<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tuprastan-ustda-ile-is-birligi-90437</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüpraş&#039;tan USTDA ile iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüpraş'ın, 2050'de karbon nötr bir enerji şirketine dönüşme hedefi kapsamında sürdürülebilir rafinaj, sürdürülebilir havacılık yakıtları, sıfır karbonlu elektrik ve yeni nesil enerji teknolojileri alanlarında çalışmalar yürütdüğü bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda Tüpraş, küçük modüler reaktör (SMR) teknolojilerinin teknik, ekonomik ve potansiyel endüstriyel kullanım alanlarını incelemek üzere ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile iş birliği anlaşması imzaladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, USTDA ile yapılacak çalışma kapsamında SMR teknolojilerinin gelişimini ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarını inceleyecek.</p>
<p>Yaklaşık bir yıl sürmesi planlanan çalışma kapsamında farklı SMR teknolojilerinin teknik olgunluk seviyeleri, lisanslama durumları, emniyet ve güvenlik yaklaşımları, yakıt tedarik zinciri gereksinimleri ve ekonomik performansları değerlendirilecek.</p>
<p>İncelemede, söz konusu teknolojilerin sanayideki olası kullanım alanlarının yanı sıra kaynak verimliliği, atık yönetimi ve su tüketimi gibi çevresel sürdürülebilirlik kriterleri de ele alınacak. Çalışmanın sonunda, incelenen teknolojilere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırlanacak.</p>
<p>Verilen bilgiye göre geleneksel nükleer santrallere kıyasla daha küçük kapasitelere sahip olan ve modüler üretim yaklaşımıyla geliştirilen SMR'ler, elektrik üretiminin yanı sıra sanayide proses ısısı sağlanması ve düşük karbonlu hidrojen üretimi gibi alanlarda da kullanılabiliyor. Operasyon sırasında doğrudan karbon emisyonu oluşturmayan nükleer enerji, düşük karbonlu enerji seçenekleri arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>Dünyanın farklı bölgelerinde geliştirme, lisanslama ve ticarileşme çalışmaları devam eden SMR teknolojileri, farklı kapasite seçenekleri ve modüler yapılarıyla enerji sektöründe alternatif üretim seçenekleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Türkiye'nin 2050'ye kadar 5 bin megavat elektrik (MWe) küçük modüler reaktör kapasitesine ulaşma hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar da değerlendirme sürecinin kapsamını oluşturuyor.</p>
<p>Hazırlanacak raporun, Tüpraş'ın SMR teknolojilerine ilişkin olası adımlarını ve endüstriyel uygulama seçeneklerini değerlendirme sürecinde kullanılması planlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tuprastan-ustda-ile-is-birligi-90437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/6/1280x720/tupras-1757833602.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüpraş, ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı ile yapılan anlaşma kapsamında, SMR teknolojilerinin gelişimini ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarını inceleyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bu-hafta-borsa-ve-altin-kaybettirdi-90434</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa ve altın haftayı kayıpla tamamladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 5,16 azalışla 11.116,99 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 10.707,18 puanı ve en yüksek 11.806,76 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 2,16 azalışla 35.464,77 puana, sanayi endeksi yüzde 8,47 düşüşle 13.561,97 puana, mali endeks yüzde 6,64 kayıpla 12.933,69 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 5,53 azalışla 9.597,27 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 3,31 ile Aksa Akrilik oldu.</p>
<p>Onu yüzde 1,99 ile Halkbank ve Sabancı Holding izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 22,22 ile 1000 Yatırımlar Holding, yüzde 20,27 ile Türkiye Sigorta, yüzde 19,92 ile Gübre Fabrikaları olarak sıralandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 541 milyar 280 milyon lirayla ASELSAN, 695 milyar 91 milyon lirayla Tüpraş ve 531 milyar 300 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 4,18 azalışla 6 bin 370 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,34 düşüşle 41 bin 880 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 3,37 altında 10 bin 520 liraya düştü.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,36 artarak 49,7060 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,03 yükselişle 55,7790 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 66,1350 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,69 artışla 66,5890 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,34 değer kazanarak 60,3750 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bu-hafta-borsa-ve-altin-kaybettirdi-90434</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/4/1280x720/borsa-altin-1792830496.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul haftayı yüzde 5,16 azalarak 11.116,99 puandan kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 4,18, cumhuriyet altını yüzde 3,34, çeyrek altın yüzde 3,37 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,36, euronun satış fiyatı yüzde 0,03 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-ulkemiz-mali-seffaflikta-en-ust-siralarda-yer-aldi-90433</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Ülkemiz mali şeffaflıkta en üst sıralarda yer aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Mali Şeffaflık Değerlendirmesi'ne ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye’nin mali istatistikler, bütçe yönetimi, mali riskler ve hesap verebilirlik alanlarındaki uygulamalarının incelendiği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi IMF tarafından yayımlandı.</p>
<p>Türkiye, 2015 yılındaki değerlendirmede Mali Şeffaflık Kodu’nda yer alan ilkelerin yaklaşık yarısında iyi veya ileri uygulama düzeyindeyken bu oran üçte ikiye yükseldi.</p>
<p>Böylece ülkemiz mali şeffaflıkta, Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.</p>
<p>Bu önemli başarı, 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün somut bir sonucudur. Mali şeffaflığı daha da artıracak yapısal reformlara yönelik çalışmalarımız devam ediyor." </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-ulkemiz-mali-seffaflikta-en-ust-siralarda-yer-aldi-90433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/mehmet-simsekk-imf.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF&#039;nin değerlendirmesi hakkında açıklama yapan Bakan Şimşek, &quot;Ülkemiz mali şeffaflıkta Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz&#039;in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2119-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satilacak-90432</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 10:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> 211,9 ton yağlık ayçiçeği açık artırma ile satılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Altınova Tarım İşletmesi Müdürlüğü yağlık ayçiçeği satışı yapacak.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 2026 yılı istihsalinin 172,74 tonu LG50480 çeşidi, 39,16 tonu Kalamis olmak üzere toplam 211,9 ton ayçiçeği partiler halinde açık artırma usulüyle satılacak.</p>
<p>İhale 6 Kasım'da gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2119-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satilacak-90432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/aycicegi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİGEM Altınova Tarım İşletmesi Müdürlüğü, 211,9 ton yağlık ayçiçeğini ihale ile satacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/7-ildeki-tasinmazlar-ozellestirilecek-90430</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 ildeki taşınmazlar özelleştirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mülkiyeti Hazineye ait olan bazı taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Ankara'nın Pursaklar, İstanbul'un Sarıyer, İzmir'in Buca, Kayseri'nin Kocasinan, Muş'un Merkez, Samsun'un İlkadım ve Siirt'in Merkez ilçelerindeki bazı taşınmazlar özelleştirilecek.</p>
<p>Özelleştirme sürecinde satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme haklarının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçı birlikte uygulanacak.</p>
<p>Taşınmazların özelleştirme işlemleri, 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanacak.</p>
<p>Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı, taşınmazların tahsis edildiği kurumun bina, tesis, lojman yapımı ve onarımı gibi inşaat işleriyle yatırım programında kullanılmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde ilgili kurum adına bu amaçla açılacak özel hesaba aktarılacak.</p>
<p><strong>Kırşehir'de acele kamulaştırma kararı</strong></p>
<p>Kırşehir'de tesis edilecek 154 kilovolt (kV) enerji iletim hattı projesi kapsamında bazı taşınmazlar kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, bağlantı anlaşması kapsamında gerçekleştirilecek "154 kV (Kızılırmak TM-Kırşehir TM) Brş.N-Alıç DGES TM (Girdi-Çıktı) Enerji İletim Hattı Projesi" için ilgili haritada gösterilen güzergahlara isabet eden taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/7-ildeki-tasinmazlar-ozellestirilecek-90430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri, Muş, Samsun ve Siirt&#039;teki bazı taşınmazlar özelleştirilecek. Kırşehir&#039;de yapılacak enerji iletim hattı projesi kapsamında ise bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imf-turkiye-mali-seffaflikta-son-10-yilda-onemli-gelisme-kaydetti-90429</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> IMF: Türkiye mali şeffaflıkta son 10 yılda önemli gelişme kaydetti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) ülkelerin mali istatistik, bütçe yönetimi, mali risk yönetimi ve hesap verebilirlik gibi kamu mali yönetimi uygulamalarını incelediği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi güncellemesi kapsamında Türkiye'ye ilişkin raporu yayımlandı.</p>
<p>Türkiye'nin mali şeffaflık alanında son 10 yılda önemli gelişme kaydettiği belirtilen raporda, ülkenin kamu mali yönetiminde son yıllardaki ilerleme seviyesiyle değerlendirme süreci tamamlanan ve aralarında Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz'in de bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldığı kaydedildi.</p>
<p>Raporda, Türkiye'nin kamu mali yönetimindeki ilerlemesinde, mali istatistiklerinin sürekli geliştirilmesi, performans esaslı program bütçe uygulanması ve uluslararası kamu muhasebe standartlarının hayata geçirilmesine yönelik reformların etkili olduğu vurgulandı.</p>
<p>Fonun raporunda, Türkiye'nin mali şeffaflık alanındaki gelişimi 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün sonucu olarak değerlendirildi.</p>
<p>IMF'nin 2000 yılında gerçekleştirdiği mali raporlama ve standartlara ilişkin ilk incelemede, bütçe hazırlama ve uygulama süreçlerinde eksiklikler bulunduğu, kamu mali raporlamasının büyük ölçüde nakit esaslı bütçe bilgisine dayandığı, bilanço bilgilerinin sınırlı olduğu ve mali risklerin yeterince açıklanmadığı tespit edilmişti.</p>
<p>2015 yılındaki değerlendirmede ise hukuki çerçevenin önceki dönemlere göre güçlendiği, orta vadeli bütçeleme uygulamalarının geliştirildiği ve mali raporlama kapsamının genel yönetim sektörünü içerecek şekilde genişletildiği ortaya konulmuştu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imf-turkiye-mali-seffaflikta-son-10-yilda-onemli-gelisme-kaydetti-90429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/imf-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF tarafından açıklanan Mali Şeffaflık Değerlendirmesi&#039;ne göre, Türkiye kamu mali yönetiminde son yıllarda kaydettiği ilerlemeyle Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz&#039;in de olduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/bist-100-kritik-esigin-altini-gordu-90426</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> BIST100 kritik eşiğin altını gördü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon krizinin gölgesinde satış baskısı yaşayan Borsa İstanbul’da değer kaybı dün de devam etti. BIST 100 Endeksi gün içinde 10.715’e kadar geriledi ve 5 Aralık 2025’ten bu yana en düşük seviyesini gördü.</p>
<p>Birçok endekste gün içi düşüşler yüzde 2’yi aşarken, bazı endekslerdeki kayıp yüzde 3’ün de üzerine çıktı. Yaşanan dalgalı seyrin ardından kapanışa yakın gelen alımlarla toparlanma yaşansa da, pay endekslerinin tamamı günü ekside kapattı. 11.000 üstünde tutunmaya çalışan BIST100 günü yüzde 0,92 puan kayıpla 11.117 puandan kapattı. Bankacılık endeksi yüzde 1.58 ve sanayi endeksi yüzde 1,69 değer yitirdi.</p>
<p>BIST 100’de dünkü kapanış değeri, mayıstaki zirve seviyesinden bu yana yüzde 30’a yakın düşüşe işaret etti. Öte yandan yatırımcıların hisse senedi satış dalgası sırasında değerli metali elden çıkarmasıyla, altının ons fiyatı da 4.000 doların altını gördü. Dün de aşağı yönlü seyir izleyen altın, yüzde 0,9 gerilemeyle ons başına 3.990 doların da altına inerek temmuz ortasından bu yana en düşük seviyesini gördü. Ardından sınırlı toparlanmayla yeniden 4.000 doların üzerine çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/bist-100-kritik-esigin-altini-gordu-90426</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;da BIST100 Endeksi dün 10.715’e kadar gerileyerek 2025’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Dalgalı seyrin ardından kapanışa yakın alımlarla toparlanma olsa da pay endekslerinin tamamı günü ekside kapattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/48-kisi-hakkinda-daha-suc-duyurusu-90428</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 48 kişi hakkında daha suç duyurusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Altınkılıç Gıda ve Süt Sanayi Ticaret AŞ (ALKLC) ile Anel Elektrik Proje Taahhüt ve Ticaret AŞ (ANELE) pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle 48 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu; 48 kişi ve 5 şirkete 2 yıl işlem yasağı uygulanmasına karar verdi.</p>
<p>SPK’nın 22 Ekim 2026 tarihli bülteninde yer alan kararlara göre, ALKLC işlemleri nedeniyle Bülent Uygun, Ecem Tuğçe Akçay, Emre Alkin, Erdin Özel, Ethem Umut Beytorun, Haldün Saff et İnal, İbrahim Bekçi ve Okan Uzunoğlu hakkında suç duyurusu ve işlem yasağı kararı alındı.</p>
<p>ANELE işlemleri nedeniyle bu 8 kişinin yanı sıra Abdülkadir Özkan, Adem Karatepe, Ahmet Burak Akbulut, Ahmet Özcan, Ali Cesur, Anıl Tokat, Ayşe Seher Aydın, Cem Gürkan Alpay, Emir Münir Sarpyener, Emre Tezmen, Enes Yazıcı, Evren Uçar, Fatma Nurcan Taşdelenler, Feryal Köker, Furkan Açar, Gül Ayşe Çolak, Halil İbrahim Ege, İsa Çoşkun, İsmail Erdem, Kadir Boy, Kerem Alkin, Mehmet Nuri Gökalp, Mehmet Selim Tunçbilek, Muhammed Yarız, Mustafa Zeki Kayahan, Müjdat Ede, Neda Soydan, Nilgül Sarıçalı, Oğuz Tezmen, Oğuzhan Özerkaya, Onur Göğebakan, Orçun Berkay Kaya, Ömer Eryılmaz, Özgür Altan, Rüstem Karakaya, Sezai Bekgöz, Sibel Gökalp, Şemsihan Karaca, Tansu Sesli ve Yusuf Ege hakkında aynı kararlar verildi. </p>
<p>ALKLC işlemleri nedeniyle Tera Portföy Yönetimi AŞ’ye de 2 yıl işlem yasağı getirildi. Şirketin yasağı, ALKLC payında kendi nam ve hesabına gerçekleştirdiği işlemlerle sınırlandırıldı. ANELE işlemleri kapsamında ise Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Tera Yatırım Bankası AŞ, Tera Yatırım Holding AŞ ve Century City Securities SA hakkında da 2 yıl işlem yasağı uygulanacak. Tera Yatırım Menkul Değerler ve Tera Yatırım Bankası için yasak, ANELE pay piyasasında kendi nam ve hesaplarına gerçekleştirdikleri işlemleri kapsayacak. </p>
<p>28 kişinin lisansları iptal Kurul, iki pay piyasasına ilişkin kararlar kapsamında 28 kişinin sahip olduğu tüm lisansların işlem yasağı süresince iptal edilmesine hükmetti. ALKLC işlemleri nedeniyle Bülent Uygun, Ecem Tuğçe Akçay, Ethem Umut Beytorun, İbrahim Bekçi ve Okan Uzunoğlu’nun tüm lisansları iptal edilecek. ANELE işlemleri kapsamında aynı 5 kişiyle birlikte Adem Karatepe, Ahmet Özcan, Ali Cesur, Anıl Tokat, Ayşe Seher Aydın, Emir Münir Sarpyener, Enes Yazıcı, Evren Uçar, Feryal Köker, Furkan Açar, Gül Ayşe Çolak, İsmail Erdem, Mehmet Nuri Gökalp, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Zeki Kayahan, Müjdat Ede, Nilgül Sarıçalı, Oğuzhan Özerkaya, Onur Göğebakan, Orçun Berkay Kaya, Ömer Eryılmaz, Sezai Bekgöz ve Tansu Sesli’nin lisansları iptal edilecek. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Etkin pişmanlık için 15 gün</span></h2>
<p>Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin, 500 bin TL’den az olmamak üzere elde ettikleri veya elde edilmesine neden oldukları menfaatin iki katını, Kurul kararından itibaren 15 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın e-tahsilat hesabına yatırmaları gerekiyor. Ödeme belgelerinin de aynı süre içinde SPK’ya iletilmesi zorunlu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 99’a çıktı</span></h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sermaye piyasası işlemlerine yönelik yürüttüğü fon soruşturmasında, aralarında portföy yönetim şirketleri ve aracı kurumların yönetici ve çalışanlarının bulunduğu 11 şüpheli daha tutuklandı. Son kararlarla soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı 99’a yükseldi.</p>
<p>Tutuklananlar arasında A1 Capital Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Alnus Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek ve Başkan Vekili Metin Kartal Emür, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan, Pirnus Yapı Gayrimenkul AŞ’nin Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç ve Tera Finans Faktoring’in eski Genel Müdür Yardımcısı Ümit Yılmaz bulunuyor.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarına ilişkin kanun kabul edildi</span></h2>
<p>Tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarıyla ilgili kanun teklifi Meclis’te kabul edildi. 455 bin 758 yatırımcıyı ilgilendiren düzenleme, Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmî Gazete’de yayımıyla uygulanacak. Tasfiye, Sermaye Piyasası Kurulu’nun gözetim ve denetiminde yürütülecek. Kurul varlık tespiti, değerleme, nakde çevirme, pay sahipliği ve ödeme esaslarını belirleyecek. Yatırımcı menfaati ve piyasa koşulları gözetilecek. Borsa fiyatı gerçek değeri yansıtmaz veya tasfiyeyi geciktirirse SPK kararıyla farklı fiyat marjları ve yöntemler uygulanabilecek. Kurul, talep üzerine borsa dışında satışa izin verebilecek. 17 Eylül 2026 ve öncesinde Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na iletilen, temerrüt veya pay fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar kapsamında payları bloke edilenler de tasfiyeye dahil edilecek. Tasfiye geliri, kararın önceki gün sonundaki pay fiyatıyla hesaplanan toplam tutarı karşılamazsa net yatırım tutarı esas alınacak. Merkezi Kayıt Kuruluşu, nakit giriş ve çıkışlarını tasfiye tarihine kadar tüketici ve yurt içi üretici fiyat endekslerindeki değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncelleyip çıkışları ilk giren ilk çıkar esasına göre düşerek tutarı hesaplayacak. Belirlenen fonlarda net yatırımı 1 milyon liranın altındakilere bu tutarda, 1 milyon lira ve üzerindekilere en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek. Para piyasası fonları dışında ödeme, önceki gün sonundaki pay değerini aşamayacak. Zorunlu giderler düşülerek tahsilatlar tasfiye malvarlığına, tasfiye sonrasındakiler geri kazanım hesabına aktarılacak. İlgili soruşturmalarda el koyma kararı verilebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/48-kisi-hakkinda-daha-suc-duyurusu-90428</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle 48 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Suç duyurusu kararı verilenler, en az 500 bin TL olmak üzere sağladığı menfaatin iki katını 15 gün içinde ödeyerek etkin pişmanlıktan yararlanabilecek 5 şirkete 2 yıl işlem yasağı getirilirken 28 kişinin tüm lisansları iptal edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/toggun-yeni-modeli-tanitildi-90417</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 16:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Togg&#039;un yeni modeli tanıtıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Togg'un satışa sunulacak yeni modeli T10F 4More Kehribar serisi tanıtıldı.</p>
<p>Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'ndan (TOGG) yapılan açıklamaya göre, T10F 4More Kehribar serisi, 7 farklı gövde rengi seçeneğiyle piyasaya sürülecek. </p>
<p>Açıklamada, "Ayder, Seyhan, Urla, Kula, Oltu, Gemlik ve Mardin olmak üzere 7 gövde rengiyle sunulan Kehribar serisi, ışığa göre değişen yansımalarıyla T10F 4More'un görünümüne sofistike bir karakter kazandırıyor." denildi. </p>
<p><strong>Bakan Kacır'da paylaşım</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Togg'un gelecek yıl satışa sunulacak T6X ve bugün tanıtımı yapılan T10F 4More Kehribar serisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kacır, sosyal hesabından yaptığı paylaşımda Togg Üretim ve Teknoloji Kampüsü'nde yeni modeli incelediklerini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Kampüste önümüzdeki yıl satışa sunulacak olan T6X ile bugün tanıtımı yapılan T10F 4More Kehribar serisine yönelik çalışmaları inceledik. 10 çalışana 1 endüstriyel robot ortalamasıyla otomotiv sektörümüzün en dijital altyapısına sahip tesisi olan Togg, günde 375 araç üretim hızıyla yoluna güçlü şekilde devam ediyor."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/toggun-yeni-modeli-tanitildi-90417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/7/1280x720/kacir-1792764852.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Togg&#039;un satışa çıkacak yeni modeli T10F 4More Kehribar serisinin tanıtımı yapıldı. Yeni model ile birlikte T6X&#039;i de yerinde inceleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, &quot;10 çalışana 1 endüstriyel robot ortalamasıyla otomotiv sektörümüzün en dijital altyapısına sahip tesisi olan Togg, günde 375 araç üretim hızıyla yoluna güçlü şekilde devam ediyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/9-aylik-makine-ihracati-213-milyar-dolar-90406</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 15:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> 9 aylık makine ihracatı 21.3 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Ocak-Eylül 2026 dönemine ait dış ticaret verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Türkiye’nin makine ihracatı bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 1,5 oranında artarak 21.3 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>MAİB’in tüm makine gruplarını derleyerek yaptığı hesaplamada, tutar olarak artış sağlandığını, miktar (ağırlık) bakımından ise yüzde 6 düşüş olduğunu belirterek, böylece KG başına ortalama ihracat birim fiyatının 8,7 dolara yükselmesinin sağlandığı kaydedildi. Bu dönemde makine ithalatı da 47 milyar dolar olarak belirlendi. </p>
<p>MAİB’den yapılan yazılı açıklamada, En fazla ihracat yapılan Almanya’ya yapılan satışların tutarının 2,5 milyar doların üzerine çıktığı belirtilirken, ABD’ye yapılan makine ihracatı yüzde 27,6 artışla 1,8 milyar dolar olduğu kaydedildi. </p>
<p>Ürün türlerine göre, içten yanmalı motor ve aksamları 1,8 milyar dolar olurken, inşaat ve madencilik makineleri, pompalar ve kompresörler, yıkama ve kurutma makineleri, traktörler, tarım ve ormancılık makineleri ile türbin, turbojet ve hidrolik silindirler 1 milyar dolar eşiğini aşan diğer alt dallar oldu. Yıllıklandırılmış makine ihracatı 28,8 milyar dolar olurken, makine ithalatı aynı dönemde yüzde 4,6 artışla 47 milyar dolar olarak kaydedildi. </p>
<p><strong>“Avrupa’ya ihracatta yeni rekabet alanları açılıyor”</strong></p>
<p>Küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği bu yıl, uluslararası ticarette yeni rekabet alanlarının geliştiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz şunları söyledi:</p>
<p>Çin-ABD dış ticaret hacminde yüzde 20 gerileme sonrası, Çin’in tüm dünyada rekabet baskısı yarattığını, Avrupa’nın da buna karşı önlem almaya başladığını vurguladı. Bu süreçte Türkiye’nin de rekabet gücünü koruması gerektiğini, Avrupa’nın menşe, standart, net-sıfır hedefleri ile başlattığı koruma önlemlerine karşı mevzuat uyumu öneren Yılmaz, AB 2023/1230 sayılı Tüzüğüne uyum için yapılan Makine Emniyeti Yönetmeliği’ne dikkat çekti. Yılmaz, “Yönetmelik, imalatçılarımızın ürün güvenliğini ve teknik mevzuata uygunluğu ortaya koyma sorumluluklarını genişletiyor. İmalatçılarımızın mevcut ürünlerinin yeni gereklilikleri ne ölçüde karşıladığını belirleyerek eksiklikleri giderecek somut uyum planları hazırlamaları gerekiyor. Ancak mevzuata uyum, işletmelerin yalnızca kendi imkânlarıyla yürütecekleri bir çalışma olarak görülmemeli; hazırlıkların kamu ve özel sektör arasındaki koordinasyonla yürütülmesi sağlanmalı” görüşünü öne çıkardı. </p>
<p>Mevzuat hazırlıklarının başka alanlara da yayılması ihtiyacı olduğunu, Siber Dayanıklılık Tüzüğü ve Veri Tüzüğü gibi bağlantılı AB düzenlemelerinin de gecikmeden mevzuata taşınması gerektiğini kaydetti. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/9-aylik-makine-ihracati-213-milyar-dolar-90406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/0/1280x720/sevda-kayhan-yilmaz-1790070470.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MAİB yılın 9 aylık döneminde makine ihracatının yıllık bazda yüzde 1,5 artışla 21.3 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Başkan Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği bu yıl, uluslararası ticarette yeni rekabet alanlarının geliştiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/togg-cop31in-mobilite-sektor-ortagi-oldu-90415</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOGG, COP31&#039;in &#039;Mobilite Sektör Ortağı&#039; oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TOGG'un Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) "Mobilite Sektör Ortağı" olduğu bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, mobiliteyi erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir teknoloji ekosistemi olarak ele alan TOGG, COP31'de elektrikli mobiliteye geçişin iklim hedeflerine katkısını, bu dönüşümü destekleyen enerji ve dijital hizmetlerle birlikte ortaya koyacak.</p>
<p>TOGG'un, üretimden günlük kullanıma uzanan uygulamalarını paylaşırken, sürdürülebilir mobilite çözümlerinin yaygınlaşması için uluslararası paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlayacağı belirtildi.</p>
<p>Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Türkiye'nin, COP31'e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede küresel sorumluluk üstlenme iradesini ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü vizyonunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının öncülüğünde gerçekleşecek bu önemli buluşmanın, Türkiye'nin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koyması açısından da önemli bir fırsat sunduğunu bildiren Tosyalı, şunları kaydetti:</p>
<p>"TOGG, bu anlayışın ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden biri. Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik'teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31'de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız."</p>
<p>TOGG Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş da COP31'de, mobilitenin dönüşümünün iklim hedeflerine nasıl katkı sağladığını geliştirdikleri çözümleri ve elde ettikleri sonuçları paylaşmak istediklerini belirtti.</p>
<p>Karakaş, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Kuruluşumuzdan bu yana dünyanın sayılı, Avrupa'nın en temiz tesislerinden biri olan Gemlik Teknoloji Kampüsü'nde kendi bataryamızı üretiyor, doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızı, temiz enerji çözümlerimiz ve dijital deneyim platformumuzla birlikte geliştiriyoruz. Bugün yollardaki 130 bin adede yaklaşmış akıllı cihazımızla 600 bin tona varan karbondioksit (CO₂) emisyonunun önüne geçilmiş olması, bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo ile yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjiyi 81 ilde kullanıcılarla buluşturuyor, Gemlik'te üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarımızı geliştiriyoruz. Trumore ile de kullanıcıların bu ekosistemden günlük yaşamlarında kolayca yararlanmasını sağlıyoruz. COP31, deneyimimizi uluslararası paydaşlara aktarmak ve birlikte daha ileriye taşımak için önemli bir buluşma. Girişimlerle aynı göz hizasında çalışarak yeni fikirleri kullanıcıya değer yaratan çözümlere dönüştürüyoruz. Start-up Zone'da yer almamızın amacı da iklim hedeflerine katkı sağlayabilecek bu çözümlerin yeni işbirlikleriyle büyümesine alan açmak."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/togg-cop31in-mobilite-sektor-ortagi-oldu-90415</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/5/1280x720/tosyali-t6x-1788172133.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, &quot;COP31&#039;de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yuksekogretim-mezunlarinin-beyin-gocu-orani-yuzde-22-90403</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı yüzde 2,2</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025'e ait yükseköğretim beyin göçü istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2025'te bir önceki yıla göre artarak yüzde 2,2 oldu. Bu oran, kadınlarda yüzde 1,8, erkeklerde ise yüzde 2,7 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025'te yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu kenti sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi. Yükseköğretim beyin göçü oranının en düşük olduğu il ise yüzde 0,2 ile Siirt olurken, bunu sırasıyla Hakkari, Kilis, Van ve Bitlis takip etti.</p>
<p>Bu oranın erkeklerde en yüksek olduğu ilk beş il, yüzde 4,7 ile İstanbul, yüzde 4,4 ile İzmir, yüzde 3,6 ile Ankara, yüzde 2,9 ile Eskişehir ve yüzde 2,8 ile Yalova oldu. Yükseköğretim beyin göçü oranının kadınlarda en yüksek olduğu ilk beş il, yüzde 3,4 ile İstanbul, yüzde 2,8 ile İzmir, yüzde 2,4 ile Ankara, yüzde 1,7 ile Eskişehir ve yüzde 1,5 ile Bursa olarak sıralandı.</p>
<p><strong>En yüksek beyin göçü bilişim ve iletişim teknolojilerinde</strong></p>
<p>Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025'te yüzde 1,9'a yükseldi.</p>
<p>Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024'te yüzde 4,3 iken, 2025'te yüzde 4,4'e çıktı.</p>
<p>Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025'te en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bunu yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi.</p>
<p>En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, yüzde 7 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olarak belirlendi. Bu alanı yüzde 4,8 ile mühendislik, imalat ve inşaat ve yüzde 3 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik takip etti.</p>
<p>En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, erkeklerde yüzde 8,2, kadınlarda yüzde 5,1 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olurken, en düşük beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı erkeklerde yüzde 0,8 ile tarım, ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik, kadınlarda yüzde 0,7 ile eğitim olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, en yüksek beyin göçü oranına sahip lisans programı yüzde 13,1 ile moleküler biyoloji ve genetik olarak saptandı. Bu bölümü yüzde 13 ile işletme mühendisliği, yüzde 11 ile matematik mühendisliği, yüzde 10,9 ile elektronik mühendisliği ve yüzde 10,2 ile fizik mühendisliği izledi.</p>
<p>Öğrenim diline göre mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, Fransızca eğitim alan mezunlar yüzde 10,5 ile en yüksek beyin göçü oranına sahip oldu. Fransızcayı, yüzde 7,5 ile Almanca, yüzde 6,8 ile İngilizce ve yüzde 5 ile Rusça takip etti.</p>
<p><strong>Mezunlar en çok Almanya'ya gitti</strong></p>
<p>Bir lisans programını tamamlayanların göç etmeyi en çok tercih ettikleri ülke, yüzde 22 ile Almanya oldu. Almanya'nın ardından yüzde 16,9 ile ABD, yüzde 10,5 ile Birleşik Krallık, yüzde 5,2 ile Hollanda ve yüzde 5,2 ile Kanada geldi.</p>
<p>Almanya'ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı bilgisayar mühendisliği olurken, Birleşik Krallık ve Hollanda'yı en fazla tercih eden mezunlar arasında da yine aynı bölüm öne çıktı.</p>
<p>ABD'ye göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı elektrik-elektronik mühendisliği, Kanada'ya göç etmeyi tercih eden mezunlar arasında en fazla paya sahip lisans programı işletme olarak kayıtlara geçti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yuksekogretim-mezunlarinin-beyin-gocu-orani-yuzde-22-90403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/2/1280x720/universite-1766378870.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı yüzde 2,2 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tahil-ve-meyvede-artis-sebzede-azalis-bekleniyor-90401</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tahıl ve meyve üretiminde artış, sebzede azalış bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılına ait "Bitkisel Üretim 2. Tahmini"ni açıkladı.</p>
<p>Buna göre üretim miktarlarının, geçen yıla kıyasla tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 17,3, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 60,8 artacağı, sebzelerde ise yüzde 0,8 azalacağı hesaplandı.</p>
<p>Yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 78,6 milyon ton, sebzelerde 33 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 31,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörüldü.</p>
<p>Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2025'e göre yüzde 30,9 artışla yaklaşık 44,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.</p>
<p>Geçen yıla göre buğday üretiminin yüzde 37,9 artarak yaklaşık 24,8 milyon tona, arpa üretiminin yüzde 66,7 yükselişle 10 milyon tona, çavdar üretiminin yüzde 21,5 artışla 247 bin tona, yulaf üretiminin yüzde 3,9 artarak 298,7 bin tona çıkacağı, mısır üretiminin ise yüzde 4,7 azalışla 8,1 milyon ton olacağı öngörüldü.</p>
<p>Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 525 bin ton, 204,3 bin ton ve 368,6 bin ton olacağı hesaplandı. Yumru bitkilerden patatesin ise 2025'e göre yüzde 3,1 azalarak 6,2 milyon ton üretileceği tahmin edildi.</p>
<p>Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 14,3 azalışla 127,6 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 21,8 artışla 2,4 milyon ton olacağı öngörüldü.</p>
<p>Şeker pancarı üretiminin yüzde 5,8 artarak 22 milyon ton olarak gerçekleşeceği hesaplandı.</p>
<p><strong>Sebze üretiminde azalma beklentisi</strong></p>
<p>Sebze ürünleri üretim miktarının 2026 yılında 33 milyon ton olacağı öngörüldü. Sebzeler grubu ürünlerinden hıyarda yüzde 10,2, havuçta yüzde 7,5, beyaz lahanada yüzde 9,1, karnabaharda yüzde 13,7 üretim artışı ve kuru soğanda yüzde 30,8, sakız kabakta yüzde 5,2, kıvırcık marulda yüzde 13, taze soğanda yüzde 12,6 üretim azalışı olacağı öngörüldü.</p>
<p>Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2026'da geçen yıla kıyasla yüzde 60,8 artarak yaklaşık 31,5 milyon ton olacağı tahmin edildi.</p>
<p>Meyveler grubunda geçen yıla göre elmada yüzde 97,4, şeftalide yüzde 109,2, nektarinde yüzde 114,9, kirazda yüzde 289,7, üzümde yüzde 60,5 üretim artışı hesaplandı.</p>
<p>Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 36, portakalda yüzde 76,4, limonda yüzde 65 üretim artışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,6, cevizde yüzde 86,8 ve Antep fıstığında yüzde 42,6 üretim artışı olacağı tahmin edildi.</p>
<p>Muz üretiminin geçen yıla göre yüzde 2,4 azalacağı, zeytin üretiminin ise yüzde 75,5 artacağı öngörüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tahil-ve-meyvede-artis-sebzede-azalis-bekleniyor-90401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/8/1280x720/tarim-1775795375.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in bitkisel üretim 2. tahminine göre tahıl ürünleri üretim miktarlarının geçen yıla kıyasla yüzde 30,9 artışla yaklaşık 44,8 milyon ton olacağı, meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının yüzde 60,8 artarak yaklaşık 31,5 milyon tona ulaşacağı tahmin edildi. Sebze ürünleri üretim miktarının ise 33 milyon tona gerileyeceği öngörüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/finansal-hizmetlere-guven-32-puan-azaldi-90399</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Finansal hizmetlere güven 3,2 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayına ait Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Finans sektöründe faaliyet gösteren 150 kuruluşun yanıtlarının sektördeki ağırlıklarının dikkate alınarak birleştirilmesiyle elde edilen anket sonuçlarına göre FHGE, ekimde 3,2 puan azalışla 155,2 seviyesine geriledi.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son 3 aydaki iş durumu ile hizmetlere olan talebin FHGE'yi azalış yönünde, gelecek 3 aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin ise artış yönünde etkilediği görüldü.</p>
<p>İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre son 3 ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmeler bir önceki aya kıyasla zayıfladı.</p>
<p>Son 3 ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmeler zayıflarken, gelecek 3 ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentiler bir miktar güçlendi.</p>
<p>İstihdama ilişkin değerlendirmelere bakıldığında son 3 ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler ile gelecek 3 ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine seyrin zayıfladığı gözlendi.</p>
<p>Karlılığa ilişkin değerlendirmelere göre son 3 ayda karlılıkta artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir zayıfladı.</p>
<p>Öte yandan, gelecek 3 ayda karlılıkta artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir bir önceki döneme kıyasla güçlendi.</p>
<p>Ekim ayında NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre "Finans ve Sigorta Faaliyetleri" sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre "64-Finansal Hizmet Faaliyetlerinde (sigorta ve emeklilik fonları hariç)" 2,2 puanlık, "65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonlarında (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)" 1,2 puanlık ve "66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetlerde" 81,5 puanlık azalış görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/finansal-hizmetlere-guven-32-puan-azaldi-90399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/8/1280x720/ekonomi-endeks-hesap-1760684409.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre Finansal Hizmetler Güven Endeksi, ekimde 3,2 puan azalarak 155,2&#039;ye geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/danimarkali-perakende-zinciri-ankarada-iki-magaza-acti-90398</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Danimarkalı perakende zinciri Ankara’da iki mağaza açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Danimarka Merkezli ev eşyası perakendecisi JYSK Ankara’da iki ayrı alışveriş merkezinde eş zamanlı mağazalarını açtı.</p>
<p>Bunların İç Anadolu bölgesindeki ilk mağazalar olduğu belirtildi.</p>
<p>Mağaza açılışında konuşan JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, firmanın Anadolu’ya açılma vizyonu kapsamında çalışmalar yürüttüğünü vurguladı. Türkiye’de bu aşamada toplamda 18 şubeye ulaştıklarını belirten Tezcan, “Ankara’da iki mağazamızı aynı gün hizmete açmamız, büyüme stratejimizi yeni bir bölgeye taşımanın ötesinde, markamızın Türkiye’deki gelişimi açısından da önemli bir adımı oluşturuyor. Başkentten başlayarak İç Anadolu Bölgesi’nde daha fazla tüketiciyle buluşmayı hedefliyoruz” dedi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/danimarkali-perakende-zinciri-ankarada-iki-magaza-acti-90398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/8/1280x720/jsyk-1792754664.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Danimarka Merkezli ev-yaşam perakendecisi JYSK Ankara’da iki ayrı alışveriş merkezinde mağaza açtı. Ülke Direktörü Fatih Tezcan, &quot;Başkentten başlayarak İç Anadolu Bölgesi’nde daha fazla tüketiciyle buluşmayı hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/biletinialin-yeni-ceosu-aysen-uz-90397</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biletinial’da Ayşen Uz dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’nin etkinlik ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren Biletinial'ın yeni dönem hedefleri doğrultusunda üst yönetiminde değişikliğe gittiği bildirildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, pazarlama, satış, ticari strateji ve genel yönetim alanlarında 27 yıllık deneyime sahip Ayşen Uz, Biletinial CEO’su olarak göreve başladı.<br /> <br />Kariyeri boyunca farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik sorumlulukları üstlenen Uz'un, ticari performansın geliştirilmesi, iş geliştirme, marka yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarındaki birikimini genel yönetim perspektifiyle birleştirdiği belirtildi. Uz'un şirketteki yeni görevinde şirketin stratejik önceliklerinin belirlenmesine, operasyonel ve ticari performansının geliştirilmesine ve yeni büyüme fırsatlarının değerlendirilmesine liderlik edeceği ifade edildi.<br /> <br />Uz’un liderliğinde Biletinial’ın, değişen tüketici beklentileri ve dijitalleşmenin sunduğu fırsatlar doğrultusunda rekabet gücünü artırması, operasyonel verimliliğini geliştirmesi ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/biletinialin-yeni-ceosu-aysen-uz-90397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/7/1280x720/aysen-uz-1792754391.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ayşen Uz, Biletinial&#039;ın CEO&#039;luğuna getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eximbank-ile-kanadali-edc-arasinda-mutabakat-zapti-90414</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eximbank ile Kanadalı EDC arasında mutabakat zaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk Eximbank ile bu ülkenin ihracat destek kuruluşu EDC'nin mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu. </p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile İstanbul'da bir araya geldiğini belirten Bolat, görüşmede, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ile Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakereleri konularını ele aldıklarını ifade etti.</p>
<p>Bolat, STA müzakerelerinin ilk turunun 30 Kasım haftasında başlayacak olmasından duydukları memnuniyetin altını çizerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türk Eximbank ile Kanada'nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında, ihracat kredileri alanındaki iş birliğimizi güçlendirecek, Türk ve Kanadalı şirketlerin Afrika, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) ve Orta Asya başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirmelerini destekleyecek mutabakat zaptı imzalandı. Hayırlı olmasını diliyoruz. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliğini derinleştirmek ve şirketlerimiz için yeni fırsatlar oluşturmak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Kanada Dışişleri Bakanı Sayın Anita Anand ile bugün, İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi ve Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri konularını ele aldık. STA 1. Tur müzakerelerinin 30 Kasım 2026 haftası başlayacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade ettik. Görüşmemizin ardından, Türk Eximbank ile Kanada’nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında, ihracat kredileri alanındaki iş birliğimizi güçlendirecek ve Türk ve Kanadalı şirketlerin Afrika, MENA ve Orta Asya başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirmelerini destekleyecek Mutabakat Zaptı imzalandı. Hayırlı olmasını diliyoruz. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğini derinleştirmek ve şirketlerimiz için yeni fırsatlar oluşturmak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz.</p>
