<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-ortak-lojistik-merkeziyle-navlun-maliyetlerini-dusurecek-87840</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB, ortak lojistik merkeziyle navlun maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB), bölgedeki işletmelerin sevkiyatlarını ortak bir yapıda buluşturmak ve lojistik giderlerini azaltmak amacıyla ortak ambar ve lojistik merkezi projesi üzerinde çalışmalara başladı.</p>
<p>Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, firmaların özellikle İstanbul ve farklı noktalara gerçekleştirdikleri sevkiyatlarda maliyet avantajı sağlayacak bir sistem kurmayı hedeflediklerini bildirdi. İşletmelerin lojistik operasyonlarında güçlerini birleştirmesinin navlun maliyetlerinde avantaj sağlayacağını belirten Eskioğlu, “Sanayicilerimizin farklı noktalara yaptığı sevkiyatları ortak bir yapıda buluşturabilecek lojistik merkezi, uzun süredir üzerinde durduğumuz projeler arasında yer alıyor. İşletmelerimizin taşıma operasyonlarında birlikte hareket etmesi, sevkiyatların daha verimli yürütülmesine ve navlun maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Yatırımcılarımızın ihtiyaç ve taleplerini dikkate alarak proje üzerindeki çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p>Kütahya OSB tarafından Sanayi 1973 Restaurant Lounge’da düzenlenen Yatırımcı İstişare ve Kahvaltı Programı’nda, bölgenin 2019-2026 dönemindeki gelişimi ile devam eden yatırımları değerlendirildi. Sanayicilerin görüş, talep ve önerilerinin ele alındığı programda; lojistik çözümler, ortak bakım hizmetleri, ulaşım, güvenlik, eğitim ve yeni ticari alanlara ilişkin projeler görüşüldü.</p>
<p><strong>13 yeni iş yeri kurulacak</strong></p>
<p>Tedarikçi firmaların daha büyük iş yeri taleplerinin toplantının gündem maddeleri arasında yer aldığını aktaran Tolga Eskioğlu, projeleri hazırlanan 13 yeni iş yerinin yanı sıra genişleme alanında Taş Çarşı kurulmasının planlandığını açıkladı. Farklı ölçeklerdeki işletmelere hizmet verecek merkezi bakım hizmeti oluşturulması önerisinin de değerlendirileceğini belirten Eskioğlu, “Yatırımcılarımızın doğrudan dile getirdiği ihtiyaçlar, hazırladığımız projeler açısından yol gösterici oluyor. Tedarikçi firmalarımızın daha büyük iş yerlerine yönelik taleplerini karşılamak amacıyla 13 yeni iş yeri planladık. Genişleme alanında hayata geçirmeyi hedeflediğimiz Taş Çarşı ile birlikte sanayicilerimize hizmet sunacak yeni ticari alanlar oluşturacağız. Merkezi bakım hizmeti önerisi üzerinde de çalışma yapacağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kalibrasyon Merkezi bölgeye hizmet verecek</strong></p>
<p>Kütahya OSB ile Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) ortaklığında oluşturulan Kalibrasyon Merkezi hakkında da bilgi veren Eskioğlu, merkezin sanayi kuruluşlarının teknik ihtiyaçlarına doğrudan cevap vereceğini söyledi. Başlangıçta doğal gaz sayaçları başta olmak üzere çeşitli teknik ekipmanların kalibrasyon işlemleri ile kalite testlerinin gerçekleştirileceğini bildiren Eskioğlu, “Sanayicilerimizin farklı şehirlerde almak zorunda kaldığı bazı teknik hizmetleri Kütahya’ya taşımayı hedefliyoruz. Zafer Kalkınma Ajansı’ndan yüksek oranlı hibe desteği almaya hak kazanan merkezimizi kısa süre içerisinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Kütahya’nın yanı sıra Uşak, Afyonkarahisar ve Eskişehir’de de benzer nitelikte bir merkez bulunmuyor. Bu yatırımla çevre illerdeki sanayi kuruluşlarına da hizmet vermeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Arıtma tesisi bir yıl içinde tamamlanacak”</strong></p>
<p>Kütahya OSB Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasite artırımına yönelik yatırım sürecinin başlatıldığını açıklayan Eskioğlu, yüklenici firmaya yer tesliminin gerçekleştirildiğini kaydetti. Yeni yatırımın, bölgedeki firmaların gelecekte karşılaşabileceği çevresel yükümlülüklere uyumunu kolaylaştıracağını dile getiren Eskioğlu, “Arıtma tesisimizin kapasitesini artırarak bölgenin gelecekteki üretim yapısına cevap verebilecek bir altyapı oluşturmayı hedefliyoruz. Yatırımın, sanayicilerimizin ön arıtma maliyetlerinin azaltılmasına da katkı sağlamasını bekliyoruz. Çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi halinde tesisimiz yaklaşık bir yıl içerisinde yenilenen yapısıyla hizmet vermeye başlayacak” dedi.</p>
<p><strong>Genişleme alanına mesleki eğitim merkezi</strong></p>
<p>Yeni genişleme alanında üretim kapasitesinin yanı sıra sosyal ve teknik altyapının da geliştirilmesi planlanıyor. Eskioğlu, bölgede otel, sosyal alan, Taş Çarşı ve ilerleyen dönemde meslek yüksekokulu kurulmasına yönelik projeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Kütahya OSB Bölge Müdürü Tunahan Ergin ise genişleme alanında Çıraklık Eğitim Merkezi için yer ayrıldığını ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.</p>
<p>KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat da üniversite-sanayi iş birliğinin nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Organize sanayi bölgelerinde oluşturulan üniversite ve yüksekokul modellerinin işletmelerin ihtiyaç duyduğu teknik personelin yetiştirilmesini sağladığını ifade eden Argat, “Kütahya OSB, sanayinin taleplerine göre şekillenen bir eğitim modelini geliştirebilecek güçlü altyapıya sahip. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, işletmelerimizin nitelikli iş gücüne erişimine katkı sağlayacaktır. Kütahya OSB’de bu yönde atılacak adımların hem bölge sanayisine hem de insan kaynağının gelişimine önemli kazanımlar sunacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-ortak-lojistik-merkeziyle-navlun-maliyetlerini-dusurecek-87840</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/0/1280x720/kutahya-osb-ortak-lojistik-merkeziyle-navlun-maliyetlerini-dusurecek-1789739992.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya OSB, firmaların İstanbul başta olmak üzere farklı noktalara yaptığı sevkiyatları tek merkezde birleştirecek ortak lojistik merkezi üzerinde çalışıyor. Projeyle işletmelerin taşıma gücünün artırılması ve navlun maliyetlerinin düşürülmesi hedefleniyor. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, &quot;İşletmelerimizin taşıma operasyonlarında birlikte hareket etmesi, sevkiyatların daha verimli yürütülmesine ve navlun maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Yatırımcılarımızın ihtiyaç ve taleplerini dikkate alarak proje üzerindeki çalışmalarımızı sürdürüyoruz” açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtodan-10-ulkeye-ticaret-koprusu-87837</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tuncay Yıldırım: Vizede yaşanan güçlükler ticari ilişkileri olumsuz etkilememeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Gaziantep Fahri Konsolosları ve Ticaret Müşavirleri ile İkili İş Görüşmeleri” kapsamında ülke temsilcileri ile GTO üyesi firmalar arasında B2B görüşmeler gerçekleştirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre programda Bangladeş, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, Karadağ, Letonya, Polonya, Slovenya ve Sri Lanka temsilcileri yer alırken, GTO üyeleri hedef ülkelerin ticaret ve yatırım ortamları hakkında doğrudan bilgi edinme, potansiyel iş ortaklıklarına yönelik temas kurma ve yeni pazar fırsatlarını değerlendirme imkânı buldu.</p>
<p>İkili iş görüşmeleri öncesinde GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, fahri konsoloslar ile ticaret ve ekonomi müşavirleriyle bir araya gelerek Gaziantep iş dünyasının uluslararası ticarette karşılaştığı konular ve yeni iş birliği imkânları üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad3bbd3edd9-1789737917.JPG" alt="" width="700" height="382" /></p>
<p><strong>“Vize meselesi dış ticaretimizin önünde engel oluşturmamalı”</strong></p>
<p>Üyelerinin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmak ve küresel iş bağlantılarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği organizasyonlara devam ettiklerini söyleyen GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, etkinlikle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Gaziantep’in üretim ve ihracat gücünü yeni pazarlarla buluşturmak Odamızın öncelikli çalışma alanlarından biri. Doğrudan ülke temsilcileriyle gerçekleştirilen temaslar, firmaların dış pazarlara erişimi açısından büyük önem taşıyor. Üyelerimizin dünyanın farklı noktalarında yeni ticari bağlantılar kurmasını, hedef pazarları daha yakından tanımasını ve karşılarına çıkan sorunlara doğrudan muhatapları aracılığıyla çözüm üretebilmesini son derece önemsiyoruz. Fahri konsoloslarımız ve ticaret müşavirlerimiz bu noktada iş dünyamız ile ülkeler arasında çok kıymetli bir köprü görevi görüyor.”</p>
<p>İkili görüşmeler öncesinde gerçekleştirilen toplantıda özellikle iş insanlarının yaşadığı vize sorununu tüm ülke temsilcilerine altını çizerek aktardıklarını belirten Başkan Yıldırım, “Ticaretin gelişebilmesi için iş insanlarının hareket kabiliyetinin de güçlü olması gerekiyor. İş insanlarımızın fuarlara katılması, müşterileriyle görüşmesi, yeni yatırımlar ve iş birlikleri için seyahat edebilmesi dış ticaretin doğal bir parçası. Bu nedenle vize süreçlerinde yaşanan güçlüklerin ticari ilişkilerin gelişimini olumsuz etkilememesi gerektiğini ifade ederek bu konudaki hassasiyetimizi tüm temsilcilerimize ilettik. Vize sorununun kazananı yok. Zarar gören yalnızca Türkiye değil. Bunun en yakın örneği de Almanya. Biliyorsunuz ki geçtiğimiz yıllarda Almanya’da gerçekleştirilen çok önemli bir fuar, vize sorunları nedeniyle İstanbul’da yapılmaya başlandı. Binlerce çalışanınız var fakat bir fuara katılmak istediğinizde vize alamıyorsunuz. Bu açıklanabilecek bir durum değil” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gaziantep’in güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kültürü ve ihracat tecrübesiyle dünya pazarlarında önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yıldırım, gerçekleştirilen B2B görüşmelerin yeni ticari bağlantılara ve uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlamasını beklediklerini kaydetti.</p>
<p>Avrupa İşletmeler Ağı Projesi desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte fahri konsoloslar ve ticaret/ekonomi müşavirleri ile GTO üyesi firmalar birebir görüşmeler gerçekleştirerek ticaret, yatırım ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtodan-10-ulkeye-ticaret-koprusu-87837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/7/1280x720/gtodan-10-ulkeye-ticaret-koprusu-1789737961.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep’te görev yapan fahri konsoloslar ile temsil ettikleri ülkelerin Türkiye’deki ticaret ve ekonomi müşavirlerini üyeleriyle bir araya getirdi. Toplantıda yaptığı konuşmada, &quot;Fahri konsoloslarımız ve ticaret müşavirlerimiz bu noktada iş dünyamız ile ülkeler arasında çok kıymetli bir köprü görevi görüyor.&quot; diyen GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, &quot;İş insanlarımızın fuarlara katılması, müşterileriyle görüşmesi, yeni yatırımlar ve iş birlikleri için seyahat edebilmesi dış ticaretin doğal bir parçası. Bu nedenle vize süreçlerinde yaşanan güçlüklerin ticari ilişkilerin gelişimini olumsuz etkilememesi gerektiğini ifade ederek bu konudaki hassasiyetimizi tüm temsilcilerimize ilettik. Vize sorununun kazananı yok.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-genele-yayilmis-bir-sistemik-risk-soz-konusu-degil-87836</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. </p>
<p>NTV özel yayınında açıklamalarda bulunan Şimşek, Finansal İstikrar Komitesinin (FİK) dün toplandığını hatırlatarak, "Piyasalarda dün itibarıyla yaşananların esas temeli, sınırlı sayılan fonlardaki kredi ve likidite problemi. Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok." diye konuştu.</p>
<p>"Serbest fon" diye tabir edilen bir alan bulunduğunu ve bu alanın dünyada serbest ve nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan olduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006'da Türkiye'de mevzuata girmiş. 2008'de ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir sürede bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019'da Türkiye Elektronik Fon Alım Satım (TEFAS) Platformu orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Türkiye'de 2038 tane fon var, bunların 131'inde bahsediyoruz. Bunlara ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulundan (SPK) detaylı açıklamayla cevap verdiler."</p>
<p><strong>"Sınırlı sayıda bir fonda piyasa bozucu eylemler var, gereken yapıldı"</strong></p>
<p>Şimşek, 2025'in sonlarında, FİK toplantısı sonrasında, bu alanda bir sorun olabileceği kaygısı üzerine konuya çalışılması, gerekli düzenlemelerin yapılarak tedbirlerin alınması gerektiğini söylediklerini hatırlattı.</p>
<p>Serbest fon alanını dünyadaki uygulamalarına göre çok daha katı kurallara bağlayan fon rehberinin ağustos sonunda açıklandığını anlatan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Piyasanın uyum sağlaması için geçiş süreçleri var. Bir kere teminat yapısı güçlendirildi. Asıl teminata ilişkin daha önce kaygıları giderecek bazı adımlar attık. Kasım 2024'te para piyasası fonlarına yönelik önemli bir adım atıldı. Bu fonların portföylerinin en az yüzde 10'unu, Hazine tahvil ve bonolarına yatırması zorunlu hale getirildi. Bakın o düzenleme bugün işe yarayacak. Serbest fonlar içinde bir geçiş dönemi öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği ve 131 fon SPK tarafından tasfiye sürecine konulmuştu."</p>
<p>Şimşek, tasfiye sürecine ilişkin de SPK'nin dün akşam üç aylık kapsamlı bir yol haritası ortaya koyduğuna dikkati çekti.</p>
<p><strong>⁠⁠"Alınan tedbirler şu aşamada yeterli"</strong></p>
<p>SPK'nin işlem yaptığı fonlara ilişkin de bilgi veren Şimşek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Kurul, riskli olanlara ilişkin gerekli adımları atmıştır. Fon piyasasının yüzde 90'ı sağlıklı şekilde işlemeye devam etti. Son müdahalelerden etkilenen fonlar, toplam fon büyüklüğünün yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Bu durum, söz konusu fonların hiçbir varlığının bulunmadığı anlamına gelmiyor. Tasfiye süreci SPK'nin yaptığı görevlendirme ve ilkeler çerçevesinde yapılacak. Sürecin önümüzdeki dönemde borsa üzerinde bir baskı oluşturmasını beklemiyoruz. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan yoğunlaşma riskinin diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirler devreye alındı. Süreç sağlıklı şekilde ilerlemektedir. Mevcut aşamada alınan tedbirler yeterli".</p>
<p>Şimşek, son yıllarda bankacılık dışı finans sektörüne ilişkin çok hızlı bir büyüme olduğunu ve bu alana ilişkin birtakım adımlar atıldığını belirterek, dünyada da bu konuda bazı değerlendirmeler olduğunu, buna ilişkin ilave tedbirlere yönelik çalışma yapılacağını dile getirdi.</p>
<p><strong>⁠⁠"Sorunlu alanı karantinaya aldık"</strong></p>
<p>Bankacılık dışı finans sektörünün farklı bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Orada nitelikli yatırımcılardan bahsetmiyoruz. Ev ve araba almak için birikimlerin bir şekilde yönetildiği bir alan. Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Fonlarla ilgili, tekrar ediyorum, gerekeni yaptık. Sorunlu alanı karantinaya aldık. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılacak oradaki varlıklar korunacak. Tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan ve çok daha farklı bir süreç işliyor. Tasarruf finansman şirketlerinde, bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Emlak Katılım, konut finansmanı konusunda uzman. Katılımevim ve Birevim, bu alanda faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç oradaki yatırımcıları korumaya yönelik. Bu sürecin tamamlanması için Rekabet Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve SPK onay sürecine bakacak."</p>
<p>Şimşek, fon rehberiyle son dönemde sınırlı sayıda fonda yaşanan sorunların bir daha yaşanmaması için düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını söyledi.</p>
<p>Türkiye'de dünyaya oranla serbest fon alanının çok daha katı kurala bağlandığını bildiren Şimşek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Dünya da serbest fonlara ilişkin yoğunlaşma konularına sınırlama yok. Biz o konuları ciddi şekilde sınırladık. Serbest fonlara ilişkin alan çok güçlü şekilde düzenlendi, bir daha bu türden bir hareketliliğin, oynaklığın yaşanma riski oldukça düşük. Yinede yakından takip edeceğiz. Biz, vatandaşlarımızın portföy tercihlerine saygılıyız. Yüksek getiri ve risk peşinde koşanlar olabilir bunun alanı belli. Finansal okur yazarlığa güçlü yatırım yaptık. SPK'nin bu konuda zengin bir platfomu var. Oradan milyonlarca kişiye erişip finansal okur yazarlık konusunda eğitim veriyoruz. Bu okur yazarlık temel okur yazarlık kadar değerlidir. Finansal okur yazarlığa yatırım yapmaya devam edeceğiz."</p>
<p>Şimşek, banka dışı finans sektörünün hızlı büyüdüğünü ve hızlı büyüyen alanların yakından izlenmesi, kaynakların mutlaka doğru alanlarda tutulması, vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Katılımevim, Birevim konusunda tereddüt yok"</strong></p>
<p>Şimşek, Katılımevim ve Birevim'deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacağına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Emlak Katılım'ın Katılımevim ve Birevim ile ilgili bir açıklaması var. Oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Orada bir tereddüt yok. Çünkü onlar, nitelikli ve profesyonel yatırımcı değil, bizim onlara muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta ve uzun vadede onu bankalar gibi düşünmek lazım. Dolayısyla TMSF vari bir yapı, fon, teminat havuzu gibi bir yapı... Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin bir düzenleme temmuz ayında yapıldı ve geçiş dönemi öngörüldü. O alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık ama o alana ilişkin tabii ki ilave çalışmalar devam edecek."</p>
<p><strong>"Piyasada güven devam ediyor"</strong></p>
<p>Şimşek, sistemik bir risk olasılığının düşük olduğunu ancak kendilerinin gerekli tedbirler için hazırlıklı olduklarını belirterek, her senaryoya karşı alternatif planlarının bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Dün düşündükleri tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadığına dikkati çeken Şimşek, "Merkez Bankamız, 'Rahat olun, ben gereken likiditeyi sağlayacağım.' dedi. Likidite bu tür durumlarda çok kritiktir. Çünkü likidite sonra kredi sorununa dönüşebilir. Orada gerekeni yaptık, aslında çok da ihtiyaç olmadı." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, BDDK ve SPK'nin de gerekli adımları atarak üzerine düşen görevleri yerine getirdiğini dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Gerekeni yaptık, sorunlu alanı karantinaya aldık. Tasfiye sürecini açıkladık. Piyasada güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90'ında zaten sorun yoktu. Sorunlu alan dar bir alan, yüzde 10'dan bahsediyoruz, bu önemsizdir demiyorum ama onu ayırdık. Piyasanın geneline bakarsanız, geleneksel ve diğer serbest fonların tamamı normal işleyiş içerisinde, piyasa güveninde sorun yok ve sistemi bir risk yok. Bankacılık sistemini de genelde çok katı kurallara tabi tutuyoruz. Sermaye yeterliliği Basel III'ün gerektirdiği oranın bile iki katından fazla. Yani sermaye yeterli, likiditede, varlık kalitesinde ve karşılıklarda sorun yok. Dün, risk algısı yüksek olsaydı CDS yükselirdi. Bırakın yükselmeyi, sınırlı da olsa önceki güne göre düştü."</p>
<p>Söz konusu gelişmlerin stresini Hazine'nin tahvil piyasasında hissettiklerini belirten Şimşek, 2,5 ve 10 yıl vadeli kağıtların faizlerinde likidite ihtiyacı kaynaklı 16 Eylül'de satışlar görüldüğünü, dün o stresin de tamamen kaybolduğunu ve faizlerin düştüğünü söyledi.</p>
<p>Şimşek, bu durumun temel nedeninin alınan doğru tedbirler olduğunu bildirerek, "Şu an piyasalar işlemesi gerektiği gibi işliyor. Piyasa bozucu eylemlere girenlere ilişkin olarak SPK, lisans iptalinden suç duyurularına kadar bütün gerekli adımları attı, şimdi konu adli makamların konusu. Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Petrolün çoklu arz şoku nedeniyle 140-150 dolar bandında fiyatlanıyor"</strong></p>
<p>Geçen yıl Orta Vadeli Program'ı (OVP) hazırlarken, söz konusu dönemde petrol fiyatlarının 60-65 dolar olarak öngörüldüğünü, kendilerinin de 65 dolarlık bir varsayımda bulunduklarını bildiren Şimşek, gelinen noktada ortalamanın 90 dolar olarak hesaplandığını söyledi. Buna rağmen petrolün çoklu arz şoku nedeniyle 140-150 dolar bandında fiyatlandığına işaret eden Şimşek, "Hürmüz Boğazı'nın kapanması, önemli bir şoktu. Küresel petrol ve doğal gaz arzının önemli bir kısmı, petrokimyayı ve gübreyi ciddi şekilde etkileyecek bir risk. Rafineriler vuruluyor, ancak bizim açımızdan daha da önemlisi, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Rusya'nın rafineri altyapısı vuruluyor. Bu mazot gibi nihai ürünlere olumsuz yansıyor. Bu da rekabet gücünden tutun, enflasyona kadar ciddi etkileri olan bir alan." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, eşel mobil ile bu baskıyı yönetmeye çalıştıklarını, ancak bunun da bir sınırının bulunduğunu vurgulayarak, savaş olmaması halinde çok büyük ihtimalle enflasyonun bugünkü seviyesinden en az 7 puan daha aşağıda olacağını kaydetti. Program ve aldıkları gerekli tedbirler olmasaydı, enflasyonun çok daha yukarı seviyelerde seyredeceğine ve karşı karşıya olunan şokun tek boyutlu olmadığına dikkati çeken Şimşek, sadece enerji emtiasında değil, diğer emtia fiyatlarında, petrokimyada ve birçok ham maddede dramatik artışlar yaşandığını anlattı.</p>
<p><strong>"Bütçe dengelerinde bir sorun görmüyorum"</strong></p>
<p>Programda, hep sürdürülebilir cari açığı hedeflediklerinin altını çizen Şimşek, "Genelde piyasacılar petrole bakıyor, ancak bu yanlış bir bakış açısı. Petrolün türevleri var, mesela gübre doğrudan petrol ürünü değil ama etkileniyor. Dolayısıyla cari açık, bu sene yüzde 2'nin altında çok rahat olabilirdi ama yaşanan dış gelişmelerle maalesef yüzde 2,6 veya 2,7 gibi bir rakam olacak. OVP'de yüzde 2,6'lık bir tahmin var ve bu yönetilebilir." diye konuştu.</p>
<p>Şimşek, rezerv konusunda da yeterlilik açısından birçok kriterin karşılandığını belirterek, bu konunun herhangi bir şekilde endişe kaynağı olmadığını anlattı. Tüm bunlara rağmen, savaş yaşanmasaydı enflasyonun daha düşük, cari açığın da çok daha makul seviyelerde gerçekleşebileceğini dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bütçede eşel mobilin de bir etkisi var. Sürekli değişen bir ortamla karşı karşıyayız. Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon ve dolayısıyla ÖTV kaybı devam edecek. ÖTV'den kısmen vazgeçmeye devam edeceğiz. Bizim tahminimiz yaklaşık 400 milyar liralık gelirden vazgeçtik. Bu geliri elde etmemiş olmak demek, aynı zamanda bizim faiz dışı fazlayı da bir miktar aşağı çekiyor, borçlanma ihtiyacını ortaya koyuyor. Aslında yarım trilyona yakın bir büyüklük. Bu ciddi bir rakam, 10 milyar dolar ve üzerinden bahsediyoruz. Ancak vatandaşlar için küresel ve bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak adına bütçe imkanı elverdiği için böyle bir adım attık. Bütçe dengelerinde bir sorun görmüyorum."</p>
<p><strong>"İmalat sanayisini daha güçlü destekleyeceğiz"</strong></p>
<p>Şimşek, küresel belirsizliklere rağmen bütçe ayağının sağlam olduğunu, bütçede disiplini tesis ettiklerini ve iyi bir noktada bulunduklarına dikkati çekerek, Türkiye'nin benzer ülkelere kıyasla bütçe açığını ve kamu borcunu daha düşük seviyelerde tuttuğunu söyledi. Bütçe açığını, temkinli davranarak 2027 için yüzde 3,5 olarak öngördüklerini aktaran Şimşek, "Çünkü deprem harcamalarının önemli bir kısmını borçlandık, onun getirdiği bir faiz yükü var." dedi.</p>
<p>Ayrıca gelecek yıl için bazı alanları önceliklendirdiklerinin altını çizen Şimşek, özellikle savunma alanındaki harcamaları yüzde 229, sosyal konut bütçesini yüzde 150 artırdıklarını, sulamadan sanayi altyapısına kadar birçok alana ciddi kaynak aktardıklarını vurguladı.</p>
<p>Şimşek, petrol fiyatlarının gelecek yıl öngördükleri üzere 76-77 dolar seviyelerine gerilemesi halinde, eşel mobile ihtiyaç kalmayacağına işaret ederek, yapısal dönüşüm anlamında ilerleyen dönemlerde atılacak öncelikli adımlara da dikkati çekti. Bu anlamda sanayide dönüşümün, kritik ve somut bir alan olduğuna değinen Şimşek, şöyle devam etti:</p>
<p>"İhracatımızda orta yüksek ve yüksek teknoloji payı, savunma sanayisinin liderliğinde hızlı bir şekilde artıyor, ancak bizim için geleneksel emek yoğun sektörler de çok değerli. Bu nedenle özellikle para politikasının duruşunu bozmadan, bütçe ve kamu imkanlarıyla, seçici kredi ve programlarla imalat sanayisini önümüzdeki dönem daha güçlü destekleyeceğiz. İşletme sermayesine yönelik programları da açıkladık, bu programları büyüterek devam edeceğiz. Bizim için istihdam çok önemli. Sanayi birikiminin korunması ve sanayimizin güçlendirilmesi, orta vadeli programda birinci konu."</p>
<p><strong>"15-29 yaş nüfusuna yönelik çalışmalara öncelik verdik"</strong></p>
<p>Şimşek, Türkiye'nin son 25 yılda petrol ve doğal gaz ithalatına 1 trilyon dolar ödediğini bildirdi. Bu kapsamda ithalatı azaltmak için yeşil dönüşüme ihtiyaç olduğunun altını çizen Şimşek, dijital dönüşümün de ıskalanamayacağını vurguladı.</p>
<p>Özellikle, 15-29 yaş nüfusuna yönelik çalışmalara da öncelik verdiklerini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eğitimde ve iş başında olmayan nüfusu hedefleyen güçlü programları, reform olarak görüyorum. Bu kategoriler için daha esnek çalışma modelleri, Türkiye'nin menfaatinedir. Yani çalışanın haklarını koruyalım ama bir miktar da esneklik sağlayalım. Dolayısıyla istihdamın, iş gücüne katılımın artması bakımından o anlamda bir reform çok faydalı olur."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-genele-yayilmis-bir-sistemik-risk-soz-konusu-degil-87836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Piyasalarda dün itibarıyla yaşananların esas temeli, sınırlı sayıda fonlardaki kredi ve likidite problemi. Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok.&quot; dedi. Şimşek, &quot;Bütçede eşel mobilin de bir etkisi var. Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon ve dolayısıyla ÖTV kaybı devam edecek. Bizim tahminimiz yaklaşık 400 milyar liralık gelirden vazgeçtik. Vatandaşlar için küresel ve bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak adına bütçe imkanı elverdiği için böyle bir adım attık.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-87832</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hindistanlı kuru meyveciler Gaziantep’te Türk ihracatçılarla buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Kuru Meyve ve Mamulleri Sektör kurulunun, hedef pazar olarak belirlediği Hindistan’dan Türk kuru meyvelerinin bilinirliğini ve ihracatını artırmak amacıyla alım heyeti programı düzenlendi.</p>
<p>Program kapsamında Hindistan’dan gelen kuru meyve ithalatçıları, Gaziantep ve bölge illerinde faaliyet gösteren ihracatçı firmaların temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad1a2255fb7-1789729314.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Ticaret Bakanlığı’nın destek ve himayesinde, Kuru Meyve ve Mamulleri Sektör Kurulunun organizasyonu ile Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen programda, Hintli firmaların temsilcileri ile Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyesi firmalar arasında ikili iş görüşmeleri yapıldı. Görüşmelerde Türk kuru meyveleri tanıtılırken, yeni ticari iş bağlantılarının kurulmasına yönelik temaslarda bulunuldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad1a3190eb9-1789729329.jpg" alt="" width="700" height="438" /></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır, Hindistan’ın yüksek nüfusu ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle Türk kuru meyve sektörü açısından önemli bir hedef pazar olduğunu belirtti. Türk kuru meyve ihracatçılarının Hindistan pazarından daha fazla pay almasını sağlamak amacıyla Sektör Kurulu olarak “Turkish Dried Fruits” adlı Turquality projesinin başlatıldığını ifade eden Bakır, “Proje ile Hintli tüketicileri üstün kalitesi, zengin tadı ve kapsamlı yararlarıyla tanınan Türk kuru meyveleriyle buluşturmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad1a420cd11-1789729346.jpg" alt="" width="700" height="726" /></p>
<p><strong>“HEDEF, BİLİNİRLİĞİ VE TÜKETİMİ ARTIRMAK”</strong></p>
<p>Proje kapsamında Hindistan’da yapılan çeşitli tanıtım faaliyetleri akabinde kuru meyve ithalatçılarının Gaziantep’te Türk ihracatçılarla buluşturulduğunu belirten Bakır, şunları kaydetti: “Birlik olarak en büyük amacımız, Türk kuru meyvelerinin dünya genelindeki bilinirliğini ve tüketimini artırmaktır. Bu kapsamda Türk ihracatçıları olarak Anadolu’nun lezzetli ve kaliteli kuru meyvelerini dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerle buluşturmak için çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz. Sektör Kurulu organizasyonu ile Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Hizmet Binası’nda düzenlediğimiz alım heyeti programıyla verimli bir etkinliğe imza attık. Etkinlik kapsamında ihracatçılarımız, Hintli firma temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirerek ürünlerini tanıtma ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde etti. Önümüzdeki dönemde Hindistan’a yönelik kuru meyve ihracatımızda belirgin bir artış gerçekleşmesini bekliyoruz.”</p>
<p>İkili görüşmelerin ardından Hindistan’dan Gaziantep’e gelen alım heyeti, kuru meyve sektöründe faaliyet gösteren firmaların üretim tesislerini ziyaret ederek üretim süreçleri hakkında bilgi aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-87832</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/2/1280x720/hintli-kuru-meyveciler-gaziantepte-turk-ihracatcilarla-bulustu-1789729450.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Türk kuru meyvelerinin Hindistan pazarındaki payını artırmak amacıyla Hintli ithalatçıları Gaziantep’te Türk ihracatçılarla buluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-kurum-acikladi-tokide-borcunu-pesin-kapatana-yuzde-25-indirim-87826</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kurum açıkladı: TOKİ&#039;de borcunu peşin kapatana yüzde 25 indirim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Platform Zeytinburnu'nda "İstanbul'da Büyük Dönüşüm 1642 Bağımsız Bölüm Kura Çekim Töreni"nde yaptığı konuşmada, kente bir günde üç dev eseri daha kazandırmanın heyecanıyla coşkulu olduklarını söyledi.</p>
<p>Bugün eserlerin adresi ve yuvaların yerlerinin farklı, heyecanın, sevincin, mutluluğun bir olacağını belirten Kurum, "Zeytinburnu Merkezefendi’den Maltepe ve Gaziosmanpaşa ilçelerimize canlı bağlantı kuracağız. Üç ilçemizde de konut kuralarını çekecek, vatandaşlarımızın sevinçlerine ortak olacağız." diye konuştu.</p>
<p>Kurum, üç yıl önce Zeytinburnu'nda vatandaşlarla bir araya geldiklerini aktararak, "Beştelsiz Mahallemizde rezerv konutlarımızın anahtarlarını teslim ederken 'Kentsel dönüşümde öyle bir destan yazacağız ki Zeytinburnu’nda hayat artık bambaşka olacak.' demiştik. Hamdolsun verdiğimiz sözleri birer birer hayata geçiriyoruz. Ağzımızdan çıkan sözü hizmetle taçlandırdık, ilçemizin her mahallesini eserlerle donattık. Dönüşümden millet bahçelerimize, çevre projelerimizden Türkiye’nin ilk basketbol gelişim merkezine kadar büyük projeleri hayata geçirdik." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bugün kuralarını çektikleri Merkezefendi'de dönüşümün zorlu bir süreç olduğunu, asla pes etmediklerini dile getiren Kurum, belediye, vatandaşlar ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığıyla el ele verdiklerini kaydetti.</p>
<p>Kurum, şöyle devam etti:</p>
<p>"Hamdolsun bugün hep birlikte Merkezefendi'nin 524 yuvası için kuraları çekiyoruz. Yine Maltepe Esenkent Mahallemizdeki İETT Blokları’nda 453 konutumuzun ve Gaziosmanpaşa Yıldıztabya 6B Bölgesi’nde 665 konutun kuralarını çekiyoruz. Bu üç projede de hak sahibi kardeşlerimizi hiçbir aşamada yalnız bırakmadık. 'Vatandaşımızın rızası başımızın tacı.' dedik, taleplerini dinledik. Beklentilerini dikkate aldık, her adımı sizlerle birlikte attık. İnanın bu projeler çocuklarımızın güvenli evlerde büyümesi, annelerimizin huzur içinde uyuması, esnafımızın bereketli bir mahallede çalışması demektir."</p>
<p><strong>"Kentsel dönüşümü teşvik etmek adına her adımı atıyoruz"</strong></p>
<p>İstanbul’da bitirilen her projenin vatandaşı deprem felaketinden koruduğunu çok iyi bildiklerini belirten Kurum, bu anlayışla bugüne kadar Türkiye genelinde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldıklarını aktardı.</p>
<p>İstanbul’da kentsel dönüşüme, devletin beka meselesi gözüyle baktıklarına dikkati çeken Kurum, "Bunun için devletimizin tüm imkan ve kapasitesini seferber ediyoruz ama açık söyleyeyim, burada sadece bizim çabamız yetmez. Sizlerin istemesi lazım, belediyelerin de elini taşın altına koyması lazım. İnanın, biz kentsel dönüşümü teşvik etmek adına her adımı atıyoruz." dedi.</p>
<p>"Yarısı Bizden Kampanyası"yla evini dönüştürmek isteyenlere büyük bir kaynak sağladıklarını vurgulayan Kurum, şunları söyledi:</p>
<p>"Bugün, Yarısı Bizden Kampanyamız kapsamında dönüşüm sürecini başlattığımız tam 544 bin bağımsız bölüm bulunuyor. İstanbul'un 39 ilçesine giden her mahallesinde Yarısı Bizden Kampanyası'nı görürsünüz. Yani sadece bu projeyle İstanbul’da 2 milyondan fazla vatandaşımızı güvenli yuvalara kavuşturmuş olacağız. Tabii talep bu kadar olunca bize de düşen bu kampanyayı devam ettirmek arzu içerisindeydik. Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Normalde bu sene bitecek desteği, 'Hiçbir vatandaşımız bu büyük destekten mahrum kalmasın.' diyerek, kampanyamızın süresini 31 Aralık 2027’ye kadar uzatıyoruz."</p>
<p>Kurum, "Ev sahibi Türkiye" kampanyasında İstanbul'a 100 bin sosyal konut ayırdıklarını kaydetti.</p>
<p>İstanbul’da bir ilke imza atarak "kiralık konut" uygulamasını başlattıklarını aktaran Kurum, "TOKİ’mizin ev sahibi olacağı konutlarımız için 14 Eylül’de başvurularımızı almaya başladık. Başvurular 25 Eylül’e kadar devam edecek. Ekim ayında da ilk 1071 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Hak sahibi kardeşlerimize 10 bin liradan başlayan fiyatlarla teslim edeceğiz. Geçen sen söyledik, bu yıl teslim ediyoruz. Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar, Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören, Arnavutköy’de evlerimiz olacak, toplam 15 bin konutu kiralayacağız. Hedefimiz inşallah zaten düşme seyrine giren kira fiyatlarını tamamen dengede tutmak." bilgisini verdi.</p>
<p>TOKİ’nin bugüne kadar 2 milyona yakın sosyal konut ürettiğine dikkati çeken Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Son kampanyamızla hayata geçirdiğimiz evleri de 2027'nin Mart ayından itibaren teslim etmeyi hedefliyoruz. Bir müjdemizi de evini, iş yerini TOKİ'den almış, ödemelerini sürdüren 228 bin kardeşimiz için veriyoruz ve bir indirim kampanyası başlatıyoruz. Bu kampanya kapsamında 22 Eylül ile 19 Ekim tarihleri arasında borcunun tamamını peşin kapatan vatandaşımıza yüzde 25 indirim yapacağız. Bazı kardeşlerimizin imkanları olmayabilir ama biz onları da unutmadık. Tamamını kapatamayan kardeşimiz de borç bakiyesinin en az yüzde 25’ini ödediğinde, ödediği tutar üzerinden yine yüzde 25 indirimden faydalanacak. Bütün bu eserleri hayata geçiren, vatandaşına tüm bu destekleri veren devletimiz büyüktür, güçlüdür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin iradesi sağlam, kadroları ehil, imkanları büyüktür."</p>
<p><strong>"Öncelik vatandaşların güvenli, sağlam ve sağlıklı konutlarda yaşaması"</strong></p>
<p>Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Mustafa Levent Sungur ise İstanbul gibi deprem ve afet riski yüksek, büyük ve yoğun nüfuslu şehirlerde en önemli önceliklerinin vatandaşların güvenli, sağlam ve sağlıklı konutlarda yaşamasını sağlamak olduğunu söyledi.</p>
<p>Eskimiş ve dayanıksız yapı stokunun kentsel dönüşüm projeleriyle yenilendiğini belirten Sungur, "Bu büyük dönüşümün arkasında Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu güçlü irade, Sayın Bakanımız Murat Kurum'un koordinasyonunda yürütülen kapsamlı bir konut ve şehircilik seferberliği bulunmaktadır. " ifadelerini kullandı.</p>
<p>Törene, AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören, İstanbul Valisi Davut Gül, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de katıldı.</p>
<p>Konuşmaların ardından dua edildikten sonra Gaziosmanpaşa ve Maltepe'yle canlı bağlantı kuruldu.</p>
<p>Bakan Kurum ve protokol üyeleri tarafından kura çekimi yapıldı.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum kurada çıkan hak sahiplerini tebrik etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-kurum-acikladi-tokide-borcunu-pesin-kapatana-yuzde-25-indirim-87826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/murat-kurum-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;İstanbul&#039;da Büyük Dönüşüm 1642 Bağımsız Bölüm Kura Çekim Töreni&quot;nde konuşan Bakan Kurum, &quot;Bir müjdemizi de evini, iş yerini TOKİ&#039;den almış, ödemelerini sürdüren 228 bin kardeşimiz için veriyoruz ve bir indirim kampanyası başlatıyoruz. Bu kampanya kapsamında 22 Eylül ile 19 Ekim tarihleri arasında borcunun tamamını peşin kapatan vatandaşımıza yüzde 25 indirim yapacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-gudum-sistemleri-uretim-merkezini-devreye-aldi-87824</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN, &#039;Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi&#039;ni devreye aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, şirketin artan sipariş hacmini karşılamak ve üretim altyapısını güçlendirmek amacıyla stratejik yatırımlarını hayata geçirmeye devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamada, toplam tutarı 56 milyon dolar olan 17 bin 865 metrekare kapalı alana sahip "Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi"nin devreye alındığı belirtilerek, "Yeni yatırımımız ile birlikte, güdüm sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı güçlendirilmiş, teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyeti artırılmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-gudum-sistemleri-uretim-merkezini-devreye-aldi-87824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN, toplam tutarı 56 milyon dolar olan &quot;Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi&quot;ni devreye aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-temmuzda-eksi-3987-milyar-dolar-87822</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net UYP temmuzda eksi 398,7 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2026 dönemine ait Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin net UYP'si temmuz itibarıyla eksi 398,7 milyar dolar oldu. Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, temmuz itibarıyla bir önceki aya göre yüzde 4,2 artışla 419,6 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 1 artışla 818,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Rezerv varlıklar, 17 milyar dolar artarak 164,4 milyar dolar olurken varlık kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar yüzde 0,8 artarak 81,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Finansal türevler kalemi yüzde 0,7 artarak 2,5 milyar dolar, diğer yatırımlar yüzde 0,5 azalarak 161,7 milyar dolar, bankaların yabancı para varlıkları ise yüzde 6,9 azalarak 44,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Portföy yatırımları alt kalemlerinden hisse senetleri ve yatırım fonu payları, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1 artarak 50,2 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 0,3 azalışla 232,5 milyar dolar, portföy yatırımları yüzde 3,5 artarak 160,2 milyar dolar, finansal türevler kalemi yüzde 43 azalarak 4 milyar dolar, diğer yatırımlar ise yüzde 1,6 oranında artarak 421,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-temmuzda-eksi-3987-milyar-dolar-87822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/7/1280x720/net-uyp-martta-eksi-2701-milyar-dolar-oldu-1747821662.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası verilerine göre Türkiye&#039;nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu temmuzda eksi 398,7 milyar dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/agustosta-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-213-azaldi-87821</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapanan şirket sayısı ağustosta yüzde 21,3 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), ağustos ayına ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, ağustosta kurulan şirket sayısı, temmuz ayına kıyasla yüzde 3,4 azalarak 9 bin 540'tan 9 bin 212'ye düştü. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 21,3 azalışla 2 bin 114'e indi. Temmuzda, 2 bin 686 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Ağustosta kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı ayına göre değişmedi, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 11,3 arttı.</p>
<p><strong>Kurulan kooperatif sayısı yüzde 38,2 azaldı</strong></p>
<p>Ağustosta bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 38,2, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 15,7 azalış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 14,5, kooperatif sayısı yüzde 34,3 azaldı.</p>
<p>Ağustosta geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı değişmedi, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12, kooperatif sayısı yüzde 46,6 azalış kaydetti. Bu dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 11,3, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 14,5 artarken, kooperatif sayısı yüzde 14,5 azaldı.</p>
<p><strong>Ardahan'da şirket kurulmadı</strong></p>
<p>Geçen ay, sadece Ardahan'da şirket kuruluşu gerçekleşmedi.</p>
<p>Ağustosta kurulan toplam 9 bin 212 şirketin 989'unun anonim, 8 bin 223'ünün limitet şirket olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 37,5'inin İstanbul, yüzde 11,1'inin Ankara, yüzde 5,7'sinin İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde ise toplam 76 bin 793 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan 68 bin 253 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 70,1'ini, 7 bin 559 anonim şirket ise yüzde 29,9'unu oluşturdu.</p>
<p><strong>Kurulan ticari işletmelerin çoğu toptan ve perakende ticarette</strong></p>
<p>Ağustosta kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, temmuza göre yüzde 11,4 azalış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin, 3 bin 276'sı toptan ve perakende ticaret, 1212'si inşaat ve 1155'i imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 548'i inşaat, 324'ü toptan ve perakende ticaret, 85'i imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Ağustosta kapanan şirket ve kooperatiflerin 717'sinin toptan ve perakende ticaret, 266'sının imalat ve 198'inin inşaat sektöründe olduğu kaydedildi.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 444'ünün toptan ve perakende ticaret, 182'sinin inşaat, 121'inin ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Ağustosta 63 kooperatif kurulurken bunların 37'si konut yapı, 19'u işletme, 3'ü de tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 952 yabancı ortak sermayeli şirketin 467'si Suriye, 56'sı İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 79'u anonim, 873'ü limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Bu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 79,5'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 1229'unun uzmanlaşmamış toptan ticaret, 565'inin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 406'sının uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 15,4'ü kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı, anonim şirketlerde yüzde 15,4, limitet şirketlerde yüzde 16,8, kooperatiflerde yüzde 29,1 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 15,3'ü kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Ağustosta kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 30,9'unun 35-44, limitet şirketlerde yüzde 31,7'sinin 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 29,7'sinin 45-54 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 29'u da 25-34 yaş girişimciler tarafından faaliyete geçirildi.</p>
<p><strong>Kurulan şirket sayısı 8 ayda yüzde 6,4 arttı</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-ağustos döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 artışla 75 bin 814'e yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 1,1 azalışla 18 bin 284'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/agustosta-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-213-azaldi-87821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/sirket-ofis-1753218589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un ağustos verilerine göre kurulan şirket sayısı, aylık yüzde 3,4, kapanan şirket sayısı da yüzde 21,3 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/havelsan-ete-teknolojiye-ortak-oldu-87823</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> HAVELSAN, ETE Teknoloji&#039;ye ortak oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>HAVELSAN, akıllı sistemler ve simülasyon teknolojileri alanında uzun süredir teknolojik iş birliği yürüttüğü ETE Deney ve Eğitim Değerlendirme Teknolojileri AŞ'ye ortak oldu.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, HAVELSAN Teknoloji Kampüsü'nde düzenlenen Ortaklık Sözleşmeleri İmza Töreni'nde, sözleşmeler HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ile ETE Teknoloji Genel Müdürü Prof. Dr. Erdal Çayırcı tarafından imzalandı. Böylece iki şirketin 2017'den bu yana sürdürdüğü teknoloji iş birliği şirket ortaklığına dönüştü.</p>
<p>Bilgisayar destekli harp oyunu, tatbikat ve deneyleme alanında çözümler geliştiren ETE Teknoloji ile HAVELSAN arasında 2023 yılında satış haklarına yönelik iş birliği anlaşması imzalanmıştı.</p>
<p>Anlaşmanın ardından yürütülen yurt içi ve yurt dışı iş geliştirme faaliyetleri kapsamında, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere farklı ülkelerin ihtiyaçlarına yönelik sivil ve askeri projelerin gerçekleştirildiği belirtildi. HAVELSAN, ortaklıkla simülasyon ve eğitim portföyünü güçlendirmeyi, uluslararası ölçekte harp oyunu merkezleri kurmayı ve bu merkezlere yönelik danışmanlık, idame ve işletme hizmetleri sunmayı hedefliyor.</p>
<p>HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, ETE Teknoloji ile yaklaşık 10 yıldır güçlü bir sinerji yakaladıklarını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bugün attığımız imzalarla HAVELSAN, ETE Teknoloji’ye ortak oldu. İş birliğimiz ve sinerjimiz bu adımla daha da güçlendi. Birbirini tanıyan mühendislik ekiplerimiz, başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçları için de yüksek teknolojiler geliştirecek. Bu ortaklık uluslararası projelerdeki iş birliklerimizi güçlendirecek, son kullanıcı nezdinde güvenilirliğimizi artıracak."</p>
<p>ETE Teknoloji Genel Müdürü Çayırcı da 10 yılı aşkın süredir geliştirdikleri akıllı sistem ve yapısal simülasyon ürünlerini dünyada yaygın kullanılan ve kalitesiyle tanınan markalara dönüştürme hedeflerine yaklaştıklarını ifade etti.</p>
<p>Çayırcı, "Bu hedefe ulaşmamızda HAVELSAN ortaklığının önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/havelsan-ete-teknolojiye-ortak-oldu-87823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/3/1280x720/havelsan-1789726319.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ HAVELSAN&#039;ın, akıllı sistemler ve simülasyon teknolojileri alanında iş birliği yürüttüğü ETE Teknoloji’ye ortak olduğu bildirildi. HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, &quot;Birbirini tanıyan mühendislik ekiplerimiz, başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçları için de yüksek teknolojiler geliştirecek. Bu ortaklık uluslararası projelerdeki iş birliklerimizi güçlendirecek, son kullanıcı nezdinde güvenilirliğimizi artıracak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yatirim-fonlarinin-tasfiye-sureci-icin-2-bankaya-yetki-87818</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım fonlarının tasfiye süreci için 2 bankaya yetki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilen yatırım fonlarının tasfiye sürecine ilişkin usul ve esasları belirledi.</p>
<p>Kurul, 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde Türkiye İş ve Ziraat bankalarını yetkilendirdi.</p>
<p>Buna göre, Tera Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonların portföy saklayıcısı olarak Türkiye İş Bankasının, A1 Capital Portföy Yönetimi AŞ, Atlas Portföy Yönetimi AŞ, Bulls Portföy Yönetimi AŞ, Hedef Portföy Yönetimi AŞ, Pardus Portföy Yönetimi AŞ ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonların portföy saklayıcısı olarak Ziraat Bankasının görevlendirilmesine ve ilgili bankaların bu fonların tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde yetkilendirilmelerine karar verildi.</p>
<p>Takip eden 2 iş günü içinde tasfiye konusu fonların her birinin tedavüldeki toplam katılma payı adedi ile yatırımcıların sicil bazında bireysel saklama hesapları detayındaki katılma payları ile varsa rehin, haciz, tedbir ve diğer takyidatlar ve gerçekleşmemiş emirlere ilişkin mutabakat Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve bankalar arasında yapılacak.</p>
<p>Fon portföyündeki saklamaya konu finansal varlıklar, Takasbank'ta ilgili bankalar nezdindeki hesaplar altında saklanacak. Fonların her tür işleminden doğan borç ve alacaklarının mutabakatı, önceki saklama kuruluşu, banka ve Takasbank arasında yapılacak.</p>
<p>Ayrıca, fon izahnamesinde belirtilen fondan karşılanabilecek giderlerin mutabakatı da fon hizmet birimi, önceki saklama kuruluşu ve banka arasında yapılacak ve söz konusu işlemler en geç Kurul kararını takip eden 10 iş günü içerisinde tamamlanacak.</p>
<p>Fonların saklama hesabının bankalara devir tarihi itibarıyla mevcut fon yönetim ücreti tasfiyeyi gerçekleştiren banka adına, banka tarafından belirlenecek dönemlerde fona tahakkuk ettirilecek. Fona ilişkin diğer gider kalemleri ise fon izahnamesine uygun olarak fona tahakkuk ettirilmeye devam edilecek.</p>
<p>Fon portföyünde yer alan finansal varlıklar, yatırımcı menfaati, piyasa derinliği, likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta fon hesabına verilecek satış talimatlarıyla nakde dönüştürülecek. Banka, varlığın türüne göre fon hesabına doğrudan satış talimatı vermeye veya bir yatırım kuruluşu aracılığıyla talimat iletmeye yetkili olacak.</p>
<p>Fon portföyünde yer alan ve belirli bir vadesi olan para piyasası araç/işlemler karşılığı vade sonunda fona aktarılan nakit ile diğer finansal varlıkların satışından elde edilen nakdin, banka tarafından fona ilişkin belirlenen ödeme planı esas alınarak para piyasası araç ve işlemlerinde değerlendirilmesi mümkün olacak.</p>
<p>Bankalar tarafından belirlenecek dönemler itibarıyla belirtilen bu yöntemlerle elde edilen nakit, fon yatırımcılarının mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına fon katılma payı sahipliği oranında aktarılacak.</p>
<p><strong>Yeni satış emirleri artık normal şekilde işlemeyecek, süreç en fazla 3 ay sürecek</strong></p>
<p>İhbarlı fonlar için 17 Eylül saat 13.30'dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları tasfiye esasları kapsamında yer alacak. Tasfiye kararı verilen fonlardan, Takasbank TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilecek ve banka tarafından belirtilen yöntemlerle elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçlar ödenecek.</p>
<p>İlgili fonların mal varlığının tasfiyesi, tasfiye duyuru tarihinden itibaren geçecek en fazla 3 aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona erecek. Tasfiyenin sona ermesini takip eden ilk iş günü fon izahnamesinin nerede yayımlandığı hususu ticaret sicilinden terkin ettirilecek. Kurulca uygun görülmesi halinde ise bu süre uzatılabilecek.</p>
<p>TEFAS'ta alım ve satım yönünde işleme kapatılan fonlar için TEFAS dışı işlemler kapsamında kurucu ve diğer dağıtıcı kuruluşlar aracılığıyla katılma payı iade talimatları da gerçekleştirilmeyecek. Aynı karar uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlar için de 17 Eylül'den itibaren TEFAS dışındaki dağıtım kanalları üzerinden herhangi bir katılma payı alım ve iade talimatı gerçekleştirilemeyecek.</p>
<p>17 Eylül ve öncesinde fon portföyüne ilişkin olarak verilen ve takası gerçekleşmemiş olan varlık ve işlem talimatları olağan süreci dahilinde gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yatirim-fonlarinin-tasfiye-sureci-icin-2-bankaya-yetki-87818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde Türkiye İş ve Ziraat bankalarını yetkilendirdi. Yapılan açıklamaya göre, fon portföyünde yer alan finansal varlıklar, yatırımcı menfaati, piyasa derinliği, likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta fon hesabına verilecek satış talimatlarıyla nakde dönüştürülecek. İlgili fonların mal varlığının tasfiyesi, tasfiye duyuru tarihinden itibaren geçecek en fazla 3 aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona erecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kamu-hizmeti-verilen-demir-yolu-hatlarin-duzenleme-87816</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu hizmeti verilen demir yolu hatlarına düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında yolcu taşımacılığı hizmeti sağlanan demir yolu hatları güncellendi.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında yolcu taşımacılığı hizmeti sağlanan 13 ana hat ve 34 bölgesel hat belirlendi.</p>
<p>Söz konusu hatlar şunlar:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td rowspan="13">ANA HAT</td>
<td>1</td>
<td>Ankara-Basmane</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>Ankara-Halkalı</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>Ankara-Kars</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>Ankara-Kurtalan</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>Ankara-Malatya</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>Ankara-Tatvan</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>Basmane-Eskişehir</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>Denizli-Eskişehir</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>Elazığ-Adana</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>Isparta-Basmane</td>
</tr>
<tr>
<td>11</td>
<td>Konya-Adana</td>
</tr>
<tr>
<td>12</td>
<td>Konya-Basmane</td>
</tr>
<tr>
<td>13</td>
<td>Sivas-Samsun</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="34">BÖLGESEL</td>
<td>1</td>
<td>Adana-Kayseri</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>Adana-Mersin</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>Afyonkarahisar-Eskişehir</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>Ankara-Polatlı</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>Basmane-Alaşehir</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>Basmane-Nazilli</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>Basmane-Bandırma</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>Basmane-Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>Basmane-Ödemiş</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>Basmane-Söke</td>
</tr>
<tr>
<td>11</td>
<td>Basmane-Tire</td>
</tr>
<tr>
<td>12</td>
<td>Basmane-Uşak</td>
</tr>
<tr>
<td>13</td>
<td>Divriği-Erzincan</td>
</tr>
<tr>
<td>14</td>
<td>Divriği-Sivas</td>
</tr>
<tr>
<td>15</td>
<td>Diyarbakır-Batman</td>
</tr>
<tr>
<td>16</td>
<td>Elazığ-Tatvan</td>
</tr>
<tr>
<td>17</td>
<td>Eskişehir-Kütahya</td>
</tr>
<tr>
<td>18</td>
<td>Eskişehir-Tavşanlı</td>
</tr>
<tr>
<td>19</td>
<td>Gaziantep-Karakamış</td>
</tr>
<tr>
<td>20</td>
<td>Gebze-Adapazarı</td>
</tr>
<tr>
<td>21</td>
<td>Halkalı-Edirne</td>
</tr>
<tr>
<td>22</td>
<td>Halkalı-Uzunköprü</td>
</tr>
<tr>
<td>23</td>
<td>Kars-Akyaka</td>
</tr>
<tr>
<td>24</td>
<td>Konya-Karaman</td>
</tr>
<tr>
<td>25</td>
<td>Kütahya-Balıkesir</td>
</tr>
<tr>
<td>26</td>
<td>Manisa-Alaşehir</td>
</tr>
<tr>
<td>27</td>
<td>Mersin-İskenderun</td>
</tr>
<tr>
<td>28</td>
<td>Mersin-İslahiye</td>
</tr>
<tr>
<td>29</td>
<td>Samsun-Amasya</td>
</tr>
<tr>
<td>30</td>
<td>Sivas-Malatya</td>
</tr>
<tr>
<td>31</td>
<td>Söke-Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td>32</td>
<td>Söke-Nazilli</td>
</tr>
<tr>
<td>33</td>
<td>Zonguldak-Karabük</td>
</tr>
<tr>
<td>34</td>
<td>Zonguldak-Gökçebey</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kamu-hizmeti-verilen-demir-yolu-hatlarin-duzenleme-87816</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/8/1280x720/tren-tcdd-1784374311.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla, kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında yolcu taşımacılığı hizmeti sağlanan 13 ana hat ve 34 bölgesel hat belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/8-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-87815</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 10:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> 8 ilde acele kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çeşitli illerde yapılacak enerji ve altyapı projeleri için bazı taşınmazlar acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından Aksaray, Konya, Kocaeli, Nevşehir, Niğde ve Sakarya'da enerji nakil hatlarının yapımı için söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Van'da "154 kV G24-Van GES TM-Özalp TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında bazı taşınmazlar, direk yerleri mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisi ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle TEİAŞ tarafından acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Ayrıca, Batman'ın merkez ilçesine bağlı Tilmis (Akça) köyündeki 26 taşınmaz, "İluh Deresi By-Pass Hattı ile Çay Deresi Deplase Hattı Projesi"nin gerçekleştirilmesi amacıyla Batman İl Özel İdaresince acele kamulaştırılacak.</p>
<p><strong>Burdur'da arazi toplulaştırma kararı</strong></p>
<p>Burdur'da bazı yerlerde arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Burdur'un Ağlasun ilçesinde 8, Bucak ilçesinde 4, Çavdır ilçesinde 6, Merkez ilçesinde 1 ve Yeşilova ilçesinde 5 olmak üzere, toplam 24 yerde Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünce arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/8-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-87815</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/resmi-gazete-1746862710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve altyapı projeleri için Aksaray, Konya, Kocaeli, Nevşehir, Niğde, Sakarya, Van ve Batman&#039;da bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tuik-baskan-yardimcisi-metin-gorevden-alindi-87812</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜİK Başkan Yardımcısı Metin görevden alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bazı atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkan Yardımcısı Furkan Metin görevden alınırken, yerine Cihat Erce İşbaşar getirildi.</p>
<p>Türkiye Uzay Ajansı Başkanlığında açık bulunan başkan yardımcılığına Fatih Dulkan atandı.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında açık bulunan AR-GE Teşvikleri Genel Müdür Yardımcılığına Ali Rıza Çataldağ'ın ataması yapıldı.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığında, Bingöl İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Fatih Aktay görevinden alınırken, yerine Hikmet Güneş getirildi. Bakanlığın Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığına İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne ise Kahraman Akdoğan atandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tuik-baskan-yardimcisi-metin-gorevden-alindi-87812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tuik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla, TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin görevden alınırken, yerine Cihat Erce İşbaşar getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/2-ildeki-tasinmazlarin-ozellestirilmesine-onay-87817</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 ildeki taşınmazların özelleştirilmesine onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ve plan değişikliklerine yönelik kararlarını onayları.</p>
<p>Konu hakkındaki Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Muğla'nın Bodrum ilçesi Gündoğan, Konacık ve Kumbahçe mahallelerindeki 3 taşınmaz ile İstanbul'un Sarıyer ilçesi Rumeli Feneri Mahallesi'ndeki 1 taşınmaz, özelleştirme kapsam ve programına alındı.</p>
<p>Söz konusu 4 taşınmazın, 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanacak özelleştirme işlemlerinin satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli, mülkiyet dışındaki ayni hakların kurulması veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanmasıyla yapılması onaylandı.</p>
<p>Öte yandan, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesi Karakusunlar Mahallesi'ndeki taşınmazlara ilişkin ticaret-turizm, resmi kurum ve rekreasyon alanları ile yol kullanımlarını öngören nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri uygun bulundu.</p>
<p>Çankaya ilçesi Öncebeci Mahallesi'ndeki taşınmazlarına yönelik gelişme konut alanı ve trafo alanı kullanım kararlarını içeren nazım ve uygulama imar planı değişikliklerine de onay verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/2-ildeki-tasinmazlarin-ozellestirilmesine-onay-87817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine adına kayıtlı, Muğla&#039;nın Bodrum ilçesindeki 3 taşınmaz ile İstanbul&#039;un Sarıyer ilçesi Rumeli Feneri Mahallesi&#039;ndeki 1 taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındı. Yine Hazine adına kayıtlı Ankara&#039;nın Çankaya ilçesindeki taşınmazlarla ilgili ticaret-turizm, resmi kurum ve rekreasyon alanları ile yol kullanımlarını öngören nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri uygun bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskan-adayi-hatice-oz-antalya-ekonomisi-dijital-donusum-merkezi-ile-gelisecek-87793</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatice Öz: Antalya ekonomisi &#039;Dijital Dönüşüm Merkezi&#039; ile gelişecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ATSO) ilk kadın Başkan Adayı Hatice Öz, düzenlediği toplantı ile göreve seçilmeleri halinde yapacakları projeleri tanıttı.</p>
<p>"Yeni Nesil ATSO Projeleri"nin Antalya ekonomisini 7 temel sütun üzerine inşa edilmiş bütüncül, ayakları yere basan ve doğrudan sonuç odaklı stratejik projelerden oluştuğunu belirten Öz, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Hazırladığımız bu projeler, Dijital Dönüşüm, Globalleşme, Turizm, İnovasyon,  Tarım Ve Gıda, İnsan Kaynakları İle Finansman, Ticaret Ve Üye Hizmetleri İle Lojistik, Sanayi ve enerji ana eksenlerinde kentin tüm iktisadi damarlarına dokunarak; ticaretin ve sanayinin önünü açmayı hedeflemektedir. Projelerimiz üyelerin maliyetlerini azaltan, işlerini kolaylaştıran ve büyüten; satışlarını artıran, sonuç olarak üyelerimize kazandıran projelerdir. Projelerimiz arasında dijital dönüşümü önceleyen ve kolaylaştıran yapay zeka destekli projeler öne çıkıyor. Biz yapamayacağımız hiçbir projeyi bu sunuma eklemedik. Buraya yazdıysak bunu yapacağız demektir. ATSO’nun yetki ve görev alanını aşan projelere yer vermedik. Ancak kamu kurumlarıyla, yerel yönetimlerle, STK'larla ve özel sektörle birlikte hayata geçirilebilecek bazı vizyon projeleri de tasarladık.’’</p>
<p>‘Dijital Dönüşüm Merkezi’ ile Antalya'nın ekonomik yapısını, bilişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak dijitalleşen, yapay zekaya daha entegre hale gelen ekonomiye ayak uyduracağını anlatan Öz, Yapay Zekâ Destekli İçerık Üretim Hizmeti Projesini özellikle dijital dünyaya entegrasyonu sağlayamayan KOBİ’ler için geliştirdiklerini söyledi. Hatice Öz, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Projemiz, üyelerimizin dijital dünyadaki sesi olacak. Üyelerimize tamamen ücretsiz sunacağımız bu platformla, sosyal medya paylaşımlarından reklam metinlerine kadar her türlü dijital içeriği yapay zekâ ile saniyeler içinde kurgulayacağız. İşletmelerimiz dijitalde görünür olacak, müşteri etkileşimi artacak. Yapay Zeka Hukuk Danışmanlığı projesi üyelerimizin gündelik sorularına hızlı cevap veren, sözleşmeler ve dilekçeler hazırlayan bir yardımcı uygulama. Üyemizin bir hukuki sorusu olduğunda artık günlerce cevap beklemesine gerek kalmayacak.’‘</p>
<p>Antalya Dijital Dönüşüm Merkezi projesi ile Antalya ekonomisini geleceğin dünyasına taşıyacak bir merkez olacağını belirten Öz, ‘’Bu proje ile bütün bu dijital hamlelerimizi tek bir güçlü çatı altında topluyoruz. Kuracağımız bu merkezde e-ticaret, siber güvenlik, veri analitiği ve yazılım ihracatı alanlarında uygulamalı mentorluk verecek, üyelerimizi yarının dijital ekonomisine bizzat hazırlayacağız’’ dedi.</p>
<p>Softya Digital Yazılım İhracatı Platformu kuracaklarını anlatan Öz, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bu proje ile yazılım firmalarımız için Antalya Teknokent ile dev bir güç birliği yapıyoruz. Singapur ve Hindistan'daki küresel örnekler gibi, yazılımcılarımızı yurt dışı fuarlarına ve heyet ziyaretlerimize dahil ederek Antalya'dan dünyaya yazılım ihraç edeceğiz. Küresel ticaret hamlesi başlığındaki projelerimiz Antalya’yı dünyada hak ettiği yere taşıyacak projelerdir. İhracat yapan üyelerimize yeni pazarlar oluştururken Antalya'mıza da yeni ihracatçılar kazandıracağız. Doğal taş İhracat Platformu ve Mermer Tasarım Merkezi projesi de globalleşme ile markalaşmayı bir araya getiren bir projedir.’’</p>
<p>Antalya Lojistik Koordinasyon Merkezi ve Soğuk Zincir Lojistik projesi hazırladıklarını, Kayıt Dışı İle Mücadele Komisyonu kuracaklarını, Bankalar Buluşması yapacaklarını, Antalya Ticaret Satın Alma Platformu, Antalya Akıllı Tarım Dönüşüm Programları hazırlayacaklarını, Antalya Organize Tarım Bölgeleri, Antalya Gıda İnovasyon Merkezi projeleri hakkında bilgi veren Hatice Öz, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>‘’Bu projeler Antalya'mızın potansiyelini harekete geçirecek, üyemize nefes aldıracak ve kentin ekonomisini yarının dünyasına taşıyacak bütüncül bir vizyonun eseridir. Biz ATSO'yu üyesinden sadece aidat alan pasif bir yapıdan çıkarıp; üreten, kazandıran ve 7/24 sahada olan güçlü bir akıl merkezine dönüştürmekte kararlıyız.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskan-adayi-hatice-oz-antalya-ekonomisi-dijital-donusum-merkezi-ile-gelisecek-87793</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/3/1280x720/atso-baskan-adayi-hatice-oz-antalya-ekonomisi-dijital-donusum-merkezi-ile-gelisecek-1789713523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın ilk kadın başkan adayı Hatice Öz, ‘’Yeni Nesil ATSO Projeleri’’ ile üyelerini yapay zeka destekli hazırlayacakları Dijital Dönüşüm Merkezi ile üyelerine daha iyi hizmet vereceklerini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oib-baskani-yazici-rekabet-icin-kur-enflasyon-dengesi-oturtulmali-87784</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> OİB Başkanı Yazıcı: Rekabet için kur enflasyon dengesi oturtulmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Türk otomotiv sanayisi ihracatta değer bazında büyümesini sürdürürken, yüksek maliyet artışları sektörün rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor.</p>
<p>Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Kemal Yazıcı, özellikle enflasyon ile parite arasındaki makasın son 2,5 yılda yüzde 60’a ulaşmasının ihracatçı açısından önemli bir sorun haline geldiğini belirtti. Türkiye otomotiv sektörünün 2025 yılında 41,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yazıcı, bu yıl için ihracatı yüzde 3,6 artırarak 43 milyar dolara çıkarma hedefi koyduklarını söyledi. İlk 8 ayda ihracatın 27,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yazıcı, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış anlamına geldiğini kaydetti. Ancak ihracattaki değer artışının sektörün gerçek performansını tek başına yansıtmadığına işaret eden Yazıcı, otomotiv ihracatında adet bazında yaklaşık yüzde 20, otomobil ihracatında ise yüzde 30’a yaklaşan gerileme yaşandığını ifade etti. Değer bazındaki performansın özellikle kamyon ve kamyonet ihracatındaki artışla desteklendiğini belirten Yazıcı, buna karşın otomobil tarafındaki kaybın dikkat çekici boyuta ulaştığını söyledi.</p>
<h2>“Gelirimiz döviz, giderimiz TL”</h2>
<p>Sektörün temel sorunlarından birinin parite ile enflasyon arasındaki dengesizlik olduğunu vurgulayan Yazıcı, bu durumun ihracatçıların maliyet yapısını doğrudan etkilediğini söyledi. Yazıcı, “2024 Ocak’tan itibaren yaklaşık 2,5 yıllık döneme baktığımızda enflasyon yüzde 130,7 artmışken parite yaklaşık yüzde 70 değişmiş. Arada yüzde 60’lık bir fark var. İhracatçıların gelirleri döviz bazında, ancak giderlerinin önemli bölümü Türkiye’de ve Türk lirasına bağlı. TÜFE’deki değişim giderlerimizi artırıyor. Gelirimiz olan euro tarafında ise müşterilerimizden sürekli indirim talebi geliyor” dedi. Otomotiv sektöründe girdilerin yaklaşık yarısının döviz bazlı olması nedeniyle farkın bir bölümünün doğal olarak dengelenebildiğini belirten Yazıcı, kalan yüzde 30’un ise verimlilik artışlarıyla karşılanmaya çalışıldığını ifade etti. Otomotiv sanayisinin her yıl yüzde 2-4 arasında verimlilik artışını olağan kabul ettiğini belirten Yazıcı, ancak son 2,5 yılda ortaya çıkan farkın bu yöntemlerle telafi edilemeyecek kadar yüksek olduğuna dikkat çekti. “2,5 yılda yüzde 30’luk farkı sadece verimlilikle karşılamak, herkesin yaşam savaşı vermesi anlamına geliyor” diyen Yazıcı, maliyet ve kur dengesizliğinin geçici olması halinde tolere edilebileceğini, ancak uzun süre devam etmesinin sektör açısından sürdürülebilir olmadığını vurguladı.</p>
<h2>Doğu Avrupa ile rekabet riski</h2>
<p>Maliyet baskısının Türkiye’nin otomotivdeki uluslararası rekabetçiliğini de tehdit ettiğini belirten Yazıcı, Türkiye’nin halen Batı Avrupa ülkelerine göre avantajlı konumda olduğunu ancak Doğu Avrupa ile rekabette makasın daraldığını söyledi. Almanya ve Fransa’da saatlik işçilik maliyetlerinin yaklaşık 40 euro seviyesinde bulunduğunu, Türkiye’de ise bu maliyetin 15-17 euro bandına yükseldiğini belirten Yazıcı, bazı Doğu Avrupa ülkelerinde maliyetlerin 13-14 euro, bazılarında ise 17-18 euro seviyesinde olduğuna dikkat çekti. Yazıcı, “Doğu Avrupa’yla rekabette iyi olduğumuz ülkeler var ama bu şekilde devam edersek bu avantajı kaybedebiliriz. Bizim talebimiz enflasyon, euro-TL ve parite değişiminin aynı doğrultuda gitmesi. Hiçbirinin diğerinin önüne geçmesine ihtiyacımız yok. Biz kendi işimizle rekabet etmeliyiz” diye konuştu. Türkiye otomotiv ihracatının yüzde 85’inin Avrupa’ya gerçekleştirildiğini hatırlatan Yazıcı, Avrupa’nın sektör açısından vazgeçilmez bir pazar olduğunu vurguladı. Alternatif pazarlara yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Yazıcı, ancak ABD’nin ihracat içindeki payının yüzde 3,8, Rusya dahil Türk Cumhuriyetlerinin yaklaşık yüzde 3, Ortadoğu’nun ise yüzde 1,6 seviyesinde kaldığını söyledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oib-baskani-yazici-rekabet-icin-kur-enflasyon-dengesi-oturtulmali-87784</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/4/1280x720/oib-baskani-yazici-rekabet-icin-kur-enflasyon-dengesi-oturtulmali-1789712481.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OİB Başkanı Kemal Yazıcı, son 2,5 yılda Türkiye’de enflasyonun yüzde 130,7 artmasına karşın paritenin yaklaşık yüzde 70 değiştiğine dikkat çekerek, aradaki yüzde 60’lık farkın otomotiv ihracatçısının rekabet gücünü baskıladığını söyledi. Yazıcı, “Kur ile enflasyonun dengesinin oturtulması gerekiyor. Bu dengesizliğin sürekli devam etmesi sürdürülebilir değil” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cozum-hal-yasasi-dijital-takip-sistemi-87772</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Çözüm: hal yasası dijital takip sistemi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla büyük dağıtıcı firmalara yönelik yürütülen soruşturmanın ardından ortaya çıkan bulgular tartışılmaya devam ediyor.</p>
<p>Konuyla ilgili EKONOMİ’ye değerlendirmede bulunan Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Av. İbrahim Güllü, soruşturmanın yalnızca vergi ve muhasebe yönüyle değil, üreticiden tüketiciye uzanan fiyat zinciri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fiyatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından bir an önce dijital takip sistemi ve Hal Yasası'nın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aaccd97b3d38-1789709719.jpg" alt="" width="700" height="469" /></p>
<h2>“Tüketicinin ödediği fiyatı etkileyebilir” </h2>
<p>Güllü, soruşturmayla ilgili haberlerde bazı üreticilerin gerçek satış fiyatları ile düzenlenen makbuzlardaki bedeller arasında ciddi farklılıklar bulunduğuna ilişkin örnekler aktarıldığını belirterek, asıl sorunun yalnızca “Kim ne kadar kazandı?” olmadığını, maliyet ve fiyat oluşumundaki uygulamaların bedelini kimin ödediğinin de ortaya konulması gerektiğini kaydetti. Sahte veya gerçeğe aykırı müstahsil makbuzu düzenlenmesinin doğrudan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen bir konu olmadığını belirten Güllü, “Ancak böyle bir uygulamanın soruşturma sonucunda doğrulanması halinde ürünün gerçek maliyeti ve gerçek fiyat oluşumu hakkında yanıltıcı bir ekonomik zincir oluşturup oluşturmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerek.</p>
<p>‘Maliyet arttı’ gerekçesiyle tüketiciden alınan bedelin gerçekten oluşmuş bir maliyete dayanıp dayanmadığı incelenmeli” diye konuştu. Soruşturma kapsamında 1.029 çiftçinin beyanına başvurulmasının önemli bir veri seti oluşturduğunu belirten Güllü, gerçek fiyatın izinin sürülebilmesi için ürünün kimden çıktığı, kaç liraya satıldığı, kime ve kaç kez el değiştirdiği ile tüketiciye hangi fiyatla ulaştığının bütün aşamalarda ortaya konulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin incelenmesinin de bu açıdan önem taşıdığını belirten Güllü, 1.029 çiftçinin beyanının yalnızca soruşturma dosyasında kalmaması gerektiğini ifade etti</p>
<p>Güllü, ÇKS’deki üretim miktarı ile Hal Kayıt Sistemi’ndeki satış kayıtlarının; müstahsil makbuzu, e-müstahsil makbuzu, sevk irsaliyesi, fatura, hal giriş-çıkış fiyatları, toptan satış fiyatı ve nihai perakende fiyatıyla otomatik olarak karşılaştırılmasını önerdi.</p>
<p>Güllü, TÜKONFED olarak üreticiden tüketiciye kadar tüm aşamalardaki fiyat değişimlerini ve aracıları takip edecek dijital bir sistem kurulmasını önerdiklerini söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Hal Yasası bir an önce çıkarılmalı”</span></h2>
