<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tvfnin-borclanma-yetkisi-kaldirilmali-verimsiz-kamu-harcamalari-kisilmali-78370</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;TVF&#039;nin borçlanma yetkisi kaldırılmalı, verimsiz kamu harcamaları kısılmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>TEPAV yılın ilk çeyreğinde Merkezi Yönetim Bütçesi ile Hazine’nin borç durumuna ilişkin analiz yaptı. Analizde ilk çeyrek bütçesinin 420 milyar lira açık verdiği belirtilirken, personel ve cari transfer harcamalarının enflasyonunun üzerinde arttığı, yatırımların yüzde 32.6 azaldığı vurgulandı. Mali şeffaflık vurgusu yapılan çalışmada, Varlık Fonu’nun borçlanma yetkisinin kaldırılması, yatırım harcamalarını ötelemek yerine verimsiz kamu harcamalarının kısılması önerildi. Vergi gelirlerindeki artışın kayıt dışılıkla mücadele ve geçici kurumlar vergisi düzenlemelerine bağlandığı çalışmada, “Güçlü manşet verilerine rağmen, bütçe performansındaki iyileşmenin harcama kısıtlamaları ve geçici gelir etkilerine dayanması enflasyon ve risk göstergeleri üzerindeki olumlu etkiyi sınırlandırmıştır” denildi.</p>
<h2>Kırılganlık mali alanı kısıtlıyor</h2>
<p>Çalışmaya göre ilk çeyrekte Hazine 191 milyar lira iç borç ödemesi yaparken, 331 milyar lira borçlanmaya gitti. 2025’ten devreden 957 milyar liralık kasa bakiyesi faiz dışı fazla ve net dış borçlanmaya rağmen, yüksek dış borç ödemelerine bağlı olarak 906 milyar liraya geriledi. Çalışmada borç stokunun enflasyonun üzerinde arttığına işaret edilirken, “Borç stoku GSYH'ye oran olarak uluslararası seviyelerin altında kalmaya devam etse de portföyün yalnızca yüzde 33'ünün TL ve sabit faizli olması döviz kuru, altın, faiz ve enflasyon şoklarına karşı kırılganlığı artırırken mali alanı da kısıtlamaktadır” uyarısında bulunuldu.</p>
<h2>Yükümlülüklerde şeffaflık sorunu </h2>
<p>TEPAV analizinde Türkiye Varlık Fonu’nun Hazine garantili, garantisiz borçları, gelir garantili KOİ projeleri ve borç üstlenim taahhütleri, SGK açıkları, BOTAŞ, TCDD gibi KİT’lerden kaynaklanan finansal riskler, Hazine destekli kefalet sistemleri gibi oluşan koşullu yükümlülüklerin şeffaf olarak raporlanmadığı belirtildi. Bu yüzden de mali risklerin gerçek boyutu ve borç stoku üzerindeki olası etkilerinin tam olarak değerlendirmenin mümkün olmadığına işaret edildi. Bu dönemde maliye politikasının harcamayı kısmak değil, kaynakları enflasyon yaratmayan üretken alanlara ve sosyal programlara kanalize etmeyi amaçlaması gerektiğinin altı çiziliyor. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TEPAV hangi önerilerde bulundu?</span></h2>
<p>■ Yatırım harcamalarının ötelenmesindense kamunun verimsiz tüketim harcamaları sınırlandırılmalı. <br />■ Bütçe kaynakları verimlilik ve istihdam artışı sağlayacak, Türkiye’nin ithalat bağımlılığını azaltacak yatırımlara yönlendirilmeli. <br />■ Öncelikli olarak tarım ve sanayisi politikalarının gözden geçirilmeli, teşvik ve sübvansiyonlar kalkınma hedeflerine uygun olarak belirlenmelidir. <br />■ Dolaylı vergileri de azaltan kapsamlı bir vergi reformu tartışmaya açılmalı. <br />■ Vergi denetimleri, yapay zekâ destekli izleme araçlarıyla daha etkin hale getirilmeli. <br />■ Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara ilişkin kararlar kurala bağlı, öngörülebilir ve enflasyonla mücadeleyi destekleyici yönde olmalı. <br />■ Mali şeffaflık güçlendirilmeli. <br />■ Bütçe kapsamı genişletilerek bütçe dışı harcama yaratan ve gelir elde eden döner sermayeli işletmeler, sosyal yardımlar, özel hesaplar ve benzeri uygulamalar bütçe içine alınmalı. <br />■ Koşullu yükümlülük oluşturan ve borç idaresinin tek elden yönetimi ilkesine aykırılık teşkil eden TVF ve Afet Yeniden İmar Fonu (AYİF) gibi kurumların borçlanma yetkisi kaldırılmalı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tvfnin-borclanma-yetkisi-kaldirilmali-verimsiz-kamu-harcamalari-kisilmali-78370</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/4/1280x720/turkiye-varlik-fonu-tvf-1754470708.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEPAV, merkezi yönetim bütçesinde manşet rakamlar güçlü görünmekle birlikte kalıcı iyileşme yaşanmadığını, Türkiye Varlık Fonu (TVF), KÖİ projeleri ve Hazine destekli kredi programları gibi kalemlerin mali risklerin boyutunun tam olarak görülmesini engellediğini savundu. TEPAV, notunda , TVF’nin borçlanma yetkisinin kaldırılması gerektiği de ifade edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altinda-satis-haftasi-78368</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altında satış haftası!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki belirsizlikle dalgalı seyir izleyen altın fiyatları yurtiçi yerleşikleri geçen hafta satışa geçirdi. Merkez Bankası verilerine göre 24 Nisan ile biten geçen hafta kur etkisinden arındırılmış olarak yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 726 milyon dolar azaldı. Bu düşüşün 610 milyon doları gerçek kişilerin kıymetli maden hesabı azalışından, 116 milyon doları ise tüzel kişilerin kıymetli maden hesaplarındaki düşüşten kaynakladı. 26 Nisan 2024 haftasında yaşanan 734 milyon dolarlık kıymetli maden hesaplarındaki azalmadan sonraki en sert düşüş geçen hafta gerçekleşti. Altın mevduatında düşüşün de etkisiyle geçen hafta yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 18 milyon dolar azaldı.</p>
<h2>Yükseliş 2 milyar dolar </h2>
<p>Geçen hafta gram altın fiyatları haftalık yüzde 2,3 geriledi. Merkez Bankası verilerine göre ABD ve İsrail'in İran'a saldırısının başladığı 28 Şubat'tan bu yana altın fiyatlarındaki dalgalanmayı yurtiçi yerleşikler öncelikli olarak alım fırsatı olarak gördüğünü ortaya koydu. Öyle ki verilere göre parite etkisinden arındırılmış olarak 27 Mart haftasında gerçek kişiler 1.8 milyar dolar, tüzel kişiler 524.5 milyon dolar kıymetli maden mevduatını büyütmüştü.</p>
<p>Savaşın başlamasından bu yana en sert satış ise geçen hafta gerçekleşti. Verilere göre geçen hafta yurtiçi yerleşik kişiler ve tüzel kişilerin parite etkisin den arındırılmış kıymetli maden mevduatındaki azalma 726 milyon dolar oldu. Buna karşılık 27 Şubat'tan bu yana parite etkisinden arındırılmış olarak gerçek kişilerin kıymetli maden mevduatı 1.7 milyar dolar, tüzel kişilerin kıymetli maden mevduatı ise 281.3 milyon dolar artış göstermeye devam ediyor.</p>
<h2>Yabancı üç haftadır net alıcı </h2>
<p>Yurtiçi yerleşiklerin savaş başlangıcından bu yana kıymetli maden mevduatında artış 2 milyar doları geçti. Parite etkisinden arındırılmamış olarak yurtiçi yerleşiklerin kıymetli maden hesaplarının dolar karşılığı geçen hafta 2.9 milyar dolar düşüşle 101.5 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Merkez Bankası haftalık menkul kıymet verilerine göre yabancı yatırımcılar geçen hafta devlet tahvillerinde net 193.6 milyon dolar, hisse senetlerinde 328.1 milyon dolar alım gerçekleştirdi. Böylece ateşkesin başlamasından bu yana üç haftadır yabancı yatırımcı TL devlet tahvili ve hisse senedinde kesintisiz net alıcı oldu.</p>
<p>Verilere göre devlet tahvillerinde bu üç haftalık net alım 1 milyar 149,3 milyon dolara , hisse senetlerinde ise 1 milyar 337,8 milyon dolara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana yabancı devlet tahvillerinde halen daha 5.7 milyar dolar net satışı konumunda kalmaya devam ediyor. Hisse senedinde ise savaş hasarı onarıldı ve yabancı 42.1 milyon dolar net alıcı pozisyonuna geçti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TCMB rezervleri 171 milyar dolara geriledi</span></h2>
<p>Merkez Bankası toplam rezervleri, 24 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 415 milyon dolar azalarak 171 milyar 52 milyon dolara geriledi. TCMB'nin net uluslararası rezervleri de, bir önceki haftaya göre 4 milyar 148 milyon dolar düşüşle 54 milyar 230 milyon dolara indi. Bir önceki hafta 39.7 milyar dolar olan swap hariç net rezervler de geçen hafta 36.4 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası verilerine göre 24 Nisan itibarıyla brüt döviz rezervleri 870 milyon dolar azalışla 60 milyar 951 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 17 Nisan'da 61 milyar 821 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri de 2 milyar 546 milyon dolar azalışla 112 milyar 647 milyon dolardan 110 milyar 101 milyon dolara indi. Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 24 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 415 milyon dolar azalışla 174 milyar 467 milyon dolardan 171 milyar 52 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altinda-satis-haftasi-78368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/8/1280x720/kulce-altin-1762502706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt içi yerleşikler altın fiyatlarında savaş belirsizliğinin yarattığı dalgalanmayı bazı haftalar alım fırsatı olarak görürken geçen hafta son iki yılın en sert satışını gerçekleştirdi. Merkez Bankası verilerine göre kıymetli maden hesapları geçen hafta 726 milyon dolar azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankaradan-bu-yil-da-ses-yok-taksim-bu-1-mayista-da-iscisiz-78367</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Taksim bu 1 Mayıs’ta da ‘işçisiz’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’ndaki 1 Mayıs kutlamalarında açılan ateş sonucu 40’ın üzerinde kişinin hayatını kaybetmesi üzerinden 49 yıl geçti. Katliamın ardından 1980’den itibaren Taksim’de 1 Mayıs etkinlikleri işçilere kapatıldı. Uzun süre sadece siyasi partiler ve sendikaların temsilcilerinin Taksim Anıtına çelenk bırakmasına izin verildi. 2009 yılında 1 Mayıs’ın bayram olarak ilan edilmesiyle birlikte meydan kitlesel kutlamalara açıldı. 2013 yılına kadar yüzbinlerin katıldığı etkinliklerde herhangi bir olay yaşanmadı. Ancak 2013 yılından itibaren Taksim Projesi kapsamında meydan tekrar işçilere ve kutlamalara kapatıldı. O tarihten bu yana geçmişte olduğu gibi 1 Mayıs’larda sadece siyasi parti temsilcileriyle, sendika yöneticileri çelenk bırakabildiler. Katliamın 49’uncu yılı da benzer görüntülere sahne olacak.</p>
<p>Nitekim daha dünden itibaren Taksim Meydanının etrafına bariyerler konuldu. Taksim Cumhuriyet Anıtı yanı sıra Gezi Parkı’nın çevresi de yine bariyerlerle kapatıldı. Bugün ise Taksim Meydanı ve buraya çıkan bütün yıllar araç ve yaya trafiğine kapatılacak. Yani Ankara’da yeni bir adım atılmaması sebebiyle bu yıl da İşçi sınıfı için sembolik önemi Taksim Meydanı bu 1 Mayıs’ı da işçisiz geçirecek. </p>
<p><strong>TGC'den İçişleri Bakanlığına çağrı</strong></p>
<p>Türkiye Gazetecileri Cemiyeti Yönetim Kurulu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerini takip edecek gazetecilerin çalışma ve can güvenliklerinin sağlanması amacıyla İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, demokratik toplumlarda basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından en önemli günlerden biridir. Emek örgütlerinin etkinliklerini takip ederken gazeteciler, halkın haber alma hakkının güvencesi olarak kamusal bir sorumluluk üstlenmektedir. Anayasa’nın basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü güvence altına alan hükümleri uyarınca gazetecilerin haber takibi sırasında çalışma ve can güvenliklerinin korunması devletin temel yükümlülükleri arasındadır. Basın özgürlüğünün etkin biçimde kullanılabilmesi ancak gazetecilerin herhangi bir baskı, engelleme, fiziksel müdahale ya da özgürlüklerinden yoksun bırakılma riskiyle karşılaşmadan görev yapabilmelerine bağlıdır. Geçmiş yıllarda 1 Mayıs etkinliklerini izleyen çok sayıda gazetecinin haksız gözaltı, fiziksel müdahale, ekipmanlarına zarar verilmesi ve haber takibinin engellenmesi gibi uygulamalarla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bu tür müdahaleler yalnızca gazetecilerin değil, toplumun haber alma hakkını ve demokratik kamu düzenini de zedelemektedir. Türkiye Gazetecileri Cemiyeti olarak; İçişleri Bakanlığı’ndan 1 Mayıs’ta tüm illerdeki etkinlikleri izleyecek gazetecilerin görevlerini özgürce yerine getirebilmesi için çalışma güvenliklerinin sağlanmasını, haber takibinin engellenmemesini ve hukuka aykırı gözaltı uygulamalarından kaçınılmasını talep ediyoruz. Tüm basın emekçilerinin ve yurttaşlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankaradan-bu-yil-da-ses-yok-taksim-bu-1-mayista-da-iscisiz-78367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/isci-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara’dan bu yıl da ses yok, Taksim bu 1 Mayıs’ta da ‘işçisiz’ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhtesem-yedilinin-havasi-savasla-soner-mi-78365</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhteşem Yedili’nin havası savaşla söner mi?            </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>S&amp;P 500 Endeksi denildiğinde akla hâlâ “ABD ekonomisinin geniş tabanlı özeti” geliyor olabilir. Ancak özellikle Muhteşem Yedili’nin piyasa değerinin endeksteki ağırlığının giderek artması bu romantik anlatıyı epey zorluyor. Bu durum iyi günde avantaj olabilir. Ama ya jeopolitik risklerin arttığı, örneğin İran–İsrail/ABD hattında tansiyonun yükseldiği “yağmurlu günlerde”? Borsada işler tersine döndüğünde, muhteşem yedili muhteşem bir kırılganlığa dönüşür mü?</p>
<p><strong>Muhteşem Yedili neydi?</strong></p>
<p>Muhteşem Yedili (MagSeven), ABD Nasdaq borsasında işlem gören en büyük 7 teknoloji şirketi olan Apple, Microsoft, Nvidia, Alphabet (Google), Amazon, Meta ve Tesla’yı içeriyor. İsim, 1960 yapımı John Sturges klasiği “Muhteşem Yedili” filminden ödünç alınmış; filmde kasabayı koruyan, her biri kendi alanında “efsane” olan yedi silahşörün hikâyesi anlatılıyor.</p>
<p>17.3.2026 tarihi itibarıyla MagSeven’ın S&amp;P 500 Endeksi’ndeki ağırlığı 20,3 trilyon dolar ile %33’e ulaştı.<strong><sup>1</sup></strong> Başka bir ifadeyle, endeksteki her 3 dolarlık hareketin neredeyse 1 doları sadece bu yedi şirketten gelebilir. 2015’te bu oran %12 civarındaydı. Yani on yılda endeks içindeki etki neredeyse üçe katlanmış. S&amp;P 500’ün adı aynı kaldı, ama ruhu ciddi biçimde değişti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f42eedda91c-1777610477.png" alt="" width="700" height="406" /></p>
<p><strong>Yoğunlaşmanın nedeni: </strong><strong>Endüstri 5.0 ve yapay zeka</strong></p>
<p>Bu yoğunlaşmanın arkasındaki temel neden kuşkusuz Endüstri 5.0 dünyasındaki yapay zekâ devrimi. Endeksin piyasa değeri ağırlıklı yapısı da bu etkiyi görünür kılıyor. Bununla birlikte, Ortadoğu’daki savaşın neden olduğu jeopolitik şoklar bu yapının kırılgan yönlerini daha görünür hale getiriyor. Savaşın başladığı 28.2.2026 tarihinden sonra neler olduğuna bakalım:</p>
<p>-Enerji fiyatlarındaki sıçrama → enflasyon-faiz beklentilerini yukarı çekiyor</p>
<p>-Yüksek faiz ortamı → özellikle uzun vadeli büyüme hisselerini baskılıyor</p>
<p>Dolayısıyla, teknoloji şirketleri üzerinde savaşın doğrudan etkisi sınırlı olsa bile, makro kanal üzerinden değerlemelerin baskılanma potansiyeli oldukça yüksek. Bugün Nvidia’nın tek bir bilançosu S&amp;P 500’ün yönünü belirleyebiliyor. Meta’nın reklam gelirlerindeki revizyon manşetleri değiştirebiliyor. Ancak aynı yoğunlaşma, kötü senaryoda bu etkinin negatif yönde de çalışabileceğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Teknoloji kağıtları ve yatırımcı psikolojisi</strong></p>
<p>Yakın geçmişte S&amp;P 500 endeksini (fon olarak) satın almak, geniş bir sektör çeşitliliği anlamına geliyordu. Bugün ise fiilen yüksek dozda teknoloji ve yapay zekâ temalı hisse satın alınması anlamına geliyor. Ancak tam da bu nedenle beklentiler de son derece yüksek. Ne de olsa yapay zeka devrimini idrak ediyoruz.</p>
<p>Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcı davranışı hızla “riskten kaçış” moduna geçebiliyor.  Mevcut savaşta ise piyasalarda (şimdilik) sınırlı bir riskten kaçış davranışı gözleniyor. Dolar (şimdilik) güçlenirken, altın ve ABD tahvilleri beklentilerin aksine değer kaybetti. Asıl belirleyici unsur, petrol fiyatlarının sert yükselmesiyle şekillenen enflasyon beklentileri ve buna bağlı faiz artışı senaryoları oldu. Bu durum, başta yüksek çarpanlı teknoloji hisseleri olmak üzere büyüme odaklı varlıklar üzerinde ek bir baskı yarattı.</p>
<p><strong>Riskler: Muhteşem yedili yatırımcıyı üzer mi?</strong></p>
<p>Şimdilik borsalarda çok sert bir düşüş ile fiyatlanmamış olsa da,  İran–İsrail/ABD hattındaki çatışmanın daha da derinleşmesi küresel risk iştahını tümden kaçırabilir. Huzursuz dünyanın huzursuz yatırımcısı olarak Muhteşem’den de, internet balonu dönemindekine benzer, bir terslik görür müyüz? Bu mümkün. Bu olası senaryo biraz da yatırımcıların yapay zekânın dönüştürücü gücüne yönelik iyimserliğinde bir kırılma olup olmamasıyla ilişkili.<strong><sup>2</sup></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>[1]</strong> https://www.fool.com/research/magnificent-seven-sp-500/</p>
<p><strong>2</strong> https://fortune.com/2025/07/25/sp500-magnificent-7-pricing-apollo-economist-torsten-slok/</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhtesem-yedilinin-havasi-savasla-soner-mi-78365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muhteşem Yedili’nin havası savaşla söner mi?             ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslek-hastaligi-ve-isverenlerin-bildirim-yukumlulugu-78363</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Meslek hastalığı ve işverenlerin bildirim yükümlülüğü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri sosyal güvenlikte meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu tür hastalıkların tespiti ve değerlendirilmesi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Sigortalının çalıştığı iş yerinde maruz kaldığı zararlı etkenlerin meslek hastalığına sebep olup olmadığını belirleyen süreç, iş sağlığı ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Meslek hastalığının şartları</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik yönünden bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede;</p>
<p>- İlgili kişinin sosyal güvenlik yönünden sigortalılık niteliğinin bulunması,</p>
<p>- Hastalığın yapılan işin niteliği veya işin yürütüm şartları sonucu ortaya çıkması,</p>
<p>- Hastalığın, SGK Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alması ve Yönetmelikte belirtilen süre içinde meydana gelmesi,</p>
<p>- Meslek hastalığı olduğuna SGK Sağlık Kurulunca karar verilmesi unsurlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Meslek hastalığının tespiti </strong></p>
<p>Meslek hastalığının tespit edilmesi süreci, genel olarak çalışanın şikayeti üzerine başlamaktadır. Çalışan, meslek hastalığından şüphelendiğinde işyeri hekimine ya da SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarına başvurmaktadır. Hastalığın meslek hastalığı olup olmadığına ilişkin kesin teşhis, bu sağlık kuruluşlarının yaptığı tetkik ve değerlendirmeler sonucunda belirlenmekte ve eğer çalışan, meslek hastalığına yakalanmış ise, bu durum raporlanmakta ve SGK'ya bildirilmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğu;</p>
<p>- SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve bu raporun dayanağı diğer tıbbi belgelerin,</p>
<p>- SGK tarafından gerekli görülmesi halinde işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçları ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin,</p>
<p>SGK Sağlık Kurulunca incelenmesiyle tespit edilmektedir.</p>
<p><strong>Meslek hastalığı olarak </strong></p>
<p><strong>kabul edilen hastalıklar</strong></p>
<p>Sigortalının <strong>çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple</strong> veya <strong>işin yürütüm şartları yüzünden</strong> uğradığı geçici veya sürekli hastalıklar meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Meslek hastalıkları, çeşitli sektörlere ve iş kollarına göre farklılık gösterebilmektedir.</p>
<p>Genel olarak, meslek hastalıkları <strong>kimyasal, fiziksel, biyolojik</strong> ve <strong>ergonomik</strong> etkenlerden kaynaklanan hastalıklar olarak dört ana grupta toplanmaktadır.</p>
<p>Kimyasal etkenlere maruz kalan çalışanlar, solunum yolu hastalıkları, deri hastalıkları ya da zehirlenmeler gibi sorunlar yaşayabilir.</p>
<p>Fiziksel etkenler ise genellikle işitme kaybı, kas-iskelet sistemi bozuklukları ya da göz problemleri şeklinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Biyolojik etkenlere bağlı meslek hastalıkları, genellikle enfeksiyon hastalıkları olup, özellikle sağlık sektörü çalışanları bu tür risklerle karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<p>Ergonomik etkenler ise, sürekli tekrarlayan hareketler sonucu oluşan kas ve eklem hastalıklarına yol açmaktadır.</p>
<p>Kömür madenlerinde çalışan sigortalıların tutuldukları <strong>“Pnömokonyoz”</strong> ve <strong>“Antrekozis"</strong>, mermer ocakları veya kot taşlama işyerlerinde çalışanların tutuldukları <strong>“Silikozis”</strong>, tütün işletmelerinde çalışan sigortalıların yakalandıkları <strong>“Tabakozis”</strong> hastalığını meslek hastalıklarına örnek verebiliriz.</p>
<p>Hangi hastalığın meslek hastalığı sayılacağı, bu hastalıkların işten ayrıldıktan ne kadar zaman sonra ortaya çıktığı, meslek hastalığının o işten ileri gelmiş kabul edilmesi ve meslekte kazanma gücü kayıp oranı gibi hususlar, SGK’nın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Meslek hastalığı istatistikleri</strong></p>
<p>SGK tarafından yayımlanan istatistiklere göre, <strong>2024 yılında</strong> meslek hastalıklarıyla ilgili olarak bildirilen toplam vaka sayısı <strong>888</strong> civarındadır. Ancak meslek hastalığı tanısının konulması ve raporlanmasında eksiklikler olduğundan, bu sayının gerçekte daha yüksek olma ihtimali bulunmaktadır.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) verilerine göre de, her yıl dünya genelinde <strong>yaklaşık 3 milyon</strong> iş kazası ve meslek hastalığına bağlı <strong>ölüm vakası</strong> meydana gelmektedir.</p>
<p>AB İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, AB genelinde en çok raporlanan meslek hastalıkları arasında kas-iskelet sistemi bozuklukları, solunum yolu hastalıkları ve işitme kaybı gibi rahatsızlıklar yer almaktadır. Türkiye'de meslek hastalıklarına en çok maruz kalan iş kolları ise ağır sanayi, maden işçiliği ve tekstil sektörleridir. Bu veriler, meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik farkındalığın artırılması ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yaygınlaştırılması gerekliliği ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Meslek hastalığı halinde sağlanan haklar</strong></p>
<p>Meslek hastalığına yakalanan çalışanlara sosyal güvenlik yönünden çeşitli haklar sağlanmaktadır.</p>
<p>Bu haklar, çalışanın iş gücü kaybı oranına ve hastalığın derecesine göre farklılık göstermektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, meslek hastalığı halinde SGK tarafından sigortalıya;</p>
<p>- Geçici iş göremezlik durumunda, her gün için <strong>geçici iş göremezlik ödeneği</strong> verilmesi,</p>
<p>- Sürekli iş göremezlik halinde, <strong>sürekli iş göremezlik geliri</strong> bağlanması,</p>
<p>- Meslek hastalığı sonucu <strong>ölen sigortalının</strong> <strong>hak sahiplerine gelir</strong> bağlanması,</p>
<p>- Meslek hastalığı sonucu <strong>ölen sigortalı için cenaze ödeneği</strong> verilmesi,</p>
<p>- Gelir bağlanmış olan <strong>kız çocuklarına evlenme ödeneği</strong> verilmesi şeklinde yardım sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>Sürekli iş göremezlik geliri </strong></p>
<p>Sürekli iş göremezlik geliri, meslek hastalığı sonucunda çalışanın iş gücü kaybı yaşadığı durumlarda devreye girmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının (Sağlık Bakanlığı’na bağlı Meslek Hastalıkları Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Devlet Üniversitesi Hastaneleri) sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden SGK Sağlık Kurulu’nca <strong>meslekte kazanma gücünün %10 ve üzerinde</strong> <strong>azaldığının tespiti halinde</strong> sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır.</p>
<p><strong>İşverenlerin meslek hastalığı olaylarını </strong><strong>SGK’ya bildirme yükümlülüğü</strong></p>
<p>İş kazası bildirimlerin süresinde yapılıp yapılmadığı SGK tarafından kontrol edilmekte ve idari para cezası uygulamasında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 26 ncı maddesinde öngörülen cezalar uygulanmaktadır.</p>
<p>Uygulanacak idari para cezası tutarı ise 6331 Kanunun 26 ncı maddesinde <strong>işyerinde çalışan sayısı</strong> ve <strong>işyerinin tehlike sınıfına</strong> göre farklı şekilde belirlenmiştir.</p>
<p>Buna göre; meslek hastalığı bildirimlerinin süresinde yapılmaması halinde <strong>2026 yılında uygulanacak olan idari para cezaları</strong> aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.</p>
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="100%">
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>MESLEK HASTALIĞI BİLDİRİMİ İDARİ PARA CEZASI TUTARLARI (2026)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p><strong>Tehlike Sınıfı</strong></p>
</td>
<td width="25%">
<p><strong>10’dan Az</strong></p>
<p><strong>Çalışanı Olan</strong></p>
</td>
<td width="25%">
<p><strong>10-49 Arası</strong></p>
<p><strong>Çalışanı Olan</strong></p>
</td>
<td width="25%">
<p><strong>50 ve Fazla</strong></p>
<p><strong>Çalışanı Olan</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p>Az Tehlikeli</p>
</td>
<td width="25%">
<p>44,443</p>
</td>
<td width="25%">
<p>44,443</p>
</td>
<td width="25%">
<p>66,664</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p>Tehlikeli</p>
</td>
<td width="25%">
<p>55,553</p>
</td>
<td width="25%">
<p>66,664</p>
</td>
<td width="25%">
<p>88,886</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p>Çok Tehlikeli</p>
</td>
<td width="25%">
<p>66,664</p>
</td>
<td width="25%">
<p>88,886</p>
</td>
<td width="25%">
<p>133,329</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İşverenlerin meslek hastalığı olaylarını süresinde bildirmemeleri durumunda yukarıda belirtilen idari para cezalarına ilave olarak bildirimin SGK’ya yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği de SGK tarafından işverenlerden tahsil edilmektedir.</p>
<p>Yine, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları <strong>en geç 10 gün içinde</strong> SGK'ya bildirmemeleri halinde <strong>44.443 TL</strong> idari para cezası uygulanmaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslek-hastaligi-ve-isverenlerin-bildirim-yukumlulugu-78363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meslek hastalığı ve işverenlerin bildirim yükümlülüğü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ciplerin-golgesinde-bist-100un-yukselisi-78362</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çiplerin gölgesinde BİST 100’ün yükselişi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yedi dev teknoloji şirketinin S&amp;P 500 endeksindeki ağırlığı yüzde 35 seviyesine ulaştı. Google, Meta, Microsoft, Apple ve Amazon’un bu hafta açıkladıkları ilk çeyrek bilançoları genel olarak iyiydi. Fakat daha da artacak sermaye harcamalarının kâr marjlarına yapabileceği baskı tamamen göz ardı ediliyor. Kısacası, hızla yükselen enerji fiyatlarına karşın yapay zekâ hikâyesi endeksi bir kez daha sırtlıyor.</p>
<p>Bu asimetrik yapının bir yansıması da Asya’da görülüyor. Yarı iletken sektörü, bölgesel getiri haritasını baştan çiziyor. Güney Kore ve Tayvan borsaları, çip üreticilerinin güçlü performanslarıyla rekor üstüne rekor kırıyor. BİST 100 endeksi de yılbaşından beri pozitif anlamda müthiş ayrışıyor. Sene başından itibaren dolar bazında yüzde 22’lik bir getiri karşımıza çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin endekslerini açık ara geride bırakmış durumdayız. Güney Kore ve Tayvan borsalarının ardından üçüncü sıradayız. Teknoloji rüzgârını arkasına almadan gösterilen performans önemlidir.</p>
<p>Merkez Bankası’nın uyguladığı kontrollü kur politikası, dolar bazındaki bu getiriye katkıda bulunuyor. Dolar/TL paritesi ilk dört ayda sadece yüzde 5 yükseldi. Pazartesi açıklanacak nisan ayı rakamıyla, aynı zaman dilimi için yüzde 13’lük bir enflasyon gerçekleşecek. Yani reel anlamda değerli bir Türk lirası var. Para otoritesinin bu tercihi kuvvetle muhtemel devam edecektir. Teknoloji çılgınlığının gölgesinde, borsamızın çapası bu dengedir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ciplerin-golgesinde-bist-100un-yukselisi-78362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çiplerin gölgesinde BİST 100’ün yükselişi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-savasi-enflasyon-dis-ticaret-ve-cari-acik-78361</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran savaşı: Enflasyon, dış ticaret ve cari açık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dış ticaret açığındaki yükseliş eğilimi, yılın geri kalanında da dış finansman ihtiyacı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek görünüyor. Bu çerçevede cari açıkta da artış kaçınılmaz hale gelebilir.</strong></p>
<p>Bugün 1 Mayıs; dünya çapında emeğin mücadelesi ve işçi haklarının savunulması için evrensel bir birlik günü olarak kabul edilir. Tarihçesi, 19. yüzyılda, sanayi devriminde, işçilerin ağır çalışma koşullarını iyileştirme ve günde 8 saatlik çalışma talebiyle başlattığı mücadeleye dayanır. Ancak emeğin sanayi karşısında parça parça elde ettiği kazanımları, önce büyük veri ve teknoloji, ardından yapay zekâ, şimdi de sıcak savaş dönemi elinden alacak görünüyor. Zira İran savaşı kaynaklı artan enflasyonun en belirgin etkisi, emeğin satın alma gücündeki aşınma üzerinden kendisini gösteriyor.</p>
<p><strong>Gıda fiyatları artışta</strong></p>
<p>TEPAV tarafından açıklanan gıda fiyat endeksi nisan ayında aylık %3,6 oranında arttı. Bu oran, bir önceki ay gerçekleşen %2,9’un ve geçen yılın nisan ayındaki %2,7’lik artışın belirgin şekilde üzerinde.</p>
<p>Endeksin alt kalemlerine bakıldığında, artışların birçok üründe çift hanelere ulaştığı dikkat çekiyor. Örneğin taze meyve ve sebze grubunda domates fiyatları nisanda %55 artarken, havuç %28, marul %20 ve kuru soğan %14 oranında yükseldi. Bu artışlar, özellikle düşük ve orta gelirli hanehalkı için gıda harcamalarını ciddi ölçüde zorlaştırıyor.</p>
<p>Taze meyve ve sebze dışındaki ürünlerde de benzer bir tablo söz konusu. Nisan ayında tavuk eti fiyatları %15, ekmek fiyatları ise %13 artarak mutfak enflasyonu üzerindeki baskıyı daha da artırdı.</p>
<p>Gıda enflasyonunu ölçen bir diğer kurum olan Türk-İş’in verileri, gıda enflasyonundaki bozulmayı daha da kötüleştiğine işaret ediyor. Türk-İş’e göre nisanda mutfak enflasyonu aylık %5,5 artarak TEPAV verisinin de üzerine çıktı.</p>
<p>Bu gelişmelerin bir diğer yansıması açlık sınırı verilerinde görülüyor. Türk-İş’e göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 34.600 TL’ye yükseldi.</p>
<p><strong>Savaşın bir diğer yansıması: artan dış ticaret açığı</strong></p>
<p>Yüksek enerji fiyatları ve savaşın küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri dış ticaret verilerine de yansımış durumda. Mart ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre %6,4 azalarak 21,9 milyar dolar olurken, ithalat %8,2 artarak 33,1 milyar dolara yükseldi. Böylece dış ticaret açığı 11,2 milyar dolara çıktı. Bu, geçen yıl mart ayında 7,2 milyar dolar olan açığa kıyasla %56’lık bir artış anlamına geliyor.</p>
<p>Dış ticaret açığındaki bu yükseliş eğilimi, yılın geri kalanında da dış finansman ihtiyacı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek görünüyor. Bu çerçevede cari açıkta da artış kaçınılmaz hale gelebilir.</p>
<p>Cari denge açısından bir diğer risk unsuru ise turizm gelirleri. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre %4,2 artarak 9,9 milyar dolara yükseldi. Ancak turist sayısındaki sınırlı artış ve gelir artışının büyük ölçüde fiyat etkisinden kaynaklanması, turizmin yaz aylarında beklenen katkıyı sağlayamayabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Nitekim Türkiye’ye gelen turistler içinde Orta Doğu’nun payı hem ziyaretçi sayısı hem de gelir açısından önemli: toplam içindeki payı %10–12 bandında. Bölgedeki jeopolitik risklerin artması bu kanaldan gelecek turizm gelirlerini sınırlayabilir.</p>
<p>Ayrıca yüksek petrol fiyatları ve Avrupa’da jet yakıtına erişimde yaşanabilecek arz kısıtları da Türkiye’ye Avrupalı turist girişini aşağı çekebilecek bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Özetle, mevcut tablo İran Savaşı’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin başta enflasyon olmak üzere önümüzdeki aylarda daha belirgin şekilde hissedileceğine işaret ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-savasi-enflasyon-dis-ticaret-ve-cari-acik-78361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran savaşı: Enflasyon, dış ticaret ve cari açık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/keciyi-yardan-ucuran-bir-tutam-ottur-78360</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen haftaki yazıda, uygulanan ekonomi programının revizyonu için somut önerileri kaleme almıştım. Bu önerilerin en önemlilerinden bir tanesi stopajın, yani tasarruflar üzerindeki en önemli vergisel yükün tamamen kaldırılmasıydı. Mevduat benzeri risksiz tasarruf araçlarından alınan stopajın etkisini detaylı bir şekilde ele almakta fayda var.</p>
<p>Yazının en sonunda söyleyeceğimizi başında söyleyelim. Stopajın tamamen kaldırılması doğru olacaktır. Neden mi, çünkü tasarruf araçlarından alınan stopaj nominal faizleri yükseltiyor. En önemli faiz ödeyicileri olarak sanayinin ve kamu kesiminin faiz yükünü artırıyor. Tasarrufları caydırıp tüketimi artırıyor. Hatta enflasyonda beklenmedik şokların olduğu (mesela şu an petrol fiyatlarındaki artışın yol açacağı enflasyon gibi) dönemlerde tüketimi artırmakla kalmıyor, tasarrufların finansal sistem dışına çıkmasına da yol açabiliyor.</p>
<p>Peki nasıl yapıyor bu saydıklarımızı? Buyurun bir göz atalım.</p>
<p><strong>Stopaj nominal faize yansır:</strong> Tasarruf sahiplerinin algıladıkları riski nötralize edecek bir mevduat faiz haddi vardır. Tasarruf sahipleri paralarını gönüllerince harcamak yerine bankaya yatırmaya razı oluyorsa; bunun karşılığında belli bir <strong><em><u>reel </u></em></strong>faiz isterler, çünkü paralarının satın alma gücünü korumaları gerekmektedir.</p>
<p>Peki tasarruf sahibi parasının satın alma gücünü koruyacak bir faiz aldıktan sonra bu faize stopaj gelirse ne olur? Bir sonraki dönem alınacak <strong><em><u>reel</u></em></strong> faizi sabit tutmak için nominal faiz stopaj oranında yükselir. Bankalar mevduatı korumak için reel faizi sabit tutmak, yani nominal faizi yükseltmek durumundadırlar.</p>
<p><strong>Stopaj faizleri yükseltmezse, tüketimi yükseltir:</strong> Peki herhangi bir nedenle faiz oranı stopajın etkisini giderecek kadar yükselmemişse, o zaman ne olur? Tasarruf sahipleri paralarını bankadan çekip ev, araba almaya, altına, gümüşe, dövize yatırmaya ya da yurt dışında gayrimenkul almaya yönelir. Bu durum hem enflasyonist eğilimleri besler hem de finansal sistemden, hatta ülkeden para çıkışına neden olabilir. Dikkat lütfen: Bu iki mekanizma birbirinin alternatifidir. Ya nominal faiz yükselir ya da tüketim artar. Aslında gerçek hayatta bu iki sorunun karışımı gibi bir durum ortaya çıkar. Yani hem nominal faiz biraz yükselir hem de tüketim eğilimi biraz yükselir. Enflasyon düşmez. Yurtdışında konut, seyahat ve harcama talebi yükselir. Finansal sistemin büyümesi yavaşlar. Krediye yönelebilecek kaynaklar azalır.</p>
<p>İktisadi olgular ve davranışlar konusunda acemi olan bir zihin şöyle düşünebilir: Önce mevduat sahibi faiz geliri elde ediyor, sonra devlet bu gelir içinden stopaj keserek tasarruf sahibinin kazandığı faizin bir kısmını alıyor. Peki öyle mi gerçekten? Stopaj tasarruftan mı alınır? Reel faizi düşürür mü? Buyurun bu noktada grafiğimizi inceleyelim. Grafik Haziran 2023’ten bu yana stopaj oranı ve reel faizin (mevduat faizinin hem enflasyondan hem de stopajdan arındırılmış getirisi) gelişimini gösteriyor.</p>
<p>Haziran 2023 itibariyle yüzde 5 olan stopaj oranı o günden beri düzenli bir şekilde artarak yüzde 17,5’e yükseliyor. Reel faiz de Eylül 2023’ten sonra yine düzenli bir şekilde yükseliyor. Nasıl okuyalım bu grafiği? Her iki değişken aynı anda artıyor ama sadece buna bakarak stopaj reel faizi artırıyor diyemeyiz. Reel faiz iç ve dış riskler nedeniyle artıyor. Bizim bu grafikten görmemiz gereken nokta, stopajın reel faizi kesinlikle düşürmediği. Yani stopajla alınan miktar kadar nominal faizin artmış olduğunu ve reel faizin de bu nedenle gerilemediğini teyit ediyor bu grafik.</p>
<p><strong>Stopaj kalkarsa faiz gerileyecektir:</strong> Yukarıdaki çerçeveden hareketle şunu söyleyebiliriz. Eğer stopaj kalkarsa, faizler gerileyecektir. Ne kadar gerileyecektir? Teorik olarak stopaj oranı kadar. Örneğin mevduat faizinin şu an yüzde 38 civarında olduğunu düşünürsek, mevduat faizi 6,5 puan civarında gerileyecektir. Bu gerileme kredi faizine 7-8 puan olarak yansır. Oradan da DİBS faizlerine yansıyacaktır. Tabii gerçek hayatta bu oranlar farklı olabilir ama faizlerde mutlaka gerileme görülecektir.</p>
<p>Başlıktaki atasözü, önemsiz görünen faktörlerin önemli davranış değişikliklerine yol açabildiği konusunda bizi uyarmaktadır. Stopaj tam da böyle önemli davranış değişikliklerine yol açan bir faktördür.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/keciyi-yardan-ucuran-bir-tutam-ottur-78360</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/emekcilerin-zihnine-ambargo-cagi-basladi-78359</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emekçilerin zihnine ambargo çağı başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Manus hadisesinden sonra “acaba beraber çalıştığımız tedarikçilerin beyinlerine de ambargo konabilir mi?” diye sorabiliriz. Her şeyi kontrol etmek mümkün olmadığına göre bizim işimize bakıp kullandığımız yapay zekâ uygulamalarının sayısını artırmamız icap ediyor.</strong></p>
<p>Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü. Çin’de yaşanan Manus olayı, küresel ekonomik savaşın yeni safhasında ambargonun artık mallara değil, doğrudan emek sahiplerinin zihinlerine konulacağının işareti. Bu hafta Çin, Manus isimli yapay zekâ uygulamasının Facebook’a satışını uygunsuz buldu; şirket satıldı ama kurucuları ülkeden çıkamıyor. Gelin, bakalım: Manus ne yapar, Çin’in derdi nedir ve Türkiye için bunlar neden önemli?</p>
<p>Manus’un videosunu iki sene kadar önce izlemiş olabilirsiniz. Bilgisayara bir talimat veriyorsunuz; sonra yapay zekâ “ajanları” kendi kendilerine isterlerse ChatGPT’yi çalıştırıp, isterlerse bir web sitesine girip, isterlerse de bir e-posta yazıp dediklerinizi otomatik yapıyor. O zamanlar bu biraz ürkütücü bir teknolojiydi; şimdi ise normal oldu. Manus, aralarında Uber’e, Airbnb’ye, hatta Getir’e bile yatırım yapan Amerikan girişim sermayesi fonlarından yatırımlar alıp büyüdü. 2025 sonunda da 2 milyar dolara Facebook’a satıldı. Facebook, Manus’un teknolojilerini kendi sistemlerine entegre etmeye başlamıştı ki Çin’in en önemli kamu kurumlarından NDRC şirketin kurucularını memleketlerine “davet etti.” NDRC, yani Millî Kalkınma ve Reform Komisyonu, bir nevi bizim “eski DPT” gibi ama hâlâ ciddiye alınıyor. Çin’de NDRC’den izin almadan ne yurt içinde ne de yurt dışında ciddi bir yatırım yapamazsınız.</p>
<p><strong>Manus’u kuran mühendisler </strong><strong>bir süre Çin’den çıkamayacak</strong></p>
<p>NDRC, “kanun ve yönetmeliklere uygun bir şekilde, görülen lüzum üzerine” bu satış işlemini iptal etti. Şimdi ne olacağını kimse bilmiyor. Manus bir fabrika olsa eski sahiplerine geri verirsiniz, iş biter. Ama Manus’un geliştirdiği modeller belli donanımların içinde çalışsa da bilgisayar kodları hâlinde. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu kodlar çoktan Facebook’un sistemlerine entegre edildi ya da kısmen çalışanlarının kafalarının içinde. Bu örtülü bilgi eğer Facebook’a aktarıldıysa, nasıl geri alınacağı belli değil. Belli olan tek bir şey var, o da Manus’u kuran mühendislerin bir süre Çin’den çıkamayacakları. Savunma sanayiinde ihracat kısıtı olan ürünler olur ya, artık mühendislerin zihinleri de bizzat ihracat kısıtı uygulanan varlık muamelesi görüyor.</p>
<p>6 Şubat günü, ABD’nin son 20 yıldır nasıl önce dolara dayalı finansal sistemine, son zamanlarda da yapay zekânın altyapısını oluşturan çip teknolojilerindeki darboğazlara egemen olduğunu ve bunları ekonomik silah olarak kullanabildiğini <a href="http://ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dolardan-buluta-ekonomik-savaslarin-anatomisi-71881" target="_blank" rel="noopener">yazmıştım</a>. Orada da yazdığım gibi, ABD bu sene Çin kökenli TikTok’un ABD’deki faaliyetlerini zorla Amerikan sermayedarlara sattırdı. Satış fiyatına bakınca buna “çökme” demek daha doğru olabilir! Ancak Amerikan TikTok’u hâlâ Çin’de geliştirilen algoritma üzerinden çalıştığı için bu satışın egemenlik açısından anlamı belli değil. Çin’in Manus satışını yasaklaması ve geri çevirmek istemesi ise aynı düzlemde tam ters bir hamle. ABD, “vatandaşlarımın ana haber kaynağı düşman ülkelerin yapay zekâ şirketleri olamaz!” derken, Çin de “bizim doğal zekâmızın geliştirdiği yapay zekâ modellerini düşman ülkeler kullanamaz!” diyor.</p>
<p><strong>Çin’den aldığı Manus’u </strong><strong>Zuck’a yâr etmediler</strong></p>
<p>Mark Zuckerberg, 2010’da Çince öğrenmeye başlamıştı. 2012’de Çin asıllı Patricia Chen ile evlendi. 2014’te Pekin Üniversitesi’nde Çince bir konuşma yaptı. 2016’da Çin’in iletişim başkanlığı ile görüşüp Facebook’u Çin’de açmak için tüm şartlara hazır olduğunu söyledi. 2018’de Çinli kullanıcılara ait tüm verilerin Çin’de tutulabileceği bir sistem kurdu. Yine de Pekin hükümeti Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın Çin’de faaliyet göstermesine izin vermedi. Sosyal medya eskidi; yeni teknolojik trend yapay zekâ oldu. Ama bu sefer de Çin’den aldığı Manus’u Zuck’a yâr etmediler.</p>
<p>Yapay zekâya egemen olabilir miyiz? Eskiden “model başkasınınsa bizim değerlerimizi, dilimizi anlayamayabilir” diyorduk. Veyahut “bulut sağlayıcı bir gün sistemleri kapatır mı?” diye soruyorduk. Manus hadisesinden sonra “acaba beraber çalıştığımız tedarikçilerin beyinlerine de ambargo konabilir mi?” diye sorabiliriz. Her şeyi kontrol etmek mümkün olmadığına göre bizim işimize bakıp kullandığımız yapay zekâ uygulamalarının sayısını artırmamız icap ediyor. Bekleyenler değil, yapay zekâ teknolojisini fabrikasına, lojistik akışına, finansal karar alma süreçlerine entegre edenler kazanacak. Bunu yapabilmek için dünyanın herhangi bir yerinde en doğru kabiliyetleri bulup bunları kendi sistemlerine entegre edebilenler kazanacak. Daha da önemlisi, kurumsal karar alma mekanizmalarını yapay zekâya göre değiştirebilenler kazanacak. Türkiye kimsenin çözemediği sorulara değil, pratik kazançlara odaklanmalıdır!</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/emekcilerin-zihnine-ambargo-cagi-basladi-78359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emekçilerin zihnine ambargo çağı başladı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kota-prangalarindan-uretim-ozgurlugune-baenin-yeni-petrol-stratejisi-78358</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kota prangalarından üretim özgürlüğüne: BAE’nin yeni petrol stratejisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BAE’nin de bugün temel düşüncesi petrol üretim kapasitesi üzerinde daha fazla esneklik kazanmak. BAE, kotalı üretimin petrol fiyatlarının geldiği seviyede BAE’nin işine gelmemesi ve ayrılarak kazanılacak esneklikle yükselen petrol fiyatlarından daha fazla kazanç sağlayacak olması nedeniyle ayrılıyor.</strong></p>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı’ndan (OPEC) 1 Mayıs 2026 (bugün) itibarıyla ayrılacağını açıklaması küresel piyasalarda hem büyük bir şok yarattı hem de bundan sonrası için neler olabileceği konusunda zaten görmekte zorlandığımız yakın geleceği daha da görünmez kıldı.</p>
<p><strong>OPEC’in kurulmasının ardında yatan temel motivasyon, petrol üreten ülkelerin sahip oldukları doğal kaynaklar üzerindeki egemenliklerini geri kazanma ve Batılı çok uluslu şirketlerin ellerinde tuttukları tekel olma özelliğini kırma isteğiydi. </strong></p>
<p><strong>OPEC’in kuruluşundan önce küresel petrol piyasasına yedi çok uluslu şirket hâkimdi.</strong> Bu şirketler bugün yakından tanıdığımız BP, Chevron, ExxonMobil ve Shell şirketlerinin öncül şirketleri. Bunlara <strong>‘7 Kardeşler’</strong> deniyordu. <strong>Bu şirketler petrol üretimini ve rafinerileri gerçekleştiriyor, petrol fiyatlarını tek taraflı kontrol ediyorlardı.</strong></p>
<p><strong>‘7 Kardeş’in hamlesi, petrol üreticisi </strong><strong>ülkelerin bütçesini altüst etti</strong></p>
<p><strong>1959 yılının başlarında, British Petroleum (BP), Orta Doğu ham petrolü için ilan ettiği fiyatları tek taraflı olarak yaklaşık yüzde 10 (varil başına yaklaşık 18 sent) düşürdü.</strong> 7 Kardeş'in diğer üyeleri de neredeyse hemen aynı yolu izledi.</p>
<p><strong>Herhangi bir istişare ve müzakereye dayanmadan bu tek taraflı karar, İran, Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin ulusal gelirlerini önemli ölçüde azalttı. Bu ülkelerin bütçeleri altüst oldu. </strong></p>
<p>Üretici ülkeler arasında artan huzursuzluğa rağmen, Standard Oil of New Jersey (şimdiki adıyla Exxon), Ağustos 1960'ta varil başına 10 ila 14 sent daha düşürerek bir fiyat indirimi daha gerçekleştirdi. <strong>İki yıldan kısa bir süre içinde yapılan bu ikinci fiyat indirimi, üretici devletlerin egemenliğine karşı şirketlerin meydan okuması olarak görüldü.</strong></p>
<p>Bu hamle petrol üreten ülkeler açısından bardağı dolduran son damla oldu ve sadece bir ay sonra, Eylül 1960'ta, beş büyük petrol üreten ülkenin temsilcileri, OPEC'i resmen kurmak için Bağdat'ta bir araya geldi ve böylece OPEC doğmuş oldu.</p>
<p><strong>OPEC’in kurulmasının asıl </strong><strong>nedeni ABD’nin MOIP’i oldu </strong></p>
<p><strong>Aslında genel olarak bahsi geçen bu gelişmeler OPEC’in kurulmasında temel motivasyon olarak gözükse de esas neden 1959'da Amerika Birleşik Devletleri'nin yerli petrol endüstrisini korumak için Zorunlu Petrol İthalat Programı'nı (Mandatory Oil Import Program - MOIP) uygulamaya koymasıydı. </strong></p>
<p><strong>Zorunlu Petrol İthalat Programı (MOIP), 1959'dan 1973'e kadar ABD enerji politikasının temel taşlarından biriydi.</strong> Program, öncelikle ulusal güvenliği sağlamak ve kendi kendine yeterli bir yerli enerji arzı güvence altına almak amacıyla, yerli petrol endüstrisini düşük fiyatlı yabancı ithalattan korumak için tasarlanmıştı. <strong>Program "gönüllü" kısıtlama sistemiyle başladı, ancak bunda başarısız olunca Petrol İthalat İdaresi tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilen kota sistemine geçildi. </strong></p>
<p><strong>Program, ABD pazarına giren yabancı petrol miktarını kısıtladı ve uluslararası şirketleri arz fazlasını Avrupa ve Asya'ya göndermeye zorladı; bu da fiyatları genel olarak düşürdü.</strong></p>
<p><strong>BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının arkasında ABD mi var bilemiyorum. </strong>Ancak, BAE’nin (aslında Abu Dabi’nin) OPEC’ten ayrılma kararını irdelerken, geçmişte neler olduğunu ve OPEC’in neden kurulduğunu bilmekte fayda var diye düşündüğüm için yukarıdaki bilgileri verdim.</p>
<p>BAE, OPEC’in en büyük üçüncü üretici ülkesi. <strong>BAE birleşik bir emirlik haline gelmeden önce Abu Dabi, 1967 yılında OPEC’e katıldı.</strong> 01 Mayıs 2026 (bugün) tarihinden itibaren OPEC’ten ayrılmak isteyen BAE’nin de bugün temel düşüncesi petrol üretim kapasitesi üzerinde daha fazla esneklik kazanmak. <strong>BAE, kotalı üretimin petrol fiyatlarının geldiği seviyede BAE’nin işine gelmemesi ve ayrılarak kazanılacak esneklikle yükselen petrol fiyatlarından daha fazla kazanç sağlayacak olması nedeniyle ayrılıyor. </strong></p>
<p><strong>BAE’nin 58 yıllık üyeliği sona erdirmesi ekonomik ittifaka vurulmuş bir darbe. </strong>Fakat konuyu takip edenler açısından sürpriz değil. BAE’nin Abu Dabi için bu hamlesi uzun zamandır bekleniyordu.</p>
<p><strong>Birleşik Arap Emirlikleri'nin memnuniyetsizliğinin temelinde, devasa üretim kapasitesi ile OPEC+ çerçevesinin dayattığı kısıtlayıcı üretim kotaları arasındaki artan uyumsuzluk yatmakta.</strong></p>
<p><strong>BAE, 2027 yılına kadar 48 milyar </strong><strong>dolarlık kazanım hedefliyor</strong></p>
<p>Abu Dhabi National Oil Company (ADNOC), halihazırda 2023-2027 yılları arasında üretim kapasitesini 2027 yılına kadar günde 5 milyon varile çıkarmak için 150 milyar dolarlık bir sermaye harcaması gerektiren strateji çerçevesinde hareket ediyor. <strong>Bu strateji, üretim kapasitesini genişletmeye, gazda kendi kendine yeterliliğe ulaşmaya ve enerji geçişinde öncülük etmeye odaklanarak "akıllı büyüme" stratejisini hızlandırmak için tasarlanmış bir strateji.</strong> Proje başlangıçta 2030 için belirlenmişti, ancak küresel talepten yararlanmak ve temiz enerjiye geçişi finanse etmek için üç yıl öne alındı.</p>
<p><strong>ADNOC, BAE'yi sadece petrolde değil, gazda da kendi kendine yeterli hale getirmeyi ve küresel bir LNG oyuncusu olarak rolünü genişletmeyi hedefliyor.</strong></p>
<p><strong>Projeyi temelde BAE'nin kendi iç ekonomisine odaklanan bir proje olarak da tanımlamak mümkün.</strong> 2027 yılına kadar BAE ekonomisine 48 milyar dolar (175 milyar AED) kazanım sağlamak ana hedef olarak gözüküyor.</p>
<p><strong>Bu açılardan bakınca belirlenen hedeflere ulaşmak açısından herhalde OPEC’ten ayrılmak için bundan daha uygun bir zaman olamazdı. </strong></p>
<p><strong>ADNOC Projesi’ndeki en kritik liman Fujairah Terminali. Bu terminal aynı zamanda bir stratejik Geçit noktası da.</strong> Umman Körfezi'nde yer alan bu terminal, ADNOC'un Hürmüz Boğazı'ndan geçmeden petrol ihraç etmesine ve BAE'nin günde 1,5 milyon varilden fazla petrolü doğrudan Hint Okyanusu'na taşımasına imkân tanıyor. <strong>Bu limanın, bölgesel gerilimlerden kaynaklanan arz kesintisi riskini önemli ölçüde azaltacağını dikkate almak lazım. </strong></p>
<p>ABD-İran çatışması gerçeğinden hareketle, proje hem BAE hem de küresel enerji piyasası için sanki bir <strong>"sigorta poliçesi"</strong> gibi duruyor.</p>
<p><strong>Bütün bunların arkasında Suudi Arabistan ve BAE arasındaki büyük rekabetin de varlığını dikkate almak gerekiyor bence. </strong></p>
<p>Dubai ve Abu Dabi finans, turizm ve lojistik alanlarında uzun zamandır tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bölgesel merkez oldular. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 Projesi, Suudi Arabistan’ı, BAE ile doğal bir rekabete sokmuş durumda.</p>
<p>Öte yandan, iki ülke bir zamanlar yan yana savaşmış olsalar da, bölgesel savaş bölgelerindeki hedefleri temelden ayrışmış durumda. 2026 yılının başlarında, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki BAE destekli ayrılıkçı güçlere karşı hava saldırıları düzenlemesi rekabeti şiddet boyutuna taşıdı.</p>
<p><strong>Rekabet şu an için arkada kalan bir hikâye de olsa, yakın gelecekteki bilinmezliklere bir yenisi daha eklendi. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kota-prangalarindan-uretim-ozgurlugune-baenin-yeni-petrol-stratejisi-78358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kota prangalarından üretim özgürlüğüne: BAE’nin yeni petrol stratejisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ev-gencine-emek-verelim-78357</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ev gencine emek verelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Genlerimiz eğitim ve istihdam yerine evde ömür çürütüyor. Enerjilerini üretime gelişime harcamıyor, ailelerinin maddi imkânlarına bağlı yaşıyorlar. Onlara emek verelim ki onlar da ülkeye emek olsunlar.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN:</strong> Avrupa’da ne <strong>eğitimde</strong> ne <strong>istihdamda</strong> olan genç nüfusun oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye... <strong>15-29 yaş</strong> arası ev gençlerinde AB ortalaması <strong>%11</strong> iken bu sayı, Romanya’da <strong>%19,2</strong>, Slovenya’da <strong>%7,6</strong>, Norveç’te <strong>%7</strong>, İsveç’te <strong>%5,9</strong>, Hollanda’da <strong>%5,3</strong> ve ülkemizde <strong>%26,5</strong> düzeyinde.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Genç nüfus, eğer eğitir ve istihdama katabilirsen <strong>ülkenin bahtı</strong> olur. Ancak hem eğitemez hem de istihdama katamaz isen <strong>sosyal bomba</strong> haline gelir. AB, <strong>önce zenginleşti</strong> <strong>sonra yaşlandı</strong>. Biz ise genç dinamizmini kullanamadık, <strong>zenginleşmeden yaşlanıyoruz</strong>. Gençliğimizi evlerde çürütüyoruz.</p>
<p><strong>GENÇ NÜFUS AVANTAJIMIZI KULLANAMADAN YAŞLANIYORUZ</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Gençlere <strong>diploma yerine beceri</strong> ve <strong>istihdam alanı</strong> açmak, <strong>birincil önceliklerimiz</strong> arasında olmalı. Ne iktidarın ne de muhalefetin önceliği değiller. <strong>Ana babalarının maddi kaynaklarıyla</strong> hayatta kalıyorlar. Liderlerin bu gençlere <strong>yarın vizyonu</strong> katması, <strong>yeni zenginlik alanları önermesi</strong> gerekiyor.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: <strong>208</strong> üniversitenin çoğu, <strong>işsizler antreposu</strong> haline gelmiş durumda. <strong>Diplomalı işsizler</strong> üretmek yerine <strong>meslek</strong> ve <strong>beceri</strong> sahibi olmalarını sağlamak için <strong>STK</strong>’larımız, <strong>OSB</strong>’lerimiz, nitelikli eğitim kurumlarımız <strong>işbirliği</strong> ve <strong>işbölümü</strong> yapmalı. Ev gencine emek vermez isek <strong>akıbet kötü</strong> olur.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Ev gencine dair...</strong></span></p>
<p><strong><em>Neden evde bu gençler?</em></strong></p>
<p>Çünkü <strong>beceri üretmeyen diploma</strong> için hem para hem de zaman <strong>harcamak</strong> istemiyorlar. İş arayanlar ise ya <strong>iş bulamıyor</strong> ya da <strong>çok az ödeme</strong> alabiliyorlar. Hallerinden memnun değil, aksine <strong>tedirginler</strong>.</p>
<p><strong><em>Nasıl hayatta kalıyorlar?</em></strong></p>
<p>Ev genci, <strong>ailesinin cep harçlık miktarı kadar ekonomik özgürlük</strong> dairesinde ömür tüketiyorlar. Bu da <strong>ülkenin genç enerjisini</strong>, onlara emek sağlayamadığımız için <strong>atıl</strong> yapıyor. <strong>Rölantide çalışan araç</strong> gibiler.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BAYRAM GELMİŞ NEYİME, GAM DAMLAR YÜREĞİME…</strong></p>
<p>Bugün <strong>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü</strong>... Ev genci sayısının <strong>10 milyona</strong> koştuğu ülkemizde <strong>emek evde emekliyorsa</strong>, dayanışmayı nasıl sağlayacak, <strong>toplumsal barışı</strong> nasıl koruyacağız? <strong>TÜİK</strong>’e sorsan işsizlik azalıyor ve bu <strong>ev gençleri işsiz sayılmıyor</strong>. İşçi bayramının <strong>gerilim vesilesi</strong> olması bundan...</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>1 MAYIS LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Bahar Bayramı</strong>: Uzun yıllar baharın başlangıcı olarak kabul edip neşe ve coşkuyla kutladık</p>
<p><strong>İşçi Bayramı</strong>: Emekçilerin sorunları ve gösterilerinin yoğunlaştığı yıllarda mücadelelere tanık olduk</p>
<p><strong>1 Mayıs</strong>: Güvenlikçi politikalar yüzünden son yıllarda toplumsal olaylarla anılan kritik günümüz</p>
<p><strong>Kanlı 1 Mayıs</strong>: 1977’de Taksim meydanında 36 ölüm ve 220 yaralı ile tarihe kazınan kötü gün</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ev-gencine-emek-verelim-78357</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ev gencine emek verelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-ticaret-tahmin-edildigi-gibi-78356</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret tahmin edildiği gibi…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dış ticarette resmi olmayan verileri Ticaret Bakanlığı TÜİK’ten bir ay önce açıklıyor ve gidişatın zaten tahmin edilmekte olan yönü ortaya çıkıyor. Tahmin edilen yönün ne olduğu belli; ihracat az artacak ya da azalacak, ithalat ise daha yüksek oranda artış gösterecek.</p>
<p>Nitekim mart ayının verileri de bu yönde geldi…</p>
<p>İhracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azaldı. İthalat yüzde 8,2 artış gösterdi. Bunun sonucunda dış ticaret açığında yüzde 56’lık bir artış görüldü.</p>
<p>İlk çeyrekte ise ihracat yüzde 3,2 gerilerken ithalat yüzde 4,7 arttı, dış ticaret açığında da yüzde 27,5 oranında artış yaşandı.</p>
<h2>Yıllık durum…</h2>
<p>TÜİK verilerine göre son bir yıldaki ihracat 271,2 milyar dolar düzeyinde. İthalat 369,5 milyar dolar oldu, dış ticaret açığı da 98,3 milyar dolarla 100 milyar dolara dayandı.</p>
<p>Peki bu yılın tümü için dış ticarette hedefler neydi, o verileri hatırlayalım…</p>
<p>2026-2028 dönemi orta vadeli programında bu yılın ihracatı 282 milyar, ithalatı 378 milyar dolar olarak öngörüldü. Buna göre ticaret açığı da 96 milyar dolar olacaktı.</p>
<h2>Savaş hesapları bozdu</h2>
<p>Aslında şöyle demek galiba daha doğru:</p>
<p><strong>“Savaş kimlerin hesabını bozmadı ki Türkiye’ninkini bozmasın!”</strong></p>
<p>Bu yıl ihracatta zaten çok yüksek bir artış beklenmiyordu, artık geçen yılki düzeyi korumak bile başarı sayılacak. Bunda bir dizi etken rol oynayacak tabii ki ama en önemlisi daralan pazarlar. Tüm ülkeler olanı koruma dürtüsüyle hareket ederken, tüketimi ister istemez kısarken Türkiye’nin pazar kaybetmemesi mümkün mü?</p>
<p>Dolayısıyla ihracatta bir miktar kayıp yaşanacağı ortada.</p>
<p>Diğer yandan özellikle enerjideki pahalanma yüzünden aynı miktarda ithalata daha fazla döviz ödemek gerektiği de ortada. Bu yüzden dış ticaret açığı başlangıçta öngörülen 96 milyar doların epeyce üstüne çıkacak, zaten mart sonundaki yıllıklandırılmış veriye göre çıktı bile.</p>
<p>Üstelik ilk çeyrek verisinin ilk iki ayında savaşın etkisi yok.</p>
<h2>Cari açığa etki yaklaşık 9 milyar</h2>
<p>Dış ticaret açığı ödemeler dengesinde daha farklı tanımla dikkate alınıyor. TÜİK’in 11,2 milyar dolar olarak açıkladığı ticaret açığı bu tanım farklılığının etkisiyle mart ayında cari işlemler dengesine yaklaşık 9 milyar dolar olarak yansıyacak.</p>
<p>Böylece ilk çeyrekte cari açık 23-24 milyar dolara, mart sonundaki yıllık açık da yaklaşık 40 milyar dolara çıkacak.</p>
<h2>50 milyarda kalınırsa iyi</h2>
<p>Ödemeler dengesinde 2026’nın tümü için ne öngörüldüğünün artık hiçbir önemi yok.</p>
<p>Bir kere Merkez Bankası’nın ödemeler dengesinde yaptığı revizyonla cari açığın yukarı yönlü güncellenmesi öngörülen düzeyi anlamsız kıldı.</p>
<p>Bundan daha önemlisi ihracatın tökezlemesine, ithalatın ise öngörülen düzeyin üstüne çıkmasına yol açan gelişmeler…</p>
<p>Bir ara turizmde de işlerin çok fena gideceği kaygısı hakim olmuştu ama o alanda henüz eski duruma gelinemese de belirgin bir iyileşme olduğunu öğreniyoruz. Bu konuya aşağıda ayrıntılı olarak değiniyorum.</p>
<h2>Petrolün yükü…</h2>
<p>Ham petrol fiyatları Trump’ın her sözüyle birlikte aşağı ya da yukarı yönde keskin dalgalanmalar gösteriyor.</p>
<p>Ham petrolün aylık ortalama fiyatı ocak ve şubatta 65 ve 69 dolar olarak gerçekleştikten sonra mart ve nisanda fırladı ve sırasıyla 98 ve 100 dolar oldu. Dört ayın ortalaması 83 dolar.</p>
<p>Türkiye’nin ham petrol ithalatındaki birim fiyatın ne olduğu açıklanmıyor. Türkiye’nin de petrolü bu dört ay ortalamasında 83 dolardan aldığını varsayarsak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:</p>
<p>2026-2028 dönemi orta vadeli programında bu yılın ham petrol fiyatı 65 dolar olarak öngörülmüştü. En olumsuz senaryolardan biri olarak yılın kalan sekiz ayındaki ortalama fiyatın 110 dolar civarında oluşacağını varsayarsak yıllık ortalama fiyat 100 dolara denk gelecek.</p>
<p>Buna göre Türkiye 65 dolar olarak öngördüğü varil fiyatının üstüne 35 dolar daha ödemiş olacak. Türkiye’nin yıllık ham petrol ithalatının bu yıl 30 milyon ton civarında olacağı bekleniyor. Bu da yaklaşık 210-220 milyon varil petrol demek. Varil başına 35 dolarlık ek yük, yıllık bazda yaklaşık 7,5 milyar dolarlık artı bir maliyet anlamına geliyor.</p>
<p>Bu 7,5 milyarlık yük, yılın tümü için öngörülen 378 milyar dolarlık toplam ithalatı yalnızca yüzde 2 oranında etkileyecek.</p>
<p>Dolayısıyla yalnızca ham petrol ithalatından gelecek ek maliyet fazla önemli değil. Ancak enerji yükü yalnızca ham petrolden oluşmuyor ki… Doğalgaz ithalatının yükü de artacak.</p>
<p>Kaldı ki enerji fiyatlarının Türkiye’ye yükü yalnızca ithalattaki artışla ölçülemez. Bu fiyat artışının iç piyasadaki fiyatlar üstünde yapacağı etki çok daha önemli.</p>
<p>Ham petrolde 65 dolarlık varsayımdan 100 dolarlık ortalamaya çıkış yüzde 50’yi aşan bir artış anlamına geliyor. Bu artışın yaratacağı yük, petrole ödenecek fazladan 7,5 milyar dolar civarındaki tutarın yükünden çok çok daha ağır olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Turizmde sorun abartılıyor mu?</span></h2>
<p>Turizmin savaş yüzünden bu yıl çok büyük bir darbe yiyeceği yönündeki kaygılar zaman zaman had safhaya çıkıyor. Ama sahadan alınan bilgiler bu kaygıların bir dönem için geçerli olduğunu, son dönemde ise işlerin düzelmeye başladığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Turizmde gidişatın nasıl olduğunu Antalya yöresindeki birkaç büyük otelin işletmecisi olan Ramazan Aslan’a sordum. Aslan, savaştan önce çok iyi giden ve turizm sektörünün diliyle<strong> “günlük alınan rezervasyon”</strong> olarak nitelenen rezervasyonların savaşın başlamasıyla birlikte adeta bıçak gibi kesildiğini söyledi. Ramazan Aslan şöyle devam etti:</p>
<p><strong>“Savaşla birlikte bu rezervasyonlar neredeyse yüzde 75 oranında geriledi. O dönem tabii ki çok olumsuz bir tablo vardı. Ancak bu olumsuzluk yavaş yavaş tersine döndü, rezervasyonlar yeniden artmaya başladı. Henüz başlangıç düzeyine gelinemedi ve şu an yüzde 80 dolayına çıkıldı, yani hâlâ yüzde 20 gibi bir kayıp var. Ancak bu kaybın savaşın sona ermesine bağlı olarak bir anda telafi edilmesi de mümkün.”</strong></p>
<p>Ramazan Aslan, yaz sezonu için öngörüde bulunmanın zor olduğunu ancak geçen yıla göre bir miktar kayıp yaşanabileceğini söyledi. Türk turizmindeki kaybın belli ülkelerde yoğunlaşmadığının altını çizen Aslan, Türkiye’nin en çok turist çektiği ülkeler arasında ilk sıralarda bulunan Almanya, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerden geleceklerin hepsinde belli oranlarda azalma olacağının tahmin edildiğini belirtti.</p>
<p><strong>TÜİK ne diyor?</strong></p>
<p>TÜİK dün ilk çeyreğe ilişkin turizm istatistiklerini açıkladı. TÜİK’in bu verilerinin üçte ikisi savaş öncesi durumu yansıtıyor; dolayısıyla bu veriler tabii ki geleceğe dönük bir işaret vermiyor. Bu veriler yalnızca geride kalan dönemin performansını gösteriyor. Oysa biliniyor ki önemli olan yaz sezonu.</p>
<p>TÜİK verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirinde yüzde 4, ziyaretçi sayısında yüzde 1,5 artış oldu. Ziyaretçi başına gecelik harcama da 99 dolardan 102 dolara çıktı.</p>
<p>Bir kez daha vurgulamak gerek, bu verilerin ilk iki ayı savaş öncesi dönem… Dolayısıyla bu artışlarda savaşın etkisi çok sınırlı ve bu yüzden de söz konusu artışlar gerçek durumu yansıtmaktan biraz uzak kalıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-ticaret-tahmin-edildigi-gibi-78356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dış ticaret tahmin edildiği gibi… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/istihdam-desteginde-prim-gunu-belirsizligi-netlesti-78355</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstihdam desteğinde prim günü belirsizliği netleşti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>İstihdam korumaya yönelik destek programında yapılan yeni düzenleme, önceki uygulamada tartışma yaratan belirsizlikleri önemli ölçüde ortadan kaldırdı. Özellikle SGK prim gün sayısının nasıl hesaplanacağı ve hangi dönemlerin referans alınacağı konusundaki soru işaretleri, güncellenen kriterlerle daha net bir çerçeveye kavuştu. Önceki uygulamada, 2025 yılı Kasım-Aralık dönemine ait prim günlerinin esas alınması, ancak bu hesaplamanın devamsızlık, takvim farklılıkları ve çalışma modelleri gibi unsurlardan nasıl etkileneceğinin açık olmaması, sektör temsilcileri tarafından eleştiriliyordu. Özellikle emek yoğun sektörlerde, bir günlük devamsızlığın dahi aylık prim gününü doğrudan düşürmesi, hedeflerin pratikte zorlayıcı hale gelmesine ve binlerce şirketin bu destekten faydalanamamasına neden oluyordu. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin durumu ilgili kurumlara iletmesi sonrasında belirsizlik büyük ölçüde ortadan kalktı.</p>
<h2>Bilgi notu ile belirsizlik giderildi </h2>
<p>KOSGEB tarafından TGSD’ye iletilen bilgi notunda, destekten yararlanma kriterleri daha açık tanımlandı. Buna göre işletmelerin, 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarına ait ortalama SGK prim gün sayısını 2026 yılında destek talep ettikleri dönemde korumaları gerekiyor. Ayrıca bu ortalamanın, 2024 yılının son üç ayındaki ortalamanın altına düşmemesi şartı getirildi. Düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise istihdam koruma şartının yalnızca aylık bazda değil, birden fazla ayın ortalaması alınarak da sağlanabilmesi oldu. Bu esneklik sayesinde işletmeler, yıl içindeki dalgalanmaları dengeleyerek destek kriterlerini karşılayabilecek. </p>
<h2>Mahsuplaşma imkanı tanındı </h2>
<p>Sektör temsilcileri, özellikle aylar arası mahsuplaşma imkânı sağlayan bu yaklaşımın, önceki dönemde yaşanan uygulama belirsizliklerini önemli ölçüde giderdiğini belirtiyor. Yeni sistemle birlikte, işletmelerin tek bir aya bağlı kalmadan performanslarını daha geniş bir zaman diliminde yönetebilecek olması, destek mekanizmasının daha öngörülebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Buna karşın, emek yoğun sektörlerde devamsızlık ve saat ücretli çalışma yapısından kaynaklanan yapısal farklılıkların tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor. Ancak yapılan düzenleme, önceki modele kıyasla daha esnek ve uygulanabilir bir çerçeve sunarak, destekten yararlanma koşullarını daha anlaşılır hale getirmiş durumda. Sonuç olarak yeni düzenleme, hem referans dönemini netleştirmesi hem de ortalama ve mahsuplaşma imkânı tanımasıyla, uygulamada yaşanan belirsizlikleri büyük ölçüde gideren bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TGSD’DEN KOSGEB’E “SAHA GERÇEĞİ” UYARISI</span></h2>
<p>TGSD’nin KOSGEB Teşvik Uygulama Birimi’ne ilettiği yazıda, emek yoğun sektörlerde prim günü hesaplamasının mevcut haliyle sahadaki çalışma düzenini tam yansıtmadığına dikkat çekildi. Özellikle saat ücretli çalışan mavi yakada bir günlük devamsızlığın doğrudan prim gününü düşürdüğü, 30 ve 31 gün çeken aylar ile Şubat ayı arasındaki farkların ise aynı devamsızlığın farklı sonuçlar doğurmasına yol açtığı vurgulandı. Bu yapının yıl geneline yayıldığında yalnızca takvim ve çalışma modeli kaynaklı yaklaşık yüzde 1,9’luk doğal bir sapma oluşturduğuna işaret edilirken, devamsızlıktan arındırılmış 30 gün hedefinin işletmelerin gerçek performansını değil, teknik bir farkı yansıttığı ifade edildi. Kadın istihdamının yüksek olduğu sektörlerde devamsızlığın yüzde 5 seviyelerinde seyrettiği hatırlatılarak, mevcut sistemle çok sayıda işletmenin desteğe erişimde zorlanabileceği belirtildi. TGSD, desteğin daha adil, gerçekçi ve yaygın kullanılabilir hale gelmesi için bu doğal farkın dikkate alınmasını ve uygulamada yüzde 3 tolerans tanınmasını önerdi. KOSGEB tarafından iletilen bilgi notuyla istihdam desteği kriterlerine ilişkin belirsizlikler önemli ölçüde giderildi. Buna göre destekten yararlanmak için işletmelerin, 2025 yılı Kasım ve Aralık dönemine ait ortalama SGK prim gün sayısını 2026 yılında destek talep ettikleri dönemde korumaları gerekiyor. Düzenleme kapsamında ayrıca bu ortalamanın, 2024 yılının son üç ayındaki ortalamanın altına düşmemesi şartı getirildi. Böylece geçmiş performansa dayalı bir alt eşik de tanımlanmış oldu. En dikkat çekici unsur ise istihdam koruma şartına getirilen esneklik oldu. Buna göre işletmeler, şartı yalnızca aylık bazda değil, birden fazla ayın ortalamasını alarak da sağlayabilecek. Bu yaklaşım, yıl içindeki dalgalanmaların dengelenmesine imkân tanıyarak uygulamada daha öngörülebilir bir çerçeve sunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/istihdam-desteginde-prim-gunu-belirsizligi-netlesti-78355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/3/1280x720/hazir-giyim-tekstil-1770871225.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstihdam desteğinde yeni düzenleme ile SGK prim gününe ilişkin hesaplama ve referans dönem belirsizlikleri büyük ölçüde netleşti. KOSGEB’in bilgi notuyla kriterler somutlaştırılırken, aylar arası ortalama ve mahsuplaşma imkânı işletmelere önemli bir esneklik sağladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasalarda-petroyuan-tartismasi-78354</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalarda ‘petroyuan’ tartışması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69f428584a587-1777608792.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Uluslararası finans piyasalarında son günlerde doların hegemonyasına yönelik yeni bir tartışma yaşanıyor. Bu tartışmaların fitilini ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD’den dolar swap hattı talep ettiği yönünde geçtiğimiz günlerde gündeme gelen haberler ateşledi. Bu talep, küresel finans sisteminde dengelerin değişebileceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yüzeyde teknik bir likidite aracı gibi görünen bu talep finans uzmanları tarafından perde arkasında çok daha büyük bir dönüşümün sinyali olarak okunuyor. Zira petrol ticaretinde doların hakimiyetine alternatif arayış olarak yorumlanıyor ve bu noktada Çin para birimi yuan önemli bir para alternatif olarak ortaya çıkıyor.</p>
<h2>Dolara dayalı stres senaryosu</h2>
<p>BAE’nin swap hamlesi, küresel finans sisteminin dönüşüm sürecinde önemli bir işaret olarak görülüyor. Doların hakimiyeti kısa vadede sarsılmayacak olsa da, enerji ticaretinde alternatif para birimlerinin konuşulmasına neden oluyor.</p>
<p>ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, Körfez ekonomilerinin kırılgan noktalarını yeniden gündeme taşıdı. Petrol gelirlerine dayalı dolar akışında yaşanabilecek kesintiler, bölgenin finans merkezleri için ciddi bir stres senaryosu anlamına geliyor.</p>
<h2>BAE sigorta mekanizması peşinde </h2>
<p>BAE’nin hamlesi, klasik anlamda bir kriz çağrısından çok “sigorta mekanizması” olarak görülüyor. Zira ülkenin yüz milyarlarca dolarlık rezervi ve güçlü egemen varlık fonları bulunuyor. Ancak asıl mesele rezervlerin büyüklüğü değil, bu rezervlere erişimin sürekliliği.</p>
<p>Körfez ülkeleri için petrol gelirlerinin dolar üzerinden akması, finansal istikrarın temel taşı konumunda. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ya da enerji ihracatının sekteye uğraması halinde dolar likiditesinin azalması, bankacılık sistemi üzerinde baskı yaratabilir. Swap hattı da bu noktada devreye girerek merkez bankasına doğrudan dolar erişimi sağlar ve piyasalardaki güveni korur. Ancak uzmanlara göre asıl dikkat çekici olan, bu talebin zamanlaması. Çünkü bu hamle, dolar sistemine duyulan güvenin sorgulanmaya başladığı bir döneme denk geliyor.</p>
<h2>Çin parasına yönelim</h2>
<p>BAE’li yetkililerin, ABD’den swap hattı talebi sonrasında dolar erişiminde sorun yaşanması halinde petrol ticaretinde ticaretinde Çin yuanı kullanılabileceğine dair imalarda bulunması, “petroyuan” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Petrolün dolar üzerinden fiyatlanması, ABD para birimine küresel talep yaratırken aynı zamanda ABD tahvil piyasasına sürekli sermaye akışı sağladı. Ancak jeopolitik kırılmalar ve ticaret dengelerindeki değişim, bu yapıda çatlaklar oluşabileceğine işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Altın ile dolar rekabetinde iddialı tahmin</span></h2>
<p>Alman bankacılık devi Deutsche Bank, küresel finans sisteminde dengelerin değiştiğini ve doların egemenliğinin yerini altının yükselişine bıraktığını belirten çarpıcı bir rapor yayımladı. Merkez bankalarının rezervlerinde altının payının üç kat artarak yüzde 30'a ulaştığına dikkat çekilen raporda, altının önümüzdeki 5 yıl içerisinde 8 bin dolara kadar çıkabileceği öngörüldü. Amerikalı siyaset bilimci ve ekonomist Francis Fukuyama'nın 1989'da ortaya attığı "tarihin sonu" tezine atıfta bulunan rapor, ABD öncülüğünde şekillenen liberal ticaret sisteminin ve "ılımlı" dönemin yerini artık dalgalı bir sürece bıraktığını vurguladı. Uzun yıllar gelişmiş ülkelerin altın rezervlerini azalttığı, gelişmekte olanların ise yoğun dolar biriktirdiği düzenin artık tersine döndüğü belirtildi. Deutsche Bank, gelişmekte olan ekonomilerin döviz rezervlerini 5 trilyon dolara düşürmesi ve altının payını yüzde 40'a çıkarması durumunda, altın fiyatlarının önümüzdeki beş yıl içinde 8 bin dolara kadar yükselebileceğini öngördü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasalarda-petroyuan-tartismasi-78354</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/4/1280x720/bae-1777609086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BAE’nin ABD’den swap hattı talebi uzmanlara göre, Körfez’de artan jeopolitik risklere karşı bir likidite arayışı olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Uzmanlar, petrol ticaretinde dolar dışı alternatiflerin giderek daha ciddi şekilde konuşulduğunu söylüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayiklarini-unutan-sehir-78364</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayıklarını unutan şehir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir şehrin kayboluşu çoğu zaman gürültünün, hızın ve yığılan görüntülerin içinde sessizce gerçekleşir. Fark etmeyiz bile. İstanbul da kayıklarını tam bu hengâmenin içinde, yavaş yavaş hayatımızdan çıkardı. Oysa o kayıklar basit bir ulaşım aracı değildi; yüzyıllar boyunca bu kentin zarafetinin, estetiğinin ve ruhunun ta kendisiydi. Kayıklarını unutan bir şehir, aslında kendini unutuyor demekti…</p>
<p>İstanbul’u gerçekten anlamak için bazen karadaki karmaşaya değil, suyun üzerindeki o dinginliğe bakmak gerekir. Çünkü o, içinden deniz geçen bir şehir. Aslında karada değil, suyun üzerinde kurulmuş büyülü bir hayal gibi ve o hayalin en zarif taşıyıcıları, kuşkusuz yüzyıllar boyu Boğaz’ın sularında süzülen kayıklardı.</p>
<p><strong>Bir estetik inşası</strong></p>
<p>İstanbul’a ilk yerleşenlerin her iki yaka arasındaki günlük ulaşımı hangi vasıtalar ile sağladıkları konusunda yeterli bilgimiz bulunmuyor. Ancak Geç Roma döneminde <em>“pereme” </em>adı verilen kayıklarla İstanbul ve Pera arasında ulaşımın sağlandığını okumuştum.</p>
<p>Sosyolog, siyasetbilimi profesörü, yemek ve mutfak kültürü araştırmacısı <strong>Prof. Dr. Artun Ünsal</strong>, <em>Aşk Olsun O Kayıklara / İstanbul'da “Kürek Devri”ne Dair</em> adlı eserinde bize kayıkların dünyasının kaybolan derinliğini hatırlatıyor. Artun Hoca konuyu dönemin farklı gravürlerini de dikkate alarak detaylı bir şekilde araştırmış. Kitaptan öğrendiğime göre konumu gereği İstanbul’a özgü bir su taşıtının yaratılması gerektiğinden peremeye nazaran boyu daha uzun, ancak gövdesi daha dar, <em>“armut burunlu”,</em> arkası kalkık çok zarif bir kayık olan <em>“piyâde”ler;</em> onlara “<em>en ince endazeyi veren”</em> Osmanlı ustaları, “<em>maharetli nakkaşlar, yaldızcılar”</em> ve <em>“yalnız”</em> kayık ve filika kürekleri yapan kürekçilerin özgün eseri olarak ortaya çıkmış. Kayıkların bordolarını, küpeştelerini donatan ahşap oymacıları ve nakkaşların boyaları, altın yaldızlı süslemeleriyle gerçek birer sanat eserine dönüştürülen piyâdeler, Bizans’tan miras ama Türk tarzıyla geliştirilen peremelerin pabucunu dama attırmışlar… Bu incelik, yalnızca bir teknenin değil, bir bakışın inceliğiydi.</p>
<p><strong>Bir ilişki biçimi</strong></p>
<p>Bu teknik detaylar, aslında bize sadece bir teknenin biçimini değil, bir medeniyetin estetik anlayışını anlatıyor. Ünsal’ın titizlikle işlediği o dünyada kayıklar, bir noktadan diğerine varmak için kullanılan mekanik araçlar değil; bir ritim, bir mesafe duygusu ve hepsinden önemlisi benzersiz bir insan ilişkisi biçimi. Bir kayığa bindiğinizde yalnızca coğrafi bir yer değiştirme gerçekleştirmiyor; zamanın yavaşladığına şahit oluyor, sohbetin derinleştiğini hissediyordunuz. Şehir, o dönemlerde kıyıdan kıyıya değil, aslında bir insandan diğerine gönül köprüleriyle kurulmuştu…</p>
<p><strong>Hızın egemenliği</strong></p>
<p>Bugün ise Boğaziçi’ne baktığımızda gördüğümüz tek şey hızın, aceleciliğin ve geçişin mutlak hâkimiyeti. Motorlar, vapurlar ve devasa gemiler... Hepsi sadece bir yere varmak, bir hedefi tamamlamak için oradalar. Ancak hiçbirinin amacı artık <em>"orada olmak"</em> değil. İşte bu yüzden kayıkların kaybı, teknik bir araç değişimi değil, bizzat bir yaşama biçiminin yitimi...</p>
<p><strong>Kaybolanların dökümü</strong></p>
<p>Unuttuğumuz şey sadece ahşap tekneler mi? Kayıklarla birlikte elimizden kayıp gidenleri tek tek saymak aslında bir medeniyet dökümü yapmak. Kayıkçıların o kendine has sesleri, iskelede beklemenin o öğretici sabrı, su üzerinde kurulan ve karadakine benzemeyen o özel mahremiyet, yolculuğun kendisinin bir deneyime dönüşmesi ve kürek sesinin şehirle kurduğu o ritmik ilişki artık yok. Bugün İstanbul’da ulaşım her zamankinden daha yaygın, ama gerçek anlamda bir <em>"yolculuk" </em>kalmadı. Daha da acısı, bugün İstanbul’da hâlâ su var, fakat o suyla kurulan, suyu merkeze alan bir hayat artık mevcut değil.</p>
<p>Ben o eski kayıklar çağına yetişemedim ama son yıllarını yakalayabildim. Hâlâ zihnimde capcanlı duran sahnelerden biri, annemlerle birlikte Eyüp’ten Sütlüce’ye kayıkla geçişlerimiz. Aklımda kalan, yolculuğun hızı değil, küreklerin suya ritmik vuruşu, ahşabın hafif gıcırtısı, suyun tuzlu kokusu ve kayığın yavaş salınışı. Kadıköy’den Haydarpaşa’ya kayıkla yolculuklarımız, Yenikapı’dan denize açıldığımız kiralık kayıklar… Kıyıdan uzaklaştıkça şehrin gürültüsü yerini suyun kendi diline bırakır, insan bir yere gitmekten ziyade o ânın içinde kalırdı. O kayıklar bizi bir semtten diğerine değil, aslında kendimize taşırdı. Ya Suadiye Plajı önünde kayıktan denize girişlerimiz! Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, o anlar aslında hiç de küçük değilmiş; aksine bir şehrin nasıl incelikle yaşanacağını öğreten muazzam derslermiş.</p>
<p><strong>İlerleme mi, hızlanma mı?</strong></p>
<p>Belki de en büyük hatamız, bu büyük kaybı <em>"kaçınılmaz bir ilerleme"</em> masalıyla kabullenmek oldu. Elbette her ilerleme bir şeyi geride bırakır ancak bu, geride bırakılan her şeyin değersiz olduğu anlamına gelmez. Kayıkları kaybettik çünkü daha hızlı olanın daha iyi olduğunu sandık. Oysa hız, her zaman nitelik ve huzur getirmiyor. Bugün geldiğimiz bu noktada kendimize sormamız gereken soru şu: Biz gerçekten ilerledik mi, yoksa sadece kontrolsüzce hızlandık mı? Çünkü modern zamanın en büyük yanılgılarından biri, hız ile ilerlemeyi aynı şey sanmak.</p>
<p>Kayıkları geçmişteki biçimleriyle aynen geri getirmemiz mümkün olmayabilir ama onların temsil ettiği o nezaket dolu dünyayı, o dingin anlayışı yeniden inşa edebiliriz. Belki de yılın belirli günlerinde, özel şenliklerle ya da bir <em>“Kayık Bayramı” </em>tadında kutlamalarla o eski piyâdelerin, peremelerin aslına uygun kopyaları yeniden inşa edilip Boğaz’a indirilebilir. Nitekim Artun Ünsal da bu özlemi şu sözlerle dile getiriyor:</p>
<p><em>"Geçmişten günümüze bu sularda boy göstermiş kürekli ve yelkenli kayıkların, sandalların, kadırgaların ve çektirmelerin gerçek ya da replikalarının katıldığı, müzik ve mehtap sefalarının canlandırıldığı geleneksel bir deniz festivalinin düzenlenmesini diliyorum."</em></p>
<p><strong>Somut bir öneri</strong></p>
<p>Öyle doğru bir istek ki… Belki de artık bu dileği biraz daha somutlaştırmanın zamanı geldi:</p>
<p>Neden her yıl düzenlenen <em>“Boğaziçi Kayık Günleri”</em> olmasın?<br />Neden mehtaplı gecelerde, motor seslerinin sustuğu <em>“Kürek Geceleri”</em> düzenlenmesin?<br />Neden bir gün Boğaz sadece küreğe bırakılmasın?</p>
<p>Düşünsenize… Şehrin en gürültülü hattı, bir süreliğine olsun sessizleşiyor. Motorlar duruyor. Su, yeniden kendi sesiyle konuşmaya başlıyor. Belki de mesele kayıkları geri getirmek değil… Onlara yeniden yer açmak. Bir şehri korumak demek, onu bir müze objesi gibi dondurmak değil, ruhunu yaşatmak. Hafıza ancak içinde yaşanırsa canlı kalır. Eğer bir çocuk bugün Boğaz’da bir kayığın salıntısını hissetmezse, benim çocukluğumda yaşadığım o küçük ama devasa anlar yarının kolektif hafızasında kendine yer bulamaz.</p>
<p><strong>Hatırlamak ve yeniden kurmak</strong></p>