— Prof. Dr. Ömer Bolat (@omerbolatTR) <a href="https://x.com/omerbolatTR/status/2113543637573226624?ref_src=twsrc%5Etfw">October 23, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eximbank-ile-kanadali-edc-arasinda-mutabakat-zapti-90414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/4/1280x720/346346-1792762480.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanı Ömer Bolat,  &quot;Türk Eximbank ile Kanada&#039;nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında, ihracat kredileri alanındaki iş birliğimizi güçlendirecek, Türk ve Kanadalı şirketlerin Afrika, MENA ve Orta Asya başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirmelerini destekleyecek mutabakat zaptı imzalandı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-4425-milyon-dolarlik-ihracat-anlasmasi-90413</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 13:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN&#039;dan 442,5 milyon dolarlık ihracat anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) 442,5 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladığını açıkladı.</p>
<p>Açıklamada, şirketin uluslararası bir müşterisiyle radar, İHA karşı tedbir, komuta ve kontrol sistemlerinin satışına ilişkin toplam tutarı 442,5 milyon dolar olan ihracat sözleşmesi imzaladığı belirtildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-4425-milyon-dolarlik-ihracat-anlasmasi-90413</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN, uluslararası bir müşterisiyle 442,5 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbvadan-400-milyon-euroluk-finansman-90412</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 12:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA&#039;dan 400 milyon euroluk finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Garanti BBVA'nın, yurt dışı borçlanma programı kapsamında uluslararası piyasalardan 1907 ve 2 bin 547 gün vadeli, toplam 400 milyon euro tutarında havale akımlarına dayalı finansman (DPR) sağladığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, bankanın 2019'dan bu yana gerçekleştirdiği ilk DPR finansmanı olma özelliği taşıyan işlem kapsamında, kadın ve genç girişimcilerin yatırım ve büyüme ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla toplam 100 milyon euro kaynak ayrıldı.</p>
<p>İşlem kapsamında 50 milyon euro, kadınların sahip olduğu veya yönettiği küçük ve orta ölçekli işletmelere aktarılacak. Kalan 50 milyon euro ise, 35 yaş altındaki girişimcilerin sahip olduğu veya yönettiği mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman ihtiyaçları için kullanılacak.</p>
<p>Bankanın mevcut ve gelecekteki döviz cinsinden ödeme emirlerine dayanan DPR yapısı, uzun vadeli fonlama sağlarken toptan fonlama kaynaklarının çeşitlendirilmesine katkıda bulunuyor.</p>
<p>Garanti BBVA, bu işlemle uzun vadeli uluslararası kaynaklara erişimini güçlendirerek fonlama yapısını çeşitlendiriyor. Sağlanan finansman, bankanın işletmelerin yatırım ve büyüme ihtiyaçlarına yanıt verme kapasitesini destekleyerek reel ekonomiye sunduğu katkıyı güçlendiriyor.</p>
<p>Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, uluslararası piyasalardaki güçlü ilişkileri ve farklı finansman kaynaklarına erişim kabiliyetlerinin, uzun vadeli fonlama stratejilerinin temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.</p>
<p>Ayrıca 400 milyon euroluk DPR işlemiyle fonlama kaynaklarını çeşitlendirirken, uluslararası iş birliklerini de güçlendirdiklerini vurgulayan Akten, "Kadın ve genç girişimcilere yönelik finansman ile danışmanlık ve gelişim desteklerinin, işletmelerin büyümesine ve rekabet gücüne katkı sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesini destekleyen çözümler sunmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbvadan-400-milyon-euroluk-finansman-90412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/mahmut-akten-1765515728.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti BBVA&#039;nın, yurt dışı borçlanma programı kapsamında uluslararası piyasalardan toplam 400 milyon euro tutarında havale akımlarına dayalı finansman temin ettiği duyurulu. Genel Müdür Mahmut Akten, &quot;Kadın ve genç girişimcilere yönelik finansman ile danışmanlık ve gelişim desteklerinin, işletmelerin büyümesine ve rekabet gücüne katkı sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesini destekleyen çözümler sunmayı sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/korgun-kursunlu-kara-yolu-acildi-90416</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Korgun-Kurşunlu kara yolu açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çankırı'da düzenlenen Korgun-Kurşunlu Yolu Açılış Töreni'ne katıldı.</p>
<p>Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, İç Anadolu ile Karadeniz arasında geçiş noktasında bulunan Çankırı'nın doğal güzellikleri, sanayi ve ticaret potansiyeliyle ülkenin lojistik ve ekonomik kalkınmasında stratejik konuma sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Kentin tarihi ve kültürel değerleriyle alternatif turizm açısından önemli potansiyele sahip olduğunu belirten Uraloğlu, bu potansiyeli geliştirmek amacıyla ulaşım yatırımlarına devam ettiklerini anlattı.</p>
<p>Korgun-Kurşunlu yolunun resmi açılışını gerçekleştirdiklerine işaret eden Uraloğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>"2002 yılından bu yana Çankırı'nın ulaşım ve iletişim altyapısına 55 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. 2002'de sadece 18 kilometre bölünmüş yol vardı, bugün 256 kilometre bölünmüş yolumuz var. Sıcak asfalttan sadece 4 kilometre vardı, bugün 253 kilometre var. Belediyemizin, İl Özel İdaremizin yaptığı bunun dışında. Ankara, Karabük, Bolu, Kastamonu ve Kırıkkale olmak üzere tüm komşu illere bölünmüş yollarla Çankırı'mızı bağladık. 2016 yılında hizmete açtığımız Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli ile özellikle kış aylarında zorlukla aşılan Ilgaz Dağı'nı yük ve yolcu taşıyan sürücüler için konforlu bir geçişe dönüştürdük. Kastamonu-Çankırı güzergahında yıl boyunca güvenli ve yüksek standartlı bir ulaşım imkanı sağladık. Yalnızca iki il arasındaki yolu iyileştirmekle kalmadık, Kastamonu ve Sinop gibi sahil kentlerinin iç kesimlerle olan bağlantısını güçlendirdik, Karadeniz'den Akdeniz'e kadar kesintisiz, güvenli ve yüksek standartlı bir ulaşım ağı oluşturduk."</p>
<p><strong>"Seyahat süresini 45 dakikadan 24 dakikaya düşürdük"</strong></p>
<p>Kurşunlu'nun bereketli ovalarını Korgun'un sanayi gücüyle, Çankırı'yı ise çok daha güçlü yarınlarla buluşturduklarını dile getiren Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Korgun-Kurşunlu yolunu 29 kilometre uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı bir yol olarak inşa ettik. Yolumuzun 3,4 kilometresini bölünmüş, yaklaşık 25,6 kilometresini ise gidiş-gelişli ve emniyet şeritli yol olarak tamamladık. Projemiz kapsamında 47 metrelik Kurşunlu Farklı Seviyeli Kavşağı'nı, toplam 89 metre uzunluğunda 3 köprüyü ve 33 metrelik çelik menfezi hizmete sunduk. Yüksek rakımlı ve zorlu coğrafyadan geçen güzergahta yolun fiziki ve geometrik standartlarını yükselterek ulaşım güvenliğini artırdık, yol kullanıcılarına daha hızlı ve konforlu ulaşım imkanı sunduk. Yolun platform genişliğini 6-7 metreden 12 metreye, yani iki katına çıkardık. Tasarım hızını da saatte 50 kilometreden 70 kilometreye yükselttik. Sarp kayalık ve dik arazi yapısının olduğu kesimlerde 66 bin metrekarelik çelik ağ uygulaması yaparak ulaşım güvenliğini artırdık. Projenin ilk kilometrelerinde yer alan Kurşunlu Kavşağı'nı farklı seviyeli kavşak haline getirip güzergah üzerindeki demir yolu alt geçidini çelik menfezle geçerek akıcı ulaşım sağladık."</p>
<p>Bakan Uraloğlu, tüm bu çalışmalarla güzergah uzunluğunu 2 kilometre kısaltarak 29 kilometreye, seyahat süresini ise 21 dakika azaltarak 45 dakikadan 24 dakikaya düşürdüklerini anlatarak, "Böylece zamandan 381 milyon lira, akaryakıttan 179 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 560 milyon lira tasarruf ettik. Buraya harcadığımız parayı 4-5 yılda kazanmış oluyoruz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu ise 8 bin 800 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sunacağız. Yine bu projemiz sayesinde Korgun-Kurşunlu yolunun ulaşımda daha çok tercih edilebilir hale getirilmesiyle Çankırı'dan yola çıkan bir aracın Korgun üzerinden Kurşunlu'ya ve D-100 Devlet Yolu'na güvenle bağlanmasını sağladık. Bu sayede bu kesimdeki güzergahı yaklaşık 40 kilometre kısaltmış olduk." dedi.</p>
<p>Korgun-Kurşunlu yolunun yanı sıra Çankırı'da 8 ayrı kara yolu projesinde çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Uraloğlu, "Buraya gelmeden önce Orta-Şabanözü yolundaki çalışmalarımızı da inceledik. 27 kilometre uzunluğunda projelendirdiğimiz bu yolumuzun 5 kilometresini ve Bastak Köprüsü'nü 2025 yılında trafiğe açtık. Yapımı devam eden Orta Çevre Yolu tarafındaki 3 kilometrelik kesimini de hizmete alıyoruz. Çevre yolumuzun Kenbağı mevkisinden başlayıp Yapraklı yolu ayrımına kadar uzanan 6,5 kilometrelik kesimini 2 yıl kadar önce hizmete açmıştık. Şu anda ise Yapraklı Kavşağı'ndan Eldivan Kavşağı'na kadar olan 6 kilometrelik kesimde çalışmalarımız sürüyor. Bu kesimin de tamamlanmasıyla Çankırı şehir merkezini tamamen bypass ederek transit trafiği il merkezinden çevre yoluna almış olacağız. İnşallah buradaki çalışmalarımızı da 2027 yılı içerisinde tamamlamayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Demir yolu yatırımları ve Turistik Tuz Ekspresi</strong></p>
<p>Kara yolu yatırımlarının yanı sıra Çankırı'nın demir yolu altyapısını da güçlendirdiklerini belirten Uraloğlu, Kırıkkale-Çankırı-Karabük-Zonguldak Demir Yolu'nun sinyalizasyon çalışmalarının tamamlandığını söyledi.</p>
<p>Uraloğlu, güzergahtaki demir yolu tünellerini revize ederek modern elektrikli trenlerin kullanımına uygun hale getirmeyi planladıklarını aktararak, bu çalışmaların ihracata da katkı sağlayacağını dile getirdi.</p>
<p>Çankırı'da hızlı tren makas fabrikası kurduklarını hatırlatan Uraloğlu, "Çankırı hızlı tren makas fabrikasını kurduk. Türkiye'de ilktir, bu da Çankırı'ya nasip oldu. VADEMSAŞ ile daha önceleri Türkiye'de üretilmeyen her türlü konvansiyonel ve yüksek hıza uygun tren makaslarını Çankırı'da üretmeye başladık. 2024 yılında Çankırı Valiliğimizle iş birliği yaparak Çankırı'nın turizm faaliyetlerinin lokomotiflerinden biri olan Turistik Tuz Ekspresi seferlerini de başlattık." dedi.</p>
<p>Uraloğlu, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, "Bu yol sadece bir ulaşım projesi değil, Çankırı’nın bereketini, sınır ticaretini, sanayi ve tarım potansiyelini Türkiye Yüzyılı vizyonuna taşıyan bir kalkınma hamlesidir. Çiftçilerimizin ürünlerini daha hızlı pazarlara ulaştırması, esnafımızın ticaretinin artması, sanayimizin büyümesi, turizmin canlanması demektir." diye konuştu.</p>
<p>Törende Vali Hüseyin Çakırtaş, AK Parti Çankırı Milletvekili ve Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen de konuşma yaptı.</p>
<p>Konuşmaların ardından dua edilip kurdele kesilerek yol ulaşıma açıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/korgun-kursunlu-kara-yolu-acildi-90416</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/6/1280x720/korgun-kursunlu-1792763876.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çankırı&#039;da Korgun-Kurşunlu Yolu Açılış Töreni&#039;nde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, &quot;Bu yol sadece bir ulaşım projesi değil, Çankırı’nın bereketini, sınır ticaretini, sanayi ve tarım potansiyelini Türkiye Yüzyılı vizyonuna taşıyan bir kalkınma hamlesidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cacpefin-yatirim-fonuna-kurucu-ortak-olacak-90404</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> OYAK, CACPEF&#039;in yatırım fonuna kurucu ortak olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>OYAK'ın, Orta Asya ve Kafkasya Özel Sermaye Fonu'nun (CACPEF) kurucu ortakları arasında yer almak üzere uluslararası yatırım ve finans kuruluşlarıyla iş birliğine yönelik niyet beyanı imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, OYAK, Çin Yatırım Kurumu (CIC), Umman Yatırım Otoritesi (OIA), Avrasya Kalkınma Bankası (EDB) ve Özbekistan Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Fonu (UFRD) öncülüğünde kurulması planlanan fona ilişkin niyet beyanı, Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen törenle imzalandı.</p>
<p>Törene, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ile fonun diğer kurucu ortaklarının üst düzey yöneticileri katıldı.</p>
<p>Orta Asya ve Kafkasya'da büyüme potansiyeli taşıyan şirketlere uzun vadeli sermaye sağlamayı amaçlayan fon, Çin, Orta Doğu ve Orta Asya'daki kurumsal yatırımcıların sermayesini, deneyimini ve iş ağlarını bir araya getirecek.</p>
<p>Bölgedeki sanayi yatırımlarını ve ekonomik kalkınmayı desteklemesi hedeflenen fonun, yatırım yapacağı şirketlere finansmanın yanı sıra sektör uzmanlığı, teknoloji ve uluslararası pazarlara erişim imkanı da sunacağı belirtildi. </p>
<p>İmza töreninde konuşan kurum temsilcileri, Orta Asya'nın ekonomik potansiyeline dikkati çekerek, Çin ile bölge ülkeleri arasında gelişen ekonomik ilişkilerin yeni yatırım fırsatları sunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Türkiye'de yeni ortak yatırımlar hedefleniyor</strong></p>
<p>OYAK'ın uluslararası yatırım ağını güçlendirmesi beklenen iş birliğinin, Türkiye'de yeni ortak yatırımların gerçekleştirilmesine de zemin hazırlaması öngörülüyor.</p>
<p>Çin, Umman ve bölgedeki finans kuruluşlarıyla geliştirilen ortaklığın, Türkiye'nin uluslararası yatırım ağlarıyla ilişkilerinin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p>
<p>Fonun kuruluşunda yer alan kurumlardan Çin Yatırım Kurumu, 2007'de Çin'in döviz varlıklarını çeşitlendirmek amacıyla kuruldu. Kurum, hisse senedi, tahvil, özel sermaye, gayrimenkul, altyapı ve doğal kaynaklar gibi alanlarda uluslararası yatırımlar gerçekleştiriyor.</p>
<p>Umman'ın egemen yatırım kurumu olarak 2020'de kurulan Umman Yatırım Otoritesi, ülke içindeki ve dışındaki varlıkların yönetimi ve geliştirilmesi alanında faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Özbekistan Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Fonu, ülkedeki ekonomik yeniden yapılanma, sanayinin modernizasyonu ve altyapı yatırımlarını desteklerken, Avrasya Kalkınma Bankası da üye ülkeler arasında ekonomik kalkınmayı, bölgesel işbirliğini ve ticari ilişkileri geliştirmeye yönelik finansman sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cacpefin-yatirim-fonuna-kurucu-ortak-olacak-90404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/4/1280x720/47-1792756619.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OYAK, Orta Asya ve Kafkasya Özel Sermaye Fonu&#039;nun kurucu ortakları arasında yer almak üzere uluslararası yatırım ve finans kuruluşlarıyla iş birliğine yönelik niyet beyanı imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-enflasyon-beklentisi-artti-hane-halkinin-geriledi-90385</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 11:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın enflasyon beklentisi arttı, hane halkının geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı ekim ayı "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi ekimde önceki aya göre piyasa katılımcıları için 0,19 puan artarak yüzde 23,89'a yükselirken hanehalkı için 1,85 puan azalarak yüzde 43,75'e, reel sektör için 0,70 puan düşerek yüzde 31,80'e geriledi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı ise önceki aya göre 0,31 puan artarak yüzde 16,56 oldu.</p>
<p><strong>Hanehalkı Beklenti Anketi</strong></p>
<p>Merkez Bankası, 3 bin 152 hane halkı tarafından yanıtladığı ekim ayı "Hanehalkı Beklenti Anketi" verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, hane halkının ekim ayında 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre 1,85 puan azalarak yüzde 43,75'e geriledi.</p>
<p>Hane halkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "yakıt ve enerji" ile "gıda" oldu.</p>
<p>Yakıt ve enerjiyi, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak yüzde 38,9'a çıktı.</p>
<p>Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi, bir önceki aya (Eylül 2026) göre 0,33 puan azalarak yüzde 30,36'ya geriledi.</p>
<p>12 ay sonrası dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0,96 lira artarak 56,86 lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 43,3 oldu.</p>
<p>İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 2 puan artarak yüzde 35,6'ya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-enflasyon-beklentisi-artti-hane-halkinin-geriledi-90385</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/market-perakende-enflasyon-1766746186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ekim verilerine göre, 12 ay sonrası için enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için yükselirken hane halkı ve reel sektör için geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ile-samsung-5g-is-birligini-uzatti-90405</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 11:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell ile Samsung 5G iş birliğini uzattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'de 5G teknolojisini yaygınlaştırmayı hedefleyen Turkcell'in Samsung ile iki yıldır yürüttüğü stratejik iş birliğini yeni bir anlaşmayla güçlendirdiği bildirildi.</p>
<p>İki şirketin bu kapsamdaki iş birliğini Güney Kore'de imzalanan yeni mutabakatla 2027 yılına kadar genişlettiği duyuruldu.</p>
<p>Turkcell'den yapılan açıklamaya göre Samsung'un Güney Kore'deki genel merkezinde imzalanan mutabakatla 2027'ye kadar uzatılan anlaşma, 5G uyumlu tüm Samsung modellerini kapsıyor. İki şirket, iş birliği kapsamında en az 200 bini premium segmentte olmak üzere toplam 650 bin 5G uyumlu Samsung akıllı telefonu Turkcell müşterilerine sunmayı planlıyor.</p>
<p>İş birliğinin başlıklarından birini de 5G uyumlu cihaz dönüşümü oluşturuyor. Turkcell'in 4.5G uyumlu telefon kullanan müşterilerinin 5G'ye geçişini kolaylaştırmak amacıyla "Eskisini Getir, Yenisini Götür" programı başlatılıyor.</p>
<p><strong>"5G uyumlu cihazlara erişim büyük önem taşıyor"</strong></p>
<p>Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, 5G'yi yaygınlaştırmak için güçlü altyapı kadar 5G uyumlu cihazlara erişimin de büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Samsung ile devam eden uzun soluklu işbirliğinin temelinde de söz konusu yaklaşımın olduğunu aktaran Koç, şunları kaydetti:</p>
<p>"Güney Kore'de imzaladığımız yeni mutabakatla ortak hedeflerimizi daha ileri taşıyoruz. Hedefimiz, 2027 yılı sonuna kadar toplam 650 bin Samsung 5G uyumlu cihazı Turkcell'lilerle buluşturmak. Kasım 2026'da başlayıp, 2027 boyunca devam edecek cihaz değişim programımızla da müşterilerimizin 5G'ye geçişini kolaylaştıracağız. Yeni nesil teknolojileri daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve ülkemizin dijital geleceğine yatırım yapmayı sürdüreceğiz."</p>
<p>Samsung Electronics Türkiye CEO'su Billy Kim de katlanabilir teknolojide yıllara yayılan uzmanlıklarını ve mühendislik birikimlerini her yeni nesilde daha ileri taşıdıklarını aktardı.</p>
<p>Sekizinci nesil Galaxy Z serilerinde yer alan Fold8, Fold8 Ultra ve Flip8 ile farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren üç ayrı katlanabilir deneyim sunduklarına dikkati çeken Kim, "Turkcell ile güçlendirdiğimiz işbirliğiyle daha fazla kullanıcıyı bu yeniliklerle buluşturmayı ve 5G'ye geçişlerini kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Bu deneyimi kullanıcılara daha etkin sunabilmek için Turkcell bayileri ve mağaza çalışanlarına yönelik yeni programlar geliştirmeye de devam ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ile-samsung-5g-is-birligini-uzatti-90405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/5/1280x720/3636-1792757032.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell ve Samsung, 5G alanında devam eden iş birliğini 2027 yılına uzattı. Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, &quot;Hedefimiz, 2027 yılı sonuna kadar toplam 650 bin Samsung 5G uyumlu cihazı Turkcelllilerle buluşturmak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapanan-sirket-sayisi-yuzde-46-kurulan-yuzde-32-artti-90381</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 10:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapanan şirket sayısı yüzde 4,6, kurulan yüzde 3,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), eylül ayına ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, eylülde kurulan şirket sayısı, ağustos ayına kıyasla yüzde 3,2 artarak 9 bin 212'den 9 bin 506'ya yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 4,6 artarak 2 bin 212'ye çıktı. Ağustosta 2 bin 114 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Eylülde kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6, kapanan şirket sayısı da yüzde 5,3 azaldı.</p>
<p><strong>Kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11,2 arttı</strong></p>
<p>Buna göre eylülde bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 9,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 2,3 artış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11,2, kooperatif sayısı yüzde 4,2 arttı.</p>
<p>Eylülde geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 2,6, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 16,9, kooperatif sayısı yüzde 49,3 azalış kaydetti. Bu dönemde kapanan şirket sayısında yüzde 5,3, kooperatif sayısında yüzde 11,9 azalış olurken gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 27,8 artış kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Eylülde tüm illerde şirket kuruldu</strong></p>
<p>Geçen ay, tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti.</p>
<p>Eylülde kurulan toplam 9 bin 506 şirketin 1084'ünün anonim, 8 bin 422'sinin limitet şirket olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 38,8'inin İstanbul, yüzde 11'inin Ankara, yüzde 5,6'sının İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde ise toplam 86 bin 368 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan 76 bin 675 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 67,8'ini, 8 bin 643 anonim şirket ise yüzde 32,2'sini oluşturdu.</p>
<p><strong>Kurulan ticari işletmelerin çoğu toptan ve perakende ticarette</strong></p>
<p>Eylülde kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, ağustosa göre yüzde 58,2 artış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin, 3 bin 224'ü toptan ve perakende ticaret, 1290'ı inşaat ve 1162'si imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 563'ü inşaat, 311'i toptan ve perakende ticaret, 84'ü imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Eylülde kapanan şirket ve kooperatiflerin 719'unun toptan ve perakende ticaret, 327'sinin imalat ve 199'unun inşaat sektöründe olduğu kaydedildi.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 451'inin toptan ve perakende ticaret, 198'sinin inşaat, 122'sinin ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Eylülde 69 kooperatif kurulurken bunların 39'u konut yapı, 18'i işletme, 5'i de tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 799 yabancı ortak sermayeli şirketin 264'ü Suriye, 61'i İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 84'ü anonim, 715'i limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Bu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 77,1'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 1335'inin uzmanlaşmamış toptan ticaret, 617'sinin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 433'ünün uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmetleri faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 14,3'ü kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı, anonim şirketlerde yüzde 14,3, limitet şirketlerde yüzde 17, kooperatiflerde yüzde 31,3 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 15,7'si kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Eylülde kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 29,4'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 30,7'sinin 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 28,2'sinin 45-54 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerinin yüzde 30,5'i de 35-44 yaş girişimciler tarafından faaliyete geçirildi.</p>
<p><strong>9 ayda 85 bin 320 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-eylül döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 artışla 85 bin 320'ye yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 1,5 azalışla 20 bin 496'ya geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapanan-sirket-sayisi-yuzde-46-kurulan-yuzde-32-artti-90381</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/sirket-ofis-1753218589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un eylül verilerine göre kurulan şirket sayısı aylık bazda yüzde 3,2 artarak 9 bin 506, kapanan şirket sayısı ise yüzde 4,6 yükselişle 2 bin 212&#039;ye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuresel-elyaf-uretimi-rekora-kostu-donusum-yerinde-saydi-90368</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 09:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel elyaf üretimi rekora koştu, dönüşüm yerinde saydı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Textile Exchange, küresel tekstil, hazır giyim, deri ve ayakkabı sektörünün hammadde görünümünü ortaya koyan 2026 Materials Market Report’u yayımladı. Rapor, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedeflerine rağmen elyaf üretimindeki büyümenin büyük ölçüde yeni üretilen fosil bazlı sentetik elyaflardan kaynaklandığını ortaya koydu. Küresel üretim 2024’teki yaklaşık 132 milyon tondan 2025’te yüzde 5,3 artışla 139 milyon tona yükseldi. 2000’de 58 milyon ton olan üretim, son 25 yılda iki kattan fazla arttı. Mevcut eğilim sürerse üretimin 2030’da 172 milyon tona çıkacağı öngörülüyor. Kişi başına üretim 1975’te 8,3 kilogram iken 2025’te 17 kilograma ulaştı; 2030 tahmini ise 20,4 kilogram.</p>
<h2>Büyümenin motoru polyester </h2>
<p>Küresel pazardaki büyümede sentetik elyafların ağırlığı artıyor. 2025’te toplam sentetik elyaf üretimi yaklaşık 96,2 milyon tonla dünya üretiminin yüzde 69’unu oluşturdu. Polyester üretimi bir yılda 77,7 milyon tondan 82,5 milyon tona çıktı. Geri dönüştürülmüş polyester üretimi 9,4 milyon tondan 9,7 milyon tona yükselse de payı yüzde 12’den yüzde 11,8’e geriledi. Pamuk, polyesterin ardından en fazla üretilen ikinci tekstil elyafı olmayı sürdürdü. Küresel pamuk üretimi 2024/25 sezonunda 25,7 milyon tona, toplam pazardaki payı yüzde 18’e ulaştı. Üretimin 25,4 milyon tonunu virgin pamuk, yaklaşık 400 bin tonunu geri dönüştürülmüş pamuk oluşturdu. Geri dönüştürülmüş pamuğun payı yüzde 1 seviyesinde kaldı.</p>
<h2>Geri dönüşüm yüzde 7,6’da takıldı </h2>
<p>Raporun dikkat çekici sonuçlarından biri, hızla büyüyen üretime karşın geri dönüşümün aynı hızda ilerlememesi oldu. Geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen elyafl arın payı 2025’te yüzde 7,6 ile önceki yılın seviyesinde kaldı. Üstelik bunun çok büyük bölümünü tekstil atıkları değil PET şişelerden üretilen polyester oluşturdu. Dünya elyaf üretiminin yüzde 6,8’i plastik şişelerden üretilen geri dönüştürülmüş polyesterden geldi. Tekstilden tekstile geri dönüşüm ise toplam pazarın yaklaşık yüzde 1’ini oluşturdu. 2025’te eski tekstil ürünlerinden yaklaşık 1-1,5 milyon ton yeni elyaf üretildi. Geri dönüştürülmüş polyester üretiminin yüzde 97’sinde plastik şişeler ve diğer tekstil dışı kaynaklar kullanıldı. Polyesterden yeniden polyester üretiminin geri dönüştürülmüş polyester içindeki payı yüzde 3 oldu. Bu miktar toplam polyester üretiminin yüzde 0,3’üne karşılık geldi. Textile Exchange, tekstilden tekstile geri dönüştürülmüş elyaf üretiminin 2030’da 3-5 milyon tona çıkabileceğini tahmin ediyor.</p>
<h2>Teknik tekstil hazır giyimden hızlı büyüyor </h2>
<p>Raporun bu yıl ilk kez yayımlanan kullanım alanları bölümünde de önemli bir değişime işaret edildi. Hazır giyim başlıca kullanım alanlarından biri olmakla birlikte büyüme hızı ev tekstili ve teknik tekstillerin gerisinde kalıyor. Otomotiv tekstilleri, inşaat malzemeleri, medikal ürünler, filtrasyon sistemleri, jeotekstiller ve nonwoven hijyen ürünlerini kapsayan teknik tekstiller son 20 yılda en hızlı büyüyen kullanım alanı oldu. Polyester, düşük maliyeti, dayanıklılığı ve yüksek hacimli üretime uygunluğu nedeniyle hazır giyimde pamuk ve yün gibi doğal elyafların pazarından pay almaya devam ediyor. Otomotiv, jeotekstil, inşaat, filtrasyon, ambalaj ve nonwoven hijyen ürünleri polyester talebinin büyüdüğü alanlar arasında bulunuyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye 840 bin ton pamuk üretti</span></h2>
<p>Textile Exchange’in ICAC verilerine dayanan ülke tablosuna göre Türkiye’nin 2024/25 sezonundaki pamuk üretimi yaklaşık 840 bin ton oldu. Türkiye Organik Tarım mevzuatı kapsamında sertifikalı pamuğun payı yaklaşık yüzde 0,3, dönüşüm sürecindeki üretimin payı yaklaşık yüzde 1 olarak hesaplandı. Programlar arasındaki çakışmalar dikkate alındığında konvansiyonel üretimin payı yaklaşık yüzde 69 oldu. Dünya genelinde 2024/25 sezonunda organik standartlara göre sertifikalandırılan pamuk miktarı yaklaşık 720 bin ton olarak tahmin edilirken, toplam üretimdeki payı yüzde 2,8 seviyesinde kaldı. IWTO verilerine göre 2025’te yaklaşık 1,78 milyon ton yağlı koyun yünü üretildi. Çin 364 bin tonla yüzde 20, Avustralya 280 bin tonla yüzde 16 pay aldı. Türkiye, yaklaşık 84 bin 270 ton üretim ve yüzde 5 paya sahip oldu. Küresel temiz koyun yünü üretimi yaklaşık 1 milyon ton, yünün toplam elyaf pazarındaki payı yüzde 0,7 oldu. Geri dönüştürülmüş yünün toplam yün pazarındaki payı yüzde 8 seviyesinde gerçekleşti. 2025’te dünyada üretilen yaklaşık 4 bin 737 ton tiftiğin 348 tonu Türkiye’den geldi. Türkiye, yaklaşık yüzde 7 payla Arjantin ile birlikte önemli üreticiler arasında gösterildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuresel-elyaf-uretimi-rekora-kostu-donusum-yerinde-saydi-90368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/iplik-tekstil-1771913599.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel tekstil elyafı üretimi 2025’te 139 milyon tonla rekor kırarken, büyümenin ana kaynağı fosil bazlı sentetik elyaflar oldu. Polyesterin payı yüzde 59’a ulaşırken, geri dönüştürülmüş elyafların payı yüzde 7,6’da, tekstilden tekstile geri dönüşüm ise yaklaşık yüzde 1’de kaldı. Türkiye ise 840 bin tonluk pamuk üretiminin yanı sıra yün ve tiftikte de önemli üreticiler arasında yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-barut-ficisi-gibi-90367</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 09:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol barut fıçısı gibi!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="264" height="125" /></p>
<p>Petrol piyasasında fiyatlamanın merkezine yeniden jeopolitik riskler yerleşti. Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların ardından ABD’nin İran’a karşı yeni bir askeri operasyon hazırlığında olabileceğine ilişkin haberler, arz güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Brent petrolü yaklaşık yüzde 3.5 günlük yükselişle 112 doların üzerine çıkarken, fiyatlar dört yılın zirvesine yaklaştı. Brent’te aylık artış yüzde 9, yıllık yükseliş ise yüzde 72’ye ulaştı.</p>
<p>Piyasadaki yükselişin arkasında, çatışmanın yalnızca İran’la sınırlı kalmayarak Basra Körfezi’ndeki enerji altyapısını ve sevkiyat güzergâhlarını daha fazla tehdit edebileceği beklentisi bulunuyor. İnsansız hava araçlarının Suudi Arabistan’daki Şeybah petrol sahasını ve Dammam Uluslararası Havalimanı’nı hedef alması, bölgesel güvenlik risklerini yeniden gündeme taşıdı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın acil durum dışındaki hükümet çalışanları ile ailelerine Suudi Arabistan’dan ayrılmaları talimatını vermesi de gerilimin kısa sürede yatışacağına ilişkin beklentileri zayıflattı.</p>
<p>Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, saldırıların petrol üretimini etkilemediğini açıkladı. Bu açıklama, mevcut arzda doğrudan bir kayıp yaşanmadığına işaret etse de piyasadaki endişeleri gidermeye yetmedi. Zira fiyatlar yalnızca gerçekleşmiş üretim kayıplarına değil, gelecekte oluşabilecek kesintilerin ihtimaline ve büyüklüğüne de tepki veriyor. ABD ve İsrail’in gelecek ay yapılacak ara seçimlerin ardından İran’a yönelik kısa süreli ve yoğun bir operasyon planladığına ilişkin haberler de bu risk algısını güçlendiriyor.</p>
<p>İran'a yönelik yeni bir saldırı ya da bölgedeki enerji tesislerini ve nakliye hatlarını etkileyen daha geniş çaplı bir çatışma, fiyatları daha da tırmandırabilir.</p>
<h2>Petrol ürünlerinde artan sıkıntı </h2>
<p>Asıl sıkıntı rafine petrol ürünlerinde belirginleşiyor. Ham petrolün taşınabilmesi, benzin ve dizel gibi ürünlerin de aynı ölçüde sorunsuz sevk edildiği anlamına gelmiyor. Özellikle dizel piyasasında süren lojistik kısıtlar, enerji maliyetlerinin sanayi, taşımacılık ve tarım üzerindeki baskısını artırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca ham petrol üretimindeki olası kayıplarla değil, rafineri ürünlerinin küresel pazarlara ulaşmasındaki güçlüklerle de bağlantılı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Borsaların keyfi yeniden kaçtı</span></h2>
<p>Petrol fiyatlarındaki sıçrama, enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği ve faizlerin yüksek kalmasına yol açabileceği endişesiyle küresel hisse senetlerinde satış baskısını artırdı. Çin’in CSI 300 endeksi yüzde 1,8 gerileyerek hazirandan bu yana kayıplarını yüzde 20’ye taşıdı. Japonya’nın Nikkei 225 endeksi yüzde 2,7, Güney Kore’nin Kospi endeksi yüzde 3,5 düştü. Hong Kong’da Hang Seng endeksi de yüzde 3 geriledi. Avrupa’da Stoxx 600 endeksi açılışta yüzde 1 düşerken, ABD’de Nasdaq 100 vadeli işlemleri yüzde 1,8, S&amp;P 500 vadeli işlemleri yüzde 1 kayıp yaşadı. Tahvil piyasalarında Fransa’nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,11’e yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-barut-ficisi-gibi-90367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/0/1280x720/petrol-1761080878.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırılar ve ABD’nin İran’a yönelik yeni bir operasyon düzenleyebileceği endişesi, Brent petrolü günlük yüzde 3.5’e yakın artışla varil başına 112 doların üzerine taşıdı. Dört yılın zirvesine yaklaşan fiyatlar, borsa ve tahvil piyasalarına kadar finansal varlıklar üzerinde de baskı yaratıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekimde-tuketici-guveni-dibe-indi-90363</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekimde tüketici güveni dibe indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Ağustos ve eylülde uzun süredir ilk kez 90’ın üzerine çıkan Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında büyük erozyona uğradı ve yüzde 7,7 azalarak 84,8’e geriledi. Tüm alt endekslerde gerilemenin yaşandığı ekim ayında, önümüzdeki 1 yıla ilişkin genel ekonomik durum beklentisinde yüzde 9, hanenin maddi durum beklentisinde ise yüzde 7,7’lik gerileme yaşandı. Uzmanlar, geçen ay önemli ölçüde yükselen endeksin fon krizi ortaya çıktıktan sonraki ilk ankette gerilemesini fon krizinin piyasaya olan etkilerine bağladılar.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adaf2a6d4235-1792733862.png" alt="" width="368" height="276" /></p>
<h2>Ev alma ihtimali yüzde 12,3 azaldı, borç ihtimali arttı </h2>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tüketici Güven Endeksi verilerini açıkladı. Eylülde 91,9 ile son yılların en yüksek seviyesine ulaşan endeks, bir ay içinde ciddi şekilde azaldı ve 84,8 puana kadar geriledi.</p>
<p>Tüketicilerin gelecek döneme ilişkin harcama planlarının da sorulduğu ankette, özellikle konut ve araba alım ihtimallerinde büyük gerileme dikkat çekti. Eylül ayında önümüzdeki 1 yıl içinde konut alma ihtimali yüzde 7,1 artarken, ekimde bu oran yüzde 12,3 azaldı . Bu dönemde otomobil satın alma ihtimali yüzde 17,6 azaldı.</p>
<p>Buna karşılık ekim ayında, önümüzdeki 3 aylık dönemde tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimalinde yüzde 3’lük artış dikkat çekti. Ankete katılanların önümüzdeki 1 yıllık zaman diliminde tasarruf etme ihtimali yüzde 12,8 azalırken, hanenin içinde bulunduğu maddi duruma ilişkin soruya verilen olumsuz cevaplar yüzde 2,1 geriledi.</p>
<p>Mevcut dönemin tasarruf etmek için uygun olduğuna ilişkin verilen cevaplarda yüzde 8,7 azalma yaşanırken, dayanıklı tüketim malı satın almak için uygun olduğunu söyleyenlerin oranında da yüzde 5,7’lik azalma oldu. Buna karşılık söz konusu endeks, 109,3 ile yüksek seviyesini korudu.</p>
<h2>Ekonomik durum beklentileri zayıfladı </h2>
<p>Önümüzdeki 1 yıllık zamana ilişkin genel ekonomik durum beklentisi yüzde 9 azalarak 81,7’ye geriledi. Önümüzdeki 1 yılda hanenin maddi durum beklentisi yüzde 9,3 gerilerken, geçen 1 yıllık süreçteki genel ekonomik durum beklentisi ise yüzde 7,7 gerileyerek 86,4’e düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekimde-tuketici-guveni-dibe-indi-90363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ekonomik-guven-endeksi-kalem-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüketici Güven Endeksi&#039;nin 7,7 gerilemesini yorumlayan uzmanlar, geçen ay önemli ölçüde yükselen endeksin fon krizi ortaya çıktıktan sonraki ilk ankette gerilemesini krizin piyasaya olan etkilerine bağladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurtulmustan-fon-aciklamasi-son-donemlerin-en-onemli-krizlerinden-biri-90359</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kurtulmuş’tan fon açıklaması: Son dönemlerin en önemli krizlerinden biri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri, “son dönemlerin en büyük krizi” olarak değerlendirdi.</p>
<p>Kurtulmuş, Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, Türkiye-Lüksemburg ilişkileri, Avrupa Birliği üyelik süreci, bölgesel güvenlik sorunları, Filistin meselesi ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamasın ardından soruları yanıtlayan Kurtulmuş, yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri, “son dönemlerin en büyük krizi” olarak değerlendirdi. Kurtulmuş, “Uzun lafa gerek yok. Bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, kim milletin parasına, cebine elini soktuysa, kim arsızlık ve hırsızlık yaptıysa sonuna kadar gidilmeli. Hepsinden hesap sorulmalıdır. Ayrıca bu süreçlerde kusuru, hatası, ihmali olan kim varsa onlar da Türk yargısı önünde hesaplarını vermelidir. Mesele bu kadar açıktır. Milletin beklentisi de bu yöndedir. Burada da milletimiz müsterih olsun. Sonuna kadar gidilecek, bunun hesabı sorulacak” dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından Meclis’e gönderilen Mekke Anlaşması Tezkeresi’nin görüşme takvimine ilişkin Kurtulmuş, “Mekke Anlaşması bildiğiniz gibi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın uzlaşmaya vardığı bir anlaşma. Cumhurbaşkanlığından bu konuyla ilgili yasa teklifi bize geldiği zaman ben de hemen bunu Türkiye Büyük Millet Meclisine. Önce komisyona, sonra da Genel Kurula gelecek. Dolayısıyla önce komisyonda tartışılacak. Komisyonda kabul edilirse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan müzakereler sonrasında da kabul edilirse yasalaşacak. Süreç budur, usul budur ve her şey usulüne uygun bir şekilde işliyor.” diye konuştu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“PBLK mağdurlarına para verselerdi diğer mağdurlara verecek para kalmayacaktı”</strong></span></p>
<p>YENİ Parti’nin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi milletvekilleri, Meclis’te parlamento muhabirleri ile bir araya geldi. </p>
<p>YENİ Parti Komisyon Sözcüsü ve Antalya Milletvekili Cavit Arı, YENİ Parti Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, 2027 yılı bütçe görüşmeleri öncesi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundular. </p>
<p>Karabat, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin üçüncü maddesinde AK Parti’nin verdiği önergeyle yapılan değişikliğin, satış talimatı verdikleri halde paralarını alamayan yatırımcıları alacaklı konumundan hissedar konumuna getirdiğini belirterek, düzenlemeyle yatırımcıların ne kadar ödeme alacağının belirsiz hale geldiğini söyledi.</p>
<p>YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, PBLK (varlığın sistemdeki güncel kayıt konumu) mağdurlarının daha da mağdur edilmesinin nedeninin ‘para olmaması” olduğunu belirterek, “Neden bu PBLK mağdurlarını daha da mağdur ediyorlar? Para yok. Eğer bu PBLK mağdurlarına bu parayı verselerdi, o zaman diğer mağdurlara verecek paraları kalmayacaktı” dedi.</p>
<p>YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, düzenlemenin amacının mağduriyetleri gidermek olduğunu, ancak son önergeyle mağdur sayısının artırıldığını söyledi. Satış talimatı verdikleri halde paralarını alamayan yatırımcıların ne zaman ve ne kadar ödeme alacağının belirsiz olduğunu ifade eden Bakırlıoğlu, ara ödeme kapsamında herkesin 1 milyon lira alacağı yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurtulmustan-fon-aciklamasi-son-donemlerin-en-onemli-krizlerinden-biri-90359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/4/1280x720/numan-kurtulmus-1748986048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurtulmuş’tan fon açıklaması: Son dönemlerin en önemli krizlerinden biri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-e-tebligat-uygulamasi-90355</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK e-Tebligat uygulaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>Teknolojinin gelişmesi ve elektronik uygulamaların yaygınlaşmasıyla birlikte kamu kurumlarının elektronik uygulamalardan her geçen gün daha fazla yararlandığı görülmektedir.</em></p>
<p><em>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) da bu uygulamalardan yararlanan ve hizmet verdiği kişi ve kurumlara elektronik başvuru yollarını açan kurumların başında gelmektedir.</em></p>
<p><em>SGK, bu alandaki önemli adımlardan biri olarak e-Tebligat uygulamasını 2021 yılında hayata geçirmiş; pilot illerde başlayan uygulamayı 1 Kasım 2022 itibarıyla tüm illerde kullanıma açmıştır.</em></p>
<p><em>Tebligatların elektronik ortamda yapılması pek çok fayda sağlamaktadır. Fiziki ortamda haftalarca süren tebligat işlemi elektronik tebligat sistemiyle saniyeler içinde tamamlanabilmekte, gönderim ücreti ortadan kalkmakta, hizmet kalitesi artmakta, bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması sağlanmakta, tebligatların doğru kişiye doğru zamanda ulaştırılması güvence altına alınmakta; bunlara ek olarak kağıt, zaman ve enerji tasarrufu elde edilmektedir.</em></p>
<p><em>SGK’nın elektronik tebligat uygulamasının yasal dayanağını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88’inci yer alan aşağıdaki hüküm oluşturmaktadır:</em></p>