<p>Yaş sebze ve meyvede üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirde fi yatların bazı ürünlerde yüksek oranlarda arttığına dikkat çeken Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fi yatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından sorgulanması gerektiğini belirtti. Türkiye’de Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi gibi önemli veri altyapılarının bulunduğunu, ancak üreticiden tüketiciye kadar bütün sürecin tek bir sistem üzerinden izlenemediğini söyleyen Güllü, bu nedenle dijital takip sisteminin kurulması gerektiğini ifade etti. Tarladan markete kadar zincirde yer alan her aracının “fi yatın suçlusu” ilan edilmesinin doğru olmayacağını belirten Güllü, ancak ürüne gerçek bir ekonomik değer katmadan yalnızca el değiştirme yoluyla fi yatı yükselten ve piyasa gücünü kullanarak fi yat oluşumunu etkileyen yapıların denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Yeni sistemde yalnızca “Kaç aracı var?” sorusunun değil, “Bu aracılık hangi maliyeti yaratıyor ve ürüne hangi değeri katıyor?” sorusunun da sorulması gerektiğini belirten Güllü, Hal Yasası’nın da gecikmeden çıkarılması gerektiğini savundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cozum-hal-yasasi-dijital-takip-sistemi-87772</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/sebze-meyve-hali-1789709695.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaş sebze ve meyvede gerçek satış fiyatı ile belgelerdeki bedeller arasındaki farkların tüketici fiyatlarını etkileyebileceğini belirten TÜKONFED Başkan Vekili İbrahim Güllü, tüm fiyat zincirinin dijital sistemle izlenmesi ve Hal Yasası’nın acil çıkarılması gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kdv-ve-otvde-akaryakitin-enflasyon-etkisi-sinirlanmali-87768</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;KDV ve ÖTV&#039;de akaryakıtın enflasyon etkisi sınırlanmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Ekonomist Hakkı Hakan Yılmaz akaryakıt fiyatlarının yarattığı riskin sadece doğrudan girdi maliyetlerini artırması olmadığını, ikincil fiyatları yükseltme eğilimi yanında, ikincil fiyatlara geçiş süresinin kısalmasıyla da gelecek dönem enflasyonu üzerinde de baskı oluşturduğunun altını çizdi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin etkilerine ve alınabilecek önlemlere yönelik değerlendirme yapan Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, yıl başı seviyesine göre eylül ayında motorinde 100 TL’nin, benzinde 80 TL’nin aşıldığı günlerde, eşel mobil ile fiyat kontrolü olduğu halde motorindeki fiyat artışının yüzde 76, benzinde yüzde 50,7’ye ulaştığını vurguladı. Bu artışlarla yine eylül ayı itibariyle benzinde ve motorindeki fiyat artışının Ocak-Eylül dönemi enflasyonuna doğrudan katkısının 1,69, ikincil fiyatlarla birlikte katkısının yüzde 7,6 olduğunu hesapladı.</p>
<h2>Yıl sonuna kadar ÖTV sıfırlanabilir </h2>
<p>Bu seviyelerin özellikle fiyatlama davranışlarını bozma ve ikincil fiyat artışlarına geçişin hızlanmasıyla sürdürülemez olduğunu belirten Yılmaz, bütçeye getireceği ilave yüklere katlanılarak önlem alınması gerektiğini söyledi. Yılmaz; yıl sonuna kadar ÖTV’nin sıfırlanmasını, tarım, sanayi gibi kullanım alanlarına göre yüzde 20 olan KDV’nin farklılaştırılarak yüzde 10’a kadar çekilmesini, dar gelirli kesimlere yönelik gıda, barınma ve eğitim sosyal destek ve yardımların artırılmasını, ve enerji maliyetleri artan reel sektörün enerji maliyetlerinin düşürülmesine yönelik bir destek mekanizması tasarlanmasını önerdi.</p>
<h2>Enflasyon yüzde 31-32 bandına ulaşabilir </h2>
<p>Motorin ve benzin başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki artışların, kamu tarafından fiyatı belirlenen elektrik ve doğalgaz başta olmak üzere diğer ürünlerden de kaynaklandığını hatırlatan Hakkı Hakan Yılmaz, OVP’de belirlenen yüzde 28,4’lük tahminin üzerine çıkılarak yıl sonunda yüzde 31- 32 bandında bir enflasyonun görülebileceğine işaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacc68c495c9-1789707916.png" alt="" width="550" height="154" />Akaryakıt fiyatlarındaki artışın doğrudan etkisi yanında, dolaylı etkileri ve o fiyatlama davranışlarına ve diğer mal ve hizmetlere geçiş süresinin kısalmasına işaret eden Yılmaz, “Bu yapı sürdürülebilir değil. Örneğin motorin yalnızca araç kullananların ödediği bir fiyat değildir; ekonominin neredeyse bütün üretim ve dağıtım zincirinin maliyet unsurudur. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yükselişin ikincil fiyatlara geçiş süresi kısaldıkça, bugünkü zamlar yalnızca bugünün enflasyonunu değil, gelecek ayların enflasyonunu ve enflasyon beklentilerini de yukarı taşımaktadır” yorumunu yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kdv-ve-otvde-akaryakitin-enflasyon-etkisi-sinirlanmali-87768</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/4/1280x720/kdv-vergi-1767328296.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bütçeye getireceği ilave yüklere katlanılarak önlem alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, yıl sonuna kadar ÖTV’nin sıfırlanmasını, tarım, sanayi gibi kullanım alanlarına göre yüzde 20 olan KDV’nin farklılaştırılarak yüzde 10’a kadar çekilmesini, dar gelirli kesimlere yönelik gıda, barınma ve eğitim sosyal destek ve yardımların artırılmasını, ve enerji maliyetleri artan reel sektörün enerji maliyetlerinin düşürülmesine yönelik bir destek mekanizması tasarlanmasını önerdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ata-tohumlari-gaziantepli-kadin-ciftcilerin-elinde-yeniden-yeseriyor-87833</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 102 çeşit ata tohumu Yerel Tohum Gen Bankası’nda muhafaza ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bölgenin tarımsal mirasını oluşturan yerel çeşitlerin korunması, çoğaltılması ve yeniden üretime kazandırılması amacıyla “Ata Tohumları Kadın Çiftçilerin Elinde Yeniden Yeşeriyor Projesi”ni sürdürüyor. </p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı ile GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü arasında imzalanan ortak protokol kapsamında yürütülen projeyle, bölgede yetiştirilen ve ekonomik öneme sahip yerel tahıl ve sebze çeşitlerinin gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Yerel çeşitlerin toplanması, karakterize edilmesi, tescil süreçlerinin yürütülmesi ve sertifikalı tohum üretiminin ardından yeniden çiftçiye kazandırılmasını kapsayan çalışmalarla ata tohumlarının tarımsal üretimde yaygınlaştırılması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Tarım Okulu’nda Yerel Tohum Gen Bankası oluşturuldu</strong></p>
<p>Verilen bilgiye göre proje kapsamında, Tarım Okulu bünyesinde "Yerel Tohum Gen Bankası" odası oluşturuldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 9 ilden toplanan 102 çeşit ata tohumu burada koruma altına alınırken, yerel çeşitlerin çoğaltılmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Ticari öneme sahip yerel çeşitlerin standart hale getirilerek bölgede faaliyet gösteren üreticiler tarafından yetiştirilmesi ve üretimin yaygınlaştırılması projenin temel hedefleri arasında bulunuyor. Böylece yerel tohumların yalnızca muhafaza edilmesi değil, yeniden üretim döngüsüne dahil edilerek sürdürülebilirliğinin sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>63 çeşit Ankara’da da koruma altına alınıyor</strong></p>
<p>Yerel Tohum Gen Bankası’nda bulunan çeşitlerden 63’ü ayrıca korunmak üzere Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’ne gönderildi. Böylelikle bölgenin genetik kaynaklarının güvence altına alınmasına yönelik koruma çalışmaları güçlendirildi. Yaşayan ve sürekli gelişen bir çalışma olarak sürdürülen proje kapsamında yeni ata tohumu çeşitlerinin araştırılması, tespit edilmesi ve çoğaltılması devam ediyor. Bölgede yeni yerel çeşitlere ulaşıldıkça bu tohumlar da Yerel Tohum Gen Bankası’na dahil edilerek Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu’nun tarımsal mirasının gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ata-tohumlari-gaziantepli-kadin-ciftcilerin-elinde-yeniden-yeseriyor-87833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/ata-tohumlari-gaziantepli-kadin-ciftcilerin-elinde-yeniden-yeseriyor-1789730018.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Ata Tohumları Kadın Çiftçilerin Elinde Yeniden Yeşeriyor Projesi”ni kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 9 ilden toplanan toplam 102 çeşit ata tohumu Yerel Tohum Gen Bankası’nda muhafaza ediliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-model-fabrika-segem-statusu-kazandi-87830</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep Model Fabrika, SEGEM statüsü kazandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Sanayi Odası (GSO) iştiraklerinden Gaziantep Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi (Model Fabrika) KOSGEB Sektörel Gelişim Merkezi (SEGEM) Destek Programı kapsamında “SEGEM Statüsü” kazandı.</p>
<p>Sanayicilerin yalın üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine rehberlik eden Gaziantep Model Fabrika, kazandığı SEGEM statüsü ile bugüne kadar sahada oluşturduğu bilgi, deneyim ve dönüşüm kültürünü daha güçlü bir kurumsal yapı altında geliştirmeyi hedefliyor. KOSGEB tarafından hayata geçirilen SEGEM Destek Programı; KOBİ’lerin kurumsallaşma düzeylerinin yükseltilmesi, verimliliklerinin artırılması ve dijital, yalın ve yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasını amaçlıyor. Program kapsamında SEGEM’ler aracılığıyla işletmelere üretim ve yönetim süreçlerinin geliştirilmesi, teknoloji adaptasyonu, dijital dönüşüm, yalın üretim, yapay zekâ tabanlı çözümler ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulması öngörülüyor.</p>
<p>GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Model Fabrika’nın SEGEM Statüsü kazanmasının Gaziantep sanayisinin dönüşüm süreci açısından önemli bir gelişme olduğunu belirterek, “Gaziantep Model Fabrikamız, kurulduğu günden bu yana sanayicilerimizin yalın üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine doğrudan katkı sunan, sahada uygulama ve deneyimi önceleyen önemli bir merkez oldu. Bugün KOSGEB SEGEM Destek Programı kapsamında SEGEM Statüsü kazanmamız, Model Fabrika’da bugüne kadar oluşturduğumuz bilgi birikimi ve deneyimin daha güçlü bir kurumsal çerçeveye taşınması açısından bizler için önemli bir kazanımdır’’ dedi.</p>
<p>Sanayinin geleceğinde verimlilik, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürekli iyileştirmenin çok daha belirleyici olacağını belirten Ünverdi, ‘’Gaziantep olarak üretim gücümüzü korurken, işletmelerimizin teknolojik ve yönetsel yetkinliklerini de geliştirmemiz gerekiyor. Bu noktada Model Fabrika’nın rolünü daha da güçlendireceğiz. Hedefimiz; işletmelerimizin kaynaklarını daha verimli kullanmasını, üretim süreçlerini iyileştirmesini, dijital teknolojilere daha hızlı adapte olmasını ve küresel rekabet gücünü artırmasını sağlamak. Daha verimli işletmeler, daha güçlü KOBİ’ler ve daha rekabetçi bir Gaziantep sanayisi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gaziantep Model Fabrika</strong></p>
<p>Gaziantep Model Fabrika, Gaziantep başta olmak üzere çevre illerdeki KOBİ ve büyük ölçekli işletmelere yalın üretim, dijital dönüşüm ve sürekli iyileştirme alanlarında eğitim, uygulama ve danışmanlık desteği sunan bir merkezdir. Gaziantep Model Fabrika’da işletmelerin gerçek üretim süreçlerini deneyimleyerek dönüşüm yaklaşımını öğrenmelerine imkân sağlayan uygulamalı bir yapı bulunuyor.</p>
<p>Güncel hizmetleri arasında yalın olgunluk değerlendirme analiz (YODA) çalışmaları, proje uygulamalar, deneyimsel eğitimler ve Öğren-Dönüş programları yer alıyor. Dijital dönüşüm tarafında ise işletmelerin dijital olgunluk seviyelerinin değerlendirilmesine yönelik DDX ve DDX+ çalışmaları ile işletmeye özel dijital dönüşüm yol haritası oluşturma hizmetleri sunuluyor.</p>
<p>SEGEM statüsü ile birlikte Gaziantep Model Fabrika’nın işletmelerin gelişim yolculuklarına sunduğu bu hizmetlerin daha da güçlendirilmesi; verimlilik, teknoloji kullanımı, yalın üretim, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim alanlarında Gaziantep sanayisine sağlanan katkının artırılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-model-fabrika-segem-statusu-kazandi-87830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/0/1280x720/gaziantep-model-fabrika-segem-statusu-kazandi-1789727844.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi “SEGEM Statüsü” kazandı. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, &quot;GSO Başkanı KOSGEB SEGEM Destek Programı kapsamında SEGEM Statüsü kazanmamız, Model Fabrika’da bugüne kadar oluşturduğumuz bilgi birikimi ve deneyimin daha güçlü bir kurumsal çerçeveye taşınması açısından bizler için önemli bir kazanımdır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vakif-katilim-bursanin-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-87828</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akben: Bursa’daki vakıf eserlerini sistemli biçimde belgeledik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Köklü vakıf kültürünün izlerini kayıt altına almak ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla hayata geçirilen Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında hazırlanan “Bursa Vakıf Eserleri Kitabı” için Tayyare Kültür Merkezi’nde bir lansman gerçekleştirildi.</p>
<p>Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben’in ev sahipliğinde gerçekleşen programa, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken ile kentin önde gelen isimlerinin yanı sıra kamu, iş dünyası, kültür-sanat çevreleri ve basın mensupları katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad134d10a22-1789727565.jpeg" alt="" width="583" height="388" /></p>
<p>Programda projenin Bursa ayağında yürütülen araştırma, saha ve belgeleme çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaşılırken; kentin vakıf eserlerini tarihî, mimari ve görsel bir bütünlük içinde derleyen “Bursa Vakıf Eserleri Kitabı” davetlilere tanıtıldı. “Bir Rüyanın İzinde” fotoğraf ve deneyim sergisi de lansmanın ardından ziyarete açıldı. Kitaptan seçilen 320 eserin fotoğrafının yer aldığı sergi, Bursa’nın yüzyıllara uzanan vakıf birikimini görsel bir perspektiften anlatıyor.</p>
<h2>385 vakıf eseri, 34 bin 952 fotoğraf karesiyle belgelendi</h2>
<p>Vakıf Katılım’ın 2022 yılında “Hatay Vakıf Eserleri Kitabı”yla başlattığı Vakıf Eserleri Envanter Projesi, ardından “Konya Vakıf Eserleri Kitabı”yla devam etti. Projenin üçüncü durağı olan Bursa’da ise kent genelindeki 385 vakıf eserinin, yürütülen kapsamlı saha çalışmaları sonucunda 34 bin 952 fotoğraf karesiyle kayıt altına alındığı bildirildi. Şehrin vakıf mirasını bütüncül bir bakışla ele alan kitapla hem kültürel hafızanın korunmasına katkı sunulması hem de tarih, sanat tarihi, mimarlık ve şehir araştırmaları alanlarında yapılacak çalışmalara kaynak oluşturulması amaçlanıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad136326b27-1789727587.jpeg" alt="" width="501" height="333" /></p>
<h2>“Vakıf eserleri, bir medeniyet tasavvurunun hafızasıdır”</h2>
<p>Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Vakıf eserleri, yalnızca geçmişten günümüze ulaşan mimari yapılar değil; şehirlerin hafızasını, toplumsal dayanışma anlayışını ve medeniyet tasavvurunu bugüne taşıyan kıymetli tanıklardır. Bursa da vakıf kültürünün bir şehrin sosyal ve kültürel dokusunu nasıl şekillendirdiğini bütün zenginliğiyle görebildiğimiz müstesna şehirlerimizdendir. Nitekim Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık ile 2014’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bursa, zanaat ve halk sanatları alanındaki köklü birikimiyle de UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na 2021 yılında dâhil olmuştur. Bu uluslararası kabuller, Bursa’nın tarihî ve kültürel mirasının evrensel ölçekte taşıdığı değeri ortaya koyuyor. Böylesine kıymetli bir mirasın doğru biçimde belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması da ayrı bir önem taşıyor. Biz de bu doğrultuda, Bursa’daki vakıf eserlerini yalnızca tespit etmekle kalmadık; tarihsel bağlamları, mimari nitelikleri ve mevcut durumlarını sistemli biçimde belgeledik.”</p>
<p>‘Bursa Vakıf Eserleri Kitabı’nın, kıymetli mirası kayıt altına almanın ötesinde, gelecekte yapılacak araştırmalara da kaynaklık edecek kalıcı bir eser olduğuna inandıklarını vurgulayan Akben şunları söyledi: “Çalışmamızı, kitapla sınırlamadık; fotoğraf sergisiyle farklı bir anlatım alanına da taşıdık. Vakıf Katılım olarak kurumsal kimliğimizde taşıdığımız vakıf anlayışının bize yüklediği sorumlulukla, geçmişle gelecek arasında köprü kuran çalışmalara önümüzdeki dönemde de katkı sunmayı sürdüreceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vakif-katilim-bursanin-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-87828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/8/1280x720/vakif-katilim-bursanin-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-1789727620.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vakıf Katılım’ın Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında Bursa’da yürüttüğü çalışmalar, Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlenen lansmanla kamuoyuna tanıtıldı. Bursa’daki 385 vakıf eserinin 34 bin 952 fotoğraf karesiyle belgelendiği çalışma sonucunda hazırlanan “Bursa Vakıf Eserleri Kitabı” okurla buluşurken, projeden seçilen fotoğraflardan oluşan “Bir Rüyanın İzinde” adlı fotoğraf ve deneyim sergisi de ziyarete açıldı. Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, &quot;Bursa’daki vakıf eserlerini yalnızca tespit etmekle kalmadık; tarihsel bağlamları, mimari nitelikleri ve mevcut durumlarını sistemli biçimde belgeledik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-hedefi-yetmiyor-sermaye-proje-ariyor-87781</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklim hedefi yetmiyor, sermaye proje arıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye COP31’e hazırlanırken iklim finansmanında tartışma “ne kadar kaynak var?” sorusundan “sermayeyi hangi koşullarda harekete geçirebiliriz?” sorusuna kayıyor. 2023’ten bu yana Türkiye’de 750 milyar TL’yi aşan yeşil ve sürdürülebilir borçlanma aracı ve kira sertifikası ihraç edildi. Uluslararası yatırımcılar ise, istikrarlı politikalar, güvenilir geçiş planları ve yatırım yapılabilir projeler bekliyor. </strong></p>
<p>COP31’e iki aydan az süre kala Türkiye açısından iklim gündeminin en kritik başlıklarından biri finansman. Çünkü hedeflerin açıklanması ile bu hedeflerin fabrikaya, enerji yatırımına, altyapıya ve teknolojiye dönüşmesi arasında hâlâ önemli bir finansman boşluğu var.</p>
<p>İstanbul Finans Merkezi’nde Entegre Raporlama Derneği Türkiye (ERTA) ve Principles for Responsible Investment (PRI) iş birliğiyle, VakıfBank ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Pre-COP31 Sustainable Finance &amp; Investment Forum”un odak noktası da buydu: İklim hedefleri nasıl yatırım yapılabilir projelere dönüştürülecek ve özel sermaye bu dönüşüme nasıl çekilecek?</p>
<p>Forumda kamu, finans kuruluşları, uluslararası yatırımcılar, kalkınma finansmanı kurumları ve reel sektör temsilcilerinin mesajları ortak bir noktada buluştu: Finansman tek başına yeterli değil. Sermayenin harekete geçebilmesi için güvenilir veri, öngörülebilir politika, güçlü kurumlar ve finansmana hazır proje portföyleri gerekiyor.</p>
<p><strong>750 milyar TL’yi aşan yeşil finansman</strong></p>
<p>Türkiye’de sürdürülebilir finans piyasası son yıllarda önemli bir büyüklüğe ulaşmış durumda.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş’un verdiği bilgiye göre, 2023’ten bu yana ilgili düzenlemeler kapsamında 750 milyar TL’nin üzerinde yeşil ve sürdürülebilir borçlanma aracı ile kira sertifikası ihracı gerçekleştirildi.</p>
<p>Erdurmuş, yeşil dönüşümün uzun vadeli ve yüksek tutarlı yatırımlar gerektirdiğine dikkat çekerek, sermaye piyasalarının bu dönüşümün finansmanında temel unsurlardan biri olduğunu vurguluyor. Bundan sonraki adım ise reel sektör şirketlerinin bu araçlardan daha fazla yararlanabilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi.</p>
<p><strong>“Temel mesele yatırım yapılabilirlik”</strong></p>
<p>Uluslararası yatırımcı açısından bakıldığında da benzer bir tablo var. PRI Chief Sustainable Systems Off icer Nathan Fabian’a göre gelişmekte olan piyasalara sermaye akışının hızlandırılması, dönüşümün en önemli sınavlarından biri. Ancak Fabian, temel meselenin “yatırım yapılabilirlik” olduğuna dikkat çekiyor. Uluslararası sermayenin harekete geçebilmesi için istikrarlı politikalar, güvenilir geçiş planları ve risk-getiri dengesini iyileştiren finansman araçları gerekiyor.</p>
<p>ERTA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güler Aras da Türkiye açısından fırsatın tam bu noktada bulunduğunu söylüyor.</p>
<p>Aras’a göre Türkiye; sanayi altyapısı, finansal sistemi, sermaye piyasaları, yenilenebilir enerji potansiyeli ve girişimcilik kapasitesiyle güçlü bir zemine sahip. Ancak bu potansiyelin küresel yatırımcı açısından “güvenilir, anlaşılabilir ve yatırım yapılabilir bir dönüşüm hikâyesine” dönüştürülmesi gerekiyor.</p>
<p>Aras, “Dönüşümün gerçek ölçüsü, taahhütlerin yatırıma ve somut etkiye dönüşmesidir” diyor.</p>
<p><strong>Bankalar da portföylerini dönüştürüyor</strong></p>
<p>Dönüşüm yalnızca sermaye piyasaları üzerinden ilerlemiyor. Bankaların bilançoları ve uluslararası finansmana erişimi de düşük karbonlu ekonomiye geçişte önemli bir kanal oluşturuyor.</p>
<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, bankanın mayıs ayında yüzde 110’un üzerinde yenileme oranıyla 1,2 milyar dolarlık sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisi sağladığını belirtiyor.</p>
<p>Arslan, önümüzdeki dönemde yeşil ve sürdürülebilir varlıkların portföy içindeki payını artırmayı ve müşterilerin düşük karbonlu üretim modellerine geçişini desteklemeyi hedeflediklerini söylüyor.</p>
<p>Bu yaklaşım şirketler açısından da yeni bir döneme işaret ediyor. Finansmana erişimde yalnızca bilanço ve yatırımın ekonomik getirisi yeterli olmuyor. Dönüşüm planının güvenilirliği, iklim risklerinin nasıl yönetildiği ve sürdürülebilirlik verilerinin niteliği de giderek daha önemli hale geliyor.</p>
<p><strong>COP31 için kritik soru</strong></p>
<p>Forumda kalkınma finansmanından sermaye piyasalarına, sürdürülebilirlik açıklamalarından reel sektör yatırımlarına kadar farklı başlıklar ele alınsa da tartışmalar aynı soruya bağlandı:</p>
<p>Türkiye iklim hedeflerini nasıl finanse edilebilir projelere dönüştürecek?</p>
<p>İklim finansmanında yeni dönemin en kritik kavramı “yatırım yapılabilirlik” olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-hedefi-yetmiyor-sermaye-proje-ariyor-87781</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/1/1280x720/636-1789711808.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim hedefi yetmiyor, sermaye proje arıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/isvicreli-on-turkiyede-magazalasmaya-hazirlaniyor-87779</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsviçreli On, Türkiye’de mağazalaşmaya hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Koşu ayakkabılarıyla küresel spor giyim pazarının hızlı büyüyen oyuncularından On, Türkiye’de yeni bir aşamaya geçiyor. Ürünleri seçili perakende noktalarında satılan marka, şimdi kendi markalı fiziksel mağaza ağı için hazırlık yapıyor. Türkiye’deki tek yetkili distribütörü Satürn Spor’un yayımladığı “Head of Retail” ilanında, perakende operasyonlarını sıfırdan kurup büyütecek yönetici arandığı belirtildi. Yöneticinin mağaza açılışları, taşımalar ve yenileme projelerini yönetmesi bekleniyor. Mağazaların sayısı, lokasyonları ve açılış tarihleri henüz açıklanmadı.</p>
<h2>Türkiye’ye 2025’te girdi </h2>
<p>2010’da İsviçre’de kurulan On, koşu ayakkabılarında geliştirdiği teknolojilerle büyüdü. Türkiye pazarına 2025 ilkbahar/yaz sezonunda giren markanın ürünleri Beymen, Vitruta, SPX, Sneaks Up, Vakkorama, Yalı Spor ve Wunder gibi seçili satış noktalarında tüketiciyle buluştu. Marka, Haziran 2026’da İstanbul Modern’de Türkiye lansmanını gerçekleştirdi. Türkiye operasyonunu yürüten Satürn Spor, On’un Türkiye’deki tek yetkili distribütörü.</p>
<h2>5 yılda satışlarını yaklaşık 4’e katladı </h2>
<p>On’un Türkiye’de mağazalaşma hazırlığı, küresel ölçekte hızlı büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Şirketin net satışları 2023’te 1,79 milyar İsviçre frangından 2024’te 2,32 milyar franga, 2025’te ise yüzde 30 artışla 3,01 milyar franga ulaştı. Böylece tarihinde ilk kez 3 milyar frank satış sınırını aştı. Brüt kâr marjı yüzde 62,8’e yükseldi. Ayakkabı satışları 2025’te yüzde 27,5 artarak 2,80 milyar franga çıktı ve toplam cironun yaklaşık yüzde 93’ünü oluşturdu. 2026’nın ilk yarısında toplam satışlar yüzde 14 artarak 1,68 milyar franga, ayakkabı satışları yüzde 11,5 artışla 1,55 milyar franga çıktı. Şirket, 2026’da kur etkisinden arındırılmış satışlarının yüzde 20’lerin düşük bandında büyümesini bekliyor.</p>
<p>Şirket son dönemde Sao Paulo ve Kopenhag'daki ilk mağazalarını açtı. İkinci çeyrekte doğrudan tüketiciye satışlar yüzde 26 artarak 388,4 milyon franga çıkarken, bu kanal toplam satışların yüzde 45,7'sine ulaştı. Türkiye için verilen yeni iş ilanı da markanın küresel olarak izlediği doğrudan perakende büyüme stratejisinin Türkiye'ye taşınmaya hazırlandığına işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dünyada mağaza sayısı 67’yi aştı</span></h2>
<p>On, çok markalı satış noktalarının yanı sıra doğrudan tüketiciye satış kanalına da ağırlık veriyor. Şirketin 2025 sonu itibarıyla dünya genelinde 67 kendi perakende noktası bulunuyordu. Bunların 14’ü Amerika kıtasında, 10’u Avrupa’da, 5’i Çin dışındaki Asya-Pasifik ülkelerinde ve 38’i Hong Kong dâhil Çin’de faaliyet gösteriyordu. Doğrudan tüketiciye satışların toplam satışlardaki payı yüzde 41,8’e ulaştı. Markayı rakiplerinden ayıran unsurlar arasında CloudTec, CloudTec Phase, Helion superfoam ve Speedboard teknolojileri bulunuyor. LightSpray teknolojisinde ayakkabının üst kısmı robot tarafından filament püskürtülerek tek parça hâlinde oluşturuluyor. On’a göre robot bu parçayı yaklaşık üç dakikada üretebiliyor.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">FEDERER 2019’DA ORTAK GİRİŞİMCİ OLDU</span></h2>
<p>On’un küresel bilinirliğini artıran gelişmelerden biri İsviçreli tenisçi Roger Federer’in markaya katılması oldu. Federer, 2019’da klasik sponsorluk yerine On’a “co-entrepreneur”, yani ortak girişimci olarak dâhil oldu ve The Roger ürün ailesinin geliştirilmesinde görev aldı. Bugün spor giyim markasına dönüşen On, koşu, outdoor, antrenman, tenis ve günlük kullanım kategorilerinde faaliyet gösteriyor. Ürünleri 90’dan fazla ülkede satılan markanın Türkiye’de açtığı yeni yönetici pozisyonu, distribütör ve çok markalı satış noktalarıyla başlayan operasyonun fiziksel mağazacılıkla büyütülmeye hazırlandığını gösteriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/isvicreli-on-turkiyede-magazalasmaya-hazirlaniyor-87779</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/9/1280x720/isvicreli-on-1789711505.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye pazarına geçen yıl giren İsviçreli spor giyim markası On, fiziki mağaza açmaya hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bakan-ersoy-bazen-mitten-yardim-istiyoruz-87775</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Ersoy: Bazen MİT’ten yardım istiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SADİ ÖZDEMİR</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarımızın ülkemize getirilmesi için çok kapsamlı çalıştıklarını belirterek, “2026’da 26 eserimizin iadesini sağladık. 2002’den bu yana ülkemize kazandırılan eser sayısı 13 bin 474’e ulaştı. Bunların 9 binden fazlasını son 8 yılda geri getirdik. Bu başarı, bilimsel araştırma, hukuk ve diplomasiyi birlikte yürüten kararlı çalışmalarımızın sonucu. Hâlâ yurt dışındaki çok sayıda eserimiz var ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bazen MİT’ten rica ediyoruz, istiyoruz. ‘Şu konu, şu eser’ diyoruz” dedi. Bakan Ersoy ile Kahramanmaraş’taki buluşmamızdan önce sohbet ettiğimiz bazı Bakanlık bürokratları, Türkiye topraklarından kaçırılmış tarihi ve kültürel varlıkların, vatanına iadesinde ABD’nin son derece olumlu yaklaştığı ve en fazla iadenin bu ülkeden sağlandığını söylediler. Türkiye’den en fazla eserin sergilendiği İngiltere ve Almanya ise bu konuları konuşmaya bile yaklaşmıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacd0df34ecb-1789710559.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>"Marcus Aurelius’u topuğundan yakaladık"</h2>
<p>Eser takibinde sonuç almanın bazen yıllar sürdüğünü anlatan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Marcus Aurelius heykelinin 65 yıllık bir mücadelenin ardından ülkemize dönmesi bunun en güçlü örneklerinden. Topuğundaki bir parçayı biz ortaya koyduk ve heykel ile ‘yap-boz gibi uyumunu’ kanıtladık. Adeta topuğundan yakaladık, ikna ettik. Şimdi Marcus Aurelius’u ve Boubon Antik Kenti’nden yasa dışı yollarla çıkarılmış diğer eserleri Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde halkımızla buluşturduk. Aynı sergide yurt dışından iade edilen eserleri, yurt içinde kaçakçılıktan kurtarılan kültür varlıklarını ve bilimsel kazılarda gün yüzüne çıkarılan buluntuları bir araya getirdik. Bunların tamamı kültürel mirasımıza sahip çıkma mücadelemizin farklı parçaları. Bizim için eserin büyüğü küçüğü yok. Bazen küçük bir kandil ya da aşınmış bir sikke, geçmişte insanların nasıl yaşadığını, ürettiğini ve ticaret yaptığını anlamamız açısından çok önemli bilgiler verebilir. Bu nedenle bu topraklara ait her kültür varlığının izini aynı titizlikle sürüyoruz. Eserlerimizi bulmak için bazen MİT’ten yardım rica ediyoruz, destek alıyoruz. Büyükelçiliklerimiz de bu konuda ayrıca çok sıkı takipte” dedi.</p>
<p>Kültür varlığı kaçakçılığının sınır aşan ve örgütlü bir suç olduğunu vurgulayan Bakan Mehmet Nuri Ersoy, bu mücadelede güçlü uluslararası iş birlikleri gerektiğini ifade etti. Bakan Ersoy, “Osmanlı döneminde 1903’te ilk kanunumuz çıkmış ve bu tarihten sonra yurt dışına çıkarılan eserlerimiz için hukuki zeminimiz daha güçlü. Ancak önceki yıllar için zorluklar çıkarıyorlar. Bizim kanıtlamamızı istiyorlar. Biz de bugüne kadar 14 ülkeyle ikili anlaşma imzaladık. ABD ile 2021 yılında başlattığımız iş birliğini de 24 Mart 2026’da beş yıl daha uzattık. Amerikan makamlarıyla yürüttüğümüz ortak çalışmalar devam ediyor. Biz bu meseleye yalnızca kendi eserlerimizin iadesi açısından bakmıyoruz. Başka ülkelerden yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarının da ait oldukları topraklara dönmesini savunuyoruz. Bu yıl Etiyopya kökenli bir el yazmasını Etiyopya makamlarına teslim ettik.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Kesintisiz takipteyiz"</span></h2>
<p>Yurt dışındaki Türkiye kökenli kültür varlıklarını çok yakından takip ettiklerini söyleyen Bakan Ersoy, “Uzmanlarımız müzeleri, özel koleksiyonları ve uluslararası müzayedeleri düzenli olarak inceliyor. Akademik yayınlar ve arşiv belgeleri üzerinden eserlerin geçmişini araştırıyor. Sosyal medyada alarmlarımız var. Bir eserin ülkemizden yasa dışı yollarla çıkarıldığına ilişkin bilimsel ve hukuki verileri ortaya koyduğumuz anda ilgili ülke makamları nezdinde iade sürecini başlatıyoruz. Biz girişimde bulununca muhtemel alıcılar da geri çekiliyor ve satıcılar sıkıntı yaşamaya başlıyor” diye konuştu. Ersoy son dönemdeki iadelerle ilgili şu bilgileri aktardı: “Bunun en güncel örneklerinden biri, Çingene Kızı mozaiğine ait 13’üncü panel. Bilimsel incelemeler, bu panelin Zeugma’daki büyük taban mozaiğinin bir parçası olduğunu ortaya koydu. Eseri uluslararası sanat piyasasında takibe aldık. İlk girişimimizde alıcı bilgilerine ulaşılamadığı için süreci sonuçlandıramadık ancak dosyayı kapatmadık. Uzmanlarımızın sürekli müzayede takibi sayesinde panelin yeniden satışa çıkarıldığını tespit ettik ve iade sürecini yeniden harekete geçirdik. Girişimlerimizi yeniledik ve eserin bu yıl ülkemize dönmesini sağladık.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bakan-ersoy-bazen-mitten-yardim-istiyoruz-87775</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/mehmet-nuri-ersoy.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son 8 yılda yurt dışına çıkarılmış-kaçırılmış tarihi eserlerden 9 binden fazlası ülkeye getirildi. En fazla eser iadesi ABD’den sağlandı. İngiltere ve Almanya iadeyi konuşmak bile istemiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Bazen biz MİT’ten rica ediyoruz, istiyoruz. ‘Şu konu, şu eser’ diyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/e-ihracat-lojistigi-0-5-kilogram-arasina-sikisti-87773</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;E-ihracat lojistiği 0-5 kilogram arasına sıkıştı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Küresel e-ticaret satışlarının toplam ticaretteki oranının yüzde 21 seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise e-ticaretin toplam ticaretteki oranı yüzde 20, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’daki payı ise yaklaşık yüzde 7 düzeyinde. Kargo kırılımlarında ise 0-5 kilogramlık yüklerin toplam içerisindeki payı ise yüzde 90 düzeyinde.</p>
<p>Navlungo’nun kurucu ortağı ve CEO’su İsa Korkmaz, ağır gönderi lojistiğinde ciddi pazar boşlukları olduğunda dikkat çekerek, “Ülkemizdeki e-ihracatçıların büyük kısmı 0-5 kg arasındaki küçük paketlere ve ABD pazarına sıkışmış durumda. İhracat konusunda daha rekabetçi olmak adına farklı pazarları ve yeni fırsatları kovalamamız gerekiyor. Lojistiğin sürecin sonunda değil, en başında bir pazarlama silahı olarak kurgulanması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Korkmaz, ABD’nin Çin’e uyguladığı yaptırımların Türkiye’de birçok sektör için yeni fırsat kapıları aralayabileceğine dikkat çekerek, bu durumun e-ihracat tarafına da yansıyabileceğini kaydetti.</p>
<h2>“İade süreçleri yeniden satış fırsatı olarak görülmeli” </h2>
<p>Asset GLI Yönetim Kurulu Üyesi Avşar Dada, Avrupa’ya gönderilen paketlerde ortalama yüzde 38, Amerika’da ise yüzde 27- 28 arasında iade oranlarının bulunduğuna dikkat çekerek, “Yani her 10 paketten yaklaşık 4’ü iade ediliyor. İade süreçlerini bir kayıp değil, ‘yeniden satış’ fırsatı olarak görmeliyiz. Örneğin Berlin›de iade edilen bir ürünün doğru lojistik partneri ve dijital stok yönetimi sayesinde depoda okutulup Sırbistan’daki başka bir müşteriye daha iyi fiyattan satabiliriz” ifadelerini kullandı. Almanya’ya gönderilen paketlerde sadece navlun fiyatlarına odaklanılmaması gerektiğine vurgu yapan Dada, “Öncelikle ürün kategorisi, hedef müşteri segmenti eve teslimat ve tüketici alışkanlıklarının da göz önünde bulundurulması gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Yanlış lojistik seçimleri mağaza kapanmasına neden olabilir </h2>
<p>Lojistiğin sadece bir maliyet kalemi değil, operasyonel bir yönetim süreci olduğunu ifade eden Korkmaz, ihracatçıların kendi depolarını açmaya çalışmasının veya uygunsuz depoları kullanmasının maliyetleri katladığını söyledi. İsa Korkmaz, online pazaryerlerinin hizmet kalitesi ve teslimat hızı konusunda bazı olumsuzluklar oluşturabileceğini, yanlış lojistik seçimlerinin ise mağazaların kapanmasına yol açabileceğini dikkat çekti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/e-ihracat-lojistigi-0-5-kilogram-arasina-sikisti-87773</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/e-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Navlungo CEO’su İsa Korkmaz, &quot;Ülkemizdeki e-ihracatçıların büyük kısmı 0-5 kg arasındaki küçük paketlere ve ABD pazarına sıkışmış durumda. İhracat konusunda daha rekabetçi olmak adına farklı pazarları ve yeni fırsatları kovalamamız gerekiyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aktif-degeri-62-trilyonu-gecti-42-milyarlik-payi-elden-cikardi-87770</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aktif değeri 6,2 trilyonu geçti, 4,2 milyarlık payı elden çıkardı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Son beş çeyreklik bilançolara göre ortalama aktif büyüklüğü 400 milyar TL’nin üzerinde olan 25 firma borsada işlem görüyor. Bunlardan onu 2 trilyon TL sınırını aştı. Ancak enflasyonist bir ortamda rakamın ne kadarının gerçek bir üretimi yansıttığını incelemeden hareket edilmemeli.</strong></p>
<p>Açıklanan altı aylık verilere göre firmalarının son beş çeyreklik ortalama aktif büyüklükleri netlik kazandı. Koç Holding 5,6 trilyon TL ve Vakıflar Bankası 5,26 trilyon TL ile ilk sırasında yer alıyorlar. 25 şirketin 400 milyar TL sınırını aştığı tabloda, THY 1,99 trilyon TL ile banka ve holdinglerin ilk 11’i doldurduğu tabloda 9. sıradan girmeyi başardı. Firmaların sahip olduğu tesisler ve nakitler toplam varlığı artırıyor. Ancak enflasyonist dönemlerinde sadece aktiflerin büyümesinde bakarak yatırım yapmak yanıltıcıdır. Firmaların faaliyet geliri ile kârlılığı da göz önünde bulundurmalı.</p>
<h2>Nakit pozisyonunu güçlendiriyor</h2>
<p>Koç Holding, 5,6 trilyon TL aktif büyüklüğüyle borsadaki şirketlerden aktif büyüklüğü en güçlü firma konumunda. Geniş varlık portföyüyle öne çıkan şirket, eylülün ilk haftası elindeki Tüpraş paylarından 11 milyon lotu yaklaşık 4,2 milyar TL’ye sattı. Bu hamleyle nakit pozisyonunu güçlendirirken, bağlı iştirakiyle birlikte Tüpraş’ın %50,1’ine sahip. Listenin ikinci sırasındaki Vakıflar Bankası, 5,26 trilyon TL aktif hacmiyle bankacılık sektöründeki ağırlığını hissettiriyor. Yüksek varlık tabanına sahip bankanın fiyatında son bir ayda yukarı yönlü bir ivme gözleniyor. Son dönemde fonların bankanın hissesindeki payları %11,12 artarak 132,6 milyon lota çıktı. Konumlanan fon sayısı da 90’a çıktı.</p>
<h2>Büyümeyi gölgeleyen kur baskısı</h2>
<p>Pegasus, 402,9 milyar TL aktif büyüklükle listeye son sıradan girdi. Ağustos ayında yolcu sayısını %5 artırıp 4,51 milyona çıkaran şirket, büyük varlık tabanına rağmen kârlılık noktasında zorlanıyor. Yönetim, gelirlerin euro, giderlerin dolar olması sebebiyle paritedeki değişimin operasyonel bilançoyu olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacca780a1bd-1789708920.png" alt="" width="999" height="546" />ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KV BORÇLA BÜYÜME Mİ, UV BORÇLA BÜYÜME Mİ?</strong></p>
<p><strong>Kısa vadeli borçla büyüme</strong>; hızlı ivme, düşük finansman, esnek adaptasyon. Nakit baskısı, finansman riski, yetersiz ölçek, tahsilat sorunu, stres.</p>
<p><strong>Uzun vadeli borçla büyüme</strong>; makro büyüme, rahatlık, avantaj, güvence, sabitleme. Ağır faiz yükü, yükümlülük, esneklik kaybı, ağırlaşan bilanço.</p>
<p><strong>Düşen satışlar ve yüksek maliyetler zarar ettirdi; artan borçsa mali yapıyı zorluyor</strong></p>
<p>Koleksiyon Mobilya yeni iş bağlantılarına rağmen neden zarar ediyor? ● Naci Giritli</p>
<p>Naci, Koleksiyon Mobilya 2026 yılında toplam 529,4 milyon TL büyüklüğünde yeni iş anlaşmalarını yatırımcısıyla paylaştı. Açıkladığı yeni işlerin toplam tutarı yıllık gelirinin ancak %22,7’si seviyesinde. Bu itibarla zayıf bir performans söz konusu. Bunun yansımasını mali tablolarında da gözlemek mümkün. Yılın ilk yarısında geliri %13 azalarak 1,05 milyar TL’ye indi. Esas faaliyetlerinden 57,2 milyon TL zarar yazması maliyet yönetiminde sorun olduğunu gösteriyor. Finansal borçların %25 artarak 918,5 milyon TL’ye çıkması da mali yapısını zorluyor.</p>
<p><strong>Gümrük işlemlerini hızlandıran belgeyle verimliliği artırıp avantaj elde edecek</strong></p>
<p>Özyaşar Tel’in aldığını duyurduğu sertifika ne işe yarayacak? ● İbrahim Demirci</p>
<p>İbrahim, Özyaşar Tel ağustosta yaptığı açıklamayla %51 bağlı ortaklığı Çokyaşar Tel’in Ticaret Bakanlığından Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası almaya hak kazandığını duyurdu. Bu belge şirkete gümrük süreçlerinde kolaylaştırılmış uygulamalardan yararlanma imkanı verecek. Yılın ilk yarısında 4 milyar TL’nin üzerinde satış geliri elde eden şirket, dış ticaret ve lojistik aşamalarındaki operasyonel verimliliğini artırmayı amaçlıyor. Gümrüklerde sağlanacak hız ve zaman tasarrufu, şirketin ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü artıracak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>HOY fonu yabancı BYF’lere yatırımda bulunarak getirisini artırmak istiyor</strong></p>
<p>HSBC Portföy’ün idaresindeki Yabancı BYF Fon Sepeti Fonu (HOY), geçtiğimiz hazirandan bu yana yatayda sıkışık bir hareket sergiliyor. Fonun toplam değerinde belirgin bir değişim gözlenmiyor. Eylülün üçüncü haftasında hacmi 1,35 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Temmuzdan bu yana para çıkışının yaşandığı fondan eylülde çıkan nakit tutarı 445,7 bin TL oldu. Yatırımcı sayısında belirgin bir değişim yaşanmazken sayı şimdilerde 2.539 ve doluluk oranı %18,48 seviyesinde. Temel stratejisi, fon varlıklarının uzun vadeli getiri hedefine iki aşamalı varlık dağılımı yoluyla ulaşmak üzerine kurulu. Portföyün %82,84’ü yabancı BYF’ler ile %4,7’si yabancı hisselerden oluşuyor. Uluslararası piyasalarda çeşitlendirme arayanlara hitap ediyor. Yıllık bazda %30,64 getiri sağlayan fon, endeksin üzerinde bulunuyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Opet Petrolcülük, piyasadan TLREF + %0,9 faizle 3,5 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Opet Petrolcülük, nitelikli yatırımcılara yönelik 16.09.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 3.500.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%0,9 olarak belirlendi. 364 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 4 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 15.09.2027 olarak açıklandı. 16 Eylül itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,91 seviyesinde bulunuyor. Opet’in verdiği %0,9 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFOPAS92715 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacca4924c58-1789708873.png" alt="" width="967" height="243" /></strong><strong>LİLA KAĞIT</strong></p>
<p><strong>Enerji altyapısını yenileyen firma, Ergene rüzgar santrali için gerekli onayı aldı</strong></p>
<p>Lila Kağıt, halka arz geliriyle planladığı 6,5 MW kapasiteli Ergene RES projesi için teknik onayı aldı. TEİ- AŞ’ın bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu alınmasıyla ilgili süreç ise devam ediyor. Şirket diğer taraftan da Çorlu’da bulunan sanayi tesisinin enerji ihtiyacını karşılamak için kojenerasyon santralinde yenilemeye gidiyor. Santraldeki 5 gaz motoru devreden çıkarılarak yerine 0,751 MWm gücünde dizel jeneratör kurulması için EPDK’dan lisans onayını aldı. Enerji altyapısındaki bu iki yönlü modernizasyon adımı, uzun vadede enerji maliyetlerini düşürmesini sağlayacak.</p>
<p><strong>METROPAL KURUMSAL</strong></p>
<p><strong>Bilet platformunun çoğunluk hissesini alırken, yapay zeka yatırımını büyütüyor</strong></p>
<p>Geçtiğimiz mart ayında borsada işlem görmeye başlayan Metropal Kurumsal, büyüme hedefi doğrultusunda bilet.com’un %51 oranındaki kontrol hissesini devralmak üzere sözleşme imzaladı. Aynı anlaşmayla şirket yöneticileri de bilet platformundan toplam %21,5 pay edindi. Diğer taraftan şirket, İmros Yapay Zeka firmasının sermaye artırımına katılarak şirketteki %2,09 olan payını %11,21’e çıkaracağını duyurdu. Gerçekleştirilen girişimler, şirketin dijital platform ve yapay zeka alanındaki pazar payını desteklerken, uzun vadede gelir çeşitliliğine katkıda bulunacak.</p>
<p><strong>ERCİYAS ÇELİK BORU</strong></p>
<p><strong>Yat limanı ve deniz iskelesi projelerine yönelik 21 milyon dolarlık sipariş aldı</strong></p>
<p>Erciyas Çelik Boru, Muğla Milas’ta inşası devam eden Kaplankaya Yat Limanı Revizyonu Projesi için 9 milyon dolarlık satış anlaşması imzaladı. Şirket, projenin deniz yapılarında kullanılmak üzere 516 çelik kazık borunun üretimini ve sevkiyatını yıl sonuna kadar tamamlayacak. Erciyas Çelik Boru, MSB’ye ait proje kapsamında da Çanakkale Boğazı’nda inşa edilen iskele için 563 çelik kazık üretecek. Sevkiyatının 2027’nin ilk çeyreğinde tamamlanması hedeflenirken, siparişin toplam bedeli yaklaşık 12 milyon dolar oldu. Yıl sonunda Milas’taki işin ciroya katkısı gözlenebilecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Beta Enerji temmuzdan bu yana satış baskısı altında kalırken satıcılar daha aktif</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacca2a9112e-1789708842.png" alt="" width="309" height="245" />Beta Enerji’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %20,20 ile toplamda 155,41 bin lot azalarak 613,78 bine indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 18’den 11’e geriledi. MHF fonu 130 bin lot ile en fazla satışı yaparken, ICH fonu 80 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse için 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede 12 fon satış yaparken 9’u payını sıfırladı. Buna karşın Pardus Portföy’ün ICH fonu ile Nurol Portföy’ün NPH fonu ilk defa alım yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aktif-degeri-62-trilyonu-gecti-42-milyarlik-payi-elden-cikardi-87770</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aktif değeri 6,2 trilyonu geçti, 4,2 milyarlık payı elden çıkardı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dem-partiden-meclis-1-ekimi-beklemeden-toplansin-cagrisi-87767</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> DEM Parti&#039;den &#039;Meclis, 1 Ekim’i beklemeden toplansın&#039; çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kronik hale gelen enflasyon, artan iflaslar, büyüyen borç yükü, akaryakıt fiyatlarındaki artışlar ve Borsa İstanbul’da yaşanan gelişmelere ilişkin yaptıkları açıklamada, “Türkiye ekonomisinde artık uyarı sesleri değil alarm zilleri çalıyor” uyarısında bulunarak, TBMM’nin 1 Ekim’i beklemeden olağanüstü toplanması çağrısında bulundu. Yapılan yazılı açıklamada BIST 100’de yaşanan yüzde 6'dan fazla değer kaybını hatırlatarak, “Bu, son yılların en büyük kayıplarından birine yol açtı. Şimdi cevaplanması gereken sorular ortadadır: Bu riskler ne zamandır biliniyordu? Denetleyici kurumlar ne yaptı? Yatırımcıların zararının büyümesi neden engellenemedi? “ dedi. Borsa İstanbul'daki kaos ve vurgun, FED'in 16 Eylül'de gerçekleştirdiği faiz artışı, yüksek enerji fiyatları, bölgesel savaşların büyüttüğü küresel belirsizlik, artan borç yükü ve umutsuzlukla birleşince Türkiye ekonomisinin üzerindeki baskını daha da arttığı belirtilen açıklamada, “Bu tabloya karşı sorumluluk almak, 86 milyonun yararına gerekli kararları alıp uygulamak yalnızca iktidarın değil, TBMM'nin ve siyaset kurumunun tamamının acil ve asli görevidir. Bu krizin ve daha derindeki yapısal krizin nedenlerini ortadan kaldırmak, parti fark etmeksizin Meclis'in ortak sorumluluğudur” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>DEM Parti Eş Genel Başkanları, ekonomik krize karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Akaryakıtın yükünü küçük üreticinin sırtından alacak, çiftçinin ve küçük üreticinin kullandığı akaryakıtı sübvanse ederek üretim maliyetlerini düşürecek, kamu kaynaklarını rant ve ayrıcalık yerine emeğin ve üretimin desteklenmesi için kullanacak tedbirler almak, sermaye piyasalarında denetimi objektif ve sıkı biçimde gerçekleştirmek, başta bankalar olmak üzere faizden ve ranttan kazanç sağlayanlara yüksek vergi getirmek, kurumsal erozyona karşı liyakati esas alan kamu politikaları üretmek, şirketleri değil mağdurları, sermaye sahiplerini değil yurttaşı koruyan tedbirler almak, çiftçilerin, üreticilerin, KOBİ'lerin ve yurttaşların borçlarının faizlerini silerek yeniden yapılandırmak ve sübvanse etmek, bütçede devasa boyutlara ulaşan faiz yükünü azaltmak, vergide adaleti sağlamak, yoksulların ve emekçilerin insan onuruna yaraşır bir gelir elde etmelerini sağlayacak tedbirler almak gibi öncelikli adımları istişareyle ve ortak akılla atmanın zamanı gelmiştir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dem-partiden-meclis-1-ekimi-beklemeden-toplansin-cagrisi-87767</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/7/1280x720/bakirhan-1762266856.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEM Parti&#039;den &#039;Meclis, 1 Ekim’i beklemeden toplansın&#039; çağrısı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hane-butcesinde-gecim-mucadelesi-derinlesiyor-87766</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hane bütçesinde geçim mücadelesi derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ekonomisinin en önemli gündemlerinden biri yalnızca enflasyonun kaç puan olduğu değil, hayat pahalılığının vatandaşın günlük harcama düzenini nasıl değiştirdiğidir. Çünkü yoksulluk, sadece gelirin düşük olması anlamına gelmiyor. Yoksulluk aynı zamanda insanların gıdadan konuta, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye kadar temel ihtiyaçlarını karşılamak için gelirlerinin ne kadarını harcamak zorunda kaldığıyla da yakından ilgili.</p>
<p>Bugün Türkiye'de hane bütçelerinin önemli bölümü zorunlu harcamalara ayrılıyor. Gelir yükselse bile temel ihtiyaçların fiyatları daha hızlı artıyorsa vatandaşın gerçek anlamda rahatlaması mümkün olmuyor. İşte bu nedenle yoksulluk harcamalarını değerlendirirken yalnızca maaşlara veya kişi başına gelire bakmak yeterli değildir.</p>
<p>TÜİK'in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri, eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40'ı esas alındığında yoksulluk oranının yüzde 6,2 olduğunu, medyan gelirin yüzde 70'i esas alındığında ise oranın yüzde 28,7 olarak gerçekleştiğini gösteriyor. Ayrıca nüfusun yüzde 27,9'u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Bu oran 0-17 yaş grubunda yüzde 36,8'e kadar çıkıyor.</p>
<p>Bu rakamlar bize önemli bir gerçeği anlatıyor: Yoksulluk meselesi sadece bugünkü gelirle değil, hanenin geleceğe ne kadar güvenle bakabildiğiyle de ilgilidir.</p>
<p><strong>En büyük yük: Gıda ve konut</strong></p>
<p>Hane bütçesinin en zorlayıcı kalemlerinin başında gıda geliyor. Gıda fiyatlarındaki artış, düşük ve sabit gelirli vatandaşları doğrudan etkiliyor. Çünkü gıda, ertelenmesi mümkün olmayan bir harcama. Bir aile otomobil alımını, mobilya değişimini veya tatilini erteleyebilir; ancak ekmek, süt, yumurta, sebze, et ve diğer temel gıdaları tamamen hayatından çıkaramaz.</p>
<p>TÜRK-İŞ'in Mayıs 2026 araştırmasında dört kişilik aile için aylık gıda harcaması 35 bin 174 TL, gıda dışındaki zorunlu harcamalar da dahil edildiğinde yoksulluk sınırı 114 bin 576 TL olarak hesaplandı. Aynı araştırmada bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 45 bin 488 TL'ye ulaştı.</p>
<p>Bu rakamlar resmi yoksulluk oranından farklı bir kavramı ölçüyor. Burada amaç, belirli bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenme ile konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken harcama düzeyini ortaya koymak. Dolayısıyla iki farklı göstergeyi birbirinin yerine kullanmamak gerekiyor.</p>
<p>Konut giderleri de yoksulluk harcamalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle kiracı hanelerde kira, elektrik, su ve ısınma giderleri gelir üzerinde ciddi baskı yaratabiliyor. Gelirin önemli bölümü konuta gittiğinde geriye gıda, eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer ihtiyaçlar için daha az para kalıyor.</p>
<p><strong>Yoksulluk sadece düşük gelir değildir</strong></p>
<p>Bana göre Türkiye'deki yoksulluk tartışmasının en önemli noktalarından biri de burada ortaya çıkıyor. Bir vatandaşın nominal geliri artabilir ancak satın alma gücü aynı oranda yükselmiyorsa ekonomik refahında gerçek bir iyileşme meydana gelmeyebilir.</p>
<p>Ücret artışlarının ardından birkaç ay içinde gıda, kira, ulaşım ve diğer zorunlu giderlerin yükselmesi, yapılan artışın etkisini azaltabilir. Bu nedenle mücadele sadece gelirleri artırmaya değil, fiyat istikrarını sağlamaya da dayanmalıdır.</p>
<p>Gelir dağılımı açısından da tablo dikkat çekici. TÜİK'in 2025 verilerine göre yıllık ortalama eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri 332 bin 882 TL olurken bölgeler arasında önemli farklılıklar bulunuyor. En yüksek ortalama gelir Ankara bölgesinde 449 bin 618 TL, en düşük gelir ise Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri’yi kapsayan bölgede 172 bin 552 TL olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu farklılıklar bize yoksullukla mücadelenin yalnızca ulusal ölçekte değil, bölgesel olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Çocuk yoksulluğuna özellikle dikkat</strong></p>
<p>Yoksulluk harcamalarının belki de en önemli sonucu çocuklar üzerindeki etkidir. TÜİK verilerinde 0-17 yaş grubunun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yüzde 36,8 ile diğer yaş gruplarının üzerinde bulunuyor.</p>
<p>Çocukların yeterli beslenememesi, eğitim olanaklarına erişimin sınırlanması, sosyal faaliyetlerden uzak kalması ve sağlık harcamalarının ertelenmesi yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorunudur.</p>
<p>Çünkü çocukluk dönemindeki yoksunluk, eğitim ve beceri kazanımını etkileyerek ilerleyen yıllarda gelir düzeyine de yansıyabilir. Böylece yoksulluk kuşaktan kuşağa aktarılabilir.</p>
<p><strong>Çözüm sadece sosyal yardımlarla sınırlı olmamalı</strong></p>
<p>Türkiye'de sosyal yardımların ihtiyaç sahibi vatandaşların yaşamını sürdürmesinde önemli bir işlevi var. Ancak kalıcı çözüm için sosyal yardım politikalarının yanında istihdam, verimlilik, eğitim, mesleki beceri ve bölgesel kalkınma politikalarının birlikte yürütülmesi gerekiyor.</p>
<p>Özellikle çalışan yoksulluğu konusu ayrıca ele alınmalı. Bir kişinin çalışıyor olması otomatik olarak yoksulluk riskinden uzak olduğu anlamına gelmiyor. Ücret ile temel yaşam maliyeti arasındaki makas açıldığında çalışan kesimin de bütçesi zorlanıyor.</p>
<p>Bunun yanında kayıtlı istihdamın artırılması, kadınların işgücüne katılımının güçlendirilmesi, gençlerin mesleki becerilerinin geliştirilmesi ve küçük işletmelerin verimliliğinin artırılması uzun vadede hane gelirlerini destekleyebilir.</p>
<p>Sonuç olarak Türkiye'de yoksulluk harcamalarını sadece “vatandaş ne kadar para kazanıyor?” sorusuyla değerlendirmek eksik kalır. Asıl soru, kazanılan paranın ne kadarının zorunlu ihtiyaçlara gittiğidir.</p>
<p>Gıda, kira, enerji, ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri yükseldikçe hanelerin tasarruf yapma, yatırım yapma ve geleceğe hazırlanma imkânı azalıyor. Bu nedenle yoksullukla mücadelede kalıcı başarı; fiyat istikrarı, gelir artışı, istihdam, eğitim, sosyal destekler ve bölgesel kalkınmanın birlikte değerlendirilmesine bağlı.</p>
<p>Ekonominin büyümesi elbette önemlidir. Ancak büyümenin vatandaşın sofrasına, evine ve bütçesine yansıması da en az büyüme kadar önemlidir. Çünkü gerçek ekonomik refah, yalnızca milli gelir rakamlarında değil, insanların ay sonunda temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesinde ve geleceğe güvenle bakabilmesinde ortaya çıkar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hane-butcesinde-gecim-mucadelesi-derinlesiyor-87766</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hane bütçesinde geçim mücadelesi derinleşiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/20-yil-sonra-findigi-kim-toplayacak-87765</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> 20 yıl sonra fındığı kim toplayacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tarımla ilgili tartışmalar, ülkemizde genellikle kamunun belirlediği ürün alım fiyatlarına odaklanır. Son yıllarda yüksek seyreden gıda enflasyonuyla ilgili tartışmalar ise genelde tedarik zincirindeki aracılık maliyetlerine odaklanıyor. Kuşkusuz bunların hepsi son derece önemli ama kısa vadeli meseleler. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamadığımız sürece 20 yıl sonrada  u meseleleri konuşacağız</strong></p>
<p>İstanbul’a taşınınca yerleştiğim İstinye’de çok Karadenizli olduğu için fındık ve çay hasadının birçok İstanbullu nazarında ne denli önemli olduğunun farkına vardım. Burada tanıdığım birçok kişi ağustos sonunda ortalıktan kayboluyor. Sonradan memleketlerine fındık toplamaya gittiklerini öğrendim. Bu işleri yapan biri yok mu diye sorduğumda “Aileden kimse kalmadı, artık mevsimlik işçi de bulamıyoruz.” diyorlar.</p>
<p>Hakikaten, memleketten bir desteğiniz yoksa İstanbul’da normal maaşlarla geçinmek de çok zor. Ama tanıdıklarımın memleketlerine gidip fındık hasadına girişmelerinin bir nedeni de bir zamanlar aile büyüklerinin yaşadıkları topraklarla bağlarının henüz tam olarak kopmamış olması. 2022’de Giresun’da yapılan bir araştırmaya göre, fındık yetiştiren çiftçilerin %45’i bahçelerinin yakınında yaşamıyor. Sadece hasat zamanı gidip fındık toplayıp ürünlerini tüccara satıp geri dönüyorlar. Esasen ağaç bakımı için de yıl boyunca memlekette bulunmak gerekiyor. Başka bir araştırmanın sonuçlarına göre, sahibinin başka bir yerde yaşadığı fındık işletmeleri %20-25 daha düşük verimde ürün veriyor.</p>
<p>Türkiye’de çiftçilerin ortalama yaşı 57. Halimize şükredebiliriz, zira Japonya’da çiftçi yaşı ortalama 70, İspanya ve Portekiz’de ise çiftçilerin yarıya yakını 65 yaş üzerinde. Yani bu ülkelerdeki çiftçiler Türkiye’de devlet memuru olsalar, yaş haddinden emekli olmaları gerekecekti. Mesele şu ki ne Türkiye’de ne de dünyada gençler tarımla ilgileniyor. Örneğin, İrlanda’da tarlasını bir sonraki nesle devretmek isteyen çiftçilerin ortalama yaşı 74’ken, devralacakların ortalama yaşı 57. Çiftçiliğin genç nesillere devredilmesi ne yazık ki mümkün görünmüyor.</p>
<p>Akla ilk gelen fikirlerden biri, devletin genç çiftçilere para vermesi. Nitekim Türkiye’de böyle bir destek programı da uygulandı. 2016’da Tokat, Amasya, Çorum ve Samsun’da yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, destek alan genç çiftçilerin %64’ünün işletmesini aile büyükleri yönetiyor. Yani muhtemelen artık köyde yaşamayan gençler, bu işletmelerin ayakta kalması için bir aile büyüğünden destek alıyor. Dünyada çiftçilere en çok destek veren kurumlardan biri olan Avrupa Birliği, desteklerin genç çiftçiler üzerindeki etkilerini değerlendiren yeni bir rapor yayımladı. Raporda “En iyi genç çiftçi paketleri bile, çiftçilik gençleri çekecek yeterli bir yaşam standardı ve kalitesi sunamıyorsa etkisiz kalacaktır.” deniyor. Nitekim gençler artık köyde/kasabada maddi sıkıntı çektikleri için değil, büyük kentlerdeki sosyal seçenekleri iyi bildikleri ve buralarda kendilerinin olmasa bile çocuklarının yükselmesi için belki de bir şans olduğuna inandıkları için tarımı terk ediyor. Çiftçilikte kariyer imkânları sınırlı, Karadeniz’deki gibi küçük arazileri işleyerek elde edilecek gelir de bir aile için gerekli ekonomik refahı sağlamaya yetmiyor!</p>
<p>Gençleri zorla toprağa bağlayamayacağımıza göre ne yapacağız? Bir yöntem, tarımda makineleşme. Ancak o da her yerde ve her üründe olmuyor. Mesela benim İstanbul’dan tanıdıklarımın Karadeniz’deki fındık bahçeleri dik bir yamaçta olduğu için fındıkları makineyle toplamak mümkün değilmiş. Bazen de işletmenin ölçeği veya finansmana erişim imkânları makineleşmeyi sınırlıyor.</p>
<p>Tarımda istihdam edilen nüfusun giderek yaşlanmasının ötesinde, iklim değişikliğinin yol açtığı sorunlar da var. Yarın kimin işleteceği belli olmayan bir bahçenin ve tarlanın iklim değişikliğinin neden olacağı yeni şartlara hazırlanmasını bekliyoruz. Zaten dünyada sınırlı zamanı kalmış çiftçilerin artan anormal meteorolojik olaylar, su yokluğu, toprağın bozulması gibi meselelerle uğraşmaları bekleniyor. Üstüne üstlük bir de karbon ayak izini azaltmak gerekiyor! Zaten tarlasını devredebilecek kimsesi kalmayan çiftçilerin bu meselelere uyum sağlamasını beklemek pek de gerçekçi değil. İklim değişikliğinin etkileri gerçekten ağırlaştığında zaten bu dünyadan göçmüş olacaklar.</p>
<p>Tarımla ilgili tartışmalar, ülkemizde genellikle kamunun belirlediği ürün alım fiyatlarına odaklanır. Son yıllarda yüksek seyreden gıda enflasyonuyla ilgili tartışmalar ise genelde tedarik zincirindeki aracılık maliyetlerine odaklanıyor. Kuşkusuz bunların hepsi son derece önemli ama kısa vadeli meseleler. Öyle ki Türkiye’de gıda güvenliğini konuşurken 20 yıl sonra hâlâ tarlalarda, bahçelerde çalışan çiftçilerimiz olacağını varsayıyoruz. Gençleri köye döndürmek,  sadece maddi desteklerle çiftçiliği cazip bir hayat haline getirmek mümkün değil. Her şeyi makinelere yaptırmak da (henüz) mümkün değil.</p>
<p>Peki, yirmi yıl sonra bugün çiftçi dediğimiz kişilerin yerini kimler alacak? Bunun cevabıyla ilgili bir fikrimiz yoksa iklim uyumu, verimlilik, destek politikası gibi tartışmalar da anlamsızlaşıyor. Bu kadar yaşlanan ve devamı gelmeyen tarımsal nüfusla gıda güvenliğimizi sağlamamız mümkün değil. Gıdamızın çoğunu bulabilirsek, ithal etmemiz gerekecek. Ne olacak? Şu an Türkiye’deki çobanların önemli bir kısmı Afganistan’dan geliyor. Gidişat böyle olursa tarımda çalışacak nüfusumuzu da (muhtemelen Afrika’dan) ithal etmek zorunda kalacağız. Önce sezonluk olarak gelecekler, sonra bir kısmı da yerleşik düzene geçecek. Toplum olarak buna hazır mıyız?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/20-yil-sonra-findigi-kim-toplayacak-87765</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 20 yıl sonra fındığı kim toplayacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyaset-dugumu-nasil-cozulur-87764</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siyaset düğümü nasıl çözülür?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gordion Düğümü başlıklı önceki yazıda bıraktığımız yerden devam edelim…</p>
<p>Şöyle yazmıştım:</p>
<p>Ankara’daki ana tartışmanın düğümü de Erdoğan sonrasında ne olacağı sorusu!</p>
<p>Herkesin bir cevabı var. Her cevap da sahibinin çıkarına uygun… Bu kadar çok cevap ve bu kadar çok kişisel çıkar kaçınılmaz olarak çatışma yaratıyor.</p>
<p>Bu çerçevede muhalefet kanadına bakmıştık, sırada iktidar kanadı var… İktidar kanadı deyince aklınıza BBP’den HÜDA PAR’a her parti gelmesin, sadece AK Parti’yi anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Önce bir durum tespiti yapalım.</p>
<p>Şu anda AK Parti 24 yıl öncesinin siyasi yapılanması değil. Kendi hareketinin kurucuları, büyüme yıllarını yöneten ekonomistler, küresel anlaşmaları müzakere eden diplomatlar; Yaşar Yakışlar, Mehmet Aydınlar, Ertuğrul Yalçınbayırlar, Abdüllatif Şenerler, Kürşat Tüzmenler, Vecdi Gönüller, Cemil Çiçekler, Ali Çoşkunlar ve daha niceleri artık yok…</p>
<p>Hepsi gitti. Bazıları tasfiye edildi, bazıları sessizce uzaklaştı, bazıları ise şu aralar haklarındaki soruşturmalar ile uğraşıyor…</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte devlet adamlarının yerini külliye bürokratları aldı, ekonomistlerin yerini alanların son başarılarını(!) ise hep beraber görüyor ve yaşıyoruz.</p>
<p>Siyaset Cumhurbaşkanlığı etrafında merkezileştikçe milletvekilleri, parti teşkilatları, belediyeler, yerel siyaset ve sivil toplum devlet mekanizması karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladı.</p>
<p>Eskiden ilindeki, ilçesindeki, köyündeki sorunu milletvekilleri aracılığı ile hükümete duyuran, hastasından işe girecek evladına, köyün yolundan ilçenin okuluna kadar her sorununu Meclis ve milletvekili üzerinden iktidarla kurduğu ilişki sayesinde çözmeye çalışan ahalinin hükümetle ilişkisi kesildi. Beştepe güçlenirken aşağıdaki siyaset zayıfladı.</p>
<p>Üst düzey bürokrasi doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanınca önce AK Parti kadrolarıyla devlet kadroları eşitlendi. Sonra gittikçe siyasileşen bürokrasi elindeki devlet gücüyle bu eşitliği lehine doğru çevirmeye başladı.</p>
<p>Bunun sonucunda ortaya, bürokratlar, parti profesyonelleri, eskisiyle yenisiyle siyaset kadroları ve tabii ki aile üyelerinden oluşan gruplar/klikler çıktı. Bu klikleşmenin üzerine birde bu yapıların “biz ne olacağız” ve “Erdoğan sonrasında ne yapacağız” sorularına verilen cevaplarla şekillenen gruplar oluştu. Kendi içinde geçişkenlikleri olsa da bu gruplar son tahlilde dahil oldukları kliklere uygun davranıyorlar.</p>
<p>Şimdi bu gruplar yukarıdaki soruların yanıtlarını bulmak için yol haritaları oluşturup kamuoyunun ve cumhurbaşkanının kulağına su kaçırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Kabaca özetlersek; bazıları Erdoğan sonrasında rövanşist bir yeni iktidarın ortaya çıkmasını engellemek ve AK Parti’nin varlığını sürdürerek bu günkü kadrolara kalkan olması için daha itidalli politikalar izlenmesi gerektiğini düşünüyor. Bu çevreye göre misal CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar muhalefeti zayıflatmıyor, aksine güçlendiriyor. Yine bu çevrelere göre, yarı başkanlık sistemi, parlamentonun canlandırılması gibi adımları atmak zorunlu…</p>
<p>Diğer bazıları içinse Erdoğan’ın ömrünün sonuna kadar iktidarda kalması için ne gerekiyorsa yapılabilir. Seçim, ertelenebilir; muhalefet, tutuklanabilir…</p>
<p>Bir başka klik ise kimsenin aklına gelmeyen(!) fikirler peşinde. Misal; anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın görev süresi eskiden olduğu gibi 7 yıla çıkarılsa. 2030’da duruma bakılsa… Hem zaten, mevcut ekonomik durumun rehabilitesi için de zaman lazım… Misal; Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu dış tehdit, iç cephenin güçlendirilmesi ve bu çerçevede toplumsal uzlaşının gerekliliği öne sürülerek bazı muhalif partilerin de içinde yar alacağı bir ittifakın kurulması…</p>
<p>Örnekleri çoğaltmak mümkün… Zaten sizde özellikle sosyal medya mecralarında çeşitli örneklerini görüyorsunuzdur.</p>
<p>Evet, herkes kendine göre bir yol haritası belirlemeye çalışıyor. Bu haritalar külliyede ne kadar etkili olur bilemem ama düğümün nasıl çözüleceği konusundaki son kararı Erdoğan’ın bizzat kendisi verecektir!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyaset-dugumu-nasil-cozulur-87764</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Siyaset düğümü nasıl çözülür? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-uyeligi-artik-oncelik-degil-87763</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB üyeliği artık öncelik değil!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin AB ile 1995’te imzaladığı Gümrük Birliği’nin üzerinden 30 yıl geçti. Malların ve sermayenin serbest dolaşımında önemli bir mesafe alınırken, hizmetler ve özellikle kişilerin serbest dolaşımı hâlâ sorunlu. Oysa kişilerin serbestçe hareket edemediği bir entegrasyonun tam üyelik hedefini ve ekonomik bütünleşmenin yaratacağı fırsatları ne ölçüde karşılayabileceği tartışılıyor.</strong></p>
<p>AB ile ‘tam üyelik’ hedefli entegrasyonun ‘dört’ ön koşulu vardı. Malların, sermayenin, hizmetlerin ve bir de kişilerin serbest dolaşımı…</p>
<p>Üretenler ve ihraç edenler açısından AB ile anlaşma büyük bir fırsat yaratacaktı. Ayrıca bu büyük ‘entegrasyon’ dünyaya açılmış, refah içinde, çağdaş bir hayat anlamına geliyordu. Kapalı bir ekonomi içinde yaşama geçmişiniz uzun yıllar almışsa, bunlar cazip hedeflerdi. En çok da ‘serbest dolaşım’… Kişilerin serbest dolaşımı; ‘AB vatandaşlarının başka bir üye ülkede çalışma, yaşama, ikamet etme ve emeklilik haklarına sahip olması’ anlamına geliyordu. En bunaldığın zamanda, “Bir başka ülkede, bir başka hayat kurma” şansı!… 60 yılı aşkın bir süredir kurulan bir hayal, bugün hayal olmaktan çıkmış olsa da, yine de güzeldi.</p>
<p>Tam üyelik yolunda her nedense bize farklı bir prosedür uygulandı. Avrupa ile ne yaşadıysak ilk kez biz yaşadık. Çünkü bizden önce gidenlerin yolu farklıydı. Öncelikle tam üye olup, sonra gümrük birliği yapıp, asimetrik ilişki nedeniyle entegrasyondan doğacak kaybımızı, tam üyelikten kaynaklanacak başka gelirlerle dengeleyecektik. Zaten AB üyeleri için genel kural, önce tam üye olunması ve gümrük birliği gibi entegrasyonların bu üyeliğin doğal bir parçası olarak veya üyelikle beraber gerçekleşmesiydi.</p>
<p>Olmadı. Türkiye örneği dünyada bu konuda istisnai ve tekil bir uygulama oldu. Öyle ki Türkiye, tam üye olmadan önce Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması 1995 yılında imzalanmış ve 1 Ocak 1996 itibarıyla gümrük birliği başlamıştı. Sonrasında 30 yıl geçti.</p>
<p>Neden bize bir istisna uygulandı? “Önce tam üye olsaydık, sonra gümrük birliği yapsaydık farkı ne olurdu?” diye de kafa yormadık. O günlerin  ‘zafer sarhoşluğu’ bunları hiç düşündürmedi.</p>
<p>Bugün ‘dört’ serbestiyetin mallar bölümü çalışıyor. (Karayolundaki engellemeler kalkarsa ticaretin 3-5 milyar Euro artacağı tahmin ediliyor) Sermayenin serbest dolaşımında da bir sorun yok. Hizmetlerin serbest dolaşımı çalışmıyor. Kişilerin serbest dolaşımı çalışmıyor.</p>
<p>Bu süreçte gümrük birliği sonrası ilk yıllarda yoğun bir yabancı sermaye gelmesi en önemli teselli olarak kabul edilebilir. AB’den gelen sermaye için toplam 150 milyar dolar gibi bir rakamdan söz ediliyor. Bu süreçte yoğun şirket satın almaları, ortaklıklar, tabela değişiklikleri olduğunu da hatırlayalım. Gelen yabancı sermayenin üretimin ve ihracatının son durağının da yine AB ülkeleri olduğunu bir kenara yazalım. AB’ye ihracatımızı 9,5 kat artırmamız, ithalatımızın 6,5 kat artması, kazandığımız direnç ve kalite de artılarımız arasında olsun. Ancak önce tam üye olsaydık ‘komşu gibi’ en az bu kadar katkı almaz mıydık? O zaman üretimde, ihracatta, teknolojide çok daha büyük sıçramalar yapmaz mıydık?</p>
<p>Üstelik önce tam üye olup sonra gümrük birliği yapsaydık bazı sorunları hiç yaşamayacaktık. Bir kere önce tam üye olsaydık ‘karar masasında’ olacaktık. Yani diğerleri ve hatta siyasi konular bir yana AB’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında da elimiz kolumuz bağlı olmayacaktı.</p>
<p>Ancak ‘istisna’ planlayanlar nedeniyle tam üyelik haklarından elde edeceğimiz para gelmediği gibi, bugün bu entegrasyonun birikimli negatif maliyetinin 400 milyar dolara doğru gidiyor. Üstelik bugün ürettiğimiz malın Avrupa malı ‘olup olmadığı’ ve de ‘olup olmayacağı’ tartışılıyor. Avrupa malı kabul edilmesi için de bir ‘bedel’ isteniyor.</p>
<p>İki gün önce katıldığım bir toplantıda AB’nin önde gelen ülkelerinden birine mensup ekonomi diplomatları ve diğer kurumsal temsilcileri, sanayicilerimize ‘bize gelin’ diyerek yatırım çağrısı yaptılar.</p>
<p>Parasal teşvikler, vergisel teşvikler, istihdam teşvikleri, kredisinden sigortasına ihracat teşvikleri, düşük enflasyon, düşük faizli işletme ve yatırım kredileri, destekli ar-ge ortamı, patentler, düşük enerji maliyetleri, kalifiye işçilik ve diğerleri…. Ne varsa saydılar. Tüm bu kriterlerde aynı rejime tabi oldukları diğer AB ülkelerinden daha ileri bir yatırım ve üretim ortamına sahip olduklarını tablo, tablo anlattılar ve “Eğer Avrupa’ya gelecekseniz, bize gelin” dediler.</p>
<p>Soru cevap bölümünde bir sanayici diplomatik temsilciye enteresan bir soru sordu. Adeta “Gelelim de!…”  diyerek ekledi: “Biz sizle aynı milliyetteniz. Türkiye’de çalışıyoruz. Hatta şirketimizde ülkemiz kamu sektörünün hisseleri bile var. Yani ülkemizin buradaki sermayesiyiz. Tepe yöneticimizin yeşil pasaportu var, sorunu yok. Ancak 100’den fazla çalışanımızın çeşitli nedenlerle sürekli merkeze ve diğer tesislere gidip gelmesi gerekiyor. Sürekli olarak davet mektupları ile temsilciliklerle, aracılarla vizeyle uğraşıyoruz. Olmuyor, kendi ülkemizin temsilciliklerinden vize alamıyoruz.” Bir başka katılımcı yıllar sonra, uzun yıllara sari vize almayı başardıklarını ancak bu kez eş ve çocuklar için vize alamadıklarını anlattı. Sonra diğer vize öyküleri, vize şikâyetleri başladı ve toplantıya damgasını vurdu.</p>
<p>Dört hedeften biri olan kişilerin serbest dolaşımının karşılıklı ticareti büyültmesi gerekirken, hoyratça önlenmesi çoktan beridir; yatırımın, üretimin, ihracatın önünde engel oldu. Olmaya devam ediyor. Bunların dışında Kıbrıs’ın Güney’inin bugünkü konumunu Türkiye’ye ‘tanıtmaya’ yönelik formüller, yeni devlet senaryoları ve Akdeniz’in enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda bir havuca dönüştürülmek istenmesi… Vize konusunda bunlara hiç girmeyelim.</p>
<p>Ancak kişilerin serbest dolaşımı mümkün olmadan AB tam üyeliği mümkün olamayacağı, kişilerin serbest dolaşımı mümkün olmadan gümrük birliğinin ‘eski nesil’ kalacağı, pastayı büyütmenin zor olacağı da ortada.</p>
<p>İşçilerin serbest dolaşımı ile başlayan özgürlük arayışı, bugün kadın voleybolcuların ya da mühendislerin dolaşımını önler duruma gelmişse, buna ‘ne gam’ diye yanıt verildiğinde; “AB üyeliği artık önceliğimiz değil” açıklamasının doğallığı da ortada.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-uyeligi-artik-oncelik-degil-87763</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB üyeliği artık öncelik değil! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-eksik-gun-bildirimi-uygulamasi-ve-hukuki-sonuclari-87761</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK eksik gün bildirimi uygulaması ve hukuki sonuçları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sosyal güvenlikte kayıt dışılık; çalışanların tamamen sigortasız çalıştırılması, prime esas kazançlarının gerçek ücretlerinden düşük bildirilmesi veya <strong>ay içindeki prim ödeme gün sayısının 30 günden az gösterilmesi</strong> şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, ayın tamamında fiilen çalışan bir sigortalının yalnızca 5 ya da 10 gün üzerinden bildirilmesi, daha az prim ödenmesi sonucunu doğuran kayıt dışı uygulamalardan biridir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2025 yılı istatistiklerine göre (Tablo:1), asgari ücret üzerinden primi ödenen sigortalıların aylık ortalama prim gün sayısının daha düşük kaldığını, ücret seviyesi yükseldikçe bu sayının 30 güne yaklaştığını göstermektedir. SGK’ya bildirilen tüm sigortalılar esas alındığında ise primlerin ortalama <strong>25 gün üzerinden</strong> ödendiği, başka bir ifadeyle ayda ortalama 5 günlük eksik bildirim bulunduğu görülmektedir.</p>
<p>Bu veriler, eksik gün bildiriminin yalnızca teknik bir prim işlemi olmadığını, kayıt dışılıkla mücadele bakımından da yakından izlenmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, her eksik bildirim hukuka aykırı değildir. Çalışma ilişkisinin niteliği veya ay içindeki fiilî durum, sigortalının 30 günden az bildirilmesini haklı ve belgelendirilebilir kılabilir. Belirleyici olan, eksik günün gerçeğe uygun kodla bildirilmesi ve geçerli dayanak belgelerle desteklenmesidir.</p>
<p><strong>Eksik gün bildiriminin yasal dayanağı</strong></p>
<p>Eksik gün bildiriminden kaynaklanan kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla, sosyal güvenlik mevzuatında ilk kez 4447 sayılı Kanun’la işverenlere, 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren çalışanların ay içindeki eksik gün ve kazanç bildirimlerinin nedenlerini belgelendirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülük, zaman içinde değişen mevzuat çerçevesinde günümüze kadar varlığını korumuştur.</p>
<p>Eksik gün bildirimi uygulamasının yasal dayanağını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86’ncı maddesinde yer alan düzenleme oluşturmaktadır.</p>
<p>Kanun’daki çerçevenin uygulamaya nasıl yansıyacağı ise Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde somutlaştırılmıştır. Yönetmelikte, sigortalıların 30 günden az çalışmasına ilişkin nedenler, bu nedenleri kanıtlayan belgeler ve uygulamada izlenecek usuller ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Hangi hallerde eksik gün bildirimi yapılabilir?</strong></p>
<p>Bu düzenlemeler doğrultusunda SGK, sigortalıların 30 günden az çalışmasına dayanak oluşturabilecek durumları belirli kodlarla sınıflandırmıştır. Dolayısıyla bildirimin, somut olaya uygun eksik gün kodu seçilerek yapılması gerekir. Kabul edilen nedenler ve bunlara karşılık gelen kodlar Tablo:2’de gösterilmiştir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aaccf8c59f19-1789710220.png" alt="" width="627" height="611" /></p>
<p>Ancak doğru kodun seçilmesi tek başına yeterli değildir. Bildirimin hukuken geçerli kabul edilebilmesi için eksik çalışma nedeninin uygun belgelerle de kanıtlanması gerekmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda, ay içinde 30 günden az çalışan veya eksik ücret ödenen sigortalılar bakımından aşağıdaki belgeler kabul edilmektedir:</p>
