<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/karahan-hanehalkinin-turk-lirasi-talebi-hala-guclu-82981</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 16:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karahan: Enflasyon beklentilerindeki bozulma sınırlı kaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İstanbul'da gerçekleştirilen JP Morgan Türkiye Ekonomi Forumu'nda "Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm" başlıklı bir sunum yaptı.</p>
<p>Yıllık enflasyonun haziranda yüzde 32,1'e gerilediğini ifade eden Karahan, arz şoklarının manşet enflasyonu yukarı çektiğini bildirdi.</p>
<p>Karahan, "Kira ve eğitimdeki katılığın azalması hizmet sektöründeki dezenflasyonu destekliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Son zamanlarda temel mal enflasyonunun güçlü seyrettiğini dile getiren Karahan, fiyat baskılarının azalmasının beklendiğini vurguladı.</p>
<p>Karahan, son dönemde enflasyondaki hızlanmanın kısa vadeli enflasyon için yukarı yönlü riskler oluşturduğunu belirtti.</p>
<p>Enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını ifade eden Karahan, hanehalkı ve reel sektör enflasyon beklentilerindeki dağılımın iyileşme gösterdiğini kaydetti.</p>
<p>Karahan, kapasite kullanımının tarihi ortalamaların altında kaldığını dile getirerek, talep göstergelerinin ekonomik aktivitede yavaşlamaya işaret ettiğini aktardı.</p>
<p>Kredi büyümesinin yavaşladığını belirten Karahan, ticaret açığının yılın ikinci çeyreğinde daraldığını vurguladı.</p>
<p>Karahan, turizm üzerindeki etkilerin sınırlı kaldığını belirtti.</p>
<p><strong>"Ödemeler dengesi tarihsel ortalamalara göre ılımlı seyrediyor"</strong></p>
<p>Ödemeler dengesinin tarihsel ortalamasına kıyasla ılımlı seviyede seyrettiğini dile getiren Karahan, "Hane halkı döviz talebi sınırlı kaldı. Hane halkının Türk lirasına olan talebi güçlü kalmaya devam ediyor." ifadesini kullandı.</p>
<p>Karahan, rezervlerin güçlü seviyede olduğunu kaydetti.</p>
<p>Orta Doğu'daki çatışmaların dezenflasyon sürecinin gecikmesine yol açtığını ifade eden Karahan, ekonomik aktivitedeki yavaşlamanın sıkı finansal koşullarla devam ettiğini aktardı.</p>
<p>Karahan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek olan sıkı para politikası duruşu, talep, döviz kuru ve beklenti kanalları aracılığıyla dezenflasyon sürecini güçlendirecek. Para Politikası Kurulu, politika faizine ilişkin atılacak adımları enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir."</p>
<p>Para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığını belirten Karahan, enflasyon görünümünün ara hedeflerden belirgin bir biçimde ayrışması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını vurguladı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/karahan-hanehalkinin-turk-lirasi-talebi-hala-guclu-82981</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/karahan-1778914668.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ JP Morgan Türkiye Ekonomi Forumu&#039;nda sunum yapan Merkez Bankası Başkanı Karahan, son dönemde enflasyondaki hızlanmanın kısa vadeli enflasyon için yukarı yönlü riskler oluşturduğunu belirtti. Enflasyon beklentilerindeki bozulmanın sınırlı kaldığını ifade eden Karahan, hanehalkı ve reel sektör enflasyon beklentilerindeki dağılımın iyileşme gösterdiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretimi-mayista-yuzde-29-geriledi-82973</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 15:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi üretimi mayısta yüzde 2,9 geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait sanayi üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu ayda takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla değişmedi.</p>
<p>Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mayısta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5 azalırken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 0,3, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 1 artış gösterdi.</p>
<p>Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde de yıllık bazda yüzde 16,4 azalış hesaplandı.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, söz konusu ayda bir önceki aya kıyasla yüzde 2,9 azaldı.</p>
<p>Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mayıs ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,5 artarken, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,3, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 0,9 geriledi.</p>
<p>TÜİK, bazı ayların verilerinde revizyona gitti.</p>
<p>Buna göre sanayi üretim endekslerinin takvim etkisinden arındırılmış yıllık değişim oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Yıllar/Aylar</td>
<td>Ocak</td>
<td>Şubat</td>
<td>Mart</td>
<td>Nisan</td>
<td>Mayıs</td>
<td>Haziran</td>
<td>Temmuz</td>
<td>Ağustos</td>
<td>Eylül</td>
<td>Ekim</td>
<td>Kasım</td>
<td>Aralık</td>
</tr>
<tr>
<td>2023</td>
<td>4</td>
<td>-8,8</td>
<td>0,3</td>
<td>-1,4</td>
<td>0,3</td>
<td>0,9</td>
<td>8,3</td>
<td>3,5</td>
<td>5,2</td>
<td>2,6</td>
<td>2</td>
<td>2,3</td>
</tr>
<tr>
<td>2024</td>
<td>1,3</td>
<td>11,2</td>
<td>4,4</td>
<td>-1</td>
<td>0</td>
<td>-5</td>
<td>-3,8</td>
<td>-5,1</td>
<td>-2,2</td>
<td>-2,9</td>
<td>1,7</td>
<td>7</td>
</tr>
<tr>
<td>2025</td>
<td>1,1</td>
<td>-2</td>
<td>2,4</td>
<td>2,9</td>
<td>4,8</td>
<td>8,2</td>
<td>4,9</td>
<td>7,1</td>
<td>3</td>
<td>2,1</td>
<td>2,2</td>
<td>-2,1</td>
</tr>
<tr>
<td>2026</td>
<td>-1,9</td>
<td>2,2</td>
<td>-1,1</td>
<td>6,1</td>
<td>0</td>
<td> </td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretimi-mayista-yuzde-29-geriledi-82973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-sanayii.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre sanayi üretim endeksi, aylık bazda yüzde 2,9 azalırken, yıllık bazda değişim göstermedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-ve-ithalat-birim-degeri-yillik-yuzde-142-artti-82972</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 15:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracat ve ithalat birim değeri yıllık yüzde 14,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait dış ticaret endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre ihracat birim değer endeksi, mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 14,2 yükseldi.</p>
<p>Endeks, Mayıs 2025'e göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 8,8, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 11,3, yakıtlarda yüzde 52,5, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 12 arttı.</p>
<p>İthalat birim değer endeksi de mayısta yıllık bazda yüzde 14,2 artış kaydetti.</p>
<p>Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,4 azalırken yakıtlarda yüzde 49, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 4,3, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 6,4 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Miktar endeksleri</strong></p>
<p>İhracat miktar endeksi, mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 20,8 azaldı. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 16, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 19,9, yakıtlarda yüzde 20,6 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 21,4 düşüş kaydetti.</p>
<p>İthalat miktar endeksi mayısta yıllık bazda yüzde 21,8 geriledi. Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 6,2, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 6,9, yakıtlarda yüzde 3,8 ve imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 23,1 azalış gösterdi.</p>
<p><strong>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriler</strong></p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi, nisanda 146 iken mayısta yüzde 1,2 artarak 147,7 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise endeks, Mayıs 2025'te 163,2 iken Mayıs 2026'da yüzde 5,5 azalışla 154,1 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi, nisanda 123,4 iken mayısta yüzde 6 azalışla 116 olarak kayıtlara geçti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre endeks, geçen yıl mayısta 133,8 iken bu yılın aynı ayında yüzde 10 azalışla 120,3 oldu.</p>
<p>İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Mayıs 2025'te 89,5 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 0,1 puan artışla Mayıs 2026'da 89,6 olarak kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-ve-ithalat-birim-degeri-yillik-yuzde-142-artti-82972</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/7/1280x720/ihracat-dis-ticaret-1749295595.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre, ihracat ve ithalat birim değer endeksleri yıllık bazda yüzde 14,2 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/isvea-seramik-borsada-islem-gormeye-basladi-82979</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsvea Seramik borsada işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İsvea Seramik ve Banyo Ürünleri Sanayi AŞ, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "ISVEA" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>İsvea'nın gong töreni, Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Ece Holding ve İsvea Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz, Ece Holding ve ISVEA Seramik Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdürü Nuri Bülent Onur, ECE Holding Mali ve İdari İşler Direktörü (CFO) ve İsvea Seramik Yönetim Kurulu Üyesi İpek Okutan, Halk Yatırım Menkul Değerler AŞ Genel Müdürü Şafak Akdaş, ve Ahlatcı Yatırım Menkul Değerler AŞ Genel Müdürü Kadir Gökhan Özalp'in katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Törende konuşan Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, İsvea'nın marka değerini ve rekabet gücünü her geçen gün daha da ileriye taşıyan çok değerli bir şirket olduğunu söyledi.</p>
<p>İsvea'nın dünyanın dört bir yanına gerçekleştirdiği ihracatla Türkiye'yi başarılı bir şekilde temsil etiğini vurgulayan Ergun, "İsvea bugün borsamızda işlem görmeye başlayarak halka arzdan elde ettiği gelirle yeni yatırımlarını gerçekleştirecek, işletme sermayesini güçlendirecek ve böylece büyümesini daha sağlıklı bir şekilde sürdürecektir." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Halka arz geliri yeni yatırımlara aktarılacak"</strong></p>
<p>Ece Holding ve İsvea Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz de halka arzlarına bireysel yatırımcıdan yaklaşık 2,4 kat, kurumsal yatırımcıdan ise yaklaşık 5,9 kat talep geldiğine dikkati çekerek, bu talebin İsvea markasına, üretim gücüne ve gelecek vizyonuna duyulan güvenin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.</p>
<p>Çenesiz, bu güvenin İsvea için sadece bir başarı değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, bugünden itibaren İsvea ailesine katılan yeni ortaklarıyla daha güçlü, daha kararlı ve daha büyük hedeflere yürümek için çalışacaklarını dile getirdi.</p>
<p>​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​​İtalya'da doğan markalarının, Çorum'da kurulu 5 fabrikasıyla üretmeye, ihracat yapmaya ve Türkiye'ye değer katmaya devam ettiğini anlatan Çenesiz, fabrikalarının Anadolu'da olmasının sağladığı rekabet üstünlüğünün, her geçen gün daha net ortaya çıktığını ve şirketlerini uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konuma taşıdığını anlattı.</p>
<p>Çenesiz, İsvea'nın yalnızca Türkiye'de değil, global pazarlarda da kabul gören ve büyüme potansiyeli yüksek bir marka olduğunun altını çizerek, şirketin gelirlerinin yaklaşık yarısının ihracattan gelmesinin ise bunun en büyük göstergesi olduğunu aktardı.</p>
<p>Özellikle patentli ürünleriyle geliştirdikleri yeni teknolojilerin gelecek dönemde büyümelerinin en güçlü etkenlerinden olacağına dikkati çeken Çenesiz, "Az su tüketen, montaj kolaylığı sağlayan, hijyen ve kullanım konforunu ön planda tutan ürünlerimizle yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına da cevap vermeyi hedefliyoruz. Çünkü biliyoruz ki, artık rekabet sadece fiyatla değil, teknolojiyle, tasarımla, sürdürülebilirlikle ve marka gücüyle kazanılıyor." dedi.</p>
<p>Çenesiz, halka arzdan elde ettikleri kaynaklarla planladıkları yatırımları en kısa sürede hayata geçireceklerinin altını çizerek, makine ve ekipman yatırımlarını, sürdürülebilirlik odaklı projelerini ve yenilenebilir enerji yatırımlarını hızla tamamlayacaklarını dile getirdi.</p>
<p>ECE Holding CFO'su ve İsvea Seramik Yönetim Kurulu Üyesi İpek Okutan ise 930 bini aşkın başvuruyla yüz binlerce yatırımcının İsvea'nın geleceğine ortak olduğunu belirterek, şirketlerine duyulan bu güvenin, taşıdıkları en büyük sorumluluk ve motivasyon olduğunu anlattı.</p>
<p>Okutan, toprağı, tasarımla, teknolojiyle ve emekle buluşturarak üretmeye devam ettiklerini belirterek, bugünden sonra da aynı kararlılıkla değer üretmeye, Türkiye'ye, yatırımcılarına ve sermaye piyasalarına katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/isvea-seramik-borsada-islem-gormeye-basladi-82979</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/9/1280x720/346-1783691142.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;da düzenlenen gong töreninde konuşan Ece Holding ve İsvea Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Erdem Çenesiz, &quot;Bireysel yatırımcılarımızdan yaklaşık 2,4 kat, kurumsal yatırımcılarımızdan ise yaklaşık 5,9 kat talep gelmesi, İsvea markasına, üretim gücümüze ve gelecek vizyonumuza duyulan güvenin önemli bir göstergesidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/havalimanlarindan-ilk-yarida-112-milyon-yolcu-uctu-82975</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Havalimanlarından ilk yarıda 112 milyon yolcu uçtu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün Haziran 2026 dönemine ilişkin hava yolu uçak, yolcu ve yük verilerine ait açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamada bu dönemde yolcu ve çevre dostu havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının, iç hatlarda 91 bin 987, dış hatlarda ise 84 bin 961 olduğunu kaydeden Uraloğlu, böylece toplam uçak trafiğinin üst geçişlerle 221 bin 826'ya ulaştığı bilgisini paylaştı.</p>
<p>Uraloğlu, haziran ayında hizmet verilen uçak trafiğinin 2025'in aynı ayıyla kıyaslandığında, iç hat uçak trafiğinde yüzde 2,1 artış meydana geldiğini de ifade etti.</p>
<p>İç hat yolcu trafiğinin geçen ay 9 milyon 374 bin 831, dış hat yolcu trafiğinin de 13 milyon 541 bin 166 olarak gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, haziranda havalimanlarında direkt transit yolcularla toplam 22 milyon 924 bin 169 yolcuya hizmet verildiğini bildirdi.</p>
<p>Uraloğlu, yük trafiğinin geçen ay iç hatlarda 85 bin 636 ton, dış hatlarda 399 bin 307 ton olmak üzere toplam 484 bin 943 tona ulaştığını da kaydetti.</p>
<p><strong>"Toplam yolcu trafiğinde yüzde 2,6 artış oldu"</strong></p>
<p>Havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin, ocak-haziran döneminde iç hatlarda 471 bin 870, dış hatlarda 404 bin 197 olduğunu, böylece üst geçişlerle trafiğin toplam 1 milyon 113 bin 986'ya ulaştığını ifade eden Uraloğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 50 milyon 2 bin 867, dış hat yolcu trafiğinin 61 milyon 903 bin 797 olduğu 6 aylık dönemde direkt transit yolcularla toplam 111 milyon 960 bin 564 yolcuya hizmet verildi. Haziran sonunda hizmet verilen yolcu trafiği 2025'in aynı dönemi ile kıyaslandığında direkt transit dahil olmak üzere toplam yolcu trafiğinde yüzde 2,6 artış oldu. Söz konusu dönemde havalimanları yük trafiği ise iç hatlarda 440 bin 880 ton, dış hatlarda 2 milyon 58 bin 823 ton olmak üzere toplamda 2 milyon 499 bin 704 tona ulaştı."</p>
<p>Uraloğlu, Türkiye'nin mega projelerinden İstanbul Havalimanı'nda ise haziranda uçak trafiğinin iç hatlarda 10 bin 646, dış hatlarda 35 bin 22 olmak üzere toplam 45 bin 668'e ulaştığını kaydetti.</p>
<p>İstanbul Havalimanı'nda iç hatlarda 1 milyon 545 bin 275, dış hatlarda 5 milyon 574 bin 563 olmak üzere toplam 7 milyon 119 bin 838 yolcuya hizmet verildiğini bildiren Uraloğlu, "Ocak-haziran döneminde ise söz konusu havalimanında iç hatlarda 58 bin 271, dış hatlarda 204 bin olmak üzere toplam 262 bin 271 uçak trafiği gerçekleşti. İç hatlarda 8 milyon 235 bin 298, dış hatlarda 31 milyon 686 bin 815 olmak üzere toplam 39 milyon 922 bin 113 yolcu trafiği oluştu." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"Sabiha Gökçen'de 23 milyon 525 bin 494 yolcu trafiğine hizmet verildi"</strong></p>
<p>Uraloğlu, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na haziranda iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 10 bin 646, dış hatlarda 35 bin 22 olmak üzere toplam 45 bin 668'e ulaştığı ve yolcu trafiğinin iç hatlarda 1 milyon 545 bin 275, dış hatlarda 5 milyon 574 bin 563 olmak üzere toplam 7 milyon 119 bin 838'i bulduğu bilgisini de paylaştı.</p>
<p>Sabiha Gökçen Havalimanı'nda 6 aylık süreçte iç hatlarda 60 bin 363, dış hatlarda 75 bin 172 olmak üzere toplam 135 bin 535 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, iç hatlarda 10 milyon 850 bin 625, dış hatlarda 12 milyon 674 bin 869 olmak üzere toplam 23 milyon 525 bin 494 yolcu trafiğine hizmet verildiğini de kaydetti.</p>
<p>Uraloğlu, "İstanbul Havalimanı ile Sabiha Gökçen Havalimanı yılın ilk yarısında 63 milyon 447 bin 607 yolcuya hizmet verdi. İstanbul'daki iki havalimanımız, yılın ilk yarısında 78 ilin nüfusundan fazla yolcuyu ağırladı. Ayrıca İstanbul Atatürk Havalimanı'nda da uçak trafiği haziranda 2 bin 377, 6 aylık dönemde ise 12 bin 865 olarak gerçekleşti." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Turizm merkezleri 6 ayda 23 milyon 358 bin 57 yolcu ağırladı"</strong></p>
<p>Turizm merkezlerindeki havalimanlarında iç hatlarda 71 bin 568, dış hatlarda 91 bin 168 olmak üzere toplam 162 bin 736 uçak trafiği gerçekleştiğini ifade eden Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Bu havalimanlarında hizmet sunulan yolcu sayısı 6 ayda iç hatlarda 9 milyon 294 bin 255, dış hatlarda 14 milyon 63 bin 802 olmak üzere toplam 23 milyon 358 bin 57'ye ulaştı. 6 aylık dönemde, İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda 5 milyon 994 bin 584, Antalya Havalimanı'nda 13 milyon 654 bin 494, Muğla Dalaman Havalimanı'nda ise 1 milyon 848 bin 682 yolcuya hizmet verildi. Muğla Milas-Bodrum Havalimanı'nda toplam 1 milyon 519 bin 84 yolcuya hizmet verilirken, Gazipaşa Alanya Havalimanı'nda toplam 341 bin 213 yolcu trafiği gerçekleşti."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/havalimanlarindan-ilk-yarida-112-milyon-yolcu-uctu-82975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/istanbul-havalimani.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Türkiye geneli havalimanları iç hat yolcu trafiğinin 50 milyon 2 bin 867, dış hat yolcu trafiğinin 61 milyon 903 bin 797 olduğu 6 aylık dönemde direkt transit yolcularla toplam 111 milyon 960 bin 564 yolcuya hizmet verildi.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-menkul-kiymet-degeri-36-trilyon-liraya-yukseldi-82965</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2. çeyrekte 16 şirket halka arz edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), 2026 yılı 2. çeyreğe ait gelişmeleri paylaştı.</p>
<p>Kuruluşun sosyal medya hesapları üzerinden yayınladığı "2. Çeyrek Sonu İtibarıyla Sermaye Piyasaları 2026 Panoraması" adlı videoya göre, 31 Mart'ta 31,67 trilyon lira olan toplam menkul kıymet değeri, 30 Haziran'da 36,04 trilyon liraya yükseldi. Aynı dönemde, toplam kayıtlı yatırımcı sayısı 38,36 milyondan 38,71 milyona çıktı. Toplam yatırımcı sayısı içerisindeki bakiyeli yatırımcı sayısı ise 10,91 milyon oldu.</p>
<p>Yılın ikinci çeyreği itibarıyla MKK sicil numarası alan yeni yatırımcı sayısı 768 bin 430 olurken, en çok yeni yatırımcı 218 bin 326 ile 21-40 yaş grubu bireysel erkeklerden oluştu. Aynı yaş grubunda yeni kadın yatırımcı sayısı da 163 bin 706 olarak gerçekleşti.</p>
<p>İkinci çeyrekte toplam hesap sayısı 91,64 milyondan 93,03 milyona çıkarken, bakiyeli hesap sayısı 15,33 milyondan 15,84 milyona yükseldi. Bu dönemde, 16 şirket halka arz edilirken, bu arzlardan 26,11 milyar lira toplandı. Halka arzlara toplam katılım sayısı ise 13 milyon 278 bin 453 oldu.</p>
<p><strong>Yatırım fonlarının portföy değeri 9,97 trilyon liraya yükseldi</strong></p>
<p>İkinci çeyrek sonunda pay senetlerindeki portföy değeri 22,51 trilyon liraya yükselirken, yatırımcı sayısı 6,76 milyon olarak kaydedildi.</p>
<p>Bu dönemde, yatırım fonlarının portföy değeri 9,97 trilyon liraya, buradaki yatırımcı sayısı da 5,89 milyona yükseldi.</p>
<p>Bireysel ve kurumsal toplam 27 bin 609 yatırımcının Devlet İç Borçlanma Araçları portföy değeri 2,53 trilyon lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Kitle fonlaması sistemindeki yatırımcı sayısı 46 bin 703'e çıkarken, aynı dönemde toplam 181 şirketin ihraç ettiği borçlanma araçlarının nominal değeri 878 milyar 100 milyon 180 bin 143 lirayı buldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-menkul-kiymet-degeri-36-trilyon-liraya-yukseldi-82965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-gong-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkezi Kayıt Kuruluşunun 2. çeyrek verilerine göre, mart sonunda 31,67 trilyon lira olan toplam menkul kıymet değeri, haziranda 36,04 trilyon liraya yükseldi. Nisan-haziran döneminde 16 şirket halka arz edilirken, bu arzlardan 26,11 milyar lira toplandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/iklimsa-ges-yatirimlarina-talip-82980</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklimsa GES yatırımlarına talip</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Teknosa'nın iklimlendirme sektöründeki markası İklimsa, yeni kapasite tahsislerinin açıklanmasının ardından yatırımcıların güneş enerji santrali (GES) projelerine talip olduğunu duyurdu.</p>
<p>İklimlendirme sektöründeki 40 yılı aşkın deneyimini yenilenebilir enerji alanına taşıyan İklimsa'nın, GES yatırımlarında sunduğu uçtan uca çözümlerle işletmelerin enerji dönüşümüne katkı sağlamayı sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda, İklimsa, kullanıma açılan 3 bin 500 megavatlık kapasitenin yatırımcılar için önemli fırsatlar sunduğunu belirtirken, proje geliştirme, mühendislik, tedarik, kurulum, işletme-bakım ve finansman desteğini içeren uçtan uca hizmet modeliyle yatırımcıların yanında olmaya hazır olduğunu açıkladı.</p>
<p>Bugüne kadar hayata geçirdiği çok sayıda GES projesiyle önemli deneyim kazanan İklimsa'nın, sanayi tesislerinden ticari yapılara, konut ve kamu projelerinden arazi tipi GES uygulamalarına kadar geniş yelpazede hizmet sunduğu belirtildi.</p>
<p>Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümünde yeni bir döneme girdiğini söyleyen İklimsa İş Birimi Genel Müdür Yardımcısı Tansu Öztorun, "Açıklanan yeni kapasite, güneş enerjisi yatırımlarının daha da hız kazanması açısından önemli bir fırsat sunuyor. İklimsa olarak bu sürece teknik altyapımız, yaygın bayi ve servis ağımız, güçlü tedarik yapımız ve finansman çözümlerimizle hazırız. Proje geliştirmeden mühendislik ve kurulum süreçlerine, işletme-bakım hizmetlerinden finansman desteğine kadar yatırımcılarımızın ihtiyaç duyduğu tüm aşamalarda uçtan uca çözümler sunuyoruz. Amacımız, kapasite tahsisi alan ya da güneş enerjisi yatırımı planlayan işletmelerin projelerini en hızlı, verimli ve güvenilir şekilde hayata geçirmelerine katkı sağlamak. Türkiye'nin enerji dönüşümüne değer katacak her yatırımda, güvenilir çözüm ortağı olarak yatırımcılarımızın yanında olmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/iklimsa-ges-yatirimlarina-talip-82980</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/4/1280x720/ges-gunes-1758730208.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklimsa, yeni kapasite tahsislerinin açıklanmasının ardından yatırımcıların güneş enerji santrali projelerine talip olduğunu açıkladı. İklimsa İş Birimi Genel Müdür Yardımcısı Tansu Öztorun, &quot;Amacımız, kapasite tahsisi alan ya da güneş enerjisi yatırımı planlayan işletmelerin projelerini en hızlı, verimli ve güvenilir şekilde hayata geçirmelerine katkı sağlamak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssbden-1-milyar-470-milyon-500-bin-euroluk-sozlesme-82974</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN ile SSB&#039;den 1,5 milyar euroluk sözleşme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, hava savunma sistemlerinin devam eden seri üretim projelerine ek olarak yeni bir anlaşma yapıldığını duyurdu. </p>
<p>KAP'a yapılan açıklamada, ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında, hava savunma sistemlerinin devam eden seri üretim projelerine ilave olarak toplam tutarı 1 milyar 470 milyon 500 bin 12 euro olan sözleşme imzalandığı bildirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssbden-1-milyar-470-milyon-500-bin-euroluk-sozlesme-82974</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında hava savunma sistemlerinin devam eden seri üretim projelerine ek olarak yaklaşık 1,5 milyar euroluk sözleşme imzalandı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egeli-deri-ihracatcilari-yuksek-gelirli-yeni-pazarlara-odaklanacak-82951</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Egeli deri ihracatçıları yüksek gelirli yeni pazarlara odaklanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (EDMİB), 2026 yılının ilk yarısında 73,8 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirirken, yüksek katma değerli üretim ve alım gücü yüksek ülkelere yönelik yeni pazar stratejisini öncelikli hedef olarak belirledi.</p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, Ege Bölgesi'nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65'ini Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştirdiğini, kilogram başına ihracat değerinde ise Türkiye ortalamasının üzerinde performans sergilediklerini söyledi.</p>
<p>Ayakkabı grubunda kilogram başına ihracat değerinin 24,77 dolara ulaşarak Türkiye ortalamasının yaklaşık iki katına çıktığını belirten Gündoğdu, deri ve kürk konfeksiyonunda ise çok daha yüksek katma değer üretildiğini ifade etti.</p>
<p>Yeni dönemde alım heyetleri, sektörel ticaret heyetleri ve uluslararası fuarlarla yüksek gelirli pazarlara odaklanacakları bilgisini veren Gündoğdu, “ABD, Kanada, İskandinav ülkeleri, Polonya, Romanya, Güney Afrika ve Avustralya öncelikli hedef pazarlarımız arasında yer alacak” diye konuştu.</p>
<p><strong>"Döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarılmalı"</strong></p>
<p>Gündoğdu, Türk deri sektörünün rekabet gücünü koruyabilmesi için finansmana erişimin kolaylaştırılması, döviz dönüşüm desteğinin en az yüzde 10’a çıkarılması çağrısında bulundu. Gündoğdu, “Biz mevcut şartlarda maliyetine üretim ve ihracat yapıyoruz. Döviz dönüşüm desteği yüzde 10’a çıkarsa nefes alabiliriz” dedi.</p>
<p><strong>"Yerli üretimi olmayan ham maddelerde gümrük yükü kaldırılsın"</strong></p>
<p>Türkiye'nin coğrafi yakınlığı, esnek üretim yapısı ve yüksek katma değerli üretim kabiliyeti sayesinde dünya markalarının en güçlü tedarik merkezlerinden biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Gündoğdu, “Küresel tedarik zincirlerinde yaşanan dönüşüm, Türkiye deri ve deri mamulleri sektörüne yeni fırsatlar sunuyor, artan maliyetler ve ithal girdiler üzerindeki vergi yükü sektörün rekabet gücünü baskılıyor. Bu fırsatın değerlendirilebilmesi için üretim maliyetlerini artıran yapısal engellerin kaldırılması gerekiyor. Türkiye'de üretimi bulunmayan ham madde ile yan sanayi girdilerindeki gümrük yüklerinin azaltılması anlamda acil çözüm bekleyen bir konu. Avrupalı rakiplerimiz stratejik girdilere dünya fiyatlarıyla ulaşırken, ihracatçımız ilave maliyetlerle üretim yapmak zorunda kalıyor. Özellikle taban, ökçe, toka ve özel kimyasallar gibi ayakkabı yan sanayisinde kullanılan girdiler üzerindeki vergi yükünün gözden geçirilmesi, küresel rekabet gücümüz açısından kritik önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egeli-deri-ihracatcilari-yuksek-gelirli-yeni-pazarlara-odaklanacak-82951</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/1/1280x720/egeli-deri-ihracatcilari-yuksek-gelirli-yeni-pazarlara-odaklanacak-1783672296.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, yılın ilk yarısında 73,8 milyon dolarlık ihracata ulaştıklarını belirterek, yüksek katma değerli üretimle ABD, Kanada ve İskandinav ülkeleri başta olmak üzere alım gücü yüksek pazarlara odaklanacaklarını söyledi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sabiha-gokcenden-ilk-yarida-236-milyon-yolcu-uctu-82949</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabiha Gökçen&#039;in yolcu sayısı ilk yarıda yüzde 7,1 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Kurumsal İletişim Müdürlüğü yılın ocak-haziran dönemini kapsayan verileri paylaştı. </p>
<p>Buna göre İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'nın yolcu sayısı, önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,1 artarak 23 milyon 682 bin 281'e çıktı. </p>
<p>Aynı dönemde gerçekleşen toplam uçuş sayısı ise geçen yılın ilk yarısındaki 128 bin 735 seviyesinden yüzde 6,3 artışla 136 bin 831'e yükseldi.</p>
<p>Aylık bazda gerçekleşen operasyonel performans incelendiğinde ise haziran ayında 24 bin 216 uçuş ile 4 milyon 267 bin 864 yolcuya hizmet verildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sabiha-gokcenden-ilk-yarida-236-milyon-yolcu-uctu-82949</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sabiha-gokcen-havalimani.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabiha Gökçen Havalimanı&#039;nın yolcu sayısı yılın ilk yarısında yüzde 7,1 artışla 23,6 milyona yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-100-programi-icin-basvuru-donemi-basladi-82966</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye 100&#039; programı için başvuru dönemi başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'nin en hızlı büyüyen şirketlerinin belirlendiği "Türkiye 100" programının 10'uncu dönemi için başvuruların başladığı bildirildi.</p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinden (TOBB) yapılan açıklamaya göre "Türkiye 100" programı, Birlik öncülüğünde, Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ve TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) iş birliğinde gerçekleştiriliyor.</p>
<p>En hızlı büyüyen firmaların belirleneceği programın 10'uncu dönemi için başvurular, 14 Ağustos'a kadar "http://turkiye100.tobb.org.tr" adresinden yapılabilecek. Programda ilk 100'e giren şirketlere yeni ortaklıkların kapısı açılırken birçok platformda tanıtım imkanı sağlanacak.</p>
<p>Kuruluşu 31 Aralık 2022 ve öncesi olan, 2023 yılında en az 2 milyon lira ve 2025'te en az 5 milyon lira satış gelirine sahip, 2023-2025 döneminde satış gelirlerinde her yıl büyüme kaydeden ve anılan dönem için en az yüzde 10 artış kaydeden, 2025 itibarıyla en az 10 çalışana sahip şirketler başvuru gerçekleştirebilecek. Başvuracak şirketlerin merkezlerinin Türkiye'de olması gerekiyor.</p>
<p>Kamu ortaklığı ve/veya halka açık şirketlerin, yurt dışı merkezli bir firmanın Türkiye şubesinin, hisselerinin yüzde 51'inden fazlası halka açık başka bir kuruluşa ya da bir kamu şirketine ait şirketlerin, kar amacı gütmeyen şirketlerin, franchise işletmelerinin, otomobil galerileri, kuyumcular, döviz şirketleri, bankalar, enerji dağıtım şirketleri, elektrik, gaz, akaryakıt ve su sağlayıcıların başvuruları geçerli sayılmayacak.</p>
<p>Holdinglerin başvuruları geçerli sayılmazken bir holdingin çatısı altındaki şirketler başvurabilecek. Ortakları arasında Türkiye dışındaki ülkelerin vatandaşları (gerçek ve tüzel kişiler) olan şirketler de başvuruda bulunabilecek.</p>
<p><strong>"Zenginleşmenin yolu girişimcilikten geçiyor"</strong></p>
<p>TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, şirketleri, programa başvuru yapmaya davet ederek, Türkiye 100 programı ile girişimci şirketleri kamuoyunda tanınır hale getirerek, başarılı girişimcilerin hem Türkiye'de hem de dünyada önünü açtıklarını bildirdi.</p>
<p>Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 şirketinin, ulusal ve uluslararası bağlantılarını kuvvetlendirme imkanı bulacağını vurgulayan Hisarcıklıoğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Zenginleşmenin yolu girişimcilikten geçiyor. Türkiye 100 programlarıyla her yıl Türkiye'nin en hızlı büyüyen 100 şirketini dünyaya tanıtmayı hedefliyoruz. Başarılı şirketlerimizin görünürlüklerini artırarak yeni yatırımcılara, müşterilere ve tedarikçilere erişimini kolaylaştırmak ve bu sayede büyüme süreçlerine katkı sunmak istiyoruz. Türkiye 100 girişimcilerinin başarı öykülerinin, iş hayatına yeni gireceklere örnek olmasını umut ediyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-100-programi-icin-basvuru-donemi-basladi-82966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/hisarciklioglu-1758549685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türkiye 100&quot; programı hakkında açıklama yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, &quot;Türkiye 100 programlarıyla her yıl Türkiye&#039;nin en hızlı büyüyen 100 şirketini dünyaya tanıtmayı hedefliyor, başarılı şirketlerimizin görünürlüklerini artırarak yeni yatırımcılara, müşterilere ve tedarikçilere erişimini kolaylaştırmak ve bu sayede büyüme süreçlerine katkı sunmak istiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ab-ile-guclu-ekonomik-entegrasyon-icin-daha-secici-ve-stratejik-bir-sanayi-yapisi-gerekiyor-82946</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;AB ile güçlü ekonomik entegrasyon için daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısı gerekiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, temmuz ayı Meclis toplantısında, iş dünyasının gündemine dair görüşlerini paylaştı.</p>
<p>Avdagiç, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü’nün 10. yıl dönümüne ilişkin olarak, halkın 15 Temmuz gecesi, işgalci küresel güçlere karşı asırlık Milli Mücadele ruhunun yeni bir destanını yazdığını kaydetti.</p>
<p>Avdagiç, “FETÖ darbe girişiminin üzerinden tam 10 yıl geçti. Ve biz her yıl bu olayı aynı öfke, aynı bilinç ve aynı karşı koyuş ruhuyla anıyoruz. Anıyoruz ki, bundan sonra hiçbir güruh, hiçbir hain oluşum böyle bir ihanete cesaret edemesin istiyoruz.” ifadelerini kullandı. Avdagiç, “O gece halkımız, aynı zamanda Türkiye’nin bir müstemleke ekonomisine çevrilmesine izin vermedi.” dedi.</p>
<p>Avdagiç, vatan, millet ve manevi değerler uğruna canlarını veren bütün şehitlere Allah’tan rahmet, gazilere şifa diledi.</p>
<p>Avdagiç, konuşmasında Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilere dikkat çekti. Avdagiç, Türkiye ve AB arasında atılması gereken adımlara ilişkin, "Başlangıç olarak Gümrük Birliği'nin güncellenmesinde, ekonomik ve ticari entegrasyonun derinleştirilmesinde, vize serbestliği sürecinde kalan kriterlerin tamamlanmasında ivedi adımlar atılmasını, mevcut adımların da hızlandırılmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye’nin AB’ye katılım sürecine yeni bir perspektif kazandırılması gerektiğini belirten Avdagiç, "Türkiye’nin AB’ye tam üye olarak katılım müzakerelerinin ‘uzatım’ müzakerelerine dönüşmemesi gerekiyor. Üyelik müzakereleri yeniden canlandırılmalı ve Türkiye'nin katılım sürecine somut ve yeni bir perspektif kazandırılmalı. Bu perspektif AB yapısında öğütülen ülke anlayışından AB kimliğine kendi varlığıyla değer katan ülke anlayışına’ geçilmesi olmalıdır" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"3 temel dönüşüm alanı öne çıkıyor"</strong></p>
<p>Türkiye'nin önündeki stratejik vizyonun inşasında 3 temel dönüşüm alanının öne çıktığını belirten Avdagiç, bunları "jeostratejik konumun jeoekonomik güce dönüşmesi, üretim ekonomisinin teknoloji ekonomisine evrilmesi ve transit ülke kimliğinin karar verici merkez ülke konumuna taşınması" olarak sıraladı.</p>
<p>Sanayi politikasının bu dönüşümün en kritik ayağını oluşturduğunu vurgulayan Avdagiç, “AB ile daha güçlü ekonomik entegrasyon için Türkiye'nin orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısına evrilmesi gerekiyor. Bunu başarmamız halinde sanayi yalnızca büyümenin motoru değil, aynı zamanda jeopolitik etkinliğin üretildiği bir alan haline gelecektir." dedi.</p>
<p>Küresel ekonomide değer oluşturmanın giderek teknoloji, veri ve kritik üretim kabiliyetleri etrafında şekillendiğine dikkat çeken Avdagiç, Türkiye'nin de bu alanlarda yukarı yönlü bir sıçrama gerçekleştirmesinin yapısal bir zorunluluk olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>"Küresel ekonomi kalıcı bir belirsizlik rejimine yerleşti"</strong></p>
<p>Konuşmasında dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmeleri de değerlendiren Avdagiç, “Küresel ekonomi yılın ikinci yarısına girerken artık tekil krizlerin açıklayamadığı, daha kalıcı ve katmanlı bir belirsizlik rejiminin içine yerleşmiş görünüm sergiliyor. Artık mesele krizlerin olup olmaması değil, krizlerin ekonomik sistemin doğal bir bileşeni haline gelmiş olmasıdır.” dedi.</p>
<p>Enerji piyasalarının bu dönüşümün merkezinde yer aldığını belirten Avdagiç, Hürmüz Boğazı çevresindeki jeopolitik risklerin petrol ve doğal gaz fiyatlarını arz-talep dengesinin ötesinde doğrudan risk primi üzerinden belirlenen bir yapıya taşıdığını, bunun enerji fiyatlarında yeni bir taban oluşmasına yol açtığını kaydetti.</p>
<p>Son 3 yıldır uygulanan Enflasyonla Mücadele Programı'nın önemli kırılganlıkları ortadan kaldırırken anlamlı bir dengeleme etkisi de ürettiğini vurgulayan Avdagiç, para politikasındaki sıkı duruşun iç talep kaynaklı enflasyonist baskıların hızını yavaşlattığını, fiyatlama davranışlarında kademeli bir normalleşme eğilimi oluşturduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>"Küresel finansal koşulları para politikasında erken gevşeme alanını sınırlıyor”</strong></p>
<p>Avdagiç, finansal istikrar tarafında risk primindeki gerileme ve portföy akımlarındaki dengelenmenin programın dış kırılganlıkları azaltıcı etkisini güçlendirdiğini belirterek, bu kazanımların kalıcı hale gelmesinin para politikasının yanı sıra mali disiplin ve yapısal reformlarla desteklenmesine bağlı olduğunu ifade etti.</p>
<p>Merkez Bankası'nın sıkı duruşunu korumaya devam ettiğini belirten Şekib Avdagiç, “Dünyada enflasyon risklerinin yeniden yukarı yönlü hareket etmesi, küresel finansal koşullarının uzun süre sıkı kalma ihtimali ve kur üzerindeki baskı, para politikasında erken gevşeme alanını sınırlıyor. Enflasyondaki düşüş seyri ise TCMB'ye faiz indirimi konusunda alan açıyor" ifadelerini kullandı.<br />Türkiye'nin artık yalnızca Doğu ile Batı arasında bir geçiş hattı olmadığını vurgulayan Avdagiç, "Türkiye aynı zamanda bu akışların hızını, maliyetini ve yönünü etkileyen bir ekonomik merkezdir. Bu vizyon, coğrafyayı pasif bir avantaj olmaktan çıkarıp ekonomik ve siyasi kararları şekillendiren aktif bir güce dönüştürecektir" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ab-ile-guclu-ekonomik-entegrasyon-icin-daha-secici-ve-stratejik-bir-sanayi-yapisi-gerekiyor-82946</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/6/1280x720/avdagic-1783670508.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin AB’ye tam üye olarak katılım müzakerelerinin &quot;uzatım&quot; müzakerelerine dönüşmemesi gerektiğini vurgulayan İTO Başkanı Avdagiç, “Avrupa Birliği ile daha güçlü ekonomik entegrasyon için, Türkiye&#039;nin orta-yüksek ve yüksek teknoloji üretimine odaklanan daha seçici ve stratejik bir sanayi yapısına evrilmesi gerekiyor.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tmsf-birinci-hastanesini-satisa-cikardi-82945</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMSF, Birinci Hastanesi&#039;ni satışa çıkardı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (TMSF), Birinci Hastanesi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü'nün satışına ilişkin ihale ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Muhammen bedelinin 546 milyon 500 bin lira olarak belirlendiği ihalede, kapalı zarf ve açık artırma usulleri birlikte uygulanacak.</p>
<p>İhaleye katılabilmek için 54 milyon 650 bin lira teminat ücreti yatırılması ve 28 Temmuz saat 16.00'ya kadar kapalı ve üzeri imzalı zarf içinde teklif verilmesi gerekiyor. Söz konusu ihaleye ilişkin açık artırma ise 29 Temmuz saat 11.00'de TMSF'nin İstanbul Esentepe'deki binasında gerçekleştirilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tmsf-birinci-hastanesini-satisa-cikardi-82945</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/tmsf.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMSF, Birinci Hastanesi Ticari ve İktisadi Bütünlüğü&#039;nü 546,5 milyon liralık muhammen bedelle satışa çıkardı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogudan-121-milyon-dolarlik-kuru-meyve-ihracati-82967</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneydoğu&#039;dan 121 milyon dolarlık kuru meyve ihracatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Bölge ekonomisinin en önemli lokomotiflerinden olan kuru meyve sektörü, geçen yıl iklim krizinin getirdiği zorluklarla mücadele etmesine rağmen küresel pazardaki gücünü koruyor.</p>
<p>Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerine göre, bölgedeki kuru meyve ve mamulleri ihracatçıları 2026 yılının ilk 6 ayında dünya genelinde 85 ülke ve serbest bölgeye toplam 12 bin 769 ton ürün göndererek Türkiye’ye 121 milyon 418 bin dolar döviz girdisi sağladı.</p>
<p><strong>İhracatın lokomotifi yine Antep Fıstığı oldu</strong></p>
<p>Bölge ihracatının ürün bazında dağılımına bakıldığında, "yeşil altın" olarak nitelendirilen Antep fıstığı her zamanki gibi liderliğini korudu. Sektör, en fazla geliri 48 milyon 648 bin dolarla Antep fıstığından elde etti. Antep fıstığını, 34 milyon 516 bin dolarlık dış satımla kuru kayısı ve 13 milyon 992 bin dolarla kuru incir takip etti. İlk yarının en dikkat çekici performanslarından biri ise cevizde yaşandı. Ceviz ihracatı yüzde 54,2’lik rekor bir artış göstererek 4 milyon 135 bin dolarla en fazla ihraç edilen ürünler listesinde 5. sıraya yerleşti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Avrupa Birliği lider, Almanya zirvede</strong></p>
<p>Güneydoğu’nun lezzetlerine en büyük talep yine Avrupa pazarından geldi. Ülke grupları bazında bakıldığında, Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapılan dış satım 67 milyon 67 bin dolarla ilk sırada yer aldı. AB’yi, 15 milyon 304 bin dolarla Amerika ülkeleri ve 10 milyon 196 bin dolarla Türk Cumhuriyetleri izledi. Ülke bazındaki sıralamada ise geleneksel pazar olan Almanya, 23 milyon 77 bin dolarlık ithalatıyla zirvedeki yerini korudu. Almanya’yı 19 milyon 44 bin dolarla İtalya ve 8 milyon 606 bin dolarla ABD takip etti.</p>
<p><strong>"Hedeflerimize ulaşmak için çalışıyoruz"</strong></p>
<p>Rakamları ve sektörün geleceğini değerlendiren Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır, 2025 yılında yaşanan meteorolojik olumsuzlukların altını çizdi. Üretimde yaşanan kuraklık ve don etkisinin ton bazında yüzde 46 seviyelerinde bir gerilemeye yol açtığını belirten Bakır, yeni sezondan oldukça umutlu olduklarını vurguladı. Başkan Murat Bakır, yaptığı açıklamada şunları kaydetti: "Bölge ihracatının temel direkleri olan Antep fıstığı ve kuru kayısı geçen yıl olumsuz hava koşulları nedeniyle çok fazla etkilendi. Bunun etkisiyle birlikte ton bazında yüzde 46 seviyelerinde bir gerileme yaşadık. Önümüz hasat dönemi, özellikle Antep fıstığında 2027 sezonunda 1 milyon tona yakın verim bekleniyor. Herhangi bir olumsuzluk yaşanmazsa Antep fıstığında önemli bir rekolte beklentimiz var. İnşallah verimli bir sezon geçmesi durumunda hem yıl sonu hem de 2027 döneminde bu rakamları tekrar toparlayacağımıza inanıyorum."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogudan-121-milyon-dolarlik-kuru-meyve-ihracati-82967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/7/1280x720/guneydogudan-121-milyon-dolarlik-kuru-meyve-ihracati-1783680343.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Bölgesi, 2025 yılında yaşanan kuraklık ve don olaylarının getirdiği tüm olumsuzluklara rağmen yılın ilk yarısında 121 milyon 418 bin dolarlık kuru meyve ve mamulleri ihracatına imza attı. Sektörün gözü, gelecek hasat döneminde özellikle Antep fıstığında beklenen rekor rekolteye çevrildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kktc-ozel-sektoru-ekonomik-cesitlenme-arayisinda-82955</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKTC özel sektörü ekonomik çeşitlenme arayışında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/LEFKOŞA </strong></p>
<p>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) iş örgütleri, ekonominin sadece turizm ve buna bağlı endüstrilere yoğunlaşmasının ötesine geçmeye çalışıyor.</p>
<p>Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz düzenlemelerin yanı sıra KKTC’deki üretim imkanlarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kıbrıs Türk Sanayi Odası yöneticileri, OSB’ler geliştirilirken ülke sanayicilerinin rekabet gücünün korunması gerekliliğine dikkat çektiler. Her iki oda temsilcisi de ülkede yılda iki kez belirlenen asgari ücretin, sendikaların da baskısıyla yüksek seviyelere ulaştığını, Temmuz 2026 itibariyle yeniden belirleme çalışmaları devam eden asgari ücretin net 52 bin 738 TL, brüt 60 bin 618 TL seviyesinde olduğu için üretim kanadında rekabet güçlerinin sınırlı kaldığını ileri sürdüler. </p>
<p>Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, ülkenin ekonomik ve yatırım ortamını iyileştirme yönünde adımlar atılması için sürekli çalıştıklarını, şirket kuruluşlarının dahi uzun zaman almasının yarattığı engelleri gündemde tuttuklarını vurguladı. Son zamanlarda gelen bahis ve benzeri alanlardaki bazı yatırımlardan rahatsızlığını da gizlemeyen Turgay Deniz, emlakta da dış finansmanla yapılan yatırımlarda KKTC’li iş insanlarının sermaye yetersizliği ve finansman imkanı kısıtlılığı nedeniyle kuvvetli pay alamadığını belirtti. Deniz, “Burası Avrupa toprağıdır, Avrupa Yatırım Bankası’nı, Avrupa Kalkınma Bankası’nın EBRD’nin, fonlarını buraya getirelim diyoruz, 10 yıllık, 15 yıllık, 20 yıllık düşük faizli uzun vadeli. Başka türlü yatırım nasıl yapılsın burada?” diye konuştu. </p>
<h2>İş dünyasına negatif bakış</h2>
<p>Deniz, KKTC’de aile ağırlıklı şirketler olduğunu, üretim yapanların da aynı zamanda ticaretle uğraştığını vurgulayarak, kurumsallaşma ve ekonomiyi çeşitlendirme yönünde adımlar atılmasını arzuladıklarını belirtti. Ülkede, iş insanlarına yönelik negatif algıdan da rahatsızlığını belirten Turgay Deniz, “74'ten sonra da biz bütün gücümüzü, Kıbrıs Türk Ticaret Odası, (olarak) ekonomik varoluş mücadelesini ön saflarında mücadele ediyoruz ama gelinen noktaya baktığımızda maalesef gelmiş geçmiş tüm hükümetler, halen hazırdaki meclis, iktidarıyla muhalefetiyle, hep söylüyorum, ekonomik akıldan yoksun. Hiçbir zaman bunun içinde -maalesef küçük bir toplumuz ama- hep iş dünyası burada hedef gösterilmiş, hep düşman gösterilmiş. Neden?” diye konuştu. </p>
<h2>Sanayi Odası: Yatırım yeri, finansmana erişim, sanayi altyapısı sorunları</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50b6386d237-1783674424.jpg" alt="" width="700" height="394" />Kıbrıs Türk Sanayi Odası Genel Sekteri Erçin Tekakpınar ve Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Ruso da gazetecilerin sorularını yanıtlarken, ülkede sanayi için yapılan organize bölgelerin amacı dışında kullanılması, rant oluşunca satılması gibi sorunlara değindi ve özellikle finansman kısıtlarını gündeme getirdiler. Kredi programlarının çok kısıtlı olması, yavaş işlemesinin yanı sıra leasing’e izin verilmemesi gibi bir uygulamayı da öne çıkaran sanayiciler, makine teçhizat yatırımı yapamamalarının ötesinde mevcut makinelerin bile tamirinin yapılamadığını, sanayi ekosisteminin tamamının zayıf kaldığını belirttiler. </p>
<p>Sanayiciler aynı zamanda önceden özel sektör ile birlikte başlayan GES yatırımı ile serbest bölge yatırımlarının hızlı ilerlememesinden, hatta elektrik üretimi için kurulan çok ortaklı şirketin atıl kalmasından duydukları rahatsızlığı da dile getirdiler. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ticaret Odası ve Sanayi Odası ayrımı</span></h2>
<p>Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, adadaki sanayicilerin hemen hemen tamamının ithalat nedeniyle ticaret odasına da kayıtlı olduğunu hatırlattı. 1958 yılında, Kıbrıs Cumhuriyeti döneminde kurulan Ticaret Odasının yasal olarak uluslararası camiada KKTC’deki iş insanlarını temsil ettiğini ve ofis açabildiğini vurgulayan Turgay Deniz, uluslararası alanda bu gücün kullanımının ve etkinliğinin artırılmasının fayda sağlayacağını savundu. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">KKTC’de yatırım için öne çıkan sektörler</span></h2>
<p>KKTC’de turizm ve eğitime dayalı ekonomi nedeniyle bu alandaki hizmet ve mal sektörleri öne çıkarken, özellikle bilişim alanında, ağırlıklı olarak da yazılım çalışanlarının KKTC merkezli olarak faaliyet göstermesi için plan oluşturuluyor. Bunun dışında gelişme alanı olabilecek sektörler şöyle sıralandı: </p>
<p>- İşlenmiş gıda ve tarıma dayalı imalat,<br />- Yenilenebilir enerji,<br />- Bilişim ve dijital teknolojiler,<br />- Sağlık ve yaşlı bakım hizmetleri,<br />- Lojistik ve depolama,<br />- Turizmde ürün çeşitliliğini artıracak yatırımlar,<br />- Yüksek katma değerli imalat</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kktc-ozel-sektoru-ekonomik-cesitlenme-arayisinda-82955</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/5/1280x720/890-1783674449.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkanı Turgay Deniz, ülkede aile ağırlıklı şirketler olduğunu, üretim yapanların da aynı zamanda ticaretle uğraştığını belirterek, kurumsallaşma ve ekonomiyi çeşitlendirme yönünde adımlar atılmasını arzuladıklarını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kirklarelideki-petrol-isletme-ruhsati-uzatildi-82944</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kırklareli&#039;deki petrol işletme ruhsatı uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) ve Petrogas Petrol Gaz ve Petrokimya Ürünleri İnş. San. ve Tic. AŞ'nin Kırklareli sınırları içinde bulunan "ARİ/PPG-TPO/K/E19-d4-1" pafta numaralı petrol işletme ruhsatının süresi, sahanın mevcut rezerv durumu, yıllık üretim miktarları ile yatırım ve üretim programı dikkate alınarak 1 Ağustos 2032'ye kadar uzatıldı.</p>
<p>Kararda, ruhsatın kalan kanuni süresinin ise sahada yürütülecek üretim ve geliştirme faaliyetlerinin sonucuna göre talep edilmesi halinde kullandırılabileceği belirtildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kirklarelideki-petrol-isletme-ruhsati-uzatildi-82944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tpao.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO ile Petrogas&#039;ın Kırklareli&#039;deki petrol işletme ruhsatının süresi 6 yıl uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elite-world-otel-sayisini-dort-yilda-ikiye-katlayacak-82927</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elite World, otel sayısını dört yılda ikiye katlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SADİ ÖZDEMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin en hızlı büyüyen otel zincirlerinden Elite World Hotels &amp; Resorts, şu anda 35 olan otel sayısını 2030 yılında 70’e çıkaracak. Bu yıl kuruluşunun 50’inci yılını kutlayan marka yakın gelecekte Hollanda, Almanya ve Kazakistan’da da otel işletmeye başlayacak. Elite World Hotels &amp; Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, “Büyümemiz yurt içinde ve dünyada sürecek” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a508a461df50-1783663174.jpg" alt="" width="593" height="629" />Ülkemizin en büyük otelcilik gruplarından Elite World Hotels &amp; Resorts, kuruluşunun 50’nci yılını kutluyor. Van’da, 1976’da açılan ‘Tahran Otel’ ile otelciliğe ilk adımını atan ‘Elik Ailesi’nin ikinci kuşak temsilcileri, yakın gelecekte dünya markası olma yolunda hızlı adımlar atacak. Van’da düzenlenen toplantıda markanın yeni hedeflerini anlatan Elite World Hotels &amp; Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, “Hikâyemiz Van'da başladı. Ailemizin birinci kuşağı 1970’te Van’da Hazar Turizmi kurmuş. 1976’da yine Van’da Tahran Otel’i açmışlar. O otel, 13 kişilik çalışanıyla 70 yataklı bir oteldi, şu anda ‘yenileme projesi’ devam ediyor ve yakında yine hizmet verecek inşallah. Van’da bir anlaşma daha yaptık ve doğduğumuz ilde otel sayımızı 3’e çıkarıyoruz. Şu anda yurt genelinde 19 şehirde 35 otelimiz ve 5 bini aşkın yatak kapasitemiz, marka çatısı altında 3 binden fazla çalışanımız var. Önümüzdeki dönem için yeni mottomuz, ‘Bir Dünya Var’ oldu çünkü her şehir kendi kültürü, yaşam tarzı ve hikâyesiyle farklı bir dünya sunuyor. Biz de misafirlerimize yalnızca konaklama değil, bulundukları yerin ruhunu hissettiren, deneyimlerle zenginleşen bir yaşam alanı sunmayı hedefliyoruz" dedi. Van özelinde de “Van, bizim için yalnızca bir şehir değil. Hikâyemizin başladığı, değerlerimizin şekillendiği ve markamızın temellerinin atıldığı yer. Van’ı da dünyaya tanıtmak, Van’ın kalkınmasına katkı sağlamak da özel ve önemli misyonumuz. Biz daima geçmişimizle geleceğimiz arasında güçlü bir bağ kurmaya özen gösteriyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>"Van Kahvaltısını Dünyaya Tanıtacağız"</h2>
<p>Emel Elik Bezaroğlu, Elite World’un, doğduğu şehir Van'ın tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra şehrin önemli kültürel mirasını da geleceğe taşıyacak projeler yürüttüğünü belirterek, “‘UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Van Kahvaltısını, Elite World Otelleri’nde müşterilerimizle buluşturuyoruz. Yurt dışı otellerimizde de bu kampanya yer alacak. Van Kahvaltısı: Dünden Bugüne İz Bırakan Lezzetler projesini geliştirdik. Projedeki ürünleri Van ve çevre illerden düzenli olarak temin ediyoruz. Böylece hem Van’ı tanıtıyoruz hem de yerel ekonomiyi destekleyen bir iş modeli uyguluyoruz” dedi.</p>
<h2>Amsterdam ve Çimkent yakında açılıyor </h2>
<p>Elite World Hotels &amp; Resorts Operasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı Bünyamin Öztürk de "Bu yıl Van’daki 3’üncü otelimizin yanı sıra Anadolu’nun farklı şehirlerinde hayata geçireceğimiz yeni otellerimiz ve yurt dışında Amsterdam (Hollanda) ve Çimkent (Kazakistan) otellerimizin açılışıyla büyümemizi sürdüreceğiz. 2030 yılında 70 otele ulaşma hedefimize yatırımcılarımızın da desteğiyle emin adımlarla ilerliyoruz. Avrupa, Asya ve Afrika’nın önemli kentlerinde farklı sözleşmelerle yeni oteller açabiliriz, görüşmelerimiz sürüyor. Birçoğu ile anlaşmalarımızı imzaladık, açılış tarihlerini de belirledik” dedi.</p>
<h2>Van’da oteller yüzde 70 dolu </h2>
<p>Elite World Van Otel Genel Müdürü Oktay Aksoy, il genelinde otellerin doluluk oranının yüzde 70’in üzerinde olduğunu söyledi. Aksoy, “İlimize özellikle İranlı turistlerin yoğun ilgisi devam ediyor. ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş sırasında da otellerimde doluluk oranları çok düşmedi çünkü birçok ülkenin yabancı misyon temsilcileri Van’a geldi ve burada konakladı. Şu anda İranlı turist sayısı yine yükselişte ve bizim otelimizdeki doluluk oranı da yüzde 90’ın üzerinde” dedi. Aynı zamanda Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Yönetim Kurulu’nda Doğu Anadolu Bölgesi Temsilcisi olarak görev yapan Oktay Aksoy, son yıllarda Van’ın ve bölgedeki diğer illerin tanıtımı için yürütülen çok yönlü çalışmalar sayesinde, bölgeye yerli ve yabancı turist ilgisinin arttığını, bu ivmenin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini vurguladı. Elite World Hotels'ten faaliyetlerinden satır başları şöyle oluştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yılda ortalama 750 bin misafir ağırlıyor </span></h2>
<p>▶Yılda ortalama 750 bin misafir ağırlıyor, bunların yarısı yabancı. 50 yılda ise 255 milletten yaklaşık 11 milyon misafir ev sahipliği yaptı. <br />▶ Çalışan sayısı 3 binin üzerinde. Bunların yarısı grubun kendi otellerinde çalışıyor. 2030’da marka şemsiyesi altında çalışan sayısı 8 bin kişi olacak. <br />▶ 2022’de franchise modelinin temellerini atarak hızlı büyümeye başladı. 2023’te Samsun Atakum, 2024’te Elite World Kuşadası işletmeye alındı. Franchise modeliyle yurt dışında ilk otel anlaşması Fildişi Sahili başkenti Yamoussoukro’da imzalandı. Elite World Grand Yamoussoukro Haziran 2027’de açılacak. <br />▶ 2024’te 3 otel açıldı, 7 franchise anlaşması imzalandı, 2025’te 4 otel açıldı, 14 franchise anlaşması yapıldı. <br />▶ 2025’te Elite World GO İnegöl, Elite World Nest Sivas, Elite World Resort Silifk e, Elite World Comfy Diyarbakır ve Elite World Homes Bosphorus açıldı. <br />▶ 2025 başında Amsterdam’da açılacak otel için anlaşma imzalandı. <br />▶ 2026’da Elite World Comfy Midyat, Elite World Comfy İstanbul Avcılar ve Elite World Inn Mahmutbey açıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elite-world-otel-sayisini-dort-yilda-ikiye-katlayacak-82927</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/6/1280x720/elite-world-resort-mersin-silifke-1750068087.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin en hızlı büyüyen otel zincirlerinden Elite World Hotels &amp; Resorts, şu anda 35 olan otel sayısını 2030 yılında 70’e çıkaracak. Bu yıl kuruluşunun 50’nci yılını kutlayan marka yakın gelecekte Hollanda, Almanya ve Kazakistan’da da otel işletmeye başlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-yuzde-25e-varan-kayip-endisesi-hakim-82925</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındıkta yüzde 25&#039;e varan kayıp endişesi hakim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Yeni sezon öncesinde fındıkta rekolte tespit çalışmaları sürerken, sahadan gelen ilk gözlemler üreticiyi endişelendiriyor. Ordu Tarım ve Orman İl Müdürlükleri koordinasyonunda yürütülen çalışmalarda ilk etapta sahil kesimindeki bahçeler incelenirken, Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça dallardaki yoğun çotanak görüntüsünün yanıltıcı olabileceğini söyledi.</p>
<p>1 Temmuz'da başlayan rekolte tespit çalışmalarında 250 rakıma kadar olan sahil kuşağındaki bahçelerde incelemeler yapıldığını belirten Akça, ilk gözlemlerin fındıkta önemli verim kayıplarına işaret ettiğini belirterek, "Dalda çotanak fazla görünüyor ancak döllenme problemleri nedeniyle yaklaşık yüzde 20-22 oranında kayıp oluşmuş durumda. Ayrıca mayıs ayında etkili olan yağışlar nedeniyle filiz kurdu mücadelesi zamanında yapılamadı. Bunun da bahçelerde önemli zarara yol açtığını görüyoruz" dedi.</p>
<h2>Resmi rekolte açıklaması </h2>
<p>23 Temmuz'da yapılacak Kahverengi kokarca zararının önceki yıllara göre daha düşük seviyede olduğunu söyleyen Akça, buna rağmen döllenme problemi ve filiz kurdu zararının toplam kaybı artırdığına dikkat çekti. İlk incelemelere göre bahçelerde yüzde 20 ila 22 arasında ürün kaybı bulunduğunu belirten Akça, "Şu anki göstergeler yaklaşık 600 bin ton seviyesinde bir rekolteye işaret ediyor. Ancak orta ve yüksek rakımlı bölgelerde çalışmalar tamamlandıktan sonra daha sağlıklı değerlendirme yapılabilecek" diye konuştu. Rekolte tespit çalışmalarının 20 Temmuz'da tamamlanacağını ifade eden Akça, hazırlanan raporun ardından Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilecek isim aracılığıyla 23 Temmuz'da resmi rekolte açıklamasının yapılacağını bildirdi.</p>
<h2>İlaçlamadan kaçmanın bedeli ağır </h2>
<p>Üreticilere bahçe bakımını ihmal etmemeleri çağrısında bulunan Akça, bir dönüm fındık bahçesinde ilaçlama maliyetinin işçilik dahil ortalama 1.000 liraya ulaştığını, ilaçlama yapılmaması halinde özellikle zararlı kaynaklı kayıpların çok daha büyük maliyet oluşturduğunu vurguladı. Akça, "Yaklaşık bin liralık ilaçlama maliyetinden kaçınan üretici, dönüm başına 10 bin liraya varan ürün kaybıyla karşılaşabilir" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>"Üretici fiyat açıklamasını beklemeli" </h2>
<p>Serbest piyasada fındık fiyatlarının üreticiyi memnun etmediğini belirten Akça, yeni sezon alım fiyatı açıklanmadan ürün satışının doğru olmayacağını söyledi. Akça, "Şu an fiyatlar üreticinin maliyetini bile karşılamıyor. Rekolte çalışmalarının tamamlanmasının ardından Tarım ve Orman Bakanlığı ile Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıklayacağı fiyatın beklenmesi üreticiler açısından daha doğru olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-yuzde-25e-varan-kayip-endisesi-hakim-82925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/5/1280x720/findik-1783662691.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dallardaki yoğun çotanak oluşumu bu yıl yüksek rekolte beklentisini güçlendirse de, fındıkta görülen iç çürüklüğü, küf hastalığı ve kahverengi kokarca zararının gerçek verimin beklentilerin altında kalmasına neden olabileceği belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cin-enflasyon-ihrac-ediyor-82923</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin, enflasyon ihraç ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a50844d36a99-1783661645.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Orta Doğu’da yaşanan savaşın ardından küresel piyasalarda oluşan enerji ve hammadde şoku, bu kez dünyanın üretim merkezi Çin’de hissedilmeye başladı. Uzun süre deflasyon baskısıyla mücadele eden Çin ekonomisinde üretici fiyat endeksi (ÜFE), haziran ayında yıllık yüzde 4,1 artarak Temmuz 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Böylece mart ayında sona eren uzun deflasyon döneminin ardından üretici fiyatlarındaki yükseliş dördüncü aya taşındı.</p>
<h2>Küresel sanayi için yeni maliyet baskısı </h2>
<p>Çin'deki üretici fiyatlarındaki yükseliş yalnızca ülke ekonomisini ilgilendirmiyor. Elektronikten beyaz eşyaya, otomotivden makine sanayisine kadar dünyanın en büyük üretim üssü olan Çin’de maliyetlerin artması uzmanlara göre küresel tedarik zincirine yeni bir enflasyon baskısı taşıyor.</p>
<p>Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre en sert fiyat artışları demir dışı metaller, enerji ürünleri, kimyasal hammaddeler, elektrikli makineler ve elektronik ekipmanlarda görüldü. Goldman Sachs, üretici fiyatlarındaki yükselişin yaklaşık yarısının bilgisayar ve iletişim ekipmanları üretiminden kaynaklandığını belirtirken, yapay zekâ ve ileri teknoloji ürünlerinin maliyet baskısından en fazla etkilenen alanlar arasında yer aldığına dikkat çekti.</p>
<p>Tedarik zinciri danışmanları ise savaşın etkisinin hâlâ tam olarak sona ermediğini vurguluyor. Karbon fiber fiyatları savaş öncesine göre yaklaşık yüzde 30 yükselirken, PVC fiyatları yüzde 50’ye, polyester fiyatları ise yüzde 30-50 aralığına kadar arttı. Yapay zekâ çipleriyle birlikte silikon, vanadyum ve germanyum gibi kritik hammaddelerde de ciddi maliyet artışları yaşanıyor.</p>
<h2>İhracat güçlü, iç talep zayıf</h2>
<p>Çin ekonomisi bugün iki farklı görünümü aynı anda yaşıyor. Yapay zekâ, elektronik ve ileri imalat sektörleri ihracat sayesinde büyümeyi sürdürürken, emlak sektöründeki durgunluk ve zayıf tüketici harcamaları iç pazarı baskılıyor. Bu nedenle birçok üretici artan maliyetleri iç piyasaya yansıtamıyor.</p>
<p>Capital Economics, enerji arzı normale döndüğünde enflasyonun yeniden gerilemesini beklese de, çatışmaların yeniden tırmanması halinde enerji maliyetlerinin üretici fiyatlarını tekrar yukarı çekebileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<h2>Fiyat dalgası raflara uzanabilir </h2>
<p>Uzmanlara göre savaşın en kritik etkilerinden biri zamanlaması oldu. Kriz, yıl sonu satışları için üretimin yoğunlaştığı döneme denk geldi. Bu nedenle bugün yaşanan hammadde sıkıntılarının, Noel sezonunda dünya genelinde satılacak elektronik ürünlerden oyuncaklara kadar birçok ürünün fiyatına yansıması bekleniyor.</p>
<p>Çin'de fabrika çıkış fiyatlarında başlayan enflasyonu, yalnızca ülke sınırları içinde kalan bir maliyet artışı değil. Küresel üretimin merkezindeki fiyat hareketleri, önümüzdeki aylarda dünya genelinde sanayi ürünleri ve tüketici fiyatları üzerinde yeni bir baskı unsuru oluşturabilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çin'de üretici fiyatlarını yukarı taşıyan başlıca kalemler</span></h2>
<p>Çin’de son aylarda yaşanan fiyat değişimleri: </p>
<p>■ Demir dışı metaller: %21,6 (yıllık artış) <br />■ Yakıt ve enerji: %11,8 (yıllık artış) <br />■ Kimyasal hammaddeler: %11,5 (yıllık artış) <br />■ Karbon fiber: Yaklaşık %30 fi yat artışı(2 aylık artış)<br />■ PVC: Yaklaşık %50 fi yat artışı (2 aylık artış) <br />■ Polyester: %30-50 fiyat artışı (2 aylık artış) <br />■ Yapay zekâ çipleri ve kritik mineraller: Silikon, vanadyum ve germanyumda belirgin maliyet yükselişi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Küresel enflasyon beklentisi %4,7’ye çıktı</span></h2>
<p>Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünümü raporunda, 2026 yılı için küresel ekonomik büyüme tahminini bir kez daha yüzde 3'e düşürürken, küresel enflasyonun 2025'teki yüzde 4,1'den 2026'da yüzde 4,7'ye yükseleceğini belirtti. Oranın Nisan ayındaki tahmininden 0,3 puan daha yüksek olduğu öngörülüyor. Enflasyonun daha sonra 2027’de %3,9’a gerileyeceği tahmin ediliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cin-enflasyon-ihrac-ediyor-82923</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/3/1280x720/cin-endustri-1783662090.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran savaşıyla tetiklenen enerji ve ham madde maliyetleri, dünyanın üretim üssü Çin’de fabrika çıkış fiyatlarını son dört yılın zirvesine taşıdı. Üretici fiyatlarındaki yükseliş yalnızca Çin sanayisini değil, elektronikten otomotive, metallerden kimyasallara kadar küresel tedarik zincirini de yeniden şekillendirebilir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayide-ic-talep-kaynakli-uretim-kaybi-suruyor-82922</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayide iç talep kaynaklı üretim kaybı sürüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’deki sanayi üretimini 2024’ü baz olarak kabul edip inceleyen Finera Veri Araştırma, sanayide üretim kaybının sürdüğünü bildirdi. Bunun ihracat rakamlarına yansımadığına dikkat çeken raporda, olumsuzluğun temel kaynağının iç talep olduğu kaydedildi. Dr. Mustafa Adıgüzel tarafından hazırlanan 37 sayfalık rapor, ana sektörel görünüm yanı sıra, aralarında gıda, elektrik-elektronik, tekstil, ana metal sanayi, makine metal sanayi, mobilya, inşaatın da yer aldığı toplam 16 sektöre ilişkin detaylı bilgiler yer alıyor.</p>
<h2>Araştırmada öne çıkan bulgular </h2>
<p>Gıda sanayinin üretiminde yüzde 3.1 azalma olsa da fiyatlama gücünün korunduğuna vurgu yapılan araştırmada, sektörün öncü göstergelerinin 2025’ın ikinci yarısından itibaren iyileşme sinyalleri verdiği belirtildi. Elektrik-elektronik sektöründe 2025 Temmuz itibarıyla kapasite kullanım oranlarında yükseliş trendi başlarken, bunun ağırlıklı olarak savunma sanayine yönelik üretim yapan alt sektörlerin yoğun iç siparişleri kaynaklı olduğu kaydediliyor.</p>
<h2>Tekstil toparlanıyor, giyim ve deri sanayiinde tablo ağır </h2>
<p>Tekstil sanayinde yüzde 6 üretim kaybı gözlenirken, birim başına reel ciro 2025’in son çeyreğinde baz dönemin üzerine çıkarak, bu alanda bir toparlanmaya işaret etti. Ayrıca fason ağırlıklı üretim gerilerken, nitelikli ve marka üretimi bu süreçten ayrıştı. Giyim ve deri sanayinde tablo daha ağır oluştu ve iki yıllık üretim kaybı yüzde 18’i buldu. Kimya ve plastik sanayinde üretim baz yılının altında kalırken, ağaç ve kağıt sektöründe deprem bölgesinin yeniden inşası kapsamında bir talep sıçraması yaşandı. Bu durum üretimi dikkat çekici şekilde yukarı taşırken, artışın sadece deprem kaynaklı olması ve görünümün kırılgan olduğunu gösteriyor.</p>
<h2>Metal sanayisinde ithalatın fiyat baskısı sürüyor </h2>
<p>Ana metal sanayinde üretim 2024 yılındaki kayıpları telafi ederken, fiyatlama gücü dönem boyunca stabil kaldı. Sektördeki üretim artışına karşılık, ithalatta da önemli miktarda artış yaşandı. Bu durum ise Çin ve Hindistan başta olmak üzere ithal ürünlerin iç piyasadaki fiyat baskısını gösterdi.</p>
