<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-chp-tbmm-grup-baskani-secildi-79925</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 13:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özgür Özel, yeniden CHP TBMM Grup Başkanı seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özgür Özel'in, yeniden CHP TBMM Grup Başkanlığına seçildiği duyuruldu.</p>
<p>CHP Basın Birimi'nin açıklamasına göre, parti genel merkezinde CHP TBMM Kapalı Grup Toplantısı yapıldı.</p>
<p>Özgür Özel, toplantıya katılan 96 milletvekilinden 95'inin oyuyla CHP TBMM Grup Başkanı olarak yeniden seçildi. Bir oy ise geçersiz sayıldı.</p>
<p>Toplantıya hastalık, cenaze ya da yurt dışında olma gibi mazeretleri nedeniyle katılamayan 42 milletvekilinden 15'inin Özel'e desteklerini bildirdiği belirtildi.</p>
<p>CHP'nin Meclis'te 138 milletvekili bulunuyor.</p>
<p>Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-chp-tbmm-grup-baskani-secildi-79925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/2/1280x720/ozgur-ozel-1763479790.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, yeniden CHP TBMM Grup Başkanı seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-haftayi-yuzde-389-dususle-kapatti-79920</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa haftayı yüzde 3,89&#039;luk düşüşle kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta yatırım araçlarından borsa değer kaybederken, döviz euro hariç değer kazandı, altın yatay seyretti.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,89 azalışla 13.808,20 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.966,26 puanı, en yüksek 14.342,48 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde hizmetler endeksi yüzde 3,38 düşüşle 12.730,37 puana, sanayi endeksi yüzde 3,69 azalışla 18.161,60 puana, teknoloji endeksi yüzde 2,03 kayıpla 49.217,78 puana ve mali endeks yüzde 5,24 değer kaybıyla 18.098,35 puana geriledi.</p>
<p>- Europower Enerji en çok prim yapan hisse</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 26,38 ile Europower Enerji ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Europower Enerji'yi yüzde 15,33 ile Girişim Elektrik Sanayi ve yüzde 11,48 ile Fenerbahçe Futbol AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 16,34 ile Hektaş, yüzde 12,83 ile KUYAŞ Gayrimenkul ve yüzde 12,72 ile Ral Yatırım Holding oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 869 milyar 600 milyon lirayla ASELSAN, 593 milyar 700 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ ve 513 milyar 660 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın yatay seyretti, döviz euro hariç değer kazandı</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yatay seyirle 6 bin 632 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da değişim göstermeyerek 44 bin 684,40 lira oldu.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftadaki kapanışının hemen üzerinde 11 bin 108,60 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,43 artarak 45,7390 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yatay seyirle 53,0340 lira oldu.</p>
<p>Geçen hafta 60,8640 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,46 artışla 61,7550 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,29 yükselişle 58,1560 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-haftayi-yuzde-389-dususle-kapatti-79920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-istanbul.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım araçlarından BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,89 azalışla 13.808,20 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.966,26 puanı, en yüksek 14.342,48 puanı gördü. 24 ayar külçe altının gramı yatay seyirle 6 bin 632 lira, cumhuriyet altını da değişim göstermeyerek 44 bin 684,40 lira oldu. Çeyrek altın ise 11 bin 108,60 liraya yükseldi. Doların satış fiyatı yüzde 0,43 artışla 45,73 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yatay seyirle 53,03 lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatta-gunluk-rekor-79919</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatta günlük rekor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı 22 Mayıs itibarıyla 2 milyar 428 milyon dolar ile günlük ihracat rekoru kırıldığını duyurdu. Bundan önceki rekor 2025 yılı 28 Mart’ta 2 milyar 123 milyon dolar seviyesindeydi.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada tarihi başarının güçlü üretim kapasitesinin dinamik özel sektör yapısı ve ihracatçıların küresel pazardaki rekabet gücünden kaynaklandığı bildirildi.</p>
<p>1973 yılında ilk defa yıllık 1 milyar dolar ihracat seviyesine ulaşan Türkiye’nin aylık 1 milyar dolar sınırını 1987 yılında aştığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’miz bugün günlük 2 milyar 428 milyon dolar ihracat gerçekleştirebilen güçlü bir ekonomik yapıya ulaşma başarısını göstermiştir. Ticaret Bakanlığı olarak; ihracatçılarımızın uygun finansmana ulaşmasından pazara giriş faaliyetlerine, markalaşmadan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar her alanda tedbirler almaya ve politikamızı kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz” denildi.</p>
<p><strong>Günlük ihracat rekorları</strong></p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="576"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p><strong>GÜN</strong></p>
</td>
<td width="104">
<p><strong>AY</strong></p>
</td>
<td width="132">
<p><strong>YIL</strong></p>
</td>
<td width="237">
<p><strong>DOLAR</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>22</p>
</td>
<td width="104">
<p>5</p>
</td>
<td width="132">
<p>2026</p>
</td>
<td width="237">
<p>2.427.991.235</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>28</p>
</td>
<td width="104">
<p>3</p>
</td>
<td width="132">
<p>2025</p>
</td>
<td width="237">
<p>2.123.861.740</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>23</p>
</td>
<td width="104">
<p>6</p>
</td>
<td width="132">
<p>2023</p>
</td>
<td width="237">
<p>2.115.119.188</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>14</p>
</td>
<td width="104">
<p>6</p>
</td>
<td width="132">
<p>2024</p>
</td>
<td width="237">
<p>1.976.011.170</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>30</p>
</td>
<td width="104">
<p>4</p>
</td>
<td width="132">
<p>2026</p>
</td>
<td width="237">
<p>1.958.163.635</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatta-gunluk-rekor-79919</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/7/1280x720/ihracat-ithalat-1778239788.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, 22 Mayıs’ta 2,4 milyar dolarla günlük ihracat rekoru kırıldığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/teis-baskani-saydandan-internetten-ilac-satisi-girisimlerine-tepki-79917</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEİS Başkanı Saydan&#039;dan internetten ilaç satışı girişimlerine tepki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>İnternet üzerinden ilaç satışına izin verileceği yönündeki haberlerin ardından eczacıların tepkileri sürüyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Başkanı Nurten Saydan, bu yöndeki eğilimin Sağlık Bakanlığı taslaklarında da görüldüğünü belirterek, “Eczacılığın dönüm noktasındayız” ifadesiyle düzenleme isteğine karşı çıktı. Öte yandan, TEİS Başkanı Saydan “ilacım nerede” uygulamasına karşı idari dava açtıklarını da duyurdu.  </p>
<p>Düzenlediği basın toplantısında, kanunda “münhasıran eczanelerde…” ifadesinin değiştirildiğini vurgulayan Nurten Saydan, sadece ilaç değil, takviye edici gıdalar, kozmetik ürünlerin eczane dışı satışlarının sorun oluşturma potansiyeli bulunduğunu söyledi. İlaç konusuna özellikle vurgu yapan Saydan, “Elbette tepki konulacaktır. Hatta ileri şeyde bilemiyorum eylem bile yapılabilir, kapatmaya bile gidebilir çünkü mesleğin bu dönüm noktası ve vatandaşın sağlık noktası bu” diye konuştu. </p>
<p>Eczacıların vatandaşın en yakın ve en kolay erişebildiği sağlık danışmanı olduğunu hatırlatan Nurten Saydan, Türkiye’deki eczacılık sisteminin “geleneksel eczane” olduğunu, reçetesiz ilaç vb. ürünler dahil, eczane dışı satışlara izin veren ülkelere kıyasla Türkiye’deki ilaç zehirlenmelerinin çok düşük düzeyde kalmasının bu yapı sayesinde sağlandığını vurguladı. </p>
<p><strong>"İnternetten sağlık ürünü satışı halk sağlığını tehdit ediyor"</strong></p>
<p>İnternet aracılığıyla sahte ilaç ve benzeri ürünlerin satışının yasa dışı olarak yapıldığını ve ağır sorunların hali hazırda görüldüğünü belirten TEİS Başkanı Saydan,  “Ülkemizde de internet ve sosyal medya üzerinden kontrolsüz şekilde ilaç ve sağlık ürünü satışının artması halk sağlığını tehdit ediyor. Özellikle kaynağı belirsiz platformlarda ilaç, bebek mamaları, vitaminler, gıda takviyeleri, steroidler, cinsel performans ve zayıflama ilaçları gibi birçok ürün satılırken bunların sahte, bozulmuş veya en önemlisi uygun koşullarda saklanmamış ve kargolama sırasında uygun sıcaklık ve nem ortamlarında gönderilmemiş olduğunu biliyoruz ve vatandaşlarımıza internetten asla ilaç almayınız diyoruz. Sahte ilacın içinde ne olduğu belli olmadığı için içildiğinde ne yapacağı da belli olmaz” diye konuştu. </p>
<p>İlacım nerede uygulamasına karşı idari dava açıldı: Veriler 24 saat sonra sisteme düşüyor</p>
<p>TEİS Başkanı Nurten Saydan, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı, ilaçların hangi eczanelerde bulunduğunu vatandaşa e-Nabız sistemi üzerinde gösteren “İlacım Nerede” uygulamasına karşı yürütmesinin durdurulması istemli olarak idari dava açtıklarını duyurdu. Bu uygulamadaki verilerin 24 saate kadar sapabildiğini belirten Nurten Saydan, “İlacım Nerede uygulaması piyasada yeterli ilaç olmadığının tescilli niteliğidir. TEİS olarak uygulamanın yürütmesinin durdurulması ve iptal talebiyle 17 Nisan 2026'da Danıştay'ın 10. Dairesi'nde dava açtık. Bizce pek çok sakıncası olan uygulamanın aksayan yanlarının en basiti İlacım Nerede uygulamasında kullanılan stok verisinin yaklaşık 24 saat öncesine ait olmasıdır. Oysaki eczanelerde gün içinde yüzlerce reçete ve ilaç karşılanıyor ve stok verileri anlık değişiyor. Bu nedenle sisteme göre eczanede mevcut görünen bir ilacın mevcut olmaması ya da mevcut görünmeyen bir ilacın temin edilmiş olması çok olağan bir durumdur” diye konuştu. </p>
<p>Saydan, bu uygulamanın kişinin eczanelere yönlendirilmesi yönünden de sakıncalı olduğunu, serbest eczane seçimi ilkesine uymadığını kaydetti. </p>
<p>Türkiye’deki ilaca erişim sorununda fiyat politikasının temel sorun olmayı sürdürdüğünü belirten Saydan, ayrıca eczane ekonomilerinin de son dönemde zorlandığını, bürokratik işlemlerin ağırlaştığını söyledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/teis-baskani-saydandan-internetten-ilac-satisi-girisimlerine-tepki-79917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/7/1280x720/saydan-1779520840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnternet üzerinden ilaç satışına izin verileceğine yönelik haberler hakkında açıklamalarda bulunan TEİS Başkanı Nurten Saydan, bu yöndeki eğilimin Sağlık Bakanlığı taslaklarında da görüldüğünü söyledi. Saydan, “Elbette tepki konulacaktır. Hatta ileri şeyde bilemiyorum eylem bile yapılabilir, kapatmaya bile gidebilir çünkü mesleğin bu dönüm noktası ve vatandaşın sağlık noktası bu.” ifadelerini kullandı.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-haber-is-turk-telekom-toplu-sozlesmesi-imzalandi-79916</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Haber-İş ile Türk Telekom toplu sözleşmesi imzalandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Haber-İş Sendikası ile Türk Telekom arasında 2026-2028 dönemini kapsayan toplu iş sözleşme görüşmeleri uzlaşmayla sonuçlandı. Türkiye Haber-İş sendikasından yapılan açıklamada şubat ayından bu yana görüşmelerin sürdüğü belirtildi. </p>
<p>Varılan uzlaşmayla, 1 Mart 2026’dan geçerli olmak üzere birinci altı ayda ortalama ücretlerde yüzde 24 artış yapılacak. 1 Eylül’den itibaren ise yüzde 8 ek ücret artış olacak. </p>
<p>Sosyal haklarda ise yemek bedeli yüzde 400 TL’den 500 TL’ye, giyim yardımı ise 5 bin 500 TL’den 9 bin TL’ye çıkarıldı. Evlenme yardımı 19 bin TL’den 30 bin TL’ye, doğum yardımı da 19 bin TL’den 30 bin TL’ye yükseltildi. Akıllı kart ödemeleri ve çeşitli sosyal yardım kalemlerinde de çalışanlar lehine yeni iyileştirmeler yapıldı. Ayrıca her bir bayram için ayrı ayrı ödenen brüt 13 bin TL ödeme, bayram öncesi ödeme şartıyla 17 bin 875 TL’ye yükseltildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-haber-is-turk-telekom-toplu-sozlesmesi-imzalandi-79916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/6/1280x720/57-1779520465.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Haber-İş Sendikası ile Türk Telekom arasında varılan uzlaşma kapsamında, 1 Mart 2026’dan geçerli olmak üzere birinci altı ayda ortalama ücretlerde yüzde 24 artış yapılacak. 1 Eylül’den itibaren ise yüzde 8 ek ücret artış olacak.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-piyasalarinda-seffaflik-yonetmeligi-gelecek-yila-ertelendi-79915</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji piyasalarında şeffaflık yönetmeliği gelecek yıla ertelendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) "Enerji Piyasalarında ve Çevresel Piyasalarda Şeffaflığa ve Piyasa Bozucu Davranışlara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu yönetmeliğin yürürlük tarihi 1 Ocak 2027 olarak belirlendi.</p>
<p>Yönetmelik, enerji ve çevresel piyasalarda yapılan ticaretin güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil, dürüst ve rekabetçi şekilde yürütülmesi amacıyla piyasa bozucu davranışların önlenmesine ve ilgili tarafların görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-piyasalarinda-seffaflik-yonetmeligi-gelecek-yila-ertelendi-79915</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve çevresel piyasalarda şeffaflığın artırılması ve piyasa bozucu davranışların önlenmesine yönelik usul ve esasları düzenleyen yönetmeliğinin yürürlük tarihi 1 Ocak 2027&#039;ye ertelendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ve-motorin-uretim-tarifeleri-icin-duzenleme-79914</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz ve motorin üretim tarifeleri için düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Samgaz Doğal Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Konya Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Denizli Gaz Dağıtım AŞ ve Torosgaz Isparta Burdur Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin 2022 ile 2026 arasındaki 5 yıllık dönemi kapsayan üçüncü tarife uygulama dönemindeki perakende satış tarifeleri revize edildi.</p>
<p>Perakende satış tarifeleri kapsamında şirketlerin sistem kullanım bedelleri ile tarife uygulama dönemi hesaplamalarına ilişkin detaylar ve gelir farkı sonrası gelir gereksinimi yeniden düzenlendi.</p>
<p><strong>Motorin standardı ve lisanssız üretim tarifesine düzenleme</strong></p>
<p>EPDK, ayrıca motorin türlerine ilişkin teknik düzenlemede değişikliğe gitti.</p>
<p>Karara göre, "TS EN 590 Otomotiv Yakıtları-Dizel (Motorin)-Gerek ve Deney Yöntemleri Aralık 2025" standardında yer alan "4 mikrometreden büyük partikül sayısı" özelliğinin teknik düzenleme olarak yürürlük tarihi, 1 Haziran 2027 olarak belirlendi.</p>
<p>Öte yandan Kurum, lisanssız elektrik üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedeline ilişkin de karar aldı.</p>
<p>Buna göre, 1 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında 10 yıllık süresini dolduran lisanssız üretim tesislerine, Cumhurbaşkanı kararı yayımlanana kadar veriş yönlü dağıtım bedeli olarak "Lisanssız Üretici-2" tarifesi uygulanacak. ​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ve-motorin-uretim-tarifeleri-icin-duzenleme-79914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dört doğal gaz dağıtım şirketinin 3. tarife uygulama dönemi perakende satış tarifelerine yönelik EPDK kararı revize edilirken, motorin türlerine ilişkin teknik düzenlemede de değişikliğe gidildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-makrofinansal-istikrari-destekleyici-tedbirler-79911</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan &#039;makrofinansal istikrarı destekleyici&#039; tedbirler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), makrofinansal istikrarı desteklemek amacıyla kredi büyümesine yönelik ilave tedbirleri devreye aldığını bildirdi.</p>
<p>Açıklamaya göre, zorunlu karşılık uygulaması kapsamında kredi büyüme sınırları düşürüldü.</p>
<p>Bireysel kredilerde tüm kredi türleri için sınırlar 1 puan daraltılırken, Türk lirası ticari kredilerde büyük ölçekli işletmelere kullandırılan krediler için 1 puan, KOBİ kredileri için ise 0,5 puanlık daraltmaya gidildi.</p>
<p>Böylece 8 haftalık dönemde tüketicilere kullandırılan ihtiyaç ve taşıt kredileri için büyüme sınırı yüzde 4'ten yüzde 3'e çekilirken, tüketicilere tahsis edilen KMH limit büyümesi yüzde 2'den yüzde 1'e indirildi. KOBİ'lere kullandırılan TL krediler için büyüme sınırı yüzde 5'ten yüzde 4,5'e, KOBİ dışı işletmelere kullandırılan TL krediler için büyüme sınırı ise yüzde 3'ten yüzde 2'ye düşürüldü.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1158d8986aa-1779521752.jpg" alt="" width="600" height="543" />Kredi büyüme hesaplama döneminin bugün sona ermesi nedeniyle yeni dönem için değişikliler bugün yayımlanarak uygulamaya alındı. TCMB, düzenlemeyle sıkı parasal duruşu desteklemeyi ve makrofinansal istikrarı güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>İhracat, yatırım, tarım ve kamu gibi bazı alanlarda kullandırılan krediler büyüme sınırlamaları kapsamı dışında tutuluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-makrofinansal-istikrari-destekleyici-tedbirler-79911</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB tarafından yapılan açıklamaya göre, bireysel kredilerde tüm kredi türleri için sınırlar 1 puan daraltılırken, Türk lirası ticari kredilerde büyük ölçekli işletmelere kullandırılan krediler için 1 puan, KOBİ kredileri için ise 0,5 puanlık daraltmaya gidildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/botas-ile-italyan-enerji-sirketi-arasinda-mutabakat-zapti-79910</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> BOTAŞ ile İtalyan enerji şirketi arasında mutabakat zaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) ile İtalyan enerji şirketi Edison arasında doğal gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alanlarında potansiyel işbirliği imkanlarını değerlendirmek üzere mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu. </p>
<p>Bayraktar, sosyal medya hesabından paylaşımında, "İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi marjında BOTAŞ ile İtalyan enerji şirketi Edison S.p.A. arasında doğal gaz ve LNG alanlarında potansiyel işbirliği imkanlarını değerlendirmek üzere bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalandı. Anlaşma kapsamında doğal gaz ve LNG ticaretinden swap operasyonlarına, ortak ticari fırsatlardan Türkiye ile İtalya arasında kurulması planlanan olası boru hattı bağlantısına kadar geniş bir sahada birlikte çalışacağız. Kuracağımız Ortak Çalışma Grubu ile de teknik ve ticari tecrübelerimizi birleştireceğiz. Bu stratejik ortaklığın ülkelerimizin kalkınmasına, Akdeniz Havzası'ndaki bağlantılarımıza ve bölgesel enerji arz güvenliğine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/botas-ile-italyan-enerji-sirketi-arasinda-mutabakat-zapti-79910</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/0/1280x720/346-1779518888.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ ile İtalyan enerji şirketi Edison arasında imzalanan mutabakat zaptı hakkında açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, &quot;Anlaşma kapsamında doğal gaz ve LNG ticaretinden swap operasyonlarına, ortak ticari fırsatlardan Türkiye ile İtalya arasında kurulması planlanan olası boru hattı bağlantısına kadar geniş bir sahada birlikte çalışacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ford-otosanin-kocfinansta-yuzde-100-pay-edinmesine-onay-79908</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ford Otosan&#039;ın Koçfinans&#039;ta yüzde 100 pay edinmesine onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurulunun, Ford Otomotiv Sanayi AŞ'nin Koç Finansman AŞ'de (Koçfinans) yüzde 100 oranında pay edinmesine izin verdiği bildirildi.</p>
<p>Ford Otomotivden Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, Rekabet Kurumunun, şirketin Koç Finansman AŞ'de yüzde 100 oranında pay edinmesine izin verdiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, "Pay Alım Satım Sözleşmesi kapsamında öngörülen diğer kapanış koşullarının yerine getirilmesine yönelik çalışmalar devam etmekte olup konuya ilişkin önemli gelişmeler kamuya açıklanacaktır." ifadesine yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ford-otosanin-kocfinansta-yuzde-100-pay-edinmesine-onay-79908</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/8/1280x720/kocfinans-1779518153.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu, Ford Otosan&#039;ın Koçfinans&#039;ta yüzde 100 oranında pay edinmesine onay verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akcansa-hisselerinin-heidelberg-materialsa-devrine-onay-79906</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akçansa hisselerinin Heidelberg Materials&#039;a devrine onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurulunun, Sabancı Holding'in Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret AŞ'deki (Akçansa) yüzde 39,72'lik hissesinin mevcut ortağı Heidelberg Materials AG'ye devrine onay verdiği bildirildi.</p>
<p>Sabancı Holding'den Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamada, Heidelberg Materials AG'nin, Sabancı'nın Akçansa'daki 76 milyon 35 bin lira nominal değerli ve yüzde 39,72'lik payı için ön alım hakkını kullandığı anımsatıldı.</p>
<p>Açıklamada, "Şirketimizin toplam sermayesinin yüzde 39,72'sine tekabül eden SAHOL paylarının alıcı tarafından devralınmasına ilişkin işleme Rekabet Kurumu tarafından 21 Mayıs'ta izin verilmiştir. Devir işlemleri, diğer yasal izin gerekliliklerinin yerine getirilmesini takiben tamamlanacak olup, konuya ilişkin önemli gelişmeler ve sermaye piyasası mevzuatı uyarınca yapılması gereken açıklamalar kamuoyu ile ayrıca paylaşılacaktır." ifadelerine yer verildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akcansa-hisselerinin-heidelberg-materialsa-devrine-onay-79906</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/Akcansa-Buyukcekmece.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu Sabancı&#039;ya ait Akçansa hisselerinin Heidelberg Materials&#039;a devrine izin verdiği duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avrupaya-kara-yolu-tasimaciliginda-ens-yukumlulugu-hakkinda-bilgilendirme-79905</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa&#039;ya kara yolu taşımacılığında ENS yükümlülüğü hakkında bilgilendirme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Türkiye'den Avrupa'ya yapılan kara yolu taşımalarında, taşımaya ilişkin emniyet ve güvenlik verilerini içeren Giriş Özet Beyanı (Entry Summary Declaration-ENS) yükümlülüğüne ilişkin bilgilendirme yaptı.</p>
<p>Bakanlığın sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Türkiye'den kara yolu ile Avrupa'ya giden yük taşımaları bakımından, ENS yükümlülüğünün hangi noktada doğduğu, hangi durumlarda yeniden ortaya çıktığı ve farklı güzergahlara göre nasıl şekillendiğinin önem taşıdığı belirtildi.</p>
<p>AB Ortak Transit Sözleşmesi kapsamında, Türkiye'nin de dahil olduğu taraf ülkelerce kullanılan elektronik transit sisteminin güncel sürümü olan Yeni Bilgisayarlı Transit Sistemi Faz-6'nın (NCTS Faz-6) kullanıma girdiği bildirilen paylaşımda, "NCTS Faz-6'nın uygulamaya alınması ve özellikle Bulgaristan'ın 1 Haziran 2026'dan itibaren ENS sunum şartını getirecek olmasıyla transit işlemleri ve güvenlik verileri arasındaki ilişki yeni yapıya uygun şekilde ele alınmakta, özellikle ilk AB girişi, AB dışına çıkış sonrası yeniden giriş ve buna bağlı ENS yükümlülükleri daha görünür hale gelmektedir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Paylaşımda, Türkiye'den Avrupa yönüne Bulgaristan, Yunanistan, Macaristan ve Hırvatistan gibi ülkeler üzerinden yapılan yük taşımaları için transit beyanlarından ayrı olarak sunulması gereken ENS yükümlülüğüne ilişkin uygulanabilecek senaryoların örnekleri de verildi.</p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Ülkemizden Avrupa’ya yapılan karayolu taşımalarında ENS yükümlülüğüne ilişkin bilgilendirme. <a href="https://t.co/lNo04NNeUl">pic.twitter.com/lNo04NNeUl</a></p>
— T.C. Ticaret Bakanlığı (@ticaret) <a href="https://twitter.com/ticaret/status/2057827286175399964?ref_src=twsrc%5Etfw">May 22, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avrupaya-kara-yolu-tasimaciliginda-ens-yukumlulugu-hakkinda-bilgilendirme-79905</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/kapikule-sinir-kapisi-gumruk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı açıklamasında, &quot;NCTS Faz-6&#039;nın uygulamaya alınması ve özellikle Bulgaristan&#039;ın 1 Haziran 2026&#039;dan itibaren ENS sunum şartını getirecek olmasıyla transit işlemleri ve güvenlik verileri arasındaki ilişki yeni yapıya uygun şekilde ele alınmakta, özellikle ilk AB girişi, AB dışına çıkış sonrası yeniden giriş ve buna bağlı ENS yükümlülükleri daha görünür hale gelmektedir.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mutlak-butlana-karsi-turkiye-varlik-fonu-devreye-girdi-79904</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Mutlak butlan&#039;a karşı TVF devreye girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye’de uzun bayram tatili öncesinde CHP’nin iki kurultayına yönelik alınan ‘mutlak butlan’ kararıyla önceki gün alt üst olan hisse senedi piyasasına dün can suyunu Türkiye Varlık Fonu (TVF) verdi. Piyasa analistlerinin verdiği bilgiye göre başta hisse senedi olmak üzere tahvil ve Eurobond piyasalarına da dün TVF’nin yoğun alımları gerçekleşti. Borsa İstanbul endeksleri dün günü pozitif kapatırken yüksek hacim dikkat çekti. Özellikle BİST30 hisseleri çok daha iyi performans gösterdi. Analistler bu alımların yabancıya satış fırsatı yarattığını bayram sonrası yeniden dalgalı bir seyir görülebileceğini belirtti.</p>
<p>Borsa İstanbul endeksleri dün güne negatif açılışla başladı. Açılışın hemen sonrasında TVF’nin devreye girmesiyle güçlü yükselişle pozitif görünüme geçen BİST100 endeksinde gün içi yükseliş yüzde 3’e yaklaştı. BİST100 endeksindeki yükselişe en büyük katkıyı Aselsan, Astor, Ereğli, THY, BİM, Türk Altın İşletmeleri, Koç Holding verdi. Güçlü alımlar yaşansa da BİST100 endeksi 14 bin puanın altında kalsa da uzmanlar güçlü tepki alım hareketinin kalıcı olmasının haber akışlarıyla belirleneceğini vurgularken teknik açıdan 13 bin 400 üzerinde kalıcılık toparlanmanın güç kazanması açısından izleneceğini kaydetti. Analistler borsada sert düşüş dönemlerinde TVF'nin devreye girdiğini söyleyerek geçen yıl 19 Mart sonrası yaşanan çalkantıda da bu durumun yaşandığını söyledi. Bayram tatiline dek yabancı için bu alımların çıkış fırsatı olduğunu söyleyen analistler bu alımları takip eden 3-4 işgünü sonrasında ise düşüşün başladığını dile getirdi. Bir diğer uzman ise ‘mutlak butlan’ kararına piyasa için tüm kurumların çok hazırlıklı girdiğini 19 Mart gibi bir sürecin yaşanmaması için her koldan harekete geçildiğini vurguladı.</p>
<h2>Tahvil faizleri zirveye çıktı </h2>
<p>Kararın geldiği perşembe günü analistlerin hesaplamalarına göre 7.5 milyar dolar seviyesinde TCMB’nin bir döviz satışı olsa da bu satışlara yönelik talebin lokal bankalar ve işletmelerden geldiği belirtildi. Analistler dün de bireyselden döviz talebi gelmediğini ancak TCMB’nin satışının sürdüğünü söylerken dolar/TL 45.74 seviyelerinde hareket etti. Tahvil piyasasında ise Türkiye'nin 2 yıllık gösterge tahvil faizi desteğe rağmen yüzde 44,65'e yükseldi, 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 40,58'e, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi ise yüzde 36,41'e çıkarak tarihi zirvesine geldi. </p>
<h2>Teminat tamamlama çağrısı rekorda </h2>
<p>Öte yandan Takasbank verilerine göre ‘mutlak butlan’ kararının geldiği perşembe günü Vadeli İşlem ve Opsiyon Borsası'nda, teminat tamamlama çağrısı 3 milyar 635 milyon TL ile rekor kırdı.</p>
<p>Analistlerin verdiği bilgiye göre bir önceki rekor geçen yıl 9 Mart’ta yaşanmıştı. Öte yandan Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk primi CDS’inde yükseliş sürdü. CDS 20 baz puana yakın artışla 261 baz puana yükseldi ve nisan ayı seviyelerine geri döndü.</p>
<h2>Faiz artışı beklentileri arttı </h2>
<p>TL varlıklarda CHP kararı sonrası görülen dalgalı hareket yurtiçi analistlerin TCMB’nin haziran ayı Para Politikası Kurulu toplantısında faiz artışının gündeme gelebileceği yorumlarına neden olmuştu. Dün yabancı kurumlardan gelen raporlar bu beklentiyi destekledi. JPMorgan analistleri yayımladıkları raporda CHP için mutlak butlan kararıyla "artan belirsizlik" nedeniyle TCMB’nin 11 Haziran’daki toplantısında politika faizini artırması muhtemel olduğunu kaydetti. HSBC analistleri de TCMB’nin faiz artışına gidebileceğini tahmin etti, analistler TL üzerinde önemli bir baskı olması durumunda faizin artabileceğini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mutlak-butlana-karsi-turkiye-varlik-fonu-devreye-girdi-79904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/4/1280x720/turkiye-varlik-fonu-tvf-1754470708.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP kongrelerine ilişkin ‘mutlak butlan’ kararıyla borsada yaşanan tepetaklak düşüş dün Türkiye Varlık Fonu’nun güçlü alımlarıyla yönünü yukarıya doğru çevirdi. Tahvil faizleri zirveyi gördü, TCMB’den faiz artışı beklentileri güçlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/settle-and-work-dijital-gocebelerle-turizm-sezonunu-uzatacak-79922</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Settle and Work, dijital göçebelerle turizm sezonunu uzatacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Teknopark bünyesinde yazılım tabanlı bir platform olarak faaliyet gösteren Settle and Work'ün, dijital göçebeler, serbest çalışanlar ve uzaktan çalışan profesyoneller için konaklama ve ofis ihtiyacını tek bir üyelikte birleştirdiği bildirildi. Şirket, şu an için amiral gemisi Alaçatı ve Adrasan'daki aktif tesisleriyle hizmet verirken; yakın zamanda Eskişehir, İstanbul, Kuşadası ve Bodrum lokasyonlarını da faaliyete geçirmeye hazırlanıyor. </p>
<p>Settle and Work’ün kurucusu Zeynep Afacan, iş fikrinin sahil kasabalarında yaşayan ve çalışan dijital göçebelerin gerçek ihtiyaçlarını gözlemlemeleriyle doğduğunu belirtti. Çalışma alanı, konaklama ve topluluk deneyiminin parçalı yapısını tek çatı altında toplamak istediklerini anlatan Afacan, şöyle konuştu:</p>
<p>“Alaçatı’da başlayan yolculuğumuz, Adrasan ile desteklendi ve kısa sürede Türkiye’nin ötesine taşınacak bir vizyona dönüştü. <strong>‘Hayatı paylaş’</strong> mottosu bizim için sadece bir slogan değil; topluluk odaklı bir yaşam biçimi. Dijital göçebelerin ihtiyaçlarına baktığımızda çalışma alanı ayrı, konaklama ayrı, topluluk ise çoğu zaman eksik kalıyordu. Biz bu parçalı deneyimi ‘iki sahil tek üyelik’ kampanyamızla birleştirdik. Üyelerimiz Alaçatı, Adrasan ve yeni açılacak lokasyonlarımız arasında özgürce hareket edebiliyor, hem konaklama hem ofis hem de topluluk etkinliklerine tek bir üyelikle erişiyor.”</p>
<p><strong>“Turizm sezonu dışında otellere sürdürülebilir kazanç sağlıyoruz”</strong></p>