<ol>
<li>a) Kurumca elektronik ortamda alınabilenler hariç kurumca yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularından veya işyeri hekimlerinden alınmış istirahatli olduğunu gösteren rapor,</li>
<li>b) Sigortalı ve işverenin imzasını taşıyan ücretsiz veya aylıksız izinli olduğunu kanıtlayan izin belgesi,</li>
<li>c) Sigortalıya tebliğ edilen disiplin cezası uygulamasına ilişkin belge,</li>
</ol>
<p>ç) Gözaltına alınma ile tutukluluk hâline ilişkin belgeler,</p>
<ol>
<li>d) Kısmi süreli çalışmalara ait sigortalı ve işverenin imzasını taşıyan yazılı iş sözleşmesi,</li>
<li>e) Sigortalının imzasını taşıyan puantaj kayıtları,</li>
<li>f) Grev, lokavt, genel hayatı etkileyen olaylar, doğal afetler nedeniyle işyerinde faaliyetin durdurulduğunu veya işe ara verildiğini gösteren ilgili resmî makamlardan alınan yazı örneği,</li>
<li>g) İşe devamsızlığa ilişkin belgeler,</li>
</ol>
<p>ğ) İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte çalışılmadığına dair belge,</p>
<ol>
<li>h) Kısa çalışma ödeneği alındığına dair ilgili resmî makamlardan alınan belge,</li>
</ol>
<p>ı) 5434 sayılı Kanun’un mülga ek 76 ve mülga geçici 192’nci maddelerine tabi olunduğunu gösterir belge,</p>
<ol>
<li>i) Yarım çalışma ödeneği alındığına dair ilgili resmî makamlardan alınan belge,</li>
<li>j) İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programı İSG-KATİP üzerinden alınan sözleşmeler,</li>
</ol>
<p>Yukarıda sayılanlar, eksik çalışmanın kanıtlanmasında SGK tarafından kabul edilen başlıca belgelerdir. Bu belgelerin nasıl bildirileceği, ne şekilde muhafaza edileceği ve Kuruma ne zaman sunulacağı ise ayrıca önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Belgeler ne zaman düzenlenmeli ve SGK’ya sunulmalıdır?</strong></p>
<p>Mevzuata göre eksik gün nedeninin, aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde ilgili kodla gösterilmesi yeterlidir. Dayanak belgeler ilgili ayda düzenlenmeli, ancak rutin olarak her ay SGK’ya gönderilmemelidir. Buna karşılık belgelerin, Kurumca talep edildiğinde süresinde ibraz edilebilmesi için işyerinde düzenli ve erişilebilir biçimde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, belgelerin saklama süresi ayrı bir önem kazanmaktadır.</p>
<p><strong>Eksik gün belgeleri ne kadar süreyle saklanmalıdır?</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca işverenler ve işyeri sahipleri, işyeri defter, kayıt ve belgelerini, ilgili oldukları yılı izleyen yılbaşından itibaren <strong>10 yıl</strong>; kamu idareleri <strong>30 yıl</strong>; tasfiye ve iflas idaresi memurları ise <strong>görevde bulundukları süre boyunca</strong> saklamakla yükümlüdür. Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilen memurlarınca talep edilmesi hâlinde bu kayıt ve belgelerin 15 gün içinde ibraz edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, işyeri kayıt ve belgeleri arasında yer alan <strong>ay içindeki eksik günleri kanıtlayan belgeler</strong> de belirtilen süreler boyunca muhafaza edilmelidir. Saklama ve ibraz yükümlülüğüne uyulmaması ise yalnızca belgenin geçersiz sayılmasıyla sınırlı kalmayıp sigorta primi ve idari para cezası yaptırım risklerini de beraberinde getirmektedir.</p>
<p><strong>Hatalı veya belgesiz bildirimin hukuki ve mali sonuçları</strong></p>
<p>Sigortalıların 30 günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgeler, <strong>Kurumca yapılan tebligata rağmen 15 gün içinde ibraz edilmezse</strong> veya <strong>belirlenen usul ve esaslara uygun düzenlenmemişse</strong> geçersiz sayılmaktadır. Böyle bir durumda, eksik bildirilen sürelere ilişkin prim belgeleri SGK tarafından re’sen düzenlenmekte ve ilgili primler gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte tahsil edilmektedir.</p>
<p>Bunun yanı sıra, eksik günler için düzenlenen ek prim belgeleri nedeniyle, aylık asgari ücretin iki katını aşmamak kaydıyla, her bir ek belgede kayıtlı sigortalı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, çalışanların prim gün sayılarının veya kazançlarının SGK’ya eksik bildirildiğinin tespit edilmesi, işyerinin 6661-asgari ücret desteği iptal edilmekte ve destek tutarları gecikme cezası ile gecikme zammıyla birlikte geri tahsil edilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak; eksik gün bildirimi, kayıt dışı istihdamla mücadelede önemli bir denetim aracı olup, eksik gün nedeninin gerçeğe uygun kodla bildirilmemesi ya da dayanak belgelerin usulüne uygun biçimde düzenlenerek süresinde ibraz edilememesi ek prim tahakkuku, gecikme cezası ve gecikme zammı, idari para cezası ve yararlanılan desteklerin iptali gibi sonuçlar doğurduğundan işverenlerin, eksik gün bildirimlerini fiilî çalışma durumuyla uyumlu şekilde yapmaları, dayanak belgeleri zamanında düzenleyerek yasal saklama süreleri boyunca muhafaza etmeleri hususuna dikkat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-eksik-gun-bildirimi-uygulamasi-ve-hukuki-sonuclari-87761</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK eksik gün bildirimi uygulaması ve hukuki sonuçları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-buyumesi-cok-fazla-eger-ve-belki-iceriyor-87759</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2027 büyümesi çok fazla &#039;eğer&#039; ve &#039;belki&#039; içeriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OVP’nin 2027 yılı için yüzde 4,2’lik büyüme hedefi, Türkiye ekonomisinin önünde oldukça iddialı bir patika çiziyor. Haziran 2026’dan 2027 sonuna kadar altı çeyrek boyunca yüzde 4’ün üzerinde büyüme gerektiren bu hedefin, yüksek faiz, kredi kısıtlamaları ve sınırlı iç talep ortamında hangi mekanizmalarla gerçekleştirileceği ise önemli bir soru işareti. </strong></p>
<p>Orta Vadeli Program’da (OVP) 2027 yılı için büyüme hedefi yüzde 4,2 olarak açıklandı. Bu rakam Türkiye’nin potansiyel büyüme oranı civarında, hatta onun biraz üzerinde. Yine OVP’ye göre 2026 sonunda büyüme rakamımız tahminen yüzde 3,3 olacak. Bu iki tahmin bakın bize neler söylüyor.</p>
<p>Türkiye için açıklanan son büyüme verisi Haziran 2026’ya ait. Orada çeyreklik büyüme hızımız yüzde 2,3, yıllık büyüme hızımız ise yüzde 3,1. İşte bu 3,1’in yılsonunda 3,3’e çıkacağı tahmin ediliyor. 2026 yılının sonunda yıllık büyüme hızımızın yüzde 3,3’e çıkması için yılın son iki çeyreğinde en az yüzde 4 büyümemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>OVP 6 çeyrek boyunca yüzde 4’den hızlı büyüme hedefliyor</strong></p>
<p> 2027 yılında ise yüzde 4,2 büyüme hedeflendiğine göre, bu yılın her dört çeyreğinde yine ortalama yüzde 4’ten fazla büyüme görmemiz gerekiyor. Yani OVP’nin bize büyüme hakkında söylediği şu: Haziran 2026’dan 2027 yılının sonuna kadar arka arkaya 6 çeyrek boyunca yüzde 4’den daha hızlı büyüyeceğiz.</p>
<p>Bu çok iddialı bir hedef... Gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimizi anlamak için örnek olması açısından yakın geçmişe, örneğin son 10 çeyrekteki yıllık büyüme hızımıza bir bakalım.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacc306710ae-1789707014.png" alt="" width="327" height="263" />Grafikte gördüğünüz düz çizgi Türkiye’nin son on çeyrekte gerçekleştirdiği büyüme. Kesikli çizgi ise 6 çeyrek boyunca sürdürmemiz gereken büyüme hedefini gösteriyor. Gördüğünüz gibi son 10 çeyreğin 7 tanesinde yüzde 4 sınırının altında kalmışız. Ayrıca yıllık büyüme hızı düşmüş. Çeyreklik veriler daha zayıf. Son 10 çeyreğin sadece 2 tanesinde yüzde 4’ü geçebilmişiz. Hatta son 10 çeyreğin beşinde büyüme oranımız yüzde 3’ün bile altında.</p>
<p><strong>Mevcut büyüme inşaat ve ticaretten geliyor</strong></p>
<p>Bir de son on çeyrekte yaşanan büyümenin hangi sektörlerden kaynaklandığına bakalım. Büyüme büyük oranda inşaat ve ticaret sektörlerinden gelmiş. İnşaat 2024 ve 2025 yıllarında büyümenin taşıyıcısı olmuş, fakat 2026’dan itibaren inşaat ve ticaret de dahil bütün sektörlerde büyüme zayıflamış. Yani son on çeyrekte elde ettiğimiz zayıf büyüme genele yayılmış ve çok sağlıklı bir büyüme rakamı da değil. Sanayi ve tarım gibi pek çok sektörde büyüme çok yetersiz kalmış.</p>
<p><strong>Büyüme artarken cari açık nasıl küçülecek</strong></p>
<p>OVP’nin büyüme hedeflerine ulaşmak için toplam tasarruflarımızın bir kısmının tüketime ya da yatırıma yönlendirilmesi gerekiyor. Bu da cari işlemler açığının büyümesi demek. Öte yandan OVP’ye baktığımızda cari işlemler açığının hem nominal olarak hem de milli gelire oran olarak ciddi ölçüde küçüldüğünü görüyoruz. OVP 2026’dan daha hızlı bir ihracat artışı ve daha yavaş bir ithalat artışı öngördüğü için cari açığın küçüleceğini tahmin etmiş. Büyüme hızlanırken cari açığın küçülmesi çok zor.</p>
<p>Eğer kredi kısıtlamaları ve yüksek faiz devam edecekse, TL kura karşı değerli kalacaksa, kamu kesimi açığı artmayacaksa (artmasın da zaten) Türkiye hangi kanaldan, hangi mekanizmayla yüzde 4,2 büyüyecek?</p>
<p>OVP’yi incelediğimizde büyümeyi destekleyecek üç önemli varsayım görüyoruz. Birincisi Dünya genelinde -ve tabii ki Avrupa’da da- kademeli bir büyüme. Diğer varsayım ise kamu alımları. OVP’de tam beş yerde kamu alımları yoluyla belirli sektörlerin destekleneceği yazıyor. Üçüncü varsayım 76 dolarlık ortalama Brent petrol fiyatı.</p>
<p>Yani Avrupa büyüyecek. Böylece bizim Avrupa’ya ihracatımız artacak. İçeride ise kamu alımları yoluyla belli sektörler desteklenecek, iç talep de canlı kalacak ve yüzde 4,2 büyüyeceğiz. Tabii bu arada petrol fiyatı da 2026’ya göre düşeceği için enerji faturamız küçülecek. Anlaşılan OVP’de büyümeyi destekleyecek senaryo bu. Çok fazla “eğer” ve “belki” var bu senaryoda.</p>
<p>Umarız gerçek olur ama Avrupa’da öngörülen yüzde 1,2’lik büyüme, 76 dolarlık petrol fiyatı gerçekleşse ve kamu alımları etkin bir araç olarak kullanılabilse bile, Türkiye’deki büyüme rakamını yüzde 4,2’ye çekmek için yeterli olmayabilir. Bu seneki OVP’de büyüme hedefini tutturmak için çok fazla şansa ihtiyacımız olacak gibi görünüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-buyumesi-cok-fazla-eger-ve-belki-iceriyor-87759</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027 büyümesi çok fazla &#039;eğer&#039; ve &#039;belki&#039; içeriyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bordroda-yer-almasi-gereken-bilgiler-87758</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bordroda yer alması gereken bilgiler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.</p>
<p>Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.</p>
<p>İş ilişkisinde işçi, iş görme edimini yerine getirmekle yükümlü olurken, işveren ise ücret ödemekler yükümlüdür. Dolayısıyla ücret, işçinin iş görme edimi karşılığında işveren tarafından ödenen temel alacaklarından biridir.</p>
<p>Bordro ise ücretin ödenmesine ilişkin temel belgelerden biridir. Türk Dil Kurumu tarafından bordro, çalışanların bir aylık hizmet bedelini, vergi matrahını ve kesintileri ile aylık net ücretini gösteren cetvel olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>Diğer bir ifadeyle bordro, işçi ve işveren arasında imzalanan sözleşmeye istinaden belirli bir dönemi kapsamak üzere çalışana ödenmesi gereken ücret bedeli ve bu ücret üzerinden yapılan yasal ve özel kesintilerin gösterildiği belgedir.</p>
<p>Bordroya ilişkin hükümler ile bordroda bulunması gereken bilgiler çeşitli kanunlarda düzenlenmiştir.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, işveren iş yerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya iş yerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu doğrultuda bordroda, ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi esastır.</p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatında ise işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na, Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi (MUHSGK) ile yapılan bildirimleri doğrulayıcı nitelikte belgeleri düzenlemesi ve muhafaza etmesi gereklidir. </p>
<p>Bu bağlamda, işverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; iş yerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur. </p>
<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında ücret bordrosunda ticaret sicil numarası, MERSİS, ticaret unvanı, işletmenin merkez adresi ve internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilmiş internet sitesine yer verilmesi uygun olacaktır.</p>
<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, işverenlerin her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu tutma yükümlülüğünü hüküm altına alınmıştır. Ücret bordrolarına aşağıdaki bilgilerin yer alması ise zorunludur:</p>
<p>- Bordronun baş kısmında hangi aya ait olduğu,</p>
<p>- Çalışanın soyadı, adı; ücretin alındığına dair imzası veya mührü,</p>
<p>- Varsa vergi karnesinin tarih ve numarası,</p>
<p>- Birim ücreti (Aylık, haftalık, gündelik, saat veya parça başı ücreti),</p>
<p>- Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre,</p>
<p>- Ücret üzerinden hesaplanan vergilerin tutarı.</p>
<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, işverenlerin, ücretlerden yaptıkları vergi tevkifatını, ücret bordrosunda göstermeleri zorunludur.</p>
<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında, her ücret ödenmesinde işçiye, bir hesap özeti verilmeli, hesap özetinde kesintilerin miktarı ve sebebi de gösterilmelidir.</p>
<p>Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik’e göre, Türkiye genelinde en az üç çalışanı bulunan işverenler; işçi, gazeteci ve gemi adamlarına yapılacak ücret, prim, ikramiye ve benzeri ödemelerin kanuni kesintiler sonrası net tutarını banka aracılığıyla ödemekle yükümlüdür.</p>
<p>Nihayetinde, ücret bordrosunun düzenlenmesi, şekil şartlarına uyulması ve işçiye verilmesi yalnızca idari bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Bordronun ücretin, ek ödemelerin, yasal ve özel kesintilerin, çalışma süresinin ve ödeme döneminin ispatı bakımından temel belgelerden biri olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle işverenlerin bordroda yer alması gereken bilgileri eksiksiz göstermesi, bordro kayıtları ile banka ödemeleri ve SGK bildirimleri arasında uyum sağlaması, olası denetim ve uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlayacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bordroda-yer-almasi-gereken-bilgiler-87758</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bordroda yer alması gereken bilgiler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gorunmeyen-tehlike-abd-10-yilliklari-ezber-bozuyor-87757</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görünmeyen tehlike: ABD 10 yıllıkları ezber bozuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD’de 10 yıllık Hazine tahvili getirilerindeki yükseliş, yalnızca tahvil piyasasını değil, şirketlerden hane halklarına ve gelişmekte olan ülkelere kadar küresel finansal koşulları da etkiliyor. Artan bütçe açığı, yüksek borçlanma maliyeti ve savaş kaynaklı enerji baskısı, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin kalıcı olup olmayacağı tartışmasını güçlendiriyor.</strong></p>
<p><strong>Hafta başında Amerikan 10 yıllık Hazine tahvili faizlerinin 2027 yılından bu yana en yüksek seviyesini görmesiyle, Amerikan Merkez Bankası Fed’in Çarşamba günkü toplantısında faiz artırımına gideceği neredeyse kesinleşmişti. </strong></p>
<p>Nitekim Fed, beklentilere paralel olarak federal fonlama faizini 3,50-3,75 bandından 3,75-4,00 bandına çıkardı. Bana kalırsa, zaten Fed’in Haziran toplantısında açıkladığı projeksiyonlarda 2026 yılı için bir faiz artışı, faiz tavanı yükseltildiği için hesaplamalara dahil edilmesi gerekiyordu. Haziran projeksiyonlarında bir faiz artışı cepte ikinci de olabilir demiştim. Bu kez Eylül projeksiyonu bu yıl ikinci faiz artışını da mümkün kılması açısından çok önemli.</p>
<p><strong>Fed Başkanı Kevin Warsh, 17 Haziran 2026'da Federal Rezerv Başkanı sıfatıyla düzenlediği ilk basın toplantısının soru-cevap bölümünde denklemi bozan taraf olmuştu. </strong></p>
<p><strong>Warsh, yüksek hazine bonosu ve tahvil getirilerini, merkez bankasının gevşeme adımları atmasını gerektiren bir sıkılaşma koşulu olarak görmek yerine, bunların Fed'in sıkılaştırma yönündeki işlevinin bir kısmını fiilen üstlendiğini belirtmesi nedeniyle,</strong> o gün bozulan dengenin, mevcut küresel koşullar dikkate alındığında, yeniden kurulmasının oldukça zor ve sıkıntılı bir patikaya işaret ettiğini gördük ve hâlâ da görmeye devam ediyoruz.</p>
<p><strong>Tahvil piyasaları Amerika için çok önemli</strong></p>
<p><strong>Küresel olarak, ABD Hazine tahvilleri ve bonoları, dünyanın en derin ve en likit sabit gelirli enstrümanları olarak kabul edilir.</strong> Amerikan 2, 5 ve 10 yıllık tahvilleri, küresel finans piyasalarında neredeyse her şeyin fiyatlandırılmasında kullanılan risksiz varlık göstergeleri ve Fed'in para politikasını uygulamak için kullandığı başlıca araçlardan biridir. <strong>Başka hiçbir devlet tahvili piyasası işlem hacmi, derinliği veya küresel teminat olarak kullanımı açısından Amerikan tahvillerinin yanına bile yaklaşamaz.</strong></p>
<p><strong>Amerikan Hazine’si de likiditeyi aktif olarak yönetir. </strong>Örneğin; uzun vadeli tahvillerde derinliği ve fiyatlandırmayı desteklemek amacıyla, Eylül 2026'dan itibaren uzun vadeli likidite geri alımlarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkarmıştı. <strong>Başarılı olup olmadığı konusu elbette ayrı bir tartışma; ancak Hazine’nin getiri eğrisinin uzun tarafını yönetmesinin yalnızca kendisine bağlı koşullardan oluşmadığını, küresel dengelerin de bu yönetme işlevine doğrudan müdahil olduğu bir dönemi yaşıyoruz. </strong></p>
<p><strong>Özellikle Finansal Ekonomi dersi alan öğrenciler için ders niteliğinde haftalar yaşıyoruz ve bu sürecin daha da devam edeceğini düşünüyorum. </strong></p>
<p>Amerikan 10 yıllık Hazine tahvillerinin neden önemli olduğunu bir kere daha hatırlamakta fayda var bence.</p>
<p>Öncelikle; güvenilir ve düşük riskli getiriler elde etmek amacıyla emeklilik planları, yatırım fonları, borsada işlem gören fonlar (ETF), bireysel emeklilik hesapları (IRA) ve diğer yatırım araçları üzerinden yatırım yapan bireyler de dahil olmak üzere, ABD’li bireysel ve kurumsal yatırımcılar sermaye piyasalarında geniş bir yatırım varlığına sahip. Bu piyasanın çöküşü, bir anlamda sosyal çöküşü de beraberinde getirebilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor.</p>
<p><strong>10 yıllık Hazine tahvili getirisi, ABD ekonomisindeki uzun vadeli borçlanmanın büyük bir bölümü için referans orandır.</strong> Yüzde 5'in üzerinde kalıcı bir hareketin, genel olarak reel sermaye maliyetini artırması sanırım en korkulan konu. Bunun yanında, yüksek faiz oranlarıyla etkileşim içinde olan artan bütçe açıkları, borç servisi maliyetleri ve özel yatırımların "dışlanması" konusunda da endişelere yol açıyor. Yüksek getiriler, hükümetlerin yeni ve yenilenen borçlar için ödediği faizi artırıyor. <strong>Tahvil piyasalarına yönelik asıl endişe duyulması gereken konu bence bu.</strong> <strong>Bunun anlamı, bütçe açığının daha da artması ve bu nedenle daha fazla borçlanmayı gerektirmesi.</strong> Borçlanma ihtiyacının artması, gelecekte getirilerin daha da artacağı anlamına geliyor. Bence piyasalar bu dinamik döngüyü yakından takip ediyor, çünkü bu döngü kendi kendini besleme özelliğine sahip. <strong>Buna basitçe kartopu etkisi diyebiliriz.</strong></p>
<p><strong>Reel sektör açısından baktığımızda ise daha dramatik bir durum ortaya çıkıyor.</strong> <strong>Uzun vadeli tahvil finansmanına dayanan şirketler, sermaye harcamalarını finanse etmek, vadesi gelen borçları yeniden finanse etmek (refinansman) ve birleşme ve devralmaları gerçekleştirmek için daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor.</strong> Faiz oranlarına duyarlı sektörler genellikle en çok etkilenenler oluyor. Konut inşaatçıları, ticari gayrimenkul, kamu hizmetleri ve sermaye yoğun üreticiler bu dönemin en riskli sektör temsilcileri olarak görünüyor. Örneğin, Amerikan borsalarında yapay zekâ yatırımlarının patlamasının arkasına gizlenen konut inşaatçısı şirketlerin hisseleri, piyasadaki konut talebinin zayıflayacağı beklentisini yansıtarak, faiz baskısının artmasıyla birlikte önemli düşüşler yaşadı. <strong>Elbette konut sektörünü hiç konuşmadık; ancak uzun zamandır devam eden konut fiyatlarındaki geri çekilme, Amerikan ekonomisi açısından bir uyarı niteliği taşıyor. </strong></p>
<p><strong>Yapay zekâ altyapısına bağlı özel sermaye harcamalarındaki artışın kendisi de tahvil arzının bir kaynağı oldu ve reel ekonominin bir bölümündeki patlamanın, faiz oranına daha duyarlı sektörleri tehdit eden faiz baskısına katkıda bulundu.</strong> Bana kalırsa, yapay zekâ teması balon mu gerçek mi tartışmasından çok daha derin bir konuyu çoğumuz gözden kaçırdık.</p>
<p><strong>Hane halkları için, 10 yıllık tahvil getirisi, 30 yıllık sabit faizli ipotek oranlarıyla olan yakın ilişkisi nedeniyle çok büyük öneme sahip. Amerika’da günlük hayat büyük ölçüde krediyle dönüyor.</strong> Evet, çoğumuzun hayal etmekte zorlanacağı bir varlığa sahip birçok Amerikalı var, ancak bunun karşılığında muazzam bir borç yükü altındalar. Kredi verenler ipotekleri 10 yıllık hazine tahvilinin üzerinde bir faiz oranıyla fiyatlandırıyorlar. <strong>Yaklaşık yirmi yıldır görülen en yüksek faiz oranlarına doğru kademeli geçiş, ev satın alma, ipotek yeniden yapılandırma, araba finansmanı, kredi kartı ve diğer değişken faizli borçların maliyetini artırıyor.</strong> <strong>Ayrıca, Amerika’nın birçok bölgesinde konut fiyatlarının yükselmesi, konutların satın alınabilirliğini azaltıyor. Daha da önemlisi, eskiden alınan düşük faizli ipotekleri olan mevcut ev sahiplerinin yüksek faiz oranları nedeniyle sat-geri-kirala konusunda isteksiz olmasına neden oluyor.</strong> Tam bir <strong>"kilitlenme etkisi"</strong>. Bu da konut piyasasının devir hızını ve arzını kısıtlıyor. Amerikan yönetiminin hiç istemeyeceği gelişmeler bunlar.</p>
<p>ABD'nin Ağustos ayı bütçe açığı yaklaşık 167 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılbaşından bu yana açık yaklaşık 1,9 trilyon dolara yaklaştı. Bütçe açığının GSYH’ye oranı ise yüzde 5,9. <strong>Daha fazla tahvil arzı, ihraççıların alıcıları çekmek için daha yüksek getiriler sunması gerektiği anlamına geliyor. </strong></p>
<p><strong>ABD-İran savaşı ve akabinde yaşanan belirsizlik, Suudi Arabistan’a yönelik Husilerin saldırıları, petrol akışını aksatıyor. Ham petrol fiyatları yeniden keskin bir şekilde yükseldi.</strong> Stratejistler, uzun dönemli tahvil fiyatlarındaki artışın en büyük etkeni olarak savaşı görüyor.</p>
<p><strong>Buna ben de katılıyorum. Savaşın en başından beri sermaye piyasalarının gelecekte ortaya çıkması muhtemel ekonomik sorunları hafife aldığını, ancak doğru fiyatlamanın para piyasasında yapıldığını çok kez ifade ettim.</strong> Enerji fiyatlarının, Avrupa tahvil piyasası hareketlerinin en önemli itici gücü olduğu yadsınamaz. <strong>Savaşın etkilerini modelleyen araştırmalar, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların birkaç çeyrek daha sürmesi durumunda manşet enflasyona yaklaşık 1 puan daha ekleyebileceğini gösteriyor</strong>.</p>
<p>Tahvillerdeki bu hareket, klasik "<strong>resesyon korkusu"</strong> hikâyesine pek benzemiyor.</p>
<p><strong>Alışılagelmiş şekilde, eğer büyüme korkusu varsa, yatırımcılar güvenli limana kaçıp faiz indirimlerini beklerken uzun vadeli tahvil getirileri düşer. Şimdi ise tam tersi oluyor. Yani, bazı ekonomik veriler olumlu gelse bile, uzun vadeli tahvil getirileri yükseliyor. </strong></p>
<p><strong>Bizim açımızdan baktığımızda, yüksek ABD tahvil getirilerinin, küresel sermayeyi dolar varlıklarına çekme eğilimi nedeniyle doların güçlenmesi anlamını taşıyor</strong>. Zaten küresel ölçekte dolar bazında oldukça yüksek faiz verdiğimiz için yabancıların Türkiye’den hemen çıkmaya istekli olacağını düşünmüyorum. Fakat dolarla borçlanan gelişmekte olan piyasalarda finansal koşulları sıkılaştırarak borç ödeme maliyetlerinin ve yerel para biriminin değer kaybı riskinin artma eğiliminde olabileceğini söyleyebiliriz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gorunmeyen-tehlike-abd-10-yilliklari-ezber-bozuyor-87757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/7/1280x720/56-1789710079.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Görünmeyen tehlike: ABD 10 yıllıkları ezber bozuyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/800-milyar-tllik-buyuk-tasfiye-87756</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> 800 milyar TL’lik büyük tasfiye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Finansal piyasalarda yaşanan çalkantının ardından yedi portföy yönetim şirketindeki 130 fonun tasfiyesine karar verilirken, yaklaşık 800 milyar TL’lik varlığın nasıl ve hangi değer üzerinden nakde çevrileceği kritik bir soru olarak öne çıkıyor. Dünyadaki benzer örnekler, tasfiyenin zamana yayılmasının ve zarar paylaşımının sürecin en hassas başlıkları olacağını gösteriyor.</strong></p>
<p>Bu hafta finansal piyasalarda yaşanan çalkantı, sadece buradan etkilenen yatırımcıları değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomi tarihine geçecek önemli gelişmeleri de içeriyor. Öncelikle neler olduğuna bakalım. Piyasada artan risk algısı ve buna geçtiğimiz hafta sonu eklenen adli suçlara ilişkin haberlerin de eklenmesiyle, 14 Eylül Pazartesi günü konuya dahil portföy yönetim şirketlerinden sert çıkışlar gördük. Bu fonların toplam büyüklüğünün, TEFAS kapsamında işlem gören toplam fonların onda biri gibi oldukça yüksek bir orana sahip olması, piyasa genelinde likiditenin sıkışmasına ve Türkiye’nin devasa büyüklükteki firmalarının Borsa İstanbul pay piyasası değerlerinin de etkilenmesine sebep oldu.</p>
<p>Şişeden çıkan cin, kamu otoritelerinin konuya müdahil olmalarını gerektirdi. 17 Eylül Perşembe günü yapılan Finansal İstikrar Toplantısı’nın akabinde Merkez Bankası, SPK ve BDDK bir dizi önlem açıkladı. Bu önlemler piyasa genelindeki sistemik riski kontrol altına almaya odaklandı.</p>
<p><strong>Merkez Bankası’ndan likidite tedbirleri</strong></p>
<p>Merkez Bankası, piyasadaki likidite sorununu çözmek amacıyla haftalık repo fonlamasını artırdı. Fonlamanın artırılması, piyasaya daha fazla TL sağlayarak repo, para piyasası ve takas işlemlerinde finansmanı rahatlatacak önemli bir adım oldu.</p>
<p>İkinci olarak TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalar arası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri güncellendi. Bankaların borçlanma limitlerinin yükseltilmesi, gün içi ve gecelik nakit sıkışmasının azaltılması ve fon satış bedellerinin banka ve dağıtıcı kuruluşlar üzerinden aktarımında sistemsel tıkanma riskinin düşürülmesi açısından önemli.</p>
<p>Üçüncü olarak TCMB bünyesinde yer alan piyasalarda geçerli olan teminat iskonto oranları gözden geçirildi. Teminat iskonto oranlarının azaltılması, aynı teminat karşılığında daha fazla TL alınabilmesini sağlayarak bankaların tahvil ve diğer uygun menkul kıymetleri zorunlu olarak satma ihtiyacını azaltır.</p>
<p><strong>SPK’dan sert satış ve yayılma riskini önleyici tedbirler</strong></p>
<p>SPK, sermaye piyasalarında sağlıklı işleyişin sağlanması ve yatırımcı haklarının korunmasını teminen iki önemli tedbiri hayata geçirdi.</p>
<p>Bunlardan ilki, kredili işlemlerde asgari özkaynak koruma oranının %35’ten %20’ye indirilmesi oldu. Bu uygulama, teminat tamamlama çağrılarını ve hisse senetlerindeki zorunlu satışları azaltıcı bir adım oldu.</p>
<p>İkinci olarak sorunlu fonlara sahip portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu ve katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonlarının TEFAS’ta alım ve satım yönünde işleme kapatılmasına karar verildi. Bu PYŞ’ler Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls. Ayrıca bu portföy yönetim şirketlerine ait 130 fonun tasfiyesine karar verildi.</p>
<p>Merkez Bankası ve SPK tarafından yapılan duyuruların fiyatlamalar üzerindeki ilk etkileri olumlu oldu. BIST 100 ve bankacılık endeksleri bir önceki günkü kayıplarının önemli bir bölümünü geri aldı.</p>
<p><strong>BDDK’dan bankalara sermaye desteği</strong></p>
<p>Bu çerçevede öğleden sonra BDDK tarafından gelen düzenleme de bankacılık sisteminin sağlıklı işleyişi adına önemli bir çerçeve sundu. BDDK, halka açık bankaların 16 Eylül’den itibaren piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisselerinin yılsonuna kadar çekirdek sermayeden indirilmemesine imkân tanıdı. Kararla bankaların sermaye yeterliliği oranı hesaplamasında esneklik sağlandı.</p>
<p><strong>Şimdi gelelim 800 milyar TL’lik büyük soruya</strong></p>
<p>Alınan kararla yedi portföy yönetim şirketinde yer alan 130 fonun tasfiyesine karar verildi. Bu fonlarda son bir haftalık değer kayıplarına karşın yaklaşık 800 milyar TL’lik varlık bulunuyor. Bu varlıkların sahiplerinin şu anda beklediği en büyük soru ise paralarını ne zaman ve hangi değerle geri alacakları.</p>
<p>Bu konudaki düzenlemeler SPK tarafından henüz açıklanmadı. Ancak süreç olarak değerlendirirsek bu kadar büyük bir portföyün piyasa üzerindeki etkisini sınırlandırmak için tasfiyenin zamana yayılmasını beklemek pek de şaşırtıcı olmayacaktır.</p>
<p>İkinci olarak önceliğin daha likit varlıklara verilmesi, yüksek riskli ve likiditesi düşük varlıkların tasfiyesinin ise daha sonraya bırakılması olası tercihlerden biri olacaktır.</p>
<p><strong>Şimdi gelelim değerlemeye</strong></p>
<p>Finansal piyasalarda alım-satım işlemlerinde ortaya çıkan fiyat, işlemin bir sonuç değeridir. Tasfiye sırasında oluşacak değer kayıplarının karşılanmasında ise bunu üstlenecek tarafın kim olacağı ve yükün nasıl paylaşılacağı süreç içinde en çok konuşulan ve değerlendirilen konulardan biri olacaktır.</p>
<p>Bu çerçevede üç taraf öne çıkıyor: süreci başlatan yapı, yatırımcı ve kamu.</p>
<p>Dünyada daha önce yaşanan örnekler, bu büyüklükteki tasfiyelerde nasıl bir yöntem izlenebileceği konusunda bize önemli ipuçları veriyor. Bunlardan biri 2015 yılında ABD’de yaşanan Third Avenue Focused Credit Fund vakası.</p>
<p><strong>Third Avenue: Likit olmayan varlıklar nasıl tasfiye edildi?</strong></p>
<p>Fon, önemli ölçüde yüksek getirili ve likiditesi düşük borçlanma araçlarına yatırım yapıyordu. Yatırımcıların fondan çıkışlarının hızlanmasıyla fonun nakit ihtiyacı arttı. Ancak portföyde bulunan bazı varlıkların kısa sürede satılması ciddi fiyat kayıplarını beraberinde getirdi.</p>
<p>Nitekim SEC verilerine göre fon 2015 yılı başından 9 Aralık’a kadar yaklaşık 1,1 milyar dolarlık net çıkış yaşamıştı. Bu tutar, 9 Aralık itibarıyla fonun net varlık büyüklüğünün %145’inden fazlasına karşılık geliyordu. Fon yönetimi, kalan yatırımcıların daha fazla zarar görmesini engellemek amacıyla geri alımları durdurdu ve tasfiye sürecine girdi. SEC de 16 Aralık’ta geri alımların askıya alınmasına izin verdi.</p>
<p>Buradaki amaç, likit olmayan varlıkların kısa sürede ve düşük fiyatlardan satılmasını engellemekti. Fonun ilk aşamada yatırımcılara yaptığı nakit dağıtımı 69 milyon dolar ile sınırlı kaldı. Kalan varlıklar ise zamana yayılarak tasfiye edildi.</p>
<p>Third Avenue örneğinin bize verdiği önemli bir mesaj var. Bir fonun bilançosunda belirli bir değerde varlık bulunması, bu varlıkların aynı değer üzerinden hemen nakde çevrilebileceği anlamına gelmiyor.</p>
<p><strong>Ponzi vakalarında zarar kimin üzerinde kalıyor?</strong></p>
<p>Burada daha farklı ve uç bir örnek olarak Ponzi sistemlerine de bakmakta fayda var. Bunun dünyadaki en bilinen örneği Bernard Madoff vakası. Madoff sisteminde yeni yatırımcılardan gelen paralar mevcut yatırımcılara ödeme yapmak için kullanılıyordu. Sistem çöktüğünde yatırımcı hesaplarında görünen değerlerin önemli bölümü gerçek finansal varlıklara dayanmıyordu. Tasfiye sürecinde bu nedenle kâğıt üzerinde görünen kazançlardan ziyade yatırımcıların sisteme yatırdığı ve sistemden çektiği gerçek para akışları esas alındı.</p>
<p>Daha sonra Madoff ve bağlantılı kişi ve kuruluşlardan, çeşitli uzlaşmalardan ve hukuki yollarla geri kazanılan varlıklardan büyük bir fon oluşturuldu. Ağustos 2026 itibarıyla SIPA kayyımı yaklaşık 15,5 milyar dolar geri kazanmış veya geri kazanmak üzere anlaşmaya varmış durumda. Bunun yaklaşık 14,8 milyar doları hak sahibi yatırımcılara dağıtıldı.</p>
<p>Bu iki uluslararası örnek aslında iki farklı soruna işaret ediyor. Third Avenue’da temel sorun, varlıkların var olmasına rağmen likiditelerinin yatırımcılara verilen günlük çıkış imkânıyla uyumsuz olmasıydı. Madoff’ta ise sorun çok daha temeldi: yatırımcı hesaplarında görünen varlıkların önemli bölümü gerçekte mevcut değildi.</p>
<p><strong>Türkiye’deki tasfiye süreci</strong></p>
<p>Türkiye’deki tasfiye sürecinde de zarar paylaşımının nasıl yapılacağına karar vermeden önce fonların gerçek varlık yapısının, bu varlıkların likiditesinin ve varsa değerleme sorunlarının ortaya konulması gerekiyor. Bu analiz de yükün nasıl paylaşılacağı konusunda önemli bir başlangıç olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/800-milyar-tllik-buyuk-tasfiye-87756</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/6/1280x720/677-1789710138.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 800 milyar TL’lik büyük tasfiye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balon-patladi-simdi-sira-tasfiyede-87755</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Balon patladı, şimdi sıra tasfiyede!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Beklenen oldu ve sonunda balon patladı. Ortalık toz duman. SPK’nın eski yönetiminin “Gözlerimi kaparım, vazifemi yapmam” politikası, köşeyi kolayca dönmek isteyen yatırımcıların hırsının aklının önüne geçmesi ve dokunduğunu altın eden harika çocukların (!) fon yönetmesi sonucu bu noktaya geldik.</p>
<p>7 şirketin yönettiği 200’ün üzerindeki fonda alım satımlar durduruldu. 127 fon için ise tasfiye kararı verildi.</p>
<p>Ancak asıl zor kısım şimdi başlıyor. Şimdi mesele, tasfiye sürecinde yüz milyarlarca liralık varlığın piyasayı daha fazla bozmadan nasıl nakde çevrileceği.</p>
<p>TEFAS bilgilerine göre tasfiye kapsamındaki fonların son bilinen büyüklüğü 827 milyar lira. Bunun yaklaşık 500 milyar lirası hisse senetlerinde. Kalan bölüm mevduat, repo, nakit ve devlet kağıtlarında tutuluyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aacc13deb44c-1789706557.png" alt="" width="339" height="186" />
<figcaption><strong>7 şirketin yönettiği 200’ün üzerindeki fonda alım satımlar durduruldu. 127 fon için ise tasfiye kararı verildi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Endişe veren taraf ise hisse portföylerinin yapısı. Çünkü bu portföyün önemli bölümü fiyatları şişirilmiş, işlem hacimleri düşük hisselerden oluşuyor. Nitekim SPK kararının açıklandığı dün sabah saatleri itibarıyla bu hisselerde yok denecek kadar az işlem vardı.</p>
<p>Sorun tam da burada. Piyasada işlem hacmi sığ bir hisseyi büyük miktarda satmak, almak kadar kolay değil. Fonlar güçlü dönemlerinde bu hisselerde ciddi pozisyonlar taşıyabiliyor, istedikleri gibi operasyon çekip fiyatı gönüllerinden geçen düzeylere yükseltebiliyorlardı. Ancak şimdi durum değişti. Hele aynı miktarda hisseyi satmak gerektiğinde karşı tarafta yeterli alıcı bulunup bulunmadığı asıl mesele oluyor.</p>
<p>Tasfiye için bu hisselerin nakde çevrilmesi gerekiyor. Ancak düşük işlem hacmine sahip hisselerde yüklü satış emirlerinin fiyat üzerinde ciddi baskı yaratması kaçınılmaz. Üstelik SPK’nın düzenlemeleri nedeniyle herkes hangi fonun portföyünde hangi hisselerin olduğunu biliyor.</p>
<p>Bu nedenle tasfiyenin kısa sürede tamamlanması ve paraları fonlarda kilitli kalan yatırımcıların dertlerinin sona ermesi mümkün değil. Bazı hisselerin elden çıkarılması aylar sürebilir ya da mümkün olmayabilir.</p>
<p>Yatırımcı, parasını fonun bugünkü toplam değerinden değil tasfiyenin tamamlandığı günkü değeri üzerinden alacak. Satışlar fiyatları aşağı çektikçe fonlar da küçülebilir. Hisselerin ve dolayısıyla fonun değeri çok düştüyse aldığı para devede kulak kalabilir .</p>
<p>Yani bugün ekranda görünen rakam ile tasfiye sonunda kasaya girecek para arasındaki fark, bu hikâyenin en ağır faturası olabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balon-patladi-simdi-sira-tasfiyede-87755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/iflas-piyasa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Balon patladı, şimdi sıra tasfiyede! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-daglari-ben-yarattim-sendromu-87754</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Küçük dağları ben yarattım&#039; sendromu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kendine lider diyebilmen için; Ya yol açacaksın, ya da yoldan çekileceksin. Ancak tek adamlık iddiasında isen, güç devşirerek egonu şişirecek ve sonra da kurumunu, ülkeni batıracaksın.</strong></p>
<p>Dikkat ediyor musunuz, herkes <strong>siyasette tek adamlıktan şikâyet</strong> ediyor ama şikâyetçilerin çoğu da <strong>kendi şirketinde tek adam</strong> tutumunda… <strong>Gölgesinde ot dahi bitmesine izin vermeyen</strong> kurucu babalar, yönetim tepesine kurulup <strong>kararını delege etmeyen</strong>, <strong>her şeyi bilen</strong>, kadiri mutlak patronlar…</p>
<p><strong>Tek adam olmak lidere ve şirkete ne sağlar</strong>? Lidere kısa süre için <strong>ikbal</strong> ama şirkete orta ve uzun vadede <strong>yıkım</strong> getirir. Her şeyi bilen tavrı, diğer yöneticilerden koşulsuz “<strong>biat</strong>” talebi, onu <strong>kibir abidesine</strong> çevirir. Ancak <strong>şirketin karar süreçleri kalitesi</strong> bozulur ve yönettiği her neyse, yıkılıverir.</p>
<p><strong>HER YER “TEK ADAM”</strong></p>
<p><strong>Ekonomi gazetesi</strong> olarak ülkenin her köşesini dolaşıyoruz. Şirketlerinde; <strong>yönetişim ilkeleri</strong> üzerinden <strong>kurumsallaşma gayretinde</strong> olanlar kadar, “<strong>burada benim borum öter</strong>” tavrıyla hareket edenler var. Küçük dağları onlar yaratmış, büyüklerine de sponsormuşcasına <strong>yönetim kibriyle</strong> estirip duruyorlar.</p>
<p>Oysa <strong>mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sananların isimleriyle doludur</strong> ve bu ‘<strong>tek adamlar</strong>’ sanki sonsuza dek hüküm süreceklermiş gibi, yerlerini alacak olanlara <strong>yetki devrinde cimri</strong> davranıyorlar. Ancak söz siyasete gelince, <strong>parti liderliğinde</strong>, kamu yönetiminde ‘<strong>tek adam</strong>’ eleştirisindeler.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Tek adamlığa dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Tek adamlık nasıl oluşur?</em></strong></p>
<p>Kendilerine atfettikleri güçlerle <strong>egoları şişmeye </strong>başlıyor. Kazanılan başarıları da <strong>kendilerine</strong> <strong>adresliyorlar</strong>. Etrafında da <strong>kraldan çok kralcı tipler</strong> biriktiriyor ve kendilerine <strong>kutsallık</strong> atfediyorlar.</p>
<p><strong><em>Tek adamlardan nasıl kurtulunur?</em></strong></p>
<p><strong>Ona kutsiyet atfetmeyerek</strong>… Hatalı kararlarını onaylamak yerine <strong>itiraz</strong> ederek. <strong>Kurumsallaşmayı hakkıyla yapmaya gayret</strong> ederek. <strong>Haysiyetli davranıp</strong> terfi adına <strong>şişkin egosunu</strong> beslemeyerek…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>TEK ADAM KARARLARININ NİTELİKSİZLİĞİ FATURASIYLA YÜZLEŞİR</strong></p>
<p>Tek adamlık, <strong>karar süreçlerinde hız</strong> getirse de <strong>ortak akıl üretmenin önüne geçtiği için</strong> çok fazla <strong>risk</strong> barındırır. Kendisini; “<strong>leviathan</strong>” tavrıyla “<strong>kararları sorgulanamaz</strong>” noktasına taşıyan şirket patronları, daha sonra aldıkları <strong>kararların niteliksizliği faturasıyla yüzleşmek</strong> zorunda kalacaklardır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TEK ADAM LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Benciliderlik</strong>: Bencil kişiliğin liderlik kurumuyla buluşması sonucu aklın vicdanın terk edilişi</p>
<p><strong>Şişkin ego:</strong> Düğüne gitse damat, cenazeye gitse tabut olma saplantısında olma hali</p>
<p><strong>Tek adamlık</strong>: Tüm karar süreçlerini kendine bağlamak ve etrafında herkesten biat beklemek</p>
<p><strong>Büyük usta</strong>: Öncelikle ustasını geçmek ve ardından kendini geçecek çırak yetiştirmek</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-daglari-ben-yarattim-sendromu-87754</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/4/1280x720/gucu-kibirden-tevazu-ile-arindir-1740986479.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Küçük dağları ben yarattım” sendromu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akaryakittaki-bu-zamlarin-ornegi-pek-yok-87753</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akaryakıttaki bu zamların örneği pek yok!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Motorin fiyatlarında çok önemli görülen 100 lira eşiği aşıldı. Fiyatın örneğin 99 liradan 101 liraya çıkması da psikolojik yönden tabii ki önemli ama bu kez 100 liranın üstüne öyle 99 liralardan çıkılmadı, daha şunun şurasında ağustos sonunda 77 lira düzeyinde bulunuluyordu.</p>
<p>77 liradan 100 liraya… İki haftada yüzde 30’a yaklaşan bir artış…</p>
<p>Benzinde ise durum görece daha iyi. Ağustos sonunda 74 lira olan fiyat şimdi 80 lira dolayında ve artış yüzde 8 düzeyinde.</p>
<h2>Enflasyona etki </h2>
<p>Akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyona olan doğrudan etkisini hesaplamak kolay sayılır. Ama bu etkiyi hesaplarken akaryakıtın biraz önce aktardığım ay sonları itibarıyla (mevcut fiyatlar eylül sonunda da aynı kalırsa) olan fiyatının değil, ay ortalamasındaki fiyatının esas alındığını bir kez daha belirteyim. </p>
<p>Bugünkü fiyatlar ay sonuna kadar hiç değişmezse eylülde motorin yüzde 30, benzin yüzde 8 zam görmüş olacak ama TÜFE hesabında bu oranlar dikkate alınmayacak.</p>
<p>Mevcut fiyat düzeyine göre hesaplanan aylık ortalama fiyat benzinde ağustosa göre yüzde 11,5, motorinde yaklaşık yüzde 18 artışa işaret ediyor. Bu oranlar TÜFE’de 0,40 puan kadar bir artışa yol açacak. Ama bir kez daha vurgulamak istiyorum; bugünkü fiyatlar ay sonuna kadar sabit kalmak kaydıyla…</p>
<h2>Vatandaşın baktığı başka</h2>
<p>Aylık enflasyon hesaplamasında elbette aylık ortalama fiyat dikkate alınıyor, öyle de yapılması gerekir ama vatandaş böylesine teknik hesaplamalara hiç mi hiç girmiyor, girmesi de beklenmez zaten.</p>
<p>Vatandaş açısından önemli şu: <strong>“Benzin ve motorin geçen ay sonunda kaç liraydı, şimdi kaç lira? Bir depo kaç liraya doluyordu, şimdi kaç liraya doluyor?”</strong></p>
<p>Hani hep dolaylı etki diyoruz ya, işte o dolaylı etki belli tarihlerin kıyaslamasıyla bulunan artışla gündeme geliyor.</p>
<p>Dolayısıyla vatandaş akaryakıttaki fiyat artışını mal ve hizmetlerine yansıtırken enflasyon hesaplamasındaki gibi <strong>“aylık ortalama fiyatı”</strong> değil, doğal olarak son fiyatı ve bunun ne kadar arttığını gözetiyor.</p>
<p>Bu açıdan değerlendirildiğinde maliyet anlamında girdi niteliği benzine göre çok daha ağır basan motorinde iki haftada kaydedilen yüzde 30’luk artış çok büyük önem taşıyor. Üstelik bu artış sonucu 100 lira gibi bir eşik aşılmışsa…</p>
<h2>Son yıllarda böyle zam pek görülmedi</h2>
<p>TÜFE’de 2005’in ocak ayından bu yana olan dönemin akaryakıt fiyatları açıklanıyor. Başlangıç ocak olduğu için de şubattan itibaren aylık değişim oranları var. Bu eylül için ise EPDK verilerinden yola çıkarak ve yine altını çiziyorum, bugünkü fiyatların ay sonuna kadar sabit kaldığını varsayarak aylık değişim hesaplamak mümkün.</p>
<p>2004 şubatından bu yılın eylülüne… Çeyrek yüzyıla, 23 yıla yakın bir dönem; tam 272 ay…</p>
<p><strong>Eylül ayında motorine gelen yüzde 17,80’lik ortalama zam, bu 272 aylık dönemin en yüksek yedinci oranı. Benzine gelen yüzde 11,50’lik zam da bu dönemin en yüksek dokuzuncu oranı.</strong></p>
<p>Kaldı ki biraz önce de belirttiğim gibi aylık ortalama oranlar TÜFE hesabında geçerli olan. Dolaylı etki söz konusu olduğunda bu oranların hiçbir önemi yok.</p>
<p>Vatandaş oturup ortalama fiyat hesaplayacak değil ya! Akıllarda hep son fiyat var. Örneğin eylül ayı için motorinde ortalama fiyat 94 lira dolayında oluşacak ama vatandaş hem bu oranı bilmez -ki bu gayet normaldir- hem bilse de önemsemez.</p>
<p>Motorin kaç lira, 100 lira; o kadar! Hatta bazı yerlerde 100 liranın da üstünde, 101-102 lira. Hele ki böylesine kritik bir eşik aşılmışsa kesinlikle akılda kalacak olan budur.</p>
<p>Fiyatlama davranışlarında esas alınacak olan da bu 100 lirayı aşan düzey ve kaydedilen yüzde 30’a yakın artıştır.</p>
<h2>Zincirleme reaksiyon gibi</h2>
<p>TÜFE’ye gelecek doğrudan etkinin 0,40 puan dolayında olduğunu belirttim. Yalnızca iki kalemden gelecek bu etki çok yüksek.</p>
<p>Ama motorindeki yüzde 30’luk zamla ortaya çıkacak dolaylı etki öyle anlaşılıyor ki çok daha yüksek olacak.</p>
<p>Bu oran ekonomiye duyulan güvenin daha da bozulması demek. Yetmezmiş gibi son dönemde özellikle bazı yatırım fonlarında ortaya çıkan sorunlar ve sermaye piyasasına dönük algı bozulması da ekonomiye olan güvensizliğin adeta tuzu biberi oldu.</p>
<p>Böyle bir ortamda bakalım eylül ayı enflasyonu ne gelecek? Geçen yılın eylülündeki yüzde 3,23’ün altında kalınır kalınmaya da fark ne kadar olur, bilinmez. Bu arada yeri gelmişken hatırlatayım; geçen yılın eylülünde benzin ve motorin fiyatları ay ortalaması bazında yaklaşık yüzde 3 artmıştı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbfea3c472-1789706218.png" alt="" width="413" height="579" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akaryakittaki-bu-zamlarin-ornegi-pek-yok-87753</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/yakit-benzin-mazot-motorin-utts.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akaryakıttaki bu zamların örneği pek yok! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-87752</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Borsada En Kötüsü Geride Mi Kaldı? Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 18 Eylül" src="https://www.youtube.com/embed/wlvaRr3okEo" width="850" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-87752</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/75-centlik-filmasini-alip-civata-yapiyor-3-4-dolara-ihrac-ediyor-87751</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> 75 cent’lik filmaşini alıp cıvata yapıyor 3-4 dolara ihraç ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SAMSUN</strong>’da yatılı öğrenci olarak liseyi bitiren <strong>Abdullah </strong>Bey (<strong>Tecdelioğlu</strong>), babadan kalma demirci ustalığının da etkisiyle 1913 yılında memleketi Malatya’da hırdavat dükkanı açtı. Çok geçmeden Birinci Dünya Savaşı sırasında askere gitti. Askerliği toplam 11 yıl sürdü. <strong>Kazım Karabekir</strong>’in yaverliğini de yaptı.</p>
<p><strong>Abdullah </strong>Bey’in askere gittiği dönemlere dükkânı kapanıyor, dönünce yeniden işbaşı yapıyordu. Askerlik bitiminde yine Malatya’daki hırdavatçı dükkânında işe koyuldu. Zamanla yanına oğulları <strong>Nihat </strong>ve <strong>Nevzat Tecdelioğlu</strong>’nu aldı. Oğullarıyla birlikte hırdavatçılık işi 1966 yılında vefatına kadar sürdü.</p>
<p><strong>Abdullah </strong>Bey’in vefatı sonrası <strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>kardeşi <strong>Nevzat Tecdelioğlu</strong>’yla işlerini ayırdı, kendi hırdavatçı dükkanını açtı. <strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>bir yandan hırdavatçılık yaparken, diğer taraftan üretime dönük radarını hep açık tuttu. Nitekim 1968-1969 döneminde bir eczacı arkadaşının yönlendirmesiyle İstanbul’daki Filiz İlaç’a ortak oldu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbcfb6be95-1789705467.jpg" alt="" width="800" height="503" />
<figcaption><strong>Malatya’daki fabrikadan: Çetin Tecdelioğlu (sol başta), Nihat Tecdelioğlu (sağ başta), Mustafa Tecdelioğlu (sağdan ikinci)</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Nihat Tecdelioğlu</strong>’nun daha çok üretime dönük arayışları, DYO bayiliğinin de etkisiyle Yaşar Holding’in Pınar Süt, Tuborg, Altın Yunus gibi yatırımlarını yaparken bayilerine hisse satışı zincirinin halkaları arasına girmesini de sağladı. Ancak o hisseler sembolik düzeyde kaldı.</p>
<p>Derken 1970’li yıllarda Malatya’daki esnaflar bir araya gelip art arda un fabrikası, Merbolin boya fabrikası, mobilya fabrikası ve kireç fabrikası kurdu. <strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>üretime dönük radarı hep açık olduğu için bu yatırımların da ortakları arasına girdi.</p>
<p><strong>Nihat Tecdelioğlu</strong>’nun hırdavatçı dükkanını ben de 1960’lı yılların sonları, 70’li yılların başlarında Malatya’daki oto elektrik-bobinaj ustası abim <strong>Kemal Munyar</strong>’ın yanında çıraklık yaptığım günlerden anımsıyorum. Cıvata ihtiyacı olduğunda abimin talimat sesi yükselirdi:</p>
<p>-          <strong>Tecdeli’ye git, o cıvataları al gel…</strong></p>
<p><strong>Nihat </strong>Bey, 1970’lerin ortalarında büyük oğlu <strong>Mustafa </strong>ile onun bir küçüğü <strong>Abdullah</strong>’ı İstanbul’a, Kadıköy Maarif Koleji’ne gönderdi. Bir-iki yıl sonra Malatya’da olaylar patlayınca İstanbul’a taşınma kararı aldı. İstanbul’da ilk aşamada bir un fabrikası kurmak için kolları sıvadı. Ortakları gönülsüz davranınca bir cıvata imalat atölyesi bulundu ve satın alındı.</p>
<p><strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>İstanbul Topçular’daki 500 metrekarelik atölyede cıvata üretimini 3-4 yıl kadar ortaklarıyla birlikte sürdürdü. 1980’lerin başlarında ortaklarından ayrıldı, cıvata üretimine işin tek sahibi olarak devam etti.</p>
<p>1985 yılında büyük oğlu <strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>ODTÜ İnşaat Mühendisliğini bitirdi, bir inşaat şirketiyle aylık 5 bin dolarlık maaşla Libya’ya gitmeyi planlarken aile işine odaklanması için teklifini yaptı:</p>
<p>-          <strong>Gel, 5 bin doları kendi fabrikamızda kazanırsın…</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbd1057538-1789705488.jpg" alt="" width="700" height="525" /></strong><strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>babasının sözünü dinledi, küçük kardeşi <strong>Çetin</strong>’in adını taşıyan Çetin Cıvata’nın pazarlama şirketini kurdu. Üretim de bu dönemde Topçular’daki 500 metrekarelik atölyeden Bayrampaşa’daki 1500 metrekarelik fabrikaya taşındı.</p>
<p>1990 yılında babası <strong>Nihat Tecdelioğlu </strong>kanser olunca Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Aynı yıl küçük kardeşi de Çetin Cıvata’da göreve başladı. Çatalca’daki mevcut fabrikanın bulunduğu alana ilk adım 4 bin metrekareyle atıldı.</p>
<p>Çatalca’daki tesisin büyüklüğü 60 bin metrekareye ulaşırken, 4 ayrı lokasyondaki yıllık üretim de yıllık 60 bin tonları gördü. Çetin Cıvata’nın ihracatı da 20 milyon Euro’yu aştı.</p>
<p>Geçen gün <strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’nun ev sahipliğinde <strong>İbrahim Nalbant, Cem Şirolu </strong>ve <strong>Çetin Tecdelioğlu</strong>’yla buluştuk. <strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’ndan Çetin Cıvata’nın daha önce dinlediğim öyküsünü anlatmasını istedim. Öyküyle ilgili bilgilerimi tazelerken dönemin Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı <strong>Adnan Aslan, </strong>Diler Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>İbrahim Pektaş </strong>ve <strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’yla 2018 yılı Eylül ayı başlarındaki buluşmaya uzandım.</p>
<p><strong>İbrahim Pektaş, Mustafa Tecdelioğlu</strong>’na takılmıştı:</p>
<p>-          <strong>Mustafa Bey’in işi iyi. Tonu 800 dolardan filmaşini alıyor, cıvata yapıp, tonu 3 bin 800 dolardan ihraç ediyor.</strong></p>
<p><strong>Adnan Aslan, </strong>sektörün kilo başı ihracat rakamlarından örnekler vermişti:</p>
<p>-          <strong>İnşaat demirinin kilosu 60 cent’e, yassı ürün 70 cent’e, boru 1 dolara ihraç ediliyor. Cıvata daha katma değerli bir ürün. O nedenle kilo başına ihracatı 3.8 doları buluyor.</strong></p>
<p><strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’ndan bu verileri güncellemesini istedim, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Filmaşinin tonu 750 dolar. Sektörümüzün ortalama ihracat geliri ton başına 3 bin dolar dolayında. Bizde 4 bin dolara kadar çıkıyor. Filmaşin fabrikalarımızda özel işleniyor. İşlemenin de önemli maliyeti var.</strong></p>
<p>1913 yılında Malatya’da <strong>Abdullah </strong>Bey’in nalbur dükkanıyla çıktığı yolculukta rota, ikinci kuşakta <strong>(Nihat Tecdelioğlu) </strong>cıvata üretimine yöneldi. Üçüncü kuşak şirketi cıvata üretiminde Türkiye ikinciliğine taşıdı…</p>
<p>Çetin Cıvata Grubu, üçüncü ve dördüncü kuşağın kol kola girmesiyle daha büyük hedeflere doğru yol alıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Nalbur dükkanıyla çıktığı Malatya’ya cıvata fabrikasıyla döndü</span></h2>
<p><strong>KENDİSİNİ “modern dilenci” </strong>olarak tanımlayan CHP eski milletvekili, eski bankacı rahmetli <strong>Mevlüt Aslanoğlu</strong>’nun Malatya’ya yatırıma yönlendirdiği ailelerden biri de <strong>Tecdelioğlu </strong>oldu.</p>
<p><strong>Mevlüt Aslanoğlu</strong> öncülük etti, Çetin Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>kardeşleri <strong>Abdullah </strong>ve <strong>Çetin, </strong>birlikte karar verip babaları <strong>Nihat Tecdelioğlu </strong>adına Malatya’da bir ilköğretim okulu yaptırdı.</p>
<p>Böylece <strong>Tecdelioğlu </strong>Ailesi, <strong>Nihat </strong>Bey’in 1970’li yılların ikinci yarısında nalbur dükkanını kapatıp ayrıldığı Malatya’ya okul bağışıyla dönmüş oldu.</p>
<p>Rahmetli <strong>Mevlüt Aslanoğlu, </strong>okulla yetinmedi, <strong>Tecdelioğlu </strong>Ailesinin Malatya’ya bir de fabrika kurması için çaba harcadı. Çetin Cıvata’yı yöneten <strong>Mustafa </strong>ve<strong> Çetin Tecdelioğlu </strong>kardeşler, 2011 yılında Malatya OSB’deki fabrikanın ilk fazını devreye aldı. Malatya’daki fabrika da adım adım büyütüldü, 2016’da bugünkü 30 bin metrekarelik kapalı alana ulaştı.</p>
<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin olumsuz etkisi sürse de Çetin Cıvata Grubu, Malatya’da üretimini sürdürüyor.</p>
<p><strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>Çetin Cıvata Grubu’nun dört ayrı lokasyonda üretimini sürdürdüğünü belirtti:</p>
<ul>
<li><strong>Çatalca: </strong>60 bin metrekare</li>
<li><strong>Malatya: </strong>30 bin metrekare</li>
<li><strong>Hadımköy: </strong>2 bin 500 metrekare</li>
<li><strong>Hadımköy: </strong>4 bin 500 metrekare</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">3’ten 27 milimetreye kadar bağlantı elemanı üretiyor ciro 60 milyon Euro’yu buluyor</span></h2>
<p><strong>ÇETİN </strong>Cıvata Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Tecdeliolu</strong>’na ürün yelpazesini sordum, sayı vermek yerine şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>3 milimetreden 27 milimetre kalınlığa kadar her türlü bağlantı elemanını üretiyoruz. Ürünlerimiz beyaz eşyadan otomotive, mobilyaya birçok sektörde kullanılıyor.</strong></p>
<p>Ciroyu sordum, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>60 milyon Euro dolayında ciromuz var.</strong></p>
<p>Ekonomide yaşanan sıkıntılı dönemin etkisini de şöyle ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Yıllık 60 bin tonluk üretimimiz vardı. Bu yılı muhtemelen yarısı düzeyinde üretimle kapatacağız.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Abdullah bilişime yöneldi Çetin Cıvata’da 4’üncü kuşak da görev aldı</span></h2>
<p><strong>MUSTAFA Tecdelioğlu, </strong>kardeşlerinden <strong>Abdullah Tecdelioğlu</strong>’nun Boğaziçi Üniversitesi mezunu olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Abdullah, mezuniyeti sonrasında ortaklarıyla </strong>“Boğaziçi Bilgisayar”<strong>ı kurdu. Bilişim sektörüne odaklandı.</strong></p>
<p>Ailenin dördüncü kuşağını sordum, anlattı:</p>
<ul>
<li><strong>Babamın adını taşıyan büyük oğlum Nihat, yönetim kurulu üyesi. Üretim ve ihracata bakıyor.</strong></li>
<li><strong>Çetin’in oğlu Kerem, yönetim kurulu üyesi, satış ve pazarlamada görev aldı.</strong></li>
<li><strong>Benim küçük oğlum Serhat, Hadımköy’deki tel çekme-somun fabrikasıyla ilgileniyor.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">BESİAD’ın kurucusu MEV’de Başkan, İSO’da Meclis Başkanlığı adayı</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbce4b902c-1789705444.png" alt="" width="813" height="306" /></span><strong>MUSTAFA Tecdelioğlu, </strong>işlerinin yanı sıra sektörün, iş dünyasının sivil toplum örgütlerinde de elini taşın altına koyduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>2001 yılında Bağlantı Elemanları Sanayici ve İş İnsanları Derneği’ni (BESİAD) kurduk. Uzun süre başkanlık görevini yürüttüm. Çelik İhracatçıları Birliği’nin yönetim kurulunda görev aldım, Başkanvekilliği görevinde bulundum.</strong></p>
<p><strong>Adnan Dalgakıran</strong>’la MAKFED’i kuran ekibin içinde yer aldığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>İhracatçı Birliklerinde ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde (TİM) kardeşim Çetin daha etkin görevler aldı. TİM’de Başkanvekili.</strong></p>
<p>Kendisini en fazla mutlu eden sivil toplum örgütü görevinin Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Başkanlığı olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Burs verebildiğimiz öğrenci sayısı arttıkça daha çok mutlu oluyoruz. MEV’de ülkemizin gençlerinin eğitimine katkı vermeyi son derece önemsiyoruz.</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) Meclis Üyesi olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Yeni dönemde İSO Meclis Başkanlığına aday oldum. Deneyimlerimle Meclis Başkanlık Divanı’nda İstanbul sanayisine katkı verebileceğime inanıyorum.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/75-centlik-filmasini-alip-civata-yapiyor-3-4-dolara-ihrac-ediyor-87751</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/1/1280x720/mustafa-tecdelioglu-1789705616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 75 cent’lik filmaşini alıp cıvata yapıyor 3-4 dolara ihraç ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-yatirimlari-hizlanacak-87750</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenebilir enerji yatırımları hızlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Son dönemde yaşanan savaşlar ve jeopolitik krizler, enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından yenilenebilir ve yerli kaynakların önemini ortaya koyarken, bu alanda yatırımları hızlandırmak amacıyla yasal düzenlemeye gidilecek. Türkiye, 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr enerjisi kurulu gücünü 120 Gigavata (GW) çıkarmayı hedefliyor. Bu doğrultuda hem yatırımları hızlandırmak hem de enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek ve kaynak çeşitliliğini artırarak yatırımların hızlandırılmasına dönük düzenlemeleri içeren bir yasal düzenleme için çalışmalar başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yasa teklifinin Meclisin açılmasının ardından yasalaştırılması planlanıyor.</p>
<h2>Yüzer güneş enerjisi de yer alacak</h2>
<p>Hazırlıkları süren yasa teklifiyle yenilenebilir enerji kaynak alanlarının belirlenerek bu alanların kullanılması ve korunması konusunda yeni düzenlemeler yapılacak. Yenilenebilir enerji yatırım süreçlerini hızlandıracak düzenlemelerin yer alacağı yasa teklifinde, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması’nda (YEKDEM) yapılacak değişiklikler de öne çıkan başlıklardan birini oluşturuyor. Destek mekanizmalarında yatırımları hızlandıracak değişikliklere gidilecek. </p>
<p>Göl veya deniz üzerine kurulabilen yüzer güneş enerjisi santrallerine ilişkin yeni düzenlemelerinde yasa teklifinde yer alacağı belirtildi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasının yanında yatırım ortamının iyileştirilmesi de hazırlanan yasa teklifinin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. Dış yatırımların artırılması için destek ve teşvik mekanizmalarının daha etkin kullanılmasına yönelik düzenlemeler üzerinde de çalışılıyor. Yasa teklifinde bu alandaki yabancı yatırımcılar için yatırım ortamının iyileştirecek düzenlemeler yer alacak. </p>
<h2>Booking teklifi hızla yasalaştırılacak </h2>
<p>1 Ekim’de çalışmalarına başlayacak olan Meclis’in hızla yasalaştırmayı planladığı diğer bir düzenlemeyi ise booking benzeri yabancı dijital konaklama platformlarının elektronik ticaret ortamı üzerinden yurt içinde faaliyette bulunabilmesine ilişkin koşulları, yükümlülükleri ve uygulanacak yaptırımları kapsayan yasa teklifi oluşturuyor. Komisyon aşamasını geçtikten sonra hızla yasalaştırılması planlanan yasa teklifine göre, yabancı dijital konaklama platformları Bakanlıktan izin belgesi almadan faaliyet gösteremeyecekler. Belge ücreti 5 milyon TL olacak ve bu tutar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak. İzin belgesinin geçerlilik süresi 2 yıl olacak ve devredilemeyecek. Platformların konaklama tesislerinden alabileceği komisyon KDV hariç yüzde 17 ile sınırlandırılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-yatirimlari-hizlanacak-87750</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/yenilenebilir-enerji.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreçlerin hızlandırılmasını ve kaynak çeşitliliğini artırmayı öngören yasa teklifine ilişkin çalışmalar başladı. Destek mekanizmalarında değişiklik, yüzer santraller kurulması ve yatırım ortamının iyileştirilmesini de içeren teklifin, Meclisin açılmasının ardından yasalaşması bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uc-hane-krizine-tek-kurus-cozumu-87749</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üç hane krizine tek &#039;kuruş&#039; çözümü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Akaryakıt birim fiyatlarının psikolojik eşik olan 99,99 TL’yi aşmasıyla ortaya çıkan pompa uyumsuzluğunu aşmak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ilk adımı attı. Dağıtım şirketleri ve bayi derneklerinin başvurularını inceleyen EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığı, yayımladığı resmi yazıyla birim fiyat gösteriminde geçici rahatlatma sağlayacak bir formüle vize verdi. EPDK yayımladığı resmi yazıda; istasyonlarda kullanılan pompa ve dispenser ekranlarının hane kapasitesinin yetersiz kalabileceğini, yüksek yatırım maliyeti ve ekipman tedarik süreleri nedeniyle fiziki dönüşümün kısa sürede tamamlanamayacağını dikkate aldı. Kurum, tüketicinin ödeyeceği tutarın açıkça anlaşılabilir olması kaydıyla, birim fiyat gösteriminde üç hane lira ve iki hane kuruş formatının yanı sıra üç hane lira ve tek hane kuruş (XXX,Y) formatının uygulanmasında mevzuat açısından bir sakınca bulunmadığını belirtti. Tek kuruş haneli gösterimde son hanenin ‘0’ olarak kabul edilerek yuvarlama yapılabileceğini aktaran EPDK, bu gösterim farklılıkları nedeniyle istasyon işletmelerine idari yaptırım uygulanmayacağını bildirdi.</p>
<h2>Üç bakanlığın mevzuatına bakılacak </h2>
<p>EPDK’nın verdiği bu format izni sektördeki cezai yaptırım endişesini kısmen giderse de kriz tam anlamıyla çözülmüş değil. Kurum, kararın devamında geçici modelin hukuki ve teknik olarak uygulanabilmesi için üç farklı bakanlığın görev alanına giren mevzuatlara dikkat çekti.</p>
<p>Pompa ünitelerinin ölçü ve ayar niteliği ile muayene işlemleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu kapsamında yer alırken, format değişiminin sayaç damgalarını geçersiz kılıp kılmayacağına Sanayi Bakanlığı karar verecek. Diğer yandan ödeme kaydedici cihazlara ilişkin teknik düzenlemeler ve kuruş yuvarlamasının vergi matrahına etkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yetki alanında bulunurken, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve etiket uyumu ise Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda değerlendiriliyor.</p>
<h2>Sektör nihai onayı bekliyor </h2>
<p>EPDK, söz konusu geçici uygulamanın hayata geçebilmesi için Sanayi ve Teknoloji ile Hazine ve Maliye bakanlıklarından görüş alınmasının faydalı olacağını belirterek topu ilgili kurumlara attı. Akaryakıt dağıtım şirketleri ve bayiler, Sanayi ve Maliye bakanlıklarından yazılımsal ve teknik bir engel çıkmaması halinde pompalarda tek kuruşlu yuvarlama modeline geçerek 3 haneli fiyat krizini geçici olarak aşmayı planlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uc-hane-krizine-tek-kurus-cozumu-87749</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/akaryakit.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, akaryakıt fiyatlarının üç haneye ulaşmasıyla ortaya sayaç krizini aşmak için geçici çözüm formülüne onay verdi. Kurul; Kurum, tüketicinin ödeyeceği tutarın açıkça anlaşılabilir olması kaydıyla, birim fiyat gösteriminde üç hane lira ve iki hane kuruş formatının yanı sıra üç hane lira ve tek hane kuruş (XXX,Y) formatının uygulanmasında mevzuat açısından bir sakınca bulunmadığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlarda-ayiklama-operasyonu-basladi-87748</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlarda ayıklama operasyonu başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye piyasalarının doğal afet, savaş veya iç siyasi gelişmeler dışında yaşadığı en kötü günün ardından kamu devreye girdi ve dört bir koldan ateşi söndürmek için adımlar atıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal İstikrar Komitesi’ni topladı gerekli tüm tedbirlerin alınacağını duyurdu. Hemen ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası likidite sıkıntısını aşmak için teminatları gevşetti limitleri artırdı, Sermaye Piyasası Kurulu radikal bir hamleyle 7 şirketin 130 fonunu tasfiye kararı aldı, Türkiye Varlık Fonu ise Borsa İstanbul’da en iyi alıcı oldu. Tüm bu önlemleri uzmanlar oldukça olumlu ve yerinde bulurken hamlelerin sorunun yayılmasını önleyeceğine işaret etti. Borsa İstanbul’da bankacılık endeksi gün için yüzde 6’nın üzerinde, BİST100 endeksi ise yüzde 2’nin üzerinde yükseliş görüldü.</p>
<h2>Teminat tamamlama çağrısı 1.76 milyar TL </h2>
<p>SPK’nın 28 Ağustos’ta yatırım fonları rehberinde yaptığı ve küresel endeks sağlayıcıların uyarılarını karşılamaya yönelik değişikliklerin ardından bazı yatırım fonlarında likidite sorunları baş gösterdi. Bazı hisse senetleri sert satış yerken bazı yatırım fonlarından yüklü çıkışlar yaşandı. Bu çıkışlar sonrası ilk olarak Pusula Portföy bazı fonlarında temerrüde düştüğünü açıkladı bunun yayılmasından korkan yatırımcının paniği ve artan likidite sıkıntısıyla önceki gün borsada her şey satıldı. Ve Tera Portföy ile Atlas Portföy bazı fonlarında temerrüt açıklaması yaptı. Borsa sallanınca teminat tamamlama çağrıları 1.76 trilyon liraya kadar yükseldi.</p>
<h2>TCMB’nin ihalesine yoğun talep</h2>
<p>Önceki gün yaşanan sert kayıpların ardından dün kamu hemen devreye girdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal İstikrar Komitesi’ni topladı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada likidite sıkışıklığına yönelik gerekli tüm önlemlerin alınacağı vurgulanırken Borsa İstanbul’un ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığı kaydedildi. Sorunun, fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığı geçici ve yönetilebilir nitelikte olduğu belirtilen açıklamada tedbirlerin bulaşma riskini önlemeye yönelik olacağına da dikkat çekildi.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu açıklamasının hemen ardından TCMB finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak likidite imkânları gözden geçirdiğini belirtti ve şu önlemleri devreye soktu: </p>
<p>■ Haftalık repo ihaleleriyle sağlanacak fonlama miktarı likidite koşulları göz önünde bulundurularak artırılacak. </p>
<p>■ TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalararası Para Piyasasında bankaların borç alabilme limitleri, bankacılık sisteminin mevcut bilanço büyüklükleri dikkate alınarak güncellenecek. </p>
<p>■ TCMB bünyesinde yer alan piyasalarda geçerli olan teminat iskonto oranları gözden geçirilerek azaltılacak.</p>
<p>Dün TCMB miktar yöntemiyle 22 Eylül vadeli 150 milyar TL tutarında, 24 Eylül vadeli 150 milyar TL tutarında 2 repo ihalesi açtı. İhalelere miktarın 3 katına yakın talep geldi. Uzmanlar TCMB’nin fonların nakit ihtiyacı için fiyata bakmadan satış yapmasını önlemek için likiditeyi bollaştırarak bankaları devreye aldığını belirterek, bankaların da fonlara daha uygun finansman sağlayabileceğini dile getirdi.</p>
<h2>İşleme kapatılan fon portföyü 1 trilyonun üzerinde </h2>
<p>SPK ise çok daha radikal bir kararla devreye girdi. SPK 7 portföy yönetim şirketinin tüm fonlarının TEFAS’ta alım satım işlemlerine kapattı, ayrıca bu 7 portföy yönetim şirketinin 130 yatırım fonuna tasfiye kararı aldı, ki bu piyasa uzmanları tarafından çok olumlu karşılandı. Tüm fonları alım satıma kapatılan 7 portföy yönetim şirketi ise şunlar: Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy. Bu portföy yönetim şirketinin 130 fonu için SPK tarafında tayin edilecek yöntem ile tasfiye kararı alındı. SPK’nın alım satıma kapattığı 7 portföy yönetim şirketinin 222 yatırım fonu bulunuyor ve bunların portföy büyüklüğü 1 trilyon lirayı aşıyor, fonlardaki toplam yatırımcı sayısı ise 934 binin üzerinde. Bu fonlar arasında En büyükleri ise tasfiye kararı alınan TLY Tera Portföy Birinci Serbest Fonu 243.6 milyar lira, TP2 Tera Portföy Para Piyasası Fonu 224.4 milyar lira ile öne çıkıyor. SPK ayrıca kredili sermaye piyasası aracı işlemlerinin devamı süresince özkaynak koruma oranının asgari yüzde 35’ten 02 Ekim seans sonuna kadar yüzde 20 olarak uygulanabilmesine karar verdi. </p>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da aldığı karar ile halka açık bankaların 16 Eylül’den itibaren piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisse senetlerinin yılsonuna kadar çekirdek sermayeden indirilmemesine imkan sağlayarak sermaye yeterliliği oranı hesaplamasında esneklik tanıdı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacb9efec6f4-1789704687.png" alt="" width="417" height="332" /></p>
<h2>TSPB'den destek açıklaması </h2>
<p>Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nden düzenlemelere destek açıklaması geldi. Açıklamada, “Bu düzenlemeleri sermaye piyasalarımızın daha güvenli işleyişine katkı sağlayacak önemli adımlar olarak değerlendiriyoruz. Son günlerde piyasalarda yaşanan dalgalanmaların ardından bugün alınan kararları da destekliyor; söz konusu kararların piyasaya duyulan güvenin güçlendirilmesine ve istikrarın korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz” denildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Önlemler bulaşma riskine karşı sistemi koruyor</span></h2>
<p>Gedik Yatırım Kıdemli Araştırma Analisti Burak Pırlanta, TCMB’nin tedbirlerinin, bazı yatırım fonlarında yaşanan son dönemdeki geri ödeme sorunlarının para piyasası fonlarında yoğun itfalara yol açması halinde ortaya çıkabilecek olası bir likidite sıkışıklığı ve bulaşma riskine karşı bankacılık sistemini korumaya yönelik olduğunu vurguladı. Söz konusu fonların, varlıklarının önemli bir bölümünü banka mevduatları, repo ve kısa vadeli borçlanma araçlarında tuttuğundan, yüksek tutarlı fon çıkışları bankaların TL likiditesini hızlı bir şekilde azaltılabileceğini vurgulayan Pırlanta, “Bu çerçevede, daha yüksek repo fonlaması ve artırılan borçlanma limitleri bankaların yeterli nakit likiditesine sahip olmasını sağlarken, daha düşük teminat iskonto oranları da varlık fiyatlarında yaşanabilecek olası düşüşlerin bankaların TCMB fonlamasına erişimini sınırlamasını engelleyecektir” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Emlak Katılım’dan Katılımevim ve Birevim hamlesi</span></h2>
<p>Tera Grubu’nun geçen hafta devir konusunda anlaşma sağlandığını açıkladığı Pusula Holding’in iştiraklerinden Katılımevim ve Birevim için Emlak Katılım devreye girdi. Emlak Katılım Bankası Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada “Bankamız bağlı ortaklığı olan Emlak Katılım Tasarruf Finansman büyüme stratejisi kapsamında Katılımevim Tasarruf Finansman ve Birevim Tasarruf Finansman’ın satın alınmasına yönelik görüşmelere başlamıştır” denildi. Daha önce Tera Grubu’nun anlaşmaya vardığı ve regülatörlerden onay aşamasına geçtiği açıklamaları yapılmıştı bu iki kurumun devri için.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İki günde 3 milyar dolar çıktı</span></h2>
<p>Yatırım fonlarından dün zirveye ulaşan likidite sıkıntısının gölgesinde iki günde 149.3 milyar lira net para çıkışı yaşandı. 15 Eylül günü 111.4 milyar lira, 16 Eylül günü ise 92.9 milyar liralık net para çıkışları gerçekleşti. En çok para çıkışı para piyasası fonlarında gerçekleşti. Geride kalan iki iş gününde temerrüde düşen Tera Portföy Para Piyasası Fonu’nu 35.1 milyar lira, Garanti Portföy İkinci Para Piyasası Fonu’nu 25.3 milyar lira, yine temerrüde düşen Pusula Portföy Para Piyasası Fonu’nu 23.4 milyar lira, Yapı Kredi Portföy İkinci Para Piyasası Fonu’nu ise 21.6 milyar lira terk etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tera yöneticisine gözaltı</span></h2>
<p>Yatırım fonlarına yönelik düzenleyici kurumların adımlarının yanı sıra adli soruşturma ve operasyonlar da sürüyor. Önceki gece İnfo Yatırım ve Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Gökalp gözaltına alınırken, dün de Tera Yatırıma yönelik operasyon gerçekleştirildi. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Tera Holding Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Bekçi'yi gözaltına aldı. Operasyon kapsamında Destek Holding, Destek Finans, Destek Kripto Varlık ve Destek Yatırım’da da arama yapıldığı ve bazı yöneticilerin ikametlerinde de arama yapıldığı öğrenildi.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">SPK’dan Pusula ve Tera yöneticilerine suç duyurusu</span></h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu dünkü önlem açıklamasından önce bülteninde Pusula Portföy yöneticilerine Katılımevim ve Gündoğdu Gıda’da Tera Portföy yöneticisine ise Destek Finans Faktoring hissesinde gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin suç duyurusunda bulundu ve haklarında işlem yapma yasağı ile lisanslarının iptal edilmesi yaptırımlarının uygulanmasına karar verdi. Ayrıca Pusula Portföy’e de iki yıl işlem yasağı getirildi. SPK’nın dün gece açıkladığı bültende aralarında Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ve şirketin eski genel müdürü Ayşe Seher Aydın da olmak üzere çok sayıda kişi hakkında SPK’nın 107/1 maddesine atıfta bulunarak suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Buna göre, “işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı” başlıklı SPK’nın 107. maddesinin birinci fıkrasına aykırılığa işaret edilerek Katılımevim hissesindeki işlemler nedeniyle 12 kişi, Gündoğdu Gıda hissesindeki işlemleri nedeniyle 8 kişi, Destek Finans hissesindeki işlemleri sebebiyle 1 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Katılımevim için yürütülen başka bir inceleme de 27 kişiye daha suç duyurusu yapıldı.</p>