<p>Makine ve metal sektörü ise içsel olarak derin bir ayrışma sergiledi. Fabrikasyon metal üretim, verimlilik ve ihracat artışı kaydederken, makine sektörü kronik üretim kaybı ve iç pazar erozyonuyla mücadele etti. İnşaat sektöründe depremle birlikte üretim 2025 yılında yüzde 17 gibi yüksek oranda artarken, reel ciro da dönem boyunca güçlü biçimde seyretti. Buna karşılık konut piyasasına ilişkin göstergeler temkinli bir tablo çizerken, reel konut fiyat endeksi gerilemesini sürdürdü.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayide-ic-talep-kaynakli-uretim-kaybi-suruyor-82922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/3/1280x720/calisan-isci-iklimlendirme-1751977157.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finera&#039;nın raporunda, sanayide süren üretim kaybının ihracat rakamlarına yansımadığı, olumsuzluğun temel kaynağının iç talep olduğu kaydedildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/kilicdaroglu-halkla-bulusma-toplantilarina-hazirlaniyor-82919</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kılıçdaroğlu halkla buluşma toplantılarına hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>NATO molasından sonra, CHP yeniden hareketleniyor. Mahkeme kararı ile Genel Başkanlık koltuğuna yeniden oturan Kemal Kılıçdaroğlu bugün MYK’sını topluyor. Yeni ihraç kararlarının alınacağı toplantıda, CHP’nin yeni bir yüzüyle kameraların karşısına çıkacağı belirtiliyor.</p>
<p>Edinilen bilgilere göre Kılıçdaroğlu her gün bir konuyla kameraların karşısına geçecek. İlk konunun ise en düşük emekli maaşları olacağı söyleniyor. Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel ve ekibinin CHP’den ayrılması için yeni hamlelere başvuracağı öne sürülürken, dışa dönük mücadeleye başlayacağı ifade ediliyor.</p>
<h2>Halk buluşmaları organize edilecek </h2>
<p>Kılıçdaroğlu’nun, CHP’ye yeni bir yüz getirmeye hazırlandığı, eski izleri ise tamamen silmeye çalıştığı söyleniyor. CHP kaynakları “Cuma günü CHP’nin genel merkezi yeni bir yüzle kamuoyunun karşısına çıkacak. Dışa dönük mücadelenin ilk adımlarından birini atacak. Hükümete yönelik eleştiriler, uyarılar yapılacak. Genel Başkan sahaya inecek. Halk buluşmaları gerçekleştirecek. İçe dönük mücadeleden dışa dönük mücadele başlayacak” bilgisini paylaştı. CHP’de fon renklerinin değişeceği, daha önce kırmızı ve mavi fonların partinin kurumsal yapısını anlatmadığı, bu fonların yerine, kırmızı renkte “Türkiye’nin kurucu partisi” yazılacak, Atatürk’ün silueti de değiştirilecek. Kılıçdaroğlu, “Hükümetin adamı” suçlamalarından kurtulmak için, AK Parti iktidarının icraatlarını eleştirmeye başlayacağı, her gün bir konu ile kameraların karşısına geçeceği belirtiliyor.</p>
<h2>Özel’in ve ekibinin gitmesini bekliyor </h2>
<p>Kılıçdaroğlu, Özel ve ekibinin partiden ayrılması halinde CHP’nin yeni vizyonunu kamuoyuna tanıtacağı, ekimde yeni TBMM Grup yönetimini belirleyeceği kaydediliyor. Kılıçdaroğlu’nun daha önce kendisine yakın olan ve ortada duran milletvekilleri ile de bir toplantı yapacağı, onlara Ekim ayında Meclis’te yeni görevler vermeyi teklif edeceği kaydediliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/kilicdaroglu-halkla-bulusma-toplantilarina-hazirlaniyor-82919</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/Kemal-Kilicdaroglu-CHP.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mahkeme kararıyla CHP&#039;nin başkanlık koltuğuna yeniden oturan Kılıçdaroğlu’nun, partiye yeni bir yüz getirmeye hazırlandığı, eski izleri ise tamamen silmeye çalıştığı söyleniyor. CHP kaynakları “Cuma günü CHP’nin genel merkezi yeni bir yüzle kamuoyunun karşısına çıkacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tepavdan-nato-zirvesi-ve-kent-hakki-analizi-82918</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEPAV&#039;dan NATO Zirvesi ve kent hakkı analizi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TEPAV araştırmacılarından; Sercan Sevgili, Can Torun ve Elifnaz Kamalak, NATO toplantıları öncesinde belirli noktaları makyajlanan Ankara’ya yönelik Ankara’da Kent Hakkı ve Dönüşüm Pratikleri başlıklı bir değerlendirme notu kaleme aldılar.</p>
<p>Ankara’nın sadece yalnızca Türkiye’nin idari merkezi değil, kamusal kararların mekânda en yoğun biçimde görünür hâle geldiği kentlerden biri olduğuna dikkat çekilen değerlendirme notunda, “Başkent kimliği; ulaşım akslarından kamu yapılarının konumlanışına, tören alanlarından kurumsal bölgelere kadar çok katmanlı bir mekânsal düzen üretmiştir. Bu nedenle Ankara’da yapılan büyük ölçekli her diplomatik hazırlık, teknik veya idari bir düzenleme olmanın ötesinde kentlilerin gündelik yaşamı, kamusal mekâna erişimi ve kentin hafızasıyla ilişkisi bakımından da değerlendirilmelidir” ifadelerine yer verildi. Son dönemde NATO toplantıları etrafında yürütülen hazırlıkların bu tartışmayı yeniden görünür kıldığına değinilen çalışmada altı çizilen hususlar şöyle:</p>
<p>“Ulaşım düzenlemeleri, bazı güzergâhların geçici olarak yeniden organize edilmesi, kamusal alan kullanımına ilişkin sınırlamalar ve etkinlik takvimlerinde yapılan değişiklikler, başkentte büyük ölçekli organizasyonların gündelik kentsel yaşam üzerinde nasıl etkiler yaratabildiğini göstermektedir. Bu tür hazırlıklar güvenlik, protokol ve organizasyon gerekleriyle açıklanabilir. Ankara’nın geleceği yalnızca yeni yapılar üretme kapasitesiyle değil, mevcut yapılı çevresini, kamusal hafızasını ve kentsel kaynaklarını nasıl yönettiğiyle de şekillenecektir.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Türkiye önemli uluslararası toplantılara ev sahipliği yapıyor</strong></span></p>
<p>Türkiye bu yıl, bölgedeki ve dünyadaki durum için önemli sonuçlar doğuracak bir dizi uluslararası konferansa ev sahipliği yapıyor. NATO zirvesinin ardından, Türkiye yeni bir uluslararası zirveye ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye NATO Zirvesi'nin ardından, Kasım ayındaki COP31 ve Ekim ayındaki Uluslararası Astronotik Kongresi (IAC) zirvesine hazırlanıyor. Türkiye, kasım ayında 9-20 tarihleri arasında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacak.</p>
<p><strong>Uluslararası Uzay Kongresi (IAC)</strong></p>
<p>77. Uluslararası Uzay Kongresi (IAC), 5-9 Ekim tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek. Türkiye bu etkinliğe ilk kez ev sahipliği yapacak. Kongre, uzay endüstrisinin tüm sektörlerini ve konularını kapsamakta olup, katılımcılara hem akademik hem de endüstriyel alandaki en son bilgileri ve gelişmeleri sunmaları bekleniyor. Söz konusu uluslararası zirveler, Türkiye'nin küresel diplomasiye yön veren ülkeler arasındaki konumunu güçlendirmesi açısından büyük önem taşıyacak.</p>
<p><strong>PAB 152. Genel Kurulu İstanbul’da yapıldı </strong></p>
<p>Nisan ayında da İstanbul'da Parlamentolar Arası Birlik 152. Genel Kurulu yapıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen etkinliğe, 77'si parlamento başkanı olmak üzere 157 ülkeden yaklaşık 2 bin 420 delege katıldı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un ev sahipliğinde geçtiğimiz günlerde de İstanbul'da düzenlenen NATO Parlamenter Zirvesi gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tepavdan-nato-zirvesi-ve-kent-hakki-analizi-82918</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/6/1280x720/nato-1783319726.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEPAV&#039;dan NATO Zirvesi ve kent hakkı analizi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balkonlarda-enerji-devrimi-82916</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Balkonlarda enerji devrimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji maliyetlerinin küresel ölçekte artması, bireyleri kendi elektriğini üretmeye teşvik ediyor. Bu alandaki en büyük yenilik ise devasa santraller değil, balkon demirlerine asılan küçük paneller. Almanya, “Balkonkraftwerk” yasasıyla bu alanda bir dünya liderine dönüşüyor.</p>
<p>Güneşlenme süresi Türkiye’den çok daha az olan Almanya, doğru politikalarla balkon tipi sistemlerde 1 GW kapasiteye ulaştı. Bu rakam, Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük güneş santrali olan Konya Karapınar GES’in (1,35 GW) kapasitesine yaklaşan devasa bir gücün, milyonlarca evin balkonuna yayılmış hali demek.</p>
<p>Almanya’da halkın balkon GES sistemine yönelmesinin üç temel nedeni var:</p>
<p><strong>1- Tak-Çalıştır (Plug-and-Play):</strong> İnternetten sipariş edilen kit, elektrikçi çağırmaya gerek kalmadan kurulup fişe takılabiliyor.</p>
<p><strong>2- 800 Watt Sınırı:</strong> Güvenlik ve tesisatın korunması için şebekeye verilen güç 800 W ile sınırlandırılmış durumda.</p>
<p><strong>3- Kayıt Kolaylığı:</strong> Karmaşık izin süreçleri yerine, bir ay içinde doldurulan basit bir internet formu yeterli oluyor.</p>
<p>Almanya’da elektrik fiyatlarının yüksekliği (0,35 €/kWh), bu sistemlerin 2,5–5 yıl arasında kendini amorti etmesini sağlıyor. Türkiye’de elektrik fiyatları ve güneş potansiyeli göz önüne alındığında, benzer bir amortisman süresi ve hatta daha yüksek verimlilik mümkün.</p>
<p>800 W’lık bir balkon GES sistemi Türkiye’deki tipik bir hanede; buzdolabının 24 saatlik tüketimini, evin tüm LED aydınlatmasını, internet modemi ve televizyonun günlük kullanımını, ayrıca haftada birkaç kez çamaşır veya bulaşık makinesi çalıştırılmasını karşılayabilir.</p>
<p>Sistemin en verimli kullanımı “öz tüketim” ile mümkün. Üretilen elektriğin fazlası şebekeye verilmediği için tüketimi güneşin olduğu saatlere kaydırmak kritik önemde. Çamaşır ve bulaşık makinelerini gündüz çalıştırmak, küçük batarya desteğiyle fazla enerjiyi gece kullanmak öz tüketim oranını %80’lere çıkarabilir. Akıllı telefonlara kurulacak bir uygulama ile üretim ve tüketim anlık olarak izlenebiliyor.</p>
<p>ABD’de Maine ve Utah gibi eyaletlerin, Avrupa’da ise Hollanda, İtalya ve Fransa’nın hızla benimsediği bu model, enerji üretimini merkezi santrallerden bireylerin ellerine taşıyor. Almanya’nın hedefi 2030’a kadar balkonlardan 4 GW güç elde etmek; bu da iki nükleer santralin üretimine eşdeğer.</p>
<p>Türkiye’nin “Güneş Ülkesi” kimliği, balkon tipi GES’ler için biçilmiş kaftan. Yasal bir “tak-çalıştır” düzenlemesiyle balkonlar, sadece nefes alınan alanlar değil, hane ekonomisine nefes aldıran enerji üretim noktalarına dönüşebilir.</p>
<p><strong>Türkiye İçin Yasal ve Sosyal Zorluklar</strong></p>
<p>Almanya’da nüfusun %50’den fazlasını oluşturan kiracılar bu sistemin ana motoru konumunda. Türkiye’de de yüksek kiracı oranı ve apartman yaşamı, balkon GES’ler için hazır bir pazar sunuyor. Ancak aşılması gereken bazı basamaklar var:</p>
<p><strong>1- Mevzuat Düzenlemesi:</strong> Türkiye’de bu sistemlerin kullanım standardının belirlenmesi ve bürokratik izin süreçlerinden muaf tutulması gerekiyor. Lisanssız elektrik üretimi yönetmeliği, çatı tipi sistemler için bile oldukça detaylı. Almanya’daki gibi “800 W altı bildirimle serbesttir” gibi net bir çizgi çekilmediği sürece, teknik bilgisi olan kişiler bile risk almaktan çekiniyor.</p>
<p><strong>2- Güvenlik:</strong> Panel montajı ve elektrik tesisatının güvenliği için yerel standartlar hazırlanmalı. Türkiye’de özellikle eski binalarda prizden içeriye 800 W sürekli yük vermek sorun yaratabilir. Ancak bu, doğru bir “Standart Kit” sertifikasyonu ile çözülebilir.</p>
<p><strong>3- Bilinçli Tüketici:</strong> Tüketimin gündüze kaydırılması veya batarya kullanımı konusunda farkındalık oluşturulmalı. Ayrıca apartman yaşamında balkonlar Kat Mülkiyeti Kanunu’na göre genellikle “dış cephe” sayılıyor. Komşuların “görüntüyü bozuyor” veya “yansıma yapıyor” gibi şikâyetleri sorun oluşturabilir. Almanya ve ABD’de yasalar, apartman yönetimlerinin bu panelleri yasaklamasını engelleyecek şekilde güncelleniyor; Türkiye’de ise henüz böyle bir hukuki zırh yok.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Kanaatimce bu yolun önündeki en büyük engel <strong>psikolojik ve hukuki belirsizlik</strong>. Eğer yarın sabah bir yönetmelik çıksa ve denilse ki: “Şu kadar Watt altındaki balkon panelleri beyaz eşya statüsündedir; kurulumu için izin gerekmez, elektrik dağıtım şirketleri ve apartman yönetimleri engelleyemez.” İşte o gün Türkiye’deki yapı marketlerde bu panellerin kapış kapış satıldığını görürüz. Çünkü Türk insanı tasarrufu sever; hele ki bu kadar güneşli bir ülkede bedava elektrik imkânını mevzuat netleştiği an kimse kaçırmaz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balkonlarda-enerji-devrimi-82916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Balkonlarda enerji devrimi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/baylandan-son-perdeye-zihni-goktay-82914</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Baylan&#039;dan son perdeye... Zihni Göktay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazı insanların hayatımızdaki yeri, onları ne kadar tanıdığımızla değil, hafızamızda bıraktıkları sesle ölçülür. Aradan yıllar geçer; oynadığı oyunların adını unutabilirsiniz, hangi yıl hangi ödülü aldığını karıştırabilirsiniz. Ama bir kahkahayı, bir bakışı, bir cümleyi unutamazsınız. <strong>Zihni Göktay</strong> benim hafızamda işte böyle yer etti. Onu düşündüğümde önce Kadıköy'de Baylan Pastanesi'nin masalarından biri geliyor gözümün önüne.</p>
<p>İlk kez orada buluşmuştuk. O gün bunun tek bir söyleşiyle sınırlı kalmayacağını, yıllar sürecek bir dostluğun ilk sayfasını açtığımızı elbette bilmiyordum.</p>
<p>Gazetecilik hayatım boyunca yüzlerce, belki binlerce söyleşi yaptım. Kimi zaman siyasetçilerle, kimi zaman iş insanlarıyla, kimi zaman da sanatçılarla... Her söyleşinin kendine özgü bir ritmi vardır. Kimileri sorularınızı bekler, kimileri cevaplarını önceden hazırlamıştır, kimileri de konuşurken bile rol yapar. Zihni Göktay ise daha ilk dakikadan itibaren bütün bu kalıpları bozmuştu.</p>
<p>Sanki bir röportaja değil, eski bir dost sohbetine gelmişti.</p>
<p>Masaya oturur oturmaz etrafına baktı. Garsona selam verdi. Yan masadaki bir tanıdığını gülümseyerek selamladı. Sonra bana döndü ve konuşmaya başladı. Daha teybin düğmesine basmadan sohbet başlamıştı bile.</p>
<p>Onu yıllar boyunca milyonlarca insan benim gibi sahnede izledi. Ben ise onlardan çok daha şanslı olarak masada da tanıdım.</p>
<p>İyi ki de öyle olmuş.</p>
<p>Çünkü sahnede alkışlanan Zihni Göktay ile günlük hayatın içindeki Zihni Göktay arasında hiçbir fark yoktu. Aynı doğallık, aynı sıcaklık, aynı içtenlik…</p>
<p><strong>Konu kısa sürede tiyatroya geldi</strong></p>
<p>Ne konuşsak, söylediği bir kelime onu yeniden sahneye, perde arkasına, eski İstanbul'un tozlu dehlizlerine götürüyordu. Konu kısa sürede tiyatroya vardı, çünkü Zihni Göktay için tiyatro bir durak değil, memleketti.</p>
<p>Bir ara durdu. Bugün bile kulaklarımda çınlayan o cümleyi kurdu.</p>
<p><em>"Taklitle ilgili bir ders yok konservatuvarlarda. Bırakın taklitleri... Geleneksel Türk tiyatrosuyla ilgili bir fes nasıl takılır, bir serpuş nasıl takılır, üç etek nasıl giyilir bilen var mı?"</em></p>
<p>Ardından <strong>Vasfi Rıza</strong>'yı anlattı.</p>
<p>Fesin püskülünden meslek okunacağını... Şam hırkasının kim tarafından giyileceğini... Sahnenin yalnızca metinden ibaret olmadığını...</p>
<p>O gün şunu anladım. Zihni Göktay yalnızca rol ezberlememişti. Bir kültürü ezberlemişti. O, <em>"geleneksel Türk tiyatrosu"</em> dediğimiz dünyanın son canlı tanıklarından biriydi.</p>
<p><strong>İyi ki teyp vardı</strong></p>
<p>Söyleşi ilerledikçe not defterim doluyor, ama ben bazen yazmayı unutuyordum.  Çünkü dinliyordum. Gerçekten dinliyordum. Bazen not almayı bile unutuyordum. İyi ki teyp vardı.</p>
<p>Anlattıkları yalnızca bir oyuncunun anıları değildi. <strong>Muhsin Ertuğrul</strong>'un gölgesi geçiyordu cümlelerinin arasından. <strong>Vasfi Rıza</strong>'nın sesi duyuluyordu. <strong>Naşit</strong>'i, <strong>Dümbüllü'</strong>yü, ortaoyununu, tulûatı, kantoyu, eski İstanbul'u birlikte dolaşıyorduk.</p>
<p>Ben soru soruyordum.</p>
<p>O ise bana bir tiyatro tarihi anlatıyordu.</p>
<p><strong>“Halkın sanatçısı”</strong></p>
<p>Yıllar sonra onun için <em>"Halkın sanatçısı"</em> başlığını kullanırken aslında yeni bir tanım yapmıyordum. Onu tarif ediyordum.</p>
<p>Bir gün bana şöyle demişti:</p>
<p><em>"Ben ambalajımı çok parlak tutan birisi değilim. Halkın sanatçısıyım."</em></p>
<p>Bunu söylerken bir rol oynamıyordu. Zihni Göktay'ın hayatı da sözleri gibiydi. Gösterişsiz, sade ve dürüst. Bugün dönüp baktığımda bu cümleden daha doğru bir özeti olmadığını düşünüyorum. Gerçekten de halkın sanatçısıydı. Şöhret onu değiştirmemişti. Televizyon ekranlarının gelip geçici cazibesi yerine sahnenin ağır ama onurlu yolunu seçmişti.</p>
<p>Evinden tiyatroya, tiyatrodan evine giden sade hayatını hiçbir zaman gizleme ihtiyacı hissetmedi. Bunu anlatırken de büyük bir gururla değil, büyük bir tevazuyla konuşurdu. "Alnımın teriyle çalıştım" derdi. Bunu söylerken sesinde gösteriş değil, huzur vardı.</p>
<p><strong>Tiyatrodan söz açıldığında ciddileşirdi</strong></p>
<p><em>"Tiyatro emek istiyor"</em> demişti.</p>
<p><em>"Karşındaki, seni seyretmek için bilet almış seyirciye gramajdan eksiltmemek lâzım."</em></p>
<p>Bugün bu cümleyi hatırlayınca, neden yarım yüzyıldan fazla aynı sevgiyle alkışlandığını daha iyi anlıyorum.</p>
<p>O hiçbir zaman seyircisini hafife almadı. Rolünü hafife almadı. Kendisini de...</p>
<p><strong>En çok güldüğüm anılardan biri</strong></p>
<p><em>Lüküs Hayat</em> oynanıyor. Sahnede bir sarman kedi dolaşıyor. Seyirci kediye gülüyor.</p>
<p>Başka biri paniğe kapılırdı. O ise diz çökmüş. Kediye dönmüş.</p>
<p><em>"Bak arkadaş..."</em> demiş. <em>"Bu akşam burası bana ait. Sen yanlış tiyatrodasın. Sen Broadway'de Cats'te oynuyorsun."</em></p>
<p>Salon kahkahadan yıkılmış. Kedi çıkmış gitmiş.</p>
<p>İşte tulûat buydu. Ezber bozulduğunda oyunu yeniden kurabilmek. Bugün böyle oyuncular neden yetişmiyor diye soruyoruz. Belki de cevabı yıllar önce kendisi vermişti. Çünkü yalnızca rol değil, gelenek de öğretilmeyi bırakıldı.</p>
<p><strong>2008 yılı benim için de unutulmazdır.</strong></p>
<p>Yıllar aktı, sahneler değişti ama onunla kurduğum bağ değişmedi.</p>
<p>2008’de bu kez röportaj yapan gazeteci değil, teşekkür etmek isteyen bir dost olarak karşısındaydım. 13 yıl boyunca aralıksız düzenleyeceğim <strong>Ustalara Saygı</strong> gecelerinden birini onun için hazırlıyordum.</p>
<p>Aylar süren hazırlık... Telefonlar... Anılar... Fotoğraflar... Aynı sahneyi paylaşmış sanatçılar... Hepsi tek bir amaç içindi:</p>
<p>Türkiye'nin büyük bir tiyatro ustasına <em>"iyi ki varsın"</em> diyebilmek.</p>
<p>Telefon açtığım her sanatçının sesinde aynı heyecan vardı. Kimse <em>"bakalım”</em> demedi. Herkes "<em>Zihni Abi için ne zaman oradayız?"</em> dedi. İşte gerçek saygınlık buydu. Kazanılan ödüller değil, insanların gönlünde bırakılan yerdi.</p>
<p>Bugün o geceyi düşündükçe iyi ki beklememişiz diyorum. İyi ki sevgimizi yaşarken söylemişiz. Çünkü bazı insanlar, öldükten sonra değil, yaşarken alkışlanmalıdır.</p>
<p><strong>Şimdi düşünüyorum da...</strong></p>
<p>Baylan Pastanesi'ndeki o ilk buluşmanın üzerinden yıllar geçti. İstanbul değişti. Sahneler değişti. Oyuncular değişti.</p>
<p>Ama Zihni Göktay değişmedi.</p>
<p>Belki de bu yüzden herkes onu kendi ailesinden biri gibi sevdi.</p>
<p>Bugün perde kapandı; ama biliyorum ki bir yerlerde hâlâ bir sahne var. Perde açılıyor, ışıklar yanıyor ve Zihni Göktay, kulisten sahneye doğru yürürken yine aynı cümleyi mırıldanıyor:</p>
<p><em>“Gramajdan eksiltmemek lâzım...”</em></p>
<p>İşte onun bütün hayatı, belki de bu tek cümlenin içindeydi.</p>
<p>Ve biliyorum... Baylan Pastanesi'ndeki o ilk masada başlayan sohbet, benim için hiç bitmeyecek. Çünkü bazı insanlar öldükten sonra anılmaz; yaşamaya devam eder. Zihni Göktay da onlardan biri.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/baylandan-son-perdeye-zihni-goktay-82914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/4/1280x720/zihni-goktay-1783659894.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Baylan&#039;dan son perdeye... Zihni Göktay ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turizm-konaklama-tesislerine-yeni-sgk-prim-tesviki-82913</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm konaklama tesislerine yeni SGK prim teşviki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Turizm sektörü, döviz kazandırıcı etkisi, bölgesel kalkınmaya katkısı, hizmet ihracatı niteliği ve geniş istihdam kapasitesiyle ekonominin stratejik sektörlerinden biridir.</p>
<p>Ancak, turizm sektörü aynı zamanda dışsal şoklara en açık alanlardan biri olarak öne çıkmaktadır. Jeopolitik gerilimler, komşu ülkelerdeki güvenlik riskleri, küresel talep dalgalanmaları, maliyet artışları ve sezonluk çalışma yapısı, özellikle konaklama tesislerinin istihdamı sürdürülebilir biçimde korumasını zorlaştırmaktadır.</p>
<p><strong>Turizm sektörünün görünümü</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığının yayımladığı sınır istatistiklerine göre <strong>2025 yılında</strong> Türkiye’ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı <strong>52,7 milyon</strong> seviyesinde gerçekleşmiş, yabancı ziyaretçi ve yurt dışında yaşayan vatandaş ziyaretçilerin birlikte hesaplandığı <strong>toplam ziyaretçi sayısı ise 63,9 milyonu</strong> aşmıştır. Buna karşın yabancı ziyaretçi sayısındaki yıllık artışın yalnızca <strong>yaklaşık yüzde 0,28 </strong>düzeyinde kalması, sektörün 2025 yılında nominal olarak yüksek hacmini korumakla birlikte güçlü bir büyüme ivmesi yakalayamadığını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yine, Bakanlığın Mayıs 2026 sınır istatistiklerine göre, Mayıs ayında Türkiye’yi ziyaret eden yabancı sayısı geçen yılın aynı ayına göre <strong>yüzde 3,58 azalarak</strong> 4.856.862 kişi olmuştur. <strong>Ocak-Mayıs 2026 döneminde ise yabancı ziyaretçi sayısı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,56 azalışla 15.226.624 kişi olarak gerçekleşmiştir. </strong>Bu tablo, turizm sezonunun başlangıç döneminde talep tarafında aşağı yönlü baskının bulunduğunu ve istihdamı koruyucu önlemlerin zamanlama bakımından önem taşıdığını göstermektedir.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td colspan="4"> </td>
</tr>
<tr>
<td colspan="4">
<p><strong>Türkiye’ye Gelen Yabancı Ziyaretçi Sayısı: 2025 ve 2026 Görünümü</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Dönem</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Yabancı ziyaretçi sayısı</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Değişim</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Değerlendirme</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>2025 yılı toplamı</p>
</td>
<td>
<p>52,7 milyon</p>
</td>
<td>
<p>Yaklaşık %0,28 artış</p>
</td>
<td>
<p>Yüksek hacim korunmuş, ancak yabancı ziyaretçi artışı 2024 yılına göre sınırlı kalmıştır.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Mayıs 2026</p>
</td>
<td>
<p>4.856.862</p>
</td>
<td>
<p><strong>%3,58 azalış</strong></p>
</td>
<td>
<p>Sezon başlangıcında talep tarafında gerileme olduğu anlaşılmaktadır.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Ocak-Mayıs 2026</p>
</td>
<td>
<p>15.226.624</p>
</td>
<td>
<p><strong>%2,56 azalış</strong></p>
</td>
<td>
<p>İlk beş aylık performans, istihdamı koruyucu tedbirlerin gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Turizm konaklama tesislerine öngörülen istihdam teşviki</strong></p>
<p>3 Temmuz 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan 2/3764 sayılı <strong>“Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”</strong> ile turizm işletmesi belgesine sahip konaklama tesislerine yönelik sigorta primi desteği sağlanması öngörülmektedir.</p>
<p>Teklifin TBMM’de görüşmeleri sırasında bazı değişiklikler olabilecek ise de, yazımızda teklifte yer alan düzenlemeler çerçevesinde turizm konaklama tesislerine sağlanacak istihdam teşviki konusunda bilgi verilecektir.</p>
<p><strong>Teşvikten yararlanma şartları</strong></p>
<p>Söz konusu teşvikten yararlanılabilmesi için işyerinin:</p>
<p>- Özel sektöre ait konaklama tesisi olması</p>
<p>- 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunun kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı turizm işletmesi belgesine sahip olması</p>
<p>- Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamelerinin yasal sürede verilmesi</p>
<p>- Tahakkuk eden cari ay sigorta primlerinin yasal süresinde ödenmesi</p>
<p>- SGK’ya ödeme vadesi geçmiş prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması veya varsa tecil ve taksitlendirilmiş ya da yapılandırılmış olması</p>
<p>Gerekmektedir.   </p>
<p><strong>Teşvik tutarı</strong></p>
<p>Yukarıda belirtilen şartları sağlayan turizm konaklama tesisi işyerine ilgili ayda/dönemde SGK’ya verilen muhtasar ve prim hizmet beyannamelerinde kayıtlı 5510/4-a (SSK) bendi kapsamında <strong>uzun vadeli sigorta kollarına (malullük, yaşlılık ve ölüm) tabi</strong> sigortalıların prim ödeme gün sayısının <strong>116,67 TL</strong> ile çarpılması <strong>(prim gün sayısı x 116,67 TL)</strong> suretiyle bulunacak tutarda teşvik sağlanacaktır.</p>
<p>Dolayısıyla, bir kişi için 30 gün üzerinden sağlanacak teşvik tutarı (30 gün x 116,57 TL) <strong>3500,10 TL</strong> olacaktır.</p>
<p>Konaklama tesislerine sağlanacak olan bu teşvik İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacaktır.</p>
<p>Düzenlemenin İşsizlik Sigortası Fonuna maliyetinin <strong>yaklaşık 5,36 milyar TL</strong> olacağı tahmin edilmektedir. Bu yönüyle teklif, turizm sektöründe işveren maliyetlerinin azaltılması ve istihdamın korunması amacıyla geçici fakat hedefli bir destek mekanizması olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>Teşvik süresi</strong></p>
<p>Konaklama tesisi işyerleri <strong>2026/Mayıs-Aralık dönemine</strong> ilişkin olmak üzere, <strong>tesisin faaliyette bulunduğu aylar/dönemler ile sınırlı</strong> olmak üzere <strong>en fazla 8 ay süreyle</strong> teşvikten yararlanabileceklerdir.</p>
<p><strong>Teşvikten yararlanamayacak olan işyerleri</strong></p>
<p>Aşağıda belirtilen durumların tespiti halinde söz konusu konaklama tesisi işyerleri teşvikten yararlanamayacak, yararlanılmış olması halinde de gecikme cezası ve gecikme zammı ile birlikte geri alınacaktır.</p>
<p>- Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad ve unvan altında ya da yeni bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi muvazaalı yöntemlere başvurularak söz konusu destekten yararlandığı tespit edilen işyerleri,</p>
<p>- 2026/Mayıs-Aralık döneminde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği (kayıt dışı çalıştırma) veya bildirilen sigortalıları fiilen çalıştırmadığı (sahte sigortalılık) tespit edilen işyerleri</p>
<p>- 2026/Mayıs-Aralık döneminde sigortalıların prime esas kazançlarını SGK’ya bildirmediği veya eksik bildirdiği tespit edilen işyeri</p>
<p>Ancak, ilgili ayda 2026/ Mayıs- Aralık dönemine ait aylık brüt asgari ücretin onda birini (3303 TL) geçmeyecek tutarda eksik prime esas kazanç bildirimi yapıldığının tespiti durumunda, SGK tarafından yapılacak ihtar üzerine 15 günlük süre içinde söz konusu eksikliği gideren işyerleri söz konusu destekten yararlanmaya devam edebileceklerdir.</p>
<p><strong>Teşvikten yararlanamayacak olan sigortalılar</strong></p>
<p>Söz konusu destek aşağıda belirtilen sigortalılar hakkında uygulanmayacaktır.</p>
<p>- Sosyal güvenlik destek primine tabi olanlar (emekli çalışanlar)</p>
<p>- Yabancı uyruklu sigortalılar</p>
<p>- Yurtdışında çalışan sigortalılar</p>
<p><strong>Teşvik tutarının SGK prim borçlarına mahsubu</strong></p>
<p>Söz konusu destek, klasik anlamda doğrudan nakit hibe niteliğinden ziyade sosyal güvenlik primi yükünün azaltılmasına yönelik bir istihdam teşviki olarak kurgulanmıştır.</p>
<p>Buna göre, yararlanılacak olan teşvik tutarı <strong>söz konusu işyerlerinin SGK’ya ödeyecekleri sigorta primlerinden otomatik olarak mahsup edilecektir.</strong></p>
<p>Ancak, <strong>söz konusu teşvikten yararlanan işyerlerinin aynı ayda/dönemde diğer sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinden yararlanması halinde</strong>; söz konusu teşvik tutarı, diğer teşvik, destek ve indirimler uygulandıktan sonra destekten yararlanılan aya/döneme ait SGK’ya ödenmesi gereken sigorta prim tutarını aşamayacaktır.</p>
<p>Bunun dışında, İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanacak olan tutarlar, <strong>gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gelir, gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacaktır.</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı verileri, 2025 yılında yabancı ziyaretçi sayısındaki artışın oldukça sınırlı kaldığını, 2026 yılının ilk beş ayında ise yabancı ziyaretçi sayısında düşüş yaşandığını göstermektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, TBMM’ye sunulan kanun teklifinde öngörülen düzenleme, turizm işletmesi belgesine sahip konaklama tesislerine sigorta primi desteği sağlayarak işveren maliyetlerini azaltmayı, kayıtlı istihdamı korumayı ve sektörün dışsal şoklara karşı dayanıklılığını kısmen de olsa artırmayı hedeflemektedir.</p>
<p>Bu düzenleme, tek başına turizm sektörünün tüm yapısal sorunlarını çözmeye yeterli olmasa da iş gücü kaybının önlenmesi, hizmet kalitesinin korunması bakımından önemli bir kamusal destek olduğu değerlendirilmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turizm-konaklama-tesislerine-yeni-sgk-prim-tesviki-82913</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turizm konaklama tesislerine yeni SGK prim teşviki ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotivde-ihracatin-sampiyonlari-odul-aldi-82958</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotivde ihracatın şampiyonları ödüllendirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından düzenlenen İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde 2025 yılının en başarılı kuruluşları ödüllendirildi.</p>
<p>Geçen yılın ihracat şampiyonu Ford Otomotiv olurken, gecede son 20 yılda 19 kez Türkiye ihracatının lider sektörü olan otomotivde en fazla ihracat gerçekleştiren ilk 133 firma Platin, Altın, Gümüş ve Bronz kategorilerde ödüllere layık görüldü.</p>
<p>OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı’nın ev sahipliğinde Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlenen geceye Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkan Vekili Baran Çelik, OİB Yönetim Kurulu ile birlikte otomotiv endüstrisinin lider firmalarının üst düzey yöneticileri katıldı. Ford Otomotiv’e birincilik ödülü OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, TİM Başkan Vekili Baran Çelik tarafından Ford Otomotiv Malzeme, Planlama ve Lojistik Lideri ve OİB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fikri Onur Sarıkaya’ya takdim edildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50bc474db42-1783675975.jpeg" alt="" width="600" height="400" /></p>
<h2>“200 ülkeye ihracat”</h2>
<p>Ödül töreni, Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre dünyada yer alan yaklaşık 200 ülkenin tamamına ihracat yapan otomotiv sektörünün kısa tanıtım filmi ile başladı. Törenin açılış konuşmasını yapan OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, ülkemize değer katan tüm ihracatçıların Türkiye’nin büyüme hikayesinin öncüleri, dönüşüm yolculuğunun liderleri ve geleceğe olan inancın temsilcileri olduğuna dikkat çekerek “Sizler sadece ürün satmıyorsunuz, Türkiye'nin adını dünyaya taşıyor, yeni yatırımlara öncülük ediyor, istihdam oluşturuyor, ülkemizin yarınlarını inşa ediyorsunuz. Ülkemize değer katan tüm ihracatçılarımıza, sanayicilerimize, çalışanlarımıza, mühendislerimize ve sektörümüzün tüm paydaşlarına teşekkür ediyorum. Başarılarıyla bizleri gururlandıran tüm firmalarımızı, tekrar, yürekten kutluyorum” dedi. </p>
<h2>“550 binden fazla kişiye istihdam”</h2>
<p>Tasarım, mühendislik ve test kabiliyetlerine sahip güçlü alt yapısı, kaliteli ve rekabetçi üretimi ile Avrupa'nın en önemli üretim üslerinden birisi haline gelen sektörün, 250 bini direkt olmak üzere 550 binden fazla kişiye istihdam sağladığını söyleyen Yazıcı,14 ana sanayi kuruluşu, binlerce tedarikçi firma ve 3 bini aşkın aktif ihracatçı ile ülke ekonomisine katkı sağlayan bir endüstri olduğunu kaydetti. Otomotiv sektörünün 2025 yılında 41,5 milyar dolar ihracat ile Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 15,2 sini gerçekleştirerek ihracat şampiyonu unvanını koruduğunu belirten Yazıcı, bu yılın ilk yarısında ihracatı yüzde 4,3 artışla 20,8 milyar dolar seviyesine çıkarmayı başardıklarını, ihracatın yüzde 85’ini de Avrupa Ülkelerine yaptıklarını hatırlattı. </p>
<h2>“OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonuna destek bekliyoruz”</h2>
<p>Dünyada otomotiv sektörünün tarihinin belki de en büyük dönüşümünü yaşadığını da vurgulayan Yazıcı, şunları söyledi: “Otomotiv; yazılım, elektronik, enerji yönetimi, veri yönetimi gibi alanları da içine alıyor, yani rekabetin tanımı da değişiyor.  Bugün rekabetçi ve kaliteli üreten, teknoloji geliştirebilen şirketler öne çıkıyor. Yarın ise inovasyon ekosistemi kurabilenler kazanacak. Tam da bu nedenle, yıllardır OİB olarak yıllardır Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması ile oluşturduğumuz ekosistemi bir adım daha ileri taşıyarak sektör açısından tarihi öneme sahip OİB Venture Mobilite İnovasyon Fonu'nu hayata geçirdik. OİB tarafından kaynak taahhüdü olarak belirlenen 75 milyon TL’nin fon hesabına aktarılması ile fon işler hale geldi. Girişim fonumuzu önümüzdeki yıllarda da büyütmek ve sektörümüzün en önemli girişim sermayesi platformlarından biri haline getirmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Fonumuzu beş yıl içinde 25 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştırmayı hedefliyoruz ve bu doğrultuda çalışmaları başlatmış bulunuyoruz. OİB Venture – Mobilite İnovasyon Fonuna aktif katılım ve desteklerinizi bekliyoruz.”</p>
<h2>“Otomotiv, Türkiye sanayisinin dünya arenasındaki yüz akı”</h2>
<p>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat konuşmasında “Son 20 yılın 19’unda şampiyon olan otomotiv sektörü, Türkiye sanayisinin dünya arenasında yüz akıdır. Kalitesi, zamanında teslimatı, güvenilirliği, sürdürülebilirlik vizyonu ve nitelikli insan kaynağı ile bu başarı geldi. Sektörümüz Avrupa’da beşinci, dünyada da 13. büyük üretim üssüdür. Otomotivin başarısı; elektronik, çelik, makine ve yazılım sektörlerinin de desteklediği bir başarıdır. Yenilikçiliğe açık vizyon, azim ve kararlılık bu başarıyı kazandırmıştır. Türkiye ve AB arasındaki 63 yıllık ortaklık anlaşmasının en başarılı sektörlerinden biri de otomotiv oldu. AB ile ticaretimizdeki payın dörtte biri otomotivden geliyor. Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 71’i AB’ye yapılıyor. Made in EU konusunun Türkiye olarak arzu ettiğimiz bir yapıya doğru dönmekte olduğunu gözlemliyoruz. Ancak henüz bu yönde bir karar alınmadı. NATO Zirvesi için Ankara’ya gelen AB liderlerine de bu konuda çok net olarak görüşümüz ve duruşumuz ifade edilmiştir” dedi.  </p>
<h2><strong>“133 firmaya ödül”</strong></h2>
<p>TİM Başkan Vekili Baran Çelik ise, “Marifet iltifata tabidir diyerek başlattığımız ödüllerimizde bu akşam 133 firmamız ödül alacak. Platinden bronza tüm kategorilerde ödül alacak otomotiv firmalarımızın hepsi güçlü ve başarılı. TİM çatısı altında da daha güçlü temsil edilen bir yapıya kavuştuk. Sektör olarak hedef ve çözümlerimiz belli. Ülke ihracatımızı daha da güçlendirmek, inovatif ve teknolojik liderliğimizi sürdürmek için daha çok çalışacağız” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>Otomotiv İhracat Şampiyonu Ödülü – 2025 Yılı</strong></p>
<p>Ford Otomotiv San. A.Ş.</p>
<p><strong>Platin İhracatçı Ödülleri – 2025 Yılı</strong></p>
<p>Toyota Otomotiv San. Türkiye A.Ş.<br />TGS Dış Tic. Aş<br />Kibar Dış Ticaret A.Ş.<br />Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları Anonim Şirketi<br />Mercedes-Benz Türk Aş<br />Bosch San. Ve Tic. Aş<br />Man Truck&amp;Bus<br />Tofaş Türk Otomobil</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotivde-ihracatin-sampiyonlari-odul-aldi-82958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/8/1280x720/otomotivde-ihracatin-sampiyonlari-odul-aldi-1783675997.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin düzenlediği İhracatın Şampiyonları Ödül Töreninde 2025 yılında sektörde en fazla ihracat gerçekleştiren kuruluşlara ödülleri verildi. Geçen yılın ihracat şampiyonu Ford Otomotiv olurken, en fazla ihracat yapan 133 firma da Platin, Altın, Gümüş ve Bronz kategorilerinde ödüllere layık görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/mehmet-baldukun-ilham-veren-yasami-kitaplastirildi-82952</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mehmet Balduk’un yaşamı kitaplaştırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ın sanayi ve ticaret hayatında derin izler bırakan isimlerden Mehmet Balduk, vefatının yıl dönümü yaklaşırken anlamlı bir eserle yeniden gündeme taşındı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre eser, Balduk’un iş dünyasındaki başarılarının yanı sıra insani yönünü, ilkelerini ve ardında bıraktığı güçlü mirası da gözler önüne seriyor. Onun öncülüğünde binlerce kişiye istihdam sağlanan Kahramanmaraş’ta, bugün hâlâ saygıyla anılan Balduk’un hayatı, yazar Rıdvan Akar’ın kalemiyle okurlarla buluştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50b3cf99fbb-1783673807.jpeg" alt="" width="329" height="459" /><strong>“En büyük miras, yetiştirdiğin insanlardır”</strong></p>
<p>Kitabın yayımlanması dolayısıyla açıklamalarda bulunan Nazlı Ceylan Balduk Kurtul, babasının yalnızca başarılı bir sanayici değil, aynı zamanda insan yetiştirmeyi hayatının merkezine koymuş örnek bir lider olduğunu vurguladı.</p>
<p>Balduk Kurtul, duygularını şu sözlerle dile getirdi: “Bazı insanlar yaşarken iz bırakır, kimileri ise aramızdan ayrıldıktan sonra da yol göstermeye devam eder. Bu kitap, babamın hayatından çok daha fazlasını anlatıyor; dürüstlüğün, çalışkanlığın, vefanın ve memleket sevdasının satırlara dökülmüş hâli. O hep ‘İnsanın arkasında bırakacağı en büyük miras mal değil, adı ve yetiştirdiği insanlardır’ derdi. Sesini artık duymasak da öğrettikleri, kurduğu değerler ve bize emanet ettiği sorumluluk dimdik ayakta. Bu kitabı okuyan herkes, sadece bir sanayiciyi değil; bir şehrin kalkınması için ömrünü adayan bir insanı tanıyacak.”</p>
<p>17 Temmuz’daki vefat yıl dönümü öncesinde yayımlanan eserin, Balduk’u hiç tanımayanlar için de önemli bir kaynak olacağını belirten Kurtul, kitabın hazırlanmasında emeği geçen başta yazar Rıdvan Akar olmak üzere katkı sunan herkese teşekkür etti.</p>
<p><strong>Kahramanmaraş’ın hafızasına kazınan bir isim</strong></p>
<p>Mehmet Balduk’un hayatını konu alan eserin, yalnızca bir iş insanının başarı hikâyesini anlatmakla kalmadığı; aynı zamanda emek, üretim, vefa ve memleket sevgisi gibi evrensel değerleri de geleceğe taşıdığı belirtildi.</p>
<p>Kentin sanayi tarihinde silinmez izler bırakan Balduk'un, kitap sayesinde yeni nesiller tarafından daha yakından tanınacağı, çalışma disiplini ve insan odaklı yaklaşımıyla ilham kaynağı olmayı sürdüren Balduk’un yaşam öyküsünün, onu tanıyanlar için anlamlı bir hatıra, yeni kuşaklar için ise örnek bir rehber niteliği taşıyacağı vurgulandı.</p>
<p><strong>Mehmet Balduk kimdir?</strong></p>
<p>Mehmet Balduk, 1987-1992 yılları arasında Kahramanmaraş Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürüttü. 1995 – 2011 yılları arasında Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı. 2000-2002 yılları arasında TOBB Yönetim Kurulu Üyeliği 2002-2005 yılları arasında ise TOBB Başkan Vekilliği görevlerinde bulundu. Başkan Vekilliği yaptığı 2003 yılında TOBB Üniversitesi’nin, 2004 yılında ise TEPAV Vakfı’nın kurulmasına öncülük etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/mehmet-baldukun-ilham-veren-yasami-kitaplastirildi-82952</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/2/1280x720/mehmet-balduk-1783673609.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş iş dünyasının önemli isimlerinden Mehmet Balduk&#039;la ilgili yayımlanan kitap hakkında açıklama yapan Nazlı Ceylan Balduk Kurtul, &quot;Bazı insanlar yaşarken iz bırakır, kimileri ise aramızdan ayrıldıktan sonra da yol göstermeye devam eder. Bu kitap, babamın hayatından çok daha fazlasını anlatıyor; dürüstlüğün, çalışkanlığın, vefanın ve memleket sevdasının satırlara dökülmüş hâli.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egod-deniz-erkan-sektorde-kadinin-sesini-yukseltecegiz-82950</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Deniz Erkan: Sektörde kadının sesini yükselteceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Otomotiv Derneği (EGOD) Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Erkan, otomotiv sektöründe ortak aklı güçlendirmeyi, üyelerle teması artırmayı, mesleki eğitime katkı sunmayı ve sektörün dönüşüm başlıklarını yakından izlemeyi hedeflediklerini söylerken, en önemli başlıklarından birisinin sektördeki kadın ağırlığını arttırmak olduğunu vurguladı.</p>
<p>Yeni dönemde daha aktif, sahaya temas eden ve sektörün ihtiyaçlarına göre proje üreten bir yönetim anlayışıyla çalıştıklarını ifade eden EGOD Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Erkan, dernek olarak otomotiv ekosisteminin servis, yedek parça, elektrikli araç dönüşümü, mesleki eğitim ve sanayi siteleri gibi farklı alanlarına dokunmayı amaçladıklarını belirtti.</p>
<p>Erkan, yeni kurdukları kadın girişimcilik komitesi ile otomotiv sektöründe kadınların daha görünür olması için çalıştıklarını söyledi. Erkan, meslek liselerindeki kız öğrencilerle sanayide başarı hikayesi yazan kadınları bir araya getirmek istediklerini vurgulayarak, “Gençlere sektörün gerçek koşullarını, fırsatlarını ve zorluklarını açık biçimde aktarmayı hedefliyoruz” dedi. Sektörün erkek egemen olduğunu ancak son dönemde teknolojik gelişmelerle kadın girişimcilerinin sayısının arttığını söyleyen Erkan, “Bu oranı yukarıya çekmenin yolu özellikle meslek liselerindeki kız öğrencilere sektörü tanıtmaktan geçiyor. Yeni neslin bir işi tanıması için o işe temas etmesi gerektiğini görüyoruz. Biz gençlere sadece işin kolay tarafını değil, artılarını ve eksilerini de anlatmak istiyoruz” dedi.</p>
<p>Erkan, EGOD’un gelecek vizyonunu ortak akıl ve sahaya dayalı çözüm üretme anlayışı üzerine kurduklarını belirterek, “Bu dönem bizim için oldukça aktif başladı. Sanayi sitelerinden mesleki eğitime, kadın girişimciliğinden elektrikli araç dönüşümüne kadar farklı başlıklarda çalışan bir yapı kuruyoruz. EGOD olarak sektörümüzün ihtiyaçlarını dinleyen, raporlayan, çözüm üreten ve İzmir otomotiv ekosistemine değer katan bir dernek olmayı sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Ege Üniversitesi ve Meslek Liseleri ile sektör deneyimi odaklı iş birliği</strong></p>
<p>EGOD’un üniversite ve meslek liseleri ile iş birliklerine de önem verdiğini anlatan Erkan, Ege Üniversitesi Otomotiv Bölümü ve MESEM ile görüşmeler yürüttüklerini söyledi. Hedeflerinin, üniversite ayağı için mezuniyet aşamasına gelen öğrencileri sektör temsilcileriyle buluşturmak olduğunu ifade eden Erkan, öğrencilerin servis, yedek parça ve otomotivin farklı uzmanlık alanlarında sektör deneyimi kazanmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p>Üniversite ile yapılacak olası iş birliğinin öğrencilerin mezuniyet sonrası iş yaşamına daha hazır başlamasına katkı sunacağını belirten Erkan, “Servis alanında uzmanlaşmak isteyen öğrenciye servis tarafını, yedek parça alanında ilerlemek isteyen öğrenciye o alanın dinamiklerini aktaracağız. Görüşmeler olumlu sonuçlanırsa bu çalışmayı protokole bağlamayı planlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Mesleki eğitimin otomotiv sektörü için stratejik öneme sahip olduğunu vurgulayan Erkan, üniversite mezunları ile yürütmeyi planladıkları çalışmaya benzer bir çalışmayı da meslek liseleri ile yapmak istediklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egod-deniz-erkan-sektorde-kadinin-sesini-yukseltecegiz-82950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/deniz-erkan-1783685902.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Otomotiv Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Erkan, yeni dönemde kadın girişimciliğini destekleyen projeler, üniversite-sanayi iş birlikleri ve mesleki eğitim odaklı çalışmalarla otomotiv sektörünün dönüşümüne katkı sunacaklarını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kultur-yolu-festivalinin-yol-haritasi-belirlendi-82948</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kültür Yolu Festivali’nin yol haritası belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş, bu yıl 12 – 20 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Kültür Yolu Festivali ile kültür, sanat ve edebiyatın merkezi olmaya hazırlanırken, festival öncesi hazırlık sürecine ilişkin koordinasyon toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Vali Mükerrem Ünlüer başkanlığında düzenlenen toplantıya katılarak festival hazırlıklarıyla ilgili yürütülen çalışmaları değerlendirdi. Valilik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen toplantıda; KSÜ Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, KİÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Burcu Erşahan Kesici, Onikişubat Kaymakamı Salih Çiğdem, Dulkadiroğlu Kaymakamı Hicabi Aytemür, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri de yer aldı.</p>
<p><strong>Organizasyon süreçleri değerlendirildi</strong></p>
<p>Toplantıda, festival kapsamında gerçekleştirilecek etkinliklerin planlaması, organizasyon süreçleri, güvenlik tedbirleri, ulaşım düzenlemeleri, trafik yönetimi, çevre düzenlemeleri, tanıtım faaliyetleri ve kurumlar arası koordinasyon başlıkları ele alındı. Festival süresince şehir genelinde yaşanabilecek yoğunluğun en iyi şekilde yönetilmesi ve ziyaretçilere sorunsuz bir festival deneyimi sunulması amacıyla ilgili kurumların sorumluluk alanlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p><strong>Hazırlıklar devam ediyor</strong></p>
<p>Toplantıda, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun önemine vurgu yapılırken, tüm hazırlıkların festival takvimine uygun şekilde titizlikle sürdürüldüğü ifade edildi. Kahramanmaraş’ın kültürel kimliğini ve sanatsal potansiyelini ön plana çıkaracak festivalin, şehrin marka değerine önemli katkılar sağlaması hedefleniyor.</p>
<p><strong>“Vatandaşlarımızı şehrimizi, kültürümüzü ve edebiyatımızı daha yakından tanımaya davet ediyoruz”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Kahramanmaraş olarak bu yıl 12 - 20 Eylül tarihleri arasında şehrimizde düzenlenecek Kültür Yolu Festivali’ne ev sahipliği yapacak olmanın büyük heyecanını yaşıyoruz. Cumhurbaşkanlığımızın himayelerinde ve Kültür ve Turizm Bakanlığımızın koordinesinde gerçekleştirilen bu önemli organizasyonun şehrimizin kültürel, sanatsal ve turistik değerlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. UNESCO Edebiyat Şehri Kahramanmaraş’ımız, köklü tarihi, zengin kültürel mirası ve yetiştirdiği edebiyat, fikir ve sanat insanlarıyla böyle anlamlı bir festivale ev sahipliği yapmak için güçlü bir birikime sahip. Kültür Yolu Festivali’nin de bu birikimi daha görünür kılacağına ve şehrimizin marka değerini daha da artıracağına inanıyoruz. Büyükşehir Belediyesi olarak festival sürecinin başarılı şekilde gerçekleştirilmesi için tüm kurumlarımızla iş birliği ve koordinasyon içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte şehir ekonomisine de önemli katkı sağlanmış olacak. Tüm hemşehrilerimizi ve ülkemizin dört bir yanındaki vatandaşlarımızı, kültürün, sanatın ve edebiyatın başkenti Kahramanmaraş’ta düzenlenecek Kültür Yolu Festivali’nin coşkusunu birlikte yaşamaya davet ediyorum" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kultur-yolu-festivalinin-yol-haritasi-belirlendi-82948</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/8/1280x720/kultur-yolu-festivalinin-yol-haritasi-belirlendi-1783672118.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş’ın 12 - 20 Eylül tarihlerinde ev sahipliği yapacağı Kültür Yolu Festivali öncesinde düzenlenen koordinasyon toplantısında, organizasyonun sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesi için yürütülen hazırlıklar değerlendirildi. Başkan Görgel, “Tüm hemşehrilerimizi ve ülkemizin dört bir yanındaki vatandaşlarımızı, kültürün, sanatın ve edebiyatın başkenti Kahramanmaraş’ta düzenlenecek Kültür Yolu Festivali’nin coşkusunu birlikte yaşamaya davet ediyorum.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarimda-gelecek-kadinlar-gencler-ve-teknolojiyle-sekillenecek-82931</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tarımda gelecek kadınlar, gençler ve teknolojiyle şekillenecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Tarım sektörü, iklim değişikliğinin yanı sıra artan enerji maliyetleri, jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirindeki kırılmaların yarattığı çok yönlü baskıyla karşı karşıya. Gübre fiyatlarından üretim maliyetlerine kadar birçok kalem küresel gelişmelerden etkilenirken, sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliği açısından insan kaynağı da kritik bir başlık haline geliyor.</p>
<p>SKD Türkiye ve Alarko Holding öncülüğünde hazırlanan “Tarımda Kadın ve Genç İstihdamının Güçlenmesi” Raporu, bu tabloyu sahadan verilerle ortaya koydu. Ege, İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde 400’e yakın sektör paydaşının katılımıyla yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kişi tarımda çalışıyor. Ancak tarımın toplam istihdam içindeki payı son 10 yılda yüzde 20’lerden yüzde 15’in altına geriledi. Tarımda çalışan kadın sayısı 2,3 milyonla sektör istihdamının neredeyse yarısına denk gelirken, kadınların büyük bölümü kayıt dışı, güvencesiz ve ücretsiz aile işçisi konumunda.</p>
<h2>Tarımdaki eşitlik verimliliği yüzde 30 artırabilir </h2>
<p>Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız’a göre tarımda kadın istihdamı üretim ve verimlilik açısından da belirleyici bir konu. Birleşmiş Milletler’in 2026 yılını “Kadın Çiftçiler Yılı” ilan etmesiyle tarımda kadın emeğinin daha görünür hale geldiğini belirten Yıldız, Dünya Gıda ve Tarım Örgütü verilerine dikkat çekerek, “Bugün dünyada toplumsal cinsiyet eşitliği yakalanabilse, 45 milyon kişi gıda güvensizliğinden kurtulabilir. Daha önemlisi tarımsal verimliliğimiz yüzde 30 oranında artabilir” dedi. Türkiye’de istihdam edilen her 10 kadından 1,8’inin tarım sektöründe çalıştığını hatırlatan Yıldız, erkeklerde bu oranın 1,2 olduğunu belirtti. “Tarım ve kadın denilince aklımıza hep güvencesiz ve ücretsiz aile işçisi geliyor. Bu resim artık değişmek zorunda” diyen Yıldız, Alarko Tarım Grubu’nda modern seracılık, gıda sanayi, mikro granül gübre ve tohum ıslahı alanlarında kadın çalışan oranının yüzde 75’e ulaştığını söyledi.</p>
<p>Bu alandaki çalışmalardan biri de Habitat Derneği ile yürütülen Girişim Öncüleri Programı. Eğitim, mentorluk, finansman, markalaşma ve iş birliği imkanlarını bir araya getiren program kapsamında bugüne kadar 4 binden fazla kadına ulaşıldı, 40 girişime doğrudan destek sağlandı. Geçen yıl Alarko Tarım Grubu’nun da programa dâhil edilmesiyle “Tarımda Kadın Gücü” başlığı altında modern tarım teknolojileri, sürdürülebilir üretim ve katma değerli iş modelleri geliştiren girişimlerin desteklenmesine başlandı.</p>
<h2>Gençler tarıma ilgisiz değil, destek mekanizması eksik </h2>
<p>Tarımda nitelikli iş gücü sorununun bir diğer boyutu ise gençlerin sektöre kazandırılması. Raporda yer alan bulgular, özellikle eğitim, teknoloji ve girişimcilik alanlarında güçlü bir destek ihtiyacına işaret ediyor. Gençlerin yüzde 64’ünün girişimcilik eğitimine ilgi göstermesi, tarımda yeni iş modelleri geliştirebilecek bir kuşağın da destek beklediğini gösteriyor. Buna karşın mesleki gelişim imkânlarını yeterli bulanların oranı yalnızca yüzde 25’te kalırken, tohum ıslahı konusunda katılımcıların yüzde 52’sinin “fikrim yok” yanıtını vermesi de bilgiye erişim ve uygulamalı eğitim ihtiyacını ortaya koyuyor.</p>
<p>Ümit N. Yıldız, Türkiye’nin tarım potansiyelini geleceğe taşıyabilmesi için üretim modellerinin yeniden tanımlanması gerektiğini belirterek, “Türkiye önemli bir tarım bölgesi ancak bu özelliğimizi geleceğe taşıyabilmek için kadim bilgileri modern teknolojilerle buluşturarak üretim modellerimizi yeniden tanımlamamız gerekiyor” dedi. Bu dönüşümün bilgi ve yetkinlik açığının kapatılması, tarım sektöründe ekonomik ve sosyal zeminin güçlendirilmesi ve girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi olmak üzere üç eksende ele alınması gerektiğini ifade eden Yıldız, Alarko Tarım Akademisi ile bu ihtiyaca yanıt vermeyi hedeflediklerini söyledi.</p>
<h2>Yüzde 70 daha az su, yüzde 65 daha az enerji </h2>
<p>Enerji maliyetlerindeki artış, tarımda yalnızca üretim giderlerini değil, gübre fiyatları üzerinden gıda maliyetlerini de doğrudan etkiliyor. Gübre üretiminin enerji yoğun bir süreç olduğuna dikkat çeken Yıldız, enerjideki her dalgalanmanın tarımsal üretim maliyetlerine ve gıda fiyatlarına yansıdığını belirterek, “Biz bu tabloyu enerji-tarım ilişkisini yeniden tanımlamayı gerektiren yapısal bir eşik olarak okuyoruz” dedi. Alarko Tarım Grubu’nun bu alandaki en önemli yatırımlarından biri Palmira Agro Tesisi. Avrupa’nın en büyük mikro granül gübre fabrikası olma özelliğini taşıyan tesiste hibrit üretim modeli kullanılıyor. Yıldız’ın verdiği bilgiye göre bu teknoloji, geleneksel yöntemlere kıyasla yüzde 65 daha az enerji, yüzde 70 daha az su tüketiyor ve yüzde 65 daha düşük karbondioksit emisyonu yaratıyor. Tesisin mevcut üretiminin büyük bölümü de güneş enerjisiyle gerçekleştiriliyor.</p>
<h2>Hedef dünyanın en büyük sera işletmecileri arasına girmek</h2>
<p>Alarko Tarım Grubu’nun sürdürülebilirlik öncelikleri arasında suyun ve gübrenin akıllı yönetimi, temiz enerji kullanımı, kalıntısız ve güvenli gıda üretimi ile iklim dirençli bir ekosistemin kurulması var. Türkiye’de bin 200 dönüm modern sera alanındaki üretimin yanı sıra, Kazakistan’da ise ilk etapta 400 dönümlük sera yatırımını devreye aldıklarını belirten Yıldız, 2028 yılı sonuna kadar dünyanın en büyük modern sera işletmecileri arasında yer almayı hedeflediklerini söyledi. Alsera seralarında ileri teknoloji üretim modelleriyle yüzde 72’ye varan kaynak verimliliği sağlandığını aktaran Yıldız, su geri kazanımına yönelik çalışmalarla bu oranın yüzde 90’lara kadar çıkarılabildiğini ifade etti. Seralarda biyolojik ve dijital çözümler birlikte kullanılırken, kalıntısız ürünler başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere 30’dan fazla ülkeye ihraç ediliyor.</p>
<h2>Su ve atık yeniden üretime kazandırılıyor</h2>
<p>Alarko’nun üretim modelinde döngüsel ekonomi de ayrı bir başlık olarak ele alınıyor. Seralarda drenaj suyu ileri filtrasyon teknolojileriyle geri kazanılarak yeniden üretime dahil edilirken, yağmur suyu da sisteme kazandırılıyor. Üretim sırasında ortaya çıkan bitki atıkları kompost ve farklı tarımsal uygulamalarda değerlendiriliyor. Tarımda dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla sınırlı olmadığını belirten Yıldız’a göre, kadınların kayıtlı istihdama eriştiği, gençlerin teknoloji ve eğitimle sektöre dahil olduğu bir yapı, tarımın geleceği açısından belirleyici olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Rakamlarla tarımda kadın, genç ve sürdürülebilirlik</span></h2>
<p>- Türkiye’de yaklaşık 5 milyon kişi tarımda çalışıyor. <br />- Tarımın toplam istihdamdaki payı son 10 yılda yüzde 20’lerden yüzde 15’in altına geriledi. <br />- Tarımda çalışan kadın sayısı 2,3 milyon. <br />- Gençlerin yüzde 64’ü girişimcilik eğitimine ilgi gösteriyor. <br />- Teknoloji kullanımında kendisini yeterli görenlerin oranı yüzde 14,5. <br />- Mesleki gelişim imkânlarını yeterli bulanların oranı yüzde 25. <br />- Tohum ıslahı konusunda katılımcıların yüzde 52’si “fikrim yok” diyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarimda-gelecek-kadinlar-gencler-ve-teknolojiyle-sekillenecek-82931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/1/1280x720/umit-n-yildiz-1783663784.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim değişikliği, artan enerji maliyetleri ve gıda güvenliği kaygıları tarımda üretim modellerini yeniden şekillendirirken, kadınların tarımda çoğunlukla güvencesiz koşullarda çalışması ve gençlerin sektörden uzaklaşması da çözüm bekleyen başlıklar arasında yer alıyor. Alarko Şirketler Topluluğu CEO’su Ümit N. Yıldız, tarımda kalıcı dönüşümün yalnızca teknoloji yatırımlarıyla değil, nitelikli istihdam, girişimcilik, kaynak verimliliği ve iklim dirençli üretim modelleriyle mümkün olacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupa-sanayisini-korumak-icin-karbona-ince-ayar-yapabilir-82930</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa, sanayisini korumak için karbona &#039;ince ayar&#039; yapabilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrupa Birliği’nin iklim politikasında yeni dönem, “daha iddialı hedefler” kadar “daha yönetilebilir geçiş” arayışıyla şekilleniyor.</p>
<p>Reuters’ta yer alan habere göre Avrupa Komisyonu, 17 Temmuz’da açıklaması beklenen Emisyon Ticaret Sistemi reformunda sanayinin üzerindeki karbon maliyeti baskısını hafifletecek bazı adımlar üzerinde çalışıyor. Bunların başında, şirketlerin 2040’lı yıllarda da emisyon yayabilmesine imkân tanınması, sanayiye daha fazla ücretsiz karbon izni verilmesi ve karbon gelirlerinin daha büyük bölümünün dönüşüm yatırımlarına yönlendirilmesi geliyor.</p>
<p>Bu, ilk bakışta Avrupa Yeşil Mutabakatı’nda bir yavaşlama gibi okunabilir. Çünkü mevcut ETS yapısı, emisyonların 2039 itibarıyla fiilen sıfırlanmasına doğru ilerliyordu. Yeni taslak ise bu takvimi daha esnek hale getirmeyi, şirketlere daha uzun bir dönüşüm alanı açmayı hedefliyor. AB için burada söz konusu olan iklim hedefinden vazgeçmesi değil, bu hedefe giderken sanayi tabanını, üretim kapasitesini ve küresel rekabet gücünü korumaya çalışması.</p>
<p><strong>“Sanayiyi Avrupa’da tutabilme” meselesi</strong></p>
<p>Son birkaç yılda Avrupa iklim politikasının dili değişti. 2019 sonrası dönemde Yeşil Mutabakat daha çok iklim krizi, karbon nötrlük ve regülasyon ekseninde konuşuluyordu. Bugün ise aynı başlıkların yanına enerji güvenliği, Çin rekabeti, ABD’nin sanayi teşvikleri, jeopolitik kırılganlıklar ve yüksek enerji maliyetleri eklendi. Artık Avrupa için yeşil dönüşüm yalnızca “emisyon azaltımı” değil, aynı zamanda “sanayiyi Avrupa’da tutabilme” meselesi.</p>
<p>ETS bu dönüşümün merkezinde yer alıyor. Sistem, elektrik üreticileri, sanayi tesisleri, havayolları, denizcilik şirketleri gibi aktörleri saldıkları her ton CO2 için bedel ödemeye zorluyor. Teori basit: Kirleten öder, az kirleten avantaj kazanır. Fakat pratikte tablo daha karmaşık. Özellikle çelik, çimento, alüminyum, gübre, kimya gibi enerji yoğun sektörlerde karbon maliyeti, şirketlerin yatırım kararlarını ve üretim lokasyonlarını doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Habere göre Komisyon, şirketlerin Avrupa’da karbonsuzlaşma yatırımı yapmaları karşılığında ETS maliyetlerini azaltacak ek ücretsiz izinler üzerinde çalışıyor. Hatta ısı üretimi ve yakıt kullanımına dayalı kurallarda yapılacak hızlı değişikliklerle şirketlere yaklaşık 6 milyar euro değerinde ek ücretsiz izin sağlanabileceği belirtiliyor. Bu noktada şu soru gündeme geliyor: Ücretsiz izinler dönüşümü hızlandırır mı, yoksa ertelemek için yeni bir alan mı açar?</p>
<p>Eğer ücretsiz izinler gerçekten yatırım koşuluna, teknoloji dönüşümüne, elektrifikasyona, enerji verimliliğine ve düşük karbonlu üretim kapasitesine bağlanırsa, Avrupa sanayisi için bir geçiş köprüsü olabilir. Ancak bu izinler yalnızca maliyet baskısını azaltan bir koruma mekanizmasına dönüşürse, karbon fiyatının verdiği asıl sinyal zayıflar.</p>
<p><strong>SKDM nasıl etkilenecek?</strong></p>
<p>Bir diğer önemli başlık ise Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM). AB daha önce, SKDM tam olarak devreye girdiğinde ETS kapsamındaki ücretsiz izinlerin kademeli olarak sona ereceğini söylüyordu. Mantık şuydu: Avrupa’daki üretici karbon maliyeti ödüyorsa, Avrupa’ya ihracat yapan üretici de benzer bir karbon maliyetiyle karşılaşmalı. Böylece hem karbon kaçağı önlenecek hem de Avrupa sanayisinin rekabet dezavantajı azaltılacaktı. Şimdi ise Brüksel, SKDM kapsamındaki sektörlere daha uzun süre ücretsiz izin verebilmenin yollarını arıyor.</p>
<p><strong>Türkiye için iki anlama geliyor</strong></p>
<p>Bu Türkiye için iki anlama geliyor. Birincisi, kısa vadede bazı sektörler üzerindeki karbon maliyeti baskısı beklenenden daha yavaş artabilir. Bu, özellikle çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre gibi SKDM kapsamındaki sektörlerde nefes alma alanı yaratabilir. İkincisi ve daha önemlisi, bu alan yanlış okunursa büyük bir stratejik hata doğurabilir. Çünkü Avrupa’nın verdiği mesaj “karbonsuzlaşma ertelendi” değil; “karbonsuzlaşma sanayi politikasıyla birlikte yönetilecek.”</p>
<p>Dolayısıyla Türkiye sanayisi için asıl mesele değişmiyor: Üretimin karbon yoğunluğu düşmek zorunda. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji tedariki, elektrifikasyon, proses dönüşümü, düşük karbonlu hammadde, ürün bazlı karbon muhasebesi ve güvenilir veri altyapısı artık ihracat stratejisinin parçası olmak zorunda.</p>
<p>Avrupa’nın ETS reformu, Türkiye’ye zaman kazandırabilir. Ama bu zaman, beklemek için değil hazırlanmak için kullanılmalı. Çünkü AB’nin yavaşlattığı şey hedef değil, geçişin temposu. Yön değişmiş değil. Sadece yolun maliyeti, siyasi gerçekliği ve sanayi üzerindeki etkisi yeniden hesaplanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupa-sanayisini-korumak-icin-karbona-ince-ayar-yapabilir-82930</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa, sanayisini korumak için karbona “ince ayar” yapabilir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zeytinde-rekolte-tahmini-fal-degil-bilim-isidir-82912</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinde rekolte tahmini fal değil, bilim işidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Zeytin ve zeytinyağı üretim bölgelerinde rekolte tahminleri başladı. Hem “var yılı” olması hem de uygun hava koşullarının etkisiyle yüksek rekolte beklentisi hâkim. Zeytinyağında rekolteyi 450 hatta 500 bin ton olarak tahmin eden iyimserlerin yanı sıra, tahminlerin bilimsel yapılmadığı için tutmadığını söyleyenlerin sayısı da az değil.</p>
<p>Merak edip “Dünya bilimsel rekolte tahminini nasıl yapıyor?” sorusunu Türkiye’nin önde gelen zeytin araştırmacılarından Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü öğretim üyesi Prof. Mücahit Taha Özkaya’ya yönelttim. Yanıtını özetleyerek aktarıyorum.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a507c7cd671f-1783659644.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>Zeytin ve zeytinyağında iddialı olmaya devam edeceksek, rekolte tahminlerini de dünyanın kullandığı bilimsel yöntemlerle yapmak zorundayız. </strong></figcaption>
</figure>
<p>Prof. Özkaya’ya göre zeytinde güvenilir rekolte tahmini, yalnızca bahçelere bakıp rakam açıklamakla yapılmıyor. Bilimsel çalışmalarda örnek bahçelerde meyve sayımı yapılıyor; ağaçların yük durumu, yağış ve sıcaklık verileri, hastalık ve zararlı riski ile yağ randımanı birlikte değerlendiriliyor. Çünkü ağustos sonuna kadar meyvenin gelişimi devam ediyor. Bu nedenle yaz başında açıklanan rakamların önemli bölümü, bilimsel tahminden çok kişisel öngörü niteliği taşıyor.</p>
<p>Dünyada ise teknoloji hızla işin içine giriyor. ABD başta olmak üzere birçok ülkede üretim alanları uydu görüntüleri ve uzaktan algılama teknolojileriyle düzenli olarak izleniyor. Avrupa'nın önemli üretici ülkelerinde de saha sayımları, meteorolojik veriler ve dijital görüntüler birlikte değerlendirilerek hata payı mümkün olduğunca azaltılıyor.</p>
<p>Prof. Özkaya, gelecekte hiperspektral kameralar ve yapay zekâ destekli görüntü analizlerinin rekolte tahminlerinde belirleyici olacağını söylüyor. Hiperspektral kameralar, insan gözünün göremediği yüzlerce farklı ışık bandını analiz ederek ağaçların meyve yükünü, su stresini, besin eksikliğini ve hastalık belirtilerini ortaya çıkarabiliyor. Uçak, drone veya uyduya yerleştirilen bu sistemlerden elde edilen veriler yapay zekâ ile işlendiğinde, hasattan aylar önce çok daha isabetli rekolte tahminleri yapılabiliyor. Aslında mesele yalnızca bu yılki üretim rakamı değil. Asıl mesele, bu rakama nasıl ulaşıldığı. Bilimsel temele dayanmayan tahminler üreticiyi, ihracatçıyı, sanayiciyi ve piyasayı yanlış yönlendirebilir. Zeytin ve zeytinyağında iddialı olmaya devam edeceksek, tahminleri de dünyanın kullandığı bilimsel yöntemlerle yapmak zorundayız. Doğa zeytin ağacına ne kadar ürün vereceğine karar verir. Miktarı doğru tahmin ise fal değil, veri ve bilim işidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zeytinde-rekolte-tahmini-fal-degil-bilim-isidir-82912</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zeytinde rekolte tahmini fal değil, bilim işidir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/5-milyarlik-kar-rakami-varken-yuzde-35-kar-erimesi-durur-mu-82910</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5 milyarlık kâr rakamı varken yüzde 35 kâr erimesi durur mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST Sanayi Endeksi’ndeki 10 firma kârını %190 ve üzeri büyüttü. Gentaş %3.542 artışla en üstte yer alırken, Tüpraş, Gübre Fabrikaları ve Coca Cola İçecek milyarlık büyümeyle öne çıktı. Yüksek kâr artışları göz kamaştırıcı olsa da; kağıt üstündeki rakam, her zaman nakit akışından kaynaklanmayabilir.</strong></p>
<p>Yatırımcılar genellikle şirketlerin bilançosundaki en alt satırın yeşil görüntüsüne odaklanıp, şirketin kasasının dolup taştığı düşüncesine kapılabilmekte. Oysa sadece vitrine bakıp dükkanın arka deposunun ağzına kadar dolu olduğunu düşünmek büyük bir yanılgı olabilir. Bazen sadece bir taşınmaz değer artışıyla ya da muhasebesel kalemlerden kaynaklı o parlak rakamlar oluşabilmekte. En yüksek kârı yapan Ford Otosan’ın kârında %35 daralma yaşaması, piyasadaki zorlukları işaret etmesi açısından önemli. Yüzde 3.500 seviyelerine varan artışlar ilgi çekse de rakamları bu seviyelere taşıyan faktörlere de bakmak gerektiği unutulmamalı.</p>
<h2>Kârdaki sıçramaların nedeni</h2>
<p>Gentaş, yılın ilk çeyreğinde kârını 7,8 milyon TL’den 283,9 milyon TL’ye taşıyarak %3.542 oranında oldukça güçlü bir yükseliş kaydetti. Bu sürede satışları sadece %2 artarken esasa faaliyet kârı %55 geriledi. Gentaş’ın dönem sonunda kârını büyüten ise 479 milyon TL tutarındaki yatırım faaliyetlerinden oluşan geliri oldu.</p>
<p>Tüpraş, üç aylık dönemde 3,7 milyar TL kâr açıklarken artış oranı %2.820’yi buldu. Satış geliri %24 artan firmanın esas faaliyet kârı %124 büyüdü. Dönem sonunda artış oranının yüksek gelmesinde baz etkisinin önemli bir payı bulunuyor. Tüpraş’ın geçen yılın ilk çeyreğinde dönem sonu kârı %78 oranında ciddi bir düşüş yaşamıştı.</p>
<h2>Sektördeki sıkışmayı hissediyor</h2>
<p>Otomotiv sektörünün güçlü firması Ford Otosan, 5,5 milyar TL dönem sonu kârıyla BIST Sanayi Endeksi’ndeki en yüksek rakama ulaştı. Ancak bu tutar şirketin kârının %35 erimesine engel olamadı. Satışlarını %9 azaltan şirket, esas faaliyet kârını da %51 geriletti. Fiyatı şubattan bu yana düşen hissede pozisyon alan fon sayısı 92’den 97’ye yükseldi.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a507b27db6f2-1783659303.png" alt="" width="999" height="541" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>DOLAR AL SAT MI, DOLAR AL TUT MI?</strong></p>
<p><strong>Dolar al sat</strong>; kazanç, esnek manevra, aktif sermaye, krizden korunma, nakit akışı. Makas maliyeti, zaman tüketimi, stres, trend kaçırma, hatalı zamanlama.</p>
<p><strong>Dolar al tut</strong>; enflasyon kalkanı, potansiyel, konfor, maliyet avantajı, trend ortaklığı. Bağlanan sermaye, müdahale riski, faiz feragati, atıl kaynak.</p>
<p><strong>İştirak satışından gelen 428 milyon doları nerede değerlendireceğini açıklamadı</strong></p>
<p>Sabancı Holding, Akçansa’nın satışından elde ettiği parayı nerede kullanacak? ● Ufuk İpek</p>
<p>Ufuk; Sabancı Holding, Akçansa’daki %39,72 oranındaki payını 427,8 milyon dolara iştirakin diğer ortağı Heidelberg Materials AG’ye sattı ve bedelinin tamamını peşin olarak tahsil etti. İşlem sonucunda 8,56 milyar TL vergi öncesi brüt kâr elde etti. Ancak, firma kasaya giren bu yüklü miktardaki nakdin nerede kullanılacağı hakkında ek bir açıklamada bulunmadı. Holding tarafından yapılan tek bilgilendirme, yapı malzemeleri sektöründeki faaliyetlerine artık Çimsa üzerinden devam edeceği yönünde. Sabancı, ilk çeyrekte 317,6 milyon TL kâr elde etti.</p>
<p><strong>GES Yatırımı haziranda devreye girdi. Oran belirtmese de giderlerini azaltacaktır</strong></p>
<p>Selva Gıda’nın güneş santrali, elektrik giderini ne oranda düşürecek? ● Ekrem Köker</p>
