıda, giyim, konut ve ulaştırma bu dört grup ekim ayı enflasyonunun belirleyicisi oldu. Çekirdek enflasyon göstergelerinden işlenmemiş gıda, enerji, içki ve sigara ile altın hariç B çekirdek enflasyonu aylık yüzde 2 arttı yıllık enflasyon yüzde 29’dan yüzde 28,46 geldi. Enerji, gıda, içki ve sigara ile altın hariç C çekirdek enflasyonu ise aylık yüzde 2,07 arttı ekimde ve yıllık C çekirdek enflasyonu eylüldeki yüzde 28,70’ten yüzde 28,28’e geriledi.</p>
<p>12 Kasım'da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın son enflasyon raporunu açıklayacak. OVP sonrası yapılacak bu toplantıda TCMB'nin vereceği mesajlar 2027 için sinyaller barındırabilecek. Öte yandan Uzmanlar geçen yıl kasım ve aralıktaki düşük aylık enflasyonun bu yıl baz etkisi oluşturabileceğini ve bu aylarda yıllık enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine işaret etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TCMB ekimde 12 milyar dolar sattı</span></h2>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezervlerinde gerileme geçen hafta devam etti. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre TCMB rezervleri 4.1 milyar dolar düşüşle 158.1 milyar dolara geriledi. Geçen hafta içerisinde bankaların TCMB’de zorunlu karşılık ve teminat depo çerçevesinde tuttukları döviz miktarının 0.8 milyar dolar artması, brüt rezervi olumlu etkiledi. Bunu hariç tutan net rezerv ise 5 milyar dolar azalışla 37.9 milyar dolara indi. Swap hariç net rezerv de önceki haftaya göre 6.6 milyar dolar azalışla 24.2 milyar dolara geriledi. QNB ekonomistlerinin analizine göre net rezerv içinde değerlendirilen yurt içi bankalarla yapılan satım yönlü swap hacminin 30 Ekim haftasında 1.6 milyar dolar azalması, net rezervi olumlu etkiledi. Altın fiyatlarının gerilemesinin ise net rezervde 0.7 milyar dolarlık azalışa yol açtı. Kamunun döviz mevduatı da incelenen hafta içerisinde yataya yakın seyretti. QNB analizinde “Sonuç olarak, bu saydığımız işlemler net rezervin geçen hafta 0.9 milyar dolar yükselmesine neden olmuştur. Net rezervdeki değişimi dikkate aldığımızda, bunun dışında kalan işlemlerle toplamda 5.9 milyar dolar döviz satışı gerçekleştiğini hesaplıyoruz. Böylece, ekim ayının tamamında 12 milyar dolar civarında döviz satışı yapılmıştır” denildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-ekimde-hizlandi-91274</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/market-enflasyon-ekonomi-1785419485.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Önceki iki ayda yavaşlamasıyla enflasyonda sürpriz yaratan gıda enflasyonu ekimde taze sebze ve meyvedeki çift haneli artışlarla hızlandı. Giyimde yeni sezon ve ulaştırma ile konut grubundaki yükselişlerin etkisiyle de aylık enflasyon ekimde yüzde 2,58 ile beklentileri aştı. Borsa endeksleri veri sonrası geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-iktidari-fon-chpyi-iktidara-destek-uzerinden-elestirdi-91273</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel; iktidarı fon, CHP’yi iktidara destek üzerinden eleştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarı fon tartışmaları üzerinden eleştirerek, “Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey'in atadığı kadrolar çöktü” dedi.</p>
<p>Özel, grup toplantısında AK Parti’yi yatırım fonları üzerinden, CHP ise AK Parti’ye yaptığı destek açıklamaları üzerinden eleştirdi. Fon krizinin üzerinden 48 gün geçtiğini hatırlatan Özel, “Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey'in atadığı kadrolar çöktü. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu. Bütünüyle AKP kadrolarının büyük bir operasyonu. 'Türkiye Yüzyılı' dediler ya, bu Türkiye Yüzyılı'nda yüzyılın vurgunudur. Ve bunun başındaki isim, hiç kimse kıvırmasın oradan buradan, Recep Tayyip Erdoğan'dır. Çünkü Tayyip Bey'in bu soruya iki cevabı var. Bu yaşananları biliyor muydun, bilmiyor muydun? 'Biliyordum' derhal istifa et, milleti nasıl soyarsın? 'Bilmiyordum' derhal seçime götür” diye konuştu. Servetine servet katanların tamamının neredeyse AK Partili olduğunu öne süren Özgür Özel, “ Atadıklarını koruyan kollayan da Erdoğan. Masada liste var, listenin içinde bakanlar var milletvekilleri var parti yöneticiler var ama Erdoğan'da çıt yok. 245 kişilik ana listeyi yayınlamıyor. 80 kişilik o listeyi ne yalanlıyor ne doğruluyor ama bir yandan 'Merak etmeyin, çözeceğim masa kurdum' diyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son günlerdeki açıklamalarına atıfta bulanan Özgür Özel, “Butlancılar şimdi 'Anayasa'yı değiştirmeye varım' diyor. Bütün partilerin karşı çıktığı (Mekke) anlaşmayı imzalarım diyor. Mehmetçiği Yemen'e ‘yollarım’ diyor. Erdoğan'ın Trump'la yaptığı anlaşmada 'Ben de varım' diyor. Nasıl Selahattin Demirtaş'ın içeri girmesini kolaylaştırdıysa şimdi YENİ Partili kadrolar için ‘yaparım’ diyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Bahçeli: Siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır</strong></span></p>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis grup toplantısında Türkiye'nin ihtiyacının aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyu, hukukun üstünlüğü ve demokratik zemini güçlendirmek olduğunu belirterek, “Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla; toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın” dedi.</p>
<p>Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın Libya tarağından onaylanmasının ardından AB cephesinden gelen tepkilere değinen Bahçeli, “Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve onları Türkiye aleyhine kışkırtan İsrail, ayrıca Avrupa Birliği’nin bu gelişmeden rahatsızlık duydukları hemen ortaya çıkmıştır. Brüksel’deki tüm yetkililer anlamalıdır ki, tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye’ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa’nın da harcı değildir” diye konuştu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Ateş: Sanayici Kacır'ın sesini duymak istiyor</strong></span></p>
<p>CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sanayi sektörünün üç yıldır yerinde saydığını belirtirken, Sanayi Bakanı Kacır’a yeterince sanayicinin arkasında durmadığı eleştirisi getirdi. Ateş, “Sayın Mehmet Şimşek'in yüksek faize dayalı enflasyonu düşürme programı sanayinin çanına ot tıkamış durumda. Üzülerek söylemek istiyorum, ortalıkta yoksunuz Sayın Bakanım, sanayicilerimizi Mehmet Şimşek'in inisiyatifine terk etmiş durumdasınız. Sanayici sizin sesinizi duymak istiyor” sözleriyle eleştirdi. Ateş, seçim bölgesi Bolu'da kanatlı sektörünün maliyet yükünü anlatırken, sektöre yönelik yargı operasyonunu da gündeme getirdi, “Adalet Bakanımız, sosyal medyada paylaşım yapıyor: "İSO 500 içerisinde olan kanatlı sektör firmalarına denetim kayyumu atadık." diyor. Sabahleyin firma sahipleri İstanbul'a alınıyor" diye konuştu. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Dalgın: "Coffee latte" ekonomisi olduk</strong></span></p>
<p>İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın gelinen noktada Türkiye’nin bir "coffee latte" ekonomisine döndüğünü söyledi. Dalgın, “Türkiye'nin en büyük 1.000 sanayi şirketinde çalışan sayısı, kafe ve restoranda çalışanlar kadar. Türkiye'nin en büyük 1.000 sanayi şirketinde çalışan sayısı, motokurye sayısı kadar. Türkiye'nin en büyük 1.000 sanayi şirketinde çalışan sayısı dört senedir yerinde sayıyor bir hizmet sektörümüz olması çok önemli, oraların artması doğal ama bizim burada kaybettiğimiz işler kaliteli işler. Nitekim orta direği taşıyan işler burada yok oluyor. En büyük 1.000 sanayi şirketindeki ortalama ücret asgari ücretin 3,5 katı yani kaybedilen ya da büyümeyen işler aslında nitelikli, bizim vatandaşımızın sahip olmasını isteyeceğimiz işler” dedi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-iktidari-fon-chpyi-iktidara-destek-uzerinden-elestirdi-91273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/5/1280x720/ozgur-ozel-1791351232.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özel; iktidarı fon, CHP’yi iktidara destek üzerinden eleştirdi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergiye-uyumlu-mukellef-indiriminden-yararlanilmamissa-duzeltme-yapilabilir-mi-91272</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanılmamışsa, düzeltme yapılabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanma koşullarını taşıdığı halde beyannamesinde bu hakkını kullanmayan şirketler, fazla ödedikleri vergiyi geri alabilecek. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, indirimden yararlanılmamasını hesap hatası kapsamında değerlendirerek, kurumlar vergisine isabet eden indirim tutarının normal düzeltme zamanaşımı süresi içinde iadesinin talep edilebileceğine hükmetti.</strong></p>
<p><strong>Vergi hatası ve düzeltme</strong></p>
<p>Vergileme işleminin herhangi bir aşamasında; vergiyi doğuran olayda, indirim, istisna ve muafiyet uygulamasında, tarh ve tahakkuk işlemlerinde hata yapılabilir. Hata yapılmışsa yapılacak bellidir, kural olarak yasal düzenlemeler çerçevesinde hata düzeltilir.</p>
<p>İdari çözüm yollarından biri olan vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin düzenlemeler Vergi Usul Kanunu’nun 116 ve devamı maddelerinde yer alıyor.</p>
<p>Kanunda vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış ve bu hatalar, hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak gruplanmış durumda. Hesap hataları, hesaplarda matrah ve miktar hatası bulunması ya da mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirme hataları ise mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin konusunda ve döneminde yapılmış hatalar olarak belirlenmiş.</p>
<p><strong>Düzelmenin sınırı</strong></p>
<p>Müessesenin adından da anlaşıldığı gibi düzeltme hatalarla sınırlı. Hukuksal olarak çözümlenmesi gereken, yoruma dayalı konularda düzeltme hükümlerinin uygulanması mümkün değil. Düzeltilebilecek vergi hataları, kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan anlaşılabilecek açıklıktaki vergilendirme yanlışlıkları.</p>
<p>Böyle olunca, hangi konuların ihtilaf konusu yapılabileceği, hangi konuların düzeltme konusu olabileceği kritik öneme sahip. Çoğu zaman da açık değil. Gördüğüm kadarıyla, İdari uygulamada genellikle düzeltme işlemi çok yapılmıyor, yargı kararları da uzun vadede istikrarlı değil. İstikrarlı olmaması biraz da hangi konunun yorumu gerektirdiğinin kolayca tespit edilememesinden kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Vergiye uyumlu mükellef indirimi</strong></p>
<p>Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 121. maddesinde yer alan düzenleme gereği;</p>
<p>- Vergiye uyumlu olarak tanımlanan bazı mükellefler, beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin % 5’ini ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilebiliyor. </p>
<p>- İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, beyannamenin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde, mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebiliyor. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarların red ve iadesi mümkün değil.</p>
<p><strong>Beyannamede indirimden yararlanılmaması vergi hatası mıdır?</strong></p>
<p>İndirimden yararlanma koşulları varken yararlanılmaması ve hesaplanan tutarda indirim yapılmaması, Vergi Usul Kanunu’nun 117. maddesinde tanımlanan hesap hatası (vergi miktarında hata) niteliğinde. Yasal düzenleme açıkça, koşulları sağlayanların indirimden yararlanmasını öngörüyor. Tercihe bağlı bir durum değil, indirimden yararlanmak. Dolayısıyla, yapılan hatanın fark edilmesi durumunda, öngörülen yasal prosedür çerçevesinde düzeltilmesi gerekir.</p>
<p>Yukarıda özetlediğim gibi;</p>
<p>- Uyumlu mükellef indirimi ödenmesi gereken vergiden mahsup ediliyor. Bu mahsup yapılmamışsa, normal düzeltme zamanaşımı süresinde hatanın düzeltilmesi ve fazladan ödenen verginin iadesi gerekiyor.</p>
<p>- İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda indirilemeyen tutarın ise beyannamenin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsubu mümkün. Bu süre içinde mahsup talep edilmemiş ve yapılmamışsa, red ve iade mümkün değil.</p>
<p>Görüldüğü gibi düzeltmede, indirilecek vergi tutarının ödenecek vergi tutarından büyük olması halinde iki farklı süre söz konusu. Düzeltme de bu sürelere bağlı olarak yapılabilir.</p>
<p><strong>Konuyla ilgili güncel bir yargı kararı</strong></p>
<p>Konuyu yukarıda birkaç cümleyle özetledim. Konuyla ilgili güncel bir yargı kararı da var. Tekrardan kaçınarak ve ek bir yorum yapmadan, kararı da olabildiğince kısa özetleyeyim.</p>
<p>Dava konusu somut olayda, yasal süresinde 2018 hesap dönemi beyannamesini veren kurum, vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanmamış. Durumun fark edilmesi üzerine, vergi hatasının düzeltilmesi ve fazladan ödenen verginin iadesi için, 17.08.2020 tarihinde vergi dairesinden düzeltme talebinde bulunmuş. Düzeltme talebi ve şikâyet yoluyla düzeltme talebinin cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine dava açılmış.</p>
<p>Konuyu inceleyen Vergi Mahkemesi, uyumlu mükellef indirimi koşullarının sağlandığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını tespit ettikten sonra, İdarenin, konunun vergilendirme hatalarına ilişkin düzenleme kapsamında incelenemeyeceğine ilişkin itirazını yerinde görmemiş. Ancak davacının iade talebinin, beyannamenin verilmesi gereken tarihi izleyen bir yıl içinde, en geç 25.04.2020 tarihine kadar yapılması gerektiği, süresinden sonra yapılan iade talebinin zımnen reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiş.</p>
<p>İstinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesi’nce reddi üzerine temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi;</p>
<p>- Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu düzeltme başvurusunun, kurumlar vergisi beyannamesindeki <u>ödenmesi gereken kurumlar vergisine isabet eden bölümünü aşan kısmına</u> ilişkin hüküm fıkrasını hukuka uygun bularak, bu kısma ilişkin temyiz talebini reddetmiş.</p>
<p>- Vergi indirimine ilişkin şartların davacı şirketçe sağlanamadığına dair, davalı İdarece ileri sürülen bir iddia bulunmadığı gerekçesiyle, vergi indiriminden faydalanması gereken davacı kuruma ait olan vergi indiriminin, ödenmesi gereken kurumlar vergisinden indirilememesi sonucu, bu tutardaki ödenen kurumlar vergisinin fazla tahakkuk ettirildiği ve bu nedenle hesap hatası ortaya çıktığı sonucuna ulaşmış. Bu çerçevede, bu kısma ilişkin olarak normal düzeltme zamanaşımı süresi içinde (5 yıl) düzeltme başvurusunda bulunulduğunu dikkate alarak, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısma ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş. (Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 05.10.2023 tarih ve E:2022/1947 K:2023/3407 sayılı kararı.)</p>
<p>Bölge İdare Mahkemesi’nin, ilk kararının bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmesi üzerine konuyu inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçeyle, davacı kurumun temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi’nin ısrar kararını bozmuş. (28.01.2026 tarih ve E:2024/69 K:2026/11 sayılı karar.)</p>
<p>Bu karar özetle, koşullar sağlanmasına rağmen uyumlu mükellef vergi indiriminden yararlanılmaması durumunda, hesaplanan indirim tutarının, kurumlar vergisi beyannamesinde ödenmesi gereken kurumlar vergisine isabet eden kısmının, iadesinin talep edilebileceğini söylüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergiye-uyumlu-mukellef-indiriminden-yararlanilmamissa-duzeltme-yapilabilir-mi-91272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanılmamışsa, düzeltme yapılabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurumsal-firmalarin-inovasyon-paradoksu-91271</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kurumsal firmaların inovasyon paradoksu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Büyük şirketlerin inovasyon önündeki en büyük engeli teknoloji, sermaye ya da yetenek eksikliği değil, geçmiş başarılarına bağlı kalmaları. Nokia, Kodak ve BlackBerry gibi örnekler, değişime zamanında uyum sağlayamayan kurumların gerilemesini ortaya koyarken, çözüm mevcut işlerde verimliliği artırmakla geleceğin pazarlarını keşfetmeyi aynı anda mümkün kılan “çift elli organizasyon” modelinde yatıyor.</strong><strong> </strong></p>
<p>Büyük şirketlerin inovasyon yapamamasının temel nedeni çoğu zaman teknoloji, sermaye ya da yetenek eksikliği değildir. Asıl sorun, geçmişte başarılı olmuş işleri ve iş yapış biçimlerini değiştirmek istememeleridir. Başarı, bir noktadan sonra yerleşik kurumların en büyük prangasına dönüşebilir.</p>
<p>İnovasyon gurusu, Harvard profesörü Clayton Christensen, bu durumu <em>İnovatörün İkilemi</em> (The Innovator’s Dilemma) olarak tanımlar. Büyük kurumsal firmalar bir taraftan değişen dünyaya uyum sağlamak, yeni teknolojileri benimsemek ve geleceğin pazarlarında yer almak isterken, diğer taraftan mevcut gelir modellerini, organizasyon yapılarını ve karar mekanizmalarını korumaya çalışırlar. Amiral gemisini terk etmek kolay değildir. Fakat ikisini aynı anda yapmak da kolay değil.</p>
<p>Nokia, Kodak ve BlackBerry bunun en bilinen örnekleri. Bu şirketlerin teknolojiye, yeteneğe ya da finansal kaynaklara erişimi vardı. Hatta kendi sektörlerinde oldukça başarılıydılar. Fakat değişimin gerektirdiği dönüşümü zamanında gerçekleştiremediler. Sorun geleceği görememek değil, bugünkü başarılarından vazgeçememekti.</p>
<p>İnovasyon literatüründe buna <em>başarının tuzağı</em> diyebiliriz. Kurumlar mevcut iş modellerini geliştirmeye, verimliliği artırmaya ve operasyonel mükemmelliğe odaklanırken yeni fırsatları keşfetme yeteneklerini kaybedebiliyorlar.</p>
<p>Peki, ne yapmalı?</p>
<p>Çözüm yine literatürde mevcut. Üstelik sadece teorik olarak değil, pek çok en iyi uygulama (best practice) örneğiyle de karşımıza çıkıyor: <strong><em>Ambidextrous Organization</em></strong>. Türkçesine çift elli organizasyon diyebiliriz. Bir taraftan yeni işleri/inovasyonları keşfedecek, diğer taraftan mevcut işinde operasyonel mükemmelliği yakalayacak bir yapı kurmalısınız. Operasyonel mükemmellik çalışmalarını da inovasyonla gerçekleştirmek mümkün. Özellikle süreç inovasyonlarına odaklanabilirsiniz.</p>
<p>Çift elli organizasyonu nasıl kurgulayacağımıza ve yürüteceğimize dair tek bir formül yok. Kurumun koşullarına göre terzi usulü biçimlenmesi gerekir. Bu yola çıkmak dahi önemli bir adım.</p>
<p>Risk alarak derin sularda keşfe dalıp radikal inovasyonlara mı yöneleceksiniz, yoksa bildiğiniz kıyılarda mevcutla mı yetineceksiniz? Bugün para kazandığınız işi gelecekte gereksiz hâle getirecek alternatiflere yönelmek her babayiğidin harcı değil. Fakat asıl kazananlar onlar. Apple, büyük bir çıkış yakalayan inovasyonunu (iPod) yine kendisi öldürdü. Çünkü iPhone'un tarih yazması için bu gerekliydi.</p>
<p>Böyle bir stratejik bakış olduktan sonra organizasyonel ya da operasyonel tüm teferruatlar çözülür.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurumsal-firmalarin-inovasyon-paradoksu-91271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurumsal firmaların inovasyon paradoksu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sizin-telefon-buzluktan-cikinca-da-calisiyor-91270</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sizin telefon buzluktan çıkınca da çalışıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Zorlu Grubu’nun kurucusu Ahmet Nazif Zorlu’yu bugün ebediyete uğurluyoruz. Ekonomiye 1990’ların ilk başlarında sıkıntıya düşen Vestel’i eski patronum Asil Nadir’in Polly Peck’ini kayyımlarından satın alarak tekrar dirilten, Denizbank’ı büyütüp rekor bir fiyata yabancı sermayeye satan Zorlu’yu unutmak mümkün mü?</p>
<p>Ekonomi gazetecilerinin Zorlu ile mutlaka birçok anısı vardır. Benim anılarımdan birisi de başlattığı ancak devam ettirmediği Venüs cep telefonuyla ilgili.</p>
<p>2000’li yılların başı. Asil Nadir’in Manisa’da kurduğu ve sonra sıkıntıya giren Vestel ile ilgili Zorlu’nun patronajında çok iyi haberler duyuyorum. Fabrikayı merak ediyorum. Yıl 2016, aradım. Manisa’da fabrikada buluşmak üzere randevulaştık. Önce İzmir’e uçtum, sonra Manisa’nın yolunu tuttum.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6aeab867d1f51-1793767527.jpg" alt="" width="727" height="939" />Fabrikada kendisini bekliyorum. Pat, pat, pat bir helikopter sesi. İnen helikopterden haftalık anne ziyaretini tamamlayan Zorlu çıktı ve gezimiz başladı.</p>
<p>Her ürün ve her makina hakkında heyecanla bilgi veriyor, sorularımı da detaylı yanıtlıyor. Bir oraya bir buraya seğirtiyor. Tam o sırada telefonum çaldı izin isteyip açtım. Arayana cevap verirken yüzünün asıldığını ve söylendiğini duydum ama anlamadım. Konuşmayı sonlandırıp hayli eskimiş telefonumu cebime koyarken de kaşlarını çatıp “Bu ne? diye sorduğunu duydum. Zannettim ki telefonun eskiliğine laf ediyor. Dedim ki “Beyefendi biz sizin gibi zengin değiliz, paramız anca buna yetiyor. “Yok, telefonun eskiliğine laf etmiyorum. Niye yerli malı kullanmıyorsun?” diye sordu. “Var mı yerlisi” yanıtımı duyunca da attı elini yanıbaşımızdaki dev karton kutuya ve tutuşturdu elime yeni geliştirdikleri Venüs marka cep telefonunu.</p>
<p>Başladı yine heyecanla Venüs ile ilgili planlarını ve hedeflerini anlatmaya. Gezi bitti, oturduk sohbet ettik uzun uzun ve sonra İstanbul’un yolunu tuttum. Akşam evde yeni telefonumla sağı solu aradık da sonra baktım ki ısınmış “serinlesin” diye hemen buzdolabının buzluğuna koydum. Sonra da duş yapmak için banyonun yolunu tuttum. Çıktım sonra aklıma geldi ki telefon 45 dakikadır buzlukta serinliyor. Koştum aldım, üzerinde soğuktan neredeyse buz tabakası oluşmuş. Kuruladım baktım ki çalışıyor hemen Zorlu’yu aradım: Patron sizin telefon buzluktan çıkınca da çalışıyor. Patlattı kahkahayı ve sordu: Bunu Venüs reklamlarında kullanabilir miyiz?</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sizin-telefon-buzluktan-cikinca-da-calisiyor-91270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Sizin telefon buzluktan çıkınca da çalışıyor&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-enflasyon-tuzagi-arti-eksi-yuzde-30-bandi-91269</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orta enflasyon tuzağı: Artı eksi yüzde 30 bandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dezenflasyon programında en fazla değiştirilen rakamlar enflasyon ile ilgili. Bir türlü dikiş tutmayan durum var. 2027 enflasyon hedefinin de yüzde 21 öngörüldüğü durumda, bunun yukarı yönlü sapacağını anlamak için kâhin ya da uzman olmak gerekmiyor.</strong></p>
<p>Dün TÜİK tarafından Ekim 2026 ayına ait üretici ve tüketici fiyatları yayımlandı.</p>
<p><strong>Rakamlarla enflasyon…</strong></p>
<p>Ekim 2026 ayının TÜFE tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 2,58 arttı. Bu oran, geçen yılın aynı ayında yüzde 2,55 ve önceki yılın aynı ayında da yüzde 2,88 olarak gerçekleşmiş. Görüldüğü gibi 3 yılın ekim ayında da aşağı yukarı aynı oran ortaya çıkmış görünüyor. Baz etkilerinden nispeten az nasiplenen aylık değişimin birbirine çok yakın rakamda oluşması analiz yapabilme bakımından önemli.</p>
<p>Bir önceki yılın ekim ayına göre Ekim 2026 ayının TÜFE oranı da yüzde 29,77 olup bu oran önceki iki yıla göre düşüş sergilemiş.</p>
<p>Aynı şekilde yılın başına göre Ekim 2026 ayının TÜFE oranı da yüzde 27,52 olarak gerçekleşmiş. Bu oran geçen yılın aynı döneminde çok değişmemiş, ancak 2 yıl önceki ekim ayına göre azalış sergilemiş.</p>
<p>TÜFE yıllık değişim oranları açısından 2026 Ekim ayında:</p>
<p>- İlk sırayı yüzde 48,86 ile eğitim almış,</p>
<p>- Bunu yüzde 43,29 ile sağlık sektörü ikinci sırada izlemiş,</p>
<p>- Üçüncü sıraya yüzde 40,24 ile konut girmiş ve</p>
<p>- İzleyen sırayı da yüzde 28,73 ile alkollü içecekler ve tütün izlemiş.</p>
<p>Yıllık değişime katkı yönüyle:</p>
<p>- Yüzde 6,81 ile gıda ve alkolsüz içecekler,</p>
<p>- Yüzde 6,10 ile ulaştırma,</p>
<p>- Yüzde 4,71 ile konut,</p>
<p>- Yüzde 3,08 ile de lokanta ve konut sıralanmış.</p>
<p>TÜFE aylık değişim oranları açısından ise:</p>
<p>- İlk sırayı yüzde 12,58 ile giyim ve ayakkabı,</p>
<p>- İkinci sırayı yüzde 3,50 ile gıda ve alkolsüz içecekler,</p>
<p>- Üçüncü sırayı yüzde 2,84 ile konut,</p>
<p>- Yüzde 2,02 ile ulaştırma sektörü almış.</p>
<p>Bu arada aylık değişime katkı oranları da şöyle:</p>
<p>- Giyim ve ayakkabı yüzde 12,58,</p>
<p>- Gıda ve alkolsüz içecek yüzde 3,50,</p>
<p>- Konut yüzde 2,84,</p>
<p>- Ulaştırma yüzde 2,02.</p>
<p>Öte yandan çekirdek enflasyon da yüzde 2,07 olmuş.</p>
<p>Konuya Yİ-ÜFE yurt içi üretici fiyatları açısından bakacak olursak…</p>
<p>Yİ-ÜFE Ekim 2026 itibarıyla yıllık yüzde 27,41 ve aylık yüzde 1,65 olarak gerçekleşmiş. Bu oran, en yüksek yüzde 35,12 ile maden ve yüzde 33,42 ile enerji sektöründe ortaya çıkmış. İmalat sektörü ÜFE rakamı da yıllık yüzde 29,04 ve aylık yüzde 1,79 olmuş.</p>
<p>Daha fazla rakama boğulmadan 2026 yılına genel çerçeveden baktığımızda, Ekim 2026 ayının en yüksek 4. ay olduğunu görüyoruz.</p>
<p><strong>Ne olacak enflasyonun hâli?</strong></p>
<p>Malum, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi dümeninin başına geçtiği 2023 yılı Mayıs ayından bu tarafa <em>“dezenflasyon programı” </em>adı altında bir program uygulanıyor ya da uygulanmaya çalışılıyor. Zaten programın ekonomik istikrar, kemer sıkma, ekonomik değişim ve dönüşüm gibi adlarla anılmadan ifade edilmesi, “…mış gibi” olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Ekonomik programın temel metninin son üç yıldır orta vadeli programlar olduğunu biliyoruz. Yani orta vadeli program ile bir yandan rakamsal büyüklükler ve hedefler ortaya konuluyor, bir yandan da yapısal nitelikli algılanabilecek düzenlemeler yapılacağı vaatlerine yer veriliyor.</p>
<p>Bu çerçevede Ekim 2026 ayının enflasyon rakamlarına bakarak şu değerlendirmelerde bulunabiliriz.</p>
<p>Her şeyden önce programda en fazla değiştirilen veya değişikliğe uğrayan rakamlar enflasyon ile ilgili. Bir türlü dikiş tutmayan durum var.</p>
<p>Orta vadeli programlarda, Merkez Bankası’nın yılda 4 kez yayımlanan enflasyon raporlarında, enflasyon beklentilerine ilişkin hanehalkı, iş dünyası ve finans kesimi tahminlerinde, İTO, ENAG, TEPAV ve benzeri kuruluşların periyodik tahminlerinde enflasyon rakamının sürekli değiştiği ortada.</p>
<p>Enflasyon rakamlarını etkileyen önemli unsurlardan birisi yönlendirilen ve yönetilen fiyatlar. Hükümetin ve resmî makamların tek taraflı belirlediği kamusal fiyatlar, ister istemez, enflasyon üzerinde etkili oluyor.</p>
<p>Enerji fiyatları, herhalde son dönemin en net olumsuz unsuru. İran ile İsrail ve ABD arasındaki çatışmalar, bölgedeki jeopolitik çalkantılar petrolün fiyatlarını hem yerinde tutamıyor hem de sürekli yukarı doğru itiyor. Bu da gelişmiş ülkelerde bile enflasyon oranının artması anlamına geliyor.</p>
<p>Gıda fiyatları her zaman kendini ortaya koyuyor. Bu ekim ayında da aylık değişimde ilk sıraya yerleştiği görülüyor. İyi giden iklim koşullarına ve mevsimsel gelişmelere rağmen konunun yapısal sorun niteliği, doğrudan enflasyona yansıyor.</p>
<p>Hizmet sektörü fiyatlarının yapışkanlığı ve katılığı enflasyonu besleyen bir başka önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Ki hanehalkı tüketimindeki zayıflamaya rağmen de enflasyon bir türlü ciddi düşüş sergilemiyor.</p>
<p>Aslında bu analizleri ve değerlendirmeleri televizyon kanallarında izliyoruz, gazete ve yazılı basındaki haber ve makalelerde görüyoruz.</p>
<p>Asıl görünen o ki, enflasyon orta vadeli tuzak hâline gelmiş; artı eksi yüzde 30 bandına yerleşmiş. Bu sonuç yakın tarihte de pek değişmeyecek gibi görünüyor. Bu senenin sonunda yüzde 30 zaten görüldü gibi. 2027 enflasyon hedefinin de yüzde 21 öngörüldüğü durumda, bunun yukarı yönlü sapacağını anlamak için kâhin ya da uzman olmak gerekmiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-enflasyon-tuzagi-arti-eksi-yuzde-30-bandi-91269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta enflasyon tuzağı: Artı eksi yüzde 30 bandı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fonlarda-odemeler-basladi-peki-bundan-sonra-91268</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlarda ödemeler başladı, peki bundan sonra?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İlk ara ödemelerin başlaması tasfiye sürecinde önemli bir ilerleme. Ancak yatırımcı güveninin yeniden oluşması için yalnızca ödeme yapılması yeterli değil. Ödemenin neden o tutarda yapıldığının, kalan varlıkların durumunun ve bundan sonraki aşamaların açık biçimde anlatılması gerekiyor.</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında 17 Eylül'de başlayan tasfiye sürecinde olağanüstü tasfiyedeki Tera, Pusula ve Atlas Portföy fonlarına ilişkin ilk ödemeler gerçekleştirildi. Resmi açıklamaya göre, 30 Ekim itibarıyla olağanüstü tasfiye kapsamındaki 7 fonda 29,3 milyar TL, daha önce olağan tasfiye kapsamındaki 93 fonda ise 68 milyar TL ödeme yapıldı. Böylece <strong>toplam 100 fonda 247 bin 839 yatırımcıya 97,3 milyar TL ödeme gerçekleştirilmiş oldu.</strong> Ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının anapara tutarının karşılandığı açıklandı.</p>
<p>Yaklaşık bir buçuk aydır birikimlerine ulaşmayı bekleyen yatırımcılar açısından ödemelerin başlaması olumlu. Kanunun yürürlüğe girmesi, uygulama esaslarının açıklanması ve ardından ilk ödemelerin yapılması önemli bir ilerleme. Ancak ilk ödemelerle birlikte yatırımcıların cevap beklediği yeni sorular da ortaya çıktı.</p>
<p>Özellikle para piyasası fonlarında 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme beklentisi bulunurken, bazı fonlarda yatırımcılara 250 bin TL'ye kadar ödeme yapılması hayal kırıklığı yarattı. Çünkü daha önce yapılan açıklamalarda 1 milyon TL tutarı öne çıkmış, birçok yatırımcı da bu rakamı alabileceği ödeme olarak değerlendirmişti.</p>
<h2>Peki, neden 250 bin TL ödendi?</h2>
<p>Aslında yanıt, SPK'nın 27 Ekim'de açıkladığı tasfiye ve ödemelere ilişkin usul ve esaslarda yer alıyor. Kararın 6. maddesine göre ara ödeme tutarı; yatırımcının net yatırım tutarı, para piyasası fonlarında 16 Eylül gün sonu fiyatına göre hesaplanan değer ve 1 milyon TL sınırından en düşük olanını aşamıyor.</p>
<p>Ancak 8. madde önemli bir istisna getiriyor. Fonun dağıtılabilir nakdi, bu hesaplamaya göre yapılması gereken ara ödemelerin tamamını karşılamaya yetmiyorsa, mümkün olan en fazla sayıda yatırımcıya ödeme yapılabilmesi için Kurul onayıyla daha düşük bir asgari ara ödeme tutarı belirlenebiliyor.</p>
<p>İlk ödemelerde gördüğümüz 250 bin TL uygulaması da bu düzenleme çerçevesinde değerlendiriliyor. Temel amaç, mevcut nakdi sınırlı sayıda yatırımcıya yüksek tutarlı ödeme yapmak yerine daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaştırmak. Bu yaklaşımın gerekçesi anlaşılabilir. Ancak yatırımcı açısından önemli olan yalnızca düzenlemenin hangi maddeye dayandığı değil, neden o tutarın belirlendiğini de bilmek.</p>
<p>Örneğin 1 milyon TL ara ödeme bekleyen bir yatırımcı hesabında 250 bin TL gördüğünde doğal olarak kalan tutarın ne zaman ödeneceğini soruyor. Burada önemli bir ayrım var: Ara ödeme nihai ödeme değil. Yatırımcının fon payları bu aşamada iptal edilmiyor ve tasfiye sürecindeki hakları devam ediyor. Sonraki ödemeler, fonun nakde dönüşen varlıklarına, tahsilatlara ve nihai tasfiye hesabına bağlı olacak.</p>
<p>Bu nedenle mevcut ödemelerin yatırımcılara doğru anlatılması gerekiyor. Özellikle ilk ara ödemeyi tasfiyenin tamamlanması gibi değerlendirmemek önemli.</p>
<h2>Yatırımcı artık daha fazla açıklık bekliyor</h2>
<p>Bence bundan sonraki sürecin en önemli başlığı şeffaflık… Yatırımcıların neden 1 milyon TL yerine 250 bin TL ödeme aldıklarını yalnızca mevzuatı okuyarak anlamalarını beklemek doğru değil.</p>
<p>Her fonun portföy yapısı, nakit durumu ve vadesi gelecek varlıkları farklı. Bu nedenle fon bazında dağıtılabilir nakdin ne kadar olduğu, hangi varlıkların henüz nakde dönüşmediği, ödeme tutarının hangi hesaplamayla belirlendiği ve sonraki aşamaların nasıl ilerleyeceği açıklanmalı.</p>
<p>Özellikle para piyasası fonları açısından bu bilgilendirme daha da önemli. Çünkü yatırımcılar bu fonları çoğu zaman kısa vadeli birikimlerini değerlendirmek ve günlük nakit ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıyor. Düşük riskli olarak gördükleri bir fonda birikimlerine haftalarca ulaşamamak, ardından da beklediklerinden daha düşük ödeme almak doğal olarak endişelerini artırıyor.</p>
<p>Olağan tasfiye kapsamındaki bazı fonlarda da ilk ödemelerin fon değerinin tamamını karşılamadığını gördük. Burada kalan varlıkların vadesi geldikçe veya işlemler sonuçlandıkça yeni ödemelerin yapılabileceği açıklandı. Benzer bir bilgilendirme yaklaşımının olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlarda da benimsenmesi gerekiyor.</p>
<p>Dolayısıyla yatırımcıların önüne gerçekçi bir yol haritası konulmalı. Kesin ödeme tarihi verilemiyorsa bile sürecin hangi aşamada olduğu, bir sonraki değerlendirmenin ne zaman yapılacağı ve hangi koşullarda yeni ödeme yapılabileceği düzenli olarak duyurulmalı.</p>
<p>Bir başka önemli konu da tasfiye kapsamında olmayan ancak halen alım-satıma kapalı bulunan fonlar. Özellikle olağan tasfiye kapsamındaki ödemeleri büyük ölçüde tamamlanan portföy yönetim şirketlerinde, tasfiye dışında kalan fonların neden hâlâ işleme açılmadığı açıklığa kavuşturulmalı.</p>
<p>Bu fonlar arasında para piyasası ve altın fonları gibi farklı varlıklara yatırım yapan ürünler de bulunuyor. Yatırımcılar mevcut birikimlerine ulaşamadıkları için başka varlıklarını satmak zorunda kalabiliyor. Bu nedenle gerekli kontroller tamamlandıktan sonra söz konusu fonların ivedilikle işleme açılması, mümkün değilse bunun gerekçesinin ve öngörülen takvimin paylaşılması gerekiyor.</p>
<p>Sonuç olarak ilk ara ödemelerin başlaması tasfiye sürecinde önemli bir ilerleme. Ancak yatırımcı güveninin yeniden oluşması için yalnızca ödeme yapılması yeterli değil. Ödemenin neden o tutarda yapıldığının, kalan varlıkların durumunun ve bundan sonraki aşamaların açık biçimde anlatılması gerekiyor.</p>
<p>Bu kadar uzun süre belirsizlik yaşamış yatırımcıların artık yeni bir belirsizliğe ihtiyacı yok. <strong>Bundan sonraki süreçte güveni yeniden oluşturacak olan yalnızca ödemelerin büyüklüğü değil, neyin, neden ve ne zaman yapılacağının yatırımcıya açık biçimde anlatılması olacak.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fonlarda-odemeler-basladi-peki-bundan-sonra-91268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fonlarda ödemeler başladı, peki bundan sonra? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31i-nasil-okumaliyiz-91267</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31&#039;i nasıl okumalıyız?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB, karbon kaçağını önlemek için sınırda karbon düzenlemesi uyguluyor. Çin, temiz teknoloji üretimiyle küresel dönüşüme katkı sağlarken, sanayi kapasitesine pazar açıyor. Amerika, enerji arzını güvenlik ve teknolojik üstünlükle birlikte ele alıyor.</strong></p>
<p>COP31'e günler kaldı. Zirve öncesi bu son yazıda, hikâyenin satır aralarını okumaya çalışalım. Çünkü bunu yapmadan Antalya'yı doğru analiz etmek bana göre mümkün değil.</p>
<p><u>İklim artık çözülmesi gereken bir sorundan, üzerine yeni bir ekonomik düzenin kurulduğu zemine dönüştü</u>. Antalya'da iklim, otuz yıldır olduğu gibi, yine bir <u>sorun</u> olarak masada konuşulacak. Ama arka planda enerji yatırımları, yapay zekâ, kritik mineraller ve ticaret <u>düzeni </u>tartışılacak.</p>
<p>Özetle, satır aralarını <em>“sorun” </em>ve <em>“düzen” </em>ekseninde okumak gerekiyor.</p>
<h2>Aynı hafta, iki hikâye</h2>
<p>Son on günde açıklanan rakamlar iki ayrı hikâye anlatıyor ve ikisi de doğru.</p>
<p><u>İlki sorunun hikâyesi</u>. BM’nin 27 Ekim raporuna göre, 154 ülkenin ulusal katkı beyanları harfiyen uygulansa bile, küresel emisyon 2035'te 2019'a göre <u>yalnızca yüzde 6 azalacak</u>. UNEP'in 21 Ekim raporuna göre 1,5 dereceye yüzyıl sonunda geri dönebilmek için gereken kesinti yüzde 45. Yetmiyor, üstüne 320 gigaton karbonun da atmosferden geri alınması gerekiyor. <strong><em>Yani, sorun çözülmüyor; büyüyor.</em></strong></p>
<p><u>İkincisi düzenin hikâyesi.</u> Dünya 2025'te 5,2 teravat yenilenebilir kapasiteye ulaştı. Çin'in temiz teknoloji ihracatı rekor kırdı. Elektrikli araçta yüzde 61, rüzgâr türbininde yüzde 45, bataryada yüzde 39 artış. Temiz enerji sektörleri Çin'in 2025 büyümesinin üçte birini sağladı. <strong><em>Yani, yeni bir düzen kurulmuyor; çoktan kuruldu bile.</em></strong></p>
<p>Bu iki hikâye çelişmiyor. Çünkü <u>düzen, sorunu çözmek için değil, sorunun üzerine kuruldu.</u> Emisyonu düşürüyor; ama amaç olarak değil, gölge fayda olarak.</p>
<p>Peki, neden hala tüm iklim diplomasisi <em>“sorun”</em> olarak konuşmaya devam ediyor? Çünkü<em> "sorun" </em>dili, yeni düzenin de meşruiyet kaynağı.</p>
<p>AB, karbon kaçağını önlemek için sınırda karbon düzenlemesi uyguluyor. Çin, temiz teknoloji üretimiyle küresel dönüşüme katkı sağlarken, sanayi kapasitesine pazar açıyor. Amerika, enerji arzını güvenlik ve teknolojik üstünlükle birlikte ele alıyor.</p>
<p><strong><em>Yani, “sorun” kurulan yeni düzenin sadece sahne önü gerekçesi. Arkadaysa güvenlik, rekabet, dayanıklılık, güç kaygısı çalışıyor. </em></strong></p>
<p>Bunun en iyi kanıtı ulusal katkı beyanları (NDC). Beyan sistemi sanki ölmüş gibi gelebilir ama tersine. Ülkeler beyanlarının neredeyse tamamını artık yasal çerçeveye bağladı, karbon piyasalarını kullanmayı planlıyor, özel sektörü uygulamaya ortak etmiş. Sorunu çözmek için düzenlenen bu beyanlar, artık düzenin alt yapısı.</p>
<h2>Düzenin üç kuralı</h2>
<p>Bu yeni düzene bir ad vermek gerekirse, <strong><em>elektrik çağının ekonomik düzeni</em></strong> demek mümkün. Küresel elektrik talebi toplam enerji talebinden 2,3 kat hızlı büyüdü, ABD'de talep artışının yarısı veri merkezlerinden geldi.</p>
<p>Bu düzeni üç kural üzerinden okuyabiliriz. Her kuralda farklı aktörlerin ağırlığı var; hiçbiri tek bir başkentin kontrolünde değil.</p>
<p><strong><em>Birinci kural: Karbonun fiyatını ve pazara giriş koşullarını kim belirliyor?</em></strong></p>
<p>Brüksel’in gücü, büyük pazarını düzenleyebilmesinden geliyor. CBAM, 2026’da kesin dönemine girdi. BRICS ise eylül bildirgesinde karbon sınır düzenlemeleri gibi önlemlere tek taraflılık ve ayrımcılık gerekçeleriyle karşı çıktı.</p>
<p>Ama hikâye sadece itirazdan ibaret değil. Çin, karbon piyasasını 2025’te çelik, çimento ve alüminyuma genişletti. Türkiye ETS düzenlemelerini oluşturdu. İngiltere kendi sınırda karbon mekanizmasını 2027’de başlatıyor. Bunlar tek bir küresel fiyat yaratmıyor ama karbon maliyetini ticaretin ve yatırımın daha yaygın bir değişkeni haline getiriyor.</p>
<p>Afrika Grubu’nun COP31 için istediği üç ek gündem başlığından birinin <em>“ticaret”</em> olması bu bağlamda anlamlı. Ticaret koşullarının daraltılmamasını istiyorlar.</p>
<p><strong><em>İkinci kural: Girdiyi kim kontrol ediyor?</em></strong></p>
<p>Pekin. Hem de <u>iki ayrı kapıyla.</u> Makine kapısı herkese açık ve ucuz. 5,2 teravatın adresi burası. Maden kapısıysa dar. Çin, nadir toprak işleme ve mıknatıs üretiminin yaklaşık yüzde 90'ını elinde tutuyor ve rüzgâr türbininden şebeke transformatörüne her parça bunlardan geçiyor.</p>
<p>Strateji açık. <u>Ucuz makineyle içeri al, pahalı madenle bağlı tut.</u> Ve bu ülke BM masasında hâlâ<em> "gelişmekte olan ülke" </em>olarak oturuyor. Yani finansman yükümlülüğü yok. Avrupa'nın yeni finansman taahhüdünü <em>"suya düştü" </em>ilan etmesinin bir gerekçesi de bu. Para verdiğiniz ülke, panelini sizden değil, Çin'den alıyor.</p>
<p><strong><em>Üçüncü kural: Enerjiyi kim satıyor?</em></strong></p>
<p>Washington’ın Paris’ten çekilmesi, enerji denklemindeki etkisini azaltmıyor. ABD, 2025’te AB’nin LNG ithalatının yüzde 58’ini sağladı. Aynı zamanda enerji altyapısını yapay zekâ ve yarı iletken üretiminin büyüme koşulu olarak ele alıyor.</p>
<p>Dolayısıyla Amerikan politikası yalnızca gaz satmak değil, teknoloji üstünlüğünü taşıyacak elektrik ve üretim kapasitesini kurmak.</p>
<p><strong>Washington sorunun masasını terk etti ama düzenin masasında yerini koruyor</strong>. COP31, dünyanın en büyük ekonomisinin Paris'ten resmen çıkmış olarak katılmadığı ilk zirve olacak; ama rakip bir enerji teklifiyle her masada yer alacak.</p>
<h2>Düzenin kurmadığı şey</h2>
<p>Düzen, sorun dilinin yapamadığı hızda emisyonları düşürüyor. Çin'in bir yıllık ihracatı tam kapasite kurulduğunda, her yıl Brezilya'nın toplam emisyonu kadar karbon önlenmiş olacak.</p>
<p>Ama düzen yalnızca kârlı olanı kurar. Tarife fabrika kurdurur, lisans madeni değerli kılar, gaz kontratı santrali finanse eder. Hiçbiri bir erken uyarı sistemini, kuraklığa dayanıklı bir tohumu finanse etmez.</p>
<p>Sorunun hâlâ gerçekten sorun olarak kaldığı tek yer, düzenin kâr görmediği yer. Uyum, kayıp, zarar ve en yoksul ülkeler düzenin dışında, sorunun içinde kaldı. Antalya'nın en zor sorusu bu olacak.</p>
<h2>Ev sahibinin benzersiz fırsatı</h2>
<p>Türkiye, bu üç kuralın kesiştiği bir konumda COP31’e ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>AB’ye ihracatıyla Avrupa’nın karbon düzenlemelerinden etkileniyor; kritik girdilerde ithalatçı konumundan üreticiliğe geçmeye, enerjide ise kaynaklarını ve ortaklıklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.</p>
<p>Beylikova bu arayışın somut örneklerinden. Eskişehir’deki sahada açıklanan 694 milyon ton, saf nadir toprak miktarı değil; barit, florit ve toryumu da içeren toplam cevher kaynağı. Türkiye’nin stratejik kazanımını, bu kaynağı ayrıştırıp yüksek saflıkta ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmesi belirleyecek.</p>
<p>Emisyon ticaret sisteminde de benzer bir ölçü geçerli. Piyasayı kurmanın değeri, karbon gelirini sanayinin dönüşümünü finanse edecek biçimde kullanabilmekte.</p>
<p>Antalya’daki görev paylaşımı, Türkiye’ye bu bağlantıları kurabileceği bir alan açıyor. Avustralya müzakerelere liderlik ederken Türkiye, COP başkanlığını ve Eylem Gündemi’ni yürütüyor. Elektrifikasyon hedefi, binalarda enerji verimliliği ve finansmanı projelere bağlamayı amaçlayan <em>İklim Uygulama Köprüsü</em>, ortak hedeflerin ekonomik kararlara dönüşeceği araçlar.</p>
<p>Türkiye’nin bırakabileceği somut miras da burada. <em>Mevcut şeffaflık mekanizmalarını tamamlayan, ülkelerin beyanlarıyla sahadaki uygulamalarını birlikte izleyen, yıllık ve kamuya açık bir kayıt.</em> Hangi yatırım açıklandı, hangisi finansman buldu, hangisi devreye girdi ve ne kadar emisyon azalttı? Böyle bir kayıt, vaatle gerçekleşme kadar yatırım hacmiyle iklim sonucu arasındaki farkı da görünür kılabilir.</p>
<p>Antalya’nın fotoğrafında ticaret ve enerji başlıklarının öne çıkması, iklimin geri plana düşmesi gibi görülebilir. Ben bunu, iklim siyasetinin ekonomik düzeni biçimlendiren gücünün görünür hale gelmesi olarak okuyorum.</p>
<p>Ancak ekonomik çıkar üretmek, ortak sorunu çözmeye yetmiyor. Sorun konferanslarda müzakere edilirken düzen fabrikalarda, madenlerde ve şebekelerde kuruluyor. Antalya’da bakılması gereken, bu ikisinin birbirini ne ölçüde tamamladığı olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Paris'in üç ayağı, artık düzenin aracı</span></h2>
<p>Paris Anlaşması üç ayak üzerine kurulmuştu. Hedef, taahhüt sistemi ve para. Üçü de sorunu çözmek için tasarlanmıştı. Üçü de şimdi düzenin aracına dönüştü.</p>
<p>Hedef, düzenlemelerin yönünü belirliyor. Taahhüt, yatırımın ve ulusal politikaların çerçevesini oluşturuyor. Finansman ise hangi projenin, hangi ülkede, hangi koşullarla gerçekleşebileceğini etkiliyor.</p>
<p>Sorunun masasında bedel yoktu. Düzenin masasında ise bedel var: <em>İhracat lisansı, sınır vergisi, şebeke ihalesi, kredi notu.</em> Siyaset de bedelin olduğu masaya taşınıyor.</p>
<p>Türkiye’nin <strong><em>“İklim Uygulama Köprüsü”</em> </strong>girişimi de ulusal önceliklerle proje ve finansman arasındaki bağı güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu araçların ekonomik etkisi büyüdükçe iklim diplomasisiyle sanayi politikası daha fazla iç içe geçiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31i-nasil-okumaliyiz-91267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/5-1793767155.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31&#039;i nasıl okumalıyız? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-secimi-sonrasi-trump-ve-fed-piyasalarin-yonunu-belirleyecek-91266</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD seçimi sonrası Trump ve Fed, piyasaların yönünü belirleyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çok büyük bir ihtimalle Fed önümüzdeki süreçte iki ya da üç faiz artırımı daha yapacaktır. Para politikasının etkilerinin gecikmeyle ortaya çıktığını düşünecek olursak, aralık ayında 50 baz puanlık bir faiz artırımı yapılması ihtimal dışı görünmüyor.</strong></p>
<p>Küresel piyasalarda ABD’den gelen haberlerin etkili olduğu ve önümüzdeki dönemde de etkili olmaya devam edeceği bir süreçten geçiyoruz. Geçtiğimiz çarşamba akşamı Fed’in beklendiği gibi faiz değişikliğine gitmediği bir toplantıyı geride bıraktık. Bugün de seçim sonuçlarını öğreneceğiz. ABD seçimi öncesi Fed yeni bir artırıma çok cesaret edememiş görünüyor. Fed’in kurul üyeleri, 2’ye karşı 10 oyla politika faizini yüzde 3,75–4,00 bandında sabit tuttu. İki kurul üyesi ise 25 baz puanlık faiz artırımından yana oy kullandı.</p>
<p>Fed Başkanı Kevin Warsh, toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda güçlü bir ekonomik büyümeye ve sağlıklı bir iş gücü piyasasına sahip olduklarını, ancak enflasyonun da tahminlerin üzerinde seyrettiğini bir kez daha vurguladı. Bununla birlikte, faiz kararında neden sabırlı davrandıklarını da birkaç önemli gözlemiyle paylaştı. Tüketim harcamalarının güçlü kalması, yatırımların çift haneli oranlarda büyümeye devam etmesi ve ekonomik büyümenin birkaç sektörle sınırlı kalmayıp ekonominin geneline yayılan bir karakter taşıması, bu yaklaşımın arkasındaki temel nedenler olarak karşımıza çıktı. İşsizliğin tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunması ve işsizlik ödeneği başvurularının tarihsel dip seviyelere yakın seyretmesi de Amerikan ekonomisinin gücüne ilişkin vurguladığı diğer noktalardı.</p>
<p>Warsh, enflasyonun hedeflerin oldukça üzerinde olmasına rağmen enflasyon beklentilerinin çıpalanmış olduğunu, örtük biçimde daha yüksek bir enflasyon hedeflemediklerini da vurguladı. Sıkı finansal koşulların sermayenin daha seçici hareket etmesine yol açtığını, yapay zekâya yönelik yatırımlardan diğer sektörlere doğru kısmi bir kayma yaşanmasını da buna bağladığını, bunun da çok sağlıksız olmadığını belirtti. Warsh’un başından beri en temel argümanlarından birisi, Amerikan ekonomisindeki verimlilik artışı ve bunun başta yapay zekâ olmak üzere teknolojik gelişmelerden kaynaklanmasıydı. Bu gelişmelerin ekonomik büyümeyi desteklerken enflasyonist baskıları sınırlayan bir yapı oluşturduğuna ilişkin görüşlerini bir kez daha vurguladı. Verimlilik artışının enflasyonu baskılayacak önemli bir dinamik olduğu görüşünün yalnızca kendisi tarafından değil, Fed kurulundaki birçok üye tarafından da paylaşıldığını belirtti.</p>
<p>Kriz dönemleri dışında Fed’in piyasaları çok fazla yönlendirmemesi gerektiğine ilişkin görüşlerini de tekrarlayan Warsh, bu yaklaşımını destekleyen bir diğer adım olarak gelecek yıldan itibaren faiz kararı alınacak Fed toplantılarının sayısını azaltmaya yönelik değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<h2>Fed, ekimde durdu ama aralık ayında hızlanabilir</h2>
<p>Sonuç olarak, ısınan bir ekonomide daha yüksek enflasyonla karşılaşma ihtimali artıyor. Her ne kadar teknolojik gelişmelerin sağladığı verimlilik artışları bu enflasyonist baskıları azaltsa da para teorisinde nötr faiz olarak adlandırılan, ekonomiyi ne canlandıran ne de yavaşlatan faiz oranının daha yüksek seviyelerde oluşmasının önünde önemli bir engel görünmüyor. Çok büyük bir ihtimalle Fed, önümüzdeki süreçte iki ya da üç faiz artırımı daha yapacaktır. Para politikasının etkilerinin belirli bir gecikmeyle ortaya çıktığını da düşünecek olursak, aralık ayında 50 baz puanlık bir faiz artırımı yapılması ihtimal dışı görünmüyor.</p>
<h2>Seçim sonuçları normalde piyasaları olumlu etkilemeye aday ama…</h2>
<p>Önümüzdeki süreçte ABD’den gelecek haberler piyasaları etkilemeye devam edecek. Bunlardan ilki seçim sonuçları olacak. Normal koşullarda Demokratların Temsilciler Meclisi’nde, hatta Senato’da çoğunluğu elde etmesi, ABD’de siyasi dengelerin daha fazla gözetildiği ve öngörülebilirliğin arttığı bir tablo yaratabileceği için piyasalar tarafından olumlu karşılanabilir. Muhtemelen piyasanın ilk tepkisi de bu yönde olacaktır.</p>
<p>Bununla birlikte, Trump’ın farklı bir lider olması ve seçim sonuçlarından bağımsız olarak öngörülmesi zor, hatta seçim sonuçlarının ortaya koyduğu dengelerin ötesine geçen bir karar alma sürecine girme ihtimali önemli bir risk oluşturuyor. Bunu ancak seçim sonuçlarının ardından görme şansımız olacak.</p>
<p>İsrail seçimlerinin de bir kilitlenme noktasında olması, belki beş-altı ay sonra İsrail’de yeniden seçime gidilmesi ihtimali ve bu süreçte Netanyahu’nun Trump’ın işini zorlaştıracak, hatta onu yeni maceralara sürükleyebilecek adımlar atma olasılığı dikkate alındığında, Orta Doğu’da savaşın yeniden kızışması ve petrol fiyatlarının artma riskini de göz ardı etmemek gerekiyor.</p>
<h2>Olumsuz haberler çok kalıcı olmayabilir</h2>
<p>Bununla birlikte, İsrail seçimlerinde Netanyahu’nun bloğunun birinci çıkmasına rağmen ciddi oy kaybettiğini, Trump’ın da benzer bir eğilimle karşı karşıya olduğunu gördüğümüz bir ortamda, savaş zaman zaman alevlense bile belirli bir noktanın ötesine geçmeyeceğini hem düşünüyor hem de temenni ediyoruz. ABD seçim sonuçları da tahminler doğrultusunda gelirse bu, uzun süreli bir savaşı sürdürmek için siyasi desteğin İsrail’de de ABD’de de yeterince güçlü olmadığı anlamına gelecek. Bu nedenle, piyasanın ana hikâyesi olan güçlü büyüme, düşük enflasyon ve verimlilik artışına bağlı olarak enflasyonist baskıların sınırlı kalması beklentisinin finansal piyasaları nihayetinde olumlu etkilemeye devam edeceğini düşünüyoruz.</p>
<h2>Sürdürülebilir dengelere ulaşmak ise zaman alacak</h2>
<p>Bu noktada şunu da vurgulamak gerekiyor. Bu olumluluk on yıllarca sürecek bir olumluluk gibi de düşünülmemeli. Avrupa başta olmak üzere dünya sokaklarında yaşananlar, eşitsiz ve gelir dağılımını daha da bozan büyüme yapısının bu hâliyle uzun süre devam ettirilemeyeceğine dair güçlü sinyaller vermeye de başladı. Küresel ekonomide büyük değişim ve büyük sıfırlama sert dalgalarla devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-secimi-sonrasi-trump-ve-fed-piyasalarin-yonunu-belirleyecek-91266</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/6/1280x720/6767-1793767031.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD seçimi sonrası Trump ve Fed, piyasaların yönünü belirleyecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hadi-gelin-fabrika-ayarlarina-donelim-91265</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hadi gelin fabrika ayarlarına dönelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Toplumun fabrika ayarlarına dönmesi; bencilliğin yerini dayanışmaya, kutuplaşmanın yerini hoşgörüye, adaletsizliğin yerini hakkaniyete bırakması, kamunun halkı soymaması demektir.</strong></p>
<p><strong>Fon yağmacılığıyla</strong> doruğa çıkan <strong>toplumsal çürüme</strong>, bozulan sisteme <strong>fabrika ayarı çekme zarureti</strong> doğurdu. <strong>Kazandığından</strong> fazlasını harcama. <strong>Ürettiğinden</strong> fazlasını tüketme<strong>. Devlet malı deniz</strong> yemeyen domuz deme. Bunlar slogan değil, <strong>hayatta kalma kılavuzu</strong> ve unuttuğumuz ayarlar bunlar.</p>
<p>Bugün her şey tersine dönmüş durumda. İnsanlar daha çok <strong>çalışmak</strong> yerine daha çok <strong>borçlanıyor</strong>. Daha çok <strong>üretmek</strong> yerine daha çok <strong>tüketiyor</strong>. “<strong>Devletin zaten var</strong>” diye bakıyor, sonra da o devletin battığını görünce şaşırıyor. Oysa fabrika ayarı basitti: <strong>Ekmeğini taştan çıkaran adam saygı görürdü</strong>.</p>
<p><strong>“DEVLET VERSİN, KURUM VERSİN, BİR BAKSIN” DİYE BEKLERSEN ÇÜRÜRSÜN</strong></p>
<p>İsraf eden, “<strong>yok artık</strong>” diye yüzüne bakılırdı. Devlet malına el uzatan, “<strong>keriz</strong>” değil, hırsız diye anılırdı. Fabrika ayarına dönmek ideoloji istemez. <strong>Üç basit kural</strong> yeter: <strong>1</strong>- Önce üret, sonra harca, <strong>2</strong>- Maaşı almadan harcamayı planlama, <strong>3</strong>- Kart limitini maaşın gibi görme. <strong>Kendi göbeğini artık kendi kes</strong>. </p>
<p>“<strong>Devlet versin, kurum versin, biri baksın</strong>” diye bekleyen toplum, <strong>beklediği şeyi</strong> kaybeder. Hak yeme, hak yedirme. <strong>Devlet malı senin babanın malı değil</strong>. Senin de babanın malı <strong>başkasının</strong> değil. Herkes kendisi üretsin, <strong>başkasının payına el uzatmasın</strong>. Bu ayarlar moda değil, <strong>hayati ahlaki zorunluluk</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Fabrika ayarlarına dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Geri dönüş nasıl olacak? </em></strong></p>
<p><strong>Enflasyon</strong>, borç, <strong>yoksulluk</strong>, adaletsizlik; hepsi kuralları bozduğumuz için geldi. Geri dönmek için büyük <strong>devrim,</strong>  <strong>kurtarıcı</strong> bekleme... Herkes kendi <strong>evinden</strong>, kendi <strong>işinden</strong>, kendi <strong>cebinden</strong> ayara başlasın.</p>
<p><strong><em>Bu dönüş o kadar zor mu?</em></strong></p>
<p>Fabrika ayarları zor değil. <strong>Sadece unutulmuş</strong>. Hadi hatırlayalım. Tıpkı artık işlevini yitirmiş cep telefonunda olduğu gibi. Zaten <strong>sosyal DNA’nda</strong> var olan <strong>kirlilikten ari değerleri</strong> geri yükleyeceksin.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>DEVLET MALINA EL UZATANA “HIRSIZ” DENİRDİ, ŞİMDİ WHATSUP GRUBUNDAN ÇIKARILIYOR</strong></p>
<p>Bizi <strong>fonumuza kadar soyanları</strong> cezalandırmak bir yana, <strong>aklamaya</strong> çalışıyoruz. Hatta işi <strong>ilahi adalete</strong> terk ederek, “<strong>cehennemde yansınlar</strong>” diye beddua ediyoruz. Oysa bu <strong>dolandırıcıların öteki dünyada yanıyor olmasının bize ne faydası var</strong>? Eski bakan çalıyor, ceza olarak whatsapp’tan çıkarılıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>FABRİKA AYARLARI LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Toplumun fabrika ayarları</strong>: Toplumdaki bireylerin temeli insani, ahlaki ve hukuki değerler bütünü</p>
<p><strong>Adalet, hukuk üstünlüğü</strong>: Her bireyin kanun önünde eşit sayılması, bunun sağlanacağına dair güven</p>
<p><strong>Ahlak, saygı, hoşgörü</strong>: Ortak yaşam kültürü, farklı inanç, köken ve düşüncelere hayat hakkı</p>
<p><strong>Empati, nezaket</strong>: Ben ve öteki arasında sınırlara saygı göstermek, kul hakkına girmemek, nazik olmak</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hadi-gelin-fabrika-ayarlarina-donelim-91265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hadi gelin fabrika ayarlarına dönelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91263</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekim enflasyonu piyasada nasıl fiyatlandı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Ekim Enflasyonu Piyasada Nasıl Fiyatlandı? | Ekonomi Masası | 04 Kasım" src="https://www.youtube.com/embed/YtpUs-VJdVY" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/7/1280x720/guldag-berfin-1787719214.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-yuksek-geldi-ama-vatandasin-bakisi-yine-de-kusku-dolu-91264</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon yüksek geldi ama vatandaşın bakışı yine de kuşku dolu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TÜİK ekim ayının TÜFE artışını yüzde 2,58 olarak açıkladı. Bu oran tahminlerden bir miktar yüksek. Ne var ki vatandaşın açıklanan orana bakışı yine de kuşku dolu ve bu oran da inandırıcı bulunmuyor.</p>
<p>Ekim ayının oranı geçen yılın aynı ayındaki yüzde 2,55’in çok az da olsa üstünde gelince yıllık enflasyon da yönünü yine çok az olmakla birlikte yukarı çevirdi. Eylül sonunda yüzde 29,73 düzeyine gerileyen yıllık artış, ekim sonunda yüzde 29,77’ye çıktı.</p>
<p>Yıllık oranın ekimde gerilemeye devam etmesi, kasım ve aralıkta ise yeniden artış göstermesi bekleniyordu. Bu eğilim bir ay önce yaşanmış oldu.</p>
<p>Kasım ve aralıkta geçen yıl yüzde 0,87 ve yüzde 0,89 artışlar yaşandığı ve bu yıl bu düzeylerde kalmanın olağanüstü gelişmeler ortaya çıkmadığı sürece mümkün olmadığı ortada. Savaş tümüyle biter, petrol fiyatları 90, hatta 80 dolarlara gerilerse belki tabii ki ama bu yaşanmadığı ve mevcut gidişat sürdüğü takdirde son iki ayda öyle yüzde 1’in altında kalan oranlar şu aşamada hayal. Kasım ve aralıkta aylık artışlar yüzde 1 bile olsa yıllık oran yüzde 30’un üstünde gerçekleşecek. Dolayısıyla 2026 enflasyonunun yüzde 30’un altına indirilmesinin artık neredeyse tümüyle mümkün olmaktan çıktığı söylenebilir.</p>
<p>Kasım ve aralıktaki artışlar yüzde 1 değil de yüzde 1,5 olursa o zaman yıllık enflasyon yüzde 31,4’e çıkacak, bu da göz önünde bulundurulmalı. </p>
<h2>Enflasyon farkı </h2>
<p>Kasım ve aralık için aylık yüzde 1,5 artışlar makul. Daha yüksek oranlar görülebilir ama daha aşağısı sürpriz sayılır.</p>
<p>Son dört aydaki TÜFE artışı yüzde 8,29 oldu. Kasım ve aralıkta da yüzde 1,5’lik oranlar yaşanması halinde altı aylık artış yüzde 11,56’yı bulacak. Tabii ki yüzde 1,5’i aşan artışlarda altı aylık oran daha da büyüyecek.</p>
<p>2027’nin başında 2026’nın ikinci yarısı için enflasyon farkı olarak uygulanacak oran da çok büyük olasılıkla yüzde 11,5 dolayında olacak.</p>
<p>Bu oranın üstüne verileceği söylenen fark ne kadar olur, bu fark geçmişten gelen kayıpları ne ölçüde telafi eder, bilmek zor. Ancak daha önce de yazdığım gibi altı ayda bir verilen enflasyon farkları görünürde kayıp oluşmasını engelliyor gibiyse de reel anlamda her altı ayda bir biriken yüklü bir kayıp söz konusu.</p>
<h2>Orana niye inanılmıyor?</h2>
<p>Kimi aylar var ki TÜİK’in açıkladığı oran, tahminlerin epeyce altında kalıyor ve gerçekten çok düşük bulunuyor. Bu kez ekim ayında tahminlerden yüksek gelen bir oran söz konusu ama vatandaş bu orana da kuşkuyla yaklaşıyor, hatta kuşkunun bir adım ötesine geçilip açıklanan oranın gerçeği yansıtmadığı dile getiriliyor.</p>
<p>Peki bu düşüncenin temelinde ne yatıyor? En başta geçmişten gelen güvensizlik. Hem TÜİK’e, hem de tüm kurumlara olan güvensizlik. Hele hele son dönemde yaşanan fon vurgunu ve rezaletinden sonra kamuda hangi kurumun güvenilirliği tartışma konusu olmadı ki. Bu toz duman içinde TÜİK hiç tartışılmayacak bir oran açıklasa bile o yıllar önce yok olan güven var ya, onu yerine koyamadıktan sonra aylık artış değil 2,58, yüzde 3,58 de açıklansa inanılmayacaktı, 4,58 de açıklansa.</p>
<p>Ayrıca hanelerin geliri düştükçe harcamada ilk sıraları barınma ve gıda alır, bu kalemlere çok daha fazla para ayırmak gerekir. Bu yalnızca Türkiye’de değil, tüm ülkelerde geçerli olan bir durum. Türkiye’de bu son yıllarda daha da belirgin hal aldı. Gelir dağılımı bozuldukça ve yoksulluk arttıkça gıda ve barınmaya daha çok pay ayrılmak durumunda kalınıyor. </p>
<h2>Enflasyon mu, hayat pahalılığı mı?</h2>
<p>Karıştırılan, karıştırıldığı için de enflasyon oranının yanlış yorumlanmasına yol açan iki kavram var.</p>
<p>Türkiye’de enflasyon ile hayat pahalılığı kavramları karıştırılıyor. Aslında bunu en çok körükleyen ve kavramların karıştırılmasından medet umanlar da ekonomi yönetimleri.</p>
<p>Onlar istiyor ki enflasyon düştüğünde vatandaş bunu hayat pahalılığının azalması gibi algılasın. Oysa enflasyon düşerken hayat pahalılığı pekâlâ artar, bunu tabii ki onlar da gayet iyi biliyor. Nitekim Türkiye’de olan da budur.</p>
<p>Kaldı ki Türkiye’de enflasyon da öyle kayda değer bir ölçüde düşmüyor, işte bir yılı aşkın süredir yüzde 30’a takılıp kalındı; ama hayat pahalılığı her geçen gün daha da artıyor.</p>
<p>TÜİK’in ölçtüğü tabii ki yalnızca enflasyon. Hayat pahalılığı çok başka bir kavram ve onun ölçümü başka göstergelerle yapılabilir.</p>
<p>Ayrıca enflasyon sıfır bile olsa Türkiye’de hayat pahalılığı sorunu var, zaten temel sorun bu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yeniden değerleme oranı yüzde 27,83 oldu</span></h2>
<p>2027 yılında uygulanacak yeniden değerleme oranı yüzde 27,83 olarak kesinleşti. Bu oranın yüzde 28 dolayında oluşacağı zaten günler öncesinden tahmin ediliyordu. Bunun nedeni YDO’yu herhangi bir kişi ya da kurumun belirlemiyor olması. Çünkü Yİ-ÜFE’de ekim sonu itibarıyla oluşan on iki aylık ortalama artış otomatik olarak bir sonraki yılın yeniden değerleme oranını veriyor. </p>
<p>Bu oranı çeşitli vergiler için artırma ya da azaltma yetkisi Cumhurbaşkanına tanınmış durumda. Ancak oran tüm vergiler için aynı oranda artırılıp azaltılmıyor, zaten yetki böyle düzenlenmemiş, her bir vergi kanununda sınır ayrı ayrı çiziliyor.</p>
<p>Toplumu en çok ilgilendiren vergilerin başında gelen motorlu taşıtlar vergisinde YDO yüzde 50 artırılarak yüzde 41,74’e çıkarılabileceği gibi, yüzde 80 düşürülerek yüzde 5,56’ya da indirilebilir. Ancak bu oranları alt-üst sınırları vermek adına aktarıyorum. 2027’de MTV artışında uygulanması beklenen oran yüzde 20 dolayında olabilir. Bu artış, yüzde 21’lik enflasyon hedefiyle de uyumlu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı YDO’yu bir dizi vergide değişik oranda uygulama kararı alabiliyor ama para cezalarında bu oranın dışına çıkılamıyor. Dolayısıyla trafik cezaları da 2027’de yüzde 27,83 oranında artırılacak.</p>
<p>Örneğin kırmızı ışıkta geçmenin, kemer takmamanın ve cep telefonunu ele alarak konuşmanın cezası 5 bin liradan 6.391 liraya, ters yöne girmenin cezası 10 bin liradan 12.782 liraya, ehliyetsiz araç kullanmanın 40 bin olan cezası 51.132 liraya, son beş yıllık dönemde ilk kez alkollü araç kullanmanın cezası 25 bin liradan 31.957 liraya çıkacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-yuksek-geldi-ama-vatandasin-bakisi-yine-de-kusku-dolu-91264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/1/1280x720/boykotlarin-enflasyonla-mucadeleye-katkisi-1743693549.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon yüksek geldi ama vatandaşın bakışı yine de kuşku dolu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hucreye-300-milyon-dolar-yatirdi-gunes-panelinde-yerlilik-orani-yuzde-80i-asti-91262</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hücreye 300 milyon dolar yatırdı, güneş panelinde yerlilik oranı yüzde 80’i aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL </strong>Teknik Üniversitesi (İTÜ) 1959 mezunu <strong>Özkan Olcay, </strong>inşaat şirketini kurup Devlet Su İşleri’nin (DSİ) Manavgat Şelalesi (Antalya) ihalesine girip, projeyi üstlendi. Manavgat Şelalesi, <strong>Özkan Olcay</strong>’ın ilk işi oldu.</p>
<p><strong>Özkan Olcay, </strong>Pekintaş adlı şirketiyle 1980’li yıllara kadar inşaat sektöründe faaliyet gösterdi. 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte devlet yatırımlarını kısınca, Pekintaş farklı iş arayışına girişti. Türkiye’nin tarım ülkesi potansiyeli dikkate alındı, sulama kanalları için hazır beton bölümler üretimi (kanalet) gündeme geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeab3035a7e2-1793766147.jpg" alt="" width="800" height="564" /><strong>“Kanalet” </strong>tecrübesi, Pekintaş’a zamanla prefabrik endüstriyel yapıların ön üretimine yöneltti. Prefabrik yapılar için üretim derken, fabrika binalarının yapımında da devreye girildi. Pekintaş, perfabrik endüstriyel yapı işini ilerletince müşterilerinden talepler aldı:</p>
<p>-          <strong>Pr</strong><strong>e</strong><strong>fabrik fabrika binalarımızı gayet güzel yapıyorsunuz. Ancak, çatı ve cepheleri düzgün yapan kimse yok. Siz bu işe de girin, fabrika binalarımızı bize anahtar teslimi yapın.</strong></p>
<p>Müşterilerinden bu taleplerin yöneldiği dönemde, 1996 yılında baba <strong>Özkan Olcay </strong>ve oğlu <strong>Özhan Olcay, “SAIE Fuarı” </strong>için İtalya’ya gitti. Onlar fuardayken Almanya’dan Aluform System-Technic GmbH Genel Müdürü <strong>Özhan Olcay</strong>’ı aradı:</p>
<p>-          <strong>Sizinle görüşmek istiyoruz. Biletlerinizi gönderiyorum, Köln’de buluşabilir miyiz?</strong></p>
<p>Baba-oğul <strong>Olcay</strong>’lar Köln’e gitti, Aluform System-Technic GmbH yönetimiyle buluştu. Kendilerine şu öneri yapıldı:</p>