<p>Bültende, hakkında suç duyurusu bulunulanların etkin pişmanlıktan yararlanmak için elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı parayı 15 gün içinde yatırabilecekleri belirtildi. SPK, Pusula Portföy Yönetimi’nin yanı sıra çok sayıda kişiye de “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği” kapsamında 2 yıl boyunca işlem yasağı getirildi. Bu üç hissedeki işlemleri sebebiyle toplamda 11 kişinin ise işlem yasağı boyunca tüm lisanslarının iptal edildiği belirtildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlarda-ayiklama-operasyonu-basladi-87748</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/piyasa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım fonlarının likidite sıkıntısının yarattığı enkazı toplamak için kamu kolları sıvadı. Hazine ve Maliye Bakanlığı gerekli tedbirler alınacak derken TCMB likidite limitlerini artırdı, SPK radikal bir hamle ile 7 portföy yönetim şirketinin tüm fonlarını alım satıma kapattı, 130’unu tasfiye kararı aldı. Ayrıca borsada en iyi alıcı da Türkiye Varlık Fonu oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fon-tasfiyesinin-ardindan-portfoy-yonetim-sirketlerinden-aciklama-87811</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon tasfiyesinin ardından portföy yönetim şirketlerinden açıklama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından fonları işleme kapatılan ve bazı fonlarının tasfiyesine karar verilen 7 portföy yönetim şirketinden (PYŞ) 6'sı açıklama yaptı.</p>
<p>Borsa İstanbul AŞ piyasalarında yaşanan gelişmeler doğrultusunda yatırımcıların hak ve yararlarının korunması amacıyla yeni tedbirler açıklayan SPK, bu kapsamda 7 portföy yönetim şirketine yönelik kararlar almıştı.</p>
<p>Alınan ilke kararları doğrultusunda Tera Portföy Yönetimi AŞ, Pusula Portföy Yönetimi AŞ, Hedef Portföy Yönetimi AŞ, Atlas Portföy Yönetimi AŞ, A1 Portföy Yönetimi AŞ, Pardus Portföy Yönetimi AŞ ve Bulls Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu ve katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonlarının işleme kapatılmasına ve bazı yatırım fonlarının tasfiye edilmesine karar verilmişti.</p>
<p>Bu gelişmenin ardından söz konusu 7 şirketten 6'sı açıklama yaptı.</p>
<p>Bulls Portföy Yönetimi AŞ'den yapılan açıklamada, şirketin son dönemde medyaya yansıyan riskli işlemlere benzer herhangi bir işleminin bulunmadığı ve fonlarında likidite sorunu olmadığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, 28 Ağustos'ta Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'de yapılan düzenlemelere büyük ölçüde uyum sağlandığı, geçiş süreleri doğrultusunda tam uyumun sağlanacağı kaydedildi. Şirketin yönettiği fonlarda bugüne kadar herhangi bir pay repo işlemi yapılmadığı, tüm serbest fonların incelendiği ve iki serbest fonda yeni düzenlemelere geçiş süresi beklenmeden uyum sağlandığı aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, "TEFAS'a açık fonlarımızın durdurulan satım işlemlerinin açılması için gerekli izinlerin verilmesi halinde yatırımcıların fon satış talepleri karşılanabilecektir." ifadesi kullanıldı. Şirketin 16 Eylül gün sonu itibarıyla TEFAS'ta işlem gören 13 fonunun büyüklüğünün 4,8 milyar lira, işlem görmeyen 15 fonunun büyüklüğünün ise 9,8 milyar lira olduğu bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, fonlarda riskli varlık ve işlemlerin bulunmadığı, herhangi bir temerrüt ve sistemik risk olmadığı savunuldu.</p>
<p><strong>"Fonlarımızın ödeme gücü açısından herhangi bir likidite problemi bulunmuyor"</strong></p>
<p>Hedef Portföy Yönetim Şirketi'nden yapılan açıklamada, SPK kararının şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin bir durumdan veya temerrüdünden kaynaklanmadığı belirtildi.</p>
<p>Hedef Portföy'ün faaliyetlerinin devamlılığı ve fonlarının ödeme gücü açısından herhangi bir likidite problemi bulunmadığı vurgulanan açıklamada, şirketin faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Tasfiyesi gereken fonlara ilişkin sürecin Kurul tarafından belirlenecek esas ve yöntemler doğrultusunda yürütüleceği kaydedilen açıklamada, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasının temel öncelik olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>"Önceliğimiz yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumaktır"</strong></p>
<p>Atlas Portföy'den yapılan açıklamada, şirketin kurucusu ve yöneticisi olduğu 29 menkul kıymet fonu, 5 girişim sermayesi yatırım fonu ve 9 gayrimenkul fonu bulunduğu, bir emeklilik yatırım fonunun da portföy yönetiminin gerçekleştirildiği aktarıldı.</p>
<p>Tasfiyesi açıklanan fonlara ilişkin sürecin mevzuat, SPK tarafından belirlenecek esas ve yöntemler ile fon bilgilendirme dokümanları doğrultusunda, yatırımcı menfaati gözetilerek ve şeffaf şekilde yürütüleceği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, "Kurucusu ve yöneticisi olduğumuz 43 fondan 16'sının tasfiye sürecinde kurumumuz saklamacı kuruluş işbirliğinde SPK'nin talimatlarına uygun hareket edilecektir. Önceliğimiz yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumaktır." denildi.</p>
<p><strong>"İzin verilmesi halinde tüm yatırımcılarımızın talepleri derhal karşılanacaktır"</strong></p>
<p>A1 Capital Portföy'den yapılan açıklamada, SPK kararı kapsamında şirketin TEFAS'ta işlem gören fonlarının alım ve satım işlemlerinin durdurulduğu hatırlatıldı.</p>
<p>Sürecin mevzuat, SPK tarafından belirlenecek esas ve yöntemler ile fon bilgilendirme dokümanları doğrultusunda yürütüleceği, yatırımcıların menfaat ve haklarının korunmasının temel öncelik olduğu vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, şirketin karara uyum için gereken adımları attığı belirtilerek, şirketin likidite açısından herhangi bir sıkıntısının bulunmadığı ve SPK tarafından gerekli izinlerin verilmesi halinde yatırımcıların taleplerinin derhal karşılanacağı bildirildi.</p>
<p><strong>"Temel önceliğimiz yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması"</strong></p>
<p>Pardus Portföy Yönetimi AŞ'den yapılan açıklamada, tasfiyesi açıklanan fonlara ilişkin sürecin mevzuat, SPK tarafından belirlenecek esas ve yöntemler ile fon bilgilendirme dokümanları doğrultusunda yürütüleceği, yatırımcıların menfaat ve haklarının korunmasının temel öncelik olduğu bildirildi.</p>
<p>Şirketin karara uyum için gereken adımları attığı aktarılan açıklamada, şirketin likidite açısından herhangi bir sıkıntısının bulunmadığı ve gerekli izinlerin verilmesi halinde yatırımcıların taleplerinin karşılanacağı belirtildi.</p>
<p><strong>"Yatırımcıların sorularını iletebileceği iletişim kanalları açık"</strong></p>
<p>Tera Portföy'den yapılan açıklamada ise SPK'nin kararı kapsamında şirketin 5 yatırım fonunda TEFAS alım-satım işlemlerinin durdurulduğu ve söz konusu fonlar için Kurul tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde tasfiye sürecinin öngörüldüğü bildirildi.</p>
<p>Sürecin mevzuat, fon bilgilendirme dokümanları ve SPK tarafından belirlenecek yöntem doğrultusunda, yatırımcıların hak ve menfaatleri korunarak yürütüleceği belirtilen açıklamada, kararın yalnızca belirtilen fonlarla sınırlı olduğu, diğer Tera Portföy fonları ile Tera Grubu bünyesindeki diğer finansal kuruluşların faaliyetlerinin karardan doğrudan etkilenmediği aktarıldı.</p>
<p>Şirketin operasyon, yatırımcı ilişkileri ve portföy yönetimi birimlerinin faaliyetlerini sürdürdüğü, yatırımcıların sorularını iletebileceği iletişim kanallarının açık olduğu kaydedilen açıklamada, sürecin düzenleyici kurumlarla işbirliği ve koordinasyon içinde yürütüleceği vurgulandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fon-tasfiyesinin-ardindan-portfoy-yonetim-sirketlerinden-aciklama-87811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK tarafından yatırım fonları işleme kapatılan ve bazı fonlarının tasfiyesine karar verilen Tera Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy süreç hakkında açıklama yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itso-baskani-celik-ispartanin-sanayilesmesi-ortak-bir-sehir-meselesidir-87794</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ITSO Başkanı Çelik: Isparta’nın sanayileşmesi ortak bir şehir meselesidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkanı Metin Çelik yaptığı açıklamada, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin genişleme süreci üzerinden kamuoyuna yansıyan açıklamalarını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdiği soru önergesini dikkatle takip ettiklerini belirtti.</p>
<p>Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin, yalnızca bir “Deri OSB” olmadığına dikkat çeken Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bölgenin adı ve hukuki statüsü açıkça Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesidir. Bugün bölgede deri sektörünün yanı sıra mobilya, metal, ağaç, kozmetik ve benzeri farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler bulunmaktadır. Dolayısıyla Isparta’nın sanayi geleceğini yalnızca ‘deri sektörü’ üzerinden değerlendirmek, bölgenin bugünkü yapısını ve geleceğe yönelik vizyonunu eksik değerlendirmek anlamına gelir.’’</p>
<p>Isparta’nın sanayileşmesinin ortak bir şehir meselesi olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Isparta’nın sanayi alanlarının geliştirilmesi, yeni yatırımların şehrimize kazandırılması, mevcut işletmelerimizin büyütülmesi, istihdamın artırılması ve üretim kapasitemizin güçlendirilmesi konusunda Isparta’daki kurumlarımızın ve siyasetçilerimizin ortak bir irade ortaya koymasını son derece değerli buluyoruz. Nitekim Deri İhtisas ve Karma OSB’nin yeni yatırım alanlarının oluşturulması sürecinde Isparta Valiliğimiz, Isparta Belediyemiz, İl Özel İdaremiz ve Isparta Ticaret ve Sanayi Odamız ve OSB Yönetimimiz birlikte hareket etmiş; sanayicilerimizin arsa ihtiyacının karşılanması için ortak çalışmalar yürütülmüştür.’’</p>
<p>Bugün de aynı anlayışın devam etmesi gerektiğine inandıklerini ifade eden Metin Çelik, ‘’Isparta’nın sanayisi siyasi rekabetin değil, ortak aklın konusu olmalıdır. Elbette çevre konusu hepimizin ortak hassasiyetidir. Üretim ile çevrenin birbirinin alternatifi olmadığına; güçlü altyapıya, etkin denetime ve sürdürülebilir üretim anlayışına dayalı bir sanayileşmenin mümkün olduğuna inanıyoruz’’ dedi.</p>
<p>Teknik ve hukuki süreçler devam ederken, Isparta’nın sanayi yatırımları üzerinden kamuoyunda tek taraflı veya eksik bir algı oluşmasına da müsaade edilmemesi gerektiğini söyleyen Çelik, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Isparta Ticaret ve Sanayi Odası olarak bizim önceliğimiz nettir: Isparta üretsin, Isparta yatırım alsın, Isparta’nın gençleri iş sahibi olsun, işletmelerimiz büyüsün, ihracatımız artsın. Bunun yanında çevre altyapısının da aynı kararlılıkla geliştirilmesini savunuyoruz. Biz ‘sanayi mi çevre mi?’ şeklinde bir tercih yapılması gerektiğine inanmıyoruz. Biz hem sanayi hem çevre diyoruz. Hem yatırım hem istihdam diyoruz. Hem üretim hem sürdürülebilirlik diyoruz.’’</p>
<p>Başka bir ilin milletvekilinin Isparta’nın sanayisini gündeme taşımasını manidar bulduklarını anlatan Metin Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Bu noktada ayrıca şu hususun da kamuoyunun takdirine sunulması gerektiğini düşünüyoruz: Isparta’nın kendi kurumlarının, yerel yönetimlerinin, ilgili kamu kuruluşlarının ve şehirdeki siyasi aktörlerinin yakından takip ettiği bir sanayi yatırımının ve genişleme sürecinin, başka bir ilin milletvekili tarafından Isparta’daki ilgili kurumlarla herhangi bir istişare yapılmadan TBMM gündemine taşınmasını manidar buluyoruz. ITSO olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Isparta’nın üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin artırılması için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Şehrimizin sanayileşme hedefini destekleyen tüm kurumlarımızla ve tüm siyasi aktörlerimizle Isparta’nın ortak menfaatleri doğrultusunda birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Kimseyle polemik arayışında değiliz. Ancak Isparta’nın sanayisi, yatırım potansiyeli ve geleceği söz konusu olduğunda da sessiz kalmayacağız. Isparta’nın sanayisi üzerinden algı oluşturulmasına izin vermeyeceğiz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itso-baskani-celik-ispartanin-sanayilesmesi-ortak-bir-sehir-meselesidir-87794</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/4/1280x720/itso-baskani-celik-ispartanin-sanayilesmesi-ortak-bir-sehir-meselesidir-1789713656.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Çelik, Isparta’nın sanayisi üzerinden algı oluşturulmasına izin vermeyeceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/21-isci-filmleri-festivali-antalyada-basliyor-87789</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 21. İşçi Filmleri Festivali Antalya’da başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Antalya Düzenleme Kurulu tarafından yapılan açıklamada, bu yıl 21 yılına giren Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin (İFF), 1 Mayıs’ta  İstanbul, Ankara ve İzmir’de başladığı anımsatıldı. Açıklamada, festivalin Antalya gösterimleri, 26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında yapılacağı bildirildi.</p>
<p>Bu yıl, ’Kes-tik. Baştan çekiyoruz’ temasıyla izleyicinin karşısına çıkacak Uluslararası İşçi Filmleri Festivalinin Antalya gösterimlerinin sponsor almadan, tamamen gönüllülerin emeğiyle hazırlandığı belirtildi.</p>
<p>Yarışmasız, biletsiz, ücretsiz  festivalin, her ne kadar büyük sinema salonlarının dışında kalsa da dost kurumların gösterim için kapılarını açtığı vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi.</p>
<p>‘’Bu yıl festivale dünyanın dört bir yanından 490 film başvurdu ve festival komitesi tarafından bu filmler arasından 73 filmlik bir İFF 2026 Seçkisi oluşturuldu. Antalya’da gala gecesi ile başlayıp bir hafta sürecek festival boyunca 20’si belgesel 53 film izleyici ile buluşacak. Ayrıca panel ve söyleşiler yapılacak.’’</p>
<p><strong>Gala gecesi 26 Eylül’de</strong></p>
<p>21. Uluslararası İşçi filmleri Festivali’nin Antalya gösterimleri 26 Eylül cumartesi saat 20.00’de, Konyaaltı Nazım Hikmet Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapılacak. Galada yerli yapım  ‘Gece Mesaisi’ ve İspanya’dan ‘Takım Elbise ve Yemek Kabı’ kısa kurmaca filmlerin yanı sıra İsveç’ten bir örgütlenme ve direniş belgeseli olan ‘Zafer Treni’ gösterilecek. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/21-isci-filmleri-festivali-antalyada-basliyor-87789</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/9/1280x720/21-isci-filmleri-festivali-antalyada-basliyor-1789713276.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin Antalya gösterimleri, 26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/boya-sektorunde-rekabetin-rengi-yeniden-sekilleniyor-87777</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Boya sektöründe rekabetin rengi yeniden şekilleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacd20831323-1789710856.png" alt="" width="999" height="135" />Boya deyince akla ilk olarak evlerin, binaların ve yaşam alanlarının rengi geliyor. Oysa sektörün kullanım alanı bunun çok ötesinde. Otomotivden mobilyaya, beyaz eşyadan makineye, metalden savunma sanayisine kadar çok sayıda alanda boya ve kaplama ürünleri kullanılıyor. Bu nedenle boya sektörünün performansını yalnızca inşaat ve konut yatırımlarına bakılarak değerlendirmek doğru değil. Türkiye'deki sanayi üretiminin seyri, sektörün talebini de doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Geniş bir iç pazarın yanında sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı.</p>
<p>Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) verilerine göre küresel boya pazarının 2026’da yaklaşık 198 milyar dolar büyüklüğe ve 48 milyon tonluk hacme ulaşması, 2030’a gelindiğinde ise pazarın 227 milyar dolara ve 52,7 milyon tona çıkması bekleniyor. Türkiye boya sektörü ise yaklaşık 926 bin tonluk iç pazar hacmine ve 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Üretim hacmi yaklaşık 1 milyon tona ulaşan sektör, dünya boya pazarının da yaklaşık yüzde 2’sini oluşturuyor. Türkiye, Avrupa’daki boya üretiminde ise Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyor. Bu tablo, sektörün yalnızca iç talebe hizmet eden bir yapıdan çıkıp bölgesel ve küresel pazarlarda daha fazla ağırlık kazanma potansiyelini de gösteriyor. </p>
<h2>İhracatta 1,5 milyar dolar aşıldı </h2>
<p>Sektörün geldiği noktayı görmek için ihracat rakamlarına bakmak yeterli. İKMİB verilerine göre boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları grubunun 2025 yılı ihracatı 1,518 milyar dolara ulaştı. Böylece ihracat 2024'e göre yüzde 3,1 arttı. 2026'nın ilk aylarında da ihracat devam etti. İhracat ocakta 105,6 milyon dolar, şubatta 121,4 milyon dolar, martta 127,4 milyon dolar, nisanda 154,9 milyon dolar ve mayısta 130,5 milyon dolar oldu. Böylece yılın ilk beş ayında ihracat yaklaşık 639,9 milyon dolara çıktı. Üstelik ihracat yalnızca tek bir ürün grubundan oluşmuyor. Dekoratif boyaların yanı sıra endüstriyel boyalar, kaplamalar, mürekkepler, macunlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik ürünler de dış pazarlara gönderiliyor. Bu çeşitlilik, sektörü tek bir alandaki talep değişimine karşı daha dayanıklı hale getiriyor.</p>
<h2>Katma değerli üretim artmalı </h2>
<p>Boya sektöründe artık sadece daha fazla üretmek yetmiyor. Küresel pazarda fiyat rekabetinin giderek zorlaştığı bir ortamda, ürünün ne sunduğu daha fazla önem kazanmış durumda. Boya ve kaplama ürünleri bugün yalnızca yüzeyi renklendirmek ya da korumak için kullanılmıyor. Ürünün kullanım alanına göre korozyona dayanıklı olması, daha uzun ömür sunması, ısı ve enerji verimliliğine katkı sağlaması veya belirli teknik özellikleri karşılaması da tüketicinin beklentileri arasına girdi. Özellikle otomotiv, makine, metal, savunma ve beyaz eşya gibi sektörlerde bu ihtiyaçlar daha da belirgin hale geldi. Bu da Ar-Ge'yi sektörün öncelikli başlıklarından biri haline getiriyor.</p>
<h2>Hammadde maliyeti kritik başlık </h2>
<p>Ancak sektörün önünde çözülmesi gereken önemli bir sorun da var: Hammadde. İKMİB'in sektör raporunda yer alan verilere göre, boya sanayisinde kullanılan hammaddelerin yaklaşık yüzde 35'i yerli kaynaklardan karşılanıyor. Yani üretimin önemli bir bölümü ithal girdiye dayanıyor. Dolayısıyla döviz kurundaki hareketler, küresel hammadde ve enerji fiyatlarındaki değişimler üretim maliyetlerine hızlı biçimde yansıyor. Bu nedenle yerli hammadde üretiminin artırılması sektör açısından önemli bir başlık. Özellikle yüksek teknolojili ve özel amaçlı boya ve kaplama ürünlerinde bu konu daha da önem kazanıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yeni rekabet alanı yeşil 1 dönüşüm olacak</span></h2>
<p>Boya sektöründe son yıllarda öne çıkan başlıklardan biri de sürdürülebilirlik. Özellikle Avrupa pazarında çevresel kriterlerin ağırlığının artması, ihracat yapan firmaların üretim süreçlerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kıldı. İKMİB ve Boya Sanayicileri Derneği tarafından hazırlanan sürdürülebilirlik çalışmaları da sektörün bu alandaki dönüşümünü ortaya koyuyor. Enerji ve kaynak verimliliği, atıkların azaltılması, emisyonların düşürülmesi ve daha çevreci ürünlerin geliştirilmesi sektörün önündeki temel başlıklar arasında. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın Kimya Sanayii Çalışma Grubu Raporu'nda da boya sektöründe çevresel düzenlemelerin etkisinin artacağına dikkat çekiliyor. Raporda uçucu bileşen emisyonlarının azaltılması ve solvent bazlı kaplamalardan su bazlı kaplamalara geçiş gibi dönüşümlerin önemine işaret ediliyor. Bu dönüşümün sektör için iki tarafı var. Bir yandan yeni yatırımlar ve yeni üretim süreçleri için maliyet yaratıyor. Diğer yandan ise firmalara yeni ürünler geliştirmek ve ihracat pazarlarında farklılaşmak için fırsat sunuyor. Çevresel etkisi daha düşük, mevzuata uyumlu ve performansı yüksek ürünler, önümüzdeki dönemde daha fazla talep görebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/boya-sektorunde-rekabetin-rengi-yeniden-sekilleniyor-87777</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/7/1280x720/68856-1789710910.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye boya sanayisi, güçlü üretim altyapısı ve yakın pazarlara erişim avantajıyla büyümesine hız kattı. 2025&#039;te 1,5 milyar doların üzerinde ihracat yapan sektörün 2026 gündeminde ise hammadde maliyetleri, yüksek katma değerli ürünler, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm var. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-trumpi-takmadi-faizi-artirdi-87771</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed Trump’ı takmadı, faizi artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aaccb1c6b4ea-1789709084.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD Merkez Bankası, küresel piyasaların yönünü değiştirebilecek bir karar aldı. Fed, politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Bu, Temmuz 2023’ten bu yana yapılan ilk faiz artırımı oldu. Daha dikkat çekici olan ise kararın oybirliğiyle alınması ve Fed’in kapıyı yeni bir faiz artışına açık bırakmasıydı.</p>
<p>Böylece Kevin Warsh’ın Fed başkanlığındaki ilk faiz hamlesi, Trump yönetiminin düşük faiz talebiyle doğrudan karşı karşıya geldi. Trump, karar öncesinde ABD faizlerinin yüzde 1 veya daha düşük olması gerektiğini savunurken, Fed enflasyonla mücadeleyi öne çıkararak tam ters yönde hareket etti. Kararın ardından Trump, Warsh’a güveninin sürdüğünü belirtse de faizlerin düşürülmesi yönündeki çağrısını yineledi.</p>
<h2>‘Bir faiz artışı daha’ mesajı </h2>
<p>Fed’in karar metninden çok ekonomik projeksiyonlar piyasaların dikkatini çekti. 18 FOMC üyesinden 16’sı 2026’da en az bir faiz artışı daha öngörüyor. Fed’in medyan projeksiyonu da bu yıl bir ek artışa işaret ediyor. 2027 için ise medyan politika faizi yüzde 4,125 seviyesinde tutuluyor. Bu tablo, piyasalara Fed’in enflasyon tamamen kontrol altına alınmadan gevşeme döngüsüne dönmeyeceği mesajını veriyor.</p>
<p>Fed’in enflasyon tahminlerini yukarı çekmesi de kararın arkasındaki temel gerekçeyi ortaya koyuyor. Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, tarifelerin maliyetlere etkisi ve güçlü ekonomik faaliyet, fiyat baskılarının beklenenden daha kalıcı olabileceği endişesini artırıyor. Fed, enflasyonun yüzde 2 hedefine dönüşünün daha zamanında gerçekleşmesini desteklemek için sıkılaştırma adımı attığını belirtti.</p>
<h2>Warsh’ın ilk bağımsızlık sınavı </h2>
<p>Karar aynı zamanda Warsh için Fed’in bağımsızlığı konusunda kritik bir sınav niteliğinde. Trump’ın faizlerin hızla düşürülmesi yönündeki ısrarlı çağrılarına rağmen faiz artırımı yapılması, merkez bankasının fiyat istikrarını önceliklendirdiğini gösteren güçlü bir adım olarak yorumlandı.</p>
<h2>Piyasaya şahin mesaj </h2>
<p>Piyasaların ilk tepkisi de kararın şahin algılandığını gösterdi. ABD’nin 2 yıllık tahvil getirisi karar sonrasında yaklaşık 7,5 baz puan yükselerek yüzde 4,74’e yaklaşırken, 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5 seviyesini test etti. Dolar endeksi de yükseldi. Hisse senetleri ise Fed’in yeni sıkılaştırma sinyaliyle baskı altında kaldı.</p>
<h2>Asıl risk enerji </h2>
<p>Fed’in önündeki en büyük belirsizliklerden biri enerji fiyatları. Ortadoğu’daki savaşın petrol arzını tehdit etmesi ve Brent’in 100 doların üzerinde kalması, enflasyonun yeniden hızlanması riskini canlı tutuyor. Bu nedenle piyasanın bundan sonraki fiyatlamasında yalnızca istihdam ve çekirdek enflasyon değil, petrolün seyri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler de belirleyici olacak.</p>
<h2>Altın da Fed şokunu atlattı</h2>
<p>Fed’in 2023’ten bu yana ilk faiz artışı, faiz getirisi olmayan altın üzerinde ilk etapta baskı oluşturdu. Ons altın kararın ardından 4.200 doların altını test ederken, enerji arzına ilişkin endişelerin hafiflemesi ve Suudi Arabistan’ın petrol akışını artırma planlarının etkisiyle yeniden 4.300 doların üzerine çıktı. Fed kararı sonrasında altındaki hareket, piyasanın faiz artışından çok bundan sonraki faiz patikası ve petrol fiyatlarını birlikte fiyatladığını gösterdi. Reuters verilerine göre spot altın Çarşamba günü 4.263 dolar civarında kapandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-trumpi-takmadi-faizi-artirdi-87771</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/5/1280x720/trump-1770099011.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed, enflasyonun hedefin üzerinde kalması ve enerji şokunun fiyat baskılarını yeniden artırması üzerine politika faizini 25 baz puan yükseltti. 2023’ten bu yana ilk faiz artırımına imza atıldı. Fed, faizi yüzde 3,75-4 aralığına çıkarırken yıl bitmeden bir artış sinyali daha verdi. Karar, Trump’ın “faizleri yüzde 1 veya altına indirin” çağrısına rağmen alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kemer-ve-bodrumda-iki-orman-arazisi-turizme-tahsis-ediliyor-87769</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kemer ve Bodrum’da iki orman arazisi turizme tahsis ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığının Turistik bölgelerde bulunan 7 taşınmazın turizm amaçlı yatırımcılara tahsisine ilişkin ilanı Resmi Gazete’de yayımlandı.</p>
<p>Antalya İli Kemer İlçesi Çamyuva Mahallesindeki Hazineye ait orman arazisi, 1000 yataklı 5 yıldızlı otel yapılması amacıyla tahsis edilecek.</p>
<p>Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesindeki arazi 5 yıldızlı otel veya tatil köyü yapılması amacıyla tahsis edilecek.</p>
<p>Ayrıca bu tahsiste 2 bin 392.9 m2’lik kapalı alan şartı da bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kemer-ve-bodrumda-iki-orman-arazisi-turizme-tahsis-ediliyor-87769</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kemer ve Bodrum Kızılağaç’ta iki orman alanını toplam 2 bin 200 yataklı otel yapımı amacıyla yerli ve yabancı katılımcılara açık olarak turizme tahsis edecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbul-kulturle-yarisabilir-mi-87762</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul kültürle yarışabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir kenti dünya kenti yapan nedir? Nüfusu mu, ekonomisinin büyüklüğü mü, gökdelenleri, alışveriş merkezleri, otelleri mi? Kuşkusuz bunların hepsinin bir karşılığı var. Ama bana sorarsanız bir şehrin dünyadaki gerçek yerini belirleyen unsurlardan biri de kültür ve sanat alanında yarattığı çekim gücüdür. Çünkü kültür yalnızca bir kentin bugününü anlatmaz; hafızasını korur, kimliğini biçimlendirir ve geleceğe ilişkin nasıl bir iddiası olduğunu da gösterir.</p>
<p>İstanbul bu açıdan dünyanın en şanslı şehirlerinden biri… Yüzyıllardır farklı kültürlerin, dillerin, inançların, düşüncelerin kesiştiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Fakat böylesine zengin bir geçmişe sahip olmak tek başına yeterli değil. Mesele o mirası vitrinde sergilemek değil; bugünün dünyasıyla konuşturabilmek, yeni kuşaklara aktarabilmek ve yeni üretimlerin parçası haline getirebilmek. Bu nedenle İstanbul’da gerçekleştirilen nitelikli uluslararası kültür ve sanat etkinliklerine yalnızca takvimde birkaç gün süren organizasyonlar olarak bakmamak gerektiğini düşünüyorum. <em>Contemporary Istanbul</em> da bunlardan biri.</p>
<p>2006’da başlayan yolculuk bu yıl 21. edisyona ulaşıyor. 23-27 Eylül tarihleri arasında Tersane Istanbul’da gerçekleştirilecek fuarda 16 ülkeden 70 galeri, 736 sanatçı ve 1.372 eser bir araya gelecek. Bu galerilerin 22’si fuara ilk kez katılıyor. <em>New Grounds</em> bölümüyle son beş yıl içinde kurulmuş dokuz galeriye alan açılması da yeni kuşak galericiliğin ve güncel üretimin görünürlüğü açısından önemli. Rakamlar etkileyici ama beni asıl ilgilendiren, bunların arkasında oluşabilecek kültürel dolaşım.</p>
<p><strong>Güçlenen şehir algıları</strong></p>
<p>Bugünün büyük kentleri yalnızca yatırımı, sermayeyi ya da turisti çekmek için yarışmıyor. Sanatçıyı, yazarı, tasarımcıyı, müzisyeni, küratörü ve koleksiyoneri de kendi çevrelerinde toplamak istiyorlar. Çünkü yaratıcı dünyanın hareketliliği beraberinde yeni ekonomik ilişkiler, yeni düşünceler, yeni iletişim ağları ve giderek güçlenen bir şehir algısı getiriyor. Paris’i Paris yapan yalnızca Eyfel Kulesi değil. Londra’yı Londra yapan yalnızca finans merkezi olması değil. Berlin’in bugün dünyadaki kimliğini galerilerinden, sanatçılarından, müzelerinden ve kültürel özgürlüğünden ayırabilir miyiz? New York’u Broadway’den, MoMA’dan, Guggenheim’dan, sanat piyasasından çıkarırsanız geriye aynı şehir kalır mı? İstanbul’un önündeki mesele de burada başlıyor.</p>
<p>Contemporary Istanbul’un 21. edisyonu öncesindeki basın toplantısına Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ali Güreli</strong>, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Rabia Bakıcı Güreli</strong> ve Akbank Marka ve İletişim Başkanı <strong>Seçil Demiralp</strong> katıldı.</p>
<p><strong>Ali Güreli</strong>, sanat piyasasının geleceğini yalnızca nerede daha fazla eser satıldığının değil, sanatçıların, galerilerin, koleksiyonerlerin ve fikirlerin nerede buluştuğunun belirleyeceğini söylüyor.</p>
<p>Sanatı yalnızca satılan eser, müzayede fiyatı ya da koleksiyon değeri üzerinden okuduğumuzda kültürün en önemli yanlarından birini gözden kaçırıyoruz: İnsanların karşılaşmasını.</p>
<p>Bir sanat fuarı sanatçılarla galerilerin, galerilerle koleksiyonerlerin, küratörlerle kurumların bir araya geldiği bir alan. Bugün bir fuar koridorunda başlayan sohbet yıllar sonra başka bir ülkedeki sergiye dönüşebilir; bir sanatçı uluslararası bir galeri tarafından fark edilebilir, bir kurum yeni bir iş birliğinin temelini atabilir.</p>
<p>23-24 Eylül tarihlerindeki <em>CIF Dialogues</em> programını da bu çerçevede okumak gerekiyor. Asya’nın değişen kültürel konumundan yeni kuşak koleksiyonerliğine, kültür kurumlarının dönüşümünden mimarlık, teknoloji ve sanat arasındaki ilişkilere uzanan tartışmalar fuarı yalnızca eserlerin sergilendiği bir alan olmaktan çıkarıp düşünsel bir buluşmaya da dönüştürüyor. Mesele yalnızca duvara asılan eser değil; o eserin çevresinde oluşan dünya.</p>
<p><strong>İstanbul’dan Asya’ya</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul’un bu yıl bana göre en dikkat çekici başlıklarından biri <em>Focus Asia.</em></p>
<p>Uzun yıllar uluslararası sanat dünyasının merkezini Avrupa ve Amerika üzerinden okuduk. Oysa ağırlık noktaları değişiyor. Asya, sanat üretiminden koleksiyonculuğa, galericilikten müzeciliğe kadar giderek daha görünür bir aktör haline geliyor. Hong Kong, Tokyo, Seul, Singapur, Yeni Delhi gibi kentler yeni sanat merkezleri oluşturuyor.</p>
<p>İstanbul için burada önemli bir fırsat var. Biz bu şehrin Doğu ile Batı arasındaki benzersiz konumundan söz etmeyi seviyoruz. Hatta bunu o kadar çok tekrarladık ki zaman zaman içini boşalttığımızı düşünüyorum. Çünkü coğrafi konum tek başına avantaj değildir; o coğrafyayı ilişkiye dönüştürebiliyorsanız anlamlıdır.</p>
<p>Focus Asia’nın değerini de burada görüyorum. Program yalnızca Asya’dan galerileri İstanbul’a getirmeyi değil; Türkiye ile Asya arasında sanatçılar, kurumlar, küratörler, galeriler ve koleksiyonerler üzerinden iki yönlü bir kültürel ağ kurmayı amaçlıyor. Hong Kong ve Şanghay’dan Tokyo, Seul, Yeni Delhi ve Singapur’a uzanan galerilerin fuarda yer alması kuşkusuz önemli.</p>
<p>Ancak asıl ölçü, bunun sonrasında kurulacak bağlar olacak.</p>
<p>İstanbul’da başlayan bir tanışıklık Tokyo’da bir sergiye, Hong Kong’da bir temsiliyete, Singapur’da ortak bir projeye dönüşüyorsa uluslararasılaşmadan söz edebiliriz. Aksi halde birkaç günlüğüne birbirimizi ziyaret etmiş oluruz.</p>
<p><strong>Sanat duvarların dışına çıktığında</strong></p>
<p>Sanat fuarları zaman zaman kendi dünyalarının içine kapanma riski taşırlar. Galericiler, koleksiyonerler, sanatçılar, küratörler birbirlerini tanır; aynı çevreler aynı mekânlarda buluşur. Oysa sanatın canlı kalabilmesi için yalnızca o dünyanın insanlarına değil, kente de dokunması gerekir. Bu nedenle sanatı kamusal alana taşıyan girişimleri önemsiyorum.</p>
<p>Contemporary Istanbul x Tersane Istanbul Heykel Parkuru bu yıl 12 eseri fuar stantlarının dışına çıkarıyor. <strong>Jaume Plensa</strong>’nın yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki <em>Juana</em> adlı yapıtının Haliç kıyısında izleyiciyle buluşması da bunun dikkat çekici örneklerinden biri.</p>
<p>Herkes galeriye gitmeyebilir, herkes müze alışkanlığı edinmemiş olabilir, herkes bir çağdaş sanat fuarına bilet almayabilir. Bu nedenle fuarın 24 ve 25 Eylül tarihlerinde 17.00-20.00 saatleri arasında lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine ücretsiz giriş olanağı sunması önemli. Gençlerin çağdaş sanatla doğrudan karşılaşması, geleceğin izleyicisinin, koleksiyonerinin, sanatçısının ya da küratörünün ilk temaslarından biri olabilir.</p>
<p>Ama sanatla karşılaşmak için mutlaka fuarın içine girmek de gerekmiyor. Yürüdüğünüz bir meydanda, geçtiğiniz bir sokakta ya da deniz kıyısında karşınıza çıkan bir yapıt sizi durdurabilir; merak ettirebilir, sanatçısının adını öğrenmeye yöneltebilir. Kültürle kurulan ilişkinin başlangıcı bazen böylesine küçük bir karşılaşmadır.</p>
<p><strong>21 yılın anlamı</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul’un üzerinde durulması gereken bir başka yanı da sürekliliği.</p>
<p>Türkiye’de kültür sanat dünyasının en temel sorunlarından birinin sürdürülebilirlik olduğunu yıllardır düşünüyorum. Çok iyi fikirlerle başlayan nice festivalin birkaç yıl sonra sona erdiğine, dergilerin kapandığına, büyük umutlarla açılan kültür mekânlarının zamanla unutulduğuna tanık olduk. Oysa kültür sabır, kurumlaşma ve hafıza ister. Bir etkinliğin uluslararası sanat takviminde kendisine yer açması, koleksiyonerlerin seyahatlerini ona göre planlaması, galerilerin yıllık programlarına girmesi birkaç yılda gerçekleşmiyor.</p>
<p>Bu nedenle 21 yıl küçümsenecek bir süre değil.</p>
<p>Contemporary Istanbul’un ilk edisyonundan bu yana ana partnerliğini sürdüren Akbank’ın bu uzun soluklu birliktelikteki rolü de burada önem kazanıyor. Akbank Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Suzan Sabancı</strong>, çağdaş sanatın dünyaya yeni gözlerle bakmanın en güçlü yollarından biri olduğunu vurgularken İstanbul’un sanatın geleceğinin konuşulduğu önemli merkezlerden biri haline geldiğine dikkat çekiyor. Contemporary Istanbul’un farklı coğrafyalardan sanatçıları, galerileri ve koleksiyonerleri İstanbul’da buluşturduğunu belirten Sabancı, Akbank’ın 21 yıldır süren ana partnerliğiyle bu yolculuğa eşlik etmesinden duydukları memnuniyeti de dile getiriyor.</p>
<p>Burada benim için önemli olan yalnızca bir kurumun bir sanat etkinliğine destek vermesi değil. Kültür sanat alanında gerçek etki, kısa süreli sponsorluklardan çok, yıllara yayılan ve kurumsal hafıza oluşturan birlikteliklerle ortaya çıkıyor.</p>
<p>Kültüre destek yalnızca bir etkinliğin afişinin altına logo koymak değildir; asıl değer devamlılıktadır.</p>
<p><strong>Sonraki durak Almanya</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul şimdiden gelecek yılın yönünü de belirlemiş durumda.</p>
<p>2027’de gerçekleştirilecek 22. edisyonda <em>Focus Germany</em> başlığı kullanılacak. Türkiye ile Almanya arasındaki toplumsal ve kültürel bağların derinliği düşünüldüğünde son derece geniş bir çalışma alanından söz ediyoruz. 2027’nin, 1957’de imzalanan Türkiye-Almanya Kültür Anlaşması’nın 70. yılına ve aynı zamanda documenta’nın gerçekleştirileceği yıla denk gelmesi programa ayrıca anlam kazandırıyor.</p>
<p>Berlin’den Köln’e, Düsseldorf’tan Frankfurt ve Kassel’e uzanan sanat ortamıyla İstanbul arasında kurulabilecek yeni ilişkiler yalnızca galeriler için değil, iki ülkenin yeni kuşak sanatçıları açısından da önemli olabilir.</p>
<p>Çünkü kültürel diplomasinin en güçlü yanı tam da burada ortaya çıkıyor. Resmî heyetlerin ulaşamadığı yere bazen bir roman ulaşır; siyasetin açamadığı kapıyı bazen bir sergi açar. Bir müzik parçası, bir film ya da bir heykel insanlar arasında diplomatik metinlerden çok daha kalıcı bağlar kurabilir.</p>
<p><strong>Aslında mesele fuar değil</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul üzerine düşünürken dönüp dolaşıp yine İstanbul’a geliyorum.</p>
<p>Bu tür organizasyonların başarısını yalnızca kaç kişinin ziyaret ettiğiyle, kaç eserin satıldığıyla ya da kaç galerinin katıldığıyla ölçmemek gerektiğini düşünüyorum. Bunlar elbette önemli veriler ama tek başlarına yeterli değiller.</p>
<p>Şunu da sormalıyız:</p>
<p><em>İstanbul bütün bunlardan ne kazanıyor?</em></p>
<p>Bu yıl uluslararası VIP programı kapsamında 37 ülkeden 1.430 konuğun ve 148 kurumun temsilcisinin İstanbul’a gelmesi bekleniyor. Burada önemli olan, bu ziyaretlerin şehirde nasıl bir iz bırakacağı. Konuklar İstanbul’un galerilerini görüyor, sanatçılarını tanıyor, müzelerine gidiyor, yeni bağlantılar kuruyor, ortak projelerin ilk adımlarını burada atıyorsa fuarın etkisi kapılarının çok ötesine geçiyor.</p>
<p>İşte şehirlerin kültürle yarışması dediğim şey tam da budur.</p>
<p>Bir şehir geçmişte sahip olduklarıyla sonsuza kadar yaşayamaz. İstanbul’un Bizans’ı, Osmanlı’yı, sarayları, camileri, kiliseleri, hanları ve çarşıları elbette paha biçilmez. Ama dünya kentleri yalnızca geçmişlerinden güç almazlar; bugün ne ürettikleriyle ve yarına ne bıraktıklarıyla da var olurlar.</p>
<p>Mesele bir sanat fuarının başarılı olup olmamasından daha büyük. Asıl soru, İstanbul’un kültürü kalkınmanın, turizmin, uluslararası ilişkilerin ve şehir yaşamının asli unsurlarından biri olarak görüp görmeyeceği.</p>
<p>23-27 Eylül’de Tersane Istanbul’da galeriler kurulacak, sanatçılar gelecek, koleksiyonerler dolaşacak, eserler satılacak, tartışmalar yapılacak. Birkaç gün sonra stantlar sökülecek ve fuar sona erecek. Peki sonra? İstanbul’un gerçek sınavı işte o sorudan sonra başlıyor. Bir kültür kentini büyük yapan, yılın birkaç gününde dünyayı ağırlaması değildir. <em>Dünyanın, yılın geri kalanında da o kente dönmek istemesidir.</em></p>
<p>Contemporary Istanbul’un 21 yıllık yolculuğunu önemli kılan da İstanbul için canlı tuttuğu bu ihtimal. Çünkü sanat fuarları birkaç gün sürer; <em>bir şehrin kültürle kurduğu gelecek ise kuşaklar boyunca devam eder.</em></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbul-kulturle-yarisabilir-mi-87762</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/2/1280x720/574-1789707322.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul kültürle yarışabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guven-nadir-bir-element-olabilir-mi-87760</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güven, nadir bir element olabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <ul>
<li>Güvene fiyat etiketi yapıştırılabilir mi?</li>
<li>Güvensizliğin faturası olur mu?</li>
<li>Toplumda güven, eşit dağılır mı ya da dağıtılır mı?</li>
<li>İnsan, güven duygusunu, yaşadığı coğrafya, gelir, aile ya da cinsiyetten bağımsız kendisine hak görür, yakıştırabilir mi?</li>
<li>Güveni, “Benim güvenim”, “Senin güvenin” diye birbirimizle yarıştırabilir miyiz?</li>
</ul>
<p>Dünya üzerinde güven duygusu örselenmiş toplumlar arasında yer alsak da özgüvenimiz yüksek gibi dolaşıyoruz. Güven konusunu konuşmayı sevmiyor, güvene dayalı fikirler beyan ediyor; hatta  sık sık cümle içinde geçirebiliyoruz.</p>
<p>Güven denilen olgu elle tutulmuyor, gözle görülmüyor. Bilançoda ayrı bir satırı, piyasada günlük kuru yok. Güven bireyler arası ilişkinin, aile içi dinamiklerin, kurumsal büyümenin, ülkelerin kalkınmasının ve uluslararası ekonominin kaldırım taşlarının yerleştirilmesinde kullanılan yapı taşı.</p>
<p>Güvenin kendisini olmasa da güvensizliğin maliyetini ölçebiliriz. Örneğin, güvensizlik, denetimi artırıyor, kurum ya da bireyler arasında sözleşme ve dokümantasyonu uzatıyor, sigorta maliyetini büyütüyor, kararları yavaşlatıyor. Kurumları ihtiyatlı, ülkeleri içe kapalı, insanları kuşkucu yapıyor.</p>
<p>Güvenin nerede yeşerdiğinden nasıl fiyatlandığına; bir anda kaybedilip kazanılabilmesine uzanan geniş tartışma alanını iktisatçı Doç. Dr. Orkun Saka ile Fikir Buluşmaları’nda konuştuk. Saka, City St George’s University of London’da öğretim üyesi, London School of Economics’te araştırmacı. Çalışmaları güvenin ekonomik kararlar, bankacılık, krizler, enflasyon beklentileri, medya ve yapay zekâ üzerindeki etkilerini somut verilerle inceliyor. Başka bir ifadeyle, soyut sandığımız güveni davranışlar ve sonuçlar üzerinden görünür kılıyor.</p>
<p>Bu söyleşide ele aldığım güven konusuna dair çok güzel ve net diye tarif edebileceğim fikirlere sahip oldum. Bunlardan biri şüphesiz, “Güven ekonominin görünmeyen tutkalı.”  Diğeri dünyanın “güven öbekleri”ne ayrılmasıyla ilgili. Ülkeler arasındaki fiziki sınırları da aslında “güven” çiziyor. Ekonomik değerine gelince, her konuda olduğu gibi güvende de varlığıyla avunuyoruz, yokluğunu yorumlamaktan uzağız. Aynı sokakta farklı gerçeklikler yaşadığımızdan güven ayarlarımız bozuk.</p>
<p><strong>Nadir Olan Hangisi; Güven mi Onu Koruyabilmek mi?</strong></p>
<p>Güven nadir bir element mi? “Evet... ama!” diyerek başlayayım; “…nadir olan, onu bir kez kurduktan sonra koruyabilme becerisi.”</p>
<p>Güven, ailede, kurumda, piyasada ve uluslararası düzende aynı temel kurala bağlı; yavaş kuruluyor, hızla yıkılıyor kaybedildiğinde bugünün yanı sıra geleceği de pahalılaştırıyor. Güvenin fiyatını tek bir rakamla açıklayamıyoruz. Buna karşılık güvensizliğin faturasını her yerde okuyabiliyoruz: Daha fazla kontrol, daha az yatırım, daha kapalı ticaret, daha parçalı medya gerçeklikleri, bilime duyulan kuşku ve YZ’nin kendinden emin cevabı karşısında vazgeçilen insan muhakemesi.</p>
<p><strong>Güven, Risksiz Yatırımda Bile Kendini Ele Veriyor </strong></p>
<p>Saka'nın Barry Eichengreen'le (California Üniversitesi) yaptığı bir çalışma, güvenin soyut bir kavram olmaktan çıkıp doğrudan fiyata dönüştüğü çıplak bir örnek. Araştırma, Avrupa'da faaliyet gösteren bankaların şube ağlarının, o bankaların hangi ülkeye ne kadar güvendiğini belirleyip belirlemediğine bakıyor. Örneğin İngiliz bankası HSBC'nin Fransa'da, RBS'in ise İrlanda'da şubeleri; ikisi de İngiliz bankası ama kültürel "temas noktaları" farklı. Saka ve Eichengreen, bu iki bankanın İtalya ve Yunanistan'a, devlet tahvili yatırımlarını karşılaştırmış.</p>
<p>Saka'nın kendi ifadesiyle: <em>"Devlet tahvilleri, riskten muaf olan bir yatırım kategorisi. Dolayısıyla bu iki banka arasında yatırım eğiliminde hiçbir fark olmamalı… ama yarattığını buluyoruz."</em> Farkın kaynağı bankanın şubelerinden merkeze akan bilgi: <em>"Şubelerin bankanın merkezine ilettiği bilgide bir ön yargı ortaya çıkıyor… ön yargılar karışıyor bilginin içerisine."</em> Taraflar, kendi kültürel merceğinden bakıyor. Güven, devlet tahvilinin fiyatına karışan bir değişken.</p>
<p><strong>Merkez Bankası mı, Ana Haber mi?</strong></p>
<p>Saka'nın, Prof. Dr. Selva Demiralp (Koç Üniversitesi) ile (Kısa süre önceki söyleşimde de ifade bulan, iletişim üzerinden okuduğum bulgu) Michael Weber (Purdue Üniversitesi)’le beraber yürüttüğü, çalışması doğrudan bugünün Türkiye'sine bakıyor. Koç Üniversitesi'nin 2024 başından beri sürdürdüğü anket serisiyle, insanların hangi haber kanalını izlediği ile enflasyon beklentileri arasındaki ilişki inceleniyor. <em>"Kendisini hükümete yakın hisseden insanların yüzde 70'i hükümete yakın kanal izliyor."</em></p>
<p>Bulgu şu; hükümete yakın kanallar enflasyondan neredeyse hiç söz etmezken, muhalefete yakın kanallar sürekli ve yüksek perdeden konuşuyor. Aynı ülkede, aynı veriyle farklı fikirlere sahip olabiliyoruz. Saka konuyu güven meselesine bağlıyor: <em>"İnsanlar bir güven sorunu, bir güven krizi yaşıyorlar. Eğer baştaki otoriteye, ekonomiyi yöneten Merkez Bankasına güvenemiyorsanız, kendi kişisel tecrübelerinize daha fazla inanır hâle gelebiliyorsunuz."</em> Sonuç olarak iki farklı siyasi kesim, akşam ana haberini izleyip ekonomi hakkında tamamen farklı iki dünyaya çekiliyor. Saka'nın deyişiyle, medya <em>"birinin güven duygusunu pekiştirirken öbürününkini erozyona uğratıyor."</em></p>
<p><strong>Güven Tuğla Tuğla İnşa Edilir, Bir Anda Yıkılır</strong></p>
<p>Saka'nın, “Wellcome Global Monitor” anketine (75 binin üzerinde katılımcı, 130'un üzerinde ülke) dayanan çalışması, "etkilenebilir yıllar" dediği 18-25 yaş aralığında bir salgın deneyimleyen kişilerin, hayatlarının geri kalanında bilim insanlarına duydukları güvende yüzde 10 üzerinde kayıp yaşadığını gösteriyor. Çarpıcı olan, kayıp  kendiliğinden onarılamıyor. Araştırmaya göre eski seviyesine dönüş 20 yıla kadar uzayabiliyor.</p>
<p>Saka bunu şöyle özetliyor: <em>"Güven aslında çok yavaş inşa edilen, tuğla üzerine tuğla koymak gibi, bir ev inşa etmek gibi bir şey. Ama tek bir patlamada tamamen darmadağın edebileceğiniz bir yapı."</em> Belirleyici olanın salgının kendisi değil, ona verilen siyasi tepki olduğuna dikkat çeken Saka, <em>"Asıl mesele; epideminin yönetilememesi" dedi.</em></p>
<p><strong>Yapay Zekâ Kendinden Emin Konuşunca</strong></p>
<p>Saka'nın içinde yer aldığı geniş kapsamlı bir çalışma, 300'e yakın akademisyeni 100'den fazla gruba ayırıp aynı sosyal bilim makalelerini üç farklı koşulda; "yapay zekâ yasak", "isteğe bağlı", "zorunlu" tekrar ürettirmeye (replike) çalışmış. Sonuç: insan içeren gruplar, yalnız insan ya da insan ve yapay zekanın birlikte olduğu gruplar yüzde 90'ın üzerinde başarı sağlarken, yalnızca yapay zekâya bırakılan gruplarda bu oran yüzde 40'a kadar düşmüş. Saka şöyle ifade etti; <em>"Yapay zekâ çok kendinden emin konuşunca, “insan” altını kontrol etme gereği duymuyor… aşırı güven."</em> Yapay zekâya  duyulan abartılı güven, denetimi gevşetiyor.</p>
<p><strong>Güvenin Bir Sınıfı Var</strong></p>
<p>Final sorum; "Güven eşit dağılır mı?" Saka <em>"Eğer bir gelir adaletsizliği varsa, o ülkede bir güven adaletsizliğine de yol açar"</em> karşılığını verdi.</p>
<p>Güven konusuyla istemsiz dostluğumuz, akademik çalışmaların da yardımıyla daha mesafeli bir ilişkiye dönebildiğinde kullanımı şüphesiz normal, adil ve şeffaf olacak. Daha çok sayıda araştırma farklı açılardan elde edilen bulgular ile bunlara bağlı yapılacak çeşitli değerlendirmelerin güveni yaşamın içinde kullandığımız kolaycılıktan kurtaracağını umuyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guven-nadir-bir-element-olabilir-mi-87760</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güven, nadir bir element olabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-ibrahim-burkaydan-ayakkabicilara-yabanci-alim-heyeti-ve-ur-ge-mujdesi-87809</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkanı Burkay’dan &#039;yabancı alım heyeti&#039; ve &#039;UR-GE&#039; açıklaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO 33. Meslek Komitesi Çalışma Grubu ile birlikte Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p>Ramazan Kuneroğlu, Kuddusi Çetin, Veys Faruk Balkanoğlu, Mehmet Demir, Murat Güler’in de yer aldığı BTSO 33. Meslek Komitesi Çalışma Grubu üyeleri ve çok sayıda sektör temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, ayakkabı ve saraciye sektörünün üretim, ihracat, insan kaynağı ve ticaret altyapısını güçlendirmeye yönelik BTSO’nun 2030 Vizyonu kapsamındaki eylem planı paylaşıldı.</p>
<h2>“Ayakkabı sektörümüz için güçlü bir yol haritası hazırladık”</h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın köklü üretim kültürünün önemli parçalarından biri olan ayakkabı ve saraciye sektörünün yeni dönemde daha güçlü bir ticaret ve ihracat yapısına kavuşmasını hedeflediklerini söyledi. Sektör temsilcilerinin görüş ve beklentileri doğrultusunda kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini belirten Başkan Burkay, “BTSO 33. Meslek Komitesi Çalışma Grubumuzla birlikte sektörümüzün geleceğine ilişkin önemli bir yol haritası oluşturduk. 2030 Vizyonumuz kapsamında üreticilerimizin yeni pazarlara açılmasını, ticaret hacimlerini büyütmesini, nitelikli insan kaynağına erişimini ve modern ticaret altyapısına kavuşmasını sağlayacak adımları hızla hayata geçireceğiz” dedi.</p>
<h2>“Kasım ayında 250 kişilik alım heyeti Gençosman’a gelecek”</h2>
<p>Sektörün ticaret hacmini artırmak amacıyla "Ticari Safari Projesi" kapsamında önemli bir organizasyona hazırlandıklarını açıklayan Burkay, “Kasım ayında Gençosman Ayakkabıcılar Çarşımızı yurt içi ve yurt dışından 250 kişilik güçlü bir alım heyetiyle buluşturacağız. Alıcılarımızı doğrudan sektörümüzün üreticileriyle bir araya getirerek yeni ticaret bağlantılarının kurulmasını hedefliyoruz. Gençosman’ın ticaret hareketliliğini yeniden güçlendirecek bu buluşmayı sektörümüz adına önemli bir başlangıç olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Afrika ve balkan pazarlarına açılım”</h2>
<p>BTSO’nun Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü UR-GE projelerinin sektörlerin ihracat kabiliyetine önemli katkılar sağladığını belirten Burkay, ayakkabı ve saraciye sektörünün de bu imkânlardan yararlanmasını sağlayacaklarını söyledi. Başkan Burkay, “Firmalarımızın ihracat yolculuğunda yanlarında olacağız. UR-GE çalışmalarımızla özellikle Afrika ve Balkan pazarlarına yönelik yurt dışı pazarlama faaliyetlerimize hız vereceğiz. Üreticilerimizi hedef pazarlardaki alıcılarla doğrudan buluşturarak Bursa’dan dünyaya uzanan yeni ticaret kanalları oluşturacağız.” dedi. Ayakkabı, saraciye, kalıp ve model hazırlama alanlarında çıraklık eğitimlerinin güçlendirileceğini belirten Burkay, “Sektörlerimizin geleceğini konuşurken insan kaynağını ayrı değerlendiremeyiz. Usta-çırak kültürümüzü yeni nesil eğitim modelleriyle desteklemek ve sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli çalışanları yetiştirmek istiyoruz. BTSO olarak sahip olduğumuz eğitim altyapısını bu alanda da sektörümüzün hizmetine sunacağız” diye konuştu.</p>
<h2>“TEKNOSAB’da Ayakkabıcılar Organize Ticaret Bölgesi”</h2>
<p>Sektörün uzun vadeli gelişimi açısından en önemli adımlardan birinin TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgesi’nde hayata geçirilmesi planlanan Ayakkabıcılar Organize Ticaret Bölgesi olduğunu ifade eden Başkan Burkay, projenin sektörün üretim ve ticaret kapasitesine yeni bir boyut kazandıracağını söyledi. İbrahim Burkay, “Ayakkabıcılar Organize Ticaret Bölgesi ile sektörümüzü modern ticaret, lojistik ve üretim altyapısıyla buluşturmayı hedefliyoruz. Firmalarımızın ölçek büyütebileceği, daha güçlü ticaret yapabileceği ve küresel pazarlara daha rahat ulaşabileceği yeni bir yapı oluşturacağız. Üretim gücümüzü ihracatla, nitelikli insan kaynağımızı güçlü bir ticari altyapıyla buluşturarak ayakkabı sektörümüzün Bursa ekonomisindeki yerini daha da güçlendireceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>“Gençosman’ın ticari gücünü yeniden yükselteceğiz”</h2>
<p>Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nın Bursa’nın ticaret hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, sektör temsilcileriyle ortak akıl içerisinde hareket edeceklerini belirtti. Burkay, “Gençosman’ı yeniden güçlü bir ticaret merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunun için elimizde somut bir eylem planı var. Alım heyetlerinden yurt dışı pazarlama faaliyetlerine, mesleki eğitimden yeni ticaret alanlarına kadar birbirini tamamlayan çalışmalarımızı sektörümüzle birlikte gerçekleştireceğiz” dedi. </p>
<h2>“Başkanımız projelerimizin sonuna kadar arkasında durdu”</h2>
<p>Sektör temsilcisi Ramazan Kuneroğlu ise Başkan İbrahim Burkay’ın çarşıya gelerek esnafı yerinde dinlemesinden büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Sektörün tüm talep ve beklentilerinin eksiksiz şekilde not alındığını aktaran Kuneroğlu, “Başkanımızla bir araya geldiğimizde, kendisine projelerimizi anlattım ve Başkanımız da bu projelerin sonuna kadar arkasında olduğunu net bir dille ifade etti. 250 kişilik alım heyeti, UR-GE destekleri, yurt dışı pazarlar ve TEKNOSAB vizyonu sektörümüze güç verecek adımlardır. Başkanımıza destekleri için teşekkür ediyoruz, bu hedefleri hayata geçirmek için her zaman sahada olacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-ibrahim-burkaydan-ayakkabicilara-yabanci-alim-heyeti-ve-ur-ge-mujdesi-87809</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/9/1280x720/btso-baskani-ibrahim-burkaydan-ayakkabicilara-yabanci-alim-heyeti-ve-ur-ge-mujdesi-1789718821.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, kasım ayında çarşıya 250 kişilik alım heyeti getirileceğini, Ticaret Bakanlığı destekli UR-GE çalışmalarıyla da sektörün Afrika ve Balkan pazarlarına açılmasının sağlanacağını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-elektrikten-surdurulebilir-enerji-tuketimine-sertifikali-destek-87807</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sürdürülebilir enerji tüketimine sertifikalı destek veriyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynakların payı hızla yükseliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Temmuz 2026 verilerine göre, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün yüzde 62,8’i yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Enerjideki bu dönüşüm, işletmelerin kullandıkları elektriğin kaynağına ve sürdürülebilirlik çalışmalarına da daha fazla odaklanmasını beraberinde getiriyor.</p>
<p>Uludağ Elektrik'in, müşterilerinin elektrik tüketimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemelerine olanak sağladığı belirtildi. Şirket açıklamasına göre, I-REC (International Renewable Energy Certificate) ve YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) gibi yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmeler, kullandıkları elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgelendirebiliyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC), yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisinin kaynağının takip edilmesine ve tüketimle ilişkilendirilmesine imkan sağlayan uluslararası bir sertifikasyon sistemi olarak öne çıkıyor. Sertifika; elektriğin üretildiği tesis, üretim tarihi ve enerji kaynağı gibi bilgileri içeriyor. </p>
<h2>“Yenilenebilir enerji tüketimi belgelenebiliyor”</h2>
<p>Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yenilenebilir enerji kullanımının işletmeler açısından giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, “Enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde işletmelerin enerji tüketimleri ile birlikte, bu enerjinin kaynağını da dikkate almaları gerekiyor. Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar. Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir yaklaşım değil, işletmelerin uzun vadeli iş süreçlerinin de önemli bir parçası. Biz de müşterilerimizin bu dönüşümüne enerji alanındaki çözümlerimizle eşlik ediyoruz. Yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmelerin çevresel hedeflerine katkı sağlarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının ve gelişiminin desteklenmesine de katkıda bulunuyoruz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-elektrikten-surdurulebilir-enerji-tuketimine-sertifikali-destek-87807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/7/1280x720/uludag-elektrikten-surdurulebilir-enerji-tuketimine-sertifikali-destek-1789716372.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, &quot;Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ozuskup-yapi-tek-cati-altinda-eksiksiz-hizmet-modeliyle-buyuyor-87800</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Özüsküp Yapı tek çatı altında eksiksiz hizmet modeliyle büyüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin sanayi ve ticaret merkezlerinden Bursa’da 40 yıldır faaliyet gösteren Özüsküp Yapı'nın, hırdavat ve teknik malzeme alanında başlayan yolculuğunu, yapı ve yenileme sektörünün tüm ihtiyaçlarına yanıt veren büyük bir ürün ekosistemine dönüştürdüğü bildirildi. Firmanın; vitrifiye, klozet grupları, musluk ve bataryaların yanı sıra vida-cıvata grupları, inşaat başlangıç ekipmanları, bahçe tel ürünleri, ambalaj ve temizlik malzemeleri gibi geniş bir yelpazede perakende hizmet verdiği, fayans grubunda ise seramik kaplama malzemesinin kendisi hariç, seramik uygulaması için gerekli olan tüm harç, derz ve yardımcı sarf malzemelerini stoklarında barındırdığı belirtildi.</p>
<p>Kuruluş yıllarında ağırlıklı olarak teknik hırdavat üzerine odaklandıklarını belirtip ticari serüvenlerini aktaran Özüsküp Yapı Kurucusu İsa Vardar, zaman içerisinde pazardaki talebi doğru analiz ederek yapı malzemeleri alanına yöneldiklerini ifade etti. Vardar, gelişimi şu sözlerle özetledi: “Teknik hırdavatla başladığımız ticari serüvenimizde, müşterilerimizin yapı malzemesi tarafında önemli bir tedarik açığı yaşadığını gözlemledik. Bu doğrultuda ürün gamımızı hızla çeşitlendirerek boyadan bataryaya, vitrifiyeden elektrik malzemelerine kadar geniş bir yelpazeyi bünyemize kattık. Temel gayemiz, bir evin veya inşaatın ihtiyacı olan tüm eksikleri tek bir çatı altında toplayarak müşterimizin başka bir noktada arayışa girmesini engellemektir. Mağazamıza giren bir müşteri, altyapıdan üstyapıya kadar her türlü ihtiyacını güvenle karşılayabiliyor.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6aace454add3d-1789715540.jpg" alt="" width="700" height="429" /></p>
<h2>“Lokomotif ürün grubu su tesisatı ve boya”</h2>
<p>Satış stratejilerinde ve ürün süratinde öne çıkan kategorileri değerlendiren Vardar, su tesisat malzemelerinin işletmelerinin en dinamik ve hızlı sirkülasyona sahip kalemi olduğuna dikkat çekti. Boya grubunun sezonluk bir hareketlilik sunduğunu, su tesisatının ise yılın 365 günü kesintisiz bir ihtiyaç olduğunu belirten Vardar, firmanın lokomotif gücünü tesisat malzemelerinin oluşturduğunu kaydetti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aace290697ad-1789715088.jpeg" alt="" width="773" height="608" /></p>
<h2>“Dijital değil, birebir müşteri deneyimi ve güven”</h2>
<p>Günümüz e-ticaret dinamiklerini de değerlendiren İsa Vardar, dijital pazaryerindeki satış operasyonlarının beraberinde getirdiği karmaşa ve aksaklıklar sebebiyle online satış kanalında yer almadıklarını, doğrudan yüz yüze perakende ticaret modelini benimsediklerini vurguladı. Müşteriyle kurulan birebir iletişimin, doğru ürün yönlendirmesinin ve fiziki mağazacılık kalitesinin kendileri için her zaman öncelikli olduğunu belirten Vardar, Bursa'daki mevcut şube ve depo kapasitelerini büyüterek bölge halkına ve ustalara kesintisiz tedarik sağlamaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ozuskup-yapi-tek-cati-altinda-eksiksiz-hizmet-modeliyle-buyuyor-87800</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/0/1280x720/ozuskup-yapi-tek-cati-altinda-eksiksiz-hizmet-modeliyle-buyuyor-1789715013.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özüsküp Yapı Kurucusu İsa Vardar, inşaat ve konut yenileme süreçlerinde müşterinin tüm ihtiyaçlarını tek noktada çözmeyi başardıklarını belirtti. Vardar, boya grubunun sezonluk bir hareketlilik sunduğunu, su tesisatının ise yılın 365 günü kesintisiz bir ihtiyaç olduğunu ifade ederek, firmanın lokomotif gücünü tesisat malzemelerinin oluşturduğunu kaydetti.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-ticaret-borsasindan-350-ogrenciye-kirtasiye-destegi-87791</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burdur Ticaret Borsası’ndan öğrencilere kırtasiye desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURDUR</strong></p>
<p>TOBB öncülüğünde, Burdur Ticaret Borsası tarafından her yıl hazırlanan ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtılan kırtasiye setleri, bu yıl ilk kez Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aracılığıyla hükümlülerin çocuklarına da ulaştırıldı.</p>
<p>Burdur Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, Başkan Yardımcıları Arif Çakır ve Cengiz Gürcan ile Genel Sekreter Naile Küçükkepeci Ergün’den oluşan heyet, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Necmeddin Dinç ve Denetimli Serbestlik Müdürü Ali Özgür Çardak’ı ziyaret ederek, ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanan 350 kırtasiye setini kurumlara teslim etti.</p>
<p>Eğitime yönelik desteğin her yıl olduğu gibi bu yıl da sürdürüldüğünü belirten Burdur Ticaret Borsası başkanı Gündüzalp, eğitim yatırımlarının geleceğe yapılan en değerli yatırımlar olduğunu söyledi.</p>
<p>İl merkezi ve ilçelerde maddi olanakları yetersiz öğrenciler tespit edilerek, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından iletilen listeler doğrultusunda kırtasiye setlerini hazırladıklarını belirten Gündüzalp, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bu yıl ilk kez Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüz aracılığıyla hükümlülerin çocuklarına ulaştırılmak üzere de kırtasiye setleri hazırladık. Eğitime ve insana yapılan yatırım, şüphesiz aydınlık geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. Burdur Ticaret Borsası olarak imkânlarımız doğrultusunda öğrencilerimize destek olmaya, burs imkânları sağlamaya ve okullarımızın eğitim ile fiziki ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-ticaret-borsasindan-350-ogrenciye-kirtasiye-destegi-87791</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/1/1280x720/burdur-ticaret-borsasindan-350-ogrenciye-kirtasiye-destegi-1789713389.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur Ticaret Borsası tarafından yeni eğitim öğretim döneminde ihtiyaç sahibi 350 öğrenciye kırtasiye desteği sağlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turmet-dolomiti-dekoratif-boyaya-ozel-isleyerek-katma-degeri-artiriyor-87785</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Dekoratif boyalarda sadece rengi değil, yüzeyi de tasarlıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Turmet Endüstriyel Mineraller'in, 1992 yılından bu yana sürdürdüğü mineral üretim tecrübesini dekoratif boya ve kaplama sektörünün ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme çalışmalarıyla birleştirdiği belirtildi. Kendi ocaklarından selektif madencilik çözümleriyle çıkarıp işlediği dolomiti farklı tane boyutlarında işleyen şirketin, boya üreticilerinin hedeflediği yüzey yapısına göre mikronize, granül ve özel boyutlandırılmış ürünler sunduğu bildirildi. </p>
<p>Turmet Endüstriyel Mineraller Ürün Geliştirme ve Tasarım Direktörü Mimar Nilay Rallas, dekoratif boyalarda rengin yanı sıra yüzey karakterinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Işığın geliş yönü, matlık, doku ve yüzeydeki küçük farklılıkların mekanın algısını değiştirdiğini belirten Rallas, “Boyayı yalnızca renk üzerinden değerlendirmek günümüz dünyasında artık tasarım ve fonksiyonel açıdan eksik kalıyor. Özellikle dekoratif boyalarda sadece rengi değil, yüzeyi de tasarlıyoruz. Betonun homojen olmayan yapısını, mineral sıvanın derinliğini ya da taşın doğal karakterini hatırlatan uygulamalar bu yaklaşımın sonucu olarak öne çıkıyor. Dolomit de sahip olduğu mineral özelliklerle hedeflenen yüzeylerin oluşturulmasına katkı sağlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Aynı ham maddeden farklı yüzeyler geliştiriliyor</strong></p>
<p>Dolomitin mineral yapısı, sertliği ve farklı tane boyutlarında işlenebilmesinin dekoratif boya üreticilerine geniş bir kullanım alanı sunduğunu aktaran Rallas, ince öğütülmüş ürünlerin de daha homojen sistemlerde değerlendirilebildiğini kaydetti. Farklı tane dağılımlarının ise yüzey karakterinin daha belirgin olduğu ürünlerde kullanılabildiğini ifade eden Rallas, böylece aynı hammaddeden üretilecek boyanın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabildiğini bildirdi.</p>
<p>Rallas, “Dolomiti dekoratif boya açısından değerli kılan özelliklerden biri, malzemenin tek bir standarda bağlı kalmadan oluşturulmak istenen yüzeye göre şekillendirilebilmesi. İnce öğütülmüş dolomit homojen bir görünüm hedefleyen sistemlerde kullanılabilirken, farklı tane dağılımları daha belirgin mineral dokuların elde edilmesine olanak tanıyor. Bu yapı, üreticinin ürün formülasyonu ve tasarladığı yüzey doğrultusunda uygun hammaddeyi seçebilmesini sağlıyor. Böylece mineral, boyanın yalnızca içeriğinde yer alan bir unsur olmaktan çıkarak yüzey tasarımının parçası haline geliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğal yüzeylere alternatif oluşturuyor</strong></p>
<p>Mimaride taş, beton, mineral sıva ve ham dokulara yönelik ilginin arttığına işaret eden Rallas, gerçek taş ile geleneksel sıva uygulamalarının ağırlık, maliyet, işçilik ve uygulama koşulları nedeniyle her projede kullanılamadığını dile getirdi. Dekoratif boyaların bu noktada yüzeye renk ile birlikte doku ve mineral karakter kazandıran bir alternatif oluşturduğunu kaydeden Rallas, dolomitin farklı tane boyut üretilebilmesinin boya ve kaplama sistemlerindeki kullanımını desteklediğini söyledi.</p>
<p>Dolomitin sert mineral yapısı ve düşük su emme özelliğinin sektör açısından önem taşıdığını belirten Rallas, “Doğal karakter taşıyan yüzeylere yönelik talep, dekoratif boya üreticilerinin kullandığı hammaddeleri de önemli hale getiriyor. Dolomitin farklı inceliklerde üretilebilmesi, hedeflenen yüzey yapısına uygun tane boyutunun belirlenmesine imkân veriyor. Üretici daha homojen bir görünüm ya da daha güçlü bir mineral doku talep ettiğinde, hammadde bu ihtiyaca göre hazırlanabiliyor. Böylece dekoratif boya, gerçek taş veya geleneksel sıvanın uygulanamadığı projelerde doku ve yüzey karakteri bakımından farklı bir çözüm sunabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Müşteriye özel boyutlandırma yapıyor</strong></p>
<p>Turmet’in dolomiti yalnızca çıkarılan ve öğütülen bir hammadde olarak değerlendirmediğini vurgulayan Rallas, şirketin mineral üretimindeki birikimini müşterilerin ürün geliştirme süreçlerine aktardığını bildirdi. Kendi ocaklarından çıkardıkları dolomitin farklı tane boyutlarında işlenebildiğini anlatan Rallas, dekoratif boya gibi yüzey özelliklerinin öne çıktığı ürünlerde müşteriye özel boyutlandırmanın avantaj sağladığını dile getirdi.</p>
<p>Rallas, “Dekoratif boya üretiminde reçetede yalnızca dolomitin bulunması yeterli değil. Üretilecek boyanın yapısını, hedeflenen yüzeyin homojen ya da belirgin mineral karaktere sahip olup olmayacağını ve kullanılacak hammaddenin hangi tane aralığında bulunması gerektiğini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bir endüstriyel mineral üreticisi olarak bizim sunacağımız katma değer, ürünün ötesinde onun son ürün prosesinde neye dönüşebileceğini düşünmekle başlıyor. Turmet olarak sunduğumuz granül ve mikronize dolomiti müşterilerimizin üretmek istediği ürüne uygun hale getirmeye odaklanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Mimarlıkta metrelerle ele alınan bir yüzeyin mineral üretiminde mikronlarla başlayan bir sürecin sonucu olduğunu belirten Rallas, doğru işlenen dolomitin uygun boya formülasyonu ve yüzey uygulamasıyla mimarinin etkili bir parçasına dönüştüğünü sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turmet-dolomiti-dekoratif-boyaya-ozel-isleyerek-katma-degeri-artiriyor-87785</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/5/1280x720/677-1789712896.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Boyayı yalnızca renk üzerinden değerlendirmenin artık tasarım ve fonksiyon açısından eksik kaldığını belirten Turmet Endüstriyel Mineraller Ürün Geliştirme ve Tasarım Direktörü Mimar Nilay Rallas, &quot;Özellikle dekoratif boyalarda sadece rengi değil, yüzeyi de tasarlıyoruz. Betonun homojen olmayan yapısını, mineral sıvanın derinliğini ya da taşın doğal karakterini hatırlatan uygulamalar bu yaklaşımın sonucu olarak öne çıkıyor. Dolomit de sahip olduğu mineral özelliklerle hedeflenen yüzeylerin oluşturulmasına katkı sağlıyor.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insanin-bir-sirketi-olmasa-bile-bir-yonetim-kurulu-olmali-87747</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 19:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsanın bir şirketi olmasa bile, bir &quot;yönetim kurulu&quot; olmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla çocukluk yıllarımızdan ve hafızamızda kalan aile sohbetlerinden söz ediyorduk. Onun anlattıkları, "üzerine daha önce hiç bu açıdan düşünmediğim" bir konuyu yeniden değerlendirmeme neden oldu. Arkadaşım, babasının oldukça yoğun bir sosyal yaşamı olduğunu anlatıyordu. Farklı sivil toplum kuruluşlarında üyelikleri ve yöneticilik sorumlulukları vardı. Çocukken evdeki bazı misafir sohbetlerine kulak kabarttığını; babasının farklı sektörlerden, farklı mesleklerden çok sayıda arkadaşı olduğunu hatırlıyordu. Annesinin de dahil olduğu kadınların sohbetleri daha çok magazin, moda, alışveriş ve gündelik hayat etrafında şekillenirken, babasının dahil olduğu erkeklerin sohbetleri çoğunlukla ekonomi, sektörlerdeki riskler, fırsatlar, şirketler, yatırımlar ve yönetim meseleleri etrafında dönüyordu. Daha da ilginci, babasının kendi şirketindeki bazı konuları yakın dostlarına danıştığını; aynı şekilde o kişilerin de kendi şirketleriyle ilgili meselelerde onun fikrini aldığını hatırlıyordu. Çocukken bunların ne anlama geldiğini elbette bilmiyordu. Bugün geriye baktığında ise bir şeyin farkına varıyordu: Babası aslında bilinçli olarak ya da olmayarak çevresinde bir “kişisel yönetim kurulu” oluşturmuştu. Bence bu, yalnızca tüccar ailelere özgü olmayan; iş dünyasında, hatta hayatın tamamında "üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken" bir konu.</p>
<p>Bir şirketin yönetim kurulunun neden var olduğunu hepimiz biliyoruz. Şirketin günlük operasyonlarından bağımsız olarak, farklı bir bakış açısı sağlar. Yönetimin göremediği riskleri görür. Alternatifleri sorgular. Zor kararları tartışır. Bazen yön gösterir, bazen frene basar, bazen de “Bu fırsatı neden değerlendirmiyoruz?” diye sorar. Peki, insan kendi bireysel hayatını ve kariyerini yönetirken neden bundan mahrum kalsın? Ben bugün, insanın bir şirketi olmasa dahi çevresinde güvendiği, liyakat sahibi ve farklı alanlarda güçlü insanlardan oluşan bir <strong>“kişisel yönetim kurulu”</strong> bulunması gerektiğine inanıyorum. Buradaki “kişisel yönetim kurulu” elbette resmi bir yapı değil. Bir insanın kritik kararlarında düşüncelerine başvurduğu, niyetinden bağımsız olarak ona gerçeği söyleyebilen, farklı perspektifler sunabilen ve gerektiğinde itiraz edebilen güvenilir insanlardan oluşan bir çevreden söz ediyorum. İş hayatında zaman zaman çok güçlü yöneticilerin önemli bir yanılgıya düştüğünü düşünüyorum: Kendi başarılarının getirdiği özgüven, zamanla her problemi kendilerinin çözebileceğine dair bir inanca dönüşebiliyor. Oysa yöneticilik her şeyi bilmek değil, <strong>neyi bilmediğini bilmek ve doğru bilgiye ulaşacak insanları tanımaktır. </strong>Benim için liyakat sahibi insanlara danışmanın en önemli tarafı budur. Finans konusunda çok güçlü olabilirsiniz; fakat hukukta aynı ölçüde güçlü olmayabilirsiniz. Pazarlamayı iyi biliyor olabilirsiniz; ancak üretimdeki teknik bir riski sizin kadar hızlı göremeyen bir uzmanı dinlemek zorunda olabilirsiniz. Bir sektörün içinde yıllardır çalışıyor olabilirsiniz; fakat dışarıdan bakan bir akademisyenin veya başka bir sektörden gelen deneyimli bir yöneticinin size göstereceği fırsatı kendi sektör körlüğünüz nedeniyle doğal olarak fark etmeyebilirsiniz. İşte bu nedenle gerçek güç, her soruya cevap verebilmekten çok, <strong>doğru soruyu doğru insana sorabilme kabiliyetidir.</strong></p>
<p>Tüccar bir ailenin mensubu olarak bugün geriye dönüp baktığımda, bazı davranışların insanlara çocuklukta fark ettirmeden öğretildiğini düşünüyorum. Bazen masada konuşulan bir ticari meseleyi anlamasanız bile, kullanılan dili duyuyorsunuz. Riskten söz ediliyor, müşteriden söz ediliyor, kurdan, faizden, yatırımdan, rakipten, fırsattan söz ediliyor. Bir büyüğünüzün başka bir büyüğünüze “Sen olsan ne yapardın?” dediğini duyuyorsunuz. Sonra başka bir gün aynı kişinin size gelip başka bir konuda fikrinizi sorduğunu görüyorsunuz. Böylece çocuk, belki farkında olmadan şu davranışı öğreniyor: <strong>“Önemli kararlar konuşulur. Farklı fikirler alınır. Güvenilen insanlara danışılır.” </strong>Bence bu, ticari mirasın para kadar önemli ama çok daha az konuşulan bir boyutudur. Bazı aileler çocuklarına sermaye bırakır, bazıları şirket bırakır, bazıları ise bunların yanında bir de <strong>insan ağı ve istişare kültürü</strong> bırakır! Uzun vadede üçüncüsünün değerini küçümsememek gerekir.</p>
<p>Kişisel yönetim kurulu oluşturmak, çok fazla insan tanımak anlamına gelmez. Aksine, mesele çevrede çok insan olması değil; <strong>doğru insanların olmasıdır. </strong>Ben bir kişisel yönetim kurulunda birkaç temel niteliğin vazgeçilmez olduğunu düşünüyorum. İlki liyakat. İkincisi güven. Üçüncüsü bağımsız düşünme yeteneği. Dördüncüsü ise, gerektiğinde sizinle "aynı fikirde olmama" cesaretidir. Çünkü sizi her durumda onaylayan insanların bulunduğu bir çevre, size konfor sağlayabilir ama gelişim sağlamaz. Bazen ihtiyacımız olan şey destek değil, itirazdır. “Bence bu karar yanlış.” “Bu riski hafife alıyorsun.” “Bu fırsatı gereğinden fazla büyütüyorsun.” “Sen bu konuda duygusal davranıyorsun.” “Bu yöneticiyi yanlış değerlendiriyor olabilirsin.” Bunları söyleyebilecek insanlara sahip olmak, aslında büyük bir ayrıcalıktır. Kişisel yönetim kurulunun üyeleri aynı sektörden olmak zorunda değildir; hatta mümkünse olmamalı. Çünkü farklı sektörlerden insanların bakış açısı, insanın düşünce alanını genişletir. Bir sanayicinin bakışı size operasyon konusunda değer katabilir. Bir finans yöneticisi riskin başka bir boyutunu gösterebilir. Bir hukukçu, henüz gerçekleşmemiş bir problemin sonuçlarını görebilir. Bir akademisyen, günlük koşuşturmanın içinde kaybolduğunuzda daha büyük resmi hatırlatabilir. Bir girişimci, sizin imkânsız gördüğünüz bir ihtimali mümkün kılabilir. Bir insan kaynakları yöneticisi, bir şirket probleminin aslında organizasyon probleminden çok liderlik problemi olduğunu söyleyebilir. Bu nedenle kişisel yönetim kurulunun çeşitliliği, şirket yönetim kurulundaki çeşitlilik kadar değerlidir.</p>
<p><strong>En değerli danışman, sizin yerinize karar vermez; </strong>burada başka bir ince çizgi var. İstişare etmek ile kararı başkasına bırakmak aynı şey değildir. Kişisel yönetim kurulunun görevi sizin yerinize karar vermek değildir. Onların görevi, sizin "daha iyi karar vermenizi sağlamak"tır. Bazen beş kişiye danışıp yine de kendi kararınızı vereceksiniz. Bazen bir kişinin tek bir cümlesi, haftalardır düşündüğünüz bir problemi çözecek; bazen de hiç kimsenin fikrini dinlememek gerektiğini düşüneceksiniz. Ama önemli olan, kararınızı <strong>daralan bir perspektifle değil, genişleyen bir perspektifle</strong> verebilmenizdir. İş dünyasında yatırım deyince aklımıza fabrika gelir, makine gelir, teknoloji gelir, insan kaynağı gelir. Oysa kariyerimizin ve şirketlerimizin geleceğini etkileyen çok daha sessiz bir yatırım alanı var: <strong>Kendimize doğru insanlardan oluşan bir danışma çevresi kurmak. </strong>Bunun bilançosu yoktur, muhasebe kaydı yoktur, bir şirket değerleme raporunda görünmez. Ama kritik bir yatırım kararında, önemli bir yönetici atamasında, büyük bir kriz anında veya hiç beklenmedik bir fırsatın kapıyı çaldığı anda gerçek değerini gösterir. Bugün geçmişe baktığımda, çocukken duyduğumuz bazı sohbetlerin aslında ne kadar büyük bir eğitim olduğunu inanın çok daha iyi anlıyorum. Belki de ailelerin çocuklarına verebileceği en değerli eğitimlerden biri, yalnızca “nasıl başarılı olunur?” sorusunun cevabını öğretmek değil; <strong>“Hayatında kimlere danışmalısın?” sorusunun cevabını verebilmektir. </strong>Benim için kişisel yönetim kurulu tam olarak bunu ifade ediyor.</p>