<p><em>“Kurum görev alanı kapsamındaki tebliğler, bu kanunun 99’uncu maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda yapılabilir. Elektronik ortamda yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Kurum, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. Kurum tarafından yapılacak tebliğler, Maliye Bakanlığı ile yapılacak protokol çerçevesinde 213 sayılı Kanun’un 107/A maddesi hükümlerine göre kurulan teknik altyapı kullanılarak da elektronik ortamda yapılabilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar, 99’uncu maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki bildirim yerine geçer.”</em></p>
<p><em>Bu yasal düzenlemeye dayanılarak hazırlanan “<strong>Sosyal Güvenlik Kurumunca Elektronik Ortamda Yapılacak Tebligata İlişkin Yönetmelik” </strong>01.10.2021 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. </em></p>
<p><em>SGK, Yönetmeliğin <strong>“Kullanılacak elektronik tebligat sisteminin belirlenmesi”</strong> başlıklı 12’nci maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılacak tebligat işlemlerine ilişkin kendi teknik altyapısını kurmuş; uygulamanın usul ve esaslarını da <strong>10.11.2021 tarihli ve 2021/38 sayılı SGK Genelgesi</strong> ile açıklamıştır.</em></p>
<p><em>Yönetmelik ve 2021/38 sayılı Genelgeye göre elektronik tebligat kapsamına girenler, aşağıda Tablo-1’de belirtildiği üzere <strong>“zorunlu”</strong> ve <strong>“isteğe bağlı”</strong> olmak üzere iki grupta toplanmaktadır.</em></p>
<table width="627">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="627">
<p><strong><em>Tablo-1:  Elektronik tebligat kapsamına girenler</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="313">
<p><strong><em>a) Elektronik tebligat adresi almak zorunda olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar <strong>(işverenler)</strong></em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="313">
<p><strong><em>b) İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat adresi alabilecek olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>SGK’da işveren durumunda olmayan kişi ve kurumlar</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Elektronik tebligat adresi edinme yükümlülüğü, 01.10.2021 tarihinden önce işveren olanlar ile bu tarihten sonra işveren statüsüne girenler için aşağıda Tablo-2’de gösterildiği şekilde farklı sürelere bağlanmıştır.</em></p>
<table width="628">
<tbody>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>Tablo-2: Başvuru yapacak olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><strong><em>Başvuru süresi</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>a) 01.10.2021’den önce sigortalı çalıştırmaya başlayıp bu tarihten sonra da sigortalı çalıştırmaya devam eden işverenler</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>www.turkiye.gov.tr adresinden (e-Devlet üzerinden) <strong>31.01.2022 tarihine kadar</strong> başvuru yapmaları gerekiyordu. Bu süre sona ermiş olup henüz başvuru yapmamış işverenlerin gecikmeksizin başvuru yapmaları gerekmektedir.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>b) 01.10.2021’den sonra ilk kez sigortalı sayılan kişileri çalıştırmaya başlayan işverenler</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Sigortalı çalıştırmaya başlanılan ayı takip eden aydan itibaren <strong>3 ay içinde </strong>e-Devlet üzerinden başvuru yapılması gerekmektedir.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>c) İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat adresi alacak olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><strong><em>Diledikleri tarihte </em></strong><em>e-Devlet üzerinden başvuru yapabileceklerdir.</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em> </em><em>e-Devlet üzerinden elektronik tebligat başvurusu yapabilecek kişiler işverenin niteliğine göre farklılık göstermekte olup aşağıdaki Tablo-3’de tabloda özetlenmiştir.</em></p>
<table width="627">
<tbody>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>Tablo-3: İşverenin niteliği</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><strong><em>e-Devlet üzerinden başvuru yapabilecek kişi</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Gerçek kişi işverenler </em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Kendisi veya işveren vekili</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Tüzel kişi işverenler (A.Ş., Ltd. Şti. vb.)</em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Yönetici / müdür / kanuni temsilciler</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Adi ortaklıklar </em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Ortaklardan herhangi biri</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Apartman yönetimi </em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Yönetici</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Kamu kurum ve kuruluşları</em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Yöneticiler</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><em>Elektronik tebligat yönteminde tebliğ tarihi</em></strong></p>
<p><em>Elektronik tebligat yönteminde; sosyal güvenlik il müdürlüğü, sosyal güvenlik merkezi veya merkez teşkilatı tarafından tebliğ edilmesi gereken evrak, elektronik ortamda imzalandıktan sonra kurum tarafından ilgili kişinin elektronik tebligat adresine iletilmektedir.</em></p>
<p><em>Elektronik tebligat gönderildiğinde muhatabın e-Devlet sisteminde kayıtlı cep telefonu numarasına SMS ve/veya e-posta adresine bilgilendirme mesajı iletilmekte; gönderilen evrak e-Devlet’te Sosyal Güvenlik Kurumu hizmetleri altındaki <strong>“SGK e-Tebligat Sorgulama”</strong> ekranından görüntülenebilmektedir.</em></p>
<p><em>Elektronik imzalı evrak, ilgili kişinin elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen <strong>5’inci günün sonunda</strong> tebliğ edilmiş sayılmaktadır.</em></p>
<p><em>Evrak, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günden önce okunmuş olsa dahi tebliğ tarihi değişmemekte, tebligat yine ulaştığı tarihi izleyen 5’inci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır.</em></p>
<p><em>Sosyal güvenlik mevzuatında pek çok yükümlülük belirli sürelere bağlanmış olup yasal süresinde yerine getirilmeyen veya geç yerine getirilen yükümlülükler için idari para cezası uygulanmaktadır.</em></p>
<p><em>Bu nedenle, elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat adreslerini düzenli olarak kontrol etmeleri ve süre hesabını <strong>“Elektronik imzalı evrak, ilgili kişinin elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen 5’inci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır”</strong> kuralını dikkate alarak yapmaları gerekmektedir.</em></p>
<p><strong><em>Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak olanların sorumluluğu</em></strong></p>
<p><em>SGK’ya elektronik tebligat başvurusu yapmış olanların belirli sorumlulukları bulunmaktadır.</em></p>
<p><em>Buna göre, kapsama giren kişiler;</em></p>
<p><em>- Başvurularını süresinde, eksiksiz ve doğru olarak yapmakla,</em></p>
<p><em>- Beyan ettikleri bilgilerde meydana gelecek değişiklikleri bildirmekle,</em></p>
<p><em>- Yönetmelikte belirtilen tüm şartlara uymakla,</em></p>
<p><em>- Elektronik tebligatı alacak kişilerde değişiklik olması hâlinde bu değişikliği bildirmekle</em></p>
<p><em>yükümlüdür.</em></p>
<p><em>Bu sorumlulukların yerine getirilmemesinden doğacak hukuki sonuçlar ilgili kişiye ait olacaktır.</em></p>
<p><em>Örneğin, elektronik tebligatı alacak kişilerde değişiklik olmasına rağmen bu değişiklik SGK’ya bildirilmemişse, SGK’nın önceki elektronik tebligat adresine yaptığı tebligat usulüne uygun yapılmış sayılacaktır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatılması</em></strong></p>
<p><em>Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların, aşağıdaki Tablo-4’deki durumlar dışında sistemden çıkması mümkün değildir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<table width="628">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="628">
<p><strong><em>Tablo-4:Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatılmasını gerektiren durumlar</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>a) Tüzel kişilerde</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>Ticaret sicil kaydının silindiği tarih itibarıyla e-Tebligat adresi kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>b) Gerçek kişilerde</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>İlgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda, ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin e-Tebligat adresi resen kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>c) Kısıtlılık, ceza infaz kurumuna girme veya askerlik hizmeti gibi hukuki ve fiilî sebeplerle</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>Kurum veya ilgili kişilerin başvurusu üzerine elektronik tebligat adresi kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>d) Ölüm/gaiplik durumu</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>Mirasçıları tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yapılması hâlinde kullanıma kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>SGK elektronik tebligat uygulamasında idari para cezası yaptırımı</em></strong></p>
<p><em>SGK’nın yönetmelik, genelge ve genel yazılarında; 01.10.2021’den önce sigortalı çalıştırmaya başlayıp bu tarihten sonra da sigortalı çalıştırmaya devam eden işverenlerin<strong> 31.01.2022 tarihine kadar</strong>, 01.10.2021’den sonra ilk kez sigortalı çalıştırmaya başlayan işverenlerin ise <strong>sigortalı çalıştırmaya başlanılan ayı takip eden aydan itibaren 3 ay içinde </strong>e-Devlet üzerinden başvuru yapmaları gerektiği belirtilmiştir. Bugün itibarıyla yeni işveren olanlar bakımından uygulanan süre, ikinci kuraldaki 3 aylık süredir.</em></p>
<p><em>Ne var ki yönetmelik ile genelge ve genel yazılarda, elektronik tebligat kapsamına girenlerin belirtilen süreler içinde başvuruda bulunmalarının zorunlu olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, hiç başvuru yapılmamasının veya başvurunun geç yapılmasının herhangi bir idari para cezası yaptırımı bulunmamaktadır.</em></p>
<p><em>Zira 5510 sayılı Kanun’un 88’inci maddesinde SGK’nın görev alanına giren konularda elektronik tebligat yapabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, aynı kanunun <strong>“Kurumca verilecek idari para cezaları”</strong> başlıklı 102’nci maddesinde elektronik tebligat zorunluluğuna uymayanlar için herhangi bir idari para cezası öngörülmemiştir.</em></p>
<p><em>“Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereği hiç kimse, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; yine hiç kimse bir fiil için kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza ile veya kanunda öngörülenden daha ağır bir ceza ile cezalandırılamaz. Bu nedenle, SGK elektronik tebligat uygulamasına öngörülen sürelerde başvurmayanlara idari para cezası uygulanması yasal olarak mümkün değildir.</em></p>
<p><em>Bu durumda, elektronik tebligat zorunluluğu kapsamında olmasına rağmen süresinde SGK’ya başvuru yapmamış olanlara, SGK tarafından eskiden olduğu gibi 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kâğıt ortamında tebligat yapılmaya devam edilecektir.</em></p>
<p><em>Bununla birlikte, idari para cezası yaptırımı bulunmaması, yükümlülüğün ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Tebligatların zamanında öğrenilmesi ve itiraz, ödeme ve dava sürelerinin kaçırılmaması bakımından işverenlerin SGK e-Tebligat adresi edinmeleri ve SGK kayıtlarındaki adres, yönetici, ortak ve yetkili bilgilerini güncel tutmaları önem taşımaktadır.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-e-tebligat-uygulamasi-90355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK e-Tebligat uygulaması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oyundayiz-masada-degil-90354</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Oyundayız, masada değil!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB’nin “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin otomotiv ihracatı ve Avrupa’yla bütünleşmiş üretim zinciri için yeni riskler doğuruyor. Otomotiv ihracatının yüzde 72,5’ini AB’ye yapan Türkiye’nin, mevcut yatırımlarını ve tedarik zincirlerini korumak için ortak üretim gücünü somut verilerle ortaya koyması ve müzakere masasına kapsamlı bir stratejiyle oturması gerekiyor.</strong></p>
<p><em>Düşünün: Avrupa, desteklerden yararlanacak bir otomobil için parçalarının en az yüzde 70’inin Avrupa kaynaklı olmasını, bataryasının da belirli bir bölümünün Avrupa’da üretilmesini istiyor. Türkiye’de üretilen parçalar bu hesaba katılmazsa, burada üretilen araç Avrupa’daki alım desteklerinden ya da kamu ihalelerindeki tercihlerden yararlanamayabilir. Üretici açısından bu, yalnızca bir kural değişikliği değil; parçaları nereden alacağını, yeni modelini nerede üreteceğini ve yatırımını hangi ülkeye yapacağını etkileyen bir maliyet hesabı. Otomotiv ihracatımızın yüzde 72,5’inin AB’ye gittiği düşünülürse, bu hesabın Türkiye’deki fabrikalara ve tedarikçilere dokunması kaçınılmaz.</em></p>
<p>Fransa ile Almanya’nın otomotivde “Made in Europe” için vardığı uzlaşma henüz AB düzenlemesi değil; ancak Avrupa’nın sanayi politikasındaki yeni yönü gösteriyor. Destek ve kamu alımlarında üretim yerine göre tercih yapılması, Türkiye’deki fabrikaları ve tedarikçileri etkileyebilir. Türkiye’nin bu çerçevenin dışında kalması, otuz yıllık üretim ortaklığının yeni kurallarda nasıl karşılık bulacağı ve Türkiye’nin bu pazarlığa hangi güçle oturacağı sorularını gündeme getiriyor.</p>
<p><strong>Eski anlaşma, yeni ekonomi</strong></p>
<p>Türkiye ile AB arasında 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği sanayi mallarının önemli bölümünde ticareti serbestleştirdi. Ancak tarım, hizmetler ve kamu alımları aynı kapsamda değil. Türkiye, ortak gümrük tarifesi ve ilgili kurallara uyum sağlarken AB’nin bu kuralları üçüncü ülkelerle müzakere ettiği masada bulunmuyor.</p>
<p>Bu dengesizlik uzun süredir biliniyor. Modernizasyon hazırlıkları 2015’te başladı; Avrupa Komisyonu 2016’da müzakerelerin açılmasını önerdi. Konsey’deki çalışma 2017’de kesildi. 2018’de modernizasyon için yeni bir çalışma öngörülmediği açıklandı; 2019’da bu tutum tekrarlandı. Siyasi ilişkiler kötüleştikçe ticaret çerçevesi de yerinde saydı.</p>
<p>Üçüncü ülke anlaşmalarında sorun daha somut. AB, başka ülkelerle serbest ticaret anlaşması yapabiliyor. Türkiye bu müzakerelerde taraf değil; buna karşılık AB’nin ortak ticaret politikasına uyum baskısı taşıyor. AB’nin anlaşma yaptığı ülkenin Türkiye’yle ayrıca anlaşma yapma isteği zayıf: Gümrük Birliği üzerinden Türk pazarına ulaşma imkânı varken, Türkiye’ye kendi pazarında aynı erişimi vermek için neden acele etsin?</p>
<p>Bu düzenin etkisi yalnızca pazarlık masasında hissedilmiyor. Bilimsel çalışmalar da AB’nin Türkiye olmadan yaptığı anlaşmaların Türkiye’nin ticaretinde anlamlı bir artış yaratmadığını; Türkiye’nin ortak tarifeye uyumunun da bu ülkelerle ilişkide yıllarca farklılaştığını buluyor.</p>
<p>Bugünkü ilişkide karşılıklı şikâyetler de var. AB, Türkiye’nin bazı ticaret önlemlerini ve kamu alımlarındaki yerli tercihleri sorun olarak kayda geçiriyor. Türkiye ise karar süreçlerine katılamamaktan, üçüncü ülke anlaşmalarındaki asimetriden, taşımacılık kotalarından ve vize engellerinden yakınıyor. Bu başlıkların tümü aynı hukuki kategoriye girmiyor; ama hepsi ticaretin gerçek maliyetini ve öngörülebilirliğini etkiliyor.</p>
<p><strong>Önce oyunun hedefini belirlemek</strong></p>
<p>Almanya ve Fransa tarafından atılan bu yeni adıma karşılık müzakerenin hedefi “Türkiye’yi de Avrupa sayın” gibi sembolik bir talep olamaz. Hangi kurallarda eşit erişim istendiği açıkça belirlenmeli.</p>
<p>Otomotivde ilk hedef, Türkiye’deki mevcut Avrupa yatırımlarının ve bunlara bağlı tedarik zincirlerinin yeni teşvik kurallarıyla cezalandırılmamasını güvenceye almak... Sonraki hedef, belirli ve ölçülebilir koşulları karşılayan Türkiye üretiminin kamu alımları, araç teşvikleri ve ilgili destek programlarında uygun sayılması. Bu koşullar; Avrupa’yla gerçek ekonomik entegrasyonu, karbon performansını, karşılıklı pazar erişimini ve tedarik güvenliğini ölçmeli. Siyasi takvime göre çizilmiş bir tarih, tedarik zincirinin niteliğinin yerine geçmemeli.</p>
<p>Böylesi bir talep gerçekçi bir pazarlık alanına da sahip… Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği, Temmuz ayında yayımladığı görüşte Türkiye’yi bütünüyle Avrupa kapsamına alma çağrısı yapmadı; AB ve İngiltere merkezli bir coğrafi çerçeve önerirken Türkiye’deki mevcut Avrupa yatırımlarının hedefli biçimde korunmasını savundu. Toyota ise “Made with Europe” yaklaşımıyla Türkiye gibi güvenilir ortakların, karşılıklılık koşuluyla kapsama alınmasını istedi. Bu farklılık, Avrupa sanayisinin tek bir aktör gibi hareket etmediğini gösteriyor. Türkiye’nin görevi, bütün Avrupa’nın aynı talebi desteklediğini varsaymak değil; ortak çıkarın bulunduğu noktaları bulup koalisyon kurmak.</p>
<p><strong>Kim oynayacak?</strong></p>
<p>Bu müzakerenin tek bir siyasi sözcüsü ve tek bir teknik dosyası olmalı. Ticaret Bakanlığı ortak ticaret politikası, üçüncü ülke anlaşmaları ve Gümrük Birliği başlığını yürütmeli. Dışişleri Bakanlığı ve Brüksel’deki temsilcilikler, üye devletlerle ve AB kurumlarıyla siyasi kanalları işletmeli. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, otomotivdeki üretim, yatırım ve teknoloji verisini; ilgili kurumlar da karbon ve kamu desteği koşullarını ortaya koymalı. Yani koordine olunmalı!</p>
<p>İş dünyası müzakere masasının yerini almamalı; masadaki iddiaları kanıtlamalı. OİB, OSD, TAYSAD, TİM ve TOBB’un katkısıyla hangi Avrupa şirketinin Türkiye’de ne ürettiği, hangi tedarikçinin hangi fabrikaya bağlı olduğu, Türkiye’deki üretimin AB’deki istihdam ve maliyetlere nasıl katkı verdiği ölçülmeli. AB’de üretim yapan şirketlerin görüşleri de bu dosyaya eklenmeli. İstihdam ve tedarik zinciri iddiaları güçlü olabilir; ancak bağımsız ve karşılaştırılabilir verilerle müzakere gücüne dönüşür.</p>
<p>Müzakere sadece Komisyon’la yürütülemez. Komisyon teklifin hazırlayıcısı… Üye devletler Konsey’de, Avrupa Parlamentosu da yasama sürecinde belirleyici. Otomotiv üreticileri, tedarikçiler ve işçi temsilcileri ise hangi kuralın Avrupa’daki üretimi gerçekten güçlendireceği konusunda etkili. Ankara’nın ayrı ayrı açıklamalar yapmak yerine, bu aktörlere aynı veri setiyle ve aynı taleple gitmesi lazım.</p>
<p><strong>Pazarlık gücü, öfkeden değil seçenekten gelir</strong></p>
<p>Pazarlık kuramının temel sorularından biri şudur: Anlaşma olmazsa tarafların elinde hangi seçenek(ler) kalıyor? Bir tarafın “hayır” deme imkânı zayıfsa, yalnızca haklı olduğunu söylemesi pazarlık sonucunu değiştirmez.</p>
<p>Türkiye’nin AB’yle ticari bağı çok büyük. 2025’te otomotiv ihracatının yüzde 72,5’i AB’ye gitti. AB için de Türkiye önemsiz bir pazar değil: Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği verilerine göre Türkiye, 2025’te AB’nin araç ihracatında değer bakımından üçüncü büyük pazar oldu. Bu karşılıklı bağımlılık pazarlık kozu; fakat iki tarafın birbirinden eşit ölçüde vazgeçebileceği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin kendi alternatiflerini güçlendirmesi gerekiyor.</p>
<p>Bu nedenle “Gümrük Birliği’nden çıkarız” tehdidi inandırıcı değil. Türkiye’nin pazarlık gücü, Avrupa’yla üretim bağını koparacağını söylemekten değil, bu bağın kesilmesinin Avrupa şirketlerine de maliyet yaratacağını kanıtlamaktan gelir. Bunun için dış pazarları ve tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek, yerli tedarikçilerin teknolojik kapasitesini geliştirmek ve düşük karbonlu üretime yatırım yapmak lazım. Bunlar bir gecede oluşturulacak tehditler değil. Ama zaman içinde Türkiye’nin tek seçeneğinin mevcut şartları kabul etmek olmadığını gösterir.</p>
<p><strong>İki masada aynı anda</strong></p>
<p>Robert Putnam’ın “iki düzeyli oyun” yaklaşımı, uluslararası anlaşmaların yalnızca dışarıdaki pazarlıkla sonuçlanmadığını hatırlatır. Müzakereci, dışarıda kabul edilebilir bir anlaşma ararken içeride de bu anlaşmayı uygulanabilir kılacak desteği kurmak zorundadır. Türkiye’nin sanayicisi, ihracatçısı, tedarikçisi ve kamu kurumları aynı öncelikte buluşamıyorsa, karşı taraf Ankara’nın hangi taahhüdü yerine getirebileceğini bilemez.</p>
<p>Türkiye’nin masaya yalnızca talep listesiyle değil, karşılıklı bir paketle oturması gerekir. Örneğin, Türkiye belirli kamu alımlarında karşılıklı erişimi ve önceden ilan edilmiş bir takvimle kurallara uyumu müzakere etmeli. Karşılığında AB’den otomotivde Türkiye’deki mevcut yatırımların korunmasını, yeni “Made in Europe” ölçütlerinde Türkiye üretiminin hangi şartlarla uygun sayılacağının açıkça yazılmasını ve üçüncü ülke anlaşmalarında Türkiye’nin çıkarlarını gözeten bir mekanizma kurulmasını istemeli.</p>
<p>Üçüncü ülke anlaşmaları için çözüm, Türkiye’ye her anlaşmada otomatik veto hakkı talep etmek değil. AB anlaşmayı müzakere ederken Türkiye’yle paralel görüşmeleri başlatmalı; Türkiye’nin anlaşmaya katılımı için zaman çizelgesi ve istişare usulü belirlenmeli. Bu, üçüncü ülkeyi anlaşmaya zorlamaz. Ancak Türkiye’nin pazara erişim talebini sonradan ve daha zayıf konumda iletmesini önler.</p>
<p>Aşamalı müzakere önemli. Önce mevcut yatırımların ve tedarik zincirlerinin korunacağı açık bir otomotiv düzenlemesi; ardından kamu alımları ve karşılıklılık; sonra tarım, hizmetler, taşımacılık ve uyuşmazlıkların çözümünü kapsayan daha geniş modernizasyon. Her aşamada Türkiye’nin yükümlülüğü ile AB’nin buna verdiği karşılık birlikte yürürlüğe girmeli. Takvim, ölçüt ve anlaşmazlık çözüm yolu baştan yazılmalı.</p>
<p>Bu, küresel ekonomi politiği de hesaba katmayı gerektiriyor. Avrupa, Çin’le rekabet, yeşil dönüşümün maliyeti ve tedarik güvenliği nedeniyle üretim kapasitesini kendi çevresinde tutmak istiyor. Türkiye’nin “biz zaten yakınız” demesi yetmez. Yakınlığın Avrupa’ya ne kazandırdığını göstermeli: daha dirençli tedarik, ölçek, yatırım, nitelikli üretim ve düşük karbonlu dönüşüm. Avrupa sanayisinin de Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söylemek yetmez; hangi tesisin, hangi girdinin ve hangi yatırımın bu ihtiyacı karşıladığını ortaya koymak gerekir.</p>
<p><strong>Nasıl kazanılır?</strong></p>
<p>Kazanmak, bütün talepleri ilk turda kabul ettirmek demek değil. Kazanmak; Türkiye’deki üretimin Avrupa teşviklerinden yararlanma koşullarını açık ve öngörülebilir hâle getirmek, üçüncü ülke anlaşmalarında Türkiye’nin pazarlık gücünü artırmak ve Gümrük Birliğini bugünün ticaretine uygun biçimde yenilemek demek.</p>
<p>Türkiye masaya öfkeyle değil, hesaplanmış bir öneriyle oturmalı. Elindeki kozu ortak üretim ağları… Kurması gereken koalisyon, bu ağların iki yakasındaki şirketleri ve çalışanları kapsamalı. Sunacağı taahhütler ölçülebilir olmalı. Karşı taraftan isteyeceği erişim de aynı açıklıkta yazılmalı.</p>
<p>***</p>
<p><em>Prof. Dr. Ayça Tekin-Koru, ABD ve Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü akademik kariyerine TED Üniversitesi İktisat Bölümü’nde devam ediyor. Uluslararası ticaret, küreselleşme, firmalar ve sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışıyor. Son yıllarda araştırmalarına doğal ve insan kaynaklı afetlerin ekonomik ve toplumsal etkilerini de ekledi. Ekonomim’deki yazılarında ekonomik gelişmeleri siyaset, tarih ve toplumsal dönüşümlerle birlikte ele alıyor; rakamların ne söylediği kadar neyi söylemediğiyle de ilgileniyor.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oyundayiz-masada-degil-90354</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/4/1280x720/665-1792737799.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oyundayız, masada değil! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayide-guven-sinavi-90353</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayide güven sınavı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Reel Kesim Güven Endeksi yalnızca sanayicilerin moralini ölçen bir gösterge değildir. Siparişler, üretim beklentileri, mevcut stoklar, yatırım harcamaları, ihracat olanakları ve istihdam planları endeksin anlamlandırılmasında önemli rol oynar.</strong></p>
<p>Ekonomide geleceğe ilişkin beklentileri anlamanın en önemli yollarından biri, üretimi gerçekleştiren işletmelerin bugüne ve yarına nasıl baktığını ölçmektir. İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi, Türkiye ekonomisinin üretim cephesindeki gelişmeleri, sanayicilerin beklentilerini ve ekonomik faaliyetlerin yönünü ortaya koyan önemli göstergelerdir. Ekim 2026 verileri, imalat sanayisinde genel iyimserlik korunmakla birlikte güvenin zayıfladığını ve üreticilerin daha temkinli bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi ekim ayında bir önceki aya göre 1,4 puan gerileyerek 101,1 seviyesine indi. Mevsimsellikten arındırılmamış endeks ise 2,2 puan düşüşle 99,8 oldu. İmalat sanayisinde faaliyet gösteren 1.965 iş yerinin katılımıyla gerçekleştirilen anketin sonuçları, sanayicilerin beklentilerinde dikkatle izlenmesi gereken bir değişime işaret ediyor.</p>
<p>Endeksin 100 seviyesinin üzerinde bulunması genel olarak iyimserliğin sürdüğünü gösterse de aylık gerileme, bu iyimserliğin güç kaybettiğini ortaya koyuyor. Burada asıl önemli olan, düşüşün geçici bir dalgalanma mı olduğu, yoksa üretim ve yatırım kararlarını etkileyebilecek daha kalıcı bir eğilimin başlangıcını mı yansıttığıdır.</p>
<p><strong>Güvenin arkasındaki ekonomik gerçekler</strong></p>
<p>Reel Kesim Güven Endeksi yalnızca sanayicilerin moralini ölçen bir gösterge değildir. Siparişler, üretim beklentileri, mevcut stoklar, yatırım harcamaları, ihracat olanakları ve istihdam planları endeksin anlamlandırılmasında önemli rol oynar.</p>
<p>Ekim ayı anketinde bazı değerlendirmeler endeksi yukarı yönlü etkilerken genel gidişat, son üç aya ait toplam siparişler, mevcut sipariş miktarı ve gelecek üç aylık üretim hacmine ilişkin değerlendirmeler aşağı yönlü etki yaptı. Bu ayrışma, işletmelerin bazı alanlarda umutlarını koruduğunu ancak talep ve üretim konusunda daha ihtiyatlı davrandığını gösteriyor.</p>
<p>Sanayinin temel sorunu, yalnızca üretim yapabilmek değil, ürettiği malı sürdürülebilir biçimde satabilmektir. Siparişlerin zayıflaması, kapasite kullanımını sınırlayabilir, stokların artmasına neden olabilir ve yeni yatırımların ertelenmesine yol açabilir. Dolayısıyla güven endeksindeki gerileme, gelecekteki üretim performansı açısından dikkate alınması gereken bir uyarıdır.</p>
<p><strong>Finansman maliyetleri yatırım kararlarını etkiliyor</strong></p>
<p>Türkiye'de reel sektörün karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri finansmana erişim ve kredi maliyetleridir. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarında üretimlerini sürdürmek için daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalıyor. Bu durum, yeni makine yatırımları ve kapasite artışları için kullanılabilecek kaynakları daraltıyor.</p>
<p>Yüksek finansman maliyetleri yalnızca yatırım kararlarını değil, fiyatlandırmayı, stok yönetimini ve istihdam planlarını da etkiliyor. Bir işletmenin yeni sipariş alması, o siparişi kârlı biçimde üretebileceği anlamına gelmiyor. Hammadde, enerji, ücret ve kredi maliyetleri yükseldiğinde satış hacmindeki artış bile işletmenin mali yapısını güçlendirmeye yetmeyebilir.</p>
<p>Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlanması, işletmelerin geleceği daha sağlıklı öngörebilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bununla birlikte üretim kapasitesinin korunması, verimli yatırımların desteklenmesi ve finansmana erişimin iyileştirilmesi de ekonomik politikanın önemli hedefleri arasında bulunmalı.</p>
<p><strong>Üretimden istihdama uzanan zincir</strong></p>
<p>Sanayide güvenin ekonominin geneline yansıması, üretim ve istihdam üzerinden gerçekleşir. Talebin güçleneceğine inanan işletmeler üretim kapasitesini artırabilir, yeni çalışanlar istihdam edebilir ve teknoloji yatırımlarına yönelebilir. Beklentilerin zayıflaması durumunda ise yatırımlar ertelenebilir ve istihdam kararları daha ihtiyatlı hâle gelebilir.</p>
<p>İhracatçı işletmeler açısından dış talep özellikle belirleyicidir. Avrupa ekonomisindeki gelişmeler, küresel ticaretteki belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar Türkiye'nin sanayi üretimini doğrudan etkileyebilir. Buna karşılık yüksek katma değerli üretim, dijital dönüşüm, verimlilik artışı ve yeni pazarlara erişim, sanayicinin rekabet gücünü artırabilecek temel araçlardır.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye'nin yalnızca mevcut üretim düzeyini korumaya değil, üretimin niteliğini geliştirmeye de odaklanması gerekiyor. Teknoloji kullanan, enerji verimliliğini artıran ve daha yüksek katma değer yaratan işletmeler, maliyet baskılarına karşı daha dayanıklı olabilir.</p>
<p><strong>Güveni üretime dönüştürmek gerekiyor</strong></p>
<p>Ekim 2026 Reel Kesim Güven Endeksi'nin verdiği mesaj açıktır: Sanayide iyimserlik tamamen ortadan kalkmış değildir ancak bu iyimserliğin güçlenmesi için ekonomik koşulların destekleyici olması gerekir. Öngörülebilir politikalar, fiyat istikrarı, makul finansman koşulları ve sürdürülebilir iç ve dış talep, reel sektörün geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak güven endeksindeki gerileme tek başına ekonomik daralma anlamına gelmez; ancak göz ardı edilmemesi gereken bir sinyaldir. Türkiye ekonomisinin önündeki temel hedef, sanayicinin beklentilerini gerçek siparişlere, siparişleri üretime, üretimi yatırıma ve istihdama dönüştürmektir. Çünkü güçlü bir reel sektör, yalnızca büyümenin değil, ihracatın, istihdamın ve toplumsal refahın da temelidir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayide-guven-sinavi-90353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayide güven sınavı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vioptaki-acikcilar-borsanin-cokecegini-biliyor-muydu-90352</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> VİOP’taki açıkçılar borsanın çökeceğini biliyor muydu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsada 4,6 trilyon TL buharlaştı. Yüz binlerce yatırımcı zarar etti, fonlardaki birikimler eridi. Peki, piyasalar altüst olurken bu çöküşten para kazananlar oldu mu? Bazıları yaşanacakları önceden biliyor muydu? Fon krizini araştırırken bu soruları da sormak zorundayız.</p>
<p>Stratejist Işık Ökte, APara televizyonunda yaptığı açıklamada tam da bu noktaya dikkat çekti:</p>
<p>“Böyle bir kriz yaşayacağımızın önden bilgisini alıp Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) büyük short pozisyon açan yok mu? Ben adım gibi eminim olduğuna. Bu işlemler incelenmeyecek mi? BİST'teki 6,5 milyon yatırımcının yaşadığı kaosa bunlar da yol açmadı mı? Sadece o 31 hisse mi? Sadece fonlar mı? 92 milyar dolarlık bir değer kaybı diyorum. 4.6 trilyon TL. Bu fon tasfiyesinden çok daha büyük zarar verdi piyasaya.”</p>
<p>Ökte'nin soruları önemli. VİOP'ta yatırımcılar, fiyatların düşeceği beklentisiyle short, yani kısa pozisyon açarak düşüşten para kazanabiliyor. Piyasa gerilerken herkes kaybetmiyor; doğru pozisyon alanlar büyük kazançlar elde edebiliyor.</p>
<p>Düşüşü tahmin etmek veya short pozisyon açmak tek başına suç değil. Ancak kriz önceden bilindi mi, kamuoyuna açıklanmamış bilgilerle işlem yapıldı mı, büyük pozisyonların düşüşte etkisi oldu mu? Bunların araştırılması gerekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adaebde9d411-1792732126.png" alt="" width="676" height="555" /><strong>KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ?</strong></p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu'nun incelemesi, tasfiye edilen fonlarla sınırlı kalmamalı. Kriz öncesindeki VİOP pozisyonları, emir ve işlem kayıtları, açığa satışlar ve ilgili hisselerdeki hareketler birlikte incelenmeli. Kim, ne zaman pozisyon açtı, ne zaman kapattı ve ne kadar kazandı? Şüpheli işlemler belirlenirse arkasındaki kişi ve kurumlar araştırılmalı; hukuka aykırılık saptanırsa gerekli yaptırımlar uygulanmalı.</p>
<p>Borsada büyük değer kaybı yaşanırken yalnızca fon tasfiyelerine odaklanmak ve kaçırılan paranın peşine düşmek tablonun geri kalanını görmezden gelmek olur. Yatırımcıların kayıpları kadar, çöküş sırasında kazanç sağlayanların kim olduğu da önem taşıyor.</p>
<p>Işık Ökte'nin dile getirdiği iddia henüz kanıtlanmış değil. Ancak sorular ortada. Yüz binlerce yatırımcının birikimi erirken bazıları yaklaşan çöküşü önceden bilerek kazanç sağladıysa bunun ortaya çıkarılması şart. Borsada güven, bu sorular yanıtlandığında ve kurallar herkes için eşit uygulandığında yeniden kurulabilir. Denetim, bu sorulara da yanıt vermeli.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vioptaki-acikcilar-borsanin-cokecegini-biliyor-muydu-90352</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ VİOP’taki açıkçılar borsanın çökeceğini biliyor muydu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abnin-odemesi-gereken-fatura-90351</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB’nin ödemesi gereken fatura…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupalı otomotiv üreticileri on yıllardır Türkiye’de milyarlarca dolarlık yatırımlarla üretim yaparken AB’nin yeni sanayi politikası Türkiye’de üretilen araçları “Avrupa Malı” tanımının dışında bırakıyor. Bu tercih yalnızca otomotivle sınırlı kalmayabilir. Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamında üstlendiği yükümlülükleri, karşılığında elde ettiği hakları ve Avrupa’ya karşı kullanabileceği ekonomik kozları yeniden sorgulaması gerek.</strong></p>
<p>Avrupalı otomotiv firmalarının Çin'de ilk adımı Çinli SAIC grubuyla ortaklık kuran Volkswagen tarafından atılmış ve efsane Santana modeli üretilmiş. Firma 1991’de ikinci büyük ortaklığını FAW ile kurarak üretim ağını genişletmiş. Peugeot-Citroën 1985’te Guangzhou Peugeot ortaklığıyla pazara erken giren markalardan biri olmuş. Grup, 1992’de Dongfeng Motor ile büyük ölçekli yeni bir ortaklık kurarak Çin'deki kalıcı üretim üssünü hayata geçirmiş. Lüks segmentteki Avrupalı üreticiler Çin'de fabrika kurma dönemine biraz daha geç katılmış. BMW, 2003 yılında Brilliance Auto ile ortak girişim kurarak Shenyang'da üretime başlamış. Mercedes-Benz ise 2005 yılında BAIC Motor ortaklığıyla Pekin'de kendi üretim tesisini faaliyete geçirmiş.</p>
<p>Bugün yaşananları izah edebilecek bir dip not olarak o dönemde yürürlükte olan Çin yasaları gereği, Avrupalı markaların tek başlarına fabrika açmalarına izin verilmediği için tüm bu yatırımlar yüzde 50-50 hisselerle yerel şirket ortaklıkları şeklinde kurulmuş.</p>
<p>40 yıldan uzun bir süredir yolunda giden bu ilişkinin gerekçesi neydi? Bütün bu markalar, devasa Çin pazarındaki yüksek talepten yararlanmak ve ithalat vergilerini aşmak için mi geldiler? Bu kararlar verilirken düşük üretim ve işçilik maliyetlerinin de etkisi oldu mu? Aynı şekilde özellikle elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve araç içi dijital yazılım teknolojileri ve maliyetlerindeki gelişmeler de tercih nedeni miydi? O zamanlar Çin’de düşük maliyetlerle üretilen araçların Avrupa’ya ithal edilerek ‘yerliymiş gibi’ kamu ihaleleri yoluyla kamu kurumlarına satılabiliyor olması da gerekçelerden biri olabilir mi?</p>
<p>Avrupalı otomotivciler ABD ve Kanada’ya, Meksika’ya, Brezilya ve Arjantin’e, Fas, Cezayir ve Türkiye ile Hindistan, Tayland ve Endonezya’ya da yatırım yapmışlar. Bunlardan 1 milyonluk üretim ve 15-17 milyar Euro’luk ihracat kapasitesi ile Fas, sıyrılan ülkeler arasında yer almış. Türkiye’de de benzer bir durum var. 22 milyar dolardan fazla yatırım, 40 milyar doların üstünde ihracat.</p>
<p>Ancak bugün ‘kapıların kapatıldığı’ bir korumacılık aşamasına geçtik. Fiyat ve teknolojide geri kalan Avrupa firmaları eve dönmeye çalışırken bu kez Çin firmaları AB kapılarını zorlamaya geçti. Sorun şu ki AB sadece Çin’e değil, kendi firmalarının milyarlarca dolar yatırım yapmış olduğu  ‘bize de’ kapılarını kapatıyor.</p>
<p>Bu karar giderek kristalize olurken; Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) hakkındaki görüşünde; ‘Avrupa Malı’nın üretilebileceği ‘coğrafi kapsamı’ AB27 ülkeleri ve Birleşik Krallık ile sınırlandırıyordu. Aynı zamanda Avrupa üreticilerinin Türkiye ve Fas’taki yatırımlarını korumak gerektiğine vurgu yapıyor ve formülü; “mevcut yatırımların bir tür ‘kazanılmış hak’ olarak kabul edilmesi ve bu kapsamdaki kapasitelerin Avrupa Malı olarak kabul edilmesine izin verilmesi, yeni kapasitelerin bu haktan yararlandırılmaması” şeklinde biçimlendiriyordu.</p>
<p>Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği ‘TAYSAD’ın da üyesi olduğu Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği CLEPA ise çözümü, hiç Türkiye’den söz etmeden; “EFTA ülkeleri ve İngiltere’nin Birlik tanımı içine alınması” olarak öneriyor, bu tercihinin gerekçelerini,  ‘Otomotiv tedarik zincirlerinin yüksek düzeydeki düzenleyici uyumu, karşılıklılığı ve entegrasyonu’ olarak açıklıyordu. Her iki sektörel kuruluşun düşünceleri çakışsa da, farkları Türkiye ve Fas’taki yatırımların korunması önerisinden kaynaklanıyordu. Aksi halde AB sermayesinin ortaklığında Türkiye ve Fas’ta faaliyet gösteren otomotiv tesisleri atıl kalarak kapanacaktı.</p>
<p>En son gelişme olarak Fransa ve Almanya’nın anlaştığı duyuruldu. ‘Avrupa Malı’nın üretileceği alan 27 AB ülkesi ve İngiltere ile sınırlı tutuldu. Böylelikle bizim otomotiv sanayi ürünleri coğrafi olarak ‘Avrupa Malı’ tanımının dışında kalmış oldu. Otomotivdeki bu tercih Türkiye’de üretilen araçların AB kamu ihaleleri ve kamu teşviklerinden yararlanamayacak olmaları anlamına geliyor.</p>
<p>Bu tercihin diğer sonuçları arasında; Türkiye ile AB arasında 30 yıldır geçerli olan gümrük birliğinin yarattığı bir koruma alanının olmadığı, bu kapsamda Türkiye ile AB arasında sanayi mallarında öngörülen uygulanan serbest dolaşımın ‘yara aldığı’ da yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca Türkiye açısından gümrük birliğinin kazanılmış hak ya da ‘hukuki güvence‘ anlamında bir bağlayıcılık içermediği, yeni sürprizlere gebe bir sürecin başladığı ortaya çıkarken, bu çerçevede gümrük birliği gereği üçüncü ülkelere karşı gümrük vergilerini AB seviyesine indirmemizin ve 30 yıllık bir uygulama döneminde 350 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı vermeye katlanmamızın anlamının da sorgulanması gerekiyor.</p>
<p>Üstelik otomotivden sonra hangi sektörlerin benzer bir akıbeti yaşayabileceğini de belirsizlik senaryolarına eklememiz gerekiyor. Öyle ya; gelecekte, çimento, demir çelik, kimyasallar için de benzer menşe tartışmaları yaşanabilir mi?</p>
<p>40-50 yıldır Çin’den ithal edilen araçları kamu ihalelerinde ‘yerli’ gibi kullanan AB, 30 yıldır aynı standartlar ile aynı mevzuata göre Türkiye’den ithal ettiği araçları yerli kabul etmeyecekse, bu benmerkezci tercihe karşı, ne tür karşı önlemleri koz olarak masaya sürebileceğimizi kurgulamış olmamız gerekir. Bu önlemlerin Türkiye’nin kamu alımlarında AB’nin bütünüyle devre dışı bırakılması ile sınırlı olmaması da bir diğer gereklilik olur.</p>
<p> Aslında, Made in EU için Türkiye’yi ‘güvenilir partner’ görmeyen AB’nin bu tercihi, Von der Leyen’in; "Avrupa kıtasını Rusya, Türkiye veya Çin'in etkisi altında kalmayacak şekilde birleştirmeyi başarmalıyız" ifadesi ile birlikte okunduğunda şaşırtmamalı. Son Türkiye-Libya Akdeniz yetki alanları anlaşması imzasına; “Deniz hukuku anlaşmasına uymuyor, hükümsüz ve geçersizdir” tepkisini vermesi ve “AB olarak Yunanistan ve Kıbrıs dayanışması içindeyiz” demesi de aynı kanıyı perçinlemeli.</p>
<p>Bütün bunları dikkate aldığımızda, tam üyesi olmadan gümrük birliğine sokulan ve yeni belirsizliklere itilen tek büyük ekonomi olan Türkiye’de yaratılacak yeni güvensizliğin AB açısından ödenmesi gereken bir bedeli olmalı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abnin-odemesi-gereken-fatura-90351</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB’nin ödemesi gereken fatura… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-ekonomide-kiyamet-alametleri-ve-turkiye-90350</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel ekonomide kıyamet alametleri ve Türkiye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tam bir sene önce, dünya ekonomisinde artan borçluluk trendine dikkat çekmiş ve varlık değerlerinin milli gelire oranının daha önceki küresel krizlerdeki seviyelere ulaştığına dair bazı verileri paylaşmıştım. O zaman demiştim ki dünyanın önünde üç seçenek var: enflasyonla borçları eritmek, yapay zekâ ile verimliliği artırıp toplam geliri yükseltmek ya da başka bir küresel krizi beklemek. Aradan bir sene geçti, borçlar daha da arttı ve yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkilerinin görülmesi hâlâ bekleniyor. Gelin, beliren kıyamet alametlerine bakalım.</p>
<p>Malumunuz, yapay zekâ son 20 yılda yatırım yapılan birçok yazılım teknolojisinin aksine sermaye yoğun bir iş. En iyi modelleri kurmak için insan kaynağına çok para ayırmanız lazım. Ama esas sermaye gerektiren boyut veri merkezleri. Veri merkezi, bildiğiniz gibi üst düzey hassasiyet gerektiren bir inşaat işi. Beton, kablo, taşıyıcı sistemler gibi birçok para gerektiren kalem var. Sonra veri merkezine kesintisiz enerji sağlamanız gerekiyor; yani bu sistemleri besleyecek yeni enerji santrallerine ihtiyaç var. Bir de tabii bu veri merkezlerinin içine dünyanın en pahalı ürünleri olan çiplerden koymalısınız. Şu an çip veya gaz türbini almak için paranız olsa bile sıra bekliyorsunuz. Öyle zor bir iş…</p>
<p>Geçen seneki yazımı yazdığımda, yapay zekâya yatırım yapan şirketlerin finansman kaynağı büyük ölçüde kendi nakit akışları ve aldıkları sermaye yatırımlarıydı. O zamandan beri önemli bir değişiklik oldu. Bu şirketler, borcun veri merkezleri için ne kadar uygun bir finansman kaynağı olduğunu keşfettiler. Nasıl olsa bu veri merkezleri ileride çok talep görecek ve elde edilen gelir borçları ödemeye fazlasıyla yetecek!</p>
<p>Sadece 2026’da ABD’deki büyük teknoloji şirketlerinin sermaye yatırımı taahhüdü 600-700 milyar dolardı. Yılbaşından bu yana 250 milyar dolar borç almışlar. UBS’e göre, bu şirketlerin toplam borç stoğu yaklaşık 3 trilyon dolar. Borcun bir kısmı veri merkezlerine bağlı farklı finansal araçlara gizlenmiş de olabilir. Her durumda, şu an ABD’de borç deyince akla yapay zekâ geliyor. Yapay zekâ ile ilgisi olmayan şirketler de bu nedenle borçlanmakta zorluk çekiyor.</p>
<p>İsviçre’nin Basel şehrinde, “merkez bankalarının bankası” olarak bilinen BIS diye bir kurum var. İşleri, küresel piyasalardaki riskleri takip etmek… BIS bu sene iki kez “yapay zekâ işlerindeki borçlanmaya dikkat edin!” diye rapor yayımladı. BIS diyor ki yapay zekâ piyasalarında ilginç bir olgu gözlemleniyor: Şirketlerin kredilerindeki marjlar açılırken hisse değerleri de yükselmeye devam ediyor. Yani borç verenler risk görürken, hissedarlar ise hâlâ ileride çok kâr edeceklerini savunuyor. Bu durum bana 1999 dot-com veya 2008 krizlerinden hemen önceki dinamikleri hatırlatıyor.</p>
<p>Nobel ödüllü iktisatçı William Nordhaus, bugünkü yapay zekâ gibi yirminci yüzyılın ikinci yarısında gelişen bilişim teknolojilerinin, bunları geliştiren şirketlere sağladığı faydaları incelemiş. Diyor ki bu teknolojilerin sağladığı toplam ekonomik değerin yalnızca yüzde 2,2'si teknolojiyi geliştiren şirketlere kalmış. Kalanı ucuz fiyatlarla kullanılan altyapı sayesinde müşterilere ve tüketicilere akmış. Yani şirketlerin irrasyonel hareketlerle fazla yatırım yapmasıyla şişen balonlar, inovasyonun tabiatında var. Yapay zekâ balonunun ne zaman patlayacağını ise bilmiyoruz. Ancak ilk ciddi sinyalin borsadan değil, bu şirketlere borç verenlerden gelmesi muhtemel.</p>