<p>Ve biliyoruz ki, bir şehir hatırlanmadığı an gerçekten kaybolur. Artun Ünsal, <em>Aşk Olsun O Kayıklara</em> ile bize sadece kayıkların tarihini değil, esaslı bir hatırlama biçimi ve varoluş önerisi sunuyor. Ben ne şanslıyım ki şehrin ortasındaki o kadim suyun üzerinde kayıkların salınışını hissettim. Şimdi asıl mesele, o suyun üzerinde yeniden anlamlı bir hayat kurup kuramayacağımız. Çünkü bazı hatıralar, eğer doğru hatırlanır ve bugüne taşınabilirse, geleceğin de yolunu aydınlatır. İstanbul bir gün yeniden kendini anlatacaksa, bunu en önce bir kayığın yavaşlığında yapacaktır. Zira bazı şehirler, ancak yavaşladıklarında gerçekten var olurlar. İstanbul’un buna her zamankinden daha çok ihtiyacı var…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayiklarini-unutan-sehir-78364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/4/1280x720/galata-ist-1777610320.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayıklarını unutan şehir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gokte-yakit-maliyeti-yuzde-125-oraninda-artti-78353</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gökte yakıt maliyeti yüzde 125 oranında arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜRK </strong>Hava Yolları (THY) Grubu yönetimi, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat 2026’da İran’a saldırmasıyla başlayan savaşla birlikte COVID-19 pandemisinde başarılı olan <strong>“kriz yönetimi” </strong>modelini devreye aldı.</p>
<p>Önce savaşla hava sahası riskli hale gelen ülkelere olan seferlerin durmasıyla birlikte açığa çıkan uçaklar hızla talebin yoğun olduğu bölgelere kaydırıldı. Böylelikle açığa çıkan uçaklar, hiç bekletilmeden devreye alındı.</p>
<p>THY’nin yeni Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. <strong>Mehmet Şeker, </strong>yeni Genel Müdür <strong>Ahmet Olmuştur</strong>’la birlikte bu yılın ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirmek, geleceğe dönük adımlarını paylaşmak üzere bir sohbet toplantısı düzenledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f427b8827a8-1777608632.png" alt="" width="700" height="422" />Prof. <strong>Şeker </strong>ve <strong>Olmuştur</strong>’a mali işlerden sorumlu İcra Komitesi Üyesi <strong>Metin Gülşen, </strong>Genel Müdür Yardımcıları <strong>Harun Baştürk </strong>(ticari), <strong>Akif Konar </strong>(operasyon), <strong>Levent Konukcu </strong>(yatırım ve strateji), <strong>Abdulkerim Çay </strong>(insan kaynakları),  <strong>Mehmet Kadaifçiler </strong>(uçuş işletme), <strong>Kerem Kızıltunç </strong>(bilgi teknolojileri), <strong>Ali Türk </strong>(kargo), İletişim Başkanı <strong>Yahya Üstün </strong>ve Ajet Genel Müdürü <strong>Kerem Sarp </strong>eşlik etti.</p>
<p>Prof. <strong>Mehmet Şeker, </strong>15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi günlerine uzandı:</p>
<p>-          <strong>THY yönetimindeki ilk görevlerime darbe girişiminde kısa süre sonra başlamıştım. Yani, hep zor dönemleri yöneten ekibin içinde oldum. COVID-19 pandemisi sırasında sıkıntılı dönemlerde işleri yönetme konusunda önemli tecrübe kazandık.</strong></p>
<p>28 Şubat 2026’da başlayan savaşın da hava yolları sektörüne etkisinin pandemiye benzer şekilde olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Sokakta hayat durmadı ama havacılık sektörü çok olumsuz etkilendi. Örneğin yakıt maliyeti iki katına çıktığı anda havacılık sektöründe kâr alanı bırakmıyor. Bunu sektör geneli için söylüyorum.</strong></p>
<p>Sunumuna başlarken şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Aslında 2026 yılına çok iyi başlamıştık. İlk 2 ayı çok iyi geçirdik. 28 Şubat’ta başlayan savaşın olumsuz etkisi Mart ayında nispeten daha az oldu. Asıl olumsuz etkiyi Nisan ayından itibaren görmeye başladık.</strong></p>
<p>2026 yılı 1. çeyrek mali sonuçlarını şöyle özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>Bu yılın ilk çeyreğinde toplam gelirlerimiz yüzde 21 arttı, 5.9 milyar dolara çıktı.</strong></li>
<li><strong>Bunun 4.7 milyar dolarını yüzde 20 artan yolcu gelirleri oluşturdu. Jeopolitik gelişmelere rağmen yılın ilk çeyreğinde güçlü seyahat talebi görüldü</strong><strong>.</strong></li>
<li><strong>Kargo gelirlerimiz de artan hava kargo talebi ve piyasada oluşan kapasite eksikliği nedeniyle yüzde 30 artarak 1 milyar dolara ulaştı.</strong></li>
<li><strong>Akaryakıt maliyet etkisinin yılın ikinci çeyreğine sarkması, ilk çeyrekte FAVÖK’te (faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr) yüzde 16 artışı görmemizi sağladı, 769 milyon dolar oldu.</strong></li>
<li><strong>Bu dönemde yatırım portföyünün olumlu katkısıyla ilk çeyrekte net kârımız 226 milyon dolar oldu.</strong></li>
</ul>
<p>THY’nin tüm iştirakleri ile birlikte toplam istihdamının 101 bini aştığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Konsolide varlıklarımız da bu dönemde 48.6 milyar dolar oldu.</strong></p>
<p>Yatırımlar üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>İstanbul Havalimanı merkezli entegre büyüme modeli kapsamında Türk havacılık ekosisteminin gelişimini hedefleyerek 8 farklı tesisi içeren 2.5 milyar dolar değerinde bir yatırım programı başlattık.</strong></p>
<p>Savaşa rağmen operasyonlarını kesintisiz sürdürdüklerine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>28 Şubat’tan itibaren Ortadoğu’daki 21 noktaya uçuşlarımızı durdurduk. Durdurma kararımızı birer hafta uzatarak bugünlere geldik. Şimdi Haziran ayına kadar söz konusu noktalara uçuş yapılmayacak.</strong></p>
<p>Bu noktada Genel Müdür <strong>Ahmet Olmuştur</strong>’a sözü bıraktı:</p>
<p>-          <strong>21 noktaya uçuşlarımız durunca bazı uçaklarımızın açığa çıkması söz konusuydu. Hemen talebin daha yoğun bölgeleri gözden geçirdik. Afrika, Uzak Doğu, bir-iki de Avrupa hattına o uçakları kaydırdık. Açıkta kalan uçağımız olmadı.</strong></p>
<p><strong>Olmuştur, </strong>bu günlerde Halep’e (Suriye) seferleri yeniden başlattıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong> Beyrut (Lübnan), Amman (Ürdün) ve Şam’a (Suriye) seferlerimiz başlayacak. Arkasından 8 Mayıs’ta Erbil, 14 Mayıs’ta da Bağdat seferlerimiz yeniden devreye girecek.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Şeker </strong>ekledi:</p>
<p>-          <strong>Körfez bölgesinde uçuşları 21 noktada durdururken Afrika’dan Uzak Doğu’ya farklı noktalara seferlerimizi artırdık. Böylece yolcu kapasitemizi de yukarı çekebildik. Bu arada Orta Doğu’da iptal edilen kapasitenin toplama oranı yüzde 6 dolayında oldu.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Murat Şeker, </strong>sunumunun <strong>“Jet yakıtı fiyatı geçen yıla göre yüzde 125 artış gösterdi” </strong>başlıklı bölümüne vurgu yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Biz 2026’da jet yakıtı fiyatını ton başına 650-700 dolar aralığında öngörmüştük. Bütçemize yıllık jet yakıtı toplam maliyetini 6.1 milyar dolar olarak koymuştuk. 2023-2025 döneminde yıllık 6.1 milyar dolar olmuştu.</strong></li>
<li><strong>Jet yakıtının tonu 1590 dolar düzeyine çıktı. İyimser senaryoda ton başına fiyat 1492, baz senaryoda 1660 dolar, kötümser senaryoda da 1765 dolara çıkabilecek gibi görünüyor. Biz bu yılki toplam jet yakıtı maliyetimizi 9.5 milyar dolara yükselttik.</strong></li>
</ul>
<p>Savaş nedeniyle ilave jet yakıtı etkisinin 3.4 milyar dolar olacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu akaryakıt fiyatlarındaki keskin yükselişin maliyet etkisinin ikinci çeyrek sonuçları üzerinde belirgin şekilde hissedileceğini öngörüyoruz.</strong></p>
<p>THY, uyguladığı <strong>“pandemiden çıkış stratejisi”</strong>nde başarıya ulaştı, dünyadaki önde gelen rakiplerini birçok alanda geride bıraktı.</p>
<p>Jet yakıtı maliyetinin yarattığı baskıyı bertaraf etmek kolay olmasa da, THY yönetiminin <strong>“kriz yönetimi” </strong>deneyiminin olumsuz etkiyi en aza indirebileceği anlaşılıyor…u</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">2.5 milyar dolarlık olumsuz etkiyi bertaraf etmeyi hedefliyoruz</span></h2>
<p><strong>THY </strong>Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. <strong>Mehmet Şeker, </strong>savaşın olumsuz etkilerini azaltmak için hızlıca önlemler aldıklarını belirtip, sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Düşük talepli pazarlarda geçici kapasite azaltımı yaptık. Uçuş ağı performansını en üst seviyeye çıkarmak amacıyla yüksek talebin bulunduğu ve stratejik olarak önceliklendirilmiş pazarlarda 37 yolcu ve 61 kargo frekansı artışı yapıldı.</strong></li>
<li><strong>ABD’ye kargo frekansı artışı 9, Avrupa’ya 10, Asya ve Uzak Doğu’ya 34 kargo frekansı artışı, 24 yolcu frekansı artışı, Afrika’ya 1 kargo frekansı, 13 yolcu frekansı artışı, Ortadoğu’ya 7 kargo frekansı artışı gerçekleştirdik.</strong></li>
<li><strong>Yakıt gideri telafisi olarak ek ücret ve fiyat artışına gittik.</strong></li>
<li><strong>Artan premium segmente daha fazla odaklandık.</strong></li>
<li><strong>Böylelikle </strong>“kapasite ve gelir yönetimi”<strong>önlemlerinin 1.2 milyar dolarlık bir iyileştirme sağlayacağını öngörüyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Maliyet optimizasyonu adımlarına da değindi:</p>
<ul>
<li><strong>Operasyonel gider yönetimi ve yakıt tüketimi optimizasyonu üzerinde duruyoruz.</strong></li>
<li><strong>Çalışan verimliliği artışı için çalışıyoruz.</strong></li>
<li><strong>Endirekt harcamaları yeniden planlıyoruz.</strong></li>
<li><strong>Stratejik yatırımları önceliklendiriyor, zaruri olmayanları öteliyoruz.</strong></li>
<li><strong>Havalimanları ve tedarikçilerle indirim görüşmeleri yapıyoruz.</strong></li>
<li><strong>Akaryakıt </strong>“hedge portföyü”<strong>nden de katkı bekliyoruz.</strong></li>
<li><strong>Maliyet optimizasyonuyla 1.3 milyar dolarlık iyileştirme hedefliyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Sunumun bu bölümüne noktayı şöyle koydu:</p>
<p>-          <strong>Aldığımız önlemlerle 2.5 milyar dolar büyüklüğünde olumsuz etkiyi bertaraf etmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Son 3 yılda THY’nin ana kadrosuna 10 bin kişi eklendi</span></h2>
<p><strong>THY</strong>’nin insan kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Abdulkerim Çay, </strong>bu dönemde personel alımını durdurmayı planladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yeni personel alımı yapmayacağız ama mevcut kadromuzu korumaya özen göstereceğiz. Pandemide dünyadaki büyük rakiplerimizin çoğu blok halde istihdam azaltmasına giderken biz ekibimizi koruduk.</strong></p>
<p><strong>Çay, </strong>son 3 yılda THY’nin ana kadrosunun önemli ölçüde büyüdüğünü vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Son 3 yıllık dönemde, yani 2023-2025 yıllarında THY’nin kadrosuna 10 bin kişi eklendi.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dünyada en fazla kadın pilot bizde var</span></h2>
<p><strong>THY </strong>uçuş işletmeden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Mehmet Kadaifçiler, </strong>7 bin 66 pilot, 16 bin 300 kabin memuru kadrosunun olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yeni yabancı pilot almıyoruz. Halen çalışan yabancı pilotlarımız da 354 kişi. Toplam içindeki payı yüzde 5.</strong></p>
<p>Kadın pilot oranına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>THY’de 554 kadın pilot görev yapıyor. Toplam içindeki payları yüzde 7.5.</strong></p>
<p><strong>Abdulkerim Çay </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Bizim bilgilerimize göre kadın pilot oranı olarak dünyada ilk sırada yer alıyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Jet yakıtındaki maliyet artışının bilet başına etkisi 15-20 dolar </span></h2>
<p><strong>AJET </strong>Genel Müdürü <strong>Kerem Sarp, </strong>1 saatlik uçuşta tüketilen jet yakıtı miktarının 3 ton olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bir saatlik uçuşta savaş öncesi fiyatlarla 2 bin 200 dolarlık yakıtla uçulurken, şimdi 4 bin 500-4 bin 800 dolara çıkmış bulunuyor.</strong></p>
<p>Bunun etkisiyle ilgili şu hesabı ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Aslında jet yakıtı maliyet artışı bilet başına 15-20 dolara denk geliyor. Ancak, biz bu maliyeti bilet fiyatlarımıza olduğu gibi yansıtamıyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gokte-yakit-maliyeti-yuzde-125-oraninda-artti-78353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/thy.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İlk çeyrekte geliri 5.9 milyar dolara çıktı, yıllık 3.4 milyar dolar ek yakıt faturası göründü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2008-krizi-piknik-gibi-gorunecek-78366</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2008 krizi piknik gibi görünecek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f42fac4669a-1777610668.jpeg" alt="" width="233" height="126" /></strong><strong>YANIS VAROUFAKIS - </strong>Atina Üniversitesi Ekonomi Profesörü</p>
<p><strong>Yeni bir sermaye biçimi yükselişte: Bulut sermayesi, sahiplerine davranışlarımızı değiştirme konusunda olağanüstü güçler veren ağ bağlantılı algoritmik makineler. Ve tıpkı finansörlerin neoliberalizme ihtiyaç duyması gibi, günümüzün teknoloji lordlarının da yönetimlerini meşrulaştırmak için yeni bir ideolojiye ihtiyaçları var. Ben buna teknoloji lordluğu diyorum.</strong></p>
<p>Yarım yüzyıl boyunca neoliberalizm, küresel elitin tartışmasız inancıydı. Bretton Woods’un küllerinden doğan bu akım, finansal sermayenin yeni düzenin düzenleyici prangalarından kurtuluşunu kutsallaştırdı. Onun dehası özgünlükte değil, tavırda yatıyordu.</p>
<p>Piyasaların ne zaman çökeceği konusunda endişelenen Adam Smith veya John Stuart Mill’in aksine, neoliberaller piyasanın yanılmaz olduğunu ilan ettiler. Wall Street ekonomilerimizi çökerttiğinde bile, ölümcül müdahalenin işleri daha da kötüleştireceğinde ısrar ettiler. Bu, finansörlerin işine geliyordu; ancak o dönem sona erdi.</p>
<p>Yeni bir sermaye biçimi yükselişte: Bulut sermayesi, sahiplerine davranışlarımızı değiştirme konusunda olağanüstü güçler veren ağ bağlantılı algoritmik makineler. Ve tıpkı finansörlerin neoliberalizme ihtiyaç duyması gibi, günümüzün teknoloji lordlarının da yönetimlerini meşrulaştırmak için yeni bir ideolojiye ihtiyaçları var. Ben buna teknoloji lordluğu diyorum.</p>
<p><strong>Teknoloji egemenliğinin görevi </strong><strong>neoliberalizme göre çok daha radikal</strong></p>
<p>Neoliberalizmin görevi, ABD bütçe açıkları yoluyla dolarların sürekli olarak yeniden dolaşımına ideolojik ve sözde bilimsel bir kılıf sağlamaktı. Teknoloji egemenliğinin görevi ise çok daha radikal: Her şeyi; insan çabasını, devlet kurumlarını ve Wall Street’in kendisini sömürgeleştirmek için ideolojik bir kılıf sağlamak.</p>
<p>Üç cepheyi ele alalım. Birincisi, teknoloji egemenliği; tıptan şiir çevirisine, çocuk yetiştirmeye kadar her alanda hata yapabilen, inatçı insanları bulut sermayesiyle değiştirmeyi meşrulaştırmalıdır. Neden? Çünkü nüfuz ne kadar derine inerse, teknofeodal sınıf için bulut gelirleri de o kadar artar.</p>
<p>İkinci olarak, devletin sömürgeleştirilmesini meşrulaştırması gerekiyor; Elon Musk’ın DOGE’si ve Peter Thiel’in Palantir’i gibi kamu verilerini özelleştirmek, sistemleri vergi dairesine ve Pentagon’a bağlamak gerekiyor.</p>
<p>Üçüncüsü, Wall Street’i sömürgeleştirmeyi meşrulaştırmalı; bulut sermayesini finansal hizmetlerle birleştirerek geleneksel piyasaların dışında sınırsız bulut finansmanı yaratmalıdır.</p>
<p><strong>Teknoloji lordluğu </strong><strong>transhümanizmi dönüştürüyor</strong></p>
<p>Yeni ideoloji zaten burada. Teknoloji lordluğu, tıpkı neoliberalizmin klasik liberalizmi dönüştürmesi gibi, transhümanizmi dönüştürüyor. Neoliberal Homo Economicus’un yerini, şekilsiz bir insan-yapay zekâ sürekliliği olan İnsan-Yapay Zekâ alıyor ve kutsal piyasayı yeni bir ilahla, kutsal algoritmayla ikame ederek Amazon tarzı merkezi eşleştirmeye dayalı merkezi olmayan piyasaları geçersiz kılıyor.</p>
<p>Sonuçlar nefes kesici: Her yerde gözetim, savaş alanlarında otomatik hedefleme, makroekonomik istikrarsızlık (bulut gelirlerinin toplam talebi yok etmesiyle), demokrasinin bir ideal olarak bile son bulması (Peter Thiel tarafından alkışlanıyor) ve üniversitelerin yerini kişiselleştirilmiş yapay zekâ geliştirmelerinin alması.</p>
<p>Oysa teknoloji egemenliğinin tüm çirkinliği, soyut teoride değil, öncülerinin dile getirilmemiş manifestolarında en iyi şekilde görülmektedir.</p>
<p>Palantir’in yakın zamanda attığı bir tweet, teknoloji lordu programını gururla ortaya koyuyor. Satır aralarını okuyunca, Silikon Vadisi’nin; suçlu bankacıları kurtarırken Amerikalıların çoğunun geçim kaynaklarını mahveden egemen sınıfa olan ölçülemez borcunun farkında olduğu acı verici bir şekilde anlaşılıyor. Hatta sözde küçümsedikleri çoğunluğun adına, bu egemen sınıfı —kelimenin tam anlamıyla— ölene kadar savunacaklarını yüksek sesle haykırıyorlar.</p>
<p>Aynı zamanda Palantir, çeşitli kira paketlerine göz dikmiş durumda. Örneğin, Apple Store’u gözüne kestirmiş; iPhone’unuzu, gizliliğinizin kalanını da yok eden bir cihazla değiştirmeyi dört gözle bekliyor. Palantir hiçbir şeyi bedava vermez; bunun yerine korku ekerek ve sahte bir güvenlik duygusu satarak büyür. Kaba kuvveti yüceltir. Ahlakın aptallar için olduğunu ilan eder. Batı’nın daha çok ihtiyacı olan şey, Palantir’in ölümcül yazılımıdır.</p>
<p>Siperlerden kaçınmak için bağlantıları olmayan her zavallı askere alınacak; bu yüzden ABD askerlerine maaş ödemeyi unutun. Tüm gelir akışları Palantir’de birleşmeli; burada hissedarlar kâr ederken, hissedar olmayanlar ölmelidir.</p>
<p>Palantir, ABD deniz piyadelerini; içlerinde kalan son etik yargı kırıntılarını da ortadan kaldıran ölümcül robotlarla donatmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. İç cephede ise Amerikan toplumu, Palantir’in yazılımının hedef seçimini reddetme fırsatını ortadan kaldırma kapasitesini kısıtlayan herhangi bir tartışmaya tamamen elverişsiz hâle getirilmelidir. Kamu görevlileri toplu olarak işten çıkarılmalıdır- Palantir tarafından onaylanan ve vergi mükellefleri tarafından devasa maaşlar ödenen birkaç kişi hariç.</p>
<p>Siyasi alana dönecek olursak, Palantir; Donald Trump’ın kendini kamu hizmetine adamasından dolayı kutsanması gerektiği konusunda ısrarcı. Trump gibi insanları affetmemek, ruhumuzu riske atmakla kalmaz; Palantir’in kötü niyetli güçlerini kısıtlayabilecek yetkililerin ortaya çıkma olasılığını da artırır. Siyaset, insan empatisinden yoksun, yapay zekâ benzeri olmalıdır. Siyasette ruhlarını kurtarmaya çalışanlar derhâl gulaga gönderilmelidir.</p>
<p>Şirket, Palantir’in çöküşünü hızlandırmak için çok hevesli bazı kişilerin olduğunu belirtiyor. Yeniden düşünmeliler, yoksa… Öte yandan şirket, nükleer olmayan kitle imha silahları geliştirdiği ve nükleer kıyamet olasılığına, insanlığın varlığına yönelik çeşitli yepyeni yapay zekâ destekli tehditler eklemeye hazır olduğu için tebrik edilmelidir.</p>
<p>Vatansever bir şirket olarak Palantir, tarihte hiçbir ülkenin ilerleme ve özgürlük adına Amerika Birleşik Devletleri kadar savaş suçu işlemediği gerçeğinden son derece gurur duymaktadır. Bunun, Amerika’nın Palantir gibi şirketlere insanlığa bu kadar çok zarar vererek büyük kârlar elde etme konusunda sonsuz özgürlük sunması gerçeğiyle bir ilgisi olabilir. Aynı şekilde Alman ve Japon faşizminin yeniden yüceltilmesi gerekmektedir. Nazilerden arındırma, Avrupa’nın şimdi ağır bir bedel ödediği bir “aşırı düzeltme” idi. Japon pasifizmi de derhâl sona erdirilmelidir.</p>
<p>Hassas ABD vatandaşlarına seslenen Palantir yöneticileri, cömert devlet sözleşmeleriyle her şeyi tekelleştirenleri alkışlamaları için onları teşvik ediyor. Onların kârlılığı için iyi olan şey, Amerika için de mükemmel olmalı. Milyarderlere gelince; sadece milyarlarıyla yetinmemeliler. Yoksulları, özgürlüklerini kullanarak milyarderlere daha fazla güç vermeye ikna eden büyük anlatılar yayarak daha da aşırı zenginleşmeye çalışmalılar. Ve son olarak, “Palantir, Elon’u seviyor” diye ekliyorlar; özellikle de onun büyük, apartheid’den ilham alan anlatısını.</p>
<p>Silikon Vadisi, etik engelleri daha da ortadan kaldırarak Gazze’de yaptığını Amerika’nın şehirlerinde de yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bazı politikacılar, Palantir’e kalan tüm sivil özgürlükleri ve insan haklarını yok etme hakkını vermekte isteksiz görünüyor. Onlar da susturulmalıdır. Epstein’ın şebekesi unutulmalıdır; aksi takdirde Trump ve Clintonlar gibi sevimli insanlar hükümete girmekten caydırılabilir. Kamuoyu, Sanders veya Mamdani gibi yıkıcı unsurlar girmedikçe denetimden arındırılmış olmalıdır.</p>
<p>Sıradan kamu figürleri, Palantir’e cazip sözleşmeler verdikleri sürece harikadır. Aynı şeyi yapan renkli kamu figürleri de memnuniyetle karşılanır. Kitlelerin çok daha fazla afyona ihtiyacı var; çünkü Palantir’in onları tamamen boyun eğdirmesini engelsiz bir şekilde sürdürmesi için yeterince sarhoş görünmüyorlar. Bu bağlamda örgütlü batıl inancı sorgulamak tahammül edilemez ve sona ermelidir. Palantir’in kurucuları ve Elon’un Aryan zirvesinde olduğu Hitler’in ırk hiyerarşisini geri getirme zamanı geldi.</p>
<p><strong>Neoliberalizm öldü</strong></p>
<p>Birini ten rengine, etnik kökenine veya dinine göre yargılamanın yanlış olduğu fikrinden vazgeçilmelidir. Siyahlar, Müslümanlar, çoğu Asyalı ve elbette kadınlar aşağılık insanlardır. Batılı erkekler yarım yüzyıldır kapsayıcılık adına bu alt insanları yerlerine koymaya direndiler. Bu bir hataydı. Alt insanlara asla izin verilmemeli, en azından Palantir ve Tesla androidlerimizi mükemmelleştirene kadar; ki o zaman da gereksiz hâle geleceklerdir. Bu, teknoloji egemenliğidir. Abartı değil. Zaten kodlara, sözleşmelere ve Tomahawk füzelerine yazılmış olan ideolojidir. Neoliberalizm öldü. Bundan sonra gelecek olanlar, 2008 Büyük Mali Krizi’ni bir piknik gibi gösterecek. Tek soru, ilahi algoritma bulut dışında herhangi bir şeyi veya herhangi birini tanımayı imkânsız hâle getirmeden önce yeterince insanın bunu fark edip etmeyeceğidir.</p>
<p>Yazının orijinaline, https://thepoint.com.au/opinions/260422-palantir-and-the-new-order-neoliberalism-is-dead-say-hello-to-techlordism adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2008-krizi-piknik-gibi-gorunecek-78366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2008 krizi piknik gibi görünecek… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ozel-sektor-denizde-ruzgar-santrali-yatirimi-icin-istahli-78369</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Özel sektör, denizde rüzgar santrali yatırımı için iştahlı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği - TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden düzenlediği basın toplantısında kamunun Türkiye’nin ilk off-shore rüzgar santrali için ihale hazırlığında olduğunu belirterek bu yatırıma özel sektörün istekli olduğunu söyledi. Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırım hedeflerinin yukarı yönlü revize edileceğini belirten Erden "Rüzgar ve güneş başta yenilenebilir enerji ülkemizin enerji stratejisinde en önemli unsurlar haline gelmiştir. 2035 hedeflerimizin yeniden gözden geçirildiği ve 120 GW’lık hedefin yukarı doğru revize edilmesinin beklendiği bir dönemde rüzgar sektörü olarak yılda 7 GW mertebesinde rüzgar yatırımlarını gerçekleştirmeye talibiz." dedi.</p>
<p>Türkiye’nin başta rüzgar elektrik santralleri olmak üzere yenilenebilir enerji alanında hızlı bir yatırım sürecinde olduğunu hatırlatan Erden, rüzgar enerji santrallerinde, hem elektrik üretimi hem de santrallerin sanayisine yönelik güçlü bir kapasite oluştuğunu vurguladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yaptığı çeşitli açıklamalarda, daha önce belirlenen 2030’lu yıllara yönelik yenilenebilir enerji yatırım hedefinin yükseltileceğinin yer aldığını söyleyen Erden, sektörün bu alanda yatırım yapmaya istekli olduğunu kaydetti. Erden, başta yatırım izin süreçlerinin kolaylaştırılması olmak üzere, finansman, yatırım aşamasındaki kolaylıklar gibi sektörün taleplerinin devam ettiğini vurguladı.</p>
<p>Bu bağlamda deniz üzerinde, kıyıya yakın (off-shore) rüzgar santrali kurulmasına yönelik Türkiye’nin ilgisinin devam ettiğini ve kamunun bu konuda çalıştığını vurgulayan Erden, bu yıl içinde hazırlıkların tamamlanmasının,  ihalenin de fiili olarak 2027’de yapılmasını tahmin ettiklerini kaydetti. </p>
<p>Türkiye’de henüz off-shore santrali olmadığını, bu santrallerin rüzgar araştırmalarından daha geniş biçimde, güvenlik, koruma alanları, çevreye etki, balıkçılık, güvenlik sistemleri, finansal koşullar, deniz tabanı, denizin etkisi gibi unsurların da araştırıldığı hazırlık safhasının olduğunu vurguladı. Erden, sektör olarak genel çalışmalar yaptıklarını, yatırım yapılabilecek 19 bölgeyi inceleyerek kamuya da bilgi verdiklerini söyledi. </p>
<p>Marmara ve güneyde İzmir Çandarlı’ya kadar olan Kuzey Ege’nin öne çıktığını vurgulayan Erden, “Sabit temelli türbinler için 50-60 metreyi geçmeyen derinlikler öncelikli. Türkiye’de denizler hızlı derinleştiği için Marmara ve Ege daha avantajlı” dedi. Öne çıkan bölgeleri de işaret eden Erden, “Kuzey Ege’den İzmir’e kadar olan hat ve Marmara kıyıları öncelikli alanlar arasında” ifadelerini kullandı. Bu bölgelerde yaklaşık 5 bin MW’lık potansiyele yönelik çalışmaların yapıldığını belirten Erden, “Ön saha belirlemeleri tamamlandı, şu anda kurum görüşleri alınıyor” dedi. Süreçte hassasiyet vurgusu yapan Erden, “Asla kıta sahanlığı riski olan ya da korunan alanları zorlayan bir yaklaşımımız yok” dedi. </p>
<p>Erden, Off-shore santral yatırım maliyetinin kara projelerine göre 2,5-3 kat daha yüksek, üretimin ise genel değerlendirmelerde yüzde 30-50 aralığında daha fazla olduğunu söyledi. </p>
<p><strong>TÜREK sektörün tüm yönlerini ele alacak</strong></p>
<p>İbrahim Erden, bu yıl Türkiye’nin COP31 toplantısına ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, yenilenebilir enerjinin bu bağlamda da öne çıkan bir konu olduğunu ancak gelecek perspektifi açısından elektrikleşmenin küresel belirleyici haline geldiğini söyledi. 15’inci Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresinin (TÜREK) enerji üretimi ve sanayi olmak üzere tüm bileşenlerini kapsayan bir yapıda tasarlandığını kaydeden Erden, RES sektöründe ulaşılan 2 milyar dolarlık hacmin hem ihracat hem de yerli ihtiyacın karşılanması için korunması gerektiğini kaydetti. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ozel-sektor-denizde-ruzgar-santrali-yatirimi-icin-istahli-78369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/ibrahim-erden-1777611501.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Deniz üzerinde, kıyıya yakın rüzgar santrali kurulmasına yönelik Türkiye’nin ilgisinin devam ettiğini ve kamunun bu konuda çalıştığını vurgulayan TÜREB Başkanı İbrahim Erden, bu yıl içinde hazırlıkların tamamlanmasını, ihalenin de fiili olarak 2027’de yapılmasını beklediklerini söyledi.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sektor-daralirken-konfor-grup-rotayi-tersine-ceviriyor-78350</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konfor Grup İcra Kurulu Üyesi Akın Can: Bazı vergisel kolaylıklar istiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<div class="x_elementToProof">Konfor, Konfor Yatak, Çetmen, Resty Yatak ve Çizgi Mobilya ile Landor İnşaat şirketleriyle mobilya ve inşaat alanlarında faaliyet gösteren Konfor Grup'un, kârlılık için butik üretime yönelen sektördeki diğer oyuncuların tersine ölçek ekonomisini merkezine aldığı belirtildi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Bağyurdu OSB’deki 163 bin metrekarelik yeni kampüsü Konfor Park’ta günde bin takım panel mobilya, 350 takım koltuk üreten şirketin, ölçek ekonomisine yaptığı yatırımla birlikte büyümesini hızlandırdığı bildirildi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Günde bin takım panel mobilya, 350 takım koltuk ve her 30 saniyede bir yatak üretebilme kapasitesine sahip olduklarını söyleyen Konfor Grup İcra Kurulu Üyesi Akın Can, nakde ve kredi limitine ulaşamayan tüketiciler için, Çetmen markası ile piyasanın aksine 24 ve 36 aya varan senetli alışveriş imkanı sunduklarını aktardı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">4 yıllık bir yatırım sürecinin ardından, 2024’te Bağyurdu OSB’deki Konfor Park Üretim ve Yaşam Kampüsü’ne taşındıklarını söyleyen Can, “Gaziemir’deki eski tesisimizi Landor İnşaat şirketimiz kullanıyor. Konfor Park, 133 bini kapalı olmak üzere, 163 bin metrekarelik entegre yapısıyla sektörün en modern üretim alanlarından biri olarak öne çıkıyor. 30 bin metrekarelik açık alanda sosyal donatılar bulunuyor. Konfor Park, Türkiye'nin en büyük mobilya üretim merkezi” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Son dönemde mobilya sektörünün daha çok butik üretime evrildiğini dile getiren Can, “Mobilya sektöründe iş gücü çok önemli. İş gücüne ulaşamayan yatırımcı işini endüstriye dönüştürmek istemedi, kendi markasına yatırım yaparak butik ihracat, butik mağazalaşma, butik franchise sistemleriyle devam etti. Ancak gelinen noktada butik üretici de zorlanıyor. Üretim maliyetlerinin artmasıyla sektör fiyatlamada son tüketiciden uzaklaştı. Bizim avantajımız burada en büyük üretim kapasitesine sahip olmak. Günde, bin takım panel mobilya, 350 takım soft koltuk, yaklaşık her 30 saniyede bir yatak üretiyoruz. Bir evin tüm mobilya ihtiyacını üretebilecek noktadayız. Daha fazla üretim yapabilecek, dolayısıyla birim maliyetleri daha da düşürecek, daha iyi fiyatlama yapabilecek ve daha fazla pazara ulaşabilecek noktadayız” açıklamalarında bulundu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>“En büyük avantajımız çok üretmek”</strong></div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Sektörün gittiği rotanın tam aksine yatırım yapmaya devam ettiklerini dile getiren Can, “Kayseri'nin sanayisini İnegöl'ün modeliyle birleştirerek Ege'de üretim yapma hedefiyle ciddi bir yatırım yaptık. Bünyemizde şu anda bin 100 kişi çalışıyor. Bin 100 kişinin birçoğu aslında bu bölgelerde daha önce tarımla uğraşan kişiler. İş başı eğitimlerimizle özellikle kadınlara ciddi bir eğitim verdik, birçok alanda kadın çalışma arkadaşlarımız var. Tesisimizin en büyük avantajı, çok üretebilmek” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>“Çin, Ortadoğu pazarını elimizden aldı”</strong></div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Cirolarının yıllar itibariyle yüzde 27'si ile yüzde 35’ini ihracattan sağladıklarını söyleyen Can, “Son 3 yıldır Ege'de hem sektörümüzde hem genel anlamda ihracat şampiyonları arasında yer alıyoruz. İhracat uzun soluklu bir maraton. Çıkılan pazara yeniden girebilmek yıllar alıyor. Özellikle geçmişti yaşanan kriz dönemlerinde Körfez ülkelerinden çıkmıştık. Bizim boşluğumuzu Çin doldurdu. Parsiyel yüklemelerle lojistik sorununu da çözdüler. Türk mobilyası önceki yıllarda Alman kalitesi, Çin fiyatı ve İtalyan tasarımıyla ve lojistik avantajımızla satılırdı. Çin tüm bunları elimizden aldı. İhracat her geçen gün daha zor hale geliyor. Hem Türkiye genelinde hem de firma özelinde yıllık yaklaşık yüzde 5 kayıp görülüyor” dedi.</div>
<p class="x_elementToProof"><strong>“Sektör birleşirse Amerika pazarında başarılı olur”</strong></p>
<div class="x_elementToProof">İhracatta en önemli pazarlarından birinin Türk Cumhuriyetleri olduğunu belirten Can, “İyi olduğumuz pazarlar arasındaki Avrupa’da tüketim durma noktasında. Bu nedenle Avrupa'daki yatırımlarımız çok aktif değil. Londra'da, Fransa'da, Marsilya'da, Belçika'da, Avusturya'da mağazalarımız var. Libya’da bankacılık sistemi oturdu, ticaret yapabiliyoruz. Amerika tek başına büyük bir pazar ancak mobilya sektörü olarak Amerika'ya gidemiyoruz. Kendi içinde dağıtım sorunu var. Kullanım alışkanlıkları da çok farklı. Sektör bir arada hareket edebilir ve tek bir pazarlama stratejisiyle birçok noktaya hizmet ederse bu pazarda başarılı olunur” değerlendirmelerinde bulundu.</div>
<div class="x_elementToProof">Türk mobilyasının önceki yıllarda sahip olduğu rekabetçi fiyat, yüksek kalite, iyi tasarım ve sorunsuz lojistik gibi özelliklerinin bir çoğunu kaybettiğini söyleyen Can, “Bu nedenle sektöre destek, planlama, vergisel kolaylıklar gibi teşviklerin sağlanması lazım. Özellikle hammadde girdilerindeki vergi düzenlemeleri çok önemli. Üretimin neredeyse yüzde 50’si ithal girdilerle yapılıyor. İşçilik ve enerji de artık pahalı. Biz, çok üretebildiğimiz için var olabilecek birkaç firmadan biriyiz. Butik ihracat her geçen gün zorlaşacak. İç pazarda da rekabet çok zor, fiyatlamalar çok değişti, karlılık eskisi gibi değil” ifadelerini kullandı.</div>
<div class="x_elementToProof">Konfor olarak yurtiçinde pazar paylarını her geçen gün artırdıklarını belirten Can, “Kardan fedakarlık ederek son kullanıcıyla buluşmaya devam ediyoruz.  Bu yıl 38 yeni mağaza açarak franchise sayımızı 180’e çıkardık. İkinci çeyrekte yeni yatırımcılarla 200 bandını geçeceğiz. Türkiye’de en önemli sorun alım gücü. Tüketiciler artık paraya da ulaşamıyor. Kredi kartı limitlerinin birçoğu çocuğunun okulunda, hastanesinde, aracın sigortasında tüketiliyor. Biz, Çetmen markamızda senetli alışveriş yapma imkanı tanıyoruz. Şu an bunu uygulayan tek markalı mobilya üreticisiyiz. 24 aya varan peşin fiyatına senetli alışveriş ve ayrıca 36 ay vade imkanı sunuyoruz. Konfor tarafında ise tüketici kredileri kullandırarak 36 aya kadar taksitli satış yapıyoruz, bu markamızda senet kullanmıyoruz” dedi.</div>
<p class="x_elementToProof"><strong>“9 taksitle mobilya alışverişi, yönetilebilir değil”</strong></p>
<div class="x_elementToProof">Ülkenin döviz girdisine katkı sağlayan bir sektör olarak, katma değer sağlayan bu sektörün sürdürülebilirliği için ciddi anlamda desteğe ihtiyacı olduğunu söyleyen Can, “İhracat, finans kaynağımız. Özellikle paranın çok pahalı olduğu dönemlerde biz bütün parayı yurt dışından getirip Türkiye'yi finanse ediyoruz. Ama bu ciddi anlamda kesilmiş durumda. Biz pozitif ayrımcılık değil. Özellikle vergilendirilmede sektöre özel uygulamalar şart. Hammadde girdisinin maliyetlerimizdeki payı çok yüksek, bazı vergisel kolaylıklar istiyoruz. Türkiye’de mobilya pazarında çeyiz alışverişinin payı yüzde 45 dolayında. Bir evin mobilya alışverişi en az 250-300 bin TL arasında tutuyor. 9 taksitle bunu yönetebilir olmak çok efektif değil. Orada da kolaylıklar bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sektor-daralirken-konfor-grup-rotayi-tersine-ceviriyor-78350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/0/1280x720/konfor-grup-akin-can-1777571524.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Konfor Grup İcra Kurulu Üyesi Akın Can, &quot;Özellikle vergilendirilmede sektöre özel uygulamalar şart. Ham madde girdisinin maliyetlerimizdeki payı çok yüksek, bazı vergisel kolaylıklar istiyoruz. Türkiye’de mobilya pazarında çeyiz alışverişinin payı yüzde 45 dolayında. Bir evin mobilya alışverişi en az 250-300 bin TL arasında tutuyor. 9 taksitle bunu yönetebilir olmak çok efektif değil. Orada da kolaylıklar bekliyoruz.&quot;  dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ipud-yonetim-kurulu-uyesi-fuat-tanman-pamukta-arz-guvenligi-icin-tesvikler-artirilmali-78349</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Pamukta arz güvenliği için teşvikler artırılmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<div class="x_elementToProof">İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (İPUD) Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Tanman, pamukta Türkiye’nin ürettiğinden daha fazla tükettiğini ve ithalat yapmak zorunda kaldığını hatırlatarak, yerli üretimi teşvik ederek üretimin artırılması, böylece arz güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Bu sezon azalan ekim alanları nedeniyle lif pamuk arzının yaklaşık 400 bin tona düşebileceğini söyleyen Tanman, “Türkiye’nin yıllık lif pamuk tüketimi 1,5 milyon ton dolayında. 2022’de 1.1 milyonluk rekor üretimle, tüketimin yüzde 75'i yerli pamukla karşılandı. Üretim geçen sene 660 bin tona düştü. Bu sene ise yaklaşık 400 bin ton lif üretimine düşeceğiz gibi görünüyor. Bu da iç tüketimin yüzde 25’i anlamına geliyor. Bu dramatik düşüşün ana nedeni üreticinin son birkaç senede zarar etmesi” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Türkiye’nin pamuk üretimde dünyada 7., pamuk tüketiminde 4. olduğunu hatırlatan Tanman, “Ürettiğimizden daha çok tüketiyoruz, çünkü büyük bir tekstil ve hazır giyim sektörümüz var. Bu bakımdan da ithalat kaçınılmaz. Ne kadar çok yerli üretimi teşvik eder ve üretimi arttırırsak aslında bu stratejik sektörümüzün ham maddesinin tedarik güvenliğini de sağlamış olacağız. Dünyada da artık herkes kendine yetebilirlik konusunda, özellikle stratejik sektörlerin hammaddeleri konusunda pozisyon alıyor” dedi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Karbon ayak izinin de azaltılması gereken bir dönemden geçildiğini hatırlatan Tanman, “İhracat pazarımız olan Avrupa, ne kadar çok ayak izimiz varsa o kadar çok sınırda vergi yürürlüğe sokuyor. Özellikle, Better Cotton sertifikalı, yani talep edilen sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan sertifikalı yerli pamuğumuzla hem sanayicimiz karbon ayak izini azaltmış olacak hem kendi hammadde güvenliğini sağlamış olacak” ifadelerini kullandı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Tekstilcilerin ihracat yaptıkları bölgelerdeki tüketicilerin taleplerine göre bir pamuk alımı yaptığını söyleyen Tanman, “Son dönemlerde eskiden sadece İyi Pamuk Uygulamaları (BCI) yapmak yeterli oluyordu. Daha sonra rejeneratif tarım diye, toprak sağlığını ön plana çıkaran teknikler gelişti. Better Cotton da bu talepleri göz önüne alarak rejeneratif tarımı kendi kriterleri içine adapte ederken, izlenebilirlik kısmını kendi işleyiş şemasına entegre etti. Bizler İPUD olarak üretimin olabildiği kadar fazlasının bu sertifikaya sahip olmasını istiyoruz ki tekstilcilerimiz de yurt dışına mal satmak için bizim yerli pamuğumuzu tedarik ederek kendi işlerini görebilsinler” değerlendirmelerinde bulundu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<h2 class="x_elementToProof">“Bu sene eşdeğerlilik sağlanacak”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f3712436c7a-1777561892.jpeg" alt="" width="700" /></p>
<div class="x_elementToProof">Türkiye'deki üretimin yaklaşık yüzde 13’ünün iyi pamuk üretimi olduğunu dile getiren Tanman, “Dünya çapında baktığınızda bu rakam yüzde 22'lerde geziyor. Fakat bu yıl güzel bir gelişme bekliyoruz. Tarım Bakanlığı ‘İyi Tarım Uygulamaları’ sertifikasyonuyla Better Cotton sertifikasyonunun eş değerliliğinin sağlanmasında sona geldi. Bu sene onun tamamlanmasını ümit ediyoruz. Bu olduğu zaman üretici hem devlet desteklerinden faydalanacak, hem de uluslararası geçerli bir sertifikasyonla pamuğunu satmış olacak. Bu sayede bu sertifikasyon alanlarının Türkiye'de daha da genişleyeceğini düşünüyoruz” dedi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ipud-yonetim-kurulu-uyesi-fuat-tanman-pamukta-arz-guvenligi-icin-tesvikler-artirilmali-78349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/ipud-yonetim-kurulu-uyesi-fuat-tanman-pamukta-arz-guvenligi-icin-tesvikler-artirilmali-1777561912.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İPUD Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Tanman, Türkiye&#039;nin pamuk üretiminde dramatik bir düşüş yaşadığını belirterek, dört sene önce tekstil endüstrisinin ihtiyacının yüzde 75’inin yerli pamukla karşılandığını, bu yıl bu oranın yüzde 25’e düşeceğini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-yas-meyve-sebze-ihracatcilari-birliginde-cengiz-balik-donemi-78347</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde Cengiz Balık dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Cengiz Balık seçildi. Balık, görevi önceki Başkan Hayrettin Uçak’tan devraldı. Hayrettin Uçak yeni yönetim kurulunda yerini aldı.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 35 yılı aşkın süredir yaş meyve sebze sektörünün içinde yer aldığını, tarladan başlayan yolculuğun, paketleme tesislerinden geçip uluslararası pazarlara uzanan zorlu ama bir o kadar da değerli bir süreç olduğunu, bu süreçte güçlü olmanın yolunun birlikte hareket etmekten geçtiğini vurguladı.</p>
<p>Artan maliyetler, rekabet koşulları, kalite beklentileri ve uluslararası pazarlardaki değişken taleplerin herkesi zorladığını söyleyen Balık, “Tüm bu zorluklara rağmen Ege yaş meyve sebze ve mamul sektörü olarak ayakta kalmayı ve büyümeyi başardık. Bu başarı hepimizin ortak emeğidir. Şahsıma ve ekibimize duyduğunuz güven için sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Bu bir görevden öte, büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.</p>
<p>2026-2030 dönemiyle ilgili hedeflerini aktaran Balık, “Üreticiden ihracatçıya kadar tüm paydaşlarımızın daha güçlü olduğu, kalite ve sürdürülebilirliğin ön planda tutulduğu, yeni pazarlara açılan ve rekabet gücünü artıran bir sektör yapısı için çalışmaya devam edeceğiz. Kapımız her zaman sizlere açık olacak. Sorunları birlikte konuşacak, çözümleri birlikte üreteceğiz. Çünkü bu birlik, hepimizin ortak evidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanlığını 8 yıl sürdüren ve kanun gereği aday olamayan Hayrettin Uçak da yaptığı konuşmada 8 yıllık başkanlığı döneminde gerçekleştirdikleri projeleri aktardı.</p>
<p>16 Nisan 2018 tarihinde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Genel Kurulunun büyük bir teveccüh göstererek kendisini şerefli bir görev olan Yönetim Kurulu Başkanlığına seçtiğini dillendiren Uçak, “Bizler, 8 yıl boyunca bize verdiğiniz sorumluluk bilinciyle kendimizi hizmete adadık ve başımız dik, alnımız ak olarak bugün yine sizlerin huzurundayız. 2018 yılında bu salondaki konuşmamda ben değil, biz olacağız demiştim. 8 yıl boyunca da bunu gerçekleştirdik, ben değil biz olduk” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Listede 8 yeni isim yer aldı</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f36f841c3a1-1777561476.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Cengiz Balık tek aday olarak girdiği seçimde Yönetim Kurulu Başkanı seçilirken, Yönetim Kurulu’nda; Hayrettin Uçak, Sadık Demircan, Makbule Çiftçi, Emin Sercan Göçeren, Muhammed Elçiboğa, Veysel Ali Bahadır, Martin Erdemir Sanford, Kenan Unat, Deniz Celep ve Tolga Selim Kağan yer aldı.</p>
<p> “Veysel Güldoğan, Muhammet Mustafa Deniz ve Recep Çöpten” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu’nu oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-yas-meyve-sebze-ihracatcilari-birliginde-cengiz-balik-donemi-78347</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/7/1280x720/ege-yas-meyve-sebze-ihracatcilari-birliginde-cengiz-balik-donemi-1777561505.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026-2030 dönemiyle ilgili hedeflerini aktaran Balık, “Üreticiden ihracatçıya kadar tüm paydaşlarımızın daha güçlü olduğu, kalite ve sürdürülebilirliğin ön planda tutulduğu, yeni pazarlara açılan ve rekabet gücünü artıran bir sektör yapısı için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-3-ayda-165-trilyon-tllik-ic-borclanmaya-gidecek-78346</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine, 3 ayda 1,65 trilyon TL&#039;lik iç borçlanmaya gidecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, mayıs-temmuz dönemiyle ilgili iç borçlanma stratejisini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Hazine, söz konusu dönemde 1 trilyon 510,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık, 1 trilyon 653,3 milyar liralık iç borçlanma yapacak.</p>
<p>Bakanlığın gelecek üç aylık döneme ilişkin iç borçlanma stratejisinde, mayısta 347 milyar liralık iç borç servisine karşılık 381,7 milyar liralık, haziranda 561,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık 561,9 milyar liralık, temmuzda 602 milyar liralık iç borç servisine karşılık 709,7 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.</p>
<p>Mayıstaki iç borçlanmanın 141,7 milyar lirasının piyasadan, 220 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 20 milyar lirasının kamuya satışlardan, hazirandaki iç borçlanmanın 291,9 milyar lirasının piyasadan, 170 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 100 milyar lirasının kamuya satışlardan, temmuzdaki iç borçlanmanın da 287,9 milyar lirasının piyasadan, 400 milyar lirasının doğrudan satışlardan ve 21,8 milyar lirasının kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.</p>
<p>Bu dönemde, 15 tahvil ihalesi düzenlenecek, 3 hazine bonosu ihraç edilecek, 8 kira sertifikasının doğrudan satışı yapılacak.</p>
<p>Mayısta 382,8 milyar lira, haziranda 693,2 milyar lira ve temmuzda 667,1 milyar lira ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 232,1 milyar lirası, dış borç servisinden oluşacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-3-ayda-165-trilyon-tllik-ic-borclanmaya-gidecek-78346</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek 3 aylık dönemde 1,5 trilyon liralık iç borç servisine karşılık, 1,65 trilyon liralık iç borçlanma yapacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/orzaksa-357-milyon-lira-rekabet-cezasi-ceza-78345</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orzaks&#039;a 35,7 milyon lira &#039;rekabet&#039; cezası ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurumu tarafından Orzaks İlaç ve Kimya Sanayi Ticaret AŞ hakkındaki soruşturma sürecine ilişkin bilgi verildi.</p>
<p>Kurumun internet sitesinden yapılan açıklamada, firmanın, eczanelerin internet satışlarını kısıtlama ve eczanelere getirdiği alım yükümlülükleri, belli ürün gruplarını birlikte bulundurma zorunluluğu ve uyguladığı çeşitli indirimler ile rakipleri dışlama eylemlerinin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri kapsamında değerlendirildiği belirtilerek, taahhüt ve uzlaşma usulleri kapsamında soruşturmanın Kurul tarafından karara bağlandığı ifade edildi.</p>
<p>Uzlaşma sonucu, şirkete, ilgili kanunu ihlal etmesi nedeniyle 35 milyon 681 bin 375 lira idari para cezası uygulandığına işaret edilen açıklamada, "Orzaks'ın eczanelere getirdiği alım yükümlülükleri, belli ürün gruplarını birlikte bulundurma zorunluluğu ve uygulamış olduğu çeşitli indirimler ile rakipleri eczane kanalından dışlama iddiaları kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarına ilişkin olarak Orzaks tarafından sunulan taahhütler, Kurulca kabul edilerek Orzaks hakkında bağlayıcı hale getirilmiştir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p>Açıklamada, şirket tarafından sunulan ve yıllık olarak 5 yıl raporlanacak taahhütlere ilişkin bilgi verilerek şunlar kaydedildi:</p>
<p>"D3 ve D3K2 vitamin ürünlerine ilişkin raf ve yemek çeki desteği verilmeyecek ve eczacılara yönelik gerçekleştirilebilecek tatil kampanyalarında bunlar hariç tutulacak. Yurt genelindeki eczanelerin spesifik noktalardaki eczaneler ile diğer eczaneler olarak ayrıma gidilerek bunlara alım desteği verilmesi halinde, destekler söz konusu ayrıma göre objektif kriterler çerçevesinde belirlenecek. D3 ve D3K2 vitamin ürünleri dışındaki ürünler için de mal fazlası dışında iskonto yapılamayacak. Mal fazlası uygulaması dışında bazı dönemlerde nihai tüketiciye yönelik promosyon malzemesi, ekstra ürün veya iskontolu ürün gibi yeknesak uygulanacak dönemsel kampanya düzenlenebilecek. Orzaks ürün listesinin sonuna açıkça ve kolayca okunur büyüklükte olacak şekilde 'Ürün tercihinde bayiler, istediği ürünü kendisi seçmekte serbesttir' ibaresi yazılacak. Sözleşmelere, 'Eczanenin raflarını rakip ürünlere yer verecek/rakip ürünleri de görünür kılacak şekilde istediği gibi kullanabileceği' ifadesi eklenecek."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/orzaksa-357-milyon-lira-rekabet-cezasi-ceza-78345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/7/1280x720/rekabet-kurumu-1767609048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu, Orzaks firmasına uzlaşma sonucu 35,7 milyon lira ceza verildiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-3144-milyar-lira-azaldi-78344</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 314,4 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 24 Nisan ile biten haftada yüzde 1 ve 314 milyar 42 milyon 541 bin lira azalışla 30 trilyon 613 milyar 505 milyon 308 bin liradan 30 trilyon 299 milyar 462 milyon 767 bin liraya indi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,9 azalarak 16 trilyon 130 milyar 485 milyon 587 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1 düşüşle 10 trilyon 464 milyar 277 milyon 134 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 272 milyar 438 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 233 milyar 751 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 24 Nisan itibarıyla 557 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,4 artışla 6 trilyon 215 milyar 278 milyon 360 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 761 milyar 868 milyon 961 bin lirası konut, 44 milyar 898 milyon 286 bin lirası taşıt, 2 trilyon 374 milyar 504 milyon 915 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 34 milyar 6 milyon 198 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 24 Nisan ile biten haftada 95 milyar 398 milyon 5 bin lira artarak 24 trilyon 608 milyar 54 milyon 282 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-3144-milyar-lira-azaldi-78344</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/9/1280x720/mevduatta-faiz-avantaji-kisa-vadeden-uzuna-kaydi-1746544209.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 314,4 milyar lira azalarak 30,3 trilyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankaciligin-net-kari-martta-2884-milyar-lira-78343</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılığın net kârı martta 288,4 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), mart ayına ait "Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri" raporunu yayınladı.</p>
<p>Buna göre, mart ayında Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 49 trilyon 730 milyar 674 milyon lira oldu. Sektörün aktif toplamı 2025 yıl sonuna göre 2 trilyon 783 milyar 876 milyon lira arttı.</p>
<p>Sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler, mart ayında 24 trilyon 907 milyar 667 milyon lira, menkul değerler 7 trilyon 464 milyar 811 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Böylece 2025 yılı sonuna göre sektörün toplam aktifi yüzde 5,9, krediler toplamı yüzde 7,7, menkul değerler toplamı yüzde 6,5 arttı. Bu dönemde kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,62 oldu.</p>
<p>Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat, 2025 yılı sonuna göre yüzde 3,8 artışla 28 trilyon 261 milyar 306 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektörünün öz kaynak toplamı geçen yıl sonuna göre yüzde 3,9 artışla 4 trilyon 316 milyar 380 milyon liraya çıktı. Bu dönemde sektörün dönem net karı 288 milyar 419 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 16,52 oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankaciligin-net-kari-martta-2884-milyar-lira-78343</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin mart verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam aktif büyüklüğü 49,7 trilyon liraya, net kârı da 288,4 milyar liraya ulaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-528-milyon-dolarlik-alis-78342</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 528 milyon dolarlık alış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayınladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 24 Nisan haftasında 328,1 milyon dolarlık hisse senedi, 193,6 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alırken 200,2 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin 17 Nisan haftasında 44 milyar 138,4 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 24 Nisan haftasında 43 milyar 911,6 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 278,1 milyon dolardan 15 milyar 443,9 milyon dolara çıkarken ÖST stoku 1 milyar 931,8 milyon dolardan 1 milyar 725,9 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-528-milyon-dolarlik-alis-78342</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/7/1280x720/dolar-dollar-1766051989.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, yurt dışında yerleşikler, 328,1 milyon dolarlık hisse senedi, 193,6 milyon dolarlık DİBS alırken, 200,2 milyon dolarlık ÖST sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-34-milyar-dolar-azaldi-78341</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 3,4 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 24 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 870 milyon dolar azalışla 60 milyar 951 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 17 Nisan'da 61 milyar 821 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 2 milyar 546 milyon dolar azalışla 112 milyar 647 milyon dolardan 110 milyar 101 milyon dolara indi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 24 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 415 milyon dolar azalışla 174 milyar 467 milyon dolardan 171 milyar 52 milyon dolara geriledi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>06.03.2026</td>
<td>134.707</td>
<td>62.770</td>
<td>197.478</td>
</tr>
<tr>
<td>19.03.2026</td>
<td>116.166</td>
<td>61.292</td>
<td>177.458</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>03.04.2026</td>
<td>103.229</td>
<td>58.417</td>
<td>161.645</td>
</tr>
<tr>
<td>10.04.2026</td>
<td>106.847</td>
<td>64.067</td>
<td>170.915</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>24.04.2026</td>
<td>110.101</td>
<td>60.951</td>
<td>171.052</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-34-milyar-dolar-azaldi-78341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta yaklaşık 3,4 milyar dolar azışla 171,5 milyara dolar indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-ppk-ozetinde-enflasyon-vurgusu-78340</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası PPK özetinde &#039;enflasyon&#039; vurgusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti yayımlandı.</p>
<p>22 Nisan'daki toplantıyla ilgili özette, "Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p>Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiği kaydedilen özette, diğer taraftan 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği bildirildi.</p>
<p>Özette, bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği vurgulanarak, "Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı, 2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir." denildi.</p>
<p>Emtia fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırdığına işaret edilen özette, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır."</p>
<p>TCMB'nin, 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yaptığı belirtilen özette, buna göre, deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnaların kaldırıldığı, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamının daraltıldığı ifade edildi.</p>
<p>Özette, şu değerlendirmelere yer verildi:</p>
<p>"Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir."</p>
<p><strong>"Enerji fiyatlarının ulaştırma hizmetlerine yansımaları öne çıktı"</strong></p>
<p>Özette, tüketici fiyatlarının mart ayında yüzde 1,94 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 0,66 puan azalışla yüzde 30,87’ye gerilediği anımsatıldı.</p>
<p>Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine yansımalarının öne çıktığı ifade edilen özette, bu çerçevede, yıllık enflasyonun enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken diğer ana gruplarda gerilediği bildirildi.</p>
<p>Özette, "Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Yıllık tüketici enflasyonuna gıda ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkılarının bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azaldığı belirtilen özette, enerji ve hizmet gruplarının katkılarının sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan arttığı kaydedildi.</p>
<p>Özette, mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışının bir önceki aya kıyasla zayıfladığı aktarılarak, şu değerlendirmelere yer verildi:</p>
<p>"Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et fiyatları öne çıkarken işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken mevsimsel etkilerden arındırıldığında, haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür."</p>
<p><strong>"Kira enflasyonu yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir"</strong></p>
<p>Özette, enflasyonun ana eğiliminin mart ayında gerilediği ifade edildi.</p>
<p>Ana eğilim bileşenlerinden olan mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken C enflasyonunun yükseldiğine işaret edilen özette, bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlamanın etkili olduğu vurgulandı.</p>
<p>Fiyat artışlarının B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdürdüğü, hizmette yatay seyrederken, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıfladığı bildirilen özette, ana eğilim göstergelerinin, üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermediği aktarıldı.</p>
<p>Özette, mart itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyonun bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyrettiği kaydedildi.</p>
<p>Hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışının önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olduğu ve hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna göre yüksek seyrettiği bilgisi verilen özette, şu değerlendirmelerde bulunuldu:</p>
<p>"Mart ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki aya göre sınırlı oranda artmıştır."</p>
<p>Özette, yurt içi üretici fiyatlarının mart ayında yüzde 2,30 arttığı, yıllık üretici enflasyonunun 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olarak gerçekleştiği hatırlatıldı.</p>
<p>Tüketici fiyatlarında olduğu gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmelerinin öne çıktığı belirtilen özette, enerji fiyatlarının aylık yüzde 4,65 ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesinin, enerji fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü sınırladığı aktarıldı.</p>
<p>Mart ayında dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlendiğine dikkat çekilen özette, "Eşel mobil mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir." denildi.</p>
<p>Özette, Brent ham petrol fiyatlarının jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş gösterdiği ve güçlü oynaklık sergilediği bildirildi.</p>
<p>Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatlarının arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi gösterdiği ifade edilen özette, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve ham madde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir."</p>
<p><strong>"Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişle ulaştırma hizmetlerinde artış devam ediyor"</strong></p>
<p>Özette, nisanda enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlendiği belirtildi. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisinin 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleştiği kaydedildi.</p>
<p>12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçüldüğü belirtilen özette, 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıktığı bildirildi.</p>
<p>Özette, reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisinin mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine yükseldiği aktarıldı.</p>
<p>Aynı dönemde hane halkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olduğu bildirilen özette, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiği, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin önem taşıyacağı vurgulandı.</p>
<p>Özette, "Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlendiği bilgisi verilen özette, şöyle denildi:</p>
<p>"Doğal gazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (özellikle hava yolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir."</p>
<p><strong>"Kurul, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır"</strong></p>
<p>Özette, Para Politikası Kurulu'nun, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdiği, kurulun ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttuğu anımsatıldı.</p>
<p>Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğine vurgu yapılan özette, "Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır." değerlendirmesi yer aldı.</p>
<p>Özette şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-ppk-ozetinde-enflasyon-vurgusu-78340</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası PPK özetinde, &quot;Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir.&quot; denildi.  Özette ayrıca, &quot;Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-kredileri-347-milyar-lira-artti-78339</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici kredileri 34,7 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 24 Nisan itibarıyla 90 milyar 183 milyon lira artarak 25 trilyon 199 milyar 992 milyon liradan, 25 trilyon 290 milyar 176 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 269 milyar 170 milyon lira azalarak 29 trilyon 312 milyar 475 milyon liradan 29 trilyon 43 milyar 306 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 34 milyar 686 milyon lira artarak 3 trilyon 187 milyar 763 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 762 milyar 599 milyon lirası konut, 45 milyar 4 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 380 milyar 160 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 11 milyar 863 milyon lira artarak 3 trilyon 930 milyar 99 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,6 artışla 3 trilyon 34 milyar 258 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 165 milyar 683 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 868 milyar 575 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 24 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 3 milyar 960 milyon lira artışla 697 milyar 124 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 524 milyar 32 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 1 milyar 901 milyon lira azalarak 5 trilyon 548 milyar 218 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 19 milyon lira azalarak 1 milyar 454 milyon liraya düştü. Böylece KKM büyüklüğü, toplam mevduatın yüzde 0,01'ini oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-kredileri-347-milyar-lira-artti-78339</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/lira-para-1768278911.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK verilerine göre, tüketici kredileri 34,7 milyar lira artışla 3,2 trilyon liraya yükseldi. Bu tutarın 762,6 milyar lirası konut, 45 milyar lirası taşıt ve 2,4 trilyon milyar lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-isletme-cetveli-verme-suresi-uzatildi-78338</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıllık İşletme Cetveli verme süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2025 dönemi Yıllık İşletme Cetveli verme süresinin uzatıldığını duyurdu.</p>
<p>Bakanlığın, sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Sanayi Sicil Tebliği kapsamında, Sanayi Sicil Bilgi Sistemi'ne kayıtlı işletmelerin 2025 dönemi Yıllık İşletme Cetveli verme sürelerinin 8 Mayıs gün sonuna kadar uzatıldığı ifade edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-isletme-cetveli-verme-suresi-uzatildi-78338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/9/1280x720/sanayi-ve-teknoloji-bakanligi-1752048105.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşletmelerin 2025 dönemi Yıllık İşletme Cetveli verme süresinin 8 Mayıs&#039;a uzatıldığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytin-zeytinyagi-sektoru-izmirde-bulustu-78335</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, 100'ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcileriyle kapılarını Fuar İzmir'de açtı.</p>
<p>Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti.  Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, “Türkiye’de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda, sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye'nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytin-zeytinyagi-sektoru-izmirde-bulustu-78335</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/5/1280x720/zeytin-zeytinyagi-sektoru-izmirde-bulustu-1777554737.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir&#039;de kapılarını açtı. Üretimden sofraya uzanan dev buluşmanın önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-firsatlar-sundugumuz-gibi-guven-ve-istikrar-da-sunuyoruz-78333</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Işıkhan: Fırsatlar sunduğumuz gibi güven ve istikrar da sunuyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye'ye yatırım yapan 22 firmanın temsilcisine Turkuaz Kart verdi.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'ye yatırım yapan nitelikli yatırımcılar ile şirketlerin yöneticilerine süresiz çalışma hakkı, vize muafiyeti ve ikamet kolaylığı sağlayan Turkuaz Kart'ın yeni isimlere verilmesi dolayısıyla İstanbul'da "Nitelikli Yatırımın Yeni Rotası Türkiye" sloganıyla program düzenlendi.</p>
<p>Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Türkiye son 24 yılda geçen sürede, yatırımcı çeken, yeteneği, emeği ve vizyonu kendine çeken bir merkez haline dönüşmüştür. Bugün dünyada en büyük rekabet, sermaye kadar nitelikli insan gücü üzerindedir. Türkiye bu yarışta iddialıdır. Çünkü biz fırsatlar sunduğumuz gibi güven ve istikrar da sunuyoruz. Stratejik konumumuz, güçlü altyapımız ve insan kaynağımızla küresel ölçekte güçlü bir aktör haline geldik. Turkuaz Kart, Türkiye'nin küresel cazibe merkezi olma vizyonunun en somut göstergelerinden birisidir. Turkuaz Kartı, dünyada belli başlı kişilere Türkiye'nin kapılarını ardına kadar açan prestijli bir anahtar olarak görüyoruz."</p>
<p><strong>"Sizin başarınız, Türkiye'nin başarısıdır"</strong></p>
<p>Turkuaz Kart ile Türkiye'nin kalkınmasına omuz veren yatırımcılara, başarılı sanatçılara, sporculara ve Türkiye'ye önemli katkı sunanlara süresiz çalışma hakkı, vize muafiyeti ve ikamet kolaylığı sağlandığını belirten Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Aslında bu kart, Türkiye'nin 'Siz bu ülkenin bir parçasısınız.' deme biçimidir. Bu bir izin değil, aynı zamanda bir davettir. Biz sadece yatırımın değil, bilginin, teknolojinin ve üretimin de Türkiye'de büyümesini istiyoruz. Hedefimiz Türkiye'yi yeteneklerin, girişimciliğin ve yeniliğin merkezi haline getirmektir. Turkuaz Kart teslim edeceğimiz arkadaşlarımız, Türkiye artık sizin de evinizdir. Sizin başarınız, Türkiye'nin başarısıdır. Bu ülkeye kattığınız her değer, geleceğimizi daha güçlü kılacaktır. Türkiye'ye duyduğunuz güven için her birinize teşekkür ediyorum. Birlikte üretecek, birlikte büyüyecek ve birlikte başaracağız. Yetenek neredeyse Türkiye oraya uzanacaktır."</p>
<p>Bakan Işıkhan, konuşmaların ardından, Türkiye'ye yatırım yapan 22 firmanın temsilcisine Turkuaz Kartlarını takdim etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-firsatlar-sundugumuz-gibi-guven-ve-istikrar-da-sunuyoruz-78333</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/3/1280x720/346-1777554424.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul&#039;da düzenlenen &quot;Nitelikli Yatırımın Yeni Rotası Türkiye&quot; programı kapsamında Türkiye&#039;ye yatırım yapan 22 firmanın temsilcisine Turkuaz Kart verildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan:
- &quot;Bugün dünyada en büyük rekabet, sermaye kadar nitelikli insan gücü üzerindedir. Türkiye bu yarışta iddialıdır. Çünkü biz fırsatlar sunduğumuz gibi güven ve istikrar da sunuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarin-aciklayacagi-finansal-tablolara-duzenleme-78332</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankaların açıkladığı finansal tablolara düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) "Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, bankaların finansal tablolarında konsolide bilançonun yükümlülükler bölümünde yer alan "Müstakrizlerin Fonları" kalemi "Kredi Müşterilerinin Fonları" olarak değiştirildi.</p>
<p>Ayrıca, Katılım Bankalarınca Uygulanacak Tekdüzen Hesap Planı ve İzahnamesi'nde yapılan değişikliklerin muhasebe açıklamaları ve dipnotlara yansıtılmasını teminen, katılım fonlarının vade yapısına ilişkin bilgi tablolarına Katılma Hesapları Yatırım Vekaleti Havuzları (TP, YP ve Kıymetli Maden YP) satırları eklendi.</p>
<p>Tebliğ metni ve eklerinde yer alan "bin" ibareleri "milyon" olarak güncellendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarin-aciklayacagi-finansal-tablolara-duzenleme-78332</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/bddk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, bankalarca kamuya açıklanacak finansal tablolar ve dipnotlarda düzenleme yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-geliri-yillik-yuzde-42-artti-78329</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm geliri yıllık yüzde 4,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ocak-mart dönemine ait turizm istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre turizm geliri, söz konusu dönemde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,2 yükselerek 9 milyar 896 milyon 456 bin dolara çıktı. Söz konusu gelir içinde ziyaretçilerden elde edilen turizm geliri 9 milyar 694 milyon 574 bin dolar, transfer yolculardan elde edilen turizm geliri de 201 milyon 883 bin dolar olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Turizm gelirinin yüzde 25,6'sı ülkeyi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlardan elde edildi.</p>
<p>Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket turla organize etti. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 8 milyar 469 milyon 691 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 224 milyon 883 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,5 artarak 9 milyon 258 bin 129 kişiye yükseldi. Bu ziyaretçilerin yüzde 25,7'sini 2 milyon 376 bin 343 kişiyle yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu.</p>
<p>Söz konusu çeyrekte ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 102 dolar oldu. Yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcamasının ise 72 dolar olduğu görüldü.</p>
<p>Ocak-mart döneminde turizm geliri içindeki yeme içme harcamalarının payı yüzde 27, uluslararası ulaştırma harcamalarının payı yüzde 15,8 ve konaklama harcamalarının payı yüzde 13 olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı çeyreğine göre konaklama harcamaları yüzde 21,2, sağlık harcamaları yüzde 18,4, yeme içme harcamaları ise yüzde 13,7 artış gösterdi.</p>
<p>Ziyaretçiler Türkiye'ye yüzde 55,3 ile en çok "gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler" amacıyla geldi. İkinci sırada yüzde 26,8 ile "akraba ve arkadaş ziyareti", üçüncü sırada ise yüzde 8,2 ile "alışveriş" yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise ülkeye yüzde 66,7 ile en çok "akraba ve arkadaş ziyareti" amacıyla geldi.</p>
<p><strong>Turizm gideri yüzde 9,1 azaldı</strong></p>
<p>Yurt içinde ikamet edip başka ülkelere ziyarette bulunan vatandaşların harcamalarından oluşan turizm gideri, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 9,1 azalarak 2 milyar 224 milyon 603 bin dolara geriledi. Bunun 1 milyar 730 milyon 729 bin dolarını kişisel, 493 milyon 874 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı yıllık bazda yüzde 13,1 yükselerek, 2 milyon 936 bin 279 kişiye ulaşırken kişi başı ortalama harcama 758 dolar oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-geliri-yillik-yuzde-42-artti-78329</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/kayak.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ilk çeyrek verilerine göre, turizm geliri, yıllık yüzde 4,2 artışla 9,9 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirde-1500-esnaf-icin-yeni-sanayi-sitesinin-temeli-atildi-78322</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eskişehir’de 1.500 esnaf için yeni sanayi sitesinin temeli atıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:16eb018e-a384-428e-8a04-7f85364d9662-0" data-testid="conversation-turn-2" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="2a640fc0-95e3-468d-96ae-cb63a9b63e23" data-turn-start-message="true" data-message-model-slug="gpt-5-3">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word light markdown-new-styling">
<p data-start="225" data-end="396"><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p data-start="225" data-end="396">S.S. Eskişehir Esnaflar Karma Sanayi Sitesi'nin temeli törenle atıldı. </p>
<p data-start="225" data-end="396">Toplam 350 bin metrekare alanda kurulacak sanayi sitesinin temel atma töreni, Kooperatif Başkanı Halil Canavar ve yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p data-start="398" data-end="611">Kooperatif Başkanı Halil Canavar, törende yaptığı konuşmada, projeye ilişkin imar planı ve uygulama süreçlerinin tamamlandığını, inşaat ruhsatlarının alınmasının ardından sahada çalışmalara başlandığını söyledi.</p>
<p data-start="613" data-end="843">Canavar, "Bugün itibarıyla tüm bürokratik süreçleri tamamlamış bulunuyoruz. Artık sahadayız. Hızlı ve kararlı bir şekilde ilerleyerek iş yerlerimizi kısa sürede tamamlayıp sanayi sitemizi faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz." dedi.</p>
<p data-start="845" data-end="970">Proje kapsamında şu ana kadar 1.200 iş yerinin işlemlerinin tamamlandığı, 300 iş yeri için çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p>
<p data-start="972" data-end="1109">Toplam 1.500 esnafın yer alacağı sanayi sitesinin, kent ekonomisine katkı sağlaması ve yeni istihdam alanları oluşturması hedefleniyor.</p>
<p data-start="1111" data-end="1207">Yetkililer, yatırımın üretim ve kalkınmaya katkı sunacak önemli bir merkez olacağını belirtti.</p>
<p data-start="1209" data-end="1360" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Canavar, "Bu büyük yatırımın tüm ortaklarımıza ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Birlikte üretecek, birlikte büyüyeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"> </div>
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"> </div>
</div>
</div>
</div>
</section>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirde-1500-esnaf-icin-yeni-sanayi-sitesinin-temeli-atildi-78322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/2/1280x720/5665-1777553022.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir’de 1.500 esnafın faaliyet göstereceği S.S. Eskişehir Esnaflar Karma Sanayi Sitesi projesinde inşaat çalışmalarına başlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-acigi-yillik-yuzde-56-artti-78318</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı yıllık yüzde 56 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan mart ayına ait geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, martta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 899 milyon dolar, ithalat yüzde 8,2 yükselerek 33 milyar 120 milyon dolar oldu.</p>
<p>Dış ticaret açığı, martta yıllık bazda yüzde 56 artarak 7 milyar 195 milyon dolardan 11 milyar 221 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Mart 2025'te yüzde 76,5 iken geçen ay yüzde 66,1'e geriledi.</p>
<p><strong>Ocak-mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 27,5 arttı</strong></p>
<p>Ocak-mart döneminde ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2 azalışla 63 milyar 227 milyon dolar, ithalat yüzde 4,7 artışla 91 milyar 895 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 27,5 artışla 22 milyar 486 milyon dolardan 28 milyar 667 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Mart 2025 döneminde yüzde 74,4 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 68,8'e geriledi.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 5,5 azalarak 21 milyar 492 milyon dolardan 20 milyar 304 milyon dolara düştü.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, söz konusu ayda yüzde 11,2 artarak 23 milyar 144 milyon dolardan 25 milyar 738 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, martta 5 milyar 435 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 3,2 artışla 46 milyar 42 milyon dolar olarak tespit edildi.</p>
<p>Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 78,9 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 93,7</strong></p>
<p>ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta martta imalat sanayisinin payı yüzde 93,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,9 oldu.</p>
<p>Bu yılın ocak-mart döneminde, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 93,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta martta ara mallarının payı yüzde 70, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,9 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın ilk üç ayında ara mallarının payı yüzde 71,4, sermaye mallarının payı yüzde 14,1 ve tüketim mallarının payı yüzde 14 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Martta, ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı, 1 milyar 820 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 419 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 378 milyon dolarla ABD, 1 milyar 217 milyon dolarla İtalya, 996 milyon dolarla Fransa izledi. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 31,2'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-mart döneminde de ihracatta ilk sırayı, 5 milyar 452 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, sırasıyla 3 milyar 944 milyon dolarla Birleşik Krallık, 3 milyar 830 milyon dolarla ABD, 3 milyar 374 milyon dolarla İtalya ve 2 milyar 706 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,5'ine karşılık geldi.</p>
<p>Martta ithalatta ise ilk sıra Çin'in oldu. Çin'den yapılan ithalatın tutarı 4 milyar 759 milyon dolar olarak hesaplanırken bu ülkeyi 3 milyar 511 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 538 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 620 milyon dolarla İsviçre, 1 milyar 516 milyon dolarla ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,1'ini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-mart dönemindeki ithalatta da ilk sırada, 13 milyar 167 milyon dolarla Çin yer buldu. Bu ülkeyi, 9 milyar 87 milyon dolarla Rusya, 6 milyar 619 milyon dolarla Almanya, 4 milyar 680 milyon dolarla ABD, 4 milyar 579 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5'i olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, martta bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 2 azalırken ithalat yüzde 2,3 yükseldi. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise martta geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 6,8 düşerken ithalat yüzde 6,6 arttı.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Martta bu sınıflamaya göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,7 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,5 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-mart döneminde ISIC Rev.4'e göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,4'ü, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4'ü buldu.</p>
<p>Martta imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı, yüzde 80,2 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı, yüzde 12,1 olarak kaydedildi.</p>
<p>Ocak-mart döneminde, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,8, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 12,1 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise martta ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,1 azalarak, 20 milyar 33 milyon dolara geriledi. İthalat ise yüzde 5,6 artarak, 30 milyar 832 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Martta dış ticaret açığı, yüzde 37,6 artarak 7 milyar 850 milyon dolardan, 10 milyar 799 milyon dolara ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Mart 2025'te yüzde 73,1 iken bu yılın aynı ayında yüzde 65'e geriledi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-mart döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,4 azalarak 57 milyar 992 milyon dolar, ithalat yüzde 5 artarak 86 milyar 957 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-mart döneminde, dış ticaret açığı yüzde 23,7 artarak 23 milyar 412 milyon dolardan, 28 milyar 965 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Mart 2025 döneminde yüzde 71,7 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 66,7'ye düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-acigi-yillik-yuzde-56-artti-78318</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/ihracat-ticaret-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının mart verilerine göre ihracat, geçen yıla kıyasla yüzde 6,4 azalışla 21,9 milyar dolar, ithalat yüzde 8,2 yükselişle 33,1 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı, bu dönemde yıllık bazda yüzde 56 artarak 7,2 milyar dolardan 11,2 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenmis-urunlere-14-gun-sartsiz-iade-hakki-78316</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenmiş ürünlere 14 gün şartsız iade hakkı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, yakın zamanda yürürlüğe girmesi öngörülen "Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik" ile tüketicinin korunmasına yönelik ilave düzenlemeler getirildiğini ve tüketici haklarının dünya standartlarının üzerine taşınarak sektöre güvenin daha da artacağını bildirdi.</p>
<p>Düzenlemeyle, ikinci el cihaz alımının risk barındıran bir işlem olmaktan çıkarılarak neredeyse sıfır ürün güveninde bir alışveriş tecrübesine dönüştürüleceği, yaklaşımın köklü şekilde değiştirildiği vurgulanan açıklamada, "Bu kapsamda yenilenmiş cihazlar, daha sıkı denetim süreçlerinden geçirilen, dijital kimliğe sahip olan, şeffaf geçmiş bilgileri bulunan, şartsız iade güvencesi ile sunulan ürünler olarak tüketicilere arz edilecek. Bu dönüşümle birlikte Türkiye, ikinci el teknolojiler alanında dünyaya örnek olacak bir modele geçiş yapmaktadır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p><strong>Televizyonlar da yenileme kapsamına alınacak</strong></p>