<p>Turizm sektörünün en büyük sorunlarından birinin otellerin sezon dışındaki boş günleri olduğunu vurgulayan Zeynep Afacan, geliştirdikleri modelle bu boşluğu doldurduklarını ifade etti. Dijital göçebeler için uzun süreli konaklama ve çalışma alanı sağlarken, aynı zamanda turistik tesislere yıl boyunca sürdürülebilir bir gelir modeli yarattıklarını anlatan Afacan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sahil kasabalarındaki butik oteller ve coworking alanlarıyla birlikte hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de global bir topluluk oluşturuyoruz. Turizm sezonu dışında otellerin yüzde 70’e varan boş kapasiteleri, uzaktan çalışan dijital göçebeler sayesinde ekonomik değere dönüşüyor. Bu model, oteller için yalnızca bir doluluk artışı değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir canlılık da getiriyor. Topluluk etkinliklerimizle kasabaların sezon dışında da hareketli kalmasını sağlıyor, restoran ve kafe gibi yan işletmelere de katkıda bulunuyoruz. Yani sadece konaklama değil, tüm bir ekosistemin sürdürülebilirliğine hizmet ediyoruz.”</p>
<p><strong>“Dünyada ilk kez üçlü deneyimi tek üyelikte sunuyoruz”</strong></p>
<p>Settle and Work’ün, dünyada ilk kez “coworking + coliving + topluluk” deneyimini tek üyelikte sunan yazılım tabanlı bir platform olduğunu belirten Afacan, yapay zeka destekli eşleştirme algoritmalarıyla kullanıcıların ihtiyaçlarına uygun otel ve ofis kombinasyonları önerdiklerini söyledi. Eskişehir’deki yazılım ekibinin altyapıyı sürekli geliştirdiğini anlatan Afacan, şu bilgileri verdi: “Biz yalnızca bir konaklama veya ofis hizmeti sunmuyoruz. Yazılım temelli bir platform olarak rezervasyon deneyimini modüler şekilde yönetiyor, kullanıcılarımıza kişiselleştirilmiş onboarding süreçleri sunuyoruz. Global trendleri takip eden içerik üretimi ve farklı dillerde hazırlanan kampanya yönetimiyle teknolojiye yatırım yapıyoruz. Hedefimiz, 2027 yılı içinde 6’dan fazla uluslararası lokasyona açılmak. Her yeni lokasyonda en az bir partner otel ile iş birliği yaparak, Akdeniz’den Güneydoğu Asya’ya kadar uzanan sahil kasabalarında tek üyelikle dünya çapında ofis, konaklama ve topluluk sunan bir ekosistem kurmak istiyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/settle-and-work-dijital-gocebelerle-turizm-sezonunu-uzatacak-79922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/2/1280x720/settle-and-work-dijital-gocebelerle-turizm-sezonunu-uzatacak-1779525859.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Settle and Work&#039;ün kurucusu Zeynep Afacan, özellikle sezon dışında sahil kasabalarındaki turistik tesislerin boş kapasitelerini, uzun süreli konaklayan ve çalışan dijital göçebelerle sürdürülebilir gelire dönüştürdüklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/carrefoursanin-sukuk-ihracina-dunya-katilim-bankasi-aracilik-etti-79899</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> CarrefourSA’nın sukuk ihracına Dünya Katılım Bankası aracılık etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya Katılım Bankası AŞ'nin yüzde 100 bağlı ortaklığı DK Varlık Kiralama AŞ'nin, CarrefourSA’nın Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanan 15 milyar TL tutarındaki ihraç tavanı kapsamında gerçekleştirilen 175 gün vadeli sukuk ihracına başarıyla aracılık ettiği duyuruldu. 14 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen talep toplama sürecinin, fonlar ve nitelikli yatırımcılar tarafından yoğun ilgiyle karşılandığı bildirildi.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, katılım finans prensiplerine uygun şekilde yapılandırılan sukuk işleminde, CarrefourSA’nın ürün stokları dayanak varlık olarak kullanılırken, ihraçtan sağlanan fonun faizsiz finans esaslarına uygun ticari ödemelerde değerlendirilmesi planlandı. Yönetim sözleşmesine dayalı olarak kurgulanan işlemin, hem dayanak varlık yapısı hem de fon kullanım alanı bakımından reel ticarete dayalı faizsiz finans ilkeleriyle tam uyumlu şekilde gerçekleştirildiği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, Dünya Katılım Bankası, bu işlemle birlikte ilk kurumsal sukuk ihracı aracılık işlemini başarıyla tamamlayarak sermaye piyasaları alanındaki etkinliğini önemli ölçüde güçlendirdi. Banka, katılım finans prensiplerine uygun sermaye piyasası çözümleriyle reel sektörün alternatif finansman ihtiyaçlarına destek sunmayı sürdürürken, faizsiz finans ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p>Öte yandan, kuruluşu tamamlanan ve Dünya Katılım Bankası’nın yüzde 100 bağlı ortaklığı olan DK Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin faaliyete geçmesiyle birlikte, Bankanın kurumsal finansman ve sermaye piyasaları alanındaki ürün ve hizmet çeşitliliğinin daha da artırılması planlanıyor. Dünya Katılım Bankası, DK Yatırım’ın sağlayacağı yeni yapı ile birlikte sukuk başta olmak üzere katılım finans prensiplerine uygun yenilikçi finansman çözümlerini daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle buluşturmayı ve sermaye piyasalarındaki etkinliğini daha da derinleştirmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/carrefoursanin-sukuk-ihracina-dunya-katilim-bankasi-aracilik-etti-79899</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/9/1280x720/carrefoursa-1779459968.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Katılım Bankası&#039;nın, CarrefourSA’nın Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanan 15 milyar TL&#039;lik ihraç tavanı kapsamında gerçekleştirilen sukuk ihracına başarıyla aracılık ettiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-ihracatta-sektorel-cesitlenmeyi-basarmis-bir-kent-79897</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 16:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Denizli, ihracatta sektörel çeşitlenmeyi başarmış bir kent&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DENİZLİ</strong></p>
<p>Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, İstanbul’da devam eden Hometex ve Automechanika fuarlarında Denizlili firmaların farklı sektörlerde güçlü şekilde temsil edildiğini belirterek, kentin ihracatta yakaladığı çeşitlenme ivmesinin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Denizli’nin yıllar içinde yalnızca tekstilde değil, farklı sektörlerde de ihracat kültürünü geliştirdiğine dikkat çeken Uğurlu, yeni yatırımlar ve sektörel açılımlarla ihracatçı kimliğinin daha da güçleneceğini vurguladı.</p>
<p>İhracatta sektörel çeşitlenmenin önemine dikkat çekerek ihracat odaklı yeni yatırımların gerekliliğini vurgulayan Uğurlu, “Denizli, sanayisi ve ihracatı ile öne çıkan bir şehir. Yıllar içerisinde ihracatta attığı güçlü adımlar, Anadolu'nun sanayi ve ihracat merkezleri arasında Denizli'nin adından bahsettirmesini sağladı. Bu noktada rakamlara göz atmakta fayda var; 2000'li yılların başında Denizli ihracatında, tekstil ve konfeksiyonun payı yüzde 80'in üzerinde iken, bugüne geldiğimizde şehir ihracatında başat konumda olan tekstil sektörünün ihracattaki payı kabaca yüzde 35'ler düzeyinde” dedi. </p>
<p>Yıllar önce tekstil fuarları ile yola çıkan ihracatçıların bugün diğer sektörlerin fuarlarında da Denizli ihracatını güçlü bir şekilde temsil ettiğini ifade eden Uğurlu, “İstanbul'da bu hafta cumaya kadar devam etmekte olan Hometex fuarında 90 üyemiz, stantlarında ürünlerini sergiliyorlar. Aynı tarihlerde İstanbul'da devam eden Automechanika fuarında da 3 üyemiz otomotiv sektöründe kentimiz ihracatını temsil ediyorlar. Bu sadece güncel bir örnek. Biliyoruz ki ihracatçılarımız sadece İstanbul'da değil, dünyanın her yerinde farklı fuarlarda, farklı sektörlerde ürünlerini sergiliyorlar” dedi.</p>
<p>Denizli ihracatında 25 yıldır devam eden çeşitlenme süreci devam etmesi gerektiğini ifade eden Uğurşu, “Farklı sektörlerdeki ihracat yolculuğumuzu daha büyük adımlarla sürdürmeliyiz. Doğrusu, Automechanika fuarında gözlemlediğimiz Denizli'nin bu alanda da mesafe kat edebileceği olduğu. İhracat tablomuza, yeni yatırımlarla farklı renkleri de ilave etmek önceliğimiz olmalı. Ancak bu şekilde, ihracatçı kimliğimizi güçlendirebiliriz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-ihracatta-sektorel-cesitlenmeyi-basarmis-bir-kent-79897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/7/1280x720/denizli-ihracatta-sektorel-cesitlenmeyi-basarmis-bir-kent-1779456119.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, kentte ihracatın yalnızca tekstille sınırlı kalmadığını belirterek Hometex ve Automechanika fuarlarında Denizlili firmaların farklı sektörlerde güçlü şekilde yer aldığını söyledi. Uğurlu, ihracatın sürdürülebilir büyümesi için sektörel çeşitlenmenin ve yeni yatırımların önemine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/moda-girisimciligi-akademisi-sanayisi-sayesinde-13-kadinin-markalasma-yolculugu-baslayacak-79895</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Moda Girişimciliği Akademisi ile 13 kadının markalaşma yolculuğu başlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir’de kadın girişimciliğini ve yaratıcı üretimi desteklemek amacıyla hayata geçirilen "Moda Girişimciliği Akademisi" programı için tanışma ve tanıtım toplantısı düzenlendi. Programın kamu, sanayi, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneğini ortaya koyduğu belirtildi.</p>
<p>İzmir Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında seçilen 13 kadın kursiyer, eğitim sürecinin ardından kendi markalarını oluşturma yolunda ilk adımlarını atacak.</p>
<p>KEP Derneği ve Atölyesi’nin geliştirdiği programların, özellikle kadınların ekonomik hayata katılımını destekleme konusunda son derece değerli ve etkili bir rol üstlendiğine işaret eden Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, “Program kapsamında yer alan; kumaş ve malzeme bilgisi, kalıp ve kesim, baskı teknikleri ve ürün maliyetlendirme gibi eğitim başlıkları, Derneğimizin değerli temsilcileri tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, kursiyerlere üyelerimizin işletmelerine düzenlenen ziyaretler aracılığıyla üretim süreçlerini yerinde gözlemleme ve kumaş bilgilerini pekiştirme imkânı sağlanmıştır” dedi.</p>
<p>Yoğun başvurular arasından titizlikle seçilen 13 kursiyerin, bu program sayesinde markalaşma yolunda önemli adımlar atacaklarına ve başarılı işlere imza atacaklarına yürekten inandıklarını vurgulayan Akçakaya, “Bu değerli iş birliğinde emeği geçen başta İzmir Valiliği Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü’ne, KEP Derneğine, ev sahipliği ve iş birliği nedeniyle BEGOS Buca Ege Organize Sanayi Bölgesi’ne ve projede yer alan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, programın ilham verici ve sürdürülebilir başarılar getirmesini diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çelenoğlu: Sosyal faydayı gözetiyoruz</strong></p>
<p>"Moda Girişimciliği Akademisi" programı olarak adlandırdıkları bu projenin yalnızca bir eğitim süreci değil, aynı zamanda sosyal faydayı üretimle buluşturan örnek bir iş birliği olduğunun altını çizen Buca Ege Organize Sanayi Bölgesi (BEGOS) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Çelenoğlu, “Sanayi bölgeleri olarak bizler, sadece üretimin değil; aynı zamanda gelişimin, dönüşümün ve toplumsal katkının da merkezinde yer almak zorundayız. Bu bakış açısıyla, özellikle kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını destekleyen bu tür projeleri son derece kıymetli buluyoruz. 13 kursiyerin, burada edindikleri bilgi ve deneyimle kendi yolculuklarında güçlü adımlar atacaklarına ve gelecekte önemli başarılara imza atacaklarına inanıyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/moda-girisimciligi-akademisi-sanayisi-sayesinde-13-kadinin-markalasma-yolculugu-baslayacak-79895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/5/1280x720/moda-girisimciligi-akademisi-sanayisi-sayesinde-13-kadinin-markalasma-yolculugu-baslayacak-1779454584.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir’de hayata geçirilen ‘Moda Girişimciliği Akademisi’ programı kapsamında seçilen 13 kadın kursiyer, moda sektörüne yönelik eğitimlerle kendi markalarını oluşturma yolunda ilk adımlarını atacak. Kamu, sanayi, üniversite ve sivil toplum iş birliğiyle yürütülen proje, kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirmeyi hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketiciyi-aldatan-reklamlara-122-milyon-lira-ceza-79894</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketiciyi aldatan reklamlara 122 milyon lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Reklam Kurulunun mayıs ayı toplantısında aldığı kararlara hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Toplantıda vatandaşları mağdur edici ticari fiiller, yanıltıcı reklamlar ve haksız rekabete sebebiyet veren uygulamalara ilişkin 156 dosyanın görüşülerek karara bağlandığı belirtilen açıklamada, bu dosyalardan 146'sının mevzuata aykırı bulunduğu ve yaklaşık 23 milyon lira idari para cezası uygulanmasına karar verildiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, ayrıca 17 reklam hakkında erişim engeli uygulanmasının kararlaştırıldığı ifade edilerek, yılın başından 14 Mayıs'a kadar olan dönemde Reklam Kurulunca uygulanan toplam para cezası tutarının 122 milyon lirayı aştığı vurgulandı.</p>
<p><strong>5G reklamları değerlendirildi</strong></p>
<p>Toplantının ana gündem konularından birini, "5G teknolojisi" olarak adlandırılan 5. nesil mobil haberleşme altyapısının Türkiye'de devreye girmesiyle yoğunlaşan reklam kampanyalarının oluşturduğu belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda, Reklam Kurulunca tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğu değerlendirilen 5G reklamlarına ilişkin olarak 3 işletmeci hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte, işletmecilerin sektördeki üstünlük iddiaları yakından takip edilmekte ve sektörel bazda yapılan incelemeler devam etmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p><strong>Sirke ürünlerine yönelik yanıltıcı bilgiler için idari yaptırım</strong></p>
<p>Açıklamada, son zamanlarda elektronik pazaryerlerindeki soru-cevap alanlarının satıcılar tarafından sıklıkla yanıltıcı nitelikteki sağlık beyanları için kullanıldığına dikkati çekilerek, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Bu alanlarda tüketicilere iletilen endikasyon belirten ifadeler ile hastalıkların tedavisine ilişkin beyanlar Kurul tarafından titizlikle incelenmektedir. Bu kapsamda, elektronik pazaryerlerinde satışa sunulan ve kamuoyunda 'kadın sirkesi' veya 'sultan sirkesi' olarak bilinen sirke ürünlerine ilişkin soru-cevap alanlarında yer verilen yanıltıcı sağlık beyanları hakkında başlatılan incelemeler neticesinde 9 firmaya idari yaptırım uygulanmasına karar verilmiştir."</p>
<p><strong>Karanlık ticari tasarımlara da ceza</strong></p>
<p>Elektronik ticaretin yaygınlaşmasıyla, dijital ortamlarda tüketicilerin karar verme veya seçim yapma iradesini olumsuz etkileyen manipülatif arayüz tasarımları, seçenekler ya da ifadelerin kullanımının arttığına işaret edilen açıklamada, "Karanlık ticari tasarım olarak adlandırılan ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden bu tür uygulamalar, haksız ticari uygulama olarak kabul edilmekte olup karanlık ticari tasarımlara ilişkin incelemeler Reklam Kurulu tarafından kararlılıkla sürdürülmektedir. Bu çerçevede, tüketicilerin karar verme veya seçim yapma iradesini olumsuz etkilemeye yönelik olarak ücretli bazı hizmetlerin önceden seçili şekilde tüketicilere sunulması nedeniyle bir firma hakkında idari para cezası verilmesine karar verilmiştir." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>Yasa dışı bahis reklamı yapan 16 sosyal medya hesabına erişim engeli</strong></p>
<p>Açıklamada, Kurulun yakından takip ettiği yasa dışı bahis ve kumar reklamları hakkında bu ay da incelemelere devam edildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Toplantıda, yasa dışı bahis ve kumar reklamı yaptığı ve vatandaşlarımızı çeşitli yasa dışı sitelere yönlendirdiği tespit edilen 16 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı alınmıştır. Ticaret Bakanlığı olarak, tüketicilerimizin aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalara karşı korunması amacıyla çalışma ve denetimlerimizi aralıksız, etkin ve kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketiciyi-aldatan-reklamlara-122-milyon-lira-ceza-79894</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/5/1280x720/ticaret-bakanligi-1752063094.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 4,5 aylık dönemde aldatıcı reklam veya haksız ticari uygulamalar nedeniyle yaklaşık 122 milyon lira idari para cezası verilmesi kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-mayista-04-puan-artti-79893</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapasite kullanımı mayısta 0,4 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs ayına ait imalat sanayi kapasite kullanım oranı verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mayısta imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1966 iş yerinin İktisadi Yönelim Anketi’ne verdiği yanıtlar birleştirilerek değerlendirildi.</p>
<p>İmalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı, önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 74,1 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı ise nisanda yüzde 73,8 seviyesindeyken, mayısta 0,4 puan artışla yüzde 74,2’ye çıktı.</p>
<p>Türkiye’de 2025 ve 2026 yıllarında aylar itibarıyla kapasite kullanım oranları (yüzde) şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Aylar/Yıl</td>
<td> </td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Ocak</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td>74,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Şubat</td>
<td> </td>
<td>74,5</td>
<td>73,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Mart</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td>73,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Nisan</td>
<td> </td>
<td>74,3</td>
<td>73,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Mayıs</td>
<td> </td>
<td>75,0</td>
<td>74,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Haziran</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Temmuz</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ağustos</td>
<td> </td>
<td>73,5</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Eylül</td>
<td> </td>
<td>74,0</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ekim</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Kasım</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Aralık</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-mayista-04-puan-artti-79893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/kapasite.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın mayıs verilerine göre, imalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı 0,4 puan artışla yüzde 74,2’ye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/istihdam-endeksi-ilk-ceyrekte-yuzde-12-artti-79892</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstihdam endeksi ilk çeyrekte yüzde 1,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ilk çeyreğine ait iş gücü girdi endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,2 artış kaydetti. Alt sektörlerde endeks, sanayi sektöründe yüzde 3,2 azalırken, inşaat sektöründe yüzde 3,8, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 arttı.</p>
<p>İstihdam endeksi çeyreklik bazda ise yüzde 0,2 yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 0,6, inşaat sektöründe yüzde 0,3 gerilerken, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Çalışılan saat endeksinde azalış</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 azaldı. Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 5,1, inşaat sektöründe yüzde 4,8 azalırken, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı.</p>
<p>Çeyreklik bazda ise sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,7 azaldı. Alt sektörlere göre endeks, sanayi sektöründe yüzde 2, inşaat sektöründe yüzde 4,8 azalırken ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı.</p>
<p><strong>Brüt ücret-maaş endeksi yükseldi</strong></p>
<p>Brüt ücret-maaş endeksi, ocak-mart döneminde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 37 yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde endeks sanayi sektöründe yüzde 34,7, inşaat sektöründe yüzde 33,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 39 artış kaydetti.</p>
<p>Brüt ücret-maaş endeksi çeyreklik bazda ise yüzde 10,3 artış kaydetti. Alt sektörlerde endekste, sanayi sektöründe yüzde 11,1, inşaat sektöründe yüzde 6,8 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 10,4 artış görüldü.</p>
<p><strong>Diğer endeksler</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik iş gücü maliyeti endeksi, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,4 arttı. Söz konusu endeks çeyreklik bazda ise yüzde 12,5 yükseldi.</p>
<p>Saatlik kazanç endeksi, ilk çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 39,4, bir önceki çeyreğe kıyasla da yüzde 11,1 artış gösterdi.</p>
<p>Saatlik kazanç dışı iş gücü maliyeti endeksi, yıllık bazda yüzde 51,4, çeyreklik bazda da yüzde 19,5 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/istihdam-endeksi-ilk-ceyrekte-yuzde-12-artti-79892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/istihdam.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ilk çeyrek verilerine göre istihdam endeksi, yıllık bazda yüzde 1,2, brüt ücret-maaş endeksi yüzde 37 yükselirken, çalışılan saat endeksi yüzde 1,7 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-nisanda-yuzde-284-artti-79891</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji ithalatı nisanda yüzde 28,4 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan geçici dış ticaret istatistikleri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, nisanda Türkiye'nin toplam ithalatı, 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 3,1 artarak 33 milyar 908 milyon 621 bin dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Bu tutarın 6 milyar 511 milyon 112 bin dolarlık kısmını, enerji ithalatı olarak özetlenen "mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar" oluşturdu.</p>
<p>Geçen yıl nisanda bu rakam, 5 milyar 71 milyon 708 bin dolar olarak kayıtlara geçmişti. Böylece enerji ithalatı tutarı yıllık bazda yüzde 28,4 arttı.</p>
<p>Bu dönemde ham petrol ithalatı ise yüzde 14,6 artarak 2 milyon 620 bin 645 tona yükseldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-nisanda-yuzde-284-artti-79891</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/8/1280x720/petrol-4-yil-sonra-ilk-kez-65-dolarin-altinda-1743769631.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının nisan verilerine göre, enerji ithalatı için ödenen tutar, yıllık bazda yüzde 28,4 artışla 6,5 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-24-puan-artti-79890</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel kesim güveni 2,4 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs ayına ait İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1966 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi.</p>
<p>Mayısta mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 2,4 puan artarak 101 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, genel gidişat, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, son üç aydaki toplam sipariş miktarı ve sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler ise endeks üzerinde azalış yönünde etkili oldu.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) ise bir önceki aya göre 2,7 puan artarak 103,3 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde artış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre güçlendiği, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin ise artış bildirenler lehine döndüğü görüldü.</p>
<p><strong>ÜFE beklentisi yüzde 31,6’ya geriledi</strong></p>
<p>Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya göre zayıfladığı, mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin üstünde olduğunu bildirenler lehine olan seyrin ise bir önceki aya göre bir miktar güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve ihracat sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre güçlendiği, iç piyasa sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin ise zayıfladığı görüldü. Gelecek üç aydaki istihdam ve gelecek 12 aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin de güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir güçlenirken, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir ise zayıfladı.</p>
<p>Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler de zayıfladı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönem sonu itibarıyla yıllık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) beklentisi bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 31,6’ya geriledi.</p>
<p>İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişata ilişkin değerlendirmelerde, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyrin zayıfladığı görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-24-puan-artti-79890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-pmi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi, mayısta 2,4 puan artışla 101&#039;e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-tbnin-gida-ur-ge-projesine-en-iyi-cikis-yapan-ur-ge-odulu-79887</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa TB&#039;nin Gıda UR-GE Projesine &#039;En İyi Çıkış Yapan UR-GE&#039; ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen Responsible/Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi kapsamında, Bursa Ticaret Borsası'nın (Bursa TB) başarıyla sürdürdüğü Gıda UR-GE Projesi, yapılan değerlendirmeler sonucunda “En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi” ödülüne layık görüldü.</p>
<p>Bursa TB Meclis Başkan Yardımcısı Sabriye Şen, Meclis Üyeleri Mehmet Edemen, Mehmet Korkmaz ve Namık Turan ile Genel Sekreter Fehmi Yıldız’ın katıldığı törende, Bursa Ticaret Borsası adına ödülü; Genel Sekreter Fehmi Yıldız Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’ın elinden aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a104086b55db-1779449990.jpg" alt="" width="687" height="457" /></p>
<h2>“Bursa gıda sektörünü dünya ligine taşıyoruz”</h2>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, elde edilen ödülün, Borsa’nın ihracat odaklı vizyonunun ve üyelerine sunduğu desteklerin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Üreticinin ve sanayicinin rekabet gücünü küresel ölçekte artırmayı misyon edindiklerini vurgulayan Başkan Matlı, “Bursa Ticaret Borsası olarak, üyelerimizin küresel pazarlarda sürdürülebilir bir güç elde etmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz Gıda UR-GE projemiz; Dubai, Bükreş ve Sofya’nın ardından son olarak Uzak Doğu’nun en prestijli gıda organizasyonu olan FOODEX JAPAN Fuarı’nda Bursa’mızın yerel lezzetlerini dünya vitrinine taşıdı. Firmalarımızın dış pazarlara açılma kararlılığının ve projeyi yürüten ekibimizin özverili çalışmalarının Ticaret Bakanlığımız nezdinde “En İyi Çıkış Yapan UR-GE” ödülüyle takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olmasının yanında, doğru planlanmış bir vizyonun ve sahada karşılık bulan yoğun emeğin somut bir sonucudur” dedi. </p>
<h2>Başkan Matlı’dan ihracat ve rekabet gücü vurgusu</h2>
<p>Gelecek dönemde de Bursa’nın üretim ve ihracat potansiyeline katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerinin altını çizen Başkan Özer Matlı, “Küreselleşen dünya ekonomisinde yerel firmalarımızın rekabet gücünü artırmak, onları ihracatçı konuma getirmek ve mevcut pazarlarını çeşitlendirmek en temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde daha fazla firmamızı uluslararası pazarlara taşıyarak ihracat kapasitemizi çok daha yukarıya çıkarmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat olmak üzere, projemize aktif katılım sağlayan değerli üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak, ülkemizin hedeflerine ulaşmasında üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-tbnin-gida-ur-ge-projesine-en-iyi-cikis-yapan-ur-ge-odulu-79887</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/7/1280x720/bursa-tbnin-gida-ur-ge-projesine-en-iyi-cikis-yapan-ur-ge-odulu-1779450020.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi programında, “En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi” ödülü Bursa TB Gıda UR-GE Projesi’ne verildi. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, &quot;Firmalarımızın dış pazarlara açılma kararlılığının ve projeyi yürüten ekibimizin özverili çalışmalarının Ticaret Bakanlığımız nezdinde “En İyi Çıkış Yapan UR-GE” ödülüyle takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olmasının yanında, doğru planlanmış bir vizyonun ve sahada karşılık bulan yoğun emeğin somut bir sonucudur.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-ihracatin-yildizlari-odullerine-kavustu-79885</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa&#039;da ihracatın yıldızları ödüllerine kavuştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin üretim ve ihracat lokomotiflerinden Bursa’da, tarım ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren başarılı firmalar taçlandırıldı. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) ve Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) tarafından düzenlenen ortak törende, 2025 yılının ihracat şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorinde ödül alan firmalar ilan edildi. Kamu ve özel sektörün omuz omuza verdiği törende, Bursa’nın küresel krizleri fırsata çevirme kabiliyeti ve "güç birliği" vurgusu ön plana çıktı. Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracatın Yıldızı Marmarabirlik olurken, Meyve Sebze Mamulleri İhracatının şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. Törene, Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Gümrük Müdürü Kemal Emiroğlu, Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Mehmet Tuncay Bayraktar, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Baran Çelik, UİB Koordinatör ve OİB Başkanı Kemal Yazıcı, UTİB Başkanı G. İhsan İpeker, UHKİB Başkanı Haluk Özkarakaşlı ve çok sayıda davetli katıldı.</p>
<h2>“Tarım sektörü zor bir süreçten geçiyor”</h2>
<p>UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, tarım sektörünün zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, buna rağmen ihracat hedeflerini büyüttüklerini dile getirdi. 2025 yılında yaşanan don felaketinin tarımsal üretimde önemli kayıplara yol açtığını söyleyen Taner, birçok üründe rekoltenin normal seviyelerin altında kaldığını belirtti. Tüm olumsuzluklara rağmen birliğe bağlı ihracatçıların yaklaşık 186,5 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştirdiğini aktaran Taner, son 10 yılda ihracat rakamlarının 150 ila 200 milyon dolar bandında değiştiğini ifade etti.</p>
<h2>“2026’da ihracat rekoru bekliyoruz”</h2>
<p>2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Taner, son dönemdeki yağışların bazı bölgelerde etkili olmasına rağmen genel anlamda yüksek rekolte beklendiğini kaydetti. Çekirdekli yaz meyveleri, kış meyveleri, narenciye ve zeytinde üretim artışı öngördüklerini belirten Taner, “Hem birlik olarak hem de Türkiye genelinde yaş meyve sebze ihracatında rekor kırılacak bir yıl olmasını umut ediyoruz” dedi. Birliğin 2026 yılı ihracat hedefinin 250 milyon dolar olduğunu açıklayan Taner, önümüzdeki dört yıl içinde ise 500 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşmayı amaçladıklarını dile getirdi. Nisan ayında gerçekleştirilen seçimlerin ardından göreve geldiklerini hatırlatan Taner, ilk etapta birlik üyeleriyle iletişimi güçlendirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını anlattı. </p>
<h2>“Meyve sebzeyi katma değerli ürünlere dönüştürüyoruz”</h2>