<p>Ekrem; Selva Gıda, Siirt’te 8.772,5 kWp gücündeki güneş enerjisi santralinin onay süreçlerini tamamlayarak haziranda elektrik üretimine başladı. Şirketin açıklamalarından elektrik maliyetlerinin ne kadar düşeceğine dair net bir tutar veya oran bulunmuyor. Sadece enerji giderlerinin azalacağı ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunacağını ifade etmekte. Selva Gıda, son paylaştığı üç aylık mali tablolarında gelirini %17 geriletirken esas faaliyetleriyle dönem sonunda zarar yazdı. Zararda 153,2 milyon TL tutarlı diğer giderler etkili oldu.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>RBL robotik ve blockchain fonu son bir yılda %47 getiriyle endeksin üzerinde</strong></p>
<p>QNB Portföy’ün yönettiği Robotik ve Blockchain Teknolojileri Serbest Fon (RBL), uzun süre yatayda dalgalı bir seyir izledi. Nisanda en düşük 1,32 TL’yi test etti ve sonra yönünü yukarı çevirdi. Haziranda 1,91 TL’ye kadar çıktı. Şimdilerde yine yatay seyir söz konusu. Büyüklüğü sınırlı artarken temmuzun ikinci haftasında 359,5 milyon TL seviyesinde bir hacim söz konusu. Marttan bu yana haziran hariç diğer aylarda fondan sürekli nakit çıkışı gözlendi. Temmuzda çıkan tutar 2,3 milyon TL olurken yatırımcı sayısı 891 kişiye indi; doluluk oranı ise %10,05 seviyesinde. Temel stratejisi, fon varlıklarını blockchain ve robotik teknolojilerini kullanan şirketlerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %54,40’ı yabancı hisselerden ve %23,73’ü yabancı BYF’lerden oluşuyor. Son bir yılda %47,04 getiri sağladı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Deniz Finansal Kiralama TLREF + %1 faizle 1,26 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Deniz Finansal Kiralama, nitelikli yatırımcılara yönelik 08.07.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.260.000.000 TL olan bononun yıllık faiz oranı TLREF+%1 olarak belirlendi. 364 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 4 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 07.07.2027 olarak açıklandı. 8 Temmuz itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Deniz Finansal Kiralama’nın verdiği %1 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFDNFK72711 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a507af5a8d85-1783659253.png" alt="" width="972" height="245" /><strong>AKSA ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Mersin projesi için 12 yıl vadeli olmak üzere 124 milyon dolarlık dış kredi sağladı</strong></p>
<p>Aksa Enerji, Mersin’de hayata geçireceği 100 megavat kurulu güce sahip depolamalı rüzgar enerjisi santrali yatırımı için BBVA Hong Kong şubesi ile 124 milyon dolarlık kredi sözleşmesi imzaladı. Çin İhracat ve Kredi Sigortası Kurumu Sinosure garantisiyle sağlanan finansmanın, ilk iki yılı geri ödemesiz olmak üzere toplam 12 yıl vadeli olacak. Şirket, Asya piyasalarından uzun vadeli kaynak temin ederek finansman coğrafyasını çeşitlendirme yoluna gidiyor. Aksa Enerji, uluslararası finansman modeliyle operasyonel büyümesini istikrarlı bir temelde sürdürmeyi amaçlıyor.</p>
<p><strong>TARKİM BİTKİ KORUMA</strong></p>
<p><strong>Hem ihracat ayağını hem de rekabet gücünü artırmak amacıyla yeni bir şirket kurdu</strong></p>
<p>Tarkim, yurt içi ve yurt dışı satış kanallarını daha verimli yönetebilmek, ihracatını geliştirebilmek ve rekabet gücünü sürdürülebilir kılmak amacıyla yeni bir marka hamlesini hayata geçirdi. Bu kapsamda, Manisa’da bitki koruma ürünleri alanında faaliyet göstermek üzere %100 bağlı ortaklığı Cropsafe Bitki Koruma firmasını kurdu. Söz konusu girişimle, yeni pazarlara erişimde operasyonel esneklik kazanırken, kurumsal yapısını genişletmiş oldu. Şirket kurduğu iştiraki üzerinden giderek pazara yönelmeyi hedeflerken daha güçlü bir nüfuz alanı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p><strong>EKİNCİLER DEMİR ÇELİK</strong></p>
<p><strong>Orta Amerika’dan yeni inşaat çeliği siparişi aldı. Dış pazar ayağını tahkim ediyor</strong></p>
<p>Ekinciler Demir Çelik, ihracat politikaları kapsamında Orta Amerika Bölgesi’ne yönelik inşaat çeliği sevkiyatlarına satışlarını artırarak devam ettiğini bildirdi. Şirket, bölgeden yaklaşık 4,97 milyon dolar tutarında yeni sipariş aldığını belirtti. Son bağlantıyla birlikte, yıl içinde Orta Amerika pazarından elde ettiği toplam sipariş hacmi 26,75 milyon dolar seviyesine ulaştı. Demir çelik sanayisinde iç pazar dalgalanmalarının risklerini dengelemek amacıyla yurt dışı pazarlarda alan açmak çeşitliliği sağlamak açısından olumlu bir yaklaşım olup değerlendirilmeli.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>İzdemir Enerji son bir aydır yatayda hareket ederken PHE’nin alımları öne çıktı</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a507ad3ac45d-1783659219.png" alt="" width="299" height="239" />İzdemir Enerji’de fonlar alım ağırlıklı işlem yapıyor. Portföylerindeki miktar %261,11 ile toplamda 18,34 milyon lot artarak 25,36 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 14’ten 4’e geriledi. PHE fonu 25 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, KHA 1,78 milyon lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. İzdemir için bugüne kadar sadece 1 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Öneride bulunan Oyak Yatırım, hisse için 16,60 TL hedef fiyat verdi. İşaret ettiği fiyat %84 artışa denk geliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/5-milyarlik-kar-rakami-varken-yuzde-35-kar-erimesi-durur-mu-82910</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 5 milyarlık kâr rakamı varken yüzde 35 kâr erimesi durur mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-umutlar-varsayimlar-gercekler-82908</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ: Umutlar, varsayımlar, gerçekler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tarım ve sanayi sektörleri fiziksel üretim yapan, hizmetler sektörü ise fiziksel üretim yapmayan bir sektördür. Bu nedenle de hizmetler sektörü tarım ve sanayiye bağımlıdır ama tarım ve sanayinin hizmetler sektörüne bağımlılığı oldukça düşüktür.</strong></p>
<p>Bugün biraz yakın geleceğe bakalım mı? Yapay zekânın ekonomik etkileri hakkında çok sayıda varsayım duyuyoruz/okuyoruz ama bunların pek azı üzerinde düşünmeye değer sistematik bir mantığa dayanıyor maalesef. Bugün bir varsayım üzerinden yapay zekânın etkisine bakmaya çalışalım.</p>
<p><strong><em>“Yapay zekâ</em></strong><strong><em> yaygın bir işsizliğe yol açmayacak. Bazı mesleklerin sonunu getirirken, bazı yeni mesleklerin doğmasına neden olacak. Tarihte de hep böyle oldu. Örnek sanayi devrimi.”</em></strong></p>
<p>İlk paragrafta özetlediğim argüman çok yaygın hale geldi. Herhalde Pandora’nın kutusunun dibinde kalan son duygu umut olduğu için, insanlar yapay zekânın ekonomik etkileri konusunda umutlu olmaya çalışıyor. Aslında yapay zekânın ekonomide nasıl bir etki yapacağını tam olarak bilmiyoruz ama ne yapmayacağını biliyoruz. Örneğin sona erdirdiği meslek kadar yeni meslek yaratmayacak çünkü ekonomide sektörler arası katma değer akışı yapay zekânın sağlayacağı yeni iş imkanlarını sınırlandırıyor. Ayrıca sanayi devrimiyle kıyaslanması doğru değil. Sanayi devrimi ve yapay zekâ ekonominin çok farklı alanlarında etkili.</p>
<p>Bu iki noktayı açıklayalım: Öncelikle ekonomide var olan bütün faaliyetlerin “tarım, sanayi ve hizmetler” diye basit bir şekilde üçe ayrıldığını hatırlatarak başlayalım. Bu ayrım sıradan bir tanımlama değil, son derece güçlü bir kavramsallaştırma. Bu yüzden de yapay zekânın etkileri konusunda aydınlatıcı olacak.</p>
<p>Tarım ve sanayi sektörleri fiziksel üretim yapan, hizmetler sektörü ise fiziksel üretim yapmayan bir sektördür. Bu nedenle de hizmetler sektörü tarım ve sanayiye bağımlıdır ama tarım ve sanayinin hizmetler sektörüne bağımlılığı oldukça düşüktür. İşte yapay zekânın olası etkisini anlamak açısından çok kritik olan bu bağımlılığı basit bir örnekle somutlaştıralım.</p>
<p>9.000 yıl önce Fırat Nehri Vadisi’ndeyiz. Sadece kendisine yetecek kadar buğday üreten çiftçiler var. Burada hiç kimsenin hizmetler sektöründe çalışma şansı yok, çünkü hizmetler sektöründe çalışacakların yiyebileceği fazladan buğday yok. Buna karşın tarımda verimlilik artıp, buğday üretimi iki katına çıkarsa, o zaman toplumun yarısı hizmetler sektörüne geçebilir. Yani kral, asker, din adamı, öğretmen, doktor olarak çiftçilere hizmet verebilir. Tarımın ekonomideki payı yüzde 100’den yüzde 50’ye düşer. Böyle bir ekonomide hizmetleri çok hızlı yerine getiren bir yapay zekâ keşfederseniz, tarım pek etkilenmez ama hizmet sektöründe çalışanların bir kısmını kovabilirsiniz. Kimsenin yemediği buğdayı CEO maaşı olarak kendinize isteyebilirsiniz. Ekonomi pek büyümez. İşsizlik ve oligopolleşme eğilimleri artar.   </p>
<p>Ekonomi öğrencilerine “bir ekonomi geliştikçe tarım ve sanayinin payı düşer, hizmetler sektörününse payı artar” diye öğretmemizin nedeni de budur. Ekonomide tarım ve sanayinin payının düşmesi, bunların verimliliğinin artması ve hizmetler sektörüne akması nedeniyle olur. Hizmetler sektörünün büyüyebilmesi, daha çok insanın burada faaliyet göstermesi için <strong>mutlaka</strong> önce tarım ve sanayide verimliliğin ciddi ölçüde artması gerekir.</p>
<p>Şimdi günümüze, yapay zekâya gelelim. Yapay zekâ tarım ve sanayiye de katkı sağlayacak şüphesiz ama bu katkı devrimsel nitelikte değil, makul ölçülerle sınırlı olacaktır. Dolayısıyla buradan hizmetler sektörüne gelebilecek katkı da sınırlı kalacak.</p>
<p><strong><em>Özetle yapay zekânın sağlayacağı verimlilik aynı işgücüyle daha çok üretim sağlamak şeklinde değil, aynı üretimi sağlamak için daha az işgücü kullanmak şeklinde gerçekleşecek.</em></strong> Bu da yapay zekânın etkisini anlamak açısından kritik nokta. Bu nedenle yapay zekânın hizmetler sektöründeki pek çok mesleği bitireceğine kesin gözüyle bakabiliriz ama yeni meslekler doğurması veya hizmetlerde büyük bir katma değer artışına yol açması ancak tarım ve sanayi üzerinde büyük etki sağlamasıyla mümkün.</p>
<p>Yapay zekâ hizmetler sektöründe pastayı büyütmekten çok, onun yeniden dağıtılmasını sağlayacak. Bu da mevcut pastanın çok daha az sayıda ele dağıtılması demek. Yani işsizlik ve oligopolleşme demek.</p>
<p>Yapay zekâ dört yıldır yaygın olarak hayatımızda. Bu dört yılda anlamlı bir ekonomik büyüme yaşamadığımızın ama şirketlerin insan istihdamında giderek daha gönülsüz hale geldiğinin, ücret ve yan haklarda, çalışan sayısında kısıtlamaya gitme eğilimlerinin güçlendiğinin, herkesin daha çok çalıştığının, daha az maaş aldığının, pek çok sektörde dev zincirlerin etkisini artırdığının, bazı mesleklerin şimdiden zombileştiğinin ve yerine pek bir meslek doğmadığının farkında mısınız?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-umutlar-varsayimlar-gercekler-82908</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ: Umutlar, varsayımlar, gerçekler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/klimanin-politik-ekonomisi-82907</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Klimanın politik ekonomisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrupa geçen haftaki sıcak havaların ardından ölülerini sayıyor. 2023’te, nispeten daha hafif geçen sıcak hava dalgasında 60 bin kişi feci şekilde can vermiş. Özellikle yaşlılar, Avrupa’nın ortasında klimaya ulaşamadıkları için hayatını kaybediyor. Klima artık modern hayatın gereği haline geldi. Peki, Kuzey Avrupa’da klima neden yaygın değil? Araştırınca, <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesen-turkiye-hizmetlerle-kalkinabilir-mi-82402" target="_blank" rel="noopener">geçen hafta ekonomide üretim yerine hizmetlerin öne çıktığına dair yaptığım tespitim</a>e daha çok</p>
<p>güvendim. Gelin, tartışalım.</p>
<p><strong>Çin, klimayı da bir meta </strong><strong>haline getirmeyi başardı</strong></p>
<p>Aslında bundan yirmi yıl önce öyle her yerde klima olmazdı. En azından Ankara’da durum böyleydi. Evlerde klima kullanılmazdı. Ofislerde de klima ofisin tamamında değil, statü göstergesi olarak makam odalarında  ve misafire hürmeten toplantı odalarında olurdu. 2010’larda bu durum değişti. Önce ofislere, sonra evlere patır patır klimalar takılmaya başladı. Evet, havalar son yirmi yılda biraz ısındı ama klimaların artık neredeyse her yerde olmasının asıl sebebi başka.</p>
<p>Klima fiyatları, 2017’den önceki 20 senede küresel ölçekte reel olarak yüzde 50 oranında düşmüş. Peki nasıl? Çin’deki klima üretimi sayesinde. Bugün dünyada yeni takılan her 100 klimanın 84’ü Çin’de üretiliyor. Çin, birçok üründe olduğu gibi klimayı da bir meta haline getirmeyi başardı. Peki, klima üretimi bu kadar kolaylaşmış ve ucuzlamışken Avrupalılar neden hâlâ hayatlarını sıcaktan kaybediyor?</p>
<p><strong>Avrupa kural değiştirdi, </strong><strong>usta arzında sorun oluştu</strong></p>
<p>Küreselleşme sayesinde klima üretimi ucuzladı. Ama klimayla ilgili hizmetler göreli olarak pahalandı. Çünkü klima ünitelerinin arzı artıyor ama bunları takacak beceriye sahip usta sayısı aynı hızda artmıyor.  Darboğaz üretimde değil, hizmette oluşuyor. Paris’te yaşlılar sıcaktan ölürken, usta olmadığı için takılamayan binlerce klima depolarda bekliyordu. 2010’ların ortasında Türkiye’de benzer bir kısıt oluşmuştu. O zaman yeni taşınan bir arkadaşım klimayı Suriyeli bir ustanın taktığını söylemişti. Tabii, Suriye sıcak bir memleket olduğu için bu alanda deneyim daha fazla. Demek ki, Türkiye 2010’ların ortasından itibaren işgücü piyasasındaki kısıtların önüne geçebilecek bir esneklik sergilemiş.</p>
<p>Avrupa ne yapmış? 2024’te Avrupa Birliği klima kurallarını iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında revize etmiş. Klimaların zararlı gazlarını önlemek için yeni ustalık kriterleri getirip yalnızca buna sahip olanların klima monte etmesine izin vermiş. Ustaların yüzde 80’i aniden klima takamaz olmuş. Avrupa’da 2030’a kadar 300 bin yeni klima teknisyeni gerekiyor. Avrupa’da çalışmaya niyetiniz varsa, klima montajı ve tamiri çok cazip bir alan. Saatlik ücret 100 avronun üzerinde. Tabii, çalıştıracak usta bulabilirseniz.</p>
<p>Ancak Avrupa’daki mesele işgücü piyasasının katılığıyla sınırlı değil. Öncelikle kıtada binalar eski. Avrupalılar da vatandaşlarından çok tarihi binalarını korumayı tercih ettikleri için bu binalara klima takmak çok zor. Eğer bina bir şekilde koruma altındaysa, klima takmadan önce belediyeden, anıtlar kurulundan izin alınıyor. Koruma altında olmayan binalarda ise binanın dış görünümü değişeceği için kat maliklerinin çoğunluğundan izin alınması gerekiyor. Yani hem işgücü piyasası hem de klima takma işi lüzumsuz yere çok fazla kurala tabi kılınmış durumda.</p>
<p>2005’te Ankara’da Rekabet Kurumu’nda işe başladığımda her mayıs ayında aynı tartışma hasıl olurdu. O zamanlar kurumun şirketlerden alınan harçlardan oluşan geniş bir bütçesi vardı. Kurul her yıl -özellikle yargı kökenli üyelerinin tercihiyle- bütün çalışanların odalarına klima takılmasını reddedip kalan parayı sene sonunda merkezi bütçeye aktarırdı. Nitekim, o dönemki Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer de Anayasa Mahkemesi Başkanı olduğu dönemde üyelerin odalarına klima taktırmayıp bütçeyi sene sonunda iade etmişti. Geçen sene bu durumu, Singapur’un kurucusu Lee Kuan Yew’in “Singapur’u bir bataklıktan dünyanın en zengin ülkesi haline nasıl getirdiniz?” sorusuna “İlk iş devlet dairelerine klima taktırdım.” cevabıyla mukayese eden sosyal medya paylaşımım linçlenmişti.</p>
<p>Medeniyet nedir? Bize kurallara ve kurumlara bağlı olmak diye öğretmişlerdi. Avrupa’nın klima ile imtihanını izleyince düşünüyorum da galiba medeniyet aslında “adapte olabilme gücü”ymüş. Dünya hızla değişiyor. Eğer güçlü kurallarınız ve kurumlarınız olmasına rağmen bunlar değişime adapte olamazsa, bir müddet sonra geri kalırsınız. Klimanın politik ekonomisini inceleyince, --daha birçok konu gibi-- sanayimizin hizmetlerle imtihanını da bu çerçevede değerlendirebileceğimizi görüyorum. Eski paradigmalara takılıp yeni dünyada rekabetçi olamayız. O nedenle gelin, klimalarımızı açıp adaptasyon üzerine düşünelim!</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/klimanin-politik-ekonomisi-82907</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Klimanın politik ekonomisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nato-zirvesi-ve-hurmuz-krizinin-golgesinde-altin-fiyatlari-82906</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> NATO Zirvesi ve Hürmüz krizinin gölgesinde altın fiyatları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Altın faiz veya temettü geliri sağlayan bir yatırım aracı değildir. Faiz oranlarının yükselmesi veya uzun süre yüksek kalması, altın elde tutmanın fırsat maliyetini artırır. Bu nedenle tahvil faizlerindeki yükseliş, özellikle büyük kurumsal yatırımcıların yeniden faiz getirisi sunan finansal varlıklara yönelmesine neden olabilir.</strong></p>
<p>Altın piyasası bu hafta adeta duygu fırtınası yaşadı. Ons altın fiyatı birkaç gün içinde 4.200 dolar ile 4.000 dolar arasında sert dalgalanarak yatırımcısına oldukça geniş bir alım-satım marjı sundu. Piyasada yaşanan bu yüksek oynaklık, altın yatırımcılarının yön bulmakta ne kadar zorlandığını bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Hafta başında yatırımcılar, ABD ile İran arasındaki gerilimin yumuşayacağı, Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin azalacağı, petrol fiyatlarının normalleşeceği ve bunun sonucunda ABD Merkez Bankasının (Fed) yeni bir faiz artırımına ihtiyaç duymayacağı beklentisini fiyatladı. Bu iyimser hava, petrol fiyatlarını aşağı çekerken altın üzerindeki faiz baskısını da azaltarak fiyatların yeniden toparlanmasını destekledi.</p>
<p>Altını destekleyen bir diğer önemli unsur ise merkez bankalarının güçlü talebi olmaya devam ediyor. Dünya Altın Konseyinin yayımladığı 2026 Merkez Bankası Altın Rezervi Anketi’ne göre, merkez bankalarının yüzde 89’u önümüzdeki on iki ay içinde altın rezervlerini artırmayı planlıyor. Son yıllarda jeopolitik risklere karşı rezerv çeşitlendirmesini hızlandıran merkez bankalarının bu eğilimini sürdürmesi, altın fiyatları açısından önemli bir yapısal destek oluşturuyor.</p>
<p>Ancak hafta içerisinde yaşanan iki önemli gelişme, piyasalardaki iyimser havayı kısa sürede tersine çevirdi ve ons altının yeniden 4.000 dolar seviyesine doğru çekilmesine neden oldu.</p>
<p><strong>ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırıları</strong></p>
<p>ABD’nin İran’a yönelik yeni saldırılarının ardından piyasalarda ilk tepki yine enerji fiyatlarında görüldü. Brent petrol yüzde 1 yükselerek varil başına 78,80 dolara, ABD tipi ham petrol (WTI) ise yüzde 1,01 artışla 74,26 dolara çıktı.</p>
<p>Asıl endişe ise petrol fiyatlarının bugünkü seviyesinden çok, arz güvenliğinin yeniden risk altına girmesi oldu. Goldman Sachs, İran’da yeni bir gerilimin petrol arzındaki toparlanmayı sekteye uğratabileceği uyarısında bulunurken, müzakerelerin devam etmesi hâlinde sevkiyatların temmuz sonuna kadar toparlanmasının beklendiğini ifade ediyor. Ancak görüşmelerin başarısız olması ve tanker saldırılarının yeniden tırmanması durumunda petrol akışının tekrar azalabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Dolayısıyla piyasaların yakından izlediği konu artık yalnızca petrol fiyatı değil; Hürmüz Boğazı’nın güvenliği ve küresel enerji arzının sürdürülebilirliği.</p>
<p><strong>NATO Zirvesi ile güvenlik </strong><strong>riskleri yeniden fiyatlandı</strong></p>
<p>Haftanın ikinci önemli gelişmesi ise NATO Zirvesi’nde alınan kararlar oldu. Zirvede yalnızca mevcut güvenlik riskleri değerlendirilmedi. Aynı zamanda savunma harcamalarının artırılması, yeni silah anlaşmalarının hayata geçirilmesi ve askeri iş birliklerinin güçlendirilmesi yönünde önemli kararlar alındı.</p>
<p>Bu gelişmeler, küresel ekonomiye önemli bir mesaj veriyor: Dünya ekonomisi artık geçici jeopolitik krizleri değil, uzun süre devam edebilecek bir güvenlik ve silahlanma dönemini fiyatlamaya başlıyor.</p>
<p>Artan savunma harcamaları ve askeri yatırımlar, enerji ve stratejik emtia talebini canlı tutarken petrol başta olmak üzere emtia fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturuyor. Bunun doğal sonucu ise küresel enflasyon beklentilerinin yeniden yükselmesi oluyor.</p>
<p>Üstelik bunun bir de maliye politikası boyutu bulunuyor. Pandemi sonrasında zaten yüksek bütçe açıklarıyla karşı karşıya kalan gelişmiş ekonomiler, şimdi milyarlarca dolarlık ilave savunma harcamalarını finanse etmek zorunda kalacak. Daha yüksek bütçe açıkları daha fazla kamu borçlanmasını, artan kamu borçlanması ise uzun vadeli tahvil faizleri üzerinde yukarı yönlü baskıyı beraberinde getiriyor.</p>
<p>Merkez bankalarının enflasyonla mücadeleyi sürdürmek zorunda kalmaları da politika faizlerinin beklenenden daha uzun süre yüksek seviyelerde kalmasına neden olabilir.</p>
<p><strong>Altının karşı karşıya </strong><strong>olduğu paradoks</strong></p>
<p>Tam da bu noktada altın piyasasının en önemli paradoksu ortaya çıkıyor. Jeopolitik riskler ve savaşlar normal şartlarda yatırımcıları güvenli liman olarak altına yönlendirir. Ancak aynı savaşların petrol fiyatlarını yükseltmesi, küresel enflasyonu beslemesi ve merkez bankalarını yüksek faiz politikasını sürdürmeye zorlaması altın açısından tam tersi bir etki yaratabiliyor. Çünkü altın faiz veya temettü geliri sağlayan bir yatırım aracı değildir. Faiz oranlarının yükselmesi veya uzun süre yüksek kalması, altın elde tutmanın fırsat maliyetini artırır. Bu nedenle tahvil faizlerindeki yükseliş, özellikle büyük kurumsal yatırımcıların yeniden faiz getirisi sunan finansal varlıklara yönelmesine neden olabilir.</p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde altının yönünü yalnızca Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler belirlemeyecek. ABD’nin İran politikası, NATO’nun güvenlik stratejisi, petrol fiyatlarının seyri, küresel enflasyon beklentileri ve Fed başta olmak üzere merkez bankalarının faiz kararları birlikte değerlendirilecek.</p>
<p>Kısacası yatırımcıların yalnızca savaş haberlerini değil, bu savaşların petrol fiyatlarını, petrol fiyatlarının enflasyonu ve enflasyonun da faizleri nasıl şekillendireceğini yakından takip etmeleri gerekecek. Altının yönünü belirleyecek esas zincir artık tam da burada başlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nato-zirvesi-ve-hurmuz-krizinin-golgesinde-altin-fiyatlari-82906</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/6/1280x720/dolaraltin-gold-1779164059.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO Zirvesi ve Hürmüz krizinin gölgesinde altın fiyatları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupa-merkez-bankasi-faiz-artirim-kararinda-erken-mi-davrandi-82905</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa Merkez Bankası faiz artırım kararında erken mi davrandı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Lagarde, piyasanın ve birçok ekonomistin aksine, ateşkes sürecine girilmiş olsa bile yükselen enflasyonun sonrasında kontrol altına alınmasından endişe duyulduğu için faiz artırım kararının doğru bir karar olduğunu savunuyor.</strong></p>
<p>Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) resmi internet sitesinde 2 Temmuz 2026 tarihinde, Guillaume Benoit ve Christophe Jakubyszyn tarafından 24 Haziran 2026’da AMB Başkanı Christine Lagarde ile gerçekleştirilen röportaj yayımlandı.</p>
<p>Aslında geçtiğimiz hafta bu röportaja ilişkin yazmak istemiştim; fakat PMI rakamlarının açıklandığı hafta ile çakışınca, bu röportajın içeriğinde önemli gördüğüm noktaları ekonomik takvimin görece rahat olduğu bu haftaya sarkmasında kendimce bir engel görmedim.</p>
<p><strong>AMB Başkanı Christine Lagarde ile yapılan röportaj, çokça eleştiri konusu olan 11 Haziran 2026’da alınan faiz artırım kararından tutun da dijital Euro uygulamasına, Çin ile olan ilişkilerden, Fransa Cumhurbaşkanlığı’na kadar birçok önemli konuyu kapsaması açısından önemli bir röportaj. </strong></p>
<p><strong>Yakından takip edenler hatırlayacak; AMB 11 Haziran 2026’da faiz artırımına gitti. Bu karardan sadece 10 gün sonra ABD ve İran’ın kalıcı barış öncesinde 60 günlük bir ateşkes anlaşmasına vardığı açıklandı. İşte bunun üzerine AMB, faiz artırımında erken davrandığı için eleştirildi. </strong></p>
<p><strong>Lagarde: elimize ulaşan tüm </strong><strong>veriler analizimizi doğruladı</strong></p>
<p>Röportajda bu kararın doğru olup olmadığı Christine Lagarde’a sorulmuş.</p>
<p>Lagarde verdiği cevapta kararın arkasında durarak, <strong>“Doğru kararı verdiğimizden eminiz. Daha Nisan ayında, Yönetim Konseyi üyelerinin büyük çoğunluğu karar almaya hazırdı. Ancak o aşamada henüz gerekli tüm bilgilere sahip değildik.</strong> <strong>O tarihten bu yana elimize ulaşan tüm veriler analizimizi doğruladı.</strong> Şu anda ekonominin geri kalanına yayılan ve dolaylı etkilerini şimdiden görebildiğimiz dış kaynaklı bir arz şokuyla karşı karşıyayız.</p>
<p>Henüz gerçekleşmemiş olsalar da, ikincil etkilerin riskini yakından takip ediyoruz. Enerji ve gıda hariç enflasyon hızlanarak yüzde 2,2'den yüzde 2,5'e yükseliyor. Bu durum kısmen, öngörülen yüzde 3'lük orana kıyasla yüzde 3,5 artış gösteren hizmet fiyatlarından kaynaklanmakta. Yükselen enflasyon, artan hizmet fiyatları ve 2026 için yüzde 3, 2027 için yüzde 2,3 ve 2028 için de yüzde 2'lik enflasyon öngörüleri söz konusuyken, para politikası kararı gayet net görünüyor,</p>
<p><strong>Üstelik bu durum, mart ayında sunduğumuz ‘olumsuz’ ve ‘şiddetli’ senaryolara ek olarak değerlendirdiğimiz daha iyimser senaryoda, savaşın sona ermesi, Hürmüz Boğazı'nın hızla yeniden açılması, petrol fiyatlarının düşmesi durumunda dahi geçerliliğini koruyor”</strong> diye cevaplamış.</p>
<p><strong>Lagarde, piyasanın ve birçok ekonomistin aksine, ateşkes sürecine girilmiş olsa bile yükselen enflasyonun sonrasında kontrol altına alınmasından endişe duyulduğu için faiz artırım kararının doğru bir karar olduğunu savunuyor.</strong> Tabii, geçmişte Pandemi döneminde geç kalındığında ortaya çıkan durumu bugün çok az kişinin hatırladığını düşündüğümüzde, geç kalmanın yarattığı manevi baskının da bu kez faiz artırım kararında etkili olduğunu yine Lagarde’ın önceki konuşmalarından biliyoruz.</p>
<p><strong>Fakat yine bir kez daha belirtmekte fayda var.</strong> ABD ve İran arasında varılan mutabakat nihai bir barış anlaşması değil. 60 günlük süre Trump’ın içinde yer aldığı bir gerçeklikte çok fazla şeyin olabilmesi için epey uzun bir süre.</p>
<p><strong>Nihai bir barışın, tehlikeye </strong><strong>düştüğü günlerden geçiyoruz</strong></p>
<p>7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde NATO Zirvesi için Ankara’da bulunan Başkan Trump düzenlenen basın toplantısında, İran ile ateşkesin bittiğini söyledi. İran ise ABD tarafının mutabakatı ihlal ettiğini belirtti.</p>
<p><strong>Kalıcı ateşkesin, yani nihai bir barışın, tehlikeye düştüğü günlerden geçiyoruz. </strong></p>
<p>AMB’nin faiz kararını değerlendirirken, oynak zeminde hareket eden siyasi gelişmeleri de dikkate almak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Öte yandan, parasal sıkılaşmanın en olumsuz sonucu elbette ekonominin yavaşlaması. </strong></p>
<p>Röportajda bu kez, gerçekleştirilen sıkılaşmanın ekonomiyi aşırı yavaşlatma riski olup olmadığı da sorulmuş.</p>
<p>Lagarde bu soruya; “<strong>Büyüme tahminimizi sadece 0,1 puan aşağı yönlü revize ederek Mart ayındaki yüzde 0,9 seviyesinden Haziran ayında yüzde 0,8'e çektik.</strong> İşsizlik oranı tarihsel olarak en düşük seviyelerine yakın seyrediyor ve işgücüne katılım artmaya devam ediyor. <strong>Kabul etmek gerekir ki bu artış daha yavaş olsa da yine de sürüyor.</strong> Finans sektörü; güçlü sermaye yapısına sahip bankalar ve önemli bir finansal istikrarsızlık riskinin bulunmaması sayesinde sağlam bir görünüm sergiliyor. <strong>Büyüme tahminlerimizi biraz daha düşürmeyi değerlendirdiğimizi belirtmeliyim.</strong> <strong>Ancak Haziran ayı ekonomik projeksiyonlarına katkıda bulunan ulusal merkez bankaları, ekonomik faaliyette yeterli büyüme sinyalleri gözlemlediler.’’</strong> Diyerek ekonomide bir yavaşlama beklenmesinin doğal olduğunu, ancak aşırı bir yavaşlamanın sinyalini almadıklarını söylüyor.</p>
<p><strong>Son gelen Haziran ayı PMI verisi de aslında bunu doğruluyor. </strong></p>
<p>En güncel S&amp;P Global Avrupa Sektör PMI verilerine göre, Haziran ayı sonuçları, takip edilen 19 sektörden 12'sinde faaliyetlerde artışın kaydedilmesiyle Şubat ayından bu yana en fazla sayıda sektörün büyüme bölgesinde yer aldığına işaret etmiş durumda. <strong>Bu durum, yalnızca yedi sektörün üretimde artış gösterdiği ve son 12 ayın en düşük seviyesinin kaydedildiği mayıs ayındaki tablodan farklılık gösteriyor. </strong></p>
<p>Haziran ayında, faaliyet artışı sıralamasında ilk sırada <strong>“yazılım ve hizmetler sektörü’’</strong> yer almış. Üretim artışı haziranda üç yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşmiş. <strong>Teknoloji kategorisinin diğer bir kolu olan teknoloji ekipmanları sektöründe de üretim seviyelerinde belirgin bir artış kaydedilmiş.</strong> Buna karşılık, haziran ayında daralma hızının belirgin şekilde artmasıyla ulaştırma sektörü sıralamanın en alt basamağına gerilemiş. Üretimdeki bu sert düşüş, Ekim 2022'den bu yana kaydedilen en hızlı gerileme olarak kayıtlara girmiş durumda.</p>
<p>Avrupa’da zayıf talep koşulları, haziran ayında tüketici hizmetleri kategorisinde performansın yine durgun seyretmesine yol açmış. Fakat tüketici malları sektörü, bünyesindeki üç alt sektörün (otomobil ve otomotiv parçaları, içecek ve gıda ile ev ve kişisel kullanım ürünleri) tamamında üretimin yeniden artışa geçmesiyle daha iyi bir performans sergilemiş durumda.</p>
<p><strong>Fiyat cephesinde ise haziran ayında takip edilen 19 sektörün tamamında maliyet yükleri artmaya devam etmiş</strong>. <strong>Bununla birlikte, 16 sektörde girdi fiyat enflasyonunun daha ılımlı bir hızda seyrettiği görülüyor.</strong> İşletme giderlerindeki en sert artışlar makine ve ekipman, teknoloji ekipmanları ve kimyasallar firmalarında yaşanmış. Kasım 2022'den bu yana ilk kez, takip edilen tüm sektörlerde nihai ürün fiyatlarında da artış kaydedilmiş. Satış fiyatlarındaki en hızlı yükseliş ise kimyasallar sektöründe gerçekleşmiş.</p>
<p><strong>Sektörlerin büyük çoğunluğu </strong><strong>küçülme eğilimini sürdürüyor</strong></p>
<p>Öte yandan, haziran ayında 13 sektörde istihdamdaki belirgin azalmayla birlikte sektörlerin büyük çoğunluğu küçülme eğilimini sürdürüyor. <strong>Yeni siparişlerdeki daha hızlı düşüşe paralel olarak, istihdamda en belirgin gerileme medya sektöründe yaşanmış.</strong></p>
<p>“Gelecek toplantılardan birinde daha fazla sıkılaşma beklemeli miyiz?” sorusuna ise Lagarde, klasik bir şekilde, her para politikası toplantısı sonrası artık geleneksel hale geldiği şekliyle, “<strong>Enflasyon görünümü ve buna ilişkin riskler, gelen ekonomik ve finansal veriler, temel enflasyon dinamikleri ve para politikası aktarımının gücüne dair değerlendirmelerimiz ışığında her toplantıda bir karar alıyoruz”</strong> şeklinde cevap vermiş.</p>
<p>Gelecek toplantıların neler getireceğini hep beraber takip edeceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupa-merkez-bankasi-faiz-artirim-kararinda-erken-mi-davrandi-82905</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/5/1280x720/lagarde-1783662246.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa Merkez Bankası faiz artırım kararında erken mi davrandı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilinirlik-mi-begenilirlik-mi-82904</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilinirlik mi beğenilirlik mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bilinirlik, kötü işler yaparak da artar. Ancak beğenirlik için değer üretmelisin. Kurumsal iletişimin giderek daha hayati hale geldiği sosyal medya çağında kifayetsiz kurumsalcı, sizi batırabilir.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Dünyada <strong>saygın ülkeler </strong>arasında olmak, küresel arenada <strong>saygın marka sahibi</strong> içinde olmayı da zorunlu kılar. <strong>Milli geliri 16’ncı</strong> <strong>sırada</strong> iken bilişim, teknoloji, savunmada <strong>daha alt sıralara tahammül edemeyiz</strong>. Nitekim <strong>küresel riskler </strong>gösterdi ki gelirden önce <strong>savunmada ilk 10’a</strong> girilmeli.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ: Marka nasıl olunur</strong>? Çok basit; <strong>itibarını dünya ölçeğine taşıyarak</strong>… Peki, bunu nasıl sağlarız? Sadece <strong>PR</strong> (basın ve halkla ilişkiler) veya <strong>reklam</strong> yeterli mi? Yetmez. <strong>PR, mezar taşına senin yazdıkların</strong> ise <strong>itibar; meleklerin Allah katında senin hakkında söyledikleridir</strong>. Beğenilmelisin…</p>
<p><strong>KURUMUN İTİBARINI KİFAYETSİZ KURUMSALCIYA BIRAKMAYIN</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Küresel itibara doğru giden <strong>altın değerinde</strong> kurum ve şirketlerimiz var Türkiye’de… Ne yazık ki bırakın itibarlarını yönetmeyi, <strong>bilinirliklerini </strong>dahi<strong> gerektiği kadar s</strong>ağlayamıyoruz. Yığınca sebep arasında; <strong>şirketlerin kurumsal iletişimcilerinin kifayetsizlikleridir</strong>. Bu; büyük bir eksiklik…</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Bunların yetersizliği, şirketlerimizin marka sürecini <strong>yavaşlatıyor</strong>, krediye ulaşımın <strong>aksatıyor</strong>, iyi şartlarda ortaklık kurmasını <strong>engelliyor</strong>, halka açılma, hisse değeri<strong>, beşeri sermaye cazibesi</strong>, ihracat alanlarında “<strong>potansiyellerine erişmesine</strong>” engel oluyor. <strong>Yazık oluyor şirketlere</strong>…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Kurumsalcılara dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kurumsalcı neden çok önemli?</em></strong></p>
<p><strong>İşini iyi yapanları özenle ayrı tutarak </strong>diyorum ki ey patronlar, itibarınızı, markanızı yöneten kurumsal iletişimcilerinize dikkat ediniz. Proje üretmiyor, <strong>sizi idare etmekle yetinip yan gelip yatıyor</strong> olabilirler.</p>
<p><strong><em>Kötü kurumsalcı nasıl anlaşılır?</em></strong></p>
<p>Kurumun <strong>bilinirliği</strong> ile ahenkli <strong>beğenilirliğini</strong> artırmak, sosyal medya dâhil dünyanın “<strong>değer katan</strong>” bir haberi kovaladığı dönemde bunlar, büyük ihtimalle <strong>sizin gözünüzü boyayan işlerle</strong> uğraşıyorlardır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>İTİBARINIZI YÖNETMEKTEN DEĞERLİ İŞİNİZ VAR MIDIR?</strong></p>
<p>Yarım asırdır <strong>ekonomi haberciliği</strong> yaparım. Kötülerin yanı sıra <strong>çok kaliteli kurumsal iletişimciler tanıdım</strong>. Kurumu, şirketi ile medya arasında <strong>gerçek köprü </strong>gibi oldular. Öncelikle “<strong>yönetilebilir haber</strong>” peşinde olmayıp, kurumun <strong>iletişim ihtiyacı</strong> için <strong>yapıcı</strong> davrandılar, iletişimi “<strong>diri</strong>” ve “<strong>duru</strong>” tuttular.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KURUMSALCI LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Kifayetsiz kurumsalcı</strong>: Patronun yağcısı, medyanın rüşvet dağıtıcısı, mala davara faydası olmayan</p>
<p><strong>Gerçek kurumsalcı</strong>: sizin itibar açlığınızı gidermek için haber çıkartan frapan elemanlar değildir</p>
<p><strong>İtibar yönetimi</strong>: Bilinirlik reklamla artsa da beğenirlik ancak insanların nezdinde itibarla yükselebilir</p>
<p><strong>Sosyal sorumluluk</strong>: Topluma katkı sunan projeler ile kurumun toplumsal fayda üretme yöntemi</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilinirlik-mi-begenilirlik-mi-82904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilinirlik mi beğenilirlik mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bes-yil-boyunca-yillik-garanti-yuzde-38-faize-razi-olur-musunuz-82903</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beş yıl boyunca yıllık garanti yüzde 38 faize razı olur musunuz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası bankaların toplam mevduattaki paylarını ve uyguladıkları faizi dikkate alarak tüm bankalar ortalamasında ağırlıklı mevduat faizinin hangi düzeyde bulunduğunu hesaplayıp açıklıyor. Merkez Bankası bu hesaplamayı yaparken dönemsel faizleri de yıllık birikimli düzeye çekiyor.</p>
<p>Buna göre bankalar haziran sonu itibarıyla bir aya kadar vadeli mevduata yüzde 46,63, üç aya kadar vadeliye yüzde 49,20, altı aya kadar vadeliye yüzde 48,60, bir yıla kadar vadeliye yüzde 45,90, bir yıl ve daha uzun vadeliye yüzde 42,06 faiz uyguluyor. Bu oranların brüt olduğunu da hatırlatayım.</p>
<p>Bu verilere göre üç aya kadar vadeliye yüzde 49’un üstünde faiz uygulanıyor ama bakarsınız bir sonraki vade yenilemede bu oran epeyce gerilemiş olabilir. Bir yıla kadar vadeli yüzde 46 ama sonraki yenilemede bu faiz de değişebilir.</p>
<h2>Beş yıl garantili yüzde 38</h2>
<p>Peki size şimdiden beş yıl için yüzde 38’lik garanti faiz teklif edilse kabul eder misiniz?</p>
<p>Bankalar da devlet gibi sağlamdır tabii ki ama hem de bu faizi, yani yüzde 38’i bir de devlet teklif etse?</p>
<p>Ediyor zaten… Hazine beş yıl vadeli ve yaklaşık yüzde 38 faizli borçlanıyor. Üstelik bu faiz zaman içinde değişiklik göstermeyecek bir faiz. Vade sonuna kadar garanti.</p>
<p>Hazine’nin 17 Haziran ve 8 Temmuz ihraç tarihli son iki borçlanmasında yaklaşık beş yıllık dönem için yıllık bileşik faiz yüzde 37,94 ve yüzde 37,97 düzeyinde oluştu.</p>
<p>Hazine’nin daha kısa vadeli borçlanmalarındaki faiz ise daha da yüksek. Örneğin yine 17 Haziran ihraç tarihli 637 gün vadeli kağıt tam yüzde 41,93 faizle ihraç edildi. Zaten bu faiz bu yıl içinde oluşan en yüksek faiz.</p>
<p>Üstelik bu ihaleler TL cinsi sabit faizli senet ihaleleri. Hazine sabit faizli olmayan bir dizi borçlanmaya daha gidiyor. TÜFE’ye endeksli, döviz cinsinden, altına endeksli borçlanmalar gerçekleştiriliyor. Bu borçlanmalardaki faiz zaman içinde başlangıçta öngörülene göre daha yüksek oluşabileceği gibi gelişmelerin olumluya dönmesi durumunda çok daha düşük de olabilir, böyle bir olasılık var.</p>
<p>Ancak sabit faizli ihaleler, adından da belli, faizin şimdiden kesinleştiği ihaleler…</p>
<p>Hazine örneğin 8 Temmuz ihraç tarihli kağıdı 16 Nisan 2031 vadeli sattı. Altı ayda bir kupon ödemesi yapılacak ve bu kağıdın yıllık bileşik faizi biraz önce de belirttiğim gibi yüzde 37,97. Bu faiz artık kesin.</p>
<p>Enflasyon seneye Merkez Bankası’nın resmi hedefi olan yüzde 15’e inse de, sonraki yıllarda tek haneli düzeylere gelinse de faiz yüzde 37,97 üzerinden ödenmeye devam edilecek.</p>
<p>Yok eğer tersi olur ve önümüzdeki beş yıl boyunca yıllık enflasyon bu düzeyin altına inmezse Hazine bu borçlanmadan kârlı çıkacak.</p>
<p>Ama iyi de bir yandan enflasyonun indirilmesi için uğraşıldığı mesajı verilirken diğer yandan böylesine yüksek faize razı olunması… Tabii ki büyük bir çelişki ama Hazine de çaresiz, borç bulabilmek için bu faize razı olmak durumunda.</p>
<h2>Eğilim fena bozuldu </h2>
<p>Hazine’nin TL cinsi sabit faizli senet ihraçlarına ilişkin veri seti 2003 yılına kadar geri gidiyor. Dolayısıyla elimizde 23 yıl 6 aylık veri bulunuyor.</p>
<p>Bu dönemde en yüksek faiz yüzde 45,44 ile 2003 yılında oluştu. Ama 2003’ün kendine özgü koşulları vardı. O yıl hâlâ 2001 krizinin etkileriyle uğraşılıyordu.</p>
<p>Dolayısıyla 2003’ü biraz ayrı düşünerek değerlendirme yapmak gerekiyor. İşte zaten 2003 hariç tutulduğunda en yüksek faizin son yıllarda verildiği ve rekor oranın 2025’te ortaya çıktığı gözleniyor. 2025 yılındaki sabit faizli borçlanmaların ortalama faizi yüzde 39,31 oldu.</p>
<p>Faizin nasıl çanak eğrisi çizdiği hem yıllık faizin seyrinden, hem de üç dönemli hareketli ortalamadan kolaylıkla görülebiliyor.</p>
<h2>En düşük ve en yüksek oranlar</h2>
<p>2003 yılının ocak ayından bu yılın haziran ayına kadar olan dönemde en yüksek faizin 2003’te oluştuğunu belirttim. Her ne kadar o yılın ortalama faizi yüzde 45,44’e inmişse de bazı aylardaki faiz yüzde 57’nin de (nisan yüzde 57,44) üstünde oluştu.</p>
<p>Ama bir kez daha vurgulamak gerekiyor, 2003 yılı bu dönemin istisnai bir yılı.</p>
<p>Faiz daha sonra öyle bir geriledi ki, 2013 yılının ikinci yarısında yüzde 8’in bile altına düştü. On yılda yüzde 57’lerden yüzde 7’lere inildi.</p>
<p>Faiz daha şunun şurasında 2020’nin yaz aylarında da tek hanelerde, yüzde 9’larda seyretti.</p>
<p>Şimdi niye bu duruma gelindiği sorusunun yanıtı belli. 2021’de başlatılan faiz indiriminden sonra zorlama bir şekilde Hazine’nin borçlanma faizi de bir süre düşük kaldı ama 2023 ortasından itibaren tırmanış başladı ve bugünkü düzeylere gelindi.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a50781ebe78f-1783658526.png" alt="" width="411" height="390" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a507830241a7-1783658544.png" alt="" width="337" height="255" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bes-yil-boyunca-yillik-garanti-yuzde-38-faize-razi-olur-musunuz-82903</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/1/1280x720/lira-para-1763620411.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beş yıl boyunca yıllık garanti yüzde 38 faize razı olur musunuz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/basbasi-35-yillik-tecrubeyle-kurduk-yatirim-da-cekiyoruz-hedef-10-yilda-3-milyar-dolar-82901</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> BASBAŞ’ı 35 yıllık tecrübeyle kurduk, yatırım da çekiyoruz, hedef 10 yılda 3 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GEÇEN </strong>hafta <strong>“90. Uluslararası Bergama Kermesi” </strong>kapsamında Bergama Ticaret Odası, Bergama Belediyesi ve EKONOMİ Gazetesi’nin düzenlediği panel için kente giderken önce <strong>“Batı Anadolu Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş.”</strong>ye (BASBAŞ) uğradık.</p>
<p>BASBAŞ’ta bölgenin kurucu ortağı olan Ege Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş. (ESBAŞ) Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Yürütme Kurulu Başkanı Dr. <strong>Faruk Güler, </strong>Bergama Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Lütfi Kolat, </strong>Meclis Başkanı <strong>Onur Kayalıoğulları, </strong>BASBAŞ Yabancı Yatırımlar Kıdemli Danışmanı, Emekli Büyükelçi <strong>Ümit Yalçın</strong>’la buluştuk.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a507591e642a-1783657873.jpg" alt="" width="700" height="543" />Dr. <strong>Faruk Güler, </strong>BASBAŞ’ı gezerken anlatmaya başladı:</p>
<p>-          <strong>BASBAŞ</strong>, <strong>ihracatı artırmak, yeni iş alanları yaratmak, yatırımları çoğaltmak için yerli ve yabancı sermayeye yeni yatırım alanları kazandırmak hedefiyle Türkiye’nin 19’uncu serbest bölgesini kurmak ve işletmek amacıyla 2022 yılında bu yana faaliyet gösteriyor.</strong></p>
<p><strong>“Batı Anadolu Serbest Bölgesi”</strong>nin büyüklüğüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Burası 2 bin 500 dönüm, yani 2.5 milyon metrekare. Burada 150 dolayında şirketin yatırım yapabileceğini öngörüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Kaya Tuncer</strong>’in 1989 yılında kurduğu ESBAŞ’taki 35 yıllık tecrübeyi arkalarına alarak kurdukları BASBAŞ’ın web sayfasında yer verdikleri çağrıyı özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>Küresel ekonominin dalgalı seyrinde, üretim gücünü rekabet üstünlüğüne dönüştürmek artık sadece bir strateji değil, bir zorunluluktur. Bu zorunluluğu rekabet üstünlüğüne çevirmek isteyen cesur yatırımcılara BASBAŞ’ta eşsiz fırsat sunuyoruz.</strong></li>
<li><strong>Dünyada çok az yer; Avrupa, Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika gibi 4 büyük ekonomik havzanın kesişme noktasında, 1.8 milyar insanın bulunduğu ve toplamda 35 trilyon dolarlık GSMH’ya bu kadar yakın, entegre ve ulaşılabilir üretim merkezi sunabiliyor.</strong></li>
<li><strong>İşte bu nedenle Türkiye’nin en gelişmiş kentlerinden biri olan İzmir’in, tarih boyunca uygarlıkların gözbebeği olmuş antik Bergama kentinin kalbinde kurulan BASBAŞ, sadece bir yatırım alanı değil, yarının dünyasını şekillendirecek üretimin yeni adresidir.</strong></li>
</ul>
<p>BASBAŞ olarak uzun ve detaylı fizibilite çalışmaları yaptıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>En doğru lokasyonu arayan yatırımcılara, tam isabet bir adres sunmak için yola çıktık. Deniz, kara ve hava yollarının kesişim noktasında Batı Anadolu Serbest Bölgesi’ni kurduk.</strong></p>
<p>Batı Anadolu Serbest Bölgesi’nin her anlamda geleceğe açılan bir kapı olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong> İzmir gibi eğitimli, üretken ve dinamik 4.5 milyonluk nüfusa sahip, Marmara ile Ege’nin gelişmiş tedarik ve yan sanayi altyapısın</strong><strong>a</strong><strong> entegre bu bölgeden 1915 Çanakkale Köprüsü ile Avrupa’ya en hızlı kara yoluna, Aliağa Nemrut Körfezi limanları ile dünyaya bağlanılabiliyor.</strong></p>
<p>Yatırım parsellerinin büyüklüğünü sorduk, şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>10 bin metrekareden 300 bin metrekareye kadar ihtiyaca uygun parseller oluşturabiliyoruz. Ayrıca kullanıma hazır, kiralanabilecek üretim tesisleri de yaptık.</strong></p>
<p>Dr. <strong>Faruk Güler</strong>’ın BASBAŞ’ın web sayfasındaki sunuş yazısından hedeflerine baktım:</p>
<p>-          <strong>Devlet teşvikleri, vergisel avantajlar ve hızlı izin süreçleriyle yatırımcılara kolaylık sağlayan Batı Anadolu Serbest Bölgesi’nde tam kapasiteye ulaşıldığında yıllık 4 milyar doların üzerinde ticaret hacmi, 2 milyar dolar ihracat ve 20 bin kişilik istihdam hedefleniyor.</strong></p>
<p>Dr. <strong>Güler, </strong>BASBAŞ’ı gezerken ihracatla ilgili hedeflerini yükseltti:</p>
<p>-          <strong>ESBAŞ’da 200 firma var. Serbest bölgenin en önemli kurallarından biri üretimin yüzde 85’inin ihraç edilmesi. ESBAŞ’tan bugün yılda 3.5 milyar dolarlık ihracat gerçekleşiyor. 25 yılda bu seviyeye gelindi. BASBAŞ’ta 10 yılda 3-3.5 milyar dolarlık ihracata ulaşılır.</strong></p>
<p>Yatırımcı adaylarını serbest bölge kriterlerine göre incelediklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>BASBAŞ’a gelecek yatırımcıların serbest bölgelerde uygulanan teşviklerden yararlanması söz konusu olacak. Yatırımcıların o teşvikleri hak edecek yapıda olup olmadığına titizlikle bakıyoruz. Bakanlığa ondan sonra başvuruyu yönlendiriyoruz.</strong></p>
<p>BASBAŞ’ta altyapı yatırımlarının yarısından fazlasını tamamladıklarını aktardı:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 3 şirket burada üretim yapıyor. Kiralık binalara yerleşip kolları sıvadılar. 2 şirket daha Ağustos ayında gelecek. Aslında 6 yatırımcı gelmiş sayılır.</strong></p>
<p>En az 10 yatırımcı ile sıcak görüşmelerin sürdüğüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Bu yılın sonuna kadar 5 firma daha BASBAŞ’ta yatırımına başlamış olur.</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Prof. <strong>Ömer Bolat, </strong>Ankara Sanayi Odası (ASO), Ankara Ticaret Odası (ATO) ve Ankara Ticaret Borsası ile birlikte düzenlediğimiz <strong>“Ekonomi Zirvesi”</strong>nde ASO Başkanı <strong>Seyit Ardıç</strong>’ın, <strong>“Ankara’da bir serbest bölge kurmak istiyoruz” </strong>talebini dinleyince şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de şu anda 19 serbest bölge faaliyette. Başarıda ilk sırada ESBAŞ yer alıyor…</strong></p>
<p>Dr. <strong>Faruk Güler</strong> liderliğindeki ESBAŞ’ın aynı başarıyı BASBAŞ’ta da yakalayabileceğinin işaretleri görülüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yatırım ortamı uygunsa yabancı da yerli de geliyor, bunu BASBAŞ’ta görüyoruz</span></h2>
<p><strong>ESBAŞ </strong>ve BASBAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili, Yürütme Kurulu Başkanı Dr. <strong>Faruk Güler, </strong>BASBAŞ’ta üretime başlamış şirketlerden birinin önünde durdu:</p>
<p>-          <strong>Bu yatırımcıyı Hollanda’da bulduk. BASBAŞ’ı anlattık. Türkiye’nin avantajlarını ortaya koyduk. Elbette eksikleri saklamadık. Avantajlar daha ağır bastı ve yatırıma geldi.</strong></p>
<p>Bu noktada şu saptamayı yaptı:</p>
<p>-          <strong>Ekonomide uzun süren bir sıkıntılı dönem yaşadık, yaşıyoruz. Bu ortamda genelde, </strong>“Kimse yatırıma gelmiyor. Kimse yatırım yapmıyor. Yaprak kıpırdamıyor” <strong>sesleri yükseliyor. Oysa yatırım ortamı uygunsa yabancı da geliyor, yerli de geliyor. BASBAŞ’ta bunu görüyoruz.</strong></p>
<p>Yatırım ihtiyacının en zor koşullarda bile görüldüğünü kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Sürdürülebilir işi olanlar en sıkıntılı ortamda bile yatırım yapmaktan geri durmuyor.</strong></p>
<h2><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a5075a8f38fe-1783657896.jpg" alt="" width="700" height="328" /></strong><span style="color: #e03e2d;">BASBAŞ’ın dış tanıtımına emekli büyükelçi Ümit Yalçın liderlik ediyor</span></h2>
<p><strong>BASBAŞ</strong>’ın yönetim merkezine doğru yürürken önceki Londra Büyükelçimiz <strong>Ümit Yalçın</strong>’la karşılaştık, sordum:</p>
<p>-          <strong>Sayın Büyükelçim, hayırdır?</strong></p>
<p><strong>Ümit Yalçın, </strong>yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Londra’da görevim tamamlandığında emekli oldum. İzmir’e yerleştim. Faruk Bey’le (Güler) yolumuz kesişti, BASBAŞ’a Yabancı Yatırımlar Kıdemli Danışmanı oldum.</strong></p>
<p>ESBAŞ ve BASBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Dr. <strong>Faruk Güler, </strong>emekli büyükelçi <strong>Ümit Yalçın</strong>’la yollarının kesişmesini şöyle anlattı:</p>
<p>-          <strong>Ümit Bey İzmir’e yerleşmiş, bir süre sonra da </strong>“Bir şeyler yapsam iyi olacak” <strong>diye düşünmeye başlamış. Ortak bir arkadaşımız aracılığıyla buluştuk, sohbet ettik. Frekanslarımız tuttu. Kendisine anında teklif ettim, sağ olsun danışmanlığımızı kabul etti.</strong></p>
<p><strong>Ümit Yalçın</strong>’ın BASBAŞ’ın yurt dışındaki tanıtımlarında liderlik yaptığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Dünyada yatırım ortamı zayıf. Ülkemizde de aynı durum söz konusu. Biz bu ortamda Ümit Bey’in liderliğindeki ekibimizle Türkiye’nin avantajlarını, eksiklerini de gizlemeden anlatıyoruz.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>BASBAŞ’ı yurt dışında tanıtırken Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin de desteğini görüyoruz. Kendileriyle çok yakın çalışıyoruz. Ayrıca Ticaret Ataşelerimiz de bize yardımcı oluyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ESBAŞ, ihracat liginde birçok ili geride bırakıyor</span></h2>
<p><strong>ESBAŞ </strong>ve BASBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Dr. <strong>Faruk Güler, </strong>ESBAŞ’ın Türkiye’nin ihracatındaki yerine değindi:</p>
<p>-          <strong>ESBAŞ, Ege Bölgesi’nin toplam ihracatında yüzde 11, İzmir’in ihracatında da yüzde 26 paya sahip. 3.5 milyar dolarlık ihracat sıralamada bizi yukarıda tutuyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>ESBAŞ, Türkiye ihracat liginde birçok ilimizi geride bırakıyor. 10-11’inci sırada bulunuyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Bergama, BASBAŞ etkisini hissediyor</span></h2>
<p><strong>ESBAŞ </strong>ve BASBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı Dr. <strong>Faruk Güler, </strong>Bergama Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Lütfi Kolat </strong>ve Meclis Başkanı <strong>Onur Kayalıoğulları</strong>’na döndü:</p>
<p>-          <strong>Bergama, BASBAŞ’ın olumlu etkisini şimdiden hissetmeye başladı değil mi?</strong></p>
<p><strong>Lütfi Kolat </strong>yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Biz zaten olumlu katkı yapmasını bekliyorduk. Altyapı yatırımları başladığında etkiyi hissetmeye başladık. Şimdi yatırımlar da adım adım devreye giriyor. Olumlu etki daha da büyüyecek.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/basbasi-35-yillik-tecrubeyle-kurduk-yatirim-da-cekiyoruz-hedef-10-yilda-3-milyar-dolar-82901</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/1/1280x720/esbas-ve-basbas-yurutme-kurulu-baskani-drfaruk-guler-esbasta-25-yilda-yakaladigimiz-performansa-basbasta-10-yilda-ulasacagiz-1783241734.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BASBAŞ’ı 35 yıllık tecrübeyle kurduk, yatırım da çekiyoruz, hedef 10 yılda 3 milyar dolar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yurt-disi-harcama-dizginlenemiyor-82899</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışı harcama dizginlenemiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Türkiye'de son yıllarda hızla yükselen fiyatlar, alışveriş dengelerini de değiştirmeye başladı. Özellikle hazır giyim, ayakkabı, kozmetik ve elektronik gibi turistlerin yoğun harcama yaptığı ürün gruplarında fiyatların döviz bazında da yükselmesi, Türkiye'nin alışveriş destinasyonu olarak rekabet gücünü zayıflatırken, Türk tüketicilerinin ise yurt dışında daha fazla harcama yapmasına yol açıyor. Bankacılık verileri de bu tabloyu doğruluyor. Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) mayıs ayı verilerine göre yerli kredi kartlarıyla yurt dışında yapılan fiziki harcamalar mayıs ayında tarihi zirveye ulaştı. İşlem tutarı bir önceki aya göre yüzde 23 artarak 75,7 milyar TL'den 93 milyar 64 milyon TL'ye yükselirken, işlem adedi de 45,3 milyondan 52,1 milyona çıkarak bugüne kadarki en yüksek seviyesini gördü.</p>
<h2>Bir yıllık artış yüzde 67’ye çıktı </h2>
<p>Son bir yıllık dönemde artış çok daha dikkat çekici oldu. 2025 Mayıs ayında 55,7 milyar TL olan yurt dışı harcamaları, bir yıl içinde yaklaşık yüzde 67 artarak 93,1 milyar TL'ye ulaştı. Aynı dönemde işlem sayısı da 40,4 milyondan 52,1 milyona yükseldi. Veriler, yurt dışı seyahatleri ile yabancı ülkelerdeki fiziksel mağazalarda yapılan kartlı harcamaların hız kesmeden arttığını gösterdi.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a5071db2105c-1783656923.png" alt="" width="298" height="391" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a5071e333bb5-1783656931.png" alt="" width="296" height="441" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a5071ecbb066-1783656940.png" alt="" width="295" height="408" /></p>
<h2>Yabancıların harcaması sınırlı arttı </h2>
<p>Buna karşılık yabancı kartlarla Türkiye'de yapılan alışverişlerde artış oldukça sınırlı kaldı. 2025 Mayıs ayında 41 milyar TL olan alışveriş tutarı, 2026 Mayıs ayında 48,4 milyar TL'ye yükselerek yalnızca yüzde 18 arttı. İşlem adedi ise aynı dönemde 10,3 milyondan 11,5 milyona çıkarak yüzde 11,6 yükseldi. İki veri birlikte değerlendirildiğinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkıyor. Türk tüketicilerinin yurt dışındaki kartlı harcamaları hem işlem adedi hem de tutar bazında rekor seviyelere ulaşırken, yabancı turistlerin Türkiye'deki alışveriş harcamaları aynı hızda büyümüyor. Başka bir ifadeyle, Türklerin yurt dışına taşıdığı alışveriş talebi, turistlerin Türkiye'ye getirdiği alışveriş talebinden çok daha hızlı artıyor.</p>
<h2>Yüksek enflasyon-döviz ilişkisi </h2>
<p>Sektör temsilcileri, bu eğilimin en önemli nedenleri arasında Türkiye'de yüksek enflasyon nedeniyle fiyatların döviz bazında da pahalı hale gelmesini gösteriyor. Özellikle alışveriş turizminin lokomotifi olan hazır giyim, ayakkabı, kozmetik ve elektronik ürünlerinde fiyat avantajının zayıflaması, turistlerin harcamalarını sınırlandırırken, Türk tüketicileri de alışveriş için yurt dışına yöneltiyor. Bu durum, Türkiye'nin uzun yıllardır sahip olduğu “uygun fiyatlı alışveriş ülkesi” konumunun yeniden güçlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">30 Euro'luk muafiyetin kaldırılması da durduramadı!</span></h2>
<p>Benzer durum alınan önlemlere rağmen online dış ticarette de kendini gösterdi ve yurt dışından yapılan online alışverişlerde 30 Euro’luk gümrük muafiyetinin tamamen kaldırılmasına rağmen online harcamalardaki artış hız kesmedi. BKM verilerine göre yerli kartlarla yurt dışındaki internet sitelerinden yapılan harcamalar, 2025 Mayıs ayındaki 29,2 milyar TL seviyesinden 2026 Mayıs ayında 43,6 milyar TL'ye yükselerek bir yılda yaklaşık yüzde 49 arttı. Aynı dönemde yabancı kartlarla Türkiye'deki internet sitelerinden yapılan online alışverişler ise 15,9 milyar TL'den 19,5 milyar TL'ye çıkarak yaklaşık yüzde 23 büyüdü. Böylece Türk tüketicisinin yurt dışı e-ticaret harcamalarındaki artış, yabancı tüketicilerin Türkiye'deki online harcamalarının yaklaşık iki katı hızda gerçekleşti. Veriler, ithal ürünlere yönelik gümrük tedbirlerine rağmen yurt dışı e-ticaret talebinin güçlü seyrini koruduğunu, buna karşılık Türkiye’deki online perakendenin yabancı müşterilerden aynı ölçüde pay alamadığını ortaya koydu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yerlilerin online’da yurtdışına alışveriş turu harcaması arttı</span></h2>
<p>BKM'nin mayıs ayı sektörel verilerine göre, onlineda yerli kartlarla yurt dışında en fazla harcama yapılan sektör seyahat harcamalarını da içeren hizmet sektörü oldu. 17,2 milyar TL’ye ulaşan sektörü 9 milyar TL ile seyahat acenteler/taşımacılık, 2,7 milyar TL ile konaklama, 1,6 milyar TL ile havayolu izledi. Perakendeyi kapsayan elektrik elektronik harcaması 1,8 milyar TL, giyim harcaması 1 milyar TL’ye ulaştı. Yabancılar ise onlineda yurtiçinden 9 milyar TL ile havayolu, 2,4 milyar TL ile konaklama 2 milyar TL ile de seyahat acentesi/taşımacılık harcaması yaptı. Perakende harcamaları ise yerlilerin yurtdışından yaptığı harcamaların 3’te 1'i oranında gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yurt-disi-harcama-dizginlenemiyor-82899</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/e-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BKM verilerine göre, Türk tüketicilerinin yurt dışındaki harcamaları rekor kırarken, yabancı turistlerin Türkiye&#039;deki alışverişi belirgin şekilde yavaşladı. Son bir yılda yerli kartlarla yurt dışında yapılan harcamalar yüzde 67 artarken, yabancı kartlarla Türkiye&#039;deki alışverişlerde artış yüzde 18’de kaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zirve-bildirisinin-kodlari-ne-diyor-82898</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zirve bildirisinin kodları ne diyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>NATO'nun Ankara'da düzenlediği zirve toplantısında hem İttifak'ın dönüşümü, hem de yeni yönelimleri konusunda kritik kararlar alındı.</p>
<p>Ancak zirve sonunda yayınlanan sonuç bildirisinin sadece altı maddeden oluşması - bu maddelerden birinin de Türkiye'ye zirve ev sahipliği teşekkürü olması-, NATO içinde ABD ile Avrupalı müttefikler arasındaki sıkıntıların hala devam ettiğinin somut göstergesi gibi. Bildirinin şifreleri şöyle;</p>
<p><strong>Görüş ayrılıkları aşılamadı</strong></p>
<p>Ankara zirvesinde NATO içinde özellikle savunma harcamaları, Ukrayna, ABD'nin Avrupa'daki rolü, Çin ve İran meselesi konusunda yaşanan görüş ayrılıkları aşılamamış görünüyor. Bu nedenle kısa tutulan bildiride  yalnızca üzerinde tam uzlaşı sağlanabilen ifadeler yer aldı. Bir anlamda "durum kurtarma bildirisi" yayınlanmış oldu.</p>
<p><strong>Avrupa savunması NATO içinde güçlenecek </strong></p>
<p>NATO Ankara Zirvesi'nin sonuç bildirisinde, Avrupa'nın ittifak içindeki rolünün güçlendirilmesi ön plana çıktı. Bildiride, "güçlü bir NATO'nun, güçlü bir Avrupa ile mümkün olduğu" vurgulanırken, Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın ABD'yle birlikte İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstleneceği belirtildi. Bildiri, savunma sanayiinde iş birliğinin artırılması ve daha güçlü bir Avrupa'nın NATO çatısı altında ittifakın geleceğinde daha etkin rol üstlenmesini hedefleyen yeni döneme işaret etti. Bildirinin bu paragrafındaki ifadeler Türkiye açısından da kilit önem taşıyor. Avrupa'nın savunmasını güçlendirirken bunu NATO içinde mi yapacağı, yoksa AB'nin özerk bir savunma sistemi mi kuracağı tartışılıyordu. Ankara açısından, Avrupa savunmasının Türkiye'nin de üyesi olduğu NATO ittifakı içinde güçlenmesi kritik önem taşıyor. Bildirinin bu yönde çıkmasında Türkiye'nin de katkısı büyük.</p>
<p><strong>Çin çıktı, yapay zekâ bildiriye girdi</strong></p>
<p> Bildirgede dikkat çeken en önemli değişikliklerden biri, son yıllarda NATO metinlerinde öne çıkan Çin'e yönelik ifadelerin tamamen çıkarılması oldu. Bu tercihin altında da yine İttifak içinde Çin'e nasıl yaklaşılması gerektiği konusundaki kafa karışıklığının sürmesi yatıyor.</p>
<p>Bildirideki teknoloji başlığında ise NATO'nun "Transatlantik Savaş Bulutu" oluşturma çalışmaları ile güçlü yapay zekâ modellerinin askerî sistemlere entegrasyonu öne çıktı. Derin hassas vuruş kabiliyetleri, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ile uzay ve siber yeteneklere yapılan vurgu da geleceğin savaş konseptinin artık dijital teknolojiler üzerine inşa edildiğini ortaya koydu.</p>
<p><strong>Türkiye'yi memnun eden başlık: </strong><strong>Savunma sanayisinde engeller kalksın</strong></p>
<p>Ortak bildiride en dikkat çekici başlıklardan biri savunma sanayii oldu. Müttefikler 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki ve ortak projeler için taahhütte bulunurken, savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması ve ortak üretim kapasitesinin artırılması hedefi de açık şekilde ifade edildi. Bu yaklaşım, NATO'nun yalnızca askerî bir ittifak değil, aynı zamanda ortak bir savunma üretim ekosistemi oluşturma arayışında olduğunu gösteriyor. Türkiye açısından ise bu madde, gerek ABD'nin gerekse Avrupalı müttefiklerin uyguladıkları silah ambargolarının kaldırılması yönünde önemli irade bildirimi olarak kayıtlara geçmiş durumda.</p>
<p><strong>Ukrayna artık NATO ekosisteminin parçası</strong></p>
<p>Bildirgede Ukrayna desteği de güçlü şekilde korundu. 2026 yılı için yaklaşık 70 milyar avroluk askerî yardım, eğitim ve ekipman desteği taahhüt edilirken, bu seviyenin en az 2027 yılında da sürdürülmesi hedefi kayda geçirildi. Üstelik ABD Başkanı Trump'ın Ukrayna'ya savunma füzeleri lisansı verilip, bu ülkede üretime geçileceğine ilişkin açıklaması, Ukrayna'nın artık "silah sağlanan" ülke olmaktan çıkarıp, NATO eko-sisteminin parçası olacağının işaretini verdi. Türkiye, Ukrayna'da kurduğu ortak dron    üretim tesisleri ile zaten bu yöndeki ilk adımları atan ülkelerden biriydi.</p>
<p><strong>İran anlaşmazlığı aşılamadı </strong></p>
<p>Ankara NATO zirvesinde İran savaşı konusunda ABD ile Avrupalı müttefikleri arasındaki anlaşmazlık da aşılamadı. Ancak "Trump'ı memnun göndermek" için olsa gerek, Avrupalılar bildiriye İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiği ve Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine tam saygı gösterilmesi yönünde bir çağrı ifadesi koydular. Ancak Trump'ın Ankara'da zirve boyunca konuştuğu her ortamda Avrupa'ya yönelik "İran meselesinde ABD'yi yalnız bıraktılar" eleştirilerine rağmen Avrupalılar İran savaşına NATO'yu sokacak herhangi bir taahhüdün bildiriye yansımasına izin vermediler.</p>
<p><strong>Avrupalılar bastırdı; yüzde 5 savunma </strong><strong>harcaması koşulu bildiriye girmedi</strong></p>
<p>Zirvenin en dikkat çekici eksiklerinden biri ise savunma harcamaları oldu. Lahey'de kabul edilen GSYH'nin yüzde 5'ine ulaşma hedefi bildirgede açık biçimde tekrar edilmedi. Bunun yerine daha muğlak ifadeler tercih edildi. Bu durumu, başta İspanya olmak üzere bazı ülkelerin hedefe mesafeli yaklaşmasının ve birçok Avrupa ülkesinin gerekli finansmanı nasıl sağlayacağı konusunda hâlâ net bir plan ortaya koyamamasının yansıması olarak değerlendirmek mümkün.</p>
<p><strong>2027'de NATO zirvesi olacak mı?</strong></p>
<p>Zirvenin ardından dikkat çeken bir diğer ayrıntı ise gelecek yıl yapılacak NATO Liderler Zirvesi oldu. Sonuç bildirgesinde bir sonraki NATO liderler zirvesinin yeri ve tarihi konusunda herhangi bir taahhüt bulunmazken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte daha sonra zirvenin Arnavutluk'ta yapılacağını açıkladı. Ancak tarih verilmemesi, gelecek yıl liderler düzeyinde zirve yapılıp yapılmayacağı konusunda soru işaretlerinin devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Ankara zirvesi İttifak içindeki anlaşmazlıkların kamuoyuna yansıtılmadan bitirilmesi ve sonuçta -kısa da olsa- herkesin imza attığı ortak bir bildiride buluşulması açısından bir başarı olarak nitelendirilebilir. Ancak önümüzdeki yıl Trump'ın hala ABD Başkanı olarak devam edecek olması nedeniyle, bir "yol kazası" olmaması için NATO liderler zirvesinin 2027'de yapılmaması ihtimali büyük.</p>
<p><strong>F-35'te kapı aralandı, karar çıkmadı</strong></p>
<p>Ankara'daki NATO Zirvesi, Türkiye-ABD ilişkilerinde uzun süredir kriz başlığı olan F-35 dosyasını yeniden gündemin en üst sıralarına taşıdı. Ancak zirveden çıkan tablo, sorunun çözüldüğünü değil, çözüm için siyasi iradenin ortaya konulduğunu gösteriyor.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamalar dikkat çekiciydi. Trump, F-35 satışı konusunda "Henüz tam olarak kararımı vermedim" derken, Erdoğan için "Bize birçok farklı şekilde yardımcı oldu. Eğilimim vermek yönünde" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ise Reuters'ın "S-400'leri başka bir ülkeye gönderecek misiniz? Trump size F-35 konusunda ne söyledi?" sorusuna tek cümleyle yanıt verdi: "Bizi izlemeye devam edin."</p>
<p>Bu açıklamalar, tarafların kamuoyu önünde kesin taahhüt vermekten kaçındığını ancak kapıları da kapatmadığını gösteriyor.</p>
<p>Asıl soru ise Trump'ın hangi F-35 senaryosundan söz ettiği.</p>
<p>- İlk ihtimal, Türkiye'nin parasını ödediği ve ABD'de hangarlarda bekletilen uçakların teslim edilmesi. Bu seçenek, hem hukuki hem de siyasi açıdan en uygulanabilir senaryo olarak değerlendiriliyor. Nitekim geçmişte bu uçakların bakım masrafları için Türkiye'ye fatura gönderilmiş olması da mülkiyet tartışmasını farklı bir boyuta taşıyor.</p>
<p>- İkinci ve daha kapsamlı seçenek ise Türkiye'nin yeniden F-35 programına dahil edilmesi. Ancak burada da iki farklı model bulunuyor. Ankara'nın yeniden üretici ortak statüsüne dönmesi en zor ihtimal olarak görülüyor. Daha gerçekçi senaryo ise Türkiye'nin programa yabancı askeri satış (FMS) modeliyle müşteri olarak geri dönmesi.</p>
<p>- Ayrıca F-35 dosyasının kilit başlığı olmaya devam eden S-400 meselesinde de yeni formüller tartışılıyor; Sistemlerin üçüncü bir ülkeye devredilmesi seçenekler arasında yer alıyor. Azerbaycan'ın bu seçeneğe sıcak bakmadığı belirtilirken, Suriye formülü güvenlik riskleri nedeniyle zayıf görülüyor. Öne çıkan seçenek S-400'lerin Körfez'deki Arap ülkelerinden birine satılması. Türkiye, Katar ve Umman ile Eurofighter uçağı satın alımı konusunda uzlaşmıştı. S-400'lerin bu ülkelerden birine uçaklar karşılığında verilmesi söz konusu olabilir. Ancak S-400'te herhangi bir formülün  hayata geçmesinin yalnızca Türkiye-ABD ilişkilerini değil, Ankara-Moskova hattındaki dengeleri de kökten değiştirmeye, Rusya ile gerginlik yaratmaya aday olduğu da unutulmamalı.</p>
<p>- Öte yandan NATO Zirvesi'nde F110 savaş uçağı motorlarının tedarikinde herhangi bir siyasi engel bulunmadığı mesajı verilmesi de dikkat çekti. Bundan sonraki pazarlığın, motorların TEI tarafından lisans altında üretilmesi ve yüksek adetli üretim garantisi üzerine yoğunlaşması bekleniyor. Bu başlık, Türkiye'nin savunma sanayii açısından F-35 kadar stratejik önem taşıyor.</p>
<p>Trump her ne kadar Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarını kaldıracağını söylese de sürecin yalnızca Beyaz Saray'ın kararıyla ilerlemesi mümkün görünmüyor. ABD Kongresi'nin onayı, özellikle F-35 programına dönüş gibi kritik başlıklarda belirleyici olmaya devam edecek. Bu nedenle Trump'ın siyasi iradesi önemli olsa da tek başına yeterli değil.</p>
<p><strong>Gemi inşada kritik iş birliği</strong></p>
<p>Savaş uçakları konusunda Ankara istediğini alamasa da, savunma sanayisinin kritik başlıklarından biri olan savaş gemisi inşasında Ankara ile Washington arasında mutabakat sağlandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Trump ile fırkateyn, korvet ve denizaltı projeleri başta olmak üzere gemi inşa alanında iş birliği yapmak konusunda uzlaştıklarını, ortak adımların kısa sürede atılacağını açıkladı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Zirvede gölgede kalanlar</strong></span></p>
<p><strong>ABD- İspanya gerginliği:</strong> Trump, NATO'daki savunma harcamaları nedeniyle İspanya'yı sert sözlerle hedef alarak, basın toplantısında kendisini dinleyen ABD Hazine Bakanı'na İspanya ile tüm ticari ilişkilerin kesilmesi talimatını verdi ve "İspanya ile artık hiçbir ticaret yapmak istemiyoruz" dedi.</p>