<p>İnsanın bir şirketi olmasa da bir yönetim kurulu olabilir, hatta belki de özellikle şirketi yokken buna ihtiyacı vardır. Çünkü sonunda şirketler kadar insanlar da aslında yanlış kararların değil," <strong>tek başına verilmiş" yanlış kararların</strong> bedelini ödüyor. Bazen hayatta doğru kararı vermenin en iyi yolu, kendi aklınızı daha fazla kullanmak değil; <strong>etrafınızdaki doğru insanların aklından da faydalanmayı öğrenmektir…</strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insanin-bir-sirketi-olmasa-bile-bir-yonetim-kurulu-olmali-87747</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnsanın bir şirketi olmasa bile, bir &quot;yönetim kurulu&quot; olmalı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarin-hisse-geri-alimlarina-duzenleme-87735</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankaların hisse geri alımlarına düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) duyurusuna göre bugünkü toplantıda, 17 Eylül tarihli ve "E-24049440-045.01-203166" sayılı yazı incelendi.</p>
<p>Buna göre, payları Borsa İstanbul AŞ Pay Piyasası’nda işlem gören halka açık bankaların, 16 Eylül'den sonra bu piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisse senetlerinin 31 Aralık'a kadar, Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmeliğin 9'uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a1) bendi uygulamasında çekirdek sermayeden indirim kalemi olarak dikkate alınmamasına karar verildi.</p>
<p>Ayrıca söz konusu payların Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uygulamasında kredi riskine esas tutar ve piyasa riskine esas tutar hesaplamasına dahil edilmemesi kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarin-hisse-geri-alimlarina-duzenleme-87735</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/bddk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, bankaların 16 Eylül&#039;den sonra geri aldıkları kendi paylarının yıl sonuna kadar çekirdek sermayeden indirim kalemi olarak ve kredi ile piyasa riskine esas tutar hesaplamalarında dikkate alınmamasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-55-milyar-dolar-azaldi-87732</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri 5,5 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 11 Eylül itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 1 milyar 962 milyon dolar azalarak 68 milyar 444 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 4 Eylül'de 70 milyar 406 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 561 milyon dolar düşüşle 113 milyar 841 milyon dolardan 110 milyar 280 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 11 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 523 milyon dolar azalışla 184 milyar 247 milyon dolardan 178 milyar 724 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>14.08.2026</td>
<td>108.335</td>
<td>75.166</td>
<td>183.500</td>
</tr>
<tr>
<td>21.08.2026</td>
<td>114.221</td>
<td>74.228</td>
<td>188.450</td>
</tr>
<tr>
<td>04.09.2026</td>
<td>113.841</td>
<td>70.406</td>
<td>184.247</td>
</tr>
<tr>
<td>11.09.2026</td>
<td>110.280</td>
<td>68.444</td>
<td>178.724</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-55-milyar-dolar-azaldi-87732</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 5,5 milyar dolar azalarak 178,7 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-gecen-hafta-241-milyar-lira-artti-87731</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı geçen hafta 241 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 11 Eylül ile biten haftada yüzde 0,73 artarak 33 trilyon 215 milyar 882 milyon 546 bin liradan 33 trilyon 456 milyar 915 milyon 974 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 2,02 artarak 18 trilyon 310 milyar 52 milyon 954 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 0,28 yükselişle 11 trilyon 23 milyar 414 milyon 690 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 267 milyar 480 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 228 milyar 81 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 11 Eylül itibarıyla 1 milyar 802 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,63 artışla 6 trilyon 964 milyar 951 milyon 74 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 833 milyar 152 milyon 530 bin lirası konut, 41 milyar 442 milyon 796 bin lirası taşıt, 2 trilyon 593 milyar 171 milyon 141 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 497 milyar 184 milyon 607 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 11 Eylül ile biten haftada 136 milyar 477 milyon 766 bin lira artarak 27 trilyon 373 milyar 80 milyon 485 bin liradan 27 trilyon 509 milyar 558 milyon 251 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-gecen-hafta-241-milyar-lira-artti-87731</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/1/1280x720/lira-tl-money-1785304871.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 241 milyar artarak yaklaşık 33,5 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ppk-ozeti-yuksek-seyreden-enerji-fiyatlari-enflasyon-gorunumunde-risk-olusturuyor-87728</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 15:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> PPK özeti: Yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümünde risk oluşturuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu tarafından 10 Eylül'de düzenlenen toplantıya ilişkin özet yayımlandı.</p>
<p>Özette, "Jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Diğer taraftan, tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yükseliş gözlendiği belirtilen özette, bu durumun enflasyon gelişmeleri ve beklentiler üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıktığı bildirildi.</p>
<p>Özette, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümünün sürdüğü kaydedildi.</p>
<p>Öte yandan, 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği belirtilen özette, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği, Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6, 2027 yılı için ise yüzde 2,5 artacağı tahmin edilmektedir."</p>
<p><strong>"Küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü riskler sürmektedir"</strong></p>
<p>Özette, emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı olarak küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğü aktarıldı.</p>
<p>Merkez bankalarının söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate aldığı vurgulanan özette, şu değerlendirmelere yer verildi:</p>
<p>"Politika faizi fiyatlamaları gelişmiş ülkelerde faiz artırım yönündeki beklentilerin korunduğuna işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin ve El Nino gibi iklim olaylarının yol açtığı olumsuz küresel hava koşullarının neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır."</p>
<p>Özette, üretim yönünden değerlendirildiğinde, ikinci çeyrekte yıllık büyümeye inşaat dışındaki bütün kalemler pozitif katkı verirken büyümenin temel belirleyicisinin hizmetler sektörü olduğu belirtildi.</p>
<p>Tarım katma değerinin ilk çeyrekteki yıllık büyümesinin ardından ikinci çeyrekte kuvvetli artış kaydettiği bildirilen özette, yıllık bazda, ilk çeyrekte gerileyen sanayi katma değerinin ikinci çeyrekte arttığı kaydedildi.</p>
<p><strong>Nihai yurt içi talep yıllık büyümenin sürükleyicisi olmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Özette, harcama yöntemiyle incelendiğinde, nihai yurt içi talebin yıllık büyümenin sürükleyicisi olmaya devam ettiğinin görüldüğü belirtildi.</p>
<p>Özel tüketim ve toplam yatırımların yıllık büyümeye pozitif katkısının bir önceki çeyreğe kıyasla bir miktar gerilediği ifade edilen özette, çeyreklik bazda ise özel tüketim harcamalarındaki azalışın ikinci çeyrekte büyüyerek tüketimde belirgin yavaşlamaya işaret ettiği aktarıldı.</p>
<p>Özette, bu dönemde toplam yatırımların ise çeyreklik bazda değişmediği belirtildi.</p>
<p>Mal ve hizmetlerin ihracatı artarken ithalatın gerilediği, net ihracatın çeyreklik büyümeye pozitif katkı sağladığı vurgulanan özette, ikinci çeyreğe ait verilerin iç talepteki zayıf seyrin belirginleştiğine işaret ettiği ifade edildi.</p>
<p>Özette, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki etkilerinin, büyük ölçüde enerji fiyatlarındaki gelişmelerin seyrine bağlı olarak şekilleneceği değerlendirilmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı yılın ikinci çeyreğinde geriledikten sonra temmuz–ağustos aylarında bir miktar yükselmiştir. Ağustos ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ile eylül ayı için yüksek frekanslı öncü veriler beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta azalışla birlikte, dış ticaret açığında yılın ikinci çeyreğine kıyasla gerilemeye işaret etmektedir."</p>
<p><strong>"Yıllık enflasyon 0,24 puan geriledi"</strong></p>
<p>Özette, tüketici fiyatlarının ağustos ayında yüzde 1,84 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 0,24 puan gerileyerek yüzde 31,51 seviyesinde gerçekleştiği ifade edilerek, bu dönemde tüketici enflasyonu üzerinde jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine yansımaları ile eğitim ve haberleşme hizmetlerinin öne çıktığı kaydedildi.</p>
<p>Yıllık enflasyonun enerji grubunda belirgin olmak üzere enerji, alkol-tütün-altın ve hizmet gruplarında yükseldiği, diğer ana gruplarda gerilediği bildirilen özette, "B endeksinin (enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,30 puan azalışla yüzde 30,68; C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 0,16 puan artışla yüzde 30,07 olmuştur." denildi.</p>
<p>Özette, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler ile temel mal gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,81 ve 0,32 puan azalırken; hizmet, enerji ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları sırasıyla 0,43, 0,40 ve 0,06 puan artmıştır. Ağustos ayında, enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 5,46 oranındaki yüksek aylık artışta uluslararası petrol fiyatlarındaki gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt fiyatları belirleyici olmuştur. Motorin fiyatları üzerinde rafineri marjlarındaki yükselişin yansımaları da hissedilmiştir. Ağustos ayında hizmet grubu aylık enflasyonu, başta eğitim olmak üzere, haberleşme ve ulaştırma hizmetleri öncülüğünde yüksek seyrini korumuştur. Alkollü içecekler ve tütün grubunda fiyatlar yükselmiş, bu gelişmede temmuz ayında yapılan vergi düzenlemesinin sarkan etkisi ile beraber tütün ürünlerindeki fiyat artışı öne çıkmıştır. Ağustos ayında, gıda enflasyonundaki yavaşlamada taze meyve ve sebze ürünleri öncülüğünde fiyatları gerileyen işlenmemiş gıda alt grubu rol oynarken işlenmiş gıdada aylık enflasyon görece yüksek seyrini korumuştur. Temel mal grubunda fiyatlar, giyim ve ayakkabı alt grubunda sezon indirimleriyle düşerken, giyim dışında kalan mallarda ılımlı seyrini sürdürmüştür."</p>
<p>Özette, mevsimsellikten arındırılmış verilerle tüketici fiyatlarının aylık artışının toplamda ve B endeksinde yatay seyrettiği, C endeksinde ise gerilediği kaydedildi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmış fiyat artışlarının B endeksini oluşturan gruplar içinde temel mallarda zayıfladığı, hizmet sektöründe ise görece yatay seyrettiği ifade edilen özette, "İşlenmiş gıdada ise yükselmiştir. TCMB bünyesinde takip edilen göstergelere göre tüketici enflasyonu ana eğilimi temmuz ayındaki düşüş sonrasında, ağustos ayında sınırlı bir yükseliş göstermiştir. Göstergeler üç aylık ortalamalar bazında ise düşüş eğilimini sürdürmüştür." denildi.</p>
<p>Özette, ağustos ayı itibarıyla üç aylık ortalamalar bazında mevsimsellikten arındırılmış enflasyonun bir önceki aya kıyasla hizmet sektöründe yatay seyrederken, temel mallarda gerilediği aktarıldı.</p>
<p>Jeopolitik gelişmeler kaynaklı arz yönlü şoklara karşın talep koşullarındaki zayıf seyrin enflasyonun ana eğilimini sınırladığı değerlendirilen özette, hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışının önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olduğu, hizmet enflasyonunun mallara göre yüksek seyrettiği belirtildi.</p>
<p>Özette, şu değerlendirmeler yapıldı:</p>
<p>"Ağustos ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Hizmet enflasyonu alt gruplar bazında incelendiğinde, yıllık enflasyon haberleşme, ulaştırma ve diğer hizmetlerde yükselirken, kira ile lokanta ve otel gruplarında gerilemiştir. Ağustos ayında, diğer hizmetler grubunda aylık enflasyon yüzde 3,22 oranında artmış, bu alt grupta eğitim hizmetleri fiyat gelişmelerinin yanı sıra harç ücretlerinin geçmiş yıldan farklı olarak bu yıl ağustos ayında açıklanmasının etkisi hissedilmiştir. Eğitim fiyatları, vakıf yükseköğretim kurumları ücretlerindeki yükselişin etkisiyle yüzde 8,62 oranında artmıştır. Kayıt dönemine bağlı olarak bir önceki yılda eylül ayında tek seferde gerçekleşen üniversite eğitim ücreti artışlarının, bu yıl ağustos-eylül dönemine yayıldığı izlenmektedir. Bu gelişmenin hizmet sektörü enflasyonunu ağustos ayında yukarı yönlü, eylül ayında ise aşağı yönlü etkileyeceği not edilmelidir.</p>
<p>Haberleşme hizmetleri fiyatlarındaki yüzde 5,03 oranındaki artışta, cep telefonu görüşme ücretlerindeki gelişmeler etkili olmuştur. Akaryakıt fiyat gelişmelerinin etkisiyle yükseliş eğiliminde olan ulaştırma hizmetleri enflasyonu ağustos ayında yüzde 4,98 oranında gerçekleşerek güçlenmiştir. Bu dönemde, hava yolu taşımacılık hizmetleri öne çıkan ana kalem olmuştur. Kira aylık enflasyonu, kontrat yenileme oranındaki mevsimsel etkilerle yüzde 3,04 ile bir miktar yükselse de yıllık bazda yavaşlamaya devam etmiştir. Bu dönemde mevsimsel etkilerden arındırılmış kira enflasyonundaki yavaşlama eğilimi belirginleşmiştir. Lokanta-otel grubu ise ılımlı seyrini sürdürmüştür."</p>
<p>Özette, yurt içi üretici fiyatlarının ağustosta yüzde 2,57 arttığı ve yıllık üretici enflasyonunun 0,12 puan artarak yüzde 27,95 olduğu anımsatıldı.</p>
<p>Bu dönemde de enerji fiyatlarının yüzde 6,99 artışla ana sanayi grupları arasında öne çıkmaya devam ettiğine işaret edilen özette, dayanıklı tüketim malları (mücevherat hariç) fiyatlarının yüzde 2,01 yükseldiği, diğer ana sanayi gruplarında artışların yüzde 1,5-1,8 bandında gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.</p>
<p>Sektörel bazda incelendiğinde ise rafine edilmiş petrol ürünleri, tütün, kömür-linyit, metal cevheri ve elektrik, fiyat artışıyla öne çıkan alt gruplar oldu.</p>
<p>Ağustos ayında uluslararası emtia fiyatlarının enerji, tarımsal emtia ve endüstriyel metal fiyatlarındaki artışların etkisiyle yükseldiği ifade edilen özette, "Eylül ayının ilk 10 günü itibarıyla enerji emtia fiyatlarında Hürmüz Boğazı'ndaki​​​​​​​ gelişmelerin etkisiyle belirgin yükseliş izlenirken, tarımsal emtia fiyatlarındaki artış da devam etmektedir. Brent ham petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürmektedir." denildi.</p>
<p>Özette, haziranda gerileyen Brent ham petrol fiyatlarının temmuzda tekrar artan jeopolitik gerilimle birlikte ağustosta 91 dolar seviyesinde gerçekleştiği, eylül ayının ilk 10 günü itibarıyla ise ortalama 103 dolar seviyesine ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Benzer şekilde TTF doğal gaz fiyatlarının da yükselmeye devam ettiği bildirilen özette, altın fiyatlarının ağustos ayında gözlenen artış sonrasında eylül ayının ilk 10 günü itibarıyla görece yatay bir görünüm sergilediği aktarıldı.</p>
<p>Özette, jeopolitik gelişmelere ilişkin belirsizliklerin başta enerji olmak üzere emtia fiyatlarını artırarak ve ham madde akışında kesintilere neden olarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturduğu ifade edilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"FAO gıda fiyatları endeksi, temmuz ayında şeker ve tahıl fiyatları öncülüğünde sınırlı bir miktar yükselmiştir. Öte yandan, Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin artması neticesinde arz endişeleri ile bazı tahıl ürünlerinde fiyatlar son dönemde yükselme eğilimindedir. El Nino iklim olayı neticesinde pirinç, şeker, kahve ve kakao gibi bazı tarımsal emtia fiyatları artmakta; bazı bitkisel yağlar ile mısır gibi ürünlerde de yukarı yönlü riskler belirginleşmektedir. Kısaca, iklim olayları ve küresel arz endişeleri, bazı gıda ürünlerde fiyat baskılarına neden olmakta, bu durum hayvansal üretim maliyetlerine yönelik yukarı yönlü riskler barındırmaktadır.</p>
<p>Jeopolitik gelişmelerle nisan ve mayıs aylarında tarihsel ortalamasının belirgin üzerinde gerçekleşen Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi, izleyen dönemde gerilemekle birlikte tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmeye devam etmiştir. Yaşanan jeopolitik gelişmelerle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler varlığını korumakta, küresel navlun maliyetleri olumsuz seyretmektedir. Küresel ve Çin’e yönelik konteyner endekslerinde mart ayından itibaren gözlenen yükseliş eylül ayının ilk 10 günü itibarıyla devam etmiştir. Kuru yük endeksleri de ağustos ayı ve eylül ayının ilk on gününde yüksek artışlar kaydetmiştir. Buna ek olarak, döviz kuru sepetinin artışı avro/dolar paritesi gelişmelerinin de etkisiyle ağustos ayında bir miktar yükselirken eylül ayının ilk on günü itibarıyla ılımlı seyretmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri, ağustos ayında girdi ve ürün fiyat endekslerinde artışa, teslim sürelerinde de kısmi bir bozulmaya işaret etmiştir."</p>
<p><strong>"Yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır"</strong></p>
<p>Özette, ağustos ayında sektörel enflasyon beklentilerinde genel olarak yükseliş gözlendiği kaydedildi.</p>
<p>Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin 0,2 puan yükselerek yüzde 29,4 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisinin 0,5 puan artışla yüzde 21,9 düzeyinde gerçekleştiği bilgisi verilen özette, 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 0,3 puan azalarak yüzde 23,7'ye gerilediği, 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin de 0,2 puan yükselişle yüzde 18 oranında ölçüldüğü belirtildi.</p>
<p>Özette, 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin ise 0,4 puanlık düşüşle yüzde 11,1 düzeyinde gerçekleştiği belirtilerek, "Reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi, ağustos ayında 0,3 puan yükselerek yüzde 32,8 seviyesinde ölçülmüştür. Aynı dönemde hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,6 puan artarak yüzde 45,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p>Aylık dalgalanmalara karşın son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret ettiği vurgulanan özette, ana eğilimin ağustos ayındaki yükselişinde önceki yıl eylül ayında tamamı gerçekleşen vakıf üniversite ücretleri artışlarının bu sene ağustos ve eylül ayına bölünmüş olması ile harç ücretlerinin kasım yerine bu yıl ağustos ayına kaymasının da etkili olduğu bildirildi.</p>
<p>Özette, bu kaymanın ağustos enflasyonunu yaklaşık 0,25 puan artırırken eylül enflasyonunu eğitim hizmetleri kaynaklı olarak mekanik biçimde aşağı çekeceği belirtilerek, "Dolayısıyla geçen seneye göre farklı aylarda gerçekleşen sözü geçen hizmet kalemlerinin ana eğilimde ağustos ayında yarattığı artışa ve eylül ayında yaratacağı potansiyel düşüşe temkinli yaklaşmak önemli olacaktır. Öncü veriler mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunda yavaşlamaya işaret etmektedir." ifadesine yer verildi.</p>
<p>Eylül ayında temel mal grubu fiyatlarında ılımlı seyrin süreceğinin tahmin edildiği bildirilen özette, şu değerlendirmelerde bulunuldu:</p>
<p>"Gıda grubuna ilişkin ilk veriler, başta sebze olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarındaki gerileme ile bu grupta yıllık enflasyonun önemli ölçüde düşeceğine işaret etmektedir. Diğer taraftan, küresel enerji fiyatlarındaki yükseliş eğiliminin, akaryakıt ve tüp gaz üzerinden enerji grubu yıllık enflasyonunu yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir."</p>
<p>Özette, TCMB'nin 23 Ağustos 2026 tarihli duyurusuyla, 1 Mart 2026 tarihinde ara verilen bir hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlanmasına karar verildiği hatırlatıldı.</p>
<p>Para Politikası Kurulunun, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdiği, Kurulun ayrıca Merkez Bankasının gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttuğu bilgisi paylaşılan özette, "Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir." denildi.</p>
<p>Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığının altı çizilen özette, şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>"Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır. Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ppk-ozeti-yuksek-seyreden-enerji-fiyatlari-enflasyon-gorunumunde-risk-olusturuyor-87728</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin PPK özetinde, &quot;Öncü veriler mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunda yavaşlamaya işaret etmektedir. Eylül ayında temel mal grubu fiyatlarında ılımlı seyrin süreceği tahmin edilmektedir.&quot; denildi. Özette ayrıca, &quot;Jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır.&quot; ifadeleri yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-gecen-hafta-429-milyon-dolarlik-hisse-ve-tahvil-aldi-87726</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 15:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı geçen hafta 429 milyon dolarlık hisse ve tahvil aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 277,7 milyon dolarlık hisse senedi ve 151,2 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alırken, 5,8 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 11 Eylül haftasında 40 milyar 908,9 milyon dolardan 42 milyar 410,9 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 18 milyar 58,9 milyon dolardan 18 milyar 145,7 milyon dolara çıktı.</p>
<p>ÖST stoku ise 4 milyar 458,3 milyon dolardan 4 milyar 435,7 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-gecen-hafta-429-milyon-dolarlik-hisse-ve-tahvil-aldi-87726</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/dolar-dollar-1782226601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 277,7 milyon dolarlık hisse senedi ve 151,2 milyon dolarlık DİBS aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-toplam-kredi-hacmi-1416-milyar-lira-artti-87724</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 15:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 141,6 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 11 Eylül itibarıyla 141 milyar 634 milyon lira artarak 28 trilyon 128 milyar 197 milyon liradan 28 trilyon 269 milyar 831 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 307 milyar 731 milyon lira artarak 31 trilyon 857 milyar 427 milyon liradan 32 trilyon 165 milyar 158 milyon liraya yükseldi.</p>
<p><strong>Tüketici kredileri 3 trilyon 475 milyar liraya çıktı</strong></p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 15 milyar 654 milyon lira artarak 3 trilyon 475 milyar 134 milyon liraya yükseldi. Bu tutarın 833 milyar 909 milyon lirası konut, 41 milyar 581 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 599 milyar 642 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 9 milyar 306 milyon lira artarak 4 trilyon 261 milyar 558 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 28 milyar 275 milyon lira artışla 3 trilyon 497 milyar 447 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 320 milyar 159 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 177 milyar 289 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 11 Eylül itibarıyla önceki haftaya göre 5 milyar 40 milyon lira artışla 867 milyar 232 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 655 milyar 848 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 8 milyar 670 milyon lira artarak 5 trilyon 994 milyar 792 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-toplam-kredi-hacmi-1416-milyar-lira-artti-87724</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/3/1280x720/para-tl-1767355285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 141,6 milyar lira artışla 28,3 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ile-air-chinadan-yeni-anlasma-87722</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 15:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY ile Air China&#039;dan yeni anlaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY), Air China'yla mevcut kod paylaşımı anlaşmasının kapsamını genişlettiğini duyurdu.</p>
<p>THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, anlaşma, Pekin'de düzenlenen 4. Çin Hava Taşımacılığı Birliği (CATA) Havacılık Konferansı ve Fuarı'nın açılış töreninde imzalandı.</p>
<p>Haziran 2024'te İstanbul-Pekin uçuşlarını kapsayacak şekilde başlatılan serbest satış modelindeki kod paylaşımı işbirliği, yeni anlaşmayla Türkiye ile Çin arasındaki tüm direkt ana hat uçuşlarını kapsayacak şekilde genişletildi.</p>
<p>Bu işbirliğine Pekin üzerinden gerçekleştirilen seçili Çin iç hat uçuşları ile İstanbul üzerinden düzenlenen seçili dış hat uçuşları da dahil edildi.</p>
<p>Bu kapsamda, THY yolcuları, Pekin üzerinden Shenzhen, Chongqing, Xiamen, Hangzhou, Nanjing ve Qingdao'nun da aralarında bulunduğu Çin'in ana karasındaki noktalara bağlantılı seyahat edebilecek.</p>
<p>Air China yolcuları ise İstanbul üzerinden Ankara'nın yanı sıra Afrika'da Akra, Lagos, Marakeş, Darüsselam, Cezayir ve Tunus'a, Latin Amerika'da Cancun ve Meksiko City'nin de aralarında bulunduğu THY'nin uçuş ağındaki çeşitli noktalara ulaşabilecek.</p>
<p>Genişletilen kod paylaşımı sayesinde iki hava yolu şirketinin uçuşları tek bilet altında sunulabilecek.</p>
<p>"Star Alliance" üyesi THY ve Air China, merkezleri arasındaki bağlantı ve transfer imkanlarını artırmayı amaçlıyor.</p>
<p>İki şirket önümüzdeki dönemde Türkiye ile Çin arasında açılması planlanan yeni direkt hatları da kod paylaşımı işbirliğine dahil etmeyi planlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ile-air-chinadan-yeni-anlasma-87722</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/2/1280x720/3463-1789647968.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapılan anlaşma kapsamında, THY yolcuları Pekin üzerinden Çin&#039;de 6 yeni noktaya, Air China yolcuları ise İstanbul&#039;dan Türkiye, Afrika ve Latin Amerika&#039;daki seçili destinasyonlara bağlantı sağlayabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiaddan-momentum-ile-egitim-ve-gelisim-vurgusu-87721</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 14:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUSİAD’dan &#039;Momentum&#039; ile eğitim ve gelişim vurgusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (BUSİAD) tarafından düzenlenen Eğitim ve Gelişim Zirvesi 2026-Momentum, BUSİAD Evi’nde gerçekleştirildi. Dördüncü kez düzenlenen zirvede, yapay zekâ ve dijital dönüşümün iş dünyasında yarattığı değişim ile eğitim ve insan kaynaklarının bu dönüşüme nasıl uyum sağlayacağı gündeme taşındı. BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, açılış konuşmasında “Momentum” temasının hareketin gücünü, ilerleme hızını ve başlayan bir hareketi sürdürebilme yeteneğini ifade ettiğini belirterek, “Harekete geçmek ama durmamak, öğrenmek ama öğrenmeye devam etmek, değişmek ama değişimin sürekliliğini sağlayabilmek” mesajı verdi. Yapay zekâ ile birlikte bilgiye erişimin kolaylaştığını vurgulayan Hatunoğlu, yeni dönemde fark yaratan unsurun yalnızca ne bilindiği değil, doğru soruyu sormak, bilgiyi yorumlamak ve onu değere dönüştürmek olduğunu söyledi. Hatunoğlu, “Yapay zekâ çağında nasıl bir insan yetiştirmeliyiz?” sorusunun hem eğitim hem de iş dünyasının temel gündemlerinden biri haline geldiğini ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aabd4cdb22ab-1789646029.jpeg" alt="" width="607" height="455" /></p>
<h2>“En önemli yatırım insana”</h2>
<p>Teknoloji yatırımlarının önemine dikkat çeken Hatunoğlu, makine, otomasyon, robot, dijital sistemler ve yapay zekâya yapılan yatırımların üzerinde hâlâ insana yapılan yatırımın bulunduğunu kaydetti. Hatunoğlu, teknolojiyi kullanacak, değişimi yönetecek ve teknolojiden değer yaratacak olanın yine insan olduğunu dile getirdi. BUSİAD’ın 48 yıllık geçmişinde eğitimin önemli bir yer tuttuğunu belirten Hatunoğlu, BEGEV’den teknik liselerdeki BUSİAD sınıflarına, Ar-Ge ve Dijital Dönüşüm Mühendisliği programlarından Bakımcı Okulu’na kadar çeşitli projeler yürüttüklerini aktardı. Hatunoğlu ayrıca ekim ayı sonunda Enerji Okulu çalışmasının başlayacağını ve iş dünyasının enerji verimliliği konusundaki yetkinliğinin artırılmasının hedeflendiğini açıkladı.</p>
<p>Zirve kapsamında “Yeni Nesil Sunumlar” başlıklı sunumun yanı sıra “Yapay Zekânın İş Dünyasındaki Dönüştürücü Etkisi” konusu ele alındı. Roksan Kaspi moderatörlüğünde gerçekleştirilen panelde ise Ali Onur Bayrakgil, Sevilay Kavuk ve Demet Dengiz Oral, yapay zekâyla dönüşen iş dünyasında insan kaynaklarının rolünü değerlendirdi.</p>
<p>Programda ayrıca BUSİAD Eğitim ve Gelişim Komitesi’nin “Fabrikadan Sınıfa” sosyal sorumluluk projesi tanıtılırken, etkinlik “Mutluluk Akademisi” oturumuyla tamamlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiaddan-momentum-ile-egitim-ve-gelisim-vurgusu-87721</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/1/1280x720/busiaddan-momentum-ile-egitim-ve-gelisim-vurgusu-1789646059.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BUSİAD’ın bu yıl dördüncüsünü düzenlediği Eğitim ve Gelişim Zirvesi “Momentum” temasıyla gerçekleştirildi. Zirvede yapay zekânın iş dünyasına etkisi, yeni nesil sunum teknikleri ve insan kaynaklarının dönüşen rolü ele alınırken, BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu nitelikli insan gücünün önemine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbul-havalimaninin-4-ana-pisti-yarin-acilacak-87725</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 14:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul Havalimanı&#039;nın 4. ana pisti yarın açılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın 4. ana pistini yarın hizmete açacaklarını duyurdu. </p>
<p>Uraloğlu, yazılı açıklamasında, açılışına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılmasının beklendiği söz konusu piste ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>İstanbul Havalimanı'nın halihazırda kuzey-güney doğrultusunda uzanan üçü ana ve ikisi yedek olmak üzere toplam 5 pistle hizmet verdiğini belirten Bakan Uraloğlu, "İstanbul Havalimanı'nın 4. ana pistini yarın hizmete açacağız. 4. ana pistimizin devreye alınmasıyla toplam pist sayımızı 6'ya çıkaracağız. Yeni pistimiz aynı zamanda İstanbul Havalimanı'nın ilk doğu-batı yönlü pisti olacak." ifadesini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, yeni beton pistin 2 bin 820 metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde inşa edildiğine dikkati çekti.</p>
<p><strong>"Taksi ve havada kalış sürelerini kısaltacağız"</strong></p>
<p>Yeni pistin uçuş operasyonlarına sağlayacağı katkıya da değinen Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Özellikle iç hat uçuşları ve doğu yönlü rotalarda taksi süreleri ile havada kalış sürelerini kısaltacağız. Böylece yakıt ve zamandan tasarruf sağlayacağız. Olumsuz hava koşullarında dahi operasyonel çeşitliliği artıracağız. İniş-kalkış emniyet marjını ve zamanında kalkış oranlarını da azami düzeye çıkaracağız. Hangar alanlarına yakın konumuyla genel havacılık operasyonlarının daha hızlı ve bağımsız yürütülmesine de imkan sağlayacak."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbul-havalimaninin-4-ana-pisti-yarin-acilacak-87725</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/istanbul-havalimani.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Havalimanı&#039;nın 4. ana pistini yarın hizmete açacaklarını duyuran Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Pistimizin devreye alınmasıyla toplam pist sayımızı 6&#039;ya çıkaracağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-burkay-teknosabda-yeni-bir-ekosistem-insa-ediyoruz-87717</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 14:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkanı Burkay: TEKNOSAB’da yeni bir ekosistem inşa ediyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Organize Sanayi Bölgesi’nde sanayi ve iş dünyasının önde gelen temsilcileriyle bir araya geldi. Bursa OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz ve Yönetim Kurulu Üyelerinin ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur ve BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri ile çok sayıda iş dünyası temsilcisi katıldı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa iş dünyasının ortak aklıyla hazırlanan 2030 Vizyonu kapsamında yürütülen çalışmalar ve hayata geçirilen projeler hakkında bilgi verdi. BTSO olarak OSB’ler ile yakın çalışma anlayışı içinde olduklarını söyleyen Başkan Burkay, Bursa’daki sanayi yapılanmasına ilişkin, “Göreve geldiğimiz günden bu yana BTSO ve OSB’ler arasında bir bağ kurma noktasında ciddi bir çabamız oldu. Gelecekte de bu bağın çok daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum. Bizim temel yaklaşımımız, Bursa’da bulunan üretim ve ticaretin dağınık yapısını daha düzenli ve planlı bir hale getirmek. Birçok bölgede plansızlık var. Bu sorunları çözme noktasında güçlü bir irade ortaya koyduk” dedi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aabd77fa3917-1789646719.jpeg" alt="" width="500" height="349" /></p>
<h2>“TEKNOSAB ölçek ekonomisine geçişin merkezi”</h2>
<p>BTSO olarak Bursa’nın üretim ve ticaret kapasitesini daha ileri taşımak, yüksek katma değerli üretimi artırmak ve şehrin rekabet gücünü yükseltmek amacıyla önemli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Burkay, TEKNOSAB’ın bu vizyonun en önemli dönüşüm merkezlerinden biri olduğunu söyledi. TEKNOSAB’ın Türkiye’ye rol model olan önemli bir üretim ve ticaret ekosistemine dönüştüğünü ifade eden Başkan Burkay, “Türkiye’de OSB’lerin yatırıma hazır hale gelmesi ortalama 12-13 yıl sürerken biz TEKNOSAB’ı 4 yılda tamamladık. Bugün Bursa’da 17 OSB var ancak 15 bin metrekarenin üzerinde 146 sadece parsel bulunuyor. TEKNOSAB’da ise bütün parseller 15 bin metrekarenin üzerinde. Burada 150 bin metrekare kapalı alana sahip, tek katta üretim yapan tesislerimiz var. Burası Türkiye’de ölçek ekonomisine geçişin merkezi” dedi. </p>
<h2>“Türkiye’nin en büyük teknoparkını kuracağız”</h2>
<p>TEKNOSAB’da hizmet ve destek alanları içerisinde Türkiye’nin en büyük teknoparkını hayata geçireceklerini belirten Burkay, “Yabancı şirketler üretim yapmak için nasıl buraya geliyorsa, teknoloji üretmek için de buraya gelecek. Data Center projemiz var. Bunun en önemli ihtiyacı enerji. Türkiye’nin en büyük dağıtım merkezlerinden biri TEKNOSAB’da bulunuyor. 650’den fazla yatırımcıyla Türkiye’nin en büyük GSYF’sini kurduk. Lojistik Teknopark projemizde inşaat çalışmaları devam ediyor. Kira sözleşmeleri yapılıyor, projemiz hızla ilerliyor” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aabd7afc9e1e-1789646767.jpeg" alt="" width="500" height="725" /></p>
<h2>“7 bin KOBİ’nin yer aldığı dev bir ekosistem inşa ediyoruz”</h2>
<p>TEKNOSAB KOBİ OSB projesine ilişkin de bilgiler veren Burkay, “TEKNOSAB kadar bir alan, 2026 yılının Şubat ayında genişleme alanı olarak onaylandı. Kamulaştırma süreci ve yol haritamız hazır. Burada modüler bir sistem oluşturacağız. Sektörel kümelenmeler kapsamında fabrikaları hazır şekilde firmalarımıza sunacağız. Henüz bir ay olmadan 3 binin üzerinde firma talepte bulundu. Valiliğimizin koordinasyonunda kamulaştırma sürecini başlatacağız. Gerçek üretici KOBİ’lerimizin fabrikalarını satın alarak üretimlerini yapmalarını istiyoruz. Alan olarak da kapasite olarak da yerimiz hazır. TEKNOSAB ekosisteminde üretim ve ticaretiyle 7 bin firmaya ulaşacak bir yapı oluşturacağız” şeklinde konuştu.</p>
<h2>“TEKNOSAB ve 2030 Vizyonu iş dünyasını heyecanlandırıyor”</h2>
<p>Bursa Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Durmaz, TEKNOSAB’da ortaya konulan projelerin kendilerini heyecanlandırdığını söyledi. TEKNOSAB’ın hayata geçirilmesinin kolay bir süreç olmadığını ifade eden Durmaz, “Bursa OSB 7 milyon metrekarelik bir organize sanayi bölgesi. Buraya 100 bin metrekarelik bir genişleme alanı oluşturmak için çok uğraştık. Bu süreçte Ankara ile çok sayıda görüşme gerçekleştirdik. TEKNOSAB gibi bir bölgenin 4 yıl gibi kısa bir sürede böyle büyük yatırımlara hazır hale gelmesi hiç kolay değil. Bu projenin ortaya çıkmasında emeği bulunan İbrahim Burkay ve ekibine, Ankara’daki tüm bürokratlara bir makineci olarak teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. Ülkenin geleceğine olan inancın korunması gerektiğini belirten Durmaz, “Durmadan, ülkemden umudumu kesmeden çalışmaya, ülkemize hizmet etmeye devam ediyoruz. Moralimizi bozmayalım, ülke bizim. Gelecek nesillere daha iyi bir ülke bırakmak için çalışmalıyız. Bu projeler ve ortaya konulan vizyon, çalışanlarımıza ve şehrimizin dinamiklerine moral vererek ekosistemin içerisinde nefes almalarını sağlayacaktır” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-burkay-teknosabda-yeni-bir-ekosistem-insa-ediyoruz-87717</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/7/1280x720/btso-baskani-burkay-teknosabda-yeni-bir-ekosistem-insa-ediyoruz-1789644372.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB’ın bir sanayi bölgesinin ötesinde üretim, ticaret, teknoloji ve hizmet sektörlerini aynı ekosistemde buluşturduğunu belirterek, “Burası bir sanayi bölgesi değil bir ekosistem. Burada ticaret var, üretim var, hizmet sektörü var, serbest bölge var, teknoloji geliştirme alanları var, Data Center var. TEKNOSAB, Marmara’nın ve Türkiye’nin en önemli üretim ve ticaret merkezlerinden biri olacak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/net-global-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-87712</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net Global, Borsa İstanbul&#039;da işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Net Global Endüstriyel Yatırımlar AŞ, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "NETGL" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Net Global Endüstriyel Yatırımlar'ın gong töreni, Borsa İstanbul AŞ Genel Müdür Yardımcısı Atila Türeli, Net Global Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Aydın, Yönetim Kurulu Başkan Vekilleri Sami Aydın ve Ünal Aydın, Yönetim Kurulu Üyesi ve Üst Yöneticisi (CEO) Berk Kuter ile Tacirler Yatırım Genel Müdürü Onur Kavgacı'nın katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Tacirler Yatırım Menkul Değerler AŞ liderliğinde gerçekleştirilen halka arzın talep toplama işlemleri 9-11 Eylül'de tamamlandı. Halka arz kapsamında 87 milyon 500 bin lira nominal değerli pay, 25,52 lira sabit fiyatla satışa sunulurken, halka arzın toplam büyüklüğü 2 milyar 233 milyon lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Toplam büyüklüğünün 2,84 katı talep alınan halka arzda 650 binden fazla yatırımcıya pay dağıtıldı. Yurt içi bireysel yatırımcılardan bu gruba ayrılan payların 2,19 katı, yurt içi kurumsal yatırımcılardan ise 4,04 katı talep geldi.</p>
<p>Halka arz edilen payların 62 milyon 500 bin liralık bölümü sermaye artırımı, 25 milyon liralık bölümü ise ortak satışı yoluyla yatırımcılara sunuldu. Dağıtıma esas tahsisatın yüzde 40'ı yurt içi bireysel, yüzde 35'i yurt içi kurumsal ve yüzde 25'i yurt dışı kurumsal yatırımcılara ayrıldı. Şirket payları, Borsa İstanbul Yıldız Pazar'da işlem görmeye başladı.</p>
<p>Borsa İstanbul AŞ Genel Müdür Yardımcısı Atila Türeli, törende yaptığı konuşmada, Net Global Endüstriyel Yatırımlar'ın yaklaşık 2,2 milyar liralık halka arzını tamamlayarak sermaye piyasalarına adım attığını söyledi.</p>
<p>Net Global'i ve aracı kurum yöneticilerini tebrik eden Türeli, "Şirket, halka arzdan sağladığı kaynağı kapasite artırımı ve finansal yapısını güçlendirmek amacıyla kullanmayı planlıyor. Kendilerine başarılar diliyoruz." dedi.</p>
<p><strong>"Net Global, Sivas'tan halka arz edilen ilk şirket oldu"</strong></p>
<p>Net Global Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sami Aydın da şirketin çeyrek asra yaklaşan sanayi yolculuğunun en önemli dönüm noktalarından birini yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Şirketin sanayi yolculuğuna 2004'te Sivas'ta, Türkiye'nin temiz su altyapısına katkı sağlamak amacıyla yüksek yoğunluklu polietilen boru üretimiyle başladıklarını aktaran Aydın, üretmek, istihdama katkı sunmak, yatırım yapmak ve ülke için kalıcı değerler oluşturmak amacıyla hareket ettiklerini ifade etti.</p>
<p>Aydın, yıllar içinde boru üretiminden yenilenebilir enerjiye, modern tarımdan demir yolu sektörüne kadar farklı alanlarda yatırımlar gerçekleştirdiklerini, sonraki dönemde de sürdürülebilir ve istikrarlı büyümeye odaklanacaklarını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Net Global'in Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlamasını kurumsallaşma yolculuğumuzun, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızın ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz. Net Global, Sivas'tan halka arz edilen ilk şirket oldu. Sivas'ta doğmuş, üretmiş ve büyümüş bir şirket olarak, bunun gururunu yaşıyoruz. Attığımız bu adım, Sivas'taki ve Anadolu'nun farklı şehirlerindeki üretici şirketlerimiz için de örnek olacak. Anadolu'da üreten, istihdam sağlayan ve değer yaratan daha fazla şirketimizin sermaye piyasalarıyla buluşmasına öncülük edebilmek bizim için ayrıca kıymetli. Çünkü biz, sermaye piyasalarının şirketlerimizin sürdürülebilir büyümesinde ve ülkemizin üretim kapasitesinin geliştirilmesinde çok önemli bir rol oynadığına inanıyoruz."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/net-global-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-87712</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-gong-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;daki gong töreninde konuşan Net Global Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sami Aydın, &quot;Net Global&#039;in Borsa İstanbul&#039;da işlem görmeye başlamasını kurumsallaşma yolculuğumuzun, şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızın ve uzun vadeli büyüme vizyonumuzun önemli bir parçası olarak görüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kartli-harcamalar-3-trilyon-liraya-dayandi-87711</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kartlı harcamalar 3 trilyon liraya dayandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankalararası Kart Merkezi (BKM), ağustos ayına ait verileri paylaştı.</p>
<p>Buna göre, ağustos ayı itibarıyla Türkiye'de kredi kartı sayısı 153,4 milyon, banka kartı 224,5 milyon, ön ödemeli kart sayısı 100,1 milyon oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre kredi kartı sayısı yüzde 11, banka kartı sayısı yüzde 4 arttı, ön ödemeli kart sayısı yüzde 5 geriledi. Toplam kart sayısı ise yüzde 4 artarak 478 milyona ulaştı.</p>
<p>Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla ağustosta yapılan ödemelerin toplam tutarı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 39 artarak 2 trilyon 990,4 milyar lira oldu. Bu ödemelerin 2 trilyon 537 milyar lirası kredi kartları, 445,9 milyar lirası banka kartları, 7,5 milyar lirası ise ön ödemeli kartlarla yapıldı.</p>
<p>Aynı dönemde ödeme tutarı kredi kartlarında ve banka kartlarında yüzde 40 artarken, ön ödemeli kartlarda yüzde 43 geriledi.</p>
<p>Kartlarla yapılan ödeme sayısı yüzde 11 artarak yaklaşık 2 milyara yükseldi. Bunun 1 milyar 169,5 milyonunu kredi kartları, 789,1 milyonunu banka kartları, 33,2 milyonunu ise ön ödemeli kartlar oluşturdu.</p>
<p>Ödeme sayılarında büyüme oranı ise geçen yılın aynı dönemine göre kredi kartlarında yüzde 12, banka kartlarında yüzde 13 artış yönünde oldu. Ön ödemeli kartlarla yapılan ödeme sayısı ise yüzde 39 azaldı.</p>
<p><strong>İnternetten kartlı ödemeler 923,9 milyar liraya ulaştı</strong></p>
<p>Ağustosta internetten yapılan kartlı ödemelerin tutarı yıllık bazda yüzde 41 artarak 923,9 milyar liraya ulaştı. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı yüzde 30 oldu.</p>
<p>Aynı dönemde internetten kartlı ödeme sayısı ise yüzde 13 artarak 255,8 milyona yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı yüzde 13 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde kartlarla yapılan temassız ödeme sayısı yüzde 9 artarak 1 milyar 335,7 milyon oldu. Temassız ödeme tutarı ise aynı dönemde yüzde 42 artarak 1 trilyon 39,9 milyar liraya yükseldi. Ağustos ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4'ü temassız gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kartli-harcamalar-3-trilyon-liraya-dayandi-87711</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/3/1280x720/kartli-vergi-odeme-limiti-5-milyon-liraya-yukseltildi-1741261384.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BKM&#039;nin ağustos verilerine göre kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla yapılan ödemelerin toplamı, yıllık yüzde 39 artışla 2 trilyon 990 milyar lirayı aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/7-sirketin-130-yatirim-fonu-tasfiye-edildi-87707</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 şirketin 130 yatırım fonu tasfiye edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul AŞ piyasalarında yaşanan gelişmeler doğrultusunda yatırımcıların hak ve yararlarının korunması amacıyla yeni tedbirler aldığını duyurdu.</p>
<p>Alınan ilke kararları doğrultusunda, Tera Portföy Yönetimi AŞ, Pusula Portföy Yönetimi AŞ, Hedef Portföy Yönetimi AŞ, Atlas Portföy Yönetimi AŞ, A1 Portföy Yönetimi AŞ, Pardus Portföy Yönetimi AŞ ve Bulls Portföy Yönetimi AŞ'den oluşan 7 portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu ve katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonlarının işleme kapatılmasına ve bazı yatırım fonlarının tasfiye edilmesine karar verildi.</p>
<p>Söz konusu şirketlerin tayin edilecek yöntem ile tasfiye edilecek yatırım fonları arasında serbest fonlar ve para piyasası fonları yer alıyor.</p>
<p>Bu doğrultuda Tera Portföy Yönetimi AŞ'nin 5, Pusula Portföy Yönetimi AŞ'nin 12, Hedef Portföy Yönetimi AŞ'nin 31, Atlas Portföy Yönetimi AŞ'nin 16, A1 Portföy Yönetimi AŞ'nin 9, Bulls Portföy Yönetimi AŞ'nin 15 ve Pardus Portföy Yönetimi AŞ'nin 42 yatırım fonunu olmak üzere, toplamda 130 yatırım fonunun kurulca tayin edilecek yöntem ile tasfiye ettirilmesi kararlaştırıldı.</p>
<p>Ayrıca, kredili sermaye piyasası aracı işlemlerinin devamı süresince öz kaynak koruma oranının asgari yüzde 35 olması hususundaki hükmün, aracı kurumların kendi risk politikalarına uygun düştüğü ölçüde ve müşteri taleplerini de olabildiğince gözeterek, ikinci bir duyuruya kadar, 2 Ekim seans sonuna kadar işlemlerinin devamı süresince öz kaynak oranı asgari yüzde 20 olacak şekilde esnek olarak uygulanabilmesine karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/7-sirketin-130-yatirim-fonu-tasfiye-edildi-87707</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls&#039;tan oluşan 7 portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu ve katılma payları TEFAS&#039;ta işlem gören tüm yatırım fonları işleme kapatılırken, bu şirketlere ait 130 yatırım fonu için tasfiye kararı verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yabanci-coban-uygulamasinda-yeni-donem-87706</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 13:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı çoban uygulamasında yeni dönem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği (TÜDKİYEB) Genel Başkanı Turan Saldırıcıer, Birlik Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'de küçükbaş hayvancılıkta karşı karşıya kalınan en önemli yapısal sorunlardan birinin, sürülerin başında görev yapacak nitelikli ve sürekli iş gücünün temini olduğunu söyledi.</p>
<p>Tarım ve Orman, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Dışişleri ve İçişleri bakanlıkları ile gerçekleştirdikleri görüşmelerde sektörün sahadaki gerçek ihtiyaçlarını ortaya koyduklarını anlatan Saldırıcıer, yürüttükleri çalışmalar sonucunda, iş gücü ihtiyacının mevzuata uygun, kayıtlı ve denetlenebilir bir sistem içerisinde karşılanmasına yönelik oluşturdukları modeli ilk olarak Sivas'ta uygulayacaklarını ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aabc036021a0-1789640758.jpg" alt="" width="700" height="394" /><strong>"Üretim devamlılığı için önem taşıyor"</strong></p>
<p>Yerli iş gücünün öncelikleri olduğuna dikkati çeken Saldırıcıer, şöyle devam etti:</p>
<p>"Merkez Birliği olarak temel önceliğimiz, sürü yöneticiliğinin Türkiye'de güçlü ve itibarlı bir meslek haline gelmesi, gençlerimizin ve çalışma çağındaki vatandaşlarımızın bu alana yönlendirilerek yerli iş gücünün sektöre kazandırılmasıdır. Sahadaki mevcut iş gücü açığı, birçok yetiştiricimizin üretimini doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle yerli iş gücünün yeterli olmadığı durumlarda, mevzuata uygun, kayıtlı, denetlenebilir ve sosyal güvence kapsamında alternatif iş gücünün sisteme dahil edilmesi üretimin devamlılığı açısından önem taşımaktadır."</p>
<p><strong>Yurt dışından gelecek sürü yöneticileri</strong></p>
<p>Saldırıcıer, Birlik olarak inisiyatif aldıklarını dile getirerek, bu anlayışla, yetiştiricilerin ihtiyaç duydukları iş gücünün kayıtlı ve hukuka uygun şekilde temin edilebilmesi amacıyla gerekli çalışmaları başlatarak model oluşturduklarını söyledi.</p>
<p>Söz konusu modelin temelinde, sürecin kayıt dışı yürütülmemesi, yetiştiricinin işlemler karşısında yalnız bırakılmaması ve çalışan ile işveren arasındaki ilişkinin hukuki güvenceye kavuşturulmasının bulunduğunu vurgulayan Saldırıcıer, "Uygulama, ilgili mevzuat ve resmi prosedürler doğrultusunda yürütülmektedir. Yurt dışından gelecek sürü yöneticilerine ilişkin işlemler, çalışma izni, işveren kaydı, iş sözleşmesi ve ilgili kurumların değerlendirmeleri doğrultusunda yürütülmektedir." diye konuştu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yabanci-coban-uygulamasinda-yeni-donem-87706</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/coban.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜDKİYEB Genel Başkanı Turan Saldırıcıer, &quot;Uygulama, ilgili mevzuat ve resmi prosedürler doğrultusunda yürütülmektedir. Yurt dışından gelecek sürü yöneticilerine ilişkin işlemler, çalışma izni, işveren kaydı, iş sözleşmesi ve ilgili kurumların değerlendirmeleri doğrultusunda yürütülmektedir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-arpa-satislarina-basladi-87708</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO arpa satışlarına başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü, Türkiye'de bu yıl hububat hasadının tamamlandığını açıkladı.</p>
<p>Rekor seviyeye ulaşan üretimle birlikte, yurt içi tüketimi karşılayacak düzeyde güçlü bir arz oluştuğu belirtilen açıklamada, üretimdeki bu yüksek seyrin, TMO alımlarına da yansıdığına işaret edildi. Kurumun üreticilerden yüksek miktarda buğday ve arpa alımı gerçekleştirdiğine dikkat çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"TMO 2026-27 satış sezonunda, ekim ayında başlaması planlanan buğday ve arpa satış programını, piyasa gelişmeleri ve sektör ihtiyaçlarını da dikkate alarak, öncelikle buğdayda öne çekip, 1 Eylül itibarıyla TÜRİB üzerinden başlatmıştır. 17 Eylül itibarıyla da yurt içi yem ham maddesi arzını artırmak, ilgili sektörlerin alternatif yem ham maddelerine erişimini kolaylaştırmak ve piyasa istikrarına katkı sağlamak amacıyla, TMO stoklarında bulunan arpanın satışına başlanmıştır."</p>
<p>Arpa satışlarının ilk etapta büyükbaş ve küçükbaş besicilere, yetiştiricilere ve yem fabrikalarına yönelik olacağına değinilen açıklamada, "TMO, her sezon olduğu gibi bu sezon da yurt içi ve uluslararası piyasalardaki gelişmeleri yakından izlemeye, arz-talep dengesi, fiyat oluşumları ve sektör ihtiyaçlarını birlikte değerlendirerek, proaktif bir yaklaşımla gerekli tedbirleri zamanında almaya devam edecektir." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, satışlara ilişkin ayrıntılı bilginin, TMO iş yerlerinden alınabileceği de aktarıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-arpa-satislarina-basladi-87708</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/7/1280x720/arpa-1762675010.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO Genel Müdürlüğü, stoklardaki arpanın satışına başlandığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-katilimevim-ve-birevimi-satin-almak-icin-gorusmelere-basladi-87699</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım, Katılımevim ve Birevim&#039;i satın almak için görüşmelere başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ, bağlı ortaklığı olan Emlak Katılım Tasarruf Finansman AŞ'nin, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ve Birevim Tasarruf Finansman AŞ'nin satın alınmasına yönelik görüşmelere başladığını bildirdi.</p>
<p>Bankanın bağlı ortaklığının söz konusu satın alma görüşmeleri hakkında Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamada, "Bankamız bağlı ortaklığı olan Emlak Katılım Tasarruf Finansman AŞ büyüme stratejisi kapsamında Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ve Birevim Tasarruf Finansman AŞ'nin satın alınmasına yönelik görüşmelere başlamıştır. Sürece ilişkin gerekli açıklamalar, ilgili mevzuat çerçevesinde ayrıca kamuoyuna duyurulacaktır." ifadeleri kullanıldı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-katilimevim-ve-birevimi-satin-almak-icin-gorusmelere-basladi-87699</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım&#039;ın, Katılımevim ve Birevim&#039;in satın alınmasına yönelik görüşmelere başlandığı duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-dis-borc-177-milyar-dolari-asti-87698</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısa vadeli dış borç temmuzda 177 milyar doları aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), temmuz ayına ait kısa vadeli dış borç (KVDB) istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, KVDB stoku bu dönemde bir önceki aya göre yüzde 3,8 artarak 177,1 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 248,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankalar kaynaklı KVDB stoku, söz konusu dönemde yüzde 4,3 artarak 77,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri, temmuzda aylık bazda yüzde 23,5 artarak 9,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 7 artışla 19,8 milyar dolar olurken banka hariç mevduatlar yüzde 1,1 artışla 21,6 milyar dolara yükseldi. TL cinsinden toplam mevduat yükümlülükleri ise yüzde 0,5 azalarak 26,6 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, yüzde 3,6 yükselişle 74,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 2,4 artarak 65,1 milyar dolar olurken nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 13,1 artarak 9,7 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,3’ünü dolar, yüzde 26,5’ini avro, yüzde 26'sını Türk lirası ve yüzde 13,2'sini diğer döviz cinsleri oluşturdu.</p>
<p>Kalan vadeye göre KVDB stokunda, mevduat yükümlülükleri 68 milyar dolara, kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri 77,8 milyar dolara yükseldi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-dis-borc-177-milyar-dolari-asti-87698</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/8/1280x720/dollar-dolar-1786610270.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın temmuz verilerine göre kısa vadeli dış borç stoku, aylık bazda yüzde 3,8 artışla 177,1 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-147-azaldi-87697</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut satışları yıllık yüzde 14,7 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait konut ve iş yeri satış istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde satılan ilk el konut sayısı, ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 4,5 azalarak 44 bin 378'e geriledi. İkinci el konut sayısı aynı dönemde yüzde 19,4 azalışla 83 bin 32 oldu.</p>
<p>Böylece, geçen ay satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 14,7 düşüşle 127 bin 410 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 34,8, ikinci el olanların payı yüzde 65,2 oldu.</p>
<p>Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,2 artarak 22 bin 131 olarak hesaplandı.</p>
<p>Diğer konut satışları ise ağustosta yıllık bazda yüzde 18,3 azalışla 105 bin 279 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 17,4, diğer satışların payı yüzde 82,6 oldu.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, ağustos 2025'in aynı ayına göre ilk el konut satışları yüzde 4,5, ikinci el konut satışları yüzde 19,4 azaldı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde de bir önceki aya göre ilk el konut satışları yüzde 3,5, ikinci el konut satışları yüzde 0,7 arttı.</p>
<p><strong>Yabancılara 1938 konut satıldı</strong></p>
<p>Yabancılara yapılan konut satışları, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,1 artarak 1938 oldu. Ağustosta, toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,5 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Geçen ay uyruklarına göre en fazla konut satışı 343 ile Rusya, 147 ile Ukrayna, 140 ile İran vatandaşlarına yapıldı.</p>
<p><strong>Ocak-ağustos dönemi</strong></p>
<p>Bu yılın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla ilk el konut satış sayısı yüzde 1,4 azalarak 308 bin 394 oldu. İkinci el konut satış sayısı aynı dönemde yüzde 9,2 azalışla 642 bin 135'e geriledi. Böylece söz konusu dönemde satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 6,8 azalışla 950 bin 529 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>İpotekli konut satışı, ocak-ağustos döneminde yüzde 27,6 artarak 188 bin 813'e çıktı. Bu yılın 8 aylık döneminde diğer konut satışları, yüzde 12,7 azalışla 761 bin 716'ya geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yabancılara yapılan konut satışları, geçen yılın ocak-ağustos dönemine göre yüzde 6,3 azalarak 13 bin 141 oldu.</p>
<p><strong>İkinci el iş yeri satışı yıllık yüzde 11,1 geriledi</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ilk el iş yeri satış sayısı ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,2 artarak 5 bin 172, ikinci el iş yeri satışı sayısı da yıllık bazda yüzde 11,1 azalarak 10 bin 765 oldu.</p>
<p>Böylece geçen ay satılan toplam iş yeri sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 6,4 düşüşle 15 bin 937 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ülke genelinde ipotekli iş yeri satışları, ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 67,6 artarak 652 olurken diğer iş yeri satışları yüzde 8,1 azalışla 15 bin 285 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise bir önceki aya göre ilk el iş yeri satışları yüzde 5 gerilerken, ikinci el iş yeri satışları aynı kaldı.</p>
<p><strong>Ocak-ağustos dönemi</strong></p>
<p>Türkiye'de ocak-ağustos döneminde ilk el iş yeri satış sayısı, yıllık bazda yüzde 2,8 artarak 34 bin 843, ikinci el iş yeri satışları da yüzde 8,3 azalarak 83 bin 355 oldu.</p>
<p>Böylece yılın 8 ayında satılan toplam iş yeri sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,3 azalışla 118 bin 198 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde ipotekli iş yeri satışı yüzde 65,5 artışla 5 bin 352'ye çıktı. Aynı dönemde diğer iş yeri satışları ise yüzde 7,2 düşüşle 112 bin 846'ya geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-147-azaldi-87697</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/konut-1758522292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre ülke genelinde satılan toplam konut sayısı, geçen yıla kıyasla yüzde 14,7 azalarak 127,4 bine geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/buyukbas-sayisi-178-kucukbas-608-milyon-oldu-87696</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükbaş sayısı 17,8, küçükbaş 60,8 milyon oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait hayvancılık istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, büyükbaş hayvan sayısı haziranda 17 milyon 805 bin oldu. Sığır sayısı aynı ayda geçen yılın aralık ayına göre, yüzde 0,5 artarak 17 milyon 640 bin, manda sayısı ise yüzde 0,2 azalarak 164 bin 508 olarak belirlendi.</p>
<p>Küçükbaş hayvan sayısı aynı ayda 60 milyon 815 bin olarak kaydedildi. Koyun sayısı haziranda geçen yılın aralık ayına göre, yüzde 6 artarak 49 milyon 473 bin, keçi sayısı ise yüzde 1,4 yükselişle 11 milyon 342 bin olarak tespit edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/buyukbas-sayisi-178-kucukbas-608-milyon-oldu-87696</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/0/1280x720/hayvan-yemi-hayvancilik-1769933265.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre, büyükbaş hayvan sayısı 17,8 milyon, küçükbaş hayvan sayısı 60,8 milyon olarak kayıtlara geçti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-istanbulun-ve-sermaye-piyasalarinin-isleyisiyle-ilgili-temel-veya-yapisal-bir-risk-bulunmuyor-87694</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Borsa İstanbul&#039;un ve sermaye piyasalarının işleyişiyle ilgili temel veya yapısal bir risk bulunmuyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal İstikrar Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandı. </p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığından yapılan açıklamada, Finansal İstikrar Komitesinin Bakan Şimşek başkanlığında toplandığı ve sermaye piyasalarındaki son gelişmeleri ele aldığı ifade edildi.</p>
<p>Bu çerçevede, piyasalardaki hareketliliğin, sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketlerinin uhdesindeki bazı fonlarda yaşanan kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığının değerlendirildiği vurgulanan açıklamada, şu değerlendirmeye yer verildi:</p>
<p>"Borsa İstanbul'un ve sermaye piyasalarımızın işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmamaktadır. Sorun, fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaşmakta olup geçici ve yönetilebilir niteliktedir. Bu çerçevede Komite, piyasaların sağlıklı işleyişinin sürdürülmesi ve makrofinansal istikrarın korunması amacıyla alınabilecek tedbirleri değerlendirmiştir. Bu kapsamda gerekli tüm tedbirler ilgili kurumlarımız tarafından süratle uygulamaya konulacaktır. Kararlaştırılan tedbirler, başta likidite sıkışıklığının giderilmesi ve bulaşma riskinin önlenmesine yönelik olacaktır. Diğer taraftan piyasa bozucu eylemlerde bulunduğu belirlenenler hakkında düzenleyici ve denetleyici kurumlarımız yetkilerini kararlılıkla kullanmaya devam edecektir."</p>
<p>Açıklamada, bu süreçte vatandaşların yalnızca resmi kaynaklardan yapılan açıklamaları dikkate almaları tavsiyesinde bulunularak, "Komitemiz gelişmeleri yakından takip edecek ve kamuoyunu gelişmelerden düzenli olarak bilgilendirecektir." ifadesi kullanıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-istanbulun-ve-sermaye-piyasalarinin-isleyisiyle-ilgili-temel-veya-yapisal-bir-risk-bulunmuyor-87694</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/mehmet-simsek.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finansal İstikrar Komitesi toplantısının ardından yapılan açıklamada, &quot;Borsa İstanbul&#039;un ve sermaye piyasalarımızın işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmamaktadır. Sorun, fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaşmakta olup geçici ve yönetilebilir niteliktedir.&quot; denildi. Açıklamada, &quot;Kararlaştırılan tedbirler, başta likidite sıkışıklığının giderilmesi ve bulaşma riskinin önlenmesine yönelik olacaktır.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/27-ildeki-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-87693</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 11:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> 27 ildeki alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>27 ildeki bazı alanların orman sınırları dışına çıkarılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Afyonkarahisar, Ankara, Balıkesir, Bingöl, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Isparta, İstanbul, Karaman, Kayseri, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Rize, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon ve Uşak'ta bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı.</p>
<p>Kararda, söz konusu alanların koordinatları ve haritalarına da yer verildi.</p>
<p>Bu alanların iki katından az olmamak üzere, devletin hüküm ve tasarrufu altında veya hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazlardan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü tarafından Orman Genel Müdürlüğüne orman tesis etmek üzere tahsis yapılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/27-ildeki-alanlar-orman-sinirlari-disina-cikarildi-87693</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/3/1280x720/orman-1789632719.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı&#039;yla, Afyonkarahisar, Ankara, Balıkesir, Bingöl, Bolu, Bursa, Çorum, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Isparta, İstanbul, Karaman, Kayseri, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Rize, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon ve Uşak&#039;ta bazı alanlar orman sınırları dışına çıkarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yatak-yan-sanayisinde-hedef-3-milyar-dolarlik-ihracat-87689</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 10:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatak yan sanayisinde hedef 3 milyar dolarlık ihracat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/İSTANBUL</strong></p>
<p>Uluslararası Yatak Endüstrisi Derneği (IBIA) ile Birleşik Fuarcılık (BİFAŞ) tarafından düzenlenen IBIA EXPO Yatak Yan Sanayi ve Teknolojileri Fuarı, İstanbul Fuar Merkezi’nde 5. kez gerçekleştiriliyor.</p>
<p>19 Eylül’e kadar devam edecek fuar, Türkiye’nin yatak üretim ekosistemindeki makine, teknoloji ve yan sanayi gücünü uluslararası pazarlara taşımayı hedefliyor. Bu yıl 10 bin metrekarelik alanda düzenlenen fuarda Türkiye’nin yanı sıra farklı ülkelerden yaklaşık 100 firma ürün ve teknolojilerini sergiliyor. Organizasyon kapsamında ABD ve Avrupa başta olmak üzere Brezilya, Hindistan ve İran’ın da aralarında bulunduğu 90’ın üzerinde ülkeden sektör profesyonelinin ziyaret edilmesi bekleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab96efd741a-1789630191.jpeg" alt="" width="555" height="370" /></p>
<h2>“Yeni hedef 3 milyar dolarlık ihracat”</h2>
<p>Fuarın açılışında konuşan IBIA ve Elektroteks Makine Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, yatak yan sanayi ve teknolojileri sektörünün ihracat kapasitesini büyütmek için IBIA EXPO’nun önemli bir platform olduğunu belirtti. Güler, sektörün yıllık ihracatını fuarın sağlayacağı yeni ticari bağlantılarla 3 milyar doların üzerine çıkarmayı hedeflediklerini ifade etti. Hedef, Türkiye’nin yatak üretimindeki mevcut kapasitesinin yanı sıra makine, teknoloji ve yan sanayi ihracatını da küresel pazarlarda daha yüksek bir seviyeye taşımayı amaçlıyor.</p>
<h2>“Küresel daralmaya rağmen ilgi artıyor”</h2>
<p>IBIA EXPO’yu IBIA ile birlikte düzenleyen Birleşik Fuarcılık (BİFAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Ümit Vural ise küresel ekonomide yaşanan zorlu koşullara rağmen fuara yönelik uluslararası ilginin arttığını söyledi. Fuarın, üretici ve tedarikçileri yeni pazarlardaki alıcılarla buluşturmasının sektörün ihracat bağlantılarını güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab971d84fc0-1789630237.jpg" alt="" width="558" height="372" /></p>
<h2>“Türkiye’nin dünya yatak endüstrisindeki önemi büyük”</h2>
<p>Brezilya Yatak Endüstrisi Derneği (ABICOL) Başkan Yardımcısı Andrey Dos Anjos, Türkiye’nin küresel yatak endüstrisinde önemli bir konuma sahip olduğunu belirterek, Türkiye’nin sektörü IBIA aracılığıyla başarıyla temsil ettiğini dile getirdi. TİM Hizmet İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Yamankaradeniz de fuarların ihracatçı sektörler açısından önemine dikkat çekti. Hizmet İhracatçıları Birliği olarak özellikle ihracatta öncelikli sektörlere yönelik fuarları desteklediklerini belirten Yamankaradeniz, hizmet ihracatının Türkiye ekonomisinin önemli ihracat kalemlerinden biri haline geldiğini söyledi. Yamankaradeniz, Türkiye’nin yıllık hizmet ihracatının 125 milyar dolar seviyesine ulaştığını ve ülkenin mal ihracatının yanı sıra hizmet ihracatıyla da küresel ticarette ağırlığını artırdığını ifade etti.</p>
<h2>“Bir sonraki buluşma 2028’de”</h2>
<p>Açılış konuşmalarının ardından IBIA ve BİFAŞ yöneticileri ile sektör temsilcileri fuara katılan firmaların stantlarını ziyaret etti. Bu yıl 5. kez düzenlenen IBIA EXPO Yatak Yan Sanayi ve Teknolojileri Fuarı 19 Eylül Cumartesi günü sona erecek. Fuar organizasyonunun bundan sonraki süreçte iki yılda bir düzenlenmesi planlanırken, 6. IBIA EXPO’nun Eylül 2028’de gerçekleştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yatak-yan-sanayisinde-hedef-3-milyar-dolarlik-ihracat-87689</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/9/1280x720/yatak-yan-sanayisinde-hedef-3-milyar-dolarlik-ihracat-1789630221.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyada 40 milyar dolarlık ekonomik hacme ulaşan yatak üretim sektörünün tedarikçilerini buluşturan IBIA EXPO, 5. kez kapılarını açtı. 10 bin metrekarelik alanda yaklaşık 100 firmanın katılımıyla düzenlenen fuarda, 90’ın üzerinde ülkeden sektör profesyonelinin ağırlanması bekleniyor. IBIA Başkanı Osman Güler, Türkiye’nin yatak yan sanayi ve teknolojilerindeki yıllık ihracatını fuarın katkısıyla 3 milyar doların üzerine taşımayı hedeflediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/teiasin-ana-statusu-yururluge-girdi-87692</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEİAŞ&#039;ın ana statüsü yürürlüğe girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketinin (TEİAŞ) hukuki yapısı, faaliyet alanları, teşkilat yapısı ve mali hükümlerini düzenleyen ana statüsüyle ilgili Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, tüzel kişiliğe sahip ve sermayesinin tamamı devlete ait iktisadi devlet teşekkülü olarak faaliyet gösteren TEİAŞ'ın sermayesi 17 milyar 731 milyon 798 bin 237 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Ana statü kapsamında TEİAŞ'ın elektrik iletim tesislerinin planlanması, kurulması, işletilmesi, bakım ve onarımı, iletim sisteminin güvenilirliğinin izlenmesi, yük dağıtımı ve frekans kontrolü gibi faaliyetleri düzenlendi.</p>
<p>Yeni düzenlemeyle, 29 Haziran 2001 tarihli ve 24447 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan TEİAŞ ana statüsü yürürlükten kaldırıldı. Yeni ana statü yayımı tarihinde yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/teiasin-ana-statusu-yururluge-girdi-87692</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEİAŞ hukuki yapısı, faaliyet alanları, teşkilat yapısı ve mali hükümlerini düzenleyen ana statüsü yürürlüğe girdi. Karara göre, tamamı devlete ait iktisadi devlet teşekkülü olarak faaliyet gösteren TEİAŞ&#039;ın sermayesi 17,7 milyar lira olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akfenin-sermaye-artirim-basvurusuna-onay-87688</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 09:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akfen&#039;in sermaye artırımı başvurusuna onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre Kurul, Akfen Yenilenebilir Enerji AŞ'nin 5 milyar 985 milyon liralık bedelsiz sermaye artırımını onayladı.</p>
<p>Fair Finansman AŞ'nin 410 milyon liralık, Shell &amp; Turcas Petrol AŞ'nin 9 milyar liralık, Ulusal Faktoring AŞ'nin 1,62 milyar liralık, QNB Finansal Kiralama AŞ'nin 6,5 milyar liralık, Fiba Faktoring AŞ'nin 1 milyar 116 milyon liralık, Trive Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 330 milyon liralık, Alternatifbank AŞ'nin 500 milyon dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurularına izin verildi.</p>
<p>SPK, "Neo Portföy Yönetimi AŞ MTL Girişim Sermayesi Yatırım Fonu"nun katılma paylarının ihracına ilişkin ihraç belgesini onayladı.</p>
<p>AHL Gold E-Ticaret AŞ'nin "Ahlatcı Kripto Varlık Alım Satım Platformu AŞ" ünvanlı yeni bir platform kurulması talebi olumlu karşılandı.</p>
<p><strong>Suç duyuruları</strong></p>
<p>Kurul, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ (KTLEV) ile Gündoğdu Gıda Süt Ürünleri Sanayi ve Dış Ticaret AŞ (GUNDG) hakkında yapılan inceleme sonucunda 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.</p>
<p>Destek Finans Faktoring AŞ (DSTKF) hakkında yapılan inceleme sonucunda ise bir kişi hakkında daha suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.</p>
<p>Suç duyurularının, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107/1. maddesinde düzenlenen "işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı" suçu kapsamında yapılacağı bildirildi.</p>
<p>SPK, Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring AŞ pay piyasalarında gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu bulunan 38 kişi ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ hakkında Borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda 2 yıl işlem yapma yasağı uygulanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Söz konusu 38 kişiden lisans sahibi olan 10 kişinin tüm lisanslarının işlem yapma yasağı süresi boyunca iptal edilmesi kararı alındı.</p>
<p><strong>Erişim engeli kararları</strong></p>
<p>Kurul, Sermaye Piyasası Kanunu'nun birinci maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen sermaye piyasalarında izinsiz olarak faaliyette bulunulmasının engellenmesi amacıyla 5 internet sitesine erişimin engellenmesine karar verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akfenin-sermaye-artirim-basvurusuna-onay-87688</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, Akfen Yenilenebilir Enerji&#039;nin bedelsiz sermaye artırımı ile 7 şirketin borçlanma aracı ihraç başvurusunu onayladı. Kurul, Katılımevim, Gündoğdu Gıda ve Destek Finans Faktoring pay piyasalarındaki işlemleri nedeniyle 38 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/3-ilde-358-bin-hektarlik-ek-petrol-arama-alani-87686</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3 ilde 35,8 bin hektarlık ek petrol arama alanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün petrol hakkına müteallik kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO), Şanlıurfa sınırları içerisinde sahip bulunduğu 5 bin 14 hektarlık "AR/TPO/K/M42-a4" pafta nolu petrol arama ruhsat sahasına hidrokarbon potansiyelinin değerlendirilmesi amacıyla 35 bin 783 hektarlık "M42-a1, a2, a3" paftalarının ilave edilmesi kararlaştırıldı.</p>
<p>Öte yandan, TPAO'nun Mardin'de 31 bin 556 hektarlık sahasına ilişkin petrol arama ruhsatının süresinin, bölgenin hidrokarbon potansiyeli belirlenerek ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla, 22 Ekim 2026'dan 22 Ekim 2028'e kadar iki yıl uzatılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/3-ilde-358-bin-hektarlik-ek-petrol-arama-alani-87686</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/0/1280x720/petrol-1769497251.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun, Adıyaman, Diyarbakır ve Şanlıurfa&#039;daki ruhsat sahalarına 35 bin 783 hektarlık alan eklenmesine karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/surdurulebilir-ekonomi/biyodonusum-plastik-kirliligine-ara-cozum-olur-mu-87672</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biyodönüşüm, plastik kirliliğine ara çözüm olur mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Plastik kullanımını azaltmak, ürünleri yeniden kullanmak ve atıkları geri dönüştürmek temel hedef. Peki bu dönüşüm sürerken, toplanamayan ve doğaya karışan plastikler için bir ara çözüm mümkün mü?</p>
