<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiyenin-500-buyuk-sanayi-kurulusu-81331</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 15:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye&#039;nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu&#039; açıklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, İSO tarafından hazırlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırmasının sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Araştırmaya göre, Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) üretimden satışlarda 698 milyar 789 milyon lirayla listede ilk sırayı alırken, Ford Otomotiv 538 milyar 268 milyon lirayla yine ikinci sıranın sahibi oldu.</p>
<p>Star Rafineri AŞ 327 milyar 854 milyon lirayla üçüncü olurken, önceki yıl 6'ncı sırada bulunan OYAK-Renault 235,5 milyar lirayla 4'üncülüğe yükseldi. Onu 206,3 milyar liralık üretimden satışla Toyota Otomotiv, 165,7 milyar lirayla Arçelik izledi.</p>
<p>Geçen yılki listede ilk 10'da bulunmayan ve 11. sırada yer alan TUSAŞ'ın 140,9 milyar liralık üretimden satışla 7'nciliğe, 16. basamakta bulunan Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı 138,8 milyar lirayla 8'inciliğe, 17. sıradaki ASELSAN'ın 130,2 milyar lirayla 9'unculuğa yükselmesi dikkati çekti.</p>
<p>Mercedes-Benz ise 127 milyar liralık üretimden satışla 12'ncilikten 10'unculuğa yükselerek ilk 10'a girdi.</p>
<p>İSO tarafından hazırlanan "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025" araştırmasına göre ilk 10 sanayi kuruluşu şu şekilde:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>Bulunduğu Sıra (2024)</p>
</td>
<td>
<p>Bulunduğu Sıra (2025)</p>
</td>
<td>
<p>Kuruluş</p>
</td>
<td>
<p>Üretimden Satışlar (Net/TL)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>1</p>
</td>
<td>
<p>1</p>
</td>
<td>
<p>TÜPRAŞ</p>
</td>
<td>
<p>698.789.218.726</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>2</p>
</td>
<td>
<p>2</p>
</td>
<td>
<p>Ford Otomotiv</p>
</td>
<td>
<p>538.267.883.167</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>3</p>
</td>
<td>
<p>3</p>
</td>
<td>
<p>Star Rafineri</p>
</td>
<td>
<p>327.854.252.634</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>6</p>
</td>
<td>
<p>4</p>
</td>
<td>
<p>OYAK-Renault</p>
</td>
<td>
<p>235.451.564.919</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>4</p>
</td>
<td>
<p>5</p>
</td>
<td>
<p>Toyota Otomotiv</p>
</td>
<td>
<p>206.261.752.184</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>7</p>
</td>
<td>
<p>6</p>
</td>
<td>
<p>Arçelik</p>
</td>
<td>
<p>165.720.710.029</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>11</p>
</td>
<td>
<p>7</p>
</td>
<td>
<p>TUSAŞ</p>
</td>
<td>
<p>140.894.845.580</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>16</p>
</td>
<td>
<p>8</p>
</td>
<td>
<p>Türkiye Petrolleri A.O.</p>
</td>
<td>
<p>138.780.059.253</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>17</p>
</td>
<td>
<p>9</p>
</td>
<td>
<p>ASELSAN</p>
</td>
<td>
<p>130.249.849.498</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>12</p>
</td>
<td>
<p>10</p>
</td>
<td>
<p>Mercedes-Benz</p>
</td>
<td>
<p>126.983.846.962</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Araştırmaya göre, Türkiye'nin 500 büyük sanayi kuruluşunun üretimden satışları geçen yıl 2024'e göre yüzde 28 artışla 11 trilyon 118 milyar liraya çıktı. 2025'te yüzde 25,4 olan yıllık ortalama Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) baz alındığında, üretimden satışların reel olarak yüzde 2,1 arttığı görüldü.</p>
<p>Böylece 2022'de yüzde 4,2, 2023'te yüzde 5,2 ve 2024'te yüzde 3,4 olan reel düşüş, 2025 yılında ılımlı bir pozitif büyümeye döndü. Bununla birlikte, bu sınırlı reel artış, satışlardaki zayıf performansın sürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Üretimden satışların 50'lik gruplara göre dağılımına bakıldığında İSO 500 içinde ölçek yapısının genel olarak korunduğu görüldü. İlk 10 şirketin İSO 500'deki ağırlığı, önceki yıllara göre hafif bir düşüş gösterse de yüzde 24,4 ile yüzde 25 bandına yakın seyrini sürdürdü.</p>
<p>İlk 50 kuruluşun payı yüzde 48,6, ikinci 50'nin payı yüzde 13,4 oldu. Sıralamada 101-150 arasındaki şirketler üretimden satışlarda yüzde 9,1, 151-200 arasındakiler yüzde 6,8, 201-500 arasındakiler ise yüzde 22,1 pay aldı.</p>
<p>Söz konusu tablo, büyük ölçekli üretimin sanayi içindeki belirleyici ağırlığını gösterdi. Aynı zamanda, İSO 500 kapsamındaki firmalar arasında ölçek farklarının halen belirgin olduğunu ortaya koydu.</p>
<p><strong>İSO 500'den 104,7 milyar dolarlık ihracat</strong></p>
<p>Türkiye'nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 273,3 milyar dolarlık ihracatın 104,7 milyar dolarını İSO 500'deki şirketler yaptı. 2025'te Türkiye'nin genel mal ihracatı yüzde 4,4 artarken, İSO 500'ün ihracat artışının yüzde 8,4 olması dikkati çekti.</p>
<p>Dış rekabet koşullarının giderek zorlaştığı bir dönemde, İSO 500 kuruluşlarının ihracatını daha güçlü bir ivmeyle artırması, Türk sanayisinin dış pazarlardaki dayanıklılığını ve rekabet gücünü ortaya koydu.</p>
<p>İSO 500'ün Türkiye sanayi ihracatı içindeki payı 1,4 puan artışla yüzde 39,7'ye yükselerek yüzde 40 bandındaki seviyesini sürdürdü.</p>
<p><strong>Faaliyet kârı yüzde 57,1 artarak 1 trilyon liraya ulaştı</strong></p>
<p>Araştırmaya göre, 2025 yılında uygulanan dezenflasyon politikaları ve dış pazarlardaki durgunluk, satış gelirleri üzerinde baskı yaratırken yüksek faiz oranları ve artan finansman yükleri, karlılık göstergelerini sınırlamaya devam etti. Buna karşın, şirketlerin maliyet yönetiminde sağladığı göreli başarı, karlılığın ılımlı düzeyde de olsa korunmasında belirleyici oldu.</p>
<p>Sanayi kuruluşlarının karları, 2024 yılındaki sert düşüşlerin ardından 2025'te güçlü nominal iyileşmeler kaydetti. Buna rağmen karlılık göstergeleri tarihsel ortalamaların gerisinde seyretti.</p>
<p>En büyük 500 sanayi şirketinin faaliyet karı geçen yıl 2024'e göre yüzde 57,1 artarak 1 trilyon liraya yükseldi. Buna paralel olarak faaliyet karlılığı oranı da yüzde 6,2'den yüzde 7,7'ye çıktı. Ancak bu oran, 2015-2024 ortalaması olan yüzde 10,4'ün altında kaldı.</p>
<p>Söz konusu şirketlerin vergi öncesi kar ve zarar toplamı da yüzde 64,7 artışla 441 milyar liraya yükseldi. Vergi öncesi dönem kar ve zarar toplamının net satışlara oranı ise yüzde 2,6'dan yüzde 3,4'e çıktı.</p>
<p>Faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) toplamı da yüzde 37,5 artarak 1,8 trilyon lira oldu. Bu artış, FAVÖK karlılığı oranını yüzde 12,8'den yüzde 13,9'a çıkardı. Böylece söz konusu oran, 2015-2024 ortalaması olan yüzde 14'e yakın gerçekleşti.</p>
<p>Geçen yıl İSO 500'de karlılık göstergelerinde nominal toparlanma yaşandı. Ancak yüksek finansman maliyetleri, zayıf talep koşulları nedeniyle tarihsel ortalamaların altında kalan bu göstergeler, sanayi kuruluşlarında karlılığın halen baskı altında olduğunu gösterdi.</p>
<p><strong>Kâr ve zarar eden şirket sayısı değişmedi</strong></p>
<p>Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde 2025'te 348 şirket kar ederken 152 kuruluş zarar açıkladı. Söz konusu rakamlar bir önceki araştırmaya göre değişmedi.</p>
<p>FAVÖK göstergesinde ise zarar eden firma sayısı 1 adet azalarak 18'e geriledi ve görece düşük bir sayıda kaldı.</p>
<p>Şirketlerin 2024'te 35 milyar lira civarında olan net kambiyo zararı, 2025'te 172 milyar liraya yaklaştı. Böylece bir önceki yıl net satışlara oranla yüzde 0,3 seviyesinde olan kambiyo net zararı, 1 puan artarak yüzde 1,3'e çıktı.</p>
<p>Kambiyo zararı dışındaki üretim faaliyeti dışı gelir ve giderlerden elde edilen net kar ise 2025'te yüzde 43 artarak 484 milyar liraya yükseldi.</p>
<p><strong>AR-GE harcamaları 79,7 milyar liraya yükseldi</strong></p>
<p>İSO 500'de teknoloji yoğunluklarına göre katma değer dağılımı, Türk sanayisinin nitelikli ve teknoloji odaklı dönüşüm ihtiyacını bir kez daha net biçimde ortaya koydu. 2025 yılında yaratılan katma değer içinde en yüksek payın yüzde 33 ile düşük ve orta-düşük teknoloji yoğunluklu sektörlere ait olması, sanayinin üretim gücünü koruduğunu ancak katma değerin artırılması noktasında istenilen başarının yakalanamadığını gösterdi.</p>
<p>Geçen yıl düşük teknolojili sektörlerin payı 1,6 puan azalırken orta-düşük teknolojili sektörlerin payı aynı oranda arttı. Orta-yüksek teknolojili sanayiler grubunun payı 0,3 puan gerileyerek yüzde 26,4'e düştü. Yüksek teknoloji yoğunluklu sanayiler grubunun payının 0,2 puan artışla yüzde 7,6'ya yükselmesi umut verdi.</p>
<p>Orta-yüksek ve yüksek teknoloji yoğunluklu sektörlerde yer alan firmaların yaratılan katma değerden aldığı pay, 2023 yılında yüzde 37,4 ile rekor seviyeye ulaştıktan sonra 2024'te yüzde 34,1'e, 2025'te ise yüzde 34'e geriledi.</p>
<p>İSO 500'de AR-GE harcaması yapan kuruluş sayısı 2025'te 8 adet artarak 273'e yükseldi ve 2018'den sonraki en yüksek seviyesine ulaştı. İSO 500'ün AR-GE harcaması yüzde 31,4 artarak 79,7 milyar liraya yükseldi. AR-GE harcamalarının üretimden satışlara oranı da yüzde 0,72 ile bugüne kadar ölçülen en yüksek düzeyine ulaştı.</p>
<p><strong>Çalışan başına ödenen maaş ve ücretlerdeki artış yüzde 42,9'a yükseldi</strong></p>
<p>En büyük 500 sanayi kuruluşunun istihdamı yüzde 2,5 düşüşle 804 bin kişiye geriledi. Tam istihkak olarak ödenen brüt maaş ve ücretlerin yüzde 39,3 ile enflasyonun üzerinde artarak 1,1 trilyon liraya yükseldiği görüldü.</p>
<p>İstihdamdaki yüzde 2,5 düşüşle değerlendirildiğinde, çalışan başına ödenen maaş ve ücretlerdeki artışın yüzde 42,9'a çıktığı gözlendi.</p>
<p><strong>Halka açık şirket sayısı 91 ile rekor kırdı</strong></p>
<p>İSO 500'de halka açık kuruluş sayısında son yıllarda yaşanan dikkati çeken ivme 2025'te de sürdü. 2022'de 73'e, 2023'te 85'e, 2024'te ise 88'e yükselen halka açık şirket sayısı geçen yıl 3 adet daha artarak 91'e çıktı ve İSO 500 tarihindeki en yüksek seviyesine ulaştı.</p>
<p>Bu gelişme, sanayi şirketlerinin sermaye piyasalarına ilgisinin artması ve finansman yapılarının çeşitlenmesi açısından olumlu bulundu.</p>
<p>Yabancı sermaye paylı kuruluş sayısı 6 azalışla 118'e geriledi.</p>
<p>Sanayinin bölgesel dağılımında İSO 500'de Anadolu lehine gelişen eğilimin devam ettiği görüldü. 500 büyük şirket arasında başı 129 üye ile İSO çekerken onu 48 kuruluşla Ankara Sanayi Odası, 43 ile Kocaeli Sanayi Odası, 39 ile Ege Bölgesi Sanayi Odası, 29 ile Gaziantep Sanayi Odası, 23 kuruluşla Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, 16 ile Adana Sanayi Odası izledi.</p>
<p><strong>"Saygın bir arşive dönüştü"</strong></p>
<p>İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, araştırmanın, yalnızca bir şirketler sıralaması olmadığını, 60 yıla yaklaşan birikimiyle Türkiye sanayisinin hafızası, ekonominin üretim aynası ve reel sektörün en güvenilir check-up'ı niteliğinde olduğunu söyledi.</p>
<p>İSO 500'ün reel sektörde üretimin, ihracatın, istihdamın, finansman yapısının, katma değerin ve teknoloji yoğunluğunun yıllar içindeki seyrinin izlenebileceği büyük bir bilgi hazine olduğunu dile getiren Bahçıvan, Türkiye'nin sanayileşme serüvenini adım adım izleyen ve şirketlerin gelişimini kayıt altına alan bu araştırmanın ekonomi tarihine ışık tutan saygın bir arşive dönüştüğünü anlattı.</p>
<p>Konuşmasının ilk bölümünde küresel büyüme, global ekonominin karşı karşıya kaldığı zorluklar, ABD yönetiminin tarife adımları, maliyetlerdeki artış, enerji fiyatlarındaki yükseliş, ihracat pazarlarındaki talep daralması gibi gelişmelerden bahseden Bahçıvan, jeopolitik riskler ile ABD ve Çin arasındaki rekabete de değindi.</p>
<p>Bahçıvan, bu dış faktörler çerçevesinde Türkiye ekonomisinin 2025'te yüzde 3,6 büyüme oranıyla hafif ivme kazandığını anımsatarak, büyümeyi iç talebin sürüklediğini, dış talebin zayıf seyrettiğini, enflasyon beklentilerinde iyileşmenin zaman aldığını, hizmet sektöründeki fiyat katılıklarının sürdüğünü, dönem dönem finansal dalgalanmalar yaşandığını anlattı.</p>
<p>Geçen yıl boyunca İSO Türkiye İmalat PMI endeksinin 50 eşiğinin altında kaldığını hatırlatan Bahçıvan, 2025'in yüksek faizlerin ve finansmana erişim koşullarının sanayi şirketleri üzerinde ciddi baskı oluşturduğu bir yıl olduğunu söyledi.</p>
<p>Bahçıvan, "Bu koşullar altında sanayicimiz, artan finansman maliyetleri, zayıflayan iç talep, kur ve maliyet dengesi, yatırım iştahındaki yavaşlama ve rekabet gücünü koruma ihtiyacı arasında zorlu bir denge kurmaya çalıştı." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Finansmana erişim üretimin devamlılığı için hayati bir gereklilik"</strong></p>
<p>Erdal Bahçıvan, Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 araştırmasının sonuçlarına ilişkin, üretimden net satışlar, ihracat, İSO 500'ün sanayi içindeki payı gibi temel göstergeleri paylaştı.</p>
<p>Sanayi kuruluşları açısından finansmana erişimin yalnızca bir maliyet unsuru değil, üretimin devamlılığı, işletme sermayesi ihtiyacının karşılanması ve yatırım kapasitesinin korunması bakımından hayati bir gereklilik olduğunu vurgulayan Bahçıvan, finansmana erişimin zorlaştığı ve borçlanma maliyetlerinin yüksek seyrettiği bir ortamda, bu gerekliliğin firmalar üzerinde ağır bir karlılık baskısına dönüştüğünü söyledi.</p>
<p>Bahçıvan, finansman giderlerinin faaliyet karına oranının 2024'te büyük bir sıçramayla yüzde 96,6'ya kadar yükseldikten sonra 2025'te yüzde 84,9'a gerilediğini kaydederek, bu verinin, son iki yıldır sanayi firmalarının faaliyetten elde ettikleri karın çok büyük bölümünü finansman giderlerine ayırmak zorunda kaldığını gösterdiğini aktardı.</p>
<p>Erdal Bahçıvan, "Tablo açık biçimde göstermektedir ki finansmana erişimin güçleştiği ve finansman maliyetlerinin yüksek kaldığı bir ortamda, sanayi kuruluşlarının esas faaliyetlerinden yarattıkları değer, önemli ölçüde finansman yükü tarafından aşındırılmaktadır. Bu durum, sadece dönem karlılığını değil, firmaların yatırım yapma, büyüme ve rekabet güçlerini koruma kapasitesini de doğrudan sınırlandırmaktadır." dedi.</p>
<p><strong>"İSO 500 şirketlerinin devreden KDV tutarı 120 milyar liranın üzerine çıktı"</strong></p>
<p>İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, geçen yıl İSO 500'ün toplam borçlarının öz kaynaklara göre çok daha hızlı büyüdüğünü, bu gelişmelere bağlı olarak, toplam aktifler içinde öz kaynakların payının 2024'ün ardından 2025'te de azaldığını ve yüzde 52,1'den yüzde 49,1'e gerilediğini söyledi.</p>
<p>Bahçıvan, "Böylece 2023 yılında enflasyon düzeltmesinin etkisiyle öz kaynak ağırlıklı hale gelen İSO 500 konsolide bilançosunun, aradan geçen iki yılın ardından yeniden borç ağırlıklı bir yapıya döndüğünü görüyoruz." şeklinde konuştu.</p>
<p>İSO 500'ün toplam borçlarının yüzde 30,8 büyüdüğünü dile getiren Bahçıvan, mali borçlardaki artışın yüzde 41,6'ya ulaştığını, diğer borçların ise yüzde 21 ile daha sınırlı yükseldiğini bildirdi.</p>
<p>Bahçıvan, 2021-2024 döneminde diğer borçlar mali borçlardan daha hızlı büyürken 2025'te bu eğilimin tersine döndüğünü belirterek, yüksek finansman maliyetleri ve kredi koşullarındaki sıkılaşmaya rağmen firmaların kredi ihtiyacının güçlü seyrini koruduğunu, bu nedenle mali borçların toplam borçlar içindeki payının yeniden yüzde 50'nin üzerine çıktığını anlattı.</p>
<p>Devreden KDV konusunu uzun yıllardır her platformda gündeme taşıdıklarını ve bunun sanayicilerin en önemli yapısal sorunlarından biri haline geldiğini kaydeden Bahçıvan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"2025 yılında İSO 500 şirketlerinin devreden KDV tutarı yüzde 42,1 artarak 120 milyar liranın üzerine çıkmıştır. Özellikle finansmana erişimin zorlaştığı, finansman maliyetlerinin yüksek seyrettiği ve firmaların işletme sermayesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu mevcut ekonomik koşullarda, sanayicinin kaynaklarının devreden KDV yoluyla sistem içinde kilitli kalmaya devam etmesi son derece düşündürücüdür. Üretim yapan, yatırım gerçekleştiren, istihdam oluşturan ve ihracat yapan sanayicimiz, hak ettiği kaynağı kullanamamakta, bu kaynak fiilen kamu tarafından uzun süreli ve maliyetsiz bir şekilde tutulmaktadır. Sanayimizin rekabet gücünü desteklemek, işletmelerimizin finansman imkanlarını güçlendirmek ve üretim odaklı büyümeyi hızlandırmak için devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların artık daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz."</p>
<p><strong>"Kara, deniz taşıtları ve yan sanayisi" sektörü ilk sıraya yükseldi</strong></p>
<p>Erdal Bahçıvan, İSO 500'ün sektörel dağılımına bakıldığında dikkat çekici bir yer değişimi yaşandığını belirterek, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Geçen yıl üretimden satışlara göre en yüksek paya sahip sektör, yüzde 19,5 ile 'kara, deniz taşıtları ve yan sanayisi' olmuştur. 2024 yılında üçüncü sırada yer alan bu sektörün payının 2025'te 1,9 puan artması, özellikle otomotiv ve savunma sanayisindeki güçlü performansın İSO 500 tablosuna belirgin biçimde yansıdığını göstermektedir. Yüzde 17,8 payla ikinci sırada yer alan 'ana metaller ve makine imalatı sanayisi' ise 2024'te en büyük paya sahip sektör konumundayken, geçen yıl payı 2,9 puan gerilemiştir. Bu düşüşte, değerli metaller dışındaki emtia fiyatlarında yaşanan gerilemenin ilgili sektörlerin performansı üzerindeki olumsuz etkisi belirleyici olmuştur."</p>
<p>Bahçıvan, üçüncü sırayı yüzde 17'lik payla "gıda ürünleri" ile "kimyasal ürünler, plastik ve kauçuk ürünleri" sektörlerinin paylaştığını ifade ederek, gıda ürünleri sektörünün payını 1 puan artırdığını, kimya sektörünün payında ise 1,4 puan azalma yaşandığını söyledi.</p>
<p>İSO 500'ün sektörel dağılımı Türkiye sanayisinin hem geleneksel güçlü alanlarını hem de stratejik sektörlerdeki dönüşüm potansiyelini bir arada yansıttığını dile getiren Bahçıvan, "Önümüzdeki dönemde bu yapının yüksek katma değerli, teknoloji yoğun ve ihracat odaklı üretimle daha da güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır." dedi.</p>
<p><strong>"Savunma sanayisinde ve teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışları yaşandı"</strong></p>
<p>İSO Yönetim Kurulu Başkanı Bahçıvan, 2025'te sanayide belirgin sektörel ayrışmaların öne çıktığını belirterek, "Özellikle emek-yoğun geleneksel sektörlerimiz önemli ölçüde zorlanırken, savunma sanayisi başta olmak üzere teknoloji yoğun sektörlerde güçlü üretim artışlarının yaşandığını gözlemlemekteyiz." diye konuştu.</p>
<p>Sanayicinin karşı karşıya kaldığı olumsuzluklardan bahseden Bahçıvan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bugün sanayicimizin sahada en fazla hissettiği sorunların başında finansman maliyetlerinin yüksekliği gelmektedir. Son iki yıldır çok yüksek seviyelerde seyreden finansman maliyetleri, yalnızca bilançolara yansıyan bir kalem değil, üretimden yatırıma, istihdamdan rekabet gücüne kadar sanayinin bütün kesimlerini etkileyen temel bir gerçekliktir. Türkiye'nin en güçlü sanayi kuruluşları dahi bu kadar yüksek finansman yükü altında faaliyetlerini sürdürmeye çalışırken, aynı güce ve imkanlara sahip olmayan daha küçük ölçekli işletmelerin karşı karşıya kaldığı zorlukların çok daha ağır olduğunu gözden kaçırmamamız gerekir. Direnen enflasyon ve faizler, finansmandaki bu haksız tablonun 2026'da da süreceğini bize göstermektedir. Özellikle en çok etkilenen sektörler gözetilerek kredi maliyetlerini yükselten ve ihracat kredileri de dahil olmak üzere finansmana erişimi sınırlayan tüm faktörlerin gözden geçirilmesi gerekmektedir."</p>
<p><strong>"Sonuçlar sanayinin tüm zorlu koşullara rağmen potansiyelini de ortaya koyuyor"</strong></p>
<p>Erdal Bahçıvan, sonuçların Türk sanayisi için önemli göstergeleri de ortaya koyduğunu aktararak, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"İSO 500, sanayimizin tüm zorlu koşullara rağmen sahip olduğu dayanıklılığı ve potansiyeli ortaya koyan önemli işaretler de vermektedir. Örnek vermem gerekirse, İSO 500 şirketlerinin ihracatının yüzde 8,4 artışla 104,7 milyar dolara ulaşması, sanayi kuruluşlarımızın küresel pazarlardaki güçlü konumunu koruduğunu göstermektedir. AR-GE harcaması yapan firma sayısındaki ve toplam AR-GE harcamalarındaki artış ise yenilikçilik kapasitemizin gelişmeye devam ettiğine işaret etmektedir."</p>
<p>Bahçıvan, yüksek teknoloji yoğunluklu sanayilerin payının yüzde 7,6'ya yükselmesinin geleceğe ilişkin umutları güçlendirdiğini kaydederek, "Halka açık kuruluş sayısının 91'e yükselmesi de sermayenin tabana yayılması ve nitelikli finansmana erişim açısından son derece olumlu bir gelişmedir. Veriler, aynı zamanda istihdam tarafında farklı bir dönüşüme de işaret etmektedir. Çalışan sayısındaki sınırlı gerileme, artık sanayide rekabet gücünün yalnızca nicelikle değil, nitelikli insan kaynağıyla belirlendiğini göstermektedir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bahçıvan, sanayi sektörünün öneminin altını çizerek, "Sanayi sektörü, ekonomik büyümenin ötesinde istihdamın, ihracatın, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın ve milli rekabet gücünün temel taşıdır. Bu nedenle sanayiye sahip çıkmak üretime, istihdama, ihracata, teknolojiye, inovasyona ve en önemlisi Türkiye'nin geleceğine sahip çıkmaktır." diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiyenin-500-buyuk-sanayi-kurulusu-81331</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/1/1280x720/bahcivan-1781698739.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO&#039;nun &quot;Türkiye&#039;nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu&quot; araştırmasına göre, TÜPRAŞ, geçen yıl, üretimden satışlarda 698,8 milyar lirayla Türkiye&#039;nin en büyük sanayi kuruluşları sıralamasında zirvede yer aldı. TÜPRAŞ&#039;ı 538,3 milyar lirayla Ford Otomotiv ve 327,9 milyar lirayla Star Rafineri izledi. Araştırmaya göre, en büyük 500 sanayi kuruluşunun üretimden satışları geçen yıl yüzde 28 artarak 11 trilyon 118 milyar liraya çıktı. İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, &quot;İSO 500, sanayimizin tüm zorlu koşullara rağmen sahip olduğu dayanıklılığı ve potansiyeli ortaya koyan önemli işaretler vermektedir.&quot; dedi. Bahçıvan, &quot;Devreden KDV yükünün azaltılmasına yönelik somut ve kalıcı adımların artık daha fazla gecikmeden hayata geçirilmesini beklediğimizi bir kez daha vurgulamak istiyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerel-kalkinma-hamlesi-tesvik-programinin-sonuclari-belli-oldu-81325</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 13:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı&#039;nın sonuçları belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2025 Çağrısı sonuçlarının belli olduğunu duyurdu. </p>
<p>Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Topyekûn kalkınma vizyonuyla şehirlerimizde yatırımı, üretimi ve istihdamı büyütüyoruz. Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2025 yılı çağrısı sonuçları belli oldu. Tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayisine 303 yatırım projesini destekliyoruz. Şehirlerimizin potansiyelini harekete geçirecek ve 22 bini aşkın yeni istihdamın önünü açacak 185 milyar TL’lik yatırım şehirlerimize ve ülkemize hayırlı olsun! 2026 yılı çağrısı başvurularının değerlendirmelerini de hızla tamamlayacak, sonuçları yakında açıklayacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdogan’ın liderliğinde, kuzeyden güneye, doğudan batıya ülkemizin dört bir yanında yatırımları hızlandırmaya, şehirlerimizi tüm imkanlarımızla desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Topyekûn kalkınma vizyonuyla şehirlerimizde yatırımı, üretimi ve istihdamı büyütüyoruz.<br /><br />📌 Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2025 yılı çağrısı sonuçları belli oldu. Tarımdan turizme, madencilikten imalat sanayisine 303 yatırım projesini destekliyoruz. Şehirlerimizin… <a href="https://t.co/QaWr5deQCo">pic.twitter.com/QaWr5deQCo</a></p>
— Mehmet Fatih KACIR (@mfatihkacir) <a href="https://x.com/mfatihkacir/status/2067171142180233439?ref_src=twsrc%5Etfw">June 17, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerel-kalkinma-hamlesi-tesvik-programinin-sonuclari-belli-oldu-81325</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/0/1280x720/odeme-money-para-1777473706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı 2025 Çağrısı sonuçlarının açıklandığını belirten Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;Şehirlerimizin potansiyelini harekete geçirecek ve 22 bini aşkın yeni istihdamın önünü açacak 185 milyar liralık yatırım şehirlerimize ve ülkemize hayırlı olsun.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egiad-kaan-ozhelvaci-markalasma-artik-pazarlama-degil-stratejik-liderlik-meselesidir-81316</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 12:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> EGİAD Kaan Özhelvacı: Markalaşma artık pazarlama değil, stratejik liderlik meselesidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zekânın iş dünyasında üretimden pazarlamaya, tüketici davranışlarından marka stratejilerine kadar tüm dengeleri yeniden tanımladığı bir dönemde, markalaşma artık yalnızca iletişim ve reklam faaliyetlerinin ötesine geçerek stratejik bir dönüşüm alanı haline geliyor.</p>
<p>Bu kapsamda Ege Genç İş İnsanları Derneği (EGİAD) tarafından düzenlenen “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”, küresel akademi ve iş dünyasının önde gelen isimlerini İzmir’de bir araya getirerek, markaların geleceğini belirleyecek yeni dinamikleri tartışmaya açtı.</p>