<p>Düzenleme çerçevesinde, yalnızca internet alışverişlerinde değil, fiziki mağazalardan satın alınan yenilenmiş ürünlerde de 14 gün içinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin iade hakkı tanınacağı belirtilen açıklamada, Yenilenmiş Ürün Bilgi Sistemi (YÜBİS) ile cihazların tüm süreçlerinin kayıt altına alınacağı bildirildi. YÜBİS ile her cihaz için dijital sicil oluşturulacağına işaret edilen açıklamada, hangi parçaların değiştirildiği, cihazın hangi testlerden geçirildiği ve yenileme sürecinin nasıl ilerlediğinin tüketicilerin ulaşımına açık hale getirileceği bilgisi verildi.</p>
<p>Ödemelerde, yenileme merkezi güvencesinin sağlanacağı, kredi kartlı ödemelerin doğrudan yenileme merkezlerinin sanal POS sistemleri üzerinden yapılacağı, uygulama sayesinde tüketicilerin herhangi bir uyuşmazlık veya sorun yaşadıklarında güçlü ve kurumsal bir muhatapla karşılaşacakları ifade edildi.</p>
<p>Televizyonların da yenileme kapsamına alınacağı belirtilen açıklamada, "Mevcut düzenlemede cep telefonları, tabletler, akıllı saatler, oyun konsolları ve modemler yenileme kapsamına tabi tutulurken, televizyonlar da listeye eklenerek yenilenmiş ürün kapsamı genişletilmektedir. Televizyonların kapsama alınması, yüksek değerli ürün segmentinde pazar hacmini büyütebilecek kritik bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bu düzenlemeyle yüksek maliyetli ürünlerde oluşabilecek 'Bozulursa ne olur?' endişesi ortadan kaldırılmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p><strong>Asgari sermaye şartı 100 milyon liraya yükseltilecek</strong></p>
<p>Yenileme merkezleri için öngörülen sermaye şartının 30 milyon liradan 100 milyon liraya çıkarılacağına dikkatin çekildiği açıklamada, sektörde daha güçlü firmaların faaliyet göstermesinin, daha kaliteli hizmet sunulmasının ve daha sağlam garanti yapılarının oluşturulmasının hedeflendiği vurgulandı. Uygulama sonucunda, vatandaşların mağduriyet yaşaması durumunda merkez ve bağlı şubelerin sorumlu olacağı, böylelikle tüketicilerin haklarının daha etkin şekilde korunmasının sağlanacağını belirtilen açıklamada, "Yeni düzenleme, yalnızca tüketiciyi korumakla kalmamakta, aynı zamanda elektronik atıkların azalmasını sağlamakta, döngüsel ekonomiyi güçlendirmekte, milyonlarca cihazın yeniden ekonomiye kazandırılmasına imkan tanımakta, tüketicilerin daha uygun fiyatlarla teknolojiye ulaşmasını sağlarken, ülke ekonomisine katkı sunmaktadır. Mevcut haklara ilave olarak tüketicilere, YÜBİS üzerinden cihaz geçmişine ulaşma, 14 gün şartsız iade, ödemelerde merkezi güvence ve genişletilmiş ürün yelpazesi ile daha güçlü ve şeffaf bir tüketici koruma sistemi sunulmaktadır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Türkiye'de, hızla büyüyen ikinci el ve yenilenmiş teknoloji pazarında yapısal bir dönüşüm başlatılacağı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Yeni düzenlemeyle tüketici hakları genişletilirken, sektörde denetim, şeffaflık ve finansal yeterlilik kriterleri önemli ölçüde geliştirilmektedir. Tüketicilerin mevcut haklarına ilave olarak getirilen yeni haklar sayesinde mağduriyetlerin önlenmesine yönelik çalışmalar kararlılıkla sürdürülmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenmis-urunlere-14-gun-sartsiz-iade-hakki-78316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/bilgisayar-telefon-tablet.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yenilenmiş ürünlere yönelik yakın zamanda yürürlüğe girmesi beklenen düzenlemeyle, bu ürünlerde 14 gün şartsız iade hakkı, dijital kimlik ile cihaz geçmişine erişim ve ödemelerde doğrudan kurumsal muhatap sağlanması gibi hakların getirilmesi planlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyatlari-gecen-ay-yuzde-406-artti-78312</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretici fiyatları geçen ay yüzde 4,06 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mart ayına ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre H-ÜFE, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 4,06, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 14,47, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35,94 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 35,63 yükseldi.</p>
<p>Endeks, Mart 2025'e göre ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 38,26, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 32,31, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 32,54, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 40,3, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 36,52, idari ve destek hizmetlerde yüzde 34,36 arttı.</p>
<p>H-ÜFE, martta bir önceki aya göre ise ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 7,01, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 1,78, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 1,86, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 4,19, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 0,92, idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,96 artış gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyatlari-gecen-ay-yuzde-406-artti-78312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/3/1280x720/otel-resepsiyon-hizmet-1765786581.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 4,06, yıllık bazda ise yüzde 35,94 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-insaat-sektoru-gsoda-degerlendirildi-78298</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep inşaat sektörü GSO’da değerlendirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ev sahipliğinde düzenlenen İnşaat Sektör Toplantısı’nda sektörün mevcut durumu, karşılaşılan zorluklar ve geleceğe yönelik beklentiler ele alındı.</p>
<p>Firmaların yaşadığı sorunlar, talep ve ihtiyaçlarının detaylı şekilde değerlendirildiği, çözüm önerileri üzerine görüş alışverişinde bulunulan toplantıda, KOSGEB tarafından işletmelere sunulan destek ve teşvikler hakkında bilgilendirme yapıldı. Toplantıda ayrıca sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından tüm kurumların mesleki eğitimi teşvik etmesinin önemi ele alındı. İnşaat sektöründe çalışanların mesleki yeterlilik belgesine sahip olmasının kalite standartlarının yükseltilmesine ve nitelikli iş gücünün artmasına sağlayacağı katkılar değerlendirilirken, bununla birlikte nitelikli iş gücünün yaygınlaştırılması için atılabilecek somut adımlar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Toplantıya, GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, KOSGEB Gaziantep İl Müdürü Muhammed Paksoy, GSO Meclis Üyesi Hakan Konukoğlu, GSO Meslek Komite Başkanları Cemal Sancaktar ve M. Refik Barlas, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen ile sanayiciler ve firma temsilcileri katıldı.</p>
<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, ‘’Bilindiği üzere inşaat sektörü ülkemizin en önemli sektörlerinden birisidir. 250 alt sektörü kapsayan sektörümüz hem üretim hem de sağladığı istihdamla büyük bir hacme sahiptir. Sanayisi, ticareti ve ihracattaki başarısıyla üretim üssü olan şehrimiz de inşaat sektörüne yönelik üretimleri ile öne çıkmaktadır. Ancak, son yıllarda iç piyasada yaşanan ekonomik daralma ile birlikte pandemi, küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmeler inşaat sektörümüze de yansımıştır. Artan girdi maliyetleri, hammadde konusu ve finansmana erişim gibi zorluklar sektörümüzün işini güçleştirmektedir. Buna rağmen Gaziantep her alanda olduğu gibi sektörün devamlılığını sağlamak için mücadelesini sürdürmektedir’’ dedi.</p>
<p>Gaziantep’te inşaat sektörünün geleneksel yapı malzemelerinden ziyade elektrik, makine, kimya ve iklimlendirme gibi daha yüksek katma değerli ve teknik alanlara doğru bir dönüşüm sürecine girdiğini belirten Tezel, ‘’Sektörün, klasik üretim kalemlerinden teknoloji yoğun yapı bileşenlerine doğru evrildiği ve bu dönüşümün önümüzdeki dönemde daha da belirgin hale geleceği öngörülmektedir. Tabii ki inşaat sektörünün geleneksel ihtiyaçları her zaman devam edecektir. Bu doğrultuda Gaziantep Sanayi Odası olarak önceliğimiz sektörümüzün şehrimizde daha da güçlenmesi, yeniliklere ayak uydurması ve sorunlarımıza çözüm üretmektir’’ ifadelerini kullandı.</p>
<p>KOSGEB Gaziantep İl Müdürü Muhammed Paksoy ise konuşmasında, işletmelerin sürdürülebilirliğini koruması ve rekabet gücünü artırması adına KOSGEB olarak önemli destek mekanizmaları sunduklarını belirterek, “KOSGEB olarak; KOBİ’lerimizin üretim, istihdam ve ihracat kapasitelerini güçlendirmek amacıyla çeşitli destek ve teşvik programları yürütüyoruz. İnşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız da bu desteklerden etkin şekilde yararlanabilir. Özellikle dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve kapasite geliştirmeye yönelik desteklerimiz, firmalarımızın geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-insaat-sektoru-gsoda-degerlendirildi-78298</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/gaziantep-insaat-sektoru-gsoda-degerlendirildi-1777546466.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, &quot;Son yıllarda iç piyasada yaşanan ekonomik daralma ile birlikte pandemi, küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmeler inşaat sektörümüze de yansımıştır. Artan girdi maliyetleri, ham madde konusu ve finansmana erişim gibi zorluklar sektörümüzün işini güçleştirmektedir. Buna rağmen Gaziantep her alanda olduğu gibi sektörün devamlılığını sağlamak için mücadelesini sürdürmektedir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/antalya/turkonfedden-risk-zirvesi-78297</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜRKONFED &#039;Risk Zirvesi&#039; düzenleyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED)  tarafından 6 Mayıs Çarşamba günü Antalya’da "Risk Zirvesi" düzenlenecek.</p>
<p>Batı Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Allianz Türkiye iş birliği ve BAKSİFED ev sahipliğinde 6 Mayıs'ta "Risk Zirvesi" düzenleneceğini açıkladı.</p>
<p>Risk yönetiminin artık bir kriz müdahale yöntemi değil, sürdürülebilirliğin temel taşı olduğunu belirten Cengiz, iklim kriziyle birlikte artan doğal afetlerin iş dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, ‘’Afet dayanıklılığı iş dünyası için bir yatırımdır’’ dedi.</p>
<p>İklim değişikliğinin operasyonel sürekliliği doğrudan tehdit ettiğini ifade eden Cengiz, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Artan yangınlar ve sel felaketleri sadece fiziksel kayıp yaratmıyor, aynı zamanda işletmelerin stratejik karar alma süreçlerini de yeniden şekillendiriyor. Artık risk yönetimi yalnızca kriz anlarında devreye giren bir mekanizma değil; sürdürülebilir büyümenin ve rekabet avantajının temel unsurlarından biridir."</p>
<p><strong>"Dayanıklılık bir zorunluluktur"</strong></p>
<p>İş dünyasının afetlere karşı hazırlıklı olmasının önemine anlatan ve bu süreçte kurumsal iş birliklerinin önemine dikkat çeken Mustafa Cengiz, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Afetlere karşı dayanıklılık geliştirmek, iş dünyası için hem bir zorunluluk hem de uzun vadede bir yatırım olarak öne çıkmaktadır. TÜRKONFED’in vizyonu ve Allianz Türkiye’nin uzmanlığıyla gerçekleştireceğimiz Antalya Risk Zirvesi ile hedefimiz; turizmden sanayiye tüm paydaşlarımızı ortak bir zeminde buluşturarak, geleceği daha güvenli bir şekilde inşa etmektir.’’</p>
<p>TÜRKONFED tarafından düzenlenen ‘Risk Zirvesi’ DoubleTree by Hilton Antalya City Centre’da gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/antalya/turkonfedden-risk-zirvesi-78297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/56-1777546888.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk İş Dünyası Konfederasyonu  tarafından 6 Mayıs Çarşamba günü Antalya’da ‘Risk Zirvesi’ düzenlenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/fao-ozel-sektorle-isbirliklerini-artiracak-78287</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> FAO, özel sektörle iş birliklerini artıracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Avrupa ve Orta Asya bölgesi için tarımın geleceği konusu İzmir Ticaret Borsası (İTB) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde İzmir’de masaya yatırıldı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">İzQ Girişimcilik Merkezi’nde düzenlenen “FAO–Özel Sektör Diyaloğu: Özel Sektör Görüşlerinin Şekillendirilmesi” başlıklı toplantıya Türkiye ve bölge ülkelerinden özel sektör temsilcileri, KOBİ’ler, üretici birlikleri, finans kuruluşları, kamu temsilcileri ile FAO ve İTB’nin üst düzey yetkilileri katıldı.</div>
<div class="x_elementToProof">Hibrit formatta düzenlenen toplantı, 11–15 Mayıs 2026 tarihlerinde Tacikistan’ın Duşanbe kentinde düzenlenecek olan 35. FAO Avrupa Bölgesel Konferansı (ERC35) için ana hazırlık platformu olma niteliği taşıyor. Toplantıda alınan kararlar ve oluşturulan görüşler, doğrudan Duşanbe’deki bölgesel politika süreçlerine aktarılacak.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, FAO’nun, kuruluşundan bu yana gıda güvenliği, sürdürülebilir tarım ve kırsal kalkınma alanlarında dünyanın en önemli referans kurumlarından biri olduğunu hatırlatarak, “Borsamız ve FAO arasında başlayacak olan işbirliğimiz kapsamında önümüzdeki dönemde, ortak projeler ve faaliyetlerle; yenilikçi uygulamaları yaygınlaştırmayı, bilgi paylaşımını artırmayı ve sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü daha da ileri taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık da, FAO Avrupa ve Orta Asya Bölgesi özel sektör istişare toplantısının iki sene önce olduğu gibi tekrar Türkiye’de ve özellikle tarım ve gıda alanında potansiyeli en yüksek illerden biri olan İzmir‘de düzenlenmesinin önemine değinen konuşmasında bugünkü istişarenin sürdürülebilir tarım ve tarım-gıda sistemlerinin dönüşümü, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim dirençliliği, tarımda dijital inovasyon ile tarım-gıda sistemlerinin finansmanı başlıklarında özel sektörün somut önerilerinin FAO’nun özel sektör işbirliklerine yönelik gelecek politikalarına katkı sunacağını vurguladı. Selışık, “Burada şekillenen öncelik ve önerilerin ortak mesajlara dönüştürülerek bölgesel toplantıdaki tartışmalara somut çıkarımlar sağlamasını hedefliyoruz” dedi. Ayrıca, İzmir Ticaret Borsası ile FAO iş birliğini daha sağlam bir zemine oturtmak üzere bir Mutabakat Zaptı üzerinde çalıştıklarını belirtti.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>Özel sektörün sesi politikalara yansıyor</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Toplantı kapsamında, tarım-gıda sistemlerinde sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve kapsayıcılık ile finansman ana temaları masaya yatırılarak Avrupa ve Orta Asya Bölgesi için öncelikli ihtiyaçlar belirlendi, tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşlarının politika yapım süreçlerinde daha etkin rol alması için somut öneriler geliştirildi ve paydaşlar arasındaki koordinasyonun artırılması için yeni iş birliği modelleri tartışıldı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Etkinlikte ayrıca FAO’nun 2026–2030 Özel Sektörle İş Birliği Stratejisi de kamuoyuna tanıtıldı. Bu yeni stratejiyle; özel sektörün sahip olduğu inovasyon gücü ve yatırım kapasitesinin, FAO’nun küresel hedefleriyle tam uyumlu hale getirilerek tarım-gıda sistemlerindeki dönüşümün sürdürülebilirliğine katkı sunması amaçlanıyor.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/fao-ozel-sektorle-isbirliklerini-artiracak-78287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/7/1280x720/fao-ozel-sektorle-isbirliklerini-artiracak-1777541774.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Borsası ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü iş birliğinde İzmir’de gerçekleştirilen toplantıda tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşlarının politika yapım süreçlerinde daha etkin rol alması için somut öneriler geliştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-1251-milyon-dolarlik-satis-sozlesmeleri-78311</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN&#039;dan 125,1 milyon dolarlık satış sözleşmeleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı açıklamada, yeni iş anlaşmasını duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, “ASELSAN, uluslararası müşterileri ile hava savunma, radar, elektronik harp, elektro-optik, aviyonik ve haberleşme sistemlerinin ihracatına ilişkin toplam tutarı 125,1 milyon dolar olan satış sözleşmeleri imzalamıştır.” denildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-1251-milyon-dolarlik-satis-sozlesmeleri-78311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/07/aselsandan-tarihi-bakiye-siparis-xtnn_cover.jpg.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN ile uluslararası müşterileri arasında toplam 125,1 milyon dolar tutarında satış sözleşmeleri imzalandığı açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbnin-ilk-ceyrek-net-donem-kari-29-milyar-lira-78314</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSKB&#039;nin ilk çeyrek net dönem kârı 2,9 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 2026'nın ilk çeyreğine ait finansal sonuçlarını duyurdu.</p>
<p>Buna göre, bankanın yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine sunduğu uzun vadeli finansman desteği yaklaşık 820 milyon dolara ulaşırken, kurdan arındırılmış bazda büyüme oranı yüzde 6,3 oldu.</p>
<p>Söz konusu döneminde gerçekleştirilen kredi kullandırımlarında, üretim sektöründe kapasite artışı, deprem bölgesi finansmanı, depolama yatırımları dahil yenilenebilir enerji, enerji ve kaynak verimliliği, elektrifikasyon, iklim endüstrileri ve kadın istihdamını güçlendiren yatırımlar öne çıktı.</p>
<p>Finansal göstergelere bakıldığında, bankanın toplam aktif büyüklüğü yüzde 6 artışla 346,4 milyar liraya, kredi portföyü ise yüzde 8,5 yükselişle 256,1 milyar liraya çıktı.</p>
<p>Kredilerin aktifler içindeki payı yüzde 74 olurken, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) bağlantılı kredilerin toplam portföy içindeki oranı yüzde 93 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Sürdürülebilir finansman hedeflerini yukarı yönlü güncelleyen banka, 2030'a kadar SKA bağlantılı finansman hedefini 10 milyar dolardan 15 milyar dolara, iklim finansmanı hedefini ise 4 milyar dolardan 5 milyar dolara yükseltti.</p>
<p>Çevresel kalkınmanın yanı sıra sosyal kalkınmayı da odağında tutan banka, 2024-2030 dönemini kapsayacak şekilde 3 milyar dolar tutarında yeni sosyal finansman hedefi belirledi.</p>
<p>Bankanın faaliyet performansına ek, korunan aktif kalitesi sayesinde çeyreksel bazda karşılık giderlerinde meydana gelen azalış ve devam eden tahsilatlar gelirleri destekledi. Bu kapsamda, bankanın yılın ilk üç ayındaki net dönem karı 2,9 milyar liraya ulaşırken, yıl sonu projeksiyonlarıyla uyumlu şekilde öz kaynak karlılığı yüzde 25 seviyesinde gelişti.</p>
<p>Bankanın uluslararası sermaye piyasalarından ve kalkınma finansmanı kurumlarından temin ettiği yeni kaynaklarla daha da desteklenen fonlama yapısı, büyüme stratejisini desteklemeye devam ediyor.</p>
<p>TSKB, nisanda Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) ile 150 milyon avro tutarında, 9. işbirliği olma özelliği taşıyan kaynak anlaşmasını imzalayarak, Türkiye'de döngüsel ekonomi alanındaki yatırımlara ve bu alandaki uygulamalarını geliştirmeyi hedefleyen şirketlere finansman desteği sunmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>"2026'ya güçlü başlangıç yaptık"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, küresel ölçekte çok boyutlu belirsizliklerin yaşandığı 2026'ya, Türkiye'nin stratejik kalkınma hedefleri ve sürdürülebilirlik vizyonuna odaklanarak güçlü başlangıç yaptıklarını belirtti.</p>
<p>Yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine nakdi kredilerle sağladıkları desteğin yaklaşık 820 milyon dolarına ulaştığını, kredilerinin kurdan arındırılmış bazda yüzde 6,3 büyüyerek 256,1 milyar lira olduğunu aktaran Uyar, şunları kaydetti:</p>
<p>"Güçlü işbirliklerimizden aldığımız ivmeyle ülkemizin çok yönlü kalkınmasına katkı sağlama kararlılığımızı koruyoruz. Yeni kullandırımlarımızda, üretim sektöründe kapasite artışı, deprem bölgesi finansmanı, depolama yatırımları dahil yenilenebilir enerji, enerji ve kaynak verimliliği, elektrifikasyon, iklim endüstrileri ve kadın istihdamını güçlendiren yatırımlar öne çıktı. Bu dönemde gerek krediler gerekse danışmanlık ve yatırım bankacılığı faaliyetlerimizle paydaşlarımızın yeşil dönüşüm fırsatlarına erişmeleri, iklim risklerine daha dirençli hale gelmeleri ve rekabet güçlerini artıracakları şekilde yolculuklarına destek vermeyi sürdürdük."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbnin-ilk-ceyrek-net-donem-kari-29-milyar-lira-78314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/0/1280x720/ozan-uyar-1770204651.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TSKB&#039;nin yılın ilk çeyreğindeki net dönem kârının 2,9 milyar lira olduğu bildirildi. Genel Müdür Ozan Uya, &quot;Güçlü işbirliklerimizden aldığımız ivmeyle ülkemizin çok yönlü kalkınmasına katkı sağlama kararlılığımızı koruyoruz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdoganin-acikladigi-vergi-duzenlemelerinin-ilki-yururlukte-78276</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan’ın açıkladığı vergi düzenlemelerinin ilki yürürlükte</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta duyurduğu ekonomi düzenlemelerinden, yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesi ve hizmet ihracatına destek ile ilgili ilk adım atıldı.</p>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan vergi istisnası için gerekli olan ortaklık payı yüzde 50’den yüzde 20’ye indirilerek yararlanabileceklerin kapsamı genişletildi.</p>
<p>Yeni oranlar 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak.</p>
<p>İndirime konu istisna 193 sayılı kanunun 22’nci maddesinde şöyle tanımlanıyordu:</p>
<p>“4. (Ek: 27/12/2023-7491/8 md.) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı, bu kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması ve kâr payının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla gelir vergisinden müstesnadır”</p>
<p><strong>Merkezi yurt dışında olanlara verilen hizmette istisna yüzde 100’e çıkarıldı</strong></p>
<p>Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi gibi hizmetlerden elde edilen gelirlere uygulanan yüzde 80’lik vergi istisnası yüzde 100’e çıkarıldı.</p>
<p>Aynı indirim Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında elde edilen bu gelirler için de geçerli olacak.</p>
<p>İlgili madde şöyle:</p>
<p>“Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın, elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, %80’i. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır. Bu bentte yer alan oranı, hizmet alanları ve kazanç tutarları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya ve Türkiye’ye transfer edilecek kazanç tutarını sıfıra kadar indirmeye veya kanuni seviyesine kadar artırmaya Cumhurbaşkanı, bu bendin uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir”</p>
<p><strong>İştirak kazancına istisnadan yararlanma kolaylaştırıldı</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanununun 5’inci maddesinin 1’nci fıkrasının b bendinin üçüncü paragrafında yer alan iştirak kazancına ilişkin istisnadan yararlanmak için gerekli olan yurt dışındaki şirkete iştirak oranı yüzde 20’ye indirildi. Bu koşulu taşıyan şirketlere uygulanacak istisna yüzde 80 olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdoganin-acikladigi-vergi-duzenlemelerinin-ilki-yururlukte-78276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/vergi-kdv-tl-1767250698.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkezi yurt dışında olan şirketlere sağlanan vergi istisnalarının kapsamı genişletilirken indirim oranları artırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-sigortasi-fonunda-devlet-katkisi-yuzde-50-azaltildi-78275</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısı yüzde 50 azaltıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararına göre 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun “İşsizlik sigortası primleri ile sosyal güvenlik primlerine ilişkin hükümler” başlıklı 49’uncu maddesinde yer alan devlet payı yüzde 0.5 olarak belirlendi.</p>
<p>Kanunun 49’uncu maddesine göre kapsama giren tüm  sigortalılar, işverenler ve devlet işsizlik sigortası primi ödüyor. Prim oranı, prime esas aylık brüt kazanç üzerinden, yüzde 1 sigortalı, yüzde 2 işveren ve yüzde 1 de devlet ödeme yapıyordu. İlgili madde, katkı paylarını yüzde 50’ye kadar azaltma ve aynı oranda artırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki veriyordu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-sigortasi-fonunda-devlet-katkisi-yuzde-50-azaltildi-78275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşsizlik Sigortası Fonu’nun gelir kaynakları arasında yer alan devletin ödediği pay yüzde 50 azaltılarak yüzde 1’den yüzde 0.5’e düşürüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-nisanda-18-puan-azaldi-78310</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MÜSİAD SAMEKS nisanda 1,8 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Satınalma Müdürleri Bileşik Endeksi'nin (SAMEKS) nisan ayı sonuçları açıklandı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, nisanda geçen aya göre 1,8 puan azalarak 47,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi aylık bazda 0,1 puan artarak 49'a yükseldi. Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi ise 5,1 puan azalarak 45,2 seviyesine geriledi.</p>
<p>Hizmet sektöründe iş hacmi ve girdi alımları Bileşik Endeksin genel seyrine sınırlı pozitif katkı sağlarken sanayi sektöründe ise girdi alımları endekse pozitif katkı yaptı. Bu gelişmeler, ekonomik aktivitede genel daralma eğiliminin sürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi'nin nisanda 47,2 puanla eşik değerin altında gerçekleşmesi, ekonomik aktivitenin düşük tempolu bir seyir izlediğini ve iş dünyasında faaliyet ivmesinin durağan bir görünüm sergilediğini gösterdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-nisanda-18-puan-azaldi-78310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/musiad-1767170330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD SAMEKS, nisanda aylık 1,8 puan gerileyerek 47,2&#039;ye düştü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/gtoda-yesil-donusum-destek-programi-uygulamaya-gecti-78271</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO’da Yeşil Dönüşüm Destek Programı uygulamaya geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası öncülüğünde, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle hayata geçirilen “Gebze Bölgesi Yeşil Dönüşüm Destek Programı”nda uygulama sürecine geçildi. Program kapsamında düzenlenen “Yeşil Dönüşüm Oryantasyon Eğitimi”, bölgedeki firmaların yeşil dönüşüm sürecine uyumunu hızlandırmak ve sürdürülebilir üretim kapasitesini artırmak amacıyla gerçekleştirildi. Eğitime Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş ile Genel Sekreter Av. Arb. Çağrı Solak da katılım sağladı.</p>
<p>Program kapsamında, Enerjisa Üretim iştiraki QuickCarbon tarafından üyelere yönelik danışmanlık ve uygulama süreci başlatıldı. Eğitime dahil olan üye temsilcilerine, QuickCarbon uzmanları tarafından yeşil dönüşüm sürecine ilişkin kapsamlı bilgilendirme yapıldı.</p>
<p>Programın devamında her bir üye ile ayrı ayrı başlangıç toplantıları gerçekleştirilecek. Saha ziyaretleriyle firmaların mevcut durum analizleri yapılacak, elde edilecek veriler doğrultusunda kurumsal karbon ayak izi hesaplama ve raporlama çalışmaları hazırlanacak. Sürecin ilerleyen aşamasında ise üyelere özel emisyon azaltım stratejilerini içeren eylem planları oluşturulacak.</p>
<p>Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında yer alan üyelere ise ürün bazlı karbon ayak izi hesaplama ve raporlama süreçlerinde teknik destek sağlanacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/whatsapp-image-2026-04-29-at-19-h4hn.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Programla birlikte yalnızca mevcut üyelerin dönüşümüne katkı sunulması değil, aynı zamanda bölgede faaliyet gösteren daha fazla işletmenin sürece dahil edilmesi ve yeşil dönüşüm kapasitesinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>
<p>Aslantaş, “Bölgede yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği odaklı yatırımların artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, “Bölgemizde yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği odaklı yatırımların artırılması, bu alandaki farkındalığın güçlendirilmesi ve sürecin süreklilik arz eden bir yapıya kavuşturulması yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/gtoda-yesil-donusum-destek-programi-uygulamaya-gecti-78271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/1/1280x720/gtoda-yesil-donusum-destek-programi-uygulamaya-gecti-1777532851.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası öncülüğünde ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle yürütülen Gebze Bölgesi Yeşil Dönüşüm Destek Programı’nda uygulama aşamasına geçildi. Program kapsamında firmalara karbon ayak izi hesaplama, emisyon azaltımı ve sürdürülebilir üretim başlıklarında yol haritası oluşturulacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yildirima-sifir-maliyetle-2-milyar-tllik-yatirim-78319</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıldırım&#039;a 2 milyar TL’lik yatırım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİBURSA</strong></p>
<p>Yıldırım Belediyesi'nin, kentin sosyal ve kültürel dokusuna değer katacak önemli bir projeyi hayata geçireceği duyuruldu. Yapılan açıklamaya göre, Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, modern yapısı ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Bursalıların yeni buluşma noktası olacak.</p>
<p>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın seçim vaatleri arasında yer alan Duaçınarı Kültür ve Yasam Merkezi, bölgeye değer katacak. Yıldırımlıların sosyal ve kültürel hayatına önemli katkılar sunması hedeflenen merkez, modern yapısı ve çok yönlü kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Yıldırım’da sosyal hayatı zenginleştirecek Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, vatandaşların bir araya geleceği önemli bir buluşma noktası olacak. İnşaat maliyeti ve arsa değeriyle birlikte toplam 2 milyar liralık projenin yapımında belediye bütçesinden tek kuruş çıkmayacak. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f343dee2eb0-1777550302.jpeg" alt="" width="628" height="421" /></p>
<h2><strong>“Çok yönlü merkez”</strong></h2>
<p>Başkan Oktay Yılmaz, projenin detaylarını paylaştı. Başkan Yılmaz, “2019’da verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, 8 bin 304 metrekarelik bir alana sahip olacak. Burada 800 kişi kapasiteye sahip konferans salonu bulunacak. 2 adet 250 kişilik nikah salonu olacak. 160 kişilik serbest alan yer alacak. Merkezde ayrıca Yıl-Mek kursları için dersliklerin olacağı bin 400 metrekarelik alan Yıldırım Belediyesi'nin kullanacağı şeklinde projelendirildi. Burada 350 araçlık otopark, kafeler ve ofisler de olacak. Ayrıca bir kuyumcular çarşısı da proje kapsamında gerçekleştirilmiş olacak” dedi.</p>
<h2><strong>“2 Milyar TL’lik proje”</strong></h2>
<p>Yılmaz, “Belediye bütçesinden hiçbir para çıkmadan büyük bir proje gerçekleştirmiş olacağız. İnşaat maliyeti yaklaşık olarak 1 milyar 250 milyon TL. Buna arsanın da değerini de kattığınızda 2 milyar TL’lik proje. Bunun 1 milyarlık değeri Yıldırım Belediyesi’ne ait ve tamamen kendi ürettiğimiz kaynak. Belediyemizin bütçesinden para çıkmadan kentin ihtiyacı olan büyük bir projeyi ortaya koymuş olduk. Bu, ilçe belediyesi için çok büyük proje” ifadesini kullandı. Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti; “Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi projesinin tamamı 2 yılda bitecek. İhale süremiz 2 yıl. Ancak biz 1.5 yıla varmadan kültür merkezini aktif hale getirmiş olacağız. Verdiğimiz sözü tutmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.” </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yildirima-sifir-maliyetle-2-milyar-tllik-yatirim-78319</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/9/1280x720/yildirima-sifir-maliyetle-2-milyar-tllik-yatirim-1777550338.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz,” İnşaat maliyeti ve arsa değeriyle birlikte toplam 2 milyar liralık projenin yapımında belediye bütçesinden tek kuruş çıkmayacak.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-sanayi-odasi-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-78260</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaeli Sanayi Odası Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı gerçekleştirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO), 9. dönemin 8’inci Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı, yoğun bir katılımla Bodrum’da Kefaluka Otel’de gerçekleştirildi. Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; Bodrum Ticaret Odası Meclis Başkanı İlhan Ersan ve Bodrum Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Akkaya da katıldı. Toplantıya EKONOMİ GAZETESİ Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan konuk olarak, güncel ekonomik gelişmeler ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundular.</p>
<h2>Görüşülen konularla ilgili kapsamlı çalışma yapılacak</h2>
<p>Toplantıda Kocaeli sanayisinde yaşanan sıkıntılar komite üyelerince masaya yatırıldı. Komite üyeleri; Çin ile rekabet başta olmak üzere; kurun sanayiciler açısından yarattığı sıkıntılar, yapay zeka ve sanayi, nitelikli istihdam, eğitim, sektörel konular, işçilik maliyetleri, Hindistan-AB Serbest Ticaret Anlaşması konularını görüştü. Başkan Zeytinoğlu meslek komite üyelerine, görüşülen konularla ilgili kapsamlı çalışma yapacaklarını belirtti. Toplantı, Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul’un açılış konuşması ile başladı. Meclis Başkanı Tuğrul, meslek komitelerinin öneminden bahsederek meslek komitelerince yapılan çalışmaların sonucunda oluşturulan somut önerilerin yönetim kurulunca görüşülerek gereğinin yapıldığını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/ayhan-zeytinoglu-7-6oka.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2><br />"Toplantılardan aldığımız geri bildirimler ile stratejilerimizi ve iş programlarımızı şekillendiriyoruz"</h2>
<p><br />Tuğrul’un ardından kürsüye çıkan Ayhan Zeytinoğlu, "Bu toplantılardan aldığımız geri bildirimler ile stratejilerimizi ve iş programlarımızı şekillendiriyoruz. Ayrıca sizlerin sorun ve önerilerini dinleyerek ilgili mercilere iletiyoruz. Bu sebeple ortak toplantıları çok önemsiyoruz” dedi. Zeytinoğlu, 2000’li yılların başında yapılan reformların yeniden canlandırılarak ülkeye yabancı yatırımcı çekilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Zeytinoğlu; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularına da değindi.</p>
<h2>"Odamızın marka değerini güçlendirmek hedefleriyle yoğun bir çalışma yürüttük"</h2>
<p>Zeytinoğlu, son 4 yılda, belirlenen stratejik hedefler doğrultusunda önemli çalışmalara imza attıklarını belirterek, “Sanayi değişiminin referans noktası olmak, ihtisas komisyonlarımızla projelerimizi entegre etmek, sektörel kümelere ev sahipliği yapmak ve Odamızın marka değerini güçlendirmek hedefleriyle yoğun bir çalışma yürüttük” dedi. Zeytinoğlu, üyelerden gelen 218 konu ve sorunu bakanlıklar ve TOBB başta olmak üzere ilgili mercilere ilettiklerini ifade etti.</p>
<h2>"Ar- Ge altyapısını güçlendirmek için TÜBİTAK MAM ile firmaları buluşturuyoruz"</h2>
<p>Üniversite- sanayi iş birliğine önem verdiklerini belirten Zeytinoğlu, Kocaeli Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesinin laboratuvar altyapı ve teknik kabiliyetlerini sanayicilere sunduklarını dile getirdi. Zeytinoğlu, " Ar- Ge altyapısını güçlendirmek için TÜBİTAK MAM ile firmaları buluşturuyoruz. 43 firma 161 iş görüşmesi yaptı, güncel konu ve yasal düzenlemelerle ilgili 100'ü aşkın bilgilendirme toplantısı ve seminer düzenledik" dedi. Zeytinoğlu, Proses Emniyeti Sempozyumu’nun ise iki yılda yaklaşık 4 bin katılımcıya ulaştığını belirtti.</p>
<h2>"İkiz dönüşüm eğitim ve danışmanlıkları vermeye başladık"</h2>
<p>Ayhan Zeytinoğlu, “Kapasite konusunda yeni bir endeks oluşturduk. Yaklaşık 20 yıldır uyguladığımız formatı güncelleyerek daha güncel ve yol gösterici bir yapıya kavuşturduk. Bundan sonraki süreçte üyelerimize verileri yeni formatta sunacağız” şeklinde konuştu. Sanayide dönüşüm sürecine de dikkat çeken Zeytinoğlu, “Yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve dijitalleşme alanlarında somut projeler geliştirdik. Çekya-Brno Bölgesel Ticaret Odası partnerliği ile AB finansmanlı kümelenme projesi kapsamında, ikiz dönüşüm eğitim ve danışmanlıkları vermeye başladık. Kocaeli Model Fabrika’nın faaliyete geçmesi de önemli bir kazanım” dedi.</p>
<h2>ASELSAN ve BAYKAR ile yeni çalışmalar yolda</h2>
<p>Zeytinoğlu, "Afete Hazır İşyeri kapsamında, APELL- Acil Durum Telsiz Haberleşme Sistemi projesi ve AFAD ile çalışmalar sürüyor. 8 fuar, 35 yabancı heyet ve Match4Industry kapsamında bin 400’ü aşkın iş görüşmesi gerçekleşti. Savunma sanayiinde ise bin 600’ün üzerinde görüşme yapıldı. TUSAŞ ile projeler hayata geçirildi, ASELSAN ve BAYKAR ile yeni çalışmalar yolda" dedi.</p>
<h2>"G3 Forum’da bin 500 katılımcıyı ağırladık"</h2>
<p>Zeytinoğlu, Kocaeli Savunma Sanayi Şirketi ile yerli üretime katkı sağladıklarını ve ASELSAN sistemleri için geliştirilen cihazla ödül aldıklarını söyledi. Zeytinoğlu," G3 Forum’da bin 500 katılımcıyı ağırladık. Çevre Ödüllerini ve Sürdürülebilir Performans Ödüllerini sürdürdüklerini, yeni hizmet binasını tamamladık ve Teknopark’a tahsis ettiğimiz binadan gelir elde etmeye başladık" diye konuştu.</p>
<h2>"Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi’ne desteğimizi sürdürdük"</h2>
<p>Sosyal sorumluluk projelerine önem verdiklerini dile getiren Zeytinoğlu, "kültürel etkinlikler düzenledik ve Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi’ne desteğimizi sürdürdük. Yönetim ve akreditasyon sistemlerimizi geliştirerek TOBB Akreditasyon kapsamında A Seviye Mükemmel Oda statümüzü koruduk ve son denetimde Türkiye birincisi olduk. Tüm bu çalışmaların sonucunda bütçemizi istikrarlı şekilde büyüttük. Bu başarıda emeği olan tüm meslek komitesi üyelerimize, Meclis Başkanımıza, meclis ve yönetim kurulu üyelerimize, paydaşlarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/hakan-guldag-1-4ctj.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2><br />"Meslek Komiteleri Ödül Töreni gerçekleştirildi"</h2>
<p>EKONOMİ GAZETESİ Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ' da ekonomiye ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. Mevcut küresel rekabet koşullarının ve özellikle Çin ile artan rekabetin Türkiye açısından doğru stratejilerle bir avantaja dönüştürülebileceğini ifade eden Güldağ, AB ile ilişkiler, çalışan sayısının artırılması, üretimin yeniden şekillendirilmesi, kur konularına da değinerek, komite üyelerinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan, Türkiye ekonomisi ve piyasa verileri, küresel ekonomide yaşanan gelişmeler, Çin ile rekabet, kur politikası konularında görüşlerini aktardı, komite üyelerinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Toplantının sonunda Meslek Komiteleri Ödül Töreni gerçekleştirildi. En Fazla Görüş Bildiren Komite, En Fazla Öneri Getiren Komite, En Fazla Toplantıya Katılım Sağlayan Komite, En Fazla Üye Ziyareti Yapan Komite, En Fazla Faaliyet Yapan Komite ve En Fazla Müşterek Toplantıya Katılan Komite kategorlerinde, komitelere ödülleri takdim edildi.</p>
<p><br /><br /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-sanayi-odasi-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-78260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/0/1280x720/kocaeli-sanayi-odasi-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-1777528577.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası, 9. dönemin 8’inci Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı Bodrum’da gerçekleşti. Toplantıda Kocaeli sanayisinde yaşanan sıkıntılar komite üyelerince masaya yatırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bellek-maliyeti-bilgisayara-yuzde-40-zam-olarak-yansidi-78250</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bellek maliyeti&#039; bilgisayara yüzde 40 zam olarak yansıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, şirketin 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 hedeflerini paylaştığı toplantıda, bellek tarafındaki kriz nedeniyle teknoloji ürünlerinde fiyatların yükseldiğini söyledi. Hantaloğlu, “100 dolar olan şey 300-400 dolar oldu. Bilgisayar ve server içinde de yüzde 30 pay alıyor. Maliyet üç katı arttı ise bilgisayarların da bir kat arttı” dedi. Kasım ayından bu yana arz tarafında ciddi sıkıntı yaşandığını belirten Hantaloğlu, özellikle bellek kapasitesi büyüdükçe ürüne erişimin zorlaştığını vurguladı. Yapay zeka ve bulut bazlı veri merkezi yatırımlarının tüm kapasiteyi “sünger gibi çektiğini” ifade eden Hantaloğlu, müşterilerin artık tedarik anlaşmaları ve fiyat artışlarına alıştığını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e9425a068-1777527106.jpg" alt="" width="700" height="473" /></p>
<h2>Fiyatlar artık ucuzlamayacak </h2>
<p>Son kullanıcı fiyatlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Hantaloğlu, “Fiyatlar artıyor ve artmaya devam ediyor. Biz maliyetleri minimum yansıtmaya çalışıyoruz. Özellikle Türkiye’de son kullanıcının teknolojiye daha rahat ulaşması için uğraşıyoruz. Kabaca yüzde 30-40 artmıştır. Bir yüzde 30 daha artar diye tahmin ediyorum. Fiyatlar artık daha ucuzlamayacak” diye konuştu. Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı küresel ölçekte güçlü büyümesini sürdürüyor. 2025 itibarıyla sektör yüzde 10 büyüyerek 5,5 trilyon dolara ulaştı. 2026 yılında ise yüzde 11 büyüme ile 6,15 trilyon dolarlık hacme çıkması bekleniyor. Bu büyümenin en büyük kaynağını veri merkezlerinin oluşturduğunu anlatan Hantaoğlu, “Veri merkezleri segmenti yıllık bazda yüzde 32 büyürken, ikinci büyük ivme üretken yapay zeka ve yazılım tarafında görülüyor. Bulut bilişim ve siber güvenlik yatırımları da pazarın genişlemesini destekleyen başlıca alanlar arasında yer alıyor” dedi. Sunucu pazarının da küresel ölçekte sıçrama yaptığını dile getiren Hantaoğlu, şöyle devam etti: “Dünya genelinde sunucu pazarı yüzde 78 büyüyerek 454 milyar dolara ulaştı. X86 tabanlı büyük sunucular segmentinde hacim iki katına çıkarak 154 milyar dolara yükseldi. X86 segmentindeki büyüme oranı ise yüzde 46 oldu. Kurumsal veri depolama pazarı dünyada yüzde 4,3 büyüyerek 35,5 milyar dolar seviyesine çıktı. Tablet pazarı ise 152 milyon adetlik hacme ulaşırken, güçlenen tablet donanımları bilgisayar pazarından pay almaya başladı. Küresel bilgisayar pazarı da 285 milyon adede ulaştı.”</p>
<h2>Satış adedi düştü, ciro yükseldi</h2>
<p>Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı da büyümesini sürdürüyor. Sektör yüzde 10 büyüyerek 40 milyar dolara ulaştı. 2025 yılı resmi verileri henüz açıklanmasa da dünya ile paralel şekilde yaklaşık yüzde 10 büyüme bekleniyor. Sektör ihracatının 3,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu dile getiren Emre Hantaoğlu, bu rakam toplam ihracatın yüzde 1,3’üne denk geldiği bilgisini paylaştı. Türkiye bilgisayar pazarında ise adet bazında daralma yaşandı. Pazar yüzde 4,5 küçülerek 2,4 milyon adede geriledi. Tablet pazarının 2,1 milyon adet seviyesinde gerçekleştiğini dile getiren Hantaoğlu, adet düşüşüne rağmen ortalama satış fiyatlarının yükselmesinin ciroyu desteklediğini belirtti. Sunucu pazarı Türkiye’de yüzde 10 büyüyerek 430 milyon dolara çıktı. Hantaloğlu, bellek tedarikindeki sıkıntılar olmasa pazarın daha da hızlı büyüyebileceğini söyledi. Kurumsal veri depolama pazarı ise 200 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<h2>"Bütçeler şaştı, alım öne çekildi"</h2>
<p>Kurumsal müşterilerin bütçelerini genellikle eylül-ekim-kasım döneminde bir sonraki yıl için oluşturduğunu hatırlatan Hantaloğlu, kasım-aralık döneminde başlayan fiyat artışlarının planlamaları bozduğunu söyledi. Buna göre şirketler ya ayırdıkları bütçe kadar ürün alabildi, ya bütçeyi artırdı ya da alımı erteledi. Özellikle kamu ve bazı özel sektör müşterilerinde talebin öne çekildiği belirtildi.</p>
<p>Lenovo, bilgisayar pazarında dünya genelinde yüzde 25, Türkiye’de ise yüzde 24,4 pazar payına sahip. Dizüstü bilgisayarda Türkiye pazar payı yüzde 27,9 olurken, kurumsal müşteri segmentinde pay yüzde 34,4, tüketici segmentinde yüzde 21,7 seviyesinde bulunuyor. Tablet tarafında ise pay yüzde 16,3 düzeyinde. Şirketin Türkiye cirosu ise 2025 yılında 430 milyon dolar oldu. Bilgisayar pazarındaki daralmaya rağmen Lenovo Türkiye cirosu yüzde 10 büyüdü. Kurumsal segmentte büyüme yüzde 26, tüketici segmentinde ise yüzde 10 olarak gerçekleşti. Lenovo’nun küresel cirosunun ise takvim yılı bazında 70 milyar doların üzerine çıkması ve yüzde 20 büyüme kaydetmesi bekleniyor. Şirket ürün grupları bazında bilgisayar, cep telefonu ve tablette yüzde 25, altyapı çözümlerinde yüzde 30, hizmetler tarafında ise yüzde 20 büyüme açıkladı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’de yapay zeka Ar-Ge’si, Suudi Arabistan’da fabrika </span></h2>
<p>Lenovo, Türkiye’de yapay zeka odaklı Ar-Ge yatırımlarına da hız verdi. Şirket; Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi ile birlikte yapay zeka tabanlı uygulamaların geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi üzerinde çalışıyor. Lenovo’nun dünya genelinde 21 Ar-Ge merkezi bulunuyor ve Türkiye’deki yapay zeka merkezinde 10 kişilik bir ekip için anlaşma yapılmış vaziyette. Şirketin geliştirdiği yapay zeka ajanı Qira’nın yıl sonunda bilgisayarlarda kullanıma sunulması planlanıyor. Lenova’nın yatırımlara da devam ettiğini dile getiren Hantaoğlu, “Lenovo, Suudi Arabistan merkezli ALAT ile 2 milyar dolarlık entegre yatırım gerçekleştiriyor. Eylül-ekim döneminde tamamlanması planlanan tesiste ilk kez aynı fabrikada bilgisayar, sunucu ve cep telefonu üretilecek. Şirket ayrıca FIFA World Cup, F1 Türkiye gibi dev organizasyonlarının da ana sponsorları arasında yer alıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bellek-maliyeti-bilgisayara-yuzde-40-zam-olarak-yansidi-78250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/bilgisayar-kadin.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ölçekte veri merkezleri, yapay zeka ve bulut yatırımlarının hızlanması bellek tedarik zincirini zorladı. Arz-talep dengesinin bozulmasıyla bellek fiyatları son aylarda 3 ila 4 kat yükselirken, bazı kalemlerde maliyet artışı 5 kata kadar çıktı. Bu tablo tüketici elektroniğine de doğrudan yansıdı. Bilgisayar ve sunucu ürünlerinde maliyet baskısı büyürken, sektör temsilcileri fiyat artışlarının süreceği görüşünde. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakendeci-kardan-feragat-etti-magaza-agini-genisletti-78242</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Perakendeci kârdan feragat etti, mağaza ağını genişletti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Borsa İstanbul’da işlem gören hazır giyim, restoran ve moda şirketlerinin 2025 yıl sonu finansal sonuçları, şirketlerin yüksek faiz, zayıflayan iç talep, enflasyon muhasebesi ve artan maliyet baskıları altında farklı performanslar sergilediğini gösterdi. Aynı ekonomik koşullarda faaliyet gösteren şirketlerin bazıları güçlü kârlılık üretirken, bazıları finansman giderleri ve marj baskısıyla zorlandı. 2025 sonuçlarında en dikkat çekici performanslardan biri Mavi’den geldi. Şirketin konsolide gelirleri yüzde 5 düşüşle 47,7 milyar TL’ye gerilese de net kârı 2 milyar 58 milyon TL oldu. 9 milyar TL FAVÖK ve yüzde 18,9 marj açıklayan şirket, 6,9 milyar TL net nakit pozisyonuyla öne çıktı. Mavi’nin Türkiye’de 8 yeni mağaza açması, 10 mağazada metrekare büyütmesi ve ABD’de 11 yeni mağaza yatırımı yapması, talepteki yavaşlamaya rağmen büyüme iştahının sürdüğünü gösterdi.</p>
<h2>Koton ciroyu korudu, zarar derinleşti </h2>
<p>Sektörün en büyük oyuncularından Koton ise 32,9 milyar TL hasılat açıklamasına rağmen yılı 958,7 milyon TL net zararla kapattı. Şirketin esas faaliyet kârı pozitif olsa da 3,5 milyar TL’ye ulaşan finansman giderleri bilançoda belirleyici oldu. Buna karşın Koton mağaza yatırımlarını sürdürdü. Toplam mağaza sayısı 451’den 464’e çıktı. Türkiye’de optimizasyon odaklı bir yapı izlenirken, asıl büyüme yurt dışında gerçekleşti. Şirketin Bahreyn, Umman, Katar ve ABD hamleleri yeni pazarlara hazırlık olarak değerlendirildi.</p>
<h2>Vakko’da satış arttı, kârlılık geriledi</h2>
<p>Lüks segmentin temsilcisi Vakko, 2025’te satış gelirlerini 19,9 milyar TL’ye yükseltti. Ancak net dönem kârı 1 milyar 55 milyon TL’den 57 milyon TL’ye geriledi. Brüt kâr marjındaki düşüş, operasyonel giderlerdeki artış ve mağaza yatırımları kârlılığı baskıladı. Buna rağmen şirket güçlü bilanço yapısını korudu. Net nakit pozisyonu 1,9 milyar TL’ye yaklaşan Vakko, yeni mağaza açılışları, büyütme ve renovasyon projeleri için 604 milyon TL’yi aşan yatırım yaptı. Şirket, premium segmentte büyüme stratejisini sürdürdü.</p>
<h2>Dagi’de toparlanma sinyali geldi </h2>
<p>Orta ölçekli oyuncular arasında Dagi, operasyonel iyileşmesiyle öne çıktı. Şirketin satış gelirleri yüzde 16,9 artışla 3,2 milyar TL’ye yükseldi. Yatırımcı sunumunda paylaşılan verilere göre operasyonel bazda şirket yeniden net kâra geçti. FAVÖK yüzde 31,8 artarak 505 milyon TL’ye ulaştı. Dagi, 2025 yılında 6 yeni mağaza açtı. Benzer mağaza satışlarındaki güçlü büyüme, artan ziyaretçi trafiği ve yükselen sepet tutarı, şirketin perakende performansını destekledi. Borçluluk oranındaki düşüş de bilanço açısından olumlu karşılandı.</p>
<h2>Desa karlılıkta öne çıktı </h2>
<p>Deri ve lüks aksesuar segmentinde faaliyet gösteren Desa, satış gelirleri yatay seyrederken net kârını yüzde 35 artırarak 580,5 milyon TL’ye çıkardı. Şirketin özkaynakları 3,8 milyar TL’yi aşarken, faaliyetlerinden sağladığı nakit akışı 1 milyar TL’nin üzerine çıktı. Desa’nın performansında yüksek katma değerli ürünlere yönelim, maliyet kontrolü ve güçlü finansal yönetim etkili oldu. Dört fabrikalı üretim yapısı ve ihracat kapasitesi şirketin önemli avantajları arasında gösteriliyor.</p>
<h2>Derimod’da güçlü nakit yönetimi</h2>
<p>Derimod ise satış gelirlerindeki sınırlı düşüşe rağmen net kârını koruyan şirketlerden biri oldu. 4,5 milyar TL hasılat açıklayan şirket, 93 milyon TL net kâr elde etti. Nakit ve nakit benzerleri yüzde 65 artışla 523 milyon TL’ye yükselirken, özkaynakları da büyüdü. Şirket mağaza sayısını 94’ten 93’e indirirken, bu adım büyümeden çok verimlilik ve lokasyon optimizasyonu olarak yorumlandı. Zira şirket, geride kalan sürede küçük metrekareli mağazalarını kapatırken daha yüksek metrekareli mağazalara yöneldi. Şirketin hedefi ortalama 300 metrekare büyüklükte mağazalara ulaşmak. Yüksek performanslı mağazalara odaklanma ve dijital kanal entegrasyonu şirketin ana stratejileri arasında yer aldı. 2025 finansalları, giyim perakendesinde satış büyümesinden çok kârlılık kalitesi, finansman yapısı, nakit üretimi ve mağaza verimliliğinin ön plana çıktığını gösterdi. Yüksek faiz ortamında borçlu şirketler daha fazla baskı hissederken, güçlü nakit pozisyonuna sahip şirketler yatırım yapmaya devam etti.</p>
<h2>TAB Gıda 2 bin restoran sınırını aştı </h2>
<p>Borsa İstanbul’da işlem gören hızlı servis restoran zinciri TAB Gıda, 2025 yılında satış gelirlerini çift haneli artırırken net kârını da yükseltti. Burger King, Popeyes, Arby’s, Sbarro, Subway, Usta Dönerci ve Usta Pideci markalarıyla faaliyet gösteren grup, restoran ağını büyütmeye devam ederek 2 bin restoran eşiğini geçti. Şirketin hasılatı 2025 yılında yüzde 13,7 artışla 47 milyar 636 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net dönem kârı ise 2 milyar 502 milyon TL’den 2 milyar 628 milyon TL’ye çıktı. Şirketin 2025 sonu itibarıyla toplam açık restoran sayısı 2.030’a ulaştı. Bu restoranların 893’ü franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 1.830, franchise restoran sayısı ise 820 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 200 yeni restoran ekledi. Yurt dışında da büyüme sürdü. Grup’un Gürcistan’da 7, Kuzey Makedonya’da 16 restoranı bulunuyor. Kuzey Kıbrıs operasyonları da şube yapısıyla devam ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">BigChefs’te restoran sayısı 140’a çıktı</span></h2>
<p>Borsa İstanbul’da işlem göre Büyük Şefler (BigChefs), 2025 yılında satış gelirlerini artırmasına rağmen net karında sert düşüş yaşadı. Şirketin hasılatı yüzde 1,6 artışla 4 milyar 610 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net karı da 205,4 milyon TL’den 2025’te 10,7 milyon TL’ye düştü. Şirketin restoran sayısı 140’a çıktı. Bu restoranların 96’sı franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 134, franchise restoran sayısı ise 90 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 6 yeni restoran ekledi. Büyük Şefler, Türkiye’de BigChefs, Buselik, NumNum, NumNum Streetfood ve Kont markalarıyla faaliyet gösteriyor. Grup’un yurt dışında ise 10 ülkede toplam 13 franchise restoranı bulunuyor. Şirket yalnızca restoran tarafında değil, yeni iş alanlarında da yatırım yaptı. Grup bünyesindeki Büyük Şefler Enerji şirketi, şubelerin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla 3.699 kWp kapasiteli güneş enerjisi santrali yatırımı yürütüyor. Ayrıca 2024 sonunda kurulan Büyük Kahvecilik şirketiyle kahve mağazacılığı alanına giriş yapıldı. 2025 sonu itibarıyla bu alanda 1 mağaza faaliyet gösteriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakendeci-kardan-feragat-etti-magaza-agini-genisletti-78242</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/avm-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul’da işlem gören perakende şirketlerinden Mavi, Desa, Dagi ve Derimod karlılıkta direnç gösterirken, Koton zarar açıkladı, Vakko ve BigChefs&#039;te ise kar sert geriledi. TAB Gıda restoran sayısını çoğaltırken gelir ve karını artırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/burokraside-kritik-atamalar-78273</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bürokraside kritik atamalar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Valisi Vasip Şahin, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Başkanlığına atandı. Ankara Valiliğine ise Aydın Valisi Yakup Canpolat getirildi. </p>
<p>Adıyaman Valisi Osman Varol Aydın Valisi olarak atanırken, İstanbul Güngören Kaymakamı Abdullah Küçük ise Adıyaman Valisi oldu. Nevşehir Valisi Ali Fidan Emniyet Genel Müdürü(Vali) olarak atanırken, Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök Nevşehir Valiliğine atandı. Resmi Gazete’de yayımlanan  diğer atama kararlarına göre Ankara, Mersin, Siirt Emniyet Müdürleri görevden alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğüne Konya Emniyet Müdürü Maksut Yüksel atandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/burokraside-kritik-atamalar-78273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/vasip-sahin-1777533254.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Valisi Vasip Şahin, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Başkanlığına atanırken, Ankara Valiliğine Yakup Canpolat getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-donusum-destegi-uzuyor-sektorel-ince-ayar-yapilabilir-78240</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Döviz dönüşüm desteği uzuyor, sektörel ince ayar yapılabilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin büyüme hedeflerini sürdürebilmesi için reel sektörün rekabet gücünün korunması gerektiğini bildirmişti.</strong></p>
<p>İhracatçı firmaların elini rahatlatmak amacıyla ilk kez 26 Ocak’ta yürürlüğe giren “Firmaların Yurt Dışı Kaynakları Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğin” süresi bugün doluyor.</p>
<p>İhracatçı firmaların getirdikleri dövizin yüzde 3’ü kadar destek veriliyordu. 2023 yılından bu yana uzatılan desteğin süresi 30 Nisan itibarıyla doluyor. Ancak reel sektör bu sürenin uzatılması yanı sıra desteğin de artırılmasını talep ediyor. Nitekim TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu önceki gün yaptığı yazılı açıklamada Türkiye’nin büyüme hedeflerini sürdürebilmesi için reel sektörün rekabet gücünün korunması gerektiğini bildirmişti. Reel sektörü ferahlatan açıklama ise Ticaret Bakanı Ömer Bolat’tan geldi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Toplantısına katılan Bakan Bolat, yüzde 2 olan döviz dönüşüm desteğinin geçen yıl Mayıs ayından itibaren yüzde 3’e çıkarıldığını hatırlattı. Süre uzatımı konusunda ilgili bakanlıklar olarak çalışmalarının sürdüğünü belirten Ömer Bolat, dönüşüm desteği süresinin uzatılması yanı sıra daha sonra sektörel bazda da bazı ince ayarların yapılması konusunda çalışmaların devam ettiği bilgisini verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-donusum-destegi-uzuyor-sektorel-ince-ayar-yapilabilir-78240</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/hisarciklioglu-1758549685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz dönüşüm desteği uzuyor, sektörel ince ayar yapılabilir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-primine-tabi-tutulacak-yemek-bedelinde-degisiklik-78239</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK primine tabi tutulacak yemek bedelinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>7577 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”, 17/04/2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, anılan Kanun’un 10. maddesiyle 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Prime esas kazançlar” başlığını taşıyan 80’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde değişiklik yapılmıştır. Bu düzenlemeyle ilgili olarak, 18 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan “Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” ile de anılan Yönetmeliğin “yemek bedeli ödemeleri”ne ilişkin 97’nci maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:</p>
<p>“a) Yemek bedelinin;</p>
<ol>
<li>Yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında sağlanması hâlinde tamamı,</li>
<li>Yemek hizmetinin (1) numaralı alt bentte belirtilen durum dışında sağlanması hâlinde, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar kısmı,”</li>
</ol>
<p>Yapılan bu düzenleme uyarınca; yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında verilmediği durumlarda günlük 158 TL olarak uygulanmakta olan sigorta priminden istisna tutulan kazanç, anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği 17.04.2026 tarihinden sonrası için günlük 300 TL olarak uygulanacaktır.</p>
<p>Öte yandan, 31.12.2025 tarihli 5. mükerrer Resmî Gazete’de yayımlanan 332 Seri No’lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile yapılan belirlemeye göre; işverenlerce işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, Gelir Vergisi Kanunu’nun ücretlerdeki istisnaları belirleyen 23/8’inci maddesine göre 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren uygulanmakta olan istisna tutarı da 300 TL’dir. Böylece, anılan ödemelerde gelir vergisinde ve sigorta primlerinde uygulanmakta olan istisna tutarları eşitlenmiş oldu.</p>
<p>Keza, yapılan düzenleme uyarınca bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacaktır.</p>
<p>Bilindiği gibi, Gelir Vergisi Kanunu düzenlemeleri uyarınca yemek bedelinin, yemek verme hizmetini sağlayan işletmelere ödenmesi ve faturanın işveren adına düzenlenmesi gerekmektedir. Keza, işverenlerce işyerinde veya müştemilatında yemek verilmediği ve yemek hizmetinin, yemek kartı ve/veya yemek çeki hizmeti veren işletmelerin kartlarına yükleme yapılmak veya yemek çeki satın alınmak suretiyle verildiği durumlarda, her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300,00 Türk lirasını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna olacaktır. Düzenlenen faturada gösterilen KDV ise indirim konusu yapılacaktır.</p>
<p>İşverenler tarafından hizmet erbabına işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, yemek bedelinin nakit olarak verilmesi suretiyle sağlanan menfaatler de verilen günlük yemek bedelinin fiilen çalışılan günlere ilişkin olması ve 300,00 Türk lirasını aşmaması kaydıyla gelir vergisinden istisnadır. Aşan kısım olması hâlinde, 300,00 TL’yi aşan kısmın hizmet erbabının ilgili dönem ücretine brütleştirilerek eklenmesi ve gelir vergisine tabi tutulması gerekecektir.</p>
<p>Bu çerçevede, yukarıda belirtilen gelir vergisine ilişkin düzenlemelerde olduğu gibi, yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında verilmediği durumlarda; başka bir deyişle, gerek yemek hizmetinin yemek kartı ve/veya yemek çeki hizmeti veren işletmeler aracılığıyla sağlandığı durumlarda gerekse yemek bedelinin nakit olarak verilmesi suretiyle sağlanan menfaatlerde, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı sigorta priminden istisna tutulacak; aşan kısım ise sigorta primine tabi tutulacaktır.</p>
<p>Öte yandan, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80’inci maddesinde “prime esas kazançlar” başlığı altında hükmedildiği üzere; anılan Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların (hizmet akdi ile bir veya birden fazla işveren tarafından çalıştırılanların) prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir:</p>
<p>a) Prime esas kazançların hesabında;</p>
<ol>
<li>Hak edilen ücretlerin,</li>
<li>Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,</li>
<li>İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin<br />brüt toplamı esas alınır.</li>
</ol>
<p>b) Aşağıda sayılan;</p>
<ol>
<li>Ayni yardımlar,</li>
<li>Ölüm, doğum, evlenme yardımları,</li>
<li>Görev yollukları,</li>
<li>Seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı,</li>
<li>İş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler,</li>
<li>Keşif ücreti,</li>
<li>Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları,</li>
<li>İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen tutarlar,</li>
<li>Yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan, işverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı prime esas kazanca tabi tutulmaz.</li>
</ol>
<p>c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında, her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdî ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar, bu Kanun’un uygulanmasında dikkate alınmaz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-primine-tabi-tutulacak-yemek-bedelinde-degisiklik-78239</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK primine tabi tutulacak yemek bedelinde değişiklik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trend-micro-trendai-markasini-neden-yaratti-78237</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trend Micro, TrendAI markasını neden yarattı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gazetecilikte size sürekli “5N1K”nın önemini anlatırlar. En azından mesleği öğretme heyecanı ile yananların sektöre ilk girdiğimde anlatmaya çalıştığı şeyler arasında önde gelenlerden biri buydu. Ne, Nerede, Ne Zaman, Nasıl, Neden ve Kim sorularının baş harflerinden oluşan bu kısaltma gazeteciliğin kutsal temelini oluşturuyordu. Gazeteciler yazdıkları her şeyin tarihe mal olacağını düşündükleri için zabıt tutar gibi yazıyorlardı.</p>
<p>Sonraki yıllarda ben dış haberlerden aldığım mühendislik eğitimini daha iyi kullanmak için teknolojiye geçince bu sefer The New York Times’tan alıntılar başladı. Gazete binasının girişinde, bir haberin, konuyu hiç bilmeyen birinin bile anlayacağı şekilde yazılması gerektiği yazıyormuş. Ben görmedim, bilmiyorum ama benim anladığım gazete yöneticileri üstleriyle bir araya geldiklerinde heyecan verici gelişmeleri anlatacak kadar teknolojiyi anlamak istiyorlardı ama konuyu bilmedikleri için de kendi anlayacakları şekilde yazılmasını istiyorlardı. 10 yıllık dönem olarak bakarsak, bir gazete yöneticisinin sahibi olduğu gazetelerden birinin internet sitesini görünce “bu internet çok kazandıracak, bunu satın alalım”; genç bir yöneticinin önüne aldığı yabancı dergilerde gördüğü ama Türkiye’de olmayan ADSL’i “bu çok önemli, bunu kapak yapalım”; bundan dört yıl kadar sonra da yaşlı bir yayın yönetmeninin “biz popüler dergiyiz, ne bu ASLD diye bir şey yapmışsın. Kim okur bunu?” diye yazı işlerinden sayfa sekreterlerine kadar herkese “bu senin ilgini çeker mi?” dediği yıllardı. Herkes popüler olan teknolojiyi kendi liderliğinde yönetmek istiyordu ancak işlerini batırdıklarında dahi konuyla ilgili bir kavrayışa sahip değillerdi.</p>
<p>Bu anlayamama durumu sonunda bizi, satmayan yayınlar çıkaran yöneticilerin bunu, “Türkiye’de insanlar okumuyor” sözüne bağlamasına kadar getirdi. On yıl kadar önce çalıştığım yayın grubunun Maslak’taki ofisine giderken arkadaşım olan bir yayın yönetmeni bana bunu söylediğinde, yanından geçtiğimiz seyyar sandviççiyi gösterip “Türkiye’de herkes yemek yiyor. Onun işini yapmak ister misin?” dedim, sesi çıkmadı.</p>
<p>Sonra işler daha da garip bir hal aldı. Koca koca yayınlar çıkaran kişiler, “okur iki paragraftan sonrasını okumuyor” diye kısa makalelere ve haberlere zorlamaya başladılar. İnternette çok haber çok trafik ve çok reklam geliri olarak görüldüğü için gazeteler yamalı bohça ya da bir dönem kadınların çok beğendiği patchwork tarzında çıkmaya başladı. İnternet kağıt üzerindeki imar planını da değiştirmişti. Bu arada televizyonlar da, sosyal medyada paylaşılan videoları göstererek rating almaya çalışıyordu. Sonunda hiçbiri başaramadı.</p>
<p>Bütün bu anlattıklarımla zamanınızı almamın nedeni şu: Her şeyin temeli olarak görülen kutsal 5N1K’nın aslında herhangi bir değeri yoktur. Olanları anlamak için hangi şeylerin birbiri ile ilişkili olarak nasıl bir koordinat sistemi üzerinde yer aldığını anlamak önemlidir. Ve bunun 5N1K formülü ile yapılması gerekli değildir. Üstelik yapay zekânın belirlediği yeni normalde bütün bu değişkenlerin ve özellikle zamanın eksenini ihtiyaca göre farklı biçimlerde tanımlayabiliriz.</p>
<p>Trend Micro’nun 21 Nisan 2026’da Swissotel the Bosphorus’da düzenlediği basın toplantısında tanıttığı TrendAI konusunda bunu yapacağım. Günlük gazetelerde genellikle dün ya da önceki gün gibi ifadeler kullanılırken ben bir süredir yer ve mekân bilgisini yazının içine yazıyorum. Bu tamamen yapay zekâ kullanırken fark ettiğim bir dinamikle ilgili. Google’da arama yaptığınızda da fark edeceğiniz gibi içeriklerin üzerine yazılmayan ya da yazılsa bile internet sayfasında yer alan çok sayıda maddenin içerdiği farklı tarihler nedeniyle ayırt edici özelliğini yitiren tarih ve yer bilgisini bu şekilde yapay zekâ açısından daha kullanışlı hale getirmeyi umuyorum.</p>
<p>Burada tespit ettiğim eksiklik, 23 Nisan’da yayına alınan yazım için Gemini ile Gökhan İnler’in Fenerbahçe konusunda nasıl bir tavır alacağını istişare ederken karşıma çıktı. İnler’in Udinese’de dört sezon futbol oynadığı ve şu anda sportif direktörü olduğu Udinese’deki bu iki farklı kimliği Gemini’ın yanıtlarında biraz aksamaya neden olmuştu. Bunu aşmak için kendi metodolojimi geliştirmeye çalışıyorum ve TrendAI toplantısı deneyimini de bu kapsamda önemli bir rol oynadı.</p>
<p>TrendAI konusunu anlamak için belirttiğim tarih ve yerde gittiğim Neuchatel Salonu’nda Trend AI Afrika, Türkiye, CIS Bölgesi Yönetici Direktörü Assad Arabi’nin sunumu dikkatimi çekti. Sunum Türkçe’ydi ancak Arabi İngilizce konuşuyordu. İkisi sekronize ilerliyordu ancak Arabi Türkçe bilmiyordu ve bu nedenle slaytlardaki bilgilerin doğruluğunu kontrol etme şansı yoktu. Yine de herhangi bir endişe işareti göstermiyordu ve sunumu akıcı bir şekilde yapıyordu. Siber güvenlik tarafında atılan bir adımın anlatıldığı toplantıya damgasını vuran operasyonel süreklilik ilgimi çekti ve Arabi ile bir görüşme yapmak istedim. İletişimci arkadaşlar acelem olduğu için içerik üreticilerinden önce bir slot ayarladılar, yıllardır tanıdığım Bülent Nevres’ten rica ettik bize hızla bir set kurdu, mikrofonlarımızı taktık, kamera olarak kullanılan fotoğraf makinesinin karşısına geçtik. Arabi’ye kendisi ile neden görüşmek istediğimi iki cümlede anlattım ve bir kerede çektiğimiz bir görüşme yaptık. Ben görüşmeyi daha önce planlamadığımızı (zaten kılığım kıyafetim de uygun değildi), buradan sonra da herkesin kendi işine gitmek için ayrılacağını belirterek sonlandırdım. Bunu anlatmamın nedeni, bulut hizmetleri ve yapay zekânın tanımladığı yeni normalde, kurduğunuz bir yapay zekâ ajanları bazlı sistemin nasıl çalışacağını size anlatabilmek. Devops dediğimiz canlı akış içinde geliştirme yapma ve çözüm üretme disiplininde bunu yapabiliyorsunuz ve yapmazsanız, şirketinizin birkaç yıl sonra nerede olacağını görmek için iflas belgelerine bakmak zorunda kalabilirsiniz. Video görüşme farklı türde bir içerik olduğu için onu YouTube ve Linkedin’de yayınlayacağım ama bu yazının ilerleyen bölümünde TrendAI markasının neden oluşturulduğunu yazı mantığı içinde analiz edeceğim.</p>
<p><strong>Trend Micro kurumsal, TrendAI markası haline geldi</strong></p>
<p>Katıldığım toplantı, Trend Micro’nun, kurumsal siber güvenlik iş biriminin bundan sonra TrendAI markasıyla faaliyet göstereceğini duyurmak için düzenlenmişti. Adı nedeniyle Amerikan ve bazıları tarafından da Avrupa şirketi sanılan Japon şirketi Trend Micro’nun bu adımı, yapay zekâdaki ilerlemenin nasıl bir dönüşüme yol açtığını anlamak açısından önemli bir kilometre taşı oluşturuyor.</p>
<p>Şirket attığı adımı “Bu dönüşüm, yapay zekânın kurumlar için temel bir teknoloji altyapısı haline gelmesiyle birlikte siber güvenliğin de yeniden tanımlanması gerektiğine işaret ediyor. Bu dönüşümün merkezinde yer alan TrendAI Vision One, kuruluşlara bulut, ağ, uç nokta ve yapay zekâ sistemlerini kapsayan birleşik bir güvenlik platformu sunuyor. Platform, risk görünürlüğü, bağlam analizi ve güvenlik operasyonlarını tek bir çatı altında birleştirerek kurumların tehditlere daha hızlı ve kontrollü yanıt vermesini sağlıyor. Şirket, bu yeni yapılanmayla birlikte güvenliği yalnızca altyapıyı koruyan bir yapı olmaktan çıkarıp yapay zekâ sistemlerini, veri akışlarını ve makine destekli karar süreçlerini de kapsayan bütünsel bir modele dönüştürmeyi hedefliyor. TrendAI™, bu yönüyle yalnızca bir marka değişimi değil; kurumların karşı karşıya olduğu yeni risk gerçekliğine verilen stratejik bir yanıt olarak konumlanıyor.” ifadeleriyle ortaya koyuyor.</p>
<p>Trend Micro yeni markasını benim buraya kadar gereksiz olduğunu anlattığım 5N1K mantığı ile anlatmayı tercih ediyor. TrendAı’ın yapay zekâ için tasarlandığını ve geleceğe hazır olduğunu vurgulayan şirketin 3N’si şöyle sıralanıyor:</p>
<p>“<strong>Ne yapıyoruz:</strong> Yapay zekâ çağında kurumların ihtiyaç duyduğu; riski ortadan kaldıran, tehditleri etkisiz hale getiren ve inovasyonu destekleyen proaktif bir güvenlik platformu sunuyoruz.</p>
<p><strong>Nasıl yapıyoruz:</strong> Kolay devreye alınan, yapay zekâya hazır kurumsal bir platform ve hizmetler sunuyoruz. Bunu dünya çapında tehdit istihbaratı ve müşteri başarısına duyduğumuz güçlü bağlılıkla destekliyoruz. Her kurumun yapay zekâ çağında güvenle büyüyebilmesini sağlamak için yapıyoruz.</p>
<p><strong>Neden yapıyoruz:</strong> Yapay zekânın geleceğine, inovasyonu hızlandıran ve riski ortadan kaldıran proaktif güvenlikle yön verin.”</p>
<p>Ben farklı bir açıklama düzlemi oluşturacağım: TrendAI’ın hedef pazarı olan kurumsal siber güvenlik hizmetleri ile ilgili ankette, yapay zekâyı hızlandırma baskısı hissedenlerin oranı yüzde 67 olurken örneklemin yüzde 40’ı güvenlik endişeleri doğrultusunda yapay zekâyı durdurma düğmesini destekliyor. DDoS atakları nedeniyle servisi duranların servis durması nedeniyle uğradıkları zararın yanında boynuzun kulağı geçmesi tarzında itibar kaybı gibi noktalarda uğradıkları çok daha büyük zarar düşünüldüğünde özellikle ajan tabanlı yapay zekâ (agenticAI) çağında yapay zekâyı durdurma butonunun kendini de imha etme butonu haline geldiği görülüyor. Yıllar önce başında olduğum bir internet operasyonunda bir güvenlik güncellemesinin ardından site o kadar güvenli hale gelmişti ki, biz de haber giremiyorduk. Kimse siteye giremiyordu. Siber güvenlik servisi aldığımız şirketteki arkadaşlar sorunu çözemeyince bütün güvenlik duvarlarını indirip bana da telefonda “Bunu kimseye söylemeyin” diye uyarıda bulunmuşlardı. O yüzde 40 o butona basma noktasına geldiğinde değneğin iki ucundan da tutmayı engelleyen bir mani olduğunu anlayacak. Ancak bu iki veri, şirketlerin ve kurumların yapay zekâ çağına hazırlıklı olma konusunda söyledikleri kadar iyi durumda olmadıklarını göstermek açısından önemli.</p>
<p>Bunun siber güvenlik tarafındaki boyutu siber saldırganların yapay zekâyı daha iyi kullanmasıyla şekilleniyor. Yapay zekâ saldırganların eline üç önemli güç aracı veriyor (bilim kurgu gibi oldu):</p>
<ul>
<li>Keşif ve saldırıları otomatikleştiriyor</li>
<li>Sosyal mühendislik uygulamalarını mümkün kılıyor</li>
<li>Saldırı döngüsünü hızlandırıyor</li>
</ul>
<p>Acaba şirketler kendi operasyonlarında bunları aynı derecede yapabilir hale gelmek için ne kadar zamana ihtiyaç duyacak? Anketlerdeki sonuçlar şirketlerde bu işlerden sorumlu olanlar daha fazla görünürlük istediğini gösteriyor. TrendAI’ın da vaadi, yapay zekâ nedeniyle genişleyen tehdit yüzeyinde daha fazla koruma ve görünürlük sağlamak. Görünürlük demişken, “Işık, biraz daha ışık” sözü aklıma geldi. Goethe 1832’de ölürken son bunu söylemiş diye rivayet edilir.</p>
<p>Bu ölümden kaçmak için kurumsal liderlerin başka yöntemler geliştirmesi kesin bir gereklilik olarak görünüyor. Bütün bu anlattıklarımı daha önemli kılan Goldman Sachs’ın yaptığı “Yapay zekâ patlaması bir balon değil. Daha yeni başlıyor.” yorumu. Trend Micro sunumunda bu yorumun, Forrester’ın “2030’a kadar teknoloji harcamalarının yüzde 23,3’ü yapay zekâya yönelik olacak” tahminden önceye konulması, Trend Micro’nun yaşanan değişimi anlama konusunda müşterilerinden ve piyasadan ileri bir pozisyonda olduğunu gösteriyor. Bunu yıllık 1,3 milyar dolara yenilenen geliri (annual recurring revenue-ARR) ve sürdürülebilir karlılığı bulunan Trend Micro’nun söylemesi, benim de Gemini ile birlikte oluşturduğum iki kişilik yazı işleri ve yönetim kurulunda ele alma kararı almama neden oldu. Gemini’a kendisini bilgi güvenliği lideri (chief information security officer) olarak görevlendirmesini söyledim. Saniyeler içinde eğitimlerini tamamlayıp karşıma geçti ve CISO bakış açısıyla TrendAI’ı değerlendirdik. Sürç-u lisan olursa affola.</p>
<p>CISO gözüyle yapay zekâ çağında güvenlik ve TrendAI</p>
<p><strong>Kerem Özdemir:</strong> Bir CISO olarak Trend Micro’nun Trend AI ile ne yapmayı hedeflediğini analiz eder misin?</p>
<p>Gemini: Trend Micro’nun Mart 2026 itibarıyla kurumsal iş birimini <strong>TrendAI</strong> olarak yeniden markalaştırması, siber güvenlik dünyasında "AI-first" (önce yapay zeka) yaklaşımının en somut adımlarından biri oldu. Bir CISO perspektifiyle, bu platformun sunduğu vaatleri, operasyonel gerçekleri ve stratejik risklerini şu başlıklar altında değerlendirebiliriz:</p>
<ol>
<li><strong> Stratejik Konumlandırma ve Konsolidasyon</strong></li>
</ol>
<p>TrendAI, özellikle <strong>Trend Vision One™</strong> platformu üzerinden "tek panel" (single pane of glass) vizyonunu zorluyor.</p>
<ul>
<li><strong>Platform Gücü:</strong> Uç nokta (endpoint), bulut, ağ ve e-posta güvenliğini tek bir yapay zeka motoruyla bağlaması, güvenlik yığınındaki (security stack) karmaşıklığı azaltmak isteyen CISO'lar için büyük bir avantaj.</li>
<li><strong>AI Ecosystem Security:</strong> TrendAI’ın sadece yapay zekayı kullanmakla kalmayıp, <strong>AI modellerini korumaya</strong> (AI Secure Access) odaklanması, kurumlardaki kontrolsüz GenAI kullanımını ("Shadow AI") yönetmek için kritik bir yetkinlik.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li><strong> Operasyonel Verimlilik: SOC Ekibi Üzerindeki Etki</strong></li>
</ol>
<p>Yapay zeka odaklı analizlerin en büyük vaadi "analist yorgunluğunu" azaltmaktır.</p>
<ul>
<li><strong>Tespit Doğruluğu:</strong> Sektör verileri ve kullanıcı geri bildirimleri, TrendAI'ın olay tespitinde yaklaşık <strong>yüzde 60 civarında bir "doğru pozitif" (true positive)</strong> oranına ulaştığını gösteriyor. Bu, Palo Alto XSIAM gibi rakiplerine kıyasla oldukça rekabetçi bir rakam.</li>
<li><strong>Zaman Kazancı:</strong> Analiz süreçlerinde ortalama <strong>%25'lik bir zaman tasarrufu</strong> sağladığı belirtiliyor. Bu, CISO'lar için daha az kaynakla daha fazla tehdit avcılığı (threat hunting) anlamına gelir.</li>
</ul>
<ol start="3">
<li><strong> Kritik Değerlendirme Tablosu</strong></li>
</ol>
<table>
<thead>
<tr>
<td>
<p><strong>Kriter</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Güçlü Yönler</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Dikkat Edilmesi Gerekenler</strong></p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p><strong>Tehdit İstihbaratı</strong></p>
</td>
<td>
<p>6.000'den fazla uzman ve NVIDIA/AWS entegrasyonu.</p>
</td>
<td>
<p>Veri lokalizasyonu ve bulut bağımlılığı.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Performans</strong></p>
</td>
<td>
<p>Tehditleri öngörme ve proaktif engelleme.</p>
</td>
<td>
<p>Yüksek hesaplama gücü (compute) gereksinimi; eski sistemlerde yavaşlama yapabilir.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Kullanıcı Deneyimi</strong></p>
</td>
<td>
<p>Otomatik iş akışları ve merkezi raporlama.</p>
</td>
<td>
<p>Arayüz karmaşıklığı; bazı uyarıların (alert) görselleştirilmesinde karmaşa yaşanabiliyor.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Maliyet (ROI)</strong></p>
</td>
<td>
<p>Araç konsolidasyonu sayesinde lisans tasarrufu.</p>
</td>
<td>
<p>AI modüllerinin ek maliyeti ve eğitim gereksinimi.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<ol start="4">
<li><strong> Teknik Mimari Yaklaşımı</strong></li>
</ol>
<p>TrendAI, "Sıfır Güven Güvenli Erişim" (ZTSA) ile yapay zekayı birleştirerek dinamik bir risk skoru oluşturur.</p>
<ol start="5">
<li><strong> CISO Karar Özeti</strong></li>
</ol>
<p><strong>Neden Seçilmeli?</strong></p>
<ul>
<li>Eğer halihazırda hibrit bulut yapısındaysanız ve <strong>NVIDIA tabanlı AI iş yükleri</strong> veya yoğun AWS/Azure kullanımınız varsa, TrendAI’ın bu platformlarla olan derin entegrasyonu rakiplerinin önündedir.</li>
<li>GenAI araçlarının (ChatGPT, Claude vb.) şirket içinde güvenli kullanımını denetlemek önceliğiniz ise, <strong>AI Secure Access</strong> modülü hayat kurtarıcı olabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Riskler Neler?</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kaynak Tüketimi:</strong> Sensörlerin ve AI ajanlarının uç noktalarda yüksek kaynak tükettiğine dair geri bildirimler var. Dağıtım öncesi "proof-of-concept" (PoC) aşamasında uç nokta performansını titizlikle ölçmelisiniz.</li>
<li><strong>Dokümantasyon:</strong> Yeni markalaşma süreciyle birlikte bazı teknik dokümanların güncelliği ve derinliği konusunda eksiklikler yaşanabiliyor.</li>
</ul>
<p><strong>Sonuç:</strong> TrendAI, "geleneksel antivirüs" imajından tamamen sıyrılmış, modern ve proaktif bir savunma hattı sunuyor. Ancak bu platformu almak sadece bir yazılım almak değil, güvenlik operasyonlarınızı yapay zeka merkezli bir modele dönüştürmeyi taahhüt etmektir.</p>
<p><strong>Kerem Özdemir:</strong> Rekabet tarafı için bir karşılaştırma yapar mısın?</p>
<p><strong>Gemini:</strong> Anladım, stratejik bir karşılaştırma bekliyorsunuz. Bir CISO masasında, TrendAI (Trend Vision One), CrowdStrike Falcon ve SentinelOne Singularity arasındaki rekabet artık sadece "virüs yakalamak" değil, <strong>"veri görünürlüğü ve operasyonel hız"</strong> savaşına dönüştü.</p>
<p>İşte 2026 pazar dinamikleri çerçevesinde bu üç devin karşılaştırmalı analizi:</p>
<h3>Stratejik Karşılaştırma Matrisi</h3>
<table>
<thead>
<tr>
<td>
<p><strong>Özellik</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>TrendAI (Trend Vision One)</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>CrowdStrike Falcon</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>SentinelOne Singularity</strong></p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p><strong>Mimari Yaklaşım</strong></p>
</td>
<td>
<p>Hibrit Bulut ve Geniş XDR (Ağ, Bulut, E-posta)</p>
</td>
<td>
<p>Bulut-Yerli (Cloud-Native) ve Hafif Ajan</p>
</td>
<td>
<p>Otonom Yapay Zeka (On-device AI)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>AI Yetkinliği</strong></p>
</td>
<td>
<p>TrendAI motoruyla proaktif risk yönetimi ve "Shadow AI" denetimi.</p>
</td>
<td>
<p>Charlotte AI ile doğal dil sorgulama ve olay müdahale otomasyonu.</p>
</td>
<td>
<p>Purple AI ile otonom tehdit avcılığı ve veri gölü (data lake) analitiği.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Entegrasyon Derinliği</strong></p>
</td>
<td>
<p>NVIDIA ve AWS ile derin donanım/bulut optimizasyonu.</p>
</td>
<td>