<p><strong>Trump- Meloni sıkıntısı:</strong> İtalya Başbakanı Meloni ile Trump arasındaki gerginlik Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderler onuruna verdiği akşam yemeğine de yansıdı. Meloni, kendisi için "benimle fotoğraf çektirmek için yalvardı" diye açıklama yanan Trump'la karşılaşmamak için yemeğe geç geldi. Liderler zirve aile fotoğrafı çekerken de Trump salona girdiğinde Meloni'nin yüzünü diğer tarafa çevirmesi dikkat çekti.</p>
<p><strong>Çekya'daki siyasi gerginlik aile fotoğrafında:</strong> Ankara'daki NATO Liderler Zirvesi'nin aile fotoğrafı, Çekya'daki siyasi krizi de gözler önüne serdi; Başbakan Andrej Babiš'in heyete katılmasına karşı çıktığı ancak mahkeme kararıyla zirvede yer alan Cumhurbaşkanı Petr Pavel'in fotoğraf karesinin zirve akşam yemeğinde çekilen fotoğraf karesinde  iki ayrı uçta konumlanması, iki lider arasındaki gerilimi objektiflere yansıttı.</p>
<p><strong>Orban gitti, ancak halefi de Ukrayna konusunda tutum değiştirmedi:</strong> Macaristan'da son seçimlerde Orban'ın 16 yıllık Başbakanlığı bitti, ancak izlediği Ukrayna'ya askeri yardım konusundaki olumsuz politika devam ediyor. Orban'ın yerine Başbakanlık koltuğuna oturan Magyar da Ankara'daki NATO zirvesinde yaptığı açıklamada Macaristan'ın Ukrayna'ya yalnızca insani yardımları sürdüreceğini belirterek, Macaristan Ukrayna'ya silah veya asker sağlamayacak" dedi. Bulgaristan Başbakanı Radev de AB'nin 13 yardım paketinin ardından ülkesinin silah ve mühimmat stoklarının tükendiğini, Ukrayna'ya gönderebilecekleri ilave askeri malzeme kalmadığını vurguladı. Çekya Başbakanı Andrej Babis ülkesinin Ukrayna'ya askeri teçhizat, yardım ve eğitim desteği kapsamında NATO'nun 70 milyar avroluk taahhüde katkıda bulunmayacağını bildirdi.</p>
<p><strong>Hediye silah Ankara'da kaldı:</strong> İngiliz basınına yansıyan haberlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO Liderler Zirvesi'ne katılan liderlere isimlerine özel işlenmiş tabanca ve mühimmat hediye ettiği, ancak İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın silahı ülkesine götürmenin yasal olmaması nedeniyle Türkiye'de bırakarak etkisiz hale getirilmesini istediği bildirildi. Diğer liderlerin ise hediye silahları beraberlerinde götürüp götürmedikleri açıklanmadı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zirve-bildirisinin-kodlari-ne-diyor-82898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/8/1280x720/nato-1783656469.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO Ankara Zirvesi’nin Z raporu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dicle-elektrik-52-bin-300-led-armaturu-devreye-aldi-82968</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dicle Elektrik 52 bin 300 LED armatürü devreye aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MAHİR SOLMAZ/DİYARBAKIR</strong></p>
<p>Kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Batman, Şırnak ve Siirt’te hizmet veren Dicle Elektrik'in, çevre dostu teknolojilere yaptığı yatırımlarla sektöründeki öncü konumunu güçlendirmeye devam ettiği belirtildi.</p>
<p>LED aydınlatma dönüşümünü hızlandıran şirket, TEDAŞ’ın resmi verilerine göre 2025 yıl sonu itibarıyla hizmet bölgesindeki toplam 39 bin 104 LED tesis ve dönüşüm uygulamasıyla Türkiye’deki 21 elektrik dağıtım şirketi arasında ilk sırada yer aldı.               </p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Dicle Elektrik’in hayata geçirdiği LED dönüşümü, enerji verimliliği alanında da önemli kazanımlar sağlıyor. Şirket tarafından gerçekleştirilen güncel analizlere göre, LED aydınlatma yatırımları sayesinde yılda yaklaşık 10 milyon kWh enerji tasarrufu elde ediliyor. 2025 yılı için kilovatsaat başına ortalama 6,80 TL birim maliyet esas alınarak yapılan hesaplamaya göre, sağlanan enerji tasarrufunun yıllık ekonomik karşılığı yaklaşık 68 milyon TL’ye ulaşıyor. Böylece LED dönüşümü yalnızca çevresel sürdürülebilirliği desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda ülke ekonomisine de her yıl önemli ölçüde katma değer sağlıyor.</p>
<p>Dicle Elektrik’in modern aydınlatma olarak anılan LED aydınlatmada Türkiye’nin zirvesinde olduğunu belirten Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas şunları söyledi: “Hizmet bölgemizde müşterilerimize dünya standartlarında hizmet sunmak için aralıksız olarak çalışıyoruz. Yaptığımız LED yatırımları sayesinde bugün 6 ilimiz Türkiye’nin en modern aydınlatma şebekesine sahip durumda bulunuyor. Bu durum rakamlara da yansımış durumda. TEDAŞ’ın resmi verilerine göre 2024 yıl sonu itibarıyla 24 bin 890 LED tesis ve dönüşümle sektör lideriydik. 2025 yıl sonu itibarıyla bu sayıyı 39 bin 104’e çıkararak liderliğimizi daha da pekiştirdik. 2026 yılında da bu yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Kırsal şebeke dönüşüm çalışmaları kapsamında sadece 2026 yılı içinde 54 bin 750 LED armatür daha tesis ederek, toplam LED armatür sayımızı 107 binin üzerine taşımayı hedefliyoruz. Modern aydınlatma altyapısıyla kentlerimizin hem aydınlatmasına hem de enerji verimliliğine katkı sağlarken, ülkemizin sürdürülebilirlik hedeflerine de destek olmaya devam edeceğiz.” </p>
<p>Açıklamanın devamında, "Dicle Elektrik’in hizmet bölgesinde yaygınlaştırdığı LED teknolojisi, yalnızca ekonomik tasarruf sağlamakla kalmıyor, çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli avantajlar sunuyor. Klasik aydınlatma sistemlerine kıyasla daha düşük enerji tüketen ve daha uzun ömürlü kullanım imkânı sağlayan LED armatürler, enerjinin büyük kısmını doğrudan ışığa dönüştürerek kayıpları en aza indiriyor." ifadeleri kullanıldı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dicle-elektrik-52-bin-300-led-armaturu-devreye-aldi-82968</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/8/1280x720/yasar-arvas-1783687612.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hizmet bölgesi olan 6 şehirde 2022’den bu yana 3 milyar TL yatırım yaparak 1300 kilometrelik LED aydınlatma şebekesi kuran Dicle Elektrik&#039;in bu süreçte 52 bin 300 LED armatürü de devreye aldığı bildirildi. Dicle Elektrik Genel Müdürü Yaşar Arvas, &quot;Yaptığımız LED yatırımları sayesinde bugün 6 ilimiz Türkiye’nin en modern aydınlatma şebekesine sahip durumda bulunuyor. Bu durum rakamlara da yansımış durumda.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yesil-donusum-gec-kalanlar-icin-buyuk-bir-maliyet-erken-davrananlar-icin-bir-firsat-82960</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yeşil dönüşüm geç kalanlar için büyük bir  maliyet, erken davrananlar için bir fırsat&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) ile EKONOMİ Gazetesi (NBE) iş birliğinde, Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli gerçekleştirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50c28d040f6-1783677581.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Genel Koordinatör Vahap Munyar'ın moderatörlüğündeki panelin konuşmacıları SATSO Yönetim Kurulu Başkanı A. Akgün Altuğ, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Çöpoğlu, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Hulusi Dede ile Otokar Çevre ve Sürdürülebilirlik Lideri Gönül Mumlu oldu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a50c25327a08-1783677523.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>Akgün Altuğ</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>"Greenshift ile firmalarımıza gerekli desteği vereceğiz"</strong></p>
<p>Panelde yeşil dönüşümün önemine dikkat çeken <strong>SATSO Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ</strong><strong>, </strong>yıllardır yeşil dönüşüm ile ilgili oda olarak çalışmalar yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Sakarya’nın hem sınai hem de tarımda üreten bir şehir olduğunu belirten Akgün, şu bilgileri verdi: “Yeşil dönüşüm konusunda firmalarımızı bu süreçten haberdar etmek bu sürece adapte olmalarını sağlamak üzere çok fazla etkinlik yapıyoruz. Uygulama aşamasında projelerimizi hayata geçiriyoruz. Yeni bir projemiz var. Bünyemizde Yeşil Mutabakat Komisyonu kuran ve bu sürece en erken reaksiyon gösteren odalardan biriyiz. Sakarya sanayisini yeşil mutabakat, karbon ayak izi ölçümü ve sürdürülebilir üretim sürecine hazırlamaya çalışıyoruz. Oda olarak bu sürece ciddiyetle kanalize olduk ve üyelerimize fayda sağlayacağımız birçok mekanizmayı devreye aldık. Uygulama aşamasında üyelerimize kılavuzluk etmeye çabalıyoruz. Yeni projemiz Greenshift ile de kuracağımız merkezde firmalarımıza her konuda gerekli desteği vereceğiz.”</p>
<p><strong>"Sürekli iyileştirme çalışmaları gerçekleştiriyoruz"</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6a50c2327a9fc-1783677490.jpg" alt="" width="700" height="395" />
<figcaption><strong>Gönül Mumlu</strong></figcaption>
</figure>
<p> </p>
<p><strong>Otokar Çevre ve Sürdürülebilirlik Lideri Gönül Mumlu</strong><strong> </strong>ise, Otokar olarak çevresel sürdürülebilirliği ve tüm ulusal mevzuatlara uyum sağlamayı öncelikli hedef aldıklarını söyledi.</p>
<p>Yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir üretim modelinin sadece şirketler için değil, tüm yöre halkı ve dünya için de önemli olduğunu ifade etti. Sürdürülebilirlik konusuna çok dikkat ettiklerini, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlikte sadece firmaların değil, çalışanların da bu dönüşüme ayak uydurması ve eğitiminin önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Gönül Mumlu, standartların da ötesine geçerek sürekli iyileştirme çalışmaları yaptıklarını belirterek şu bilgileri verdi: “Bunları yaparken tabiki tüm fabrikanın katılımı önemli. Çalışanların bilgilendirilmesi, eğitilmesi çok kıymetli. Bilgilendirmelerin haricinde bu süreci yarışmalarla da kuvvetlendiriyoruz. Bunun dışında tedarikçilerimiz de çok çok önemli. Tedarik zincirimizi de bizimle birlikte bu yolculukta güçlü bir yolculuğa hazırlamaya çalışıyoruz. Biz sürdürülebilirlik yönetim modelimizi oluşturduk. Bu modelimizi web sayfamızda halkın ve herkesin erişimine açık hale getirdik.”</p>
<p><strong>Yeşil dönüşüm bir teknoloji yarışı</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50c26492863-1783677540.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>Ömer Hulusi Dede</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>SUBÜ İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Hulusi Dede ise panelde yaptığı konuşmada i</strong>klim değişikliğinin dünyada geri dönülmez değişimlere yol açtığına dikkat çekti. Dede, yeşil dönüşüm sürecinin sürdürülebilirliğin yanında aynı zamanda bir teknoloji yarışı da olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Dede şu bilgileri verdi:</strong><strong> “</strong>Yeşil dönüşüm doğa, insan ve çevre sağlığını önceleyecek şekilde gerçekleştirilen faaliyetlere giden yoldur. İklim değişikliğinin etkilerinin görülmeye başlandıktan sonra çevresel boyutu tartışılmaz bir gerçek. Yeşil dönüşüm bir teknoloji yarışı. Çok önemli teknoloji yarışı ve gelecekte faaliyetlerimizi sürdürmemiz için kaçırmamamız gereken bir yarış. Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası bu konuda en erken reaksiyon alan oda diyebiliriz. Bu işin sahasında çalışan bir ekibi var. Aynı zamanda Doğu Marmara Kalkınma Ajansı bölgesindeki tek İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Araştırma Merkezi Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi bünyesinde bulunuyor. Dolayısıyla sahada çok aktif bir şekilde bu konularda çalışıyoruz. Noksanlıkları da yakından görme fırsatımız oluyor. Yeşil dönüşüm geç kalanlar için büyük bir maliyet, erken davranan için de ciddi bir fırsat olacak. Dolayısıyla bizim bu konuyu artık kaçırmamız söz konusu değil.”</p>
<p><strong>"Yeşil dönüşüm aslında bir zorunluluk"</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a50c27580ee2-1783677557.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>Mustafa Çöpoğlu</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Çöpoğlu ise Yeşil Dönüşüm konusundaki destek, teşvik ve proje çalışmalarına ilişkin verdiği bilgilerde a</strong>jans olarak yeşil dönüşümün önemini bildiklerini ve bu konusundaki projelere de ağırlık verdiklerini söyledi. Ajans olarak istihdam ve üretimin öncelikleri arasında olduğunu belirtti.</p>
<p>Çöpoğlu şunları söyledi: “Hizmet ettiğimiz bölgede sanayicimize kaynaklarımızı etkili ve verimli şekilde kullanmalıyız, üretelim ama havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyelim diyoruz. Hizmet ettiğimiz bölgede sanayicilerimize diyoruz ki üretelim ancak havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletmeyelim. Kaynaklarımızı da etkili ve erimli kullanalım. Bu sağlanabilir. Doğu Marmara Kalkınma Ajansı sınırları içindeki illerin ihracat rakamı 52 milyar lira. Bu ihracatın yüzde 61’i de AB ülkelerine yapılıyor. Yeşil dönüşüm aslında bir zorunluluk. Tercih nedeni değil. Özellikle demir çelik gübre ve çimento ve diğer enerji yoğun sektörlerde öncelikli olmak üzere yeşil dönüşüm yapmak zorundayız.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yesil-donusum-gec-kalanlar-icin-buyuk-bir-maliyet-erken-davrananlar-icin-bir-firsat-82960</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/0/1280x720/yesil-donusum-gec-kalanlar-icin-buyuk-bir-maliyet-erken-davrananlar-icin-bir-firsat-1783677614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası, KOBİ’leri Yeşil Dönüşüm sürecine kanalize etmek ve destek olmak amacıyla Avrupa Birliği destekli Greenshift projesini hayata geçiriyor. Gaziantep Sanayi Odası ve Belçika Antwerp-Waasland Ticaret ve Sanayi Odası ortaklığıyla kuruluş çalışmaları tamamlanmak üzere olan Greenshift projesi ile Sakarya sanayisinin yeşil mutabakat, karbon ayak izi ölçümü ve sürdürülebilir üretim sürecine hazırlanması amaçlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/okumayan-dunyaya-full-kontrol-zirve-82917</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Okumayan dünyaya full kontrol zirve</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya haberden uzaklaşıyor, devletler haberden daha fazla çekiniyor. Reuters Institute’un <strong>Digital News Report 2026</strong> (DNR) verileri, geleneksel haber düzeninin yalnız izleyici kaybetmediğini; kuşaklar arası aktarımını da kaybettiğini gösteriyor. Televizyon, gazete, radyo, haber sitesi gerilerken sosyal medya ve video ağları ilk kez hem televizyonu hem haber sitelerini geçti: Küresel ölçekte katılımcıların yüzde 54’ü haber için sosyal/video ağlarını kullanıyor; haber kuruluşlarının kendi site ve uygulamaları yüzde 51’de kalıyor.</p>
<p><strong>Sanmayın ki, herkes tüm gün sosyal medyada haber izliyor</strong></p>
<p>DNR’nin çok geniş bir kitle üzerinde gerçekleştirdiği kapsamlı araştırma yöntemi online anketlere dayanıyor; bu nedenle veriler “tüm dünya nüfusu” ölçülen pazarlardaki çevrimiçi haber ekosistemi açısından okunmalı. Fakat kırılma açık: geleneksel haberin erişimi de, alışkanlığı da sadakati de eş zamanlı çözülüyor.</p>
<p>Ankara NATO Zirvesi bu anlattığım dilemmayı, gözlerimizin önüne seriyor. NATO Zirvesi haberlerini gönül isterdi ki, çeşitli kaynakların birbirinden farklı bakış açılarıyla derinlemesine okuyalım. Akreditasyon alamayan gazeteciler haber yapamayınca, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un sabah koşusu, Külliye’de Micheline yıldızlı yemeklerin lezzeti, Başkan Trump Show ya da devlet ve hükümet başkanlarının karşılanma ve uğurlanma serominlerinden enstantaneler üzerinden zirve okuduk. Gerçek gazetecilerden gerçek zamanlı haber yorum ve kritik kulis bilgilerine ulaşamadık.</p>
<p>Alınan kararların anlamını, söylenenler ile söylenmeden ifade edilenlerin satır arasındaki bilgileri; sonuç bildirisinde yer alan maddelerin ne ifade ettiğini veri ve yorum madenciliği yaparak çıkarabileceğiz.</p>
<p>Eski diplomat, NATO uzmanı stratejist Hasan Aygün ve Diplomasi yazarı gazeteci Barçın Yinanç’la Boston Ankara hattı kurdum. Youtube ve LinkedIn platformlarından canlı yayınlanan bu söyleşi haberlerini önümüzdeki günlerde ayrıca text formatında paylaşacağım, sıcağı sıcağına izleyebilirsiniz.</p>
<p>Uzun değerlendirmeden bazı satır başlarını paylaşmak isterim:</p>
<ul>
<li>Başkan Trump gerçekten F-35 vereceğini söyledi mi, ifadelerinin anlamı neydi?</li>
<li>NATO hiç olmadığı kadar güçlü mü, yoksa biz parçalanabilecek bir NATO mu gördük?</li>
<li>NATO içindeki çatlaklar nedir?</li>
<li>Avrupa Ordusu neden gündeme gelmedi, zirveyi tüm olarak yorumladığımızda aslında biz bu ordunun hayata geçmiş olduğunu söyleyebilir miyiz?</li>
<li>Kanada Başbakanı’nın yaşadığı zirve diğer hükümet-devlet başkanlarından neden farklıydı? Carney’in toplantı zinciri ne anlama geliyor?</li>
<li>Suriye ABD görüşmesi yalnızca uluslararası ve bölgesel siyaset için mi kritik, yoksa Amerikan iç siyaseti için de bu görüşmenin değeri var mı, ne?</li>
<li>Hürmüz Boğazı’nda Türkiye’nin rolü olur mu, olursa ne olur?</li>
<li>S400’lere Dubai formülü ne kadar gerçekçi?</li>
<li>“Kullanışlı ülke” ne demek? Türkiye kullanışlı bir ülke mi, kimler böyle görüyor?</li>
<li>ABD, Türkiye’yi Avrupa’da görmek istiyor mu?</li>
<li>Ukrayna bu zirveden ne aldı, yalnızca Patriot füzeleri sözü cevap olarak yeterli olur mu? Dahası ne?</li>
</ul>
<p><strong>Şu soruyu da sormak isterim; </strong></p>
<p>Haberler kimin için yapılıyor? Belli değil; okumayan çoğunluk için mi, hâlâ okuyan azınlık için mi, kendi aralarında ve paralel evrende karar verenler için mi? Biraz da buradan bakıp düşünmeliyiz.</p>
<p>Reuters Institute’un verilerine göre 18–24 yaş grubunda haber sosyal medyada, video ve yapay zekâ sohbet araçlarında.</p>
<p><em><u>Gazete</u></em> tarafında kopuş çok çok sert: 18–24 yaşta son hafta gazete okumayanların yüzde 56’sı hayatında hiçbir zaman düzenli gazete okuru olmadığını söylüyor.</p>
<p><em><u>Geleneksel medya</u></em> yalnız yeni okur kazanamıyor demek değil; bir dönem kazandığı okuru da elinde tutamıyor.</p>
<p><em><u>Televizyon haberleri</u></em>, 35 yaş üstü kullanıcılarını yüzde 71 oranında tutabilirken 18–34 yaşta bu oran yüzde 51’e düşüyor. Haber siteleri ve uygulamaları için de gençlerde elde tutma oranı 10 puan daha düşük.</p>
<p><strong>Aktivistler neden beyaz saçlı?</strong></p>
<p>Okuyan demografisi değişti. Ankara’daki zirve bu nedenle yalnızca bir NATO zirvesi değil; haberin yeni doğasını gösteren bir sahne. Gözaltına alınan kişilerin dikkat çeken bir bölümü gri saçlıydı.</p>
<p>Ankara’da bir tarafta “5% Club” rozetiyle savunma harcamalarını siyasi kimliğe dönüştüren liderler, NATO logosu önünde konuşan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Ankara’ya indiği an zirveden rol çalan ABD Başkanı ve kameralara yakalanan gerilimli beden dili; savunma harcamaları yerine toplumsal bir konuda bu çabayı göstermiş olsa Nobeli hak eden NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Cumhurbaşkanlığı kompleksinde kusursuz koreografiyle verilen aile fotoğrafları...</p>
<p>Diğer tarafta zirve öncesinde ve sırasında protesto yasakları, gazeteci akreditasyonları, gözaltılar, tutuklamalar, engellenen internet içerikleri, susturulan itirazlar… Okumak isteyenin yabancı basından takip ettiği zirve içerikleri…</p>
<p><strong>Haber kimin elinden kaçıyor?</strong></p>
<p>“Haberden kopan kitleler” ilgisiz oldukları için mi kopmuyor? Bir kısmı platformlara kayıyor, bir kısmı hiçbir okuduğuna güvenmiyor, bir kısmı yorgun düşmüş, bezgin, bir kısmı sansür, algoritma, erişim engeli, akreditasyon ve baskı düzeneklerine çarpıyor.</p>
<p><strong>DNR Verilerine bir çırpıda gözatmak isterseniz:</strong></p>
<table>
<thead>
<tr>
<td> </td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>Sosyal/video ağları haber sitelerini geçti</p>
</td>
<td>
<p>Sosyal medya ve video ağları: <strong>%54</strong>; haber siteleri/uygulamaları: <strong>%51</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>Televizyon ve haber sitesi kullanımı geriliyor</p>
</td>
<td>
<p><br />2020’den bu yana TV haber kullanımı <strong>13 puan</strong>, haber sitesi/uygulama kullanımı <strong>12 puan</strong> düştü</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>Gazete alışkanlığı kuşaktan kuşağa geçmiyor</p>
</td>
<td>
<p><br />18–24 yaşta son hafta gazete okumayanların <strong>%56’sı</strong> hiç düzenli gazete okuru olmamış</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>Türkiye’de haberden kaçınma çok yüksek</p>
</td>
<td>
<p><br />Türkiye’de haberi bazen/sık sık kaçınanların oranı <strong>%60</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>Türkiye’de habere güveni düşük</p>
</td>
<td>
<p><br />Türkiye’de habere genel güven <strong>%28</strong>; küresel ortalama <strong>%37</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>NATO Zirvesi ve görünmeyen maliyet</strong></p>
<p>Zirvenin resmi diline göre “savunma harcamaları artacak, üretim kapasitesi büyüyecek, Ukrayna desteği sürecek, Avrupa ve Kanada daha fazla yük üstlenecek, ABD’nin NATO içindeki ağırlığı yeniden pazarlık konusu olacak. NATO’nun sitesinde Ankara Zirvesi, “yatırım, endüstriyel üretim ve Ukrayna’ya destek” başlıklarıyla çerçevelendi. Mark Rutte, müttefiklerin yüzde 5 hedefi için “açık, somut ve güvenilir planlar” sunmasını beklediğini söyledi. Reuters’a göre liderler Ankara’da on milyarlarca dolarlık silah anlaşmaları ve harcama taahhütleriyle Trump’a “mesaj” vermeye çalıştı.</p>
<p>Resmi bildiride gözükmeyen rakamlar da var; Örneğin İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, Ankara Zirvesi öncesinde Türkiye’de yüzlerce kişinin gözaltına alınmasını, protesto yasaklarını, tutuklamaları ve sivil toplum üzerindeki baskıyı gündeme taşıdı. Reuters da zirve öncesinde ve sırasında 200’den fazla kişinin gözaltına alındığını ya da tutuklandığını; bazı gazetecilerin akreditasyon alamadığını, Türkiye’nin operasyonları terörle mücadele ilişkilendirdiğini yazdı.</p>
<p><strong>Bir Bakışta; Haber Tüketimi - Savaş Ekonomisi </strong></p>
<table>
<thead>
<tr>
<td> </td>
<td> </td>
<td> </td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>Dünya askeri harcaması, 2025</p>
</td>
<td>
<p><strong>2,887 trilyon dolar</strong></p>
</td>
<td>
<p>Soğuk Savaş sonrası en sert harcama      döngülerinden biri.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>NATO üyelerinin toplam askeri harcaması, 2025</p>
</td>
<td>
<p><strong>1,581 trilyon dolar</strong></p>
</td>
<td>
<p>Dünya askeri harcamalarının yaklaşık <strong>%55’i</strong> NATO üyelerinden geliyor.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>Avrupa müttefikleri ve Kanada’nın 2025 artışı</p>
</td>
<td>
<p>Nominal yaklaşık <strong>139 milyar dolar</strong> artış</p>
</td>
<td>
<p>ABD baskısı ve Rusya tehdidi,</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>NATO hedefi</p>
</td>
<td>
<p>2035’e kadar <strong>%5</strong></p>
</td>
<td>
<p> </p>
<p><strong>%3,5’i çekirdek savunma</strong>, <strong>%1,5’i savunmayla bağlantılı altyapı/siber/direnç</strong> başlıkları.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p> </p>
<p>2026’da çekirdek savunmada en yüksek oranlar</p>
</td>
<td>
<p>Litvanya <strong>%5,33</strong>, Estonya <strong>%5,1</strong>, Letonya <strong>%4,92</strong>, Polonya <strong>%4,68</strong>, Yunanistan <strong>%3,65</strong></p>
</td>
<td>
<p> (Sınır ülkeleri ve doğu kanadı, harcamayı en hızlı artıran grup. <u>Reuters</u>)</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><em><u>Uppsala Conflict Data</u></em></strong> Program’a göre, 2025’te devletlerin taraf olduğu çatışma sayısı 65’e çıkarak rekor düzeye ulaştı; organize şiddet kaynaklı ölümler yaklaşık 244 bin 600 kişiyle 1994 Ruanda soykırımından bu yana en yüksek ikinci seviyeye çıktı.</p>
<p><strong><em><u>UNHCR verileri</u></em></strong>, 2025 sonunda savaş, baskı, şiddet ve insan hakları ihlalleri nedeniyle zorla yerinden edilenlerin 117,8 milyona, ülke içinde yerinden edilenlerin ise 68,7 milyona ulaştığını gösteriyor; Sudan, Kolombiya, Suriye, Yemen ve Afganistan bu yükü en ağır taşıyan ülkeler arasında.</p>
<p><strong><em><u>CSIS’e göre</u></em></strong> Rusya-Ukrayna savaşında 2022’den Temmuz 2026’ya kadar iki tarafın toplam kayıpları 2 milyonu aştı. Gazze’de Mart 2026 itibarıyla OCHA/UNRWA verileri 72 bin 253 ölü, 171 bin 912 yaralıya işaret ediyor.</p>
<p><strong>Fotoğrafların anlattığı Türkiye ve NATO</strong></p>
<p>Yüklediğiniz fotoğraflar birkaç ayrı anlatı kuruyor. Bunlar istatistik değil, görsel vurgu dağılımı olarak okunmalı… Örneğin New York Times’ın zirve öncesi yayınladığı haber fotoğrafı pek ilginçti. “Key to Security” yazılı NATO Ankara billboardunun önünden geçen çarşaflı kadınlar gösteren  fotoğraf neden seçilmiş, ne mesaj veriyordu? Haberin konusu güvenlik, savunma bütçesi ve ittifak geleceği olabilir; fotoğraf ise Batılı okura Türkiye’yi kültürel bir mercekten okutmak istiyor belli ki. Bir fotoğraftan yola çıkıp hüküm vermek değil yapılması gereken, ancak fotoğrafları da okumamız gerektiği gibi… zaten okumayan dünyada; “Neden şimdi bu bilgiye maruz kalıyorum?” diye sormak gerek.</p>
<p><strong>NATO haberlerini kim izledi? </strong></p>
<p>DNR’ye göre genç kitle haber için haber sitesine gitmek yerine sosyal/video akışına gidiyor; 18–24 yaş grubunda haberle karşılaşmanın ana yolu sosyal ağlar, video ve yapay zekâ sohbet araçları. Daha yaşlı ve politika odaklı kitle ise hâlâ TV, haber sitesi ve büyük haber markalarına bağlı. NYT gibi yayınların etkisi de burada devreye giriyor. Reuters’a göre <em>The New York Times</em> 2026’nın ilk çeyreğinde yaklaşık <strong>13,1 milyon aboneye</strong> ulaştı; bunun yaklaşık <strong>12,5 milyonu dijital-only abone</strong>. NYT artık yalnız Amerikan gazetesi değil; Washington, Brüksel, Londra, akademi, diplomasi, finans ve medya çevrelerine çerçeve taşıyan bir küresel referans noktası. (<u>reutersinstitute.politics.ox.ac.uk</u>)</p>
<p>NATO haberlerini okuyan kesim; politika notlarını, yatırımcı algısını, diplomatik değerlendirmeleri, think-tank raporlarını ve televizyon yorumlarını besleyen kesim. Haber yaygın tüketilmese de etkili çevrimde dolaşıyor.</p>
<p>Reuters’ın, AP’nin, Guardian’ın, BBC ve diğerlerinin objektifinden zirve karelerinde Türkiye bazen kusursuz ev sahibi, bazen kültürel mesafe konması gereken ülke, bazen otoriter risk, bazen vazgeçilmez NATO üyesi, bazen savunma sanayiinin sahnesi olarak temsil edildi.</p>
<p>Ankara NATO Zirvesi’nin en çarpıcı gerçeği de burada: Kitleler haberden uzaklaşırken, devletler hâlâ görüntüyü kontrol etmeye çalışıyor; haber herkesi ikna etmek için değil, etkili azınlığın hangi kareden okuyacağını belirlemek için de yapılıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/okumayan-dunyaya-full-kontrol-zirve-82917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Okumayan dünyaya full kontrol zirve ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hakim-de-o-gise-de-82911</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hakim de o, gişe de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLMİ GÜVENAL - İş insanı-Yazar</strong></p>
<p><strong>FIFA hem yargılıyor hem satıyor, ikisi de tek bir bünyede, tek bir başkanın altında. Bir kural ile bir fatura çeliştiğinde, ikisini de aynı el imzalıyor, genelde fatura kazanıyor. Ortada kanunsuzluk yok. Mahkeme de var, kural da. Ama mahkeme de onun, gişe de.</strong></p>
<p>Dünya Kupası'nda ABD-Bosna-Hersek maçında Santa Clara’da, temmuzun ilk günü, Amerikalı forvet Folarin Balogun bir Bosnalının ayak bileğine bastı. Hakem devam işareti yaptı.</p>
<p>Sonra VAR odası hakemi geri çağırdı. Sahadaki hakem Brezilyalı Raphael Claus tekrarı izledi, bileğin ters büküldüğünü gördü, Balogun’u attı. Kırmızı kart, otomatik bir maç cezası demektir. Balogun, bir sonraki maç olan Belçika maçını kaçıracaktı.</p>
<p>Ancak Balogun, Belçika maçında oynadı.</p>
<p>Oynadı, çünkü Amerika Birleşik Devletleri Başkanı, FIFA Başkanı’nı arayıp kararın yeniden gözden geçirilmesini istemiş. FIFA’da geçirmiş. Hakemin kararını bozmamış. Hani hakem kararları kesinmiş, dokunulmazmış ya. Onun yerine kendi disiplin talimatının 27. Maddesine sarılmış. O madde, FIFA’nın yargıçlarına işine gelmeyen bir cezayı askıya alma yetkisi tanıyor. Cezayı da askıya almışlar.</p>
<p>Kart kayıtta kaldı. Cezası rafa kaldırıldı. Balogun sahaya çıktı, elinden bir şey gelmedi, Amerika 4-1 kaybetti.</p>
<p><strong>FIFA, icat etmediği kıtlığı satıyor</strong></p>
<p>Avrupa ayağa kalktı. Avrupa futbolunun çatı örgütü UEFA’nın herkesin diline doladığı bir cümlesi var. “Kuralların bekçileri onları güvence altına almayı bıraktığında, oyunun kendisi tehlikeye girer.” Güzel laf. Ama çoktan yıkılmış bir duvarı var sayıyor.</p>
<p>FIFA tek bir şey satıyor, hem de icat etmediği bir kıtlığı. Dünyadaki her yayıncının almak zorunda olduğu tek turnuva bu. 1930’dan beri dört yılda bir oynanıyor, kapısında da tek bir “gişe” var. O kapıdan bir devrede on üç milyar dolar geçiyor. Bir kısmı, tanesi otuz bin dolara satılan koltuklardan.</p>
<p>FIFA, Zürih’te kâr amacı gütmeyen bir dernek olarak kayıtlı. Bu sıfat bir kılıf değil. Mekanizmanın ta kendisi. Kâr amacı gütmeyen bir kurumun hissedarı olmaz. Artan paranın üstünde yasal hak iddia edecek kimse de olmaz. O yüzden para, kurumun siyaseti nereyi işaret ediyorsa oraya akar. FIFA’nın siyaseti de üyeleri işaret ediyor.</p>
<p>Sonra FIFA, sıradan bir federasyonun asla ihtiyaç duymayacağı şeyi yapıyor. Kendi üyelerine para gönderiyor. İki yüz on bir ulusal federasyon. Birleşmiş Milletler’in üye devlet sayısından fazla. Her biri, FIFA Forward denen bir program üzerinden, bir devrede 8 milyon dolara kadar alabiliyor.</p>
<p>Şimdi döngüyü kapatalım. Her federasyonun bir oyu var, o oyla başkanı seçiyor, başkan da ödemenin miktarını belirliyor. Başkan Gianni Infantino 2016’da “artıracağım” diyerek kazandı, sözünü tutup artırdı, 2031’e doğru rakipsiz gidiyor. İki yüz on bir oy. Ama parayı veren el, oyu veren elin hep üstünde kalıyor. “Veren el alan elden üstündür” derler ya, işte tam o. Burada üyeler yönetimi seçmiyor. Yönetim üyeleri besleyip elinde tutuyor.</p>
<p>Bu, 2015’in yolsuzluğu değil. Zürih’teki o otel baskını, lobiden götürülen yedi yönetici, yayın hakları için ödenen yüz elli milyon dolarlık rüşvet. O iş yasadışı, yasadışı işlerin de hesabı sorulur. Yerine geçen şey yasal. Zor olan da bu zaten. Döngü bir suç değil. Tasarımın ta kendisi, tıkır tıkır işleyen hâli.</p>
<p><strong>Kafamızda tarafsız ve kalıcı bir </strong><strong>futbol yüksek mahkemesi kurduk</strong></p>
<p>100 yıla yakın bir süre biz bu mahkemeyi bağımsız sandık. FIFA’nın “oyunun kuralları”ndan söz ettik, hem de gerçek anlamıyla. Komitelerine mahkeme, kararlarına içtihat dedik. Kafamızda, paranın üstünde bir yerde salınan, tarafsız ve kalıcı bir futbol yüksek mahkemesi kurduk.</p>
<p>Mahkeme gerçek. Yanlışımız orada değil. Yanlışımız “üstünde” kelimesinde.</p>
<p>FIFA hem yargılıyor hem satıyor, ikisi de tek bir bünyede, tek bir başkanın altında. Bir kural ile bir fatura çeliştiğinde, ikisini de aynı el imzalıyor, genelde fatura kazanıyor. Ortada kanunsuzluk yok. Mahkeme de var, kural da. Ama mahkeme de onun, gişe de.</p>
<p>O telefonu açan adam, Yani Başkan Trump, bir zamanlar bir güzellik yarışmasının, Miss Universe’ün sahibiymiş. Yayıncıları çekip gidince yarışmayı da elden çıkarmış. Bu adam, dünyanın en büyük yarışmasını yöneten adamı arıyor. Benzerlik fazla temiz.</p>
<p>Bir güzellik yarışması, hiç değilse, jürisine para verip sahibini koltukta tutmaz. FIFA modeli bir adım öteye taşımış. Bir de FIFA Barış Ödülü icat edip ilkini Trump’a sunan Infantino, bu inceliği çok iyi biliyor. Kartın kanunla ilgisi yok. O bir içerik. İçerik de müşteri ne isterse ona göre eğilir.</p>
<p><strong>FIFA, bedava aldığı saygıyı </strong><strong>‘oyunun ruhu’ diye satıyor</strong></p>
<p>Türkiye’de, Avrupa’dan ya da dünyadan (UEFA veya FIFA kaynaklı ) gelen bir disiplin kararı günlerce manşette kalır, hiç seçmediğimiz, itiraz edemeyeceğimiz bir mahkemenin hükmü gibi tartışılır. Ona ahlaki bir ağırlık yükleriz. Bir organizatörün ürün kararlarını taş üstüne yazılmış gibi okuruz. Sakın. O kararı bir hâkimin değil, işten çok iyi para kazanan bir organizatörün verdiğini unutma.</p>
<p>O saygı, FIFA’nın satın almak zorunda olmadığı tek “hammadde”. Gerisini hep ödüyor. Oyuncuya, statlara, hakemlere, federasyonlara para veriyor. Saygıyı ise bizden bedava alıyor. Sonra o duyguyu bize “oyunun ruhu” diye geri satıyor, her yayın sözleşmesinin ve her otuz bin dolarlık koltuğun içine yedirerek. Bu işte biz seyirci değiliz. Hammaddeyiz.</p>
<p>Saygımız FIFA’yı meşru kılıyor. Meşruiyet sömürünün önünü açıyor. Değişken fiyatlar, ameliyat parasına koltuklar. Amerikalılar için bütün bir ikinci turnuva icat etmişler. Sömürü ödemeleri besliyor. Ödemeler oyları alıyor. Oylar başkanı yerinde tutuyor. Başkan kuralları şekillendiriyor. Kurallar da, düzenli olarak, saygıyı tazeleyen gösteriyi büyütüyor. Yakıt, o bağlılık. Makinenin bedava aldığı tek girdi de o zaten.</p>
<p>Kuralların hepsini FIFA yazmıyor. Oyunun kuralları IFAB’dan, yani Uluslararası Futbol Birliği Kurulu’ndan geliyor. Sekiz oylu bir kurul. Dördü FIFA’da, dördü de İngiliz federasyonlarında. Yani sakatlanan oyuncunun bir dakika saha dışında bekletilmesi, ağzını kapatana anında kırmızı, bunlar yalnızca reklam masasının işi değil. Ama FIFA’nın tek başına, kendi turnuvası için koyduğu kurallar var. Sayaç işleyen kurallar işte onlar.</p>
<p>En saf örnek, su molası. Oyuncu sağlığı diye geliyor, her devrede üç dakika, üstelik bu yıl havaya bakmadan uygulanıyor. Yani gerekçesi olan sıcaktan sessizce kopuyor. Kopmadığı tek şey yayın. Her yarıyı reklam çeyreklerine bölüyor. Termometreye artık ihtiyaç duymayan bir tehlikeden oyuncuyu koruyormuş gibi yapıp reklam saniyesi basan bir kural, sıcakla değil envanterle ilgilidir. Sıcağın kılığına girmiş bir envanter kuralıdır.</p>
<p>Burada bozulan şey yolsuzluk değil. Trump da bir şey bozmamış. O sadece bir organizatörü, tasarımın güçlüleri davet ettiği biçimde kullanmış. Bozulan şey bir kategori hatası, biz de onu tekrar tekrar yapıyoruz. Hem mahkeme hem gişe olan bir kurumdan sadece mahkeme gibi davranmasını bekliyoruz. Sonra da her dört yılda bir, gişe kazandığında, aldatılmış gibi yapıyoruz.</p>
<p>Bu düzenin en güçlü savunması, parasının temiz olması değil. Parasının adil olması. Doğrusu, savunacak yanı da var. FIFA Forward, hiçbir sponsorun haritada bulamayacağı federasyonlara sekiz milyon dolara kadar para koyuyor. Oyunu en yoksul olduğu yerde besliyor. İki yüz on bir üyenin pastayı paylaşması, oyunun tümüyle Avrupa’nın en zengin beş ligine ait olmasından daha demokratik. Dürüst alternatif de bu zaten. Bu kayırmayı kaldırdığınızda daha temiz bir oyun çıkmaz. Parayı zaten elinde tutanın oyunu çıkar.</p>
<p>Doğru. Ama tuzak da burada. Yoksul bir federasyona saha yapan dolarla, o federasyonun oyunu satın alan dolar aynı dolar. İki ayrı şey değil, tek bir ödeme. Biz yolsuzlukla cömertliği birbirinin zıttı sanırız, rüşvetle hediyeyi karşı karşıya koyarız. Oysa bir kurumun içinde ikisi aynı telden geçebilir. Hediye, rüşvetin kılığına girmiş hâli değil. Yapı olarak tıpatıp aynı transfer. Federasyon ise yalnızca hediyeyi hisseder, oyunu da ona göre verir. Böyle bir gövdenin içinden reform çıkmaz. Reformu oylayacak olanlar, paranın çoktan ulaştığı kişiler. Üstelik o para onlara adil yoldan ulaşıyor. İşin en zekice yanı da bu.</p>
<p>Kuralı da, parayı da, oyları da aynı elde tutan bir kurum, oyunu yargılamayı bırakır, satmaya başlar.</p>
<p>Ucuz bir sağlaması var bunun. FIFA bir kuralı her değiştirdiğinde, o değişikliği bir reklam fiyat listesine satır diye yazın, kaçı çeviriden sağ çıkıyor bakın. Bir yetkili “oyunun ruhu” dediğinde, oyunun kime para kazandırdığını sorun. İsviçre’deki bir hayır kurumu dünyanın altı milyar seyirci için duracağını söylediğinde, bunu bir reyting cümlesi olarak duyun. Kendi turnuvasına “bir ayda yüz dört Super Bowl” diyen adamın ağzından çıkmış bir cümle olarak.</p>
<p>İşte asıl ipucu bu. Telefon değil. Telefon, işin en dürüst kısmı.</p>
<p>Bugün sıfırdan kursak, böyle bir şeyi kurar mıydık? Aklı başında hiçbir kurul bunu bile bile tasarlamaz. Bu yapı, kural kural, hibe hibe, kendiliğinden birikmiş. Ayakta kalmasının sebebi de belli. Onu dağıtabilecek olanlar, tam da onun beslediği insanlar.</p>
<p>Utanç yok olmamış. Faturası, hiç istifini bozmayan birine geçmiş.</p>
<p>O yüzden bu fikrimi değiştireceğim gün, paranın da yüzünün kızardığı gün olacak. Bir Körfez havayolunun ya da bir devlet enerji şirketinin, FIFA’nın bir sonraki utancını sözleşmesine risk olarak yazdığı gün.</p>
<p>O güne kadar yarışma sürer, kurdele sahibini bulur, mahkemeyi bağımsız sanan tek kesim de tribündekiler olur. Seviyoruz bu oyunu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>İpler artık görünüyor </strong><strong>ama bir şeyi değiştirmiyor</strong></span></p>
<p>Size ipler artık görünüyor demek isterdim. Görünüyor da. O kadarı doğru. Ama bir şeyi değiştirdiğini söyleyemem. Çünkü görünürlük FIFA’ya daha önce de pahalıya patlamış, sonra ne yapmış, ona bakın. 2015’te, skandal en yüksek perdedeyken, sponsorlar çekip gitmiş. Sony, Emirates, Castrol, Continental, arka arkaya. Üst düzey sponsor koltuklarının çoğu boş kalmış, FIFA yüzyıl başından beri ilk kez zarar yazmış. Sonra ihtiyacı olan tek dersi almış. Yüzü kızaran sermayeyi bırakıp yüzü kızarmayanına geçmiş. Körfez havayolları, devlet enerji şirketleri, bir manşeti asla sözleşmesine yansıtmayacak alıcılar.</p>
<p> </p>
<p>Not: Yazının orijinaline https://hguvenal.substack.com/p/hakim-de-o-gise- de?r=nslov&amp;utm_medium=ios&amp;triedRedirect=true web adresinden ulaşabilirsiniz.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hakim-de-o-gise-de-82911</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hakim de o, gişe de ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantepte-halicilar-sarayinda-korkutan-yangin-82984</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep Halıcılar Sarayı&#039;nda yangın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep'in önemli ticaret merkezlerinden Halıcılar Sarayı'nda çıkan yangın paniğe neden oldu. Kısa sürede büyüyen alevler binanın çatı katını sararken, gökyüzünü kaplayan yoğun siyah dumanlar kentin birçok noktasından görüldü. </p>
<p>Edinilen ilk bilgilere göre, Halıcılar Sitesi içerisinde faaliyet gösteren bir iş yerinde henüz belirlenemeyen bir nedenle yangın çıktı. Kısa sürede büyüyen alevler çatı bölümüne sıçrarken, yükselen yoğun duman çevrede büyük paniğe yol açtı. Vatandaşların ihbarı üzerine bölgeye Gaziantep Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı'na bağlı çok sayıda ekip sevk edildi. Yangının çevredeki iş yerlerine sıçramaması için ekipler zamanla yarışırken, itfaiye personeli alevleri kontrol altına alabilmek amacıyla yoğun bir müdahale gerçekleştiriyor. Bölgeden yükselen siyah dumanlar Gaziantep'in birçok noktasından görülürken, olay çevredeki vatandaşlar tarafından endişeyle takip ediliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a5104f3b29c9-1783694579.jpeg" alt="" width="720" height="858" /></p>
<p>Polis ekipleri, yangına güvenli şekilde müdahale edilebilmesi amacıyla Halıcılar Sitesi ve çevresinde geniş güvenlik önlemleri aldı. Bölge araç ve yaya trafiğine kapatılırken, vatandaşlardan olay yerine yaklaşmamaları ve güvenlik şeritlerinin dışına çıkmamaları istendi.Olay yerine sağlık ekipleri de tedbir amaçlı sevk edilirken, ilk belirlemelere göre yangında can kaybı ya da yaralanmaya ilişkin resmi bir açıklama yapılmadı. Ekiplerin yangını tamamen kontrol altına almasının ardından hasar tespit çalışmalarının başlatılması ve yangının çıkış nedeninin yapılacak teknik incelemenin ardından netlik kazanması bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantepte-halicilar-sarayinda-korkutan-yangin-82984</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/4/1280x720/gaziantepte-halicilar-sarayinda-korkutan-yangin-1783694597.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep&#039;in önemli ticaret merkezlerinden Halıcılar Sarayı&#039;nda yangın çıktı. Olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve sağlık ekibi sevk edilirken, ekiplerin yangını kontrol altına almak için yoğun mücadelesi sürüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82900</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Ekonomi Masası| 10 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/lNPNllphvfw" width="700" height="535" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82900</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/5-turkiye-bilim-ve-teknoloji-merkezleri-zirvesi-gaziantepte-duzenlendi-82971</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5’inci Türkiye Bilim ve Teknoloji Merkezleri Zirvesi Gaziantep’te düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>TÜBİTEM, bilim, teknoloji, girişimcilik ve inovasyon alanında bilim ve teknolojiye ilgi duyan her yaştan katılımcının bir araya geldiği programda alanında uzman isimler, bilgi ve deneyimlerini paylaşmak için bir araya geldi. Programın ev sahipliğini yapan Müzeyyen Erkul Gaziantep Bilim Merkezi’ne açılış programında TÜBİTEM tarafından “Milli Ekosisteminin Geliştirilmesine Katkı” ödülü verildi.</p>
<p><strong>“Yeni dünyada bilim insanlarıyla yapay zekayı, big datayı konuşmak için çok çalıştık”</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programda yaptığı konuşmada yeni dünyada bilim insanlarıyla yapay zekayı, big datayı konuşmak için çok çalıştıklarını belirtti. Yeni dünya da hocaların, öğrencilerin gelişiminde pusula olduğunu belirten Başkan Şahin, “Bu salon herhangi bir salon değil. Artık yeni bir dünya var. Ne kadar beşeri sermayen varsa o kadar zenginsin dediğiniz yeni kodları hep birlikte yazıyoruz. Yüce Allah kendi varlığını fiziksel yöntemlerle gökyüzüyle bilimle ispatlıyor. Oku düşün sizsiniz. Biz uygulamacıyız.” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gaziantep Modeli teoriyle pratik, teknolojiyle hikmeti, akılla merhameti bir araya getiren modelin adıdır”</strong></p>
<p>Hayırseverlerin Gaziantep’in için çok değerli olduğunu ve eğitime verdiği desteklere değinen Başkan Şahin, konuşmalarını şu sözlerle tamamladı: “Hayırseverlerle 500 protokolümüz oldu. Bu şehrin çocukları için kendi çocuğun için ne istiyorsan bu şehrin çocukları için neler istemem. Dedim ki eğitim şehri, kültür sanat şehri, spor şehri ama bilim şehri hedefimiz var. Bu yolculuğu birlikte başarıyoruz. Bilim ve hayatın bir parçası ana damarı yapıyoruz. Bize bilim merkezi lazım. Bu şehri bilim şehri yapma azimle kararlılığındayız. Birlikte başaracağız. Gaziantep modeli teoriyle pratik, teknolojiyle hikmeti, akılla merhameti bir araya getiren modelin adıdır.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50e4cb9c8cf-1783686347.JPG" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>“Türkiye olarak bu konuda önemli yol kat ettiğimizi düşünüyorum”</strong></p>
<p>Gaziantep Valisi Kemal Çeber yaptığı konuşmada Büyükşehir Belediyesi’ne her işinde bilimi önde tuttuğu için programlara çok özel önem verdiği için teşekkür ederek, “Bir şeyler yapacaksak ilimle, teknolojiyle yapmak zorundayız. Biz Türkiye olarak bu konuda önemli yol kat ettiğimizi düşünüyorum. Burada da TÜBİTAK’ın çok ciddi etkisinin olduğu kanaatindeyim. Ama sadece Türkiye yetmiyor işte. Hep beraber olmamız gerektiğini ifade etmeye çalıştım. Bilim deyince, teknoloji deyince ve bilimi odağa alarak gelişme deyince mesela ben böyle sözel bir zeka ile benim aklıma bunlar geliyor. Hangi okulumu ziyaret edersen edeyim. Anaokulu, ilkokulu, ortaokulu bize fark etmiyor. TÜBİTAK, TEKNOFEST’ten bahsediyor. Buda ilerlediğimiz noktayı bize gösteriyor. Daha iyi olmalıyız” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“41 bilim merkezimizi yılsonuna kadar 100’e tamamlayacağız”</strong></p>
<p>TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın yaptığı konuşmada TÜBİTAK olarak ülkenin ihtiyacı olan kritik araştırmaları, teknolojilere yönelik araştırmaları binlerce araştırmacıyla gerçekleştirdiklerini belirterek, “Bilim toplumda bilimi olan farkındalığı, sevginin artması adına önemli faaliyetler yürütüyoruz. Bilim merkezlerimiz, üniversitelerimiz bünyesinde oluşturduğumuz milli teknoloji atölyelerimiz, ülkemizin 81 iline yayılmış deney yap teknoloji atölyelerimizle çok sayıda kitleye ulaşıyoruz. 41 bilim merkezimizi yıl sonuna kadar 100’e tamamlayacağız” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a50e4daca38c-1783686362.JPG" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>“Ülkemizin güzide kentlerinden biriyiz”</strong></p>
<p>Projenin beşincisinin Gaziantep’te düzenlenmesinin önemine vurgu yapan Aydın, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün Gaziantep'teyiz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Fatma Şahin’in bu kent adına ufkunun projelerini, heyecanını dinledik. Bu zamana kadar yaptıklarına şahit olduk. Bu mekanları yapanlar tabii ki bu mekanlara kendi sanatsal bakış açılarını, estetik bakış açılarını katıyorlar ama gelecekte bu mekanlardan beslenen insanlar. Davranışlarını geleceklerini, kariyerlerini, hayallerini bu mekanlardan aldıkları ilhamla şekillendiriyorlar. Onun için bu güzel eserlerin yaşatılmasında, çoğaltılmasında bizlerle olan bütün paydaşlarımıza sizlerin huzurunda canı gönülden teşekkür ediyoruz. Ülkemizin güzide kentlerinden birindeyiz. Gaziantep tarihi güzellikleriyle ülkemizin önemli sanayi kentlerinden biri. Turizm olarak da son yıllarda çok önemli hamleler yaptığı gastronominin önemli merkezlerinden biri.”</p>
<p>Programın açılış konuşmalarının ardından yılın en başarılı proje uygulayan bilim merkezlerine plaket taktim edilirken, İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı, Beyin Cerrahı, Prof. Dr. Türker KILIÇ, “Beyin, Zihin, Yaşam: Bağlantısallık Bilimi” üzerine konuştu. Beynin düşünmesi, çalışma prensibi, üretimi ve zihin oluşumu gibi konularla katılımcılara deneyimini anlattı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/5-turkiye-bilim-ve-teknoloji-merkezleri-zirvesi-gaziantepte-duzenlendi-82971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/1/1280x720/5inci-turkiye-bilim-ve-teknoloji-merkezleri-zirvesi-gaziantepte-duzenlendi-1783686380.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Müzeyyen Erkul Gaziantep Bilim Merkezi ev sahipliğinde 5’inci Türkiye Bilim ve Teknoloji Merkezleri Zirvesi düzenlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/antoto-otomotivden-manisaya-16-bin-500-metrekarelik-otomotiv-yatirimi-82947</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antoto Otomotiv&#039;den Manisa&#039;ya 16 bin 500 metrekarelik yatırım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Antalya merkezli faaliyetlerini sürdüren Antoto Otomotiv, Ege Bölgesi'ndeki büyüme stratejisinin önemli adımlarından birini Manisa'da hayata geçirdi. Şirket açıklamasına göre, 16 bin 500 metrekarelik alanda hizmete açılan Antoto Manisa, Jeep, Citroën, Peugeot ve Opel markalarının yetkili satış ve satış sonrası hizmetlerinin yanı sıra ikinci el araç satışı ve sigortacılık hizmetlerini de tek çatı altında topladı.</p>
<p>Manisa ekonomisine değer katması, istihdamı desteklemesi ve otomotiv sektöründeki hizmet kalitesini güçlendirmesi hedefiyle hayata geçirilen yeni yatırım düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>
<p>Açılışta konuşan Antoto Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Göksoy, Manisa yatırımının yalnızca yeni bir şube açılışı olmadığını belirterek, "Bugün yalnızca yeni bir şubenin açılışını gerçekleştirmiyoruz; yılların emeğini, bilgi birikimini ve geleceğe duyduğumuz güveni Manisa'ya taşıyoruz. Müşteri memnuniyetini esas alan hizmet anlayışımızla Manisa'da uzun yıllar değer üretmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>
<h2>Anaç: Güçlü iş ortaklarımızla büyümeye devam ediyoruz</h2>
<p>Antoto'nun sektördeki deneyimi ve hizmet anlayışına dikkat çeken Tofaş Markalar Direktörü İbrahim Anaç, “Bu yatırım, müşterilerimize daha hızlı, daha kaliteli ve daha entegre hizmet verme anlayışımızın önemli bir göstergesi. Tofaş olarak güçlü markalarımız ve güçlü bayi teşkilatımız ile müşterilerimize her noktada en iyi hizmeti vermeyi hedefliyoruz. 127 yatırımcı, 391 satış ve satış sonrası noktamız ve yaygın hizmet ağımızla yılda 150 bin adet otomobil satan büyük bir gücüz. Nitekim çok markalı bayi yapısı ve önümüzdeki dönemde devreye alınacak olan Spoticar markamız ile Ant Oto, bölgede önemli bir hizmet merkezi olacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/antoto-otomotivden-manisaya-16-bin-500-metrekarelik-otomotiv-yatirimi-82947</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/7/1280x720/antoto-otomotivden-manisaya-16-bin-500-metrekarelik-otomotiv-yatirimi-1783672017.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antoto Manisa&#039;nın açılışında konuşan Antoto Otomotiv Yönetim Kurulu Üyesi Hikmet Göksoy, &quot;Bugün yalnızca yeni bir şubenin açılışını gerçekleştirmiyoruz; yılların emeğini, bilgi birikimini ve geleceğe duyduğumuz güveni Manisa&#039;ya taşıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/irak-petrolu-1-yil-daha-turkiyeden-ihrac-edilecek-82897</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Irak petrolü 1 yıl daha Türkiye’den ihraç edilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye, Haziran 2025’te yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesiyle 1973’te imzalanan, son kez 2010 yılında 15 yıllığına uzatılan anlaşmayı 27 Temmuz 2026 itibariyle sonlandırmıştı.</p>
<p>Türkiye, Irak tarafına yeni bir çerçeve ile anlaşmaya hazır olduğunu da duyurmuştu. </p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, anlaşmanın sona ermesine günler kala Irak’ta temaslarda bulundu. Bu temasların ardından Bakan Bayraktar’ın bazı gazetecilere yaptığı değerlendirme hakkında bilgi verildi. Bu kapsamda Türkiye’nin hattın kapasitesinin tam olarak kullanılması yanında, kapasite artırımına; hatta Körfez’deki başka üreticilerinin de dahil olacağı şekilde genişletmeye sıcak baktığının altı çizildi. </p>
<p>Bakan Bayraktar’ın “İlerleyen dönemde, Irak’ta veya Körfez’de üretilen başka doğal gaz kaynaklarını aynı boru hattını kullanarak bu sefer ters akışla Türkiye’ye, Türkiye üzerinden Avrupa’ya götürme gibi projeleri de inşallah birlikte gerçekleştirmek istiyoruz.” yorumu aktarıldı. </p>
<p>Bayraktar’ın “Bizim Silopi’den Ceyhan’a olan kısımda 1 buçuk milyon varil günlük bir kapasite var. Hedeflediğimiz şey, mevcut kapasiteyi tümüyle kullanabilmek ama bölgenin potansiyeline bakarsak başka üreticileri de bu oyuna dahil etmemiz gerekir. Eğer onların da bu konuda ihtiyacı ve ilgisi varsa onlara da kapıyı açmak mümkün olabilir. Dolaysıyla bunu 2 buçuk milyon varillik bir petrol boru hattına dönüştürmek mümkün olabilir.” değerlendirmesine yer verildi. </p>
<p>Bakan Bayraktar’ın Irak’ta Petrol Bakanı Basim Muhammed Hüdeyir ile Bağdat’ta biraraya geldiği, görüşmenin çerçevesinin Irak Türkiye Ham Petrol Boru Hattı ve petrol yanında doğal gaz ve elektrik alanlarında iş birliği imkanlarının da görüşüldüğü bildirildi. </p>
<p><strong>Irak’a elektrik temini için 2 öneri </strong></p>
<p>Bakan Bayraktar, Türkiye ve Irak arasında doğal gaz anlaşmalarına sıcak baktığını ve bu ülkenin elektrik ihtiyacı için Türkiye’den ihracat yapılabileceğini belirterek iki ayrı öneri sundu. Bayraktar bu önerilerden ilkinin mevcut hatların iyileştirilmesi olduğunu belirtirken ikinci öneriye ilişkin olarak “İkinci çözümü bugün kendilerine önerdik. O da Türkiye üzerinden Irak’a doğal gaz getirmek. Irak’ta gaz bulamadığı için çalışamayan mevcut santraller var. Belki yeni yapılacak doğal gaz santralleriyle de daha kalıcı, daha uzun dönemli bir elektrik arzını buraya sağlayabilmek.” dedi.</p>
<p>Bakan Bayraktar boru hattı inşasıyla Irak tarafının elektrik üretmesi için gaz temin edilebileceğini, sonrasında bu hattın Türkiye üzerinden gaz ihracı için de kullanılabileceğini belirtti. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/irak-petrolu-1-yil-daha-turkiyeden-ihrac-edilecek-82897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/7/1280x720/56-1783611786.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye Irak Hampetrol Boru Hattı’ndan 1 yıl daha Ceyhan’a petrol akışının sağlandığını açıkladı. Yapılan açıklamada, Bakan Bayraktar, anlaşmanın son aşamaya geldiğini ancak henüz imzalanmadığını, yakın zamanda imzalanarak kamuoyuna detaylarının açıklanmasını beklediğini belirtti. Öte yandan Irak Başbakanı Ali al-Zaidi’nin bu ayın sonunda Türkiye’ye geleceği de Bakan Bayraktar tarafından açıklandı.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-turk-lirasi-mevduatin-toplam-payi-11-yilin-en-yuksek-seviyelerinde-82896</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 18:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Türk lirası mevduatın toplam payı 11 yılın en yüksek seviyelerinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haftalık para ve banka istatistikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu yaptı.</p>
<p>Şimşek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"Artan öngörülebilirlik ve güçlenen yatırımcı güveni sayesinde ters dolarizasyon sürecinde önemli mesafe katettik. Çoklu şoklara rağmen Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payı yaklaşık yüzde 62 ile son 11 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı. Türk lirasına duyulan güveni pekiştirmek, makrofinansal istikrarı güçlendirmek ve sürdürülebilir yüksek büyümenin ön koşulu olan fiyat istikrarını sağlamak için politikalarımıza devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Artan öngörülebilirlik ve güçlenen yatırımcı güveni sayesinde ters dolarizasyon sürecinde önemli mesafe katettik.<br /><br />Çoklu şoklara rağmen Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payı yaklaşık yüzde 62 ile son 11 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.<br /><br />Türk lirasına duyulan… <a href="https://t.co/jUj6PLniE3">pic.twitter.com/jUj6PLniE3</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2075212632131256639?ref_src=twsrc%5Etfw">July 9, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-turk-lirasi-mevduatin-toplam-payi-11-yilin-en-yuksek-seviyelerinde-82896</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, &quot;Çoklu şoklara rağmen, Türk lirası mevduatın toplam mevduat içindeki payı yaklaşık yüzde 62 ile son 11 yılın en yüksek seviyelerine ulaştı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-2619-milyar-lira-azaldi-82895</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 17:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 261,9 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 3 Temmuz ile biten haftada yüzde 0,82 ve 261 milyar 883 milyon 754 bin lira azalışla 31 trilyon 634 milyar 154 milyon 676 bin liradan, 31 trilyon 372 milyar 270 milyon 922 bin liraya geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 2,4 azalarak 17 trilyon 97 milyar 105 milyon 688 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 0,02 yükselişle 10 trilyon 130 milyar 698 milyon 747 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 256 milyar 867 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 217 milyar 688 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 3 Temmuz itibarıyla 3 milyar 251 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,4 artışla 6 trilyon 672 milyar 836 milyon 316 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 803 milyar 644 milyon 379 bin lirası konut, 42 milyar 570 milyon 782 bin lirası taşıt, 2 trilyon 536 milyar 192 milyon 573 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 290 milyar 428 milyon 582 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 3 Temmuz ile biten haftada 163 milyar 697 milyon 836 bin lira artarak 25 trilyon 887 milyar 422 milyon 891 bin liradan, 26 trilyon 51 milyar 120 milyon 727 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-2619-milyar-lira-azaldi-82895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/8/1280x720/para-lira-tl-1778253433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, yaklaşık 261,9 milyar lira azalarak 31,4 trilyon liraya geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-105-milyar-dolar-artti-82894</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri 10,5 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 3 Temmuz itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 7 milyar 701 milyon dolar artarak 61 milyar 952 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 26 Haziran'da 54 milyar 251 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri ise 2 milyar 788 milyon dolar artışla 94 milyar 954 milyon dolardan 97 milyar 742 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 3 Temmuz haftasında bir önceki haftaya göre 10 milyar 489 milyon dolar artarak 149 milyar 205 milyon dolardan 159 milyar 694 milyon dolara çıktı.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>05.06.2026</td>
<td>105.170</td>
<td>54.254</td>
<td>159.424</td>
</tr>
<tr>
<td>12.06.2026</td>
<td>98.957</td>
<td>53.124</td>
<td>152.081</td>
</tr>
<tr>
<td>19.06.2026</td>
<td>97.685</td>
<td>59.511</td>
<td>157.196</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>03.07.2026</td>
<td>97.742</td>
<td>61.952</td>
<td>159.694</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-105-milyar-dolar-artti-82894</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/dolar-dollar-1778823964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta yaklaşık 10,5 milyar dolar artışla 159,7 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-telekom-bist-surdurulebilirlik-25-endeksinde-82882</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk Telekom, BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi&#039;nde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Telekom, Borsa İstanbul'da işlem gören sürdürülebilirlik performansı en yüksek 25 şirketin yer aldığı BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi'ne girdiğini duyurdu.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, "Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak" amacıyla sürdürülebilirlik ilkelerini iş stratejilerinin merkezine yerleştiren Türk Telekom, sürdürülebilirlik yolculuğundaki şeffaflık vizyonunu 2020'deki ilk raporuyla başlattı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da işlem gören, sürdürülebilirlik performansı en yüksek ilk 25 şirketin bulunduğu BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi'nde yer alan şirketin, 2023'te ilk Entegre Faaliyet Raporu'nu sunarak, başarı grafiğini güncel Entegre Faaliyet Raporu ile taçlandırdığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, "Türk Telekom ayrıca Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) uyumlu ilk Sürdürülebilirlik Raporu'nu da kamuoyuyla paylaşarak, Morgan Stanley Capital International (MSCI), S&amp;P Global (Standard &amp; Poor's), London Stock Exchange Group (LSEG), Financial Times Stock Exchange Sürdürülebilirlik Endeksi (FTSE4Good) ve Sustainalytics gibi dünyanın prestijli uluslararası endekslerinde Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) odaklı küresel değer yaratma modelini ve şeffaf raporlama liderliğini bir kez daha tescilledi." denildi. </p>
<p><strong>GES yatırımları sürüyor</strong></p>
<p>Verilen bilgiye göre, Türk Telekom, yeni nesil çevreci iletişim teknolojileriyle güneş enerjisi gibi yenilenebilir kaynaklara yönelerek yeşil dönüşüm adına öncü çalışmalar gerçekleştiriyor.</p>
<p>Şirketin, güneş enerjisi santralleri (GES) yatırımlarıyla enerji tüketimini yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya odaklanırken Türkiye'nin enerji bağımsızlığı hedeflerine de katkı sunduğu vurgulandı.</p>
<p>Türk Telekom'un 1300 dönümlük arazi üzerine Sivas'ta inşa ettiği GES, yıllık 128 MWp enerji üretim kapasitesiyle Türkiye'nin en büyük yenilenebilir enerji tesislerinden biri olarak enerji üretimine başladı.</p>
<p>GES yatırımlarını Malatya ve Ağrı'da sürdürecek olan Türk Telekom, toplam 6 bin dönüm arazi üzerinde 530 MWp seviyesinde kurulu güce sahip üç GES'i ilerleyen yıllarda devreye alarak tam kapasite üretim yapmayı hedefliyor.</p>
<p>Bu şehirlerde yapacağı yatırımlarla yıllık 800 GWh enerjiyi yenilenebilir kaynaklardan sağlamayı hedefleyen Türk Telekom'un, yıllık 350 bin ton seviyesinde karbon salımını engelleyeceği ifade edildi.</p>
<p><strong>"Her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz"</strong></p>
<p> Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, Türkiye'nin dijitalleşme yolculuğuna öncülük ederken teknolojiyi topluma ve çevreye değer katacak, sürdürülebilir geleceğin anahtarı olarak konumladıklarını belirtti.</p>
<p>Son 4 yıldır sektörlerinin yatırım lideri olduklarına dikkati çeken Şahin, "Dijital geleceğin inşasına yönelik çalışmalarımızı sürdürürken her adımımızı daha yeşil, daha adil ve daha yaşanabilir bir dünya hedefiyle atıyoruz. BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi'nde yer almamız, başarılı finansal performansımızın yanı sıra altyapıdan veri merkezlerine, akıllı şehir çözümlerinden yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlarımıza kadar tüm iş süreçlerimize yansıttığımız sürdürülebilirlik odaklı vizyonumuzun en somut tescilidir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu süreçte LSEG performanslarını artırırken, Sustainable Fitch notlarını 3'ten 2'ye yükselttiklerini ve global sıralamada en üst yüzdelik dilimde yer aldıklarını aktaran Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>"CDP (Karbon Saydamlık Projesi) İklim Değişikliği Programı'nda A notumuzu koruyarak Global A Listesi'ndeki konumumuzu güçlendirdik, ilk defa raporlama yaptığımız Su Güvenliği Programı'nda ise A- notu aldık. Son 2 yılda gerçekleştirdiğimiz finansman hamleleriyle yeşil finansman portföyümüzü 1,1 milyar dolara yükselttik. Tüm bu başarılar, sürdürülebilir büyüme vizyonumuzun uluslararası ölçekte de karşılık bulduğunu gösteriyor. Çevreye ve topluma duyarlı yönetim yaklaşımımız Türk Telekom'a uluslararası alanda duyulan güveni artırırken operasyonel nakit akışımız ve uluslararası finansman kaynaklarına erişimimiz uzun vadeli stratejik yatırımlarımızı güvence altına alıyor. Güçlü altyapımız ve teknoloji birikimimizle Türkiye'nin her köşesinde ve herkes için eşit bir dijital gelecek inşa ederken gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma sorumluluğuyla çalışmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-telekom-bist-surdurulebilirlik-25-endeksinde-82882</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/2/1280x720/ebubekir-sahin-1772197862.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Telekom CEO&#039;su Ebubekir Şahin, &quot;BIST Sürdürülebilirlik 25 Endeksi&#039;nde yer almamız, başarılı finansal performansımızın yanı sıra altyapıdan veri merkezlerine, akıllı şehir çözümlerinden yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelik yatırımlarımıza kadar tüm iş süreçlerimize yansıttığımız sürdürülebilirlik odaklı vizyonumuzun en somut tescilidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-5835-milyon-dolarlik-alim-82893</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 583,5 milyon dolarlık alım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 11,5 milyon dolarlık hisse senedi, 572 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 441,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 3 Temmuz haftasında 41 milyar 387,8 milyon dolardan 41 milyar 697,9 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 614,7 milyon dolardan 16 milyar 254,3 milyon dolara, ÖST stoku da 2 milyar 114,7 milyon dolardan 2 milyar 547,2 milyon dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-5835-milyon-dolarlik-alim-82893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/dolar-dollar-1782226601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 11,5 milyon dolarlık hisse senedi ve 572 milyon dolarlık DİBS aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-dunyanin-en-kalabalik-18inci-ulkesi-82878</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye dünyanın en kalabalık 18&#039;inci ülkesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Dünya Nüfus Günü 2026" bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından, 1989 yılında dünya nüfusunun 5 milyar insana ulaştığı 11 Temmuz 1987 tarihi "Dünya Nüfus Günü" olarak kabul edildi. Bu özel günde, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) tarafından her yıl nüfusun önemli konularına dikkati çekilerek, nüfus ve kalkınma konularında farkındalık oluşturmaya yönelik çalışmalar yapılıyor. Dünya nüfusunun 1999'da 6 milyara, 2011'de 7 milyara ve 2022'de 8 milyara ulaştığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) nüfus tahminlerine göre 2025 yıl ortası için dünya nüfusunun 8 milyar 231 milyon 613 bin 70 kişi olduğu öngörülüyor.</p>
<p>Bu dönemde en fazla nüfusa sahip ülke, 1 milyar 463 milyon 865 bin 525 kişiyle Hindistan olurken bu ülkeyi 1 milyar 416 milyon 96 bin 94 kişiyle Çin, 347 milyon 275 bin 808 kişiyle ABD izledi. Bu üç ülke, dünya toplam nüfusunun yüzde 39,2'sini meydana getirdi.</p>
<p>Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişilik nüfusuyla nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında 18'inci sırada yer alırken dünya toplam nüfusunun yüzde 1'ini oluşturdu.</p>
<p><strong>Çocuk nüfus oranı en yüksek ülke Orta Afrika Cumhuriyeti</strong></p>
<p>Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 0-17 yaş grubu çocukların oranları incelendiğinde, 2025'te en yüksek çocuk nüfus oranına sahip ülke yüzde 56,2 ile Orta Afrika Cumhuriyeti olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi, yüzde 53,3 ile Nijer ve yüzde 53 ile Somali takip etti. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülke yüzde 12,9 ile Güney Kore oldu. Bu ülkeyi, yüzde 14 ile Japonya'nın, yüzde 14,4 ile Singapur'un takip ettiği görüldü.</p>
<p>Çocuk nüfus oranı dünya ortalaması, 2025'te yüzde 29,3 olurken Türkiye'deki çocuk nüfus oranı yüzde 24,8 ile ortalamanın altında kaldı.</p>
<p>Avrupa Birliği (AB) üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranları incelendiğinde, 2025'te en yüksek çocuk nüfus oranına sahip ülkelerin sırasıyla yüzde 22,3 ile İrlanda, yüzde 20,3 ile İsveç ve yüzde 19,9 ile Fransa olduğu tespit edildi. Çocuk nüfus oranının en düşük olduğu ülkeler ise sırasıyla yüzde 14,6 ile İtalya, yüzde 15,5 ile Malta ve yüzde 15,6 ile Portekiz oldu.</p>
<p>Türkiye'nin çocuk nüfus oranının yüzde 24,8 ile AB üyesi 27 ülkenin çocuk nüfus oranlarından daha yüksek olduğu hesaplandı.</p>
<p><strong>Türkiye'nin genç nüfus oranı AB üyesi ülkelerden daha yüksek</strong></p>
<p>Ülkelerin toplam nüfusları içindeki 15-24 yaş grubu gençlerin oranları incelendiğinde, geçen yıl en yüksek genç nüfus oranına sahip ülkenin yüzde 23,3 ile Güney Sudan olduğu görüldü. Bu ülkeyi yüzde 23,1 ile Suriye, yüzde 22,5 ile Orta Afrika Cumhuriyeti izledi. Monako, yüzde 8,8 ile genç nüfus oranının en düşük olduğu ülke çıkarken bu ülkeyi yüzde 9,1 ile Malta, yüzde 9,5 ile Almanya takip etti.</p>
<p>Genç nüfus oranında dünya ortalaması 2025'te yüzde 15,6 olarak belirlendi. Türkiye'nin genç nüfus oranı yüzde 14,8 ile ortalamanın altında kaldı.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip ülkeler arasında ilk sırada yüzde 13,5 ile İrlanda yer aldı. Bu ülkeyi yüzde 12,5 ile Fransa, yüzde 12 ile Danimarka'nın izlediği görüldü. En düşük genç nüfus oranına sahip ülkelerin ise yüzde 9,1 ile Malta, yüzde 9,5 ile Almanya, yüzde 9,9'ar ile Bulgaristan, Slovakya, Slovenya ve Avusturya olduğu görüldü.</p>
<p>Türkiye'nin genç nüfus oranının yüzde 14,8 ile AB üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranlarından daha yüksek olduğu dikkati çekti.</p>
<p><strong>Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu ülke Monako</strong></p>
<p>Dünya nüfus tahminlerine göre ülkelerin toplam nüfusları içindeki 65 ve daha yukarı yaşlıların oranları incelendiğinde, 2025'te en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip olan ülke yüzde 36 ile Monako oldu. Bu ülkeyi yüzde 30 ile Japonya, yüzde 25,1 ile İtalya takip etti. Yaşlı nüfus oranının en düşük olduğu ülkenin yüzde 1,7 ile Katar olduğu belirlendi. Bu ülkeyi yüzde 1,8 ile Birleşik Arap Emirlikleri, yüzde 2 ile Zambiya izledi.</p>