<p>Açılışta konuşan EGİAD Yönetim Kurulu Başkanı M. Kaan Özhelvacı, markalaşmanın artık yalnızca pazarlama departmanlarının konusu olmadığını belirterek, küresel rekabet gücünü belirleyen stratejik bir liderlik alanına dönüştüğünü söyledi. Özhelvacı, “Bugün yalnızca bir marka forumu düzenlemiyoruz. İzmir iş dünyasını; yapay zekânın, algoritmaların, dijital toplulukların, derin müşteri içgörülerinin ve yeni nesil tüketici davranışlarının şekillendirdiği büyük bir dönüşüm alanıyla buluşturuyoruz. Markalaşmayı yalnızca pazarlamanın bir başlığı olarak değil; şirketlerimizin geleceğe kalma becerisini belirleyen stratejik bir yönetim sorumluluğu olarak ele alıyoruz” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin üretim gücü, girişimcilik enerjisi, genç insan kaynağı, sanayi tecrübesi ve ihracat kapasitesiyle önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Özhelvacı, bu potansiyelin küresel marka değerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>İzmir’in köklü ticaret kültürü, güçlü sanayi altyapısı, liman kenti kimliği, yaratıcı sektörleri, tarım ve gıda potansiyeli ile teknoloji ve inovasyon ekosistemi sayesinde önemli bir marka değerine sahip olduğunu kaydeden Özhelvacı, kentin bu potansiyelinin daha görünür ve ayırt edici bir küresel kimliğe taşınması gerektiğini ifade etti. “İzmir’i yalnızca üreten bir şehir olarak değil; tasarlayan, anlatan, dönüştüren, markalaşan ve dünyaya değer sunan bir şehir olarak konumlandırmalıyız” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egiad-kaan-ozhelvaci-markalasma-artik-pazarlama-degil-stratejik-liderlik-meselesidir-81316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/6/1280x720/egiad-kaan-ozhelvaci-markalasma-artik-pazarlama-degil-stratejik-liderlik-meselesidir-1781687601.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Genç İş İnsanları Derneği tarafından düzenlenen “Yapay Zekâ Çağında Markalaşma Forumu”, yapay zekânın markalaşma stratejilerinden tüketici davranışlarına kadar iş dünyasında yarattığı dönüşümü masaya yatırdı. Forumda, markalaşmanın artık stratejik bir yönetim alanına dönüştüğü ve İzmir’in küresel marka değeri oluşturma potansiyelinin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretimi-yillik-yuzde-21-artti-81322</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 11:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat üretimi yıllık yüzde 2,1 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026'ya ait inşaat üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, nisanda yıllık bazda yüzde 2,1 artış kaydetti.</p>
<p>İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde, söz konusu ayda geçen yılın aynı ayına kıyasla bina inşaatı sektörü endeksi aynı kalırken, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 12,3 ve özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 2,7 arttı.</p>
<p>İnşaat üretim endeksi, nisanda aylık bazda da yüzde 0,7 artış gösterdi.</p>
<p>Bina inşaatı sektörü endeksi aylık yüzde 0,9, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 1,4 artarken, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 0,5 azaldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretimi-yillik-yuzde-21-artti-81322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/insaat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre inşaat üretim endeksi, yıllık bazda yüzde 2,1 oranında yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-yillik-yuzde-22-artti-81313</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretimi yıllık yüzde 2,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026'ya ait hizmet üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,2 yükseldi.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 4, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 13,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 8,9 artarken ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 2, gayrimenkul hizmetleri yüzde 3,8, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 0,6 düşüş kaydetti.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Hizmet üretim endeksi, nisanda bir önceki aya göre, yüzde 0,6 azalış gösterdi.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, aylık bazda bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 2,6, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 0,5 yükselirken konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 2,2, ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 0,9, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,6, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 1,1 düşüş kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-yillik-yuzde-22-artti-81313</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/hizmet-otel-resepsiyon-hotel-1777024503.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre, hizmet üretim endeksi, yıllık bazda yüzde 2,2 artarken aylık bazda yüzde 0,6 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-turkiye-rekabetci-fiyatlarla-guvenli-nukleer-teknolojiye-sahip-olmak-istiyor-81311</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bayraktar: Türkiye rekabetçi fiyatlarla güvenli nükleer teknolojiye sahip olmak istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın, Romanya Köstence'de bulunan Kanada menşeli CANDU reaktör teknolojisinin kullanıldığı Cernavoda Nükleer Güç Santrali'ni ziyaret ederek reaktörler ve teknoloji hakkında bilgi aldığı bildirildi.</p>
<p>Bayraktar, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'nin 2050'ye kadar 20 bin megavatlık bir nükleer kapasiteye sahip olma hedefi bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Nükleer enerjinin, Türkiye'nin "2053 Net sıfır Emisyon" hedefi için olmazsa olmaz olduğuna işaret eden Bayraktar, şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye hem rekabetçi fiyatlarla nükleere sahip olmak, bu yatırımları yapmak istiyor hem de en güvenli teknolojiye sahip olmak istiyor. Nükleer atık yönetimi ve nükleer yakıt tedarikiyle alakalı da daha kapsamlı, daha bütüncül bir yaklaşımla inşallah önümüzdeki ikinci, üçüncü projeleri hayata geçireceğiz. Ülkemizin hem enerji arz güvenliğini teminat altına almak hem de Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu '2053 Net sıfır Emisyon' hedefine ulaşmak için nükleer bizim için olmazsa olmaz bir husus."</p>
<p>Bayraktar, Akkuyu'da dört nükleer reaktörün inşasının devam ettiğini, 20 bin megavatlık hedefe ulaşmak için Sinop ve Trakya'da da planlanan santraller bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Bunların yanında küçük modüler reaktörler konusunun da gündemlerinde olduğunu dile getiren Bayraktar, "Türkiye, şu anda kritik bir süreçte. Biz bu noktada özellikle Akkuyu sonrasında yapacağımız santrallerde teknoloji seçimiyle alakalı, birlikte bu alanda ortaklık yapacağımız, birlikte çalışacağımız teknolojiler ve ülkelerle alakalı çalışmaları yürütüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Kanadalı şirket yöneticileri ile görüşme olacak</strong></p>
<p>Bakan Bayraktar, bu konuda Çin ile uzun yıllardır yürütülen bir müzakere süreci ve bir çalışma olduğunu, Çin'in yanı sıra Güney Kore ile çok yakın zamanda daha yoğun bir şekilde çalışmaya başladıklarını anımsattı.</p>
<p>Kanada'daki nükleer teknolojiyle alakalı da son aylarda özellikle çok yoğunlaşan bir çalışma süreci bulunduğunu ifade eden Bayraktar, şunları söyledi:</p>
<p>"Bununla beraber özellikle bu teknolojinin uygulamalarını yerinde görmek adına da bugün ülkemize çok yakın bir mesafede, 'komşumuz' diyebileceğimiz ve çok iyi ilişkilerimizin olduğu Romanya'da CANDU teknolojisiyle kurulmuş iki reaktörü görme fırsatımız oldu. Türkiye hem rekabetçi fiyatlarla nükleere sahip olmak, bu yatırımları yapmak istiyor hem de en güvenli teknolojiye sahip olmak istiyor. Nükleer atık yönetimi ve nükleer yakıt tedarikiyle alakalı da daha kapsamlı, daha bütüncül bir yaklaşımla inşallah önümüzdeki ikinci, üçüncü projeleri hayata geçireceğiz."</p>
<p>Bakan Bayraktar, Kanadalı bir şirketin Türkiye'deki tedarikçilerle ve ekipman sağlayıcılarla haziran sonunda veya temmuz başında toplantı yapacağını kaydetti.</p>
<p><strong>Köstence'de Yaşayan İş İnsanı ve Soydaşlarla Buluşma programı</strong></p>
<p>Bakan Bayraktar, Romanya'daki temasları çerçevesinde, Köstence'de Yaşayan İş İnsanı ve Soydaşlarla Buluşma programına da katıldı.</p>
<p>Programa, Türkiye'nin Bükreş Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan ile Köstence Başkonsolosu Asiye Derya Dingiltepe de iştirak etti.</p>
<p>Romanya'da bulunan Türklere hitaben Bakan Bayraktar, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sizler, burada bu ülkenin gelişiminde, ilerlemesinde ve Türkiye ile olan ikili işbirliğinin daha ileri gitmesi noktasında çok önemli bir yer tutuyorsunuz. Sizin buradaki varlığınız, buradaki faaliyetleriniz ve yaptığınız çalışmalar, Romanya'nın ekonomisine, Romanya'nın ekonomik ve içtimai hayatına çok önemli katkılar yapıyor. Her ne konuda olursa olsun arkanızda olduğumuzu, çok güçlü bir devlet olarak her alanda sizlere destek olduğumuzu ve olacağımızı, devletimizi temsil eden tüm kurumlarımız adına ifade ediyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-turkiye-rekabetci-fiyatlarla-guvenli-nukleer-teknolojiye-sahip-olmak-istiyor-81311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/1/1280x720/56563-1781681817.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Bayraktar, &quot;Türkiye hem rekabetçi fiyatlarla nükleere sahip olmak, bu yatırımları yapmak istiyor hem de en güvenli teknolojiye sahip olmak istiyor. Nükleer atık yönetimi ve nükleer yakıt tedarikiyle alakalı da daha kapsamlı, daha bütüncül bir yaklaşımla inşallah önümüzdeki ikinci, üçüncü projeleri hayata geçireceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/petrol-ithalati-yillik-yuzde-126-azaldi-81310</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol ithalatı yıllık yüzde 12,6 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) "Nisan 2026 Petrol Piyasası Sektör Raporu"nu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin toplam petrol ithalatı içinde en büyük kalemi oluşturan ham petrol ithalatı yüzde 9,19 azalarak 2 milyon 620 bin 645 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde motorin türlerinin ithalatı ise yüzde 26,22 azalarak 802 bin 329 ton oldu. İthalatın kalan kısmını havacılık ve denizcilik yakıtları ile diğer ürünler oluşturdu.</p>
<p>Böylece toplam ithalat, nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,6 azalarak 3 milyon 757 bin 501 ton olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>En fazla ham petrol ve petrol ürünleri ithalatı, 1 milyon 758 bin 314 tonla Rusya'dan yapılırken bu ülkeyi 529 bin 551 tonla Kazakistan ve 314 bin 827 tonla Irak izledi.</p>
<p>Yurt içi benzin satışları nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,08 artarak 466 bin 449 ton oldu. Toplam petrol ürünü satışları yüzde 2,06 azalarak 2 milyon 602 bin 949 ton, motorin satışları ise yüzde 4,10 azalarak 2 milyon 4 bin 871 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Petrol piyasasında ihracat yüzde 22,78 azaldı</strong></p>
<p>Aynı dönemde petrol piyasasında toplam ihracat yüzde 22,78 azalışla 1 milyon 69 bin 143 ton oldu.</p>
<p>Türkiye'nin denizcilik yakıtları ihracatı yüzde 47,82 artarak 98 bin 578 ton olarak belirlenirken motorin türleri ihracatı yüzde 77,47 azalarak 101 bin 235 ton olarak kaydedildi.</p>
<p>Havacılık yakıtları ihracatı yüzde 14,29 azalarak 508 bin 950 ton, benzin türleri ihracatı ise yüzde 39,98 azalarak 4 bin 190 ton oldu.</p>
<p>Aynı dönemde toplam rafineri petrol ürünleri üretimi yüzde 6,07 azalışla 3 milyon 200 bin 59 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Havacılık yakıtları üretimi nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 16,61 artarak 669 bin 985 ton, benzin türleri üretimi yüzde 5,02 artarak 445 bin 902 ton oldu. Motorin türlerinin üretimi ise yüzde 7,44 azalarak 1 milyon 300 bin 381 ton olarak kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/petrol-ithalati-yillik-yuzde-126-azaldi-81310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/8/1280x720/petrol-tankeri-1772598101.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin nisan verilerine göre, toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı, yıllık bazda yüzde 12,6 azalışla 3,75 milyon tona geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/akilli-telefon-ithalati-ilk-kez-dusus-gosterdi-81291</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akıllı telefon ithalatı ilk kez düşüş gösterdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Sektör raporları, özellikle giriş ve orta segment telefonlarda üretim maliyetlerinin hızla arttığını, bunun da bazı düşük fiyatlı modellerin piyasadan çekilmesine yol açabileceğini ortaya koyuyor. Gelişmeler Türkiye’nin dış ticaret verilerine de yansıdı.</p>
<p>2022 yılında 1,29 milyar dolar olan ithalat değeri, 2025 yılında 3,04 milyar dolara yükseldi. Üç yılda ithalat faturası yüzde 135,7 artarak 1,75 milyar dolar büyüdü. Aynı dönemde ithal edilen telefon adedi de 3,25 milyondan 6,16 milyona çıkarak yüzde 89,7 arttı. 2026 yılının ilk dört ayı ise pazar yavaşlama sinyalleri verdi. Geçen yılın aynı döneminde 1,92 milyon adet olan akıllı telefon ithalatı, bu yılın ilk dört ayında 1,89 milyon adede gerileyerek yüzde 1,7 düştü. İthalat değeri ise artan maliyetlere paralel olarak 855,7 milyon dolardan 1,03 milyar dolara çıkarak yüzde 20,4 arttı. Bu durum adet bazında talebin zayıfladığını, ancak daha yüksek fiyatlı modellerin ithalatının etkisiyle toplam ithalat değerinin büyümeye devam ettiğini gösterdi.</p>
<h2>Bellek fiyat artışları dengeyi değiştirecek</h2>
<p>TrendForce verilerine göre akıllı telefonların en kritik bileşenlerinden biri olan mobil DRAM belleklerde fiyat artışları ikinci çeyrekte hız kazanacak. LPDDR4X belleklerin ortalama satış fiyatlarının yüzde 70-75, LPDDR5X çözümlerinin ise yüzde 78-83 oranında yükselmesi bekleniyor. Yapay zekâ veri merkezlerinden gelen yoğun talep nedeniyle üreticilerin kapasiteyi bu alana kaydırması, mobil cihaz üreticilerinin maliyet baskısını artırıyor.</p>
<h2>150 dolarlıkların üretimi tehlikede</h2>
<p>Bellek maliyetlerindeki artışın en fazla giriş ve orta segment cihazları etkilemesi bekleniyor. Sektör uzmanları, 150 doların altında satılan bazı modellerin ekonomik olarak üretilemez hale gelebileceğini belirtiyor. Üreticilerin artan maliyetleri nihai satış fiyatlarına yansıtması halinde tüketicilerin yeni telefon alım kararlarını ertelemesi de olası görülüyor. Pazar araştırma şirketi Counterpoint Research, bu nedenle küresel akıllı telefon sevkiyatlarının 2026 yılında yüzde 13,9 gerileyerek 1,08 milyar adede düşebileceğini öngörüyor. Bu oran, daha önce açıklanan yüzde 12,4’lük daralma tahmininin de üzerinde bulunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a32356887d4a-1781675368.png" alt="" width="631" height="184" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dev firmalar, katlanabilir modelleriyle yeni bir rekabet savaşına hazırlanıyor</span></h2>
<p>■ Genel pazarda daralma beklentisine rağmen katlanabilir telefon segmentinde güçlü büyüme öngörülüyor. Counterpoint Research verilerine göre küresel katlanabilir telefon sevkiyatlarının 2026 yılında yüzde 20 artması bekleniyor. Bu büyümenin arkasında üreticilerin premium segment stratejileri bulunuyor. Samsung’un yeni nesil yatay ve dikey katlanabilir modellerini tanıtması, Apple’ın ilk katlanabilir iPhone’unu piyasaya sürmeye hazırlanması ve Google ile Motorola’nın yeni ürün hamleleri segmentte rekabeti artırıyor. 2025 yılında küresel katlanabilir telefon pazarının yaklaşık yüzde 40’ını elinde bulunduran Samsung’un payının 2026’da yüzde 31’e gerilemesi beklenirken, Apple’ın ilk yılında yüzde 28 pazar payına ulaşabileceği tahmin ediliyor. Huawei’nin payının yüzde 23 seviyesinde gerçekleşmesi öngörülüyor.</p>
<p>Uzmanlar, akıllı telefon sektöründe yeni dönemin “yüksek performans ve yüksek fiyat” ekseninde şekilleneceğini değerlendiriyor. Yapay zekâ destekli cihazlara yönelik talep üreticileri premium modellere yönlendirirken, artan bellek maliyetleri düşük fiyatlı telefonların rekabet gücünü azaltıyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde pazarda daha az sayıda giriş seviyesi model, buna karşılık daha fazla yapay zekâ destekli ve katlanabilir cihaz görülmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/akilli-telefon-ithalati-ilk-kez-dusus-gosterdi-81291</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/cep-telefonu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2025&#039;in ilk dört ayında 1,92 milyon adet olan akıllı telefon ithalatı, bu yıl 1,89 milyona gerileyerek yüzde 1,7 düştü. İthalat değeri ise 855,7 milyon dolardan 1,03 milyar dolara çıkarak yüzde 20,4 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yemek-kartlari-hr-teche-yan-haklar-stratejik-guce-evrildi-81290</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yemek kartları HR Tech’e, yan haklar stratejik güce evrildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yemek kartları, insan kaynakları teknolojileri platformuna doğru evrilirken, dijitalleşme, esneklik ve sürdürülebilirlik üçgeninde büyüyen sektör, yetenek savaşlarında ve iş barışında stratejik bir güce dönüştü. Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, “4,5 milyonu aşkın çalışan her gün bu sistemin içinde. Bu sadece çalışana değil, işverene, devlete ve üye iş yerlerine aynı anda katkı sağlayan bir yapı” dedi.</p>
<p>Pluxee Türkiye CEO’su Eda Uluca Özcan, yemek kartlarının yan haklar alanında artık insan kaynakları teknolojileri (HR Tech) platformuna dönüştüğünü belirterek, çalışan yan hakları dünyasının Türkiye’de hızla genişleyen ve etkisini artıran bir ekosistem haline geldiğini belirtti.</p>
<p>“Bu alan artık yalnızca bir yemek kartı hizmeti değil, çalışan, işveren ve yerel ekonomi arasında güçlü bir bağ kuran bir yapı” diyen Özcan, sektörün ölçeğini şu sözlerle anlatıyor: “Bugün 4,5 milyonu aşkın çalışan her gün bu sistemin içinde. Bu sadece çalışana değil, işverene, devlete ve üye iş yerlerine aynı anda katkı sağlayan bir yapı.”</p>
<p>Restoranların gelirlerinin önemli bölümünün bu sistemden geldiğini hatırlatan Özcan, “Bazı küçük işletmelerde cironun neredeyse tamamı buradan oluşabiliyor. Bu yüzden biz sadece bir hizmet sağlayıcı değil, bir ekosistemiz” diyor.</p>
<p>Sektörün geçirdiği dönüşümün en kritik başlığı ise dijitalleşme. Özcan, Pluxee’yi artık bir teknoloji şirketi olarak tanımladıklarını belirterek, “Yemek kartı sektörü olarak başlayıp bugün çalışanların tüm yan haklarını yönetebildiği bir platforma dönüştük. Çalışanın neye sahip olduğunu bilmesi ve bunu aktif kullanabilmesi çok önemli” şeklinde konuşuyor. Bu dönüşümde mobil uygulamaların rolünün belirleyici olduğunu kaydeden Özcan, Türkiye’nin bu alana hızlı adapte olduğuna dikkat çekerek, “Artık yemek kartlarını bir kredi kartı gibi cüzdanlarımızda taşımıyoruz. Mobil kullanım oranı yüzde 95’in üzerine çıktı. Kart neredeyse ortadan kalktı” diyor. Pandemiyle birlikte online harcamaların hızlandığını anımsatan Özcan, “Bu da online yemek platformlarını büyüttü. Biz pandemiden hemen önce 2019 Kasım’ında mobil uygulamamızı devreye almıştık. Hemen arkasından online yemek platformlarında kullanılabilir hale geldik. Bugün harcamaların yaklaşık yüzde 20’si online kanallardan geliyor. Bu oran giderek artıyor” bilgisini paylaşıyor.</p>
<h2>TREND, KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ YAN HAKLAR</h2>
<p>Özcan’a göre çalışan beklentilerindeki değişim, sektörün yönünü de belirliyor. “Tek tip yan hak dönemi sona erdi” diyen Özcan, “Eskiden yılda bir kez verilen destekler vardı. Şimdi her ay, farklı ihtiyaçlara göre, kişiselleştirilmiş çözümler bekleniyor.</p>
<p>Hatta çalışanın ailesi de bu sürece dahil oluyor. Artık çalışan sadece kendisi için değil, çocuğu, ailesi için de destek bekliyor” diyor. Takdir ve ödüllendirme sistemlerinin de değiştiğini söyleyen Özcan, “Doğum günü, başarı, özel anlar… Şirketler çalışanına dokunduğunu göstermek istiyor” diye konuşuyor. Özcan, tüm bu yan hakların çalışanların refahını artırdığının da altını çiziyor. Yan haklar dünyasının artık veri odaklı ilerlediğini de belirten Özcan, şirketlerin çalışan davranışlarını analiz ederek daha doğru yan haklar belirlediğini anlatıyor. Özcan, “Hangi çalışan neyi tercih ediyor, hangi destek daha çok kullanılıyor… Bunları görebiliyoruz. Bu da daha doğru çözümler üretmemizi sağlıyor. Şirketler bu sayede bütçelerini daha verimli yönetiyor. Artık yetenek savaşlarında yan haklar yönetimi başlı başına bir strateji alanı” şeklinde konuşuyor.</p>
<h2>“ÇALIŞAN DENEYİMİ ARTIK HAYATIN TAMAMINI KAPSIYOR”</h2>
<p>Özcan’a göre en büyük dönüşüm, çalışan kavramının değişmesinde. Özcan, şunları kaydediyor: “Artık tek tip bir çalışan yok. Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ileri yaşlarda çalışma artık hayatın bir gerçeği. Farklı yaş grupları, farklı beklentiler, farklı yaşam evreleri var ve bunlar aynı şirketin bünyesinde. Bu da yan hakların tamamen yeniden tasarlanmasını gerektiriyor. IPSOS’la yaptığımız bir araştırma da ortaya koydu ki çalışan bağlılığı artık koşulsuz değil; denge, anlam ve karşılıklı değer üzerine kurulu. Bizim işimiz artık sadece bir kart vermek değil. Çalışanın hayatını kolaylaştıran, ona değer katan ve işverenle güçlü bir bağ kuran bir deneyim sunmak. Gelecek burada şekilleniyor.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye globalde ilk 5 ülke arasında</span></h2>
<p>Pluxee’nin 28 ülkede operasyonları var. Bu ülkeler arasında Türkiye’nin ayrı bir konumda olduğunu belirten Eda Uluca Özcan, “Türkiye hem büyüklük hem de teknoloji açısından ilk 5 ülke arasında” diyor. Özellikle mobil dönüşümde öncü olduklarını vurgulayan Özcan, “İnsanımız teknolojiyle dost. Bizim de 300 kişilik çalışanımız arasında 100 kişilik bir teknoloji ekibimiz var. Fransa’daki merkezimizden elbette bir takım teknolojiler geliyor. Ama bu ülkenin çözümlerini bu ülkeye göre üretiyoruz. Artık sektörümüzde teknoloji departmanları istihdamın neredeyse yüzde 35’ini temsil ediyor. Türkiye olarak mobil karta geçen ilk ülkelerden biriyiz. Dijital dönüşümde hızlı hareket ediyoruz ve bu globalde örnek gösteriliyor” ifadelerini kullanıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kız öğrencilerin ‘Yanında’ oldu Stop Hunger’dan ödül aldı</span></h2>
<p>Pluxee Türkiye, sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak değil; sosyal etki projeleriyle de geliştiriyor. Şirketin ajandasında 2035 yılı için belirlenen net sıfır karbon hedefi önemli bir yer tutuyor. Operasyonel tarafta ise kağıt kullanımının azaltılması, enerji verimliliği yüksek ofis uygulamaları ve araç filosunda çevreci dönüşüm gibi adımlar öne çıkıyor. Tedarikçi seçiminde sürdürülebilirlik sertifikalarının kriter olarak benimsenmesi de bu yaklaşımın bir parçası. Eda Uluca Özcan, “Sürdürülebilirlik sadece çevre değil; yerel işletmelerin ayakta kalması, kadınların güçlenmesi ve sosyal etki yaratmak da bu işin parçası” diyor ve şunları ekliyor: “Bunun en somut örneklerinden biri ise deprem sonrası hayata geçirdiğimiz Yanında Projesi. İhtiyaç Haritası iş birliğiyle yürüttüğümüz proje kapsamında özellikle depremden etkilenen kız öğrencilerin temel ihtiyaçlarına destek sağlandı. Projeye sadece şirket olarak destek vermedik. Çalışanlarımız, iş ortaklarımız ve müşterilerimiz de dahil oldu. Ailesi deprem bölgesinde yaşayan üniversite öğrencilerine, aylık bakiyelerle yüklenen mobil yemek kartları ulaştırılarak temel gıda ihtiyaçları karşılandı. Böylece eğitime ara vermeden devam etmelerini sağlamaya çalıştık. Bu projemizle Stop Hunger’dan (Açlığı Durdur) Paris’te ödül aldık.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">KOBİ’ler sisteme dahil oluyor, Ege dikkat çekiyor</span></h2>
<p>Yan haklar dünyasındaki büyümenin önemli bir kısmı KOBİ’lerden geliyor. Özcan, özellikle Ege Bölgesi’ne dikkat çekere, “KOBİ segmentinde ciddi bir büyüme var. Özellikle Ege ve İzmir’de penetrasyon oldukça yüksek. Büyük şirketler zaten belli bir olgunluğa ulaştı, büyüme daha çok KOBİ’lerden geliyor. Ayrıca çalışma koşulları da değişti. Hibrit uygulamalar var, merkezlerdeki ya da fabrikalardaki çalışanlar için yemekhane kullanılırken, mobil ekiplerde, evlerinde çalışanlar için daha çok yemek kartı sistemi kullanılıyor. Türkiye genelinde 81 ilde ve 170 bin noktada hizmet veriyoruz. Çalışan nerede ise biz de orada olmak zorundayız” diyor.</p>
<p>Kart komisyonları konusunda çok doğru bir regülasyon yapıldığını ve restoranlarla komisyonun yüzde 6 olarak sabitlendiğini anımsatan Özcan, bu karar sayesinde özellikle küçük aile işletmesi şeklindeki lokantaların desteklendiğini kaydediyor. Yüksek enflasyon yüzünden işletmelerin etkilenip etkilenmediğinin sorulması üzerine Özcan, “Biz restoranlarımızın tanıtımına da uygulamamızda yer veriyoruz. Bu sayede yakındaki iş yerleri de görünür oluyor” şeklinde konuşuyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yemek-kartlari-hr-teche-yan-haklar-stratejik-guce-evrildi-81290</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/0/1280x720/eda-uluca-ozcan-1781675012.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yemek kartları HR Tech’e, yan haklar stratejik güce evrildi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrol-dustu-ancak-denizciler-ikna-olmadi-81288</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol düştü ancak denizciler ikna olmadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a322fccc0ab5-1781673932.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD ile İran arasında savaşı sona erdirmeyi ve Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmayı amaçlayan çerçeve anlaşma petrol piyasalarında sert bir rahatlama yaratırken, denizcilik sektörü temkinli yaklaşıyor. Dünyanın en kritik enerji geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılacağı beklentisi Brent petrol fiyatlarını 80 doların altına çekerken, armatörler ve tanker operatörleri anlaşmanın kâğıt üzerindeki hükümlerinden çok sahadaki güvenlik koşullarına odaklandılar.</p>