<p>-          <strong>İki fabrikamızdan Dresten’de olanı Doğu Almanya’ya taşımak istiyoruz. Köln’dekini de kapatacağız. Araştırdık, Türkiye’de bu işleri en iyi sizin yaptığınızı öğrendik. Fabrikayı size satalım. Fabrikayı Türkiye’ye taşıyın, ülkenizde üretim yapın.</strong></p>
<p>Görüşme maratonu ertesi güne sarktı. <strong>Özhan Olcay, </strong>karşı teklifini sundu:</p>
<p>-          <strong>Biz fabrika için binayı Düzce’de yapalım. Siz fabrikayı ve teknolojiyi getirin. Türkiye’de bu üretimi birlikte yapalım.</strong></p>
<p>Böylece 1996’da <strong>“Aluform Pekintaş” </strong>kuruldu, sandviç panel üretimine başladı. Pekintaş Grubu, yaptıkları fabrika binalarının çatı ve cephelerini de tamamlayarak, anahtar teslimi modeline geçmiş oldu.</p>
<p>Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>2-4 Ekim 2026’da Elite World Grand Sapanca’da PwC işbirliğiyle düzenlediğimiz <strong>“Dönüşen Liderlik Zirvesi”</strong>ne konuşmacı olarak katıldığında Düzce’de yeni devreye giren güneş paneli hücresi fabrikasına davet etti.</p>
<p>Danışmanları <strong>Müge Sevil </strong>ve <strong>Cumhur Elmas </strong>organize etti, <strong>Hakan Güldağ, Şeref Oğuz </strong>ve <strong>Servet Yıldırım</strong>’la birlikte önce güneş paneli fabrikasına gittik. Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>Başkan Vekili <strong>Defne Olcay, </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Hüsnü Münci Bilgiç, </strong>Genel Müdür <strong>Derya Kaya </strong>ve Fabrika Müdürü <strong>Çadaş Şenol</strong>’la buluştuk.</p>
<p><strong>Özhan Olcay, </strong>2013 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>2013 yılında, </strong>“Pasif binalar yapsak, müşterilerimiz kendi enerjilerini üretse” <strong>dedik. Bu amaçla Alman Schmid’le bağlantı kurduk. Ailenin 5’inci kuşak temsilcisi Christian Schmid ile görüştük. Ortak üretim teklif ettik.</strong></p>
<p><strong>Christian Schmid</strong>’in ilk aşamada <strong>“Biz zaten en büyük üreticiyiz. Niye birlikte iş yapalım? Biz size makine satalım” </strong>yanıtı verdiğini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Christian Schmid’i Japon eşi Ayako’nun yardımıyla ikna ettik. 2013 yılında Schmid Pekintaş’ı kurduk. Başlangıçta fabrikayı yıllık 10 MW’lık kapasiteyle kurduk. O günlerde bir günde 100 panel üretince, </strong>“Pasta kesip kutlayalım” <strong>demiştim.</strong></p>
<p>Fabrikayı gezerken son durum bilgisi verdi:</p>
<p>-          <strong>Bugün bu tesiste günde 10 bin panel üretiyoruz. Yıllık kapasitemiz 3 bin MW. Yani kapasitemiz 13 yılda 300 kat büyüdü. O zamanlar 230 Watt’lık paneller üretebiliyoruz. Şimdi 630 Watt’lık paneller üretiyoruz. Yani panel gücü de 3’e katlandı.</strong></p>
<p><strong>Schmid Pekintaş</strong>’ın Düzce’deki tesisinin büyüklüğünün altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Burası hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın kendi alanındaki en büyük kapasitesine sahip.</strong></p>
<p>Ardından hep birlikte Nisan 2026’da devreye giren güneş paneli hücresi fabrikasına gittik. <strong>Özhan Olcay, </strong>hücre üretimine girişlerinin öyküsünü de yerinde anlatmaya koyuldu:</p>
<p>-          <strong>Güneş panelinde önemli taraf yerli ve milli üretim yapabilmek. O nedenle hücre üretimine de girmeye karar verdik. Bu yatırımda Türkiye’de üretilmeyen </strong>“TOPCon” <strong>teknolojisine yöneldik. Teknolojiyi yüzde 10 hisse vererek Çinli JPTV’den aldık.</strong></p>
<p><strong>“JPTV”</strong>nin kendine ait kapasitesinin yıllık 80 GW olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>JTP, dünyanın üçüncü büyük hücre üreticisi. Bizim yıllık kapasitemiz ise 5 GW. Bu da Çin dışında dünyanın en büyük kapasitesi oldu. Bizimle rekabet edebilecek bir tesis Hindistan’da, bir tesis de Vietnam’da var.</strong></p>
<p><strong>“P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri ve Ticaret A.Ş.”</strong>nin <strong>“HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı” </strong>kapsamında hayata geçirildiğini irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Şu ana kadar hücre üretimi için 300 milyon dolarlık yatırım yaptık. Yatırımımız devam ediyor. </strong>“HIT-30” <strong>kapsamında 7 firma teşvik belgesini aldı ama şu ana kadar yatırımını tamamlayan sadece biz olduk.</strong></p>
<p>Güneş paneli ve hücre üretimindeki yerlilik oranlarını merak ettik, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Aslında sadece polisilikon (polikristalin silikon) ithal ediyoruz. Panel tarafında yerlilik oranımız yüzde 82. Hücrede ise yüzde 62. Aslında bizim ürettiğimiz güneş panelleri, Türkiye’de üretilen hücrelerle </strong>“Made in Türkiye” <strong>olarak banttan çıkıyor.</strong></p>
<p><strong>Özkan Olcay</strong>’ın 1959 yılında temellerini inşaat ile attığı Pekintaş Grubu, 67 yılda ikinci ve üçüncü kuşağın devreye girmesiyle güneş paneli hücresi teknolojisine kadar üretim çıtasını yükseltti…</p>
<p><strong>“P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri”</strong>nin Düzce’deki tesisindeki robotik sistemler, <strong>“Pekintaş, teknoloji çıtasını çip üretimine kadar yükseltecek gibi” </strong>sinyalleri verdi…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeab31ed2348-1793766174.jpg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD’ye 150 milyon dolarlık hücre ve panel ihraç etti</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş ve P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>Nisan 2026’da devreye giren hücre tesislerinden ihracata da başladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>ABD’ye 1.2 GW’lık hücre ve güneş paneli ihracatı gerçekleştirdik. Bu rakam, Türkiye’nin bu alanda yaptığı tüm ihracatın toplamından fazla.</strong></p>
<p>İhraç ürünlerinin ABD yolculuğuyla ilgili şu ayrıntıyı verdi:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 571 konteynerde Schmid Pekintaş fabrikamızdan çıkan paneller var. Okyanusta ABD’ye doğru yol alıyor. 1441 uçak konteyneri de ABD’ye P-Tech tesislerimizde ürettiğimiz hücreleri taşıyor. Hepsi 4 Aralık 2026’ya kadar ABD’ye teslim edilmiş olacak.</strong></p>
<p>Bu ihracatın parasal değerini sorduk, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>Panel ve hücre ihracatımız 150 milyon doları buluyor.</strong></p>
<p>ABD’den otoritelerin gelip fabrikaları test ettiğini, denetlediğini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Hammaddeden başlayarak ürünlerimizi, çalışma ortamımızı denetlediler. Kendi kriterlerine uyup uymadığına baktılar. Muazzam bir imtihana, kontrol prosesine tabi tuttular.</strong></p>
<p>Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanvekili olan kızı <strong>Defne Olcay</strong>’a döndü:</p>
<p>-          <strong>Amerika operasyonumuzla Başkan Vekilimiz, kızım Defne ilgileniyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye hücreyi ithal ediyordu, şimdi ihracatçı olduk</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş ve P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>Türkiye’nin güneş paneli hücresinde ithalatçı konumunda olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Bizim 5 GW’lık P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri tesisiyle birlikte ihracatçı olduk. Türkiye’deki hücre üretiminin yarısından fazlası bizim tesislerimizden çıkıyor.</strong></p>
<p>Kalyon Enerji’nin Ankara’daki fabrikasında ingot üretimi yaptığına işaret edip sordum:</p>
<p>-          <strong>Hücre fabrikasını kurarken ingot üretimini neden düşünmediniz?</strong></p>
<p><strong>Özhan Olcay, </strong>şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>İngot üretimi çok fazla enerji tüketimi gerektiriyor. O nedenle düşünmedik.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Güneş hücresinin kilo başına ihracat geliri 10 dolar dolayında</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş ve P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay</strong>’a güneş paneli hücresinde kilo başına ihracat değerini sorduk, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>9-10 dolar dolayında…</strong></p>
<p>Güneş panelinin kilo başına ihracat gelirini merak ettik, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Güneş paneli 7 doları buluyor…</strong></p>
<p>Bu noktada Pekintaş Group’un ihracat yaptığı ülke sayısına değindi:</p>
<p>-          <strong>Pekintaş Group olarak çatı-duvar panelleri, çelik ürünlerimiz, güneş paneli, hücre gibi ürünlerimizi bu yıl 5 kıtada 72 ülkeye ihraç etmiş olacağız.</strong></p>
<p>Toplam satışlarının içinde ihracatın payı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Şu anda satışlarımızın 3’te 1’ini ihracat oluşturuyor. Hedefimiz ihracat-iç pazar dengesini yüzde 50-50 düzeyine taşımak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">280 MW’lık depolamalı GES yatırımı sürüyor</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş Yönetim Kurulu Başkan Vekili <strong>Defne Olcay, </strong>grupla ilgili sunumunda yakın dönemde devreye giren 3 şirkete değindi:</p>
<ul>
<li><strong>SPI Energy: </strong>2023 yılında kurduğumuz EPC firmamız, anahtar teslimi güneş paneli projelerini tamamlıyor. Yani, hücreyi, paneli üretiyoruz. Bu şirketimiz de sahada montaj hizmeti veriyor. Bu şirketimizle birlikte kendi ürünlerimizi kullanarak anahtar teslimi GES’e de başlamış olduk.</li>
<li><strong>DePower: </strong>2024 yılında kurduğumuz bu şirketimizle birlikte enerji yatırımcısı kimliğimiz de devreye girdi. Grup bünyesinde şu anda 280 MW’lık depolamalı GES projesinin inşası, ülkemizin 10 farklı bölgesinde sürüyor.</li>
<li><strong>Temmuz Energy:</strong>Bu şirketi de 2024 yılında YEKA ihalesi vesilesiyle kurduk. İhaleye katıldık, 260 MW’lık Karaman ihalesini aldık. Yapım devam ediyor. Yıl sonunda devreye girecek gibi görünüyor.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hucreye-300-milyon-dolar-yatirdi-gunes-panelinde-yerlilik-orani-yuzde-80i-asti-91262</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/2/1280x720/shimid-pekintas-gunes-ges-1793766118.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hücreye 300 milyon dolar yatırdı, güneş panelinde yerlilik oranı yüzde 80’i aştı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-krizinde-organize-suc-yapilanmasi-var-91261</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Fon krizinde organize suç yapılanması var&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sermaye piyasalarını sarsan fon skandalına ilişkin soruşturmada, basit bir borsa manipülasyonunun çok ötesinde, üst düzey finans bürokrasisine kadar uzanan organize bir suç yapılanmasının ortaya çıkarıldığını açıkladı. Yapılanmanın denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmek için rüşvet çarkı kurduğunu belirten Gürlek, "Sistemli bir işbirliğinin delillerine ulaştık. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler, rüşvet çarkını kurarak üzerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir" dedi. Gürlek, şebekenin bazı hisseler üzerinde oynayarak piyasayı ele geçirmeyi ve kartelleşerek ekonomiye zarar vermeyi amaçladığını bildirdi. Fon soruşturmasının bilançosunu açıklayan Gürlek, dosyada 433 şüphelinin bulunduğunu, bunlardan 112'sinin tutuklandığını, 38 kişinin ise firari durumda olduğunu ve haklarında yakalama kararı çıkarıldığını söyledi. Soruşturmanın ilk aşamada piyasa aktörleri üzerinden başladığını ancak giderek genişlediğini belirten Gürlek, üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanmasıyla karşı karşıya olduklarını vurguladı.</p>
<h2>"Basit bir borsa vurgunu değil" </h2>
<p>Denetim mekanizmalarına sızan şebekenin varlığının artık belirgin hale geldiğini kaydeden Gürlek, verilen ifadelerin yeni şüphelileri ortaya çıkardığını ve soruşturmanın derinleştirilerek sürdürüldüğünü söyledi. Yapılanmaya dahil olduğu değerlendirilen en üst düzeyden en alt kademeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler ile siyasi profiller hakkında yasal işlemlerin yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini belirten Gürlek, "Sorumlular hukuk önüne bir bir çıkarılmaya başlanmıştır" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Soruşturmanın kapsamına ilişkin değerlendirmesinde, "Karşımızdaki yapının basit bir borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir" diyen Gürlek, elde edilen delillerin organize bir piyasa dolandırıcılığına işaret ettiğini söyledi. Şebekenin çalışma yöntemine de dikkat çeken Bakan, bazı hisselerde gerçekleştirilen manipülatif işlemlerle piyasanın kontrol altına alınmasının hedeflendiğini, bu yolla kartelleşen yapının ekonomiye zarar verdiğini ifade etti.</p>
<h2>"Karanlık nokta kalmayacak" </h2>
<p>Gürlek, soruşturmanın ilk gününden itibaren adli ve mali eylem planlarının devreye sokulduğunu, ilgili bütün verilerin toplandığını ve gerekli işlemlerin yapıldığını belirterek, "Karanlık nokta kalmayacaktır. Biz millete yanlış yapana sahip çıkmayacağız" dedi. Devletin tüm kurumlarının teyakkuzda olduğunu vurgulayan Bakan, elde edilen deliller doğrultusunda sürecin titizlikle yürütüldüğünü kaydetti.</p>
<p> Soruşturmanın en önemli boyutlarından birinin yatırımcıların birikimlerine yeniden kavuşması olduğunu belirten Gürlek, haksız kazançların geri alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde oluşturulan gönüllü iade hesabı kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin iade edildiği açıklandı. İade sürecinin yanı sıra şüphelilerin mal varlıklarına yönelik tedbirler de uygulanıyor.</p>
<h2>"Vatandaş birikimine kavuşacak" </h2>
<p>Gürlek, suç işleyenlerin hesap vereceğini ancak soruşturma yürütülürken masumiyet karinesinin de gözetileceğini vurguladı. "Sürecin en önemli boyutu vatandaşların birikimlerine yeniden kavuşmasıdır" diyen Bakan, haksız kazanç sağlayanlarla meşru yatırımcıların birbirinden ayrılması gerektiğine işaret etti.</p>
<p>Fon skandalı, portföy yönetim şirketlerinin bazı fonlarında olağan dışı kazançlar ve hisse senetlerinde sert fiyat hareketlerinin ortaya çıkmasıyla gündeme gelmişti. SPK'nın 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermesinin ardından soruşturma genişletilmiş, sermaye piyasalarındaki güven ve yatırımcıların varlıklarının korunması tartışmanın merkezine yerleşmişti. Bakanın son açıklamaları ise dosyanın yalnızca fon işlemleri ve borsa manipülasyonlarıyla sınırlı kalmadığını, finansal denetim sistemine uzanan daha geniş bir suç yapılanmasının araştırıldığını ortaya koydu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">FON TASFİYESİNDE 97 MİLYAR ÖDEME</span></h2>
<p>Fonların tasfiyesiyle ilgili süreçte bugüne kadar yaklaşık 248 bin yatırımcıya 97 milyar lirayı aşan ödeme yapıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen 9'uncu Fon Kurulu Toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Olağanüstü tasfiyeye konu fonlardaki ilk ara ödemeler 30 Ekim itibarıyla fon sahiplerinin hesaplarına yatırılmaya başlanmıştır. 30 Ekim tarihi itibarıyla Atlas, Pusula ve Tera Portföy Yönetim Şirketlerinin oluşturduğu fonlarda, olağanüstü tasfiye kapsamında toplam 29,3 milyar TL fon sahiplerinin hesaplarına yatırılmıştır" denildi. Ayrıca önceki süreçte A1 Capital, Bulls, Pardus ve Hedef Portföy Yönetim şirketlerinin oluşturduğu olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 68 milyar TL ödeme yapıldığı hatırlatılarak, "Böylece, 30 Ekim günü itibarıyla olağan ve olağanüstü tüm tasfiyelerde toplam 100 fonda 247 bin 839 yatırımcıya 97,3 milyar TL ödeme yapılmıştır. Bugüne kadar ilgili kurumlarımızın koordinasyonunda yürütülen olağan ve olağanüstü tasfiye süreci kapsamında, 178 bin 537 tekil yatırımcıya nakdi ve ayni olarak yaklaşık 76 milyar TL ödeme yapılmış ve bu yatırımcıların anapara tutarları ödenmiştir” denildi. Açıklamada yetkili kurumların yaptığı denetimler neticesinde haksız ve fahiş kazanç elde ettiği tespit edilen yatırımcıların ara ödeme kapsamı dışında bırakıldığı da belirtildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">■ TAKASBANK’TA YENİ GENEL MÜDÜR</span></h2>
<p>İstanbul Takas ve Saklama Bankası AŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevine atama yapıldı. Dün gerçekleştirilen İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. Yönetim Kurulu Toplantısı’nda alınan karar doğrultusunda, Piyasalar ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Elibol, vekaleten Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. 1983 Erzincan doğumlu olan Gökhan Elibol, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden lisans derecelerin ile avukatlık ve arabuluculuk ruhsatlarına sahip. Maliye Bakanlığı bünyesinde Vergi Müfettişi olarak iş hayatına başlayan Elibol kariyerine BDDK bünyesinde Bankalar Yeminli Murakıbı olarak devam etti. BDDK bünyesinde geçen 10 yıllık görev süreci sonrası 2016 yılında Takasbank'ta Piyasalar ve Operasyondan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlayan Elibol, Nisan 2019 - Mart 2021 tarihleri arasında da vekaleten Takasbank Genel Müdürlüğü yaptı. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">■ BORSA İSTANBUL GENEL MÜDÜRÜ TUTUKLANDI</span></h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, sermaye piyasalarındaki işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması devam ediyor. Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun tutuklandı. 31 Ekim'de gözaltına alınan Ergun, rüşvet almak suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderilmişti. </p>
<p><strong>6 kişi hakkında gözaltı kararı </strong></p>
<p>Soruşturma kapsamında dün ayrıca eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Vekili Enver Usca, eski SPK Kurul Üyesi Bülent Murat Haholu, eski SPK Ortaklar Finansmanı Dairesi Başkanı Kürşat Sait Babuçcu, eski SPK Piyasa Gözetim ve Denetim Daire Başkanı Ercan Urkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Uygulama 4. Daire Başkanı Mustafa Alper Taş ile Tera Holding İdari İşler Direktörü Ümit Sincanlı hakkında gözaltı kararı verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-krizinde-organize-suc-yapilanmasi-var-91261</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/1/1280x720/akin-gurlek-1793765402.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adalet Bakanı Gürlek fon krizi soruşturmasında gelinen son noktayı açıkladı. Gürlek olayın basit bir borsa manipülasyonu olmadığını belirterek “Basit bir borsa manipülasyonunun çok ötesinde, üst düzey finans bürokrasisine kadar uzanan organize bir suç yapılanması ortaya çıkarıldı&quot; dedi. “Sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler, rüşvet çarkını kurarak üzerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir&quot; diyen Gürlek bugüne kadar 433 şüpheliden 112’sinin tutuklandığını, 38 kişinin firari olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ensia-baskani-elvan-aygun-anbar-cop31de-turkiye-uretim-gucunu-dunyaya-sunacak-91350</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elvan Aygün Anbar: COP31&#039;de Türkiye, üretim gücünü dünyaya sunacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA), 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’nda (COP31) iki kritik oturuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Türkiye’nin üretim yetkinliğini, enerji dönüşümündeki rolünü ve iklim politikalarının temiz enerji sektörü açısından taşıdığı önemi uluslararası platforma taşımayı amaçlayan oturumlara katılımcıların yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 10 Kasım ve 13 Kasım tarihlerinde yapılacak oturumlarda, iklim değişikliğiyle mücadelede temiz enerji sanayisinin katkısı ile düşük karbonlu ekonomiye geçişin üretim, yatırım ve ticaret üzerindeki yansımaları değerlendirilecek.</p>
<p>10 Kasım Salı günü, 11.15–12.00 saatleri arasında Mavi Alan 3’üncü Hol’de gerçekleştirilecek “Üretimden İklim Liderliğine: Türkiye’nin Temiz Enerji Dönüşümündeki Rolü” başlıklı oturumda, Türkiye’nin temiz enerji alanındaki üretim birikimi ve teknolojik yetkinlikleri, iklim hedeflerine katkısı çerçevesinde ele alınacak.</p>
<p>ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı ve AHA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Elvan Aygün Anbar’ın moderasyonunda gerçekleşecek oturumda ENSİA Onursal Başkanı ve EnConIQ Kurucusu Alper Kalaycı, ENSİA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve XGEN Energy Yönetici Ortağı Murat Çekirdek, VAT Energy CEO’su Altuğ Karataş ve Atlas Advanced Technology Satış Müdürü Anna Efe konuşmacı olacak.</p>
<p>ENSİA ev sahipliğindeki ikinci oturum ise 13 Kasım Cuma günü, 11.15–12.00 saatleri arasında “İklim Politikalarından Ticarete: SKDM, Emisyon Ticaret Sistemi ve Temiz Enerji Sektörü” başlığı ile COP31 Türkiye Yeşil Alan’da düzenlenecek.</p>
<p>Derneğin kurumsal üyesi şirketlerin üst yöneticilerinin katılacağı oturumda, iklim politikalarının sanayinin rekabetçiliği ve uluslararası ticaret üzerindeki etkileri ele alınacak. Moderasyonunu ENSİA Genel Sekreteri Hazal Coşkun’un üstleneceği oturumda konuşmacı olarak TAI Dynamics Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Sarıçiçek, ÜNSPED Denetim ve İş Geliştirme Direktörü Gamze Satoğlu, Xeden Energy Kurucusu Mahmut Aydın ve Onur Enerji Kurucusu Onur Günduru yer alacak.</p>
<p>COP31 Konferansı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, COP31’in Türkiye’nin temiz enerji alanında tüm dünyanın dikkatini çeken üretim ve teknoloji yetkinliğini uluslararası kamuoyuyla buluşturan bir zemin olduğunu belirtti.</p>
<p>Her iki oturumda temiz enerji dönüşümünün üretimden teknolojiye, karbon yönetiminden ticarete uzanan boyutlarını ortak bir gündemde buluşturmayı hedeflediklerine dikkat çeken Anbar, şu değerlendirmeyi yaptı: “ENSİA olarak sektörümüzün saha deneyimini ve çözüm önerilerini COP31 platformuna taşıyarak Türkiye’nin temiz enerji ekosisteminin uluslararası görünürlüğüne ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Türkiye’nin temiz enerji sanayisi, mühendislik birikimi, üretim yetkinliği ve uluslararası iş birlikleriyle bu dönüşüme katkı sunabilecek güçlü bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli daha yüksek katma değere, kalıcı rekabet gücüne ve somut emisyon azaltımına dönüştürmeliyiz. Sanayimizin bu dönüşüme hazırlanmasında temiz enerjiye erişim, enerji verimliliği ve teknolojik gelişim belirleyici olacak. COP31 Başkanlığı’nı üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a bize bu fırsatı sunduğu için ayrıca teşekkürlerimizi iletiyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ensia-baskani-elvan-aygun-anbar-cop31de-turkiye-uretim-gucunu-dunyaya-sunacak-91350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/0/1280x720/ensia-baskani-elvan-aygun-anbar-cop31de-turkiye-uretim-gucunu-dunyaya-sunacak-1793780334.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, Antalya&#039;da düzenlenecek COP31&#039;de iki kritik oturuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye&#039;nin temiz enerji üretimindeki yetkinliği, yeşil dönüşüm hamleleri ve ticaretin geleceği uluslararası platformda ele alınacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-yilin-son-ceyregine-1-milyar-713-milyon-dolarlik-ihracatla-guzel-bir-giris-yaptik-91348</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhammet Öztürk: Son çeyreğe 1,7 milyar dolarlık ihracatla güzel bir giriş yaptık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) ekim ayında ihracatını yüzde 5’lik artışla 1 milyar 713 milyon dolara yükseltti. EİB, 2026 yılında haziran, temmuz ve eylül aylarından sonra dördüncü kez ekim ayında da 1 milyar 700 milyon dolar barajını aşmayı başardı. 2026 yılının son çeyreğine moralli bir giriş yapan EİB, bu performansıyla 20 milyar dolar ihracat hedefine bir adım daha yaklaştı.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2026 yılının son çeyreğine 1 milyar 713 milyon dolarlık ihracatla güzel bir giriş yaptıklarını 2026 yılının ikinci ve üçüncü çeyreğindeki ihracat performansını son çeyreğe taşıma gayreti içinde olduklarını vurguladı.</p>
<p>20 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak üzere ekim ayında büyük bir adım attıklarını söyleyen Öztürk, “Bu çizgimizi sürdürerek 2027 yılının ilk çeyreğinde 20 milyar doları aşmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmamız için finansmana erişim sorunumuzun çözüme kavuşması gerekiyor. TCMB’nin faiz indirim kararının devamının gelmesini bekliyoruz. Döviz dönüşüm desteğinde ihracatçılarımızın beklentilerini karşılamayan 1 Ekim 2026 tarihli yeni uygulamanın yeniden değerlendirilmesini ve ihracatçılarımızın lehine düzenlenmesini istiyoruz. İhracat yalnızca döviz kazandıran bir faaliyet değil; üretimi, istihdamı, yatırımı ve teknolojik gelişimi besleyen bir ekonomik kalkınma modeli. Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi, üretim gücünü uluslararası pazarlara taşımasına bağlı. Bunun için ihracatçılarımızın yolundaki taşları temizlememiz gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h2>7 birlik ekim ayında ihracatını artırdı</h2>
<p>EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 7 tanesi ekim ayında ihracatını artırmayı başarırken, 5 tanesi geçen yılki ihracat seviyesinin altında kaldı. Ege İhracatçı Birlikleri ocak – ekim döneminde yüzde 6’lık artışla ihracatını 15,3 milyar dolardan 16,2 milyar dolara taşırken, son 1 yıllık dönemdeki ihracatını yüzde 5’lik gelişimle 18,5 milyar dolardan 19 milyar 364 milyon dolara ulaştırdı. EİB önümüzdeki süreçte ihracatını 636 milyon dolar artırdığı anda 20 milyar dolar hedefine ulaşmış olacak. EİB’de tarım sektörü ihracatını yüzde 8’lik büyümeyle 692 milyon dolardan 750 milyon dolara taşırken, sanayi sektörü 793 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Her ay ihracat rekorları kıran Madencilik sektörü ekim ayında yüzde 34’lük ihracat artış hızıyla 126 milyon dolardan 168,5 milyon dolara ilerledi.</p>
<p>Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ekim ayında ihracatını yüzde 4 artırarak 186,8 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştı ve EİB bünyesinde en çok ihracat yapan birlik oldu. Eylül ayında zirveyi Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nden devralan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği iddiasının tek seferlik olmadığını ortaya koydu.</p>
<p>Eylül ayında ihracatını yüzde 68 oranında artırarak dikkatleri üzerine çeken Ege Tütün İhracatçıları Birliği ekim ayında da ihracatını yüzde 64 artırarak 125,8 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı ve eylül ayından sonra ekim ayında da EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu.</p>
<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ekim ayında 185,5 milyon dolarlık ihracatla EİB bünyesinde ikinci olurken, ocak – ekim dönemindeki 2 milyar 104 milyon dolarlık ihracat hacmiyle zirvedeki yerini korudu.</p>
<p>Ege Maden İhracatçıları Birliği ekim ayında ihracatını yüzde 34’lük artışla 126 milyon dolardan 168,5 milyon dolara çıkarırken, 10 aylık dönemde ihracatını yüzde 20 geliştirerek 1 milyar 397 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşma yanında EİB bünyesinde ihracatını en çok artıran sektör olma başarısı gösterdi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 127,8 milyon dolarlık ihracata imza attı ve 100 milyon dolar barajını aşan birlikler arasına adını yazdırdı. Ekim ayında 112,5 milyon dolarlık taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihraç eden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 100 milyon dolar barajını geçen bir diğer ihracatçı birliği oldu. Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında 100 milyon dolar barajını aşan 7. İhracatçı birliği 102,5 milyon dolarlık ihracatla Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. 5 aydır ihracatını artırmayı başaran Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ekim ayında yüzde 9’luk kayıp yaşadı ve ihracatı 101 milyon dolardan 91,7 milyon dolara geriledi. İhracatta yatay bir performans gösteren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 69,3 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ekim ayında ihracatı yüzde 6 artan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 29,2 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı. Uzun zaman sonra ihracattaki düşüşünü durduran Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği yüzde 4 ihracat artışıyla 21 milyon 959 bin dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 3 artırarak 11 milyon 70 bin dolarlık performans ortaya koydu.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri ekim ayında 187 ülkeye ihracat yaparken, ilk sırada 175 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. ABD’ye ihracat yüzde 50 artış gösterdi ve Almanya’yı geride bıraktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-yilin-son-ceyregine-1-milyar-713-milyon-dolarlik-ihracatla-guzel-bir-giris-yaptik-91348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/1/1280x720/ege-ihracatci-birlikleri-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-tanitim-desteklerinde-kaynak-sikintisi-yok-ihracatci-daha-gayretli-olmali-1791193312.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege İhracatçı Birlikleri, 2026 yılında haziran, temmuz ve eylül aylarından sonra dördüncü kez ekim ayında da 1 milyar 700 milyon dolar barajını aştı. Yılın son çeyreğine güzel bir giriş yaptıklarını belirten EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, ikinci ve üçüncü çeyrekteki ihracat performansını son çeyreğe taşıma gayreti içinde olduklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/selden-etkilenen-firmalar-icin-acil-durumlar-destegi-91344</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Selden etkilenen firmalar için &#039;Acil Durumlar Desteği&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB aracılığıyla hayata geçirdikleri Acil Durumlar Desteği hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İstanbul'da ve diğer şehirlerimizde sel ve taşkın felaketlerinden etkilenen KOBİ'lerimizin ekonomik kayıplarını telafi edebilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla KOSGEB eliyle Acil Durumlar Desteği'ni hayata geçiriyoruz. Destek kapsamında, küçük işletmelere 1 milyon lira, mikro işletmelere 500 bin liraya kadar kredi sıfır finansman maliyeti (Kredi faiz/kar payının tamamı KOSGEB tarafından karşılanıyor.) 24 ay vade, 6 ay ödemesiz dönem. KOBİ'lerimizin yanlarında olmaya devam ediyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Başvurular için son tarih 31 Aralık 2026 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>"İşletmelerin finansman yükü hafifletilecek"</strong></p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre ise KOSGEB Acil Durumlar Desteği'nden, 2026 içerisinde Türkiye'nin farklı bölgelerinde meydana gelen sel ve taşkın felaketlerinden etkilenen ve valilikler tarafından hasar tespiti yapılmış olan mikro ve küçük ölçekli işletmeler yararlanabilecek.</p>
<p>İşletmelerin destekten yararlanabilmeleri için sel ve taşkın felaketinden etkilendiklerini ve olayın etkilerinin devam ettiğini ilgili resmi makamlardan alacakları belgelerle tevsik etmeleri gerekecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/selden-etkilenen-firmalar-icin-acil-durumlar-destegi-91344</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/6/1280x720/bakan-kacir-1747139685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Kacır, ⁠&quot;İstanbul&#039;da ve diğer şehirlerimizde sel ve taşkın felaketlerinden etkilenen KOBİ&#039;lerimizin ekonomik kayıplarını telafi edebilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla KOSGEB eliyle Acil Durumlar Desteğini hayata geçiriyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bolgesel-kalkinma-kamu-ve-ozel-sektoru-bulusturan-yeni-modellerle-gelistirilmeli-91295</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bölgesel kalkınma, kamu ve özel sektörü buluşturan yeni modellerle geliştirilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MAHİR SOLMAZ/DİYARBAKIR</strong></p>
<p>Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Doğu Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi ve EKONOMİ Gazetesi iş birliğiyle 9. Uluslararası Ekonomi, Siyaset ve Yönetim Sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, yatırım ortamı ve bölgesel kalkınma başlıkları ele alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeadcf5d70fa-1793776885.png" alt="" width="900" height="552" />DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Türk, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınmasının geleneksel sanayi yatırımlarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, teknoloji odaklı ve uzun vadeli bir bölgesel kalkınma stratejisine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya ise bölgeye yönelik yatırımların artırılması için teşviklerin yanı sıra kamu altyapısının güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve hukuki güvenin sağlanması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<h2>EKONOMİK REKABETİN BELİRLEYİCİLERİ DEĞİŞİYOR</h2>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeadce36a7dc-1793776867.jpg" alt="" width="333" height="347" />Sempozyumun Dicle Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ilk gününün açılışında konuşan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pelin Karatay Göğül, dünya ekonomisinin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, bu yılın sempozyum temasının “Jeoekonomik Kırılmalar Çağında İkiz Dönüşüm: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Perspektifinde Yeni Ekonomi” olarak belirlendiğini aktardı ve “Üretim biçimleri değişiyor, ticaret yolları yeniden şekilleniyor ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkiler farklılaşıyor” dedi. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin çalışma hayatını dönüştürdüğünü, iklim değişikliği, enerji güvenliği ve kaynakların etkin kullanımının ise ekonomik kararların merkezine yerleştiğini kaydeden Göğül, “Dijitalleşme ile sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı hedefler olarak değerlendirilmemesi gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>Dijital teknolojilerin kaynak kullanımında verimliliği artırabileceğini, doğru planlanan yeşil yatırımların işletmelerin maliyetlerini azaltarak yeni pazarlara erişimini kolaylaştırabileceğini belirten Göğül, bu fırsatların değerlendirilmesi için finansmana, nitelikli insan kaynağına, güçlü kurumlara ve uzun vadeli bir vizyona ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Sempozyumun ilk gününde, Almanya’daki Bielefeld Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rıza Öztürk’ün moderatörlüğünde bir panel de gerçekleştirildi. Panelde Bielefeld Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Antonius Hötte ve Prof. Dr. Christoph Weisser, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi ve EKONOMİ Gazetesi yazarı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ile Koblenz Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Margareta Teodorescu sunumlarını paylaştı.</p>
<h2>KAMU YATIRIMLARI İLE ÖZEL SEKTÖR SERMAYESİ BULUŞMALI</h2>
<p>Sempozyumun ikinci gününde akademi ve iş dünyası temsilcileri Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda bir araya geldi. Programın açılışında konuşan DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Türk, yapay zekâ çağında dijital ve hukuki dönüşümün ekonomi gündemindeki öneminin daha da artacağını söyleyerek, “Dünya ekonomisi önemli kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyor. Ekonomik rekabetin ölçütleri de değişti. Eskiden ekonomik güçte temel kriterlerin başında üretim kapasitesi gelirken bugün teknoloji geliştirme yeteneği, veri yönetimi, enerji güvenliği, güçlü kurumlar ve uluslararası ilişkiler ekonomik rekabetin belirleyici unsurları hâline geldi” dedi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınması için geleneksel sanayi yatırımlarının ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Türk, büyük ölçekli kamu yatırımlarıyla özel sektör sermayesini bir araya getiren yeni kalkınma modellerinin geliştirilmesini önerdi.</p>
<p>Bölgenin ekonomik gelişiminin yalnızca yerel ölçekte değil, Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkılar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Türk, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir bölgesel kalkınma stratejisine ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>Türk, “Genç nüfusumuzu dijital ekonomiye hazırlamalı, teknoloji girişimciliğini desteklemeli, enerji, tarım, madencilik ve sanayide yeni teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmalıyız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bölgesel kalkınma konusunda çalışma başlattıklarını da açıklayan Türk, ilgili paydaşlar ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile birlikte bu alandaki çalışmaların altyapısını oluşturmaya başladıklarını, Ankara’daki ekonomi yönetimiyle de diyaloglarını sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<h2>DİYARBAKIR OSB’DE 23 BİN KİŞİYE İSTİHDAM</h2>
<p>Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, sanayinin rekabet gücünün artırılması için teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve nitelikli iş gücünün önemine dikkat çekti. Diyarbakır OSB’de faaliyet gösteren yüzlerce işletmede yaklaşık 23 bin kişiye istihdam sağlandığını belirten Fidan, üretim kapasitesini artırırken çevreye duyarlı, teknolojiyi etkin kullanan ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen bir sanayi yapısı oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Sanayicilerin uygun finansmana erişiminin kolaylaştırılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve KOBİ’lerin teknolojik dönüşümünün desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi çağrısında bulundu. Fidan, kamu kurumları ile finans kuruluşlarının da bu süreçte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Tarım ve ticarette dijitalleşme vurgusu</h2>
<p>Diyarbakır Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Ay, dijitalleşmenin üretimden ticarete kadar ekonomik hayatın tüm alanlarını dönüştürdüğünü belirtti. Diyarbakır’ın tarım, sanayi ve ticaret potansiyelinin dijital teknolojilerle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Ay, özellikle tarımsal üretim, depolama ve pazarlama süreçlerinde dijital uygulamaların verimliliği artıracağını söyledi. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde desteklenmesinin önemine dikkat çeken Ay, dijital ticaretin gelişmesi için güvenilir bir hukuki altyapının oluşturulması gerektiğini kaydetti. Ay, üniversiteler, kamu kurumları ve iş dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağını vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeadd18813ce-1793776920.png" alt="" width="900" height="544" /></p>
<h2>TEŞVİKLER BÖLGESEL GELİŞMİŞLİK FARKINI AZALTMAYA YETMİYOR</h2>
<p>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, konuşmasında dijitalleşme, yapay zekâ, küresel ekonomik gelişmeler, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve bölgesel kalkınma sorunlarını değerlendirdi. Dijitalleşme ve yapay zekânın üretim süreçlerini, sektörleri ve iş yapma biçimlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Kaya, “Güvenlik politikaları da küresel ölçekte ekonomik rekabetin önemli unsurlarından biri hâline geldi. Türkiye’nin, güvenlik politikalarını ekonomik kalkınma ve dış ticaretle birlikte ele alması gerekiyor. Devam eden çözüm süreci, toplumsal barışın yanı sıra ekonomik gelişme açısından da önem taşıyor” şeklinde konuştu. Türkiye’de uygulanan teşvik politikalarının bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmakta yetersiz kaldığını savunan Kaya, son 24 yıllık teşvik uygulamalarında birinci ve ikinci bölgelerin toplam yatırımlardan yüzde 61 pay aldığını, beşinci ve altıncı bölgelerde bulunan 29 ilin payının ise yüzde 10 düzeyinde kaldığını belirtti. Kaya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması (SEGE) verilerine değinerek, bölgenin eğitim, yaşam kalitesi ve erişilebilirlik gibi temel göstergelerde karşılaştığı sorunların kamu yatırımlarıyla giderilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h2>TÜRKİYE, IRAK PAZARINDAKİ KONUMUNU GÜÇLENDİRMELİ</h2>
<p>Türkiye’nin Irak pazarındaki payının gerilediğine dikkat çeken Kaya, 2015 yılında Irak’ın ithalatında ilk sırada bulunan Türkiye’nin 2025 yılında üçüncü sıraya düştüğünü ifade etti ve “Komşu ülkelerle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye’nin bölgesel rekabet gücü açısından stratejik önem taşıyor. Bölgeye yönelik yatırımların artırılması için yalnızca teşvik mekanizmalarına odaklanmak yeterli değil” diye konuştu. Kaya, kamu altyapısının güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve hukuk ile adalet mekanizmalarının ekonomik güveni desteklemesinin önemine işaret ederek, dijital dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmak için ekonomik ve bölgesel kalkınma politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Avrupa ve Türkiye’de iş dünyasının dönüşümü ele alındı</span></h2>
<p>Açılış konuşmalarının ardından EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde "İş Dünyasının Dijital ve Hukuki Dönüşümü: Avrupa ve Türkiye" başlıklı panel düzenlendi. Panelde Augsburg Üniversitesi'nden Dr. Hüseyin Doluca ile Qara Legal yöneticisi Avukat Zeynel Kara, Almanya'da yatırım yapmanın yollarına ilişkin bilgi verdi. EKONOMİ Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ ve Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pelin Karatay Göğül ise bölge, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<p>Sempozyumda yapılan değerlendirmelerde, bölgesel kalkınmanın güçlendirilmesi için geleneksel yatırım teşviklerinin yanı sıra dijitalleşme, teknoloji geliştirme, nitelikli istihdam, enerji verimliliği ve hukuki güvenin birlikte ele alınması gerektiği öne çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bolgesel-kalkinma-kamu-ve-ozel-sektoru-bulusturan-yeni-modellerle-gelistirilmeli-91295</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/5/1280x720/774-1793776994.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Diyarbakır’da düzenlenen 9. Uluslararası Ekonomi, Siyaset ve Yönetim Sempozyumu’nda dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve bölgesel kalkınma gündeme geldi. DOGÜNSİFED Başkanı Devrim Türk, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınması için kamu yatırımlarıyla özel sektör sermayesini buluşturan yeni modeller geliştirilmesi gerektiğini belirtirken, DTSO Başkanı Mehmet Kaya teşviklerin tek başına yeterli olmadığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dagder-40-yilinda-kulturel-mirasi-gelecege-tasimayi-hedefliyor-91294</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DAĞDER 40. yılında kültürel mirası geleceğe taşımayı hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın dağ yöresini temsil eden en büyük sivil toplum kuruluşlarından Dağ Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği (DAĞDER), kuruluşunun 40. yılını yeni dönem projeleri ve hedefleriyle karşılıyor. Orhaneli, Keles, Büyükorhan, Harmancık ve Osmangazi’ye bağlı dağ köylerinin dayanışma çatısı olan dernek, kültürel mirasın korunmasının yanı sıra eğitim, gençlik ve kırsal sorunlara yönelik çalışmalarını genişletmeyi amaçlıyor.</p>
<p>DAĞDER Kültür Merkezi’nde düzenlenen 40. yıl toplantısında konuşan Genel Başkan Derya Başak, derneğin 40 yıllık geçmişini, mevcut yönetimin çalışmalarını ve gelecek dönem projelerini değerlendirdi. 11 Mayıs 2025’teki genel kurulun ardından yoğun bir çalışma dönemi geçirdiklerini belirten Başak, önceki dönem başkanları, şube yönetimleri, temsilcilikler ve hemşehrilerin katkısıyla kurumsal dayanışmayı güçlendirmeye odaklandıklarını söyledi.</p>
<h2><strong>“500 öğrenciye eğitim desteği”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in eğitim çalışmalarına öncelik verdiğini vurgulayan Başak, “Bir Öğrencinin Umudu Ol” projesi kapsamında oluşturulan burs fonuyla yaklaşık 500 öğrenciye destek sağladıklarını açıkladı. Köy okullarının ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla ilçe milli eğitim müdürlükleri ve okul yönetimleriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Başak, köy ziyaretleriyle eğitim altyapısına ilişkin talepleri de takip ettiklerini ifade etti. Meslek tanıtımları, okul ihtiyaçlarının tespiti ve taleplerin ilgili kurumlara iletilmesi yönündeki çalışmaların süreceğini belirten Başak, eğitim projelerini derneğin öncelikli faaliyet alanlarından biri olarak konumlandırdıklarını dile getirdi.</p>
<h2><strong>“7 ülkeden gençler Bursa’da buluşacak”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in uluslararası gençlik çalışmalarında da yeni bir dönem başlıyor. “Mavi Yaşa, Yeşili Koru” adlı Erasmus projesinin onaylandığını ve sözleşmesinin imzalandığını açıklayan Başak, 7 ülkeden beşer gencin aralık ayında Bursa’da ağırlanacağını bildirdi. Proje kapsamında gençlerin Bursa’nın ve dağ yöresinin kültürüyle tanıştırılacağını belirten Başak, kültürel etkileşimin proje sonrasında da sürdürülmesini sağlayacak uluslararası bir Erasmus ağı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<h2><strong>“300 köy derneği ve muhtarla istişare”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in çalışmalarının kültürel etkinliklerle sınırlı olmadığını vurgulayan Başak, dağ yöresinin altyapı, hizmet ve yerel ihtiyaçlarına yönelik taleplerin ilgili kurumlara taşınması için de çalışma yürüttüklerini kaydetti. Yaklaşık 300 köy derneği başkanı ve muhtarla iki ayrı genişletilmiş istişare toplantısı gerçekleştirdiklerini aktaran Başak, köylerden gelen taleplerin yazılı dilekçelerle toplandığını, analiz edilerek milletvekilleri, kaymakamlıklar ve belediye başkanlıklarına iletildiğini belirtti. Başak, taleplerin sonuçlandırılması için muhtarlar ve dernek başkanlarıyla iletişimin sürdürüldüğünü ifade etti. </p>
<h2><strong>“Köklerine sahip çıkan, kültürümüzü yaşatan bir DAĞDER”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in gelecek vizyonunu yalnızca geçmişin kültürel değerlerini yaşatmak üzerinden şekillendirmediklerini dile getiren Başak, “Hedefimiz, DAĞDER’in yalnızca anılara yaslanan, sadece geçmişi anan ve yad eden bir dernek olması değil. Gelecekte daha güçlü, köklerine sahip çıkan, kültürümüzü yaşatan, yöremizin sorunlarına çözümler arayan ve kurumlarla iş birliği yapan bir dernek olmaktır. Bursa’da hemşehrilerimizle Bursalılık bilincini geliştirmek istiyoruz. Köklerimiz ortak, geleceğimiz ortak. 40 yıllık birikimimizden aldığımız güçle birlikte üretmeye, çalışmaya ve büyümeye devam edeceğiz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dagder-40-yilinda-kulturel-mirasi-gelecege-tasimayi-hedefliyor-91294</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/4/1280x720/dagder-40-yilinda-kulturel-mirasi-gelecege-tasimayi-hedefliyor-1793776088.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’da 1986 yılında kurulan DAĞDER, 40. yılında eğitim, gençlik ve kırsal kalkınma odaklı projelerini genişletmeyi hedefliyor. Genel Başkan Derya Başak, yaklaşık 500 öğrenciye destek sağladıklarını, 7 ülkeden gençleri Erasmus projesi kapsamında Bursa’da buluşturacaklarını belirterek, “Hedefimiz, yalnızca geçmişi anan değil, yöremizin sorunlarına çözüm arayan ve geleceğe yön veren bir dernek olmak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzsuz-kadinlar-91279</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzsüz kadınlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Almanya, Avusturya ve Fransa’da, farklı tarihlerdeki yaklaşık kırk olayla ilişkilendirilen cinayetler işlenir, cesetler bulunur, olay yerleri incelenir. Eşyalardan, yüzeylerden ve suçlarla ilişkili nesnelerden biyolojik örnekler alınır. Laboratuvar incelemelerinde <strong>kim olduğu bilinmeyen, aynı kadına ait</strong> <strong>DNA profiliyle karşılaşılır.</strong> Cinayetler, hırsızlıklar ve soygunlar arasında kurulan bağlantıların merkezine bu kadın yerleştirilir.</p>
<p>DNA incelemelerine esas alınan çubuklar,  üretim ve paketleme sürecinde görevli bir kadının DNA’sıyla kirlenmiştir. Cinayetler gerçektir; onları işleyen insanlar da vardır. Yanlışlık, suçların veya suçluların varlığında değil, sorumluluğun kime ve hangi gerekçeyle yüklendiğindedir. Bir çalışanın DNA’sı ile olay yerinden toplanan DNA kirlenmiştir.</p>
<p>Heilborg Hayaleti veya Yüzü Olmayan Kadın olarak bilinen bu olay; Türkiye’de kamuoyuna “fon olayı” olarak yansıyan dosyayı düşünmek için de önemli bir başlangıç sunar.</p>
<p>Heilbronn Hayaleti dosyasında örnekleme çubuklarının üretim ve paketleme sürecindeki kontaminasyon, faili değiştirmiştir. Fon olayında ise  <strong>gerçek bir bulgu, yanlış bir ilişki içinde kullanıldığında veya kirli bir bilgiyle kontamine olduğunda gerçeğe aykırı bilgiye dönüşebilir. </strong></p>
<p>Fon kelimesinin kendisi bile hukuken kurulmuş bir yatırım ürününün varlığıyla, fon adı altında sunulan bir anlatıyı birbirinden ayırmamızı gerektirir. Bir şeye isim verilmesi, o şeyin o isimle var olduğunu kanıtlamaz.  Tıpkı bir kişinin adının bir olayın anlatısında geçmesi, o kişinin o anlatı içindeki rolünün de kanıtlandığı anlamına gelmez. Bağlantıların araştırılması, araştırmanın yerine geçebilecek sonuçlar olarak değerlendirilemez.</p>
<p><strong>Bilgi kirliliği çoğu zaman yanlış bir olgudan değil, doğru olgular arasına yerleştirilen yanlış bir bağdan doğar.</strong></p>
<p>Bu nedenle en tehlikeli yanlış anlatılar, bütünüyle uydurulmuş olanlar olmayabilir. Gerçek bir belgeyi, yapılmış bir görüşmeyi ve gerçekleşmiş bir ödemeyi yan yana getiren anlatı daha ikna edici görünebilir. Oysa tartışılması gereken yalnızca bu parçaların varlığı değildir. Onları birbirine bağlayan açıklamanın doğruluğudur.</p>
<p>Heilbronn’da “Bu DNA numunede var” tespiti, “Bu kadın olay yerindeydi” sonucuna; oradan da “Bu suçlarla bağlantılıydı” varsayımına taşındı. Fon olayının kamusal anlatımında da benzer bir sıçrama riski görülmektedir. “Bu kişiyle görüşüldü” bulgusundan “Bu kişi düzeni biliyordu” sonucuna, oradan “Düzenin parçasıydı” hükmüne geçilebilir. Bu geçişlerin her biri ayrıca gerekçelendirilmelidir. Bağlantının mümkün olması, gerçekleştiğinin kanıtı değildir. Bağlantıyı sorgulamak da sorumluluğu baştan reddetmek anlamına gelmez.</p>
<p><strong>İki doğru bilgi yanlış bağlantıyla bağlanırsa veya doğru bilgi kirli bilgiyle kontamine olursa veya kirli bilginin erişimi daha fazla olursa, yalnız cevaplar değişmez; sorular da değişir.</strong></p>
<p>Fon olayında da araştırma, kişilere önceden dağıtılmış rollerden hareket ederse, benzer bir sorun doğar. Birine “örgütleyici”, diğerine “aracı”, bir başkasına “koruyucu” rolü verilerek bütün bulgular bu rollerin içine yerleştirildiğinde, yeni bilgi artık açıklamayı sınamak yerine onu tamamlamaya yarayabilir. <strong>Böylece gerçek bulgularla kontamine olan bilgiler kirli bilgiye dönüşür. </strong></p>
<p><strong>Bilgi kirliliği, yalnızca insanların yanlış düşünmesine yol açmaz; doğruyu araştırmanın başlangıç noktasını da bozar.</strong> Bir soru, kendi içinde kanıtlanmamış bir hüküm taşıyabilir. Bu yüzden hakikate yaklaşmak, yalnız cevapların doğruluğunu denetlemeyi değil, soruların ön kabullerini de açığa çıkarmayı gerektirir.</p>
<p><strong>Yanlış bir bağın güç kazanmasında tekrarın özel bir rolü vardır.</strong></p>
<p>Bir iddia önce tek bir açıklamada ortaya çıkar. Bir haber sitesi onu aktarır. Başka yayınlar bu habere dayanır. Televizyon programlarında tartışılır, sosyal medyada paylaşılır, yorum yazılarına girer. Bir süre sonra “çok sayıda kaynakta yer alan bilgi” olarak sunulur.</p>
<p>Oysa kaynakların sayısı artmamış olabilir. Artan, aynı kaynağın görünürlüğüdür.</p>
<p><strong>Yüz ayrı yayında görünen iddia, tek bir doğrulanmamış kaynağın yüz kez çoğaltılması olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kurumların otoritesi, kirlenmiş bilginin etkisini daha da artırabilir.</strong></p>
<p>Bir iddianın gündelik konuşmada dolaşmasıyla resmî yazıya, teknik rapora veya kurumsal açıklamaya girmesi aynı sonucu doğurmaz</p>
<p>Heilbronn’da laboratuvar bulgusunun bilimsel ağırlığı, bulguya yüklenen daha geniş anlamı da taşıdı. Fon olayı gibi ekonomik ve hukuki katmanları bulunan dosyalarda ise banka unvanı, mesleki konum, teknik terminoloji, bilirkişi değerlendirmesi veya resmî açıklama benzer bir otorite etkisi yaratabilir.</p>
<p><strong>Bulgunun kayda geçirilmesi ve doğrulanması ile hükme bağlanması ayrı aşamalardır. </strong>Kurumsal dil bu ayrımları görünmez kıldığında, bilgiye açıklık kazandırmak yerine onun taşıdığı belirsizliği örtebilir.</p>
<p><strong>Kirli bilgi nedeniyle tanımlanan insanın en büyük güçlüğü, kendisini düzeltecek sözünün de aynı anlatı tarafından etkisizleştirilmesidir. Tıpkı laboratuvar çalışanı kadının kendisini ifade etmekteki güçlüğü gibi. Konuşsa </strong>“kendini kurtarmaya çalışıyor”, sussa “cevap veremiyor”, itiraz etse  “gerçeğin ortaya çıkmasını engelliyor” denebilir.</p>
<p><strong>Heilbronn’daki masum çalışanın hayatı ile varsayılan seri suçlunun hikâyesi arasındaki uçurum, bu sorunu görünür kılar.</strong> Hakikati araştıran tutum, hakikatin hangi bulguyla değişebileceğini söyleyebilen tutumdur. <strong>Savunma, araştırmanın dışına atılacak bir engel değil, araştırılması gereken bilgi kaynaklarından biridir.</strong></p>
<p>Heilbronn’da Hayalet veya Yüzü Olmayan Kadın varsayımının çökmesi, cinayetleri ortadan kaldırmadı. Fon dosyasında da herhangi bir isnadın kanıtlanamaması, diğer bütün iddiaları kendiliğinden doğrulamaz veya çürütmez.</p>
<p><strong>Sorumluluk;</strong> “yanlışı düzelttik” demekle sona ermez. Yanlış bilginin ulaştığı yerlere düzeltmeyi ulaştırmak, ona dayanılarak alınan kararları yeniden incelemek ve mümkün olan zararları gidermek gerekir. Bütün bunlar yapılsa bile geçmiş bütünüyle geri getirilemeyebilir.</p>
<p><strong>Hakikat anlayışımızı bu geri döndürülemezlik bilinci üzerine kurmalıyız</strong>. İnsan hakkında hüküm verirken gösterilecek özen, hata ortaya çıktıktan sonra gösterilecek üzüntüden daha değerlidir.</p>
<p> “Heilborg Hayaleti” ile “Fon Faili”ni yan yana düşünmenin değeri burada yatar: Birinde kanıtlanmış bir kontaminasyon, diğerinde ise kamusal anlatının sürekli denetlenmesini gerektiren bir yanlış ilişkilendirmenin sıçraması riski vardır.</p>
<p>İki dosyayı eşitlemeden, ikisinden aynı düşünsel soruyu çıkarabiliriz: <strong>Bildiğimiz şey gerçekten olayın kendisi mi, yoksa gerçek parçalar arasına yerleştirdiğimiz açıklama mı?</strong></p>
<p>Bilgi asimetrisi, söylenti etkisi, piyasa psikolojisi ve kurumsal güven meseleleri ortaya çıkabilir. Finansal piyasalarda fiyatlar, gerçekleşmiş verilerin yanı sıra beklentilerden, bu verilerin yorumlanışından ve dolaşıma giren anlatılardan da etkilenir. Gerçek bulgular arasındaki hatalı bağlantılar, gerçek bulguların kirli bilgilerle kontaminasyonu bankalar, yatırım fonları ve sermaye piyasaları açısından da teyakkuz oluşturabilir.</p>
<p><strong>Gerçek bir suçun varlığı, o suçun failine ilişkin her açıklamayı gerçek kılmaz. </strong></p>
<p><strong>Gerçek bir izin varlığı da o ize yüklenen anlamı doğrulamaz.</strong></p>
<p>Hakikate sadakat, bulguları toplamak kadar, onlardan çıkaramayacağımız sonuçların sınırını korumaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzsuz-kadinlar-91279</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzsüz kadınlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalat-sanayii-finansman-programi-daha-da-buyuyecek-91276</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İmalat Sanayii Finansman Programı daha da büyüyecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TCMB ile uyguladıkları Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı'nın hacmini bu yıl 500 milyar liradan 750 milyar liraya yükselttiklerini, programa 36 kritik hammaddeyi de ilave ettiklerini kaydederek, bu alanlarda hayata geçen yatırımlarda 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlarda 2 yıl anapara ödemesiz, 10 yıl vadeli finansman imkanı sunduklarını söyledi.</p>
<p>Kacır, “Burada da finansman maliyetleri yıllık yüzde 13 seviyesine kadar indiriliyor. Programla bugüne kadar 531 milyar lirayı aşan 85 projenin önünü açtık. İmalat Sanayisi Finansman Programı'nı başlattık. Burada 150 milyar liralık kefaletle toplam 250 milyar lira krediye erişimin önünü açıyoruz. Bu programı önümüzdeki yıl büyüterek devam ettireceğiz. Buradan sanayicilerimiz için de bunun müjdesini ifade etmek isterim” dedi.</p>
<h2>Erken sanayisizleşme uyarısına eleştiri</h2>
<p>Kacır, Mecliste 2027 bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri tarafından dile getirilen ‘Türkiye erken sanayisizleşme yaşıyor’ tespitlerine asla katılmadığını söyledi. Türkiye’nin, imalat sanayi katma değerinin 259 milyar dolara yükseldiğini, yüzde 9.7'lik bir yıllık artışın sadece bu yıl gerçekleştiğini kaydeden Kacır, özellikle Ocak 2020’den bu yana Türkiye’de üretim seviyesinin yüzde 27.5 ile İtalya, Fransa ve Almanya’yı geride bıraktığına dikkat çekti.</p>
<p>Kacır, Türkiye’nin bunu daha fazla katma değerli üretim sayesinde sağladığını belirterek, bu dönemde yüksek teknolojili üretimin yüzde 87.5, orta-yüksek teknolojili üretimini yüzde 47.9 arttığını belirtti. 284 milyar dolarlık ihracatın içinde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını yüzde 44.2 ile tarihi zirveye çıktığını kaydeden Kacır, 117.5 milyar dolar yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ihracatı gerçekleştiğini bildirdi.</p>
<p>Hazır giyim, tekstil, deri, ayakkabı, mobilya sektörlerinde verdikleri destekle 2026 itibarıyla istihdamı yüzde 100 koruduklarını kaydeden Kacır, tekstil sektöründe programa başvuru yapan 5 bin 898 işletmenin Kasım 2025’te 333 bin 291 olan istihdamının Ağustos 2026’da 339 bin 84 olduğunu kaydetti. Kacır’ın verdiği bilgiye göre; hazır giyimde 10 bin 83 işletmenin Kasım 2025’te 360 bin 331 olan istihdamı bu yıl Ağustos ayında 366 bin 665 oldu. Deri sektörünün geçtiğimiz Kasım ayında bin 889 işletmenin 34 bin 183 olan istihdamı Ağustosta 35 bin 172’ye ulaştı. Kacır, “Mobilya sektöründe 7 bin 696 işletmenin 112 bin istihdamını korumayı başarmışız. Bu 4 sektörün toplamında 25 bin 566 işletme, geçtiğimiz yıl Kasım itibarıyla 840 bin 280 kişiyi istihdam etmekteyken bu yıl Ağustos ayı itibarıyla 863 bin 347 istihdam sağlamaktadır. Dolayısıyla programdan yararlanan 25 bin 566 işletmede 23 bin istihdam artışı sağlandı“ dedi.</p>
<h2>“BYD’de yatırımın hayata geçmesini ümit ediyoruz"</h2>
<p>Meclis Plan Bütçe Komisyonunda Çinli otomotiv markası BYD’nin Manisa’da yapacağı yatırımdan vazgeçmesi milletvekilleri tarafından Komisyon gündemine taşındı. Kacır, milletvekillerinden gelen çok sayıda soruyu yanıtlarken. BYD ile yapılan yatırım anlaşmasının mevzuata uygun olarak yapıldığını belirterek, şöyle devam etti: “Her yatırım teşvikinde olduğu gibi yatırımcının sorumlulukları bellidir. Eğer yatırımcılar sorumluluklarını yerine getirmezlerse yatırım döneminde kullanmış oldukları teşvikleri geri vermekle yükümlüdürler. Bu yatırım özelinde de bu geri ödemelere ilişkin gerekli teminatlar Bakanlığımızca alınmıştır. Biz halihâzırda yürürlükte olan bu anlaşma kapsamındaki yatırımın hayata geçmesini ümit ediyoruz. Bu gayretlerimizi de devam ettireceğiz. Nasıl geçmişte Japonya'dan, Kore'den, dünyanın farklı ülkelerinden yatırımları bu sektörde Türkiye'ye çektiysek Çin'den yatırımları da bu sektörde Türkiye'ye çekebilmek için çabalarımızı, çalışmalarımızı elbette sürdüreceğiz ama yaptığımız her iş hukukidir, doğrudur” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalat-sanayii-finansman-programi-daha-da-buyuyecek-91276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/6/1280x720/6635-1793769386.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, başlattıkları ‘İmalat Sanayisi Finansman Programı’ ile 150 milyar liralık kefaletle toplam 250 milyar lira krediye erişimin önünü açtıklarını belirterek, “Bu programı önümüzdeki yıl büyüterek devam ettireceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-91365</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KASİAD &#039;İleri Düzey Finansal Raporlama Eğitimi&#039; tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) ile Kahramanmaraş Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (KMSMMMO) iş birliğinde, Kahramanmaraş Teknokent’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve 100’ün üzerinde profesyonelin katıldığı "İleri Düzey Finansal Raporlama Eğitimi" tamamlandı. </p>
<p>2 gün süren programın açılışında konuşan KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Dinçer, dernek olarak uzun süredir hayata geçirmeyi amaçladıkları bu eğitimin temel amacının; bağımsız denetim ve finansal danışmanlık hizmeti alınan kuruluşlarla aynı dili konuşmak, karşılıklı bakış açılarını yakalamak ve muhasebe-finans alanında kendini geliştirmek isteyen genç beyinlere rehberlik etmek olduğunu belirtti. Dinçer; organizasyona katkı sunan KMSMMMO yönetimine, TÜRMOB’a, değerli eğitmenlere ve Vizyon Grup temsilcilerine teşekkürlerini iletti.</p>
<p><strong>Sertifika tören düzenlendi</strong></p>
<p>100’ü aşkın şirket yöneticisi, finans ve muhasebe departmanı çalışanı ile serbest muhasebeci mali müşavirin katıldığı programın sonunda, eğitime katkı sunan konuşmacılara ve eğitmenlere günün anısına KASİAD Başkanı İsmail Dinçer tarafından kentin simgesi olan "Maraş Aslanı" hediye edildi.</p>
<p>Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikalarının verilmesinin ardından program sona ererken; KASİAD ve KMSMMMO öncülüğünde kentin ekonomik kalkınmasına, üretim ve istihdam süreçlerinin niteliğine katkı sağlayacak benzer stratejik projelerin gelecek dönemde de artarak süreceği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-91365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/5/1280x720/kasiad-baskani-ismail-dincer-1793791925.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği ile Kahramanmaraş Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası iş birliğinde düzenlenen &quot;İleri Düzey Finansal Raporlama Eğitimi&quot; sona erdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-pay-geri-alim-programi-baslatti-91342</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 23:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA &#039;pay geri alım programı&#039; başlattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Garanti BBVA, finansal yapısı ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli doğrultusunda, azami üç yıl süreli pay geri alım programı başlatma kararı aldığını duyurdu.</p>
<p>Garanti BBVA Yönetim Kurulunun banka paylarının Borsa İstanbul Pay Piyasası'nda geri alınmasına ilişkin kararı 4 Kasım'da yürürlüğe girecek.</p>
<p>Program kapsamında azami 85 milyon lira nominal değerli payın geri alınması ve bu işlemler için azami 11 milyar lira fon ayrılması öngörülüyor.</p>
<p>Programın, ilgili sermaye piyasası düzenlemeleri ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde piyasa koşulları, bankanın likidite durumu ve sermaye yeterliliği dikkate alınarak yürütülmesi planlanıyor.</p>
<p>Program ve kapsamında gerçekleştirilecek geri alım işlemleri ilk genel kurul toplantısında pay sahiplerinin bilgisine sunulacak.</p>
<p>Ayrıca programın sona ermesini takiben gerçekleştirilecek ilk genel kurul toplantısında, geri alınan payların ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak itfa edilmesi yönetim kurulu tarafından genel kurula önerilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-pay-geri-alim-programi-baslatti-91342</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/garanti-bbva.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti BBVA, azami üç yıl süreli pay geri alım programı başlatma kararı aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsekten-enflasyon-aciklamasi-91227</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 18:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek&#039;ten &#039;enflasyon&#039; açıklaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Yıllık tüketici enflasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre 3,1 puan azalarak yüzde 29,8'e gerilediğini belirten Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paaylaşımda şunlrı kaydetti:</p>
<p>"Enflasyondaki düşüş ulaştırma hizmetleri ve enerji hariç genele yayıldı. Bu dönemde yıllık enflasyon gıdada 7,1 puan, enerji ve gıda dışı mallarda 2,5 puan, hizmetlerde 7,9 puan geriledi. Ancak savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları, enerji enflasyonunu 16,7 puan artırarak dezenflasyonu sınırladı. </p>