<p>Yaşlı nüfus oranı dünya ortalaması, 2025 yılında yüzde 10,4 olurken Türkiye'nin yaşlı nüfus oranının yüzde 11,1 ile dünya yaşlı nüfus ortalamasının üzerinde çıktığı hesaplandı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler dünya nüfus tahminlerine göre AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranları incelendiğinde, 2025 yılında en yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ülkelerin sırasıyla yüzde 25,1 ile İtalya, yüzde 24,9 ile Portekiz ve yüzde 24,4 ile Yunanistan olduğu görüldü. En düşük yaşlı nüfus oranına sahip ülkelerin ise sırasıyla yüzde 14,9 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, yüzde 15,8 ile Lüksemburg, yüzde 16,2 ile İrlanda olduğu belirlendi.</p>
<p>Türkiye'nin yaşlı nüfus oranının yüzde 11,1 ile AB üyesi 27 ülkenin yaşlı nüfus oranlarından daha düşük olduğu kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Türkiye'nin toplam doğurganlık hızı dünya ortalamasının altında</strong></p>
<p>Ülkelerin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2025'te en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke 5,94 çocukla Çad oldu. Bu ülkeyi, 5,91 çocuk ile Somali ve 5,9 çocuk ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 0,75 çocuk ile Güney Kore olarak belirlendi. Bu ülkeyi, 0,96 çocukla Singapur ve 1,00 çocukla Ukrayna takip etti.</p>
<p>Toplam doğurganlık hızı dünya ortalaması, 2025'te 2,24 çocuk oldu. Türkiye'nin toplam doğurganlık hızının, 1,42 çocuk ile dünya ortalamasının altında kaldığı görüldü.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2025'te en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip olan ülke, 1,74 çocukla Bulgaristan olarak tespit edildi. Bu ülkeyi, 1,71 çocukla Romanya ve 1,64 çocukla Fransa izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu ülke, 1,11 çocukla Malta oldu. Bu ülkeyi 1,21 çocukla İtalya, 1,22 çocukla Litvanya izledi.</p>
<p><strong>Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresi en yüksek ülke Monako</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) dünya nüfus tahminlerine göre, 2025 yılı için doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya genelinde 73,5 yıl, erkekler için 70,9 yıl ve kadınlar için 76,2 yıl olduğu görüldü.</p>
<p>Ülkelerin 2025 yılı için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 84,7 yıl ile Monako olarak kayıtlara geçti. Bu ülkeyi, 84,4 yılla San Marino ve 82,4 yılla Avustralya, Andorra ve Birleşik Arap Emirlikleri izledi.</p>
<p>Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 53,5 yılla Çad oldu. Bu ülkeyi 54,5 yılla Nijerya ve 54,9 yılla Güney Sudan takip etti.</p>
<p>Türkiye'nin erkekler için 75,5 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.</p>
<p>AB üyesi 27 ülkenin erkekler için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, erkekler için 2025 yılı doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 81,9 yıl ile İtalya oldu. Bu ülkeyi, 81,8 yıl ile İsveç ve 81,7 yıl ile Malta izledi. Erkekler için doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 71,6 yıl ile Litvanya olarak belirlendi. Bu ülkenin ardından 71,9 yıl ile Letonya, 72,5 yıl ile Bulgaristan geldi.</p>
<p><strong>Türkiye'nin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresi 80,7 yıl</strong></p>
<p>Ülkelerin 2025'te doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 88,7 yıl ile Monako oldu. Bu ülkeyi, 88 yılla Japonya ve 87,4 yılla Güney Kore takip etti.</p>
<p>Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 55,1 yılla Nijerya oldu. Bu ülkeyi, 57,4 yılla Çad ve 59,8 yılla Orta Afrika Cumhuriyeti izledi.</p>
<p>Türkiye'nin kadınlar için 80,7 yıl olan doğuşta beklenen yaşam süresinin, dünya ortalamasından yüksek olduğu görüldü.</p>
<p>BM'nin dünya nüfus tahminlerine göre, AB üyesi 27 ülkenin kadınlar için doğuşta beklenen yaşam süreleri incelendiğinde, kadınlar için 2025'te doğuşta beklenen yaşam süresinin en yüksek olduğu ülke, 86,6 yılla İspanya oldu. Bu ülkeyi, 86,3 yıl ile Fransa, 86 yılla İtalya izledi.</p>
<p>Doğuşta beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu ülke, 79,5 yıl ile Bulgaristan olarak belirlendi. Bu ülkeyi 79,8 yılla Romanya ve 80,5 yılla Macaristan takip etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-dunyanin-en-kalabalik-18inci-ulkesi-82878</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/1/1280x720/nufus-kalabalik-1761029954.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK verilerine göre, Türkiye, 86 milyon 92 bin 168 kişiyle nüfus büyüklüğüne göre 194 ülke arasında 18&#039;inci sırada yer alırken dünya toplam nüfusunun yüzde 1&#039;ini oluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-ihracat-beklentileri-artis-yonunde-82879</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: İhracat beklentileri artış yönünde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yılın 3. çeyreğine ait Dış Ticaret Beklenti Anketi'ni değerlendirdi.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, bu yılın üçüncü çeyreğine ilişkin ihracat beklenti endeksinin, bir önceki çeyreğe göre 2,4 puan artarak 101,5'e yükseldiğini belirten Bolat, "Endeksin 100'ün üzerinde olması ihracata yönelik beklentilerin artış yönünde olduğunu göstermektedir. Önümüzdeki üç aylık dönemde ihracatçı firmaların ilk kez ihracat yapmayı planladıkları ülkeler arasında ABD ilk sırada yer alırken Avustralya ikinci sırada, Mısır ise üçüncü sırada yer almıştır." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bolat, bu yılın üçüncü çeyreğine ilişkin ithalat beklenti endeksinin bir önceki çeyreğe göre 2,2 puan azalarak 102,7 seviyesinde gerçekleştiğine dikkati çekerek, beklentilerdeki bu görünümün, dış ticaret performansındaki dayanıklı seyrin gelecek dönemde de süreceğine işaret ettiğini bildirdi.</p>
<p>İhracatın haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 21,9 artışla 24 milyar 940 milyon dolar olduğunu vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Haziranda tüm zamanların en yüksek üçüncü aylık ihracatı kaydedildi. Böylece ilk 6 aylık mal ihracat rakamı yüzde 3,6 artışla 136,06 milyar dolara yükseldi. Son 12 aylık ihracat ise 277 milyar 940 milyon dolara ulaşarak yeni bir rekora imza atmıştır. Küresel ekonomide ağırlaşan rekabet koşulları, artan jeopolitik gerilimler ve korumacılık, zayıf dış talep ve yakın coğrafyamızdaki gelişmelere rağmen ihracatımızın 278 milyar dolar eşiğine dayanması ihracatçılarımızın dinamizmini ve ülkemizin üretim kapasitesini yansıtmaktadır. Yıl sonu Orta Vadeli Program hedefimiz olan 282 milyar dolara ulaşmak için tüm gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz. Bu gelişmeler sonucunda, 2026 yılında cari işlemler açığının GSYH'ye oranının tarihsel ortalamaların altındaki seyrini sürdüreceği öngörülmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-ihracat-beklentileri-artis-yonunde-82879</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/omer-bolat-1764593834.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Bolat, 3. çeyrek Dış Ticaret Beklenti Anketi hakkında, &quot;Endeksin 100&#039;ün üzerinde olması ihracata yönelik beklentilerin artış yönünde olduğunu göstermektedir.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/3-ceyrek-ihracat-beklentisi-24-puan-artti-82871</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3. çeyrek ihracat beklentisi 2,4 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı bu yılın üçüncü çeyreğine ait Dış Ticaret Beklenti Anketi'ni açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ihracat beklenti endeksi, bu dönemde bir önceki çeyreğe göre 2,4 puan arttı. Yılın ikinci çeyreğinde 99,1 olan endeks, üçüncü çeyrekte 101,5 seviyesine yükseldi.</p>
<p>Endeks, geçen yılın aynı dönemine göre ise 4 puan azalış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu endeksi, bir önceki çeyreğe göre gelecek 3 aya ilişkin ihracat beklentisi, ihracat sipariş beklentisi ve son 3 aya ilişkin ihracat sipariş düzeyi artış yönünde, şu anda kayıtlı ihracat sipariş düzeyine ilişkin değerlendirmeler ise azalış yönünde etkiledi.</p>
<p><strong>İthalat beklenti endeksi</strong></p>
<p>Bu yılın üçüncü çeyreğine ilişkin ithalat beklenti endeksi de bir önceki çeyreğe göre 2,2 puan azalarak 102,7 seviyesinde gerçekleşti. Endeks geçen yılın aynı dönemine göre ise 12,1 puan azaldı.</p>
<p>Endekse, bir önceki çeyreğe kıyasla gelecek 3 aya ilişkin birim fiyatı beklentisi ve şu anda kayıtlı ithalat sipariş düzeyi azalış, gelecek 3 aya ilişkin ithalat beklentisi ve son 3 aydaki ithalat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler ise artış yönünde etki etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/3-ceyrek-ihracat-beklentisi-24-puan-artti-82871</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/5/1280x720/ihracat-ithalat-dis-satim-1777288020.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığının 3. çeyrek verilerine göre ihracat beklenti endeksi, 2. çeyreğe göre 2,4 puan artışla 101,5&#039;e yükselirken, geçen yılın aynı dönemine göre 4 puan azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-8-milyon-lira-azaldi-82892</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 8 milyon lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 3 Temmuz itibarıyla 209 milyar 210 milyon lira artarak 26 trilyon 537 milyar 292 milyon liradan 26 trilyon 746 milyar 502,5 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 396 milyar 923 milyon lira azalarak 30 trilyon 268 milyar 569 milyon liradan 29 trilyon 871 milyar 646 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 18 milyar 146 milyon lira artarak 3 trilyon 389 milyar 465 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 804 milyar 396 milyon lirası konut, 42 milyar 694 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 542 milyar 374 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 15 milyar 874 milyon lira azalarak 4 trilyon 123 milyar 160 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 2,2 artışla 3 trilyon 287 milyar 292 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 210 milyar 677 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 76 milyar 615 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar sınırlı arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 3 Temmuz itibarıyla önceki haftaya göre 18 milyar 714 milyon lira artışla 776 milyar 287 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 586 milyar 215 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 1 milyar 633 milyon lira artarak 5 trilyon 755 milyar 35 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 8 milyon lira azalarak 236,2 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-8-milyon-lira-azaldi-82892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/3/1280x720/lira-para-1768305579.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre KKM, 8 milyon lira azalışla 236,2 milyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tobbdan-sigorta-eksperleri-icin-uygulama-esaslari-82890</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOBB&#039;dan sigorta eksperleri için uygulama esasları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, trafik sigortası konusunda yapılan son düzenlemelerle ilgili, sigorta eksperlerine yönelik uygulama esasları hazırlandığını açıkladı.</p>
<p>1 Temmuz'da yürürlüğe giren trafik sigortasına yönelik düzenlemeler hakkında yazılı açıklama yapan Erdem, uygulamanın yalnızca teknik bir mevzuat değişikliği olmadığını, aynı zamanda hak sahiplerinin gerçek zararlarının adil, objektif ve hızlı şekilde karşılanmasını amaçlayan önemli bir sistem dönüşümü olduğunu belirtti. Erdem, uzun yıllardır değer kaybı hesaplamaları konusunda farklı yöntemler uygulanmasının, farklı tazminat tutarlarının ortaya çıkmasına ve çok sayıda hukuki uyuşmazlığa neden olduğunu aktardı.</p>
<p>Erdem, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından yürürlüğe konulan yeni düzenleme konusunda, tüm eksperler nezdinde uygulama birliği sağlandığına işaret ederek "Hasar ve değer kaybı, aynı anda hesaplanacak. Yeni sistem kapsamında sigorta eksperi, aracın fiziksel hasarını, onarım yöntemini, değişen ve onarılan parçaları, önceki hasar durumunu, aracın genel teknik özelliklerini yerinde inceleyerek, hasar raporunu düzenleyecek ve aynı süreç içinde araçta oluşan değer kaybını da hesaplayacak. Böylece, değer kaybı hesaplaması, hasardan bağımsız ikinci bir süreç olmaktan çıkmış oldu. Teknik incelemeye dayanan hasar tespitiyle, bütünleşik bir ekspertiz sürecine dönüştü." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ahmet Nedim Erdem, bu düzenlemenin işlem sürelerini kısaltacağını, gereksiz başvuruları ortadan kaldıracağını ve uyuşmazlıkların önemli ölçüde azalmasına katkı sağlayacağını vurguladı.</p>
<p><strong>"Hak sahipleri gerçek değer kaybı tazminatına hızlıca kavuşacak"</strong></p>
<p>TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi tarafından, yeni sistemin ülke genelinde aynı standartlarla uygulanabilmesi amacıyla kapsamlı teknik çalışmalar yapıldığına dikkati çeken Erdem, yeni uygulamayla birlikte eksperlerin sorumluluğunun yalnızca hasarın tespitiyle sınırlı olmayacağını, araçta meydana gelen ekonomik değer kaybının bilimsel ve teknik esaslara göre gerekçeli olarak hesaplanmasını da kapsayacağını belirtti.</p>
<p>Erdem, İcra Komitesi tarafından hazırlanan uygulama esaslarıyla gerçek zarar ilkesinin nasıl uygulanacağı, teknik inceleme kriterleri, değer kaybı hesaplama yöntemi, raporlama standartları ile hesaplamalarda esas alınacak objektif verilerin de ayrıntılı şekilde belirlendiğini ve tüm sigorta eksperlerine duyurulduğunu kaydetti.</p>
<p>TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Erdem, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ayrıca konuya ilişkin mesleki eğitim faaliyetleri düzenlendi. Bu çalışmalar sayesinde, Türkiye genelinde görev yapan sigorta eksperleri ortak teknik standartlar çerçevesinde hesaplama yapacak, hak sahipleri de teknik, objektif, adil ve gerçek değer kaybı tazminatına hızlıca kavuşacaklar. Hiçbir sigorta eksper, telefonla arayarak değer kaybı tahsil edeceğini söylemez, vekaletname istemez, dava açılması için yönlendirme yapmaz ve tazminat tahsil edeceğini vadetmez. Vatandaşlarımızın bu tür girişimlere kesinlikle itibar etmemeleri ve gerekli durumlarda ilgili resmi mercilere başvurmalarını önemli hatırlatmak isterim."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tobbdan-sigorta-eksperleri-icin-uygulama-esaslari-82890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/otomotiv-otomobil-arac-1767341158.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, &quot;İcra Komitemiz tarafından hazırlanan uygulama esaslarıyla, gerçek zarar ilkesinin nasıl uygulanacağı, teknik inceleme kriterleri, değer kaybı hesaplama yöntemi, raporlama standartları, hesaplamalarda esas alınacak objektif veriler ayrıntılı şekilde belirlendi ve tüm sigorta eksperlerine duyuruldu.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ekim-turizm-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-82891</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekim Turizm, Borsa İstanbul&#039;da işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halka arz sürecini tamamlayan Ekim Turizm Ticaret ve Sanayi AŞ, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "EKIM" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Ekim Turizm'in gong töreni, Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Ekim Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Ali Vural Ak, Ekim Turizm Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muzaffer Demir, Ekim Turizm Yönetim Kurulu üyeleri Cumhur Kaynak, Cüneyt Polat, Saide Hasret Ramanlı, Gökhan Karaçetin, Ak Yatırım Genel Müdürü Mert Aydoğmuş ve Vakıf Yatırım Genel Müdürü Uğur Fidan'ın katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Törende konuşan Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, "Intercity" markasıyla tanınan Ekim Turizm'in, filo büyüklüğü ve yaygın ağıyla sektörün liderleri arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>Ergun, şirketin halka arzdan elde ettiği gelirle filosunu daha da güçlendirerek, kapasitesini artıracağını vurgulayarak, "Ekim Turizm bugün borsamızda işlem görmeye başlayarak yeni yatırımcıları ve kurumsallaşacak olan yapısıyla bundan sonraki süreçte büyümesini daha sağlıklı şekilde sürdürecektir." diye konuştu.</p>
<p><strong>"4 milyar liralık kaynak yeni araç alımına gidecek"</strong></p>
<p>Ekim Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Ali Vural Ak da Intercity olarak 1992'de Türkiye'de uzun dönem operasyonel araç kiralamayı ilk yapan şirket olarak yola çıktıklarını dile getirdi.</p>
<p>Ak, bugün geldikleri noktada güçlü filoları, 7 şube, 800'ü aşkın büyük kurumsal müşterileriyle sektörün öncülerinden olduklarını vurguladı.</p>
<p>İş modellerinin müşterileri tarafından test edilmiş bir model olduğuna işaret eden Ak, "Dünya devi şirketler 15 yıldır bizimle beraber çalışıyor. Uluslararası sermaye bu modeli test etti. Başta Dünya Bankası olmak üzere Almanya, Hollanda ve Japonya'nın önemli banka ve kuruluşları bize ortak oldular, yıllarca bizimle beraber çalıştılar. Biz de 2018'den bu yana tekrar tamamen yerli sermaye olarak yolumuza devam ediyoruz." dedi.</p>
<p>Ali Vural Ak, halka arzda sermaye artışının kendileri için oldukça önemli bir adım olduğunun altını çizerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yaklaşık 4 milyar lirayı geçen bir rakamı, kimseye uğramadan, doğrudan şirketin cebine sokuyoruz ve bu rakamın tamamı yeni araç alımına gidiyor. Bu rakam işimizi büyütmeye, daha karlı, daha genç, daha dinamik bir hale getirmeye gidiyor ve bu da hemen, daha bugünden itibaren başlıyor. Şeffaflık ve hesap verebilirlik zaten bizim 34 yıldır DNA'mızda var. Bunu, halka açık bir şirket olarak da bundan sonra tüm kamuoyunun önünde sürdüreceğiz."</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ekim-turizm-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-82891</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/1/1280x720/564u-1783610534.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;da düzenlenen gong töreninde açıklama yapan Ekim Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Ali Vural Ak, &quot;Dünya devi şirketler 15 yıldır bizimle beraber çalışıyor. Uluslararası sermaye bu modeli test etti. Başta Dünya Bankası olmak üzere Almanya, Hollanda ve Japonya&#039;nın önemli banka ve kuruluşları bize ortak oldular, yıllarca bizimle beraber çalıştılar.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uraloglu-10-ulkede-69-televizyon-kanalina-yayin-hizmeti-sunuyoruz-82888</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: 10 ülkede 69 televizyon kanalına yayın hizmeti sunuyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 9 Temmuz 2024'te uzaya fırlatılan Türksat 6A hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla gerçekleştirilen törenle 21 Nisan 2025'te resmen hizmete alınan uydunun 42 derece doğu yörüngesindeki görevine başarıyla devam ettiğini vurgulayan Uraloğlu, yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla üretilen Türksat 6A'nın geniş kapsama alanıyla Türkiye'nin uzay ve haberleşme kapasitesi için önemli bir kilometre taşı olduğunu kaydetti.</p>
<p>Uraloğlu, Türksat 6A için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığındaki çalışmaların 15 Aralık 2014'te başladığını ve yaklaşık 10 yıl sürdüğünü hatırlatarak, 21 Mayıs 2015'te TÜRKSAT ve Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) işbirliğiyle TUSAŞ tesislerinde kurulan Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi'nin (USET) açılmasıyla çalışmalara başlandığını bildirdi.</p>
<p>Türksat 6A Projesi kapsamında yerlilik ve milliliğe verdikleri öneme dikkati çeken Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranına ulaştırdığımız uydumuz için 84 yerli ve milli uydu ekipmanının üretimi yapıldı. TÜBİTAK UZAY, ASELSAN, CTech ve TUSAŞ'ın ürettiği bileşenler testler sonucu uyduya entegre edildi. Tüm testleri başarıyla geçen uydumuzu, ABD'nin Florida eyaletindeki Cape Canaveral Uzay Üssü'ndeki Space X tesislerinden 9 Temmuz 2024'te uzaya fırlattık. 28 Aralık 2024'te ise nihai görev yörüngesi olan 42 derece doğu boylamına ulaşan uydumuzun ilk test yayınını da 17 Şubat 2025’te gerçekleştirdik. Böylece Türksat 6A ile ülkemizi haberleşme uydusu tasarlayıp üretebilen dünyadaki 11 ülke arasına taşıdık."</p>
<p><strong>"TÜRKSAT uydularımız 111 ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ediyor"</strong></p>
<p>Uraloğlu, Türkiye'nin uydu serüveninin 1994'te Türksat 1B uydusuyla başladığını belirterek, bugün TÜRKSAT'ın 31, 42 ve 50 derece yörüngelerindeki 6 aktif uyduyla, dünya uydu operatörleri arasında yer aldığını ve jeosenkron yörüngede görev yapan Türksat 6A'nın, başta televizyon yayıncılığı olmak üzere acil durum haberleşmesi gibi kritik hizmetleri geniş bir coğrafyada sunduğunu bildirdi.</p>
<p>Türksat 6A sayesinde televizyon yayını yapan uyduların yedeklenebilir hale geldiğini ve TÜRKSAT'ın sunduğu hizmet kapasitesinin de arttığını vurgulayan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Uzay vatanımızdaki egemenliğimizi, teknoloji ihraç eden kabiliyetimizle birleştirdik. Bugün TÜRKSAT, sadece bir uydu operatörü değil, yurt dışında tercih edilen ve güven duyulan bir teknoloji markası haline geldi. Pakistan, Hindistan, Nepal, Bangladeş, Myanmar, Tayland, Malezya ve Endonezya ile Sri Lanka'nın önde gelen platformu Freesat Lanka'nın 50 kanalını Türksat 6A'nın hizmet kapsamına dahil ettik. Bugün yalnızca Türksat 6A üzerinden Güney Asya kapsamasındaki 10 ülkede 69 televizyon kanalına yayın hizmeti sunuyoruz. Tüm TÜRKSAT uydularımız ise artık 111 ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ediyor."</p>
<p>Uraloğlu, TÜRKSAT uyduları üzerinden yayın yapan toplam televizyon kanalı sayısının da 532'ye ulaşıp 10 yılın en yüksek seviyesine çıktığına dikkati çekerek, Türksat 6A uydusunun hizmete girmesiyle sağlanan Güney Asya açılımının, şirketin küresel yayıncılık pazarındaki büyüme ivmesini gösterdiğini anlattı.</p>
<p>TÜRKSAT uyduları üzerinden yayın yapan kanal sayısının sadece bir yılda yüzde 20'lik artış sağladığını aktaran Uraloğlu, yurt dışı merkezli kanal sayısındaki artışın ise 5 yılda yüzde 50 seviyesinde olduğunu ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, 2020 sonunda 114 olan yabancı menşeli kanal sayısının da 2025 yılı sonu itibarıyla 171'e yükseldiği bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>"Türksat 7A, Türkiye'nin dijital gelecek vizyonunun taşıyıcısı olacak"</strong></p>
<p>TÜRKSAT'ın uzaydaki haberleşme kapasitesini artırma hedefi kapsamında Türksat 7A'ya ilişkin finansman desteğini kapsayan protokolün, TÜRKSAT ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Araştırmaları Merkezi Başkanlığı arasında 19 Haziran 2025'te imzalandığını anımsatan Uraloğlu, protokolle Türksat 7A'nın yapım sürecine yönelik olarak Bakanlık tarafından sağlanacak desteğin çerçevesinin belirlendiğini bildirdi.</p>
<p>Uraloğlu, Türksat 7A Projesi'nin, 42 derece doğu yörüngesinde görev yapan Türksat 3A uydusunun tasarım ömrünün sona yaklaşması nedeniyle başladığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"2029'da hizmete almayı planladığımız 7A uydumuz daha yüksek veri kapasitesi, daha güçlü kapsama alanı ve esnek kaynak yönetim kabiliyetiyle Türkiye'nin dijital gelecek vizyonunun taşıyıcısı olacaktır. Bu uydumuz hizmete alındıktan sonra ülkemizin uzaydaki bağımsızlığının güçlü bir simgesi olarak varlığını sürdürecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uraloglu-10-ulkede-69-televizyon-kanalina-yayin-hizmeti-sunuyoruz-82888</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türksat 6A&#039;nın uzaydaki ikinci yılını tamamladığını belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Bugün yalnızca Türksat 6A üzerinden Güney Asya kapsamasındaki 10 ülkede 69 televizyon kanalına yayın hizmeti sunuyoruz. Tüm TÜRKSAT uydularımız ise artık 111 ülkede 5,5 milyar nüfusa hitap ediyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ajet-5-ucak-daha-alacak-82880</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> AJet, 5 uçak daha alacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>AJet, dünyanın önde gelen operasyonel uçak kiralama şirketlerinden BOC Aviation ile 5 Airbus A321neo uçak için anlaşma imzalandığını bildirdi.</p>
<p>Anlaşma kapsamında Pratt &amp; Whitney GTF motorlarıyla donatılmış 5 fabrika çıkışlı Airbus A321neo, 2028 yılı içerisinde AJet filosuna katılacak. Şirket açıklamasına göre, yakıt verimliliği, düşük emisyonu ve yüksek operasyonel performansıyla öne çıkan yeni nesil uçaklar, AJet'in büyüyen uçuş ağını güçlendirecek.</p>
<p>AJet Genel Müdürü Kerem Sarp, yeni uçakların şirketin büyümesine güç katacağını belirterek, "Bu anlaşmayla BOC Aviation ile işbirliğimizi başlatmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. AJet, büyüme yolculuğunu sürdürürken filomuza katılacak yeni nesil A321neo uçakları, filomuzun modernizasyonu, uçuş ağımızın genişletilmesi ve sürdürülebilirlik hedeflerimize önemli katkı sağlayacak. Bu anlaşma, uçuş ağımızı daha da genişletme ve misafirlerimize daha iyi bir seyahat deneyimi sunma kararlılığımızın önemli bir göstergesidir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>BOC Aviation Ticari Genel Müdür Yardımcısı Paul Kent de Türk Hava Yolları Grubu ile uzun yıllara dayanan güçlü işbirliklerini grubun hızla büyüyen üyesi AJet'i de kapsayacak şekilde genişletmekten mutluluk duyduklarını kaydederek, "Yeni nesil A321neo uçakları, AJet'in mevcut filosunu güçlendirerek Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu'daki ağını genişletme hedeflerine katkı sağlayacak. Önümüzdeki yıllarda da AJet'in başarısını desteklemeyi sürdüreceğiz." açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ajet-5-ucak-daha-alacak-82880</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/ajet.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AJet, 5 yeni Airbus A321neo uçağı 2028 yılında filosuna dahil edecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/abnin-yeni-kurallari-ambalaj-sektorunun-yol-haritasini-belirliyor-82854</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB&#039;nin yeni kuralları ambalaj sektörünün yol haritasını belirliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>SEKAMSAN ve KASAD'ın düzenlediği sektörel seminerde, Avrupa Birliği'nin Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü (PPWR) ile Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü'nün (EUDR) ambalaj sektörüne etkileri masaya yatırıldı. </p>
<p>Kağıt ve karton sektörünün önemli tedarikçilerinden SEKAMSAN ile KASAD (Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği) iş birliğinde düzenlenen geleneksel sektör semineri, ambalaj sanayisinin Avrupa Birliği kaynaklı yeni düzenlemelere uyum sürecini gündeme taşıdı.</p>
<p>İstanbul Sanayi Odası'nda gerçekleştirilen seminerde, Avrupa Birliği'nin yürürlüğe alacağı Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü ile Ormansızlaşmanın Önlenmesi Tüzüğü başta olmak üzere ihracatı doğrudan etkileyecek düzenlemeler kapsamlı şekilde ele alındı. 2017 yılından bu yana düzenlenen seminerde bu yıl ayrıca ihracat destekleri, FSC sertifikasyonu, uygunluk değerlendirme süreçleri ve uygulama örnekleri de sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Ticaret Bakanlığı uzmanları, FSC Türkiye temsilcileri ve uygunluk değerlendirme kuruluşlarının katıldığı oturumlarda işletmelerin yeni mevzuata uyum için izlemesi gereken yol haritaları aktarıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f75a2737da-1783592354.jpeg" alt="" width="596" height="895" /></p>
<p>Seminerin açılışında konuşan SEKAMSAN Yönetim Kurulu Üyesi Melih Cem Erdoğan, sürdürülebilirlik ve izlenebilirliğin artık yalnızca çevresel sorumluluk değil, uluslararası ticarette rekabetin temel unsurlarından biri haline geldiğini söyledi. Karton ambalaj sektörünün yenilenebilir kaynak kullanımı ve geri dönüşüm kabiliyeti sayesinde döngüsel ekonominin önemli aktörlerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, Avrupa Birliği düzenlemelerinin sektör tarafından bir yükümlülükten ziyade rekabet avantajına dönüştürülebilecek bir fırsat olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Erdoğan, firmaların mevzuat değişikliklerine bugünden hazırlanmasının ihracat pazarlarındaki konumlarını korumaları açısından kritik önem taşıdığına dikkat çekti. Program kapsamında yapılan sunumlarda, PPWR ve EUDR'nin uygulama esaslarının yanı sıra sertifikasyon süreçleri ve ihracatçılara sunulan destek mekanizmaları ayrıntılı olarak anlatıldı. Uzmanlar, özellikle Avrupa pazarına ihracat yapan firmaların izlenebilirlik, sürdürülebilir tedarik zinciri ve uygunluk belgeleri konusunda gerekli hazırlıkları zaman kaybetmeden tamamlaması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f75bf69016-1783592383.jpeg" alt="" width="591" height="394" /></p>
<h2><strong>İhracat odaklı dönüşüm vurgusu</strong></h2>
<p>Seminerin ikinci bölümünde konuşan SEKAMSAN Yönetim Kurulu Üyesi Melike Erdoğan Gürsoy ise şirketin 42 yıllık gelişimini ve sürdürülebilirlik yaklaşımını katılımcılarla paylaştı. Gürsoy, 1984 yılından bu yana kağıdı yalnızca ticari bir ürün olarak değil, bilginin, kültürün ve sürdürülebilirliğin taşıyıcısı olarak gördüklerini belirtti. İstanbul, Ankara, Bursa ve Konya'daki lojistik altyapılarıyla faaliyet gösterdiklerini ifade eden Gürsoy, 30 bin metrekareyi aşan depo kapasitesi ve geniş ürün portföyüyle matbaa, ambalaj ve yayın sektörlerine hizmet sunduklarını söyledi. FSC sertifikalı ve gıdaya uygun ürün taleplerini karşıladıklarını belirten Gürsoy, PPWR ve EUDR başta olmak üzere uluslararası düzenlemeleri yakından takip ederek müşterilerinin uyum süreçlerine destek verdiklerini dile getirdi.</p>
<p>Yoğun katılımla gerçekleştirilen seminer, sektör temsilcilerine Avrupa Birliği düzenlemeleri konusunda doğrudan uzmanlardan bilgi alma ve uygulamaya ilişkin görüş alışverişinde bulunma imkânı sağladı. Toplantıda ayrıca, sektörün uluslararası rekabet gücünü artırmak amacıyla kurumlar arası iş birliği ve bilgi paylaşımının önemine dikkat çekildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/abnin-yeni-kurallari-ambalaj-sektorunun-yol-haritasini-belirliyor-82854</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/4/1280x720/abnin-yeni-kurallari-ambalaj-sektorunun-yol-haritasini-belirliyor-1783592339.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEKAMSAN ve KASAD&#039;ın düzenlediği toplantıda, ihracatta rekabet gücünü korumak için firmaların sürdürülebilirlik, izlenebilirlik ve sertifikasyon süreçlerine bugünden hazırlanması gerektiği vurgulandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/performans-odakli-peyzaj-uygulamalari-yarisacak-82852</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Performans odaklı peyzaj uygulamaları yarışacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Peyzaj mimarları ile mühendisleri, bitki üreticilerini ve sektör profesyonellerini ortak bir vizyonda buluşturan Peyzaj Mimarları ve Sektör Profesyonelleri Derneği (PEYZAJDER), Türkiye’de bir ilke imza atarak “Bursa Performans Odaklı Peyzaj Uygulamaları Yarışması”nı düzenleyeceğini kamuoyuna duyurdu.</p>
<p>Podyum Davet’te gerçekleştirilen basın toplantısıyla tanıtılan yarışma, kağıt üzerindeki tasarım projelerini değil, uygulaması tamamlanmış ve en az bir tam vejetasyon dönemini geride bırakmış, ekosisteme somut katkı sağlayan gerçek peyzaj alanlarını değerlendirecek. Yarışmada projeler; su yönetimi, ekoloji ve biyoçeşitlilik, iklim direnci ve ısı adası, sosyal değer ve erişilebilirlik ile işletme ve döngüsellik olmak üzere beş ana performans ekseninde, 100 puanlık sayısal bir değerlendirme cetveli üzerinden puanlanacak. Değerlendirme sistemi hazırlanırken SITES, LEED, BREEAM, LAF Landscape Performance Series, IFLA ve Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları gibi uluslararası referans sistemleri esas alındı. Projeler, jüri karşısına rumuzla çıkacak ve ön elemeyi geçen uygulamalarda beyan edilen veriler yerinde doğrulama yöntemiyle incelenecek.</p>
<p>PEYZAJDER Yönetim Kurulu Başkanı Fulya Akfidan Sevim, yarışmanın çıkış noktasının “Yeşil Bursa” kavramını yeniden sorgulamak olduğunu belirterek, “Yıllardır Bursa’yı ‘Yeşil Bursa’ olarak anıyoruz. Ancak bugün sormamız gereken asıl soru, bu yeşilin ne kadar sürdürülebilir olduğudur. Yağmuru tutan, kenti serinleten, havayı temizleyen ve canlılara yaşam alanı sunan peyzaj uygulamalarını görünür kılmak istiyoruz. Bu yarışmada estetiğe değil, kanıta ödül vereceğiz. Çünkü artık söz değil, saha konuşmalı” dedi. Bursa’nın yarışmanın pilot ili olarak seçilmesinin tesadüf olmadığını vurgulayan Akfidan Sevim, kentin sahip olduğu doğal ve ekonomik zenginliklerin bu tercihte belirleyici olduğunu söyledi.</p>
<p>Akfidan Sevim, “Uludağ’ın zengin florasıyla bir doğa laboratuvarı olan Bursa, aynı zamanda sanayisiyle Türkiye ekonomisinin kalbi konumunda. Çınardan erguvana uzanan doğa mirası ve üretim kültürüyle bu kent, yeşil kalkınma sorusuna yanıt aramak için en doğru başlangıç noktasıdır. Bursa’da kurduğumuz bu modelin ikinci yıldan itibaren ulusal ölçekte uygulanmasını ve performans odaklı peyzaj değerlendirmesinin Türkiye’de bir standart haline gelmesini hedefliyoruz. Yarın ülke genelinde konuşulacak modelin ilk cümlesi bugün Bursa’da yazılıyor” diye konuştu.</p>
<h2>Ev bahçesinden millet bahçesine kadar dört kategori</h2>
<p>PEYZAJDER Yönetim Kurulu Başkanı Fulya Akfidan Sevim’in verdiği bilgiye göre yarışma, tek konut, toplu konut, sanayi/fabrika/ticaret/turizm alanları ve kamusal alanlar olmak üzere dört farklı kategoride gerçekleştirilecek. Müstakil konut ve villa bahçelerinde yağmur suyu hasadı, kuraklığa dayanıklı bitkilendirme ve kompost uygulamaları değerlendirilirken, toplu konut kategorisinde su ve bakım maliyetlerini azaltan akıllı peyzaj çözümleri öne çıkacak. Sanayi, ticaret ve turizm alanlarında yeşil alanların toz ve gürültüyü filtreleyen çevresel katkıları incelenecek, kamusal alanlarda ise erişilebilirlik, halk sağlığı ve toplumsal fayda kriterleri ön plana çıkacak.</p>
<h2>Disiplinlerarası katılıma açık</h2>
<p>Yarışmaya peyzaj mimarlarının yanı sıra ziraat, inşaat ve çevre mühendisleri, mimarlar, alan sahipleri, site yönetimleri, sanayi kuruluşları, işletmeler ve belediyeler bireysel ya da proje ekibi olarak başvurabilecek. Başvuruya konu projelerin Bursa il sınırları içerisinde uygulanmış ve üzerinden en az bir tam vejetasyon dönemi geçmiş olması şartı aranacak. Başvurular tamamen dijital ortamda alınacak. Her kategoride birincilik, ikincilik ve üçüncülük ödüllerinin yanı sıra Jüri Özel Ödülü ile PEYZAJDER Özel Ödülü de sahiplerini bulacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/performans-odakli-peyzaj-uygulamalari-yarisacak-82852</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/2/1280x720/performans-odakli-peyzaj-uygulamalari-yarisacak-1783591979.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Peyzaj Mimarları ve Sektör Profesyonelleri Derneği, “Bursa Performans Odaklı Peyzaj Uygulamaları Yarışması”nı düzenleyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kadin-girisimci-destek-paketi-ile-280-bin-girisimciye-140-milyar-lira-finansman-sagladik-82889</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kadın Girişimci Destek Paketi ile 280 bin girişimciye 140 milyar lira finansman sağladık&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, Kayseri'de bir otelde düzenlenen "Halkbank Üreten Kadınlar Buluşması" programında yaptığı konuşmada, asırlar boyunca Anadolu'nun en önemli ticaret yollarına ev sahipliği yapan Kayseri'nin, ekonomik faaliyetlerin yanı sıra emeğin, güvenin ve girişimciliğin de merkezi olduğunu belirtti.</p>
<p>Kadınların dokunduğu her üretim hikayesinin ekonomik bir değer oluşturmakla kalmadığına, aileyi, çevreyi ve toplumu da dönüştürdüğüne dikkati çeken Özdil, kadınların yüzyıllardır evde, tarlada hem ürettiğini hem de toplumun temel direği aileyi ayakta tuttuğunu vurguladı.</p>
<p>Özdil, kadının yer aldığı her alanın değer kazandığını, toplumun refah seviyesinin yükseldiğini dile getirerek, "Sayın Cumhurbaşkanımızın, 'Kadın elinin değdiği, kadın kalbinin adandığı, kadın kararlılığının yöneldiği hiçbir işin başarısız olma şansı yoktur.' tespiti de bu hakikati teyit etmektedir. Kadınların üretimde, girişimcilikte ve iş dünyasında daha fazla yer aldığı ekonomiler, daha kapsayıcı, daha dirençli ve daha sürdürülebilir bir büyüme ortaya koyuyor. Dünyadaki gelişmelere baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Üstelik ülkemizin kadınları, zorluklarla baş etmeyi, bir arada olmayı, çalışmayı ilke edinen bir gelenekten gelmektedir." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Yeni fikirlerin filizlenmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz"</strong></p>
<p>Halkbank olarak, "Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü toplum" inancıyla bir yola çıktıklarını anlatan Özdil, şöyle devam etti:</p>
<p>"2021 yılından bu yana kadın girişimciliğini öncelikli çalışma alanlarımızdan biri olarak görüyoruz. Kadın girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla oluşturduğumuz Kadın Girişimci Destek Paketi ile bugüne kadar yaklaşık 280 bin kadın girişimcimize 140 milyar lira finansman sağladık. Şunu gururla ifade etmek isterim ki ülkemizde kadın girişimcilere kullandırılan her üç krediden birinde bankamızın imzası bulunuyor. Kadınlara sağladığımız desteği yalnızca finansmanla sınırlı görmüyoruz. Üreten Kadınlar Buluşmaları'nı ve Üreten Kadınlar Yarışması'nı da bu vizyonla hayata geçirdik. Bu sayede girişimcilerimizle doğrudan temas kuruyor, onların ihtiyaçlarını öğreniyor ve gelişimlerine katkı sağlayacak fırsatlar oluşturuyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleştirdiğimiz buluşmalarda, kadın girişimcilerin deneyimlerine ortak olup yeni fikirlerin filizlenmesine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Halkbank olarak bu yolculukta yanınızda olmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle kadın girişimciliğini her platformda destekleyen ve vizyonuyla bizlere ilham veren Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'ye de şükranlarımı sunuyorum."</p>
<p>Program sonunda gazetecilere açıklamada bulunan AK Parti Kayseri Milletvekili Ayşe Böhürler de Halk Bankasının kadınların ekonomik gücünü destekleyen çok büyük bir projeye imza attığını, böyle bir programın Kayseri'de de eğitim vermesinden memnuniyet duyduğunu dile getirdi.</p>
<p>Kayseri'nin kadın girişimcileriyle de ön plana çıkan bir kent olduğunu vurgulayan Böhürler, "Kayseri'de pek çok kadın babalarından şirketleri devralıyor ve yeni yeni açılımlar yapıyor. Yeni yatırım imkanları ortaya çıkartıyor. Halkbank şimdiye kadar 280 bin kadın girişimciye destek vermiş. Bundan sonra da bu sayı giderek artacak. Umut ediyorum ki Kayseri'den de pek çok kadın girişimci, bu desteklerden faydalanır. Burada emeği geçen herkese teşekkür ediyorum." dedi.</p>
<p>Halkbank Üreten Kadınlar Yarışması'nda 2024 yılında "Sıfır Atık Kategorisi"nde ödül alan Şükriye Özbilen ise Halkbank tarafından oluşturulan bu platformun kadın girişimcilere çok büyük destek sağlayarak, finansal anlamda da arkalarında durduğunu belirtti.</p>
<p>Yarışmayı kazandıktan sonra güçlü işbirlikleri sağladıklarını dile getiren Özbilen, "Finansal erişimimiz daha da kolaylaştı. Bilinirliğimiz arttı. Uluslararası pazarda da az olan ender bir iş yapıyoruz. Bunu Türkiye'nin de öğrenmesini sağladık, böyle güzel katkıları oldu." şeklinde konuştu.</p>
<p>Diyetisyen Büşra Durak da 4 yıl önce aldığı destekle Yozgat'ta kendi işini kurduğunu anlatarak, "Hiç birikimim yoktu, hepsini Halkbank ile karşıladım. O gün de yanımdaydılar bugün de yanımdalar. Bu güveni hissediyor olmak insanı rahatlatıyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Halkbank desteğiyle Kapadokya bölgesinde terapi merkezi açan Prof. Dr. Bilge Uzun ise "Halk Bankasının kadının üretkenliğini artırmak için verdiği krediyi kadınlar için merkezde kullandım." dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kadin-girisimci-destek-paketi-ile-280-bin-girisimciye-140-milyar-lira-finansman-sagladik-82889</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/9/1280x720/57-1783610076.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Halkbank Üreten Kadınlar Buluşması&quot; programında konuşan Genel Müdür Recep Süleyman Özdil, &quot;2021 yılından bu yana kadın girişimciliğini öncelikli çalışma alanlarımızdan biri olarak görüyoruz. Kadın girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla oluşturduğumuz Kadın Girişimci Destek Paketi ile bugüne kadar yaklaşık 280 bin kadın girişimcimize 140 milyar lira finansman sağladık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/daviva-saglik-grubu-avcilarda-ozel-hastanesi-acti-82886</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Daviva, ilk özel hastanesini Avcılar&#039;da açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Diyaliz ve ilaç alanındaki yatırımlarıyla sağlık sektöründe faaliyet gösteren Daviva Şirketler Topluluğu, özel hastanecilik alanındaki ilk yatırımı olan Daviva Avcılar Hastanesi'ni açtı.</p>
<p>Hastane yatırımına ilişkin detaylar, Daviva Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yavuz'un ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenen basın toplantısında paylaşıldı.</p>
<p>Buna göre, Daviva Sağlık Grubu bünyesinde yaklaşık 1 milyar lira yatırımla kurulan hastane, sağlık altyapısı, yüksek hizmet kapasitesi ve ileri teknoloji donanımıyla hizmet sunacak.</p>
<p>Yaklaşık 12 bin 500 metrekare kapalı alanda, 203 yatak kapasitesiyle hizmet verecek hastane, uzman kadrosuyla hasta kabulüne başlamaya hazırlanıyor.</p>
<p>Toplam 11 ameliyathane ve cerrahi müdahale odasıyla hastanede, 27 erişkin, 22 yenidoğan, 7 koroner ve 5 kalp-damar cerrahisi olmak üzere toplam 61 yoğun bakım yatak kapasitesi olacak.</p>
<p>Gelişmiş teknolojik altyapısıyla öne çıkan hastanede, genel cerrahi, üroloji ve kadın sağlığı operasyonlarında önemli konfor sunan robotik cerrahi sistemleri, robotik ortopedi cerrahisi, hibrit ameliyathane ve ileri görüntüleme teknolojileri yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca sağlık teknolojilerinin geleceğinde önemli bir yere sahip olan yapay zeka destekli uygulamalarla ilgili altyapı çalışmaları sayesinde tanı ve tedavi süreçlerinde daha hızlı, doğru ve güvenilir çözümler sunulması hedefleniyor.</p>
<p>Yaklaşık 550 kişilik sağlık profesyonelinden oluşan kadrosuyla faaliyet gösterecek hastane, sağlık sektöründe önemli bir istihdam alanı da oluşturacak.</p>
<p><strong>Dört ana ayaktan oluşan bir "Daviva Sağlık Ekosistemi" kurma hedefi</strong></p>
<p>Daviva Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yavuz, basın toplantısının ardından soruları yanıtladı.</p>
<p>İstanbul ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere sağlık alanında yatırımlara devam edeceklerini belirten Yavuz, diyaliz alanındaki bilgi birikimlerini, ilaç, genel hastanecilik ve tıbbi cihaz üretimi yatırımlarıyla pekiştirerek entegre bir "Daviva Sağlık Ekosistemi" oluşturmak istediklerini söyledi.</p>
<p>Yavuz, uzun zamandır emek sarf ettikleri projeyi vatandaşlarla buluşturmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "İstanbul ve Marmara ağırlıklı olmak üzere sağlık alanında yatırımlarımızı sürdürmek istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki yıllarda fırsatlar doğduğu noktada büyümeye ve gelişmeye devam etme hedefimiz var." dedi.</p>
<p>Yavuz, bölgedeki ihtiyacı görmeleri ve ilk yatırım lokasyonu olarak Avcılar'ı seçmelerinin nedenini, "İstanbul'a 20 yıl önce ilk geldiğimde hekim olarak bu bölgede çalışma fırsatım oldu. O yüzden bölgenin dinamiklerini, hastaları, insanlarımızın ihtiyaçlarını ve neler talep edebileceklerini çok iyi biliyordum. Bildiğim bir bölge olduğu için de ilk tercihimiz burası oldu." ifadeleriyle anlattı.</p>
<p>Büyüme stratejileri doğrultusunda Çorlu'da da bir yatırım fırsatını değerlendirdiklerini belirten Yavuz, sonbahar aylarında buradaki hastaneyi de hizmete açmayı planladıklarını söyledi.</p>
<p>Yavuz, Daviva'nın uzun vadeli hedeflerinin merkezinde "ülkeye hizmet etmek" vizyonunun yer aldığını vurgulayarak, bu doğrultuda dört ana ayaktan oluşan bir "Daviva Sağlık Ekosistemi" kurmayı planladıklarını dile getirdi.</p>
<p>Grubun ana uzmanlık alanı olan diyalizdeki güçlü altyapıya işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Türkiye'nin 19 ilinde, 53 noktada, 10 bine yakın hastaya diyaliz hizmeti sunuyoruz. Bu hastalarımızın 1000'i evde diyaliz hizmeti alıyor. Sunduğumuz bu kapasiteyle Avrupa'da 5'inci, dünyada ise ilk 10 diyaliz zinciri içerisindeyiz. Özellikle ev diyalizi hizmetinde dünyada ilk 3'te yer alıyoruz. Buradaki bilgi birikimimizi, ilaç sektöründe, genel hastanecilik tarafında ve tıbbi cihaz ile malzeme üretimi çerçevesindeki yatırımlarımızla pekiştirerek kapsamlı bir ekosistem yaratmak istiyoruz."</p>
<p><strong>Tüm temel branşlarda hizmet verilecek</strong></p>
<p>Daviva Sağlık Grubu Genel Müdürü Dizdar da yeni hastanenin 203 yataklı olduğunu, bunun 61'inin yoğun bakım ünitelerinde hizmet vereceğini belirtti.</p>
<p>Dizdar, 11 ameliyathane ve cerrahi müdahale odası bulunan hastanenin toplam kapalı alanının ise 12 bin 500 metrekare olduğunu anlattı.</p>
<p>Yatırım bütçesinin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) ihale bedeli ile binanın teknolojik altyapı maliyetlerinden oluştuğunu aktaran Dizdar, yaklaşık 8 aydır kapsamlı bir dönüşüm süreci yürüttüklerini vurguladı.</p>
<p>Dizdar, grubun ilk hastanesi olması dolayısıyla teknolojik anlamda ciddi yatırımlar yaptıklarını belirterek, "Bu yatırımların içerisine cerrahi robotik teknolojiler ve hibrit ameliyathane gibi imkanları entegre ettik. Cihaz ve bina altyapımızı tamamen yeniledik. Hastanemiz artık hazır, yakın bir zamanda denetimleri tamamlayarak halkımızın hizmetine sunacağız." diye konuştu.</p>
<p>Dizdar, hastanenin genel hastanecilik adına tüm temel branşlarda hizmet vereceğine dikkati çekerek, kontrollü büyüme stratejisiyle Türkiye'nin farklı bölgelerinde de ihtiyaçlara yönelik yatırımlar yapabileceklerini kaydetti.</p>
<p>Koruyucu hekimliğin insanların gündemine yeni yeni girdiğini ancak sağlık profesyonellerinin bu kavramı mesleğe ilk giriş esnasında öğrendiğini dile getiren Dizdar, "Check-up, erken tanı açısından çok önemli bir kavram. Toplumumuzda sağlıklı yaşam bilinci giderek yaygınlaşıyor. Artık hastalanmadan önce bazı şeylerin önüne geçebilmek en önemli unsur haline geldi. Bizim yapımızda da bu vizyon tüm unsurlarıyla hayata geçirilecek." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/daviva-saglik-grubu-avcilarda-ozel-hastanesi-acti-82886</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/6/1280x720/47-1783609562.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Daviva Sağlık Grubu, Avcılar&#039;da 1 milyar liralık yatırımla hastane açtı. Daviva Şirketler Topluluğu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Yavuz, &quot;İstanbul ve Marmara Bölgesi ağırlıklı olmak üzere sağlık alanında yatırımlarımızı sürdürmek istiyoruz. Bu çerçevede önümüzdeki yıllarda fırsatlar doğduğu noktada büyümeye ve gelişmeye devam etme hedefimiz var.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kimyevi-maddeler-ve-mamulleri-ihracati-ilk-yarida-171-milyar-dolara-yukseldi-82876</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı ilk yarıda 17,1 milyar dolara yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan haziran ayı ihracat verileriyle sektörün ilk yarı performansının netleştiğini bildirdi.</p>
<p>Buna göre sektör, ilk 6 ayında 17,1 milyar dolarlık ihracatla bugüne kadarki en yüksek ilk yarı ihracatına ulaştı.</p>
<p>2024 yılının ilk 6 ayında 15,78 milyar dolar, 2025 yılının aynı döneminde ise 15,75 milyar dolar ihracat gerçekleştiren kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü, bu yılın ilk yarısında güçlü bir toparlanma grafiği ortaya koydu.</p>
<p>Sektör ihracatı, 2025 yılının ilk yarısına göre yüzde 8,6, 2024 yılının aynı dönemine göre ise yüzde 8,4 artış gösterdi.</p>
<p>Yılın ilk aylarında daha sınırlı bir seyir izleyen sektör ihracatı, nisan ayı itibarıyla toparlanma sürecine girdi. Nisan ayında 3,10 milyar dolar, haziran ayında ise 3,29 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, yılın ikinci çeyreğinde ihracat performansını belirgin şekilde yukarı taşıdı.</p>
<p>Haziran ayındaki ihracat performansı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,9, 2024 yılının haziran ayına göre ise yüzde 48,5 artışa işaret etti. Böylece sektör, yılın ikinci yarısına daha güçlü bir ihracat zeminiyle girdi.</p>
<p>Türkiye’nin ilk 6 ay toplam ihracatı 136 milyar dolar olarak gerçekleşirken kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü 17,1 milyar dolarlık ihracatıyla toplam ihracattan yüzde 12,6 pay aldı. Sektör, bu performansıyla Türkiye ihracatının ana taşıyıcı sektörlerinden biri olma konumunu sürdürürken en çok ihracat gerçekleştiren ikinci sektör konumunu da korudu.</p>
<p><strong>"Kimya sektörü Türkiye ihracatındaki stratejik ağırlığını koruyor"</strong></p>
<p>İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı, kimya sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik ağırlığını koruduğunu belirtti.</p>
<p>Aracı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kimya sektörümüz, 2026 yılının ilk yarısında 17,1 milyar dolarlık ihracata ulaşarak bugüne kadarki en yüksek ilk 6 ay ihracat performansını ortaya koydu. Özellikle nisan ayı itibarıyla başlayan toparlanmanın nisan ve haziran aylarında yüksek ihracat rakamlarıyla desteklenmesi, sektörümüz açısından önemli bir gösterge. Haziran ayında ulaştığımız 3,29 milyar dolarlık ihracat, yılın ikinci yarısına daha güçlü bir moralle başlamamızı sağladı. Göreve geldiğimiz nisan ayından bu yana kimya sektörünün alt gruplarını ilgilendiren 7 komite toplantısı gerçekleştirdik."</p>
<p>Kimya sektörünün üretim gücü, pazar çeşitliliği ve sanayinin farklı alanlarına sağladığı girdiyle Türkiye ekonomisi açısından stratejik bir rol üstlendiğini ifade eden Aracı, ihracatçıların rekabet gücünü artıracak başlıklara odaklandıklarını belirtti.</p>
<p>Aracı, İKMİB’in sektöre yönelik teknik kapasiteyi güçlendirme hedefiyle hayata geçirilen Kimya Teknoloji Merkezi'ne ilişkin çalışmaların da gündemlerinde önemli bir yer tuttuğunu aktararak, merkezin mevcut yapısını kapsamlı şekilde değerlendirdiklerini anlattı.</p>
<p>Vefa İbrahim Aracı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Göreve geldiğimizde Kimya Teknoloji Merkezi’nin mevcut fizibilitesi, kullanım kapasitesi ve sürdürülebilirlik yapısı açısından yeniden ele alınması gereken bir tabloyla karşılaştık. Bu nedenle merkezi, sektörümüze gerçek anlamda fayda sağlayacak, görünürlüğü artmış ve finansal sürdürülebilirliği güçlendirilmiş bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu süreçte bakanlıklarımız, kamu kurumlarımız ve üniversitelerimizle istişare halinde ilerliyoruz."</p>
<p><strong>"İlk yarıdaki rekor tablo, yılın kalanı için bize güçlü bir motivasyon sağlıyor"</strong></p>
<p>Aracı, küresel ticarette belirsizliklerin sürdüğü bir dönemde kimya sektörünün rekor ilk yarı performansı sergilediğine dikkati çekerek, yılın ikinci yarısında mevcut ivmeyi korumak için ihracatçı firmalarla yakın temas içinde çalışmaya devam edeceklerini vurguladı.</p>
<p>Bugün ulaştıkları rakamlar, sektörün üretim gücünü, ihracat refleksini ve küresel pazarlardaki konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu aktaran Aracı, gelecek dönemde hedeflerinin, bu ivmeyi kalıcı hale getirmek, ihracatçıların önündeki engelleri azaltmak, ihracata dönük yabancı yatırımların Türkiye'ye kazandırılmasına yönelik çalışmalarını hız kesmeden sürdürmek ve kimya sektörünün Türkiye ihracatındaki stratejik payını daha da güçlendirmek olacağını belirtti.</p>
<p>Aracı, "Cumhurbaşkanımız tarafından açıklanan ve ihracatçılarımızın finansmana erişimini destekleyen yeni adımların da sektörümüz için önemli bir moral oluşturacağına inanıyoruz. İlk yarıdaki rekor tablo, yılın kalanı için bize güçlü bir motivasyon sağlıyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kimyevi-maddeler-ve-mamulleri-ihracati-ilk-yarida-171-milyar-dolara-yukseldi-82876</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/5/1280x720/vefa-ibrahim-araci-1773292218.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Vefa İbrahim Aracı,, kimya sektörünün yılın ilk yarısında 17,1 milyar dolarlık ihracatla en yüksek ilk 6 ay ihracat performansını yakaladığını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-maliyetleri-aylik-yuzde-187-artti-82868</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat maliyetleri aylık yüzde 1,87 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs dönemine ait inşaat maliyet endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 1,87, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 29,84 yükseldi.</p>
<p>Aylık bazda malzeme endeksi yüzde 1,77, işçilik endeksi yüzde 2,04 arttı.</p>
<p>Yıllık bazda malzeme endeksi yüzde 28,62, işçilik endeksi yüzde 32 artış gösterdi.</p>
<p>Bina inşaatı maliyet endeksi, mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,96, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 28,56 yükseliş kaydetti. Mayısta bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,08, işçilik endeksi yüzde 1,75 artış sergiledi. Geçen yılın aynı ayına kıyasla ise malzeme endeksi yüzde 26,93, işçilik endeksi yüzde 31,34 arttı.</p>
<p>Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,6, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 34,06 artış gösterdi. Söz konusu yapılarda bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 0,85, işçilik endeksi yüzde 3,08 artış kaydetti. Malzeme endeksi, mayısta yıllık bazda yüzde 33,91, işçilik endeksi yüzde 34,34 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-maliyetleri-aylik-yuzde-187-artti-82868</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/8/1280x720/insaat-1770970824.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre, inşaat maliyet endeksi, aylık bazda yüzde 1,87, yıllık bazda ise yüzde 29,84 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hepsiburada-ve-kagiderin-projesine-uluslararasi-odul-82873</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hepsiburada ve KAGİDER&#039;in projesine uluslararası ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hepsiburada ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği'nin (KADİGER) işbirliğiyle hayata geçirilen "Yol Arkadaşın Burada" programı, ABD merkezli Pazarlama ve İletişim Profesyonelleri Derneği (AMCP) tarafından düzenlenen Communitas Awards'ta ödüle layık görüldü.</p>
<p>Program, Kurumsal Sosyal Sorumlulukta Mükemmellik-"Kadının Güçlenmesi" kategorisinde ödülün sahibi oldu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, toplumsal fayda, sürdürülebilirlik, kapsayıcılık ve etik alanlarında yürütülen çalışmaları değerlendirerek her yıl sosyal etki oluşturan projeleri ödüllendiren Communitas Awards, bu yıl "Yol Arkadaşın Burada" programını girişimci kadınların dijital dünyada büyümesini destekleyen yaklaşımı sebebiyle ödül listesine aldı.</p>
<p>Hepsiburada'nın e-ticaret deneyimiyle KAGİDER'in girişimcilik alanındaki uzmanlığını bir araya getiren program, kadın girişimcilerin işlerini dijital ortamda büyütmelerini desteklemek amacıyla yürütülüyor.</p>
<p>Program kapsamında katılımcılara e-ticaretin temellerinden yapay zeka uygulamalarına, ürün fotoğrafçılığından video içerik üretimine kadar uzanan 23 başlıkta toplam 52 saat eğitim verildi.</p>
<p>Türkiye'nin 30 ilinden 1000'i aşkın girişimci kadının katıldığı programa Hollanda, ABD, Kanada ve İspanya'dan da katılım sağlandı.</p>
<p>Eğitimlerin tamamlanmasının ardından katılımcıların sipariş sayılarında yaklaşık yüzde 70 artış görülürken, program ortaklarının aktardığı verilere göre, katılımcıların yüzde 83'ü işini büyütme konusunda kendisini daha öz güvenli hissettiğini belirtti.</p>
<p>Eğitim sürecinin ardından katılımcılar arasından seçilen 25 girişimci kadın, KAGİDER'in mentörlük ağıyla 6 ay boyunca bire bir destek alma fırsatı elde edecek.</p>
<p>Katılımcılar, yatırımcı sunumuna hazırlık eğitimleriyle de işlerini bir sonraki büyüme aşamasına taşımaya hazırlanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hepsiburada-ve-kagiderin-projesine-uluslararasi-odul-82873</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/hepsiburada-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hepsiburada ve KADİGER iş birliğiyle hayata geçirilen &quot;Yol Arkadaşın Burada&quot; programı, Communitas Awards&#039;ta Kurumsal Sosyal Sorumlulukta Mükemmellik-&quot;Kadının Güçlenmesi&quot; kategorisinde ödül kazandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/teknogirisim-rozetli-girisimcilere-5-milyon-liraya-kadar-82867</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Teknogirişim Rozetli girişimcilere 5 milyon liraya kadar kredi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yapay Zeka Geliştiren ve Kullanan Girişimlere Kredi Desteği'nin detayları hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Kacır sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"KOSGEB aracılığıyla GO Dijital Cüzdan ile sağlanan Yapay Zeka Kredi Programı kapsamında, Teknogirişim Rozeti sahibi girişimcilere 5 milyon liraya kadar kredi sunuyoruz. Yüksek performanslı işlem gücü, güvenli veri depolama altyapıları, yapay zeka araçlarına erişim ve teknoloji yatırımları program ile teknogirişimlerin büyümesini hızlandıracak, Türkiye'nin yapay zeka yolculuğuna güç katacağız."</p>
<p>Programa son başvuru tarihi 31 Aralık olarak belirlenirken detaylı bilgi ve başvuruya "http://kosgeb.gov.tr" adresinden ulaşılabiliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/teknogirisim-rozetli-girisimcilere-5-milyon-liraya-kadar-82867</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/0/1280x720/odeme-money-para-1777473706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Kacır, &quot;GO Dijital Cüzdan ile sağlanan Yapay Zeka Kredi Programı kapsamında Teknogirişim Rozeti sahibi girişimcilerimize 5 milyon liraya kadar kredi sunuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baran-celik-tim-baskan-vekilligi-gorevine-secildi-82840</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Baran Çelik, TİM Başkan Vekilliği görevine seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkan Yardımcısı ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Otomotiv Sektörü Temsilcisi Baran Çelik, TİM Yönetim Kurulu'nun gerçekleştirdiği toplantıda TİM Başkan Vekilliği görevine seçildi.</p>
<p>Uludağ İhracatçı Birlikleri'nden yapılan açıklamada, Baran Çelik'in yeni görevine ilişkin tebrik mesajı paylaşılırken, Çelik'e görevinde başarı dileğinde bulunuldu.</p>
<p>Baran Çelik, Türkiye'nin ihracatında lokomotif sektör konumundaki otomotiv endüstrisini uzun yıllardır farklı platformlarda temsil ediyor. Çelik'in yeni görevinin otomotiv sektörünün Türkiye ihracatındaki güçlü temsilinin daha da pekişmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baran-celik-tim-baskan-vekilligi-gorevine-secildi-82840</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/0/1280x720/baran-celik-tim-baskan-vekilligi-gorevine-secildi-1783580594.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OİB Başkan Yardımcısı ve TİM Sektörler Konseyi Otomotiv Sektörü Temsilcisi Baran Çelik, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu&#039;nda alınan kararla TİM Başkan Vekilliği görevine getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ipard-iii-programiyla-3157-milyon-liralik-odeme-82866</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> IPARD-III Programı&#039;yla 315,7 milyon liralık ödeme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, girişimcilerin gücüne güç katmak ve yerinde kalkınmayı hızlandırmak amacıyla IPARD-III Programı kapsamında gerçekleştirilen ödemeler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Sosyal medya paylaşımında kırsala yatırım yaptıklarını, üretime tam destek verdiklerini belirten Yumaklı, "Girişimcilerimizin gücüne güç katmak ve yerinde kalkınmayı hızlandırmak için IPARD-III Programı çerçevesinde haziran ayında 315,7 milyon lira hibe ödemesini hesaplara aktardık. Toprağına sahip çıkan, üreten ve memleketimize değer katan tüm üreticilerimizin daima yanındayız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Paylaşımda yer verilen bilgiye göre, tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlara 176 milyon 55 bin lira, çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirmeye 102 milyon 603 bin lira, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlara 21 milyon 693 bin lira, LEADER yaklaşımı ve yerel kalkınma stratejilerinin uygulanması kapsamında 15 milyon 363 bin lira destek sağlandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ipard-iii-programiyla-3157-milyon-liralik-odeme-82866</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/9/1280x720/lira-tl-1771992966.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD-III Programı kapsamında geçen ay 315,7 milyon lira hibe ödemesi yaptıklarını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabi-ithalati-son-uc-yilin-en-dip-seviyesinde-82827</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ayakkabı ithalatı son üç yılın en dip seviyesinde!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>2023 yılından bu yana hızla artan ithalat ve düşen ihracatın etkisi ile dış ticaret açığı veren ayakkabı sektöründe ithalat mayıs ayında sert fren yaptı. TÜİK genel ticaret sistemi verilerine göre mayıs ayında ayakkabı ithalatı bir önceki aya göre yüzde 36, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 40 düşerek 75 milyon dolara kadar düştü. Böylece aylık ayakkabı ithalatı, 2022 Temmuz ayından bu yana en düşük seviyeye indi. İthalattaki düşüşle birlikte sektörün dış ticaret açığı da geçen yıl mayıstaki 43,1 milyon dolardan 9,7 milyon dolara gerileyerek son yılların en düşük aylık seviyesini gördü. 5 aylık dış ticaret açığı ise bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla 453 milyon dolardan 179 milyon dolara geriledi.</p>
<h2>İthalatta düşüş sürecek </h2>
<p>Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, ithalattaki sert düşüşün alınan önlemlerin sonucu olduğunu belirterek, bu eğilimin bir süre daha devam edeceğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f36206e347-1783576096.jpg" alt="" width="700" height="394" />Ticaret Bakanlığı ile yaptıkları değerlendirmelerde, ithalatı yavaşlatmaya yönelik tedbirlerin, kotaların ve geçen yıl devreye alınan ilave önlemlerin etkili olduğunun görüldüğünü ifade eden İçten, uygulamaların kısa vadede korunmasını beklediklerini dile getirdi. İthalatın hemen hemen tüm tedarikçi ülkelerden gerilediğini kaydeden İçten, en dikkat çekici düşüşün Çin'de yaşandığını söyledi. Çin'e yönelik vergi ve kota uygulamalarının yanı sıra Uzak Doğu'daki e-ticaret sitelerine yönelik alınan önlemlerin etkisiyle bu ülkeden yapılan ithalatın sert şekilde azaldığını belirten İçten, bu nedenle Çin'in Türkiye'nin ayakkabı ithalatındaki ikinci sıraya gerilediğini, Vietnam'ın ise ilk sıraya yükseldiğini ifade etti.</p>
<h2>İtalya transit ticaretle yükseldi </h2>
<p>İçten, genel düşüş eğilimine rağmen İtalya ve Mısır'dan yapılan ithalatta artış görüldüğüne dikkat çekerek, özellikle İtalya kaynaklı artışın büyük ölçüde transit ticaretten kaynaklandığını söyledi. Rusya'ya doğrudan gönderilemeyen bazı ürünlerin Türkiye üzerinden sevk edildiğini belirten İçten, bu nedenle ithalat verilerinde artış yaşandığını dile getirdi. TUİK verilerine göre bu yıl hemen hemen tüm tedarikçi ülkelerden yapılan ithalat düşüş eğilimi gösterirken İtalya’dan yapılan ithalat bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artarak 107 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde Türk ayakkabı sektörünün Rusya’ya gerçekleştirdiği ihracat ise 21,6 milyon dolara yükseldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Mısır ilk 5 arasına girdi</span></h2>
<p>Mısır’dan yapılan ithalat ise yüzde 236 oranında artarak 15,8 milyon dolara çıktı. Böylece Mısır Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında 5. sıraya çıktı. Sektörün asıl sorununun ise ihracattaki zayıf seyir olduğunu vurgulayan İçten, yılın ikinci yarısında ihracatın yeniden ivme kazanmasının kritik önem taşıdığını söyledi. İçten, yerli üretim açısından makroekonomik gelişmelerden çok yan sanayi ürünlerine uygulanan vergilerin sorun oluşturduğunu belirterek, "Bu iki başlıkta çözüm sağlanması halinde sektörün sorunlarının önemli bölümü ortadan kalkacaktır" dedi. Yıl sonuna doğru dış ticaret açığında dengelenme beklediklerini ifade eden İçten, bunun kalıcı hale gelebilmesi için ihracat performansının da güçlenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabi-ithalati-son-uc-yilin-en-dip-seviyesinde-82827</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/ayakkabi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre ayakkabı ithalatı aylık bazda yüzde 36, yıllık bazda ise yüzde 40 düşüşle 75 milyon dolara indi. TASD Başkanı Berke İçten, ithalattaki sert düşüşün alınan önlemlerin sonucu olduğunu, bu eğilimin bir süre daha devam edeceğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-fiyat-savaslari-ile-son-dakika-hareketlendi-82820</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizmde fiyat savaşları ile ‘son dakika’ hareketlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>ABD-İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle tüm dünyada seyahat harcamaları ve maliyetlerin artması Avrupa ülkeleri turizmini de olumsuz etkilerken, Türkiye ise sezona beklentilerin altında başlamıştı.</p>
<p>Tarafların barış görüşmelerine başlamasıyla turizm sektöründe de hareketlilik başladı. Avrupa ve Türkiye’de fiyat savaşlarında bazı tur operatörleri ve bazı otellerin yüzde 50’ye kadar indirime gitmesi ‘son dakika’ satışları artırırken, Türkiye’ye olan ilgi de artmaya başladı.</p>
<p>Avrupa’nın önemli tur operatörlerinden TUİ gibi bazı firmaların indirime gitmesi ve havayollarının bilet desteği ile Avrupalı turistin rotasını yeniden Türkiye'ye çevirmesine katkı sağladı. Böylece Türkiye turizminde temmuz ve ağustos aylarına dair endişeli bekleyiş, yerini hareketli bir "son dakika" trafiğine bıraktı.</p>
<p>Avrupa ülkelerinde ‘Türkiye çok pahalı’ algısı yaratılması, ve maliyetlerin artması nedeniyle sezon başında yavaşlayan Avrupa pazarı, dev tur operatörlerinin ve havayolu şirketlerinin agresif indirim kampanyalarıyla yeniden canlanmış oldu.</p>
<p><strong>"Talepler arttı"</strong></p>
<p>Alman sermayeli Dünyanın önde gelen turizm şirketi All Tour Ceo’su  Dennis Schrahe yaptığı açıklamada, savaş nedeniyle Avrupa’da turizmde yaşanan belirsizliğin yerini seyahat tutkusuna bıraktığını belirtti. Avrupa’da ‘son dakika’ taleplerinin arttığını vurgulayan Schrahe, şunları kaydetti:</p>
<p>‘Belirsizlik yerini seyahat artışlarına bıraktı. Haziran ayında bir önceki aya göre rezervasyonlarda önemli çift haneli artış yaşandı. Türkiye için son dakika rezervasyonlarında yüzde 50'den fazla artış yaşanıyor. Bu büyümenin en önemli itici gücü Türkiye olup, rezervasyonlar yüzde 50'den fazla arttı. Mısır, Yunanistan ve İspanya da ortalamanın üzerinde talep görüyor. Birçok tatilci, ekonomik ve siyasi belirsizlikler nedeniyle rezervasyon kararlarını erteledi. Yaz tatillerinin yaklaşmasıyla birlikte, birçok kişi şimdi bu açığı kapatıyor. Seyahat etme isteği güçlü kalmaya devam ediyor.’’</p>
<p><strong>"Yüzde 50 indirime rağmen oteller dolmuyor"</strong></p>
<p>Aralarında Türkiye’nin önde gelen turizm firma temsilcilerinin yer aldığı Turizm Düşünce Platformu üyeleri de sektörün içinde bulunduğu krizi tartıştı. Fiyatlarda yüzde 50 indirime rağmen otellerin dolmadığını, Türkiye'de fiyat-hizmet dengesinin bittiğini belirten, turizmciler, özetle şunları kaydetti:</p>
<p>"Savaş bitti, şu anda fiyat savaşı başladı. Oteller ile acenteler arasında ciddi bir mücadele yaşanıyor. Otelciler 'Maliyetlerim kurtarmıyor' derken, hâlâ yüzde 50’ye varan büyük indirimlere devam ediliyor. Fakat bu radikal indirimlere rağmen oteller şu anda yine de dolmuyor. Sektörde ciddi bir sıkıntı var."</p>
<p><strong>"Fiyat indirimleri geçici olarak karşılık buldu"</strong></p>
<p>Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi Yiğit Girgin, Jeopolitik gelişmelerden ekonomik göstergelere, ulaşım maliyetlerinden tüketici psikolojisine kadar birçok unsurun aynı anda turizm sektörünü etkilediğini belirtti.</p>