<p>Temiz Dünya Çevre Teknolojileri, plastik üretiminde kullanılan Polymateria’nın geliştirdiği biyodönüşüm teknolojisini 2023’ten bu yana Türkiye’de temsil ediyor. Söz konusu katkı, ambalaj üretilirken plastik hammaddesine ekleniyor. Amaç, ürünün kullanım sırasında dayanıklılığını koruması. Böylece doğaya karıştığında uygun koşullarda mikroorganizmaların parçalayabileceği bir yapıya dönüşmesi. Teknoloji, polietilen ve polipropilen gibi yaygın plastiklere uygulanıyor.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Mart 2026’da görüşe açtığı Tek Kullanımlık Plastiklere İlişkin Yönetmelik Taslağı da yeni kısıtlamalar öngörüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab8146335bf-1789624646.jpg" alt="" width="700" height="525" />Türkiye bu adımlara hazırlanırken biyodönüşümün bir geçiş çözümü olup olamayacağını, Temiz Dünya Çevre Teknolojileri Genel Müdürü Orkan Uzunyayla ile konuştuk. Orkan Uzunyayla, şirketin yaklaşımını anlatmaya plastik kullanımını azaltma hedefinden başlıyor: “Biz hiçbir zaman plastik kullanmaya devam edin, nasıl olsa biyodönüşür demiyoruz. Birinci öncelik plastik kullanımını azaltmak, yeniden kullanmak ve mümkün olan her durumda geri dönüştürmektir. Biyodönüşüm ise bu sistemlerin dışında kalan plastikler için ek bir güvenlik katmanı oluşturuyor.”</p>
<h2>Katkı üretim sırasında ekleniyor</h2>
<p>Teknoloji, üretimde plastik hammaddesine yaklaşık yüzde 2 oranında katkı karışımı eklenmesiyle uygulanıyor. “Masterbatch” adı verilen katkı karışımı, plastiğin uygun çevre koşullarında biyolojik olarak parçalanabilir hale gelmesini sağlamak amacıyla üretim sırasında hammaddeye ekleniyor. Dolayısıyla uygulama, çevredeki mevcut plastik atıkların üzerine sonradan dökülen bir maddeye dayanmıyor, ürünün en baştan bu katkıyla üretilmesi gerekiyor. Orkan Uzunyayla, teknolojinin mevcut üretim hatlarında uygulanabildiğini belirtiyor: “Yaklaşık yüzde 2 oranında katkı maddesiyle mevcut üretim süreçlerine dahil edilebildiği için üreticinin tamamen yeni bir üretim hattı kurması gerekmiyor.”</p>
<p>Bir ambalaj üzerinden anlatıldığında ise şirketin ana hedefi ürünün, raf ömrü boyunca işlevini koruyarak, kullanıldıktan sonra toplanıp geri dönüştürülmesi. Toplanamayıp çevreye karıştığı durumlarda ise uygun koşullarda plastiği oluşturan uzun molekül zincirlerinin parçalanarak mumsu bir maddeye dönüşmesi. Ardından bu maddenin topraktaki mikroorganizmalar tarafından tüketilmesi. Orkan Uzunyayla, raf ömrünün kullanım ihtiyacına göre ayarlanabildiğini belirterek toplama sistemlerinin dışında kalan atıklara dikkat çekiyor: “En iyi toplama ve geri dönüşüm sistemlerinde dahi bütün plastiklerin sisteme girmesi mümkün değil. Çeşitli nedenlerle atık yönetim sistemlerinin dışında kalan ve çevreye karışan plastikler bulunuyor.”</p>
<p>OECD verilerine göre dünya genelinde 2019’da oluşan 353 milyon ton plastik atığın yalnızca yüzde 9’u geri dönüştürüldü. Aynı yıl yaklaşık 22 milyon ton plastik çevreye karıştı. Uzunyayla, bu nedenle toplama sistemlerinin dışında kalan plastiklerin kalıcılığını azaltacak teknolojilerin de Türkiye’nin döngüsel ekonomi politikalarında değerlendirilmesini istiyor. Çevreye karışan plastiklerin bir bölümünün su yollarıyla denizlere taşınması da şirketin değindiği noktalardan bir tanesi. Uzunyayla, karasal ortamda kalıcılığın azaltılmasının denizlere ulaşan plastik kirliliğini de azaltabileceğini düşünüyor. Bununla birlikte teknolojinin denizdeki plastikleri parçalamak üzere tasarlanmadığını vurguluyor.</p>
<h2>Araştırma ne söylüyor? </h2>
<p>Teknolojinin bilimsel dayanağını sorduğumuz Orkan Uzunyayla, Nature Portfolio bünyesindeki npj Materials Degradation dergisinde yayımlanan çalışmaya işaret ediyor. Araştırmada bu teknolojiyle üretilen plastiklerin belirli koşullarda biyolojik olarak parçalanabildiğine ilişkin bulgular bulunduğunu söylüyor. Polymateria ile bağlantılı araştırmacıların da çalışmada yer aldığını belirterek, “Biz bu çalışmayı hakemli akademik çalışma olarak değerlendiriyoruz ancak bağımsız bilimsel doğrulama şeklinde nitelendirmiyoruz” diyor.</p>
<h2>20’nin üzerinde üretici kullandı </h2>
<p>Şirketin verdiği bilgiye göre teknoloji Türkiye’de de ticari olarak kullanılmaya başlandı. Uzunyayla, “Bugüne kadar 20’nin üzerinde büyük tek kullanımlık plastik üreticisinin bu teknolojiyi kullanarak üretim gerçekleştirdiğini görüyoruz. Bu şirketlerin bazıları ihracat da gerçekleştiriyor. Bazı yerli markalar ise teknolojiyi ürünlerine adapte etmeye başladı” diyor. Türkiye açısından ise temel soru, plastik kullanımı azaltılıp toplama sistemleri geliştirilirken biyodönüşümün doğaya karışan atıklar için bir ara çözüm olup olamayacağı. Yanıt ise biyodönüşüm teknolojisinin çevresel faydasının, geri dönüşüme etkisinin ve mevzuata uygunluğunun incelenmesine bağlı. Orkan Uzunyayla’nın talebi de bu incelemenin yapılması: “Biz herhangi bir teknolojinin doğrudan mevzuata alınmasını talep etmiyoruz. Öncelikle teknolojinin bilimsel, teknik ve çevresel açıdan kapsamlı şekilde değerlendirilmesini istiyoruz” diyor. Bakanlığın ilgili birimleri, TÜBİTAK, TSE, TÜRKAK, üniversiteler ve geri dönüşüm sektörünün birlikte çalışmasını öneren Uzunyayla, uygun bulunması halinde farklı ürün gruplarında pilot uygulamalar yapılabileceğini söylüyor.</p>
<h2>Geri dönüşüm sorumluluğu sürüyor </h2>
<p>“Nasıl olsa yok oluyor” düşüncesinin plastik kullanımını artırma ihtimali de tartışmanın bir parçası. “Biyodönüşüm tüketicinin geri dönüşüm sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor” diyen Uzunyayla, teknolojiyi bir plastik kullanım lisansı olarak görmediklerini vurguluyor. Hedeflerini ise şöyle anlatıyor: “Biyodönüşüm teknolojisinin hangi ürünlerde, hangi koşullarda ve hangi standartlarla kullanılabileceğini ortaya koymak istiyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/surdurulebilir-ekonomi/biyodonusum-plastik-kirliligine-ara-cozum-olur-mu-87672</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/7/2/1280x720/orkan-uzunyayla-1789624690.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Plastik kullanımını azaltmak, yeniden kullanım ve geri dönüşüm önceliğini korurken, sistemin dışında kalan plastiklere ne olacağı sorgulanıyor. Türkiye’de 20’nin üzerinde üreticinin kullandığı biyodönüşüm teknolojisi, doğaya karışan plastiklerin kalıcılığını azaltmayı hedefliyor. Temiz Dünya Çevre Teknolojileri Genel Müdürü Orkan Uzunyayla, “Biyodönüşüm plastik kullanmaya devam etmenin gerekçesi değil; atık yönetiminin dışında kalan plastikler için ek bir güvenlik katmanı” diyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/kuresel-tahvil-piyasasinda-deprem-87669</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel tahvil piyasasında deprem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aab7cf7ac3b3-1789623543.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel tahvil piyasalarında satış baskısı, artık tek bir ülkenin para politikası beklentisiyle açıklanamayacak boyuta ulaştı. Ortadoğu’daki savaşın petrol fiyatlarını 100 doların üzerine taşıması, enflasyonun yeniden kalıcı hale gelebileceği endişelerini güçlendirdi. Bu tablo, bir yandan merkez bankalarının faiz indirim planlarını ötelemesine, diğer yandan yeni faiz artışlarının fiyatlanmasına yol açıyor. Sonuç ise küresel tahvil piyasalarında aynı anda yükselen getiriler oldu.</p>
<p>G7 ülkelerinin 10 yıllık tahvil getirilerinin ortalaması yüzde 4,285’e çıkarak 2008’den bu yana en yüksek seviyeyi görürken, ABD, Avrupa ve Japonya tahvillerindeki hareket satış dalgasının küresel niteliğini ortaya koydu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab7db7a8488-1789623735.png" alt="" width="650" height="174" /></p>
<h2>ABD’de 19 yıllık zirve</h2>
<p>ABD tahvil piyasası satış dalgasının merkezinde yer alıyor. Gösterge niteliğindeki 10 yıllık ABD Hazine tahvilinin getirisi yüzde 5,04’e kadar yükselerek Temmuz 2007’den bu yana en yüksek seviyeyi gördü. 30 yıllık tahvilin getirisi de yüzde 5,40’ın üzerine çıktı.</p>
<p>Yükselişin arkasındaki en önemli unsur ise petrol şokunun enflasyon üzerindeki etkisine ilişkin endişeler. Brent petrolün 109 dolara kadar çıkması, yatırımcıların ABD Merkez Bankası’nın faizleri artırabileceği beklentisini güçlendirdi. ABD’nin yaklaşık 40 trilyon dolarlık borç yüküne ilişkin endişeler ve yüksek bütçe açıkları da uzun vadeli tahviller üzerindeki baskıyı artıran diğer unsurlar arasında.</p>
<h2>Avrupa’da satış dalgası vadelere yayıldı</h2>
<p>Avrupa’da da enerji şoku tahvil piyasasının bütün eğrisine yayılan bir satış baskısı yarattı. Avrupa Merkez Bankası, 10 Eylül’deki toplantısında üç temel politika faizini 25’er baz puan artırdı. ECB’nin yeni projeksiyonlarında 2026 enflasyon beklentisi yüzde 3’e yükselirken, 2027 beklentisi yüzde 2,5 olarak açıklandı. </p>
<h2>Almanya ve Fransa’da borçlanma maliyeti hızla yükseliyor </h2>
<p>Bu durum Avrupa tahvillerinde getirilerin sert biçimde yükselmesine yol açtı. Almanya’nın 10 yıllık tahvil faizi yüzde 3,57 ile 2009’dan bu yana en yüksek seviyeyi gördü. 2 yıllık faiz yüzde 3,32’ye, 5 yıllık faiz yüzde 3,38’e, 20 yıllık faiz yüzde 3,89’a ve 30 yıllık faiz yüzde 3,91’e çıktı. Fransa’da ise 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,55’e yükselirken, 30 yıllık getiri yüzde 5,18’e ulaştı.</p>
<p>İngiltere piyasasında da benzer bir tablo var. 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,43'e, 30 yıllık getiri ise yüzde 5,95'e kadar yükseldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Japonya da küresel dalgaya katıldı</span></h2>
<p>Küresel tahvil satışının üçüncü ayağını ise Japonya oluşturuyor. Japonya’nın 10 yıllık devlet tahvili getirisi yüzde 3,04’e çıkarak yaklaşık 30 yılın zirvesini gördü. Japonya Merkez Bankası’nın 17-18 Eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25’e çıkarması bekleniyor. Bu gerçekleşirse politika faizi yaklaşık 31 yılın en yüksek seviyesine ulaşacak. Piyasaların dikkatini yalnızca faiz kararına değil, Başkan Kazuo Ueda’nın sonraki adımlara ilişkin mesajlarına çevirmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/kuresel-tahvil-piyasasinda-deprem-87669</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/finans-piyasalar-borsa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petrol fiyatlarındaki sıçrama ve merkez bankalarının yeniden faiz artıracağı beklentisi, küresel tahvil piyasalarında satış dalgasını derinleştirdi. ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 5,04 ile 2007’den, Almanya’nın 10 yıllık faizi yüzde 3,57 ile 2009’dan bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Japonya’da ise 10 yıllık tahvil faizi 30 yılın zirvesini gördü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-1510-bedelsiz-onaylaninca-yuzde-285lik-ozvarlik-kari-kalir-mi-87668</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 1.510 bedelsiz onaylanınca yüzde 28,5’lik özvarlık kârı kalır mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada son 5 çeyreklik verilere göre özvarlık kârlılığı %8’in üzerinde olan 24 şirket bulunuyor. Bunlardan altısı özsermaye verimliliğinde %15 sınırını aşmayı başardı. Şirketlerin ne denli başarılı yönettiğini gösteren kârlılık oranlarını incelerken, performansın kaynağı unutulmamalı.</strong></p>
<p>Borsada işlem gören firmaların son 5 çeyreklik bilançoları, sermaye verimliliğinde önce çıkan şirketleri işaret ediyor. Listede Mega Metal %23,01 ortalamayla ilk sırada yer alırken, Kıraç Galvaniz ve Özsu Balık %16’yı geçen diğer iki şirket oldu. Tüketim sektöründen Coca Cola İçecek %15’i aşan bir diğer şirket konumunda. İstikrarlı özsermaye kârlılığı, firmaların kaynaklarını doğru yönettiğinin önemli göstergelerinden biridir. Ancak karar vermeden önce yüksek kârlılık oranlarının yanı sıra, şirketin esas faaliyetinden sağladığı nakit akışıyla borç yapısını da kontrol etmek gerekir.</p>
<h2>Oranlar bu seviyede kalmaz</h2>
<p>Yüzde 23,01 ortalama özvarlık kârlılığıyla listenin ilk sırasında yer alan Mega Metal, 265 milyon TL sermayeye sahip bulunuyor. Bu sermaye borsadaki 655 şirket arasında en düşük 266. Sırada yer alıyor. Yüzde 860 bedelsiz sermaye artırım kararı alan şirketin 2,54 milyar TL’ye sermayesini çıkardığında özsermaye kârlılık oranı da gerileyecek. Altı aylık bilançosuna göre sermaye verimliliği %28,51 seviyesinde bulunan Armada Gıda, sermayesini %1.510 oranında bedelsiz artıracak bir diğer şirket. Mevcut 263,98 milyon TL olan sermayesini 4,25 milyar TL’ye çıkardığında özsermaye kârlılığı da gerileyecek. Şirket; Mersin ve Kazakistan yatırımları için sağladığı 110 milyon dolarlık kredinin ilk dilimini kullandı.</p>
<h2>Bir aydır satışlar etkili</h2>
<p>Kıraç Galvaniz, yüzde 17,25 sermaye verimliliğiyle listenin ikinci sırasında duruyor. 170 milyon TL ile borsadaki en düşük sermayeli 199 şirketten biri. Yılın ilk yarısında satışlarını %160 büyüterek dönem kârını 1,13 milyar TL’ye çıkardı. Hissenin fiyatı, son bir ayda gerilemiş olsa da yılbaşından bu yana yukarı yönlü performansıyla öne çıkıyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab7bf7084e8-1789623287.png" alt="" width="999" height="551" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>GYO HİSSESİ Mİ, GYO FONU MU?</strong></p>
<p>GYO hissesi; yüksek potansiyel, temettü avantajı, haber odaklı fırsatlar, odaklanmış yatırım. Tek şirket riski, analiz sorunu, tahta riski, dalgalanma GYO fonu; profesyonel yönetim, çeşitlendirme, zaman tasarrufu, istikrarlı büyüme. Yönetim ücreti, vasatlık tehlikesi, hantallık, kontrol eksikliği.</p>
<p><strong>Bir ayı aşkın süredir gelen sert satışları aşırı kârın nakde çevrilmesi olarak okumalı</strong></p>
<p>Hedef Holding’in sert fiyat düşüşünün arkasındaki sebep nedir? ● Murat Demir</p>
<p>Murat, Hedef Holding’in fiyatı 5 Ağustos günü en yüksek 396 TL’ye çıktı; sonra taban seriler ağırlıkta olmak üzere günümüze geldi. Düşüş öncesinde hisse üzerinde açığa satış, kredili işlem ve emir iptali yasakları bulunuyordu. Yaşanan düşüşün ardından şirket, özkaynaklarını güçlendirmek amacıyla sermayesini %100 bedelli artırarak 6 milyar TL’ye çıkarma kararı aldı. Zirvesine göre %93’lük hayli yüksek kayba rağmen hâlâ F/K oranı 33,33 ve PD/DD çarpanı 11,17 seviyesinde bulunuyor. Satışları oluşan aşırı kârın realize edilmesi olarak okumak gerekiyor.</p>
<p><strong>Hakim ortak el değiştirirken yabancı gün içi al sat işlemlerle hisseyi dalgalandırdı</strong></p>
<p>Hidropar’da ortak değişimi sonrası BofA neden satış yaptı?</p>
<p>● Kenan Ekşi</p>
<p>Kenan, Hidropar’ın iki büyük ortağı geçtiğimiz ağustosta sermayenin %22,76’sını 6,5 milyon dolara yeni ortağa sattı. Devredilen paylar aynı zamanda oy hakkının %57,09’unu temsil ediyor. Şirketin hakim ortağında değişim yaşanırken aynı süreçte BofA, önce alım yaparak payını %5,39’a çıkardı. Aradan geçen birkaç günün sonrasında ise bu defa satarak %3,94’e düşürdü. Hareketin yapıldığı 20 ve 24 Ağustos günlerinde fiyat makas aralığının yükselmesi yabancının gün içi al sat işlemlerinden kaynaklandı. BofA’nın işlemini kısa süreli kazanç olarak görmeli.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>AYA fonu kâr payı veren hisse senetlerine yatırımla bir yılda %28 yükseldi</strong></p>
<p>Ata Portföy’ün yönettiği Kar Payı Ödeyen Hisse Senedi (TL) Fonu (AYA), bir yıldır yatayda dalgalı hareket ediyor. Geçtiğimiz şubatta en yüksek 19,85 TL’yi görse de devamında sıkışık seyrini sürdürdü. Fonun toplam değeri nisanda 1,24 milyar TL düzeyinde bulunurken sonrasında daralan bir eğilimle günümüze geldi. Tutar şimdilerde 1,08 milyar TL seviyesinde. Mayıstan bu yana fondan para çıkışı yaşanıyor. Eylülde çıkan nakit miktarı 19,1 milyon TL oldu. Yatırımcı sayısı sınırlı bir düşüş yaşarken sayı şimdilerde 9.379 kişi olup doluluk oranı %12,06 seviyesinde. Temel stratejisi, fon varlıklarının temettü verimi sağlayan hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %94,29’u hisse senedi ve %4,53’ü yatırım fonlarından oluşuyor. Bir yılda %27,57 getiri elde ederken endeksin gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Oyak Yatırım, piyasadan %44,34 bileşik faizle 1,2 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Oyak Yatırım Menkul Değerler, 15.09.2026 tarihinde nitelikli yatırımcılara yönelik finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.200.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %38, bileşik faizi %44,34 olarak belirlendi. 69 gün vadeli bononun vadeye isabet eden faizi %7,18 düzeyinde olup, itfa tarihi 23.11.2026 olarak açıklandı. 15 Eylül tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,9 seviyesinde bulunuyor. Oyak Yatırım’in verdiği %38 basit faiz oranı, TLREF’in 1,1 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılayacak. Bono, piyasada TRFOYMDK2614 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab7c48b7207-1789623368.png" alt="" width="968" height="245" /><strong>AKFEN YENİLENEBİLİR ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Aşkale’de kuracağı depolamalı güneş enerjisi santrali için gerekli lisansı aldı</strong></p>
<p>Akfen Yenilenebilir Enerji, %100 bağlı ortaklığı üzerinden Erzurum Aşkale’de kurmayı planladığı Gelinkaya Depolamalı GES projesi için EPDK’dan 49 yıl süreli üretim lisansı aldı. Toplam 35,75 MWm kurulu güce sahip proje, şirketin toplamda 310 MW kapasiteli 6 santrallik yeni yatırım planının lisans onayından geçen ilk ayağını oluşturuyor. Mevcut durumda 887 MW olan kurulu gücün 2028 yılı sonuna kadar 1.200 MW seviyesine ulaşması hedefleniyor. Yılın ilk yarısında gelirini %5 düşürerek 3,4 milyar TL’ye indiren firma, dönem sonunda kârını %43 artırarak 1,4 milyar TL’ye çıkardı.</p>
<p><strong>MASFEN ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Maldivler’deki deniz üstü santrali projesinde 7,5 milyon dolara anlaşmaya vardı</strong></p>
<p>Temmuzda borsada işlem görmeye başlayan Masfen Enerji, Maldivler’de lüks bir turizm tesisinin lagün üzerine kurulacak güneş enerjisi santrali ve batarya depolama projesi için anlaşmaya vardı. Toplam 7,5 milyon dolarlık iki ayrı sözleşme imzalanırken, anlaşma sistemlerin tedariği, montaj ve işletmeye alınmasını kapsıyor. Anlaşmanın TL karşılığı yaklaşık 362,6 milyon liraya denk gelmekte ve tutar yıllık gelirinin %9,45’i seviyesinde bulunuyor. Santralin, uluslararası ölçekte gerçekleştirilen yüksek teknolojili mühendislik projesi olma özelliği taşıdığı belirtildi.</p>
<p><strong>EFOR YATIRIM</strong></p>
<p><strong>İSO’nun ilk 500 arasındaki demir çelik, cam ve çimento firmalarına satış yapacak</strong></p>
<p>Efor Yatırım, dolaylı bağlı ortaklığı aracılığıyla İSO 500 listesinde olduğunu belirttiği demir çelik, cam ve çimento şirketlerine linyit ve metkok satışı yapmak üzere anlaştığını belirtti. Toplam 38 bin tonluk yakıt satışını kapsayan anlaşmaların şirketin konsolide cirosuna yaklaşık 15 milyon dolarlık katkı sağlaması bekleniyor. Tutar Efor Yatırım’ın yıllık gelirinin yaklaşık %5’i düzeyinde bulunuyor. Döviz bazlı ve yüksek tonajlı satışlar, firmanın madencilik ile yakıt ticareti segmentindeki pazar payını destekleyecek. Firma yılın ilk yarısında gelirini %4 büyüttü.</p>
<p>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</p>
<p>Akenerji hazirandaki yukarı atağının devamını getiremeyince tekrar aşağı geldi</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab7cb000c79-1789623472.png" alt="" width="311" height="246" />Akenerji’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %0,43 ile toplamda 1,53 bin lot azalarak 354,01 bine indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 6 ile sabit kaldı. GIE fonu 2.745 lot ile en fazla satışı yaparken, GZR fonu 1.210 lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Akenerji için öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede Garanti Portföy’ün iki fonunun karşılıklı işlemleri dikkat çekiyor. Kurumun yönettiği GIE satarken GZR yarı oranda aldı. Nette ise paylarını azalttılar.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-1510-bedelsiz-onaylaninca-yuzde-285lik-ozvarlik-kari-kalir-mi-87668</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 1.510 bedelsiz onaylanınca yüzde 28,5’lik özvarlık kârı kalır mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sayisal-ve-entelektuel-teknolojik-alandaki-hizmetlerde-turkiyenin-acigi-buyuyor-87666</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sayısal ve entelektüel teknolojik alandaki &#039;hizmetlerde&#039; açık büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Hizmet ihracat ve ithalatında Türkiye fazla veren pozisyonunu koruyor. Son dönemde özellikle navlun gelirlerindeki artışla birlikte, verilen fazla da yükselmeye devam ediyor. Diğer yandan sayısal teknoloji yoğun hizmetlerde ise verilen açıkta artış eğilimi gözlendi. Bunlar arasında bulunan ve ses ve data iletimi, bunların altyapılarının işletilmesi, uydu işletimi, özel yazılım geliştirme (lisanslar için ödemeler hariç) veri yönetimi-bulut hizmetleri, sayısal platformlara abonelikler gibi alanları kapsayan "Telekomünikasyon, Bilgisayar ve Bilgi Hizmetleri" yıllıklandırılmış bazda temmuz ayında 1.3 milyar dolar açığa ulaştı. Bir önceki yıl aynı ayda yine yıllıklandırılmış açık 100 milyon dolar seviyesindeydi. Bu kalemde geçmişte yatırım dönemlerinde yıllık bazda ciddi yükselişler olsa da ya fazla veriliyor, ya da görece düşük seviyelerde açık oluşuyordu. Bu arada, hizmetler dengesi (fazlası) Temmuz ayında yıllıklandırılmış bazda bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 3,6 oranında artarak 63.5 milyar dolara ulaştı.</p>
<h2>Dizi satışları öne çıkıyor </h2>
<p>Türkiye’nin dizi satışlarıyla gündeme gelen ve bir dönem 1 milyar dolara yakın gelir elde edilen alanlar ile yapay zeka, film ve dizilerin sunulduğu büyük platformlar, bulut-yazılım hizmetleri gibi alanlarda Türkiye’nin son dönemde açığında büyüme eğilimi gözleniyor. Bu kapsamdaki hizmetler farklı kalemlere gidebiliyor.</p>
<p>Örneğin, yapay zekanın paralı versiyonuna abonelik “bilgisayar hizmetleri” altına giderken, bir sosyal medyanın paralı versiyonunu kullanmak “kişisel-kültürel eğlence” kapsamında izleniyor. Bunların toplamında ise açık Temmuz ayı itibariyle yıllıklandırılmış veride yüzde 15,21 oranında artarak 15 milyar 239 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Bunlar içinde “Telekomünikasyon, Bilgisayar ve Bilgi Hizmetleri” kalemindeki dalgalanma ve 2026 için yüksek oranlı artış dikkati çekti. Bu kalemde yıllıklandırılmış bazda Temmuz ayı itibariyle artış, bir önceki yıla göre yüzde 1213 arttı. Bu bir ara veri olsa da, yıllık verilere bakıldığında, özellikle yatırım dönemlerine işaret eden yıllar dışında, bu kalemde sınırlı bir açık oluştuğu gözleniyor. Verilerde, ödemeler dengesi metodolojisindeki değişiklikler de etkili olabiliyor ancak geneli itibariyle bakıldığında, entelektüel- yaratıcı hizmetler alanında Türkiye’nin düzenli bir gider artışı ve açık yükselişi öne çıkıyor.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aab79fb6837a-1789622779.png" alt="" width="317" height="536" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6aab7a022b1f0-1789622786.png" alt="" width="320" height="426" /></p>
<h2>Hangi hizmetleri kapsıyor?</h2>
<p>Telekomünikasyon, Bilgisayar ve Bilgi Hizmetleri temel başlıklar olarak telekomünikasyon araçları üzerinde yayın yapmak için ödediği ücretler, yine şebeke altyapısı üzerinden ses, görüntü, veri iletimi için ödenen ücretler, internet şebekesi işletenlere yapılan ödemeler, veri işlemeyle ilgili donanım ya da yazılım kullanma karşılığı ödenen hizmetler, özel yazılım geliştirme, yazılım danışmanlığı, yazılımların perakende satılması için ödenen ücretler, bulut sistemler, veri, içerik ve haber gibi içerik satınalmaları, bir sistemi kullanmak için abonelikler, veri tabanlarına erişim gibi hizmetleri kapsıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sayisal-ve-entelektuel-teknolojik-alandaki-hizmetlerde-turkiyenin-acigi-buyuyor-87666</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/1/1280x720/chat-gpt-bilgisayar-yapay-zeka-1748928796.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ses ve data iletimi, bunların altyapılarının işletilmesi, uydu işletimi, özel yazılım geliştirme, veri yönetimi-bulut hizmetleri, sayısal platformlara abonelikler gibi alanları kapsayan &quot;Telekomünikasyon, Bilgisayar ve Bilgi Hizmetleri&quot; yıllıklandırılmış bazda temmuz ayında 1.3 milyar dolar açığa ulaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-sanayi-odasi-60-yasinda-87665</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri Sanayi Odası 60 yaşında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) kuruluşunun 60. Yıl dönümünde düzenlediği sanayi gecesi ile Kayseri iş dünyasını bir araya getirdi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun da katıldığı gecede, KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Meclis Başkanı Abidin Özkaya ve yönetim kurulu üyeleri ile birlikte geceye katılanları kapıda karşıladı. Selamlaşmamızda “evine hoş geldin” dedi. Bu cümle ilk başta bir gazetecinin haber kaynaklarıyla ilişkisi açısından kulağa hoş gelmeyebilir. Ama Kayseri, şehrine emek verenler için gerçekten de ev olan bir şehir. Başkan da bu cümleyi aslında bir gazeteciye söylemiş değil, geceye katılan herkese iletmesi için bir gazeteciye emanet etmiş olarak düşünülebilir. Cümledeki evi sizlere anlatmak istiyorum.</p>
<p>Kayseri ve ticari hayatı üzerine söylenmiş çok fazla söz var ve büyük ölçüde Kayseri deyince de herkesin aklına biraz espriyle karışık bu sözler gelir. Ancak şehir dışında çok bilinmeyen birkaç gerçeği sizinle paylaşayım. Mesela Erciyes Üniversitesi’ndeki her bir fakülte ve birimde bir hayırseverin adı vardır. Çünkü devlet üniversitesi olmasına rağmen tamamen hayırsever desteği ile kurulmuştur. Nitekim şehirdeki diğer özel ve devlet üniversiteleri için de durumun farklı olduğunu söyleyemeyiz. Kayserililer bilir ki yükseköğretim kurumlarındaki bu destek, bir hayırseverin cami veya okul yaptırmasının çok ötesinde bir yardımlaşmayı kapsar. Yine bu noktada Türkiye’ye örnek olan ERVA’lardan da bahsetmek gerek. Kayseri Valisi Gökmen Çiçek’in başlattığı, ERVA Spor Okulları Projesi ile 4-18 yaş arası gençlere spor yoluyla ulaşarak bağımlılıkla mücadele bilinci oluşturmak, sağlıklı yaşam tarzlarını teşvik etmek ve değer odaklı bireyler yetiştirmek amacıyla “Her Mahallede Bir Spor Okulu” denilerek yola çıkıldı. Şehirde faaliyet gösteren STK ve sanayicilerin katkılarıyla, özellikle dezavantajlı mahallelerde ERVA Spor Okulları kurulmaya başladı. Geçtiğimiz hafta 74’üncü ERVA Spor Okulu’nu kuran İNOVDER Genel Başkanı Ahmet Esad Talo ile de sanayi gecesinde karşılaştık. Kendisi de eğitim sektöründe bulunan Talo, İNOVDER ERVA’nın kurulmasının heyecanını hala yaşıyordu. Yine sanayi gecesinde bir araya geldiğimiz Çelik Kapı Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (KAPSİAD) Başkanı Köksal Kaya ve Kayseri Mobilya Sanayicileri Derneği (KAYMOS) Yönetim Kurulu Üyesi Kubilay Pacal ile de sohbet ettik. Köksal Kaya, geçtiğimiz günlerde gerçekleşen KAPEX Uluslararası Kapı Fuarı ile ilgili “Bir sıfırdan büyüktür dedik, her şeye rağmen güzel bir fuar tamamladık. Çalışmaya üretmeye devam” dedi. Önümüzde ise ANOMOB Mobilya Fuarı var. Kubilay Pacal fuar için sadece bir sanayici olarak değil şehir adına da heyecanlı. Fuarla birlikte şehrin tanıtımını da gerçekleştirmek adına pek çok projeye odaklanmış durumda. Sanayi gecesinde bir araya geldiğimiz ve sohbet ettiğimiz diğer tüm iş insanları da kendi işletmesinden bile önce şehir adına bir şeyleri hayata geçirme heyecanı taşıyor. Kayseri’yi emek verenler için ev yapan yaklaşımın sırrı da burada gizli.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-sanayi-odasi-60-yasinda-87665</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/5/1280x720/kayseri-sanayi-odasi-60-yasinda-1789622546.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Sanayi Odası 60 yaşında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yer-altinda-30-milyar-dolarlik-ihracat-potansiyeli-87664</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yer altında 30 milyar dolarlık ihracat potansiyeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ</strong></p>
<p>Türkiye madencilik sektörü, artan maliyetler ve küresel rekabet baskısına rağmen 2026’nın ilk sekiz ayında ihracatını yüzde 19,5 artırarak 4 milyar 729 milyon dolara çıkardı. Aynı dönemde metalik cevherler ihracatı yüzde 29,5 artışla 1 milyar 923 milyon dolara, doğal taş ihracatı yüzde 5,1 yükselişle 1 milyar 391 milyon dolara, endüstriyel mineraller ihracatı ise yüzde 14,6 artarak 890,6 milyon dolara ulaştı. Türkiye’nin sahip olduğu yer altı kaynaklarının mevcut ihracat rakamlarının çok üzerinde bir ekonomik değer oluşturabileceğini belirten İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkanı Metin Çekiç, yerli kaynakların üretime kazandırılmasının ithalat bağımlılığını ve cari açığı azaltmada önemli rol oynayacağını söyledi. Türkiye’nin dünyada bilinen yaklaşık 90 çeşit madenin 70’ine sahip olduğunun altını çizen Çekiç, şöyle devam etti: “Bu kaynaklara sahip olmak tek başına anlam ifade etmiyor. Önemli olan bu potansiyeli ortaya çıkarıp ülke ekonomisine kazandırmak. Bir tarafta yer altı kaynaklarımız dururken diğer tarafta kömür ve demir başta olmak üzere milyarlarca dolarlık ithalat yapıyoruz. Orta Vadeli Program’da (OVP) dışa bağımlılığın azaltılmasına yönelik önemli bir vurgu var. Potansiyelimizi doğru kullanabilirsek maden ihracatımızı 7 milyar dolardan 30 milyar dolara çıkarabiliriz.”</p>
<h2>Ruhsat sayısı 30 binden 13 bine geriledi</h2>
<p>OVP’de yer alan ruhsat güvencesi ve “tek durak ofis” modelini olumlu bulduklarını kaydeden Çekiç, düzenlemelerin uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Ruhsat ve izin süreçlerinin sektörün en önemli sorunlarından biri olduğunu belirten Çekiç, toplam ruhsat sayısının 30 binden 13 bine, doğal taş arama ruhsatlarının ise son 10 yılda 8 binden 3 bine gerilediğini söyledi. Çekiç, “11 bakanlık ve onlarca kurumdan izin gerekiyor. Bütün süreçleri tamamladıktan sonra açılan bir dava nedeniyle izniniz iptal edilebiliyor. Yatırımcı önünü görmek istiyor” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Doğal taşta pazarları rakiplere kaptırma riski </h2>
<p>Artan enerji ve işçilik maliyetleri ile kur-enflasyon dengesinin rekabet gücünü zayıflattığını söyleyen Çekiç, “İtalya, İspanya, Brezilya ve Yunanistan bizim pazarlarımıza bizden daha uygun fiyatlarla ürün gönderiyor. Rekabetçiliğimizi yeniden kazanmamız gerekiyor” dedi. Çekiç, Turkish Stones projesiyle de doğal taşı hammadde yerine katma değerli ürün olarak ihraç etmeyi hedeflediklerini belirtti. Eskişehir’deki nadir toprak elementleri projesine de değinen Çekiç, pilot tesisin ardından endüstriyel tesise geçiş için çalışmaların başladığını belirterek yatırımın yerli kaynakların ekonomiye kazandırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması açısından önem taşıdığını söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Maliyet yükü sektörden çıkışları artırdı</span></h2>
<p>Doğal taş sektöründe artan üretim maliyetleri, kur-enflasyon makasının açılması ve uzayan izin süreçlerinin rekabet gücünü zayıflattığını belirten İMİB Başkan Yardımcısı Kazım Büyükgüçlü, “Özellikle doğal taşta büyük sıkıntı yaşıyoruz. Son yıllardaki ekonomik gelişmeler nedeniyle rekabetçiliğimizi kaybederken, izin süreçlerinin uzaması da yatırımcıyı sektörden uzaklaştırıyor. Bu noktada devletten destek bekliyoruz. Yer altı ve yer üstü zenginliklerine sahip olmak tek başına yeterli değil; bunları çıkarıp ekonomiye kazandırmak kıymetli. İhracattaki artışlara da sadece rakam üzerinden bakmamak gerekiyor. Birim fi yatlarımızdaki artışta bölgedeki savaşların da etkisi var. Çin’in bazı madenlerin satışını kısıtlamasıyla Japonya başta olmak üzere bazı ülkeler, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu alternatif tedarikçilere yöneldi” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yer-altinda-30-milyar-dolarlik-ihracat-potansiyeli-87664</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/metin-cekic.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yer altında 30 milyar dolarlık ihracat potansiyeli... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-cinle-ayni-surede-uretip-avrupaya-haftalar-once-ulasiyor-87663</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Çin’le aynı sürede üretip Avrupa’ya haftalar önce ulaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türk hazır giyim sektörü son yıllarda artan işçilik ve üretim maliyetleri nedeniyle özellikle Asya ve Kuzey Afrika’daki rakiplerine karşı fiyat rekabetinde zorlanırken, Avrupa pazarına yakınlık ve hızlı teslimat avantajını koruyor. Küresel tedarikçi veri platformu SupplySpark’ın yayımladığı “State of Turkish Apparel Manufacturing, 2026” araştırması, Türkiye’deki 8 bin 517 üretici profilini Hindistan ve Çin ile karşılaştırdı. Araştırmaya göre Türk üreticilerin medyan üretim termin süresi 42 gün olurken Çin’de bu süre 40 gün olarak hesaplandı. Aynı kurumun başka bir çalışmasına göre de Türkiye, temel hazır giyim ürünlerinde fiyat rekabetinde Çin’in gerisinde. Basic tişört, polo ve standart sweatshirt gibi yüksek adetli ürünlerde Çin’in FOB fiyatlarının Türkiye’den yüzde 15-40 daha düşük olabileceği belirtiliyor. Ancak küçük siparişlerde, karmaşık dikim ve yoğun yıkama gerektiren ürünlerde fark daralıyor veya tamamen kapanabiliyor. Avrupa’ya satışta Türkiye’nin düşük lojistik süresi ve gümrük avantajı da nihai maliyet farkını azaltıyor. Yine Hindistan ise 15 günlük medyan süreyle üretimde daha hızlı görünüyor. Ancak lojistik süreleri hesaba katıldığında tablo Türkiye lehine değişiyor. Rapora göre Türkiye’den Orta Avrupa’ya hazır giyim ürünleri karayoluyla yaklaşık 3-5 günde ulaşabiliyor. Çin ve Hindistan’dan denizyoluyla yapılan sevkiyatlarda ise üretim süresinin üzerine 3 ila 6 haftalık taşıma süresi eklenebiliyor. SupplySpark, bu nedenle Avrupa'daki markalar açısından üretim ve sevkiyatın birlikte değerlendirildiği toplam “time-to-shelf”, yani ürünün mağaza rafına ulaşma süresinde Türkiye’nin üç ülke arasında çoğu durumda en kısa seçeneği sunduğunu belirtiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab77a1e946f-1789622177.png" alt="" width="486" height="237" /></p>
<h2>Siparişte Türkiye 100 adetle başlıyor</h2>
<p>Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri minimum sipariş miktarlarında ortaya çıktı. Sipariş miktarını kamuya açık şekilde paylaşan 306 Türk üreticide medyan minimum sipariş miktarı ürün modeli başına 100 adet oldu. Bu miktar Çin’de 50, Hindistan’da ise 25 adet olarak hesaplandı. Türkiye’de minimum sipariş miktarını açıklayan üreticilerin yüzde 37’si 50 adet veya daha düşük siparişi kabul ederken, yüzde 31’inde sipariş miktarı 51-200 adet arasında bulunuyor. Yüzde 20’si 201-500, yüzde 8’i 501-1.000 adet arasında minimum sipariş verirken, 1.000 adedin üzerinde sipariş isteyenlerin oranı yüzde 4 seviyesinde kaldı. SupplySpark, verilerin Türkiye'nin küçük numune siparişlerinden çok Avrupa moda perakendesine yönelik orta ölçekli üretime yoğunlaştığını gösterdiği değerlendirmesini yaptı. Ancak raporda önemli bir ayrıntıya da dikkat çekildi. Türkiye’deki 8 bin 517 üreticinin yalnızca yüzde 3,6’sı minimum sipariş miktarını, yüzde 2,8’i ise üretim terminini açık şekilde yayımlıyor. Çin’de üreticilerin yüzde 68’i minimum sipariş, yüzde 59’u termin bilgisi verirken, Türkiye bu açıdan rakiplerinin oldukça gerisinde kalıyor. Rapora göre Türk üreticilerin rekabet sorunu üretim kabiliyetinden çok bu bilgilerin alıcıya dijital ortamda sunulması tarafında yoğunlaşıyor.</p>
<h2>Organik ve geri dönüşümde güçlü </h2>
<p>Türkiye’nin rakiplerine karşı ayrıştığı alanlardan biri sürdürülebilir üretim sertifikaları oldu. SupplySpark veri tabanındaki Türk üreticiler arasında en yaygın sertifika 324 şirketle GOTS olurken, bunu 289 üreticiyle OEKO-TEX Standard 100, 273 üreticiyle Global Recycled Standard (GRS), 262 ile ISO 9001, 253 ile Organic Content Standard (OCS) ve 228 üreticiyle Recycled Claim Standard (RCS) izledi. Böylece Türkiye’de en yaygın altı sertifikanın dördünü organik veya geri dönüştürülmüş malzemeye ilişkin standartlar oluşturdu. Raporda, Avrupa perakendecilerinin organik ve geri dönüştürülmüş içeriğin belgelenmesine yönelik taleplerinin Türk üreticilerdeki sertifika yapısını şekillendirdiği belirtilirken, GOTS ve GRS sertifikalı üretim arayan alıcılar açısından Türkiye ve Hindistan’ın geniş bir tedarikçi tabanına sahip olduğu ifade edildi. Çin’de ise ISO 9001 ve BSCI gibi kalite ve sosyal uygunluk standartları daha fazla öne çıktı.</p>
<h2>Üreticilerin yüzde 88’i İstanbul’da </h2>
<p>Çalışmaya dahil edilen 8 bin 517 Türk üretici profilinin 7 bin 457’sinin, yani yüzde 88’inin merkezi İstanbul’da bulunuyor. İstanbul’u 178 üreticiyle Bursa, 100 ile İzmir, 81 ile Denizli, 39 ile Ankara ve 32’şer üreticiyle Tekirdağ ve Kahramanmaraş izledi. Bölgesel uzmanlaşma da dikkat çekti. Raporda Denizli ev tekstili ve havlu üretiminde, Bursa örme ve teknik tekstilde, Kahramanmaraş ise iplik ve denim tarafında özel üretim kümeleri olarak gösterildi. Buna karşılık Hindistan’da üretimin Tirupur, Delhi, Mumbai, Noida, Jaipur ve Bengaluru gibi birçok merkeze dağıldığı; Çin’de ise Guangzhou, Dongguan, Shaoxing, Wenzhou, Shenzhen ve Hangzhou’nun öne çıktığı belirtildi.</p>
<h2>Avrupa odağı belirgin </h2>
<p>Türk üreticilerin ihracat pazarları da sektörün Avrupa’ya bağımlılığını gösterdi. İhracat pazarını açıklayan şirketler arasında 706 üretici Avrupa’yı hedef pazar olarak gösterirken, ülke bazında Almanya 399 üreticiyle ilk sırada yer aldı. Türkiye ayrıca araştırmaya dahil edilen üç ülke arasında tek bir Avrupa ülkesinin ABD’nin önünde yer aldığı tek üretim merkezi oldu. Çinli üreticilerin ihracat hedeflerinde dünya geneli ve ABD, Hindistan’da da dünya geneli ve ABD ilk sıralarda bulunuyor. Ürün gruplarında ise Türkiye’nin en yoğun üretici tabanı 444 şirketle mont ve dış giyimde görüldü. Rapora göre Türkiye’nin rakiplerinden ayrıştığı nokta tek bir temel ürüne yoğunlaşmak yerine örme ve dokumayı birlikte kapsayan geniş “full package” üretim yeteneği. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-cinle-ayni-surede-uretip-avrupaya-haftalar-once-ulasiyor-87663</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/hazir-giyim-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SupplySpark’ın 8 bin 517 Türk üreticiyi inceleyen raporuna göre Türkiye, yüksek maliyetlere rağmen Avrupa’ya hızlı teslimat avantajını koruyor. Üretim süresi 42 günle Çin’e yakın olan Türkiye, Orta Avrupa’ya 3-5 günlük sevkiyat süresi ve sürdürülebilir üretim altyapısıyla öne çıkıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalatta-istihdam-kaybi-24uncu-ayinda-87662</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> İmalatta istihdam kaybı 24’üncü ayında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Temmuzda yıllık istihdam yüzde 1.7 artarak 16 milyon 393 bine geriledi. Ancak imalat sanayindeki istihdam 2024 yılı Temmuz ayından bu yana devam ediyor. Sektörün istihdamı yıllık bazda yüzde 1.7 azalarak 4 milyon 494 bine geriledi. Sanayi sektöründeki istihdam kaybı ise yüzde 1.5 olarak hesaplandı. Buna karşılık inşatta yüzde 3.5, ticaret ve hizmetlerde ise yüzde 3.1 oranında istihdam artışı yaşandı.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK) temmuz ayı ücretli çalışan istatistiklerini açıkladı. Buna göre Türkiye genelinde ücretli çalışanların sayısı önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1.7 artarak 16 milyon 393 bine yükseldi. Aynı dönemde sanayide çalışan sayısı yüzde 1.5’e karşılık gelen 71 bin 737 kişi azalarak 4 milyon 850 bine geriledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab768d7bc97-1789621901.png" alt="" width="310" height="324" /></p>
<h2>İmalat 2 yıldır istihdam kaybediyor </h2>
<p>Tüm sektörlerde ücretli çalışan sayısında hizmetler sektörünün de etkisiyle sınırlı artışın yaşandığı temmuz ayında, imalat sanayi son iki yıldır istihdamda kayıp yaşamayı sürdürüyor. Bundan önce son olarak 2024 yılı Temmuz ayında yüzde 0.1 artan imalat sanayi istihdam sayısı son 24 aydır azalıyor. İmalattaki istihdam kaybı özellikle 2025 yılı ikinci yarısında derinleşti. 2025 Ağustos ayından itibaren yılın sonuna kadar istihdam kaybı yüzde 4 ve üzerinde gerçekleşti. Bu yıl Ocak ayında yüzde 3.3 olan istihdam kaybı, haziranda yüzde 1.2, temmuz’da ise yüzde 1.7 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<h2>Hizmet istihdamı 9.5 milyona yaklaştı </h2>
<p>Yıllık bazda istihdam inşaat sektöründe yüzde 3.5 artarak 2 milyon 71 bine yükseldi. İstihdamın yarısından fazlasını oluşturan ticaret ve hizmetler sektöründe istihdam 1 yılda 280 bin kişi artarak 9 milyon 471 bine yükseldi. İstihdam ticaret sektöründe yüzde 2.5 artarak 3 milyon 581 bine, ulaştırma ve depolamada yüzde 5.3 artarak 1 milyon 351 bine, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 2.9 artarak 1 milyon 517 bine çıktı. Finans, gayrimenkul, mesleki bilimsel teknik faaliyetler ile idari ve destek hizmetlerinde ücretli çalışan sayısı yüzde 3 ve üzerinde artış gösterdi. Bu dönemde sadece bilgi ve iletişim sektöründe çalışan sayısı yüzde 1.1 azalarak 290 bin 300’e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalatta-istihdam-kaybi-24uncu-ayinda-87662</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/imalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde ücretli çalışan sayısı temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,7 artarak 16 milyon 393 bine yükseldi. Artış, inşaat ve hizmet sektörlerinden kaynaklandı. Aynı dönemde sanayide çalışan sayısı ise yüzde 1,5 düşüşe karşılık gelen 71 bin 737 kişi azalarak 4 milyon 850 bine geriledi. Böylece imalat sanayi istihdamında düşüş 24’üncü ayına girdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/44-milyon-kisi-banka-borcunu-odeyemiyor-87661</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;4.4 milyon kişi banka borcunu ödeyemiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>YENİ Parti Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, vatandaşların bankalara olan borcuna dikkat çekerek, 4,4 milyon kişinin banka borcunu ödeyemez durumda olduğunu belirtti.</p>
<p>Yılın ilk sekiz aylık döneminde 740 bin vatandaş bireysel kredi borcunu, 979 bin vatandaş da kredi kartı borcunu zamanında ödeyemediği için icra takibine alındı.</p>
<p>Başevirgen, “Hem kredi kartı hem de bireysel kredi borcu nedeniyle takibe alınanlar tek kişi sayıldığında toplam 1 milyon 291 bin vatandaş, kredi ve kredi kartı borçları yüzünden bankaların kara listesine girdi. Önceki yıllarda takibe alınan ve borcu hala devam edenlerin sayısı ise temmuz sonu sonu itibarıyla 4 milyon 432 bine yükseldi” dedi. Tüketicilerin bankalar ve finans kuruluşlarına olan bireysel kredi ve kredi kartı borçlarının 28 Ağustos-4 Eylül haftasında 32,6 milyar lira artarak 7 trilyon 316 milyar liraya yükseldiğini belirten Başevirgen, “Varlık yönetim şirketlerine olan borçlarla birlikte toplam finansal borç 7 trilyon 449 milyar liraya çıktı. Söz konusu haftada bireysel kredi borçları 10,1 milyar lira artarak 3 trilyon 655 milyar liraya, kredi kartı borç bakiyesi ise 22,4 milyar lira artarak 3 trilyon 661 milyar liraya yükseldi” dedi. Batık kredilerin yıl başından bu yana yüzde 53,4 arttığını belirten Başevirgen, bankalar ve finans kuruluşlarının icra takibine aldığı bireysel kredi ve kredi kartı alacaklarının da bir haftada 7,7 milyar lira artarak 4 Eylül itibarıyla 365,7 milyar liraya çıktığını kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/44-milyon-kisi-banka-borcunu-odeyemiyor-87661</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/bekir-basevirgen-1787894322.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;4.4 milyon kişi banka borcunu ödeyemiyor&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-fiyatlari-faiz-artislari-ve-enflasyon-87660</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji fiyatları, faiz artışları ve enflasyon</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu yazıyı yazarken henüz Fed kararı açıklanmamıştı. Ancak, dünkü karardan önce piyasa konsensüsünün %93 ile 25 baz puan artırma şeklinde olması nedeniyle ve Warsh’ın da önceki konuşmalarındaki Fed politikalarına bir “muğlaklık” getirme isteğinin yoğun eleştiriler almasının karşısında bir piyasa “sürprizi” yapmasının da beklenemeyeceği için 25 baz puan artışın gerçekleşmiş olduğunu varsayıyorum.</p>
<p>Esasen, petrol fiyatlarında meydana gelen yüksek artışlarla beraber piyasa artık sene sonuna kadar ikinci bir 25 baz puanlık artışı fiyatlamaya başladı. Bu bağlamda Warsh'ın özellikle önümüzdeki dönemlere ilişkin faiz patikası ve enerji şokunun ikinci tur etkileri hakkındaki mesajı kararın kendisinden daha önemli olacak.</p>
<p>Daha 15 gün önce 80’lerde gezinen petrol fiyatı 108 dolara yükselmiş durumda. Bu gelişmelerle birlikte ABD 10-yıllık tahvilleri de 24 sene sonra psikolojik bir eşik olarak da görülen %5 sınırını aşmış bulunuyor. Normal şartlarda, Fed’in böyle parasal bir sıkıştırmaya gitmesi karşısında uzun vadeli faizlerde bir gerileme olması beklenebilir. Ancak şahsen bir gerileme olmayacağını, olsa bile bunun oldukça kısıtlı kalacağını düşünüyorum. Fed’in faiz artırım kararı beklentilere tamamen yansıdığı için böyle bir gevşemenin zaten kararın çıkmasından önce olması beklenirdi ki, bu olmadı.</p>
<p>Geçen ayki yazımda ABD uzun vadeli tahvil faizlerinin artışında öne sürülen sebepleri özetlemiş (yüksek kamu borcu, yatırımcıların vade primi isteği, enflasyon endişeleri, Aİ şirketlerinin yüksek finansman ihtiyacı ve ABD tahvillerini alan ülkelerin artık nette satıcı durumuna düşmeleri) ve son 2 sebebin daha geçerli olduğunu savunmuştum. Ancak o yazıdan beri petrol fiyatları neredeyse %25’e yakın arttı. Artık enflasyon endişeleri de resmin içine iyice girmiş bulunuyor.</p>
<p>Petrol fiyatlarındaki son artışın arkasındaki ana neden ABD–İran çatışmasının alevlenmiş olması ile birlikte Hürmüz'deki tanker trafiğini tekrar ciddi biçimde bozmuş olması. Bu duruma bir de normalde Hürmüz'ü bypass edebilmek için çok önemli olan Suudi Arabistan’ın East-West boru hattının drone saldırısı sonrasında kapatılması ve İran destekli Husilerin Yemen'de ilerlemesi ve Bab el-Mandeb çevresindeki güvenlik riskinin büyümesi de eklenince petrol fiyatları iyice yükseldi.</p>
<p>Piyasa ilk başta "geçici savaş primi" verdi; sonra bunun kalıcılaşabileceğini görmeye başladı. Bu zincir uzadıkça piyasa fiyatı "çatışma bittiğinde petrol normale döner" varsayımından uzaklaşıyor. Nitekim dün ABD petrol stokları beklenmedik şekilde 7.1 milyon varil artmasına rağmen Brent ancak yaklaşık %1 geriledi; çünkü jeopolitik arz riski stok verisinin önüne geçiyor.</p>
<p>Öte yandan, bu hafta Japonya Merkez Bankası (BoJ) de toplanıyor, ve ondan da 25 baz puan bir artışla faizi %1.25’e çekmesi bekleniyor. Bu faiz seviyesi normalde düşük görülebilir, ancak Japonya için son 31 yılın en yüksek seviyesi olacak! Bilindiği gibi Avrupa Merkez Bankası da geçen hafta politika faizini %2.50’ye çıkarmıştı. Kısaca her yerde faiz artışları gündemde.</p>
<p>Bu faiz artışları 2 yoldan Türkiye ekonomisini etkileyecek. Birincisi, yurtdışı borçlanma maliyetlerimiz otomatik olarak artacak. İkincisi ise, Japonya’nın da faiz artırım sürecine girmesi ile (ki 2017 ilk yarı sonunda %1.75’e çıkması bekleniyor), bizim gibi ülkelere sıcak para yatırımı için (carry trade) en elverişli para birimi olan Yen’in bu anlamda cazibesi kalmayacak. Bu da bizim ancak daha çok prim vererek sıcak para çekebileceğimiz anlamına geliyor. (Tabi, şahsen sıcak paranın bizim için zaten bir “şer” olduğunu düşünürüm, o da ayrı!)</p>
<p>Gelelim petrol fiyatlarındaki artışın bizim ekonomimize, özellikle de enflasyona etkisine. Her ne hikmetse, 13 Ağustos’ta hiç de akıllıca olmayan bir kararla motorin üzerindeki eşel mobil uygulaması kaldırılmış, ve Eylül’den itibaren ÖTV’nin her ay 3TL artmasına karar verilmişti. Ancak, fiyatların ve rafineri marjındaki artışların neticesinde son 3 haftada motorin %29 gibi çok yüksek bir oranda arttı. (Aynı dönemde benzindeki artış eşel mobil neticesinde %8 ile daha sınırlı kaldı.) Motorinin taşıt araçları kullanımı nedeniyle doğrudan TÜFE’ye yansıması çok yüksek değil. Ancak taşımacılık, ulaştırma, tarım ve iş makineleri üzerinden etkisi çok yüksek. Bu etki öncelikle ÜFE’ye, sonrasında da TÜFE’ye yansıyacaktır.</p>
<p>Hal böyle iken, TCMB’nin faiz indirimine gitmesi artık söz konusu bile değil. Aksine, petrol fiyatlarının beklendiği gibi yüksek seyrini sürdürmesi halinde hem enflasyon beklentileri, hem de fiili gerçekleşmeler daha da bozulacak. Bu durumda faiz artırımı bile gündeme gelebilir!  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-fiyatlari-faiz-artislari-ve-enflasyon-87660</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji fiyatları, faiz artışları ve enflasyon ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/birbirimizi-anlamanin-bir-yolu-vardir-87659</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Birbirimizi &#039;anlamanın&#039; bir yolu vardır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yazı insanının iç tutarlılığı; öz, söz ve davranışın uyumuna, ilkelerle kendini sınırlamasına ve yanlışlarla yüzleşmesine dayanır. Anlaşılmayı kolaylaştırmak ve güven oluşturmak için yazar ile okur arasında ortak bir dil kurulması gerekir.</strong></p>
<p>Yazdıklarımı sistematik okuyanlar anımsayacaktır; yılın eylül ayına ulaştığımızda geride bıraktığımız yılda yazdıklarımı sorgulama telaşına kapılırım. İnsan doğasında yanılmaktan kaçınmanın mümkün olmadığı bilinciyle, yanlış yapmaktan korkmadan, yanlışlarla yüzleşerek aynı yanlışları tekrarlamama özeni göstermek isterim.</p>
<p>Yazılarımda <strong>“<em>iç tutarlılık</em></strong>” ararım. İç tutarlık, özümüzün, sözümüzün ve davranışlarımızın uyumlu olmasıdır. İç tutarlılık, ilke ve kurallarla kendimizi sınırlar; aşırı ve noksan değerlendirme tuzaklarına yakalanmazsak kimlik ve kişiliğimizin oluşması ve olgunlaşmasının önünü açar. İç tutarlılık evrende, dünyamızın ekolojisinde ve ekosisteminde en önemli belirleyici olan güven yaratmanın tohumudur.</p>
<p>Anladıklarımızı anlatmayı, değişen koşullara uyum sağlayan ve yaşamı kolaylaştıran faydalı bilgiyi yaymayı bir iş, yaşamı anlamlandıran bir yol olarak benimsemişsek, yazı insanının uyması gereken ilke ve kurallara kafa yormalıyız.</p>
<p>Büyük usta <strong>Çetin Altan</strong>’ın tanımıyla yazar, anlattıklarına “<strong>yazı tadı</strong>” katabilendir; yazı insanı ise düşündüklerini yazıyla paylaşan. Biz, kendimizi <strong>“yazar</strong>” olarak tanımlamıyoruz; <strong>“yazı insanı</strong>” kimliğini benimsiyoruz.</p>
<p>İster “<strong>yazarlık</strong>” iddiası taşıyın, dilerseniz <strong>“yazı insanı</strong>” kimliğini benimseyin, işinizi yaparken ilke ve kurallarla sınırları belirlenmiş kaleleriniz yoksa savunma hatlarınızda boşluklar oluşur.</p>
<p>Yaptığımız işin sınırlarını tanımlayarak, “<strong>anlaşılmayı kolaylaştırmak</strong>” için ilkeler önemli. Diğer yanıyla “<strong>güven oluşturmak ve çoğaltmak</strong>” da ilkelerden kalelerimizin olmasına bağlı. Bir başka boyutuyla “<strong>kendimizi sorgulamada nesnellik” </strong>oluşturmak da “<strong>ilke ölçüsü</strong>” olmadan mümkün değil. İlkelerimiz varsa, uyumda kararlı isek birbirimizi anlamanın bir yolu vardır; arayan da o yolu bulur.</p>
<p><strong>İlkelerimizi anımsayalım</strong></p>
<p>Düşündüklerimizi yazıyla paylaşırken uymaya çabaladığımız, iç tutarlılık için kendimizi sürekli anımsattığımız ilkeleri bir kez daha paylaşalım:</p>
<p>- Aşırı değerlenmiş <strong>popülizm ve pragmatizmin</strong> seline sürüklenmeyeceksin.</p>
<p>- Güncelin peşine takılarak, <strong>görünür olmayı yeğlemeyecek</strong>, buzdağının su altındaki görünmez gövdesiyle, kök nedenlerle ve eğilim yaratan etkenlerle ilgili olacaksın. Bir ihtisas gazetesinde yazdığını unutmayacak, <strong>ciddi fikirlerin yerine sloganları koymayacaksın.</strong></p>
<p>- Veri üretimi, verilerin ehlileştirilmesi, veri biriktirilmesi, veriye erişim, veriyi işleme ve <strong>veri odaklı analiz</strong> konusunda asla ödün vermeyeceksin.</p>
<p>- Yanılabilme özgürlüğünü alabildiğine kullanacak<strong>, hata kültürünün</strong> temel gelişme dinamiklerinden biri olduğunu unutmayacak, hatadan korkmayacak ama aynı hataları tekrarlamama özeni göstereceksin.</p>
<p>- Seçkin azınlıkların ne denli yetenekli olursa olsunlar, <strong>düşünceleri belli bir topluluk ve toplumda karşılık bulmazsa</strong> sürdürülebilir başarıya erişemeyeceklerini unutmayacaksın. Değişen koşullara uyum ve insan yaşamını kolaylaştırıcı olan faydalı bilginin kitlelere ulaştırılması için <strong>anlama ve anlatma idealinden</strong> vazgeçmeyeceksin.</p>
<p>- Planlama bilinci, öngörme ve önlem alma özeni, gözetim ve denetim disiplini, geri bildirimle sapmalarla yüzleşme özgüveni, sapmalarda ince ayarlar yaparak <strong>ilerleme iradesi olmadan</strong> değer katmanın tam, doğru ve temiz olmayacağını her an zihninde diri tutacaksın.</p>
<p>- Yazdıklarının <strong>birikim yeteneklerini koruması ve uzun dönemli geleceği güven altına alması</strong> ilkesinden şaşmayacaksın.</p>
<p>- Yazılarında eksiklerinin tamamlanması, yanlışlarının düzeltilmesi, doğrularının onaylanması çağrılarını sık sık yineleyecek; <strong>gerekçeli eleştiriler</strong>i kamuoyu ile mutlaka paylaşacaksın.</p>
<p>- Yazılarının <strong>on yıl sonra bir kitapta yer alabilmesi ölçüsüne </strong>uygun kapsam ve içerikte olmasına özen gösterecek; sürekli sorgulanmış varsayımlarla kurgulanmış zihnî modelinin gerektirdiği adlandırma, kavramlaştırma ve düşünce üretmenin “<em>anlaşılır olma zorluklarını” </em>göze alacaksın.</p>
<p><strong>Anlaşılmanın ortak dili</strong></p>
<p>Yazı insanının anlattıklarının “<strong>anlaşılır olması</strong>” tek yanlı bir olgu değildir. Anlaşılır olma, yazan ile okuyanın ortak çabasını gerektirir. Yazan ile okuyan “<strong>kavram içeriklerine aynı değeri yüklerse</strong>” anlama kolaylaşır.</p>
<p>Sosyal medya, basılı yaygın medya, yerel medya, görsel medya ve özel bir <strong>“alan</strong>” olan <strong>“ihtisas medyasında</strong>” yazı ve yorumların anlaşılmasını <strong>Abraham Kuype</strong>r’in “<em>Alan Teorisi</em>” ile <strong>Bernard Baars</strong>’ın “<em>Küresel Çalışma Alanı Teorisi (GWT</em>)” yardımıyla değerlendirebiliriz. <strong>Kuyper</strong>’in alan teorisi, toplumun aile, devlet, eğitim, dinî kuruluşlar, emek örgütlenmeleri ve iş dünyası gibi değişik alanlardan oluştuğunu belirtir. Her alan kendi bileşen ve bağlamı, kendi mantığı, kendi iş yapma tarzı ve kendi otoritesine göre davranır. Alanlardaki aktörler birbirlerinin saygınlığını gözettikleri zaman işleyişler doğru ve etkileri yüksek olur. İnsanlar içinde bulundukları alana göre düşünür; kişisel ve duygusal tarzlarını başka alanlara taşıyamazlar. <strong>Baars</strong>’ın GWT teorisine göre beyinde farklı alanlardan gelen bilgilerin ulaşabildiği bir tür ortak “<strong>ilan tahtası</strong>” bulunur. Bir bilgi bu ilan tahtasına ulaşınca diğer alanların kullanımına açılır; <strong>kişi erişebildiği bilginin bilincine</strong> varır.</p>
<p>İhtisas gazetesinde yazanların alan çeşitliliği, kavram ve terim farklılığı, kavram ve terimlerin zaman içinde evrimi de yazar ile okuyucu arasında <em>“anlaşılmayı zorlaştırır</em>”. Kavram ve terim içeriklerinde ortak bir değer yüklemeye erişilemezse, aslında <strong>Herman Amato</strong>’ya ait olan ama <strong>Can Yücel</strong>’e atfedilen şiirde dendiği gibi, “<em>En uzak mesafe iki kafa arasındadır/ Birbirini anlamayan!”</em> gerçekliği önem kazanır.</p>
<p>İhtisas gazetelerinde yazılar iki temel eğilimin etkisindedir: Sosyal medya, yaygın medya, yerel medya ve görsel medya <strong>“güncel haber ve güncel dil</strong>” kullanır; herkesin bildiğini zannettiği ya da bildiği kavram ve terimler üzerine anlatım inşa edilir. Kavram ve terim içerikleri kapsayıcı olmasa da, bildiğimizi zannettiğimiz için “<strong>birbirini anlama görüntüsü</strong>” hâkim olur. Görüntünün yaratılması da çoğunlukla “…miş gibi” yapmanın aldatıcı serabında kaynak israfına yol açar. Bir de yaygınlaşmamış, derinleşmemiş, kitlelerin ilgi menziline girmemiş, ama yakın ve orta gelecekte üretim ağlarını, yaşam biçimlerini ve tarzlarını dönüştürecek olan “<strong>eğilim etkileri</strong>” vardır. Bu ikinci alandaki yazı insanları ile okuyucular arasında kavram ve terimlere yüklenen ortak değer derecesine göre yazının anlaşılabilir olması da artar ya da azalır.</p>
<p>Diyelim ki <strong>Daron Acemoğlu’</strong>nun bir yazısını okuyorsunuz. Sık sık <strong>“deneysellik</strong>” kavramına dayalı analizler yapıyor. Deneysellik dendiğinde, çevremizde olup biteni bilimsel ve teknik anlamda doğru anlamayı, değişim ve dönüşüme uyum sağlamayı kolaylaştırma olarak içselleştirmemişsek “<strong><em>anlama düzeyimiz</em></strong>” düşer. <strong>Baar</strong>s’ın alan teorisinde sözünü ettiği “<strong>erişilebilen bilginin bilincine</strong>” tam olarak varılamaz.</p>
<p>Konjonktür haberleri ve yorumları popülizm ve pragmatizmin tuzaklarına açıktır. Eğilim haberleri ve yorumları sürekli sorgulanan varsayımlara dayanma, yeni kavram ve terimlerle çoğaltma ve dip dalgaları gözleme emeği, zamanı ve kararlılığı gerektirir.</p>
<p>Yazı insanının ilkelerini bilmek, alanını ve sınırlarını kavramak, kavram ve terimlere aynı değerleri yükleyerek ortak dil oluşturmak birbirini anlamanın gerek şartıdır. Yazan ile okuyan arasında sıkı bir bağ, kararlı bir iletişim ve etkileşim olmalıdır. Yakın geleceğin yaşam biçimi ve yaşam tarzına uyum sağlamak istiyorsak aramızdaki mesafeyi kısaltmalıyız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/birbirimizi-anlamanin-bir-yolu-vardir-87659</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Birbirimizi &#039;anlamanın&#039; bir yolu vardır ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fenerbahce-tarfin-ve-bir-isi-yonetmek-87658</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fenerbahçe, Tarfin ve bir işi yönetmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugünlerde bir işin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda araştırmalar yapıyorum. Bunu da “uzmanlarla” değil, sokaktaki insanlarla yapmak bana müthiş bir dinamizm katıyor. Tarfin’in Fenerbahçe basketbol takımlarına sponsor olması, bu kapsamda ilgimi çekti. Fenerbahçe Basketboldan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi ve Şube Sorumlusu Ömer Onan’ı dinledikten sonra bu yazıyı yazmaya karar verdim.</p>
<p>Yakın zamanda iş yönetimi ile ilgili birkaç üst düzey araştırma yapma fırsatım oldu.</p>
<p>Bizim mahallede tezgâhta meyve satan seyyar ile konuştum. İsmen tanışmıyoruz ama ilk olarak kiraz aldığımda 150 liraydı ve “bunun fiyatı ne olur?” diye sormuştum. O da “burada kalmaz yükselir” demişti. “Alıp stok mu yapalım yani” diye sorduğumda “Ağabey, bizim sermayemiz yok. Ben her sabah hale gidip mal çekiyorum. Onun üzerine kâr koyup satıyorum. Oradaki fiyat neyse ona bağlıyım.” demişti.</p>
<p>Sonrasında Acıbadem pazarındaki meyvecimle konuşurken –kirazın fiyatı 100 liraya düşmüştü- kiraz işini sordum. Yerli bir teknoloji şirketinin Manisalı patronu “Biz bile Salihli kirazı bulamıyoruz. Daha ürün toplanmadan yabancılar gelip bahçeleri kapatmış” demişti. “Nasıl oldu da fiyat buraya düştü” diye sordum. “Ağabey o iş patladı; mal geri döndü. Şimdi kilosu 40 liradan iç pazara vermeye çalışıyorlar.” dedi. O kirazın piyasaya gelişi de 100 liradan satın almamıza izin veriyordu. Aldım ve bir hafta sonraki muhabbetimiz biraz sitemli oldu.</p>
<p>“Senin kirazlar botokslu çıktı. Mükemmel görünüyorlardı ama tatları tuzları yok” dedim. “Ağabey sudan oluyor. Sular çekiliyor, ağaçlar da suyunu alabilmek için toprakta ne varsa emiyor. Bütün pislik de meyvelere geçiyor.” diye yanıt verdi. Aynısını incirde yaşamıştık; dışı süper görünen incirlerin içi kararmış çıkmıştı geçen sene.</p>
<p>Bizim mahalledeki –bahsettiğim- seyyar bu sene tezgahın tümüne incir yığınca yeniden denedim. Mahalleli olunca kötü mal satma şansı yok; iki hafta sonra kimse almaz. Yoldan geçene satarak da o işi çevirmek mümkün olmaz. Artık tanıştığımız için sandıklara dizili olanların altındaki maldan verdi. İyiydi ama yine de geçmişteki ballı patlıcan incirlerinden çok uzaktı. Bugünlerde tezgaha üzüm de eklemiş; bundan sonra ne getireceğini sordum. “Bundan sonra bırakıyorum.” dedi ve devam etti: “Benim iki işim var: Bahar ve yazın meyvecilik yapıyorum. Sonbahar-kış da kestane-mısır…”</p>
<p>“Kestane çok pahalandı. Ben artık sadece evde yapıyorum.” deyince “Aslında pahalı değil ama öyle görünüyor.” dedi. Anlattı: Geçen sene kestanenin kilosu 400 liraydı. Bu pişince 700 grama düşer. Kömürü, işgaliyesi, araba kirası ile kilosu bin liraya geliyor. İşgaliye o kadar önemli değil ama araba kirası işin üzerine biniyor. Öyle olunca o fiyatlar düşük kalıyor.” dedi. Haklıydı. Onun sermaye yapısının zayıflığı, bizim daha taze ürüne daha uygun fiyatla erişmemizi sağlıyordu. Elinde mal kalmasının finansal yükünü taşıyacak durumda değildi ve o yüzden biz kazançlı çıkıyorduk. Ancak ülke ekonomisini böyle günübirlik bir işleyişe temsil eden zihniyet vatanımızı kaybetmemize neden olduğunda bunun asıl bedelini öğreneceğiz. Bunun aksi tarafındaki büyük zincirlerin nasıl çalıştığını sorduğumda. “Onların depoları var. Malı oraya koyup talebe göre çıkarırlar. Onların işi bizimki gibi değil.” dedi.</p>
<p>Bir hafta sonra, Halil ağabeyin kendi deyimiyle “takıldığı” manava uğradım; tatilden dönmüş. 80’ine geldi hâlâ gece gidip halden mal çekiyor ve dağından bağından katkısız pestisitsiz malı bulup getiriyor. Tezgâh yapıyordu. “Bu sene şöyle ağız tadıyla bir incir yiyemedik.” dedim. “Anladım ben seni. Bunlar yeni geldi. Ben ayarlayacağım.” dedi.</p>
<p>Yabancı işçi olduğunu düşündüğüm kadınların sebzelerini tarttı. 110 lira tuttu. 200 lira verdiler. “10 liranız var mı” diye sormadan dükkanın sahibinden 90 lira aldı, para üstünü verdi. Kadınlar da “10 lira verelim” diye işi kolaylaştırmadılar bile. O da sormadı, müşteriye yük olmaz. Bana bir kasa incir seçti: kasa dediğime bakmayın, plastik kasa iki kilo alıyor. “Bunu böyle götür, ezilmesin.” diye tembihledi. Üstüne de bir poşet geçirip verdi, karşıladığı gibi “Hürmetler” diyerek beni gönderdi. Ne yalan söyleyeyim, Halil ağabeye bakmama neden olan, GetirBüyük’ün pestisit analizi yapılmış meyve ve sebze satışı ile ilgili reklamı oldu. Onlar analiz diyorlar; Halil ağabey sattığı malın geldiği yeri ve hatta kimi zaman üreticisini bilerek bu işi yapıyor. Umarım bu kadar tarımsal ürünümüz yurtdışından dönerken içeride satacak pestisitsiz ürün bulabilirler. Benim güvencem Halil ağabey çünkü onun birikimi ve sistemi var.</p>
<p><strong>Mükemmel ikili: Fenerbahçe ve Tarfin</strong></p>
<p>Tarfin’in Fenerbahçe ile sponsorluk anlaşmasının basın toplantısından çıkınca benim aklım bunlara gitti. Bunun nedeni, Ömer Onan’ın bir basketbol şubesinin yönetimi ile anlattıkları ile sokaktaki bu ekonomi ve Tarfin’in faaliyet alanı ideal bir üçgen oluşturuyordu. Onan’ın söylediklerine geçmeden önce tarımsal üretimdeki hasat ile basketbol ya da diğer sporlardaki şampiyonluk muazzam bir paralellik gösteriyor. İkisinde de felaketler ve yenilgiler daha çok hatırlansa da kazanmak için iyi hasat almak veya şampiyon olmak gerekiyor.</p>
<p>Onan sportif başarı için dört unsurun bir araya gelmesi gerektiğini anlattı.</p>
<p>Bunlardan ilki, iyi bir takım ve teknik kadro. Bu sene sekiz yeni oyuncunun katıldığı erkek basketbol takımı için buna bir entegrasyon konusunu da eklemek gerekiyor. Kadın basketbol takımında ise başarının sürdürülebilirliği konusuna odaklanılıyor. Onan her iki süerci de yönetim olarak yakından takip ettiklerini söylüyor ve bu ilk ayakta sağlıklı bir sistemin kurulduğu görülüyor.</p>
<p>İkinci ayakta kompleks ya da tesis altyapısı yer alıyor. Instagram’da Ülker Spor ve Etkinlik Salonu olarak anılan Ülker Sports Arena, basketbol maçları kadar konserler için de gittiğim bir yer oldu. Burada da iyi bir tesis yönetiminden söz edilebilir ama bu konuda uzman değilim.</p>
<p>Bu iki maddenin kesiştiği noktada yıllar önce bu salonda izlediğim Fenerbahçe-San Antonio Spurs maçına değinmek istiyorum. Google’a sordum 2014 yılındaymış. Hayat ne kadar hızlı elimizden kayıyor. O maçta Spurs’ün efsanevi koçu Greg Popoviç, kısacık mola süresini oyuncularına bir şeyler anlatmaya çalışarak tüketmiyordu. Mola alındığında hemen yardımcıları etrafına toplanıyor ve Popoviç onlarla bir şeyler konuşuyordu. Sonra yardımcılar gidip takıma bir şeyler anlatıyordu. Bu arada takım da kendi içinde liderleri etrafında bir şeyler konuşuyordu. Bana sanki sürekli Fenerbahçe basket atıyor gibi gelirken maçı Spurs kazandı. Google skorun 90-96 olduğunu gösteriyor. Bu kendini gazlama, yanılgılı algı ve sonucu görememe, üzerinde çok çalışmamız gereken yerli ve milli hastalığımız.</p>
<p>Onan üçüncü olarak, taraftardan bahsetti. Taraftar takımı desteklemek kadar hakemin verdiği yanlış kararlarda baskı oluşturarak takımın adil bir maç oynamasına katkıda bulunan önemli bir unsurdu. Bu tanımlamayı yapan Onan’ın sözleri bana çağdaş bir ülkede vatandaş kavramını çağrıştırdı.</p>
<p>Ve dördüncü olarak sponsorlardan bahsedildi. Sponsorların sağladığı kaynak, sportif başarıya ulaşacak bir kulübün ihtiyaç duyduğu finansal gücün en önemli bacaklarından biri. Onan, basketbol şubesinin her yılı “neredeyse denk bütçe” ile kapatmasında bilet satışlarının da önemli bir katkısı olduğunu belirtirken sponsor rolünün altını kalın bir biçimde çiziyor. Hem basketbol hem de voleybolda Avrupa’nın yıldızlarının çoğunun Türkiye’de forma giydiği düşünülürse, sponsor bütçelerinin rekabet açısından taşıdığı önem anlaşılıyor.</p>
<p>Onan, konuşmasında Tony Parker’dan da bahsetti ve bunun önemli bir ayrıntı sağladığını düşünüyorum. NBA kariyerini 2018-2019 sezonunda oynadığı Charlotte Hornets’te tamamlayan Parker’ı 2001-2018 yılları arasında 17 sezon giydiği San Antonio Spurs forması ile hatırlıyorum. Takım bu dönemde dört kez NBA şampiyonluğu yaşamış ve Parker muhtemelen İstanbul’daki Fenerbahçe maçında da forma giymiştir. Şu anda ASVEL başkanı ve koçu olan Parker’ın bizdeki sosyal medyaya yansıyan ve Onan’ın da atıfta bulunduğu ifadesi “ASVEL'den Fenerbahçe gibi bahsedilsin istiyorum!” şeklinde. Yapay zekânın bana aktardığı ifade biraz daha geniş. Yapay zekâya göre Parker, Eylül 2026’da hedefleri hakkında konuşurken biraz daha geniş bir çerçeve çiziyor ve "Bir gün insanların ASVEL’den de Fenerbahçe, Real Madrid ve Barcelona’dan bahsettikleri gibi bahsetmesini istiyorum. Aksi takdirde bu işi yapmanın ne anlamı var?" şeklinde.</p>
<p><strong>Bir işi yapmanın anlamı</strong></p>
<p>Şimdiye kadar size aktardığım kişilerin tümü, işlerini yapma biçimleri nedeniyle takdir ettiğim insanlar. Onan’ın anlattıkları üzerine sadece basketbol şubesi değil, devlet bile inşa edilebilir. Zamanında ilgi göstermediğim Fenerbahçe Cumhuriyeti kavramı bile, Onan’ı dinledikten sonra ilgi alanıma girdi. 2001 ile 2005 arasında Tempo dergisinde birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan fotoğraf ustası Çağrı Kılıccı çok heyecanlı ve Fenerbahçe taraftarı, şu andaki Fenerbahçe Spor Kulübü Kurumsal İletişim Direktörü Mustafa Sapmaz ise çok ağırbaşlı ve doğrucu olduğu için Fenerbahçe’yi tanıma konusunda çok fazla mesafe kat edemedim. Belki bu konuyu yapay zekâ ile çalışırım. Bu sponsorluk anlaşmasını anlama konusunda şimdiden böyle bir çaba içine girdim bile. Ben toplantıda soru sormamayı tercih edip, konuyu anladıktan sonra aksiyon alma yolunu seçtim.</p>
<p>Basketbol Federasyonu Başkanı Faruk Türkoğlu’nun Hepsiburada’yı milli takım sponsoru aldıkları toplantıdan beri bu işin ekonomisi ve yönetimi ile ilgiliyim. Türkoğlu, basketbolda başarının sportif ve finansal güç olmak üzere iki ayak üzerinde yükseldiğini anlatmıştı. Ben de bu işin hikayesini anlatayım.</p>
<p>Tek kanallı televizyon zamanında Beyaz Gölge adında bir dizi gösterime girdi. Sakatlandığı için bir kenar mahalle okulunda koçluk yapmak zorunda kalan eski basketbolcu/koç Ken Reeves ile onun birbiriyle kavgalı ve farklı ülke kökenlerinden gelenlerden oluşan basketbol takımı oyuncularının hikâyesi anlatılıyordu. Bu dizi o kadar etkili oldu ki, biz inşaat demirinden yapılma potaları apartmanlara tutturup sokaklarda basketbol oynamaya başladık. Bugünden geriye bakınca muazzam ilkel görünen bir altyapı üzerinde biz ve bizden sonra gelen kuşaktaki çocuklar basketbolu sevdi. Daha önce İstanbul’un iş dünyasının ve müstakbel yöneticilerinin buluştuğu basketbol kulüpleri ve Spor Sergi Sarayı tribünü ile anılan basketbol, özellikle Ülker’in basketbol okullarıyla yerini İstanbul’un varoşlarında ya da daha az rahatsız edici ifade ile banliyölerinde yetenekli çocukların keşfedildiği bir sisteme bıraktı. Oluşan bu dev havuz basketbol takımlarının çehresini de değiştirdi. Geçmişte basketbol takımları ve Spor Sergi Sarayı tribünü iş hayatındaki yöneticilerin birbirleri ile tanışık olarak bir kadro oluşturmasına yataklık ederken bu dönüşümün ardından iki Türk takımının Euroleague’de maç yaparken sahada Türk oyuncu olmamasının normal olduğu bir döneme evrildik. Yeni basketbol ekonomisi, futbolda olduğu gibi transferden para kazanmaya ve yukarındaki ekonomik dengelere dayanıyor. Bu arada hâlâ basketbol öğrenmeye ilgili gençler var. Cumartesi günü ana babaların otomobille Dereağzı’na getirdiği gençler, boylarına bakılırsa muhtemelen basketbol için oradaydılar. Ancak bu dünya çapında oyuncular olacakları anlamına gelmiyor. Bugünün ekonomisi Bursa dinamikleri üzerinde dönüyor. Bursa’da tekstil sektörü iyi durumdayken futbol, otomotiv iyi durumdaysa basketbol takımı iyi performans gösterirdi. Freşa bu tablonun nasıl değiştiğini gösterdi ama bunu analiz edecek yerim yok. Yine de sponsorlukların etkisini göstermek açısından bunun altını çizmek istedim.</p>
<p>Medyanın düzeyi de muhtemelen sponsorluklarla daha iyi noktalara çıkarılabilir. Toplantıda Ali Emre Ballı’ya yöneltilen sorular ağırlıkla, sponsorluğun işle mi yoksa Fenerbahçeli olmakla mı ilgili olduğunu konu aldı. Hem erkek hem kadın milli takımına sponsor olunması ise, kadın-erkek eşitli boyutu ile ele alındı. Ben cahil olduğum için soru sormadım ama daha sonra yapay zekâ ile konuyu ele alırken Ali Emre Ballı’nın 1980 ve Ömer Onan’ın da 1978 Mersin doğumlu olması dikkatimi çekti. Bu ilgi çekici bir soru olabilirmiş. Ömer Onan’ın Haziran 2026’da göreve gelmesinin ardından gelen bu sponsorluk bu boyutu ile ilgi çekici olabilir. Bir dahaki sefere sorarım artık.</p>
<p>Yapay zekâ “Öğrenim hayatına Mersin’de başlayan Ballı, Sakarya Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Bir süre teknoloji alanında özel sektörde çalışan Ali Emre Ballı, 2001 yılında girişimci olarak iş hayatına atılarak kendi şirketlerini kurdu. Ali Emre Ballı, aynı zamanda Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Başkanlığı ve Finansal Kurumlar Birliği Başkanlığı görevlerini sürdürüyor.” diyor. Ballı’nın Türkiye Basketbol Federasyonu’nda da yönetim kurulu üyeliği bulunuyor.</p>
<p>Sakarya Üniversitesi’ni bizim İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) hocaları kurduğu için Ballı’nın iyi bir eğitim aldığını düşünüyorum.  Sakarya Üniversitesi (SAÜ), 3 Temmuz 1992 tarihli ve 3837 sayılı kanunla devlet üniversitesi olarak kurulmuştur. Ancak üniversitenin temeli, 1970 yılında açılan Sakarya Mühendislik ve Mimarlık Yüksekokulu'na dayanır. Bu kurum 1982-1992 yılları arasında <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi'ne (İTÜ) bağlı bir fakülte</strong> (İTÜ Sakarya Mühendislik Fakültesi) olarak faaliyet göstermiştir. Dolayısıyla Sakarya Üniversitesi, <strong>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)</strong> bünyesinde şekillenmiş ve sonradan ayrılarak bağımsızlaşmıştır. Benim de İTÜ’de okuduğum dönemde iyi olduğunu biliyorduk.</p>
<p>Ali Emre Ballı, üniversite eğitiminin ardından kısa bir süre teknoloji sektöründe profesyonel olarak çalışıyor. 2001 yılında girişimciliğe adım atarak kendi şirketlerini kurmaya başlayan Ballı, finans, yazılım, telekomünikasyon, teknoloji ve gıda gibi çok çeşitli sektörlerde 20 yılı aşkın iş deneyimi bulunuyor.</p>
<p>Ballı için özellikle varlık yönetimi, finansal teknolojiler ve dijital bankacılık ekosisteminde kritik yatırımlara imza atmıştır diyen yapay zekâ, kurucusu, ortağı ve yöneticisi olduğu başlıca kurumları şöyle sıralıyor:</p>
<ul>
<li><u>Adil Katılım Bankası</u>: Dijital katılım bankacılığı alanında faaliyet gösteren bu bankanın Yönetim Kurulu Başkanı ve kurucu ortaklarındandır.</li>
<li>Adil Varlık Yönetim A.Ş.: Alacak ve varlık yönetimi sektöründe yer alan bu şirkette Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yapmaktadır.</li>
<li>Fair Grubu Şirketleri: Fair Finansman A.Ş., Fair Finansal Kiralama A.Ş. ve tüketiciye yönelik finansal çözümler sunan <u>Fairpay</u> girişimlerinde Yönetim Kurulu Başkanı / Başkan Vekili pozisyonundadır.</li>
<li>Online Teknoloji ve Danışmanlık A.Ş.: 2011 yılından bu yana teknoloji ve yazılım tarafındaki yatırımlarını bu çatı altında CEO olarak sürdürmektedir.</li>
</ul>
<p>Ballı’nın sektörel ve sosyal görevleri ise şöyle:</p>
<ul>
<li><u>Finansal Kurumlar Birliği (FKB)</u>: Birlik bünyesinde daha önce Başkan Vekilliği ve Varlık Yönetim Şirketleri Sektör Başkanlığı yapmış, ardından FKB Yönetim Kurulu Başkanlığı görevine seçilmiştir.</li>
<li><u>Türkiye Basketbol Federasyonu (TBF)</u>: İş hayatının yanı sıra spor dünyasında da aktif rol üstlenerek TBF Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev almaktadır.</li>
</ul>
<p>Tarım ve finansal teknolojileri (AgTech/Fintech) buluşturan öncü yerli girişimlerden biri olan Tarfin Tarım A.Ş.hakkında öne çıkan temel göstergeler, iş modeli ve yapısal özellikler şu şekildedir:</p>
<h3>1. Kurulum ve Künye Bilgileri</h3>
<ul>
<li>Kuruluş Yılı: 2017</li>
<li>Kurucu:Mehmet Memecan</li>
<li>Merkez:İstanbul, Türkiye (Şişli)</li>
<li>Faaliyet Alanı:Tarımsal girdi (gübre, tohum, yem, mazot, tarım ekipmanları vb.) tedariki ile çiftçilere yönelik hasat vadeli ve esnek finansman çözümleri.</li>
</ul>
<h3>2. İş Modeli ve Temel Çözümler</h3>
<ul>
<li>Dijital Entegrasyon (Tarfin Mobil): Yapay zeka ve makine öğrenmesi tabanlı tarımsal risk değerlendirme modelleri sayesinde çiftçilere cep telefonları üzerinden hızlı ön onaylı limit ve fiyat teklifi sunar.</li>
<li>Bayi Ağı: Türkiye genelinde yüzlerce yetkili satış noktası/tarım bayisi ile entegre bir şekilde çalışarak geleneksel fiziki şube yapısı yerine mevcut yerel bayileri dijitalleştirir.</li>
<li>Gelir Korumalı Paketler:Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) verilerini baz alarak çiftçilerin tarım girdilerini mahsul değerine endeksli, tavan fiyat uygulamalarıyla güvence altına alan finansal kalkan modelleri sunar.</li>
<li>Sermaye Piyasası Araçları:Başarılı VDMK (Varlığa Dayalı Menkul Kıymet) ihraçları ve sermaye piyasası projeleriyle yerli ve yabancı yatırımcıların tarım sektörünü fonlamasına aracılık eder.</li>
</ul>
<h3>3. Ortaklık Yapısı ve Yatırımlar</h3>
<ul>
<li>Tarfin, Türkiye merkezli olmakla birlikte küresel ölçekte tanınan risk sermayesi fonlarından ve kurumsal yatırımcılardan Seri-B öncesi ve sonraki süreçlerde önemli yatırımlar almıştır.</li>