<p>Önümüzdeki dönemde ekonomik aktivitenin dengeli seyri, enerji ve emtia fiyatlarında öngörülen gerileme, beklentilerde iyileşme ve hizmet enflasyonunda ataletin azalması enflasyondaki düşüşü destekleyecektir. Aynı zamanda gıda, konut ve enerjide arz yönlü politikalarımızı hızlandırırken yönetilen-yönlendirilen fiyatların bütçe imkânları dâhilinde enflasyon hedefleriyle uyumunu güçlendireceğiz."</p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Yıllık tüketici enflasyonu bir önceki yılın aynı ayına göre 3,1 puan azalarak yüzde 29,8 oldu. Enflasyondaki düşüş ulaştırma hizmetleri ve enerji hariç genele yayıldı. Bu dönemde yıllık enflasyon gıdada 7,1 puan, enerji ve gıda dışı mallarda 2,5 puan, hizmetlerde 7,9 puan geriledi. Ancak savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları, enerji enflasyonunu 16,7 puan artırarak dezenflasyonu sınırladı. Önümüzdeki dönemde ekonomik aktivitenin dengeli seyri, enerji ve emtia fiyatlarında öngörülen gerileme, beklentilerde iyileşme ve hizmet enflasyonunda ataletin azalması enflasyondaki düşüşü destekleyecektir. Aynı zamanda gıda, konut ve enerjide arz yönlü politikalarımızı hızlandırırken yönetilen-yönlendirilen fiyatların bütçe imkânları dâhilinde enflasyon hedefleriyle uyumunu güçlendireceğiz.</p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2117606938393317421?ref_src=twsrc%5Etfw">November 3, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsekten-enflasyon-aciklamasi-91227</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekim ayı enflasyon verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Önümüzdeki dönemde ekonomik aktivitenin dengeli seyri, enerji ve emtia fiyatlarında öngörülen gerileme, beklentilerde iyileşme ve hizmet enflasyonunda ataletin azalması enflasyondaki düşüşü destekleyecektir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-bankasindan-4-milyar-dolarlik-yeni-finansman-hazirligi-91226</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 18:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Bankası&#039;ndan 4 milyar dolarlık yeni finansman hazırlığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean Christophe Carret ve IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner, İstanbul’da düzenlenen toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>
<p>Carret, Dünya Bankası’nın önceliğinin istihdam yaratan ve insanların geçimlerini sağlamalarına imkan veren projelere destek sağlamak olduğunu söyledi.</p>
<p>Bankanın ulaştırma, enerji ve su gibi alanlardaki altyapı yatırımlarında hükümete destek verdiğini belirten Carret, önümüzdeki dönemde dijital teknolojiler ve yapay zekanın da bu alanlara ekleneceğini ifade etti.</p>
<p>Carret ayrıca, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) daha üretken hale gelmelerine, ihracat pazarlarında rekabet güçlerini artırmalarına ve istihdam yaratmalarına yardımcı olmanın Dünya Bankası’nın Türkiye ile ortaklığının temel hedeflerinden biri olduğunu vurgulayarak, bu kapsamda Dünya Bankası finansmanının ulusal kalkınma bankaları aracılığıyla KOBİ’lere kullandırıldığını belirtti.</p>
<p>Carret, Türkiye’nin son dönemde Dünya Bankası’nın küresel ölçekte en büyük müşterilerinden biri haline geldiğini ve Hindistan, Brezilya, Nijerya ve Pakistan gibi büyük ülkelerden bile daha fazla Dünya Bankası kaynağından yararlandığını kaydetti.</p>
<p>Türkiye’de halen uygulama aşamasında olan projelerin toplam büyüklüğünün yaklaşık 23 milyar dolar olduğuna işaret eden Carret, “Haziran sonunda tamamlanan son mali yılımızda 5,6 milyar dolar finansman sağladık. Bu mali yıl içinde yaklaşık 4 milyar dolarlık yeni finansman daha sağlamaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ekonomilere yönelik mevcut kaynaklarından en fazla yararlanan ülke oldu.” diye konuştu.</p>
<p>Dünya Bankası Grubu ile Türkiye arasındaki köklü ve olgun ortaklığın, yeni işbirliği alanlarının değerlendirilmesi açısından güçlü bir temel oluşturduğunu belirten Christophe Carret, mevcut aşamada görüşmelerin iki alan üzerinde yoğunlaştığını söyledi.</p>
<p>Carret, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bunlardan ilki enerji. Türkiye elektrik iletim altyapısına yönelik yatırımlarını artırmayı ve ekonominin elektrifikasyonunu hızlandırmayı hedeflerken, Dünya Bankası Grubu olarak, yalnızca Dünya Bankası değil IFC ve MIGA’yı da kapsayacak şekilde, kamu ve özel sektör yatırımlarını bir araya getirerek bu iddialı gündemi nasıl destekleyebileceğimizi görüşüyoruz. Türkiye’nin 2035 yılına kadar elektrifikasyonu yüzde 35 artırmaya yönelik daha geniş kapsamlı planları çerçevesinde, ülkenin Yüksek Gerilim Doğru Akım (High Voltage Direct Current-HVDC) teknolojisini kullanacak ilk elektrik koridoru konusunda TEİAŞ ile görüşmeler halihazırda devam ediyor. Bu, ortaklığımız açısından önemli yeni bir alan olabilir. Gereken yatırımın ölçeğini desteklemek üzere kamu finansmanı ile özel sermayeyi, teknik uzmanlığımız ve büyük ölçekli proje finansmanı konusundaki deneyimimizle bir araya getirebiliriz.”</p>
<p>İlk HVDC koridorunun Akdeniz kıyısından İstanbul’a kadar yaklaşık 700 kilometre uzanacağını ve Türkiye’nin gelecekteki elektrik iletim şebekesinin önemli unsurlarından biri haline gelebileceğini aktaran Carret, koridorun, yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin bölgelerde üretilen büyük miktardaki elektriğin başlıca talep merkezlerine daha verimli ve güvenilir biçimde taşınmasına yardımcı olacağını ifade etti.</p>
<p>Carret, “İkinci alan ise demir yolu ulaştırma. Hükümetle Orta Koridor’un geliştirilmesi konusunda halihazırda işbirliği yapıyoruz. Buna geçen yıl imzalanan büyük ölçekli bir finansman anlaşması da dahil. Şimdi ise bu ortaklığı Güney Koridoru’nu da kapsayacak şekilde nasıl derinleştirebileceğimize ve organize sanayi bölgelerini iki ana ulaştırma koridoruna bağlayan son kilometre demir yolu bağlantılarını (LMC) finanse eden mevcut projeyi nasıl büyütebileceğimize bakıyoruz. Bu yeni gelişmeler önemli ölçekli yatırımlar gerektirecektir. Dolayısıyla kamu kaynaklarına ek olarak özel sermayenin de nasıl harekete geçirilebileceğini düşünmeye başlamak için iyi bir fırsat olduğunu değerlendiriyoruz.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“2026 mali yılımızda Türkiye’de 5,5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik”</strong></p>
<p>IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Kaestner de Dünya Bankası ile IFC arasındaki ayrıma değinerek, IFC’nin özel sektöre odaklandığını belirtti.</p>
<p>Kaestner, Türkiye’nin IFC’nin portföy büyüklüğü açısından Brezilya ve Hindistan’ın ardından üçüncü sırada olduğunu ve kurum açısından son derece önemli bir ülke niteliği taşıdığını kaydederek, “Türkiye 70 yıldır IFC üyesi ve geçtiğimiz yıl rekor bir yıl oldu. Haziran sonunda tamamlanan 2026 mali yılımızda Türkiye’de 5,5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik ve bu rakamı artırmaya devam etmeyi umuyoruz.” dedi.</p>
<p>Lojistiğin de IFC’nin öncelikli alanlarından biri olduğunu belirten Kaestner, kurumun en yakın dönemde gerçekleştirdiği büyük projelerden birinin Antalya Havalimanı olduğunu ve IFC’nin bu proje kapsamında 1,2 milyar dolarlık özel sermayeyi harekete geçirdiğini söyledi.</p>
<p>Kaestner, IFC’nin daha küçük ölçekli işletmelerle bankalar veya sermaye fonları aracılığıyla, daha büyük şirketlerle ise doğrudan çalıştığına dikkati çekerek, 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki mikro ve küçük işletmeleri desteklemek amacıyla beş Türk bankası aracılığıyla yaklaşık 530 milyon dolar finansman sağlandığını kaydetti.</p>
<p><strong>“IFC son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 25 milyar dolar finansman sağladı”</strong></p>
<p>Lisa Kaestner, IFC’nin son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 25 milyar dolar finansman sağladığını belirtti.</p>
<p>Bu rakamın son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Kaestner, bir önceki yılın rekor seviyeye ulaştığını ve haziran sonunda tamamlanan mali yılda IFC’nin 5,5 milyar dolar finansman sağladığını söyledi.</p>
<p>Depremden etkilenen bölgeye ilişkin değerlendirmede bulunan Kaestner şöyle konuştu:</p>
<p>“2023 depremlerinin ardından, bölgedeki küçük işletmeleri desteklemek amacıyla ortak bankalarımızla yürüttüğümüz özel bir girişim aracılığıyla Türkiye’nin güneyindeki deprem bölgesine odaklandık. Bununla birlikte, daha geniş açıdan baktığımızda, örneğin sanayi tesislerine veya altyapıya sağladığımız tüm finansmanın öncelikle performans standartlarımızın yanı sıra sağlam iş uygulamalarına da uygun olması gerekiyor.</p>
<p>Dolayısıyla, bir şirketi finanse ediyorsak, bir bina inşa ediliyorsa veya üretim kapasitesi artırılıyorsa, finanse edilen bina veya altyapının depreme dayanıklılığı da dahil olmak üzere, faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için gereken finansmanı sunuyoruz. Bu nedenle doğrudan girişimimiz 2023 depremlerinden etkilenen bölgeye odaklanmış durumda. Daha geniş ölçekte ise Türkiye’deki tüm faaliyetlerimiz aracılığıyla altyapının dayanıklılığını destekliyoruz.”</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-bankasindan-4-milyar-dolarlik-yeni-finansman-hazirligi-91226</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/6/1280x720/56568-1793718865.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean Christophe Carret, &quot;Haziran sonunda tamamlanan son mali yılımızda 5,6 milyar dolar finansman sağladık. Bu mali yıl içinde yaklaşık 4 milyar dolarlık yeni finansman daha sağlamaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ekonomilere yönelik mevcut kaynaklarından en fazla yararlanan ülke oldu.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/otomotiv-endustrisi-ekim-ihracatinda-ilk-sirada-91225</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv endüstrisi ekim ihracatında da ilk sırada</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ekim ayı ihracat verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ekimde sanayi grubu sektörlerinden otomotiv endüstrisi 4 milyar 32 milyon dolar ihracat yaparak ilk sıradaki yerini korudu.</p>
<p>En fazla dış satım yapan sektörler arasında kimyevi maddeler ve mamulleri 3 milyar 13 milyon dolarla ikinci, elektrik ve elektronik sektörü 1 milyar 929 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p>Geçen ay ihracatını oransal olarak en fazla artıran sektör, yüzde 61,1 ile savunma ve havacılık sanayisi oldu. Bu sektörün ekim ayı ihracatı 1 milyar 140 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Türkiye'nin ihracatının yüzde 70,7'sine imza atan sanayi grubunun dış satımı yüzde 7,1 artışla 18,3 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Geçen ay ihracatın yüzde 12,9'unu gerçekleştiren tarım grubunda yüzde 1,8'lik yükselişle 3 milyar 347 milyon dolarlık, ihracatın yüzde 2,7'sini oluşturan madencilik grubunda yüzde 18'lik yükselişle 688 milyon dolarlık dış satım yapıldı.</p>
<p><strong>En fazla ihracat Almanya'ya</strong></p>
<p>Geçen ay en fazla ihracat yapılan ilk 3 ülke, yaklaşık 1,9 milyar dolarla Almanya, 1,5 milyar dolarla ABD ve 1,3 milyar dolarla Birleşik Krallık oldu.</p>
<p>Bu dönemde en çok dış satım yapan ilk 3 kent ise yaklaşık 9 milyar dolarla İstanbul, 2,2 milyar dolarla Kocaeli, 1,9 milyar dolarla Ankara olarak sıralandı.</p>
<p>TİM verilerine göre, sektörel bazda 2025 ve 2026'nın ekim ayları ve son 12 aylık ihracat verileri, değişim oranları ve toplam içindeki payları şöyle (bin dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
<td colspan="4">1 - 31 EKiM</td>
<td colspan="4">SON 12 AYLIK</td>
</tr>
<tr>
<td>SEKTÖRLER</td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
<td>Değişim ('26/'25)</td>
<td>Pay(26) (%)</td>
<td>2024 - 2025</td>
<td>2025 - 2026</td>
<td>Değişim ('26/'25)</td>
<td>Pay(26) (%)</td>
</tr>
<tr>
<td>I. TARIM</td>
<td>3.286.819</td>
<td>3.347.353</td>
<td>1,8</td>
<td>12,9</td>
<td>36.020.624</td>
<td>37.546.247</td>
<td>4,2</td>
<td>13,1</td>
</tr>
<tr>
<td>A. BİTKİSEL ÜRÜNLER</td>
<td>2.174.162</td>
<td>2.254.479</td>
<td>3,7</td>
<td>8,7</td>
<td>24.131.301</td>
<td>25.361.684</td>
<td>5,1</td>
<td>8,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri</td>
<td>1.089.642</td>
<td>1.038.577</td>
<td>-4,7</td>
<td>4,0</td>
<td>12.307.015</td>
<td>12.150.249</td>
<td>-1,3</td>
<td>4,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Yaş Meyve ve Sebze</td>
<td>334.468</td>
<td>287.294</td>
<td>-14,1</td>
<td>1,1</td>
<td>3.273.324</td>
<td>4.590.679</td>
<td>40,2</td>
<td>1,6</td>
</tr>
<tr>
<td>Meyve Sebze Mamulleri</td>
<td>231.745</td>
<td>237.304</td>
<td>2,4</td>
<td>0,9</td>
<td>2.622.081</td>
<td>2.519.055</td>
<td>-3,9</td>
<td>0,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Kuru Meyve ve Mamulleri</td>
<td>188.162</td>
<td>212.955</td>
<td>13,2</td>
<td>0,8</td>
<td>1.774.786</td>
<td>1.666.566</td>
<td>-6,1</td>
<td>0,6</td>
</tr>
<tr>
<td>Fındık ve Mamulleri</td>
<td>200.089</td>
<td>303.702</td>
<td>51,8</td>
<td>1,2</td>
<td>2.376.304</td>
<td>2.661.029</td>
<td>12,0</td>
<td>0,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Zeytin ve Zeytinyağı</td>
<td>35.437</td>
<td>33.911</td>
<td>-4,3</td>
<td>0,1</td>
<td>562.524</td>
<td>386.445</td>
<td>-31,3</td>
<td>0,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Tütün</td>
<td>82.093</td>
<td>130.161</td>
<td>58,6</td>
<td>0,5</td>
<td>1.057.345</td>
<td>1.229.928</td>
<td>16,3</td>
<td>0,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Süs Bitkileri ve Mamulleri</td>
<td>12.525</td>
<td>10.574</td>
<td>-15,6</td>
<td>0,0</td>
<td>157.922</td>
<td>157.732</td>
<td>-0,1</td>
<td>0,1</td>
</tr>
<tr>
<td>B. HAYVANSAL ÜRÜNLER</td>
<td>381.274</td>
<td>422.355</td>
<td>10,8</td>
<td>1,6</td>
<td>3.933.393</td>
<td>4.309.969</td>
<td>9,6</td>
<td>1,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller</td>
<td>381.274</td>
<td>422.355</td>
<td>10,8</td>
<td>1,6</td>
<td>3.933.393</td>
<td>4.309.969</td>
<td>9,6</td>
<td>1,5</td>
</tr>
<tr>
<td>C. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ</td>
<td>731.384</td>
<td>670.520</td>
<td>-8,3</td>
<td>2,6</td>
<td>7.955.930</td>
<td>7.874.594</td>
<td>-1,0</td>
<td>2,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri</td>
<td>731.384</td>
<td>670.520</td>
<td>-8,3</td>
<td>2,6</td>
<td>7.955.930</td>
<td>7.874.594</td>
<td>-1,0</td>
<td>2,8</td>
</tr>
<tr>
<td>II. SANAYİ</td>
<td>17.086.264</td>
<td>18.298.627</td>
<td>7,1</td>
<td>70,7</td>
<td>191.844.332</td>
<td>203.989.211</td>
<td>6,3</td>
<td>71,4</td>
</tr>
<tr>
<td>A. TARIMA DAYALI İŞLENMİŞ ÜRÜNLER</td>
<td>1.254.340</td>
<td>1.211.550</td>
<td>-3,4</td>
<td>4,7</td>
<td>13.793.841</td>
<td>13.751.491</td>
<td>-0,3</td>
<td>4,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Tekstil ve Hammaddeleri</td>
<td>838.979</td>
<td>811.008</td>
<td>-3,3</td>
<td>3,1</td>
<td>9.515.598</td>
<td>9.492.674</td>
<td>-0,2</td>
<td>3,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Deri ve Deri Mamulleri</td>
<td>129.119</td>
<td>118.818</td>
<td>-8,0</td>
<td>0,5</td>
<td>1.469.321</td>
<td>1.424.566</td>
<td>-3,0</td>
<td>0,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Halı</td>
<td>286.242</td>
<td>281.724</td>
<td>-1,6</td>
<td>1,1</td>
<td>2.808.922</td>
<td>2.834.251</td>
<td>0,9</td>
<td>1,0</td>
</tr>
<tr>
<td>B. KİMYEVİ MADDELER VE MAM.</td>
<td>2.650.682</td>
<td>3.013.925</td>
<td>13,7</td>
<td>11,6</td>
<td>32.066.453</td>
<td>33.795.938</td>
<td>5,4</td>
<td>11,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Kimyevi Maddeler ve Mamulleri</td>
<td>2.650.682</td>
<td>3.013.925</td>
<td>13,7</td>
<td>11,6</td>
<td>32.066.453</td>
<td>33.795.938</td>
<td>5,4</td>
<td>11,8</td>
</tr>
<tr>
<td>C. SANAYİ MAMULLERİ</td>
<td>13.181.242</td>
<td>14.073.151</td>
<td>6,8</td>
<td>54,4</td>
<td>145.984.038</td>
<td>156.441.783</td>
<td>7,2</td>
<td>54,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Hazırgiyim ve Konfeksiyon</td>
<td>1.508.490</td>
<td>1.296.330</td>
<td>-14,1</td>
<td>5,0</td>
<td>16.950.381</td>
<td>16.213.085</td>
<td>-4,3</td>
<td>5,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Otomotiv Endüstrisi</td>
<td>3.809.159</td>
<td>4.032.435</td>
<td>5,9</td>
<td>15,6</td>
<td>40.727.741</td>
<td>42.683.678</td>
<td>4,8</td>
<td>14,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Gemi, Yat ve Hizmetleri</td>
<td>304.894</td>
<td>233.086</td>
<td>-23,6</td>
<td>0,9</td>
<td>2.161.973</td>
<td>2.686.746</td>
<td>24,3</td>
<td>0,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Elektrik ve Elektronik</td>
<td>1.640.849</td>
<td>1.929.862</td>
<td>17,6</td>
<td>7,5</td>
<td>17.445.061</td>
<td>19.839.374</td>
<td>13,7</td>
<td>6,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Makine ve Aksamları</td>
<td>1.066.913</td>
<td>954.535</td>
<td>-10,5</td>
<td>3,7</td>
<td>11.031.260</td>
<td>11.310.489</td>
<td>2,5</td>
<td>4,0</td>
</tr>
<tr>
<td>Demir ve Demir Dışı Metaller</td>
<td>1.219.311</td>
<td>1.324.090</td>
<td>8,6</td>
<td>5,1</td>
<td>13.113.275</td>
<td>14.711.222</td>
<td>12,2</td>
<td>5,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Çelik</td>
<td>1.286.963</td>
<td>1.352.622</td>
<td>5,1</td>
<td>5,2</td>
<td>16.407.352</td>
<td>16.885.884</td>
<td>2,9</td>
<td>5,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri</td>
<td>402.912</td>
<td>390.091</td>
<td>-3,2</td>
<td>1,5</td>
<td>4.438.635</td>
<td>4.531.482</td>
<td>2,1</td>
<td>1,6</td>
</tr>
<tr>
<td>Mücevher</td>
<td>568.425</td>
<td>760.800</td>
<td>33,8</td>
<td>2,9</td>
<td>8.075.300</td>
<td>8.801.331</td>
<td>9,0</td>
<td>3,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Savunma ve Havacılık Sanayii</td>
<td>707.494</td>
<td>1.140.026</td>
<td>61,1</td>
<td>4,4</td>
<td>8.290.704</td>
<td>11.357.392</td>
<td>37,0</td>
<td>4,0</td>
</tr>
<tr>
<td>İklimlendirme Sanayii</td>
<td>665.833</td>
<td>659.274</td>
<td>-1,0</td>
<td>2,5</td>
<td>7.342.355</td>
<td>7.421.101</td>
<td>1,1</td>
<td>2,6</td>
</tr>
<tr>
<td>III. MADENCİLİK</td>
<td>583.304</td>
<td>688.043</td>
<td>18,0</td>
<td>2,7</td>
<td>6.109.866</td>
<td>7.219.159</td>
<td>18,2</td>
<td>2,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Madencilik Ürünleri</td>
<td>583.304</td>
<td>688.043</td>
<td>18,0</td>
<td>2,7</td>
<td>6.109.866</td>
<td>7.219.159</td>
<td>18,2</td>
<td>2,5</td>
</tr>
<tr>
<td>T O P L A M (TİM*)</td>
<td>20.956.387</td>
<td>22.334.023</td>
<td>6,6</td>
<td>86,3</td>
<td>233.974.823</td>
<td>248.754.617</td>
<td>6,3</td>
<td>87,1</td>
</tr>
<tr>
<td>İhracatçı Birlikleri Kaydından Muaf İhracat ile Antrepo ve Serbest Bölgeler Farkı</td>
<td>2.993.113</td>
<td>3.550.712</td>
<td>18,6</td>
<td>13,7</td>
<td>36.097.992</td>
<td>36.886.811</td>
<td>2,2</td>
<td>12,9</td>
</tr>
<tr>
<td>GENEL İHRACAT TOPLAMI</td>
<td>23.949.501</td>
<td>25.884.734</td>
<td>8,1</td>
<td>100,0</td>
<td>270.072.815</td>
<td>285.641.428</td>
<td>5,8</td>
<td>100,0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/otomotiv-endustrisi-ekim-ihracatinda-ilk-sirada-91225</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/otomotiv-ihracati-agustos-ayinda-da-liderligi-birakmadi-1757237173.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekim ayında otomotiv endüstrisi ekimde 4 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer alırken, kimyevi maddeler ve mamulleri 3 milyar dolarla ikinci, elektrik ve elektronik sektörü 1,9 milyar dolarla üçüncü oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pegasus-ykb-nane-icao-kuresel-elcisi-secildi-91224</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pegasus YKB Mehmet Nane, ICAO Küresel Elçisi seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane, Birleşmiş Milletler'in uzmanlık kuruluşu Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından 2026-2028 dönemi için "Küresel Elçi" olarak görevlendirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Türkiye'nin aday göstermesiyle göreve getirilen Nane, ICAO Küresel Elçisi olarak atanan ilk Türk özel sektör yöneticisi ünvanını aldı.</p>
<p>Ekim 2028'e kadar yeni görevini üstlenecek Nane'nin, görev süresince havacılığın gelecekteki insan kaynağı ihtiyacı, kadınların ve gençlerin sektöre katılımının artırılması ile sivil havacılığın sürdürülebilir gelişimi konularındaki ulusal ve uluslararası çalışmalara katkı sağlayacağı belirtildi.</p>
<p>Dünyanın farklı ülkelerinden kamu otoriteleri, havacılık kuruluşları, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getiren ICAO Küresel Elçiler Programı'nda 40 isim bulunuyor.</p>
<p>ICAO'nun 2026-2050 Stratejik Planı doğrultusunda yürütülen Küresel Elçiler Programı, havacılığın geleceğine ilişkin uluslararası farkındalığı artırmayı ve yeni nesilleri sektöre kazandırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Ülkelerin aday gösterdiği isimler arasından belirlenen elçiler, havacılığa yönelik farkındalığın artırılması, yeni nesillerin sektöre teşvik edilmesi ve ICAO'nun stratejik önceliklerinin geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla görev yapıyor.</p>
<p>Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) bünyesinde de görevler üstlenen Nane, 2022-2023 döneminde Türkiye adına IATA Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştı. Haziran 2027'de aynı görevi ikinci kez üstlenmeye hazırlanan Nane, IATA tarihinde Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı iki ayrı dönemde yürüten ilk isim olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pegasus-ykb-nane-icao-kuresel-elcisi-secildi-91224</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/mehmet-nane-1788414853.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü tarafından 2026-2028 dönemi için &quot;Küresel Elçi&quot; olarak görevlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/daha-olumlu-bir-yil-sonu-91223</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Daha olumlu bir yıl sonu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Philip Shepherd, bedenlenme (embodiment) konusunda çalışan bir eğitmen ve yazar olarak biliniyor. Kendisi ayrıca Radical Wholeness’ın da yazarı olarak tanınıyor.</p>
<p>Shepherd de Dr. Iain McGilchrist’in büyük hayranı; Philip’in çalışmaları, sağ beyin yarım küresinin ağırlık kazandığı bir varoluş biçimine geçişte son derece pratik bir rehber niteliği taşıyor. Yakın zamanda kaleme aldığı kapsamlı makale, McGilchrist’in çalışmaları ile kendi projesi olan The Embodied Present Process (TEPP) arasındaki doğrudan bağı inceleyen bir çalışma.</p>
<p>Philip’in Radical Wholeness adlı kitabı, zekânın merkezi olarak “kafayı” (veya sol beyin yarım küresini) görme eğilimimizin ne denli kısıtlayıcı ve kültürel olarak özgül bir bakış açısı olduğunu gösteriyor. Bu yüzden de anın içinde gerçekten var olmamızı engelliyor. Philip’in çok güzel ifade ettiği gibi: “<em>Günün sonunda, anda yaşamıyor olmanızın nedeni, anın sizin içinizde yaşadığını hissetmiyor oluşunuzdur</em>.”</p>
<p>Zekânın merkezine kafayı yerleştirmek, yaşam yolculuğumuzda bize faydalı bir rehberlik sunabilecek o incelikli, “çekim gücü olan” çevre faktörleri ile olan bağımızı da zayıflatıyor olabilir mi? Bu nedenle Philip’in yaklaşımı, sadece bedeni değil, beden aracılığıyla dünyayı da dinlemeyi öğretiyor. İşte bu yüzden o, “zihin-beden” ikiliği yerine “dünya-beden” terimini kullanmayı tercih ediyor. Benzer bir durum piyasalarda da geçerli olabilir mi?</p>
<ul>
<li>Yapay zekâ sürecinde hem kredi piyasası hem de hisse senedi piyasası için kuşkusuz çok daha karmaşık olan yeni bir aşamaya girdik.</li>
<li>Yapay zekanın birçok açıdan ama özellikle de finansman açısından daha çok sorgulanması, konsensus pozisyonları sarsarak önemli ölçüde risk azaltımını tetikledi.</li>
<li>çeyrek bilanço döneminin tam ortasında, diğer piyasalardan gelen baskı ile şirketlerin temel kazanç gücü arasındaki gerilim kritik bir rol oynayacak.</li>
<li>Eylül ve Ekim ayları için uyarılarımızı yapmıştık fakat sene başından bu yana Eylül ve Ekim aylarındaki satış baskısının yerini Kasım ve Aralık aylarında güçlenme eğilimine bırakacağını da düşünmeye devam ediyoruz.</li>
<li>Kasım’ın ikinci yarısından yıl sonuna kadar daha olumlu bir periyod bekliyoruz.</li>
</ul>
<p>Nasdaq 100 endeksi yüzde 10 düşüş gösterdi ancak bu rakam, yüzeyin altındaki tahribatın boyutunu tam olarak yansıtmıyor. Nasdaq'taki hisselerin yarısından fazlası şu anda "ayı piyasası" bölgesinde yer alıyor.</p>
<p>"Yüksek beta" katsayısına sahip hisseler en ağır kayıpları yaşadı; birçoğunda yüzde 50 veya daha fazla değer kaybı görüldü.</p>
<p>Piyasalarda henüz dipleri gördüğümüzü düşünmüyoruz ama artık önceliğimiz, bir sonraki satışta dip noktalarını yakalamaya çalışıp taktiksel olarak olumlu bir duruşa geçmek. Şu an anlatmak istediğimiz satış dalgasının tamamlanması için hâlâ zamana ihtiyaç var ve ne içeride ne de dışarıda bizce dip noktaları henüz görülmedi ancak mevcut düşüş tamamlandığında, oldukça güçlü bir yükseliş bekliyoruz. Zamanlama olarak ise bu yükselişin Kasım ayı içinde muhtemelen de ikinci yarısında bekliyoruz.</p>
<p>Aylardır devam eden yüksek faiz, petrol, İran savaşının uzamasın, MOVE’daki artış ve başka risk işaretlerini Vix olsun hisse senetleri olsun çok önemsemedi ama sonra oldukça sert bir darbe aldı. Son aylarda riskli varlıklarda özellikle de hisse senetlerinde temkinli olan bizler ise olup biteni anlamaya çalıştık ve bu konularda da birçok kez yazdık.</p>
<p>Son dönemdeki en önemli gelişmelerden biri olarak, yapay zekaya dair söylemdeki değişime dikkat çektik. Piyasalar, aniden sermayenin hem erişilebilirliği hem de maliyeti üzerine yoğun bir tartışmaya girdi.</p>
<p>Son zamanlarda, yatırımcıların yüksek kaliteli varlıklar ile düşük kaliteli varlıklar arasında algıladığı farkın giderek açıldığını da gördük. Bu durum hem kredi piyasasında yüksek getirili tahvillerin (HY) yatırım yapılabilir seviyedeki tahvillere (IG) kıyasla süregelen düşük performansına bakılabilir hem de özellikle de CCC reytingine sahip kredinin seyri oldukça önemli bir sinyal olarak izlendi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9f0e594ffc-1793716453.png" alt="" width="850" height="394" />
<figcaption><strong>Kaynak: Bloomberg</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yılın büyük bölümünde, piyasanın iç dinamiklerinde yaşanan sıkıntılar endeks seviyesinde genellikle göz ardı ediliyordu. Ancak son haftalarda bu durum değişti. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, İran'daki savaşın patlak vermesinden bu yana piyasadaki temel gerilim; güçlü kazanç büyümesinin sağladığı destekle  enerji maliyetleri ve faiz oranlarının yarattığı baskılayıcı unsurlar arasındaki çekişmeden kaynaklanıyordu. Fakat, piyasa son birkaç haftadır iki temel nedenden ötürü zorlanıyor. İlki,  analist tahminlerinde görülen büyük yukarı yönlü revizyonlar döneminin artık geride kalmış olabileceğine dair bir kanı oluşuyor. İkinci olarak ise artan maliyetlerin dönüşü sorusu karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, artan enerji maliyetleri ve yükselen faiz oranlarının birleşik etkisi ciddi bir baskı yarattı; şimdi asıl soru, büyüme görünümünde aşağı yönlü revizyonun olup olmayacağı ve olursa ne oranda olacağı…</p>
<p>İleriye baktığımızda, önemli bir detay ise şirketlerin kendi hisselerini geri alımları (buyback) piyasadaki temel flow belirleyicilerinden biri haline gelebilir. Kasım ayının yıl içinde hisse geri alımlarının en yoğun gerçekleştiği ikinci ay olduğunu belirtmek isteriz.</p>
<p>Piyasanın flow dinamiklerinin ötesinde, önümüzdeki haftalarda yanıt bulacak önemli bir temel soru da 3. çeyrek kazançlarının güven ortamını yeniden tesis edip edemeyeceği konusu olarak karşımıza çıkıyor. Son dört yıl boyunca kazançlar, bu piyasa için adeta bir barometre/katalizör işlevi gördü; nitekim 1. ve 2. çeyrek bilanço dönemlerinin en yoğun olduğu zamanlarda bu dinamiğin piyasayı desteklediğine şahit olmuştuk.</p>
<p>Aslında genel tabloya bakıldığında, yatırımcıların artık sadece "Big Tech" veya yapay zekâ sektörüne genel bir yaklaşımla yatırım yapmadıklarını görüyoruz; bunun yerine, bu dev şirketlerin bütçelerine odaklanıyor ve söz konusu harcamalardan kimin gerçekten tatmin edici bir getiri elde edebileceği konusunda çok daha seçici davranıyorlar.</p>
<p>Yatırımcılar için, piyasalarda çapraz varlıklar arası teyit, hisse senedi fiyat hareketleri kadar önemli olacak. Yapay zekâ kredi spread’lerinin daralması, istikrarlı veya azalan reel faizler ve iyileşen kazanç beklentileriyle  gerçekleşen bir toparlanma, yalnızca pozisyonlanmaya ve/veya flow’a dayalı bir toparlanmadan çok daha güçlü bir temel sunacak.</p>
<p>Son zamanlardaki satış baskısı sürecinden Kasım,  Aralık aylarındaki olası toparlanmaya geçiş, piyasanın, zorunlu satışların ve pozisyonlanma ve flowların yarattığı fırsatlarla yatırım ortamında meydana gelen daha temel değişimler arasında bir ayrım yapmasını gerektirecek.</p>
<p>Yapay zekânın yarattığı bu yeni, zor ortamda; bilançosu en güçlü, getirileri en net ve sermaye harcamalarından nakit akışına giden yolu en inandırıcı olan şirketler, başarılı olma olasılığı en yüksek olanlar olarak görülebilir.</p>
<p>İran konusunda gerilimin azalması umutlarının azaldığına, diplomatik yolların daraldığına ve ABD ara seçimlerin ardından yeniden gerilimin tırmanabileceğine işaret ettiğine dair işaretler var. Bu, klasik senaryoyu karmaşıklaştırıyor. Tarihsel olarak, hisse senedi piyasaları ara seçimlerden sonra pozitif işlem görmüştür ancak şimdi potansiyel bir gerilim tırmanma riski var. Enerji altyapısına yönelik misillemenin çok gerçek bir olasılık olduğu bir ortamda, seçimlerin geçmesinin risk primini ortadan kaldırıp kaldırmadığını göreceğiz.</p>
<p>İnsanlar her şeyden endişe duyuyor savaş, fazla yatırım, yetersiz sermaye, artan enerji maliyetleri, ABD ara seçim sonrası siyasi etkiler, güvenlik, iklim krizi ve genel bir karamsarlık ortama hâkim gibi duruyor ama umut vadeden bazı katalizörler de var. Açıklanacak büyük hiper ölçekli şirketlerin sonuçları, özellikle de birikmiş siparişlerini gelire nasıl dönüştürdükleri, dağıtım hızı ve finansman hakkında ne söyledikleri açısından kritik önem taşıyor. Riskler ve endişeleri göz önüne alındığında kimsenin riski artırmak istememesini anlıyoruz ancak bu seviyelerden düştükçe oldukça kötümser fiyatlandırmaya başlıyoruz diyebiliriz. Bu da zamanı gelince fırsat yaratabilir.</p>
<p>Körfez'deki diplomatik duruş değişiklikleri ve artan bölgesel güvenlik uyarıları, piyasanın potansiyel tırmanma senaryolarına odaklanmasını yoğunlaştırdı. Bunlar fiyat etkisinin bir kısmını zaten sağladı. Piyasa, yakın vadede bir tırmanmanın olasılığını fiyatlandırırken, sonuçlar aslında belirsiz. İkincil altyapı hasarı olmadan geçici de olsa bir yumuşama risk priminin hızlı şekilde çözülmesini tetikleyebilir.</p>
<p>Belki de konuları fazla karmaşıklaştırıyoruz ve ilgili endişeleri çok fazla düşünüyor bardağın dolu kısmı da olduğunu ıskalıyoruz. Doğru katalizörler, değerlemelerde, doğru şirketlerde ve yukarıda bahsettiğimiz bazı olumlu dinamiklerle yıl sonu daha iyi geçebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/daha-olumlu-bir-yil-sonu-91223</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Daha olumlu bir yıl sonu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-10-aylik-ihracati-45-milyar-dolara-yaklasti-91222</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya’nın 10 aylık ihracatı 4.5 milyar dolara yaklaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya’dan yapılan ihracat 2026 yılının ilk 10 ayında 4 milyar 436 milyon doları geçti. Bu performans ile en çok ihracat yapan iller arasında 7’inci sıradaki yerini korudu.</p>
<p>Ekim ayında Sakarya’nın ihracatında ilk 5 sırayı sırasıyla otomotiv endüstrisi, demir ve demir dışı metaller, kimyevi maddeler ve mamulleri, çelik ile iklimlendirme sanayisi sektörleri oluşturdu.</p>
<p>Ekim ayında 25 ana sektörün 14’ünde ihracatını geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla artırma başarısı gösterdi. Özellikle Çelik, İklimlendirme Sanayii, Madencilik Ürünleri, Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri ve Makine ve Aksamları sektörlerinde yüzdesel ve dolar bazlı artışlar dikkat çekti.</p>
<p>Sakarya’dan 2026 Ekim ayında serbest bölgeler dahil dünyanın 123 noktasına ihracat gerçekleştirildi. Fransa, Polonya, İtalya, İspanya ve Romanya en çok ihracat yapılan ilk 5 ülke oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-10-aylik-ihracati-45-milyar-dolara-yaklasti-91222</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/2/1280x720/sakaryanin-10-aylik-ihracati-45-milyar-dolara-yaklasti-1793716286.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya’nın yılın 10 ayındaki ihracatı 4,43 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatta ilk 5 sırayı otomotiv endüstrisi, demir ve demir dışı metaller, kimyevi maddeler ve mamulleri, çelik ile iklimlendirme sanayisi  oluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/isikhan-asgari-ucrette-reel-olarak-yuzde-207-artis-saglandi-91220</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Işıkhan: Asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.</p>
<p>Bugünün AK Parti iktidarının 24. yıl dönümü olduğunu anımsatan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin her alanda büyük reformlara ve köklü dönüşümlere sahne olduğunu belirtti.</p>
<p>Bu dönüşümün önemli bir parçasını çalışma hayatı, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında atılan adımların oluşturduğunu vurgulayan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Dünyada çalışma hayatı, dijitalleşme ve yapay zekadan yeşil dönüşüme, yeni çalışma modellerinden iş gücü hareketliliğine kadar köklü bir değişimden geçmektedir. Demografik dönüşüm, belki de bu sürecin en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Bir yanda yaşlanan nüfusun üretim ve sosyal güvenlik üzerindeki etkileri, diğer yanda gençlerin eğitimden istihdama geçişi, ülkelerin önceliklerini belirlemektedir. Bakanlık olarak hedefimiz, bu dönüşümü insanımız için fırsata çevirmek, nitelikli ve güvenceli istihdamı artırırken emek ile üretim arasında adil dengeyi sağlamak, sosyal korumayı güçlendirmek ve çalışanlarımızı, geleceğin becerileriyle buluşturmaktır."</p>
<p>Çalışma hayatına ilişkin politikalarını büyümeyi ve üretimi destekleyen, çalışan haklarını koruyan ve işgücü piyasasının değişen ihtiyaçlarına cevap veren bir anlayışla yürüttüklerini ifade eden Işıkhan, bu amaçla hazırladıkları 2025-2028 Ulusal İstihdam Stratejisinin 1 Şubat 2025'te yürürlüğe girdiğini hatırlattı.</p>
<p>Yeşil ve dijital dönüşümün çalışma hayatına etkilerini bütüncül biçimde ele alan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'ni yıl sonuna kadar yayımlamayı hedeflediklerini bildiren Işıkhan, şunları söyledi:</p>
<p>"Sosyal diyalog, çalışma hayatımızın vazgeçilmez bir unsurudur. Üçlü Danışma Kurulu, 14. Çalışma Meclisi ve Kamu Personeli Danışma Kurulu aracılığıyla tarafları bir araya getirdik. İşçilerde sendikalaşma oranı 2013'te yüzde 9,2 iken 2026'da yüzde 13,8'e, kamu görevlilerinde ise sendikalaşma oranı 2002'de yüzde 47,94 iken 2026'da yüzde 77,96'ya yükseldi. İşgücü piyasasında dengeyi sağlamaya çalışırken, çalışanlarımızın gelirlerinin korunması için de çaba sarf ediyoruz. 2026 yılı için net asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlenmiştir. 2002 yılından bu yana asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı. 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla aralık ayında toplanacaktır. Asgari Ücret Desteğini 2026'da 1270 liraya çıkardık, yaklaşık 1,5 milyon işyerine 48,4 milyar lira destek verdik."</p>
<p>Memur ve memur emeklilerinin aylıklarında 2026'da toplu sözleşme kazanımlarıyla birlikte kümülatif yüzde 34,63 artış gerçekleştirdiklerini anımsatan Işıkhan, "En düşük devlet memuru maaşı temmuz ayında 70 bin 224 liraya yükseldi. Ayrıca, memurlarımızın taban aylıklarını, emekli aylıklarına da yansıyacak şekilde, 1000 lira artırdık. Yürürlükteki 2026-2027 dönemine ilişkin toplu sözleşme kapsamında, memur ve memur emeklilerimiz için 2027 yılında yüzde 5 ve yüzde 4 oranındaki artışlar ile olası enflasyon farkı da aylıklara yansıtılacaktır. 2025-2026 dönemi Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü ile kamu işçilerimizin ücret ve sosyal haklarında da iyileştirmeler sağladık. Bu kapsamda, taban ücret ve seyyanen artış düzenlemeleriyle farklı ücret seviyelerindeki çalışanlarımızın gelirlerini destekledik. Ücret politikalarımızda, çalışanlarımızın alım gücünü ve refahını, sosyal taraflarımızla birlikte gözetmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Işıkhan, İş Sağlığı ve Güvenliğinde (İSG) temel yaklaşımlarının kazaları meydana gelmeden önlemek, olası riskleri ortadan kaldırmak ve bütün işyerlerinde koruyucu ve önleyici kültürü yerleştirmek olduğunu belirterek, "Sekiz yıl aradan sonra Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyimizi topladık. 2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi'ni hazırlayarak Konseyimizde kabul ettik. Özellikle esnaf ve sanatkarlarımızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini daha kolay yerine getirebilmeleri için eğitim ve belgelendirme imkanlarını geliştirdik. 284 bin 709 işveren veya işveren vekiline, e-sertifika düzenledik." diye konuştu.</p>
<p>Son 3 yılda İSG hizmeti alan işyeri sayısını 166 binden 793 bine çıkardıklarını vurgulayan Işıkhan, İSG hizmeti alan çalışan sayısının da söz konusu dönemde 6,4 milyondan, 12,1 milyona yükseltildiğini aktardı.</p>
<p>Çalışma hayatında etkin denetimin yalnızca ihlali tespit etmek olmadığını belirten Işıkhan, ihlal olmasının önüne geçmek ve çalışanların ruh ve beden sağlığının korunmasını da önemli olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Uyguladıkları rehberlik temelli yaklaşım sayesinde tespit edilen uygunsuzlukların yaklaşık yüzde 90'ının teftiş sırasında düzeltildiğini hatırlatan Işıkhan, "2026 yılı ekim ayına kadar, 11 bin 39 işyerine, 76 bin 362 teftiş ziyareti gerçekleştirerek yaklaşık 1,2 milyon çalışana ulaştık. Bu çalışmalarla yaklaşık 890 milyon liralık işçilik alacağının işçilerimize ödenmesini, ayrıca yaklaşık 338 milyon liranın da vergi ve sigorta primi olarak kamuya aktarılmasını sağladık. Hayati tehlike belirlenen 190 işyerinde ise işin durdurulmasına karar verdik." bilgisini paylaştı.</p>
<p>Bakan Işıkhan, yerel seçimlerin ardından belediyeler ve iştirakleri hakkında sendikal ayrımcılık, işten çıkarma ve mobbing konularında yapılan incelemeler sonucunda yaklaşık 1 milyar lira işçi alacağının ödenmesini sağladıklarını vurgulayarak, "Yaklaşık 110 milyon lira idari para cezası uyguladık. İş müfettişi yardımcısı alımlarıyla teftiş kapasitemizi geliştirmeye devam ediyoruz." dedi.</p>
<p>Yurt dışında yaşayan vatandaşlara 33 ülkede 62 ihtisas birimi aracılığıyla hizmet verdiklerini ifade eden Işıkhan, "Yaklaşık 9 milyon vatandaşımızın sosyal güvenlik haklarını ve hizmetlere erişimini güçlendirmek için işlemleri elektronik ortama taşıyoruz. Bugüne kadar, vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı 37 ülkeyle sosyal güvenlik, 13 iş gücü ve 52 işbirliği anlaşması imzaladık." diye konuştu.</p>
<p>OECD Beceriler Zirvesi'ne ev sahipliği yaptıklarını anımsatan Işıkhan, "Türk Devletleri Teşkilatının çalışma, istihdam ve sosyal korumadan sorumlu bakanlarının ikinci toplantısını bu ay Ankara'da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu temaslar yoluyla mesleki beceriler, sosyal koruma ve çalışma hayatının dönüşümüne ilişkin deneyimlerimizi ortaklarımızla paylaşıyoruz. Uluslararası platformlarda çalışanlarımızın haklarını korumayı ve işbirliklerini geliştirmeyi sürdüreceğiz." sözlerini sarf etti.</p>
<p><strong>"Üç yılda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam hedefliyoruz"</strong></p>
<p>İstihdam politikalarının merkezinde daha fazla vatandaşın üretime ve çalışma hayatına katılmasının yer aldığını vurgulayan Işıkhan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Orta Vadeli Program ve Ulusal İstihdam Stratejisi hedefleri doğrultusunda istihdamı artırmaya, işsizliği azaltmaya ve iş gücümüzün niteliğini yükseltmeye odaklanıyoruz. Eylül 2026 verilerine göre, iş gücümüz 35,4 milyon, istihdamımız 32,4 milyon, işsiz sayısı 2,9 milyon ve işsizlik oranımız ise yüzde 8,4 olmuştur. İşsizlik oranımız 41 aydır tek hanelerde seyretmektedir. 15-24 yaş aralığındaki genç işsizlik oranı yüzde 14,8, ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olanların oranı ise 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 22,2 olmuştur. Önümüzdeki üç yılda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturmayı hedefliyoruz."</p>
<p>Işıkhan, İŞKUR aracılığıyla 2026 yılında 1 milyon 75 bin 474 kişinin özel sektörde istihdamına aracılık ettiklerini belirterek, "2002'den bu yana 6 milyon kadının, 600 bin engelli vatandaşımızın ve yaklaşık 5,9 milyon gencimizin işe yerleşmesini sağladık. Mesleki Eğitim Kursları ve İşbaşı Eğitim Programlarıyla milyonlarca vatandaşımızın mesleki beceri kazanmasına destek verdik. İlave istihdam sağlayan işverenlerimize, sigortalı başına, 65 bin liraya kadar prim desteği sunuyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu'nun varlığı da 900 milyar liranın üzerine çıkmıştır. Mezun oldukları alanlarda çalışan meslek lisesi mezunlarının İşbaşı Eğitim Programlarına katılımında, cep harçlığını yüzde 30 artırdık." dedi.</p>
<p>"Aktif işgücü programlarımızda dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yapay zeka, geleceğin meslekleri ve meslek lisesi mezunlarının kendi alanında çalışması durumunda, cep harçlıklarını yüzde 50'ye kadar artırımlı ödeme imkanı getiriyoruz. 2027 yılından itibaren uygulanacak bu düzenlemenin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" ifadesini kullanan Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kadınların iş gücüne katılımını artırmak için İş Pozitif Programımızla 2,7 milyondan fazla kadının işe yerleşmesine aracılık ettik. Her Meslekte Kadın Eli Projesi ile kadınların farklı mesleklere yönelmesini destekliyoruz. İşgücü Uyum Programından 2024'ten bu yana 720 bin 224 vatandaşımız yararlandı, bu programımızdaki katılımcıların yüzde 80'i kadınlardan oluşmuştur. Engelli vatandaşlarımız için Engelsiz İŞKUR Platformu'nu geliştirdik, kendi işlerini kurmalarını kolaylaştırdık. Otizmli ve down sendromlu bireyler başta olmak üzere özel politika gerektiren gruplar için Destekli İstihdam Projeleriyle ücret desteği sağlıyoruz. Engelsiz İşgücü Uyum Programlarından 5 binden fazla vatandaşımız yararlanıyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı için okullarımızda temizlik ve hijyen koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında, 80 bin kişilik kontenjan tahsis ettik. Ayrıca, okul bahçeleri ve giriş çıkışlarında gözetim ve düzenin desteklenmesi için 81 ilde ek 31 bin TYP kontenjanı ayırdık. Böylece hem kamu hizmetlerinin belirli ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de iş arayan vatandaşlarımıza geçici çalışma imkanı sunuyoruz."</p>
<p><strong>"Üç yılda 750 bin gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Bakan Işıkhan, gençler için en büyük hedeflerinin, eğitimden iş hayatına geçişini kolaylaştırmak ve ilk iş deneyimine erişimini artırmak olduğunu dile getirerek, bu kapsamda üç yılda 3 milyondan fazla gence ulaşmayı hedefledikleri Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı'na toplam 472,3 milyar lira kaynak ayırdıklarını bildirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, mesleki eğitimden staja, NEET gençlerden ilk işe uzanan beş programı GÜÇ çatısı altında bir araya getirdiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu kapsamda birinci program 2026 itibarıyla İŞKUR'a devredilen Ulusal Staj Programı'dır. Staj ile gençlerimizi, çalışma hayatıyla erken tanıştırmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kamu ve özel sektörde 144 bin öğrencimize staj imkanı sağladık. Üç yıl sonunda 800 bin öğrencimize staj kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz. İkinci program ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimize yönelik özel iş gücü uyum programımızdır. Bugüne kadar İşgücü Uyum Programlarından 61 bin 616 NEET gencimiz yararlandı. Önümüzdeki üç yılda 450 bin gencimizi de eğitim ve istihdama kazandırmayı hedefliyoruz. Üçüncü program devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerimizin çalışma alışkanlığını, disiplinini güçlendiren ve becerilerini geliştiren İŞKUR Gençlik Programı'dır. Bu kapsamda, iki eğitim öğretim yılında toplam 250 bin öğrencimize kontenjan sağladık. 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon öğrencimize ulaşmayı amaçlıyoruz. Dördüncü program meslek lisesi ve meslek yüksekokulu öğrencilerimizin iş hayatına geçişini destekleyen ve onları kendi mesleklerine yönlendirmeyi amaçlayan Geleceğim Meslekte Programı'dır. Bugüne kadar 191 bin 145 öğrencimize bireysel danışmanlık hizmeti sunduk, üç yılda 750 bin öğrencimize ulaşmayı hedefliyoruz. Beşinci ve son program ise özel sektör işbirliğiyle hazırladığımız İşe İlk Adım Programı'dır. Bu programda, ilk kez sigortalı olacak 18-25 yaş arasındaki gençlerin ilk kez iş deneyimine kavuşmasını, ücret ve sigorta primi desteğiyle kolaylaştıracağız. Üç yılda 750 bin gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz."</p>
<p><strong>İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında 15,5 milyar lira destek sağladık"</strong></p>
<p>Üretimin sürekliliği için mevcut istihdamı korumayı önemsediklerinin altını çizen Işıkhan, İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında bugüne kadar 15,5 milyar lira destek sağladıklarını açıkladı.</p>
<p>Işıkhan, programı 2028 yılı sonuna kadar uzatacak düzenlemeyi yaptıklarını ve 2026-2028 döneminde toplam 187,5 milyar lira kaynak aktarmayı öngördüklerini belirterek, turizm sektöründe de istihdamın desteklenmesi için yaklaşık 6 milyar lira kaynak tahsis ettikleri bilgisini paylaştı.</p>
<p>Savunma sanayisi gibi stratejik alanların iş gücü ihtiyacını da dikkate aldıklarını vurgulayan Işıkhan, "Savunma Sanayii Başkanlığıyla, ASELSAN'la, ROKETSAN'la, TUSAŞ'la özel işbirlikleri yaptık. En son HAVELSAN tarafından yürütülen, KOVAN Programı aracılığıyla ilk aşamada, 18-30 yaş arasındaki 500 lisans mezunu gencimize eğitim ve istihdam yolu açmayı hedefliyoruz. Ayrıca 2026'da 12 ilde düzenlediğimiz bölgesel kariyer fuarlarında, 351 bin 753 gencimizi iş dünyasıyla buluşturduk." dedi.</p>
<p><strong>"Aktif sigortalı sayımız yaklaşık 26 milyona ulaştı"</strong></p>
<p>Işıkhan, uluslararası iş gücü politikalarını, yüksek nitelikli insan kaynağını ülkeye kazandırmak, ihtiyaç duyulan mesleklerde işgücü açığını karşılamak ve ülkedeki yabancıların kayıtlı istihdamını desteklemek amacıyla yürüttüklerini dile getirdi.</p>
<p>Uluslararası iş gücünün tamamlayıcı rolünü yerli iş gücünün istihdamını önceleyen bir yaklaşımla ele aldıklarına dikkati çeken Işıkhan, "Mesleki Yeterlilik Kurumumuz (MYK) aracılığıyla bugüne kadar 27 sektörde, 965 ulusal meslek standardı ve 701 ulusal yeterliliği yürürlüğe koyduk. Mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu bulunan meslek sayısını, 244'e çıkardık." ifadesini kullandı.</p>
<p>Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik politikalarının temel amacının, vatandaşların yaşamının her döneminde, güvenceye erişmesini sağlarken sistemin mali sürdürülebilirliğini de güçlendirmek olduğuna dikkati çekti. Işıkhan, bu anlayışla, kapsamı genişlettiklerini, hizmet kalitesini artırdıklarını ve kaynakları etkin kullandıklarını belirtti.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, şu verileri paylaştı:</p>
<p>"2002'de yüzde 71,5 olan SGK gelirlerinin giderlerini karşılama oranının, 2026 sonunda yüzde 88 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. 2002'de binde 22 seviyesinde olan SGK açığının milli gelire oranının ise, 2026 sonunda binde 1,2 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Uyguladığımız prim teşviki, destek ve indirimlerle, 2023 başından 2026 Ağustos ayına kadar yaklaşık 2 milyon iş yerine, 13 milyon sigortalı için toplam 1 trilyon 302 milyar lira destek sağladık. Aktif sigortalı sayımız, 2002'ye göre yüzde 115 artarak yaklaşık 26 milyona ulaştı. Kayıt dışı istihdam oranı ise 2002'de yüzde 52 iken 2026 yılı verilerine göre, yüzde 24,4'e geriledi. 2026 çalışmalarımız kapsamında, kayıt dışı işçi çalıştırdığı belirlenen iş yerlerine, 3,5 milyar lira idari para cezası uygulandı. Denetim faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 88'ini e-Rapor sistemine taşıdık."</p>
<p>Emeklilerin gelirlerini iyileştirmek için de gerekli adımları attıklarını dile getiren Işıkhan, "2025'in ikinci yarısında 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığını, ocak ayında 20 bin liraya, temmuz ayında ise 23 bin 552 liraya yükselttik. 2018'den bu yana toplam 483,4 milyar lira bayram ikramiyesi ödedik. Elbette bunların yeterli olmadığını biliyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın, son kabine toplantısı sonrasında da ifade ettiği gibi 'Emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz.' Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik koşulların farkındayız ve refah seviyelerini yükseltmeye yönelik çalışmalarımızı, kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, 2027 Ocak ayından itibaren geçerli olması hedeflenen mevcut yasal artışlara, ilave iyileştirmeleri de içeren bir çalışma yapıyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, özellikle emeklilerimiz arasındaki gelir farklılıklarını gözeten, adalet ve hakkaniyeti esas alan, emeklilerimizin alım gücünü ve yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçlayan bir yaklaşım üzerinde duruyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Işıkhan, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda süreci değerlendirerek çalışmaları sürdürdüklerini, çalışmalar neticelendiğinde bunu kamuoyuyla paylaşacaklarını ve TBMM'nin takdirine sunacaklarını söyledi.</p>
<p>Aile yapısını güçlendiren, çalışma hayatı ile aile yaşamını uyumlu hale getiren "aile dostu" uygulamaları desteklemeye devam ettiklerini ifade eden Işıkhan, çalışan annelere yönelik analık iznini 8 hafta uzatarak 24 haftaya çıkardıklarını hatırlattı.</p>
<p>Işıkhan, şehit yakınları, gaziler, vazife ve harp malulleri ile hak sahiplerine ilişkin düzenlemeleri de geliştirdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Başkasının yardımına muhtaç derecede malul olanlara, yapılan ek ödemeyi yüzde 25 artırdık. Terörle mücadelede yaralanan ancak farklı mevzuat hükümleri nedeniyle haklardan yararlanamayan kişiler ile 15 Temmuz gazilerimizin aylık ve sosyal haklarında iyileştirmeler sağladık. Vazife malulü erbaş ve erlerimizin yeniden muayene talebinde bulunabilme yaş sınırını 55'e yükselttik. Milletimiz için fedakarlık gösteren evlatlarımıza ve ailelerine karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz."</p>
<p><strong>"8 bin 845 ilaç geri ödeme kapsamında"</strong></p>
<p>Sağlık güvencesinin sosyal devlet anlayışlarının en somut göstergelerinden biri olduğunu vurgulayan Işıkhan, Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında, gelir durumu nedeniyle prim ödeyemeyen vatandaşların primlerini devletin karşıladığını söyledi.</p>
<p>GSS'nin vatandaşa sunduğu güvencenin, yalnızca hastanelere başvurabilmekten ibaret olmadığını ifade eden Işıkhan, bu güvencenin, tedavide kullanılan ilaca, cihazlara, tıbbi malzemeye ve özel beslenme ihtiyaçlarına erişimi de kapsadığına dikkati çekti.</p>
<p>Vedat Işıkhan, ilaç ve tedaviye erişimi güçlendirmeyi sürdürdüklerini belirterek, bedeli ödenen ve geri ödeme kapsamına alınan ilaç verilerini şöyle paylaştı:</p>
<p>"2000'li yılların başında bedeli ödenen ilaç sayısı 3 bin 986 iken, bugün, 8 bin 845 ilacı geri ödeme kapsamında bulunduruyoruz. Yalnızca 2026'da, 253 ilacı daha bu kapsama aldık. Bunların 29'u kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardır. 2025'te geri ödeme kapsamına alınan 5 farklı immünoterapi ilacı sayesinde, son bir yılda yaklaşık 41 bin kanser hastamızın tedaviye erişimi sağlandı. SMA tedavisinde ikinci bir ilacı daha geri ödeme kapsamına aldık. 18 yaş altındaki Tip 1 diyabetli çocuklarımız için sürekli glukoz izlem cihazlarının bedelini karşılıyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 155 bin reçete için, 1 milyar 800 milyon liraya yakın ödeme yaptık. Prostat kanseri, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı, nadir hastalıklar gibi alanlarda yeni tedavi seçeneklerine erişimi genişlettik. Tekerlekli sandalye, işitme cihazı ve diyabet tedavisinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemeler dahil çeşitli ürünlerin geri ödeme tutarlarında yüzde 20 artış gerçekleştirdik. Çölyak ve belirli metabolizma hastalıklarında, özel beslenme ürünlerine sağlanan ödemeleri de yüzde 30 artırdık."</p>
<p>Aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaçların sayısını artırmaya, akılcı ilaç kullanımını teşvik eden uygulamalarla da israfı önlemeye çalıştıklarını vurgulayan Işıkhan, MEDULA üzerinden binlerce hastane, eczane ve sağlık hizmeti sunucusuna çevrimiçi hizmet verdiklerini bildirdi.</p>
<p>Işıkhan, sosyal güvenlik ile sağlık hizmetlerinde vatandaşların hayatını kolaylaştıracak yeni ve kapsamlı bir dijital dönüşümü 2027 başlarında hayata geçirmeyi hedeflediklerini anlattı. Bu sistemle vatandaşların, sosyal güvenlik ve sağlık işlemlerini çok daha hızlı ve kolay gerçekleştirebileceğinin altını çizen Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Özellikle sağlık raporlarının ve düzenli reçetelerin yönetiminde önemli kolaylıklar sağlayacak, gereksiz hastane başvurularını azaltarak hem vatandaşlarımızın hem de hastane ve doktorlarımızın yükünü hafifleteceğiz. Sistem, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini de kapsayan, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını önceden gözeten, onlara yol gösteren ve doğru sağlık hizmetine yönlendiren bütüncül bir yapıya sahip olacak. Uluslararası alanda da örnek gösterilecek bir dijital dönüşüm olacağına inandığımız bu sistemle ilgili çalışmalarımızı, en kısa sürede Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza arz ederek kamuoyuyla paylaşacağız."</p>
<p>31 Ağustos'a kadar tecil işlemlerinde tecil faizinin, yüzde 39 yerine yüzde 29 şeklinde uygulandığını anımsatan Işıkhan, bu kapsamda, 325 milyar liralık SGK prim alacağının taksitlendirildiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p>Bakan Işıkhan, konuşmasının devamında, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2027 yılı bütçe tekliflerini şöyle paylaştı:</p>
<p>"Bakanlığımızın 2027 yılı toplam bütçe teklifi, 2 trilyon 395 milyar 824 milyon 844 bin liradır. Bakanlık merkez ve yurt dışı teşkilatı harcamaları için, 7 milyar 512 milyon 634 bin lira bütçe teklif edilmiştir. Bütçemizden, SGK'ye, 2 trilyon 266 milyar 365 milyon 277 bin lira, İŞKUR'a, 121 milyar 946 milyon 933 bin lira olmak üzere, 2027'de toplam, 2 trilyon 388 milyar 312 milyon 210 bin lira kaynak aktarılması öngörülmektedir. MYK'nin bütçe büyüklüğü ise gider bütçesi, 388 milyon 658 bin lira, gelir bütçesi 441 milyon 767 bin lira, net finansman 3 milyon liradır."</p>
<p>Bakanlığa tahsis edilen bütçeyi, 2025 kesin hesabında da görüldüğü üzere, ödenek üstü harcamaya yer vermeden, tasarruf ilkelerini ve kamu yararını gözeterek kullandıklarını vurgulayan Işıkhan, "Sayıştay denetimlerinde, 2025 yılı mali rapor ve tablolarımızın önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi sunduğu değerlendirilmiştir." dedi.</p>
<p>Işıkhan, Bakanlığa ile bağlı ve ilgili kurumlarına ilişkin, 2025 Sayıştay denetim raporlarında, toplam 6 bulguya rastlandığını, bunlardan 3'ünün muhasebe işlemlerinden kaynaklandığının görüldüğünü aktardı.</p>
<p>Denetimlerde tespit edilen hususları da yakından takip ettiklerini belirten Işıkhan, "Terörsüz Türkiye hedefimizin, ülkemizde birlik ve kardeşliğin yanı sıra, çalışma, üretim ve yatırım imkanlarını da güçlendireceğine inanıyoruz. 2027 yılı bütçemizi, aynı sorumlulukla kullanacağımızı ifade ediyorum." diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/isikhan-asgari-ucrette-reel-olarak-yuzde-207-artis-saglandi-91220</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/0/1280x720/67656u-1793715730.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;2002 yılından bu yana asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı. 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla aralık ayında toplanacak.&quot; diyen Bakan Vedat Işıkhan, &quot;Ücret politikalarımızda, çalışanlarımızın alım gücünü ve refahını, sosyal taraflarımızla birlikte gözetmeye devam edeceğiz.&quot; açıklaması yaptı. Işıkhan, &quot;Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik koşulların farkındayız ve refah seviyelerini yükseltmeye yönelik çalışmalarımızı, kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, 2027 Ocak ayından itibaren geçerli olması hedeflenen mevcut yasal artışlara, ilave iyileştirmeleri de içeren bir çalışma yapıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yeka-geste-11-proje-icin-en-iyi-teklifler-belli-oldu-91219</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> YEKA GES&#039;te 11 proje için en iyi teklifler belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 11 proje için toplam 785 megavatlık güneş enerjisine dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA GES-2026) yarışmaları 19 şirketin katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Bakanlığın düzenlediği YEKA GES-2026 yarışmalarında, kapalı mali tekliflerin açılmasının ardından 2 bin avro katılım bedeli üzerinden açık artırma usulüne geçildi.</p>
<p>Denizli, Ankara, Konya, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Elazığ'da toplam 785 megavatlık 11 proje için elektrik bağlantı kapasitesi tahsisi amacıyla düzenlenen yarışmalarda, tavan fiyat kilovatsaat başına 5,50 avro sent, taban fiyat ise 3,25 avro sent olarak belirlendi.</p>
<p>Bakanlıkta yapılan yarışmalar kapsamında, toplam 7 başvuruyla 30 megavat kapasite için düzenlenen "G26-Denizli GES" yarışmasında en iyi teklifi 6. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 60 bin avro katkı payıyla Temmuz Güneş Denizli Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ verdi.</p>
<p>Toplam 4 başvuruyla 40 megavat kapasite için yapılan "G26-Ankara-1 GES" yarışmasında ise 4. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 22 bin avro katkı payıyla en iyi teklif Erser Grup Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret AŞ'den geldi.</p>
<p>30 megavat kapasite için 5 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Ankara-2 GES" yarışmasında en iyi teklifi veren, 2. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 12 bin avro katkı payıyla İklim İnvest Enerji ve Teknoloji Yatırımları AŞ oldu.</p>
<p>4 başvuruyla 110 megavat kapasite için gerçekleştirilen "G26-Konya GES" yarışmasında en iyi teklifi 7. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 64 bin avro katkı payıyla İş Enerji Yatırımları AŞ sundu.</p>
<p>85 megavat kapasite için 5 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Kahramanmaraş-2 GES" yarışmasında en iyi teklifi 8. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 60 bin avro katkı payıyla Temmuz Güneş Kahramanmaraş Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ ortaya koydu.</p>
<p>Toplam 4 başvuruyla 50 megavat kapasite için yapılan "G26-Kahramanmaraş-3 GES" yarışmasında ise 12. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 74 bin avro katkı payıyla en iyi teklifi Temmuz Güneş Kahramanmaraş Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ verdi.</p>
<p>55 megavat kapasite için 4 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Malatya-1 GES" yarışmasında en iyi teklif, 16. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 91 bin avro katkı payıyla Ezel Mensucat Sanayi ve Ticaret AŞ'den geldi.</p>
<p>3 başvuruyla 200 megavat kapasite için gerçekleştirilen "G26-Diyarbakır GES" yarışmasında en iyi teklifi 2. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 16 bin avro katkı payıyla Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim AŞ sundu.</p>
<p>120 megavat kapasite için 3 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Mardin-2 GES" yarışmasında en iyi teklifi 3. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 18 bin avro katkı payıyla Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim AŞ ortaya koydu.</p>
<p>Toplam 3 başvuruyla 25 megavat kapasite için yapılan "G26-Batman GES" yarışmasında ise 7. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 36 bin avro katkı payıyla en iyi teklifi Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim AŞ verdi.</p>
<p>40 megavat kapasite için 2 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Elazığ GES" yarışmasında en iyi teklif, 8. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 36 bin avro katkı payıyla Ecogreen Elektrik Enerji Üretim AŞ'den geldi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yeka-geste-11-proje-icin-en-iyi-teklifler-belli-oldu-91219</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/9/1280x720/65-1793715167.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli, Ankara, Konya, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Elazığ’da toplam 785 megavat gücündeki 11 proje için en iyi teklif veren şirketler belli oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-ve-6-il-arasinda-turizm-koridoru-olusturulacak-91217</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 il arasında turizm koridoru oluşturulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Gaziantep Valiliği iş birliğinde, Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın başkanlığında düzenlenen “Turizm Temelli Bölgesel Kalkınma Çalıştayı Üst Düzey Hazırlık Toplantısı”, Ömer Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıda Gaziantep, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Şanlıurfa’nın tarihi, doğal ve kültürel değerlerinin ortak rotalarla birbirine bağlanması ele alındı. Yedi ili kapsayan turizm koridoruyla bölgenin turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. Şehirlerin turizm değerlerini ortak tanıtım, ortak envanter, ortak rota ve yatırım planlamasıyla buluşturmayı amaçlayan toplantıda, bölgenin kültürel mirası ve doğal zenginlikleri değerlendirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e898d62d4-1793714328.jpeg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>“Gaziantep, Türkiye’nin göz bebeği kültür ve turizm kentine dönüştü”</strong></p>
<p>Toplantının açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gaziantep’in öncülüğünde yürütülen bölgesel iş birliğine ve Başkan Fatma Şahin’in turizm vizyonuna dikkat çekti. Türkiye’nin turizmde küresel bir güce dönüştüğünü belirten Alpaslan, Fırat ve Mezopotamya havzasının kültürel mirası, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle dünya turizminde daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini vurguladı. Gaziantep’in turizm alanındaki dönüşümüne değinen Alpaslan, şunları söyledi: “Gaziantep, yakın zamana kadar kültür ve turizmde esamesi okunmayan bir konumdayken, bugün sanayi ve ticaretin yanı sıra Türkiye’nin gözbebeği bir kültür ve turizm kentine dönüştü. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil olması ve teknolojiyi turizmle buluşturan ‘Visit Gaziantep’ gibi öncü adımlarla diğer illerimize ilham verdi. Fatma Şahin Başkanımızın da ifade ettiği gibi; birbirimizi rakip değil, birlikte kazanacağımız yol arkadaşları olarak gördüğümüz sürece bu zenginliği hep birlikte büyüteceğiz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e8f82570f-1793714424.jpeg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>“Bu kadim coğrafyayı dünyanın en gözde turizm destinasyonu yapacağız”</strong></p>
<p>Şehirlerin yeniden yapılanma sürecine ve bölgedeki güven ortamına da değinen Alpaslan, sözlerini şöyle tamamladı: “Şehirlerimiz daha modern ve estetik olarak ayağa kalkıyor. Ülkemiz kalıcı barış ve istikrara kavuştu. Artık önümüzde hiçbir mazeret, hiçbir engel yok. Gaziantep’ten Mardin’e, Şanlıurfa’dan Adana’ya uzanan bu kadim coğrafyayı dünyanın en gözde turizm destinasyonu yapacağız.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e8b5ae02e-1793714357.jpeg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>“Şehirleri akıllı, yeşil bir bölge yapmaya çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, turizm, kültür ve sanat alanında yeni bir döneme girildiğini belirterek bölgenin tarihi dokusunun ve estetik değerlerinin eşsiz olduğunu söyledi. 21’inci yüzyılın veri ve tasarım yüzyılı olduğunu belirten Başkan Şahin, teknolojinin ziyaretçilerin seyahat deneyimini kolaylaştırdığına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Zamanı iyi kullanmak adına, yapay zekayla hiçbir asistana gerek kalmadan cep telefonuyla kendine rota belirleyen bir sistemimiz var. Biz de şehirleri akıllı, yeşil bir bölge yapmaya çalışıyoruz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e8ce18bb3-1793714382.jpeg" alt="" width="818" height="537" /></p>