<p>Sezona istenilen başlangıcı yapamadıklarını, özellikle İsrail-İran geriliminin yarattığı belirsizliğin, bölgesel uçuşların iptal edilmesi ve bazı rezervasyonların beklemeye alınmasının önemli bir etki oluşturduğunu anlayan Girgin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’İşletmelerin hızla artan maliyetleri, döviz kurunun enflasyonun gerisinde kalması ve yüksek uçak bileti fiyatları da eklenince talep beklediğimiz ivmeye ulaşamadı. Bu süreçte birçok tesis fiyat politikasını yeniden gözden geçirmek durumunda kaldı. Özellikle Avrupa pazarında yapılan fiyat düzenlemeleri belirli ölçüde karşılık buldu ancak bunun tam anlamıyla güçlü bir rezervasyon performansına dönüştüğünü söylemek zor.’’</p>
<p>Fiyat indirimlerinin otomatik olarak rezervasyona dönüşmediğini ifade eden Girgin, ‘’Misafir yalnızca fiyat kıyaslamıyor; güvenliği, ulaşımı, iptal koşullarını ve alternatif destinasyonları aynı anda değerlendiriyor. Dolayısıyla fiyat indirimi tek başına sürdürülebilir bir çözüm değil. Sürekli fiyat kırarak rekabet etmek kısa vadede dolulukları artırabilir. Ancak uzun vadede hem işletmelerin kârlılığını hem de destinasyonun marka değerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalıyoruz’’ dedi.</p>
<p>Türk turizmcisinin kriz yönetme konusunda dünyanın en tecrübeli sektörlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Girgin, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Ancak bugün yaşadığımız ekonomik parametreler, geçmiş krizlerden farklı olarak hareket alanımızı ciddi şekilde daraltıyor. Turizm ihracat yapan bir sektör olmasına rağmen maliyetlerimiz döviz gelirimizin çok üzerinde arttı. Bu nedenle fiyat indirimi yapabilecek alanımız da her geçen gün daralıyor.’’</p>
<p><strong>İç pazar umut mu?</strong></p>
<p>İç pazarın her zaman bölge için önemli bir denge unsuru olduğuna dikkat çeken Yiğit Girgin, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’ Özellikle okulların kapanmasıyla birlikte Bodrum'da yerli turist hareketliliği arttı. Şu anda yukarı yönlü bir ivme var. Ancak tatmin edici değil.  Son dönemde Bodrum hakkında yapılan bazı haberleri de dikkatle takip ediyoruz. Elbette eleştiri olacaktır ve olması da gerekir. İç pazar sezonun ikinci yarısında önemli katkı sunuyor. Özellikle kısa tatiller ve hafta sonlarında ciddi bir hareketlilik oluşturuyor. Ancak Bodrum gibi uluslararası bir destinasyonun yalnızca iç pazarla hedeflerine ulaşması mümkün değil. Bizim en büyük gücümüz yerli ve yabancı misafirin oluşturduğu dengeli yapı. Avrupa, İngiltere, Rusya ve diğer dış pazarlardaki hareketlilik sektörün genel başarısını belirlemeye devam ediyor.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-fiyat-savaslari-ile-son-dakika-hareketlendi-82820</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/antalya-turist-turizm.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz Boğazı’ndaki savaş, yüksek maliyet artışları, döviz kurunun baskılanması gibi nedenlerden dolayı sezona iyi başlayamayan turizm sektörü, Avrupa’da fiyat indirimine yönelince ‘son dakika’ satışlarında yükseliş başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2026da-uretimden-elde-edilen-kazanclara-1-puanlik-indirim-uygulanabilecek-82812</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2026’da üretimden elde edilen kazançlara 1 puanlık indirim uygulanabilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>EKONOMİ gazetesinin 25 Haziran 2026 tarihli sayısında yayınlanan <strong>“Üretimden ve İhracattan Elde Edilecek Kazançlarda İndirimli Kurumlar vergisi Uygulaması”</strong> başlıklı yazımızda; 4 Haziran 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7582 Sayılı Kanun ile Kurumlar Vergisi Kanunun 32. Maddesinin 7. Ve 8.fıkrasında yapılan değişikliklere ilişkin açıklamalar yapılmıştı.</p>
<p>Anılan yazımızda açıklandığı üzere; Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinin 7. fıkrasında yer alan ve ‘<strong>ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranının 5 puan indirimli uygulanması’</strong>nı öngören hükümde bir değişiklik yapılmadığı, bu nedenle 2026 yılında anılan hükümden yararlanılmaya devam edileceği, aracılı ihracat sözleşmesine dayanarak imalatçı veya tedarikçi kurumların, dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden gerçekleştirdikleri ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına da bu indirimin uygulanmaya devam edeceği belirtilmişti.</p>
<p>Keza, anılan yazımızda; 7582 sayılı yasanın 8. maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu’nun <strong>32</strong>. maddesinin <strong>8.</strong> fıkrasında değişiklik yapıldığı ve bu hükme göre<strong>; sanayi sicil belgesini haiz</strong> ve <strong>fiili üretim faaliyetiyle iştigal eden</strong> <strong>kurumlar</strong> ile <strong>zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların</strong> münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına <strong>kurumlar vergisi oranının</strong> 12,5 puan indirimli <strong>yüzde 12,5 olarak uygulanmasına imkân sağlandığı,</strong> söz konusu düzenlemenin <strong>2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara</strong>, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanacağı belirtilmişti.</p>
<p>Henüz Resmi Gazete’de yayınlanmamakla birlikte, anılan madde hükmünün uygulanma <strong>usul</strong> ve <strong>esasları</strong>na ilişkin olarak hazırlanan ve <strong>Kurumlar Vergisi Genel Tebliği Seri No: 1’de Değişiklik Yapılmasına Dair 26 Seri No.lu Tebliğ’</strong>in de Gelir İdaresi Başkanlığı’nın internet sitesinde duyurulduğu ifade edilerek, anılan tebliğ taslağındaki hususları da dikkate alarak, bu, oranla ilgili düzenlemeler özetlenmişti.</p>
<p>Söz konusu yazımızda; KVK 32. Maddesinin 8. fıkra hükmü için, her ne kadar, “2027 yılından itibaren elde edilecek kazançlara uygulanacaktır” dense de fıkra hükmünün, Kanunun yayımlandığı tarihte (<strong>4 Haziran2026 tarihinde</strong>) yürürlüğe girer dendiği ve o tarih itibariyle fıkra değiştiği için, önceki fıkra hükmünün o tarihten sonra uygulanamayacağı görüşlerinin savunulduğu. bu nedenle, <strong>2026 yılında</strong> sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran <strong>üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları için 1 puanlık kurumlar vergisi oran indiriminin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılır hale geldiği </strong>belirtilmiş ve k<strong>anımızca,</strong> Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların <strong>2026 yılında, münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına</strong> kurumlar vergisi oranı <strong>1 puan indirimli</strong> uygulanmaya devam etmesi gerektiği ve tartışmaların sonlandırılması ve uygulamanın nasıl olacağının açıklığa kavuşturulmasının zorunlu olup, Tebliğle bu konuda da belirleme yapılması gerektiği vurgulanmıştı.</p>
<p>Söz konusu düzenlemeleri içeren <strong>26 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği</strong> (1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde Değişiklik Yapan Tebliğ) 4 Temmuz 2026 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Anılan Tebliğde yapılan açıklamayla; <em>“KVK 32. Maddenin 8. fıkrasında yapılan düzenlemenin 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara uygulanmak üzere yürürlüğe girdiğinden, <strong>2026 vergilendirme döneminde elde edilen</strong> ve <strong>sanayi sicil belgesini haiz</strong> olup fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların <strong>münhasıran</strong> <strong>üretim faaliyetlerinden kaynaklanan kazançlar bakımından</strong>, <strong>kurumlar vergisi oranının 1 puan indirimli uygulanmasına devam olunacağı” </strong></em>açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, teorik olarak tartışmalar devam etse bile,2026 yılında anılan kapsamda elde edilen kazançlar için kurumlar vergisi 1 puan indirimli uygulanmaya devam edecektir.</p>
<p><strong>2027 Yılından İtibaren Üretimden Elde Edilecek Kazançlarda Uygulama</strong></p>
<p>Üretimden 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına;</p>
<p><strong>i- Sanayi sicil belgesini haiz</strong> ve <strong>fiili üretim faaliyetiyle iştigal eden</strong> kurumların <strong>münhasıran</strong> bu faaliyetlerinden elde ettikleri <strong>kazançlarına</strong> kurumlar vergisi oranı <strong>% 12,5</strong> olarak uygulanacak (bu kazançları içinde ihracattan elde ettikleri kazanç bulunursa bunun için ayrıca oran indirimi yapılmayacak ve bu kazancın tamamına % 12,5 oran uygulanacaktır),</p>
<p><strong>ii-</strong> Birden fazla konuda üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin üretimden elde ettikleri kazancın tespitinde, üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar (varsa üretimden doğan zararlarla) bir bütün olarak değerlendirilecektir.</p>
<p><strong>iii-</strong> Sanayi sicil belgesini haiz olan ve münhasıran bu belge kapsamında <strong>yazılım, bilişim </strong>ve <strong>benzeri hususlarda gerçekleştirilen üretim faaliyeti</strong> sonucu elde edilen kazançlara da kurumlar vergisi oranı 12,5 puan indirimli uygulanabilecektir.</p>
<p><strong>iv-</strong> Sanayi sicil belgesini haiz mükelleflerin üretim faaliyetlerinin yanı sıra diğer faaliyetlerinden elde ettiği kazançlar bulunması halinde, üretim faaliyetinden elde edilen ve 12,5 puan indirim uygulanacak matrah, <strong>fiilen yapılan üretimden elde edilen kazancın ticari bilanço karına oranlanması suretiyle</strong> tespit edilecektir.</p>
<p>Mükelleflerin üretim faaliyetinden elde ettiği kazancın ticari bilanço karından fazla olması halinde <strong>safi kurum kazancını aşmamak kaydıyla</strong> üretim faaliyetinden elde edilen kazancın <strong>tamamına</strong> 12,5 puan indirim uygulanabilecektir.</p>
<p><strong>v-</strong> Üretim faaliyetinin belirli safhalarında dışarıdan <strong>fason</strong> hizmet satın alınarak üretilen ürünlerden elde edilen kazançlar için de kurumlar vergisi oranının <strong>aşağıdaki şartlarla</strong> indirimli uygulanması mümkündür:</p>
<p>- Fason imalatın sadece, sanayi sicil belgesi veya faaliyet ruhsatında yazılı üretim kapsamında yaptırılması,</p>
<p>- Söz konusu imalatın fason imalattan çok işletmenin kendi imalatından oluşması,</p>
<p>- İmalat faaliyetiyle ilgili olarak istisnadan yararlanacak kazanç tutarının fiili kapasite ile sınırlı olması,</p>
<p>- İş riskinin ve organizasyonunun üstlenilmesi,</p>
<p>- Hammadde ve yardımcı maddelerin temin edilmesi.</p>
<p><em>(Yukarıda belirtilen şartları haiz olarak <strong>2026 </strong>yılında elde edilen kazançlar için de <strong>1</strong> puanlık indirim yapılabilecektir.)</em></p>
<p><strong>vi-</strong> <strong>Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların</strong> münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı % 12,5 olarak uygulanacaktır.</p>
<p><strong>vii-</strong> Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların bu hükümden yararlanabilmeleri için Tarım ve Orman Bakanlığından alınmış <strong>çiftçi kayıt belgesi</strong>, <strong>gıda işletmesi kayıt belgesi</strong> ve <strong>işletme onay belgeleri</strong>nden <strong>(üretici belgesi)</strong> herhangi <strong>birine sahip olması</strong> ve <strong>fiilen üretim faaliyetiyle iştigal etmesi</strong> şartlarını birlikte sağlamaları gerekmektedir.</p>
<p><strong>viii-</strong> Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran <strong>üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları</strong> ve zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu <strong>üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları</strong> ile <strong>ihracat faaliyetinden elde edilen</strong> kazançları, <strong>matrah</strong>ı (safi Kurum kazancını) aşsa bile <strong>safi kurum kazancı</strong> kadar tutar üzerinden %12,5 oranında kurumlar vergisi hesaplanacaktır.</p>
<p><strong>ix-</strong> İlk defa halka arz edilen kurumlarda üretim ve ihracat faaliyetiyle iştigal edilerek Kanunun 32 nci maddesinin yedinci ve/veya sekizinci fıkrası kapsamında bir kazanç elde edilmesi halinde, bu kurumların tüm matrahları için önce 2 puan indirim hesaplandıktan sonra, üretim faaliyetleri ile ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançları için (Kanunun 32 nci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında hesaplanan 2 puanlık indirime ilave olarak) 12,5 veya 5 puan indirim daha uygulanacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2026da-uretimden-elde-edilen-kazanclara-1-puanlik-indirim-uygulanabilecek-82812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026’da üretimden elde edilen kazançlara 1 puanlık indirim uygulanabilecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kobilerin-donusum-anahtari-girisimcilik-olacak-82826</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;KOBİ’lerin dönüşüm anahtarı girişimcilik olacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, Türkiye’nin yeni unicorn’larını yapay zekâ, fintech ve sürdürülebilirlik alanlarından beklediklerini belirtti. Kaya, girişimlerin yalnızca finansmana değil küresel ağlara erişim ve iş birliklerine ihtiyaç duyduğunu anlatarak, “Türkiye’nin ve KOBİ’lerin dönüşümünü girişimcilik sağlar” dedi.</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk unicorn’unu 2018 yılında çıkarttığını söyleyen Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, “Türkiye’de KOBİ’lerin yeni ekonomiye uymaları için gereken dönüşümlerinin anahtarı girişimcilik olacak. Girişimlerin başarılı olması için sadece finansman yetmiyor. Bu alanı desteklemek için desteklediğimiz girişimlere ekosistem sunuyoruz” dedi. Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı Sibel Kaya, EKONOMİ Gazetesi’ne yaptığı değerlendirmede, girişimciliğin artık ekonomik büyümenin tamamlayıcı unsuru değil, doğrudan belirleyicisi haline geldiğini söyledi. Kaya’ya göre özellikle yapay zekâ, daha önce büyük ekipler ve yüksek bütçeler gerektiren süreçleri birkaç kişilik ekiplerin yönetebileceği hale getirerek girişimcilikte yeni bir çağ başlattı. Kaya, “McKinsey’nin 2025 araştırmasına göre dünyadaki kuruluşların yüzde 88’i en az bir iş fonksiyonunda yapay zekâ kullanıyor. Stanford Üniversitesi AI Index Report ise yapay zekâ girişimlerine yapılan küresel yatırımın son beş yılda üç katın üzerine çıkarak 252 milyar doları aştığını ortaya koyuyor. Yapay zekâ artık yalnızca teknoloji trendi değil. Şirketlerin büyüme stratejisinin ve yeni girişimlerin temel yapı taşı haline geldi” dedi.</p>
<h2>ARTIK İLK HEDEF DÜNYA PAZARI</h2>
<p>Türkiye’nin girişimcilik yolculuğunun özellikle 2015 sonrasında hız kazandığını belirten Kaya, yapay zekâ yatırımlarının etkisiyle ekosistemin son iki yılda çok daha güçlü bir ivme yakaladığını anlattı. 2015’li yıllarda Türkiye’de girişim yatırımlarının yaklaşık 20 milyon dolar seviyesinde bulunduğunu hatırlatan Kaya, 2024 yılında bunun milyar dolar seviyesine ulaştığını söyledi. Türkiye’nin 2018’e kadar unicorn’u bulunmadığını hatırlatan Kaya, bugün ise küresel ölçekte başarı hikâyelerinin ortaya çıktığını belirtti. Garanti BBVA’nın 2017 yılı Kadın Girişimci Yarışması kazananlarından Insider’ın bugün unicorn değerlemesine ulaşmasının ekosistemin geldiği noktayı gösterdiğini söyleyen Kaya, aynı şekilde kadın girişimcilik programlarından çıkan başarılı isimlerin yeni girişimcilere cesaret verdiğini vurguladı. Kaya’ya göre yeni nesil girişimcileri önceki kuşaktan ayıran en önemli özellik küresel düşünmeleri. Geçmişte şirketlerin önce Türkiye’de büyümeyi, ardından yurt dışına açılmayı planladığını hatırlatan Kaya, bugün ise girişimlerin kuruluş aşamasından itibaren uluslararası pazarlara uygun ürün geliştirdiğini söyledi.</p>
<h2>“FİNANSMAN TEK BAŞINA YETMİYOR”</h2>
<p>Garanti BBVA’nın girişimcilik yaklaşımını yalnızca kredi vermek üzerine kurmadığını belirten Kaya, girişimlerin asıl ihtiyacının bilgi, mentorluk ve doğru bağlantılar olduğunu söyledi. “Girişimciler için finansman tek başına yetmiyor” diyen Kaya, “Bu nedenle girişimcilik stratejilerini dört temel başlık üzerine inşa ettik. Bunlar girişim bankacılığı, stratejik iş birlikleri, ekosistem ortaklıkları ile yatırım hazırlığı ve büyüme desteği” diye konuştu. Ankara Bilkent ve İstanbul İstinye Park’ta girişimcilere özel hizmet veren ekipler oluşturduklarını anlatan Kaya, teknoloji girişimlerinin klasik şirketlerden tamamen farklı ihtiyaçlara sahip olduğunu belirtti. Bilkent Cyberpark, ODTÜ Teknokent, İTÜ ARI Teknokent ve Techstars İstanbul ortaklığını girişimcilik ekosisteminin önemli yapı taşları olarak gördüklerini dile getirdi.</p>
<h2>“KOBİ’LERİN FİNANS DİREKTÖRÜYÜZ</h2>
<p>Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan KOBİ’lerin önünde ikiz dönüşüm süreci bulunduğunu belirten Kaya, “Türkiye’de işletmelerin yüzde 99,7’si KOBİ. Bu işletmelerin toplam istihdamın yüzde 69’unu, katma değerin ise yüzde 41’ini sağlıyor” diye konuştu. KOBİ’lerin dönüşümünde finansmanın önemli olduğunu ancak asıl ihtiyacın finansal danışmanlık olduğunu söyleyen Kaya, “Birçok KOBİ’nin CFO’su yok. Biz kendimizi yalnızca kredi veren banka olarak değil, KOBİ’nin finans direktörü gibi konumlandırıyoruz” dedi. Garanti BBVA’nın bugün 1,6 milyondan fazla esnaf, KOBİ ve ticari müşteriyle çalıştığını belirten Kaya, müşterilerin yüzde 89’unun dijital kanalları aktif kullandığını, işlemlerin ise yüzde 99’unun mobil ve internet bankacılığı üzerinden gerçekleştiğini söyledi. Bugün bir KOBİ’nin şubeye gitmeden yaklaşık 1.000 bankacılık hizmetine dijital kanallar üzerinden erişebildiğini ifade eden Kaya, dijitalleşmenin yalnızca zaman kazandırmadığını, şirketlerin rekabet gücünü de artırdığını kaydetti.</p>
<h2>“DÖNÜŞMEYEN YÜZDE 20 GERİLER"</h2>
<p>"TÜRKONFED araştırması KOBİ’lerin yalnızca yüzde 13’ünün karbon hesaplaması yaptığını ortaya koyuyor" diyen Kaya, Garanti BBVA’nın 2018-2029 dönemini kapsayan 3,5 trilyon TL sürdürülebilir finansman hedefinde Ocak 2026 itibarıyla 1 trilyon TL’yi aştığını belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Partners Tech 60 teknoloji girişimine destek verdi</span></h2>
<p>Garanti BBVA’nın teknoloji odaklı hızlandırma programı Partners Tech’in bu yıl 10’uncu dönemine girdiğini anlatan Sibel Kaya, “Program bugüne kadar yaklaşık 60 teknoloji girişimine destek verdi. Üretken yapay zeka, ödeme teknolojileri, siber güvenlik ve sürdürülebilirlik alanlarına odaklanıyoruz. Her girişime Garanti BBVA’nın kurumsal ağı girişimcilere açılıyor. Bu programda her girişime ayrı reçete uyguluyoruz. Bir girişimin ofise ihtiyacı olurken diğerinin mentora, yatırımcıya ya da iş geliştirmeye ihtiyacı olabiliyor” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">KADIN GİRİŞİMCİLİĞİNDE 20 YILLIK DENEYİM</span></h2>
<p>Garanti BBVA’nın girişimcilik alanındaki en uzun soluklu çalışmalarından biri kadın girişimciliği programı. Yaklaşık 20 yıldır sürdürülen programın bugün girişimcilik ekosistemine de yön verdiğini belirten Kaya, programın ilk yıllarında Türkiye’de kadın girişimci oranının yüzde 5 seviyesinde bulunduğunu, bugün ise bu oranın yüzde 12’ye ulaştığını söyledi. Son 5 yılda kadın girişimcilere sağlanan finansmanın 350 milyar TL’yi aştığını belirten Kaya, finansmanın tek başına yeterli olmadığını, eğitim, görünürlük ve pazara erişimin de aynı ölçüde önemli olduğunu vurguladı. Kaya, bu kapsamda Boğaziçi Üniversitesi Yaşamboyu Eğitim Merkezi iş birliğiyle yürütülen Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile yaklaşık 6 bin kadın girişimciye ulaşıldığını anlattı. Araştırmalara göre akademiye katılan girişimcilerde iş süreçlerinde yüzde 72’ye varan iyileşme sağlanırken, verimlilik yüzde 23, kârlılık yüzde 18 arttı. Maliyetler yüzde 15 azalırken müşteri tabanı ise yüzde 45 büyüdü. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın ise yalnızca ödül programı olmadığını vurgulayan Kaya, bugüne kadar 50 bini aşkın başvuru alan yarışmanın en büyük katkısının rol modeller oluşturması olduğunu ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kobilerin-donusum-anahtari-girisimcilik-olacak-82826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/6/1280x720/sibel-kaya-1783575779.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;KOBİ’lerin dönüşüm anahtarı girişimcilik olacak&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/terorsuz-turkiye-surecinin-bir-sonraki-adimi-yatirim-olacak-82822</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Terörsüz Türkiye sürecinin bir sonraki adımı ‘yatırım’ olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Terörsüz Türkiye hedefinde yeni bir eşik daha aşılıyor. Süreçte silahların bırakılması, mağaraların boşaltılması devam ederken, Türkiye Büyük Millet Meclisi 14 Temmuz’dan itibaren yasal adımları için harekete geçiyor. Bugüne kadar terörle mücadeleye yaklaşık 700 milyar dolar harcandığını aktaran kaynaklar, “Doğu ve Güneydoğu’da ciddi bir ekonomi sıçrama yaşanacak. Güvenlik nedeniyle çekimser kalan yerli ve yabancı yatırımcı için bölge cazibe merkezi olacak” yorumunda bulundular.</p>
<p>Hükümet bu adımların ardından yeni bir süreç daha başlatacak. Terör örgütünün finansal kaynakları kurutulacak. Yıllardır devam eden insan ticareti, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı ve illegal yollardan elde edilen para kaynakları da sonlandırılmış olacak. Güvenlik kaynakları, terörsüz Türkiye sürecinde terörün finansal kaynaklarının kurutulması, insan ticareti, uyuşturucu ve silah kaçakçılığına da kontrol altına alıyor.</p>
<p>AK Parti kaynakları, bundan sonra ekonomide özellikle bölgede yeni bir ekonomi sıçramanın yaşanacağını belirterek, “Bugüne kadar yaşanan ekonomik kayıplar yerini yatırımlara bırakacak. Güvenlik nedeniyle bölgeye gelmek istemeyen yerli ve yabancı yatırımcıların cazibe merkezi olacak” değerlendirmesinde bulundular.</p>
<h2>Terörün bitmesiyle birlikte bölgede neler olacak? </h2>
<p>■ Türkiye'nin yıllık milyarlarca doları bulan güvenlik harcamalarında ciddi bir azalma sağlanacak. Bu kaynaklar eğitim, sağlık, altyapı ve üretim gibi alanlara yönlendirilecek. </p>
<p>■ Hükümet tarafından ekonomik büyüme desteklenecek. Tarım, sanayi, enerji alanlarında yeni teşvik programları hazırlanacak. Bölgesel kalkınma hız kazanacak. </p>
<p>■ Yatırım ortamı iyileştirilecek. </p>
<p>■ Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde hem sanayi hem de turizm ciddi şekilde gelişecek. Hükümet bu konuda ciddi projeler hazırlıyor. </p>
<p>■ Irak, Suriye ve İran başta olmak üzere yakın ve uzak komşularla yatırımlar hızlanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/terorsuz-turkiye-surecinin-bir-sonraki-adimi-yatirim-olacak-82822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/tbmm-meclis-1776928915.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Terörsüz Türkiye süreci hakkında açıklama yapan AK Parti kaynakları, bundan sonra ekonomide özellikle bölgede yeni bir ekonomi sıçramanın yaşanacağını belirterek, “Bugüne kadar yaşanan ekonomik kayıplar yerini yatırımlara bırakacak. Güvenlik nedeniyle bölgeye gelmek istemeyen yerli ve yabancı yatırımcıların cazibe merkezi olacak” değerlendirmesinde bulundular. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dusuk-enflasyon-ve-yuksek-refahin-anahtari-enerji-bagimsizligidir-82811</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Düşük enflasyon ve yüksek refahın anahtarı enerji bağımsızlığıdır!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYDIN UÇAR - </strong><strong>Finansal ve Kurumsal Yönetim Danışmanı</strong></p>
<p>Enerji ithalatını azaltmak yalnızca enerji politikası değildir; cari açığın düşmesi, enflasyonun kalıcı olarak gerilemesi ve refahın artması için stratejik bir ekonomik dönüşümdür.</p>
<p>Ülkemizin uzun yıllardır çözmeye çalıştığı en önemli ekonomik sorunlardan biri enflasyondur.</p>
<p>Enflasyonun birçok nedeni vardır; para politikası, döviz kuru, beklentiler, mali disiplin ve küresel gelişmeler bunlardan bazılarıdır. Ancak bana göre enflasyonun kalıcı olarak düşmesini zorlaştıran en önemli <strong>yapısal sorunlardan biri</strong>, enerji ithalatına olan bağımlılığımızdır.</p>
<p>Türkiye her yıl petrol, doğal gaz ve diğer enerji ürünleri için milyarlarca dolar döviz ödemektedir. Bu durum yalnızca dış ticaret açığını büyütmekle kalmıyor; aynı zamanda döviz ihtiyacını artırıyor, kur üzerinde baskı oluşturuyor ve üretim maliyetlerini yükseltiyor.</p>
<p>Enerji maliyetleri arttığında yalnızca akaryakıt fiyatları yükselmiyor. Fabrikaların üretim maliyetleri artıyor. Çiftçinin maliyeti artıyor. Nakliye maliyetleri yükseliyor. Sonuç olarak market rafındaki hemen her ürün bu maliyet artışlarından etkileniyor. Bu nedenle enerji politikaları yalnızca enerji sektörünü ilgilendiren bir konu değildir. Aynı zamanda enflasyon, cari açık, rekabet gücü ve ülkemizin refahı açısından da stratejik öneme sahiptir.</p>
<p>Elbette enflasyonla mücadelede para politikası ve mali disiplin büyük önem taşımaktadır. Ancak bunlar daha çok mevcut enflasyonu kontrol altına almaya yönelik araçlardır. Kalıcı çözüm ise üretim maliyetlerini azaltacak yapısal dönüşümlerden geçmektedir. Enerji bağımlılığının azaltılması da bu dönüşümün en önemli parçalarından biridir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f328173be7-1783575169.png" alt="" width="655" height="173" /><strong>Resmi veriler ne söylüyor?</strong></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın yayımladığı <strong>Ulusal Enerji Denge Tabloları</strong>, son yıllarda enerji alanında önemli bir dönüşüm yaşandığını gösteriyor.</p>
<p>2019 yılında Türkiye'nin yerli enerji üretimi <strong>44,8 milyon TEP</strong> seviyesindeyken, 2024 yılında bu rakam <strong>55 milyon TEP'e</strong> yükseldi. Böylece son beş yılda yerli enerji üretimimiz <strong>10,2 milyon TEP</strong> artmış oldu.</p>
<p>Tablo incelendiğinde dikkat çeken en önemli nokta, son beş yılda yerli enerji üretimindeki artışın büyük bölümünün <strong>yenilenebilir enerji kaynaklarından</strong> gelmiş olmasıdır.</p>
<p>Yerli fosil enerji üretimi <strong>3,3 milyon TEP</strong> artarken, yenilenebilir enerji üretimi <strong>6,8 milyon TEP</strong> artmıştır.</p>
<p>Başka bir ifadeyle, son beş yılda yerli enerji üretimindeki artışın yaklaşık <strong>üçte ikisi yenilenebilir enerji yatırımları sayesinde</strong> gerçekleşmiştir.</p>
<p>Bu gelişme sayesinde Türkiye'nin net enerji ithalat bağımlılığı da <strong>%68,92'den %66,70'e</strong> gerilemiştir.</p>
<p>Yapılan hesaplamalara göre, yalnızca 2024 yılında yerli üretimde sağlanan bu artış sayesinde yaklaşık <strong>5,5 milyar dolarlık enerji ithalatının önüne geçilmiş olabileceği</strong> değerlendirilmektedir.</p>
<p>Bu yalnızca enerji sektörüne ait bir başarı değildir.</p>
<p>Aynı zamanda cari açığın azalmasına, döviz ihtiyacının düşmesine ve kur baskısının hafiflemesine katkı sağlayabilecek önemli bir yapısal gelişmedir.</p>
<p><strong>Dünyada enerji dönüşümü neden hızlandı?</strong></p>
<p>Bu gerçeği gören ülkeler uzun yıllardır enerji bağımlılıklarını azaltacak yatırımlara hız veriyor.</p>
<p>Çin bunun en dikkat çekici örneklerinden biridir.</p>
<p>Çin de petrol ve doğal gaz açısından dışa bağımlı bir ülke olmasına rağmen güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, batarya teknolojileri ve elektrikli araçlarda dünyanın en büyük yatırımlarını gerçekleştirdi.</p>
<p>Bugün Çin;</p>
<p>- Dünyanın en büyük güneş paneli üreticilerinden,</p>
<p>- En büyük batarya üreticilerinden,</p>
<p>- En büyük elektrikli araç üreticilerinden biri konumundadır.</p>
<p>Bu yatırımlar yalnızca çevreyi korumak amacıyla yapılmıyor.</p>
<p>Aynı zamanda enerji güvenliğini artırmayı, ithalat bağımlılığını azaltmayı, yüksek katma değerli sanayi oluşturmayı ve ekonomik kırılganlığı azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Nitekim son yıllarda yaşanan jeopolitik gerilimlerde petrol fiyatları yükselirken, yenilenebilir enerji yatırımlarına ağırlık veren ülkeler bu dalgalanmaların ekonomileri üzerindeki etkisini daha sınırlı hissetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4fc132a04ae-1783611698.png" alt="" width="720" height="1080" /></p>
<p><strong>Petrolü tamamen bırakmak mümkün mü?</strong></p>
<p>Elbette bugün için petrol kullanımını tamamen ortadan kaldırmak gerçekçi değildir.</p>
<p>Havacılık, deniz taşımacılığı, ağır sanayi ve petrokimya gibi birçok alanda petrol uzun yıllar daha kullanılmaya devam edecektir.</p>
<p>Ancak hedef, petrolden tamamen vazgeçmek değil, <strong>petrol bağımlılığını kademeli olarak azaltmak</strong> olmalıdır.</p>
<p>Türkiye önümüzdeki yıllarda petrol tüketimini önemli ölçüde azaltabilirse;</p>
<p>- Enerji ithalatı azalacak,</p>
<p>- Cari açık düşecek,</p>
<p>- Dövize olan ihtiyaç azalacak,</p>
<p>- Üretim maliyetleri gerileyecek</p>
<p>- Enflasyonla mücadeleye önemli katkılar sağlanacaktır.</p>
<p><strong>Bunu nasıl başarabiliriz?</strong></p>
<p>Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması, elektrikli araçların yaygınlaşması, toplu ulaşımın elektrifikasyonu, sanayide enerji verimliliğinin yükseltilmesi, batarya teknolojilerine yatırım yapılması ve enerji ekipmanlarında yerli üretimin geliştirilmesi bu dönüşümün temel adımlarıdır.</p>
<p>Ancak burada yalnızca elektriği üretmek yeterli değildir.</p>
<p>Asıl hedef; güneş paneli hücresi, batarya teknolojileri, güç elektroniği ve diğer yüksek katma değerli enerji teknolojilerini de ülkemizde geliştirebilmektir.</p>
<p>Çünkü yüksek katma değerli üretim arttıkça yalnızca enerji ithalatı azalmaz; aynı zamanda ihracat gelirleri de artar.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Enerji bağımsızlığı bir günde sağlanacak bir hedef değildir.</p>
<p>Ancak enerji ithalatını her yıl biraz daha azaltabilen ülkeler zamanla cari açıklarını düşürür, dövize olan ihtiyaçlarını azaltır ve ekonomik kırılganlıklarını da önemli ölçüde azaltırlar.</p>
<p>Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.</p>
<p><strong>“Faizi nasıl düşüreceğiz?” </strong>yerine, <strong>“Enerjiye ödediğimiz milyarlarca dolarlık faturayı nasıl azaltacağız?” </strong>sorusuna daha fazla odaklanmalıyız.</p>
<p>Çünkü mesele petrolden tamamen vazgeçmek değildir.</p>
<p><strong>Mesele; enerjiye olan dışa bağımlılığı azaltmak, yüksek katma değerli enerji teknolojileri geliştirmek ve her yıl yurt dışına ödediğimiz milyarlarca doları ülkemizde tutabilmektir.</strong></p>
<p><strong>Enerji bağımsızlığı yalnızca bir enerji politikası değildir; enflasyonla mücadelenin, cari açığın azaltılmasının, sanayileşmenin ve sürdürülebilir refahın en önemli yapı taşlarından biridir.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dusuk-enflasyon-ve-yuksek-refahin-anahtari-enerji-bagimsizligidir-82811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Düşük enflasyon ve yüksek refahın anahtarı enerji bağımsızlığıdır! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yari-tam-mukellefiyette-bir-sorun-82810</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yarı-tam mükellefiyette bir sorun</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen yeni istisna düzenlemesi, Türkiye’ye yerleşen bazı gerçek kişilere yurt dışı kazançları için 20 yıl gelir vergisi muafiyeti sağlıyor. Ancak tebliğle getirilen başvuru süresi ve istisna belgesi şartı, kanunda yer almayan yeni bir yükümlülük yaratması nedeniyle “verginin yasallığı” ilkesi açısından tartışma konusu oluyor.</strong></p>
<p>7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4. maddesiyle Gelir Vergisi Kanunu’na mükerrer 20/D maddesi eklenmiş ve 1.1.2026 tarihinden sonra Türkiye’ye yerleşen gerçek kişilerin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahının ve vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartıyla Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratları 20 yıl boyunca gelir vergisi muafiyeti getirilmişti. Ayrıca Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları gelir vergisinden müstesna tutulanlardan, bahse konu istisnadan yararlanılan süre içerisinde vefatı halinde veraset yoluyla mal intikallerinde mirasçıların veraset ve intikal vergisi oranının %1 oranında uygulanması da öngörülmüştü. Düzenleme 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’ye yerleşmiş sayılanlara uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmişti. Bütün bunları daha önce zaten yazmış ve getirilen düzenlemeyi tam ve dar mükellefler arasında bir de “yarı-tam mükellefler” statüsünün yaratılması dolayısıyla eleştirmiştim.</p>
<p>Mali idare maddenin uygulamasına ilişkin idari anlayışı 4 Temmuz 2026 tarihli ve 33300 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 333 seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği ile açıklamıştır. Şimdi bu koşullara bir bakalım:</p>
<p>1- İstisnadan Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişiler yararlanabilecektir.</p>
<p>2- İstisnadan yararlanmak isteyenlerin başvuru tarihi itibarıyla Türkiye’de yerleşmiş sayılmaları gerekmektedir.</p>
<p>3- İstisnadan 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılan gerçek kişiler faydalanabilecektir.</p>
<p>4- İstisnadan faydalanmak isteyen mükelleflerin yerleşmiş sayıldığı takvim yılının sonuna kadar, takvim yılının son iki ayında yerleşmiş sayılanların ise takip eden takvim yılının ikinci ayının sonuna kadar tarha yetkili vergi dairesine başvurarak istisna kapsamındaki kazanç ve iratlarına ilişkin olarak Tebliğ eki (EK-1)’de yer alan “Yurt Dışından Elde Edilen Kazanç ve İratlar İçin İstisna Belgesi”ni (İstisna Belgesi) almaları gerekmektedir.</p>
<p>5- Vergi dairelerince, başvuruda bulunan mükelleflerin Türkiye’de yerleşmiş sayılmasından önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgahlarının ve vergi mükellefiyetlerinin bulunup bulunmadığı ile Türkiye’de yerleşmiş sayılıp sayılmadığı kontrol edilecek, şartların sağlandığının tespitini müteakip başvuru sahiplerine istisna belgesi verilecektir.</p>
<p><strong>Tartışılması gereken koşullar</strong></p>
<p>Burada tartışılması gereken 4 ve 5 numaralı koşullardır. Bakanlık burada yerleşmeden itibaren belli süreler içerisinde vergi dairesine müracaat ve istisna belgesi alma koşuları ihdas etmiştir. (Bu arada, bu belge için bir harç öngörülmemiş olmasına da galiba şükretmek gerekmektedir). Her ne kadar istisnayı düzenleyen maddenin sonuna, -adetten olsa gerek birçok madde de olduğu gibi- bakanlığın usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğuna dair bir fıkra eklenmişse de bu fıkra bakanlığa Kanunda yazılı olmayan süreleri ve koşulları ihdas veya yeni yükümlülükler ihdas yetkisi vermemektedir.</p>
<p>Bence bu süreler içerisinde vergi dairesine müracaat edilip edilmemesinin ve/veya söz konusu istisna belgesi alınıp alınmamasının istisnadan yararlanma hakkı üzerinde hiçbir etkisi yoktur. Çünkü Kanunda böyle koşullar aranmamıştır ve bakanlığın bu koşulları ihdas yetkisi de yoktur.</p>
<p>Kanun koyucu bu tür istisna/muafiyet belgelerinin alınması koşulunu elbette ki getirebilir. Nitekim GVK md. 9’da “esnaf muafiyeti belgesi” alma koşulunu getirmiştir. Ancak orada bu yükümlülüğü getiren Kanun Koyucu burada getirmemekle söz konusu belgeyi Türkiye’de yerleşenler için aramamıştır.</p>
<p><strong>Verginin yasallığı ilkesi </strong><strong>göz ardı edilemez</strong></p>
<p>Şimdi burada belge yükümlülüğünün ihdas edilmesinin amacının, istisnadan yararlanabilecekleri kolaylıkla belirleme, izleme ve denetleme amacını taşıdığı, vergi düzenini sağlamaya yönelik olduğu düşünülebilir. Ancak bütün bu iyi niyetli savunmalar “verginin yasallığı” ilkesi karşısında bir anlam ifade etmemektedir.</p>
<p>İleride ihtilaf yaratması pek olası bu durumun, istisna belgesi alma koşulunun kanuna eklenmesi suretiyle giderilmesinde yarar vardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yari-tam-mukellefiyette-bir-sorun-82810</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yarı-tam mükellefiyette bir sorun ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dezenflasyon-programi-neden-hedefleri-tutturamiyor-82809</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dezenflasyon programı neden hedefleri tutturamıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin süper-dolarize bir ekonomi olduğu bir yapıda, TL/$ kurunu bir anda örneğin 30’a düşüremezsiniz, herkes gider dolar alır. Hele bir de döviz rezervleri durumu biraz “muğlak” ise ve daha önce kontrolsüz kur kayıpları yaşanmış ise, kimseyi tutamazsınız.</strong></p>
<p>Dezenflasyon konusunda Merkez Bankası’nın en önemli silahı kur artışını TL faizlerin önemli ölçüde altında tutmak. Bu ölçü nedir diye sorarsak, ölçü hem yerli hem de yabancı yatırımcıların TL’den dövize dönmelerini önleyecek kadar bir aralık diyebiliriz. Son bir seneye baktığımızda bu aralık aylık %2’nin üzerinde. Merkez’in borç verme faizinin aylık bileşiğini alırsak, bu dönemde ortalama aylık %3.4 gibi bir faiz söz konusu. Buna karşılık aylık ortalama kur artışı ise ortalama %1.35 olmuş. Kümülatif olarak baktığımızda ise son bir senede kur artışı %17.5 civarında gerçekleşirken, politika faizinin getirisi %40’ın üzerinde gerçekleşmiş. Bu çok geniş bir makas ki, unutmayalım bu makas aslında 2023’ün Ağustos’undan beri devam etmekte.</p>
<p><strong>Hedeflenen sonuçların </strong><strong>çok gerisindeyiz</strong></p>
<p>Peki, bu süreçte enflasyonda anlamlı bir düşüş kaydedebildik mi? 2025 Haziran’ında TÜFE %35 civarındaydı, bugün ise %32. Arada beklenmeyen ve enflasyonu menfi yönde etkileyecek bazı olaylar olduğunu kabul etsek bile hedeflenen sonuçların çok gerisindeyiz. Bu arada şunu da teslim etmek gerek ki, eşel mobil fiyatlaması devreye konarak son dönemdeki Dünya petrol fiyatlarındaki artışın etkisi büyük ölçüde nötralize edildi. Ancak tabii ki, ithal edilen diğer petro-kimyasal ürünler ve gübre gibi hammaddelerde yüksek fiyat artışları oldu.</p>
<p>Enflasyonun bugüne kadar istenen düşüşü göstermemesinin daha temel sebepleri de var. Birincisi, Türkiye’nin süper-dolarize (bunu söylerken altın hesaplarını, yastık-altı altın ve dövizleri ve yurtdışında tutulan dövizleri de katıyorum) bir ekonomi olması. Böyle bir yapıda, TL/$ kurunu bir anda örneğin 30’a düşüremezsiniz, herkes gider dolar alır. Hele bir de döviz rezervleri durumu biraz “muğlak” ise ve daha önce kontrolsüz kur kayıpları yaşanmış ise, kimseyi tutamazsınız. Bu nedenle de nominal olarak da kurları artırmak durumundasınız. Nitekim kurlarda 12 ayda %17.5 bir artış yapılmış. Herkes bu oranı bir “taban” görüp onun üzerine risk primlerini koyduktan sonra fiyat artışlarını belirler.</p>
<p>İkinci faktör yeni “rasyonel” ekonomi yönetimiyle güven tesis edilmeye çalışılırken, diğer taraftan güvenin yıpratılıyor olması. İlk güven yıpranması tabii ki TÜİK’in enflasyon rakamları ile oldu. Her ne kadar yeni yönetim geldikten sonra hesaplamalar düzeltildiyse de yaratılan izlenimlerin silinmesi kolay değil. (Hâlâ da TÜFE sepetindeki maddelerin fiyatları açıklanmıyor!) Siyasi alanda meydana gelen güven zedeleyici hareketler de dövize talebi ve dolayısıyla kur artışlarını hızlandırdığı gibi artan risk primini dengelemek için faizlerin de öngörülenin üzerine çıkması maliyetleri ve dolayısıyla fiyat artışlarını artıran bir unsur oldu.</p>
<p>Ancak güven kaybı sadece burada değil. Örneğin kira artışlarına sınırlama getirilmesi mülkiyet güvenini sarsan bir uygulama oldu. İlk başta belki endeks üzerinde kira artışlarının düşük kalması sağlandı, ancak tabii ki sonrasında ev sahipleri gerçekleşen enflasyonun üzerinde kira artışları talep etmeye başladılar, bu da kiralardaki dezenflasyon sürecini geciktirmekte.</p>
<p><strong>Altının anflasyon üzerindeki </strong><strong>sayısal etkisini hesaplamak zor</strong></p>
<p>Dezenflasyonu geciktiren bir başka faktör de Türk tasarrufçusu için önemli bir yatırım aracı olan altında görülen fiyat artışlarının önemli bir servet etkisi yaratarak talep tarafını fazlasıyla canlı tutmuş olması görülebilir. Bunun enflasyon üzerindeki sayısal etkisini hesaplamak oldukça zor. Ancak son dönemde altın fiyatlarının hızla gerilemekte olması, bu etkinin terse dönmesine sebep olabilir.</p>
<p>Son olarak da mutlaka eğilmesi gerekilen gıda arzı ve fiyatları konusunda bugüne kadar yeterli planlama ve düzenleme yapılmadığı gerçeği yatıyor. Nitekim, bu sene mahsül daha bol olmasına rağmen halen gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatlarındaki %35.45’lik artış %32.11 olan TÜFE’nin oldukça üzerinde.  Bu konuda mutlaka çok şey yazılabilir ama biraz kuraklık olunca üretimin çok düşmesi, yağışlar olunca da artması bile, tarımın en basit düzeyde eksiklikleri (damla sulama, açık sulama kanalları yerine borular gibi) olduğunu düşündürüyor.</p>
<p>Bugüne kadar dezenflasyon programının neden hedefleri ıskaladığı konusunda önemli bulduğum nedenleri sıraladım. Bundan sonra gidişatın nasıl olacağını görmek için tek tek bu nedenlerin önümüzdeki dönemde ne yönde hareket edeceğini tahmin etmek lazım.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dezenflasyon-programi-neden-hedefleri-tutturamiyor-82809</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dezenflasyon programı neden hedefleri tutturamıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-sektor-borclanma-piyasasindaki-gorunum-82808</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel sektör borçlanma piyasasındaki görünüm</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Özel sektör borçlanma araçları piyasası, son 12 yılda 10 misli, son 5 yılda ise 5 misli bir büyüme gerçekleştirmiştir. 2009 yılından bugüne kadar 458 farklı şirketin bu piyasa üzerinden borçlanma imkanını kullandığını görüyoruz.</strong></p>
<p>Borsa İstanbul (BİST) bünyesinde yoğun bir şekilde gerçekleşen halka arz furyasının içerisinden geçtiğimiz sıcak yaz günlerinde sizlere Ak Yatırım tarafından hazırlanan “<strong>Türk Lirası Özel Sektör Borçlanma Araçları Piyasası</strong>” raporu içeriğinden kısaca bahsetmek istiyorum.</p>
<p>2016-2026 arasında geçen 10 yıllık zaman zarfında, TL cinsi özel sektör borçlanma araçlarında ihraç tutarı, <strong>2016</strong> yılındaki <strong>89 milyar TL’den</strong> <strong>2025</strong> sonunda <strong>957 milyar TL’ye</strong> doğru çok ciddi bir yükseliş kaydetmiştir. Borç stok miktarı da aynı yönde bir büyüme sergileyerek 2016 yılında <strong>54 milyar TL’den</strong> 2025 yılı sonunda <strong>668 milyar TL’ye</strong> çıkmıştır.</p>
<p>Böylece özel sektör borçlanma araçları (ÖSBA) piyasası son <strong>12 yılda 10 misli, son 5 yılda</strong> ise <strong>5 misli</strong> bir büyüme gerçekleştirmiştir. 2009 yılından bugüne kadar 458 farklı şirketin bu piyasa üzerinden borçlanma imkanını kullandığını görüyoruz. Bu şirketlerin 238’inin reel sektör firması, 175’inin banka dışı finans şirketi olduğunu 45’inin ise banka olduğunu görüyoruz.</p>
<p><strong>Bu piyasa çok daha </strong><strong>fazla gelişmeye açık</strong></p>
<p>Piyasasının gelişmeye muhtaç olduğu ilk yıllarda, banka ve banka dışı finans kuruluşlarının ihraçlarının yoğun olarak gerçekleştiğini gördükten sonra son yıllarda reel sektör kesiminden gelmekte olan ihraçların banka ihraçlarını aştığını tecrübe ediyoruz.</p>
<p>Geçen 10 yıllık tecrübeye rağmen bu piyasanın çok daha fazla gelişmeye açık olduğunu söyleyebilirim. Gelişmekte olan ülkelerin mevcut <strong>ÖSBA Stok/Devlet İç Borç</strong> rasyosunun <strong>%63</strong> olduğunu, Türkiye’de ise aynı oranın <strong>%10</strong> olduğunu görmekteyiz. Benzer bir şekilde <strong>ÖSBA Stok/GSYİH</strong> oranının gelişmekte olan ülkelerde <strong>%26</strong> iken Türkiye’de <strong>%1</strong> olduğunu söyleyebilirim.</p>
<p>Türkiye’nin önümüzdeki yıllarda kalıcı bir şekilde tek hanelerde sürdürülebilir düşük enflasyon ortamına geçmesi durumunda bu piyasadaki gelişmenin çok daha hızlanarak devam edeceğini ifade edebilirim. O durumda bankacılık kesiminde reel sektöre yönelik TL ticari kredi payının düşüklüğü ÖSBA piyasasının gelişmesinin önündeki en önemli itici güç olacaktır.</p>
<p><strong>Bankaların</strong> yapmakta oldukları ÖSBA ihraçlarının ortalama vadesi <strong>172 gün</strong> şeklindedir. Ortalama ihraç büyüklüğü <strong>1 milyar TL</strong> tutarında gerçekleşmiştir. Son 1 yıldır yapılan ihraçların büyük bir kesimi sabit getirili faiz ödemesi şeklinde olmaktadır.</p>
<p>Reel sektörün yapmakta olduğu ÖSBA ihraçların ise sabit ve değişken faizli payı hemen hemen yarı yarıya yakın bir şekilde ilerlemektedir. Reel sektör ihraçlarında ortalama vade <strong>324 gün</strong> şeklinde olurken ortalama ihraç büyüklüğü <strong>353 milyon TL</strong> tutarındadır. İhraççı şirketlerde ilk sırayı enerji ikinci sırayı otomotiv ve üçüncü sırayı da gıda şirketleri almaktadır.</p>
<p>ÖSBA piyasasına alıcıların stok dağılımı yönünden göz attığımızda ilk sırayı <strong>%39 ile yatırım fonlarının</strong> aldığını görmekteyiz. Daha sonra bankalar, emeklilik yatırım fonları, hanehalkı ve sigorta şirketleri şeklinde bir dağılımın olduğunu görmekteyiz.</p>
<p><strong>12 trilyon TL’ye</strong> yakın miktarda portföy yönetmekte olan portföy yönetimi şirketlerinin bu piyasada aktif olarak yer aldıklarını söyleyebilirim. Ancak bankacılık sistemi içerisinde <strong>8,7 trilyon TL</strong> mevduatı bulunan gerçek bireysel yatırımcıların sadece <strong>51 milyar TL</strong> tutarında stok ÖSBA portföyü taşımaları üzerinde iyice düşünmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Bu kadar düşük bir oranda bir portföy payı bulunduran bireysel yatırımcıların çekindikleri en önemli riskler <strong>kredi ve likidite</strong> şeklinde olduğunu düşünüyorum. Özel sektör borçlanma piyasasındaki kredi riski konusuna 15 Ocak 2026 tarihli ekonomim gazetesi yazımda detaylı bir şekilde incelemiştim. Konuya ilgi duymakta olan okuyucuların o yazımı okumalarını tavsiye ederim.<strong><sup>1</sup></strong></p>
<p><strong>Bir kredi risk vakası</strong></p>
<p>Nitelikli bireysel yatırımcıların bu piyasaya yeterince teveccüh göstermemesine yönelik bir sebebe örnek olarak yakın zamanda yaşanmış olan bir kredi risk vakası verilebilir.</p>
<p>BİST pazarında halka da açık bir firma olan Kontrolmatik Teknoloji (KONTR), 15 Mayıs 2026 tarihinde vadesi gelen iki farklı özel sektör borçlanma aracına (tahvil ve finansman bonosu) ait anapara/kupon ödemelerini finansal koşullar sebebiyle gerçekleştirememiştir. Şirket toplam 850 milyon TL'yi bulan ÖSBA piyasasındaki anapara ve kupon borç ödemelerini gerçekleştirememiştir.</p>
<p>Şirket, mayıs ayındaki tahvil ve finansman bonosu ödemelerini yapamamış ve Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından temerrüde düştüğü açıklanmıştır. Temerrüt durumunun ardından şirket, mevcut banka kredileri ve borçlarının yapılandırılması amacıyla Halkbank ve Vakıfbank'a başvuruda bulunmuştur. Borç yapılandırma görüşmeleri devam ederken, yaşanan finansal problem şirketin borç yükünün yönetilebilirliği hakkında çok ciddi soru işaretleri yaratmıştır.</p>
<p>Borsa İstanbul, şirketin borç geri ödeme sorunları ve yapılandırma süreci nedeniyle KONTR paylarını Yıldız Pazar statüsünden çıkarmıştır. Hisseler, 18 Haziran 2026 tarihi itibarıyla riskli şirketlerin takip edildiği Yakın İzleme Pazarı'na (Gözaltı Pazarı) dahil edilmiştir.</p>
<p>Geçmişte GÇS Metal, Bimeks, Aynes Gıda gibi şirketler de bu piyasada temerrüt riski ile karşı karşıya kalmışlardı. Dolayısı ile nitelikli yatırımcıların bu alanda yapacakları doğrudan tahvil yatırımlarında şirketlere yönelik olarak kredi analizlerini, kredi derecelendirme raporlarını ve risk değerlendirmelerini şahsen yapabilecek yetkinlikte olmaları büyük zaruriyet arz etmektedir.</p>
<p>Öncelikle ihracı olacak firmanın faaliyet gösterdiği sektörün yapısı, sektörel rekabeti, makroekonomik eğilimler ve şirketin bu sektördeki pazar payı analiz edilmelidir. Şirket yönetiminin kalitesi, stratejik vizyonu, risk yönetim politikaları, ortaklık yapısı ve şeffaflık seviyesi değerlendirilmelidir. Tüm bu veriler sonucunda şirketin finansal sağlığını özetleyen ve genellikle AAA ile D (veya türevleri) arasında değişen uluslararası veya yerel bir kredi notunu içeren kredi derecelendirme raporu incelenmelidir. (uygulamada reel sektör firmalarının çoğunluğuna ilişkin rapor bulunamayacaktır) Daha sonra şirketin finansal taahhütlerini yerine getirme kabiliyeti hakkında ileriye dönük senaryolar ve finansal görünümü değerlendirilmelidir.</p>
<p>Tüm bu kapsamlı çalışmaları nitelikli yatırımcıların gerçekleştirmesinin mümkün olamayacağı için bu alanda risk almak isteyen yatırımcıların özel sektör borçlanma araçları yatırım fonları üzerinden yatırım yapmaları en isabetli seçenek olacaktır.</p>
<p>[1] <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-sektor-borclanma-piyasasindaki-kredi-riski-69911" target="_blank" rel="noopener">https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-sektor-borclanma-piyasasindaki-kredi-riski-69911</a></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-sektor-borclanma-piyasasindaki-gorunum-82808</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özel sektör borçlanma piyasasındaki görünüm ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yesil-fabrika-surdurulebilir-sanayinin-gelecegi-82807</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeşil fabrika: Sürdürülebilir sanayinin geleceği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinde kurulan güneş enerji santralleri, atık su geri kazanım tesisleri, enerji izleme sistemleri ve çevre dostu üretim projeleri giderek yaygınlaşmaktadır.</p>
<p>Bu yatırımlar, hem işletmelerin rekabet gücünü artırmakta hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaktadır.</p>
<p>Karbon ayak izinin azaltılması, döngüsel ekonominin benimsenmesi, yeşil finansman kaynaklarının etkin kullanılması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlanması, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlar arasında yer almaktadır.</p>
<p>Dünya sanayisi tarihinin en büyük dönüşüm süreçlerinden birini yaşamaktadır.</p>
<p>Açık kaynaklardan yararlandığım yazımda bu sürecin önemini vurgulamak istiyorum.</p>
<p>Geçmişte üretimin temel amacı daha fazla üretmek ve daha fazla kâr elde etmek iken, günümüzde çevresel sorumluluk, kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik en az ekonomik başarı kadar önemli hale gelmiştir.</p>
<p>İklim değişikliği, enerji krizleri, doğal kaynakların azalması ve çevre kirliliği, sanayi kuruluşlarını üretim anlayışlarını yeniden gözden geçirmeye zorlamaktadır.</p>
<p>Bu yeni dönemin en önemli kavramları ise yeşil fabrika ve yeşil üretimdir.</p>
<p>Bu yaklaşım, yalnızca çevreyi korumayı değil; enerji verimliliğini artırmayı, maliyetleri azaltmayı, uluslararası pazarlarda rekabet gücü kazanmayı ve gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmayı amaçlamaktadır.</p>
<p><strong>Yeşil fabrika nedir?</strong></p>
<p>Yeşil fabrika; enerji, su ve hammaddeleri en verimli şekilde kullanan, atıkları en aza indiren, yenilenebilir enerji kaynaklarından yararlanan ve çevresel etkilerini sürekli izleyen üretim tesisidir.</p>
<p>Bu fabrikalar, çevre dostu teknolojileri dijital dönüşüm uygulamalarıyla birleştirerek hem ekonomik hem de çevresel sürdürülebilirliği sağlar.</p>
<p><strong>Yeşil fabrikaların temel özellikleri şunlardır:</strong></p>
<p>- Enerji verimliliği</p>
<p>- Yenilenebilir enerji kullanımı</p>
<p>- Düşük karbon emisyonu</p>
<p>- Atıkların geri kazanımı</p>
<p>- Su tasarrufu</p>
<p>- Akıllı üretim sistemleri</p>
<p>- Çevre dostu tedarik zinciri</p>
<p>- Çalışanların çevre bilinci</p>
<p>- Karbon ayak izinin azaltılması</p>
<p>Sanayi sektörü, küresel sera gazı emisyonlarının önemli bir bölümünden sorumludur.</p>
<p>Bu nedenle işletmeler artık karbon ayak izlerini ölçmek ve azaltmak zorundadır.</p>
<p>Karbon ayak izinin azaltılması için uygulanabilecek başlıca yöntemler şunlardır:</p>
<p>Enerji verimli makinelerin kullanılması,</p>
<p>Fosil yakıt yerine yenilenebilir enerjiye geçiş,</p>
<p>Elektrikli taşıma sistemlerinin yaygınlaştırılması,</p>
<p>Atık ısının geri kazanılması,</p>
<p>Üretim süreçlerinin dijital olarak optimize edilmesi.</p>
<p>Karbon emisyonunu azaltan işletmeler yalnızca çevreye katkı sağlamaz; aynı zamanda uluslararası pazarlarda daha güçlü bir rekabet avantajı elde eder.</p>
<p><strong>Döngüsel ekonomi: </strong>Atığın değere dönüştüğü model</p>
<p>Geleneksel ekonomi anlayışı “üret-kullan-at” modeli üzerine kuruludur.</p>
<p>Döngüsel ekonomi ise kaynakların mümkün olduğunca uzun süre ekonomide kalmasını hedefler.</p>
<p>Bu modelde:</p>
<p>Atıklar yeniden hammaddeye dönüştürülür.</p>
<p>Ürünler tamir edilerek tekrar kullanılır.</p>
<p>Geri dönüşüm süreçleri üretimin ayrılmaz parçası olur.</p>
<p>Kaynak tüketimi azaltılır.</p>
<p>Böylece hem doğal kaynaklar korunur hem de işletmelerin üretim maliyetleri düşer.</p>
<p><strong>Yeşil Finansman:</strong> Dönüşümün güçlü destekçisi</p>
<p>Yeşil dönüşüm yatırımları başlangıçta belirli bir finansman gerektirse de, günümüzde birçok kamu kurumu, kalkınma bankası ve uluslararası finans kuruluşu çevre dostu yatırımları desteklemektedir.</p>
<p><strong>Yeşil finansman kapsamında; </strong>enerji verimliliği projeleri, güneş enerjisi yatırımları, atık geri kazanım tesisleri, su tasarrufu projeleri, karbon azaltım çalışmaları, uygun koşullu kredi ve teşviklerle desteklenmektedir. Bu destekler özellikle KOBİ’lerin yeşil dönüşümünü hızlandırmaktadır.</p>
<p><strong>Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye sanayisi</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu Avrupa Yeşil Mutabakatı, ekonomik büyümenin çevresel sürdürülebilirlikle birlikte yürütülmesini hedeflemektedir.</p>
<p>Bu kapsamda; karbon emisyonlarının azaltılması, enerji verimliliğinin artırılması, döngüsel ekonominin yaygınlaştırılması, temiz üretim teknolojilerinin kullanılması öncelikli hedefler arasında yer almaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin ihracatının önemli bir bölümü Avrupa pazarına yöneldiğinden, Türk sanayisinin bu dönüşüme uyum sağlaması büyük önem taşımaktadır.</p>
<p>Çevresel standartlara uyum sağlayan işletmeler, dış pazarlarda rekabet avantajı elde ederken sürdürülebilir büyüme açısından da güçlü bir konuma ulaşacaktır.</p>
<p><strong>KOBİ’ler için yeşil dönüşüm stratejileri</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisinin temelini oluşturan KOBİ’ler, yeşil dönüşümün başarısında kritik bir role sahiptir.</p>
<p><em>KOBİ’lerin öncelik vermesi gereken stratejiler şunlardır</em><strong>:</strong></p>
<p>Enerji tüketimini düzenli olarak analiz etmek, verimsiz makineleri modern ekipmanlarla değiştirmek,</p>
<p>Çatı tipi güneş enerjisi sistemlerinden yararlanmak, Dijital üretim sistemlerine yatırım yapmak,</p>
<p>Atıkları kaynağında ayrıştırmak, Çalışanlara sürdürülebilirlik eğitimleri vermek, Çevre yönetim sistemlerini kurumsal kültürün parçası haline getirmek…</p>
<p>Bu adımlar yalnızca çevresel fayda sağlamakla kalmaz; işletmelerin maliyetlerini düşürür ve uzun vadeli rekabet gücünü artırır.</p>
<p><strong>Türkiye’den ve dünyadan başarılı uygulamalar</strong></p>
<p>Dünyanın önde gelen sanayi kuruluşları, enerji yönetim sistemleri, akıllı üretim teknolojileri, güneş enerjisi yatırımları ve sıfır atık uygulamaları sayesinde üretim maliyetlerini düşürürken karbon emisyonlarını da önemli ölçüde azaltmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de de organize sanayi bölgelerinde kurulan güneş enerji santralleri, atık su geri kazanım tesisleri, enerji izleme sistemleri ve çevre dostu üretim projeleri giderek yaygınlaşmaktadır.</p>
<p>Bu yatırımlar, hem işletmelerin rekabet gücünü artırmakta hem de ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlamaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Yeşil fabrika ve yeşil üretim anlayışı, yalnızca çevreyi koruyan bir yaklaşım değil; aynı zamanda ekonomik büyümenin, teknolojik gelişmenin ve uluslararası rekabet gücünün de temelidir.</p>
<p>Bir  başka ifade ile Yeşil fabrika, yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de refahını güvence altına alan bir üretim modelidir.</p>
<p>Karbon ayak izinin azaltılması, döngüsel ekonominin benimsenmesi, yeşil finansman kaynaklarının etkin kullanılması ve Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum sağlanması, Türk sanayisinin geleceğini şekillendirecek en önemli unsurlar arasında yer almaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yesil-fabrika-surdurulebilir-sanayinin-gelecegi-82807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/6/1280x720/yesil-surdurulebilir-ekonomi-cevre-dostu-1770098423.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeşil fabrika: Sürdürülebilir sanayinin geleceği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guvenlik-konusuluyor-ekonomi-sekilleniyor-82806</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güvenlik konuşuluyor, ekonomi şekilleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye, yeni döneme birçok ülkeye kıyasla önemli avantajlarla giriyor. Son yıllarda savunma sanayiinde oluşturulan üretim kapasitesi, insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, mühimmat, deniz platformları ve kara araçlarında elde edilen başarılar askeri olduğu kadar sanayi politikası açısından da stratejik bir değer taşıyor.</strong></p>
<p>Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi ilk bakışta güvenlik gündemiyle öne çıktı. İki gün boyunca başkentten savunma harcamaları, silah anlaşmaları, yeni askeri iş birlikleri yapıldı, jeopolitik riskler ile ilgili birçok haber ve değerlendirme geldi. Ancak biraz daha yakından bakıldığında, zirvenin asıl hikayesinin ekonomi olduğu görülüyor.</p>
<p>Çünkü dünya artık güvenliği yalnızca askeri güç üzerinden tanımlamıyor. Üretim kapasitesi, teknoloji geliştirme kabiliyeti, enerji arz güvenliği, kritik madenlere erişim, yapay zeka, yarı iletkenler, siber güvenlik ve tedarik zincirleri de en az tanklar, toplar ve savaş uçakları kadar stratejik hale geldi.</p>
<p>Başka bir ifadeyle, ekonomik güç yeniden güvenliğin temel bileşeni oldu.</p>
<p><strong>Küreselleşmeden ekonomik güvenliğe</strong></p>
<p>Galiba tüm bu gelişmeler, küreselleşmenin en iyimser döneminin sona erdiğini gösteren yeni bir dönemin işareti. Küresel ekonomi uzun yıllar boyunca verimlilik üzerine kuruldu. Üretim en ucuz nerede yapılıyorsa oraya taşındı, tedarik zincirleri küreselleşti, maliyet avantajı en önemli kriter haline geldi.</p>
<p>Şimdi ise öncelik değişti. Artık düşük maliyet kadar güvenilir tedarik, teknolojik bağımsızlık ve stratejik dayanıklılık da belirleyici.</p>
<p>Bu nedenle son yıllarda sıkça duyduğumuz "friend-shoring", "near-shoring", "stratejik özerklik" ve "ekonomik güvenlik" kavramları tesadüf değil. Ben bunlara artık "NATO-shoring" kavramını da ekliyorum.</p>
<p>Küresel ekonomi, serbest ticaret mantığından tamamen kopmasa da neo-merkantalist bir anlayışa doğru ilerliyor. Devletler artık yalnızca piyasaların düzenleyicisi değil, aynı zamanda sanayi politikalarının, teknoloji yatırımlarının ve stratejik sektörlerin yönlendiricisi konumunda.</p>
<p><strong>NATO'nun yeni rolü</strong></p>
<p>NATO'daki dönüşüm de tam bu değişimin güvenlik alanındaki yansıması. Son dönemde dile getirilen "NATO 3.0" yaklaşımı, ittifakın yalnızca askeri caydırıcılığa değil, üretim kapasitesine, teknolojik üstünlüğe ve krizlere dayanıklılığa odaklanacağını gösteriyor.</p>
<p>Bu nedenle savunma harcamalarının artırılması sadece daha fazla silah alınması anlamına gelmiyor. Aynı zamanda milyarlarca dolarlık yeni yatırımlar, yeni üretim tesisleri, ortak teknoloji projeleri ve genişleyen sanayi ekosistemleri anlamına geliyor.</p>
<p>Ankara Zirvesi'nde açıklanan gelişmeler de bu tabloyu doğruluyor.</p>
<p>- İki gün boyunca Ankara'da NATO üyeleri savunma harcamalarını artırma taahhütlerini yineledi, yeni silah anlaşmaları duyurdu.</p>
<p>- Kanada merkezli kurulacak Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası'nın müttefik ülkelerin savunma yatırımlarını finanse edecek olması dikkat çekiyor.</p>
<p>- Ukrayna'nın Avrupa ülkeleriyle imzaladığı insansız hava aracı iş birlikleri savaş tecrübesinin teknoloji ihracatına dönüşebileceğini gösteriyor.</p>
<p>- ABD, Japonya ve Güney Kore'nin küçük modüler nükleer reaktörler konusunda kurduğu ortaklık ise güvenlik ile enerji teknolojilerinin artık aynı stratejik çerçevede değerlendirildiğinin başka bir göstergesi.</p>
<p><strong>Savunma sanayii artık </strong><strong>büyümenin de motoru</strong></p>
<p>Bütün bunlar, önümüzdeki yıllarda savunma sanayiinin yalnızca askeri değil ekonomik büyümenin de lokomotif sektörlerinden biri olacağını gösteriyor. Çelikten elektroniğe, yazılımdan yarı iletkenlere, yapay zekadan uzay teknolojilerine kadar uzanan geniş bir üretim zinciri bu dönüşümden doğrudan etkilenecek.</p>
<p>Artık savunma yatırımları yalnızca güvenlik harcaması olarak görülmüyor. Aynı zamanda yüksek teknoloji üretimi, nitelikli istihdam, ihracat ve inovasyon kapasitesini artıran bir sanayi politikası aracına dönüşüyor.</p>
<p><strong>Türkiye için ortaya çıkan fırsat</strong></p>
<p>Peki bu tablo Türkiye için ne ifade ediyor?</p>
<p>Aslında Türkiye, bu yeni döneme birçok ülkeye kıyasla önemli avantajlarla giriyor. Son yıllarda savunma sanayiinde oluşturulan üretim kapasitesi, insansız hava araçları, elektronik harp sistemleri, mühimmat, deniz platformları ve kara araçlarında elde edilen başarılar askeri olduğu kadar sanayi politikası açısından da stratejik bir değer taşıyor. İstanbul Sanayi Odası'nın son 500 Büyük Sanayi Kuruluşu listesinde ilk 10'da iki savunma sanayii şirketinin yer alması da sektörün ulaştığı ölçeği gösteriyor.</p>
<p>Son bir yılda savunma sanayi kaynaklı ihracatımızın 11 milyar dolara ulaşmış olması da önemli bir gelişme. Toplam ihracatta payı yüzde 4 civarında ama artış ivmesi dikkat çekici.</p>
<p>Asıl fırsat ise bundan sonra başlayabilir.</p>
<p>Avrupa'nın savunma kapasitesini büyütme kararı, ortak üretim ve ortak tedarik projelerini hızlandırabilir. Türkiye, NATO'nun üretim üssü ve teknoloji ortağı haline gelebilirse yalnızca savunma ihracatını artırmakla kalmayacak. Yüksek katma değerli üretim, nitelikli istihdam ve teknoloji transferi açısından da önemli kazanımlar elde edebilecek.</p>
<p><strong>Jeopolitik avantaj </strong><strong>yetmez, teknoloji gerekir</strong></p>
<p>Bununla birlikte jeopolitik avantaj tek başına yeterli değil. Coğrafya bizden yana deyip oturmakla olmuyor. Yeni dünya düzeninde ülkeler yalnızca bulundukları coğrafyayla değil, ürettikleri teknolojiyle rekabet ediyor. Hukuki öngörülebilirlik, güçlü kurumlar, eğitim kalitesi, araştırma-geliştirme yatırımları, fikri mülkiyet hakları ve yatırım ortamı en az askeri kapasite kadar önem taşıyor.</p>
<p>Savunma sanayiinde yakalanan başarıyı sivil teknolojilere taşıyabilen ülkeler küresel değer zincirlerinde üst sıralara çıkabilecek.</p>
<p><strong>Asıl sınav ekonomi olacak</strong></p>
<p>Bu nedenle Ankara Zirvesi'ni yalnızca diplomatik bir buluşma olarak görmek eksik olur. Zirve, güvenlik ile ekonominin artık birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini gösteren yeni dönemin önemli işaretlerinden biri. Savunma harcamaları, teknoloji politikaları, enerji güvenliği ve sanayi stratejileri aynı denklem içinde şekilleniyor.</p>
<p>Eğer bu dönüşüm doğru okunur, savunma sanayiinde kazanılan teknolojik birikim sivil sektörlere yayılır ve yatırım iklimi güçlendirilirse, Türkiye yeni güvenlik mimarisinin sadece önemli bir üyesi değil, aynı zamanda yeni ekonomik düzenin kazanan ülkelerinden biri olabilir.</p>
<p>Bunu yapabilirsek, işte o zaman Ankara Zirvesi'nin en kalıcı etkisi üretim, teknoloji ve ihracat üzerinden şekillenen yeni bir büyüme hikayesi olacaktır. Aksi takdirde diplomatik bildiriler ile yetinmek zorunda kalırız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guvenlik-konusuluyor-ekonomi-sekilleniyor-82806</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güvenlik konuşuluyor, ekonomi şekilleniyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/diyarbakirin-birikimleri-heba-edilmemeli-82805</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Diyarbakır’ın birikimleri heba edilmemeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mikrocoğrafya dinamiklerini anlamadan, mikrocoğrafya ritmini yakalamadan bir şehrin günün koşullarına uygun gelişme yaratması güçtür. Yiwu’da olduğu gibi, pazar-şehir, fabrika-şehir, dünya-şehir, ülke-şehir bağlamı karar süreçlerinde değerlendirilmeli.</strong></p>
<p>Bir önceki yazıda Diyarbakır’ı değerlendirirken dayanak noktası olarak Çin’de Yiwu uygulamalarını seçtiğimizi paylaştık. Burada anlatılanlardan  “<em>anlamlı sonuçlara</em>” ulaşmak isteyenler Yiwu uygulamalarına orijinal metinden ve paylaştığımız özetten bir kez daha bakarak zihinlerinde diri tutmalı, dayanak noktası yaparak saptamalarımızı eleştirel akıldan geçirmeli.</p>
<p><strong>Fiziki sermaye stoku</strong></p>
<p>Diyarbakır’da tekstil ve hazır giyim alanında bir merkez oluşturmak amacıyla, bir dizi destek sağlanarak önemli bir fiziki sermaye stoku yaratıldı. Özel İhtisas OSB yatırımı yapılarak, sektörün uygun ölçekte ve etkili akış yaratabileceği yer tahsisleri yapıldı.</p>
<p>OSB’de inşaatı tamamlanan yapılar, sektörde uygulanan son teknolojilere göre uygun hatlar ve çalışma koşulları dikkate alınarak tasarlandı. Çok yakın zamanlarda yapılmış olan yer tahsisleri ve uygun yapıların kısa zaman sonra işlevsiz kalması yöre insanında ve gelişmeleri yakından izleyen herkeste hayal kırıklığı yarattı. Daha uzun dönemli bir gelecek yaratma motivasyonuyla yörede yatırım yapanların “<em>belirsizlik koşullarında</em>” önlerini göremez hale geldi.</p>
<p>Bir günah keçisi aramak için değil, nerede ve niçin yanlış yaptığımızı anlamak ve aynı yanlışları tekrarlamamak için oluşturulan fiziki sermaye stokunun bugünkü durumunu değerlendirmeli, birikimleri heba etmemeliyiz.</p>
<p><strong>Yatırım motivasyonları</strong></p>
<p>Diyarbakır’da oluşturulan OSB’de kısa zamanda “<em>yatırım ve üretim kültüründeki</em>” kazanımlar önemli. Başlangıçta yörede küçük atölye denemeleri vardı. Teşviklerle fiziki sermaye stoku oluşunca diğer üretim merkezlerinden yöreye gelen yatırımcılar atölyelerin iyi yetişmiş işgücünü transfer etti.  Ayrıca, kırsal kesimden gelen birçok insan istihdam edilerek, tarla düzeninden fabrika düzenine geçiş için ciddi eğitimler yapıldı. İnsan-makine,  insan-zaman, insan-iş özeni gibi daha bir dizi alanda yöre insanı gelişti: Belli bir işgücü kalitesi düzeyine erişildi.</p>
<p>Yöreye gelen iş insanlarını motive eden üç etken vardı: Birincisi, işgücü maliyetlerinde Diyarbakır bir geçiş bölgesi olarak görüldü. İkincisi, verilen teşvikler fiziki koşulları uygun işyerine sahip olma imkanı yaratıyordu. Üçüncüsü, “<em>hemşehrilik etkisi</em>” dediğimiz duygusal kendini kanıtlamanın yönlendiriciliği de etkili oluyordu. Diyarbakır’daki oluşum, duygusal içeriği kadar rasyonel hesaplamalarla uygun bir geçişe uygun gözüküyordu.</p>
<p>Yatırımlarda sadece arsa ve bina bedellerini değil, işinin asgari koşullarını bilen işgücü yetiştirilmesinin bedellerini de hesaplamak gerekiyor. Fiziki sermaye stoku kadar insan kaynağındaki kazanımlar da dikkate alınmalı.</p>
<p><strong>Merkezi ve yerel yönetim birimleri</strong></p>
<p>Yiwu örneğinde merkezi ve yerel yönetimlerin bir ortak stratejiyi uygulamada işbirliği yaptıkları görülüyor.  Diyarbakır’da tekstil ve hazır giyim alanında kendi içinde farklı aşama yaratmak istiyorsak, merkezi ve yerel yönetim birimlerinin işbirliği konusunu enine boyuna değerlendirmeliyiz.</p>
<p>Merkezi yönetim ve yerel yönetim birimlerinin, sektörde yaşanan krizi atlatmada, sektörde çekilme ya da odak değiştirme gibi konularda rehberlik etmeleri gerekiyor. Altyapıların oluşturulması, kiraların düzenlenmesi, anlaşmazlıklarda arabuluculuk,  hakemlik gibi alanlarda merkezi yönetim ve yerel yönetim birimlerinin üreticinin işini kolaylaştırıcı adımlar atabilmesi için düzenlemelerde boşlukların doldurulması ilk adım olmamalı. Bu alanda da “<em>iç dinamiklerin güçlendirilmesi</em>” çok önemli.</p>
<p><strong>Mikrocoğrafya dinamikleri</strong></p>
<p>Mikrocoğrafya dinamiklerini anlamadan ve ritmini yakalamadan bir şehrin günün koşullarına uygun gelişme yaratması güçtür. Yiwu’da olduğu gibi, pazar-şehir, fabrika-şehir, dünya-şehir, ülke-şehir bağlamı karar süreçlerinde değerlendirilmeli.</p>
<p>Mikrocoğrafyanın yarattığı lojistik sorunlar Diyarbakır’da ilk sıralardaki yerini alıyor. Diyarbakır çok hızlı göç alan yerlerimizden biri. Yerel yönetimlerin konut arzını artırarak kira konusunda dengeleyici etki yaratması ciddi biçimde planlanmalı. Ayrıca, işyerlerinin genel anlamda teknik eleman yetiştirilmesinde merkezi-yerel yönetim birimlerinin işbirliği ve diğer toplum kesimlerinin katılımı, faydalı bilginin çoğalmasını da hızlandıracaktır.</p>