<p>UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu, ise yaptığı konuşmada sektörün mevcut durumu, ihracat rakamları ve beklentilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meyve sebze mamulleri sektörünün yalnızca ürün satmadığını vurgulayan Kuşçulu, teknoloji ve inovasyonla katma değer ürettiklerini söyledi. Sektörü daha ileri taşımak için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Kuşçulu, üretim ve ihracat faaliyetlerine kararlılıkla devam ettiklerini ifade etti. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında 291 milyon dolarlık ihracata imza attığını kaydeden Kuşçulu, 2026 yılının ilk dört ayında ise yaklaşık 70 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı. Nisan ayında elde edilen 17,7 milyon dolarlık ihracat rakamının küresel piyasalardaki tüm zorluklara rağmen sektörün üretim azmini ortaya koyduğunu dile getiren Kuşçulu, ihracatçıların zor şartlar altında üretmeye devam ettiğini söyledi.</p>
<h2>“43,3 milyar dolarlık ihracata ulaşıldı”</h2>
<p>Uludağ İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkanı Kemal Yazıcı da küresel ekonomik zorluklara rağmen ihracatçıların üretim ve ihracat kararlılığını sürdürdüğünü söyledi. Bursa’nın bereketli topraklarından çıkan ürünlerin dünyanın dört bir yanına ulaştırıldığını belirten Yazıcı, ihracatçıların ülke ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurguladı. Uludağ İhracatçı Birlikleri bünyesinde tekstil, hazır giyim, meyve sebze mamulleri ve yaş meyve sebze sektörlerinin yer aldığını ifade eden Yazıcı, birliklerin 2025 yılında toplam 43,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 12 artış anlamına geldiğini kaydeden Yazıcı, 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla 14,4 milyar dolarlık ihracata ulaşıldığını söyledi. </p>
<h2>“Bursa dünya pazarlarında güçlü şekilde yer alıyor”</h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın sanayi, tarım, gıda, turizm ve hizmet sektörlerinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, kentin ihracat performansıyla dünya ölçeğinde dikkat çektiğini söyledi. Uludağ Yaş Meyve Sebze ile Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği organizasyonda konuşan Burkay, iki birlik başkanına da teşekkür etti. Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin otomotivden tekstile, konfeksiyondan yaş meyve sebze ve mamul sektörüne kadar birçok alanı kapsayan güçlü bir yapı olduğunu ifade eden Burkay, toplam 43,5 milyar dolarlık ihracat hacmiyle önemli bir ekonomik güç oluşturduklarını dile getirdi. Bursa’nın yalnızca bir sanayi ya da tarım kenti olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Burkay, “Bursa’da sanayi de var, tarım da var, turizm de var, hizmet sektörü de var” dedi. </p>
<h2>“Bursa, Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezi”</h2>
<p>Kentin sahip olduğu çok yönlü ekonomik yapının en önemli göstergelerinden birinin Uludağ İhracatçı Birlikleri olduğunu kaydeden Burkay, Bursa’nın ihracat performansının birçok ülkeyi geride bıraktığını ifade etti. Burkay, Bursa’nın dış ticaret hacmi açısından Birleşmiş Milletlere bağlı 124 ülkenin üzerinde performans sergilediğini belirterek, bunun arkasında güçlü girişimcilik kültürü bulunduğunu söyledi. Bursa iş dünyasının üretim gücü, kalite anlayışı ve markalaşma başarısıyla küresel pazarlarda güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Burkay, kentin ekonomik gücünü önümüzdeki dönemde de sürdüreceğini dile getirdi. Sanayi, tarım, gıda, turizm ve hizmet sektörlerinin birlikte gelişmesinin Bursa’yı Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri haline getirdiğini kaydeden Burkay, rekabetçi yapının korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. BTSO olarak ihracatçı firmaların küresel rekabet gücünü artıracak çalışmalara öncülük ettiklerini söyleyen Burkay, bugüne kadar 47 UR-GE projesini hayata geçirdiklerini açıkladı. </p>
<h2>“İhracatın Yıldızları ödüllerine kavuştu”</h2>
<p>Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından organize edilen “İhracatın Yıldızları” Ödül Töreni'nde, sektörlerinde en yüksek performans gösteren başarılı ihracatçı firmalar altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç farklı kategoride ödüllendirildi. Törende Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği ihracat ile ihracat rekoru kıran Marmara Birlik ödüle layık görüldü. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılı ihracat şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. Firma yetkililerine ödülleri alkışlar eşliğinde teslim edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-ihracatin-yildizlari-odullerine-kavustu-79885</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/5/1280x720/bursada-ihracatin-yildizlari-odullerine-kavustu-1779449464.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından organize edilen “İhracatın Yıldızları” Ödül Töreni&#039;nde, sektörlerinde en yüksek performans gösteren başarılı ihracatçı firmalar altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç farklı kategoride ödüllendirildi. Gecede 2025 yılında ihracat rekoru kıran Marmara Birlik ve Penguen Gıda’ya İhracatın Altın Yıldızları Ödülü verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yapi-ruhsati-verilen-bina-sayisi-ilk-ceyrekte-yuzde-196-artti-79882</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı ruhsatı verilen bina sayısı ilk çeyrekte yüzde 19,6 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak-Mart 2026 dönemine ait yapı izin istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu dönemde yıllık bazda yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 19,6, daire sayısı yüzde 37 ve yüz ölçüm yüzde 26,1 arttı.</p>
<p>Yapı ruhsatı alan toplam yüz ölçümün yüzde 72,8'i belediyeler, yüzde 27,2'si ise diğer yetkili idarelerce verildi.</p>
<p>Bu dönemde yapı ruhsatı verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüz ölçüme 30,9 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 4,8 milyon metrekareyle sanayi binaları ve depolar izledi.</p>
<p><strong>Yapı kullanma izin belgesi</strong></p>
<p>Yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı, 2025 yılının aynı çeyreğine göre yüzde 4,8, daire sayısı yüzde 10,1 ve yüz ölçüm yüzde 3,5 yükseldi.</p>
<p>Yapı kullanma izin belgesi alan toplam yüz ölçümün yüzde 82,6'sı belediyeler, yüzde 17,4'ü ise diğer yetkili idarelerce verildi.</p>
<p>Aynı dönemde yapı kullanma izin belgesi verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüz ölçümüne 22,3 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. ​​​​​​​Bunu 3,9 milyon metrekareyle sanayi binaları ve depolar izledi.</p>
<p><strong>Takvim etkilerinden arındırılmış yapı ruhsatı verileri</strong></p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, söz konusu çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 20,2, daire sayısı yüzde 37,1 ve yüz ölçüm yüzde 26,5 arttı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise bir önceki çeyreğe göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 0,3 azalırken, daire sayısı yüzde 2,3 ve yüz ölçüm yüzde 2,7 arttı.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seride, söz konusu çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 6,2, daire sayısı yüzde 12 ve yüz ölçüm yüzde 4,5 artış kaydetti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise bir önceki çeyreğe kıyasla yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 1,4 ve yüz ölçüm yüzde 5,6 azalırken daire sayısı aynı kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yapi-ruhsati-verilen-bina-sayisi-ilk-ceyrekte-yuzde-196-artti-79882</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/bina-konut-yapi-ruhsati.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ilk çeyrek verilerine göre, yapı ruhsatı verilen bina sayısı, yıllık bazda yüzde 19,6 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-martta-eksi-3608-milyar-dolar-79881</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net UYP martta eksi 360,8 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart 2026 dönemine ait Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mart ayı itibarıyla Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyreğe göre yüzde 4,4 azalışla 395 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 1,4 artışla 755,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Rezerv varlıklar, 33,2 milyar dolar azalarak 150,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Varlık kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 3,8 artarak 78 milyar dolar, portföy yatırımları yüzde 51,9 artarak 10,2 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 6,1 artarak 156 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları, yüzde 19,9 artarak 52,7 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin sahipliğindeki yatırım fonu büyüklüğü, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla 4,8 milyar dolar oldu. Portföy yatırımları alt kalemlerinden Genel Yönetimin DİBS yükümlülükleri, bir önceki çeyreğe göre yüzde 20,1 azalarak 14,6 milyar dolar olarak kaydedildi.</p>
<p>Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 5,2 artışla 212,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Portföy yatırımları kalemi, yüzde 0,1 azalarak 142,3 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,1 azalarak 400,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin sahipliğinde olan yurt içi yatırım fonu paylarından kaynaklanan yükümlülükler, 2022 yılının ilk çeyreğinden itibaren istatistiklere yansıtılmaya başlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-martta-eksi-3608-milyar-dolar-79881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/8/1280x720/dolar-para-1766032604.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin mart verilerine göre Türkiye&#039;nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu eksi 360,8 milyar dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/brut-dis-borc-ilk-ceyrekte-5185-milyar-dolara-geriledi-79880</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Brüt dış borç ilk çeyrekte 518,5 milyar dolara geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak-Mart 2026 dönemine ait "Türkiye Dış Borç İstatistikleri"ni yayınladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin toplam brüt dış borç stoku, yılın ilk çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolara indi.</p>
<p>Aynı dönemde kısa vadeli dış borçlar yüzde 0,5 azalarak 166,6 milyar dolara, uzun vadeli dış borçlar ise yüzde 0,3 azalışla 351,9 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Alt sektörler itibarıyla bir önceki çeyreğe kıyasla, kamu sektörü borcu yüzde 3,3 azalarak 192,2 milyar dolar, özel sektör borcu yüzde 1,8 artarak 302,1 milyar dolar oldu.</p>
<p>TCMB'nin dış yükümlülükleri ise yüzde 2,9 azalışla 24,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Dış borç stokunun enstrüman dağılımında en büyük payın yüzde 46,1 ile kredilere ait olduğu görülüyor. Kredileri yüzde 19,1 ile borç senetleri, yüzde 17,5 ile ticari krediler ve diğer yükümlülükler izliyor.</p>
<p>Para birimi dağılımı bakımından ise dış borcun yüzde 48,7'sini dolar, yüzde 29,5'ini avro, yüzde 11,7'sini Türk lirası ve yüzde 10,2'sini diğer para birimleri oluşturuyor.</p>
<p>Kredi ve borç senetlerinin ödeme projeksiyonlarına göre, anapara geri ödemelerinin 24 ay ve üzeri vadede yoğunlaştığı görülüyor.</p>
<p>Buna karşılık 13-24 ay aralığında anapara geri ödemeleri görece sınırlı kalırken, kısa vadede (0-12 ay) daha çok özel sektör kredilerinden kaynaklanan ödeme profili öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/brut-dis-borc-ilk-ceyrekte-5185-milyar-dolara-geriledi-79880</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/borclanmaya-tek-adres-tahvil-1740949955.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ilk çeyrek verilerine göre, toplam brüt dış borç, önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-konuttan-650-milyon-dolar-sukuk-ihraci-79875</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 12:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Konut&#039;tan 650 milyon dolarlık sukuk ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Emlak Konut GYO'nun, uluslararası sermaye piyasalarındaki ilk sukuk ihracını başarıyla tamamlayarak küresel yatırımcıların yoğun ilgisiyle önemli bir finansman başarısına imza attığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, 5 yıl vadeli ve ABD doları cinsi gerçekleştirilen ihraç, uluslararası yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve Emlak Konut’un güçlü finansal yapısına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti.</p>
<p>Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Başlangıçta hedeflenen tutarın yaklaşık 3,8 katına ulaşan ve 1 milyar 850 milyon doların üzerinde talep gören sukuk ihracı kapsamında, gelen güçlü yatırımcı ilgisi doğrultusunda ihraç büyüklüğü hedeflenen tavan seviye olan 650 milyon dolar olarak gerçekleşirken ihraca 100’e yakın nitelikli kurumsal uluslararası yatırımcı katıldı. Sukuk ihracına başta Körfez bölgesi ve İngiltere olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden yoğun yatırımcı katılımı gerçekleşti. Tahsisatın yüzde 49’u Körfez ve Orta Doğu bölgesindeki yatırımcılara, yüzde 40’ı İngiltere’ye, yüzde 7’si Avrupa’ya, kalan bölümü ise Asya, ABD offshore piyasaları ve diğer uluslararası yatırımcılara yapıldı. Yatırımcı profilinin büyük bölümünü ise uluslararası fon yönetim şirketleri, varlık yönetim kuruluşları ve bankalar oluşturdu. Bu dağılım, Emlak Konut’un uluslararası yatırımcılar tarafından yakından takip edilen ve güven duyulan bir marka olduğunu ortaya koydu. Yüzde 7,75 nihai getiri oranıyla sonuçlanan işlem, güçlü talep sayesinde maliyet optimizasyonunun başarıyla yönetildiğini ortaya koyarken, Emlak Konut’un uluslararası piyasalardaki kredibilitesini de önemli ölçüde güçlendirdi. Küresel piyasalarda dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde elde edilen bu sonuç, yatırımcıların hem şirketin güçlü finansal yapısına hem de Türkiye ekonomisinin uzun vadeli potansiyeline duyduğu güveni bir kez daha ortaya koydu. Uluslararası yatırımcıların yoğun ilgisi, şirketin finansal performansına ve geleceğe yönelik büyüme stratejilerine duyulan güvenin önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi."</p>
<p>Uluslararası sukuk ihracında Müşterek Küresel Koordinatörlük görevini HSBC Bank plc ve Emirates NBD Bank PJSC üstlenirken; Arab Banking Corporation (B.S.C.), Abu Dhabi Islamic Bank, Arqaam Capital Limited, Dubai Islamic Bank PJSC, KFH Capital Investment Company K.S.C.C., Sharjah Islamic Bank PJSC ve Warba Bank K.S.C.P. ise Müşterek Lider Düzenleyici olarak görev aldı.</p>
<p>Açıklamanın devamında, "200 milyar TL’yi aşan net aktif değeri, güçlü arsa portföyü ve sürdürülebilir gelir yapısıyla Emlak Konut, uluslararası yatırımcıların yakından takip ettiği kurumlar arasındaki yerini güçlendirdi. Haziran ayının ilk haftasında şirket hesaplarına aktarılması planlanan ihraç gelirleriyle birlikte Emlak Konut, finansman kaynaklarını çeşitlendirmeyi, uzun vadeli uluslararası yatırımcı tabanını güçlendirmeyi ve büyük ölçekli projelerine alternatif finansman kaynakları sağlamayı sürdürecek." denildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-konuttan-650-milyon-dolar-sukuk-ihraci-79875</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Konut GYO’nun ilk uluslararası sukuk ihracını 650 milyon dolarla tamamlandığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-nisanda-298-azaldi-79873</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı nisanda yüzde 29,8 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan Nisan 2026 dönemine ait geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 22,3 artışla 25 milyar 408 milyon dolar, ithalat yüzde 3,1 yükselişle 33 milyar 909 milyon dolar oldu.</p>
<p>Dış ticaret açığı, nisanda yıllık bazda yüzde 29,8 azalarak, 12 milyar 112 milyon dolardan 8 milyar 500 milyon dolara geriledi.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Nisan 2025'te yüzde 63,2 iken, geçen ay yüzde 74,9'a yükseldi.</p>
<p><strong>Ocak-nisan döneminde dış ticaret açığı yüzde 7,3 arttı</strong></p>
<p>Ocak-nisanda ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 88 milyar 665 milyon dolar, ithalat yüzde 4,3 yükselişle 125 milyar 803 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 7,3 artışla 34 milyar 599 milyon dolardan 37 milyar 137 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Nisan 2025 döneminde yüzde 71,3 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 70,5'e geriledi.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 23,6 artarak, 19 milyar 228 milyon dolardan 23 milyar 760 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, söz konusu ayda yüzde 3,3 artışla, 25 milyar 418 milyon dolardan 26 milyar 245 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, nisanda 2 milyar 486 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi, yüzde 12 yükselişle 50 milyar 5 milyon dolar oldu.</p>
<p>Söz konusu ayda, enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90,5 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 94,2</strong></p>
<p>Ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta nisanda imalat sanayisinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 oldu.</p>
<p>Bu yılın ocak-nisan döneminde, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 93,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,9, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta nisanda ara mallarının payı yüzde 71,1, sermaye mallarının payı yüzde 13,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,7 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın ilk 4 ayında ara mallarının payı yüzde 71,3, sermaye mallarının payı yüzde 14 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,2 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Nisanda, ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı, 2 milyar 113 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 591 milyon dolarla ABD, 1 milyar 453 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 357 milyon dolarla İtalya, 1 milyar 39 milyon dolarla İspanya izledi. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,7'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde de ihracatta ilk sırayı, 7 milyar 564 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, sırasıyla 5 milyar 427 milyon dolarla ABD, 5 milyar 397 milyon dolarla Birleşik Krallık, 4 milyar 745 milyon dolarla İtalya ve 3 milyar 720 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,3'üne karşılık geldi.</p>
<p>Nisanda, ithalatta ilk sıra Çin'in oldu. Çin'den yapılan ithalatın tutarı 4 milyar 476 milyon dolar olarak hesaplanırken, bu ülkeyi 4 milyar 425 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 361 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 850 milyon dolarla ABD, 1 milyar 342 milyon dolarla İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,6'sını oluşturdu.</p>
<p>Ocak-nisan dönemindeki ithalatta da ilk sırada, 17 milyar 643 milyon dolarla Çin yer buldu. Bu ülkeyi, 13 milyar 512 milyon dolarla Rusya, 8 milyar 980 milyon dolarla Almanya, 6 milyar 531 milyon dolarla ABD, 5 milyar 541 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5'i olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, nisanda bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 11,6 artarken, ithalat yüzde 3,5 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 18,5 artarken, ithalat yüzde 0,4 düşüş gösterdi.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Nisanda bu sınıflamaya göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,2 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı, yüzde 3,6 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde ISIC Rev.4'e göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,6, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4'ü buldu.</p>
<p>Nisanda imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı, yüzde 78,5 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı, yüzde 11,7 olarak kaydedildi.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,5, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 12 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise nisanda ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 23,5 artarak 23 milyar 287 milyon dolara, ithalat ise yüzde 5,8 artarak 32 milyar 239 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Nisanda dış ticaret açığı, yüzde 22,9 azalarak 11 milyar 614 milyon dolardan 8 milyar 952 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Nisan 2025'te yüzde 61,9 iken, bu yılın aynı ayında yüzde 72,2'ye yükseldi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,9 artarak 81 milyar 309 milyon dolar, ithalat yüzde 5,2 yükselerek 119 milyar 194 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde, dış ticaret açığı yüzde 8,2 artarak 35 milyar 27 milyon dolardan 37 milyar 886 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Nisan 2025'te yüzde 69,1 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 68,2'ye düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-nisanda-298-azaldi-79873</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/03/ihracat-dis-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının ortak verilerine göre ihracat, nisanda geçen yılına kıyasla yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar, ithalatı ise yüzde 3,1 yükselerek 33,9 milyar dolara çıktı. Bu dönemde dış ticaret açığı, yıllık bazda yüzde 29,8 azalışla 8,5 milyar dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ekonomisi-soklara-karsi-onemli-olcude-direncli-79871</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye ekonomisi şoklara karşı önemli ölçüde dirençli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal İstikrar Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandı.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığından yapılan açıklamaya göre toplantıda, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkileri ve alınabilecek tedbirlerin kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eş güdüm içinde atılması kararlaştırılmıştır. Komite, tüm gelişmeleri anlık ve yakından izlemeye devam edecektir."</p>
<p>[post-79802]</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ekonomisi-soklara-karsi-onemli-olcude-direncli-79871</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/1/1280x720/fik-1779439996.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finansal İstikrar Komitesi toplantısının ardından yapılan açıklamada, &quot;Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eş güdüm içinde atılması kararlaştırılmıştır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yillik-enflasyon-beklentisi-artti-reel-sektor-ve-hane-halkinin-geriledi-79870</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın yıllık enflasyon beklentisi arttı, reel sektör ve hane halkının geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mayıs 2026'ya ait "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, mayısta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 0,43 puan artarak yüzde 23,82 seviyesine yükselirken, reel sektör için 0,60 puan azalarak yüzde 33,10 seviyesine, hane halkı için 2,05 puan azalarak yüzde 49,51 seviyesine geriledi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı geçen aya göre 1,03 puan artarak yüzde 15,60 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>Hane halkına göre en çok artış gıdada</strong></p>
<p>TCMB, 3 bin 89 hane halkı tarafından yanıtlanan mayıs ayı "Hanehalkı Beklenti Anketi" verilerini yayınladı.</p>
<p>Hane halkının son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ayda fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün ve hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu.</p>
<p>Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı, bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 40,9’a çıktı.</p>
<p>Gelecek 12 ay sonuna ilişkin konut fiyat artışı beklentisi bir önceki aya göre 1,28 puan azalarak yüzde 33,95’e geriledi. Aynı döneme ilişkin dolar kuru beklentisi ise bir önceki aya göre 0,41 lira artarak 52,53 lira oldu.</p>
<p>Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyenlerin oranı bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 48,3'e düştü. İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyenlerin oranı ise 0,2 puan azalarak yüzde 33,2 oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yillik-enflasyon-beklentisi-artti-reel-sektor-ve-hane-halkinin-geriledi-79870</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/3/1280x720/enflasyon-alisveris-market-1741332569.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre, mayısta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya kıyasla, piyasa katılımcıları için 0,43 puan artarken, reel sektör için 0,60, hane halkı için de 2,05 puan azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nisanda-kapanan-sirket-sayisi-ise-yuzde-705-artti-79869</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nisanda kapanan şirket sayısı yüzde 70,5 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Nisan 2026 dönemine ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, nisanda kurulan şirket sayısı mart ayına kıyasla yüzde 29,5 artışla 8 bin 379'dan 10 bin 853'e yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 70,5 artarak 3 bin 85'e yükseldi. Martta 1809 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Nisanda kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 19,6 arttı.</p>
<p><strong>Kapanan kooperatif sayısı yüzde 71,1 arttı</strong></p>
<p>nisanda bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 9,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 23 artış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 8, kooperatif sayısı yüzde 71,1 arttı.</p>
<p>Nisanda geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 43, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 33,4 artış gösterirken, kooperatif sayısı yüzde 1,6 azaldı. Bu dönemde kapanan şirket sayısında yüzde 19,6, kooperatif sayısında yüzde 37,5, gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 83,8 artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Şirketlerin yüzde 36,3'ü İstanbul'da faaliyete geçti</strong></p>
<p>Nisanda Ardahan'da şirket kurulmadı. Söz konusu ayda kurulan toplam 10 bin 853 şirketin 1017'sinin anonim şirket, 9 bin 835'inin limitet şirket olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 36,3'ünün İstanbul, yüzde 10,2'sinin Ankara, yüzde 5,6'sının İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Bu yıl ocak-nisan döneminde toplam 40 bin 288 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan toplam 35 bin 968 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 74,1'ini, 3 bin 810 anonim şirket ise yüzde 25,9'unu oluşturdu. Nisanda kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, mart ayına göre yüzde 4,7 artış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin 3 bin 838'i toptan ve perakende ticaret, 1624'ü inşaat ve 1331'i imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 784'ü inşaat, 319'u toptan ve perakende ticaret, 112'si imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Nisanda kapanan şirket ve kooperatiflerin 1121'inin toptan ve perakende ticaret, 451'inin imalat ve 282'sinin inşaat sektöründe olduğu kayıtlara geçti.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 613'ünün toptan ve perakende ticaret, 398'inin inşaat, 238'inin ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Nisanda 127 kooperatif kurulurken bunların 83'ü konut yapı, 25'i işletme, 8'i tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 1285 yabancı ortak sermayeli şirketin 785'i Suriye, 41'i İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 83'ü anonim, 1202'si limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Söz konusu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 82,8'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 662'sinin uzmanlaşmamış toptan ticaret, 360'ının ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 179'unun uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 14,6'sı kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı anonim şirketlerde yüzde 14,6, limitet şirketlerde yüzde 16,9, kooperatiflerde yüzde 29,5 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 12,8'i kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Nisanda kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 30,4'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 32,8'inin 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 29,4'ünün 35-44 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 29,4'ü de 35-44 yaş girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p><strong>4 ayda 39 bin 779 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-nisan döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,1 artışla 39 bin 779'a yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 0,8 azalışla 8 bin 119'a geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nisanda-kapanan-sirket-sayisi-ise-yuzde-705-artti-79869</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sirket.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un nisan verilerine göre kurulan şirket sayısı, aylık yüzde 29,5 artışla 10 bin 853, kapanan şirket sayısı ise yüzde 70,5 artarak 3 bin 85 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-sanayi-karbonsuzlasma-yatirim-platformu-kuruldu-79868</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu kuruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından kritik önemdeki sektörlerin yüksek ölçekli yatırım ihtiyacının finansmanı amacıyla Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu oluşturuldu.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasını taşıyan genelge, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Genelgede, küresel üretim ve tedarik zincirlerindeki dönüşümler, artan sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik küresel hedefler ve imalat sanayisindeki teknolojik ilerlemelerin, ihracat odaklı büyüme modelini sürdüren Türk sanayisinin rekabet gücünü koruyabilmesi için düşük karbonlu ve sürdürülebilir üretim süreçlerine geçişini zorunlu kıldığı bildirildi.</p>
<p>Bu dönüşümle, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında sunduğu ve 2035'e yönelik hedefleri içeren İkinci Ulusal Katkı Beyanı ile uyumlu olarak, sanayi sektöründe sera gazı emisyonlarının azaltılması ve uzun vadeli düşük emisyonlu kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı aktarılan genelgede, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"'2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi' kapsamında, ülkemiz sanayisinin rekabet gücünün korunarak, uzun vadeli dönüşümüne ilişkin temel politika öncelikleri belirlenmiş, Avrupa Yeşil Mutabakatı'na ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'na uyumlu düzenlemelerle sanayide sera gazı emisyonlarının azaltılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, sanayi işletmelerinde düşük karbonlu üretim ve döngüsel ekonomi ilkelerinin benimsenmesi, destek mekanizmalarının çeşitlendirilmesi ve yeşil teknolojilere yönelik yatırımların teşvik edilmesi ana hedefler olarak tespit edilmiştir. Mezkur strateji ile ülkemiz sanayisinin uzun vadeli dönüşümüne ilişkin temel politika öncelikleri yanında, küresel işbirliği mekanizmaları da belirlenmiş, uluslararası finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması hedeflenmiştir."</p>
<p>Genelgede, Türkiye'nin ihracatında önemli yer tutan ve sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından kritik öneme sahip sektörlerde tespit edilen yüksek ölçekli yatırım ihtiyacının finansmanı ve bu yatırımları destekleyecek kurumsal kapasitenin geliştirilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu işbirliğinde, "Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu" oluşturulduğu belirtildi.</p>