<p><strong>“Gaziantep, bölgedeki illerin ortak sinerjisine öncülük ediyor”</strong></p>
<p>Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Gaziantep’in yalnızca kendi tarihi ve kültürel zenginliğiyle değil, bölgedeki 7 ilin ortak sinerjisine öncülük etmesiyle de öne çıktığını dile getirdi. Doğru planlamanın bölgenin turizm geleceği açısından hayati önem taşıdığını belirten Çeber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılacak doğru planlamalar Gaziantep'in ve bölgenin turizm geleceği için hayati önem taşımaktadır. ‘Birlikte hareket etme ruhu’ canlı tutulup bu heyecan fiiliyata döküldüğünde, Gaziantep'in merkezinde bulunduğu bu bölgesel güç, büyük turizm hedeflerini tek başına bile ülkeye kazandırabilecek devasa bir potansiyel barındırmaktadır.”</p>
<p>Program, açılış konuşmalarının ardından bölgesel turizm rotaları ve ortak çalışma başlıklarının değerlendirildiği oturumlarla devam etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-ve-6-il-arasinda-turizm-koridoru-olusturulacak-91217</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/7/1280x720/gaziantep-ve-6-il-arasinda-turizm-koridoru-olusturulacak-1793714464.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Şanlıurfa kapsayan turizm koridoruyla bölgenin turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi amaçlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gsomemde-sanayiciye-yari-yariya-istihdam-destegi-91216</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> GSOMEM’de sanayiciye ‘yarı yarıya’ istihdam desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Avrupa Birliği ve Alman Hükümeti tarafından ortak finanse edilen, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) yürütücülüğünde hayata geçirilen RE-SEED Projesi kapsamında, Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve GSOMEM iş birliğiyle sanayinin nitelikli personel sorununun çözümüne katkı sağlayacak mesleki eğitim programları başladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Gaziantep sanayisinin acil ihtiyaç duyduğu alanlar dikkate alınarak açılan yönetici asistanı, ambalaj ve paketleme elemanı, makina bakımcı ve kaynakçı kurslarında eğitimler hız kesmeden devam ediyor. Projenin, mesleki eğitim vermenin yanı sıra, bu eğitimleri başarıyla tamamlayan kursiyerleri istihdam eden sanayi firmalarına mali destek sunduğu belirtildi.</p>
<p><strong>"İstihdam yükünü sanayicimizin omuzlarından alıyoruz"</strong></p>
<p>Eğitim programlarının başlaması ve projenin sanayiciye sunduğu finansal fırsatlar hakkında değerlendirmelerde bulunan GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Endüstriyel Gelişim Üssü Yönetim Kurulu Başkanı Bora Tezel, hedeflerinin sadece kurs açmak değil, doğrudan üretim hatlarına kalifiye ve maliyetsiz güç sağlamak olduğunu vurguladı. Tezel, şunları kaydetti: "Gaziantep sanayicisinin bugün masadaki en büyük iki problemi; doğru yetkinliğe sahip nitelikli personel bulmak ve artan istihdam maliyetlerini yönetmektir. Biz GSO ve GSOMEM olarak bu projeyle her iki soruna tek hamlede neşter vuruyoruz. Başlattığımız dört kritik alandaki eğitimleri tamamlayan kursiyerlerimiz, doğrudan üretim çarklarına dahil olacak. İşin en çarpıcı kısmı ise şudur: Bu gençlerimizi istihdam eden firmalarımıza, proje süresi sonuna kadar personel başına brüt asgari ücretin yüzde 50'si oranında doğrudan nakdi hibe desteği sağlayacağız. Yani sanayicimize 'siz üretmeye ve kapasitenizi artırmaya odaklanın, nitelikli personelinizin maaş yükünün yarısını biz üstleniyoruz' diyoruz."</p>
<p><strong>Firmalar için başvuru çağrısı</strong></p>
<p>Gaziantep'in üretim gücünü ve küresel rekabetçiliğini artırmak amacıyla kurgulanan RE-SEED Projesi kapsamında, eğitimlerini tamamlayacak olan bu personelleri bünyesine katarak yüzde 50 maaş hibe desteğinden yararlanmak isteyen firmaların, kontenjanlar dolmadan GSOMEM proje uzmanlarıyla (0342 503 01 10) iletişime geçmeleri gerektiği bildirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gsomemde-sanayiciye-yari-yariya-istihdam-destegi-91216</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/6/1280x720/gsomemde-sanayiciye-yari-yariya-istihdam-destegi-1793713798.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bora Tezel, &quot;Gençlerimizi istihdam eden firmalarımıza, proje süresi sonuna kadar personel başına brüt asgari ücretin yüzde 50&#039;si oranında doğrudan nakdi hibe desteği sağlayacağız. Yani sanayicimize &#039;siz üretmeye ve kapasitenizi artırmaya odaklanın, nitelikli personelinizin maaş yükünün yarısını biz üstleniyoruz&#039; diyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-doviz-donusum-desteginde-sektorlerin-farkliliklari-dikkate-alinmali-91209</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO Başkanı Yıldırım: Döviz dönüşüm desteğinde sektörlerin farklılıkları dikkate alınmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep, üretim ve ihracattaki güçlü performansını sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, kentin 2026 yılı Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,4 artarak 1 milyar 24 milyon 399 bin dolara yükseldi. Ocak-ekim döneminde ise ihracat, yüzde 8,17’lik artışla 9 milyar 11 milyon 505 bin dolara ulaştı.</p>
<p>Gaziantep’in ihracat performansını değerlendiren Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, elde edilen başarıda ihracatçıların, iş dünyasının ve çalışanların önemli payı olduğunu belirtti. Yıldırım, “Gaziantep’imiz üretmeye, ihraç etmeye ve ülkemiz ekonomisine değer katmaya devam ediyor. Ekim ayı ihracatımızın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,4 artarak 1 milyar 24 milyon 399 bin dolara, ocak-ekim dönemi ihracatımızın ise yüzde 8,17 artışla 9 milyar 11 milyon 505 bin dolara ulaşması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Tüm zorlu koşullara rağmen üretimden, ihracattan ve istihdamdan vazgeçmeyen, şehrimizin ekonomisine güç katan ihracatçı üyelerimize, iş insanlarımıza ve bu başarıya alın teriyle katkı sunan tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Döviz dönüşüm desteği ihracatçının gerçek ihtiyaçlarına cevap vermeli”</strong></p>
<p>İhracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün korunmasında döviz dönüşüm desteğinin önemli bir rol üstlendiğini belirten Yıldırım, 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren yeni uygulamanın sektörlerin kendine özgü üretim, kârlılık ve maliyet yapıları dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. Mevcut sistemde firmaların kârlılık oranları ve işçilik maliyetlerinin dikkate alındığını hatırlatan Yıldırım, sektörler arasındaki farklılıkların göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Yıldırım, “Her sektörün üretim yapısı, kâr marjı ve döviz ihtiyacı aynı değil. İhracatçılarımızın önemli bir bölümü üretimlerini sürdürebilmek için yurt dışından ham madde ve ara malı temin ediyor. Bu nedenle firmaların döviz pozisyonları değerlendirilirken yalnızca kârlılık ve işçilik maliyetleri değil, gerçek ticari ihtiyaçları ve döviz cinsinden yükümlülükleri de dikkate alınmalı” diye konuştu. Döviz dönüşüm desteğinin ihracatçılara somut fayda sağlayacak şekilde uygulanmasının önemine değinen Yıldırım, “Amacımız desteğin kapsamını tartışmak değil, ihracatçımıza gerçekten katkı sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulmasını sağlamak. Beklentimiz, sektörler arasındaki farklılıkların gözetilmesi ve uygulamanın ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyacak şekilde yeniden değerlendirilmesidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Faiz indirimi finansman maliyetlerine yansımalı”</strong></p>
<p>Merkez Bankasının politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirme kararını da değerlendiren Yıldırım, enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımları olumlu karşıladıklarını ancak işletmelerin finansman maliyetleri üzerindeki baskının devam ettiğini belirtti. Enflasyondaki gerilemenin umut verici olduğunu ifade eden Yıldırım, faiz indirimlerinin reel sektöre yansımasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Enflasyonda yaşanan gerileme olumlu bir gelişme ancak işletmelerimizin maliyet baskısı henüz sona ermiş değil. Merkez Bankasının faiz indirimini olumlu karşılıyoruz. Asıl beklentimiz, bu indirimin kredi faizlerine ve finansmana erişim koşullarına yansımasıdır. Üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, hem mevcut üretim kapasitemizin korunması hem de yeni yatırımların hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşıyor.”</p>
<p>Yıldırım, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından finansmana erişim koşullarının iyileştirilmesinin, işletmelerin büyümesi ve Türkiye ekonomisinin rekabet gücünün artırılması bakımından kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-doviz-donusum-desteginde-sektorlerin-farkliliklari-dikkate-alinmali-91209</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/9/1280x720/gto-baskani-yildirim-doviz-donusum-desteginde-sektorlerin-farkliliklari-dikkate-alinmali-1793711062.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep’in ekim ayı ihracatı yüzde 10,4 artışla 1 milyar 24 milyon doları aşarken, yılın ilk 10 aylık ihracatı 9 milyar dolara ulaştı. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, ihracatçının rekabet gücünün korunması için döviz dönüşüm desteğinin sektörlerin farklı üretim ve maliyet yapıları gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sigorta-sektorunun-aktifleri-47-trilyon-lirayi-asti-91213</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sigorta sektörünün aktifleri 4,7 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan (SEDDK), sektörün 2026 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Açıklamada, sigortacılık sektörünün 2026 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre 1,1 trilyon liranın üzerindeki prim üretimi, 4,7 trilyon lirayı aşan aktif toplamı, 600 milyar liraya ulaşan öz kaynağı ve yüzde 40 seviyelerindeki öz kaynak karlılığı ile büyümesini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES), çok katmanlı gözetim ve denetim mekanizmalarının sağladığı güven ve istikrarın yanı sıra yüzde 20 devlet katkısının getirdiği avantajlarla katılımcı sayısını ve portföy büyüklüğünü artırmayı sürdürdüğü belirtilerek, "Sistem, Ekim 2026 sonu itibarıyla 18,3 milyona ulaşan katılımcı sayısı ve 2,5 trilyon lirayı aşan portföy büyüklüğü ile vatandaşlarımızın emeklilik dönemindeki refahını artırmakla kalmayıp uzun vadeli tasarrufları ekonomiye kazandırma rolünü de başarıyla ifa etmektedir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Kurum olarak sektör genelinde son 3 yıldır uygulanan "finansal dayanıklılık ve piyasa disiplini programı" kapsamında alınan tedbirler sonucunda sektörün sermaye yeterlilik seviyesinin yüzde 200'leri aştığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings Eylül 2026'da ülkemizin sigorta sektörü değerlendirme notunu iyileştirmiştir. İlave olarak, Kurumumuzca sermaye piyasalarında eylül ayından bu yana yaşanmakta olan gelişmelerle eş zamanlı surette sektör genelinde art arda gözetim taramaları gerçekleştirilmiştir. Bu taramalarda tespit edilen bulgulara istinaden iki şirket kapsamlı denetime alınmıştır. Bu iki şirket hariç sektör genelinde söz konusu gelişmelerle bağlantılı risklerin sektör aktif büyüklüğünün on binde birinin altında kaldığı görülmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sigorta-sektorunun-aktifleri-47-trilyon-lirayi-asti-91213</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/9/1280x720/bes-emeklilik-birikim-hesap-sigorta-1767160789.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEDDK&#039;nin 3. çeyrek verilerine göre sigorta sektörü, prim üretimi 1,1 trilyon lira, aktif toplamı 4,7 trilyon lirayı aşarken, öz kaynağı 600 milyar liraya ulaştı. Sektörün öz kaynak kârlılığının ise yüzde 40 seviyesinde olduğu açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holding-ceosu-zaimler-5-senede-10-milyar-dolara-yakin-yatirim-yaptik-91208</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabancı Holding CEO&#039;su Zaimler: 5 senede 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabancı Holding CEO'su Kıvanç Zaimler, Anadolu Ajansı Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.</p>
<p>Küresel jeopolitik gerilimlerin arttığı ve makroekonomik öngörülerin zorlaştığı bir dönemden geçildiğini dile getiren Zaimler, "Bu da bizim gibi büyük yapıların, büyük portföy yöneten şirketlerin daha disiplinli olmasını gerektiriyor. 2026'nın özeti bizim açımızdan disiplin oldu." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, gıda perakendeciliğinde CarrefourSA, çimento sektöründe ise farklı bir kulvarda büyüme hedefleri doğrultusunda Akçansa hisselerinin satışının portföylerini disiplinli yönettiklerinin önemli göstergeleri olduğunu bildirdi.</p>
<p>Bu satışlardan elde edilen nakdin bilançodaki borçluluk seviyesini düşürerek şirketi daha güvenilir bir konuma taşıdığını aktaran Zaimler, portföyde B2B işlerin ağırlığının ve çeşitliliğin artmasının da dayanıklılığı güçlendirdiğini kaydetti.</p>
<p>Zaimler, ilk iki çeyrekte karlılıkta önceki döneme göre artış yaşadıklarını belirterek, "Bu momentumu sürdürmeye devam ediyoruz. Sürdürmeyi de öngörüyoruz. Üçüncü çeyrek sonuçlarımızı önümüzdeki günlerde açıklayacağız." diye konuştu.</p>
<p><strong>"En büyük önceliğimiz öz kaynak karlılığını artırmak"</strong></p>
<p>Kıvanç Zaimler, en büyük önceliklerinin öz kaynak karlılığını artırmak olduğunu vurgulayarak, 2026'nın şu ana kadarki döneminde yakaladıkları ivmeyi 2027'de de sürdürmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Portföylerindeki iş kollarının farklı gelişmelerden farklı ölçülerde etkilendiğini dile getiren Zaimler, bu alanlar arasında denge sağlamaya çalışacaklarını ifade etti.</p>
<p>Kalıcı istikrar için dezenflasyonun şart olduğunu vurgulayan Zaimler, "Bunun (dezenflasyonun) sabit, lineer gitmesini bekleyemeyiz. İnişler, çıkışlar içerecektir ama yön olarak kalıcı istikrar açısından dezenflasyon programının başarılı uygulanması önemli, ülkemiz açısından." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, finansal ve operasyonel önceliklerine ilişkin şunları kaydetti:</p>
<p>"Dört başlıkta toparlayabilirim. Bunlardan birincisi bilançonun yönetimi. Bunun içinde borçluluğumuz, kuvvetli bir bilançoya sahip olmamız. İkincisi portföyümüzün çeşitliliği. Yani farklı iş kollarındayız, dolayısıyla bu dünyadaki gerek jeopolitik gerek makroekonomik dalgalanmalara karşı her işin direnç seviyesi farklı. Dolayısıyla bunu denge içinde tutmaya çalışıyoruz. Bu çeşitlilik bize önemli fayda sağlıyor. Operasyonel verimlilik, maliyet yönetimi diğer odaklandığımız konulardan bir tanesi. Tabii ki en önemlisi de bu operasyonları yönetirken sağladığımız kar, karlılığın kalitesi, bu karlılığın nakde dönüşmesi dolayısıyla nakit yönetimi."</p>
<p><strong>"Büyümeyi Türkiye'de ve uluslararası coğrafyalarda genişletmeyi planlıyoruz"</strong></p>
<p>Sabancı Holding CEO'su Zaimler, büyüme planlarını 5'er yıllık dönemler halinde değerlendirdiklerini ve her yıl orta vadeli 5 yıllık plan hazırladıklarını belirtti.</p>
<p>Bütçenin orta vadeli plana uygun ilerleyip ilerlemediğinin önemli bir gösterge olduğunu kaydeden Zaimler, "İlk çeyrek veya ikinci çeyrekte zaten o senenin gidişatını görüyoruz. Orta vadeli planımızdan sapmalarımız var mı? Buna göre bir sene sonra yapacağımız orta vadeli planda bu planları organize edebiliyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, mevcut orta vadeli planlarının dış risklere karşı dayanıklı şekilde hazırlandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Çeşitli opsiyonları içeriyor. Büyümelerimizi erkene veya ileriye çekebiliriz. Yatırımlarımızla ilgili portföy kararlarımızda bir esneklik var. Bu da zaten disiplinin yanında hızlı ve çevik olmayı da beraberinde getiriyor. Mevcut işlerimizde ve kuvvetli olduğumuz işlerle beraber yaklaşık alanlarda, onun çevresinde büyümeyi, bunu hem Türkiye'de hem uluslararası coğrafyalarda genişletmeyi planlıyoruz. Büyüme iştahımız var. Ama disiplinden, öz kaynak karlılığından asla vazgeçmeyeceğiz."</p>
<p><strong>"Yeni fırsatları araştırıyoruz"</strong></p>
<p>Kıvanç Zaimler, finansal hizmetlerden enerji ve sanayiye kadar geniş bir portföy yönettiklerini belirterek, tüm iş kollarında verimliliği ön planda tuttuklarını söyledi.</p>
<p>Yürüttükleri faaliyetlerde verimliliği artırmak amacıyla yapay zeka ve yeni teknolojilerden yararlandıklarını aktaran Zaimler, bu çözümlerin ürün ve hizmet kalitesini yükseltmenin yanı sıra müşterilere yeni ürünler sunulmasını da kolaylaştırdığını ifade etti.</p>
<p>Zaimler, yapay zekanın dijital alanda yeni iş fırsatları da yarattığına dikkati çekerek, "Bugün SabancıDx veya Bulutistan gibi şirketlerimizle bunun bir ayağında varız. Yeni fırsatları da bu eksende araştırıyoruz. Hem veri merkezlerimiz ki bankamızdaki veri merkezi ve onun etrafındaki ekosistem içinde de önemli bir oyun fırsatı da görüyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, tüm iş kollarında yeni teknolojilerden yararlandıklarını belirterek, girişim sermayesi yatırımları kapsamında özellikle enerji ve iklim teknolojileri alanlarında yapay zeka ve enerji dönüşümüne yönelik iş ortaklıkları kurduklarını ve yatırımlar yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Teknolojik dönüşümün odağında insanın bulunduğunu vurgulayan Zaimler, çalışanların yeni teknolojiler doğrultusunda geliştirilmesi ve sunulan ürün ve hizmetlerin insanların hayatını kolaylaştırmasının önem taşıdığını kaydetti.</p>
<p><strong>"Son 5 senede yaklaşık 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık"</strong></p>
<p>Sabancı Holding CEO'su Zaimler, holdingin yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarına ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Son 5 senede yaklaşık 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık. Bunun yüzde 90'a yakını Türkiye'de. Büyüme stratejimizin içinde Türkiye'deki öncü, kuvvetli şirketlerimiz ve iştiraklerimizle birlikte yurt dışındaki ayak izlerimizi artırmak var. Yurt dışındaki büyümeler hep Türkiye'den, Türkiye'deki yetkinliklerle oluşturulacak büyüme hamleleri. Dolayısıyla yurt dışındaki büyüme projeleri de bizim mevcut işlerimizdeki yetkinliklerle gelişecek."</p>
<p>Zaimler, yatırım kararlarında ölçeklenebilirlik, portföyde büyük yatırımlara yer verilmesi ve rekabet gücüne baktıklarını ifade ederek, "Bugün başta Uzak Doğu olmak üzere dünyada farklı bir rekabet ekosistemi gelişiyor ve bunun içindeki gireceğimiz yeni iş alanlarında da rekabete karşı bazı yetkinliklerimizin olması gerekiyor." şeklinde konuştu.</p>
<p>Disiplin, öz kaynak verimliliği ve karlılığının önemine işaret eden Zaimler, son 5 yılda Türkiye'de önemli yatırımlar yaptıklarını, yıllık yatırım tutarının 800 milyon dolardan 2,5 milyar dolara yükseldiğini, büyüme iştahlarını hem Türkiye'de hem de yurt dışında sürdürmeyi hedeflediklerini anlattı.</p>
<p>Zaimler, yatırımları belirli bir coğrafyayla sınırlandırmadıklarını belirterek, rekabet avantajı ve ölçek kazandırabilecek tüm bölgeleri değerlendirdiklerini kaydetti.</p>
<p><strong>Kritik mineraller ve elektrifikasyon yeni büyüme alanları arasında</strong></p>
<p>Kıvanç Zaimler, büyümede öncelik verecekleri sektörlere değinerek, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Malzeme teknolojileri, enerji bizim rekabetçi olarak hem Türkiye'de hem de uluslararası boyutta hem yapı malzemelerinde hem enerjide kuvvetli iştiraklerimiz var. Onlar başlıca büyüme alanları ama onun yanındaki diğer alanlara bakıyoruz. Hep onlarla ilişkili ama bugün dünyaya baktığınızda zaten kritik mineraller ve oradan uzanan malzeme teknolojileri önemli bir trend. Diğer taraftan bugünkü enerji dönüşümü elektrifikasyona doğru evrildi. Yani bu iki ana trendin üzerinde olmaya gayret ediyoruz."</p>
<p>Zaimler, teknolojiyi kullanarak yüksek katma değerli ürünler üretilmesinde Sabancı Holding'in üstlendiği role ilişkin soruyu yanıtlarken bilgi ve teknolojinin ulusal büyüme planına dahil edilmesinin fark yaratabileceğini, bunun da nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>Holdingin tüm iş kollarına teknoloji ve bilgiyi entegre ettiklerini belirten Zaimler, "TEMSA'da otobüs üretirken ihracattaki payımız yaklaşık 15-16 kat arttı. İhracatta kilogram başına değerimiz Türkiye ortalamasının katbekat üzerinde. Burada hem elektrikli otobüs hem de batarya ihracatımız başı çekiyor." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, Kordsa'nın malzeme teknolojileri alanındaki kompozit faaliyetleriyle uzay, havacılık ve otomotiv sektörlerine önemli tedarik sağladığını, yapı malzemelerinde ise kalsiyum alüminat çimentoda dünya genelinde önemli bir pazar payına sahip olduklarını kaydetti.</p>
<p>Enerji sektöründeki çalışmalara da değinen Zaimler, "Santrallerimizi, şebekemizi uzaktan yönetebilme, teknolojiyle yönetebilme hem verimlilik sağlıyor hem de ülkeye karbon ayak izini azaltmak açısından katkı sağlıyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Elektrifikasyon Türkiye'nin ekonomik büyüme modeline katkı sunacak bir konu"</strong></p>
<p>Sabancı Holding'in "Elektrifikasyon Partneri" olduğu, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilişkin Zaimler, konferansın ülkede hayata geçirilen iyi örnekleri ortaya koymak ve gelecek döneme ilişkin taahhütleri paylaşmak açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>
<p>Zaimler, iklim değişikliğiyle mücadelede artık taahhütlerden uygulamaya geçilmesi gerektiğini belirterek, bu yaklaşımın Türkiye dahil tüm katılımcı ülkeler için geçerli olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Elektrifikasyonun Türkiye ekonomisine katkısına ilişkin Zaimler, "Türkiye'nin ekonomik büyüme modeline katkı sunacak bir konu elektrifikasyon. Elektrifikasyon, sadece elektriği daha fazla kullanmak değil, bilgiyi, teknolojiyi daha fazla kullanabilmek. Sadece bir enerji dönüşümü, sadece bir iklim çözümü değil, bir ekonomik büyüme modelindeki dönüşüm olarak görüyorum ve Türkiye için büyük bir fırsat." dedi.</p>
<p>Zaimler, Türkiye'nin COP31 ev sahipliğini en iyi şekilde yapacağına inandığını dile getirerek, "Hükümetlerin, devletlerin, bilim insanlarının, STK'lerin, iş ve finans dünyasının bir araya geldiği bir organizasyonda şansımızı iyi kullanacağımızı düşünüyorum. Elektrifikasyon partneri olmak da esasında bizim için en doğru tercihlerden biriydi." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Sabancı Topluluğu olarak elektrifikasyonun merkezindeyiz"</strong></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın 5 Kasım'da açıklayacağı Milli Enerji 2040 vizyonunun en önemli konularından birinin elektrifikasyon olacağını düşündüğünü belirten Zaimler, "Sabancı Holding olarak, Sabancı Topluluğu olarak elektrifikasyonun merkezindeyiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Zaimler, Sabancı Holding'in bu alandaki çalışmalarına işaret ederek şunları söyledi:</p>
<p>"Enerji üretiminde temiz kaynaklara yatırım yapan en büyük şirketimiz Enerjisa Üretim ve bu yatırımlarına hızla devam ediyor, bütün büyümesi yenilenebilir enerjiden geliyor. Bu enerjinin taşınması ve dağıtılması gerekiyor. Elektrik dağıtımında Enerjisa Enerji, Başkent, Ayedaş ve Toroslar bölgelerindeki teknolojik yatırımlarıyla bu dönüşüme katkı sağlıyor. Mobiliteye bakarsak, Eşarj elektrikli araç şarjında, Temsa elektrikli otobüs üretiminde yer alıyor. Sanayi şirketlerimiz Brisa, Kordsa ve Çimsa, hem verimlilik hem de elektrifikasyon projelerini aynı anda yürütüyor. Akbank ile elektrifikasyonun, karbon azaltımının finansmanını sağlıyoruz. Sigorta şirketlerimizle de bunu koruyoruz. Sabancı Üniversitesi bugün bu konuda öncü üniversitelerden biri. Özellikle Türkiye'de kurulan ilk iklim merkezlerinden biri olan IICEC bu konuda politikalar üretiyor. Yaptığımız işlere bakarsanız, elektrifikasyon bu işlerin hepsinin merkezinde."</p>
<p>Elektrifikasyonun, günlük yaşamda fosil yakıtların yerine elektriğin daha fazla kullanılması ve bu elektriğin mümkün olan en temiz şekilde üretilmesi anlamına geldiğini ifade eden Zaimler, dönüşümün merkezinde insanın ve insan hayatını kolaylaştırmanın bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Zaimler, "Sayın Bakanımızın açıklayacağı vizyon programında yine işin merkezinde insan olacağını düşünüyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p>Ulaşımda elektrikli araçların, evlerde ise ısınma ve pişirme amacıyla elektrikli cihazların daha fazla kullanılacağını belirten Zaimler, asıl önemli dönüşümün ise sanayide yaşanacağını söyledi.</p>
<p>Zaimler, ısı veya mekanik enerji gerektiren sanayi faaliyetlerinde elektriğin daha fazla kullanılacağını dile getirerek, "Amaç elektriği daha fazla kullanmak, bunu temiz kaynaklardan üretmek ve karbon ayak izimizi azaltmak ama aynı zamanda ekonomik gelişim modelimizi de dönüştürebilmek. Ülkelerin kalkınması için de elektrifikasyon önemli araçlardan biri." dedi.</p>
<p><strong>"Finansman, güvenilir, öngörülebilir pazarlara, öngörülebilir projelere gider"</strong></p>
<p>Enerji dönüşümü sürecinde bazı kısıtların bulunduğunu ancak fırsatları daha fazla gördüğünü söyleyen Zaimler, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu dönüşümün bir maliyeti var. Bu maliyetin finanse edilmesi lazım. Finansman da güvenilir, öngörülebilir pazarlara, öngörülebilir projelere gider. Dolayısıyla kamunun, karar vericilerin, politika yapıcıların, düzenleyici kurumların da bu öngörülebilirliği sağlama yükümlülüğü var. Bu birinci önemli konu.</p>
<p>İkincisi, dünya genelindeki dönüşümde elektrifikasyon en önemli reçetelerden biri ama aynı reçeteyi bütün ülkelere uygulayamazsınız. Bugün çok gelişmiş bir ülke ile daha az gelişmiş bir ülkenin ihtiyaçları, öncelikleri, imkanları farklı. Dolayısıyla gelişmişlik seviyelerine göre ülkelerde farklı politikaların uygulanması lazım.</p>
<p>Üçüncüsü, dönüşümden bahsederken en önemli konunun sanayideki dönüşüm olduğunu söylemiştim. Burada her sanayiye de aynı reçeteyi uygulayamıyorsunuz. Bugün yüksek enerji tüketen çimento, demir-çelik, alüminyum ve diğer sektörlerin elektrifikasyon yol haritaları birbirinden farklı olacak."</p>
<p>Zaimler, Türkiye'de bu konudaki farkındalığın yüksek olduğunu belirterek, "Bugün Türkiye'nin enerji ithalatı cari açığın en önemli sebeplerinden biri. Bu bağımlılığın azaltılması lazım. Bu dönüşüm sadece bir enerji dönüşümü değil, sanayinin de birlikte dönüşümü." dedi.</p>
<p>Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretmenin, bu alandaki değer zincirinde Türkiye'nin payını artırmanın, üretilen elektriği iletim ve dağıtım hatlarıyla tüketiciye ulaştırmanın ve tüketim alışkanlıklarını değiştirerek verimliliği artırmanın önemini vurgulayan Zaimler, "Bütün değer zincirinde hep beraber gelişebileceğimiz, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya katkı sağlayabileceğimiz bir fırsat olarak görüyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holding-ceosu-zaimler-5-senede-10-milyar-dolara-yakin-yatirim-yaptik-91208</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/8/1280x720/kivanc-zaimler-1793710378.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabancı Holding CEO&#039;su Kıvanç Zaimler, &quot;Son 5 senede yaklaşık 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık. Bunun yüzde 90&#039;a yakını Türkiye&#039;de. Büyüme stratejimizin içinde Türkiye&#039;deki öncü, kuvvetli şirketlerimiz ve iştiraklerimizle birlikte yurt dışındaki ayak izlerimizi artırmak var.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-buyuksehirden-cop31e-yesil-ulasim-destegi-91207</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep Büyükşehir’den COP31’e yeşil ulaşım desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31), ülkeleri iklim değişikliğiyle mücadele, sera gazı salımlarının azaltılması ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum konularında ortak çözümler geliştirmek üzere bir araya getirecek.</p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, konferansın ulaşım organizasyonuna aralarında elektrikli araçların da bulunduğu 60 otobüs ve 72 şoförle destek sağlayacağını duyurdu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9d78e4b0e0-1793709966.jpg" alt="" width="800" height="450" /></p>
<p>Açıklamaya göre, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından görevlendirilen araçlar ve şoförler, konferans boyunca katılımcıların ulaşım ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunacak. Ulaşım planlamasıyla toplu taşıma kullanımının artırılması, trafik yoğunluğunun azaltılması ve lojistik süreçlerin etkin biçimde yürütülmesi hedefleniyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, elektrikli otobüslerin de yer aldığı araç desteğiyle organizasyonun ulaşım kaynaklı karbon ayak izinin azaltılmasına ve çevre dostu ulaşım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-buyuksehirden-cop31e-yesil-ulasim-destegi-91207</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/7/1280x720/gaziantep-buyuksehirden-cop31e-yesil-ulasim-destegi-1793709989.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi&#039;nin, Antalya’da düzenlenecek COP31&#039;in ulaşım organizasyonuna aralarında elektrikli araçların da bulunduğu 60 otobüs ve 72 şoförle destek sağlayacağı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kamiad-baskani-adiguzel-surdurulebilir-konut-piyasasi-icin-uretim-ve-finansman-desteklenmeli-91202</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> KAMİAD Başkanı Adıgüzel: Sürdürülebilir konut piyasası için üretim ve finansman desteklenmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Konut piyasasında yaşanan gelişmeler, inşaat sektörünün geleceğine ilişkin önemli ipuçları vermeye devam ediyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Eylül 2026 Konut ve İş Yeri Satış İstatistiklerini değerlendiren Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, ilk el konut satışlarında görülen artışın sektörde memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ancak piyasadaki genel görünümün bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade etti. Konut satışlarındaki hareketliliğin doğrudan yeni konut üretimine ve sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayabilmesi için ekonomik koşulların iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Adıgüzel, inşaat maliyetleri ve finansmana erişim sorunlarının sektörün önündeki en önemli engeller arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p><strong>“İlk el satışlardaki artış önemli, ancak yeterli değil”</strong></p>
<p>Konut piyasasındaki gelişmelerin yalnızca satış rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ali Adıgüzel, şu ifadeleri kullandı: “İlk el konut satışlarında yaşanan artış, yeni konut üretimi ve sektörümüzün geleceği açısından elbette olumlu bir gelişmedir. Ancak ilk el ve ikinci el konut satışlarının aynı ölçüde etkilenmemesi, piyasadaki dinamiklerin farklılaştığını ortaya koyuyor. Bu tabloyu doğru okumak ve sektörümüzün ihtiyaçlarını bütün yönleriyle değerlendirmek zorundayız. İnşaat sektörü, yalnızca konut üreten bir alan değil, aynı zamanda istihdamdan sanayiye, finansmandan ticarete kadar geniş bir ekonomik ekosistemin temel aktörlerinden biridir. Dolayısıyla konut piyasasında yaşanan gelişmelerin sektörün üretim kapasitesi ve ekonomik sürdürülebilirliği üzerindeki etkileri göz ardı edilmemelidir.”</p>
<p><strong>“Maliyetler ve finansmana erişim sektörü zorluyor”</strong></p>
<p>İnşaat sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara da değinen Adıgüzel, artan maliyetlerin müteahhitlerin üretim planlamasını zorlaştırdığını, finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin ise yeni yatırımların önünde önemli bir engel oluşturduğunu kaydetti. Adıgüzel, “Bugün müteahhitlerimiz bir taraftan yükselen inşaat maliyetleriyle mücadele ederken diğer taraftan finansmana ulaşmakta ciddi zorluklar yaşıyor. Diğer yandan vatandaşlarımızın konut satın alma gücü de piyasanın hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Bu koşullar altında üretimin devamlılığını sağlamak ve yeni konut projelerini hayata geçirmek kolay olmuyor. Sektörün ihtiyaç duyduğu ekonomik ve finansal koşulların oluşturulması büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>“Erişilebilir konut, güçlü sektör ve sürdürülebilir büyüme”</strong></p>
<p>KAMİAD olarak konut piyasasında üretimi teşvik eden, yatırım ortamını güçlendiren ve vatandaşların uygun koşullarda konut sahibi olmasını sağlayan politikaları önemsediklerini belirten Ali Adıgüzel, sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi: “Bizim temel beklentimiz, konut üretiminin sürdürülebilir biçimde devam etmesi, finansman imkânlarının geliştirilmesi ve vatandaşlarımızın erişilebilir koşullarda konut sahibi olabilmesidir. Üreticinin yatırım yapabildiği, sektörün finansmana ulaşabildiği ve vatandaşın konut alım gücünün desteklendiği bir piyasa yapısı, ekonomimizin tamamına olumlu yansıyacaktır. Güçlü bir inşaat sektörü demek, daha fazla istihdam, daha fazla yatırım ve ekonomik büyüme demektir. Aynı zamanda şehirlerimizin gelişimi, yaşam kalitesinin yükselmesi ve geleceğe yönelik güvenli yapılaşma açısından da stratejik bir öneme sahiptir.”</p>
<p>Konut piyasasındaki gelişmelerin sektörün tüm bileşenleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Adıgüzel, sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir konut piyasasının hem sektör temsilcileri hem de vatandaşlar için ortak bir hedef olması gerektiğini sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kamiad-baskani-adiguzel-surdurulebilir-konut-piyasasi-icin-uretim-ve-finansman-desteklenmeli-91202</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/2/1280x720/kamiad-baskani-adiguzel-surdurulebilir-konut-piyasasi-icin-uretim-ve-finansman-desteklenmeli-1793708133.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, konut piyasasında ilk el ve ikinci el satışlar arasında ortaya çıkan farklılaşmanın inşaat sektörü açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sürdürülebilir büyüme için üretimin desteklenmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması çağrısında bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tvf-toggun-en-buyuk-hissedari-olacak-91204</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TVF, TOGG&#039;un en büyük hissedarı olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Varlık Fonu (TVF), Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim ve küresel bir mobilite ve teknoloji markası oluşturma hedefi doğrultusunda hayata geçirilen Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'nun (TOGG) ortaklık yapısında değişikliğe gidildiğini bildirdi.</p>
<p>Değişiklik kapsamında, AG Anadolu Grubu Holding ve Vestel Elektronik'in TOGG'un ortaklık yapısında paylarının Türkiye Varlık Fonu ve Turkcell'e devrine ilişkin Pay Devir Sözleşmesi imzalandı.</p>
<p>TVF açıklamasına göre, kurucu ortaklar arasında karşılıklı mutabakatla yürütülen süreç sonucunda TOGG'un ortaklık yapısı yeniden şekillendi. Yeni ortaklık yapısında Türkiye Varlık Fonu, TOGG'un en büyük paya sahip hissedarı olacak.</p>
<p>Pay Devir Sözleşmesinin imzalanmasıyla kuruluşundan bugüne kadar oluşan kurumsal birikimin ve kazanılan yetkinliklerin yeni ortaklık yapısına taşınması yönünde önemli bir adım atıldığı vurgulanan açıklamada, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2018'de ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile kurucu ortakların katkılarıyla hayata geçirilen TOGG, Milli Teknoloji Hamlesi'nin önemli girişimlerinden biri olarak Türkiye'nin sanayi ve teknoloji alanındaki dönüşümünde önemli bir rol üstlendi. Farklı sektörlerin üretim gücünü, mühendislik yetkinliğini ve kurumsal deneyimini ortak hedef doğrultusunda bir araya getiren TOGG'un gelişimine Anadolu Grubu, BMC, Turkcell, Zorlu Holding ve TOBB, yatırımları, bilgi birikimleri ve üstlendikleri rollerle önemli katkılarda bulundu. Bu süreçte mühendislikten yazılıma, üretimden teknoloji geliştirmeye uzanan farklı alanlarda yeni yetkinlikler kazanılırken, nitelikli insan kaynağı ve teknoloji girişimciliğini de kapsayan daha geniş bir ekosistemin gelişimi desteklendi. TOGG, kamu ile özel sektörün Türkiye'nin sanayi ve teknoloji hedefleri doğrultusunda birlikte hareket etmesinin güçlü örneklerinden biri oldu. 2023 yılında 19 bin 583 adet araç satışıyla otomobil pazarına giriş yapan şirket, bu yılın 9 ayında 37 bin 426 satışa ulaştı. Aynı dönemde Türkiye elektrikli otomobil pazarında elde ettiği yüzde 31 payla sektör lideri olan TOGG, Türkiye'nin elektrikli mobilite dönüşümündeki konumunu güçlendirdi." denildi.</p>
<p>TVF'nin TOGG'un hissedarları arasına katılması, Fonun Türkiye'nin stratejik öncelikleri doğrultusunda yurt içindeki yatırımları hayata geçirme hedefi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Açıklamaya göre, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, teknolojik yetkinliklerinin güçlendirilmesi ve küresel ölçekte rekabet edebilen markalarının desteklenmesi, TVF'nin uzun vadeli yatırım yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda TOGG'a yapılan yatırımın, şirketin büyüme yolculuğuna katkı sağlayan bir ortaklık adımı olmanın yanı sıra Türkiye'nin mobilite ve teknoloji alanındaki uzun vadeli hedeflerini destekleyen stratejik bir yatırım niteliği taşıdığı belirtildi.</p>
<p>Pay Devir Sözleşmesi'nin imzalanmasıyla TOGG'un, kuruluşundan bu yana kurucu ortaklarının katkılarıyla oluşturduğu birikimi yeni ortaklık yapısıyla geleceğe taşıyacağı yeni bir döneme girdiği ifade edildi..</p>
<p>Türkiye Varlık Fonunun hissedarlar arasına katılmasıyla bugüne kadar ortaya konulan çalışmaların üzerine yeni kazanımlar eklenmesine, TOGG'un teknolojik yetkinliklerinin ve rekabet gücünün daha da geliştirilmesine ve markanın yurt içi ve küresel pazarlardaki büyüme yolculuğunun güçlenerek devam etmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi'nin öncü projelerinden olan girişim, kuruluşunda ortaya konulan vizyon ve hedefler doğrultusunda çalışmalarını yeni ortaklık yapısıyla sürdüreceği anlatıldı. Bugüne kadar emeği ve katkısı bulunan tüm paydaşların oluşturduğu güçlü birikim üzerine inşa edilecek yeni dönemde, TOGG'un başarılarının artarak devam etmesi ve Türkiye'nin mobilite ve teknoloji alanındaki küresel hedeflerine katkısını daha da ileri taşıması amaçlanıyor.</p>
<p>"Zorlu'nun, TOGG'un kuruluş ve gelişim sürecine sunduğu katkıları daima takdirle hatırlayacağız"</p>
<p>Açıklamada, dün vefat eden Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu'ya ilişkin, "Türk sanayisinin gelişimine önemli katkılarda bulunan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı merhum Ahmet Nazif Zorlu'nun, TOGG'un kuruluş ve gelişim sürecine sunduğu değerli katkıları daima takdirle hatırlayacağız. Kendisine Allah'tan rahmet, Zorlu Holding ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz." ifadeleri yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tvf-toggun-en-buyuk-hissedari-olacak-91204</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/2/1280x720/togg-t10f-1757923156.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu Grubu ve Vestel&#039;in TOGG&#039;un ortaklık yapısında paylarının TVF ve Turkcell&#039;e devrine yönelik sözleşme imzalandı. Yeni ortaklık yapısında TVF, TOGG&#039;un en büyük paya sahip hissedarı olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-enerji-yatirimlarini-yuzde-85-artirdi-91215</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjisa Enerji yatırımlarını yüzde 85 artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerjisa Enerji, 2026'nın 9 ayına ilişkin verileri paylaştı. </p>
<p>Buna göre şirket yatırımlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 85 artırarak 20,8 milyar liraya çıkardı.</p>
<p>Açıklamaya göre bu tutarın 20,1 milyar lirası elektrik dağıtım altyapısına yönelik yatırımlarda kullanılırken, şirket, yıl sonu için belirlediği 30-35 milyar liralık toplam yatırım hedefini de korudu.</p>
<p>Enerjisa Enerji'nin esas faaliyet geliri, yılın 9 ayında 62,1 milyar lira olarak gerçekleşti. Söz konusu gelirin yaklaşık yüzde 90'ı elektrik dağıtım faaliyetlerinden elde edildi.</p>
<p>Şirketin Düzenlemeye Esas Varlık Tabanı 111,5 milyar liraya yükselirken, 9 aylık dönemde Baz Alınan Net Kârı 11,6 milyar lira oldu.</p>
<p>Enerjisa Enerji, yıl sonu için 80-85 milyar lira esas faaliyet geliri ve 13-15 milyar lira Baz Alınan Net Kâr hedeflerini koruduğu, Net Finansal Borç/Faaliyet Geliri oranının ise 1 seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>Enerjisa Enerji CEO'su Oğuzhan Özsürekci, elektrifikasyonun yaygınlaşması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artmasının elektrik şebekelerinde kapasite ve esneklik ihtiyacını artırdığını belirtti.</p>
<p>Ulaşımdan sanayiye kadar birçok alanda elektriğin kullanımının yaygınlaştığına işaret eden Özsürekci, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 kapsamında gündeme gelen elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarma hedefinin de bu ihtiyacı ortaya koyduğunu ifade etti.</p>
<p>Özsürekci, söz konusu dönüşüm için elektriğin kullanıcılara güvenli, kesintisiz ve verimli şekilde ulaştırılmasını sağlayacak altyapı yatırımlarının önem taşıdığını vurgulayarak, "Yılın 9 ayında elektrik dağıtım altyapısına 20,1 milyar lira kaynak ayırdık. Şebekelerimizi modernize ediyor, dijitalleşmeyi yaygınlaştırıyor ve artan elektrik talebini karşılayacak kapasiteyi geliştiriyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarıyla uzun vadeli iş birliklerimiz ve finansman yapımız, yatırım programımızı sürdürmemizi destekliyor. Yıl sonu için belirlediğimiz 30-35 milyar liralık toplam yatırım hedefimiz doğrultusunda, Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-enerji-yatirimlarini-yuzde-85-artirdi-91215</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/enerjisa-.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerjisa Enerji&#039;nin yılın 9 ayında yatırımlarını geçen yıla göre yüzde 85 artırarak 20,8 milyar liraya çıkardığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/oz-iplik-is-sendikasinda-rafi-ay-yeniden-baskan-91203</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 13:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Öz İplik İş Sendikası’nda Rafi Ay yeniden başkan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe örgütlü Öz İplik İş Sendikası 15. Genel Kurulu tamamlandı.</p>
<p>1 Kasım günü yapılan seçimlerde Genel Başkan Rafi Ay güven tazelerken, yönetim kurulu üyeliklerine Muzaffer Birdoğan, Samet Ceylan ve Şaban Singin seçildi. Öz İplik İş Sendikası Genel Başkanı Rafi AY Başkanlığındaki Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise; Muzaffer Birdoğan, Samet Ceylan ve Şaban Singin seçildi. Genel Denetim Kurulu Üyeliğine;  Aleyna Avcı, İsmail İnan, İsmail Gökalp seçilirken, Genel Disiplin Kurulu Üyeliklerine ise; Harun Bağcı, Engin Osmanoğlu ve Saime Elma seçildi. </p>
<p>Genel Kurula, HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan, Öz İplik İş Kurucu Genel Başkanı Mehmet Er ve çok sayıda HAK-İŞ Konfederasyonuna bağlı sendikanın genel başkan ve yöneticileri katıldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/oz-iplik-is-sendikasinda-rafi-ay-yeniden-baskan-91203</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/3/1280x720/54-1793708235.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rafi Ay, Öz İplik İş Sendikası 15. Genel Kurulu&#039;nda başkanlığa tekrar seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-en-yuksek-ekim-ayi-ihracat-rekoru-kirildi-91194</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: Ekim ayı ihracat rekoru kırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekim ayı dış ticaret verileri, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen toplantıda açıklandı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Bolat, ihracattaki bereketli dönemin ekimde de sürdüğünü kaydederek, 2026'nın yağışların, bereketin, tarımsal üretimin arttığı ve ihracatta rekorların kırıldığı bir yıl olduğunu söyledi.</p>
<p>Geride kalan 10 ayın ihracat açısından performansının pekiyi olduğunu dile getiren Bolat, Türkiye'nin çevresindeki savaşlara, emtia ve enerji fiyatlarındaki artışlara, navlun ve sigorta ücretlerinin tavan yapmasına rağmen sanayisiyle, tarımıyla, hizmetleriyle ihracat yapmaya, dünya pazarlarındaki payını ve ihracat değerini artırmaya devam ettiğini anlattı.</p>
<p>Bolat, Türkiye'nin 16 yıldır kesintisiz büyüdüğünü ve bu büyümenin içinde ihracatın lokomotif görevi gördüğünü ifade ederek, tarımda, ulaştırmada, çevrede, enerjide, sanayide, hizmetlerde ve altyapıda 24 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük atılımlar yapıldığını bildirdi.</p>
<p>Bakan Bolat, ekim ayı rakamlarının çok güzel geldiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"(Geçen ay) En yüksek ekim ayı ihracat rekoru kırıldı. Mal ihracatımız (yıllık bazda) yüzde 8,1 artarak 25,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Eylülde 26 milyar dolardı hatırlarsınız. Böylece 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yüksek üçüncü aylık ihracatına ulaşmış bulunuyoruz. İkinci önemli başarı 2026 Ocak-Ekim dönemi rekoru. O da yüzde 5,5 artışla 236,8 milyar dolara yükselmiştir. Üçüncü rekor son 12 aylık yıllıklandırılmış toplam mal ihracat rekoru. Geçen ay 2025 Ekim'e kıyasla 15,6 milyar dolar artarak 285,6 milyar dolara yükseldi. Hedefimiz 282 milyar dolardı. Hedefimizi 3,5 milyar dolar aştık."</p>
<p>Bolat, son bir yıldaki mal ihracatının 15,6 milyar dolar arttığını kaydederek, hizmetler ihracatında ağustostan itibaren görülen hızlanmanın sürdüğünü söyledi.</p>
<p>Ekim itibarıyla yıllıklandırılmış hizmetler ihracatının toplamının 127,4 milyar dolara yükseldiğini dile getiren Bolat, "Böylece ekim sonu itibarıyla yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının toplamı 413 milyar dolara yükseldi. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın yeni yılın başında bizlere vazettiği 410 milyar dolarlık hedefi ekim ayı itibarıyla aşmış bulunuyoruz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Mal ihracatında son 42 ayın 24'ünde rekor kırıldı"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, ekimde mal ticaretinde dış ticaret açığının yüzde 11,4 azaldığını belirterek, "Yine önemli bir olumlu gelişme de ihracatın ithalatı karşılama oranı da 3,4 puan artmıştır. Böylece ihracattaki artış, dış ticaret açığında son aylarda yakaladığımız gerileme eylül ve ekimde de cari işlemler dengesinin fazla vermesini bizlere tahmin ettirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Mal ihracatında son 42 ayın 31'inde artış, 24'ünde rekor görüldüğünü anlatan Bolat, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"2026'nın ilk 10 ayının 7'sinde aylık ihracat artışı sağlandı, 6'sında ihracat rekorları kırıldı. Özellikle nisandan bu yana nisan, haziran, temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarının hepsinde aylık ihracat rekorları kırıldı. Nisan, haziran ve eylülde çift haneli artışlar sağlandı. Bu ay da yüzde 8,1 ile küçümsenmeyecek güzel bir artış oranına ulaştı. Bunun yanında orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız da 118,6 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yıllıklandırılmış rakam. Bu rakam 2025'in tamamında 112 milyar dolardı."</p>
<p><strong>"Ocak-ekim döneminde 26 sektörün 17'sinde ihracat arttı"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, ekimde 26 sektörün 13'ünde, ocak-ekim döneminde ise 26 sektörün 17'sinde ihracatın arttığını belirterek, "Ekim ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatta dünyanın 5 bölgesinde, 46 ülkede ve 23 ürün faslında rekorlar kırılmıştır." dedi.</p>
<p>Ekimde takvim ve pariteden gelen olumsuz etkilere rağmen yüzde 8,1 artışla 25,9 milyar dolarlık ihracata imza attıklarını vurgulayan Bolat, "Diğer taraftan son 3 aydır ihracatı destekleyen işlenmemiş altın ihracatında da rakam 204 milyon dolarla oldukça düşük gerçekleşmiştir. Bu da yaklaşık 850 milyon dolar eksi yazmıştır. Bu gördüğümüz önemli handikaplara rağmen 1 milyar 935 milyon dolarlık artış sağlanmıştır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bolat, "Kasım ve aralıkta ortalama 50 milyar dolar daha toplam ihracat yaparsak 287 milyar dolarlık mal ihracatıyla yılı kapatmış olacağız." dedi.</p>
<p>Bolat, ocak-ekim döneminde yıllık bazda elektrikli makineler ve cihaz ihracatının 2,5 milyar dolar, motorlu kara taşıtlarının 1,3 milyar dolar, plastik grubunun 1,2 milyar dolar, meyve ve sebzenin 1,2 milyar dolar, bakırın 1,1 milyar dolar arttığını söyledi.</p>
<p>Ocak-ekim döneminde en yüksek ihracat düşüşünün inorganik kimyasallar, hububat, mobilya, kakao ve örülmemiş giyim eşyası gruplarında görüldüğünü anlatan Bolat, "Bölgeler olarak baktığımızda Avrupa Birliği yine bizim en büyük ihracat pazarımız. 10 ayda 99 milyar dolarla çok önemli bir ticaret ortağımız. Yılı AB'ye muhtemelen 120 milyar dolarlık mal ihracatı yaparak kapatabileceğiz." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının artmaya devam ettiğini belirterek, "Son bir yıl itibarıyla yaklaşık 6,5 milyar dolar artışımız var. Toplam ihracatımızdaki payı neredeyse yüzde 44'e yükseldi." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İhracatın ve ithalatın en çok arttığı sektörler</strong></p>
<p>Bakan Bolat, ekim ayı ithalat rakamlarına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Ekimde yıllık bazda ihracat yüzde 8,1 artarken ithalat yüzde 3,4 ile sınırlı kaldı ve 32,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Buradaki artışın en büyük kalemi doğal gaz, petrol ve madeni yağlar gibi enerji ürünlerindeki anormal ve yüksek artış. Bunun da sebebi Körfez'deki savaş durumunun ve gerilimin devam etmesi. İlk 10 ay itibarıyla ithalatımız mücevher ve altında 8 milyar dolar, motorlu kara taşıtlarında 5,2 milyar dolar, hava ve uzay taşıtlarında 854 milyon dolar, kakaoda yaklaşık 500 milyon dolar, ayakkabıda da 177 milyon dolar azaldı. İthalat mineral yakıtlarda 10 ayda 10 milyar dolar, elektrikli makinelerde 3,3 milyar dolar, bakırda 2 milyar dolar arttı."</p>
<p>Bolat, ocak-ekim döneminde tüketim malları ithalatında yaşanan 3 milyar dolarlık azalışın sevindirici olduğunu kaydederek, ham madde ve ara malları ithalatındaki artışa işaret etti.</p>
<p><strong>"Dış ticaret açığı ekimde yüzde 11,4 azaldı"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, 10 ayda ithalatın en çok arttığı bölgenin Diğer Asya Ülkeleri olduğunu belirterek, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ve İslam İşbirliği Teşkilatı bölgelerinden de ithalatın arttığını söyledi.</p>
<p>Ekim ayına ilişkin dış ticaret açığı verilerini paylaşan Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Dış ticaret açığı ekimde 6,7 milyar dolar oldu ve yüzde 11,4 azaldı. Bu sevindirici bir tablo. Dış ticaret açığımız eylülde de azalmıştı. Dış ticaret açığı ekimde yıllık bazda net 863 milyon dolar azaldı. Bu başarıdır. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 79,4 oldu. Geçen yıl ekimde yüzde 76'ydı. 3,4 puan iyileşme var. Yıllıklandırılmış mal ithalatında 381 milyar dolardayız. Geçen yılı 92,2 milyar dolar dış ticaret açığıyla kapatmıştık. En büyük sebebi enerji ile altın ve mücevherat ithalatıydı. Bu sene Körfez'deki savaşa ve enerji fiyatlarında 10 milyar dolarlık fazla ithalat yapmamıza rağmen dış ticaret açığımız 95 milyar dolarda. OVP'de maksimum kötü senaryoda 105-106 milyar dolar olarak tahmin edilen dış ticaret açığı gerçekleşmeyecek, 100 milyar doların altında kalacak. Bu da cari işlemler tablomuzu kontrol altında tutmamızı mümkün kılacak."</p>
<p><strong>"19 Kasım'da Berlin'de otomotiv zirvesi yapacağız"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, hizmetler ihracatının ocak-ağustos döneminde 80,6 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirterek, hizmetler dış ticaretinde verdikleri fazlanın cari işlemler dengesine yaptığı katkıdan bahsetti.</p>
<p>Ekim itibarıyla yıllıklandırılmış hizmetler ihracatına ilişkin tahminlerinin 127,4 milyar dolar olduğunu dile getiren Bolat, "Bu da yıllıklandırılmışta yüzde 2,8 artışa tekabül etmektedir. Hesabımız minimum sapmayla gerçekleşmektedir. Ekim ayı itibarıyla yıllıklandırılmış hizmetler ihracatımız 127,4 milyar dolar civarında gerçekleşecektir." dedi.</p>
<p>Bolat, ihracatçılara sunulan desteklere ilişkin detayları paylaşarak, her zaman onların yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini anlattı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığının ticaret diplomasisi çalışmalarından bahseden Bolat, birkaç gün önce Türk Devletleri Teşkilatı 13'üncü Zirvesi'nin Ankara'da gerçekleştirildiğini, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK) 42. Bakanlar Toplantısının bugün sona ereceğini, dün Avrupa'dan gelen otomotiv gazetecilerini ağırladıklarını anlattı.</p>
<p>Bolat, "19 Kasım'da Berlin'de otomotiv zirvesi yapacağız. TİM ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği ile hep birlikte orada olacağız. Alman makamları ve devleriyle görüşeceğiz." diye konuştu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-en-yuksek-ekim-ayi-ihracat-rekoru-kirildi-91194</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/4/1280x720/bolat-1793700315.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[  Ekim ayı dış ticaret verilerini açıklayan Bakan Bolat, &quot;En yüksek ekim ayı ihracat rekoru kırıldı. Mal ihracatımız yüzde 8,1 artarak 25,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.&quot; dedi. &quot;Geçen ay 2025 Ekim&#039;e kıyasla 15,6 milyar dolar artarak 285,6 milyar dolara yükseldi. Hedefimiz 282 milyar dolardı. Hedefimizi 3,5 milyar dolar aştık.&quot; diyen Bolat, &quot;Ekim sonu itibarıyla yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının toplamı 413 milyar dolara yükseldi. 410 milyar dolarlık hedefi ekim ayı itibarıyla aşmış bulunuyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. Bolat, dış ticaret açığının ekimde 6,7 milyar dolara gerileyerek yüzde 11,4 azaldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/takasbankin-genel-mudurlugune-vekaleten-gokhan-elibol-atandi-91192</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Takasbank&#039;ın Genel Müdürlüğü&#039;ne vekaleten Gökhan Elibol atandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Takas ve Saklama Bankası (Takasbank), dün gerçekleştirilen Yönetim Kurulu toplantısında alınan karar doğrultusunda, Piyasalar ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Elibol'un vekaleten Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandığını duyurdu.</p>
<p>Gökhan Elibol, 1983 yılında Erzincan'da doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden lisans dereceleri alan Elibol, avukatlık ve arabuluculuk ruhsatlarına sahip. Elibol, Maliye Bakanlığı bünyesinde vergi müfettişi olarak iş hayatına başladı.</p>
<p>Kariyerine Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) bünyesinde bankalar yeminli murakıbı olarak devam eden Elibol, BDDK'de geçirdiği 10 yıllık görev süresince başta büyük ölçekli mevduat bankaları olmak üzere mevduat, katılım ve yatırım bankaları ile finansal kuruluşlarda risk yönetimi, mali bünye ve finans denetimlerinde, ayrıca çeşitli savcılık incelemelerinde görev aldı. Mevzuat düzenlemelerinde de aktif olarak bulundu.</p>
<p>2016 yılında Takas İstanbul bünyesinde Piyasalar ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlayan Elibol, Altın Transfer Sistemi, Çek Takas Sistemi, SWAP Piyasası, BISTECH Projesi ve Kamu Teminat Yönetimi Projeleri gibi önemli projelerin kuruluşunda yer aldı.</p>
<p>Elibol, 2 Kasım 2026'dan itibaren İstanbul Takas ve Saklama Bankası AŞ'de vekaleten Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görevlendirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/takasbankin-genel-mudurlugune-vekaleten-gokhan-elibol-atandi-91192</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/2/1280x720/takasbank-1793699591.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Takasbank Piyasalar ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Elibol, vekaleten Genel Müdürlüğe getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egod-baskani-deniz-erkan-alman-devini-yeniden-egede-uretime-bekliyoruz-91187</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> EGOD Başkanı Deniz Erkan: Alman devini yeniden Ege’de üretime bekliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Volkswagen Grubu’nun Türkiye’de yeniden otomobil üretimine yönelik adım atması, daha önce Manisa’da hayata geçirilmesi planlanan ancak iptal edilen yatırımını yeniden gündeme taşıdı. Doğuş Otomotiv ile imzalanan niyet mektubunun ardından Ege Bölgesi’nin olası üretim merkezleri arasındaki yerini güçlendirmesini isteyen sektör temsilcileri, Alman devi yeniden bölgeye davet ediyor.</p>
<p>Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Erkan da Manisa ve İzmir’in sanayi altyapısı, lojistik olanakları ve tedarikçi ağıyla bu ölçekte bir yatırım için güçlü bir potansiyel taşıdığını belirterek, iki kentin birlikte değerlendirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Erkan, Volkswagen’in Türkiye’de üretim konusuna yeniden eğilmesinin otomotiv sektörü açısından önemli bir fırsat olduğunu belirterek, Alman devini bu kez Ege Bölgesi’nde yatırıma davet ettiklerini söyledi.</p>
<p>Volkswagen’in Türkiye’de üretim seçeneğini yeniden değerlendirmeye almasını son derece olumlu bulduklarını ifade eden Erkan, “Geçmişte Manisa’da fabrika kurma kararı almış, hatta bu yatırım için şirket kurarak önemli bir hazırlık süreci başlatmışlardı. O dönemde Ege Bölgesi olarak böyle büyük bir yatırımı ağırlamayı bekliyorduk. Bu planın hayata geçirilememesi hepimiz açısından önemli bir fırsatın ertelenmesi anlamına geldi. Şimdi Volkswagen’in Türkiye’ye yeniden dönük bir irade ortaya koymasını memnuniyetle karşılıyoruz. Bu kez Alman devini Ege’de üretim yaparken görmek istiyoruz” dedi.</p>
<p>Manisa ve İzmir’in sanayi altyapısı, lojistik olanakları, tedarikçi ağı ve yetişmiş iş gücüyle otomotiv yatırımları açısından önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Erkan, iki kentin birlikte değerlendirilmesinin güçlü bir bölgesel üretim ekosistemi ortaya çıkaracağını ifade etti.</p>
<p>Volkswagen gibi küresel ölçekte üretim ve teknoloji gücüne sahip bir markanın Türkiye’ye yatırım yapmasının otomotiv sanayisinin geleceği açısından önemli sonuçlar doğuracağını dile getiren Erkan, yatırımın tedarik sanayisine ve bölgesel ekonomiye sağlayacağı katkılara dikkat çekti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egod-baskani-deniz-erkan-alman-devini-yeniden-egede-uretime-bekliyoruz-91187</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/9/1280x720/egod-deniz-erkan-1778658882.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Volkswagen Grubu’nun Türkiye’de yeniden üretim seçeneğini değerlendirmesi, iptal edilen Manisa yatırımını yeniden gündeme taşıdı. EGOD Başkanı Deniz Erkan, Manisa ve İzmir’in sanayi altyapısı, lojistik olanakları ve tedarikçi ağıyla yatırım için güçlü bir potansiyel taşıdığını belirterek, Alman devi Ege’de üretim yapmaya davet etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izsiad-baskani-alaattin-yuksel-bu-tikaniklik-ticari-intihardir-91186</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> İZSİAD Başkanı Alaattin Yüksel: Bu tıkanıklık ticari intihardır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin Avrupa’ya açılan sınır kapılarında yaşanan tır kuyrukları, sürücülerin Schengen vizesine erişimde karşılaştığı sorunlar ve gümrüklerdeki altyapı yetersizlikleri ihracat ve lojistik sektörünü zorlamaya devam ediyor.</p>
<p>Kapıkule’de bekleyen araç sayısının 3 bin 600’ü aşmasıyla sürücülerin eylem noktasına geldiği krize ilişkin uyarıda bulunan İzmir Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İZSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alaattin Yüksel, sınır kapılarındaki tıkanıklığın üretim ve ihracat zincirini tehdit ettiğini belirterek acil çözüm çağrısında bulundu.</p>
<p>Krizin basit bir lojistik problemi olmaktan çıktığını belirten ve üyeleri arasında alanında birer dünya markası olmuş sanayi devlerinin bulunduğuna dikkat çeken Yüksel, "Dünya çapında markalara üretim yapan, hammadde tedariki sağlayanlardan, yüksek teknoloji üreten elektrik-elektronik firmalarımıza; tekstil, konfeksiyon ve otomotiv yan sanayisi sanayicilerimize kadar birçok üyemiz Avrupa ve Dünya’ya ihracat gerçekleştiriyor. Bu firmalarımız 'zamanında ve kusursuz teslimat' ilkesiyle rüştünü ispat etmiştir. Ancak bugün, sırf Schengen vizelerindeki katı ve esneklikten uzak bürokratik uygulamalar nedeniyle tescilli sanayi kurumlarımız taahhütlerini yerine getirememekte, küresel pazarda büyük bir mağduriyet ve itibar kaybı riskiyle karşı karşıya bırakılmaktadır” dedi.</p>
<p>Üretmek ve sipariş almak kadar, ürettiğimiz malı zamanında ve güvenilir biçimde alıcısına ulaştırmanın da önemli olduğunu vurgulayan Yüksel, “Sınır kapılarında sürücülerimizin başlattığı hak arama eylemi, sektörün artık dayanacak gücünün kalmadığının en somut göstergesidir. Lojistikte yaşanan aksaklıklar yalnızca taşımacılık firmalarını değil, üreticilerimizi ve ihracatçılarımızı da doğrudan vuruyor" dedi.</p>
<p>Siyasi tıkanıklıkların, düzensiz göç baskılarının ya da Gümrük Birliği’ndeki yapısal sorunların bedelinin Dünya’yla rekabet eden sanayiciye ve şoförlere kesilemeyeceğini ifade eden Alaattin Yüksel, bir sürücünün turist değil, küresel ekonominin can damarı olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Bu krizin bedelinin dünya ile rekabet eden sanayiciye ve şoförlere kesilemeyeceğini ifade eden Yüksel, bir sürücünün turist değil, küresel ekonominin can damarı olduğunun altını çizdi. Krizin aşılması için Schengen bölgesinde uygulanan 90 günlük kalış süresinin ticari taşımacılığın gerçeklerine uygun şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Yüksel, uluslararası taşımacılık yapan profesyonel tır sürücülerinin turist statüsünde değerlendirilmemesi ve vize ile bürokratik kalış engellerinden bağımsız özel bir geçiş muafiyeti tanınması çağrısında bulundu.</p>
<p>Avrupa Birliği ve Schengen ülkelerinin kendi sanayilerinin ve fabrikalarının işleyişini korumak için sınır kapılarındaki bürokratik engelleri azaltması gerektiğini vurgulayan Yüksel, işlem hızının, personel sayısının ve teknolojik altyapının ticari ihtiyaçlara uygun şekilde artırılması, komşu ülkelerle gümrük koordinasyonunun da güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izsiad-baskani-alaattin-yuksel-bu-tikaniklik-ticari-intihardir-91186</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/8/1280x720/izsiad-baskani-alaattin-yuksel-sanayici-ve-ciftciye-ozel-kredi-sart-1774857372.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kapıkule’de bekleyen tır sayısının 3 bin 600’ü aşması ve sürücülerin eyleme hazırlanması, ihracat ve lojistik sektöründeki krizi derinleştirdi. İZSİAD Başkanı Alaattin Yüksel, Schengen vize uygulamaları ve gümrüklerdeki yetersizliklerin üretim ve teslimat zincirini tehdit ettiğini belirterek, “Bu tıkanıklık ticari intihardır” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotiv-pazari-10-ayda-yuzde-1533-daraldi-91185</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv pazarında daralma derinleşti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) ocak-ekim verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, otomobil ve hafif ticari araç satışları, bu dönemde yıllık bazda yüzde 15,33 azalarak 883 bin 799 oldu.</p>
<p>Otomobil satışları bu dönemde yıllık bazda yüzde 16,85 azalarak 692 bin 916'ya, hafif ticari araç satışları da yüzde 9,28 düşüşle 190 bin 883'e geriledi.</p>
<p>Pazarın yüzde 84,6'sını vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 390 bin 290 satışla yüzde 56,3 pay, B segmenti otomobiller ise 194 bin 132 satışla yüzde 28 pay aldı.</p>