<h2>Ticarette büyük kesinti</h2>
<p>Şubat sonunda başlayan ABD-İsrail saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan taşımacılık büyük ölçüde durmuştu. Çatışmalar nedeniyle yüzlerce gemi Körfez içinde mahsur kalırken, küresel enerji, gübre ve metal ticaretinde ciddi aksaklıklar yaşandı.</p>
<h2>Mayın riski ortadan kalkmalı</h2>
<p>Sektör temsilcilerine göre anlaşmanın açıklanması olumlu bir gelişme olsa da, gemi sahiplerinin yeniden sefer planlaması yapması için daha somut güvencelere ihtiyaç var. Uluslararası denizcilik kuruluşları, mayın riski başta olmak üzere güvenlik tehditlerinin tam olarak ortadan kalktığının doğrulanmasını bekliyor.</p>
<p>BIMCO Güvenlik Direktörü Jakob Larsen, bir sonraki aşamanın gemi sahiplerinin Hürmüz'den geçişin yalnızca izin verilen değil aynı zamanda güvenli olduğuna da ikna edilmesi olduğunu belirtirken Japon, Norveçli, Alman ve Danimarkalı armatör birlikleri de benzer görüşte. Birçok şirket anlaşmayı memnuniyetle karşılarken, operasyonel kararlar için erken olduğu görüşünü dile getiriyor. Dünyanın en büyük konteyner taşımacılığı şirketlerinden Hapag-Lloyd bile gemilerin bu hafta hareket edebileceğini umduğunu, ancak güvenlik değerlendirmelerini sürdürdüğünü açıkladı.</p>
<h2>166 petrol ve kimya gemisi bölgede</h2>
<p>Piyasadaki en önemli sorunlardan biri de Körfez'de biriken gemi trafiği. Kpler verilerine göre 15 Haziran itibarıyla bölgede petrol ve kimyasal taşıyan yaklaşık 155 tanker bulunuyor. Savaş öncesinde Hürmüz'den günde yaklaşık 135 gemi geçerken, son haftalarda bu sayı neredeyse sıfıra yaklaşmıştı. Uzmanlar normal şartlarda biriken trafiğin 8-10 gün içinde eritilebileceğini ancak mayın temizleme faaliyetleri ve sigorta maliyetlerinin normale dönmesinin haftalar hatta aylar sürebileceğini belirtiyor.</p>
<h2>Tanker devinden uyarı: Birkaç hafta hatta bir ay sürebilir</h2>
<p>● Dünyanın en büyük tanker operatörlerinden biri olan Mitsui O.S.K. Lines (MOL), ABD-İran anlaşmasının tek başına Hürmüz Boğazı'nda normalleşme için yeterli olmayacağı uyarısında bulundu. MOL CEO'su Jotaro Tamura'ya göre, gemi sahipleri güvenlik konusunda ikna olmadan seferlere başlamayacak. Hürmüz'de somut ve sahaya yansıyan güvenlik önlemleri görülmeli. Son aylardaki başarısız ateşkes girişimleri sektörde güven kaybına yol açtı. Normalleşmenin "en az birkaç hafta hatta bir ay" sürmesi muhtemel. Şirketin boğazdan geçmeyi bekleyen en az yedi gemisi bulunuyor. IMO'nun Körfez'de bekleyen yaklaşık 500 geminin geçişini koordine etmesi gerekebilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Enerji piyasasında bundan sonra ne bekleniyor?</span></h2>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı'na göre Hürmüz'ün kapanması nedeniyle günlük 14 milyon varilden fazla petrol üretimi devre dışı kaldı. Bu miktar küresel talebin yaklaşık yüzde 14'üne karşılık geliyor.</p>
<p><strong>Üretimin toparlanması aylar sürecek</strong></p>
<p>Wood Mackenzie'ye göre etkilenen sahalar üç ay içinde eski kapasitenin yüzde 70'ine, altı ay içinde ise yüzde 90'ına ulaşabilecek. Tam toparlanma daha uzun sürecek.</p>
<p><strong>Rafineriler darboğaz yaratabilir</strong></p>
<p>Savaş sırasında günlük 3,52 milyon varillik rafineri kapasitesi devre dışı kaldı. Körfez rafinerilerinin yüzde 90-95 kapasiteye ulaşması için 40-60 gün gerekebileceği belirtiliyor.</p>
<p><strong>LNG piyasasında etkiler yıllarca sürebilir</strong></p>
<p>Katar'da LNG kapasitesinin yüzde 17'si zarar gördü. Uzmanlara göre LNG üretiminin tamamen normale dönmesi yıllar alabilir.</p>
<p><strong>Petrol stokları yeniden oluşturulacak</strong></p>
<p>Analistlere göre savaşın başlamasından bu yana küresel petrol stokları 1 milyar varilden fazla azaldı. Hükümetlerin stratejik stokları yeniden inşa etme çabaları nedeniyle petrol piyasasında etkilerin birkaç yıl hissedilmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrol-dustu-ancak-denizciler-ikna-olmadi-81288</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/8/1280x720/petrol-oil-1781674111.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran’da savaşı sona erdirecek anlaşma petrol fiyatlarını aşağı çekti, ancak denizcilik sektörü Hürmüz’de normalleşme için sahadaki güvenlik koşullarının netleşmesini istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/rekoltedeki-artis-pirincten-mercimege-kadar-fiyati-asagi-cekti-81286</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rekoltedeki artış pirinçten mercimeğe kadar fiyatı aşağı çekti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Son yıllarda olumsuz hava koşulları nedeniyle düşük rekolte beklentileriyle girilen hasat dönemlerinde, kuru gıda fiyatları yukarı yönde hareketlenirken, bu yıl tablo tersine döndü. Hem ekim hem de hasat döneminde seyreden olumlu hava koşulları sonucu rekolte artışları kuru gıda piyasasında dengeleri değiştirdi.</p>
<p>Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, geçtiğimiz yılların aksine bu yıl birçok tarımsal üründe rekolte artışlarının yaşandığını bu durumun da fiyatlara yansıdığını söyledi. Reis, kırmızı mercimek hariç diğer ürünlerde üretici fiyatlarındaki yıllık artışların, hem manşet enflasyonun hem de gıda enflasyonunun altında kaldığını söyledi. Reis, “Mayıs ayında için açıklanan yıllık gıda enflasyonu yüzde 34,86 seviyesinde. Kırmızı mercimek hariç çoğu üründe fiyat artışları bunun altında. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksindeki yıllık artış ise yüzde 42’nin üzerinde. Üretici maliyetlerine rağmen piyasada sert fiyat artışları yaşanmadı. Nedeni ise artan arzın fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturması” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322d1ee2224-1781673246.png" alt="" width="373" height="309" /></p>
<h2>Pirinçte fiyatlar geri çekildi </h2>
<p>Üretici fiyatlarındaki düşüşün en somut örneğinin pirinçte yaşandığını vurgulayan ve Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) hasat döneminde üretici lehine seyreden piyasa koşullarını dikkate alarak 2025 yılı baldo çeltik alım fiyatını 40 lira olarak açıkladığını hatırlatan Reis, “Serbest piyasada 44 liraya kadar çıkan Baldo çeltik fiyatı 35 liraya kadar düştü. Buna paralel dökme ürün fiyatları da geriledi. Bu düşüş perakende fiyatlara da yansıdı. Baldo pirinçte raf fiyatlarında son 2–3 ayda yüzde 5 ile 10 arasında bir gerileme söz konusu” diye konuştu.</p>
<p>Nohutta da 2026 sezonu için rekolte artışı beklendiğini vurgulayan Reis, şunları söyledi: "Geçen yıl kuraklık nedeniyle sadece rekolte kaybı değil, aynı zamanda kalite ve kalibrede de ciddi düşüşler yaşanmıştı. Özellikle 9 milimetre nohutta ciddi sıkıntı vardı. Bu yıl ise nohutun daha iri olacağı yönünde beklentiler var. Özellikle kalibre açısından olumlu sinyaller alıyoruz. Geçtiğimiz yıl rekolte 412 bin ton civarındaydı. Bu yıl ise yaklaşık yüzde 23 artarak 510 bin tonluk bir üretim bekleniyor. Sahadan gelen bilgiler de bu beklentiyi destekliyor. Nohut üretiminde esas belirleyici bölge İç Anadolu… Çorum’da görüştüğüm üreticiler, bitki gelişiminin oldukça iyi olduğunu ifade etti. Gaziantep ve Güneydoğu’da da üretim var ancak bu bölgelerde çıkan ürünler genellikle paketlemeye girmeden hızlı şekilde piyasaya sunuluyor.”</p>
<h2>Kırmızı mercimek 90'dan 70'e indi </h2>
<p>Kırmızı mercimekte geçen yıl yaşanan olumsuz iklim şartlarından dolayı yüzde 38 rekolte kaybının fiyatları yukarı taşıdığını hatırlatan Reis, “Yeni mahsulle birlikte fiyatlarda sert bir düşüş yaşandı. TÜİK verilerine göre bu yıl kırmıza mercimek üretimi yüzde 54 artışla 385 bin tona çıkması bekleniyor. Türkiye’nin kırmızı mercimek üretiminin yüzde 94’ünün karşılandığı Güneydoğu’da kırmızı iç mercimeğin 90 liranın üzerine çıkan dökme fiyatı, yeni mahsulle birlikte 70 liranın altına indi. Yeşil mercimekte de üretim artışı ön görülüyor. 48 bin tona ulaşılacağı tahmin ediliyor” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kuru fasulyede düşük rekolte etkisi fiyatlara yansıyabilir</span></h2>
<p>Kuru fasulyede ise farklı bir tablo yaşandığını belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, geçen dönemde verilen 40 bin tonluk ihracat izninin ardından fiyatlarda hızlı bir yükseliş görüldüğünü dile getirdi. İki yıl boyunca fiyatların önemli ölçüde artmadığını ifade eden Reis, bu yıl ekim alanlarındaki daralmanın üretimi olumsuz etkileyeceğini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>"TÜİK'in Bitkisel Üretim 1. Tahmin Raporu da bunu doğruluyor. Geçen yıl 247 bin ton olan kuru fasulye üretiminin bu yıl yüzde 15 azalarak 210 bin tona gerilemesi bekleniyor. Bu durum fiyatlara da yansıyor. Geçen yıl kilogramı 59 lira seviyesinde olan 8-8,5 milimetre kuru fasulye bugün 85 liraya kadar yükselmiş durumda."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/rekoltedeki-artis-pirincten-mercimege-kadar-fiyati-asagi-cekti-81286</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/bakliyat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kırmızı mercimek hariç diğer ürünlerde üretici fiyatlarındaki yıllık artışların enflasyonun altında kaldığını belirten Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, “Mayıs ayında için açıklanan yıllık gıda enflasyonu yüzde 34,86 seviyesinde. Kırmızı mercimek hariç çoğu üründe fiyat artışları bunun altında. Tarım ürünleri üretici fiyat endeksindeki yıllık artış ise yüzde 42’nin üzerinde. Üretici maliyetlerine rağmen piyasada sert fiyat artışları yaşanmadı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gida-fiyatlarindaki-volatilitenin-vatandasin-sofrasina-etkisi-81285</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gıda fiyatlarındaki volatilitenin vatandaşın sofrasına etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Son yıllarda vatandaşın en çok konuştuğu konuların başında gıda fiyatları geliyor. Bir hafta önce alınan ürünün fiyatı ile bir hafta sonraki fiyatı arasında ciddi farklar oluşabiliyor. Pazara, markete ya da manava giden vatandaş artık alışverişe çıkmadan önce bütçesini birkaç kez gözden geçirmek zorunda kalıyor. Ekonomide bu ani ve sık fiyat değişimlerine “volatilite” adı veriliyor. Gıda fiyatlarındaki volatilite ise hem üreticiyi hem satıcıyı hem de tüketiciyi doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Gıda ürünleri insanların temel ihtiyaçları arasında yer alıyor. Ekmek, süt, peynir, sebze, meyve ve et gibi ürünler her evin mutfağında bulunuyor. Bu nedenle bu ürünlerde yaşanan fiyat dalgalanmaları toplumun tamamını ilgilendiriyor. Vatandaş için önemli olan sadece fiyatların yüksek olması değil, aynı zamanda fiyatların öngörülemez hale gelmesi. Çünkü insanlar bütçelerini ancak fiyatların belli bir istikrar içinde olduğu dönemlerde sağlıklı şekilde planlayabiliyor.</p>
<p>Gıda fiyatlarındaki oynaklığın birçok nedeni bulunuyor. Bunların başında iklim koşulları geliyor. Kuraklık, aşırı yağış, don olayları veya sıcak hava dalgaları tarımsal üretimi doğrudan etkiliyor. Bir bölgede yaşanan doğal afet nedeniyle üretim azalınca piyasaya sunulan ürün miktarı düşüyor. Arzın azalması ise fiyatların yükselmesine neden oluyor. Özellikle sebze ve meyve fiyatlarında mevsimsel etkiler çok daha belirgin şekilde hissediliyor.</p>
<p>Tarım sektöründe girdi maliyetleri de fiyat dalgalanmalarının önemli nedenleri arasında yer alıyor. Gübre, mazot, tohum, yem, elektrik ve sulama maliyetleri arttığında üreticinin maliyeti yükseliyor. Üretici bu maliyetleri ürün fiyatlarına yansıtmak zorunda kalıyor. Ancak maliyetlerdeki artışın ne zaman ve ne ölçüde gerçekleşeceği her zaman öngörülemiyor. Bu durum da fiyatlarda ani hareketlere yol açabiliyor.</p>
<p>Küresel gelişmeler de gıda fiyatlarını etkiliyor. Dünya genelinde yaşanan savaşlar, ticaret kısıtlamaları, enerji fiyatlarındaki yükselişler ve lojistik sorunları gıda piyasalarında dalgalanma yaratabiliyor. Örneğin petrol fiyatlarının yükselmesi taşıma maliyetlerini artırıyor. Nakliye giderleri arttığında ürünlerin raf fiyatları da yükseliyor. Bir ülkede yaşanan üretim sorunu bile binlerce kilometre uzaklıktaki ülkelerde fiyatların değişmesine neden olabiliyor.</p>
<p>Gıda fiyatlarındaki volatilitenin en büyük yükünü ise sabit gelirli vatandaşlar taşıyor. Maaşı ayda bir kez artan bir çalışan ya da emekli, fiyatların haftadan haftaya değiştiği bir ortamda bütçesini korumakta zorlanıyor. Market alışverişine ayrılan pay büyüdükçe eğitim, sağlık, kültür veya sosyal faaliyetler için ayrılabilecek kaynaklar azalıyor. Bu durum yaşam kalitesini de olumsuz etkiliyor.</p>
<p>Üreticiler açısından da fiyat oynaklığı önemli bir sorun oluşturuyor. Çiftçi ürününü ekerken gelecekte oluşacak fiyatları tam olarak tahmin edemiyor. Hasat zamanı geldiğinde fiyatların beklenenden düşük olması durumunda zarar edebiliyor. Buna karşılık bazı dönemlerde fiyatların aşırı yükselmesi tüketiciyi zor durumda bırakıyor. Yani fiyat dalgalanmaları hem üreticiyi hem de tüketiciyi memnun etmeyen bir tablo ortaya çıkarabiliyor.</p>
<p>Uzmanlar gıda fiyatlarında istikrarın sağlanabilmesi için tarımsal üretimin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Sulama yatırımlarının artırılması, modern tarım tekniklerinin yaygınlaştırılması, depolama imkanlarının geliştirilmesi ve üretim planlamasının daha etkin yapılması bu konuda önemli adımlar arasında gösteriliyor. Ayrıca üreticilerin maliyetlerini azaltacak desteklerin artırılması da fiyat istikrarına katkı sağlayabiliyor.</p>
<p>Bunun yanında tedarik zincirinin daha verimli hale getirilmesi büyük önem taşıyor. Tarladan sofraya kadar geçen süreçte yaşanan kayıpların azaltılması, lojistik maliyetlerinin düşürülmesi ve ürünlerin daha hızlı şekilde tüketiciye ulaştırılması fiyat dalgalanmalarının etkisini azaltabiliyor. Soğuk hava depoları ve modern lojistik altyapısı bu noktada kritik rol oynuyor.</p>
<p>Gıda fiyatlarındaki volatilite yalnızca ekonomik bir konu değil, aynı zamanda sosyal bir mesele olarak da karşımıza çıkıyor. Çünkü gıda herkesin ortak ihtiyacı. Fiyatların aşırı yükseldiği ve sık değiştiği dönemlerde toplumun geniş kesimleri bundan etkileniyor. Bu nedenle fiyat istikrarının sağlanması sadece ekonomi yönetiminin değil, üreticiden tüketiciye kadar tüm paydaşların ortak hedefi olmalı.</p>
<p>Sonuç olarak gıda fiyatlarındaki volatilite, vatandaşın mutfak masraflarını artıran ve bütçe planlamasını zorlaştıran önemli bir sorun olarak gündemdeki yerini koruyor. İklim koşullarından küresel gelişmelere, üretim maliyetlerinden lojistik süreçlere kadar birçok unsur fiyatları etkiliyor. Kalıcı çözüm ise üretimin güçlendirilmesi, maliyetlerin azaltılması ve piyasaların daha öngörülebilir hale getirilmesinden geçiyor. Sofradaki ekmeğin, pazardaki sebzenin ve market rafındaki ürünlerin fiyatında istikrar sağlanabildiğinde hem üretici hem de tüketici daha güvenli bir ekonomik ortamda hareket edebilecektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gida-fiyatlarindaki-volatilitenin-vatandasin-sofrasina-etkisi-81285</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gıda fiyatlarındaki volatilitenin vatandaşın sofrasına etkisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nitelikli-hizmet-merkezleri-duzenlemesindeki-vergi-tesvikleri-81284</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nitelikli hizmet merkezleri düzenlemesindeki vergi teşvikleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>7582 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesine eklenen düzenleme uyarınca, 4875 sayılı Kanun kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’i kurum kazancından indirilebilecektir.</strong></p>
<p>Türkiye, çok uluslu şirketlerin yalnızca üretim ve satış faaliyetlerini değil, bölgesel yönetim ve yüksek katma değerli hizmet fonksiyonlarını da ülkeye çekmeyi hedefleyen yeni bir vergi teşvik sistemi oluşturuyor. Bu kapsamda 7582 sayılı Kanun ile mevzuatımıza giren “nitelikli hizmet merkezi” düzenlemesi, uluslararası şirket grupları bakımından dikkatle değerlendirilmesi gereken önemli bir imkân sunuyor.</p>
<p>Uygulama esasları için Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından 26 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği Taslağı ile 334 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği Taslağı hazırlanmıştır. 26 Seri No.lu Taslak kurumlar vergisi indirimini; 334 Seri No.lu Taslak ise nitelikli hizmet personeline sağlanan ücret istisnasını açıklamaktadır.</p>
<p>Nitelikli hizmet merkezlerine ilişkin teşvikler iki ana başlıktadır: Yurt dışından elde edilen kazançlara yönelik kurumlar vergisi indirimi ve çalışan nitelikli hizmet personeline sağlanan ücret istisnası. Bu yönüyle düzenleme, hem kurum kazancı hem de istihdam maliyeti bakımından önemli avantajlar içermektedir.</p>
<p><strong>Nitelikli hizmet merkezi nedir?</strong></p>
<p>Nitelikli hizmet merkezi kavramı, 7582 sayılı Kanun ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na eklenen düzenleme ile mevzuata girmiştir. Genel olarak nitelikli hizmet merkezi; en az üç farklı ülkede faaliyet gösteren bir şirketler topluluğunun parçası olan ve Türkiye’de sermaye şirketi olarak kurularak grup içindeki ilişkili şirketlere nitelikli hizmet sunan yapıdır.</p>
<p>Bu merkezlerin temel özelliği, Türkiye’den yurt dışındaki grup şirketlerine finans, hukuk, risk, strateji, yönetim, nakit ve likidite yönetimi gibi fonksiyonlara ilişkin hizmet sunmalarıdır.</p>
<p>Bu nedenle her hizmet şirketinin kendisini nitelikli hizmet merkezi olarak kabul etmesi mümkün değildir. Merkezin gerçekten 4875 sayılı Kanun’daki tanıma girmesi, grup yapısının ve verilen hizmetlerin bu kapsama uygun olması gerekir.</p>
<p><strong>Kurumlar vergisi indirimi </strong><strong>nasıl uygulanacak?</strong></p>
<p>7582 sayılı Kanunla Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10. maddesine eklenen düzenleme uyarınca, 4875 sayılı Kanun kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların, münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların %95’i kurum kazancından indirilebilecektir.</p>
<p>Bu oran bazı bölgelerde daha da avantajlıdır. Yabancı yatırım yoğunluğuna göre Cumhurbaşkanınca uygun bulunan endüstri bölgelerinde faaliyet gösteren merkezler ile katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri bakımından indirim oranı %100 olarak uygulanacaktır.</p>
<p><strong>Teşvik 20 hesap dönemi </strong><strong>boyunca uygulanacak</strong></p>
<p>Nitelikli hizmet merkezlerine tanınan kurumlar vergisi indiriminin en dikkat çekici yönlerinden biri süresidir. Düzenlemeye göre bu indirim, nitelikli hizmet merkezinin faaliyete geçtiği hesap dönemi dahil olmak üzere yirmi hesap dönemi boyunca uygulanacaktır. Faaliyete geçilen hesap döneminin kıst dönem olması halinde, bu dönem de bir hesap dönemi olarak dikkate alınacaktır.</p>
<p>Bu nedenle teşvik kısa süreli bir avantaj değil, yatırım kararlarını etkileyebilecek uzun vadeli bir düzenleme niteliğindedir.</p>
<p><strong>Kazancın yurt dışından elde edilmesi şart</strong></p>
<p>İndirimden yararlanılabilmesi için kazancın münhasıran nitelikli hizmet merkezi faaliyeti kapsamında ve yurt dışından elde edilmesi gerekir. Nitelikli hizmet merkezi olarak kurulan bir şirketin bütün gelirleri otomatik olarak indirim kapsamına girmez. Sadece bu faaliyet kapsamında yurt dışındaki ilişkili şirketlerden elde edilen kazançlar indirim konusu yapılabilir.</p>
<p>Şirketin Türkiye içindeki müşterilere verdiği hizmetlerden elde ettiği gelirler, esas faaliyet dışı gelirleri, faiz gelirleri, kur farkları, duran varlık satış kazançları veya olağan dışı gelirleri bu kapsamda değerlendirilemez. Bu nedenle hizmet sözleşmeleri, fatura açıklamaları ve muhasebe kayıtları birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Türkiye’ye transfer ve kayıt şartı</strong></p>
<p>İndirimden yararlanmanın bir diğer önemli şartı, yurt dışından elde edilen kazancın ilgili hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesidir. Süresinde Türkiye’ye transfer edilmeyen kazançlar, daha sonra Türkiye’ye getirilse dahi bu indirimden yararlanamayacaktır.</p>
<p>Nitelikli hizmet merkezi kazanç indirimi, doğru bir muhasebe altyapısı da gerektirir. İndirim kapsamındaki hasılat, maliyet ve gider unsurları ile indirim kapsamı dışında kalan unsurların ayrı izlenmesi gerekir. Aynı şirket bünyesinde farklı faaliyetlerin yürütülmesi halinde, teşvik kapsamındaki kazancın diğer gelir unsurlarıyla karıştırılmaması önem taşır.</p>
<p>26 Seri No.lu Tebliğ Taslağında, bu indirimin yurt içi asgari kurumlar vergisi hesabında kurum kazancından düşülebilecek indirimler arasında sayılması da öngörülmektedir. Böylece teşvikin asgari kurumlar vergisi nedeniyle fiilen etkisini kaybetmesinin önüne geçilmek istenmiştir.</p>
<p><strong>Ücret istisnası da var</strong></p>
<p>Nitelikli hizmet merkezlerine ilişkin teşvik sistemi yalnızca kurumlar vergisi indirimiyle sınırlı değildir. 334 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği taslağında, bu merkezlerde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerine ilişkin gelir vergisi istisnasına da yer verilmiştir.</p>
<p>Buna göre, nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin 3 katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edilmektedir. İstanbul Finans Merkezi ve belirli endüstri bölgelerinde bu sınır 5 kat olarak uygulanmaktadır. Gelir vergisinden istisna edilen ücret kısmı bakımından damga vergisi istisnası da söz konusudur.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Nitelikli hizmet merkezi düzenlemesi, Türkiye’nin yüksek katma değerli hizmet ihracından daha fazla pay alma hedefi açısından önemli bir adımdır. Bu merkezlerin yurt dışından elde ettikleri kazançlara %95, İstanbul Finans Merkezi ve uygun endüstri bölgeleri bakımından ise %100 kurumlar vergisi indirimi tanınması, düzenlemeyi uluslararası şirket grupları için cazip hale getirmektedir.</p>
<p>Bununla birlikte teşvikin güvenli şekilde uygulanabilmesi için merkezin gerçekten nitelikli hizmet merkezi tanımına girmesi, kazancın münhasıran bu faaliyetten ve yurt dışından elde edilmesi, süresinde Türkiye’ye transfer edilmesi ve muhasebe kayıtlarının bu ayrımı gösterecek şekilde tutulması gerekir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nitelikli-hizmet-merkezleri-duzenlemesindeki-vergi-tesvikleri-81284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nitelikli hizmet merkezleri düzenlemesindeki vergi teşvikleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ispanyol-inovasyonlari-81282</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> İspanyol inovasyonları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İnovasyon çalışmaları için İspanya'dayım. Daha önce Barcelona’da 1 yıl yaşadıktan sonra güney İspanya'ya (Endülüs) şimdi gelme fırsatı yakaladım. <strong>İspanya, 1,7 trilyon dolar büyüklüğü ile dünyanın en büyük 12., Avrupa'nın ise 5. ekonomisi.</strong></p>
<p>Birçok global markası var: <strong>Zara, Mango, Telefonica, Glovo, Garanti’yi satın alan BBVA, SEAT bazıları.</strong> Yüksek hızlı tren teknolojileri, yenilenebilir enerji ve altyapı projelerinde de uluslararası ölçekte rekabet gücüne sahip. Sanayi sektörü, her ne kadar turizmin gölgesinde kalsa da, ekonominin önemli bir bileşeni. Özellikle otomotiv, kimya, ilaç, gıda işleme, yenilenebilir enerji ekipmanları ve havacılık sektörleri güçlü. Avrupa'nın en büyük otomobil üreticilerinden biri ve birçok uluslararası otomotiv markasının üretim tesislerine ev sahipliği yapıyor.</p>
<p><strong>Granada, Malaga, Cordoba ve Sevilla’yı kapsayan Endülüs (Andalucía),</strong> 8,5 milyonluk nüfusuyla İspanya'nın en kalabalık özerk bölgesi. Ekonomisi geleneksel olarak tarım ve turizme dayansa da son yıllarda tablo değişiyor. Endülüs, dünyanın en büyük zeytinyağı üretim merkezlerinden. Bunun yanında narenciye, sebze ve meyve ihracatı da bölge ekonomisinde önemli.</p>
<p>Turizm, Endülüs'ün en önemli gelir kaynaklarından. Bölgede Kuzey Afrika üzerinden İslam ve Arap etkisi hâlen canlı. Saraylar, kaleler, bahçeler tam olarak enfes ve her yıl milyonlarca ziyaretçiyi çekiyor. Özellikle Costa del Sol kıyıları, Avrupa'nın en önemli turizm ve ikinci konut pazarlarından biri.</p>
<p><strong>Gençlerle bolca sohbet ettim. Hepsi mutlu. Ülkesini terk eden yok</strong>. Hayat canlı ve renkli. Mutfağı, müziği ve kültürleri ile gurur duyuyorlar. Ülkelerini çok seviyorlar Bu durum sadece İspanyolların değil, her yerden girişimci ve inovatörlerin dikkatini çekmiş durumda. Son yıllarda özellikle Málaga, teknoloji ve inovasyon alanında dikkat çekici bir dönüşüm yaşıyor. Çok sayıda uluslararası teknoloji şirketinin bölgeye yatırım yapması, teknoloji parklarının büyümesi ve nitelikli iş gücünü çekmesi sayesinde şehir, <strong>Akdeniz'in Silikon Vadisi</strong> olmuş. Ülkenin en büyük teknoloji parkı burada.</p>