<p>2008 krizinde Amerikan hükümeti General Motors gibi birçok özel şirketi kurtarmıştı. “Ne olacak, yapay zekâ şirketlerini de kurtarır!”, diyebilirsiniz. Ama durum pek de öyle değil. Birincisi, herkes bu şirketlerden nefret ediyor. Şu an Amerikan seçimlerinde en popüler konu “aman bizim mahallemize veri merkezi yapılmasın da elektrik fiyatları artmasın” tartışmaları. İkincisi, ABD’de son 15 yılda borçluluk o kadar arttı ki devletin kendinden başkasına hayrı yok. 2024’te ilk kez Amerikan devletinin faize ödediği para, savunma hartcamalarını geçti. Amerikan kamu borç stoğunun artışıyla yapay zekâ şirketlerinin borç yükündeki artış arasındaki çift yönlü riske dikkat edin! Her ikisi de aynı piyasada borçlandıkları için birbirlerinin faiz oranlarını yukarı yönlü hareket ettiriyor. Kriz anında ikisinin de birbirine bir hayrı olmayacağı ortada.</p>
<p>Peki, ABD’de bu riskler birikirken Çin dünya ekonomisinin yeni motoru olabilir mi? 2008’de biraz öyle olmuştu. Bu sıralar Çin’de de durumlar iyi değil. Yine geçen sene yazdığım gibi, Çin son yıllarda ekonomik büyümesini özellikle güneş paneli, pil ve elektrikli araba gibi gelecek nesil ürünlerdeki aşırı kapasite üzerine kurdu. Çin Komünist Partisi, şirketlere “kâr etmenize gerek yok, ben ucuza finansman sağlayayım, siz üretim yapın” diyor. Ama günün sonunda sistemde biriken borçları kimin ödeyeceği tam bir muamma.</p>
<p>Çin’in nüfusu hem azalıyor hem de hızla yaşlanıyor. Bugün nüfusun yüzde 15’ini oluşturan 65 yaş üstü grubun oranı 2040’ta yüzde 30’lara çıkacak. Bu zaten dar olan iç talebin daha da daralması demek. Bu nedenle son kalkınma planında yerel talebin artırılmasını önceliklendirdiler. Ancak Çin devletindeki mühendislik geleneği o kadar güçlü ki topluma yapılan mühendislik müdahaleleri bazen hiç beklenmeyen sonuçlar doğuruyor. Mesela, çok uzayan tek çocuk politikası bugünkü demografik çöküşün temel sebebi. Benzer şekilde, Çin’in Mao’dan beri uyguladığı köylülere kente yerleşme izni vermeme politikası da pek çok erkeğin ailesini köyde bırakıp şehre gelmesine, orada sosyal güvenlik sistemine kaydolmadan çalışmasına sebep olmuştu. Fabrika yurdunda yaşayan, ailesi çalışmayan ve emekliliği olmayan yüz milyonlarca kişinin Batı standartlarında tüketim yapmasını bekleyemezsiniz. Şimdi bu politikaları düzeltmeye çalışsalar da Çin’in içine girdiği durağanlıktan çıkması kolay değil.</p>
<p>Peki, tüm bunlardan bize ne? Tam makroekonomik istikrarı sağlamaya başlayacağımız dönemde, dünyada yükselen faizler borçlu şirketlerimizi daha da zor duruma sokabilir. Türkiye’de işgücü pahalandıkça, dışarıya yatırım yapacak şirketlerimiz bu yatırımları finanse edemeyebilir. Bir de aynı anda ihracat pazarlarımıza, iç talebi düşen Çinlilierin daha da ucuza mal sattıklarını düşünün. Yapay zekâ balonundan herhangi bir fayda görmediğimiz halde, küresel ekonomiyi etkileyecek bir çöküşün dalgaları altında kalabiliriz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-ekonomide-kiyamet-alametleri-ve-turkiye-90350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ekonomide kıyamet alametleri ve Türkiye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/surdurulebilir-gelecege-bilimsel-adimlar-kahramanmarasta-atiliyor-90394</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraş&#039;ta Sürdürülebilir Bilim Festivali başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ta çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları bir arada ele alan ve sürdürülebilir kalkınma teması ile düzenlenen Sürdürülebilir Bilim Festivali (SÜRBİLFEST) etkinlikleri Piazza AVM’de başladı.</p>
<p>TÜBİTAK öncülüğünde, Büyükşehir Belediyesi, Onikişubat İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve paydaş kurumlar iş birliği ile düzenlenen bilim şenliğinde ilkokul öğreniminden lise öğrenimine kadar tüm öğrenciler sürdürülebilir yaşam konusunda erken yaşlarda bilgi ve farkındalık kazandırılması amaçlanıyor.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Bitki Kâşifleri Atölyesi, Canlıların Dünyası Atölyesi, Su Dedektifleri Atölyesi, Ekolojik Yaşam Atölyesi ve birbirinden eğlenceli 14 farklı atölyede çocuklar, sürdürülebilir kalkınma konusunu çeşitli yönleriyle değerlendirme fırsatı yakalıyor. Erken yaşlarda sürdürülebilir yaşam farkındalığı oluşturmayı amaçlayan bir öğrenme ortamı sunan SÜRBİLFEST, genç katılımcılarına doğayla uyumlu yaşam pratiklerini keşfetme imkânı sağlıyor.</p>
<p><strong>“Çocuklar için faydalı etkinlikler var”</strong></p>
<p>SÜRBİLFEST etkinliklerine katılan Okul Öncesi Öğretmeni Neslihan Cansu Salihoğlu, “SÜRBİLFEST etkinliklerinde olduğum için çok mutluyum. Burada okul öncesi öğreniminden liseye kadar birçok öğrenciye hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Burada düzenlenecek etkinliklerin çocuklar için çok faydalı olabileceğini düşünüyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Böcekleri çocuklara sevdirmeyi çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Kurulan stantta doğada bulunan böcekleri çocuklara tanıttıklarını söyleyen KSÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Ali Arda Işıkber, “Standımızda doğada bulunan böcekleri öğrencilere tanıtıyoruz. Böceklerin doğada ne tür faaliyet gösterdiklerini ve onların çok tehlikeli olmadığını belirtmeye çalışıyoruz. Böcekleri çocuklara sevdirmeyi çalışıyoruz. Çünkü doğanın bir parçası oldukları için bizim için çok değerli olduğunu belirtiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çocuklarımızın heyecanı çok kıymetli </strong></p>
<p>Etkinliklerde çocuklara bitki yetiştiriciliği süreci hakkında bilgiler verdiklerini dile getiren Sınıf Öğretmeni Burcu Köse Özdemir, “Çocuklarımız ile bardaklara tohum ekiyoruz ve bu süreci çocuklarımıza anlatıyoruz. Can suyunun önemini, bitkilerin yetiştirilme aşaması gibi konuları çocuklarımıza aktarıyoruz. Çocukların gözündeki heyecan ve heves çok bizim için çok kıymetli. SÜRBİLFEST’te olduğumuz için çok mutluyuz” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlikler 24 Ekim Cumartesi gününe kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/surdurulebilir-gelecege-bilimsel-adimlar-kahramanmarasta-atiliyor-90394</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/4/1280x720/surdurulebilir-gelecege-bilimsel-adimlar-kahramanmarasta-atiliyor-1792752328.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜBİTAK öncülüğünde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Onikişubat İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve paydaş kurumlar iş birliğiyle düzenlenen SÜRBİLFEST etkinliği başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ifmdeki-2-tasinmazi-165-milyar-liraya-satin-alacak-90380</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell İFM&#039;deki 2 taşınmazı 16,5 milyar liraya satın alacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ, İstanbul Finans Merkezi'nde (İFM) yer alan iki taşınmazı satın alacağını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasıyla duyurdu. </p>
<p>Açıklamasına göre, İstanbul Finans Merkezi'nde yer alan, TVF İFM Gayrimenkul İnşaat ve Yönetim AŞ'ye ait, İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, Finanskent Mahallesi, 3328 Ada, 2 Parsel, B Blok adresinde yer alan taşınmaz, KDV hariç 6 milyar 983 milyon 204 bin 159 lira bedelle Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ tarafından satın alınacak.</p>
<p>Aynı lokasyonda yer alan A Blok'taki taşınmazın ise Turkcell'in bağlı ortaklığı Turkcell Teknoloji Araştırma ve Geliştirme AŞ (TTECH) tarafından KDV hariç 9 milyar 528 milyon 495 bin 841 lira bedelle satın alınması kararlaştırıldı.</p>
<p>Böylece iki taşınmazın toplam satın alma bedeli KDV hariç 16 milyar 511 milyon 700 bin lira oldu.</p>
<p>Açıklamada ayrıca tapu devir işlemleri öncesinde satın alımın kamuya duyurulmasının süreci olumsuz etkileyebileceği ve şirketin yasal hak ve menfaatlerine zarar verebileceği dikkate alınarak, Sermaye Piyasası Kurulunun Özel Durumlar Tebliği'nin 6'ncı maddesi kapsamında 24 Eylül 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla bilginin kamuya açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ifmdeki-2-tasinmazi-165-milyar-liraya-satin-alacak-90380</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/5/1280x720/istanbul-finans-merkezi-ifm-1777263415.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell, İstanbul Finans Merkezi&#039;nde bulunan iki taşınmazın toplam 16,5 milyar liraya satın alınacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-duzenlemesi-mecliste-kabul-edildi-90379</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon düzenlemesi Meclis&#039;te kabul edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.</p>
<p>Kanunla Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kaybı ve zararının sorumlulardan tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Kanunun hükümleri, belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacak.</p>
<p>Öte yandan, düzenleme kapsamındaki bazı tanımlar ve kısaltmalar da hüküm altına alınıyor.</p>
<p>Düzenlemenin, "Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi" başlıklı hükmüne göre, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul, tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.</p>
<p>Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterecek. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici olarak farklı bir fiyat marjı uygulanmasına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlerin kullanılmasına Kurulca karar verilebilecek. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilecek. Bu kapsamda yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmayacak. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilecek.</p>
<p>Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına dahil edilecek. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılacak.</p>
<p>Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK), Takasbank, Borsa İstanbul AŞ (Borsa), Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu düzenlemenin uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve/veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemeyecek.</p>
<p>Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilecek.</p>
<p>Kanunla katılma payı sahipleri adına Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hale geldiğinden TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabında katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlenmesi amaçlanıyor. Buna göre, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla düzenlemedeki tasfiye hükümlerine tabi olacak.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillerin, Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi veya bu fonlarla birlikte hareket edilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya bu fonlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, Kurulun sözü edilen tarihli kararları uyarınca tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak.</p>
<p><strong>"Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme"</strong></p>
<p>Kanunun "Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme" başlıklı hükmüne göre, fon malvarlığının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir nakdin, tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ile ödemeye esas katılma payı adetleri üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yeterli olmaması halinde, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillere yönelik hüküm saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı, fona, fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanacak.</p>
<p>Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili hüküm uyarınca hesaplanan net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek. Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Fonun önceki gün sonu fiyatı, ihtiyaç duyulan bilgiler tasfiye ile görevli kuruluşlardan temin edilerek, ilgili güne dair yapılan değerleme ile Takasbank tarafından hesaplanan fiyat olacak.</p>
<p>Dağıtılabilir nakdin düzenlemeye göre hesaplanan net yatırım tutarlarının ve/veya düzenlemeye göre hesaplanan ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi halinde Kurul, mevcut nakitten mümkün olan en fazla sayıda fon pay sahibinin tam yararlanması amacıyla, net yatırım tutarı en düşük olan fon pay sahibinden başlanmak suretiyle ödeme yapılmasına ve/veya tüm fon pay sahipleri bakımından uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenerek bu tutara kadar ödeme yapılmasına karar vermeye yetkili olacak. Bu kapsamda yapılacak ödemelerde hiçbir fon pay sahibine net yatırım tutarını, ödeme tutarının hesaplandığı tarihten ve/veya tasfiye tarihinden önceki gün sonu itibarıyla hesaplanmış hak ve alacak tutarlarını veya düzenlemede öngörülen 1 milyon Türk lirası tutarındaki ara ödeme tavanını aşan ödeme yapılamayacak. Ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılamayacak. Söz konusu katılma payları nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.</p>
<p>Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarda, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, girişlerinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak miktarı aşan tutarda elde ettikleri getiri, Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Bu fonların malvarlığında yer alan ve Kurulca Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili maddelerine konu edilen paylardan kazanç elde eden kişilerce, söz konusu paylardan elde edilen getirinin, payın elde tutulduğu dönemde alım maliyetinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak tutarı aşan kısmı, Kurulca ilan edilen genel hisse iade hesabına isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Hüküm kapsamında, hesaplama döneminin, iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak yöntem ile hükmün uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesine Kurul yetkili olacak.</p>
<p>Nihai ödemede, fon pay sahibine tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek.</p>
<p>Teklif ile "Fon mal varlığından mevzuata aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk" başlıklı hükümle fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin kapsamı ve bu nedenle doğan zarara veya kayba yönelik sorumluluk düzenleniyor.</p>
<p>Buna göre, fon mal varlığından mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın, karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo veya benzeri işlem ve sözleşmeler yoluyla ilişkili taraflar, hakim ortaklar, yöneticiler, bunların doğrudan veya dolaylı kontrol ettikleri kişiler yahut diğer üçüncü kişiler lehine çıkarılan veya aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen veya değerlendirilmesi suretiyle elde edilen değerler fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılmış değer addedilerek fon zarara veya kayba uğratılmış sayılacak. Zarar veya kayıptan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak. Bu tutarın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması halinde, fonun zarara veya kayba uğratılmasında sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler, şahsen sorumlu olacak.</p>
<p>Bu hüküm kapsamındaki kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları veya yönetim ya da kontrolü ellerinde bulundurdukları dönemde gerçekleştirilen işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.</p>
<p>Düzenlemenin "Elkonulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı" başlıklı hükmü kapsamında bulunmayan durumlar bakımından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar veya kayıp tutarını, zarar veya kayıpta sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.</p>
<p>SPK'nin bildirimi üzerine sorumluların mal varlığından geri kazanım sağlanması amacıyla Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında TMSF tarafından tahsil ve takip işlemleri başlatılacak. TMSF, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerini uygulama yetkisine haiz olacak. Bu hüküm kapsamında açılacak davalarla ilgili olarak İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.</p>
<p><strong>El konulan ve müsadere edilen mallar</strong></p>
<p>Kanunla, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında elkonulan veya müsadere edilen mal varlığı değerlerinin, fonla hukuki ve ekonomik bağlantısı bulunduğu ölçüde geri kazanım sistemine dahil edilmesi sağlanacak.</p>
<p>"El konulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı" başlıklı hükme göre, bu düzenleme kapsamındaki fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalar kapsamında CMK'nin ilgili hükümleri uyarınca elkoyma kararı verilebilecek. Elkonulan mal varlığı değerleri arasında, fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları bulunması halinde bunlar, CMK'nin ilgili hükümleri uyarınca ilgili fona veya geri kazanım hesabına cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkemece iade edilecek. Bu düzenleme kapsamında SPK'nin yaptığı suç duyurularına dayanak raporlar, CMK'nin ilgili hükümlerince düzenlenen suçtan elde edilen değere ilişkin rapor sayılacak.</p>
<p>Doğrudan fona devredilemeyen ve sorumlulara ait gayrimenkul gibi diğer mal varlığı değerleri bakımından TMSF'nin kayyum olarak atanabilmesine ve Bankacılık Kanunu'nda tanınan yetkileri kullanarak bu değerleri dava sonucu beklenmeksizin satmasına veya tasfiye etmesine imkan sağlanıyor.</p>
<p>Yargılama sonucunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun mal varlığından çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin, Hazine'ye gelir kaydedilmeksizin ilgili yatırım fonuna, tasfiyenin tamamlanmış olması halinde ise geri kazanım hesabına aktarılmasına mahkemece karar verilecek.</p>
<p>Bu düzenleme kapsamında tahsil ve/veya iade edilen tutarlar ile suçla bağlantılı mal varlığı değerlerinden ilgili fona veya fon pay sahiplerine aktarılmasına karar verilen tutarlar, TMSF nezdinde her bir fon için ayrı alt hesaplarda geri kazanım hesabı olarak izlenecek. Bu tutarlar TMSF'nin kendi mal varlığından ayrı olacak.</p>
<p>Geri kazanım hesabında bulunan tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek, başka bir amaçla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, üzerlerine ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulamayacak.</p>
<p>Geri kazanım hesabında biriken tutarlar, yapılan zorunlu masraflar düşüldükten sonra TMSF tarafından tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiyenin tamamlanmış olması halinde ise SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne (YTM) aktarılacak. Ödemeler YTM tarafından katılma payı sahipliği oranında yapılacak. Nihai dağıtım hariç olmak üzere, dağıtım sonucunda bir fon pay sahibine yapılacak ödemenin, ödeme yöntemine ilişkin işlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek asgari ödeme tutarının altında kalması halinde, bu tutar fon pay sahibi adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek, birikmiş tutarın asgari ödeme tutarına ulaşması halinde fon pay sahibine ödeme yapılacak.</p>
<p>Geri kazanım hesabına gelen veya aktarılan bir tutarın birden fazla fon ile bağlantılı olması durumunda fonlar arasında dağıtımına ilişkin usul ve esaslar fon türleri, likidite yeterlik oranı, fon katılma payı sahipliği yapısı, yatırımcının korunması, ilgili fonlardaki tasfiye oranı ve benzeri kıstaslar dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek.</p>
<p>Kanunla, düzenlemenin uygulanmasında gerekli görülen durumlarda, koşulları Kurul Karar Organı tarafından belirlenmek üzere, bu kanunun uygulanmasından doğan işler, açılacak dava ve takipler için SPK ve YTM tarafından dışarıdan avukatlık hizmeti ile muhasebe ve yazılım geliştirme hizmetleri temin edilebilecek.</p>
<p>Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar SPK tarafından TMSF'nin görev alanına giren hususlarda TMSF'nin görüşü alınarak belirlenecek.</p>
<p>Düzenlemede hüküm bulunmayan hallerde Sermaye Piyasası Kanunu, CMK, Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın bu düzenlemeye aykırı olmayan hükümleri uygulanacak.</p>
<p>Kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, birleşimi, 27 Ekim Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-duzenlemesi-mecliste-kabul-edildi-90379</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/366-1792740614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meclis Genel Kurulu&#039;nda kabul edilen kanun teklifine göre, SPK tarafından belirlenen fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek. &quot;Piyasa bozucu eylemler&quot;, &quot;bilgi suistimali&quot;, &quot;piyasa dolandırıcılığı&quot; başlıklı hükümlerde düzenlenen fiillerin, SPK&#039;nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi veya bu fonlarla birlikte hareket edilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilenlere bu fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-kiralama-modelini-dijital-kanala-tasidi-90371</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA, kiralama modelini dijital kanala taşıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MUSTAFA KEMAL ÇOLAK</strong></p>
<p>Garanti BBVA Kirala, araç kiralamadaki deneyimini teknoloji ürünlerine taşıyarak iş modelini genişletiyor. Eylül ayında Apple Yetkili İş Ortağı olarak iPhone kiralama hizmetini devreye alan şirket, Garanti BBVA Kirala markasıyla farklı ürün kategorilerine açılmayı hedefliyor.</p>
<p>Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, “Araç seçimi, bakım, servis, iade ve ikinci el değer yönetimine uzanan bu birikimi şimdi farklı ürün kategorilerine taşıyoruz. Araç kiralama ana iş alanlarımızdan biri olmaya devam ederken, iPhone kiralama hizmetimizi de yüksek ilgiyle kullanıma açtık” dedi.</p>
<h2>Teknolojide israfı azaltmayı hedefliyor </h2>
<p>Teknoloji kiralamaya iPhone ile başlamalarının arkasında cihazların hızlı yenilenmesi ve kullanılmadan bekleyen telefonlar sorunu bulunduğunu ifade eden Göçer, “Yeni modeller çıktıkça mevcut cihazlar teknoloji açısından geride kalabiliyor. Müşteriler için sahiplikten çok güncel modele erişim önem kazanıyor. Kiralama, cihazların kullanım sonunda geri alınarak yeniden değerlendirilmesini sağlayıp israfı azaltmayı amaçlıyor” diye konuştu.</p>
<p>Bireysel Garanti BBVA müşterilerine 12 ve 24 aylık seçeneklerle sunulan hizmet, yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden kullanılabiliyor. Müşteriler model, depolama kapasitesi, renk ve ödeme planını seçerken cihazlar sıfır ve orijinal kutusunda teslim ediliyor. Sigorta da kira bedeline dahil bulunuyor. Süre sonunda cihaz iade ediliyor. Satın alma seçeneği sunulmuyor. “Müşteriler, güncel koşullar ve stoklar doğrultusunda yepyeni bir iPhone için yeniden kiralama başvurusu yapabiliyor.”</p>
<h2>Net maliyette ikinci el hesabı </h2>
<p>“Kiralama ile satın almayı karşılaştırırken yalnızca etiket fiyatına bakılmaması gerektiğini vurgulayan Göçer, ödeme zamanlaması, sigorta gideri ve cihazın dönem sonundaki ikinci el değerinin de hesaba katılmasını önerdi. Şirketin örnek hesabında iPhone 18 Pro 256 GB için 137 bin 999 TL peşin fiyat karşısında, 24 ay vadeli kiralamanın KDV ve sigorta dahil aylık bedeli 5 bin 910 TL olarak verildi. Göçer’in paylaştığı hesaplamada, ikinci el satış değeri, sigorta ve ödemelerin bugünkü değeri dikkate alındığında, 24 aylık net kullanım maliyeti bugünkü değerle satın almada yaklaşık 110 bin 500 TL; 24 ay boyunca her ay 750 TL nakit iade alınması durumunda kiralamada ise 81 bin TL olarak hesaplanıyor.”</p>
<p>“Örnek hesaplama; paranın zaman değerini yansıtan aylık %4,17 faiz varsayımı esas alınmıştır. Satın almada sigorta gideri ve 24 ay sonunda 90 bin TL tahmini ikinci el satış değeri varsayımlarına dayanmaktadır. İlk kira ve sigorta ödemesi başlangıçta, nakit iadeler izleyen aylarda kabul edilmektedir. Nakit iade, kampanya koşullarının sağlanmasına bağlıdır.”</p>
<p>Kiralama modelinin sürdürülebilirliğe katkısının ürünlerin kullanım ömrünü uzatmasından kaynaklandığını kaydeden Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, araçları ikinci el satış hizmetiyle yeniden ekonomiye kazandırdıklarını, teknoloji ürünlerinde de yenileme ve sorumlu geri dönüşüm süreçleri üzerinde çalıştıklarını söyledi. Şirketin gelecek dönem planlarında bireysel araç kiralama da bulunuyor. Şirket bu hizmeti yakında dijital kanaldan sunmaya başlayacak. Otomobilin uzun yıllar yatırım aracı olarak görülmesinin bireysel kiralamanın yaygınlaşmasını zorlaştırdığını dile getiren Göçer, “Bu yatırım beklentisinin zayıflamasıyla kiralamanın daha geniş kabul göreceğine inanıyoruz. Teknoloji kiralamada ise iPhone ile başladığımız yolculuğu yeni kategorilerle sürdürecek, ürünlerin kullanım ve yeniden değerlendirme süreçlerini birlikte yöneteceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-kiralama-modelini-dijital-kanala-tasidi-90371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/1/1280x720/burak-ali-gocer-1792737328.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti BBVA Kirala’nın yaklaşık 20 yıllık araç kiralama deneyimini farklı ürün gruplarına taşıdıklarını belirten Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, iPhone kiralamayla başladıkları teknoloji yolculuğunu yeni kategorilerle büyüteceklerini söyledi. Şirket, bireysel müşterilere yönelik araç kiralama hizmetini de dijital kanala taşımaya hazırlanıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celik-ureticisinin-kari-buyudu-hissenin-cikisi-yuzde-73u-buldu-90366</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çelik üreticisinin kârı büyüdü hissenin çıkışı yüzde 73’ü buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Temettü Endeksi'ndeki piyasa değeri en yüksek 15 şirketten sadece 10'u yılbaşından bu yana yükseldi. Listenin dibindeki 10 şirket ise yatırımcısına %55'i aşan kayıplar yaşattı. Veriler, Temettü Endeksinde yer almanın fiyatın sürekli yükselmesini garanti etmediğini gösteriyor.</strong></p>
<p>Temettü Endeksi’nde yer alan firmaların piyasa değeri ile getiri performansları arasında dikkat çeken bir makas gözleniyor. Değeri en yüksek 15 şirketten sadece 10’u yılı pozitif tarafta sürdürürken, Aselsan ve Tüpraş yatırımcısına kazandıranlar arasında. Garanti Bankası %3,86 gerilerken, BİM %45,33 getiri sağladı. Listenin altındaki LDR Turizm ve Sümer Varlık gibi 10 küçük şirket ise %55’ten fazla kaybettirdi. Borsada sadece temettüye bakarak alım yapmak yetersiz kalabilir. Firmaların büyütme potansiyeliyle ileriye dönük beklentilerini de nazara almak gerekiyor.</p>
<h2>Demir çelikteki yükseliş</h2>
<p>Bu yıl yatırımcısına hisse başına 4,50 TL ile toplamda 13,05 milyar TL kâr payı ödeyen İskenderun Demir Çelik, yılbaşından bu yana %72,98 prim yaptı. Hissenin fiyatı dalgalı bir seyir izlese de yönü yılbaşından bu yana yukarı. Altı aylık dönemde kârını %203 artışla 9,22 milyar TL’ye çıkaran şirketin, temettü ödemesini sürdüreceği anlaşılıyor.</p>
<p>Piyasa değeri 255,6 milyar TL seviyesinde olan Ereğli Demir Çelik, endeksteki büyükler arasında ilk dokuzda yer alıyor. Düzenli temettü veren firma, geçtiğimiz haziranda toplamda 3,85 milyar TL kâr payı ile yatırımcısına hisse başına 55 kuruş ödeme yaptı. Hisse, temmuzda test ettiği 45,10 TL’nin ardından son üç ayda gerilese de yıl başından bu yana %55,40 yukarıda bulunuyor.</p>
<h2>Küçük tahtada sert düşüş</h2>
<p>Temettü Endeksinde yer alan LDR Turizm, 6,67 milyar TL ile piyasa değeri en düşük şirketlerden biri konumunda. Yılbaşından bu yana %88,43 oranında değer yitirdi. Nisanda en yüksek 153,75 TL’yi test eden fiyat, gelen satışlarla gerilerken temmuzda düşüş ivmesini artırdı. Ekimde ise taban bulma çabası öne çıktı. LDR Turizm, kârın %2 gibi sembolik tutarını temettü olarak veriyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adafbf96c245-1792736249.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>FAİZ RİSKİ Mİ, PAZAR RİSKİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Faiz riski;</strong> sabit maliyet, getiri potansiyeli, planlama kolaylığı, mevduat fırsatı. Borç sarmalı, büyüme freni, maliyet yansıması, nakit sıkışıklığı.</p>
<p><strong>Pazar riski;</strong> geniş fırsat, trend öncülüğü, agresif büyüme, likit piyasa, makro vizyon. Sistemik risk, öngörülemezlik, kontrolsüzlük, talep erimesi.</p>
<p><strong>Siparişleri karşılayabilmek için kapasitesini artırıyor. Oğulbey'in ilk fazı devrede</strong></p>
<p>Aselsan'ın kapasitesini büyütecek yeni yatırımları ne aşamada? ● Enver Coşar</p>
<p>Enver, üretim kapasitesini büyüten Aselsan, talebe bağlı olarak satışlarını artırıyor. Geçtiğimiz yıl Ankara Oğulbey'de 6.500 dönümlük arazi üzerinde başlatılan yeni tesis yatırımı savunma sektöründeki tek seferde yapılan en büyük yatırım niteliğini taşıyor. Avrupa'nın en büyük hava savunma tesisi olan yatırımın ilk fazı ağustosta devreye girdi. Öte yandan toplam 36 bin metrekarelik Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi ile Akıllı Mühimmat Merkezi de hizmete girdi. Yeni tesisler teslimat kapasitesini artırırken otomasyon altyapısını güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Taşınmazları daha verimli değerlendirmek için satış ve kira gibi alternatifler masada</strong></p>
<p>Türk Telekom'un taşınmazları için değerlemeye gitmesinin amacı nedir? ● Deniz Uzun</p>
<p>Deniz, geçtiğimiz ağustosta Türk Telekom, taşınmazlarının ekonomik değerini ve kullanım verimliliğini saptamak amacıyla kapsamlı bir değerlendirme çalışması başlattığını duyurdu. Açıklama, rutinin ötesinde, şirketin sahip olduğu gayrimenkul portföyünü stratejik bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmeye hazırlandığına işaret ediyor. Paylaşılan içerikte yer alan "kullanım verimliliği" vurgusu satış, kiralama, proje geliştirme, gelir yaratma veya finansman amaçlı yapılandırılma gibi alternatiflerin masada olabileceğini işaret ediyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>FJB blok zinciri teknolojilerine yatırım yaparak yıllık yüzde 25 yükseldi</strong></p>
<p>Fiba Portföy'ün idaresindeki Blok Zinciri Teknolojileri Serbest Fon (FJB), nisan-mayıs dönemindeki çıkışının ardından tekrar yataya dönen bir eğilimle hareket ettiği gözleniyor. Büyüklüğü son bir yılda dalgalı bir seyir izlese de küçülen yapısı daha baskın. Toplam değeri ekimde 274,54 milyon TL'ye geriledi. Temmuz ayından bu yana düzenli nakit çıkışı yaşanan fondan ekimde çıkan tutar 36,22 milyon TL. Yatırımcı sayısı bir yıldır istikrarlı şekilde azalıyor. Ekim 2025'te 1.167 olan sayı şimdilerde 620 kişiye gerilemiş durumda. Temel stratejisi, varlıklarını blok zinciri temalı hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %76,59'u yabancı hisse senedi ve %12,81'i yatırım fonlarından oluşuyor. Son bir yılda %24,73 getiri sağlayan portföy, aynı sürede %10,42 yükselen BIST 100'ü geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Nurol Yatırım Bankası, %43,44 bileşik faizle 230 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Nurol Yatırım Bankası, 20.10.2026 tarihinde nitelikli yatırımcılara yönelik finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 230.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %39,50, bileşik faizi ise %43,44 olarak belirlendi. 181 gün vadeli bononun vadeye isabet eden faizi %19,59 düzeyinde. Bononun itfa tarihi 20.04.2027 olarak açıklandı. 21 Ekim tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,85 seviyesinde bulunuyor. NYB'nin verdiği %39,50 basit faiz oranı, TLREF'in 2,65 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılayacak. Bono, piyasada TRFNURL42729 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adafbbd86924-1792736189.png" alt="" width="960" height="238" /><strong>PASİFİK HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Edirne'deki rüzgâr enerjisi santrali projesi için 40 milyon euro kredi temin etti</strong></p>
<p>Pasifik Holding'in yenilenebilir enerji iştiraki Windrogen Enerji, Keşan'da geliştirdiği Arel RES projesi için önemli bir finansman eşiğini aştı. Toplam 39,9 MWe kurulu güce ve aynı kapasitede elektrik depolama sistemine sahip olacak proje için yurt içi bir bankadan 40 milyon euro tutarında uzun vadeli finansman temin etti. Yıllık 160 milyon kWh elektrik üretim kapasitesine sahip projenin EPC süreçleri başlatılarak rüzgâr türbini siparişleri verildi. Proje kapsamında Yatırım Teşvik Belgesi alarak maliyet avantajı sağlanması, gerçekleştirilecek yatırımı rahatlatacak.</p>
<p><strong>AKSA ENERJİ</strong></p>
<p><strong>KKTC'deki enerji santralinin kapasitesini 223 MW'a yükseltmek için anlaştı</strong></p>
<p>Aksa Enerji, KKTC'de büyüme hedefiyle önemli bir kapasite artışına gidiyor. Şirket, 2023 yılında Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ile 15 yıl süreli, dolar bazlı kiralama ve işletme sözleşmesi imzaladığı Kalecik Kombine Çevrim Elektrik Santrali'nde ek protokol uyarınca 35 MW kapasite artırımı yapacak. Genişleme ile Aksa Enerji'nin KKTC'deki toplam kurulu gücü 223 MW seviyesine ulaşacak. Firmanın yurt dışı operasyonlarında dolar bazlı ve garantili gelir akışını güçlendiren adım, kur dalgalanmalarına karşı risk yönetimi sağlarken konsolide ciro büyümesine katkıda bulunacak.</p>
<p><strong>LİNK BİLGİSAYAR</strong></p>
<p><strong>Anlaşmaya vardığı iki firmayla iş birliğine giderek hizmet ağını genişletecek</strong></p>
<p>Link Bilgisayar, işletmelerin finansal ve operasyonel süreçlerini dijitalleştirmek amacıyla iki yeni iş birliğine imza attı. Şirket, Bakiyem Ödeme Çözümleri firmasıyla KOBİ'lere yönelik bütünleşik finansal yönetim çözümleri sunmak için önemli bir ortaklık kurdu. Öte yandan Grovbi Teknoloji ile de Sanal POS, Fiziki POS, CepPOS, linkle ödeme ve pazaryeri entegrasyonu çözümlerini, başta Link Cloud ERP olmak üzere şirketin yazılım ürünleriyle entegre edecek. Söz konusu girişimler şirketin sunduğu hizmet ağını genişletirken müşteri bağlılığını artırmasına imkan verecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Bera Holding hissesinde arada yukarı tepkiler olsa da hazirandan bu yana düşüyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adafb9d45f12-1792736157.png" alt="" width="293" height="241" />Bera Holding'de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %78,22 ile toplamda 2,59 milyon lot artarak 5,9 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 9'dan 11'e yükseldi. Z30KP.F fonu 1,58 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, SVB 235,2 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Bera hakkında yıl içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Ziraat Portföy'ün ilgisi dikkat çekiyor. Kurumun Z30KP.F fonundan ayrı olarak Z30KE.F fonu da 1,5 milyon lotla hisseyi portföyüne aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celik-ureticisinin-kari-buyudu-hissenin-cikisi-yuzde-73u-buldu-90366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çelik üreticisinin kârı büyüdü hissenin çıkışı yüzde 73’ü buldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sanayii-made-in-eu-tehdidi-altinda-90349</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk sanayii &#039;Made in EU&#039; tehdidi altında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB’nin “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin Gümrük Birliği avantajlarını fiilen zayıflatabilecek yeni bir sanayi politikası sınavına dönüşüyor. Kamu destekleri ve yerli üretim şartlarıyla Türk sanayisinin rekabet gücünü tehdit eden düzenleme karşısında, Türkiye’nin Avrupa menşei kapsamına alınması için diplomatik girişimlerini hızlandırması gerekiyor.</strong></p>
<p>Made in Europe ya da bilinen adıyla <strong>“Made in EU”</strong> yaklaşımı, Avrupa Birliği'nin geleneksel serbest piyasa ve serbest ticaret ilkelerinden ayrılarak stratejik otonomi ve korumacı sanayi politikalarına geçişini simgeleyen yeni nesil bir stratejik düzenleme.</p>
<p>Düzenleme yeni olsa da <strong>"Made in EU"</strong> kalıbı, birlik aidiyetini artırmak, tüketiciyi bilgilendirmek ve tüketici tercihlerinde Avrupa menşeli ürünleri ön plana çıkarmak amacıyla 2010'lu yılların başında başta Fransa ve İtalya öncülüğünde gündeme gelmiş ve oluşturulmuş bir etiketleme yaklaşımıydı aslında. <strong>Bu basit yaklaşımın bağlayıcı ve korumacı bir sanayi politikası aracına dönüşmesi son 10 yılda başlayan ve günümüzde giderek artık yeni düzene dönüşen kurallı ticaretten kuralsız ticarete geçişle oldu. </strong></p>
<p>16.08.2022 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden’ın <strong>‘The Inflation Reduction Act (IRA)- (Enflasyonu Düşürme Yasası)’</strong>nı imzalaması mihenk taşı olarak kabul edilebilir. <strong>Enflasyonu Düşürme Yasası'nın omurgasını yeşil dönüşüm, enerji bağımsızlığı ve sağlık harcamalarının azaltılması oluşturuyordu. </strong>IRA, kamu fonları ve vergi kredileri aracılığıyla 369 milyar doları aşan iklim ve enerji bütçesi ayırarak küresel ticaret ve sanayi politikasında yeni bir dönem başlattı.</p>
<p><strong>Yasa, AB ve Doğu Asya (Güney Kore, Japonya) gibi ABD’nin geleneksel müttefiklerinde büyük rahatsızlık yarattı. Avrupalı yetkililer, ABD'nin bu korumacı teşviklerle Avrupa merkezli şirketleri (otomotiv, pil, kimya) ABD'ye çekmeye çalıştığını belirterek Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarının ihlal edildiğini savundu. Bu gelişmeye yanıt olarak AB, kendi sanayisini korumak ve yeşil yatırımları tutmak amacıyla Net Sıfır Sanayi Yasası (NZIA) ve Kritik Hammaddeler Yasası (CRMA) gibi düzenlemeleri hızla hayata geçirdi.</strong></p>
<p><strong>Bu açıdan baktığımızda; ABD’nin Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) ile Avrupa Birliği’nin “Made in EU” düzenlemesi arasındaki bağlantının, temelde bir etki-tepki mekanizmasına dayandığını çok net görebiliyoruz.</strong> ABD'nin IRA ile uygulamaya koyduğu korumacı yeşil teşvikler, Avrupa sanayisini doğrudan tehdit etti; AB de bu duruma kendi sanayisini korumak ve yeşil üretimde <strong>"kendi kendine yeterlilik"</strong> sağlamak amacıyla “<strong>Made in EU”</strong> merkezli tedbirler ve yasalarla yanıt verdi.</p>
<p>Bugün Avrupa Birliği (AB), küresel rekabet gücünü korumak, Amerika ve Çin karşısında açılan inovasyon makasını kapatmak ve yeşil dönüşümü finanse etmek amacıyla Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) ve bu yasa kapsamında şekillenen <strong>“Made in Europe” </strong>düzenlemesini hayata geçiriyor.</p>
<p><strong>Türkiye açısından ise Avrupa’nın bu yeni düzenlemesi, sıradan bir ticaret düzenlemesinin çok ötesinde, gümrük tarifelerinin ötesine geçen stratejik bir sanayi politikası sınavına dönüştü.</strong></p>
<p>Şimdi geldiğimiz noktada AB’nin <strong>“Made in EU” </strong>stratejisinin artık Gümrük Birliği Üyesi olan Türkiye’ye de zarar verebilecek bir noktaya evrildiğini görüyoruz. <strong>Gelinen nokta sadece şirketlerin tepki verebileceği ya da sivil toplum kuruluşlarının yürütebileceği basit bir süreç değil. </strong>Hükümetin tüm imkânlarıyla Türkiye’yi dışlamaya doğru giden bu süreçte, Türk ürünlerinin <strong>“Made in EU” </strong>kapsamına alınması için her türlü müzakerenin yapılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Türkiye hızla sanayisini kaybederken, AB’nin sanayisizleşmeyi önleme, imalat sanayisini yüksek enerji maliyetleri ve küresel rekabet baskısına karşı dirençli tutma isteği de bir ironi olarak görülebilir. </strong>Bu konuyla ilgili son dönemlerde gördüğüm en derli toplu ve içeriği itibarıyla en doyurucu rapor <strong>‘Toplumsal Çalışmalar Enstitüsü’</strong> tarafından Çiğdem Gizem Okkaoğlu imzasıyla hazırlanan “<strong>Made in Europe” ve Türkiye Avrupa Birliği’nin Yeni Sanayi Politikası, Gümrük Birliği’nin Sınırları ve Türkiye için Politika Seçenekleri’</strong> başlıklı rapor.</p>
<p><strong>Rapor;</strong> kamuoyundaki ve iş dünyasındaki en büyük yanlış anlamalardan birinin, "Made in Europe" düzenlemesiyle Türkiye’den AB’ye yapılan ihracata yeniden gümrük vergisi uygulanacağı korkusu olduğunu, oysa yeni nesil korumacılık dalgasının geleneksel gümrük tarifeleri üzerinden işlemediğini, <strong>Türkiye'de üretilen araçlar ve sanayi mallarının Gümrük Birliği çerçevesinde AB pazarına gümrüksüz girmeye devam edeceğini, ancak AB’nin, pazarını gümrük vergisi koymadan; kamu alımları, tüketici teşvikleri, kurumsal filo destekleri ve karbon emisyon mekanizmaları üzerinden kendi üreticilerine açtığını, dışarıdakilere ise kotalar ve katı şartlarla kapattığını vurguluyor. </strong>Neyin ne olduğunu ve olayın adını koymak açısından bu tespiti ben de sizinle paylaşmak istedim.</p>
<p><strong>Raporda belirtildiği şekliyle, elektrikli araçlar özelinde getirilen kurallar oldukça katı. Bir aracın veya markanın AB'deki kamu desteklerinden, tüketici teşviklerinden ve kurumsal filo yardımlarından yararlanabilmesi için aracın nihai montajının AB içinde yapılması ve batarya hariç değerinin en az yüzde 70'inin AB menşeli bileşenlerden oluşması şartı aranacak.</strong> Bu durum, Türkiye açısından doğrudan bir gümrük duvarı örmek anlamına gelmese de, Türkiye'de üretilen araçları teşvik kapsamı dışında bırakarak fiyat ve rekabet avantajını sessizce ortadan kaldıracak bir durum olarak görünüyor.</p>
<p>Türkiye’nin lokomotif üretimi otomobiller üzerinden baktığımızda, <strong>Türkiye'de üretilen araçların dışlanması, doğrudan bu Avrupalı üreticilerin kârlılığına, rekabet gücüne ve küresel pazardaki ayakta kalma kapasitesine darbe vuracak gibi duruyor. </strong></p>
<p><strong>Rapora göre; Fransa ve Almanya'nın “Made in Europe” tanımını daraltma yönündeki katı tutumunun arkasındaki temel motivasyonlardan biri Çin menşeli yatırımlara ve sermayeye dönük derin endişeler.</strong> Çinli otomotiv devi BYD'nin Temmuz 2024'te Manisa'da duyurduğu 1 milyar dolarlık yatırım kararı, uluslararası basında ve AB nezdinde Çinli üreticilerin Gümrük Birliği imkânlarını kullanarak AB'nin yüksek tarifelerini aşmasını sağlayan bir <strong>"arka kapı"</strong> veya <strong>"Truva Atı" </strong>olarak değerlendirilmişti. Türkiye'nin Çinli elektrikli araçlara yüzde 40 ek vergi uygularken yatırım teşvik belgesiyle muafiyet sağlaması da bu kaygıları artırmıştı. Nitekim AB, Çin menşeli araçlara dönük korumacılık önlemlerini sadece elektrikli araçlarla sınırlı tutmayıp, Çin'den gelecek hibrit ve şarj edilebilir hibrit araçlar için de yıllık 350 bin araçlık katı kotalar getiren paralel ticaret savunması adımlarını devreye sokmuştu.</p>
<p><strong>BYD’nin bu süreçte sertleşen AB kurallarına karşı Haziran 2026’da Manisa projesini askıya alarak yatırımlarını AB içine kaydırma kararı aslında sürecin doğal bir sonucu gibi gözüküyor. </strong></p>
<p><strong>Rapora göre; AB'nin sivil sanayide "Made in Europe" ile uygulamaya koyduğu bu ayrımcı korumacılık anlayışı yeni değil.</strong> Birlik, benzer bir korumacılık duvarını savunma sanayiini finanse etmek için kurduğu SAFE (Security Action for Europe) mekanizmasında da sergiledi. SAFE çatısı altında Kanada gibi ülkeler imzaladıkları özel anlaşmalarla projelerde yüzde 80'e kadar pay alabilirken, Türkiye gibi aday ülkeler kısıtlı bir tedarikçi statüsüyle yüzde 35'lik üçüncü ülke kotasına sıkıştırıldı. <strong>"Made in Europe"</strong>, aynı mantığın şimdi sivil sanayiye sıçraması.</p>
<p><strong>Nitekim Fransa ve Almanya, 15-16 Ekim 2026 uzlaşısında "Made in Europe" teşviklerinden yararlanmak için "1 Ocak 2020 itibarıyla AB iç pazarının parçası olma" şartını getirdiler.</strong> Bu tarihsel sınırlandırma ile: Birleşik Krallık (o tarihte henüz geçiş sürecinde olduğu için) ve Norveç (AEA üyesi olarak) koşullu şekilde kapsama dahil edilmiş durumdalar. <strong>Türkiye ise 1996'dan beri Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen iç pazarın hukuki bir parçası sayılmadığı için adı metinde doğrudan anılmadan kapsam dışında bırakılmış durumda. </strong></p>