<p>Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen otomobiller yüzde 66,6 pay ve 461 bin 200 satışla SUV modeller oldu. Onu yüzde 19,6 pay ve 135 bin 981 satışla sedan, yüzde 13,2 pay ve 91 bin 234 satışla hatchback (H/B) otomobiller takip etti.</p>
<p>Otomobil ve hafif ticari araç pazarı ekimde yüzde 30,84 daralırken, satış adetleri otomobilde yüzde 28,40, hafif ticari araçlarda yüzde 39,52 azaldı. Geçen ay otomobil ve hafif ticari araç pazarında satışlar 80 bin 334'e, otomobil pazarında 64 bin 939'a ve hafif ticari araçlarda 15 bin 395'e geriledi.</p>
<p><strong>Elektrikli otomobillerin payı yüzde 19,6 oldu</strong></p>
<p>Ocak-ekim döneminde benzinli otomobiller 281 bin 753 satışla pazarın yüzde 40,7'sini oluşturdu. Benzinli otomobilleri 229 bin 247 adet ve yüzde 33,1 payla hibrit otomobiller, 135 bin 979 adet ve yüzde 19,6 payla elektrikli otomobiller, 35 bin 268 adet ve yüzde 5,1 payla dizel otomobiller, 10 bin 669 adet ve yüzde 1,5 payla otogazlı otomobiller izledi.</p>
<p>Elektrikli otomobillerde 160 kilovat altındakilerin satışları yüzde 6 artarak pazarın yüzde 17,3'ünü, 160 kilovat üstündekilerin satışları ise yüzde 54,2 azalarak pazarın yüzde 2,3'ünü oluşturdu.</p>
<p>1400 cc altındaki otomobil satışları yüzde 33,2 azalarak pazarın yüzde 26,7'sini oluştururken, 1400-1600 cc aralığındakiler ise yüzde 21 azalarak yüzde 19,7 paya geriledi. 1600-2000 cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 3,6 artarak yüzde 0,7 pay aldı, 2000 cc üstü otomobil satışları yüzde 17,7 düşerek pazarın yüzde 0,2'sine karşılık geldi.</p>
<p>Otomatik şanzımanlı otomobiller 674 bin 338 adetle satışların yüzde 97,3'ünü, manuel şanzımanlılar ise 18 bin 578 adetle yüzde 2,7'sini oluşturdu.</p>
<p>Hafif ticari pazarında van gövde tipindeki araçlar yüzde 76,1 pay ve 145 bin 169 satışla ilk sırada yer alırken, kamyonetler yüzde 9,6 pay ve 18 bin 347 satışla ikinci sırada konumlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotiv-pazari-10-ayda-yuzde-1533-daraldi-91185</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomobil ve hafif ticari araç pazarında şubat ayından bu yana gözlenen düşüş trendi artarak devam ediyor. Ekim ayı verileri, otomotiv pazarındaki daralmanın son çeyrekte hızlandığını gösterdi. Ekimde otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, geçen yıla göre yüzde 30,8 küçülerek 80 bin 334 adede indi. Düşüş, otomobilde yüzde 28,4, hafif ticari araç satışlarında da yüzde 39,5 olarak gerçekleşti. Pazar, yılın 10 ayında ise geçen yıla göre yüzde 15,3 küçülerek pandemi sonrasının en sert ocak-ekim daralmasını yaşadı. Daralmada yüzde 16,9’la otomobil belirleyici olurken, hafif ticari araç satışları da yüzde 9,3 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekimde-en-cok-sebze-fiyati-artti-91193</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekimde en çok sebzelerin fiyatı arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ekim ayında fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı. </p>
<p>Buna göre tüketici fiyatları bazında ekimde en yüksek fiyat artışı yüzde 71,79 ile taze veya soğutulmuş yeşil yapraklı veya saplı sebzelerde görülürken, en çok ucuzlayan ürün yüzde 20,9 ile hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı oldu.</p>
<p>Sebzelerdeki fiyat artışını, yüzde 27,82 ile diğer taze meyveler ve yüzde 26,77 ile taze veya soğutulmuş meyvesi yenen sebzeler (domates, biber, salatalık, kabak gibi) kategorileri izledi.</p>
<p>Ekimde fiyatı en çok artan diğer ürünler arasında yüzde 20,23 ile kömür, kömür briketi ve turba, yüzde 18,01 ile kişisel ulaşım araçları için diğer yakıtlar, yüzde 16,06 ile kadın ve kız çocuk giysileri, yüzde 12,07 ile erkek ve erkek çocuk giysileri yer aldı.</p>
<p><strong>En çok hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı ucuzladı</strong></p>
<p>Geçen ay en fazla fiyat düşüşü, yüzde 20,9 ile hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı kategorisinde gerçekleşti.</p>
<p>Bunu, yüzde 7,1 ile ev hayvanları ve diğer evcil hayvanlar için ürünler, yüzde 6,07 ile kişisel ulaşım araçlarının sürücüsüz kiralanması, yüzde 5,73 ile sert çekirdekli ve yumuşak çekirdekli taze meyveler, yüzde 4,9 ile üzümsü taze meyveler, yüzde 3,69 ile buz, dondurma ve buzlu şerbet (sorbe), yüzde 3,68 ile ses ve görüntü alma, kaydetme ve çoğaltma ekipmanları, yüzde 3,33 ile otel, motel, pansiyon ve benzeri yerlerdeki konaklama hizmetleri, yüzde 1,78 ile mücevherat ve kol saatleri kategorileri takip etti.</p>
<p>TÜİK'in Tüketici Fiyatları Endeksi'ne göre ekimde aylık bazda fiyatları en fazla artan ürünler ile bunların bir önceki aya göre değişim oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Yeşil yapraklı veya saplı sebzeler, taze veya soğutulmuş</td>
<td>71,79</td>
</tr>
<tr>
<td>Diğer meyveler, taze</td>
<td>27,82</td>
</tr>
<tr>
<td>Meyvesi yenen sebzeler, taze veya soğutulmuş (domates, biber, salatalık, kabak gibi)</td>
<td>26,77</td>
</tr>
<tr>
<td>Kömür, kömür briketi ve turba</td>
<td>20,23</td>
</tr>
<tr>
<td>Kişisel ulaşım araçları için diğer yakıtlar</td>
<td>18,01</td>
</tr>
<tr>
<td>Kadın ve kız çocuk giysileri</td>
<td>16,06</td>
</tr>
<tr>
<td>Erkek ve erkek çocuk giysileri</td>
<td>12,07</td>
</tr>
<tr>
<td>Bebek ve çocuk ayakkabıları</td>
<td>11,79</td>
</tr>
<tr>
<td>Bebek giysileri (0-2 yaş)</td>
<td>10,87</td>
</tr>
<tr>
<td>Yakacak odun, peletler ve briketler dahil</td>
<td>10,15</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ekimde fiyatı en fazla düşen seçilmiş maddeler ile bir önceki aya göre değişim oranları ise şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı</td>
<td>-20,90</td>
</tr>
<tr>
<td>Ev hayvanları ve diğer evcil hayvanlar için ürünler</td>
<td>-7,10</td>
</tr>
<tr>
<td>Kişisel ulaşım araçlarının sürücüsüz olarak kiralanması</td>
<td>-6,07</td>
</tr>
<tr>
<td>Sert çekirdekli ve yumuşak çekirdekli meyveler, taze</td>
<td>-5,73</td>
</tr>
<tr>
<td>Üzümsü meyveler, taze</td>
<td>-4,90</td>
</tr>
<tr>
<td>Buz, dondurma ve buzlu şerbet (sorbe)</td>
<td>-3,69</td>
</tr>
<tr>
<td>Ses ve görüntü alma, kaydetme ve çoğaltma ekipmanları</td>
<td>-3,68</td>
</tr>
<tr>
<td>Otel, motel, pansiyon ve benzeri yerlerdeki konaklama hizmetleri</td>
<td>-3,33</td>
</tr>
<tr>
<td>Mücevherat ve kol saatleri</td>
<td>-1,78</td>
</tr>
<tr>
<td>Çikolata, kakao, kakao bazlı gıda ürünleri</td>
<td>-1,44</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekimde-en-cok-sebze-fiyati-artti-91193</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/sebze-meyve.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ekim verilerine göre tüketici fiyatları bazında en yüksek fiyat artışı yüzde 71,79 ile taze veya soğutulmuş yeşil yapraklı veya saplı sebzelerde görülürken, en çok ucuzlayan ürün yüzde 20,9 ile hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-kredinin-aktif-buyuklugu-44-trilyon-liraya-ulasti-91188</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;nin aktif büyüklüğü 4,4 trilyon liraya ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi, 2026'nın Ocak - Eylül dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Buna göre banka 41,7 milyar lira konsolide net grup kârı elde etti.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, bankanın yılın 9 ayında toplam aktif büyüklüğü 4,4 trilyon liraya ulaşırken, nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığıyla Türkiye ekonomisine sağladığı finansman desteği 3,2 trilyon lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankanın toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 21 artarak 2,2 trilyon liraya, toplam müşteri mevduatı ise yüzde 24 yükselişle 2,4 trilyon liraya çıktı.</p>
<p>Yapı Kredi'nin aynı dönemde temel bankacılık gelirleri 181,7 milyar lira, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 20,6, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,1 oldu.</p>
<p>Yapı Kredi CEO'su Gökhan Erün, önceliklerinin finansal güçlerini Türkiye ekonomisinin üretim, yatırım ve ticaret kapasitesini destekleyen kalıcı bir değere dönüştürmek olduğunu belirtti.</p>
<p>Yılın 9 aylık döneminde bireysel müşterilerden işletmelere kadar geniş bir kesimin finansman ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdürdüklerini aktaran Erün, "Müşteri mevduatımızdaki büyüme, bankamıza duyulan güvenin ve uzun soluklu müşteri ilişkilerimizin önemli bir göstergesi. Koç Topluluğunun 100. yılında, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve gelecek vizyonumuzla ülkemiz için kalıcı değer üretmeyi sürdüreceğiz." değerlendirmelerinde bulundu.</p>
<p><strong>Yapı Kredi Portföy'ün satışı için 16,4 milyar liralık anlaşma</strong></p>
<p>Erün, yılın üçüncü çeyreğinde Yapı Kredi Portföy Yönetimi'nin Azimut Holding SpA'ya yaklaşık 16,4 milyar lira bedelle satılması konusunda anlaşmaya vardıklarını anımsatarak, Yapı Kredi Portföy tarafından yönetilen yatırım ürünlerini 15 yıl boyunca bankanın dağıtım kanalları üzerinden müşterilere sunmayı sürdüreceklerini belirtti.</p>
<p>Azimut'un Amerika, Avrupa, Asya-Pasifik ve Orta Doğu'da 20 ülkede faaliyet gösterdiğini kaydeden Erün, şirketin dünya genelinde 144 milyar avro tutarında varlık yönettiğini aktardı.</p>
<p>Erün, Yapı Kredi'nin müşteri tabanı ve dağıtım ağını Azimut'un uluslararası yatırım deneyimiyle bir araya getireceklerini vurgulayarak, işbirliğinin bireysel bankacılıktan özel bankacılığa, KOBİ'lerden ticari ve kurumsal müşterilere kadar farklı segmentlerde sunulan yatırım ürünlerinin çeşitlendirilmesini sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>Uluslararası piyasalardaki fonlama kaynaklarını çeşitlendirmeye devam ettiklerini belirten Erün, üçüncü çeyrekte iki farklı yatırımcıyla 10 ila 12 yıl vadeli, toplam 300 milyon dolar ve 100 milyon avro tutarında çeşitlendirilmiş ödeme haklarına dayalı (DPR) finansman işlemi gerçekleştirdiklerini kaydetti.</p>
<p>Erün, yaklaşık 414 milyon dolar büyüklüğündeki işlemin bankanın uzun vadeli fonlama yapısını desteklediğini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağladığımız kaynak yaklaşık 5,21 milyar dolara ulaştı. Bu kaynağın yaklaşık 400 milyon dolarlık bölümünü Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz ile uyumlu alanlarda kullandırmayı hedefliyoruz. Bu sene, Türkiye'de kartlı ödeme sistemlerinin dönüşümüne öncülük eden World markamızın 35. yılını kutluyoruz. Yapı Kredi'nin yenilikçi bankacılık anlayışının en güçlü simgelerinden biri olan World ile 35 yılda 35 milyon kişinin hayatına dokunduk. Bugüne kadar World kartlarıyla yaklaşık 40 milyar işlem gerçekleştirilirken, müşterilerimiz bugünkü değeriyle 100 milyar liranın üzerinde puan kazandı. Bugün World, lisans bankalarımızla birlikte 60 milyon karta ve 1,5 milyon üye iş yerine ulaşan büyük bir ekosisteme dönüştü."</p>
<p><strong>"FRWRD programındaki 58 girişim, 7 milyon doların üzerinde yatırım aldı"</strong></p>
<p>Erün, dijital bankacılık alanındaki çalışmalarının müşteri sayılarına yansıdığını, bankanın dijital aktif müşteri sayısının 16 milyona yaklaştığını belirtti.</p>
<p>Ödeme sistemlerinde yerli teknolojilerin kullanımına da değinen Erün, TÜBİTAK BİLGEM liderliğinde geliştirilen yerli Donanımsal Güvenlik Modülü'nü (HSM) kartlı ödeme sistemlerinde kullanan ilk banka olduklarını ifade etti.</p>
<p>Erün, Yapı Kredi FRWRD programıyla girişimcilik ekosistemini desteklemeyi sürdürdüklerini kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bugüne kadar programlarımıza kabul edilen 58 girişim, toplam 7 milyon doların üzerinde yatırım aldı. Bu yıl FRWRD Global kapsamında Almanya, Avusturya ve İsviçre'yi kapsayan DACH bölgesine odaklanarak, 7 girişimin uluslararası yatırımcılar ve potansiyel iş ortaklarıyla buluşmasını sağladık. FRWRD AI Akademisi ile de lise öğrencilerinin yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarındaki gelişimini, uluslararası çapta onaylı bir müfredat ile destekliyoruz."</p>
<p>Sürdürülebilirliği bankanın uzun vadeli büyüme stratejisinin bir parçası olarak konumlandırdıklarını aktaran Erün, müşterilerin yeşil dönüşüm süreçlerini sürdürülebilir finansman çözümleriyle desteklediklerini vurguladı.</p>
<p>Erün, Sürdürülebilir Tercih Programı Step'in üye sayısının 1,5 milyonu aştığını belirterek, "Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31'i, sürdürülebilir finans alanındaki işbirliklerini güçlendirmek ve dönüşümü hızlandırmak açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-kredinin-aktif-buyuklugu-44-trilyon-liraya-ulasti-91188</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/7/1280x720/gokhan-erun-1762532626.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı Kredi&#039;nin yılın 9 ayında toplam aktif büyüklüğünün 4,4 trilyon liraya ulaştığı, bu dönemde 41,7 milyar lira net grup kârı elde ettiği bildirildi. CEO&#039;su Gökhan Erün, &quot;Koç Topluluğunun 100. yılında, köklü geçmişimizden aldığımız güç ve gelecek vizyonumuzla ülkemiz için kalıcı değer üretmeyi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/koc-cop31in-ortak-hedeflerimizi-ileri-tasiyacak-bir-bulusma-olacagina-inaniyoruz-91206</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Koç: COP31&#039;in, ortak hedeflerimizi ileri taşıyacak bir buluşma olacağına inanıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Turkcell'in, 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nda (COP31) "Sektör Ortağı", konferansın resmi sanat programı COPArt'ın ise "Master Uygulama Ortağı" olarak yer alacağı bildirildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, COP31'e Sektör Ortağı olarak destek verecek olan Turkcell, aynı zamanda COP31'in resmi sanat programı COPArt'a Master Uygulama Ortağı olarak katkı sunacak.</p>
<p>Sivil toplumu, finans dünyasını, kamu ve özel sektör temsilcilerini iklim değişikliğiyle mücadele için bir araya getiren COP31'in, Türkiye'nin küresel iklim eylemindeki kararlılığını uluslararası arenaya taşıyacağı belirtildi.</p>
<p>Turkcell'in de konferans kapsamında katılacağı oturumlarda yenilenebilir enerji yatırımlarını, enerji verimliliği çalışmalarını ve teknolojinin yeşil dönüşümdeki rolünü paylaşarak iklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarına katkı sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>COP31'e destek vermekten gurur duyduklarını ifade eden Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, dijital dönüşümü ve yeşil dönüşümü birbirini tamamlayan iki önemli süreç olarak gördüklerini dile getirerek şunları kaydetti:</p>
<p>"Teknolojinin sunduğu imkanları iklim değişikliğiyle mücadelede somut kazanımlara dönüştürmek için çalışıyoruz. Bu anlayışla, 2050 net sıfır hedefimiz doğrultusunda yenilenebilir enerji yatırımlarımızı, sıfır atık projelerimizi ve karbon ayak izimizi azaltmaya yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. COP31'in, sürdürülebilir bir gelecek için ortak hedeflerimizi ileri taşıyacak ve yeni iş birliklerinin önünü açacak önemli bir buluşma olacağına inanıyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/koc-cop31in-ortak-hedeflerimizi-ileri-tasiyacak-bir-bulusma-olacagina-inaniyoruz-91206</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/7/1280x720/ali-taha-koc-1786774308.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell, COP31&#039;de &quot;Sektör Ortağı&quot;, konferansın resmi sanat programı COPArt&#039;ın ise &quot;Master Uygulama Ortağı&quot; olarak yer alacak. Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, &quot;COP31&#039;in, sürdürülebilir bir gelecek için ortak hedeflerimizi ileri taşıyacak ve yeni iş birliklerinin önünü açacak önemli bir buluşma olacağına inanıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekim-enflasyonu-yuzde-258-91169</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekim enflasyonu yüzde 2,58</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ekim ayına ait enflasyon verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) yıllık bazda yüzde 29,77, aylık bazda yüzde 2,58 arttı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae988ffbc751-1793689855.png" alt="" width="800" height="156" /></p>
<p>TÜFE'deki değişim ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,58, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 27,52, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 29,77 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,23 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Kira artış oranı yüzde 31,23</strong></p>
<p>Kasımda ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 31,23 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi aylık 1,65 arttı </strong></p>
<p>Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yıllık yüzde 27,41, aylık yüzde 1,65 arttı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae98b439e698-1793690435.png" alt="" width="800" height="139" />Yİ-ÜFE ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,65, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 25,41, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 27,41 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,83 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Yeniden değerleme oranı yüzde 27,83</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen yeniden değerleme oranına esas teşkil eden Yİ-ÜFE, ekim ayı sonunda 12 aylık ortalamalara göre yüzde 27,83 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Gıda ve alkolsüz içecekler</strong></p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 27,73, ulaştırmada yüzde 36,39 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 40,24 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 6,81, ulaştırmada 6,10 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 4,71 yüzde puan oldu.</p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 3,50 artış, ulaştırmada yüzde 2,02 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2,84 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,84, ulaştırmada 0,36 ve konutta 0,34 yüzde puan oldu.</p>
<p>Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Ekim ayı itibarıyla, 29 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 11 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 134 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Özel kapsamlı TÜFE</strong></p>
<p>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 2,00 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 25,87 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,46 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 30,45 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>İmalat ürünleri</strong></p>
<p>Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 35,12, imalatta yüzde 29,04, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 9,07 ve su temininde yüzde 28,91 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 28,66 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 23,25 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 25,12 artış, enerjide yüzde 33,42 artış ve sermaye mallarında yüzde 21,24 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Sanayinin dört sektörü</strong></p>
<p>Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,00, imalatta yüzde 1,79 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 0,80 azalış ve su temininde yüzde 1,73 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 2,00, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,91, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,74 artış, enerjide yüzde 1,33 ve sermaye mallarında yüzde 0,92 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekim-enflasyonu-yuzde-258-91169</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/market-alisveris-enflasyon.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ekim verilerine göre enflasyon, aylık bazda yüzde 2,58, yıllık bazda yüzde 29,77 artış gösterdi. Yeniden değerleme oranı ise yüzde 27,83 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turkiye-ile-guney-kore-4-anlasmaya-imza-atti-91278</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye ile Güney Kore 4 anlaşmaya imza attı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ile Güney Kore arasında bilim, teknoloji, doğal kaynaklar, madencilik, enerji ve nükleer enerji alanlarında 4 anlaşma imzalandı. İmza töreninin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung ile ortak basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Geçtiğimiz yıl 11 milyar doları aşan ikili ticaretimizi dengeli ve sürdürülebilir şekilde evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolar hedefine ulaştıracak adımları görüştük" dedi. Lee'ye sıcak ev sahipliği dolayısıyla teşekkür eden Erdoğan, bundan 76 yıl önce kahraman Mehmetçiğin Kore'nin bağımsızlığı için gösterdiği fedakarlıklarla kan kardeşliğine dönüşen iki ülke arasındaki ilişkilerin bugün de müstesna düzeyde ayrı bir seyrinin kendilerini ziyadesiyle mutlu ettiğini söyledi. Güney Kore Devlet Başkanı Lee'yi Kasım 2025'te ve geçen temmuz ayında Türkiye'de ağırladıklarını hatırlatan Erdoğan, karşılıklı ziyaretlerin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa önemli katkılarda bulunduğunu belirterek, şöyle konuştu:</p>
<h2>Ortak projeler için iş birliği</h2>
<p>"Bugün de birçok konudaki iş birliğimizi dinamik ve geleceğe odaklı şekilde ilerletecek adımları ele aldık. Ekonomik ve ticari ilişkilerimiz, görüşmelerimizde öne çıkan alanların başında geldi. Geçtiğimiz yıl 11 milyar doları aşan ikili ticaretimizi, dengeli ve sürdürülebilir şekilde, evvelce belirlediğimiz 15 milyar dolar hedefine ulaştıracak adımları görüştük. Aramızdaki serbest ticaret anlaşmasının günün şartlarına göre tadil edilmesi dahil ilgili kurumlarımızın çalışmalarına odaklandık. Ülkemizde 400'den fazla Koreli firma faaliyet gösteriyor. Kore firmalarıyla sadece ülkemizde değil, Türkiye'nin güçlü olduğu pazarlarda ortak projelere adımlarımızı atıyoruz." </p>
<h2>Savunma sanayi ve enerji </h2>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerinin bir diğer önemli başlığını nükleer enerji ve madencilik alanının oluşturduğunu aktararak, Kasım 2025'te Türkiye Nükleer Enerji Şirketi ile Kore Elektrik Enerjisi Kurumu arasında imzalanan mutabakat zaptının, işbirlikleri için önemli bir zemin teşkil ettiğini vurguladı. Bugün iki ülke enerji bakanlıkları arasında imzalanan belgelerin de bu işbirliklerini daha ileriye taşıyacağına inandığını ifade eden Erdoğan, özellikle batarya üretimi, yapay zeka ve yarı iletkenler dahil olmak üzere birçok ileri teknolojiler alanında Kore'yle işbirliğine büyük önem verdiklerini belirtti. Erdoğan, "Savunma sanayi, stratejik ortaklığımızın somut neticeler verdiği alanların başında geliyor. Sayın Cumhurbaşkanı'yla görüşmemde, Fırtına obüsleri ve Altay tankı gibi başarılı müşterek projelerin sayısının artırılması gereğine işaret ettik" dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Nükleer enerji projelerine finansman sağlanacak</span></h2>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Türkiye Nükleer Enerji A.Ş. (TÜNAŞ) ile Kore İhracat-İthalat Bankası (KEXIM) arasında da Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı imzalandığı belirtilerek, bu anlaşmanın içeriğine yönelik olarak “TÜNAŞ ile KEXIM arasında imzalanan ‘Nükleer Güç Projesi Finansmanına İlişkin İşbirliği Mutabakat Zaptı’yla da TÜNAŞ’ın ülkemizde geliştireceği nükleer güç santrali projelerine yönelik potansiyel finansman imkânlarının değerlendirilmesi için bir iş birliği çerçevesi oluşturuldu” bilgisi verildi. Türkiye, Sinop ve Trakya’da geliştirdiği nükleer güç santralleri projelerinde, üstlenici seçme konusunda görüşmelerini sürdürüyor. Bu konuda, Güney Kore, Kanada ve Rusya ile temaslar sürüyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turkiye-ile-guney-kore-4-anlasmaya-imza-atti-91278</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/8/1280x720/7467-1793770097.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye ile Güney Kore arasında bilim, teknoloji, doğal kaynaklar, madencilik, enerji ve nükleer enerji alanlarında 4 anlaşma imzalandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevkidaşı Lee Jae Myung ile ticaret hacmini 15 milyar dolar hedefine ulaştıracak adımları görüştüklerini kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aslantasin-mavi-listesi-43-komitenin-41ini-kazandi-91228</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aslantaş’ın mavi listesi 43 komitenin 41’ini kazandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen seçimlerde üyeler sandık başına gitti. Mevcut Başkan Abdurrahman Aslantaş’ın liderliğindeki mavi liste, 43 meslek komitesinin 41’inde galip gelerek seçimlerden güçlü bir sonuçla çıktı.</p>
<p>Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından üyelerine teşekkür eden Aslantaş, “Seçim sürecinde bizlere güvenen ve destek veren tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Bugün burada Kocaeli ve Gebzemiz kazanmıştır” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aslantasin-mavi-listesi-43-komitenin-41ini-kazandi-91228</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/8/1280x720/aslantasin-mavi-listesi-43-komitenin-41ini-kazandi-1793719340.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası 10. Dönem Organ Üye Seçimleri’nde mevcut Başkan Abdurrahman Aslantaş’ın mavi listesi, 43 meslek komitesinin 41’inde seçimi kazanarak büyük başarı elde etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/orman-koylusune-odun-satis-gelirinin-yuzde-10una-kadar-destek-91184</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orman köylüsüne odun satış gelirinin yüzde 10&#039;una kadar destek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Orman Genel Müdürlüğünün Ormancılık Faaliyetlerinde Vahidi Fiyatla Çalışan Orman Köylülerine Yapılacak Ayni Veya Nakdi Dağıtımın Uygulamasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yönetmelikle, ormancılık faaliyetlerinde çalışan orman köylülerinin yerinde kalkındırılmalarının desteklenmesi, kırsaldan şehre göçün önlenmesi, kırsala geri dönüşlerin teşvik edilmesi ve ormancılık faaliyetlerinde çalışacak iş gücü arz açığının giderilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Buna göre, orman köylülerinden ormancılık faaliyetlerinde birim fiyatla çalışanlara kendi köyünün mülki hudutları içinde elde edilen oduna dayalı orman ürünlerinin satış gelirinden, üretim giderleri düşüldükten sonra kalan tutarın yüzde 10'una kadarı ayni veya nakdi olarak dağıtılacak.</p>
<p>Orman köylülerinin hak sahibi olabilmesi için dağıtıma konu orman köyü nüfusuna kayıtlı olanların, söz konusu orman köyünde kesintisiz en az 1 yıl ikamet ettiğinin Genel Müdürlük bilgi sisteminden tespit edilerek, belgelendirilmesi gerekecek. Başka köy nüfusuna kayıtlı olup, dağıtıma konu orman köyünde kesintisiz olarak en az 3 yıldır ikamet eden ve ikamet şartlarını Genel Müdürlük bilgi sisteminden belgelendiren orman köylüleri de bu dağıtımdan faydalanabilecek. İkamet ettiği orman köyünün mülki hudutlarındaki ormancılık faaliyetlerinden en az birinde sözleşmeye veya şartnameye dayalı olarak kendi nam ve hesabına veya kooperatif ortağı olarak birim fiyatla çalıştığının ilgili kayıtlarda ve ödeme belgelerinde yer alması, dağıtıma konu cari yıl içinde orman suçu sebebiyle hakkında suç zaptı tanzim edilmemiş olması da gerekecek.</p>
<p><strong>Dağıtım tutarı aylık net asgari ücreti geçemeyecek</strong></p>
<p>Hak sahiplerine yapılacak dağıtım oranı ile ayni veya nakdi verilme şekli, Genel Müdürlükçe her yıl dağıtıma konu cari yıla ait bilançonun sonuçlanmasını müteakip Tarım ve Orman Bakanı "Olur"u alınarak belirlenecek ve işletme müdürlüğünce her bir orman köyü için dağıtım miktarları hesaplanacak.</p>
<p>Belirlenen dağıtım miktarının yüzde 50'si, ilgili orman köyündeki hak sahipliği listesinde yer alanlara eşit olarak, kalan yüzde 50'si ise ilgili orman köyündeki aynı hak sahipliği listesinde yer alanlara, dağıtıma konu cari yılda ormancılık faaliyetlerinde kendi nam ve hesabına veya kooperatif ortağı olarak birim fiyatla yaptıkları çalışmalar karşılığında ödenen hak ediş tutarları nispetinde hesaplanarak ödenecek ve toplam tutar belirlenecek. Belirlenen toplam tutarlar Genel Müdürlüğün döner sermaye bütçesinden, işletme müdürlüğünce kanuni kesintiler yapıldıktan sonra hak sahiplerinin banka hesaplarına yatırılacak.</p>
<p>Dağıtımın hak sahiplerine ayni olarak yapılmasına karar verilmesi halinde, ihtiyaçlar Genel Müdürlüğün belirlediği çerçeve dahilinde işletme müdürlüğünce tespit edilecek ve ilgili mevzuat çerçevesinde satın alınarak, hak sahiplerine dağıtılacak. Hak sahibine ayni olarak dağıtılacak araç gereç ve malzemelerin toplam bedeli, hak sahibi için hesaplanan nakdi dağıtım tutarından fazla olamayacak.</p>
<p>Her bir hak sahibine yapılacak ayni veya nakdi dağıtım tutarının yıllık toplam miktarı, Asgari Ücret Tespit Komisyonunca belirlenen aylık net asgari ücreti geçemeyecek. Asgari Ücret Tespit Komisyonunca dağıtıma konu cari yılda farklı tarihlerde birden fazla asgari ücret belirlenmesi durumunda, söz konusu aylık net asgari ücretlerin ortalaması alınacak.</p>
<p>Yanık sahalardan elde edilen oduna dayalı orman ürünleri, gelir dağıtımına konu edilemeyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/orman-koylusune-odun-satis-gelirinin-yuzde-10una-kadar-destek-91184</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/3/1280x720/orman-1789632719.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmeliğe göre, ormancılık faaliyetlerinde birim fiyatla çalışan orman köylülerine, kendi köylerindeki odun satış gelirlerinden giderler düşüldükten sonra kalan tutarın yüzde 10&#039;una kadarının ayni veya nakdi olarak dağıtılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/celikte-kuresel-riskler-artti-turkiyeye-yeni-firsat-kapisi-acildi-91159</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 09:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Çelikte küresel riskler arttı, Türkiye’ye yeni fırsat kapısı açıldı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Küresel çelik sektöründe kapasite fazlası, artan korumacılık önlemleri, yüksek enerji maliyetleri ve Çin kaynaklı rekabet baskısı üreticileri zorlarken, değişen ticaret dengelerinin Türkiye’ye sunabileceği yeni üretim, yatırım ve pazar fırsatları da İstanbul’da masaya yatırıldı. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) koordinasyonunda, TCC A.Ş. organizasyonuyla 26-27 Ekim tarihlerinde düzenlenen Steel Networking Summits 2026, 50’den fazla ülkeden yaklaşık 600 katılımcıyı, 250’ye yakın yabancı sektör temsilcisini ve 30’un üzerinde üst düzey konuşmacıyı bir araya getirdi.</p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın da katıldığı zirvede, küresel çelik ticaretinin geleceği, yeşil dönüşüm, yeni yatırım alanları ve uluslararası rekabet koşulları değerlendirildi. Zirvenin ardından EKONOMİ’ye konuşan uluslararası çelik sektörü yöneticileri ve uzmanlar, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve değişen koşullara uyum kabiliyetiyle yeni fırsatlar yakalayabileceğine dikkat çekti. Ancak bu avantajların kalıcı rekabet gücüne dönüşebilmesi için enerji maliyetleri, ham madde tedariki ve uluslararası ticaret engellerinin aşılması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Türkiye’nin jeopolitik ve ekonomik dönüşümün merkezinde bulunduğunun altını çizen Dünya Çelik Birliği Eski Genel Direktörü Edwin Basson, önümüzdeki dönemde daha önemli bir rol üstlenebileceğini söyledi. Türkiye’nin farklı pazarlara erişim deneyimi ve üretim kabiliyetinin avantaj sağladığını vurgulayan Basson, “Piyasalardaki dalgalanma dönemlerinde her ülke için farklı fırsatlar ortaya çıkıyor. Türkiye, sahip olduğu yetenekler ve farklı kültürlerle çalışma konusundaki uzun geçmişi sayesinde önemli avantajlara sahip. Gelecekte rekabet gücünü belirleyecek en önemli konulardan biri enerji fiyatları olacak. Türkiye’nin en büyük fırsatlarından biri de çelik üretimini daha sürdürülebilir hale getirmek olabilir” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae97cfe0a21f-1793686782.png" alt="" width="651" height="572" /></p>
<p> <img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae97d0de32c3-1793686797.png" alt="" width="652" height="553" /></p>
<h2>"Yeşil çelik üretiminde Türkiye avantajlı"</h2>
<p>Türkiye’nin son 20 yılda çelik üretiminde önemli bir uzmanlık ve kapasite geliştirdiğine dikkat çeken EUROMETAL Başkanı Alexander M. Julius, elektrik ark ocaklarına dayalı üretimin yeşil dönüşümde avantaj sağladığını belirtti. Avrupa’da yüksek elektrik maliyetlerinin üreticiler üzerinde baskı oluşturduğunu ifade eden Julius, “Türkiye, çelik üretiminde önemli bir üretici haline geldi ve üretim süreçlerinde yüksek bir uzmanlık düzeyine ulaştı. Bugün üretim maliyetlerini düşürme konusunda önemli fırsatlara sahip. Elektrik ark ocakları sayesinde yeşil dönüşüm sürecinde de önemli bir rol oynuyor. Ancak bu dönüşümün uzun soluklu bir süreç olduğunu unutmamak gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>Küresel çelik sektöründe talep zayıflığı ve korumacılık politikalarının rekabeti zorlaştırdığını söyleyen World Steel Dynamics (WSD) CEO’su Philipp Englin ise Türkiye’nin çevreci üretim kapasitesine rağmen artan ticaret engelleriyle karşı karşıya kaldığını belirtti. Kısa vadede enerji fiyatlarının sektörün en önemli sorunlarından biri olacağını vurgulayan Englin, “Çin dışındaki dünya pazarlarında talep artışı yaşanmıyor. Türkiye, elektrik ark ocaklarına dayalı yüksek üretim kapasitesi sayesinde bazı avantajlara sahip. Bir yandan daha çevreci üretim yöntemiyle avantajlı bir konumda bulunurken diğer yandan dünya genelinde artan ticaret engelleriyle daha fazla zorlukla karşılaşıyor. Çin kaynaklı aşırı arz da küresel piyasaları etkileyen önemli faktörlerden biri” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Türk çeliğinin yeni fırsat rotası Ukrayna</h2>
<p>Türk çelik sektörünün değişen piyasa koşullarına hızlı uyum sağlayabilmesi sayesinde yeni pazarlarda büyüme fırsatları yakalayabileceğini belirten GMK Center CEO’su Stanislav Zinchenko da özellikle Ukrayna pazarına dikkat çekti. Enerji maliyetleri, ham madde güvenliği ve çelik tüketiminin desteklenmesini rekabet gücünün üç temel unsuru olarak sıralayan Zinchenko, şöyle devam etti:</p>
<p>“Türk çelik ürünlerine uluslararası pazarlarda talep var. Ukrayna bunun örneklerinden biri. Türk çelik üreticilerinin Ukrayna pazarına yönelik faaliyetlerini artırdığını görüyoruz. Türk çelik sektörünün geleceğine güveniyorum çünkü sektör hızlı hareket edebiliyor ve değişen koşullara uyum sağlayabiliyor. Bununla birlikte yüksek kaliteli hurdaya erişim ve doğrudan indirgenmiş demir (DRI) ile sıcak briketlenmiş demir (HBI) gibi alternatif metalik girdilere yönelik yatırımlar giderek daha önemli hale geliyor.”</p>
<h2>Çin'in yeni ihracat stratejisi rekabeti değiştirecek </h2>
<p>Çin’in sanayi stratejisindeki değişimin küresel çelik ticaretinde yeni bir rekabet alanı oluşturduğuna vurgu yapan Johns Hopkins Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Margaret Myers, bu dönüşümün Türkiye dahil birçok üretici ülkeyi etkileyeceğini dile getirdi. AB’nin ithalat kotaları, tarifeleri ve karbon düzenlemelerinin Türk çelik sektörü açısından belirleyici olduğunu aktaran Myers, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Çin’in doğrudan çelik ihracatından dolaylı çelik ihracatına yönelmesiyle önemli bir değişim yaşanıyor. Elektrikli araçlar, havacılık ekipmanları, makineler ve yüksek teknolojili ürünler aracılığıyla Çin çeliği dünya pazarlarına ulaşıyor. Bu yeni eğilim zaman içerisinde küresel ticaret üzerinde önemli etkiler yaratacak. Üreticilerin rekabet güçlerini koruyabilmeleri için yeni pazarlara yönelmeleri ve değişen düzenlemelere uyum sağlamaları büyük önem taşıyor.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Türk çeliğinin dünyadaki konumunu güçlendireceğiz”</span></h2>
<p>Küresel ticarette korumacılığın arttığı ve bölgeselleşmenin hızlandığı bir dönemde Türk çelik sektörünün yeni fırsatlara odaklandığını belirten Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı ve Dünya Çelik Birliği Başkan Yardımcısı Uğur Dalbeler, Steel Networking Summits’in uluslararası iş birliklerini geliştirmek ve yeni ihracat imkânları oluşturmak açısından önemli bir platform olduğunu söyledi. Küresel ticaret politikalarının giderek sertleştiğine dikkat çeken Dalbeler, “Bütün paydaşları bir araya getirmek, diyaloğu güçlendirmek ve ortak projeler üretmek istiyoruz. Ancak bizim için asıl önemli olan Türk çelik endüstrisinin dünyada daha sağlam bir yere gelmesi ve ihracat imkânlarının gelişmesi. Dünyada ticaret politikaları sertleşmeye başladı. Daha bölgesel bir yapıdan bahsediyoruz. Böyle bir ortamda Türk çelik sektörünün imkânlarını artırmak bu zirvenin en önemli çıktısı olacaktır. ÇİB’in güçlü kurumsal birikimi ve uluslararası deneyimiyle bu organizasyonu kalıcı bir markaya dönüştürmeyi hedefliyoruz” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/celikte-kuresel-riskler-artti-turkiyeye-yeni-firsat-kapisi-acildi-91159</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/5/1280x720/celik-sanayi-1766123362.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel çelik sektöründe korumacılık ve Çin kaynaklı aşırı arz rekabeti zorlaştırırken, değişen ticaret dengeleri Türkiye’ye yeni fırsatlar sunuyor. EKONOMİ’ye konuşan uluslararası sektör temsilcileri, Türkiye’nin yeşil çelik üretimi, Ukrayna gibi yeni pazarlar ve alternatif hammadde yatırımlarında önemli potansiyele sahip olduğunu ancak bu avantajların kalıcı rekabet gücüne dönüşmesi için yüksek enerji maliyetleri, hammadde tedarikindeki dezavantajlar ve artan ticaret engellerinin aşılması gerektiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makine-ihracatcisi-yesil-mutabakat-surecine-ekomentor-destegiyle-uyum-saglayacak-91157</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 09:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Makine ihracatçısı, &#039;Yeşil Mutabakat sürecine &#039;Ekomentör&#039; desteğiyle uyum sağlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Yeşil ve dijital dönüşüm alanındaki tüm proje ve faaliyetlerini, MundusPlus markası altında birleştiren Makine İhracatçıları Birliği (MAİB), sektörün Türkiye sanayiindeki İkiz Dönüşüm’e öncülük edebilmesi için çalışmalarına devam ediyor. MundusPlus çatısı altında bugüne kadar birçok yenilikçi uygulamaya imza atan makineciler, işletmeleri dijital ortamda sürdürülebilirlik konusunda geleceğe hazırlayacak Ekomentör Sürdürülebilirlik Platformu (Ekomentör) ile yeni bir adım atıyor. Firmaların karbon ve su ayak izlerini ölçmelerine, sürdürülebilirlik alanındaki önceliklerini belirlemelerine ve kendi ihtiyaçlarına uygun stratejiler geliştirmelerine yardımcı olmak üzere tasarlanan Ekomentör, bilgi ve rehberlik desteğini somut ölçüm ve değerlendirme araçlarıyla bir araya getiriyor.</p>
<p>Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere uluslararası düzenlemelere uyum sürecini destekleyen platform, ilk aşamada makine ihracatçılarının kullanımına sunulacak. Avrupa Birliği’nin sanayi politikalarının Türkiye’nin üretim ve ihracat kapasitesi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, Makine İhracatçıları Birliği’nin yeni projesi Ekomentör’ü, sürdürülebilirlik alanında giderek genişleyen bilgi ve düzenleme çerçevesini firmaların kendi faaliyetleriyle ilişkilendirebilmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirdiklerini belirtti.</p>
<h2>Sürdürülebilirlik işletme yönetiminin bir parçası</h2>
<p>Bir işletmenin hangi yükümlülüklerle karşı karşıya olduğunu bilmesinin tek başına yeterli olmadığını kaydeden Yılmaz şunları söyledi: “Bunların kendi üretim süreçleri açısından ne anlama geldiğini görmesi ve hangi alanlarda gelişmesi gerektiğini belirlemesi gerekiyor. Ekomentör, ölçüm, öz değerlendirme ve rehberlik araçlarını aynı platformda buluşturuyor. Firmalar karbon ve su ayak izlerini ölçerken sürdürülebilirlik alanındaki önceliklerini ve gelişime açık alanlarını da belirleyebiliyor. Mentör-Lab firmaların strateji geliştirmelerine, önemlilik değerlendirmesi ve veri yönetimi araçları ise raporlama hazırlıklarına yardımcı oluyor. MundusPlus çatısı altında bugüne kadar yeşil ve dijital dönüşüm alanlarında yürüttüğümüz çalışmaların sürdürülebilirlik boyutunu tamamlayan Ekomentör’le, firmaların sürdürülebilirliği işletme yönetiminin bir parçası hâline getirmelerini amaçlıyoruz. İlk aşamada makine ihracatçılarına sunacağımız platformu, sürdürülebilirlik performansını ve küresel rekabet gücünü geliştirmek isteyen tüm işletmelerin yararlanabileceği bir yapıya kavuşturmayı hedefliyoruz.”</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">“AB mevzuatına uyumlaştırma süreçleri hızla tamamlanmalı”</span></h2>
<p>Avrupa Birliği’nin makinelere ilişkin 2023/1230 sayılı Tüzüğü esas alınarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Makine Emniyeti Yönetmeliği’nin önemine vurgu yapan Yılmaz, bağlantılı AB düzenlemelerine ilişkin mevzuat çalışmalarının da gecikmeden yürütülmesi gerektiğine dikkat çekti. Bir kısmı geçtiğimiz hafta yürürlüğe giren, diğer maddeleri Ocak ayında yürürlüğe girecek olan Makine Emniyeti Yönetmeliği, imalatçıların ürün güvenliğini ve teknik mevzuata uygunluğu ortaya koyma sorumluluklarını genişlettiğini kaydeden Yılmaz, “İmalatçılarımızın mevcut ürünlerinin yeni gereklilikleri ne ölçüde karşıladığını belirleyerek eksiklikleri giderecek somut uyum planları hazırlamaları gerekiyor. Ancak mevzuata uyum, işletmelerin yalnızca kendi imkânlarıyla yürütecekleri bir çalışma olarak görülmemeli; hazırlıkların kamu ve özel sektör arasındaki koordinasyonla yürütülmesi sağlanmalı. Özellikle sektörel kuruluşlar ve meslek örgütlerinin teknik bilgi ve saha deneyimlerini kamu kurumlarıyla paylaşmaları, uygulamadaki ihtiyaçların doğru belirlenmesine ve mevzuatın uyumlaştırılmasına katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte, mevzuat hazırlıkları bu yönetmelikle sınırlı kalmamalı. Siber Dayanıklılık Tüzüğü ve Veri Tüzüğü gibi bağlantılı AB düzenlemelerinin de Türkiye’deki hukuki statüsü, ulusal mevzuatla uyum ihtiyacı ve AB pazarına ürün sunan firmalarımıza getirebileceği yükümlülükler ayrı ayrı değerlendirilmeli” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makine-ihracatcisi-yesil-mutabakat-surecine-ekomentor-destegiyle-uyum-saglayacak-91157</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/0/1280x720/sevda-kayhan-yilmaz-1790070470.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Makine İhracatçıları Birliği sınırda karbon düzenlemeleri kapsamında sektördeki oyunculara yönelik Ekomentör Sürdürülebilirlik Platformu’nu hayata geçirdi. Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere uluslararası düzenlemelere uyum sürecini destekleyen platform, ilk aşamada makine ihracatçılarının kullanımına sunulacak. Başkan Sevda Kayhan Yılmaz, Ekomentör’ü, sürdürülebilirlik alanında giderek genişleyen bilgi ve düzenleme çerçevesini firmaların kendi faaliyetleriyle ilişkilendirebilmelerine yardımcı olmak amacıyla geliştirdiklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-ekim-ayi-ihracat-rakamlarini-acikladi-bolge-ihracati-1-milyar-119-milyon-dolar-oldu-91195</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneydoğu Anadolu&#039;nun ekim ihracatı 1 milyar 119 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) ekim ayı ihracat rakamlarını açıkladı.</p>
<p>GAİB) Koordinatör Başkanı Mete Akcan, Ekim 2026 döneminde bölgeden 1 milyar 119 milyon dolarlık, Gaziantep’ten ise 1 milyar 24 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı. Gaziantep’in tarihindeki en yüksek ekim ayı ihracatına ulaştığını belirten Akcan, şehrin ve bölgenin güçlü üretim altyapısı ve farklı sektörlerdeki ihracat kapasitesiyle ülke ekonomisine katkı sunmayı sürdürdüğünü vurguladı.</p>
<p>Ekim ayı ihracat verilerini değerlendiren Akcan, “Yılbaşından bu yana bölgemizden 10 milyar 473 milyon dolar, Gaziantep’ten ise 9 milyar 12 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdik. Gaziantep, Türkiye’nin en fazla ihracat yapan illeri arasında 6. sırada yer aldı” ifadelerini kullandı. Bölge ihracatçılarının üretim ve istihdama katkısını vurgulayan Akcan, “Firmalarımız, farklı sektörlerdeki üretim birikimleriyle dünyanın dört bir yanındaki müşterilerine ürünlerini ulaştırıyor. Biz de Birliklerimiz bünyesinde yürüttüğümüz çalışmalarla ihracatçılarımızın mevcut ticari ilişkilerini destekliyor, yeni pazarlarda iş bağlantıları kurmalarına katkı sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde piyasaların daha da canlanmasını ve bu hareketliliğin ihracatımıza yansımasını ümit ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Sektörlere yönelik faaliyetler</strong></p>
<p>Birliklerin ekim ayındaki faaliyetlerine de değinen Akcan, ihracatçıların ve sektör temsilcilerinin bilgi ve yetkinliklerini destekleyen eğitim ve bilgilendirme çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Bu kapsamda, Afrika pazarındaki ticaret olanaklarının ele alındığı “Afrika’ya İhracat Fırsatları” seminerini düzenlediklerini ve Pamuk Denetçi Eğitimi’ne ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Akcan, kurumsal sorumluluk alanında bilgi ve deneyim paylaşımını desteklemek amacıyla Türkiye Kurumsal Sorumluluk Derneği (TKSD) iş birliğiyle GAİB hizmet binasında Gaziantep Kurumsal Sorumluluk Zirvesi’ni de gerçekleştirdiklerini ifade etti. Akcan, şehrin hizmet ihracatı potansiyelinin değerlendirilmesi ve bu alandaki kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla Gaziantep Hizmet İhracatı Buluşması’na da ev sahipliği yaptıklarını kaydetti. Bu alandaki gelişim fırsatlarını dikkatle takip ettiklerini belirten Akcan, “Gaziantep’in üretim ve mal ihracatındaki birikimini hizmet ihracatına da taşımasını önemsiyoruz. Sağlık, eğitim, turizm, bilişim ve lojistik gibi alanlarda şehrimizin önemli bir potansiyeli bulunuyor. İlgili kurumlarımız ve sektör temsilcilerimizle iş birliği içinde bu potansiyelin değerlendirilmesine katkı sunmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Bölge illerinin ekim ayı ihracatı</strong></p>
<p>Bölge illerinin ekim ayı ihracatına ilişkin bilgileri de paylaşan Akcan, Gaziantep’in ardından Kahramanmaraş’tan 112,5 milyon dolar, Mardin’den 73,3 milyon dolar, Malatya’dan 44,8 milyon dolar, Şanlıurfa’dan 28,3 milyon dolar, Diyarbakır’dan 27,0 milyon dolar, Kilis’ten 11,3 milyon dolar ve Adıyaman’dan 8,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-ekim-ayi-ihracat-rakamlarini-acikladi-bolge-ihracati-1-milyar-119-milyon-dolar-oldu-91195</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/5/1280x720/gaib-ekim-ayi-ihracat-rakamlarini-acikladi-bolge-ihracati-1-milyar-119-milyon-dolar-oldu-1793700673.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Mete Akcan, ekim ayında bölgeden 1 milyar 119 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı. Akcan, 1 milyar 24 milyon dolarla Gaziantep’in tarihindeki en yüksek ekim ayı ihracatına ulaştığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/anadolu-grubu-ve-vestel-toggdaki-paylarini-devrediyor-91183</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anadolu Grubu ve Vestel TOGG&#039;daki paylarını devrediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'ndaki (TOGG) AG Anadolu Grubu Holding ve Vestel Elektronik'in paylarının Türkiye Varlık Fonu (TVF) ve Turkcell'e devrine yönelik sözleşmelerin imzalandığı bildirildi.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamalara göre, AG Anadolu Grubu Holding, TOGG'daki yüzde 23'lük payının, TOGG sermayesinin yüzde 11'ine karşılık gelen bölümünü Turkcell'e, yüzde 12'sine karşılık gelen bölümünü Türkiye Varlık Fonu'na (TVF) toplam 184 milyon euro bedelle devretmek üzere sözleşme imzaladı.</p>
<p>Vestel de TOGG'daki yüzde 23'lük payının tamamını 184 milyon euro karşılığında Türkiye Varlık Fonu'na satma kararı aldı. İşlemlerin tamamlanmasıyla TOGG'un ortaklık yapısında değişiklik gerçekleşecek.</p>
<p><strong>Turkcell TOGG'daki payını yüzde 34'e çıkaracak</strong></p>
<p>Turkcell'den KAP'a yapılan açıklamada, şirketin AG Anadolu Grubu Holding AŞ'ye ait 796 milyon 567 bin 640 adet TOGG payının devralınmasına ilişkin pay alım sözleşmesinin imzalandığı bildirildi.</p>
<p>Söz konusu payların TOGG sermayesinin yüzde 11'ine karşılık geldiği belirtilen açıklamada, sözleşmede yer alan ön şartların tamamlanmasının ardından işlemin kapanışının gerçekleştirilmesinin planlandığı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, işlemin tamamlanmasıyla Turkcell'in TOGG'daki toplam payının yüzde 34'e yükseleceği bildirildi.</p>
<p>Yatırımın şirketin teknoloji altyapısı ve dijital hizmetler alanındaki yetkinlikleriyle stratejik uyum gösterdiği, uzun vadeli yatırım stratejisi ve sürdürülebilir değer yaratma hedeflerine katkı sağlamasının öngörüldüğü kaydedildi.</p>
<p><strong>Anadolu Grubu paylarını 184 milyon euroya devredecek</strong></p>
<p>AG Anadolu Grubu Holding'in açıklamasında da şirketin sahip olduğu TOGG sermayesinin yüzde 23'ünü temsil eden 1 milyar 665 milyon 550 bin 520 adet payın, TOGG sermayesinin yüzde 12'sine karşılık gelen 868 milyon 982 bin 880 adedinin Türkiye Varlık Fonu'na, yüzde 11'ine karşılık gelen 796 milyon 567 bin 640 adedinin ise Turkcell'e devredileceği bildirildi.</p>
<p>Konuya ilişkin imzalanan sözleşme kapsamında pay devir bedelinin kapanış tarihinde nakit olarak ödeneceği belirtilen açıklamada, pay devir bedelinin 184 milyon euro olarak belirlendiği aktarıldı.</p>
<p><strong>Vestel'in bütün hissesi Türkiye Varlık Fonu'na geçecek</strong></p>
<p>Vestel Elektronik'in açıklamasında ise şirketin TOGG'un yüzde 23'lük payına karşılık gelen 1 milyar 665 milyon 550 bin 520 lira nominal değerli hisselerinin tamamını 184 milyon euro bedelle Türkiye Varlık Fonu'na satacağı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, satıştan elde edilecek fonun en az yüzde 90'ının, elde edilme tarihinden itibaren 30 gün içinde nakdi banka kredilerine ilişkin vadesi gelmiş borçların ödenmesinde kullanılacağı bildirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/anadolu-grubu-ve-vestel-toggdaki-paylarini-devrediyor-91183</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/togg1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AG Anadolu Grubu Holding, TOGG&#039;daki paylarını Turkcell ve TVF&#039;ye toplam 184 milyon euro bedelle devredecek. Vestel de payının tamamını 184 milyon euro karşılığında TVF&#039;ye satma kararı aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/madende-iyilestirmelere-ihtiyac-var-91154</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: Madende iyileştirmelere ihtiyaç var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Madenciler Derneği (TMD) Başkanı Mehmet Yılmaz, madenciliğin geliştirilmesi için atılan adımların olumlu olduğunu, Orta Vadeli Programa bu sektörün geliştirilmesi kararının girmesini önemli olarak gördüklerini söyledi. Başta çevre ve iş güvenliği-sağlığı alanındaki eleştiriler nedeniyle, sektöre yönelik yaklaşımda zorluklar görüldüğünü söyleyen Yılmaz, “Bir kafa karışıklığı olduğunu görüyoruz” dedi. Türkiye-Kanada İş Konseyi Başkanlığı görevini de yürüten Yılmaz, bu ülke ile ilişkileri konjonktürel görmediğini, enerji ve savunma alanındaki işbirliğinin uzun yıllara işaret ettiğini kaydederken, en önemli göstergelerden serbest ticaret anlaşmasının 2026 sonuna kadar önemli seviyeye ulaşması kararına dikkat çekti.</p>
<p>EKONOMİ’nin sorularını yanıtlayan Mehmet Yılmaz, izin ve ruhsat süreçlerindeki iyileşmenin memnuniyet yarattığını ancak atılması gereken adımlar bulunduğunu vurguladı. Cumhuriyetin ilk yıllarında, Atatürk’ün bu alana özel önem vermesine, MTA’nın ve Etibank’ın arama, işletme ve finans sektörlerini bir araya getiren yapısına vurgu yapan Yılmaz, bir ara GSYH’nin yüzde 33’lerine kadar ulaşan bu sektörün, yıllar içinde devletin başka alanlara odaklanması, ekonominin büyümesi son dönemde ise çevre ve diğer kaygılarla gerilediği yorumunu yaptı. Yılmaz, gelinen aşamada, Türkiye’nin güçlü madencilik potansiyelinin değerlendirilmesi için sektörün yapması gerekenlere işaret ederek, “İnsanı ve çevreyi öncelemediğiniz zaman artık değil altın, kritik mineral, nadir toprak elementi, ne üretirseniz üretin bir cesametiniz olmaz, ağırlığınız olmaz, kabul göremezsiniz” dedi.</p>
<p>Çevre ya da sanayi, bir tercih yapılmaması gerektiğini söyleyen Yılmaz, her iki alanın da korunarak başarı sağlanabileceğini, başta nadir metal-mineraller olmak üzere her ülke için öne çıkan stratejik-kritik madenler bulunduğunu, tüm ülkelerin bu alandaki varlık ve teknolojilerini katı biçimde korumaya başladığını vurguladı.</p>
<p>“Dolayısıyla bizim madenciliği desteklememiz lazım ama geldiğimiz noktada bir kafa karışıklığımız var” diyen Yılmaz, madenciliği kolaylaştırmak için yapılan değişikliklerin bürokrasi tarafından da içselleştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Sektöre yönelik eleştiriler</h2>
<p>Sektöre yönelik eleştirilerin başında, arama ve işletme ruhsatlarının kapsam ve süreleri geldiğinin hatırlatılması üzerine Yılmaz, arama için 7, işletmeler için de 10 yıl süre verildiğini, işletme ruhsatlarının dönem sonlarında yenilendiğini vurgulayan Yılmaz, uzun süreli yatırım nedeniyle işletme ruhsatı sürelerinin önemli olduğunu, geçmişte çok uzun süre verilmesi nedeniyle kamuoyundaki olumsuz algıya karşılık 10 yıllık süreleri makul gördüğünü anlattı.</p>
<p>Ruhsat kapsamlarını gösteren haritaların da yanlış algıya yol açtığını savunan Yılmaz, “Mesela Çanakkale’nin yüzde 80'i maden ruhsatı deniyor, bir STK ısrarla yayınlıyor. Bakın veri tabanına girin, dosyayı inceleyin, Çanakkale'de kazılmamış yer kalmaması lazım. ..(madeniclik dediğinizde) kazılan alan önemlidir. ..İşletme ruhsatı demek kazılan alan demek değil, fizibilite demek kazılan alan değil. Detay arama dönemi demek kazılan arama alanı demek değil arama ruhsatı demek yine değil” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin madencilikten aldığı payların düşük olduğu eleştirilerine de karşı çıkan Yılmaz, ülke olarak dünyadaki en yüksek altın madenciliği paylarından birinin uygulandığını savundu. Yılmaz, altın fiyatlarının 4 bin doların üzerinde olduğu seviyede yüzde 13’lere varan doğrudan devlet hakkı aldığını, kurumlar vergisi, orman bedeli ve çalışanların vergi-primleri dahil edildiğinde yüksek bir kamu payının sözkonusu olduğunu söyledi.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">“Kanada ile ilişkilerin derinleşmesi konjonktürel değil”</span></h2>
<p>Türkiye Kanada İş Konseyi Başkanı ve bu ülke merkezli Türkiye’de kurulu Tüprag Madenciliğin Yönetim Kurulu Başkanı da olan Yılmaz, bu ülke ile uzun yıllardır ilişkisi olduğunu hatırlattı. Kanada’nın ekonomisinin yüzde 70’lere varan oranda ABD’ye bağımlı olmasının, ABD Başkanı Trump’ın ekonomik ve siyasi tehditleri sonrası Başbakanı Mark Carney’in farklı ülkelere açılma politikası başlattığını, sadece Türkiye değil Çin ve Avrupa ile de ilişkileri geliştirdiğini söyledi. Yılmaz, DEİK merkezli temaslarında, Kanadalı firmaların savunma sanayii ve enerjiye büyük önem verdiğini, iki ülke arasında bu alanlarda işbirliği anlaşmalarının imzalandığını vurgulayarak, “İki ülke de yeni partnerler arıyor. Enerji, nükleerde işbirliği bunlardan biri. Kanada CANDU teknolojisini paylaşmaya istekli. Kanada Başbakanı’nın Türkiye ziyareti işleri hızlandırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Carney, iki ülke JETCO görüşmeleri başladı. Serbest Ticaret Antlaşması'nı yıl sonundan önce hızlandırıp, bitirme olmasa bile çok ciddi bir aşamaya getirmek istiyoruz dedi. Eee nükleerle ilgili görüşmelerimiz devam ediyor dedi. Savunma, ulaştırma ve enerji-madende işbirliği anlaşması imzalandı. Bu uzun vadeli işbirliğine işaret eder” dedi.</p>
<p>Kanada ve Türkiye Eximbanklarının anlaşmasının da uzun vadeye işaret ettiğini, tüm işbirliğinin finans ayağının olması açısından büyük önem taşıdığını belirten Yılmaz, 10 milyar dolarlık ticaret hacminin ulaşılabilir seviye olduğunu kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’nin uç ürünlere gidişi: Rafinaja yatırım yapılmalı</span></h2>
<p>Madencilikte ana riskin aramada olduğunu bu konuda Türkiye’nin finans olarak güçlü yabancı ülkelerle işbirliği gerektiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin potansiyeline işaret etti. “Türkiye'de bir de öyle bir jeolojik potansiyel var ki yani doğada bulunan 90 küsur çeşit mineral 70 tanesini üretebiliyoruz” diyen Yılmaz, bu aşamadan sonra ülkeye daha fazla katma değer için rafinaj yeteneğinin kazandırılması gerektiğini vurgulayarak, “Biz endüstrimizde bunu yeterince kullanabilecek miyiz? Cevher halinde dışarıya göndermenin ne anlamı var? Bize ne fayda sağlayacak? Kaldı ki bağımlılık vurgunuz var. İyi yaptığımız örneklere bakalım. Eskişehir Beylikova’da (nadir metaller madeni) -aslında bu yatak çok da yeni değil, 70’li yıllarda MTA’nın becerisidir- mükemmel başarıdır. Peki, bunları üretmek, maden olarak ortaya koymak önemli. Ya siz rafinajı yapamazsanız, bunu ortaya koyamazsanız ki orada da teknoloji geliştirilmesi çok önemli. Bu alanda bizim çaba göstermemiz gerekiyor. Daha fazla AR-GE, yatırımı yapmamız gerekiyor. Beylikova için ETİ Maden yapıyor” dedi.</p>
<p>Mehmet Yılmaz, tüm ekosistem açısından, maden üretimi, rafinaj, işleme-ürün haline getirme ve pazarlamada tüm zincirin sahibinin olunduğu tek madenin Türkiye için altın olduğunu belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/madende-iyilestirmelere-ihtiyac-var-91154</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/4/1280x720/mehmet-yilmaz-1793692267.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMD Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye’nin kritik mineraller, stratejik madenler dahil her alanda güçlü potansiyeli olduğunu söylerken sektörde yeni düzenlemelere de ihtiyaç bulunduğunu kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/guvenli-limanlar-enerji-dalgasiyla-su-aldi-91151</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güvenli limanlar enerji dalgasıyla su aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="279" height="132" /></p>
<p>Altın ve gümüş, cuma günü yaşanan sert satışların ardından haftanın ilk işlem gününde sınırlı bir toparlanma arayışına girdi. Ancak bu tepki, kıymetli metallerdeki zayıf görünümü değiştirmekten uzak. Yılbaşından bu yana altın yaklaşık yüzde 10, gümüş yüzde 29, platin ise yüzde 30 gerilerken, aynı dönemde CRB emtia endeksindeki yükseliş yüzde 41’e, GSCI endeksindeki artış yüzde 34’e ulaştı. Böylece geçen yıl emtia piyasalarının en güçlü performans gösteren grubu olan kıymetli metaller, bu yıl enerji başta olmak üzere diğer emtialardan belirgin biçimde negatif ayrıştı.</p>
<p>Altın fiyatı pazartesi günü ons başına 3 bin 900 dolar bandında, gümüş ise 50 doların üzerine geri dönüp cuma günkü kayıplarının bir bölümünü telafi etmeye çalıştı. Petrol fiyatlarındaki gerileme, ABD’de ara seçimlerin ardından İran’a yönelik yeni bir askeri müdahaleyi önlemeye dönük diplomatik temasların sürdüğüne ilişkin işaretlerle desteklendi. Ancak yatırımcıların odağında bu hafta açıklanacak ABD istihdam verisi ve Fed’in faiz patikasına ilişkin beklentiler de bulunuyor. Piyasalarda aralık ayında faiz artırımı ihtimali yaklaşık yüzde 75 olarak fiyatlanıyor.</p>
<p>Bu durum kıymetli metaller ile diğer emtia varlıkları arasında performans kayması yaratıyor. Ekim ayında bu ayrışma daha da belirginleşti. Ortadoğu’daki gerilim, arz aksamaları ve ham petrol ile rafine ürünlerdeki yüksek risk primi enerji sektörünü emtia grupları arasında açık ara en iyi performans gösteren alana dönüştürdü. Buna karşılık tahvil getirilerindeki yükseliş ve değişen faiz beklentileri kıymetli metalleri baskıladı. Gümüş ve platin ise endüstriyel kullanım alanları nedeniyle küresel büyüme ve yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliğine ilişkin kaygılardan altına kıyasla daha fazla etkilendi.</p>
<p>Geçen yılki tabloyla karşılaştırıldığında dönüşüm dikkat çekici. 2025’te yaklaşık yüzde 80 kazançla emtia piyasalarının lideri olan kıymetli metaller, bu yıl yaklaşık yüzde 11’lik düşüşle geride kaldı. Geçen yıl yaklaşık yüzde 10 değer kaybeden enerji ise savaş kaynaklı tedarik kesintileri ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişle yılbaşından bu yana neredeyse yüzde 100 prim yaptı.</p>
<h2>Kısa vadede makroekonomi uzun vadede jeopolitika </h2>
<p>Altının jeopolitik belirsizlik artarken dahi güçlü bir yükseliş sergileyememesi, piyasadaki talebin niteliğine ilişkin tartışmayı da öne çıkarıyor. Kısa vadeli ve makro odaklı yatırımcılar faiz beklentileri, dolar ve teknik sinyallere göre pozisyon alırken, uzun vadeli yatırımcılar mali istikrarsızlık ve para birimlerinin değer kaybına karşı korunma amacıyla altın destekli fonlar üzerinden birikimlerini sürdürüyor. Bu iki yatırımcı grubunun farklı yönlerde hareket etmesi, fiyatların toparlanmasını zorlaştırıyor.</p>
<h2><span style="color: #e67e23;">Satış baskısının üç ayağı</span></h2>
<p>Faiz ve enflasyon: Petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükseliş, enflasyonun kalıcı olabileceği endişesini güçlendiriyor. Merkez bankalarının faiz artırabileceği beklentisi, getiri sağlamayan kıymetli metalleri elde tutmanın maliyetini yükseltiyor.</p>
<p>Endüstriyel talep: Küresel büyüme ve yapay zekâ yatırımlarının sürdürülebilirliğine ilişkin soru işaretleri, sanayide kullanılan gümüş ve platin üzerinde ek baskı yaratıyor. Pozisyon tasfiyesi: Önceki rallide biriken spekülatif pozisyonların çözülmesi, teknik seviyelerin kırılmasıyla hızlandı. Diğer piyasalardaki kayıpları karşılamak için yapılan satışlar da kıymetli metallerdeki düşüşü derinleştirdi. Dolayısıyla son düşüş yalnızca temel görünümdeki bozulmadan değil, piyasa pozisyonlarının hızla çözülmesinden de kaynaklandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/guvenli-limanlar-enerji-dalgasiyla-su-aldi-91151</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/1/1280x720/676-1793684315.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın, gümüş ve platin yılbaşından bu yana sırasıyla yüzde 10, 29 ve 30 değer kaybederken, CRB emtia endeksi yüzde 41, GSCI endeksi yüzde 34 yükseldi. Enerji kaynaklı enflasyon ve faiz artışı beklentileri kıymetli metalleri baskılarken, jeopolitik riskler de güvenli liman talebi tarafına sınırlı bir alım getirebiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabancilar-iki-hissede-biriktirdi-yedi-tahtada-paylarini-geriletti-91150</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılar iki hissede biriktirdi, yedi tahtada paylarını geriletti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST 30 kapsamındaki 30 hissenin 27'si haftayı kayıpla kapatırken yabancı yatırımcılar bekle-gör stratejisine geçti. Yabancı ilgisi 21 hissede nötr düzeyde kalırken, yalnızca Turkcell ve Yapı Kredi Bankası'nda birikim sinyali oluştu. Sanayi ve madencilikte ise yabancı çıkışı hızlandı.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta borsada son işlem gününde satışların derinleştiği gözlenirken, BIST 30 hisselerinden sadece üçünde değer artışı yaşandı. Yabancılar borsadaki 30 büyük şirketin 19’unda payını azaltırken yalnızca 11 hissede alım tarafında yer aldı. Tablodaki 21 hissede yabancı ilgisinin nötr düzeyde kalması, fonların satış dalgasında agresif hamleden kaçınıp bekle-gör yaklaşımını izlediğini gösteriyor. Fiyatı yükselen Astor Enerji, Enka İnşaat ve Aselsan üçlüsünde dahi yabancıların güçlü alım iştahı göstermemesi piyasadaki temkinli duruşu işaret ediyor.</p>
<h2>Dört gün alım gelenler</h2>
<p>Son beş işlem gününün tamamında yabancı payı artan tek bir BIST 30 hissesi olmazken Yapı Kredi ile Turkcell dört günlük alımla birikim sinyali verdi. Her iki şirket de haftayı fiyat kaybıyla kapatmasına rağmen, yabancıların düşüşü alım fırsatı olarak değerlendirdiği tahtalar oldu. Dört gün alım gören Migros ve Enka İnşaat’ta ise ilgi nötrde kaldı.</p>
<p>Endeks genelindeki sert geri çekilmeye karşın perakende ve havacılıkta yabancılar sınırlı alımlarla pozisyon korudu. Fiyatı %9,02 düşen Pegasus’ta üç gün, %5,83 gerileyen BİM’de iki gün giriş yaşandı. Sabancı Holding ve Petkim fiyat kaybına rağmen yabancı payı hafif artan şirketler arasında yer aldı. Bankacılıkta İş Bankası ve Vakıfbank yatay takasla haftayı nötr tamamladı.</p>
<h2>Sanayi ve madencilikte çıkış</h2>