<p>Özetle İspanya, sanayisi, global markaları, güçlü turizm ve tarım sektörü ve yüksek yaşam kalitesiyle Avrupa'nın en mutlu ülkelerinden. <strong><u>İnovasyonu insan yapar, yüksek yetenekli insanlar. Bu profilleri kaçırırsanız inovasyon yapamazsınız. Biz savaştan sonra ülkemize gelen Rus ve Ukraynalı sanatçıları, teknoloji girişimcilerini ve startup kurucularını dahi tutamadık. Hepsi koşar adım kaçtı. Üstüne kendi yeteneklerimizi de kaçırıyoruz. Burhanları, butlanları tartışırken tren bir kez daha gidiyor ve Türkiye'ye çok yazık oluyor...</u></strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ispanyol-inovasyonlari-81282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İspanyol inovasyonları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dost-katilim-bankasina-kurulus-izni-81309</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dost Katılım Bankası&#039;na kuruluş izni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) Dost Katılım Bankası AŞ'ye ilişkin kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Bankacılık Kanunu ve Bankaların İzne Tabi İşlemleri İle Dolaylı Pay Sahipliğine İlişkin Yönetmelik kapsamında, kurucu ortaklar BİM Birleşik Mağazalar AŞ, Desto Atık Yönetimi AŞ, Dost Global Danışmanlık AŞ, GDP Gıda Paketleme Sanayi ve Ticaret AŞ ve Es Global Gıda Sanayi Ticaret AŞ tarafından Türkiye'de 10 milyar lira kuruluş sermayeli Dost Katılım Bankası AŞ unvanlı bir katılım bankasının kurulmasına izin verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dost-katilim-bankasina-kurulus-izni-81309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/bddk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, Dost Katılım Bankası&#039;nın 10 milyar lira sermayeyle kurulmasına izin verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kosulsuz-iade-yatasi-batirmamis-81281</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Koşulsuz iade Yataş&#039;ı batırmamış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Üç kardeş (Yavuz Altop, Hakkı Altop, Osman Altop) ve iki kuzenin (Yılmaz Öztaşkın, Mehmet Öztaşkın) 1976’da mobilya sektöründe faaliyet göstermek amacıyla Kayseri’de kurduğu Yataş bu yıl 50. yaşını 50 milyon euro yatırımla kurduğu sünger fabrikasıyla kutluyor Bir grup gazeteciyle sohbet için bir araya gelen Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Altop ve Grup CEO’su Nuri Öztaşkın ile birlikte Anadolu’daki ilk sünger fabrikası yatırımının l geçmişine yolculuk yaptık.</p>
<p>Altop’un anlattıkları bizi hem şaşırttı, hem de düşündürdü. Anlattığına göre Yataş’ın bugüne kadar ne çeki karşılıksız çıkmış, ne de senedinin arkası yazılmış. Altop “Ülkedeki ihtilallere, ekonomik krizlere, siyasi dalgalanmalara rağmen gemiyi su almadan limana getirmeyi başardıklarını” söylüyor. Sohbette hem kuruluş süreci hem de sonrasıyla ilgili ilginç anılarının bazılarını da anlattı.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a3227da793cf-1781671898.png" alt="" width="361" height="269" />
<figcaption><strong>Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Altop (sağda) ve Grup CEO’su Nuri Öztaşkın, Yataş'ın 50 yıllık yolculuğunu anlattılar </strong></figcaption>
</figure>
<p>Ortaklar 1976’da sünger fabrikası kurmak için kolları sıvadıklarında bakmışlar ki Kayseri’de işi bilen yok. Gidip işin merkezi İstanbul’dan benzer işi yapan bir şirketin emekli müdürünü getirmişler. Operasyonun başındaki İngiliz mühendisle laboratuara girmiş müdür. Birkaç ay sonra da “Burada Erciyes dağı var, Kayseri’nin havası bana iyi gelmedi” deyip, tası tarağı toplamış.“Anladım ki İstanbul’daki rakipler müdürü satın almış, sonra ağzımda maske İngilizle laboratuara girip işi öğrendim” diyerek anlatıyor o günleri Altop ve ekliyor: “ABD’de öğrenmiştim herkesin her işi yapması gerekebileceğini. Daha sonra kardeşime de öğrettim işi.”</p>
<p>“Satılan mal iade alınmaz” tabelalarının mağazalarda sıkça görüldüğü yıllardan 1978’de Divan Otel’deki bayi toplantısında açıklamış bir başka sürprizini Altop. “Beğenmeyen getirsin malı geri, yenisini vereceğiz bundan sonra” demiş bayilere. Ürettikleri malın kalitesine o gün de güvendiğini anlatan Altop’a ortaklarının “Büyük laf ettin, ifl as edeceğiz” demesi de para etmemiş. Ancak zaman kendisini haklı çıkarmış “Koşulsuz iade” uygulaması yaygınlaşmış, Yataş da batmamış.</p>
<p>İşte o batmayan Yataş 50 yıl önce başladığı yolculuğunda bugün bünyesinde 5 fabrikayı barındıran, yaylı yatak, ev tekstili, koltuk ve panel mobilya üreten büyük bir grup haline geldi. Bugün de Kayseri’de üretiminin yüzde 40’ını ihraç edeceği fabrikayı devreye alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kosulsuz-iade-yatasi-batirmamis-81281</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Koşulsuz iade Yataş&#039;ı batırmamış ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akilli-hizli-ve-vicdansiz-81280</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akıllı, hızlı ve vicdansız!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İnsanların karar verdiği piyasalardan, sinyallerin yarıştığı piyasalara geçiyoruz. Ama koruyucu mimarimiz, bu hızda bir dünya için kurulmadı. Kurumlar bu açığı kapatmak için <em>dayanıklılık fetişizmine yükleniyor.</em> Daha çok stres testi, daha kalın tampon, daha ayrıntılı senaryo, daha yüksek teknoloji yatırımı...</strong></p>
<p>Klasik iktisadın kurucu miti <em>Homo Economicus'tu</em>. Piyasada, kendi faydasını azamileştirerek dolaşan sözde hiper-rasyonel insan. Buna karşı, <em>Kahneman </em>gibi teorisyenler bunun aksini, yani insanın rasyonel olmadığını ortaya koydu. İnsan kayıptan kaçar, sürüye uyar, sezgiyle yanılır, duyguyla karar verir.</p>
<p>Şimdi, insanın yanına, onun irrasyonelliğin tam tersi davranan bir aktör geliyor. <em>Algoritmalar!</em> Bunun yaratacağı kırılma her alanda dramatik olacak. Piyasalarda, risk yönetiminde, pazarlamada, iletişimde…</p>
<p>Sebebi de algoritmaların sürtünmesiz ve keskin rasyonelliği. İnsanın karar vermesini etkileyen sezgiler, duygular, korku ve gecikmeler aslında bir kusur değil, tampondu. Algoritmalar o tamponu kaldırıyor. Geriye sadece saf optimizasyon kalıyor. Ve o saf optimizasyon gücü, sisteme risk yaratan bir yumruğa dönüşüyor.</p>
<p>İnsan krizde ne yapar? Korkar. Bekler. Başkalarını takip eder. Duygusal kararlar verir. Algoritmalar ne yapar? Mikro saniyeler içinde rasyonel bir karar verir. Herhangi bir duygusal ya da sezgisel frene sahip değildir. Verilerle hareket eder. Ve bunun sonuçları çok yıkıcı olabilir.</p>
<p><strong>Verimliliğin tiranlığı!</strong></p>
<p>Toplulukları ayakta tutan şey yalnızca akıl değil. Yavaşlık da önemli. Tereddüt de. Şüphe de. Hatta bazen kararsızlık bile.</p>
<p>Bir kurumun içinde, bir grup yöneticinin, aynı anda ortak karar verememesi çoğu zaman bir verimsizlik gibi görünür. Oysa, sistemlerin dayanıklılığı için bazen bu uyumsuzluk gereklidir. Birisi itiraz eder. Birisi gecikir. Birisi farklı düşünür. Birisi yanlış gittiğini hisseder. Bu küçük sürtünmeler, büyük kırılmaları engelleyen görünmez tamponlardır. Elbette bir ölçü içinde.</p>
<p>Modern dünyanın <em>verimlilik tiranlığı</em> ise bu sürtünmeleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Çünkü bunlar büyük bir <em>verimsizlik </em>olarak görülüyor.</p>
<p>Yapay zekâ ve algoritmalar yalnızca işleri hızlandırmıyor. Kararları da birbirine benzetiyor. Aynı veriyi kullanan, aynı sinyalleri izleyen, aynı hedeflere göre optimize edilen sistemler, zamanla aynı sonuçlara ulaşmaya başlıyor.</p>
<p>Bu noktada yeni bir risk ortaya çıkıyor. Sorun tek bir algoritmanın yanlış karar vermesi değil. Binlerce algoritmanın aynı anda, benzer kararı vermesi. Çünkü sistemler çoğu zaman hatalardan değil, korelasyonlardan çöker. Özellikle de herkes aynı anda ve aynı yöne hareket ettiğinde.</p>
<p>Böylece <em>hız, </em>sistem için<em> yeni</em> bir risk kategorisi haline geliyor. Örnekleri de yaşandı. 2010'daki <em>Flash Crash</em> sırasında, yüksek frekanslı işlem algoritmalarının birbirini besleyen hareketleri sonucu, ABD piyasalarında yaklaşık 1 trilyon dolarlık piyasa değeri 36 dakika içinde buharlaştı. Sonrasında büyük ölçüde geri geldi.</p>
<p>2012'de <em>Knight Capital'in</em> bir yazılım hatası, 45 dakikada 440 milyon dolar zarar yarattı. Şirket acil kurtarma sermayesi bulsa da varlığını sürdüremedi ve kısa süre sonra başka bir kurum tarafından devralındı. 2023'te ise <em>Silicon Valley Bank'ten</em> tek bir günde 42 milyar dolar çekildi. Sosyal ağlar ve dijital bankacılık sayesinde bir banka hücumu, tarihte benzeri az görülmüş bir hızda gerçekleşti.</p>
<p>Bu kusursuz fırtınanın mekanizması aslında basit. Bu tür bir müşteri hücumunu engelleyen şey insanların sakinliği değil, hareketin maliyetidir. Sürtünme zaman kazandırır. Oysa, algoritmalar zamanı sıfırlıyor. Sürtünme yok. Tereddüt yok. Hareketin maliyeti neredeyse sıfır olunca, kendini gerçekleştiren kehanet de <em>anında</em> yaşanıyor.</p>
<p>Ajan, algoritmalarla şirket zamanı arasındaki açığı sömürüyor. Şirketin tepki vermesi dakikalar alıyor. Onun karar vermesi ise sadece mikro saniyeler. Üstelik, bu algoritma sürüsünün vicdanı yok. Sorumluluk duygusu yok. Sadece hedef fonksiyonu var. Bu arada kötü niyet de şart değil. Algoritma sadece rasyonel davranıyor. Ama sonuçta sistemi çökertiyor.</p>
<p><strong>Yeni risk kategorisi: Hız!</strong></p>
<p>İnsanların karar verdiği piyasalardan, sinyallerin yarıştığı piyasalara geçiyoruz. Ama koruyucu mimarimiz, bu hızda bir dünya için kurulmadı. Kurumlar bu açığı kapatmak için <em>dayanıklılık fetişizmine yükleniyor.</em> Daha çok stres testi, daha kalın tampon, daha ayrıntılı senaryo, daha yüksek teknoloji yatırımı...</p>
<p>Risk yönetiminin tanımı da evriliyor. Artık, algoritmaların sürü psikolojisi de risk odaklı yönetilmek zorunda. Yani, tek tek ajanların kararını değil, ajanların kararlarının korelasyonunu da modellere katmak gerekiyor.</p>
<p>Eşiği biri kodladı. Toleransı biri belirledi. Hangi sinyalde hareket edileceğine biri karar verdi. Sürünün içinde sorumluluk yok. Ama birileri de o sürünün çobanlığını yapıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akilli-hizli-ve-vicdansiz-81280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akıllı, hızlı ve vicdansız! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/butcede-adi-olan-kendi-olmayan-odenekler-var-81279</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bütçede adı olan kendi olmayan ödenekler var!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2026 Mayıs ayı ve Ocak-Mayıs dönemi merkezi yönetim bütçesi açıklandı.</p>
<p>Buna göre mayıs ayında 1 trilyon 86 milyar lira bütçe gelirine karşılık 1 trilyon 384 milyar lira bütçe gideri yapılmış ve ayın bütçe açığı 298 milyar lira olarak gerçekleşmiş.</p>
<p>Ocak-Mayıs döneminde ise 6 trilyon 278 milyar lira bütçe gelirine karşılık 7 trilyon 335 milyar lira bütçe gideri yapılmış ve 5 ayın bütçe açığı ise 1 trilyon 56 milyar lira olmuş.</p>
<p>Yılın tamamına ait bütçe geliri hedefi 16 trilyon 266 milyar lire ve bütçe gideri 18 trilyon 979 milyar lira öngörülmüş ve dolayısıyla 2 trilyon 713 milyar lira bütçe açığı hedeflenmiş.</p>
<p>Bu durumda bütçe açığının yüzde 39’u ilk 5 ayda gerçekleşmiş. Buradan yılsonu hedefinin içinde ve hatta altında kalınacağı anlaşılıyor. Zaten Hazine ve Maliye Bakanının temel hedefi de bu genel tabloyu tutturabilmek. Yani işin nitel yönünden çok nicel boyutunu yakalamak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322707033d2-1781671687.png" alt="" width="627" height="137" /><strong>Bütçede öne çıkan göstergeler</strong></p>
<p>Çok açık ve net olarak söylemek gerekirse bu bütçe bir hizmet bütçesi değil. Tipik bir transfer bütçesi. Transfer bütçesi olarak da başta cari transferler olmak üzere faiz harcamaları öne çıkıyor. Bu iki kalem 5 aylık toplam bütçe harcamalarının yüzde 53’ünden fazla. Buna verimlilikten uzak ve adeta transfer bütçesi veya gizli işsizlik ödeneği gibi personel giderlerini de eklediğinizde pay yaklaşık yüzde 82’ye çıkıyor.</p>
<p>Gerçekten de personel giderleri Mayıs ayında bir önceki yıla göre yüzde 48,1 artmış. Oysa enflasyon yüzde 31 civarında. Yani personel harcamaları enflasyondan neredeyse yüzde 60 daha fazla artmış. Bunu sakın personele ilave bir refah payı verildiği gibi düşünmeyelim. Personelin ne kadar düşük ücret aldığı ortada. Ancak personel sayısının sürekli artması nedeniyle bu kalemin arttığını unutmayalım. Yani kamu kesimi yaklaşık 5,5 milyon kamu personel sayısıyla sürekli artış sergiliyor. Bu artışlar memur, işçi, sözleşmeli, geçici ve KİT, BİT benzeri yapılar üzerinden çeşitli kadrolarla sürdürülüyor. Norm kadroların olmaması, verimliliğin akla dahil gelmemesi, sürekli olarak yeni yapılar oluşturulması nedeniyle personel ücretleri artıyor.</p>
<p>Faizler zaten bir başka utanç vesilesi…2000’li yıllara girişteki faizlerin bütçe içerisindeki payı ile aynı noktaya gelindi. Artık faiz giderlerinin bütçe giderleri içerisindeki payı yüzde 15’lere dayandı. Bir önceki yıl faiz giderleri 5 ayda yüzde 51 arttı. Malum bütçe ve maliye teorisinde faiz giderleri, karşılığında mal ve hizmet edinilmeyen tipik bir transfer harcaması niteliğinde. Dolayısıyla yerli ve yabancı birtakım çevrelere tarifsiz yüksek tutar ve oranlarda faiz aktarımları devam ediyor.</p>
<p>Gelelim transfer harcamaları kalemine...</p>
<p>Bu kalemde yüzlerce irili ufaklı alt başlıklar var. Bazılarının tutarı küçük ve fakat önemi büyük. Bazıları ise zaten vazgeçilmez!</p>
<p>Transfer bütçesi 2 trilyon 943 milyar lira. Bunun önemli bir kısmı yani 864 milyar lirası görevlendirme gideri olup bunun da aslan payı 600 milyar lira ile sosyal güvenlik kurumlarına ait.</p>
<p><strong>Bu kalemde adı olan ve kendi olmayan ödenekler var!</strong></p>
<p>Yukarıda da belirttiğimiz üzere bu kalemde çok sayıda alt başlık var. Ama ödenekleri yok. Oysa bu ödemeler hem mahiyeti itibariyle ve hem de alıcısı itibariyle önemli.</p>
<p>Şöyle bir göz attığımızda şu kalemlerde ve alt başlıklarında ya ödenek yok ya da çok sembolik ödeneklerine rağmen fiili kullanımları yok. Örneğin;</p>
<p>- Tarım sigorta desteği yok</p>
<p>- Hayvancılık desteği için 5 ayda kullanılan sadece 9,3 milyar lira. Ödeneği de 17,8 milyar lira</p>
<p>- Bitkisel üretim desteği için 5 ayda kullanılan sadece 900 milyon lira</p>
<p>- Kırsal kalkınma desteği yok</p>
<p>- Fark ödemesi nitelikli tarım desteği yok</p>
<p>- Sosyal amaçlı transferler ödeneği 91 milyar lira ve 5 ayda kullanılan 18,5 milyar lira.</p>
<p>- Ekonomik amaçlı transfer ödeneği de 44 milyar lira ve kullanım 3 milyarı biraz aşkın.</p>
<p>Sonuç olarak; bütçede hizmet kalemleri yok. Transfer bütçesinde de her kalem yok. Yani ödenek de yok harcama da yok.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/butcede-adi-olan-kendi-olmayan-odenekler-var-81279</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bütçede adı olan kendi olmayan ödenekler var! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-ekonomimizde-buyume-etkisi-81278</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaşın ekonomimizde büyüme etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yaklaşık 100 gün süren ve sona ermesini umduğumuz Orta Doğu’daki savaşın dünya ekonomisine olduğu kadar Türkiye ekonomisine etkileri de giderek daha belirgin hale gelmeye başladı. Tahmin edildiği gibi en hızlı ve en görünür etki enflasyon tarafında ortaya çıktı.  Hanehalkından piyasa katılımcılarına, reel sektörden Merkez Bankası’na kadar hemen tüm ekonomik aktörlerin gelecek döneme ilişkin enflasyon beklentileri ciddi biçimde yukarı yönlü revize edildi.</p>
<p>Savaşın büyüme üzerindeki etkileri ise son dönemde açıklanan verilerle daha net görünmeye başladı. Şubat sonunda savaşın başlamasıyla tüketici güveninde belirgin bir gerileme yaşandı. Ayda iki kez ön ve nihai endeks olarak açıklanan Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi, mart ayının ilk yarısında bir önceki ay sonuna göre yüzde 10,46 düşerek 68,0 seviyesine geriledi. Endeksin alt kalemlerinden biri olan Tüketim Eğilimi Endeksi ise yüzde 17,24 gibi oldukça sert bir düşüşle 69,32 seviyesine indi.</p>
<p>Tüketim Eğilimi Endeksi, tüketicilerin mevcut dönemde başta otomobil ve konut olmak üzere dayanıklı tüketim mallarına yönelik talebini ölçen önemli bir öncü gösterge niteliği taşıyor. Bu olumsuz eğilim hız keserek de olsa mayıs ayı sonuna kadar devam etti. Tüketimdeki düşüş ve özellikle tüketim eğilimindeki gerileme, iç talepte belirgin bir yavaşlamaya işaret ediyordu. Nitekim otomobil satışlarından perakende satışlara, beyaz eşya satışlarından konut satışlarına kadar birçok göstergede bu yavaşlamanın izlerini görmeye başladık. Perakende satış endeksindeki artış hızının gerilemesi, otomobil ve konut satışlarındaki zayıflama bu tabloyu destekledi.</p>
<p>Konut piyasasında da benzer bir görünüm ortaya çıktı. Nisan ayında toplam konut satışları yıllık bazda yüzde 2,6 artarken, ikinci el konut satışları yüzde 0,3 geriledi. İpotekli satışlarda yüzde 40 gibi güçlü bir artış görülmesine rağmen diğer satış türlerinde yüzde 4’lük bir düşüş yaşandı. Yaşanan savaşın maliyetleri ve dolayısıyla konut fiyatlarını artıracağı beklentisi ile kredi faizlerinde yükseliş olabileceği düşüncesi, özellikle kredi kullanarak konut almayı planlayan tüketicilerin talebini öne çekmiş görünüyor. Ancak artan tatil günlerinin de etkisiyle mayıs ayında konut satışlarında yavaşlama olacağını tahmin ediyoruz.</p>
<p>Otomobil piyasasında da benzer bir tablo söz konusu. Mayıs ayında otomobil ve hafif ticari araç pazarı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 daraldı. Ayrıca pazarın büyüklüğü son beş yılın mayıs ayı ortalamasının da yüzde 5,1 altında gerçekleşti. Sonuç olarak tüketici güvenindeki bozulmanın öncü talep göstergelerine de yansıdığını açık biçimde izlemiştik.</p>
<p>Bununla birlikte haziran ayında tablo yeniden değişmeye başlamış görünüyor. Bloomberg HT Haziran Ön Tüketici Güven Endeksi bir önceki aya göre yüzde 7,46 artarak 74,95 seviyesine yükseldi. İç talebin daha güçlü bir göstergesi olan Tüketim Eğilimi Endeksi de yüzde 5,64 artışla 75,10 değerine çıktı. Özellikle mayıs ayının ortalarından itibaren tüketici güveni ve tüketim eğiliminde gözlenen toparlanmanın önümüzdeki dönemde somut tüketim verilerine de yansıması beklenebilir. Haziran ve sonrasındaki yaz aylarına ilişkin göstergeler iç talepte yeniden bir canlanmaya işaret ediyor.</p>
<p>İstanbul Bilgi Üniversitesi Finansal Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak şimdi tahmin yöntemi ile hesapladığımız büyüme eğilimleri de benzer sonuçlar ortaya koyuyor. Savaşın başlamasıyla birlikte bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin büyüme tahminimiz yüzde 3,40 seviyelerinden yüzde 2,57’ye kadar gerilemişti. Ancak 12 Haziran itibarıyla gelen son veriler, ikinci çeyrek büyümesinin yüzde 3,29 civarında gerçekleşebileceğine işaret ediyor. Benzer şekilde mart ayı başında 2026 yılı büyüme tahminimizi yaklaşık yüzde 4,73 olarak öngörürken, bu tahmin savaşın etkileriyle yüzde 3,38 seviyelerine kadar gerilemişti. Son veriler ışığında ise büyüme beklentimiz yeniden yüzde 3,94 düzeyine yükselmiş bulunuyor.</p>
<p>Özetle son dönemde açıklanan otomobil, konut ve perakende satış verileri iç talepte belirli bir yavaşlamaya işaret ediyor. Merkez Bankası da bu gelişmeleri ekonomide soğuma ve dezenflasyon sürecinin bir parçası olarak değerlendiriyor. Ancak öncü göstergeler talepte yeniden canlanma sinyalleri veriyor. Önümüzdeki bir ila bir buçuk yıllık dönemde erken seçim ihtimalinin göz ardı edilemeyeceği ve seçimlere yaklaşırken büyüme odaklı politikaların daha belirgin biçimde devreye girebileceği dikkate alındığında, hem bu yıl hem de gelecek yıl için büyüme tahminlerinin yukarı yönlü revize edilme potansiyelinin yüksek olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-ekonomimizde-buyume-etkisi-81278</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın ekonomimizde büyüme etkisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mulkiyet-hakkinin-korunamadigi-ulkelerde-buyume-ve-kalkinma-olur-mu-81277</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mülkiyet hakkının korun(a)madığı ülkelerde büyüme ve kalkınma olur mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Güçlü kurumlarınız varsa ve mülkiyet hakları güvence altındaysa, o zaman bireylerin rant peşinde koşma, keyfi müsadere ve/veya vergilendirme gibi kimi yasadışı, kimi de verimsiz olan yöntemlerle zenginleşmeye çalışmaları zorlaşır. Bunun yerine bireyler, daha yüksek katma değer elde edebilmek için, inovasyon yapma ve değerli bir şeyler üretmeye çalışırlar.</strong></p>
<p>İki hafta önceki yazımda, refah ve kalkınma için demokrasi ve güçlü kurumların ne kadar önemli olduğundan bahsetmiştim. Yazının mürekkebi kurumadan, tavukçuluk sektöründe faaliyet gösteren bazı şirketlere kayyum atanmasıyla ilgili haberler geldi. Bu nedenle, kalkınma ve refah için güçlü kurumlara neden ihtiyaç duyduğumuzu, bu sefer daha dar ama bir o kadar da hayati bir konu olan mülkiyet haklarının korunması çerçevesinde değerlendirmek istiyorum.</p>
<p>Türkiye’de, 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte, ekonomide kamunun rolünün azaldığı, özel sektör ağırlıklı bir serbest piyasa ekonomisinin desteklendiği bir ekonomi anlayışı hâkim oldu. Bugün itibariyle ülkemizdeki ekonomi anlayışının, rekabetçi bir serbest piyasa ekonomisi olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz. En azından söylemde ve kâğıt üzerinde durum bu. Dolayısıyla, böyle bir ekonomik anlayış ve sistem dahilinde, ekonomik kalkınma ve refah artışını sağlayabilmek için, bu sistemin gerektirdiği şartları sağlamamız beklenir. 1980 sonrasındaki 46 yıllık sürece baktığımızda, ülkeyi yöneten bütün hükümetlerin istisnasız bir şekilde bu ekonomik anlayışa bağlı kaldıklarını ve ekonomi politikalarının da genel itibariyle bu sistemin gereksinimlerine göre şekillendiğini görüyoruz. 1980’de dış ticaretin serbestleştirilmesi, 1980’lerin ikinci yarısında finansal liberalizasyon, 1989 yılında TL’nin tam konvertibilitesi ve sermaye akımlarının tam liberalizasyonu, 2001 krizi sonrasındaki IMF programı ve 2004’ten itibaren AB uyum paketleri ile kurumların güçlendirilmesine yönelik düzenlemeler hep bu temel varsayıma dayanıyordu: Türkiye için en doğru ekonomik sistem, özel sektör ağırlıklı, rekabetçi bir serbest piyasa ekonomisi.</p>
<p><strong>Serbest piyasa ekonomilerinin </strong><strong>başarısı için kurumların gücü önemli</strong></p>
<p>Uluslararası ekonomi literatürünü incelediğimizde, serbest piyasa ekonomilerinin başarısı için kurumların gücüne büyük önem atfedildiğini biliyoruz. Kurumların gücü denildiğinde de ilk akla gelen mülkiyet haklarının korunması oluyor. Mülkiyet hakları dediğimizde genel itibariyle şunları kastediyoruz: Tapu, senet ve sözleşmeler de dahil olmak üzere üretim araçlarının mülkiyeti; patentler, telif hakları ve ticari markalar da dahil olmak üzere fikri mülkiyet hakları ve bağımsız ve tarafsız hukuk sistemi. Güçlü kurumlarınız varsa ve mülkiyet hakları güvence altındaysa, o zaman bireylerin rant peşinde koşma, hırsızlık, keyfi müsadere ve/veya vergilendirme gibi kimi yasadışı, kimi de verimsiz olan yöntemlerle kendilerini zenginleştirmeye çalışmaları zorlaşır. Bunun yerine bireyler, daha yüksek katma değer elde edebilmek için, inovasyon yapma ve değerli bir şeyler üretmeye çalışırlar. Bir başka ifadeyle, inovasyon, beşerî sermaye oluşumu ve gelişimi, ve daha düşük işlem maliyetleri yoluyla sürekli ekonomik büyüme, uygulanabilir ve güvence altındaki mülkiyet haklarının varlığına bağlıdır.</p>
<p>Daha önce de çalışmalarına referans verdiğim Daron Acemoğlu ve James Robinson, özel mülkiyet haklarının, siyasal iktidarı elinde bulunduranlardan etkin bir şekilde korunabildiği, iktisadi kurumsallığa sahip olan toplumların kalkınabildiklerini iddia ediyorlar. Çünkü, özel mülkiyetin korunmadığı toplumlarda, kişiler ekonomik kalkınmayı teşvik eden yenilikçilik ve inovasyon, girişimcilik ve iş kurma, kar etme ve servet biriktirme motivasyonlarına sahip olmuyorlar. Bu da sahip olduğumuz kıt kaynakların bir kısmının atıl kalmasına neden oluyor.</p>
<p><strong>İyi işleyen bir yargı </strong><strong>sistemi </strong><strong>olmazsa olmaz</strong></p>
<p>Özel mülkiyet haklarının korunmasında, sözleşme/kontrat güvenliği çok önemli bir rol oynar. Bireylerin ve şirketlerin birbirleriyle imzaladıkları herhangi bir sözleşmedeki şartların yerine getirilmemesi durumunda, iyi işleyen bir hukuk sisteminin, mağdurun haklarını koruması beklenir. Hukukun üstünlüğüne saygı ve sözleşmeden doğan hakların etkin bir şekilde korunması kuşku altındaysa, ekonomik ve sosyal ilerleme kaydedilemez. Davaları makul bir süre içinde çözen, öngörülebilir, halkın kolayca erişebileceği, iyi işleyen bir yargı sistemi, günümüz serbest piyasa ekonomilerinin olmazsa olmazıdır. Dünya Bankası’nın çalışmalarına göre, mahkemelerin sözleşmeye dayalı yükümlülükleri etkin bir şekilde uygulayabildiği, daha verimli bir yargı sistemine sahip ekonomiler, daha gelişmiş kredi piyasalarına ve genel olarak daha yüksek bir kalkınma düzeyine sahiptir. Daha güçlü bir yargı sistemi, küçük firmaların daha hızlı büyümesiyle de ilişkilendirilmektedir. Genel olarak, yargı sisteminin etkinliğinin artırılması iş ortamını iyileştirebilir, inovasyonu teşvik edebilir, doğrudan yabancı yatırımları çekebilir ve vergi gelirlerini güvence altına alabilir.</p>
<p>Yine Dünya Bankası kaynaklarında yer alan, Arjantin ve Brezilya'nın farklı eyaletlerindeki mahkeme etkinliğini inceleyen bir araştırma, daha etkin mahkemelere sahip eyaletlerde bulunan firmaların krediye daha kolay erişebildiğini ortaya koymuştur. Meksika'ya odaklanan bir başka çalışma ise daha iyi mahkeme sistemlerine sahip eyaletlerin daha büyük ve daha verimli firmalara sahip olduğunu göstermiştir. Hindistan'da yapılan bir araştırma, sözleşme yoğunluklu sektörlerdeki firmaların, sözleşmelerin etkin bir şekilde uygulandığı bölgelerde konumlanma eğiliminde olduğunu bulmuştur. Etkin mahkemeler firmaların karşılaştığı riskleri azaltır ve yatırım yapma isteklerini artırır. Brezilya, Peru ve Filipinler'deki firmalar, mahkemelere daha fazla güvenebilmeleri halinde daha fazla yatırım yapmaya istekli olacaklarını belirtmektedir.</p>
<p>Hukuki kurumların etkisiz olduğu yerlerde, kanunlardaki iyileştirmelerin etkisi sınırlı kalabilir. Doğu Avrupa ve eski Sovyetler Birliği'nin 1992-1998 yılları arasındaki geçiş ekonomilerini inceleyen bir araştırma, şirket ve iflas kanunlarındaki reformların mali kurumların gelişimi üzerinde çok az etkisi olduğunu ortaya koymuştur. İyileşmeler ancak hukuki kurumlar daha verimli hale geldikten sonra başlamıştır.</p>