<p><strong>Özetle, geldiğimiz nokta yeni ve öngörülemeyen bir süreç değildi. Her alanda olduğu gibi burada da yumurta kapıya dayanınca eyleme geçme alışkanlığı maalesef peşimizi bırakmıyor. </strong></p>
<p><strong>Oysa 86 milyonluk pazarıyla Türkiye çok büyük bir ülke. </strong>Avrupalı önemli üreticiler için Türkiye hem otomobil, kamyon, otobüs, minibüs üretiminde hem de otomotiv yan sanayide üretim teknolojisi itibarıyla Avrupalı bir ülke.</p>
<p>Fakat göreceli üstünlüklerimize rağmen <strong>"Made in Europe" </strong>kapsamında dışlanma riski hem çok üzücü hem de ülkenin sanayisi için büyük bir risk. <strong>Üstelik bir kere böyle bir dışlama olursa Türkiye’nin diğer sektörlerde de (otomotiv, çelik, temiz teknoloji) dışlanma riski çok yüksek.</strong> Zaten gayrimenkul dışında bulmakta zorlandığımız doğrudan yabancı sermaye için Türkiye’nin tamamen akıllardan çıkarılması anlamına gelebilir. Tehlike büyük.</p>
<p>O<strong>ysa Türkiye hâlâ süreci müzakere masasına çekebilir. </strong></p>
<p><strong>Raporda önerilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 63. Maddesindeki yerli istekli fiyat avantajı uygulamalarının IAA sektörleri (otomotiv, çelik, temiz teknoloji)</strong> <strong>özelinde AB menşeli ürünler için karşılıklı esnetilmesi bence en önemli müzakere alanlarından birisi olarak gözüküyor.</strong> Bunun yanında yine raporda değinilen stratejik IAA sektörlerinde (otomotiv, çelik, temiz teknoloji) Çin sermayesinin AB kurallarını dolanmasını engelleyecek menşe doğrulama ve doğrudan yabancı yatırım tarama mekanizmalarının kurulması da hayati önem arz ediyor.</p>
<p>Ayrıca özellikle telekomünikasyon alanında Avrupa ile roaming anlaşması da sürece katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Her şey bitmiş değil, ancak süreç maalesef aleyhimize ilerliyor. </strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sanayii-made-in-eu-tehdidi-altinda-90349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/67-1792731770.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk sanayii &#039;Made in EU&#039; tehdidi altında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasinin-faiz-indiriminde-yolun-sonuna-mi-gelindi-90348</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası’nın faiz indiriminde yolun sonuna mı gelindi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirmesi, yeni bir faiz indirim döngüsünün başladığı anlamına gelmiyor. Enflasyon riskleri, yurt içindeki finansal belirsizlikler ve küresel gelişmeler, önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin alanını daraltıyor.</strong></p>
<p>Merkez Bankası, ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37'den yüzde 36'ya düşürdü. Böylece ocak ayından bu yana ilk kez faiz indirimine gidilmiş oldu.</p>
<p>Peki, bu karar önümüzdeki dönemde yeni faiz indirimlerinin önünü açıyor mu?</p>
<p>Bu soruların yanıtını yalnızca 100 baz puanlık indirimde değil, kararın alındığı ekonomik koşullarda ve Merkez Bankası’nın karar metninde verdiği mesajlarda aramak gerekiyor. Zira Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele devam ederken, yurt içinde finansal piyasalara ilişkin belirsizlikler, yurt dışında ise jeopolitik gelişmeler ve yüksek enerji fiyatlarının yarattığı riskler önemini koruyor.</p>
<p>Bu koşullar altında Merkez Bankası’nın sınırlı bir faiz indirimine gitmesi, para politikasında belirgin bir gevşemeden ziyade mevcut duruş içerisinde yapılan ölçülü bir ayarlama olarak değerlendirilebilir.</p>
<h2>Karar metninde neler öne çıkıyor?</h2>
<p>Merkez Bankası, faiz kararı basın duyurusu metninde, bir taraftan enflasyonun ana eğiliminde iyileşme olduğunu değerlendirirken diğer taraftan bu iyileşmenin kalıcılığına yönelik risklerin devam ettiğini kabul ediyor.</p>
<p>Karar metnindeki bir başka önemli nokta ise para politikasının geleceğine ilişkin kullanılan ifadeler. Merkez Bankası, bundan sonraki faiz adımlarının büyüklüğünü ve zamanlamasını enflasyon görünümüne bağlı olarak, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleyeceğini vurguluyor. Bu yaklaşım, ekim ayındaki faiz indiriminin devamının garanti olmadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Merkez Bankası yeni bir faiz indirim döngüsüne ilişkin taahhütte bulunmuyor.</p>
<h2>100 baz puanlık faiz indirimi neyi değiştirecek?</h2>
<p>Faiz kararının ekonomik etkilerini değerlendirirken indirimin büyüklüğünü de dikkate almak gerekiyor. Politika faizinin yüzde 37'den yüzde 36'ya indirilmesi, mevcut faiz seviyeleri dikkate alındığında oldukça sınırlı bir değişiklik…</p>
<p>Öncelikle, politika faizindeki 100 baz puanlık indirimin kredi ve mevduat faizlerine aynı ölçüde yansıması beklenmemeli. Bankaların fonlama maliyetleri, kredi riskleri, likidite koşulları ve makro ihtiyati düzenlemeler bu aktarımın büyüklüğünü belirlemeye devam edecek.</p>
<p>Özellikle ticari kredilerde faiz maliyetlerinin yüksek seyrettiği mevcut ortamda, 100 baz puanlık indirimin yatırım ve işletme sermayesi finansmanı üzerindeki olumlu etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Benzer şekilde hane halkı tüketimi ve yatırım kararlarında da belirgin bir değişiklik beklemek için henüz erken.</p>
<p>Para politikasının ekonomik faaliyet üzerindeki etkileri faiz seviyesinden ziyade ekonomideki beklentilerle daha ilişkili... Bu nedenle ekim ayındaki faiz indiriminin tek başına kredi talebini, ekonomik büyümeyi veya enflasyon görünümünü belirgin biçimde değiştirmesini beklemiyorum.</p>
<h2>Faiz indirimi için riskler azaldı mı?</h2>
<p>Bana göre ekim ayı faiz kararını önceki dönemlerden ayıran en önemli unsur, kararın alındığı risk ortamı.</p>
<p>Yurt içinde son dönemde fon piyasalarında yaşanan gelişmeler, finansal istikrar ve yatırımcı güvenine ilişkin önemli sorunları gündeme getirdi. Fon piyasasındaki sorunların finansal sistemin geneline yayılmasını önlemek için likidite koşullarının ve yatırımcı davranışlarının yakından takip edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Yurt dışında ise riskler farklı bir kanaldan geliyor. Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimler ve enerji arzına ilişkin belirsizlikler, petrol ve doğal gaz fiyatlarını yüksek seviyelerde tutuyor. Üstelik küresel enflasyon risklerinin artması, gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını da etkiliyor. Bunların yanı sıra gelişmiş ülkelerde tahvil ve sermaye piyasalarında da riskin yüksek seyrettiğini görüyoruz.</p>
<p>Bu gelişmelerin Türkiye açısından önemi büyük… Küresel risk iştahındaki zayıflama, portföy girişlerini sınırlandırabilir ve Türk lirası üzerindeki baskıları artırabilir. Dolayısıyla Merkez Bankasının önümüzdeki dönemde faiz kararlarını verirken yalnızca yurt içindeki enflasyon göstergelerini değil, dış finansman koşullarını ve küresel riskleri de dikkate alması gerekecek.</p>
<h2>Yeni faiz indirimleri için alan kaldı mı?</h2>
<p>Ekim ayında alınan 100 baz puanlık faiz indiriminin ardından asıl soru, Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantılarda nasıl bir politika izleyeceği.</p>
<p>Mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında, faiz indirimlerine devam etmek için hareket alanının oldukça sınırlı olduğunu düşünüyorum. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyrettiği bir ortamda para politikasındaki gevşemenin dikkatli yönetilmesi gerekiyor.</p>
<p>İkinci olarak, yurt içindeki finansal piyasa gelişmeleri likidite koşullarını ve yatırımcı güvenini etkileyebilecek riskler barındırıyor. Böyle bir ortamda faiz indirimlerinin hızlandırılması, Türk Lirası cinsi varlıklara yönelik talebi olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Üçüncü olarak, küresel riskin yüksek seyretmesi ve uluslararası sermaye hareketlerindeki belirsizlikler, Türkiye'nin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir.</p>
<p>Bu üç riskin birlikte devam etmesi halinde Merkez Bankası’nın yeni faiz indirimleri için yeterli alanı olamayacağını düşünüyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasinin-faiz-indiriminde-yolun-sonuna-mi-gelindi-90348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası’nın faiz indiriminde yolun sonuna mı gelindi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-en-koklu-sut-kooperatiflerinden-or-koop-konkordato-ilan-etti-90347</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin en köklü süt kooperatiflerinden ÖR-KOOP konkordato ilan etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Aydın’ın Nazilli ilçesinde faaliyet gösteren Nazilli ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (ÖR-KOOP), ödeme güçlüğü nedeniyle konkordato ilan etti. Aydın ve ilçelerinde 4 binden fazla üretici ortağı olan ÖR-KOOP, 1979 yılından bu yana süt sektöründe faaliyetlerini sürdürüyor.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 1. derece örgüt belgesine sahip olan ÖR-KOOP’un 431 milyon lira borcu olduğu, bu nedenle konkordato ilan ettiği açıklandı.</p>
<p>ÖR-KOOP Yönetim Kurulu tarafından kamuoyuna ve üretici ortaklarına yapılan açıklamada özetle şu bilgilere yer verildi: “1979 yılından bu yana bölgemizin tarımsal üretimine ve ekonomisine katkı sağlayan, 4 binin üzerinde üretici ortağı bulunan ÖR-KOOP, yalnızca bir işletme değil, binlerce üretici ailesinin emeğini, bölgenin ekonomik gücünü ve 47 yıllık ortak bir değeri temsil etmektedir.</p>
<p>Kooperatifimizin içinde bulunduğu mali güçlüklerin aşılması ve faaliyetlerinin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması amacıyla konkordato başvurusunda bulunulmuştur. Başvurumuz üzerine 21 Ekim 2026 tarihinde mahkeme tarafından geçici mühlet kararı verilmiş ve konkordato komiseri görevlendirilmiştir</p>
<p>Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına özellikle belirtmek isteriz ki konkordato süreci, kooperatifimizin faaliyetlerini sürdürebilmesi ve borçlarını yeniden yapılandırarak yükümlülüklerini yerine getirebilmesi amacıyla başlatılan hukuki bir süreçtir. Bu sürecin temelinde, kooperatifimizin geleceğini ve alacaklılarımızın haklarını koruma iradesi bulunmaktadır.”</p>
<p><strong>ESKİ YÖNETİMDEN 431 MİLYON LİRA BORÇ DEVRALINDI </strong></p>
<p>ÖR-KOOP Yönetim Kurulu’nun açıklamasında, yeni yönetim geçen yıl 27 Temmuz 2025 tarihinde göreve başladığında kooperatifin mali tablosunun ağır olduğu belirtilerek, “O tarihte 190 milyon lira banka kredi borcu, 151 milyon lira tutarında henüz vadesi gelmemiş çek yükümlülüğü ve üreticilerimize yaklaşık 90 milyon lira borcu bulunmaktaydı. Dolayısıyla toplamda 431 milyon lira borç yükü ile teslim aldık. Kooperatifin sahibi olduğu gayrimenkullerin hepsinin ipotekli olması ve bazılarının üzerinde kira şerhi bulunması nedeniyle bu konuda elimizin kolumuzun bağlı olduğunu gördük” bilgisine yer verildi.</p>
<p><strong>YEM FABRİKASI 15 YILLIĞINA KİRAYA VERİLMİŞ </strong></p>
<p>Kooperatifin en önemli tesislerinden biri olan yem fabrikasının önceki yönetim döneminde 15 yıllığına kiraya verildiği hatırlatılan açıklamada, “Kira hakkı tapuya şerh edilmişti. Üç yıllık kira bedelinin peşin tahsil edilmiş olmasının da tesisin krizden çıkış sürecinde etkin biçimde kullanılabilmesi imkânını elimizden aldığını gördük. Başka bir ifadeyle, kooperatifimizin önemli bir üretim tesisi bulunmasına rağmen bu tesisten mali yapımızı güçlendirecek ölçüde yararlanma imkânımız yok edilmişti” deniliyor.</p>
<p><strong>ÇÖZÜM İÇİN MÜCADELER YETERLİ OLMADI</strong></p>
<p>ÖR-KOOP Yönetim Kurulu, yaptığı açıklamada çözüm için tüm güçleri ile mücadele ettiklerini belirterek şu bilgileri paylaştı: “Karşı karşıya kaldığımız tüm olumsuzluklara rağmen yönetim kurulu olarak kooperatifimizin yükümlülüklerini yerine getirmek ve mali yapısını iyileştirmek için yoğun çaba gösterdik. Kişisel maddi kaynaklarımızı da seferber ederek ilk iki ayda 107 milyon lira tutarında çek ödemesi gerçekleştirdik ve banka kredi borçlarını 176 milyon lira seviyesine indirdik. Ancak kooperatifimizin son beş yıllık finansman giderlerinin 220 milyon liraya, yalnızca 2025 yılındaki finansman giderlerinin ise 97 milyon liraya ulaşması, mali yapı üzerindeki baskıyı ağırlaştırmıştır. Banka borçlarının yeniden yapılandırılması amacıyla, mevcut borcumuzun iki katına ulaşan gayrimenkul teminatları önerilmesine rağmen yapılan görüşmelerden beklenen sonuç alınamamıştır.”</p>
<p><strong>KONKORDATO ZORUNLU HALE GELDİ </strong></p>
<p>Yaklaşık 15 aydır sürdürülen tüm girişimlere ve çözüm arayışlarına rağmen çözüm bulunamadığı ve konkordato başvurusunun zorunlu hale geldiği belirtilen açıklamada, “Bu kararı, yükümlülüklerden kaçınmak için değil, yükümlülüklerimizi yerine getirebilecek, üreticilerimize karşı sorumluluklarımızı sürdürebilecek güçlü bir kooperatif yapısını yeniden oluşturmak için atılmış hukuki bir adım olarak değerlendiriyoruz” bilgisine yer verildi.</p>
<p><strong>ÖNCELİK, KOOPERATİFİN FAALİYETLERİNİ SÜRDÜRMESİ VE ALACAKLARIN ÖDENMESİ </strong></p>
<p>Geçmiş dönem işlemlerine ilişkin bağımsız uzmanlarca yapılan incelemelerde tespit edilen hususların adli ve idari makamlara intikal ettirildiğine dikkat çekilen açıklamada, üreticilere yönelik şu mesajlar veriliyor: “Söz konusu süreçlerin sonuna kadar takipçisi olacağımızı, kooperatifimizin ve üretici ortaklarımızın haklarının korunması konusunda gerekli hassasiyeti göstermeyi sürdüreceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz. Yaşanan gelişmelerin üreticilerimizde ve ortaklarımızda endişe oluşturduğunun farkındayız. Emeklerinizin karşılığını zamanında almak ve üretimlerinizi güvenle sürdürebilmek istediğinizi biliyoruz.</p>
<p>Bu nedenle önceliklerimiz açıktır:</p>
<p>▶ Kooperatifimizin faaliyetlerini sürdürmesini sağlamak, </p>
<p>▶ Yeni süt teslimlerine ilişkin ödemeleri düzenli bir işleyişe kavuşturmak,</p>
<p>▶ Geçmiş dönem üretici alacaklarını hakkaniyetli bir plan çerçevesinde ödemek. </p>
<p>Hazırladığımız ön konkordato projesinde üretici alacaklarının tamamının ödenmesini hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda hukuki sürecin gerekliliklerini yerine getirerek kooperatifimizin mali yapısını yeniden güçlendirmek için çalışacağız. Üreticilerimizin emeği, ortaklarımızın güveni ve bölgemizin tarımsal geleceği bizim için büyük önem taşımaktadır. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket ediyor; üreticilerimizin, finans kuruluşlarının, kamu kurumlarının ve bölgemizin tüm temsilcilerinin yapıcı desteğini bekliyoruz.”</p>
<p><strong>ÖR-KOOP’UN YAŞATILMASI ŞART </strong></p>
<p>Açıklamada son olarak, “Amacımız borçlarımızdan kaçmak değil, bütün yükümlülüklerimizi yerine getirebilecek güçlü bir kooperatifi yeniden ayağa kaldırmaktır. ÖR-KOOP’un yaşatılması, yalnızca bir işletmenin faaliyetlerini sürdürmesi anlamına gelmemektedir. Bu, binlerce üretici ailesinin emeğinin, bölge ekonomisinin ve tarımsal üretimin geleceğinin korunması anlamına gelmektedir. Üreticimizin emeğine, ortaklarımızın güvenine ve bölgemizin geleceğine sahip çıkmaya kararlıyız” bilgisine yer veriliyor.</p>
<p><strong>YANLIŞ YÖNETİM VE EKONOMİK SORUNLAR</strong></p>
<p>Kooperatif ortakları ve süt üreticileri, ÖR-KOOP’un mali sıkıntıya düşmesinin yönetim hataları ve yaşanan ekonomik sorunlardan kaynaklandığını ifade ediyor. Çiğ süt desteklemesi kapsamında kooperatifin üreticiden süt alarak 100 ton civarında süt tozu ürettiğini, süt tozunu satamadığı için üreticiye süt parasını ödeyemediğini belirten kooperatif ortağı üreticiler, para ödenmediği için üreticinin kooperatife süt satışını azalttığını ve bunun sonucunda hem kredi borçlarının hem de üreticiye borçların ödenemediğini belirtiyor.</p>
<p>Üreticiler, tarımda yaşanan yüksek maliyet ve düşük fiyat şartlarının da hem üreticileri hem de kooperatifi çok zorladığını hatırlatarak şunları söylüyor: “Üretici hububat, zeytin, pamuk, sebze ve meyvenin hiçbirinden para kazanamıyor. Sattığı sütle borçlarını ödemeye çalışıyor. Kooperatiften süt parasını alamayınca bankalara borcunu ödeyemeyecek. Bu durum, zincirleme olarak sektörün her kesimini etkileyecek. Bu nedenle kredi borçlarının mutlaka ertelenmesi gerekir.”</p>
<p><strong>YEM FABRİKASI SATILIRSA BORÇLAR ÖDENİR </strong></p>
<p>Kooperatifin üretici ortakları, ÖR-KOOP’un sahibi olduğu yem fabrikasının 15 yıllığına kiraya verildiğini belirterek, fabrikanın satılması durumunda borçların ödenebileceğini söylüyor. Ancak yem fabrikasının uzun süreliğine kiraya verildiği, kiralama süresinin 2 yıl sonra dolacağı ve bu nedenle satılamadığı ifade ediliyor. EGE’NİN KÖKLÜ KOOPERATİFİ: ÖR-KOOP Nazilli ve Çevresi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (ÖR-KOOP), 1979 yılında kuruldu. Aydın’ın 8 ilçesinden süt alımı yapan ÖR-KOOP’un 4 bin ortağı var. Aydın Nazilli’deki kooperatif merkezinde süt alımı, süt ürünleri üretimi ve yönetim birimlerinin yanı sıra halka açık kahvaltı salonu ile hizmet veriliyor. 2017 yılından beri üretim yapan bir yem fabrikası olan ÖR-KOOP, Kasım 2019’da faaliyete geçen, yaklaşık 2 bin metrekare kapalı alanı olan soğuk hava deposuna da sahip.</p>
<p>ÖR-KOOP’un 26 Temmuz 2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında seçilen, Çetin Kapucu başkanlığındaki yönetim kurulunda Nuri Özpınar, Yılmaz Özaslan, Hüseyin Koç ve Metin Akdeniz görev yapıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-en-koklu-sut-kooperatiflerinden-or-koop-konkordato-ilan-etti-90347</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/cig-sut.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin en köklü süt kooperatiflerinden ÖR-KOOP konkordato ilan etti ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bangkoktan-bildiriyorum-90346</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bangkok’tan bildiriyorum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>IMF-Dünya Bankası’nın Bangkok’taki yıllık toplantılarında küresel ekonominin dayanıklılığı öne çıkarken artan borç, gelir dağılımındaki adaletsizlik ve yapay zekânın istihdam üzerindeki etkileri yeterince tartışılmadı. Toplantılardan çıkan tablo, teknoloji kaynaklı dönüşümün ekonomik büyümeyi desteklerken eşitsizlikleri derinleştirebileceğini ve küresel sorunlara çözüm üretmek için uluslararası koordinasyonun giderek zorlaştığını gösteriyor.</strong></p>
<p>IMF-Dünya Bankası (DB) yıllık toplantıları bu sene Tayland’ın başkenti Bangkok’taydı. Ben de öğrenciliğimden beri yakından takip ettiğim bu toplantıları izlemek için “Melekler Şehri”ndeydim.</p>
<p>IMF-DB, uluslararası yatırım bankaları, finans kuruluşlarının ajandalarına ek olarak Tayland’daki meslektaşlarla da görüşme ve fikir alışverişinde bulunma şansım oldu. Gördüklerim, duyduklarım, sizdedir:</p>
<p>- Artan borç, geçtiğimiz yıllara göre daha çok konuşuldu, doğru ama beklediğim perspektiften konuşulmadı. Risk olarak görülse de somut bir çıkış önerilmiyor.</p>
<p>- Borcu enflasyona yedirirler mi? Konuşmadık. Yaşlanıyoruz; anladık, maliye cephesi çok önemli olacak; anladık ama plânımız ne? Konuşmadık. </p>
<p>- Küresel ekonominin pek çoğumuzun tahmin ettiğinden daha dayanıklı çıkması, toplantılarda sıklıkla vurgulandı. Bir ekonomistin “Sayılar olumlu ama ekonomistler ve liderler olumsuz.” cümlesi güzel bir özet olarak aklımda.</p>
<p>- Karamsar olanlar “Ne pahasına dayanıyoruz? diye sormayı atlamayanlar. Güçlü-zayıf, zengin-fakir vb. “dağılım” ne durumda? Bunu yeterince konuşmadık. (O son istatistik dersini almayacaktık!).</p>
<p>- Bence de bu yıl konuşmacılar daha endişeliydi. Endişenin kaynağı eski usul enflasyon, borç vb. değil de yapay zekânın (YZ) ne getireceğini – götüreceğini bilememekti.</p>
<p>- Anthropic’in kurucularından Jack Clark’ı iki farklı oturumda dinledim. YZ’nin son dönemde yaşadığımız şokların (jeopolitik vb.) etkisini nötralize ettiğini söylüyor. (“Hadi yine sayemizde iyisiniz köftehorlar.” diyor yani.)</p>
<p>- Clark ve ekibinin yaptığı modellere göre, ABD ekonomisi 2030’da YZ desteğiyle ciddi bir büyüklüğe erişecek. Hindistan hükümetinin baş ekonomi danışmanı Anantha Nageswaran, Clark’a “ABD ekonomisi YZ sayesinde bu büyüklüğe ulaşırken, emekçinin milli gelirden aldığı pay da 15 yüzde puan geriliyor.” deyince Clark sadece kafasını salladı. Neticede söylenen şey bilmediği değil, umursamadığı bir durum. Zor seçimler yapmamız gerekiyormuş, öyle diyor. Ama sanırım varlığını kaybedecek kişi o olmayınca, seçim ona zor gelmiyor.</p>
<p>- Dr. Nageswaran’ın konuşması vurucuydu. Bazı başlıkları not etmek isterim:</p>
<ol>
<li>i) YZ, verimliliği artırıyor olabilir. Ama bunu eşit yapmıyor. Kuvvetli olan, daha kuvvetli hale geliyor.</li>
<li>ii) YZ’nin büyümeyi desteklediğini biliyoruz ama kârlılık konusunda aynı şeyi söyleyemiyoruz. Bu, firmadan firmaya değişiyor.</li>
</ol>
<p>iii) YZ’nin hane halkı geliri üzerindeki etkisi sorunlu olacak.</p>
<ol>
<li>iv)<strong> Makinelerin düşünmeye başlaması risk değil. Risk; bizim düşünmeyi bırakmamız.</strong></li>
</ol>
<p>Özellikle YZ’nin olası negatif iktisadi etkileri konusunda “Ne yapabiliriz ki?” bakışı hâkim. Katılımcılardan birinin “Politika tartışmalarının bir ömrü vardır.” cümlesi bunun çok somut bir göstergesiydi. “Ekonomi politikalarını konuşsak ne olacak? YZ ile durum öyle hızlı değişecek ki, bugün konuştuğumuz politika, yarın etkisiz kalacak.” diyor yani bunu söyleyen muhterem.</p>
<p>Ben; değişenler olduğu kadar, değişmeyenler de olduğunu düşünüyorum. Steinbeck’ten Gazap Üzümleri ve İnci’yi bir kez daha okumanın zamanı geldi mi? Değişmiş mi bir şey? Hayır. O halde YZ var diye eski usul makroyu yani borcu, enflasyonu, potansiyel büyümeyi, istihdamı, ücretleri konuşmaktan vazgeçmemeliyiz.</p>
<p>Piyasalar? Piyasalar olmadan olmaz. <strong><em>Ama piyasaların makroyu ittirebileceği yer sınırlı iken, makronun piyasaları düşürebileceği yerin sonu yoktur</em></strong>!</p>
<p>IMF Başkanı Georgieva, “İyilerin, kötülerin bir adım önünde kalmasını sağlamak için yarış halindeyiz.” dedi. Kötüler kim? İsim alamadık. Niye kötülerin önünde olmak için biz koşuyoruz? Durdursak onları daha iyi değil mi? Ya da mesela onlar bizden kaçmak için koşsa? Konuşmadık.</p>
<p>Böyle bir dünyada, herkes için geçerli bir uluslararası koordinasyon ya da liderlik beklememek gerek. Dünya Ticaret Örgütü kimseyi koru(ya)mayacak, Birleşmiş Milletler savaşları durdur(a)mayacak. Bangkok toplantıları, küresel ekonomide yaşanan adaletsizliklerin azalacağına dair bir umut ışığı yakamadı. Lakin atalete izin vermemeliyiz. Kavafis’in dediği yerdeyiz; “Başka bir deniz bulamazsın, bu şehir arkandan gelecek.” Başka bir dünya ekonomisi yok. Ne yapacaksak, bu şartlarda yapacağız!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bangkoktan-bildiriyorum-90346</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bangkok’tan Bildiriyorum ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ortalik-toz-duman-90345</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ortalık toz duman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon skandalının ardından sadece ekonomi cephesinde değil siyasetten dış politikaya nerdeyse her alanda bir kargaşa yaşanıyor gibi…</p>
<p>Her kafadan bir ses çıkıyor, her siyasi figür yeni bir arayış ya da ittifak içinde…</p>
<p>Ankara’dan gelen söylentiler, Cumhurbaşkanı’nın başta bürokrasi olmak üzere geniş çaplı bir operasyona izin verdiği yönünde.</p>
<p>Aynı şekilde parti içinde görev değişiklikleri, kabinede yeni hatta daha bürokrat kökenli isimlerin yer alacağı iddiaları havada uçuşuyor. Olur mu, yaşayıp göreceğiz…</p>
<p>Bu tip iddialara temkinli yaklaşmayı gerektiren en önemli neden puslu havalarda -siyasetin doğası gereği- birbirinin ayağını kaydırmak isteyenlerin ellerine geçen her fırsatta karşı tarafı gözden düşürmeyi hedefleyen bilgileri yaymalarıdır.</p>
<p>Bununla birlikte kendi gündeminden sapmadan yürüyen işler, ilişkiler, hesaplar da yok değil tabii ki.</p>
<p>Misal, fon skandalı sonrasında sert bir açıklama yapıp, yetkilileri ve iktidarı eleştiren Aziz Hüdayi Vakfı yöneticileri, bağımsız Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ile bir araya gelmiş. Ne konuştular bilmiyorum ama Yavaş’ın seçimlerde aday olup olmayacağının masaya yatırıldığı söyleniyor. Görüşmeden yola çıkılarak, yapılacak bir anayasa değişikliği ile Yavaş’ın cumhurbaşkanı, Babacan’ın başbakan olacağı senaryolardan bahsediliyor. Olur mu, bilemem ama arayışların ne raddeye geldiğini göstermesi açısından iyi bir örnek.</p>
<p>Bir başka örnek, Anayasa değişiklikleri konusu… Külliye çevreleri değişikliğin seçim sonrasına kaldığını teyit ediyorlardı. Ama şu aralar seçimden önce bir değişikliğin zaruri ihtiyaç haline geldiği söyleniyor. “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin MGK Genel Sekreterliği’ni hızlı davranması, bürokrasinin “ipe un sermemesi” gibi bir hassasiyetin oluştuğu bildiriliyor.</p>
<p>Dönelim fon skandalı ve iktidar içindeki tartışmalara/beklentilere…</p>
<p>Sanırım en göz önünde yaşananı eski Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’la ilgili olandı.</p>
<p>Önce Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ileride fon krizine benzer bir durumun yaşanmaması için yeni yasal düzenleme yapılacağını açıkladı. Birçok yorumcuya göre fon skandalı sermaye piyasalarındaki kara delikleri ortaya çıkardı. Düzenleme yapılmasına çok acil ihtiyaç olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Şimşek, “Sonuçta, kapsamlı bir düzenleme hazırlanacak. Bu türden fon meselesinin bir daha yaşanmaması için ne yapılması gerekiyorsa yapılacaktır. Çünkü sermaye piyasaları bizim değer verdiğimiz, reel ekonomi açısından kritik bir alan. Bu tamahkârlara, sahtekârlara bırakmayacağımız kadar değerli bir alan” dedi.</p>
<p>Tam bu sırada gündeme gelen küresel endeks sağlayıcısı MSCI’nın 2027 yılı haziran ayına kadar piyasalarda  gereken adımlar atılmazsa Türkiye’nin Gelişmekte Olan Piyasa statüsünün yeniden değerlendirileceği uyarısına dikkat etmek lazım. Zira MSCI, Pakistan’ı ve Arjantin’i Bağımsız Piyasalara almıştı. Böylece küme düştüler.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, MSCI’nın açıklamasının yapıcı olduğunu söyledi ama altı çizilen asıl nokta gerekli önlemler alınmazsa aynı tehlikenin Türkiye için de geçerli olacağı korkusu.</p>
<p>İktidar kanadında bu değerlendirmeler yapılırken bu kez CHP Grup Başkanı Faik Öztrak fon kriziyle ilgili değerlendirmesinde Borsa İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Erişah Arıcan’ı hedef alan bir paylaşım yaptı. “Dostoyevski, ‘Hepimiz Gogol’ün Palto’sundan çıktık’ demiş ya... Bürokraside de pek çok kurumun yöneticisi Erişah Hanım ve ekibinin paltosundan çıkmış...” dedi.</p>
<p>Olup bitenlere yanıt Berat Albayrak’tan geldi…</p>
<p>Albayrak kamuoyunda gündem olan "fon soruşturması" iddialarında adının geçirilmesine sert tepki göstererek, avukatı İsa Sinan Göktaş aracılığıyla yazılı bir açıklama yayımladı. Açıklamada, iddiaların tamamen asılsız ve dezenformasyon niteliğinde olduğu vurgulanırken, iddiaları dile getiren siyasetçiler ve gazeteciler hakkında hukuki süreç başlatılacağı ve dava açılacağı duyuruldu.</p>
<p>Açıklamada, söz konusu fon soruşturmasına konu olan işlemlerin 2024-2026 yıllarını kapsadığı kesin bir dille belirtildi. Berat Albayrak'ın 2020 yılında bakanlık görevinden ayrıldığı, aradan geçen 6 yılda Hazine ve Maliye Bakanlığı görevini 3 farklı ismin üstlendiği hatırlatılarak, kendisinin bu işlemlerle doğrudan ya da dolaylı hiçbir bağı bulunmadığı ifade edildi.</p>
<p>Ayrıca, Albayrak’ın “hangi sıfata sahip olurlarsa olsunlar, haksız kazanç elde eden ve vatandaşların mağduriyetine sebebiyet veren, ihmali bulunan kamu görevlileri de dahil olmak üzere herkesin en ağır şekilde cezalandırılması gerektiği” kanaatinde olduğu vurgulandı.</p>
<p>Şimdi gelelim bu tartışmaların seçmene nasıl yansıdığına…</p>
<p>Area Araştırma’nın çalışmasına göre tablo şöyle:</p>
<p>- Geçerli oylar üzerinden bakıldığında; AK Parti %30,7 ile birinci parti konumunda ve YENİ Parti %23,4 ile ikinci parti konumunda görülüyor. İYİ Parti %7,4, HDP %7,1 ve ise CHP %7,0’lerde görünüyor. Toplam seçmende Kararsızlar %23,5 gibi yüksek bir seviyede ölçülmüş.</p>
<p>- Hükümetin ekonomi politikası %71,5 oranında “Başarısız” bulunuyor ve seçmenin %63,0’ı ülke ekonomisinin kötüye gideceğini beyan ediyor.</p>
<p>* Seçmenin %59,4’ü Fon yolsuzluğuna adı karışanlar için gerekli soruşturmanın yapılıp ceza verileceğine inanmıyor. %61,9’u elde edilen haksız kazançların geri alınıp mağdurlara iade edileceğini düşünmüyor.</p>
<p>“Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde aday olması durumunda oy verme davranışınız nasıl olur?” sorusunda ise ilginç bir tablo karşımıza çıkıyor. %42,2 “Oy veririm” ve %42,0 “Oy vermem” derken, Kararsızlar %15,8. Area yöneticilerine göre, oy veririm ve oy vermem seçeneklerinin %42 seviyelerinde başa baş olması, seçmenin tam arada kalmışlığının göstergesi olarak okunmalı.</p>
<p>Benim yorumum ise bu sonuçların ahalinin siyasetten umudunu kesmeye doğru hızla yol aldığı şeklinde…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ortalik-toz-duman-90345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ortalık toz duman ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretime-cokme-cokertme-ekonomisi-90344</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretime çökme, çökertme ekonomisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bu toprakların bize sunduğu bereketin faydasını hissedemiyoruz. Üreten ülkeyiz ama ürettiğimizin hayrını göremiyoruz. Yönetimin yoksuldan alıp varsıla aktarma siyaseti bizi bu duruma düşürdü.</strong></p>
<p>Bir ülke düşünün; <strong>7</strong> iklim, <strong>4</strong> mevsim, <strong>fauna</strong>, flora, <strong>hava</strong>, su ve <strong>endemik</strong> zenginliğiyle <strong>cennet vatan</strong> olsun. Fakat gel gör ki <strong>darı ambarı üzerinde açlık çeken tavuk</strong> gibi, <strong>tarladaki nimeti çatala haram </strong>etsin, <strong>gıda enflasyonunda</strong> dünya rekortmeni olsun. Evet, burası Türkiye ve <strong>cinnet vatana</strong> hoş geldin.</p>
<p>Sorunu <strong>kuraklığa</strong>, iklim değişikliğine, <strong>dış güçlere</strong> adreslemek işin <strong>kolayı</strong> ve <strong>kurnazcası</strong> olurdu ama ben öyle yapmayacağım. <strong>Sorunu, kendi sorumluluk alanı dışına öteleyen</strong> Tarım Bakanlığı veya <strong>ekonomi</strong> <strong>yönetimi</strong> gibi davranmayacak, <strong>kabahati kendimde</strong>, derin ahlaksızlığımda, <strong>akılsızlığımda</strong>, arayacağım.</p>
<p><strong>VARLIK ÜLKESİNDE DARLIK ÇEKMEK</strong></p>
<p>Genç çiftçi kardeşimiz <strong>Eda Halıcı</strong>’nın sosyal medyada paylaştığı duyuruyu dinliyorum; “<em>Bin bir eziyetle üretiyoruz ama toptan satışa gelince, <strong>büyük şirketler</strong> ve <strong>büyük çiftçiler</strong> altında çokça eziliyoruz. Satışlarda tüccarlar, <strong>fiyatı en düşük düzeyde</strong> tutuyorlar ve bizi de <strong>üretimden çıkmaya</strong> zorluyorlar</em>.”</p>
<p>Gençlerimiz <strong>tarıma girmek </strong>istiyor. <strong>Bandırmadaydım</strong>. Genç çiftçimiz <strong>Beyza Aydın</strong>, ekecek <strong>tarla edinemediğinden</strong> söz ediyordu. Talip olduğu tarlaya, <strong>imarlı arsa muamelesi</strong> çekip, dönümü <strong>40 bin liralık</strong> tarlaya <strong>1,5 milyon lira</strong> fiyat biçen <strong>OSB kurnazlarından</strong> şikâyetle, <strong>âleme feryat</strong> ediyordu.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Çökertmeye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Üreteni neden koruyamıyoruz?</em></strong></p>
<p>Çünkü <strong>muktedirler</strong> (iktidar sahipleri), <strong>başkasının ürettiğine çökmek</strong> istiyorlar. <strong>Biri üretsin</strong>, biz ona el koyalım, <strong>vergi</strong>, <strong>rüsum</strong>, <strong>harç</strong>, <strong>yasalar</strong> ve <strong>finansal tuzaklarla</strong> onu elinden alalım, <strong>biz yiyelim</strong>, semirelim.</p>
<p><strong><em>Eda’lara, Beyza’lara destek?</em></strong></p>
<p><strong>Büyük şirketler</strong>, dev tüccarlar, <strong>tarlada iken ucuza kapatmaya çalıştıkları</strong> üreticilerin, bir sonraki sezonda <strong>hayatta kalıp kalmayacağına</strong> aldırış etmiyor. <strong>Ticaret Bakanı’nın nereye baktığı belli değil.</strong></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>EKENDE YOK BİÇENDE YOK YEMEDE ORTAK MALİYE</strong></p>
<p>Geçen yüzyılın başında <strong>Sultan Abdülazîz</strong>’in katlinden sonra <strong>halkın diline doladığı</strong> bir türkü vardı;  “<strong>Şalvarı şaltak Osmanlı</strong> / <strong>Eğeri kaltak Osmanlı</strong> / <strong>Ekende yok biçende yok</strong> / <strong>yemede ortak Osmanlı</strong>.” Bundan <strong>150 yıl önceki durum</strong> buydu ve şimdi, <strong>ekende biçende olmayanlar çöküyor malımıza</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ÇÖKERTME LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Çökme</strong>: Muktedirin, iktidar veya maddi gücünü kullanarak şirketine, malına mülküne el koyması</p>
<p><strong>Çökertme</strong>: Kendi yandaşı için başkasının gayretini, emeğini, parasını, mülkünü gasp etmesi</p>
<p><strong>İstimlak</strong>: Devletin kamu yararı için özel mülkiyete el koyması, devletleştirmesi</p>
<p><strong>Müsadere</strong>: Halktan çaldıklarıyla zengin olan muktedirden gasp ettiklerini geri alması</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretime-cokme-cokertme-ekonomisi-90344</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/2/1280x720/ciftci-tarla-tarim-1765431923.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üretime çökme, çökertme ekonomisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/faizde-gostermelik-indirim-hepsi-bu-90343</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faizde göstermelik indirim, hepsi bu!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günlerdir papatya falı açıldı açıldı ve sonuçta Merkez Bankası faizi birer puan indirdi. Para Politikası Kurulu’nun dünkü toplantısından bir puanlık indirim kararı çıktı.</p>
<p>Ocak ayından bu yana yüzde 37 düzeyinde tutulan haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 36’ya çekildi.</p>
<p>Haftalık faiz yüzde 37 idi ama mart ayından 23 Ağustos’a kadar bu oran kağıt üstünde kaldı. Savaşla birlikte proaktif bir davranış sergileyen Merkez Bankası haftalık repo kanalını kapattı ve fonlama yüzde 40 faizli gecelik kanala kaydırıldı. Bu uygulama mart ayı başında 23 Ağustos’a kadar sürdü. Bu dönemde görünür faiz yüzde 37 ama fiilen uygulanan faiz yüzde 40’tı.</p>
<p>PPK’nın dünkü kararıyla birlikte haftalık repo ihale faizi ile birlikte gecelik vadede borç verme faizi yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faizi ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e çekildi.  </p>
<h2>Üç yılın en düşüğü</h2>
<p>Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 36 ile son üç yılın en düşük düzeyine indirilmiş oldu.</p>
<p>Faiz 2023’ün ekim ayında yüzde 35 olarak belirlenmiş, aynı yılın kasım ayında da yüzde 40’a çıkarılmıştı.</p>
<p>Dolayısıyla 2023’ün kasımından bu yana olan yaklaşık üç yıllık dönemin en düşük faizine gelindi.</p>
<h2>Değişen ne?</h2>
<p>Girişte de belirttim; Merkez Bankası’nın dünkü toplantısına dönük ağırlıklı beklenti zaten faizin indirileceği yönündeydi ve bu indirimin de bir puan olacağı tahmini ağır basıyordu. Dolayısıyla bu bir puanlık indirimde şaşılacak bir yön yok.</p>
<p>Ancak Merkez Bankası’nın, değil yalnızca son dönemin ya da son yılların, onlarca yıllık bir sürecin en büyük ekonomik vurgunu olan fon vurgunundan sonra yaşanan ekonomik çalkantıdan dolayı faiz indirimine gitmeyebileceği yönündeki görüşler de artmıştı. Hatta faizdeki indirimin piyasadaki likidite sıkışıklığını daha da büyütmesi gibi bir olumsuzluktan kaygı duyanlar da giderek çoğalıyordu.</p>
<p>Ama Merkez Bankası tutumunu değiştirmemeyi tercih etti ve faizde indirime gitti.</p>
<p>Faiz bir puan aşağı çekildi çekilmeye ama bu herhangi bir sorunu çözmeye, hadi tümüyle çözmek değilse de hafifletmeye yardımcı olabilecek mi?</p>
<p>Aynı benzetmeyi bir kez daha yapacağım.</p>
<p>Merkez Bankası faizi indirerek <strong>“Musluğu biraz daha açabilirsiniz”</strong> dedi. Bunu duyanlar da ellerini musluğa attı. Ama diğer tarafta suyun çoğalacağını umanlar boş yere bekliyor. Çünkü musluğun daha çok açılmasına izin veren Merkez Bankası, suyun akacağı borunun çapını daraltmıştı ve o darlığı gidermeye yanaşmıyor ki. Kredi artış limitlerinden söz ediyorum. O limitler artmadığı takdirde bankalar daha çok kredi açamayacak ki. Faiz 36’ya değil de 26’ya indirilse ne olacak ki, kredi borusu hâlâ dar, hâlâ dar!</p>
<p>Bu yazıyı kaleme aldığım saatlerde Merkez Bankası’ndan kredi limitlerinin gevşetilmesine ilişkin bir karar gelmemişti. Gerçi bu yönde bir kararın PPK toplantısıyla aynı gün alınması tabii ki gerekmiyor, Merkez Bankası başka bir gün de bunu yapabilir. Ama belki çok uzun süre bu yönde bir karar almayacak, kredi artış limitleri şimdiki düzeyde tutulacak.</p>
<h2>Fon vurgununa değinilmemesi</h2>
<p>PPK açıklamasında fon konusuna değinilmemesi kimi analistler tarafından yadırgandı ama Merkez Bankası bu konuda ne diyecekti ki?</p>
<p>Örneğin <strong>“Fon tartışmaları ekonomik dengeleri sarstığı ve belirsizliği artırdığı için faiz indirimini sınırlı tuttuk”</strong> gibi bir değerlendirme mi yapılması bekleniyordu yani?</p>
<p>Ya da <strong>“Fon sorunu ortaya çıktı, talep bir anda düştü ve bize faiz indirmek için alan açıldı”</strong> denmesi mi?</p>
<p>Başka bir olasılık, faiz sabit tutulmuş olsaydı, faiz indirimini fon krizinin engellediği mi dile getirilecekti?</p>
<p>Çünkü bir kere fon sorununun faiz kararını ne yönde etkilediği bile tartışmalı. Bu sorun olmasaydı faiz daha çok mu indirilirdi, yoksa kriz Merkez Bankası’nın işini mi kolaylaştırdı ve indirim fırsatı mı verdi?</p>
<p>PPK toplantısında elbette fon vurgunu dikkate alınmıştır; bu sorunun karar üzerinde nasıl etkide bulunduğu irdelenmiştir ama bu konuda kuşkusuz hiçbir şey söylenemezdi ve nitekim Merkez Bankası da söylemedi.</p>
<h2>Merkez Bankası ne dedi?</h2>
<p>Peki Merkez Bankası ne söyledi ya da yeni bir şey söyledi mi? Hayır, Merkez Bankası eski toplantılardan sonra ne söylemişse bu toplantı sonrasında da aynı şeyleri söyledi. Metinde her zaman olduğu gibi birkaç kelime değişti, o kadar.</p>
<p>Dikkat çeken tek değişiklik, bundan sonraki faiz kararlarına ilişkin karar alma zamanlamasına ilişkin vurgu. Açıklamada bu konuda <strong>“Adımların büyüklüğü (politika faizine ilişkin adımlar) ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir”</strong> denildi. Tek dikkat çeken bu <strong>“zamanlama”</strong> kavramıyla <strong>“Faiz indirimi başladı, aralıkta da kesin indirim yapılır”</strong> beklentisinin önüne bir anlamda set çekilmek istendi.</p>
<p>Bu ifade dışında Merkez Bankası’nın aynı metni yazmamak uğruna sergilediği tutumdan büyük büyük anlamlar çıkarmaya çalışmanın gereği yok.</p>
<p>Örneğin <strong>“İşaret etmektedir”</strong> ile <strong>“Teyit etmektedir”</strong> arasında ya da <strong>“Belirlenecektir”</strong> ile <strong>“Belirlenmektedir, alınmaktadır”</strong> arasında büyük anlam farklılıkları bulmaya çalışmak zaman kaybından başka bir şey değil.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/faizde-gostermelik-indirim-hepsi-bu-90343</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/merkez-bankasi-tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Faizde göstermelik indirim, hepsi bu! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-90342</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Merkez Bankası Faizi 100 Bp İndirdi! Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 23 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/Eke6tKy5lXU" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-90342</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/5/1280x720/munyar-1787203670.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yurt-disinda-dogrudan-ilk-magaza-yatirimini-bakude-yapti-10-milyon-dolari-bulacak-90341</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışında doğrudan ilk mağaza yatırımını Bakü’de yaptı, 10 milyon doları bulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DERİMOD </strong>Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İcra Kurulu Başkanı <strong>Murat Zaim </strong>geçenlerde aradı:</p>
<p>-          <strong>Bakü’de doğrudan kendi yatırımımız olan mağazalar açtık. O mağazaları görmenizi isterim.</strong></p>
<p>Davet üzerine Derimod Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları <strong>Sedef Orman </strong>ve <strong>Ali Zaim</strong>’le birlikte Bakü’ye giderken 2017 yılı Haziran ayı sonlarında Derimod Yönetim Kurulu Eş Başkanı <strong>Ümit Zaim</strong>’le birlikte Tahran’a (İran) gittiğimizi anımsadım.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adae34a8afea-1792729930.png" alt="" width="800" height="346" />1980’li yılların ikinci yarısında İstanbul’da kurulan, Azerbaycan ve İran bağlantılı büyüyen NAB Holding, 2014 yılında aralarında Derimod’un da bulunduğu bazı Türk markalarına davetiye çıkarmıştı:</p>
<p>-          <strong>Tebriz’de (İran) alışveriş merkezi açıyoruz. AVM’mizde yer almanızı istiyoruz.</strong></p>
<p><strong>Ümit Zaim, </strong>daveti alınca 25 yıl önceye uzanmıştı:</p>
<p>-          <strong>İran’a ham kuzu derisi almak üzere gitmiştim. Ham deri aldığım şirketin NAB Holding’le işbirliği var. İran bize yeni açılım adresi olabilir.</strong></p>
<p>Tebriz’de açtıkları ilk mağazada başlangıçta ürün seçiminde <strong>“tutucu” </strong>davranmışlar, ürün yelpazesini İstanbul İstinye Park’taki ile aynılaştırınca işleri açılmıştı. İkinci mağazayı Tahran’da caddede, 3’üncü mağazayı Mashad kentinde devreye almışlardı. <strong>Ümit Zaim</strong>’le Tahran’a Palladium AVM’deki 4’üncü mağaza açılışına gitmiştik.</p>
<p>Derimod’un o günlerdeki yurt dışı mağaza açılışları bayilikler üzerindendi. İran, yabancı markalar için, <strong>“Ülkemde sattığın ürünün yüzde 20’sini burada üret” </strong>kuralı koyup, 2 yıl süre verince, birçok Türk markası pazardan çekilmek durumunda kalmıştı.</p>
<p>Aradan 4 yıl geçmiş, 2021 yılı Mayıs ayı sonlarında, COVID-19 pandemisinin dünyayı ve ülkemizi kasıp kavurduğu dönemde <strong>Ümit Zaim, </strong>oğulları <strong>Murat </strong>ve <strong>Ali Zaim</strong>’le şirketin İstanbul’daki merkezinde buluşmuştuk.</p>
<p><strong>Ümit Zaim, </strong>Derimod’un üst yönetimindeki yeniden yapılanmayı anlatmış, şirketteki icra görevlerini devralan <strong>Murat </strong>ve <strong>Ali Zaim</strong>’e şu hedefi vermişti:</p>
<ul>
<li><strong>Derimod’u Cumhuriyetimizin 100’üncü yılında 1 milyar liralık ciroya ulaştırmanızı bekliyorum…</strong></li>
</ul>
<p>2024 yılı Aralık ayının sonlarına doğru Derimod İcra Kurulu Başkanı <strong>Murat Zaim</strong>’le görüşmüş, o güne kadar ulaştıkları aşamayı dinlemiştim:</p>
<p>-          <strong>2021 yılında ciromuz 700 milyon liraydı. 2024’ü önceki yıla göre yüzde 60’ın üzerinde artışla, 6 milyar liralık ciroyla kapatıyoruz. Döviz bazında ciromuz 2021’e göre iki katına çıkıyor. 200 milyon doları yakalıyoruz.</strong></p>
<p>Bakü’ye indiğimizde doğrudan mağaza açtıkları AVM’lerin yolunu tuttuk. Bakü’ye bizden bir gün önce giden <strong>Murat Zaim</strong>’le AVM turunun ilk durağında buluştuk.</p>
<p><strong>Murat Zaim, </strong>yurt dışında mağaza açma konusundaki yeni stratejilerini paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Bugüne kadar bayilik modeliyle yurt dışında mağazalar açtık. Şimdi stratejimizi değiştiriyoruz. Artık doğrudan kendi yatırımlarımızla yurt dışı mağazalar açacağız. Bu stratejimizin ilk adımı Azerbaycan oldu.</strong></p>