<p>Yabancı ilgisinin azaldığı yedi hissede satışlar sanayi, kimya ve madencilikte kümelendi. Erdemir ve Sasa, beş işlem gününün hiçbirinde yabancı alımı görmedi. Gübre Fabrikaları, Türk Altın İşletmeleri ve TR Anadolu Metal’de sert fiyat kayıplarına takas azaltımı eşlik etti. Yabancı fonlar, emtia belirsizliğinden etkilenen sanayi yerine hizmet ve iletişimde kalmayı seçti.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae97202437bc-1793683970.png" alt="" width="900" height="492" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>TOKENİ KORU MU, TOKENİ ARTIR MI?</strong></p>
<p><strong>Tokeni koru;</strong> siber güvenlik, konfor, uzun vade, sistem bağımsızlığı. Pasif getiri kaybı, fırsat kaybı, yavaş büyüme, maliyet düşürememe, durağanlık.</p>
<p><strong>Tokeni artır;</strong> bileşik büyüme, maliyet avantajı, pasif nakit akışı, dinamik portföy, maksimum kâr. Sistemik risk, kilitlenme tuzağı, kayıp tehlikesi.</p>
<p><strong>220 milyon TL finansman likiditesini desteklese de önemli olan geliri artırabilmesi</strong></p>
<p>Loras Holding'in bilançosunu toparlama olasılığı nedir? ● Abdullah Bilek</p>
<p>Abdullah; Loras Holding ilk yarıda satışlarını %33 artırsa da dönem sonunu 302,2 milyon TL net zararla tamamladı. Net borcu 1,54 milyar TL'ye ulaşan şirket, nakit ihtiyacını karşılamak için geçtiğimiz temmuzda Konya'daki gayrimenkullerini 220 milyon TL bedelle Albaraka Türk'e sat-kirala-geri al yöntemiyle devretti. 24 ay vadeli finansman işlemi, şirketin orta vadeli TL likiditesini artırarak nakit akışını rahatlatmasına olanak verecektir. Ancak bilançonun kalıcı olarak toparlanması, zayıflayan operasyonel faaliyetlerinin iyileşmesine bağlı.</p>
<p><strong>İştiraki Uşak'taki diyaliz merkezinin yüzde 50 payını satın almak için anlaşmaya vardı</strong></p>
<p>Sanel Mühendislik'in diyaliz merkezini almasını nasıl okumalı? ● Kadir Armağan</p>
<p>Kadir; San-El Mühendislik'in %48,9 oranında iştiraki olan Salacak Sağlık firması, Uşakcan Diyaliz Hizmetleri'nin %50 payını 74 milyon TL'ye satın almak üzere anlaşmaya vardı. Bu itibarla doğrudan San-El'in bir alımı söz konusu değil. Bununla birlikte gerçekleştirilen girişimin firmanın dolaylı da olsa gelir çeşitliliğini artırmasını destekleyeceği anlaşılıyor. Hisse devir işlemleri Sosyal Güvenlik Kurumu onayından sonra tamamlanacak. Altı aylık dönemde gelirini %7 artıran şirket, dönem sonunda kârını %162 büyüterek 113,6 milyon TL'ye çıkardı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>KMF fonu, altına dayalı varlıklarla son bir yılda yüzde 14 getiri elde etti</strong></p>
<p>Azimut Portföy'ün idaresindeki Altın Katılım Fonu (KMF), temmuzda gerçekleştirdiği yukarı hareketiyle ağustosta 3,67 TL'ye çıksa da tutunamayıp tekrar aşağı geldi. Şimdilerde 3,26 TL seviyesinde işlem görüyor. Altının fiyat hareketinden doğrudan etkilenen fonun toplam piyasa değeri 1,64 milyar TL düzeyinde bulunuyor. Öncesinde para çıkışı yaşanırken ağustostan bu yana nakit girişi gözleniyor. Ekimde para girişi 67,1 milyon TL düzeyinde. Yatırımcı sayısı düzenli olarak geriliyor. Ekimde sayı 1.875'e indi. Buna karşın %50,30 doluluk seviyesine sahip. KMF, altın fiyatlarındaki hareketleri katılımcılara yansıtmaya çalışan bir yaklaşıma sahip. Portföyünün %44,12'si kıymetli maden kamu kira sertifikalarından, %21'i ise doğrudan kıymetli madenlerden oluşuyor. Yıllık %13,73 getiri elde etti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Inveo Yatırım Holding, %45,91 bileşik faizle 600 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Inveo Yatırım Holding, 30.10.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 600.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %39, bileşik faizi %45,91 olarak belirlendi. 61 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 30.12.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %6,52 düzeyinde. 30 Ekim itibarıyla TLREF %35,87 seviyesinde bulunuyor. Buna göre İnveo Yatırım Holding'in verdiği %39 basit faiz, TLREF'in yaklaşık 3,13 puan üzerinde yer alıyor. Belirlenen oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFGKYHA2630 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae971d5a2415-1793683925.png" alt="" width="974" height="236" /></p>
<p><strong>ORZAKS İLAÇ</strong></p>
<p><strong>Türkiye'nin ilk yerli probiyotiğini geliştirip Bakanlıktan gerekli onayı aldı</strong></p>
<p>Orzaks İlaç, %100 bağlı ortaklığı Nuvita İlaç bünyesindeki Ar-Ge merkezinde 2017'den bu yana sürdürdüğü yerli probiyotik geliştirme projesini tamamlayarak Tarım ve Orman Bakanlığından kullanım onayı aldı. Almanya'daki uluslararası koleksiyonda tescillenen proje, biyoteknoloji alanında Türkiye'de ilk olma özelliği taşıyor. Ürünler, dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla hem hammadde hem de nihai ürün olarak iç ve dış pazarlarda hızla ticarileştirilecek. Proje kapsamında ayrıca kozmetik ve tarım gibi alanlarda kullanılan yüksek katma değerli postbiyotikler de üretildi.</p>
<p><strong>AKÇANSA ÇİMENTO</strong></p>
<p><strong>Ladik tesisinin kapasitesini %69 artıracak yatırım için ÇED sürecini başlattı</strong></p>
<p>Akçansa Çimento, Samsun Ladik fabrikasında üretim verimliliğini artırmak ve maliyetleri aşağı çekebilmek amacıyla hazırladığı modernizasyon, enerji verimliliği ve kapasite artışı projesi için ÇED sürecini başlattı. Hazırlanan proje kapsamında fabrikada yapılacak teknolojik iyileştirmeler sayesinde, yıllık klinker üretim kapasitesinin %69 oranında artışla 1,1 milyon tona çıkarılması hedefleniyor. Çimento sektöründe enerjinin maliyetler içindeki ağırlığı nazara alındığında, şirketin verimlilik odaklı modernizasyon adımı birim maliyeti doğrudan aşağı çekecektir.</p>
<p><strong>KONTROLMATİK TEKNOLOJİ</strong></p>
<p><strong>Kayyım atanan şirkette finansal zorluklar yaşanırken faaliyet yürütülmemekte</strong></p>
<p>Kontrolmatik Teknoloji yönetimine, İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliği kararıyla TMSF tarafından kayyım atandı. TMSF'nin oluşturduğu yeni yönetim kurulunun ilk tespitleri, şirketin ve iştiraklerinin tesis ve fabrikalarında idari ve finansal problemler yaşandığı, şirketin içinde bulunduğu maddi sıkıntılar nedeniyle çalışan personelin büyük çoğunluğunun işten ayrıldığı ya da çıkarıldığı, bu sebeplerle faaliyetlerin mevcut şartlar altında sürdürülemediği belirtildi. Yaşanan sıkıntılar firmanın bilançosuna yansırken, yılın ilk yarısında 1,99 milyar TL zarar söz konusu.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>E-Data'nın fiyatı ağustosun ikinci yarısından bu yana sert bir düşüş yaşıyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae971abf3c21-1793683884.png" alt="" width="291" height="231" />E-Data'da fonlar alım ağırlıklı işlemler gerçekleştiriyor. Portföylerindeki miktar %5,53 ile toplamda 315,8 bin lot artarak 6,02 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 14'ten 13'e geriledi. TTE fonu 267,3 bin lot ile en fazla alımı yaparken, GNH 3,6 bin lot ile tek satış yapan oldu. E-Data hakkında 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede İş Portföy'ün TTE fonu dışında Garanti Portföy'ün GRT fonunun 41,1 bin lot ve Ak Portföy'ün ICZ fonunun 11 bin lot alımı dikkat çekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabancilar-iki-hissede-biriktirdi-yedi-tahtada-paylarini-geriletti-91150</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yabancılar iki hissede biriktirdi, yedi tahtada paylarını geriletti ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/konkordato-surecindeki-249-dosyada-iflas-bayragi-cekildi-91149</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konkordato sürecindeki 249 dosyada iflas bayrağı çekildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Fon krizi, piyasada uzun süredir devam eden nakit akışı ve likidite sorunlarını gölgede bıraksa da, reel sektörün konkordato başvuruları aralıksız sürüyor. Konkordatoya başvurularının hızı geçen yıla göre yavaşlamasına rağmen mahkemelerin ret ve ifl as kararları yılın 10 ayında geçen yılın tamamını geride bırakarak rekor kırdı.</p>
<p>Konkordatotakip.com’un Basın İlan Kurumu verilerinden derlediği istatistiklere göre, Ekim 2026’da mahkemeler 169 dosya için geçici mühlet kararı verirken, geçen yılın aynı ayında bu sayı 241’di. Yine geçen ay 98 dosya için kesin mühlet kararı, 182 dosya için konkordatonun reddi kararı, 36 dosya için de ifl as kararı verildi. 2025’in aynı ayında ise verilen karar sayıları sırasıyla; 139, 166 ve 31 olarak hesaplandı.</p>
<h2>Geçici mühlette yavaşlama olsa da… </h2>
<p>Ocak-Ekim 2026 dönemine bakıldığında da, geçen yıla göre geçici mühlet kararlarında bir yavaşlama olduğu, ancak ret ve iflas kararlarında rekor olduğu görülüyor. Buna göre, yılın 10 ayında mahkemelerce verilen geçici mühlet kararı sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28,8 azalarak 2 bin 326’dan 1656’ya indi. Böylece geçen yılın 10 ayında aylık ortalama 233 olan geçici mühlet kararı sayısı, bu yılın aynı döneminde 166’ya geriledi. Bunda mahkemelerin ve komiser heyetlerinin başvuru süzgecini sertleştirmesi, borç ödeme imkanı zayıf görülen şirketlere koruma kalkanı vermekte isteksiz davranması ve alacaklı kurumların süreçlere yönelik itirazlarının artması etkili oldu.</p>
<h2>10 ayda iflas rekoru geldi </h2>
<p>Yine yılın 10 ayında verilen kesin mühlet kararı sayısı, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 7 düşüşle 1256 oldu. Geçici mühlet ve kesin mühlet kararlarındaki düşüşe karşın, ret ve iflas kararları zirve yaptı. Buna göre, ocak-ekim döneminde mahkemelerce verilen konkordatonun reddi kararı sayısı, 2025’in aynı dönemine göre yüzde 50,5 gibi sert bir artışla 1597’ye çıktı. Geçen yılın tamamında ise bu sayı 1460’dı. Böylece 10 ayda geçen yılın tamamı aşılmış oldu. İflas kararları da 10 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 27 artarak 249’a ulaştı. 2025’in tamamında verilen iflas kararı sayısı ise 247 idi. Böylece iflas kararlarında ekim sonu itibarıyla rekor kırılmış oldu.</p>
<p>Borçların yeniden yapılandırılarak alacaklılarla uzlaşmaya varıldığı tasdik kararlarında ise zayıf seyir sürüyor. 2025’in 10 ayında 81, yıl genelinde ise 129 firmaya tasdik verilirken, 2026’nın 10 ayında bu sayı 178 olarak gerçekleşti. Sayısal bir artış yaşansa da toplam başvuru havuzu dikkate alındığında, konkordatodan başarıyla ve sağlıklı bir bilançoyla çıkabilen şirket oranı halen oldukça sınırlı kalıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İnşaat ve tekstil sektörü başı çekiyor</span></h2>
<p>Konkordato kararlarının sektörel dağılımına bakıldığında, geçen yıldan farklı olarak inşaat sektöründeki konkordato başvurularında yeniden zirveye oturduğu görülüyor. Ocak- Ekim 2026 döneminde geçici mühlet kararlarının 121’i inşaattan gelirken, 71 dosya da tekstil sektöründen geldi. Giyim, ayakkabı, halı, çanta, iplik imalatı ve deri işleme de eklendiğinde tekstil ve hazır giyimde konkordato sayısı 119’a çıkıyor. İnşaat ve tekstili, metal ürün imalatı takip ederken, dördüncü sırada 63 geçici mühlet kararı ile tarım, beşinci sırada da gıda geliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/konkordato-surecindeki-249-dosyada-iflas-bayragi-cekildi-91149</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/01/konkordato_EK.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasada fon ve likidite krizi derinleşirken,. Mahkemelerin başvuru süzgecini sertleştirmesiyle 10 ayda geçici mühlet kararları yüzde 28,8 gerilerken, ret ve iflas kararları yıl bitmeden 2025’in tamamını geride bırakarak rekor kırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bilancoda-ek-sure-alan-turkiye-sigortada-hedef-fiyat-dusuruldu-91148</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilançoda ek süre alan Türkiye Sigorta’da hedef fiyat düşürüldü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Fon soruşturması nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanan genel müdürü Taha Çakmak’ın istifası nedeniyle üçüncü çeyrek bilançosunu açıklamayı erteleyen Türkiye Sigorta ardından ek süre talep etmişti. Şirket 16 Kasım’a kadar SPK’dan ek süre aldı ancak Kamuyu Aydınlatma Platformu’na 30 Ekim’de yaptığı açıklamasında taslak finansal tablolarına toplam 15.6 milyar lira brüt, 10.9 milyar lira vergi sonrası net karşılık ayırdığını açıkladı. Gedik Yatırım, Türkiye Sigorta için 12 aylık hedef fiyatını pay başına 10 liradan 7 liraya revize etti ve neden olarak karşılık ayırdığını duyurmasını gösterdi.</p>
<h2>9 milyarı iade edilmeyen DİBS’ten </h2>
<p>Türkiye Sigorta KAP açıklamasında SEDDK tarafından yürütülen denetim süreci kapsamında, 30 Eylül 2026 tarihli taslak finansal tablolarına toplam 15.6 milyar TL brüt (10.9 milyar TL vergi sonrası net) ek karşılık ayırdığını açıkladı. Açıklamaya göre karşılıkların 9 milyar TL'si vadesinde iade edilmeyen devlet iç borçlanma senetlerinden, 4 milyar TL'si temerrüde düşen özel sektör tahvilleri, VDMK ve katılım hesaplarından, 2.7 milyar TL'si ise ihraççı şirketler topluluğuna ilişkin riskler nedeniyle karşılık ayrılan kıymetlerden kaynaklanıyor. Söz konusu risklerin tamamı için yüzde 100 karşılık ayrılırken, şirket üçüncü finansal sonuçlarının açıklanması için SPK'dan 16 Kasım (dahil) tarihine kadar ek süre aldı. Ayrıca, finansal yatırımlar dışındaki devam eden denetim sürecine ilişkin olası etkinin vergi sonrası bazda aktif büyüklüğünün +/- %1'i seviyesinde olduğu belirtildi. Şirket, bununla birlikte sigortacılık faaliyetlerinin kesintisiz devam ettiğini vurguladı.</p>
<h2>Baz senaryoda tahsilat varsayımı </h2>
<p>Gedik Yatırım analistleri KAP açıklamasına göre varsayım değişikliklerinde bulundu. Yüzde 100 karşılık ayrılmış olması, ilgili varlıklardan ileride tahsilat yapılamayacağı anlamına gelmemekle birlikte tahsilat olursa karşılık iptali ve kâr geri kazanımı mümkün olabileceğini belirtirken baz senaryoda tahsilat varsayımı kullanmadıklarını vurguladı. Devam eden denetim süreci sebebi ile ek denetimin olası vergi sonrası etkisi aktif büyüklüğünün +/- %1'i olabileceği açıklandığı hatırlatılan analize göre bu yılın ilk yarısındaki aktif büyüklüğünü referans alarak yaklaşık 1.93 milyar TL'lik bir büyüklük söz konusu. Analizde, bu tutar kesinleşmiş olmamakla birlikte muhafazakarlık adına bunu da ek karşılık olarak modele yansıtmayı tercih ettikleri kaydedildi.</p>
<h2>Üçüncü çeyrek kar tahmini zarara çevrildi </h2>
<p>Gedik Yatırım analistleri karşılık yükünü tek seferlik 2026 net kar, özkaynak ve yatırım gelirleri ve yatırım portföy büyüklüğüne yansıttı. 2027 ve sonrası yıllar için de yatırım getirilerini normalize etmeyi tercih etti. Bütün bunlara ek gerçekleşen prim üretim verilerini ve değişen makro beklentilerini modele yansıttı fakat şirketin ana sigortacılık faaliyetlerinden olan kombine oranda herhangi bir revizeye gitmedi. Karşılık yükü ile gerçekleştirdiği revizelerle birlikte 2026 3.çeyrek net kar tahmini olan 6.9 milyar TL’lik net kar tahminini yaklaşık 4 milyar TL zarar olarak revize etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sermaye yeterlilik rasyosu</span></h2>
<p>2026 yıl sonu tahmini olan 28 milyarlık net kar tahminini de 13.7 milyar TL’ye çekti. Gedik Yatırım analistleri özkaynak tahminini 72.8 milyar TL’den 58.3 milyar TL’ye ve net yatırım getirisini yıllık yüzde 32’den yaklaşık 88 milyar TL’lik tahmini portföy büyüklüğü ile yüzde 15’e düşürdü. Yatırım getirisini 2027 ve sonrası dönem için de enflasyon beklentilerinin 2 puan üzeri şeklinde aşağı yönlü revize etti.</p>
<p>Böylece 2027 net kar beklentisini 30.8 milyar TL’den 25.6 milyar TL’ye revize eden Gedik Yatırım analizine göre son açıklanan finansallarda yüzde 213 seviyesinde olan sermaye yeterlilik rasyosunun tahmini olarak yüzde 195- 200 civarlarına düşeceği hesaplandı. Bu da yüzde 135’lik yasal temettü ödeme eşiğinin oldukça üzerinde kaldığı için şirketin temettü ödemesine engel oluşturmayacak. Yapılan revizeler neticesinde 2026 net karından yüzde 3,1 temettü verimi ile hisse başı brüt 0.103 TL, 2027 net karından ise yüzde 5,8 temettü verimi ile 0.192 TL temettü bekleniyor. Gedik Yatırım’ın önceki tahminlerinde 2026 için hisse başı brüt 0.211 TL, 2027 içinse 0.231 TL idi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bilancoda-ek-sure-alan-turkiye-sigortada-hedef-fiyat-dusuruldu-91148</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/5/1280x720/turkiye-sigorta-1792399400.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta&#039;nın karşılık yükü ile gerçekleştirdiği revizelerle birlikte 3. çeyrek net kâr tahmini 6.9 milyar TL’den yaklaşık 4 milyar TL zarar olarak revize edilirken, yıl sonuna ilişkin 28 milyarlık net kâr tahmini de 13.7 milyar TL’ye çekildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/173-milyar-dolarlik-kayip-turkiyenin-yaklasik-4-aylik-butcesine-denk-geliyor-91147</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;173 milyar dolarlık kayıp, Türkiye&#039;nin yaklaşık 4 aylık bütçesine denk geliyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Karal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan'ın, halka açık şirketlerin toplam piyasa değerinin son iki ayda 479 milyar dolardan 306 milyar dolara gerilediğini ve kaybın 173 milyar doları aştığını belirten açıklamasının ardından, yaşanan değer kaybının büyüklüğünü Türkiye'nin 2027 yılı bütçesiyle karşılaştırdı.</p>
<p>Karal, yaklaşık 8 trilyon 640 milyar liraya karşılık gelen bu tutarın, Türkiye'nin 2027 yılı toplam bütçesinin yüzde 31.7'sine, diğer bir ifadeyle yaklaşık dört aylık bütçe harcamasına denk geldiğine dikkat çekti. 173 milyar doların vatandaşların gelirleri üzerinden de değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Karal, 2026 yılı ücret ve aylıklarını esas alarak yaptığı karşılaştırmada, “Bugün net asgari ücret 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığı ise 23 bin 552 lira. 173 milyar doların Türk lirası karşılığıyla 25.6 milyon kişiye tam 12 ay boyunca net asgari ücret tutarında ödeme yapılabilir. Aynı büyüklükteki bir tutarla 30.6 milyon emekliye bir yıl boyunca en düşük emekli aylığı kadar ödeme yapılabilir” dedi. </p>
<p>2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nde öngörülen kaynaklar üzerinden yaptığı hesaplamaları da paylaşan Karal, “173 milyar dolar, Türkiye'nin 2027 yılı toplam bütçesinin yüzde 31.7'sine karşılık geliyor. Bu rakam, 2027 yılı için üniversiteler dahil toplam eğitim bütçesinin 2.3 katı, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin 3.5 katı, merkezî yönetim bütçesinden sağlık hizmetlerine ayrılan kaynağın 4 katı büyüklüğünde. Sosyal yardım ve destekler için ayrılan bütçenin 6.4 katı, tarıma yönelik toplam kaynak ve teşviklerin ise 6.6 katı kadar bir tutardan söz ediyoruz. 173 milyar dolar, 2027 yılında deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dayanıklılık için ayrılan bütçenin 1.2 katı. Dar gelirli vatandaşlarımızın konuta erişimini desteklemek amacıyla ayrılan sosyal konut finansman desteğinin 34.6 katı. Çiftçilerimize ayrılan tarımsal destek programları bütçesinin 36.8 katı, tarımsal sulama yatırımları için ayrılan kaynağın 49.6 katı. Yeni doğan çocuklarımız ve aileleri için ayrılan doğum yardımları bütçesinin ise tam 102.8 katı. Bunların her biri, devletimizin bir yıl boyunca milyonlarca vatandaşımıza hizmet sunmak için ayırdığı kaynaklar. Yalnızca iki aylık piyasa değeri kaybının bu bütçe kalemleriyle karşılaştırılabilecek büyüklüğe ulaşması son derece dikkat çekicidir. Yatırımcının güvenini, vatandaşın birikimini, şirketlerimizin değerini korumak zorundayız. Böylesine büyük bir piyasa değeri kaybının nedenleri bütün yönleriyle ortaya konulmalı, sorumlular hakkında gerekli işlemler yapılmalıdır” dedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Son kullanım tarihi geçen kanser ilaçları piyasaya sürüldü</strong></span></p>
<p>Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, son kullanma tarihi geçmiş kanser ilaçlarının ambalaj ve kutularının değiştirilerek yeniden piyasaya sürülmesi, yurt içinde ve yurt dışında satışa sunulmasına yönelik suç faaliyetleri mercek altına alındı. Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturma kapsamında yürütülen teknik takip, araştırma ve incelemeler sonucunda 3’ü kamu görevlisi olmak üzere 24 şüpheli, 4 şirket ve 5 iş yeri tespit edildiğini duyurdu. Yapılan mali incelemelerde, şüpheli kişi ve şirketlerin toplam işlem hacminin yaklaşık 650 milyon TL olduğu, söz konusu para hareketlerinin beyan edilen ticari faaliyetlerle uyumsuzluk gösterdiğini belirten Bakan Gürlek, “elde edilen bulgular doğrultusunda İstanbul merkezli 11 ilde, 24 şüpheli ve 5 iş yerine yönelik eş zamanlı operasyon düzenlenmiştir. Operasyon kapsamında 22 şüpheli gözaltına alınmış, 2 şüpheli hakkında yakalama çalışmaları devam etmektedir Suçtan elde edildiği değerlendirilen taşınır ve taşınmazlar ile banka hesaplarına el konulmuştur” bilgisini paylaştı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Hakan Fidan milletvekillerini bilgilendirecek</strong></span></p>
<p>Geçen hafta TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşülerek kabul edilen Mekke Anlaşması’nın Genel Kurul görüşmeleri bekleniyor. Anlaşmanın Genel Kurul’da yapılacak görüşmelerinden önce Hükümet adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, milletvekillerini bilgilendirmesi planlanıyor. Muhalefet partilerinin karşı çıktığı anlaşma ile ilgili merak edilenleri Dışişleri Hakan Fidan yanıtlayacak. Mekke Ortak Savunma Antlaşması, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026'da imzalanmış güvenlik ve savunma kapsamında taraf devletler, birine yönelik herhangi bir saldırganlık eylemini antlaşma taraflarının her birine yönelik bir eylem olarak değerlendirmeyi taahhüt ediyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/173-milyar-dolarlik-kayip-turkiyenin-yaklasik-4-aylik-butcesine-denk-geliyor-91147</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/ali-babacan.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;173 milyar dolarlık kayıp, Türkiye&#039;nin yaklaşık 4 aylık bütçesine denk geliyor&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cevreye-bakista-farkli-mulkiyet-anlayisi-91146</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çevreye bakışta farklı mülkiyet anlayışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Olay-1: Emlakçı</strong></p>
<p>Şehrin değişik yerlerinde epey apartman gezdirmişti emlakçı. Her girdiğimiz apartmanda hemen hemen her dairenin kapısı önünde ayakkabılar vardı. Son binadan çıkınca bizi gezdiren emlakçıya sordum: “Bu şehirde kapı önlerinde ayakkabıların olmadığı bir semt, ya da apartman yok mu?“ Emlakçı gülerek cevap verdi. “Maalesef burası böyle... Hemen hemen her apartmanda dairelerin kapı önlerinde böyle ayakkabılar vardır. Semtten semte, ya da apartmandan apartmana sadece ayakkabıların kalitesi, markası değişir“.</p>
<p><strong>Bir yorum</strong></p>
<p>Apartmanlarda dairelerin kapısı önünde ayakkabı bırakılması sadece bu şehre özgü bir şey değildir. Peki, ama bunun, kime ne zararı ve ne sakıncası var? Bu soruna değişik açılardan bakabiliriz.</p>
<p>Bir bakış açısı, güvenliktir. Bir apartmanda kapı önlerine, koridorlara, sahanlıklara, daha genel bir tanımla geçiş yollarına bırakılan her engel, hayati tehlike yaratır. Ayakkabılar, konulan engellerden en çok görülenidir. Ama kapı önlerine, koridorlara, sahanlıklara neler konmuyor ki: Bisikletler, çocuk arabaları, ayakkabılıklar, kullanılmayan eşyalar vs. Halbu ki, bir apartmanda, merdivenler, koridorlar binadan çıkış yollarıdır, tıkanmamalıdır. Diyelim ki bir gece deprem oldu, ya da yangın. Hızla binayı terk etmeniz gerekiyor. Kapı önlerine bırakılan her şey, sizin selamete çıkış yolunuza konmuş bir tuzaktır. Karanlıkta bunlara takılır düşersiniz. Bir yangın ya da deprem sonrası binalarda gördüğümüz üst üste yığılmış cesetlerin nedenlerinden biri işte budur. İkinci bakış açısı, estetik konusudur. Kapı önlerindeki ayakkabılar, terlikler vs. çok çirkin görünüm arz eder. Bir evin kapısının önü, evin dışarıya açılmış penceresidir, evin aynasıdır. Örneğin, kapı önlüne saçılmış pis ayakkabıları ve terlikleri görünce içeriye de aynı gözle bakarım. Kim bilir içerisi nasıl berbat durumdadır diye düşünürüm. Sanırım sadece ben değil, birçok kişi de böyle düşünür. Peki neden insanlara böyle düşünme fırsatı veriyorlar? Kişi sabah kalkmış, duşunu almış, giyinmiş, Kahvaltısını yapmış. Kapısından çıkar çıkmaz neden komşunun kapı önündeki pis ayakkabılarını, terliklerini görerek gününe başlasın? Ya da işten yorgun argın dönmüş. Evine girerken neden komşusunun kokuşmuş ayakkabıları ile karşılaşsın.</p>
<p>Üçüncü bakış açısı, psikolojiktir. Herkes bu açıdan bakmayabilir. Ama ben bakarım. Kapı önlerindeki bu sahipsiz ayakkabılar bana kötü şeyler çağrıştırır. Sanki kötü bir şey olmuş da ayakkabılar sahipsiz ortada kalmış diye düşünürüm. Örneğin bir TIR, yolcu dolu minibüse çarpmış. Yolcular çevreye saçılmış. Ambulanslar yaralıları ve cesetleri taşımış da kaza yerinde geriye onların ayakkabıları kalmış. Ya da apartmana bir vahşi hayvan ya da eli bıçaklı bir cani girmiş. Millet kaçarken ayakkabılarını ortada bırakmış. Ya da evden cenaze çıkmış; bunlar mevlide gelenlerin ayakkabıları.</p>
<p>Neden insanlar giydikleri ayakkabılarını, terliklerini dışarda bırakırlar? Bununla ilgili değişik hipotezler geliştirmek mümkün.</p>
<p>Birincisi kırsal alandan gelince şehre alışamama sendromudur. Köyden gelen kişi “Ahıra girdim, hayvanlara baktım. Aynı ayakkabılarla eve mi gireyim“ alışkanlığını şehirde de sürdürür. Şehirde olduğunun henüz farkında değildir.</p>
<p>İkinci hipotez, mülkiyet anlayışı ile ilgilidir. Burada da iki değişik bakış söz konusudur. Birinde kişi belki şöyle düşünüyor olabilir: Ayakkabı mekruh, bununla içeri mi gireyim. Dışarda bırakıyorum. Çünkü kapımın önü benim değil, pisliği dışarda bırakırım. İkinci bakış açısı da şöyle olabilir: Evet, kapımın önü bana ait, nasıl istersem öyle kullanırım. Pis ayakkabı da korum, pis donumu da. Kimse karışamaz.</p>
<p>Üçüncü hipotez ise, bunu yapan kişiler tamamen masumdur., sadece cahildir. Kapı önüne bırakılan şeylerin yaratacağı tehlikenin ve rahatsızlığın farkında değildir.</p>
<p><strong>Olay-2: Pet şişe</strong></p>
<p>Köydeki çeşmenin başına geldiğimizde su dolduran sadece bir aile vardı. Son şişeyi dolduruyorlardı. İstanbul plakalı arabalarının bagajı hınca hınç eşya doluydu. Selamlaştık. “Gidiyor musunuz, geliyor musunuz? diye sordum. Çünkü kaplıcada bir dönemin değişim zamanı idi. “Gidiyoruz“ dedi adam. Karısı da ilgili bakıyordu. Turşu kavanozlarını göstererek “Maşallah, turşular da yapılmış“ dedim kadına bakarak. Kadın heyecanla karşılık verdi “Evet, turşu zamanı, her şeyi yaptım valla“. O sırada bir delikanlı da elinde iki bidonla çeşmeye yanaştı.</p>
<p>Ben arabadan boş pet şişeleri alıp çeşme başına döndüğümde genç söyleniyordu “Boş pet şişeyi attılar; çöplerini buraya bırakıp gidiyorlar. Bu halk ne zaman adam olacak?“. Baktım: İstanbul plakalı araç buradan ayrılmak için manevra yapıyordu ve yerde boş bir pet şişe vardı. Arabayı süren adama seslendim. “Pet şişeniz düşmüş“. Herhalde beni duymuyor deyip, bu kez elimi kaldırıp dur işareti yaptım ve seslendim: “Pet şişenizi düşürmüşsünüz“. Bunun üzerine adam arabayı durdurdu. Arabadan indi ve şişeyi alıp yola koyuldu.</p>
<p>Gence döndüm “Düşürmüşsünüz deyince pet şişeyi aldı adam” dedim. “Yani onu suçlamadan, kibarca uyarınca oldu” demek istedim. Bunun üzerine genç “Ben de öyle demiştim. Hem de iki kez. Aldırmadı. Bu millet ne zaman adam olacak?” diye sitem etti yine.</p>
<p><strong>Bir yorum</strong></p>
<p>Her taraf yemyeşildi. Bir de yağmur yağmıştı; doğa parıldıyordu. Güldür güldür akan su tertemizdi, adeta insanın ruhunu yıkıyordu. Çeşme başında tek döküntü yoktu. Adam boş pet şişeyi neden yere atmıştı?</p>
<p>Bu güzel doğada sıcak suya girmiş, kaplıcadan yararlanmıştı. Kim bilir bu çeşme başına kaç kez gelmişti su almaya. Ama artık İstanbul’a dönüyordu. İlgisi kalmamıştı burayla. Avrupa’nın çöpünü bize yolladığı gibi, o da çöpünü buraya bırakıyordu. Arabada niye saklamıyordu? Çünkü araba onun sahip olduğu bir şeydi, malıydı. Ama çevre onun değildi. Doğa onun değildi. Onun için çevreyi, doğayı sahiplenip korumuyordu.</p>
<p>İstanbul’a götüreceği suyunu doldurmuştu. Bu pet şişeye ihtiyacı yoktu. O zaman arabadan attı. Ona el sallayıp “Pet şişenizi düşürmüşsünüz“ diye el sallayan adamı görünce belki de şöyle düşündü: “Bu ukalalar her yerde. Mesele olmasın, durup alayım bari. İlerde atarım“   </p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İki ilimizdeki iki farklı olayı anlattım. Olaylar farklı da görünse, sorun aynı bakış açısının ürünü. Sorun, mülkiyete bakış açısı. Burada da iki bakış açısından söz edebiliriz. Bir bakış açısı ile kişiler evlerinin, arabalarının dışını, her anlamıyla çevreyi sahiplenmiyorlar. Bu nedenle, ayakkabılarını ve diğer döküntülerini apartmanlarının dışına koyarak, ya da arabalarından çöp atmakta çevreyi kirletmekte bir sakınca görmüyorlar. İkinci bakış açısında da apartmanı, ya da çevreyi sadece kendi mülkiyetlerinde olan bir şey sanıyorlar. Her yer benim, her şey benim; canımın istediği gibi kullanırım havasındalar. Devreye bir de cahillik ve saygısızlık girince çirkin şekil tamamlanıyor.</p>
<p>Çözüm yine eğitimde, uzun dönemli; çevre bilincini, saygı ve sevgisi ile anaokulundan başlayarak zihinlere işlemekte…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cevreye-bakista-farkli-mulkiyet-anlayisi-91146</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çevreye bakışta farklı mülkiyet anlayışı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/pakistanli-is-insanlarindan-btsoya-is-birligi-ziyareti-91180</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pakistanlı iş insanlarından BTSO’ya iş birliği ziyareti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa iş dünyası, Pakistan pazarına yönelik ticari ilişkileri geliştirmek amacıyla uluslararası temaslarını sürdürüyor. Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu (FPCCI) ve bölge ticaret odalarının temsilcilerinden oluşan heyet, BTSO yönetimiyle bir araya gelerek iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulundu. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Üyeleri Zeki Eker, Savaş Keskin ve Murat Çağlar'ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya, BTSO Meclis Üyeleri Rıdvan Uğur Yavuz ve Mithat Sencar Sağlık ile Bursa Uzay Havacılık ve Savunma Kümelenmesi Derneği (BASDEC) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mustafa Hatipoğlu da katıldı. </p>
<h2>“Ticari ortaklıklar ve fırsatlar değerlendirildi”</h2>
<p>PCCI Başkan Yardımcısı ve Faisalabad Kadın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Qurrat ul Ain başkanlığındaki Pakistan heyetinde; Dadu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zubair Ahmed Bhurt, FPCCI Diplomatik İlişkiler Komitesi Koordinatörü Yasir Liaqat, FPCCI Eğitimde Dönüşüm Komitesi Koordinatörü Shabana Faisal ve Mandi Bahauddin Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Sardar Muhammad Owais Raza yer aldı. Turizm, tarım, inşaat, eğitim ve hizmet sektörlerinden temsilcilerin katıldığı görüşmede, Bursa'nın üretim kapasitesi ve sektörel çeşitliliğinin Pakistanlı firmalarla kurulabilecek ticari ortaklıklar açısından sunduğu fırsatlar değerlendirildi.</p>
<h2>“Bursa'nın üretim gücü öne çıktı”</h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Zeki Eker, Türkiye ile Pakistan arasındaki köklü dostluğun ekonomik ilişkilere daha güçlü yansıtılması gerektiğini belirterek, iş dünyalarına önemli sorumluluklar düştüğünü söyledi. Heyette farklı sektörlerden temsilcilerin bulunmasının iş birliği potansiyelini ortaya koyduğunu ifade eden Eker, Bursa'nın üretim gücü ve sektörel çeşitliliğinin Pakistanlı iş insanlarıyla geliştirilecek ortaklıklar için güçlü bir zemin oluşturduğunu kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae99a9877987-1793694360.jpg" alt="" width="735" height="349" /></p>
<h2>“Firmalar arasında yeni temaslar planlanıyor”</h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Savaş Keskin de Pakistan'ın büyüyen pazarı ve gelişen girişimcilik ortamıyla Bursa firmaları açısından yakından takip edilmesi gereken ülkeler arasında bulunduğunu söyledi. Görüşmede ticaret ve yatırım başlıklarının ele alındığını belirten Keskin, temasların somut iş birliklerine dönüştürülmesi için firmalar arasında yeni buluşmalar planlanacağını ifade etti. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Murat Çağlar ise heyet ziyaretlerinin iki ülke iş dünyasının birbirini daha yakından tanımasına katkı sağladığını belirterek, Pakistanlı iş insanlarıyla temasları düzenli hale getirerek ticari ilişkileri kalıcı kılmayı hedeflediklerini dile getirdi.</p>
<h2>“Bursa bizim için çok önemli”</h2>
<p>FPCCI Başkan Yardımcısı ve Faisalabad Kadın Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Qurrat ul Ain de Bursa ile Pakistan arasındaki tarihsel ve ticari bağlara dikkat çekti. Bursa'ya ikinci kez geldiğini belirten Qurrat ul Ain, kentin kendileri açısından önemli bir yere sahip olduğunu ifade ederek, Türkiye ve Pakistan iş dünyaları arasında daha güçlü ilişkiler kurulmasını arzu ettiklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/pakistanli-is-insanlarindan-btsoya-is-birligi-ziyareti-91180</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/0/1280x720/pakistanli-is-insanlarindan-btsoya-is-birligi-ziyareti-1793694185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pakistan Ticaret ve Sanayi Odaları Federasyonu ile bölge odalarının temsilcilerinden oluşan heyet, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret etti. Görüşmede Türkiye-Pakistan ticaretinin geliştirilmesi, Bursa ile Pakistan arasında yeni yatırım ve iş birliği fırsatları ele alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btuden-milli-hava-platformlarina-hesaplama-destegi-91179</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTÜ ve TUSAŞ’tan milli havacılık için iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Teknik Üniversitesinin (BTÜ), savunma ve havacılık sanayisinin ihtiyaçlarına yönelik üniversite-sanayi iş birliklerine yenisini eklediği bildirildi.</p>
<p>Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Üniversite-Sanayi İş Birliği (USİ-ARGE) Programı kapsamında desteklenen proje ile milli hava platformlarının aerodinamik tasarımında kullanılan hesaplama süreçlerinin geliştirilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>BTÜ Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Turan'ın koordinatörlüğünde yürütülecek 12 aylık projede, TUSAŞ tarafından geliştirilen milli akış çözücüsü TAMS-AERO'ya Paralel Sağlam Çoklu Izgara Tekniği (PRMT) entegre edilecek. Böylece özellikle yüksek hesaplama maliyeti gerektiren zamana bağlı akış simülasyonlarında işlem kapasitesinin artırılması hedefleniyor.</p>
<h2>“Hesaplama süreleri kısalacak”</h2>
<p>Verilen bilgilere göre projede geleneksel paralel hesaplama yöntemlerinden farklı olarak yalnızca uzaysal bölgelerin değil, zaman boyutunun da paralelleştirilmesi planlanıyor. Bu yöntemle yüksek başarımlı hesaplama sistemlerinde farklı zaman aralıklarının eş zamanlı çözülebilmesi ve uzun süreli aerodinamik analizlerin daha kısa sürede tamamlanması amaçlanıyor. Geliştirilecek teknolojinin başta KAAN ve HÜRJET olmak üzere milli hava platformlarının aerodinamik tasarım süreçlerinde daha fazla alternatif konfigürasyonun değerlendirilmesine imkan sağlaması bekleniyor. Böylece tasarım ve geliştirme aşamalarında hesaplama kaynaklarının daha verimli kullanılması hedefleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae995543a3d9-1793693012.jpg" alt="" width="602" height="440" /></p>
<h2>“İki boyutlu çalışmalardan üç boyutlu analizlere”</h2>
<p>BTÜ ekibinin daha önce iki boyutlu problemler üzerinde gerçekleştirdiği çalışmalarda elde ettiği yakınsama performansı ve hesaplama süresi iyileştirmeleri, yeni proje için teknik altyapı oluşturdu. Projenin devamında PRMT yönteminin TAMS-AERO'ya entegre edilerek üç boyutlu ve yüksek ölçekli aerodinamik problemlerde test edilmesi planlanıyor. Projede Doç. Dr. Osman Turan'ın yanı sıra Prof. Dr. Ali Cemal Benim, Dr. Öğretim Üyesi Levent Aydınbakar, Doç. Dr. Burhan Alveroğlu, Araştırma Görevlisi İsmail Hoş, yüksek lisans öğrencisi Ersin Karabacak ve lisans öğrencisi İbrahim Barış Cantez görev alıyor.</p>
<h2>“Yerli yazılım kapasitesine katkı”</h2>
<p>Projenin teknik altyapısı, BTÜ bünyesinde faaliyet gösteren COSAM (Center of Open-source Software Applications in Mechanics) Laboratuvarı tarafından sağlanacak. Akışkanlar mekaniği, açık kaynaklı yazılımlar ve hesaplamalı yöntemler üzerine çalışmalar yürüten laboratuvarın yüksek başarımlı hesaplama altyapısı, projenin geliştirme ve test süreçlerinde kullanılacak. Çalışmayla aerodinamik tasarım süreçlerinin hızlandırılmasının yanı sıra milli hava platformlarına ilişkin kritik bilgi ve fikri mülkiyetin korunması, yabancı ticari yazılımlara bağımlılığın azaltılması da hedefleniyor. BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversite-sanayi iş birliklerinin Türkiye'nin milli teknoloji üretme kapasitesinin geliştirilmesinde önemli rol oynadığını belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btuden-milli-hava-platformlarina-hesaplama-destegi-91179</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/9/1280x720/btu-ve-tusastan-milli-havacilik-icin-guclu-is-birligi-1793692987.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Teknik Üniversitesi, TUSAŞ ile yürüttüğü Ar-Ge projesi kapsamında KAAN ve HÜRJET gibi milli hava platformlarının aerodinamik tasarım süreçlerinde kullanılan simülasyonların hızlandırılmasına yönelik yerli teknoloji geliştireceğini duyurdu. TUSAŞ’ın milli akış çözücüsü TAMS-AERO’ya entegre edilecek yeni yöntemle, yüksek maliyetli hesaplamaların daha kısa sürede tamamlanması ve yabancı yazılımlara bağımlılığın azaltılması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/icmimarlardan-meslek-orgutune-katilim-cagrisi-91177</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İçmimarlardan meslek örgütüne katılım çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Nehir Özbey, Odanın 50. kuruluş yılı kapsamında başlatılan üyelik affının mesleki örgütlenmenin güçlendirilmesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Henüz Odaya üye olmayan içmimarlara çağrıda bulunan Özbey, mesleğin ortak bir iradeyle temsil edilmesinin önemine dikkat çekti. TMMOB İçmimarlar Odası Genel Merkezi öncülüğünde yürütülen uygulama, 12 Ekim-1 Aralık 2026 tarihleri arasında geçerli olacak. İlk kez Odaya kayıt yaptıracak içmimarları kapsayan düzenleme kapsamında, yeni üyeler geçmiş dönem aidatlarından muaf tutulacak.</p>
<h2>“Mesleki temsil vurgusu”</h2>
<p>İçmimarlığın yalnızca fiziksel mekanların tasarımıyla sınırlı bir disiplin olmadığını belirten Nehir Özbey, mesleğin yaşam kalitesi, toplumsal yapı ve kültürel gelişim üzerindeki etkisine dikkat çekti. Özbey, mesleki uzmanlığın hak ettiği değeri görmesi ve karar alma süreçlerinde daha güçlü temsil edilmesi için örgütlü yapının önem taşıdığını ifade etti. Mesleki bilgi ve birikimin ortak bir iradeye dönüştürülmesi gerektiğini kaydeden Özbey, güçlü bir meslek örgütünün fikir üretme ve ortak vizyon geliştirme kapasitesiyle öne çıktığını vurguladı.</p>
<h2>“Beş ildeki içmimarlara çağrı”</h2>
<p>Üyelik affının meslektaşlar arasında dayanışmayı artırmak için önemli bir fırsat olduğunu dile getiren Özbey, Bursa'nın yanı sıra Balıkesir, Bilecik, Çanakkale ve Yalova'da faaliyet gösteren içmimarlara Odaya katılım çağrısı yaptı. Her yeni üyenin meslek örgütünün temsil gücüne katkı sağlayacağını belirten Özbey, “Henüz Odamıza üye olmamış tüm meslektaşlarımızı aramıza katılmaya ve mesleğimizin geleceğinde söz sahibi olmaya davet ediyorum. Çünkü içmimarlığın geleceğini birlikte tasarlıyoruz” dedi. Özbey, üyelik affı başvurularının 1 Aralık 2026 tarihine kadar devam edeceğini belirterek, başvuru koşulları ve ayrıntılı bilgilere TMMOB İçmimarlar Odası Genel Merkezi'nin resmi internet sitesinden ulaşılabileceğini bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/icmimarlardan-meslek-orgutune-katilim-cagrisi-91177</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/7/1280x720/nehir-ozbey-1793692410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMMOB İçmimarlar Odası Bursa Şube Başkanı Nehir Özbey, Odanın kuruluşunun 50. yılı kapsamında başlatılan üyelik affıyla yeni üyelere geçmiş dönem aidatlarından muafiyet sağlandığını belirterek, Bursa ve çevre illerdeki içmimarları meslek örgütüne katılmaya davet etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-kadinin-adimlarinda-cumhuriyetin-izleri-91162</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir kadının adımlarında Cumhuriyet’in izleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bolşoy Tiyatrosu'nda Giselle'in başrolünü üstlenen ilk yabancı prima balerin Meriç Sümen'in hikâyesi, Türkiye'nin sanat tarihinde bir yolculuğa dönüşüyor. Yönetmen Deniz Gürgen Atalay'ın "Prima Ballerina Meriç" belgeseli, uluslararası başarıların, alkışların ve sahne ışıklarının ardındaki emeği görünür kılarken, yaş almanın üretmekten vazgeçmek anlamına gelmediğini hatırlatıyor. Gürgen'in sözleriyle, "Beden dönüşüyor, ama sanatla kurulan bağ ve kendini ifade etme ihtiyacı yaşamaya devam ediyor."</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae97f7345f92-1793687411.png" alt="" width="248" height="378" /></strong>Bazı hayat hikâyeleri vardır, bir insanı anlatırken bir ülkenin tarihini de anlatır. Meriç Sümen’in hikâyesi bunlardan biri. Bolşoy Tiyatrosu’nda Giselle’in başrolünü üstlenen ilk yabancı prima balerin olmak, dünya sahnelerinde bir Türk kadını olarak iz bırakmak, ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü olarak sanatın yönetiminde sorumluluk üstlenmek... Bunların her biri başlı başına büyük bir başarı. Meriç Sümen’in hikâyesini bugün yeniden anlatmaya değer kılan başka bir şey daha var: Bütün bu başarıların ardından, yıllar sonra yeniden sahneye çıkma heyecanını koruyabilmesi. Çünkü hayatın belli bir döneminden sonra insanlardan, özellikle de kadınlardan, yavaşlamaları, geri çekilmeleri, yerlerini başkalarına bırakmaları bekleniyor. Oysa üretmenin, yaratmanın, deneyimlerini paylaşmanın bir yaşı yok. Yönetmen Deniz Gürgen Atalay’ın 63. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan “Prima Ballerina Meriç” belgeseli de bir sanatçının geçmişte neler başardığından hareket ederek, bugün hâlâ neler yapabildiğini anlatıyor. Deniz Gürgen Atalay ile Meriç Sümen’in hayatını, belgeselin ortaya çıkışını, Türkiye’nin sanat hafızasını ve kadınların yaş aldıkça görünmezleşmesine karşı sanatın sunduğu güçlü cevabı konuştuk.</p>
<p><strong>Bir dönüşün hikâyesi</strong></p>
<p>Belgeselin çıkış noktası, Meriç Sümen’in yıllar sonra Kuğu Gölü balesinde Kraliçe rolüyle yeniden sahneye çıkacak olması. Deniz Gürgen Atalay için Meriç Sümen, kamera karşısında tanıştığı bir sanatçı değil. Uzun yıllardır tanıdığı, aile dostu olarak hayatında yer alan, sanatına ve çalışma disiplinine hayranlık duyduğu bir isim. Bu yakınlık, belgeselin anlatım dilini de belirlemiş. Gürgen Atalay, “Onun olağanüstü sanat yolculuğunu, bugün devam eden bir sahne hazırlığının içinden anlatma fikri beni çok heyecanlandırdı” diyor. Ortaya çıkan film, geçmişin büyük başarılarını sıralayan klasik bir sanatçı portresinin ötesine geçiyor. Bir insanın sanatla kurduğu ilişkinin yıllar içinde nasıl değiştiğini, ama neden hiç sona ermediğini anlamaya çalışıyor: Gençliğinde bedenine kusursuz biçimde hâkim olan bir balerinin, yıllar sonra aynı sahneye farklı bir bedenle, ancak çok daha zengin bir deneyimle dönmesi... Gürgen Atalay bu değişimi şöyle anlatıyor: “Gençliğinde dans ettiği rolleri bugün aynı biçimde gerçekleştiremeyeceğini biliyor. Ancak bir karakteri duruşuyla, bakışıyla, beden diliyle ve yılların kazandırdığı yorum gücüyle yaşatmaya devam ediyor.” Gürgen Atalay, gençliğin fiziksel olanakları azalırken deneyimin, birikimin ve yorum gücünün kazandırdıklarının neden yeterince konuşulmadığını sorgularken, Meriç Sümen’in sahneye dönüşü, bu soruya güçlü bir cevap veriyor.</p>
<p><strong>Zarafetin görünmeyen bedeli</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae97f8e964a7-1793687438.png" alt="" width="285" height="371" /></strong>Deniz Gürgen Atalay, Meriç Sümen’in hayatını yakından izledikçe, görünmeyen emeğin önemini daha iyi kavradığını anlatıyor: “Seyirci çoğu zaman tamamlanmış bir performansla karşılaşıyor; oysa o performansın arkasında her gün yeniden başlayan çalışmalar, bedensel sınırlarla mücadele, göz ardı edilemeyecek bir yorgunluk, sakatlıklar ve yaşamın bütününü sanatın gerektirdiklerine göre düzenlemek var.” Aslında bu, kadınların başarı hikâyelerinde sık karşılaştığımız bir eksiklik. Sonuca odaklanıyoruz. Ödülleri, unvanları, ulaşılan makamları konuşuyoruz. Oysa oraya gelene kadar yapılan seçimler, vazgeçilenler, verilen mücadeleler çoğu zaman anlatının dışında kalıyor. Meriç Sümen’in hikâyesi, başarının ardındaki gündelik emeği hatırlatıyor. Gürgen Atalay’ın özellikle vurguladığı gibi, sanata adanmış bir hayatın zorlukları kadar insana verdiği güç ve yaşama sevinci de var.</p>
<p><strong>Cumhuriyet’in sanat hafızası bir insanın bedeninde yaşıyor</strong></p>
<p>Belgeselin önemli bir başka boyutu, Meriç Sümen’in kişisel hikâyesi üzerinden Türkiye’nin bale tarihine bakması. Bir Türk kadınının dünyanın en önemli bale sahnelerinden birinde başrol üstlenmesi, ardından ülkesinde sanatın yönetimine kadar yükselmesi, Türkiye’nin sanat tarihinde kadınların açtığı yolları da gösteriyor. Deniz Gürgen Atalay, tarih ve sinema ilişkisini akademik olarak da çalışan bir yönetmen. Bu nedenle belgeseli, bir sanatçının yaşamını kayıt altına almanın ötesinde, sinemanın tarih yazımına nasıl katkıda bulunabileceği üzerinden değerlendiriyor. Gürgen Atalay’ın çekimler sırasında en çok etkilendiği konulardan biri de Meriç Sümen’in genç dansçılarla kurduğu ilişki olmuş. Bir kuşaktan diğerine aktarılanın teknik bilgiyle sınırlı olmadığını, çalışma disiplini, sahneye duyulan saygının da bu aktarımın parçası olduğunu söyleyen Gürgen Atalay, bu noktada önemli bir eksikliğe dikkat çekiyor: “Bu aktarımın kişisel çabalarla sınırlı kalmaması; kurumsal hafıza, arşiv çalışmaları ve sanatçıların deneyimlerini paylaşabilecekleri sürekli imkânlarla desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.” Bu cümle, belgeselin belki de en önemli toplumsal mesajlarından birini taşıyor: Bir ülkenin sanat birikimi, o birikimi yaratan insanların kişisel çabalarına bırakılamayacak kadar değerli.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae97fa22e937-1793687458.png" alt="" width="258" height="346" /><span style="color: #f1c40f;"><strong>Bir hayatın bıraktığı iz</strong></span></p>
<p>Deniz Gürgen Atalay daha önce çocuk işçiliği, göç ve güvencesizlik gibi toplumsal meseleleri belgesellerine taşımış bir yönetmen. İlk bakışta bir balerinin hayatını anlatmak, bu konulardan farklı bir tercih gibi görünebilir. Oysa Gürgen için ortak nokta, gerçek insanların hikâyeleri üzerinden yaşadığımız dünyayı anlamak.</p>
<p>Meriç Sümen’in hayatı da sanat, kadınların toplumsal konumu, Cumhuriyet tarihi, emek, yaş alma ve kuşaklar arası dayanışma gibi birçok konuyu bir araya getiriyor.</p>
<p>Gürgen Atalay, belgeselin izleyicide bırakmasını istediği duyguyu anlatırken özellikle genç kuşaklara işaret ediyor. Bir Türk kadınının uluslararası sahnelerde büyük başarılar kazanmasının, kendi hayallerine inanmaya çalışan gençler için güçlü bir örnek olduğunu düşünüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-kadinin-adimlarinda-cumhuriyetin-izleri-91162</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir kadının adımlarında Cumhuriyet’in izleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-acigi-dis-ticaret-ve-ucretler-91145</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Döviz açığı, dış ticaret ve ücretler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de dış ticaret açığını azaltmak için ücretleri baskılayarak birim işgücü maliyetlerini düşüremeyiz. Reel ücretlerdeki erime, zayıflayan alım gücü rekabetçiliği olumsuz etkiliyor. İç talep ücretlerden çok kredi ve kamu harcamalarıyla desteklendiği müddetçe bu mümkün değil.</strong></p>
<p>Haziran 2023’te çok ciddi hale gelmiş olan sorun swaplarla ve carry trade ile aşıldı ve bugüne gelindi. Ancak 3,5 yıla yakındır devam eden bu politika aslında her zamanki gibi geçici bir önlemden ibaret. Almanya’nın yüzde 8’i aşan bir cari fazla verdiği, AB’de 3 yıllık ortalamada yüzde 6’lık bir fazlanın aşılmaması yönünde bir kural olduğu ama Almanya’nın daha yüksek fazla vermeye devam ettiği yazılmıştı. Bir teze göre 2008-09’a kadar Almanya’da birim iş gücü maliyetleri düşük seyrettiği için hem iç talep ve ithalat talebi zayıf kaldı hem de ihracatta düşük maliyetler nedeniyle fiyat rekabeti avantajı kazanıldı. Ancak son 2008-2017 döneminde ücretler arttığı halde cari fazla sürdü, hatta yükseldi. Esas olarak dış ticaret fazlasından kaynaklanan bu durum –yüzde 8,5 fazlanın yüzde 7,8’i dış ticaret kaynaklıydı- Almanya’nın belki de birim ücret maliyeti avantajına ihtiyacı olmadığını, üretimin yüksek teknolojili olmasından dolayı ithalatta ve ihracatta fiyat elastikiyetlerinin düşük olduğunu düşünürsek, gösteriyor olabilirdi. Nitekim bu konuda yaklaşık on sene önce yapılmış yayınlar var.</p>
<p>Türkiye’de durum farklıdır. Ücretler ve birim işgücü maliyetleri uzun süre işgücü verimliliğindeki artışın üzerinde arttı. Zaman zaman –örneğin 1990’larda- verimliliğin altında seyreden ücret artışları sıklıkla verimlikten kopuyor. Yani ya üzerinde ya altında seyredebiliyor. İşgücü yapısındaki yapısal değişimin de ücret artışları lehinde etki yaptığını, bu etkinin eğitimle de (kısmen) açıklanabildiğini, kriz dönemlerinde dönüşümün daha da belirgin hale geldiğini çünkü işten çıkarmalar sırasında genelde verimli çalışanların işte tutulduğunu saptayabiliyoruz.</p>
<p>Birim işgücü maliyetleri daha düşük olsaydı, özellikle ihracatın fiyat elastikiyetinden dolayı, daha düşük dış açık verilebilir miydi veya verilebilir mi? İlk bakışta doğru gibi görünebilir görünen bu tezin –çünkü kompozisyon Alman ekonomisine hiç benzemiyor- genel dengede doğru olmama ihtimali yüksek. Almanya ücretleri artırarak ithalat talebini canlandırmayı ve maliyetler yükseleceği için ihracat hacmini de daraltmayı, bu yolla aşırı fazlayı eritebileceğini düşünebilir. Burada durum tam tersidir. Üstelik fiyat etkisi nedeniyle hacim daralsa bile Almanya’nın dış ticaret fazlası yükselen ücretler nedeniyle çok fazla erimeyebilirdi ki zaten bu olsa olsa yüzde 8-8,5 yüzde 6’ya daralsın diye yapılabilirdi. Ancak yıllar geçtikçe bu durum değişti ve Almanya 2024’te yüzde 3.78 ve 2025’te sadece yüzde 2,36 fazla verdi. Durum özellikle Ukrayna savaşı sonrası değişti.</p>
<p>Orada sonunda durum değişti ancak Türkiye’de birim ücret maliyetini düşürmek hiçbir zaman çözüm değildi. Öncelikle tüketime alışmış, göçmenlerle 90 milyonu aşan bir nüfus ve güçlü iç talepten bahsediyoruz. Sonrasında iç talebi tetikleyen en önemli kalem ücretler değil. Esasen işsizlik hayli yüksek seyrediyor ve reel ücretler eriyip duruyor. Artan borçlanma talebi hane halkı harcamalarını en çok kredi mekanizmasının ve ara ara kamu harcamalarının tetiklediğini gösteriyor. Ücret sepetine bakarken transfer harcamalarını da dâhil etmek gerekiyor. Ayrıca enformel ekonomiyi de göz önüne almak şart. Öte yandan, efektif döviz ihtiyacına gelirken dış ticaret açığının cari açığa tam olarak tercüme olmasına engel olan en önemli kalemi, turizmi de unutmamak lazım. Dış ticaret açığında sınırlı bir daralma için birim ücret maliyetlerini düşürmeye çalışmak saf ekonomi açısından bile cazip bir yol olmayabilir. İhracatı artırıp ithalatı azaltmak amacıyla atılacak bir adımın ilk etabının ithalatın bileşimini/maliyetini düşürmeye çalışmak olduğu da söylenebilir. Son ürün olarak ihracat kalemlerine işaret etmek ve buradan başlamak akılcı görünmüyor. İhracat zaten KOBİ’lerin son önlem olarak başvurdukları bir kalem olageldi. 2018’le kıyaslayınca değişen önemli madde dışarıya sermaye kaçışı denebilir. Seçim yaklaştıkça değil birim ücret maliyetini düşürmek tam tersine siyasi bir döngüyle kayıpların bir kısmının telafi edilmesi beklenmelidir. 2027’de sınırlı ama 2028’de ciddi oranda bir telafi beklenebilir.  </p>
<p>Bu noktadan sonra dış ticarette rekabet iddiasıyla ücret maliyetinin yüksek olduğunu iddia etmek mümkün olmamalıdır. Reel ücretler enflasyon vergisiyle eritildi ve durum iç talebi baskılayacak kadar derinleşmiş bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-acigi-dis-ticaret-ve-ucretler-91145</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz açığı, dış ticaret ve ücretler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fiyat-gelismelerine-iliskin-degerlendirmeler-91144</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fiyat gelişmelerine ilişkin değerlendirmeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Üretim maliyetlerinden döviz kuruna, tarımsal üretimden enerji fiyatlarına ve beklentilerden kamu politikalarına kadar çok sayıda unsur fiyatları belirler. Maaşlar artsa bile fiyatlar daha hızlı yükseliyorsa vatandaşın cebindeki paranın değeri düşer.</strong></p>
<p>Market rafına uzandığımızda geçen aya göre daha pahalı bir ürünle karşılaşmak, pazarda aynı parayla daha az meyve ve sebze almak ya da faturaların her ay biraz daha kabarması artık birçok vatandaşın günlük hayatının bir parçası hâline geldi. İşte bu değişimlerin tamamı, ekonomi dünyasında “fiyat gelişmeleri” olarak adlandırılıyor. Fiyatların hangi yönde hareket ettiği, neden arttığı veya artış hızının neden yavaşladığı yalnızca ekonomistlerin değil, toplumun her kesiminin yakından takip ettiği bir konu.</p>
<p>Bir ülkede fiyatların sürekli yükselmesi, insanların satın alma gücünü azaltır. Maaşlar artsa bile fiyatlar daha hızlı yükseliyorsa vatandaşın cebindeki paranın değeri düşer. Bu nedenle fiyat gelişmeleri yalnızca rakamlardan ibaret değildir. Sofradaki ekmeği, çocukların eğitim masraflarını, kiraları, ulaşımı ve günlük yaşamın tamamını doğrudan etkiler.</p>
<p>Fiyatların artmasına neden olan birçok unsur bulunur. Bunların başında üretim maliyetleri gelir. Elektrik, doğal gaz, akaryakıt, işçilik ve ham madde fiyatları yükseldiğinde üreticiler de ürünlerini daha yüksek maliyetle üretmek zorunda kalır. Bu maliyetlerin önemli bir bölümü zamanla satış fiyatlarına yansır. Sonuçta tüketici daha yüksek fiyatlarla karşılaşır.</p>
<p><strong>Kur yükseldiğinde </strong><strong>ithalat maliyetleri artar</strong></p>
<p>Bir başka önemli etken ise döviz kurudur. Özellikle ithal edilen ürünler veya üretimde kullanılan yabancı kaynaklı ham maddeler döviz kurundaki değişimlerden doğrudan etkilenir. Kur yükseldiğinde ithalat maliyetleri artar. Bu durum elektronik eşyadan otomobile, ilaçtan sanayi ürünlerine kadar birçok alanda fiyatların yükselmesine neden olabilir.</p>
<p>Tarım sektöründe ise hava koşulları büyük önem taşır. Kuraklık, don, sel veya aşırı sıcaklık gibi doğal olaylar üretimi azaltabilir. Ürün azaldığında arz düşer, talep aynı kaldığında ise fiyatlar yükselir. Özellikle sebze ve meyve fiyatlarında yaşanan ani artışların önemli nedenlerinden biri de budur.</p>
<p>Talep koşulları da fiyatları etkileyen önemli faktörlerden biridir. İnsanların harcama isteğinin çok güçlü olduğu dönemlerde üretim aynı hızla artamazsa ürünlere olan yoğun talep fiyatların yükselmesine yol açabilir. Özellikle bayramlar, tatil dönemleri veya belirli kampanya zamanlarında bazı ürünlerde fiyat artışları görülebilir.</p>
<p><strong>Ekonomide güven ortamının oluşması</strong></p>
<p>Fiyat gelişmeleri değerlendirilirken yalnızca ürünlerin etiketlerine bakılmaz. Ekonomistler; gıda, enerji, kira, ulaştırma, sağlık, eğitim ve hizmet sektöründeki fiyat hareketlerini ayrı ayrı inceler. Çünkü her sektör farklı nedenlerle fiyat değişimi yaşayabilir. Örneğin enerji fiyatları küresel gelişmelerden etkilenirken kira fiyatları konut arzı ve talebiyle yakından ilişkilidir.</p>
<p>Son dönemlerde birçok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de enflasyonla mücadele ekonomi politikalarının en önemli hedeflerinden biri hâline gelmiştir. Enflasyonun düşürülmesi için para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların birlikte uygulanması büyük önem taşır. Tek başına alınan önlemler çoğu zaman kalıcı sonuç vermeyebilir.</p>
<p>Merkez bankalarının faiz kararları da fiyat gelişmelerini etkileyen araçlardan biridir. Amaç, piyasadaki para miktarını ve kredi kullanımını dengeleyerek aşırı talebi kontrol altına almaktır. Böylece fiyat artışlarının zaman içinde yavaşlaması hedeflenir. Ancak bu süreç kısa sürede sonuç vermez. Ekonomide alınan kararların etkisi çoğu zaman aylar içinde hissedilir.</p>
<p>Kamu yönetiminin uyguladığı maliye politikaları da fiyatlar üzerinde etkilidir. Vergiler, kamu harcamaları, destek programları ve sosyal yardımlar ekonomideki dengeleri değiştirebilir. Aynı zamanda kamu tarafından belirlenen elektrik, doğal gaz veya ulaştırma gibi hizmet fiyatlarının planlı ve öngörülebilir şekilde ayarlanması, fiyat istikrarına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Fiyat gelişmeleri değerlendirilirken beklentiler de büyük önem taşır. Eğer üretici gelecekte maliyetlerin artacağını düşünüyorsa bugünden fiyat yükseltebilir. Benzer şekilde tüketiciler de fiyatların daha fazla artacağı beklentisiyle ihtiyaçlarından fazla alışveriş yapabilir. Bu durum talebi artırarak fiyatların daha da yükselmesine neden olabilir. Bu nedenle ekonomide güven ortamının oluşması son derece önemlidir.</p>
<p>Rekabetin güçlü olduğu piyasalarda fiyat artışları genellikle daha sınırlı olur. Çünkü firmalar müşteri kaybetmemek için fiyatlarını dikkatli belirlemek zorundadır. Ancak rekabetin az olduğu sektörlerde fiyatlar daha kolay yükselebilir. Bu nedenle sağlıklı rekabet ortamının korunması hem tüketiciyi hem de ekonomiyi olumlu etkiler.</p>
<p>Teknolojik gelişmeler de fiyatlar üzerinde önemli rol oynar. Verimliliği artıran üretim teknikleri, dijitalleşme ve otomasyon sayesinde üretim maliyetleri azalabilir. Bu durum uzun vadede fiyat artışlarının yavaşlamasına katkı sağlayabilir. Aynı zamanda yerli üretimin güçlenmesi ve ithalata bağımlılığın azalması da maliyet baskılarını hafifletebilir.</p>
<p>Vatandaş açısından bakıldığında fiyat gelişmelerini doğru okuyabilmek büyük önem taşır. Kısa süreli fiyat hareketleri ile kalıcı eğilimleri birbirinden ayırmak gerekir. Bazı ürünlerde mevsimsel nedenlerle geçici artışlar yaşanabilir. Önemli olan, genel fiyat seviyesinin uzun vadede hangi yönde ilerlediğidir.</p>
<p>Sonuç olarak fiyat gelişmeleri yalnızca market etiketlerinden ibaret değildir. Üretim maliyetlerinden döviz kuruna, tarımsal üretimden enerji fiyatlarına, beklentilerden kamu politikalarına kadar çok sayıda unsur fiyatları belirler. Ekonomide kalıcı fiyat istikrarının sağlanabilmesi için üretimin artırılması, verimliliğin yükseltilmesi, rekabetin güçlendirilmesi, mali disiplinin korunması ve güven veren ekonomi politikalarının kararlılıkla uygulanması gerekir. Fiyatların istikrarlı olduğu bir ekonomi hem vatandaşın alım gücünü korur hem de yatırımın, üretimin ve sürdürülebilir büyümenin önünü açar. Böylece toplumun refahı daha sağlam temeller üzerinde yükselir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fiyat-gelismelerine-iliskin-degerlendirmeler-91144</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fiyat gelişmelerine ilişkin değerlendirmeler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracattan-cikma-nedenlerinden-91143</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracattan çıkma nedenlerinden…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İşi almak için onun koşullarını kabul eder, malları vesaik mukabili yollar ya da akreditif şartlarına uymaz, yanlış teslim şekli INCOTERMS kullanırsanız...</strong></p>
<p>Gelen müşteriyi kaçırmamak için, onun <strong>şartlarının hepsine evet</strong> dedik.</p>
<p>Malları <strong>yükledik</strong>, müşterinin malları çekebilmesi için gereken <strong>belgeleri</strong> ona <strong>postaladık</strong>, ihracat bedelimizin <strong>ödeneceği</strong> günü <strong>bekliyoruz</strong>.</p>
<p><strong>Böyle</strong> çalışıp para kaptırmadan <strong>iş yapan</strong> ihracatçı <strong>yok mu</strong>?</p>
<p><strong>Var</strong> elbette ki bunlardan birisi <strong>benim</strong>...</p>
<p>Bazı müşterilerimle, uzun bir zaman böyle çalışıp <strong>bir lira bile kaptırmadım</strong>.</p>
<p>Ancak <strong>araştırma yapmadan</strong>, işin kurallarına uygun <strong>tedbirleri almadan</strong> iş yapmaya kalkarsanız bunun <strong>vebali</strong>, çok amma çok <strong>ağır</strong> olabilir.</p>
<p>Malları <strong>vesaik mukabili</strong> ödeme şekliyle göndermemiz istendiğinde, alıcının parayı ödemeden malları çekemeyeceğini düşünür ve yüklemeyi yaparız.</p>
<p><strong>Vesaikiniz çalınabilir</strong>, mallarınız rüşvetle çekilebilir…</p>
<p><strong>Alıcı</strong> anlaşmadan <strong>cayabilir</strong>, malları çekmeyebilir.</p>
<p><strong>Mallar</strong> karşı gümrükteki <strong>antrepoda</strong> bekler, antrepo <strong>taksimetresi yazmaya</strong> başlar.</p>
<p>Alıcımızın, “yağmur yağdı böyle oldu, güneş çıktı çiçekler soldu” bahaneleri ile malları gümrükten çekmemesi durumunda, “<strong>Eyvah</strong> biz şimdi <strong>ne yapacağız”</strong> sorusuna cevap ararız. <strong>Vesaik Mukabili ödeme çok mu güvensiz?</strong></p>
<p>Elbette ne çok güvenilir ne de hepten güvensiz.</p>
<p>Amma Vesaik Mukabili ödeme şekli ile <strong>çalışacaksak</strong>, başımıza ne tür işler açılabileceğinden haberdar olup <strong>ona göre tedbir</strong> almazsak, <strong>sonumuzun hüsran</strong> olacağı da çok açık bir gerçek.</p>
<p><strong>Akreditif</strong> karşılığı ödeme şeklini <strong>seçtik</strong> diyelim.</p>
<p>Ne <strong>akreditif detayı</strong> ile ne de akreditifi <strong>açacak bankanın</strong> kendisi ile ilgili hiçbir konuda ön <strong>değerlendirme yapmadan</strong>, alıcının açtığı bir akreditif karşılığında malları <strong>yüklersek</strong>...</p>
<p>Akreditif detayları ile önceden ilgilenmediğimiz için “<strong>Bu belge nereden çıktı</strong>, biz bunu veremeyiz” gibi durumlarla karşılaşabiliriz.</p>
<p>Hazırlanması istenilen <strong>belgelerin</strong> bazılarının <strong>detaylarını da sağlayamama</strong> durumu olabilir.</p>
<p>Akreditifi açan <strong>bankanın</strong> veya bankanın bulunduğu <strong>ülkenin</strong>, döviz ve yabancı para transferleri konusunda <strong>sorunları olabilir</strong> ve akreditifi açan banka <strong>paranızı ödeyemeyebilir</strong>.</p>
<p><strong>Akreditif</strong> bu kadar göz <strong>korkutucu mu</strong>?</p>
<p><strong>Elbette değil</strong> amma bunların hepsi <strong>olabilecek</strong> olumsuzluklar.</p>
<p><strong>Çaresi</strong> nedir derseniz, çare <strong>müzakerelerde</strong> ve <strong>teklifinizin detayında</strong> gizlidir derim.</p>
<p>Mal satma heyecanı ve gelen müşteriyi kaptırma veya kaçırma endişesi ile hareket etmeden, <strong>işin</strong> içerisindeki <strong>riskleri ve getirileri</strong> aklıselimle <strong>değerlendirerek</strong> adım atarsak, sorun olmayacak veya en aza indirgenecek <strong>yolları elbet buluruz</strong>.</p>
<p>Öte yandan “<strong>Ödeme Şekilleri”</strong> ile “<strong>Teslim Şekilleri</strong> / INCOTERMS” konusundaki bilgi eksikliği ile bu iki ayrı konuyu <strong>birbiri ile karıştırmak</strong> da önemli bir <strong>sorundur</strong>.</p>
<p>Ne yazık ki kerameti kendinden menkul bazı eğitmenlerin de bunu yapabildiğini görüyoruz.</p>
<p>“<strong>Ben</strong> malımı fabrikada <strong>Ex-Works teslim ediyorum”</strong> diyerek, ödemede <strong>risk olmayacağı </strong>düşünmek bile tüyler ürpertici.</p>
<p><strong>Bu iki konu</strong>, ihracat <strong>apartmanının</strong> iki <strong>dairesinde oturan</strong> ve <strong>komşu olan</strong> akrabalar gibidir.</p>
<p><strong>Hem</strong> birbirleriyle <strong>ilgilidirler</strong> ve <strong>hem de</strong> birbirlerinden <strong>bağımsızdırlar</strong>.</p>
<p>Önemli olan bunlar arasında sağlıklı bir ilişki kurabilmektir.</p>
<p>Sözün özü şu ki nasıl iç piyasada para kaptırma oluyorsa, dış piyasada da oluyor ve daha da üzücü sonuçlar doğuruyor.</p>