<p>Adalet mülkün temelidir şiarını benimsemiş bir ülkede yaşıyoruz. Buradaki mülkün “devlet” anlamına geldiğini elbette biliyorum. Fakat aynı yaklaşımı, özel mülkiyet için de kullanmak pekâlâ mümkün. Ülkemizde yasalara saygılı olan tüm vatandaşlarımızın, sahip oldukları menkul ya da gayrimenkul, üretim araçları, şirketler, markalar, patentler, fikirler, beşerî sermaye ve diğer her türlü mülkle ilgili haklarının, adalet sisteminin tam güvencesi altında olduğundan en ufak kuşkusunun olmaması gerekir.  Aksi takdirde, ülkemizin şiddetle ihtiyaç duyduğu yatırımlar için, hem yerli hem de yabancı yatırımcıları ikna etmek çok zorlaşır. O zaman da hayalini kurduğumuz kalkınma ve refah, hayal olur.</p>
<p>Tüm bu yazdıklarım, Türkiye’nin hâlâ tam rekabetçi, özel sektöre dayalı bir serbest piyasa ekonomisi olduğu, ya da olmasına çalışıldığı varsayımına dayalı. Hükümetin orta vadeli ekonomik programlarında da bu husus çok net bir şekilde ifade ediliyor. Durum böyleyse, Türkiye’de güçlü kurumlar, özel mülkiyet haklarına saygı ve sözleşme güvenliği konularında, eylemlerimiz ve söylemlerimizle, hiçbir tereddüde yer bırakmamız gerekir. Lakin, ya durum böyle değilse? Eğer büyüklerimiz, Türkiye’nin daha farklı bir ekonomik sistem ile, kalkınma ve refah yolunda daha hızlı ilerleyebileceği kanaatine sahipse, demokratik bir ülkede bunu da bilmek hepimizin hakkı. Umarım tüm bu olup bitenlerin cevabı bu değildir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mulkiyet-hakkinin-korunamadigi-ulkelerde-buyume-ve-kalkinma-olur-mu-81277</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/7/1280x720/56-1781671527.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mülkiyet hakkının korun(a)madığı ülkelerde büyüme ve kalkınma olur mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kalici-baris-mi-yoksa-oyalama-taktigi-mi-81276</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kalıcı barış mı yoksa oyalama taktiği mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Trump için “savaşı kazandım” kadar önemli bir şey varsa, o da “anlaşmayı ben yaptım” diyebilmek. Bu yüzden mutabakat, askeri zaferden çok siyasi gösteri değeri yüksek bir dosya haline gelmiş olabilir.</strong></p>
<p>ABD ve İran arasında bir anlaşmanın yapıldığı haberini değerlendirirken ilk cümleyi dikkatli kurmak gerekiyor: Haberlerde anlatılan mutabakat tamamen imkânsız değil, fakat çok kırılgan, çok şartlı ve siyasi olarak patlamaya hazır bir metin gibi görünüyor. Çünkü ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, yaptırımların kademeli hafifletilmesi, teknik müzakerelerin başlaması ve İran’a yönelik büyük ölçekli bir yeniden inşa ya da yatırım fonu oluşturulması fikri son haftalarda farklı kaynaklarda zaten yer alıyordu. Axios’un aktardığı taslak bilgilerde mutabakatın Hürmüz’ün yeniden açılması, İran’a uyuma bağlı yaptırımın hafifletilmesi ve 60 günlük yeni diplomatik süreç içerdiği belirtilmişti. İran haber ajansları da taslakta 300 milyar dolarlık yeniden inşa programından söz edildiğini yazmıştı. Ancak bu tip haberlerde kritik nokta şu: “Mutabakat zaptı imzalandı” demek, “kalıcı barış geldi” demek değil.</p>
<p>Gerçekçilik meselesinde birkaç şüpheli nokta var. Birincisi, İran tarafında imzacı olarak Cumhurbaşkanı ya da Dışişleri Bakanı yerine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın adının geçmesi alışılmış bir diplomatik mimari değil. İran sisteminde nihai kararın dini liderlik, Devrim Muhafızları, Ulusal Güvenlik Konseyi ve hükümet arasında karmaşık bir güç dengesiyle şekillendiğini biliyoruz. Dolayısıyla Kalibaf’ın imzası “bu henüz nihai devlet anlaşması değil, siyasi çerçeve metni” anlamına da gelebilir. İkincisi, 300 milyar dolarlık fon çok büyük bir rakam. Vance’in açıklamalarına dayanan haberlerde bu kaynağın ABD bütçesinden değil, Körfez ülkeleri ve uluslararası yatırım kanalları üzerinden şekillenebileceği iddia edildi. Bu da metnin ekonomik kısmını daha gerçekçi yapıyor ama daha kolay hale getirmiyor. Çünkü Körfez Ülkeler para vermeden önce şartlar ileri süreceklerdir.</p>
<p><strong>İran açısından tablo daha net</strong></p>
<p>ABD açısından böyle bir mutabakatın imzalanmış olmasının arkasında üç temel siyasi sıkışma olabilir. Birincisi enerji fiyatları. Hürmüz Boğazı küresel petrol ve LNG akışının en hassas geçiş noktalarından biri olduğu için, burada yaşanan her tıkanma ABD’de benzin fiyatına, enflasyon beklentisine ve seçmen psikolojisine kadar gider. Petrol fiyatı yükseldikçe Trump yönetiminin “güçlü ekonomi” anlatısı zarar görüyor. İkincisi askeri yorgunluk. ABD, İran’la doğrudan savaşın maliyetini büyütmek istemiyor; çünkü böyle bir savaş kısa sürede Irak ya da Afganistan gibi uzun ve pahalı bir bölgesel bataklığa dönüşebilir. Üçüncüsü Trump’ın siyasi üslubu. Trump için “savaşı kazandım” kadar önemli bir şey varsa, o da “anlaşmayı ben yaptım” diyebilmek. Bu yüzden mutabakat, askeri zaferden çok siyasi gösteri değeri yüksek bir dosya haline gelmiş olabilir.</p>
<p>İran açısından tablo daha da net. İran ekonomisi yaptırımlar, savaş baskısı, enerji altyapısındaki hasar, sermaye çıkışı ve içerideki toplumsal yorgunluk nedeniyle nefes almak zorunda. 300 milyar dolarlık bir yeniden inşa fonu, yaptırım hafifletilmesi ve petrol ihracatında rahatlama Tahran için sadece ekonomik değil, rejim güvenliği açısından da önemli. İran yönetimi içeride “direndik, taviz vermeden masaya oturduk” anlatısını kurabilir. Dışarıda ise Hürmüz kartını gösterip masadan ekonomik kaynakla kalkmaya çalışır. Yani İran açısından bu mutabakat teslimiyet değil, kontrollü nefes alma hamlesi olarak pazarlanabilir.</p>
<p>Fakat İsrail penceresi bu işin en zor kısmı. İsrail için İran’ın nükleer kapasitesi, balistik füze programı ve bölgesel vekil güçleri varoluşsal güvenlik başlıkları. Eğer mutabakat sadece Hürmüz’ü açıyor, yaptırımları hafifletiyor ve nükleer dosyayı ileri teknik görüşmelere erteliyorsa, İsrail bu metni yetersiz görebilir. Le Monde’un değerlendirmesinde de anlaşmanın İran’ın balistik füze programı, bölgesel vekil ağları ve yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti gibi kritik konularda net çözüm sunmadığına dikkat çekiliyor. Bu nedenle İsrail’in rahatsızlığı anlaşmanın en kırılgan noktası. Çünkü Washington “enerji piyasasını rahatlatmak” isterken, Tel Aviv “İran tehdidini kalıcı biçimde sınırlamak” istiyor. </p>
<p>Özetle, ABD savaşı büyütmek istemiyor, İran ekonomik çöküşü derinleştirmek istemiyor, Körfez ülkeleri Hürmüz krizinin petrol gelirlerini ve güvenliklerini tehdit etmesini istemiyor, Avrupa enerji ve enflasyon şokundan korkuyor. İsrail ise İran’ın zaman kazanmasından endişe ediyor. Bu nedenle ortaya çıkan şey muhtemelen “sorunu çözen anlaşma” değil, “daha büyük bir savaşı erteleyen mutabakat”. Bu kötü bir durum değil elbette. </p>
<p>Piyasalar açısından kısa vadeli etki oldukça açık: Petrol düşer, risk iştahı artar, borsalar rahatlar, enerji ithalatçısı ülkeler nefes alır. Nitekim anlaşma haberleri sonrası Brent petrolün 83 doların altına indiği, Avrupa gaz fiyatlarının gerilediği ve küresel borsaların yükseldiği görülüyor. Wall Street’te ve Avrupa piyasalarında risk iştahının arttığı, petrol fiyatındaki düşüşün enflasyon ve faiz beklentilerini de rahatlattığı belirtiliyor. </p>
<p>Ancak petrol tarafında fazla iyimser olmamak gerekir. Kısa vadede Brent Petrol Fiyatının aşağı gelmesi doğal, ama fiyatların hemen savaş öncesi düşük seviyelere dönmesi kolay değil. Çünkü Hürmüz’de geçişin normale dönmesi, mayın temizliği, tanker güvenliği, sigorta primleri, liman operasyonları ve zarar görmüş enerji altyapısının onarımı zaman alacak. The Guardian’ın aktardığı analizlerde tam normalleşmenin aylar sürebileceği, bazı enerji akışlarının ve altyapı sorunlarının daha uzun vadeye yayılabileceği uyarısı yapılıyor. Yani petrol fiyatı ilk şokta gevşe de risk primi tamamen silinmeyecek.</p>
<p>Emtia piyasalarında petrol dışı etki de önemli. Enerji ucuzlarsa nakliye, gübre, kimya, metal işleme ve tarım maliyetleri üzerindeki baskı azalacaktır. Bu da özellikle enerji yoğun emtialarda fiyatları aşağı çekebilir. Fakat anlaşma İran’ın yeniden inşasını gerçekten başlatırsa, orta vadede çelik, bakır, alüminyum, çimento, enerji ekipmanı ve altyapı yatırımlarına bağlı emtialarda talep beklentisi artabilir. Yani kısa vadede “risk primi düşüşü” emtiaları rahatlatır; orta vadede “yeniden inşa talebi” bazı sanayi metallerinin fiyatını yükseltebilir. </p>
<p>Borsalar için ilk tepki pozitif oldu elbette. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler, havacılık, ulaştırma, petrokimya dışı sanayi, perakende ve teknoloji hisseleri bu gelişmeden fayda görecektir. Petrolün düşmesi enflasyon beklentisini aşağı çeker, merkez bankalarına daha rahat hareket alanı sağlar, şirket maliyetlerini azaltır. Birçok analist petrol ithalatçısı Asya ekonomilerinin Hürmüz’ün yeniden açılmasından fayda sağlayacağı, Japonya, Güney Kore, Tayvan ve Hindistan gibi piyasaların olumlu etkilenebileceği söylüyor. Ancak enerji şirketleri ve savunma hisseleri için tablo daha karışık; savaş primiyle yükselen sektörlerde kâr realizasyonu görülebilir.</p>
<p>Peki işler ters giderse ne olur? Anlaşmanın bozulması halinde ise film hızla tersine döner. Petrol yeniden 100 doların üzerine çıkabilir, hatta Hürmüz’de gerçek bir tıkanma yaşanırsa daha sert seviyeler konuşulur. Sigorta primleri artar, tanker trafiği yavaşlar, LNG fiyatları yükselir, enerji ithalatçısı ülkelerde cari açık ve enflasyon baskısı büyür. Altın yeniden güçlenir, dolar ve İsviçre frangı gibi güvenli limanlara talep artar, borsalarda satış gelir. Özellikle havacılık, ulaştırma, sanayi, perakende ve gelişen piyasa varlıkları baskı altında kalır.</p>
<p><strong>Anlaşmanın çökmesi, ikinci </strong><strong>şoku daha sert yapar</strong></p>
<p>Daha kötüsü, anlaşmanın bozulması sadece finansal bir düzeltme yaratmaz; güveni de yok eder. Çünkü piyasa bir kez “barış geliyor” diye pozisyon aldıktan sonra anlaşmanın çökmesi, ikinci şoku daha sert yapar. İlk şok savaş korkusudur; ikinci şok ise diplomasinin başarısızlığıdır. Bu yüzden anlaşmanın bozulması halinde fiyatlama sadece “eski seviyeye dönüş” olmaz, daha yüksek bir risk primi eklenir.</p>
<p>Benim kanaatim şu: Bu mutabakat gerçek olabilir, ama kalıcı barıştan çok kırılgan bir ateşkes ve pazarlık çerçevesi gibi okunmalı. ABD enerji fiyatlarını ve seçim ekonomisini düşünerek masaya oturmuş olabilir. İran ekonomik nefes almak için imza atmış olabilir. Körfez ülkeleri Hürmüz’ün kapanmasından korktuğu için finansal mimariye destek vermiş olabilir. İsrail ise bu metni yeterli bulmayabilir ve en büyük siyasi sorun burada doğabilir.</p>
<p>Kısacası piyasalar bu habere sevinmekte haklı, ama rehavete kapılmak doğru olmaz. Petrol kısa vadede düşer, altın bir miktar yükselir, borsalar rahatlar, enerji ithalatçıları nefes alır. Orta vadede ise her şey üç soruya bağlı kalır: Hürmüz gerçekten güvenli biçimde açılacak mı? İran nükleer dosyada ölçülebilir ve denetlenebilir taviz verecek mi? İsrail bu süreci sabote etmeyecek ya da kendi güvenlik hamleleriyle yeniden kriz yaratmayacak mı?</p>
<p>Bu üç sorunun cevabı olumlu gelirse dünya ekonomisi bir-iki ay nefes alır. Cevaplardan biri bile olumsuz gelirse, bugün fiyatlanan iyimserlik hızla geri alınır. Çünkü Ortadoğu’da anlaşmalar imzayla değil, sahadaki davranışla yaşar. Şimdilik piyasa imzayı satın alıyor. Ama asıl sınav, mürekkep kuruduktan sonra başlayacak desem yanlış olmaz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Hürmüz riskinin azalması </strong><strong>Türkiye için iyi haber</strong></span></p>
<p>Türkiye açısından da bu gelişme önemli elbette. Petrol düşerse cari açık baskısı azalır, akaryakıt ve enerji maliyetleri üzerinden enflasyon beklentileri bir miktar rahatlar, Merkez Bankası üzerindeki baskı hafifler. Ancak bu “her şey düzeldi” anlamına gelmez. Türkiye için petrolün 5-10 dolar gerilemesi olumlu bir nefes alanıdır, ama kalıcı dezenflasyon için tek başına yeterli değildir. Kur, vergi ayarlamaları, iç talep, ücretler, beklentiler ve güven meselesi devam eder. Yine de Hürmüz riskinin azalması Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeler için açık biçimde iyi haberdir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kalici-baris-mi-yoksa-oyalama-taktigi-mi-81276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/3/1280x720/iran-savas-1749999188.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kalıcı barış mı yoksa oyalama taktiği mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vezir-fedasiyla-sahi-mat-etmek-81275</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vezir fedasıyla şahı mat etmek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Satranç için “hayatın oyunu” derler ancak tavla daha uygun bu tanıma, zira zar da var. ABD “cehar attı, şeş oynadı ama yine İran Trump’ı yendi. İsrail ise yenilince güreşe doymayan pehlivan gibi...</strong></p>
<p><strong>İran</strong>’dan söz ediyoruz. Hani <strong>satranç</strong> oyununu icat eden <strong>Pers</strong> uygarlığının varisinden… Amerika Birleşik Devletleri ile arasındaki savaşın “<strong>zaferle</strong>” sonuçlandığı iddiasıyla <strong>gündemdeki başat yerini</strong> koruyan... <strong>Trump,</strong> bunu <strong>kendi zaferi</strong> olarak nitelendire dursun, bu <strong>savaşın tartışmasız galibi</strong>, komşumuz <strong>İran</strong>’dır.</p>
<p><strong>Savaşı başlatan</strong> <strong>Trump</strong> oldu. <strong>İran’ın yönetim kadrosunu yok ederek</strong>, saldırdı. İran ise tıpkı usta bir <strong>satranç oyuncusu</strong> gibi; <strong>veziri feda etti ancak şahı da mat etmeyi bildi</strong>. Şimdi konuşulan, bu “<strong>sözde</strong> <strong>barış</strong>” sürecinin nereye evirileceği… Fakat unutulan şu ki <strong>İsrail varsa asla barış tesis edilmeyecektir</strong>.</p>
<p><strong>BİR YERDE İSRAİL VARSA HUZURUN O YERDE ADI YOKTUR</strong></p>
<p>Daha Trump; “<strong>anlaştık</strong>” dediği anda “<em>ben başka bir ülkeyim, bu anlaşmayı tanımıyorum</em>” diyen İsrail, <strong>Lübnan’a saldırarak</strong> insan öldürmeye hız verdi. Her ne kadar Trump’ın Netanyahu’yu arayarak “<strong>barışa uy</strong>” diye uyarıp, <strong>tehdit edip küfretmiş</strong> olsa bile daha uzun süre <strong>İsrail-İran çatışması sürecek</strong>.</p>
<p><strong>Türkiye’nin</strong> bu süreçte <strong>takınacağı tutum</strong>; İsrail’in bölge barışını bozma emelinde <strong>son derece etkin rol</strong> oynayacak. Şimdiye dek başarıyla götürdüğümüz “<strong>tarafsızlık</strong>” tutumu <strong>ucuz petrol</strong>, <strong>akışkan dış ticaret</strong>, <strong>jeopolitik istikrar</strong>, <strong>göçmenlik sorunu</strong> hatta <strong>cari açığımız</strong> gibi alanların da <strong>selameti </strong>açısından hayatidir.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Barışa dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Bölgeye huzur gelir mi?</em></strong></p>
<p><strong>Hayır</strong>. İsrail’in saldırgan tutumu devam edecektir. Kaldı ki <strong>İsrail’in tek derdi İran değildir</strong>. Kehanetim şu: İsrail, önümüzdeki 5 yılda, Suriye’deki emelleri üzerinden bizim <strong>Kilis komşumuz</strong> olma niyetindedir.</p>
<p><strong><em>Ekonomiye yansıması?</em></strong></p>
<p><strong>Hürmüz</strong> yeniden açılırsa, <strong>enerji faturamıza </strong>olumlu etki yapar. <strong>Petrol varil fiyatı</strong>, İsrail yeni bir sorun çıkarmazsa, <strong>70-80 $’a</strong> sabitlenir. Bu da cari <strong>açığımızı hafifletir</strong> fakat <strong>enflasyonu indirmeye yetmez</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ALTIN BARIŞA İNANMADI, ANLAŞMAYI ONAYLAMADI</strong></p>
<p><strong>ABD-İsrail-İran savaşının</strong> anlaşmayla bittiği duyuruları, her ne <strong>kadar borsaları coşturmuş</strong> olsa bile, <strong>altındaki tırmanışa bakıp</strong>, beyanın <strong>inandırıcı olmadığı</strong> söylenebilir. <strong>Güvensizlik endeksi</strong> kabul edilen altın, anlaşma duyurusuyla <strong>inmeliydi</strong> ama arttı. Bu; <strong>faiz oranlarına</strong> bağlasa da altın “<strong>hayır</strong>” dedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>BÖLGE BARIŞI LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Kazanan</strong>: Kesinlikle İran… İsrail’in demir kubbesini deldi, Trump’ın fiyakasını bozdu</p>
<p><strong>Kaybeden</strong>: Kesinlikle ABD… Savurduğu tüm tehditlerin işe yaramadığını dünya da gördü</p>
<p><strong>Netanyahu</strong>: Barışın huzurun, insanlığın kasabı katil politikacı, sorun olmayı sürdürecek</p>
<p><strong>Jeopolitik riskler</strong>: Küresel piyasalar “azaldı” dese de ülkemiz için bölgesel huzur hala uzakta</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vezir-fedasiyla-sahi-mat-etmek-81275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/satranc.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vezir fedasıyla şahı mat etmek… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yine-su-harcama-agirligi-meselesi-81274</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yine şu harcama ağırlığı meselesi…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TÜİK, Maliye Bakanlığı ile ilişkili bir kuruluş; bağlı değil, ilişkili. Peki TÜFE’de ağırlık belirleme yöntemi tümüyle değişirken ve konut harcamalarının payı düşerken TÜİK hangi bakanlığın ilişkili kuruluşuydu? Tabii ki yine Maliye Bakanlığı’nın.</p>
<p>Maliye Bakanı Mehmet Şimşek geçtiğimiz günlerde CNN Türk’te katıldığı bir programda hanelerin en yoksul yüzde 20’lik kesiminin harcamalarının yüzde 77’sini gıda, konut ve ulaştırma için yapmak durumunda olduklarını söyledi. Bu oran TÜİK tarafından açıklanan hanehalkı tüketim harcaması çalışmasındaki verilere dayanıyor.</p>
<p>Bırakın en yoksul yüzde 20’lik kesimle TÜFE ağırlıkları arasındaki devasa farkı, toplam hanehalkı harcamalarının dağılımı ile TÜFE ağırlıkları arasında da büyük bir fark var.</p>
<h2>Özellikle konut harcamalarında</h2>
<p>Bu fark kendini özellikle konut harcamalarında gösteriyor.</p>
<p>TÜFE’de bu yıl konut harcamalarının ağırlığı yüzde 11,4 düzeyinde.</p>
<p>Buna karşılık haneler harcamalarının yüzde 29,3’ünü konut için yaptıklarını belirtiyor.</p>
<p>Hele hele en yoksul ilk yüzde 20’lik kesimde konuta ayrılan pay yüzde 38,7’yi buluyor.</p>
<p>İkinci yüzde 20 konut için yüzde 35, üçüncü yüzde 20 ise konut için yüzde 30,4 pay ayırmak durumunda.</p>
<p>Tuhaf olan tabii ki şu:<strong> “TÜFE kapsamındaki konut grubu harcamalarının ağırlığını yüzde 11,4 olarak belirleyen de TÜİK, vatandaşın tüketim harcamasında ortalamada konuta yüzde 29,3 pay ayrıldığını belirleyen de TÜİK.”</strong></p>
<h2>Yöntem değişti, böyle oldu</h2>
<p>Böylesine açık bir şekilde gözlenebilen bu ağırlık çelişkisi, tümüyle Avrupa ile uyum çerçevesinde atılan adımdan kaynaklanıyor.</p>
<p>TÜİK geçmiş yıllarda TÜFE ağırlıklarını belirlerken temel olarak hanehalkı bütçe anketi çalışmasını ve tüketim harcamasındaki payları esas alıyordu.</p>
<p>2026’da Avrupa’ya uyum çerçevesinde yöntem değiştirildi. Ağırlık belirlemede hanehalkı bütçe anketi yerine ulusal hesaplardan elde edilen nihai tüketim harcamalarının kullanılması ilkesi benimsendi.</p>
<p>İki kavramın kapsamı çok farklı. <strong>“Ne var bunda, sonuçta ikisi de harcamalara dayanıyor”</strong> denilemez.</p>
<p>Çünkü nihai tüketim harcamaları Türkiye’de yapılan tüm harcamaları kapsıyor. Yani bu kapsama Türkiye’de ikamet etmeyen Türkler ve yabancılar da giriyor, onların buradaki harcamaları da dikkate alınıyor.</p>
<p>Böyle olunca özellikle konut grubu harcamaları ve bu kapsamda da kiranın payı düşüyor. Yalnızca kiranın değil tabii ki, elektriğin de, doğal gazın da, suyun da. Türkiye’ye gelen yabancı bir turist burada kira mı ödüyor, elektriğe, suya, doğal gaza para mı harcıyor, tabii ki hayır. Bu yüzden de konut grubu harcamalarının toplam harcamadaki payı düşüyor.</p>
<p>Ama diğer yandan burada yaşayan vatandaş, yani yurt içi yerleşikler ağırlıkla konut için, kira için, evin diğer harcamaları için para ayırmak durumunda.</p>
<p>TÜFE’ye göre konut grubuna her 100 liranın 11,4 lirası ayrılıyor, o kadar.</p>
<p>Ama hanehalkı tüketim harcamalarının dağılımı en yoksul yüzde 20’lik kesimin her 100 liralık harcamasının 38,7 lirasını konut grubu için yapmak durumunda kaldığını gösteriyor.</p>
<p>İki oranı da söyleyen bir kez daha vurgulayayım, TÜİK.</p>
<p>En yoksul kesimlerin harcamasının yüzde 77’sini gıda, konut ve ulaştırmaya yaptığını dile getiren de TÜİK’in ilişkili olduğu Bakan Mehmet Şimşek.</p>
<p>Maliye Bakanı Şimşek bu ağırlık konusunu konut ve kiraların yüksekliğine çözüm bulmak amacıyla konut arzını artıracak adımlar atılacağını belirtmeden önce dile getirdi. Yani dar gelirlinin durumu vahimdi ve onlar için bir şeyler yapmak gerekiyordu.</p>
<p>Temel soru şu: <strong>Vatandaşın harcamasındaki ağırlıklardan çok farklı olan TÜFE’deki ağırlıklarla doğru bir enflasyon ölçümü yapılabilir mi?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a32244540839-1781670981.png" alt="" width="455" height="279" /></strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yine-su-harcama-agirligi-meselesi-81274</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/9/1280x720/para-tl-1778826657.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yine şu harcama ağırlığı meselesi… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81272</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Ekonomi Masası | 17 HAZİRAN" src="https://www.youtube.com/embed/uIa3zik9Npc" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/8/1280x720/guldag-berfin-cipa-1770786551.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bu-is-suistimale-cok-acik-arsanin-imar-durumunu-da-kapsayan-kunyesi-olmali-81273</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu iş suistimale çok açık, arsanın imar durumunu da kapsayan künyesi olmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ARSAVEV </strong>Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Bülent Öztürk, </strong>şirketinin kuruluşunun 4’üncü yılına girdiği bugünlerde çok kısa geçmişine dönüp baktı:</p>
<p>-          <strong>Şirketimiz 3 yılda çok hızlı büyüdü. 2025 yılında çok güçlü bir büyüme yaşadık. Yüzde 107’yi bulan bir büyüme oldu. 3 yılda çok hızlı büyüyünce 2026 için enflasyon kadar büyüme öngördük. Yine de ilk 5 ayda yüzde 42.1’lik büyüme yaşadık.</strong></p>
<p>Arsa satışlarında <strong>“aşamalı konut modeli”</strong>nin de etkili olduğunu irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Eskiden örneğin bir grup eczacı, hukukçu, gazeteci toplanır, kooperatif kurup arsasını alır, sonra da arsanın bir bölümünü müteahhide bırakarak kat karşılığı konut yapardı. Bugün biz bunun benzeri bir modeli uyguluyoruz.</strong></p>
<p>Kooperatif modelini daha regüle şekilde yürütmeye çalıştıklarını düşündü:</p>
<p>-          <strong>Arsa satışı yapılırken bölgenin kat karşılığı oranları dikkate alınıyor. Kimi yerde müteahhide yüzde 60 pay kalırken bazı projelerde bu oranlar değişebiliyor. Bu işten müteahhidin de para kazanması gerekiyor ki konutları zamanında bitirip hak sahiplerine teslim edebilsin.</strong></p>
<p>Arsadan konuta geçerken şu noktaya dikkat edildiği üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Çok eski bir modeli daha regüle şekilde devrede tutmaya çalışıyoruz. Bu model sayesinde oldukça uygun maliyetlerle ev sahibi olabilmek sağlanabiliyor. Denetim ArsaVev kontrolünde gerçekleşiyor.</strong></p>
<p>ArsaVev Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Bülent Öztürk</strong>’le bir grup meslektaşımla birlikte buluştuk, arsa satışlarını, arsadan konuta <strong>“kat karşılığı” </strong>modeliyle dönüşü konuştuk.</p>
<p><strong>Öztürk, </strong>geçen yıl ArsaVev’in 3 bin 531 arsa satışı gerçekleştirdiğini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bu yılın ilk 5 ayında da 3 milyar liralık satış gerçekleşti. Bu para 1200 adetlik satışa denk geldi. Konuta dönüşebilecek lokasyonlar oldukça arsa satışları daha da hareketleniyor.</strong></p>
<p>Bu yıl kooperatif benzeri modelle başlattıkları bazı projelerde teslimlerin başlayacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Kuşadası’nda 808 konut, Foça’da 382 villa teslim aşamasına geldi. Bu projelerde müşteriler arsa alarak girdi. Arsanın kalan kısmı müteahhide kat karşılığı verildi. Projeye arsadan girenler yakında evlerine kavuşacak.</strong></p>
<p>Projelerin hayata geçtiği adresleri sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Kuşadası, Ören, Foça, Dikili, Yalova, İzmir merkez, Uzundere, Balıkesir, Avşa. Modelimizde konuta erişim konusunda güven oluştu. Model benimsendi. Nitekim yüksek faiz döneminin uzaması üzerine başka firmalar da benzeri modelle konut üretimine girdi.</strong></p>
<p><strong>Bülent Öztürk, </strong>hem arsa satışında hem de kooperatif benzeri modelle konut satışında regülasyon eksikliği olduğunu savundu:</p>
<p>-          <strong>Öncelikle tüketicinin hakkını koruyacak regülasyonun bir an önce devreye girmesinde fayda var. Bir kere kat karşılığı modelinde oranların nasıl belirleneceğinin regülasyonla ortaya konulması gerekiyor. Bugün oran fiyatlamaya göre belirleniyor.</strong></p>
<p>Kat karşılığı oranlarını SPK’dan belgeli ekspertizlerin belirlemesini önerdi:</p>
<p>-          <strong>3 farklı SPK belgeli ekspertiz uzmanı oranları belirlese, 3’ünün ortalaması alınsa daha güvenilir bir model oturur. Ayrıca inşaatı yapan müteahhitlerin de lisanslı olmasına özen gösterilmesi gerekiyor.</strong></p>