<p>Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de 4 mağazayı birden devreye aldıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bakü’de Gençlik Mall, Crescent Mall, Deniz Mall ve City Park Mall’da mağazalarımızı açtık. İkisini sıfırdan kendimiz açtık. İki mağazayı da bayiden devralıp elden geçirip kendi mağazamız olarak hizmete başladık.</strong></p>
<p>Derimod markasının Türkiye’den sonra en çok bilinirliğinin olduğu pazarın Azerbaycan olduğunu bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Azerbaycan’ı hiçbir zaman uzak ya da yabancı bir </strong><strong>p</strong><strong>azar olarak görmedik. Kültürümüz, değerlerimiz, iklim, tüketim alışkanlıkları ve ürün kullanımının markamızla doğal biçimde örtüştüğü bir pazar. Yakın coğrafyamızda da durum aynı.</strong></p>
<p><strong>Sedef Orman, </strong>Türk dizileri ve Türkiye seyahatleri sayesinde Azerbaycanlı tüketicinin Türk markalarıyla güçlü bağının olduğuna işaret etti, <strong>Murat Zaim </strong>sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de markamızdan alışveriş yapan yabancı müşteriler arasında Azerbaycanlıların üst sıralarda yer alması da bizim için önemli veri. Azerbaycan’ı uzun vadeli değer yaratacağımız bir pazar olarak görüyoruz.</strong></p>
<p>Azerbaycan’da orta vadede 10 mağazaya ulaşmayı hedeflediklerinin aktardı:</p>
<p>-          <strong>Azerbaycan’a 5 milyon dolar yatırım planlıyoruz. Ciromuzun da 10 milyon dolara çıkabileceğini öngörüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Ümit Zaim</strong>’in oğulları <strong>Murat </strong>ve <strong>Ali Zaim </strong>ile yeğeni <strong>Sedef Orman, </strong>2021 yılında icrayı tümüyle devraldıklarında önüne konulan hedefi fazlasıyla aşmış görünüyor.</p>
<p>Yurt dışına açılmadaki yeni stratejilerinin de başarılarını perçinleyeceği anlaşılıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Bakü bölgesel üs olacak, yurtdışı ciro 30 milyon doları bulacak</span></h2>
<p><strong>DERİMOD </strong>İcra Kurulu Başkanı <strong>Murat Zaim, </strong>Bakü’yü Azerbaycan pazarı açısından güçlü bir merkez olarak gördüklerini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bunun yanında Gürcistan, Kazakistan ve Özbekistan hattındaki yakın coğrafyaya yönelik fırsatlar açısından da Bakü’nün stratejik hub niteliği taşıdığına inanıyoruz.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Dolayısıyla Bakü’de oluşturacağımız operasyon yalnızca bugünkü mağaza yatırımlarımız açısından değil, gelecekte yakın coğrafyalardaki fırsatları değerlendirme kabiliyetimiz açısından da önemli.</strong></p>
<p>Yurtdışı adımlarıyla ilgili 2030 hedefini paylaştı:</p>
<p>-          <strong>2030 yılında yurtdışı ciro payımızı yüzde 10’a çıkarmayı, yani 30 milyon dolara ulaşmayı hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Azerbaycan’da fiyatlara yüzde 30 gümrük vergisi eklendiğini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Azerbaycanlı müşterilerimiz Türkiye’deki fiyatlarımızı çok yakından biliyorlar ve karşılaştırma yapıyorlar. O nedenle gümrük vergisi yükünü tümüyle Azerbaycan’daki fiyatlarımıza yansıtamıyoruz.</strong></p>
<p>Bu noktada şu ayrıntı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Fiyatta bayilerin taşıyabileceği kadar marj kalmadı. Azerbaycan’da doğrudan mağaza açmamızı gerektiren nedenlerden biri de bu oldu.</strong></p>
<p>Bakü’deki mağazalarının şu yönüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Buradaki mağazalarımız da Türkiye’deki standartlarımızı yansıtacak şekilde 250-300 metrekareden küçük olmamak üzere planlandı.</strong></p>
<p>Derimod Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Ali Zaim, </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Bir pazarda derinleşmek için online alışverişi de eklemek gerekiyor. Ancak, Azerbaycan’da online alışveriş henüz Türkiye’deki düzeyde değil.</strong></p>
<h2><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adae33435bf0-1792729908.png" alt="" width="800" height="324" /></strong><span style="color: #e03e2d;">Türkiye bizim için büyümenin merkezi olmaya devam edecek</span></h2>
<p><strong>DERİMOD </strong>İcra Kurulu Başkanı <strong>Murat Zaim, </strong>Türkiye’de oluşturdukları güçlü marka, operasyon ve finansal yapıyı seçici ve kontrollü biçimde yurtdışına taşıdıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu adımı Türkiye’deki konjonktürel koşulların bir sonucu olarak değil, uzun süredir üzerinde çalıştığımız </strong>“Vizyon 2030” <strong>stratejimizin doğal bir parçası olarak görüyoruz.</strong></p>
<p>Son yıllarda marka, operasyon ve finansal yapılarını güçlendirdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de kendi sektörümüzdeki lider konumumuzu daha da ileri taşımaya, yatırımlarımıza devam ediyoruz. Yurtdışı yatırımlarımız Türkiye’nin alternatifi değil. Türkiye bizim için büyümenin merkezi olmaya devam edecek. Yatırımlarımız kesintisiz sürecek.</strong></p>
<p>Yakın dönemde açtıkları Bağdat Caddesi mağazasına değindi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’deki en büyük mağazamız olan bu yatırım, büyüme adımlarımızın somut göstergelerinden biri oldu.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">100’ü aşkın tedarikçi ile çalışıyoruz, ithalat satışın 3’te birini geçmez</span></h2>
<p><strong>BAKÜ</strong>’deki 4 mağazayı gezerken sordum:</p>
<p>-          <strong>Bu mağazalardaki ürünlerin ne kadarı Türkiye’den?</strong></p>
<p>Derimod Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Ali Zaim </strong>yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Yüzde 80-85 Türkiye ürünü…</strong></p>
<p>Derimod’un üretim yaptırdığı tedarikçi sayısını merak ettim, İcra Kurulu Başkanı <strong>Murat Zaim </strong>yanıt verdi:</p>
<p>-          <strong>100’ü aşkın tedarikçi ile çalışıyoruz.</strong></p>
<p>Toplam satışlarının içindeki ithal ürün payını da sordum, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>İthal ürünlerimiz toplam satışlarımızın 3’te birini geçmez.</strong></p>
<p><strong>Ali Zaim, </strong>Çin ürünlerine ayrı bir başlık açtı:</p>
<p>-          <strong>15 yıldır Çin’deyiz. Ucuzluğu için değil, Türkiye’de yapılamayan ürünleri Çin’de yaptırıyoruz. Ayrıca, Türkiye’deki üreticilerimizi de Çin’e </strong>“know-how turu”<strong>na götürüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Murat Zaim, </strong>yılda 3 milyon dolayında ürün satışı gerçekleştirdiklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizde satılan her iki ceketten biri Derimod’dur. Ayakkabıda da sporları çıkarırsak en çok satanlar arasında yer alırız.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’de kişi başı yıllık ayakkabı alışverişi iki çift düzeyinde bulunuyor</span></h2>
<p><strong>DERİMOD </strong>Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Ali Zaim, </strong>şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>İnsanlar iki ayak üstünde durduğu sürece ayakkabı giyecek… Yani, ayakkabı ihtiyacı sürecek.</strong></p>
<p>Türkiye’de kişi başına ayakkabı alışverişini sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizde kişi başı yıllık ayakkabı alışverişi iki çift düzeyinde bulunuyor.</strong></p>
<p>Dünya ortalamasına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Dünyada ortalama yıllık ayakkabı alışverişi 4-5 çift.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Cirosu 200 milyon doları aşıyor, özkaynakla büyüyor</span></h2>
<p><strong>DERİMOD </strong>İcra Kurulu Başkanı <strong>Murat Zaim, </strong>Azerbaycan’a doğrudan kendi mağaza yatırımlarıyla girmelerinin yanı sıra yurt dışında hibrit büyüme modelini uyguladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bazı bölge ülkelerinde </strong>“master franchise” <strong>modeliyle büyüyoruz. Özbekistan, Kuzey Irak ve KKTC gibi pazarlarda 15 mağazalık fiziksel varlığımız bulunuyor.</strong></p>
<p>Derimod Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Ali Zaim </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Avrupa’da halihazırda 15 ülkede pazar yerleri aracılığıyla ürünlerimizi tüketiciyle buluşturuyoruz. Öncelikle hedefimiz online kanallar üzerinden penetrasyonumuzu artırmak.</strong></p>
<p><strong>Murat Zaim </strong>sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Dolayısıyla bizim için mesele </strong>“Kaç ülkede olacağız?” <strong>değil. Asıl soru şu: </strong>“Hangi pazarlarda hangi modelle sürdürülebilir değer yaratabiliriz?”</p>
<p>Yaptıkları yatırımların finansman modeli üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>2030 hedeflerimiz doğrultusunda yapacağımız yatırımları borçlanma üzerine kurmuyoruz. Yatırımlarımızı kendi özkaynaklarımızla gerçekleştiriyoruz. Bu bizim için yalnızca finansal bir tercih değil. Yatırım disiplini açısından stratejik bir yaklaşım.</strong></p>
<p>Türkiye’deki mağaza sayısını sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>100 mağazamız var…</strong></p>
<p>Derimod’un cirosunu merak ettim, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Bu yıl 200 milyon doları biraz aşacak gibi öngörümüz var.</strong><strong> </strong><strong>2030’da ciromuzun 300 milyon dolara ulaşmasını hedefliyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yurt-disinda-dogrudan-ilk-magaza-yatirimini-bakude-yapti-10-milyon-dolari-bulacak-90341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/1/1280x720/derimod-1792729948.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt dışında doğrudan ilk mağaza yatırımını Bakü’de yaptı, 10 milyon doları bulacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerji-sirketi-eurobondlarinda-sert-satis-90340</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji şirketi eurobondlarında sert satış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye tahvil piyasası yatırım fonlarında yaşanan kriz sonrası sarsılan güven ve likidite ihtiyacıyla boğuşurken Türk şirketlerin yurtdışı tahvil ihraçları piyasası da karıştı. Son 10 günde enerji şirketlerinin eurobondları ağır satış yedi. Uzmanlar bilançolarında yatırım fonu bulunmayan ve tasfiye sürecindeki fon portföylerinde yer almayan enerji şirketlerinde bu harekete bir anlam veremedi.</p>
<p>Özellikle iki şirketin eurobondları son 10 gündür satılıyor. Aydem Enerji ile GDZ (Gediz) Elektrik eurobondları satışlarla fiyat düşüşü yaşarken özellikle Gediz Elektrik’in eurobond fiyatı 10 günde 15 dolar geriledi. Uzmanlar satışlarla eurobondlarda büyük zarar yaşandığını belirtti. Aydem Enerji 2025 Ekim’de 550 milyon dolarlık 5 yıl vadeli 2.5 yıl ana para ödemesiz ve yüzde 9,875 kupon oranıyla yeşil tahvil ihracını gerçekleştirdi. İhraca iki katına yakın talep gelirken mevcut tahvillerin refinansmanı da sağlandı. GDZ Elektrik Dağıtım da Ekim 2024'te 5 yıl vadeli 400 milyon dolarlık eurobond ihraç etti, yıllık yüzde 9 faiz oranına sahip tahvilin kupon ödemeleri ise mart ve eylül aylarında yılda iki kez yapılıyor. Her iki şirketin eurobondları İrlanda borsası Euronext Dublin'de işlem görüyor.</p>
<h2>Dün düşüşler hızlandı</h2>
<p>GDZ elektrik dün gün içinde 2.8 dolar düşerek 77.58 dolara gerilerken, Aydem Enerji 1.77 dolar düşüşle 90.61 dolara geriledi. GDZ Elektrik eurobond faiz oranı yüzde 19,47’ye Aydem Enerji’nin de yüzde 13,46’ya yükseldi. Aydem Enerji'nin elektrik dağıtımında faaliyet gösteren şirketi Adm Elektrik Dağıtım da bu yılın başında 500 milyon dolarlık eurobond ihracı yaptı. 5 yıl vadeli yüzde 9,5 kupon oranına sahip eurobond da dün satış yedi. Faiz oranı yüzde 14,49'a yükseldi.</p>
<p>Aydem Yenilenebilir Enerji halka açık, Kamuyu Aydınlatma Platformu bildirimlerine göre de eurobondun kupon ödemesi başarılı şekilde gerçekleştirildi. GDZ Elektrik’in de kupon ödemesinde bir sorun görülmüyor.  Son dönemde Resmi Gazete’de önceki gün yapılan düzenlemeye kadar elektrik piyasasına ilişkin yeni bir yönetmelik veya yasa değişikliği bulunmuyor. 19 Ekim tarihli Resmi Gazete’de elektrik piyasasında temerrüde düşen katılımcıların teminat yükümlülükleri sıkılaştırıldı, ödenmeyen fatura borçları da teminat çağrısı gerektiren durumlar arasına alındı. Öte yandan önümüzdeki günlerde elektrik satış fiyatlarına ilişkin güncellemenin yapılması da bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerji-sirketi-eurobondlarinda-sert-satis-90340</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/borclanmaya-tek-adres-tahvil-1740949955.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aydem Enerji ve Gediz Elektrik eurobondlarında sert satışlar yaşanıyor. Gediz tahvilinin fiyatı 10 günde 15 dolar gerilerken, dün 77,58 dolara indi. Tahvilin faizi yüzde 19,47’ye yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-siki-durustan-temkinli-kalkis-yapti-90339</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> TCMB, sıkı duruştan temkinli kalkış yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Merkez Bankası, ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısında piyasa beklentisine paralel olarak politika faizini 100 baz puan indirdi ve yüzde 37’den yüzde 36’ya çekti. Kurulu ayrıca gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirdi.</p>
<p>PPK metninde bundan sonraki adımların büyüklüğünün enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleneceğine yönelik ifadenin yer alması, aralık ayı PPK’sında indirimin büyüklüğünün yeniden fiyatlanmasına neden oldu. ABD’deki kasım seçimlerinin ardından toplanacak olan aralık ayı PPK’sına ilişkin fiyatlamalar şu an 75 baz puan indirim yönünde. Ancak uzmanlara göre petrol fiyatları 100 doların çok üzerine çıkarsa indirimin büyüklüğü 25-50 baz puana kadar düşebilir. PPK metninde fon krizinin etkilerine ilişkin bir ifade ise yer almadı.</p>
<h2>Bankacılıkta düşüş yüzde 2’yi aştı </h2>
<p>100 baz puanlık indirim piyasa beklentisine paralel olsa da adımların büyüklüğüne ilişkin belirsizlik borsada satışları hızlandırdı. Bankacılık endeksinde kayıplar karar sonrası yüzde 2’nin üzerine çıktı, BIST100 endeksi de gün içinde yüzde 1,5’in üzerinde düştü. PPK metninin enflasyon görünümüne ilişkin paragrafında çok büyük değişiklikler yaşanmadı. Eylül toplantısında kullanılan, aylık dalgalanmalara karşın son dönem enflasyon gerçekleşmelerinin ve öncü göstergelerin ana eğilimdeki gerilemeyi gösterdiği yönündeki ifade, “teyit ettiği” şeklinde güçlendirildi. İktisadi faaliyete ilişkin verilerin ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının, iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini “gösterdiği” ifadesini “teyit ettiği” ile değiştiren PPK, jeopolitik gerilimlerin ise canlılığını koruduğu vurgusunu yaptı. Metinde jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları ve enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü risklerin sürdüğünü ise yineledi.</p>
<h2>25 baz puan da olabilir, 150 de</h2>
<p>Para politikası paragrafında, fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği vurgulandı. Metindeki tek değişiklik ise adımların büyüklüğü ve zamanlamasının enfl asyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleneceğinin vurgulanması oldu. Uzmanlar, bundan sonra faiz indirimlerinin süreceği mesajını veren TCMB’nin faiz indirimlerinin büyüklüğünü ise enflasyon görünümüne bağlı olarak kararlaştıracağı yorumunu yaptı. Metinde “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır” ifadeleri yer aldı.</p>
<p>Uzmanların verdiği bilgiye göre önemli olan tek konu, faiz indiriminin büyüklüğü. Politika faizindeki indirimin büyüklüğü 25 baz puan da olabilir, 150 baz puan da. Şu anda fiyatlamalar aralık ayı toplantısı için 75 baz puana gerilemiş durumda. Uzmanlar, ABD seçimlerinin geride kalması ve kasım ile ekim enflasyonlarının da gerçekleşmesi sonrasında aralık toplantısında indirimin büyüklüğünün belirleneceğine işaret etti. Uzmanların verdiği bilgiye göre bankacılık sektöründe kayıpların hızlanmasının nedeni ise otomatik bir indirim mesajı yerine toplantı bazında ihtiyatlı karar verileceğine yönelik ifadeler oldu.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d;"><strong>UZMANLAR TCMB PPK FAİZ KARARINI NASIL YORUMLADI?</strong></span></p>
<h2>"Fon krizinin olmadığı bir Türkiye kararı" </h2>
<p>■ <strong>TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay:</strong> TCMB, 1,5 ay öncesinde yaşıyor. Şu anki Türkiye’de yaşamıyor. TCMB’nin PPK karar metninde fon kriziyle ilgili hiçbir şey yok. Fon krizi yaşanmasa TCMB 150 baz puan bile indirim yapabilirdi. Ben eski bir merkez bankacı olarak bunu kabul edemiyorum. TCMB, Finansal İstikrar Komitesi üyesi. Fon rezaleti sonrası hiç mi finansal risk yok? TCMB’nin yaptığı faiz indirimini tartışmıyorum; fon kriziyle ilgili hiçbir şey olmamasını garipsiyorum. PPK metninde tek önemli değişiklik de adımların, yani bundan sonraki indirimlerin, enflasyonun görünümüne bakılarak yapılacağına yönelik ifade. Ama o bile yine fon krizinin olmadığı bir Türkiye’de geçerli. Aralık toplantısında ekim ve kasım enflasyonlarına bakılarak karar verilecek. Zaten hedef yükseltildikten sonra TCMB’nin faiz indirimi için alanı var.</p>
<h2>"Aralıkta 100 baz puan daha" </h2>
<p>■ <strong>QNB Türkiye Başekonomisti Erkin Işık:</strong> TCMB kararı beklentiler doğrultusunda geldi. Karar metninde, talep görünümündeki zayıflık ve enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama daha güçlü ifadelerle teyit edilirken sonraki faiz adımlarının büyüklüğü ve zamanlamasının enflasyon görünümüne göre toplantı bazında belirleneceği vurgulandı. Biz, aralık PPK toplantısında da 100 baz puan indirim olacağı ve politika faizinin yıl sonunda yüzde 35’e gerileyeceği yönündeki beklentimizi koruyoruz.</p>
<h2>"TCMB ‘temkinli güvercin’ çizgisini seçti"</h2>
<p>■ <strong>Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı Dr. Altuğ Özaslan:</strong> Beklentim 150 baz puandı ve bunun için alan vardı. TCMB bugün “temkinli güvercin” çizgisini seçti: İndirime devam ediyor ama ileriye dönük taahhüt vermekten özenle kaçınıyor. Metindeki en kritik değişiklik, “para politikası kararları” yerine “adımların büyüklüğü ve zamanlaması” ifadesinin gelmesi. Bunu şöyle okuyorum: Yön belli, tartışılan yalnızca hız. Sıkılaştırma kapısı kâğıt üzerinde açık tutuluyor ancak bunun için “belirgin ve kalıcı bir bozulma” şartı aranıyor, yani çıta oldukça yüksek. “Dezenfl asyonun gerektirdiği sıkılık” vurgusu da aynı yöne işaret ediyor: Geçmiş dönemin sıkılık dozuna artık ihtiyaç yok. Asıl hikâye talep tarafında. Altın fi yatlarındaki gerileme ve fon krizi belirgin bir negatif servet etkisi yaratarak toplam talebi aşındırmaya başladı. TCMB’nin metinde iç talepteki zayıf seyre özellikle dikkat çekmesi tesadüf değil. Türkiye’de enflasyon ile iç tüketim arasındaki güçlü bağ düşünüldüğünde, bu noktadan sonra ilave sıkılık dezenflasyonu hızlandırmaz, ekonomiyi stagflasyona iter. TCMB de satır aralarında bu tuzağa düşmek istemediğini söylüyor. Aralık için taahhüt yok ancak mevcut koşullarda 100 baz puanlık bir indirim daha güçlü bir olasılık.</p>
<h2>"Kredi faizlerine yansımasını beklemem" </h2>
<p>■ <strong>TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat:</strong> TCMB üzerinde, özellikle reel sektör tarafından faiz indirimi konusunda o kadar yoğun bir baskı vardı ki bu hamle de o nedenle geldi. Fon krizi dolayısıyla TCMB finansal istikrarı gözeterek pas geçebilirdi ama reel sektörün baskısına karşı adım atması gerekiyordu. Piyasanın beklediği üzere indirim 100 baz puanla başladı. Ancak fon krizinin ucunun nereye dokunacağına ve hangi şirketlerin dahil olacağına ilişkin belirsizlik yüzünden bankaların iştahlı olacağını düşünmüyorum. TCMB bir hamle yapma gereğini hissetti ama bu faiz indiriminin kredi faizlerine yansımasını beklemem, kredi musluklarının açılması gibi bir durum da söz konusu değil. Bankalar, fon krizi belirsizliğinin ortadan kalkmasını isteyecektir. O nedenle bu faiz indirimi biraz sembolik oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-siki-durustan-temkinli-kalkis-yapti-90339</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi-faiz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB Para Politikası Kurulu, 9 ayın ardından politika faizinde 100 baz puan indirim yaptı ve politika faizini yüzde 36’ya indirdi. PPK kararı sonrası bankacılık endeksinde satışlar hızlanırken uzmanlar, TCMB’nin indirime devam edeceği sinyalini vermesine rağmen otomatik bir indirim sürecine girmemesinin bu kayıpların nedeni olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btu-akademik-yili-acilis-dersini-bakan-mehmet-fatih-kacir-yapti-90388</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTÜ Akademik yılı açılış dersini Bakan Mehmet Fatih Kacır yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Teknik Üniversitesi (BTÜ), 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ı ağırladı.</p>
<p>Bursa Teknik Üniversitesi Mimar Sinan Yerleşkesi Turkuaz Salon’da düzenlenen törene; Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın, BTSO Başkanı Özer Matlı, protokol üyeleri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.</p>
<p>Törende konuşan Kacır, Türkiye’nin araştırma-geliştirme kapasitesinden yüksek teknoloji üretimine, savunma sanayisinden yapay zekâya, uzay teknolojilerinden girişimciliğe kadar pek çok başlıkta değerlendirmelerde bulunarak, Türkiye’nin kritik teknolojilerde kendi imkânlarıyla üretim yapabilmesinin önemini vurguladı.</p>
<p>BTÜ’nün teknopark kapasitesinin artırılmasıyla Millî Teknoloji Hamlesi’ne katkısının daha da güçleneceğini belirten Bakan Kacır, BTÜ’yü TEKNOFEST’e ilk yılından itibaren sunduğu katkılardan dolayı da tebrik etti. </p>
<h2>“Millî Teknoloji Hamlesi, Türkiye’nin kuvvet çarpanı”</h2>
<p>Türkiye’nin Millî Teknoloji Hamlesi yolculuğunda üniversitelerin önemli paydaşlar olduğunu ifade eden Bakan Kacır, bilimsel üretim ve üniversite-sanayi iş birliğinin ülkenin kalkınmasında belirleyici rol oynadığını söyledi. Dünya ekonomisinin ağırlık merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaydığını belirten Bakan Kacır, Türkiye’nin coğrafi konumu ve üretim kapasitesiyle bu dönüşümde önemli fırsatlara sahip olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin araştırma-geliştirme yatırımlarında, bilimsel yayınlarda, patent başvurularında ve yüksek teknolojili üretimde kaydettiği gelişmelere değinen Bakan Kacır, bu ilerlemenin üniversitelerdeki akademisyenlerin ve araştırmacıların katkılarıyla mümkün olduğunu vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb207d37498-1792745597.jpeg" alt="" width="707" height="476" /></p>
<h2>“Türkiye, savunma sanayisinde önemli bir başarı hikâyesi yazdı”</h2>
<p>Millî Teknoloji Hamlesine değinen Bakan Kacır Türkiye’nin savunma ve havacılık sanayisinde geliştirdiği insansız hava araçları, hava platformları ve diğer kritik sistemlerle uluslararası ölçekte rekabet edebilen bir konuma ulaştığını söyledi. Savunma sanayisindeki ilerlemenin geniş bir ekosistemin ürünü olduğunu vurgulayan Bakan Kacır, bu birikimin diğer sektörlere de taşınması gerektiğini ifade etti. Bakan Kacır, tarım teknolojileri, enerji depolama, yarı iletkenler, haberleşme, uydu sistemleri, nükleer teknoloji ve dijital dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını kaydetti. Uzay teknolojilerinin gelişimine de değinen Bakan Kacır, Türkiye’nin uydu sistemleri ve uzay araştırmalarındaki kazanımlarını gelecekte daha ileriye taşımayı hedeflediğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb20a76f5c2-1792745639.jpeg" alt="" width="738" height="613" /></p>
<h2>“BTÜ’nün araştırma ve teknoloji başarıları”</h2>
<p>Törende konuşan BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, üniversitenin araştırma-geliştirme, girişimcilik, yenilikçilik ve toplumsal katkı alanlarındaki çalışmalarını anlattı. BTÜ’nün 13 bini aşkın öğrencisi ve 600’e yakın akademik personeliyle bilim ve teknolojiye yön veren, saygın bir üniversite olma vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüğünü belirten Rektör Çağlar, ulusal ve uluslararası araştırma projelerinde kaydedilen gelişmelere dikkat çekti. Üniversitenin son beş yılda TÜBİTAK destekli Ar-Ge projelerinde altı katın üzerinde, uluslararası bilimsel projelerde ise on katın üzerinde artış sağladığını ifade eden Rektör Çağlar, bilimsel yayınların niteliği konusunda da önemli bir başarı elde ettiklerini söyledi. Üniversitenin Q1 ve Q2 kategorisindeki yayınlarının toplam yayınlar içindeki oranının yüzde 81,3 olduğunu belirten Rektör Çağlar, bu performansın BTÜ’nün araştırma odaklı gelişiminin göstergelerinden biri olduğunu kaydetti. BTÜ’nün TÜBİTAK Yapay Zekâ Ekosistem çağrısı kapsamında üç ayrı yılda proje desteği alan sayılı üniversitelerden biri olduğunu dile getiren Rektör Çağlar, desteklenen 61 projenin 4’ünün Bursa’ya kazandırılmasından duydukları memnuniyeti ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb20d234584-1792745682.jpeg" alt="" width="626" height="508" /></p>
<h2>“Bakan Kacır’a Fahri Doktora Berat”</h2>
<p>Konuşmaların ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın, Türkiye’nin millî teknoloji hamlesine sunduğu katkılar; DENEYAP Teknoloji Atölyeleri, Millî Teknoloji Atölyeleri, Geleceğin Teknoloji Yıldızları Programı ve TEKNOFEST gibi öncü projelerin hayata geçirilmesindeki liderliği; yapay zekâ, uzay, mobilite ve ileri teknoloji alanlarındaki stratejik çalışmaları; bilimsel araştırmanın, teknolojik yenilikçiliğin ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik vizyoner yaklaşımı ile Türkiye’nin küresel bilim ve teknoloji ekosistemindeki konumunun güçlendirilmesine sağladığı katkılar dikkate alınarak; Bursa Teknik Üniversitesi Senatosunun 20 Ekim 2026 tarihli ve 2026-11 sayılı kararı uyarınca, kendisine bilim ve teknoloji alanında fahri doktora ünvanı tevcih edildi. Törende BTÜ Rektörü Prof. Dr. Naci Çağlar, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a fahri doktora cübbesini giydirdi. Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btu-akademik-yili-acilis-dersini-bakan-mehmet-fatih-kacir-yapti-90388</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/8/1280x720/btu-akademik-yili-acilis-dersini-bakan-mehmet-fatih-kacir-yapti-1792745570.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Teknik Üniversitesi&#039;nin 2026-2027 Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuşan Bakan Kacır, Türkiye’nin Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunda üniversitelerin önemli paydaşlar olduğunu belirterek, bilimsel üretim ve üniversite-sanayi iş birliğinin ülkenin kalkınmasında belirleyici rol oynadığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-yesil-osb-belgesi-aldi-90387</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB, Yeşil OSB belgesi aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB), Türk Standardları Enstitüsü (TSE) tarafından yürütülen belgelendirme sürecini tamamlayarak Yeşil Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Belgesi aldı. Belgeyle Kütahya OSB, kentte bu ünvana sahip ilk ve tek organize sanayi bölgesi oldu.</p>
<p>Kütahya OSB'nin sürdürülebilir üretim, enerji verimliliği, çevre yönetimi ve kurumsal yönetim alanlarındaki çalışmaları kapsamında yürütülen belgelendirme sürecinde, ekonomik sürdürülebilirlik, sosyal sorumluluk ve çevresel performans başta olmak üzere çeşitli kriterler değerlendirildi.</p>
<p>29-30 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen denetimlerin ardından belgelendirme süreci tamamlandı ve bölgenin Yeşil OSB statüsü, 9 Ekim 2026 tarihli belgeyle tescillendi.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik rekabet gücünü destekliyor</strong></p>
<p>Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, Yeşil OSB Belgesi'nin Kütahya sanayisinin geleceği açısından önemli bir kazanım olduğunu belirterek, sürdürülebilir üretim anlayışının sanayide rekabet gücünü destekleyen unsurlar arasında yer aldığını ifade etti.</p>
<p>Eskioğlu<strong>, </strong><strong>“</strong>Kütahya Organize Sanayi Bölgemizin Yeşil OSB Belgesi alması, uzun yıllardır sürdürdüğümüz çalışmaların somut bir göstergesidir. Kütahya'nın ilk ve tek Yeşil OSB'si olmak, şehrimizin sanayisi adına önemli bir başarıdır” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Sanayide rekabet koşullarının değiştiğine dikkati çeken Eskioğlu, üretim kapasitesi ve ekonomik büyüklüğün yanı sıra çevresel etkilerin yönetilmesi, enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılmasının da önem kazandığını kaydetti.</p>
<p>Eskioğlu, “Güçlü sanayi bölgeleri artık yalnızca üretim yapan değil, çevreyi koruyan, enerjiyi verimli kullanan ve sürdürülebilir kalkınmayı yönetim anlayışının merkezine yerleştiren bölgeler olarak öne çıkıyor. Kütahya OSB olarak bu dönüşüme yön veren bölgeler arasında yer almak istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Enerji ve kaynak verimliliği öne çıkıyor</strong></p>
<p>Kütahya OSB'nin sürdürülebilirlik çalışmalarının temelinde uluslararası standartlara dayanan yönetim sistemleri bulunuyor. Bölge, ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi ve ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi belgelerine sahip bulunuyor.</p>
<p>Ayrıca ISO 14064 standardı kapsamında sera gazı emisyonlarının hesaplanması ve doğrulanmasına yönelik çalışmalar yürütülüyor.</p>
<p>Enerji kaynaklarının etkin kullanımı, yenilenebilir enerji uygulamaları, su ve atık yönetimi, sürdürülebilir altyapı ve sosyal sorumluluk faaliyetleri de Yeşil OSB belgelendirme sürecinin temel unsurları arasında yer aldı.</p>
<p>Belgenin, bölgedeki sanayi kuruluşlarının çevresel sürdürülebilirlik uygulamalarını geliştirmesi, kaynak verimliliğini artırması ve uluslararası pazarlarda giderek önem kazanan yeşil dönüşüm kriterlerine uyum sağlaması açısından da önem taşıdığı belirtiliyor.</p>
<p><strong>“Daha büyük hedeflerin başlangıcı”</strong></p>
<p>Yeşil OSB unvanının yeni sorumlulukları da beraberinde getirdiğini vurgulayan Eskioğlu, bölgenin çevreye duyarlı üretim ve sürdürülebilir sanayi altyapısı konusundaki çalışmalarını sürdüreceğini bildirdi.</p>
<p>Eskioğlu, “Bizim için Yeşil OSB Belgesi yalnızca bir başarı belgesi değildir. Bu belge, sanayicilerimize, yatırımcılarımıza, şehrimize ve gelecek nesillere karşı taşıdığımız sorumluluğun ifadesidir. Hedefimiz, çevreye duyarlı üretimi güçlendirmek, enerji ve kaynak verimliliğini artırmak ve yatırımcılarımıza uluslararası standartlarda bir sanayi altyapısı sunmaktır” dedi.</p>
<p>Belgenin bir sonuçtan çok yeni hedeflerin başlangıcı olduğunu belirten Eskioğlu, Kütahya'yı sürdürülebilir sanayi alanında örnek gösterilen şehirlerden biri haline getirmeyi amaçladıklarını ifade etti.</p>
<p>Kütahya OSB'nin Yeşil OSB statüsüyle çevresel sorumluluk ve ekonomik kalkınmayı birlikte ele alan yönetim anlayışını geliştirmesi, enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir kaynak yönetimi alanlarındaki çalışmalarını ilerletmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-yesil-osb-belgesi-aldi-90387</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/7/1280x720/kutahya-osb-yesil-osb-belgesi-aldi-1792745201.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya Organize Sanayi Bölgesi, Türk Standardları Enstitüsünün değerlendirme ve denetimlerini tamamlayarak Yeşil OSB Belgesi almaya hak kazandı. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, belgenin sürdürülebilir üretim ve sanayinin rekabet gücü açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bumiad-cumhuriyet-odulleri-sahiplerini-buldu-90383</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUMİAD Cumhuriyet Ödülleri sahiplerini buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Mimar ve Mühendis İş İnsanları Derneği (BUMİAD), Cumhuriyet’in 103. yılının kutlandığı bugünlerde Cumhuriyete değer katan isimleri ödüllendirdi.</p>
<p>Nilüfer Podyum Davet’te gerçekleştirilen Cumhuriyet Balosu yoğun bir katılımla gerçekleşirken, bu yılki BUMİAD Cumhuriyet Ödülleri sahiplerine verildi. BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, Cumhuriyet’in yalnızca bir yönetim biçimi olmadığını belirterek, halkın egemenliği, özgürlükler, eşitlik ve bağımsız yargının Cumhuriyet’in temel unsurları arasında bulunduğunu ifade etti. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ne gönülden bağlı olduklarını dile getiren Gümüş, Cumhuriyet’in temel ilkelerinden uzaklaşıldığını savundu. Devletin üretimdeki rolünün azalması, eğitim ve sağlık alanlarındaki politikalar ile yargı bağımsızlığına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Gümüş, bu durumun toplumun refahını ve adalet duygusunu etkilediğini söyledi. Cumhuriyet’in yeniden güçlenmesinin önemini vurgulayan Gümüş, konuşmasını “Bu ülkenin mayası Atatürk’tür, insanları vatandaş yapan Cumhuriyet’tir” sözleriyle sürdürdü. Gümüş, Cumhuriyet’in temel değerlerine bağlılıkla Türkiye’nin yeniden refaha, huzura, adalete ve güvene kavuşacağına inandığını belirterek, “Yaşasın Cumhuriyet, ne mutlu Türküm diyene” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb18ccc8822-1792743628.jpeg" alt="" width="708" height="546" /></p>
<h2><strong>“Ödüller sahiplerini buldu”</strong></h2>
<p>Cumhuriyet Ödülleri kapsamında farklı alanlarda çalışmalarıyla öne çıkan isimler ödüle layık görüldü. “Eğitime Katkı Ödülü” Endüstri Mühendisi, İnovasyon Yönetimi Danışmanı, Akademisyen Müjgan Çetin’e, “Cumhuriyet Ödülü” Sürdürülebilir Tarım Politikaları Uzmanı, Feyz Çiftliği Kurucusu Sencer Solakoğlu’na, “Cumhuriyet Ödülü” Onlar TV ekibi adına Nasuh Mahruki’ye, “Onur Ödülü” de Gazeteci, Yazar, Belgesel Yönetmeni ve Yapımcı Nebil Özgentürk’e verildi. Gecenin “Özel Ödülü” ise BUMİAD’ın Kurucu Başkanı İlker Özaslan ile Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Gümüş tarafından, 10. yılına ulaşan BUMİAD Cumhuriyet Ödülleri geleneğini başlatan geçmiş dönem başkanlarından M. Orhan Efe’ye verildi. Ödüle layık görülen gazeteci ve yazarlar Özge Ece Üner, Şule Aydın, Murat Ağırel, Timur Soykan, Barış Terkoğlu ve Barış Pehlivan törene katılamadı. Ece Üner, törene gönderdiği ses kaydıyla katılımcılara seslenirken, adli süreci devam eden Murat Ağırel de programda yer alamadı. Ödüller, gazeteciler adına Nasuh Mahruki tarafından teslim alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb18f437ebd-1792743668.jpeg" alt="" width="679" height="516" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bumiad-cumhuriyet-odulleri-sahiplerini-buldu-90383</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/3/1280x720/bumiad-cumhuriyet-odulleri-sahiplerini-buldu-1792743601.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Mühendis ve Mimar İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen Cumhuriyet Balosu’nda Cumhuriyet Ödülleri sahiplerini buldu. Gazeteciler, tarım alanında çalışan isimler ve eğitimcilerin ödüllendirildiği geceye çok sayıda davetli katıldı. BUMİAD Başkanı Mustafa Gümüş, konuşmasında Cumhuriyet’in temel ilkelerine ve tam bağımsız Türkiye vurgusuna dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/alanya-tsoda-devir-teslim-90382</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alanya TSO’da devir teslim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ALTSO) yapılan meslek komiteleri, meclis ve başkanlık seçimlerini Mustafa Tuna kazandı. Seçimlerde yasal sürenin tamamlanmasıyla ALTSO’da eski başkan Eray Erdem ile yeni başkan Mustafa Tuna arasında devir teslim töreni düzenlendi.</p>
<p>ALTSO Başkanı Mustafa Tuna, bugüne kadar odaya ve Alanya iş dünyasına sağladığı katkılar nedeniyle önceki başkan Eray Erdem’e teşekkür ederek, yeni dönemde ortak akıl ve istişare kültürüyle çalışmalarını sürdüreceklerini söyledi. Tuna, ‘’ALTSO tüm üyeleriyle birlikte Alanya ekonomisinin gelişmesi, sektörlerin sorunlarının çözülmesi ve iş dünyasının güçlenmesi için gayret göstereceğiz’’ dedi.</p>
<p>Devir teslim töreninde ALTSO Başkanı Mustafa Tuna, 4 yıl başkanlık yapan Eray Erdem’e, teşekkür ederek plaket ve çiçek verdi.</p>
<p><strong>ALTSO’da görev dağılımı</strong></p>
<p>Öte yandan ALTSO yeni yönetimi Başkan Mustafa Tuna yönetiminde ilk toplantısını gerçekleştirerek görev bölümü yaptı.</p>
<p>Buna göre, ALTSO yönetim kurulu başkan yardımcılıklarına Nurettin Babaoğlu ve Ali Sinan Gürses seçilirken Ahmet Çağlar ise saymanlığa getirildi. Başkan Tuna, ‘’Yeni dönemin yol haritasının da ele alındığı toplantıda, Alanya iş dünyasının  Alanya ekonomisinin gelişimi ve iş dünyasının güçlenmesi için tüm sektörlerle yakın temas içerisinde olacağız. Üyelerimizin sorunlarına çözüm üretmeyi ve ALTSO’nun hizmet kapasitesini daha da geliştirmeyi hedefliyoruz’’ diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/alanya-tsoda-devir-teslim-90382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/alanya-tsoda-devir-teslim-1792742058.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nda yeni seçilen başkan Mustafa Tuna düzenlenen törenle görevini devir aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasar-holding-turgutlu-osbde-dondurulmus-unlu-mamul-fabrikasi-kurdu-90373</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yaşar Holding, Turgutlu OSB’de, dondurulmuş unlu mamul fabrikası kurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Turgutlu OSB’de, dondurulmuş unlu mamuller yatırımı yaptık, üretim başladı ve yakında açılışı olacak. Bu ürünlerin ihracat potansiyeli yüksek. Böreklerimiz ve milföy gibi ürünlerimiz, bir de hindi eti ürünlerimiz var onların da ihracat potansiyeli yüksek.</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük sanayi gruplarından Yaşar Topluluğu’nun Yönetim Kurulu Başkan Vekili İdil Yiğitbaşı, İstanbul’da bir grup iş insanı ile buluştu. Düzce Belediye Başkanı (Eski Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı) Faruk Özlü’nün daveti ile Divan Oteli’nde gerçekleşen ‘siyaset dışı sohbet’ toplantısında Yaşar Grubu kurucuları Durmuş Yaşar ve oğlu Selçuk Yaşar’ın girişimci yönlerinden Topluluğun yeni yatırım alanlarına, genel ekonomiye uzanan alanlara ilişkin görüşlerini açıkladı. Yanı sıra soruları yanıtladı, dinleyenleri anılar yolculuğuna çıkardı.</p>
<p>Bir soru üzerine, "Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda da hep konuşuluyor; özellikle de ihracatçılar çok zorlanıyor, kârlılıkları çok düştü. Bu ekonomik program; dövizi tutmak üzerine uygulanıyor ve bu bir süre daha böyle devam edecek gibi görünüyor” diyen İdil Yiğitbaşı, böyle zor dönemlerde babası, duayen sanayici merhum Selçuk Yaşar’ı örnek aldıklarını vurguladı ve şöyle konuştu: “Babam, karakter olarak hep optimistti (iyimser) ve hiçbir zaman karamsar olmayan, mücadeleden vazgeçmeyen, sonuna kadar çok çabalayan bir insandı. İzmir’i ve Türkiye’yi çok severdi. Bize de her zaman Türkiye’ye bir şey olmaz derdi.”</p>
<p><strong>‘Börek, milföy fabrikası kurduk, ihracatı artırmaya çalışıyoruz’</strong></p>
<p>İdil Yiğitbaşı, grupta toplam istihdamın yaklaşık 7 bin kişi olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “1 milyar dolara yakın da ciromuz var. Bu cironun yüzde 5 kadarı ihracattan geliyor. İhracatı artırmaya çalışıyoruz halen birçok ülkede pazarda güçlüyüz. Mesela Pınar olarak Irak’ta Azerbaycan’da çok ciddi pazar payımız var. Abu Dabi’de peynir fabrikamız var, bölge için üretim yapıyor. Almanya’da şirket kurduk ve orada 4-5 fabrikaya markamızla üretim yaptırıp Avrupa ve Amerika’ya satıyoruz. Tabii ki bu satışlar Türkiye’den ihracat sayılmıyor. Rusya’da (Krasnodar) boya fabrikamız var, orada da inşaat boyaları ve bir miktar da mobilya boyaları üretiyoruz. ABD’ye Türkiye’den de ihracat yapıyoruz. Türkiye’nin markalı ürün ihracatında öncü şirketiz. Mesela Pınar Labne’yi kendi patentli formülümüzle üretmiştik ve Körfez ülkelerinde ilk paketli labne olarak büyük pazar payına ulaşmış durumda.”</p>
<p>İhracat potansiyeli yüksek yeni bir ‘üretim yatırımı’ daha yaptıklarını söyleyen İdil Yiğitbaşı, “Turgutlu OSB’de, dondurulmuş unlu mamuller yatırımı yaptık, üretim başladı ve yakında açılışı olacak. Bu ürünlerin ihracat potansiyeli yüksek. Böreklerimiz ve milföy gibi ürünlerimiz, bir de hindi eti ürünlerimiz var onların da ihracat potansiyeli yüksek. Balık işimizde çipura, levrek ihracatımız var en fazla Avrupa’ya satıyoruz. Boyalarda da ihracatı artırmak istiyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb033dca32a-1792738109.png" alt="" width="707" height="623" /><strong>Dereye dökülen sütleri görünce Pınar’ı kurdu</strong></p>
<p>İdil Yiğitbaşı, dedesi ve babasının ticaretten sanayiciliğe yöneliş hikâyesini şöyle özetledi: “Dedemiz Durmuş Yaşar Bey, ailesiyle 1927’de Rodos’tan İzmir’e göç etmiş ve Şeritçiler Çarşısı’nda boya, denizcilik malzemeleri satan bir dükkân açmış. 1945’te babam Selçuk Yaşar onun yanında ticarete başlamış. İlk başta soyadları Kaptanoğlu’ymuş çünkü Durmuş Yaşar Bey kaptanmış ve Rodos ile ana kara arasında çalışırmış. Selçuk Bey, babasına ‘Baba Kaptanoğlu iyi bir şirket ismi olmaz biz senin ismini soyadı yapalım ve şirketin ismi de öyle olsun’ demiş. Dedemizin ikinci adı sonradan soyadımız olmuş. Bir başka ilginç konu da babam liseyi bitirene kadar İtalyan vatandaşıydı çünkü Durmuş Yaşar Rodos’tan geldiğinde İtalyan vatandaşıymış. Devletimiz onları vatandaşlığa uzun süre almamış herhalde Rodos’taki Türk nüfusu eksilmesin diye ve babam ile dedem Türkiye vatandaşı olmak için çok uğraşmışlar.</p>
<p>1954’te DYO kurulduktan sonra 1969’a kadar boya sektöründe sürekli yeni yatırımlar yapmışlar. Matbaa mürekkepleri, sanayi, mobilya boyaları vs. büyümüşler. Boya işini Danimarkalılarla geliştirmişler. Bu nedenle sonraki bazı sanayi işlerinde de Danimarkalıların deneyimlerinden yararlandılar. Babamız Seferihisar’da bir çiftlik almış, orada sohbet ederken köylülerin sütlerini SEK’e götürdüklerini ama SEK almazsa sütleri mecburen dereye dökmek zorunda kaldıklarını öğrenmiş. Pınar Süt’ü kurma kararını bu nedenle almış. 1973 yılında Türkiye’nin ilk uzun ömürlü süt (UHT) üretimi için fabrika temelini atmış. 1975’te de üretim başlıyor. 4 ay raf ömrü olan süte insanlar ilk başta tepki gösteriyorlar ve zorlu bir süreç yaşanıyor ama zamanla aşılıyor. Pınar Süt kurulduktan sonra çiftçiler ‘bizim et hayvanlarımız da var onları da alın, değerlendirin’ dediği için 1985’te de Pınar Et kuruluyor. Selçuk Bey, çok farklı sektörlere de girdi, çıktı. Ege Gübre, Bira işi, bankacılık, yem fabrikası, kültür balıkçılığı vs. Babam Çeşme’yi çok severdi, orada da turizm yatırımı yaptı. 1974’te 1.100 yataklı Altınyunus’u hizmete açtı. Bir üniversite kurmak da hayaliydi ve onu da yaptı. İzmir’i, çok başarılı güzel bir üniversiteye kavuşturdu. Müzik bölümü de var, elektrik elektronik bölümü de. 9 bin civarı öğrencisiyle, akademik kadrosuyla çok başarılı bir kurum oldu. Ablam Feyhan Hanım şimdi yönetim kurulu başkanımız, ağabeyimi erken kaybettik. Çocuklarımız da yavaş yavaş işe dahil oluyor.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adb034ba099e-1792738123.png" alt="" width="999" height="257" /><span style="color: #e03e2d;"><strong>BABAM VEHBİ KOÇ’A HAYRANDI, DUVARINDA ONUN RESMİ VARDI</strong></span></p>
<p>İdil Yiğitbaşı, babası Selçuk Yaşar’ın çiftlikteki evinin duvarında Vehbi Koç’un resminin asılı olduğunu belirterek, şu bilgileri aktardı: “Babam Vehbi Koç’a hayrandı ve onu çok severdi. Kendine göre onun yaptıklarını takip ediyordu. Rahmi Bey ile de arası çok iyiydi ama daha çok Vehbi Bey’in jenerasyonu olarak kendini onunla özdeş görürdü. Sağlığına da çok dikkat ederdi tıpkı Vehbi Bey gibi. Maşallah 98 yaşına kadar yaşadı ve biz de onunla daha uzun süre birlikte olma, çalışma fırsatı bulduk. En küçük evlat olarak hayatında ayrı bir yerim vardı. Ablamla aramda 9 yaş olduğu için babamla daha çok vakit geçirebildim. Çok balığa gittim beraber, sabahları beni de götürür, oltayla balık tutardık. Ablam ve ağabeyim büyüyüp gitmişlerdi, evde tek çocuk ben kalmıştım.”</p>