<li>Yatırımcıları Arasında:Quona Capital, Syngenta Group Ventures, Elevator Ventures (Raiffeisen Bank International), Yara Growth Ventures, Collective Spark ve BIC Angel Investments gibi ulusal ve uluslararası fonlar yer almaktadır.</li>
</ul>
<h3>4. Uluslararasılaşma ve Büyüme</h3>
<ul>
<li>Şirket sadece Türkiye pazarıyla sınırlı kalmayıp Doğu Avrupa pazarına açılmış, özellikle Romanya gibi ülkelerde kendi iştirakleriyle operasyonlar kurarak globalleşme adımları atmıştır.</li>
</ul>
<h3>5. Önemli Ödüller ve Sektörel Konum</h3>
<ul>
<li>Fintech ve tarım teknolojileri alanında <em>Bonds and Loans Türkiye</em>, <em>Digital Money and Fintech Awards</em> (Yılın En Hızlı Büyüyen Fintech'i vb.) ve <em>TSPB Sermaye Piyasaları Ödülleri</em> gibi platformlarda çok sayıda ödüle layık görülmüştür.</li>
</ul>
<p>Yapay zekâya teşekkür edip şimdilik burada bırakayım. Gıyapta bu kadar yazmak yeter. Ben yazana kadar Tarfin Flexi’yi incelemenizi de öneririm.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fenerbahce-tarfin-ve-bir-isi-yonetmek-87658</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fenerbahçe, Tarfin ve bir işi yönetmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yildizlar-yatirim-holding-gonullu-yildizlar-programini-hayata-gecirdi-87716</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıldızlar Yatırım Holding, &#039;Gönüllü Yıldızlar&#039; programını hayata geçirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Yıldızlar Yatırım Holding'in 80’i aşkın ülkeye gerçekleştirdiği ihracatın yanı sıra toplumsal faydayı odağına alan çalışmalarıyla da sosyal etki alanını genişlettiği bildirildi.</p>
<p>Bu doğrultuda şirketin, çalışanlarının bilgi, beceri, deneyim ve zamanlarını toplumsal faydaya dönüştürmek amacıyla “Gönüllü Yıldızlar” çalışan gönüllülüğü programını hayata geçirdiği belirtildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre program, holding ve grup şirketlerinde görev yapan 5 binden fazla çalışana toplumsal fayda projelerinde yer alabilecekleri ortak bir gönüllülük alanı sunuyor.</p>
<p>Fehmi Yıldız Vakfı çatısı altında kurgulanan programın ilk projesi, Koruncuk Vakfı’nın “Bir Çanta Geleceği Taşır” kampanyası kapsamında gerçekleştirildi. </p>
<p>Farklı bütçe seçeneklerine göre hazırlanan kırtasiye setleri ve okul çantaları, tesislerde oluşturulan toplama noktalarında bir araya getirilirken, gönüllü çalışanların katılımıyla paketlenen eğitim materyalleri Koruncuk Vakfı aracılığıyla temel ihtiyaçlara ve eğitime erişimi risk altında bulunan kız çocuklarına ulaştırıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/09/17/1789634485-dji-20260910135220-00-3ptf.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2>“Gönüllü Yıldızlar ile toplumsal faydayı büyüteceğiz”</h2>
<p>Yıldızlar Yatırım Holding Yönetim Kurulu Üyesi Hakkı Yıldız, Fehmi Yıldız Vakfı aracılığıyla bugüne kadar toplum için kalıcı değer oluşturmayı hedefleyen birçok çalışmaya imza attıklarını belirterek, “Gönüllü Yıldızlar ile çalışanlarımızın bilgi, deneyim, beceri ve zamanlarını bir araya getirerek toplumsal faydaya dönüştürebileceğimiz ortak bir platform oluşturduk. İlk adımımızı Koruncuk Vakfı ile gerçekleştirdiğimiz ‘Bir Çanta Geleceği Taşır’ kampanyası kapsamında düzenlediğimiz gönüllülük etkinliğiyle attık. Gönüllü Yıldızlar’ın çalışanlarımızın katılımıyla büyüyeceğine ve hepimizin gurur duyacağı, uzun soluklu bir iyilik hareketine dönüşeceğine inanıyorum” diye konuştu.</p>
<p>Gönüllü Yıldızlar’ın Fehmi Yıldız Vakfı’nın sosyal etki yaklaşımı doğrultusunda farklı projelerle faaliyetlerini sürdüreceğini kaydeden Yıldız, çalışanların yalnızca katılımcı olarak değil, bilgi, deneyim ve becerileriyle sosyal faydanın aktif bir parçası olmalarını amaçladıklarını söyledi. Yıldız, grup genelinde sürdürülebilir bir gönüllülük kültürü oluşturmayı ve çalışanların katkısıyla yaratılan toplumsal etkiyi daha da büyütmeyi hedeflediklerini belirtti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yildizlar-yatirim-holding-gonullu-yildizlar-programini-hayata-gecirdi-87716</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/6/1280x720/yildizlar-yatirim-holding-gonullu-yildizlar-programini-hayata-gecirdi-1789644444.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıldızlar Yatırım Holding, 5 bini aşkın çalışanını toplumsal fayda çalışmalarında buluşturmak amacıyla “Gönüllü Yıldızlar” programını hayata geçirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/duygusal-bulasma-87671</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Duygusal bulaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Eylül 2025’te yazdığım “Takım olmak” başlıklı yazımda, tüm oyuncu grubunun baş başa konuşabildiği, duygularını paylaşabildiği özel alanların öneminden bahsetmişim. Melisa Vargas’ın final maçındaki duygusal boşalımı sonrasında yaşananları anlatan Zehra Güneş o anı; “orada hiçbir şey konuşulmadı, hepimiz Vargas’ın ne yaşadığını biliyorduk, bazı arkadaşlarımla göz göze geldik ve hepimiz ona sarıldık. Zaten konuşmamıza gerek kalmamıştı, birbirimizin ne hissettiğini biliyorduk” şeklinde özetlemiş.</p>
<p>Emotional contagion, Türkçedeki en yakın karşılığı “duygusal bulaşma” … Sporda sıkça karşımıza çıkan bu kavram bir kişinin duygusunun, farkında olarak ya da olmadan, çevresindeki insanların duygu ve davranışlarını etkilemesi demek. Çoğu zaman bilinçli gerçekleşmeyen bu olgu psikolojide uzun zamandır tartışılıyor: İnsanlar birbirlerinin yüz ifadelerini, ses tonlarını, beden dilini ve davranışlarını istemeden taklit eder ve bunun sonucunda duygusal durumları birbirine yaklaşabilir.</p>
<p>Televizyonda izlerken duyduğumuz “takım bir anda dağıldı” cümlesi belki de o kadar bir anda olmuyor. İşin ilginç tarafı, oyuncudan oyuncuya dolaşarak tüm takımı ele geçiren bu duygusal bulaşma sadece bir takımı etkilemiyor. Sportif müsabakalarda kolektif çöküşlerin analizi yapıldığında, bir takımda güvensizlik, pasiflik, panik yayıldığında, karşı takımda bunun ters yönde bir bulaşma yarattığı gözlemlenmiş: Bir takımın çaresizliği görünür hale geldikçe diğer takımın özgüveni artmış.</p>
<p>2010’da Journal of Sports Sciences’da yayımlanan araştırmada, Dünya Kupaları ve Avrupa Şampiyonalarında incelenen 151 başarılı penaltı sonrasında oyuncuların beden diline bakılmış. Golün ardından, özellikle iki kolunu birden açarak sevinen oyuncuların takımlarının seri sonunda kazanma olasılığı daha yüksek bulunurken, güçlü bir sevinç gösterisinin ardından rakibin sıradaki penaltıyı kaçırması da daha olası çıkmış.</p>
<p>Peki bir takımın duygusal lideri kimdir? Antrenör mü? Kaptan mı? En iyi oyuncu mu? Sahaya girer girmez enerjisiyle takıma katkı veren genç oyuncu mu? Takım sporlarında bir oyuncunun duygusunun diğer oyunculara geçip geçmediğini inceleyen çalışmalar, duygusal bulaşma’nın, “bir oyuncu neşeliydi, diğerleri de neşelendi" gibi basit bir durum olmadığını, tüm takımın çalışma biçimini etkileyen daha geniş sonuçları ortaya çıkartıyor.</p>
<p>Bir sporcunun kötü oynaması başka bir konu, yapılan her hatadan sonra ellerini havaya açıp arkadaşlarını suçlaması, kendi kötü oyununu takımın kötü duygusuna dönüştürmesi bambaşka…Sayıları, golleri, asistleri, top kayıplarını kaydediyoruz ama bir oyuncunun çevresindeki insanların performansını nasıl etkilediğini maalesef tam olarak ölçemiyoruz. Fatih Terim, Semih Şentürk’ün 2008 Avrupa Şampiyonasında son saniyede attığı golü yorumlarken; “Semih öyle bir oyuncudur ki, oynasın oynamasın, karakteriyle tüm takımı yukarı çeker” dediğinde işte tam da bu ölçülemeyen özellikten bahsediyordu.</p>
<p>Bir kişiden yayılan kaygı, öfke, güven ya da sakinlik tüm takımın havasını ve performansını etkileyebiliyorsa, konuyu “pozitif olun, enerji verin” basitliğine de indirmemek gerekir. Duyguları yöneterek takımımızın performansı yükseltmek istiyorsak, “bir sporcu yalnızca kendi performansından değil takıma taşıdığı duygudan da sorumludur” gibi konuların derin analizlerini yapmak zorundayız.</p>
<p>Tam bu aşamada netleştirmemiz gereken önemli bir nokta var: “Duygusal sorumluluk” demek sporcu öfkelenmesin, üzülmesin, hayal kırıklığı yaşamasın demek değil. Bir sporcu sahaya yalnızca yeteneğini değil öfkesini, korkusunu, cesaretini, sakinliğini, umudunu da getiriyor. Takım arkadaşının kötü oyununa kızabilir, kenarda kalmaya öfkelenebilir, kaçırdığın şuttan sonra hayal kırıklığı yaşayabilirsin. Asıl önemli olan konu ne hissettiğin değil, hissettiğin şeyi takımın üzerine nasıl bıraktığın; bazen bir takımın kaderini değiştiren, en çok sayı atan oyuncu değil herkes dağılırken dağılmayan tek oyuncu oluyor…</p>
<p>Takım olmanın belki de en az konuşulan sorumluluklarından biri, duyguların da pası verilebilir olduğunu unutmadan kendi duygunu yönetebilmek. Takım olmak, yalnızca aynı duyguyu hissetmek, aynı formayı giymek değil, kendi duygusunun başkaları üzerindeki etkisinin sorumluluğunu da taşıyabilmektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/duygusal-bulasma-87671</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Duygusal bulaşma ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kobilerde-kurum-kulturu-gerekli-midir-87657</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOBİ’lerde kurum kültürü gerekli midir?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KOBİ’lerde kurum kültürü çoğu zaman büyük şirketlere özgü bir yönetim aracı olarak görülüyor. Oysa çalışan bağlılığından verimliliğe, kriz yönetiminden sürdürülebilir büyümeye kadar işletmenin geleceğini doğrudan etkiliyor. KOBİ’lerde “Biz küçüğüz, kurum kültürüne ihtiyacımız yok” anlayışı, işletmenin büyümesiyle birlikte ciddi sorunlara dönüşebiliyor. Çünkü kültür, patronun tutumundan çalışan ilişkilerine kadar şirketin her alanını görünmez biçimde şekillendiriyor.</strong></p>
<p>Kurum kültürü, bir işletmenin paylaşılan değerleri, inançları, davranış normları ve çalışma tarzını ifade eder. Büyük şirketlerde stratejik bir yönetim aracı olarak sıkça konuşulsa da, KOBİ’lerde bu kavram çoğu zaman “lüks” veya “gereksiz” görülür.</p>
<p>Oysa gerçek, tam tersidir: KOBİ’lerde kurum kültürü sadece gerekli değil, aynı zamanda hayatta kalma ve büyüme için kritik bir unsurdur.</p>
<p><strong>Kurum kültürü nedir ve KOBİ’lerde nasıl görünür?</strong></p>
<p>Kurum kültürü; “Biz burada işleri nasıl yaparız?” sorusunun cevabıdır.</p>
<p>Büyük şirketlerde yazılı değerler, misyon-vizyon metinleri ve formal prosedürlerle tanımlanırken, KOBİ’lerde çoğu zaman yazılı değildir. Kurucu veya patronun kişiliği, günlük karar alma tarzı, çalışanlarla kurulan ilişkiler ve kriz anlarındaki tutumlar kültürü fiilen oluşturur. Bu “görünmeyen” kültür, işe alımdan müşteri ilişkilerine, inovasyondan sadakate kadar her alanı etkiler.</p>
<p><strong>Neden KOBİ’lerde özellikle önemli?</strong></p>
<p>KOBİ’ler kaynak kısıtlı, esnek ve hızlı karar alabilen yapılardır. Bu özellikler avantaj gibi görünse de, kültür eksikliği durumunda dezavantaja dönüşür:</p>
<p><strong>- Çalışan bağlılığı ve verimlilik:</strong> KOBİ’lerde çalışan sayısı az olduğu için her bireyin etkisi büyüktür. Güçlü bir kültür, aidiyet duygusu yaratır, işten ayrılma oranını düşürür ve motivasyonu artırır. Zayıf kültürde ise “patronun keyfine göre iş yapılır” algısı hâkim olur; yetenekli çalışanlar kısa sürede ayrılır.</p>
<p><strong>- Karar alma ve tutarlılık: </strong>Kurucu odaklı yapılarda kararlar kişiselleşir. Net değerler ve ortak anlayış olmadığında, farklı yöneticiler veya dönemler arasında tutarsızlık yaşanır. Bu da hem iç süreçleri hem de müşteri güvenini zedeler.</p>
<p><strong>- Büyüme ve kurumsallaşma: </strong>KOBİ’lerin en büyük zorluklarından biri “kurumsallaşma”dır.</p>
<p>Büyüme sırasında kültür tanımlanmamışsa, yeni çalışanlar ve yöneticiler eski alışkanlıklarla çatışır. Güçlü kültür, büyümenin kontrollü ve sürdürülebilir olmasını sağlar.</p>
<p><strong>- Kriz yönetimi ve esneklik:</strong> Ekonomik belirsizlik, rekabet veya ani değişimlerde kültür, işletmenin “karakterini” gösterir. Ortak değerler etrafında toplanmış ekipler, krizleri daha hızlı ve uyumlu yönetir.</p>
<p><strong>- Rekabet avantajı:</strong> Ürün ve fiyat kolay kopyalanabilir. Oysa çalışan deneyimi, müşteriye yaklaşım ve iç iletişim gibi kültürel unsurlar taklit edilmesi zor bir fark yaratır.</p>
<p><strong>- Araştırmalar ve saha gözlemleri de bunu destekler:</strong> Kurum kültürü güçlü olan KOBİ’ler, aynı sektördeki rakiplerine göre daha yüksek çalışan memnuniyeti, daha düşük devir oranı ve daha istikrarlı büyüme sergiler.</p>
<p><strong>“Biz küçüğüz, kültür bizim işimiz değil” itirazı ne kadar geçerli?</strong></p>
<p>Bu itirazın ardında genellikle şu gerekçeler yatar:</p>
<p>- Zaman ve para yok.</p>
<p>- Herkes birbirini tanıyor, resmi kültür gerekmez.</p>
<p>- Değerler yazmak abartı.</p>
<p>Oysa kültür zaten vardır; formalize edilmemiş haliyle patronun gölgesinde şekillenir.</p>
<p> Bu durum kısa vadede işe yarasa da, kurucu bir gün devre dışı kaldığında veya işletme büyüdüğünde boşluk oluşur.</p>
<p>Ayrıca “herkes birbirini tanıyor” iddiası, sadece küçük ekiplerde geçerlidir. 15-20 kişiyi aşan yapılarda iletişim ve beklenti yönetimi informal yollarla sürdürülemez. Kültür oluşturmak pahalı bir proje olmak zorunda değildir. Basit ama tutarlı uygulamalar yeterlidir: net iletişim, adil yönetim, örnek davranışlar ve değerlerin günlük hayata yansıtılması.</p>
<p><strong>KOBİ’lerde kurum kültürü nasıl inşa edilir?</strong></p>
<p><strong>1</strong><strong>) Mevcut durumu anlamak:</strong> “Biz kimiz, nasıl çalışıyoruz?” sorusuna samimi cevap aramak. Çalışanlarla kısa görüşmeler veya anonim anketler işe yarar.</p>
<p><strong>2) </strong><strong>Temel değerleri netleştirmek</strong>: 3-5 tane, gerçekten yaşanan ve yaşanmak istenen değer belirlemek. “Dürüstlük”, “hız”, “müşteri odaklılık” gibi soyut kavramlar yerine, somut davranışlarla desteklemek.</p>
<p><strong>3) </strong><strong>Liderlikle yaşatmak:</strong> Kültür, duvarda asılı metinle değil, yöneticinin tutumuyla oluşur.</p>
<p>Söz ile eylem uyumu en kritik unsurdur.</p>
<p><strong>4) </strong><strong>Sistemlere yansıtmak</strong>: İşe alım, performans değerlendirme, ödüllendirme ve iletişim süreçlerinde değerleri gözetmek.</p>
<p><strong>5)</strong><strong> Sürekli gözden geçirmek:</strong> Kültür statik değildir. Büyüme, yeni nesil çalışanlar veya pazar değişimleriyle birlikte güncellenmelidir.</p>
<p><strong>Sonuç; </strong></p>
<p>KOBİ’lerde kurum kültürü “gerekli midir?” sorusunun cevabı nettir<strong>: Evet, gereklidir. </strong>Hatta büyük şirketlere göre daha kritiktir çünkü KOBİ’lerde her şey daha kişisel, daha hızlı ve daha kırılgandır. Kültür, sadece “iyi hissettiren” bir kavram değil; yetenekleri tutma, tutarlı karar alma, büyümeyi yönetme ve rekabetçi kalma aracıdır. Kurumsallaşmayı sadece prosedür ve organigram olarak gören KOBİ’ler, en önemli yapı taşı olan kültürü ihmal eder.</p>
<p>Oysa sağlıklı bir kültür, prosedürlerin bile daha az gerekli olmasını sağlayan görünmez bir bağdır. Küçük işletmeler büyürken değil, büyümeyi planlarken kültürü masaya yatırmalıdır.</p>
<p> Çünkü kültür, sonradan eklenen bir süs değil; işletmenin DNA’sıdır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kobilerde-kurum-kulturu-gerekli-midir-87657</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/2/1280x720/kobi-sirket-dijital-1774504940.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurum kültürü, bir işletmenin paylaşılan değerleri, inançları, davranış normları ve çalışma tarzını ifade eder. Büyük şirketlerde stratejik bir yönetim aracı olarak sıkça konuşulsa da, KOBİ’lerde bu kavram çoğu zaman “lüks” veya “gereksiz” görülür. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nazim-hikmetin-romantikasindan-sevgiye-aciya-hasrete-ve-turkiyeye-bakmak-87656</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nazım Hikmet’in Romantika’sından sevgiye, acıya, hasrete ve Türkiye’ye bakmak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Geçtiğimiz günlerde İzmir’de ziyaret ettiğim Nazım Hikmet sergisi, bana da büyük ozanın yaşam öyküsünü daha ayrıntılı bir biçimde yeniden keşfetme imkânı sundu. Sergiyi 20 yıldır Nazım Hikmet üzerine çalışan M. Melih Güneş’in anlatımıyla gezerken, fotoğraflar, filmler, şiirler, tablolar, kartpostallar, enstalasyonlar eşliğinde bir zaman yolculuğuna çıktım.</strong></p>
<p>Türk edebiyatının en büyük ustalarından Nazım Hikmet ayrılığı, memleket hasretini, yalnızlığı, yoksulluğu, hapishane hayatını, sürgünleri olduğu kadar sevgiyi ve aşkı da en derinlikli biçimde ifade eden eserleriyle dünya edebiyatında unutulmaz isimler arasında yer aldı. Şiirleri 50’den fazla dile çevrildi. Romandan, tiyatrodan öyküye, şiirlere, destanlara; mektuplardan tablolara uzanan geniş bir külliyat bıraktı. İzmir’de açılan “Nazım Hikmet. Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi” başlıklı sergi, onun bu zengin mirasına yeniden can veriyor.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde İzmir’de ziyaret ettiğim Nazım Hikmet sergisi, bana da büyük ozanın yaşam öyküsünü daha ayrıntılı bir biçimde yeniden keşfetme imkânı sundu. Sergiyi 20 yıldır Nazım Hikmet üzerine çalışan M. Melih Güneş’in anlatımıyla gezerken, fotoğraflar, filmler, şiirler, tablolar, kartpostallar, enstalasyonlar eşliğinde bir zaman yolculuğuna çıktım. Nazım’ın yaşadığı tüm zorluklara, acılara karşı daha iyi bir dünyaya olan umudunu sevgi, aşk, barış dolu günlere olan inancını kaybetmeyişine tanık oldum. Cesaretine, vatan sevgisine, duyarlılığına ve dayanma gücüne bir kez daha hayran oldum.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab73ceada55-1789621198.jpeg" alt="" width="450" height="600" /><strong>Çok katmanlı, derinlikli mükemmel bir kürasyon</strong></p>
<p>“Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi”, Nazım Hikmet’in çocukluğundan Anadolu yolculuğuna, Moskova’ya, hapishane yıllarından aşklarına, dostluklarına, sürgününe ve memleket özlemine uzanan büyük yaşam yolculuğunu farklı yönleriyle ele alan bir çalışma. Yüzlerce fotoğraf, elyazması belge, nadir kitaplar, kişisel eşyalar, resimler, heykeller ve görsel-işitsel materyalden oluşan sergi, 95. İzmir Enternasyonal Fuarı kapsamında, Atlas Pavyonu’nda ziyaret edilebiliyor. </p>
<p>Folkart Gallery tarafından hazırlanan proje, Türkiye’den ve yurt dışından yaklaşık 25 kişi, kurum, arşiv ve özel koleksiyonun katkısıyla ortaya çıkmış. Çalışmalar 2 bin 125 metrekarelik alanda, fuaye dahil 15 salona yayılmış durumda. Mekânın bir tarafında Nazım Hikmet’in Türkiye yılları, diğer tarafında ise Sovyetler Birliği’ndeki son yılları anlatılıyor. Hapishane, sürgün, memleket özlemi, aşklar ve dostluklara ait belgeler eşliğinde izleyicilerin duyularına ve duygularına erişiliyor. </p>
<p><strong>Bu sergi kaçmaz</strong></p>
<p>Büyük emeklerle hazırlanan ve izleyiciyi sadece Nazım Hikmet’e değil, ülkemizin geçmişiyle buluşturan “Romantika/Bir Ömrün Seyrüseferi” 15 Ocak 2027 tarihine kadar İzmir’de ziyaretçilerini bekliyor. Dilerim süre uzatılır. Ve yine dilerim ki büyük ozanın Moskova’daki evinden Türkiye’ye getirilen çok sayıdaki özgün eşya, belge ve elyazması sergi sonunda yeniden yurt dışına dönmez. Bu kültürel mirasın ülkemizde kalması için gereken temaslar yapılır. İzmir’e kalıcı bir Nazım Hikmet müzesi çok yakışır.</p>
<p><strong>İzmir’in ortak hafızasına katkı: Folkart Galllery</strong></p>
<p>Folkart son 9 yıldır İzmir Enternasyonal Fuarı’na sponsor olan bir kuruluş. Galerisiyle kente değer katıyor. Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak, İzmir’in yalnızca yaşadıkları ve ürettikleri bir kent değil; kimliklerini şekillendiren ortak bir hafıza olduğunu vurguluyor… ve ekliyor: “<em>Bu kentin kültür ve sanat hayatına katkı sunmayı da İzmir’e duyduğumuz aidiyetin doğal bir karşılığı olarak görüyoruz. Çünkü kentleri yalnızca binalar değil; sanat, edebiyat, müzik ve kuşaktan kuşağa aktarılan hikâyeler yaşatıyor. Folkart Gallery’yi de bu anlayışla kurduk. Yıllardır kültür ve sanatın herkes için erişilebilir olmasına katkı sağlamaya çalışıyoruz</em>.”</p>
<p><strong>Nazım Hikmet’in İzmir sevgisi</strong></p>
<p>Nazım Hikmet’in İzmir’le ilişkisi romanın ötesine uzanıyor. Şairin 1925 yılında İzmir’de bulunduğu biliniyor. 1920’li yıllarda Moskova’da yazdığı “Tuğlacıklar” oyunundaki bir şarkıya Türkçe sözler yazarken kullandığı “<em>İzmir narı gibi kırmızı</em>” ifadesi de bu bağın edebi izlerinden biri. Kuvayi Milliye’nin büyük anlatısı da İzmir’e ulaşıyor.</p>
<p>Nazım Hikmet’in son otobiyografik romanı “<em>Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim”, </em>İzmir’de, bir kulübede başlıyor. Nazım Hikmet bizi yaklaşık yüz yıl önceki İzmir’e götürüyor. İzmir’de açılan bir kapıdan, Hikmet’in bütün ömrüne doğru yolculuğa çıkılıyor. Romanın zaman örgüsü ise romanın sonunda yeniden İzmir’e dönüyor. Bu nedenle serginin İzmir’de açılması, küratör M. Melih Güneş’in ifadesiyle yalnızca bir rastlantı değil; edebi ve tarihsel bir karşılık taşıyor<em>.</em></p>
<p>Mesut Sancak da, Folkart Gallery olarak Nazım Hikmet’in değerli mirasını İzmir’de yeniden görünür kılmaktan, genç kuşaklarla buluşturmaktan ve kentin kültürel hafızasına kalıcı bir katkı sunmaktan büyük bir gurur duyduklarını ifade ediyor<em>.</em></p>
<p><strong>Nazım Hikmet’le yaşanan 20 yıl </strong></p>
<p>20 yılı aşkın süredir Nazım Hikmet üzerine çalışan küratör M. Melih Güneş için sergi çok derin bir anlam ifade ediyor. Mimarlık eğitiminin ardından eski eser korumacılığı ve restorasyonu üzerine yüksek lisans yapan Güneş’in özellikle belgeleme yöntemleri konusundaki eğitimi bulunuyor. Yıllar boyunca yaptığı araştırmalarla Nazım Hikmet’in daha önce yayınlanmamış eserlerinin gün ışığına çıkmasına da katkıda bulunan Melih Güneş’in titiz arşiv çalışması Romatika’ya can veriyor. </p>
<p>Güneş’in Moskova’yla ilişkisi 1989 yılında, sınıf arkadaşı ve daha sonra aile büyüğü olarak gördüğü Mergül Kotil’in Petrovski Pasajı’nda çalışmasına vesile olmasıyla başlamış Moskova’da Vera Tulyakova ile tanışması ve aralarında zamanla gelişen ana-oğul yakınlığı, Nazım Hikmet çalışmalarının dönüm noktalarından biri olmuş.</p>
<p>Tulyakova’nın ölümünün ardından Moskova’daki ev arşivinin açılmasıyla Türkiye’de bilinmeyen ya da yayınlanmamış çok sayıda belge ve eser ortaya çıkmış. Anna Stepanova’nın yol göstermesi ve gerekli izinlerin alınmasına yardımcı olmasıyla Güneş, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi’ndeki binlerce belge üzerinde araştırma yapmış.</p>
<p>Bu süreçte hayatı bir şekilde Nâzım Hikmet’le kesişen Samiye Yaltırım, Nail Çakırhan, Halet Çambel ve Semiha Berksoy gibi isimler de Güneş’in araştırma yolculuğunun parçaları olmuş.</p>
<p>Nâzım Hikmet’in hayatının önemli bir döneminde yanında bulunan sağlık görevlisi Galina Kolesnikova ile görüşmek için Urallar’daki evine kadar giden Güneş, Kolesnikova’nın yerel bir müzeye bağışladığı ve depoda bulunan eşyalara da ulaşmış.</p>
<p><strong>Nazım Hikmet ve Kuvayi Milliye Destanı dev bir tabloya ilham verdi</strong></p>
<p>Nazım Hikmet’in 1939-1941 yılları arasında hapishanede kaleme aldığı Kuvayi Milliye Destanı, edebiyatımızın en önemli destanlarından biridir. Merkezinde kralların, sultanların yerine köylülerin ve işçilerin olduğu Kurtuluş Savaşı’nın adsız kahramanlarının olduğu bu destan… "<em>Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar…</em>" dizeleriyle kahraman halka bir saygı duruşudur. Romantika sergisi bu destana yaraşır dev bir tabloyla vatan için can veren atalarımıza saygı duruşunu sürdürüyor.</p>
<p>Folkart Kurumsal İletişim Direktörü ve “Romantika / Bir Ömrün Seyrüseferi”in Proje Direktörü Ünal Ersözlü, bir memleketin en zor zamanında nasıl ayağa kalktığını; yoksulluğun, korkunun ve çaresizliğin içinden nasıl ortak bir irade doğduğunu anlatan yaklaşık 1800 dizelik bu büyük destanın sergide yalnızca sözcüklerle değil, resimle de karşılık bulmasını istediklerini anlatıyor. Fikir ortaya çıkınca, sanatçı Sedat Girgin’le sergiye özel bir eser yaratması için görüşülmüş. Ortaya Nazım Hikmet’i ve Kuvayi Milliye Destanı’nın dünyasını aynı büyük kompozisyonda buluşturan, 260 x 780 santimetre boyutlarında çok etkileyici bir eser çıkmış.</p>
<p><strong>Serginin adı neden Romantika?</strong></p>
<p>Nazım Hikmet’in <em>Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim</em> için ilk düşündüğü “Romantika” adı, romanın Fransa, Bulgaristan, Almanya, Macaristan ve Rusya’daki baskılarında da kullanılmış. Sergi için ilk isim arayışlarında <em>“Güneşin Sofrası</em>” üzerinde de durulmuş; ancak projenin adı sonunda “Romantika” olmuş. </p>
<p>“Romantika”, yalnızca aşkı ya da sözcüğün gündelik anlamındaki romantizmi ifade etmiyor. Serginin yorumunda kavram; Nazım Hikmet’in daha adil, daha güzel ve daha özgür bir dünyanın mümkün olduğuna dair, hapishanelerde, sürgünde ve memleket hasreti içinde bile eksilmeyen inancını karşılıyor.</p>
<p>“Bir Ömrün Seyrüseferi” alt başlığı da İstanbul’dan Anadolu’ya, Moskova’dan dünyanın farklı ülkelerine uzanan hareketli hayatın yanı sıra Nazım Hikmet’in düşünsel, duygusal ve sanatsal yolculuğunu da kapsıyor.</p>
<p><strong>Sergide neler yer alıyor?</strong></p>
<p><strong>- 25 kişi, kurum, arşiv ve koleksiyon</strong></p>
<p>“Romantika” için yaklaşık 25 kişi ve kurumla işbirliği yapıldı. Serginin önemli kaynakları arasında Nazım Hikmet’in Moskova’daki evi, Rusya Devlet Edebiyat ve Sanat Arşivi, Piraye Koleksiyonu, Ara Güler Arşivi ve Araştırma Merkezi, Moskova Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, İstanbul’daki Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı, Gürkan Us Koleksiyonu ile M. Melih Güneş’in kişisel arşiv ve koleksiyonu bulunuyor.</p>
<p>Nazım Hikmet’in oğlu Mehmet Hikmet’in Fransa’daki yaşamından ve aile arşivinden gelen materyaller de serginin önemli kaynakları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>- Yüzlerce fotoğraf, el yazması ve nadir kitap</strong></p>
<p>Sergideki malzemenin toplam parça sayısı henüz tek tek sayılmış değil. Ancak sergide yüzlerce fotoğraf, yüzlerce sayfa elyazması ve dosya ile yüzlerce nadir kitap bulunuyor.</p>
<p>Kitaplar arasında çok sınırlı sayıda basılmış özel yayınlar dikkat çekiyor. Çin’de yalnızca 100 adet basılan özel baskı bir kitap, Havana’da sadece 10 adet basılmış bir yayın ve Nazım Hikmet’in 1928 yılında Bakü’de yayımlanan “Güneşi İçenlerin Türküsü” sergide görülebilecek nadir eserlerden bazıları.</p>
<p><strong>- Moskova’daki evinden İzmir’e gelen eşyalar</strong></p>
<p>Serginin en önemli bölümlerinden biri Nazım Hikmet'in Moskova’da yaşadığı evden getirilen özgün materyallerden oluşuyor. Şairin daktiloları, duvar halısı, masa lambası, kilimi, heykelleri, belgeleri ve fotoğrafları İzmir’e getirildi. Çalışma odasının atmosferi de sergide yeniden kuruldu. Büyük hacimli mobilyaların tamamı getirilemediği için bazıları özgünlerine uygun biçimde yeniden üretildi. Buna karşılık odanın özgün parçalarının önemli bir bölümü Moskova’dan geldi. Çalışma odasının perdesi dahi orijinal.</p>
<p><strong>- Giysileri, çakısı, paleti, ahşap kutuları...</strong></p>
<p>Nazım Hikmet’in gündelik yaşamına ait çok sayıda özgün obje ziyaretçilerle buluşuyor.</p>
<p>Sergide şairin giysileri, çakısı, ölüm belgesi, nikâh belgesi, hapishanede ürettiği ahşap kutular ve resim yaparken kullandığı palet yer alıyor.</p>
<p>Küratör Melih Güneş’in kendisini kişisel olarak en çok etkileyen materyaller arasında, “Saman Sarısı” şiirinin dünyasını hatırlatan sedef düğmeler, “Seviyorum Seni” şiirinin yazıldığı mektup ve yayınlanmamış şiirler bulunuyor.</p>
<p><strong>- Mezarının eskizleri ilk kez gün ışığında</strong></p>
<p>Nazım Hikmet’in Moskova’daki mezarı için hazırlanmış eskiz projeleri ilk kez kamuoyunun karşısına çıkıyor. Moskova’ya gidemeyen ziyaretçilerin mezarı gerçek boyutlarıyla görebilmesi amacıyla kabir taşlarının aynı ölçekte replikaları hazırlandı.</p>
<p>- Çocukluk fotoğrafındaki tekerlekli bisiklet Amerika’da bulundu</p>
<p>Serginin en dikkat çekici araştırma hikâyelerinden biri Nazım Hikmet’in çocukluk fotoğrafındaki bir obje üzerinden gelişti. Şairin çocukken Halep’te bir fotoğraf stüdyosunda çekildiği düşünülen fotoğrafında görülen atlı üç tekerlekli bisiklet, Melih Güneş’in dikkatini çekti. Güneş, 1860’larda Fransa’da üretilen bu tür bisikletlerin izini sürdü ve Amerika'da bir örneğine ulaştı. O sırada Amerika’da bulunan Gürkan Us, büyük parçalar halindeki bisikleti paketleyerek Türkiye’ye getirdi. Bisiklet daha sonra birlikte monte edildi ve “Romantika”nın ziyaretçiyi Nazım Hikmet’in çocukluğuna götüren objelerinden biri oldu.</p>
<p><strong>- Ara Güler Arşivi’nde yeniden bulunan fotoğraflar</strong></p>
<p>Sergi hazırlıkları bazı önemli fotoğrafların yeniden bulunmasını da sağladı. “Memleketimden İnsan Manzaraları”nın bir bölümü “Şu 1941 Yılında” adıyla ilk kez İtalya’da basılırken Nazım Hikmet, kitaba Ara Güler’in bazı fotoğraflarının eklenmesini istedi. Ara Güler fotoğrafları seçerek gönderdi ancak dönemin siyasi koşulları ve kaygıları nedeniyle adını yayına koydurmadı.</p>
<p>“Romantika” hazırlıkları sırasında bu fotoğraflar Ara Güler Arşivi’nde yeniden bulundu ve yapılan arşiv çalışmasının ardından sergiye dahil edildi.</p>
<p><strong>- Gölgesinde eseri sergide</strong></p>
<p>Sergi için dijital artist Süleyman Yılmaz da “Gölgesinde” isimli eseriyle sergide yer alıyor. Yanmış Ağaçı ve Projeksiyon Haritalama Tekniği kullanılan eser Çanakkale yangınlarından kurtarılan kömürleşmiş bir ağaç gövdesinin yaşama yansımasını anlatıyor. Bu duruş, Nazım Hikmet'in "Yaşamaya Dair" şiirindeki o sarsılmaz, koşulsuz varoluş ısrarıyla doğrudan kesişiyor. </p>
<p><strong>- Celile Hanım’ın bilinen şair kimliği</strong></p>
<p>Serginin dikkat çekici bölümlerinden biri, Nazım Hikmet'in annesi Celile Hanım’ın sanatçı ve entelektüel kimliğini görünür hale getiriyor.</p>
<p>Celile Hanım’ın ressamlığı biliniyor ancak sergide onun çok daha az bilinen şair kimliği de belgeleriyle ortaya konuyor. 19. yüzyılın sonlarında Selanik’te Fransızca gazetelerde şiirleri yayımlanan genç Celile Hanım’ın entelektüel dünyasının yanı sıra, oğlunun hapisten kurtulması için verdiği mücadele de anlatılıyor.</p>
<p>Celile Hanım’ın Atatürk’e ve Mevhibe İnönü’ye yazdığı mektuplar, bu mücadelenin önemli belgeleri arasında.</p>
<p><strong>- Münevver Andaç’ın diploması da sergide</strong></p>
<p>Sergi hazırlıkları sırasında ortaya çıkan yeni belgelerden biri Münevver Andaç’ın hukuk diploması. Nazım Hikmet ile oğlu Mehmet arasındaki yazışmalar, pusulalar ve kartpostallar da serginin aile ilişkilerini anlatan önemli parçaları arasında yer alıyor.</p>
<p>Neredeyse birbirini görmeden büyüyen baba ve oğul arasındaki ilişkinin izleri mektuplar üzerinden takip edilebiliyor. Sergide Mehmet Hikmet’in resim yapma yeteneğine de dikkat çekiliyor; böylece hem babası Nazım Hikmet’ten hem de babaannesi Celile Hanım’dan gelen görsel sanat çizgisi görünür oluyor.</p>
<p><strong>- Hayatındaki kadınlar yalnızca “Nazım’ın aşkları” değil</strong></p>
<p>“Romantika”, Nazım Hikmet’in hayatında önemli yer tutan kadınları yalnızca şairin aşk ilişkileri üzerinden anlatmıyor. Piraye, Münevver Andaç, Vera Tulyakova ve Yelena Yurçenko kendi üretimleri, entelektüel birikimleri ve hayata karşı tavırlarıyla serginin anlatısında yer buluyor. Sergi böylece Nazım Hikmet’in çevresindeki kadınları bir büyük şairin biyografisinin yan karakterleri olmaktan çıkararak kendi kimlikleri içinde görünür kılmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>- “Güneşin Sofrası’ndaki Nazım</strong></p>
<p>Şair, siyasi figür, mahkûm ve sürgün Nazım’ın yanı sıra sergide daha gündelik ve paylaşımcı bir Nâzım Hikmet de ziyaretçinin karşısına çıkıyor.</p>
<p>Dostlarıyla türkü söyleyen, birlikte olmaktan ve paylaşmaktan mutluluk duyan Nâzım’ın izleri mektuplarda, anılarda, fotoğraflarda ve müziklerde sürülüyor. “Mezarımı Yol Üstüne Kazsınlar”, “Yeşil Kurbağalar Öter Göllerde” gibi Nâzım Hikmet’in mektuplarında ya da anlatılarında beliren şarkılar da serginin müzikal hafızasının parçaları arasında.</p>
<p><strong>- Şair, ressam, senarist, oyun yazarı ve tasarımcı</strong></p>
<p>Sergi, Nazım Hikmet’in edebiyatın ötesine uzanan yaratıcı dünyasını da ortaya koyuyor.</p>
<p>Onun ressam, oyun yazarı, senarist, tasarımla ve mimariyle ilgilenen modernist bir yaratıcı olduğu farklı belgelerle anlatılıyor. Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı’nda korunan bir kitabın arkasındaki tasarım eskizinden hareketle yaptırdığı ve kullandığı mobilyalar, şairin tasarım dünyasına ilgisinin önemli örneklerinden. Nazım Hikmet’in mimariye ilişkin eleştirel yazıları da serginin farklı katmanlarında ele alınıyor.</p>
<p><strong>- 10 yönetmen ve 18 sanatçı</strong></p>
<p>Sergide film alanındaki yaklaşık 10 yönetmenin çalışmalarının yanı sıra, yaklaşık 18 sanatçının eseri bulunuyor. Sanatçılar arasında Natalya Gonçarova, Doris Kahane, Abidin Dino, Avni Arbaş, Jak İhmalyan, Ara Güler, Fahri Petek, Jacques Six, Celile Hanım ve Sedat Girgin de bulunuyor. Pablo Picasso ise litografik baskılarıyla sergide yer alıyor. Nâzım Hikmet’i resmeden veya onun görsel belleğine katkıda bulunan eserler arasında Sedat Simavi, Vladimir Lemport ve Emin Öztürk’ün çalışmaları da bulunuyor. Sergide ayrıca çok sayıda anonim illüstrasyona yer veriliyor.</p>
<p><strong>- Nazım Hikmet’in kendi resimleri de sergide</strong></p>
<p>Nazım Hikmet yalnızca şair, romancı ve oyun yazarı olarak değil, resim yapan bir yaratıcı olarak da sergide karşımıza çıkıyor. Karalamaları dışında şaire ait 10’a yakın özgün resim sergide yer alıyor. Bunlar arasında küratör M. Melih Güneş’in özellikle önem verdiği sirk resimleri de bulunuyor. Şiirlerinde sinemanın etkileri, soyut sanat üzerine düşünceleri, sanatçı dostlarıyla ilişkileri ve yaşadığı dönemin modern sanat tartışmaları da farklı belgeler aracılığıyla sergiye taşınıyor.</p>
<p><strong>SERGİ KÜNYESİ</strong></p>
<p><strong><u>Sergi Adı:</u> </strong>NÂZIM HİKMET / Romantika: Bir Ömrün Seyrüseferi </p>
<p><strong><u>Yapım-Yönetim:</u></strong> Folkart</p>
<p><strong><u>Evsahipliği:</u></strong> İzmir Büyükşehir Belediyesi</p>
<p><strong><u>Direktör:</u></strong> Ünal Ersözlü</p>
<p><strong><u>Küratör:</u></strong> M. Melih Güneş</p>
<p><strong><u>Sergi Tasarımı:</u></strong> Ömer Durmaz</p>
<p><strong><u>Danışman:</u> </strong>Volkan Severcan</p>
<p><strong><u>Kurumsal İletişim:</u></strong> Ceylan Özyiğit, Soner Çağlar</p>
<p><strong><u>Koordinasyon:</u></strong> Ceren Eren</p>
<p><strong><u>Sergi Yeri:</u></strong> Atlas Pavyonu, Kültürpark,</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nazim-hikmetin-romantikasindan-sevgiye-aciya-hasrete-ve-turkiyeye-bakmak-87656</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/6/1280x720/34667-1789621214.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nazım Hikmet’in Romantika’sından sevgiye, acıya, hasrete ve Türkiye’ye bakmak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dar-mukellefiyette-beyan-esasi-87655</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dar mükellefiyette beyan esası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi bulunan dar mükellef kurumlar yıllık beyanname verirken, bazı kazançlar özel beyan esasına göre vergilendiriliyor. Beyan süresinden verginin ödenmesine, tarhiyatın muhatabından beyannamenin verileceği vergi dairesine kadar uygulamadaki temel kurallar önem taşıyor.</strong></p>
<p>Bilindiği gibi, Tam mükellef kurumların kazancı ticari kazanç olarak yıllık beyanname ile beyan edilir. Dar mükellef kurumlarda ise kurum kazancının niteliğine göre kesinti yoluyla alınan vergiler nihai vergi niteliğindedir. Türkiye’de işyeri veya daimi temsilcisi bulunan dar mükellefler ise yıllık beyanname vermek durumundadır.</p>
<p> 10.09.2026 tarihinde yayınlanan EKONOMİ Gazetesi’nde yayınlanan yazımızda dar mükellef kurumlarda kurum kazancı üzerinde durmuştuk. Bugün yazımızda dar mükellef kurumların kazanç beyanı ve vergilerin ödenmesi konusunu ele alacağız.</p>
<p><strong>Yıllık beyanname</strong></p>
<p>Yıllık beyan esasında vergilendirilen dar mükellef kurumların vergilendirme dönemi, hesap dönemidir. Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilenlerin vergilendirme dönemi ise özel hesap dönemleridir. Kesinti suretiyle ödenen vergilerde, istihkak sahiplerince ayrıca yıllık veya özel beyanname verilmeyen hallerde, vergi kesintisinin ilgili bulunduğu dönemler vergilendirme dönemi sayılır. Dar mükellef kurumlarca, özel beyanname ile bildirilmesi gereken kazançların vergilendirilmesinde, vergilendirme dönemi yerine kazancın elde edilme tarihi esas alınacaktır.</p>
<p>Dar mükellefiyette yıllık kurumlar vergisi beyannamesi, dar mükellef kurumun;</p>
<p>- Türkiye’deki işyeri veya daimi temsilcisinin bulunduğu yerin,</p>
<p>- Türkiye’de işyeri veya daimi temsilci bulunmaması halinde, yabancı kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu yerin vergi dairesine verilecektir.</p>
<p><strong>Beyannamenin verilme zamanı ve şekli</strong></p>
<p>Kurumlar vergisi beyannamesi, hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar mükellefin bağlı olduğu vergi dairesine verilecektir. Buna göre, kurumlar vergisi beyannamesinin hesap döneminin takvim yılı olduğu hallerde 1-25 Nisan tarihleri arasında, özel hesap dönemi uygulanıyorsa bu dönemin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayın birinci gününden yirmi beşinci günü akşamına kadar verilmesi gerekmektedir. Ayrıca, dar mükellef kurumlarda tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi halinde beyannamenin, dar mükellefin ülkeyi terk etmesinden önceki on beş gün içinde verilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Beyannamelerin şekil, içerik ve ekleri Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenir. Mükellefler beyanlarını bu beyanname ile yapmak veya bu beyannamelerde yazılı bilgilere uygun olarak bildirmek zorundadır.</p>
<p><strong>Özel beyan zamanı tayin olunan gelirler</strong></p>
<p>Dar mükellef kurumların, vergiye tabi kazancının Gelir Vergisi Kanunu’nda yazılı telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, marka ve benzeri gayri maddi hakların satışı, devir ve temliki karşılığında alınan bedeller hariç olmak üzere, diğer kazanç ve iratlardan ibaret olması halinde bu kazançların; yabancı kurum veya Türkiye’de bunlar adına hareket eden kimseler tarafından kazancın elde edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 27’nci maddesinde belirtilen vergi dairesine beyanname ile bildirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Diğer kazanç ve iratların belirlenmesi konusunda Gelir Vergisi Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanması gerekmekte olup diğer kazanç ve iratlara ilişkin hükümlerde yer alan vergilendirilmeme konusunda getirilen kayıt, şart ve süreler ile istisnalar dar mükellef kurumlarca elde edilen diğer kazanç ve iratların belirlenmesinde dikkate alınmayacaktır. Bunun tek istisnası, Türkiye’ye bizzat getirilen nakdi ve ayni sermaye karşılığında elde edilen menkul kıymetler ile iştirak hisselerinin elden çıkarılması sırasında kur farkı kazancına dair hükümlerdir. Bu nedenle, Gelir Vergisi Kanunu’nda yer alan, diğer kazanç ve iratların tespitinde kur farkı kazancı ile ilgili belirlemeler, dar mükellef kurumlar için de geçerli olacaktır.</p>
<p><strong>Beyannamenin verilme yeri</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 27’nci maddesinde özel beyan zamanı tayin olunan gelirlerle ilgili olarak kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği vergi daireleri hakkında aşağıdaki düzenlemelere yer verilmiştir.</p>
<p>Dar mükellef kurumlar tarafından elde edilen diğer kazanç ve iratların türüne göre kurumlar vergisi beyannamesinin verileceği vergi daireleri;</p>
<p>- Taşınmazların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarda taşınmazın bulunduğu,</p>
<p>-Taşınırların ve hakların elden çıkarılmasından doğan diğer kazanç ve iratlarda mal ve hakların Türkiye’de elden çıkarıldığı,</p>
<p>- Ticari veya zirai bir işletmenin faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde edilen diğer kazanç ve iratlarda işletmenin bulunduğu,</p>
<p>- Arızi olarak ticari işlemlerin yapılmasından veya bu nitelikteki işlemlere aracılıktan elde edilen kazançlar ile arızi olarak yapılan serbest meslek faaliyetleri dolayısıyla elde edilen kazançlarda faaliyetin yapıldığı,</p>
<p>-Arızi olarak Türkiye ile yabancı ülkeler arasında yapılan taşımacılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda yolcu veya yükün taşıta alındığı,</p>
<p>- Zarar yazılan değersiz alacaklarla karşılık ayrılan şüpheli alacakların tahsili dahil olmak üzere terk edilen işlerle ilgili olarak sonradan elde edilen diğer kazanç ve iratlar ile ticari, zirai veya mesleki bir faaliyete hiç girişilmemesi veya ihale, artırma ve eksiltmelere iştirak edilmemesi karşılığında elde edilen diğer kazanç ve iratlarda ödemenin Türkiye’de yapıldığı,</p>
<p>- Diğer hallerde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nca belirlenen yerin vergi dairesidir.</p>
<p><strong>Dar mükellefiyette tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 28’inci maddesinde dar mükellefiyette tarhiyatın muhatabı, tarh zamanı ve tarh yeri ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir.</p>
<p><strong>Tarhiyatın muhatabı</strong></p>
<p>Dar mükellefiyete tabi yabancı kurumların vergisi, bu kurumların;</p>
<p>- Türkiye’deki müdür ve temsilcileri,</p>
<p>-Müdür ve temsilcileri mevcut değilse, kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlayanlar,</p>
<p>adına tarh olunur.</p>
<p><strong>Kurumlar vergisi, tarhiyatın zamanı</strong></p>
<p>-Vergi dairesine beyannamenin verildiği günde,</p>
<p>- Beyanname posta ile gönderilmişse, vergiyi tarh edecek daireye geldiği tarihi izleyen üç gün içinde,</p>
<p>beyannamenin verildiği veya gönderildiği vergi dairesince tarh olunacaktır.</p>
<p><strong>Ödeme süresi</strong></p>
<p>Dar mükellefiyette kurumlar vergisi,</p>
<p>- Yıllık beyanname ile bildirilenlerde beyannamenin verildiği ayın sonuna kadar,</p>
<p>- Muhtasar beyanname ile bildirilenlerde beyannamenin verildiği ayın yirmi altıncı günü akşamına kadar,</p>
<p>-Özel beyannameyle bildirilenlerde beyanname verme süresi içinde,</p>
<p>-Tarhiyatın muhatabının Türkiye’yi terk etmesi halinde beyanname verme süresi içinde,</p>
<p>- Tasfiye veya birleşme hallerinde verilecek beyannamelerde ise beyanname verme süresi içinde</p>
<p>ödenir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dar-mukellefiyette-beyan-esasi-87655</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dar mükellefiyette beyan esası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fed-faiz-artirim-sureci-87653</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed faiz artırım süreci</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fed’in politika faizini artırmasının Türkiye’ye etkisi iki unsura bağlı: Fed’in ne sıklıkta ve ne ölçüde artıracağına ve ekonomik kırılganlığın ne düzeyde olduğuna. Kırılganlığımız az olmasa bile, çok seyrek aralıklarla ve çok sınırlı ölçüde birkaç kezlik artışın bize kayda değer bir olumsuz etkisinin olmayacağını söylemek mümkün.</strong></p>
<p>ABD Merkez Bankası (Fed) faiz kararını bu yazının kaleme alındığı 16 Eylül Çarşamba günü saat 21’de açıklayacak. Chicago Üniversitesi’nin Financial Times için düzenlediği ankete katılan 51 akademisyenden 50’si politika faizinin yükseltilmesi gerektiğini belirtmiş. Bunların yüzde 14’ü 0,50 puanlık bir artış önerirken, kalanı 0,25 puanın yeterli olacağını belirtmiş. Artış önerisinin arkasındaki temel neden, enflasyonun hedefe yakınsaması bir yana, petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle hedefin daha da üzerine çıkması riski.</p>
<p><strong>Faiz artışında </strong><strong>kırılganlık belirleyici</strong></p>
<p>Fed’in politika faizini artırmasının Türkiye’ye (ve benzeri ülkelere) etkisi iki unsura bağlı: Birincisi, Fed’in ne sıklıkta ve ne ölçüde artıracağına, ikincisi ekonomik kırılganlığımızın ne düzeyde olduğuna. Kırılganlığımız az olmasa bile, çok seyrek aralıklarla ve çok sınırlı ölçüde birkaç kezlik artışın bize kayda değer bir olumsuz etkisinin olmayacağını söylemek mümkün. Elbette bu savın geçerli olması için küresel finans piyasalarındaki faiz artırım sürecinin bu yönde gelişeceği beklenmeli. Ama kırılganlıklarımız az değilse, sık aralıklarla ve uzunca bir süreye yayılan faiz artırımlarının bizim gibi ülkelerin ekonomilerine darbe vurması beklenir. Çünkü Türkiye ve benzeri ülkeler dışarıdan borçlanmaya bağımlılar. Büyük merkez bankalarının faizleri yükseltmelerinin hem borçlanma maliyetini artırma hem de borçlanma miktarını azaltma gibi olumsuz etkileri var. Ama ekonomik temeller sağlamsa ve uygulanmakta olan ekonomi politikası o temelleri daha da güçlendirmeye çalışıyorsa, bu tür bir faiz artırımı bile fazla sorun yaratmayabilir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab72580dde2-1789620824.png" alt="" width="327" height="244" /><strong>2004-2006 dönemi </strong><strong>ne söylüyor?</strong></p>
<p>Şimdi geçmişe gidelim. Grafikte 2003’ün ilk iş gününden 2006’nın son iş gününe kadar olan dönemde Fed’in politika faizinin nasıl seyrettiği gösteriliyor. 25 Haziran 2003 – 26 Haziran 2004 arasında politika faizi yüzde 1 düzeyinde sabit tutulmuş. Bu tarihten sonra her biri 0,25 puanlık olmak üzere 17 artış yapılıyor. İlk faiz artışı 30 Haziran 2004’te. Son artış ise 25 Haziran 2006’da. Bu artışla faiz yüzde 5,25’e yükseliyor. Farklı bir ifadeyle, iki yıllık dönemde neredeyse her ay faiz yükseltiliyor.</p>
<p>Kırılganlığı azımsanmayacak düzeyde olan bir ekonomi için bu kadar sık yapılan ve uzun bir süreye yayılan faiz artırımları belirgin sorunlar yaratırdı. Oysa Türkiye 2001 krizinden sonra Güçlü Ekonomiye Geçiş adlı bir ekonomi programı uygulamaya başlıyor. Mayıs 2001’de yürürlüğe konulan program, Kasım 2002’de iş başına gelen AKP hükümeti tarafından da devam ettiriliyor. Elbette bazı değişiklikler yapılıyor ama programın özü korunuyor. Fed faiz artırımına başladığında, artık Türkiye’nin bankacılık sektörü sağlam ve kredi açabilir hâle gelmiş, kamunun borcu GSYH’ye oranla krizde ulaştığı zirve değerine göre 30 puan düşmüş ve bütçe açığı çok azalmış, bir dizi yapısal düzenleme yapılmış, enflasyon yıllar sonra tek haneye düşmüş ve büyüme 60 yıllık ortalamasının üç puan üzerinde.</p>
<p>İktisadi temeller sağlam olunca, bu tür bir faiz artırımı süreci başa bela olmuyor. Kıssadan hisse şu: Temel belirleyici sizin ne yaptığınız; ne ölçüde düzgün adım atıyorsanız o ölçüde başkalarının yaptıklarının size etkisi az oluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fed-faiz-artirim-sureci-87653</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed faiz artırım süreci ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kazanin-dogurduguna-inaniyorsun-da-oldugune-neden-inanmiyorsun-87652</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yatırım fonlarında portföy yoğunlaşmasını sınırlamaya ve risk yönetimini güçlendirmeye yönelik SPK düzenlemeleri, geçmişte yüksek getiriler sağlayan bazı stratejilerin sürdürülebilirliğini ortadan kaldırdı. Özellikle düşük likiditeli hisselerde yoğunlaşan serbest fonlarda yaşanan sert fiyat hareketleri, sistemdeki risklerin ne kadar büyüdüğünü ortaya koydu.</strong></p>
<p>Nasrettin hoca malum komşusundan bir kazan ödünç alır. İşi bitince de kazanı iade ederken içine küçük bir de minik kazan yerleştirir. Komşusu şaşırıp çok sevinince Hoca, “<strong>Kazanın Doğurdu</strong>” demiştir. Komşusu bu duruma sevinerek olaya inanır. Bir süre sonra hoca yine aynı kazanı ödünç alır, ancak uzun bir süre geri vermez. Artık sabrı tükenen komşusu kazanını geri almaya gittiğinde hoca, <strong>“Komşum başın sağolsun, kazanın öldü</strong>” cevabını verir. Komşu su şaşkınlıkla “<strong>Hiç kazan ölür mü hoca?</strong>” dediğinde ise, hoca o muhteşem cevabı verir. “<strong>Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?”</strong></p>
<p>Sermaye piyasamızda son dönemde yaşananlar bana bu hikâyeyi hatırlamama bir vesile oldu. Geçtiğimiz yıllarda hisse senetleri ve yatırım fonları bazında yıllık <strong>“%1000, %2000, %4000”lere</strong> yaklaşan olağanüstü getirileri gördüğüne inanıyordunuz da şimdi <strong>“%50, %100”</strong> düşüşleri gördüğünüze neden inanmıyorsunuz?</p>
<p>Yaklaşık 20 yıl önce Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yayımlanan “Seri: V, No: 68 Aracı Kurumlarda Uygulanacak İç Denetim Sistemine İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in 4. maddesinde, aracı kurumların, bünyelerinde faaliyetlerinin kapsam ve yapısıyla uyumlu, değişen koşullara cevap verebilecek nitelikte, yeterlilikte ve etkinlikte iç denetim ve risk yönetim sistemlerini kurmak, idame ettirmek ve geliştirmek zorunda oldukları hükme bağlanmıştı.</p>
<p>Mesleki kariyerimde bankacılık sektöründe hazine, fon yönetimi ve risk yönetimi alanlarında geçirdiğim uzun yıllar sonrasında, 2006 yılında işte bu düzenlemenin yayınlanmasının ardından İş Yatırım’ın Risk Yönetimi bölümünü kurmak ve yönetmek üzere sektör değişikliği yapmıştım. Belki de bir gençlik hayali olarak kendimi Türkiye’de sermaye piyasalarının çok gelişeceğine inandırarak yüksek lisans tez konumu “<strong>Türkiye’de Yatırım Bankacılığı ve Ürünlerinin Analizleri</strong>” üzerine yapmıştım.</p>
<p>Kısa bir süre sonrasında 2007 yılında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Yatırım Fonlarına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri: VII, No:34) ile serbest yatırım fonlarının fiyat açıklama ve portföy esaslarına yönelik düzenlemeler yapmıştı.</p>
<p>İş Yatırım ve Garanti Yatırım olarak o tarihlerde kurumlarımızda SPK ile yoğun bir dirsek teması geçirmek suretiyle Türkiye’nin ilk serbest yatırım fon ihraçlarını (hedge fon) gerçekleştirmiştik.</p>
<p>Serbest yatırım fonlarının pay fiyatlarının hesaplanma sıklığı düzenleme kapsamında esnetilmiş ve <strong>en az ayda bir kez</strong> hesaplanıp bildirilmesine imkân tanınmıştı. O dönemde serbest fonlar, esnek yatırım stratejileriyle sadece nitelikli yatırımcı hedef kütlesine hizmet edecek şekilde yapılandırılmaktaydı.</p>
<p>İhraç edilen fonlara ilişkin olarak operasyon, muhasebe, takas/saklama, iç kontrol, iç denetim, risk yönetimi sistemleri, raporlama gibi uzayan iş süreçlerinin üzerlerinden aylarca geçmek suretiyle kendimizi ancak hazır hissetmiştik.</p>
<p><strong>Fonlarda büyüklük </strong><strong>11 trilyon TL’ye yaklaştı</strong></p>
<p>Aradan geçen 20 yıl gibi oldukça uzun bir zaman dilimi sonrasında sektör teknolojinin verdiği yeni imkanlar dahilinde çok hızlı gelişti. Eylül 2026 itibarıyla <strong>2 bin 884 adet</strong> yatırım fonunda <strong>11 milyonu</strong> aşkın sayıdaki yatırımcının <strong>11 trilyon TL’ye</strong> yaklaşan miktarda yatırımı bulunmaktadır. Bu düzeydeki bir sistemin yönetmeliklere tam uygun bir şekilde, şeffaf ve basiretli bir biçimde yönetilmesi sermaye piyasasının gelişimi için çok önemlidir.</p>
<p>Bugün itibarıyla 11 trilyon TL’ye yaklaşan toplam yatırım fonları portföy değeri büyüklüğünün yaklaşık <strong>%58’ini</strong> <strong>Serbest Yatırım Fonları</strong> oluşturmaktadır. Dolayısı ile yaşanmakta olan mevcut risklerin SPK’nın getirdiği yeni değişiklikler neticesinde realize edilemesinin ardından sektör olması gerektiği düzene elbette ki kavuşacaktır.</p>
<p><strong>Alınan irrasyonel riskler neticesinde </strong><strong>bugünlerin yaşanması kaçınılmaz sonuç</strong></p>
<p>SPK’nın yatırım fonlarına yönelik yapmakta olduğu düzenlemelerin temel amacı özellikle serbest fonlardaki <strong>portföy yoğunlaşmasını sınırlandırmak</strong> yanında portföy yönetim şirketlerini <strong>portföy çeşitlendirmesine</strong> zorlayarak <strong>risk yönetimi ilkelerini</strong> metazori biçimde uygulatmaya dayanmaktadır.</p>
<p>Bekli de söylenebilecek en iyi söz “<strong>her şerde bir hayır vardır</strong>” sözü olabilir. Son yıllarda göz göre göre alınan irrasyonel riskler neticesinde bugünlerin yaşanması kaçınılmaz bir sonuçtur.</p>
<p>Herhangi bir portföy yönetimi şirketinin yönetiminde olduğu serbest hisse senedi fonunun borsada <strong>likiditesi düşük 4-5 şirkete</strong> yatırım yaparak hisse senedinin piyasadaki kontrolünün eline geçirmesi neticesinde, ilgili hisse senetleri 1 yıl içerisinde bir kaç binli seviyelerde getiriler üretir olmuştur.</p>
<p>Aynı portföy yönetimi şirketinin yönetiminde olan para piyasası yatırım fonu da aynı şirketin serbest hisse yatırım fonu ile ters repo işlemleri (nakit veriş hisse senedini teminata alış) yapmak suretiyle günlük fon getirilerini piyasa ortalamasının üzerine çıkarabildi. Diğer yandan nakite kavuşan serbest hisse yatırım fonu da portföyündeki aynı 4-5 hisse senedine yatırım yapmak suretiyle fiyat yükselişlerinin sürekliliğini sağlamaktaydı.</p>
<p>Bu stratejiyi birkaç portföy yönetim şirketinin birlikte yapması neticesinde aynı hisse senetlerinin getirileri ve ilgili hisse senetlerini portföylerinde taşıyan yatırım fonlarının performansları 3 bine yaklaşan yatırım fon piyasasında en ön sıralara yerleşmekteydi.</p>
<p>Bu türdeki yatırım fonlarının düzenli olağanüstü getiri performansları yakaladıklarını izleyen yatırımcılara da haliyle tasarruflarını bu fonlara yönlendirmek suretiyle sistemin uzun bir süre işleyebilmesine destek vermiş oluyorlardı.</p>
<p>Ancak SPK düzenlemesi neticesinde sistemin aynı şekilde işletilmesi mümkün olmamıştır. Sistem bundan sonrası için devre dışında kaldığında serbest hisse yatırım fonunun değeri portföyünde yoğunlaşma risk taşıyan 4-5 hissedeki ani fiyat düşüşleri neticesinde hızla gerilemektedir. Aynı zamanda fonun hisse senedi teminatı karşılığında yapmış olduğu ters repo işlemleri sebebi ile para piyasası fonlarına hisse senedi teminat değer düşüklüğü kadar da borcu oluşmaktadır. Bu tür işlemlere aracılık etmekte olan diğer para piyasası fonlarının portföy varlıkları ters repo alacaklarındaki ani değer kayıpları sebebi ile performanlarında gerileme yaşanmaktadır.</p>
<p>Neticede kısaca yaşananları özetlediğim bu devridaim çarkı SPK’nın çok yerinde ancak oldukça geç kalmış bir şekilde (MSCI, FTSE gibi yabancı endeks sağlayıcıların Kasım 2026 tarihli verdikleri ültimatomları şayet olmasaydı acaba bugün ne olurdu? Sorusunu da elbette ki kendimize sormak lazım) taşların yerine oturmasını mutlaka sağlayacaktır.</p>
<p>SPK’nın 8 Eylül 2026 düzenlemesi ile kurumun hedefi aslında çok net bir şekilde tanımlanmıştır. Borsa’da kimin gerçekten ne kadar hisseye sahip olduğunu daha görünür hale getirmek.</p>
<p>Bundan sonrasında hisse senetlerinde <strong>fiili dolaşımın</strong> nasıl hesaplanacağını SPK gayet net bir şekilde ifade etmektedir. Artık bir kurucu ortağın hissesini doğrudan değil de bir serbest fon üzerinden tutması, artık onu fiili dolaşım hesabından kurtarmamaktadır.</p>
<p>Artık bir şirketin kağıt üzerinde <strong>%60-%70-%90</strong> halka açık görünüp bunun büyük bölümünün aslında birbiriyle bağlantılı birkaç fon ve şirket elinde toplanmış olması mümkün olamayacaktır.</p>
<p>Böylece önümüzdeki dönemde borsada <strong>gerçek hisse senedi sahipliği oranları</strong> ve <strong>potansiyel yatırım fon riskleri</strong> daha şeffaf bir şekilde görünür olabilecektir. Bu gelişme de milyonlarca küçük yatırımcı için çok iyi bir gelişmedir.</p>
<p>Kamu otoritesinden gelen birçok düzenlemede olduğu gibi kurunun yanında yaşlar da maalesef yanmıştır. Yaklaşık <strong>20 yıl önce minimum 500 bin TL</strong> ödenmiş sermaye ile yola çıkan portföy şirketlerinin asgari sermaye yükümlülükleri yeni yıldan itibaren <strong>500 milyon TL’ye</strong> yükseltilmiştir.</p>
<p>Sektörde banka kökenli portföy yönetim şirketleri ve bir kaç büyük bağımsız portföy yönetim şirketleri üzerinden hızlı bir konsolidasyon eğilimini yaşayacağız. Benzer nitelikte olan yatırım fonlarının hızla birleşimini görmemiz mümkündür.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>İşini layıkıyla yapan kurumlar </strong><strong>zamanla daha öne çıkacak</strong></span></p>
<p>İleri düzey sermaye piyasası lisanslarına sahip nitelikli personellerin değerinin bundan sonraki dönemde artacağı aşikârdır. İşini layıkıyla yapmakta olan kurumların zaman içerisinde daha da ön plana çıkacağını göreceğiz. Ancak düzgün çalışan butik, küçük portföy yönetim şirketlerinin yolları da yıl sonuna kadar olacaktır.</p>
<p>Geçmişte yaşananlardan bugün zarar görmekte olan küçük yatırımcılar için söylenebilecek söz ise başlıktaki şekilde tekrar ifade edilebilir. <strong>“Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun?”</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kazanin-dogurduguna-inaniyorsun-da-oldugune-neden-inanmiyorsun-87652</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/2/1280x720/774-1789620716.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yemen-riyad-ve-yeni-bolgesel-hesaplar-orta-doguda-kartlar-yeniden-dagitiliyor-87651</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yemen, Riyad ve yeni bölgesel hesaplar; Orta Doğu&#039;da kartlar yeniden dağıtılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yemen’deki çatışma, Suudi Arabistan’ın güvenlik açığını görünür kılarken İsrail Riyad’la istihbarat iş birliği üzerinden bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir alan açmaya çalışıyor. Mekke Paktı’nın acil askeri ihtiyaçlara yanıt verecek ölçüde kurumsallaşıp kurumsallaşmadığı sorgulanmayı sürdürüyor.</strong></p>
<p>Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışma, Yemen sınırlarını aşarak Körfez güvenliği, petrol ticareti ve bölgesel ittifakların gerçek kapasitesi açısından yeni bir sınamaya dönüşüyor.</p>
<p>Suudi petrol altyapısına yönelik tehditler, Kızıldeniz ve Babülmendep’teki riskler ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının yarattığı enerji baskısı, Riyad yönetimini aynı anda birden fazla cephede karar vermeye zorlamaya başladı.</p>
<p><strong>İsrail krizi fırsata çevirme peşinde</strong></p>
<p>İsrail basınında yer alan haber ve yorumlar, Husilerin yarattığı krizin İsrail tarafından "fırsata çevrilmeye" çalışıldığını gösterir nitelikte; İsrail basınına göre, Tel Aviv ile Riyad arasında Husilere karşı istihbarat paylaşımı başlamış durumda.</p>
<p>Axios’ta yer alan ve İsrailli yetkililere dayandırılan haberler, devreye ABD'nin de girdiği ve Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) üzerinden İsrail ile Suudi Arabistan arasında Husilere karşı iş birliğinin ilk adımlarının atıldığına işaret ediyor. İsrail’in bölgesel güvenlik mimarisinde kendisine yeni bir alan açmaya çalıştığı çok açık.</p>
<p><strong>Almanya'daki gizli toplantı</strong></p>
<p>Bu çerçevede İran savaşı ve bölgesel gerilimlerin ardından Almanya’da ABD öncülüğünde gerçekleştirildiği bildirilen askeri toplantı da dikkat çekici:</p>
<p>CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper’ın ev sahipliğinde yapılan toplantıya İsrail, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Bahreyn, Mısır ve Ürdün’ün üst düzey askeri yetkilileri katıldı. Toplantı CENTCOM tarafından da doğrulandı, ancak toplantının tüm gündemi ve alınan kararlar kamuoyuna açıklanmadı.</p>
<p>Basına sızan haberler ise İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in İsrail ordusunun farklı cephelerdeki operasyonları hakkında Arap komşularına brifing verdiği, Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin genişletilmesine yönelik planların da gündeme geldiği yönünde.</p>
<p>Belli ki İsrail, Suudi Arabistan’ın güvenlik açığını Türkiye ve Pakistan’ın yetersizliği üzerinden tanımlayan bir anlatıyı piyasaya sürme peşinde. Sosyal medyada epey karşılık da bulan bu anlatı, Mekke Paktı’nın siyasi etkisini zayıflatmayı ve İsrail’in güvenlik sağlayıcı rolünü öne çıkarmayı amaçlayan bir diplomatik çerçeve oluşturuyor.</p>
<p><strong>Mekke Paktı'nın açıklanmayan sırrı; </strong><strong>Siyasi mesaj mı, gerçek bir askeri cepheleşme mi?</strong></p>
<p>Türkiye ve Pakistan'ın Suudi Arabistan'ın sıkışmışlığı karşısında sadece destek ve kınama mesajları ile yetiniyor olmaları, Mekke Anlaşması konusunda İsrail'in yaymaya çalıştığı imajı da destekler nitelikte.</p>
<p>Henüz kimsenin anlaşma metnini görmemiş olması, ortada dolaşanın sadece tek sayfalık "niyet beyanı" benzeri bir metin olması da Mekke Paktı'nın gerçekliğini sorgulatır nitelikte. En çok sorulan soru ise Mekke Paktı'nın üyelerine "hangi koşullarda ve ne tür bir destek öngördüğü" üzerine düğümleniyor.</p>
<p>Kısacası, Riyad’ın acil güvenlik ihtiyacı ile Mekke Paktı'nın uzun vadeye yayılan inşa süreci aynı takvimde ilerlemediği için, pakt konusundaki soru işaretleri de kaçınılmaz olarak artıyor.</p>
<p><strong>Kızıldeniz koalisyonu da hareketsiz...</strong></p>
<p>Suudi Arabistan’ın Süveyş Kanalı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi’ndeki deniz trafiğini korumak amacıyla oluşturduğunu açıkladığı koalisyon da sahaya yansımış değil; Türkiye, Mısır, Pakistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar, Ürdün, Yemen hükümeti, Sudan, Cibuti, Somali, Bangladeş ve bazı kaynaklara göre Nijerya veya Komorlar’ın yer alması beklenen bu yapı, geniş bir siyasi katılım öngörüyordu. Ancak Suudi Arabistan'ın petrol sevkiyatı Husi saldırıları altında erirken, Babülmendep Boğazı'ndaki trafik ciddi tehlike altına girmişken, çok sayıda ülkenin bulunduğu bu koalisyonda hiçbir hareket görülmemesi de manidar.</p>
<p>Bu hareketsizlik, bölge ülkelerinin tehdidin büyüklüğünün farkında olmadığını değil, doğrudan savaşa katılmanın maliyetlerini bildiğini gösterir nitelikte. Kızıldeniz’in açık tutulması konusunda ortak çıkar bulunmasına rağmen, Husilerle doğrudan çatışmanın İran’la gerilimi tırmandırma riski, ülkeleri daha ihtiyatlı davranmaya itiyor.</p>
<p>Kısacası, Yemen krizi, Orta Doğu’da yeni ittifakların ilan edilmesi ile bu ittifakların gerçek bir güvenlik kapasitesine dönüşmesi arasındaki farkı sahada açıkça ortaya koymuş durumda.</p>
<p>Mekke Paktı, Suudi Arabistan’ın güvenlik arayışında önemli bir siyasi girişim olsa da henüz acil askeri ihtiyaçlara cevap verecek ölçüde kurumsallaşmış değil.</p>
<p>İsrail ise bu boşluğu kendi istihbarat, hava savunma ve bölgesel güvenlik kapasitesi üzerinden doldurmaya başladı bile. Tel Aviv’in amacı yalnızca Suudi Arabistan’a yardım etmek değil; bu yardımı normalleşme sürecinin ve Körfez’deki güvenlik mimarisinin merkezine yerleştirmek.</p>
<p><strong>Savaşın petrol boyutu en çok Avrupa'yı vuracak gibi...</strong></p>
<p>Yemen ve Hürmüz kaynaklı güvenlik risklerinin sıkıştırdığı tek ülke Suudi Arabistan değil; Suudi Arabistan’ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı’nın devre dışı kalması Kızıldeniz’e uzanan Yanbu hattından yükleme yapılmasını engellerken, Ras Tanura’dan çıkan petrolün önemli bölümünün Asya’ya yönlendirildiğinin açıklanması, Avrupa'yı zor durumda bırakmaya aday.</p>
<p>Suudi Aramco’nun Eylül ayı Avrupa tahsislerini iptal ettiği ve Ekim boyunca Avrupa’ya ham petrol sevkiyatının durabileceği yönündeki haberler de bu baskıyı artırıyor.</p>
<p>Burada dikkat çekici olan, enerji akışlarının yalnızca üretim miktarına değil, güzergâh güvenliğine de bağlı hâle gelmesi. Suudi Arabistan üretim kapasitesine sahip olsa bile, petrolü hangi limandan, hangi boru hattıyla ve hangi deniz rotasından taşıyabildiği stratejik önem kazanıyor.</p>
<p><strong>Husilerin yarattığı zararın asıl kazananı...</strong></p>
<p>Suudi Arabistan'ın çok sıkıştığı böylesine bir çatışma ortamında ABD'den açıkça istediği desteğe ret yanıtı alması, bunun yerine Washington'daki Trump yönetimi tarafından adeta "yardım için İsrail'e başvur" mesajının verilmesi de manidar.</p>
<p>İran'a karşı savaş başlatarak bölgeyi istikrarsızlaştıran Başkan Trump, ara seçimler yaklaşırken ülkesini geri çekip yaratılan kaosu bölge ülkeleri üzerinden çözmenin peşinde bir görüntü veriyor.</p>
<p>Washington ayrıca petrol üzerinden de küresel gerginliklerde zemin kazanma peşinde gibi;</p>
<p>ABD’nin bölgesel enerji stratejisine ilişkin tartışmaların bir bölümü, Washington’ın amacının yalnızca petrol arzını güvence altına almak değil, Asya ülkelerinin İran ve Suudi Arabistan petrolüne bağımlılığını azaltmak ve Çin’in enerji tedarik kanallarını baskılamak olduğu yönünde. Belli ki İran ve Venezuela gibi yaptırım altındaki ülkelerden Çin’e yönelen düşük maliyetli petrol akışlarının sınırlandırılmasına, Suudi petrol arzının da savaş nedeniyle azalması eklenerek Pekin’in enerji maliyetlerini yükseltmek ve dış tedarik esnekliğini düşürmek amaçlanıyor.</p>
<p>ABD’nin petrol stratejisini yalnızca Çin’i çevreleme amacıyla açıklamak eksik kalır; enerji güvenliği, doların uluslararası rolü, müttefiklerin korunması, küresel fiyat istikrarı ve yaptırım politikaları aynı anda etkili olan unsurlar elbette.</p>
<p>Yemen’deki çatışmanın bundan sonraki seyri, yalnızca Riyad ile Husiler arasındaki askeri dengeyi değil, Orta Doğu’daki ittifakların güvenilirliğini ve enerji düzeninin dayanıklılığını da belirleyecek gibi...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yemen-riyad-ve-yeni-bolgesel-hesaplar-orta-doguda-kartlar-yeniden-dagitiliyor-87651</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/1/1280x720/574-1789620588.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yemen, Riyad ve yeni bölgesel hesaplar; Orta Doğu&#039;da kartlar yeniden dağıtılıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/verimlilik-olculur-bereket-hissedilir-87650</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Verimlilik ölçülür, bereket hissedilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bir çalışan ABD’de milli gelire 40 $ katkı sağlarken AB’de bu rakam 29 $ ve Türkiye’de 5 $’dır. Türkiye; tüm süreçlerinde toplam faktör verimliliği yani iş bereketi tesis etmek zorundadır.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: CB Yardımcısı <strong>Cevdet Yılmaz</strong>’ın dilinde fazlaca seslendirilen bir kavram var; <strong>faktör</strong> <strong>verimliliği</strong>… Kendisi bunu; “<em>mümkün olan en düşük kaynak harcamasıyla en fazla çıktıyı elde etmek</em>” diye tanımlıyor. Nitekim hükümetin de <strong>toplam faktör verimliliğini arttırmayı</strong> hedeflediğini söylüyor.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Faktör verimliliği, ekonomik üretim sürecinde kullanılan üretim faktörlerinin (<strong>emek</strong>, <strong>sermaye</strong>, <strong>doğal</strong> <strong>kaynaklar</strong>) ne kadar <strong>etkin, verimli</strong> bir şekilde kullanıldığını ölçen kavramdır. Belirli miktar girdiden (<strong>iş gücü</strong>, <strong>makine</strong>, <strong>hammadde</strong>) ne kadar çıktı (<strong>ürün, hizmet</strong>) elde edildiğini gösterir.</p>
<p><strong>FAKTÖR VERİMLİLİĞİ: İŞİN BEREKETİ</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Dilimizde bunu ifade eden kelime; “<strong>işin bereketi</strong>” olabilir. Türkçede “<strong>bereket</strong>” genellikle bir işin veya kaynağın <strong>beklenenden daha fazla çıktı</strong>, <strong>kazanç</strong> veya <strong>fayda</strong> sağlamasını ifade eder. Bu, halk dilinde <strong>bolluk</strong>, <strong>verim</strong>,<strong> uğur</strong> gibi kavramlarla ilişkilendirilir. <strong> İşte faktör verimliliğinin Türkçesi</strong>…</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Her ne kadar <strong>bereketi ölçemesek</strong> de bunu, işimizin çıktı verimiyle <strong>müşahede</strong> edebiliriz. Her ne kadar “<strong>bereket</strong>”, daha çok <strong>kültürel</strong>, <strong>duygusal</strong> ve <strong>manevi</strong> anlam içerse de işte faktör verimliliği; “<strong>bereketin ölçülebilir türüdür</strong>” diyebiliriz. Toplam <strong>faktörler ahenginin</strong> bereket getirdiği kesindir.</p>
<p><span style="color: #3598db;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Berekete dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Faktör verimsizliğimizin nedeni?</em></strong></p>
<p>Üretim sürecindeki girdilerin <strong>optimal</strong> verimlilikte kullanılmaması… İnsan kaynağının <strong>nepotizme</strong> kurban edilmesi, projelerin <strong>yandaşa</strong> peşkeş çekilmesi, <strong>zombi şirketlere</strong> kamu kaynağının gömülmesi…</p>
<p><strong><em>Bereketli işin sırrı nedir?</em></strong></p>
<p><strong>İşi ehline vermek</strong>, kamu yararı gözetmek, <strong>hukuk devleti olmak</strong>, yetki ve sorumluluğu eşit paylaşmak, <strong>sadakat yerine liyakati </strong>esas almak. Yandaşı, candaşı kollamak yerine <strong>vatandaşı</strong>, <strong>yoksulu</strong> öncelemek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BEREKETLİ TOPRAKLAR ÜZERİNDE…</strong></p>
<p><strong>Orhan Kemal</strong>’in 1954’te yazdığı roman, bu adı taşıyordu. Ekmeğini Çukurova’da aramak zorunda kalan <strong>üç köylü arkadaşın öyküsüdür</strong> ve bu kitabı oluşturan malzeme; “<em>bir lokma ekmek için çok kötü şartlarda çalışmak zorunda olan insanlardan</em>” derlendi. Tıpkı bizim <strong>bereketsiz işletmelerimiz</strong> gibi…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>VERİMLİLİK LÛGATI:</strong></span></p>
<p><strong>Bereket</strong>: Az tohumla çok hasat. Az emekle çok iş. Sürecin değer üretme kabiliyeti</p>
<p><strong>Faktör verimliliği</strong>: Girdilerin başarılı kavuşumundan yüksek çıktı elde etme süreci</p>
<p><strong>Kâr</strong>: Bir işin neticesindeki hasılattan maliyet düşülünce geriye kalan kazanç</p>
<p><strong>Verimlilik</strong>: Gün boyu otlayan kara inekten 2 kilo süt sağarken verimli inek 10 sağılır</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/verimlilik-olculur-bereket-hissedilir-87650</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Verimlilik ölçülür, bereket hissedilir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karahanin-budapesteden-verdigi-mesajlara-dikkat-87649</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karahan’ın Budapeşte’den verdiği mesajlara dikkat!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın Budapeşte’de düzenlenen finans zirvesinde yaptığı konuşmada dile getirdiği konular ve dikkat çektiği riskler Türkiye’de bir sonraki faiz kararının alınacağı 22 Ekim’deki PPK toplantısında nasıl bir yol izleneceğine bir anlamda ışık tutacak nitelikte görünüyor.</p>
<p>Gerçi 22 Ekim’e daha çok var ve gerek dünyada gerek Türkiye’de neredeyse her gün değişiklikler oluyor ama gidişat pek hoş değil ve bunu herkes görüyor.</p>
<p>Bakın Karahan Budapeşte’deki zirvede yaptığı konuşmada enerji şoklarına ve bunun etkilerine değinirken mealen ne dedi:</p>
<p><strong>“Enerji şokları başlangıçta alınan sıkı tedbirlerle sınırlandırılabilir. Ancak maliyet baskılarının ücretlere, fiyatlama davranışlarına ve döviz kuruna yansımasıyla süreç daha karmaşık hale gelebilir. Bu nedenle de ikinci tur etkilerin merkez bankaları açısından yakından takip edilmesi gerekir.”</strong></p>
<h2>Enflasyon çıpalanamazsa… </h2>
<p>Merkez Bankası Başkanı üç etki sayıyor; ücretler, fiyatlama davranışları ve döviz kuru. Karahan bu durumda şokları kontrol altına almanın zorlaşacağına vurguluyor.</p>
<p>Ama sonrasındaki ifadelerle sanki bu risk tanımlaması genelden özele kayıyor.</p>
<p>Karahan, dış şokların döviz kuru üzerindeki etkisinin enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanamadığı ekonomilerde daha güçlü olabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>“Enflasyon beklentilerinin yeterince çıpalanamadığı ekonomi”</strong> tanımlaması da tabii ki akla Türkiye’yi getiriyor.</p>
<p>Benzeri başka ülkeler de vardır ama bizi ilgilendiren Türkiye.</p>
<p>Ne dersiniz; petrol fiyatlarının giderek arttığı, Türkiye’yi petrol fiyatlarından daha fazla ilgilendirir hale gelen motorin ve doğalgaz fiyatlarının çok daha hızlı artış gösterdiği bir dönemde Merkez Bankası Başkanı bu uyarıları herhalde durup dururken yapmıyor.</p>
<h2>Mesaj açık sayılır </h2>
<p>Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan her ne kadar bu konuşmayı ve değerlendirmeleri Türkiye özelinde yapmadıysa da, aslında zirvede dile getirilenlerden Türkiye’ye de bir pay düşüyor tabii ki. Karahan Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimlerin enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturduğuna dikkat çektiği konuşmasında oluşan arz şoku karşısında daha sıkı para politikasının, enflasyon görünümündeki bozulmanın kalıcı hale gelme riskini sınırlayabilecek araçlardan biri olduğunu ifade etti.</p>
<p>Gerçi bu yeni bir görüş değil. Merkez Bankası’nın her PPK toplantı metninde zaten <strong>“Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır”</strong> görüşüne yer verilir.</p>
<h2>22 Ekim’de ne olur?</h2>
<p>Biliyorum daha çok erken. Bir sonraki PPK toplantısının yapılacağı 22 Ekim’e daha beş hafta var ve köprülerin altından daha çok sular akar.</p>
<p>Eskiden piyasalarda oynaklığa yol açan ve tahmin yapmayı zorlaştıran siyasi ve ekonomik dalgalanmalar daha çok Türkiye’de yaşanır, hatta dünyadaki dinginlik bize biraz tuhaf gelirdi.</p>
<p>Oysa şimdi? Trump yüzünden tüm dünya o dingin günlerini arıyor. Örneğin enerji fiyatlarının yarın ne yönde ve ne kadar değişeceğini kimse kestiremez halde. Trump’ın bir gün söylediği ertesi gün söylediğini tutmadığı için tüm dünya ekonomileri müthiş bir dalgalanma yaşıyor.</p>
<p>Dışarıda böylesine kaotik bir ortam var. Türkiye bu tür ortamlar yaratmakta zaten kendi kendine yeten bir ülke. Dışarıda normale dönülse bile içerideki dalgalanmanın ne olacağı bilinmez. O yüzden de her ne kadar bir sonraki PPK toplantısına çok varsa da Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın Budapeşte’de yaptığı konuşmayı 22 Ekim toplantısında <strong>“Faiz indirimi zor görünüyor”</strong> şeklinde okumak çok yanlış olmasa gerek.</p>
<p>Ama bu okuma, bu yorum bugün için geçerli. Biraz önce de vurguladım ya, gelişmeler öylesine hızlı ki dünya yarını bile göremez durumda.</p>
<p>Kaldı ki dünya ekonomilerinde öylesine gelişmeler yaşanır ve Türkiye de bundan öylesine etkilenir ki bir de bakmışsınız 22 Ekim’de faiz indirimi olur mu, olmaz mı ya da olursa ne kadar olur tartışması bir anda geride kalmış ve faiz artışı konuşulur olmuş.</p>
<p>Bu satırları FED’in faiz kararı belli olduktan sonra okuyorsunuz. Oradan çıkan karar ve verilen mesajlar tüm dünya ekonomilerini, tabii ki Türkiye’yi de yakından etkileyecek. ABD’de faizlerin yükselmesi ve tahvil faizlerinin mevcut düzeyi Türkiye’ye olan sıcak para girişini bıçak gibi kesebilir. Böyle bir ortamda faizi daha da aşağı çekmek mümkün olabilir mi? Hele hele sıcak para girişi yavaşlamış ve belki de durma noktasına gelmişken yurt içinde dövize talep yaratacak şekilde faiz indirimine gitmek… Şu aşamada çok zor görünüyor. Bir de eylül enflasyonu pek tahmin edilmemekle birlikte geçen yılki kadar olmasa da (yüzde 3,23) yüksek gelirse...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karahanin-budapesteden-verdigi-mesajlara-dikkat-87649</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/karahan-1778914668.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karahan’ın Budapeşte’den verdiği mesajlara dikkat! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/24-yil-sonra-hala-ayni-soru-buyumeyi-nasil-basariyoruz-87648</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> 24 yıl sonra hâlâ aynı soru: Büyümeyi nasıl başarıyoruz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Radikal gazetesi için 2002’de Prof. Dr. Zeyyat Hatipoğlu ile yaptığım röportajın başlığı “Verimsiz Vesselam” idi. Hocaya göre Türkiye ekonomisinin büyümesine bakıldığında tablo açıktı: Daha fazla insan çalıştırıyor, daha fazla sermaye kullanıyor ve büyüyorduk. Ancak büyümenin sürdürülebilirliği açısından verimlilik artışının yeterince güçlü olmaması önemli bir sorundu.</p>