<p>Arsa satışı yapanlar için de lisans zorunluluğu bulunmadığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Aslında teknik altyapısı olmayanların arsa satışı işinde de faaliyet göstermemesi lazım.</strong></p>
<p>Pandemi döneminde Türkiye’de arsa satışlarının hızlandığına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Pandemiden buyana satılan arsa sayısı 5 milyonu geçti. Pandemi, deprem, faizlerin yüksekliği, konut fiyatlarının beyaz yaka için de erişilemez noktada olması nedeniyle arsa alternatif yatırım alanı olarak öne çıktı.</strong></p>
<p>Arsaya yönelen talebin bu alanın suistimale açıklığını da ortaya koyduğuna dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>ArsaVev olarak 4’üncü faaliyet yılımızdayız. Arsa satışı tarafının da mutlaka regüle edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Regülasyon devreye girmeli, sektör denetlenebilir olmalı.</strong></p>
<p>Şirketlerin klasik denetimlerden geçtiğine vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Ancak, teknik denetim söz konusu değil. Yani, satışa sunulan arsa şirketin kendi stokunda mı, başkasının malı mı, bunun müşteri tarafından bilinmesi lazım. Şu anda sektör regülasyona tabi olmadan faaliyet gösteriyor.</strong></p>
<p>Bu noktada şu öneriyi ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de her arsanın dijital bir künyesi olmalı. Bir arsanın kaç metrekare olduğu görülebiliyor ama imar durumunu alıcı göremiyor. Müşteri o arsanın olduğu bölgede altyapı var mı yok mu, yoksa ne zaman ulaşacak bilmiyor.</strong></p>
<p>Akıllardaki soru işaretlerini biraz daha açtı:</p>
<p>-          <strong>Müşteri arsayı alacağı bölgenin planlarını da görebilmeli. Örneğin, kaldırım ya da yol nedeniyle arsasının bölünme riski taşıyıp taşımadığını bilmeli. Yani, vatandaş alacağı arsayla ilgili her ayrıntıyı şeffaf görebilmeli. Böyle bir sistem kurulmalı.</strong></p>
<p><strong>Bülent Öztürk</strong>’ü dinlerken dijitalleşmenin gündeme gelmesiyle birlikte İstanbul’daki ve Anadolu’daki bazı belediyelerin kentlerin arsa, gayrimenkul stoklarıyla ilgili verileri vatandaşın da görebilmesine dönük çalışmalar yaptıklarını anımsadım.</p>
<p>Yine de suistimal yollarının tıkanması için <strong>Öztürk</strong>’ün <strong>“Her arsanın bir dijital künyesi olsun” </strong>önerisini dikkate alıp, regülasyona yoğunlaşmakta yarar görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Artık ev almam çok zor’ diyenlerin oranı her geçen gün artıyor</span></h2>
<p><strong>ARSAVEV </strong>Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Bülent Öztürk, </strong>bireylerin imar durumu, tarım arazisi gibi kavramları teknik olarak bilmesinin beklenmemesi gerektiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Kamu, bu konuda arsa sahibi olmayı düşünenlerin yatırım güvenliğini sağlayacak adımları atması gerekiyor.</strong></p>
<p>Pandemi öncesine, 2019 yılına döndü:</p>
<p>-          <strong>Özellikle büyük arsa alımlarını daha çok şirketler yapardı. Onlar da konuya profesyonelce yaklaşabiliyordu. 2020 yılından itibaren başta beyaz yakalılar olmak üzere bireyler arsa alımına daha fazla yöneldi. O nedenle </strong>“dijital arsa künyesi” <strong>şimdi daha büyük ihtiyaç.</strong></p>
<p><strong>Öztürk, </strong>piyasanın nabzını tutabilmek için sıklıkla araştırma yaptırdıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>O araştırmalardan konut imarlı arsa alımına yönelenlerin, </strong>“Ev almaya mali gücüm yetmiyor” <strong>diyerek durumlarını ortaya koyduklarını görüyoruz. Bu bireyler en azından, </strong>“Arsa değerlenince satar, konut için peşinat yaparım” <strong>diye düşünüyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Arsa almaya çalışanların bir bölümü de, </strong>“Belki yavaş yavaş kendim evimi yaparım” <strong>diye de düşünüyor. Araştırmalarda gün geçtikçe arsaya yönelenlerin oranının arttığını görüyoruz.</strong></p>
<p>ArsaVev’in aynı zamanda bir data şirketi olduğunu aktardı:</p>
<p>-          <strong>Yıllık 400 bin müşteriyle çoklu çağrılarla 1 milyon 200 bin bağlantı kuruyoruz. Bu da bize önemli bir veri gücü sağlıyor. Araştırmalarda, nabız tutmada bu gücümüzü kullanıyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Müşterilerin yüzde 62’sini kadınlar oluşuyor</span></h2>
<p><strong>ARSAVEV </strong>Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Bülent Öztürk, </strong>müşteri kitlelerinin yüzde 62’sinin kadınlardan oluştuğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Kadınlar, arsaya yatırımı biraz daha tasarruf gibi görüyor. Arsa alımlarında kadınların çok etkili olduğunu gözlüyoruz.</strong></p>
<p>Kadın müşteri yoğunluğunun ArsaVev’i sponsorlukta kadın takımlarına yönlendirdiğini bildirdi. 3 takımın göğüs ve isim sponsoru olduklarını kaydedip sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>ArsaVev Hatay Kadın Voleybol Kulübü</strong></li>
<li><strong>ArsaVev İzmir Ege Gücü Ampute Spor Kulübü</strong></li>
<li><strong>Fenerbahçe ArsaVev Kadın Futbol Kulübü</strong></li>
</ul>
<p>Hatay Kadın Voleybol Kulübü’nün 8 oyuncusunun 6 Şubat 2023 depremlerinde hayatını kaybettiğini anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Takım uzun süre konteynerlerde yaşadı. Takım şampiyonluğa oynadı ama son anda kaybetti. Takımın şampiyonluğa oynaması da çok değerliydi.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Doğuştan yetenekli değilim, bilardoda çalışarak kazandım</span></h2>
<p><strong>BİR </strong>süre önce Işık Plastik’in sahibi <strong>Çeker </strong>Ailesi tarafından devralınan US Polo Assn., Pierre Cardin ve Cacharel markalarının Türkiye ve farklı ülkelerdeki haklarını elinde bulunduran Aydınlı Grubu, <strong>“Geleceği Birlikte Nasıl Şekillendireceğiz?” </strong>başlığıyla tedarikçileriyle buluştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322388430ef-1781670792.png" alt="" width="547" height="280" /></p>
<p>Aydınlı Grubu CEO’su <strong>Abdullah Çeker</strong>’in ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada Türkiye’nin dünyada öne çıkan bilardo oyuncusu <strong>Semih Saygıner, “Rağmen Başarılı Olmak” </strong>başlıklı bir konuşma yaptı. <strong>Semih Saygıner, </strong>bilardo kariyerinin öyküsünü anlattığı konuşmasında şu mesajları verdi:</p>
<ul>
<li><strong>Başarısızlıklarımdan öğrenerek yol aldım.</strong></li>
<li><strong>Bana ilk yıllarda, </strong>“Çok şanslı, toplar hep yan yana geliyor” <strong>derlerdi. Hayır, şans değil, vuruş tekniğimle topları yan yana getiriyordum.</strong></li>
<li><strong>Kimi zaman, </strong>“Doğuştan yetenekli, doğuştan bilardocu” <strong>derlerdi. İlgisi yok. Çalışarak bu noktaya geldim.</strong></li>
<li><strong>Orta öğretim yıllarımda bir gün öğretmen, </strong>“Okula gelmiyorsun” <strong>dedi. Ben de, </strong>“Kahvede kariyer yapıyorum” <strong>cevabı verdim.</strong></li>
<li><strong>O yıllarda okulu kırıp bilardoya, bazen de bilardoyu kırıp okula gidiyordum.</strong></li>
<li><strong>Üzülmek işe yaramaz. Mağduriyetten nefret ederim.</strong></li>
<li><strong>Hayat boyu öğrenci olun.</strong></li>
<li><strong>Kahvede çalışırken İngilizce kursuna giden tek kişi olabilirim.</strong></li>
<li><strong>İş amaç, para araçtır…</strong></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bu-is-suistimale-cok-acik-arsanin-imar-durumunu-da-kapsayan-kunyesi-olmali-81273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/bulent-ozturk-1781670678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu iş suistimale çok açık, arsanın imar durumunu da kapsayan künyesi olmalı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/surdurulebilir-pamukta-turkiye-ornek-ulke-oluyor-81271</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sürdürülebilir pamuk&#039;ta Türkiye örnek ülke oluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Sürdürülebilir tekstil ve moda alanında faaliyet gösteren ve kâr amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olan Textile Exchange tarafından yayımlanan “Pamuk Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA)” raporunda Türkiye; geleneksel üretim, organik pamuk, rejeneratif pamuk ve geri dönüştürülmüş pamuk alanlarının tamamında veri seti oluşturulan sınırlı sayıdaki ülkeden biri olarak yer aldı. Bu durum, Türkiye'nin yalnızca önemli bir pamuk üreticisi değil, aynı zamanda sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi uygulamalarında da küresel ölçekte takip edilen ülkelerden biri haline geldiğini ortaya koydu. Bu sayede Türk pamuğunun çevresel performansı uluslararası kabul gören bir metodolojiyle ölçülebilir hale gelirken çalışma, Türk pamuk ve tekstil sektörünün karbon ayak izi, su kullanımı ve diğer çevresel göstergelerinin küresel markalar tarafından daha şeffaf şekilde değerlendirilebilmesine olanak sağlamış oldu. Ayrıca rapor, Türkiye’nin güçlü geri dönüşüm altyapısının çevresel avantajlarını görünür kılarken, sürdürülebilir pamuk ve döngüsel tekstil ekonomisindeki konumunu da güçlendirebilecek önemli bir referans niteliği taşıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322129980ed-1781670185.png" alt="" width="500" height="158" /></p>
<h2>Rakip ülkelerden bir adım öne geçti</h2>
<p>Raporda Türkiye'nin yanı sıra ABD, Çin, Hindistan, Brezilya, Pakistan, Peru, Tanzanya ve Bangladeş gibi ülkeler incelendi. Ancak Türkiye, hem geleneksel hem organik hem de rejeneratif pamuk üretiminin yanı sıra sanayi sonrası ve tüketici sonrası geri dönüştürülmüş pamuk kategorilerinde de kapsamlı şekilde değerlendirilen nadir ülkeler arasında yer aldı.</p>
<h2>Çevresel performansta üç kritik alan</h2>
<p>Araştırmaya göre pamuk üretiminde çevresel etkileri belirleyen en önemli faktörler gübre kullanımı, sulama ve enerji tüketimi olarak sıralandı. Özellikle azotlu gübrelerden kaynaklanan emisyonlar iklim değişikliği üzerindeki etkinin temel nedenleri arasında gösteriliyor. Sulama ise hem su tüketimini hem de enerji kaynaklı emisyonları doğrudan etkiliyor. Raporda, su verimliliğini artıran teknolojilerin ve düşük karbonlu gübre kullanımının çevresel etkileri azaltmada önemli rol oynayabileceği vurgulandı. Türkiye açısından bakıldığında bu başlıklar ayrı önem taşıyor. Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere sulamalı pamuk üretiminin yoğun olduğu bölgelerde su verimliliği ve enerji kullanımı, sektörün gelecekteki rekabetçiliğini belirleyecek unsurlar arasında gösteriliyor.</p>
<h2>Geri dönüşümde Türkiye avantajlı</h2>
<p>Raporda geri dönüştürülmüş pamuk için elektrik tüketimi ve taşımacılık en önemli çevresel etki kaynakları olarak öne çıkarken, tüketici sonrası atıkların üretildiği ülkede işlenmesinin çevresel ayak izini önemli ölçüde düşürebileceği belirtildi. Türkiye'nin güçlü tekstil üretim altyapısı ve gelişen tekstil geri dönüşüm kapasitesi dikkate alındığında bu alanın önemli bir fırsat sunduğu değerlendiriliyor. Araştırma ayrıca geri dönüştürülmüş pamuk üretiminde yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaşmasının çevresel etkileri ciddi ölçüde azaltabileceğine işaret ediyor.</p>
<h2>Temel gösterge toprak sağlığı</h2>
<p>Çalışmada toprak sağlığı için organik karbon miktarı temel gösterge olarak ele alındı. Örtü bitkileri, organik gübre kullanımı ve azaltılmış toprak işleme uygulamalarının topraktaki karbon stoklarını artırabileceği ve uzun vadeli verimliliği destekleyebileceği belirtildi. Biyolojik çeşitlilik açısından ise pestisit kullanımı, arazi değişimi ve su tüketiminin azaltılmasının olumlu etkiler yaratabileceği kaydedildi.</p>
<p>Rapor yalnızca çevresel etkileri değil sosyal boyutu da değerlendirdi. Buna göre pamuk tedarik zincirinde çocuk işçiliği ve toplumsal cinsiyet eşitliği alanlarında bazı ilerlemeler görülse de zorla çalıştırma, jeopolitik riskler, artan maliyetler ve iklim değişikliğinin yarattığı sosyal baskılar hâlâ önemli sorunlar arasında yer alıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">PAMUKTA HEM ÜRETİCİ, HEM İHRACATÇI, HEM DE NET İTHALATÇI ÜLKEYİZ!</span></h2>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Ürünleri Piyasaları Raporu’na göre Türkiye’den 2024/25 sezonunda 467 bin hektar alanda 2,2 milyon ton kütlü pamuk, eş değer olarak 830 bin ton lif pamuk üretildi. Buna karşın Türkiye’nin yıllık lif pamuk tüketimi 1,8 milyon ton seviyesinde bulunuyor. Üretim ile tüketim arasındaki fark nedeniyle Türkiye, dünyanın önemli pamuk ithalatçıları arasında yer alıyor. 2023/24 sezonunda 777 bin ton lif pamuk ithal eden Türkiye’nin en büyük tedarikçileri Brezilya, ABD ve Yunanistan oldu. Aynı dönemde pamuk ekim alanları yaklaşık yüzde 17 daralırken, iklim değişikliği ve zararlılar nedeniyle verimde de düşüş yaşandı. Rapora göre Türkiye’nin 2025 yılı kütlü pamuk üretiminin 2,2 milyon ton seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor.</p>
<p>Türkiye'nin pamuk elyafı dış ticaret verileri, tekstil sanayisinin yüksek ham madde ihtiyacı nedeniyle ithalata bağımlılığın sürdüğünü ortaya koyuyor. 2022 yılında 394,7 milyon dolarlık ihracata karşılık 3,2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiren sektör, 2024 yılında ihracatını 478 milyon dolara yükseltmesine rağmen 1,52 milyar kilogramlık ithalatla dış alıma olan ihtiyacını korudu. 2025'in ilk dört ayında ise ihracat 223,2 milyon dolar, ithalat ise 610,7 milyon dolar olarak gerçekleşti. Miktar bazında bakıldığında aynı dönemde 123,6 milyon kilogram ihracata karşılık 352,1 milyon kilogram ithalat yapıldı. Veriler, Türkiye'nin pamuk elyafında önemli bir ihracatçı olmasına rağmen, güçlü tekstil ve hazır giyim sanayisinin talebini karşılamak için net ithalatçı konumunu sürdürdüğünü gösteriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/surdurulebilir-pamukta-turkiye-ornek-ulke-oluyor-81271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/pamuk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Textile Exchange’in küresel pamuk yaşam döngüsü değerlendirme raporunda yer alan Türkiye organik, rejeneratif ve geri dönüştürülmüş pamuk kategorilerindeki uygulamaları ile küresel ölçekte takip edilen ülkeler arasına girdi. Bu gelişme, Türkiye&#039;nin sürdürülebilir pamuk ve döngüsel tekstil ekonomisindeki konumunu güçlendirebilecek önemli bir referans niteliği taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozkaynak-karliligi-enflasyona-yenik-81270</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özkaynak kârlılıklarında enflasyon baskısı artıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Bankacılık sektörü 2018 yılından bu yana özkaynak kârlılığında enflasyonun altında kalıyor. Sektörün net kârı nominal olarak yüksek görünse de Nisan 2026 itibarıyla bankacılıkta özkaynak kârlılığı yüzde 26,8’e geriledi. Makroihtiyati tedbirler ve fonlama maliyetlerindeki yüksek seyir sektörün özkaynak kârlılığını baskılarken Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Başkanı Alpaslan Çakar da en büyük problemlerden birinin özkaynak kârlılığında enflasyon altı seyir olduğunu söyledi. Yıl sonuna yönelik özkaynak kârlılığı ve enflasyon beklentileri, bu yıl da bankacılık sektörünün enflasyonu yenemeyeceğine işaret ediyor.</p>
<h2>Düşük faiz dönemi makası açtı</h2>
<p>Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre sektörde yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir özkaynak kârlılığı en son 2017 yılında yaşandı. 2017 sonunda bankaların ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 14,9 olurken yıl sonu tüketici enflasyonu yüzde 11,92 olarak gerçekleşti. 2017 sonrası ise tablo değişti. Verilere göre 2018 sonunda bankacılık sektörünün ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 13,8 iken yıl sonu enflasyon yüzde 20,3; 2019 yılında yüzde 10,6 özkaynak kârlılığına karşılık yüzde 11,84 enflasyon yaşandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322008b8e85-1781669896.png" alt="" width="267" height="271" />Pandemiyle birlikte özkaynak kârlılığı oranı ile enflasyon arasındaki makas daha da açılmaya başladı. Bankacılık sektörü zorlu 2020 yılını yüzde 10,5 özkaynak kârlılığı ile tamamlarken enflasyon yüzde 14,6 oldu; düşük faiz oranına dayalı yeni bir para politikasının devreye alındığı 2021 yılında yüzde 14 özkaynak kârlılığına karşın enflasyon yüzde 36,08’e yükseldi. 2022 yılında özkaynak kârlılığı yüzde 40,3’e yükselse de yüzde 64,27 olan enflasyonun çok gerisinde kalırken, 2023 yılında yüzde 34,5’e gerileyen özkaynak kârlılığına karşılık enflasyon yüzde 64,77’ye çıktı.</p>
<h2>Nisan itibarıyla %26,8’e geriledi</h2>
<p>Haziran 2023’ten itibaren uygulanmaya başlayan sıkı para politikası ile birlikte 2024 yıl sonunda özkaynak kârlılığı yüzde 26,5’e indi, enflasyon ise yüzde 44,38 gerçekleşti. Geçen yıl dezenflasyon programının devreye girmesiyle enflasyonda düşüş yaşansa da yüzde 27,2’lik özkaynak kârlılığına karşılık yüzde 30,89’luk enflasyon oldu. Bu yıl nisan itibarıyla TBB verilerine göre bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığı yüzde 26,8 seviyesinde. Nisan itibarıyla yıllık tüketici enflasyonu ise yüzde 32,61. 2026 yılına umutla başlayan sektörün özkaynak kârlılığı yine enflasyonun altında kalmaya devam ediyor. Makroihtiyati önlemler and yüksek fonlama maliyetleri bu durumda etkili oluyor.</p>
<h2>Net faiz gelirleri kârlılığı baskılıyor</h2>
<p>Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre özkaynak kârlılığı bankacılık sektörünün en önemli göstergelerinden biri. TBB Başkanı Alpaslan Çakar da güçlü özkaynak yapısının, bankacılık sektörünün olası konjonktürel risklere karşı dayanıklılığını artıran en temel unsurlardan biri olduğunu belirterek “2026 Nisan ayı itibarıyla, özkaynaklarımız 4.4 trilyon TL. Sektörümüzün ortalama özkaynak kârlılığı ise yüzde 26,8 olmuş ve enflasyonun bir miktar altında kalmıştır. Özkaynak kârlılığımızın minimum enflasyon oranında olması ihtiyatlı risk yönetimi, sürdürülebilir büyümenin finansmanına kesintisiz katkı verilebilmesi açısından da kritik önemdedir” dedi.</p>
<p>İşte bu derece önemli gösterge enflasyonu yenemeyince bankalar için olumlu olmuyor. Bankacılık kaynaklarının verdiği bilgiye göre sektörde tüm değerlendirmeler özkaynak kârlılığı oranına bakılarak gerçekleşiyor. Çünkü bankacılık sektörünün net kârı yüksek görünse de reel gelir elde edebilmek özkaynak kârlılığının enflasyonu yenmesine bağlı. Özkaynak kârlılığı bankanın sermayesinin etkinliğini de ortaya koyarken özkaynak kârlılığı başta net faiz marjı olmak üzere birçok unsurdan etkileniyor. Ama son yıllarda özkaynak kârlılığını baskılayan en önemli unsur net faiz marjı. Net faiz marjını da makroihtiyati tedbirler ile sıkı para politikası belirliyor.</p>
<h2>Yıl sonu beklentisi %25-29 seviyesinde</h2>
<p>2026 başında bankacılık sektöründe özkaynak kârlılığı beklentileri yüzde 25-29 bandında şekillenmişti ve savaş öncesi yıl sonu enflasyon tahminleri ışığında bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığında enflasyonu yenme olasılığı vardı. Ancak şimdi piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi TCMB beklenti anketi verilerine göre yüzde 29,14 ile yüzde 30’a yakın seyrediyor. Bu durum 2026 yılında da bankacılık sektörünün özkaynak kârlılığının enflasyonun altında kalma olasılığının yüksek olduğuna işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">BANKA GRUBU BAZINDA DEĞİŞİM GÖSTERİYOR</span></h2>
<p>İş Yatırım ekonomistlerinin hazırladığı raporda ortalama özkaynak kârlılığının banka grubu bazında değişim gösterdiğine dikkat çekildi. Rapora göre Nisan 2025 - Nisan 2026 döneminde sektör ortalaması yüzde 25-35 bandında seyretti. Gruplar arasında rapora göre katılım bankaları Mart 2026’da yaklaşık yüzde 56 seviyesine yükselerek veri setindeki en yüksek aylık özkaynak kârlılığına ulaştı. Rapora göre Mart 2026’daki güçlü toparlanma, faiz indirim döngüsünde kâr payı maliyetlerinin aktif getirilerden daha hızlı gerilemesinin kârlılığı geçici olarak desteklediğine işaret ederken nisanda ise ortalama özkaynak kârlılığı yaklaşık yüzde 26,5 seviyesine gerileyerek kısmi normalleşme gösterdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">EN İYİ ÖZKAYNAK KARLILIĞI MEVDUATSIZLARDA</span></h2>
<p>Kalkınma ve yatırım bankaları da ikinci en güçlü grup oldu aynı dönemde. Yüzde 39-45 oranında özkaynak kârlılığı yakalayan kalkınma ve yatırım bankaları sektör ortalamasının belirgin üzerinde kaldı. İş Yatırım ekonomistleri bu tabloda yüksek faiz ortamında bu grubun mevduat maliyetlerinin bulunmamasının önemli avantaj sağladığını belirtti; kalkınma yatırım bankaları nisanda özkaynak kârlılığı yüzde 35,9 ile enflasyonu yendi.</p>
<p>Geçen yıl yaşanan iç siyasi gerilimde kamu mevduat bankalarının özkaynak kârlılığının yüzde 45’ten yüzde 9’a sert gerilediğini, diğer gruplarda yüzde 15-20 bandına düştüğünü kaydetti. Ardından yaşanan toparlanma sonrası ise Mart 2026’da yaklaşık yüzde 27 seviyesinde bulunan kamu mevduat bankaları ortalama özkaynak kârlılığının, Nisan 2026’da yüzde 13,9’a düşerek sektör ortalamasının belirgin altında kaldığı raporda yer aldı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">YABANCI MEVDUATTA SERT HAREKET YOK</span></h2>
<p>Özel mevduat bankaları, sektör ortalamasına en yakın seyreden grup oldu. Mayıs - Temmuz 2025 döneminde yaklaşık yüzde 15 seviyesine gerileyen grubun özkaynak kârlılığı, bu dönemde daha faize duyarlı mevduat tabanı nedeniyle net faiz marjı baskısıyla karşı karşıya kaldığını gösterdi. 2025’in ikinci yarısında toparlanma kademeli şekilde gerçekleşti ve Mart 2026’da yaklaşık yüzde 36 seviyesine ulaştı. Ancak nisanda grup yaklaşık yüzde 11,2 seviyesine sert gerileyerek veri setindeki en düşük seviyesini gördü.</p>
<p>Yabancı mevduat bankaları ise dönem boyunca yüzde 25-35 bandında kalarak en istikrarlı profili sergiledi. Bu grubun Nisan 2026’daki yaklaşık yüzde 29,4 seviyesi de bu dirençli görünümü teyit etti. İş Yatırım ekonomistleri “Bu durum, Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı mevduat bankalarına özgü daha muhafazakâr risk iştahı ve daha sıkı maliyet disiplinini yansıtmaktadır. Bununla birlikte, aynı özellikler grubun olumlu faiz dönemlerinde yerli gruplar kadar yukarı yönlü potansiyel yakalayamamasına da neden olmaktadır” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozkaynak-karliligi-enflasyona-yenik-81270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/lira-para-1776054271.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre sektörde yıllık tüketici enflasyonunun üzerinde bir özkaynak kârlılığı en son 2017&#039;de yaşandı. O yıl sonunda bankaların ortalama özkaynak kârlılığı yüzde 14,9 olurken tüketici enflasyonu yüzde 11,92 olarak gerçekleşmişti. Sonraki yıllarda tablo sürekli bankaların aleyhinde gelişti, Nisan 2026 itibariyle enflasyon yüzde 32,37 iken özkaynak karlılığı yüzde 26,8&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kalder-izmir-is-dunyasini-gelecege-hazirliyor-81319</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Gelecek, başka türlü olabilme cesaretidir&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye Kalite Derneği (KalDer) İzmir Şubesi tarafından geleneksel olarak düzenlenen ve Ege Bölgesi’nin önemli yönetim ve kalite buluşmaları arasında yer alan 26. Mükemmelliği Arayış Sempozyumu (MAS) geniş katılımla yapıldı.</p>
<p>"Başka Türlü" temasıyla Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılışında konuşan KalDer İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ünlü, Mükemmelliği Arayış Sempozyumu’nun yalnızca bir etkinlik değil, kurumların kendilerine, süreçlerine, insan kaynağına, karar alma biçimlerine ve geleceğe bakışlarına yeniden odaklandığı güçlü bir paylaşım zemini olduğunu söyledi.</p>
<p>KalDer İzmir Şubesi olarak yıllardır kurumların, liderlerin ve bireylerin sürdürülebilir başarı yolculuklarına katkı sunmayı görev edindiklerini dile getiren Ünlü, kalite kültürünün ve sürekli gelişim anlayışının yaygınlaşmasının kurumların geleceğe hazırlanması açısından belirleyici olduğunu ifade etti. Ünlü, “Kalite bir sonuç değil, bir düşünme biçimi. Mükemmellik ise ulaşılacak bir nokta değil, sürekli devam eden bir arayış. Bu nedenle Mükemmelliği Arayış Sempozyumu, 26 yıldır değişen dünyayı anlamaya, geleceği okumaya ve yeni sorular sormaya çalışan bir platform olarak yoluna devam ediyor” dedi.</p>
<p>Bu yılki sempozyum temasının “Başka Türlü” olarak belirlenmesinin tesadüf olmadığını anlatan Ünlü, teknolojinin baş döndürücü bir hızla geliştiği, yapay zekânın iş yapış biçimlerini yeniden tanımladığı, ekonomik ve sosyal dönüşümlerin kurumları her zamankinden daha fazla zorladığı bir dönemden geçildiğini ifade ederek, “Kurallar değişiyor, beklentiler değişiyor, başarı tanımları değişiyor. Geleceğin, mevcut kalıpları biraz daha iyi uygulayanların değil, gerektiğinde o kalıpları sorgulama cesareti gösterenlerin ellerinde şekilleneceğine inanıyoruz. Mottomuzda ifade ettiğimiz gibi; gelecek, başka türlü olabilme cesaretidir” diye konuştu.</p>
<h2>Ege Bölgesi Yerel Kalite Ödülleri sahiplerini buldu</h2>
<p>KalDer İzmir Şubesi tarafından bu yıl 26’ncısı düzenlenen Ege Bölgesi Yerel Kalite Ödülleri kapsamında verilen Ege Bölgesi Üstün Performans Ödülü ile Yılın Başarılı Ekibi Ödülleri sahiplerini buldu. Ödül töreninde konuşan KalDer İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ünlü, ödül sürecine katılan tüm kurumlara teşekkür ederek başarı gösteren ekipleri kutladı.</p>
<h2>Lezita ve ESHOT Altın Ödüllerin sahibi oldu</h2>
<p>Tören konuşmalarının ardından ödüller sahiplerini buldu. Yılın Başarılı Ekibi ödülleri Sürecinde, Bronz Ödül’e Cevher Jant A.Ş. FLOW AND GLOV Ekibi, Gümüş Ödül’e Haus Makine A.Ş. ETKİN PROJE Ekibi layık görülürken, Altın Ödül’ün sahibi Abalıoğlu Lezita Gıda’nın Lezita Enerji Gözcüleri Ekibi oldu. Kar Amacı Gütmeyen Projeler de ise Gümüş Ödül, İZELMAN Anaokulları Eğitimde Kentsel Adaletin Güçlendirilmesi Ekibi’ne verilirken, Altın Ödül’ün sahibi ise ESHOT Telemetri Projesi Ekibi oldu.</p>