<p>Geniş ekosistem ve Falcon Fusion ile iş akışı otomasyonu.</p>
</td>
<td>
<p>API öncelikli yapı ve Unity platformuyla veri konsolidasyonu.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Karmaşıklık / Yönetim</strong></p>
</td>
<td>
<p>Orta-Yüksek (Geniş bir ürün ailesi olduğu için).</p>
</td>
<td>
<p>Düşük (Tek ajan, yüksek konsolidasyon).</p>
</td>
<td>
<p>Orta (Otonom özelliklerin kalibrasyonu gerekebilir).</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3>CISO Perspektifinden "Neden?" Analizi</h3>
<h4>1. TrendAI: "Altyapı ve Hibrit Bulutun Koruyucusu"</h4>
<p>TrendAI'ın rakiplerine karşı en büyük avantajı <strong>derinliktir</strong>. Sadece uç noktayı değil; sunucuları, ağ trafiğini (IPS/IDS) ve e-posta trafiğini tek bir AI motoruyla analiz eder.</p>
<ul>
<li><strong>Kritik Fark:</strong> Eğer şirketiniz kendi yapay zeka modellerini geliştiriyorsa veya ağır bir NVIDIA GPU altyapısına sahipseniz, TrendAI'ın bu iş yüklerine özel koruma katmanları (AI Workload Protection) onu rakipsiz kılar.</li>
</ul>
<h4>2. CrowdStrike: "Hız ve İstihbaratın Lideri"</h4>
<p>CrowdStrike hala "altın standart" olarak görülüyor, ancak maliyeti en yüksek seçenek.</p>
<ul>
<li><strong>Kritik Fark:</strong> Tehdit istihbaratı (Threat Intel) konusunda hala bir adım öndeler. Operasyonel yükü minimize etmek ve "sadece çalışsın" diyen bir yapı kurmak istiyorsanız Falcon en güvenli limandır. Ancak TrendAI kadar geniş bir "ağ güvenliği" yelpazesi sunmaz; daha çok "platform" üzerinden üçüncü partilerle konuşur.</li>
</ul>
<h4>3. SentinelOne: "Otonom Güç ve Veri Ekonomisi"</h4>
<p>SentinelOne, "insansız SOC" vizyonuna en yakın olanıdır.</p>
<ul>
<li><strong>Kritik Fark:</strong> Cihaz üzerinde çalışan (on-device) AI yetenekleri sayesinde internet bağlantısı koptuğunda bile tam koruma sağlar. Veri saklama maliyetleri (Data Lake) konusunda CrowdStrike'a göre genellikle daha esnek ve bütçe dostu çözümler sunar.</li>
</ul>
<h3>Stratejik Karar Özeti</h3>
<ul>
<li><strong>Hangi durumda TrendAI seçilmeli?</strong> Karmaşık bir hibrit altyapınız varsa, ağ ve bulut güvenliğini tek bir merkezden yönetmek istiyorsanız ve özellikle <strong>kurumsal AI projelerinizin güvenliği</strong> (AI Security) önceliğinizse.</li>
<li><strong>Hangi durumda CrowdStrike seçilmeli?</strong> Bütçe kısıtınız ikincil plandaysa, dünyanın en iyi tehdit avcılarının desteğini arkasına almak ve minimum operasyonel eforla maksimum "Endpoint" güvenliği istiyorsanız.</li>
<li><strong>Hangi durumda SentinelOne seçilmeli?</strong> Otomasyona çok güveniyorsanız, veri saklama maliyetlerini kontrol altında tutmak istiyorsanız ve uç noktada (cihaz üzerinde) otonom karar verme yeteneği arıyorsanız.</li>
</ul>
<p><strong>Risk Yönetimi Notu:</strong> TrendAI'ın Mart 2026 markalaşmasıyla birlikte sunduğu <strong>"AI Secure Access"</strong> (çalışanların ChatGPT gibi araçları güvenli kullanımı) özelliği, şu an için rakiplerinin sunduğu DLP (Veri Sızıntısı Önleme) çözümlerinden daha spesifik ve yönetilebilir bir katman sunuyor.</p>
<p><strong>Kerem Özdemir:</strong> Toplam sahip olma maliyeti (TCO) konusunda ne dersin?</p>
<p><strong>Gemini:</strong> Bir CISO için <strong>Toplam Sahip Olma Maliyeti (TCO)</strong>, sadece lisans bedeli değil; operasyonel iş gücü, veri depolama, altyapı gereksinimleri ve araç konsolidasyonu sonucunda elde edilen tasarrufun bir bileşkesidir.</p>
<p>2026 siber güvenlik pazarındaki dinamiklere göre TrendAI, CrowdStrike ve SentinelOne için TCO projeksiyonunu şu formül üzerinden değerlendirebiliriz:</p>
<p>TCO = L + O + I - S</p>
<ul>
<li><strong>L (Licensing):</strong> Doğrudan lisans maliyeti.</li>
<li><strong>O (Operations):</strong> SOC ekibinin yönetim ve müdahale için harcadığı iş gücü.</li>
<li><strong>I (Infrastructure):</strong> Veri depolama (Data Lake) ve ajanların sistem üzerindeki yükü.</li>
<li><strong>S (Savings):</strong> Diğer araçların (E-posta güvenliği, IPS vb.) devreden çıkarılmasıyla sağlanan tasarruf.</li>
</ul>
<h3>TCO Bileşenleri ve Karşılaştırmalı Analiz</h3>
<table>
<thead>
<tr>
<td>
<p><strong>Maliyet Kalemi</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>TrendAI</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>CrowdStrike</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>SentinelOne</strong></p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p><strong>Lisans Bedeli (L)</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Orta.</strong> Genellikle modüler bir yapı sunar, paket alımlarında ciddi indirimler sağlar.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Yüksek.</strong> Sektörün en pahalı lisanslarından biridir; "premium" marka konumlandırması hakimdir.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Rekabetçi.</strong> Özellikle büyük ölçekli alımlarda ve pazar payı kazanmak için agresif fiyatlama yapar.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Operasyonel Yük (O)</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Orta.</strong> Platform çok geniş olduğu için başlangıçta öğrenme eğrisi ve konfigürasyon süresi gerektirir.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Düşük.</strong> Tek ajan ve otomatize edilmiş istihbarat, analistlerin iş yükünü minimize eder.</p>
</td>
<td>
<p><strong>En Düşük.</strong> Otonom yapısı (Purple AI) sayesinde manuel müdahale ihtiyacı en aza indirilmiştir.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Veri &amp; Altyapı (I)</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Değişken.</strong> Hibrit yapılarda on-prem kaynak tüketebilir. Bulut tarafında ise maliyetler stabildir.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Yüksek.</strong> Veri tutma (Retention) süreleri uzadıkça "Falcon Data Lake" maliyetleri hızla artabilir.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Esnek.</strong> Veri ingestion maliyetlerinde genellikle daha şeffaf ve bütçe dostu bir model izler.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Konsolidasyon Tasarrufu (S)</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>En Yüksek.</strong> E-posta, ağ, bulut ve uç noktayı birleştirdiği için 3-4 farklı vendor faturasını ortadan kaldırır.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Orta.</strong> Temelde uç nokta ve bulutta güçlüdür; ağ tarafı için ek entegrasyonlar/araçlar gerekebilir.</p>
</td>
<td>
<p><strong>Orta.</strong> Platform genişlemekle birlikte, TrendAI kadar geniş bir "legacy" ve ağ koruma mirasına sahip değildir.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h3>Stratejik Analiz: Hangisi Ne Zaman Daha Ekonomik?</h3>
<h4>1. TrendAI: "Geniş Ekosistem Tasarrufu"</h4>
<p>Eğer kurumunuzda halihazırda ayrı bir e-posta güvenlik çözümü (SEG), ayrı bir ağ IPS/IDS çözümü ve farklı bir bulut güvenlik aracı varsa; <strong>TrendAI</strong> bu dört farklı bütçeyi tek bir kalemde toplayarak <strong>%30 ile %40 arasında bir doğrudan tasarruf</strong> (S) sağlayabilir. Ancak, platformun karmaşıklığı nedeniyle başlangıçta uzman personel eğitimi veya profesyonel hizmet (Professional Services) maliyeti bütçeye eklenmelidir.</p>
<h4>2. CrowdStrike: "Görünmez Tasarruf (Zaman ve Risk)"</h4>
<p>CrowdStrike’ın TCO’su lisans faturasında yüksek görünse de, <strong>"O" (Operations)</strong> kaleminde tasarruf sağlar. Bir ihlalin (breach) ortalama maliyetinin milyon dolarlar olduğu düşünülürse, CrowdStrike'ın sunduğu yüksek "tespit hızı", risk bazlı maliyet kaçınmasında (Risk Avoidance) öne çıkar. SOC ekibiniz küçükse, personelin manuel işlerden kurtulması en büyük ROI’dir.</p>
<h4>3. SentinelOne: "Öngörülebilir ve Otonom Bütçe"</h4>
<p>SentinelOne, özellikle veri saklama maliyetlerinin çok arttığı noktalarda daha öngörülebilir bir maliyet yapısı sunar. Yapay zekanın cihaz üzerinde (local) karar vermesi, buluta sürekli veri akışı ve buna bağlı bant genişliği/depolama maliyetlerini optimize eder.</p>
<h3>CISO Önerisi</h3>
<ul>
<li><strong>Bütçeniz kısıtlı ve araç sayınız çoksa:</strong> TrendAI ile konsolidasyon stratejisi izleyin. Lisans başına düşen birim maliyeti en çok burada düşürebilirsiniz.</li>
<li><strong>SOC ekibiniz yetersiz veya çok yoğunsa:</strong> SentinelOne veya CrowdStrike'ı tercih edin. Buradaki "O" (Operasyon) maliyetindeki düşüş, yüksek lisans bedelini 18-24 ay içinde amorti edecektir.</li>
<li><strong>Hibrit Altyapı (Bulut + Veri Merkezi) yoğunluktaysa:</strong> TrendAI'ın sunduğu "Deep Security" mirası ve yeni AI iş yükü koruması, altyapı maliyetlerini (I) yönetmekte daha esnektir.</li>
</ul>
<p>Açıkçası ben Informationweek zamanından beri yani yaklaşık 25 yıldır TCO hesabı yapmadım. Zaten TendAI’ı da rakiplerini de bu analizi yapacak kadar iyi tanımıyorum ancak buradaki akışın nelere bakmaları gerektiği konunda şirket yönetimlerine ışık tutmasını diliyorum. Goldman Sachs’ın işaret ettiği gibi güneşin yeni doğmakta olduğu bu alanda hepimizin biraz daha fazla ışığa ihtiyacı var. Bazıları heyecanla yeni bir sabaha uyanacak bazıları, Goethe gibi ışık isteyerek gözlerini yumacak olsa da...</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trend-micro-trendai-markasini-neden-yaratti-78237</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trend Micro, TrendAI markasını neden yarattı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-isletmelerde-yapay-zeka-kullanimi-78236</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küçük işletmelerde yapay zekâ kullanımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küçük işletmeler için yapay zekâ artık bir lüks değil, rekabetin sürdürülebilirliği açısından bir zorunluluktur.  Doğru strateji ile uygulandığında, yapay zekâ verimliliği artırır, maliyetleri düşürür, müşteri memnuniyetini yükseltir.</strong></p>
<p>Dijital dönüşümün hız kazandığı günümüzde yapay zekâ (YZ), yalnızca büyük ölçekli işletmelerin değil, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) de rekabet gücünü artıran kritik bir araç haline gelmiştir.</p>
<p>Açık kaynaklardan yararlandığım bugünkü yazımda, küçük işletmelerin yapay zekâdan nasıl yararlanabileceği, hangi alanlarda uygulama imkânı bulduğu ve bu süreçte izlenmesi gereken stratejik yaklaşımlar ele alınmaktadır.</p>
<p><strong>1- Sınırlı kaynaklar, düşük </strong><strong>bütçe ve dar insan kaynağı</strong></p>
<p>Küçük işletmeler genellikle sınırlı kaynaklar, düşük bütçe ve dar insan kaynağı ile faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Bu durum, rekabet ortamında sürdürülebilir büyümeyi zorlaştırmaktadır.</p>
<p>Yapay zekâ teknolojileri ise otomasyon, veri analizi ve müşteri deneyimi iyileştirme gibi avantajlar sunarak küçük işletmelerin bu dezavantajlarını önemli ölçüde azaltmaktadır.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Yapay zekânın küçük işletmelere </strong></li>
</ol>
<p><strong>sağladığı temel faydalar</strong></p>
<p><strong>2.1. Verimlilik artışı</strong></p>
<p>Yapay zekâ, tekrarlayan ve zaman alan işleri otomatik hale getirir.</p>
<p>Örneğin, fatura kesme, stok takibi , randevu yönetimi…</p>
<p>Bu sayede işletme sahipleri daha stratejik işlere odaklanabilir.</p>
<p><strong>2.2. Maliyet azaltma</strong></p>
<p>İnsan gücüne duyulan ihtiyacın azalması, hata oranlarının düşmesi ve süreçlerin hızlanması maliyetleri düşürür.</p>
<p><strong>2.3. Veri tabanlı karar alma</strong></p>
<p>YZ sistemleri büyük veri setlerini analiz ederek:</p>
<p>Satış trendlerini, müşteri davranışlarını, talep tahminlerini ortaya koyar ve daha doğru kararlar alınmasını sağlar.</p>
<p><strong>2.4. Rekabet avantajı</strong></p>
<p>Daha hızlı hizmet, kişiselleştirilmiş teklifler ve etkili pazarlama ile küçük işletmeler büyük firmalarla rekabet edebilir hale gelir.</p>
<p><strong>3- Küçük işletmelerde yapay </strong></p>
<p><strong>zekâ uygulama alanları</strong></p>
<p><strong>3.1. Müşteri hizmetleri (chatbotlar)</strong></p>
<p>YZ destekli chatbotlar, 7/24 müşteri desteği sağlar, sık sorulan sorulara anında cevap verir, sipariş takibini kolaylaştırır</p>
<p>Bu durum müşteri memnuniyetini artırır.</p>
<p><strong>3.2. Pazarlama ve satış</strong></p>
<p>Yapay zekâ; hedef kitle analizi yapar, kişiselleştirilmiş reklam kampanyaları oluşturur, e-posta pazarlamasını optimize eder, sonuç olarak satış dönüşüm oranları yükselir.</p>
<p><strong>3.3. Stok ve tedarik zinciri yönetimi</strong></p>
<p>YZ sistemleri; hangi ürünün ne zaman satılacağını tahmin eder, stok fazlası veya eksikliğini önler,</p>
<p>tedarik sürecini optimize eder, bu da nakit akışını iyileştirir.</p>
<p><strong>3.4. Finans ve muhasebe </strong></p>
<p>Otomatik muhasebe kayıtları gelir-gider analizi, vergi hesaplamalarında doğruluk, finansal yönetimi daha şeffaf ve hatasız hale getirir.</p>
<p>3.5. İnsan kaynakları yönetimi</p>
<p>YZ; CV tarama, uygun aday seçimi, performans analizi gibi süreçleri hızlandırır.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Küçük işletmeler için yapay </strong></li>
</ol>
<p><strong>zekâya geçiş stratejileri</strong></p>
<p><strong>4.1. Küçük başlamak</strong></p>
<p>Tüm süreçleri aynı anda dönüştürmek yerine öncelikle en çok zaman kaybettiren alan belirlenmeli, pilot uygulamalar yapılmalıdır.</p>
<p><strong>4.2. Bulut tabanlı çözümlerden yararlanmak</strong></p>
<p>Yüksek maliyetli altyapılar yerine, abonelik tabanlı, uygun maliyetli, kullanımı kolay bulut çözümleri tercih edilmelidir.</p>
<p><strong>4.3. Eğitim ve adaptasyon</strong></p>
<p>Çalışanların yeni sistemlere uyum sağlaması için temel dijital eğitimler verilmeli, süreçler sadeleştirilmelidir.</p>
<p><strong>4.4. Veri güvenliğine önem vermek</strong></p>
<p>YZ kullanımında müşteri verileri korunmalı, güvenlik protokolleri uygulanmalıdır.</p>
<p><strong>5- Karşılaşılan zorluklar</strong></p>
<p><strong>5.1. Bilgi eksikliği</strong></p>
<p>Birçok küçük işletme YZ’nin nasıl kullanılacağını bilmemektedir.</p>
<p><strong>5.2. Maliyet algısı</strong></p>
<p>Gerçekte uygun çözümler olmasına rağmen YZ pahalı olarak algılanmaktadır.</p>
<p><strong>5.3. Değişime direnç</strong></p>
<p>Geleneksel iş yapış biçimlerinden vazgeçmek zor olabilir.</p>
<p><strong>6- Gelecek perspektifi</strong></p>
<p>Yapay zekâ teknolojilerinin daha erişilebilir hale gelmesiyle:</p>
<p>Küçük işletmelerin dijitalleşme oranı artacaktır</p>
<p>Rekabet daha veri odaklı hale gelecektir</p>
<p>İnsan + makine iş birliği yaygınlaşacaktır</p>
<p><strong>7- Sonuç</strong></p>
<p>Küçük işletmeler için yapay zekâ artık bir lüks değil, rekabetin sürdürülebilirliği açısından bir zorunluluktur.</p>
<p>Doğru strateji ile uygulandığında, yapay zekâ verimliliği artırır, maliyetleri düşürür, müşteri memnuniyetini yükseltir.</p>
<p>Bu nedenle küçük işletmelerin, kademeli ve planlı bir şekilde yapay zekâ teknolojilerini iş süreçlerine entegre etmeleri büyük önem taşımaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-isletmelerde-yapay-zeka-kullanimi-78236</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/3/1280x720/yapay-zeka-teknoloji-1762962710.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küçük işletmelerde yapay zekâ kullanımı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-yatirim-icin-bir-merkez-olabilir-mi-78232</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye yatırım için bir merkez olabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Satır arasında bahsedilen 3 yıldır yerleşik olmama şartını tam anlamadım. Bundan artık çok yaygın bir uygulama haline gelen ve Türkiye’de vergi ödememek için kendilerini yurtdışında yerleşik gösteren Türk vatandaşları kastedilmiyordur umarım.</strong></p>
<p>Hafta sonu “Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı” adı altında yeni bir program açıklandı. Programla ilgili sunumda 4 ana strateji girişimi ortaya konmakta. Türkiye’nin özellikle Orta Koridor hattının devreye girmesiyle önemli bir “transit geçiş” ülkesi olacağı fikrinden yola çıkılarak birinci stratejik girişim olarak “Daha Fazla (Dış) Ticaret” ortaya konmuş. Salt bir lojistik koridor olarak kalmanın Türkiye’ye çok az kazanç sağlayacağının bilinciyle (sadece yol geçiş ücreti, akaryakıt satışı ve dinlenme tesisi gelirleri) program Türkiye’yi ticarete bilfiil aracılık eden bir konuma sokmayı (Hollanda, Singapur gibi) hedefliyor. Bunun için “transit ticaretten elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50’lik indirim oranının yüzde 100’e kadar çıkarılması” planlanmakta.</p>
<p><strong>Ticaretin kâr marjı </strong><strong>Türkiye’de kalacak</strong></p>
<p>Böylece bir Türk ticaret şirketine veya çok uluslu bir şirketin Türkiye’deki bölgesel merkezine önemli bir teşvik verilmiş oluyor. Bu şekilde ticaretin kâr marjı Türkiye’de kalırken, aynı zamanda yaratılacak ekosistemden de gelir sağlanmış olacak. Transit ticaret hacminin artmasıyla antrepolar ve serbest bölgeler birer “stoklama merkezi” haline gelirken antrepolarda malların paketlenmesi, etiketlenmesi veya hafif montaj işlemlerinden geçirilmesi de ek istihdam ve değer yaratacak. (Burada, maalesef, özellikle ülkemizden geçecek Orta Koridor ile Doğu’dan Batı’ya gidecek olan malların ticaretini kolaylaştırmak ve hızlandırmak bizim bu malları üreten sektörlerimize (tekstil gibi) de ister istemez darbe vuracaktır. )</p>
<p>İkinci stratejik girişim “Daha fazla ihracat” olarak adlandırılmış. Bu amaçla ihracat yapan şirketlerin kurumlar vergisi %14’e, üretim yaparak ihracat yapan şirketlerinki ise %9’a düşürülecekmiş. Açıkçası şu anda zaten ihracat yapan şirketlerin pek çoğu kâr edemediği için kurumlar vergisi oranlarının düşürülmesi onlar açısından bir anlam ifade etmiyor. Öte yandan, yüksek katma değerli hizmet ihracatından (ör; yazılım, video oyunları, sağlık turizmi, eğitim, mühendislik, tasarım) elde edilen gelirlerin tamamının da kurumlar vergisinden istisna edilmesi planlanıyor. Böylece ihracat profilimizin mallardan hizmetlere kayması da hedeflenmekte.</p>
<p>Üçüncü stratejik girişim “daha fazla (para) çek” olarak adlandırılmış. Bu parayı çekebilmek için de yeni yabancı uyruklu yerleşiklerin (resident) 20 yıl boyunca “yurtdışı” kazançlarından bir kuruş gelir vergisi alınmaması imkanı getirilmiş. Bunun da dünyanın en uzun süreli vergiden kaçınma imkanı olduğu vurgulanmış. İtalya ve Yunanistan bu imkanı 15 yıl için sağlıyor. Ayrıca bu ülkelerde sırasıyla yıllık 300 bin Euro ve 100 bin Euro bir fiks vergi söz konusu. Yunanistan 500 bin Euro’luk bir yatırımı da şart koşuyor. Umarım biz de benzer şartlar getiririz. Satır arasında bahsedilen 3 yıldır yerleşik olmama şartını ise tam anlamadım. Bundan artık çok yaygın bir uygulama haline gelen ve Türkiye’de vergi ödememek için kendilerini yurtdışında yerleşik gösteren Türk vatandaşları kastedilmiyordur umarım.</p>
<p>Son olarak da her zaman olduğu gibi diğerlerinin arasına iliştirilen ve “Eve Geri Getir” olarak adlandırılan esasında “vegi barışı”ndan başka bir şey olmayan bir stratejik girişim (!) projesi var. Yatırımcı güvenini sağlayamıyoruz, gelirleri vergilendiremiyoruz, tasarruflarımızı yurtdışına kaçırtıyoruz, sonra da dövize ihtiyaç duyunca “vergi barışı”na başvuruyoruz. Vergi ahlakını bozarak ahlaki riske sebep olan bu kısır döngü daha ne kadar devam edecek?</p>
<p><strong>Türkiye, salt vergi avantajları </strong><strong>ile bir merkez olamaz</strong></p>
<p>Başlıktaki soruya geri dönersek Türkiye’nin yatırım merkezi olabilmesi için güçlü hukuk sistemi, yüksek öngörülebilirlik, stabil para birimi ve derin finans piyasalarına sahip olması gerekir. Türkiye bugünkü enflasyon, politika oynaklığı ve hukuki güven eksikliği ortamında salt vergi avantajlarıyla böyle bir merkez olamaz. Sıfır vergi de olsa istenilen büyüklükte bir doğrudan yabancı sermaye akışı olmaz. DYS için hukuki güven ve makro istikrar şarttır. Lojistik koridor olma iddiası da biraz abartılı. Çin’in Kuşak-Yol projesi önemli bir rekabet unsuru. Pek çok üründe de deniz yolu daha ucuz. Savaşın Türkiye’yi ticaret yolları bakımından jeo-stratejik olarak ön plana çıkardığı tezi de tartışmalı. Bugün avantaj gibi gözüken yarın dezavantaj bile olabilir.</p>
<p>Evet, Türkiye bir yatırım ve ticaret merkezi olabilir, ancak bunun için vergi dışında düzeltilmesi ve şekillendirilmesi gereken pek çok unsur var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-yatirim-icin-bir-merkez-olabilir-mi-78232</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye yatırım için bir merkez olabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nakit-sermaye-artisinda-faiz-indiriminin-sorunlari-78231</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nakit sermaye artışında faiz indiriminin sorunları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ortaklar tarafından şirkete daha önce nakden verilmiş borçların sermayeye eklenmesi hâlinde, faiz indiriminden yararlanılıp yararlanılamayacağı tartışmalı bir konudur. İdari anlayış nettir ancak yargı anlayışı konusunda da bir netliğin varlığından söz edilemez.</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-(ı) bendi ile sermaye şirketlerine (finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç); hesap dönemi içinde ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” (2025 yılı için %45,34) dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’sini (nakdi sermaye artışlarının yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısmı için bu oran %75’ini), sermaye artırımına ilişkin kararın veya kuruluşun tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap döneminde kazançlarından indirme hakkı tanınmıştır.</p>
<p>Şirketleri öz kaynakla çalışmaya teşvik açısından önem taşıyan ve yasal düzenlemeye bakılınca basitçe uygulanabilir görünen bu indirim hakkı, uygulamada maalesef genel tebliğ açıklamaları, özelgeler ve içtihatlar bazındaki tartışmalarla sorunlar yumağına dönüşmüş vaziyettedir. Ben de bu yazımda sorunlu alanlara ilişkin önemli noktalara dikkat çekmeye çalışacağım.</p>
<p><strong>Ortaklara borcun sermayeye eklenmesi</strong></p>
<p>Ortaklar tarafından şirkete daha önce nakden verilmiş borçların sermayeye eklenmesi hâlinde, faiz indiriminden yararlanılıp yararlanılamayacağı tartışmalı bir konudur. İdari anlayış nettir ve özelgeler bazında ortaklara olan borcun sermayeye eklenmesi, bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu niteliğinde olması dolayısıyla olumsuzdur. Yargı anlayışı konusunda da bir netliğin varlığından söz edilemez. Şirketin ortağa olan borcunun sermayeye eklenmesi hâlinde de söz konusu teşvikten yararlanılabileceği yönünde kararlar mevcut olmakla birlikte, aksi yönde kararlar da mevcuttur. Bu nedenle, ortağa olan borcunu sermayeye ekleyen şirketlerin ihtirazi kayıtla beyanda bulunarak dava açmalarında yarar vardır.</p>
<p>Buradaki bir diğer ilginç konu da şirketin ortağa borcunu ödemesinden sonra nakit sermaye artırımı yapmasıdır. Bu konuda da idari anlayış yine olumsuzdur. Ancak yargı anlayışı aksi yöndedir. Bu konuda az sayıda karar olmasına rağmen, bu kararlar arasında olumsuz olana rastlayamadım.</p>
<p>Kişisel görüşüm, şirketin ortaktan nakden aldığı borcu, ister ödemeden doğrudan isterse ödedikten sonra yapacağı sermaye artırımı ile sermayeye eklemesi hâlinde söz konusu teşvikten, diğer koşulların da sağlanması hâlinde yararlanmaya bir engel bulunmadığı yönündedir.</p>
<p><strong>Sermaye avanslarında süre koşulu</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde konuya ilişkin olarak söz konusu faiz indirimi teşvikinden yararlanabilmek için sermaye avansı tutarının, şirkete ödendiği tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar sermayeye eklenmesi (sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi) koşulu ihdas edilmiştir. Ancak bu koşul ihdasının, kanunda olmayan bir koşulun yetkisiz şekilde, verginin yasallığı ilkesine aykırı olarak getirilmesi nedeniyle hukuken geçerli olmaması gerektiği düşüncesindeyim. Nitekim Danıştay, bir kararında bu hususa değinerek kanunda olmayan koşula istinaden tarhiyat yapılamayacağına karar vermiştir.</p>
<p><strong>Emisyon priminin sermayeye eklenmesi</strong></p>
<p>Bir diğer tartışma, önceki yazımda inceleme konusu yaptığım emisyon primlerinin sermayeye eklenmesi hâlinde, KVK md. 10/1-(ı)’de yer alan nakit sermaye artırımlarında faiz indirimi teşvikinden yararlanılıp yararlanılamayacağına ilişkindir. Danıştay 3. Dairesi, emisyon primlerinin sermayeye eklenmesi hâlinde de bu teşvik niteliğindeki indirimden yararlanılabileceğine karar vermiştir. Karara katılmakla birlikte, konunun henüz tam olarak netleşmemiş olması nedeniyle ihtirazi kayıt yolunun kullanılmasında yarar bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Dağıtılan Kârdan Sermaye Artışı Yapılması</strong></p>
<p>Şirketlerin kâr dağıtımı sonrası sermaye artırımı işlemini birbirini izleyecek şekilde yapması durumuna ilişkin olarak idari anlayış, özelge bazında, öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi niteliğinde kabul edildiği gerekçesiyle uygun bulunmamıştır. Ancak yargı anlayışı aksi yönde olup, kâr dağıtımı sonrası yapılacak nakdi sermaye artırımlarında ortaklara dağıtılmış bulunan kâr payının artık öz sermaye kalemleri içinde kabul edilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle yapılan nakdi sermaye artışının faiz indirimi teşvikinden yararlandırılması gerektiği yönündedir. Bence de doğru olan yargı anlayışıdır.</p>
<p>Sorun çok, ancak köşem sınırlı. Bu nedenle değinilmesi gereken bir kısım sorunlara ise gelecek yazımda yer verilecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nakit-sermaye-artisinda-faiz-indiriminin-sorunlari-78231</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nakit sermaye artışında faiz indiriminin sorunları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-78230</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa Fed&#039;in faiz kararını nasıl fiyatladı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Fed Sürpriz Yapmadı! Piyasa Faiz Kararını Nasıl Fiyatladı? | Ekonomi Masası | 30 Nisan" src="https://www.youtube.com/embed/AErTXQH2icQ" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-78230</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/3/1280x720/ekonominin-gundemi-ekonomi-masasinda-1741123613.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-savasinda-yeni-donem-baenin-hamlesi-opeci-dagitir-mi-78229</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran savaşında yeni dönem: BAE’nin hamlesi OPEC’İ dağıtır mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OPEC’in küresel fiyatlar üzerindeki etkisinin kırılması, Trump’ın küresel petrol stratejisinin temel unsurlarından biri. BAE’nin bu kararı, ABD’nin “enerji bolluğu” yaklaşımıyla örtüşürken, karşılığında güvenlik garantilerinin güçlendirilmesi beklentisini de beraberinde getiriyor.</strong></p>
<p>İran savaşı sadece askeri dengeleri değil, küresel enerji düzeninin temel sütunlarını da sarsmaya başladı. Bu sarsıntının en dikkat çekici sonucu ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin, yaklaşık 60 yıldır parçası olduğu OPEC ve OPEC+ ittifakından ayrılma kararı oldu.</p>
<p>Karar, ilk bakışta teknik bir “üretim kotası” anlaşmazlığı gibi görünse de, arka planda çok daha büyük bir jeopolitik ve ekonomik kırılmaya işaret ediyor. BAE’nin OPEC kararı, enerji piyasasında kolektif hareket döneminin sona ermeye başladığını işaret ediyor.</p>
<p>OPEC içinde BAE’nin kota itirazları aslında yeni değil. Milyarlarca dolarlık yatırımla günlük üretim kapasitesini 5 milyon varile çıkaran BAE, OPEC kotaları nedeniyle bu kapasiteyi kullanamıyordu. Belli ki BAE açısından İran savaşı bu memnuniyetsizliği stratejik bir fırsata dönüştürdü. Petrol tedariki konusunda rakiplerin zayıfladığı bir anda pazar payını kalıcı biçimde ele geçirmeyi hedefleyen BAE, fiyatları birlikte kontrol eden bir kartelin parçası olmaktansa, bağımsız hareket ederek hacim üzerinden kazanç sağlamayı tercih etti.</p>
<p>Bu, işin ekonomik yönü. Ancak BAE’nin OPEC’ten ayrılma kararı sadece ekonomik nedenlere dayanmıyor. Konunun doğrudan İran savaşıyla ilgili küresel siyasi yönleri de var.</p>
<p><strong>İran’ı daha fazla sıkıştırmak...</strong></p>
<p>Suudi Arabistan görece daha bağımsız bir politika izlemeye çalışırken, BAE yönetimi Ortadoğu’da son dönemlerde hep İsrail-ABD’nin yanında durmayı tercih etti. İsrail ile Arap ülkeleri arasındaki normalleşmeyi öngören İbrahim Antlaşmaları’nın ilk imzacılarından da olan BAE, Somali’nin içinden Somaliland diye yeni bir ülke çıkmasından, Sudan’daki iç savaşa, Yemen’de Husiler ile mücadeleye kadar hemen her konuda İsrail yönetimi ile benzer politikalar izledi.</p>
<p>İran meselesinde de BAE ile İsrail’in politikalarında ciddi bir ortaklaşma var. Her iki ülke de ABD’nin “başladığını bitirmesini”, yani İran’da Molla rejimini, bir daha kendilerine Ortadoğu’da herhangi bir konuda rakip ya da tehdit olamayacak hale getirmesini istiyor.</p>
<p><strong>İran, çıkardığı petrolü yakarken...</strong></p>
<p>İran savaşı kapsamında ABD’nin kurduğu deniz ablukası sonucunda Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kapanma, İran’ın enerji ihracatını neredeyse durma noktasına getirdi. Sahalarda üretimin kesilememesi nedeniyle petrolün yakıldığına dair iddialar, Tahran’ın enerji kapasitesinin yalnızca kısa vadede değil, orta vadede de ciddi hasar aldığına işaret ediyor. Bu tablo, İran’ı küresel enerji rekabetinde uzun süreli bir kaybeden haline getirirken, belli ki BAE tarafından nadir olabilecek bir “fırsat penceresi” olarak okunuyor.  On yıllardır yaptığı yatırımlar aracılığıyla BAE, küresel petrol tedarikinde İran’ın yaratabileceği boşluğa oynar bir profil çiziyor.</p>
<p><strong>Suudi Arabistan-BAE rekabeti</strong></p>
<p>Ancak mesele yalnızca İran değil. Bu hamle aynı zamanda Suudi Arabistan-BAE arasında yıllardır biriken gerilimin de artık açık ekonomik savaşa dönüştüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p>BAE ile Suudi Arabistan Yemen’de yıllardır farklı vekil aktörler üzerinden rekabet içindeler. Sudan’da Suudiler ülkedeki uluslararası alanda tanınan hükümetten yana tavır koyarken, BAE isyancıları silahlandırmayı sürdürüyor.</p>
<p>Ekonomileri de benzer yapılanmalara dayanan iki ülke, küresel yatırım çekme konusunda ciddi bir yarış halindeler. BAE ve Suudi Arabistan arasında ayrıca uzun zamandır petrol fiyat politikası üzerindeki anlaşmazlık yaşanıyor. Dolayısıyla BAE’nin OPEC’ten çıkışı, Riyad’ın enerji piyasasındaki belirleyici rolüne doğrudan bir meydan okuma niteliği de taşıyor.</p>
<p><strong>ABD-israil ile eşgüdüm...</strong></p>
<p>BAE’nin OPEC’ten çıkma kararının küresel rekabette saf tutma boyutu da var. Donald Trump ABD’deki ikinci Başkanlık döneminde ABD’nin enerji politikasında daha fazla üretim ve daha düşük fiyat hedefini öne çıkarıyordu. OPEC’in küresel fiyatlar üzerindeki etkisinin kırılması, Trump’ın küresel petrol stratejisinin temel unsurlarından biri. BAE’nin bu kararı, ABD’nin “enerji bolluğu” yaklaşımıyla örtüşürken, karşılığında güvenlik garantilerinin güçlendirilmesi beklentisini de beraberinde getiriyor. İran tehdidinin arttığı bir dönemde bu tür bir örtüşme, ekonomik olduğu kadar askeri bir denge arayışına da işaret ediyor.</p>
<p><strong>Ya OPEC dağılırsa?</strong></p>
<p>Yaşana gelişmeler, OPEC’in tarihsel rolünü de tartışmaya açıyor. 1960’larda Küresel Güney’in Batı karşısında ekonomik denge kurma aracı olarak doğan bu yapı, bugün üyelerinin ulusal çıkarlarının ağır bastığı bir platforma dönüşmüş durumda. ABD’nin kaya petrolü devrimiyle dünyanın en büyük üreticisi haline gelmesi ve Körfez ülkelerinin giderek daha bağımsız politikalar izlemesi, örgütün kolektif gücünü aşındırıyor. BAE’nin ayrılığı, bu sürecin en görünür kırılma anlarından biri olabilir.</p>
<p>BAE’nin ayrılma hamlesi, kendisi çıkarken OPEC ve OPEC+’nın diğer üyelerinin sistem içinde kalacağı varsayımına dayanıyor. Ancak daha fazla kar elde etmek isteyen diğer OPEC üyelerinin de aynı yolu izleme şansı var elbette; Bu gerçekleşirse, petrol fiyatlarında sert bir düşüş de kaçınılmaz olur.</p>
<p>İran savaşı, enerji piyasasında yeni bir kuralı dayatıyor:</p>
<p>Bekleyen değil, en hızlı hareket eden kazanıyor. BAE bu oyunda risk alarak öne çıkan ilk aktör oldu. Ancak bu stratejinin sürdürülebilirliği, diğer üreticilerin nasıl tepki vereceğine bağlı. Eğer bu hamle domino etkisi yaratırsa, mesele yalnızca OPEC’in zayıflamasıyla sınırlı kalmayacak; küresel enerji düzeni köklü bir dönüşüm sürecine girecek.</p>
<p><strong>İran, Hürmüz’de sıkıştı mı?</strong></p>
<p>İran savaşının sona erdirilmesi yolunda Tahran yönetimi beklenen hamlesini yaptı; Uluslararası basına yansıyan haberlere göre Tahran yönetimi arabulucu Pakistan aracılığıyla Washington’a ilettiği önerisinde, Hürmüz Boğazı’nın hemen yeniden açılarak ateşkesin kalıcı hale getirilmesini, nükleer müzakerelerin ise sonraya bırakılmasına ilişkin unsurlar var.</p>
<p>İran’ın nükleer müzakereleri ötelemek, ancak Hürmüz’ü derhal açmayı öneren bu teklifinin altında petrol üretim ve satış kapasitesinde yaşamaya başladığı fiziksel zorlukların payı olduğu yorumları yapılıyor. </p>
<p>Uydu verileri ve açık kaynak analizleri, İran petrolünün Amerikan ablukası nedeniyle  sistematik biçimde geri itildiğini ortaya koyuyor. Uzmanlara göre, abluka nedeniyle Hürmüz’den geçirilemeyen petrol İran’ın mevcut depolama kapasitesini aşmaya başlamış durumda.</p>
<p>İran açısından asıl kırılma noktası ise yer altındaki rezervlerde yaşanıyor; Uzman analizleri, İran’ın ana petrol sahalarında basınç desteğinin kaybolması halinde geri dönüşü olmayan hasar riskine dikkat çekiyor . Üretimin yavaşlatılması veya kuyuların kapatılmasının ise, rezerv  basıncını düşürerek su ve gaz girişini hızlandıracağı, bunun da kalıcı üretim kaybına yol açabileceği öngörülüyor. Bu sürecin devam etmesinin ilerde İran açısından yüz binlerce varille ölçülebilecek bir günlük üretim kapasitesi kaybı olabileceği hesaplanıyor.</p>
<p>Bu durumu, savaşın geldiği yeni aşama olarak okumak mümkün; ABD/İsrail saldırısının ilk günlerinde Tahran’ın elindeki bir koz olan Hürmüz’ün kapatılması kartı, Amerikan ablukası ile İran açısından artık savunulabilir olmaktan çıkmış görünüyor.</p>
<p>ABD ve İsrail’in yakın müttefiki BAE’nin OPEC’ten çıkma kararını da elbette bu durumla birlikte okumak gerek.</p>
<p>İran savaşının sonucunu, masadaki pazarlıklar kadar, yerin altındaki basınç dengesi de belirleyecek gibi duruyor...</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>BAE, Hürmüz’e muhtaç değil</strong></span></p>
<p>BAE’nin OPEC’ten çıkma kararının ardında Suudi Arabistan ve Körfez’deki diğer Arap ülkelerinin elinde pek olmayan bir coğrafi avantaj da yatıyor. Habshan–Fuceyre boru hattı sayesinde petrolünü doğrudan Umman Denizi’ne ulaştırabilen BAE, Hürmüz riskini büyük ölçüde bertaraf edebiliyor. Bu durum, savaş koşullarında “güvenli petrol” kavramını öne çıkarıyor. Yani sadece petrol üretmek değil, o petrolü güvenli ve kesintisiz şekilde piyasaya sunabilmek de BAE açısından rekabet avantajına dönüşüyor. BAE, OPEC dışına çıkarak yalnızca daha fazla üretmeyi değil, aynı zamanda daha güvenilir bir tedarikçi olarak konumlanmayı da hedefliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-savasinda-yeni-donem-baenin-hamlesi-opeci-dagitir-mi-78229</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/9/1280x720/bae-opec-1777525834.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran savaşında yeni dönem: BAE’nin hamlesi OPEC’İ dağıtır mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/godotyu-bekler-gibi-yabanci-yatirimci-beklemek-78228</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Godot’yu bekler gibi yabancı yatırımcı beklemek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin 2025 yılında 62,6 milyar $ düzeyinde gerçekleştirdiği hizmet ihracatına önümüzdeki dönemde %100 vergi istisnası getirilmiştir. Burada yüksek katma değere sahip olan yazılım, oyun endüstrisi, sağlık turizmi, yabancı öğrencilere yönelik yüksek öğrenim, tasarım ve mühendislik gibi alanların öne çıkarıldığını görüyoruz.</strong></p>
<p>Geçen hafta Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından “<strong>Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı”</strong> başlıklı bir ekonomi paketi kamuoyu ile paylaşıldı.<sup>1</sup> Yeni yatırım programının çerçevesinin 4 alt başlıkta kurgulanmış olduğunu görmekteyiz. Daha yüksek ihracat, daha çok yatırım teşvikleri, ülkeye daha fazla yatırım çekmek ve bölgesel merkez ülke olarak konumlanmak şeklinde sıralanmaktadır.</p>
<p>Paketin özünde yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek üzere düşük vergilendirme uygulamasına geçiş politikasının hedeflenmekte olduğunu anlaşılmaktadır. İstanbul Finans Merkezi (İFM) bünyesinde gerçekleşecek olan yabancı yatırımlarında <strong>2031</strong> yılına kadar elde edilecek olan kazançların <strong>%100’ü</strong> vergi matrahından indirilecektir. İFM dışında yapılacak olan yabancı yatırımlardaki kazançlar ise, <strong>%95</strong> oranında vergi matrahından indirilebilecektir.</p>
<p>Daha fazla ticaret hacmi elde edebilmek ve Singapur, Hong-Kong, Hollanda gibi uluslararası yüksek rekabet avantajına sahip ülkelerle aynı kulvarda yarışabilmek üzere bu alanda bir düzenleme yapılmaktadır.</p>
<p>Türkiye bölgesinde coğrafi merkezi ülke olma konumunun avantajını sürmekte olan bölgesel savaş koşullarının getirdiği lojistik değişiklikler sebebi ile önümüzdeki dönemde Asya’dan Avrupa’ya 18-25 gün arasında malların sevkiyatının gerçekleşebileceği tezini uluslararası yatırımcılara ve ülkelere pazarlamaktadır.</p>
<p>İFM bünyesinde gerçekleşebilecek olan yabancı yatırımlarda Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV), Damga Vergisi ile harçlardan istisna uygulaması da getirilmiş durumdadır.</p>
<p><strong>Kurumlar vergisinin, toplam </strong><strong>vergi gelirlerindeki payı %11</strong></p>
<p>İmalatçı konumda bulunan ihracatçılar açısından en önemli gözüken teşvikin, kurumlar vergisi oranındaki indirimin olduğu gözükmektedir. Standart olarak halihazırda kurumlar vergisi <strong>%25</strong> oranında uygulanmaktadır. İhracatçı şirketler için <strong>%14</strong> oranında, üretici ihracatçı şirketler için ise, <strong>%9</strong> oranında kurumlar vergisi teşviki gelmiş bulunmaktadır. Burada ihracatçı şirketlere rekabetçi bir avantaj imkanı sağlandığı ifade edilirken doğrudan yatırımlara yönelik ilginin de artacağının hedeflendiği açıklanmıştır.</p>
<p><strong>2025</strong> yılında elde edilen <strong>1,2 trilyon TL</strong> tutarındaki kurumlar vergisinin toplam vergi gelirleri içerisindeki payı <strong>%11’dir</strong>. Aynı dönem içerisinde <strong>2,8 trilyon</strong> <strong>TL</strong> tutarındaki gelir vergisinin, toplam vergi gelirleri içerisindeki payı ise, <strong>%25’tir</strong>. Yeni yabancı yatırımcılar için kurumlar vergisini gelecek yıllarda oldukça düşük seviyede tutmayı kabul ediyoruz ancak içeridekilerden de kurumlar vergisi toplayamıyoruz.</p>
<p>Hazine’nin imalat sanayisi rekabetçilik düzeyinin satın alma gücü paritesi (SAGP) ve GSYH içerisindeki payı üzerinden regresyon analizine tabi tutarak incelediği çalışmasına göre Türkiye halihazırda Singapur, Almanya Güney Kore gibi üretimde yüksek teknoloji imkanına sahip durumda bulunmamaktadır. Ancak üretimde katma değerin GSYH içerisindeki payı yönünden Endonezya, Mısır, Brezilya gibi diğer gelişmekte olan ülkelerin de üzerinde yer almaktadır. Türkiye dünyanın 14’üncü en büyük imalatçı ülkesi olarak ekonomik büyüklük sıralamasındaki 17’ncilikten daha iyi bir konumda yer almaktadır.</p>
<p>Ekonomik etkisi yönünden imalat sanayisindeki <strong>%10'luk</strong> bir reel büyüme, GSYH'ye yaklaşık <strong>%2,4</strong> oranında yansıma potansiyeline sahiptir. Ancak Türkiye son yıllarda izlediği değişken ekonomi politikaları sebebiyle imalat sanayisinin GSYH içerisindeki payını oldukça düşürmüştür.</p>
<p><strong>Sanayinin, GSYH’de cari fiyatlarla </strong><strong>aldığı pay yüzde18 düzeyinde</strong></p>
<p>Dolayısı ile son yıllarda izlenen oldukça yanlış ekonomi politikaları neticesinde üretici, imalatçı, sanayici, ihracatçı şirketlere yönelik olarak verilen aşırı zarar ortamının ivedilikle tersine çevrilmesi gerekmektedir.</p>
<p>1990’lı yıllarda <strong>%30’lara</strong> yaklaşan sanayi sektörünün GSYH içerisinde cari fiyatlarla aldığı pay bugün itibarıyla <strong>%18</strong> düzeyine kadar gerilemiştir. Son yıllarda yüksek enflasyon ortamı, değerlenen TL’sı, yüksek kredi faizleri, azalan dış talep ve yoğun dış rekabet ortamı altında bugün BİST işlem görmekte olan tüm firmaların ortalama özsermaye kârlılığı <strong>%10’dur</strong>. Sektörel dağılımlara baktığımızda <strong>çimento sektöründe %7, bina malzemeleri sektöründe %4, demir-çelik sektöründe %0.2, enerji sektöründe %4.6, gıda ve içecek sektöründe %7</strong> gibi oldukça düşük kârlılık oranları bulunmaktadır.</p>
<p>Hayatta cehenneme giden yol hep iyi niyet taşları ile döşenmiştir sözüne dikkat ederek hareket etmemiz gerekmektedir. Yabancı yatırımcıyı ülkeye çekelim düşüncesi ne kadar iyi niyetli bir hedef olarak gözükse de son 10 yıl içerisinde Türkiye’nin çekebildiği doğrudan yatırımın büyük bir kısmını yabancılara yönelik olarak yapılan gayrimenkul satışları teşkil etmektedir. COVID sonrasından itibaren yaşanan yüksek enflasyon ortamı altında yabancı yatırımcılara yönelik konut satışlarında da belirgin ölçüde düşüşler yaşandığını görüyoruz.</p>
<p>Türkiye’nin 2025 yılında <strong>62,6 milyar</strong> <strong>$</strong> düzeyinde gerçekleştirdiği hizmet ihracatına önümüzdeki dönemde <strong>%100</strong> vergi istisnası getirilmiştir. Burada yüksek katma değere sahip olan yazılım, oyun endüstrisi, sağlık turizmi, yabancı öğrencilere yönelik yüksek öğrenim, tasarım ve mühendislik gibi alanların öne çıkarıldığını görüyoruz. Hadise bu alanda emek yoğun hizmet ihracatından beyin yoğun hizmet ihracatına geçişte yatmaktadır.</p>
<p>Hizmet ihracatı alanındaki sıralamada Türkiye, dünyanın 20. en büyük ülkesi olarak yerini almaktadır. Burada kişibaşına gelir seviyesi Türkiye’nin üzerinde Almanya, Fransa, İtalya, Singapur, Kanada gibi gelişmiş ülkeler bulunmaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin <strong>1923-2002</strong> yılları arasındaki ortalama büyüme oranının <strong>%4,7, 2003-2025</strong> yılları arasındaki ortalama büyüme oranının ise, <strong>%5,3</strong> olduğu Hazine’nin sunumunda ifade edilmektedir. Son 3 yıldır izlenen katı kontrollü döviz kuru politikası neticesinde TL’de yaşanan değerlenme ve GSYH serisinde geriye dönük yapılan revizyon ile birlikte ilgili oranın gelecekte tekrar revizyona tabi bir durum oluşturacağını söyleyebilirim.</p>
<p>Yüksek kalibrasyonlara sahip yabancı profesyonelleri (expatları) Türkiye’ye çekebilmek üzere gelir vergisi istisnasının da paket içerisinde eklendiğini görüyoruz. Burada Singapur ve Dubai modellerinin baz alındığı anlaşılmaktadır. Yurtdışında <strong>10 yıllık</strong> bir mesleki tecrübeye sahip olan yabancı çalışanların kariyerlerine Türkiye’de devam etmeye karar vermeleri durumunda <strong>%80 </strong>gelir vergisi istisnası getirilmektedir. Tamamen yeni gelecek bir yabancı ikametgahına sahip olacak kişilerde gelir vergisi istisnası <strong>20 yıl</strong> boyunca <strong>“0”</strong> şeklinde açıklanmıştır. Burada son 3 yıl içerisinde Türk vergi mükellefi durumunun olmaması yeterli bir koşul şeklinde karşımıza çıkmaktadır.</p>
<p>Yabancı yatırımcılar için yatırım prosesinin kolaylaştırılması için arazi tahsisi, çalışma ve oturma izinlerinde kolaylık getirilmesi, vergi ve sosyal güvenlik süreçleri gibi tüm bürokratik işlemlerin azaltılması yönünde adımlar atılacağı ifade edilmektedir.</p>
<p><strong>Yabancı yatırımındaki düşüşü sadece </strong><strong>ekonomik koşullara bağlayamayız</strong></p>
<p>Açıklanan kapsamlı teşvik ve istisnalardan sonra <strong>2005-2013</strong> yılları arasında yıllık <strong>22 milyar $’a </strong>kadar çıkan doğrudan yatırım girişlerinin daha sonraki yıllarda azalan bir trende girdiğini iyi sorgulamamız gerekmektedir. Özellikle <strong>2018’de başkanlık</strong> sistemine geçişimiz ile birlikte net yeni yabancı yatırım girişinin <strong>1,2 milyar</strong> <strong>$’a</strong> kadar gerilemesinin nedenlerini sadece ekonomik koşullarda bulamayız.</p>
<p>Hukukun üstünlüğü, temel hak ve hürriyetlerin kullanımı, sık sık değişen yasa ve yönetmelikler, devlet ve özel sektör arasında yürütülen ahbap-çavuş kapitalizmi gibi uygulamaların bugünkü sonuçların elde edilmesinde büyük sebepleri bulunmaktadır. Türkiye <strong>2025</strong> yılı itibarıyla <strong>Demokrasi</strong> <strong>Endeksi’nde</strong> <strong>154 ülke</strong> arasında <strong>108. </strong>sırada, <strong>Hukukun Üstünlüğü</strong> <strong>Endeksinde</strong> <strong>143 ülke</strong> arasında <strong>118’inci </strong>sırada ve <strong>Yolsuzluk Algı</strong> <strong>Endeksi’nde</strong> <strong>180 ülke </strong>arasında <strong>124.</strong> sırada yer almaktadır.2<sup>-3</sup></p>
<p>Bu değerleri hızla yukarı yönde değiştirmeyi hedeflemediğimiz taktirde seçime kadar Godot’yu bekler gibi yabancı yatırımcıları bekler dururuz…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Yeni bir varlık barışı </strong><strong>hedefi daha açıklandı</strong></span></p>
<p>Yeni kurulmuş olan girişimci (startup) şirketler için tüm işlemlerin dijital çevrimiçi (online) ortamlarda gerçekleştirileceği açıklanmıştır. Şirket çalışanlarına yönelik hisse opsiyon planlarında vergi avantajının olacağı, girişim sermayesi şirketlerinin finansman araçlarında kolaylıklar getirileceği beklenmektedir. Her seçim dönemi öncesinde gördüğümüz şekilde vatandaşlarımızın yurtdışında tuttukları döviz, altın ve menkul kıymet gibi tüm varlıkların Türkiye’ye getirilmesine yönelik olarak yeni bir varlık barışı hedefi daha açıklanmıştır.</p>
<p> </p>
<p>[1] https://ms.hmb.gov.tr/uploads/2026/04/MIN-SIMSEK_PRESENTATION-0eae866457e9a945.pdf</p>
<p><sup>2</sup> https://worldjusticeproject.org/rule-of-law-index/global/2025/</p>
<p>3 https://www.transparency.org/en/cpi/2025</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/godotyu-bekler-gibi-yabanci-yatirimci-beklemek-78228</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/8/1280x720/birlesme-yatirim-1777525949.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Godot’yu bekler gibi yabancı yatırımcı beklemek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oda-ve-borsa-secimlerinin-kurumlari-sahiplenme-gundemi-78227</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Oda ve borsa seçimlerinin ‘kurumları sahiplenme’ gündemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><em>Kurumların kamuoyunu düzenli bilgilendirerek, hata kültürü oluşturulması ve hata tekrarlama katsayısının düşürebilmesi için ilke, kural ve yasalarla belirlenen bağımsızlıklarının nasıl korunacağı seçim gündeminde sorgulanması gereken sorunlarımızdır.</em></strong></p>
<p>Önceki yazıda “<em>Oda ve borsa seçimlerinde ‘plan algısı’ sorgulanmalı</em>” çağrısı yapıldı. Bu yazıda, yaklaşmakta olan oda ve borsa seçimlerini önceki seçimlerden “<em>ayrıştıran</em><strong>”</strong> etkenleri tartışmayı sürdüreceğiz: “<em>Kurumları sahiplenme sorumluluğu”</em> üzerinde durmak istiyoruz,</p>
<p>Oda ve borsa seçimleri ülkemiz iş dünyası için çok önemli. Seçimlerinde sorgulayacağımız sorunlar, birikim yeteneğimizi koruyarak, uzun dönemli geleceğimizi güven altına alma ciddiyetimizin göstergesi olacak.</p>
<p>Değişen koşullara göre sorgulanmış varsayımlara dayalı bir zihni model oluşturulursa, hakikat ile siyaset arasındaki mesafe yönetilebilir hale gelir ve yaratılmak istenen sonuçlara daha hızlı ulaşılabilir.</p>
<p><strong>Sorgulanması gerekenler</strong></p>
<p>İş dünyası örgütlerindeki seçimlerin gündemini, daha önceki gündemlerden ayrıştıran yönleri analiz ederek içselleştirmeli. Bizim bakış açımıza göre, oda ve borsalarda görev almak isteyenlerde, en azından aşağıda sıralanan sorunlara ilişkin ilgi, bilgi, fikir ve proje stoku olmalı:</p>
<p>- Piyasa sistemi boşlukları ile planla disiplini dengeleri,</p>
<p>- İşleyen kurumlara sahip çıkmanın yol ve yöntemleri,</p>
<p>- Teşvik sistemlerinin yapıları ve işlevleri,</p>
<p>- Rekabet algısındaki değişmeleri ve alternatif yapılanmaları,</p>
<p>- İşbirlikleri ihtiyaçlarını ve dayanıklı tedarik zinciri oluşturulması koşullarını,</p>
<p>- OSB’lerin yeni koşullara uyum sağlamasının yol ve yöntemleri,</p>
<p>- Veri oluşturma, olgunlaştırma ve işleme politikaları,</p>
<p>- Öngörme ve önlem alma disipliniyle ilgili algıları,</p>
<p>- Yüzleşme özgüvenine dayalı gözetim ve denetim mekanizmaları gibi...</p>
<p>Piyasa sistemi boşlukları ve plan disiplini neden sorgulamamız gerektiğini 23 Nisan 2026 günü tartışmaya açtık. Bu yazımızda da “<strong>işleyen kurumlara sahip çıkmanın yol ve yöntemleri</strong>” konusunda neler yapılması gerektiğine ilişkin düşündüklerimizi paylaşalım:</p>
<p><strong>Faydalı bilginin genişlemesi</strong></p>
<p>Ekonomik büyümenin değişen koşulları üzerinde çalışma yapanlar, yaratıcı yenilik birikimi, yaratıcı yeniliği teşvik eden kurumlar, yeni rekabet yapılarına uyum, mekanik yeterlilik gibi dört temel ilke üzerinde duruyor. Bu yazıda oda ve borsa seçimlerinde sorumluluk üstlenmek isteyenlerin  “<strong><em>kurumlara sahip çıkmanın yol ve yöntemleri</em></strong>” hakkındaki görüşlerini sorgulamanın önemi üzerinde duralım.</p>
<p>Birçok ekonomist “ <em>kurumları ekonomik büyümenin temel itici gücü</em>” olarak ele alır. Uzmanlar, kaynakları değerlendirirken kurumların etkin ve verimli olabilmesi için “<em>akışların hızlandırılmasını, barış ortamının yaratılmasını, özgür tartışma ikliminin oluşturulmasını ve hukukun üstünlüğünün sağlanmasını</em>” gerek şart olarak vurgular.  Bu tezi yetersiz bulanlar da vardır; onların iddiası da, önerilen büyüme modelinin, “<em>sert bir şekilde azalan getiriler sınırlaması nedeniyle kararlılıkla sürdürülebilir büyümeyi destekleyemez,</em>” anlayışı üzerine kurulur.</p>
<p>Joel Mokyr, <strong>sermaye</strong> birikiminin tek başına sürdürebilir büyümeyi sağlayamayacağını, bunun ancak <strong>faydalı bilginin genişlemesiyle </strong>mümkün olabileceğini savunur. Sermaye birikimi ve faydalı bilginin de engelsiz bir yol izleyemediği uyarısını yapar; olası engellerle ilgili uyarılarını sıralar: Kurumların yaratıcı yıkımı nasıl destekledikleri açık bir şekilde tanımlanmış mıdır? Kurumların etkili olabilmesi için serbest piyasa ve düşük düzeyde düzenlemelerin yapıldığı ortam mı gerektirir? Rekabetçi firmaların deney yapma özgürlüklerine sahip oldukları, “<em>farklı düşünme yapılarının</em>” sadece tolere edilmesiyle yetinmeden ayrıca teşvik edilmeleri bağlamında mı gelişirler? Mazzucato’nun ileri sürdüğü gibi, yenilikçi firmaları ve projelerin devlet desteği ve kamusal finansman mı gereklidir? Otoriter devletlerin yaratıcı yenilikleri sürdürebilmeleri mümkün müdür?</p>
<p><strong>Kurumlar ve kültürel zemin</strong></p>
<p>Kurumların başarısında “<em>kültürel zemin</em>”  önemli bir belirleyicidir. İnandıklarımız, bildiklerimiz ve düşündüklerimizden oluşan kültürel zeninin, kurumların uygun düzenleme yapmalarını teşvik etmeli. Gelenek oluşturulmalı. Bu bağlamda, kurumların kalkınma ve refahın artırılmasındaki rolüne inanıyorsak; onların güçlerini aşındırıcı, gelişmeye uygun kapasite yaratmalarını engelleyici tutum ve davranışlara karşı tavır geliştirmeli.</p>
<p>Kapsayıcı kurumların eşit haklar yaratması, fırsat eşitliğinin önünü açması, çalışırsam kazanırım düşüncesini pekiştirmesi, kazandıklarımı dilediğime devrederim inancını güçlendirmesi, hukuk sisteminin ihtilafları zamanında ve adil çözüme ulaştıracağına “<em>güven yaratılması”</em> da anlamlı olacaktır. Fikri ve sınai mülkiyet, patent hakları ve diğer kurumlar, gelişmeyi besleyen kapasitelerin yaratılmasında belirleyici güçleri oluşturur. Kurumlara güveninin artması, kurumların da ilke ve kurallardan taviz vermeyen güçte olmaları sürdürebilir büyümenin önemli bileşenlerinden biri. Kurumlar kendilerine olan güveni ehliyetli kadrolarıyla besleyebilir; dışardan gelen yıpratıcı saldırılar karşısında iş dünyası örgütlerinin sesi yükselirse aşırı pragmatist ve popülist eğilimlerin zararları en düşük maliyetle savuşturmaya katkı yapabilir. Kurumların “<em>rasyonel otorite</em>” olmaları güçlendirilirse, artan karmaşa ve belirsizliklerin çaresizliğe dönüşmesi engellenebilir. İş dünyası örgütleri tanımlanan çerçevede seçim sürecini yönetirse, geleceği inşa etmede ciddi bir ilerleme kaydedilebilir.</p>
<p><strong>Kurumları güçlendirme ihtiyacı</strong></p>
<p>Kurumların güçlendirilmesi ihtiyacını artıran çok sayıda gerekçe üretilebilir. Birkaç gerekçeyi özetleyerek tartışmaya zemin oluşturalım: Birincisi, veri temel üretim faktörü haline gelmiştir. Dünya genelindeki eğilimler baskın hale gelmeden yarattıkları fırsatlar oluşturdukları tehlikeler erken uyarı mekanizmalarıyla fark ederek alternatif strateji oluşturmamız verisiz mümkün değil. Bu açıdan, öncelikle, dünya genelindeki eğilimleri gözleyen, izleyen ve değerlendirerek paylaşan kurumlar varsa güçlendirilmeli, yoksa ivedilikle yeniden oluşturulmalı. İkincisi, kurumların ilke, kural ve yasalardan oluşan görev alanlarında güncel siyasetin etkilerini en düşük düzeye indirecek sivil inisiyatif-kurum etkileşimini güçlendirecek yol ve yöntemler üzerinde uzlaşma sağlanmalı.  Üçüncüsü, gerçek ihtiyaçları ve ihtiyaç önceliklerini belirleyecek dinamik envanterler için veri derleyen ve işleyen kurumların bağımsızlıklarına sahip çıkmalı.  Dördüncüsü, kurumların kamuoyunu düzenli bilgilendirmeleri geleneği oluşturulmalı. Bu gelenek hata kültürü oluşturulması, hata tekrarlama katsayısının düşürülmesi için kurumları işlevsizleştiren eğilimlere direnecek toplumsal uzlaşıyı sağlamalı. Beşincisi de, kurumlar aracılığıyla sürdürebilir yaratıcı yenilik, açıklık ve hesap verebilirlik, sorgulama özgüveni, akıl yürütme disiplini ve bilinmezlerle yüzleşme cesaretinde kurumların dayanıklılığı artırılmalı. Yetmez, kurumlarla ilgili yararlı bilgiyi derinleştiren yapılar oluşturulmalı.</p>
<p>Oda ve borsa seçimlerinde göreve talip olanlar, önce kendi kurumlarını, sonra bağlantılı diğer kurumları nasıl savunacağını zihinlerinde netleştirmemişse çözüme katkı yapmaları zor. Görev almak isteyenlerin başlıklar halinde aktardığımız konularda ne bildiğini anlamadan oy vermek bilinçli ve sorumlu yurttaşlığı ciddiye almamaktır. Kurumlara nasıl sahiplenileceği konusunda düşünmemiş, fikir üretmemiş ve proje oluşturmamış olanların yaşanan büyük kırılmaların geçiş döneminde doğru yol ve yöntemler için rehber olmaları neredeyse imkansız.</p>
<p>Oda ve borsa seçimlerinde herkesin tavrını netleştirmesi gerekir. Aksı davranış, vasatlığa prim vermek olur ve anlamlı olmaz!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oda-ve-borsa-secimlerinin-kurumlari-sahiplenme-gundemi-78227</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oda ve borsa seçimlerinin ‘kurumları sahiplenme’ gündemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonu-dusuremezken-issizligi-artirmak-78226</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyonu düşüremezken işsizliği artırmak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İşgücünün düştüğü bu dönemde zaten önemli bir gösterge olan atıl işgücü çok daha önemli bir gösterge haline dönüşüyor. Atıl işgücü oranı program döneminde yukarıya doğru bir eğilim göstermiş. Yılın ilk çeyreği ortalaması yüzde 30,4: Çok yüksek.</strong></p>
<p>Mart ayı işgücü istatistikleri dün açıklandı. Aylık veriler çok oynaklık gösteriyor. Bu nedenle çeyrek yıllık ortalamaları inceliyorum. İki grafik veriyorum. İlkinde işgücüne katılma ve istihdam oranlarının seyri gösteriliyor. İkinci grafikte ise işsizlik ve atıl işgücü oranlarının hareketleri yer alıyor. Rasyonele dönüş kod adlı ekonomi programı dönemini ele alıyorum. Grafiklerin başlangıç dönemi 2023’ün ikinci çeyreği. Son veri ise bu yılın ilk çeyreğine ilişkin.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e3db99589-1777525723.png" alt="" width="500" height="231" /><strong>İş aramıyorsanız </strong><strong>işgücüne dahil değilsiniz</strong></p>
<p>İşsizlik oranı program döneminde belirgin biçimde azalmış görünüyor. ‘Görünüyor’ dedim; zira hakikat öyle değil. Bu sadece yanıltıcı bir görüntü. Biraz daha ayrıntılı bakınca (bu nedenle iki grafik ve dört göstergenin hareketleri var grafiklerde) neden yanıltıcı olduğu ortaya çıkıyor. Dikkat ederseniz, işgücüne katılma oranı başlangıç dönemine kıyasla daha düşük. İşgücü, işsiz olup iş arayanlarla çalışanların toplamından oluşuyor. İşsiz olmanıza rağmen iş aramıyorsanız işgücüne dahil değilsiniz.</p>
<p>Bunun farklı nedenleri olabilir. Bir nedeni önemli ve şu: İş bulma umudunu yitirmiş olabilirsiniz. Bu nedenle, bir de atıl işgücü oranına bakmak gerekiyor. Atıl işgücü, iş arayan işsizleri kapsadığı gibi, iş bulma ümidini yitirip iş aramayanları da kapsıyor. Ayrıca, ‘çalışıyor (istihdam edilmiş) grubuna giren ama tam zamanlı çalışmayıp, tam zamanlı bir iş bulduğunda tam zamanlı çalışmaya istekliler de bu grupta. Dolayısıyla, işgücünün düştüğü bu dönemde zaten önemli bir gösterge olan atıl işgücü çok daha önemli bir gösterge haline dönüşüyor. Atıl işgücü oranı program döneminde yukarıya doğru bir eğilim göstermiş. Yılın ilk çeyreği ortalaması yüzde 30,4: Çok yüksek.</p>
<p><strong>Çalışabilir yaştaki nüfusta </strong><strong>istihdam oranı çok düşük</strong></p>
<p>(Standart) işsizlik oranının yanıltıcı olabilmesinin bir nedeni daha var. Çalışabilir yaştaki nüfusun ne kadarının işsiz (ya da çalışır durumda) olduğunu göstermiyor. Sonuçta işgücü çok önemli bir üretim girdisi. “Bir ülke bunu ne kadar kullanıyor” sorusuna yanıt veremiyor. Bu çerçevede, istihdam oranına bakmak yararlı oluyor. Zira o oran, çalışabilir yaştaki nüfusun ne kadarının istihdam edildiğini gösteriyor. Bu oran mevcut durumda oldukça düşük: Yüzde 48,3. Gerçi, çok daha düşük düzeylerde kaldığı yıl sayısı az değil. Ama bu gerçek şu sonucu değiştirmiyor: Önemli bir üretim girdisinin yarısını bile kullanamıyoruz. Bunun temel nedeni malum; kadınların önemli bir kısmı işgücüne katılmıyor. Yenilerde bir de yapay zeka kullanımı nedeniyle bu sorunun ağırlaşması mümkün. Neyse, o ayrı bir tartışma konusu.</p>
<p>Kıssadan hisse şu: Rasyonel dönüş kod adlı ekonomi programı, henüz enflasyonu yüzde 30’un altına düşüremediği gibi (zaten sağlıklı çalışmayan) işgücü piyasasını daha da bozdu.   </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonu-dusuremezken-issizligi-artirmak-78226</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyonu düşüremezken işsizliği artırmak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/opecte-buyuk-kirilma-baenin-ayriligi-ne-anlama-geliyor-78225</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> OPEC’te büyük kırılma; BAE’nin ayrılığı ne anlama geliyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BAE, Suudi Arabistan’dan sonra OPEC’in en güçlü üyelerinden biriydi ve her iki ülke de kriz anlarında hızlıca üretimi artırabilecek “yedek kapasitenin” büyük kısmını kontrol ediyordu. Bu yüzden BAE’nin ayrılması, OPEC’in piyasayı yönlendirme gücünü zayıflatacak ve örgüt daha kırılgan hale gelecek.</strong></p>
<p>OPEC’te (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) taşlar yerinden oynadı. Kartelin önemli üyelerinden Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) üyelikten ayrılıyor. Bu kritik hamle petrol piyasasında önemli etkiler yaratabilir.</p>
<p>OPEC 1960 yılında Bağdat’ta İran, Irak, Kuveyt, Suudi Arabistan ve Venezuela tarafından kuruldu. Temel amacı, üye ülkelerin petrol politikalarını koordine etmek, petrol fiyatlarında istikrar sağlamak ve üretici ülkelerin gelirlerini korumak. Ayrıca küresel petrol arzını etkileyerek enerji piyasasında denge oluşturmayı da hedefliyor.</p>
<p>Daha sonra birçok ülke bu örgüte katıldı. Ancak zaman içinde bazı ülkeler üyelikten ayrıldı veya üyeliklerini geçici olarak durdurdu. Örneğin Katar ve Angola tamamen ayrıldı, bazı ülkeler ise çıkıp tekrar geri döndü. Bugün OPEC’in toplam 12 üyesi bulunmaktadır. BAE’nin ayrılmasıyla bu sayı 11’e inecek.</p>
<p>BAE sıradan bir üye değildi. Suudi Arabistan’dan sonra OPEC’in en güçlü üyelerinden biriydi ve her iki ülke de kriz anlarında hızlıca üretimi artırabilecek “yedek kapasitenin” büyük kısmını kontrol ediyordu. Bu yüzden BAE’nin ayrılması, OPEC’in piyasayı yönlendirme gücünü zayıflatacak ve örgüt daha kırılgan hale gelecek.</p>
<p><strong>BAE neden ayrıldı?</strong></p>
<p>BAE’nin ayrılmasının arkasında, OPEC kısıtlamalarından kurtulup daha özgür üretim yapma isteği var. Ülke, 2027’ye kadar üretim kapasitesini artırmayı hedefliyor. Ayrıca uzun süredir Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği üretim kısıntılarından rahatsızdı.</p>
<p>CNBC’e’de izlediğim uzmanlara göre bölgedeki gerilimler azalıp Hürmüz Boğazı yeniden açıldığında, BAE elindeki tüm kapasiteyi kullanarak üretimi artırabilir. </p>
<p><strong>Bu karar ne sonuçlar yaratır?</strong></p>
<p>BAE’nin kararı petrol piyasası ve küresel ekonomi üzerinde kaçınılmaz olarak bir dizi etki yapacaktır. İlk akla gelenleri ve piyasalarda konuşulanları özetlemek gerekirse;</p>
<p>- OPEC’in piyasa üzerindeki etkisi zayıflar.  Petrol fiyatlarını kontrol etmek zorlaşır.</p>
<p>- Uzun vadede petrol fiyatları düşebilir. Küresel enflasyon üzerinde aşağı yönlü baskı oluşabilir.</p>
<p>- Fiyat dalgalanmaları artabilir. Enerji piyasalarında belirsizlik artabilir.</p>
<p>- Suudi Arabistan’ın petroldeki liderliği nispeten zayıflar.</p>
<p>- Üretici ülkeler arasında koordinasyon azalır.</p>
<p>- BAE daha fazla petrol üretip arzı artırabilir. Arz artışı, enerji ithalatçısı ülkeler için olumlu olur. Enerji ihracatçısı ülkelerin gelirleri düşebilir.</p>
<p>Bu etkilerin bir kısmı ya da hepsi ortaya çıkabilir ama kısa vadede bu ayrılığın petrol fiyatlarına büyük bir etkisi beklenmiyor. Zaten gördüğüm kadarıyla piyasalar da bu habere güçlü bir tepki vermedi. Ancak uzun vadede, üretici ülkeler arasındaki birlik zayıflayacağı için petrol fiyatlarının düşmesi daha olası hale gelebilir ve fiyat dalgalanmaları artabilir.</p>
<p><strong>Türkiye açısından etkileri ne olabilir?</strong></p>
<p>Tabii Türkiye açısından en büyük etki petrol fiyatlarının düşmesi halinde yaşanacak. Petrol fiyatları düşerse Türkiye’nin enerji faturası azalır, cari açıkta iyileşme görülebilir, enflasyon üzerinde düşürücü etki oluşabilir.</p>
<p>Enerji maliyetleri düştüğü için üretim maliyetleri gerileyebilir; sanayi ve ulaştırma sektörleri olumlu etkilenir.</p>
<p>Ama Ortadoğu’da bundan kaynaklı bir jeopolitik risk artışı olursa bu bizi dolaylı olarak etkileyebilir.</p>
<p><strong>OPEC’te başka ayrılmalar olabilir mi?</strong></p>
<p>Burada asıl soru BAE’yi izleyip OPEC’ten ayrılacak başka üye olup olmayacağıdır. Bu karar, OPEC içinde uzun süredir var olan anlaşmazlıkları ve kota ihlalleri sorununu daha görünür hale getirdi.</p>
<p>Aslında bazı ülkeler, örneğin Katar, Ekvador, Angola geçmişte zaten OPEC’ten ayrılmıştı. Dolayısıyla diğer bazı ülkeler de benzer şekilde ayrılmayı düşünebilir. Gördüğüm kadarıyla Kazakistan, Nijerya ve Venezuela gibi ülkeler “potansiyel ayrılma adayları” olarak görülüyor.</p>
<p><strong>OPEC hala önemli mi?</strong></p>
<p>OPEC+ ülkeleri üretimi sınırlayarak petrol fiyatlarını desteklemeye çalışıyor, ancak bazı üyeler bu kısıtlamalardan rahatsız. Bu durum, OPEC içinde “birlik zayıflıyor mu?” sorusunu gündeme getiriyor.</p>
<p>Bu noktada akla gelen diğer bir soru ise "OPEC’in önemi kaldı mı?"</p>
<p>Evet OPEC’te çözülme riski artıyor, küresel petrol piyasasında belirsizlik ve oynaklık yükseliyor. Ama örgüt tamamen ortadan kalkmış değil, hala etkili bir yapı olarak görülüyor.</p>
<p><br /><br /><br /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/opecte-buyuk-kirilma-baenin-ayriligi-ne-anlama-geliyor-78225</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OPEC’te büyük kırılma; BAE’nin ayrılığı ne anlama geliyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/el-freniyle-hizlanilmaz-gaza-basalim-78224</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> El freniyle hızlanılmaz, gaza basalım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Depodaki yakıt, (dinamik nüfus, jeopolitik önem, kaynaklar) boşa giderse avara kasnak olur, ülke zamanını harcarsın. Böylece hızlanmak yerine orta gelir asfaltında patinaja devam eder dururuz</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: <strong>Türkiye, yüksek gelir grubu ülkeler arasında yer alabilir mi</strong>? Bugün hormonlu kurla fiktif parametrelerle değil, gerçekçi kurla... Tabii ki evet... Yeter ki bu <strong>tercihin gereğini</strong> yapsın... Bizlere düşen, sosyal hayattan ekonomiye dek, her alanda zihin yapısını bu yeni <strong>irtifaya ayarlamak</strong> aslında...</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Hele ki şu ekonomik sıkıntıda, <strong>hiperenflasyon</strong> sürecinde ve <strong>kur çılgınlığında</strong> bunu düşünmek, daha da anlamlı olacaktır. Zira işler kötü giderken <strong>her şeyin daha da kötü olacağı bir gelecek hayal etmek</strong>, daha beter bir gelecek inşa eder. Nitekim insanlarımız <strong>yarınsızlık</strong> açmazında...</p>
<p><strong>KURU BASKILAMAK YERİNE ZİHNİNİ GÜNCELLE</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Bilinen gerçek şudur ki <strong>krizler daima fırsat barındırmıştır</strong>. Eğer o kriz içindeki <strong>fırsatı görebiliyor</strong> ve <strong>gereğini yapabiliyorsan</strong>… Aksi halde g<strong>ünü kurtarma gayretiyle </strong>ancak ömrünü milim milim uzatır, <strong>hayatta kalma çabasına mahkûm</strong> olursun. Zihin yapını değiştir, dünyan değişiversin.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM: İnsan, kanatları kadar hafif, prangaları kadar ağırdır</strong> der şair. Yüksek irtifaya çıkacak isen, <strong>jet motorların gücü</strong> gereklidir ama <strong>safralarını atmadan</strong> bunu başaramazsın. Safralar, artık <strong>değer üretmeyen</strong> her şeydir. Bünyede ağırlık, işletmede hantallık, <strong>yüksek irtifa uçaklarında sorun</strong> oluşturur.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Hızlı yol almaya dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Türkiye ekonomide ilk 10’a girebilir mi?</em></strong></p>
<p>Elbette… <strong>Goldman Sachs</strong>’ın <strong>2035 dünyasına</strong> yönelik gelecek araştırmasını hatırlıyorum: “<strong>Nüfus dinamikleri</strong>, <strong>yatırım debisi</strong> ve <strong>siyasi istikrarı</strong> kalıcı, <strong>güçlü liderliği</strong> kurumsallaştırırsa” <strong>ilk 9’da olur.</strong></p>
<p><strong><em>Yarına inanmak nasıl mümkün olur?</em></strong></p>
<p>Gördüğüm şudur; daha iyi bir yarına “<strong>hayır</strong>” diyenler, <strong>el freni çekilmiş bir otomobilden hızlı gitmesini bekleme ikilemine</strong> gömülmüş… Hantallık atılmadan nasıl büyük ülke olunabilir ki? Önce yarına inan.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>YENİ DÜNYADA TEK SORUN BÜYÜKLÜK DEĞİL, HIZDIR</strong></p>
<p><strong>Büyük balığın küçük balığı yuttuğu</strong> dünya giderek geride kalıyor ve yerini; <strong>hızlı balığın yavaşı yuttuğu dünya</strong> alıyor. Türkiye’nin bir yandan gelecek yolundaki <strong>hız tümseklerini</strong> aşmak diğer yandan arabanın içinde vesayetin, bürokrasinin, çifte direksiyonun “<strong>çekili tuttuğu el frenini</strong> <strong>boşaltmak</strong>” zorundadır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YÜKSEK HIZ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Hızlı kalkınma</strong>: Mevcut stratejilerin dışına çıkabilmek için farklı zenginlik kaynak ve yöntemleri bütünü</p>
<p><strong>Zıplayarak büyüme</strong>: Satın almak, birleşmek ve organik işbirlikleri yöntemiyle kalkınmada atılım</p>
<p><strong>Dinamik nüfus</strong>: Eğer eğitir ve yönlendirirsen hızla kalkınırsın, değilse toplumsal bomba haline gelir</p>
<p><strong>Aynı ufka bakmak</strong>: Uçmak isteyene <strong>gökyüzü</strong> limit… Uçamayana da <strong>yeryüzü</strong> zindan… Aynı ufka bak</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/el-freniyle-hizlanilmaz-gaza-basalim-78224</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ El freniyle hızlanılmaz, gaza basalım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/issizlik-buz-dagi-gibi-cogu-gorunmuyor-78223</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik buz dağı gibi, çoğu görünmüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gerçek işsizlik oranını gösteren atıl işgücü oranı mart ayında kendi rekorunu tekrarladı ya da spor haberi diliyle söylersek egale etti.</p>
<p>Atıl işgücü oranı geçen yılın haziranından sonra bu yılın mart ayında da yüzde 31,5 olarak gerçekleşti.</p>
<p>İşsizliğin gerçek göstergesi bu; atıl işgücü oranı. İşte o yüzden işsizliği buz dağına benzetiyorum ya…</p>
<p>Görünür işsizlik oranı mart ayı itibarıyla yüzde 8,1 düzeyinde. Bu orana, çalışmakla birlikte daha iyi iş bulduğunda yeni işe geçmeyi düşünenler, çeşitli nedenlerle iş aramayanlar gibi gizli işsizler de eklendiğinde toplam oran yüzde 31,5’e ulaşıyor.</p>
<p>Yani görünen işsizlik ile gerçek işsizlik arasında 23,4 puanlık bir fark var. Ya da başka bir ifadeyle gerçek işsizlik oranı olan yüzde 31,5’in yalnızca dörtte birine denk düşen yüzde 8,1’ini görüyoruz.</p>
<p>Dörtte üçe karşılık gelen 23,4 puan suyun altındaki buz dağı gibi, görünmüyor. Ama bu kısım yalnızca görünmüyor; oysa orada duruyor.</p>
<p>Dolayısıyla acemi kaptanlar gibi suyun üstündeki buz dağına bakıp küçük sanarak yola öyle devam etmeye çalışmamak gerekiyor.</p>
<p>Hele hele suyun üstündeki işsizlik oranı bindeli hanelerde küçülünce gerçek oranı tümden göz ardı ederek sorunun nasıl da çözülmekte olduğuna ilişkin nutuklar!</p>
<h2>Makas giderek açılıyor</h2>
<p>Atıl işgücü oranının görünen işsizlik oranından yüksek olması gayet normal. Çalışmakla birlikte daha iyi koşullarda iş bulabildiği takdirde işini değiştirmek isteyenler, çeşitli nedenlerle iş aramayanlar her zaman vardır ve dolayısıyla atıl işgücü ile gerçek işsizlik oranı arasında makas hep var olacaktır.</p>
<p>Ama bu ölçüde olması normal değil.</p>
<p>Grafikte de somut olarak görüldüğü gibi 2014 yılından bu yana olan dönemde söz konusu iki oran arasındaki makas hiç bu kadar açılmamıştı.</p>
<p>2022’nin sonbahar aylarından bu yana olan üç buçuk yıllık dönem boyunca görünür işsizlik oranı genel olarak aşağı giderken, gerçek işsizliği gösteren atıl işgücü oranı tam tersi bir eğilimle arttı.</p>
<p>Atıl işgücünün artma eğiliminde olması üstünde çok önemle durulması gereken bir konu. Görünür işsizlik oranı ilk bakışta çok yüksek değil gibi, hele hele zaman zaman yaşanan inişler çok önemliymiş gibi lanse ediliyor ama o görünmeyen kısım yok mu; o sorun giderek büyüyor.</p>
<h2>Görünen de çok düşük değil ki</h2>
<p>İşsizlik oranı mart ayında yüzde 8,1 oldu ve bu oran görece düşükmüş gibi niteleniyor. Hele hele bir ay önceye göre ortaya çıkan 0,3 puanlık gerileme kimilerince çok önemseniyor.</p>
<p>Bir kere aylık inişlerin de, çıkışların da çok önemi yok. Önemli olan uzun dönemli seyrin ne yönde olduğu.</p>
<p>2019 ve 2020’de pandeminin de etkisiyle yüksek seyreden ve kimi aylarda yüzde 14’ü aşan işsizlik oranının şimdi yüzde 8’lere gerilemesi tabii ki kayda değer bir gelişmedir ve önemlidir. Ama bu oranın, işgücüne katılım oranının düşük olmasının etkisiyle bu düzeyde seyrettiği de gözardı edilmemelidir.</p>
<p>Kaldı ki atıl işgücünün artması görünür işsizlikteki gerilemeyi gölgeleyen bir unsurdur. Eğer atıl işgücünde aynı dönemde çok ciddi bir artış yaşanmasa <strong>“Demek ki iş aramayanlarda ya da daha iyi koşullarda iş bulduğunda işini değiştirmek isteyenlerde bir artış yok, herkes çalışma koşullarından memnun”</strong> diyebilecektik. Oysa şimdi öyle bir durum yok.</p>
<h2>Daha da artabilir</h2>
<p>Savaş yalnızca Türkiye ekonomisinde değil, tüm ülkelerin ekonomilerinde dengeleri fena halde sarstı. Ve öyle anlaşılıyor ki bu savaş epeyce uzayacak. Daha da önemlisi savaş yarın tümüyle bitse bile etkileri aylar boyu hissedilecek.</p>
<p>Bir kere enerji fiyatları öyle birden bire eski düzeye inmeyecek.</p>
<p>Dünya ekonomilerinde daralan talep, bir anda savaş öncesindeki düzeye gelmeyecek.</p>
<p>Bütün bu etkenler işsizliğin daha da artması demek.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemde görünür işsizlik oranının da, atıl işgücü oranının da daha yukarı çıkması beklenmeli.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2d89bdb7f5-1777522843.png" alt="" width="412" height="402" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/issizlik-buz-dagi-gibi-cogu-gorunmuyor-78223</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/issizlik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşsizlik buz dağı gibi, çoğu görünmüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrasya-tuneli-dunyada-literature-girdi-istanbulda-oyunun-kurallarini-degistirdi-78222</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrasya Tüneli, dünyada literatüre girdi, İstanbul’da  oyunun kurallarını değiştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BİRLEŞMİŞ </strong>Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu (UNICE) tarafından Barcelona’da (İspanya) düzenlediği <strong>“10. Uluslararası Kamu-Özel İşbirliği Forumu”</strong>nu izliyoruz. Forumun <strong>“Liderlik Diyalogu” </strong>bölümündeki panelistler arasında Yapı Merkezi ve Avrasya Tüneli Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Başar Arıoğlu </strong>da var.</p>
<p><strong>Başar Arıoğlu, </strong>söze Yapı Merkezi’nin kurucusu olan babası <strong>Ersin Arıoğlu</strong>’nu anarak girdi:</p>
<p>-          “Dayanıklılık” <strong>bizim mühendislik kültürümüzün ve uzun vadeli değer yaratma anlayışımızın temel parçası oldu. Bu bakış açısı, kurucumuz Ersin Arıoğlu’nun vizyonundan başlayarak onlarca yıl farklı coğrafyalarda ve koşullarda gerçekleştirdiğimiz projelerle şekillendi.</strong></p>
<p>Yapı Merkezi’nin Türkiye’de iki büyük <strong>“kamu-özel işbirliği” </strong>(KÖİ) projesinin içinde olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Avrasya Tüneli ve 1915 Çanakkale Köprüsü de bu vizyonla ele alındı. Bu projeler, dayanıklılığın tek bir özellik olmadığını, tasarım, inşaat, finansman ve işletme süreçlerinin tamamında gösterilen sürekli bir çabanın sonucu olduğunu ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Özellikle Avrasya Tüneli’nin <strong>“dayanıklılık” </strong>konusunda dünya mühendislik literatürüne çok şey kazandırdığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>İnşaat süreci, çok karmaşık kentsel ve jeolojik ortamlardan birinde faaliyet göstermemizi gerektirdi. Ancak, mühendislik zorluklarının ötesinde, yaklaşımımızı belirleyen en önemli unsur, minimum teknik gerekliliklerin ötesine geçme kararlılığı oldu.</strong></p>
<p><strong>Başar Arıoğlu, </strong>Avrasya Tüneli’nin yaşam döngüsü boyunca, teknik şartnamelerin ötesine geçen birçok iyileştirmeler gerçekleştirdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bunlar arasında geliştirilmiş güvenlik sistemleri, ileri izleme teknolojileri ve çok çeşitli koşullar altında güvenli ve kesintisiz hizmeti sağlamak için sürekli operasyonel iyileştirmeler yer alıyor.</strong></p>
<p>Bu yaklaşımın öneminin belirsizlik dönemlerinde ortaya çıktığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Örneğin COVID-19 pandemisi sırasında trafik yoğunluğu önemli ölçüde ve öngörülemez şekilde de</strong><strong>ğ</strong><strong>işti. Buna ra</strong><strong>ğ</strong><strong>men tünel, operasyonel sürekliliğini ve finansal istikrarını korumayı başardı.</strong></p>
<p>Benzer bir yaklaşımın 1915 Çanakkale Köprüsü projesinde de uygulandığına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Bu proje yalnızca mühendislik açısından bir kilometre taşı değil, aynı zamanda ölçekli bir dayanıklılık örneği oldu. Tasarımdan başlayarak dayanıklılık, çevresel koşullar ve uzun vadeli yapısal performansa özel önem verildi.</strong></p>
<p>Kamu ve özel sektör arasındaki güçlü işbirliğinin vazgeçilmez bir model olduğunu irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Altyapı yalnızca varlık üretmek değil, değişen koşullar altında ayakta kalabilen, uyum sağlayabilen ve topluma hizmete devam eden sistemler üretmektir.</strong></p>
<p>UNICE’nin Barcelona’daki <strong>“10. Uluslararası Kamu-Özel İşbirliği Forumu”</strong>nda <strong>Başar Arıoğlu</strong>’na Avrasya Tüneli İşletme Direktörü <strong>Murat Gücüyener, </strong>CFO’su <strong>Sidem Yavrucu Demircan </strong>ve Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü <strong>Ceren Alaca Bayındır </strong>eşlik etti.</p>
<p><strong>Murat Gücüyener, </strong>Forumun <strong>“KÖİ Projelerinin Toplum Üzerindeki Dönüştürücü Etkisi” </strong>oturumundaki konuşmasında Avrasya Tüneli’ni şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Avrasya Tüneli, 16 milyonluk bir metropol için oyunun kurallarını değiştiren bir mobilite çözümü oldu. INRIX Küresel Trafik Raporuna göre İstanbul, dünyada trafikte en fazla zaman kaybeden şehirlerden biri. Tünel her gün 80 binden fazla yolcuya ev sahipliği yapıyor.</strong></p>
<p>Avrasya Tüneli’nin milyonlarca kullanıcı için hızlı ve güvenli bir kıtalararası bağlantı anlamına geldiğine vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Trafik akışını, s</strong><strong>i</strong><strong>stem performansını ve kullanıcı davranışlarını sürekli izliyoruz. Bu verilerle operasyonlarımızı gerçek zamanlı olarak uyarlıyor ve iyileştirmeler yapıyoruz. Böylece Avrasya Tüneli kullanıcılarına günlük 77 dakikalık zaman tasarrufu sağlıyoruz.</strong></p>
<p>Avrasya Tüneli’nin 2021’den buyana <strong>“karbon nötr” </strong>olduğunu savundu:</p>
<p>-          “Pacemaker” <strong>uygulamamız, tünel içindeki kritik bölgelerde dur-kalk trafiğini azaltarak trafik akışını optimize ediyor. Böylece, emisyonları azaltıyoruz. Güneş panelleri ile enerji ihtiyacımızın bir kısmını karşılıyoruz. Son 3 yıldır </strong>“karnon nötr” <strong>sertifikası sahibiyiz.</strong></p>
<p><strong>Gücüyener, </strong>KÖİ projeleriyle ilgili şu mesajla noktayı koydu:</p>
<p>-          <strong>KÖİ projeleri yalnızca fiziksel varlıklar değil, aynı zamanda hizmet platformlarıdır. Doğru yönetildiğinde inovasyon üretir ve sosyo-ekonomik gelişime katkı sağlar.</strong></p>
<p>Avrasya Tüneli, Ekim 2016’da New York’ta ENR’ın <strong>“Global En İyi Projeler” </strong>kategorisinde ödül aldığında <strong>Ersin Arıoğlu, </strong>iddialı mesaj vermişti:</p>
<ul>
<li><strong>Denizde 106 metre derinlikte yapılan başka tünel yok. Avrasya Tüneli, bu yönüyle ilktir. Biz bu tünelle dünyaya cesaret verdik.</strong></li>
<li><strong>Dünyada eratik (karmaşık) zeminde ve fay hattına bu kadar yakın başka tünel yok. Tünelcilik tarihinde çığır açtığımızı iddia ediyorum.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Başar Arıoğlu</strong>’nun uluslararası kongrelerde Avrasya Tüneli’ni anlatması, rahmetli <strong>Ersin Arıoğlu</strong>’nun Ekim 2016’da verdiği iddialı mesajları her seferinde daha da perçinliyor…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2d80553980-1777522693.jpg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ekonomik dalgalanmaya dayanıklı, riski azaltıyor</span></h2>
<p><strong>ULAŞTIRMA </strong>ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürü <strong>Yalçın Eyigün, </strong>UNICE’nin Barcelona’daki <strong>“10. Uluslararası Kamu-Özel İşbirliği Forumu”</strong>nda, altyapı yatırımlarının rolüyle konuşmaya girdi:</p>
<p>-          <strong>Günümüzde altyapı yatırımları, sadece fiziksel iht</strong><strong>i</strong><strong>yaçları karşılamakla kalmayıp, ekonomik dalgalanmalara, çevresel zorluklara ve küresel performans baskılarına dayanabilen yenileyici sistemler olarak da hizmet veren projeler haline geldi.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bu yapısal KÖİ modeli, doğru şekilde tasarlandığında, sadece bir finansal araç değil, risk azaltma ve sürekliliği sağlayan güçlü bir yönetim seçeneğidir.</strong></p>
<p>Türkiye’nin son 20 yılda KÖİ projelerinde önemli deneyim ve uzmanlık geliştirdiğini vurgulayıp, üç temel unsuru sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Birincisi, sağlam sözleşme yapıları: </strong>Türkiye’de uygulanan kamu-özel işbirliği (KÖİ-PPP) sözleşmelerinde talep riski, finansman riski, miktar riski ve mücbir sebep olayları açık ve tutarlı şekilde tanımlanarak proje sürekliliği sağlanıyor.</li>
<li><strong>İkincisi, etkili risk paylaşımı: </strong>Başarılı bir PPP modelinin özünde risklerin bunları yönetmek için en donanımlı tarafa dağıtılması yatar. Kamu otoriteleri rollerini korurken, özel sektörün teknik yetenekleri ve kapasiteleri azami ölçüde kullanılır.</li>
<li><strong>Üçüncüsü, proaktif kamu gözetimi ve yönetimi: </strong>PPP projelerinde operasyonel süreç başlangıç aşaması kadar kritiktir. Türkiye’de kamu otoriteleri aktif olarak performans izleme, sözleşme yönetimi ve hizmet kalitesi denetimleri gerçekleştirir.</li>
</ul>
<p>1915 Çanakkale Köprüsü’nü örnek gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Sadece mühendislik ustalığını değil, aynı zamanda uzun vadeli finansal istikrarı ve varlık değerini de temsil eder. Proje, ekonomik dalgalanmalara dayanıklı sürdürülebilir bir finansman modeliyle hayata geçirildi.</strong></p>