<p>Platformun, sanayiye ilişkin azaltım hedefleriyle uyumlu olarak azaltımın teknik ve finansal açıdan güç olduğu sanayi tesislerinde gerçekleştirilecek dönüşüm yatırımları yoluyla, bu hedeflerin sayısallaştırılmasına ve uluslararası taahhütlerinin yerine getirilmesine önemli katkı sunacağı vurgulanan genelgede, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu, enerji yoğun sektörlerde sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yatırımlarına hem proje geliştirme hem de finansman desteği sağlayacaktır. Sanayinin karbonsuzlaşmasına yönelik faaliyetlerin kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliği ile ülkemizin uluslararası yükümlülükleri, kalkınma öncelikleri ve rekabet gücü gözetilerek, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yaklaşımla yürütülmesi esastır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-sanayi-karbonsuzlasma-yatirim-platformu-kuruldu-79868</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji yoğun sektörlerde sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yatırımlarına, proje geliştirme ve finansman desteği sağlayacağı belirtilen Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu kuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gorevden-alma-ve-atama-kararlari-resmi-gazetede-79867</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görevden alma ve atama kararları Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Görevden alma ve atama kararları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor görevinden alınırken yerine Çağlar Tabak atandı.</p>
<p>Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığında (KOSGEB) açık bulunan başkan yardımcılıklarına Selim Serkan Ercan ve İmran Gezinti, 1. Hukuk Müşavirliğine ise Mustafa Genç getirildi.</p>
<p>Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünde açık bulunan Mersin Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Ali Kağanoğlu, Diyarbakır Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Fatma Musluoğlu'nun atamaları yapıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gorevden-alma-ve-atama-kararlari-resmi-gazetede-79867</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor görevinden alınarak yerine Çağlar Tabak getirildi. KOSGEB başkan yardımcılıklarına Selim Serkan Ercan ve İmran Gezinti atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ithalatta-odenen-ama-indirilemeyen-kdv-sureci-79861</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> İthalatta ödenen ama indirilemeyen KDV süreci</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>EY Global Indirect Tax Symposium 2026 Barcelona’da gerçekleştirildi. 300’ün üzerinde uluslararası müşteri ve 200’e yakın EY profesyonelinin katılımıyla her sene olduğu gibi büyük bir katılımla düzenlendi.</p>
<p>Etkinlikte önemli başlıklar arasında dolaylı vergiler de yer aldı. Dolaylı vergiler, ülkemizde olduğu gibi dünyada da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve artan gümrük vergileri dış ticareti zorlaştırırken, teknolojik dönüşüme ayak uydurmak şirketler açısından bir rekabet unsuru hâline dönüşmüş durumda. Yeni dönemde şirketler maliyet baskısı altında üretim ve tedarik yapılarıyla mücadeleye devam ederken hız ve teknolojiyle, özellikle yapay zekâ ile, uyum her zamankinden daha kritik önem taşıyor.</p>
<p>Sempozyumda Türkiye perspektifindeki gelişmelerin paylaşıldığı özel bir seans düzenlendi. Seansa gösterilen yoğun ilgi, Türkiye’nin hâlâ küresel şirketlerin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu bir kez daha gösterdi.</p>
<p>Buna karşın, ithalatta ödenen bazı KDV’lerin indirilememesi gibi uygulamaların gerekçelerini anlatmakta zorlandığımız anlar da oldu. Ülkemize özgü düzenlemelerin, bizi Avrupa Birliği (AB) uygulamalarından nasıl ayrıştırdığını bir kez daha gözlemledik. Bu bağlamda, ithalatta ödenen bazı Katma Değer Vergileri (KDV) indirim konusu yapılamadığı öne çıkıyor. İndirim konusu yapılamayan KDV ise bir anlamda gümrük vergisine dönüşüyor. Bu durum, 24 Kasım 2023 tarihi itibarıyla yapılan düzenleme sonucunda ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>2023’te hangi düzenleme yapılmıştı?</strong></p>
<p>24.11.2023 tarih ve 32379 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki ile, ithalatta gözetim uygulanmasına ilişkin mevzuat kapsamında, gözetim uygulamasına tabi malların gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve KDV matrahına dahil edilen her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim hakkının olmayacağı belirtiliyor.</p>
<p>Aynı Karar ile gerçekleştirilen diğer bir düzenleme ise ithalatta korunma önlemleri uygulamasına ilişkin mevzuat uyarınca, korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Mevzuatı kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve Katma Değer Vergisi matrahına dahil edilen her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen Katma Değer Vergisinin de indirim hakkı kaldırılıyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a10038aaddc7-1779434378.png" alt="" width="844" height="399" /><strong>Kapsamda koruma önlemleri de yer alıyor</strong></p>
<p>Düzenleme; ithalatta koruma önlemleri uygulamasına ilişkin mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler ile ithalatta haksız rekabetin önlenmesi mevzuatı kapsamında uygulanan dampinge karşı, vergi ve telafi edici vergiler için olacağına değiniyor. Son dönemde ithalatı azaltma ya da koruma adına farklı isimlerde düzenleme yapılması nedeniyle korunma önlemi olarak ne kastedildiği merak ediliyor. İthalatta korunma önlemlerine ilişkin kendine has bir prosedür ve uygulamanın (Dünya Ticaret Örgütü Korunma Önlemleri Anlaşması) söz konusu olması nedeniyle aşağıda belirtilen kararlarla yürürlüğe konulan koruma önemleri kapsamda oluyor. Bir soruşturmayla yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya zarar tehdidi oluşturacak bir durumda, sınırlı ve geçici olarak uygulanıyor. Bu usulün uluslararası bir yükümlülük olmasından dolayı Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe konulan koruma amaçlı ek vergiler bu kapsama girmiyor. Özetle, İlave Gümrük Vergileri (İGV) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) menşeli bazı ürünlere uygulanan ek mali yükümlülük bu kapsamda yer almıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1003ab1b7e7-1779434411.png" alt="" width="855" height="324" />İthalattaki haksız rekabeti önlemeye ilişkin konu ise nispeten daha net ve bu noktada fazla bir tartışma yaşanmıyor. Buna örnek olarak, bazı Çin menşeli ürünlere yönelik uygulanan anti-damping uygulamalarını gösterebiliriz.</p>
<p><strong>Bildirim ve YMM raporu süreci başladı</strong></p>
<p>31.01.2026 tarihinde 57 seri no.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde değişiklik yapılarak ithalatta gözetim uygulanması, korunma önlemleri ve ithalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında mevzuat kapsamında ödenen KDV’nin indirimine ilişkin genel açıklamalara yer verildi. Ayrıca, indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığının tespitinin ne şekilde gerçekleştirileceğine ilişkin düzenlemeler getirildi.</p>
<p>Buna göre; bu kapsamda ithalat yapan mükellefler, takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedeli 2.600.000.-TL tutarı aşmayan ithalatlara ilişkin KDV, doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığını, altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar bağlı oldukları vergi dairesine bildirilecek.</p>
<p>Ancak takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedelinin 2.600.000.-TL tutarının aşılması hâlinde, söz konusu uygulamalar nedeniyle ödenen KDV’nin, mezkûr Karar kapsamında doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığı altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar ibraz edilecek Özel Amaçlı YMM Raporu ile tevsik edileceği düzenlendi.</p>
<p>Bu kapsamdaki ilk bildirim veya rapor tanzimleri temmuz ayında yapılacak.</p>
<p><strong>Ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Dolaylı bir verginin indirilememesi, temel KDV tekniğine uygun görülmeyebildiği için ithalatta ödenen, ama indirim konusu yapılamayan KDV uygulamasının yeniden değerlendirilmesi ve düzenlemenin bir kez daha gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu gibi temel yaklaşımlardan ayrışan durumlar hem şirketlerin vergi yönetiminde hem de vergi idarelerinin uygulama süreçlerinde ilave belirsizliklere ve sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Nitekim bu yaklaşıma devam edilmesi, yeni düzenleme ihtiyaçlarını da beraberinde getiriyor. İlk düzenleme, Ticaret Bakanlığı ve vergi idaresi ile ortak yapılmadığı için bir kapsam tartışması yaşanıyor. Birçok indirime konu olması gereken ödemeler, bu konuda ortak bir açıklama olmadığından dolayı indirime konu edilemiyor. Sonrasında bu indirimlerin doğruluğu konusunda ilave bir yükümlülük getiriliyor. Başka bir ifadeyle, ilk çıkış noktasının KDV tekniğine uymaması sebebiyle sonraki düzenlemelere de ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>Ancak ilk bildirimlerin temmuz ayında yapılacak olmasına karşın hem kapsamda hem de sorumlu olacak kişiler konusunda belirsizlikler devam ediyor. Bu konuya devam edilmesi durumunda, öncelikle kapsam ve tevsik edilemeyen ödeme konularının daha net ifade edilmesi gerekiyor.  Örneğin, ‘ilk ithalat aşamasında fiktif artırılan tutara tekabül eden KDV indirim konusu yapılamazken aynı ithalat işlemine daha sonra bir fiyat farkı faturası geldiğinde indirilemeyen tutarın artık indirim konusu yapılabilecek mi?’ ya da ‘2.600.000.-TL’lik tutar toplam ithalat bedelini mi, yalnızca bu kapsama giren ithalat tutarını mı, yoksa indirilemeyecek KDV’ye esas tutarı mı’ ifade ettiği gibi konular açıklığa kavuşturulmalı. Bu konuların netleştirilerek yol gösterici bir düzenleme yapılması yararlı olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ithalatta-odenen-ama-indirilemeyen-kdv-sureci-79861</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İthalatta ödenen ama indirilemeyen KDV süreci ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-arac-sarj-soketi-sayisi-43-bini-asti-79851</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrikli araç şarj soketi sayısı 43 bini aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) nisan ayına ait “Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri” raporunu yayınladı.</p>
<p>Buna göre şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 3,29 artışla 3 bin 295 megavata çıktı.</p>
<p>Nisanda şarj istasyonlarının toplam elektrik tüketimi 61 milyon 652 bin 189 kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bunun yüzde 59,98’ine denk gelen 36 milyon 977 bin 647 kilovatsaatlik kısmı yeşil şarj istasyonlarından karşılanırken 24 milyon 674 bin 542 kilovatsaatlik tüketim diğer istasyonlardan sağlandı.</p>
<p>Yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgeleyen Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Sertifikası’na (YEK-G) sahip yeşil şarj istasyonları, elektrikli araçların karbon ayak izinin azaltılması ve temiz enerji kullanımının teşvik edilmesinde önemli rol oynuyor.</p>
<p><strong>İstanbul, tüketimde ilk sırada</strong></p>
<p>Nisanda elektrikli araç şarj tüketiminde ilk sırayı 19 bin 651 megavatsaatle İstanbul aldı. İstanbul’u 9 bin 410 megavatsaatle Ankara ve 3 bin 604 megavatsaatle İzmir takip etti.</p>
<p>Toplam şarj soket sayısı nisanda 43 bin 9’a yükseldi, martta ise 41 bin 938 olarak kaydedilmişti.</p>
<p>Bu dönemde AC şarj soket sayısı 24 bin 468’e, DC şarj soket sayısı da 18 bin 541’e ulaştı.</p>
<p>Öte yandan, martta 411 bin 796 olan elektrikli araç sayısı nisanda 427 bin 486’ya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-arac-sarj-soketi-sayisi-43-bini-asti-79851</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/elektrikli-arac-soket.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin nisan verilerine göre, elektrikli araç şarj soketi sayısı aylık yüzde 2,55 artışla 43 bini aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yatak-endustrisi-sektoru-afrika-pazarina-odaklandi-79844</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatak endüstrisi sektörü Afrika pazarına odaklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Dünya genelinde yaklaşık 40 milyar dolarlık büyüklüğe sahip yatak üretim sektörünün önemli oyuncularını bünyesinde buluşturan Uluslararası Yatak Endüstrisi Derneği (IBIA), üyeleriyle birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde düzenlenen AFROZUM – Mobilya ve Yatak Aksesuarları, Yan Sanayi ve Teknolojileri Fuarı’na katıldı. Fuar kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde Türk firmaları, Afrika pazarındaki yeni iş fırsatlarını değerlendirme imkânı bulurken, organizasyonun bölgeye açılım açısından önemli fırsatlar sunduğu belirtildi. IBIA Başkanı Osman Güler, sektörün yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağladığını, 3 milyar dolarlık üretim kapasitesine ulaştığını ve 150’ye yakın ülkeye 2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. </p>
<p>Güler, sektörün küresel pazarlardaki etkinliğini artırmak amacıyla uluslararası fuar ve ticaret organizasyonlarına düzenli olarak katıldıklarını belirtti. Afrika’nın alternatif pazarlarda büyüme stratejisinde öne çıktığını vurgulayan Güler, Güney Afrika’nın kıta genelinde önemli bir ticaret merkezi konumunda bulunduğunu ifade etti. Johannesburg’daki Gallagher Convention Centre’da düzenlenen fuara yoğun ilgi gösterildiğini kaydeden Güler, Türkiye’nin Güney Afrika Cumhuriyeti Büyükelçisi Kezban Nilvana Darama Yıldırımgeç ile Ticaret Ateşesi Hayrünnisa Karcı’nin organizasyona destek verdiğini söyledi. Afrika pazarının Türk yatak yan sanayi sektörü için uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Güler, Güney Afrika’daki temasların kıtada güçlü bir başlangıç oluşturduğunu ifade etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yatak-endustrisi-sektoru-afrika-pazarina-odaklandi-79844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/4/1280x720/yatak-endustrisi-sektoru-afrika-pazarina-odaklandi-1779432224.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaklaşık 150 ülkeye 2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştiren Türk yatak yan sanayi sektörü, yeni iş fırsatları için rotasını Afrika’ya çevirdi. Sektör temsilcileri, Güney Afrika’da düzenlenen AFROZUM Fuarı’nda önemli temaslarda bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/caykurun-isci-alimina-duzenleme-79836</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÇAYKUR&#039;un işçi alımına düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (ÇAYKUR) geçici işçi alımına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, ÇAYKUR geçici iş pozisyonlarına, Genel Müdürlüğün iştiraklerinin yüzde 100 hissedarı olduğu ve yaş çay yükleme işini yürütmek amacıyla kurulan şirkette en az 90 gün yaş çay yükleme işinde çalıştırılan ve başvuruda bulunan işçiler arasından noter kurasıyla alım yapılacak.</p>
<p>Bu sayı geçici iş pozisyonlarına yapılabilecek toplam alımın yüzde 50'sini geçemeyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/caykurun-isci-alimina-duzenleme-79836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/5/1280x720/caykur-1752397496.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni düzenlemeye göre, ÇAYKUR geçici iş pozisyonlarına, Genel Müdürlüğün iştiraklerinin yüzde 100 hissedarı olduğu ve yaş çay yükleme işini yürütmek amacıyla kurulan şirkette en az 90 gün yaş çay yükleme işinde çalıştırılan ve başvuruda bulunan işçiler arasından noter kurasıyla alım yapılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deger-zincirini-guclendirmeden-donusum-mumkun-degil-79826</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değer zincirini güçlendirmeden dönüşüm mümkün değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel ekonomide dengeler hızla değişirken üretim modelleri yeniden şekilleniyor. Şirketlerin rekabet gücü yalnızca maliyet ve ölçekle değil, dayanıklılık, sürdürülebilirlik, dijital kapasite ve tedarik zinciri yönetimiyle ölçülüyor. Son dönemde yaşanan kırılmalar, enerji krizi, jeopolitik gerilimler ve iklim kaynaklı riskler bize güçlü ekonominin yalnızca büyük şirketlerin varlığından ibaret olmadığını gösterdi. Değer zincirinin tüm halkaları güçlü değilse sürdürülebilir bir ekonomik yapıdan söz etmek mümkün değil. </p>
<p><strong>KOBİ’lere ne zaman sıra gelecek? </strong></p>
<p>Ekonominin omurgasını oluşturan KOBİ’ler, dönüşümün merkezinde olması gerekirken çoğu zaman çerçevenin dışında kalabiliyor. Türkiye’de işletmelerin neredeyse yüzde 99’u KOBİ ölçeğinde. İstihdamın önemli bölümünü sağlayan, üretim ve ihracatın taşıyıcı gücünü oluşturan bu işletmeler aynı zamanda büyük şirketlerin de temel tedarikçisi konumunda. Dolayısıyla mesele yalnızca KOBİ’lerin güçlenmesi değil, ekonomide rekabet gücünün, üretim kapasitesinin ve ihracatın sürdürülebilirliğinin korunması.</p>
<p>Özellikle Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleriyle birlikte yalnızca ana üreticilerin değil, tüm tedarik zincirinin dönüşümü önem taşıyor. Büyük şirketlerin sürdürülebilirlik performansı da tedarikçilerinin performansıyla birlikte değerlendiriliyor. Başka bir ifadeyle, büyüklerin dönüşümü, etrafındaki KOBİ ekosisteminin dönüşümünden bağımsız değil.</p>
<p><strong>Sorun çok boyutlu </strong></p>
<p>Değer zincirindeki KOBİ’ler en kırılgan halka. Şirketlerin önemli bir kısmı bu dönüşümün kapsamı, hızı ve etkileri konusunda yeterli farkındalığa sahip değil. Finansmana erişim sorunları, teknik uzman eksikliği, nitelikli insan kaynağı yetersizliği ve dijital altyapı eksiklikleri dönüşüm sürecini daha da zorlaştırıyor. Üstelik işletmeler aynı anda birden fazla baskıyla karşı karşıya. Bir taraftan artan maliyetlerle mücadele ederken, diğer taraftan teknoloji, enerji verimliliği yatırımları yapmaları ve uluslararası standartlara uyum sağlamaları bekleniyor.</p>
<p><strong>Dağınık yapılar sonuç üretmiyor </strong></p>
<p>Aslında yıllardır üzerinde durduğumuz bu sorunun çoklu nedenlerinin birlikte değerlendirilerek koordineli bir şekilde yönetilememesinin ana mesele olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira bu alana dokunmaya ve desteklemeye gayret eden yapılar mevcut. KOBİ dönüşümüne yönelik çok sayıda proje, destek programı ve finansman modeli geliştirildi. Kamu kurumları, kalkınma ajansları, bankalar, odalar ve uluslararası kuruluşlar çeşitli çalışmalar yürütüyor. Ancak bakıldığında hala parçalı bir yapı görülüyor. Çok sayıda iyi niyetli girişim bulunmasına rağmen bunların önemli bir kısmı birbirinden kopuk ilerliyor ve ölçülebilir dönüşüm etkisi yaratmakta zorlanıyor. Öte yandan her sektörün ve sektör içindeki her işletmenin ihtiyaçları farklı. Bu nedenle standart çözümler yerine sektör bazlı ve tedarik zinciri odaklı dönüşüm modellerine ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Kendi tedarikçini dönüştür </strong></p>
<p>En önemli ihtiyaç ise bu dönüşüm sürecinin her aşamasında şirketlerin yanlarında olmak. Bu anlamda etkili çözümlerden birisi büyük şirketlerin kendi tedarik zincirlerini dönüştürmeye yönelik daha aktif rol üstlenmesi. Dünyada bunun başarılı örnekleri giderek yaygınlaşıyor. Büyük ölçekli şirketler birlikte çalıştıkları KOBİ’lere teknik destek, eğitim, veri altyapısı ve finansman erişimi konusunda katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Kamu politikaları destekleyici olmalı </strong></p>
<p>Öte yandan kamu politikalarının da bu yapıyı desteklemesi gerekiyor. Büyük şirketlerin tedarikçi dönüşüm programları kamu teşvikleriyle desteklenmesi, belirli kriterleri sağlayan dönüşüm projelerine vergi avantajları, uygun maliyetli finansman imkanları veya performans bazlı destek mekanizmaları sunulabilir.</p>
<p>Benzer şekilde sektörel dönüşüm platformları oluşturulması da önemli bir ihtiyaç. Aynı tedarik zinciri içinde yer alan şirketlerin ortak veri altyapıları, eğitim programları, teknoloji altyapısı teknik uzman havuzları, sadeleştirilmiş sürdürülebilirlik ve ortak dönüşüm standartları etrafında buluşması süreci hızlandıracaktır.</p>
<p><strong>Kimseyi geride bırakma </strong></p>
<p>Geride bırakılan her işletme, zayıflayan değer zinciri anlamına geliyor. Değer zincirinin tüm halkalarının birlikte güçlenebilmesi KOBİ’lere yönelik politikaların artık yalnızca destek yaklaşımıyla değil, stratejik dönüşüm perspektifiyle ele alınması gerekiyor. Zira KOBİ’ler ekonominin “yardım edilmesi gereken” kesimi değil, dönüşümün merkezindeki temel aktörler. Türkiye’nin COP31 sürecinde üstleneceği rol yalnızca iklim politikaları açısından değil, ekonomik dönüşüm açısından da kritik önemde. Bu süreç, KOBİ’lerin dönüşümü için yeni bir ulusal seferberlik fırsatına dönüştürülebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deger-zincirini-guclendirmeden-donusum-mumkun-degil-79826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sirket-firma-yatirim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Değer zincirini güçlendirmeden dönüşüm mümkün değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biyocesitlilik-dogayla-uyumlu-buyumenin-temel-tasi-79824</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin temel taşı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü vesilesiyle konuştuğumuz Çimsa Sürdürülebilirlik, İSG ve Çevre Direktörü Neslihan Ergüven, “Doğayı korumak, aynı zamanda yaşadığımız coğrafyaların kültürünü, hafızasını ve geleceğini korumak anlamına geliyor. Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel taşı” diyor. </strong></p>
<p>Doğa, şirketlerin faaliyet raporlarında yer alan çevresel bir başlıktan ibaret değil. Büyüme modelinin, yatırım kararlarının ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesinin tam merkezinde duruyor.</p>
<p>İklim krizinin yanında hızla derinleşen biyoçeşitlilik kaybı, özellikle arazi kullanımı yüksek sektörler için yeni bir sorumluluk alanı açıyor. Çimento sektörü bu açıdan en kritik alanlardan biri ve bu nedenle, doğru yönetilen her adımın dönüştürücü gücü de yüksek.</p>
<p>Çimsa’nın biyoçeşitliliği yalnızca bir uyum ya da raporlama konusu olarak değil, “doğayla uyumlu büyümenin temel taşı” olarak ele alması bu açıdan önemli.</p>
<p>Şirket, 2030’a kadar etki alanındaki biyoçeşitlilik kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi, 2050’ye kadar ise ekosistemlerin iyileşmesini destekleyen bir etki yaratmayı hedefliyor.</p>
<p>22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü vesilesiyle konuştuğumuz Çimsa Sürdürülebilirlik, İSG ve Çevre Direktörü Neslihan Ergüven, “Doğayı korumak, aynı zamanda yaşadığımız coğrafyaların kültürünü, hafızasını ve geleceğini korumak anlamına geliyor” diyor. Şirketin bu alanındaki faaliyetlerini Neslihan Ergüven’den dinledik:</p>
<p><strong>Hedef ekosistemleri iyileştirmek</strong></p>
<p>“Biyoçeşitliliği yalnızca bir raporlama başlığı ya da çevresel bir yükümlülük olarak görmüyoruz. Biyoçeşitlilik, toplumla birlikte sahiplenilmesi gereken ortak bir değer. Çünkü doğayı korumak, aynı zamanda yaşadığımız coğrafyaların kültürünü, hafızasını ve geleceğini korumak anlamına geliyor. Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel taşı. Bu yaklaşım doğrultusunda, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan Karasal Yaşam hedefini temel referans noktamız olarak benimsedik. Amacımız; 2030 yılına kadar etki alanımızdaki biyoçeşitlilik kaybını durdurmak ve tersine çevirmek, 2050 yılına kadar ise hem kendi operasyonlarımızda hem de değer zincirimizin tamamında ekosistemlerin iyileşmesini destekleyen bir etki yaratmak.”</p>
<p><strong>Adımlarımızın etki gücü yüksek</strong></p>
<p>“Çimento sektörü, hem karbon hem de arazi kullanımı açısından geniş bir etki alanına sahip. Etkisi yüksek olan bir sektörde faaliyet göstermek, etkileri doğru yönetmeyi ve doğru alanlarda iyileştirme sağlayabilmeyi çok daha kritik hale getiriyor. Çünkü burada atılan her adımın dönüştürme gücü de aynı ölçüde yüksek. Bu nedenle yaklaşımımızı, doğayla olan etkileşimimizi daha bilinçli, daha ölçülebilir ve daha dengeli hale getirmek üzerine kuruyoruz. Özellikle ocak sahaları ve geniş arazi varlıklarının bulunduğu sahalarda, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik uygulamalar planlama ve karar alma süreçlerimizin içinde yer alıyor. Bu çalışmaların temelini, uluslararası iyi uygulamalarla uyumlu azaltma hiyerarşisi yaklaşımı oluşturuyor. İrlanda’daki Mannok tesisimizde 2025 yılında üst üste beşinci kez hayata geçirdiğimiz Kestrel Cam (Atmaca Kamerası) uygulaması, bu çalışmaların en bilinenlerinden biri. Ocak sahası içerisinde yuvalanan bir kerkenez çiftinin canlı izlenmesini sağlayan uygulamayla, popülasyonu azalan bir tür için farkındalık yaratarak, eğitim ile araştırma faaliyetlerini destekliyoruz. Çiftin 2025 sezonunda alana dönerek yavrularını başarıyla büyütmesi, saha içindeki uygun habitatların korunmasının ne kadar kritik olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca Mannok sahalarımızda yerel İrlanda bal arısı kolonilerini destekliyoruz. Türkiye’de de Eskişehir Fabrikamızın güneyinde yer alan sulak alan, ekosistem yaklaşımıyla ele aldığımız ve biyoçeşitlilik açısından öne çıkan alanlardan biri. Fabrika sınırları içindeki kullanım süresi tamamlanmış ocak sahasının zamanla birçok kuş ve memeli türü için beslenme ve üreme alanına dönüşmesi, alanın korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından önemli bir örnek oluşturuyor.”</p>
<p><strong>Sakallı Akbaba’dan Akkuyruklu Kartal’a </strong></p>
<p>2025 yılında odağımızı, Eskişehir Fabrikamız bünyesindeki iki ayrı lokasyon için bir Biyolojik Çeşitlilik Yönetim Planı hazırlamaya yönelttik. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) ve Çimento Sürdürülebilirlik Girişimi (ÇSG) rehberleri ile Doğa Koruma Merkezi’nin teknik desteğiyle geliştirilen bu planın temel amacı, flora, fauna ve habitatlar üzerindeki potansiyel etkileri öngörmek, bu etkileri önlemek veya en aza indirmek için saha uygulamalarını belirlemek üzerine odaklanıyor. Aynı zamanda çalışanlar, öğrenciler ve yerel paydaşlarla yürütülen farkındalık çalışmalarıyla bu yaklaşımı sahayla sınırlı kalmayan, ortak sahiplenilen bir dönüşüm haline getirmeyi hedefliyoruz.</p>
<p>Bu süreçte belirlediğimiz 2 lokasyona toplam 34 saha ziyareti gerçekleştirildi ve 76 farklı canlı türü tespit edildi. Kocaçöven ve Külgüzeli gibi önemli fl ora türlerinin yanı sıra; Sakallı Akbaba, Kaya Kartalı ve Akkuyruklu Kartal gibi kritik kuş türleri, Benekli ve Kara Kaplumbağa gibi sürüngenler ile Su Samuru, Boz Ayı ve Anadolu Kör Köstebek Faresi gibi memeli türlerinin alanı aktif olarak kullandığı belgelendi. Bu veriler, Eskişehir sahasının biyolojik çeşitlilik açısından taşıdığı değeri somut biçimde ortaya koydu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>VERİYE DAYALI ORTAK DİL</strong></span></p>
<p>“Bugün yaklaşık 50’ye yakın lokasyonumuzun her biri, biyoçeşitlilik ve doğa ile olan etkileşimleri açısından ele alınıyor. LEAP yaklaşımı; hangi lokasyonlarda risklerin, bağımlılıkların ve fırsatların daha öncelikli olduğunu ortaya koyarken, sahada alınacak aksiyonların seçiminde de yol gösterici oluyor. Böylece kaynaklarımızı en yüksek etkiyi yaratabileceğimiz alanlara yönlendirebiliyor, alınan kararları veriye dayalı bir zemine oturtabiliyoruz. Global ölçekte kabul gören bu metodoloji sayesinde, biyoçeşitlilik yönetimimizi kurum genelinde ortak bir dille ele alıyor; stratejiden operasyona uzanan süreçlerde doğayı karar mekanizmalarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyoruz.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YAKLAŞIMIMIZIN TEMELİ ‘NET POZİTİF ETKİ’</strong></span></p>
<p>Maden sahası rehabilitasyonu, sürdürülebilirlik perspektifinde bugün dünyada en çok konuşulan başlıklardan bir tanesi. Çimsa için maden sahası rehabilitasyonunda başarının, yüzeydeki görünümü iyileştirmekle sınırlı bir konu olmadığını ifade eden Neslihan Ergüven, “Asıl hedefimiz, faaliyetlerimiz esnasında habitat kaybını engelleyerek var olan yaşam alanlarının devamlılığını sağlarken kullanım öncesine kıyasla ekolojik açıdan daha da güçlü bir duruma taşımak. Bu yaklaşımı ‘net pozitif etki’ anlayışıyla ele alıyoruz. Bu nedenle değerlendirmelerimizi; yerel türlerin alana yeniden geri dönmesi, habitatların işlevselliğini kazanması ve ekosistemlerin doğal döngülerle yeniden bütünleşmesi üzerinden yapıyoruz. Rehabilitasyonu tek seferlik bir uygulama olarak değil, zaman içinde gelişen ve izlenen bir süreç olarak görüyoruz” diyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biyocesitlilik-dogayla-uyumlu-buyumenin-temel-tasi-79824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/4/1280x720/neslihan-erguven-1779427490.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin temel taşı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aluminyumda-kara-kugu-alarmi-79822</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alüminyumda &#039;kara kuğu&#039; alarmı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe4694d5e4-1779426409.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel alüminyum piyasasında dengeler hızla bozuluyor. İran savaşı sonrası Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, hem hammadde akışını hem de bölgedeki eritme tesislerinin faaliyetlerini ciddi şekilde zayıflatırken, piyasada “kalıcı arz açığı” endişesi büyüyor. Uluslararası Alüminyum Enstitüsü’nün (IAI) verilerine göre küresel birincil alüminyum üretimi nisan ayında günlük ortalama 197,4 bin tona geriledi. Toplam aylık üretim ise yüzde 5,3 düşüşle 5,92 milyon tona indi. Böylece küresel üretimde hem aylık hem yıllık bazda dikkat çekici bir yavaşlama yaşandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe51d6d3ea-1779426589.png" alt="" width="341" height="288" />Piyasanın asıl kırılma noktası ise Körfez bölgesinde ortaya çıktı. Bölgedeki üretim nisan ayında aylık bazda yüzde 29, yıllık bazda ise yüzde 34,6 gerileyerek 330 bin tona düştü. Bu rakam, Kasım 2013’ten bu yana görülen en düşük üretim seviyesi oldu.</p>
<h2>Körfez üretimi sistem için kritik</h2>
<p>Körfez ülkeleri savaş öncesi dönemde küresel alüminyum arzının yaklaşık yüzde 9’unu karşılıyordu. Ancak Çin dışındaki piyasa açısından bakıldığında bu oran yüzde 25’e kadar çıkıyor.</p>
<p>Özellikle Japonya’nın alüminyum ithalatının yüzde 28’i, ABD’nin ise yüzde 21’i bölgeden sağlanıyor. Bu nedenle üretimdeki sert düşüş yalnızca bölgesel değil, küresel tedarik zinciri açısından da kritik görülüyor.</p>
<p>IAI Genel Sekreteri Jonathan Grant, açıklanan nisan verilerinin henüz “dip seviye” olmayabileceğini belirterek, “Körfez eritme tesisleri Hürmüz üzerinden hammadde tedarik edemiyor. Alternatif kara yolları üzerinden sistemi ayakta tutmaya çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>“2000 sonrası en büyük arz şoku”</h2>
<p>Emtia ticaret devi Mercuria’nın metal araştırmaları başkanı Nick Snowdon’a göre piyasada yaşanan gelişmeler sıradan bir arz daralmasının ötesine geçmiş durumda.</p>
<p>Snowdon, “Alüminyum piyasasında gördüğümüz arz şoku muhtemelen 2000 sonrası dönemde baz metal piyasalarının yaşadığı en büyük tek arz şoku” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Mercuria, yıl sonuna kadar küresel piyasada en az 2 milyon tonluk açık oluşabileceğini tahmin ediyor. Bu rakamın daha da büyüyebileceği belirtiliyor. Çünkü mevcut görünür ve görünmeyen küresel stokların toplamı yalnızca 3 milyon ton civarında bulunuyor.</p>
<p>Piyasada dikkat çeken bir diğer unsur ise Çin’in pozisyonu. Dünyanın en büyük üreticisi olan Çin’de üretim sınırı yıllık 45 milyon ton ile sınırlı. ABD ve Avrupa’da ise yeniden devreye alınabilecek ciddi bir atıl kapasite bulunmuyor.</p>
<p>Bu nedenle Körfez’de yaşanan kaybın kısa sürede telafi edilmesi zor görülüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fiyatlarda çıkış sürüyor</span></h2>