<p><strong>“Paket sütte ve yoğurtta hiçbir katkı yok” </strong></p>
<p>Son yıllarda ‘paket süt ve yoğurtlarda sağlığa zararlı katkı maddeleri olduğuna dair’ yükselen tartışmaların sorulması üzerine İdil Yiğitbaşı, şöyle konuştu: “Paket sütte ve yoğurtta Pınar olarak öncüyüz. Biz, UHT süt içerek büyüdük ve çok şükür sağlığımız da gayet iyi. UHT süte güvenmemek için hiçbir neden yok. Avrupa ülkeleri dahil dünyanın her yerinde UHT yöntemiyle paketleniyor ve satılıyor. Biz bu ürünlerin aleyhine halen söz söyleyen doktorları duyunca şaşırıyoruz çünkü yapısında bir bozulma olmadan sütü en doğal hali ile tüketiciye ulaştırıyoruz. Hiçbir katkı maddesi yok çünkü katkı zaten yasak. Yoğurt zaten 4 derecede 1 ay rafta kalabiliyor onda da hiçbir katkı maddesi yok. Bizim fabrikaya giren süt çok ağır kontrolden geçer ama dışardan eve aldığınız süt ne kadar güvenilir?”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasar-holding-turgutlu-osbde-dondurulmus-unlu-mamul-fabrikasi-kurdu-90373</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaşar Holding, Turgutlu OSB’de, dondurulmuş unlu mamul fabrikası kurdu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ronesans-gelecegin-altyapisi-icin-dort-sektoru-tek-cati-altinda-bulusturuyor-90369</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rönesans, geleceğin altyapısı için dört sektörü tek çatı altında buluşturuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Rönesans Holding, 8,7 milyar Euro'luk inşaat iş portföyünü ve uluslararası mühendislik deneyimini Rönesans Altyapı çatısı altında yeni bir büyüme modeline taşıyor. Hollanda ve Türkiye'yi iki ana merkez olarak konumlandıran şirket, yenilenebilir enerjiden veri merkezlerine, sağlık yatırımlarından sürdürülebilir kentlere uzanan dört stratejik alana odaklanıyor.</strong></p>
<p>Bir altyapı yatırımının gerçek değeri nasıl ölçülür? İnşa edilen köprülerin uzunluğuyla mı, hastanelerin yatak kapasitesiyle mi, enerji santrallerinin kurulu gücüyle mi ya da yatırımların büyüklüğüyle mi?</p>
<p>Bugün bu göstergelerin yanına başka sorular ekleniyor: Bir yatırım iklim değişikliğine karşı ne kadar dayanıklı? Kaynakları ne kadar verimli kullanıyor? Bulunduğu kentin, ülkenin ve ekonominin geleceğine nasıl katkı sağlıyor?</p>
<p>Altyapı yatırımlarının dünyadaki rolü değişiyor. İklim krizi, enerji dönüşümü, hızlanan kentleşme ve yapay zekânın yarattığı dijital ihtiyaçlar, ülkelerin yatırım önceliklerini yeniden belirliyor. Mühendislik bilgisi, uluslararası finansmana erişim ve uzun vadeli işletme kapasitesi bu dönüşümün temel unsurlarına dönüşüyor. 11 yıldır dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasında yer alan Rönesans, inşaat ve mühendislik faaliyetleriyle uzun vadeli yatırımlarını Rönesans Altyapı çatısı altında birleştiriyor. 40 ülkede bini aşkın projeye imza atan, uluslararası projelerinden bugüne kadar 50 milyar dolarlık gelir elde eden grubun yeni yapılanması dört alana odaklanıyor: Sosyal altyapı, ulaştırma altyapısı, yenilenebilir enerji ve dijital altyapı. 30 Haziran 2026 itibarıyla 8,7 milyar euroluk inşaat iş portföyüne sahip Rönesans Altyapı’nın büyüme stratejisinde Türkiye ve Hollanda iki ana merkez olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Küresel büyümenin Türkiye’ye dönüşü</strong></p>
<p>Rönesans Holding Yönetim Kurulu Başkanı İpek Ilıcak Kayaalp’e göre şirketin uluslararası başarısının arkasında mühendislik kabiliyeti kadar sürdürülebilirlik, kurumsal yönetişim ve toplumsal fayda anlayışı bulunuyor. Kayaalp, sürdürülebilirliğin uluslararası faaliyetlerle birlikte gelişen bir iş yapış biçimi olduğunu vurguluyor: “Farklı coğrafyalarda müşterilerimizin, ortaklarımızın ve uluslararası finans kuruluşlarının beklentileriyle gelişen standartları yalnızca belirli projelerde uygulamakla kalmadık, bütün faaliyetlerimize taşıdık. Bugün çevresel ve toplumsal etkileri yatırım kararlarımızın merkezinde değerlendiriyoruz.”</p>
<p>Bu yaklaşımın önemli örneklerinden biri, 2015 yılında satın alınan yaklaşık 150 yıllık Hollandalı mühendislik şirketi Ballast Nedam. Satın alma sırasında finansal açıdan zor bir dönemden geçen şirket, üç yıl içinde yeniden kârlı hale getirildi. Kayaalp, bu süreçte iki farklı kurumsal kültürün birbirini geliştirdiğine dikkat çekiyor. “Ballast Nedam’ın yaklaşık 150 yıllık mühendislik birikimini, yerel kimliğini ve insan kaynağını korurken risk yönetimi, proje seçimi ve kurumsal karar alma süreçlerini yeniden yapılandırdık.”</p>
<p>Uluslararası büyümenin Türkiye ekonomisine katkısı da dikkat çekici. Rönesans, ortaklarıyla birlikte Türkiye’de bugüne kadar yaklaşık 13 milyar dolarlık özel sektör yatırımını hayata geçirdi. Bu yatırımlar aracılığıyla 2,5 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım girişine ve 7,5 milyar dolarlık uluslararası finansman sağlanmasına katkıda bulundu. Uluslararası projelerde yaklaşık 3 bin Türk üretici ve 500 taşeron firmayla çalışıldı. Son 10 yılda Türkiye’den yurt dışındaki projelere taşınan mal ve hizmetlerin değeri 2 milyar doları aştı.</p>
<p>Kayaalp’in şu sözleri, şirketin büyüme yaklaşımını özetliyor: “Globalleşmek bizim için Türkiye’den uzaklaşmak değil, dünyada kazandığımız deneyimi ve oluşturduğumuz ekonomik değeri Türkiye’ye taşımak anlamına geliyor.”</p>
<p><strong>Altyapıda yeni model: İnşa et, yatırım yap, işlet</strong></p>
<p>Rönesans Altyapı CEO’su Kemal Sağlam ise yeni yapılanmanın temelinde mühendislik gücünü uzun vadeli yatırımlara dönüştürme hedefinin bulunduğunu söylüyor. Sağlam’ın yorumları şöyle: “Rönesans Altyapı olarak bizi farklılaştıran, projeleri yalnızca inşa etmekle kalmayıp geliştirme, finansman, yatırım ve uzun vadeli işletme süreçlerinde de rol üstlenmemiz.”</p>
<p>Bu model, altyapı projelerinin bütün yaşam döngüsünü kapsıyor. Bir projenin çevresel ve ekonomik etkisi, inşaat tamamlandıktan sonra da devam ediyor.</p>
<p><strong>Hollanda önemli bir uygulama alanı</strong></p>
<p>Bu kapsama Ballast Nedam’ın su yönetimi, modüler inşaat ve ulaştırma altyapısındaki deneyimi, sürdürülebilir kentler açısından önemli çözümler sunuyor.</p>
<p>Örneğin, Lahey’de inşa edilen bin 171 konutluk Waldorp Four, Avrupa’nın en büyük modüler konut projeleri arasında yer alıyor. Fabrikada üretilen modüllerin sahada birleştirilmesiyle inşaat süresinin, malzeme atığının ve çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Arnhem’deki Rijnkade projesi artan taşkın riskine karşı kentin dayanıklılığını güçlendiriyor. Windplanblauw projesinde ise, 28 eski rüzgâr türbininin yerine daha verimli 24 türbin kurulması, kaynak verimliliğinin enerji altyapısındaki karşılığını gösteriyor.</p>
<p>Kemal Sağlam, Hollanda’da edinilen bu deneyimin Rönesans Altyapı’nın uluslararası büyümesinde önemli rol oynadığını belirtiyor.</p>
<p><strong>Veri merkezlerinde 3 milyar dolarlık yatırım potansiyeli</strong></p>
<p>Rönesans Altyapı’nın yeni büyüme alanlarından bir diğeri dijital altyapı. Yapay zekâ, bulut teknolojileri ve artıan veri ihtiyacı, veri merkezlerini stratejik yatırımlar arasına taşıyor. Rönesans Altyapı, Digital Realty ile kurduğu ortaklık kapsamında ilk veri merkezi kampüsünün inşaatına Ankara Temelli’de başladı. Kemal Sağlam, yatırımın hedeflerini şöyle anlatıyor: “Ankara’daki ilk kampüsümüzün birinci fazında 22 MW’ın üzerinde IT kapasitesi ve 10 bin metrekarenin üzerinde beyaz alan planlıyoruz. İlk fazı 2028 yılında faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p>Ankara’nın ardından İstanbul’da da yeni bir veri merkezi kampüsü geliştirilmesi planlanıyor. Tüm fazların hayata geçirilmesi ve nihai yatırım kararlarının alınması halinde, toplam 204 MW IT kapasitesine ve ortak girişim düzeyinde 3 milyar dolara kadar yatırım potansiyeline ulaşılması öngörülüyor. Bu yatırım, Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında bölgesel bir dijital altyapı merkezi olma hedefi açısından da önem taşıyor.</p>
<p><strong>Yenilenebilir enerjide hedef 2 bin MW</strong></p>
<p>Enerji dönüşümü, Rönesans Altyapı’nın büyüme stratejisinin bir diğer önemli ayağı. 2023'te TotalEnergies ile kurulan ortaklığın ardından yenilenebilir enerji yatırımları hız kazandı. Aynı yıl 166 MW olan işletmedeki kurulu güç, 2026’nın ilk yarısında 577 MW’a yükselmiş. Hidroelektrik ağırlıklı portföy, rüzgâr ve güneş yatırımlarıyla çeşitlendirilirken enerji depolama ve hibrit üretim projeleri de geliştiriliyor. Gökçedağ Rüzgâr Enerjisi Santrali’nin 130 MW olan kapasitesinin yenileme yatırımıyla 192,5 MW’a çıkarılması planlanıyor. Sağlam, “Hedefimiz 2028 yılına kadar yaklaşık bin 400 MW, orta vadede ise yaklaşık 2 bin MW işletmedeki kurulu güce ulaşmak” diyor.</p>
<p><strong>Sağlık altyapısında kazanılan deneyim sınırları aşıyor</strong></p>
<p>Rönesans’ın uzun vadeli yatırım ve işletme modelinin önemli örneklerinden biri şehir hastaneleri. Türkiye’de kamu-özel iş birliği modeliyle hayata geçirilen altı şehir hastanesi yaklaşık 9 bin 300 yatak kapasitesine sahip. Kemal Sağlam, sağlık yatırımlarında proje geliştirme, uluslararası finansman ve uzun vadeli işletme hizmetlerini kapsayan bir model uyguladıklarını belirtiyor. Türkiye’de edinilen deneyim Kazakistan’a taşınırken Kökşetau’da 630 yatak kapasiteli yeni hastanenin inşaatı devam ediyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ALTYAPI SEKTÖRÜNDE ÖNEMLİ BİR DÖNÜŞÜM</strong></span></p>
<p>Rönesans'ın yeni yapılanması, altyapı sektöründe yaşanan dönüşümün bir yansıması niteliğinde. Mühendislikten finansmana, yenilenebilir enerjiden dijitalleşmeye, sağlık yatırımlarından iklim değişikliğine uyuma uzanan bu kapsayıcı model, farklı sektörleri ve coğrafyaları ortak bir büyüme anlayışında buluşturuyor. Hollanda'da edinilen deneyimin Türkiye'ye taşınması, uluslararası ortaklıkların yerel üreticilere ve ekonomiye değer yaratması da bu yaklaşımın önemli bir parçası. Çünkü, geleceğin altyapısını inşa etmek, bugünün ihtiyaçlarına yanıt verirken yarının ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullarını da hesaba katmayı gerektiriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ronesans-gelecegin-altyapisi-icin-dort-sektoru-tek-cati-altinda-bulusturuyor-90369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rönesans, geleceğin altyapısı için dört sektörü tek çatı altında buluşturuyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilmiyorum-demenin-piyasa-degeri-90358</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilmiyorum demenin piyasa değeri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“Bilmiyorum” diyen birine güvenir miyiz, ne kadar güveniriz? Doktor, gazeteci, ekonomist, yönetici gibi mesleği olsun… ve “bilmiyorum” deme cesareti göstersin; cümlenin geri kalanını bitirmesini bekler miyiz yoksa cevabı bildiğini söyleyen birine mi meylederiz?</p>
<p>İtiraf edelim hiçbirimizin tahammülü yok bilmediğini söyleyene. Kaldı ki, ekranlarımız cevaplarla dolu. Nasıl zayıflayacağımızı, ne kadar protein tüketeceğimizi, hangi takviyeyle genç kalacağımızı, ne düşünürsek mutlu olacağımızı öğreniyoruz. Tavsiyelerin bir kısmı birbiriyle çelişse de vaatlerin kendinden emin tonu hiç değişmiyor.</p>
<p>Bir şeyin işe yarayıp yaramadığını anlamadan yeni bir bilen ve bir tavsiyeyle karşılaşıyoruz. Bu yüzden bedenimiz, yaşımız, uykumuz, yediklerimiz, “kendi hakkımızda” yeterince gayret göstermediğimiz duygusunda boğuluyoruz. “Herkes çözmüş gibi; bir ben geride kalmışım!” paniğiyle takibe devam ediyoruz.</p>
<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi, Prof. Dr. Aslı Tunç’la söyleşi gerçekleştirdim. Tunç, iletişim alanında yıllardır birbirinden ilginç çalışmalara imza atıyor. Ekranlarımızda iştahla, cilveyle akan ya da kayan sayfalardaki bilgileri değerlendirdik. Uzmanlığın, haberin, reklamın ve kişisel tanıtımın birbirine karıştığı bir ortamdayız. Platformların bize ne yaptığını değerlendrirken, gazetecinin ve gazeteci kisvesindeki kişilerin ya da uzmanın ve uzmanımsıların vaatlerini, bizim yani okur-yurttaşın neye niye kapıldığını ve sorumluğu üzerine fikir geliştirdik.  </p>
<p>Ben siz bizler hepimiz… mağduru oynayıp duruyoruz, tamam sosyal medyayı eleştirmek için çok nedenimiz var da yurttaş olarak da medya sahipliğini, siyasi baskıyı, ticari çıkarları sorgulamak zorundayız.</p>
<p>Bilmediğini, yeterince bilmediğini ya da tavsiye edecek kadar bilmediğini söylemek cesaret istiyor, cesur olmalıyız.</p>
<p>Aşağıda yer yer Prof Aslı Tunç’un söyleşide dikkatimi çeken cümlelerine doğrudan yer vereceğim. Bunlardan ilki benim de yazı girişimi bütünlüyor;</p>
<p><strong><em>Tıklanma ekonomisi: </em></strong><em>“Ne kadar sansasyonel, belki de yanıltıcı bir bilgiyi öne çıkarırsanız o kadar çok tıklanıyorsunuz. İyiliği, insanların birbirine olan farklı yaklaşımlarını görmüyoruz. Çünkü bunlar ilgi çekmiyor. İlgi çekmemesi üzerine bir sistem kurulmuş. Buna karşılık hoyratlık, ‘alınıp satılabilen, prim görebilen’ bir şeye dönüşüyor. Bu, sürekli el artıran bir şey.”</em></p>
<p><strong>Kesin konuşmayanı kimse dinlemiyor </strong></p>
<p>İhtiyatlı konuşmanın güven kaybettireceği varsayımını sorgulamamız gerekmez mi? İnsanların belirsizlik duymak istemediğinden ne kadar eminiz? “İnsanlar anlamaz”…  “Ayrıntıya girersek kaybederiz”… “Kesin söylemezsek dinlemezler”… Sanırım yabancı gelen kalıplar değiller. Anlatmanın da bir tekniği var ki, onu da gerçek gazeteci yazar yorumcu uzman biliyor. Kurumsal açıklamalara, ekonomik tahminlere, iklim haberlerine bakalım; beklentinin hangi varsayıma dayandığını söylemek, beklentiyi değersizleştirmiyor. Okura, yatırımcıya, yurttaşa değerlendirme imkânı veriyor.</p>
<p>Anne Marthe van der Bles ve çalışma arkadaşlarının 2020’de <em>PNAS</em>’ta yayımlanan araştırması bu soruya bakıyor. Toplam 5 bin 780 katılımcının yer aldığı beş deneyin biri BBC News internet sitesinde yürütülmüş. Bulgular, belirsizliği açıklamanın güven üzerinde sınırlı bir olumsuz etki yarattığını, bunun daha çok sözel belirsizlik ifadelerinde görüldüğünü ortaya koyuyor. Özellikle sayısal aralıklarla sunulan belirsizlik, bilgiye ve kaynağa duyulan güveni büyük ölçüde koruyabiliyor. Araştırma, her konunun ve her kitlenin aynı tepkiyi vereceğini söylemiyor; kesinlik talebini kaçınılmaz kabul etmemek için dayanak sağlıyor. <u>pubmed.ncbi.nlm.nih.gov</u></p>
<p><strong>Hız bizi gerçeklikten uzaklaştırıyor </strong></p>
<p>Zayıflama ilaçlarından protein tüketimine kadar pek çok konuda aynı beklentiyle karşılaşıyoruz. Bana ne yapacağımı söyleyin, mümkünse nedenini fazla uzatmayın. Kimin için geçerli, hangi koşulda işe yarıyor, ne kadar süre izlenmiş, neyi henüz bilmiyoruz? Bu sorular cevabı uzatıyor. Oysa ekranın bir sonraki vaadi hazır.</p>
<p>Tunç, bilimle ekranın temposu arasındaki gerilimi, “Şu zayıflatır, şu güzelleştirir, bunu yaparsanız kanseri önlersiniz…” gibi sağlık vaatleri üzerinden anlattı:</p>
<p><em>“Bilim insanlarının yanılma payını ve süreci hesaba katması gerekiyor. Şu anki haber ekolojisinde ‘soundbite’ dediğimiz hap gibi şeyler ve çözümler arıyoruz. Her şeye hızlı ulaşmak, çabuk ve basit, “hap gibi” yani algılayabildiğimiz şekilde istiyoruz.</em> <em>Hız bizi gerçeklikten uzaklaştırıyor.”</em></p>
<p><strong>Umut manşete çıkınca, ihtiyat kayboluyor </strong></p>
<p>Aslı Tunç’a sordum: Umut veren bir başlığın altına, yazının bir yerine sıkıştırılmış “İhtiyatlı olalım” uyarısı ne kadar dikkat çekiyor? Aynı soru sponsorlu içerik açıklaması için de geçerli. Açıklamanın bulunmasıyla okurun zihninde bıraktığı iz aynı şey mi?</p>
<p>Başlık vaadini yerine getirmiş, görüntü heyecan yaratmış, içerik çoktan dolaşıma girmiş oluyor. Bilmem kaçıncı paragraftaki uyarıya, o da varsa, bu hızda bakan fark eden oluyor mu? Pek çok içeriğin reklam olduğunu kaçımız fark ediyoruz?</p>
<p>Tunç, reklam ve sponsorluk ilişkilerinin saydam biçimde belirtilmesi bir yana çok temel bir gerilime işaret etti: “Uzmanlık bir mesafe getirir. Profesyonellik soğukkanlı bir mesafeyi getirir. Ama sosyal medya tam tersi, samimiyet üzerine kurulu. <em>Ben de sizdenim, benim de böyle bir sorunum var.</em>”</p>
<p>Kişiyi evinde görüyor, gündelik hayatını izliyor, sıkıntılarını dinliyoruz. Bir süre sonra tanıdığımızı hissediyoruz. Bu yakınlığın içine bir sağlık önerisi, ürün veya hizmet girdiğinde ne oluyor? “Biz sempatik olana, daha güzel olana yöneliyoruz ve içerikten uzaklaşıyoruz” diyor Tunç. Bu nedenle yalnızca bir açıklama koymanın meseleyi çözmeye yetmeyeceğini düşünüyor.</p>
<p>Samimi bulduğum kişiyi ve bilgisini ayrıca araştırıyor muyum? Kendisini sevdiğim için önerisini daha az mı sorguluyorum? Bana benzeyen birinin deneyimi, benim için de geçerli olacakmış gibi mi geliyor?</p>
<p><strong>Gazeteciye de sormak gerek </strong></p>
<p>Gazeteciye de sorularım var. Başkasının iddiasını aktarmakla kendi sorumluluğumuzu tamamlamış olmuyoruz. Bir araştırmanın kim tarafından yapıldığını, kimlerle yürütüldüğünü, neyi gösterip neyi göstermediğini sormak gerekiyor. Haberin heyecanı bu soruların yerini alıyor. Tunç, sosyal medyanın gazeteciliği de kişiselleştirdiğini söyledi: “İzleyici size güveniyor,  yorumlarınızı kendi dünya görüşü olarak satın alıyor.”</p>
<p><strong>Influencer ve uzmanlık arasındaki çizgide dolaştık: </strong><em>“Bu bir pazarlama alanı. Kişi olarak, kimlik olarak kendinizi öne sürüyorsunuz. Takipçi sayınız önemli, nasıl göründüğünüz önemli. Pazarlanan sizin kimliğiniz</em>.” Tunç, kişisel görünürlük ile uzmanlığın birbirine karışmasına dikkat çekiyor<em>: “Sosyal medya herkese alan açıyor. Herkes gazeteci, herkes doktor, herkes psikolog…”</em></p>
<p>Güvenin gazeteciye yüklediği sorumluluk ağır. Takipçinin onayını korurken sorulması gereken soruyu sorabiliyor mu? Kendi yorumuyla olguyu birbirinden ne kadar ayırıyor? Reklam ilişkisi, görünürlük ihtiyacı, kişisel marka, haberden nerede ayrılıyor, yoksa karışıyor mu?</p>
<p>Tunç mesleğin sınırını hatırlattı: <em>“Her soru soran gazeteci değildir. </em><em>Gazeteci olmak bir tutku gerektirir. Her türlü baskıya rağmen, sansüre rağmen soru sorma tutkusunu engelleyemezsiniz.” Tunç, bu tutkuyla gelen öğrencilerin hâlâ bulunduğunu ve onları yüreklendirdiklerini vurguluyor. Ancak öğrenci profili değişiyor: “Bir kısmı influencer olmak istiyor. Daha kamera önünde olmak istiyor. Daha görünür olmak isteyen bir kitle var.” Kendi mesleklerini kurmak isteyenlerle kendilerini ön plana çıkarmak isteyenler aynı sınıfta buluşuyor.</em></p>
<p><strong>Yurttaşın payına ne düşüyor?</strong></p>
<p>Tunç’un keskin ifadelerinden biri, “Yurttaş gazetecisi diye bir şey yoktur” oldu. Gerekçesini de anlattı: “Yoldan geçerken haber niteliği taşıyan bir şeye tanık olabilirsiniz. Onu haberleştirebilirsiniz yurttaş olarak. Bu sizi gazeteci yapmaz.”</p>
<p>Bu ayrımın içinde mesleki yeterlilik, doğrulama ve sorumluluk var. Bir görüntüye sahip olmakla o görüntünün öncesini, sonrasını, kaynağını ve bağlamını bilmek arasında mesafe bulunuyor. Paylaşma imkânımız bu mesafeyi ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Yurttaşın her içeriği tek başına inceleyebileceğini varsayamayız; “Birey olarak ne kadar entelektüel, sorgulayıcı, eğitimli de olsak biraz güçsüz kaldık. Öyle boca ediliyor ki üzerimize mesajlar, gün içinde hangisinin güvenilir olduğunu ayırt etme şansımız olmuyor.”</p>
<p>Yine de kendi payımıza bir dakika diyebileceğimiz anlar var. Örneğin paylaşmadan önce durmak, hoşumuza giden iddiaya da kaynak sormak, yanıldığımızda düzeltmek… Haber alma özgürlüğünü savunurken sevmediğimiz kişinin konuşma özgürlüğünü hesaba katmak.</p>
<p>Söyleşide “Özgürlük kimin için?” sorusu Demokles’in kılıcı gibi tüm tarafların üzerinde sallandı durdu; Tunç, sansüre karşı çıkarken; yalnızca kendi medyamızın, bize yakın olanın özgürlüğünü düşünme eğilimine dikkat çekti:</p>
<p><em>“Bizi doğrulayan bilgiye gösterdiğimiz yakınlıkla bize uzak gelen görüşe gösterdiğimiz tahammülsüzlük aynı muhakemenin içinde buluşabiliyor.”</em></p>
<p><strong>İletişim fakültesinde merhamet konuşmak</strong></p>
<p>Aslı Tunç’un öğrencilerine ilişkin anlattıkları, meselenin geleceğine açılıyor. “Influencer” olmak üzere iletişim fakültesine gelen, hedefi kamera önünde olmak diye özetlenebilecek, görünürlük talep eden “iletişimci” adaylarına sınıfta nereden başlanır… Merak ettim. Tunç yaklaşımını “Değişmeyecek olan değerler” anlatarak diye tarif etti:</p>
<p><em>“İnsana saygı olsun, görevini yaparken etik duruş olsun, merhamet olsun… Çok temel kavramlar üzerinden gitmeye çalışıyorum. Teknik araçların birçoğunu öğrenciler zaten iyi kullanıyor. İnsana, çocuğa, doğaya yeteri kadar saygılı bir şekilde mesleğe yaklaşıyor musunuz? Temel sorusunda dolaşıyorum. ”</em></p>
<p>İletişim fakültesinde merhamet konuşmak… söyleşiden aklımda kalan güçlü noktalardan biri oldu.</p>
<p>Tunç, <em>“Rol model olmaya çalışıyorum; duruşunuzla, yaşamınızla, her şeyinizle… Çünkü genç insanlar bu süreçte bir yol arkadaşı arıyorlar”</em> dedi.</p>
<p>Sorumluluğumuz ağır. “Bilmiyorum” demenin piyasa değerini yükseltmemiz gerek.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilmiyorum-demenin-piyasa-degeri-90358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilmiyorum demenin piyasa değeri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-bulusmadan-geriye-ne-kalir-90356</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir buluşmadan geriye ne kalır?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir tutam sumak, yıllar süren bir çalışmanın karşılığı olabilir mi? Gastromasa Kurucusu ve Sözen Group CEO’su <strong>Gökmen Sözen</strong>, Gastromasa’nın bu yılki hazırlıklarını anlatırken İspanya’daki Arzak Restaurant’dan söz ediyor. Yakın zamanda yeniden ziyaret ettiği mekânda, Üç Michelin yıldızlı İspanyol şef <strong>Elena Arzak</strong>, konuk olduğu Gastromasa nedeniyle tanıştığı sumağı kullandığı tatlıyı yaklaşık dört yıldır konuklarına sunmayı sürdürüyor. Sözen, bunu anlatırken duyduğu mutluluğun nedenini de açıklıyor: Tanıdığımız bir ürünün dünyanın önemli mutfaklarından birinde kendine yer bulması.</p>
<p>Bu örneği önemsiyorum. Gastronomi alanındaki büyük buluşmaları konuşurken çoğunlukla sahneye çıkacak isimlere, katılımcı sayılarına, ülkelerin çeşitliliğine bakıyoruz. Oysa bir ürünün başka bir mutfakta uyandırdığı merak da üzerinde durulmayı hak ediyor. Şef o malzemeyi tanıyor, deniyor, kendi mutfak anlayışı içinde değerlendiriyor. Ardından belki kaynağını araştırıyor, üreticisine ulaşıyor, misafirine anlatıyor. Etkileşimin devamı böyle kurulabiliyor.</p>
<p>Bir yemeğin peşinden giderken tarlaya, atölyeye, çarşıya, bir ustanın yıllar içinde edindiği bilgiye ulaşıyoruz. Uluslararası bir buluşmanın değerini de bu hayatla kurduğu ilişki üzerinden düşünmek istiyorum.</p>
<p><strong>Bir inancı yıllarca sürdürmek</strong></p>
<p>Gastromasa İstanbul Uluslararası Gastronomi Konferansı ve Fuarı, 26–27 Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde 11. kez gerçekleştirilecek. Bu yılın teması <em>“Culture &amp; Interaction”</em>, yani <em>“Kültür ve Etkileşim”.</em></p>
<p>Bir organizasyonu başlatmakla yıllarca sürdürmek farklı sorumluluklar getiriyor. Her yıl yeniden kaynak bulmak, ilişkileri korumak, içeriği geliştirmek, konukların ve katılımcıların beklentilerine karşılık vermek gerekiyor. Görünür olan iki günün arkasında, çok daha uzun bir hazırlık dönemi bulunuyor. Bu emeği teslim etmeliyiz.</p>
<p>Sözen, yola çıkış düşüncesini şöyle anlatıyor: <em>“Gastromasa’yı hayata geçirirken en büyük hedefimiz Türkiye’yi dünya gastronomi sahnesinde hak ettiği noktaya taşımaktı. Çünkü ülkemizin gastronomisine güveniyorduk.”</em></p>
<p>Bu güvenin dayandığı ürünleri, tarifleri ve üretim bilgisini biliyoruz. Asıl mesele, o birikimi dünyaya nasıl anlattığımız. Zenginliğimizi sık sık dile getiriyoruz; onu ayrıntılarıyla tanıtmak, araştırılmış bilgiyle desteklemek, merak edenlerin kaynağına ulaşmasını sağlamak ise sürekli çalışma istiyor. Gastromasa’nın yıllar içinde oluşturduğu ilişkileri bu açıdan değerlendirmek anlamlı.</p>
<p><strong>Büyüklüğün karşılığı</strong></p>
<p>Sözen, Gastromasa’yı dünyanın en önemli iki gastronomi konferansından biri olarak tanımlıyor. Uzun yıllar örnek aldıkları San Sebastián Gastronomika’yı anıyor; ziyaretçi sayısı, etkinlik alanı, oditoryumlar ve uluslararası katılım açısından ulaştıkları ölçeğe dikkat çekiyor. Bu yıl yaklaşık 20 bin ziyaretçi ve 200 konuşmacı hedeflediklerini söylüyor.</p>
<p>Bu sayılar, buluşmanın erişimini ve hazırlığın boyutunu anlatıyor. Genç bir aşçının dinlediği bir sunum, mutfakta çalışma biçimini değiştirebiliyor. Bir üretici, ürününü anlatabileceği doğru kişiyle karşılaşıyor. Bir işletmeci, servis düzenine ilişkin bir sorusuna cevap bulabiliyor.</p>
<p>Fuar bölümü de bu ilişkilerin kurulabileceği alanlardan biri. Açıklanan içerikte profesyonel mutfak ekipmanları, gıda ürünleri ve hammaddeler, sofra ve servis gereçleri, teknoloji ve hizmetler bulunuyor. Bir şefin aradığı malzemeyi üreticisiyle konuşması, bir işletmenin ihtiyacına uygun ekipmanı yerinde incelemesi, yeni bir tedarik ilişkisinin başlaması… Buluşmanın günlük çalışma hayatına nasıl yansıyacağını biraz da bu temaslar gösterecek.</p>
<p>Türkiye’de oluşturulmuş bir organizasyonun Londra’da da gerçekleştirilmesini bu nedenle önemsiyorum. Sözen, oradaki buluşmayı yeniden yapmayı istediklerini belirtiyor. Başka bir ülkeye taşınan böyle bir çalışma, yeni bir çevreyle ilişki kurmak anlamına geliyor. Türkiye’den götürdüğümüz içeriklerin orada nasıl karşılandığını, hangi soruları doğurduğunu öğrenmek de bu deneyimin bir parçası.</p>
<p><strong>Yedi yıl beklenen bir konuk</strong></p>
<p>Bu yılın programında <strong>Pierre Hermé, Hiroyasu Kawate, Mauro Uliassi, Eduard Xatruch, Emmanuel Renaut, Alexandre Couillon, Simon Rogan, Pía León </strong>ve <strong>Rodolfo Guzmán</strong> gibi isimler bulunuyor. Farklı coğrafyaların ürünlerini ve mutfak anlayışlarını İstanbul’da dinleme fırsatı doğacak.</p>
<p>Gökmen Sözen, Pierre Hermé’nin katılımını anlatırken kişisel heyecanını saklamıyor: <em>“Yaklaşık yedi yıldır kendisini Gastromasa’ya davet etmek için çalışıyordum. Sonunda bunu başardığımız için çok mutluyum.”</em></p>
<p>Bu süre, uluslararası ilişkilerin nasıl sabırla kurulduğunu da gösteriyor. Katılım sağlandıktan sonra ise önümüzde başka bir sorumluluk beliriyor: O birikimden nasıl yararlanacağız? Programdaki atölyeler ve canlı pişirme gösterileri, anlatılan bilgiyi uygulama üzerinden takip etme imkânı da sunacak.</p>
<p>Pastacılıkta Pierre Hermé, <strong>Antonio Bachour</strong> ve <strong>René Frank gibi</strong> isimlerin aynı buluşmada yer alması, ürün geliştirmeye ve tekniğe ilişkin farklı yaklaşımları karşılaştırma imkânı sunuyor. <strong>Franco Pepe</strong>’nin katılımı, hamurun, malzemenin ve ustalığın pizza üzerinden konuşulabileceği başka bir alan açıyor. Bir ustanın yaptığı işi izlerken, kararlarının nedenlerini de öğrenebilmek kıymetli. Hangi denemeden vazgeçmiş, hangi malzemede ısrar etmiş, neyi değiştirmiş?</p>
<p>Sözen, Türkiye’nin şerbetli ve sütlü tatlılardaki birikimini hatırlatıyor; dünya pastacılığındaki çağdaş gelişmeleri de yakından izlememiz gerektiğini söylüyor. Bu iki dikkati birlikte koruyabilmeliyiz. Kendi tarifimizin temelini bildiğimizde, başka bir mutfaktan öğrendiğimizi daha bilinçli değerlendiririz. Yeni bir teknik, elimizdeki ürüne yeniden bakmamızı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Şefin yolu üreticiden geçerse</strong></p>
<p>Gastromasa’ya gelen şeflerin İstanbul’un dışına da götürüldüğünü anlatıyor Sözen. Kapadokya, Gaziantep, Adana, Antalya… Farklı şehirlerde ürünlerle ve üreticilerle tanışmalarına önem verdiklerini belirtiyor.</p>
<p>Bu ziyaretlerin kıymeti, şefin ürünü yetiştiren ya da işleyen insanla doğrudan konuşabilmesinde… Malzemenin mutfağa gelmeden önceki yolculuğunu tanımak, onunla kurulacak ilişkiyi de derinleştiriyor. Hasadın, saklama yönteminin, ustalığın ürün üzerindeki etkisini öğrenmek, mutfaktaki tercihleri daha bilinçli hâle getiriyor.</p>
<p><strong>Dünyanın gözü ve ağırlamanın bütünü</strong></p>
<p>Sözen’in konuşmasındaki önemli başlıklardan biri de uluslararası basının ilgisiydi. Etkinlik vesilesiyle Türkiye’ye gelen yabancı gastronomi yazarları ve yayıncıları restoranlarımızı deneyimliyor, şeflerimizle doğrudan tanışıyor ve izlenimlerini kendi mecralarına taşıyor. Bu temaslar, mutfağımızın dünyada yalnızca egzotik ya da nostaljik tariflerle değil; köklerinden güç alan, çağdaş ve dönüştürücü bir gastronomi kimliğiyle anlatılmasına vesile oluyor.</p>
<p>Tam da bu noktada Gastromasa’nın bu yıl programına güçlü biçimde dâhil ettiği alanlardan biri öne çıkıyor: <em>Hospitality</em>, yani ağırlama sektörü. Otel yöneticileri, sommelierler, servis ve içecek profesyonelleri programın içinde. Barselona ve Londra gibi merkezlerden, Paradiso ve Sips gibi barlardan temsilcilerin katılımı da açıklanan içerikler arasında.</p>
<p>Sözen, yaklaşımını şu sözlerle anlatıyor: <em>“Gastronomi ekosisteminin yalnızca şeflerden oluşmadığını biliyoruz. Otelcilik, turizm, servis, yatırım ve ağırlama sektörlerinin tamamı bu ekosistemin önemli parçaları.”</em></p>
<p>Bu alanların aynı buluşmada konuşulmasını değerli buluyorum. Servis çalışanının eğitimi, meslekte ilerleme imkânı, ürün bilgisi ve çalışma koşulları gastronomi tartışmasının merkezinde daha fazla yer almalı. Misafirin karşılaştığı kaliteyi, bütün bu süreçler birlikte oluşturuyor.</p>
<p><strong>Etkileşim, dinlemeyi de gerektirir</strong></p>
<p>Latin Amerika’dan Asya’ya, Orta Doğu’dan Avrupa’ya uzanan katılımcı çeşitliliği, bu yılki temanın çerçevesini oluşturuyor. Sözen, Orta Doğu gastronomisine özel bir panel hazırlanacağını, bu buluşmalarla bölge ülkeleri arasındaki kültürel ve turizm ilişkilerine de katkı sağlamak istediklerini belirtiyor.</p>
<p><strong>Bizim de sorumluluğumuz var</strong></p>
<p>Sözen, basına gastronomiye daha fazla yer verme ve bu alanda uzmanlaşma çağrısında bulunuyor. Gastronomi kültürü yazarı olarak bu sözün kendi mesleğimizle ilgili tarafında da durmak isterim. Alan büyüdükçe kullandığımız bilgilerin doğruluğu, kurduğumuz bağlantılar ve verdiğimiz hükümlerin dayanağı daha fazla önem kazanıyor.</p>
<p>Gökmen Sözen’in mutfak kültürünün ilkokuldan başlayarak öğretilmesine ilişkin düşüncesini de aynı süreklilik içinde okuyorum. Bir çocuğun yediği ürünün nerede yetiştiğini, ne zaman hasat edildiğini, sofraya ulaşıncaya kadar kimlerin çalıştığını öğrenmesi, hayatı boyunca taşıyacağı bir bilgi. Geleceğin bilinçli tüketicisiyle üreticisi, aşçısıyla yazarı bu meraktan beslenebilir.</p>
<p><strong>Buluşma bittikten sonra</strong></p>
<p>Kasım’da Haliç Kongre Merkezi’nde çok sayıda isim dinlenecek, ürünler tanıtılacak, yeni tanışıklıklar kurulacak. Ben sonrasında ne olacağını da merak ediyorum. Genç bir aşçının defterine aldığı not, kendi mutfağında bir denemeye dönüşecek mi? Bir üreticinin telefonu yeniden çalacak mı? İstanbul’da başlayan bir konuşma başka bir şehirde devam edecek mi?</p>
<p>Sözen’in anlattığı sumaklı tatlı bu yüzden aklımda kaldı. Bir karşılaşmanın, bir ürünün, bir merakın izini taşıyor. Gastromasa’nın ardından bu izlerin çoğalacağına, geldikleri coğrafyayla ve onları üreten insanlarla bağların süreceğine inanıyorum. <em>“Kültür ve Etkileşim” </em>temasının karşılığını günlük hayatın içinde bir kez daha göreceğiz. Bu buluşmaları mümkün kılan emek için teşekkürler Gökmen Sözen…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-bulusmadan-geriye-ne-kalir-90356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/6/1280x720/56-1792732696.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir buluşmadan geriye ne kalır? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sporun-gercek-basarisi-geride-biraktigi-izde-90374</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sporun gerçek başarısı, geride bıraktığı izde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mustafa V. Koç Spor Ödülü, 10'uncu yılında milli güreşçi Nesrin Baş, paralimpik yüzücü Umut Ünlü ve Türk voleybolunun gelişimine öncülük eden Mehmet Akif Üstündağ'a verildi. Bu yıl 102 adayın değerlendirildiği ödülün ortak mesajı, sportif başarının madalyaların ötesinde, açılan yollar ve gelecek kuşaklara bırakılan izlerle anlam kazandığı oldu.</p>
<p>Bir sporcunun başarısı, kazandığı madalyaların, kırdığı rekorların çok ötesinde anlam taşır. Kendisinden sonra gelenlere açtığı yollarda, değiştirdiği hayatlarda ve hayallerine cesaret verdiği çocuklarda iz bırakır.</p>
<p>Mustafa V. Koç Spor Ödülü, on yıldır sporun bu yönüne dikkat çekiyor. Sporun dönüştürücü gücüne inanan ve yaşamı boyunca sporculara destek veren Mustafa V. Koç’un anısını yaşatmak amacıyla Koç Holding ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle düzenlenen ödül, bu yıl da üç farklı başarı hikâyesini buluşturdu.</p>
<p>Divan Kuruçeşme’de düzenlenen törende, Olimpik kategoride milli güreşçi Nesrin Baş, Paralimpik kategoride milli yüzücü Umut Ünlü, Yaşam Boyu Spora Katkı kategorisinde ise Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ödüle layık görüldü.</p>
<p>Bu yıl 102 aday arasından yedi finalist belirlendi. Jürinin değerlendirmesinde sportif performansın yanı sıra sporun temel değerlerine yapılan katkı öne çıktı.</p>
<p><strong>Caroline Koç: Başarının ardındaki karakteri onurlandırıyoruz</strong></p>
<p>Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Mustafa V. Koç Spor Ödülü Jüri Başkanı Caroline N. Koç, törende yaptığı konuşmada ödülün taşıdığı anlamı, Koç Topluluğu’nun 100’üncü yılıyla birlikte değerlendirdi.</p>
<p>Caroline Koç, Mustafa V. Koç’un yaşamı boyunca savunduğu değerlerin bu ödülle yaşatılmasının kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek, başarıya bakışlarını şu sözlerle anlattı: “Başarıyı yalnızca sonuçlarla değil, o sonuçlara nasıl ulaşıldığıyla da değerlendiriyoruz.”</p>
<p>Koç’a göre sporda örnek alınan insanları belirleyen, kazandıkları madalyaların ötesinde gösterdikleri emek, kararlılık, rakiplerine duydukları saygı ve zorluklar karşısında yeniden ayağa kalkabilmeleri.</p>
<p>“Mustafa V. Koç Spor Ödülü ile yalnızca sportif başarıları değil, başarının ardındaki karakteri de onurlandırıyoruz” diyen Koç, bu yılın kazananlarının sporun sınırları aşmak ve birlikte başarmak açısından taşıdığı gücü ortaya koyduğunu vurguladı.</p>
<p>TMOK Başkanı Prof. Dr. Veli Ozan Çakır da ödülün temelinde yer alan saygı, mükemmellik ve dostluk ilkelerine dikkat çekti. Çakır’a göre on yıldır verilen ödül, Türk sporunun başarılarını ve değerlerini gelecek nesillere taşıyan önemli bir hafıza oluşturuyor.</p>
<p><strong>Nesrin Baş: Küçük kız çocuklarına ilham olmak istiyorum</strong></p>
<p>Olimpik kategorinin kazananı Nesrin Baş, Türk kadın güreşinin son yıllarda yetiştirdiği başarılı isimlerden biri. Kariyerinde farklı yaş kategorilerinde üç dünya ve beş Avrupa şampiyonluğu bulunan Baş, 2026 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda 68 kilogramda altın madalya kazandı. Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda da Türkiye’yi temsil etti. Ancak Baş için elde ettiği başarıların anlamı, kendisinden sonra gelen kız çocuklarının hayallerinde karşılık bulmasıyla büyüyor.</p>
<p>“Ben de bir zamanlar büyük hayalleri olan küçük bir kız çocuğuydum” diyen milli güreşçi, bugün en büyük hedeflerinden birinin genç kızlara kendi başarı hikâyelerini yazabileceklerini göstermek olduğunu söyledi. Baş, ödülün hayallerinin peşinden giden kız çocuklarına “Ben de yapabilirim!” dedirtmesini umut ettiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Umut Ünlü: Başarı başkalarına yol açmalı</strong></p>
<p>Paralimpik kategoride ödülün sahibi olan Umut Ünlü’nün hikâyesi ise sporun fırsat eşitliği açısından taşıdığı önemi hatırlatıyor. Yüzmeye 19 yaşında başlayan Ünlü, Paris 2024 Paralimpik Oyunları’nda S3 sınıfında 50 ve 200 metre serbest yarışlarında iki altın madalya kazanarak aynı Paralimpik Oyunları’nda iki altına ulaşan ilk Türk sporcu oldu. 2025 Dünya Para Yüzme Şampiyonası’nda bronz, 2026 Avrupa Para Yüzme Şampiyonası’nda gümüş madalya kazanan Ünlü, sporun kendisine kazandırdıklarını anlatırken önemli bir noktaya dikkat çekti: “Engelli bir insanın neler yapabileceğini ve ne kadar değerli olduğunu göstermek için mutlaka madalya kazanması gerekmemeli.”</p>
<p>Ünlü’nün en büyük dileği, daha fazla engelli çocuğun ve gencin sporla buluşması, kendi yeteneklerini keşfedebilmesi. Milli yüzücü bu yaklaşımını, “Bir insanın başarısı çok değerlidir ama o başarının başkalarına da yol açması çok daha değerlidir” sözleriyle özetledi.</p>
<p><strong>Mehmet Akif Üstündağ: Asıl mesele başarıyı sürdürülebilir kılmak</strong></p>
<p>Yaşam Boyu Spora Katkı Ödülü’nün sahibi Mehmet Akif Üstündağ ise Türk voleybolunun son on yıldaki dönüşümünde önemli rol üstlenen isimlerden biri. 2016 yılından bu yana Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanlığı görevini sürdüren Üstündağ döneminde milli takımlar uluslararası başarılar elde ederken altyapı çalışmaları, sporcu yetiştirme programları ve voleybolun yaygınlaştırılmasına yönelik adımlar da hız kazandı.</p>
<p>2024 yılında Uluslararası Voleybol Federasyonu Voleybol Konseyi Başkanlığına seçilen Üstündağ, ödülünü Türk voleyboluna emek veren herkese ithaf etti.</p>
<p>Üstündağ’ın konuşmasında öne çıkan mesaj ise başarının kalıcılığıydı:</p>
<p>“Sporda gerçek başarı, yalnızca kazanılan kupalar ve madalyalarla değil, başarıyı sürdürülebilir kılabilmek ve gelecek nesillerin önünü açabilecek bir yapı kurabilmekle ölçülür.”</p>
<p>Üstündağ, 2021 yılında Filenin Sultanları’nın da aynı ödüle layık görüldüğünü hatırlatarak, bugünkü başarıların yıllar içinde birlikte inşa edilen güçlü bir yapının sonucu olduğunu vurguladı.</p>
<p>Mustafa V. Koç Spor Ödülü’nün onuncu yılında ortaya çıkan üç farklı hikâyenin ortak noktası da burada buluşuyor: Başarı, kazanılan madalyalar kadar, o başarıların ardından sporla buluşan çocuklarda, güçlenen kurumlarda ve gelecek kuşaklara açılan yeni fırsatlarda yaşamaya devam ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sporun-gercek-basarisi-geride-biraktigi-izde-90374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/4/1280x720/6-1792738440.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sporun gerçek başarısı, geride bıraktığı izde ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/katilma-paylari-bloke-edilen-yatirimcilar-tasfiye-kapsamina-alindi-90361</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Katılma payları bloke edilen yatırımcılar tasfiye kapsamına alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmelerinde, 3. maddede AK Parti’nin verdiği önergeyle tasfiye edilecek fonlarda bekleyen talimatlara ilişkin düzenlemeye gidildi.</p>
<p>Teklifin 3’üncü maddesinin 5’inci fıkrasına “Tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS’a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından, katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla bu Kanundaki tasfiye hükümlerine tabidir” ibaresi eklendi.</p>
<p>Böylece, 17 Eylül ve öncesinde TEFAS’a iletilen ancak gerçekleşmeyen talimatlar nedeniyle katılma payı bloke edilen yatırımcılar da fon teklifindeki tasfiye kapsamına girmiş oldu.</p>
<p>Kabul edilen önergenin gerekçesinde, yapılan düzenleme ile katılma payı sahipleri adına TEFAS’a iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hâle geldiği için TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabı’nda katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlendiği kaydedildi. Düzenlemenin yalnızca gerçekleşmemiş veya takası tamamlanmamış emirlerle sınırlı olduğu, ödemesi tamamlanmış işlemleri etkilemediği belirtildi.</p>
<h2>Önerge tartışma yarattı, “kanuna aykırı” uyarısı geldi </h2>
<p>Yasa teklifinin görüşmeleri sırasında geç saatlerde verilen önergeye muhalefet partilerinden eleştiri geldi. Muhalefet partilerinin grup başkanvekilleri, verilen önerge ile Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Takas kesinliği ve rehin hakkı”nı düzenleyen 79’uncu maddesinin ihlal edildiğini belirterek düzenlemeye itiraz ettiler. CHP Grup Başkanvekili Rahmi Aşkın Türeli, “Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79’uncu maddesi takas kesinliği ilkesini düzenliyor. 79’uncu maddeye göre, sermaye piyasası araçlarının takas talimatları ve ödeme işlemleri, merkezî takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin durdurulması veya tasfiye edilmesi durumlarında dahi geri alınamaz ve iptal edilemez. Bu kesinlikle SPK Kanunu’nun 79’uncu maddesine aykırı. Yarın binlerce, belki iki yüz bin dava gelecek. Kanuna aykırı bir şeyi burada nasıl çıkarıyoruz?” diye sordu. Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, “İktidarlar bugün gelir, yarın gider, dijital izler yerinde kalır. Verilmiş ödeme emri talimatlarını iptal eden memurlar suç işlemişlerdir. Bu düzenleme suç işleyen memurları koruma amacıyla getirilmiştir. Hakk’ın önünde, tarihin önünde bunun hesabı verilemez” dedi.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">“200 bin insan etkileniyor”</span></h2>
<p>DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit de “Komisyonda yeterince tartışılmamış, son dakikada teknik bir düzenleme gibi önümüze getirilen önergeden 200 bin insan etkileniyor. Yani mağduriyeti katmerleyen bir önergeyi getirip bizim de buna destek vermemiz bekleniyor. Madde 79 çok açık: ‘16 Eylül’de talimatı vermişse alacaklıdır’ diyor. Şimdi, bunu ortadan kaldıracak, bizi de burada yeniden bir mağduriyetin parçası kılacak yeni bir önerge getirilip önümüze konuyor” dedi. Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da SPK Kanunu’nun 79’uncu maddesine dikkat çekerek, “Adam talimatını vermiş. Ne diyorsunuz? ‘Fiyat oluşmamışsa, fon temerrüde düşmüşse...’ Fon niye temerrüde düştü? Çünkü şirket AKP’li, aracı kurum AKP’li, SPK AKP’li, Borsa İstanbul AKP’li; hep beraber soymuşlar, hep beraber göz yummuşlar; onun için fi yat oluşmamış, onun için vatandaş temerrüde düşmüş. Bir gece yarısı önergesiyle 250 bin kişinin hak ve alacaklarına çöküyorsunuz” sözleriyle tepki gösterdi.</p>
<p>AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ise yasa teklifi ve önergeye ilişkin eleştirilere yanıt verirken, “17 Eylül itibarıyla alınan bu kararlar doğrultusunda ilgili portföy şirketlerinin gerek daha önceki talimatları noktasında temerrüde düştüğü gerekse de verilen talimat karşısında fi yat oluşmadığı durumlar var. Bunu izah ediyoruz. Siz talimat vermiş olsanız bile hisseniz satış değeriyle beraber nihai evre oluşmadığı müddetçe siz o fonun yatırımcısı olarak devam ediyorsunuz. Fark etmiyor ki” değerlendirmesini yaptı. Güler, yatırımcıların verdiği satış talimatının TEFAS’ta kayıt altında bulunduğunu belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">SPK: Satış talimatı takası başlatmıyor</span></h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfi ye sürecindeki fonlarda satış talimatı verilmesinin veya sistemde pay blokaj kaydı bulunmasının, tek başına takasın başladığı anlamına gelmediğini açıkladı. Henüz takası tamamlanmamış işlemlerin tasfi ye kapsamına alınacağını belirten Kurul, bu yatırımcıların diğer fon pay sahipleriyle eşit koşullarda değerlendirileceğini bildirdi.</p>