<h2>Ege Bölgesi Üstün Performans Ödülü Pine Bay Hotels&amp;Resorts’e verildi</h2>
<p>Bu yıl Ege Bölgesi Üstün Performans Ödülü kategorisinde değerlendirilen Göçtur Turizm A.Ş. bünyesindeki Pine Bay Hotels &amp; Resorts Ege Bölgesi Üstün Performans Ödülü’nün sahibi oldu.</p>
<p>Pine Bay Hotels &amp; Resorts, Ege Bölgesi Üstün Performans Ödülü’ne layık görülürken, Türkiye’de konaklama sektöründe bir ilki gerçekleştirerek EFQM 5 Yıldız Yetkinlik Belgesi’nin sahibi olmuştur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kalder-izmir-is-dunyasini-gelecege-hazirliyor-81319</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/9/1280x720/kalder-izmir-is-dunyasini-gelecege-hazirliyor-1781689130.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KalDer İzmir Şubesi tarafından bu yıl 26’ncı kez düzenlenen Mükemmelliği Arayış Sempozyumu&#039;nda iş dünyası, akademi, sivil toplum ve genç profesyoneller bir araya gelirken; kalite, sürdürülebilirlik, yapay zekâ, liderlik, insan kaynağı, çeviklik ve kurumsal dönüşüm başlıkları masaya yatırıldı. KalDer İzmir Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Ünlü, &quot;Kurallar değişiyor, beklentiler değişiyor, başarı tanımları değişiyor. Geleceğin, mevcut kalıpları biraz daha iyi uygulayanların değil, gerektiğinde o kalıpları sorgulama cesareti gösterenlerin ellerinde şekilleneceğine inanıyoruz. Mottomuzda ifade ettiğimiz gibi; gelecek, başka türlü olabilme cesaretidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cimko-surdurulebilir-yatirimlar-icin-uluslararasi-kalkinma-finansmani-devleriyle-guclerini-birlestirdi-81312</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çimko&#039;dan sürdürülebilir yatırımlar için uluslararası finans kuruluşlarıyla iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Sanko Holding’e bağlı Çimko'nun, sürdürülebilirlik vizyonunu küresel ölçekte tescillemeye devam ettiği belirtildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, uluslararası sermaye piyasalarında gerçekleştirdiği başarılı tahvil ihraçlarının ardından, Almanya merkezli kalkınma finansmanı kuruluşu DEG ve Fransa Kalkınma Ajansı’nın (AFD) iştiraki olan Fransız kalkınma finansmanı kuruluşu Proparco ile stratejik bir iş birliği protokolüne imza attı.</p>
<p>Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, DEG CEO’su Roland Siller ve Proparco Üretim, Tarım ve Hizmet Sektörleri Küresel Başkanı Reza Hassam Daya’nın katılımıyla düzenlenen törenle resmiyet kazanan anlaşmanın, Çimko’nun küresel piyasalardaki finansal disiplininin ve sürdürülebilir büyüme stratejisinin yeni bir kilometre taşını oluşturduğu ifade edildi.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir geleceğe ve yurt dışı yatırımlarına küresel fon</strong></p>
<p>Verilen bilgiye göre, stratejik iş birliği kapsamında elde edilen finansman, Çimko’nun düşük karbonlu ekonomi geçiş planlarını ve çevre dostu teknoloji yatırımlarını desteklemek amacıyla kullanılırken, Çimko, söz konusu finansman ile karbon azaltım stratejileri, ön kalsinasyon yatırımları, enerji verimliliğinin artırılması ve emisyonların minimize edilmesi gibi kritik sürdürülebilirlik projelerine hız verecek. Bu hamlenin, Çimko'nun küresel standartlarda üretim yapma kabiliyetini artırmasının yanı sıra, uluslararası pazarlardaki rekabetçi gücünü ve yurt dışı yatırım fırsatlarına olan açık duruşunu da pekiştireceği vurgulandı. </p>
<p>Anlaşmanın önemine ve Çimko’nun gelecek vizyonuna değinen Sanko Holding Yönetim Kurulu Başkanı Adil Sani Konukoğlu, iş birliğine dair şunları söyledi: "Çimko olarak, uluslararası sermaye piyasalarında elde ettiğimiz başarıları, küresel finansın saygın kuruluşları olan DEG ve Proparco ile imzaladığımız bu stratejik iş birliği anlaşmasıyla bir adım daha ileriye taşımanın gururunu yaşıyoruz. Tahvil ihraçlarımıza gösterilen bu küresel ilgi, şirketimizin finansal disiplinine, kurumsal yönetim standartlarına ve en önemlisi sürdürülebilir büyüme stratejimize duyulan güveni gösteriyor. Sürdürülebilirliği bir iş modeli olarak benimsiyor, bu doğrultuda karbon azaltımı ve enerji verimliliği yatırımlarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. DEG ve Proparco ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, sadece çevre dostu projelerimize güçlü bir kaynak yaratmakla kalmayacak, aynı zamanda uluslararası yatırımcı tabanımızı çeşitlendirerek küresel pazarlardaki varlığımızı daha da derinleştirecektir. Çimko olarak, küresel finansal ekosistemle kurduğumuz bu güçlü bağlar sayesinde, yurt dışı yatırımlarına ve küresel ölçekteki yeni büyüme fırsatlarına her zaman açık bir vizyonla ilerlemeyi sürdüreceğiz."</p>
<p>DEG CEO'su Roland Siller konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “DEG olarak, Çimko’nun ESG ve düşük karbonlu sürdürülebilirlik yolculuğunu destekleme konusunda stratejik bir ortak olarak hareket etmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bu işlemle, sadece sermaye sağlamanın çok ötesine geçen kararlılığımızı bir kez daha teyit ederken; Çimko’nun karbon azaltım yol haritasının uygulanmasını, raporlama ve yönetişim standartlarının güçlendirilmesini destekliyoruz. Özel sektörün deneyimli bir iş ortağı olarak, bu iş birliği sürdürülebilir iş modellerinin yatırım yapılabilirliğine yönelik güçlü bir mesaj niteliği taşımaktadır.”</p>
<p>Proparco Üretim, Tarım ve Hizmet Sektörleri Küresel Başkanı Reza Hassam Daya şunları kaydetti: “Ortağımız DEG ile birlikte, Çimko’ya yönelik bu stratejik yatırım aracılığıyla Sanko Grubu ile olan ortaklığımızı güçlendirmekten memnuniyet duyuyoruz. Çimento gibi karbon azaltım dönüşümünde kritik öneme sahip sektörlerin karbonsuzlaştırma sürecini desteklemek, ekonomik büyümeyi sürdürürken iklim hedefleriyle uyumlu dönüşümü mümkün kılmak Proparco’nun öncelikleri arasında yer almaktadır. Endüstriyel liderliği sürdürülebilirlik konusundaki güçlü bağlılığıyla birleştiren bir grubu desteklemekten gurur duyuyor; iklim, toplum ve Türkiye ekonomisi için pozitif değer yaratmak adına Sanko Grubu ile iş birliğimizin devamını diliyoruz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cimko-surdurulebilir-yatirimlar-icin-uluslararasi-kalkinma-finansmani-devleriyle-guclerini-birlestirdi-81312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/cimko-surdurulebilir-yatirimlar-icin-uluslararasi-kalkinma-finansmani-devleriyle-guclerini-birlestirdi-1781681887.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çimko&#039;nun, Alman DEG ve Fransız Proparco ile imzaladığı stratejik iş birliği anlaşmasıyla karbon azaltımı ve enerji verimliliği odaklı yurt dışı yatırımlarının finansman altyapısını sağlamlaştırdığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kimya-petrokimyada-verimlilik-potansiyeli-yuzde-235-81295</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kimya &amp; petrokimyada verimlilik potansiyeli: Yüzde 23,5</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk sanayisinin sektörel enerji verimliliği potansiyelini ele aldığım bu seride, beyaz eşya, otomotiv ve gıda sektörlerinin ardından bu hafta kimya ve petrokimya sektörüne odaklanmak istiyorum. Kimya ve petrokimya, birçok sanayi koluna girdi sağlayan, enerji yoğunluğu yüksek, üretim sürekliliği ve kalite disiplini açısından kritik bir sektör.</p>
<p>Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’nun üçüncü versiyonunda yer alan kimya ve petrokimya sektörü analizleri kapsamında 46 tesiste yapılan enerji etütleri, sektörün somut ve uygulanabilir bir iyileştirme alanına sahip olduğunu gösteriyor. Bu tesislerin 26’sı 5.000 Ton Eş Değer Petrol (TEP) üzeri, 8’i 1.000 ila 5.000 TEP arası, 12’si ise 1.000 TEP altı tüketime sahip. Bu dağılım, bulguların hem büyük ölçekli üretim tesisleri hem de daha küçük ölçekli işletmeler açısından anlamlı olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Tüketim profili</strong></p>
<p>Bu tesislerde toplam enerji tüketiminin %21’i elektrikten, %79’u ise ısı enerjisinden (ağırlıklı olarak fosil yakıtlardan) kaynaklanıyor. Yani kimya ve petrokimya sektöründe ısı enerjisi merkezi bir rol oynuyor. Buhar, sıcak yağ, sıcak su, reaktör ısıtma, kurutma, damıtma, evaporasyon ve farklı sıcaklık seviyelerindeki süreç ihtiyaçları, bu yapının temel nedenleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Toplam enerji verimliliği potansiyeli %23,5 seviyesinde. Bunun %11’i elektrik tüketiminden, %12,5’i ise ısı enerjisi tarafındaki iyileştirmelerden elde edilebilir. Bu tablo, sektörün enerji verimliliği yol haritasında hem ısı sistemlerini hem elektrikli yardımcı işletmeleri birlikte ele almak gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>İlk üç odak alanı</strong></p>
<p>Etüt sonuçlarına göre sağlanabilecek toplam 100 birim tasarruf potansiyelinin %61’i ısı ve üretim süreçlerinden, %10’u soğutma sistemlerinden, %9’u ise basınçlı havadan geliyor. Bu üç başlıkla toplam potansiyelin %80’ine ulaşılıyor.</p>
<p>Bu dağılım sektör açısından çok net bir önceliklendirme sunuyor. Kimya ve petrokimya tesislerinde ilk bakılması gereken alan ısı üretimi, ısı dağıtımı, süreç sıcaklıkları ve atık ısı noktaları. Kazan daireleri, buhar hatları, kondens dönüş sistemleri, sıcak yağ devreleri, eşanjörler, kurutucular ve reaktör çevrimleri çoğu zaman yüksek tasarruf potansiyeli taşıyor.</p>
<p>Soğutma sistemleri daha düşük paya sahip görünse de sektör için kritik önemde. Çünkü birçok tesiste aynı anda hem ısıtma hem soğutma ihtiyacı bulunuyor. Bu eş zamanlı ihtiyaç, soğutma sistemi rehabilitasyonu ötesinde doğru mühendislikle tasarlanmış ısı pompası ve ısı geri kazanım uygulamaları için güçlü bir zemin oluşturuyor.</p>
<p><strong>Yatırımın geri dönüşü</strong></p>
<p>Kimya ve petrokimya sektörü etütlerinde 1 TEP enerji tüketimi azaltımı için gereken ortalama yatırım 1.768 dolar olarak hesaplanıyor. Projelerin ortalama geri ödeme süresi ise 2,70 yıl seviyesinde.</p>
<p>Emisyon azaltımı açısından da güçlü bir gösterge var. 1 ton karbondioksit eş değeri emisyon azaltımı için gereken ortalama yatırım tutarı 538 dolar. Bu veri, enerji verimliliği projelerinin kimya ve petrokimya sektöründe karbon yönetimi açısından ölçülebilir ve yatırım planına bağlanabilir bir araç sunduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Sahadan notlar</strong></p>
<p>Kimya ve petrokimya tesislerinde en önemli fırsat alanı çoğu zaman ısı geri kazanımı. Yüksek sıcaklıkta atılan baca gazları, sıcak ürün akışları, egzotermik reaksiyon ile atıl ısı, kondens, soğutma suyu devreleri ve kurutma çıkışları doğru analiz edildiğinde başka bir prosesin ön ısıtma ihtiyacını karşılayabilir. Bir nevi tesis içi mikro simbiyoz imkanı sunar. Bu yaklaşım yakıt tüketimini azaltırken aynı zamanda sistem genelindeki enerji dengesini iyileştirir.</p>
<p>Isı pompası uygulamaları da sektör için giderek daha önemli hale geliyor. Özellikle farklı sıcaklık seviyelerinde aynı tesiste soğutma ve ısıtma ihtiyacının birlikte bulunması, bu teknolojinin uygulanabilirliğini artırırken fosil yakıt tüketimini azaltan güçlü bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Yardımcı işletmeler tarafında da önemli fırsatlar var. Verimsiz soğutma grupları, sabit hızlı pompa sistemleri, gereğinden yüksek debiyle çalışan hatlar, vana kısma yöntemiyle yapılan kontrol, basınçlı hava kaçakları ve yüksek işletme basınçları toplam tüketimi artırıyor. Bu alanlarda yapılacak revizyonlar, çoğu zaman üretim sürecine doğrudan müdahale etmeden hızlı ve ölçülebilir tasarruf sağlayabilir.</p>
<p><strong>Son söz </strong></p>
<p>46 tesisten çıkan sonuçlar, ortalama 2,70 yıllık geri ödeme süresi ile sektörde %23,5 seviyesinde enerji verimliliği potansiyeli bulunduğunu ve bu potansiyelin VAP destekleri ile birlikte finansal olarak da savunulabilir olduğunu ortaya koyuyor. Doğru önceliklendirme yapıldığında sektör için enerji verimliliği; maliyetleri azaltan, karbon ayak izini düşüren ve üretim güvenliğini destekleyen stratejik bir yatırım alanına dönüşüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kimya-petrokimyada-verimlilik-potansiyeli-yuzde-235-81295</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kimya &amp; petrokimyada verimlilik potansiyeli: Yüzde 23,5 ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-krizi-masadan-kalkmiyor-dil-degistiriyor-herkes-biliyor-kimse-adini-anmak-istemiyor-81294</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklim krizi masadan kalkmıyor, dil değiştiriyor: Herkes biliyor, kimse adını anmak istemiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Harry Potter evrenindeki Voldemort gibi, iklim krizi de küresel diplomaside herkesin varlığını bildiği ama bazı masalarda adını anmaktan kaçındığı bir başlığa dönüşüyor. Bonn’da gelişmekte olan ülkeler uyum, kayıp-zarar ve fosil yakıtlardan adil çıkış için somut finansman isterken; Evian’da G7 liderleri aynı krizi enerji güvenliği, kritik mineraller ve tedarik zincirleri üzerinden konuşuyor. COP31’e giden yol artık yalnızca emisyon hedeflerinden değil, söz ile kaynak arasındaki güven açığının nasıl kapatılacağından geçiyor.</strong></p>
<p>Bonn’daki Dünya Konferans Merkezi’nde iklim müzakereleri ikinci haftasına girerken, birkaç yüz kilometre ötede başka bir diplomasi sahnesi gündemde. Fransa’nın Evian kentinde G7 liderleri yıllık zirveleri için bir araya geldi. Masada Ukrayna var, Ortadoğu var, yapay zekâ var, ticaret gerilimleri var, kritik mineraller var, ama iklim krizi yok. Aslında yok değil, sadece adı anılmıyor. İklim, ne yazık ki küresel diplomaside yeniden “söylenmemesi gereken kelimeye” dönüşüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3237f23b283-1781676018.png" alt="" width="466" height="621" />Harry Potter evrenindeki Lord Voldemort gibi: Herkes varlığını biliyor, herkes yarattığı tehdidin farkında, ama bazı masalarda adını söylemek siyaseten riskli hale geliyor. Evian’daki G7 zirvesi ile Bonn’daki iklim müzakerelerinin aynı haftaya denk gelmesi, küresel iklim siyasetindeki kırılmayı daha görünür hale getirmiş durumda. Bir tarafta dünyanın en zengin ülkeleri, iklim krizini doğrudan konuşmadan enerji güvenliği ve tedarik zinciri risklerini tartışıyor. Diğer tarafta gelişmekte olan ülkeler, iklim krizinin bedelini her yıl daha ağır ödediklerini hatırlatıyor.</p>
<p>Bu çelişki yeni değil ama bugün daha sert. Çünkü iklim krizi artık yalnızca çevre başlığı değil, enflasyon, gıda fiyatları, enerji güvenliği, göç, borç sürdürülebilirliği, sigorta maliyetleri, sağlık sistemleri ve siyasi istikrarı yakından ilgilendiriyor. G7’nin iklimi gündemden çıkarması, iklimin etkilerini ortadan kaldırmıyor, sadece krizin adını değiştirmiş oluyor.</p>
<p><strong>Diplomasi dilinde kullanılmayan kelime “iklim”</strong></p>
<p>G7 liderleri, ABD Başkanı Donald Trump yönetimiyle açık bir iklim gerilimi yaşamamak için gündemi özellikle “iklim” kelimesinden arındırmış durumda. Trump’ın küresel ısınmayı geçmişte “aldatmaca” olarak nitelendiren yaklaşımı, yalnızca Washington’un iklim politikasını değil, çok taraflı diplomasinin dilini de değiştiriyor. Ülkeler iklim eylemini savunmaktan vazgeçmiş değil, ama bunu daha az görünür, daha az çatışmacı, daha dolaylı başlıklar altında gündeme getirmeye çalışıyor. Bu nedenle Evian’da “iklim” yokmuş gibi görünse de, enerji güvenliği, kritik mineral tedarik zincirleri, Çin’in temiz teknoloji üstünlüğü, borçlu ülkelerin uygun maliyetli sermayeye erişimi ve kalkınma finansmanı gibi başlıkların tamamı aslında iklim krizinin diğer adları. Bonn’da ise iklim krizinin adı da belli, faturası da… Ve o faturanın kimin tarafından, nasıl, hangi araçlarla ödeneceği sorusu neredeyse bütün başlıkları kilitlemiş durumda.</p>
<p><strong>Bonn’un kirli kelimesi: Finansman</strong></p>
<p>Bonn görüşmelerinde en fazla duyulan kelime “uygulama” olsa da, en fazla gerilim yaratan kelime yine “finansman”. Gelişmekte olan ülkeler açısından iklim eylemi artık yeni hedefler açıklamakla değil, mevcut hedefleri hayata geçirecek kaynaklara erişmekle ilgili. Uyum yatırımları, kayıp-zarar mekanizmaları, enerji dönüşümü, dirençli altyapı, tarımda iklim riski, sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi, erken uyarı sistemleri, şehirlerin sıcak hava dalgalarına hazırlanması… Hepsi aynı soruya bağlanıyor: Para nereden gelecek? Bonn’da tartışılan yeni iklim finansmanı çalışma programı bu nedenle kritik. Ancak daha başlangıç aşamasında bile anlaşmazlık büyük. Gelişmekte olan ülkeler, finansman tartışmasının merkezinde kamu kaynaklarının, hibelerin ve düşük maliyetli finansmanın yer almasını istiyor. Çünkü borç yükü altındaki ülkeler için “iklim finansmanı” adı altında yeni kredi yaratmak, çözüm değil yeni kırılganlık anlamına geliyor. Zengin ülkeler ise finansmanı daha geniş bir akış olarak tanımlamak istiyor: Özel sektör yatırımları, çok taraflı kalkınma bankaları, karma finansman, sigorta mekanizmaları, piyasa araçları ve risk azaltıcı modeller. Bu araçların önemli olduğu tartışmasız, ancak gelişmekte olan ülkelerin itirazı burada başlıyor: İklim krizinin tarihsel sorumluluğu ile finansmanın gönüllü piyasa mantığına bırakılması arasında ciddi bir adalet açığı var. Kısacası Bonn’da teknik gibi görünen tartışma aslında son derece politik: İklim finansmanı dayanışma yükümlülüğü mü olacak, yoksa yatırım fırsatı olarak mı tasarlanacak?</p>
<p><strong>Rakam verilmeyen hedefin güven yaratması zor</strong></p>
<p>İklim müzakerelerinin en tuhaf çelişkilerinden biri, yeni finansman hedefleri belirlenirken, bu hedefler için net rakam belirtilmemesi. Uyum finansmanı bunun en çarpıcı örneği. COP30’da uyum finansmanının üç katına çıkarılması taahhüt edilmişti. Gelişmekte olan ülkeler şimdi bu taahhüdün Küresel Uyum Hedefi kararına somut bir rakamla girmesini istiyor. Masadaki talep yıllık 120 milyar dolar düzeyinde. Çünkü uyum, sel baskınına karşı kanalizasyon sisteminin yenilenmesi, kuraklığa dayanıklı tarım altyapısı, sıcak hava dalgalarına karşı sağlık sisteminin hazırlanması, kıyı kentlerinde yükselen deniz seviyesine karşı koruma, orman yangınları için erken uyarı, gıda güvenliği ve temiz su erişimi anlamına geliyor. Buna rağmen gelişmiş ülkeler net rakam vermeye sıcak bakmıyor. Savunma harcamalarının arttığı, bütçelerin sıkıştığı, borçlanma maliyetlerinin yükseldiği, jeopolitik krizlerin derinleştiği bir dönemde yeni finansman taahhütleri siyasi açıdan zorlaşıyor. Ancak gelişmekte olan ülkeler açısından tablo çok net: Rakam yoksa güven yok. Güven yoksa uygulama yok.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>COP31 için asıl test: Güven</strong></span></p>
<p>●Bugün gelişmekte olan ülkelerin temel sorunu hedef eksikliği değil; hedeflerin finansmanla desteklenmemesi. Küresel Güney, daha iddialı emisyon azaltım planları, daha güçlü uyum politikaları ve fosil yakıtlardan çıkış için daha fazlasını yapmak zorunda bırakılıyor. Ama aynı anda finansman vaatlerinin geciktiğini, hibe yerine borç araçlarının öne çıktığını, kalkınma alanının daraldığını ve zengin ülkelerin kendi bütçe gerekçeleriyle sorumluluktan kaçındığını düşünüyor. Bonn’un verdiği yanıt şimdilik temkinli. Müzakereler ilerliyor, teknik başlıklar çalışılıyor, yol haritaları yazılıyor. Ama iklim diplomasisinin kalbinde hâlâ aynı eksik var: Söz ile kaynak arasındaki mesafe. Bonn görüşmeleri, COP31’e giden yolda Türkiye açısından da önemli bir uyarı niteliğinde. Antalya’da başarılı bir sonuç alınacaksa, bunun yalnızca güçlü diplomasiyle değil, güven inşa eden bir gündemle mümkün olacağı açık. Antalya’da yalnızca “ne yapılmalı” sorusuna değil, “kim, hangi kaynakla, hangi takvimle, hangi adalet ilkesiyle yapacak” sorusuna yanıt aranacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-krizi-masadan-kalkmiyor-dil-degistiriyor-herkes-biliyor-kimse-adini-anmak-istemiyor-81294</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim krizi masadan kalkmıyor, dil değiştiriyor: Herkes biliyor, kimse adını anmak istemiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhasebe-mesleginin-gelecegi-guven-teknoloji-ve-donusum-81293</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhasebe mesleğinin geleceği: Güven, teknoloji ve dönüşüm</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gençlerin muhasebe mesleğini bir kariyer mesleği olarak tercih etmelerini sağlamak için IFAC ile birlikte yürüttüğümüz kampanyanın sloganı ile ifade edecek olursak; “Her şeyin muhasebeye ihtiyacı var.” Dün de bu ihtiyaç vardı, yarın da her şeyin muhasebeye ihtiyacı olacak... </strong></p>
<p>Muhasebe mesleği, ekonomik hayatın sağlıklı işleyişinin temel unsurlarından biridir. Ancak son yıllarda yaşanan ekonomik, teknolojik ve toplumsal dönüşüm, mali müşavirlerin rolünü yeniden tanımlamaktadır. Günümüzde mali müşavirler; işletmelerin karar alma süreçlerine yön veren, riskleri öngören, şeffaflığı sağlayan ve ekonomik hayatın en önemli unsuru olan güveni üreten stratejik aktörler konumundadır.</p>
<p>Bunun en somut göstergelerinden biri, 16-20 Kasım 2026 tarihlerinde Güney Kore’de düzenlenecek Dünya Muhasebe Kongresi’dir. Kongrenin teması olan “Yarınları Birlikte Şekillendiriyoruz”, aslında muhasebe mesleğinin yeni rolünü de özetlemektedir. Artık mali müşavirlik mesleğinin rolü yalnızca işletmelerin mali tablolarını hazırlamak değil; veriyi anlamlandırmak, riskleri öngörmek, sürdürülebilirliği desteklemek, yatırımcı güvenini güçlendirmek ve kamu yararını korumaktır. Yapay zekanın rutin işlemleri dönüştürdüğü bir dünyada, mesleğin asıl değeri bilgi üretme kapasitesinden çok güven üretme kapasitesinde ortaya çıkmaktadır. Dünyada bugün konuşulan pek çok başlık, aslında uzun yıllardır ülkemizde muhasebe camiasının da gündeminde yer almaktadır. Bu konuları Türkiye Muhasebe Kongrelerinde; kamu kurumlarının temsilcileri, akademisyenler, meslek örgütleri ve iş dünyasıyla aynı masa etrafında tartışıyor, mesleğin geleceğine yönelik ortak bir akıl oluşturuyoruz.</p>
<p>Dünya Muhasebe Kongresi ile bağlantılı olarak TÜRMOB tarafından 7-10 Ocak 2027 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştireceğimiz 22. Türkiye Muhasebe Kongresi ile mesleğimizin geleceğini yalnızca tartışan değil, aynı zamanda bu geleceğe yön veren ortak aklı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.</p>
<p>Mali müşavirlik mesleğinin yasal statüye kavuşmasının 37. yılı Geçtiğimiz hafta sonu 13 Haziran’da, mali müşavirlik mesleğinin yasal statüye kavuşmasının 37. yılını geride bıraktık. Bu vesileyle, 3568 sayılı Kanun ile kurumsal kimliğine kavuşan mesleğimizin, ülkemizin ekonomik ve mali hayatında üstlendiği kritik rolü bir kez daha hatırlıyoruz. Aradan geçen 37 yılda mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler; kayıt dışı ekonomiyle mücadeleden mali disiplinin güçlendirilmesine, şeffaf ve güvenilir finansal bilginin üretilmesinden ekonomik güvenin tesisine kadar çok önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Bugün geldiğimiz noktada mesleğimiz, yalnızca muhasebe kayıtlarının tutulduğu bir alan değil; işletmelere yön veren, riskleri analiz eden ve ekonominin güven altyapısını güçlendiren stratejik bir meslek haline gelmiştir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhasebe-mesleginin-gelecegi-guven-teknoloji-ve-donusum-81293</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muhasebe mesleğinin geleceği: Güven, teknoloji ve dönüşüm ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/donem-karini-yuzde-2820-artirirken-209-fonun-alma-gerekcesi-neydi-81287</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dönem kârını yüzde 2.820 artırırken 209 fonun alma gerekçesi neydi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada enflasyonist baskıyı geride bırakarak kârlılık rasyolarını pozitife çeviren 21 şirket, piyasadaki zorlu şartlara adeta meydan okuyor. Yüksek kâr sıçramasıyla Tüpraş’ın ilk sırada yer aldığı farklı sektörlerdeki firmaların kâr büyüme oranı %2.820’ye kadar çıktı.</strong></p>
<p>Şirketlerin ilk çeyrek bilançolarında enflasyonu katlayan astronomik kâr büyüme oranlarını gören kimi yatırımcı, kasaya giren nakdin aynı hızla çoğaldığını düşünebilir. Kuşkusuz Tüpraş veya BİM gibi şirketlerin zorlu ekonomik koşullarda kârlılıklarını reel olarak artırması takdiri hak eden bir başarıdır. Ancak, yüksek oranların kaynağının sorgulanması önemli bir ayrıntıdır. Kârdaki olağanüstü sıçramaların tamamı şirketin ana faaliyetlerinden elde ettiği satışlardan beslenmez. Yeniden değerlemeler veya ertelenmiş vergi gelirleri kağıt üzerinde kâr yaratsa da, ortada reel bir nakit akışı olmayabilir. Oluşan kârın ne kadarının kasadaki paraya dönüştüğünü takip etmek asıl meseledir.</p>
<h2>Kârı hızlı büyüyenler</h2>
<p>Yılın ilk çeyreğinde Tüpraş’ın net kârı 127 milyon TL’den 3,7 milyar TL’ye çıkarken artış oranı %2.820 oldu. Üç aylık dönemde satışlarını %24 ve esas faaliyet kârını %124 büyüten şirketin dönem sonu kârının hayli güçlü artmasında 258,3 milyar TL’ye ulaşan satış gelirleri belirleyici oldu. Hissede 209 fon pozisyon almış görünüyor. Gübre Fabrikaları üç aylık dönemde net kârını %278 artırırken listenin ikinci sırasında yer aldı. Gelirini %23 artışla 22,4 milyar TL’ye çıkaran firmanın esas faaliyet kâr büyümesi %68 artış kaydetti. Dönem sonunda oluşan 3,07 milyar TL net kârda satış gelirinin etkisi öne çıkıyor. Hissenin fiyatı ise bir aydır düşüyor.</p>
<h2>Fiyatı istikrarlı yükselen</h2>
<p>Listede yer alan şirketlerden Katılımevim güçlü performansı ile öne çıkıyor. Hisse, borsaya geldiği Haziran 2023’ten bu yana güçlü ivmesini sürdürürken geçen zaman diliminde fiyatını 15 kat artırmayı başardı. Yılbaşından bu yana yükselişi ise %705 oldu. Firma, ilk çeyrekte gelirini %40 ve dönem sonu net kârını %203 büyüttü.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322f09d68ae-1781673737.png" alt="" width="900" height="478" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>YATIRIM TEMİNATLI MI, TEMİNATSIZ MI?</strong></p>