<p>Arz endişeleri Londra Metal Borsası’nda sert fiyat hareketlerini beraberinde getirdi. Alüminyum fiyatları bu hafta ton başına 3.672 dolara çıkarak son dört yılın zirvesini gördü. Fiziki piyasadaki primler de tarihi seviyelere ulaştı. ABD’de fiziki metal primi pound başına 1,14 dolar ile rekor kırarken, Avrupa’da ton başına 599 dolar seviyesine ulaşıldı. Piyasadaki yükseliş yalnızca kısa vadeli tedarik sorunlarından kaynaklanmıyor. Analistler, dünyanın önemli bölümünde yeni kapasite eksikliği nedeniyle sistemin yapısal olarak kırılgan hale geldiğine dikkat çekiyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aluminyumda-kara-kugu-alarmi-79822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/aluminyum1.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle Körfez bölgesinde alüminyum üretimi son 10 yılın en düşük seviyesine inerken, Londra Metal Borsası’nda fiyatlar 3.670 doların üzerine çıktı. Analistler, küresel piyasada bu yüzyılın en büyük baz metal arz şoklarından birinin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/24-hisse-yuksek-performansla-cikti-yillik-yuzde-32-enflasyonu-geride-birakti-79821</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> 24 hisse yüksek performansla çıktı, yıllık yüzde 32 enflasyonu geride bıraktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Enflasyonun yılbaşından bu yana %14,64 ve yıllıkta %32,37 yükselmesine karşın 24 hisse yüksek getirisiyle yatırımcısına derin bir nefes aldırdı. Listenin zirvesinde %472 gibi yüksek kazançla Katılımevim yer alırken en alttaki şirket dahi %33 ile enflasyonu yenmeyi başardı.</strong></p>
<p>Yatırımcının, amansız enflasyon canavarına karşı kendisini koruyan ve reel getiriyi sağlayan hisseleri coşkuyla kucaklamasının anlaşılır bir tarafı bulunuyor. Yüzde 472,31 getiriyle zirvede yer alan Katılımevim veya onu %242,34 ile takip eden Destek Finans Faktoring gibi hisselerde yaşanan yüksek çıkışlar, borsada doğru hisselerde konumlanıldığında güçlü kazanç kapısının aralanabileceğini kanıtlarken yatırımcısının da iştahını kabartıyor. Ancak bu yüksek primlerin ne kadarının kârlılıktan, ne kadarının yön arayan sıcak paranın yarattığı momentumdan beslendiğini görebilmek önemli. Aksi taktirde masadan ağır bedel ödeyerek kalkma riski her zaman mümkün.</p>
<p><strong>Yüksek getiriye ulaşanlar</strong></p>
<p>Haziran 2023’te borsaya gelen Katılımevim ilk açılışını düzeltmiş verilerle 1,16 TL’den gerçekleştirirken şimdilerde 122 TL’nin üzerinde işlem görüyor. Şirket borsaya geldiği günden bu yana hem gelirini hem de kârını düzenli artırıyor. Üç aylıkta da gelirini %40 dönem sonu kâr artışını %203 büyüttü. Firmaya yönelik yatırımcı beklentisi güçlü.</p>
<p>Destek Finans Faktoring Şubat 2025’te halka arz edilirken, tavan serisiyle başladığı çıkışını arada kâr satışları yaşasa da sürdürdü. Son üç haftadır satışların etkisiyle gerilerken ilk işlemden bu yana %3.452 yükseliş kaydetti. Üç aylık dönemde faktoring gelirini %5 düşüren şirket, dönem sonunda %109 artış ile 1,18 milyar TL kâr açıkladı.</p>
<p><strong>Getirisi zayıf kalan</strong></p>
<p>Ağustos 2023’te borsada işlem görmeye başlayan İzdemir Enerji, yüksek bir performansla Eylül 2023’te 18,58 TL’ye kadar yükseldi. Sonrasında kâr satışlarıyla gerileyen hisse, son bir yılda tekrar yönünü yukarı çevirdi. Ancak mevcut fiyatı zirvesinin gerisinde. Firma, ilk çeyrekte zararını 565,2 milyon TL’ye çıkardı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe2d093db5-1779426000.png" alt="" width="900" height="481" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>BUGÜN MÜ, GELECEK Mİ?</strong></p>
<p>Bugün; somut gerçeklik, hızlı fayda, belirsizlikten kaçış, anlık fırsat. Tüketim tuzağı, vizyon darlığı, bileşik getiri kaybı, hazırlıksız yakalanma. Gelecek; bileşik büyüme, vizyon, bağımsızlık, krize hazırlık, yüksek getiri. Belirsizlik, erteleme yorgunluğu, zaman riski, hatalı karar riski.</p>
<p><strong>Döviz ağırlıklı yeni işlerle gelirini büyütürken belli bir ivme yakaladığı gözleniyor</strong></p>
<p>Aldığı projeler Orge Enerji’nin cirosunu ne kadar büyütebilir? ● Hasan Koray</p>
<p>Hasan, Orge Enerji’nin yılın ilk beş ayında aldığı projeler, şirketin yıl sonu cirosunu büyütme ihtimalinden ziyade, bu büyümeyi daha çok oransal olarak garanti altına aldığını gösteriyor. Henüz yılın ilk yarısı dahi dolmadan 1,83 milyar TL eşdeğerindeki yeni iş ilişkisine imza atması, 2025 yılının tamamında elde ettiği 3,85 milyar TL hasılatın %47,6’sını taahhüt altına alması anlamına geliyor. Öte yandan siparişlerin yarısından fazlasının döviz cinsinden olması bilançosunu kur riskine karşı korurken, enflasyonist ortamda kâr marjını büyütebilecek.</p>
<p><strong>İlk çeyrekteki net borç artışı büyüme hamlesinde gizli. Kasadan çıkan nakitle alakalı</strong></p>
<p>MLP Sağlık’ın artan borçluluğu nedeniyle risk oluşma ihtimali var mı? ● Çetin Kekeç</p>
<p>Çetin, MLP Sağlık'ın bir önceki döneme göre yılın ilk çeyreğinde net borcunun %15 artarak 15,1 milyar TL’ye çıkması ilk bakışta tedirginlik yaratsa da, detaylara inildiğinde bu artışın yapısal bir krizden ziyade yönetilebilir bir nakit sıkışıklığı olduğu görülecektir. Şirketin finansal borçlarının %4 gerileyerek 21 milyar TL’ye düşmüş olması önemli. Bu itibarla net borçtaki artış yeni kredi kullanımından ziyade, dönen varlıklardaki %7’lik erimeden kaynaklanıyor. Yani şirketin elindeki nakdin işletme sermayesi için harcanmasıyla alakalı bir durum.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>BSH fonu bankalara yatırımda bulunmak isteyenlere yıllık %22 kazandırdı</strong></p>
<p>Atlas Portföy’ün idare ettiği Bankacılık Sektörü Hisse Senedi Serbest Fon (BSH), Aralık 2024’ten bu yana işlem görüyor. Şubatta 1,28 TL ile en yüksek seviyesini görse de şimdilerde gerisinde duruyor. Mevcut seviyeler, işlem görmeye başladığı ilk fiyatın sadece %0,5 yukarısında. Zayıf bir performans sergileyen fona en yüksek nakit girişi 17,6 milyon TL ile şubatta gelse de martta 6,9 milyon TL’si çıktı. Mayısta çıkan tutar ise 1,3 milyon TL. Fonun büyüklüğü ise 6,54 milyon TL düzeyinde. BSH, bankacılık sektörüne yatırım stratejisi ile yaklaşım sergiliyor. Sektör potansiyelinden istifade etmek isteyenlere hitap ediyor. Son bir yılda getirisi sadece %21,95 düzeyinde kaldı. Aynı zaman zarfında %44,93 yükselen endeksin gerisinde duruyor. Portföyde ağırlıklı olarak Akbank, YKB, İş C ve Garanti Bankası bulunuyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Koray GYO, piyasadan %54,34 bileşik faizle 200 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Koray GYO, 20.05.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 200.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %46, bileşik faizi %54,34 olarak belirlendi. 97 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 25.08.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %12,22 düzeyinde. 20 Mayıs itibarıyla TLREF %39,98 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Koray GYO’nun verdiği %46 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 6,02 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Finansman bonosu, piyasada TRFKRYG82616 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe2af1572b-1779425967.png" alt="" width="233" height="182" /></strong><strong>Limak Doğu nisandan itibaren çıkışı ile dikkat çekti. Fonların payı güçlü yükseldi</strong></p>
<p>Limak Doğu Anadolu Çimento’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %79,87 ile toplamda 11,29 milyon lot artarak 25,42 milyon lot oldu. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 52’den 53’e çıktı. VPS fonu 10,1 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, DTL 158,8 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 2 aracı kurum öneride bulunurken 1 kurum model portföyüne aldı. En yüksek hedef fiyatı Alnus Yatırım 41,48 TL ile verdi. En düşük öneri 40,00 TL ile Oyak Yatırım’dan geldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe29b5a81e-1779425947.png" alt="" width="988" height="242" /></strong><strong>GÜBRE FABRİKALARI</strong></p>
<p><strong>Bağlı madencilik iştiraki kapasite artışına gidiyor. Yüklenici firmayla anlaştı</strong></p>
<p>Gübre Fabrikaları’nın %100 iştiraki Gübretaş Maden, Faz-1 kapasite artışı ve Faz-2 tesis yatırımları kapsamındaki inşaat taahhüt işleri için ihaleyi kazanan firmayla sözleşmeyi imzaladı. Anlaşmayla şirket, maden sahasındaki üretim altyapısını fiziki olarak genişletme aşamasına geçmiş oldu. Madencilikte rezervleri verimli işleyebilmek için kapasite artırıcı yatırımlar şarttır. Eski ve sınırlı kapasiteyle devam etmeye göre, yeni tesis kurulumları için harekete geçmek operasyonel büyüme adımıdır. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte kârlılık potansiyeli artacaktır.</p>
<p><strong>KİMTEKS POLİÜRETAN</strong></p>
<p><strong>Sektörde büyüme amacıyla satın alma yoluna başvurdu. Kobe’nin %80’ine sahip oldu</strong></p>
<p>Kimteks Poliüretan, sektörde faaliyet yürüten Kobe Poliüretan firmasının sermayesinin %80’lik kısmını 77,1 milyon TL emisyon primli sermaye artırımı yoluyla satın aldı. Şirket, söz konusu hamlesiyle birlikte doymuş poliester reçine ve prepolimer üretimi yapan tesisle ürün gamını genişletme yoluna gitmiş oldu. Sanayi alanındaki firmalar pazarlarını artırmak için inorganik büyüme stratejisini zaman zaman kullanabilmekte. Hedeflenen kapasiteyi sıfırdan inşa etmek yerine, halihazırda üretim yapan ve müşterisi olan sistemi satın alarak zaman kazancı anlamına gelmekte.</p>
<p><strong>SANİFOAM ENDÜSTRİ</strong></p>
<p><strong>Sakarya’daki alanını büyütüyor. Fabrikasını genişleterek avantaj elde edecek</strong></p>
<p>Sanifoam Endüstri, Sakarya Hendek’teki 23 bin metrekarelik fabrika arazisini genişletmek amacıyla bitişikteki 5 bin metrekarelik ilave arsanın tahsisi ve birleştirilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğüne başvurdu. Şirket girişimiyle birlikte, operasyonel kapasitesini fabrikasının olduğu lokasyonda yoğunlaştırma yönünde harekete geçmiş oldu. Sanayi üretiminde büyüme ihtiyacı doğduğunda tesisleri fiziksel olarak genişletmek lojistik avantajlar sağlar. Üretimi farklı alanlara bölmek yerine, fabrikayı genişleterek tek merkezde sürdürmek avantaj sağlar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/24-hisse-yuksek-performansla-cikti-yillik-yuzde-32-enflasyonu-geride-birakti-79821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 24 hisse yüksek performansla çıktı, yıllık yüzde 32 enflasyonu geride bıraktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/145-milletvekili-hakkinda-1060-dokunulmazlik-dosyasi-var-79820</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> 145 milletvekili hakkında 1060 dokunulmazlık dosyası var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Meclis’e gelen fezleke sayısı 60’a dayandı.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllara oranla bu dönem CHP’li milletvekilleri hakkında gelen fezleke sayısı neredeyse DEM’li milletvekillerine yaklaştı. 28. Dönem Meclisteki dokunulmazlık dosyası binin üzerini geçti. 145 milletvekiline ait toplam dokunulmazlık dosya sayısı 1060’ı buldu. TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda 28’nci dönemde milletvekilleri hakkında yaklaşık 1060 dosya bulunuyor. Bu dosyalardan 692’si 27. dönemden devreden fezlekeler. 56 dosya ile Genel Başkanlar arasında rekor CHP Genel Başkanı Özgür Özel’de. Özel’e açılan yeni soruşturmalar kapsamında Meclis’e gelecek yeni fezlekeler ile birlikte dosa sayısının 60’a yükselmesi bekleniyor. Fezlekeler arasında en fazla DEM ve CHP milletvekillerine ait dosya yer aldı. Dosyalardan, 43 milletvekiline ait 630 dokunulmazlık dosyası DEM, 71 milletvekiline ait 332 dokunulmazlık dosyası CHP, 42’ı TİP, 9 milletvekili ile 31’ü İYİ Parti, 9 milletvekili ile 11’i MHP, 5 milletvekili ile 8’i AK Parti, 5 dosya ise 3 bağımsız milletvekiline ait. Bir dosya ise Yeni Yol Partisi’ne ait. Siyasi parti genel başkanları arasında rekor ise CHP Genel Başkanı Özel’de. Özel'in hakkında 56 dokunulmazlık dosyası bulunuyor. Özel hakkında, 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından, iktidara ve kamu görevlilerine yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle hazırlanan onlarca dokunulmazlık dosyası Meclis’e ulaştı. DEM Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz, hakkında hazırlanan 80’den fazla dokunulmazlık dosyası ile zirvede yer aldı. TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda 145 milletvekiline ait 1060 dokunulmazlık dosyası bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/145-milletvekili-hakkinda-1060-dokunulmazlik-dosyasi-var-79820</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/7/1280x720/ozgur-ozel-1759842222.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 145 milletvekili hakkında 1060 dokunulmazlık dosyası var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muzeler-unutmanin-karsisinda-duran-mekanlar-79817</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Müzeler, unutmanın karşısında duran mekânlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Müzeler Günü, her yıl 18 Mayıs'ta müzelerin toplumdaki işlevi ve önemi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla kutlanıyor. Bu kapsamda, içinde bulunduğumuz bu hafta, ülkemizde Müzeler Haftası olarak etkinliklere sahne oluyor.</p>
<p>Bir şehri anlamanın yolu bazen caddelerinden değil, sessizliğinden geçer. O sessizliğin en yoğun duyulduğu yerlerse çoğu zaman kütüphaneler ve müzelerdir. Çünkü müzeler yalnızca eski eşyaların, tabloların, belgelerin, heykellerin korunduğu mekânlar değildir; bir toplumun kendisine söylediği uzun cümlelerin saklandığı hafıza odalarıdır.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe0455b397-1779425349.png" alt="" width="700" height="467" />İnsan bazen bir müzede, bir vitrinin önünde kendi hayatıyla karşılaşır. Çocukluğunda evlerinde bulunan bir radyoyu, bir kahve değirmenini, büyükannesinin kullandığı danteli, eski bir tramvay biletini ya da yıllardır görmediği bir daktiloyu gördüğünde aslında yalnız geçmişe bakmaz; zamanın içindeki kendi yerine de bakar. Nesnelerin bir geçmişi olduğunu, zamanın birikerek anlam kazandığını hisseder. Müze dediğimiz şey, biraz da insanın faniliğe karşı geliştirdiği en zarif direnme biçimlerinden biridir.</p>
<p><strong>Unutmanın ilacı</strong></p>
<p>Bugün hız çağında yaşıyoruz. Görmeden bakıyor, okumadan geçiyor, dinlemeden cevap veriyoruz. Her şeyin sürekli yenilendiği, tüketildiği, unutulduğu bir dönemde <em>“saklamak”</em> neredeyse eski moda bir davranış gibi görülüyor. Oysa insanı insan yapan şeylerden biri de neyi korumaya değer bulduğudur.</p>
<p>Müzeler tam da bu yüzden önemlidir; zira bir toplumun müzeleri, aslında neyi unutmak istemediğinin en açık listesidir. Bir arkeoloji müzesindeki küçük bir toprak kap, yalnızca binlerce yıllık bir eşya değildir; o dönemde yaşamış bir insanın ellerinin izidir. Bir ressamın tuvali yalnızca boya değildir; bir çağın ruh hâlinin yansımasıdır. Eski bir fotoğraf makinesi, bir gramofon, bir savaş mektubu, bir göç bavulu… Bunların her biri aslında insanlığın kendisiyle yaptığı sessiz konuşmalardır.</p>
<p><strong>Şehirlerin yeni rekabet alanı</strong></p>
<p>Hafızasını kaybeden toplumların yönünü bulması kolay değildir. Bugün dünyanın birçok yerinde şehirler artık yalnız gökdelenleriyle ya da finans hacimleriyle değil; kültürel derinlikleriyle yarışıyor. Paris’i yalnız Eyfel Kulesi değil, <strong>Louvre</strong> belirliyor. Madrid’in ruhunda <strong>Prado</strong>’nun payı büyük. Floransa’yı Floransa yapan şey yalnız taş binaları değil, Rönesans hafızasını taşıyan müzeleri. Amsterdam’da <strong>Rijksmuseum’</strong>un önünden geçen insan kalabalığı aslında yalnız sanat görmeye gitmiyor; ortak bir insanlık hikâyesine dahil oluyor. Çünkü çağımızda kültür artık yalnız estetik bir alan değil; aynı zamanda ekonomik, sosyolojik ve hatta diplomatik bir güç.</p>
<p>Bugün <em>“deneyim ekonomisi”</em> dediğimiz kavramın merkezinde de biraz bu var. İnsanlar artık yalnız tüketmek istemiyor; anlam kurmak istiyor. Bir şehrin gastronomisini deneyimlemek, eski bir tren garını gezmek, bir çağdaş sanat müzesinde dolaşmak, bir endüstri müzesinde eski makinelerin sesini duymak… Bunların hepsi modern insanın kaybettiği bağı yeniden kurma arayışının parçaları.</p>
<p><strong>Yaşayan müzeler </strong></p>
<p>Türkiye’de de son yıllarda sevindirici bir dönüşüm yaşanıyor. Geleneksel müzeciliğin yanına artık yaşayan, anlatan, deneyim kuran yeni müze anlayışları ekleniyor. Bayburt’un bir dağ köyünde yükselen <strong>Baksı Müzesi</strong>’nin modernle geleneği buluşturan mucizesi, Antakya’da arkeolojik mirası kucaklayan o yaşayan otel-müze (<strong>The</strong> <strong>Museum Hotel Antakya</strong>) deneyimi ya da Anadolu’nun dört bir yanında filizlenen kent ve gastronomi müzeleri bu yüzden değerli. Çünkü insanlar artık yalnız bilgi görmek değil; hikâye hissetmek istiyor.</p>
<p>Gastronomi alanında da bunu görüyoruz. Bir mutfak kültürünü yalnız tariflerle koruyamazsınız. O tarifin piştiği tencereyi, kullanılan kaşığı, o sofranın etrafındaki hikâyeyi, göç yollarını, üretim biçimlerini, toprağı ve hafızayı da korumanız gerekir. Çünkü kültür dediğimiz şey yalnız sonuç değil; süreçtir.</p>
<p><strong>Yeniden bakmayı öğrenmek</strong></p>
<p>Bu dönüşüm özellikle çocukların ve gençlerin müzeyle ilişkisi açısından önemli. Bir müzede yavaş yürümeyi öğrenen çocuk, hayata da başka türlü bakmaya, detayları görmeye başlıyor. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam da bu: Yavaşlayabilmek.</p>
<p>Sürekli akan ekranların içinde insan zihni artık hiçbir şeye uzun süre bakamaz hale geldi. Oysa müzeler insana yeniden <em>“durmayı”</em> ve sessizce bakmayı öğretiyor. Bir tablonun önünde birkaç dakika geçirmenin bile aslında ne kadar büyük bir zihinsel deneyim olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Kütüphanelerden müzelere </strong></p>
<p>Ben çocukluk yıllarımda İstanbul’un kütüphanelerinde uzun saatler geçiren bir kuşağın içinden geldim. Fatih Millet Kütüphanesi’nin o ağır sessizliğini, eski kitap kokusunu, kart kataloglarının önündeki heyecanı bugün hâlâ unutamam. O yıllarda kütüphaneler bana yalnız bilgi değil, zaman duygusu da öğretmişti. Müzelerde hissettiğim şey de biraz aynı aslında. İnsan orada yalnız geçmişe değil, kendi hayatının geçiciliğine de bakıyor.</p>
<p>Bu yüzden müzeler ve kütüphaneler yalnız turist çeken yapılar değil, toplumların vicdanıdır. Neyi koruduğunuz, aslında neye değer verdiğinizi gösterir. Eğer bir toplum geçmişinin izlerini koruyorsa, geleceğe karşı da sorumluluk hissediyor demektir.</p>
<p>Ama yalnız bina yapmak yetmez. Müzecilik biraz da anlatma sanatıdır. Bir objeyi camın arkasına koymakla onu yaşatmak arasında büyük fark vardır. Bugünün başarılı müzeleri tam da bu yüzden ziyaretçiyi yalnız izleyen değil, hisseden bir özneye dönüştürüyor; onları konserlerle, atölyelerle, dijital deneyimlerle yaşayan birer kültür merkezine çeviriyor.</p>
<p><strong>Geleceğin müzelerinde…</strong></p>
<p>Bir gün bugünün dünyası da geçmiş olacak. Şu anda elimizde tuttuğumuz cep telefonu, yazdığımız mesajlar, bulutlarda biriken dijital ayak izlerimiz… Hepsi bir gün geçmişin parçasına dönüşecek... Belki de yarının çocukları bir akıllı telefona bakıp, <em>“Bunu mu kullanıyorlardı?” </em>diye şaşıracak. İşte bu yüzden müzeler yalnızca dünün değil, yarının da meselesidir.<br />Bizden geriye ne kalacak sorusu, insanlık tarihinin en eski ve en can alıcı sorusudur. Müzeler, bu soruya verilmiş en zarif, en kalıcı ve en insani cevaptır. Çünkü bir toplumun müzeleri, aslında o toplumun <em>“ben buradaydım ve bunlar benim için önemliydi”</em> deme biçimidir. Unutmak kolaydır. Saklamak ise irade ve özen ister.<br />Müzeler, işte bu iradenin en somut halidir. Sessiz odalarında durup bize fısıldadıkları tek şey şudur:<br /><em>“Geçmişini koruyan, geleceğini de korur. Bu hafta bir müzeye gidin; geçmişle buluşun, geleceğe dokunun.”</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muzeler-unutmanin-karsisinda-duran-mekanlar-79817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Müzeler, unutmanın karşısında duran mekânlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sosyal-guvenlikte-gercege-aykiri-islemler-ve-yaptirimlar-79816</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sosyal güvenlikte gerçeğe aykırı işlemler ve yaptırımlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sosyal güvenlik sisteminde gerçeğe aykırı belge ve bildirimler, hem SGK’nın mali yapısını hem de sosyal güvenlik hakkının adil kullanımını olumsuz etkiliyor. Haksız prim teşviki, sahte sigortalılık ve gerçeğe aykırı emeklilik işlemleri ağır mali ve cezai yaptırımlara yol açarken, SGK usulsüz işlemleri faiziyle geri alabiliyor.</strong></p>
<p><strong>Genel olarak sosyal güvenlik sistemi;</strong> kişilere belirli sosyal riskler (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, yaşlılık, ölüm, işsizlik) karşısında gelir ve sağlık güvencesi sağlamayı amaçlamaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede, sosyal güvenlik hem aktif çalışma dönemi hem de sonrası için kişilere güvence sağlamaktadır.</p>
<p>Ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemi; iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigorta kollarını kapsayan <strong>“kısa vadeli sigorta kolları”,</strong> malullük, ölüm ve yaşlılık sigorta kollarını kapsayan <strong>“uzun vadeli sigorta kolları”</strong> ile sağlık hizmetlerini kapsayan <strong>“genel sağlık sigortası”</strong>ndan oluşmakta, bunun dışında <strong>işsizlik sigortası</strong> kapsamında da çeşitli yardımlar sağlanmaktadır.</p>
<p>Türk sosyal güvenlik sistemi, sosyal sigorta tekniğine dayalı yapısı içerisinde çalışanlar yaptıkları faaliyetlere göre; <strong>“iş sözleşmesine göre çalışma”</strong>, <strong>“kendi adına ve hesabına serbest çalışma”</strong> ve <strong>“memur veya kamu görevlisi olarak çalışma”,</strong> şeklinde gruplara ayrılmış ve her bir grup yönünden farklı sosyal sigorta programı ve yararlanma şartları öngörülmüştür.</p>
<p>Yine, sosyal güvenlik mevzuatında, işverenler ve sigortalılar için çeşitli yükümlülükler getirilmiş ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi belli kurallara bağlanmıştır.</p>
<p>Örneğin; <strong>bir kişinin SGK’ya 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olarak bildirilebilmesi için</strong>, işçi ve işveren arasındaki ilişkinin kural olarak iş sözleşmesine/hizmet akdine dayanması ve iş sözleşmesinin bütün unsurlarının (işçinin iş görme ediminin yerine getirilmesi, işverenin ücret ödemesi, işverene bağımlılık, süreklilik) bulunması gerekmektedir.</p>
<p>Aynı şekilde, <strong>bir sigortalının SGK’dan emekli olabilmesi için</strong>, kanunda belirtilen şartları (sigortalılık süresi, prim gün sayısı, yaş) yerine getirmiş olması ve sigortalılık hizmetlerinde gerçeğe aykırı olarak nitelenebilecek bir durumun olmaması gerekmektedir.   </p>
<p>Diğer taraftan, <strong>kayıt dışı istihdam (sigortasız çalışma/çalıştırma)</strong> sosyal güvenlik sisteminin mali yapısını nasıl olumsuz etkiliyorsa, <strong>gerçeğe aykırı sigortalılık ve gerçeğe aykırı işlemler</strong> de aynı şekilde olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>Uygulamada zaman zaman çeşitli amaçlarla SGK’ya gerçeğe aykırı belge, bildirge ve beyanname verilebilmektedir.</p>
<p>Buradaki amaç;</p>
<p>- Daha az sigorta primi ödemek,</p>
<p>- Yararlanılamayacak olan sigorta primi teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak,</p>
<p>- Özel nitelikteki inşaat isleri ve ihale konusu islerde asgari isçilik tutarını tamamlamak,</p>
<p>- İş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından haksız olarak yararlanmak şeklinde olabilmektedir.</p>
<p><strong>Gerçeğe aykırı bildirimler ve yaptırımlar</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatına göre, SGK’ya verilmesi gereken belge, bildirge ve beyannamelerin (sigortalı işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi)  daha az sigorta primi ödemek, yararlanılamayacak olan sigorta primi teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat isleri ve ihale konusu islerde asgari isçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından haksız menfaat sağlamak gibi amaçlarla <strong>kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği</strong> hususunun <strong>mahkeme kararıyla, SGK’nın denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca,(Müfettiş ve Denetmenlerce) fiilen yapılan denetimler sonucunda</strong> veya <strong>işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden</strong> ya da <strong>kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde</strong> veya <strong>kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen</strong> belge veya alınan bilgilerden tespit edilmesi halinde;</p>
<p>- Gerçeğe aykırı işlemler (yararlanılan teşvikler, bağlanan emekli aylığı, verilen ilişiksizlik belgesi, ödenekler vd. ) iptal edilmekte,</p>
<p>- SGK tarafından yapılan yersiz harcamalar (sağlık harcamaları, ödenen emekli aylıkları yersiz yararlanılan teşvikler vd.) faiziyle geri alınmakta,</p>
<p>- İlgili kişiler hakkında SGK hukuk birimleri tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü (Resmi belgede sahtecilik), 206’ncı (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan)  ve 207 nci ( Özel belgede sahtecilik) maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmakta,</p>
<p>- Gerçeğe aykırı bildirimler sonucunda SGK’ya prim ödenmiş olduğunun tespiti halinde, ödenen primler Kuruma irat kaydedilmektedir.</p>
<p><strong>Örneğin:</strong> Yapılan bir denetim neticesinde, (X) işverenine ait bir işyerinden, A kişisinin fiilen çalışmadığı halde, 2020/Ocak-2025/Aralık döneminde SGK’ya bildirildiği ve bu sigortalılık hizmetleri de dikkate alınarak ilgili kişiye 2026/Ocak ayından itibaren SGK tarafından yaşlılık aylığı bağlandığının denetim raporu ile tespit edildiğini varsayalım.</p>
<p>Bu durumda, SGK tarafından bu kişinin 2020/Ocak-2025/Aralık dönemine ait sigortalılık hizmetleri iptal edilecek, gerçeğe aykırı bu sigortalılık hizmetinden dolayı sigorta primi ödenmişse, bunlar SGK tarafından irat kaydedilecek, 2026/Ocak ayından itibaren ödenmiş olan emekli aylıkları ve varsa yapılmış olan sağlık harcamaları faiziyle geri alınacak, ayrıca hem işveren, hem de ilgili kişi hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.</p>
<p><strong>Kasten haksız menfaat amacı </strong><strong>olmadan yapılan hatalı işlemler</strong></p>
<p>Diğer taraftan, haksız menfaat elde etme amacı güdülmeden, aynı işverene ait birden fazla işyerinin bulunması ve sigortalıların fiilen çalıştırıldığı tespit edilen işyerinden değil de aynı işverene ait (fiilen çalışmadığı) diğer bir işyerinden bildirim yapıldığının tespit edilmesi ve düzenlenen raporda sigortalılara ait belgelerin, fiilen çalıştırıldığı işyerine aktarılmasının önerilmesi halinde; bildirim yapılan işyerinden yasal süresinde verilen belgeler ile bu belgelere ilişkin tahsilatların aktarım işlemi yapılmaktadır.</p>
<p><strong>Örneğin; </strong>(A) ve (B) işyerlerinin aynı işverene ait olduğu, (A) işyeri hakkında yapılan denetim sonucunda düzenlenen denetim raporunda, (A) işyerinden bildirilen 3 sigortalının, (B) işyerinde fiilen çalıştırıldığının <strong>muvazaalı bir durum söz konusu olmadan tespit edildiği</strong> ve bu bildirimlerin (B) işyerine aktarılmasının önerildiği varsayıldığında; sigortalılara ilişkin yükümlülüklerin (A) işyerinden yasal süreler içinde yerine getirildiğinin anlaşılması halinde, her hangi bir idari para cezası, gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmadan, sigortalı hizmetleri ile varsa bu hizmetler karşılığında yapılan tahsilatlar (B) işyerine aktarılacaktır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak; </strong>daha az sigorta primi ödemek, yararlanılamayacak olan sigorta primi teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat isleri ve ihale konusu islerde asgari isçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarından sağlanan yardımlardan (geçici iş göremezlik ödeneği, emekli aylığı, sağlık hizmeti vd.) haksız menfaat sağlamak amacıyla SGK’ya gerçeğe aykırı belge, bildirge ve beyanname (sigortalı işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) verilmesinin hem mali, hem de cezai ağır yaptırımları bulunduğundan işverenlerin ve ilgili kişilerin gerçeğe aykırı olarak kabul edilen bu işlemlere başvurmadan önce bir kere daha düşünmelerinde fayda vardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sosyal-guvenlikte-gercege-aykiri-islemler-ve-yaptirimlar-79816</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sosyal güvenlikte gerçeğe aykırı işlemler ve yaptırımlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-platformlar-buyuyunce-devlet-geri-doner-79815</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dijital platformlar büyüyünce devlet geri döner</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>2023’te gelişmekte olan ülkelerde faizler yükselmeye başladığı için bu şirketlerin hisselerine akan fonlar azaldı. Gojek’in değeri 6-7 milyar dolar civarına düştü. Grab ise 20 milyar dolara yakın bir değere sahip. Şimdi Softbank iki şirketi birleştirip hisselerinin değerine değer katmak istiyor.</strong></p>
<p>Bu hafta Singapur’daydım. Singapur’da araç çağırmak için Uber uygulamasını açarsanız, otomatik olarak Grab diye başka bir uygulamaya bağlanıyorsunuz. Grab için “Singapur’un Uber”i diyebiliriz. Uber, 2018’de Grab ile baş edemeyeceğini anlayınca, Grab’in %27,5 büyüklüğündeki hissesi karşılığında operasyonlarını devrederek Güneydoğu Asya pazarından çekilmiş. Bugün Filipinler’den Tayland’a, Vietnam’dan Endonezya’ya 600 milyon nüfusun yaşadığı bu büyük pazarda Grab ile beraber bir de Gojek diye bir süper uygulama var. Bu iki uygulama taksiden, yemeğe, ödemelerden e-ticarete ve hatta mikrokrediye kadar birçok hizmetin altyapısını sağlıyor. Grab ve Gojek, birleşmeyi planlıyor ve bu nedenle de ortalık karışık. Gelin, Güneydoğu Asya’da süper uygulamalar nasıl stratejik altyapı haline geliyor, beraber inceleyelim.</p>
<p>2020’de “Dünyanın en büyük Müslüman teknoloji şirketi neden bizden değil Endonezya’dan çıktı?” başlıklı yazımda, Endonezyalı Gojek’in motosikletle yolcu taşımaktan finansa kadar birçok alanda hizmet veren bir “süper uygulama” haline gelişinin hikâyesini incelemiştim. O zaman Türkiye’den ilk defa milyar dolarlık şirket çıktı diye sevinirken, Gojek’in değeri 10 milyar dolardan fazlaydı. Hatta Gojek’in kurucusu Nadiem Makarim işlerini profesyonellere devredip 2024’e kadar Endonezya’da eğitim bakanı olarak görev yaptı.</p>
<p>O günden beri Endonezya merkezli Gojek ve Singapur merkezli Grab Güneydoğu Asya’nın her yerinde rekabet halinde. Gelişmekte olan ülkelerde bu uygulamaların ana işlevi, zaten kayıt dışı olan kuryelik gibi pazarları formel hale getirip hem tüketiciye daha iyi hizmet sunmaları hem de çalışanların refah seviyesini artırmaları. Dolayısıyla zengin ülkelerde bu hizmetlerin zaten kısıtlı ve kayıt altında olduğu durumlarla karıştırmamak lazım.</p>
<p><strong>İki şirket birleşirse, birçok </strong><strong>ülkede tekel olacak</strong></p>
<p>Ben yazımı yazdığımdan bu yana Grab ABD’de, Gojek de Endonezya’da halka arz edildi. Her ikisinin de başlıca hissedarı Softbank. 2023’te gelişmekte olan ülkelerde faizler yükselmeye başladığı için bu şirketlerin hisselerine akan fonlar azaldı. Gojek’in değeri 6-7 milyar dolar civarına düştü. Grab ise 20 milyar dolara yakın bir değere sahip. Şimdi Softbank iki şirketi birleştirip hisselerinin değerine değer katmak istiyor. Birleşirlerse, doğacak yeni şirket Endonezya başta olmak üzere birçok ülkede tekel haline gelecek.</p>
<p>Sözünü ettiğimiz “süper uygulama”lar artık belli bir ölçeği geçince alelade bir tüketici uygulaması olmaktan çıkıyor ve bir şehrin ulaşım sistemi, tüm şoförlerin “işvereni,” esnafın en önemli satış kanalı oluyor. Nereden baktığınıza bağlı olarak, “kritik altyapı” ya da “siyasi problem” de diyebilirsiniz. Endonezya’nın milli gelirinin %2’si bir şekilde Gojek üzerinden geçiyormuş. Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun tek derdi birleşmeye karşı sokağa dökülüp protesto yapan 500 bin şoför değil. Bir de “yerli ve milli süper uygulamamız Gojek’i Singapurlular’a sattırmazuk!”, diyenler var.</p>