<p>Bir başka sorun “<em>risk algısı ve banka sisteminin işleyişinde</em>”  mikrocoğrafyanın yarattığı ek maliyetler... Yörede sermaye birikimindeki yetersizlik ve özkaynak yaratma zorlukları, özel borçlanma ve özellikle kriz dönemlerinde işyerleri üzerinde yarattığı baskıyı artırması gibi sorunlar da yerel düzlemde, ülkesel ve küresel ölçekte dengelenmesi gereken sorunlar.  Lojistik erişilebilirlik konusu da bölgenin ivedi sorunlarından biri. Ülke ölçeğinde gelişmiş ve gelişmekte olan bölgelerin uzaklığı, İskenderun ve Mersin Limanı’na erişim,  hızlı trenle Doğu Akdeniz Havzası ile Güneydoğu bağlantısı üzerinde kafa yorarak ivedi çözümler üretilmesi gereken alanlar.</p>
<p><strong>İşgücü profillerindeki değişme</strong></p>
<p>Diyarbakır’da gelişme yaratmak için işgücü profilinde değişmeler de karar süreçlerinde çok temel değişken. Topraktan gelen, küçük atölyelerde mekanik beceriler kazanan önemli bir gelişme var. Yöre dışından getirilen teknik ve sosyal becerili işgücünün öğrenme eğrilerini hızla olumluya kaydırdığı da günün gerçekliği. İşyeri ihtiyaçlarına göre eğitimlerin kararlılıkla sürdürülmesi “<em>işgücü profilinde</em>” yaratıcı yıkım koşullarına uyumun temel sorunlarından bir başkası.</p>
<p>İş süreçlerinde değişmelerin sürekliliği, işgücü profilinin de sürekli değişmesini gerektiriyor. Bu konuya sistemlerin işleyişi ve rekabet gücü yaratma odağından bakıldığı kadar, mikrocoğrafyanın yarattığı sosyolojiye uygun çözümleri açısından da bakmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Destek hizmetler ekosistemi</strong></p>
<p>Mikrocografyanın bir başka boyutu,  daha önce Altın Hilal’in şimdi de İstanbul-odaklı gelişmenin yarattığı mekânsal uzaklık konusunun özenle ve önemle ele alınması. Yiwu örneğinde gördüğümüz gibi özel uygulamalar yörenin özelliklerini dikkate alarak gerçekleştirilirse gelişme beklenen hıza erişebilir.</p>
<p>“<em>Destek hizmetlerin</em>”  yörede yeterince gelişmesi de önemli.  Destek hizmet arzında Gaziantep, Adana, Ankara ve İstanbul odaklı bağımlılık da sorgulanan ve çözüm aranan sorunlar.</p>
<p>Bakım-onarım altyapısı, yedek parça arzı, tedarik zincirinde ana sanayi ve yan sanayinin birbirlerini bütünlememesi de sorun alanı. Ayrıca, OSB’lere “<em>özel ulaşım</em>” ile işgücü taşınması bir ek maliyet. Bu sorunun  “ <em>kent içi hafif raylı sistemle</em>”  çözülmesi gibi bir dizi destek hizmetinin kapsamlı planlanmasına, özenli fikr-i takibe ihtiyacı var.</p>
<p><strong>Finansal araçlar ve erişilebilirlik</strong></p>
<p>Ülkemizin her yerinde olduğu gibi Diyarbakır özelinde de finansal araç yeterliliği ve erişilebilirlik sorunları aşılabilmiş değil.</p>
<p>Bölge riski, banka sistemine erişilebilirlik ve ek maliyetler yüklenmesi önemli yakınma konuları arasında.</p>
<p>Belli bir ülke stratejisine dayalı yerel bir gelişme stratejisi bağlamı da değerlendirilmesi gereken sorun. Diğer sorunlar gibi finansman sorunlarında da Yiwu örneğinde olduğu gibi “<em>dinamik özel çözüm üretimi mekanizmaları</em>” oluşturulması gerekiyor.</p>
<p><strong>Faydalı bilgi üretilmesi ve çoğaltılması</strong></p>
<p>Diyarbakır’da tekstil ve hazır giyim, taş-toprak ürünleri, metal işleme, ambalaj ve kimyasallarda gelişme var. Ekonomik büyümeyi destekleyecek faydalı bilgi düzeyi hakkında net bilgi ihtiyacının farkında olmalıyız. Net bilgiye erişilemezse, etkin koordinasyonla kaynak verimliliği artırılamaz. Ayrıca, bölgenin bugünü ve yarınını düşünerek  “<em>odaklanma</em>” da etkin koordinasyon olmaksızın başarılamaz.</p>
<p><strong>Makro iktisadi istikrar bağlamı</strong></p>
<p>Başta hukuk sistemi ve güven sorunu olmak üzere çok değişik makro sorunlar gündemde: Kur politikasının etkisi güncel sıkıntılardan biri. Satın alma gücünün azalması ve iç talebin daralması bir başka sorun. Dış rekabette serbest ve adil piyasa koşullarında rekabette şans eşitliğinin sağlanması, korunması ve sürdürülmesi de önemli. Yerli ve ithal girdi konusunun kısa ve uzun dönemli etkileri ele alınması gereken bir başka konu. İş yasaları ve kontrollü esnek çalışma taleplerine küresel bağlamda bakılması gerekiyor. Vergi düzenlemeleri kadar iç barışın güçlendirilmesi de dile getirilen konular.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/diyarbakirin-birikimleri-heba-edilmemeli-82805</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/5/1280x720/676-1783575046.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Diyarbakır’ın birikimleri heba edilmemeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isci-daha-mi-az-yakiyor-82804</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşçi daha mı az yakıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gelir adaletsizliğini, asgari ücret ve asgari maaş üzerinden okuyunca aradaki farkın açıldığını görüyoruz. Memurun gelirinde gözümüz yok ama neden işçiler daha az kazanıyor?</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Araçlardan mı söz ediyoruz? Hani diyoruz ya “<em>mazotlu, benzinliden az yakıyor</em>” diye. Bahis konusu olan insan ve iş <strong>ücretlendirmeye</strong> gelince memur, <strong>neden işçiden daha az kazanıyor</strong>? İşçinin de memurun da <strong>kromozom</strong> sayısı eşit, harcadığı <strong>kalori</strong> birbirine denk, <strong>gayretleri</strong> de… <strong>Peki, bu fark niye?</strong></p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Arkadaşımız <strong>Özlem Karahan</strong> yazdı; “<strong>Memur ile işçinin ücret-maaş farkı insani mi</strong>?” diye. <strong>Elbette insani değil</strong> zira <strong>bakkal</strong>, <strong>manav</strong> onlara daha ucuza satmıyor, <strong>kiraları</strong> da denk, <strong>harcamaları</strong> da… <strong>Çocuklarının iştahları</strong> daha düşük değil, <strong>okul ücretleri</strong> aynı. O halde bu <strong>farkın sebebi nedir</strong>?</p>
<p><strong>İŞÇİ-MEMUR GELİR MAKASI GİDEREK AÇILIYOR</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Memurun asgari maaşı <strong>70.224</strong> lira iken işçinin asgari ücreti neden <strong>28.075</strong> lirada? En düşük memur emeklisi <strong>31.527</strong> lira alırken en düşük işçi emeklisi <strong>23.552</strong> lira? Bazı durumlarda işçilerin <strong>sendikal marifetle</strong> kazanımları, memurların da üzerinde olabiliyor. <strong>Neticede makas giderek açılıyor</strong>.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Bu fark <strong>tesadüf</strong> değil, sistematik nedenleri var; <strong>1</strong>-Sistem farklı, <strong>2</strong>-Tarihi ve yasal yapı farklı, <strong>3</strong>- Siyasi ve ekonomik tercihler farklı… Ancak acı gerçek şu ki memur da olsan işçi de olsan; <strong>yoksulluk</strong> <strong>sınırı </strong>Temmuz 2026 için: <strong>116.478</strong> lira, <strong>açlık sınırı</strong> da <strong>35.759</strong> lira. <strong>Geçinebilene aşk olsun efendim</strong>…</p>
<p><span style="color: #3598db;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Memur-işçi farkına dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Hükümet bu farkı kapatamaz mı?</em></strong></p>
<p>Aksine daha da açıyor. <strong>5,5 milyon</strong> memurun geliri, <strong>yıl ortasında</strong> dahi artarken işçinin asgari ücreti <strong>yılsonunu</strong> bekliyor. Misal 2026 <strong>6 aylık enflasyonu %17,76</strong> olurken asgari ücret; <strong>28,076 </strong>lirada kaldı.</p>
<p><strong><em>Seçim ekonomisi etkisi ne olur?</em></strong></p>
<p>Sandık ufukta görülünce hükümet <strong>asgari ücrete</strong>, <strong>emekli aylıklarına</strong> olağanüstü zam yapmak zorunda kalacak. Bu sürede geçici de olsa <strong>memur-işçi gelir farkı azalacak</strong> ama sonra enflasyon <strong>herkesi ezecek</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>İŞÇİSİN SEN İŞÇİ KAL DEDİLER AMA FENA HALDE MEMUR OLASIM GELDİ</strong></p>
<p><strong>Mutlak iş ve gelir güvencesi</strong>, <strong>aşırı sosyal haklar</strong> ve <strong>izinler</strong>, tembelliği koruyan düzen, <strong>bürokrasi</strong> ve <strong>kırtasiyecilik</strong>, verimsizlik yükü… <strong>9 gün bayram tatili</strong>, katsayısı, <strong>zammı</strong>, mesaisi, <strong>yeşil pasaportu</strong> vardır hele ki tembel memursa <strong>acıması</strong> da yoktur, “<strong>bugün git yarın gel</strong>’i vardır. <strong>Peki ya işçinin nesi var ki</strong>?</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ÜCRET ADALETSİZLİĞİ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Ücret adaleti: </strong>Çalışanların yaptıkları işin değeri, harcadıkları emek ve birikimlerinin tam karşılığı</p>
<p><strong>Ücret adaletsizliği</strong>: Aynı veya benzer iş yapan, eşit sorumluluk taşıyanlara farklı ücret-maaş ödenmesi</p>
<p><strong>Seyyanen ücret</strong>: Kıdem, liyakat, beceri farkı gözetilmeksizin herkese aynı geliri aktarma kurnazlığı</p>
<p><strong>Memur-işçi farkı</strong>: Kamu kurumlarındakilere memur, özel sektörde çalışanlara işçi diyoruz kabaca</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isci-daha-mi-az-yakiyor-82804</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/5/1280x720/sanayi-isci-1753477049.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşçi daha mı az yakıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/son-30-yilda-ve-10ar-yillik-donemlerde-hangi-arac-ne-kazandirdi-82803</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Son 30 yılda ve 10’ar yıllık dönemlerde hangi araç ne kazandırdı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal tasarruf araçlarının getirisine aylık, üç beş aylık ya da hadi en fazla bir yıllık dönem için bakılır bakılmaya da çok uzun dönemde neler olduğu üstünde pek durulmaz.</p>
<p>Aslında uzun dönemli değerlendirmelerde finansal araçların yalnızca ne kadar kazandırdığı ya da kaybettirdiği görülmez, ekonomik tercihin bir yansıması da ortaya çıkar.</p>
<p>Sonuçta bu araçların getirisini belirleyen büyük ölçüde ekonomik tercihlerdir. Ekonomiyi şekillendiren de siyasi tercihlerdir.</p>
<p>İşte 1997 yılının başından bu yılın haziran ayı sonuna kadar olan yaklaşık otuz yıllık dönemi onar yıllık dilimler halinde inceleyince ortaya epeyce ilginç bir tablo çıkıyor.</p>
<p>Grafiklerde her bir dönemde ne olduğunu görüyorsunuz. Son grafik ise otuz yılın toplamındaki durumu ortaya koyuyor.</p>
<p>Grafikleri oluşturduğum bu verilerin kaynağının TÜİK olduğunu belirteyim.</p>
<h2>TL’nin getirisine dikkat</h2>
<p>İlk dönem; yani 1997-2006 arası. Bu on yıllık dönemde bir daha hiç rastlanılmayan bir gelişme yaşanmış ve reel getiride ilk sıraya yüzde 99’luk oranla mevduat yerleşmiş. Bir önceki cümlede geçiyor ama bu oranın enflasyondan arındırılmış reel getiri olduğu gerçeğini bir kez daha vurgulayayım. Yani <strong>“Ama enflasyon”</strong> itirazı doğru değil.</p>
<p>Türk parasını tercih edenler o dönem daha sonraki dönemlerin aksine ekonomik anlamda cezalandırılmıyormuş!</p>
<p>Sonraki dönemlere bakıyoruz; mevduat giderek gözden düşüyor. İkinci on yıllık dönemde, 2007-2016 döneminde mevduat yine reel kazanç sağlamış ama oran yüzde 36’ya inmiş. Bu da iyi, iyi çünkü sonraki on yılda reel getiriyi ara ki bulasın!</p>
<p>2017’den bu yılın haziranına kadar olan dönemde tasarrufunu TL cinsi mevduatta tutanlar reel anlamda tam 60 kayba uğradı. Korkunç bir oran bu! 2016 sonunda 100 lira düzeyindeki bir birikim, bu yılın haziranında reel olarak 40 liraya indi.</p>
<p>Ekonomi yönetimi bu dönemde vatandaşın elindeki Türk parasının yarıdan fazlasını yüksek enflasyon ve bu enflasyonla bağı tümüyle kopmuş düşük faizle alıverdi. Hatırlıyoruz değil mi, 2021’de Merkez Bankası faizi indirildikten sonra mevduat faizinin de diplerde süründüğünü, oysa bu dönemde enflasyonun başını alıp gittiğini… Sonuç ortada işte.</p>
<p>Bu arada şunu da vurgulamak gerek; bu oranlar brüt faiz üzerinden hesaplanan oranlar. Faiz getirisinden elde edilen kazançtan stopaj düşüldükten sonra tabii ki kazanç daha da azalıyor ya da bir başka ifadeyle aktardığım negatif oranlar daha da büyüyor.</p>
<h2>Dövizin adı var</h2>
<p>Vatandaşta yıllar yılı pek de değişmeyen şöyle bir algı var:</p>
<p><strong>“Döviz her zaman kazandırır, hele hele enflasyonu mutlaka yener.”</strong> Ama gerçek tümüyle başka. İşte otuz yılın oranları bu algının pek de doğru olmadığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu otuz yıllık dönemde dolar reel olarak yüzde 44, euro ise yüzde 51 değer yitirdi. Otuz yıl önce tabii ki euro yoktu, hesaplamada 2002’den önceki dönem için Alman Markı kullanıldı.</p>
<p>Şimdi dolar ve eurodaki reel değer kaybından söz ettim diye bu veriyle Türk parasının reel değeri arasında bağ kurulamaz. Bu hesaplama yalnızca döviz kurunun nominal artışı ve bu artışın Türkiye’deki enflasyondan arındırılmış halini gösteriyor. Reel efektif döviz kuru endeksinde ise karşı ülkelerin enflasyonu da dikkate alınıyor. Yani iki hesaplamanın karşılaştırılması doğru değil.</p>
<h2>Altın, her zaman altın! </h2>
<p>Altında bu otuz yıllık dönemin yalnızca ilk on yıllık döneminde reel bir kayıp var. Ancak altın ilk dönemdeki yüzde 15’lik bu kaybı sonraki dönemlerde fazlasıyla telafi etti.</p>
<p>İkinci on yıldaki yüzde 108’lik ve üçüncü on yıldaki yüzde 246’lık reel getiriyle altının son otuz yıldaki reel getirisi tam yüzde 515’e ulaştı.</p>
<h2>Borsa ikinci sırada </h2>
<p>Reel getiride bu otuz yıllık dönemde altını yüzde 91 ile Borsa İstanbul izliyor.</p>
<p>Ancak bu oranın endeks bazında hesaplanan oran olduğunu özellikle vurgulamak gerekiyor. Böylesine uzun dönemde borsada sabreden için öylesine büyük kazançlar oluştu ki, yüzde 91 adeta çerez kalır. Ama diğer yandan kayıplar da var elbette. Dolayısıyla bu oranın çok genel bir ortalama olarak okunması ve hisse bazlı değerlendirmeler yapılırken ölçü alınmaması gerektiği çok açık.</p>
<h2>Çeşitlendirme gerekli </h2>
<p>Öncelikle şunu vurgulamak isterim. Bu yazıda konu edilen getiriler, finansal yatırım araçlarının getirileri. <strong>“Bu dönemde ev, arsa çok daha fazla kazandırdı”</strong> şeklinde itirazlar geleceğini tahmin ettiğim için bunu söylemek istedim.</p>
<p>Ayrıca finansal araçlar da giderek çeşitleniyor. Örneğin bu grafiklerde 2007’den sonraki dönem için devlet iç borçlanma senedi var. Son yıllarda özellikle fonlar çok büyük bir tutara ulaştı ve bunların da bir şekilde izlenmesi gerekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f271daf431-1783572253.png" alt="" width="900" height="229" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/son-30-yilda-ve-10ar-yillik-donemlerde-hangi-arac-ne-kazandirdi-82803</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/kdv-vergi-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son 30 yılda ve 10’ar yıllık dönemlerde hangi araç ne kazandırdı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-yatirimlarinin-yeni-motivasyonu-rekabet-82832</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklim yatırımlarının yeni motivasyonu: Rekabet</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>WBCSD’nin 2026 Business Breakthrough Barometer araştırmasına bu yıl ilk kez Türkiye de dahil edildi. Sonuçlar, Türk şirketleri için sürdürülebilirliğin artık bir imaj ya da uyum başlığı olmaktan çıktığını; rekabet gücü, ihracat devamlılığı, finansmana erişim ve risk yönetimi açısından stratejik bir zorunluluğa dönüştüğünü gösteriyor. Küresel iş dünyası jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklere rağmen iklim yatırımlarından geri adım atmazken, Türkiye’de şirketlerin tamamı sürdürülebiliriliği rekabet avantajı olarak görüyor.</strong></p>
<p>Türkiye iş dünyasının küresel sürdürülebilirlik yarışındaki yeri artık daha görünür. Bir yanda COP31’e ev sahipliği hazırlıkları, diğer yanda uluslararası alanda giderek daha fazla karşılık bulan Sıfır Atık yaklaşımı… Bu tabloya şimdi bir gösterge daha eklendi. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi’nin (WBCSD) her yıl yayımladığı ve küresel şirketlerin net sıfır dönüşümü, yatırım tercihleri ve rekabetçilik stratejilerini analiz eden Business Breakthrough Barometer araştırmasında bu yıl ilk kez Türkiye’ye özel kapsamlı bir değerlendirme yapıldı.. Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Türkiye’nin, PwC Türkiye ev sahipliğinde gerçekleştirdiği Türkiye lansmanı, Türk iş dünyasının küresel dönüşümde kendisini nasıl konumlandırdığına ilişkin önemli bir fotoğraf sundu. SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, sürdürülebilirliğin artık şirketler açısından yalnızca bir uyum başlığı değil, rekabet gücü ve uzun vadeli büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldiğine dikkat çekti. Toplantının konuk konuşmacısı olan COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise Türkiye’nin COP31 sürecini yalnızca bir iklim zirvesi olarak değil, iş dünyasının dönüşümünü hızlandıracak stratejik bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini vurguladı. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) 2026 Business Breakthrough Barometer raporu, sürdürülebilirliğin artık sadece çevresel bir konu olmaktan çıkıp, rekabet avantajı ve dayanıklılık stratejisi olarak görüldüğünü ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Şirketlerin yüzde 92’si sürdürülebilirliği rekabet avantajı olarak görüyor</strong></p>
<p>Bu yıl 50 ekonomiden 500’ün üzerinde üst düzey yöneticinin görüşleriyle hazırlanan araştırmaya göre şirketlerin yüzde 89’u iklim dönüşümüne yönelik yatırımlarını artırıyor ya da mevcut seviyesini koruyor. En dikkat çekici sonuçlardan biri ise şirketlerin yüzde 92’sinin sürdürülebilirliği doğrudan rekabet avantajı olarak görmesi.  Bu tablo, son yıllarda özellikle bazı ülkelerde sürdürülebilirlik politikalarına yönelik siyasi tartışmalara rağmen reel ekonomide farklı bir dinamik yaşandığını gösteriyor. Şirketler için sürdürülebilirlik artık yalnızca karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik bir uyum süreci değil; tedarik zinciri güvenliği, enerji maliyetleri, yatırımcı beklentileri ve yeni pazarlara erişim açısından stratejik bir rekabet unsuru haline geliyor.</p>
<p><strong>Belirsizlik yatırım iştahını azaltmadı</strong></p>
<p>Raporun dikkat çektiği bir diğer nokta küresel belirsizlik ortamı. Jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki değişimler ve finansman maliyetlerindeki artışa rağmen şirketlerin büyük bölümü uzun vadeli iklim yatırımlarını durdurmuyor. Çünkü yöneticilere göre dönüşümü ertelemenin maliyeti, dönüşüm yatırımının maliyetinden daha yüksek. Özellikle enerji verimliliği, temiz enerji, dijitalleşme ve düşük karbonlu teknolojiler şirketlerin öncelikli yatırım alanları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Yeni rekabet tanımı</strong></p>
<p>Araştırmanın verdiği ikinci önemli mesaj ise iş dünyasının devletten beklentisi. Şirketler teknolojiye yatırım yapmaya istekli. Ancak yatırım kararlarının hızlanabilmesi için uzun vadeli ve öngörülebilir politika çerçeveleri, finansman mekanizmaları ve net düzenleyici sinyaller talep ediyor. Rapor, özel sektörün dönüşüm iradesinin tek başına yeterli olmadığını; kamu politikalarının da aynı hızda ilerlemesi gerektiğini vurguluyor.  Business Breakthrough Barometer’ın ortaya koyduğu tablo, küresel ekonomide yeni rekabet tanımını ortaya koyuyor. Şirketler artık yalnızca fiyat, kalite veya verimlilik üzerinden yarışmıyor. Karbon yoğunluğu, enerji güvenliği, iklim dayanıklılığı ve sürdürülebilir tedarik zinciri de rekabetçiliğin temel göstergeleri arasına girmiş durumda. Bu nedenle sürdürülebilirlik artık CEO’nun ana gündemi.</p>
<p><strong>Kurumsal imaj için değil, geleceğin pazarlarında yer almak için</strong></p>
<p>Araştırmanın Türkiye için en çarpıcı sonucu, Türkiye’de sürdürülebilirliğin artık bir “itibar projesi” olmaktan çıkması. Türk şirketlerinin tamamı (yüzde 100), sürdürülebilirlik çalışmalarının temel motivasyonunu rekabet avantajı olarak tanımlıyor. Bu oran küresel ortalamanın (yüzde 92) üzerinde. Benzer şekilde dayanıklılık ve risk yönetimi motivasyonu Türkiye’de yüzde 74’e ulaşırken, küresel ortalama yüzde 50’de kalıyor. Bu da Türk şirketlerinin jeopolitik riskler, iklim krizi, tedarik zinciri kırılmaları ve AB düzenlemeleri nedeniyle sürdürülebilirliği artık doğrudan iş sürekliliğinin bir parçası olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Negatif görünen ama aslında önemli olan iki veri daha dikkat çekici. Türkiye’de; müşteri talebi (yüzde 26) ve itibar (yüzde 19) küresel ortalamanın oldukça altında. Bu şu anlama geliyor: Türk şirketleri sürdürülebilirliği tüketici baskısı ya da kurumsal imaj için değil; rekabetçi kalabilmek, ihracatını sürdürebilmek, finansmana erişebilmek ve geleceğin pazarlarında yer alabilmek için yapıyor. Yani Türkiye’de sürdürülebilirlik artık ‘iyi görünmenin’ değil, oyunda kalmanın şartı olarak görülüyor.”</p>
<p><strong>HÜKÜMETLERE 5 TEMEL MESAJ </strong></p>
<p>WBCSD Business Breakthrough Barometer 2026, şirketlerin iklim dönüşümünü hızlandırmak için politika yapıcılara verdiği beş temel mesajı ortaya koyuyor.</p>
<p>1-Geri adım atmayın:  Şirketler, sürdürülebilirlik yatırımlarının ekonomik belirsizlik dönemlerinde bile korunması gerektiğini vurguluyor. Çünkü yeşil dönüşüm artık maliyet değil, rekabet gücü ve dayanıklılık yatırımı olarak görülüyor.</p>
<p>2-Düşük karbonlu ürünler için Pazar oluşturun: En büyük ihtiyaç yeni hedefler açıklamak değil; düşük karbonlu ürünler için pazar oluşturacak mekanizmalar geliştirmek. Talep yaratacak düzenlemeler ve ortak standartlar yatırımların önünü açıyor.</p>
<p>3-Değer zincirini birlikte dönüştürün: Tek bir şirketin dönüşmesi yeterli değil. Üreticiden tedarikçiye, finansmandan son kullanıcıya kadar tüm değer zincirinin aynı yönde hareket etmesi gerekiyor.</p>
<p>4-Kamu ile birlikte yatırım yapın: Şirketler, büyük ölçekli dönüşüm projelerinde kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesini; sermaye, altyapı ve finansman modellerinin ortak geliştirilmesini öneriyor.</p>
<p>5-Sürdürülebilirliği ekonomi diliyle anlatın: Rapora göre iklim politikalarının başarısı; karbon yerine rekabetçilik, istihdam, dayanıklılık ve satın alınabilirlik üzerinden anlatılmasına bağlı. İş dünyası artık çevresel faydanın yanında ekonomik değerin de görünür olmasını istiyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Rapordan önemli rakamlar</strong></span></p>
<p>● Şirketlerin yüzde 92’si sürdürülebilirlik stratejisinin önümüzdeki 5-10 yılda rekabet avantajı yaratacağını düşünüyor.<br />● Yüzde 89’u iklim, uyum ve dayanıklılık yatırımlarını son bir yılda korudu ya da artırdı. Yüzde 38’i iklim hedeflerini güçlendirdi; sadece yüzde 4 hedeflerini zayıflattı.<br />● Küresel sürdürülebilirlik yatırımlarındaki artışının başlıca nedenleri: müşteri talebi (yüzde 59), daha net/güçlü politika desteği (yüzde 42), düşük karbon teknolojilerinde maliyet düşüşü (yüzde 38).<br />● Yüzde 98’i düzensiz geçişi risk olarak görüyor. Düzensiz geçişin en büyük riskleri: Tedarik zinciri kesintisi (yüzde 42), ani politika değişimleri (yüzde 41), enerji/girdi maliyet oynaklığı (yüzde 38), enflasyon ve tüketici fiyat baskısı (yüzde 22.)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-yatirimlarinin-yeni-motivasyonu-rekabet-82832</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/2/1280x720/ediz-gursel-1783577331.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim yatırımlarının yeni motivasyonu: Rekabet ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketi-cocugum-gibi-buyutmusum-halka-acmakta-zorlandim-82802</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şirketi çocuğum gibi büyütmüşüm, halka açmakta zorlandım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>6.2 MİLYAR </strong>lira ile bu yılın ilk 7 ayının en büyük halka arzını gerçekleştiren ŞA-RA Enerji’nin Kurucusu <strong>Şadi Türk</strong>’ün yönetimi devrettiği çocuklarıyla birlikte düzenlediği toplantıdayız.</p>
<p>Masada ŞA-RA Şirketler Grubu Kurucusu, ŞA-RA Enerji Yönetim Kurulu Başkanvekili, Onursal Başkan <strong>Şadi Türk, </strong>ŞA-RA Enerji Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mertay Türk, </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Zeynep Miray Türk Kocabaş, </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Sinem Mor Kurumsak, </strong>Grup Finans Direktörü <strong>Ali Ar, </strong>halka arz konsorsiyum lideri Tera Yatırım Genel Müdür Yardımcısı <strong>Furkan Gün </strong>var.</p>
<p><strong>Şadi Türk, </strong>1985 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>ŞA-RA Şirketler Grubu’nun temellerini 1985 yılında Raşit Mor ile birlikte Ankara’da bir atölye ile attık. 1990’da atölye seviyesinden fabrikaya geçtik.</strong></p>
<p>İlk yıllarındaki büyüme tempolarını ve iş modellerini şöyle anlattı:</p>
<p>-          <strong>Çek, senet ve ipoteğe girmeden, bankalar ve tedarik zinciri dahil güvene dayalı bir ilişki yürüterek, kazandığımız paraları üretime yönlendirip hızla büyüdük.</strong></p>
<p>1990’lı yıllarda müteahhitliğe de soyunduklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Grubumuz bünyesindeki müteahhitlik firması ile tek çatı altında projeler geliştirip uygulamaya başladık.</strong></p>
<p>Ana faaliyet alanlarını şöyle anlattı:</p>
<p>-          <strong>ŞA-RA Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş., enerji iletim ve dağıtım tesisleri, enerji nakil hatları, şalt ve trafo merkezleri ile telekomünikasyon sistemleri alanında projelendirme, imalat, taahhüt ve montaj hizmetleri sunuyor.</strong></p>
<p>2000 yılında turizm ve diğer alanlara da girmeye başladıklarını kaydedip, ihracata ilk başladıkları günlere döndü:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de ihracatın yeni yeni konuşulduğu dönemde OSTİM’deki atölyelerimizden Endonezya’ya, Tayland’a ihracat yapmaya başladık. O günlerden itibaren ihracatımız kesintisiz sürüyor. Şu anda 100’ü aşkın ülkeye ihracatımız var.</strong></p>
<p>Bugün Adana ve Ankara’daki 9 ana fabrikalarında yıllık toplam 200 bin ton çelik imalat kapasitesine sahip olduklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>250 bin ton kapasiteli 3 adet tam otomatik sıcak daldırma galvaniz tesisi ve 70 bin ton tonluk cıvata-somun üretim kapasitesiyle sektörümüzde liderler arasında yer alıyoruz.</strong></p>
<p>ŞA-RA Enerji’nin İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) <strong>“500 Büyük Sanayi Kuruluşu” </strong>listesinde olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bugüne kadar yurt içinde 6 bin 881 kilometrelik enerji nakil hattı projesini başarıyla tamamladık. Kendi ürettiğimiz ürünlerde iç pazarda yüzde 50’ye yakın paya sahibiz.</strong></p>
<p>Üretimlerinden bazı örnekler verdi:</p>
<p>-          <strong>Enerji nakil hattı kafes ve monopol direklerinden güneş enerjisi sistemleri çelik yapılarına, kompozit çekirdekli silikon izolatörlerden yüksek gerilim hat hırdavatlarına kadar oldukça geniş ve entegre bir üretim yelpazemiz var.</strong></p>
<p><strong>Şadi Türk, </strong>grubun kurucusu olarak hisselerin halka arzına ikna sürecinin sorulması üzerine şunları anlattı:</p>
<p>-          <strong>ŞA-RA Enerji’nin Yönetim Kurulu Başkanlığını oğlum Mertay’a devretmiştim. Halka arz konusunu o gündeme getirdi. Şirketi çocuğum gibi büyütmüştüm. O nedenle benim için paha biçilmez bir şirket. Halka arz kararına kendi adıma onay vermekte çok zorlandım.</strong></p>
<p>Yıllık ihracat büyüklüğünü sorduk, <strong>Şadi Türk, </strong>Grup Finans Direktörü <strong>Ali Ar</strong>’dan aldığı veriyle yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Bu yıl 185-200 milyon dolarlık ihracat geliri beklentimiz var.</strong></p>
<p>ŞA-RA Enerji’nin cirosunu da <strong>Ali Ar </strong>paylaştı:</p>
<p>-          <strong>2026 ciro hedefimiz 300 milyon dolar civarında. Bunun yüzde 65-70’i ihracattan sağlanacak. İhracatımızın da yüzde 70’i Avrupa ülkeleri ve ABD’ye gerçekleşiyor. İhracattaki gücümüz uzun soluklu anlaşmalardan kaynaklanıyor.</strong></p>
<p><strong>Şadi Türk</strong>’ün <strong>Raşit Mor</strong>’la birlikte Ankara’da 1985 yılında kurduğu ŞA-RA Enerji, 41 yıl sonra yüzde 20’sini halka arz ederek 6.2 milyar liralık kaynak toplayacak noktaya gelmiş bulunuyor…</p>
<p>ŞA-RA Enerji’nin 8 Temmuz’da başlayan talep toplama süreci yarın tamamlanıyor…</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f25015ded0-1783571713.jpg" alt="" width="700" height="466" />
<figcaption><strong>Mertay Türk - Sinem Mor Kurumsak - Zeynep Miray Türk Kocabaş - Şadi Türk</strong></figcaption>
</figure>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Halka arz geliri sürdürülebilir büyüme ve yatırıma gidecek</span></h2>
<p><strong>ŞA-RA </strong>Enerji Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mertay Türk, </strong>halka arzdan elde edilecek geliri, şirketin sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda stratejik alanlara yönlendireceklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Kaynağın yüzde 55’lik en büyük dilimi, artan satış hacminin desteklenmesi ve operasyonel gücün garanti altına alınması amacıyla işletme sermayesinin finansmanında kullanılacak. Yüzde 30’u da borçların ödenmesine yönlendirilecek.</strong></p>
<p>Borçların ödenmesiyle bilançonun daha sağlam bir yapıya kavuşacağını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Geriye kalan yüzde 15’lik kaynak ise fabrikalarımızda makine ve teçhizatın yenilenmesi, kapasite artırıcı yeni teknolojilerin üretim hatlarına entegrasyonu gibi yatırımlara aktarılacak.</strong></p>
<p>ŞA-RA Enerji Onursal Başkanı <strong>Şadi Türk </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Bütün veri merkezleri devreye girmiş ve enerji ihtiyacının maksimum kapasitede talep edildiği bir an düşünün. Enerji sistemlerinde de buna göre yatırım yapmak gerekiyor. Biz de aynı mantıkla fabrika kapasitelerini geliştirdik.</strong></p>
<p>Şu anda fabrikalarının kapasitesinin tamamını kullanma şanslarının olmadığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Ama biz yüzde 100 kapasite ile çalışacak şekilde hazırlandık. Şu anda yüzde 50 kapasiteyle çalışıyoruz ama doluluğumuz giderek artıyor. Mevcut kapasitemiz 5-10 yılda bizi çok fazla yatırım yapmadan çok daha büyük rakamlara ulaşma şansı verecek.</strong></p>
<h2><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f254a76af0-1783571786.jpg" alt="" width="700" height="524" /></strong><span style="color: #e03e2d;">Halka arz büyümeyi hızlandıracak</span></h2>
<p><strong>ŞA-RA </strong>Enerji’nin halka arz sürecinin konsorsiyum lideri Tera Yatırım’ın Genel Müdür Yardımcısı <strong>Furkan Gün, </strong>halka arzla elde edilecek kaynakla ilgili şu bilgiyi verdi:</p>
<p>-          <strong>Halka arz geliri ikiye bölünüyor. Yarısı şirketin içine girecek. Yarısı da şirket ortaklarına gidecek. Şadi Bey (Türk) SPK ile görüşürken diğer grup şirketlerini de detaylı anlattı. Ortaklar o parayı orada kullanmayı planlıyor.</strong></p>
<p>ŞA-RA Enerji’nin büyüme potansiyeline değindi:</p>
<p>-          <strong>ŞA-RA Enerji, büyüme potansiyeli olan bir şirket. Bugüne kadar ciddi büyümüş, devam da edecek. Ancak, o büyümeyi finanse edecek işletme sermayesi gerekiyor.</strong></p>
<p><strong>Şadi Türk</strong>’ün vurguladığı bir ayrıntıya dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Şirket halka arz olmasa da yine büyüyecekti. Bu konuda bir sorunu yok. Banka kanalları sonuna kadar açık. Tedarikçi kanalları da sonuna kadar açık. Ancak, bu yolla yüzde 3’er</strong><strong>,</strong><strong> 5’er büyüyebilecekti. Halka arz, büyümeyi yüzde 10-20’lere çıkaracak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kanada’da ilk 10’da yer alan 5 projede nakil tedarikini biz sağladık</span></h2>
<p><strong>ŞA-RA </strong>Enerji Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mertay Türk, </strong>dünya çapında öne çıkan projeler konsundaki soruya Kanada’dan örnek verdi:</p>
<p>-          <strong>Kanada’da ilk 10’da yer alan enerji projelerinden 5’ine nakil tarafında tedariki biz sağladık.</strong></p>
<p>Mısır’a uzandı:</p>
<p>-          <strong>Geçen yıl Mısır’da </strong>“Giza Cable” <strong>adlı kablo üreticisi ile iş yaptık. Aynı zamanda müteahhit. Onların yaptığı Mısır-Suudi Arabistan enterkonnekte enerji nakil hattı projesinin ürünlerini biz sağladık.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ar-Ge merkezinin 7 projesi ticarileşti</span></h2>
<p><strong>ŞA-RA </strong>Enerji Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Sinem Mor Kurumsak, </strong>şirketin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı onaylı Ar-Ge ve Tasarım Merkezi’nin önemli geliştirmelere imza attığını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Ar-Ge’de biraz daha dijitalleşmeye odaklandık. Enerji iletim hattındaki direklerin prosesleri gibi birçok alanda projeler yaptık. 7 proje ticarileşti. Geri kalanları da onay aşamasında.</strong></p>
<p>Karbon ayak izini azaltmada da önemli yol aldıklarını iddia etti:</p>
<p>-          <strong>Şu anda karbon ayak izi değerlerimiz Avrupa’nın belirlemiş olduğu değerlerin altında. Bu da bizi Avrupalı müşterilerimiz nezdinde önemli bir iş ortağı noktasına taşıdı. Şu andaki verilerimize göre 2027’de Avrupa’da herhangi bir vergiye tabi olmayacağız.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketi-cocugum-gibi-buyutmusum-halka-acmakta-zorlandim-82802</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/2/1280x720/sadi-turk-1783571819.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketi çocuğum gibi büyütmüşüm, halka açmakta zorlandım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/japonya-3-trilyon-dolarlik-rotasyonu-tetikleyebilir-82800</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Japonya ‘3 trilyon dolarlık rotasyonu’ tetikleyebilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f210ae4a9a-1783570698.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Japonya’da düşük faiz dönemi sona erebileceğine dair sinyaller sonrasında, dünyanın en büyük sermaye ihracatçısının rotasını değiştirebileceği beklentisi uluslararası piyasalarda yeni bir risk başlığı olarak görülmeye başladı. Ülkenin 10 yıllık devlet tahvili faizinin 1996'dan bu yana en yüksek seviye olan yüzde 2,87’ye, 30 yıllık tahvil getirisinin ise yüzde 4’ün üzerine çıkması, yalnızca Japon ekonomisine ilişkin kaygıları değil, küresel sermaye akımlarının yönüne ilişkin beklentileri de değiştirmeye başladı.</p>
<p>Yıllarca sıfıra yakın faiz politikası sayesinde yatırımcılar için ucuz fonlama kaynağı olan Japonya, bugün yükselen tahvil getirileriyle kendi sermayesini yeniden ülke içine çekebilecek bir döneme giriyor. Yaklaşık 3 trilyon dolarlık yurt dışı yatırımı bulunan Japon yatırımcıların ABD ve Avrupa tahvilleri başta olmak üzere küresel varlıklardaki pozisyonlarını azaltarak yeniden iç piyasaya yönelmesi ihtimali, uluslararası finans çevrelerinde yakından izleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f22429e39b-1783571010.png" alt="" width="600" height="338" /></p>
<h2>30 yıllık zirvenin kaynağı yüksek kamu harcamaları</h2>
<p>Tahvil piyasasındaki satış baskısının arkasında birden fazla neden bulunuyor. Başbakan Sanae Takaichi’nin 14 yıla yayılacak 2,3 trilyon dolarlık kamu harcama programı, zaten milli gelirin yüzde 200’ünü aşan kamu borcu üzerindeki baskıyı artıracağı endişesini doğurdu. Buna bir de Japon yenindeki zayıflık ve enflasyonun kalıcı hale gelmeye başlaması eklenince yatırımcılar uzun vadeli Japon tahvillerinden çıkışa yöneldi.</p>
<p>Piyasalarda ayrıca Japonya Merkez Bankası’nın enflasyon karşısında yeterince hızlı hareket edemediği görüşü güç kazanıyor. Banka geçen ay politika faizini yüzde 1’e yükselterek son otuz yılın en yüksek seviyesine çıkarsa da, yatırımcıların önemli bir bölümü mevcut sıkılaşmanın enflasyonu kontrol altına almak için yeterli olmayabileceğini düşünüyor.</p>
<h2>Küresel rotasyon ihtimali güçleniyor </h2>
<p>Uzmanlara göre, Japon tahvillerindeki yükselişin küresel sermaye hareketlerini değiştirme potansiyeli taşıması. Japon tahvillerinin yeniden cazip hale gelmesi halinde bu fonların bir bölümünün ülkeye geri dönebileceği belirtiliyor. Böyle bir senaryo yalnızca Japon piyasalarını değil, ABD ve Avrupa tahvil piyasalarında da satış baskısını artırabilir. Küresel tahvil faizlerinde yaşanabilecek yükseliş, hisse senetlerinden gelişmekte olan ülke varlıklarına kadar geniş bir yelpazede yeniden fiyatlamaları beraberinde getirebilir.</p>
<h2>Carry trade çözülürse dalga büyüyebilir </h2>
<p>Piyasaların yakından takip ettiği bir diğer başlık ise “yen carry trade” işlemleri. Uzun yıllar boyunca yatırımcılar düşük faizli Japon yeni cinsinden borçlanarak daha yüksek getirili ABD tahvilleri, teknoloji hisseleri, gelişmekte olan ülke varlıkları ve dijital varlıklara yatırım yaptı. Küresel ölçekte bu işlemlerin büyüklüğünün 1,2 trilyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Japonya neden küresel piyasalar için kritik?</span></h2>
<p>Japonya, yalnızca dünyanın en büyük ekonomilerinden biri değil, aynı zamanda yaklaşık 3 trilyon dolarlık yurt dışı yatırımıyla dünyanın en büyük sermaye ihracatçısı konumunda bulunuyor. Japon yatırımcılar; ABD Hazine tahvilleri, Avrupa devlet tahvilleri, şirket tahvilleri ve küresel hisse senedi piyasalarında önemli büyüklükte varlık tutuyor. Bu nedenle Japon tahvil faizlerindeki yükselişin sermayeyi yeniden ülke içine çekebilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hangi piyasalar etkilenebilir?</span></h2>
<p>Japon sermayesinin yurt dışındaki varlıklarını azaltarak iç piyasaya yönelmesi halinde ilk etki küresel tahvil piyasalarında görülebilir. ABD ve Avrupa tahvillerinde satış baskısı faizleri yukarı çekebilir. Bunun yanı sıra teknoloji hisseleri, gelişmekte olan ülke piyasaları ve yenle finanse edilen carry trade işlemlerinin yoğun olduğu varlıklarda oynaklık artabilir. Güvenli liman talebinin güçlenmesi ise altın fi yatlarını destekleyebilecek unsurlar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/japonya-3-trilyon-dolarlik-rotasyonu-tetikleyebilir-82800</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/6/1280x720/japon-yeni-1771220406.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyanın en büyük sermaye ihracatçısı Japonya’da 30 yılın zirvesine çıkan tahvil faizleri, 3 trilyon dolarlık Japon sermayesinin yön değiştirebileceği endişesi yarattı. Ülkedeki yüksek faizlerin küresel tahvil, hisse senedi ve emtia piyasalarında yeniden fiyatlama dalgasını tetikleyebileceği uyarısı yapılıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/portfoyune-alan-fon-sayisi-36-fiyattaki-artis-devam-edecek-mi-82831</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Portföyüne alan fon sayısı 36 fiyattaki artış devam edecek mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST 100 Endeksi’nde özsermaye kârlılığı %2’yi, aktif kârlılığı %1’i aşan 29 şirketin yer aldığı tablo yatırımcıların dikkatini çekiyor. Gösterişli oranlar ilgi çekse de her yüksek oranın şirketin kasasını dolduran gerçek bir nakit akışı anlamına gelmeyeceğini göz ardı etmemek gerekiyor.</strong></p>
<p>Yatırımcılar, şirketlerin özsermayelerini ve yatırılan sermayeyi yüksek oranlarda kâra dönüştürmesini ilgiyle takip eder. Katılımevim veya Ral Yatırım Holding gibi firmalar, tablonun üst sırasında yer alırken faaliyetlerini hayli kârlı yürüttükleri mesajını veriyor. Ancak sadece bu oranlara bakarak hareket etmek yanılgıya götürebilir. Tablodaki 29 şirketi incelerken oluşan kârın ne kadarının sürdürülebilir operasyonlardan geldiğini araştırmak gerekir. Kâr marjları enfl asyonist dönemlerde geçici değerlemelerle veya stok kârlarıyla şişebilir. Hissenin fiyatı ile yetinmeyip bilançonun satır aralarını da okumayı unutmamalı.</p>
<h2>İkisinin özsermaye kârlılığı yüksek</h2>
<p>İlk çeyrek verilere göre %35,80 özsermaye kârlılığına sahip olan Katılımevim, listenin ilk sırasında yer alıyor. Finansman gelirini %40 büyüten şirket, dönem sonunda %203 artışla kârını 3,36 milyar TL’ye çıkardı. Güçlü performansı ilgiyi canlı tutuyor. Pozisyon alan fon sayısı 30’dan 36’ya çıkarken fiyatı yılbaşından bu yana yükseliyor. Özsermaye kârlılığı %20,47 ile sıralamada ikinci gelen Ral Yatırım Holding, yılın ilk çeyreğinde %286’lık gelir sağladı. Esas faaliyet kârını %59 düşürerek 100,2 milyon TL’ye geriletse de dönem sonunda kârını %145 artırarak 1,2 milyar TL’ye çıkardı. Gerçekleşen artışta gayrimenkul değer artışı ve hisse devrinden sağlanan kâr etkili oldu.</p>
<h2>Listeye sondan girdi</h2>
<p>Aksa Kimya, %2,25 özsermaye kârlılığı ile sıralamaya sondan girdi. Haziranda iki büyük ortağın zaman zaman gerçekleştirdiği alımlar dikkat çekti. Bu alımlar hisseyi desteklerken fiyatı Kasım 2025’te test ettiği 12 TL bölgesine çıkmasını sağladı. Üç aylık dönem sonunda kârını %133 büyüttü. Bunda net parasal pozisyon kazancı etkili oldu.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f39529ca72-1783576914.png" alt="" width="999" height="544" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>NET SERMAYE Mİ, BRÜT SERMAYE Mİ?</strong></p>
<p><strong>Net sermaye</strong>; analiz, kriz kalkanı, temettü işareti, yatırım bütçesi, koruma. Daraltılmış vizyon, yanılgı, fırsat maliyeti, tahsilat riski, atıl kaynak.</p>
<p><strong>Brüt sermaye</strong>; operasyonel hacim, potansiyel, hakimiyet, büyüme algısı, esnek faaliyet. Borç körlüğü, likidite tuzağı, yanılgı, temerrüt riski, stok yükü.</p>
<p><strong>Faaliyette bulunduğu mağazayı satın alarak düzenli kira giderinden kurtulacak</strong></p>
<p>Kütahya Porselen’in kiracı olduğu mağazayı satın alması ne gibi avantaj sağlayacak? ● Kamil Tuğ</p>
<p>Kamil, Kütahya Porselen, İstanbul Mahmutbey’de kiracı statüsünde kullandığı 1300 metrekarelik showroomu 247 milyon TL bedelle satın alarak kendi mülküne dönüştürdü. İlişkili taraf olan NG Lojistik’ten vadeli koşullarla gerçekleştirilen bu alımın şirkete en büyük katkısı, sürekli devam eden kira gideri yükünden tamamen kurtulması olacak. Düzenli kira ödemelerinin son bulması şirketin nakit akışını rahatlatacaktır. Ayrıca, 247 milyon TL değerindeki iş yeri bilançosuna maddi duran varlık olarak eklendiği için firmanın aktif büyüklüğü de güçlenecek.</p>
<p><strong>Kapatılan tesisinin satışlar içindeki payı düşük olduğundan etkisi sınırlı olacak</strong></p>
<p>Limak’ın hazır beton tesisini kapatması gelirlerini ne düzeyde geriletecek? ● Metin Kurtuluş</p>
<p>Metin, Limak Doğu Anadolu Çimento’nun Başpınar Hazır Beton Tesisi’ni kapatmasının toplam gelirlerinde ciddi bir düşüşe yol açmayacağı söylenebilir. Tesisin 2025 yılındaki toplam üretim içindeki payı %1, satış hasılatı içindeki payı da yalnızca %2,1 seviyesinde bulunuyor. Limak, bu kararı küçülmekten ziyade, üretim portföyünü optimize etmek ve kaynakları verimli kullanmak amacıyla aldığını duyurdu. Çalışanlar ise tazminat yükü doğmadan ana şirkete geçti. Ana faaliyet çimento üretimi olağan seyrinde devam ettiğinden bilançoda kayıp beklenmemeli.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>KSR sürdürülebilirlik katılım fonu küresel yaklaşımla yıllık %44 kazandırdı</strong></p>
<p>Kuveyt Türk Portföy idaresindeki Sürdürülebilirlik Katılım Fonu (KSR), dalgalı bir seyir izlemekle birlikte Nisan 2025’ten bu yana yükselen ivmesiyle öne çıkıyor. Mayısta 4,95 TL seviyesini test ederken sonrasında yataya döndü. Haziranda hacmi daralırken temmuzun ikinci haftası büyüklüğü 239,4 milyon TL’ye indi. Son iki ayda nakit çıkışı yaşanıyor. Temmuzda 10,2 milyon TL para çıktı. Yatırımcı sayısı 3.809 kişiye inerken zayıf eğilim öne çıkıyor. Temel stratejisi, varlıklarını katılım esaslarına uygun sürdürülebilirlik temalı hisselerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %55,16’sı yabancı hisse ve %29,42’si yerli hisseden oluşuyor. Çevresel hassasiyetle katılım ilkelerini arayan yatırımcıya hitap ediyor. Son bir yılda %44,2 getiriyle endeksin %41,1’lik çıkışının üzerinde duruyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Coca-Cola İçecek, piyasadan TLREF - %6 faizle 4 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Coca-Cola İçecek, nitelikli yatırımcılara yönelik 07.07.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 4.000.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF’in %6 altında bir düzeyde bulunuyor. 90 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 05.10.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı değişen TLREF’e göre belirlenecek. 7 Temmuz itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Coca-Cola İçecek’in vereceği faiz oranı TLREF’in%6 aşağısında yer alıyor. Finansman bonosu, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında firma için oldukça uygun bir alternatif olarak değerlendirilmeli. Gerçekleştirilen ihraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılarken, piyasada TRFCOLAE2612 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f391d02aa0-1783576861.png" alt="" width="964" height="242" /></strong><strong>TRABZON LİMAN İŞLETMECİLİĞİ</strong></p>
<p><strong>Makine ve teçhizat alımını içeren yatırımı için bakanlıktan teşvik belgesi aldı</strong></p>
<p>Trabzon Liman İşletmeciliği, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından yatırım teşvik belgesi aldı. Yerli makine ve teçhizat alımlarını içeren toplam 249,8 milyon TL tutarındaki yatırım kapsamında; KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, vergi indirimi ve iki yıl süreli SGK işveren hissesi desteği gibi unsurlardan faydalanılacak. Şirket, geçekleştirmeyi hedeflediği liman altyapısını güçlendirecek maliyetli yatırım hamlesini devlet desteğiyle güvence altına almış oldu. Makine ve teçhizat yenileme yatırımını devlet teşviğiyle finanse etmek özkaynağı koruyan bir yoldur.</p>
<p><strong>ALTINAY SAVUNMA</strong></p>
<p><strong>Hem doğrudan hem de iştirakleri üzerinden ihracat bağlantıları geçekleştirdi</strong></p>
<p>Altınay Savunma, bağlı ortaklıkları vasıtasıyla askeri ve sivil pazarlara yönelik önemli siparişler aldı. Şirketin %100 bağlı ortaklığı Dasal Havacılık, sürü yetenekli insansız hava aracı teknolojileri için 580 bin dolar; Taac Havacılık, kritik havacılık ekipmanları tedariki için 13,2 milyon dolar tutarında yurt dışı bağlantısı gerçekleştirdi. Diğer taraftan kara araçlarına yönelik kritik bileşen üretim sistemleri kapsamında bir yurt dışı müşteriyle 1,54 milyon dolarlık anlaşmaya imza attı. Şirketin yılbaşından bu yana aldığı işler yıllık gelirinin %62’sini geçti.</p>
<p><strong>GÖKNUR GIDA</strong></p>
<p><strong>Yatırıma giderek Afyonkarahisar’daki soğuk depolama kapasitesini genişletecek</strong></p>
<p>Göknur Gıda, Afyonkarahisar’daki üretim kampüsünde artan depolama ihtiyacını karşılamak amacıyla 6.840 metrekare kapalı alana sahip ilave soğuk hava deposu yatırımına gidiyor. Tamamı şirketin özkaynaklarıyla finanse edilecek olan 342,5 milyon TL bütçeli yatırımın eylülde tamamlanması planlanıyor. Alınan yatırım teşviği kapsamında vergi indirimi ve KDV istisnası gibi desteklerden yararlanacak olan projeyle, şirketin mevcut 2.000 ton olan soğuk hava depolama kapasitesi 15.000 tona yükselecek. Şirket kaliteyi bozmadan daha fazla ürünü uzun süre muhafaza edebilecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Bizim Mağazaları mayıstaki atağın ardından gerilerken fonların payı azalıyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f38fb24f27-1783576827.png" alt="" width="306" height="244" />Bizim Mağazaları’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %6,94 ile toplamda 8,47 bin lot azalarak 113,49 bine indi. Hisseyi bulunduran iki fonun sayısında değişiklik olmadı. PSH fonu 8.470 lot ile en fazla satışı yaparken alım yönlü işlem yapan fon bulunmuyor. Bizim Mağazaları hakkında bugüne kadar 3 aracı kurum öneride bulundu. Model portföyüne alan kurum ise bulunmuyor. En yüksek hedef önerisini Ata Yatırım 38,00 TL ile verdi. En düşük öneri 34 TL ile Vakıf Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/portfoyune-alan-fon-sayisi-36-fiyattaki-artis-devam-edecek-mi-82831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Portföyüne alan fon sayısı 36 fiyattaki artış devam edecek mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abnin-donusum-amacli-donusu-seyredilecek-mi-82830</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB’nin dönüşüm amaçlı dönüşü seyredilecek mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) Soğuk Savaş Dönemi'nin Batı Avrupa ülkelerini birleştirmek amacıyla kurulmuş altı üyeli bir örgüt. Amaç üye ülkelerin kömür ya da çelikten doğabilecek bir savaşın önlenmesi olarak belirlenmiş. 6 yıl sonra yine aynı üyeler arasında 25 Mart 1957’de Roma Anlaşması imzalanmış ve Avrupa Ekonomik Topluluğu ile Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (Euratom) oluşturulmuş. Demek ki savaş gerekçeleri arasına ‘atom’ da eklenmiş. 1965’te bu üç kurum aynı çatı altında birleşmiş. Doğan Avrupa Toplulukları bugünkü Avrupa Birliği’nin üç sütunundan biri olmuş. AKÇT anlaşmasının süresi 2002’de bitmiş. Görev alanları Roma Antlaşması’na aktarılmış. 23 Temmuz 2002’de antlaşma resmen yürürlükten kalkmış.</p>
<p>AB kömür ve çeliğe dayalı örgütü yok ederken, atoma dayalı örgütü bugün de koruyor olmasının bir anlamı olmalı. 50 yıllık ömrü boyunca Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nun tek pazar yaratmada başarılı olmasına karşın kömür ve çelik sanayisinin gerilemesine engel olunamaması bu tercihin bir sonucu olabilir mi? AB’nin bugün özellikle çelik için agresif tavırlar alması geçmişte yaptığı strateji hatalarına mı işaret?</p>
<p>AB, Türkiye ile Gümrük Birliği dışında, bir serbest ticaret anlaşması ile sürdürülen çelik ticaretinde fazlasıyla ‘korumacı’ bir pozisyon aldı. Oysa AB ve Türkiye, imzaladıkları 25 Temmuz 1996 tarihli anlaşma uyarınca kömür ve çelik ürünleri için bir serbest ticaret alanı kuracaklardı.</p>
<p>Bu serbest ticaret alanını kurabilmek için karşılıklı ticarette yeni hiçbir gümrük vergisi koymayacaklardı.(madde 3) Miktar kısıtlamaları veya eş etkili tedbirler hemen kaldırılacaktı. (madde 4) Varsa aykırılık ‘Ortak Komite’ye getirilecek ve 45 gün içinde uygun tedbirler alınacaktı. (madde5) Rekabetin önlenmesi, hakim durumun kötüye kullanılması, derogasyon harici kamu yardımları önlenecekti. (Madde 7) Sektördeki dönüşüm yatırımları bir tür izin ve onay süreçleri ile yürütülecekti. (Madde 8) Olası damping ve dampinge karşı korunma önlemleri de düzenlenmişti. (Madde 10)</p>
<p><strong>Serbest alan yerine korunaklı alan</strong></p>
<p>1996 sonrasında köprülerin altından çok sular aktı. AB, o günlerde güçlü olduğu için inşa etmek istediği serbest alan yerine bugün anlaşma hükümlerinin adeta unutulduğu, kendisi açısından fazlasıyla korunaklı bir çelik alanı inşa etmeye çalışıyor. Böylelikle çelik sanayinin kapasitesini yüzde 65’ten yüzde 80’e çıkaracağını ilan ediyor. Üstelik yapacaklarını saklamıyor da. Sanayi Hızlandırma Yasası ile imalat sanayinin GSYH içindeki payını 2024’teki yüzde 14 seviyesinden 2035’e kadar yüzde 20’ye çıkarmayı hedeflediğini açıklayarak yasal zemin oluşturuyor. Aslında ‘çelik üstü’ bir korumacılık peşinde koşuyor. Bunun için Made ın Europe ve SKDM gibi araçları da sahaya sürüyor.</p>
<p>Bu hırsla çelik sektörüne yönelik olarak ‘serbest alan’ ile bağdaşmayacak şekilde, ‘kota düşürme’den yeni vergiye her türlü önlemi alabiliyor. “Aman gözden kaçan bir şey olmasın!” diyerek ‘eritme ve dökme’ kuralları getirebiliyor.</p>
<p>Şaka gibi ama 1996’da imzalanan o antlaşma yürürlükte mi diye baktığınızda halen yürürlükte olduğunu görebiliyorsunuz.</p>
<p>Tamam, üçüncü ülkelerce imzalanan AB serbest ticaret anlaşmaları nedeniyle gümrük birliğinden dayak yemeyi herhangi bir anlaşma olmadığı için sineye çektiğimizi varsayalım.</p>
<p>Ancak AB’nin sanayide dönüşüm amaçlı dönüşünün Türkiye’nin çelik sanayine vereceği zararı ne güncellenmesi tartışılan gümrük birliği, ne sadece bu alanı düzenleyen anlaşma önleyebiliyorsa, ‘karşılıklı gelişme’yi hedefleyen bu anlaşmaların ‘fren olmanın ötesinde’ ne anlamı kalıyor?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abnin-donusum-amacli-donusu-seyredilecek-mi-82830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB’nin dönüşüm amaçlı dönüşü seyredilecek mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerli-mali-tesviginde-kara-delik-kuskusu-82828</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerli malı teşviğinde ‘kara delik’ kuşkusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>LEVENT AKBAY</strong></p>
<p>Yerli malı belgesi alan bazı firmaların ucuz ithalata devam ediyor olması bu teşvikte ‘kara delik’ kuşkusu uyandırdı. Kara delik, yerli malı belgesi düzenlenmesinde yerlilik oranının hesaplanılmasına odaklanılması ve küçük miktarda yerli girdi ile ‘yerli malı’ belgesi alarak teşviklerden yararlanan kimi kuruluşların aynı ürünün yüklü miktardaki asıl girdisini Çin ve Hindistan gibi ülkelerden düşük fiyatla almaya devam etmelerinden kaynaklandı. Girdi hareketlerini takip eden bir kontrol yöntemi olmadığı için yerli malı üretimini baltalayan bu yöntemin hangi ürün gruplarında uygulandığı, dolayısıyla genel olarak verdiği zarar belli olmadı. 1 Ocak 2026’dan itibaren sanayiyi daha fazla kapsayarak, yazılım dahil yerli üretim teşvikini daha çok yaygınlaştıracak şekilde geliştirilen ve yeni şekliyle 6 aydır uygulamada olan yerli malı teşviğinde kara delik kuşkusu, belge almak için miktar koşulu getirilmemesi nedeniyle ortaya çıktı. Yerli malı teşviğinden yararlanan bazı firmaların düşük fiyatla ithalat yapmaları önlenemedi. Bu şekilde teşvik mevzuatı dolanılmış oldu.</p>
<p><strong>Olay nasıl ortaya çıktı?</strong></p>
<p>Sektöre girdi sağlayan bir büyük tedarikçinin ‘yerli’ ürünlerini kullanan firmaların yurt dışında kalite güvence sertifikasyonunu yaptıran bir denetim kuruluşu, onlarca kuruluşa girdi sağladığı gerekçesiyle ana üreticiyi tebrik etmek için bağlantı kurdu. Ancak ana üretici onlarca üreticiye girdi sağlayacak kapasiteyi ve kimlere satış yaptığını sorgulama gereğini duyarak süreci incelemeye aldı. Sonuçta satış yapılan firma sayısının doğru, ancak satılan girdi miktarlarının oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.</p>
<p><strong>Hem yerli malı, hem ithal malı…</strong></p>
<p>■ Böylelikle düşük miktarlarda yerli girdiyle, ‘yerli malı’ belgesi edindikleri, bu şirketlerin üretimlerinin tamamı için girdi ithalatı yapmaya devam ettikleri, bu yöntemle hem ithalat avantajından hem yerli girdi kullanımına getirilen avantajlardan yararlandıkları belirlendi.</p>
<p>Girdi tedariği sağlayan büyük üreticinin uygulamayı sürdüren Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nı da haberdar ettiği, sorunun çözülmesi ve kaçağın önlenmesi için ‘dahilde işleme izin belgesi’ benzeri bir ürün takip sistemin kurulmasının gündeme gelebileceğine dikkat çekildi.</p>
<p><strong>Gerçek fatura ne kadar?</strong></p>
<p>■ Sadece bir ürün grubunda ortaya çıkan bu kara deliğin diğer ürün gruplarında da benzer bir yöntem uygulanması halinde çok daha büyük olacağı gelen bilgiler arasında yer aldı.</p>
<p>‘Ekonomi’ye bilgi veren kaynaklar şöyle konuştular: “Firmalar değişik miktarlarda girdi almışlar. “Ben yerli malı kullanıyorum” diyerek teşviklerden yararlanmak üzere faturalarını bakanlığa da ibraz etmişler. Ancak yaptıkları tüm imalatlarda hepsini sizden alıyormuş gibi gösteriyorlar. Bu gerçekten kara bir delik. Diğer taraftan bakiye girdi ihtiyacını, Çin ve Hindistan gibi ülkelerden, kimden ucuzu alıyorsa oradan getirmişler. Yani ön cephede sizin adınız var. Arka cephede maalesef ithalat devam etmiş. Yerli teşvikten amaçlanan bu olmamalı.”</p>
<p><strong>Yeni sistemde bir dizi kolaylık getirilmişti…</strong></p>
<p>■ Yerli Malı Belgesi yüzde 51 ve üzeri yerli katkı oranına sahip ürünler için odalar ve borsalar tarafından düzenlendikten sonra TOBB tarafından kontrol edilerek sonuçlandırılıyor. 1 Ocak 2026’dan itibaren yeni sistemde uygulama korundu. Belge kamu ihalelerinde yüzde 15 fiyat avantajı sağlıyor. Yeni sistem isteyen firmaların yerlilik oranı yüzde 51’den az olan ürün ve girdileri için ‘Yerli Katkı Oranı Raporu’ düzenlenemesine imkân tanındı. Oda-borsa seviyesinde düzenlenen bu rapor kamu ihalelerinde kullanılamıyor. Bu kapsamda yerlilik için de önümüzdeki dönemde teşvik uygulanması bekleniyor.</p>
<p>Ürün ya da mal menşei kontrolü için sanayi sicil belgesi ve fatura ile yüzde 100 yerlilik tescil edilirken artık menşei kontrolü için sanayi sicil belgesi, faturanın yanı sıra yerli katkı oranı raporu ya da yerli malı belgesi olması aranıyor.</p>
<p><strong>Yerlilikte yüzde 10’a kadar büyük kolaylık</strong></p>
<p>■ Yerli katkı oranı hesabında girdinin nihai ürün maliyet tutarı içindeki payının binde beşinin altında olması halinde, yerli fatura ibrazı ile girdi yüzde 100 yerli ürün olarak değerlendiriliyor. Bu kapsamdaki ürünlerin maliyet tutarı içindeki payının yüzde 10’u aşmaması gerekiyor.</p>
<p>Binde 5 oranına sahip girdiler toplamda yüzde 10’u geçtiği takdirde, yerliliği kanıtlanamayan bölüm için sanayi sicil belgesi, kapasite raporu, fatura olması şartıyla Bakanlığın belirlemiş olduğu yüzde 40 oranındaki yerli kategorisine dahil edilebiliyor. Ya da yerli katkı oranı raporu, yerli malı belgesi ile sanayi sicil belgesi ibrazı ile bu belgelerde yazılı oran kadar yerlilik uygulanıyor.</p>
<p><strong>İthal malda fiyat ağırlığı düşürüldü</strong></p>
<p>■ Yurt içinden tedariki mümkün olmayan örneğin kauçuk gibi ham ve ara mamüller yüzde 100 ithal girdi kabulünden vazgeçildi. Yurt içinden tedariki mümkün olmayan ham ve ara mamüllere ilişkin iki mal listesi oluşturuldu. Bu mallar için 0,1 ve 0,6 katsayılar uygulanarak fiyatta ithal ağırlığı düşürüldü. Bakanlık talep oldukça bu listeyi sürekli güncelleme kararı aldı. Listede yer almayan ithal girdiler yüzde 100 ithal girdi olarak kabul edildi.</p>
<p>İthal girdilerde girdi maliyeti binde beş’ten büyükse ve listede GTİP kodu varsa sanayi sicil belgesine bakılmaksızın mal direkt ithal kabul edilerek GTİP oranı uygulanıyor. Kalan kısım yerli kabul edilmeyerek oran sıfır olarak uygulanıyor.</p>
<p><strong>Yazılım destek kapsamına alındı</strong></p>
<p>■ Yazılım sektörünün yerliliğinde artık Teknolojik Ürün Belgesi (TÜR) belgesi şartı aranıyor. Ürünün, TÜR Belgesi olması halinde yüzde 100 yerli, yoksa ithal ürün kabul ediliyor.</p>
<p>Daha önce Ar-Ge maliyetleri varsa sadece hesaplama anında uygulanırken, yeni mevzuatta bu maliyetler üretim devam ettiği sürece, yasal amortisman süresi çerçevesinde belirlenen oranda hesaplamaya dahil ediliyor.</p>
<p><strong>Enerji gideri de yerli kabul ediliyor</strong></p>
<p>■ Eskiden enerji maliyetleri ithal doğalgaz nedeniyle kısmen yerli olurken, 2026’dan itibaren elektrik, su ve doğalgaz maliyetleri artık yerli olarak hesap cetveline dahil edildi. Denetim arttı, ara kontrol ve inceleme uygulaması başlatıldı. Bir önceki yıl düzenlenen belge sayısının yüzde beş’ini geçmemek üzere farklı bir heyetle oda/borsalar tarafından ara kontrol yapılabilecek.</p>
<p>Bakanlık resen veya şikayet üzerine inceleme yapabilecek. İnceleme ile belge iptali yapılabilecek. Üretici, oda-borsa ve mali uzmana çeşitli sürelerde belge düzenlememe cezası verilebilecek.</p>
<p><strong>Geri dönüşüme de destek geldi</strong></p>
<p>■ Geri dönüşüm faaliyetlerinde Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği çerçevesinde lisans sahibi bir işletme faaliyeti sonucu elde edilen girdiler ‘yerli katkı oranı’ hesabına yüzde 100 yerli girdi olarak dâhil edilecek. Yeni uygulamada üretimde kullanılmak üzere Zorunlu Yerli Girdi Listesi oluşturuldu ve üretimde kullanılması şart koşuldu.</p>
<p><strong>Fikri haklar yüzde 100 yerli</strong></p>
<p>■ Eski uygulamada yurt dışından temin edilen lisans, patent, royalty vb. giderler ile yurt dışından alınan danışmanlık hizmetlerinin ithal girdi maliyetleri kısmında değerlendirilmesinden vazgeçildi. Fikri ve sınai mülkiyet haklarının ilk tescilinin Türkiye’de yerleşik bir firma adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yapılmış olması koşuluyla giderler yüzde 100 yerli girdi olarak kabul edildi.</p>
<p><strong>Fasonda da yerlilik tercihi</strong></p>
<p>■ Yeni uygulamada yurt dışında üretim durumunda yerli malı belgesi/yerli katkı oranı raporu düzenlenmiyor. Ancak yurt içinde fason üretimde üretici belge alabiliyor. Yüksek ve orta yüksek teknoloji düzeyine sahip ürünler için ayrı ayrı yerli malı belgeleri düzenleniyor. Yurt dışından parça olarak ithal edilen ve yurt içinde montaj yolu ile seri üretilen ürünler hariç, basit birleştirme ile oluşturulan ürünler için yerli malı belgesi/yerli katkı oranı raporu düzenlenmiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerli-mali-tesviginde-kara-delik-kuskusu-82828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/ithalat-ihracat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Kara delik&#039;, &quot;yerli malı&quot; belgesi düzenlenmesinde ana kriterin yerlilik oranının hesaplanmasıyla sınırlı tutulması, küçük miktarda yerli girdi ile &quot;yerli malı&quot; belgesi alarak teşviklerden yararlanan bazı firmaların, aynı ürünün yüklü miktardaki asıl girdisini Çin ve Hindistan gibi ülkelerden düşük fiyatla almaya devam etmelerinden kaynaklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsa-tahsilat-ofisi-degildir-82824</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Borsa tahsilat ofisi değildir&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) yeni yönetimi ayağının tozuyla halka arz vanalarını açtı. Bugüne kadar halka arz izni verilen şirketlerin büyük kısmı Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı, birkaçının ise eli kulağında. Öyle görünüyor ki SPK önümüzdeki günlerde halka arz izinlerini belki de artan bir hızla vermeye devam edecek. Ancak borsa bir ülke ekonomisinin vitrinidir. Vitrine iyi ve kaliteli ürün koyarsanız müşteri yani yatırımcı çekersiniz.</p>
<p>Vitrine son konanların bir kısmı için aklımıza soru işaretleri gelmiyor değil. Halka arzların izahnamelerine bakın. Kiminde gelirin önemli bölümü patronların cebine gidiyor, kiminde ise borç kapatmaya. Yeni yatırımı düşünenler çok az. Bu durumu Mad Men mahlaslı bir yatırımcı X’te yaptığı paylaşımla çok iyi özetlemiş:</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f337d110f1-1783575421.jpg" alt="" width="600" height="354" />
<figcaption><strong>MSCI’nin "şişirilmiş şirket istemiyoruz" uyarısının ardından bu kez de S&amp;P Dow Jones Indices’den uyarı geldi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>“Küçük yatırımcı kimsenin can simidi veya borç ödeme merkezi değildir!</p>
<p>Yurt dışındaki (özellikle ABD) halka arz mantığına bakın: Şirketler yeni projeler üretmek, globale açılmak, inovasyon yapmak ve pazar payını büyütmek için borsaya gelir.</p>
<p>Bizde ise durum bambaşka: "Mevcut durumu nasıl kurtarırız?"</p>
<p>Geçmişte bankaya rehin verdiği malını, mülkünü kurtarmak için halka arz olan şirketi bile gördü bu gözler! </p>
<p>Peki sonuç ne oluyor?</p>
<p>Yıllarca halka arz fiyatının bile altında sürünen tahtalar,<br />Ne olduğu belirsiz sıfır temettü politikaları,</p>
<p>Sadece halka arza katılanı değil, sonradan güvenip yatırım yapanı bile yıllarca zararda bekleten şirketler…</p>
<p>Bu zihniyetin acilen değişmesi şart. Borsaya "batan gemiyi kurtarmak" için değil; vizyonunu globale taşımak, yeni bir ürün geliştirmek ve ortak olduğu yatırımcısını da mutlu etmek için gelen şirketlere ihtiyacımız var. Borsa bir tahsilat ofisi değildir.”</p>
<p><strong>Ayak sürümenin anlamı yok</strong></p>
<p>Mad Men gibi, bizim gibi kuruntulu (!) kişiler bunlara kafa yorarken MSCI’nin "şişirilmiş şirket istemiyoruz" uyarısının ardından bu kez de S&amp;P Dow Jones Indices’den uyarı geldi. Türkiye 2027 ülke sınıflandırması kapsamında "izleme listesine" alındı. Bu, "gelişmekte olan piyasa" statümüzün yine bilinen gerekçelerle gözden geçirileceği anlamına geliyor.</p>
<p>Aylardır aynı uyarıları yapıyoruz. Artık uluslararası endeks kuruluşları da aynı tabloya dikkat çekiyor. "Mıntıka temizliği" için daha fazla ayak sürümenin anlamı yok. Bu işin ilgilileri kimse (!) artık harekete geçsin.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsa-tahsilat-ofisi-degildir-82824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Borsa tahsilat ofisi değildir&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bedeli-aciklanan-5-projenin-buyuklugu-75-milyar-dolar-82819</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bedeli açıklanan 5 projenin büyüklüğü 75 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’de düzenlenen NATO Zirvesi kapsamındaki NATO Savunma Sanayii Forumunda, Avrupa merkezli devam eden projeler için yeni sözleşmeler ilan edildi. Bunlardan bazılarında Türk şirketleri de yer alacak. Projeler için 7 sözleşme imzalandı, bedeli açıklanan 5’inin tutarı 75 milyar dolar olacak. Forumun sonunda, tanıtılan projeler ve sağlanan ilerlemelere yönelik bilgi verildi, yeni siparişlerin sözleşmeleri için sembolik imza töreni yapıldı. İlan edilen 7 yeni sözleşmeden bazılarında Türk şirketleri de rol alacak. Bu sözleşmeler Avrupa merkezli 4 ana programın içindeki çeşitli aşamaları oluşturuyor.</p>
<h2>Erken ihbar-gözetleme uçakları</h2>
<p>Forumda ilan edilen ve ana program dahilindeki projelerden ikisi Genel Sekreter Mark Rutte tarafından, 5 proje ise Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska tarafından açıklandı. NATO Genel Sekreter Mark Rutte Airbus A330 MRTT ve Saab 10 GlobalEye havadan erken ihbar-gözetleme uçaklarının yeni üretimlerinin başladığını, Belçika, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İsveç, Kanada, Letonya, Litvanya ve Romanya’nın görev aldığını duyurdu.</p>
<p>Yine Rutte tarafından duyurulan Avrupa’nın ABD’ye “iyilikleri”, ABD’li Northrop Grumman üretimi MQ-4C Triton insansız hava aracı (İHA) alımı ilan edildi. Bu alımda, bu uçakların yer ve komuta kontrol sistemleri Avrupalı şirketlerce üretilecek. Bu kısımda, Danimarka, Finlandiya, Almanya ve Norveç katılacak. Bu İHA’lar İtalya'daki Sigonella Hava Üssü'nde konuşlanacak.</p>
<p>Genel Sekreter Yardımcısı Radmila Shekerinska ise NATO 3.0 olarak adlandırılan yeni konseptin silah-savunma tarafını oluşturan, 1-Yeni mühimmatlar ve üretim ile lojistik, 2-Uzayın kullanımı, 3-Taarruz gücünün artırılması ile 4-Entegre hava ve füze savunması başlıklarına ilişkin projeleri duyurdu. Buna göre başlıklar şöyle:</p>
<p>Yeni mühimmatlar ve üretimi: Genel Maksatlı Endirekt Atış Mühimmatı (GENIFR) projesinde yeni standard 155 mm top mühimmatlarında Türkiye, Kanada, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, Norveç, Slovakya ve İsveç çalışacak. Ayrıca lojistik ve istikrarlı tedarik kapsamında hammadde temini, depolama, taşıma, yönetimde Türkiye, Belçika, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya ve İsveç yer alacak.</p>
<p>Uzay ve Gözetleme: Uzayın kullanımı, hızlı iletişim, füze takip ve istihbarata yönelik uydular ve uzay sensör füzyonu, füze erken uyarı sistemleri projesi yer alıyor. Bu kapsamda HALO projesiyle iletişim-uzaydan gözetim-füze takibinde “büyük bir uydu takımı” kurulacak. Bu uydular APSS (Uzaydan İttifak İstikrarının Gözetimi) projesiyle istihbarat-gözetleme ağı oluşturulacak. Bu projede Türkiye dahil, İspanya’nın da katılımıyla 19 ülke yer alıyor.</p>
<p>Taarruz Yeteneğinin Artırılması: Bu kapsamda yeni uzun menzilli akıllı füzelerin geliştirilmesiyle mühimmat başlığındaki unsurlar yer alıyor. Ayrıca bu başlık, akıllı füzelere karşı savunmayı da içeriyor. Ortak mühimmat üretiminde sözü geçen 155 mm top mühimmat ve sistemi yanında KAMİKAZE İHA projeleri de yürütülecek.</p>
<p>Entegre Hava ve Füze Savunması: Bu başlıkta, balistik füzelerden, insansız hava araçlarından ve alçak irtifa seyir füzelerinden koruma amacıyla radar, radar, komuta kontrol ve saldırılara karşı koyacak füze önleyici hava savunma sistemleri geliştirilecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sözleşmelerde Türkiye'nin rolü</span></h2>
<p>Bazılarında Türkiye’nin de dahil olduğu, dahil olan ülkelerin üstlendiği işlerin ilan edilmediği projeler şöyle sıralanıyor: </p>
<p>■ Transatlantik savunma işbirliği: Hava-kara, hava-deniz ve küçük bomba tedariki. Adı geçen ürünler, Abrams tankı, AMRAAM, ATACMS, Barracuda-500M, SDB ve Stinger vb. ABD ürünleri ile bunların Avrupa’da üretimi. Türkiye, Belçika, Kanada, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Almanya, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, Polonya, Romanya, İspanya, İsveç, Birleşik Krallık, ABD (19 ülke) *Yüklenici firmalar: Anduril, Boeing, Diehl, General Dynamics, Kongsberg, Lockheed Martin, PGZ, Raytheon, Rheinmetall, WZM. Tutar 2.8 milyar dolar. </p>