<p><strong>Yalçın Eyigün, </strong>Avrasya Tüneli’ne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Yüksek trafik yoğunluğu, jeoteknik sorunlar ve sismik riskler gibi mühendislik zorluklarını ele alarak inşa edildi. Yüksek hizmet sürekliliğini sağlayacak şekilde işletiliyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de PPP projelerinde sürdürülebilirlik kriterleri giderek daha fazla öne çıkıyor. İklim değişikliği, afet riski ve toplumsal beklentiler proje tasarımına entegre ediliyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">39 milyon saat zaman tasarrufu oldu, ekonomiye 595 milyon dolar katkı sağladı</span></h2>
<p><strong>AVRASYA </strong>Tüneli Kurumsal İlişkiler Kıdemli Direktörü <strong>Ceren Alaca Bayındır, </strong>tünelle ilgili şu güncel bilgileri derledi:</p>
<ul>
<li><strong>Avrasya Tüneli, 2025 yılında 39 milyon saat zaman tasarrufu, 43 bin ton yakıt tasarrufu, 98 milyon araç-km azalması ile kaza maliyeti tasarrufu ve 24 bin ton emisyon azalımı ile ülke ekomomisine 595 milyon dolar katkı sağladı.</strong></li>
<li><strong>Geçen 9 yılda zaman tasarrufu 250 milyon saati, yakı</strong><strong>t</strong><strong>tasarrufu 304 bin tonu, emisyon azalımı 139 bin tonu, araç-km azalması ile oluşan kaza maliyeti tasarrufu 687 milyon aracı buldu. Ülke ekonomisine sağladığı katkı 2.6 milyar dolara ulaştı.</strong></li>
<li><strong>Boğaz karayolu geçişlerinde Avrasya Tüneli’nin payı yüzde 10’dan 14’e çıktı.</strong></li>
<li><strong>2026 yılı ilk 3 ay ortalaması 75 bin 498 birim araç ile geçen yılın ilk 3 ay ortalamasının yüzde 5 üzerinde seyretti. Ayrıca bu rakam 2026 yılındaki günlük minimum trafik garantisi olan 71 bin 638 aracın yüzde 5 üzerinde olduğu anlamına geliyor.</strong></li>
<li><strong>Avrasya Tüneli trafiği 2023 yılı son çeyreğinden itibaren minimum trafik garantisinin üzerinde seyrediyor. 2041 yılında devrine dek garanti ödemesi beklenmiyor.</strong></li>
<li><strong>Açılışından itibaren ilk 7 yıllık olgunlaşma döneminde toplam 248 milyon dolar oldu. Bu tutar 1.3 milyar dolar olan toplam yatırım tutarının yüzde 20’sine denk geliyor.</strong></li>
<li><strong>Projede Türkiye’de karayolu projelerinde ilk defa </strong>“gelir paylaşımı” <strong>modeli uygulandı. Bu m</strong><strong>o</strong><strong>dele göre, işletme yıllık minimum trafik garantisine ulaştıktan son</strong><strong>ra</strong><strong>kamu</strong><strong>,</strong><strong> elde edilen garanti üzeri gelirden yüzde 30 pay alıyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong> </strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrasya-tuneli-dunyada-literature-girdi-istanbulda-oyunun-kurallarini-degistirdi-78222</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/2/1280x720/basar-arioglu-1777522671.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrasya Tüneli, dünyada literatüre girdi, İstanbul’da  oyunun kurallarını değiştirdi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enerjiden-sonra-sira-mineral-ve-metallerde-78221</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjiden sonra sıra mineral ve metallerde!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69f2d5d402c77-1777522132.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Dünya Bankası Nisan ayı Emtia Piyasaları Görünüm Raporu’nda küresel piyasalar için sert bir uyarı yaptı. Ortadoğu’daki savaşın enerji arzını bozması, nakliye rotalarını aksatması ve üretim maliyetlerini artırması nedeniyle emtia fiyatlarının 2026’da yüzde 16 yükselmesi bekleniyor. Rapora göre bu dalganın merkezinde ise enerji kadar metaller bulunuyor. Banka, metaller ve mineraller fiyat endeksinin bu yıl yüzde 17 artacağını öngörüyor. Veri merkezleri, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji yatırımları ve elektrifikasyon projeleri sanayi metalleri talebini güçlü tutarken, arz tarafındaki sıkışıklık fiyatları yukarı taşıyor. Özellikle alüminyum, bakır ve kalayın 2026’da tarihi zirvelere ulaşması bekleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2d6a2540ad-1777522338.png" alt="" width="600" height="321" /></p>
<h2>Yeni çağın hammaddesi metal</h2>
<p>Rapora göre klasik inşaat ve sanayi kullanımına ek olarak yeni ekonomi sektörleri metalleri daha stratejik hale getirdi. Yapay zekâ veri merkezleri, batarya sistemleri, güneş panelleri, rüzgâr türbinleri ve şebeke yatırımları bakırdan alüminyuma kadar birçok üründe talebi artırıyor. Dünya Bankası, son üç yıldır yükselen baz metal fiyatlarının hız kesmeyeceğini vurguluyor.</p>
<p>■ <strong>Alüminyum</strong>: <strong>Savaş primi ekleniyor</strong></p>
<p>Alüminyum fiyatlarında artışın yalnızca talep kaynaklı olmadığına dikkat çekiliyor. Ortadoğu’daki çatışmalar nedeniyle bölgeden ihracatın azalması, küresel arzı daraltıyor. Bu nedenle alüminyum fiyatlarının 2026’da tüm zamanların en yüksek seviyelerine çıkması bekleniyor. 2027’de ise enerji maliyetleri düşer ve arz normale dönerse gevşeme görülebilir.</p>
<p>■ <strong>Bakır</strong>: <strong>Elektriğin kırmızı altını</strong></p>
<p>Bakır için görünüm güçlü. Elektrikli araçlar, şarj altyapısı, veri merkezleri ve iletim hatları bakıra yönelik yapısal talebi artırıyor. Dünya Bankası, arzın kısa vadede esnek olmaması nedeniyle bakır fiyatlarının 2026’da rekor seviyeleri test edeceğini belirtiyor. Özellikle yeni maden yatırımlarının gecikmesi yukarı yönlü risk yaratıyor.</p>
<p>■ <strong>Kalay: Sessiz yıldız</strong></p>
<p>Kalay, lehimleme ve elektronikte kullanım alanı nedeniyle dikkat çekiyor. Yarı iletken, devre kartı ve teknoloji üretimindeki büyüme kalay talebini destekliyor.</p>
<p><strong>Demir cevherinde ayrışan tablo</strong></p>
<p>Demir cevheri ise diğer baz metallere kıyasla zayıf kalacak. Çin’de gayrimenkul sektöründeki durgunluk, gelişmiş ülkelerde inşaat faaliyetlerinin yavaşlaması ve güçlü arz nedeniyle fiyatların yedi yılın en düşük seviyelerine gerilemesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Altın, gümüş ve platin de parlıyor</strong></p>
<p>Değerli metaller tarafında da yükseliş sürüyor. Jeopolitik risklerin güvenli liman talebini artırmasıyla değerli metaller fiyat endeksinin 2026’da yüzde 42 yükselmesi bekleniyor. Altın ve gümüş fiyatlarının 2015-2019 ortalamasının yaklaşık dört katına yaklaşacağı, platinin ise iki kat seviyesinde kalacağı tahmin ediliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">UNCTAD, “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni hayata geçirdi</span></h2>
<p>Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) verilerine göre, Hürmüz Boğazı’ndaki gemi geçişleri mart başından bu yana yüzde 95 geriledi. Küresel deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin dörtte birini ve dünya gübre ihtiyacının önemli bir kısmını taşıyan bu hattaki aksama, enerji fiyatlarının yanı sıra nakliye ücretleri ve savaş riski sigorta primlerinde de keskin artışlara yol açtı. Krizin çok boyutlu etkilerini izlemek amacıyla UNCTAD, “Hürmüz Boğazı İzleme Paneli”ni hayata geçirirken, bu platform deniz taşımacılığı, gıda, enerji ve finans göstergelerini düzenli olarak güncelleyerek mevcut şokun gelişimini takip edecek. Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki belirsizlik, ekonomi yönetimleri ve uzmanlar tarafından üç temel senaryo üzerinden takip ediliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Süveyş”, “Kızıldeniz” ve “Ukrayna” modelleri</span></h2>
<p>Süveyş Kanalı’nda 2021’de yaşanan “Ever Given” kazasında olduğu gibi, krizin diplomasi yoluyla hızla çözülmesi durumunda piyasalarda anında rahatlama bekleniyor. Bu senaryoda, borsaların kayıplarını hızla telafi edeceği ve akaryakıt fiyatlarının birkaç hafta içinde normal seviyelerine döneceği öngörülüyor. Ancak uzmanlar, olası bir çatışmada İran’ın petrol altyapısının zarar görmesi durumunda iyileşme sürecinin sekteye uğrayabileceği konusunda uyarıyor. Kızıldeniz’deki Husi saldırılarına benzer şekilde trafiğin uzun süre aksaması, risk priminin fiyatlara kalıcı olarak yansımasına neden olabilir. Hürmüz Boğazı’nın, Kızıldeniz’in aksine “by-pass” edilebilecek güçlü bir alternatifinin bulunmaması, bu modeli küresel ekonomi için daha riskli hale getiriyor. S. Arabistan’ın mevcut boru hatlarının, deniz yolu kapasitesini ikame etmekte yetersiz kalması bu endişeyi tetikliyor. Krizin Rusya-Ukrayna savaşı gibi yıllara yayılması, en karamsar senaryo olarak değerlendiriliyor. Avrupa’nın Rusya’ya yönelik yaptırımlar sonrası Körfez petrolüne artan bağımlılığı, Hürmüz’ü Ukrayna savaşından daha yıkıcı yapabilir.</p>
<p><strong>Gübre ve yarı iletken sektörü tehdit altında</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki gerilim bugün sona erse dahi, küresel ekonomi için bazı kalıcı hasarlar kaçınılmaz görünüyor. Körfez kaynaklı gübre teslimatlarındaki aksamaların, mevsimsel üretim döngüsü nedeniyle tarımsal verimliliği bir yıl boyunca etkilemesi bekleniyor. Katar’da doğal gaz üretimiyle elde edilen ve çip endüstrisi için kritik öneme sahip olan asil gazların (neon, kripton, ksenon) sevkiyatındaki kesintiler, yapay zeka çiplerinin küresel arzını ciddi şekilde sekteye uğratabilir. Bu gazlar özellikle litografi ve yarı iletken üretim süreçlerinde kullanılıyor. Analistler, gerilimin düşmesi halinde borsaların neredeyse anında, akaryakıt istasyonlarının ise birkaç gün içinde rahatlayacağını öngörürken, krizin yapısal bir hal alması durumunda küresel teknoloji ve gıda arzının ağır darbe alacağını vurguluyor.</p>
<p><strong>Enerji piyasasında 4 yılın en sert şoku</strong></p>
<p>Dünya Bankası’na göre savaş nedeniyle küresel petrol arzında başlangıçta günlük yaklaşık 10 milyon varillik kayıp oluştu. Bu durum kayıtlardaki en büyük arz şoklarından biri olarak tanımlanıyor. Brent petrolün 2025 ortalaması olan 69 dolardan 2026’da ortalama 86 dolara çıkması bekleniyor. Eğer çatışmalar uzar ve altyapı hasarı büyürse fiyatların 115 dolara kadar tırmanabileceği belirtiliyor. Doğalgaz ve rafine ürünlerde de benzer baskı sürüyor.</p>
<p><strong>Gübre fiyatı çiftçiyi zorluyor</strong></p>
<p>Üre fiyatlarındaki yüzde 60 sıçrama nedeniyle küresel gübre fiyatlarının 2026’da yüzde 31 artması bekleniyor. Dünya Bankası, çiftçilerin gübre satın alma gücünün 2022’den bu yana en kötü seviyeye indiğini belirtiyor. Bu durum ekim kararlarını baskılayabilir, mahsul verimini düşürebilir ve gıda enflasyonunu yeniden alevlendirebilir.</p>
<p><strong>Büyüme yavaşlayıp enflasyon yükselecek</strong></p>
<p>Rapora göre gelişmekte olan ekonomilerde büyüme tahmini yüzde 4’ten yüzde 3,6’ya indirildi. Enflasyon ise yüzde 5,1’e yükselecek. Daha kötü senaryoda oran yüzde 5,8’e çıkabilir. Dünya Bankası, “Savaş yalnızca petrolü değil, tüm hammaddeleri vuruyor; faturayı ise dünya ekonomisi ödüyor” mesajı veriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enerjiden-sonra-sira-mineral-ve-metallerde-78221</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/1/1280x720/t44-1777522429.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Bankası’na göre 2026’da metaller ve mineraller fiyat endeksi yüzde 17 artacak. Alüminyum, bakır ve kalayda yeni rekorlar beklenirken, enerji fiyatlarındaki yüzde 24 yükseliş sanayi maliyetlerini daha da yukarı taşıyacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konteyner-uretimi-katma-degerli-cozumlerle-buyuyecek-78257</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konteyner üretimi katma değerli çözümlerle büyüyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2ec8dc3cdb-1777527949.png" alt="" width="999" height="157" />Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Denizcilik Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye limanlarında elleçlenen konteyner miktarı 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 3,5 artarak 14 milyon TEU'ya ulaşırken, artan ihracat, e-ticaretin sınır ötesine taşınması ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, konteyneri klasik bir taşıma ekipmanının ötesine taşıyarak çok yönlü bir kullanım alanına dönüştürüyor. Bu süreçte Türkiye’de üreticiler, standart deniz konteyneri imalatı yerine daha esnek, hızlı uyarlanabilir ve katma değeri yüksek çözümlere odaklanıyor.</p>
<p>Bu dönüşümün en görünür yansımalarından biri modüler yaşam alanları. Avrupa’da artan geçici yapı ihtiyacı ve Türkiye’de afet sonrası barınma çözümleri, konteyner bazlı üretimi hızla büyütürken; şantiye sahalarından enerji projelerine kadar pek çok alanda mobil yapılar yaygınlaşıyor. Son dönemde yükselen “tiny house” trendi de bu ekosistemin bir parçası haline gelmiş durumda. Minimal yaşam konseptine uygun olarak geliştirilen konteyner bazlı küçük evler, hem bireysel kullanıcılar hem de turizm yatırımları açısından yeni bir pazar oluşturuyor.</p>
<p>Sanayi tarafında ise konteynerin kullanım alanı giderek çeşitleniyor. Soğuk zincir taşımacılığı için geliştirilen özel konteynerler gıda ve ilaç lojistiğinde kritik rol üstlenirken, enerji ve altyapı projelerinde teknik ekipmanların taşınması ve korunması için özelleştirilmiş çözümler öne çıkıyor. Bu çeşitlilik, Türkiye’nin üretimde standartlaşmadan ziyade ihtiyaca özel çözümler geliştirme kabiliyetini güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Üretimde paradigmalar değişiyor </strong></p>
<p>Türkiye’de konteyner üretimi, küresel rekabet koşulları nedeniyle standart deniz konteyneri üretiminden farklı bir yöne evriliyor. Uzmanlara göre Çin’in maliyet avantajı nedeniyle standart konteyner üretiminde rekabet etmek zorlaşırken, Türkiye daha çok katma değerli segmentlere yöneliyor.</p>
<p>Bu kapsamda üretim ağırlığı daha çok modüler ve prefabrik konteyner yapılar, şantiye ve mobil ofis çözümleri, afet ve geçici barınma üniteleri ile enerji ve savunma projelerine yönelik özel konteyner sistemleri üzerine ilerliyor. Bu dönüşüm, konteyneri bir “taşıma ekipmanı” olmaktan çıkarıp, proje bazlı bir “ürün ve hizmet çözümüne” dönüştürüyor.</p>
<p>Türkiye’de konteyner üretiminin temel belirleyicilerinden biri liman altyapısındaki gelişim. Bölgesel bazda bakıldığında, konteyner trafiğinin önemli kısmı Marmara havzasında yoğunlaşıyor. Ambarlı Bölgesi yaklaşık 3,4 milyon TEU ile toplam trafiğin dörtte birine yakınını tek başına karşılarken, Ambarlı'yı 2 milyon 505 bin 678 TEU ile Kocaeli ve 2 milyon 138 bin 327 TEU ile Tekirdağ bölge liman başkanlıkları izliyor. Bu yoğunlaşma, konteyner üretimi ve bakım-onarım faaliyetlerinin de aynı bölgelerde kümelenmesine yol açıyor.</p>
<p><strong>Küresel pazarda rekabet artıyor</strong></p>
<p> Dünyada konteyner taşımacılığı, pandemi sonrası dalgalı ancak büyüyen bir seyir izliyor. Uluslararası araştırma kuruluşu Clarksons verilerine göre, 2025’te küresel konteyner taşımacılığı TEU bazında yaklaşık yüzde 4 büyüme kaydetti. Ancak bu büyüme, arz-talep dengesizlikleri ve jeopolitik risklerle birlikte daha kırılgan bir yapı sergiliyor. Kızıldeniz’de yaşanan güvenlik sorunları, kanal geçişlerindeki aksamalar ve navlun fiyatlarındaki dalgalanmalar sektörün temel riskleri arasında yer alıyor. Küresel üretimde ise Çin’in baskın konumu sürüyor. Dünya konteyner üretiminin büyük bölümü Çin merkezli üreticiler tarafından karşılanırken, diğer ülkeler daha çok niş ve katma değerli alanlara yöneliyor.</p>
<p><strong>Türkiye için fırsat penceresi </strong></p>
<p>Türkiye, coğrafi konumu ve üretim esnekliği sayesinde küresel konteyner ekosisteminde farklı bir rol üstlenme potansiyeline sahip. Avrupa’ya yakınlık, kısa teslim süreleri ve proje bazlı üretim kabiliyeti, Türk üreticileri özellikle modüler yapı ve özel konteyner segmentinde avantajlı kılıyor. Ayrıca Avrupa’da artan enerji maliyetleri ve üretim kaymaları, “yakın coğrafyada üretim” trendini güçlendirirken, Türkiye bu süreçten olumlu etkilenen ülkeler arasında gösteriliyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Katma değerli üretim öne çıkıyor</strong></span></p>
<p>Türkiye’de konteyner üretimi, klasik anlamda bir yan sanayi kolu olmaktan çıkarak stratejik bir üretim alanına dönüşüyor. Lojistik büyüme, liman kapasitesindeki artış ve küresel ticaretin yeniden şekillenmesi, bu dönüşümü hızlandırıyor. Mevcut veriler, Türkiye’nin konteyner üretiminde standart ürün rekabetinden ziyade, katma değerli ve proje bazlı üretimle öne çıkabileceğini gösteriyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir hale gelmesi için teknoloji yatırımları, yeşil üretim dönüşümü ve markalaşma kritik önem taşıyor. Küresel rekabetin giderek sertleştiği bir dönemde Türkiye’nin konteyner üretiminde alacağı pozisyon, yalnızca sanayi değil, lojistik ve dış ticaret performansını da doğrudan etkileyecek. Özellikle niş alanlara yönelik özel tasarım konteynerler ve modüler çözümler, sektörün ihracat kapasitesini yukarı taşıyabilecek yeni fırsat alanları yaratıyor. Bu doğrultuda kamu-özel sektör iş birliklerinin artması ve finansmana erişimin kolaylaşması da sektörün büyüme ivmesini belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konteyner-uretimi-katma-degerli-cozumlerle-buyuyecek-78257</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/7/1280x720/dis-ticaret-ithalat-ihracat-1777528021.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye limanlarında konteyner trafiği 2025’te 14 milyon TEU seviyesine ulaşarak Cumhuriyet tarihinde rekor kırarken, bu büyüme konteyner üretimini de yeniden şekillendiriyor. Sektör, standart üretimden modüler ve katma değerli çözümlere kayarak küresel rekabette yeni bir konum arıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osbde-150-hektarlik-yeni-alan-yatirimcilari-bekliyor-78258</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB’de 150 hektarlık yeni alan yatırımcıları bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ALİ BAŞ/KÜTAHYA</strong><br /><br />Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB) Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, bölgenin yatırımcılara sunduğu imkânları ve devam eden projeleri değerlendirdi. Kütahya OSB’de 10’dan fazla sektörde faaliyet gösteren firmaların 13 binden fazla kişiye istihdam sağladığını belirten Eskioğlu, güçlü altyapı ve stratejik konum avantajıyla bölgenin öne çıktığını ifade etti. Eskioğlu, “Bölgemizde kesintisiz enerji, yüksek kapasiteli doğalgaz altyapısı, fiber internet ağı ve 7/24 güvenlik sistemleri ile üretim süreçleri kesintisiz şekilde yürütülüyor. Ayrıca itfaiye teşkilatımız ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri ile yatırımcılarımız için güvenli bir üretim ortamı sağlıyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2f160a3e42-1777529184.jpeg" alt="" width="633" height="479" /><strong>Genişleme Alanı en stratejik fırsatımız”</strong></p>
<p>Artan yatırım taleplerine dikkat çeken Eskioğlu, Kütahya OSB’de yeni yatırım alanlarının oluşturulması için çalışmaların sürdüğünü belirtti. Özellikle 3. Genişleme Alanı’nın bölge için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Eskioğlu, şu bilgileri verdi: “Yaklaşık 150 hektarlık bu alan, planlı altyapısı ve geniş parsel yapısıyla orta ve büyük ölçekli yatırımlar için önemli bir fırsat sunuyor. Mevcut firmalarımız için kapasite artırma imkânı sağlarken, yeni yatırımcılar için de güçlü bir başlangıç alanı oluşturuyor. Günümüzde üretim maliyetlerinin arttığı ve sanayi bölgelerinde yer bulmanın zorlaştığı bir dönemde, Kütahya OSB yatırımcılar için yeni bir merkez haline geliyor.”<br />Genişleme Alanı’nda altyapı ve yol çalışmalarının devam ettiğini aktaran Eskioğlu, alanda otel ve kongre merkezi gibi sosyal donatı projelerinin de planlandığını söyledi.</p>
<p><strong>Altyapı yatırımları sürüyor</strong></p>
<p>Kütahya OSB’de altyapıyı güçlendirmeye yönelik yatırımların devam ettiğini belirten Eskioğlu, 2026 yılı Mart ayında açılan itfaiye teşkilatının 15 itfaiye personeli, 3 ihbar personeli ve çeşitli araçlarla 7/24 hizmet verdiğini bildirdi. Atıksu Arıtma Tesisi kapasitesinin ise 5 bin metreküp/günden 15 bin metreküp/güne çıkarılacağını kaydeden Eskioğlu, “300 milyon TL’lik bu yatırım Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçiriliyor” diye konuştu.</p>
<p>Dijitalleşme çalışmalarına da değinen Eskioğlu, Yatırımcı Bilgi Sistemi ile bürokratik süreçlerin hızlandırıldığını ifade etti.</p>
<p><strong>“Lojistik avantaj maliyetleri düşürüyor”</strong></p>
<p>Kütahya OSB’nin Ege, Marmara ve İç Anadolu bölgeleri arasında stratejik bir noktada yer aldığını belirten Eskioğlu, ulaşım imkânlarının yatırımcılar açısından önemli avantaj sağladığını söyledi. Demiryolu, havalimanı ve liman bağlantıları sayesinde lojistik maliyetlerin düştüğünü kaydeden Eskioğlu, “Bu konum, hem iç pazara hem de ihracata erişimde yatırımcıya önemli kolaylık sunuyor” dedi.</p>
<p>Ege Bölgesi’ndeki sanayicilere çağrıda bulunan Eskioğlu, “Artan maliyetler ve sınırlı alanlar nedeniyle mevcut sanayi bölgelerinde yatırım yapmak zorlaşıyor. Kütahya OSB olarak geniş parseller, güçlü altyapı ve erişilebilir maliyetlerle yatırımcılar için doğru adres konumundayız. Özellikle 3. Genişleme Alanımız, üretimini büyütmek isteyen firmalar için önemli bir fırsat sunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yüksek katma değerli yatırımlar hedefleniyor</strong></p>
<p>Kütahya OSB’nin gelecek vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Eskioğlu, bölgenin sürdürülebilirlik ve planlı sanayileşme odağında büyüdüğünü dile getirdi. 3. Genişleme Alanı’nın modern altyapı, çevreci yaklaşım ve sosyal projelerle şekillendiğini belirten Eskioğlu, “Amacımız, Kütahya OSB’yi ulusal ve uluslararası ölçekte tercih edilen bir üretim üssü haline getirmek. Yüksek katma değerli ve ihracat odaklı yatırımları bölgemize çekerek sanayinin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osbde-150-hektarlik-yeni-alan-yatirimcilari-bekliyor-78258</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/8/1280x720/kutahya-osb-1777529167.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya OSB’de mevcut yatırımların yanı sıra artan talepleri karşılamak amacıyla 3. Genişleme Alanı devreye alınıyor. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, yaklaşık 150 hektarlık yeni alanın orta ve büyük ölçekli yatırımlar için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/yapi-kredi-ile-e-ticaret/5g-teknolojileri-e-ticareti-nasil-donusturecek-78254</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5G teknolojileri e-ticareti nasıl dönüştürecek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MUSTAFA KEMAL ÇOLAK</strong></p>
<p>E-ticareti tanımlarken tek başına bir satış kanalı ibaresi kullanmak yeterli değil. Perakendenin ana omurgası, merkez üssü olarak tarif etmemiz gerekiyor artık. Bu bakışın doğruluğu için rakamlara bakmak yeterli. Her 5 alışverişten biri dijital kanallar üzerinden gerçekleşiyor. Bu rakam çok değil, pandemiyi henüz yaşamadığımız 2019’da yüzde 5’ler mertebesindeydi.</p>
<p>Pandemi gibi geçmişte tecrübe edilmemiş bir süreç, insanoğlunun yaşamında pek çok alışkanlığın sorgulanmasına sebebiyet verdi. Yaşamlara yeni tarzlar, alışkanlıklar kazandırdı. İnternet kullanım oranı bugün yüzde 90’ları aştıysa, çevrimiçi alışveriş yapan bireylerin oranının pandemi öncesine göre yüzde 36,5’ten, 55,7’ye ulaştıysa, o dönem eve ve içe kapanan insanın yaşama sarılma içgüdüsünün eseriydi.</p>
<p>Bugün artık internet kullanımı kalıcı şekliyle hayatlarımızın tam merkezinde. Bu durumun bir sonucu olarak internetten yapılan kartlı ödemeler, 2020’den geçen yıl sonuna 28 kat büyümüş durumda. 2019’da Türkiye’de 136 milyar lira olan e-ticaret hacmi, 2025 sonunda 4,6 trilyon lirayı aştıNeresinden bakarsanız, 100 milyar dolarlık bir iş hacmi karşımızda duruyor. Ve bu durumun ülke sınırlarını da kaldıran şekliyle her yıl artarak büyüyeceğine kesin gözüyle bakılıyor.</p>
<p>Bundan sonraki süreçte hayatımızın merkezindeki bu ekosistem, nasıl ilerleme gösterecek? Yarattığı dengeler üzerinden dünya ticaretinde başrolde olan dev yapılardan, ürünlerini çevrimiçi pazarlar yoluyla satan küçük girişimcilere kadar milyonlarca paydaşın yol haritasında neler ortaya konacak? Tüm bu sorulara verilecek yanıtlar, Türkiye içinde hızla kabul gören, ihracat kanallarında ise daha fazla atılım yapması beklenen e-ticaret ekosisteminin gelişimine katkı sunacak</p>
<p><strong>5G’nin yüzü, kurumsal müşterilere daha dönük</strong></p>
<p>Bugün konumuzu satırlarımızın elverdiğince 1 Nisan itibariyle Türkiye’de kullanıma açılan 5G teknolojilerine ayıracağız. Hakkında çok şey yazıldı, daha çok hızı üzerinden haklı yorumlar yapıldı. 5G’nin yüzünün, bireysel müşteri kadar hatta ondan daha fazla kurumsal yapılara, özellikle sanayi kuruluşlarına, çoklu sayıda istihdam yaratan sektörlere daha fazla dönük olacağı ifade ediliyor. Sayıları 100 milyona ulaşan cep telefonunun hali hazırda yüzde 30’u 5G uyumlu. İlgili kuruluşlar bu sayının artması yönünde 5G adaptasyon imkanlarına sahip cihazlar için önemli kampanyalar düzenliyor.</p>
<p>5G cihazlı telefonların sayısının artması, yüksek hız getiren bu sisteme girişleri de hızlandıracak. Dolayısıyla internet kullanım oranı yüksek olan Türkiye’de internetten işlem yapma imkanı da genişleyecek. Bu durum, e-ticaret faaliyetlerine katılımı artıracak.</p>
<p>Türkiye, iha­le aşamasında şartnameye, ku­rulacak 5G altyapısında yerlilik ve millilik kriterleri koydu. Bu durum, 5G teknolojisinin ithalat yoluyla tüketicisi olmak yerine, karar vericisi ve altyapı da dahil olmak üzere üreticisi olma tercihinden kaynaklandı. Buna göre altyapının yüzde 60’ında yerli ürün, yüz­de 30’unda ise milli haberleş­me ürünü kullanılması zorun­lu tutuldu. Bu durum çok sayıda yerli şirketin 5G ağına girişimci olarak dahil edilmesine vesile oldu, daha da olacak.</p>
<p><strong>Yerli oyuncu sayısı yükseliyor</strong></p>
<p>Türkiye’de global şirket veya yerli sermaye, cep telefonu üreten fabrikaların sayısı son yıllarda hızla arttı. Yerli üreticilerin yanı sıra global markaların da yüksek yatırım bütçeleri ile Türkiye pazarına girmeleri, 5G sonrası bu alanda cihaz üretimini de hızlı şekilde büyüttü.</p>
<p>5G uyumlu telefon tedariği konusunda daha önce Samsung ile işbirliği yaptığını açıklayan Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, EKONOMİ gazetesi yazarı Vahap Munyar ile editörü Şenay Zeren’e yaptığı açıklamada, 5G teknolojileri üzerinden KOBİ’lere en uygun teklif ve paketleri sunacaklarını söylüyor. Turkcell Genel Müdürü Koç, yaptığı açıklamada, "KOBİ’lerin dijital dünyaya entegrasyonunu desteklemek adına, sadece bağlantı hizmeti değil; aynı zamanda uçtan uca dijital çözümler sunmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>5G ile birlikte hızlanan internet, çok sayıda alanda kendisini gösterecek. E-ticaret satışlarına dair yapılan araştırmalar e-ticarette satışların en yüksek olduğu oranın 0-4 saniye arasında yüklenen alışveriş sitelerinde görüldüğünü gösteriyor. 5G teknolojisi ile hızlanan, gecikme süresi düşen internet bağlantısı tek tıkla alışverişi çok daha hızlı yapabilecek ve mobil ticaret geliri artıracak. Bir e-ticaret faaliyetinin içinde olan kurum için de üretim sürecinden başlayarak, tedarik, lojistik, stok yönetimi, pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetlerin tamamı, 5G’nin mevcut sistemi 10 kata kadar artıracak hızdan yararlanacak.</p>
<p><strong>Veri yönetimi hız kazanacak</strong></p>
<p>Veri yönetimi günümüzün en temel konu başlıklarından bir tanesi. Yalnızca iş yaşamında değil, sivil hayatta da karşımızda, eğitimde de, sağlıkta da. Hayatımızın en temel girdilerinden bir tanesi olan veri, sağlıklı bir araya getirme, analiz etme ve depolama yöntemleriyle birlikte yönümüzü tayin etmede daha fazla söz sahibi olacak. Yanı sıra e-ticaret faaliyetlerinde de belirleyici rolü daha da artacak. Sektörün en önemli özelliği bildiğiniz kadarıyla kayıtlı olma hali. Bu durum, kamunun da içinde olduğu tüm paydaşlar için önemli. Tüketici eğilimlerini takip eden şirket sayısı, e-ticaretin yaygınlaşması ve vazgeçilmez perakende unsuru olmasından sonra hızlı arttı. Tüketici eğilimleri 5G’nin ardından daha iyi toplanıp analiz edilecek ve yüksek hacimli ortamlarda değerlendirilip, depolanacak. Artık, hangi ürünün, ne zaman, hangi kimliğe, hangi şartlarda satılabilecek, bu konunun üstesinden daha iyi gelebilecek, e-ticaret oyuncuları. Satılma imkanı bulamayacak ürünler önceden kestirilebilecek ve üretimi yapılmayacak. Yani verimlilik üst seviyeye çıkacak.</p>
<p><strong>E-ticareti yaygınlaştıracak</strong></p>
<p>Türkiye’de e-ticaret pazarını, gerek yön veren oyuncuları, ticari partnerleri ve yanı sıra tüketici ağı olarak, İstanbul domine ediyor. E-ticaret siparişlerinin yüzde 45’e yakın oranı İstanbul’dan gerçekleşiyor. 5G teknolojisi, internet kullanımını yaygınlaştıracak. Kırsal alanlarda internet kullanımının oransal olarak bakıldığında büyümesi, büyük şehirlerden daha yüksek olacak. Yani 5G, teknolojilerinin daha geniş kitlelere yayılmasına katkı sunacak.</p>
<p>E-ticaret uygulamalarında Türkiye, kamunun ihtiyaç gideren uygulamaları, regülasyon hamleleri, özel sektörün girişimci yönü, finans kurumlarının da yatırım heyecanı yükselten hizmetleriyle dünyada önemli bir noktaya geldi. Kurduğu hizmet ağı ve sergilediği performans, e-ticarette Türkiye’yi, Avrupa’nın üstüne taşıdı. Artık hızlı servis, güvenli servis tartışmaları yok denecek kadar azaldı. Ödeme sistemleri, rüştünü e-ticaret konularında da kanıtladı. Depolama tesislerindeki yatırımların büyük bir hamle ile gerçekleştiği söylenebilir. Yerli oyuncuların talebi kadar global devlerin de gelişi ile birlikte büyüdü tesis kapasiteleri. Bugün artık İstanbul Hadımköy, Büyükçekmece’den, Şekerpınarı’na Gebze’ye Sakarya’ya hatta Düzce’ye kadar uzandı depolama yatırımları.</p>
<p><strong>Depo sistemleri verimi artıracak</strong></p>
<p>TÜSİAD, iki yıl kadar önce e-ticaret üzerine önemli bir toplantı organizasyonu yapmış, konunun uzmanları yakın dönem hedefleri üzerine değerlendirmelerde bulunmuştu. Benim de takip ettiğim organizasyonda, Türkiye’de sayıları son 5 yılda hızla artan e-ticaret hizmet veren depolama tesislerinin büyüklüğünün 2027’ye kadar yani gelecek yıl sonuna kadar 11 milyon metrekareye ulaşması gerektiği vurgulanmıştı. 2024’te 7,5 milyon metrekare olan depolama tesisi kapasitesi, hızla yükseldi. Bu büyük hamlenin ardında, Türkiye’nin dünya coğrafyaları içerisindeki konumunun küresel e-ticaret hizmetleri için kritik değerde olması yatıyor. Ülkemizin 5G’ye dahil olması, e-ticarette stratejik rol oynayan depolama tesislerinin yönetimini de, dünyanın bir ucundan gelecek komut ile idare edilmesini de kolaylaştıracak, yanı sıra İsviçreli bir saat tamircisinin ihtiyacı olan küçücük bir ürünü tarif ettiği videonun, İstanbul Feriköy’deki tamircide hızla açılıp, saniyeler içinde “Bende var” mesajını ulaştırabilmesine de imkan yaratacak.</p>
<p><strong><span style="color: #e03e2d;">Stok yönetimi üst seviyeye çıkacak</span></strong></p>
<p>Stok yönetimi tüm endüstrilerde ve ticarette olduğu gibi e-ticaret dünyasının da en önemli ihtiyaç kalemlerinden. Hele de günümüz koşullarında. Özellikle büyük e-ticaret yapıları için stok idaresi hassasiyet ve özen istiyor. 5G, nesnelerin interneti stok yönetimini kolaylaştıran uygulamalar da getirecek. Depolarda kullanılacak algılayıcılar stok takibini kolaylaştırıp zaman tasarrufu sağlarken, yapay zeka hangi ürünün boyutuna ve satış sıklığına göre yerleştirileceğini planlayacak. Yukarıda tarif ettiğimiz şekliyle veri analizinin yüksek kalitede yapılmasının önünün açılmasıyla birlikte üreticiden gelen bilgiler üzerinden gerçekleşecek tahminlerin doğruluk payı artacak. Bu da üretim safhasından başlayarak sağlıklı metodların ve rakamların kullanılmasına imkan yaratacak. Böylece ürün tedariği kolaylaşacak. Ürünlerin bekleme süresinin 5G ve nesnelerin interneti ile kısalması üreticileri ve tedarikçileri de olumlu etkileyecek.</p>
<p><strong><span style="color: #e03e2d;">Videolar daha çok devrede</span></strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde e-ticaretin, daha da kişiselleşeceği ve kullanıcı deneyiminin merkezde olduğu bir yapıya doğru ilerleyeceği görülüyor. Yapay zekâ destekli öneri sistemleri, mobil uygulamalar, sosyal ticaret ve veri temelli pazarlama yöntemleri bu dönüşümün en önemli parçaları olacak. 5G bu noktada da devrede olacak. 5G’nin gelişmiş uygulama sağlayacağı alanlar arasında yapay zeka ve sanal gerçeklik var. Video sisteminin yaygınlaşıp, hızını artırması tüketiciyi de, e-ticaret yapan kurum kuruluşları da olumlu etkileyecek. Bir ürüne erişim kolaylaşacağı gibi pazarlama imkanları da artacak.</p>
<p>E-ticaret, müesseseleri başta fiyat olmak karşılaştırma imkanını kolaylaştırmıştı. 5G ile mevcut servis daha da hızlanacak. Kişiselleştirme hizmetleri de büyüyecek. Yanı sıra kişiye özel e-ticaret imkanları da artacak. Örneğin bir mağazadaki ürünü kendi bedeninde görmek isteyene, (kim ilk uygulamalarına başlandı) bir mutfak cihazını kullanma ayrıcalığına yeni teknolojilerle imkan yaratılabilecek. Yapay zekaya erişimin hızlanması, görüntünün akıcılığı, sanal asistanlık hizmetleri, teknik destekler yakın zamanda görebileceğimiz uygulamalar olacak. Görselliğin algılama üzerindeki olumlu etkilerinin 5G hızıyla artması kullanıcı geri dönüşlerini de yaygınlaştıracak. Ürünlerin videolarını da görebilen tüketiciler, marka ve ürünlere olan güveni arttığı için alışverişi fiziksel dünyadan e-ticarete taşıyacak.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Geleneksel pazar ile rekabet artacak</strong></span></p>
<p>Peki tüm bu durumlar neye yol açacak. Öncelikle şunu ifade etmekte yarar var. E-ticaret yakın zamana kadar yaygınlaşma ve servis kalitesi öncelikli bir gündem ile faaliyet yürütüyordu. Karlılık ön planda tutulmuyordu. Şimdi, artık rüştün ispatlanmasıyla birlikte, 5G’nin sağladığı daha iyi analiz ve stok yönetimiyle, pazarlama teknikleriyle artık karlılığın da esas alındığı bir döneme girilecek. Bu arada işletmelerde verimliliğin artması, daha çok oyuncunun pazaryerleri başta olmak üzere dijital ortamda satışa yönelmesi, e-ihracatın hızlanmasına neden olacak.</p>
<p>Tüm bunlar, tüketicinin önüne daha uygun fiyat tarifelerin çıkmasına vesile olacak. Son analiz notu olarak da, şu ifade edilebilir, 5G’nin sunduğu hizmetler, e-ticarete, fiziki ticarete nazaran daha fazla imkan tanıyacak. Bu da artık bitmeyecek bir yarış haline gelen iki kanalın rekabetini daha da kızıştıracak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/yapi-kredi-ile-e-ticaret/5g-teknolojileri-e-ticareti-nasil-donusturecek-78254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/4/1280x720/56-1777527645.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Artık hayatımızda 5G var. Uzun süredir beklenen bu yüksek teknolojinin, kişisel kullanıcı kadar kurum, kuruluşlara, fabrika ve hizmet alanlarına katkısının daha çok olacağı ifade ediliyor. E-ticaret ekosistemi de bu alanların başında geliyor. Türkiye&#039;nin rüştünü ispatlayan bu alanında 5G ile birlikte verimlilik de artacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fatura-desteginden-kalici-yatirima-degisen-ulke-destekleri-78252</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fatura desteğinden kalıcı yatırıma: Değişen ülke destekleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji piyasalarında son beş yılın ortak özeti; şokların sıklaşması, oynaklıkların artması ve enerji güvenliğinin yeniden ekonominin merkez başlıklarından biri haline gelmesi. Bu dönemde hükümetlerin enerji alanına ayırdığı kaynak da hızla büyüdü. İlk refleks, vatandaşın ve sanayinin enerji faturasını yönetilebilir seviyede tutmak oldu. Zaman içinde daha kalıcı bir yaklaşım olan enerji sistemini güçlendiren yatırımlar öne çıktı. Çünkü kısa vadeli destekler kriz anında nefes aldırırken şebeke, verimlilik ve dönüşüm yatırımları ise sistemin dayanıklılığını artırır ve aynı krizin tekrar tekrar yaşanmasının büyük ölçüde önüne geçer.</p>
<p><strong>Harcama artıyor, bileşimi dönüşüyor </strong></p>
<p>Uluslararası veriler, hükümetlerin enerji harcamasının son yıllarda yüksek seyrettiğini gösteriyor. 2024’te yaklaşık 370 milyar dolar olan toplam harcamanın 2025’te yaklaşık 405 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği öngörülüyor. 2022-2023 döneminde bu artışın önemli bir kısmı, doğrudan fatura desteklerinden gelmişti. Bu kalem, pandemi dönemindeki ciddi düşüşün ardından 2022’de yaklaşık 119 milyar dolar, 2023’te 101 milyar dolar seviyesine çıkarak krizin büyüklüğünü açıkça ortaya koymuştu.</p>
<p>Şimdi ise ‘kalıcı etki’ üreten alanlar daha fazla öne çıkıyor. Özellikle elektrik üretimi ve şebeke altyapısı için ayrılan kaynak, 2025 verilerine göre yaklaşık 135 milyar dolar düzeyini işaret ediyor. Binalarda enerji verimliliği ve ısıtmanın elektrifikasyonu gibi adımların temsil ettiği kalemin de 2025’te yaklaşık 56 milyar dolar seviyesine yaklaştığı hesaplanıyor. Bu rakamlar harcamaların sadece fatura yönetmek için yapılmadığını, sistemi dönüştüren yatırımlara da odaklanıldığını anlatıyor.</p>
<p><strong>Şebeke ve verimlilik neden ana hikâye haline geldi?</strong></p>
<p>Enerji şokları ithalat faturasını büyütür, enflasyona ve finansman maliyetine hızlı geçiş yapar, rekabetçiliği doğrudan etkiler. Bu yüzden kalıcı çözüm arayan her politika, iki hedefi aynı anda desteklemek ister: Enerji tüketimini azaltmak ve sistemi daha esnek hale getirmek.</p>
<p>Şebeke yatırımları burada kilit rol oynuyor. Yenilenebilir üretim artıyor, elektrifikasyon hızlanıyor, tüketim profili değişiyor. Isı pompaları, elektrikli araçlar, veri merkezleri ve sanayide elektrifikasyon gibi yeni yükler, şebekeyi rekabet altyapısına dönüştürüyor. Modernizasyon geciktiğinde ise dönüşüm yavaşlıyor. Yavaşladıkça maliyet artıyor, maliyet arttıkça da dönüşümün finansmanı zorlaşıyor.</p>
<p>Verimlilik tarafı da aynı mantığa dayanıyor: Aynı üretimi daha az enerjiyle yapmak, şokların bilançoya geçişini yumuşatıyor. Üstelik bu adım emisyon azaltımına da hizmet ediyor; iklim ve ekonomi aynı doğrultuda ilerleyebiliyor.</p>
<p><strong>Türkiye açısından çıkarılacak ders </strong></p>
<p>Türkiye bu tabloyu iki açıdan okumalı. Birincisi rekabetçilik. Avrupa gibi büyük pazarlar enerji maliyetini düşürmeye ve elektrifikasyonu hızlandırmaya odaklandıkça maliyet eğrisi aşağı iner. Bu da tedarik zincirlerinde yeni bir çıta anlamına gelir; fiyat rekabeti ve ürün şartnameleri üzerinden etkisini gösterir.</p>
<p>İkincisi dayanıklılık. Günümüzde olduğu gibi jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde ‘fiyat tahmini’ tek başına çözüm üretmiyor. İşletmelerin ihtiyacı, fiyat şoklarına dayanıklılık programı kurmak. Kamu tarafında da aynı mantık geçerli: Bir taraftan geçici baskıyı yönetirken diğer taraftan kalıcı iyileşme getiren alanlara yönelmek etkiyi büyütür.</p>
<p><strong>Sanayici için sade bir yol haritası </strong></p>
<p>Bu dönüşüm sanayiciye de net bir yol haritası veriyor. Sırasıyla; <br />- Ölçüm ve enerji yönetimi yapmak - Hızlı kazanım sağlayan işletme iyileştirmelerini devreye almak <br />- Verimlilik yatırımlarıyla maliyet tabanını aşağı çekmek <br />- Elektrifikasyon adımlarını şebeke kapasitesi ve en yüksek yük etkisini hesaba katarak kurgulamak <br />- Yenilenebilir kaynaklardan tedarikle maliyeti daha öngörülebilir hale getirmek</p>
<p>Sahada doğru sırayla ilerleyen işletmelerin enerji yoğunluğunu anlamlı ölçekte düşürebildiğini görüyoruz. Bu yaklaşım, fiyat şoklarında yönetilebilirlik üretirken rekabetçiliği de güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Son söz </strong></p>
<p>Enerji politikası son beş yılda kriz yönetimi ağırlıklı bir alana dönüştü. Şimdi hükümetlerin gündemine, şebeke ve verimlilik gibi daha kalıcı bir başlık yerleşiyor. Bu yöneliş, enerji şoklarına karşı ekonomik sigorta üretmenin etkili yollarından biri. Aynı zamanda yeşil dönüşümü rapor seviyesinden yatırım ve uygulama seviyesine taşıyan güçlü bir kaldıraç.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fatura-desteginden-kalici-yatirima-degisen-ulke-destekleri-78252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fatura desteğinden kalıcı yatırıma: Değişen ülke destekleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/migros-60-milyar-liralik-pazarda-vites-yukseltiyor-78247</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Migros, 60 milyar liralık pazarda vites yükseltiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de evcil hayvan dünyası artık sadece bir hobi olmaktan çıkıp yıllık 60 milyar TL’yi aşan hacmiyle devasa bir sektöre dönüştü. Küresel evcil hayvan pazarında şu an için "küçük ama çok hızlı büyüyen bir oyuncu" olarak konumlanan Türkiye’nin dünyadaki payı binde 5. Ancak büyüme hızı PETZOO Eurasia ve TechSci Research verilerine göre küresel ortalamanın üç katı. Türkiye’de son dönemde evcil hayvan gıda pazarında "insan kalitesinde" doğal içeriklere, işlevsel takviyelere ve kişiselleştirilmiş beslenmeye olan talep artıyor. Aksesuar trendlerinde ise GPS'li tasmalar ve sağlık takip cihazları gibi Pet-Tech ürünleri ile lüks moda tasarımları (Pet Couture) dikkat çekiyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e7af72c7b-1777526703.png" alt="" width="432" height="240" />
<figcaption><strong>Bağdat Caddesi Göztepe’de Temmuz 2025'te açılan Göztepe mağazasını yakında Acıbadem, Göktürk ve Kalamış gibi semtlerde açılacak mağazalar takip edecek.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Evlerimizde 4,7 milyon kedi ve 1,4 milyon köpekle yaşıyoruz; yani artık onlar da ailenin bir ferdi haline geldi. Migros bu potansiyeli görüp, pet kategorisinde de aynen kozmetik ve kişisel bakım odaklı markası Mion’da olduğu gibi Petimo mağazalarıylala vites yükseltiyor.</p>
<p>Petimo’nun yolculuğu geçen yıl “Patili dostlarımıza iyi gelecek” sloganının kullanıldığı stratejik bir dijital hamleyle başlamış. Yeni marka Migros Mobil üzerinden 81 ile hizmet veren bir online operasyon olarak kendini kanıtlamış. Şimdi ise başarı, kurulması için kolların sıvandığı fiziksel mağazalara taşınıyor. Bağdat Caddesi Göztepe’de Temmuz 2025'te açılan ilk mağazayı yakında Acıbadem, Göktürk ve Kalamış gibi semtler takip edecek. Yerler tutulmuş ve Göktürk’de gördüğüm gibi inşaatlar başlamış. Edindiğim bilgiye göre bir süre sonra Türkiye’de başka büyük şehirlerde Petimo mağazalarıyla karşılaşacağız.</p>
<p>Petimo mağazaları, Göztepe’dekinde olduğu gibi 2.800’den fazla ürün çeşidiyle evcil hayvan sahiplerine geniş bir uzmanlık alanı sunacak. Standart paketli mamaların ötesine geçerek, taze beslenmeyi destekleyen "barf" seçenekleri, bütçe dostu "açık mama" reyonu ve özel "Pet Pastanesi" konseptini Migros kalite güvencesiyle bir araya getirecek. Bu bağımsız yapının en büyük avantajı ise Migros ekosistemiyle olan bağı. Migros Mobil üzerinden yürütülen “Petimo’da kazan Migros’ta harca, Migros’ta kazan Petimo’da harca” Money kampanyaları sayesinde Petimo’dan yapılan alışverişler, mutfak ihtiyaçlarıyla aynı cüzdanda birleşerek ekonomik bir süreklilik sağlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/migros-60-milyar-liralik-pazarda-vites-yukseltiyor-78247</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Migros, 60 milyar liralık pazarda vites yükseltiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/banka-karlari-buyumeyi-korurken-hisseleri-neden-iskontolu-kaliyor-78241</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Banka kârları büyümeyi korurken hisseleri neden iskontolu kalıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsadaki 13 bankanın 5 yıllık ortalama kârı 73 milyar TL’ye kadar çıkıyor. Sektör kârlı yapısını büyütürken, kimi bankanın PD/DD çarpanı inatla 1’in etrafında dip seviyelerde dolanıyor. Milyarlık kârlılığın olduğu sektörde piyasa neyi iskontolu fiyatlıyor olabilir?</p>
<p>Borsada açıklanan her yüksek kâr rakamı o hissenin değerini aynı oranda yükselteceği anlamına gelmez. Finansın keskin dünyasında fiyatlamada kârın büyüklüğü etkili olsa da tek belirleyici değil. 2025 bilançosunda kârı 111 milyar TL’ye dayanırken listenin ilk sırasında yer alan Garanti Bankası veya 67 milyar TL’lik kârı ile 0,84 çarpanla defter değerinin altında işlem gören İş Bankası (C) dikkat çekiyor. Bankalar kârlılıklarını büyütseler de, yatırımcılar temkinli davranıyor. Göz kamaştırıcı milyarlık kârlara ve 1’in etrafında gezinen düşük çarpanlara rağmen piyasanın kârdan önce ekonomik yavaşlamayı fiyatladığı anlaşılıyor.</p>
<h2>Kârı yüksek bankalar</h2>
<p>Büyüyen bir yapıya sahip olan Garanti Bankası 2025’te faiz gelirini %45 artırırken dönem sonu kârını %20 büyüttü. Sektörde en güçlü kârlılıkla ilk sırada yer alıyor. Söz konusu performansa rağmen aracı kurumların hisseye yönelik ortalama hedef fiyatı 196 TL seviyelerinde. En yüksek beklentiyi Ziraat Yatırım 232,50 TL ile öneriyor.</p>
<p>Listenin ikinci sırasında yer alan İş Bankası faiz gelirini %41 büyütürken dönem sonu kârındaki artış %48 seviyesinde gerçekleşti. Hissenin fiyatı Ekim 2025’te başladığı çıkışını geçtiğimiz şubat ayında 17,50 TL’ye kadar sürdürdü. Buradan gelen kâr satışlarının ardından fiyat düşerken, hisseyi portföyünde bulunduran fon sayısı 156’dan 139’a geriledi.</p>
<h2>Defter değerinin altındaki</h2>
<p>Sektördeki bankalar kârlı yapılarını sürdürürken TSKB, İş Bankası (C) ve Albaraka Türk’ün PD/DD oranı 1’in altında duruyor. TSKB 0,75 ile en düşük orana sahipken, geçtiğimiz yıl %12 artışla dönem sonu kârını 11,38 milyar TL’ye çıkardı. Hissenin fiyatı Eylül 2025’te en yüksek 14,05 TL’yi test etti, sonrasında ise satış yönlü işlemler ağırlık buldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e23c10a68-1777525308.png" alt="" width="900" height="474" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>KISA KAZANÇ MI, UZUN KORUMA MI?</strong></p>
<p><strong>Kısa kazanç</strong>; hızlı sonuç, esnek manevra, fırsat yakalama, nakit dönüşü. Yoğun stres, artan maliyet, hata riski, sürekli işlem, yüksek dalgalanma.</p>
<p><strong>Uzun koruma</strong>; güvenlik, sakinlik, planlama gücü, değer muhafazası. Yavaş büyüme, fırsat kaybı, enflasyon riski, atıl sermaye, düşük oran.</p>
<p><strong>Devlet firmaların yatırımlarını teşvik etmek amacıyla avantajlar sağlayabilir</strong></p>
<p>Ford’un yatırım için devletten 31 milyar TL destek alacağı bilgisi gerçek mi? ● Burçin Demir</p>
<p>Burçin, Ford Otosan sıfır emisyonlu araçlar ve Euro-7 standartlarına uyum yatırımları için 31,3 milyar TL tutarlı Proje Bazlı Devlet Yardımı alacak. Ancak yaygın bilinenin aksine bu tutar doğrudan firmanın kasasına gitmez. Çeşitli vergi muafiyeti veya avantajı ya da SGK prim desteği şeklinde gerçekleşir. Devletin bu büyüklükteki teşviği sağlamasının temel mantığı ise Türkiye’nin en büyük ihracat kalemi otomotiv sektöründeki küresel pazar payını korumaktır. Avrupa pazarı hızla yeşil dönüşüme giderken üretimin başka ülkelere kaymasını önlemek önemli.</p>
<p><strong>Yatırımlarını devreye alması olumlu. Oluşan kâr dört yıl önceki tutarın gerisinde</strong></p>
<p>Şişecam yaptığı yatırımları devreye aldı ama fiyat 1 yıldır neden aynı seviyelerde? ● İlhan Usta</p>
<p>İlhan, Şişecam’ın Tarsus’tan Macaristan’a kadar uzanan yatırım zinciri ve 171 milyon dolarlık Beykoz arsa satışı gibi yakın zamanda olumlu haberleri paylaştı. Buna rağmen fiyatı son bir yılda %38,7 artarken endeksin %53,9’luk çıkışının gerisinde kaldı. Zayıf gelir ve kârlılık yatırımcıyı mesafeli tutuyor. 2025’te satışlarını %8 azaltan Şişecam, dönem sonunda kârını %50 artırarak 9,9 milyar TL’ye çıkarması ise olumlu. Ancak oluşan kâr rakamı 2022 yılında ulaşılan 43 milyar TL seviyesindeki kârın gerisinde. Piyasa kârdaki performansı yeterli görmüyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>GL1 fonu son bir yıldaki %59 getiriye rağmen yatırımcısını memnun edemedi</strong></p>
<p>Azimut Portföy’ün idaresindeki Birinci Hisse Senedi Fonu (GL1), 2025’te başladığı hareketini geçtiğimiz şubatta 1,49 TL’ye kadar sürdürdü. Sonrasında zayıflarken marttaki hareketlenmeye rağmen ulaştığı seviyenin altında fiyatla işlem görmekte. 1,26 milyar TL hacme sahip olan fon, ocakta ulaştığı 1,54 milyar TL büyüklüğün gerisinde. Portföyünün %86,28’i hisse ve %12,2’si fondan oluşuyor. Şubattan bu yana para çıkışının yaşandığı GL1’de nisanda çıkan tutar 85,2 milyon TL. Yatırımcı sayısında da düşüş var, 997’ye inen yatırımcısıyla güç kaybediyor. Doluluk oranı %7,01 seviyesinde. Borsaya yatırım yapan fon, son bir yılda %59,2 getiri sağladı. Aynı sürede BIST 100 Endeksinin performansı %51,9 düzeyinde gerçekleşti. Endeksin üzerine çıkmayı başarsa da anlaşılan yatırımcısının beklentisi daha yüksek</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Pınar Süt, piyasadan %54,40 bileşik faizle 51,5 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Pınar Süt, 28.04.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracı kapsamlıdır. Toplam tutarı 51.500.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %47,50, bileşik faizi %54,40 olarak belirlendi. 148 gün vadeli ve tek kupon ödemeli finansman bonosu, 23.09.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %19,26 düzeyinde. 28 Nisan itibarıyla TLREF %39,97 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Pınar Süt’ün sunduğu %47,50 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 7,53 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFPNST92626 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e210e1f77-1777525264.png" alt="" width="977" height="233" /></strong><strong>EFOR YATIRIM</strong></p>
<p><strong>Beş ildeki ruhsat başvurusu onaylandı. Yedi sahada maden aramasına başlayabilecek</strong></p>
<p>Efor Yatırım, bağlı ortaklığı Efor Global Madencilik üzerinden beş ilde yürüttüğü dördüncü grup maden arama ruhsatı başvurularının MAPE tarafından onaylandığını duyurdu. Gümüşhane, Adıyaman, Sivas, Siirt ve Diyarbakır’ı kapsayan 7 maden sahası için hazırlanan arama projeleri kabul edilirken şirket rezerv tespitine yönelik saha faaliyetlerine başlayabilecek. Maden projelerinde arama ruhsatı aşaması, gelir üretmeyen ancak sondaj ve analiz giderlerinin bilançoya yansıdığı bir süreçtir. Kaynak ve rezerv tespiti, projelerin nihai ekonomik değerini ortaya çıkarıyor.</p>
<p><strong>BURSA ÇİMENTO</strong></p>
<p><strong>Tamamlanan modernizasyon sonrası atıl duruma düşen fırını satıp gelir sağlayacak</strong></p>
<p>Bahadır Kimya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan nisan başında aldığı yatırım teşvik belgesinde revizyona gitti. Daha önce onaylanan belge kapsamında başlangıçta 247,6 milyon TL olarak öngörülen yatırım tutarı, 104,4 milyon liralık eklemeyle 352 milyon TL’ye yükseltildi. Mart 2029’a kadar geçerliliğini koruyacak olan bu revize belge ile şirket; yatırıma katkı oranı %20 olmak kaydıyla %60 vergi indirimi, 4 yıllık sigorta primi işveren hissesi desteği ve KDV istisnası avantajlarından yararlanacak. Teşvik belgelerinde yukarı yönlü artış, yatırımın büyüdüğünü işarettir.</p>
<p><strong>ERCİYAS ÇELİK BORU</strong></p>
<p><strong>Kısa vadeli borcunu uzun vadeye yaydı. Ayrıca 40 milyon dolarlık yeni limit açıldı</strong></p>
<p>Erciyas Çelik Boru, bankalarla yürüttüğü görüşmeler sonucunda mevcut kredilerinin vade yapısını yeniden düzenleyerek kısa vadeli borç yükünü önemli ölçüde azalttı. Anlaşma kapsamında krediler, bir yılı anapara ödemesiz olmak üzere toplam 7 yıla yayılırken, ilk 4 yılda anaparanın sadece %10’unu ödeyecek. Böylece şirketin kısa vadeli yabancı kaynaklarının %85’i uzun vadeli yükümlülüklere dönüştürülerek cari oranda %48 iyileşme sağlandı. Ayrıca şirkete ihtiyaç halinde kullanılmak üzere 40 milyon dolarlık yeni kredi limiti de tahsis edildi. Firma, nakit akışını rahatlattı.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e1ee6d02c-1777525230.png" alt="" width="234" height="177" /></strong><strong>Kardemir D hissesinde bir aydır fiyat yukarı yönlü. Fonlar hafif alıcı tarafında</strong></p>
<p>Kardemir D’de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki hisse %1,50 ile toplamda 1,19 milyon lot artırarak 81,09 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 122’den 121’e indi. Hissede AK3 fonu 4 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, GBH 1,89 milyon lot ile en yüksek satışı gerçekleştirdi. Kardemir D hakkında bugüne kadar 15 aracı kurum öneride bulunurken sadece 1 aracı kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi İş Yatırım 48 TL ile verdi. En düşük öneri 30,91 TL ile Şeker Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/banka-karlari-buyumeyi-korurken-hisseleri-neden-iskontolu-kaliyor-78241</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Banka kârları büyümeyi korurken hisseleri neden iskontolu kalıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rekabetin-degismeyen-gercegi-lojistik-78238</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rekabetin değişmeyen gerçeği lojistik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ONUR KURTAY - </strong><strong>Uluslararası Lojistik ve Dış Ticaret Stratejisti</strong></p>
<p>2026 yılının ilk çeyreği, Türkiye ihracatında büyümenin sürdüğünü gösteriyor. Ancak aynı dönemde kilogram başına ihracat değeri 1,5 dolar bandını aşmakta zorlanıyor.</p>
<p>Bu iki veri birlikte okunduğunda ortaya çıkan tablo açık;<br />Hacim artıyor, değer aynı hızda artmıyor.</p>
<p>Küresel ölçekte lojistik maliyetlerde son yıllarda ciddi dalgalanmalar yaşandı. Pandemi sonrası kırılan tedarik zincirleri, navlun fiyatlarındaki sert yükselişler ve enerji maliyetleri bu süreci doğrudan etkiledi. Ancak mevcut tabloyu yalnızca maliyet artışıyla açıklamak eksik kalır. Çünkü maliyet çoğu zaman bir sonuçtur. Asıl belirleyici olan, bu maliyetin hangi yönetim yaklaşımı içinde üretildiğidir.</p>
<p>Türkiye’de lojistik hâlâ ağırlıklı olarak operasyonel bir alan olarak ele alınıyor. Taşıma, depolama ve gümrük süreçleri. İşin yürütülmesi gereken parçaları olarak konumlanıyor. Oysa rekabetçi ekonomilerde lojistik, operasyonun değil, doğrudan yönetim sisteminin bir parçasıdır. Bu fark küçük görünür. Fakat sonuçları büyüktür.</p>
<p>Bir ürünün hangi pazara, hangi hızla ve hangi maliyet yapısıyla ulaştığı, yalnızca lojistik performansı değil, şirketin yönetim kalitesini de belirler. Çünkü bu karar, fiyatlandırmayı, müşteri deneyimini ve nakit akışını aynı anda etkiler.</p>
<p>Bugün birçok şirket lojistiği hâlâ bir maliyet merkezi olarak konumlandırıyor. Bu yaklaşım doğal olarak maliyet odaklı bir refleks üretiyor. Oysa rekabet avantajı, maliyeti düşürmekten değil, değeri doğru yönetmekten geçer. Bu ayrım yapılmadığı sürece maliyetler düşmez, sadece yer değiştirir.</p>
<p>Türkiye’de lojistik maliyetlerin toplam maliyet içindeki payı sektörüne göre yüzde 10 ile 25 arasında değişiyor. Gelişmiş lojistik altyapıya sahip ekonomilerde ise bu oran, entegre planlama ve veri temelli yönetim sayesinde daha düşük seviyelerde yönetilebiliyor. Aradaki fark yalnızca fiyatlardan değil, sistem yaklaşımından kaynaklanıyor. Burada temel mesele organizasyon yapısıdır.</p>
<p>Şirketlerin önemli bir bölümünde lojistik, finans ve satış fonksiyonları birbirinden kopuk ilerliyor. Satış hız ve esneklik talep ederken, finans maliyet kontrolüne odaklanıyor, operasyon ise günlük akışı yönetmeye çalışıyor. Bu yapı içinde her birim kendi içinde doğru kararlar alırken, şirket bütünü açısından optimal sonuç oluşmuyor.</p>
<p>Bu durum maliyet artışı olarak görünse de, aslında bir yönetim yapı problemidir.</p>
<p>Lojistik bu açıdan bakıldığında yalnızca bir taşıma faaliyeti değil, bir akış yönetimidir. Ürünün üretimden müşteriye kadar olan yolculuğunun nasıl planlandığı, zaman, maliyet ve güvenilirlik üzerinde doğrudan etkilidir.</p>
<p>Bu nedenle doğru soru değişmelidir. “Lojistik maliyetim ne kadar?” yerine, “Lojistik kararlarım şirket performansını nasıl etkiliyor?” diye bakılmalıdır.</p>
<p>Bu bakış açısı değişmeden kalıcı bir rekabet avantajı sağlamak mümkün değildir. Önümüzdeki dönemde öne çıkacak şirketler; daha ucuza taşıyanlar değil, akışı daha iyi yönetenler olacak.</p>
<p>Bunun için üç temel dönüşüm öne çıkıyor.</p>
<p>Birincisi, entegrasyon. Lojistik, finans ve satışın aynı veri seti üzerinden karar alması gerekiyor. Parçalı veriyle yönetilen yapılarda bütünsel verimlilik mümkün değildir.</p>
<p>İkincisi, toplam etki yaklaşımı. Lojistik yalnızca maliyet değil, zaman, hız ve güvenilirlik üretir. Gecikme maliyetleri, stok maliyetleri ve fırsat kayıpları birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p>Üçüncüsü, stratejik plan. Lojistikte rekabet avantajı, operasyonu iyi yürütmekten değil, sistemi doğru kurgulamaktan gelir. Hangi pazara hangi hızla girileceği, hangi teslim süresinin nasıl bir fiyatlama gücü yaratacağı doğrudan yönetim kararıdır.</p>
<p>Bu yüzden Türkiye’nin ihracatta yakaladığı büyüme önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu fırsatın kalıcı bir rekabet avantajına dönüşmesi, lojistiğin nasıl konumlandırıldığıyla doğrudan ilgili. Sonuç olarak mesele lojistik maliyetlerin artması değil. Mesele, lojistiğin şirket içinde nasıl yönetildiği...</p>
<p>Ve bu konu, operasyonel bir detaydan çok daha fazlası…</p>
<p>Doğrudan yönetim yaklaşımının bir yansımasıdır.</p>
<p>Çünkü sistemler, onları yöneten aklın ürünüdür.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rekabetin-degismeyen-gercegi-lojistik-78238</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabetin değişmeyen gerçeği lojistik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/salone-del-mobilede-mobilyada-yenilik-degil-konsolidasyon-gerek-mesaji-78235</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Salone del Mobile’de mobilyada yenilik değil konsolidasyon gerek mesajı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tasarım ve mobilya alanındaki en büyük uluslararası etkinlik olan Salone del Mobile, 64. yılında dünyadaki ekonomik ve jeopolitik gerilimlere rağmen büyük bir ilgi gördü. </p>
<p>21-26 Nisan tarihlerinde Milano’da düzenlenen etkinlik %4,5 artışla 167 ülkeden profesyonelleri bir araya getirerek 316.342 katılımcıyı ağırladı.</p>
<p>ABD, Çin ve Almanya gibi büyük pazarlarda mobilya ihracatında düşüş yaşanmasına, jeopolitik ve ekonomik zorluklara rağmen Salone’de, % 35’ini yabancı kuruluşların oluşturduğu 1900’den fazla marka ve tasarımcı yer aldı. </p>
<p><strong>Bir fuardan öte diplomasi aracı</strong></p>
<p>İtalya’da hükümetler ülkenin kültürel ve ekonomik gücünü “Soft power” ortaya koyduğu için  Salone del Mobile’yi bir tasarım fuarından çok bir diplomasi aracı olarak görüyorlar.  Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Milano’daki etkinlik bütün şehre yayılmıştı. 19 kurum ve 150’den fazla tasarım  arşivi ve müzeler halka açıldı.  Milano bir hafta boyunca her noktasına Salone del Mobile ruhunu taşıyarak, tasarım başkenti ünvanına sahip çıktı. </p>
<p><strong>Salone del Mobile 2026’da neler öne çıktı?</strong></p>
<p>Dünyanın önde gelen tasarımcıları, markalar hatta ülkeler kendi ürünlerini sergilemek ve yaratıcı çözümler sunmak amacıyla zorlu bir yarış içinde olduğu  fuarda sistem, derinlik ve stratejik yön tayini kavramları ön plana çıktı. </p>
<p>İtalyan basınında   fuarın kriz döneminde  “moral ve güven enjeksiyonu” sunduğunu ifade eden yazılar yayınlandı. Trendlerden gösterişli iletişimlerden ve radikal yeniliklerden uzaklaşma ve  konsolidasyon arama gerekliliği tartışıldı. </p>
<p>Aşağıda basındaki yorumların ışığında öne çıkan noktaları kısa bir özet  halinde paylaşıyorum: </p>
<ol>
<li><strong> Evden Kente Geçiş</strong></li>
</ol>
<p>Salone’d<strong>e </strong>en çok dikkat çeken konuların başında otel, ofis ve kamusal alan tasarımına yönelik çalışmalardaki artış oldu. İtalyan basını bunu “casa” dan  “citta’”ya(evden çıkıp, şehre geçiş )olarak ifade ettiler. </p>
<ol start="2">
<li><strong> Ürün fuarından kültürel platforma dönüşüm</strong></li>
</ol>
<p>Bu yıl “Collectible” adı verilen koleksiyonluk, tekil parçalardaki artış dikkat çekti. Yatırım objesi olarak sanatsal tasarım ürünlerinin ön planda olması ise tasarımcılar arasında ciddi fikir ayrılıklarına neden oldu. </p>
<ol start="3">
<li><strong> Mimari düşünce baskın</strong></li>
</ol>
<p>Öte yandan tekil ürünlerin değil, sistem tasarımın önemli olduğu, mekan kurgusunun vurgulandığı yaklaşımlar genel kabul gördü. </p>
<ol start="4">
<li><strong> Zenaatin yükselişi</strong></li>
</ol>
<p>Mobilyanın zenaat yönü, el işçiliği, geleneksel ustaların dokunuşunun değeri vurgulandı. Gösterişten uzaklaşıp kalıcı kaliteye önem verilmesi gerektiği hatırlatıldı. </p>
<p><strong>5 İç  mekâna taşınan doğa</strong></p>
<p>Dijitalleşme ve yapay zekaya karşı bir duruş olarak organik malzemeler, doğal dokular ve iç mekanlarda doğa ve bahçe esintileri dikkat çekti. Estetik,  teknik ve  sürdürülebilirlik dengesi ön plana çıktı. </p>
<ol start="6">
<li><strong> Moda ve lüks markaların şovları</strong></li>
</ol>
<p>Salone del Mobile’ye, 30’dan fazla moda markası katıldı. İtalyan ve uluslararası basınında en  tartışmalı konu Dior, Prada, Louis Vuitton gibi markaların  gösterişli ve güçlü bir şekilde fuarda şov yapmalarıydı. </p>
<ol start="7">
<li><strong> Gençlere verilen önem</strong></li>
</ol>
<p>Salone del Mobile’nin en çarpıcı özelliği gençlere verilen önemdi. SaloneSatellite’de 700 genç tasarımcı ve 14 bin öğrencinin katılımıyla İtalya geleceğe  yaptığı yatırımı gözler önüne serdi.  </p>
<p><strong>MARDİN’DEN MİLANO’YA MEZOPOTAMYA’YI TAŞIYAN GENÇ TASARIMCILAR</strong></p>
<p>Salone del Mobile’de Türk kuruluşlarının standları da ilgiyle izlendi. Milano’daki fuarda ürünlerini sergileyen  NDesign hem kentteki tasarım ofisinde  hem de fuar alanında ziyaretçilerini ağırladı.  </p>
<p>NDesign  1983’den beri faaliyette olan bir kuruluş. 30 bin metrekare üretim ve depo alanına sahip.  Türkiye’de corner ve showroom'lardan oluşan 100 satış noktası bulunan şirket İnegöl’deki üretim tesisinde 400 kişiye istihdam sağlıyor.  5 kıtada 40 ülkeye ihracat yapıyor.</p>
<p>FDI ekibi yönetim kurulundan Ece Yalım, Aynur Yılmaz ve Prof.Dr Alpay Er’le birlikte Salone del Mobile kapsamında ziyaret ettiğimiz  Ndesign’ın tasarım ofisinde, genç tasarımcı Hale Betül Güleç’in Mezopotamyalı kadınlardan esinlenerek tasarladığı Ezora koleksiyonunun öyküsünü dinledik.  </p>
<p>Ndesign’ın Milano’da hayata geçirdiği Creative Atelier, şehrin merkezinde klasik showroom anlayışından uzak bir üretim alanı olarak kurgulanmış.  NDesign Yönetim Kurulu ve  MOSFED Başkanı, TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç stüdyonun misyonunu şu cümlelerle ifade etti:  </p>
<p><em>“Burada ürün sergilenmiyor; fikirler gelişiyor, iş birlikleri kuruluyor, koleksiyonların dili şekilleniyor. Ezora Koleksiyonu’nun yeni parçalarının da bu merkezde tasarlanması, bu alanın sembolik değil, aktif bir tasarım üretim noktası olduğunu ortaya koyuyor. Ortaya çıkan model oldukça net: Türkiye’de üretim sürerken, tasarım süreci Milano’da şekilleniyor. Bu yaklaşım, klasik ihracat anlayışından ayrılan ve tasarım üzerinden konumlanan yeni bir marka stratejisini işaret ediyor.</em>” </p>
<p><strong>40 ülkeye ihracat </strong></p>
<p>NDesign kraetif direktörü Hale Betül Güleç Bilgi Üniversitesi mezunu genç bir mimar. Politecnico di Milano’da mobilya tasarımı konusunda yüksek lisans yaptıktan sonra Milano’daki tasarım atölyesini kurarak uluslararası projeler üzerinde çalışmaya başlamış.</p>
<p>Hale Betül Güleç, Salone del Mobile’de sergilenen Ezora koleksiyonlarının  çıkış noktasının Mardin’in taş sokakları, katmanlı mimarisi, gün ışığının yüzeylerde bıraktığı dokunuşlar olduğunu söylüyor.  New York’ta düzenlenen ICFF kapsamında Editör Ödülü kazanan  Ezora’nın tasarım dili, bu coğrafyanın taşıdığı güçlü izlerden beslendiğini ifade eden  Güleç yaratım sürecini şu cümlelerle özetliyor: </p>
<p><em>“Koleksiyonun yaratım sürecinde yalnızca görsel referanslar değil, deneyim de belirleyici oldu. Tasarım ekibinin Mardin’de geçirdiği zaman; çarşılarda dolaşmak, zanaatkârlarla kurulan temas, dokulara, kokulara ve gündelik yaşama yakından tanıklık etmek, koleksiyonun her detayına doğrudan yansıdı. Bu yüzden Ezora’da her parça, yalnızca bir formdan ibaret değil; yaşanmış bir hissin, dokunulmuş bir yüzeyin, hatırlanan bir anın devamı gibi. Malzeme dili de bu yaklaşımı destekliyor. %100 masif ahşap ve doğal taş kullanımı, yalnızca estetik bir tercih değil; zamanla yaşayan, iz tutan ve derinleşen bir yapı kurma isteğinin sonucu.Koleksiyonun bütününe bakıldığında, tekil ürünler değil, bir atmosfer öne çıkıyor. “</em></p>
<p><strong>Gelecekte başarıyı tasarım ve öyküler belirleyecek</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2de9469697-1777524372.png" alt="" width="700" height="514" /></strong>NDesign Yönetim Kurulu ve  MOSFED Başkanı, TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç </p>
<p>2005’ten beri ülkemizde mobilya fuarlarının düzenlenmesinde önemli rolü olan bir iş insanı.  Mosfed 2022’den beri  Avrupa'nin en buyuk mobilya fuarlarından olan IIFF'i düzenliyor.  Bu fuarlara dünyanın her yanında yüzbinlerce ziyaretçi ve satın almacı geliyor. </p>
<p>Ahmet Güleç’in 2022’de kurulmasına öncülük ettiği “heartmade”  isimli dijital mobilya ihracatı platformu Turquality desteğiyle, dünyanın dört bir yanındaki fuarlarda Türk mobilyasını tanıtıyor.  Web sitesi üzerinden satınalmacıların Türk mobilya üreticilerine ulaşması mümkün oluyor. . www.heartmadefurniture.com</p>
<p>Güleç’in  2024 yılında başlattığı tasarım odaklı FDI (Furnishings and Design İstanbul) fuarı 2025’te de yoğun bir ilgiyle karşılaştı.  FDI yönetimi, bu yıl için daha da geniş kapsamlı bir çalışma yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Ahmet Güleç Türkiye’deki  mobilya sektörünün rekabet gücünün artması için tasarıma verilen önemin artması gerektiğine dikkat çekerek şu yorumu yapıyor:  <em>“Türkiye’de mobilya sektörü uzun yıllar boyunca üretim gücüyle anıldı. Metrekareler, kapasite, adetler… Ancak son yıllarda bu tablo değişiyor. Artık mesele sadece üretmek değil; tasarlamak, konumlanmak ve bir hikâye kurma</em>k.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/salone-del-mobilede-mobilyada-yenilik-degil-konsolidasyon-gerek-mesaji-78235</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/5/1280x720/54-1777524356.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Salone del Mobile’de mobilyada yenilik değil konsolidasyon gerek mesajı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonla-mucadeleyi-keynese-soralim-78233</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyonla mücadeleyi Keynes’e soralım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Savaş zamanı enflasyonla mücadele için formülü; ağır vergiler, üretimle uyumlu tüketimin sınırlandırılması ve zorunlu tasarruf şeklinde özetlemek mümkün. </strong></p>
<p>Uygulanan Program enflasyonu düşürebilecek mi, düşüremeyecek mi? 4 yıldır KOBİ’ler, sanayici, iş insanları, reel sektör ve bankaların ödediği bedellere rağmen Program’ın bu yeteneğini yitirdiği, ‘yeni program’ gerektiği dile getiriliyor. Ya yeni program uygulanacak ya mevcudu takviye edilecek.</p>
<p>Neden böyle oldu? İddia sahiplerine göre programın gücünü ‘savaş koşulları’ budadı.</p>
<p>Peki, yeni bir programın üretildiğini ya da mevcudun takviye edildiğini düşünelim. Her iki modelde de 4 yıldır bedel ödeyen kesimlere ‘iyi gelebilecek’ araçlar bulunabilir mi? Kolaylıkla ‘evet’ diyemiyorum. Tersine zor zamanın programının daha sert koşullar içereceğini düşünüyorum.</p>
<p>Biz yine de soralım; Programın etkisini ‘savaş koşulları’ kırmışsa, savaş zamanında başarılı olabilecek bir program üretmek mümkün olabilir mi? Yanı sıra en zayıf zaman olarak düşünülebilecek ‘savaş zamanı’nda programlı ya da programsız enflasyonla mücadele nasıl yapılır? Gelin savaş sırasında iş başında olan Keynes’e soralım.</p>
<p>İngiltere ve ABD, İkinci Dünya Savaşı’nda Alman propagandasına karşı Türk gazetecileri ülkelerine davet ederler. 1942’nin Ağustos’unda aralarında Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Yalman, Abidin Daver ve Ahmet Şükrü Esmer ile Zekeriya Sertel’in olduğu gazeteciler yola çıkarlar. Almanlara karşı ikinci cephenin açılmasının planlandığı günlerde yollar kapalıdır. Heyet Londra’ya gidebilmek için Suriye ve Kahire yoluyla Afrika’nın ortasına iner. Nijerya kıyıları, Lagos ve Batı Afrika üzerinden Portekiz’e, sonrasında çıkıştan 15 gün sonra Londra’ya varırlar.</p>
<p>Başbakan, dışişleri bakanı derken Lord Keynes ile de görüşürler. Savaş kuşkusuz tüm ülkelerin bütçelerini alt üst etmiş, devletleri masrafa boğmuştur. Gelirler azalmış, dengeli bütçeler kalmamıştır. İngiltere’nin günlük masrafı 14 milyon İngiliz lirasını bulmuş, bir haftalık harcaması Türkiye’nin o zamanın yıllık bütçesine eşit hale gelmiştir.</p>
<p>İşte Türk gazeteciler bu harcamanın nasıl finanse edildiğini, katlanan masrafların İngiliz lirasının değerini düşürmediğini ve nasıl enflasyona yol açmadığını Keynes’e sorarlar…</p>
<p>Zekeriya Sertel, şöyle anlatıyor: “Keynes, İngiltere’nin özellikle geçen savaştan sonra şöhret bulmuş, tanınmış iktisatçısıdır. Maliye Bakanlığı’nda kendisine büyük önem verir. Bizi Maliye Bakanlığı’ndaki küçük, mütevazı ve basit dairesinde karşıladı. Sevimli bir hali var. Uzun boylu, sade giyinmiş, bıyıkları ağzına dökülmüş bir âlim. Sorumuza derhal cevap verdi.</p>
<p>Bizde enflasyon olmamasının üç nedeni vardır.</p>
<p>1- Ağır vergiler: İngiltere, savaştan ötürü vergileri çok artırmıştır. Her liranın yarısı hükümete aittir. Her yüz bin lira kazancın dörtte üçü vergi olarak alınır. Evvelce bu ağır vergi sadece zenginlere uygulanmıştı. Ancak bütçe gelirinin önemli tutarını küçük burjuva sınıfının verdiğini gördük. Onların da vergisini artırdık. Bu sayede piyasaya çıkan paranın önemli bir bölümü devlet kasasına giriyor demektir.</p>
<p>2-Tüketimi sınırlandırmak: Bunun için de kupon usulünü gündeme getirdik. Her yurttaşa bir yıl içinde belirli miktarda kupon kullanma hakkını veriyoruz. Yurttaş, elindeki parayı harcamaya vakit bulamıyor. Kupon miktarınca tüketim yapmaya mecbur oluyor. Kupon usulünün bir diğer faydası da istediğimiz maddenin tüketiminin kontrolüdür. Bol miktarda bulunan maddeler için ya kupon kaydı koymuyor ya da pek az kupon kullanma zorunluluğu koyuyoruz. Az bulunan maddeler için ise fazla kupon istiyoruz. Bu yolla piyasada malın sürekli olarak bulunmasını sağlıyoruz. Karaborsaya aşırı kârlara müsaade etmiyoruz. </p>
<p>3- Tasarruf: Savaştan ötürü halkı tasarrufa davet ediyoruz. Bu amaçla her çeşit araca başvurarak, propaganda yapıyor ve halkı terbiye ediyoruz. Bu propaganda çok etkili oldu. Zaten fazla kazancını sarf edecek bir yer bulamayan halk bu parayı ‘savaş tasarrufu’na yatırmaya koştu. Bu önlem paranın piyasaya akmasını, değerini kaybetmesini ve enflasyonu önledi.”</p>
<p>Savaş zamanı enflasyonla mücadele için formülü; ağır vergiler yoluyla piyasaya çıkan paranın toplanması, tüketimin sınırlandırılması, üretimin tüketime göre yapılması ve bir anlamda zorunlu tasarruf şeklinde özetlemek mümkün.</p>
<p>Bir husus daha var. O da şöyle anlatılıyor: “İngiltere’yi sıkı bir bir harp düzeni içinde bulduk. Londra’nın zengin kısmı harabeye dönmüş, yiyecek giyecek kıtlaşmıştı. Milletvekilleri ve lordlara varıncaya kadar bütün İngilizlerin üst başları eski püsküydü. Hatta kolları meşin yamalı ceket giymek moda olmuştu. Her şey ‘karne’ye bağlanmıştı. İngilizler sıkı bir mahrumiyeti katlanmak zorunda kalmışlardı.”</p>
<p>Bitmedi: “Fakat şurası dikkatimizi çekmişti. Hangi sınıftan olursa olsun İngilizler bu yoksunluğa seve seve katlanıyordu. Bu düzeni kendi kişisel çıkarları yararına bozmak akıllarına bile gelmiyordu. Lordlar masraflı malikânelerini kapatarak otellere inmişlerdi. Kadınlar askerlik yapıyorlardı. Bütün millet seferber bir haldeydi.”</p>
<p>Demek ki enflasyonla mücadelede sadece önlemlerin türü ve etkisi yetmiyor. Ödenen bedellere katlanmayı içeren, farklı sınıfların ortak inanç ve beklentisi de gerekiyor. İşte, tam da savaş zamanında enflasyonun yükselmesi böyle önleniyor…</p>
<p>Türkiye’de sanayi üretiminin büyük bölümünün yapıldığı organize sanayi bölgelerinin sayısı artarken, hukuki altyapısı da gün geçtikçe giriftleşiyor. Bu alanın uzman hukukçusu Avukat Ilgın Güler’in Organize Sanayi Bölgeleri Hukuku kitabı, değişen mevzuat çerçevesinde yargı kararlarıyla zenginleştirilmiş içeriğiyle 3. baskısını yaptı. Yatırımcıların ve üreticilerin ilgisini çekecek ve mevzuat ihtiyacını karşılayacaktır düşüncesindeyim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonla-mucadeleyi-keynese-soralim-78233</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyonla mücadeleyi Keynes’e soralım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarda-tasit-kredileri-sifirlaniyor-78220</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 06:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankalarda taşıt kredileri sıfırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe Haziran 2023’te başlayan ve süren sıkı para politikası dönemi kredilerde ayrışma yarattı. Sıkı para politikasıyla yükselen faizlerle tüketiciler ihtiyaç kredisi kullanımını büyüterek sürdürse de taşıt kredilerinde frene bastı. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre bankacılık sektöründe taşıt kredisi bakiyesi geçen yıla göre yüzde 30, iki yıl öncesine göre de yüzde 50 geriledi. Sektörde toplam sadece bireysel 45 milyar liralık taşıt kredisi bakiyesi kalırken bankacılık sektörü kaynakları tüketicilerin taşıt kredisi talebinin olmadığını vurguladı. Kaynaklar, tüketicilerin taşıt alımlarının yarısı peşin ödemeyle sunulan tasarruf finansmana yöneldiğine işaret ederken 2024 yılında toplam TL kredilerin yüzde 1,06’sını oluşturan taşıt kredileri 2025’te yüzde 0,6’sını, 2026’da ise yüzde 0,3’ünü oluşturuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2d4a6528fa-1777521830.png" alt="" width="436" height="244" /></p>
<h2>Büyüme 2023’ten sonra başladı </h2>
<p>BDDK verileri taşıt kredilerinde sektörün bakiyesinin düşüşünü ortaya koyarken tasarruf finansman verileri ise ilginin yön değiştirdiğini gösteriyor. Tasarruf finansmanı sektöründe müşteri tabanı ve işlem hacminde sıçrama 2023’ten yani sıkı para politikasıyla birlikte yaşanmaya başladı. Sektörde 2023 yılında 370 bin 445 müşteri tasarruf finansmanı modeliyle ev, araç ya da çatılı işyeri almak için sistemde yer aldı. 2023 yılında tasarruf finansmanı sektöründeki şirketlerin işlem hacmi yaklaşık 84 milyar lira idi. 2024 yılına gelindiğinde müşteri sayısı 533 bin 734’e çıktı, toplam işlem hacmi yaklaşık 335 milyar liraya yükseldi. 2023’ten 2024’te işlem hacmindeki büyüme yüzde 298 oldu. Yani tasarruf finansmanı şirketlerinde işlem hacmi artışı 4 katı buldu.</p>
<h2>İşlem hacminin %75’i taşıt için</h2>
<p>2025 yılında ise tasarruf finansmanı sektöründe müşteri sayısı 1 milyon 157 bin 958’e çıktı ve sektör temsilcilerinin verdiği bilgiye göre bu rakam bir rekora işaret ediyor. Tasarruf finansman şirketlerinin işlem hacmi, 2024 yılına göre yüzde 262 artarak 1 trilyon 211 milyar liraya ulaştı. Yine dört kata varan bir büyüme gerçekleşti. Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre tasarruf finansmanına en çok başvuru otomobil alımı için yapılıyor ve önceden konut/işyeri alımı lehine olan yüzde 75 düzeyindeki ağırlık artık taşıt kalemi tarafına döndü. Sektörün verileri açıklanmıyor, BDDK’da ve bağlı oldukları Finansal Kurumlar Birliği’nde de istatistiki veriler yok. Ancak sektör temsilcilerinin yaptığı açıklamalardan sağlıklı veriye ulaşılabiliyor.</p>
<h2>Zirveden %53’lük düşüş oldu </h2>
<p>BDDK’nın bankacılık sektörüne yönelik verileri 29 Aralık 2023 haftasında 95.8 milyar lira ile tarihi en yüksek seviyesini gören taşıt kredi bakiyesinin 17 Nisan haftası itibariyle 45 milyar liraya gerilediğini ortaya koyuyor. Tarihi zirvesini gördüğü 29 Aralık 2023 haftasında taşıt kredilerinin toplam krediler içindeki payı yüzde 1,22, tüketici kredileri içindeki payı ise yüzde 3,6 seviyesindeydi. Tarihi zirvesinden yüzde 53 kayıp yaşadı taşıt kredi bakiyesi bankacılık sektöründe.</p>
<p>Nisan 2026 itibariyle sektörde taşıt kredileri geçen yılın aynı haftasına göre yüzde 29,52, 2 yıl öncesine göre ise yüzde 50,12 düştü. En sert düşüş ise kamu mevduat bankalarında gerçekleşti. Kamu mevduat bankalarında taşıt kredi hacmi 2 yıl öncesine göre yüzde 75,2, geçen yıla göre ise yüzde 55,2 geriledi ve 6.2 milyar liraya kadar indi. Yabancı mevduat bankalarında taşıt kredi bakiyesi 2024 yılına göre yüzde 17,95, geçen yıla göre ise yüzde 20,57 düştü. Yabancı mevduat bankalarında taşıt kredi hacmi 12.55 milyar liraya geriledi. Yerli özel mevduat bankalarında 2 yıl öncesine göre yüzde 39,8, geçen yıla göre yüzde 10,9 azalan taşıt kredi bakiyesi 16.5 milyar lira ile sektörde en yüksek hacme işaret etse de oldukça düşük seviyeye geldi.</p>
<h2>Krediler içindeki payı eridi </h2>
<p>Böylece toplam TL krediler içinde bireysel taşıt kredilerinin payı yüzde 0,3’e gerilerken tüketici kredileri içindeki payı da yüzde 0,73’e düştü. 2023 sonunda tarihi zirvesini gördüğüne göre düşüş toplam kredilerde 0.92 puan tüketici kredilerinde ise 2.87 puan oldu. Geçen yıla göre de toplam TL krediler içinde bireysel taşıt kredilerinin payı yüzde 0,6, tüketici kredileri içindeki payı da yüzde 1,53 idi. Bir yılda da tüketici kredileri içinde taşıt kredilerinin payı 0.8 puan birden azaldı.</p>
<p>Bankacılık sektörü kaynakları taşıt kredisi için talep görmediklerine dikkat çekerken zaten BDDK verilerinin de bunu ortaya koyduğunu belirtti. Katılım bankalarında az da olsa bir hareketlilik yaşandığını söyleyen bankacılık sektörü kaynakları mevduat bankalarının taşıt kredilerindeki payının da hızla gerilediğine işaret etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">BDDK’nın taşıt kredisi regülasyonları tasarruf finansmanda yok</span></h2>
<p>BDDK’nın bankacılık sektörünün taşıt kredilerine yönelik regülasyonları bulunuyor. Tasarruf finansmanı sektöründe ise taşıt alımları için peşinat şartı veya taksit sınırlaması gibi bir regülasyon şimdilik yok. BDDK’nın bankalara yönelik regülasyonlarının başında taşıt kredisinde aylık yüzde 2 büyüme sınırı ile taşıt kredisi büyüklüğüne yönelik vade kısıtı geliyor. 2.5 milyon lira ve altında olan taşıt kredilerinde 48 ay, 2.5 milyon üzeri 5. Milyon lira altı olan kredilerde 36 ay, 5 milyon lira üzeri 6.5 milyon lira altı taşıt kredilerinde 24 ay, 6.5 milyon lira ve üzeri taşıt kredilerinde ise 12 ay taksit yapılabiliyor. Taşıt değerinin hepsini banka kredisi ile karşılamak da mümkün değil. BDDK regülasyonlarına göre 2.5 milyon lira ve altındaki taşıt değerinin yüzde 70’ini, 2.5-5 milyon lira arası taşıt değerinin yüzde 50’sini, 5-6.5 milyon lira değerindeki taşıtın yüzde 30’unun, 6.5 milyon lira üzeri taşıt değerinin ise sadece yüzde 20’sini kredi olarak kullanabiliyorsunuz. Tasarruf finansmanında taşıt alımı için peşinat isterseniz ödüyorsunuz aylık taksitleri de siz belirleyebiliyorsunuz. Tasarruf finansmanı şirketlerinin internet sitelerinde yer alan bilgilere göre 1 milyon lira taşıt finansmanı için 61 ay vade yapabiliyorsunuz ve aylık ödemeniz sabit oluyor. Çekilişli modelde almak isterseniz taşıtınızı 1.5 milyon lira finansman için 100 ay vade sağlanabiliyor. Her iki modelde de peşinat isteğe bağlı olarak alınıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarda-tasit-kredileri-sifirlaniyor-78220</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/otomotiv-otomobil-1770179983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sıkı para politikası, BDDK’nın taşıt kredisine yönelik regülasyonları bankalardan taşıt kredisi talebini bıçak gibi kesti. BDDK verilerine göre bankacılık sektöründe taşıt kredi hacmi yüzde 30 geriledi, tasarruf finansmanı sektöründe ise yapılan işlemlerin yüzde 75’i artık taşıt alımlarından oluşuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/insaat-ve-gayrimenkul-sektorunun-kalbi-bursada-atti-78313</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat ve gayrimenkul sektörünün kalbi Bursa’da attı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>BTSO öncülüğünde, İnşaat Müteahhitleri Sanayici ve İş İnsanları Derneği ve TMMOB Mimarlar Odası Bursa Şubesi iş birliğinde, KFA Fuarcılık organizasyonunda düzenlenen Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı sona erdi. Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuarı 4 gün boyunca yerli ve yabancı ziyaretçiler yoğun ilgi gösterdi. Fuara başta Bursa olmak üzere farklı şehirlerden iş profesyonelinin yanı sıra 20’ye yakın ülkeden 200’ü aşkın yabancı alıcı da katıldı. Fuar kapsamında ayrıca 'Gayrimenkulde Yaşam Kalitesine Geçişin Şifreleri' ve 'Depreme Dayanıklı Yapılar: Zemin, Yapı ve Malzeme Entegrasyonu' başlıklı seminerler de katılımcılarla buluştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f342b265649-1777550002.JPG" alt="" width="564" height="423" /></p>
<h2><strong>“Sektörlerimizin iş hacminin güçlenmesi önceliğimiz”</strong></h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı’nın sektörün gelişimine ve ticari hareketliliğine önemli katkılar sunduğunu söyledi. Fuarın, yerli ve yabancı katılımcıları bir araya getirerek yeni iş birliklerinin önünü açtığını belirten Burkay, organizasyonun Bursa’nın fuarcılık vizyonunu da güçlendirdiğini ifade etti. Başkan Burkay, “İnşaat ve gayrimenkul sektörü, üretimden istihdama, ihracattan şehirleşmeye kadar geniş bir etki alanıyla Türkiye ekonomisinin temel taşlarından birini oluşturuyor. Bu güçlü yapının sürdürülebilir büyümesi için sektör paydaşlarının bir araya geldiği organizasyonlar büyük önem taşıyor. Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı’nı da bu anlayışla hayata geçiriyor, sektörümüzün en önemli buluşma noktalarından biri haline getiriyoruz. BTSO olarak üyelerimizin rekabet gücünü artıracak, yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracak her türlü projeyi desteklemeye devam ediyoruz. Fuarlarımız, firmalarımızın iş hacmini büyütmesine, yeni iş bağlantıları kurmasına ve uluslararası arenada daha etkin rol almasına katkı sağlıyor. Aynı zamanda şehrimizin üretim, ticaret ve ihracat potansiyelini daha görünür kılıyor” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f34276ad757-1777549942.JPG" alt="" width="642" height="428" /></p>