<p><strong>Heyecana devam, bilgiye önem, hezeyana fren.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracattan-cikma-nedenlerinden-91143</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/liman-ihracat-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşi almak için onun koşullarını kabul eder, malları vesaik mukabili yollar ya da akreditif şartlarına uymaz, yanlış teslim şekli INCOTERMS kullanırsanız... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyasette-merkezin-yok-olmasi-endise-verici-91142</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siyasette merkezin yok olması endişe verici</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Siyasete giren kişi veya partiler, girişimleri kendilerine seçimi kaybettirecekse bu tür girişimlerde bulunmaktan uzak duruyorlar. Tüm hayatlarını meslek olarak siyasete verenler, görevlerini korumak için demokrasinin kurallarının kendilerini kollayacak şekilde aşındırılmasına itiraz etmeyebilirler.</strong></p>
<p>Siyasette merkez yok olmaya doğru ilerliyor. Fransa’da gelecek yıl yapılacak seçimden aşırı sağdan Marine Le Pen’in galip çıkması bekleniyor. Başkanlık yanında, partinin parlamentoda çoğunluğu kazanması da pek şaşırtıcı olmayacak. Le Pen ile rekabette öne çıkan isim ise aşırı sol siyaset alanında adını duyuran Jean-Luc Mélenchon. Almanya’da ise Alternative für Deutschland hareketinin ulusal seçimlerden de galip çıkması olanak dışı değil. Nazi döneminin Almanya’da yaptığı kötülüğü iyi bilen Alman devlet yetkilileri Nazilere karşı çıkmayan aşırı sağ siyasal hareketlere karşı ihtiyatlı davranmak istiyorlar. Dolayısıyla zaman zaman andığımız partiyi kapatmaktan dahi söz etmelerine rağmen, henüz bu kadar sert bir adım atmış değiller. İtalya’da aşırı sağ temsilcisi olarak göreve gelen Giorgia Meloni’nin merkez siyasete dönük gözüken bir program benimsemesi nedeniyle eleştirildiği ifade edilmekle kalmıyor, bir sonraki seçimi kaybedebileceğinden dahi söz ediliyor. Amerika’ya bakacak olursanız, olay daha da ciddileşiyor. Donald Trump hemen her kuralı zorlayarak otoriter bir yönetim kurmaya çalışıyor. İşin ilginç tarafı, demokrasi aşığı olduğunu iddia eden Amerikalıların önemli bir kesimi başkanı destekliyor. Her iyi gördüğünü başkana atfederken, göçü ve her türlüsünü komünizmle bir tuttuğu sol düşünceyi suçlamaktan çekinmiyor.</p>
<h2>Değişmez gibi görünen bir siyasi sınıf</h2>
<p>Ne dersiniz? Acaba siyasette geçici bir olgu ile mi karşılaşıyoruz yoksa siyasetin niteliği mi değişiyor? Muhtemelen her iki olgu bir arada yürüyor. Macaristan’da Orbán’ın seçimleri kaybetmesi, Vučić’in benzer bir kader yaşaması, Trump’ın desteğine rağmen Bolsonaro’nun seçimde yenilmesi olayın geçici olduğunu düşündürtüyor ama birçok ülkede de aşırılığı temsil eden siyasi akımların yükseldiğini, bilhassa aşırı sağın ciddi mesafeler katettiğini görünce, siyasette köklü bir değişiklik yaşandığını söylemek yerinde bir teşhismiş gibi görünüyor. Galiba olgulardan her birinin bir oranda geçerli olduğuna hükmetmek daha doğru bir yaklaşım.</p>
<p>Eski dönemlerde insanlar bir süre siyaset yaptıktan sonra kaybedip çekiliyorlar ve başka işlerle meşgul oluyorlardı. Günümüzde ise toplumları yöneten ve değişmez gibi görünen bir siyasi sınıftan dahi söz etmek mümkün. Bu siyasi sınıf, kendilerinin yerini çocuklarının (ve bazı durumlarda eşlerinin) almasını istiyor, iş adamlarıyla gayet yakın ilişki kuruyor ve böylece seçimde kaybederlerse, tekrar siyasete dönmeden önce iyi gelir getiren bir işin kendilerini beklemesini istiyor. Zaten yüksek gelir düzeyine oldukça alışkınlar, onun devamını istiyorlar. Her toplumda yaygın olmadığı muhakkak ama çoğu zaman bu zümrenin yozlaşmış olduğu da düşünülüyor.</p>
<h2>Demokrasi, görmezden gelemeyeceğimiz sorunlarla karşı karşıya kalıyor</h2>
<p>Siyasete hâkim olduğunu iddia ettiğimiz ve muhtelif zaaflar sergilediğini ileri sürdüğümüz siyasi sınıf bir yana, demokrasinin görmezden gelemeyeceğimiz bazı sorunlarla karşılaştığını da itiraf etmemiz sanıyorum zorunlu. Söylemeye gerek bile yok, demokratik siyasette kişinin veya partinin başarılı olması için seçim kazanması gerekiyor. Seçimi kazanmak için kazanacak sayıya ulaşan bir seçmen koalisyonu oluşturmak gerekiyor ki bu da ancak çıkarları birbiriyle pek uyuşmayan tarafların desteğini alarak mümkün olabiliyor. Bir kişiyi veya partiyi destekleyen her seçmen grubu kısa vadede kendisinin bazı isteklerinin karşılanacağını, yani kendisinin memnun edileceğini düşünüyor. Bu durumda her kişiye veya partiye düşen görev, herkesi bir derece memnun edecek bir siyaset izlemektir.</p>
<p>Dikkatli bir okuyucu karşımızda aşılması güç bir demokrasi sorunu olduğunu hemen idrak edecektir. Seçim kazanmak isteyen kişi veya kadro, seçmenin hiçbir kesiminin onaylamadığı bir siyaseti savunamaz. Bu noktada somut bir örnekten ilerlemek yararlı olabilir. Bütün Avrupa ülkelerinde ve Birleşik Amerika’da son yıllarda yaşanan refahı mümkün kılan olguların başında bu ülkelere yönelen göç olduğunu söylemek yanlış olmaz. Göç bir yandan ucuz iş gücü sağlayarak, diğer yandan başkaları tarafından iyi yetiştirilen elemanlara el koymak suretiyle refah artışına önemli katkı sağlamıştır. Buna karşılık, şu sıralarda göreve seçilerek gelenler göç olgusu lehine konuşmamayı şiar edinmiş gözüküyorlar. Bilindiği gibi, göçmenler emek sağlamaktan öteye göç ettikleri ülkelerde kendi kültürel varlıklarını da sürdürmek istemekte ve tamamen yerlileşmeyi kabul etmemektedirler. Bu durum karşısında, göç yandaşı olan siyasetçilerin bile hâlihazırdaki göçmenleri korumaktan öteye bir şey yapmadıkları dikkati çekmektedir. Hemen hepsi, ülkelerine göç etmeyi zorlaştıran adımlar atılmasını destekliyorlar. Göreve seçimle gelenlerden hiçbiri kitlelerin karşısına çıkıp da refahı göçmenlere borçlu olduklarını söyleyecek kudreti kendinde bulamamakta, ülkelerine göçü kolaylaştıracak adımlar atmaktan ısrarla kaçınmaktadır.</p>
<p>Böylece demokrasinin temel bir zaafını da tanımlamış bulunuyoruz: Siyasete giren kişi veya partiler eğer girişimleri kendilerine seçimi kaybettirecekse, bu tür girişimlerde bulunmaktan uzak duruyorlar. Özellikle siyaset bir mesleğe dönüştüğü ve seçilen kişilerin görevde kalmaya fazlasıyla değer verdiği ortamlarda başka türlüsü zaten düşünülemez. Bu temayül demokrasinin aşınmasına başka türlü bir katkıda da bulunuyor. Tüm hayatlarını meslek olarak siyasete verenler görevlerini korumak için demokrasinin kurallarının da kendilerini kollayacak şekilde değiştirilmesine, daha doğrusu aşındırılmasına itiraz etmeyebilirler. Bir örnek aranacak olursa, en kolay örnek Amerika’da Trump’ın yaptıklarına bakmaktır. İlginçtir ki demokrasinin kalitesini daha da ileriye götürdüğü gerekçesini kullanan Trump, gerek kendisinin gerek haleflerinin gücü sınırsız kullanmaları için geleneksel Amerikan demokrasisinin koyduğu sınırları aşmaya çalışmakta, bazen de yol bulmaktadır. Amerika çok uzak, bize benzemez diyenler kendi ülkelerine daha yakından bakarak oldukça inandırıcı örnekler bulabilirler.</p>
<h2>Demokrasinin aşınmasına karşı iki önlem</h2>
<p>Geleneksel demokrasinin aşınmasını inceleyen bu tahlildeki gelişmeleri önleyecek yollar bulunabilir mi? Her türlü tedavinin sınırları olduğunu hatırlamakla birlikte, iki yöntem akla geliyor. Bunlardan ilki günümüzde birçok toplumda da tartışılan hizmet süresinin kısıtlanmasıdır. Hizmet süresinin kısıtlanması siyasi seçkinlerin dolaşımını hızlandıracağı gibi, bir siyasi sınıfın oluşmasını da bir ölçüde denetim altında tutabilir, hatta engelleyebilir. İkinci önlem, yerel yönetimlerin karar alanlarını genişletmek, onları daha güçlü kılmaktır. Çoğu zaman toplumlar çok büyümekte ve kendi içlerinde birbirinden farklı yapıları ve çıkarları barındıran bir görünüm kazanmaktadırlar. Böyle bir durumda, merkezî hükümetlerin herkesi bir ölçüde memnun edecek siyasi çözümler üretmeleri güçleşmektedir. Gücün daha alt birimlere aktarılması, her birimin daha az sayıda güçle ve dolayısıyla çatışma ile uğraşmasını sağlayacaktır. Hemen belirtelim ki, önerilen her çözümün eksik veya aksayan yönleri olacaktır. Örneğin, hizmet süresini kısıtladığınız zaman, birikim veya tecrübe türünden değerleri de ihmal etmiş olabilirsiniz ama bu değerlerden yararlanmayı öngören yöntemler bulunabilir. Fakat her zaman geçerli olan husus, önerilen her çözümün diğer bazı problemleri de beraberinde getireceğidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyasette-merkezin-yok-olmasi-endise-verici-91142</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/2/1280x720/677-1793681293.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Siyasette merkezin yok olması endişe verici ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ters-dongu-91141</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ters döngü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Son çeyreğin ilk dilimini geride bıraktık. Ekim ayı işlemleri, global ve yerel taraf açısından tatmin etmeyen kapanışlara işaret etti. Her ne kadar fiyatlama başlıkları farklı olsa da genel eğilimin zayıflığı ve döngünün ters yönde gerçekleşmesi, kısa vade açısından artan soru işaretleri ile birlikte değerlendirildiğinde, temkinli duruşun devam etme olasılığını yukarı çekiyor.</p>
<p>Bu yazının kaleme alındığı an itibarıyla (2 Kasım) henüz ABD ara seçimleri gerçekleşmedi. Ancak, kuvvetle ihtimal, okumaya başladığınızda sürecin son aşaması, belki de sonuçları takip edilecek. Ara seçimler öncesindeki görüntü; kuvvetli Amerikan doları temasının korunduğu, tahvil faizlerindeki geri çekilmenin risk algısındaki değişimden kaynaklandığı, hisse senetlerinin zirve değerlerden geri çekildiği ve negatif aylık kapanışlar yaptığı, emtia fiyatlarındaki yukarı yönlü risklerin canlı kaldığı ve bölgesel risklerin -muhtemelen seçim sonrasında da artarak devam edeceği- masadaki yerini koruduğu bir görüntüyü karşımıza çıkarıyor. Ekim’de, ABD dahil olarak hesapladığımız global endekslerin performansı %2’ye yakın değer kaybı ile sonlanırken, ABD’yi ayıkladığımızda kayıp %3’e yakınsıyor. Gelişmekte olan ülkelerde ise %8’lik düşüş, Haziran-Temmuz döneminden bu yana ilk kez iki ay üst üste geri çekilmeyi işaret ediyor. Kısa ve uzun vadeli ABD kıymetlerindeki faiz düşüşleri Ekim’de 30bp olurken, yakın dönem zirvelerinden güvenli liman arayışı destekli çekilme gösterdiler.</p>
<p>Yerel gündem, dışarıdaki fırtınadan bağımsız, kendi olumsuz akışı ile değer kaybını genişletiyor. BIST, son hafta kapanışı ile birlikte eksi kapanış serisini yedinci haftasına taşırken; genele yayılan satış baskısı, piyasadaki alıcıların çok ciddi anlamda aradan çekilmesi, tek yönlü işlemlerin satış emirleri ile birlikte volatiliteyi artırması ve süregelen haber akışı trafiğinde yavaşlama olmamasının etkisiyle, kısa vadede henüz soluklanma ve denge arayışı safhasına geçebilmiş değil. Bu nedenle nakde dönüş isteği hala daha canlı ve geri dönüş için sinyal arayışları cevapsız. İçerisinde bulunduğumuz 3Ç finansallarının açıklanma dönemi, beklediğimiz şekilde, şirketlere ait rakamlar ve beklentilerden uzak şekilde devam ederken, aranan-beklenen katalizörün hangi aşamada, hangi başlık üzerinden devreye gireceği sorusuna yanıt vermek kolay ve mümkün değil. Tüm bunların ötesinde, yatırımcı psikolojisinde oluşan hasar, portföylerdeki değer kayıpları ile karşılaştırıldığında daha ağır basıyor ve psikolojinin yönettiği işlemler hata/kayıp sarmalını genişletiyor.</p>
<p>Böylesi sis bulutunun genişlediği zamanlarda çarpanlar üzerinden iskonto/prim hesaplaması yapmak, tarihi işlemlerden istatistik arayışına girme ya da dip arayışını kestirmek maalesef sağlıklı değil. Zira geçmişin piyasa tepkilerini o dönemin kendi koşulları içerisinde değerlendirmek ve bugünü ona göre ayarlamak gerekiyor. Elbette hiçbir döngü sonsuza dek yükseliş/düşüş şeklinde devam etmiyor. Ancak, dönüş için her şeyden önce ihtiyaç duyulan, haber akışındaki sakinleme ve bir adım sonrasını düne göre daha net görebilir olmak. Eylül ortasından bu yana gerçekleşen satış baskısı, doğal olarak yatırımcı psikolojisini de etkiledi ve temkini öne çıkardı. Bir süre daha devam etmesi şaşırtıcı olmaz. Öte yandan şu aşamada zor olduğunun bilinci ile, elden geldiğince bardağın ‘dolmaya başlayan’ kısımlarını da yarın için biriktirmekte fayda var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ters-dongu-91141</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ters döngü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/amerikanin-yeniden-sanayilesme-iddiasi-91140</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Amerika’nın yeniden sanayileşme iddiası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Re:Build, küçük ve orta ölçekli sanayi şirketlerini aynı çatı altında topluyor. Hadrian ise mevcut fabrikaları birleştirmek yerine fabrikayı baştan tasarlıyor. İkisi de Amerikan sanayisinin kaybettiği üretim kabiliyetlerini geri kazanmayı hedefliyor.</strong></p>
<p>Amerika’nın yeniden sanayileşme iddiasını anlamak için Trump’ın gümrük tarifelerine ya da Washington’daki teşvik paketlerine bakmak yeterli değil. Bence daha ilginç gelişme, Silikon Vadisi sermayesinin fabrika işine girmesi. Yıllardır yazılım şirketlerine ve dijital platformlara milyarlarca dolar yatıran fonlar, artık üretim hatlarını, robotları ve talaşlı imalatı konuşuyor.</p>
<p>Bu değişimin iki dikkat çekici örneği Re:Build ve Hadrian. İkisi de Amerikan sanayisinin kaybettiği üretim kabiliyetlerini geri kazanmayı hedefliyor. Ancak seçtikleri yollar farklı.</p>
<p><strong>Re:Build’in yaklaşımı, mevcut sanayi şirketlerini satın alıp daha büyük ve güçlü bir üretim organizasyonuna dönüştürmek.</strong> Kurucuları Miles Arnone ve Amazon’un eski üst düzey yöneticilerinden Jeff Wilke. Wilke’nin Amazon’da kazandığı operasyon ve lojistik tecrübesi, iş modelinin önemli dayanaklarından biri.</p>
<h2>Bütünleşik üretim ekosistemine Amerika’da alternatif arayışı</h2>
<p>Amerika’da çok sayıda küçük ve orta ölçekli üretici var. Bazıları son derece nitelikli mühendislik bilgisine sahip. Ancak büyük projeleri üstlenmekte, teknoloji yatırımı yapmakta ve müşterilerine kapsamlı hizmet sunmakta zorlanıyorlar.</p>
<p>Re:Build bu şirketleri aynı çatı altında topluyor. Mühendislik, ürün geliştirme, prototipleme ve seri üretimi birleştiriyor. Savunma, havacılık, sağlık teknolojileri ve temiz enerji gibi sektörlerde faaliyet gösteriyor. Bir bakıma Çin’in yıllar içinde geliştirdiği bütünleşik üretim ekosistemine Amerika içinde alternatif oluşturmaya çalışıyor.</p>
<p>Sermaye tarafı da ilginç. Re:Build, 2024 yılında General Catalyst’ten 120 milyon dolar yatırım aldı. O tarihte toplam finansmanı yaklaşık 600 milyon dolardı. Destekçileri arasında Bezos Expeditions, Thomas Tull ve Mark Walter gibi isimler de bulunuyordu.</p>
<p>27 Ekim 2026’da ise General Catalyst ve JPMorganChase öncülüğünde <strong>2,1 milyar dolar yeni finansman</strong> açıkladı. Kuruluşundan bu yana topladığı sermaye 4 milyar doları aştı. Bugün 2.100’den fazla çalışanı ve yaklaşık 223 bin metrekare üretim kapasitesi bulunuyor. Üstelik Slate Auto gibi yeni sanayi girişimlerinin kurulmasına da öncülük ediyor.</p>
<h2>Hizmet olarak fabrika</h2>
<p><strong>Hadrian ise mevcut fabrikaları birleştirmek yerine fabrikayı baştan tasarlıyor.</strong> Chris Power tarafından kurulan şirket, özellikle havacılık ve savunma sanayisine yönelik hassas parçaları yazılım, robotik ve otomasyonla üretiyor. Geleneksel üretimde farklı atölyelere dağılan işleri merkezden yönetilen yüksek otomasyonlu tesislerde topluyor.</p>
<p>Hadrian’ın <em>Factories-as-a-Service</em>, yani hizmet olarak fabrika modeli oldukça ilginç. Müşteriye yalnızca parça satmak yerine üretim kapasitesi tahsis edebiliyor. Böylece savunma şirketleri, kendi fabrikalarını kurmadan kritik parçaların üretimini hızlandırabiliyor ve tedarik kapasitelerini güvence altına alabiliyor.</p>
<p>Yatırımcılar bu modele de ciddi miktarlarda yatırım yapıyor. Hadrian, 2025’te Founders Fund ve Lux Capital liderliğinde 260 milyon dolar yatırım aldı. Ocak 2026’da T. Rowe Price öncülüğünde yeni sermaye sağladı. Ağustos ayında ise 1,37 milyar dolarlık yatırım turunu tamamlayarak yaklaşık 7,9 milyar dolar değerlemeye ulaştı. Toplam finansmanı 2 milyar dolar seviyesine yaklaştı.</p>
<p>Son yatırım turunda WCM Investment Management, Washington Harbour Partners, Valor Equity Partners, 137 Ventures ve Baillie Gifford öncüler arasındaydı. JPMorganChase de katıldı. Andreessen Horowitz, Founders Fund, Lux Capital, Apollo, CapitalG ve Altimeter gibi yatırımcılar da şirketin destekçileri arasında.</p>
<p>Odağımız yalnızca bu iki şirketin aldığı yatırım değil. Amerikan girişim sermayesi dünyasında sanayiye yönelik ayrı bir yatırım anlayışı oluşuyor.</p>
<p>Andreessen Horowitz’in <em>American Dynamism</em> yaklaşımı savunma, enerji, ulaşım ve üretimi stratejik yatırım alanları olarak görüyor. Founders Fund ve Lux Capital derin teknoloji ve savunma sanayisinde etkin. General Catalyst sanayinin dönüşümünü yatırım tezinin merkezine yerleştiriyor. Eclipse Ventures ise 2026’da fiziksel endüstrilere yatırım yapmak üzere yaklaşık 1,3 milyar dolarlık yeni fon topladı. Construct Capital de üretim ve tedarik zinciri teknolojilerine odaklanıyor.</p>
<h2>Kapasiteyi doldurmak zaman istiyor</h2>
<p>Amerikan sanayileşmesinin güçlü ve zayıf taraflarını birlikte görmek gerekiyor. Güçlü tarafı, sermayeyi, mühendisliği ve müşteriyi aynı masaya oturtabilmesi. Zayıf tarafı ise fabrikanın yazılım şirketi gibi ölçeklenmemesi. Makine almak, nitelikli işçi yetiştirmek, üretim kalitesini korumak ve kapasiteyi doldurmak zaman istiyor. Milyar dolarlık yatırımlar tek başına rekabetçi bir sanayi yaratmıyor.</p>
<p>Yine de önemli bir değişime tanıklık ediyoruz. Amerika, sanayileşmeyi yalnızca devlet teşvikleriyle değil, girişim sermayesi ve yeni iş modelleriyle de gerçekleştirmeye çalışıyor. Re:Build sanayi şirketlerini bir araya getirerek, Hadrian ise fabrikanın çalışma biçimini değiştirerek aynı soruya cevap arıyor: Amerika yeniden üretmeyi nasıl öğrenebilir?</p>
<p>Türkiye açısından da üzerinde düşünülmesi gereken soru bu. Bizde girişim sermayesi hâlâ büyük ölçüde yazılım ve dijital işlere yönelirken, sanayi yatırımları geleneksel holdinglerin ve banka kredilerinin alanında kalıyor. Oysa güçlü üretim altyapımızı girişim sermayesi, yapay zekâ ve yeni nesil mühendislikle buluşturmak mümkün. Yeni sanayi politikamızın önemli bir parçası, yapay zekâyı ve girişim sermayesini kullanarak oyun değiştiren adımlar planlamak olabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/amerikanin-yeniden-sanayilesme-iddiasi-91140</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Amerika’nın yeniden sanayileşme iddiası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyin-ihracatinda-rekor-91139</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyin ihracatında rekor (!)</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun beyin göçü istatistikleri, 2025 yılında Türkiye’nin “beyin ihracatı” rekoru kırdığını gösteriyor. Yükseköğrenim mezunlarının beyin göçü oranı, 2025 yılında 0,2 puanlık bir artışla yüzde 2.’den yüzde 2,2’ye ulaştı. Dikkat çekici bir nokta daha var: Beyin göçü oranı 2015-2024 arasındaki 9 yılda yüzde 1,6’dan yüzde 2’ye çıkmıştı. Yani tek başına 2025 yılında, daha önceki 9 yılda ortaya çıkan oran artışının yarısına denk bir artış gerçekleşti.</p>
<p>Hesaplama yöntemine göre 2025 yılı beyin göçü oranı, 2020-2022 yılları içinde yurtdışına göçen ve en az 3 yıldır yurtdışında bulunan lisans düzeyinde yükseköğrenim diplomasına sahip gençlerin 2010-2019 yıllarını kapsayan 10 yıllık dönemde mezun olanların sayısına oranını ifade ediyor. Lise mezunu olup da üniversite eğitimi için yurtdışına giden gençler (ki bunların da oranı giderek artıyor) ile yurtdışında bulundukları süre henüz 3 yılı doldurmamış üniversite mezunları bu hesaba dahil değil. Ayrıca yurtdışına göç etmiş olmasına rağmen adres kaydını yurtdışına taşımamış olanları da kapsamıyor. Yani rakamsal büyüklük olarak beyin göçü sayısının bu oranların ifade ettiğinden daha yüksek olduğunu kabul edebiliriz.</p>
<p>Beyin göçü oranı rakamlarının görünüşte küçük rakamlar olması yanıltmamalı. 10 bu oranlar 10 yıllık bir dönemdeki toplam mezun sayısına göre hesaplanıyor. Rakamları farklı bir şekilde ifade edersek resim daha net anlaşılıyor: 2010-2019 yıllarını kapsayan 10 yıllık sürede Türkiye’nin bütün üniversitelerinden mezun olmuş olan her 45,6 gençten birisi 2020-2022 arasında yurtdışına göç etmiş ve halen yurtdışında kalmaya devam ediyor. Bu rakam erkekler için 37.4 gençten biri, kadınlar için 56,2 kadından biri şeklinde.</p>
<p>Bilimsel gelişme, inovasyon ve ekonomi açısından kritik önemdeki alanlarda rakamlar daha can yakıcı hale geliyor. Moleküler biyoloji ve genetik mezunu her 7,6 gençten biri yurt dışına göç etmiş durumda. Bu rakamlar matematik mühendisliğinde 9,1, elektronik mühendisliğinde 9,2, fizik mühendisliğinde 9,8, biyomühendislikte 10.8, yazılım mühendisliği ile bilgisayar mühendisliğinde 11, elektronik ve haberleşme mühendisliğinde 12 gençten biri şeklinde.</p>
<p>Göreli olarak daha yüksek puanlarla girilebilen özel üniversitelerin tam burslu bölümlerinde de her 100 mezundan 11,6’sı yurt dışına göç etmiş bulunuyor. Bu veri de yurt dışına göç ile kaybettiğimiz beyinlerin daha yeteneklilerden oluştuğunun bir diğer işareti.</p>
<p>Eğitimi yabancı dilde olan üniversite mezunları arasındaki yurtdışına göç oranının daha yüksek olması da bu olgunun bir diğer göstergesi. Eğitim dili Fransızca olan üniversitelerden mezun olan her 9,5 gençten biri, eğitim dili Almanca olan üniversitelerden mezun olan her 13,3 gençten biri ve eğitim dili İngilizce olan üniversite mezunu her 14,7 gençten biri yurt dışına göç etmiş durumda.</p>
<p>İl düzeyindeki rakamlar ise hem yukarıdaki resmi tamamlıyor hem de eğitim ve fırsat eşitliğinde bölgeler arası uçurumu yansıtıyor. İstanbul’da yaşayan üniversite mezunu her 25,1 gençten biri, İzmir’de yaşayanlarda her 28,7 gençten biri Ankara’da yaşayanlarda her 34 gençten birisi yurt dışına göç ederken bu rakamlar Hakkâri’de 518,3’te bire, Siirt’te 630,5’te bire düşüyor.</p>
<p>Bilimsel, teknolojik ve sosyal gelişmeye bu kadar ihtiyacı olan bir ülkenin en yetkin ve genç beyinlerini böylesine kaybediyor olması ülkeyi entelektüel, bilimsel, teknolojik ve sosyal olarak çoraklaştırıyor, çölleştiriyor. Doğadaki çölleşme, çoraklaşma gibi bunun nedeni de bir başka alandaki iklim krizi. Bu alandaki çölleşmenin ana kaynağı da siyasal, sosyal, ekonomik ve akademik alandaki iklimin bozulması.</p>
<p>Bu durumu ortaya koyan çok sayıda bilimsel araştırma ve yayın da var. Bu araştırmaların ortaklaştığı sonuçlar, gençleri ülkeyi terk etmeye yönelten nedenleri de ortaya seriyor. Giderek daha da otoriterleşen rejim; temel hak ve özgürlüklerin tehdit altında olması; yaşam tarzlarına müdahaleler; kadınların maruz kaldığı ilave sorunlar; kaotik politik ve ekonomik gündem içinde sıkışarak artan belirsizlik ve güvencesizlik; süregiden ekonomik sıkıntılar; atama ve işe almalardaki ve çalışma hayatındaki kayırmacılık, adaletsizlik, liyakatsizlik; yargı sistemine olan güvensizlik; akademik özgürlüklerin kısıtlanması ve eğitim sistemindeki bozulma; gençler arasında kökleşen umutsuzluk ve gelecek kaygısı; evli gençler için çocuklarının geleceği.</p>
<p>Evet, gençlerin geleceğini karartarak onları yurt dışına kaçmaya yönelten sorunlar, ülkeyi her bakımdan çoraklaştırarak ülkenin geleceğini de karartmış oluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyin-ihracatinda-rekor-91139</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyin ihracatında rekor (!) ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-secim-hikayesi-91138</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir seçim hikâyesi…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de seçim sistemi üzerinden iktidar avantajı sağlamaya yönelik tartışmalar yeniden gündemde. Seçim sistemini değiştirerek siyasi geleceğini güvence altına almak isteyen iktidarların geçmişte yaşadığı deneyimler, bugünkü tartışmalara ışık tutuyor. 1987’de uygulanan çift barajlı ve kontenjanlı sistem, ANAP’a oy oranının çok üzerinde milletvekili kazandırırken, 1991 seçimlerinde iktidarın el değiştirmesini engelleyemedi.</strong></p>
<p>Sizin de dikkatinizi çekmiştir…</p>
<p>Son dönemde farklı farklı kanallarla seçim sistemi, yarı başkanlık sistemi, siyasi partiler yasasında değişiklik, parlamenter sisteme dönüş gibi başlıklar tartışma konusu yapılıyor. Hele biri var ki inanılmaz: Dar bölge seçim sistemine geçmek…</p>
<p>Olur-olmaz bilemem ama Türkiye tarihinde seçim sistemiyle oynayarak iktidarı elinde tutmayı deneyen çok parti oldu. Fakat bu değişiklikleri yapanlar öyle ya da böyle sonunda iktidara veda etti.</p>
<p>Gelin size çok da eski sayılmayacak bir seçim hikâyesi anlatayım…</p>
<p>Takvimler 1987’yi gösteriyordu. Dönemin Başkakan’ı Turgut Özal “büyük reformlar” yapsa da mali disiplinsizliği ülkeyi çok büyük bir enflasyon sarmalına sokmuştu. Böyle bir ortamda Özal, Amerika ve Avrupa’dan esen rüzgârların da etkisiyle 1980 darbesiyle siyasi yasaklı hale getirilenlerin siyasi yasağının kaldırılması için anayasal referandum kararı çıkarttı.</p>
<p>Özal’ın matematiği çok basitti referandum yaparak dış dünyaya şirin gözükecekti ama referandumda “hayır” çıkartıp hem halka hem dış dünyaya "ben yapacağımı yaptım halk reddetti" diyecekti...</p>
<p>Türkiye tarihinin en çekişmeli seçimlerinden biri oldu. Turgut Özal tüm gücüyle “hayır” propagandası yaptı. Eski siyasi yasaklılar ise tüm gücüyle evet propagandasına sarıldı. Sonuç ise Özal açısından çok büyük bir hezimetti. Çünkü %50,1 evet %49,9 hayır çıkmıştı.</p>
<p>Bu sonucu gören Özal, Demirel, Ecevit, Erbakan gibi figürlerin kendi seçmenini eriteceğinin farkında olduğu için rakipleri daha tam hazırlanamadan bir erken seçim kararı aldı.</p>
<p>Genel olarak bakarsak…</p>
<p>17 Mayıs 1987’de Anayasa’da yapılan değişiklikle seçmen yaşı 20’ye indirilip, milletvekili sayısı 400'den 450’ye çıkarıldı…</p>
<p>Seçimlerden önce yapılan bir diğer düzenlemeyle seçmen kütüğüne kayıtlı olmayan ve en az 6 aydır yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarının gümrük kapılarında kurulacak sandıklarda genel seçimlerde ve halkoylamalarında oy kullanması mümkün hale getirildi.</p>
<p>450 milletvekilliğinin belirlendiği seçimlere 7 siyasi parti ve toplam 3 bin 214 aday katıldı. Seçime katılan 7 parti de 450'şer aday gösterdi, ayrıca 41 seçim çevresinde 64 kişi de seçime bağımsız aday olarak katıldı.</p>
<p>29 Kasım 1987 genel seçimleri, 1946'dan sonra birden fazla partinin katıldığı 10. genel seçim ve aynı zamanda Türkiye'de yapılan üçüncü erken seçimdir. Bu seçimlere, Millî Güvenlik Konseyi’nin (MGK) bir önceki seçimde veto ettiği partiler de katılırken, 12 Eylül Darbesi'nden sonra siyaset yasağı konan eski liderlerin partilerinin başında girdiği ilk seçimler oldu. 1987 seçimleri Türk siyasi hayatında %93,3’lük oranla katılımın en yüksek olduğu seçimlerdir.</p>
<p>Efendim biz şimdide detaylara bir göz atalım…</p>
<p>Seçimlerden önce yürürlüğe giren yeni sisteme göre, milletvekilliklerinin dağılımı "çift barajlı" ve "kontenjanlı" bir sistemle belirlendi. Bu sistem, kontenjan adaylarının seçimi yönünden "çoğunluk", liste adaylarının seçimi yönünden ise "Barajlı D'Hont" sistemlerinin karmasından oluştu ve Türkiye'de ilk kez uygulandı.</p>
<p>Sisteme göre, önce yüzde 10 oranındaki Türkiye barajı belirlendi. Bunun için 104 seçim çevresindeki geçerli oylar, gümrük kapılarında kullanılan geçerli oylarla toplandı. Böylece, "Türkiye toplam geçerli oyu" bulundu. Bu rakama göre, yüzde 10 baraj belirlendi. Bu barajı geçemeyen parti milletvekili çıkaramadı.</p>
<p>Gümrük kapılarında kullanılan geçerli oylar, seçim çevrelerinin toplam geçerli oylarına göre dağıtıldı. Seçim çevresi barajının hesaplanması ve milletvekilliği dağılımı ise şöyle yapıldı; Bir seçim çevresinde geçerli oyların toplamı (gümrüklerdeki oylardan yansıyanlar dahil), o çevreden çıkan milletvekili sayısına bölündü. 6 milletvekili çıkaracak seçim çevresinde bu bölme işlemi bir eksiği ile yani 5 milletvekili çıkaracakmış gibi yapıldı. Biri kontenjan 5 veya 4 milletvekili çıkaran seçim çevresinde ise bölme işlemi, toplam milletvekili sayısına göre yapıldı.</p>
<p>Bölme işlemi sonucu elde edilen rakam, o bölgenin "seçim çevresi barajı"nı oluşturdu. Bir partinin milletvekili çıkarabilmesi için en az bu rakam kadar oy alması gerekti. Bağımsız adaylar için de aynı baraj rakamı geçerli oldu. Hiçbir partinin "seçim çevresi barajı"nı aşamaması hâlinde baraj dikkate alınmadı ve partiler barajı aşmış gibi hesap yapıldı.</p>
<p>Kontenjan milletvekili çıkarmayan seçim çevrelerinde, milletvekili dağılımı için, o partinin aldığı geçerli oy sayısı önce 1'e, sonra 2'ye, o seçim çevresinden çıkacak milletvekili sayısına kadar bölündü. Daha sonra çıkan rakamlar sıralamaya konuldu. Bu sıralama, o seçim çevresindeki milletvekili sayısı tamamlanıncaya kadar devam etti.</p>
<p>Örneğin 6 vekil çıkaran bir bölgede yerel baraj %16.67'ydi. ANAP %35, SHP %22, DYP %16, DSP %15, RP %12 aldı diyelim. DYP %16 almasına rağmen barajın (%16.67) altında kaldığı için DSP ve RP ile birlikte sistem dışı kaldı. 1 kontenjan doğrudan ANAP'a verildi; kalan 5 vekil de sadece barajı geçen ANAP ve SHP arasında bölüşüldü. Sonuç: ANAP 4, SHP 2 vekil çıkardı. Oyların neredeyse yarısını alan diğer partiler Meclis dışı kaldı.</p>
<p>Bu seçim sistemiyle girilince ANAP neredeyse tüm seçim bölgelerinde birinci olduğu için oyları %36 seviyesine düşmesine rağmen parlamentonun %65'ini aldı.</p>
<p>Seçimlerden galip çıkan Anavatan Partisi, yürürlüğe giren yeni seçim sistemi sayesinde, 1983 seçimlerine göre oy oranı yaklaşık 9 puan gerilemesine rağmen milletvekili sayısını 292’ye çıkartarak tek başına iktidarını sürdürdü. Anavatan Partisi dışında seçim barajını aşan diğer iki partiden Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) 99 ve Doğru Yol Partisi (DYP) 59 milletvekilliği kazandı. Demokratik Sol Parti (DSP), Millî Selamet Partisi'nin devamı olan Refah Partisi (RP), MHP’nin devamı olan Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) ile Islahatçı Demokrasi Partisi (IDP) seçim barajın altında kalarak TBMM’ye giremedi.</p>
<p>Sonra ne oldu derseniz, aynı seçim sisteminin kullanıldığı takip eden seçimlerde (1991) ANAP iktidarı kaybetti… Bir daha da iflâh olmadı…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-secim-hikayesi-91138</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir seçim hikâyesi… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-yuzyilin-fabrikalarini-bugunden-kurmaliyiz-91137</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni yüzyılın fabrikalarını bugünden kurmalıyız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zeka, veri merkezi ve bulut yatırımları çok büyük sermaye gerektiriyor. Türkiye’nin bu yarıştaki darboğazlarını tartışırken, teknolojiye ve nitelikli insan kaynağına erişim kadar yatırımları finanse edecek uzun vadeli sermayeye de bakmalıyız.</strong></p>
<p>Bugünlerde Türkiye’deki şirketler kesiminin hikayesini markaların yurt dışına açılması, finansmanın ekonomideki rolü ve teknoloji üretme kapasitesi olarak üç ana eksende okumak mümkün.</p>
<p>Vahap Munyar ile CNBC-e’de yaptığımız “İşler Nasıl?” podcastinde konuştuğumuz şirket hikayelerinin çoğu bu eksenlerde buluşuyor. Her biri, “Türkiye yeni ekonomik düzende nerede duracak?” sorusuna yanıt arıyor. Yeni dönemde rekabet gücünü sermayeye erişim kadar teknolojiyi geliştirme, veriyi işleme ve marka yaratma kapasitesi belirleyecek.</p>
<p>Bu haftaki son programda konuştuğumuz örneklerde de aynı tablo vardı. Birbirinden farklı görünen konular aslında aynı yerde buluşuyordu. Bir tarafta veri merkezi ve yapay zeka yatırımları, diğer tarafta küresel sermayeye ulaşmaya çalışan girişimciler, bir başka tarafta ise köklü bir Türk zeytinyağı markasının dünyaya açılma çabası vardı.</p>
<h2>Veri merkezleri de fabrikadır</h2>
<p>Mesela NGN, Star of Bosphorus veri merkezinin enerji kapasitesini 16 MW’tan 22 MW’a çıkarmayı ve tesisi bir “yapay zeka fabrikası”na dönüştürmeyi hedefliyor. Türkiye’nin de 2023’te yaklaşık 250 MW olan veri merkezi kapasitesini 2030’da 1 GW’a çıkarma hedefi var. Bu yatırımlar, Türkiye'nin yapay zekanın yalnızca kullanıcısı değil, aynı zamanda yapay zeka altyapısı ve hizmetleri üretebilmesi için gerekli zemini oluşturuyor.</p>
<p>Ancak bu teknoloji yarışının en kritik ayaklarından birinin finansman olduğunu her fırsatta görüyoruz. NGN yatırımının bence en dikkat çekici taraflarından biri, Garanti BBVA ve Yapı Kredi’den sağlanan 40 milyon dolarlık yeşil finansman. Üstelik konuştuğumuz bankacılar bunun veri merkezi alanındaki ilk örneklerden olduğunu söylüyor. Bu işlem, finans sektörünün teknolojik dönüşümde üstlenmesi gereken rolü gösteriyor.</p>
<p>Yapay zeka, veri merkezi ve bulut yatırımları çok büyük sermaye gerektiriyor. Türkiye’nin bu yarıştaki darboğazlarını tartışırken, teknolojiye ve nitelikli insan kaynağına erişim kadar yatırımları finanse edecek uzun vadeli sermayeye de bakmalıyız.</p>
<h2>Yapay zeka trenini kaçırabiliriz</h2>
<p>Vahap’ın görüştüğü Endeavor Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kurttepeli’nin önemli bir uyarısı var. “Yatırım çekemezsek yapay zeka trenini kaçırabilir, tüketici konumunda kalırız,” diyor. Türkiye’nin yapay zekada üretici olabilmesi için sermaye, nitelikli insan kaynağı, veri ve güçlü dijital altyapı gibi dört kritik unsur var. </p>
<p>Sermaye, nitelikli insan kaynağı, veri ve güçlü dijital altyapı. Teknoloji girişimcisi yetiştirebilen, milyar dolarlık şirketler çıkarabilen bir ülkenin bu potansiyeli neden daha fazla yatırıma dönüştüremediğini sorgulamalıyız. Burada bankacılığın yanında girişim sermayesinin, özkaynak ortaklıklarının ve güven veren sermaye piyasalarının gelişmesi önem kazanıyor. Uzun vadeli yatırım, öngörülebilir bir ortam ve projenin olgunlaşmasını bekleyebilecek sermaye istiyor.</p>
<h2>"Made in Türkiye" yerine....</h2>
<p>Buradan Vahap'ın köşesinde aktardığı bir başka hikayeye geçelim. Kristal hikayesi rekabetin başka bir yüzünü gösteriyor. Kökleri 1938’e uzanan şirket, bugün 36-37 ülkeye ihracat yapıyor. Avrupa’daki engeller nedeniyle İspanya’da, Brezilya pazarını kaybetmemek için Tunus’ta üretime yöneliyor. Türkiye’de üretip ihraç etmek yerine başka ülkelerde üretip Türk markasıyla satıyor.</p>
<p>Bu örnek, Türk şirketlerinin küreselleşmesinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. “Made in Türkiye” yerine giderek “Turkish brand-global production” dönemine mi giriyoruz. Türkiye’de doğan bir markanın farklı ülkelerde üretim yaptırarak dünya pazarlarında büyümesi. Ancak Türkiye açısından bu kararların ne ölçüde küresel büyüme isteğinden ne ölçüde içerideki rekabet kaybından kaynaklandığını ayırmak gerekiyor.</p>
<h2>Maliyet gerçeğini unutmamalı</h2>
<p>Bir de başka bir realite var firmaları zorlayan.  Kristal Yağları Genel Müdürü Vural Gözgeç’in Ekonomi Gazetesi'ndeki köşe yazısında yer alan sözü çarpıcı. "Müşteriye 'kur artışı enflasyonun altında kaldığı için fiyat tutturamıyoruz' dediğinizde randevu bile alamıyorsunuz," diyor. Bu tablo bize Türkiye’nin ihracat rekabetçiliği konusunda kur ve maliyet gerçeğini hatırlatıyor.</p>
<p>Müşteri bizim kur ve maliyet denklemimizi çözmek zorunda değil. Fiyata, kaliteye ve teslimata bakıyor. Şirketin yurt dışında üretim yaparak pazarını koruması anlaşılır bir strateji. Ekonomi politikasının görevi ise Türk markalarının dünyada büyümesini desteklerken Türkiye’de üretimi ve istihdamı da rekabetçi koşullarda sürdürülebilir kılmak.</p>
<h2>Yeni sanayileşme hamlesi</h2>
<p>Geçen hafta Cumhuriyetin 103'üncü yılını kutladık. "Sanayileşmek en büyük milli davalarımız arasında yer almaktadır" diyen Atatürk'ü andık. Bugün sanayi kavramının içine veri merkezlerini, yapay zekayı, yazılımı ve teknoloji girişimlerini de koymamız gerekiyor. Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında Türkiye’nin yeni sanayileşme hamlesinin merkezinde bunlar da olmalı.</p>
<p>Kısacası bizim meselemiz “zeytinyağından yapay zekaya Türkiye nasıl rekabetçi olur?” olmalı.</p>
<h2>Sermaye olmadan olmuyor</h2>
<p>NGN Yönetim Kurulu Başkanı İnanç Erol’un “veri ekonominin temel hammaddesi” sözüyle Kurttepeli’nin “yatırım çekemezsek yapay zeka trenini kaçırırız” uyarısı yan yana konulduğunda ortaya net bir sonuç çıkıyor. Yeni ekonomide hammadde veri, fabrika veri merkezi, üretim aracı hesaplama gücü ve mühendisliktir. Ama bunların hepsini harekete geçiren unsur ise sermayedir. Kristal de köklü sektörlerde bile rekabetin marka ve küresel üretim ağlarıyla yeniden şekillendiğini gösteriyor.</p>
<p>Zeytinyağından yapay zekaya kadar temel meselemiz aynı. Türkiye’de geliştirilen ürünlerin, teknolojilerin ve markaların dünya pazarlarında kalıcı değer yaratmasını sağlamamız lazım. Bunun yolu, girişimciyi uzun vadeli sermayeyle buluşturmaktan ve Türkiye’yi üretim yapmak için güçlü bir tercih haline getirmekten geçiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-yuzyilin-fabrikalarini-bugunden-kurmaliyiz-91137</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/7/1280x720/56-1793680917.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni yüzyılın fabrikalarını bugünden kurmalıyız ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guven-boyle-donemlerde-cok-onemli-91136</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güven böyle dönemlerde çok önemli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>2025’in Kasım ve Aralık enflasyonları, düşüş eğilimi önündeki ilk engel. Geçtiğimiz yıl oldukça düşük bir düzeyde gerçekleştiler. Sırasıyla, yüzde 0,87 ve 0,89. Oysa 2020’den bu yana bu aylarda gerçekleşen enflasyonlar çok daha yüksek. Hadi, 2020-2024 dönemi yüksek enflasyonlu yıllar. 2018-19 krizini atlayıp daha eskiye gidince de aynı yorum geçerli.</strong></p>
<p>Ekim enflasyonunu bugün öğreneceğiz. Ekim 2025 aylık enflasyonu yüzde 2,55 olarak gerçekleşmişti. Yarın açıklanacak enflasyon, bu düzeyin altında gerçekleşirse yüzde 29,7 olan yıllık enflasyon biraz daha düşecek. Bir fikir vermesi için hafta sonu İstanbul için açıklanan İTO enflasyonuna bakalım: Yüzde 2,47. Hem 2024 hem de 2025 Ekim enflasyonlarından düşük. Birbirine çok yakın olan bu iki enflasyonun ortalaması yüzde 3,28. Dolayısıyla, ortalamaya göre düşüş 0,81 puan. Sosyal medyada günlük verilerden yola çıkarak aylık enflasyonu tahmin etmeye çalışan ciddi araştırmacıların beklentisi de Ekim 2025’e kıyasla belirgin bir azalma olasılığı olduğunu gösteriyor. Peki, yıllık enflasyondaki düşüş sürer mi?</p>
<h2>Olumsuz bir ‘baz’ etkisi yaşanması muhtemel</h2>
<p>2025’in Kasım ve Aralık enflasyonları, düşüş eğilimi önündeki ilk engel. Geçtiğimiz yıl oldukça düşük bir düzeyde gerçekleştiler. Sırasıyla, yüzde 0,87 ve 0,89. Oysa 2020’den bu yana bu aylarda gerçekleşen enflasyonlar çok daha yüksek. Hadi, 2020-2024 dönemi yüksek enflasyonlu yıllar. 2018-19 krizini atlayıp daha eskiye gidince de aynı yorum geçerli. Yıllık enflasyonun bugünkünün yarısından da az olduğu 2016 ve 2017’de bu ayların ortalama enflasyonları 1,08 ve 1,09; 2025’te gerçekleşenden daha yüksekler. Dolayısıyla, olumsuz bir ‘baz’ etkisi yaşanması muhtemel. Bunlar sadece geçmişle karşılaştırmalar. Şüphesiz enflasyonu belirleyen unsurlardaki gelişmeler daha önemli. Kur artış oranı ve iç talep enflasyonu düşürücü yönde gelişiyor. Buna karşılık, enerji fiyatları şahlanmış vaziyette. Sonuçta, bu yılın sonunda gerçekleşecek yıllık enflasyonun, bugün açıklanacaktan biraz daha yüksek olması beklenir.</p>
<h2>İşe fon rezaleti çerçevesinden bakın</h2>
<p>Peki, çok mu önemli? Ankara’da yaşayan dört kişilik bir aile için TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık sınırı Ekim’de 38 bin liraya yükseldi; asgari ücretin çok üzerinde. Çoğu emekli, daha da düşük düzeyde gelir elde ediyor. Onlar açısından elbette çok önemli. Ama bir de işe fon rezaleti çerçevesinden bakın. Finans piyasasını düzenleme ve denetlemeden sorumlu BDDK, SPK ve Borsa İstanbul gibi önemli yetkilerle donanmış kurumlar varken fon krizi patladı. 2008-09 küresel krizinden sonra kurulan ve o zamanlar uluslararası düzeyde en çok tartışılan ve tartışmalardan çıkan sonuçlara uygun olarak kurulan Finansal İstikrar Komitesi’ne rağmen fon krizi yaşandı. Nasıl olup da yaşandığı çok önemli.</p>
<p>Şeffaf ve tatmin edici bir biçimde fon rezaletinin nasıl olup da olduğu belirlenmeli ki bir daha yaşanmasın diye yapısal önlemler alınabilsin. Bu yapılmadıkça, geçmiş enflasyonlara ya da kur, talep, enerji fiyatlarına bakıp enflasyonun ileride izleyeceği yol için çıkarsama yapmanın fazla bir anlamı yok. Zira böyle dönemlerde ekonomideki dinamiklerin asıl belirleyicisi güven olur. Güven her zaman önemli ama böyle dönemlerde çok daha önemli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guven-boyle-donemlerde-cok-onemli-91136</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güven böyle dönemlerde çok önemli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ortalikta-ne-cok-foncu-kafa-var-91135</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ortalıkta ne çok foncu kafa var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong> Fon yağmacılarının zihin yapısı, toplumun geniş kesimlerinde karşımıza çıkıyor. Elindeki yetkiyi ve gücü, halkı soymak için kullanan binlerce görevli(!) var ve bizi onların elinde çaresiz bırakıyorlar.</strong></p>
<p>Siz sanıyor musunuz ki <strong>çürüme</strong>, yalnızca <strong>fon yağmacılarıyla</strong> sınırlı… Ne yazık ki ortalık <strong>fon yağmacısı kafalarla </strong>dolu… Dürüst olanları özenle ayrı tutarak söyleyeceğim şu ki eline fırsat geçiren, <strong>kendi</strong> <strong>çapında</strong>, elinden geldiğince <strong>dolandırıcı</strong>, <strong>rüşvetçi</strong>, <strong>fırsatçı</strong>, manipülatör, kısaca; <strong>ahlak fukarası</strong>…</p>
<p>Nüfus müdürlüğüne gidiyorsun, <strong>biyometrik fotoğraf</strong> şartı var. Mahallende çektirip getiriyorsun; “<strong>bu olmamış, filanca fotodan çektir getir</strong>” diyor. Güvensizlik artınca da dürüst olanlar bile “<strong>ben de yapmazsam aptal yerine konurum”</strong> diye düşünebiliyor. <strong>Dürüstlerin aklını çelmeleri</strong> de işin cabası…</p>
<p><strong>KARINCA KARARINCA, KENDİ ÇAPINDA DOLANDIRABİLDİĞİNCE…</strong></p>
<p>Kurumun “<strong>sadece filanca fotoğrafçıdan olsun</strong>” deme yetkisi yok. Bu tür yönlendirmeler genellikle <strong>memur-fotoğrafçı arasındaki anlaş</strong>madan kaynaklanır: Memur vatandaşı belirli yere yönlendirir veya başka yerden gelen fotoğrafı <strong>teknik bahane uydurarak</strong> reddeder, karşılığında <strong>komisyon</strong>, <strong>avanta</strong> alır.</p>
<p>Bu; <strong>düşük riskli</strong>, küçük ölçekli ama <strong>çok yaygın</strong> bir <strong>kamu suiistimali örneği</strong>…  Afyon’dan bir örnek; bir memur galericiden <strong>araç alım satım yetki belgesi</strong> vermek için rüşvet istiyor. İstediklerine bakın; <strong>2.500 $</strong>,  2 kangal sucuk, <strong>1 kutu lokum</strong>, 10 paket sigara. Dediğim <strong>gibi herkes kendi çapında dolandırıcı</strong>…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Dolandırıcılara dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Başka hangi örnek?</em></strong></p>
<p><strong>Antalya</strong>’dan: bir müdür ve bir başmüfettiş, özel hastane denetiminde <strong>90 bin € rüşvet </strong>alırken yakalanıyor. Para, poşette teslim ediliyor. Yakalandığında “<strong>vatan millet Sakarya</strong>” muhabbeti…</p>
<p><strong><em>Ya adliyede durum?</em></strong></p>
<p><strong>İzmir</strong>; icra müdür ve kâtibi, avukattan tahsilat hızlandırmak için <strong>200 bin lira</strong> istiyor. Savcılığa bildiriliyor. Yakalandıklarında pişkince bir tek “<strong>düğmeye İsrail’den basıldı</strong>” demedikleri kalıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>GÜMRÜKLER BELEDİYELER YÜZLERCE FONCU KAFANIN İŞGALİNDE…</strong></p>
<p><strong>Eksik beyanname</strong>, laboratuvar analizi atlatma karşılığı <strong>foncu kafalara</strong> rüşvet. <strong>MASAK</strong>, binlerce böylesi foncu kafa olaylarıyla dolu. Belediyeler ise <strong>parayla çaycı kadrosu</strong>, kamyon şoförlüğü, ruhsat bedeli, <strong>işe girmemişe maaş</strong>, sahte ihale evrakıyla yankılanıyor. <strong>Fon yağmacılarının ruhsal ikizleri gibi</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>SUİSTİMAL LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Suistimal</strong>: Yetki veya iyi niyetin kötüye kullanılması. Fon yağmacılarının utanmadan yaptığı</p>
<p><strong>Dolandırıcı</strong>: Hileyle güveni sarsıp çıkar sağlayan kişi. Genelde dolandırılanlar da işin içindedir</p>
<p><strong>Sinsi çalışan</strong>: Niyetini gizleyerek çıkarına bakan kimse... Bu, SPK başkanı da olabilir, fon başkanı da</p>
<p><strong>İtibar istismarı</strong>: Kurum imajının etik dışı yollarla zedelenmesi, Borsa ve piyasalardaki güven kaybı</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ortalikta-ne-cok-foncu-kafa-var-91135</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/5/1280x720/satis-sozlesmelerine-duzenlemesi-odemeler-dovizle-yapilabilecek-1741247122.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ortalıkta ne çok foncu kafa var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-icin-ydo-ile-tufe-uyumlu-mu-91134</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2027 için YDO ile TÜFE uyumlu mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2027 yılında uygulanacak yeniden değerleme oranı (YDO) büyük olasılıkla yüzde 28 dolayında olacak. Zaten bu satırları TÜİK’in ekim ayı enflasyon verilerini açıkladığı saat 10.00’dan sonra okuyorsanız 2027’nin yeniden değerleme oranını öğrenmiş durumdasınız.</p>
<p>Yeniden değerleme oranını bir kişi ya da kurumun belirlemediğini, bu oranın ekim ayı sonunda Yİ-ÜFE’de on iki aylık dönemlerin kıyaslamasına göre oluşan yıllık artış oranı olduğunu bir kez daha belirteyim.</p>
<p>Yİ-ÜFE ekim ayında hiç artmasa yıllık ortalama artış, yani 2027’de uygulanacak yeniden değerleme oranı yüzde 27,6 olacak. Ekim artışının yüzde 3’ü bulması durumunda ise yıllık ortalama artış yüzde 28’e çıkacak</p>
<p>Dolayısıyla TÜİK’in bugün saat 10.00’da yapacağı (yaptığı) açıklamadan sonraki oran kabaca yüzde 28, bunu rahatlıkla söylemek mümkün.</p>
<p>Yeniden değerleme oranına göre 2027 yılında vergi ve cezalarda nasıl bir artış olacağını ve tutarların hangi düzeye çıkacağını sevgili meslektaşım Hüseyin Gökçe dün Ekonomi’de detaylı olarak yazdı.</p>
<p>Yeniden değerleme oranı yüzde 28 dolayında olacak ama Cumhurbaşkanının bu oranları para cezaları hariç bazı kalemlerde değiştirme yetkisi var.</p>
<p>Toplumun en çok ilgilendiği kuşkusuz motorlu taşıtlar vergisi. Cumhurbaşkanı yüzde 28 düzeyindeki YDO’yu, motorlu taşıtlar vergisi için yüzde 50 oranında artırarak yüzde 42’ye çıkarabilir ya da yüzde 80 oranında indirerek yüzde 5,6’ya çekebilir. Ancak ne yüzde 42 söz konusu olur, ne yüzde 5,6.</p>
<p>Bu yıl için yüzde 25,49 olan YDO’ya karşılık MTV artışı yüzde 18,95 düzeyinde tutulmuştu. Yani YDO yaklaşık dörtte bir indirimli uygulanmıştı.</p>
<p>2027 yılı için de yüzde 28’lik bir YDO artışı yine dörtte bir indirimli uygulansa yüzde 21’lik bir MTV artışı ortaya çıkar.</p>
<p>İyi bir tesadüf! 2027 yılının enflasyon hedefi de zaten yüzde 21.</p>
<h2>YDO ve TÜFE</h2>
<p>2027-2029 orta vadeli programına göre önümüzdeki yılın tabii ki TÜFE bazlı enflasyon hedefi biraz önce de belirttiğim gibi yüzde 21. Bu yılın gerçekleşmesi de aynı programda yüzde 28,4 olarak öngörülüyor. </p>
<p>Eylül sonundaki yıllık oran yüzde 29,7, ekimi de bugün göreceğiz. Geçen yılın ekimindeki yüzde 2,55’lik artıştan bir miktar daha az artış yaşanmasıyla, ki beklentiler bu yönde, yıllık oran biraz daha düşecek ve yüzde 29’a doğru inecek, hatta 29'un altında bir oran bile görülebilir.</p>
<p>Ancak son iki ayda geçen yılın yüzde 0,87 ve yüzde 0,89’luk oranlarında kalınması neredeyse hiç mümkün görünmediği için baz etkisiyle yıllık oran yeniden yükselme eğilimine girecek ve 2026 yılı çok muhtemeldir ki yüzde 30’un çok az da olsa üstünde kapatılacak.</p>
<p>Yani yıllık enflasyonda yüzde 30-31’den yüzde 21’e inilmesi, bir başka ifadeyle üçte birlik bir azalma öngörülüyor.</p>
<p>Bu yıl da dahil 2027 öncesindeki dönemlerin <strong>“enflasyonu yarı yarıya düşürmeye dönük iddialı öngörüleri”</strong> dikkate alındığında 2027’nin hedefi gayet makul. Yüzde 30’dan 21’e pekâlâ inilebilir.</p>
<h2>Ya YDO indirimi olmazsa? </h2>
<p>Peki 2027’de yüzde 28 dolayındaki yeniden değerleme oranı Cumhurbaşkanı indirim yetkisini kullanmadan aynen uygulanırsa enflasyonu 21’e indirmek mümkün olur mu? Önemli olan bu.</p>
<p>Bu soruya tek kelimeyle yanıt vermek gerekirse, olmaz!</p>
<p>Dolayısıyla başta motorlu taşıtlar vergisinde olmak üzere bir dizi vergi artışında yüzde 28’lik YDO daha düşük uygulanmak zorunda.</p>
<p>Enflasyonun seyrini belirleyen tek başına vergilerin ne miktarda arttığı değil tabii ki ama YDO’nun hangi düzeyde uygulandığının iki etkisi var.</p>
<p>Birincisi sinyal etkisi. Kamu eliyle yapılan artışların düzeyi tabii ki özel sektör için de bir sinyal olur.</p>
<p>İkincisi buradaki artış oranının gerçek bir maliyet niteliği taşıması.</p>
<h2>TÜFE’de yok ama…</h2>
<p>Bir takım vergi ve harç artışlarıyla TÜFE arasında doğrudan bir bağ kurulamaz tabii ki. YDO’ya bağlı olarak artacak vergiler birer mal ve hizmet değil ki ve bunlar elbette TÜFE’de kapsanmıyor ki.</p>
<p>Ancak bu vergi ve harçlar az çok bir maliyet artışı demek. TÜFE kapsamındaki mal ve hizmetler için bir maliyet artışı. Dolayısıyla yeniden değerleme oranına bağlı olarak bu vergi ve harçlarda yapılacak artış yukarıda belirttiğim gibi hem sinyal etkisi yapacak, hem de maliyete etki ettiği için enflasyonu dolaylı biçimde yukarı itecek.</p>
<p>Zaten zaman zaman <strong>“yönetilen yönlendirilen fiyat artışları”</strong>na dikkat çekilen açıklamalar duyarız. Hatta bizzat ekonomi yönetimi tarafından yapılır bu açıklamalar.</p>
<p>Bakalım 2027 için yönetilen yönlendirilen fiyatlardaki artış hangi düzeyde tutulacak ve bunun ilk işaretini oluşturacak YDO’da ne gibi düzenlemeler yapılacak…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-icin-ydo-ile-tufe-uyumlu-mu-91134</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/4/1280x720/kdv-vergi-1793688398.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027 için YDO ile TÜFE uyumlu mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91131</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalarda Pozitif Tablo! Fiyatlamada Ne Etkili Oldu? | Ekonomi Masası | 03 Kasım" src="https://www.youtube.com/embed/CUd6jrf73sM" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91131</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kontrolmatikte-yeni-yonetimin-onunde-zor-bir-gorev-var-91133</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kontrolmatik’te yeni yönetimin önünde zor bir görev var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TMSF’nin (Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu) Kontrolmatik’e kayyım olarak atanmasının ardından yedi kişilik yeni yönetim kurulu belli oldu. Başkanlığa Enis Güçlü Şirin, başkan vekilliğine Cüneyt Ardağ getirildi. Üyeliklere Melek İnceköse İmert, Erdinç Perçemli, Ertuğrul Atik, Ercan Doğan ve Tarık Ziyad Koçkaya atandı. İsimler açıklandı ama asıl soru şu: Bu kurul, büyük yatırımları ve uluslararası projeleri bulunan Kontrolmatik’i yeniden ayağa kaldırabilecek mi?</p>
<p>Kontrolmatik sıradan bir şirket değil. Enerji depolama, batarya teknolojileri, mühendislik ve enerji sistemleri alanlarında faaliyet gösteriyor. Başta Polatlı’daki batarya tesisi olmak üzere yatırımların tamamlanması, finansman bulunması, müşterilerin korunması ve uluslararası projelerin sürdürülmesi gerekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae962f800282-1793680120.jpg" alt="" width="700" height="390" /></p>
<p>Başkan Enis Güçlü Şirin, uzun yıllar TMSF’de denetim ve risk izleme birimlerinde görev yaptı. Erdinç Perçemli TMSF’nin tahsilat biriminde çalıştı. Melek İnceköse İmert’in Birleşim Varlık Yönetim’de, Cüneyt Ardağ ve Ercan Doğan’ın ise Tera Yatırım Teknoloji Holding’in kayyım yönetiminde görevleri var. Ertuğrul Atik ve Tarık Ziyad Koçkaya da kurulda yer alıyor.</p>
<p>Kayyımlık, denetim ve mali gözetim tecrübesi önemli. Ancak bir şirketin hesaplarını incelemek, varlıklarını korumak başka; batarya üretmek, mühendislik projelerini yönetmek ve milyarlarca liralık yatırımları tamamlamak başka.</p>
<p>Kontrolmatik’in ihtiyacı yalnızca mali disiplin değil. Enerji sektörünü, batarya teknolojilerini ve uluslararası proje yönetimini bilen, finansman yaratabilecek bir yönetim anlayışı gerekiyor. Üstelik zaman kaybetmenin de bedeli var. Müşteri başka tedarikçiye yönelebilir, çalışan ayrılabilir, tedarikçi alacağını alamadığı için kapıyı kapatabilir. Uluslararası projelerde güven kaybını telafi etmek kolay değil.</p>
<p>TMSF’nin şu sorulara yanıt vermesi gerekiyor: Yönetim kurulunda enerji ve batarya teknolojileri alanında deneyimli isimler var mı? Devam eden yatırımların başında kim duracak? Üretimin yeniden başlaması ve finansman ihtiyacının karşılanması için nasıl bir plan hazırlandı?</p>
<p>Kontrolmatik’in toparlanması imkânsız değil. Ancak bir şirketi kurtarmak yalnızca hesaplarını denetlemekle mümkün olmuyor. Şirketi korumak kadar yeniden çalıştırmak da önemli. Bunun için o işi bilen insanları doğru görevlere getirmek şart.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kontrolmatikte-yeni-yonetimin-onunde-zor-bir-gorev-var-91133</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kontrolmatik’te yeni yönetimin önünde zor bir görev var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-finansmanina-6-yilda-905-milyar-lira-verdi-4-yil-icin-16-trilyon-lira-daha-ayirdi-91132</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sürdürülebilirlik finansmanına 6 yılda 905 milyar lira verdi, 4 yıl için 1.6 trilyon lira daha ayırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AKBANK </strong>Genel Müdürü <strong>Kaan Gür, “Sürdürülebilir Finansman ve COP31 Gündemi” </strong>başlıklı toplantıda ekrana önce dünyadan bazı veriler yansıttı:</p>
<ul>
<li><strong>UNEP’in 2026 raporuna göre dünyada doğayı korumaya ayrılan her 1 dolara karşılık, doğaya zarar veren faaliyetlere 30 dolar harcanıyor.</strong></li>
<li><strong>Birleşmiş Milletler’in (BM) ölçebildiği 139 sürdürülebilir kalkınma amacı hedefinin yalnızca yüzde 36’sı planlandığı şekilde ilerliyor ve makul ilerleme gösteriyor.</strong></li>
<li><strong>Hedeflerin yüzde 15’inde ise ilerleme tersine dönmüş durumda.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Kaan Gür</strong>’e düzenlediği toplantıda Genel Müdür Yardımcısı <strong>Emre Özben </strong>ile Pazarlama ve İletişim Başkanı <strong>Seçil Demiralp </strong>eşlik etti. <strong>Gür, </strong>Türkiye’nin açıkladığı sürdürülebilirlik hedeflerini anımsattı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye, Paris Anlaşması kapsamında 2030’a kadar sera gazı emisyonlarını referans senaryoya göre yüzde 41 azaltmayı ve 2053’te </strong>“net sıfır”<strong>a ulaşmayı hedefliyor.</strong></li>
<li><strong>Bu hedefler doğrultusunda mevcut eğilimlere ek olarak her yıl GSYH’nin en az yüzde 1.7’sine denk gelen ilave yatırım gerektiği belirtiliyor.</strong></li>
</ul>
<p>Bu aşamada şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bu ölçekte bir kaynağın harekete geçirilebilmesi bankaların iklim alanındaki yetkinliklerini geliştirmesi, uluslararası kaynakların devreye alınması ve güçlü bir yerel finansman ekosistemi oluşturulması gerekiyor.</strong></p>
<p>Ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın hayata geçirdiği <strong>“Türkiye Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Yatırım Platformu” </strong>üzerinde durdu:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye’nin 2053 </strong>“net sıfır” <strong>hedefine ulaşabilmesi için çelik sektöründe 31 milyar dolar,</strong></li>
<li><strong>Çimento sektöründe 30 milyar dolar,</strong></li>
<li><strong>Alüminyum ve gübre sektörlerinin her birinde 5’er milyar dolar yatırım ihtiyacı öngörülüyor.</strong></li>
<li><strong>Toplam yatırım ihtiyacı 70 milyar doların üzerine çıkıyor.</strong></li>
</ul>
<p>Sektörlerin teknolojileri, dönüşüm takvimleri ve finansman ihtiyaçlarının farklılık gösterdiğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle biz finansman modellerimizi işletmenin teknik ihtiyacına, yatırımın niteliğine, geri dönüş süresine ve nakit akışına göre yapılandırmayı hedefliyoruz.</strong></p>
<p><strong>Kaan Gür, </strong>Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026’da Antalya’da düzenlenecek BM İklim Değişikliği Konferansı’nda (COP31) yerlerini alacaklarının altını çizip, bankanın sürdürülebilir finansman hedefini revize ettiklerini açıkladı:</p>
<p>-          <strong>Bankamız 2020 yılında 6 yıllık sürdürülebilir finansman hedefini 800 milyar lira olarak anons etmişti. Bu yılın 3’üncü çeyreği itibariyle 905 milyar liraya ulaşmış bulunuyoruz. Türkiye’nin dönüşüm ihtiyacını dikkate alarak 2030 hedefimizi 2.5 trilyon liraya yükselttik.</strong></p>
<p>Bu kaynağın kullandırılmasıyla ilgili şu noktaya dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Yeni yeşil kredi kullandırmada yüzde 50’lik payı sanayinin yeşil dönüşümüne ayırmayı planlıyoruz. Sanayimizin enerji verimliliğini artıran, emisyonlarını azaltan ve uluslararası rekabet gücünü destekleyen yatırımlarının finansmanına öncelik veriyoruz.</strong></p>
<p>Akbank’ın aynı zamanda kredi portföyünün iklim üzerindeki etkisini azaltarak 2050’ye kadar <strong>“Net Sıfır Emisyonlu Banka” </strong>olma hedefini irdeledi:</p>
<p>-          <strong>2025’te </strong>“Yeşil Dönüşüm Skoru”<strong>nu kredi süreçlerimize entegre ettik. Yönetim Kurulu seviyesindeki kredi tekliflerinde karar alma mekanizmasını destekleyen parametre olarak kullanılıyor. Bugüne kadar 500’den fazla şirket incelendi, yeşil dönüşüm alanları belirlendi.</strong></p>
<p>Bankanın <strong>“COP31” </strong>gündemini aktardı:</p>
<ul>
<li>“COP31”<strong>de açıklayacağımız yeni işbirlikleri ve finansman programları ile sanayiden KOBİ’lere, enerjiden su kaynaklarına kadar geniş bir alanda değer yaratmaya odaklanacağız.</strong></li>
<li>“COP31”<strong>de </strong>“Yeşil Alan”<strong>daki </strong>“İklim Finansman Hub”<strong>ındaki standımızda yatırım yapılabilir projeler, uluslararası kaynaklara erişim ve dönüşüm finansmanı modelleri için paydaşlarımızı bir araya getireceğiz.</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye’nin 2053 <strong>“Net Sıfır” </strong>hedefine ulaşma yolunda sadece 4 sektördeki dönüşüm için 70 milyar dolarlık finansmana ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>Bankaların sürdürülebilirlik finansmanına ayırdıkları kaynağı artırmaları, dönüşüm yolculuğuna önemli katkı sağlayacak gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘COP31’ ev sahipliği ülkemiz için önemli fırsat yaratacak</span></h2>
<p><strong>AKBANK </strong>Genel Müdürü <strong>Kaan Gür, “COP31” </strong>kapsamındaki çalışmalarında dört ana başlığa odaklandıklarını belirtip, sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Sanayinin yeşil dönüşümü</strong></li>
<li><strong>Sürdürülebilir tedarik zincirleri</strong></li>
<li><strong>Elektrifikasyon &amp; sürdürülebilir iklimlendirme</strong></li>
<li><strong>Mavi finansman</strong></li>
</ul>
<p>Bu alanların her birinin Türk ekonomisinin farklı dönüşüm ihtiyaçlarına karşılık geldiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Dönüşüm yatırımlarının hayata geçmesi için finansman sağlamak kadar işletmelerin ihtiyaçlarını anlamak, doğru teknolojilere yönelmelerine yardımcı olmak ve teknik uzmanlığı işbirlikleriyle bir araya getirmek de gerekiyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin <strong>“COP31”</strong>e ev sahipliği yapmasını, iklim gündemini ülkemizin üretim gücü, teknoloji kapasitesi ve finansman imkanlarıyla buluşturmak açısından önemli bir fırsat olarak gördüklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Sürdürülebilirliği, büyük hedefler belirlemek kadar bu hedeflerin ekonomide, iş hayatında ve günlük yaşamda somut karşılık bulmasıyla anlamlı buluyoruz. Finansmandan üretime, teknolojiden eğitime uzanan çalışmalarla Türkiye’nin dönüşümüne katkıyı sürdüreceğiz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Soğuk zincire yılda 340 milyon Euro yatırım gerekiyor</span></h2>
<p><strong>AKBANK </strong>Genel Müdürü <strong>Kaan Gür, “COP31”</strong>de odaklanacakları <strong>“elektrifikasyon ve sürdürülebilir iklimlendirme” </strong>konusuna değinirken, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) çalışmalarından aldığı bir veriye işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Soğuk zincir için yılda 340 milyon Euro yatırım gerekiyor…</strong></p>
<p>Binaların küresel enerji talebinin yüzde 30’unun oluşturduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Soğutma için kullanılan elektrik 2015’ten bu yana yüzde 50 arttı. Bu nedenle verimli iklimlendirme ve soğuk zincir sistemleri, enerji tüketimini ve emisyonları azaltmanın yanı sıra gıda, ilaç, turizm, perakende ve lojistik sektörlerinin dayanıklılığı için de kritik önem taşıyor.</strong></p>
<p>Akbank’ın 2026 yılı başında <strong>“UNDP Cool-Up Programı”</strong>nın Türkiye’deki ilk finansal partneri olduğunu bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bununla birlikte </strong>“Sürdürülebilir İklimlendirme Finansman Programı”<strong>nı başlattık. Program, finansmanı teknik danışmanlık ve teknoloji sağlayıcılarla bir araya getiriyor. Amaç, daha verimli sistemlere geçişi kolaylaştırarak enerji maliyetlerini ve emisyonları azaltmak.</strong></p>
<p>Elektrifikasyonun iklim açısından değer yaratabilmesi için kullanılan elektriğin kaynağının da önem taşıdığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle yenilenebilir enerji, enerji depolama, büyük ölçekli YEKA yatırımları ve şirketlerin kendi elektriğini üretmesini sağlayan öz tüketim projelerini de finansman gündemimizin merkezinde tutuyoruz.</strong></p>
<p>Bankanın kredi portföyünden örnek verdi:</p>
<p>-          <strong>Akbank’ın proje finansmanı portföyünde yeşil kredilerin payı bir yılda yüzde 38’den yüzde 42’ye yükseldi. 2025 yılı sonunda proje finansmanı enerji portföyünde yenilenebilir enerjinin payı yüzde 77 oldu. Yeni işbirlikleri ile bu alandaki gelişme ivme kazanacak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘İleri dönüşüm’le 1311 okulun eğitim ortamı iyileşti</span></h2>
<p><strong>AKBANK </strong>Genel Müdürü <strong>Kaan Gür, </strong>bankanın taahhütlerini somut değere dönüştürme yaklaşımının toplumsal yatırımlara da yansıdığını belirtip, <strong>“Dönüşümde Gelecek Var” </strong>projesini örnek gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Akbank’ın kullanım ömrünü tamamlayan ofis mobilyalarının Hatay’da, meslek liseli öğrenciler tarafından yeni okul eşyalarını sağlayan projeyle bugüne kadar 19 bin 200 okul mobilyası üretildi.</strong></p>
<p><strong>“Dönüşümde Gelecek Var” </strong>projesinin Milli Eğitim Bakanlığı işbirliği ile yürütüldüğünü kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Üretilen 19 bin 200 okul mobilyası, 1311 okulun eğitim ortamını iyileştirdi. Bu okullardaki 400 bini aşkın öğrenciye ulaşılmış oldu. Bu proje kapsamında 40 TIR dolusu banka için kullanım ömrünü tamamlamış mobilya bölgeye taşındı.</strong></p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı ile yeni protokol imzaladıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>İmzalanan protokol kapsamında yeni dönem çalışmalarıyla ileri dönüşüm eğitim modülünün Türkiye genelindeki meslek liselerinde yaygınlaştırılması hedefleniyor.</strong></p>
<p>Akbank Pazarlama ve İletişim Başkanı <strong>Seçil Demiralp </strong>ek bilgi verdi:</p>
<p>-          <strong>Milli Eğitim Bakanlığı ile yeni protokol çerçevesinde meslek liselerindeki 1080 öğretmen </strong>“ileri dönüşüm eğitimi” <strong>alıyor. Bu eğitimle birlikte meslek liselerindeki </strong>“ileri dönüşüm” <strong>çalışmalarının kapsamı genişleyecek.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-finansmanina-6-yilda-905-milyar-lira-verdi-4-yil-icin-16-trilyon-lira-daha-ayirdi-91132</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/2/1280x720/778-1793680016.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik finansmanına 6 yılda 905 milyar lira verdi, 4 yıl için 1.6 trilyon lira daha ayırdı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gorevini-ihmal-ve-suistimal-eden-burokrata-agir-yaptirim-91130</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görevini ihmal ve suistimal eden bürokrata ağır yaptırım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında alınacak yeni tedbir ve kararlar yasal düzenleme ile şekilleniyor.</p>