<p>SPK’nin açıklaması, TBMM’de görüşülen kanun teklifi kapsamında takas kesinliği ve pay blokajı (PBLK) konusunda oluşan tereddütleri gidermeyi amaçlıyor. Sermaye Piyasası Kanunu’nun 79’uncu maddesi, takas talimat ve işlemleriyle ödeme işlemlerinin, ilgili kuruluşların faaliyetleri durdurulsa veya tasfi yeye girse dahi geri alınamaması ve iptal edilememesini öngörüyor. Ancak SPK, bu hükmün Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’ndaki (TEFAS) bütün satış talimatlarına, işlemin aşamasından bağımsız biçimde uygulanamayacağını vurguladı.</p>
<p>TEFAS’ta satış talimatı verilmesi, işlemin tamamlandığı anlamına gelmiyor. Takasın tamamlanması için nakdin yatırımcı hesabına aktarılması ve fon katılma payı sahipliği kaydının kaldırılması gerekiyor. Bu iki aşama gerçekleşmemişse talimat, tasfiye kapsamında değerlendirilecek.</p>
<p>SPK, pay blokaj kaydı bulunan yatırımcıların da toplam 455 bin 758 fon payı sahibi arasında yer aldığını, ayrıcalıklı bir grup oluşturmadığını belirtti. Kanun teklifindeki düzenlemenin tamamlanmış işlemleri etkilemeyeceğini kaydeden Kurul, yalnızca takası sonuçlanmamış talimatların tasfiye gelirleri üzerinden diğer yatırımcılarla eşit koşullarda değerlendirileceğini bildirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/katilma-paylari-bloke-edilen-yatirimcilar-tasfiye-kapsamina-alindi-90361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/tbmm-meclis-1786343285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon yasa teklifinin görüşmelerinde AK Parti’nin verdiği önergeyle yeni düzenlemeye gidilerek 17 Eylül ve öncesinde TEFAS’a iletilen ancak gerçekleşmeyen talimatlar nedeniyle katılma payları bloke edilen yatırımcılar da fon teklifindeki tasfiye kapsamına alındı. Muhalefet partileri, düzenlemeyle Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Takas kesinliği ve rehin hakkı”nı düzenleyen 79’uncu maddesinin ihlal edildiğini, 200 bin kişinin düzenlemeden olumsuz etkileneceğini belirterek önergeye karşı çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/global-karma-osbde-yapay-zeka-veri-merkezi-yatirimi-hedefleniyor-90338</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 21:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Global Karma OSB’de yapay zeka veri merkezi yatırımı hedefleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde faaliyet gösteren Global Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde (Global Karma OSB), “Vizyon, Yatırım ve İstişare Toplantısı” düzenlendi.</p>
<p>Toplantıda, bölgenin mevcut altyapısı, sanayi yatırımları ve sürdürülebilirlik hedefleri ele alınırken, OSB bünyesinde kurulması değerlendirilen Yapay Zekâ Veri Merkezi Kampüsü projesi de tanıtıldı.</p>
<p>Toplantıya; Dilovası Kaymakamı Resul Çelik, Gebze Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit, Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Gökmen Mengüç, Kocaeli Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Hüseyin Sınırcı ve Devlet Malzeme Ofisi Marmara Bölge Müdürü Aydın Akyürek katıldı.</p>
<p>Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, Güzeller OSB Yönetim Kurulu Başkanı Adem Ceylan, İTÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Berk Üstündağ, Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın, E.Tümgeneral Selami Arslan, Ayhan Doyuk ve Oğuzhan Ceylan ile sanayi ve teknoloji dünyasının temsilcileri de toplantıda yer aldı. İngiltere’den Prof. Dr. Yüksel Ekinci programa çevrimiçi bağlantıyla katıldı.</p>
<p>Global Karma OSB Bölge Müdürü Cihan Odabaşı’nın bölgenin mevcut durumu, altyapısı ve yeni yatırım olanaklarına ilişkin sunumunun ardından, Ayhanlar Holding Teknoloji Direktörü Halil Safa Sağlık, Yapay Zekâ Veri Merkezi Kampüsü projesini katılımcılara anlattı. Projenin teknik özellikleri ve yatırım planlaması, hazırlanan simülasyon videosu eşliğinde aktarıldı.</p>
<h2>Beş bağımsız veri merkezi biriminden oluşan bir kampüs kurulması hedefleniyor</h2>
<p>Global Karma OSB’nin yaklaşık 1 milyon metrekarelik alanı içerisinde, 486 bin metrekarelik sahada beş bağımsız veri merkezi biriminden oluşan bir kampüs kurulması değerlendiriliyor. Beş etap hâlinde hayata geçirilmesi öngörülen yatırımın 8 ila 10 yıllık süreçte kademeli olarak geliştirilmesi ve toplam 1 GW bağlantı gücüne ulaşması planlanıyor. Toplantıda ayrıca projenin enerji ihtiyacı, veri ve iletişim altyapısı, teknik ve ekonomik fizibilitesi ile Türkiye’nin yapay zekâ teknolojilerindeki gelişimine sağlayabileceği katkılar üzerinde duruldu.</p>
<h2>“Yapay zekâ ve veri merkezi yatırımları, Türkiye için stratejik önem taşıyor”</h2>
<p>Global Karma OSB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ayhan, toplantının tüm paydaşların ortak değerlendirmeleriyle gerçekleştirilmesinin önemli bir başlangıç olduğunu belirterek, “Yapay zekâ ve veri merkezi yatırımları, Türkiye’nin teknolojik geleceği açısından stratejik önem taşıyor. Global Karma OSB; enerji ve veri iletim koridorlarına yakınlığı, güçlü kara ve deniz ulaşım bağlantıları ve Marmara sanayi havzasındaki konumuyla bu tür yatırımlar için önemli bir lokasyon potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Büyük ölçekli veri merkezi yatırımları milyarlarca dolarlık ekonomik değer oluşturabiliyor”</h2>
<p>Microsoft Türkiye Genel Müdürü Levent Özbilgin, küresel teknoloji şirketlerinin yapay zekâ ve veri merkezi yatırımları konusunda yoğun bir rekabet içinde olduğunu belirterek, “Amazon, Google, Microsoft ve Meta gibi küresel teknoloji şirketleri, yapay zekâ ve veri merkezi yatırımlarında büyük bir yarış içerisinde. Türkiye de bu küresel yatırım yarışından daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip. Büyük ölçekli veri merkezi yatırımları milyarlarca dolarlık ekonomik değer oluşturabiliyor. Türkiye’nin bu fırsatları değerlendirebilmesi için enerji, su, ulaşım, telekomünikasyon ve fiber altyapısının önceden planlanması, yatırımcı güveninin güçlendirilmesi, izin süreçlerinde ise hız ve öngörülebilirliğin sağlanması kritik önem taşıyor. Altyapı yatırımlarını yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarını da gözeterek gerçekleştirmek gerekiyor. Global Karma OSB’nin konumu ve yatırım potansiyeli de bu açıdan değerlendirmeye değer” şeklinde konuştu.</p>
<p>TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, yüksek katma değerli teknoloji yatırımlarının Türkiye’nin küresel rekabet gücü açısından önemine dikkat çekerek, “Türkiye’nin küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabilmesi için yüksek katma değerli teknoloji yatırımlarını artırması gerekiyor. Bu süreçte sanayi, üniversite ve özel sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, yapay zekâ veri merkezi yatırımlarının bilimsel araştırmalar ve teknolojik gelişim açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, “Yapay zekâ veri merkezleri, bilimsel araştırmaların ve teknolojik gelişimin ilerlemesi açısından önemli fırsatlar sunuyor. Kocaeli Üniversitesi olarak Global Karma OSB ile akademik iş birliği yapmaya ve ortak çalışmalar geliştirmeye hazırız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü ve HAVELSAN Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Hacı Ali Mantar ise projenin geniş katılımlı bir istişare toplantısında ele alınmasını önemli bir başlangıç olarak değerlendirdi. Türkiye’nin veri bilimi ve yapay zekâ alanındaki yetkinliğinin geliştirilmesi için yatırımların hız kazanması gerektiğini vurgulayan Mantar, “Türkiye’nin veri bilimi ve yapay zekâ alanındaki yetkinliğini geliştirmek için bu tür yatırımların hız kazanması gerekiyor. Gebze Teknik Üniversitesi olarak projeye akademik destek vermeye hazırız” dedi.</p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Gökmen Mengüç ile Dilovası Belediye Başkanı Ramazan Ömeroğlu da Yapay Zekâ Veri Merkezi Kampüsü projesinin bölgenin teknolojik ve ekonomik gelişimine katkı sağlayabileceğine dikkat çekti. Projeden duydukları memnuniyeti dile getiren Mengüç ve Ömeroğlu, ilgili kurumların görev ve yetki alanları çerçevesinde yatırımın geliştirilmesine destek vereceklerini ifade etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/global-karma-osbde-yapay-zeka-veri-merkezi-yatirimi-hedefleniyor-90338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/8/1280x720/global-karma-osbde-yapay-zeka-veri-merkezi-yatirimi-hedefleniyor-1792693241.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Global Karma Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen toplantıda, beş bağımsız veri merkezi biriminden oluşması öngörülen kampüs projesi tanıtılırken, Türkiye’nin küresel teknoloji yatırımlarından daha fazla pay alması için gereken altyapı koşulları değerlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-417-milyar-lira-artti-90329</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 41,7 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 16 Ekim itibarıyla 41 milyar 710 milyon lira artarak 28 trilyon 636 milyar 794 milyon liradan 28 trilyon 678 milyar 504 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 761 milyar 408 milyon lira artışla 32 trilyon 346 milyar 964 milyon liradan 33 trilyon 108 milyar 372 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 23 milyar 583 milyon lira azalarak 3 trilyon 489 milyar 142 milyon liraya indi.</p>
<p>Bu tutarın 846 milyar 919 milyon lirası konut, 41 milyar 767 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 600 milyar 456 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 32 milyar 508 milyon lira artarak 4 trilyon 361 milyar 749 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 81 milyar 566 milyon lira azalışla 3 trilyon 390 milyar 246 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 317 milyar 876 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 72 milyar 369 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, aynı dönemde 16 milyar 860 milyon lira artışla 945 milyar 610 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 694 milyar 414 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 7 milyar 963 milyon lira artarak 6 trilyon 150 milyar 555 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-417-milyar-lira-artti-90329</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/lira-para-tl-1768883557.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 41,7 milyar lira artışla 28,7 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-6313-milyar-lira-artti-90322</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 631,3 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 16 Ekim ile biten haftada yüzde 1,86 artarak 33 trilyon 788 milyar 913 milyon 367 bin liradan 34 trilyon 420 milyar 205 milyon 228 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 3,40 artışla 19 trilyon 53 milyar 787 milyon 509 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat da yüzde 0,17 yükselişle 11 trilyon 207 milyar 282 milyon 22 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 266 milyar 132 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 227 milyar 566 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 16 Ekim itibarıyla 848 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,50 azalışla 6 trilyon 871 milyar 478 milyon 289 bin liraya geriledi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 846 milyar 153 milyon 576 bin lirası konut, 41 milyar 619 milyon 351 bin lirası taşıt, 2 trilyon 593 milyar 734 milyon 338 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 389 milyar 971 milyon 24 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 16 Ekim ile biten haftada 45 milyar 375 milyon 183 bin lira artarak 27 trilyon 865 milyar 746 milyon 734 bin liradan 27 trilyon 911 milyar 121 milyon 917 bin liraya çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-6313-milyar-lira-artti-90322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/2/1280x720/lira-para-1756795627.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 631,3 milyar lira artışla 34,4 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-1332-milyon-dolarlik-satis-90321</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 133,2 milyon dolarlık satış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 88,8 milyon dolarlık hisse senedi, 44,4 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 20,7 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 16 Ekim haftasında 35 milyar 921,4 milyon dolardan 33 milyar 981,1 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 17 milyar 42,3 milyon dolardan 16 milyar 791,8 milyon dolara indi.</p>
<p>ÖST stoku ise 3 milyar 72,8 milyon dolardan 3 milyar 39,4 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-1332-milyon-dolarlik-satis-90321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/8/1280x720/dolar-dollar-1766131459.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 88,8 milyon dolarlık hisse senedi ile 44,4 milyon dolarlık DİBS sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-25-milyar-dolar-azaldi-90317</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 2,5 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 16 Ekim itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 2 milyar 419 milyon dolar azalışla 62 milyar 148 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 9 Ekim'de 64 milyar 567 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 59 milyon dolar düşüşle 107 milyar 8 milyon dolardan 106 milyar 949 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 16 Ekim haftasında bir önceki haftaya göre 2 milyar 478 milyon dolar azalışla 171 milyar 575 milyon dolardan 169 milyar 97 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table style="height: 840px;">
<tbody>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">Tarih</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">Altın Rezervleri</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.01.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">48.007</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">89.154</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">137.161</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">23.02.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">49.271</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">82.479</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">131.750</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">29.03.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">54.378</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">68.748</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">123.126</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.04.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">59.113</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">64.967</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">124.080</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">31.05.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">59.740</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">83.909</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">143.648</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">28.06.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">58.077</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">84.833</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">142.910</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">19.07.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">59.214</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">94.695</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">153.910</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">29.08.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">60.043</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">89.329</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">149.373</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">27.09.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">63.566</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">93.824</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">157.390</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">25.10.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">65.894</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">93.504</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.398</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">1.11.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">66.614</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">93.005</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.619</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">13.12.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">65.307</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">98.175</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">163.482</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">24.01.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">68.232</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">99.328</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">167.560</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">14.02.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">72.475</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">100.677</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">173.152</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">21.03.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">74.785</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">88.328</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">163.114</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">04.04.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">76.422</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">77.838</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">154.261</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">30.05.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">83.164</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">70.026</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">153.190</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">13.06.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">86.543</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">72.744</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.289</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">25.07.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">85.223</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">86.625</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">171.848</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">29.08.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">87.326</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">91.031</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">178.357</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">05.09.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">90.931</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">89.176</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">180.107</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">17.10.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">111.169</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">87.273</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">198.442</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">14.11.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">107.389</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">80.043</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">187.432</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.12.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">116.894</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">76.978</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">193.872</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">30.01.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">133.753</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">84.405</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">218.158</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">13.02.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">132.199</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">79.586</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">211.784</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">27.03.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">100.049</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">55.290</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">155.339</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">17.04.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">112.647</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">61.821</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">174.467</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.05.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">105.992</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">53.234</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.226</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.06.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">94.954</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">54.251</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">149.205</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">24.07.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">100.210</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">62.396</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">162.606</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">31.07.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">100.637</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">63.811</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">164.448</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">21.08.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">114.221</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">74.228</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">188.450</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">04.09.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">113.841</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">70.406</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">184.247</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">11.09.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">110.280</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">68.444</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">178.724</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">25.09.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">109.640</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">61.563</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">171.204</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">02.10.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">107.062</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">60.326</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">167.388</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">09.10.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">107.008</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">64.567</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">171.575</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">16.10.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">106.949</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">62.148</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">169.097</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-25-milyar-dolar-azaldi-90317</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta yaklaşık 2,5 milyar dolar azalışla 169 milyar 97 milyon dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/und-ab-komisyonu-tir-suruculeri-icin-yeni-hukuki-cozumleri-gundeme-aldi-90312</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> UND: Avrupa Komisyonu tır sürücüleri için yeni hukuki çözümleri gündeme aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, dernek merkezinde, "Avrupa sınır kapılarında kilometrelerce uzayan tır kuyrukları, günlerce insani olmayan bekleme süreleri ve profesyonel sürücülere uygulanan Schengen 90-180 gün kuralına" ilişkin yaptığı açıklamada, Schengen Bölgesi'nin büyüdüğünü ancak bu coğrafyanın yükünü taşıyan sürücünün hareket imkanının daraldığını söyledi.</p>
<p>1995 yılında Schengen uygulamasının 7 ülkeyle başladığını ve yaklaşık 1,6 milyon kilometrekarelik alanı kapsadığını hatırlatan Aras, bugün ise birliğin 29 ülkeye ulaştığını ve yaklaşık 4,5 milyon kilometrekarelik bir coğrafyayı içine aldığını anlattı.</p>
<p>Aras şunları kaydetti:</p>
<p>"Alan neredeyse üç katına çıktı. Sürücünün önündeki 90-180 gün engeli yerinde kaldı. Bulgaristan ve Romanya da Schengen'e katıldı. Artık bu ülkelerde geçirilen günler de aynı kalış süresinden düşüyor. Schengen içinde yükleme yaparken süre işliyor. Boşaltma beklerken süre işliyor. Zorunlu dinlenmesini yaparken süre işliyor. Sonra sürücüye, "Kalış hakkın doldu. Yeni sefere çıkamazsın" deniliyor. Aracı hazır. Yükü hazır. Avrupa'daki müşterisi teslimat bekliyor ama sürücü sınırdan geçemiyor. Sınırdan çevirdiğiniz sürücünün, yükünü teslim etmesini bekleyemezsiniz. Profesyonel tır sürücüleri için yeni mevzuat istiyoruz. Sürücüyü işinden, ticareti yolundan alıkoyan bu engeller sona ermek zorundadır."</p>
<p>Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu belirten Aras, Türkiye'nin de AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu ve 2025 yılında karşılıklı mal ticaretinin 217,6 milyar avroya ulaştığını ifade etti.</p>
<p>Türkiye'nin ihracatının yüzde 42,7'sinin AB ülkelerine yapıldığına işaret eden Aras, "Aynı yıl AB, Türkiye'ye 114,3 milyar avroluk mal sattı. Türkiye'den 103,3 milyar avroluk mal aldı. Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacı var, Avrupa'nın da Türkiye'ye ihtiyacı var. İki tarafın fabrikaları birbirine bağlı. Üretim hatları birbirini tamamlıyor. Siparişler iki yönde hareket ediyor. Üstelik Türkiye'de Avrupa sermayesiyle üretim yapan şirketler var." diye konuştu.</p>
<p>"Gümrük Birliği kapsamındaki malın dolaşımını serbest bırakıp, onu taşıyan sürücüyü durduramazsınız." diyen UND Başkanı Aras, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bunu yaptığınızda ticaretin önüne fiilen engel koyarsınız. Avrupa'ya açıkça sesleniyoruz, Almanya’da Mercedes-Benz ve MAN, Hollanda'da DAF, İsveç'te Volvo ve Scania, Fransa'da Renault Trucks, İspanya'da IVECO üretiliyor, biz Türk taşımacısı da bu araçları satın alıyoruz ve bu satın aldığımız araçlarla Avrupa Birliği'nin Türkiye'de ürettiği ve Avrupa'da ürettiği yükleri taşıyoruz. Bu araçlarımızla yapmış olduğumuz taşımada bu engel bir çelişki değil midir? Kendinizle çelişmiyor musunuz? Aracınızı satın alan da malınızı taşıyan da bizleriz. Bu ticareti mümkün kılan sürücülerimizin vize engelleriyle karşılaşması ise ciddi bir çelişki. Ticaretin gelişmesi beklenirken o ticareti gerçekleştiren sürücünün hareketinin kısıtlanması ekonomik işbirliğimizin doğasıyla bağdaşmıyor."</p>
<p><strong>"Tır sürücüsünün mesleğini yapabilmesi için gereken hareket imkanını istiyoruz"</strong></p>
<p>Aras, bu mesleğin çalışma düzeninin teslimat ve dönüş üzerine kurulu olduğunu hatırlatarak, "Bir an önce işini tamamlamak isteyen insanı günlerce bekletiyorsunuz. Sonra kalış süresi nedeniyle yeni sefere çıkmasını engelliyorsunuz. Tır sürücüsü turist değildir. Mesleğini yapabilmesi için gereken hareket imkanını istiyoruz." dedi.</p>
<p>Avrupa'daki sürücü açığının da ortada olduğunu ifade eden Aras, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliğinin (IRU) 2025 araştırmasına göre, Avrupa'da yaklaşık 502 bin tır sürücüsünün pozisyonunun doldurulamadığını ve Avrupalı taşımacıların yaklaşık üçte ikisinin yeterli sürücü bulamadığı için yeni sözleşmeleri reddettiğini bildirdiğini söyledi.</p>
<p><strong>"Bu uygulama mevcut sürücü krizini ağırlaştırıyor"</strong></p>
<p>Aras, Avrupa'nın sürücü aradığını ancak çalışan Türk sürücüsünün sınırdan geri çevrildiğine işaret eden Aras, "Bu uygulama, mevcut sürücü krizini ağırlaştırıyor. Taşıma kapasitesini azaltıyor. Tedarik zincirini aksatıyor. Sürücü açığını büyüten bu çelişkiyi ortadan kaldırın." şeklinde konuştu.</p>
<p>Pandemide seyahatlerin kısıtlandığını, sokakların boşaldığını ancak tır sürücülerinin taşımayı sürdürdüğünü hatırlatan Aras, "Gıdayı taşıdılar. Sağlık malzemelerini taşıdılar. Günlük ihtiyaçları ulaştırdılar. Avrupa Komisyonu da tedarikin devamı için 'yeşil hat' uygulamasını önerdi. Taşımacılık çalışanlarının hareketini kolaylaştırma çağrısı yaptı." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aras, "Sürücünün önemini görmek için yeni bir kriz beklemeyin." çağrısında bulunarak, "Avrupa Komisyonu, 29 Ocak 2026 tarihli Vize Politikası Stratejisi'nde, tır sürücülerinin 90 günün ötesinde hareketliliğe ihtiyaç duyabileceğini kabul etti. Yeni hukuki çözümleri gündeme aldı. Artık mevzuatı çıkarın." dedi.</p>
<p>Profesyonel sürücülerin mesleki faaliyetlerini 90-180 gün engelinden kurtaran ortak bir düzenleme istediklerini vurgulayan Aras, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Bu düzenleme bütün Schengen ülkelerinde geçerli olmalıdır. Uzun süreli ve çok girişli vizelere hızlı erişim istiyoruz. Bununla birlikte mesleğin gerektirdiği kalış hakkını da istiyoruz. Kalış süresi nedeniyle sürücülerimizi Avrupa hattında çalışamaz hale getiren giriş yasaklarının kaldırılmasını istiyoruz. Bulgaristan ve Yunanistan Sınır kapılarının kapasitesini artırın. Günler süren kuyrukları bitirin. Kararı alın. Takvimi açıklayın. Yeni mevzuatı hayata geçirin."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/und-ab-komisyonu-tir-suruculeri-icin-yeni-hukuki-cozumleri-gundeme-aldi-90312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/und-1792668900.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, &quot;Avrupa Komisyonu, 29 Ocak 2026 tarihli Vize Politikası Stratejisi&#039;nde tır sürücülerinin 90 günün ötesinde hareketliliğe ihtiyaç duyabileceğini kabul etti. Yeni hukuki çözümleri gündeme aldı. Artık mevzuatı çıkarın.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-buyukelcisi-oravden-gumruk-birligi-guncellemesi-icin-3-sart-90309</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB Büyükelçisi Orav: Gümrük Birliği’nin modernizasyonu için Kıbrıs sorunu çözülmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Avrupa Birliği (AB) Büyükelçisi Aivo Orav Ankara’da AB Temsilciliğinde düzenlediği basın toplantısında, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde ilerlemenin 3 konuya bağlı olduğunu bağlı olduğunu belirtti. Bunları, aralarında karşılıklı ticari bazı prüzlerin çözülmesi, Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve Kıbrıs konusunun çözümü olarak sıraladı. </p>
<p>Kıbrıs sorununu doğrudan ve dolaylı olarak birkaç kez engel olarak niteledi. Ayrıca Büyükelçi, Kıbrıs sorunu konusunda bir başka soruya yanıt verirken, Orav, “Az önce bahsettiğiniz ülke (Kıbrıs Rum Kesimi) de dahil olmak üzere 27 üye devlet, Kıbrıs konusunun çözülmesini çok umut ediyor ve BM Genel Sekreteri ilerleme kaydedilmesi için elinden geleni yapıyor, müzakerelere ilişkin çok fazla şey duymuyoruz. Bu bir bakıma iyi, çünkü zorlu konularda yapılan anlaşmaların kamuoyu tarafından çok iyi bilinmesi durumunda bu anlaşmaları gerçekleştirmek mümkün olmuyor. Bu yüzden, kapalı kapılar ardında işlerin ilerlediğini umalım ve eğer bu sorun çözülürse, bence dünya daha iyi bir yer olacaktır ve ayrıca bu durum Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri için pek çok yeni yol açacaktır.” dedi. <br />-Made in EU’da Türkiye’nin taleplerinin karşılanması: “Tam mükemmel olmasa da…”</p>
<p>Made in EU olarak adlandırılan Sanayi Koruma Yasası düzenlemesinde Türkiye’nin isteklerinin duyulduğunu ve iletildiğini belirten Orav, müzakerelerin AB içinde de devam ettiğini hatırlatarak, “Türkiye'nin pozisyonlarının (AB nezdinde) gayet iyi duyulmuş olmasıdır. İnanın bana, Türkiye'deki ilk toplantılarımdan bu yana, siyasetçilerle ve aynı zamanda muhalefet tarafıyla, iş insanlarıyla yaptığım görüşmelerde Made in Europe konusunu gündeme getirdiler. Biz de Brüksel'deki meslektaşlarımıza geri bildirimde bulunuyoruz. Brüksel'de düzenlenen bir iş zirvesi toplantısı da vardı ve bu Made in Europe konusu kilit unsurlardan biriydi. Ayrıca Dışişleri Bakanınız da Brüksel'deydi ve bu konunun orada da tartışıldığından eminim. Tekrar söylemek isterim ki, henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil. Müzakerelerde her zaman olduğu gibi, bu son adımı beklememiz gerekiyor. Ve işler Türkiye'nin bakış açısından mükemmel gitmese bile, ertesi gün birlikte çalışmaya nasıl devam edeceğimizin bir yolunu yine de bulmalıyız.” dedi. </p>
<p><strong>Güncel konularda AB raporuna atıf </strong></p>
<p>Büyükelçi Aivo Orav, Türkiye’deki güncel sorunlara yönelik olarak ise soruları yanıtsız bırakırken, AB Komisyonu olarak her konuda ivedi açıklama yapmadıklarını ancak gelişmeleri izlediklerini ve yıllık raporlarında yer verdiklerini kaydetti. Türkiye için AB yaklaşımıyla hukuk üstünlüğü, özgürlükler konusundaki değerlendirmelerinin Kasım ayında yayınlanacak Türkiye Raporunda yer alacağını belirtti. </p>
<p><strong>"AB-Türkiye, birbirine bağlı"</strong></p>
<p>Orav, soru cevap bölümü öncesi Türkiye ve AB’nin iş birliğinin önemine vurgu yaparken, bunları üç başlıkta sıralayarak AB ve Türkiye’nin birbirinden vazgeçemez olduğunu kaydetti. Küresel çatışmalar ortamında güvenliğin yeniden öne çıktığını belirten Orav, bölgedeki fiili savaşlara işaret, Rusya’yı Avrupa yanında Türkiye için de tehdit olduğunu ileri sürdü. </p>
<p><strong>Ermenistan </strong></p>
<p>Bağlantısallıkta Türkiye’nin iki kıta arasında bir köprü olduğunu söyleyen Orav Türkiye ile Ermenistan sınırının açılmasının sağlayacağı faydaları öne çıkardı ve Orta Koridor projesini önemsediklerini anlattı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-buyukelcisi-oravden-gumruk-birligi-guncellemesi-icin-3-sart-90309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/9/1280x720/aivo-orav-1792667600.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB Türkiye Büyükelçisi olarak görevine başlayan Aivo Orav, Türkiye ile ekonomik ilişkiler konusunda çalışmaların yoğunlaştığını vurgularken gümrük birliğinin güncellenmesinde Kıbrıs sorununu öne sürdü. &quot;Sanayi Koruma Yasası&quot; uygulamasında Türkiye’nin talep ettiği “netlik” konusunda ise “müzakereler henüz bitmediğini” hatırlattı ancak Türkiye’nin tam talebi karşılanama ihtimaline işaret etti. Orav bu konuda, AB tarafının kamu ihale yasasında Türk firmaları koruyucu önlemlerde değişiklik talebinin de gündemde olduğuna işaret etti.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-faiz-karari-belli-oldu-90308</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası faizi yüzde 36&#039;ya indirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), Fatih Karahan başkanlığında toplandı.</p>
<p>Kurul, politika faizini yüzde 37'den yüzde 36'ya çekti.</p>
<p>Açıklamada şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirmiştir.</p>
<p>Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması, iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini göstermektedir. Diğer taraftan, canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.</p>
<p>Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.</p>
<p>Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.</p>
<p>Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-faiz-karari-belli-oldu-90308</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yüzde 37 olan politika faizini 36&#039;ya indirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-milli-gelirimizin-bu-yil-yaklasik-18-trilyon-dolara-ulasmasini-bekliyoruz-90306</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Milli gelirimizin bu yıl 1,8 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile İbn Haldun Üniversitesinin desteğiyle, 30'dan fazla ülkeden temsilcinin katılımıyla İstanbul'da düzenlenen ve ekonomi, jeopolitik ve uluslararası iş birliğinin geleceğinin tartışılacağı 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu başladı.</p>
<p>Forumun açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin küresel ticaret ve lojistik ağlarındaki konumunu güçlendirmesinin önemine işaret etti.</p>
<p>Türk Hava Yollarının (THY) dünyadaki hava yolları arasında en fazla noktaya uçan şirket olduğunu dile getiren Şimşek, güvenilir bir ortak olmanın bağlantısallığı artırmaktan geçtiğini söyledi.</p>
<p>Şimşek, küresel arz şoklarının Türkiye'ye bağlantısallığa yatırım yapma fırsatı sunduğunu kaydederek, Pekin ile Londra arasındaki en hızlı bağlantılardan bazılarının Türkiye üzerinden sağlandığını, Çin'den İngiltere'ye demir yoluyla yük taşınmasının 18 gün sürdüğünü anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin enerji alanında da önemli bir bölgesel merkez konumunda bulunduğunu vurgulayan Şimşek, bu avantajları değerlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.</p>
<p><strong>"Güvenilir ortak konumumuzu güçlendirmeliyiz"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, bölgesel çatışmalara karşı Türkiye'nin yaklaşımının barış ve istikrarı desteklemek olduğunu belirterek, "Güvenilir bir ortak olarak konumumuzu nasıl güçlendiririz? Herkesle konuşmak, barış ve istikrarı teşvik etmek. Çünkü bu, refah açısından bize fayda sağlıyor." diye konuştu.</p>
<p>Küresel ticarette korumacılık ve ticaretin parçalanmasının karşı karşıya olduğu diğer önemli zorluklar arasında​​​​​​​ yer aldığını kaydeden Şimşek, korumacılığın küresel finansal krizden bu yana dünya ekonomisi açısından yeni normal haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin bu gelişmelere yanıtının "kurallara dayalı ticaret çerçevesinde daha fazla ortakla ilişkilerini geliştirmek" olduğunu ifade eden Şimşek, "Bu nedenle şu anda Japonya, Endonezya, Körfez ülkeleri ve Kanada ile serbest ticaret anlaşmaları müzakere ediyoruz. Gümrük Birliği de dahil olmak üzere halihazırda 54 serbest ticaret anlaşmamız var, komşularımızdan bazılarıyla bir dizi tercihli ticaret anlaşmamız bulunuyor." dedi.</p>
<p><strong>"Türkiye'nin önemli bir üretim merkezi"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin önemli bir üretim merkezi olduğunun ve bunu korumak istediklerinin altını çizerek, imalat sanayisinin kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranla oluşturduğu katma değer​​​​​​​ bakımından Asya Kaplanları ile başa baş seviyede bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Orta-yüksek ve yüksek teknolojili alanlarda yatırımları desteklemek amacıyla yatırım taahhütlü avans kredisi sunduklarını anlatan Şimşek, bu imkanla piyasa faiz oranının yaklaşık üçte biri düzeyinde faizle, 10 yıl vadeli ve 2 yıl geri ödemesiz dönem içeren kredilerin kullanılabildiğini bildirdi.</p>
<p>Şimşek, hizmet sektörünün de Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını kaydederek, kişi başına düşen GSYH'ye oranla hizmet ihracatının güçlü olduğunu ve bu alanda büyüme potansiyelinin yüksek bulunduğunu aktardı.</p>
<p>Türkiye'nin turizmde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını vurgulayan Şimşek, sağlık turizminin de hızla büyüdüğünü ve bu alanda önemli bir gelişme potansiyeli gördüklerini söyledi.</p>
<p>Türk dizilerinin uluslararası alanda gördüğü ilgiden ve Türkiye'nin video oyunları alanında Avrupa'nın en güçlü ekosistemlerinden birisine sahip olduğundan bahseden Şimşek, bu konulara ilişkin detaylar paylaştı.</p>
<p><strong>"Türkiye avantajlı bir konumda"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, Türkiye'nin Engineering News-Record (ENR) dergisinin açıkladığı 2026 yılı "Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi" listesinde Çin'in ardından ikinci sırada yer aldığını belirterek, Türk üniversitelerinde 380 bin uluslararası öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.</p>
<p>Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu önemli zorluklardan birisinin de "yüksek borçluluk" olduğunu dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Dünya genelinde toplam borcun küresel hasılaya oranı yüzde 300'ü, gelişmekte olan piyasalarda ise yüzde 230'u aştı. Türkiye bu açıdan avantajlı bir konumda. Türkiye'nin borçluluk düzeyinin düşük olması ekonomik şoklara karşı dayanıklılığını artırıyor. Düşük borçluluk sayesinde ekonomik şoklara yanıt verme ve makul bir büyümeyi sürdürme imkanı daha yüksek."</p>
<p>Şimşek, Türkiye'nin bütçe açığının GSYH'ye oranının gelişmekte olan piyasaların küresel ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde olduğunu, kamu borcunun GSYH'ye oranının ise söz konusu ortalamanın yaklaşık 3'te biri seviyesinde bulunduğunu söyledi.</p>
<p><strong>"Türkiye çalışma çağındaki nüfus açısından 18-20 yıllık bir fırsat penceresine sahip"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, küresel ölçekte yaşlanan nüfusun önemli bir sorun haline geldiğine dikkati çekerek, doğurganlık oranlarının düşmesi ve çalışma çağındaki nüfusun azalmasının ülkeler açısından yeni zorluklar oluşturduğunu bildirdi.</p>
<p>Türkiye'nin ise çalışma çağındaki nüfus artışının halen pozitif bölgede bulunması nedeniyle önünde önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Şimşek, hesaplamalarına göre ülkenin bu açıdan 18-20 yıllık bir fırsat penceresine sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p>Şimşek, kadınların iş gücüne katılım oranının düşük seviyede bulunduğuna işaret ederek, daha fazla kadının istihdama katılmasını sağlamak amacıyla reformlar yapmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>"Yapay zekaya hazırlık bakımından gelişmekte olan ülkelerden öndeyiz"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, yapay zekanın küresel ekonomi açısından dönüştürücü ve yıkıcı etkileri olabileceğini belirterek, Türkiye'nin bu alandaki hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla 5G ve fiber altyapıya, enerji arzı için ise nükleer enerjiye yatırım yaptığını söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin yapay zekaya hazırlık bakımından gelişmekte olan ülkelerin önünde bulunduğunu ancak gelişmiş ekonomilerle aynı seviyede olmadığını dile getiren Şimşek, bu alanda yapılması gereken çok iş olduğunu kaydetti.</p>
<p>Şimşek, küresel ısınmanın gerçek bir sorun olduğunun altını çizerek, Türkiye'nin sulama altyapısına ve iklim değişikliğine dayanıklı tarımsal üretime yatırım yaptığını anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlatan Şimşek, bu kapsamda yeşil dönüşümün ve elektrifikasyon hedeflerinin hızlandırılacağını söyledi.</p>
<p><strong>"Enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin bilgiler vererek, "Milli gelirimizin mevcut döviz kurlarıyla bu yıl yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz." dedi.</p>
<p>Türkiye'nin önemli bir nüfusa ve güçlü altyapıya sahip büyük bir ekonomi olduğunu dile getiren Şimşek, "(Avantajlarımıza karşın) Tabii zorluklarımız da var. Yüksek enflasyonu aşmak için bütüncül politikalar uyguluyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibi olarak biz iş dünyası dostuyuz. İşinizin tamamını veya bir bölümünü Türkiye'de yapmayı seçerseniz size yardımcı olmak istiyoruz." diye konuştu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-milli-gelirimizin-bu-yil-yaklasik-18-trilyon-dolara-ulasmasini-bekliyoruz-90306</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/6/1280x720/simsek-1792664638.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu&#039;nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Milli gelirimizin, mevcut döviz kurlarıyla bu yıl yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