<h2><strong>“Kapasite iki katına çıkarıldı”</strong></h2>
<p>İnşaat ve yapı sektörünün önemli buluşmalarından biri olan Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı, bu yıl artan katılım ve yoğun ilgiyle dikkat çekti. Sektör temsilcileri, organizasyonun hem ticari bağlantılar hem de şehir ekonomisi açısından önemli katkılar sunduğunu vurguladı. İMSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Demir, fuarın geçen yılın ardından bu yıl daha büyük bir kapasiteyle gerçekleştirildiğini belirterek, “Geçen yıl oluşan yoğun rağbet ve memnuniyet üzerine bu yıl kapasiteyi neredeyse iki katına çıkardık. BTSO Başkanımız İbrahim Burkay’ın öncülüğünde, KFA Fuarcılık tarafından organize edilen ve bizim de destek verdiğimiz bu organizasyonu sektörümüz adına çok önemli buluyoruz. Fuar, B2B görüşmeler sayesinde yurt dışına yeni iş bağlantıları kurulmasına da önemli katkı sağladı. Bununla birlikte fuar, sadece sektöre değil şehrin ticaretine ve tanıtımına da önemli katkılar sağlıyor. Geçen yıldan daha başarılı, oldukça yoğun ve heyecanlı bir fuar geçirdik” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f3428faaf70-1777549967.JPG" alt="" width="606" height="454" /></p>
<h2><strong>“Yabancı iş profesyonellerinden fuara özel ilgi”</strong></h2>
<p>Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı, yurt dışından gelen iş insanlarının da yoğun ilgisini gördü. Libya’dan fuara katılan Khaled Salih Ahmed Abu, organizasyonun oldukça hareketli geçtiğini belirterek, önemli konut projelerinin tanıtıldığını ifade etti. Suudi Arabistan’dan katılım sağlayan Meshal Muhammed Albow ise inşaat ve yan sanayi alanında faaliyet gösterdiğini belirterek, fuara ikinci kez katıldığını ifade etti. Geçtiğimiz seneki ilk ziyaretinde bir firma ile iş birliği gerçekleştirdiğini ve bu sürecin halen devam ettiğini kaydeden Albow, Bursa ile ticari ilişkilerini daha da güçlendirmek istediğini vurguladı. Elektrik ve aydınlatma alanında önemli görüşmeler gerçekleştirdiğini belirten Albow, fuarın oldukça verimli geçtiğini ve önümüzdeki dönemde yeni iş birliklerine imza atmayı hedeflediğini söyledi. Azerbaycan’dan gelen İlgar Karimov, Bursa’ya ilk defa geldiğini ve fuar boyunca birçok firma ile ciddi görüşmeler gerçekleştirdiğini söyledi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/insaat-ve-gayrimenkul-sektorunun-kalbi-bursada-atti-78313</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/3/1280x720/insaat-ve-gayrimenkul-sektorunun-kalbi-bursada-atti-1777550036.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası iştiraki KFA Fuarcılık tarafından düzenlenen Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı, gayrimenkul ve inşaat sektörünün iş hacmine önemli katkı sağladığı bildirildi. Bursa Fuar Merkezi’nde düzenlenen fuar 4 gün boyunca yerli ve yabancı 15 bini aşkın ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Fuarda 20’ye yakın ülkeden gelen yabancı alıcı da işbirliği masasında buluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thynin-net-kari-ilk-ceyrekte-99-milyar-lira-78303</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY&#039;nin net kârı ilk çeyrekte 9,9 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yollarının (THY), finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) açıkladı.</p>
<p>Buna göre şirketin 2026 Ocak-Mart döneminde konsolide net kârı 9 milyar 915 milyon lira oldu.</p>
<p>THY'nin 2025 yılı sonunda 911 milyar 256 milyon lira olan toplam öz kaynakları 2026'nın ilk çeyreğinin sonunda 966 milyar 363 milyon liraya yükseldi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thynin-net-kari-ilk-ceyrekte-99-milyar-lira-78303</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/4/1280x720/thy-1761828657.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY&#039;nin 2026&#039;nın ilk çeyreğinde 9,9 milyar liralık net kâr elde ettiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/paraqrin-faaliyet-izni-iptal-edildi-78306</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> ParaQR&#039;ın faaliyet izni iptal edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Resmi Gazete'de yayımlanan kararına göre, Banka, ParaQR Elektronik Para ve Ödeme Hizmetleri AŞ'ye, ilgili kanun kapsamında verilen elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izninin iptal edilmesine karar verdi.</p>
<p>Merkez Bankası, kuruluşa 28 Temmuz 2022'de faaliyet izni vermişti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/paraqrin-faaliyet-izni-iptal-edildi-78306</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/merkez-bankasi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, ParaQR AŞ&#039;nin faaliyet iznini iptal etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/1-sirketin-sermaye-artirimina-5-sirketin-borclanma-araci-ihrac-basvurusuna-onay-78305</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> 1 şirketin sermaye artırımına, 5 şirketin borçlanma aracı ihraç başvurusuna onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayınladı.</p>
<p>Buna göre Kurul, A1 Yenilenebilir Enerji Üretim AŞ'nin 545 milyon liralık bedelsiz sermaye artırım talebini uygun buldu.</p>
<p>Atılım Faktoring AŞ'nin 274 milyon liralık, Sümer Faktoring AŞ'nin 1 milyar 67 milyon liralık, LDR Turizm AŞ'nin 1 milyar liralık, Aktif Yatırım Bankası AŞ'nin 27 milyar liralık, Pegasus Hava Taşımacılığı AŞ'nin 250 milyon dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verildi.</p>
<p>Kurul, Emlak Varlık Kiralama AŞ'nin 250 milyon liralık kira sertifikası ve VDMK ihracı başvurusuna onay verdi.</p>
<p>Arz Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ Yirminci Girişim Sermayesi Yatırım Fonu'nun kuruluşuna izin verilmesi ve katılma paylarının ihracına ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebinin olumlu karşılanmasına karar veren Kurul, BtcTurk Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu, V Portföy Yönetimi AŞ Değişken Şemsiye Fon, V Portföy Yönetimi AŞ Fon Sepeti Şemsiye Fonu ve V Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu'nun kuruluşunu onayladı.</p>
<p>Kurul, ayrıca, Dinamik Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin portföy aracılığı faaliyet izninden feragat etmek suretiyle, geniş yetkili aracı kurum statüsünden kısmi yetkili aracı kurum statüsüne geçmesi ve bununla bağlantılı olarak, ticaret ünvanının "Dinamik Menkul Değerler AŞ" olarak değiştirilmesine ilişkin esas sözleşme değişikliği başvurusuna onay verilmesi taleplerinin olumlu karşılanmasına karar verdi.</p>
<p><strong>İdari para cezaları ve suç duyuruları</strong></p>
<p>SPK, Gübre Fabrikaları TAŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, 30 Aralık 2022 tarihli özel durum açıklamasının tüm gelişme ve değişiklikleri içermemesi, yanıltıcı ve eksik olması, yatırımcıların yanlış fikir edinmelerine neden olacak şekilde yapılması ve 24 Ocak 2023 tarihinde saat 10.23'te yapılan özel durum açıklamasının yanlış, yanıltıcı ve eksik olması, yatırımcıların yanlış fikir edinmelerine neden olacak şekilde yapılması nedeniyle şirkete 380 bin 917 lira idari para cezasının uygulanmasını kararlaştırdı.</p>
<p>Ayrıca Şeker Yatırım Menkul Değerler AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, sistem kesintisi kapsamında, aracı kurum mobil uygulamasına, internet sitesine ve çağrı merkezi hizmetlerine erişim sağlanamaması nedeniyle şirkete 4 milyon 435 bin 27 lira idari para cezası verildi.</p>
<p>Kurul, Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında yapılan incelemeler sonucunda "Tesla Capital Markets", "Evo Yatırım", "Prime Capital", "Eco Financial Market", "Kale Fx" ve "Compaq Fx" uzantılı internet siteleri ve uygulamaların içerik sağlayıcıları ile 8 isim hakkında suç duyurusu kararı aldı.</p>
<p>SPK, Cem Zeytin AŞ pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/1 veya 104. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle, 6362 sayılı Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen, 6362 sayılı Kanun'un 128/1-(a) maddesine dayanarak yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin engellenmesi amacıyla, 6362 sayılı Kanun'un 101/1 maddesi ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5/1 ve 6/1 maddeleri uyarınca, 4 gerçek kişiye 30 Nisan tarihli işlemlerden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına karar verdi.</p>
<p>Ayrıca, Kurul, 6362 sayılı Kanun'un birinci maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen, Kanun'un 128/1-(a) maddesine dayanarak sermaye piyasalarında izinsiz olarak faaliyette bulunulmasının engellenmesi amacıyla, Kanun'un 99/3 maddesi uyarınca 14 internet sitesine erişimin engellenmesi için hukuki işlemlerin yapılmasına karar verildiğini duyurdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/1-sirketin-sermaye-artirimina-5-sirketin-borclanma-araci-ihrac-basvurusuna-onay-78305</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, A1 Yenilenebilir Enerji&#039;nin bedelsiz sermaye artırım talebi ile, Atılım Faktoring, Sümer Faktoring, LDR Turizm, Aktif Yatırım Bankası ve Pegasus&#039;un borçlanma aracı ihraç başvurusunu onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/toyota-teknik-proje-yarismasi-odul-toreni-12-mayista-yapilacak-78328</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toyota Teknik Proje Yarışması ödül töreni 12 Mayıs’ta yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>​Sakarya İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye A.Ş. iş birliğiyle düzenlenen, Toyota Teknik Proje Yarışması finalistleri belli oldu. Geleceğin bilim insanlarını keşfetmeyi amaçlayan Toyota Teknik Proje Yarışması’nda; Sakarya, Bilecik, Bolu, Düzce ve Kocaeli illerinden gelen başvuru arasından il birincisi seçilen projelere ödülleri 12 Mayıs Salı günü verilecek.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f34ef50a4e0-1777553141.jpeg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p>​Yarışma kapsamında; ortaokul ve lise kademelerinde “Çevre” ile “Teknoloji ve Tasarım” kategorilerinde düzenlenen il elemeleri tamamlandı. İl Millî Eğitim Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan uzman kurulların değerlendirmeleri sonucunda belirlenen kategorilerindeki en iyi 3’er proje, Sakarya İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki Final Değerlendirme Kurulu tarafından titizlikle incelendi. Yapılan son değerlendirmeyle, her ili kendi kategorisinde temsil edecek olan bölge finalistleri belirlendi.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f34f063b4b0-1777553158.jpeg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p>​Toplam 20 seçkin projenin yer alacağı final sergisi, 12 Mayıs 2026 Salı günü gerçekleştirilecek. Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye AŞ’nin desteğiyle gerçekleştirilecek olan final sergisi ve ödül töreni ile genç yeteneklerin projeleri görücüye çıkacak ve bölgenin bilimsel farkındalığına katkı sağlanacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/toyota-teknik-proje-yarismasi-odul-toreni-12-mayista-yapilacak-78328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/8/1280x720/toyota-teknik-proje-yarismasi-odul-toreni-12-mayista-yapilacak-1777553192.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya&#039;da düzenlenen Toyota Teknik Proje Yarışması kapsamında, ortaokul ve lise kademelerinde “Çevre” ile “Teknoloji ve Tasarım” kategorilerinde düzenlenen il elemeleri tamamlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yildizlarin-arasinda-gorunur-olmak-ve-kesiadin-vizyonu-78309</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıldızların arasında görünür olmak ve KESİAD’ın vizyonu…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HAKAN ATİS (</strong><strong>info@hakanatis.com</strong><strong>) </strong></p>
<p>Bereketli kadim topraklarıyla yılın her mevsimi güzel olan İzmir’in Kemalpaşa ilçesiyle tanışıklığım kırk yıla yaklaşıyor.  İnsanlarının hoş sohbeti, KOBİ’lerinin dinamizmi, her biri mavi nazar boncuğu hak eden başarılı sanayi tesisleri, bereketli toprakları ve etkin yerel yönetim hizmetleri ile hafızamda yer eden, baharın vitrini gibi olan şahane bir coğrafyadan söz ediyorum. Deyim yerinde ise burnunuzun dibi, ne yapın edin mutlaka yolunuzu düşürün. Geçtiğimiz haftalarda Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (KESİAD) konuğu olarak bulunduğum güzel ilçede geleceğe yönelik umudum daha da arttı. İş hayatına yaklaşımını; üretkenlik, takım çalışması, sonuç odaklı liderlik ve yenilikleri bir adım geriden değil yanı başında takip ederek uygulamak olarak tanımladığım KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özken, sohbetimizde önemli bilgiler paylaştı. Örneğin, aktardığı verilere göre Ocak 2026 itibariyle Türkiye’de faal 101.823 dernek bulunuyor. Sıralama şöyle belirginleşiyor; İstanbul’da 23.640, Ankara’da 10.659 ve İzmir’de 5613. Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Zafer Özken’le gerçekleştirdiğim kahve sohbetinde ileriye dönük atılım yapabilme potansiyeli oldukça yüksek, saygın ve etkin bir stk’ya sahip olduklarını gözlemledim. KESİAD üyeleri tıpkı Türkiye’de milyonların kalbinde yeri olan Sakıp Ağa gibi. Ülkemizin geleceğine yönelik analizlerini ve her biri hayat dersi gibi kıymetli olan sohbetlerimizi kutsal bir emanet gibi hafızamda sakladığım Sakıp Sabancı’nın güzel deyişiyle ‘Çalışmak, çalışmak ve daha da çok çalışmak lazım’ ilkesi KESİAD üyelerinin temel düsturu.</p>
<p><strong>BAYRAK YARIŞI</strong></p>
<p>2002 yılından bugüne kadar Fahrettin Selçik, Şefik Tanyel, Ali Özgenalp, Mehmet Bıkmaz, Süleyman Öz, Cengiz Beşok, Aytekin Öztaş, Zeki Yöndem, Haluk Meriç, Seçil Beydemir Kaynak ve Mutlu Can Günel’in rotasını çizdiği KESİAD, günümüzde Zafer Özken’le geleceğe yürüyor. Bu saygın kurumun tüm üyelerini saygıyla selamlıyorum. İşlerinin her daim bereketli olmasını ve siyaset kurumunun da iş dünyasının gerçeklerine ve ihtiyaçlarına uygun politikalar izlemesini diliyorum. Neyse, bu ayrı bir fasıl! Tekrar asıl konumuza dönelim… Peki, Türkiye’de üretimin altın çarklarından olan KESİAD’ın vizyonu ve misyonu nedir? Web sayfalarında yazanları aynen aktarıyorum. Çünkü, her bir cümlesi onların değerler bütününü yansıtıyor. Vizyonlarını ‘’ Ülkemizin sosyo-ekonomik değişim, istihdam yaratma ve ekonomisinin istikrar içinde büyümesinde önemli rol oynayan sanayicilerini, iş adamlarını ve karar vericileri bir araya getirmek, görüş ve önerileri geliştirerek gerekli resmi, özel şahıslar, karar vericiler ve kamuoyu ile paylaşarak, ortak düşünce ve hareket birliği oluşturmaktır’’ cümleleriyle tanımlıyorlar. Misyonlarına yönelik düşünceleri ise şu ifadelerle yansıtıyorlar ‘’ Türkiye’nin ekonomik gücünü ve üretim potansiyelini en iyi şekilde değerlendirerek ulusal ve uluslararası ekonomik politikaların oluşturulmasına, Türkiye’nin bölgedeki coğrafi ve stratejik gücünü ön plana çıkarmak suretiyle tanıtımına katkıda bulunur. Türkiye’nin uluslararası ekonomik, sosyal ve kültürel ilişki, iletişim, temsil ve iş birliği ağlarının geliştirilmesine katkı koyan KESİAD, girişimciliğin bir kariyer olarak algılanmasını sağlamak ve girişimcilik kültürünü yaymak adına Türkiye’de karar vericileri etkileyen, gündem yaratan bir Sivil Toplum Kuruluşu’dur. Başta bölgesinde olmak üzere toplumun geneli içinde sosyal sorumluluk projeleri ile öncülük etmeyi hedeflemektedir. Hayat boyu bireysel gelişim ve sürekli eğitim programları ile üyelerinin liderlik ve girişimcilik yeteneklerini arttırmayı, yurtiçi ve yurtdışında üyelerinin ticari menfaatleri için yeni iş olanaklarını ve uluslararası kurumsal iş birliklerini geliştirmeyi hedeflemektedir. Bölgesel ve sektörel potansiyellerin en iyi şekilde değerlendirilmesi için faaliyetlerde bulunmak, demokratik, laik, etkin hukuk devleti anlayışı içinde, sivil toplumun kurumsallaştırılması ve özel girişimciliğin yaygınlaşmasına çalışmak, sanayici ve iş insanlarının sorunlarına sahip çıkarak toplumdaki öncü ve girişimci nitelikleri geliştirmektir. İnsan kaynakları ve doğal kaynakların teknolojik yeniliklerle desteklenerek en etkin biçimde değerlendirilmesini, verimlilik ve kalite yükselişini sürekli kılacak ortamın yaratılması yoluyla rekabet gücünün artırılmasını hedef alan politikaların oluşturulmasına katkıda bulunmaktır.’’</p>
<p><strong>GELECEK HEDEFLERİ</strong></p>
<p>Geçtiğimiz haftalarda konuşmasını dinlediğim KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özken, yol haritasını ‘Tecrübe gücümüz, üretim geleceğimiz’ başlığıyla özetliyor. Derneklerini proje üreten ve kaynak yöneten sürdürülebilir organizasyonel bir yapıya dönüştürmeyi hedeflediklerini açıklayan başarılı isim, yeni dönemin kodlarını ana hatlarıyla şöyle açıklıyor ‘’Kemalpaşa, güçlü bir üretim hafızası olan bölgedir. Türkiye ekonomisi 2025 yılı itibariyle yaklaşık 1,1 trilyon dolar büyüklüğe ulaşmış, sanayi üretimi ise toplam milli gelirin yaklaşık yüzde 27’sini oluşturmuştur. İhracatımız 260 milyar dolar seviyesine yaklaşırken, bunun yaklaşık yüzde 94’ü sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. Bu veriler şunu göstermektedir; sanayi Türkiye’nin omurgasıdır ve Kemalpaşa, onun en güçlü halkalarından birisidir. Kurumsal İletişim ve Üyelik Geliştirme, Sanayi ve İş Geliştirme, Uluslararası İlişkiler ve Projeler, Eğitim alanlarında oluşturduğumuz dört komite; sadece fikir üreten değil, sonuç üreten çalışma merkezleri olacak. Aynı şekilde genç KESİAD yapılanmasını da hayata geçiriyoruz. Gençlerimizi yalnızca izleyen değil, sürece dahil olan, proje geliştiren ve sorumluluk alan bir yapının parçası haline getireceğiz. Bununla birlikte, derneğimizi yerel bir platform olmanın ötesine taşıyacak vizyonla ulusal ve uluslararası hibe destekli, özel nitelikli proje çalışmalarını da gündemimize almış bulunuyoruz.’’ Değerli okurlar, uzun lafın kısası… KESİAD, Türkiye için üretmeye azim ve kararlılıkla devam edecek. Bu nedenle ülkemizde bulunan binlerce stk arasında yıldız gibi parlayacak ve görünür olacak. Üyelerini yürekten kutluyorum ve başarılar diliyorum. Nasıl Bir Ekonomi Ege Mayıs 2026 sayısında yeniden buluşuncaya kadar şen ve esen kalın.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yildizlarin-arasinda-gorunur-olmak-ve-kesiadin-vizyonu-78309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıldızların arasında görünür olmak ve KESİAD’ın vizyonu… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-faizi-sabit-tuttu-78304</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed faizi sabit tuttu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tuttu.</p>
<p>Fed'den yapılan açıklamada, faiz oranının sabit tutulması kararının 4'e karşı 8 oyla alındığı bildirildi.</p>
<p>Fed Yönetim Kurulu Üyesi Stephen Miran'ın 25 baz puanlık faiz indiriminden yana olduğu için karşı oy kullandığı belirtilen açıklamada, Beth Hammack, Neel Kashkari ve Lorie Logan'ın ise politika faizinin sabit tutulmasını destekledikleri ancak şu aşamada karar metnine "gevşeme eğiliminin" dahil edilmesine itiraz ettikleri için karşı oy verdikleri aktarıldı.</p>
<p>Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) üyeleri arasında 4 karşı oy en son Ekim 1992'de kullanılmıştı.</p>
<p>Son göstergelerin ekonomik faaliyetin sağlam bir hızda genişlediğine işaret ettiği belirtilen açıklamada, istihdam artışlarının ortalama olarak düşük seyrettiği, işsizlik oranının ise son aylarda kayda değer bir değişim göstermediği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, enflasyonun kısmen küresel enerji fiyatlarındaki son artışı yansıtacak şekilde yüksek seviyelerde olduğu aktarıldı.</p>
<p>Bankanın açıklamasında, "Orta Doğu'daki gelişmeler, ekonomik görünüme ilişkin belirsizliğin yüksek düzeyde seyretmesine katkıda bulunuyor." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Uzun vadede maksimum istihdam ve yüzde 2 enflasyona ulaşılmasının hedeflendiği vurgulanan açıklamada, hedeflerin desteklenmesi amacıyla federal fon oranı için hedef aralığın yüzde 3,5-3,75 aralığında tutulmasına karar verildiği belirtildi.</p>
<p><strong>Fed yılbaşından bu yana politika faizinde değişikliğe gitmedi</strong></p>
<p>Fed, geçen yılın ilk beş toplantısında politika faizini sabit tutarken, eylül, ekim ve aralık aylarında toplam 75 baz puan indirime gitmişti.</p>
<p>Banka, geçen yıl art arda üç faiz indirimi yapmasının ardından bu yılın ilk iki toplantısında da politika faizini sabit tutmuştu.</p>
<p><strong>Powell: Yönetim kurulu üyesi olarak düşük profilli bir tutum sergilemeyi planlıyorum</strong></p>
<p>Fed Başkanı Jerome Powell, görev süresi 15 Mayıs'ta sona erdikten sonra henüz belirli olmayan bir süre boyunca yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam edeceğini duyurdu.</p>
<p>Powell, Fed'in politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında tutmasının ardından basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Fed Başkanı olarak görev süresi 15 Mayıs'ta resmi olarak dolmadan önceki son Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısına başkanlık eden Powell, veda niteliğinde açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Powell, bunun başkan sıfatıyla düzenlediği son basın toplantısı olduğunu belirterek, Fed başkanı adayı Kevin Warsh'u tebrik etti ve başarı dileklerini iletti.</p>
<p>Fed binalarının yenilenmesiyle ilgili projede "maliyet aşımlarının" incelenmesine yönelik başlatılan soruşturmanın kapatılmasına değinen Powell, son gelişmeleri memnuniyetle karşıladığını ancak Başsavcı Jeanine Pirro'nun soruşturmanın gerektiğinde yeniden açılabileceğine dair ifadelerini hatırlattı.</p>
<p>Powell, ABD Adalet Bakanlığının Fed'in Genel Müfettişi tarafından yapılacak bir yönlendirme olmadığı sürece soruşturmayı yeniden açmayacaklarına dair güvence verdiğini aktardı.</p>
<p>Soruşturma şeffaflık ve kesinlik içinde tam anlamıyla sonuçlanana dek yönetim kurulundan ayrılmayacağına dair sözünün arkasında olduğunu vurgulayan Powell, süreci dikkatle izlediğini kaydetti.</p>
<p><strong>"Kevin Warsh onaylanıp yemin ettiğinde başkan o olacak"</strong></p>
<p>Powell, "Başkanlık görevim 15 Mayıs'ta sona erdikten sonra, henüz belirlenmemiş bir süre boyunca yönetim kurulu üyesi olarak görevime devam edeceğim. Yönetim kurulu üyesi olarak düşük profilli bir tutum sergilemeyi planlıyorum." dedi.</p>
<p>Warsh'un Senato onayını almasıyla görevi devredeceğini belirten Powell, "Fed Yönetim Kurulu'nun yalnızca tek bir başkanı olur. Kevin Warsh onaylanıp yemin ettiğinde başkan o olacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Yönetim kurulu üyeliğinden uygun olduğunu düşündüğüm zaman ayrılacağım"</strong></p>
<p>Yönetim kurulunda kalma kararının arkasındaki nedenlerin sorulması üzerine Powell, temel endişesinin Fed'e yönelik "bir dizi yasal saldırı" olduğunu söyledi.</p>
<p>Powell, bu saldırıların kurumu yıpratmasından ve siyasi faktörlerden bağımsız şekilde para politikasını yürütme kabiliyetini riske atmasından endişe ettiğini ifade etti.</p>
<p>Yönetim kurulu üyeliğinden ayrılma zamanlamasına ilişkin de Powell, "Bunu yapmanın uygun olduğunu düşündüğüm zaman ayrılacağım." dedi.</p>
<p>Yönetim kurulunda kalmasının siyasi bir hamle olduğu yönündeki eleştirilere de yanıt veren Powell, durumu bu şekilde görmediğini, kararının mevcut gelişmelere bağlı olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Powell, her yönetimin Fed'in politika araçlarının başka amaçlar için yeniden kullanmanın iyi olacağını düşündüğüne işaret ederek, ancak buna direndiklerini anlattı.</p>
<p>"Başkan istediği için" veya "seçimler yaklaştığı için" karar almadıklarını vurgulayan Powell, "Eğer böyle yapsaydık, hiçbir güvenilirliğimiz kalmazdı. Piyasalar bize olan güvenini kaybederdi ve enflasyonu kontrol etme yeteneğimiz ve saygınlığımız ortadan kalkardı." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Kısa vadede yükselen enerji fiyatları enflasyonu yukarı çekecek"</strong></p>
<p>Konuşmasında para politikasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Powell, enflasyonun yüksek seyrettiğini, bunun kısmen küresel enerji fiyatlarındaki son artışı yansıttığını dile getirdi.</p>
<p>Powell, değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyondaki artışa işaret ederek, bunun da büyük ölçüde tarife uygulamalarının mal fiyatları üzerindeki etkilerini yansıttığını aktardı.</p>
<p>Enflasyon beklentilerine ilişkin kısa vadeli göstergelerin muhtemelen petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle yükseldiğini belirten Powell, uzun vadeli beklentilere ilişkin göstergelerin çoğunun ise hedefle uyumlu olmayı sürdürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Powell, ekonomik görünümün son derece belirsiz olmaya devam ettiğini ve Orta Doğu'daki çatışmanın da bu belirsizliği daha da artırdığını ifade etti.</p>
<p>Ekonomiye yönelik olası etkilerinin boyutu ve süresinin çatışmanın seyri gibi belirsizliğini koruduğuna işaret eden Powell, "Kısa vadede, yükselen enerji fiyatları genel olarak enflasyonu yukarı çekecek." dedi.</p>
<p><strong>"Tarife enflasyonunun gelecek iki çeyrekte ortadan kalkmasını bekliyoruz"</strong></p>
<p>Powell, uzunca bir süredir "gümrük vergilerinin bir defaya mahsus bir fiyat artışına yol açacağı ve bu artışın zamanla ortadan kalkacağı" yaklaşımını benimsediklerine işaret ederek, bunun gelecek iki çeyrek içinde gerçekleşmesini beklediklerini anlattı.</p>
<p>Enerji fiyatlarının henüz zirve noktasına ulaşmadığını dile getiren Powell, bu nedenle faiz indirimlerini düşünmeden önce bunun arka planını ve tarifeler konusunda ilerleme kaydedilmesini görmek isteyeceklerini anlattı.</p>
<p>Powell, FOMC'de daha tarafsız ifadelerin kullanımını, böylece faiz artırımının faiz indirimiyle eşit derecede muhtemel sayılmasını destekleyen üyelerin sayısının arttığını söyledi.</p>
<p>Fed Başkanı Powell, kararda karşı yönde oy kullananların "şu an faiz artırmamız gerekiyor" şeklinde düşünmediklerini vurguladı.</p>
<p><strong>"İki yönde de adım atmak için uygun bir konumdayız"</strong></p>
<p>Nötr faiz oranının üst sınırında veya belki hafif kısıtlayıcı bölgede olduklarını kaydeden Powell, mevcut politika duruşunun "bekle-gör" yaklaşımına olanak tanıyacak bir seviyede olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Powell, "Politika faizimizin uygun bir seviyede olduğunu düşünüyoruz. Artırmamız gerekirse, bunu kesinlikle sinyal vereceğiz ve kesinlikle yapacağız. İndirmemiz gerekirse, ya da indirmek uygun olursa, o zaman tam tersini sinyal vereceğiz. Her iki yönde de adım atmak için uygun bir konumdayız." diye konuştu.</p>
<p>Salgın, Ukrayna'daki savaş, gümrük vergileri ve İran'daki çatışmalar dolayısıyla petrol fiyatlarındaki yükseliş gibi dört önemli arz şoku yaşadıklarını anımsatan Powell, her bir arz şokunun enflasyonu ve işsizliği yukarı yönlü tetikleme potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-faizi-sabit-tuttu-78304</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/jerome-powell.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed, politika faizini beklentiler doğrultusunda yüzde 3,5-3,75 aralığında sabit tuttu. Başkan Jerome Powell, görev süresi 15 Mayıs&#039;ta sona erdikten sonra yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam edeceğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yhtmizin-adi-yerli-raylari-ingiliz-78301</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> YHT’mizin adı yerli, rayları İngiliz!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SERKAN AKSÜYEK - serkan@ibailetisim.com</strong></p>
<p>İzmir ve Ege Bölgesi için yaşamsal önem taşıyan Ankara – İzmir Yüksek Hızlı Tren Projesi, sadece Batı Anadolu’nun Orta Anadolu ile bağlantısını sağlayacak bir ulaşım projesi olmayacak. Ankara’ya gerek uçakla gerekse otomobil ile seyahat ederken adeta sinir harbi yaşayan İzmirliler için büyük bir konfor yaratacak.</p>
<p><strong>On puanlık sınav sorusu şu: Pekâlâ ne zaman?</strong></p>
<p>2012 yılında sözleşmesi imzalanan, 21 Eylül 2013’te temeli atılan proje, 1080 günde (üç yılda) tamamlanacağı vaat edilmesine rağmen hâlâ hizmete alınmış değil. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu projenin ilk aşamasının 2027’de, tamamının ise 2028’de devreye gireceğini belirtiyor. Bu durumda başla-bitir 15 yıl sürecek bir hikâyeden söz ediyoruz.</p>
<p>Yokluk içerisindeki genç Cumhuriyetin, çok daha zor bir coğrafyaya sahip olmasına rağmen Ankara-Sivas-Erzurum tren hattını 1922-1939 yılları arasında 17 yılda tamamladığını anımsamakta fayda var.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f33a1489bdf-1777547796.jpeg" alt="" width="864" height="486" /></p>
<p><strong>RAY BİLE YERLİ DEĞİL Mİ?</strong></p>
<p>Rahmetli Turgut Özal’ın kulakları çınlasın, demiryolunun gerçek bir medeniyet göstergesi olduğuna inanan ben, elbette bu projenin bir an önce hizmete girmesini istiyorum. Ancak onun kadar önemsediğim konu, projede kullanılacak ekipmanların olabildiğince yüksek seviyede yerli üretilmesi… Halen  Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii AŞ (TÜRASAŞ) bünyesindeki Türkiye'nin ilk hızlı tren fabrikasının inşaatı sürüyor. Ancak Ankara-İzmir YHT projesinde kulağımıza, “yerli ve milli” metaforu ile çelişen kimi sorunlar çalınıyor.</p>
<p>Bakın nasıl? Projenin yüklenicisi olan şirketlerin kullandıkları UK Export Finance destekli İngiliz kredileri nedeniyle, 600 km uzunluğundaki projede kullanılacak tren rayları bile bu ülkeden ithal edilecek. Ünlü İngiliz şirketi British Steel, projenin ana yüklenicisi olan ERG International’a 60E2 kalitesinde binlerce kilometre uzunluğunda ray tadarik edecek. Yine kulağımıza çalınan bilgiler, ray üretiminde uzun yıllardır uykuda olan British Steel şirketinin, İngiltere'nin Lincolnshire şehrinde bulunan ve 10 yıldır neredeyse üretim yapmadığı Scunthorpe ray üretim tesisinde 7/24 saat esasına göre üç vardiya üretime geçtiği yönünde. Haydi bu durumun ticari anlaşmaların getirdiği zorunluluktan kaynaklı olduğunu varsayalım. Bu ithalat karşılığında offset veya yerli katkı alınıyor mu? Hayır! Kredi kullanım şartları nedeniyle ithal edildiği gibi bir gerekçe öne sürülüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f33a24366ef-1777547812.jpeg" alt="" width="664" height="380" /></p>
<p><strong>KALKINMA PLANLARI NE DİYOR?</strong></p>
<p>Türkiye’de neredeyse bir asırdır üretim yapan bir demir çelik sektörü varken, demiryolu rayı gibi görece düşük katma değerli bir ürünü bile ithal kalemler arasında görmek pek akıl kârı değil.</p>
<p>Ayrıca… Gösterişli basın toplantıları ile duyurulan Kalkınma Planları, sadece kağıt üzerinde olan niyet beyanından mı ibaret kalıyor?  Türkiye'nin sanayileşmiş ülkeler arasında hak ettiği yeri alabilmesi için, raylı sistem ihtiyaçlarının yerli ve milli kaynaklardan karşılanması elbette çok önemli. Bu kapsamda, 10’uncu Kalkınma Planı’ndan itibaren raylı sistemler “uluslararası rekabetçi teknolojik ürün ve markaların ortaya çıkarılması amaçlanan öncelikli sektörlerden biri” olarak kabul edilmiş ve desteklenmesi bir devlet politikası olarak benimsenmiş. Açın bakın, 11’inci ve 12’inci Kalkınma Planlarına… Raylı sistem araçları ile kritik bileşenlerinin yerli imkânlarla üretilmesine yönelik yerli sanayinin Ar-Ge, tasarım ve üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve bu alanda milli markanın oluşturulması stratejik hedefler arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>AÇIKLAMA BEKLEMEK HAKKIMIZ</strong></p>
<p>Sadece stratejik planlarda da değil… Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından belirlenen politika ve tedbirler arasında da raylı sistemlerde kamu alımlarının yerli üretimin daha etkin desteklenmesinin sağlanması, tasarım, Ar-Ge ve üretim faaliyetlerinin teşvik edilmesi emrediliyor. Bu vurgularla – benim yorumuma göre- yabancı yüklenici firmaların yaptıkları projelerde yerli katkı payının zorunlu kılınmasını gerekiyor. Ülkemizde raylı sistemler konusunda yeterli kapasite varken ve hali hazırda demiryolu araçlarının pek çok parçası yerli firmalar tarafından üretilebilirken, YHT raylarını bile ithal etmek biraz ayıp oluyor…</p>
<p>Uzun yıllar İzmir’de Karayolları Bölge Müdürü olarak görev yapan, kenti ve bölgeyi çok iyi tanıyan Sayın Bakan Uraloğlu’ndan bu konuda bir açıklama beklemek hakkımız olsa gerek…</p>
<p><strong>TOGG’un finansal sonuçları şeffaf mı?</strong></p>
<p>Bir önceki yazımızın başlığında “Petrokimyada üretim treni kaçtı, çözüm TOGG benzeri bir model kurgulamakta” demiştik. TOGG’a aktarılacak kaynakların, yine devlet ve özel sektörün el ele vermesi ile bir petrokimya kompleksine tahsis edilmesi halinde, bugün yüzde 7 seviyesinde olan yerli üretim oranımızın en azından yüzde 20-25’e yükselebileceğini vurgulamıştık. Özellikle meslektaşlarımız arasında “petrokimyada TOGG modeli” epey bir tartışıldı ama TOGG’un kendisi her nedense (!) tartışılmadı.</p>
<p>Soru basit aslında? 2026 yılı için sadece 30 bin adet üretilecek olan TOGG’un kaderi ne olacak? Siyasi malzeme olmaktan öteye geçerek küresel rekabet ortamında var olabilecek mi yoksa Sayın Cumhurbaşkanının yurt dışı ziyaretlerinde çiçek çikolata niyetine götürdüğü bir hediye olarak mı kalacak?</p>
<p>Okurlarımı merakta  bırakmayayım. “Yerli ve milli otomobil” olarak tanımlanan TOGG’a kategorik olarak karşı değilim. Ancak gazeteciliğin sanatı, şu basit soruları sormak olsa gerek: Türkiye’nin yerli otomobile ihtiyacı var mıydı? Hayır, yoktu. Çünkü zaten ülkede yarım yüzyıldan fazladır otomobilinden kamyonuna, ticari aracından traktörüne kadar her türlü araç üretiliyordu. Bu araçların pek çoğu, an itibarıyla TOGG’dan daha yüksek yerlilik oranına sahip.</p>
<p> </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f33a3b0ab23-1777547835.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>TOGG’un ortakları arasında “otomobil üreticisi” var mıydı? Hayır yoktu. Otomotiv sektöründe faaliyet gösteren Anadolu Grubu’nun “otomobil üretimi” deneyimi yoktu. Ticari araç üretimi yapıyordu, bugün de aynısını yapıyor… TOGG kimin parasıyla üretildi? İş dünyasının verdiği aidatlarla oluşan TOBB’un kaynakları, devletin neredeyse sıfırlanan vergi ve sigorta teşvikleri, bedava arazi ve liman sahası vs ile zarar eden bir dev yaratıldı.</p>
<p>Sonuç? 2024'te 13,75 milyar TL zarar eden şirket, 2025 yılını ise 14,6 milyar TL civarında zararla kapattı. Son üç yılda toplam 35 milyar TL'ye ulaşan bir mali tablo duruyor karşımızda. Buna karşılık dünya genelindeki fabrikalarında yılda 1 milyon adetten fazla araç üreten Opel, “Bu gidiş gidiş değil, rekabet edemiyorum” diyerek, Citroen ve Peugeot ile birleşmeye gidiyor.</p>
<p>Ezcümle…Vatandaşın parasıyla vatandaşa babayiğitlik yapmak biraz ayıp oluyor. Ayıp olmak bir yana, yarım yüzyıldan fazla süredir aynı ülkede otomobil üretimi yapan onca firmaya, devlet eliyle haksız rekabet yaratılıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yhtmizin-adi-yerli-raylari-ingiliz-78301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YHT’mizin adı yerli, rayları İngiliz! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbvadan-ilk-ceyrekte-336-milyar-lira-net-kar-78300</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA&#039;dan ilk çeyrekte 33,6 milyar lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Garanti Bankası AŞ, 31 Mart tarihli yılın ilk finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Konsolide finansal tablolarına göre, bankanın aktif büyüklüğü 4 trilyon 783 milyar 750 milyon 292 bin lira seviyesinde gerçekleşirken, ekonomiye nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığıyla sağladığı destek ise 3 trilyon 566 milyar 251 milyon 702 bin lira oldu.</p>
<p>Fonlama bazını dinamik bir şekilde yöneten Garanti BBVA'nın fonlama kaynakları içindeki büyük ağırlığını yüzde 66 ile müşteri mevduatları oluşturmaya devam etti. Müşteri mevduat tabanı, yılın ilk 3 ayında yüzde 0,5 büyüme ile 3 trilyon 160 milyar 943 milyon 617 bin lira olarak kaydedildi.</p>
<p>Bu dönemde 33 milyar 615 milyon 247 bin lira net kara ulaşan ve güçlü sermaye odağını koruyan bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 16,2, özkaynak karlılığı yüzde 30,3, aktif karlılığı ise yüzde 2,9 seviyelerinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>"Finansal istikrara daha fazla öncelik verilen bir yapı görüyoruz"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, 2026'ya jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizliklerin, karar alma süreçlerinde hız ve çevikliği daha da kritik hale getirdiği bir ortamda başladıklarını belirterek, "Finansal piyasalarda artan riskten kaçınma eğiliminin yanı sıra enerji başta olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükseliş, küresel ölçekte daha zayıf büyüme ve enflasyonist baskıları beraberinde getiriyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu dönemde Merkez Bankasının enflasyonla mücadelede temkinli politika duruşunu sürdürdüğüne işaret eden Akten, artan dış finansman ihtiyacı ve bunun kur üzerindeki potansiyel etkisiyle finansal istikrara daha fazla öncelik verilen bir yapı gördüklerini aktardı.</p>
<p>Akten, mart başında yaşanan gelişmelerle sektörde fonlama maliyetlerinde yükselişler gözlemlediklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu artışın, özellikle ikinci çeyrekte daha görünür olmasını bekliyoruz. Güçlü bilanço yapımız ve ilk çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleşen performansımız sayesinde bu süreci etkin şekilde yönetme kapasitesine sahibiz. 2026 yılının ilk çeyreğinde toplam aktiflerimiz 5 trilyon liraya yaklaştı ve bunun yüzde 56'sını krediler oluşturuyor. Kredilerdeki sağlam duruşumuz devam ederken, güçlü vadesiz mevduat tabanımız, dijital kanallarda yarattığımız müşteri değeri ve etkin sermaye yönetimimiz sayesinde sektörde pozitif ayrışmayı sürdürdük."</p>
<p>Geniş müşteri tabanları ve güçlü pazar konumlarının, performanslarını sürdürülebilir kılan önemli unsurlar arasında yer aldığını vurgulayan Akten, "Bu süreçte marjlardaki iyileşmenin katkısıyla özsermaye karlılığımızı yüzde 30 seviyesinde tutmayı başardık. Bu performansımızın temelinde, müşteri deneyimini stratejik bir öncelik olarak ele alan ve bunu veriye dayalı karar süreçleriyle destekleyen yaklaşımımız yer alıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Günlük 10 milyon müşterimizin ihtiyaçlarına doğru çözümler sunabiliyoruz"</strong></p>
<p>Bankanın stratejik önceliklerine değinen Akten, "Radikal Müşteri Perspektifi" yaklaşımı doğrultusunda müşteri deneyimini yalnızca temas anlarıyla sınırlamadıklarını, karar alma süreçlerinden ürün tasarımına kadar her aşamada işlerinin merkezine aldıklarını vurguladı.</p>
<p>Müşteriyi dinlemek ve anlamanın önemli öncelikleri olmaya devam ettiğine dikkati çeken Akten, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu doğrultuda müşterilerimizle etkileşimimizin yoğun olduğu kanalımız Garanti BBVA Mobil'de memnuniyet anketleri gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda 18 milyon aktif mobil müşterimizin yüzde 90'ına ulaştık ve müşterilerimizden 2 milyon geri bildirim aldık. Hiper kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımımızla müşterilerimizin günlük 20 milyon aksiyonunu takip ediyor, bu verileri yapay zeka ile analiz ederek hızlı ve etkili aksiyonlara dönüştürüyoruz. Günlük 10 milyon müşterimizin ihtiyaçlarını anlık olarak anlayıp doğru çözümler sunabiliyoruz. Üretken yapay zeka ile yeniden tasarladığımız dijital asistanımız Ugi ise bugün yaklaşık 200 farklı konuda müşterilerimize destek sunuyor."</p>
<p>Müşterilerinin ihtiyaç duyduğu her alanda yanlarında yer aldıklarını ve ana bankaları olma rolünü güçlendirdiklerini aktaran Akten, "Risk-getiri dengesini gözeten, katma değeri yüksek ve sürdürülebilir alanlara odaklanan büyüme anlayışımızla yolumuza devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türk lirası odaklı, dengeli büyümemizi sürdürerek, ülkemizin ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbvadan-ilk-ceyrekte-336-milyar-lira-net-kar-78300</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/4/1280x720/akten-1770277032.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti Bankası&#039;nın bu yılın ilk çeyreğinde 33,6 milyar lira net kâr elde ettiği açıklandı. Genel Müdür Mahmut Akten, &quot;Kredilerdeki sağlam duruşumuz devam ederken, güçlü vadesiz mevduat tabanımız, dijital kanallarda yarattığımız müşteri değeri ve etkin sermaye yönetimimiz sayesinde sektörde pozitif ayrışmayı sürdürdük.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nizip-ekonomisinin-gelecegi-icin-onemli-bulusma-78299</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nizip ekonomisinin geleceği için önemli buluşma!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Meclis Başkanı Bekir Karabacak’ın başkanlığında gerçekleştirilen oturuma, Nizip Kaymakamı Osman Uğurlu ve Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan onur konuğu olarak katılarak, iş dünyasının temsilcileriyle şehrin ekonomik geleceğini istişare ettiler.</p>
<p><strong>"Meclisimiz ilçemizin şehrimizin vicdanı ve rehberidir"</strong></p>
<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan NTO Meclis Başkanı Bekir Karabacak, meclisin Nizip'in en yüksek karar organı olduğunu vurgulayarak, "Bugün burada mülki ve yerel idaremizle bir arada olmamız, Nizip için tek yürek olduğumuzun en somut göstergesidir. Meclisimiz, ilçemizin ticari hayatına yön veren projelerin her zaman arkasındadır" dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f337e29a593-1777547234.jpg" alt="" width="700" /></p>
<p><strong> </strong><strong>"İlçemizin kalkınması için kamu ve özel sektör işbirliği en büyük gücümüzdür"</strong></p>
<p>Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özyurt ve yönetim kurulu üyeleri tarafından gerçekleştirilen sunumlarda, Nizip’in ticari rotası, e-ticaret potansiyeli ve dijital dönüşüm hedefleri detaylıca ele alındı. Başkan Özyurt, "Nizip’in ticaret hacmini genişletmek ve üyelerimizin küresel rekabette yer almasını sağlamak için mülki ve yerel yönetimimizin desteği bizler için hayati önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Protokolden destek mesajı</strong></p>
<p>Toplantıda söz alan Nizip Kaymakamı Osman Uğurlu, NTO’nun ilçe ekonomisindeki lokomotif rolüne dikkat çekerek devletin her zaman üretenin yanında olduğunu belirtti. Nizip Belediye Başkanı Ali Doğan ise, yerel yönetim olarak sanayici ve tüccarın önünü açacak projelerde NTO ile işbirliği içinde çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.</p>
<p>Nizip'in ekonomik ve sosyal kalkınmasına dair ortak kararların alındığı meclis toplantısı, karşılıklı görüş alışverişlerinin ardından sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nizip-ekonomisinin-gelecegi-icin-onemli-bulusma-78299</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/9/1280x720/nizip-ekonomisinin-gelecegi-icin-onemli-bulusma-1777547260.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nizip Ticaret Odası (NTO) Nisan ayı olağan meclis toplantısı, ilçenin tüm dinamiklerini aynı masada buluşturarak tarihi bir oturuma imza attı. İlçe Kaymakamı Osman Kaymakam Uğurlu ve Belediye Başkanı Ali Doğan’ın katılımıyla meclis toplantısı ilçenin vizyon zirvesine dönüştü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/alper-gezeravci-gtude-uzay-deneyimlerini-ogrencilerle-paylasti-78292</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alper Gezeravcı GTÜ’de uzay deneyimlerini öğrencilerle paylaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h2>Kocaeli</h2>
<p>Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu gerçekleştiren Alper Gezeravcı, Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Kongre Merkezi’nde öğrencilerle bir araya gelerek deneyimlerini paylaştı.</p>
<p>Etkinlik kapsamında Gezeravcı, Türkiye’nin uzay vizyonu ve Uluslararası Uzay İstasyonu’nda (ISS) yürüttüğü çalışmalar hakkında kapsamlı bir sunum yaptı. Öğrencilere uzay görev sürecine ilişkin tecrübelerini aktaran Gezeravcı, programda gençlerin sorularını da yanıtladı.</p>
<p><img src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/whatsapp-image-2026-04-30-at-12-s5n8.jpg" alt="" width="1280" height="853" /></p>
<p>GTÜ kampüsünde gerçekleştirilen programda ayrıca Gezeravcı’ya üniversitenin bilimsel altyapısı ve yürütülen akademik çalışmalar hakkında bilgi verildi.</p>
<p>Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte Gezeravcı, Milli Teknoloji Hamlesi’nin bir parçası olmaktan duyduğu gururu dile getirdi. Gezeravcı, “Burada, Türkiye’nin teknolojik geleceğini inşa edecek gençlerle bir arada olmak çok kıymetli. Uzay bir varış noktası değil, yeni bir başlangıçtır” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/alper-gezeravci-gtude-uzay-deneyimlerini-ogrencilerle-paylasti-78292</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/2/1280x720/alper-gezeravci-gtude-uzay-deneyimlerini-ogrencilerle-paylasti-1777543569.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin insanlı ilk uzay misyonunu gerçekleştiren Alper Gezeravcı, Gebze Teknik Üniversitesi’nde öğrencilerle bir araya gelerek uzay yolculuğu sürecine ilişkin deneyimlerini paylaştı. Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki (ISS) çalışmalarına dair sunum yapan Gezeravcı, Milli Teknoloji Hamlesi kapsamında gençlerle buluşmanın önemine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-deutsche-bundesbank-takibinde-78290</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya, Deutsche Bundesbank takibinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Deutsche Bundesbank Yönetim Kurulu Üyesi Burkhard Baiz, Türkiye’ye gelerek, Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen uluslararası para politikalarının ele alındığı bir toplantıya katıldı.</p>
<p>Deutsche Bundesbank Yönetim Kurulu Üyesi Burkhard Balz, Antalya iş dünyasının en büyük sivil toplum kuruluşu olan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman ile görüşmek istedi. Burkhard Baiz, ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman beraberinde yer alan ATSO Yönetim Kurulu Sayman Üye Murat Totoş, yönetim kurulu üyeleri Hüseyin Sarı ve Mustafa Yayla ile Antalya’nın ünlü restorandı 7 Mehmet’te bir araya geldi.</p>
<p>Deustche Bundesbank Yönetim Kurulu Üyesi Baiz, Antalya tarım, turizm ve kent ekonomisi hakkında kapsamlı bilgi alırken, görüşmede Türkiye ve küresel ekonomi ile son dönemde Hürmüz Boğazında yaşanan savaş ve küresel siyaset, Almanya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin ele alındığı öğrenildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-deutsche-bundesbank-takibinde-78290</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/0/1280x720/antalya-deutsche-bundesbank-takibinde-1777542649.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa’nın en önemli merkez bankalarından olan Almanya Deustche Bundesbank, tarım ve turizm kenti Antalya ekonomisini takip altına aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/folkart-gayrimenkul-sektorune-eleman-yetistirecek-78279</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Folkart, gayrimenkul sektörüne eleman yetiştirecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Gayrimenkul geliştirmenin yalnızca inşaat faaliyeti olarak ele alınamayacağı, sektörün uzun vadeli değer üretimi için sosyal sorumluluk, eğitim ve kültür-sanat yatırımlarının da kritik olduğu düşüncesinden hareketle Folkart Akademi’yi kuran Folkart'ın, bu akademi bünyesinde hayata geçireceği Meslek Akademisi ile sektöre kalifiye eleman yetiştirecekği bildirildi.</p>
<p>20. GYODER Gayrimenkul Zirvesi’nde konuşan Folkart Genel Müdürü Metin Sancak, Folkart Akademi’yi mesleki eğitim odağıyla yeniden yapılandırdıklarını belirterek, deprem sonrası daha görünür hale gelen nitelikli iş gücü açığını kapatmaya yönelik bir Meslek Akademisi kurma aşamasında olduklarını açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı onayıyla hayata geçirilecek program kapsamında kepçe ve kule vinç operatörlüğünden alçı, sıva ve boya ustalığına kadar farklı alanlarda uygulamalı eğitim verileceğini belirten Sancak, katılımcıların en az yüzde 40’ının kadınlardan oluşacağını söyledi. Sancak, programın yalnızca eğitimle sınırlı kalmayacağını, mezunların sektörde istihdam edilmesi için de destek sağlanacağını kaydetti.</p>
<p><strong>Konut sahipliğinde gerileme, erişimde sıkılaşma</strong></p>
<p>Panelde Türkiye konut piyasasına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Sancak, konut sahipliği oranındaki gerilemeye dikkat çekti. Türkiye’de konut sahipliği oranının son yıllarda yüzde 62 seviyesinden yüzde 55–56 bandına indiğini belirten Sancak, bu düşüşte finansmana erişim koşullarının önemli rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Sancak, mortgage sisteminin son yıllarda konut alımında eski etkinliğini kaybettiğini belirterek, yüksek faiz ortamı ve kredi kullanımındaki sınırlı imkânların konuta erişimi zorlaştırdığını söyledi. Deprem sonrası artan inşaat maliyetlerinin de fiyatlar üzerindeki baskıyı artırdığını dile getiren Sancak, bu gelişmelerin özellikle nitelikli konuta ulaşımı daha güç hale getirdiğini belirtti.</p>
<p><strong>"Tüketici daha seçici, karar süreci daha çok katmanlı"</strong></p>
<p>Sancak, piyasada hareketin tamamen durmadığını, ancak tüketici beklentilerinin önemli ölçüde değiştiğini söyledi. Pandemi sonrasında yaşam alışkanlıklarının farklılaştığını belirten Sancak, konut alıcısının artık yalnızca fiyat veya metrekare üzerinden karar vermediğini ifade etti.<br />Sancak’a göre yeni dönemde alıcılar; projenin sunduğu yaşam kurgusuna, erişilebilirliğine, sosyal olanaklarına, geliştirici markaya duyulan güvene ve uzun vadeli değer üretme potansiyeline birlikte bakıyor. Bu nedenle konut, yalnızca bir edinim değil; aynı zamanda yaşam biçimi, zaman yönetimi ve gelecek planlamasıyla ilişkili çok katmanlı bir karar alanına dönüşüyor.</p>
<p><strong>"Yatırımcı güven duyduğu projeye yöneliyor"</strong></p>
<p>Mevcut tabloda yatırımcı profilinin daha görünür hale geldiğini belirten Sancak, gayrimenkulün Türkiye’de hâlâ güçlü bir tasarruf ve yatırım aracı olarak görüldüğünü söyledi. Yatırımcıların güven duyduğu, doğru fiyatlanan ve iyi kurgulanmış projelere yönelebildiğini belirten Sancak, bu noktada geliştirici markanın geçmiş performansının ve projenin bütüncül yapısının belirleyici olduğunu ifade etti. Sancak, karma kullanımlı projelerin yeni dönemde daha fazla öne çıkacağını belirterek, alıcıların yaşadıkları çevrenin sosyal hayatlarına, ulaşım alışkanlıklarına ve günlük ihtiyaçlarına etkisini daha fazla dikkate aldığını söyledi.</p>
<p>Konutun artık yalnızca barınma ihtiyacını karşılayan fiziksel bir yapı olmaktan çıktığını vurgulayan Sancak, zaman yönetimi, sosyal etkileşim ve yaşam kalitesi gibi unsurların da konut tercihinde belirleyici hale geldiğini ifade etti. Sancak, sektörün bundan sonraki dönemde yalnızca daha fazla üretime değil, değişen beklentileri doğru okuyan, güven veren ve uzun vadeli değer yaratan projelere odaklanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Orion’da üç günde 340 konut satıldı"</strong></p>
<p>Sancak, doğru kurgulanan projelerin satış performansını Folkart’ın İzmir Konak’ta geliştirdiği Orion projesi üzerinden örnekledi. Projede satışa sunulan 690 konutun 340’ının üç gün içinde alıcı bulduğunu belirten Sancak, bu sonucu doğru ürün, doğru fiyatlama, güven ve karma kullanım kurgusunun birleşimiyle açıkladı. Orion’un konut, markalı rezidans, ofis, ticari alan ve özel hastane gibi farklı fonksiyonları bir araya getiren büyük ölçekli bir karma proje olduğunu belirten Sancak, alıcıların artık yalnızca bir daire değil, günlük yaşam ihtiyaçlarına yanıt veren bütüncül bir çevre talep ettiğini söyledi.</p>
<p><strong>"Arsa yatırımı, konuttan kopmama arayışını gösteriyor"</strong></p>
<p>Konut fiyatlarındaki yükselişin yatırımcı davranışını çeşitlendirdiğini belirten Sancak, daha düşük bütçelerle gayrimenkul piyasasında kalmak isteyen yatırımcıların arsa gibi alternatif ürünlere yöneldiğini ifade etti. Folkart’ın Dikili’de geliştirdiği arsa projesini de bu eğilime örnek gösteren Sancak, ilk etapta sunulan 250 parselin kısa sürede satıldığını söyledi. Sancak, bu ilgiyi yatırımcıların konuttan tamamen kopmak istememesi ve gelecekte konuta dönüşebilecek alternatif yollar aramasıyla ilişkilendirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/folkart-gayrimenkul-sektorune-eleman-yetistirecek-78279</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/9/1280x720/56563-1777540772.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Folkart Genel Müdürü Metin Sancak, Folkart Akademi bünyesinde Meslek Akademisi kurma aşamasında olduklarını belirterek, bununla deprem sonrası daha görünür hale gelen nitelikli iş gücü açığını gidermeyi hedeflediklerini açıkladı. Sancak, programda kadınların en az yüzde 40 payla yer alacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elektroteks-kuresel-basarisini-ihracat-odulleriyle-taclandirdi-78266</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektroteks&#039;e MİB&#039;den 2 kategoride ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da 55 bin metrekarelik üretim alanında faaliyet gösteren ve Almanya’dan Amerika’ya, Hindistan’dan Brezilya’ya kadar pek çok ülkede işletmeleri bulunan ve yatak ve sünger üretim teknolojilerine yönelik özel üretim hatları geliştiren Elektroteks'in uluslararası pazarlardaki etkinliğini her geçen gün artırdığı bildirildi.</p>
<p>Şirketin dış ticaret faaliyetlerini yürüten Sayger Otomasyon Makine, Makine İhracatçıları Birliği (MİB) tarafından düzenlenen ödül programında iki ayrı kategoride ödül kazanarak dikkat çekti. Sayger, yük kaldırma ve taşıma makineleri ile ambalaj makineleri ve aksamları alanında Türkiye’nin en büyük ilk 5 ihracatçısı arasında yer alarak önemli bir başarıya imza attı. Elektroteks Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, elde edilen bu başarının yalnızca şirket adına değil, Türkiye’nin üretim ve ihracat gücü açısından da anlam taşıdığına dikkat çekti. </p>
<h2><strong>“Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücü”</strong></h2>
<p>Güler, “İhracatta elde ettiğimiz bu ödüller, sadece firmamızın performansını değil, Türkiye’nin küresel pazarlardaki rekabet gücünü de ortaya koyuyor. İnovasyona dayalı üretim yaklaşımımız ve Ar-Ge yatırımlarımız sayesinde dünya genelinde güçlü bir konuma ulaştık. Bu başarı, doğru stratejilerle ilerlediğimizin en somut göstergelerinden biri” ifadelerini kullandı. Sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Güler, “Yeni pazarlara açılma hedefimiz doğrultusunda ekibimizle birlikte çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz. Elde ettiğimiz bu başarı, hem ülke ekonomisine katkı sağlama motivasyonumuzu artırıyor hem de daha büyük hedeflere ulaşma yolunda bize güç veriyor” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elektroteks-kuresel-basarisini-ihracat-odulleriyle-taclandirdi-78266</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/6/1280x720/elektroteks-kuresel-basarisini-ihracat-odulleriyle-taclandirdi-1777531268.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa merkezli Elektroteks’in dış ticaretini yürüten Sayger, Makine İhracatçıları Birliği ödüllerinde iki kategoride Türkiye’nin ilk 5 ihracatçısı arasına girdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/microbiota-gelistirdigi-bion-g-ultra-mikrobiyal-gubre-ile-disa-bagimliligi-azaltmali-hedefliyor-78263</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Microbiota, gübrede dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Küresel jeopolitik gelişmeler ve ekonomik dalgalanmalar, tarım sektöründe gübreye erişimi zorlaştırırken maliyetlerin yükselmesine neden oluyor. Özellikle ithal kimyasal gübrelerde yaşanan fiyat artışları, Türk çiftçisinin üretim planlarını yeniden şekillendirmesine yol açıyor. Bu süreçte yerli ve sürdürülebilir çözümler önem kazanıyor.</p>
<p>Microbiota Biyoteknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Kenan Işık, “Özellikle dışa bağımlı kimyasal gübrelerde yaşanan fiyat artışları üreticiler üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Yerli ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldi. Biz bu noktada yerli Ar-Ge gücümüzle geliştirdiğimiz BiON-G Ultra ile üreticilere alternatif bir çözüm sunuyoruz. Anadolu’nun farklı bölgelerinden alınan toprak örnekleri üzerinde yapılan bilimsel çalışmalarla izole edilmiş özel mikroorganizmalardan elde ettiğimiz ürünümüz, bu özelliği sayesinde benzerlerine kıyasla uygulandığı topraklara daha hızlı etki ederek zorlu koşullara yüksek adaptasyon sağlıyor. Bu sayede üreticiler hem maliyetlerini optimize edebiliyor hem de verimliliklerini artırabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Çevre dostu üretimi ve sürdürülebilir tarımı destekliyor</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tescil, lisans ve üretim izinleri verilen BiON-G ULTRA’nın, içeriğinde bitkilerin temel besin ihtiyaçları olan azot ve fosforun topraktan köklere daha etkin taşınmasını sağlayan özel bakteri türleri barındırdığı bilgisini paylaşan Işık, “Azot bağlayıcı mikroorganizmalar havadaki azotu toprağa kazandırırken, yüksek fosfat çözme kapasitesine sahip bakteriler toprakta bağlı bulunan fosforu bitki için erişilebilir hale getiriyor. Bu sayede bitki gelişimi hızlanırken ürün kalitesi ve verimde belirgin artış sağlanıyor. BiON-G ULTRA yalnızca besin elementlerini erişilebilir kılmakla kalmıyor; aynı zamanda toprağın pH ve tuzluluk dengesini düzenlemeye yardımcı oluyor, su tutma kapasitesini artırarak kuraklık stresine karşı dayanıklılığı destekliyor. Kimyasal içerik barındırmayan organik yapısı sayesinde çevre dostu bir çözüm sunan ürün, sürdürülebilir ve onarıcı tarım uygulamalarının önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yerli çözüm çiftçiye nefes aldırır”</strong></p>
<p>Uygulama kolaylığının ürünün önemli avantajlarından biri olduğuna dikkat çeken Kenan Işık, “Ekim öncesi veya sonrası uygulanabilen ürün, damlama, yağmurlama, pülverizatör veya drone sistemleri ile kullanılabiliyor. Özellikle kök gelişim döneminde uygulandığında verim ve kalite artışına önemli katkı sağlıyor. Amacımız, artan girdi maliyetleri karşısında çiftçinin yükünü hafifletmek ve yerli çözümlerle tarımda dışa bağımlılığı azaltmak” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/microbiota-gelistirdigi-bion-g-ultra-mikrobiyal-gubre-ile-disa-bagimliligi-azaltmali-hedefliyor-78263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/3/1280x720/microbiota-gelistirdigi-bion-g-ultra-mikrobiyal-gubre-ile-disa-bagimliligi-azaltmali-hedefliyor-1777530471.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel gübre krizinin etkisiyle artan maliyetler üreticiyi zorlarken, Microbiota Biyoteknoloji geliştirdiği BiON-G Ultra mikrobiyal gübre ile, yerli Ar-Ge gücüyle verimlilik ve sürdürülebilir üretimi destekleyerek tarımda dışa bağımlılığı azaltmayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahyanin-hedefi-ilk-20-il-arasina-girmek-78248</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya’nın hedefi ilk 20 il arasına girmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/KÜTAHYA</strong><br /><br />Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), şehrin ekonomik potansiyelini sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda ileriye taşımak amacıyla yürüttüğü çok yönlü çalışmaları sahadan elde edilen verilerle şekillendiriyor. Üretim, istihdam ve rekabet gücünü merkeze alan yaklaşım; insan kaynağından dijitalleşmeye, sanayi yatırımlarından uluslararası temsile kadar geniş bir alanda etkisini gösteriyor.</p>
<p>KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, göreve geldikleri günden bu yana oda faaliyetlerini klasik hizmet anlayışının ötesine taşıdıklarını belirterek, dört temel stratejik başlık üzerinden ilerlediklerini ifade etti. Argat, şehrin ekonomik geleceğine yön veren çalışmaları şu sözlerle değerlendirdi: “Göreve geldiğimiz günden bu yana Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası olarak yalnızca rutin hizmetler sunan bir yapı olmanın ötesine geçtik. Üretim ve istihdam odaklı, sahaya temas eden bir çalışma anlayışını benimsedik. Şehrimizin rekabet gücünü artıracak her adımı ‘sahada güçlü oda, insan kaynağı ve girişimcilik, ekosistem ve iş birliği, dışa açılım ve temsil’ olmak üzere dört stratejik sütun üzerine inşa ediyoruz. Veriye dayalı karar alma süreçlerini tüm çalışmalarımızın merkezine koyduk. Gerçekleştirdiğimiz yüz yüze görüşmeler, istişare toplantıları ve saha ziyaretleriyle elde ettiğimiz verileri sistematik olarak analiz ediyor, Kütahya’nın geleceğini bu somut çıktılar doğrultusunda şekillendiriyoruz.”</p>
<p><strong>460’tan fazla üye ziyaretiyle sahadan veri toplandı</strong></p>
<p>KUTSO’nun yürüttüğü çalışmaların temelini sahadan elde edilen veriler oluşturduğunu hatırlatan Argat,  bu kapsamda meslek komiteleriyle 14 istişare toplantısı ve 14 üye buluşması gerçekleştirilirken, 5 ayrı değerlendirme toplantısında ulaşımdan turizme, sanayiden tarıma kadar birçok başlık ele alındı. Ayrıca 460’ı aşkın üye ziyareti ve 1.200’ü aşkın yüz yüze görüşme ile toplanan veriler, Kütahya Kalkınma Raporu ve Kütahya Turizm Master Planı’na zemin oluşturduğunu belirtti.</p>
<p><strong>“Nitelikli insan kaynağı kalkınmanın anahtarı”</strong></p>
<p>Kütahya’nın ekonomik gelişiminde insan kaynağının belirleyici rol oynadığına dikkat çeken Esin Güral Argat, eğitim ve istihdam odaklı projelere öncelik verdiklerini söyledi. Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren protokoller, girişimcilik programları ve kariyer organizasyonlarıyla bu alanda önemli adımlar atıldığını belirten Argat, şunları kaydetti:</p>
<p>“Kütahya’nın ekonomik kalkınmasında en kritik unsurlardan biri nitelikli insan kaynağıdır. Bu bilinçle DPÜ, KSBÜ ve Kütahya Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu ile iş birlikleri geliştirdik. Mentee-Mentor Projemizin üçüncü dönemini yürütürken, NİGDEP ile nitelikli iş gücü yetiştirmeye devam ediyoruz. KİKAF ve KUTSO MTAL Mesleki Kariyer Fuarı gibi organizasyonlarla gençlerimizi iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Girişimcilik ekosistemimizi ise sanal ofis yapımızdan startup yarışmalarına, geleceğin iş insanları programına kadar uzanan çok katmanlı bir modelle inşa ediyoruz. Kadın girişimciliğini destekleyen projelerimiz de bu yapının önemli bir parçasını oluşturuyor.”</p>
<p><strong>Dijital dönüşümle rekabet gücü artıyor</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin iş dünyası açısından kritik bir eşik olduğunu vurgulayan  Argat,  bu alanda da somut adımlar atıldığını belirterek, Türkiye-AB İş Dünyası Diyaloğu süreci kapsamında kurulan Dijital Dönüşüm Ofisi ile işletmelerin dijital yetkinliklerinin artırılması hedeflendiğini, Kütahya İş Dünyası Platformu ve KUTSO Avantaj Kart uygulaması ile firmalar arası etkileşimi güçlendiren araçlar arasında yer alacağına dikkat çekti.</p>
<p><strong>Sanayi ve tarımda yeni model</strong></p>
<p>Kütahya’da üretim altyapısını güçlendirmeye yönelik projeler e değinen Argat, “KUTSO 100. Yıl KOBİ OSB Kooperatifi ile 100-120 işletmenin modern üretim alanlarına kavuşması hedeflenirken, Altıntaş’ta planlanan Anadolu Tarım Vadisi projesi tarım ve sanayiyi entegre eden yeni bir model sunuyor. Proje, ilaç ve kozmetik sektörlerini de kapsayarak katma değeri yüksek üretimi teşvik etmeyi amaçlıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kütahya’yı küresel ölçekte temsil ediyoruz”</strong></p>
<p>Kütahya’nın ulusal ve uluslararası alanda görünürlüğünü artırmak için yoğun bir diplomasi ve temas trafiği yürüttüklerini belirten Argat, ihracat ve iş geliştirme odaklı çalışmaların da  hız kesmeden sürdüğünü ifade ederek “Kütahya’yı yalnızca yerelde değil, ulusal ve uluslararası platformlarda da temsil ediyoruz. Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi ile İhracat Destek Ofisi gibi yapılarla üyelerimize doğrudan katkı sağlıyoruz. ABD, Özbekistan, Mısır ve Çin’e düzenlediğimiz iş heyetleriyle yeni pazar fırsatlarını değerlendiriyoruz. Eurochambres, W20 Zirvesi, Avrupa Parlamentosu ve WCF Summit gibi platformlarda şehrimizin sesini duyurduk. Aynı zamanda Ankara nezdinde yürüttüğümüz temaslarla sahadan gelen talepleri ilgili bakanlıklara aktarıyoruz. Bu temaslar, Kütahya iş dünyasının ihtiyaçlarının doğru kanallarda karşılık bulmasını sağlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm gündemde</strong></p>
<p>Avrupa Yeşil Mutabakatı doğrultusunda yeni bir Sürdürülebilirlik Komisyonu oluşturduklarını açıklayan Argat, “Enerji verimliliği ve karbon yönetimi gibi alanlarda da hazırlıklarını sürdürüldüğünü. Komisyonun akademisyenler ve sektör temsilcileriyle birlikte çalışarak raporlar ve projeler geliştirmesi planlandığını kaydetti.</p>
<p><strong>“Hedefimiz ilk 20 il arasına girmek”</strong></p>
<p>Kütahya’nın sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında yükseliş trendini sürdürdüğünü belirten Esin Güral Argat, 2033 hedeflerini şu sözlerle açıkladı: “Kütahya’nın sahip olduğu potansiyeli en etkin şekilde değerlendirmek için tüm paydaşlarımızla birlikte hareket ediyoruz. 2033 yılına kadar ilimizin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında ilk 20 il arasında yer almasını hedefliyoruz. Bu hedef doğrultusunda önemli bir mesafe kat ettik ve ilimiz 31. sıraya yükseldi. Bu başarı, ortak aklın ve güçlü iş birliğinin somut bir göstergesidir. Daha da önemlisi, kişi başı gelirin 2022 yılına kıyasla iki katına çıkması yönünde ortaya koyduğumuz vizyon doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Kütahya’da ‘ben yok, biz var’ anlayışıyla hareket ediyor, şehrimizi daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahyanin-hedefi-ilk-20-il-arasina-girmek-78248</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/8/1280x720/346436-1777530345.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası, üretimden dijital dönüşüme, girişimcilikten uluslararası temsile uzanan çok boyutlu kalkınma stratejisiyle şehrin ikinci yüzyılına hazırlanıyor. 460’ı aşkın üye ziyareti ve kapsamlı veri analizleriyle şekillenen yol haritası, sanayi ve tarımda yeni üretim modellerini de içeriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ardic-sanayisizlesmeyi-onlemek-icin-sanayicinin-mutlu-olacagi-bir-ortam-olusturmaliyiz-78234</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ardıç: Sanayisizleşmeyi önlemek için sanayicinin mutlu olacağı bir ortam oluşturmalıyız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>LEVENT AKBAY</strong></p>
<p>Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç Türkiye için sanayisizleşmenin gerçek bir tehlike olduğunu, enerji ve ara mal ithalatının yüksekliğinin bu tehlikeyi somutlaştırdığını ifade ederek “Sanayisizleşmeyi sadece ekonomik bir başlık olarak değil, aynı zamanda kalkınma ve stratejik bağımsızlık meselesi olarak görmemiz gerekiyor. Burada önemli olan, sanayimizi dijital ve yeşil dönüşümle hızla buluşturmak, verimliliğini artırmak ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıyla güçlendirmektir.” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e13e63840-1777525054.png" alt="" width="700" height="342" />Sanayisizleşme tehlikesinin ortadan kaldırılması için sanayicinin moral motivasyonunun yükseleceği bir yatırım ve üretim ortamı oluşturmak gerektiğine dikkat çeken Seyit Ardıç “Sanayici üretimiyle, fabrikasıyla, işçisiyle mutlu olur.” şeklinde konuştu. Sanayinin koruma duvarları ile değil rekabet gücünün artırılması yoluyla korunması gerektiğine dikkat çeken Seyit Ardıç, sanayisizleşme bir yana, ülkenin üretim kapasitesinin yanı sıra teknolojik yetkinliğini, verimlilik düzeyini, ihracat kalitesini ve krizlere karşı dayanıklılığını artıran sanayi gelişiminin daha da teşvik edilmesi gerektiğini söyleyerek şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p><strong>Hizmet sektörü sanayinin yerini tutamaz</strong></p>
<p>Hizmet sektörünün gelişiyor olması sanayi sektörünü daha önemsiz kılmayı gerektirmez. Yeni yüzyılın ilk çeyreği sonrasında bu dengeyi iyi korumamız gerekli. Hizmet sektörünün gelişmesi elbette ülkemiz için son derece kıymetli. Turizmden sağlığa, taşımacılıktan eğitime, yazılımdan yaratıcı endüstrilere kadar pek çok alanda önemli bir potansiyele sahibiz. Nitekim hizmetler sektörü, ekonomimize güçlü bir döviz girdisi sağlamaya devam ediyor. 2024 yılında hizmet ihracatımızı yüzde 11 artırarak 117,2 milyar dolara çıkardık ve küresel hizmet ihracatından yüzde 1,32 pay alarak dünyada 21. sıraya yükseldik. Ayrıca 2025 yılında yaklaşık 63,5 milyar dolar hizmet ticareti fazlası vererek bu alandaki güçlü konumumuzu koruduk ve dünyada ilk 5 ülke arasında yer aldık. Tüm bu veriler, hizmet sektörünün ekonomimiz açısından taşıdığı stratejik önemi açıkça ortaya koyuyor. Ancak hizmet sektöründe büyüme, sanayinin yerini tutamaz. Çünkü sanayisiz kalkınma olmaz. Bugün buna bir boyut daha eklemek gerekiyor; artık yazılımsız sanayi de olmaz. Bu nedenle sanayi ile hizmetleri rakip değil, birbirini besleyen ve güçlendiren iki ana sütun olarak konumlandırmak zorundayız.</p>
<p>Sanayi sektörü, bir ülkenin yalnızca üretim kapasitesini değil; aynı zamanda teknolojik yetkinliğini, verimlilik düzeyini, ihracat kalitesini ve krizlere karşı dayanıklılığını da belirler. Nitekim ülkemiz sanayinin dış ticaretteki belirleyici rolü rakamlara da açık şekilde yansıyor. Türk sanayi sektörü 2025 yılında 194,8 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek yıllık ihracatını gerçekleştirdi. Aynı yıl sanayi ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 6 artarken, toplam ihracat içindeki payı yüzde 82 seviyesine ulaştı. Bu rakamlar, sanayinin dış ticaret yapımızdaki ana omurga olduğunu net biçimde ortaya koyuyor. Hizmetler büyüyebilir, gelir yaratabilir ve önemli döviz kazancı sağlayabilir; ancak ekonomimizin yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve dirençli bir yapıya kavuşması için merkezinde mutlaka üretken ve güçlü bir sanayi olmak zorundadır.</p>
<p><strong>Sanayinin niteliği de çok önemli</strong></p>
<p>Döviz kazandırıcı sektörler arasında iç denge kurulurken sadece “hangi sektör daha çok döviz getiriyor?” sorusuna bakmak eksik bir yaklaşım olur. Asıl bakılması gereken, o dövizin nasıl kazanıldığı, ülkeye ne kadar katma değer bıraktığı ve ekonominin üretim kapasitesine nasıl katkı sunduğudur. Hizmet sektörleri, özellikle turizm, sağlık, lojistik, eğitim ve dijital hizmetler alanında çok kıymetli bir gelir yaratıyor. Buna hiç şüphe yok. Fakat sanayi ihracatının sağladığı döviz geliri yalnızca miktar olarak değil, kalite ve yayılma etkisi bakımından da farklıdır. Çünkü sanayi ihracatı; üretim zinciri kurar, yan sektörleri harekete geçirir, teknolojik kapasite oluşturur ve verimlilik artışı sağlar. Ancak burada bir gerçeği de açıkça görmek zorundayız: Yüksek teknolojili ürün ihracatımızın toplam ihracatımız içindeki payı hâlâ yüzde 3–4 seviyelerinde. Bu da bize sanayinin varlığının tek başına yeterli olmadığını, niteliğinin artırılması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Döviz kazandıran sac ayağı</strong></p>
<p>Benim kanaatim, döviz kazandırıcı sektörler dengesini üç ayak üzerinde kurmamız gerektiğidir. Birinci ayak, hızlı ve düzenli döviz girişi sağlayan hizmetlerdir. İkinci ayak, orta ve yüksek teknolojili sanayi ihracatıdır. Üçüncüsü ise kritik girdilerde ve stratejik alanlarda yerli üretim kapasitesinin artırılmasıdır. Dolayısıyla hizmet sektöründeki güçlü performans, sanayi politikalarının ikinci plana itilmesine neden olmamalıdır. Dünyanın birçok ülkesinde sanayi sektörünün yerli üreticiyi koruyarak gelişmesi ve sürdürebilir büyümesi için sanayi politikaları tasarlanıyor. En büyük ticaret ortağımız Avrupa Birliği’nin bu yılın başında açıkladığı Sanayi Hızlandırıcı Yasası bu gelişime en iyi örnek olarak verilebilir. Biz hizmetler sektörünün gelişiminden ziyadesiyle memnun oluyoruz ve sanayiye yaratacağı dışsallığı da önemsiyoruz. Unutmamalıyız ki, hizmetler sektörünün dinamizmi ve gelişiminin sanayinin dönüşümünü hızlandıracak şekilde kullanılması ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında kritik rol oynayacaktır.</p>
<p><strong>Kısa vadede maliyet yükü düşürülmeli</strong></p>
<p>Kısa vadede öncelikle sanayicimizin omzundaki maliyet yükünü hafifletmek zorundayız. Enerji ve lojistik maliyetleri, yüksek faiz ve finansmana erişim sorunu, kur baskısı ve öngörülebilirlik eksikliği üretim kabiliyetini ve kapasitesini doğrudan etkiliyor. Yatırım iştahını azaltan en önemli unsurlardan biri yüksek finansman maliyetidir. Reel sektörümüzün krediye erişimi zorlaştığında, sadece yeni yatırımlar ötelenmiyor; mevcut üretim kapasitesi de baskı altında kalıyor. Bu nedenle seçici kredi mekanizmaları, ihracat ve yatırım odaklı finansman imkanları, sanayiye uygun enerji politikaları ve üretici aleyhine bozulan maliyet yapısının düzeltilmesi kısa vadede mutlaka ele alınmalıdır.</p>
<p><strong>Uzun vadede yüksek katma değer</strong></p>
<p>Uzun vadede ise çözüm, yüksek katma değerli üretimden geçiyor. Düşük ve orta teknoloji tuzağından çıkmamız, yazılımı, veriyi, otomasyonu, ileri malzemeyi, tasarımı ve markalaşmayı üretimin merkezine almamız gerekiyor. Artık rekabet, sadece makine parkı ile değil; kodla, veriyle, bilgiyle ve nitelikli insan kaynağıyla belirleniyor. Bu nedenle Ar-Ge’yi güçlendirmeli, üniversite-sanayi iş birliğini derinleştirmeli, mesleki eğitimi yeniden yapılandırmalı ve sanayimizin ihtiyaç duyduğu beceri setlerini hızla geliştirmeliyiz. Ayrıca kritik hammaddeler, ara mallar ve stratejik üretim alanlarında daha güçlü bir yerli kapasite oluşturmak zorundayız. Bununla birlikte Avrupa başta olmak üzere ana ihracat pazarlarımızdaki yeşil dönüşüm ve dijital standartlara da hızla uyum sağlamamız gerekiyor. Sanayisizleşme ülkemiz için farazi bir tartışma değil, yanlış kurgulandığında ortaya çıkabilecek gerçek bir risktir. Sanayimizi korumalıyız; ama bunu duvar örerek değil, rekabet gücümüzü yükselterek sağlamalıyız. Kısa vadede üreticimize nefes aldırmalı, uzun vadede ise sanayimizi teknoloji, verimlilik ve nitelikli insan kaynağı temelinde güçlendirmeliyiz.</p>
<p><strong>Sanayimizi korumak için bütüncül politika seti gerekli</strong></p>
<p>Küresel rekabet artık sadece serbest piyasa kurallarıyla açıklanabilecek bir rekabet değil. Dünyada devlet destekleri, enerji sübvansiyonları, ticaret blokları, jeopolitik ayrışmalar, karbon düzenlemeleri, finansman erişimi ve teknik standartlar üzerinden şekillenen yeni bir rekabet düzeni var. Mevcut küresel yönelimleri de dikkate alarak sanayimizi koruma ve güçlendirme konusunda daha aktif ve bütüncül bir politika seti oluşturmalıyız. Sanayi sektörümüzün küresel haksız rekabete karşı korunması bu dengenin ayrılmaz bir parçasıdır.</p>
<p><strong>Sanayi diğer sektörleri de yukarı taşır</strong></p>
<p>Sanayi, yalnızca mal üretmez; bilgi üretir, teknoloji geliştirir, yan sanayiyi büyütür, nitelikli istihdam yaratır ve diğer sektörleri de yukarı taşır. Güçlü bir sanayi tabanı olmadan güçlü bir hizmet ekonomisinin de uzun vadede kalıcı hale gelmesi kolay değildir. Diğer bir deyişle, hizmetler ekonomiye hız kazandırır; sanayi ise ekonomiye omurga kazandırır. Bizim ihtiyacımız, biri büyürken diğerinin zayıfladığı bir yapı değil; ikisinin birlikte güçlendiği dengeli bir kalkınma modelidir. Bu dengeyi korumak için sanayiyi dijitalleşme, yeşil dönüşüm, verimlilik ve inovasyon ekseninde yeniden güçlendirmemiz gerekiyor. Aynı şekilde hizmet sektörünü de sanayiyi destekleyen, katma değerini artıran bir yapıya kavuşturmamız da şarttır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“SANAYİSİZLEŞME” GERÇEKTEN BİR TEHLİKE Mİ?</strong></span></p>
<p>Evet, ülkemiz açısından sanayisizleşme gerçek bir tehlikedir. Çünkü dış ticaret yapımıza baktığımızda, ithalatın önemli bir bölümünün hâlâ ara malları ve enerjiye dayandığını görüyoruz. Nitekim toplam ithalat içinde bu kalemlerin payı yaklaşık yüzde 70 seviyesindedir. Bu tablo, üretim yapımızın yeterince derinleşmediğini ve dışa bağımlılığın devam ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Sanayi zayıflarsa, bu bağımlılık daha da artar ve cari denge üzerindeki baskı daha kalıcı hale gelir. Sanayi zayıflarsa, nitelikli istihdam üretmek zorlaşır. Bu nedenle sanayisizleşmeyi sadece ekonomik bir başlık olarak değil, aynı zamanda kalkınma ve stratejik bağımsızlık meselesi olarak görmemiz gerekiyor. Burada önemli olan, sanayimizi dijital ve yeşil dönüşümle hızla buluşturmak, verimliliğini artırmak ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıyla güçlendirmektir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ardic-sanayisizlesmeyi-onlemek-icin-sanayicinin-mutlu-olacagi-bir-ortam-olusturmaliyiz-78234</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/2/1280x720/ardic-1769335190.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ülkemiz için sanayisizleşme gerçek bir tehlikedir” şeklinde konuşan Seyit Ardıç; “Sanayisizleşmeyi sadece ekonomik bir başlık olarak değil, aynı zamanda kalkınma ve stratejik bağımsızlık meselesi olarak görmemiz gerekiyor. Burada önemli olan, sanayimizi dijital ve yeşil dönüşümle hızla buluşturmak, verimliliğini artırmak ve daha yüksek katma değer üreten bir yapıyla güçlendirmektir.” değerlendirmesini yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/cukurova-bereketli-topraklar-sergisi-acildi-78259</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 20:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Çukurova: Bereketli Topraklar&#039; sergisi açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ADANA</strong></p>
<p>Çukurova'nın binlerce yıllık kültürel birikimini sanatla buluşturan "Çukurova: Bereketli Topraklar" sergisi kapılarını sanatseverlere açtı. AlarmArt ve HepArt iş birliğinde Seyhan Belediyesi’nin 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi'nde sanatseverlerle buluşan sergide, Çukurova’nın bereketli topraklarının geçmişten günümüze taşıdığı hikayeleri yeniden hatırlatılıyor. AlarmArt sanatçı topluluğunun Adana’daki ilk sergisi olma özelliğini de taşıyan etkinlik, önümüzdeki günlerde de ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p>
<p><strong>Çukurova’nın bereketli toprakları sanatla buluştu</strong></p>
<p>Adana’nın tarihi ve kültürel mirasını sanatla buluşturan “Çukurova: Bereketli Topraklar” sergisi açıldı. Yurt içinde ve yurt dışında ses getiren projelere imza atan AlarmArt sanatçı topluluğu, "Çukurova: Bereketli Topraklar" sergisiyle 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi’nde sanatseverlere kapılarını açtı.Açılış törenine, CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Müzeyyen Şevkin, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Adana Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Güngör Geçer, Seyhan Belediye Başkan Vekili Hasibe Akkan, Çukurova Belediye Başkanı Emrah Kozay yanı sıra sanat, iş dünyası, akademi ve yerel yönetim çevrelerinden çok sayıda davetli katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2eecd22b25-1777528525.jpg" alt="" width="700" height="466" />Sergide AlarmArt sanatçılarının özgün çalışmaları, Adana’nın yerel değerlerini evrensel sanat anlayışıyla bir araya getirilirken, ziyaretçilere geçmiş ile gelecek arasında bağ kurma fırsatı sunuyor. Resim, heykel, fotoğraf, seramik ve grafik gibi farklı disiplinlerden gelen sanatçılar, bu sergide ortak bir düşünsel zeminde buluşarak Çukurova’nın çok katmanlı yapısını sanatsal bir bakışla ele alıyor. AlarmArt sanatçı topluluğu; Serdar Leblebici, Selçuk Yılmaz, Cemalettin Yıldız, Özgür Eryılmaz, Ekrem Şerif Egeli, Hakan Esmer ve Semih Kaplan’ın da aralarında bulunduğu 12 sanatçıdan oluşuyor.</p>
<p><strong>“Geçmiş ile günümüz arasında bağlar kuruyor”</strong></p>
<p>Sergide AlarmArt adına konuşan ressam Özgür Eryılmaz, Çukurova’nın üretken ruhuna dikkat çekerek, “Bölgenin toplumsal ve insani dokusu, geçmişte olduğu gibi bugün de sanat üretimi için güçlü bir referans noktası olmaya devam ediyor. ‘Çukurova: Bereketli Topraklar’, geçmiş ile günümüz arasında yeni bağlar kuran, kültürel sürekliliği görünür kılan bir platform niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>HepArt kurucularından Meral Doğancı ise sanatın bireysel ve toplumsal dönüşümdeki önemine vurgu yaparken, bölgenin kültürel değerlerini sanat yoluyla görünür kılmayı hedeflediklerini belirtti. Doğancı, “Bu serginin baş kahramanları AlarmArt sanatçıları bu kadim toprakların kollektif hafızasının deneyimlerini evrensel dille yorumladır. Burada sanatseverlerle, Adana halkı ile paylaşıyorlar” dedi.</p>
<p><strong>10 Mayıs’a kadar ziyaretçilerini bekliyor</strong></p>