<p>Düzenlemeye son şekli ise Devlet Denetleme Kurulu'nun (DDK) hazırlayacağı raporla verilecek. Fonda yaşanan gelişmelerde en fazla suçlanan kesim olan bürokraside yapılacak düzenleme ile ihmal ve suiistimalleri tespit edilenler görevlerinden men edilecek. Savcılığın 19 Ağustos'ta Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) gönderdiği yazı ile 17 Eylül'deki tasfiye kararı arasındaki dönemde gizli soruşturmayı kimlerin öğrendiği, kimlere içeriden bilgi sızdırıldığı tartışılıyor. Bu tartışmalar çerçevesinde Sermaye Piyasası Kurulu, (SPK), BDDK ve ilgili kurumlara ait kanunlarda değişiklik yapılacak.</p>
<p>Kaynakların verdiği bilgiye göre, Fon Koordinasyon Kurulu, sürecin başlangıcından bu yana çalışmalarını kararlı şekilde sürdürüyor. Yasal düzenleme çalışmalarının DDK raporuyla tamamlanacağını aktaran kaynaklar, başta SPK olmak üzere ilgili kurumların yapısında köklü değişikliklere gidileceğini belirtiyor. Düzenlemeler arasında şu konular yer alıyor:</p>
<h2>Hızla müdahale gerçekleştirilecek </h2>
<p>▶ Hisse senedi yoğun fonların alım ve satım süreçlerinde mevzuat, operasyonel kurallar ve piyasa yapısından kaynaklanan kısıtlamalar yeniden değerlendirilecek.<br />▶ SPK'nın usulsüzlüklere hızla müdahalesi için geçici işlem yasağı, varlıkların korunması ve portföy dondurma yetkileri genişletilecek. <br />▶Yatırım fonlarında yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi ve oluşan zararların doğrudan sorumlulardan tahsili için hukuki altyapı oluşturulacak. <br />▶ Piyasa ihlallerine ve manipülatörlere yönelik idari ve adli cezalar artırılacak; gerçek yatırımcı ile manipülatörlerin titizlikle ayrılmasına yönelik düzenlemeler yapılacak. <br />▶ Görevlerini kötüye kullanarak ihmal ve suiistimal edenlere ağır yaptırımların getirilmesi planlanıyor. Sorumluluğu olan üst düzey bürokrata görevden men cezası da düşünülüyor. <br />▶ Hisse sınırlamaları ile alım ve satımlarda kademeli sınırlar getirilecek. <br />▶ Yeni denetim mekanizmaları oluşturulacak. <br />▶ SPK ve ilgili kurumların yetkileri yeniden ele alınacak. <br />▶ Risk merkezi kurulacak.</p>
<h2>İçerden bilgi sızdırılması </h2>
<p>Öte yandan; DDK'nın soruşturmaya ilişkin içeriden bilgi sızdırıldığını tespit etmesi durumunda ilgili kişilerin de soruşturma kapsamına alınacağı belirtiliyor. Fonun değerini artıracak veya düşürecek hamleleri önceden öğrenip çöküş öncesinde milyarlık kârlarla sistemden çıkan fon yöneticileri, şirket yetkilileri veya bu yapıya erişimi olan ayrıcalıklı kişiler hakkında da soruşturma yürütüleceği ifade ediliyor. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gorevini-ihmal-ve-suistimal-eden-burokrata-agir-yaptirim-91130</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/memur.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili kurumların faaliyetlerini düzenleyen mevzuatta kapsamlı değişiklik hazırlığı sürüyor. Düzenlemeyle SPK&#039;nın geçici işlem yasağı, varlık koruma ve portföy dondurma yetkilerinin genişletilmesi; fon mağduriyetlerinin giderilmesi ve zararların sorumlulardan tahsili için yasal altyapı oluşturulması öngörülüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ak-partinin-2027-hedef-ve-programlari-fona-takildi-91129</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> AK Parti’nin 2027 hedef ve programları ‘fon’a takıldı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>AK Parti, 2028 seçimlerine büyük hedef ve projelerle girmeye hazırlanırken, 17 Eylül’de yaşanan yatırım fonları ile ilgili gelişmeler programları da aksattı. Parti içinde, “Kamu kurumlarında ihmal var, suiistimal var en önemlisi örgütsel bir yapı var” suçlamaları yapılırken, “birkaç nefsine yenilmişlerin yüzünden bütün parti zan altında mı kalsın?” sitemleri dile getiriliyor. Partide en büyük endişe ise, 2027 yılının reform yılı olacağı, 2028 seçimlerine büyük hedef ve projeler üzerinde çalışacakken, fon listesini tartışmaları oldu. Tepkiler artık sadece kapalı kapılar ardında yapılmıyor, eleştiriler artık yüksek sesle ve açıktan da yükselmeye başladı.</p>
<h2>"Listede kim var açıklansın yolumuza devam edelim"</h2>
<p>AK Parti’nin öncelikli gündem maddeleri arasında; “Terörsüz Türkiye hedefi topluma yeteri kadar anlatılmadı, yeni reformlar, yeni projeler gecikiyor, yeni Anayasa değişikliği Ekim ayının öncelikli konuları arasındaydı, Kasım ayı geldi tartışmaya bile açılmadı” şeklinde eleştiriler yapılıyor.</p>
<p>“Fon listesi açıklanmadan yolumuza devam edemeyiz” diyen AK Partili kurmaylar, “Kamu kurumlarında ihmal var, suiistimal var en önemlisi örgütsel bir yapı var. Birkaç nefsine yenilmişlerin yüzünden bütün parti zan altında mı kalsın?” eleştirileri dile getiriliyor. AK Parti içinde, kapalı kapılar ardından yapılan eleştiriler artık açıktan da dile getiriliyor. İlk tepki TBMM Genel Kurulu’nda, “fon listesi açıklansın” sözleri ile AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’den geldi. Özlem Zengin’i Grup Başkanvekili Abdülhamit Gül izledi. En sert tepki ise İstanbul Milletvekili Serkan Bayram’dan gelen “utanıyorum’ ifadeleri oldu. Genel Başkanvekili Mustafa Elitaş, "Kimin bebesi, kimin oğlu, kimin çocuğu olursa olsun hiçbir ayrım yok. Cumhurbaşkanı Erdoğan bu işe el attı. İnşallah gereğini yapacak” derken, Afyonkarahisar Milletvekili Ali Özkaya, “açgözlü iş insanları ve onlarla iş yapan kamu görevlileri; acil olarak itiraf etmeli, pişmanlıklarını ifade etmeli ve haksız yollarla elde edilen tüm serveti Hazine/ SPK'nın belirtilen hesabına iade etmelidir. Hiç kimsenin, unvanı veya konumu ne olursa olsun, bu ceza soruşturmasından kaçma şansı veya olasılığı yoktur” dedi. Son günlerde özellikle AK Partili yöneticilerden de benzer açıklamaların gelmesi dikkatlerden kaçmıyor. AK Parti kulislerinde söz konusu listenin yakın zamanda açıklanacağı iddiaları da yayılıyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ak-partinin-2027-hedef-ve-programlari-fona-takildi-91129</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/8/1280x720/ak-parti-1787202033.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti’de fon krizine yönelik tepkiler büyürken, kurmaylar sorumluların ve fon listesinin açıklanmasını istiyor. Partililer, krizin 2027 reform gündemini ve 2028 seçim hazırlıklarını gölgelediğini belirtiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-insani-ahmet-nazif-zorlu-hayatini-kaybetti-91128</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş insanı Ahmet Nazif Zorlu hayatını kaybetti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu (82) bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti.</p>
<p>Zorlu Holding'in sosyal medya hesaplarında yer alan açıklamada, Yönetim Kurulu Başkanı Zorlu'nun akciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede vefat ettiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Ahmet Nazif Zorlu'nun, 1953 yılında Denizli'nin Babadağ ilçesinde temelleri atılan Zorlu Grubu'nu vizyonu ve liderliğiyle Türkiye'nin önde gelen sanayi gruplarından biri haline getirdiği, grubun uluslararası ölçekte büyümesine öncülük ettiği ve yaşamı boyunca ülkesi için çalıştığı ifade edildi.</p>
<p>Zorlu'nun gerçekleştirdiği yatırımlarla Türkiye'nin sanayileşmesine, ihracatına ve istihdamına önemli katkılar sunduğu, eğitim ve kültür-sanat alanındaki çalışmalarıyla toplumsal gelişimi desteklediği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, Zorlu'nun "Önce ülkem, sonra kurumum, sonra ailem" sözleriyle ortaya koyduğu anlayışın, ülkesine ve insanına duyduğu inancın, çalışmaya ve üretmeye verdiği değerin Zorlu Grubu'na bıraktığı en kıymetli miraslardan biri olarak yaşamaya devam edeceği kaydedildi.</p>
<p>Ahmet Nazif Zorlu'nun cenazesinin 4 Kasım Çarşamba günü Levent'teki Barbaros Hayreddin Paşa Camisi'nde öğle vaktinde kılınacak cenaze namazı sonrasında Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedileceği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, merhumun isteği doğrultusunda cenaze törenine çelenk gönderilmemesi, bunun yerine arzu edenlerin diledikleri bir sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmaları rica edildi.</p>
<p><strong>Ahmet Nazif Zorlu</strong></p>
<p>Denizli'de 1944 yılında doğan Ahmet Nazif Zorlu, çalışma hayatına erken yaşlarda baba mesleği olan tekstille başladı.</p>
<p>İş hayatının ilk yıllarında Trabzon'da açtığı mağazayla tekstil ticareti yapan Zorlu, 1970 yılında şirketin merkezini İstanbul'a taşıyarak Zorlu Holding'in temellerini atmıştır.</p>
<p>İlk üretim şirketi Korteks'i 1976 yılında kuran Zorlu, 1990'da tüm şirketleri Zorlu Holding çatısı altında topladı. 1994'te Vestel'i Zorlu Holding bünyesine katan Ahmet Nazif Zorlu, yeni iş alanlarının da yolunu açtı.</p>
<p>Zorlu'nun tekstil sektörüyle başladığı girişimciliği beyaz eşya, elektronik, gayrimenkul, enerji, metalurji, savunma ve e-mobilite gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteren şirketlerle devam etti. Ahmet Nazif Zorlu, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Zorlu Grubu bünyesinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirkette yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili olarak görev yapıyordu.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla da yakından ilgilenen Ahmet Zorlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Denizlililer Birliği Eğitim ve Kültür Vakfı (DENBİR), Babadağlı Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) üyesiydi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-insani-ahmet-nazif-zorlu-hayatini-kaybetti-91128</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/8/1280x720/ahmet-nazif-zorlu-1793679132.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu bir süredir tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Zorlu&#039;nun cenazesi 4 Kasım Çarşamba günü Levent&#039;teki Barbaros Hayreddin Paşa Camisi&#039;nde öğle vaktinde kılınacak cenaze namazı sonrasında Zincirlikuyu Mezarlığı&#039;ndaki aile kabristanına defnedilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borc-yapilandirma-ihtiyaci-buyuyor-91127</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borç yapılandırma ihtiyacı büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Kale Seramik finansal yeniden yapılandırmaya başvurduğunu açıkladı. Geçen hafta Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamayla finansal sıkıntıları nedeniyle son dönemde finansal yeniden yapılandırma bekleyen şirket sayısı arttı. Anel Elektrik, Borlease ve Vestel’in ise yapılandırma görüşmeleri sürüyor. Uzmanlar yatırım fonu krizinin daha da arttırdığı likidite sıkışıklığının etkisiyle yeniden yapılandırma haberlerinde artış bekliyor. Öte yandan fon krizinin tahvil piyasasına negatif etkisi de önümüzdeki dönem şirketlerin finansmana erişim sorunlarını büyütme potansiyeli taşıyor. Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre 100 milyon lira ve üzeri finansal borçlara yönelik yapılandırmada eylül sonu itibariyle bu yıl toplam 32.66 milyar liralık anlaşma sağlandı eylülde ise 7.15 milyar lira ile bu yılki ikinci en yüksek anlaşmaya imza atıldı.</p>
<h2>Kredi notunda değişim </h2>
<p>Kale Seramik KAP’a yaptığı açıklamada şirketin bankalar nezdindeki kredilerinin geri ödeme vade yapısının faaliyetlerinden sağlanan nakit akışıyla uyumlu hale getirilmesi amacıyla, ilgili mevzuat çerçevesinde 27 Ekim’de finansal kuruluşlara Finansal Yeniden Yapılandırma başvurusu yapıldığını duyurdu. Bu açıklamanın hemen ardından ise kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia bir değerlendirme yayımladı. Bu değerlendirmede hem yeniden yapılandırma başvurusunda bulunulması hem de gözden geçirme tarihi itibariyle banka kredilerinde görülen artış nedeniyle Kale Seramik’in kredi notunu 'BBB+ (tr)' seviyesinden 'BB+ (tr)' seviyesine çekti, not görünümü ise 'Durağan' olarak korudu. Gerekli görülmesi halinde aksiyon alınacağını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae95d8ec6ed7-1793678734.png" alt="" width="314" height="398" /></p>
<h2>Yapılandırma görüşmeleri sürüyor </h2>
<p>Borlease Otomotiv ise sıkıntısı süren şirketlerden… 19 Ekim'de yaptığı açıklamada Aralık 2025'te başvurdukları yeniden yapılandırma görüşmelerinin sürdüğünü henüz bir bağlayıcı bir anlaşmaya imza atılmadığını kaydetti. KAP açıklamasında Borlease, finansal yeniden yapılandırma lider bankası Halkbank'ın yapılandırmanın alacaklı kuruluşlar tarafından prensip olarak uygun bulunduğunu şirkete bildirdiğini ancak bunun sürecin kesinleştiği anlamına gelmediğini vurguladı.</p>
<p>Vestel ise bir önceki haftanın en önemli yeniden yapılandırma haberi oldu. Vestel 26 Haziran’da finansal yeniden yapılandırma görüşmelerine başladı, şirket borçlarını 2 yıl ana para ve faiz ödemesiz 2041 vadeli olarak yeniden yapılandırma istedi. Bu teklif üzerine alacaklı bankaların finansal yeniden yapılandırma müzakereleri devam ediyor. Bunun yanı sıra bankalarla yürütülen yeniden yapılandırma görüşmelerine paralel olarak, Vestel toplam nominal tutarı 500 milyon dolar olan, yüzde 9,75 faizli ve 2029 vadeli yurt dışı tahvillerine ilişkin olarak takas teklifi ve muvafakat talebi süreci başlattı.</p>
<h2>Zorlu Enerji erteleme istedi </h2>
<p>Aynı zamanda Zorlu Enerji ise Eurobond ödemesi için erteleme talebinde bulundu. Zorlu Enerji, 1,1 milyar dolarlık Eurobond sahiplerinden 23 Ekim'de yapılması gereken faiz ödemesini Nisan 2027’ye ertelemek için onay talep etti. 60.5 milyon dolarlık faiz ödemesini 6 ay ertelemek için 23 Kasım'da toplantı yapılması öngörülüyor. Zorlu Enerji erken oy verenlere ise her bin dolar başına 4 dolar ödemeyi planlıyor. Zorlu Enerji TL tahvil ödemelerini ise gerçekleştirdi. Anel Elektrik her ay Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklama ile finansal yeniden yapılandırma görüşmelerinin sürdüğünü ve finansal kuruluşların mutabakatı ile sürenin bir ay uzatıldığını duyuruyor. 2023’ten bu yana görüşmeler sürüyor henüz anlaşma bağıtlanmadı.</p>
<h2>Eylülde 7.15 milyar liralık borç yapılandırıldı </h2>
<p>Türkiye Bankalar Birliği finansal yeniden yapılandırmada bağıtlanan anlaşmalara ilişkin istatistikleri gecikmeli de olsa yayımlıyor. TBB’de eylül sonu itibariyle veriye ulaşmak mümkün. Verilere göre bu yıl eylülde 100 milyon lira ve üzeri finansal borçları olanlardan 7.15 milyar liralık borç yapılandırması tamamlandı. 11 şirket yeniden yapılandırma anlaşması yaptı, bu şirketlerin 6'sı imalat sanayinde faaliyet gösteriyor. İmalat sanayindeki bu 6 yeniden yapılandırma anlaşması bağıtlanan şirketlerin toplam yapılandırılan borcu ise 6.17 milyar lira oldu. Bu yılın en yüksek borç yapılandırması martta 8 şirketin 13 milyar lirayı bulan borcunun anlaşmaya bağlanması oldu. 2025 yılının tamamında 42 şirketin 58.3 milyar liralık borcu yeniden yapılandırılmıştı. 2025 yılında eylülde tek bir şirketin 34.2 milyar liralık borç yapılandırması aslında yılın tamamının belirleyicisi oldu. Küçük ölçekli yapılandırmada ise eylülde 100 milyon lira altı borçlarını 2 şirket yapılandırdı ve büyüklük 119 milyon lira oldu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Finansal yapılandırma bankaların üçte biri</span></h2>
<p>Finansal yeniden yapılandırma anlaşmasına dahil olmayan bankaların kendi inisiyatifleriyle 2019’da finansal yeniden yapılandırma anlaşmasının başlangıcından bu yıl haziran sonuna kadar yapılandırdıkları borç miktarı ise 1 trilyon 446 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde yani 2019'da başlangıçtan eylül sonuna anlaşmayla yapılandırılan borç büyüklüğü 416.7 milyar lira oldu. Bankaların kendi inisiyatifleriyle yaptıkları yapılandırmanın üçte birinde kaldı. TBB verilerine göre geçen yıl Ocak-Aralık 2025 döneminde 84 adet firma 100 milyon TL ve üstü borçlular için kapsamına alındı, 42 adet firmanın anlaşması bağıtlandı. Bu yıl ocak-eylül döneminde ise 108 firma 100 milyon TL ve üstü borçlular için kapsamına alındı 52 adet firmanın anlaşması tamamlandı. 2026’nın ilk dokuz ayında başvuru ve bağıtlanan anlaşma sayısı geçen yılın tamamını aştı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borc-yapilandirma-ihtiyaci-buyuyor-91127</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/7/1280x720/para-lira-tl-1793679229.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finansmana erişim güçlüğüyle bilanço yönetiminde zorlanan borçlu şirketler finansal yeniden yapılandırma için bankaların kapısını çalıyor. Geçen hafta Kale Seramik borç yapılandırması istedi. TBB verilerine göre yılın 9 ayında 34.2 milyar liralık borç yapılandırıldı, yapılandırmaya 108 firma başvurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dior-ve-dogad-yuksek-arsa-maliyetleri-icin-siyasi-destek-arayacak-91201</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DİOR ve DOGAD yüksek arsa maliyetleri için siyasi destek arayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Diyarbakır "Terörsüz Türkiye" vizyonunun en büyük dayanağı olan ekonomik ve bölgesel kalkınma hamleleriyle geleceğini inşa etmek istiyor. Hepimiz biliyoruz ki; huzurun kalıcılaşması, istihdamın artması ve gençlerin üretime kazandırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Siyasi iradenin bölgesel kalkınmaya verdiği destek bu yüzden hayati önem taşıyor.</p>
<p>Sanayi  yatırımları planlarken, kentin yükünü sırtlayan küçük ve orta ölçekli işletmeleri (KOBİ), yani ekonominin kılcal damarlarını oluşturan esnafımızı göz ardı edersek, kalkınma hikayemiz yarım kalır.</p>
<p>Bugün Diyarbakır’da tam da bu kırılma noktalarından birini yaşıyoruz. Gündemimiz yıllardır  kentin ve koca bir bölgenin kereste, ağaç ve orman ürünleri ihtiyacını göğüsleyen, ancak şehir merkezinde sıkışıp kalan Direkhane esnafı.</p>
<p>S.S. DİOR Karma Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi ve Doğu ve Güneydoğu Ağaç ve Orman Ürünleri Üretici Derneği (DOGAD), hem kent merkezini nefes aldırmak hem de esnafı modern üretim alanlarına kavuşturmak amacıyla harika bir modern sanayi sitesi projesi hazırladı. Bu taşınma projesi lüks bir ticari talep değil; kentin güvenliği, sağlığı, estetiği ve istihdam hacminin korunması adına kentsel bir zorunluluktur.</p>
<p>Diyarbakır Valiliği ve yerel yönetimlerin bu konudaki yapıcı, vizyoner yaklaşımları sayesinde arsa temini noktasında bugüne kadar çok önemli bir mesafe kat edildi. Buraya kadar her şey umut vericiydi. Fakat ne yazık ki, merkezi idarenin mali politikaları, bu güzel projeyi tam da uygulama aşamasında adeta bir duraklama dönemine soktu.</p>
<p>Proje için tahsisi düşünülen kamu arazisine istenen metrekare birim fiyatları, esnafın adeta belini büküyor. Rakamlar öyle bir noktada ki; altyapısı tamamen bitmiş çevre Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) arsa bedellerinin tam beş katı!</p>
<p>Diyarbakır esnafının bu fahiş bedelleri ödemesi mümkün mü? Elbette değil. Sektör temsilcilerinin de haklı olarak haykırdığı gibi: Temel amaç bir kamu arazisinin ticari ranta dönüştürülmesi olmamalıdır. Amaç; kentsel dönüşümü hızlandırmak, üreticiyi desteklemek ve istihdam yaratmaktır. Arazi bedelleri  kamu yararı gözetilerek belirlenmelidir.</p>
<p>Bu tıkanıklığı aşmak isteyen DİOR Kooperatifi ve DOGAD yönetimi, konuyu Diyarbakır’daki tüm siyasi partilerin il başkanlıklarına taşımaya hazırlanıyor. Hazırlanan ortak basın açıklaması taslağıyla siyasete tam bir “Güç Birliği” çağrısı yapıyorlar.</p>
<p>Siyasi partilerin masasına sunulacak olan 4 maddelik "Acil Talep Listesi" ise aslında çözümün ne kadar net olduğunu gösteriyor:</p>
<ol>
<li>Arsa tahsis bedelleri, bölgenin ekonomik gerçekleri ve deprem sonrası finansal koşullar dikkate alınarak acilen aşağı çekilmesi</li>
<li>Yakın çevredeki altyapısı tamamlanmış OSB'lerdeki makul tahsis fiyatları bu proje için de emsal kabul edilmesi</li>
<li>Küçük ve orta ölçekli üreticinin alım gücü gözetilerek indirimli, uzun vadeli ve esnek taksitlendirme imkanları sunulması</li>
<li>İlgili bakanlıklar, Valilik, yerel yönetimler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla acilen çözüm odaklı bir ortak akıl süreci başlatılması</li>
</ol>
<p>Diyarbakır’ın siyasi aktörlerine düşen görev; bu haklı çağrıya kulak tıkamak değil, esnafın elinden tutmaktır. Çünkü bu proje hayata geçtiğinde sadece Direkhane esnafı kazanmayacak; Diyarbakır trafiği, kent güvenliği, bölge istihdamı ve en nihayetinde Türkiye’nin yerel kalkınma vizyonu kazanacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dior-ve-dogad-yuksek-arsa-maliyetleri-icin-siyasi-destek-arayacak-91201</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Diyarbakır &quot;Terörsüz Türkiye&quot; vizyonunun en büyük dayanağı olan ekonomik ve bölgesel kalkınma hamleleriyle geleceğini inşa etmek istiyor. Hepimiz biliyoruz ki; huzurun kalıcılaşması, istihdamın artması ve gençlerin üretime kazandırılmasıyla doğrudan bağlantılıdır. Siyasi iradenin bölgesel kalkınmaya verdiği destek bu yüzden hayati önem taşıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kso-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-91199</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KSO Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı gerçekleştirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO), 10. dönemin ilk Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı’nı Bodrum Kefaluka Otel’de yoğun katılımla gerçekleştirdi.</p>
<p>Dört yıllık yeni dönemin ilk buluşmasında meclis üyeleri, meslek komitesi başkanları ve üyeleri bir araya gelerek tanışma ve kaynaşma fırsatı bulurken, Oda mevzuatı ve organların işleyişine ilişkin de görüş alışverişinde bulunuldu. Program kapsamında Cumhuriyetimizin 103. kuruluş yıl dönümü de kutlandı.</p>
<p>Toplantının öne çıkan gündemlerinden biri olan çalıştayda ise KSO’yu ve Kocaeli sanayisini yeni dönemde bekleyen fırsatlar ve tehditler ele alındı. Meslek komitesi üyelerinin değerlendirmeleri doğrultusunda gerçekleştirilen çalışmada, sanayinin geleceğine yön verecek gelişmeler üzerinde duruldu. KSO Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, yeni dönemin yol haritası oluşturulurken Made in EU düzenlemesi, Çin kaynaklı rekabet ve yapay zekâ alanındaki gelişmelerin yakından takip edileceğini vurguladı.</p>
<h2>“A Sınıfı Mükemmel Oda statüsünü koruyoruz”</h2>
<p>Programda konuşan Kocaeli Sanayi Odası Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul, “TOBB Akreditasyon Sistemi kapsamında 24 yıldır ‘A Sınıfı Mükemmel Oda’ statüsünü koruyoruz. A Grubu-Mükemmel Oda olarak elbette bazı sorumluluklarımız var. Bunlardan en önemlilerinden biri stratejik plan çalışmamız. Bu çerçevede 2027-2030 stratejik planımızı hazırlamak adına gerçekleştireceğimiz çalıştay, önümüzdeki dört yıl içerisinde Oda olarak hangi çalışmalara ve projelere yönelmemiz gerektiğini bizlere gösterecek” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Yeşil kampüs kurmak ilk hedefimiz olacak”</h2>
<p>4 yıllık oda faaliyetlerini aktaran Zeytinoğlu, “4 yılda bütçemizi 3,5 katına çıkardık. Odamıza 20 milyon dolar değere sahip yeni hizmet binası kazandırdık. Yeni hizmet binamızla birlikte, mevcut oda binamızın yenilenmesi ve “Yeşil kampüs kurmak” ilk hedefimiz olacak.   Savunma sanayi şirketimiz KSS, artık çok başarılı işler yapıyor. ASELSAN’ın önemli partnerlerinden biri oldu. Savunma Sanayi İl Buluşmaları, Match4Industry gibi programlarla Kocaeli’de güçlü bir savunma sanayi ekosistemi oluşturduk.   Oda olarak ortağı olduğumuz Kocaeli Model Fabrika’dagüzel işler yapmak istiyoruz. Afete hazır sanayi için APELL projemiz kapsamında telsiz kurulumları ve AFAD ile görüşmelerimiz kesintisiz bir şekilde devam etti. 37 firma ve OSB’nin sisteme entegrasyonunu tamamladık.   İlimizdeki 14 OSB sayısını ıslah OSB’lerle artırmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Çalıştay kapsamında gerçekleştirilen anket ve değerlendirmelerde, sanayicilerin karşı karşıya olduğu temel sorunlar da ele alındı. Artan iş gücü ve girdi maliyetleri, Çin kaynaklı rekabet baskısı, uluslararası ticarette yaşanan zorluklar, finansmana erişim sorunları ve yüksek finansman maliyetleri öne çıkan başlıklar oldu. Değerlendirmelerde, Kocaeli’nin stratejik coğrafi konumu, liman altyapısı ve ulaşım imkanları ise kentin sanayisi açısından önemli fırsatlar arasında gösterildi.</p>
<p>Çalıştay sonuçlarını değerlendiren Zeytinoğlu, “10. dönemimizde hep birlikte başarılı işlere imza atacağız. Cumhuriyetimizin bizlere emanet ettiği üretim, kalkınma ve çağdaşlaşma hedefleri doğrultusunda; Kocaeli sanayisi olarak ülkemizin geleceğine katkı sunmaya, üretmeye ve daha güçlü bir Türkiye için çalışmaya kararlılıkla devam edeceğiz” şeklinde konuştu.   </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kso-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-91199</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/9/1280x720/kso-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-1793706458.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası, 10. dönemin ilk Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı’nı Bodrum’da gerçekleştirdi. Yeni dönemin yol haritasının ele alındığı çalıştayda sanayicilerin maliyet, finansmana erişim ve Çin kaynaklı rekabet sorunları değerlendirilirken, KSO Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu Made in EU, yapay zekâ ve yeşil kampüs çalışmalarının öncelikli gündemleri arasında yer alacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-fomosu-herkes-kosuyor-peki-nereye-91161</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ FOMO’su: Herkes koşuyor, peki nereye?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zekâ konusunda bugünlerde tuhaf bir telaş içindeyiz. Her gün yeni bir araç, yeni bir model, yeni bir uygulama çıkıyor. Şirketler yapay zekâ stratejilerini açıklıyor, yöneticiler AI projelerini duyuruyor, çalışanlar yeni araçları öğrenmeye çalışıyor.</p>
<p>Kimse geride kalmak istemiyor.</p>
<p>FOMO (Fear of Missing Out), yani bir şeyleri kaçırma korkusu, teknoloji dünyasında yeni bir biçim aldı. Artık yalnızca bir etkinliği, fırsatı veya trendi kaçırmaktan korkmuyoruz; geleceği kaçırmaktan korkuyoruz.</p>
<p>Ama bu telaşın içinde önemli bir soruyu atlıyor olabiliriz: Herkesin koştuğu yere gitmek zorunda mıyız? Daha önemlisi, nereye gittiğimizi biliyor muyuz?</p>
<p>Yapay zekânın potansiyeli kuşkusuz büyük. İş yapış biçimlerimizi, üretkenliği, karar alma süreçlerini ve meslekleri dönüştürüyor. Fakat her yeni teknolojiyi kullanma zorunluluğu hissetmek, onu gerçekten anlamak ve doğru kullanmakla aynı şey değil.</p>
<p><strong>Hız başka muhakeme başka</strong></p>
<p>Yapay zekâyı kullanırken dikkatimi çeken bir nokta var. Çok iyi bildiğimiz, yıllarca deneyim kazandığımız bir konuda ona soru sorduğumuzda cevaplarının sınırlarını görebiliyoruz. Bazen yüzeysel kaldığını, bazen ortalama bir düşünceyi tekrar ettiğini, bazen de çok önemli bir ayrıntıyı atladığını fark ediyoruz. Deneyimimiz bize bir kontrol mekanizması sağlıyor.</p>
<p>Peki hiç bilmediğimiz bir konuda?</p>
<p>Orada durum değişiyor. Karşımızda düzgün kurgulanmış, tutarlı ve kendinden emin bir cevap var. Ama cevabın ne kadar doğru, ne kadar eksik veya yanıltıcı olduğunu değerlendirecek bilgi birikimimiz olmayabiliyor. Ve doğru kabul ediyoruz.</p>
<p>Bilmediğimiz konuda, bilmediğimizi de bilemeyebiliyoruz.</p>
<p>İşte benim asıl kaygım burada başlıyor. Yapay zekânın yanlış cevap vermesinden çok, bizim o cevabı sorgulamadan doğru kabul etmemiz. Yapay zekâya güvenmekle düşünme sorumluluğunu ona devretmek arasında büyük bir fark var.</p>
<p>Üstelik sürekli felaket senaryoları, işlerin ortadan kalkacağına ilişkin haberler ve yapay zekâ ajanlarının kontrol dışına çıkabileceğine dair gelişmelerle karşı karşıyayız. Hugging Face üzerinde gerçekleşen ajan saldırıları gibi olaylar da bu kaygıları besliyor.</p>
<p>Böyle bir ortamda liderlerin bir başka sorumluluğu, kendi muhakemelerini bu olumsuz haber akışına ve teknoloji paniğine teslim etmemek.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>İnsanı insan yapan dört özellik hâlâ önemli</strong></span></p>
<p>Yapay Zeka alanında yazılan kitaplar, bir yandan okuyucuları çekiyor, bir yandan hızla güncelliklerini yitiriyor. Bazıları ise Yapay Zeka çılgınlığına bariyer koyuyor. Dr. Eve Poole’un <em>Robot Souls: Programming in Humanity</em> kitabında ortaya yaklaşım bence hem kayda değer hem de burada anlatmaya değer.  Poole, teknoloji açısından <strong>gereksiz veya verimsiz </strong>görülebilecek bazı insani özelliklerimizi, bizi insan yapan temel nitelikler olarak ele alıyor.</p>
<p>Şöyle:</p>
<ol>
<li><strong> Duygularımız ve empati kurabilmemiz.</strong></li>
</ol>
<p>İnsan yalnızca mantığıyla karar vermez. Sevinir, korkar, üzülür, başkalarının acısını hisseder. Duygularımız, insanlığın evrimsel yolculuğu boyunca gelişmiş; tehlikeleri fark etmemizi, birbirimize bağlanmamızı, iş birliği yapmamızı ve hayatta kalmamızı sağlamıştır. Bazen bizi yanlış kararlara sürükleseler de duygularımız bir kusur değil, insan olmanın ve birlikte yaşayabilmenin temel koşullarından biridir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Sezgilerimiz: Verilerin Söyleyemedikleri</strong></li>
</ol>
<p>Bir ortaklık görüşmesi sırasında, daha en başından birlikte çalışmak istemediğim bir kişi vardı. Nedenini tam olarak açıklayamıyordum ama içime sinmeyen bir şeyler vardı. Yönetici ekibim, iş kararlarına sezgileri karıştırmanın doğru olmadığına beni ikna etti. Kâğıt üzerinde her şey mantıklı görünüyordu. Sonunda ben de ikna oldum. Ancak sonrasında, büyük bir zararın eşiğinden dönerken sezgilerimin ne kadar doğru olduğunu hep birlikte anladık.</p>
<p>Her kararın arkasında eksiksiz veri ve kusursuz bir hesaplama yoktur. Bazen geçmiş deneyimlerimizden, bazen de açıklamakta zorlandığımız bir histen hareket ederiz. Elbette sezgilerimiz bizi yanıltabilir. Ama bana göre <strong>belirsizlik karşısındaki en güçlü silahlarımızdan biridir.</strong></p>
<ol start="3">
<li><strong> Merakımız ve hata yapabilmemiz.</strong></li>
</ol>
<p>İnsan yalnızca doğru cevapları arayan bir varlık değildir. Soru sorar, dener, yanılır, bazen de hiç aramadığı bir şeyi keşfeder. Hata yapmak bir algoritma için düzeltilmesi gereken bir kusur olabilir. İnsan içinse öğrenmenin, yaratıcılığın ve gelişmenin önemli yollarından biridir.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Değerlerimiz, Hedeflerimiz ve Hikâyelerimiz</strong></li>
</ol>
<p>İnsan yalnızca neyin mümkün olduğunu değil, neyin doğru ve anlamlı olduğunu da sorgular. Kararlarımızı sadece verimlilik veya kazanç belirlemez. Adalet, vicdan, sadakat ve sorumluluk gibi değerlerimiz vardır.</p>
<p>Ama bence asıl önemli olan <strong>hedef belirleyebilmemizdir.</strong> Yapay zekâ bize bir hedefe nasıl ulaşacağımızı söyleyebilir, hatta bizden çok daha iyi yollar bulabilir. Ancak hangi hedefin peşinden gitmeye değer olduğuna, neyi neden istediğimize karar vermek bizim işimizdir. Bize yol gösteren de değerlerimiz, vicdanımız ve hayatta neyin gerçekten önemli olduğunu belirleyen iç pusulamızdır.</p>
<p>Bir de hikâyelerimiz var. Yaşadıklarımızı, başarılarımızı, hatalarımızı ve öğrendiklerimizi hikâyelere dönüştürürüz. Böylece yalnızca kendi hayatımıza anlam katmakla kalmaz, deneyimlerimizi ve değerlerimizi gelecek kuşaklara aktarırız.</p>
<p><strong>Çünkü insan yalnızca kendisine verilen hedefleri gerçekleştiren değil, kendi hedeflerini seçen ve arkasında bir hikâye bırakan varlıktır.</strong></p>
<p>Bu özellikler bir algoritma açısından verimsizlik sayılabilir. durup dururken sinirlenen bir insan bir projeyi yavaşlatabiliyor.  Ama insan hayatında anlamın, ilişkilerin ve kararların temelini bu defolarımız oluşturuyor.</p>
<p>Yapay zekâ çağında asıl tehlike, makinelerin bize benzemeye başlaması değil, bizim giderek makinelere benzemeye çalışmamız değil mi.</p>
<p><strong>Çünkü teknolojiyle yarışırken bizi insan yapan özelliklerimizi köreltirsek, yarışı kazansak bile kaybedeceğimiz çok şey var.</strong></p>
<p><strong>Bir de güven meselesi var.</strong></p>
<p>Yapay zekânın potansiyeli üzerine bütün bu iyimser konuşmaların arasında liderliğin değişmeyen bir görevi bulunuyor: Organizasyonu da bu yolculuğa birlikte çıkarmak.</p>
<p>Çalışanların yapay zekâya güvenmesi gerekiyor. Ama yalnızca teknolojiye değil, bu dönüşümü yöneten liderlere de güvenmeleri gerekiyor.</p>
<p>İnsanlara yeni araçları kullanmayı öğretmek yeterli değil. Neden kullandığımızı, hangi problemi çözdüğümüzü, hangi kararları makineye bırakmayacağımızı da anlatmalıyız.</p>
<p>Bu hepimiz için bir öğrenme eğrisi. Denemek, yanılmak, sorgulamak ve birlikte öğrenmek zorundayız. Çalışanları bu dönüşümün seyircisi değil, öznesi haline getirmeliyiz.</p>
<p>Çünkü dönüşüm, insanlara yeni bir teknoloji yüklemekle değil, onlarla birlikte yeni bir çalışma ve düşünme biçimi geliştirmekle gerçekleşiyor.</p>
<p><strong>Belki de asıl liderlik sınavı burada.</strong></p>
<p>Yapay zekâ çağında liderin görevi her yeni teknolojinin peşinden koşmak değil; hangisinin gerçekten değer yaratacağını ayırt edebilmek. Herkesin heyecanına kapılmadan yönünü belirlemek, belirsizlik karşısında sağduyusunu korumak ve insanları bu yolculuğa güvenle dahil etmek.</p>
<p><strong>Geleceğin nasıl şekilleneceğini bugün kimse tam olarak bilmiyor. Ama nasıl bir gelecek istediğimiz üzerine düşünmek hâlâ bizim sorumluluğumuzda.</strong></p>
<p>Benim için asıl soru şu:</p>
<p>Yapay zekâyı ne kadar geliştireceğimiz değil, onu kullanırken kendi düşünme yeteneğimizi ne kadar geliştirebileceğimiz.</p>
<p>Çünkü belki de yapay zekâ çağının en büyük riski, makinelerin bizim yerimize düşünmesi değil; bizim artık düşünmemize gerek olmadığını sanmamız.</p>
<p><strong>Herkes koşuyor. Ama liderlik bazen koşmak değil, durup doğru yöne bakabilmektir.</strong></p>
<p><strong><span style="font-size: 18pt; color: #34495e;">Kıyamet senaryoları arasında liderliği korumak</span></strong></p>
<p>Yapay zekâ konusunda bir başka tehlike de geleceğe ilişkin muhakememizin sürekli felaket senaryoları ve negatif haber dili tarafından şekillendirilmesi.</p>
<p>Bir gün milyonlarca işin ortadan kalkacağını, ertesi gün yapay zekânın insan kontrolünden çıkacağını okuyoruz. Bir başka gün ise bütün sorunlarımızı çözecek mucizevi bir teknolojinin eşiğinde olduğumuz söyleniyor.</p>
<p>Bu iki uç arasında sağlıklı bir değerlendirme yapmak giderek zorlaşıyor.</p>
<p>Oysa bir liderin görevi ne tehlikeleri küçümsemek ne de korkuların yönetimine girmek. Olasılıkları, kanıtları ve gerçekleşmiş sonuçları birbirinden ayırabilmek. Bir gelişmenin ne kadar mümkün olduğunu, ne kadar yakın olduğunu ve kendi organizasyonu için gerçekten ne ifade ettiğini sorgulamak.</p>
<p>Çünkü korku da aşırı iyimserlik de muhakemeyi bozabilir.</p>
<p>Belki de bugün liderlerin en çok ihtiyaç duyduğu yetkinliklerden biri, bilgi bolluğu içinde sağduyularını koruyabilmek. Her habere tepki vermek yerine, hangi gelişmenin gerçekten önemli olduğunu ayırt edebilmek.</p>
<p>Geleceği felaket senaryolarına teslim etmek de, teknolojiye sınırsız güvenmek de bir tür düşünme tembelliği olabilir.</p>
<p>Ben burada bir cümleyi özellikle önemsiyorum:</p>
<p>Liderlik, belirsizliği ortadan kaldırmak değil; belirsizlik karşısında düşünme ve karar verme kapasitesini korumaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-fomosu-herkes-kosuyor-peki-nereye-91161</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/1/1280x720/yapay-1793691766.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ FOMO’su: Herkes koşuyor, peki nereye? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/konut-satisinda-kisiye-ozel-odeme-donemi-91156</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut satışında kişiye özel ödeme dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ</strong></p>
<p>Konut kredisi faizlerinin yüksek seyretmesi ve finansmana erişimde yaşanan güçlükler, gayrimenkul sektöründe satış stratejilerini yeniden şekillendiriyor. Konutun toplam fiyatının yanı sıra peşinat, vade ve taksitlerin hane bütçesine uyumu satın alma kararında giderek daha fazla önem kazanıyor. Şirketlerin kendi kaynaklarıyla oluşturduğu finansman modelleri öne çıkarken, Ege Yapı da farklı gelir gruplarına yönelik projelerinde kişiye özel ödeme planları uyguluyor.</p>
<p>Konut alıcılarının beklentilerinin değiştiğine dikkat çeken Ege Yapı GYO Genel Müdürü Didem Güneş, “Müşterimizin elindeki peşinatı, aylık ne kadar ödeyebileceğini ve ileride beklediği gelirleri birlikte değerlendiriyoruz. Kişiye özel fiyat değil, kişiye özel ödeme planı hazırlıyoruz. Bugün kendi bünyemizde Bahçeada’da 60 aya, Göktürk’te 48 aya, Hasköy’de 36 aya kadar vade imkânı sunuyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>İstanbul'da üç proje hazırlığı </h2>
<p>İstanbul ve İzmir'deki mevcut projelerin yanı sıra yeni yatırımlara da hazırlandıklarını belirten Ege Yapı GYO Genel Müdürü Didem Güneş, projelerle ilgili şu bilgileri verdi: "Ekim ayında satışa sunduğumuz Bahçeada Bahçeşehir projemize yönelik kampanyanın ilk 10 gününde yaklaşık 10 bin talep aldık. Dört etapta 2 bin 457 konut ve 15 ticari üniteden oluşan projemizde yaklaşık 600 konutluk ilk etabın yüzde 30'unu sattık. Satışların bir bölümü kampanya öncesindeki ön talep döneminde gerçekleşti. İstanbul'da Hasköy, Göktürk, Bahçeşehir ve Çekmeköy OrmanYaka olmak üzere dört aktif projemiz var. Orman- Yaka'da teslimlere başladık. Ömerli'de yeni bir arsa için anlaşma imzaladık. Çekmeköy'de kat karşılığı sözleşme yaptık. Şile'de de farklı bir konseptle yeni projeye hazırlanıyoruz. İzmir'de altı proje için imza attık. Bunların üçü satışta, üç yeni projemiz de gelecek. Alsancak ve Kordon'da inşaat ve satışlarımız sürerken Urla Kekliktepe'de teslimlere başladık. Azimut Portföy ve Quvars Invest iş birliğiyle Karamürsel'de orta gelir grubuna hitap edecek, daha ekonomik bir konsept üzerinde çalışıyoruz."</p>
<h2>"Finansal dayanıklılığı koruyacağız" </h2>
<p>Ege Yapı Avrupa GYO, 2026'nın ilk yarısında 3,25 milyar TL hasılat, 1,12 milyar TL brüt kâr ve 707,1 milyon TL net dönem kârı elde ederken, toplam varlıkları 7,42 milyar TL'ye, özkaynakları ise 2,67 milyar TL'ye ulaştı. Şirketin finansal borçlarının toplam varlıklarına oranı yüzde 10 seviyesinde gerçekleşti. Finansal yapının yeni yatırımlar açısından önemine dikkat çeken Güneş, “Mevcut projelerimizi ilerletirken yeni yatırım fırsatlarını da finansal disiplin içinde değerlendiriyoruz. Kaynaklarımızı projelerimizin ihtiyaçlarına, inşaatın ilerleme sürecine ve tahsilat takvimine göre planlıyoruz. Önceliğimiz, finansal dayanıklılığımızı koruyarak üretime ve yeni yatırımlara devam etmek. İstanbul ve İzmir başta olmak üzere güçlü olduğumuz pazarlarda, bölgenin ihtiyacına uygun projelerle kontrollü büyümeyi hedefliyoruz” İfadelerini kullandı.</p>
<h2>Yapay zekâ ile randevu oranı %20 arttı </h2>
<p>Satış süreçlerinde yapay zekâ kullanımını artırdıklarını belirten Güneş, “2026'nın başında devreye aldığımız yapay zekâ destekli çağrı sistemimiz ile günde yaklaşık 3 bin 500 kişiye ulaşıyoruz. Ezgi isimli yapay zekâ asistanımız, daha önce projelerimizle ilgilenen müşterilerimize yeniden ulaşarak projelerimizi anlatıyor ve ilgilenen kişileri satış ekiplerimize yönlendiriyor. Bu sistem sayesinde randevu alma oranımızda en az yüzde 20 artış sağladık. Sonrasında görüşmelere satış uzmanlarımız devam ediyor” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">YUNANİSTAN'DA GOLDEN VİSA VE KİRA GELİRİNİ BİRLEŞTİREN YATIRIM MODELİ</span></h2>
<p>Ege Yapı, Yunanistan'ın Halkidiki bölgesinde geliştirdiği Oliville Halkidiki projesiyle yurt dışı gayrimenkul yatırımlarını sürdürüyor. Golden Visa programı kapsamında pazarlanan 176 üniteli projenin yaklaşık yarısının satıldığını açıklayan Ege Yapı GYO Genel Müdürü Didem Güneş, Wyndham ile yapılan anlaşma kapsamında profesyonel kiralama yönetimi uygulanacağını belirtti. Halkidiki'nin Bahçeada ile birlikte en fazla talep alan projeleri arasında bulunduğunu ve Yunanistan'da yeni yatırım fırsatlarını araştırdıklarını ifade eden Güneş, "Müşterimize Golden Visa imkânının yanında kira geliri elde edebileceği bir model sunuyoruz. Ünitelerin işletme standartlarının belirlenmesi için Wyndham ile anlaştık. Müşterimiz bir yatırım yapıyorsa bunun pasif gelir açısından da bir anlamı olsun istedik" dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/konut-satisinda-kisiye-ozel-odeme-donemi-91156</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/6/1280x720/didem-gunes-1793687534.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Konutta artık satış fiyatı kadar peşinat, vade ve taksit planlaması da öne çıkmaya başladı. Ege Yapı GYO Genel Müdürü Didem Güneş, alıcıların ödeme gücüne ve gelir beklentilerine göre kişiye özel finansman modelleri oluşturduklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bumev-burs-destegini-300-ogrenciye-cikariyor-91174</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUMEV, burs desteğini 300 öğrenciye çıkarıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da eğitim ve sosyal hizmet alanındaki çalışmalarıyla faaliyetlerini sürdüren Muş Eğitim ve Hizmet Vakfı (BUMEV), üniversite öğrencilerine yönelik burs desteğini artırma kararı aldı. Geçen yıl Türkiye genelinde 250 öğrenciye burs veren vakıf, bu yıl bursiyer sayısını 300’e çıkaracak. BUMEV üyeleri, Podyum Davet’te düzenlenen geleneksel Dayanışma ve İstişare Toplantısı’nda bir araya geldi. Geçen yılın faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, vakfın yeni dönem hedefleri ve eğitim desteklerine ilişkin planlamaları paylaşıldı. Toplantının açılışında konuşan BUMEV Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akın, vakfın çalışmalarına katkı sunan üyelere teşekkür ederek, eğitime verilen desteğin yalnızca maddi yardımla sınırlı kalmaması gerektiğini vurguladı. Akın, “İyilik, yalnızca bir ihtiyacı gidermek değildir. Asıl iyilik, bir insanın hayatında kalıcı bir güzelliğe vesile olabilmektir. Bazen bir gencin hayatını değiştiren şey yalnızca maddi destek değil, kendisine inanan bir insanın varlığıdır. Biz yalnızca yardım eden değil, insan yetiştiren, umut veren ve geleceğe yön veren bir vakıf olmalıyız” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae98db1f20c4-1793691057.jpeg" alt="" width="710" height="511" /></p>
<h2><strong>“250 öğrencinin 116’sı Bursa’da”</strong></h2>
<p>BUMEV Yönetim Kurulu Üyesi Ali Karagüzel ise yaptığı sunumda vakfın burs faaliyetlerine ilişkin verileri paylaştı. Geçen yıl 40 ildeki 56 üniversitede öğrenim gören 250 öğrenciye burs sağlandığını belirten Karagüzel, bursiyerlerin 116’sının Bursa’da, 18’inin İstanbul’da, 9’unun Ankara’da, 8’inin Malatya’da ve 6’sının Muş’ta bulunduğunu bildirdi. Diğer illerde ise toplam 93 öğrenciye burs verildiğini kaydetti. Bursiyerlerin bölüm dağılımına ilişkin bilgiler de paylaşan Karagüzel, 65 öğrencinin tıp, 14 öğrencinin diş hekimliği, 29 öğrencinin mühendislik, 21 öğrencinin hukuk, 20 öğrencinin hemşirelik ve 12 öğrencinin sınıf öğretmenliği bölümlerinde eğitim gördüğünü söyledi. Diğer bölümlerde öğrenim gören 89 öğrenci de vakfın burs desteğinden yararlandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae98d8753ae6-1793691015.jpeg" alt="" width="742" height="612" /></p>
<h2><strong>“STK’larla iş birliği vurgusu”</strong></h2>
<p>Toplantıda söz alan sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vakıf üyeleri de BUMEV yönetiminin çalışmalarını değerlendirerek yeni dönem hedeflerine destek verdi. Vakfın Bursa’daki farklı sivil toplum kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birliklerinin önemine dikkat çeken katılımcılar, BAL-GÖÇ, DAĞDER, RUMELİFED ve Batı Trakya Vakfı ile yürütülen ortak çalışmaların daha kapsayıcı bir dayanışma modeline katkı sunduğunu ifade etti. Ahmet Akın ise vakfın hedefinin yalnızca güçlü bir bağışçı çevresi oluşturmak olmadığını belirterek, entelektüel birikimi yüksek, ortak akla dayalı ve kolektif bilinçle hareket eden bir dayanışma kültürü oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Akın, “Oku, üret, yardımlaş, temsil et ve iz bırak” anlayışıyla gelecek nesillerin yetişmesine katkı sunmayı sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bumev-burs-destegini-300-ogrenciye-cikariyor-91174</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/4/1280x720/bumev-burs-destegini-300-ogrenciye-cikariyor-1793690985.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muş Eğitim ve Hizmet Vakfı, üniversite öğrencilerine yönelik burs desteğini bu yıl 250’den 300’e yükseltiyor. Geçen yıl 40 ilde 56 üniversitede öğrenim gören öğrencilere burs sağlayan vakıf, yeni dönemde eğitim desteklerini genişletmeyi hedefliyor. BUMEV Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Akın, “Asıl iyilik, bir insanın hayatında kalıcı bir güzelliğe vesile olabilmektir” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ekim-ayinda-domates-miktari-azaldi-fiyati-yuzde-100den-fazla-artti-91126</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 02:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Domatesin miktarı azaldı, fiyatı yüzde 100’den fazla arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası tarafından hazırlanan Antalya Toptancı Halleri 2026 yılı Ekim ayı endeksi açıklandı. Buna göre, miktar endeksleri domateste 15, meyvede 37 ve sebzede 25, fiyat endeksleri ise domateste 5281, meyvede 2950 ve sebzede 3601 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ekim ayı miktar endeksi aylık domateste yüzde 17,91, sebzede yüzde 27,24 artarken, meyvede yüzde -20,30 azaldı. Yıllık bazda ise domates yüzde eksi -15,15, meyve yüzde eksi -19,88, sebze de yüzde eksi -8,22 azaldı.</p>
<p>Domates, meyve ve sebze miktar endeksi yıllık ortalama civarında, fiyat endeksleri ise yıllık domateste ortalama üstü, sebzede ortalama civarında, meyvede ise ortalamanın altında gerçekleşti</p>
<p><strong>Domates fiyatı yüzde 101,2 arttı</strong></p>
<p>Ekim ayında domates fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 101,29 arttı. Aynı dönemde domatesin yıllık işlem miktarı ise yüzde eksi -15,15 azaldı. Miktardaki azalış fiyat endeksi artışında etkili oldu. Meyve fiyat endeksi yıllık yüzde eksi  -13,99 azalırken, bu azalış miktardaki yüzde eksi -19,88 düşüşe rağmen yaşandı. Ekim ayında sebze fiyat endeksi yıllık yüzde 62,11 arttı. Aynı dönemde sebzenin yıllık işlem miktarı yüzde ise eksi -8,22 azaldı. Bu durum fiyat endeksindeki yükselişte etkili oldu.</p>
<p><strong>Son 7 yılda domates ve sebze fiyatlarında rekor artış</strong></p>
<p>Ekim ayında, son yedi yılın verilerine göre, domates ve sebze satış miktarı ortalama, meyve satış miktarı ortalamanın altında, domates ve sebze fiyat endeksleri ise rekor seviyede artarken meyve fiyat endeksi ise rekor seviyede düşüş gösterdi.</p>
<p>Domates işlem miktar endeksi yüzde 17,91 artarken, işlem fiyat endeksi yüzde 92,70 ile rekor artış gösterdi. Son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi beşinci en büyük artış olarak kaydedildi.</p>
<p>Ekim ayında meyve işlem miktar endeksi yüzde eksi -20,30 ile rekor azalış, işlem fiyat endeksi yüzde ise eksi -2,28 ile rekor düşüş olarak tabloya yansıdı. Ekim ayında sebze işlem miktar endeksi yüzde 27,24, işlem fiyat endeksi yüzde 44,24 artış gösterdi. Son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında, işlem miktar endeksi altıncı en büyük artış, son yedi yılın Ekim ayları dikkate alındığında ise işlem fiyat endeksi ikinci en büyük artış olarak tabloya yansıdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ekim-ayinda-domates-miktari-azaldi-fiyati-yuzde-100den-fazla-artti-91126</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/6/1280x720/ekim-ayinda-domates-miktari-azaldi-fiyati-yuzde-100den-fazla-artti-1793660772.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Toptancı Halleri&#039;nde ekim ayında domates miktarı azalırken, fiyatı yüzde 100’den fazla arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-alanya-otoyolu-2028e-yetistirilecek-91125</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 02:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Antalya-Alanya otoyolu 2028’e yetiştirilecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, Karayolları 13. Bölge Müdürü Hasan Sarıoğlan ve Limak Holding Onursal Başkanı Nihat Özdemir eşliğinde Antalya (Serik) - Alanya otoyolunda incelemelerde bulundu.</p>
<p>Antalya (Serik) - Alanya Otoyolu projesinde şantiyelerin, tünellerin ve viyadüklerdeki fiziki gerçekleşmelerin aralıksız sürdüğünü belirten Vali Hulusi Şahin, 84 kilometresi anayol, 38 kilometresi ise bağlantı yolu olmak üzere toplam 122 kilometre uzunluğa sahip olan otoyol güzergahında çalışmaların aralıksız sürdüğünü bildirdi.</p>
<p>Tünellerde yüzde 80 oranında ilerleme sağlandığını ifade eden Vali Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Antalya-Alanya otoyolu kamu-özel sektör iş birliğiyle yapılıyor. Şu anda Antalya-Alanya otoyol inşaatı kapsamındaki uzun tüneller de deliniyor. Tünellerin kazım işleri son sürat devam ediyor ve yüzde 80'lik ilerleme seviyesine ulaştı. 16 viyadüğün inşaatı da hızla sürüyor. Bölgemiz için çok acil bir ihtiyaç olan bu muhteşem proje, inşallah 2028 yılına yetişecek. Tüm Antalyalılar adına bu kıymetli projeden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımızı arz ediyoruz. Ayrıca Kültür ve Turizm Bakanımıza, Ulaştırma ve Altyapı Bakanımıza ve destek veren tüm kurumlarımıza teşekkür ediyoruz. Kısa süre içerisinde hep beraber araçlarımızla bu tünellerden geçeceğiz.’’</p>
<p><strong>"47 bin ton daha az karbon salınımı olacak"</strong></p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, mevcut D400 yolunda trafik yoğunluğunu ortadan kaldırmayı amaçlayan proje tamamlandığında yıllık 23 milyar TL zamandan ve 900 milyon TL akaryakıttan olmak üzere toplam 23,9 milyar TL tasarruf sağlanacağını söyledi. Vali Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Ayrıca çevreci yönüyle de öne çıkan proje sayesinde yılda 47 bin ton daha az CO2 emisyonu salınımı gerçekleştirilecek. Proje kapsamında toplam uzunluğu 4 bin 604 metre (çift tüp toplamı 9 bin 208 metre) olan 5 adet tünel ve toplam uzunluğu 5 bin 966 metre (çift yön toplamı 11 bin 932 metre) olan 16 adet viyadük yer alıyor. Bunların yanı sıra güzergahta 22 köprü, 59 üstgeçit, 43 altgeçit, 363 kutu menfez ve 7 adet kavşak inşası eş zamanlı olarak yürütülüyor. </p>
<p>Şantiyelerde devam eden yoğun çalışmalar kapsamında halihazırda 4 bin 297 personel ile 925 makine ve ekipman görev yaparken, çalışmaların en yoğun döneminde bu sayıların 6 bin personele ve bin 200 makine/ekipmana ulaşması planlanıyor.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-alanya-otoyolu-2028e-yetistirilecek-91125</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/5/1280x720/antalya-alanya-otoyolu-2028e-yetistirilecek-1793660649.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 76,7 milyar liraya ihale edilen Serik-Alanya otoyolunun 2028 yılına yetiştirileceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/corendon-antalya-cidde-arasinda-tarifeli-seferler-baslatiyor-91124</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 02:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Corendon, Antalya-Cidde arasında tarifeli seferler başlatıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Corendon Airlines tarafından yapılan açıklamada, 10 yıl önce kurulan ve havacılık sektöründe de büyüyen hac ve umre ağırlıklı tur operatörü Royal Avis iş birliği ile Antalya–Cidde hattında tarifeli uçuşlarla umre uçuşlarını genişleteceği belirtildi.</p>
<p>Gelecek yıl da büyüme hedeflerini sürdürecek olan Corendon Airlines, Royal Avis işbirliğine iki yıl önce 2 uçakla başladıkları anımsatıldı. Açıklamada, ‘’Tur operatörü Royal Avis ile 2024 yılında başlayan iş birliğini büyüyen operasyon kapasitesiyle sürdürüyoruz. İlk yıl 2 uçakla başladığımız umre operasyonlarını 2025–2026 sezonunda 4 uçak ile sürdürüyoruz. Yeni sezonda 6 uçakla devam ettirmeyi planlıyoruz’’ denildi.</p>
<p>Corendon Airlines Sorumlu Müdürü Atılay Batu,  Royal Avis ile 2024 yılında başlayan işbirliği ile hac ve umre seferlerini daha da genişleteceklerini söyledi. Batu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Royal Avis ile 2024’de başlayan işbirliğiyle bin 200 uçuş gerçekleştirildi. 2026–2027 sezonunda artan uçak sayısıyla toplam bin 100 uçuş hedefleniyor. Böylece Corendon Airlines, üç sezonda ulaşılan toplam uçuş sayısına yakın bir operasyon hacmini tek sezonda gerçekleştirmeyi hedeflerken Antalya–Cidde hattında başlayacak tarifeli seferlerle Royal Avis iş birliğini daha da ileriye taşımayı amaçlıyor. Yeni sezonda iş birliğimizi daha ileriye taşımayı amaçlıyoruz.”</p>
<p>Royal Avis Yönetim Kurulu Üyesi Abdurrahman Dinçer ise, Corendon Airlines  iş birliği ile Antalya–Cidde hattında tarifeli uçuşlarla yeni bir aşamaya taşındıklarını bildirdi. Dinçer, ‘’Bu önemli adımla hac ve umre taşımacılığının ötesine geçerek, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki yolcu trafiğine ve özellikle Suudi Arabistan’dan Antalya’ya yönelik turizm hareketliliğine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Antalya’nın uluslararası turizmdeki güçlü konumu ile Cidde’nin bölgesel ulaşım ağındaki önemini buluşturan bu yeni dönemin, iki ülke arasındaki turizm ve havacılık ilişkilerine yeni bir ivme kazandıracağına inanıyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/corendon-antalya-cidde-arasinda-tarifeli-seferler-baslatiyor-91124</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/4/1280x720/corendon-antalya-cidde-arasinda-tarifeli-seferler-baslatiyor-1793660537.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Umre operasyonlarını genişletmek isteyen Corendon Hava Yolları, Antalya-Cidde arasında tarifeli seferler başlatacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sut-uretimi-surdurulebilir-olmali-91123</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 01:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Süt üretimi sürdürülebilir olmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/BURDUR</strong></p>
<p>Burdur Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Varol, Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) çiğ süt tavsiye fiyatının belirleneceği toplantıda karar alınamamasını değerlendirdi. USK’nin 30 Ekim 2026 tarihinde çiğ inek sütü tavsiye fiyatına ilişkin yeni karar alamadığını ifade eden Varol, üreticinin emeğinin karşılığını alabildiği, sanayicinin de faaliyetlerini güvenle sürdürebildiği dengeli ve sürdürülebilir bir fiyat yapısının ortak beklenti olduğunu söyledi.</p>
<p>Fiyat güncellemesinin gecikmemesi gerektiğine dikkat çeken Varol, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’USK en son 1 Mayıs 2026’da litre başına 24,30 TL tavsiye fiyatı açıklamıştı. Üreticilerimiz artan yem, mazot, enerji ve diğer girdi maliyetlerine rağmen büyük bir özveriyle üretmeye devam etmektedir. Ulusal Süt Konseyi verilerine göre eylül ayında süt-yem paritesinin 1,21 seviyesine gerilemesi, üreticilerimizin karşı karşıya kaldığı ekonomik zorlukları açıkça göstermektedir. Sürdürülebilir bir hayvancılık için süt-yem paritesinin en az 1,3 seviyesinin üzerinde olması, ideali de 1,5 seviyelerine ulaşması gerektiğine inanıyoruz.”</p>
<p><strong>Süt ve yemde alarm</strong></p>
<p>Süt-yem paritesinde yaşanan düşüşün sektör açısından alarm niteliğinde olduğunu vurgulayan Mehmet Varol, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Hayvancılıkta üretici yalnızca süt üretmiyor, ülkemizin gıda güvencesini, kırsalın geleceğini ve tarımsal ekonominin devamlılığını sağlıyor. Ancak üreticimiz artan yem, mazot ve diğer girdi maliyetleri karşısında her geçen gün daha fazla zorlanıyor. Maliyetler yükselirken üreticinin kazancını da korumak gerekiyor. Üretici kazanamazsa üretim durur, üretim durursa bunun sonuçlarını hepimiz hissederiz. Süt üretiminin sürdürülebilirliği için üreticinin maliyetlerini karşılayabileceği ve emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat mekanizması oluşturulmalı. Fiyat politikası, üretimin geleceğini güvence altına alan bir anlayışla belirlenmelidir. ‘’</p>
<p><strong>"Maliyetler zamanında yansıtılmalı"</strong></p>
<p>Mayıs ayından sonraki ilk üç aylık dönemde süt-yem paritesinin 1,34-1,37 seviyelerinde seyrederken bugün 1,21 seviyelerine kadar gerilediğini ifade eden Varol, ‘’Üreticimizin emeğinin karşılığını alabildiği, sanayicimizin de faaliyetlerini güvenle sürdürebildiği dengeli ve sürdürülebilir bir fiyat yapısı hepimizin ortak beklentisidir. Maliyetlerdeki değişimler çiğ süt fiyatına zamanında yansıtılmalı, üreticinin de sanayicinin de önünü görebileceği kalıcı bir fiyatlandırma sistemi oluşturulmalıdır’’ diye konuştu.</p>
<p><strong>"Burdur sütüyle büyüyen bir kent"</strong></p>
<p>Ekonomisi tarım ve hayvancılığa bağlı olan Burdur’da  günlük bin ton süt üretimiyle Türkiye’nin önemli süt üretim merkezlerinden biri ve hayvancılıkta marka şehir olduğunu belirten Mehmet Varol, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Süt üreticisini korumak yalnızca hayvancılığı korumak değildir. Kırsalı, istihdamı, gıda arz güvenliğini ve ülkemizin üretim gücünü korumaktır. Burdur, tarım ve hayvancılıkla büyüyen, çiğ süt üretimiyle Türkiye’nin süt sektöründe kendine önemli bir yer edinmiş marka bir şehirdir. Bu doğrultuda çiğ süt tavsiye fiyatının güncel üretim maliyetleri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesini ve fiyat güncellemelerinin zamanında yapılmasını ayrıca önemsiyoruz. Üreticimiz kazanamazsa üretim sürdürülemez. Üretimin devamlılığı ise hepimizin ortak sorumluluğudur.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sut-uretimi-surdurulebilir-olmali-91123</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/3/1280x720/sut-uretimi-surdurulebilir-olmali-1793660424.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Varol, süt üretiminin sürdürülebilirliği için üreticinin maliyetlerini karşılayabileceği ve emeğinin karşılığını alabileceği bir fiyat mekanizmasının oluşturulması gerektiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dpa-real-estate-yunanistan-projelerini-bursada-tanitti-91190</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DPA Real Estate, Yunanistan projelerini Bursa’da tanıttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Uluslararası gayrimenkul yatırımlarına yönelik danışmanlık hizmeti veren DPA Real Estate, İstanbul, Gaziantep, Adana, Mersin ve Ankara’nın ardından Bursa’da da yatırımcılarla buluştu.</p>
<p>Toplantıda özellikle Yunanistan’daki gayrimenkul projeleri, Golden Visa uygulaması ve yatırımcılara sunduğu avantajlar ele alındı. DPA Real Estate Satış Müdürü Naide Sezgün, şirketin uluslararası yatırım danışmanlığı faaliyetlerini ve Yunanistan pazarındaki fırsatları anlattı.</p>
<p>DPA Real Estate’in, gayrimenkul sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip, proje geliştirme, konsept oluşturma, satış ve pazarlama alanlarında faaliyet gösteren Aremas Group bünyesinde, Vedat Arslan tarafından kurulduğunu belirten Sezgün, şirketin yaklaşık altı yıldır uluslararası yatırım danışmanlığı alanında hizmet verdiğini söyledi. Aremas Group Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Arslan’ın liderliğinde faaliyetlerini sürdürdüklerini ifade eden Sezgün, DPA Real Estate’in iki temel çalışma alanı bulunduğunu kaydetti. Şirketin bir yandan Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yabancı müşterilere gayrimenkul alımından hukuki süreçlere ve kiralamaya kadar kapsamlı danışmanlık sunduğunu, diğer yandan Türk yatırımcıları yurt dışındaki gayrimenkul fırsatlarıyla buluşturduğunu belirten Sezgün, İngiltere ve Dubai ile başlayan uluslararası portföylerine Almanya ve Yunanistan’ı da eklediklerini aktardı.</p>
<p>Bursa’daki buluşmanın odağında yer alan Yunanistan’ın, Golden Visa uygulaması nedeniyle Türk yatırımcılardan yoğun ilgi gördüğünü vurgulayan Sezgün, ülkede gayrimenkul yatırımıyla oturum hakkı elde etmek için farklı seçenekler bulunduğunu anlattı. Belirli bölgelerde asgari yatırım tutarının 800 bin euroya yükseldiğini belirten Sezgün, kullanılmayan ticari binaların konuta dönüştürülmesi yoluyla sunulan projelerde ise 250 bin euroluk yatırım seçeneğinin devam ettiğini söyledi. DPA Real Estate’in Yunanistan’da birlikte çalıştığı geliştirici OIKOS’un projeleri arasında Atina’da yaklaşık 10, Selanik’te ise bir proje bulunduğunu aktaran Sezgün, bu yatırımların hem gayrimenkul sahibi olmak hem de Golden Visa avantajından yararlanmak isteyenler için alternatif oluşturduğunu ifade etti. Golden Visa’nın yatırımcının eşi, anne ve babası ile 21 yaşını doldurmamış çocuklarını da kapsayabildiğine dikkat çeken Sezgün, özellikle çocukların gelecekteki eğitim ve yaşam planları açısından ailelerin bu yatırımlara ilgi gösterdiğini dile getirdi. Yurt dışı gayrimenkul yatırımında yalnızca proje ve fiyatın değil, yatırım sonrasındaki hizmetlerin de önem taşıdığını vurgulayan Sezgün, DPA Real Estate’in bu nedenle sınırlı sayıda ve güvenilir geliştiriciyle çalışmayı tercih ettiğini söyledi. </p>
<p>Toplantıya OIKOS İş Geliştirme Müdürü Nikolaos Tsolakidis ile DPA Real Estate Direktörü Ebru Kaplanoğlu da katılarak Yunanistan’daki projeler ve yatırım olanakları hakkında bilgi verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dpa-real-estate-yunanistan-projelerini-bursada-tanitti-91190</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/0/1280x720/dpa-real-estate-yunanistan-projelerini-bursada-tanitti-1793698910.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DPA Real Estate, Bursa’da düzenlediği yatırım buluşmasında Yunanistan’ın Atina ve Selanik kentlerindeki gayrimenkul projelerini tanıttı. Şirket, Türk yatırımcılara Avrupa’da gayrimenkul sahibi olmanın yanı sıra aileleriyle birlikte oturum hakkı elde etme imkânlarını anlattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kahramanmaras-mutfagi-kardes-sehir-trabzonda-yogun-ilgi-gordu-91189</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraş mutfağı Trabzonlularla buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin, şehrin sahip olduğu kültürel ve gastronomik değerleri ulusal ve uluslararası arenada daha geniş kitlelere tanıtmak amacıyla çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, şehrin geleneksel lezzetlerinin korunması, gelecek nesillere aktarılması ve daha geniş kitlelerle buluşturulması hedefiyle gerçekleştirilen tanıtım faaliyetlerine bir yenisi daha eklendi. Bu kapsamda Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Trabzon Gastronomi Festivali’nde yerini aldı. Türkiye’nin farklı şehirlerinden gastronomi alanındaki değerlerin ziyaretçilerle buluşturulduğu festivalde Kahramanmaraş da kendine özgü yöresel lezzetleriyle temsil edildi.</p>
<p><strong>Coğrafi İşaretli ürünlere ilgi</strong></p>
<p>28 Ekim  - 1 Kasım tarihleri arasında Yeni Mahalle Fuar Alanı'nda gerçekleştirilen festivalde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından kurulan stantta, şehrin coğrafi işaret tesciline sahip birbirinden değerli ürünleri tanıtıldı. Ev sahipliği yaptığı medeniyetlerinden kalan miraslarla geniş bir gastronomi destinasyonuna sahip Kahramanmaraş’ın dondurma, Elbistan kelle peyniri, Maraş fıstık ezmesi, ekşili çorba, çörek, Çağlayancerit cevizi, biber gibi coğrafi işaretli ürünler başta olmak üzere birçok gastronomik lezzetlerini tatma ve hakkında bilgi alma imkânı buldu.</p>
<p>4 günde yaklaşık 340 bin ziyaretçiyi ağırlayan programda Kahramanmaraş standı yoğun ilgi görürken, şehrin tescilli lezzetlerinin ziyaretçilerin beğenisini kazandığı vurgulandı.</p>
<p><strong>Başkan Genç’ten Kahramanmaraş gastronomisine övgü</strong></p>
<p>Festival alanındaki en renkli ve zengin stantların başında gelen Kahramanmaraş’ın standını ziyaret eden Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Kahramanmaraş’ın gastronomik lezzetlerini tattı. Genç, Kahramanmaraş lezzetlerinden övgüyle bahsetti. Genç’e şehrin coğrafi işaretli ürünlerinden olan Kahramanmaraş Oyma Çeyiz Sandığı hediye edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kahramanmaras-mutfagi-kardes-sehir-trabzonda-yogun-ilgi-gordu-91189</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/9/1280x720/trabzonda-kahramanmaras-mutfagi-yogun-ilgi-gordu-1793698715.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehrin mutfağını Trabzon’da düzenlenen festivalde ziyaretçilerle buluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