<p><strong>Devletin “altın hisse” ile </strong><strong>şirket yönetimine dönüşü</strong></p>
<p>İlk aşamada pazara girişleri açık tutmak için her iki şirketin de şoförlerle veya diğer tedarikçilerle münhasır çalışması yasaklandı. Bu çok yerinde bir tedbir. Ancak rol modeli Çin’de devlet kapitalizmini kuran Deng Xiaoping olan Cumhurbaşkanı Prabowo için bu yeterli değil. Prabowo, Grab ve Gojek birleşmesine Endonezya Rekabet Kurumu’nun izin vermesi için yeni oluşacak şirketten Endonezya Varlık Fonu’na “altın hisse” tahsis edilmesini şart koşuyor. Daha önce dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şart. Ancak Başkan Trump’ın geçen sene Intel’den %10 hisse aldığı düşünülürse, artık böyle şeyler insana tuhaf gelmiyor.</p>
<p>Endonezya devletine altın hisse verilirse, Prabowo yeni şirketin komisyon oranlarından, verisini nerede tutacağına ve ileride bir gün kime satılabileceğine kadar birçok konuda karar yetkisine sahip olacak. Peki Grab’in Amerikan borsasındaki hissedarları bunu kabul edecek mi? Eskiden şirketler devletlerin koyduğu kurallar altında çalışırdı. Bu kuralların sık sık değişmesi rahatsız edici olsa da esas olan kurala uymaktı. Şimdilerde ise öyle özelleştirmeyle satılan değil, sıfırdan büyüyüp ulusal şampiyon haline gelen şirketlerin yönetimine devletlerin doğrudan karıştığı bir döneme giriyoruz.</p>
<p>Laf açılmışken, biz de 2022’de e-ticaret kanununu değiştirip bu alandaki şirketlerin daha öyle Gojek veya Grab olmadan büyümelerini sınırlamıştık ve süper uygulama olmalarını yasaklamıştık. Dünyadaki gelişmeler ışığında bu kanunun bir etki analizinin yapılıp yeniden tartışılmasının zamanı geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-platformlar-buyuyunce-devlet-geri-doner-79815</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dijital platformlar büyüyünce devlet geri döner ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/toplu-izin-uygulamasi-79814</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toplu izin uygulaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Özellikle üretimin yavaşladığı dönemler, bakım-onarım süreçleri veya sezon geçişleri gibi durumlarda uygulanan toplu izin yöntemi, iş organizasyonunun planlanması ve çalışanların izin haklarının toplu şekilde kullandırılması bakımından uygulamada önemli bir yer tutmaktadır.</strong></p>
<p>Dinlenme hakkı, çalışanların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunmasını amaçlayan en temel anayasal ve sosyal haktır. Bu kapsamda yıllık ücretli izin hakkı yalnızca iş mevzuatından doğan bir hak değildir. Aynı zamanda anayasal güvence altına alınmış vazgeçilmez bir dinlenme hakkı niteliğindedir.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yıllık ücretli izin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Yönetmelik uyarınca işçilerin bireysel izin kullanımlarının yanında, işverenlere belirli dönemlerde toplu izin uygulamasına gitme imkânı da tanınmıştır.</p>
<p><strong>Toplu izin uygulamasının </strong><strong>hukuki dayanağı ve kapsamı</strong></p>
<p>Toplu izin uygulaması, işverenin işyerini sevk ve idare etme yetkisi kapsamında değerlendirilen yönetim hakkının bir sonucudur. İşveren, işin yürütümünü, üretim planlamasını, bakım-onarım süreçlerini ve iş organizasyonunu dikkate alarak belirli dönemlerde toplu izin uygulamasına karar verebilmektedir. Ancak bu yönetim hakkının kullanımı sınırsız olmayıp, İş Kanunu ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde öngörülen usul ve esaslara uygun hareket edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Özellikle üretimin yavaşladığı dönemler, sezon geçişleri, bakım-onarım süreçleri veya iş organizasyonunun gerektirdiği durumlarda toplu izin uygulaması işverenler tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.</p>
<p>Nitekim Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi uyarınca işveren veya işveren vekili, Nisan ayı başı ile Ekim ayı sonu arasındaki süre içerisinde işçilerin tamamını veya bir kısmını kapsayacak şekilde toplu izin uygulayabilmektedir.</p>
<p>Özellikle üretimin yavaşladığı dönemler, bakım-onarım süreçleri veya sezon geçişleri gibi durumlarda uygulanan toplu izin yöntemi, iş organizasyonunun planlanması ve çalışanların izin haklarının toplu şekilde kullandırılması bakımından uygulamada önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<p>Toplu izin uygulaması yalnızca tüm işyerini kapsayacak şekilde değil, işyerindeki belirli bölümler veya işçi grupları bakımından da uygulanabilmektedir. Ancak uygulamanın Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde planlanması önem arz etmektedir.</p>
<p><strong>Toplu izin sürecinde işverenin </strong><strong>yetkileri ve işçilerin hakları</strong></p>
<p>Toplu izin uygulamasına gidilmesi halinde izin kurulu tarafından izin çizelgelerinin hazırlanması gerekmektedir. Bu çizelgelerde, toplu izne çıkacak işçilerin aynı tarihte izne başlayacak şekilde planlanması, her işçinin İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan yıllık izin sürelerine göre izin bitiş tarihlerinin belirlenmesi ve yol izni taleplerinin dikkate alınması gerekmektedir. Hazırlanan izin çizelgelerinin ilan edilmesi de uygulamanın önemli bir aşamadır.</p>
<p>Toplu izin uygulamasının dikkat çeken yönlerinden biri de henüz yıllık ücretli izin hakkı kazanmamış işçileri de kapsayabilmesidir. Başka bir ifadeyle işyerinde bir yıllık kıdemini doldurmamış işçiler de toplu izin uygulamasına dahil edilebilmektedir. Ancak sonraki yıllarda toplu izin yönteminin uygulanmaması halinde, bu işçilerin yıllık izin hak ediş tarihleri genel esaslara göre yeniden belirlenecektir. Böylece işçinin yıllık izin hakkı tamamen ortadan kalkmamakta, yalnızca izin kullanım yöntemi toplu izin uygulamasına göre şekillenmektedir.</p>
<p>Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 11’inci maddesine göre işveren veya işveren vekili; işyerinin korunması, araç ve makinelerin bakımının yapılması, hazırlık, temizlik veya güvenlik gibi zorunlu nedenlerle yeter sayıda işçiyi toplu izin dışında tutabilmektedir. Toplu izin dışında bırakılan işçilerin yıllık izinleri ise toplu izin döneminden önce veya sonra, işçinin tercihine göre kullandırılabilmektedir. Bu düzenleme ile işyerinin faaliyetlerinin tamamen durmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak toplu izin uygulaması, işverenin yönetim hakkı kapsamında iş organizasyonunun planlanmasına imkân sağlayan önemli bir uygulama olmasının yanında, işçilerin anayasal dinlenme hakkı ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir konudur.</p>
<p>Bu nedenle toplu izin uygulamasında Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde öngörülen usul ve esaslara uygun hareket edilmesi, izin çizelgelerinin doğru şekilde hazırlanması ve işçilerin yıllık izin haklarının korunması büyük önem taşımaktadır. Özellikle uygulamanın planlı, şeffaf ve işyeri ihtiyaçları ile çalışan hakları arasında denge kurulacak şekilde yürütülmesi, ileride ortaya çıkabilecek iş uyuşmazlıklarının önüne geçilmesi bakımından da oldukça değerlidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/toplu-izin-uygulamasi-79814</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Toplu izin uygulaması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nufus-artisinda-sessiz-kriz-derinlesiyor-79813</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nüfus artışında sessiz kriz derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB’de yüksek doğurganlık oranı; Danimarka, Belçika ve İsveç gibi sosyal devlet mekanizmalarının daha güçlü olduğu ülkelerde kendini gösteriyor. Bu tablo bize ailelerin çocuk sahibi olma kararında yalnızca kültürel dinamiklerin değil ekonomik refahın ve sosyal destek mekanizmalarının da belirleyici olduğunu açık şekilde gösteriyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de bu hafta açıklanan doğum istatistikleri, nüfus artış hızındaki düşüşün kalıcı hale geldiğine işaret eden önemli bir veri daha sundu. Uzun yıllardır tartışılan demografik dönüşüm artık yalnızca sosyal bir mesele değil; ekonomi politikalarının geleceğini de doğrudan etkileyen yapısal bir sorun haline gelmiş durumda.</p>
<p>Türkiye’de toplam doğurganlık hızı, yani 15-49 yaş arasındaki bir kadının yaşamı boyunca doğurması beklenen ortalama çocuk sayısı, 2025 yılında 1,42’ye geriledi. Özellikle 2014 yılı sonrasında satın alma gücünde yaşanan kayıplarla birlikte doğurganlık hızındaki düşüş de belirgin şekilde hızlandı. Oysa bu oran 2000’li yılların başında nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli eşik kabul edilen 2,1 seviyesinde seyrediyordu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe5cfaf57d-1779426767.png" alt="" width="329" height="238" />Daha dikkat çekici olan ise geleneksel olarak doğurganlık oranlarının yüksek olduğu Güneydoğu Anadolu illerinde bile ciddi bir gerilemenin yaşanması oldu. Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Siirt dışındaki 76 illimizde toplam doğurganlık hızı artık nüfus yenileme seviyesi olan 2,1’in altında bulunuyor.</p>
<p><strong>Büyükşehirlerde </strong><strong>alarm daha güçlü</strong></p>
<p>Doğurganlık hızının en düşük olduğu illerin başında ise büyükşehirler geliyor. Ankara, İzmir, Eskişehir ve Zonguldak, doğurganlık hızının en düşük olduğu ilk 5 ilimiz arasında yer alıyor. Üstelik bu illerin yoğun göç almaya devam etmesine rağmen doğurganlık oranlarının düşük seyretmesi, sorunun yalnızca demografik değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal politikalarla ilişkili olduğunu da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Refah kaybı çocuk sahibi </strong><strong>olma kararını etkiliyor</strong></p>
<p>Türkiye’yi uluslararası karşılaştırmalar çerçevesinde değerlendirdiğimizde de dikkat çekici bir tabloyla karşılaşıyoruz. Türkiye, 2025 yılında 1,42’lik doğurganlık oranıyla Avrupa Birliği ortalaması olan 1,34’ün sınırlı ölçüde üzerinde yer aldı.</p>
<p>AB’de yüksek doğurganlık oranı ise Danimarka, Belçika ve İsveç gibi sosyal devlet mekanizmalarının daha güçlü olduğu ülkelerde kendini gösteriyor. Bu tablo bize ailelerin çocuk sahibi olma kararında yalnızca kültürel dinamiklerin değil ekonomik refahın ve sosyal destek mekanizmalarının da belirleyici olduğunu açık şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>Kent hayatı doğurganlığı baskılıyor</strong></p>
<p>Yoğun kent yaşamının oluşturduğu ekonomik baskılar ve ağır çalışma koşulları da doğurganlık oranlarına net şekilde yansımış durumda. Mekânsal adres kayıt sistemi verilerine göre, 2025 yılında kırsal bölgelerde toplam doğurganlık hızı 1,75 seviyesinde gerçekleşirken bu oran orta yoğun kentlerde 1,53’e, yoğun kentlerde ise 1,33’e kadar geriledi.</p>
<p>Başka bir ifadeyle yaşam maliyetinin arttığı, çalışma temposunun ağırlaştığı ve barınma sorunlarının derinleştiği büyükşehirlerde çocuk sahibi olma eğilimi daha hızlı düşüyor.</p>
<p><strong>Eğitim seviyesi değil, </strong><strong>ekonomik güvence belirleyici</strong></p>
<p>Bu noktada altı çizilmesi gereken önemli bir diğer veri ise kadınların eğitim düzeyi ile doğurganlık arasında kalıplaşmış yanlış algıdır. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılması doğurganlığı düşürüyor” yaklaşımının aksine, son beş yılda doğurganlık oranındaki en sert düşüş, “okuma yazma bilmeyen veya bir okul bitirmemiş” kadın grubunda gerçekleşti. Bu grupta doğurganlık oranı 2020-25 döneminde 1,15 puan düştü. Yükseköğretim mezunu kadınlarda ise aynı dönemdeki düşüş 0,26 puan ile sınırlı kaldı.</p>
<p><strong>Nüfus politikası ekonomi </strong><strong>politikasından ayrı düşünülemez</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nüfus dinamiklerini yeniden güçlendirebilmesi için ekonomik ve sosyal politika alanlarında kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. Ailelerin çocuklarına sağlıklı bir yaşam sunabilmeleri açısından satın alma gücü kritik önem taşıyor. Bunun yanında ebeveynlerin bakım süreçlerinde erişebileceği sosyal hizmetler, kreş imkanları ve ebeveynlik yükünün anne ile baba arasında daha dengeli paylaşılabilmesi de doğrudan etkili oluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nufus-artisinda-sessiz-kriz-derinlesiyor-79813</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/6/1280x720/nufus-istanbul-taksim-1747065259.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nüfus artışında sessiz kriz derinleşiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyanin-coskusu-turkiyenin-gercegi-79812</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünyanın coşkusu, Türkiye’nin gerçeği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finans dünyasının en etkili aylık raporlarından Bank of America Küresel Fon Yöneticileri Anketi, tehlikeli bir iyimserliğe işaret ediyor. Dev fonları yönetenlerin nakit seviyesini yüzde 3,9 gibi dip bir noktaya çekmesi ve katılımcıların yalnızca yüzde 4’ünün sert iniş beklemesi müthiş bir rehavetin göstergesidir. Nitekim piyasa aktörleri mayıs ayında bütün güçleriyle hisse senetlerine yüklenerek varlık dağılımında bir rekora imza attılar.</p>
<p>Bu coşkuyu, ABD hükümetinin bütçe açığıyla kamu dışı sektöre 2 trilyon dolar akıtması ve yapay zekâ yatırımlarının yarattığı büyüme rüzgârı besliyor. Ancak petrol fiyatının 150 dolar gibi yıkıcı bir eşiğe ulaşması veya küresel faizlerle birlikte yükselen ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5,5’i aşması bu optimizmi baltalayabilir. Böylesi bir maliyet şoku karşısında merkez bankalarının sıkılaşma adımları atması resesyon riskini artırarak borsa endekslerinde sert düşüşleri tetikleyebilir. Dışarıda kopacak bir fırtına en çok hassas dengedeki ekonomileri sarsar.</p>
<p>Küresel piyasalarda yaşanan bu gelişmeler Türkiye için net bir uyarı barındırıyor. Enerji fiyatlarındaki artış ülkemizde enflasyon beklentilerini zaten bozmuş durumda. Üstelik Merkez Bankası rezervlerindeki kaybın yalnızca bir kısmını yerine koyabildi. Bu denli kritik bir dengede ilerlerken dış şoklara karşı hazırlıklı olmak zorundayız. Hata yapma lüksümüzün olmadığı bu süreçte hem ekonomik hem de ekonomi dışı yeni bir risk yaratmaktan kaçınmalıyız.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyanin-coskusu-turkiyenin-gercegi-79812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyanın coşkusu, Türkiye’nin gerçeği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vazgecemedigin-sey-sana-ait-degildir-79811</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vazgeçemediğin şey sana ait değildir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Başlıktaki aforizmanın tamamı şöyle: Vazgeçemediğin şey sana ait değildir, tam tersine sen ona aitsin.</p>
<p>Sahip olduklarımız arasında asla vazgeçemeyeceğimizi düşündüğümüz “şeyler” vardır. Bir ev, bir ilişki, çocukluk hatırası bir eşya, bir iş veya sosyal bir statü. Başlıktaki aforizma işte tam da bu “şeylerle” ilgili bir uyarı yapıyor bize. Bizim bu şeyler üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu sanmamıza karşın, zamanla bu şeylerin vazgeçilemez hale geldiğini ve onların bizim üzerimizde kontrol sahibi olduklarını söylüyor.</p>
<p>Türk Lirası üç yıldır mallar ve hizmetler karşısında çok ciddi değer kaybederken, döviz kuru karşısında reel olarak değer kazanıyor. Ben de bu değer kazancı sürecinin vazgeçilebilir olup olmadığını, yani bizim kontrolümüz altında olup olmadığını merak ediyorum doğrusu. Çünkü üç yıl boyunca devam eden bir değer kazancı süreci çeşitli risklerin birikmesine neden olur ve bir noktada o risklerle yüzleşmek çok zor görünmeye başlayabilir.</p>
<p>TL’nin değer kazanma sürecinde neler oldu gelin kısaca hatırlayalım: Son üç yılda döviz kredilerinin payı yüzde 30’dan yüzde 36’ya, büyüklüğü de 132 milyar dolardan 204 milyar dolara çıktı. Dolar enflasyon kadar artsaydı bu rakamlar çok daha büyük olacaktı. Şirketlerin yurtdışından kullandıkları döviz kredileri de cabası. Cari işlemler açığı 52 milyar dolardan ekonomik yavaşlamanın etkisiyle 10 milyar dolara kadar düştükten sonra, ekonomide önemli bir hızlanma olmamasına rağmen tekrar 40 milyar dolara çıktı ve daha da artacak. Muhtemelen savaşın etkisiyle 55-60 milyar doları bulabilir. Bankaların bilanço içi pozisyon açığı 29 milyar dolardan 38 milyar dolara çıktı. Gerçek kişilerin tercihi dövizden büyük ölçüde altına ve gümüşe kaydı, hatta kısmen finansal sistem dışına çıktı.</p>
<p>TL’nin değer kazanma süreci sona ererse, bu gelişmelerin hepsi tersine dönecek ve bunun da bir maliyeti olacak. Döviz kredisi kullanmak pahalı hale gelecek. İthal mallar pahalanacak. Carry trade yapanlar önemli ölçüde getiri kaybedecek. Hanehalkı geliri biraz daha düşebilecek.</p>
<p>TL değerleniyorsa, risk birikimini engellemek için finansal sistemde bazı sigortalar gerekiyor. Bu sigortalar olmazsa sistemde risk birikebilir ve bu sigortalar istenmeyen, sevilmeyen şeylerdir. Maliyetleri de yüksektir. Gelin bunları bir hatırlayalım.</p>
<p><strong>TL değerli olduğu sürece;</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kredi kısıtlamaları devam etmek zorunda:</strong> Bankaların sermayeleri güçlü ve aldıkları riskler (kredi verme davranışı diye okuyun lütfen) sıkı bir gözetim ve sınırlama altında. Kredilere dönük kısıtlamalar bunu sağlıyor. Bazen iş insanlarımızın kredi kısıtlamalarından şikayet ettiğini görüyoruz ama aslında TL değerli kalmaya devam ettikçe kredi kısıtları sistemin en önemli sigortası niteliğinde. Kredi kısıtlarının kalkması için TL’nin değerlenme süreci sona ermeli.</li>
<li><strong>TL faizi yüksek kalmak zorunda:</strong> TL dövize karşı değerli olduğu sürece için TL faizi reel olarak hep yüksek kalmak zorunda. Faiz düşüp, TL’nin cazibesi azaldığı anda, dövizin cazibesi artmaya başlar. Ayrıca doların diğer kurlara ve altına karşı olan çapraz kur hareketlerini de dengeleyebilmek için zaten yüksek olması gereken TL faizine biraz daha eklemeniz gerekir.</li>
<li><strong>TL likidite hep kontrol altında olmalı:</strong> TL faizi yüksek tutmak yetmez. İçsel veya dışsal bir şok geldiğinde iki hafta içinde 43 milyar dolar çıkabilir sistemden. Sonra bir haftada 25 milyar dolar geri girebilir. Bu oynaklık yüzünden TL likidite de hep sıkı bir kontrol altında olmalı ve düşük tutulmalıdır. Sisteme yoğun döviz giren dönemlerde de mutlaka sterilizasyon yapılmalıdır.</li>
<li><strong>Bütçe hep sıkı, vergiler hep yüksek olmalı:</strong> TL değerli iken bütçe açığını büyütmek, genişletici maliye politikası uygulamak risk yaratır. Sistemin bir başka sigortası olarak her zaman sıkı maliye politikası uygulanmalıdır.  </li>
</ul>
<p>Eğer TL değerli olacaksa, yukarıda saydığımız dört sigorta da hayatımızda olmak zorunda. Biri olsun, diğeri olmasın diyemeyiz. Ya hepsini paket olarak almalıyız, ya da hiçbirini almamalıyız. Benim fikrim bunların hepsinin yanlış olduğudur. Bence TL’nin değerlenmesini de sigorta niteliğindeki dört unsuru da hayatımızdan çıkarabilirsek, hepimiz daha zengin, daha müreffeh oluruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vazgecemedigin-sey-sana-ait-degildir-79811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vazgeçemediğin şey sana ait değildir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-satrancinda-rusya-ve-cinin-karsilikli-hamlesi-79810</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji satrancında Rusya ve Çin’in karşılıklı hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çin ve Rusya ilişkisine ekonomi-politik açıdan bakınca; Rusya, İran-ABD savaşından kaynaklanan enerji piyasalarındaki kargaşanın ve Hürmüz Boğazı’nın ikili abluka ile kapatılmasının, Rus gazı fiyatları sözleşmesine ilişkin müzakerelerde Çin’i daha esnek hale getireceğini düşünüyor.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta (13 Mayıs-15 Mayıs 2026) ABD Başkanı Trump’ın Çin’e yaptığı gezinin henüz sonuçlarını tartışırken, bu hafta içinde (19 Mayıs-20 Mayıs 2026) Rusya Devlet Başkanı Putin bu kez Çin’e gitti.</p>
<p><strong>Böylece altı ay içinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin liderlerinin tamamı Çin’i ziyaret etmiş oldu</strong>. Aralık 2025’te Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Ocak 2026’da İngiltere Başbakanı Starmer ve şimdi de Mayıs 2026’da ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin.</p>
<p><strong>Çin’in artan önemini sanırım bu üst üste ziyaretlerden daha başka bir şey bu kadar kolay anlatamazdı. </strong></p>
<p><strong>Rusya Devlet Başkanı Putin’in cumhurbaşkanı olarak Çin’e yaptığı 25. ziyaret bu.</strong> Putin, görüşme öncesinde Rusya-Çin ilişkilerinin <strong>“gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye”</strong> ulaştığını söyledi.</p>
<p>Bir tarafta halen çözüme ulaşamamış bir savaşın tarafı olan, Batı’nın yoğun ambargosu altında ekonomisini bir şekilde ayakta tutan ve İran savaşının ana enerji koridorunu tıkaması neticesinde büyük bir enerji üreticisi olarak önemi çok daha fazla artan Rusya, diğer tarafta ise Rusya’nın enerji kaynaklarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyan, ikili ticarette kendi parası Yuan’ı öne çıkararak, rezerv para olma yolunda adımlar atan, BRICS üzerinden ekonomik hakimiyet kurma çabasında olan Çin.</p>
<p>Putin’in bu ziyaretinin amacı temelde Çin ile ilişkileri güçlendirmek ve uzun süredir durmuş olan <strong>‘Power of Siberia 2 (Sibirya Gücü-2)’ </strong>boru hattı projesinde ilerleme kaydetmek. Karşılıklı ticaretin ilerletilmesi ve ticaret hacminin artırılması da gündemdeydi.</p>
<p>Çin yarı resmi yayın organı Xinhua’nın yorumuna göre; <strong>‘Çin ve Rusya’nın çok yönlü ortaklığı, türbülansın ortasında dünyayı çıpalamaya yardımcı oluyor.’</strong></p>
<p>Yine Xinhua, ziyaret öncesinde, yeni bir dönemin eşiğinde olunduğunu, Çin-Rusya’nın kapsamlı stratejik ortaklığının karşılıklı güvenin derinleşmesi, iyi komşuluk ilişkileri ve birçok alanda pratik iş birliğine dayanarak giderek daha güçlü ve daha önemli hale geldiğinden bahsetti.</p>
<p>“Bütün bakanlıklar ve her düzeydeki kurumlar arasında kurumsallaşmış diyalog mekanizmaları, birbirlerinin kalkınma çıkarları için karşılıklı güvenle desteklenen verimli sonuçlar sunmaya devam etti. <strong>Enerji iş birliği, sağlam temeller ve büyük altyapı projelerinin istikrarlı ilerlemesiyle çıpalanan Çin-Rusya ilişkilerinin temel taşı olmaya devam ediyor.</strong> Çin Ticaret Bakanlığı’na göre, ikili ticaret 2025’te yaklaşık 228 milyar ABD dolarına ulaşarak üst üste üçüncü yıl 200 milyar dolarlık eşiği aştı. Çin, 16 yıl üst üste Rusya’nın en büyük ticaret ortağı olmaya devam etti” denildi.</p>
<p><strong>Çin tarafının, Rusya ile olan sıkı ilişkinin çok kutuplu bir uluslararası düzeni teşvik etmekte önemli bir rol oynadığını söylemesi, açık bir ifadeyle ABD merkezli bir dünyanın da reddi anlamı taşıdığı için çok önemli. </strong></p>
<p><strong>Çin ve Rusya ilişkisine ekonomi-politik açıdan bakınca</strong>; Rusya, İran-ABD savaşından kaynaklanan enerji piyasalarındaki kargaşanın ve Hürmüz Boğazı’nın ikili abluka ile kapatılmasının, Rus gazı fiyatları sözleşmesine ilişkin müzakerelerde Çin’i daha esnek hale getireceğini düşünüyor.</p>
<p><strong>Sibirya Gücü 2’de ilerleme kaydetmek </strong><strong>için daha uygun zaman olamazdı</strong></p>
<p>Putin’in bu ziyaretinin temelinde de enerji rotasının yeniden şekillendirilmesi yatıyor.</p>
<p><strong>İran savaşı ve bunun sonucunda ortaya çıkan enerji krizi, Rusya ve Çin arasında büyük bir doğalgaz boru hattı planlarına yeni bir aciliyet kazandırma ihtimaline sahip. </strong></p>
<p>Rusya’nın Arktik Yamal Yarımadası’ndan Çin’in kuzeydoğusuna gaz taşıyacak olan ve uzun süredir geciken Sibirya Gücü 2 (Power of Siberia 2) boru hattı, Rusya-Çin zirvesinin en önemli gündem maddesiydi. Bu konu yeni değil. <strong>Fakat zamanlama olarak yeniden görüşmek ve projede ilerleme kaydetmek için sanırım bundan daha uygun bir zaman olamazdı.</strong></p>
<p><strong>Önerilen boru hattı, Rusya’nın Batı yaptırımlarıyla boğuştuğu son yıllarda yakınlaşan iki komşu ülke arasındaki ekonomik bağları derinleştireceği kesin, fakat bunun yanında, önümüzdeki on yılda küresel gaz akışlarını yeniden şekillendirme potansiyeline de sahip bir proje bu. </strong></p>
<p><strong>Rusya için Sibirya Gücü 2, Ukrayna’nın tam ölçekli işgalinden sonra bölgenin diğer alternatif kaynaklara yönelmesiyle Avrupa’ya boru hattıyla taşınan gaz satışlarındaki kayıpların bir kısmını telafi etme fırsatı sunması açısından çok değerli.</strong> Enerji ithalatı için büyük ölçüde Orta Doğu’ya bağımlı olan Çin için ise boru hattı, sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatlarına bir alternatif sağlayacak olması nedeniyle stratejik öneme sahip.</p>
<p><strong>Fiyatlandırma ve esneklik konusundaki </strong><strong>engeller kolayca aşılamayacak</strong></p>
<p>2026 yılının ortaları itibarıyla Rusya ve Çin, Yamal Yarımadası’ndan Moğolistan üzerinden Çin’e yılda 50 milyar metreküp doğalgaz taşıyacak olan 2.600 kilometrelik boru hattı için bir mutabakat zaptı aşamasına geldiler, ancak fiyatlandırma, finansman veya inşaat zaman çizelgelerini kapsayan bağlayıcı bir ticari anlaşma henüz onaylanmadı.</p>
<p><strong>Bu gezide ana tema bu boru hattı olmasına rağmen, fiyatlandırma ve esneklik konusundaki engeller kolayca aşılacak gibi görünmüyor.</strong> Tıpkı ABD ile olan ilişkilerdeki gibi uzun sürecek müzakereler dizisi izleyebiliriz.</p>
<p>Rus enerji devi Gazprom PJSC’nin CEO’su Alexey Miller, Sibirya Gücü 2 şebekesini <strong>“dünyanın en büyük, en kapsamlı ve sermaye yoğun doğalgaz projesi”</strong> olarak tanımladığını biliyoruz.</p>
<p><strong>“Peki, neden Çin bu büyük projeyi bu kadar geciktirdi?” diye geriye doğru baktığımızda, Çin’in enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi sayesinde enerji güvenliğine sahip olduğunu düşündüğünü görüyoruz.</strong> Oysa Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, Çin açısından sahip olduğu enerji çeşitliliğinin hiç de düşündüğü kadar güvenli olmadığı sonucunu çıkardı.</p>
<p>Öte yandan, Batı yaptırımları altındaki Rusya, çok istemese de Çin’e her zamankinden daha fazla ticaret, yatırım çekme ve diplomatik statü anlamında bağımlı durumda.</p>
<p>Burada Çin açısından baktığımızda Çin’in en avantajlı olduğu konu şu:</p>
<p>Rusya’nın Yamal Yarımadası’ndan gelen boru hatları özellikle Avrupa için inşa edilmişti. Bu akışlar büyük ölçüde durduğundan, şu an bu gaz <strong>“atıl durumda”</strong>. <strong>Çin, Rusya’nın bu devasa rezervleri paraya çevirmenin başka bir yolu olmadığını biliyor ve bu da Çin’in Rusya’nın iç piyasa fiyatlarına yakın fiyatlar talep etmesine olanak tanıyor. Bir nevi Rusya’nın çaresizliğini fırsata çevirmek isteği diye de düşünebiliriz bunu. </strong>Fakat telaffuz edilen seviyeler, Rusya’nın kolay kolay kabul edebileceği seviyeler değil.</p>
<p>Belki her iki ülke açısından gelinen son durum, Sibirya Gücü 2 projesine ilişkin müzakereleri hızlandırabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-satrancinda-rusya-ve-cinin-karsilikli-hamlesi-79810</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/0/1280x720/si-putin-1779424840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji satrancında Rusya ve Çin’in karşılıklı hamlesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ara-hedef-uzerine-monolog-79809</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ara hedef üzerine monolog</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez bankaları bilançolarının küçülmeye başlaması, zaten yüksek olan borç, teknoloji ve savunma harcamalarının artırdığı yatırım ihtiyacı, yaşlanan nüfusun baskıladığı orta vadeli bütçe görünümü ve yanına eklenen arz yönlü enflasyon… Tahvil piyasaları yine sakinleşir ama bu saydığım faktörler, peşimizi bırakmaz.</strong></p>
<p>TCMB’nin son Enflasyon Raporu’nda duyurduğu ara hedef değişikliğini bir de benden dinler misiniz? Öncesinde de gelin hedef yolculuğumuzu hatırlayalım:</p>
<p>- Enflasyon hedeflemesi rejiminin başlarında, orta vade için düşündüğümüz enflasyon hedefi %4 idi</p>
<p>- Bir arz yönlü şokun ardından, 2009-2011 dönemi için resmî hedef yükseltildikten sonra, %4’lük hedefe geri dönmek yerine yeni orta vadeli enflasyon hedefi olarak belirlediğimiz rakam %5 oldu</p>
<p>- 2026 ve 2027 için belirlenen ilk ara hedefler sırasıyla %16 ve %9</p>
<p>- 2026 ve 2027 için güncellenen ara hedefler sırasıyla %24 ve %15</p>
<p>Yani, daha önce 2026 sonunda gelmeyi öngördüğümüz enflasyon seviyesinin benzerine, yeni senaryoda 2027 sonunda geleceğiz. Savaşın enflasyon maliyeti kestirmeden 1 sene.</p>
<p>Buraya kadarı bildiğimiz hikâye, hatta dünün haberi. Lakin bence burası mevzunun bittiği yer değil, başladığı yer. Neden böyle düşündüğümü 3 ana başlık üzerinden açıklayayım ki sonrasında ilgili haber akışını takip etmeye de vesile olsun.</p>
<p><strong>1- Beklentilerde </strong><strong>artan kırılganlık</strong></p>
<p>Enflasyon hedeflemesi rejimi ile keskin dezenflasyonun amaçlandığı özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ideal olan, piyasa beklentilerinin merkez bankasının beklentilerine yakınsamasıdır. Bizim ara hedef güncellemesi örneğimizde ise TCMB, piyasaya yakınsadı. Tabii bu biraz da arz yönlü şokun doğası gereği gerçekleşti ama yine de piyasa oyuncuları tekrar bir parmak hesabı yapacaktır. Biz de bakalım: Piyasa, savaşın etkisini sene sonu beklentisine 5 puan olarak yansıtırken (Mayıs-Şubat Piyasa Katılımcıları Anketi farkı.), TCMB, 8 yüzde puan olarak yansıttı. Sayın başkanın konuşmasından, bu 8 yüzde puanın içinde enflasyondaki düşüş eğiliminin düşünüldüğü kadar keskin olmamasının etkisi de var diye anlıyoruz. Ama 8 puanın kırılımını bilmiyoruz. Piyasanın beklentileri, savaştan önce de TCMB’nin beklentilerinin üzerindeydi. Yani piyasa, enflasyondaki düşüş eğiliminin keskin olmadığı konusunda daha isabetli bir tahmini zaten önceden yapmıştı. O nedenle bunu tekrar beklentilerine yansıtmayabilir. Fakat piyasanın 5 puanı ile TCMB’nin 8 puanı arasında bir orta yol aranacaksa, beklentiler bir tur daha yukarı gelebilir.</p>
<p><strong>2- Enerji krizinde </strong><strong>kötüleşme riski</strong></p>
<p>Martin Wolf, 20 Mayıs tarihli Financial Times yazısında, “Körfez Krizi daha yeni başlıyor olabilir.” diyerek işaret fişeğini yaktı. Fatih Birol’un “Tarihteki en büyük enerji krizine giriyoruz.” sözlerine de yer veren Wolf, meselenin uzamasının yol açabileceği felaketlere işaret etti.</p>
<p>Yazının mürekkebi kurumadan, Başkan Trump’ın -kim bilir kaçıncı kez- anlaşma ümidi doğuran açıklamalar yapması, tekrar bir heyecan yarattı. Ama zaten herkes bir gece ansızın başlayan bu savaşın, bir gece ansızın imzalanan bir anlaşma ile bitebileceğini biliyor. Mesele zamanlama. Savaşın bitmesinin geciktiği her an, normale dönmek zorlaşıyor, hasar kalıcı hale geliyor. Bu hasar, enflasyon beklentilerinin kırılganlığını artırıyor.  </p>
<p><strong>3- Küresel tahvil piyasalarındaki </strong><strong>çalkantının yarattığı tedirginlik</strong></p>
<p>Akıllı telefonlardan önce kullandığımız tabirle söyleyeyim: Piyasanın jetonu bazen geç düşüyor. Küresel tahvil piyasalarında, özellikle eğrinin uzun ucunda yaşanan yakın dönem hareketten bahsediyorum.</p>
<p>Merkez bankaları bilançolarının küçülmeye başlaması, zaten yüksek olan borç, teknoloji ve savunma harcamalarının artırdığı yatırım ihtiyacı, yaşlanan nüfusun baskıladığı orta vadeli bütçe görünümü ve yanına eklenen arz yönlü enflasyon… Tahvil piyasaları yine sakinleşir ama bu saydığım faktörler, peşimizi bırakmaz. Bu da küresel faiz platosuna göre “sıkı” duruşun ne olduğunun yeniden sorgulanmasına neden olabilir. ABD 30 yıllık tahvilinden başlayan muhabbet, döner gelir Türkiye’de tahvil bono piyasasını, oradan da aktarım mekanizmasını etkiler, kırılganlığı artırabilir.</p>