<p>Seyhan Belediyesi'nin ev sahipliği ve Adana Büyükşehir Belediyesi'nin destekleriyle düzenlenen sergi, bölgenin kültürel mirasını görünür kılmayı amaçlıyor.  28 Nisan 2026 tarihinde sanatseverlere kapılarını açan "Çukurova: Bereketli Topraklar" sergisi, 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi’nde 10 Mayıs 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/cukurova-bereketli-topraklar-sergisi-acildi-78259</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/9/1280x720/5-1777528555.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Çukurova: Bereketli Topraklar&quot; sergisi AlarmArt ve HepArt iş birliğiyle kapılarını sanatseverlere açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kritik-hafta-78212</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kritik hafta</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta yılın en kritik haftası olabilir: Son derece etkileyici sinyaller oluşuyor.</p>
<p>Bu kadar yükseldikten sonra yarı iletkenler taktiksel bir zirveye yaklaşıyor olabilir. Piyasayı dinlemeye devam edeceğiz ve gelişmeleri takip edeceğiz.</p>
<p>Düşük kaliteli hisse senetleri kalabalık ve tekrar savunmasız durumda görünüyor. ARKK gibi ilgili ETF'ler bu hafta düşüşe geçti ve daha geniş bir piyasa geri çekilmesinin habercisi olabilir.</p>
<p>AMZN, GOOGL, META, MSFT gibi şirketlerin sonuçları piyasalar açısından önemli olacak. Sermaye harcamalarıyla ilgili beklentileri nasıl yönlendirecekleri de kritik önem taşıyan konular arasında bulunuyor.</p>
<p>Piyasalar bu olayların birleşmesine yaklaşırken:</p>
<p>Doğru koşullar altında, hisse senetleri geri çekilmeye "hazır" olduğunda, bilançolar ve FOMC tarihleri ​​bazen katalizör görevi görebilir:</p>
<p>Tarihten örnek vermek gerekirse: SOX, 14 Mart 2000'de zirve yaptı:</p>
<p>Aynı gün, SOX 10 günlük hareketli ortalamasının altında kapandı, bu birinci uyarıydı. 20 Mart'ta, 10 günlük hareketli ortalama aşağı yönlü kırıldı, bu da ikinci uyarıydı. Üçüncü uyarı ise 29 Mart'ta, SOX 20 günlük hareketli ortalamasının altında kapandı. 30 Mart'ta, hareketli ortalamalar bir satış kesişmesi tetikledi.</p>
<p>Açık olmak gerekirse, yarı iletkenlerin "2000 büyüklüğünde yıllar sürecek bir zirvede" olduğunu düşünmüyoruz.</p>
<p>Bununla birlikte, yarı iletkenler, bir sonraki yükseliş için yeniden konumlanmalarına/konsolidasyona olanak sağlayacak taktiksel bir zirveye karşı savunmasız olabilir ki bu da endeksler üzerinde etkili olabilir.</p>
<p>Geçen hafta S&amp;P şirketlerinin yüzde 15'i kazançlarını açıklamıştı; bu hafta ise 180 şirket veya yüzde 36'sı açıklayacak.</p>
<p>Bu hafta yapay zekanın kilit oyuncuları; Microsoft, Amazon, Google ve Meta'nın bilançoları önemli. Intel'in beklentilerin üzerinde gelen kazançlarından sonra QCOM da dikkate değer görünüyor</p>
<p>Bunlar, yapay zeka alanında en büyük harcama yapan dört şirket olduğundan, sermaye harcamalarına ilişkin yönlendirmeleri yakından izlenecek.</p>
<p>Şu an itibarıyla, büyük ölçekli şirketlerin 2026 sermaye harcaması tahminleri yılbaşından bu yana yüzde 25 oranında yukarı yönlü revize edildi ve şimdi yıllık bazda yüzde 63 artışla yaklaşık 680 milyar dolar olması bekleniyor. Yapay zeka altyapı harcamalarında veya İran Savaşı'ndan kaynaklanan arz şoklarında herhangi bir endişe belirtisi piyasayı etkileyebilir.</p>
<p>Önemli not ise Perşembe sabahı PCE verileri açıklanacak. Çekirdek yüzde 3,2 yıllık artış, yüzde 3,0'dan yükseldi, bu da takip edilecek önemli veriler arasında yer alıyor.</p>
<p>Perşembe günü piyasa kapanışından sonra Apple da önemli! Savaşın tırmanması, coşkulu piyasa boğaları için en büyük tehdit olarak algılanabilir. Geçen hafta CTA'lar mekanik alımlarını doyurmuşken, bu hafta CTA'ların akışı azalıyor ve yakında daha büyük risk tekrar aşağı yönlü konveksiteye kayacak diye tahmin ediyoruz.</p>
<p>Ay sonuna doğru potansiyel emeklilik fonu satışları da yaklaşıyor; Bazı tahminlere göre yaklaşık 23 milyar dolarlık hisse senedi satılacak.</p>
<p>Şu an itibarıyla ancak SPX 7200 civarı yukarı yönlü momentum sınırlayacak bir nokta olarak görülüyor. Ardından ortalama değere doğru bir geri dönüş düzeltmesi yaşanarak 7000 dolar bölgesinin "tabanını" yeniden test edebilir. Bunun kırılması durumunda üç aşamalı oyun planımızın ikinci aşaması başlayabilir ancak VIX 17,50'nin üzerinde yapışkan bir şekilde hareket ediyor. Geçen hafta 21,50'ye kadar kısa bir sıçrama yaptıktan sonra geri çekildi. Bu seviyenin üzerine çıkıldığında ayılar izlemeye başlayacak.</p>
<p>Genel olarak, opsiyon piyasası, mekanik alımlardan kısa pozisyon kapatmaya, kurumsal yatırımcıların ve bireysel yatırımcıların benchmark kaygısıyla kovalamasına kadar hisse senetlerini destekledi. Şimdi muhtemelen bu kısa vadeli, “out of the money” opsiyon arayanları yıpratmak için daha yatay/aşağı eğimli bir seyir izleyeceğiz.</p>
<p>Put/call opsiyonu oranı çok düşük 0,53 seviyesinde - ki bu uzun zamandır en fazla dengesiz opsiyon ağırlıklı okuma… VIX 18 civarı. Kalabalık uzun pozisyonlar neredeyse tüm hedge/korumalarını eritmişken, aşağı yönlü hedge koruma ucuz kaldı.</p>
<p>Kırılgan bir yükseliş söz konusu. Dört haftalık kazançların ardından, kısa pozisyonların kapatılması kurumsal alımlara, ardından da bireysel yatırımcıların kovalamasına dönüştü; bu da long pozisyonların hızla kalabalıklaştığı anlamına geliyor.</p>
<p>Hisse senetleri, İran Savaşı hiç yaşanmamış ve kalıcı bir arz şoku olmayacakmış gibi işlem görüyor. Petrol ise savaşın henüz bitmediği ve Hürmüz Boğazı'nın yakın zamanda açılmayacağı varsayımıyla işlem görüyor.</p>
<p>Muhteşem Yedi hissenin yapay zeka versiyonunu (Broadcom, Alphabet, Amazon, Apple, Meta, Microsoft ve Nvidia) hariç tutarsak, S&amp;P'nin piyasa değeri aslında düşüyor. Başka bir deyişle, bu yedi hisse tüm piyasayı yukarı çekiyor.</p>
<p>Bu durum, 2000 yılı da dahil olmak üzere geçmişteki dar teknoloji rallilerini anımsatıyor ancak bugünkü lider şirketlerin kazanç kalitesi çok daha yüksek. Bu, rallinin bittiği anlamına gelmiyor. Ralli daralıyor ve dar ralliler kırılgan olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Muhteşem bir yarı iletken yükselişi yaşandı. Aslında, yukarı yönlü panik yarı rallisi tarihi nitelikte. SOX, Haziran 2000'den bu yana 200 günlük hareketli ortalamaya göre en fazla aşırı alım bölgesinde; ardışık kazançlar ve para akışları emsalsiz gibi görünüyor.</p>
<p>Cuma günü itibarıyla SOX endeksi bir ayda yüzde 50 yükseldi. 2000 yılında ise SOX endeksi, Ocak ayı sonundan Mart başına kadar olan son altı haftada neredeyse iki katına çıkmıştı.</p>
<p>Endeks yeni zirvelere ulaşırken, yeni zirvelere ulaşan hisse senedi sayısı azalıyor ve kurumlar piyasalarda, teknolojide, yarı iletkenlerde bu parabolik yükselişi satıyor. Liderler her şeyi taşıdığında, endeks çeşitlendirme ve genişleme sağlayan 500 hisselik bir sepet gibi değil, oldukça yoğunlaşmış bir hisse senedi portföyü gibi davranır.</p>
<p>MSFT, META, GOOGL, AMZN, AAPL ve diğerlerinin sonuçları önemli. Eğer beklentileri karşılarlarsa, yükseliş devam edebilir! Eğer karşılamazlarsa veya endeks bu yapay zeka hikayesine olan umudunu kaybederse, piyasa dikkatini OpenAI’den gelen son açıklamalara çevirebilir. Ayrıca İran Savaşı'nın arz şokuna ve Pazar günü gelen şu haberlere yeniden odaklanabilir: “Tasnim'e göre İran artık nükleer programı konusunda müzakere etmeye hiç yanaşmıyor.”</p>
<p>Dolayısıyla, yarı iletkenlerdeki tehlikeli derecede aşırı ısınmış coşkudan, 1974'ten bu yana her ara seçimde meydana gelen yaklaşık yüzde 20'lik bir düzeltmeyi öngören mevsimselliğe, yedi hissede yoğunlaşma riskine ve yeni tüm zamanların en yüksek seviyelerine kadar izlenmesi gereken kırılgan bir yükselişin daha fazla işareti oluşuyor. Acaba "Mayıs ayında sat ve uzaklaş" stratejisi bu sene işe yarayacak mı?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kritik-hafta-78212</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kritik hafta ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kirsal-kalkinma-programina-basvurular-basladi-78210</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kırsal kalkınma programına başvurular başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı 2026 başvuru döneminin başladığını bildirdi.</p>
<p>Kırsal kalkınma yatırımlarında "yeni bir dönem" olarak nitelendirdikleri programla birçok yeni düzenlemeyi de hayata geçirdiklerini belirten Yumaklı, "Program dahilinde, kırsalda üretim, istihdam ve teknolojik dönüşümü desteklemek amacıyla 10 milyar liralık dev bütçeyi girişimcilerimizin kullanımına sunuyoruz. Bu yıl, önceki yıllardan farklı olarak hem hibe desteği oranımızı hem de hibe desteği alacak proje tutarı limitini artırıyoruz. Bu kapsamda, 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelere, KDV dahil yüzde 50-70 oranında hibe desteği sağlayacağız." bilgisini verdi.</p>
<p><strong>"En az yüzde 20'sini genç ve kadın girişimcilerimize ayıracağız"</strong></p>
<p>Yumaklı, program çerçevesinde modern seralar ve hayvansal üretim tesislerinden tarım teknolojilerine, su ürünlerinden arı yetiştiriciliği ve modern sulama sistemlerine kadar birçok alanda destekleri olacağını belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Genç ve kadın girişimcilerimiz ile aile işletmelerimize de ayrı bir müjdemiz var. Program bütçemizin en az yüzde 20'sini genç ve kadın girişimcilerimize, yüzde 30'unu ise aile işletmelerimize ayıracağız. Kırsal kalkınma hamlelerimizde gençlerimize ve kadınlarımıza pozitif ayrımcılık uygulamaya devam ediyoruz. Özellikle bu alanda eğitim almış gençlerimiz ve kadınlarımız başta olmak üzere tüm üretici ve girişimcilerimizi, Türkiye Yüzyılı'nda kırsalda teknolojiyi ve üretimi el birliğiyle daha ileriye taşımak üzere başvuru yapmaya davet ediyorum. Başvuruya ilişkin Bakanlığımızın internet sitesinden bilgi alınabilir."</p>
<p>Yumaklı, program kapsamında desteklenecek yatırımlar arasında tarımsal ürünlerin işlenmesi, paketlenmesi ve depolanması, kapalı ortamda bitkisel üretim (yüksek tünel, modern sera, kültür mantarı), büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı hayvan yetiştiriciliği ve kesimhaneleri, su ürünleri yetiştiriciliği, hayvansal ve bitkisel orijinli gübre, tarımsal amaçlı örgütler için ortak makine parkı, arı yetiştiriciliği, tarımsal bilişim sistemleri (akıllı tarım teknolojileri, sensör sistemleri ve yapay zeka tabanlı çözümler, diğer bilişim sistemleri), ipek böceği yetiştiriciliği, yenilenebilir enerji kaynakları kullanımına yönelik yatırımlar gibi birçok başlığın yer aldığını kaydetti.</p>
<p><strong>Hibe oranı yüzde 50-70 olarak uygulanacak</strong></p>
<p>Klasik üretim yatırımlarının yanı sıra dijitalleşme ve ileri teknoloji uygulamalarını destekleyerek tarımda dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen program kapsamında, hibeye esas proje tutarı alt limiti 100 bin lira, üst limiti ise 30 milyon lira olarak belirlenirken, aile işletmeleri için üst limit 8 milyon lira olacak.</p>
<p>Kabul edilen projelerde hibe oranı yüzde 50-70 olarak uygulanacak. Bu çerçevede, ilgili alanda eğitim alan gençler yüzde 70, birinci derece tarımsal amaçlı örgütler yüzde 70, Organize Tarım Bölgeleri'nde yapılan yatırımlar yüzde 70, kadınlar ve gençler ile yatırım yeri köy, belde, kır olanlar yüzde 60 hibe desteğinden faydalanabilecek.</p>
<p>Yenilenebilir enerji ve otomasyon için yüzde 5 ek hibe sağlanacak. Hibe desteği, KDV dahil proje tutarı üzerinden verilecek. Yeni düzenlemeyle yalnızca üretim kapasitesinin artırılması değil, aynı zamanda veri temelli üretim, akıllı tarım uygulamaları, otomasyon ve robotik sistemler gibi yenilikçi alanların da desteklenmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Ayrıca tasarruflu tarımsal sulama sistemleri çerçevesinde, hibeye esas proje üst limiti KDV dahil 10 milyon liraya kadar yatırımlara yüzde 50-70 hibe desteği verilecek. Bu kapsamda, hibe verilecek yatırım konuları da netleşti. Tarla içi sistemler başlığı altında damla sulama, yağmurlama, mikro yağmurlama, yüzey altı damla sulama, mekanik büyük sistemler başlığı altında center pivot-Lineer sulama sistemleri, tamburlu sulama sistemleri, yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı sistemler başlığı altında güneş enerjili sulama, akıllı sulama ve otomasyon sistemlerine hibe verilecek.</p>
<p>Program bütçesinin en az yüzde 20'si kadın ve genç girişimciler tarafından gerçekleştirilecek yatırımlar için kullanılacak. Tarımsal açıdan yer altı suları yetersiz seviyede ve su kısıtı ilan edilen ilçelerde yapılacak başvurularda, tüm konular için yüzde 70 hibe desteği verilecek. Kırsalda yatırım yapmak isteyen tüm üretici ve girişimciler, 12 Haziran'a kadar başvuruda bulunabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kirsal-kalkinma-programina-basvurular-basladi-78210</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/0/1280x720/odeme-money-para-1777473706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kırsal Kalkınma Yatırım Programı&#039;na başvuruların başladığını duyuran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, &quot;Program dahilinde, kırsalda üretim, istihdam ve teknolojik dönüşümü desteklemek amacıyla 10 milyar liralık dev bütçeyi girişimcilerimizin kullanımına sunuyoruz. Bu yıl, önceki yıllardan farklı olarak hem hibe desteği oranımızı hem de hibe desteği alacak proje tutarı limitini artırıyoruz. Bu kapsamda, 100 bin liradan 30 milyon liraya kadar olan projelere, KDV dahil yüzde 50-70 oranında hibe desteği sağlayacağız.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/astor-enerjiden-515-milyon-dolarlik-anlasma-78209</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Astor Enerji&#039;den 51,5 milyon dolarlık anlaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Astor Enerji, ABD'de yerleşik bir firma ile güç transformatörü tedariki için yeni bir sözleşme imzaladığını açıkladı. </p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) bildirilen anlaşma kapsamında güçleri 150-286 megavolt-amper arasında değişen toplam 9 güç transformatörünün tedarikinin gerçekleştirileceği aktarıldı.</p>
<p>Toplam 51 milyon 531 bin dolar tutarındaki sözleşmenin, güncel kurla yaklaşık 2,32 milyar lira büyüklüğe ulaştığı ifade edilen açıklamada, teslimatların 2029'un ilk çeyreğinde tamamlanmasının planlandığı kaydedildi.</p>
<p>ABD'de imzalanan yeni transformatör sözleşmesiyle şirketin Kuzey Amerika'daki büyüme stratejisini sürdürdüğü ve pazar konumunu güçlendirdiği belirtilen açıklamada, "Gerçekleştirilen bu yeni anlaşmanın, Astor Enerji’nin 2025 yıl sonu hasılatına oranının yüzde 6,57 seviyesinde olması, sözleşmenin finansal açıdan da şirket için anlamlı bir katkı sunduğunu ortaya koyuyor." ifadesi kullanıldı.</p>
<p><strong>"ABD pazarındaki başarının arkasında kararlı yatırımlar var"</strong></p>
<p>Astor Enerji'nin ABD pazarındaki yükselişinin, uzun vadeli ve planlı bir stratejinin sonucu olarak dikkati çektiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Şirket, 2024 yılında IEEE ve ANSI gibi Amerikan teknik standartlarına tam uyum sağlayarak pazara giriş için kritik bir eşiği aşmıştı. Bu süreci, 2025 yılının son çeyreğinde imzalanan 41,4 milyon dolar ve 82,1 milyon dolar tutarındaki sözleşmeler izledi. 2026 yılının Mart ayında ise Astor Enerji, dört farklı ABD'li firma ile toplam 768,9 milyon dolarlık tarihi bir anlaşmaya imza atarak küresel ölçekte önemli bir sıçrama gerçekleştirdi. Son olarak duyurulan 51,5 milyon dolarlık yeni sözleşme, şirketin ABD'deki büyümesini istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü ve adım adım güçlendirdiğini gösteriyor."</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen Astor Enerji Mali İşler Direktörü (CFO) Olcay Doğan, ABD pazarında elde ettikleri başarının arkasındaki en kritik unsurun, üretim altyapısına yaptıkları uzun vadeli ve kararlı yatırımlar olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Ankara ASO 2. Organize Sanayi Bölgesi'ndeki tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz kapasite artışlarıyla, üretim gücümüzü son iki yılda önemli ölçüde artırdık. Bu sadece bir büyüme değil, aynı zamanda küresel rekabette elimizi güçlendiren stratejik bir dönüşüm oldu. Hızlı üretim ve zamanında teslimatlarımızla ABD'li iş ortaklarımız için güvenilir bir çözüm ortağı haline geldik. Bu güvenin temelinde, geçmişte yaptığımız kapasite planlamaları ve rezervasyon anlaşmaları yatıyor. Geldiğimiz noktada, Amerika'daki iş hacmimizin önemli bir kısmını oluşturan bu yapı sayesinde güçlü ve sürdürülebilir bir büyüme yakaladık. ABD, bizim için yalnızca bir ihracat pazarı değil, küresel büyüme vizyonumuzun merkezinde yer alan stratejik bir odaktır. Yüksek gerilim transformatörleri, dağıtım ve anahtarlama ürün gruplarındaki güçlü uzmanlığımızla bu pazarda uzun vadeli ve kalıcı bir oyuncu olmayı hedefliyoruz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/astor-enerjiden-515-milyon-dolarlik-anlasma-78209</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/5/1280x720/astor-enerji-1771415914.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Astor Enerji, ABD&#039;de bulunan bir firmayla güç transformatörü tedariki için 51,5 milyon dolarlık sözleşme imzaladığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mehmet-ali-yalcindag-avrupanin-duraganliktan-cikis-yolu-ancak-turkiye-gibi-dinamik-pazarlarla-full-entegrasyon-kurmaktan-geciyor-78207</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 17:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yalçındağ: Avrupa’nın çıkış yolu dinamik pazarlarla ‘full entegrasyon’ kurmaktan geçiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) olağan üye toplantısına DEİK / Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ konuk larak katıldı. Toplantıda, Türkiye-AB ilişkileri ve dünyadaki ekonomik gelişmeler ele alındı.</p>
<p>Türkiye iş dünyasının bir taraftan Gümrük Birliği, bir taraftan vize serbestisini konuştuğunu anımsatan Yalçındağ, ‘’Aslında eli biraz daha yükseltmemiz gerekiyor. AB’ye tam üye bir Türkiye hedefi, hem kamuoyunda hem de iş dünyasında yürekten inanarak savunmamız gereken bir meseledir. Bu görüşü güçlendirerek halka yaymalı ve özel sektörün bu süreçteki kararlılığını her platformda göstermeliyiz’’ dedi.</p>
<p>Küresel siyasetin en etkili figürlerinden biri olan Donald Trump’ın dünya vizyonunu analiz eden Yalçındağ, Trump’ın dünyayı Amerika, Çin ve Avrupa (Orta bölge) olarak üçe bölen bir coğrafya tanımlaması yaptığını kaydetti. Bu modelin Türkiye için fırsatlar yarattığını ifade eden Yalçındağ, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Trump, her bölgenin kendi patronluğunu yapmasını istiyor. Avrupa’ya verdiği mesaj net. (Güvenliğini kendin sağla, enerjini yakın bölgeden çöz ve tedarik zincirinde Çin’e bağımlı kalma) İşte bu noktada Türkiye, Avrupa’nın hem güvenlik hem enerji hem de tedarik zinciri için en rasyonel ve en yakın partneri olarak öne çıkıyor. Trump’ın bu yaklaşımı, aslında bizim Türkiye’yi AB’ye tam üye yapma projemizi bir sene öne çekmiş oldu."</p>
<p>Küresel jeopolitik değişimin Türkiye’yi Avrupa’nın en güvenli limanı haline getirdiğine dikkat çeken Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’nın mevcut ekonomik durumunu için ‘enkaz" benzetmesi yaptı. 10. Alman Cumhurbaşkanı Christian Wulff ile yaptığı görüşmeleri de anlatan Yalçındağ, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Almanya başta olmak üzere Avrupa’nın artık bir büyüme hikayesi yok. Büyüyemediği için inovasyon yapamıyor, heyecan yaratamıyor. Christian Wulff bana açıkça, (Sen zor durumda bir ekonomi diyorsun, biz zor durumda değiliz) dedi. (Çözümü bulunmayan bir çöküş içerisindeyiz) dedi. Düşünebiliyor musunuz? Aklınıza gelir miydi? Avrupa’nın Türkiye’nin dinamizmine, genç nüfusuna ve üretim gücüne ihtiyacı, bizim onlara olan ihtiyacımızdan daha fazladır. Avrupa’nın bu durağan yapısından çıkış yolunun ancak Türkiye gibi dinamik pazarlarla ‘full entegrasyon’ kurmaktan geçiyor.’’</p>
<p><strong>‘’Gizli Ajandam Almanya üzerinden AB’ye girmek’’</strong></p>
<p>Berlin’de kurulan Alman-Türk İş Konseyi’nin (DTW) kuruluş süreci hakkında da bilgi veren Yalçındağ, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Christian Wulff bana (Gizli ajandan var mı?) diye sordu. Dedim ki,  (Var ama kimseye söylemeyin. Ben Almanya’yı kullanarak Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokacağım)' Nasıl dedi? Dedim ki sizle daha çok el ele sıkışacağız. 55 milyar dolar olan bir ticaret 3 katına çıkacak. 200 milyar dolarlara yaklaşacak. İşte sizden şu kadar milyon turist geliyor bize. Zaman geliyor 10 milyona çıkacak. Ondan sonra biz diyeceğiz ki ya biz zaten Almanlarla beraberiz Avrupalıysa biz zaten Avrupalıyız, biz bunlarla beraberiz diyeceğiz. Bu ekonomik yakınlaşma siyasi engelleri aşacak en güçlü enstrüman. Bu süreçte asıl görev siyasetçilerden ziyade iş dünyasına düşmektedir. AB süreci sadece bir devlet politikası değil, bir özel sektör girişimi olması gerekir. İş insanları inisiyatif almalı. Dünya toz duman içindeyken her şeyi siyasetçilerden beklemeyin. Biz iş insanları olarak ön almalıyız. Ben bu bayrağı aldım, yollara düştüm. Sizden de ricam budur; bu meşaleyi Antalya’da devralın. Üniversitelere gidin, sivil topluma gidin, ailelerinize anlatın. Bu fikri sokağa taşımalıyız. Eğer biz iş dünyası olarak bu fikrin üzerine 'çökersek', o masada yerimizi alırız."</p>
<p><strong>‘’Ankara’nın bakışı: Önünüzü temizleriz, yürüyün"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile yaptığı görüşmenin detaylarını da  aktaran Yalçındağ, şöyle konuştu:</p>
<p>"Cevdet Bey’e (Türkiye’yi Avrupa Birliği’ne sokmaya karar verdim) dediğimde güldü ve (Bizim 40 yıldır yapamadığımızı nasıl yapmayı düşünüyorsunuz?) dedi. Şu anda tam zamanı olduğunu düşünüyorum. Kırk yıldır zamanı olmayan bir şeyin peşinden koşmuşuz. Niye koşmuşuz bilmiyorum. Şu anda yapmak mecburiyetindeyiz. Bu bir elzem. Dedi ki (ben bu cümlenizi satın aldım. Tam zamanı şeyini beğendim) dedi. Bizi çağırdığınız her türlü toplantıya katılırız, yardımcı oluruz, geliriz, anlatırız. Ta ki siz Avrupa'da birisini ikna edip, Biz Türkiye'yi almaya karar verdik sözünü getirip Cumhurbaşkanımızın önünde dediğiniz anda biz de bütün gerekleri yaparız."</p>
<p>Avrupalıların Türkiye’den ‘Başarıya aç bir toplum’ olduğu için çekindiğini anlatan Yalçındağ, İspanya’nın üyelik sürecindeki azmini örnek gösterdi.  </p>
<p>Yalçındağ, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"İspanyollar Brüksel’de kendilerine 'köylü' muamelesi yapıldığını, asansöre bile alınmadıklarını anlattılar. Ama inat ettiler ve girdiler. Biz de öyle yapmalıyız. Biz zaten doğal Avrupalıyız. 20 milyon Avrupalı turisti ağırlayan Antalya, zaten bu yaşam şeklinin bir üyesidir. Artık sadece onlara hizmet veren değil, onların problemlerini de çözen bir ortak olmalıyız. Avrupa çökerse biz de sıkıntıya gireriz, yüzde 50 ihracatımız oraya gidiyor. Türkiye sahip olduğu bu potansiyeli özgüvenle masaya koymalı. Brüksel'e yönelik ‘tam saha pres’ stratejisi uygulanmalı. Avrupa’daki karar vericiler üzerinde baskı kurulmalı. Financial Times’a tam sayfa ilan verdik, Brüksel’i sarstık. Şimdi tam saha pres zamanı. AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos gibi isimlere Antalya’dan sevgi ve ilgiyle 'biz buradayız' enerjisi yollayacağız. Çekinmeyin, korkmayın. Türkiye AB’ye tam üye olacak. Çünkü başka çıkar yolları yok. 18,5 trilyon dolarlık bir ekonomi ve 500 milyon yeni müşteri bizi bekliyor. Biz bu işe inanırsak, Avrupa’yı çözeriz. Bu meşaleyi size teslim ediyorum."</p>
<p>ANSİAD Başkanı Ercan Özbek de, Avrupa ile entegrasyonun bir tercih değil, geleceğin stratejik kaldıracı olduğunu söyledi.</p>
<p>Üretim felsefesinin kökten değiştiğini belirten Özbek, dünya ekonomisinin enerji güvenliği, lojistik hatlar ve tedarik zincirleri üzerinden yeni bir eşikten geçtiğine dikkat çekti. Özbek, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Bu değişimin sadece ticaret rotalarını değil, üretim felsefesini de değiştirdi. Yeni dönemin parolası “Made with Europe”. Üretim artık yalnızca düşük maliyetle değil; güven, coğrafi yakınlık ve tam entegrasyonla tanımlanıyor. Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu bu yeni üretim modelinde Türkiye, sadece bir tedarikçi değil, vazgeçilmez bir çözüm ortağı olarak konumlanıyor. Rekabetin kurallarının yeniden yazıldığı bu süreçte; hızlı, güvenilir ve sürdürülebilir üretim kabiliyetimiz en büyük gücümüzdür."</p>
<p><strong>"Avrupa ile entegrasyon bir tercih değil, geleceğin stratejik kaldıracıdır"</strong></p>
<p>Antalya iş dünyasının Avrupa ile olan köklü ekonomik bağlarını güçlendirme konusundaki kararlılığını yineleyen Başkan Ercan Özbek, bu sürecin sadece ticari bir alışverişten ibaret olmadığını söyledi.</p>
<p>Türkiye’nin Avrupa ile olan ilişkilerinin derinleşmesinin ülke ekonomisi için en önemli büyüme motorlarından biri olduğunu ifade eden Özbek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz ANSİAD olarak çok net bir duruşa sahibiz. Avrupa Birliği ile daha derin, daha öngörülebilir ve daha güçlü bir entegrasyon, Türkiye ekonomisinin önünü açacak en önemli kaldıraçlardan biridir. Jeopolitik gelişmeler ve değişen ticaret hatları bize açık bir gerçekliği hatırlatıyor; Türkiye için Avrupa ile entegrasyon bir seçenek değil, geleceğin ta kendisidir. Bu yolda dış ekonomik ilişkilerimizin amiral gemisi olan DEİK’in ortaya koyduğu vizyonu ve özel sektörün dinamizmini son derece değerli buluyoruz. Antalya üretim ve ihracat potansiyelini bu vizyonla birleştirmeye hazır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mehmet-ali-yalcindag-avrupanin-duraganliktan-cikis-yolu-ancak-turkiye-gibi-dinamik-pazarlarla-full-entegrasyon-kurmaktan-geciyor-78207</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/7/1280x720/mehmet-ali-yalcindag-avrupanin-duraganliktan-cikis-yolu-ancak-turkiye-gibi-dinamik-pazarlarla-full-entegrasyon-kurmaktan-geciyor-1777471733.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa’nın bir enkazın içinde bulunduğunu, büyüme hikayesinin olmadığını söyleyen DEİK Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, &quot;Avrupa’nın bu durağan yapısından çıkış yolu ancak Türkiye gibi dinamik pazarlarla ‘full entegrasyon’ kurmaktan geçiyor. Şimdi tam saha pres. Türkiye AB’ye tam üye olacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/muradiye-osbde-worklife-projeleri-ve-kuzey-hatti-yatirimlari-tanitildi-78204</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muradiye OSB’de Work&amp;Life projeleri ve kuzey hattı yatırımları tanıtıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>EKONOMİ/MANİSA</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Manisa’da bulunan Muradiye Organize Sanayi Bölgesi'nin (OSB) sürdürülebilir büyüme vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Work&amp;Life İş ve Yaşam Kampüsü ile Kuzey Hattı yatırımları, düzenlenen törenle kamuoyuna tanıtıldı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Törende konuşan Muradiye OSB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kıvırcık, bölgenin gelişim sürecine dikkat çekerek, Muradiye OSB’nin kurulduğu günden bu yana yapılan yatırımlarla büyüyerek yoluna devam ettiğini belirtti. Kıvırcık, “Altyapıdan üstyapıya, genişleme alanlarından sosyal donatılara kadar birçok projeyi hayata geçirerek Muradiye OSB’yi şehrimizin parlayan yıldızı hâline getirdik” dedi.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Konuşmasında 2023 yılında hayata geçirilen projelere de değinen Kıvırcık, 4 yıl önce aynı bölgede temeli atılan ve 164 iş yerinden oluşan ticaret ve imalat merkezinin bugün önemli bir başarı hikâyesine dönüştüğünü ifade etti. Söz konusu alanın geçmişte düzensiz ve atıl bir bölge olduğunu hatırlatan Kıvırcık, kısa sürede tamamlanan proje ile bölgeye canlılık kazandırıldığını ve bugün yüzde 100 doluluk oranına ulaşıldığını belirtti.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Muradiye OSB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kıvırcık, Kuzey Hattı kapsamında hayata geçirilen Work&amp;Life İş ve Yaşam Kampüsü ile bölgenin yalnızca üretim değil, yaşam odaklı bir anlayışla geliştiğini vurguladı. Karaali Villalar bölgesine verilen sözlerin yerine getirildiğini belirten Kıvırcık, temeli atılan projede toplam 62 ofis, 48 ticari dükkân ve 4 restoran alanından oluşan Work&amp;Life 1, 2 ve 3. etapların yanı sıra, 97 modern ofis ve 36 prestijli dükkândan oluşacak Work&amp;Life Plus’ın da yatırımcılara nitelikli bir ticaret ortamı sunacağını ifade etti. Tanıtımı yapılan Kuzey Hattı yatırımları kapsamında ise anaokulu, cami, okuma salonu, idari bina ve kültür-sanat merkezi gibi sosyal donatıların yanı sıra yürüyüş yolları, rekreasyon alanları, padel ve basketbol sahaları ile bisiklet parkurlarının yer alacağı bildirildi. Kıvırcık ayrıca törende Yoğurtçu Kalesi’nin Muradiye OSB tarafından restore edileceğini de açıkladı.</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/muradiye-osbde-worklife-projeleri-ve-kuzey-hatti-yatirimlari-tanitildi-78204</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/4/1280x720/muradiye-osbde-worklife-projeleri-ve-kuzey-hatti-yatirimlari-tanitildi-1777469372.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muradiye OSB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kıvırcık, “Altyapıdan üstyapıya, genişleme alanlarından sosyal donatılara kadar birçok projeyi hayata geçirerek Muradiye OSB’yi şehrimizin parlayan yıldızı hâline getirdik.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/su-urunleri-sektoru-ilk-ceyrekte-ihracatini-yuzde-24-artirdi-78202</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Su ürünleri ihracatının yüzde 67&#039;si Ege&#039;den</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>2025 yılının Ocak - Mart döneminde 445 milyon dolarlık ihracat yapan su ürünleri sektörü, 2026 yılının aynı döneminde dış satımını yüzde 24’lük artışla 552 milyon dolara ulaştırdı.</p>
<p>Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, Türk su ürünleri sektörünün; Levrek, Çipura, Türk Somonu, Orkinos, Alabalık, Kaya Levreği ve Diğer Su Ürünleri kategorilerinin tamamında ihracat artış başarısı gösterdiğini dile getirdi.</p>
<p>Levrek ihracatının yüzde 29’luk artış ve 185 milyon dolarlık tutarla ilk sıradaki yerini koruduğu bilgisini veren Demir, “Çipura ihracatımız yüzde 18’lik artışla 140 milyon dolara ilerledi. Türk su ürünleri sektörümüzün son 10 yıllık süreçte dünya sofralarına ikramı olan Türk somonu yüzde 8’lik ihracat artışıyla 84 milyon dolardan 91 milyon dolara yükseldi. Orkinos ihracatımız yüzde 155’lik rekor artışla 18,5 milyon dolardan 47 milyon dolara sıçradı. Alabalık ihracatından 29,3 milyon dolar, kaya levreğinden 7 milyon dolar döviz geliri elde ettik. Diğer su ürünleri ihracatımız 45 milyon dolardan 52 milyon dolara çıktı” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Su ürünleri ihracatında aslan payı Egeli balıkçıların</h2>
<p>2026 yılının ilk çeyreğinde Türkiye’nin 552 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının 370 milyon dolarlık büyük dilimini Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği üyesi ihracatçıların gerçekleştirdiğini vurgulayan Demir şöyle devam etti: “Egeli ihracatçılar Türkiye’nin su ürünleri ihracatının yüzde 67’sini yaptı. Bir başka ifadeyle her üç balık ihracatımızın ikisinin altında Egeli ihracatçıların imzası vardı. Egeli ihracatçılar levrek ve çipura ihracatında daha parlak bir başarı hikayesi yazdılar. Türkiye’nin levrek ihracatında Egeli ihracatçıların payı yüzde 90’a ulaştı. Çipura ihracatında Egeli ihracatçılar yüzde 84’ü temsil etti.”</p>
<h2>İhracatta ilk üç ülke Rusya, İtalya ve Hollanda oldu</h2>
<p>Türk su ürünleri sektörünün en çok ihracat yaptığı ülkeler hakkında da bilgi veren Demir, Rusya’nın 88 milyon dolarlık taleple zirvedeki yerini koruduğunun altını çizdi. İkinci sıradaki İtalya’ya ihracatımızın yüzde 12’lik artışla 64 milyon dolardan 72 milyon dolara çıktığını ifade etti. Demir, “Zirvenin üçüncü basamağında 57 milyon dolarlık ihracatla Hollanda yer aldı. Yunanistan’a ihracatımız 43,4 milyon dolardan 56,4 milyon dolara ilerledi. İngiltere 52,7 milyon dolarlık Türk su ürünleri talep etti. En dikkat çekici ihracat artışımız yüzde 151’le</p>
<p>Japonya’ya oldu. 2025 yılı ilk çeyreğinde 13,5 milyon dolarlık su ürünleri gönderdiğimiz Japonya’ya 2026’nın ocak-mart döneminde 33,7 milyon dolarlık ihracat yaptık. ABD 32 milyon dolarlık, Almanya 19 milyon dolarlık İspanya 13 milyon dolarlık, Güney Kore 11,5 milyon dolarlık su ürünleri talebiyle ilk 10 ülke arasında yer aldılar. Su ürünleri ihraç ettiğimiz ülke sayısı 72’ye ulaştı” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/su-urunleri-sektoru-ilk-ceyrekte-ihracatini-yuzde-24-artirdi-78202</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/2/1280x720/ufuk-atakan-demir-1777470531.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Su ürünleri sektörü, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatını yüzde 24 artırarak 552 milyon dolara çıkarırken, büyümede en büyük payı yüzde 67 ile Egeli ihracatçılar aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kuresel-riskler-uretim-ve-gidada-baskiyi-artiriyor-78201</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Işınsu Kestelli: Küresel riskler üretim ve gıdada baskıyı artırıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Borsası (İTB) nisan ayı olağan meclis toplantısı, İzmir Ticaret Odası Meclis Salonu’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıda konuşan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, dünya ekonomisinde yaşanan dalgalanmaların Türkiye ekonomisine etkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Küresel ekonomide yeni ve zorlu bir dönemin yaşandığını belirten Kestelli, özellikle enerji sektöründeki risklerin sanayi ve üretim üzerinde doğrudan etkili olduğunu ifade etti. Kestelli dünya ekonomisinin yeni ve zorlu bir eşikten geçtiğini, küresel risklerin en görünür ve en sarsıcı hissedildiği alanın enerji sektörü olduğuna dikkat çekerek enerjiye erişimde yaşanan her aksamanın sanayi, lojistik ağları ve tarımsal üretimi doğrudan etkilediğini ifade etti</p>
<p>Kestelli, küresel ekonomide artan belirsizliklerin tarım ve gıda piyasaları üzerindeki baskıyı derinleştirdiğini, küresel gıda fiyatlarının hızlı şekilde yükseldiğini söyleyerek yüksek faiz ortamında üretici ve tarımsal ticaret erbabı için ihtisas kredilerinin genişletilmesi gerektiğini belirtti. Kestelli aynı zamanda enerji ve gübre gibi temel girdilerde destek mekanizmalarının güçlendirilmesini talep etti.</p>
<p>Bölgesel gerilimler, ticaret yollarında yaşanan aksamalar ve artan maliyet baskılarının bu beklentilerin aşağı yönlü revize edilmesine neden olduğunu ifade eden Kestelli, “Enflasyon cephesinde ise kat edilmesi gereken mesafe hala çok uzun. Yılsonu enflasyon beklentisinin yüzde 28,6 seviyesinde olması, fiyat istikrarına ulaşma sürecinin kararlılık ve süreklilik gerektirdiğini açıkça ortaya koyuyor. Merkez Bankası’nın, tazyiklere rağmen sıkı duruşu önemli ama Nisan ayı verisi, dezenflasyon sürecinin başarısına dair önemli bir test olacak gibi görünüyor” diye konuştu.</p>
<p>Dünya Gıda ve Tarım Örgütü’nün gıda fiyat endeksindeki yükselişe işaret eden Kestelli, “Bu artış aylık bazda yüzde 2,4’e karşılık geliyor. Yılbaşında 124 seviyelerinde olan endeksin kısa sürede bu noktaya gelmesi, küresel gıda fiyatlarında yeniden ivmelenen bir artış eğilimini ortaya koyuyor. Artış tüm ürün gruplarına yayılıyor ancak dengeli değil. Özellikle bitkisel yağlarda yüzde 5’in, şekerde ise yüzde 7’nin üzerindeki yükseliş dikkat çekici. Bu tablonun arkasındaki temel neden enerji maliyetlerindeki artış” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kuresel-riskler-uretim-ve-gidada-baskiyi-artiriyor-78201</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/9/1280x720/kestelli-1756286144.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTB Başkanı Işınsu Kestelli, enerji maliyetlerindeki artış ve küresel belirsizliklerin tarım ve gıda piyasalarını zorladığını belirterek, üretici için destek mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısı yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/gdz-elektrikten-642-milyar-liralik-teknoloji-odakli-yatirim-hamlesi-78200</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gdz Elektrik’ten 64,2 milyar liralık yatırım planı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Gdz Elektrik, 2026-2030 yıllarını kapsayan 64,2 milyar liralık yatırım planını açıkladı. </p>
<p>2026 yılı itibarıyla yeni bir tarife dönemine girdiklerini belirten Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, 2026-2030 döneminde toplam 64,2 milyar lira yatırım ile enerji altyapısını daha güçlü, daha akıllı ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmeyi hedeflediklerini vurguladı.</p>
<p>Enerji dağıtım altyapısının SCADA sistemi üzerinden anlık olarak izlenip yönetildiğini ifade eden Bayramoğlu, bu teknolojinin operasyonel verimliliğe ve hizmet kalitesine doğrudan katkı sağladığını belirtti. Kayıp-kaçak oranında Türkiye genelinde ilk 5 şirket arasında yer aldıklarını belirten Bayramoğlu, 2025 yılının da yüzde 6,56 olan EPDK hedefinin altında yüzde 6,46 seviyesinde tamamlandığını kaydetti.</p>
<p>Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (Elder) Genel Sekreteri Fakir Hüseyin Erdoğan ise enerji dönüşümünde dağıtım şebekelerinin kritik rolüne dikkat çekerek, kasım ayında Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında bu alanın küresel gündemde daha güçlü yer alması için çalışmalar yürüttüklerini açıkladı. Yenilenebilir enerji entegrasyonu, elektrifikasyon ve artan talep ile birlikte dağıtım şebekelerinin öneminin giderek arttığını vurgulayan Erdoğan, tarifelerin ise şirketler tarafından değil, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından gelir ihtiyacına göre belirlendiğini hatırlattı. Dağıtım şirketlerinin yatırım yapmasının bir tercih değil, kamu hizmeti kapsamında zorunluluk olduğunun altını çizen Erdoğan, artan iklim riskleri ve özellikle ormanlık alanlardan geçen hatlarda yangın tehlikesine karşı bakım ve önleyici çalışmaların da ilgili kurumlarla koordineli şekilde sürdürüldüğünü ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/gdz-elektrikten-642-milyar-liralik-teknoloji-odakli-yatirim-hamlesi-78200</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/0/1280x720/gdz-elektrikten-642-milyar-liralik-teknoloji-odakli-yatirim-hamlesi-1777468573.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gdz Elektrik Genel Müdürü Ahmet Bayramoğlu, 2026-2030 döneminde toplam 64,2 milyar lira yatırım ile enerji altyapısını daha güçlü, daha akıllı ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dayanıklı hale getirmeyi hedeflediklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ziraat-bankasindan-175-milyar-dolarlik-kaynak-78197</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 15:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ziraat Bankası&#039;ndan 1,75 milyar dolarlık kaynak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ziraat Bankası'nın sürdürülebilirlik bağlantılı kredisinin performans kriterlerinin, yeşil varlık oranını destekleyen finansman faaliyetlerinin artırılması ve sürdürülebilir tarım olarak belirlendiği bildirildi.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, mevduat dışı kaynaklarını çeşitlendirme stratejisi kapsamında 24 ülkeden 60 bankanın katılımıyla 849 milyon dolar ve 767 milyon euro olmak üzere iki dilimde toplam 1,75 milyar dolar karşılığı sendikasyon kredisi temin ederek, geçen yıl sağladığı rekor sendikasyon kredisini yüzde 100 başarıyla yeniledi.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Ziraat Bankası Genel Müdürü Alpaslan Çakar, küresel piyasaların jeopolitik gerilimler ve buna bağlı yüksek volatilite ile test edildiği bir dönemden geçtiklerini söyledi. </p>
<p>Çakar, "Böylesine zorlu bir konjonktürde, bankamızın sağlam bilanço yapısı, geniş muhabir ağı ve paydaşlarımızla uzun yıllara dayanan güven ilişkisi sayesinde sendikasyon kredimizi başarıyla temin ettik. Elde edilen bu kaynak, yalnızca bankamızın finansal gücünü değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin küresel ölçekteki dayanıklılığına ve potansiyeline duyulan inancı da bir kez daha teyit etmiştir. Geçtiğimiz yıla oranla kredimizin maliyetlerini daha rekabetçi bir seviyeye çekebilmiş olmanın yanı sıra mevcut iş birliklerimize ek olarak yeni uluslararası bankaların da katılımını görmek bizler için memnuniyet vericidir. Bu ilgi, stratejilerimizin doğruluğunun ve piyasadaki itibarımızın bir göstergesidir." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Çakar, temin edilen bu kaynağın sürdürülebilirlik temasıyla kurgulandığını, bir yandan dış ticaretin finansmanında itici güç görevi görürken diğer yandan sorumlu bankacılık ilkelerine olan bağlılığı da pekiştireceğini bildirdi.</p>
<p>Performans kriterlerini sürdürülebilir tarım finansmanının güçlendirilmesi ve yeşil dönüşüm hedeflerinin desteklenmesi doğrultusunda belirlediklerini ifade eden Çakar, "İşimiz Ziraat, Gücümüz Ziraat diyerek bu kaynakla tarımsal üretim ekosistemine katkı sunarken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de destek vermeyi amaçlıyoruz." açıklamasında bulundu.</p>
<p>Çakar, uluslararası piyasalardaki etkinliklerini artırarak kaynak yapılarını çeşitlendirmeyi sürdüreceklerini, reel sektör yatırımları, tarımsal üretim ve çevresel dönüşüm alanlarında finansman desteklerine kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ziraat-bankasindan-175-milyar-dolarlik-kaynak-78197</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/1/1280x720/alpaslan-cakar-1771409520.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ziraat Bankası&#039;nın uluslararası piyasalardan 1,75 milyar dolar tutarında kaynak temin ettiği açıklandı. Genel Müdür Alpaslan Çakar, &quot;Bu kaynakla tarımsal üretim ekosistemine katkı sunarken, ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine de destek vermeyi amaçlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/aycicegi-ve-findik-yagi-tebliginde-degisiklik-78192</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ayçiçeği ve fındık yağı değerlerinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Bakanlıktan edinilen bilgiye göre Türkiye'de yaygın üretilen, yüksek oleik asitli ayçiçeği ve fındık yağlarının bazı yağ asidi ve sterol parametrelerinde, son yıllarda yaşanan iklim değişikliği, toprak yapısı gibi faktörlere bağlı olarak sapmalar yaşandığı tespit edildi.</p>
<p>Konuya ilişkin Bakanlıkça yürütülen kapsamlı saha çalışmaları ve projelerden elde edilen sonuçlar değerlendirildi. Bu kapsamda, 2012 yılından bu yana yürürlükte bulunan Türk Gıda Kodeksi Bitki Adı ile Anılan Yağlar Tebliği'nde değişiklik yapılmasına karar verildi.</p>
<p>Değişiklikle yüksek oleik asitli ayçiçeği yağında palmitoleik asit değeri "TED-0,1" iken "TED-0,2" olarak, stearik asit değeri "2,9-6,2" iken "1,9-6,2" olarak, fındık yağında ise delta-5-avenasterol değeri "1,0-5,1" iken "1,0-7,0" olarak düzenlendi.</p>
<p>Yüksek oleik asitli ayçiçeği ve fındık yağları için mevcut mevzuat, güncel veriler ve üretim koşullarıyla da uyumlu hale getirildi.</p>
<p>Değişikliğin yüksek oleik asitli ayçiçeği ve fındık üreticilerinin sürdürülebilir üretimine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/aycicegi-ve-findik-yagi-tebliginde-degisiklik-78192</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/aycicegi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı, yüksek oleik asitli ayçiçeği ve fındık yağlarının bazı asit ve sterol parametrelerinde son yıllarda yaşanan &quot;iklim değişikliği&quot; ve &quot;toprak yapısı&quot; gibi faktörlere bağlı sapmalar nedeniyle değişikliğe gidildiğini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-mart-ayinda-issizlik-orani-03-puan-dususle-yuzde-81e-geriledi-78191</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Sürdürülebilir istihdam artışı için teşvikler kur ve kredilerle desteklenmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, TÜİK' in açıkladığı mart ayı iş gücü verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Ayhan Zeytinoğlu, “Mart ayında işsizlik oranı 0,3 puan düşüşle yüzde 8,1’e geriledi. İstihdam edilenlerin sayısı mart ayında 226 bin kişi artarak 32 milyon 425 bine yükseldi. Çalışabilir nüfusun yıllık 553 bin kişi arttı ancak iş gücüne dahil olmayanlar 911 bin kişiye yükseldi" dedi. </p>
<p>Zeytinoğlu, "Üretimde rekabet edilen ve benzer nüfusta olduğumuz ülkelere kıyasla, istihdam sayımızın 45 milyon bandına yükselmesi ve genç nüfustaki işsizlik oranının tek haneli seviyelere düşmesi gerektiğini her fırsatta vurguluyoruz. Özellikle genç nüfusta artan işsizlik oranı ile mücadelede sosyal politikaların gözden geçirilmesinin önemine inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Mart ayında işsizlik oranında görülen sınırlı azalışı olumlu değerlendirdiğini belirten Zeytinoğlu, "Sanayi sektörü istihdamında devam eden azalışta, döviz kurundan kaynaklı rekabet gücü kaybının etkilerini görmeye devam ediyoruz. Bu anlamda geçtiğimiz hafta, imalatçı ihracatçılar için açıklanan 11 puanlık kurumlar vergisi avantajını yerinde bir adım olarak görmekle birlikte sürdürülebilir istihdam artışı için teşviklerin kur ve kredilerle desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz”  şeklinde konuştu. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-mart-ayinda-issizlik-orani-03-puan-dususle-yuzde-81e-geriledi-78191</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/ayhan-zeytinoglu.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş gücü verilerini değerlendiren Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Zeytinoğlu, &quot;Sanayi sektörü istihdamında devam eden azalışta, döviz kurundan kaynaklı rekabet gücü kaybının etkilerini görmeye devam ediyoruz. Bu anlamda geçtiğimiz hafta, imalatçı ihracatçılar için açıklanan 11 puanlık kurumlar vergisi avantajını yerinde bir adım olarak görmekle birlikte sürdürülebilir istihdam artışı için teşviklerin kur ve kredilerle desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-ilk-ceyrekte-203-milyar-lira-net-grup-kari-78189</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;den ilk çeyrekte 20,3 milyar lira net grup kârı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi, 2026 yılının ilk çeyreğine ait finansal sonuçları duyurdu.</p>
<p>Bu dönemde, toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 6'lık artışla 1,9 trilyon liraya yükselen bankanın, aktif büyüklüğü ise 3,8 trilyon lira oldu. Toplam müşteri mevduat hacmi ise yılın başından bu yana yüzde 3 artışla 2 trilyon liraya yükseldi.</p>
<p>Maddi öz kaynak kârlılığı yüzde 31,5 seviyesine yükselen ve konsolide sermaye yeterlilik rasyosu yüzde 14,1 olarak gerçekleşen banka, 2026'nın ilk 3 ayında Türkiye ekonomisine yaklaşık 2,8 trilyon lira kaynak sağlarken, 20,3 milyar lira net grup kârı elde etti.</p>
<p>Yapı Kredi, ekonominin üretim, ihracat ve büyüme gücünü destekleyen tüzel müşterilerine yönelik katkısını yılın ilk çeyreğinde de artırarak sürdürdü. Banka, dış ticaret alanındaki güçlü konumu, uluslararası işbirlikleri ve dijitalleşme odaklı çözümleriyle firmaların küresel rekabet gücüne katkı sağlarken, geniş muhabir ağı ve yurt dışı iştirakleriyle müşterileri için bir dış ticaret koridoru oluşturmaya devam etti.</p>
<p>Banka ayrıca kartlı ödeme sistemleri ve dijital ödemeler alanındaki konumunu 2026'nın ilk çeyreğinde sürdürdü.</p>
<p>Sürdürülebilirliği iş yapış biçiminin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran Yapı Kredi, çevresel, sosyal ve yönetişim (ÇSY) alanındaki çalışmalarını 2026'da da ileriye taşımaya devam etti.</p>
<p><strong>"2026'ya güçlü bir başlangıç yaptık"</strong></p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, 2026'nın ilk çeyreğinde güçlü bir performans ortaya koyduklarını belirtti.</p>
<p>Erün, ana hissedarları Koç Holding'in 100. senesini kutladıkları yılda, topluluğun Türkiye'ye değer katma vizyonunu aynı kararlılıkla geleceğe taşımayı sürdürdüklerini vurgulayarak, "Bu doğrultuda, yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine 2,8 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk. Teknolojik yetkinliğimizi, operasyonel gücümüzü ve müşteri odaklı yaklaşımımızı bilançomuza da yansıtarak 2026'ya güçlü bir başlangıç yaptık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dijital bankacılık, ödeme sistemleri, açık bankacılık, tüzel bankacılık ve dış ticaret alanlarında stratejik adımlarını daha da güçlendirdiklerine işaret eden Erün, dış ticaretin Türkiye ekonomisi açısından stratejik önemine dikkati çekti.</p>
<p>Küresel ekonomide belirsizliklerin arttığını vurgulayan Erün, şöyle devam etti:</p>
<p>"Finansmana erişimin ve risk yönetiminin daha da kritik hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Böyle bir dönemde firmalarımızın yanında güçlü, güvenilir ve çözüm odaklı bir ortak olarak yer almak bizim için stratejik bir öncelik. Bu öncelik odağında dış ticaret faaliyetlerimizde istikrarlı büyümemizi sürdürürken, firmalarımızı uygun finansman kaynakları, uluslararası işbirlikleri ve yenilikçi çözümlerle destekliyoruz. Yalnızca finansman sağlamakla kalmıyor, müşterilerimizin operasyonel verimliliğini artıran, süreçlerini hızlandıran ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü destekleyen uygulamaları da hayata geçiriyoruz. Bu anlayışın somut örneklerinden biri olarak, Türkiye'de bir ilk olan dijital akreditif işlemini gerçekleştirdik. Dış ticaret süreçlerinde hız, güvenlik ve verimlilik sağlayan bu uçtan uca dijital işlemle, sektörümüzde yeni bir standardın oluşmasına öncülük ediyoruz."</p>
<p>Erün, nakdi kredilerde ihracat taahhütlü kullanım paylarını artırırken, bankalarının garantörlüğünde yurt dışından sağlanan 1-3 yıl vadeli ihracat finansmanı, ham madde ve makine alımı amaçlı kullandırılan kredi toplamının 400 milyon doları aştığını aktardı.</p>
<p>İhracatçı firmalar tarafından yoğun talep gören ihracat reeskont kredileri ve ihracatçılarının ham madde temini amacıyla kullandığı Swap reeskont kredilerinde de firmalarının işlemlerine aracılık ettiklerini belirten Erün, firmalarının yanında olmaya, dış ticarette fark yaratmaya ve Türkiye ekonomisine katkılarını sürdürmeye devam edeceklerinin altını çizdi.</p>
<p><strong>TR Karekod işlem cirosunda yüzde 18,9 pazar payı</strong></p>
<p>Söz konusu dönemde, QR ve NFC tabanlı dijital ödeme cirolarını geçen yılın aynı dönemine göre 3 katına çıkardıklarını bildiren Erün, "Fiziki POS altyapısındaki güçlü konumumuzu koruyarak, POS'larımızdan yapılan TR Karekod işlem cirosunda yüzde 18,9 pazar payı ile liderliğimizi sürdürdük. Bu performans, ödeme sistemlerindeki vizyonumuzun ve uygulama gücümüzün en somut göstergelerinden biri." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Kripto varlık alanındaki yapılanma kapsamında da önemli bir eşiği geride bıraktıklarını kaydeden Erün, dijital varlıkların, finansal ekosistemin dönüşümünde her geçen gün daha da önemli hale geldiğini vurguladı.</p>
<p>SPK tarafından onaylanan kripto varlık platformuna kuruluş başvurularının, bu alandaki uzun vadeli stratejilerinin önemli bir mihenk taşı niteliğinde olduğuna değinen Erün, regülasyonlarla tam uyumlu, güvenli, şeffaf ve kullanıcı deneyimini merkeze alan bir platform oluşturmayı hedeflediklerine dikkati çekti.</p>
<p>Erün, Yapı Kredi'nin dijital bankacılık alanındaki birikimini ve güvenilir kurum kimliğini bu yeni ekosisteme taşıyarak, Türkiye'de kripto varlık alanının sağlıklı ve sürdürülebilir gelişimine katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti.</p>
<p>Gökhan Erün, sürdürülebilirlik alanındaki taahhütleri yalnızca raporlama süreçleriyle sınırlı tutmayarak, strateji, risk yönetimi, finansman politikaları ve karar alma süreçleriyle bütünleşik somut adımlarla hayata geçirmeye devam ettiklerini bildirdi.</p>
<p>Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları taslağı ve bu standartlara ilişkin değişiklik taslakları şeklinde Avrupa Komisyonuna teknik danışmanlık sağlayan "EFRAG"a atıfta bulunan Erün, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sürdürülebilirliği, geleceğin ekonomisini şekillendiren en kritik başlıklardan biri olarak görüyoruz. Türkiye'de bankacılık sektöründe ilk kez EFRAG uyumlu ve bağımsız denetimli olarak gerçekleştirdiğimiz çifte önemlilik değerlendirmemiz, sürdürülebilirliği stratejik karar alma süreçlerimizin merkezine yerleştirdiğimizin güçlü bir göstergesi. Yapı Kredi olarak attığımız her adımda dünyamız, toplumumuz ve ülkemiz için çalışmaya ve bir adım önde olmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-ilk-ceyrekte-203-milyar-lira-net-grup-kari-78189</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/7/1280x720/gokhan-erun-1762532626.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı Kredi&#039;nin 2026&#039;nın ilk çeyreğinde 20,3 milyar liralık net grup kârı elde ettiği bildirildi. Yapı Kredi CEO&#039;su Gökhan Erün, &quot;Teknolojik yetkinliğimizi, operasyonel gücümüzü ve müşteri odaklı yaklaşımımızı bilançomuza da yansıtarak 2026&#039;ya güçlü bir başlangıç yaptık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-kalite-odulleri-sahiplerini-buldu-78187</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 14:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Kalite Ödülleri sahiplerini buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>KalDer Bursa ve Bursa Sanayici ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) iş birliğinde, EFQM Modeli esas alınarak yürütülen Bursa Kalite Ödülü programı kapsamında 2025 yılı sonuçları açıklandı.</p>
<p>Almira Otel’de düzenlenen törende ödüller sahiplerine takdim edildi. Açıklanan sonuçlara göre; Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi Bursa Kalite Büyük Ödülü, Arena Eğitim Kurumları Bursa Kalite Büyük Ödülü, BURFAŞ ise Bursa Kalite Başarı Ödülü almaya hak kazandı. Kalite kültürünün yaygınlaştırılması ve iş mükemmelliği çalışmalarının teşvik edilmesi amacıyla 1998 yılından bu yana sürdürülen ödül sürecinde, başvuran kuruluşlar çok aşamalı bir değerlendirmeden geçti. Ekim 2025’te eğitimlerle başlayan süreçte kurumlar EFQM Modeli kapsamında hazırlıklarını tamamladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f1eb34a0390-1777462068.jpeg" alt="" width="653" height="490" /></p>
<p>Öte yandan, ödül töreniyle eş zamanlı olarak düzenlenen 23. Kalite ve Başarı Sempozyumu, bu yıl “Kırılma Noktası” temasıyla gerçekleştirildi. İş dünyası, kamu, akademi ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getiren etkinlikte, açılış konuşmalarını KalDer Bursa Şubesi Başkanı Serkan Ürkmez, BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, KalDer Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Konak ve BTSO Başkanı İbrahim Burkay yaptı. Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda Prof. Dr. Emrah Safa Gürkan, Recai Çakır ve Murathan Mungan katılımcılarla bilgi ve deneyimlerini paylaşırken, fuar alanında yer alan firmalar da ürün ve hizmetlerini tanıtma fırsatı buldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-kalite-odulleri-sahiplerini-buldu-78187</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/7/1280x720/bursa-kalite-odulleri-sahiplerini-buldu-1777462100.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2025 Bursa Kalite Ödülü süreci tamamlanırken, Bursa Kalite Büyük Ödülü’ne Şükrü Şankaya Anadolu Lisesi ve Arena Eğitim Kurumları layık görüldü. BURFAŞ ise Bursa Kalite Başarı Ödülü’nün sahibi oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-deri-ve-deri-mamulleri-ihracatcilari-birliginde-halil-gundogdu-donemi-78179</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 13:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde Halil Gündoğdu dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanlığına Halil Gündoğdu seçildi. Gündoğdu, Başkanlık görevini önceki Başkan Erkan Zandar’dan devraldı.</p>
<p>Türkiye’nin deri sektöründe köklü bir geçmişe sahip olduğunu, kötü günlerin geride kalması için çaba göstereceklerini ifade eden Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu,  Deri sektörü olarak fuarlardan ziyade sektörel ticaret heyetlerinden daha fazla verim aldıklarını dile getirdi.</p>
<p>Gündoğdu; “İtalya Riva Del Garda’da 2019 yılından bu yana düzenlediğimiz Expo Riva Schuh &amp; Garda Bags Fuarı’na Türkiye Milli Katılım Organizasyonları yapmayı sürdüreceğiz. 2027 yılından itibaren Milano Mipel Saraciye Fuarına daha da güçlü bir katılım göstereceğiz. Avrupa Birliği bizim en güçlü pazarımız. AB pazarındaki konumumuzu korurken hedef pazarlara yönelik Sektörel Ticaret Heyetleri ile yeni ihracat rotaları oluşturacağız. Afrika, Amerika ve Kuzey Avrupa hedef pazarlarımız olacak. 2026-2027 dönemi için Yunanistan, Kanada, Afrika ülkeleri ve politik kriz aşıldığında Körfez ülkelerine yönelik sektörel ticaret heyetleri düzenleyeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Tarım sektörlerinde düşük kur, yüksek faiz sarmalının son 1 yıldır hissedildiğinin altını çizen Zandar da, “Deri sektörü olarak biz 3 yıldır ihracatta kan kaybediyoruz. Pek çok sektör bizim 3 yıldır yaşadıklarımızı yeni yaşamaya başladı. 2026 yılında deri sektörü ayakta kalabilir mi bilemiyorum. Türkiye’de sistem bizim dışımızda ilerliyor, uyum sağlayamadığımız takdirde emekli olacağız” dedi.</p>
<h2>İhracatın yıldızları ödüllendirildi</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f1da67907ed-1777457767.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Genel Kurulu, 2025 yılında birliğin ihracatının yüzde 62’sine imza atan 31 firmanın ödüllendirildiği İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’ne de ev sahipliği yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Genel Kurul Toplantısı sonrasında, 2025 yılında Ege Bölgesi’ndeki deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 62’sine imza atan 31 firma için “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” düzenlendi.</p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği üyeleri arasında birincilik ödülünü Lider Deri Ürünleri San. Tic. A.Ş. kazanırken, ikincilik Marc Chantal Deri Mamulleri’nin oldu. Narinbebe Ayakkabı ve Tekstil San. Tic. Ltd. Şti. firması ise üçüncülük mutluluğu yaşadı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-deri-ve-deri-mamulleri-ihracatcilari-birliginde-halil-gundogdu-donemi-78179</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/9/1280x720/halil-gundogdu-1777461666.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Türkiye’nin deri sektöründe köklü bir geçmişe sahip olduğunu, kötü günlerin geride kalması için çaba göstereceklerini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ardic-sanayiciler-nefes-almakta-zorlaniyor-78176</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ardıç: Sanayiciler nefes almakta zorlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Sanayi Odasının (ASO) Nisan ayı Meclis Toplantısında konuşan Başkan Seyit Ardıç, küresel gelişmeler ve Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Konuşmasına savaşların ve belirsizliklerin coğrafyayı kuşattığı dönemde 23 Nisan’ın demokrasinin ve milli iradenin ne kadar önemli bir kazanım olduğunu hatırlattığını söyleyerek başlayan Seyit Ardıç, “ Bu değerler, sanayimizin ve üretim gücümüzün üzerinde yükseldiği en sağlam temeldir” dedi.</p>
<p>Sanayicilerin gündeminin sadece üretim olmadığının altını çizen Ardıç, “Üretimi rekabetçi maliyetlerle sürdürebilmek, finansmana erişebilmek, nitelikli iş gücünü bulabilmek ve önümüzü görebilmektir” diye konuştu.</p>
<p>Fabrikalarda üretimin zor koşullarda da olsa devam ettiğini dile getiren Ardıç, buna karşılık şartların her geçen gün daha da ağırlaştığını bildirdi.</p>
<p>Uluslararası kuruluşların küresel ekonomiye ilişkin raporlarına atıfta bulunan Ardıç, “Bu çağda kazanan, sadece üreten ülkeler değil; tedarik güvenliğini kuran, hızla uyum sağlayan, yeteneği mıknatıs gibi çeken ve teknolojiyi üreten ülkeler olacaktır” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Böyle bir dünyada şoklarla birlikte yaşamayı, belirsizliği yönetmeyi, dayanıklılığı artırmayı ve stratejik konumumuzu avantaja çevirmeyi öğrenmek zorundayız” diyen ardıç, “Ülkemiz açısından bu dönem yalnızca risk yaratmıyor; aynı zamanda önemli fırsat pencereleri de açıyor” dedi.</p>
<p>Türkiye; coğrafi konumu, güçlü üretim altyapısı, geniş pazar erişimi ve yetişmiş insan kaynağıyla bu yeni dönemde öne çıkabilecek ülkelerden biri olduğunu anlatan Ardıç, ticaretin yönünü sadece üretim gücü değil, diplomasi gücünün de belirlediğini söyledi.</p>
<p>Ankara’nın bilgi ve teknolojinin iç içe örtüldüğü stratejik bir şehir olarak öne çıktığını dile getiren Ardıç, Başkentin sadece Türkiye’nin değil Avrasya’nın en güvenilir yatırım merkezlerinden birisi olduğunu belirtti.</p>
<p>Riskin en yoğun olduğu coğrafyada, güvenin en yüksek olduğu ülkenin Türkiye olduğunu belirten Ardıç, “ Türkiye’de de bu güvenin kalbi Ankara’dır.</p>
<p>Ancak ne fırsatlar ne de potansiyel kendiliğinden gerçeğe dönüşmez; güçlü bir hazırlık şarttır^” dedi.</p>
<p>Makroekonomik görünüm ve sanayinin durumuna ilişkin değerlendirmede bulunan Ardıç, ortada açık bir gerçek olduğunu bildirdi ve “Maalesef biz sanayiciler nefes almakta zorlanıyoruz” dedi.</p>
<p>Haziran 2023’te yüzde 38.2 olan enflasyonun sadece 7.3 puan  düştüğüne vurgu yapan Ardıç, bu süreçte reel sektör üzerindeki baskının hafiflemediği gibi, tersine birçok alanda daha sert hissedilmeye başlandığını kaydetti.</p>
<p>Sanayi üretimi, PMI endeksi KKO, Reel Kesim Güven Endeksi gibi verilerin üretim tarafının nefes alamadığını gösterdiğinin altını çizen Ardıç, “Daha da önemlisi, bu süreç reel sektörün omuzlarına taşıyabileceğinden çok daha ağır bir yük bindirmiştir. Unutmayalım: Sanayi ekonominin akciğeridir. Sanayinin nefesi kesilirse yatırım iştahı düşer, üretim yavaşlar, büyümenin temeli zayıflar” dedi.</p>
<p><strong>“Enflasyonun hangi maliyetle düştüğü önemli”</strong></p>
<p>Enerji kaynakları sınırlı bir ülkenin kalkınmak için üretimden başka çaresi olmadığına işaret eden Seyit Ardıç, “Sanayi açısından bakıldığında mesele yalnızca enflasyonun düşmesi değildir; enflasyonun hangi maliyetle düştüğü de aynı derecede önemlidir. Çünkü bu düşüş; yüksek faiz, sıkı kredi koşulları, iç talep yavaşlaması ve finansman maliyetlerindeki artış eşliğinde gerçekleşmekte, sanayi katma değeri sınırlı kalmaktadır”  değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Taşıyıcı kolonlar yıpranıyor”</strong></p>
<p>Ardıç, yüksek enflasyonun bedelinin yüksek faizle, yüksek faizin bedelinin ise üretim kaybıyla ödendiğini belirtti.</p>
<p>“Reel sektörün omzundaki yük ağırlaştıkça ekonominin taşıyıcı kolonları da yıpranıyor”  diyen Ardıç, “Üretimi güçlendirmeden fiyat istikrarını sağlamak mümkün değildir. İçinde bulunduğumuz durum tam da budur. Yavaş da olsa fiyat istikrarına doğru bir ilerleme vardır; ama bu iyileşme henüz reel sektöre yansımamıştır” şeklinde konuştu.</p>
<p>Enflasyonla mücadelenin üretimi boğmadan, sanayiyi zayıflatmadan yürütülmesi gerektiğini dile getiren Ardıç, üretimin yeniden ayağa kalkması için girdi maliyetlerinin düşmesinin önemli olduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>“Politika tutarlılığı açısından soru işaretleri”</strong></p>
<p>Yenilenebilir enerji alanında önemli adımlar atıldığını ancak ani ve öngörülemeyen değişikliklerin olumlu seyri sekteye uğratma riski bulunduğunu bildiren Ardıç, “Özellikle lisanssız elektrik üretiminde “saatlik mahsuplaşma” uygulamasına geçiş, mevcut yatırımların fizibilitesini zayıflatmakta, yatırımcı güvenini sarsmakta ve sanayicimizin geleceğe dönük planlarını belirsizliğe sürüklemektedir”  dedi.</p>
<p>Bu tür düzenlemelerin stratejik hedeflerle çeliştiğini ifade eden Seyit Ardıç, yatırımlar teşvik edilirken ekonomik sürdürülebilirliği zedeleyebilecek adımların politika tutarlılığı açısından ciddi bir soru işareti yarattığını anlattı.</p>
<p><strong>"Finansman yapısındaki bozulma kritik risk alanı"</strong></p>
<p>Sanayinin karşı karşıya olduğu bir diğer kritik risk alanının da finansman yapısındaki bozulma olduğunu söyleyen Ardıç, “Dezenflasyon sürecinde uygulanan sıkı para politikası ve yüksek TL faizleri, firmalarımızı daha erişilebilir gördükleri döviz cinsi finansmana yönlendirmektedir. Bu tablo, sanayicilerimiz bugün maliyet baskısı altında, yarın ise ihracat pazarlarının daralması ve döviz gelirlerinin ani azalması halinde kur şoku riskiyle karşı karşıya kalabilir. Yani sorun yalnızca üretmek değildir, üreterek ayakta kalabilmektir. Çünkü kırılgan bir bilanço, tek bir kur hareketinde savrulabilir” diye konuştu.</p>
<p>Sanayicinin döviz borcuyla değil, üretim gücüyle büyümesi gerektiğini belirten Ardıç,  “Çünkü kur riskine teslim olmuş bir bilanço, ne yatırımı taşır ne üretimi büyütebilir” dedi. Ardıç, uygun maliyetli TL kredi imkanlarının genişletilmesini istedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yatırım programını ‘son derece stratejik bir adım’ olarak nitelendiren Ardıç, bunun küresel rekabette Türkiye’nin elini güçlendireceğini söyledi.</p>
<p>Başkan Seyit Ardıç, konuşmasının sonunda ASO’nun taleplerini şöyle özetledi:</p>
<p>Üretim ve ihracatı koruyan bir dezenflasyon süreci. döviz riskini büyütmeyen, erişilebilir ve öngörülebilir finansman. Ar-Ge’yi ürüne, ürünü üretime, üretimi ihracata bağlayan tutarlı bir teknoloji politikası. Yapay zekâyı, yeşil dönüşümü ve ileri teknolojiyi Ankara sanayisinin yeni sıçrama alanları haline getirecek kararlı bir eylem programı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ardic-sanayiciler-nefes-almakta-zorlaniyor-78176</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/4/1280x720/ardic-1772020466.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Haziran 2023’te yüzde 38.2 olan enflasyonun sadece 7.3 puan düştüğüne vurgu yaparak, bu süreçte reel sektör üzerindeki baskının hafiflemediği gibi, tersine birçok alanda daha sert hissedilmeye başlandığını kaydetti. Enflasyonun yüksek bir maliyetle düştüğünü belirten Ardıç, yüksek enflasyonun bedelinin yüksek faizle, yüksek faizin bedelinin ise üretim kaybıyla ödendiğini ifade etti. Ardıç, üretim devam ederken şartların her geçen gün ağırlaştığını ve sanayicilerin nefes almakta zorlandığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eyup-sevimli-izbasta-yeniden-baskani-secildi-78174</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 12:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eyüp Sevimli, İZBAŞ’ta yeniden başkan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir’in, cazibesi giderek artan kuzey aksında en önemli üretim ve yatırım bölgeleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi’nin 2025 yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>İZBAŞ İzmir Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş (İZBAŞ) ortaklarının yoğun katılım gösterdiği Genel Kurul’da, Sevimli Deri Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Bölgesi Deri Sanayicileri Derneği (EGE DERİDER) Başkanı Eyüp Sevimli oybirliği ile yeniden Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. Bölgede faaliyet gösteren tüm sektörler için 2025 yılının çok zor koşullar altında geride kaldığını belirten Sevimli, “Üç yılı tamamlamaya hazırlanan ekonomik programın enflasyon, yüksek faiz oranları ve finansman kaynaklarına erişim zorluğu gibi koşulları sanayiciye dayattığını söyledi.</p>
<h2>“Sanayici cenderenin içinde”</h2>
<p>Tüm sanayi sektörlerinin; ihracatlarını, istihdamlarını ve üretimlerini korumakta hiç olmadığı kadar zorluk çektiğini söyleyen Sevimli, “60 yıldır iş hayatının içinde olan bir arkadaşınız olarak, ülkemizden ve sınırlarımızın dışından kaynaklanan sayısız krizi yaşamış bir iş insanı olarak; Türk sanayisinin hiçbir dönemde böyle bir cenderenin içinde olmadığını özellikle belirtmem gerekiyor. Türkiye 80 yıldır enflasyon sorununu çözemedi” dedi.</p>
<p>Yatırım ikliminde yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen, pek çok yerli ve yabancı sermayeli yatırımcı ile görüşmeleri sürdürdüklerini dile getiren Sevimli, İzmir’in ve İZBAŞ’ın mukayeseli üstünlüklerini ve firmalara sundukları yatırım ortamını tüm yatırımcılarla paylaştıklarını söyledi.</p>
<p>Sevimli, yüzde 90 seviyesinde doluluk oranı ile faaliyet gösteren İZBAŞ’ın 140’ı yerli, 15’i yabancı, 8’i yerli ve yabancı ortaklı 165 firmaya ev sahipliği yaptığını belirtti. İZBAŞ’ın genişleme alanı olarak satın alınan 153 bin metrekare büyüklüğündeki arazinin Ticaret Bakanlığı tarafından resmi olarak serbest bölge statüsü kazandırılmasına yönelik çalışmaların devam ettiğini dile getiren Sevimli, eş zamanlı olarak sahada altyapı çalışmalarına ilişkin fizibilite çalışmalarına başladıklarını açıkladı.</p>
<p>İZBAŞ’ın Yönetim Kurulu Üyeleri ve temsil ettikleri şirketler şu isimlerden oluştu: Eyüp Sevimli, Süleyman Tahiroğlu, Marc Galiko, Abdurrahman Akay, Levent Balkara, Yunus Aytekin, Mehmet Eriten.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eyup-sevimli-izbasta-yeniden-baskani-secildi-78174</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/4/1280x720/eyup-sevimli-izbasta-yeniden-baskani-secildi-1777454632.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İZBAŞ İzmir Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ ortaklarının yoğun katılım gösterdiği genel kurulda, Sevimli Deri Yönetim Kurulu Başkanı ve Ege Bölgesi Deri Sanayicileri Derneği Başkanı Eyüp Sevimli, oybirliği ile yeniden Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atb-baskani-ali-candir-120-milyar-tllik-kredi-paketi-onemli-ancak-ihtiyac-daha-yuksek-78171</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çandır: 120 milyar TL’lik kredi paketi önemli, ancak ihtiyaç daha yüksek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası Nisan ayı Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Erdoğan Ekici yönetiminde gerçekleştirildi. TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Şubat ayından bu yana devam eden İran, ABD ve İsrail eksenindeki çatışmaların, dünya ekonomilerini olumsuz etkilemeye devam ettiğini söyledi.</p>
<p>Ateşkes söylemlerinin gündeme gelse de sahadaki gelişmelerin, özellikle İsrail’in saldırılarını kesintisiz şekilde sürdürdüğünü gösterdiğini ifade eden Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Suriye’nin ardından Lübnan’da da açık işgal girişimlerinin devam etmesi, bölgede emperyalist bir fırsatçılığın açık bir yansımasıdır. Yaşanmakta olan savaşın, abluka ve blokajların etkisiyle, belirsiz bir süre daha devam etme riskinin yüksek olduğunu görmekteyiz. İki aydır devam eden bu çatışmaların, uluslararası aktörlerin de ifade ettiği gibi, yalnızca petrol maliyetleri açısından dünya ekonomisine 238 milyar dolarlık bir yük getirdiği anlaşılmaktadır.’’</p>
<p><strong>"Antalya olumsuz etkilenmeye devam edecek"</strong></p>
<p>Petrol fiyatlarındaki artışların, ekonomide zincirleme etkiler yaratacağını vurgulayan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’İlk dalga petrol fiyatlarıdır; ardından gelen dalgalar ise çok daha geniş bir alanı etkiler. Son iki ayda bu etkinin yansımalarını yaşamaya başladık. Görünen o ki, savaş bugün sona erse dahi petrol piyasalarının eski dengesine dönmesi zaman alacaktır. Bu durum, dünya ekonomisinin kısa sürede toparlanmakta zorlanacağını, tarım ve turizm odaklı Antalya kentimiz ekonomisinin ise daha fazla etkileneceğini ortaya koymaktadır.’’</p>
<p><strong>"İhtiyaç daha yüksek"</strong></p>
<p>İş dünyasında öz sermaye yetersizliğinin yapısal bir sorun olmaya devam ettiğini  anlatan Çandır, ‘’Şirketlerimizin öz sermaye yetersizliği yapısal sorun olmaya devam ederken, krediye erişim ihtiyacı da aynı ölçüde yapısaldır. Mevcut koşullarda zaten pahalı ve erişimi zor olan finansman imkânlarının, önümüzdeki dönemde daha da sınırlı hale gelmesi beklenmektedir. Turizm ve ihracat sektörlerine yönelik açıklanan 120 milyar TL’lik kredi paketi önemli olmakla birlikte, ihtiyacın çok daha yüksek olduğu açıktır’’ dedi.</p>
<p><strong>"Tarımda tedarik zorluğu ve maliyet artışları üretimi zorluyor"</strong></p>
<p>TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve ATB Başkanı Ali Çandır, mevcut gelişmelerden en fazla olumsuz etkilenecek sektörlerin başında tarımın geldiğine dikkat çekti. Gübre, yem, enerji ve lojistik başta olmak üzere tüm girdilerde hem tedarik zorlukları hem de ciddi maliyet artışları yaşandığını anlatan Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Üreticimizin maliyetlerini bire bir fiyatlara yansıtma imkânının bulunmaması ise sorunu daha da derinleştirmektedir. Uzun süredir tarımsal maliyet yapımızdaki bozulmaya dikkat çekiyoruz. Bu konu hayati önemdedir. Çünkü maliyet yapısındaki bu bozulma, üretim faaliyetlerimizi sürdürülemez hale getirmektedir. Özellikle girdi ve işçilik maliyetlerindeki artış, üretim üzerinde ağır bir baskı oluşturmaktadır. Bu dengesizlik faaliyetlerimizi yavaşlatan ve atalete uğratan bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Tarımsal üretimin ve mevcut kapasitenin korunması için bu baskının azaltılması zorunludur.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atb-baskani-ali-candir-120-milyar-tllik-kredi-paketi-onemli-ancak-ihtiyac-daha-yuksek-78171</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/1/1280x720/atb-baskani-ali-candir-120-milyar-tllik-kredi-paketi-onemli-ancak-ihtiyac-daha-yuksek-1777452685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, turizm ve ihracat sektörlerine yönelik açıklanan 120 milyar TL’lik kredi paketinin önemli, ancak ihtiyacın çok daha yüksek olduğunu belirterek, savaşın devam etmesinin Antalya tarım ve turizm sektörlerini olumsuz etkilemeye devam edeceğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gayrimenkul-satislarinda-odeme-sistemi-duzenlemesi-78167</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gayrimenkul satışlarında &#039;ödeme sistemi&#039; düzenlemesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan yönetmelik değişikliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Bu kapsamda, taşınmaz satışlarında "ödeme sistemi" kullanılacak.</p>
<p>Düzenleme çerçevesinde, işletmelerin ve diğer gerçek veya tüzel kişilerin taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale, elektronik fon transferi veya Bakanlıkça belirlenen diğer ödeme yöntemleriyle yapılması halinde taşınmaz satış bedeli ve taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan sistem üzerinden ödenecek.</p>
<p>Taşınmaz satış bedelinin bir kısmının veya tamamının banka veya finansman ve tasarruf finansman şirketlerince kredilendirilmesi halinde kredi tutarı haricindeki ödemeler için ödeme sistemi kullanılacak.</p>
<p>Sistem üzerinden yapılan her işlemde kullanım bedeli alınacak. Kullanım bedeli satıcıya aktarılan taşınmaz satış bedelinden mahsup edilecek.</p>
<p>Sisteme ilişkin her türlü iş ve işlemin takibi, teknik sorunların tespiti ve çözüm önerilerinin geliştirilmesi amacıyla Ticaret ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği bakanlıklarının ilgili birim temsilcilerinden komisyon oluşturulacak.</p>
<p>Ödeme sisteminin kurulmasına ve işletilmesine, sisteme dahil olmayacak taşınmaz satışlarına, verilen hizmetler karşılığında alınacak kullanım bedeli ile bu bedelin paylaşımına ve komisyonun kuruluşuna, çalışmasına, görev ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esaslar, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının görüşü alınarak, Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenecek ve duyurulacak.</p>
<p>1 Temmuz'a kadar yapılacak taşınmaz satışlarında söz konusu ödeme sistemi kullanılmayabilecek. Bakanlık bu tarihi 3 aya kadar uzatabilecek.</p>
<p><strong>Bakanlıktan açıklama</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, Türkiye'de, taşınmaz satışlarında satış bedelinin satıcıya genellikle elden ödendiği ifade edildi.</p>
<p>Söz konusu durumun kayıt dışı işlemlere, alıcı ve satıcı taraflar açısından bazen ödememe ihtilaflarına yol açabildiği, işlemlerde güvensizlik yarattığı, tarafların yüksek meblağda nakit taşımasına neden olduğu ve paranın çalınması gibi riskleri ortaya çıkardığı belirtilen açıklamada, "Taşınmaz satışlarında alıcı ve satıcı tarafların dolandırıcılık ve hırsızlık riskine maruz kalmaması, kayıt dışılığın azaltılması, para transferinin güvenli bir ortamda gerçekleştirilmesi amaçları doğrultusunda güvenli ödeme sisteminin zorunlu hale getirilmesi için Bakanlığımız tarafından Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik'te değişiklik yapılmıştır." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p>Açıklamada, düzenlemeyle 1 Temmuz'dan itibaren taşınmaz satışlarında ödemenin bir kısmının veya tamamının nakit, havale veya elektronik fon transferi ile yapılması halinde satış bedelinin, taşınmaz mülkiyeti ile bedelin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayan "Güvenli Ödeme Sistemi" üzerinden yapılmasının zorunlu olacağına dikkat çekilerek, Bakanlığa söz konusu süreyi 3 aya kadar uzatma yetkisi verildiğinin altı çizildi.</p>
<p>Sistemin zamanında ve eksiksiz şekilde uygulamaya alınabilmesi için Bakanlık ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü işbirliğinde teknik çalışmalara başlandığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Ticaret Bakanlığı olarak, vatandaşlarımızın menfaatlerinin korunması ve emlak sektöründe istikrarlı, şeffaf ve dengeli bir piyasanın tesisi için gerekli tüm tedbirler alınmaya devam edilecektir."</p>
<p><strong>Taşınmaz, motorlu kara taşıtları ve kuyum ticareti yetki belgelerinde "tadil" düzenlemesi</strong></p>
<p>Taşınmaz ticaretinin yanı sıra motorlu kara taşıtları ve kuyum ticaretine ilişkin yönetmelik değişiklikleri de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, taşınmaz, motorlu kara taşıtları ve kuyum ticaretinde yetki belgeleri, ticaret ünvanı veya işletme adı değişikliği hariç olmak üzere, içeriğindeki bilgilerden herhangi birinde değişiklik olması durumunda tadil edilecek.</p>
<p>Ticaret ünvanı veya işletme adının değişmesi durumunda yetki belgesi yenilenecek.</p>
<p>Kuyum ve taşınmaz ticareti için tadil ve yenileme başvurusu, değişikliğin gerçekleştiği tarihten itibaren 10 gün içinde, motorlu kara taşıtlarında ise 30 gün içinde "Bilgi Sistemi" üzerinden yapılacak.</p>
<p>Taşınmaz ticaretinde işletme adresinin değişmesi nedeniyle yetki belgesinin tadili veya ticaret ünvanının veya işletme adının değişmesi nedeniyle yetki belgesinin yenilenmesi durumunda, belgenin tadil edildiği veya yenilendiği tarihten itibaren 10 gün içinde o işletmenin sözleşmeli işletmelerinin yetki belgeleri de herhangi bir başvuruya gerek olmaksızın tadil edilecek veya yenilenecek.</p>
<p>Öte yandan, motorlu kara taşıtları ticaretinde yetki belgesi başvurusunda bulunan alım satım sorumlusunun en az ilköğretim mezunu olması gerekecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gayrimenkul-satislarinda-odeme-sistemi-duzenlemesi-78167</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/9/1280x720/konut-1766377672.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan düzenlemeyle, gayrimenkul satışlarında belirli ödeme yöntemlerinin kullanılması halinde satış bedeli, taşınmaz mülkiyeti ile satış bedelinin eş zamanlı el değiştirmesini sağlayacak şekilde oluşturulan sistem üzerinden ödenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turk-eximbanktan-cdp-ile-100-milyon-euroluk-kredi-anlasmasi-78165</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 11:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk Eximbank&#039;tan CDP ile 100 milyon euroluk kredi anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Eximbank'ın, İtalya’nın ulusal kalkınma kuruluşu Cassa Depositi e Prestiti S.p.A. (CDP) ile 100 milyon euro tutarında ve 10 yıl vadeli kredi anlaşması imzaladığı duyuruldu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, anlaşma, iki kurum arasında 2025 yılında imzalanan mutabakat zaptı ile temelleri atılan stratejik iş birliğinin somut adımlarından birini oluşturuyor. Sağlanan uzun vadeli finansman kaynağının, başta kadın girişimciler olmak üzere, 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerde faaliyet gösteren işletmelerin yeniden yapılanma süreçlerinin desteklenmesi, orta-yüksek teknoloji üreten firmaların finansmana erişiminin güçlendirilmesi ve KOBİ’lerin ihracat kapasitelerinin artırılması amacıyla kullandırılacağı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, "Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesine katkı sunması hedeflenen bu finansman, aynı zamanda uluslararası kalkınma finansmanı alanındaki iş birliklerinin çeşitlendirilmesi açısından da önem taşıyor. Bu kapsamda sağlanan kredi, Türk Eximbank’ın G7 Kalkınma Finans Kuruluşları tarafından başlatılan ve gelişmekte olan ekonomilerde toplumsal cinsiyet eşitliğini teşvik etmeyi amaçlayan 2X Challenge girişimi ile uyumlu olarak gerçekleştirilen ilk işlem olma özelliğini taşıyor. 2X Challenge inisiyatifi; kadın girişimcilerin finansmana erişimini artırmayı, kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını sağlamayı ve ölçülebilir kalkınma etkisi yaratmayı hedefleyen küresel bir finansman platformu olarak öne çıkıyor." denildi. </p>
<p>Açıklamanın devamında ise şunlar kaydedildi: "Gerçekleştirilen bu anlaşma ile Türk Eximbank, uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla geliştirdiği stratejik iş birliklerini daha da genişletirken, ihracatçı firmaların uzun vadeli ve uygun maliyetli finansmana erişimini güçlendirmeye yönelik çalışmalarını da sürdürüyor. Sağlanan kaynağın özellikle depremden etkilenen bölgelerde ekonomik faaliyetlerin yeniden canlandırılması, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve teknoloji yoğun üretim kapasitesinin artırılması yönünde önemli katkılar sunması bekleniyor."</p>