<p>Aradan 24 yıl geçti. Türkiye ekonomisi elbette çok büyüdü. Fakat büyümenin nasıl gerçekleştiğine baktığımızda, o günkü sorunun hâlâ geçerliliğini koruduğunu görüyoruz.</p>
<p>Dünya Bankası’nın 2011-2022 dönemi hesabı bunu açık biçimde ortaya koyuyor. Yıllık ortalama yüzde 5’lik büyümenin 3,7 puanı sermaye stokundan, 0,9 puanı emekten geldi. Toplam faktör verimliliğinin (TFV) katkısı ise yalnızca 0,4 puan oldu. Yani büyümenin büyük bölümü, elimizdeki kaynakları daha verimli kullanmaktan değil, kaynakları artırmaktan geldi.</p>
<p>Oysa 2002-2007 döneminde tablo daha farklıydı. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın hesaplamasına göre TFV’nin büyümeye katkısı 2,7 puandı. Ancak sonraki dönemde bu performans korunamadı. 2011-2022 döneminin tamamında ise ortalama katkı 0,4 puanda kaldı.</p>
<p>2024’te de benzer bir tablo gördük. Ekonomi yüzde 3,3 büyüdü. Sermaye stokunun katkısı 1,8 puan, istihdamın katkısı 1,9 puan oldu. TFV’nin katkısı ise eksi 0,4 puanda kaldı.</p>
<p>2025’in ilk yarısında ise farklı bir işaret geldi. Ekonomi yüzde 3,6 büyürken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bunun yarısından fazlasının toplam faktör verimliliğindeki artıştan kaynaklandığını söyledi.</p>
<p>Bir başka dikkat çekici nokta da 2026 hedefi. Eylül 2026’da açıklanan Orta Vadeli Program’da yüzde 3,3’lük büyümenin 1,2 puanının toplam faktör verimliliğinden gelmesi bekleniyor. Bu, verimliliğin büyüme kompozisyonunda daha yüksek bir pay almasının hedeflendiğini gösteriyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aab6e8e2253b-1789619854.png" alt="" width="440" height="195" />
<figcaption><strong>Türkiye daha fazla kaynak kullanarak mı büyüyecek, yoksa elindeki kaynakları daha verimli kullanarak mı?</strong></figcaption>
</figure>
<p>Çünkü Türkiye’nin asıl meselesi yalnızca daha fazla üretmek değil, aynı kaynaklarla daha fazla üretmek. Daha fazla fabrika, makine ve çalışan büyümeyi bir yere kadar taşıyabilir. Kalıcı büyüme ise teknoloji, eğitim, inovasyon, yönetim kalitesi ve sermayenin doğru alanlara yönelmesiyle mümkün.</p>
<p>Bu nedenle 24 yıl önceki sorun bugün hâlâ karşımızda: Türkiye daha fazla kaynak kullanarak mı büyüyecek, yoksa elindeki kaynakları daha verimli kullanarak mı?</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/24-yil-sonra-hala-ayni-soru-buyumeyi-nasil-basariyoruz-87648</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 24 yıl sonra hâlâ aynı soru: Büyümeyi nasıl başarıyoruz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-87647</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalarda son fiyatlamalar ne anlatıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100’de Sert Satış, Fed Faizi 25 BP Artırdı! Piyasalarda Son Fiyatlamalar Ne Anlatıyor? | 17 Eyl" src="https://www.youtube.com/embed/qIhjb8VgbfE" width="800" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-87647</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/17-bin-profesyonele-8-bin-is-gorusmesi-yaptiracak-daha-cok-harcayan-turiste-yonelecek-87646</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> 17 bin profesyonele 8 bin iş görüşmesi yaptıracak, ‘daha çok harcayan turist’e yönelecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DREAM </strong>Project Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mete Vardar, </strong>Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su <strong>Volkan Ataman </strong>ile Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Mert Vardar, </strong>bu yıl İstanbul Yenikapı’da 24-25 Eylül’de 4’üncüsünü gerçekleştirecekleri İstanbul Turizm Fuarı’nın (ITF) hazırlıkları sırasında hedeflerini şöyle belirledi:</p>
<p>-          <strong>Turizmde başarıyı artık yalnızca turist sayısıyla ölçmemek gerekiyor. Esas konu daha uzun konaklayan, daha fazla harcama yapan ve Türkiye’nin farklı turizm ürünlerini deneyimleyen nitelikli ziyaretçi profilini büyütmek.</strong></p>
<p><strong>Mete Vardar, Volkan Ataman </strong>ve <strong>Mert Vardar, </strong>150 ülkeden 10 bin turizm profesyoneliyle düzenledikleri anketten yansıyanlara baktı:</p>
<ul>
<li><strong>Anket, Türkiye’nin geleneksel pazarlarımızın dışında da önemli bir büyüme potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.</strong></li>
<li><strong>Özellikle Çin, Güney Kore ve Japonya başta olmak üzere Asya-Pasifik, ABD ve Latin Amerika ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika pazarlarında önemli fırsatlar görülüyor.</strong></li>
<li><strong>Anketten çıkan mesajlar, ülkemizde turizmi 12 aya yaymaya daha fazla odaklanmak gerektiğini ortaya koyuyor.</strong></li>
</ul>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aab6c0c94885-1789619212.jpg" alt="" width="700" height="486" />
<figcaption>Volkan Ataman ve Mete Vardar</figcaption>
</figure>
<p>Ankette 2026 turizm sezonuna ilişkin şu değerlendirme öne çıktı:</p>
<ul>
<li><strong>Bu yıl turizm sezonu bölgesel jeopolitik gerilimlerin gölgesinde geçiyor. Ancak, ülkemizdeki pazar çeşitliliği bu tür sıkıntılı dönemlere karşı direnç gösterilmesini sağlıyor.</strong></li>
</ul>
<p>2027 yılına ilişkin beklentiler de şöyle oluştu:</p>
<ul>
<li><strong>İngiltere, Avrupa ülkeleri, BDT ve Ortadoğu gibi güçlü olduğumuz pazarlardaki konumumuzu korurken Asya-Pasifik, Uzak Doğu ve Amerika pazarlarında önemli bir büyüme potansiyeli görülüyor.</strong></li>
<li><strong>Lüks turizm, MICE, incentive, gastronomi, kültür ve deneyim turizminin önemi ankette bir kez daha görülüyor. Bunlarla turizmde daha güçlü bir ekonomik değer yaratılabileceği ortaya çıkıyor.</strong></li>
<li><strong>2027’de de mevcut pazarlarımızı korurken, yüksek potansiyelli pazarlardan aldığımız payı artırmayı hedeflemek gerekiyor.</strong></li>
</ul>
<p>Dream Project Yönetim Kurulu Üyesi ve CEO’su <strong>Volkan Ataman</strong>’la İstanbul Turizm Fuarı’nı konuşmak üzere buluştuk. <strong>Ataman, </strong>anketin katılımcılarını dağılımını paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Yüzde 44’ü Avrupa ve İngiltere, yüzde 24’ü Asya, yüzde 15’i Ortadoğu, yüzde 8’i Afrika ve yüzde 9’u da Amerika pazarından. Sonuçlar, Türkiye’nin farklı coğrafyalardan ilgi gören çok yönlü bir destinasyon yapısına sahip olduğunu ortaya koyuyor.</strong></p>
<p><strong>Volkan Ataman, </strong>anket sonrası İstanbul Turizm Fuarı’na ilgi konusuna geçti:</p>
<p>-          <strong>Fuarda talep patlaması yaşıyoruz. Bu yıl 10 bin metrekarelik alanda gerçekleşecek ITF’de 29 ülkeden 345’in üzerinde katılımcı ve 39 ülkeden 300 uluslararası satın almacı ağırlanacak.</strong></p>
<p>Stantla katılım sağlayacak bazı ülkeleri sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Karayipler, Bulgaristan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Güney Kore, Macaristan, Vietnam, İtalya, Hindistan, Birleşik Krallık, Rusya, Peru.</strong></p>
<p>ITF’de bu yıl 17 bini aşkın profesyonel ziyaretçi beklediklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bunun 2 bin 500 - 3 bininin uluslararası profesyonel ziyaretçi olabileceğini öngörüyoruz. Katılımcıların stantlarında 8 bin </strong>“B2B” <strong>görüşme yapabilmelerine dönük hazırlıklarımız tamam. Bu görüşmelerle ITF, yeni iş bağlantılarının adresi olacak.</strong></p>
<p>Fuarda temsilcileri yer alacak uluslararası şirketlerden de örnekler aktardı:</p>
<ul>
<li><strong>General Electric, Healthcare, Xiaomi, HelmsBriscoe, Kohler, MCI Group, Petronas, Nippon Electric Company, Xiamen C&amp;D International Travel Service Group, Terramunds, Sinopharm, BCD Travel, American Express, Booking.com, Trip.com, Expedia.</strong></li>
</ul>
<p>ITF ile ilgili de şu noktaların altını çizdi:</p>
<ul>
<li><strong>İlk yılımızdan bugüne metrekare bazında yüzde 49, Türkiye’ye kazandırdığımız nitelikli </strong>“Hosted Buyer” <strong>sayısında ise yüzde 80 büyüdük. Üçüncü yılımızda da Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) kriterlerini tamamlayarak uluslararası unvanı almaya hak kazandık.</strong></li>
<li><strong>Önümüzdeki 5 yılda dünyanın en büyük ilk üç turizm fuarı arasına girmeyi hedefliyoruz. Sektörün lider kuruluşları ile kamu kurum ve kuruluşlarını güçlü desteği, nitelikli </strong>“Hosted Buyer” <strong>programımız ve uluslararası büyümenin bizi hedefe taşıyacağına inanıyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>ITF kapsamında ayrıca <strong>“Turizm Zirvesi” </strong>de düzenleyeceklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Zirve, sektörün önde gelen ulusal ve uluslararası temsilcilerini İstanbul’da bir araya getirecek. İki günlük zirvede 18 farklı oturumda 83 yerli ve yabancı konuşmacı sektörün gündemini değerlendirecek.</strong></p>
<p>ITF, öncelikle 3-4 gün İstanbul’un turizmini hareketlendirecek. 17 bini aşkın turizm profesyonelinin katılması, 8 bin <strong>“B2B” </strong>görüşmenin gerçekleşmesi, ülkemizin turizmine önemli katkı yapacak gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Geleceğe liderlik etmenin yolu fikirleri değere dönüştürmekten geçiyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab6bdd4e4ae-1789619165.png" alt="" width="800" height="329" /></span><strong>DANIŞMANLARI Mustafa Kaya</strong>’nın ajansından gelen davetiyeyi Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Murat Ülker </strong>de, <strong>“Bekleniyorsunuz” </strong>mesajıyla ayrıca gönderdi:</p>
<ul>
<li><strong>Şirketlerimizde hayata geçirilen başarılı projeleri ödüllendireceğimiz </strong>“18. Senenin Yıldızları” <strong>ödül töreninde bir araya geliyoruz…</strong></li>
</ul>
<p>İstanbul Valisi <strong>Davut Gül</strong>’ün de katıldığı <strong>“Ülker Spor ve Etkinlik Salonu”</strong>ndaki törene gittim. Törende önce <strong>“Senenin Yıldızları”</strong>yla ilgili bilgi aktarıldı:</p>
<ul>
<li><strong>Bu yıl güncellenen ödül kategorileriyle kapsamı daha da genişleyen </strong>“Senenin Yıldızları”<strong>na 200’ün üzerinde proje başvurdu. En yüksek başvuru </strong>“Operasyonel Mükemmellik” <strong>kategorisinde gerçekleşti.</strong></li>
<li><strong>Jüri değerlendirmesi ve çalışanların oyları sonucu 59 finalist arasından 21 proje ödül almaya hak kazandı. </strong>“Yönetim Kurulu Başkanı Özel Ödülü”<strong>yle toplam 8 kategoride 22 ödül sahiplerini buldu.</strong></li>
</ul>
<p>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Murat Ülker, “Senenin Yıldızları”</strong>nın global geleneğe dönüştüğünü belirtti:</p>
<p>-          <strong>Dünyanın dört bir yanındaki 80 bin çalışma arkadaşımız, aynı heyecan etrafında buluşuyor. Yıllar içinde büyüdük, dünyaya yayıldık ama bizi bir arada tutan değerlerimiz ve birlikte başarmanın heyecanı hiç değişmedi.</strong></p>
<p>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Mehmet Tütüncü, “Senenin Yıldızları”</strong>nın grup şirketlerine etkisi üzerinde durdu:</p>
<p>-          “Senenin Yıldızları”, <strong>güçlü kurum kültürünü yansıtan önemli bir buluşma. Yıldız Holding ve şirketlerimizde sürdürülebilir başarımızın arkasında, değişen ihtiyaçları öngörerek kendini sürekli yenileyen ve yeni fikirleri somut sonuçlara dönüştüren güçlü bir kültür var.</strong></p>
<p>Bu yılki, <strong>“Teknolojiyle Değer Yaratanlar” </strong>temasına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Geleceğe liderlik etmek, fikirleri değere dönüştürmekten geçiyor. Teknoloji de bu dönüşümün stratejik kaldıracı.</strong></p>
<p>Bu dönüşümü yalnızca takip etmediklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Teknolojiyi iş yapma biçimlerimizi geliştiren ve çalışma arkadaşlarımızın yetkinliklerini destekleyen bir araç olarak görüyor, faaliyet gösterdiğimiz sektörlerimizin geleceğini bu anlayışla şekillendirmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili, Dönüşüm ve Teknoloji Lideri <strong>Yahya Ülker, “dönüşüm”</strong>ü irdeledi:</p>
<p>-           <strong>Gerçek dönüşüm yeni bir teknolojiyi kullanmaya başlamaktan önce sorulan soruların değişmesiyle başlar. Yapay zeka ise bana göre insan muhakemesinin yerine geçen değil, düşünme alanını genişleten bir araçtır.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab6bc5a18fb-1789619141.png" alt="" width="473" height="478" /></strong><strong>“18. Senenin Yıldızları”</strong>nde ödül kazanan bazı projeler şöyle:</p>
<p><strong>Büyümeye Katkı:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Pladis Birleşik Krallık ve İrlanda: </strong>Jaffa Cakes: Yeniden Başarıya</li>
<li><strong>Şok Marketler: </strong>Win Projesi</li>
<li><strong>Besler: </strong>Dondurulmuş Sebze ve Meyvede İvme Artışı</li>
<li><strong>Makina Takım: </strong>Gelecek, Yerli Üretimle Kanatlanıyor</li>
</ul>
<p><strong>Operasyonel Mükemmellik:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Pladis Türkiye ve Orta Asya: </strong>Gofretin Yükselişi-Yağ-Lesitin ve Depolama Süreci Optimizasyonu</li>
<li><strong>Şok Marketler: </strong>Mobil Mağazacılık Uygulaması</li>
<li><strong>Polinas: </strong>FIXITGPT</li>
</ul>
<p><strong>Müşteriyi Kazanmak:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Pladis Birleşik Krallık: </strong>2025 Birleşik Krallık ve İrlanda Ticaret Anketi Sonuçları</li>
<li><strong>Besler:</strong>CrystalReform-Yeni Nesil Yağ Çözümleri</li>
<li><strong>Bizim Toptan:</strong>Algıyı Değiştir, Büyümenin Önünü Aç</li>
<li><strong>Penta Teknoloji: </strong>N.A.C.E. ile Hedef Odaklı Pazarlama</li>
</ul>
<p><strong>İnsana Yatırım:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Pladis Birleşik Krallık ve İrlanda: </strong>Mühendislikte Kadın Temsilinin Artırılması</li>
<li><strong>Şok Marketler: </strong>Geleceğe Hazır Liderler: Yapay Zeka Destekli Yetenek Seçme Sistemi</li>
<li><strong>Continental Confectienry Company: </strong>Tiyatro ve Deneyimsel Öğrenme Yaklaşımlarıyla İş Sağlığı ve Güvenliği Kültürü Oluşturmak</li>
<li><strong>Besler: </strong>Üretimin Geleceğini Besler</li>
<li><strong>Yıldız Holding: </strong>Yapay Zeka Akademisi</li>
</ul>
<p><strong>Geleceği Şekillendirmek:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Yıldız Tech: </strong>Bizim Atlas</li>
</ul>
<p><strong>Sinerji:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Besler: </strong>Donuk Fırıncılık x Besler: İki Güç, Tek Model</li>
</ul>
<p><strong>Sürdürülebilir Etki:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Pladis Türkiye ve Orta Asya: </strong>Net Sıfır 2050</li>
<li><strong>Şok Marketler: </strong>Tarladan Sofraya Sürdürülebilir Doğru Tarım</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/17-bin-profesyonele-8-bin-is-gorusmesi-yaptiracak-daha-cok-harcayan-turiste-yonelecek-87646</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/6/1280x720/volkan-ataman-1789624853.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 17 bin profesyonele 8 bin iş görüşmesi yaptıracak, ‘daha çok harcayan turist’e yönelecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cezada-tahsilat-yuzde-14te-kaldi-87645</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cezada tahsilat yüzde 14’te kaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Ocak-ağustos bütçesinde tahakkuk eden para cezaları tutarı 1 trilyon 364 milyar liraya ulaştı. Özellikle vergi denetimleri ve artırılan trafik cezalarıyla birlikte tahakkukta ciddi artışlar yaşandı. Ancak tahakkuktaki artış tahsilata yansımadı. Ağustos sonu itibarıyla 1 trilyon 364 milyar liralık tahakkukun ancak yüzde 14,4’üne karşılık gelen 196 milyar liralık kısmı tahsil edilebildi. Bütçenin para cezaları kalemi, yargı, idari, pay ayrılan, vergi cezaları olmak üzere toplam 4 ana kalemden oluşuyor. 1 trilyon 364 milyar liralık gelirin, 64 milyar 920 milyon liralık kısmını yargı para cezaları oluşturdu. Bu kalemde tahsilat 6,2 milyar lirada kalırken, tahsilat oranı yüzde 9,6 oldu. İdari para cezalarında tahsilat oranı ise yüzde 10.5 oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab6aa29e46d-1789618850.png" alt="" width="395" height="272" /></p>
<h2>Pay Ayrılan İdari Para Cezaları</h2>
<p>Tahsilatından sonra çeşitli kurumlara payların da ayrıldığı ‘Pay Ayrılan İdari Para Cezaları’ kaleminde 135 milyar liralık tahakkuka karşılık 61 milyar 536 milyon liralık tahsilat yapıldı ve tahsilat oranı yüzde 45,5 oldu. Bu kalemin alında takip edilen trafik para cezaları toplam cezaların yüzde 10’una karşılık geliyor ve toplam tahakkuk 135,3 milyar lira oldu. </p>
<p>Yılın tamamında 73 milyar 344 milyon liralık gelir beklenen trafik para cezalarında 8 aylık tahakkuk, 8 bunun iki katına yaklaştı. Ancak tahsilat 61,5 milyar lirada kaldı ve tahsilat oranı yüzde 45,5 oldu. Bütçe gelirlerinin tahakkukuna cari yıl yanı sıra geçmiş yıllardan kalan alacaklar da dahil edildiği için, toplam tahakkuk tutarı, tahsilatın üzerinde oluşuyor.</p>
<h2>Vergi cezası ödeme alışkanlığı yok! </h2>
<p>Cezaların en önemli kısmını ise vergi cezaları oluşturuyor. Ancak vergi cezalarında ödeme alışkanlığı diğer kalemlerin çok çok altında seyretti. Toplam 812 milyar 550 milyon liralık tahakkukun sadece yüzde 11’ine karşılık gelen 89 milyar 135 milyon liralık kısmı tahsil edilebildi. Bunun da tamamına yakını belge düzeni vs. dahil usulsüzlükleri içeren kalemden oluştu. Diğer vergi cezaları olarak adlandırılan bu kalemde 717 milyar 880 milyon liralık tahakkuka karşılık tahsilat 27 milyar lirada kaldı ve tahsilat tahakkuk oranı yüzde 3.8 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cezada-tahsilat-yuzde-14te-kaldi-87645</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/3/1280x720/para-tl-1780558831.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergi ve trafik denetimleriyle artan para cezası tahakkukları, tahsilata aynı ölçüde yansımadı. Ocak-ağustos döneminde bütçedeki ceza tahakkuku 1,36 trilyon lirayı aşarken, bunun yalnızca yüzde 14,4’üne karşılık gelen 196 milyar lirası tahsil edilebildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sikisma-domino-etkisi-yaratti-87644</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sıkışma domino etkisi yarattı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Borsa İstanbul endeksleri ne savaş ne deprem ne siyasi çalkantı hiçbir iç ve dış etken olmadan yakın dönemin en kötü gününü geride bıraktı. Çoğu endekste yüzde 7’nin üzerinde sert düşüşler olurken 60’ın üzerinde hisse taban seviyeyi gördü. Bankacılık endeksinde gün içi düşüş yüzde 8,5’i geçti, halka arz endeksi yüzde 9’u aşkın düştü, sanayi, BİST30 ve BİST100 endeksi yüzde 7,5’i geçen düşüşler yaşadı. Borsada sert düşüşler nedeniyle endekse bağlı devre kesici saat 16.04 itibariyle devreye girdi, işlemler 16.24’te yeniden başladı. BİST100 endeksi dünü yüzde 5,54 düşüşle 13 bin 122,5 puandan kapattı.</p>
<p>BİST100 endeksinde 95 hisse düştü bu hisselerin 40’ı taban fiyatı gördü, toplamda 586 hisse günü kayıpla kapattı. Peki ne oldu da dün Borsa İstanbul çöktü böylesi büyük bir panik satışı yaşandı? Bunun için 2 -3 yıl öncesine dönmek ve yatırım fonları ile bazı hisse senetleri arasında kurulan ilişkiyi ve küresel endeks sağlayıcılar ile piyasa uzmanlarından gelen uyarılara rağmen 28 Ağustos’a kadar atılmayan adımları hatırlamak gerekiyor.</p>
<h2>Dedikodular yayıldı, endişeler arttı </h2>
<p>Borsa İstanbul’da yaşananları anlamak için öncelikle yakın tarihten başlayalım. Piyasada dün uzmanların EKONOMİ’ye verdiği bilgiye göre en önemli dedikodu BİST30 hissesi Destek Finans Faktoring’in yeni endeks düzenlemeleri kapsamında BİST30’dan çıkarılacağına yönelikti. Bu bazı para piyasası fonlarının teminat olarak gösterip ters repo işlemi yaptığı önemli bir hisse senedi. Bu hissenin BİST30’dan çıkarılması teminat durumunu etkileyeceği için para piyasası fonlarında sıkıntı yaratabilecek bir durum. Bir diğer dedikodu ise yine piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre MSCI’nın Türkiye ile ilgili olumsuz bir karar alabileceğine yönelik olarak yayıldı. İkisi de dedikodu olarak sosyal medyada yayıldı ve bu yatırımcıları endişelendiren en önemli konulardan biri oldu.</p>
<h2>Likidite sorunu çığ gibi büyüyor </h2>
<p>İkinci sorun ise temerrüt korkusu. Sermaye Piyasası Kurulu’nun 28 Ağustos’ta açıkladığı yeni yatırım fonu rehberiyle çıkışları hızlanan ve sert getiri kaybı yaşayan Pusula Portföy yatırım fonlarına yönelik önceki gün temerrüde düştüğünü açıkladı. Bu durum piyasada korkuyu arttırırken diğer portföy yönetim şirketlerine de sirayet edebileceği endişesi tüm yatırım fonlarında çıkışları hızlandırdı. Peki bu yatırım fonlarından çıkışlar yine borsaya sirayet ediyor.</p>
<p>Üçüncü sorun sosyal medyada da bu korku ve endişelerin körüklenmesiyle kartopu etkisi yaşanmaya başladı. Ve dördüncü önemli sorun da yatırım fonlarında çıkışların bu korkuyla hızlanmasıyla bir likidite sorunu oluşması oldu. Uzmanlara göre çok konuşulan fonların ağırlıklı hisse pozisyonları tek yönlü ve yüksek tutarlarda olduğundan satmak istediklerinde ya da yatırımcılardan gelen satış emirlerini karşılamak durumunda kaldıklarında pozisyonlar nakde dönemedi alıcı bulamadığından ve bu da bir likidite krizi yaratıyor. Likidite krizi de dünkü borsada sert satışları getirdi. Fonlarında nakit ihtiyacını karşılayabilmek için portföy yönetim şirketleri ellerindeki her hissede satışa geçerken domino etkisi gibi diğer yatırımcılar da satışa eşlik etti.</p>
<h2>Açıklamalar kafaları karıştırdı </h2>
<p>Aslında bu dönemde iki kurumun kafa karıştıran açıklamalarını da dün Borsa İstanbul’da yaşanan sert satışa eklemek gerekiyor. Geçen hafta Tera Grubu, sorun yaşayan Pusula Portföy’ün dahil olduğu Pusula Finans Holding ve Katılımevim’i almak için harekete geçtiğini açıkladı önceki gün bu kurumların yönetim kurulu başkanlığına da Tera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Tezmen’in geçtiği duyuruldu kurumsal basın açıklamasıyla. Ancak aynı gün Pusula Portföy yatırım fonlarında temerrüde düştüğünü açıkladı, Tera Grubu ise devir tamamlanmadığı için bu konuda sorumluluğunun bulunmadığını duyurdu. Bu durum da yatırımcının paniğini körükleyen bir hamle oldu.</p>
<p>Hem SPK hem de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçen yıl kasımdan bu yana yatırım fonlarına yönelik manipülasyonları önlemek için harekete geçeceklerini vurgularken bu adımlar mayısta başlayan küresel endeks sağlayıcı MSCI’nın uyarılarının sertleşmesine kadar atılmadı. SPK 28 Ağustos’ta yatırım fonlarını sil baştan düzenleyen köklü bir değişikliğe imza attı ve üzerine fiili dolaşım oranına yönelik yeni hesaplamayı devreye soktu. Üst üste gelen bu değişikliklere uyum bazı hisse senetlerinde kayıplara yol açtı bu durum da paniği artırdı. Gelecek üç ayda da SPK uyum süreci için portföy yönetim şirketlerinin çalışmaları devam edecek.</p>
<h2>Toplam net çıkış 210.25 milyar lira </h2>
<p>28 Ağustos tam bir dönüm noktası oldu. O günden bugüne TEFAS’a açık ve kapalı yatırım fonlarında net para çıkışı 210 milyar 255 milyon 818,9 bin lira oldu. Yatırım fonlarının portföy büyüklüğü 9 trilyon 912,8 milyar liradan 9 trilyon 578,5 milyon liraya geriledi. 334.3 milyar liralık bir kayıp yaşandı. Bu çıkışlarda ilk sırayı temerrüde düştüğünü açıklayan Pusula Portföy’ün Para Piyasası Fonu aldı. Bu dönemde net çıkış 96.5 milyar liraya geldi. Yani tüm yatırım fonlarında yaşanan net çıkışın neredeyse yarısı tek bir fondan kaynaklandı. İkincilik Garanti Portföy İkinci Para Piyasası Fonu’nda oldu ve 61.6 milyar liralık net çıkış gerçekleşti. Tera Portföy Birinci Serbest Fonu’ndan aynı dönemde net çıkış 59.5 milyar lira oldu. Yüklü miktarda para çıkışlarının yaşandığı ilk on fonun 6’sı para piyasası fonu, dördü serbest fon oldu. En çok çıkış yaşanan Tera Portföy’ün fonlarına alım satım yasağı getirildi.</p>
<h2>İbrahim Turhan’a soruşturma </h2>
<p>Öte yandın eski Borsa İstanbul Başkanı ve eski TCMB Başkanı Yardımcısı İbrahim Turhan hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sermaye piyasası araçları hakkında yatırımcıda korku ve paniğe sebep olacak nitelikte paylaşımlar yaptığı tespit edilen İbrahim Mustafa Turhan hakkında resen soruşturma başlatıldığını bildirdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tera Portföy’ün fonlarındaki hisseler taban</span></h2>
<p>Borsa İstanbul’da dün saat 11.42’ye kadar 382 pay bazında devre kesici işleme girdi. 60’yi aşkın şirket hissesi aynı saatlerde taban oldu. Destek Finans Faktoring, Anel Elektrik, Çitlekçi, Altınkılıç Gıda, Tera Yatırım, Tera Finansal Yatırımlar Holding, Tera Yatırım Teknoloji Holding, Işıklar Enerji, İzmir Fırça, Karsan Otomotiv, Kardemir Çelik, Peker GMYO, SASA, Ral Yatırım Holding, Çates Elektrik ise yüzde 10 düşüşle taban gördü. Taban olan hisselerin ise Pusula Finans Holding’i satın alma anlaşması yapan Tera Grubu’nun hisseleri olması veya Tera Portföy fonlarında çoğunlukla yer alan hisseler olması dikkat çekti. Destek Finans Faktoring BİST30’da yer aldığı için uzmanların verdiği bilgiye göre hem PPF fonlarında ters repo işlemlerinde teminat hisse olarak öne çıkıyor Tera Portföy fonlarında hem de hissi olarak fonlarda yer alıyor. Yüzde 10 düşerek taban olan şirketlerden Anel Elektrik, Altınkılıç Gıda, Tera Yatırım, Tera Finansal Yatırımlar Holding, Tera Yatırım Teknoloji Holding, Kardemir Çelik ve Peker GMYO Tera Portföy’ün dört fonunda yer alırken, Çitlekçi üç fonunda, Karsan Otomotiv ise bir fonunda bulunuyor. Yüzde 10 düşerek taban olan Işıklar Enerji ve İzmir Fırça ise Pusula Portföy’ün fonlarının portföyünde bulunan şirketlerden.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Atlas Portföy ödemeleri talepten 5 gün sonraya çekti</span></h2>
<p>Pusula Portföy’ün önceki günkü yatırım fonları için temerrüt açıklamasının ardından dün de Atlas Portföy yatırım fonlarında çıkış ödemelerini talepten 2 iş günü sonrasında değil 5 iş günü sonrasında yapabileceğini açıkladı. Atlas Portföy’den Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamada SPK’nın 28 Ağustos’taki kararına işaret edilerek “Atlas Portföy Serbest Fon (DFI) portföyünün likidite yapısı, portföyde yer alan varlıkların mevcut piyasa koşullarındaki işlem hacmi ile katılma payı iade taleplerinin Fon portföyü üzerindeki etkileri birlikte değerlendirilmiştir” denildi. Yapılan değerlendirme sonucunda açıklamaya göre fon portföyünün likidite riskinin etkin şekilde yönetilmesi, katılma payı iade taleplerinin sağlıklı bir şekilde karşılanabilmesi, portföy varlıklarının yatırımcıların aleyhine olabilecek piyasa koşullarında elden çıkarılmasının önlenmesi ve fon katılma payı sahiplerinin menfaatlerinin korunması amacıyla, Fon’un birim pay değeri hesaplama sıklığı ile katılma payı iade esaslarının yeniden belirlenmesine karar verildi. Buna göre fon birim pay değeri her iş günü hesaplanarak katılma payı satım talimatları her iş günü kabul edilirken ve bedeller T+2 iş gününde yatırımcılara ödenirken artık yeni uygulama ile fon birim pay değeri ayda bir kez olmak üzere ayın on beşinci (15.) iş günü hesaplanacak. Katılma payı satım talimatları her iş günü kabul edilecek, talimatlar değerleme gününde hesaplanacak birim pay fiyatı üzerinden gerçekleştirilecek. Katılma payı satım bedelleri ise ilgili değerleme tarihini takip eden beşinci iş gününde yatırımcılara ödenecek. Yeni uygulama 16/09/2026 tarihinde Tefas kuralları gereği saat 13:30 (valör atlama saati) itibarıyla iletilecek katılma payı satım talimatlarından itibaren geçerli olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sikisma-domino-etkisi-yaratti-87644</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/bist-borsa-istanbul.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım fonlarına yönelik SPK’nın adımları bazı fonlardan sert çıkışlara yol açarken çıkış talebinin yarattığı likidite sıkıntısı ile temerrüt endişelerinin artması dün Borsa İstanbul’da panik satışlarına neden oldu. Gün içinde endekse bağlı devre kesici tetiklenirken 60’nin üzerinde hissede taban seviye görüldü, BİST100’de düşüş yüzde 7,5’i aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/japon-teknoloji-firmalarindan-element-projeye-ziyaret-87704</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Japon teknoloji firmalarından Element Proje&#039;ye ziyaret</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası ile UNIDO ITPO Tokyo iş birliğinde gerçekleştirilen program kapsamında Kahramanmaraş’a gelen Japon teknoloji firmalarının temsilcileri, Element Proje’yi ziyaret etti.</p>
<p>Gerçekleştirilen görüşmelerde; çevre ve altyapı teknolojileri, atık yönetimi ve geri dönüşüm, afetlere dirençli yapılar, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başta olmak üzere farklı alanlarda karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımında bulunuldu.</p>
<p>Ziyarette Element Proje’nin mühendislik ve proje geliştirme çalışmaları hakkında Japon heyete bilgi verilirken, bölgenin ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen çözüm ve uygulamalar da ele alındı.</p>
<p>Element Proje Yönetim Kurulu Başkanvekili Cem Sinan Bayazıt, Japon teknoloji firmalarının temsilcilerini Kahramanmaraş’ta ağırlamaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, uluslararası bilgi ve teknoloji paylaşımının bölgenin yeniden yapılanması ve sürdürülebilir kalkınması açısından önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Bayazıt, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kahramanmaraş’ın özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma sürecinde sürdürülebilir, çevreye duyarlı ve afetlere dirençli çözümlere ihtiyacı bulunuyor. Japonya’nın teknoloji, mühendislik ve afetlere dayanıklı yapılaşma konusundaki deneyimini son derece değerli buluyoruz. UNIDO ITPO Tokyo ve Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen bu buluşmanın, yeni iş birliklerinin ve ortak projelerin önünü açacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Element Proje olarak bölgenin ihtiyaçlarını yakından takip ettiklerini belirten Bayazıt, mühendislik ve proje geliştirme alanındaki bilgi birikimlerini uluslararası deneyimlerle buluşturmanın, Kahramanmaraş’ın geleceğine yönelik daha nitelikli projelerin geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>Bayazıt, Japon teknoloji firmalarının temsilcilerine nazik ziyaretleri ve değerli paylaşımları için teşekkür ederek, Kahramanmaraş’ın sürdürülebilir ve dirençli bir kent olarak geleceğe hazırlanması için farklı ülkelerden teknoloji ve bilgi birikiminin bölgeye kazandırılmasının önemine dikkat çekti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/japon-teknoloji-firmalarindan-element-projeye-ziyaret-87704</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/4/1280x720/japon-teknoloji-firmalarindan-element-projeye-ziyaret-1789638849.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş’a gelen Japon teknoloji firmalarının temsilcilerinin ziyareti hakkında açıklama yapan Element Proje Yönetim Kurulu Başkanvekili Cem Sinan Bayazıt, &quot;Japonya’nın teknoloji, mühendislik ve afetlere dayanıklı yapılaşma konusundaki deneyimini son derece değerli buluyoruz. UNIDO ITPO Tokyo ve Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle gerçekleştirilen bu buluşmanın, yeni iş birliklerinin ve ortak projelerin önünü açacağına inanıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matlidan-btso-yonetimine-34-soruluk-resmi-basvuru-87680</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özer Matlı’dan BTSO yönetimine 34 soruluk resmi başvuru</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, oda yönetimine yönelik 34 soruyu resmi başvuruya dönüştürdü.</p>
<p>15 Eylül tarihli dilekçeyle BTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na iletilen sorular; BTSO, oda iştirakleri, BTSO yönetimindeki TEKNOSAB ve Lojistik Park başlıklarında toplandı. Soruların 60 bin BTSO üyesinin gündeminden geldiğini vurgulayan Matlı, mevcut yönetimi seçim öncesinde sorulara bilgi ve belgelerle yanıt vermeye çağırdı. Matlı, “Bir sorunun cevabı varsa belgesini açıklarsınız; belgesi yoksa ‘yok’ dersiniz. Soruyu soran kişiye saldırmak cevap değildir. Şeffaf yönetimin temeli, soruların sahibini tartışmak değil, sorulara hesap verebilir biçimde cevap vermektir” dedi. Kişisel polemiklere girmek istemediklerini belirten Matlı, asıl konunun yönetim anlayışındaki farklılık olduğunu söyledi. Soruların doğrudan resmi kanallardan yöneltilmesinin bu nedenle tercih edildiğini ifade eden Matlı, BTSO’dan gelecek yanıtları kamuoyuyla paylaşacaklarını açıkladı. Matlı, “En çok sorulan 34 soruyu 4982 sayılı Kanun kapsamında, kendi imzamla BTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na bir dilekçe ekiyle ilettim. Bize verilecek cevapları da kamuoyuyla paylaşacağız. Cevaplar bize ulaştığında tek kelime yorum eklemeden, olduğu gibi yayımlayacağız” diye konuştu.</p>
<h2>"Gündem oda üyelerinin sorunları olmalı"</h2>
<p>Ağustos ayında Bursa Ekonomisi Dönüşüm Planı Vizyon 2040’ı kamuoyuyla paylaştığı basın toplantısını da hatırlatan Matlı, toplantıda kendilerine yöneltilen sorulara açık şekilde yanıt verdiklerini belirtti. BTSO üyelerinin küresel ticaretteki belirsizlikler, enerji ve lojistik maliyetleri ile finansmana erişimdeki güçlükler başta olmak üzere önemli sorunlarla karşı karşıya olduğunu ifade eden Matlı, oda yönetiminin gündemini üyelerin ekonomik sorunlarına yöneltmesi gerektiğini söyledi. BTSO’nun kaynakları, kararları, yatırımları ve iştiraklerinin üyelerine açık olması gerektiğini savunan Matlı, şeffaflığın yalnızca bir iletişim söylemi olmadığını belirtti. Matlı, “Şeffaflık bir iletişim cümlesi değil, soru geldiğinde cevaplama iradesidir. Bağımsız denetim ve hesap veren yönetim, anlayışımızın temelidir” dedi.</p>
<h2>Sorularda neler yer aldı?</h2>
<p>Matlı’nın BTSO yönetimine yönelttiği 34 soru; BTSO yönetimi, oda iştirakleri, TEKNOSAB ve Lojistik Park olmak üzere dört başlıkta toplandı. Sorular arasında satın alma ve ihale süreçlerinin şeffaflığı, projelerin finansman kaynakları ve BTSO özkaynak payları, yönetici ve personel atama kriterleri, çıkar çatışması kayıtları, 2013’ten bu yana gerçekleştirildiği açıklanan 60 makro projenin listesi, Bursa Business School ile GUHEM ve KFA Fuarcılık’ın yatırım ve mali yapıları, TEKNOSAB’da parsel tahsisleri, üretime geçmeyen alanlar, açıklanan 25 milyar dolarlık yatırımın gerçekleşme düzeyi, genişleme alanlarının büyüklüğü ve planlama dayanakları ile Lojistik Park’ın ortaklık, arazi tahsisi ve finansman modeli yer aldı. Başvuruda ayrıca her soruya ayrı yanıt verilmesi; karar, tutanak, rapor, sözleşme, tablo ve yazışmaların elektronik ortamda paylaşılması, kayıt bulunmayan konularda ise bunun açıkça bildirilmesi talep edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matlidan-btso-yonetimine-34-soruluk-resmi-basvuru-87680</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/0/1280x720/ozer-matlidan-btso-yonetimine-34-soruluk-resmi-basvuru-1789627775.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, 60 bin üyenin mevcut yönetime yönelttiği 34 soruyu 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında resmi dilekçeyle BTSO Yönetim Kurulu Başkanlığı’na iletti. Matlı, “Şeffaf yönetimin temeli, soruyu soranı hedef almak değil, soruya bilgi ve belgeyle cevap vermektir” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/saloni-global-marka-yolculugunu-yeni-magaza-yatirimlariyla-hizlandiriyor-87678</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Saloni&#039;nin en büyük mağaza yatırımı Bursa&#039;ya</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da 26 yıldır mobilya üretimi gerçekleştiren Saloni Mobilya, yurt içindeki en büyük mağaza yatırımını kentin Nilüfer ilçesinde hayata geçiriyor. 4 bin metrekare kapalı alana sahip yeni mağaza, 18 Eylül'de Harmony Towers yanında hizmete açılacak.</p>
<p>Saloni Marka ve Pazarlama Müdürü Mimar Sinan Özbek, mağazanın yalnızca bir perakende noktası değil, aynı zamanda markanın ürün, tasarım ve yaşam alanı yaklaşımını bütüncül biçimde sergilediği bir “örnek mağaza” olarak tasarlandığını söyledi. Bursa’da 8 üretim tesisinde 700’ü aşkın çalışanıyla yatak odasından yemek odasına, oturma gruplarından duvar ünitelerine ve bahçe mobilyalarına kadar geniş bir ürün gamı üreten Saloni, yeni mağazayla özellikle Bursa’daki marka temsiliyetini güçlendirmeyi hedefliyor. Özbek, “Biz bir Bursa markasıyız. Amiral mağazamızın Bursa’da, doğru bir lokasyonda olması bizim için önemliydi. Burası Bursa’nın en iyi lokasyonlarından biri. Burayı bir örnek mağaza olarak tasarladık. Yurtdışından gelen yatırımcı burada markanın bütüncül yapısını gördüğünde, kendi ülkesinde de aynı konsepti uygulamak isteyebiliyor. Bu yatırım aynı zamanda uzun vadeli stratejimizin önemli adımlarından biri. Her zaman uzun vadeli düşündük. 50, 100, 150 yıl yaşayacak bir marka yaratmak istiyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab8a1bc1b92-1789626907.png" alt="" width="552" height="368" /></p>
<h2><strong>“Mağaza ürün değil, yaşam alanı sunuyor”</strong></h2>
<p>Yeni mağazanın klasik bir mobilya mağazası anlayışının ötesinde kurgulandığını belirten Özbek, mağazada yaşam alanları, oturma grupları, yatak odaları, bahçe mobilyaları ve markanın “modüler yaşam sistemleri” olarak tanımladığı ürün gruplarının bir arada sunulduğunu söyledi. Saloni’nin tasarım yaklaşımında ürünlerin farklı modüller, renkler, malzemeler ve aksesuarlarla kişiselleştirilebildiğini anlatan Mimar Sinan Özbek, “Sadece bir ürün değil, bütün yaşam alanını tüketiciye sunmaya çalışıyoruz. Bu nedenle ‘entegre yaşam alanları’ diyoruz” ifadelerini kullandı. Mağazanın alt katında yaşam odaları ve bahçe mobilyaları, üst katında ise yatak odası grupları konumlandırılırken; gerçek ahşap kaplamalar, farklı modüler duvar sistemleri, Türk-İtalyan seramik detayları ve çeşitli renk alternatifleriyle tüketiciye farklı kombinasyonlar sunuluyor.</p>
<h2><strong>“Tüketici ürünü satın almadan önce inceliyor”</strong></h2>
<p>Premium mobilya segmentindeki tüketicinin ürün konusunda giderek daha bilinçli hale geldiğine dikkat çeken Özbek, bu nedenle mağazanın dijital kanallarla başlayan müşteri deneyiminin devam ettiği bir alan olarak değerlendirildiğini söyledi. Özbek, ürünlerin mağaza ortamında tüketici tepkileri gözlemlenerek geliştirildiğini belirterek, mobilya sektörünün sürekli değişen ve yenilik gerektiren dinamik bir yapıya sahip olduğunu vurguladı. Mimar Sinan Özbek, “Mobilya bizim segmentimizde çok hareketli ve dinamik bir iş. Sürekli canlı kalmanız, dünyayı takip etmeniz gerekiyor. Mağazalarımız da tüketiciyle buluştuğumuz için bizim deneme alanlarımız” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aab8a589d523-1789626968.jpeg" alt="" width="629" height="354" /></p>
<h2><strong>75 ülke, 200 satış noktası</strong></h2>
<p>İhracata 2002 yılında Yunanistan ile başlayan Saloni, bugün 75 ülkeye ürün gönderiyor. Markanın toplam 63 mağaza ve 200 satış noktası bulunurken, Türkiye’de 43 mağazası faaliyet gösteriyor. Şirket, yurtiçindeki mağaza sayısını yıl sonuna kadar 45’e çıkarmayı hedefliyor. Özbek, son yıllarda yalnızca ürün ihracatı yapmak yerine, Saloni markasını yurtdışında kendi mağazalarıyla daha güçlü biçimde konumlandırmaya odaklandıklarını belirtti. Bu kapsamda Turquality programının da yurtdışı büyüme stratejisine katkı sağlayacağını ifade etti. </p>
<h2><strong>Manhattan’da yeni mağaza hazırlığı</strong></h2>
<p>Saloni’nin yurtdışı büyüme planlarında yeni mağaza yatırımları da bulunuyor. Markanın ABD’de New York Manhattan’ın Chelsea bölgesinde yeni bir mağaza için de yatırım sürecini başlattığını belirten Özbek, mağazanın 2027 yılının ilk aylarında açılmasının planlandığını aktardı. Avrupa’da Viyana’da opera binası çevresinde bir mağazalarının bulunduğunu aktaran Özbek, geçen yıl ayrıca Londra’da ve Amerika Kuzey Virginia’da birer mağaza açtıklarını hatırlattı. Saloni’nin yurtdışındaki büyümesinde mağazaların yanı sıra otel, rezidans ve villa gibi büyük ölçekli projeler de önemli yer tutuyor. Özbek, özellikle Körfez Bölgesi ile Avrupa kıtasında çeşitli projeler gerçekleştirdiklerini kaydetti. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/saloni-global-marka-yolculugunu-yeni-magaza-yatirimlariyla-hizlandiriyor-87678</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/7/8/1280x720/saloni-global-marka-yolculugunu-yeni-magaza-yatirimlariyla-hizlandiriyor-1789627001.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Saloni Mobilya, yurt içindeki en büyük mağaza yatırımını Bursa’da gerçekleştiriyor. Marka ve Pazarlama Müdürü Mimar Sinan Özbek, &quot;Amiral mağazamızın Bursa’da, doğru bir lokasyonda olması bizim için önemliydi. Burası Bursa’nın en iyi lokasyonlarından biri. Burayı bir örnek mağaza olarak tasarladık. Yurt dışından gelen yatırımcı burada markanın bütüncül yapısını gördüğünde, kendi ülkesinde de aynı konsepti uygulamak isteyebiliyor. Bu yatırım aynı zamanda uzun vadeli stratejimizin önemli adımlarından biri. Her zaman uzun vadeli düşündük. 50, 100, 150 yıl yaşayacak bir marka yaratmak istiyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-3-yil-sonra-faiz-artirdi-87674</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed 3 yıl sonra faiz artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ABD Merkez Bankası (Fed) 2023'ten bu yana ilk kez faiz artırımına giderek, politika faizini beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti.</p>
<p>Fed'den yapılan açıklamada, faiz artırım kararının oy birliğiyle alındığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Federal Açık Piyasa Komitesinin (FOMC) ikili görevini desteklemek amacıyla federal fon oranı hedef aralığını 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 seviyesine yükseltme kararı aldığı belirtildi.</p>
<p>Ekonomik faaliyetin sağlam bir hızda genişlediğine işaret edilen açıklamada, kısmen jeopolitik gelişmeler nedeniyle belirsizliğin yüksek seviyelerde kalmaya devam etmesine rağmen yurt içi harcamaların dirençli seyrettiği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, verimlilik artışının güçlü, sermaye yatırımlarının ise sağlam olduğu belirtilerek, istihdam artışlarının iş gücündeki artışla aynı hızda olduğu ve işsizlik oranının önemli ölçüde değişmediği aktarıldı.</p>
<p>Enflasyonun yüksek kalmaya devam ettiğine dikkat çekilen açıklamada, "Bugünkü politika hamlesi, Komite'nin yüzde 2'lik hedefine daha zamanlı bir dönüşü destekleyecektir. Komite, fiyat istikrarını sağlayacaktır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>Fed en son 2023'te faiz artırmıştı</strong></p>
<p>Fed, politika faizinde geçen yıl eylül, ekim ve aralık aylarında toplam 75 baz puan indirime gitmesinin ardından bu yılın ilk beş toplantısında da politika faizini sabit tutmuştu.</p>
<p>Son dönemde ülkede iş gücü piyasasının güçlü, enflasyonun ise hedefin üzerinde kalmaya devam ettiğine işaret eden veriler, faiz artışı beklentilerini güçlendirmişti.</p>
<p>Para piyasalarındaki fiyatlamalarda Fed'in eylül toplantısında politika faizini 25 baz puan artırmasına kesin gözüyle bakılıyordu.</p>
<p>Banka, en son Temmuz 2023’te yüksek enflasyonla mücadele kapsamında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 5,25-5,50 aralığına yükseltmişti.</p>
<p><strong>Yıl sonu tahmini yüzde 4,1'e yükseldi</strong></p>
<p>Politika faizini yüzde 3,75-4 aralığına yükselten Fed, ekonomiye yönelik tahminlerini de açıkladı.</p>
<p>Fed, federal fon oranına ilişkin yıl sonu tahminini haziran ayında öngördüğü yüzde 3,8'den yüzde 4,1'e yükseltti.</p>
<p>Banka, federal fon oranına ilişkin 2027 tahminini yüzde 3,6'dan yüzde 4,1'e ve 2028 tahminini yüzde 3,4'ten yüzde 3,9'a yükseltti, 2029 için de yüzde 3,6 olarak belirledi. Fed uzun dönem ortalama faiz beklentisini ise yüzde 3,1'den yüzde 3,2'ye revize etti.</p>
<p>Söz konusu tahminler, Fed'in 2026'da bir faiz artışı daha yapılabileceğinin sinyalini verdi.</p>
<p><strong>Çoğu yetkili bu yıl bir faiz artışı daha öngörüyor</strong></p>
<p>FOMC üyelerinin gelecekteki faiz beklentilerini gösteren nokta grafiği de 18 yetkiliden 16'sının bu yıl en az bir faiz artışı daha öngördüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Nokta grafiğine göre, sadece dört yetkilinin 2027'de faiz oranının yüzde 4'ün altında olmasını beklediği görüldü.</p>
<p><strong>Enflasyon tahmini bu yıl için yükseltildi</strong></p>
<p>Bankanın enflasyon tahminleri ise bu yıl için yüzde 3,6'dan yüzde 3,7'ye yükseltilirken, 2027 için yüzde 2,3 olarak korundu. Enflasyon tahminini 2028 için yüzde 2'den yüzde 2,1'e revize eden Fed, 2029 için yüzde 2 olarak belirledi.</p>
<p>Değişken enerji ve gıda fiyatlarını içermeyen çekirdek enflasyona ilişkin tahminler de bu yıl için yüzde 3,3'ten yüzde 3,4'e çıkarılırken, 2027 için yüzde 2,5'te bırakıldı. Bankanın çekirdek enflasyon tahmini 2028 için yüzde 2,1'den yüzde 2,2'ye yükseltilirken, 2029 için yüzde 2 oldu.</p>
<p><strong>Bu yılki büyüme tahmininde yukarı yönlü revizyon</strong></p>
<p>ABD ekonomisine ilişkin büyüme tahmini, bu yıl için yüzde 2,2'den yüzde 2,3'e ve 2027 için yüzde 2,3'ten yüzde 2,4'e çıkarıldı. Büyüme tahmini 2028 için yüzde 2,2 olarak korunurken, 2029 için yüzde 2,1 olarak belirlendi.</p>
<p>İşsizlik oranına ilişkin tahminler bu yıl ve 2027 için yüzde 4,3'ten yüzde 4,1'e, 2028 için yüzde 4,2'den yüzde 4,1'e indirildi. İşsizlik oranı tahmini 2029 için de yüzde 4,1 oldu.</p>
<p><strong>"Temel odağımız görev alanımızın fiyat istikrarı tarafında"</strong></p>
<p>Fed Başkanı Kevin Warsh, Federal Açık Piyasa Komitesi'nin politika faizi kararının ardından basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Bankanın kararının ABD ekonomisinin güçlendiğinin görüldüğü bir dönemde alındığını belirten Warsh, yeni işe alımlar, özel sektör kazançları, işletmelerin sermaye yatırımları gibi göstergelerin son aylarda iyileştiğini ve olumlu bir yöne işaret ettiğini söyledi.</p>
<p>Warsh, özellikle şirketler açısından kredi akışının güçlü olduğuna işaret ederek, "Jackson Hole'deki politika sempozyumunda söylediğim gibi genel finansal koşulları kısıtlayıcı olarak tanımlamakta zorlanırım. Bu görüş, Komite tarafından da geniş ölçüde paylaşıldı. Dolayısıyla, destekleyici duruşu bir miktar azalttık." dedi.</p>
<p>Fed'in Kongre tarafından belirlenen görev alanlarından istihdam alanında iyi durumda olduğunu aktaran Warsh, buna karşın enflasyonun 5 yıldan uzun süredir hedefin üzerinde seyrettiğini dile getirdi.</p>
<p>Warsh, "Dolayısıyla temel odağımız görev alanımızın fiyat istikrarı tarafında. Gerçek şu ki enflasyon çok yüksek ve çok uzun süredir böyle." diye konuştu.</p>
<p>Bu yaz açıklanan enflasyon verilerinin temel eğilimlerin anlamlı ölçüde iyileştiğini göstermediğini belirten Warsh, Jackson Hole'de genel emtia fiyatlarının da takip edilmesi gerektiğine dikkati çektiğini anımsatarak, toplantılar arasındaki dönemde bu temel girdilerin birçoğunun fiyatlarının yükseldiğini aktardı.</p>
<p>Warsh, enflasyonun temel eğiliminin hedefe doğru açık ve yeterli hızda ilerlediğinden emin olunması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Komitenin bugün bu standardın karşılanmadığına karar verdiğini belirten Warsh, oybirliğiyle alınan kararın fiyat istikrarına daha hızlı ulaşma konusundaki kararlılığını gösterdiğini ifade etti.</p>
<p><strong>"Enflasyon riskleri yukarı yönlüyken, iş gücü piyasasına ilişkin riskler kabaca dengeli"</strong></p>
<p>Warsh, bankanın ekonomik projeksiyonlarına da değinerek, bunların Komite üyelerinin görüşlerini yansıttığını ancak haziran ayında olduğu gibi kendisinin bir projeksiyon sunmadığını aktardı.</p>
<p>Fed Başkanı Warsh, "Enflasyon riskleri yukarı yönlüyken, iş gücü piyasasına ilişkin riskler kabaca dengeli." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Son birkaç haftada, gelişmiş ekonomilerin çoğunun fiyat baskılarıyla karşı karşıya olduğunun açıkça görüldüğüne işaret eden Warsh, merkez bankalarının kendi görev alanlarıyla uyumlu şekilde değerlendirmelerini yaptığını aktardı.</p>
<p>Warsh, "Bugünkü kararımız, görev alanımız doğrultusunda yaptığımız en iyi değerlendirmeyi yansıtıyor." dedi.</p>
<p><strong>"Yaz aylarındaki enflasyon eğilimlerinin arzu edilen kriterleri karşılamadığı kanaatindeyim"</strong></p>
<p>Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Warsh, petrol fiyatları dahil herhangi bir bireysel fiyatı etkileyemeyeceklerini ancak bunların genel fiyat düzeyine yayılmamasını sağlayacaklarını anlattı.</p>
<p>Warsh, "İleriye dönük yönlendirme işinde değilim. Gelecekte alacağımız kararlar hakkında şimdiden bir yargıya varmayacağım." diye konuştu.</p>
<p>Bugünkü kararı, istihdamın seyrine ve ekonominin gücüne dair değerlendirmeleri doğrultusunda aldıklarının altını çizen Warsh, piyasalarda zaman zaman olası adımların fiyatlandığını ancak kararlarını bu doğrultuda vermediklerini vurguladı.</p>
<p>Warsh, ABD Başkanı Donald Trump'ın Fed'e faizleri düşürme çağrısına yönelik soru üzerine, "Bugün aldığımız karar, Kongre'nin fiyat istikrarını sağlama yönünde bize verdiği görevi yerine getirmek adına atılmış doğru bir adımdı." dedi.</p>
<p>Fed'in son toplantıdan bu yana nelerin değiştiğine dair soruya cevaben de Warsh, iş gücü piyasasının durumu, enflasyon eğilimleri ve jeopolitik gelişmelere işaret etti.</p>
<p>Warsh, "Birkaç hafta önceki değerlendirmem, yaz aylarındaki enflasyon eğilimlerinin arzu edilen kriterleri karşılamadığı yönündeydi. O zamandan bu yana bu görüşümü değiştirmemi gerektirecek çok az veri gördüm, dolayısıyla aynı kanaati koruyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Verileri 'nefesimi tutarak' beklemiyorum"</strong></p>
<p>Herhangi bir veriyi "nefesini tutarak" beklemediğini vurgulayan Warsh, önemli olanın "gürültü" içeren tekil veriler değil, trendler olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Warsh, "Tekil veriler yanıltıcı dalgalanmalar barındırır. Bunlara aşırı odaklanmak tehlikeli bir saplantıdır. Bu, benim kaygı duyduğum bir konu değil." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Tahvil faizlerindeki yükselişi de üç nedene bağlayan Warsh, bunları ekonomik güç, sermaye harcamalarındaki artış ve jeopolitik gelişmeler olarak sıraladı.</p>
<p>Warsh, haziranda fiyat istikrarını sağlama taahhüdünü yeniden teyit ettiğini, ağustos ayında da bir karara değil bir disipline bağlı olduklarını vurguladığını anlattı.</p>
<p>Bugünkü kararın da bu konudaki ciddiyetlerini ve fiyat istikrarı hedefini gerçekleştireceklerini göstermeye başladığının altını çizen Warsh, "Önümüzdeki haftalar ve aylar boyunca görüşmelerimizi sürdürürken bu konuda daha fazla şey söyleyeceğiz, ancak gelecekteki eylemler hakkında şimdiden peşin hükümde bulunmaya pek hazırlıklı değilim." şeklinde konuştu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-3-yil-sonra-faiz-artirdi-87674</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/8/1280x720/warsh-1785389856.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed, politika faizini beklentiler doğrultusunda 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Fed Başkanı Kevin Warsh, enflasyonun çok uzun süredir çok yüksek olduğunu belirterek, bugünkü faiz artırımı kararının fiyat istikrarını sağlamaya yönelik doğru bir adım olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fed-frene-basarsa-dunya-ne-yapacak-87654</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed frene basarsa dünya ne yapacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sadece Fed değil diğer merkez bankalarından da sıkılaşama adımları geliyor. Avrupa Merkez Bankası geçen hafta faiz arttırmıştı. Japonya Merkez Bankası'nın da cuma günü sona erecek iki günlük toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25’e yükseltmesi bekleniyor. Böylece Japonya'da faizler 30 yılın zirvesine çıkmış olacak.</strong></p>
<p>Bu yazı yazıldığında henüz belli olmamıştı ama Çarşamba gecesi ABD Merkez Bankası’nın faiz kararını öğrendik. Siz yazıyı okuduğunuz sırada Fed toplantısının sonucu belli olmuş olacak. Eğer beklendiği gibi politika faizi 25 baz puan artırıldıysa, ilk bakışta ortada çok büyük bir değişiklik yok. Bir çeyrek puanlık artış hepsi o kadar. Finans piyasalarının alışık olduğu türden küçük bir adım. Ama bazen küçük bir faiz hareketi, dünyanın geri kalanında büyük dalgalar yaratabilir. </p>
<p>Çünkü söz konusu olan yalnızca ABD’nin faiz oranı değil. Doların fiyatını, küresel sermayenin yönünü, gelişmekte olan ülkelerin borçlanma maliyetlerini ve yatırımcıların risk iştahını etkileyen dünyanın en önemli faiz oranından söz ediyoruz. Üstelik Japonya'dan İngiltere'ye kadar tüm merkez bankalarının faiz arttırmaya hazırlandıkları bir dönemde...</p>
<p>Fed’in faiz artırmasının arkasında önemli bir mesaj var. Enflasyon konusunda henüz iş bitmedi.</p>
<p>ABD’de enflasyon ağustosta yüzde 3,4’e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki artış ve İran’la süren gerilim petrol ve doğalgaz fiyatlarını yukarı çekerken, enflasyonun yeniden hızlanması ihtimali Fed’in önündeki işi zorlaştırıyor. Merkez bankasının hedefi yüzde 2. Bu nedenle Fed Başkanı Kevin Warsh’ın, enflasyonu yeniden kontrol altına alma konusunda kararlı olduğunu göstermesi şaşırtıcı değil.</p>
<p>Asıl önemli olan Fed’in bundan sonra ne yapacağı.</p>
<p><strong>Küresel para musluğu kısılacak mı?</strong></p>
<p>ABD faizleri yükseldiğinde dolar cinsinden varlıkların cazibesi artar. Yatırımcı, daha yüksek faiz karşılığında parasını ABD tahvillerinde tutmayı tercih edebilir. Bu da gelişmekte olan ülkelerden ABD’ye doğru sermaye akımlarını güçlendirebilir.</p>
<p>Doların değer kazanması ise gelişmekte olan ülkeler açısından genellikle iyi haber değildir. Yerel para birimleri üzerinde baskı yaratır, dış borcun maliyetini artırır ve ithal enflasyonu besleyebilir.</p>
<p>Üstelik mesele yalnızca 25 baz puan değildir. Piyasalar Fed’in kararından çok, kararın arkasındaki mesajı satın alır. Eğer Fed “enflasyonla mücadele için gerekirse daha uzun süre yüksek faiz” diyorsa, piyasanın faiz indirim beklentileri de ötelenir. İşte o zaman tek bir faiz artışından çok daha büyük bir finansal sıkılaşmadan söz edebiliriz.</p>
<p>Bu nedenle ABD tahvil faizleri, dolar ve gelişmekte olan ülke varlıkları yakından izlenecek. Sadece Fed değil diğer merkez bankalarından da sıkılaşama adımları geliyor. Avrupa Merkez Bankası geçen hafta faiz arttırmıştı. Japonya Merkez Bankası'nın da cuma günü sona erecek iki günlük toplantısında politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 1,25’e yükseltmesi bekleniyor. Böylece Japonya'da faizler 30 yılın zirvesine çıkmış olacak. İngiltere Merkez Bankası da bugünkü toplantısında faiz artırmasa bile sıkılaşma mesajları verecektir.</p>
<p>Bunlar dünya ekonomisi için kötü haber mi? Evet iyi haber olmadığı muhakkak. Yüksek faizlerin uzun süre devam etmesi küresel büyüme açısından fren etkisi yaratabilir. Şirketlerin yatırım kararları ertelenebilir, tüketici kredileri pahalanabilir, konut ve otomotiv piyasaları yavaşlayabilir.</p>
<p><strong>Türkiye nasıl etkilenir?</strong></p>
<p>ABD’de bunun ilk etkilerinden biri tüketici kredilerinde görülecek. Fakat küresel açıdan daha önemli bir başka kanal var, borç kanalı. Pandemi sonrasında hem devletlerin hem şirketlerin borçları ciddi ölçüde arttı. Şimdi küresel faizlerin uzun süre yüksek kalması, bu borçların çevrilmesini pahalılaştırıyor. Özellikle dolar borcu yüksek gelişmekte olan ülkeler için tablo daha da zorlaşıyor.</p>
<p>Her ne kadar kamu borcunun gayri safi yurtiçi hasılaya oranı diğer ekonomilere göre düşük olsa da Türkiye bu hikâyenin dışında değil. Doların güçlenmesi ve küresel faizlerin yüksek kalması, Türkiye gibi dış finansmana ihtiyaç duyan ekonomiler açısından dikkatle izlenmesi gereken bir gelişme. Küresel yatırımcı daha yüksek ABD ve Japonya faizi karşısında riskli ülke varlıklarından daha yüksek getiri talep edebilir.</p>
<p>Bu durum Türkiye açısından bir yandan sermaye girişlerini zorlaştırabilirken, diğer yandan risk priminin ve finansman maliyetlerinin yükselmesi ihtimalini artırabilir. Buna karşılık Türkiye’nin yüksek faiz politikası uyguladığı bir dönemde olması, TL cinsi varlıkların küresel yatırımcı açısından cazibesini koruyabilir. Dolayısıyla Fed’in kararı tek başına “Türkiye’den para çıkar” anlamına gelmez. Önemli olan Türkiye’nin sunduğu reel getiri, risk primi ve ekonomi politikasına duyulan güvenin küresel koşullarla birlikte nasıl değişeceğidir.</p>
<p>Bir de petrol meselesi var. Enerji fiyatlarının yükseldiği bir ortamda Fed’in faiz artırması, dünyada enflasyonla mücadeleyi daha da karmaşık hale getiriyor. Merkez bankaları bir taraftan büyümeyi desteklemek, diğer taraftan enerji kaynaklı enflasyonu kontrol etmek zorunda kalabilir.</p>
<p><strong>Küçük artış, büyük mesaj</strong></p>
<p>Bu nedenle çarşamba günkü Fed kararını yalnızca “25 baz puan artırdı” diye okumamak gerekiyor.</p>
<p>Asıl soru Fed'in dünyaya verdiği mesajın ne olduğudur.</p>
<p>“Enflasyonla mücadele bitmedi, faizler daha uzun süre yüksek kalabilir” mesajı çıktıysa, küresel finansal koşullar bir miktar daha sıkılaşacak demektir. Doların güçlenmesi, tahvil faizlerinin yüksek kalması ve gelişmekte olan ülkelere yönelik risk iştahının zayıflaması bunun doğal sonuçları olabilir.</p>
<p>Ama Fed aynı zamanda bu artışı tek seferlik, ölçülü ve enflasyonu yeniden kontrol altına almak için atılmış bir adım olarak çerçevelediyse, piyasaların korktuğu kadar sert bir dalga da oluşmayabilir. Hatta uzun vadeli tahvil faizlerinin düşmesi halinde konut kredilerinden hisse senetlerine kadar bazı alanlarda olumlu bir fiyatlama bile görülebilir.</p>
<p>Sonuçta küresel ekonomi açısından mesele 25 baz puandan çok daha büyük. Dünyanın en güçlü merkez bankası, enflasyon ile büyüme arasındaki terazide yeniden faiz tarafına biraz daha ağırlık koydu. Acaba bu, son fren mi, yoksa daha sert frenlerin habercisi mi?</p>
<p>Eğer çarşamba günü Fed bütün bu beklentileri boşa çıkarıp faiz artırmadıysa, bu yazıyı da boş verin. O zaman asıl hikâye çok daha ilginç demektir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fed-frene-basarsa-dunya-ne-yapacak-87654</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed frene basarsa dünya ne yapacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egiad-ve-degiaddan-bolgesel-is-birligi-genc-is-insanlari-denizlide-ticaret-koprusu-kurdu-87691</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> EGİAD VE DEGİAD’dan bölgesel iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD), üyelerinin yeni pazarlara ve iş birliklerine erişimini desteklemek, bölgesel ekonomik ilişkileri güçlendirmek ve üretimde dönüşüm modellerini yerinde incelemek amacıyla Denizli’de kapsamlı bir program gerçekleştirdi. Denizli Genç İş İnsanları Derneğİ (DEGİAD) Üye İlişkileri Komitesi tarafından düzenlenen, EGİAD İş Geliştirme Komisyonu organizasyonuyla  DEGİAD ev sahipliğinde gerçekleştirilen program kapsamında Denizli Model Fabrika ziyaret edilirken, EGİAD–DEGİAD Ticaret Köprüsü Buluşması” gerçekleştirildi.</p>
<h2>Kaan Özhelvacı: Kartvizit değil, fırsat ve güven ağı kuruyoruz</h2>
<p>Ege Bölgesi’nin güçlü üretim altyapısının kentler ve kurumlar arasındaki iş birlikleriyle daha yüksek bir ekonomik değere dönüştürülebileceğini belirten EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Özhelvacı, “İzmir ve Denizli, farklı sektörel yetkinlikleri ve girişimci iş dünyasıyla birbirini tamamlayan iki önemli üretim ve ticaret merkezi. Bu potansiyeli ortak akıl ve güçlü bağlantılarla harekete geçirdiğimizde yalnızca şirketlerimizin değil, bölgemizin rekabet gücünü de artırabiliriz. Genç iş insanlarının birbirleriyle daha fazla temas ettiği, birlikte üretip yatırım yaptığı ve yeni pazarlara birlikte açıldığı bir Ege ekonomisinin çok daha güçlü olacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Kemal Sözkesen: Bölgesel dayanışma yeni fırsatların kapısını açıyor</h2>
<p>DEGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Sözkesen de genç iş insanları arasında kurulan güçlü bağların bölgesel ekonomik gelişim açısından önem taşıdığını belirterek, EGİAD ve DEGİAD arasındaki iş birliğinin farklı sektörler arasında yeni fırsatlar yaratacağını ifade etti. Sözkesen, ortak akıl ve dayanışma kültürüyle gerçekleştirilen bu tür buluşmaların genç iş dünyasının etkileşimini artırırken, kentler arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesine de katkı sunduğunu vurguladı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egiad-ve-degiaddan-bolgesel-is-birligi-genc-is-insanlari-denizlide-ticaret-koprusu-kurdu-87691</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/1/1280x720/egiad-ve-degiaddan-bolgesel-is-birligi-genc-is-insanlari-denizlide-ticaret-koprusu-kurdu-1789632144.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Genç İş İnsanları Derneğinin Denizli Genç İş İnsanları Derneği ev sahipliğinde gerçekleştirdiği Denizli programında üretimde dönüşümden yeni ticari bağlantılara uzanan kapsamlı bir iş birliği ağı oluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/bursa/karacabey-tsoda-secim-yarisi-gokhan-tuydesten-ortak-akil-ve-buyume-mesaji-87684</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gökhan Tüydeş’ten &#039;ortak akıl ve büyüme&#039; mesajı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası’nda 2 Ekim 2026 Cuma günü gerçekleştirilecek seçimler öncesinde başkan adayı Gökhan Tüydeş, adaylık vizyonunu kamuoyuyla paylaştı. Tüydeş’in açıklamasında, Karacabey ekonomisinin temel dinamikleri olan tarım, sanayi, ticaret, esnaf ve girişimcilik alanlarının birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı. Tüydeş, oda yönetiminin yalnızca seçim dönemlerinde gündeme gelen bir yapı olmaktan çıkarılması ve üyelerle sürekli iletişim halinde olan, sorunların çözümüne katkı sağlayan daha etkin bir kurumsal yapıya dönüştürülmesi gerektiğini belirtti.</p>
<h2>“Yatırım ve istihdam gündemde”</h2>
<p>Karacabey’in sahip olduğu tarım ve sanayi altyapısının ekonomik büyümenin temel unsurlarından biri olduğunu ifade eden Tüydeş, ilçenin ticaret hacminin artırılması ve yeni yatırımların önünün açılması gerektiğine dikkat çekti. Açıklamada; yatırımların artırılması, istihdamın güçlendirilmesi, gençler ve girişimciler için yeni projeler geliştirilmesi ve Karacabey’in Bursa ile Türkiye ekonomisindeki konumunun güçlendirilmesi öncelikli başlıklar arasında sıralandı. Tüydeş, üretici, tüccar, sanayici, esnaf ve girişimcilerin farklı ihtiyaçları bulunduğunu belirterek, oda yönetiminin bu kesimlerin tamamıyla iletişim halinde olması gerektiğini ifade etti.</p>
<h2>“Ben değil, biz” vurgusu</h2>
<p>Adaylık açıklamasında yönetim anlayışının merkezine ortak akıl, istişare ve dayanışmayı koyan Tüydeş, farklı sektör ve görüşlerden iş insanlarının Karacabey ekonomisinin geleceği konusunda ortak zeminde buluşabileceğini belirtti. Tüydeş, “Bizim anlayışımızda ‘ben’ değil, ‘biz’ vardır. Makam değil, hizmet vardır. Ayrışma değil, dayanışma vardır” ifadeleriyle yönetim anlayışını ortaya koydu. Geçmiş dönemlerde odaya hizmet veren başkan, yönetim kurulu ve meclis üyelerine teşekkür eden Tüydeş, geçmiş deneyimlerden yararlanırken gelecek kuşakların beklentilerinin de dikkate alınması gerektiğini kaydetti.</p>
<h2>“Üyelere seçim çağrısı”</h2>
<p>Tüydeş, farklı görüşlerin dışlanmadığı, üyelerin fikirlerinin dikkate alındığı ve ortak aklın esas alındığı bir çalışma modeli hedeflediklerini belirterek, Karacabey’in ekonomik potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinin 2 Ekim 2026 Cuma günü yapılacağını hatırlatan Tüydeş, oda üyelerini seçimde oy kullanmaya ve ilçenin ekonomik geleceğine ilişkin tercihlerini sandıkta ortaya koymaya davet etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/bursa/karacabey-tsoda-secim-yarisi-gokhan-tuydesten-ortak-akil-ve-buyume-mesaji-87684</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/4/1280x720/karacabey-tsoda-secim-yarisi-gokhan-tuydesten-ortak-akil-ve-buyume-mesaji-1789629523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Gökhan Tüydeş, 2 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde oda yönetimine ilişkin yaklaşımını açıkladı. Tüydeş; tarım, sanayi ve ticaretin birlikte geliştirilmesi, yeni yatırımların desteklenmesi, istihdamın artırılması ve girişimcilerin önünün açılmasını hedefleyen bir yönetim anlayışı ortaya koydu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop-31-oncesi-antalya-su-eylem-plani-hedefliyor-87643</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 00:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP 31 öncesi Antalya Su Eylem Planı hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası (ATB) BM İlkim Değişikliği Zirvesi COP 31 öncesi Antalya’da su yönetimini tartışmak amacıyla 23 Eylül 2026’da Su Zirvesi Çalıştayı düzenleyecek. Zirve öncesi, STK, kamu, özel sektör ile suyu en çok kullanan tarım, turizm ve sanayi sektör temsilcileriyle su kullanımı ve yönetimi konusunu masaya yatırıldı.</p>
<p>ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın su geleceğinin yalnızca kamu kurumlarının ya da belirli sektörlerin sorumluluğunda olmadığını, kentte yaşayan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu söyledi. Tarımdan turizme, sanayiden kent yaşamına kadar tüm alanlarda suyun verimli, ölçülü ve sürdürülebilir kullanılmasının önemine dikkat çeken Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’“Biz sadece sorunları konuşmak istemiyoruz. Antalya’nın su geleceği için uygulanabilir, ölçülebilir ve ortak akla dayanan bir yol haritası ortaya koymak istiyoruz. Gelecek nesillere suyu eksiltmeden ulaştırmayı hedefliyoruz. Antalya olarak kendi üzerimize düşeni yapacağımızı, suyu koruyan ve geleceğe taşıyan bir anlayışı birlikte ortaya koyacağımızı COP31’de dünyaya deklare etmek istiyoruz.’’</p>
<p>Antalya’nın geleceğinin, suyun geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini anlatan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya’nın geleceğini konuşacaksak, önce suyunu konuşmalıyız. Çünkü, Antalya’yı Antalya yapan değerlerin başında tarım, turizm, ticaret ve sanayi geliyor. Bu sektörlerin ortak paydası su. Su, tarımdır, turizmdir, üretimdir, ticarettir, kent yaşamıdır. En önemlisi Antalya’nın geleceğidir. İklim değişikliği, değişen yağış rejimi, artan kuraklık riski ve nüfus artışı, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırıyor.  Çandır, artık yalnızca “Ne kadar suyumuz var?” sorusunun yeterli olmadığını vurguladı. Çandır, “Asıl sorumuz, sahip olduğumuz suyu ne kadar doğru ve ne kadar verimli kullandığımız olmalı.’’</p>
<p>Suyun tek bir sektörün meselesi olmadığını anlatan Ali Çandır, ‘’Tarımda sulama verimliliğini artırmadan, turizmde su tüketimini azaltıp yeniden kullanımı geliştirmeden, sanayide su verimliliğini sağlamadan, kentimizde kayıp ve kaçakları azaltmadan ve su kaynaklarımızı korumadan Antalya’nın su geleceğini güvence altına almamız mümkün değildir” dedi.</p>
<p>Toplantıların sonunda Antalya Su Eylem Planını ortaya koymayı hedeflediklerini anlatan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Planda ne yapılmalı, kim yapmalı, nasıl ve ne zaman yapılmalı ve sonuçlar nasıl izlenmeli sorularına yanıt verilmesi gerekiyor. Artık plan yapıp rafa kaldırma zamanı değil, eyleme geçme zamanıdır. 23 Eylül’de Su Zirvesi’nde Antalya’nın ortak su iradesi daha güçlü ve somut bir çerçeveye dönüştürülecek. COP31’in Antalya’da düzenlenmesi önemli bir fırsat olacak. Antalya, yalnızca COP31’e ev sahipliği yapan değil; su sorunlarını ele almış, önceliklerini belirlemiş ve bu doğrultuda harekete geçmiş örnek bir kent olabilir. Su; ortak değerimiz, ortak sorumluluğumuz, ortak geleceğimizdir. Artık Antalya için suyu koruma, suyu verimli kullanma ve su için birlikte harekete geçme zamanı.’’</p>
<p><strong>"Su kullanımında sektörler birlikte çözüm üretmeli"</strong></p>
<p>Antalya OSB Başkanı Hasan Ali Gönen de, Antalya için suyun, tarımsal üretimin, turizmin, sanayinin, ekosistemlerin ve şehir hayatının ortak paydası olduğunu söyledi.</p>
<p>İklim değişikliğinin ve kuraklık baskısının arttığı bir dönemde suyu yönetmenin yalnızca bir çevre meselesi değil, ekonomik dayanıklılık, gıda güvenliği, şehir güvenliği ve kalkınma meselesi olduğuna dikkat çeken Gönen, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Tarımda suyun verimli kullanılması, kentlerde kayıpların azaltılması, turizmde kaynak yönetiminin güçlendirilmesi ve sanayide döngüsel su kullanımının yaygınlaştırılması birbirinden ayrı meseleler değil. Bunların tamamı aynı geleceğin parçaları. Bu nedenle Antalya’nın su meselesine sektörlerin birbirinden pay istediği bir konu olarak değil, birlikte çözüm üretmesi gereken ortak bir sorumluluk olarak bakmalıyız. Antalya OSB olarak su tasarrufuyla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Biz suyu yalnızca daha az tüketmek istemiyoruz. Suyu daha akıllı yönetmek istiyoruz. Suyun sahibi yok; hepimiz onun emanetçisiyiz.’’</p>
<p><strong>"Yeraltı su kaynakları derinleşiyor"</strong></p>
<p>Antalya Su ve Atıksu (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay ise , iklim değişikliğinin yağış rejimlerini değiştirdiğine, kuraklık ve aşırı yağışların aynı anda yaşanabildiğine dikkat çekti. Antalya’da yeraltı su seviyelerinin de giderek derinleştiğini belirten Gülebay, ‘’ASAT içme suyunun büyük bölümünü derin sondaj kuyularından temin ediyor. Yeni kaynaklara yönelmek tek başına çözüm olmayacak. Mmevcut suyun daha verimli kullanılması gerekiyor.. ASAT, su da kayıp-kaçak oranını yüzde 34,57’ye kadar düşürdü. Hedefimiz bu oranı yüzde 25 seviyesine indirmek. Son 6 yılda içme suyu altyapısına yaklaşık 27 milyar liralık yatırım yapıldı. Arıtma tesislerinden çıkan su yeniden değerlendirilmesi Antalya için önemli bir potansiyel. Günlük yaklaşık 750 bin metreküp arıtılmış su denize deşarj ediliyor. Bu su gerekli arıtma süreçlerinden geçirilerek tarımda kullanılması hem su kaynaklarının korunmasına hem de tarımsal üretime katkı sağlayacak’’ diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop-31-oncesi-antalya-su-eylem-plani-hedefliyor-87643</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/3/1280x720/cop-31-oncesi-antalya-su-eylem-plani-hedefliyor-1789594687.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, BM İklim Değişikliği Konferansı COP 31 öncesi, Türk tarımı ve turizmin başkenti Antalya’da ‘Su Eylem Planı’nı ortaya koymak istediklerini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracatci-baku-tiflis-kars-demiryolunun-kullanilmasini-talep-ediyor-87642</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 00:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatçı Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun kullanılmasını istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Narenciye ihracatının büyük bölümünü Rusya’ya gerçekleştiren yaş meyve sebze ihracatçıları, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz’de gemilerin vurulduğunu belirterek, bunun can ve mal güvenliğinin yanı sıra ihracat açısından da tehlike oluşturduğunu ifade ediyor.</p>
<p>Karadeniz’de deniz yolunun tehlikeli olması, Avrupa üzerinden Rusya’ya ulaşılmasının da uzun süre alması, ihracatçıları alternatif yollara yöneltiyor. Yaş meyve sebze ihracatçıları, Mersin’den Rusya’ya yapılacak ihracatta, Bakü-Tiflis – Kars demiryolunun alternatif rota olarak kullanılmasını istiyor.</p>
<p>Usta Export Zirai ürünler A.Ş Yönetim Kurulu üyesi Ferda Tekin, yaş meyve sebze ihracat sezonunda, enflasyon baskısı, döviz kurları, akaryakıt fiyatlarının sürekli artması nedeniyle Türkiye’nin rekabette çok zorlandığını belirtti.</p>
<p>Türkiye’nin başta narenciye olmak üzere ürettiği ürünlerin çoğunu Rusya’ya ihraç ettiğine dikkat çeken Tekin, ‘’Bir TIR’ın 1600-1700 kilometrelik yolun maliyeti de 12 bin dolara çıktı. Tabi TIR bulabilirsen’’ dedi.</p>
<p>Rusya’ya ihracatın sürdürülebilir olması için demiryolları hattının mutlaka işlemesi gerektiğini anlatan Tekin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Savaş nedeniyle şu anda narenciye elde kaldı. Karayoluyla TIR bulabilen malını gönderebiliyor. Maliyetler çok yüksek. İhracatçı, pazarları kaybetmemek adına mal gönderiyor. İç piyasada da tüketim zor görünüyor. Karadeniz’de gemiler vuruluyor. Mısır da Rusya’ya ihracat yapıyor. Mısır da Rusya’ya ihracat yapamayacak. Gemilerin Karadeniz de vurulması nedeniyle Mısır da ihracatta Avrupa’ya yönelecek. Mısır, Avrupa’da Türk ihracatçısını fiyatlarıyla tehdit edecek. Bu nedenlerden dolayı Mersin’den Rusya’ya ulaşmak için Bakü-Tiflis-Kars demiryolu alternatif rota olabilir.’’</p>
<p><strong>"Soğuk hava depolarında 20 bin tona yakın portakal var"</strong></p>
<p>Narenciye hasat ve ihracat sezonu başladığını ancak, portakal ve narenciyenin dalında kaldığını ifade eden Ferda Tekin, ‘’Soğuk hava depolarında geçen yıldan kalan 20 bin tona yakın Valencia portakal var. Yeni hasat dönemi de başladı. Ancak alıcı yok’’ dedi.</p>
<p><strong>"Karadeniz’de ‘güvenli koridor’ oluşturulmalı"</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçı Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu üyesi ve Finike Meysan Tarım Gıd. San. ve Tic. Ltd. Şti sahibi Akın Veziroğlu da, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattında vagon sayısının artırılması gerektiğini söyledi. Demir yolunda frigo bulunmadığını vurgulayan Veziroğlu, mutlaka alternatif hatların oluşturulması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Rusya’ya ihracat için Türkiye’nin savaşan ülkelerle anlaşarak en azından gıda ürünleri konusunda ‘Güvenli Koridor’ oluşturulması gerektiğini ifade eden Veziroğlu, ‘’Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna savaşı nedeniyle gemiler vuruluyor. Rusya ve Türkiye arasında ‘Güvenli Koridor’ oluşturulmalı. Ukrayna da bunu imzalamalı. Türkiye’nin çözmesi gereken sorunu bu. En azından gıda ürünlerinde bu yapılmalı. Bu sağlanamıyorsa demiryolu hattı oluşturulmalı ama burada da frigolu vagonlara ihtiyaç var’’ dedi.</p>
<p><strong>St. Petersburg hattı çok uzun</strong></p>
<p>Rusya’ya ihracat için ikinci seçeneğin Mersin limanından Cebelitarık Boğazı üzerinden ST. Petersburg hattı olabileceğini anlatan Akın Veziroğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Mersin Limanı’ndan St. Petersburg’a Avrupa üzerinden hat oluşturulabilir ama bu da çok uzun sürüyor. Tabi bu da transit geçiş olursa. Cebelitarık Boğazı’ndan geçip İngiltere, Norveç ve Finlandiya üzerinden transit St. Petersburg’a deniz yoluyla ulaşılabilir.Mersin'den gemiyle hiçbir yere uğramadan  St. Petersburg'a gitmeli. transit giderse zaman kazanır. Ancak yine başka bir sıkıntı daha ortaya çıkıyor. Çünkü o kadar çok TIR yok. TIR’lar Rusya’ya giderse Ortadoğu ve Avrupa’ya giden TIR’larda navlun fiyatları artar. Bu hat çok uzun. Türkiye’den Rusya’ya 3 günde ulaşabiliyoruz.’’</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracatci-baku-tiflis-kars-demiryolunun-kullanilmasini-talep-ediyor-87642</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/demiryolu-lokomotif.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaş meyve sebze ihracatçıları, Karadeniz’de deniz hatlarının tehlikeli olması nedeniyle Rusya’ya yapılacak ihracatta, Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun kullanılmasını talep ederken, deniz yolunda da güvenli koridor oluşturulmasını istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