<p>Velhasıl, TCMB’nin ara hedefi yükselterek piyasaya yakınsaması sohbetin bittiği değil, başladığı yerdir. Bundan sonraki iş, TCMB’nin oyun kurucu olması ve piyasanın kendine yakınsamasını sağlamasıdır. Vakit dar. İşler kötüye giderse, bir tur daha yukarı yönlü güncelleme zor. İşler daha iyi giderse, ara hedefin ne kadar altında kalırsan o kadar iyi. Rehavete yer yok.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ara-hedef-uzerine-monolog-79809</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ara hedef üzerine monolog ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/smtea2026nin-tetikledigi-dusunceler-79808</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> SMTEA2026’nın tetiklediği düşünceler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gerçek anlamda kalkınma, bölgeler arasındaki eşitsizliği azaltma, küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapabilmek için SMTEA2026 gibi platformlar fırsat kapısıdır. İlgili aktörler bu kapıdan ne kadar çok giriyorsa; etkileşimin ölçeği o denli büyür; etkisi de o denli artar.</strong></p>
<p>Yazının başlığı bir etkinliğin adı: <em>Türkiye Ekonomi Kurumu ile İstanbul Bilgi Üniversitesi</em>’nin 7-9 2026 günleri düzenlediği, İngilizcesi “<strong><em>The Spring Meetingof Trurkish Economic Association</em></strong><em>” e</em>tkinliğinin baş harfleri.</p>
<p>Daha 20’li yaşların ortalarındaydım; <strong>Çetin Altan</strong>’ın bir yazısında Rus fizikçi <strong>Alexandre Kitaygrodowski’</strong>nin  “<em>Ben Bir Fizikçiyim</em>” kitabından aktardığı düşüncelerden etkilendim. Eskişehir’in büyük kitapçıları uğrak yerlerimdi; “<em>Bizim Kitabevi</em>” raflarında sadece bir kopyası bulunan kitapçığı satın aldım; yanılmıyorsam 120 sayfaydı. İştahla bir gecede okudum; defterime kaydettiğim notlar daha uzun zamanımı aldı.</p>
<p><strong>Kitaygrodowski,</strong> kitabının bir bölümünü ulusal ve uluslararası ölçekte akademik toplantıların öğreticiliğine ayırmıştı. Bölümü bitirdiğimde ulaştığım genellemelerden biri şöyleydi: <strong><em>Uygarlıklar, üretilen bilgiyi paylaşarak çoğaltan insanların omuzlarında yükselir</em></strong>!</p>
<p><strong>Bilmekten doğan sevinç</strong></p>
<p>SMTEA2026’nın 2 gününü kesintisiz izledim. Uluslararası nitelikte büyük bir organizasyondu. Katkı yapanların adlarını ve anlattıklarının konu başlıklarını yazsam, gazete yazısının sınırlarını aşar. İyisi, kendi adıma öğrendiklerimi kısa bir özetle paylaşmam olacak.</p>
<p>Organizasyonda koordinasyonu üstlenen <strong>Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu</strong>’nun şahsında katkı yapan herkesi kutlamak isterim; ülkemizin böylesi toplantılara ihtiyacının alabildiğine arttığı bir dönemde yapılan iş çok önemliydi.</p>
<p>İnsan doğası, kendi bilmediğini “<em>yok sayma</em>” eğilimindedir. Zihnimizde beliren birçok sorununun neden tartışılmadığını; son derece açık ve net olduğu halde işin ehli olanların konuya niçin odaklanmadıklarını düşünürüz. Ulusal ya da uluslararası nitelikte bir toplantıyı izlerken, kendimize sorun edinip yanıtını veremediğimiz soruların yanıtlarını yakalayınca bilmekten doğan sevinci yaşarız.</p>
<p>Birilerinin zihnimizdeki soruya buldukları yanıtlarla yüzleşme, olumlu duygularımızı çoğaltır. Büyük bir emekle, sabır ve dirençle bilinmezle yüzleşme özgüveninin çıktıları zihnimizdeki boşlukları doldurur. Bilinmezler üzerine giden “<em>bilgi kahramanlarının</em>” bir yerlerde üretmeyi sürdürmelerini öğrenmenin tadına varır; yeni bilgiler yaşama yüklediğimiz anlamı derinleştirir.</p>
<p><strong>SMTEA2026 toplantısında, büyük dönüşüm döneminin gündeminde yer alan değişik adlandırmalar, kavram ve terimler, yaratılmak istenen geleceğe nasıl ulaşılacağını anlatan düşünceler paylaşıldı. Kalkınma ve refahı yaratmanın gerek şartının “<em>sermaye ve faydalı bilgi</em>” olduğunu içselleştirmişsek, toplantıyı alıcı bir ruhla izleyenlere sunulan bilgilerin ne denli işe yarar olduklarını da zihinlerimizde netleştiririz.</strong></p>
<p><strong>“Her bilginin bir üst bilgisi vardır”</strong></p>
<p>Katılımcıların anlattıklarından çıkardığım önemli derslerden biri de “<em>her bilginin bir üst bilgisi”</em> olduğunu bir kez daha kendi zihnimde onaylamak oldu. Yaşamın bütün alanlarında olduğu gibi, iktisadi gelişmenin ve sağlıklı bir ekonomi yaratmanın da bilgiyi sürekli yenilemeyi gerektirdiği düşüncesini pekiştirdim. Bildiklerimizle yetinme yerine, “<em>sorgulama merakını diri tutma</em>” peşinde koşmanın  “<em>anlama ve anlamlandırmada</em>” güçlü bir zihinsel araç olduğunu derinliğine kavradım.</p>
<p>Uzman kuruluş ve kurumların oluşturdukları SMTEA2026 gibi platformlar,  bilgiyi paylaşarak çoğaltmada çok önemli araç. Toplantı, ülkemizin ne üreteceği, nasıl üreteceği, üretileni nasıl paylaşması gerektiğini, günün koşulları bağlamında değerlendirilen ortam ve iklimi yarattı. Bilinçli bir etkilenme, ilgi ve amaç netliği yanında, öğrenme iklim ve ortam oluşturdu.</p>
<p>Yıllardır bu işlerin içinde olduğum halde, toplantıda, kalkınma odaklı düşünce üretmenin; piyasa ve korumacı refleks dengesini kurmanın, büyüme ve gelişme politikaları üretmenin yeni koşullarda hangi bağlamlarıyla ele alınması gerektiğine ilişkin de bir dizi yeni bilgiye eriştim.</p>
<p>Bütünsel düşüncenin tutarlı ve sorun çözücü <em>“bakış açıları</em>” yaratmadaki önemi de SMTEA2026’nın öğrettiği gerçeklikler arasındaydı: Mikrocoğrafya dinamiklerinin kaynakları doğru yere, doğru zamanda ve doğru alanlara bağlamadaki önemini değişik açılardan yeniden değerlendirdim. Aile-odaklı işyerlerinin yeni dünya düzeninde nasıl konumlanacağına ilişkin değinmeleri alıcı bir ruhla değerlendirdim. Yeni kuram, model ve metotların sorun çözme aracı olarak ne denli etkili olduklarını bir kez daha kendi zihnimizde onayladım. Coğrafi alan kavramının kapsamındaki değişmeleri kavramadan etkin kaynak tahsisi yapılamayacağını herkesin bilmesi gerektiğini anladım. Ölçüm kapasitelerinin artışı, tahmin yöntemlerinin gelişmesi, sorun çözmede araç çantasındaki araç-gereç çeşitlenmesinin olası etkileri gündemimizde ön sıralara çıkması gerektiğini düşündüm. Ulaşılabilirlik ile erişilebilirlik yapılarının nasıl oluşturulacağı, akışları hızlandırma konusunda bilgi ve fikir üretmemiz gerekiyordu. Kümelenme ile yığılmanın değişik etkileri; yeni iş süreçleri ve işgücü profilleri bağlamında sinerjik kümelenmelerin neden kaldıraç etkisi yapabileceği de irdelenmeliydi. Öğrenme etkisi yaratan iletişim ve etkileşim alanlarındaki yeni araçların talep yaratmadaki rolleri; ağ yapıları, ekosistem oluşumları sorgulanmalıydı.</p>
<p><strong>Kapasitelerin artırılması</strong></p>
<p>SMTEA2026’da iç dinamikler ile dış dinamiklerin etkileşiminin devlet, kurum ve kuruluş kapasitelerini belirlemedeki etkileri de sorgulandı. Yeni oluşmakta olan koşullarda ihracatı geliştirme ve ithalat politikalarını etkinleştirmenin yeni yapıları değişik yönleriyle irdelendi. Makro düzlem ile mikro düzlem arasındaki etkileşimi dikkate almadan kaynak değerlendirme veriminin arttırılamayacağı üzerinde duruldu. Ar-Ge, tasarım, inovasyon etkileri,  yaratıcı yıkım ekonomisinin dip dalgaları bilimsel merakın sorguladıkları alanlardı.</p>
<p><strong>SMTEA2026’da umutlarımızı güçlendiren bir başka gözlem, ülkemiz insanlarının uluslararası eleklerin üstünde kalma becerisindeki gelişmeydi: Dünyanın prestijli üniversitelerinde görevli insanlarımızı dinlemenin tadı kadar;  yeni kuramlar geliştirmiş, Nobel Ödülü sahibi olanların da düşüncelerini paylaşma bambaşka bir zihni zenginlik alanıydı.</strong></p>
<p>Düzenlenen toplantının içeriği zengindi. Zengindi, ama bu gibi platformlar için harcanan emek ve zamanın <em>hakkını vermek</em> gerekiyordu. Toplantıya bir de “<em>katılımcı kitle</em>” odağından bakılmalıydı. Gözlemlediğimiz boşlukları nasıl doldurabileceğimizi de sorgulamalıydık.</p>
<p><strong>Düşünce geliştirme</strong></p>
<p>Ülkemizde medya ağırlıklı olarak  “<em>kısa mesaja dayalı, popülist ve pragmatist uygulamaları</em>” öne çıkarırken; asıl dipteki dalgaların, belirleyici dinamiklerin ritmini kavranmasıyla ilgilenmiyor. <strong>Orhan Pamuk</strong>’un dediğini ansımalıyız: “<strong><em>Kısa mesajla iletişim kurabilirsiniz, ama asla düşünce geliştiremezsiniz</em></strong>!”</p>
<p>Söyleyeceklerim SMTEA2026’yı düzenleyenlerle ilgili değil. Bir platformun verimi, kurucular, alıcılar, satıcılar, destek hizmet üreten ara kesit oluşumları arasındaki iletişim, rekabet ve işbirliklerinin düzeyine bağlıdır.  <strong>Türkiye Ekonomi Kurumu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi</strong> sorumluluklarını yerine getirdi; güç olanı başararak platformu oluşturdu.</p>
<p>Sözüm, ekonominin diğer aktörlerine: <strong>Siyasi irade, bürokrasi, iş dünyası örgütleri mensupları ve medya mensuplarının </strong>katılımı bana göre yeterli değildi. Toplantıda değişik kesimlerin onaylayan ya da karşıt düşüncelerin gerekçelerle paylaşılması daha büyük zenginlik yaratabilirdi. Toplantıda yapılan sunumlar sadece akademik çevrelerde kalmamalı, <em>“faydalı bilginin çarpan etkisi”</em> artırılmalıydı. Ekonominin bütün aktörleri üretilen bilgileri sorgulamalı, akıl disipliniyle değerlendirmeli, bilinmezle yüzleşme özgüveniyle katılım sağlamalıydı. Ancak o zaman etkili ve verimli sonuçlar yaratılabilirdi.</p>
<p>Gerçek anlamda kalkınma, bölgeler arasındaki eşitsizliği azaltma, küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapabilmek için SMTA2026 gibi platformlar fırsat kapısıdır. İlgili aktörler bu kapıdan ne kadar çok giriyorsa; etkileşimin ölçeği o denli büyür; etkisi de o denli artar; kısa mesajın aşırı popülist ve pragmatist tuzaklarına o ölçüde uzaklaşırız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/smtea2026nin-tetikledigi-dusunceler-79808</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/8/1280x720/57-1779426898.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SMTEA2026’nın tetiklediği düşünceler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknolordlar-kamarasi-soylemlerine-dikkat-79807</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘Teknolordlar Kamarası’ söylemlerine dikkat!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yeni ve cesur dünya denilen bu farklı dönemde sanal gücü elinde bulunduranlar artık kural koyuyor, tiranlaşıyor, zenginleşiyor ve geniş halk kitlelerini kendi iktidar amaçları doğrultusunda kullanıyor.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Teknolojiyi üreten ve elinde tutanlar, <strong>yeni bir sınıf</strong> yaratacak boyuta erişti. Sadece ABD’de “<strong>muhteşem yedili</strong>” denilen “<strong>Apple</strong>, <strong>Microsoft</strong>, <strong>Google</strong>, <strong>Amazon</strong>, <strong>Meta</strong>, <strong>Nvidia</strong> ve <strong>Tesla</strong>”, <strong>14 trilyon $ </strong>piyasa değeriyle, <strong>ABD milli gelirinin üçte ikisine</strong> erişti. Şimdi de <strong>kural koymaya</strong> başladılar.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Halkın <strong>demokratik tercihleri </strong>yerini; <strong>algoritmaların</strong> <strong>yönlendirmelerine</strong> bırakıyor. Hatta gelinen noktada, <strong>demokrasi</strong> kelimesinin yanı sıra <strong>algoritokrasi</strong> ifadesi üretildi bile. <strong>Teknolordlar</strong>, dijital dünyanın dinamiklerini de kullanarak, <strong>kitleleri</strong> yönlendiriyor, <strong>kime oy verileceğini</strong> belirleyebiliyorlar.</p>
<p><strong>DİJİTAL TİRANLAR İLE ORGANİK DİKTATÖRLER</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: 16’ncı Yüzyıl’da <strong>tacirler</strong> <strong>sınıfının</strong> yeni zenginlik alanları yarattığı dönemdeki gibi, <strong>soylular</strong>, bu yeni sınıfı <strong>küçümsemişlerdi</strong>. Şimdi de bu <strong>ultra-teknoloji</strong> zümresinin yaptığı her şeyi <strong>küçümseme</strong> <strong>yerine</strong>, bu farklı ve yeni zenginlik alanının <strong>bireysel</strong> <strong>iktidar</strong> yerine <strong>kamusal yarar</strong> üretmesini sağlamalı.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Bunun da yolu, <strong>yapay zekâ</strong> başta olmak üzere hayatımızda yer almaya başlayan teknolordların <strong>ürün</strong> ve <strong>hizmetlerinin etik boyutunu</strong>, <strong>yasal altyapısını</strong> oluşturmalıyız. Aksi halde teknolordlar, çok kısa sürede <strong>dijital tiranlara</strong> dönüşecek ve <strong>farklı diktatörlük alanları</strong> üretebilecek.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Teknolordlara dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Ulus devlet ile bağlantıları?</em></strong></p>
<p>Güç, güçle işbirliği yapma doğasındadır. <strong>Ulus devlet</strong> aktörlerinin <strong>teknolordlarla çatışması</strong> bir yere kadar kaçınılmaz olsa da daha sonra <strong>iş birlikleri doğacak</strong> ve hayatımıza <strong>şirket-devlet kavramı</strong> girecek.</p>
<p><strong><em>Türkiye bu sürecin neresinde?</em></strong></p>
<p>Şu anda <strong>hiçbir yerinde</strong>… Genelde <strong>teknolojiyi üretmeyen</strong> ama kullanan olmuşuz. Fakat her yeni teknoloji, kendi <strong>yönetim</strong>, <strong>paylaşım</strong>, <strong>üretim</strong> modelini de var ettiğinden <strong>başımız belada d</strong>enilebilir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BİZİM DERDİMİZ TEKNOLORDLAR DEĞİL, TEKNOTROLLER…</strong></p>
<p>Eller aya biz yaya denir ya. Ayın karanlık yüzünde koloni oluşturacak düzeye gelmiş küresel rekabette bizim ufkumuz, belediye başkanının donu, filanca fenomenin serveti, falanca zenginin skandalları… Üniversitelerimiz mi? 208’inden 15’i dışında tek dertleri, Audi makam arabası ve bilimsizlik gayreti…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TEKNOLORD LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Teknolord</strong>: Yunan Ekonomist Varufakis’in “teknofeodalizm” teorisindeki yöneticiler kavramı</p>
<p><strong>Dijital tiran</strong>: Sana dünyanın kurallarını koyan, internet gücünü elinde tutan diktatör modeli</p>
<p><strong>Yapay zekâ</strong>: Beynin kafatasının dışına taşarak dijital ağlar ile milyonlarca beyinle işbirliği yapması</p>
<p><strong>Teknotrol</strong>: İnternet üzerinden bir fikri linç etmek için sürekli sosyal medyayı kullanan alçaklar</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknolordlar-kamarasi-soylemlerine-dikkat-79807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/1/1280x720/patron-yapay-zeka-1778219081.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘Teknolordlar Kamarası’ söylemlerine dikkat! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ic-borc-faizinde-yeni-rekor-ufukta-belirdi-nisan-2027de-413-milyar-liralik-odeme-var-79806</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> İç borç faizinde yeni rekor ufukta belirdi: Nisan 2027’de 413 milyar liralık ödeme var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Öde öde bitmiyor, zaten bitmeyecek de en azından azalması yönünde yapılan pek bir şey de yok. İç borçtan ve giderek büyüyen faiz yükünden söz ediyorum.</p>
<p>İç borç faiz ödemesinde aylık rekor 409 milyar lirayla bu yılın ocak ayında kırılmıştı. Şimdi bu tutarı ikinci plana itecek ödemenin ne zaman yapılacağı belli oldu.</p>
<p>Gelecek yılın nisan ayında bu kez 413 milyar lira tutarında iç borç faiz ödemesi yapılacak. Bu, şimdiye kadarki en yüksek tutar olarak kayıtlara geçecek.</p>
<h2>Trilyonluk ödemeler…</h2>
<p>Haine ve Maliye Bakanlığı önümüzdeki bir yılda ödenecek iç borç anapara ve faizine ilişkin verileri açıkladı.</p>
<p>Buna göre mayıstan gelecek yılın nisan sonuna kadar olan bir yıllık dönemde yaklaşık 2,5 trilyon lira anapara, 2,2 trilyon lira da faiz ödenecek.</p>
<p>Her ne kadar tablonun dipnotunda belirtiyorsam da bir kez de burada vurgulamak istiyorum; tabloda mavi ile işaretli aylardaki tutarlar kesinleşen ödemeleri gösteriyor. Maliye Bakanlığı’nın aylık iç borç ödeme projeksiyonunda yer alan tutarlar ile gerçekleştirilen ödeme bir miktar farklılık gösterebiliyor. Benim yaptığım, ödeme tutarı kesinleşen aylarla projeksiyon dönemini bir araya getirmek. Örneğin ocak ayı başında yapılan on iki aylık anapara ödeme projeksiyonu Maliye tarafından 2,7 trilyon olarak açıklandı. Ancak ilk dört aydaki tutar daha yüksek gerçekleşince toplam ödeme projeksiyonu (dört ayı kesin) 2,8 trilyona yükseldi. Aynı şekilde faiz ödemesinde de bir miktar değişiklik oldu.</p>
<h2>Mayıs 2026-Nisan 2027 dönemi</h2>
<p>İlk dört ayın ödemesi geride kaldığına göre ay bazında detayını görebildiğimiz gelecek bir yılın verilerine odaklanmakta yarar var.</p>
<p>Mayıs 2026’dan Nisan 2027 sonuna kadar olan bir yılda iç borç anaparası olarak 2 trilyon 465 milyar lira ödenecek. Bu bir yıllık dönemde en yüklü ödeme 456,1 milyar lira ile bu yılın ağustos ayında. Aralık ayında ise 1,5 milyar lira ile neredeyse hiç ödeme yok.</p>
<p>Mayıstan itibaren olan bir yıllık dönemde ödenecek iç borç faizi ise 2 trilyon 228 milyar lira. Girişte de belirttiğim gibi ay bazında ödeme rekoru, hem bu dönem, hem şimdiye kadarki tüm aylar için gelecek yılın nisan ayında kırılacak. Nisanda tam 412,9 milyar liralık faiz ödemesi var. 2027’nin ocak ayında da 318,5 milyar liralık yüklü bir ödeme bizi bekliyor.</p>
<h2>Tüm yılların ödemesi ne kadar?</h2>
<p>Maliye verilerine göre mayıs ayı itibarıyla tüm yıllara sari toplam iç borç anapara ödemesi 8,8 trilyon lira düzeyinde. Faiz ödemesi ise anapara ödemesinden daha fazla. Mayıs ayı itibarıyla hesaplanan faiz ödemesi 9,3 trilyon lira.</p>
<p>Ancak bu tutarlar kesin bir düzeyi ifade etmiyor, özellikle faiz ödemesi. Değişken faizli ya da endeksli borçlanmalar dolayısıyla faiz ödemesi zaman içinde aşağı da gidebilir, bu tutarın çok üstüne de çıkabilir.</p>
<p>Bu tutarların yalnızca iç borca ait olduğunu vurgulamak gerek. Dış borç da katıldığında hem tutar çok daha yüksek düzeylere çıkıyor, hem de döviz kurundaki harekete bağlı olarak ödeme planı çok büyük oynamalar gösterebiliyor.</p>
<h2>Sorun büyük!</h2>
<p>Bütçe verileri açıklanıyor; genellikle açık var ama şöyle de bir teselli var: <strong>“Faiz dışı fazla şu kadar oldu ya da faiz dışı açık çok az…”</strong></p>
<p>Bir varsayımdan yola çıkılarak değerlendirme yapmak ne kadar doğru? <strong>“Faiz ödemesi olmasaydı, bütçe şöyle iyiydi, böyle iyiydi!”</strong></p>
<p>Ama o ödeme var. Zamanında borçlanılmış ve daha önemlisi o borcu ödemek için hâlâ borçlanılıyor ve faiz ödemesi azalmak şöyle dursun sürekli artıyor.</p>
<p>Bu mayıstan gelecek yılın nisanına kadar olan bir yılda ödenecek faize bakın; 2,2 trilyon lira. Bu dönem ortalamasında doları 50 lira dolayında varsaysak 70-75 milyar dolar.</p>
<p>Temel soru şu olmalı: <strong>“Bu kadar faiz yaratan borç alındı da ne oldu, o para nereye gitti?”</strong></p>
<p>Şöyle bir soru da sorulabilir elbette: <strong>“Bu kadar faize yol açan borcu almak yerine başka bir şeyler yapılabilir miydi ya da başka neler yapıldığı için böylesine büyük borç almak gerekti?”</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fdcce85c60-1779424462.png" alt="" width="657" height="464" /></strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ic-borc-faizinde-yeni-rekor-ufukta-belirdi-nisan-2027de-413-milyar-liralik-odeme-var-79806</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İç borç faizinde yeni rekor ufukta belirdi: Nisan 2027’de 413 milyar liralık ödeme var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79805</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Mutlak butlan&#039; kararından sonra piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="CHP İçin Mutlak Butlan Kararı Çıktı! Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 22 Mayıs" src="https://www.youtube.com/embed/zjoo1IBB94c" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79805</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/6/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1773899165.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-ile-stratejik-ortagiz-233-milyar-dolar-ticaret-122-milyar-dolarlik-bize-gelen-yatirim-var-79804</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB ile stratejik ortağız, 233  milyar dolar ticaret, 122 milyar  dolarlık bize gelen yatırım var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET Ali Yalçındağ, </strong>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Almanya İş Konseyi başkanlığına seçilmesiyle birlikte Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığını da üstlendikten sonra DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak</strong>’ın desteğini alarak kolları sıvadı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak bizim en kısa sürede Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliği sağlama hedefi ve inancıyla bir yol haritası çizmemiz lazım.</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>yeni yol haritası hazırlıkları çerçevesinde önce verileri ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>2025 yılı itibarıyla AB ile ikili ticaret hacmimiz 233 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu k</strong><strong>ırdı</strong><strong>. Bu ticaret büyümekle kalmadı, denge de sağlandı. AB ile ticaretimizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti.</strong></li>
<li><strong>Türkiye, AB için sadece ürün sattığı bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortaktır.</strong></li>
<li><strong>Bu ortaklık sadece mal alışverişine dayanmıyor. Derin bir üretim entegrasyonu söz konusu. 2024 yılı verilerine göre Türkiye’deki toplam doğrudan yatırım stokunun yüzde 59’u (122.3 milyar dolar) AB ülkelerinden geldi.</strong></li>
<li><strong>Türkiye’nin de yurt dışı yatırımlarının yüzde 57’si (34.2 milyar dolar) AB ülkelerine yönelmiş bulunuyor.</strong></li>
<li><strong>Bu rakamlar, iş dünyalarımızın birbirine olan sarsılmaz güveninin rakamsal kanıtıdır.</strong></li>
<li><strong>Gümrük Birliği’nin 30’uncu yılında AB, ülkemizin tartışmasız en büyük ticaret ortağı. AB’nin dünya genelindeki en büyük 5’inci ticaret ortağı konumuna yükseldik.</strong></li>
</ul>
<p>Otomotiv sektörünü örnek gösterdi:</p>
<ul>
<li><strong>AB ile entegrasyonun en somut örneği otomotiv sektörüdür. Bugün Avrupa yollarındaki her 10 ticari araçtan 8’inin parçası veya aracın üretimi Türk sanayisinin imzasını taşıyor. Yıllık 2.2 milyon üretim kapasitesiyle küresel AB markaları için kritik üretim merkeziyiz.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Yalçındağ, </strong>yaptıkları çalışmaları şöyle tanımladı:</p>
<ul>
<li><strong>Türk İş Dünyası Girişimi Olarak DEİK, Avrupa Birliği Projesi…</strong></li>
</ul>
<p>Amacı da şöyle ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>Değişen jeopolitik dengeler çerçevesinde Türkiye’nin AB üyeliğinin; Avrupa’nın güvenliği, refahı ve dayanıklılığı için kritik bir gereklilik olduğunu vurgulamak.</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığı’nın girişimi, DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak</strong>’ın güçlü desteği ve imzasıyla ilk olarak Ocak 2026’da Financial Times gazetesinde, Türk iş dünyasının tam üyelik sürecine verdiği desteği vurgulayan açık mektup yayınlandı. Açık mektupta <strong>Nail Olpak </strong>ve <strong>Mehmet Ali Yalçındağ</strong>’la birlikte Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzası yer aldı.</p>
<p><strong>Olpak </strong>ve <strong>Yalçındağ, </strong>mektupların hedefini o günlerde şöyle açıkladı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye ile AB arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü konumlandırılması hedefleniyor.</strong></p>
<p>Mektup, 8 Mayıs’ta da Almanya’da <strong>Bild</strong>, Polonya’da <strong>Rzeczpospolita, </strong>Belçika’da <strong>De Tijd </strong>gazetelerinde ülke liderlerine hitaben yayınlandı. <strong>Olpak </strong>ve <strong>Yalçındağ, </strong>mektup serisinin AB’nin en büyük 6 ekonomisi olarak ifade edilen <strong>“E6” </strong>ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı kapsadığını bildirdi.</p>
<p><strong>Nail Olpak </strong>ve <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>bu çalışmaları anlatmak üzere bir sohbet toplantısı düzenledi. <strong>Olpak, </strong>söze şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>AB ile olan ilişkilerimizde yaşanan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize sorunları, TIR kotaları gibi sorunları her zaman gündeme getiriyoruz. Bu sene proaktif yaklaşımla ilişkileri yeni bir zemine oturtmamız gerektiği düşüncesiyle daha stratejik çalışmalar yürütüyoruz.</strong></p>
<p>Amacın tam üyelik olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değer ortadadır. Türkiye-AB ilişkilerinde </strong>“paradigma değişimi” <strong>gerekiyor. Tam üyelik perspektifinin canlı tutulması, Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluktur.</strong></p>
<p>Küresel düzenin; jeopolitik parçalanma, teknolojik dönüşüm, yapay zeka, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti ve giderek daha kırılgan hale gelen güvenlik ortamı çerçevesinde yeniden şekillendiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik ağırlık ve küresel rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirme, daha hızlı hareket etme ve daha güçlü ortaklıklar tesis etme kapasitesine bağlı olacak. Türkiye, bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır.</strong></p>
<p><strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>buluşmada şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Biz </strong>“Nerede kalmıştık?” <strong>cümlesini aklımızdan bile geçirmiyoruz. Yeni sayfa açıyoruz. Daha doğrusu yeni dünya düzeni oluşurken</strong><strong>,</strong><strong> AB ile masayı yeniden birlikte kurmak istiyoruz.</strong></p>
<p>DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, geçen yıl Ekim ayında Brüksel’de Egmont Sarayı’nda <strong>“EU-Türkiye Business Summit” </strong>düzenlediğinde Türkiye’nin <strong>“Made in Europe” </strong>tasarısına alınıp alınmayacağı belli değildi. Türkiye’nin <strong>“Made in Europe” </strong>tasarısına girmesinde DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri’nin yürüttüğü çalışmaların da etkisi oldu gibi görünüyor.</p>
<p><strong>Mehmet Ali Yalçındağ, “Yakın dönemde AB’ye tam üye oluruz” </strong>umudunu korusa da bu çabalar, en azından Türkiye’nin AB yolculuğunda ısrarlı olduğunu ortaya koyması açısından önem taşıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Almanya ile ticaret 5 yılda 125 milyar Euro’ya çıkabilir</span></h2>
<p><strong>TÜRKİYE</strong>-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ</strong>’ın girişimi, DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak</strong>’ın desteğiyle DEİK ve Boston Cosulting Group (BCG) işbirliği ile yeni bir rapor hazırlandı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkileri ve 10 Yıllık Yol Haritası</strong></li>
</ul>
<p>DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak, </strong>raporun ortaya koyduğu iki ülke arasındaki dış ticaretin geleceğe dönük grafiğine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Rapor bize şu an 50 milyar Euro civarında olan ikili mal ticareti hacmimizin 5 yılda 125 milyar Euro’ya, 10 yıl içinde de 250 milyar Euro’ya çıkarılabilecek bir potansiyel olduğunu gösterdi. Bize düşen bu potansiyeli harekete geçirecek aksiyonları başlatmak.</strong></p>
<p>İkili hizmet ticaretinin de 10 milyar Euro düzeyinde olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Almanya ile ekonomik entegrasyon özellikle ülkemizin Gümrük Birliği</strong><strong>'</strong><strong>ne dahil olmasından sonra hızla gelişti. Almanya, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke konumunda iken</strong><strong>,</strong><strong> Türkiye de Almanya’nın en çok ihracat yaptığı 4’üncü ülke.</strong></p>
<p><strong>Olpak, </strong>Almanya’nın doğrudan yatırımlarının da önemli yer tuttuğuna işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Almanya, 2013 yılından beri ülkemize 9 milyar Euro yatırım yaptı. Almanya da Türkiye’nin en fazla yatırım yaptığı ülkelerden birisi.</strong></p>
<p>İki ülke arasında 10 farklı büyüme alanı tespit ettiklerini kaydedip, bunların bazılarını sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye, üretim merkezi: </strong>Almanya ve AB, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Ancak, henüz büyük bir değişim yaşanmadı. Türkiye, gelişmiş sanayi alt yapısı, dinamik ekonomisi ve Avrupa’ya yakınlığıyla cazip bir üretim merkezi konumunda. Bu konum daha da pekişti.</li>
<li><strong>Döngüsel ekonomi: </strong>Almanya, Avrupa’daki tekstil atıklarının en büyük üreticisi ve toplayıcısı. Türkiye ise geleneksel ve yeni nesil teknolojiler de dahil olmak üzere güçlü bir geri dönüşüm kapasitesine sahip. Bu konuda işbirliği için güçlü fırsatlar bulunuyor.</li>
<li><strong>Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması: </strong>Almanya’nın sürekli yaşlanan nüfusu ve artan kronik sağlık sorunları, uzun süreli bakım ihtiyacını artırıyor. Türkiye, dijitalleşmiş altyapısıyla uygun maliyetli bir sağlık sistemi sunuyor.</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Almanya’da her yıl satışa çıkan 127 bin KOBİ için Türkiye potansiyel alıcı</span></h2>
<p><strong>TÜRKİYE-</strong>Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>DEİK ve Boston Consulting Group (BCG) işbirliği ile hazırlanan raporun teknik detaylarını anlattıktan sonra DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak, </strong>10 stratejik büyüme alanından bazılarını ayrıca açtı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye’nin Almanya’daki yatırımlarının artırılması: </strong>Alman KOBİ’leri, sağlıklı finansal yapıları, inovasyon yetenekleri ve derin bölgesel kökleri nedeniyle cazip yatırım potansiyeli olarak öne çıkıyor.</li>
</ul>
<p>Almanya ekonomisinin yapısal çekirdeği, KOBİ sahiplerinin yarısının varis sorunları nedeniyle işletmelerini devretmeyi veya kapatmayı düşünmesi nedeniyle bir süreklilik açığıyla karşı karşıya.</p>
<p>Almanya’da 2027 yılına kadar her yıl 127 bin KOBİ’nin yeni sahiplerine geçmesi ve bunlardan 4’te 3’ünün varis sorunu yaşaması bekleniyor.</p>
<p>Türkiye, derin iş bağları, tedarik zinciri entegrasyonu ve benzer KOBİ sektör yapısı sayesinde yetenekli ortaklarla Almanya’ya yatırım yapmak için iyi bir konumda.</p>
<ul>
<li><strong>Start-up ekosisteminin güçlendirilmesi: </strong>Almanya, Avrupa’nın 3’üncü en büyük girişim ekosistemine sahip ülkesi ve hükümet tarafından güçlü bir şekilde destekleniyor.</li>
</ul>
<p>Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son yıllarda önemli ölçüde büyüdü ve geleceğe yönelik yüksek hedefleri sürdürüyor.</p>
<p>Almanya ve Türkiye, iş verimliliği, finansal yazılım, oyun, iklim teknolojileri ve yapay zeka konularına odaklanan, karşılıklı olarak yüksek yatırım çeken konulara sahipler.</p>
<p>BCG ile hazırladığımız raporda konunun finansman tarafını inceledik, uluslararası örneklere baktık.</p>
<p>Kore-Japonya, Katar-Portekiz ortak girişim fonları sayesinde oluşan başarılı örnekleri Türkiye ve Almanya özelinde nasıl oluştururuz, bunları da değerlendirmek gerekir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-ile-stratejik-ortagiz-233-milyar-dolar-ticaret-122-milyar-dolarlik-bize-gelen-yatirim-var-79804</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/4/1280x720/olpak-yalcindag-1779424219.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB ile stratejik ortağız, 233  milyar dolar ticaret, 122 milyar  dolarlık bize gelen yatırım var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tahvilde-sert-enflasyon-fiyatlamasi-79803</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tahvilde sert enflasyon fiyatlaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Küresel piyasalarda gözler devlet tahvil faizlerinde. ABD ve İsrail’in İran’a savaşıyla hareketlenen tahvil faizleri, savaşta bir türlü sona ulaşılamaması ve petrolde 100 doların üstü fiyatlamaların etkisiyle yükselişini sürdürüyor. ABD, Japonya, İngiltere gibi gelişmiş ülke tahvil faizleri son yılların en yüksek seviyelerini görürken bu durum gelişen ülke piyasalarında da yaşanıyor. Savaşın ilk günleriyle birlikte sert satış yiyen TL devlet tahvilleri tarihi en yüksek seviyelerine yakın fiyatlanıyor.</p>
<h2>Enflasyon riski fiyatlanıyor </h2>