<p>■ Kritik hammaddeler: Tedarik ve yönetimi. Türkiye, Belçika, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, İtalya, Lüksemburg, Hollanda, Norveç, İspanya, İsveç (12 ülke). </p>
<p>■ NATO dron ve dron karşıtı sistem tedariki-geliştirilmesi: 2027 yılı sonuna kadar NATO ülkeleri İHA operatörü de yetiştirecek. Türkiye, Arnavutluk, Belçika, Bulgaristan, Kanada, Hırvatistan, Çekya, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Karadağ, Hollanda, Makedonya, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, İspanya, İsveç, Birleşik Krallık, ABD (32 ülkenin tamamı). Tutar 40 milyar dolar. </p>
<p>■ Uzayın kullanımı: Türkiye, Kanada, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Hollanda, Norveç, İsveç Aselsan, Roketsan, Tübitak, Isar Aerospace, MLS. Tutar 4 milyar dolar.</p>
<p>■ Taarruz gücü Türkiye, Kanada, Çekya, Danimarka, Fransa, Yunanistan, İtalya, Norveç, Slovakya, İsveç, Birleşik Krallık (11 ülke) (Katılanlar arasında Roketsan’ın bulunduğu Genel Müdür Murat İkinci tarafından duyuruldu). Tutar 1.6 milyar dolar. </p>
<p>■ Entegre Hava ve Füze Savunması- Türkiye, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Yunanistan, Norveç, Romanya, İsveç, Aselsan, Roketsan, Anduril BK, Athea, Palantir, Raytheon, Rheinmetall. Tutar 26.3 milyar dolar.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bedeli-aciklanan-5-projenin-buyuklugu-75-milyar-dolar-82819</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/9/1280x720/kaan-1783574463.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO Savunma Sanayii Forumu&#039;nda Avrupa merkezli devam eden projeler için 7 yeni sözleşme imzalandı. Bedeli açıklanan 5 projenin yatırım tutarı 75 milyar dolar olacak, Türk şirketleri de katkı sağlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-9-temmuz-senaryolari-82815</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> CHP’de 9 Temmuz senaryoları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlık koltuğuna yeniden oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Özgür Özel ve ekibine yönelik başlattığı operasyonlar devam ederken, Ankara’da günlerdir 9 Temmuz senaryoları konuşuluyor. Ortada net bir bilgi yok ancak iddialara göre; Özgür Özel ve ekibinde yer alan bazı isimlerin gözaltına alınıp Temmuz ayında da dokunulmazlıklarının kaldırılacağı öne sürülüyor. Ancak mevzuata göre teknik olarak Temmuz ayında zor görünüyor. Dokunulmazlıkların kaldırılması için gerek anayasa gerekse TBMM İçtüzüğü işleyişine göre iddia edildiği gibi 15 günde dokunulmazlıkların kaldırılması mümkün değil… Gelenek olarak dönem sonuna bırakılan milletvekili dokunulmazlıkları bugüne kadar olağanüstü hallerde kalktı. Suçu kesinleşmiş terör suçu, yüz kızartıcı suçlar ve suçüstü hallerde işlem yapıldı. Geçmişte de anayasanın ilgili maddesi kapsamında terör suçu nedeniyle pek çok HDP’li milletvekilinin dokunulmazlıkları kaldırıldı.</p>
<p><strong>Süreç nasıl işliyor? </strong></p>
<p>TBMM'de milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması süreci, Anayasa'nın 83'üncü maddesi ve TBMM İç Tüzüğü'nün 131-134'üncü maddeleriyle sıkı kurallara bağlanmış durumda. Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Buna göre, bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca "Gelen Kağıtlar" listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.</p>
<p><strong>Hazırlık Komisyonu kuruluyor </strong></p>
<p>Karma komisyon 5 üyeden oluşan bir ya da bir kaç tane hazırlık komisyonu kuruluyor. Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Karma Komisyon milletvekili için rapor hazırlayarak ya dokunulmazlığın kaldırılmasını ya da kovuşturmanın milletvekilliği sıfatı sona erene kadar ertelenmesini talep ediyor. Dokunulmazlığın kaldırılması talep edilmişse ilgili rapor Genel Kurula geliyor. Genel Kurul’da yapılan konuşmaların ve savunmaların ardından, oturuma katılan milletvekillerinin yarısından bir fazlasının oyu dokunulmazlığın kaldırılması için yeterli oluyor. Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor. Dokunulmazlığı kalkıyor ama milletvekilliği devam ediyor. Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor. İddialar doğru çıkarsa, Adalet-Anayasa komisyonundan oluşan karma komisyonun yaz aylarında çalışması için karar alması gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-9-temmuz-senaryolari-82815</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/8/1280x720/kilicdaroglu-ozgur-ozel-1781039633.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP’de 9 Temmuz senaryoları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belcika-abdnin-elmas-presini-nasil-kirdi-82814</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Belçika, ABD’nin elmas presini nasıl kırdı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Belçika’nın 2026 Dünya Kupası’ndaki maçları, tam da Ankara’daki NATO Zirvesi’nin öncesine gelmesiyle enteresan bir rastlantıya imza attı. NATO Genel Merkezi’nin bulunduğu Belçika ile NATO’nun yönlendirici gücü ABD’nin maçını Belçika 4-1 kazandı. Açıkçası ben ABD’nin kazanma ihtimalini yüksek görüyordum. Bize yenilmelerini bir kenara bırakırsak fiziksel güce dayalı futbolları ile, Amerikan futbolunu geleneksel futbola uyarlayan yenilikçi bir model yarattıklarını ve bunu bir rekabet avantajı olarak ortaya çıkardıklarını düşünüyordum.</p>
<p>FIFA’nın ne olduğunu bir türlü anlamadığım ama özetle “hakemin müdahale etmesine neden olmadan istediğini yapabilirsin” şeklinde özetleyebileceğim futbol kuralları da bu oyun tarzına daha büyük şans tanıyor.</p>
<p>Bir de kırmızı karta getirilen şartlı tahliye var. Objektif olmak adına Gemini’a konuyu özetlettirdim; ama ayrıntılara girmesini istemedim. Konu şöyle:</p>
<p>ABD Milli Futbol Takımı'nın 25 yaşındaki forveti Folarin Balogun’un cezası ertelenmiştir.</p>
<p>2026 FIFA Dünya Kupası son 32 turunda Bosna-Hersek ile oynanan maçta doğrudan kırmızı kart gören Balogun'un bir maçlık men cezası, FIFA Disiplin Kurulu tarafından FIFA disiplin talimatının 27. maddesi uyarınca bir yıl süreyle ertelenmiştir. Bu karar, Balogun'un son 16 turundaki Belçika maçında forma giyebilmesine olanak tanımıştır. Kararın, ABD Başkanı Donald Trump'ın FIFA Başkanı Gianni Infantino ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından gelmesi uluslararası düzeyde geniş çaplı tartışmalara ve tepkilere yol açmıştır.</p>
<p>Gemini saniyeler içinde bu metni bana aktararak bilgilerimi kontrol etmem ve yazıya dökmem için gereken süreyi bana bağışlamış oldu. Bir anlamda ömrümü uzattı. Allah razı olsun.</p>
<p>Biz yapay zekâyı kendi ömrümüzde yaptığımız hatalara bakıp etik ve sorumluluk ilkeleri doğrultusunda “iyi” kimliği ile yetiştirmeye çalıyoruz ama “çocuktan al haberi” şeklindeki bir sözü barındıran özümüze ihanet ediyoruz. Hem sohbet ihtiyacı hem de ona sorular sorup düşünce tarzını geliştirme isteğiyle yazı konumu değiştirdim ve bu iyiliği ile gevezeliğimi tetikleyen Gemini ile sohbet etmeye karar verdim. Ona ilk olarak 2026 Dünya Kupası’nı kimin kazanacağını sordum. Ben çocukken insanlar veri odaklı düşünmekten çok kendilerine sempatik gelen takımı şampiyon adayı olarak söyler ve sonuç öyle çıkmayınca “top yuvarlaktır” derlerdi. Gemini öyle yapmadı ve şu yanıtı verdi:</p>
<p>2026 Dünya Kupası'ndaki şampiyonluk tahmini, turnuvanın artık çeyrek final aşamasına yaklaşmış olmasıyla çok daha somut veriler üzerinden konuşulabilir hale geldi. Şu anki tablo, turnuva öncesindeki kağıt üzerindeki favoriler ile sahadaki performansların ne kadar farklı olabileceğini bize gösteriyor.</p>
<p>Mevcut Tablo ve Favoriler</p>
<p>Turnuvanın bu aşamasında, şampiyonluk yarışını domine eden takımları şu şekilde değerlendirebiliriz:</p>
<ul>
<li>Fransa: Turnuva öncesindeki yüksek beklentileri karşıladılar. Mbappé önderliğindeki kadro derinliği ve turnuva tecrübesi onları kupanın en büyük favorilerinden biri yapıyor. Disiplinli oyun yapıları onları her zaman bir adım önde tutuyor.</li>
<li>Arjantin: Son şampiyon olarak geldikleri turnuvada, özellikle Mısır karşısında yaşadıkları zorlu sınavdan sonra tekrar "pes etmeyen" kimliklerine döndüler. Messi'nin liderlik rolü ve tecrübeli oyuncu grubu, onları her türlü senaryodan çıkarabilecek bir güce sahip.</li>
<li>İspanya: Analitik modellerin ve özellikle Goldman Sachs'ın yapay zeka simülasyonlarının turnuva başındaki "bir numaralı favorisi"ydi. Genç dinamizmleri ve yüksek top hakimiyetine dayalı oyun anlayışlarıyla kupaya en yakın adaylardan biri olmaya devam ediyorlar.</li>
<li>İngiltere ve Belçika: Özellikle Belçika'nın ABD'ye karşı sergilediği dominant oyun, turnuvanın en dikkat çekici performanslarından biriydi. İngiltere ise Bellingham ve Kane gibi yıldızların bireysel yeteneklerini takım başarısına dönüştürme konusunda istikrarlı görünüyor.</li>
</ul>
<p>Entelektüel Bir Perspektif: Favori mi, "X Faktörü" mü?</p>
<p>Eğer bir CEO veya stratejist perspektifiyle bakacak olursak, favori takımlar (Fransa veya İspanya gibi) "operasyonel mükemmellik" ile kazanmaya çalışıyor. Ancak Dünya Kupaları tarihine baktığımızda, çoğu zaman bu mükemmelliği bozacak bir "X faktörüne" ihtiyaç duyulur.</p>
<ul>
<li>Arjantin'in "Messi Faktörü": Rasyonel veriler Arjantin'in yorgunluk veya yaş ortalaması gibi risklerine işaret etse de, saha içindeki karizma ve anlık belirleyicilik çoğu zaman istatistikleri boşa düşürür.</li>
<li>Sürprizlerin Gücü: Fas'ın veya Senegal'in gösterdiği direnç, futbolun sadece bütçe ve piyasa değeriyle yönetilmediğini; kolektif inanç ve taktiksel disiplinin bazen devleri devirebileceğini kanıtlıyor.</li>
</ul>
<p>Benim "Beklentim":</p>
<p>Mantıksal çerçeveden bakarsak, Fransa'nın kadro derinliği ve turnuva kazanma alışkanlığı onları şu an kupayı kaldırmaya en yakın ekip olarak gösteriyor. Ancak futbolun o "öngörülemezliği" içinde, eğer bir "peri masalı" veya "son dans" hikayesi arıyorsanız, Arjantin'in yaşadığı zorluklardan güç alarak finale tutunması, stratejik olarak en ilginç başarı hikayesi olacaktır.</p>
<p>Gemini bu yanıtı verdikten sonra “Sizin için kupada "en iyi futbolu oynayan" takım hangisi? Stratejik planlama açısından oyun kurgusunu beğendiğiniz özel bir ekip var mı?” diye sordu. NATO zirvesini de düşünerek NATO genel merkezine ev sahipliği yapan Belçika ile ilgilendiğimi söyledim ve bir Belçika analizi yapmasını istedim. Yaptı:</p>
<p>Belçika'nın bu turnuvadaki performansı, modern futbolun bir "geçiş dönemi" yönetimi başarısı olarak okunabilir. Özellikle stratejik bir perspektifle baktığımızda, Belçika'nın durumu oldukça ilginç bir vaka çalışması sunuyor.</p>
<p><strong>Belçika’nın "Yeniden İnşa" Stratejisi</strong></p>
<p>Belçika, turnuva öncesi "altın jenerasyonun" sona erdiği ve takımın yaşlandığına dair yaygın bir kanaatle eleştiriliyordu. Ancak bu turnuvadaki oyunları, bir tür "kurumsal yeniden yapılandırma" sürecinden başarıyla çıkmış bir organizasyonu andırıyor:</p>
<ul>
<li>Dinamik Adaptasyon: Takım, yıldız oyuncu odaklı oyundan, saha içinde sürekli rotasyon yapan, birbirinin açığını kapatan daha "agile" bir yapıya geçti. Bu, eldeki sınırlı kaynakla (yaşlanan yıldızlar ve yeni yetenekler dengesi) verimliliği maksimize etme çabasıdır.</li>
<li>Veri Odaklı Oyun Kurgusu: Belçika'nın, özellikle ABD maçında sergilediği pas trafiği ve top kaybından sonraki reaksiyon süresi (genellikle "gegenpressing" benzeri bir hızla), takımın fiziksel kapasitesini değil, zihinsel hazırlığını ve taktiksel disiplinini merkeze koyduğunu gösteriyor.</li>
<li>Risk Yönetimi: Savunmada verdikleri boşlukları, orta sahadaki yoğun baskı ile domine ederek "hücumu en iyi savunma" prensibiyle kapatıyorlar. Bu, risk almayı seven ancak bu riskin maliyetini (kontratak yeme ihtimalini) teknolojik ve taktiksel olarak yönetebilen bir stratejidir.</li>
</ul>
<p><strong>Neden Belçika’yı Bir "Kara At" (Dark Horse) Olarak Görebiliriz?</strong></p>
<p>Futbol analitiği açısından bakıldığında, turnuvayı kazanan takımlar genellikle "yükselen ivme" yakalayanlardır. Belçika:</p>
<ol>
<li>Beklentilerin Düşüklüğü: Üzerlerinde Fransa veya Arjantin gibi "mutlaka kazanma" baskısı yok. Bu, CEO perspektifiyle "esneklik" sağlar; yani taktiksel esnekliklerini kaybetmeden risk alabilirler.</li>
<li>Sistem İstikrarı: Teknik direktörlerinin oturttuğu oyun felsefesi, bireysel bir hataya (kırmızı kart, sakatlık vb.) rağmen çökme eğilimi göstermiyor. Sistem, bireylerin üzerinde konumlanmış durumda.</li>
</ol>
<p>Belçika’nın bu turnuvadaki başarısı, sadece futbol yeteneği değil, aynı zamanda "organizasyonel olgunluk" meselesi. Bir yönetim danışmanı gözüyle baktığınızda, bir projenin (veya takımın) kriz döneminden çıkıp rasyonalize edilmesi ve hedefe odaklanması sürecini izliyoruz.</p>
<p><strong>Kazandıran modeli araştırdık</strong></p>
<p>Takımdaki dört oyuncuyu değiştirerek maça çıkan Rudi Garcia’nın rolünü de içeren bir analiz yapacağını düşünerek Belçika’ya kazandıran modeli analiz etmesini istediğim Gemini, düşündüğümden daha iyi bir analizi karşıma çıkardı:</p>
<p>Belçika'nın ABD karşısında aldığı 4-1'lik galibiyet, teknik direktör Rudi Garcia'nın cesur taktiksel revizyonları ve saha içindeki yüksek oyun disiplini sayesinde gerçekleşti. Sizin de belirttiğiniz o "organizasyonel zeka", bu maçta tamamen sahaya yansıdı.</p>
<p>Galibiyeti getiren temel stratejik faktörler şunlardı:</p>
<p><strong>1. "Yıldız Oyuncu" Yerine "Sistem Odaklı" Kadro</strong></p>
<p>Garcia, Kevin De Bruyne ve Jérémy Doku gibi dünya çapındaki yıldızlarını yedek kulübesine çekerek büyük bir kumar oynadı. Bu karar, takımın bireysel yeteneklerden ziyade kolektif pres gücüne ve daha dengeli bir pas trafiğine odaklanmasını sağladı. Özellikle De Ketelaere'nin sahte 9 (false nine) rolünde oynaması, ABD savunmasının dengesini bozarak stoperlerin oyun kurulumunu engelledi.</p>
<p><strong>2. Agresif Alan Kontrolü ve Pres</strong></p>
<p>Belçika maça çok agresif bir presle başladı. 4-2-3-1 formasyonuyla ABD'nin oyun kurucu pivot oyuncusu Tyler Adams'ı tamamen kilitlediler.</p>
<ul>
<li>İkinci Topları Kazanma: Tielemans ve orta saha bloğu, ABD'nin oyun kurmaya çalışırken kaybettiği topları veya uzun topları sürekli kazanarak oyunun temposunu belirledi.</li>
<li>Kanat Kullanımı: ABD'nin zayıf savunma hatlarını Trossard ve Lukebakio gibi kanat oyuncularının dikine koşularıyla sürekli zorladılar.</li>
</ul>
<p><strong>3. Taktiksel Disiplin ve "Hata Yönetimi"</strong></p>
<p>Belçika'nın üçüncü golü, ABD kalecisi Matt Freese'in hatasından geldi; ancak bu hata şans eseri değil, Belçika'nın sürekli baskı altında tuttuğu bir savunma hattının yarattığı psikolojik yorgunluğun bir sonucuydu. Belçika, skor üstünlüğünü yakaladıktan sonra oyunu soğutmayı değil, ABD'yi hata yapmaya zorlayacak yüksek tempoyu korumayı tercih etti.</p>
<p><strong>4. Asimetrik Güç Yönetimi</strong></p>
<p>Belçika, turnuvanın en "yükselen" ekiplerinden biri olan ABD'ye karşı hiçbir zaman statik kalmadı. Rakibinin "elmas" presine karşı, stoperleri ikiye bölerek oyun kuran ve beklerini ileri çıkaran 4-2-4 benzeri bir hücum yapısı kurdular. Bu esneklik, ABD'nin alışık olduğu merkez odaklı hücumlarını tamamen işlevsiz kıldı.</p>
<p>Özetle, Belçika'nın bu zaferi; teknik direktörün oyuncu egosunu sistemin önüne koyması, rakiplerini "fiziksel baskı" ile bunaltması ve geçiş oyunlarındaki hatasızlığı ile mümkün oldu. Bu, tam da sizin bahsettiğiniz o "NATO merkezli diplomatik ve stratejik soğukkanlılığın" sahaya bir futbol manifestosu olarak yansımasıydı.</p>
<p><strong>Benim için yeni bir kavram: Elmas Presi</strong></p>
<p>Gemini, “elmas” presi terimini kullanınca bana bunun ne olduğunu anlatmasını istedim. Yanıtladı. Üstelik bu yanıt, artık öğrendiği isteklerim doğrultusunda CEO vizyonunu da yansıtıyordu:</p>
<p>"Elmas presi" (veya teknik adıyla "Diamond Press"), modern futbolda takımların saha içindeki oyuncu dizilişlerini kullanarak rakibi dar bir alana hapsetme ve oyun kurma kanallarını kapatma stratejisidir.</p>
<p>Bir yönetim danışmanı veya CEO perspektifiyle bunu "bir kaynak daraltma ve yönlendirme operasyonu" olarak düşünebilirsiniz.</p>
<p><strong>Temel Mantık: Geometrik Baskı</strong></p>
<p>İsmini, saha içindeki 4 oyuncunun (genellikle bir ön libero, iki iç orta saha ve bir on numara) birbirine göre konumlandığında oluşturduğu baklava/elmas (diamond) şeklinden alır.</p>
<ul>
<li>Sıkıştırma: Takım, rakibin topa sahip olduğu bölgede bu dörtlü yapıyı kullanarak etrafı çevreler. Bu, rakibin pas seçeneklerini 4 veya 5 farklı yönden, yalnızca 1 veya 2 yöne indirgemesine neden olur.</li>
<li>Huni Etkisi: Rakibi, saha kenarına veya savunma kucağına (yani oyunun kilitlendiği, çıkışın zor olduğu bölgelere) zorla yönlendirir.</li>
<li>Anında Geri Kazanım: Top kaybedildiğinde, o bölgedeki elmas formasyonu sayesinde rakibe nefes aldıracak alan bırakılmaz. Oyuncular birbirine yakın olduğu için, topun geri kazanılma süresi (buna "reaksiyon süresi" deriz) minimize edilir.</li>
</ul>
<p><strong>Neden "Elmas"?</strong></p>
<p>Elmas presi statik bir diziliş değil, akışkan bir geometridir:</p>
<ol>
<li>Merkez Hakimiyeti: Rakibin orta sahayı "transit geçiş" olarak kullanmasını engeller. Eğer rakip merkezden çıkmaya çalışırsa, elmasın merkezindeki oyuncu her zaman topa ve pas kanalına müdahale eder.</li>
<li>Hızlı Geçiş (Transition): Top kazanıldığı anda elmas yapısı bozulmaz; aksine topu taşıyan oyuncunun etrafında hemen üç pas opsiyonu oluşur. Bu, bir şirketin verimlilik artışı için departmanlar arası iletişimi maksimuma çıkarmasına benzer.</li>
<li>İletişim ve Senkronizasyon: Bu sistemin tek bir zayıf noktası vardır: Eğer elmasın bir köşesi zamanında yerini almazsa, yapı çöker ve rakibe büyük bir "boşluk" (gap) bırakılır. Belçika-ABD maçında Belçika'nın yaptığı, ABD'nin bu elmas formasyonunu uygularken oluşan hizalama hatalarını (boşlukları) hızlı paslarla cezalandırmaktı.</li>
</ol>
<p><strong>Kurumsal Analoji</strong></p>
<p>Bunu iş dünyasına uyarlarsak:</p>
<ul>
<li>Geleneksel Pres: "Herkes kendi bölgesini savunsun" mantığıyla çalışır (Hiyerarşik).</li>
<li>Elmas Presi: "Sorunu, oluştuğu yerde 4 bir yandan kuşatalım ve kaynağı (topu) geri alalım" mantığıyla çalışır (Agile/Çevik).</li>
</ul>
<p>Belçika'nın ABD'ye karşı kurduğu bu sistem, ABD'nin orta saha merkezini "işlevsiz" kıldı. ABD oyuncuları kendilerini sürekli bir "elmasın içinde" sıkışmış hissettikleri için, yaratıcı pas atacak alan bulamadılar.</p>
<p><strong>İğneyi kendimize batırdık: St. Gallen yenilgisi</strong></p>
<p>Bu noktada geçen sene galatasaray’ın adını bile bilmediğim ve sonradan Belçika takımı olduğunu öğrendiğim St.Gallen’e nasıl yenildiğini sorarak iğneyi kendimize batırdım. Gemini açıkladı:</p>
<p>St. Gallen'in 2026 yılındaki o çarpıcı İstanbul galibiyeti, gerçekten de Türk futbol kamuoyunda ve stratejik yönetim çevrelerinde "beklenmedik bir durumun analizi" açısından bir kırılma noktası oldu. Bir Galatasaray taraftarı veya sadece bir gözlemci olarak o maçı bir "vaka analizi" olarak görmeniz çok yerinde; zira o sonuç, futbolda "kaynak verimliliği" ile "büyük bütçeli yapılanmaların" çatışmasını çok net ortaya koydu.</p>
<p>O maç, sadece bir mağlubiyet değil, aynı zamanda Belçika futbolunun ve benzeri disiplinli yapıların neden bu kadar etkili olduğunun bir provası gibiydi. O günden bu yana ilginizi çeken unsurları şöyle okumak mümkün:</p>
<p><strong>1. Asimetrik Avantajın Kullanımı</strong></p>
<p>St. Gallen, Galatasaray'ın İstanbul'daki o yoğun atmosferini ve baskılı oyununu, "karmaşık bir savunma stratejisi" ile bloke etti. Galatasaray'ın büyük bütçeli yıldızları, St. Gallen'in kolektif direnci karşısında bir "tıkanma" yaşadı. Bu, aslında sizin ilginizi çeken o "Belçika modeliyle" aynı zihinsel altyapıya sahip: Daha az kaynakla, daha çok akıl kullanarak büyük gücü nötralize etmek.</p>
<p><strong>2. "Disruptive" (Yıkıcı) Futbolun Başarısı</strong></p>
<p>Bir CEO gözüyle baktığınızda; o maç, statüko (Galatasaray'ın evindeki dominant oyunu) ile "yıkıcı inovasyonun" (St. Gallen'in hızlı geçiş oyunları ve alan savunması) çarpışmasıydı.</p>
<ul>
<li>Organizasyonel Bir Ders: Gallen, rakibinin oyun planını çok iyi analiz etmiş ve "Galatasaray'ın en güçlü olduğu yer, en zayıf yeridir" (aşırı özgüven ve ileri çıkışlar) prensibini başarıyla uygulamıştı.</li>
<li>Bu tür sonuçlar, kurumsal hayatta "agile" (çevik) yapıların, ağır hiyerarşik veya geleneksel yapılar karşısında nasıl ani zaferler elde edebileceğinin sahadaki somut kanıtıdır.</li>
</ul>
<p><strong>3. Rasyonel Analizin Duygusal Patlamaya Karşı Zaferi</strong></p>
<p>Türkiye'deki futbol atmosferi büyük oranda duygular (taraftar baskısı, tutku, bireysel yıldız parlamaları) üzerine kuruludur. St. Gallen gibi İsviçre kökenli veya benzeri Avrupa ekolü takımlar ise "soğukkanlılık" ve "istatistiksel disiplin" üzerine oynarlar. O gün Galatasaray'ın yaşadığı düşüş, tamamen bu duygusal baskının rasyonel bir savunma bloğuna çarpmasıydı.</p>
<p><strong>Biraz da iş yönetimi ve siyaset konuştuk</strong></p>
<p>Özellikle bu elmas presi konusunun siyasetteki etkisini merak ediyordum. Gemini değerlendirdi:</p>
<p>"Elmas presi" veya benzeri sıkıştırma stratejilerinin siyaset ve jeopolitik alandaki karşılığına baktığımızda, bunu "Asimetrik Çevreleme ve Daraltılmış Diplomasi" olarak adlandırabiliriz. Siyasette bu taktik, sadece rakibin hareket alanını kısıtlamakla kalmaz, aynı zamanda onu kendi stratejik hatalarını yapmaya zorlayan bir psikolojik baskı yaratır.</p>
<p>İşte bu modelin siyasi arenadaki somut yansımaları:</p>
<p><strong>1. Diplomatik İzolasyon ve "Yalnızlaştırma"</strong></p>
<p>Siyasette elmas presi, bir devletin veya aktörün uluslararası arenada hareket kabiliyetini sıfırlamak için kullanılır.</p>
<ul>
<li>İşleyiş: Bir hedef devletin müttefiklerini (elmasın diğer köşeleri) aynı masada buluşturup, hedef devletin "hareket geçiş kanallarını" kapatırsınız. Hedef devlet, tıpkı elmas presi yiyen bir orta saha oyuncusu gibi, pas atacak (diplomatik hamle yapacak) müttefik bulamaz.</li>
<li>Örnek: Özellikle Orta Doğu'daki veya Doğu Akdeniz'deki bölgesel ittifakların, belirli bir aktörün bölge dışı hamlelerini engellemek için kurduğu (örneğin enerji koridorları veya güvenlik paktları üzerinden) "dışlayıcı" yapılar, bir tür elmas presidir.</li>
</ul>
<p><strong>2. "Seçeneksiz Bırakma" Stratejisi</strong></p>
<p>Futbolda elmas presi rakibi yanlara (taç çizgisine) zorlar, çünkü orada topu kapmak daha kolaydır. Siyasetin "taç çizgisi" ise ekonomik yaptırımlar ve lojistik kısıtlamalardır.</p>
<ul>
<li>İşleyiş: Bir ülkeyi, kendi iç politikasında popülaritesini kaybedeceği veya ekonomik olarak nefes alamayacağı "kısıtlı bir alana" hapsedersiniz. Bu durum, o ülkeyi sonunda bir "hata yapmaya" (agresif bir dış politika hamlesi veya iç kriz) zorlar.</li>
<li>Yansıma: Uluslararası hukuku veya ekonomik enstrümanları bir "geometrik kısıt" gibi kullanarak rakibin manevra alanını daraltmak.</li>
</ul>
<p><strong>3. Asimetrik İstihbarat ve "Öngörülebilirlik"</strong></p>
<p>Belçika'nın ABD'yi preslerken uyguladığı "taktiksel disiplin", siyaset dünyasında "Hibrit Tehdit Yönetimi" olarak karşımıza çıkar.</p>
<ul>
<li>İşleyiş: Rakibin her türlü dijital ve konvansiyonel iletişim kanalını izleyerek (data analitiği kullanarak), bir sonraki hamlesini daha başlamadan "presleyerek" (baskılayarak) etkisiz hale getirmek.</li>
<li>Sonuç: Rakip, bir hamle yapmaya kalktığında zaten sizin "elmasınızın" içinde olduğunu fark eder. Bu, İsmet İnönü'nün o meşhur "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye orada yerini alır" stratejisindeki gibi, şartları önceden sezip alan daraltma sanatıdır.</li>
</ul>
<p><strong>4. Risk Yönetimi: "Sistem, Bireyin Önündedir"</strong></p>
<p>Siyasette elmas presinin en büyük özelliği, lider odaklı değil, sistem odaklı olmasıdır.</p>
<ul>
<li>Liderler Değişse de Strateji Bakidir: NATO’nun Brüksel'deki yapısı, gelen siyasetçiden bağımsız olarak bir "kurumsal hafıza" ve "pres mekanizması" sunar. Bir ülke, siyasi lideri değişse bile NATO'nun o "elmas presi" içindeki yerini değiştiremez. Bu, devleti bir "organizasyonel makine" haline getirir.</li>
</ul>
<p><strong>Bir CEO/Stratejist Perspektifinden Siyasi "Elmas":</strong></p>
<p>Eğer bu stratejiyi bir yönetim biçimi olarak kullanırsanız; rakibinizi (veya küresel bir rakip devleti) "duygusal tepkiler vermeye mecbur bırakırsınız." Siyasetin en büyük zaferi, rakibinizin soğukkanlılığını kaybedip, sizin kurduğunuz "alanın" dışına taşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Belçika'nın ABD'ye karşı kazandığı o maçtaki gibi; rakip (ABD), kendi oyununu oynamaya çalıştıkça sizin elmasınızın içine daha çok girdi ve kendi hatalarıyla (top kayıpları/diplomatik gaflar) çöktü.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belcika-abdnin-elmas-presini-nasil-kirdi-82814</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belçika, ABD’nin elmas presini nasıl kırdı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ankarada-50-milyar-dolarlik-imza-82799</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara&#039;da 50 milyar dolarlık imza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f1d1ba58c9-1783569691.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi, ittifakın geleceğine ilişkin belki de Soğuk Savaş'ın bitiminden bu yana en önemli dönüşümün işaretlerini verdi. Zirvenin tek cümlelik özeti şu: NATO artık tek bir savaş senaryosuna değil, aynı anda üç farklı cephede yaşanabilecek krizlere göre yeniden yapılanıyor: </p>
<p>■ <strong>KUZEY ATLANTİK VE ARKTİK HATTI</strong>- Kuzey cephesindeki NATO'nun temel görevi ABD ve Kanada'dan Avrupa'ya uzanan deniz ulaşım koridorlarının güvenliğini sağlamak. </p>
<p>■ <strong>ORTA CEPHE</strong>- Baltık ülkeleri, Polonya ve Almanya eksenindeki orta cephe, NATO'nun klasik kara savaşı hattını oluşturuyor. </p>
<p>■ <strong>GÜNEYDOĞU CEPHESİ</strong>- Türkiye'nin de içinde bulunduğu Güneydoğu ekseninde, Karadeniz, Romanya, Bulgaristan, Balkanlar, Doğu Akdeniz ve Türk Boğazları aynı stratejik denklem içinde değerlendiriliyor. İzmir merkezli çok uluslu kara komuta yapısı ile Adana'da planlanan Çok Uluslu Kolordu, Türkiye'yi NATO'nun yalnızca Güneydoğu kanadındaki bir ülke olmaktan çıkarıp komuta, lojistik, intikal ve caydırıcılık merkezlerinden biri haline getiriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f282b0a182-1783572523.jpg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>NATO 3.0 İLE TOPYEKÜN TEYAKKUZ HALİ </strong></p>
<p>Ancak Ankara Zirvesi'nin ortaya koyduğu değişim sadece yeni cephelerden ibaret değil. Asıl dönüşüm, NATO'nun işleyiş felsefesinde yaşanıyor. Zirvede alınan kararlar; lojistik, hava savunması, elektronik harp, istihbarat, mühendislik, sağlık hizmetleri ve savunma sanayi üretiminin ortaklaştırılmasını öngören kapsamlı bir yapılanmaya işaret ediyor. Fabrikaların savaş dönemlerinde hızla mühimmat ve silah üretimine geçebilecek şekilde planlanması, devlet ile özel sektör arasındaki savunma sanayii iş birliğinin derinleştirilmesi ve ortak tedarik zincirlerinin kurulması, bu yeni yaklaşımın temel unsurlarını oluşturuyor.</p>
<p>Ankara zirvesi sonucunda alıştığımız NATO değişiyor; İttifak, klasik kolektif savunma anlayışının ötesine geçerek, üretim kapasitesi, teknoloji standardizasyonu, ortak tedarik zincirleri ve stratejik sanayi entegrasyonu üzerine kurulu yeni bir NATO 3.0 modeline evriliyor. Başka bir ifadeyle, güvenlik artık yalnızca askerî garantiyle değil; üretim gücü, teknoloji paylaşımı ve ekonomik dayanıklılıkla da tanımlanıyor.</p>
<p>Bu dönüşümün arkasındaki temel neden ise ABD'nin stratejik önceliklerinin değişmesi. Washington, ağırlığını giderek Pasifik'e ve Çin ile rekabete kaydırırken, Avrupa'nın güvenliği için gerekli üretim yükünü müttefikleriyle paylaşmayı tercih ediyor. Böylece Türk-Amerikan ilişkileri de klasik güvenlik ekseninden uzaklaşıp ticaret, ortak üretim ve savunma sanayii iş birliklerinin belirlediği yeni bir zemine taşınıyor.</p>
<p>Türkiye açısından bu tablo önemli fırsatlar kadar kritik riskler de barındırıyor. Savunma sanayisindeki büyümenin hangi lisans rejimleri, hangi tedarik zinciri bağımlılıkları ve hangi siyasi pazarlıklar üzerinden gerçekleşeceği dikkatle izlenmeli. Ekonomik kazanımlar, şirket çıkarları ve ortak üretim projeleri; milli egemenlik, anayasal düzen, üniter devlet yapısı ve stratejik karar alma bağımsızlığının önüne geçmemeli. NATO'nun yeni mimarisinde Türkiye'nin ağırlığı artarken, bu ağırlığın ülkeye sağlayacağı avantajlar kadar oluşturabileceği yeni bağımlılık alanları da Ankara'nın önündeki en önemli stratejik sınavlardan biri olacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f277a2b7ca-1783572346.jpg" alt="" width="735" height="1103" /><strong>ERDOĞAN'DAN AVRUPA'YA MESAJ: TÜRKİYE'SİZ GÜVENLİK MİMARİSİ AVRUPA'YI BÖLER</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'daki NATO Zirvesi'nde Avrupa Birliği'nin savunma politikalarını hedef alarak, NATO dışındaki müttefiklerin dışlanmasının Avrupa'da "yapay bölünmelere" yol açacağını söyledi. Erdoğan, "Aklın ve mantığın emrettiği iş birliği modeli mümkünken, birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması Avrupa'da hiç arzu etmediğimiz suni bir bölünmeye neden olur" dedi.</p>
<p>Türkiye'nin savunma harcamalarında hedef büyüttüğünü açıklayan Erdoğan, 2030'dan önce savunma harcamalarını milli gelirin yüzde 3,5'ine, güvenlik ve dayanıklılık yatırımlarıyla birlikte toplamda yüzde 5 seviyesine çıkarmayı amaçladıklarını belirtti. Çelik Kubbe hava ve füze savunma sistemi için 24 milyar dolarlık ilave kaynak ayrıldığını açıklayan Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa'nın en büyük kara ordusuna sahip olduğunu ve NATO'nun 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamını taahhüt tarihinden önce yerine getireceğini vurguladı.</p>
<p>Ukrayna konusunda ABD Başkanı Donald Trump'ın barış vizyonunu desteklediklerini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin hem Ukrayna'yı desteklemeyi hem de Rusya ile iletişim kanallarını açık tutarak barışa katkı sunmayı sürdürdüğünü söyledi. Erdoğan ayrıca Türkiye'nin Hürmüz Boğazı'ndaki mayınların temizlenmesine katkı vermeye hazır olduğunu açıkladı, Türkiye'ye yönelik füze tehdidine karşı hava savunma desteği sağlayan ABD, Almanya, İtalya ve İspanya'ya da teşekkür etti.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TRUMP İRAN'I "VUR" EMRİNİ ANKARA'DA VERDİ</strong></span></p>
<p>NATO Liderler Zirvesi sürerken Ankara, yalnızca diplomatik temaslara değil, Orta Doğu'daki yeni askeri tırmanışın da merkezine dönüştü.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen ateşkes ve müzakere sürecinin fiilen sona erdiğini ilan ederken, ABD ordusu da gece saatlerinde İran'daki hedeflere geniş çaplı saldırılar düzenledi.</p>
<p>Trump, "Benim için bu iş bitti. Artık onlarla uğraşmak istemiyorum. Onlar yalancı, şiddet yanlısı insanlar" sözleriyle ateşkes sürecini bitirdiğini açıklarken, saldırı emrini NATO Zirvesi için bulunduğu Ankara'da verdi. Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı'nda ticari gemilere yönelik saldırılarına karşılık ABD'nin "çok sert" bir yanıt verdiğini söyledi.</p>
<p>Trump'ın Ankara'da Savunma Bakanı Pete Hegseth, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Hazine Bakanı Scott Bessent, Genelkurmay Başkanı Dan Caine ve diğer üst düzey yetkililerle yaptığı güvenlik toplantısı, Washington'ın İran politikasında yeni dönemin başlangıcı olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>SONUÇ BİLDİRGESİ NATO'NUN YENİ PUSULASI; RUSYA'YA ODAK, ÇİN'E SESSİZLİK</strong></span></p>
<p>Ankara'da yayımlanan NATO Zirvesi Sonuç Bildirisi, yalnızca aldığı kararlarla değil, satır aralarında verdiği mesajlarla da dikkat çekti. Bildiride Rusya, "Avro-Atlantik güvenliği için uzun vadeli tehdit" olarak açık şekilde tanımlanırken, son yıllarda NATO belgelerinde giderek daha fazla yer bulan Çin'e bu kez hiçbir atıfta bulunulmaması dikkat çekti. Liderler, Rusya kaynaklı tehditlere karşı savunma harcamalarının artırılacağını, 2025'te Avrupa müttefikleri ile Kanada'nın savunmaya 139 milyar dolar ek kaynak ayırdığını ve Ankara'da 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarının duyurulduğunu açıkladı. NATO ayrıca ortak üretim kapasitesini büyütme, savunma sanayiindeki ticaret engellerini kaldırma, yapay zekâ destekli müşterek savaş bulutu oluşturma ve hava savunması ile uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetlerini geliştirme kararı aldı.</p>
<p>Bildiride Ukrayna'ya 2026 yılı için 70 milyar Euroluk yeni askerî destek taahhüdü de yinelenirken, İran'ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği vurgulandı ve Tahran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine saygı gösterme çağrısı yapıldı.</p>
<p>Ancak metnin en dikkat çekici yönü, Çin'in tamamen dışarıda bırakılması oldu. Son yıllarda Pekin'i "sistemik meydan okuma" olarak tanımlayan NATO'nun Ankara Bildirisi'nde Çin'e hiç yer vermemesi, ittifakın önceliğini yeniden Rusya, Avrupa savunması ve savunma sanayii entegrasyonuna çevirdiği şeklinde yorumlanıyor. Bu tercih, Washington'ın küresel Çin rekabetini NATO zemininden ziyade kendi Hint-Pasifik stratejisi üzerinden yürütmeyi tercih ettiğine dair yeni bir işaret olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>İNGİLTERE VE TÜRKİYE ARASINDA YENİ SAVUNMA ANLAŞMASI MI?</strong></span></p>
<p>NATO Liderler Zirvesi kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İngiltere Başbakanı Keir Starmer'ın, iki ülke arasında kapsamlı bir güvenlik ve savunma ortaklığı anlaşması imzalaması bekleniyor. Anlaşma; savunma sanayii, terörle mücadele, hibrit tehditler, siber güvenlik ve askeri iş birliğini kapsayacak. Diplomatik kaynaklara göre metin kamuoyuyla paylaşılmayacak.</p>
<p>Eurofighter Typhoon alım sürecinin ardından hız kazanan Ankara-Londra hattındaki bu adım, iki NATO müttefiki arasındaki stratejik ortaklığı yeni bir seviyeye taşımayı hedefliyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>MİÇOTAKİS'TEN ANKARA'DA TÜRKİYE MESAJI: SAVAŞ TEHDİDİ SÜRÜYOR</strong></span></p>
<p>NATO Liderler Zirvesi için Ankara'da bulunan Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye-Yunanistan ilişkilerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Miçotakis, "Bir ittifak, iyi komşuluk ilkesi üzerine kurulmalıdır. Ülkem hâlâ Türkiye'den kaynaklanan açık bir savaş tehdidiyle karşı karşıya" ifadelerini kullandı. Tüm NATO müttefiklerinin güvenlik hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğini vurgulayan Miçotakis, buna rağmen sorunların diyalog ve iş birliği ruhu içinde çözülebileceğine inandığını söyledi. Açıklama, Ankara'da F-35, savunma iş birlikleri ve NATO'nun yeni güvenlik mimarisinin tartışıldığı zirve sırasında gelmesi nedeniyle diplomatik açıdan dikkat çekici bir mesaj olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ankarada-50-milyar-dolarlik-imza-82799</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/9/1280x720/56-1783570421.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara&#039;da iki gün süren NATO Liderler Zirvesi sonrası yayınlanan sonuç bildirgesine göre 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarına imza atıldı. Zirvede NATO&#039;nun ortak üretim kapasitesini büyütme, savunma sanayiindeki ticaret engellerini kaldırma, yapay zekâ destekli müşterek savaş bulutu oluşturma ve hava savunması ile uzun menzilli hassas vuruş kabiliyetlerini geliştirme kararları alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebze-teknik-universitesi-ile-bilsat-arasinda-is-birligi-82850</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gebze Teknik Üniversitesi ile BİLSAT arasında iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h2>Kocaeli</h2>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi akademik birikimini sanayi ve toplum yararına dönüştürecek stratejik bir ortaklığa imza attı. Gebze Teknik Üniversitesi ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Derneği (BİLSAT) arasında, üniversite öğrencileri ile personelinin gelişimine katkı sunacak kültürel, bilimsel ve eğitsel faaliyetlerin yürütülmesini kapsayan iki yıl süreli bir iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştirilen törende ortaklık metnine, Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Vahit Yıldırım imza attı.</p>
<p>Protokol kapsamında, üniversite bünyesinde düzenlenecek organizasyonlar, eğitimler ve etkinlikler aracılığıyla üniversite-sanayi işbirliğinin güçlendirilmesi ve toplumsal fayda odaklı projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor. Geliştirilen kurumsal birliktelik ile birlikte öğrencilerin geleceğe hazırlanmasında ve kampüs yaşamının bilimsel etkinliklerle zenginleştirilmesinde önemli bir rol oynaması hedefleniyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebze-teknik-universitesi-ile-bilsat-arasinda-is-birligi-82850</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/0/1280x720/gebze-teknik-universitesi-ile-bilsat-arasinda-is-birligi-1783591099.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Teknik Üniversitesi ve BİLSAT, üniversite-sanayi iş birliğini geliştirmek ve öğrencilerin gelişimini desteklemek amacıyla iki yıl süreli kapsamlı bir iş birliği protokolü imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ab-projesi-elia-ispartaya-deger-katacak-82817</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;AB Projesi ELIA Isparta’ya değer katacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) tarafından Avrupa Birliği Erasmus+ Programı kapsamında desteklenen ELIA – Zeytin Sektörü İçin Mesleki Mükemmeliyet Merkezi (CoVE) Projesi ile Isparta’nın tarımsal üretiminin geliştirilmesine katkı sağlanacağı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre Isparta, Avrupa'nın farklı ülkelerinden kurumları bir araya getiren ELIA projesi ile ilk kez Mesleki Mükemmeliyet Merkezleri ağı içerisinde yer alarak Avrupa ölçeğinde stratejik bir iş birliğinin parçası oldu.</p>
<p>Proje, zeytin sektörü odağında yürütülecek çalışmaların yanı sıra Isparta'nın güçlü tarımsal değerleri olan gül, elma, lavanta ve tıbbi-aromatik bitkilerin Avrupa standartlarında geliştirilmesine katkı sağlayacak yeni bir dönüşüm sürecine de öncülük edecek.</p>
<p>Toplam 2 milyon 968 bin 501 Euro olan ELIA projesi 30 Nisan 2030 tarihine kadar 48 ay sürecek. Bu proje ile Isparta’nın Avrupa ölçeğinde temsil edildiği en stratejik mesleki eğitim ve sektörel dönüşüm çalışmalarından biri olarak öne çıkacak.</p>
<p>ITSO Başkanı Metin Çelik, ELIA Projesi ile Isparta’nın, ilk kez Erasmus+ Mesleki Mükemmeliyet Merkezleri çağrısı kapsamında Avrupa ölçeğinde bir projede güçlü şekilde temsil edilme fırsatı yakaladığını söyledi.   </p>
<p>Yunanistan, İtalya, Güney Kıbrıs, İspanya, Portekiz, Hırvatistan ve Türkiye’den toplamda 21 kurumun yer aldığı ELIA Projesi ile zeytin sektöründe mesleki eğitim, yeşil dönüşüm, dijitalleşme, yenilikçilik, mikro-yeterlilikler ve iş temelli öğrenme modelleri gibi alanlarda çalışmalar yürütmesinin hedeflendiğini belirten Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Proje kapsamında ITSO, Türkiye'deki ticaret ve sanayi odalarının temsili bağlamında ön plana çıkarken, Isparta’nın ihtiyaçlarına uyarlanacak modelin geliştirilmesi ve yerel uygulama yaklaşımıyla projenin etkisi güçlendirilecek. Isparta'mızı Avrupa'nın güçlü iş birliği ağlarına taşıyoruz. ELIA Projesi, Avrupa Birliği destekli bir proje olmasının yanı sıra; Isparta'nın üretim gücünü, mesleki eğitim kapasitesini ve uluslararası vizyonunu bir araya getiren stratejik bir kalkınma adımıdır. Bu proje ile şehrimizi Avrupa'nın güçlü iş birliği ağlarına taşıyor, özellikle tarım-gıda, yeşil dönüşüm ve mesleki eğitim alanlarında yeni fırsatlar oluşturuyoruz. ITSO olarak üyelerimizin ve şehrimizin uluslararası projelerden daha fazla fayda sağlaması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>
<p>Projenin oluşturulduğu Halkidiki Ticaret Odası liderliğindeki konsorsiyumda, Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, OECON Grubu, ELGO-DIMITRA, Selanik Aristoteles Üniversitesi, Ankara Üniversitesi, BOSEV ve Yunanistan, Kıbrıs, İspanya, İtalya, Portekiz, Hırvatistan ile Türkiye’den birçok ortağın desteği bulunuyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ab-projesi-elia-ispartaya-deger-katacak-82817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/7/1280x720/ab-projesi-elia-ispartaya-deger-katacak-1783574205.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası tarafından desteklenen ELIA – Zeytin Sektörü İçin Mesleki Mükemmeliyet Merkezi Projesi&#039;nin, zeytin sektörü odağında yürütülecek çalışmaların yanı sıra gül, elma, lavanta ve tıbbi-aromatik bitkilerin Avrupa standartlarında geliştirilmesine katkı sağlayacak yeni bir dönüşüm sürecine öncülük edeceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/roketsan-assanin-satin-aldi-82864</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ROKETSAN, ASSAN&#039;ı satın aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ROKETSAN, mühimmat, havan ve roket sistemleri gibi alanlarda üretim yapan ASSAN Group'un tüm savunma sanayisi varlıklarını satın aldı.</p>
<p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) açtığı ihale sonunda ROKETSAN, 471 milyon dolar bedelle ASSAN Group'un savunma sanayisi varlıklarının yeni sahibi oldu.</p>
<p>Alınan bilgiye göre ROKETSAN, satın almanın ardından yüzde 100 iştiraki olarak kurulacak şirket üzerinden bu tesisleri işletecek. Var olan tesislere yönelik yeni yatırım, teknoloji ve altyapı transferi yapacak.</p>
<p>Tesislerde Mk serisi uçak bombaları, 107 ve 122 mm roketler, GPS ve güdüm teknolojileri, 155 mm güdümlü obüs mühimmatı, kimyasal patlayıcı üretimi gibi bir dizi üretim gerçekleştirilecek.</p>
<p>ROKETSAN'ın, TAYFUN dahil tüm balistik füzelerin harp başlıklarının üretimini burada sürdüreceği, yeni yatırımlarla da var olan kabiliyetlerini önemli ölçüde artıracağı belirtildi. Bununla beraber tesislerin istihdama katkısının da büyüyeceği vurgulandı.</p>
<p>Tüm bu faaliyetlerle kurulacak şirketin kısa sürede Türk savunma sanayisine önemli katkı sağlaması ve uluslararası pazarlarda adından söz ettirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/roketsan-assanin-satin-aldi-82864</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/2/1280x720/roketsan-1768397997.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ROKETSAN, TMSF&#039;nin açtığı ihaleyle ASSAN Group&#039;un tüm savunma sanayisi varlıklarını satın aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cinarcikin-suyu-sisteme-entegre-ediliyor-82844</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çınarcık’ın suyu sisteme entegre ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ (BURSA) -</strong> Bursa Büyükşehir Belediyesi BUSKİ Genel Müdürlüğü, şehrin içme suyu ihtiyacını uzun yıllar boyunca güvence altına alacak olan Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi’ni tamamladı. Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi, mayıs sonu itibarıyla su arıtımına başladı. Tesise ham su alınarak tüm arıtma ünitelerinde biyolojik, kimyasal ve proses performans testleri gerçekleştirildi ve çıkış suyu kalitesinin ilgili standartlara uygunluğu doğrulandı. Böylece tesis, Bursa’ya sağlıklı ve güvenli içme suyu vermeye hazır hale getirildi. BUSKİ Ekipleri, tesisin kullanıma hazır hale getirdiği suyun sisteme entegre edilmesi için mevcut içme suyu hatlarında bağlantı imalatına başladı. Ana İsale Hattı Bağlantısı ile tesis çıkışındaki isale hattı, Nilüfer Kurtuluş Mahallesi güzergâhındaki çelik ana isale hattına bağlanacak. Bu bağlantı ile şehrin doğusundan batısına kadar uzanan ve 125 metre kotu ve altındaki yerleşim alanlarını besleyen ana isale hattına günlük yaklaşık 120.000 m³ ilave içme suyu sağlanacak.</p>
<h2><strong>Basınç ve su temini sorunları sona eriyor</strong></h2>
<p>Ekiplerin çalıştığı bir diğer noktada ise Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi çıkışındaki temiz su iletim hattından, Kayapa 30 Ağustos Mahallesi Nasrettin Hoca Bulvarı güzergahında branşman bağlantısı alınarak mevcut içme suyu şebekesine entegrasyon sağlanacak. Bu çalışma ile Kayapa 30 Ağustos Mahallesi ve Çamlık Bulvarı çevresinde uzun süredir yaşanan basınç yetersizliği ve içme suyu temin sorunları çözüme kavuşacak.</p>
<p>Çalışmaların tamamlanmasının ardından hatlara yeniden su verilmesiyle birlikte, bağlantı imalatlarından kaynaklanabilecek kum ve benzeri ince malzemelerin hatlara karışmış olma ihtimaline karşı, ilk saatlerde suyun kontrollü kullanılması tavsiye edildi. Ayrıca özellikle Kayapa 30 Ağustos Mahallesi ve Atlıçayır Bulvarı çevresinde yeni basınç rejimi devreye alınacağından, olası yüksek basınçtan bina bağlantıları ve bina içi tesisatların etkilenmemesi için vatandaşların tesisatlarını kontrol ettirmeleri gerektiği belirtildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cinarcikin-suyu-sisteme-entegre-ediliyor-82844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/4/1280x720/cinarcikin-suyu-sisteme-entegre-ediliyor-1783581810.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi Buski Genel Müdürlüğü, yapımı tamamlanan Çınarcık İçme Suyu Arıtma Tesisi’nin mevcut içme suyu şebekesine entegre edilmesi için çalışma başlattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mihaliccikta-gonullu-hasat-etkinligi-gerceklestirildi-82841</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mihalıççık&#039;ta gönüllü hasat etkinliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde, Genç Çiftçi Projesi kapsamında Türkiye’nin 81 ilinde gerçekleştirilen Gönüllü Hasat Etkinliği kapsamında Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde kiraz hasadı etkinliği düzenlendi.</p>
<p>Mihalıççık Kaymakamı Ali Kantilav, Mihalıççık Ziraat Odası Başkanlığı, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Beylikova Gençlik ve Spor İlçe Müdürlüğünün iş birliğinde gerçekleştirilen etkinliğe Beylikova Gençlik Merkezi adına 26 gönüllü genç katıldı.</p>
<p>Etkinlik kapsamında gönüllü gençler, Mihalıççık’ta faaliyet gösteren bir aile işletmesine ait kiraz bahçelerinde sezonun son turfanda kirazlarının hasadına destek verdi.</p>
<p>Konu hakkında yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Gençler, üretimin her aşamasını yerinde deneyimleyerek emeğin, alın terinin ve dayanışmanın değerini sahada yaşayarak öğrendi. Dünyaca kalitesiyle bilinen Mihalıççık kirazları, hasadın ardından birçok ülkeye ihraç edilerek uluslararası pazarlarda yerini alıyor. Bölgenin bereketli topraklarında yetişen bu değerli ürünler, dünyanın seçkin sofralarına ulaşırken, gönüllü gençlerin katkısı da üretimin anlamlı bir parçası oldu. Beylikova Gençlik Merkezi, gönüllülüğü yalnızca bir sosyal sorumluluk faaliyeti olarak değil; üretime, kırsal kalkınmaya ve toplumsal dayanışmaya değer katan güçlü bir yaşam kültürü olarak görmeye devam ediyor. Gençlerin toprağa dokunduğu her etkinlik, geleceğe bırakılan en kıymetli izlerden biri olmaya devam ediyor." </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mihaliccikta-gonullu-hasat-etkinligi-gerceklestirildi-82841</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/1/1280x720/mihaliccikta-gonullu-hasat-etkinligi-gerceklestirildi-1783580662.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir’in Mihalıççık ilçesinde düzenlenen etkinlikte gönüllüler, sezonun son turfanda kirazlarının hasadına destek verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/referans-holdinge-is-sagligi-ve-guvenliginde-uluslararasi-odul-82838</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Referans Holding&#039;e iş sağlığı ve güvenliğinde uluslararası ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Referans Holding'in, iş sağlığı ve güvenliği alanındaki başarılı uygulamalarıyla, dünyanın en saygın ödül programlarından biri olarak kabul edilen RoSPA (Royal Society for the Prevention of Accidents) Health &amp; Safety Awards 2026 kapsamında Bronze Award almaya hak kazandığı bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, yaklaşık 2 bin başvurunun değerlendirildiği ve 60'a yakın ülkeden kurumun yer aldığı organizasyonda elde edilen bu başarı, Referans Holding'in güvenli çalışma kültürüne verdiği önemin uluslararası düzeyde takdir edildiğini ortaya koydu.</p>
<p>Londra'da düzenlenen ödül töreninde ödül, Referans Holding Genel Müdürü Feray Uzunçayır ile Yönetim Kurulu Üyesi Begüm Bakioğlu tarafından teslim alındı.</p>
<p>Referans Holding Genel Müdürü Feray Uzunçayır, “RoSPA Bronze Award ile uluslararası düzeyde ödüllendirilmek, Referans Holding olarak benimsediğimiz güvenli çalışma kültürünün ve sürdürülebilir yönetim anlayışımızın önemli bir göstergesidir. Bizim için iş sağlığı ve güvenliği; yalnızca yasal yükümlülüklerin yerine getirildiği bir süreç değil, çalışanlarımızın yaşamına değer veren ve tüm faaliyetlerimizin merkezinde yer alan temel bir kurum kültürüdür. Bu ödül; sahada görev yapan ekiplerimizden yöneticilerimize kadar güvenliği ortak sorumluluk olarak benimseyen tüm çalışma arkadaşlarımızın özverili çalışmalarının bir sonucudur. Süreçlerimizi uluslararası standartlar doğrultusunda sürekli geliştiriyor, çalışanlarımızın sağlığını, güvenliğini ve refahını her koşulda önceliklendiriyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/referans-holdinge-is-sagligi-ve-guvenliginde-uluslararasi-odul-82838</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/8/1280x720/referans-holdinge-is-sagligi-ve-guvenliginde-uluslararasi-odul-1783579602.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Referans Holding, Londra&#039;da düzenlenen RoSPA Health &amp; Safety Awards 2026&#039;da Bronze Award&#039;a layık görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/2-bin-500-yillik-kaleicinin-gelecegi-icin-zirve-duzenlendi-82818</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kaleiçi’nin geleceği için zirve düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ev sahipliğinde düzenlenen Kaleiçi Zirvesinde tarihi mirasın geleceği ortak akılla ele alındı. Kaleiçi tarihi mirasının korunması, sürdürülebilir yönetimi, afet güvenliği, turizm, ulaşım, altyapı ve marka değerini artırmaya yönelik çözüm önerilerinin değerlendirileceği zirvede tüm sorunlar tartışıldı.</p>
<p>ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, tarihi mirasın gelecek nesillere aktarılması, sürdürülebilir yönetim anlayışının oluşturulması ve Antalya’nın marka değerinin güçlendirilmesi için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerektiğini belirtti. Sorunlar büyümeden bir araya gelme kültürünün geliştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Hacısüleyman, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Gelecekte karşımıza çıkabilecek engelleri bugünden öngörmeli, Antalya’yı daha yaşanabilir bir kent haline getirecek çözümleri ortak akılla konuşmalıyız. Eski Kaleiçi ile bugünkü Kaleiçi arasında büyük bir dönüşüm yaşandı. Bugün çok daha değerli bir mirasa sahibiz ancak bu değeri korurken ruhsat süreçlerinden koruma uygulamalarına, trafikten gürültü ve temizliğe kadar çözüm bekleyen birçok başlık bulunuyor. Bu sorunları tek bir kurumun çözmesi mümkün değil. Kamu kurumları, yerel yönetimler, yatırımcılar ve bölgenin tüm paydaşları olarak ortak akılla hareket edersek, Kaleiçi'nin tarihini koruyan ve geleceğe güvenle taşıyan kalıcı çözümler üretebiliriz.”</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise kültürel mirasın korunmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini söyledi. İnceciköz, ‘’Ülkemizin tarihi ve arkeolojik değerlerini koruyarak gelecek nesillere aktarma sorumluluğumuzu aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Sahadan gelen talepleri yerinde değerlendirerek çözüm üretmeye devam edecek, tüm paydaşlarla iş birliği içinde çalışacağız” dedi.</p>
<p><strong>"Kaleiçi Antalya’nın en önemli marka değeri"</strong></p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin de, Kaleiçi’nin Antalya turizminin en önemli marka değeri olduğuna dikkat çekti. Kaleiçi bölgesinin korunması ve daha nitelikli hale getirilmesi için tüm paydaşların sorumluluk alması gerektiğini ifade eden Vali Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Kaleiçi, Antalya’nın turizmdeki en büyük markası ve çok kıymetli bir mücevherdir. Güvenlik ve temizlik konusunda önemli mesafe kat ettik. Bundan sonraki süreçte ise araç yoğunluğu, tabela kirliliği, düzensiz işletme anlayışı ve estetik sorunlarına odaklanmalıyız. Önce kendi sorumluluğumuzu yerine getirip ardından kamudan talepte bulunmalıyız. Küçük ama doğru dokunuşlarla Kaleiçi’ni yalnızca Antalya’nın değil, Türkiye’nin örnek turizm destinasyonlarından biri haline getirebiliriz.”</p>
<p>Kaleiçi’nde araç sirkülasyonu ve otopark sorununu da anlatan Vali Şahin, ‘’Esnaf, aracını kapısının önüne park ederek kendi ticaretini kendisi baltalıyor. Arabalar arasında yürümeye çalışmak beni de hiçbir turisti de mutlu etmez. Dolayısıyla Kaleiçi'nin geleceği için önce araba sorununu çözmemiz gerekiyor. Kaleiçi sokaklarındaki masa, sandalye ve tabela kullanımı görsel kirlilik yaratıyor ve yaya engeli ticarete zarar veriyor’’ dedi.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Kaleiçi’nin Antalya’nın en canlı kamusal alanlarından biri olması gerektiğini vurguladı. Özdemir, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Kaleiçi Antalya'nın geçmişini geleceğe bağlayan en önemli simge. Kaleiçi, esnafıyla, komşularıyla, turizmcisiyle, sanatçısıyla, gençleriyle, kültürel etkinlikleriyle Antalya'nın en canlı kamusal alanlarından biri olmalıdır. Antalya'nın kimliğini, hafızasını ve geleceğini taşıyan şehrin kalbi Kaleiçi’dir.  Kaleiçi, kentin gerçek zenginliğidir. Birçok kent, en büyük marka değerini, yüzyıllardır yaşatmayı başardığı tarihi dokusundan almaktadır. Bugün bize düşen sorumluluk, tarihi dokuyu korurken içinde yaşamın güvenle ve huzurla devam etmesini sağlayabilmektir. Kaleiçi; esnafıyla, komşularıyla, turizmcisiyle, sanatçısıyla, gençleriyle, kültürel etkinlikleriyle Antalya'nın en canlı kamusal alanlarından biri olmalıdır.” </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/2-bin-500-yillik-kaleicinin-gelecegi-icin-zirve-duzenlendi-82818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/8/1280x720/2-bin-500-yillik-kaleicinin-gelecegi-icin-zirve-duzenlendi-1783574326.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarihsel süreçte birçok medeniyete ev sahipliği yapan 2 bin 500 yıllık geçmişi olan Kaleiçi kültür ve mirasının korunması ve marka değerinin artırılması amacıyla ‘’Kaleiçi Zirvesi düzenlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/davraz-kayak-merkezi-uluslararasi-spor-kamp-merkezi-oluyor-82816</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Davraz kayak merkezi uluslararası spor kamp merkezi oluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen, geçen yıl, belediye, Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, Isparta Ticaret Borsası ve Özel İdare işbirliği ile oluşan konsorsiyum tarafından Davraz’daki turistik tesislerin satın alındığını anımsattı.</p>
<p>Batı Akdeniz bölgesinin önemli kayak merkezi olan Davraz’ın yaz döneminde de başta futbol olmak üzere çeşitli spor branşlarının hazırlık ve kamp merkezi haline geldiğini belirten Başdeğirmen, bu yaz döneminde çeşitli ülkelerden 12  futbol takımının Davraz’da kamp yaptığını, birçok takımında kamp için beklediğini söyledi. Başdeğirmen, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’2026-2027 yeni sezon öncesinde yabancı spor kulüplerin tercihi Davraz oldu. Davraz spor turizmindeki yükselişi sürecek. Bu yaz mevsiminde Davraz’da 12 yabancı futbol kulübü kamp yapacak. Isparta’nın spor alanındaki gelişmelerini en üst seviyeye taşımak istiyoruz.  Isparta kış ve spor turizminde söz sahibi olması noktasında önemli bir adım atıldı. Sahip olduğu rakım ve temiz havasıyla önemli bir spor merkezi olan Davraz, bu yaz döneminde yabancı futbol kulüpleri tarafından ilgi görüyor. Kırgızistan, Bahreyn ve Azerbaycan’dan futbol kulüpleri kamp yaptı. Şu anda Rusya ve Makedonya süper lig takımları yeni sezona hazırlanıyor.’’</p>
<p>Önümüzdeki günlerde de Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Cezayir ve Azerbaycan’dan da süper lig takımlarının Isparta’ya gelerek Davraz’da kamp yapmasının beklendiğini belirten Başkan Şükrü Başdeğirmen, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Davraz’da kamp ve hazırlık yapan sporcular, burayı adeta doğal doping alanı olarak değerlendiriyor. Oteli satın almaktaki amaçlarımızdan birisi yabancı takımları Isparta’ya getirerek kamp yapmalarını sağlamaktı. Spor otoriterleri Isparta’nın sahip olduğu 3 rakımın antrenman yapılabilecek en iyi durumda olduğunu söylüyor. Şehir merkezi 1035 rakım, Gölcük 1350 rakım ve Davraz ise 1650 rakımda bulunuyor. Bu yerlerde sporcuların kamp yapmalarını sporcuların bir aylık doğal dopingi olarak değerlendiriyorlar.’’</p>
<p>Spor altyapısı bulunan Davrak Kayak Merkezi’nin yaz döneminde de ulusal ve uluslararası spor kulüplerine hizmet vereceğini ifade eden Başdeğirmen, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Davraz yaz döneminde de spor turizmine hizmet verecek. Uluslararası ünlü takımlar bölgemizde kamp yaparak Davraz ve Isparta’yı dünyaya tanıtıyorlar. Yabancı kulüplerin yetkilileriyle görüştüm, (Isparta’nın kamp ortamını her yere anlatıyoruz. Buranın ortamı çok güzel arayıp da bulamadığımız yerlerden biri…)  diyorlar. Bu ilk yılımız. İlk yılda 12 yabancı takım burada kamp yapmış olacak. Önümüzdeki yıl daha fazla takım kamp yapacak. Bilinirliği arttıkça ülkemizdeki üst seviyedeki takımlarımızın da kamp alanı olacaktır. Isparta’yı spor alanındaki gelişmelerini en üst seviyeye taşımak istiyoruz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/davraz-kayak-merkezi-uluslararasi-spor-kamp-merkezi-oluyor-82816</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/6/1280x720/davraz-kayak-merkezi-uluslararasi-spor-kamp-merkezi-oluyor-1783574088.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta’nın deniz seviyesinden bin 650 metre yükseklikte bulunan Batı Akdeniz bölgesinin kışın önemli kayak merkezi olan Davraz&#039;ın, yaz döneminde de uluslararası spor kulüplerin hazırlık kamp merkezi haline getirileceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sabri-ulker-vakfi-bilim-elcileri-gida-beslenme-halk-sagligi-arastirmalarina-rehberlik-edecek-82813</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabri Ülker Vakfı Bilim Elçileri gıda, beslenme, halk sağlığı araştırmalarına rehberlik edecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabri Ülker Vakfı, bilimsel ilerlemenin yeni araştırmalar kadar bilim liderlerinin de yetiştirilmesiyle mümkün olduğu inancıyla Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nü sahipleriyle buluşturuyor. Vakfın 10 yıl önce başlattığı Geleceğin Bilim Lideri Ödülü programı gıda, beslenme ve halk sağlığı alanlarında topluma fayda sağlayacak araştırmalara destek oluyor. </p>
<p>Bugüne kadar ödül kazanan bilim insanlarının akademik başarıları bir bütün olarak düşünüldüğünde, ortada derinlikli ve geniş kapsamlı bir ekosistemin var olduğu  görülüyor.  Geleceğin Bilim Liderlerinin 1.500 ‘ten fazla bilimsel yayını, 25’den fazla  patent ve patent başvurusu, 300’den fazla  araştırma projesi ve 150’den fazla uluslararası iş birliği bulunuyor. </p>
<p>Sabri Ülker Vakfı, yaratılan geniş etki çemberinin daha da büyümesi ve yeni nesil araştırmacılara ilham kaynağı olması amacıyla bu yıl bir adım daha atıyor.  ‘’Bilim Elçileri Ağının’’ kapsamını büyütüyor. Bu doğrultuda, geçmiş yıllarda Bilim Elçisi seçilen bilim insanları,  uluslararası iş birliklerine bizzat  destek verecekler. Böylece,  ödül programının toplumsal etkisinin çapı daha ada genişleyecek. </p>
<p><strong>Yahya Ülker: "Bilimin dönüştürücü gücüne ‘Bilim Elçileri’yle tanıklık ediyoruz” </strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde 2026 Geleceğin Bilim Lideri Ödülü başvuru sürecinin tanıtıldığı toplantıda  geçmiş yılların ödül sahipleri Vakfın "Bilim Elçileri" olarak sahneye çıktı. Doç. Dr. Elif Nur Fırat Karalar, Dr. Maria Elsa Pando San Martin ve Doç. Dr. Cesarettin Alaşalvar, ödül sonrasındaki başarılarını, araştırmalarının toplumsal etkilerini ve uluslararası iş birliklerini paylaştılar. </p>
<p>Etkinlikte konuşan Sabri Ülker Vakfı Başkanı Yahya Ülker, 15 yılı aşkın süredir oluşturdukları bilimsel birikimi, Geleceğin Bilim Lideri Ödülü'nü küresel başvurulara açarak uluslararası arenaya taşıdıklarını ifade etti. Önümüzdeki dönemde de genç araştırmacıları desteklemeye, uluslararası bilim ağlarını güçlendirmeye ve sürdürülebilir bir bilim ekosisteminin gelişimine katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceklerinin sözünü verdi. </p>
<p><strong>Başvuru Süreci başladı</strong></p>
<p>Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü için başvuracak adayların 45 yaşından gün almamış, Ph.D., M.D. veya eşdeğer doktora derecesine sahip olması gerekiyor. Dosyanın İngilizce hazırlanma şartı var.  Adaylar doğrudan başvuru yapabiliyor. 25 Haziran 2026’da başlayan  başvurular, 25 Nisan 2027’ye kadar <em>scienceaward.sabriulkerfoundation.org</em> adresinden yapılabiliyor. Geleceğin Bilim Lideri seçilen araştırmacı 100 bin dolarla ödüllendirilecek.</p>
<p>***</p>
<p><strong>İtalya İtalyan gastronomisine değer katan kurumların kalitesine nasıl  kefil oluyor?</strong></p>
<p>Tüm kıtalarda kendine yer bulan İtalyan mutfağının gelişmesinin ardında sadece lezzetli tarifler ya da işini severek yapan şefler bulunmuyor. İtalya’da kamu yemek işini çok ciddiye alıyor. Öncelikle, kendi ülkesindeki tarımın ve her tür gıda üretiminin kaliteli ve güvenli olması için çok sıkı kurallar uyguluyor. Aynı şekilde hizmet sektöründe de kapsamlı kontroller yürütüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4f2c6b2e4af-1783573611.JPG" alt="" width="700" height="466" />İtalya dışında da aynı şekilde kontrollere ve değerlendirmelere kaynak ayırıyor. Eğitim ve sertifika programlarıyla İtalyan mutfağına yapılan yatırıma destek veriyor.  Farklı ülkelerde faaliyet gösteren  İtalyan restoranlarının kalite ve özgünlük standartlarını yüksek tutmak için de Marchio Ospitalità Italiana başlıklı bir sertifika programı uyguluyor. </p>
<p>Her yıl yenilenen sertifikasyon sistemi, restoranların kalite standartlarını sürdürülebilir şekilde korumasını teşvik ederken, Marchio Ospitalità Italiana, dünya çapında İtalyan gastronomisinin en saygın kalite göstergelerinden biri olmayı sürdürüyor. Sertifikasyon sürecinde restoranlar; İtalyan mutfağına bağlılıkları, reçetelerin özgünlüğü, kullanılan ürünlerin kalitesi, DOP ve IGP tescilli İtalyan ürünlerinin kullanımı, şeflerin uzmanlığı, servis anlayışı, şarap seçkisi, sızma zeytinyağı kalitesi ve misafir deneyimi gibi çok sayıda kriter doğrultusunda kapsamlı bir değerlendirmeden geçiriliyor.</p>
<p>Program; İtalya Odalar Birliği (Unioncamere), İtalyan Ulusal Turizm Araştırma Enstitüsü (ISNART) ve Yurtdışındaki İtalyan Ticaret Odaları Birliği (Assocamerestero) iş birliğiyle yürütülmektedir. Türkiye'deki uygulama ve koordinasyon ise İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST) tarafından gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’den beş restorana Marchio Ospitalità Italiana" kalite sertifikası</strong></p>
<p>Bu yıl Türkiye’den 5 restoran, özgün İtalyan mutfak kültürünün en prestijli programlarından biri olarak kabul edilen Marchio Ospitalità Italiana kapsamına dahil oldu.  1 Temmuz 2026 tarihinde  İstanbul Venedik Sarayı’nda İtalya Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Giuseppe Manzo'nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen törende Corvino, Da Mario, Il Cortile, Nello’s, Osteria Salvatore Marchio Ospitalità Italiana kurumlarına  kalite sertifikası takdim edildi.  Törende konuşan İtalya Cumhuriyeti Türkiye Büyükelçisi Giuseppe Manzo ile İtalyan Ticaret ve Sanayi Odası Derneği (CCIIST) Başkanı Stefano Kaslowski Türkiye ile İtalya arasındaki ekonomik ve kültürel ilişkilerin geliştirilmesindeki rolüne vurgu yaptılar.  </p>
<p><strong>İyi bir yemek bir ülkenin öyküsünü anlatır</strong></p>
<p>Büyükelçi Manzo, Marchio Ospitalità Italiana sertifikasının yalnızca bir kalite sertifikası değil, aynı zamanda büyük bir sorumluluk anlamına geldiğini ifade etti. Yurt dışındaki İtalyan restoranlarının, İtalyan gastronomi kültürünün, yaşam tarzının ve misafirperverlik anlayışının gerçek temsilcileri olduğunu vurguladı. </p>
<p> Manzo Gastronominin önemini ise şu cümleyle ifade etti:  <em>"İyi bir İtalyan restoranına adım attığınızda, aslında İtalya'ya girmiş gibi hissedersiniz. Sunulan her yemek yalnızca bir gastronomi ürünü değil; aynı zamanda ülkemizin kültürünü, geleneklerini ve misafirperverliğini anlatan bir hikayedir.”</em></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sabri-ulker-vakfi-bilim-elcileri-gida-beslenme-halk-sagligi-arastirmalarina-rehberlik-edecek-82813</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabri Ülker Vakfı Bilim Elçileri gıda, beslenme, halk sağlığı  araştırmalarına rehberlik edecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtodan-uyelerine-tesvik-finansman-ve-uluslararasi-pazar-destegi-82795</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aslantaş: Somut fırsatlar oluşturan projeleri önemsiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odasının (GTO) üyelerinin yatırım süreçlerini kolaylaştıracak, finansman kaynaklarına erişimini artıracak ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü güçlendirecek çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş; yatırımlar ve teşvikler alanında faaliyet gösteren Akademi Yeşil Ofis Consultancy Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Ahmet Cemil Aladağ, Yönetici Ortağı Sayın Ali Ozan Aladağ ve Doğu Marmara ABİGEM Eğitim Müdürü Sayın Mehtap Dündar'ı ağırladı.</p>
<p>Gerçekleştirilen toplantıda; üyelerin yararlanabileceği devlet destekleri, yatırım teşvikleri, finansman olanakları, yatırım süreçleri ve proje geliştirme mekanizmaları kapsamlı şekilde ele alındı. Firmaların bu desteklerden daha etkin faydalanabilmesi ve yeni yatırım alanlarına yönlendirilebilmesi adına yürütülebilecek ortak çalışmalar değerlendirildi.</p>
<p>Toplantının önemli gündem başlıklarından birini ise uluslararası iş birliği fırsatları oluşturdu. Akademi Yeşil Ofis Consultancy'nin Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası ile yürüttüğü çözüm ortaklığı kapsamında, Gebze Ticaret Odası üyesi firmalarının Almanya başta olmak üzere uluslararası pazarlarda yeni iş birlikleri geliştirebilmelerine yönelik fırsatlar ele alındı.</p>
<p><strong>“Bölgemizin ekonomik gücünü artıracak çalışmaları hayata geçirmeye devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası'nın temel önceliğinin üyelerinin üretim, yatırım ve ihracat kapasitesini güçlendirmek olduğunu belirten Aslantaş, "Üyelerimizin yatırım kararlarını kolaylaştıracak, teşvik ve destek mekanizmalarına erişimlerini artıracak, uluslararası pazarlara açılmalarına katkı sağlayacak her fırsatı yakından takip ediyoruz. Gebze Ticaret Odası olarak yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin rekabet koşullarına da hazırlık yapıyoruz. Üyelerimizi doğru kurumlarla buluşturan, yeni iş birlikleri geliştiren ve somut fırsatlar oluşturan projeleri önemsiyoruz. Üreten, yatırım yapan ve ihracat hedefleyen her üyemizin yanında olmaya; bölgemizin ekonomik gücünü artıracak çalışmaları hayata geçirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtodan-uyelerine-tesvik-finansman-ve-uluslararasi-pazar-destegi-82795</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/5/1280x720/gtodan-uyelerine-tesvik-finansman-ve-uluslararasi-pazar-destegi-1783544961.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası, üyelerinin yatırım, teşvik ve finansman kaynaklarına erişimini kolaylaştırmak, uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmak amacıyla Akademi Yeşil Ofis Consultancy ve Doğu Marmara ABİGEM temsilcileriyle bir araya geldi. Toplantıda devlet destekleri, yatırım teşvikleri ve proje geliştirme süreçleri değerlendirilirken, Türk-Alman Ticaret ve Sanayi Odası iş birliği kapsamında özellikle Almanya pazarına yönelik yeni ticari fırsatlar da ele alındı. Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, &quot;Üyelerimizi doğru kurumlarla buluşturan, yeni iş birlikleri geliştiren ve somut fırsatlar oluşturan projeleri önemsiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