<p><strong>"Kalkınma finansmanında çok boyutlu etki"</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f1bfa5ad61e-1777450917.jpg" alt="" width="700" height="476" /></strong>Kredi anlaşmasını değerlendiren Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, “Uluslararası kalkınma finansmanı ekosistemi, günümüzde yalnızca sermaye akışlarının yönünü değil, aynı zamanda kalkınmanın niteliğini de belirleyen çok boyutlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu yeni dönemde finansman kaynaklarının; sürdürülebilir büyüme, kapsayıcı kalkınma ve toplumsal refah gibi hedeflerle uyumlu biçimde yapılandırılması giderek daha fazla önem kazanıyor. Türk Eximbank olarak biz de ihracatçılarımızın küresel rekabet gücünü desteklerken, finansman faaliyetlerimizi aynı zamanda kalkınma politikalarının tamamlayıcı bir unsuru olarak konumlandırıyoruz. İtalya’nın köklü kalkınma finansmanı kuruluşlarından CDP ile hayata geçirdiğimiz anlaşma, bu yaklaşımın somut bir yansımasıdır. 10 yıl vadeli ve 100 milyon euro tutarındaki bu kaynak, yalnızca ihracatçı firmalarımızın finansman ihtiyacını karşılamakla kalmayacak; aynı zamanda depremden etkilenen bölgelerde ekonomik toparlanma sürecini destekleyecek, kadın girişimciliğinin güçlenmesine katkı sağlayacak ve teknoloji yoğun üretim kapasitesinin gelişimini teşvik edecektir.” dedi.</p>
<p><strong>2X Challenge ile uyumlu ilk finansman</strong></p>
<p>Bu işlemin, G7 Kalkınma Finans Kuruluşları tarafından başlatılan 2X Challenge girişimi ile uyumlu olarak gerçekleştirdikleri ilk finansman olmasının kendileri için de çok kıymetli olduğunu belirten Güney, “Kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımının sağlanmasının yalnızca toplumsal değil, aynı zamanda ekonomik verimlilik ve sürdürülebilir büyüme açısından da kritik bir unsur olduğuna inanıyoruz. Türk Eximbank olarak önümüzdeki dönemde de uluslararası kalkınma ve finans kuruluşlarıyla kurduğumuz stratejik ortaklıkları çeşitlendirmeyi, ihracatçılarımıza sunduğumuz uzun vadeli finansman araçlarını geliştirmeyi ve Türkiye’nin üretim ile ihracat kapasitesini daha yüksek katma değerli bir yapıya kavuşturacak projeleri desteklemeyi kararlılıkla sürdüreceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turk-eximbanktan-cdp-ile-100-milyon-euroluk-kredi-anlasmasi-78165</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/6/1280x720/eximbank-1774854119.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Eximbank, İtalya’nın ulusal kalkınma kuruluşu CDP ile kadın girişimci firmalar ve depremzede işletmelerde kullandırılmak amacıyla 100 milyon euro tutarında kredi anlaşması imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-martta-yuzde-81-78163</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik martta yüzde 8,1</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart 2026'ya ait iş gücü istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve üstü yaş grubundaki işsiz sayısı, martta bir önceki aya kıyasla 96 bin azalarak 2 milyon 873 bin kişiye geriledi. İşsizlik oranı da 0,3 puan azalışla yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise 0,1 puan arttı.</p>
<p>İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,8, kadınlarda yüzde 10,7 olarak tahmin edildi.</p>
<p>Söz konusu ayda 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı, martta bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 15,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 12,8, kadınlarda yüzde 20,4 olarak hesaplandı.</p>
<p><strong>İstihdan sayısı 226 bin arttı</strong></p>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı, martta bir önceki aya kıyasla 226 bin kişi artarak, 32 milyon 425 bin kişi oldu. İstihdam oranı ise 0,3 puan artışla, yüzde 48,5 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 66 iken, kadınlarda yüzde 31,5 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü, martta bir önceki aya göre 129 bin kişi artarak, 35 milyon 298 bin kişiye ulaştı. İş gücüne katılma oranı ise 0,1 puan yükselişle, yüzde 52,8 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,8 iken, kadınlarda yüzde 35,3 olarak hesaplandı.</p>
<p>İstihdam edilenlerden referans döneminde iş başında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi, martta bir önceki aya göre 0,8 saat azalarak, 41,7 saat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı, martta aylık bazda 1,6 puan artarak, yüzde 31,5 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 21 iken, işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 20,4 olarak tahmin edildi.</p>
<p>Türkiye genelinde mart ayına ilişkin mevsim etkilerinden arındırılmış temel iş gücü göstergeleri şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>15 ve daha yukarı yaştakiler</td>
<td>Toplam</td>
<td>Erkek</td>
<td>Kadın</td>
</tr>
<tr>
<td>Nüfus (bin kişi)</td>
<td>66.798</td>
<td>33.025</td>
<td>33.773</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücü (bin kişi)</td>
<td>35.298</td>
<td>23.386</td>
<td>11.912</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam (bin kişi)</td>
<td>32.425</td>
<td>21.792</td>
<td>10.633</td>
</tr>
<tr>
<td>İşsiz (bin kişi)</td>
<td>2.873</td>
<td>1.593</td>
<td>1.280</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücüne dahil olmayanlar (bin kişi)</td>
<td>31.500</td>
<td>9.639</td>
<td>21.861</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücüne katılma oranı (yüzde)</td>
<td>52,8</td>
<td>70,8</td>
<td>35,3</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam oranı (yüzde)</td>
<td>48,5</td>
<td>66</td>
<td>31,5</td>
</tr>
<tr>
<td>İşsizlik oranı (yüzde)</td>
<td>8,1</td>
<td>6,8</td>
<td>10,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Genç nüfusta işsizlik oranı (15-24 yaş)</td>
<td>15,3</td>
<td>12,8</td>
<td>20,4</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-martta-yuzde-81-78163</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/istihdam.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre işsizlik oranı, aylık bazda 0,3 puan azalışla yüzde 8,1 oldu. Yıllık bazda ise işsizlik oranında 0,1 puanlık artış meydana geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekonomik-guven-yuzde-15-azaldi-78162</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomik güven yüzde 1,5 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ait ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, martta 100,7 olan endeks, nisanda yüzde 1,5 gerileyerek 96,4 değerine indi.</p>
<p>Tüketici güven endeksi, nisanda aylık bazda yüzde 0,5 artarak 85,5'e yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde reel kesim güven endeksi, yüzde 1,4 azalışla 98,6 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Hizmet sektörü güven endeksi, yüzde 3,1 gerilemeyle 109,7 oldu.</p>
<p>Perakende ticaret sektörü güven endeksi, yüzde 1,8 düşüşle 111,6, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 3,6 artarak 83,6 değerini aldı.</p>
<p>Ekonomik güven endeksinde yaklaşık son 5 yılın aylık verileri şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Aylar/Yıllar</td>
<td>2022</td>
<td>2023</td>
<td>2024</td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Ocak</td>
<td>102,6</td>
<td>99,9</td>
<td>99,6</td>
<td>99,7</td>
<td>99,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Şubat</td>
<td>99,7</td>
<td>99,4</td>
<td>99,2</td>
<td>99,2</td>
<td>100,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Mart</td>
<td>96,6</td>
<td>99,3</td>
<td>100,4</td>
<td>100,8</td>
<td>97,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Nisan</td>
<td>96</td>
<td>102,8</td>
<td>99,3</td>
<td>96,5</td>
<td>96,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Mayıs</td>
<td>98,3</td>
<td>104,2</td>
<td>98,4</td>
<td>96,5</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Haziran</td>
<td>95</td>
<td>101,7</td>
<td>95,9</td>
<td>96,5</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Temmuz</td>
<td>94,5</td>
<td>99,7</td>
<td>94,3</td>
<td>96,1</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ağustos</td>
<td>95,1</td>
<td>94,5</td>
<td>93,1</td>
<td>97,7</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Eylül</td>
<td>95,1</td>
<td>95,7</td>
<td>95</td>
<td>97,7</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ekim</td>
<td>98</td>
<td>96,8</td>
<td>98,1</td>
<td>98</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Kasım</td>
<td>97,7</td>
<td>95,5</td>
<td>97,1</td>
<td>99,3</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Aralık</td>
<td>98,6</td>
<td>96,5</td>
<td>98,8</td>
<td>99,4</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekonomik-guven-yuzde-15-azaldi-78162</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ekonomik-guven-endeksi-kalem-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre ekonomik güven endeksi, yüzde 1,5 azalarak 96,4&#039;e indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-piyasasinda-lisans-ve-yaptirim-cercevesi-guncellendi-78161</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik piyasasında lisans ve yaptırım çerçevesi güncellendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, "eskisinin devamı mahiyetinde" verilen yeni lisanslara ek yaptırım şartı getirildi. Söz konusu lisanslar kapsamında belirlenen yükümlülüklerin süresi içinde yerine getirilmemesi halinde, ilgili tüzel kişilere belirlenen yaptırımlar uygulanacak.</p>
<p>Ayrıca, düzenlemeyle ön lisans sahipleri de yaptırım kapsamına dahil edildi. Daha önce yalnızca lisans sahibi şirketlerin mevzuata aykırı davranışlarını içeren hüküm, ön lisans sahiplerinin de mevzuata aykırı hareket etmesi ve belirlenen yükümlülükleri süresi içinde yerine getirmemesi durumunda yaptırım uygulanmasını öngörecek şekilde revize edildi.</p>
<p>Öte yandan, elektrik piyasasında marka ve unvan kullanımına yönelik yeni sınırlamalar getirildi. Görevli tedarik şirketleri dışındaki tedarik lisansı sahibi şirketlerin, dağıtım şirketlerinin bölge adlarını unvanlarında kullanması ve aynı marka ile logoyu paylaşması yasaklandı. Aynı kısıtlamalar, toplayıcı lisansı sahibi şirketler için de geçerli olacak.</p>
<p>Düzenleme kapsamında lisans süreçlerine ilişkin bazı cezai ve mali yaptırımlar ise yürürlükten kaldırıldı. Ortaklık yapısı değişiklikleri, lisans tadil başvuruları ve bildirim yükümlülüklerine yönelik uygulanan katlı bedel hükümleri mevzuattan çıkarılırken izinsiz pay değişiklikleri veya süresi içinde yapılmayan başvurular için uygulanan üç kat ve takip eden yıllarda artan tadil bedeli uygulaması sona erdirildi.</p>
<p>Ayrıca, birleşme ve bölünme işlemlerinde yükümlülüklerin süresi içinde yerine getirilmemesi halinde uygulanan üç kat lisans alma bedeli ile Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreçlerinde süre aşımına bağlı katlı bedel yaptırımları da kaldırıldı. Devir, satış ve kiralama işlemlerinde yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmemesi halinde öngörülen üç kat lisans bedeli uygulaması da yürürlükten kaldırılan hükümler arasında yer aldı.</p>
<p>Geçici maddelerle birlikte, tedarik ve toplayıcı lisansı sahibi şirketlere getirilen unvan ve marka ayrıştırma yükümlülükleri için uyum takvimi belirlendi. Buna göre, mevcut durumda aykırılığı bulunan şirketlerin en geç 31 Aralık’a kadar mevzuata uyum sağlaması gerekecek.</p>
<p>Aynı zamanda, artırımlı lisans ve tadil bedellerinin kaldırılmasının ardından, geçmiş yükümlülüklerini yerine getirmemiş ancak bu kapsamda işlem tesis edilmemiş şirketler için yaptırım süreci yeniden tanımlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-piyasasinda-lisans-ve-yaptirim-cercevesi-guncellendi-78161</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, elektrik piyasasında lisans devri, yaptırım kapsamı ve şirket unvanlarıyla ilgili kuralları yeniden düzenledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ankara-ve-istanbuldaki-tasinmazlar-icin-ihale-duzenlenecek-78160</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara ve İstanbul&#039;daki taşınmazlar için ihale düzenlenecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Ankara ve İstanbul'daki taşınmazları satış yöntemiyle özelleştirecek.</p>
<p>ÖİB'nin ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde bir, Yenimahalle'de iki, İstanbul'un Beşiktaş ilçesinde bir, Sarıyer'de iki olmak üzere 6 taşınmazın satışı yapılacak.</p>
<p>Bu taşınmazlar için ihale şartnamesi bedeli 5 bin lira ila 7 bin 500 lira, geçici teminat bedeli 400 bin lira ila 3 milyon 500 bin lira arasında değişiyor.</p>
<p>Son teklif verme tarihi söz konusu taşınmazlar için 3 Haziran olarak belirlendi.</p>
<p>İhaleler birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek. İhale, pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla yapılacak açık artırmayla sonuçlandırılacak.</p>
<p>İhalelere ilişkin belgelerin, Başkanlığın Ankara'daki adresine son teklif verme tarihinde saat 18.00'e kadar elden teslim edilmesi gerekiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ankara-ve-istanbuldaki-tasinmazlar-icin-ihale-duzenlenecek-78160</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara&#039;nın Gölbaşı ve Yenimahalle, İstanbul&#039;un Beşiktaş ve Sarıyer ilçesinde bulunan 6 taşınmazın satışı için ihale düzenlenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiad-ydk-baskani-kucukkayalar-surdurulebilir-buyumenin-anahtari-guven-istikrar-ve-ongorulebilirlik-78269</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 09:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUSİAD: Sürdürülebilir büyümenin anahtarı; güven, istikrar ve öngörülebilirlik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Yüksek Danışma Kurulu Başkanı Buğra Küçükkayalar, dünya ve Türkiye gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, küresel ölçekte artan belirsizliklerin iş dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Küçükkayalar, mevcut konjonktürde güven, istikrar ve öngörülebilirliğin her zamankinden daha kritik hale geldiğini söyledi. “Dünya ve insanlık olarak son derece hassas bir dönemden geçiyoruz” diyen Küçükkayalar, küresel ısınma, savaşlar ve jeopolitik gerilimlerin riskleri artırdığını ifade etti. Bu sürecin doğru yönetilmesi halinde Türkiye için önemli fırsatlar doğabileceğini belirten Küçükkayalar, “Jeoekonomik dönüşümün yaşandığı bu dönemde Türkiye’nin üretim üssü olma potansiyeli oldukça güçlü” dedi. Türkiye’nin mevcut ekonomik koşullarına da değinen Küçükkayalar, özellikle enflasyonla mücadelede yaşanan zorlukların iş dünyasını doğrudan etkilediğini belirtti. Enerji ve hammadde maliyetlerindeki artışın enflasyon üzerindeki baskıyı artırdığına işaret eden Küçükkayalar, şöyle konuştu: “İş dünyası olarak bu zorlu koşullara uyum sağlamaya çalışıyoruz. Ancak üretimin sürdürülebilirliği için finansmana erişimin kolaylaştırılması ve üretici kesime yönelik düzenleyici desteklerin artırılması büyük önem taşıyor.”</p>
<h2>“Gençler bizim geleceğimiz”</h2>
<p>Eğitim ve gençlik konusuna da değinen Küçükkayalar, son dönemde yaşanan toplumsal olayların gençlerin içinde bulunduğu koşulların daha dikkatli ele alınması gerektiğini gösterdiğini söyledi. “Gençler sadece toplumun değil, iş dünyasının da geleceğidir” diyen Küçükkayalar, eğitim sisteminin bilim, akıl, üretim ve sorgulama temelli bir yapıya kavuşturulması gerektiğini vurguladı. Beyin göçü riskine de dikkat çeken Küçükkayalar, gençlerin kendilerini özgürce ifade edebilecekleri bir ortamın oluşturulmasının kritik olduğunu ifade etti. Toplumsal güvenin yeniden tesis edilmesinin altını çizen Küçükkayalar, “İş dünyası için üç temel unsur vardır: güven, istikrar ve öngörülebilirlik. Bu üçlü birbirinden ayrı düşünülemez. Güven olmadan istikrar, istikrar olmadan da öngörülebilirlik sağlanamaz” dedi. Güven kavramının yalnızca adalet sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Küçükkayalar, toplumun tüm kesimlerinde ve kurumlar arasında güvenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Liyakat ilkesine olan inancın da bu sürecin önemli bir parçası olduğunu ifade eden Küçükkayalar, güçlü bir toplumsal güven ortamının hem ekonomik istikrarı destekleyeceğini hem de dış risklere karşı dayanıklılığı artıracağını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiad-ydk-baskani-kucukkayalar-surdurulebilir-buyumenin-anahtari-guven-istikrar-ve-ongorulebilirlik-78269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/9/1280x720/busiad-surdurulebilir-buyumenin-anahtari-guven-istikrar-ve-ongorulebilirlik-1777532007.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Yüksek Danışma Kurulu, dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmelerle ilgili bir bildiri yayımladı. Güven, istikrar, öngörülebilirlik çağrısında bulunan BUSİAD YDK, toplumsal güven ortamının sağlanması konusunda çağrıda bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dijital-donusum-is-yapis-seklini-degistiriyor-78143</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dijital dönüşüm, iş yapış şeklini değiştiriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SELÇUK ALTUN</strong></p>
<p>Sigorta sektörü, son yıllarda hızlanan dijitalleşme dalgasıyla köklü bir dönüşüm sürecine girdi. “Insurtech” olarak adlandırılan yeni nesil teknolojik uygulamalar; poliçe üretiminden hasar yönetimine kadar birçok alanda iş yapış biçimlerini yeniden şekillendiriyor. Özellikle yapay zekâ destekli fiyatlama, otomatik hasar süreçleri ve müşteri deneyimini odağa alan dijital platformlar, sektörün ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde, hem küresel hem de yerel ölçekte sigortacılığın daha fazla teknoloji odaklı bir yapıya evrilmesi bekleniyor. Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte, rekabetin de geleneksel şirketler ile teknoloji tabanlı yeni oyuncular arasında daha da artacağı öngörülüyor.</p>
<p>İnsurtech yatırımlarında daha çok kârlılık odaklı daha seçici yatırım stratejileri öne çıkmakla birlikte, dijital dönüşümün merkezinde ise üç temel alan bulunuyor: yapay zekâ, veri analitiği ve gömülü sigorta (embedded insurance). Yapay zekâ sayesinde risk analizi daha hassas yapılabilirken, hasar süreçleri de önemli ölçüde hızlanıyor. Gömülü sigorta çözümleri ise e-ticaret ve finansal teknolojilerle entegre edilerek sigorta ürünlerini daha erişilebilir hale getiriyor.</p>
<h2>Türkiye’de potansiyel büyük</h2>
<p>Türkiye’de bu konuda hızlı dönüşüm süreci yaşanıyor. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) attığı dijitalleşme adımları ve sektöre yönelik regülasyonları, bu dönüşümü destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. Türkiye Sigorta Birliği öncülüğünde yürütülen projeler de sektörün dijital altyapısını güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Yerel pazarda faaliyet gösteren insurtech girişimleri ise özellikle dağıtım kanalları, karşılaştırma platformları ve mikro sigorta çözümleriyle öne çıkıyor. Bankasürans, mobil uygulamalar ve API tabanlı entegrasyonlar sayesinde sigorta ürünlerinin daha geniş kitlelere ulaşması sağlanıyor.</p>
<p>Uzmanlara göre Türkiye sigorta sektörü, genç nüfus, artan dijitalleşme oranı ve düşük sigorta penetrasyonu sayesinde önemli bir büyüme potansiyeli barındırıyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçmesi için veri kullanımının geliştirilmesi, müşteri güveninin artırılması ve inovasyon ekosisteminin güçlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dijital-donusum-is-yapis-seklini-degistiriyor-78143</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/3/1280x720/insurtech-1777442461.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sigorta sektörü, insurtech uygulamalarıyla hızla dijitalleşirken iş yapış modelleri köklü biçimde değişiyor. Yapay zekâ, veri analitiği ve gömülü sigorta çözümleri; fiyatlama, risk analizi ve hasar süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getiriyor. Türkiye’de regülasyonlar ve sektör projeleri dönüşümü desteklerken, genç nüfus ve düşük penetrasyon büyüme potansiyelini artırıyor. Ancak gelişim için veri kullanımı, güven ve inovasyon kritik önem taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sorumlulugun-adaleti-olmadan-vergi-sisteminde-saglikli-isleyis-olmaz-78142</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sorumluluğun adaleti olmadan vergi sisteminde sağlıklı işleyiş olmaz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Meslek mensuplarına sınırsız sorumluluk yükleyen mevcut sistem sürdürülebilir değildir. Müteselsil sorumluluk istisnai hale getirilmeli, sorumluluğa makul bir üst sınır konulmalı ve bu yapının tamamlayıcısı olarak zorunlu mesleki sorumluluk sigortası mutlaka hayata geçirilmelidir. </strong></p>
<p>Vergi sisteminin sağlıklı işlemesi, yalnızca mükelleflerin beyanlarına değil, defter kayıtlarının belgelerine dayalı olarak sağlıklı tutulmasında ve bu beyanların hazırlanmasında, imzalanmasında ve tasdikinde görev alan mali müşavirlerin emeğine, bilgisine ve sorumluluğuna dayanmaktadır.</p>
<p>Ancak 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca; yeminli mali müşavirlere verdikleri doğruluk denetimi ve tasdik hizmeti nedeniyle, serbest muhasebeci ve mali müşavirlere de uygunluk denetimi ve beyanname imzalama yetkileri nedeniyle öngörülen müteselsil sorumluluk uygulaması, istisnai bir mekanizma olmaktan çıkmış, neredeyse genel bir tahsil yöntemi haline dönüşmüştür. Bu kapsamda mali idarenin “alacağımı bulduğumdan tahsil ederim” yaklaşımı, hukuki olarak mümkün görünse de hakkaniyet açısından ciddi bir sorun üretmektedir. Çünkü bu yaklaşım, çoğu zaman asıl fiili gerçekleştiren mükellefi geri plana iterken, sistem içinde görünür ve erişilebilir olan meslek mensubunu birincil hedef haline getirmektedir.</p>
<p>Oysa bu noktada sorulması gereken basit bir soru vardır: Vergi ziyaının gerçek sorumlusu kimdir? Mali müşavir; işletmenin sahibi değildir, karar vericisi değildir, ticari riskleri yöneten taraf değildir. Mali müşavir, kendisine sunulan ya da erişebildiği bilgi ve belgeler çerçevesinde görev yapan, güvence sağlayan bir profesyoneldir. Buna rağmen ortaya çıkan her vergi ziyaında, kusur ayrımı yapılmaksızın müteselsil sorumluluk yüklenmesi, hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.</p>
<p>Bu noktada öncelikle müteselsil sorumluluk yeniden tanımlanmalıdır. Bu sorumluluk; iştirak, kasıt ve özellikle haksız KDV iadesi gibi sistematik suistimallerle sınırlı tutulmalıdır. Bu tür ağır ve bilinçli fiillerde elbette mali müşavir de sorumluluk üstlenmelidir. Ancak bunun dışındaki durumlarda esas olan müşterek sorumluluk olmalıdır. Yani kamu, alacağını öncelikle mükelleften tahsil etmeli; ancak tahsil edilemeyen durumlarda, kusuru oranında meslek mensubuna yönelmelidir.</p>
<p>İkinci ve daha kritik sorun ise sorumluluğun sınırsızlığıdır. Bugün bir mali müşavir, ortaya çıkan vergi ziyaı ve cezaları nedeniyle tüm malvarlığıyla, üstelik çoğu zaman kendi kusurunu aşan bir yükle karşı karşıya kalabilmektedir. Bu durum, hukukun “ölçülülük” ve “orantılılık” ilkelerini açıkça ihlal etmektedir. Sınırsız risk altında meslek icrası sürdürülebilir değildir. Bu yalnızca mali müşavirlerin sorunu değil, doğrudan vergi sisteminin geleceğini ilgilendiren yapısal bir meseledir.</p>
<p>Hakkaniyetli bir sorumluluk öngörülebilmesi için mali müşavirlerin hangi standart ve prosedürlerle işlerini yapacakları düzenlenmelidir. Ayrıca mali müşavirlerin sorumluluğuna açık, makul ve uygulanabilir bir üst sınır getirilmelidir. Ancak bu tek başına yeterli değildir. Bu sınırın gerçek anlamda işlerlik kazanabilmesi için “Zorunlu mesleki sorumluluk sigortası” şartı hayata geçirilmelidir. Zorunlu sigorta sistemi: Kamu alacağını güvence altına alır, mali müşaviri yıkıcı mali risklerden korur, sisteme öngörülebilirlik ve istikrar kazandırır.</p>
<p>Sorumluluğun hizmetin kalite ve standartlarına bağlandığı, sorumluluğa üst limit getirilerek sigortalanabildiği ve güvence altına alındığı bir model, modern vergi sistemlerinin vazgeçilmez unsurudur.</p>
<p>Bugün yapılması gereken, sorumluluğu genişletmek değil, adil hale getirmektir. Çünkü adaletin olmadığı yerde sorumluluk, güven üretmez; yalnızca yük üretir. Meslek mensubunu korumak, vergi sistemini korumaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sorumlulugun-adaleti-olmadan-vergi-sisteminde-saglikli-isleyis-olmaz-78142</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sorumluluğun adaleti olmadan vergi sisteminde sağlıklı işleyiş olmaz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/degerleme-isi-hizli-buyuyor-dogru-fiyat-herkese-lazim-78141</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değerleme işi hızlı büyüyor ‘doğru fiyat’ herkese lazım!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye, mümkün olduğu kadar kısa sürede dünyanın en büyük kentsel dönüşüm süreçlerinden birini yönetmek ve başarmak zorunda. Ayrıca nüfusu yaşlanma eğilimine girmiş olsa da kentsel dönüşüm hariç ülkemizde her yıl üretilmesi gereken ilk el konut rakamları (650-800 bin arası) yüksek sayılır.</strong></p>
<p>Bazı bilim insanları ‘gayrimenkul değerleme’ işinin ya da mesleğinin, paranın ilk kullanıma başlandığı zamanlardan beri var olduğunu kabul ediyor. İnsanların başını sokacak bir yere muhtaçlığının ‘medeniyetlerin başlangıcına kadar’ uzandığı düşünülürse bu, genel geçer bir kabul sayılır. Güncel haliyle gelişmiş ülkelerde çok güçlü regülasyonlara sahip bir ‘meslek ya da sektör’ olarak gelişimini sürdürüyor. Ülkemizde ise son yıllarda hukuki altyapısı, uygulama alanları ve mesleki standartları büyük ölçüde tamamlandı. Elbette yeniden düzenlenmesi gereken konular olabilir ve bu yönde yeni adımlar atılabilir. Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği’nin (TDUB) yayınladığı sektör verilerine göre değerleme uzmanlarının ve sektörün rapor üretimi genellikle yükseliş trendini koruyor. 2025 sonu itibariyle ülkemizde 6 bin 300’e yakın değerleme uzmanı görev yapıyordu ki aynı yılın başında bu rakam 5 bin 700 civarındaydı. 31 Aralık 2025 itibariyle Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) tarafından ‘gayrimenkul değerleme hizmeti verebilmesi’ için yetkilendirilmiş aktif kuruluş sayısı 154 idi.</p>
<p>2025’te 875 bin 568 adet değerleme raporu hazırlandı. Bu raporların 286 bin 3 tanesi Marmara Bölgesi, 168 bin 124 adedi İç Anadolu Bölgesi, 135 bin 782’si Ege Bölgesi, 111 bin 71’i Akdeniz, 69 bin 813’ü Karadeniz, 66 bin 872’si Güney Doğu Anadolu ve 37 bin 834’ü de Doğu Anadolu için hazırlandı. İl sazında ise en çok ‘değerleme raporu hazırlanan ilk 10 ilimiz; İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Bursa, Konya, Kocaeli, Mersin, Adana ve Tekirdağ oldu.</p>
<p>2025 yılı 4. çeyrek sonu itibarıyla hazırlanan gayrimenkul değerleme raporlarının yüzde 89,38’ini bir adet taşınmaz için hazırlanmış raporlar, yüzde 10,62’sini birden fazla taşınmazın tek bir dosyada değerlemesinin yapıldığı raporlar oluşturdu. Tek nitelikli taşınmazlardan oluşan raporlar (782 bin 555) içinde konut nitelikli taşınmazlara ait raporlar yüzde 63,10’luk paya sahip. Tek nitelikli taşınmazlardan oluşan raporlarda konut nitelikli taşınmazlar dışında en yüksek paya sahip taşınmaz niteliği yüzde 7,72 ile dükkânlar oldu. 6,33’ü arsa, yüzde 4,26’sı arazi, yüzde 4,19’u tarla, yüzde 3,94’ü bina, yüzde 1,75’i fabrika, yüzde 1,73’ü ofis, yüzde 1,61’i imalathane, yüzde 1,25’i çiftlik nitelikli taşınmazlardı. Sonuç olarak geçen yıl yurtdışı raporlar hariç toplam 875.499 raporda çoklu taşınmazlar dahil 1.234.140 bağımsız taşınmazın değerlemesi yapıldı. Bu taşınmazların 622 bin 239 adedi konuttu.</p>
<p><strong>En stratejik meslekler arasına giriyor</strong></p>
<p>Gayrimenkul değerlemesinin hukuki altyapısının ve uygulama alanlarının, yöntemlerinin niteliği, başta ekonomi ve finans olmak üzere ülke ekonomilerini makro düzeyde de etkileyebiliyor. Geçen yıl hazırlanmış değerleme raporlarının yüzde 89,88’i Bankacılık, yüzde 8,81’i diğer, yüzde 0,93’ü yabancıya satış, yüzde 0,38’i ise sermaye piyasası için hazırlandı. Türkiye özelinde ‘inşaat ve gayrimenkul sektörünün’ daha on yıllarca çok yüksek üretim ve satışlar yapacağı ya da yapması gerektiği düşünüldüğünde gayrimenkul değerlemenin ‘en stratejik meslekler’ arasında olacağı açık.</p>
<p>Türkiye, mümkün olduğu kadar kısa sürede dünyanın en büyük kentsel dönüşüm süreçlerinden birini yönetmek ve başarmak zorunda.</p>
<p>Ayrıca nüfusu yaşlanma eğilimine girmiş olsa da kentsel dönüşüm hariç ülkemizde her yıl üretilmesi gereken ilk el konut rakamları (650-800 bin arası) yüksek sayılır.</p>
<p>Son yıllarda iyice azalmış olsa da ‘yabancıların ülkemizdeki gayrimenkul alımları’ bu konuda rakip ülkelerde yaşanan güvenlik riskleri nedeniyle yeniden canlanabilir.</p>
<p>Bir taraftan da ekonomimizde halen devam eden ‘çok yüksek oranlı’ kayıt dışılıkla etkin mücadele edilmesi ve oranların kabul edilebilir seviyeye indirilmesi gerekiyor. Bu konuda kamunun (devletin) atacağı adımların başında da ‘gayrimenkul sektöründeki açıkları, kaçakları önleyecek reformların’ yapılması ya da tamamlanması geliyor.</p>
<p>Bunun ülke ekonomisine ve kamu gelirlerine sağlayabileceği kaynak katkısının çok yüksek olabileceği tahmin ediliyor. Uzun yıllardır, gayrimenkul alım satımlarında ve gayrimenkul vergilerinde ‘gerçek piyasa değeri ile tanımlanmış beyan değeri’ arasındaki büyük farklılıkların giderilmesi de bir ‘değerleme ya da değerlememe’ sorunu olarak ele alınabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/degerleme-isi-hizli-buyuyor-dogru-fiyat-herkese-lazim-78141</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Değerleme işi hızlı büyüyor ‘doğru fiyat’ herkese lazım! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kutahya/sanayi-alt-yapisini-guclendiren-kutahya-turizmde-adindan-soz-ettirecek-78255</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi alt yapısını güçlendiren Kütahya, turizmde adından söz ettirecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/KÜTAHYA</strong></p>
<p><span style="font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #0f1115;">Kütahya OSB’de yalnızca parseller değil, aynı zamanda güçlü bir yaşam ve iş destek ekosistemi de kuruluyor. Bölgede otel ve kongre merkezi gibi sosyal donatı projeleri planlanırken, itfaiye teşkilatı ve 112 Acil Sağlık hizmetleriyle güvenli üretim ortamı sağlanıyor. Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesi 5 bin metreküpten 15 bin metreküpe çıkarılıyor; 300 milyon TL’lik bu yatırım Dünya Bankası finansmanıyla hayata geçiyor. Demiryolu, havalimanı ve liman bağlantıları sayesinde lojistik maliyetlerini minimize eden Kütahya, ihracat odaklı firmalar için ciddi bir rekabet avantajı sunuyor. Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KUTSO) öncülüğünde hayata geçirilen KOBİ OSB Kooperatifi ile 100-120 üyenin modern üretim alanlarına kavuşması hedeflenirken, Anadolu Tarım Vadisi projesiyle de tarım ve sanayi ilk kez bu ölçekte buluşuyor.</span></p>
<p class="ds-markdown-paragraph" style="background: white; margin: 12.0pt 0cm 12.0pt 0cm;"><span style="font-family: 'Segoe UI',sans-serif; color: #0f1115;">Öte yandan, yıllardır atıl kalan turizm potansiyeli ise Zafer Kalkınma Ajansı koordinasyonunda hazırlanan Kütahya Turizm Master Planı ile yeniden şekilleniyor. 2025-2029 dönemini kapsayan bu kapsamlı yol haritası, mevcut politikaların devamı halinde 2029’da 34 bin olması beklenen yabancı ziyaretçi sayısının, projelerin hayata geçirilmesiyle 157 bine ulaşacağını ortaya koyuyor. Yerli turist sayısının yüzde 174 artarak 705 bine, turizm gelirlerinin ise 88 milyon dolardan 189 milyon dolara yükselmesi hedefleniyor. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda “Zanaat ve Halk Sanatları” alanında yer alan Kütahya, dünya çini üretiminin yaklaşık yüzde 80’ini karşılarken, Aizanoi Antik Kenti, Frig Vadisi ve zengin jeotermal kaynaklarıyla da dikkat çekiyor. “Topraktan Sanata: Çini Kütahya”, “Kaynaktan Şifaya: Kütahya’da Dinlen” ve “Zeus’un Mirası: Aizanoi” gibi 12 vizyon projesiyle kent, yılın 12 ayına yayılan bir turizm hareketliliğine hazırlanıyor.</span></p>
<p class="ds-markdown-paragraph">Kütahya, sanayi ve turizmi birlikte dönüştüren bu vizyonla, sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasında 31. sıraya yükselmiş durumda. Hedef, 2033’e kadar ilk 20 il arasına girmek ve kişi başı geliri 2022’ye kıyasla iki katına çıkarmak. Ortak akıl, güçlü iş birlikleri ve sürdürülebilir projelerle Kütahya, ikinci yüzyılına çok daha güçlü bir ekonomiyle giriyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kutahya/sanayi-alt-yapisini-guclendiren-kutahya-turizmde-adindan-soz-ettirecek-78255</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/5/1280x720/sanayi-alt-yapisini-guclendiren-kutahya-turizmde-adindan-soz-ettirecek-1777527862.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya, Anadolu’nun bin yıllık üretim hafızasını, güçlenen sanayi altyapısı ve somut adımlarla canlandırılan turizm vizyonuyla Türkiye’nin en stratejik dönüşüm merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor. Ege, Marmara ve İç Anadolu arasında uzanan bu kadim coğrafya, yalnızca çini ve seramikte dünyanın konuştuğu bir üs olmakla kalmıyor; aynı zamanda organize sanayi bölgelerindeki dev genişleme alanları, yenilenen altyapı yatırımları ve lojistik avantajlarıyla da yatırımcıların radarına giriyor. Kütahya Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) yaklaşık 150 hektarlık yeni alanın orta ve büyük ölçekli yatırımlara kapı aralaması, kentin üretim üssü kimliğini geleceğe taşıyor. Kesintisiz enerji, yüksek kapasiteli doğalgaz altyapısı, fiber internet ağı ve 7/24 güvenlik hizmetleriyle donatılan bu bölge, üretim maliyetlerinin arttığı ve sanayi alanlarının sınırlandığı bir dönemde yatırımcılar için yeni bir merkez haline geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/n11-5-yilda-5-kat-buyume-ve-1-milyar-dolardan-fazla-yatirim-hedefliyor-78140</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> n11, 5 yılda 5 kat büyüme ve 1 milyar dolardan fazla yatırım hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Kuruluşunun 13. yılını geride bırakan ve geçen sene Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) merkezli DMSF Holding tarafından satın alınan n11, önümüzdeki 5 yılda 5 kat büyümeyi planlıyor. Bu kapsamda geçen sene 250 milyon dolar yatırım alan, önümüzdeki 5 yılda da 1 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen şirket, lojistikten medyaya, e-ihracattan finansal hizmetlere kadar birçok alanda farklı hizmetleri de bünyesine katmayı planlıyor. Şirketin yeni döneme dair hedef ve planları ile ilgili düzenlenen basın toplantısında n11 CEO’su Nihal Dindar Akın, bir süredir sessiz olduklarını ve bu süre içinde yeni dönem için çalıştıklarını söyledi. 2025 itibari ile e-ticaret pazarının 4,6 trilyon TL seviyesine yükseldiğini ve genel ticaretten aldığı payın da yüzde 20 mertebesine ulaştığını kaydeden Nihal Dindar Akın, “Her 5 alışverişin biri dijital kanallardan geçiyor. Bu da gösteriyor ki e-ticaret artık bir heves değil kalıcı bir tüketim davranışı” dedi.</p>
<p>n11'in 13 yaşında, Türkiye'nin ilk B2C pazar yeri olduğunu belirten Akın, yine şirketin Türkiye'nin ilk 11.11 kampanyasını yapan, internet üzerinden ilk defa araba satışı gerçekleştiren ve kuponları Türk halkıyla buluşturan şirket olduklarını belirtti.</p>
<p>N11'in önümüzdeki 5 yıl içinde 5 kat büyümeyi hedeflediğini açıklayan Akın, bu büyümenin sadece hacimsel bir artış olmadığını, e-ticareti merkeze alarak bir ekosistem inşa ettiklerini söyledi. Bu ekosistemin lojistikten finansal çözümlere, medya araçlarından global ticarete kadar çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü ifade etti.</p>
<h2>4 ana alana odaklandı </h2>
<p>Geçtiğimiz 6 ayda 250 milyon doların üzerinde yatırım aldıklarını ve önümüzdeki 5 yılda bu yatırım miktarını 1 milyar doların üzerine çıkarmayı hedeflediklerini belirten Akın, 4 alana odaklandıklarını söyledi. Akın, yaklaşık 30 bin metrekarelik 5 katlı bir deponun hayata geçirildiğini, bu yatırımın iş ortaklarının operasyonel yükünü azaltmayı ve büyümelerini desteklemeyi amaçladığını söyledi. Kademeli olarak bin 400 kişilik bir istihdam yaratmayı hedeflediklerini ve deponun e-ihracatla entegre olmasının satıcıları globale açma konusunda kritik olduğunu vurguladı. Akın, “Hem kullanıcı hem de satıcı tarafı için ödeme deneyimi, dijital cüzdan çözümleri ve keşfet mekanikleri üzerinde çalışıyoruz. Reklam teknoloji tarafında ciddi yatırımlar yapıyoruz. İş ortaklarımıza 360 derece görünürlük sağlayan bir yapı üzerinde çalışıyoruz. Marketplace in marketplace" modeliyle, bölgelerindeki lider pazar yerleriyle entegrasyonlar yaparak e-ihracata katkı sağlamayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>İş ortaklarımızı merkezde tutuyoruz </h2>
<p>Akın, N11'in satıcılarla ilişkisini "iş ortaklarımızı merkeze aldığımız bir modelle onlarla birlikte büyüyeceğiz" şeklinde tanımladı. Depo yatırımının e-ticarete hızlıca gelmeleri için, e-ihracatın global pazara açılmaları için, finansal çözümlerin finansman sağlamak için ve reklam ve medya teknolojilerinin orta küçük ölçekli işletmeler için ulaşılabilir kılınması için kritik olduğunu belirtti.</p>
<h2>e-ihracatta da atak başlatacak </h2>
<p>Akın, n11'in 5 yılda beş kat büyüme hedefi sonrası şirketin pazar payı konusunda, bu büyüme ile Türkiye'de daha dengeli bir e-ticaret kuruluşu olmayı ve üst sıralardaki oyuncuların olduğu bir pazarda yer almayı hedeflediklerini ifade etti. n11'in güçlü bir nakit akışı ve disiplinli yatırım yaklaşımıyla ilerlediğini ifade eden Akın, şirketin hissedarlarının DMSF Holding olduğunu ve yurt dışından gelen yatırımların hissedarlarından geldiğini belirtti. İhracat konusunda ise şimdiye kadar iç pazara odaklandıklarını belirterek, ihracatta hedefin Doğu Avrupa, Orta Doğu ve Kafkasya'da planları olduğunu ve bu yılın sonuna kadar ihracat tarafında önemli gelişmelerin duyurulacağını ekledi. Akın, Türkiye'nin bölgesel bir e-ticaret merkezi potansiyeline sahip olduğuna inandıklarını ve yakın coğrafyalara olan e-ihracata ciddi katkı sağlamak istediklerini dile getirdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“İnsanlar parasının değerini biliyor”</span></h2>
<p>Yurt dışından getirilen ürünlerdeki kısıtlamalarla birlikte kullanıcıların bu ürünlere olan talebinde azalma olduğunu gözlemlediklerini belirten Akın, kullanıcıların sadece avantajlı fiyat değil, iade imkanı ve ürünün beklentileri karşılaması gibi faktörlere de dikkat ettiğini söyledi. Enflasyonist ortamda tüketici davranışlarında gözlemledikleri trendleri ise şöyle sıraladı: A tipi markalardan b tipine yönelme arttı. Tüketici cüzdan hesabına daha fazla dikkat etmeye başladı. Robot süpürge ve kahve makinelerinin satışlarında artış devam ediyor. Taksitli alışverişe olan ilgi artıyor ve vade farksız taksitin indirim kadar olmasa da önemli görülüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/n11-5-yilda-5-kat-buyume-ve-1-milyar-dolardan-fazla-yatirim-hedefliyor-78140</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/0/1280x720/nihal-dindar-akin-1777441545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 11 CEO’su Nihal Dindar Akın, 5 yıl içinde 5 kat büyüme ve 1 milyar dolardan fazla yatırım yapmayı hedeflediklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/krizlerin-hizi-artti-sirketlerin-refleksi-hala-yavas-78138</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Krizlerin hızı arttı, şirketlerin refleksi hâlâ yavaş</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâ destekli sahte içerikler piyasaları dakikalar içinde etkileyebiliyor, kritik altyapılara aylarca fark edilmeden sızabiliyor… Krizler artık kapıyı çalmıyor, sistemin içinden büyüyor. Bu nedenle geleceğe hazır olmak, geleceği beklemek değil, bugünden karar alma hızını, kurumlar arası koordinasyonu ve dayanıklılık kapasitesini yeniden tasarlamak anlamına geliyor.</strong></p>
<p>2026’nın risk gündemini anlamak için artık tek bir krize bakmak yetmiyor. Çünkü yeni dünyada krizler yalnız gelmiyor; birbirini çağırıyor, büyütüyor, hızlandırıyor.</p>
<p>Yapay zeka ile üretilmiş bir sahte görüntü, piyasaların dalgalanmasına; bir siber sızıntı, limanların aksamasına; bir bölgesel gerilim, sigorta maliyetlerinin artmasına; bir sosyal medya kampanyası, fiziksel protestoya dönüşebiliyor. Crisis24 tarafından hazırlanan “Global Risk Forecast 2026: Future Ready, Now” raporu, tam da bu yeni dönemin fotoğrafını çekiyor.</p>
<p>Rapor; güvenlik ve dayanıklılık liderleri için hazırlanan yıllık bir küresel risk öngörüsü niteliğinde. Crisis24’ün küresel istihbarat ekibi; siber güvenlik, havacılık, denizcilik, çevre, sağlık ve koruyucu istihbarat alanlarındaki riskleri değerlendiriyor. Raporun önsözünde yer alan mesaj şu: Artık mesele krizi tahmin etmek değil, kriz büyümeden karar verebilmek.</p>
<p><strong>Dakikalar içinde yayılan risk</strong></p>
<p>Crisis24’e göre 2026’da en belirleyici risk alanlarından biri “bilgi”. Rapor, “anlatıların”, yani kamuoyunda dolaşıma giren hikâyelerin artık bir saldırı platformuna dönüştüğünü söylüyor.</p>
<p>Dezenformasyon, deepfake içerikler, sahte yönetici profilleri ve organize marka saldırıları şirketlerin klasik kriz iletişimi refl eksinden çok daha hızlı ilerliyor. Raporun ortaya koyduğu veriler son derece çarpıcı.</p>
<p>2024’te ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu’nun resmi X hesabı ele geçirilerek Bitcoin ETF onayına ilişkin sahte bir paylaşım yapıldı ve kripto piyasalarında kısa süreli hareketlilik yaşandı.</p>
<p>2023’te Pentagon’da patlama olduğunu gösteren yapay zekâ üretimi bir görsel, doğrulama yetişmeden piyasada kısa süreli düşüşe yol açtı.</p>
<p>2025’te ise Singapur’da dolandırıcılar deepfake teknolojisiyle üst düzey yöneticileri taklit ederek bir finans direktörünü 499 bin dolar transfer etmeye ikna etti. Bu rakam sadece bir dolandırıcılık vakası değil. Şirketler için yeni döneme dair bir uyarı: Yönetici kimliği artık marka değeri kadar saldırı hedefi. CEO’nun sesi, görüntüsü, sosyal medya hesabı, konuşma tarzı ve itibarı; finansal sistemlerin, yatırımcı güveninin ve çalışan motivasyonunun parçası haline geliyor.</p>
<p><strong>Siber dünyada amaç hemen saldırmak değil, vakti gelince harekete geçmek</strong></p>
<p>Raporun önemli başlıklarından biri kritik altyapılarla ilgili. Crisis24, 2026’da siber tehdidin fırsatçı saldırılardan, “stratejik konumlanmaya” doğru evrildiğini vurguluyor. “Cyber prepositioning” olarak tanımlanan bu yeni tabloda saldırganlar, enerji, ulaşım, telekom, finans ve su gibi kritik altyapıların operasyonel teknoloji sistemlerine aylarca, hatta yıllarca fark edilmeden yerleşebiliyor. Amaç hemen saldırmak değil; kriz anı geldiğinde kullanılabilecek bir kaldıraç yaratmak. Raporda en açık biçimde vurgulanan sektörler enerji, ulaşım, telekom ve finans. Olası etkiler ise yalnızca veri kaybı değil; elektrik ve su kesintileri, liman ve demiryolu aksaklıkları, hava trafiği yönetiminde zayıflama, finansal ağlarda bozulma, tedarik zinciri durmaları ve itibar kaybı.</p>
<p><strong>Yapay zekânın yakıtı: Elektrik</strong></p>
<p>Raporun yer verdiği bir diğer konu da, yapay zekâ ile enerji rekabeti arasındaki bağ. Crisis24’ e göre ABD ve Çin, daha güçlü yapay zekâ sistemleri geliştirdikçe veri merkezlerinin elektrik ihtiyacı da hızla artıyor. Bu nedenle enerji altyapısı, teknoloji liderliğinin yeni belirleyicilerinden biri haline geliyor.</p>
<p>Çin’in yenilenebilir enerji yatırımlarını küçük modüler nükleer reaktörlerle birlikte konumlandırdığı; ABD’nin ise veri merkezi büyümesini sınırlayabilecek altyapı ve tedarik darboğazlarıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Rapora göre küçük modüler reaktörler yaklaşık 300 MW’a kadar kapasiteye sahip, fabrika üretimli ve veri merkezleri için ölçeklenebilir enerji sağlayabilecek sistemler olarak öne çıkıyor. Çin’in Linglong One reaktörü 125 MW kapasitesiyle bu alandaki en dikkat çekici örneklerden biri. Reaktörün bu yıl içinde faaliyete geçmesi bekleniyor. ABD tarafında ise yakıt tedariki, fabrika kurulumları ve saha hazırlıkları için 2027-2029 dönemi; büyük veri merkezlerini destekleyecek ilk küçük modüler reaktör filoları için ise 2030’ların başı işaret ediliyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Afrika’da yeni risklere dikkat</strong></span></p>
<p>Raporda Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren başlıklardan biri Sahra Altı Afrika. Crisis24, Afrika’da Çin, Rusya, Türkiye ve Körfez ülkelerinin ekonomik ve güvenlik etkisinin arttığını belirtiyor. Bu yeni çok kutuplu ortam, Afrika ülkeleri için daha fazla seçenek yaratırken, aynı zamanda yeni bağımlılık ilişkileri, yönetişim baskısı ve toplumsal gerilim riski doğuruyor. Türkiye’nin Afrika’daki diplomatik, ticari, savunma ve altyapı varlığı son yıllarda belirgin biçimde artmış durumda. Bu nedenle rapordaki uyarı Türkiye şirketleri için önemli. Afrika artık sadece fırsat coğrafyası değil; “daha karmaşık risklerin yaşanabileceği” bir büyüme alanı. Kaynak milliyetçiliği, seçim dönemlerinde dezenformasyon, altyapı güvenliği, limanlar ve toplumsal hassasiyetler iş planlarının parçası olmak zorunda.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Dünya Kupası bile iklim stres testi</strong></span></p>
<p>Rapora göre, iklim risklerinin en görünür örneklerinden biri 2026 FIFA Dünya Kupası. Turnuva, 48 takım ve 104 maç ile bugüne kadarki en büyük organizasyonlardan biri olacak. Ancak Crisis24’e göre bu büyüklük, aynı zamanda sıcak hava dalgaları, şiddetli fırtınalar, ulaşım baskısı, güvenlik kontrolleri, protestolar ve sağlık riskleri anlamına geliyor.</p>
<p>Raporda yer alan verilere göre, 2026 turnuvasıyla aynı takvim aralığında, yani 11 Haziran-19 Temmuz 2025 döneminde 16 ev sahibi şehrin 13’ünde sıcaklıklar 30 derecenin üzerine çıktı. Bazı lokasyonlarda sıcaklıklar 38 dereceye yaklaştı. Üstelik 2025 FIFA Kulüpler Dünya Kupası da erken uyarı niteliğindeydi: 63 maçın 6’sı yıldırım nedeniyle durduruldu, gecikmeler 46 dakikadan yaklaşık iki saate kadar uzadı.</p>
<p>2026’da maç sayısı 104’e çıkarken esneklik daha da azalacak. Bu veri yalnızca spor dünyasını ilgilendirmiyor. Büyük etkinlikler, şehirlerin iklim dayanıklılığını ölçen canlı stres testlerine dönüşüyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Risk haritasında sekiz ayrı katman</strong></span></p>
<p>Crisis24 raporunun sonunda yer alan risk değerlendirme haritaları, ülkelerin güvenlik koşullarını 1’den 5’e kadar puanlayan bir sistemle ele alıyor: Minimal, düşük, orta, yüksek ve aşırı risk. 2026 raporunda sekiz ayrı risk değerlendirme haritası bulunuyor. Bunlar genel ülke güvenlik riski haritasının yanı sıra güvenlik, sağlık ve medikal, kaçırılma, altyapı, çevresel ve politik koşullara ilişkin özel tehdit seviyelerini de içeriyor. Yeni dönemde bir ülkenin risk profili yalnızca çatışma veya siyasi istikrarsızlıkla ölçülemiyor. Sağlık sistemi, altyapı dayanıklılığı, çevresel tehditler, kaçırılma riski, politik kurumların güvenilirliği ve güvenlik ortamı birlikte okunuyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/krizlerin-hizi-artti-sirketlerin-refleksi-hala-yavas-78138</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/8/1280x720/kriz-dunya-firtina-1777442557.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Krizlerin hızı arttı, şirketlerin refleksi hâlâ yavaş ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahyada-kalkinmaya-26-milyar-tllik-yatirim-etkisi-78253</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya’da kalkınmaya 2,6 milyar TL’lik yatırım etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/KÜTAHYA</strong><br /><br />Zafer Kalkınma Ajansı'nın (ZAFER), Afyonkarahisar, Kütahya, Manisa ve Uşak illerini kapsayan TR33 Bölgesi’nde yürüttüğü planlama, proje geliştirme ve yatırım destek faaliyetleriyle bölgesel kalkınmaya yön vermeyi sürdürdüğü bildirildi. Verilen bilgiye göre, ajansın Kütahya özelinde hayata geçirdiği çalışmalar; planlama ve analizden proje uygulamalarına, finansman desteklerinden yatırım danışmanlığına kadar geniş bir yelpazede şekilleniyor.</p>
<p>Zafer Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Kutlu Eser, ajansın bölge kalkınmasına yönelik bütüncül bir yaklaşım benimsediğini belirterek, yürütülen çalışmaların yerel dinamikler dikkate alınarak kurgulandığını söyledi. Eser, “Ajans olarak ulusal plan ve programlarla uyumlu şekilde, bölge illerimizin ihtiyaçlarını merkeze alan stratejiler geliştiriyoruz. Hazırladığımız bölge planları, fizibilite raporları ve tematik programlarla sadece bugünü değil, geleceğin ekonomik yapısını da inşa etmeyi hedefliyoruz. Kütahya’da turizmden sanayiye, eğitimden istihdama kadar pek çok alanda yol haritası oluşturan çalışmalar yürütüyoruz. Bu kapsamda ortaya koyduğumuz projelerle yerel kalkınmayı sürdürülebilir bir zemine oturtmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Planlama ve stratejik yol haritaları öne çıkıyor</strong></p>
<p>Ajans tarafından hazırlanan Bölge Planı (2024-2028), Yerel Ekonomik Gelişme Programı (YEGEP) ve sonuç odaklı programlar, bölgenin kalkınma önceliklerini belirleyen temel dokümanlar arasında yer alıyor. Mesleki ve teknik eğitim, kaynak verimliliği, genç istihdamı ve kadın girişimciliği gibi temalar doğrultusunda geliştirilen programlar, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Kütahya’da öne çıkan çalışmalar arasında Kütahya Turizm Master Planı da bulunuyor. Valilik himayesinde ve ajans koordinasyonunda hazırlanan plan, yerel paydaşların katılımıyla kentin turizm potansiyelini ortaya koyan kapsamlı bir yol haritası niteliği taşıyor. Bunun yanı sıra jeotermal kaynakların etkin kullanımına yönelik hazırlanan sürdürülebilir yönetim raporu da kente özgü stratejik bir çerçeve sunuyor.</p>
<p><strong>Simav OSB ve jeotermal yatırımlar dikkat çekiyor</strong></p>
<p>Ajansın fizibilite çalışmaları sonucunda hayata geçirilen Simav Jeotermal Isıtmalı Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi, Tarım ve Orman Bakanlığı onayıyla tüzel kişilik kazanarak bölge ekonomisine yeni bir yatırım alanı oluşturdu. Jeotermal kaynakların değerlendirilmesine yönelik hazırlanan raporlar ise Kütahya’nın bu alandaki potansiyelini somut projelere dönüştürmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Eser, söz konusu yatırımların bölge ekonomisi açısından önemine dikkat çekerek, “Kütahya’nın sahip olduğu jeotermal kaynakları katma değeri yüksek üretim alanlarına yönlendirmek için kapsamlı analizler gerçekleştirdik. Simav’da hayata geçen ihtisas OSB gibi projeler, tarım ve sanayiyi entegre eden yeni bir üretim modelinin önünü açıyor. Bu çalışmalarla hem kaynakların verimli kullanımını sağlıyor hem de yatırımcılar için yeni fırsat alanları oluşturuyoruz. Bölgenin rekabet gücünü artıracak her adımı titizlikle planlıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>403 projeye destek, 470 kişiye istihdam</strong></p>
<p>Zafer Kalkınma Ajansı’nın destek mekanizmaları kapsamında Kütahya’da bugüne kadar 403 projeye destek sağlandı. Bu projeler için 1 milyar TL kaynak aktarılırken, paydaşların eş finansman katkısıyla toplam yatırım tutarı 2,6 milyar TL’ye ulaştı. Projeler kapsamında 470 kişiye istihdam sağlanırken, 13 bin 361 kişi de çeşitli eğitimlerden yararlandı.</p>
<p>Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) çerçevesinde kentte 18 projeye 130,7 milyon TL destek verilirken, bu projelerle 250 milyon TL’lik yatırım hacmi oluşturuldu ve 118 kişilik istihdam sağlandı. Öte yandan “Kendin Yap Hareketi” kapsamında kurulan atölyeler, gençlerin üretim becerilerini geliştirmeye yönelik önemli bir adım olarak öne çıktı.</p>
<p><strong>Yerel kalkınma hamlesi programı ile yeni yatırım başlıkları belirlendi</strong></p>
<p>Bakanlık tarafından yürütülen Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında; bölgelerin üretim yetkinliğinin ve teknoloji geliştirme kapasitesinin artırılması, ithal girdilerin yerli imkânlarla üretilmesi ve tedarik zincirinin yerlileştirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor. Programın tanıtım ve başvuru süreçleri ise Zafer Kalkınma Ajansı tarafından yürütülüyor.</p>
<p>Program çerçevesinde her yıl öncelikli dört yatırım konusu belirlenirken, desteklenecek yatırımlar bu alanlar doğrultusunda şekillendiriliyor. 2026 yılı için Kütahya’da öncelikli yatırım başlıkları; beş yıldızlı konaklama tesisi yatırımları, madenlerin işlenmesi ve katma değerli endüstriyel ürün üretimi, otomotiv yan sanayine yönelik elektrik, mekanik ve akışkan iletim bileşenleri üretimi ile teknik seramik ürünleri üretimi olarak belirlendi.</p>
<p>Bu destek kapsamında vergi indirimi, KDV istisnası, yatırım yeri tahsisi, gümrük vergisi muafiyeti ve sigorta primi işveren hissesi desteği sağlanacak. Ayrıca yatırım tutarının %15’ine kadar ve azami 301 milyon TL’ye kadar nakdi destek, makine-ekipman desteği veya yatırım tutarının %20’sine kadar ve azami 301 milyon TL’ye kadar faiz/kar payı desteği verilecek. <br /><br /></p>
<p>Eser, programa ilişkin değerlendirmesinde, “Yerel Kalkınma Hamlesi Programı ile bölgemizin üretim kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşımayı hedefliyoruz. Belirlenen öncelikli yatırım konuları, Kütahya’nın mevcut potansiyeli ile örtüşen ve katma değeri yüksek alanlardan oluşuyor. Ajans olarak bu süreçte yatırımcıların doğru alanlara yönlendirilmesi, başvuru süreçlerinin etkin şekilde yürütülmesi ve projelerin hayata geçirilmesi için aktif rol üstleniyoruz. Bu programın, bölgenin sanayi ve turizm altyapısını güçlendiren önemli bir kaldıraç etkisi oluşturacağına inanıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Uluslararası projeler ve yatırım danışmanlığı</strong></p>
<p>Ajans, uluslararası fonlara erişim konusunda da bölge paydaşlarına destek sağlıyor. Kütahya’da dijitalleşme ve yaratıcılık ekosisteminin geliştirilmesine yönelik 3,9 milyon avroluk proje ile UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı çalışmaları bu kapsamda yürütülen önemli girişimler arasında yer aldığını hatırlatan Kutlu Eser,  Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (Joint Research Centre - JRC) tarafından yürütülen Mekan Temelli Dönüşüm İçin Yenilikçilik Hazırlık Eylemi başlıklı projede TR33 Bölgesi’nin Türkiye’den seçilen tek bölge olmasına dikkat çekti.  <br /><br />Yatırım destek faaliyetleri kapsamında ise 3 bin 102 yerli ve 67 yabancı firmaya danışmanlık hizmeti verildiğinin altını çizen Eser, bu çalışmalar sonucunda 150 yerli ve 5 yabancı firma yatırım kararı alırken, toplamda 7,6 milyar TL sabit yatırım ve 7 bin 665 kişilik istihdam öngörüldüğünü belirtti.</p>
<p>Eser, yatırım destek faaliyetlerine ilişkin olarak, “Bölgemize yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcılara ücretsiz danışmanlık hizmeti sunuyoruz. Tanıtım faaliyetlerimizle Kütahya’nın ve TR33 Bölgesi’nin yatırım potansiyelini ulusal ve uluslararası platformlarda anlatıyoruz. Bu çalışmaların somut çıktısı olarak yatırım kararlarının arttığını görüyoruz. Amacımız, bölgeyi daha fazla yatırım çeken, üretim kapasitesi yüksek bir merkez haline getirmek” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahyada-kalkinmaya-26-milyar-tllik-yatirim-etkisi-78253</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/3/1280x720/kutahyada-kalkinmaya-26-milyar-tllik-yatirim-etkisi-1777527468.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zafer Kalkınma Ajansı’nın desteklediği 403 projeyle Kütahya’da 1 milyar TL kaynak harekete geçirilirken, eş finansmanla birlikte toplam yatırım tutarı 2,6 milyar TL’ye ulaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/3-sosyal-etki-zirvesinde-odak-seffaflik-kapsayicilik-ve-dayanisma-78137</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3. Sosyal Etki Zirvesi’nde odak; şeffaflık, kapsayıcılık ve dayanışma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sosyal Fabrika Kurucusu Münteha Adalı, 12 Mayıs’ta 3’üncüsü düzenlenecek Sosyal Etki Zirvesi öncesinde Nasıl Bir Ekonomi YouTube kanalında sorularımızı yanıtladı. Adalı, sosyal etkinin artık iş dünyası için bir tercih değil zorunluluk olduğunu vurgularken, “Sürdürülebilir iyilik, toplumun ortak sorumluluğu” dedi. </strong></p>
<p>Sosyal Etki Zirvesi üçüncü yılında 300 paydaşıyla sahneye “Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” ile çıkıyor. 12 Mayıs Salı günü İş Sanat’ta düzenlenecek zirve, sivil toplum kuruluşlarını, özel sektörü, sanat dünyasını ve akademiyi bir araya getirecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f198c964adb-1777440969.jpg" alt="" width="700" height="205" />Türkiye’nin alanındaki en büyük zirvesini üçüncü yıl da ilk günkü heyecanla düzenlediklerini söyleyen Sosyal Fabrika Kurucusu Münteha Adalı, Nasıl Bir Ekonomi YouTube kanalında katıldığı özel röportajda zirveye ilişkin açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Sosyal Etki Zirvesi’nin ortaya çıkış hikayesini, yıllara yayılan gözlemlerine ve sivil toplum deneyimine bağlıyor. 2004’ten bu yana farklı alanlarda edindiği birikimin zirveye dönüştüğünü anlatan Adalı, “Bu bir anda yazılmış bir proje değil. Hayatın içinden süzülen bir ihtiyaçtı” diyor. Bankacılıktan hizmet sektörüne, turizmden girişimciliğe uzanan kariyerinin kendisine toplumun farklı katmanlarını gözlemleme fırsatı verdiğini belirten Adalı, özellikle iş gücü ve sermaye arasındaki dengesizliklerin bu sürecin temelini oluşturduğunu ifade ediyor. “Eşitsizlikler karşısında hiçbir zaman ‘bana ne’ demedim. Çözebildiğim yerde çözüm ürettim, çözemediklerimi ise hep aklımın bir köşesinde tuttum” diyen Adalı, Sosyal Etki Zirvesi’nin bu birikimin sonucu olduğunu söylüyor.</p>
<p><strong>STK’LAR YAN YANA GELİYOR ORTAK PROJELER GELİŞTİRİYOR</strong></p>
<p>“Eşitsizliklerden eşitlik arıyoruz” mottosu olduğunu hatırlatan Adalı, zamanla bu yaklaşımın “birliktelik” ve bugün gelinen noktada “dayanışma kültürü” ile tamamlandığını ifade ediyor. İlk zirvede tüm sivil toplum kuruluşlarına davet gönderdiklerini belirten Adalı, “Kim gelir, kim gelmez diye düşünmedim. Girişimcilik biraz da denenmemişi denemektir” diye konuşuyor. İlk yıl 800 kişilik katılımla başlayan zirvenin, bugün daha geniş bir etki alanına ulaştığını vurguluyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f198b8820fd-1777440952.jpg" alt="" width="654" height="314" />Zirvenin yalnızca bir etkinlik olmadığını, sonrasında oluşan etkileşimlerin ve iş birliklerinin de en az etkinlik kadar önemli olduğunu belirten Adalı, “Birliktelik artık daha fazla hissediliyor. STK’lar yan yana geliyor, ortak projeler geliştiriyor” diyor.</p>
<p>Adalı’ya göre sosyal etki alanında en büyük sorunlardan biri, aynı başlıkların sürekli konuşulmasına rağmen yeterli ilerleme sağlanamaması. “Şeffaflık, eşitlik, kadın… Bunları sürekli konuşuyoruz ama neden ilerleyemiyoruz? Ben bir iş insanı olarak sorun çözmek için çalışırım, sorunları sürdürmek için değil” diyen Adalı, sosyal etki projelerinde somut sonuçların daha fazla önemsenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>İş dünyasının sosyal etkiyi yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda sürdürülebilir bir kalkınma aracı olarak görmesi gerektiğini belirten Adalı, “Ürettiğiniz şeyin karşısında bir insan var. O insanın varlığı ve refahı olmadan ekonomi de sürdürülemez” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p><strong>GENÇLER VE EĞİTİM VURGUSU</strong></p>
<p>Toplumsal dönüşümün temelinde eğitimin yer aldığını söyleyen Adalı, Türkiye’de eğitimde fırsat eşitliğinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getiriyor. Bu kapsamda başlattıkları “Kültürel Önyargılar Gençlik Zirvesi” ile gençlerin toplumsal konularda daha aktif rol almasını hedeflediklerini belirten Adalı, “Gençler sadece teknolojiyle değil, toplumla da bağ kurmalı” diyor. Sosyal Etki Zirvesi’nde de “Gençler Konuşuyor” başlıklı özel bir bölüm yer alacağını aktaran Adalı, gençlerin sürece dahil edilmesinin kritik olduğunu ifade ediyor.</p>
<p><strong>ZİRVENİN MOTTOSU: DAYANIŞMA KÜLTÜRÜ</strong></p>
<p>teması “Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” olarak belirlendi. Adalı’ya göre bu kavram, önceki yılların doğal bir devamı. Adalı, “Şeffaflık ve kapsayıcılık tek başına yeterli değil. Bunların bir amaca hizmet etmesi gerekiyor. O amaç da dayanışma kültürü. Çünkü gerçek dönüşüm ancak birlikte hareket edince mümkün” şeklinde konuşuyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>12 Mayıs’ta neler olacak?</strong></span></p>
<p>Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek Sosyal Etki Zirvesi, 12 Mayıs’ta İstanbul Levent’te İş Sanat’ta gerçekleşecek. Zirvede konuşmaların yanı sıra müzik ve canlı sanat performansları da yer alacak. Adalı, zirvenin farklı disiplinleri bir araya getiren yapısına dikkat çekerek, “Hayatın içinde ne varsa sahnede de o var. Sanat, müzik, duygu… Hepsi bir arada” diyor. Konuşmacılardan özellikle samimiyet beklediklerini vurgulayan Adalı, “Yaptık demek yetmez. Yapamadıklarımızı da konuşmalıyız. Gerçek dönüşüm ancak şeffaflıkla olur” ifadelerini kullanıyor. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile açılışı yapacaklarını ifade eden Adalı, şunları söylüyor: “Zirvemiz için kayıt zorunluluğu var. Kayıt yaptıran herkesi zirvemize bekliyoruz.” </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Erkeklerle konuşmadan eşitlik olmaz”</strong></span></p>
<p>Münteha Adalı’nın dikkat çeken projelerinden biri de “Erkekler Konuşuyor” serisi. Adalı, toplumsal cinsiyet eşitliği tartışmalarında erkeklerin sürece yeterince dahil edilmediğini düşünüyor: “Kadınların konuşması tek başına çözüm getirmiyor. Erkeklerin de bu sürecin parçası olması gerekiyor. Erkeklik kültürü dediğimiz yapı, aslında erkekler üzerinde de baskı oluşturuyor. Bu yüzden onları da özgürleştirmeden gerçek bir eşitlik mümkün değil.”</p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="“Derdim Para Değil, İnsan!” Sosyal Etki Zirvesi’nin Hikâyesi" src="https://www.youtube.com/embed/1GczzYesBZM" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/3-sosyal-etki-zirvesinde-odak-seffaflik-kapsayicilik-ve-dayanisma-78137</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 3. Sosyal Etki Zirvesi’nde odak; şeffaflık, kapsayıcılık ve dayanışma ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dizi-ve-film-yapimlarinda-ikisi-bir-aradaya-yasak-78134</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dizi ve film yapımlarında &#039;ikisi bir arada&#039;ya yasak!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Rekabet Kurumu, çalışma ve sektörlerdeki grup muafiyetleri gibi konular dışında ilk kez sektörün rekabet koşullarını sağlamaya yönelik bir mevzuat hazırlığına başladı. Kurum Başkanı Birol Küle, bir grup gazeteciye yaptığı açıklamada, sanat dünyası ve özellikle dizi- film sektörüne yönelik rekabeti sağlayıcı bir dizi kural getirecek tebliğ hazırlığında olduklarını bildirdi. Düzenleme, kast ve menajerliğin aynı çatı altında örgütlenemeyeceği kuralı yanında, dizi ve film yapımlarında, belirli bir oranda “yeni oyuncuya” yer verme koşulları da getirmeye hazırlanıyor.</p>
<h2>Rekabet eksikliği giderilecek </h2>
<p>Sinema, TV dizileri gibi yapımların çevrimiçi platform yayıncıları da kapsayacak düzenleme, dizi sektöründeki rekabet eksikliğinin giderilmesiyle maliyetlerin düşürülmesini de sağlayacak. Küle’ye göre, 3 saate kadar varan sürelerle dizi yapılmasında, maliyetleri karşılayabilmek için çok sayıda reklam satılması da etkili oluyor. Küle, tebliğin yapımcıları da kapsayabileceğini, yayıncıların sürekli aynı yapımcılarla çalışmasına kısıtlayıcı bir kural da konulabileceğini açıkladı.</p>
<p>Birol Küle, Rekabet Kurumu’nun yetkileri arasında bu türden rekabeti sağlayıcı düzenleme yapma yetkisi de bulunduğunu, buna ilişkin ilk örneklerden birini hayata geçirmek istediklerini açıkladı. Düzenleme müzik gibi diğer yaratıcı endüstrilere de genişletilebilecek. Rekabet Kurumu’na göre Tebliğ, gerçekte “direktifl er veren” bir yapı öngörmüyor, oluşan ortamın kendi dinamikleriyle mi yoksa dış müdahale –rekabet engelleyici- subjektif kriterlerle, suni bir dengeyle mi oluştuğunun ortaya konulmasını, sektöre girişin engellenmesini önlemeye yönelik bir karakter barındıracak.</p>
<h2>Ya cast yapacaklar ya menajerlik! </h2>
<p>Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, Kurumun, cast ajansları, dijital yayın platformları, sinema sektörüne yönelik ciddi soruşturmalarla önemli bilgi birikimi gerçekleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin film ve dizi sektörlerindeki yapım ve içerik üretimi alanının rekabet açısından ele alındığını, rekabeti önleyici bir yapılanma için tebliğ hazırlığının başladığını kaydetti. Düzenlemedeki unsurlardan birinin cast ajansı ile menajerliğin ayrılması, aynı çatı altında kurulamayacağı kuralı olduğunu kaydeden Küle, “Ya cast yapacaklar ya da menajerlik” dedi. Dizi ve film yapımlarında, yayıncıların sürekli aynı yapımcılarla ya da yapım şirketleriyle çalışmasının önlenmesinde belirli bir oranda farklılaşmaya gidileceğini belirten Küle, yeni yüzlerin ve yeni içeriklerin katılması, çeşitliliğin sağlanması yönünde bir arayış içinde olduklarını kaydetti. Bu bağlamda “yayın ve yapım” işinin ayrımına gidileceğini kaydeden Küle, bu sayede sektöre girişlerdeki engellerin de önleneceğinin altını çizdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tebliğ neleri kapsayacak?</span></h2>
<p>Sayısal tarafta, platform yayıncıların hem yapımcı, hem de yayıncı rolünün ayrıştırılmasını gözeteceklerini, bunların netleştirileceğini belirten Küle, bu tür şirketlerin münhasırlık düzenlemelerinde değişiklik olacağını, yapım ve yayın işlerinde, kendi yaptıkları dışında üçüncü taraflardan aldıkları ve yayınladıkları içeriklerin, genel yapımcı düzenlemeleri sayesinde küçük oyuncuların da devreye girmesiyle sonuçlanacağını belirtti. Oyuncu tarafında şirketlerin yeni yapımlarda yeni yüzlere yer vermesine yönelik bir hazırlık yapıldığını, münhasırlık anlaşmalarıyla sürekli aynı kişilerin yer aldığı yapımların ortaya çıkarılarak rekabet ihlali gerçekleştirilmesinin önüne geçileceğini açıklayan Küle, böylece sektörün hem içerik hem de kalite açısından desteklenmiş olacağını vurguladı. Küle, düzenlemenin yayıncı ve yapımcı yönünden sinema ve televizyonları, yayın platformlarını, cast ve menajerlik sektörünü kapsayacağını, sayısal tarafta Spotify markası gibi müzik yayıncılarının da kavranacağını kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dizi-ve-film-yapimlarinda-ikisi-bir-aradaya-yasak-78134</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/6/1280x720/rekabet-kurumu-birol-kule-1759394326.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, dizi-film sektörüne yönelik rekabeti sağlayıcı bir dizi kural getireceklerini açıklarken, cast ve menajerlik ajanslarının aynı çatı altında örgütlenmesine izin verilmeyeceğini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aragonit-yeni-yatirimlarla-urun-gamini-genisletiyor-78243</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aragonit, yeni yatırımlarla ürün gamını genişletiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya’da temelleri atılan ve üç kuşaktır faaliyetlerini sürdüren Derya Madencilik’in yapı kimyasalları markası Aragonit, üretim ve yatırım odaklı büyümesini sürdürüyor. 1989 yılında Bekir Eskioğlu tarafından kurulan şirket, madencilikten yapı kimyasallarına uzanan dönüşümüyle bugün sektörün önemli oyuncuları arasında yer alıyor.</p>
<p>Derya Madencilik  Yönetim Kurulu Üyesi Ayça Eskioğlu Kaya, şirketin köklü geçmişine dikkat çekerek, “Şirketimiz bir aile şirketi olarak üçüncü kuşağın yönetiminde faaliyetlerini sürdürüyor. Kurucumuz merhum Bekir Eskioğlu’nun iş hayatı 1960’lı yıllara kadar uzanıyor. Müteahhitlikten gelen birikimini madencilikle birleştirerek sektörde kalıcı bir yapı oluşturmayı hedeflemişti. Bugün geldiğimiz noktada bu vizyonun üzerine koyarak ilerliyoruz. Köklü geçmişimiz, bugünkü üretim gücümüzün en önemli dayanaklarından biri olmaya devam ediyor” dedi.</p>
<p>1996 yılında yapı kimyasalları alanına adım attıklarını belirten Kaya, sektörün dönüşümüne paralel olarak ürün gamını genişlettiklerini ifade etti. Kaya, “İlk etapta fayans çimentosu olarak bilinen ürünlerle başladığımız üretim sürecimiz, 2000’li yıllardan itibaren yapı kimyasalları alanında çeşitlenerek büyüdü. Bugün 300’ün üzerinde farklı ürünle sektöre hizmet veriyoruz. Ürün çeşitliliğimizi artırarak müşterilerimizin tüm ihtiyaçlarını tek bir marka altında karşılayabilmeyi hedefliyoruz. Bu yaklaşım, bizi sektörde farklı bir konuma taşıyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Tek marka ile kapsamlı çözüm sunuyor”</strong></p>
<p>Aragonit markası altında inşaat sektörüne yönelik geniş bir ürün portföyü sunduklarını aktaran Kaya, şu bilgileri verdi:<br />“Seramik yapıştırıcılarından derz dolgularına, ısı yalıtım sistemlerinden endüstriyel yüzey kaplamalarına kadar çok geniş bir ürün yelpazemiz bulunuyor. Bunun yanı sıra dekoratif kaplamalar, hazır sıvalar, su yalıtım sistemleri, epoksi ve bitümlü ürünler gibi farklı alanlarda da üretim yapıyoruz. Amacımız, iş ortaklarımızın ihtiyaç duyduğu tüm ürünleri tek bir marka altında sunabilmek. Bu doğrultuda ürün geliştirme çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Sektördeki konumumuzu güçlendiren en önemli unsurlardan biri de bu bütüncül yaklaşımımızdır.”</p>
<p>Kütahya merkezli bir şirket olarak Ege Bölgesi ile güçlü bir bağa sahip olduklarını ifade eden Kaya, üretim ağlarını Türkiye geneline yaydıklarını söyledi. Kaya, “Merkezimiz Kütahya’da bulunuyor. Bunun yanı sıra Aksaray, Antalya ve İzmir’deki fabrikalarımızla Türkiye’nin farklı bölgelerine hizmet veriyoruz. Sektörde rekabetçi kalabilmek için pazara yakın olmak büyük önem taşıyor. Bu nedenle yatırımlarımızı stratejik olarak konumlandırıyoruz. Önümüzdeki dönemde de bu yaklaşım doğrultusunda yatırımlarımıza devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>“Yeni tesisler 2027’ye kadar devreye girecek”</strong></p>
<p>Devam eden yatırımlar hakkında da bilgi veren Kaya, Kütahya’daki organize sanayi bölgelerinde iki önemli projenin sürdüğünü dile getirdi. Kaya, “Kütahya Organize Sanayi Bölgesi ve Kütahya Zafer Organize Sanayi Bölgesi’nde iki ayrı yatırımımız bulunuyor. İlk projemiz; mastik, silikon, teknik yapıştırıcılar, poliüretan, poliürea ve çivi üretimine yönelik tesisimizi kapsıyor. Bu tesisimizi 2026 yılının üçüncü çeyreğinde devreye almayı planlıyoruz. Diğer yatırımımız ise plastik ve çelik dübel, silo, yalıtım fileleri ve yardımcı ekipmanların üretileceği tesisimizdir. Bu projemizin inşaatı başlamış durumda ve 2027 yılının üçüncü çeyreğinde faaliyete geçmesini hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye genelinde büyüme hedeflerinin sürdüğünü vurgulayan Kaya, yeni yatırımların gündemde olduğunu belirtti. Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:<br />“Yapı kimyasalları sektöründe Türkiye genelinde üç farklı bölgede daha yeni tesisler kurmak için çalışmalar yürütüyoruz. Amacımız, 2030 yılı sonuna kadar bu yatırımları tamamlayarak üretim gücümüzü daha da artırmak. Rekabetçi yapımızı korumak ve iş ortaklarımıza kesintisiz hizmet sunmak bizim için öncelikli. Bu doğrultuda hem üretim kapasitemizi hem de ürün çeşitliliğimizi artırmaya devam edeceğiz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aragonit-yeni-yatirimlarla-urun-gamini-genisletiyor-78243</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/3/1280x720/556u-1777530209.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı kimyasalları alanında 300’ün üzerinde ürünle faaliyet gösteren Aragonit, Kütahya merkezli yatırımlarına hız verdi. Şirket, devam eden iki yeni tesisini devreye alarak üretim çeşitliliğini artırmayı ve pazardaki rekabet gücünü pekiştirmeyi hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-sektoru-2025te-ciroda-zorlandi-ikisi-zarari-kabul-ederek-ciroyu-buyuttu-78133</guid>
            <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 08:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji sektörü 2025’te ciroda zorlandı, ikisi zararı kabul ederek ciroyu büyüttü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Elektrik sektöründe 5 yıllık satış ortalaması 5 milyar TL’yi aşan 17 şirket bulunuyor. Bunlardan sadece dördü geçen yıl hız kesmeden satışlarını büyütmeyi sürdürdü. Listeye üst sıradan giren Enerjisa ise 157 milyar TL satış ile diğer 16 şirketin ortalamasını açık ara geçti.</strong></p>
<p>Geçmiş yılların fiyat şokuyla gelen ciro artışlarına bakıp rehavete kapılmak yatırımcı için en büyük tuzaktır. Asıl maharet, ekonomi daraldığında da o ciro ve kârı büyütebilmektir. Yüksek enflasyonun sakinleştiği ve sanayide çarkların yavaşlayarak döndüğü 2025’te, cirolar da duruldu. Öyle ki, sektörün 157,4 milyar TL ile hacim lideri Enerjisa makroekonomik soğumadan nasibini alarak vites küçültmek zorunda kaldı. Genel zayıflama sürecinde sektördeki 4 firma satışını artırarak diğerlerinden ayrıştı. Bunlardan CW Enerji ve Aksa Enerji kârlı yapıyı korurken, gelirini en hızlı artıran Aydem Enerji ve Kalyon Güneş bu performansı zarar pahasına gerçekleştirdi.</p>
<h2>Zarar pahasına satışı artırdılar</h2>
<p>Aydem Enerji, son beş yılda satışlarını yaklaşık 10 kat artırırken, 2025’te 12,92 milyar TL’ye çıktı. Miktar önceki yıla göre %50’yi bulurken , önceki yıla göre gelirini artıran dört firma içerisinde en yüksek artış oranını yakaladı. Söz konusu performansa şirket esas faaliyet kârını düşürürken dönem sonunda 2,8 milyar TL zarar yazdı.</p>
<p>Şubat 2025’te borsaya gelen Kalyon Güneş, geçen yıl satışını %39 artırmayı başardı. Ancak esas faaliyet kârını düşürürken, dönem sonunda zararı ikiye katlanarak 691,4 milyon TL’ye çıktı. Hissenin fiyatı ise borsada işlem görmeye başladıktan hemen sonra satış baskısı altında kaldı. Arada atakları olsa da ilk işlem fiyatının altında.</p>
<h2>Satışları en yüksek olan</h2>
<p>Enerjisa, her yıl düzenli gelir artışı ile dikkat çekiyor. 2025’te satışlarındaki %7 düşüşe rağmen esas faaliyet kârını %5 artırdı. Daha da etkileyici olan önceki yıl zararda iken geçen yıl dönem sonunda 3,17 milyar TL kâra döndü. Şirket, zarar açıkladığı yıl da dahil olmak üzere 2018’den bu yana düzenli kâr payı ödüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f194721b951-1777439858.png" alt="" width="999" height="527" /></span><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>GEÇMİŞ KUR MU, BEKLENEN SEVİYE Mİ?</strong></p>
<p><strong>Geçmiş kur</strong>; somut veri, analiz, referans, kıyas imkanı, güvenli liman. Yanıltıcılık, gecikmeli eylem, durağan bakış, enflasyon baskısı, fırsat maliyeti.</p>
<p><strong>Beklenen seviye</strong>; öngörü, strateji, erken pozisyon, proaktif koruma, büyüme potansiyeli. Sapma riski, belirsizlik, spekülasyon tuzağı, stres.</p>
<p><strong>Elektrikli otobüste pazarı büyütmek istiyor. Japonya’da adetsel büyüme öncelikli</strong></p>
<p>Yatayda hareket eden Karsan’da bir büyüme hikayesi beklenebilir mi? ● Ersin Toy</p>
<p>Ersin, şirketin CEO’sunun açıklamasına göre geçen yıl Karsan’ın sattığı 625 elektrikli otobüsün 555’i Avrupa’ya giderken 9 ülkede ilk 4’te yer aldı. Japonya pazarında büyüme hedefiyle hareket eden firma, otomotiv devlerinin anavatanı sayılan böylesi bir pazara girebilmesi oldukça önemli. Dahası orada tutunabilmesi firmanın elektrikli araç teknolojisinde belli bir yol aldığının işareti olarak okunmalı. Şirket, Avrupa’daki pazar payını kalıcı hale getirebilir ve Japonya’daki girişimini dönüştürebilirse bir büyüme hikayesi de oluşabilecektir.</p>
<p><strong>İştirakinin halka arz sürecini başlattı. Ortak sıfatı ile doğrudan hisse satabilir</strong></p>
<p>İDÇ Liman’ın halka açılması İzmir Demir Çelik’e nakit sağlayabilir mi? ● Fatma Kaya</p>
<p>Fatma, İzmir Demir Çelik’in kasasına doğrudan nakit girmesi ancak halka arz sırasında ortak satışının yapılması ile mümkün olabilir. Öte yandan İDÇ Liman’ın sermayesinin %99,81’i şirkete ait olduğu nazara alındığında dolaylı istifade etmesi de mümkün olabilir. Bununla birlikte firmaların halka arz sırasında hem sermaye artırımı hem de ortak satışı ile karma yöntem kullandığını ayrıca not etmek gerekir. 2025 yılı bilançosuna göre İzmir Demir Çelik’in 25,9 milyar TL finansal borcu bulunuyor. Yüksek faiz gideri dönem sonu zararda belirleyici rol oynuyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>IST bono yatırımı ile faiz getirisini hedefleyerek bir yılda %51 kazandırdı</strong></p>
<p>İstanbul Portföy’ün yönettiği Kısa Vadeli Borçlanma Araçları (TL) Fonu (IST) faizlerden istifade ederek yatırımcısına güvenli getiri sağlamaya çalışıyor. Portföyün büyüklüğü aylık bazda inişli çıkışlı değişkenlik sergiliyor. Nisanda 2,05 milyar TL ile önceki aya göre hacmi küçüldü. Portföyünün %76,24’ü bono, %13,98’i tahvil ve %6,81’i ters-repodan oluşuyor. Aralıktan bu yana fon bir ay para girişi yaşanırken diğer ay çıkış gözleniyor. Nisanda 146,9 milyon TL nakit çıktı. Yatırımcısı aynı süre zarfında kademeli olarak azaldı. Şimdilerde yatırımcı sayısı 3.211 seviyesinde bulunurken ilgideki düşüş devam ediyor. Temkinli yatırımcıya hitap eden IST, geride kalan bir yılda %50,79 getiri sağladı. Aynı sürede kısa vadeli fonların ortalaması %46,62 düzeyinde gerçekleşirken ortalamanın üzerine çıktı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Kayatur Filo Kiralama, Piyasadan TLREF + %4 faizle 400 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Kayatur Filo, nitelikli yatırımcılara yönelik 27.04.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 400.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%4 olarak belirlendi. 270 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 3 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 22.01.2027 olarak açıklandı. 27 Nisan itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %39,98 seviyesinde bulunuyor. Kayatur’un verdiği %4 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFKYTR12715 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f1943b970c6-1777439803.png" alt="" width="297" height="236" /><strong>Alarko Holding bir aydır toparlanma çabası içinde. Fonlar bekle gör pozisyonunda</strong></p>
<p>Alarko Holding’de fonlar satış ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki hisseler %0,52 ile toplamda 35,40 bin lot azalarak 6,83 milyona indi. Hisseyi portföyünde bulunduran fon sayısı ise 60’dan 57’ye indi. Hissede SKZ fonu 908,5 bin lot ile en fazla satışı yaparken, VPS fonu 2,07 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 7 aracı kurum öneride bulunurken 1 kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi İş Yatırım 184,89 TL ile verdi. En düşük öneri 130 TL ile Yatırım Finansman Menkul’den geldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU  </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f1942a15823-1777439786.png" alt="" width="979" height="238" /></strong><strong>ESCAR FİLO</strong></p>
<p><strong>Büyük ortaklar paylarını satıyor. Devir gerekli onayın sonrasında gerçekleşecek</strong></p>
<p>Escar Filo Kiralama’nın mevcut hissedarları, şirketteki yönetim imtiyazına sahip A grubu paylar da dahil sermayenin %77,62’sini Bulls Yatırım Holding’e satıyor. Toplam 142 milyon dolar bedel üzerinden varılan anlaşma, Rekabet Kurumu onayı ve sözleşmedeki diğer şartların yerine getirilmesinin ardından tamamlanacak. Hisse devriyle şirketin ortaklık yapısı ve stratejik yönetimi, hacimli bir satın alma anlaşmasıyla el değiştirmiş oluyor. Escar Filo’nun yönetim kontrolü el değiştireceği için mevzuat gereği alıcı diğer hissedarlara belirlenecek fiyattan çağrıda bulunacak.</p>
<p><strong>HEKTAŞ</strong></p>
<p><strong>Ankara’daki tesisine Ar-Ge Merkezi Belgesi aldı. İnovasyon giderlerini düşürecek</strong></p>
<p>Hektaş, Ankara Yüksek Teknoloji Merkezi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’na yaptığı başvurunun onaylandığını ve tesise Ar-Ge Merkezi Belgesi verilmesinin kararlaştırıldığını duyurdu. Söz konusu onayla birlikte şirket, yasa kapsamında sağlanan teşvik ve muafiyetlerden yararlanmaya başlayacak. Ar-Ge Merkezi belgeleri, geleceğin teknolojilerine kurumsal düzeyde yatırım yapıldığının göstergesi niteliğinde. Sağlanan vergi indirimleri ve istisnalar, azalan operasyonel giderler yoluyla kârlılığa pozitif yansıyarak uzun vadeli büyüme potansiyelini destekliyor.</p>
<p><strong>ARÇELİK</strong></p>
<p><strong>Hitachi ortaklığından çıkıyor. Satıştan gelecek nakdi tahvil itfasında kullanacak</strong></p>
<p>Arçelik, Arçelik Hitachi’deki %60 payını, diğer ortak Hitachi Global’e sattı. Anlaşmaya göre Arçelik, kapanışta 205 milyon dolar peşin ve takip eden üç yıl içinde taksitler halinde 56 milyon dolar olmak üzere toplam 261 milyon dolar tahsil edecek. Satışla birlikte Arçelik; Çin ve Tayland’daki üretim tesisleri, Ar-Ge merkezleri ve 12 bağlı ortaklığını da devretmiş oluyor. Söz konusu hisse devri, Arçelik’in Asya’daki üretim ve operasyon hacminden çıkışı anlamına gelmekte. Kapanışta kasaya girecek olan 205 milyon dolarlık peşinat yaklaşan yeşil tahvil itfasında kullanılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-sektoru-2025te-ciroda-zorlandi-ikisi-zarari-kabul-ederek-ciroyu-buyuttu-78133</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji sektörü 2025’te ciroda zorlandı, ikisi zararı kabul ederek ciroyu büyüttü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