<p>Şubattan bu yana yeni ihracı olmayan 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 35,85 ile tarihi en yüksek seviyesini gördü, 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 39,52, 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 43,74 ile geçen yılki zirvelerine yaklaştı. Uzmanlar tahvil faizlerinin enflasyon riskini fiyatladığını haziranda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz artırımı yapmak zorunda kalabileceğine işaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fda129eefa-1779423762.png" alt="" width="692" height="249" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fda2029f08-1779423776.png" alt="" width="331" height="229" /></p>
<p>Savaşın 28 Şubat’ta başlamasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yoğun çıkışları sonucu Türkiye’nin gösterge tahvil faizleri yönünü yukarıya çevirdi. Ateşkes ve müzakere süreçlerinde bu yukarı yönlü hareket frenlense de son günlerde çözümsüzlüğün sürmesi nedeniyle küresel çaptaki endişeler TL devlet tahvili fiyatlamalarında da etkili oldu. 27 Şubat son işlemlerde yüzde 36,53 seviyesinde olan Türkiye’nin 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi 7.21 puan, 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi 6.15 puan, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de 5.27 puan arttı.</p>
<h2>Gelişmiş ülkelerde faiz artışı </h2>
<p>EKONOMİ’ye konuşan bir yabancı kurum analisti küresel çapta savaş bugün bitse bile lojistik problemleri, arkada birikmiş petrol stoku ile petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyredeceği, bunun enflasyonu yukarı çekeceği ve merkez bankalarının rahat hareket edemeyeceği varsayımının fiyatlandığını vurguladı. Savaşın ciddi anlamda devam etmesinin ise petrol fiyatlarında 120-130 dolar bandı değil çok daha ciddi seviyelerin konuşulacağına işaret eden analist bunun da şu an görülen faiz oralarını bile masum bırakacağını dile getirdi. Analist şu anki senaryoda piyasalarda Amerikan Merkez Bankası Fed’in bu yıl faiz indirmeyeceği, gelecek sene faiz artırımı yapabileceğinin fiyatlandığını belirterek bu kadar uzun fiyatlama ciddiye alınması bile Avrupa Merkez Bankası için bu yıl 4, İngiltere Merkez Bankası için 2 faiz artırımı fiyatlandığına dikkat çekti. Gelişmiş ülkelerde faiz artırım trendinin başladığına vurgu yapan analist bunları takip eden küresel piyasalarda da tahvil faizlerinde yönün yukarı olduğunu söyledi.</p>
<h2>Yüksek faiz ihtiyacı doğabilir </h2>
<p>Analist, petrol fiyatları 150-200 dolar bandına gitmesi durumunda Türkiye’de piyasanın bugün konuştuğu yılsonu yüzde 30 senaryosunun bile iyimser kalabileceğine işaret ederek Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda tüm ihtimallerin masada olduğunu söylediğini ve gerekirse faiz artırabileceğini belirtti. İçerisi değil yurtdışı kaynaklı sorunlar yaşandığı için enflasyon etkilerinin tartışılacağını söyleyen analist tüm dünyada tahvil fiyatları yukarı giderken Türkiye’de de faizlerin carry trade mekanizmasının çalışabilmesi için mutlaka yukarı gitmesi gerektiğini dile getirdi. Analist Merkez Bankası’nın b senaryosunun ise tüm bu işlerden vazgeçip kuru biraz daha bırakarak enflasyonun gittiği yerden döndürmeyi düşünerek bu durumu fırsat olarak kullanabilmek olduğunu ifade etti.</p>
<h2>Sakinleşme için anlaşma şart </h2>
<p>Black Sea Advisory Kurucu Ortağı Eren Kuru da, şubat ayının son haftasından bu yana herkesin de takip ettiği gibi ABD-İran savaşı nedeniyle Brent petrol fiyatların çok hızlı şekilde 100 doların üstüne genişlediğini hatırlattı. Bu genişleme ile birlikte kurumların yılsonu enflasyon beklentilerinde yukarı doğru revizeleri gerçekleştirdiklerini belirten Kuru, “Revizeler ile birlikte doğrudan tahvil faizlerini yukarı taşımasına neden oldu. Sadece enflasyon revizeleri değil, major merkez bankalarının genişlemeci faiz politikalarını ertelerken ve büyüme tarafında endişelere yol açtı. Böylece tahviller tarafında baskıyı iyice arttırdı. Diğer taraftan piyasadaki kredi koşulları sıkılaşmaya devam etti. Yurt dışında private credit fonları tarafında çıkışları hızlandırırken, VC ve PE'lerde yeni yatırım düşüncelerini geri plana atmışa benziyor. Yurt içi tarafta da ÖST tarafında maliyetlerden dolayı hacimlerde azalışı görebiliriz. Kısaca ABD-İran tarafındaki haber akışı tahvil faizlerindeki görüntüyü bozarken, genel olarak piyasanın sakinleşmesi için anlaşmanın şart olduğu düşünebiliriz” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Borsalarda faiz baskısı yaşanıyor</span></h2>
<p>Tahvil faizlerindeki yüksek seyir hisse senedi piyasalarında da baskı yaratıyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre tahvil faizlerindeki yükselişin yanı sıra petrol fiyatlarının jeopolitik risklerle yüksek seviyelerde kalması ve Fed başta olmak üzere önde gelen merkez bankalarının yeniden daha sıkı bir politika çizgisine yaklaşabileceği beklentisi, son dönemde zirve seviyelere ulaşan endeksler üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. Kritik bir gösterge olarak izlenen 10 yıl vadeli ABD tahvil faizi yüzde 4,60’ın üzerine çıkarken uzmanlara göre bu bölgede kalıcı olunması enflasyon endişelerinin canlı kaldığı bir ortamda hisse senetleri açısından zorlu bir zemin yaratmayı sürdürebilir. Borsa İstanbul endeksleri dün dalgalı bir gün yaşarken yurtdışında ise büyük teknoloji şirketlerinin bilançoları takip edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tahvilde-sert-enflasyon-fiyatlamasi-79803</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi-faiz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel piyasalarda petrolde yüksek seyrin devam edeceği beklentileriyle artan enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının fiyatlamalarda baskı altında kalması tahvil faizlerini yükseltiyor. İçerde de TL devlet tahvilleri tarihi zirvelerine yakın seyrederken haziranda TCMB’nin faiz artırımı ihtimali artıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mutlak-butlan-derinden-sarsti-79802</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Mutlak butlan&#039; derinden sarstı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayına yönelik yapılan başvuruyu karara bağlayan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi, kurultayı iptal etti. Bu iptal kararıyla birlikte CHP’nin Özgür Özel başkanlığındaki yönetimi görevden uzaklaştırılırken, CHP Genel Başkanlığı görevi önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na bırakıldı. Şimdi CHP’nin yönetimine ilişkin tüm yetkiler Kılıçdaroğlu’na geçti. Eğer Kılıçdaroğlu görevi kabul etmezse, bu kez başkanlığa kayyım heyeti atanacak. Kararın ilgili bölümü şu ifadeyle duyuruldu:</p>
<p>“4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREVİ ÜSTLENMELERİNE/ GÖREVE İADELERİNE…”</p>
<h2>Kılıçdaroğlu CHP'yi sert eleştirmişti</h2>
<p>Öte yandan mahkemenin mutlak butlan kararının, CHP’nin önceki lideri Kemal Kılıçrdadoğlu’nun sosyal medya hesabından Özgür Özel ve yönetime yönelik yoğun eleştiriler yapmasının hemen ertesi gün çıkması dikkat çekti. Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün yaptığı paylaşımda CHP'nin temiz siyasetin evi olduğunu belirterek, partinin haramın ve kirlenmişliğin sığınağı haline getirilemeyeceğini belirtmişti. Aynı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı kayyım heyetinde bulunan iki üye de Kılıçdaroğlu’nu çalışma ofisinde ziyaret etmişlerdi.</p>
<h2>İstanbul İl Kongresi de iptal </h2>
<p>Bu arada mahkeme, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararları da iptal edildi. Bu kararın hemen ardından da İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve ilçe başkanları da olağanüstü toplantı kararı aldılar. Butlan kararının ardından EKONOMİ’ye açıklama yapan bir CHP yöneticisi, bu aşamadan sonra partiye kayyım atanmasının partinin parçalanması anlamına geleceğini belirterek, buna izin verilmemesi için bir heyet oluşturduklarını söyledi. Hem Özgür Özel’i hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir araya getirmek için çalışacaklarını kaydeden her iki tarafa da eşit mesafede olan yönetici, “CHP’nin dağılma görüntüsü vermemeliyiz. İktidara bu sevinci yaşatmayacağız, iktidar CHP’yi dağıtıp baskın seçim istiyor" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan tüm süreçlerin olumsuz sonuçlanması halinde, yeni bir parti kurulması seçeneğinin de masada olduğu belirtiliyor. Bu arada Özgür Özel X hesabından "Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!" mesajı verdi.</p>
<h2>Gürlek: Başvuru CHP’lilerden geldi </h2>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, karardan yaklaşık 2 saat sonra kameraların karşısına geçerek, mahkemenin mutlak butlan kararına ilişkin kısa bir açıklama yaptı. Bu sürecin CHP’lilerin başvurusuyla başladığına işaret eden Bakan Gürlek, “Mahkeme delilleri değerlendirerek karar verdi. 4-5 Kasım’da delege iradesinin kurultay sonucunu etkileyecek şekilde etkilendiği kanaatine varıldı. Mahkeme iddiaların seçim sürecinin serbestliğini etkilediğini tescil etti. Yargının görevi hukukun üstünlüğüdür, siyasi partiler demokrasinin taşıyıcı kolonlarıdır, bunun zedelenmesi demokrasinin zedelenmesidir. Vatandaşın demokrasiye görevini gösteren bir karardır. Hukuk devleti iddiaları ciddiyetle ele alan devlettir. Süreç hukuk düzeni içinde devam edecektir, herkesin bu sürece saygı göstermesi, icraatını hukuk içinde gerçekleştirmesi önem taşıyacaktır. İrade delege ve üyelerindir. Türkiye demokrasisinin hukukla güçlendirilmesine kararlılıkla devam edilecektir” dedi.</p>
<h2>CHP olağanüstü toplandı</h2>
<p>CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Özgür Özel'in başkanlığında olağanüstü toplandı.</p>
<p>Parti genel merkezinde yaklaşık 5 saat süren MYK'nin ardından basın toplantısı düzenleyen Özel, söz konusu mahkeme kararını, "Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz." diyerek nitelendirdi.</p>
<p>Özel, partisinin 14-28 Mayıs'ta yapılan genel seçimlerde elde ettiği sonuçlar sebebiyle vatandaşların CHP'den duygusal kopuş yaşadığını, kendilerinin de CHP'de değişimi istediğini anlattı.</p>
<p>CHP delegesinin, 38. Olağan Kurultay'da değişime karar verdiğini ifade eden Özel, "Hiç huyumuz değildir, hiç haddimiz değildir, kibir yapmadık. Bizim sevincimizin, galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik." dedi.</p>
<p>CHP'yi yerel seçimlerde birinci parti yaptıkları için suçlu görüldüklerini öne süren Özel, "Bize, 'Ekrem'i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara'ya dön, Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.' diyorlar. Ben, partimin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuğunda oturmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum." diye konuştu.</p>
<p>Meselenin ne kendisi ne de 38. Olağan Kurultay'da göreve gelmeleri olduğunu kaydeden Özgür Özel, "Bu mesele bizim değil, milletin meselesidir. Bu savaş bize değil, millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil, millete yapılmıştır." görüşünü savundu.</p>
<p><strong>"İlk itirazımızı Yargıtay'a yaptık"</strong></p>
<p>Özgür Özel, karara karşı hukuki yolları kullanacaklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılması da içerecek şekilde Yargıtay'a yaptık. YSK'nin bize vermiş olduğu, İstanbul'daki kayyım kararlarının üstüne, defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu kongre sonucunda verdiği mazbataya sahip çıkması için YSK'ye başvuracağız. YSK'ye yaptığımız başvuru, Yargıtay'a tedbirin durdurulmasına yönelik yaptığımız başvuruların en acil, en hızlı şekilde ele alınarak YSK'nin Anayasa 79. maddede kendisine münhasır tanınan görev-sorumluluk alanına sahip çıkmasını, kendisine sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz."</p>
<p><strong>Sorular</strong></p>
<p>Özel, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>
<p>Bir basın mensubunun hukuki itirazlarının olumlu sonuçlanmaması durumunda CHP'nin yol haritasında olağanüstü kurultay çağrısının olup olmadığının sorulması üzerine Özel, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Bunun yanında önümüzde hangi zeminin olacağı, o mahkeme kararının YSK tarafından nasıl yorumlanacağı, kabul edilip edilmeyeceği, edilirse daha önce örnekleri var, hangi hükümlerinin kabul edilip hangi hükümlerinin tenzil edilip belki hangi hükümlerinin farklı şekilde yorumlanacağını göreceğiz. Bizim net olarak durduğumuz bir yer var, biz bize verilen bayrağı yere bırakmayız. Elimizdeki bayrak bize partimizin verdiği bayraktır. Millet o bayrağa, o değişimi kuvvetli bir özeleştiriye saymıştır, seçimlerde de tarihinin en büyük yerel seçim zaferini bize yaşatmıştır. Millete borcumuz var, ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayız."</p>
<p>Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:</p>
<p>"Yoğun bir toplantı, sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Dönüp de ne konuşacağız? Daha bugün CHP'de 'Butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız' diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu'ndan daha önce şanla şerefle seçildiği, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefonu açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa, ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş genel başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir."</p>
<p>Genel Merkezi terk edip etmeyeceğinin sorulması hakkında Özel, "Ben genel merkezdeyim, arkadaşlarımız genel merkezde. Buradan sonra gecesiyle, gündüzüyle genel merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane'ye sahip çıktıysak, genel merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu. Ancak onlar kaldırabilir." dedi.</p>
<p>Özel, Kılıçdaroğlu'nun bu görevi neden kabul ettiğinin sorulması üzerine, bu soruyu Kılıçdaroğlu'nun yanıtlayabileceğini ifade etti.</p>
<p>"Mutlak butlan" kararına karşı hukuken bir sonuç alınamazsa yedek partinin söz konusu olup olmadığı sorusuna Özel, "İkinci bir parti, bir yedek parti, bir başka parti seçeneği Türkiye'deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir. Ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı öyle bir tedbir düşünmedik, düşünmeyiz. Çünkü biz burada ev sahibiyiz, kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağından ayrılmayı düşünmeyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye mahkemeleri falan karar veremez." yanıtını verdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TL VARLIKLAR AĞIR SATIŞ YEDİ</span></h2>
<p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>TL varlıklar İstinaf 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptali talebiyle açılan davada her iki kurultay hakkında 'mutlak butlan' kararı vermesiyle birlikte ağır satış yedi. Orta Doğu’yu karıştıran savaştan hasar alan TL varlıklara bir de içerde siyasi gündem eklenmiş oldu. Borsa İstanbul BİST100 endeksinde kararın ardından yüzde 6 düşüşle birlikte devre kesici çalıştı, bankacılık endeksinde düşüş yüzde 8,5’e yaklaştı. Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk primi kararla birlikte 9 baz puan yükselerek 250 baz puana yükseldi. BİST100 endeksi günü yüzde 6,05 bankacılık endeksi ise yüzde 8,63 düşüşle kapattı. Piyasa savaş darbesini atlatmaya çalışırken aslında dün itibariyle CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ kararının çıkacağına ilişkin tedirginlikler başlamıştı. Uzmanlar yabancı yatırımcıların bu kararla birlikte TL varlıklara yönelik ilgisinin oldukça sıkıntılı bir sürece gireceğine dikkat çekerken Borsa İstanbul endekslerini çok zor günlerin beklediğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bankacılık endeksinde düşüş rekoru</strong></p>
<p>Dün kararın gelmesiyle birlikte saat 17.42.06 itibarıyla endekse bağlı devre kesici tetiklendi ve pay piyasasındaki tüm işlem sıralarında, vadeli işlem ve opsiyon piyasasında işlem gören pay ve pay endekslerine dayalı sözleşmelerde işlemler geçici olarak durduruldu. Borsa İstanbul’dan yapılan açıklamayla pay piyasasında varant, sertifi ka ve yeni pay alma hakkı sıralarında işlemler yeniden başlatılmadı. Pay piyasasında saat 18.01 itibarıyla kapanış seansıyla vadeli işlem ve opsiyon piyasasında işlem gören pay ve pay Endekslerine dayalı sözleşmelerde sürekli işlem yöntemiyle saat 18.08 itibarıyla yeniden başladı. Kapanış seansıyla birlikte Borsa İstanbul BİST100 endeksi dün günü yüzde 6,05 düşüşle 13 bin 163,8 puandan kapattı. Çoğu hisse taban seviyesini gördü. En çok düşüş yüzde 8,63 ile bankacılık endeksinde yaşanırken banka hisselerinde de taban seviyelere inildi. Sanayi endeksi yüzde 6,15, ulaştırma endeksi yüzde 6,36 geriledi. VİOP'ta BİST30 kontratları yüzde 10 düşüşle taban seviyeyi gördü.</p>
<p><strong>Endeks 12.700’e gerileyebilir</strong></p>
<p>Uzmanlar BİST100 endeksinde satışların devam edeceğini ve 12.700-12.800 seviyelerine geri dönüleceğine işaret ederken Merkez Bankası'nın da haziran toplantısında faiz artışına gitme ihtimalinin artık daha güçlü fiyatlandığına vurgu yaptı. Bayram öncesi son iş günlerinde de endekslerde negatif seyrin devam etmesini bekleyen uzmanlar Merkez Bankası'ndan ve siyasi liderlerden gelebilecek açıklamalara odaklandı.</p>
<p><strong>Döviz satışı yeniden başladı </strong></p>
<p>Dolar/TL’de karar tepki sınırlı kalırken uzmanlar Merkez Bankası'nın devreye girdiğini zaten savaş nedeniyle yabancının büyük çoğunluğunun çıkış yaptığını dile getirdi. Dolar/TL'de dün 18 itibariyle işlemler 45.61 seviyesinden gerçekleşti. Merkez Bankası savaş nedeniyle martta 50 milyar doların üzerine yaptığı satışın ardından nisanda 19.4 milyar dolar, mayısın ilk iki haftasında ise 2.4 milyar dolar döviz alımı yapmıştı. Az kalan yabancıyla birlikte içeriden döviz talebi olması durumunda Merkez Bankası’nın satışa devam etmesi ve rezervlerde düşüş gözlenmesi bekleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mutlak-butlan-derinden-sarsti-79802</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/hukuk-adalet-dava-mahkeme.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye, ana muhalefet partisi CHP’nin kurultay davasında çıkan “mutlak butlan” kararıyla sarsıldı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP&#039;nin 4-5 Kasım 2023&#039;te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti. Daire, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, görevin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimine devredilmesine karar verdi. Ülkenin siyasi tarihinde derin bir kırılma olarak nitelenen kararın, siyasi ve toplumsal etkilerinin yanı sıra, ekonomik sonuçlarının da sarsıcı olabileceği belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uefa-finalinde-taraftarlara-satis-neredeyse-6ya-katlandi-79823</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> UEFA finalinde taraftarlara satış neredeyse 6&#039;ya katlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul önceki gece uluslararası bir spor etkinliğine daha ev sahipliği yaptı. Hepinizin bildiği 2025-26 sezonu UEFA Avrupa Ligi Finali Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda oynandı ve kupanın sahibi Alman temsilcisi SC Freiburg’u 3-0 yenen İngiliz ekibi Aston Villa oldu. Almanlar üzüldü, İngilizler sevindi ama sevinen çok büyük bir kitle daha vardı: Taksim, Beyoğlu ve Beşiktaş’taki lokantalar, cafeler, birahaneler. 2023’ün Haziran'ındaki UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’ndeki kadar olmasa bile fena para kazanmadılar.</p>
<p>Finalin kazananlarından Anadolu Efes’in Özel Müşteriler Performans Müdürü Onur Sezgin yağmurun azizliğine uğradıklarını söylemekle birlikte iki takım taraftarlarının performanslarında memnun olduklarını anlatıyor. İstanbul’daki maçta da Gezi Parkı Aston Villa, Beşiktaş sahildeki meydanda da Freiburg taraftarlarının toplanma yeri (fan zone) olarak belirlenmiş.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe765c1c7c-1779427173.png" alt="" width="493" height="346" />Anadolu Efes, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği 'fan zone'lardan Gezi Parkı’ndakine 17, Beşiktaş’takine ise 10 satış yeri açmış. İki alandaki toplam satışlarının 12 bin litre olduğunu söyleyen Sezgin, “Yağmur, fan zonelarda taraftar sayısının artmasını engelledi. Taraftarın önemli bölümü Taksim, Cihangir, Mis Sokak ve Beyoğlu’ndaki kapalı mekanlara yöneldi. Yağmur olmasaydı fan zonelarda 25- 30 bin litre bira satardık” diyor.</p>
<p><strong>Satışlar yüksek oranda arttı </strong></p>
<p>Verdiği bilgiye göre Taksim’deki mekanlar ve barlarda (açık kanal) 35 bin litre, yine aynı bölgedeki tekel bayileri, alkol shoplar ve Migros benzeri noktalarda (kapalı kanal) 14 bin litre bira satılmış. Beşiktaş’ta açık kanalda 22 bin litre, kapalı kanalda 9 bin litre bira satışı olmuş. “İngilizler de Alman ziyaretçilerimiz de ortamdan memnundular” diyen Sezgin, 12 bin litre satış yapılan fan zoneların da hesaba katılması durumunda toplam rakamın 92 bin litreye ulaştığını anlatıyor. Normal günde ise Beşiktaş ve Taksim bölgesi toplam satışı 16- 17 bin litre olurmuş. Buna bir de lokantaların, cafelerin, otellerin kazandıkları eklenince ortaya yüksek ivme ortaya koyan bir tablo çıkıyor. Demek ki bu gibi organizasyonları ve etkinlikleri ülkemize çekmek için çalışmak önceliklerimiz arasında olmalı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uefa-finalinde-taraftarlara-satis-neredeyse-6ya-katlandi-79823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UEFA finalinde taraftarlara satış neredeyse 6&#039;ya katlandı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-ne-ise-yarar-79818</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsan ne işe yarar?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zekâ tartışması iki uç arasında sıkıştı. Bir tarafta mucize anlatısı var: Her şeyi çözecek, hızlandıracak, ucuzlatacak yeni akıl. Diğer tarafta felaket anlatısı: İnsanı işsiz, etkisiz, gereksiz bırakacak büyük makine. İkisi de insanı kenarda tuttuğu için eksik. Ve en önemlisi; yapay zekâ, ahlaki, politik ve jeopolitik sınavımız gibi duruyor. Bu bir medeniyet tartışması.</p>
<p>Bu yazı, küresel üne sahip Fütürist Dr. Patrick Dixon’la söyleşime ve tartışmamızın ağırlık merkezi olan “insan ne işe yarar?” sorusuna aranan yanıt üzerine kurgulandı.</p>
<p>Yapay zekâyı, destekleyen, dönüştürücü gücü üzerine fikir geliştiren, meslek olarak tıp doktoru ve bir onkolog olan Dixon’ın gelecek ve teknoloji ağırlıklı konuşma ve kitapları çok satıyor. “How AI Will Change Your Life; A Futurist’s Guide to a Super Smart World” sonuncusu. Bir yıldır en çok satan kitaplar listesinin başında. Dixon, yazan, konuşan, şirketlere ve liderlere “gelecek okuması” desteği veriyor.  İndeks Konuşmacı Ajansında yıllar önce birlikte ürettiğimiz projelerden birinde sahnede hologramla kendisini çoğaltma macerasına girişmiş, izleyenler, birbiriyle konuşan iki Patrick karşısında çok şaşırmıştı…</p>
<p>Dixon, “insan ne işe yarar?” sorusunu, “insan sağduyusu” yanıtı üzerine inşa etti. Şunu da unutmamak gerek, yapay zekâ tartışması bir teknoloji gündemi olmaktan çıktı. Bu yazıyı aşağıda sıraladığım gelişmeler ışığında okumanız, neden “insan ne işe yarar” sorusunu sorma ihtiyacı hissettiğimi daha iyi açıklayacak.</p>
<p><strong>Vicdan, ahlak ve güç</strong></p>
<p>Üniversiteler yaz tatiline girerken Amerikan eğitim kurumlarında diploma törenlerini ünlü konuşmacılarla taçlandırmak adetten. Her yılın popüler temasına göre seçilen konuşmacı kadrosu bu yıl yapay zekâ  uzmanları ya da şirket yöneticileri oldu. Ağızlarını açıp yapay zekâ  dedikleri anda, kendilerini dinleyen öğrenciler, geleceklerini ve işlerini ellerinden alacağını düşündükleri konuşmacıları protesto ettiler. Gençlerden yükselen karşı rüzgar düşündürücü.</p>
<p>Çok yakın geçmişte, Hıristiyan dünyasının merkezi Vatikan insan onuru, vicdan, çocuklar, emek ve ölümcül kararların makinelere bırakılması konusunda ahlaki sınır çizeceğini duyurdu. Diğer tarafta Anthropic ve OpenAI gibi şirketler dinî liderlerle görüşerek makine davranışına ahlaki çerçeve aradılar. Bu girişimlere paralel olarak İran-ABD-İsrail savaşının aktörlerindenyapay zekâ  tabanlı teknoloji firması Palantir manifesto yayınladı. Bu manifestodan, ABD devletinin desteklediği “bir teknoloji firması”nın yapay zekâyı Batı’nın stratejik üstünlüğü ve askeri caydırıcılığı için güç aracı ilan ettiğini okuyoruz. Özetle, aynı teknolojiyi farklı dillerle konuşuyoruz: vicdan, ahlak, güç, endişe.</p>
<p><strong><em>Yapay zekâ ile ilgili mücadele teknolojiye kimin sahip olacağı kadar, teknolojinin hangi değer sistemiyle çalışacağı üzerine.</em></strong><em> <strong>Vatikan “algoritma vicdanın yerini alamaz” diyor. Dinî liderlerle yapılan toplantılar “makine ahlakı kimden beslenecek?” sorusunu açıyor. Palantir “ahlak mı, üstünlük mü?” gerilimini görünür kılıyor. Gençler, geleceğimizi alamazsınız diye protestoda…</strong></em></p>
<p><strong>İlk günün ilk saati</strong></p>
<p>Dixon’la yapay zekâ üzerine sohbet etmek gelecek muhasebesine girişmek gibi bir şey oldu. Devrimin, henüz “ilk yılının, ilk gününün, ilk saatinde” olduğumuzu düşünüyor. Kullandığımız araçlar bugün etkileyici görünse de, yarın göreceklerimizi hayal dahi edemeyeceğimizi iddia ediyor.</p>
<p>“Yapay zekâ pratikte ne anlama geliyor” diye sordum. Yanıtı sektör sektör verdi: Sağlık, cerrahi, savunma, enerji, müşteri hizmetleri, lojistik, danışmanlık; “Örneğin, sağlıkta kanser taramalarını değiştirebilir. Robotik cerrahide hekimin elini destekleyebilir. Savunmada savaşın hızını artırabilir. Enerjide şebekeleri akıllandırabilir. Kurumsal tarafta gece yarısı arayan müşteriye dahi yanıt verebilir. Lojistikte evrak yükünü azaltabilir. Danışmanlıkta, araştırma süresini ve çıktılarını hızlandırabilir…”</p>
<p><strong><em> İlginç bir şey daha söyledi; “Yapay zekâ her şeyi yapabildiği için değil, bazı şeyleri çok iyi yapabildiği için önemli. Hatamızın bu noktada başladığını ısrarla dile getiriyor; “Kurumlar ve onları yönetenler yapay zekâyı, her şeyi dönüştürecek tek büyük sistem gibi görüyor.” </em></strong></p>
<p>“O zaman söyleyin; ne çözer, neyi çözemez?” diye sordum, farklı bir yönüyle yanıtladı sorumu; “Yapay zekâyı doğru kullanabilmek için problemi seç. Küçük küçük deneme yap, ekonomik ol. Ölç. Sonuç alırsan büyüt.”</p>
<p><strong>İnsan nerede durmalı?</strong></p>
<p>Söyleşide, kurduğu en önemli ayrım, insanla makine arasındaki “anlam” farkı. Şöyle tarif etti: “Yapay zekâ veriyle çalışır, insan bağlamla. Yapay zekâ örüntü yakalar, insan neyin önemli olduğunu seçer. Yapay zekâ tahmin üretir. İnsan o tahminin hayatın içine nasıl yerleşeceğini düşünür.”</p>
<p><strong><em>Yapay zekâ  ile insan karşılaştırması yorumlarında kilit kavram; sağduyu, içgüdü… yerinde karar verme becerisi anlamlarına sahip “Common sense”. Açıklamaya devam edecek olursam, ortamın havasını okuma yeteneği. Bireyin söylediğiyle söylemediği arasındaki farkı duyma kapasitesi. Teknik olmayan insani beceriler… “Common sense” Türkçe’de tek kelimeyle karşılanamıyor maalesef. Mantık, sezgi, ölçü, deneyim, bağlam duygusu, karar terbiyesi, hatta hayat bilgisi aynı kavramın içinde yer alıyor. </em></strong></p>
<p> “İnsan ne işe yarar?” diye sordum, “İnsanın önemi sağduyu sahibi olmasıdır ve sağduyu soyut bir erdem değildir” diye karşılık verdi. Dixon şöyle sürdürdü sözlerini, “Yapay zekâ liderlik edemez. İlham veremez. Gelecek vizyonu sunamaz. Yapay zekâ, insanın karar kapasitesini desteklemek için var.</p>
<p><strong>Kendinizi yapay zekâya teslim eder misiniz?</strong></p>
<p>Dixon’a kendini yapay zekâ ya teslim edip etmeyeceğini sordum, edebileceğini söyledi. Arkasından yapay zekâya güvenmek için koşullarını sıraladı; rolü sabit olacak, veri seti belli olacak, uzmanlık alanı tanımlı olacak, geçmiş performansı ölçülebilecek, sonuçları izlenebilecek.</p>
<p><strong><em>Yapay zekâ milyonlarca taramadan örüntü çıkarabiliyor. Akciğer filminde kanseri erken fark edebiliyor. Laboratuvar slaytlarında insan gözünün kaçırdığı ayrıntıyı yakalayabiliyor. Yoğun bakımda hangi hastanın hangi tedaviye yanıt vereceğini tahmin edebiliyor. Ama hastanın korkularına, duygularına, onu insan yapan unsurlara dokunamıyor. </em></strong></p>
<p>Bir milyon kişinin kan örneği, genetik kodu, tıbbi geçmişi, yaşam biçimi ve çevresel bilgisi toplanmış. Bu veri seti sayesinde yapay zekâ geleceğe dair tahmin yapabiliyor; kalp hastalığı riski; hafıza kaybı ihtimali; tedavi seçenekleri; erken uyarılar. Bu önemli bilgiyi okurken, aklımdan güvenlikle ilgili endişeli sorular geçtiğini de itiraf etmek zorundayım.</p>
<p><strong>Şirketler neden sonuç alamıyor?</strong></p>
<p>Dixon, 6 bin yöneticiyle gerçekleştirilen bir araştırmadan örnek verdi; yöneticilerin büyük çoğunluğunun kendi işlerinde yapay zekâ uygulamalarından pozitif etki görmedikleri için şikayet ettiklerini söyledi.</p>
<p>Sebebini sordum, her şeyi bir anda değiştirmeye çalıştıkları ve her şeyi yapay zekâdan bekledikleri için işe yaramadığını söyledi; <strong><em>“…Yapay zekâ stratejisi şirketi baştan yaratmak değil. Teklif hazırlığını hızlandırmak, müşteriye ürün deneme imkânı vermek, başvuruları ayıklamak, web prototipi üretmek olabilir. Yapay zekâ olsa olsa toplantı notu çıkarabilir, rapor özetleyebilir, sektör araştırması yapabilir. Raporu yapay zekâya yazdırmak ya da sunumu yapay zekâya teslim etmek başka bir şey. Müşteri bilgi, deneyim, sezgi, yargı, üslup için para öder…”</em></strong></p>
<p>Kurumların yapay zekâ kullanma konusundaki sorunlarını algı üzerine yoğunlaştırdı. Geleceğin kıtlık üzerinden okunamayacağını, sorunun tersine bolluk olabileceğini düşünmek zorunda olduğumuzu, ihtiyaç fazlasını saklamak, dağıtmak, fiyatlamak, dengelemek gerektiğini anlattı. </p>
<p><strong>Gelecek ne getirecek?</strong></p>
<p><strong><em>Dixon gelecekten çok umutlu; Krizler gelir. Başkanlar değişir. Petrol fiyatları oynar. Kur düşer. Virüs salgına dönüşür. Savaş çıkar. Yeni teknoloji hayatımıza girer. Dünya yine döner. “Yapay zekâ karmaşasında kaybolmaya gerek yok. Müşterinize, hastanıza,  çalışanlarınıza, toplumsal endişelere, umutlara odaklanın” diyor. </em></strong><em> </em></p>
<p><em>Bu yazı, Patrick Dixon söyleşisinin ana fikri olan “İnsan ne işe yarar?” sorusu etrafında, döndü. Söyleşiden, yapay zekâya hangi koşulda güvenmeli, iş dünyasının yapay zekâdan fayda sağlaması için gerekli koşullar üzerine detayları yaprakozer.com’da bulabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Youtube</em><em> söyleşi yayın dili İngilizce.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-ne-ise-yarar-79818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnsan ne işe yarar? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/istanbul-bilgi-universitesi-kapatildi-79831</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul Bilgi Üniversitesi kapatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasıyla ilgili karar Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre, kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11'inci maddesi gereğince karar verildi.</p>
<p><strong>YÖK'ten açıklama</strong></p>
<p>Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamada, "Yükseköğretim Kurulu, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesi hususunda gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Öğrencilerimizin yanı sıra üniversitemizde görev yapan idari ve akademik personele dair herhangi bir mağduriyete fırsat vermeden gerekli işlemler yerine getirilecektir. Konuyla ilgili detaylı açıklamalar önümüzdeki günlerde yapılacak olup, kıymetli öğrencilerimizin, ailelerinin ve yükseköğretim camiasının süreçle ilgili doğru ve güncel bilgileri yalnızca Yükseköğretim Kurulunun resmi iletişim kanallarından takip etmelerini önemle rica ederiz." ifadeleri kullanıldı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/istanbul-bilgi-universitesi-kapatildi-79831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/1/1280x720/bilgi-universitesi-1779429053.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Bilgi Üniversitesi&#039;nin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