<p>Teminatlı yatırım; sermaye koruması, güveni bekleyiş, düzenli akış, tahsilat önceliği. Düşük kazanç, varlık erimesi, nakit sıkışıklığı, masraf yükü. Teminatsız yatırım; yüksek potansiyel, hız, geniş seçenek, büyüme ortaklığı. Sermaye tahribatı, tahsilat zorluğu, psikolojik yük, piyasa duyarlılığı.</p>
<p><strong>Aldığı iş tek başına ciro sıçramasına yol açmasa da 3 yıl düzenli gelire olanak verecek</strong></p>
<p>VBT Yazılım’ın aldığı yaklaşık 15 milyon dolarlık işin kara katkısı olur mu? ● Baran Akyol</p>
<p>Baran, VBT Yazılım ünvanını açıklamadığı bir bankayla donanım ve bakım üzerine opsiyonlar dahil 15 milyon dolara 3 yıllık sözleşme imzaladı. Bu tutarın 2026 cirosunu tek başına katlamasını beklemek gerçekçi olmaz. Sözleşme 3 yıla yayıldığı için, 15 milyon dolarlık gelirin tamamı yıl sonu bilançosuna tek seferde yansımayacak. İlk çeyrekteki 774 milyon TL’lik gelir düşünüldüğünde, yıllık yaklaşık 5 milyon dolarlık bu ek döviz girdisi ciroya pozitif yansıyacağı muhakkak. Asıl fayda ciroda ani patlamadan ziyade, döviz bazlı nakdin üç yıl boyunca gelmesi.</p>
<p><strong>Başakşehir’deki arsalarını satarak durağan varlıklarını kullanacağı nakde çeviriyor</strong></p>
<p>Torunlar GYO’nun milyarlık arsa satışı kârı ne boyutta büyütür? ● Serdar Çakır</p>
<p>Serdar, Torunlar GYO, Başakşehir’deki arsalarını KDV hariç 1,19 milyar TL bedelle sattı. Yüksek hacimli satış bilançoya önemli bir nakit girişi sağlayacak. Ancak arsanın satış fiyatı ile değerleme raporundaki 1,196 milyar TL neredeyse aynı. Firmanın mülklerini bilançoda güncel ekspertiz değeriyle taşıdığından, bu satıştan doğacak ekstra muhasebe kârı yok denecek kadar az görünüyor. Bu itibarla söz konusu hamle, bilançosunda ek kâr dalgası yaratmayacak. Durağan bir varlığı likide dönüştürerek kasasına yaklaşık 1,2 milyar TL nakit girişi sağlayacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>IDH fonu Endeksin dışındaki hisselere yatırım yaparak yıllık %46 kazandırdı</strong></p>
<p>İş Portföy’ün idare ettiği BIST 100 Dışı Şirketler Hisse Senedi (TL) Fonu (IDH), arada yukarı ataklar gerçekleştirip ardında yatay hareket eden bir görüntü sergiliyor. Son olarak geçtiğimiz mayısta 13,47 TL’yi test etti ve sonra tekrar yatayda dalgalı bir seyre yöneldiği gözleniyor. Son altı ayda şubat hariç diğer aylarda nakit çıkış yaşandı. Haziranın ilk yarısında fondan çıkan tutar 31,4 milyon TL olurken fonun hacmi 1,01 milyar TL seviyesinde duruyor. IDH’nin yatırımcısı düşük miktarlarda da olsa azalıyor, sayı şimdilerde 21.978’e indi. Temel stratejisi, fon varlıklarının borsada BIST 100 Endeksi haricindeki hisse senetlerinde değerlendirme üzerine kurulu. Portföyün %95,01’i hisse ve %4,61’i ters repo işlemlerinden oluşuyor. Son bir yılda %46,26 getiri elde eden portföy, endeksin gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Kayatur Filo Kiralama, piyasadan TLREF + %4 faizle 300 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Kayatur Filo Kiralama, nitelikli yatırımcılara yönelik 15.06.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 300.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+% 4 olarak belirlendi. 364 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 4 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 14.06.2027 olarak açıklandı. 15 Haziran itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı %39,99 seviyesinde bulunuyor. Kayatur’un verdiği %4 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFKYTR62728 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322f1d7d565-1781673757.png" alt="" width="982" height="240" /></strong><strong>LİLA KAĞIT</strong></p>
<p><strong>Erzurum’daki üretim tesisinin ilk fazını tamamladı. İkinci faz seneye devrede</strong></p>
<p>Lila Kağıt, Erzurum’da temelini attığı üretim tesisinin birinci fazı olan konverting üretim yatırımını tamamladığını ve faaliyete başlamak için hazır olduğunu duyurdu. İkinci faz olan kağıt üretim tesisinin ise 2027 yılında devreye girmesi hedefleniyor. Tesisin devreye alınmasıyla Doğu Anadolu, Karadeniz ve sınır komşusu ülkelere yapılacak satışlarda güçlü bir lojistik avantaj sağlanması amaçlanıyor. Şirket, hem iç pazarda hem de Kafkasya ve Orta Doğu ihracat rotasında operasyonel verimliliğini artırmayı hedeflerken gelire katkısı ikinci fazla birlikte beklenmeli.</p>
<p><strong>ASTOR ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Amerika’daki müşterisinden yaklaşık 72 milyon dolarlık yeni bir sipariş aldı</strong></p>
<p>Astor Enerji, ABD’deki bir firmayla güç transformatörü tedariki için 71,98 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Sipariş edilen ürünlerin teslimatı 2027’nin ikinci ve üçüncü çeyreklerinde gerçekleştirilecek. Söz konusu tutarın 2025 yılı hasılatına oranı %9,39 seviyesinde bulunuyor. Firma son aylarda özellikle ABD’deki müşterilerden güçlü siparişler alıyor. Astor Enerji, uluslararası enerji altyapısı pazarındaki gücünü sağladığı bağlantılarıyla gerçekleştirirken, gelişmiş pazarlara büyük çaplı endüstriyel ürünler ihraç edilmesi kalitenin kabulüne işaret ediyor.</p>
<p><strong>FORMET METAL</strong></p>
<p><strong>Gerekli inşaat çalışmalarını tamamladı, yeni yere taşınarak faaliyete geçti</strong></p>
<p>Formet Metal, Beydeğirmeni fabrikasında bahçe mobilyaları tesisinin işlemesi için gerekli inşaat çalışmalarını tamamlarken üretim tesisini adrese taşıyarak faaliyete geçti. Böylece, planladığı kapasite artışı doğrultusunda üretim hatlarını yeni bir fiziksel alana entegre etmiş oldu. Üretim kapasitesini artırmak için yeni ve modern tesislere geçiş yapmak firmaların büyüme hikayesinin doğal parçası olarak görülmeli. Eski tesiste mekansal kısıtlamalarla mücadele etmek yerine, yatırımı tamamlanmış yeni bir fabrika alanına geçmek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Rönesans Gayrimenkul üç aydır yükselen ivmesiyle dikkat çekerken fonlar alıyor</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a322ef8130d9-1781673720.png" alt="" width="301" height="238" /></strong>Rönesans Gayrimenkul’de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %137,05 ile toplamda 5,06 milyon lot artarak 8,75 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 45’ten 81’e yükseldi. HKH fonu 770 bin lot ile en fazla alımı yaparken, FNT 305 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Rönesans hakkında bugüne kadar 6 aracı kurum öneride bulunurken sadece biri model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Ak Yatırım 349,00 TL ile verdi. Yıl içinde en düşük öneri 265,00 TL ile Ünlü Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/donem-karini-yuzde-2820-artirirken-209-fonun-alma-gerekcesi-neydi-81287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dönem kârını yüzde 2.820 artırırken 209 fonun alma gerekçesi neydi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kdv-beyannamesi-gelisiyor-81283</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KDV beyannamesi gelişiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KEMAL OKTAR</strong></p>
<p>Gelir İdaresi Başkanlığı 1 no.lu KDV beyannamesine yeni satırlar eklemek suretiyle, mükelleflerin işlemlerinin detaylı bir şekilde beyan edilmesini amaçlamaktadır.</p>
<p><strong>KDV indirimlerinin düzeltilmesi</strong></p>
<p>2026/Mart vergilendirme döneminden itibaren geçerli olmak üzere;</p>
<p>- Zayi olan mallara ait daha önce indirim konusu yapılan KDV’nin 507.</p>
<p>- Konaklama işletmelerinde kullanılan alkollü içecekler dolayısıyla yüklenilen KDV’nin 508.</p>
<p>- Kanunen kabul edilmeyen giderler nedeniyle indirim konusu yapılan KDV’nin 509.</p>
<p>numaralı satırlara yazılması öngörülmüştür. Söz konusu gelir kayıt alt tür seçenekleri ile oluşturulacak gelir kayıt işlemlerinin 1 no.lu KDV beyannamesinin “Matrah-Diğer İşlemler” tablosuna otomatik aktarımının sağlanacağı da belirtilmiştir.</p>
<p>Bu satırlara, mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak satın aldığı mal ve hizmetler için ödediği ve KDV indirimi yapılmasına engel bir durum olmadığı için indirim konusu yaptığı KDV’nin, daha sonra indirilemeyecek KDV’ye dönüşmesi üzerine indirimin düzeltilmesi amacıyla kayıt yapılacaktır.</p>
<p>Mal veya hizmetlerin satın alındığı dönemde KDV’sinin indirim konusu yapılması mümkün olmayan, ancak yanlışlıkla indirilecek KDV satırlarında beyan edilen tutarların, hatanın ortaya çıktığı dönem KDV beyannamesinin 507, 508 veya 509 no.lu satırlarına yazılmak suretiyle düzeltilmesi söz konusu değildir. Bu durumda düzeltme, hatalı olarak indirim konusu yapılan dönem için düzeltme beyannamesi verilmek suretiyle yapılmalıdır.</p>
<p>Nitekim Gelir İdaresi Başkanlığı 13 Nisan 2026 tarihinde internet sitesinde yayınladığı açıklamada, KDV Kanununun 30/d maddesi uyarınca, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV’nin indirimi mümkün olmadığından, cari dönemde bu kapsamda olduğu açık olan giderlere ait KDV’nin, 1 no.lu KDV beyannamesinde “İndirimler” kulakçığı altındaki “Diğer İndirimler” tablosundaki 108- yurtiçi alımlara ilişkin KDV satırında beyan edilmeyeceği, dolayısıyla bu dönemde “Matrah” kulakçığı altındaki “Diğer İşlemler” tablosundaki 509- KKEG nedeniyle indirim konusu yapılan KDV satırına herhangi bir kayıt yapılmayacağını belirtilmiştir.</p>
<p>İndirim düzeltilmesi amacıyla 1 no.lu KDV beyannamesine eklenen satırların açıklamaları aşağıdadır.</p>
<p><strong>507- Zayi Olan Mallara Ait Daha Önce İndirim Konusu Yapılan KDV satırı:</strong></p>
<p>Satın alınan ve KDV’si indirilen malların daha sonraki dönemlerde hırsızlık, kaza, yangın gibi nedenlerle kısmen veya tamamen zayi olması veya son kullanma tarihinin geçmesi gibi nedenlerle imha edilmesi halinde, daha önce indirilmiş olan KDV’nin zayi olan veya imha edilen mala isabet eden kısmı, zayi ya da imha olayının meydana geldiği döneme ait 1 no.lu KDV beyannamesinin 507 no.lu satırına yazılmak suretiyle düzeltilecektir.</p>
<p>Deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olan mallara ait KDV’nin indirim konusu yapılmasına izin verildiğinden, bu şekilde zayi olan mallar için indirim düzeltilmesi, dolayısıyla bu satırlara kayıt yapılmayacaktır.</p>
<p>Öte yandan, zayi olan malların amortismana tabi iktisadi kıymet niteliğinde olması ve Maliye Bakanlığınca belirlenen faydalı ömürlerini tamamlamış bulunması halinde yüklenilen KDV’nin indirim konusu yapılmasına izin verdiğinden, faydalı ömrünü tamamlamış olan Amortismana Tabi İktisadi Kıymetlerin (ATİK) zayi olması halinde de bu satıra kayıt yapılmasına gerek olmayacaktır. Faydalı ömrünü kısmen tamamlamış olan ATİK’lerin zayi olması halinde ise, faydalı ömrün tamamlanan kısmına isabet eden KDV düzeltilmeyecek, faydalı ömrün tamamlanmadığı kısma isabet eden KDV 507 no.lu satıra yazılacaktır.</p>
<p><strong>508- Konaklama İşletmelerinde Kullanılan Alkollü İçecekler Dolayısıyla Yüklenilen KDV satırı:</strong></p>
<p>Alkollü içecek bedelleri için ayrı fatura düzenlemek veya faturada ayrıca göstermek suretiyle KDV hesaplayan konaklama tesisinin, “her şey dahil” sistemi uyguladığı müşterileri için alkollü içecek bedelinin de dahil olduğu konaklama faturası düzenlemesi halinde, her şey dahil sistemi çerçevesinde sunulan alkollü içecekler için ödediği ve indirim konusu yapmış olduğu KDV’yi, hizmetin sunulduğu döneme ait KDV beyannamesinin 508 no.lu satırına yazmak suretiyle düzeltmesi gerekecektir.</p>
<p>Tamamen her şey dahil sisteme göre hizmet veren konaklama işletmeleri ise bu hizmetlerinde sunduğu alkollü içeceklere ödediği KDV’yi indirim hesaplarına almaları mümkün olmadığından, 508 no.lu satırda herhangi bir beyan yapmayacakları tabiidir.</p>
<p><strong>509 KKEG Nedeniyle İndirim Konusu Yapılan KDV satırı:</strong></p>
<p>Mükelleflerin önceki dönemlerde gerçekleşen alımlarına ilişkin olarak ilgili dönemlerde KDV’si indirilen mal veya hizmetlerin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunlarına göre kısmen veya tamamen indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen KDV olarak ortaya çıkması halinde, indirim konusu yapılmış olan KDV, bu durumun ortaya çıktığı döneme ait 1 no.lu KDV beyannamesinin "Matrah" kulakçığının "Diğer İşlemler" tablosundaki "509- KKEG Nedeniyle İndirim Konusu Yapılan KDV" satırında beyan edilecektir.</p>
<p>Örneğin işletme faaliyetlerinde kullanılmak üzere satın alınan ve KDV’si indirim konusu yapılan malların, gelir veya kurumlar vergisi mevzuatına göre gider yazılmasına imkân vermeyecek şekilde ayni olarak bağışlanması halinde, kanunen kabul edilmeyen gidere dönüşen bu teslimle ilgili indirilmiş olan KDV, teslimin yapıldığı dönem KDV beyannamesinin 509 no.lu satırına yazılmak suretiyle düzeltilecektir.</p>
<p>Malların satın alındığı dönemde gelir veya kurumlar vergisi uygulamasında gider yazılmasına imkân vermeyecek şekilde bağışlanması halinde ise ödenen KDV indirim hesaplarına alınmaksızın KKEG yapılacağından, 509 no.lu satırda bir beyan yapılmayacaktır.</p>
<p><strong>Gider yansıtılması</strong></p>
<p>2026/Nisan vergilendirme döneminden itibaren geçerli olmak üzere, kendisine ait olmayan giderler dolayısıyla adına düzenlenen faturada gösterilen KDV’yi indirim konusu yapan mükellefler, ilgili kişi veya kuruluşlara aktardıkları giderleri 510 no.lu satırda beyan edeceklerdir.</p>
<p>Örneğin adına düzenlenen su faturasındaki KDV’yi, limanda faaliyet gösteren mükelleflerin süzme saatlerine göre bu işletmelere dağıtan liman işletmesi, dağıttığı tutarları 1 no.lu KDV Beyannamesinin 510 no.lu satırlarına yazmak suretiyle beyanda bulunacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kdv-beyannamesi-gelisiyor-81283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KDV beyannamesi gelişiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nto-hizmet-kalitesini-belgelendirdi-81317</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Üyelerimize sunduğumuz hizmeti şansa bırakmıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Nizip Ticaret Odası'nın (NTO) Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından gerçekleştirilen 2026 yılı gözetim tetkiklerini başarıyla tamamladığı bildirildi.</p>
<p>Bölge iş dünyasının küresel pazarlara açılmasında öncü bir rol üstlenen NTO'nun, hizmet standardizasyonunu en üst seviyede tutmaya devam ettiği bildirildi. Yapılan açıklamaya göre, oda bünyesinde yürütülen TS ISO 10002:2018 Müşteri Memnuniyeti Yönetim Sistemi 1. Gözetim yenileme denetimi ile TS EN ISO 9001:2015 Kalite Yönetim Sistemi 2. Gözetim Denetimi süreçleri hiçbir uygunsuzluk tespit edilmeksizin başarıyla tamamlandı.</p>
<p>TSE Gaziantep Belgelendirme Müdürlüğü Baş Tetkik Görevlisi Musa Yaşar tarafından titizlikle yürütülen resmî tetkik sürecinde, NTO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özyurt, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mahmut Polat, Genel Sekreter Dilek Süzer, Genel Sekreter Yardımcısı Halil İbrahim Avşaroğlu ve ilgili birim personeli tam kadro hazır bulundu. TSE denetim ekibi, NTO'nun üye memnuniyetini tüm idari mekanizmalarına pürüzsüzce entegre ettiğini ve dijital dönüşüm süreçlerini toplam kalite mantığıyla yönettiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Başarılarımızın temelinde yüksek hizmet kalitemiz yatıyor"</strong></p>
<p>Denetimlerin başarıyla sonuçlanmasının ardından NTO’nun kurumsal vizyonuna dair açıklamalarda bulunan NTO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özyurt, standardizasyonun sürdürülebilir kalkınmadaki önemine dikkat çekti. Başkan Özyurt, "Nizip Ticaret Odası olarak, son dönemde Türkiye geneli İhracatçı Birlikleri kayıtlarına yansıyan 166 milyon doları aşkın resmî ihracat rekorumuzun, altyapısı hızla ilerleyen Nizip 2. OSB hamlemizin ve Bakanlık destekli UR-GE projelerimizin arkasındaki en büyük gizli güç, ödün vermediğimiz kurumsal kalitemizdir. Üyelerimize sunduğumuz hizmeti şansa bırakmıyor, uluslararası standartlarla yönetiyoruz. Kalite yönetim sistemimiz ve üye memnuniyeti odaklı yaklaşımımız sayesinde kurumsal gelişimimizi kalıcı hale getirdik. Odamızın kalitesini bir kez daha tescilleyen bu sürece emek veren yönetim kurulumuza, meclisimize, genel sekreterliğimize, personelimize ve bizlere rehberlik eden TSE Baş Tetkik Görevlisi Sayın Musa Yaşar’a şükranlarımı sunuyorum" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nto-hizmet-kalitesini-belgelendirdi-81317</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/7/1280x720/nto-hizmet-kalitesini-belgelendirdi-1781687869.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NTO Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Özyurt, &quot;Üyelerimize sunduğumuz hizmeti şansa bırakmıyor, uluslararası standartlarla yönetiyoruz. Kalite yönetim sistemimiz ve üye memnuniyeti odaklı yaklaşımımız sayesinde kurumsal gelişimimizi kalıcı hale getirdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/transit-ticarette-kurumlar-vergisi-tesviki-basliyor-81315</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Transit ticarette kurumlar vergisi teşviki başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MUSTAFA AK - </strong><strong>Vizyon şirket ortağı</strong></p>
<p>Vergi kanunlarında önemli değişiklikler yapan 7582 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 4 Haziran 2026 tarihli ve 33270 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Daha önce Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-i maddesinde İstanbul Finans Merkezi’nde (İFM) yer alan katılımcıların yararlandığı transit ticarete tanınan kazanç indirimi tüm transit ticaretle uğraşanların yararlanacağı şekilde genişletildi.</p>
<p>Ayrıca bu faaliyetin İFM’de yapılması durumunda kazanç indirimi oranı %100 olarak belirlendi.</p>
<p>Bu yazımızda yeni getirilen bu teşviki soru-cevap şeklinde özetleyeceğiz. Ayrıca bu faaliyeti İFM’de yapmanın sağladığı diğer avantajları anlatacağız.</p>
<p><strong>Transit ticaret faaliyetinde bulunanlara getirilen kazanç indirimi nedir? </strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-i maddesine göre yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından sağlanan kazançların %95’i kurum kazancından indirilir.</p>
<p>Bu müessese bir istisna değil indirimdir, kurum kazancı bulunması durumunda uygulanır.</p>
<p>Örneğin 2026 yılında transit ticaretten 100 milyon TL gelir elde edilirse bu kazancın 95 TL’si matrahtan indirilir, 5 milyon TL üzerinden vergi ödenir.</p>
<p><strong>“Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından” ifadesinden ne anlaşılmalıdır?</strong></p>
<p>Kanun ve tebliğde buna ilişkin bir açıklama yoktur. Türkiye’ye getirilmeksizin yurtdışında satılması ifadesine 60 no.lu KDV sirkülerinde rastlamaktayız. Bu sirkülerde transit (doğrudan) ihracat işlemi de KDV’nin konusuna girmeyen işlemlerdendir.</p>
<p>Gümrük Kanununun 84.maddesine göre transit rejimi ithalat vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmayan serbest dolaşıma girmemiş veya ihracatla ilgili gümrük işlemleri tamamlanmış eşyanın, gümrük gözetimi altında Türkiye Gümrük Bölgesi içindeki bir noktadan diğerine taşınmasına uygulanır. Yani transit rejiminde mallar fiziken Türkiye’ye gelse de serbest dolaşıma girmediğinden Türkiye’ye girmemiş sayılır.</p>
<p>Malların Türkiye’ye fiziken gelmeksizin yurtdışından yurtdışına satışında indirimin uygulanacağı konusunda tartışma yoktur. Bunun yanında transit rejimine tabi mallar için de (yani fiziken Türkiye’ye gelmiş ancak serbest dolaşıma girmemiş) söz konusu indirimin uygulanabileceğini düşünmekteyiz. Ancak maddenin lafzi yorumu tartışmaya açık olduğundan idarenin konuya açıklık getirmesi uygun olur.</p>
<p><strong>Aracılık faaliyetinde de indirim var mıdır?</strong></p>
<p>Yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık edilmesinden elde edilen kazançlarda da bu indirim uygulanır. Aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye'de olmaması gerekir.</p>
<p><strong>İFM katılımcılarında oran nedir?</strong></p>
<p>İFM Kanununa göre katılımcı belgesi alarak İFM’de faaliyette bulunan kurumlarda bu oran %100 olarak uygulanır. Yani münhasıran bu faaliyette bulunanlar bu kazançları üzerinden vergi ödemezler.</p>
<p><strong>Uygulama ne zaman başladı?</strong></p>
<p>Kanunun bu hükümleri 1/7/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Yani bu indirim ilk kez 3.geçici vergi döneminde ve 9 aylık kazançlara uygulanabilir.</p>
<p><strong>Kazancın Türkiye’ye getirilmesi şart mı?</strong></p>
<p>Kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye'ye transfer edilmesi şarttır.</p>
<p>Transfer edilecek tutar kazanç tutarıdır. Kazançtan anlaşılması gerekenin indirime konu kazanç olması gerektiğini, yani gelirin tamamının transfer şartı olmadığını düşünmekteyiz.</p>
<p>Türkiye’ye kısmi transfer yapılırsa transfer edilen kısım için indirimden yararlanılır, edilmeyen kısım için yararlanılamaz. Örneğin 100 milyon TL’lik kazancın 50 milyon TL’si Türkiye’ye getirilmişse 50 milyon TL’ye %95 oranı uygulanır, yani 47,5 milyon TL için indirim uygulanır. Kalan 52,5 milyon TL vergiye tabidir.</p>
<p>Türkiye’ye bu süre içinde transfer edilmeyen kazançlar, sonraki yıllarda Türkiye’ye transfer edilse dahi anılan indirimden faydalanılamaz.</p>
<p>Transfer banka kanalıyla da olur, fiziken de olabilir. Fiziki işlemlerin gümrük belgeleriyle tevsik edilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Kazanç nasıl tespit edilir?</strong></p>
<p>İndirim kapsamında kabul edilen faaliyetlerden elde edilen hasılattan bu faaliyetler nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurları düşülür. Bulunacak kazancın %95’i, beyannamenin “Kazancın Bulunması Halinde İndirilecek İstisna ve İndirimler” bölümünde gösterilmek suretiyle indirilir.</p>
<p>Diğer indirim ve istisnalar ile geçmiş yıl zararları nedeniyle indirim konusu yapılamayan tutar izleyen dönemlere devredilemez. Faaliyet sonucunun zararlı olması halinde ise indirim söz konusu olmayacaktır.</p>
<p><strong>Kazanç kayıtlarda nasıl izlenir?</strong></p>
<p>İndirime konu kazanç ile buna bağlı olarak kurumlar vergisi matrahının tespiti açısından, indirim kapsamında bulunan ve bulunmayan hasılat, maliyet ve gider unsurları ayrı ayrı izlenir.</p>
<p><strong>Esas faaliyet konusu dışındaki gelirler indirimden faydalanır mı?</strong></p>
<p>İndirime konu faaliyetler dışındaki diğer gelirler (kasadaki nakitlerin değerlendirilmesi sonucu oluşan faiz gelirleri, dövizlerin değerlemesinden kaynaklanan kur farkları ve iktisadi kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan gelirler gibi) ile olağan dışı gelirlerinin indirim kapsamında değerlendirilmez.</p>
<p>İndirim kapsamındaki faaliyetlere ilişkin oluşan cari hesapların kur değerlemesinden kaynaklanan gelirlerinse indirimden faydalanabileceğini düşünmekteyiz.</p>
<p><strong>İhracat faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda 5 puan indirimli kurumlar vergisi nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye girmeksizin başka bir ülkedeki müşteriye satılmak suretiyle ihraç edilmesi halinde bu faaliyetten elde edilen kazanç için kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli uygulanır. Yani normal oran %25 ise bu faaliyetler için bu oran %20’dir.</p>
<p>%95 kazanç indiriminden yararlanmayan kısım üzerinden hesaplanacak vergi bu hüküm nedeniyle 5 puan indirimli uygulanabilir.</p>
<p><strong>Transit ticaretle uğraşanlarda ücret istisnası var mı?</strong></p>
<p>İFM dışında transit ticaretle uğraşanlarda çalışanlara yönelik böyle bir istisna yok.</p>
<p>İFM’de yer alan katılımcıların istihdam ettikleri personele ödedikleri aylık ücretin gerçek safi değerinin; yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde %60’ı, yurt dışında en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip kişilerde ise %80’i gelir vergisinden müstesnadır.</p>
<p>Bu fıkra kapsamında belirtilen istisna, İFM’de çalışmaya başlamadan önceki son üç yılda Türkiye’de çalışmamış olan personelin ücret gelirlerine uygulanır. </p>
<p><strong>İFM’de yer alan ve transit ticaretle uğraşanların gayrimenkul kiralamalarında istisna var mı?</strong></p>
<p>İFM’de yer alan taşınmazların kiralanmasına dair işlemler her türlü harçtan ve bu işlemlere ilişkin düzenlenen kâğıtlar damga vergisinden müstesnadır.</p>
<p>Transit ticaretle uğraşan şirketlerin yaptığı ofis kiralamlarında da bu istisna uygulanır.</p>
<p><strong>Transit ticaretle uğraşan katılımcılar yabancı para cinsinden defter tutabilir mi?</strong></p>
<p>İFM’de bulunan ve faaliyetleri münhasıran transit ticaret olan katılımcılardan dileyenler defter kayıtlarını TCMB tarafından günlük olarak kuru belirlenen bir yabancı para birimi ile yapabilir.</p>
<p>Başkaca faaliyetleri de bulunan katılımcılardan bölge içerisindeki şubelerine münhasır olmak üzere yabancı para birimi ile tutmak isteyenler, GİB’e yazılı olarak başvuruda bulunur, izin alıp bunlar da döviz cinsinden defter tutar.</p>
<p>İFM’dışında transit ticaretle uğraşanlar yabancı para cinsinden defter tutamazlar (VUK 215 hariç).</p>
<p><strong>Transit ticaretle uğraşan katılımcılar asgari kurumlar vergisi öder mi?</strong></p>
<p>Transit ticaretten sağlanan kazanç indirimi asgari kurumlar vergisi matrahından düşülebilmektedir. Başka bir deyişle bu kazançlar üzerinden asgari kurumlar vergisi ödenmez.</p>
<p><strong>Özetle</strong></p>
<p>Türkiye’de transit ticaret yapmak bir hayli avantajlı hale gelmiştir. Bu faaliyet nedeniyle KDV maliyeti doğmadığı gibi artık kurumlar vergisi maliyeti de neredeyse yoktur.</p>
<p>İFM bünyesinde bu faaliyeti yürütmek ise KDV ve kurumlar vergisi yanında, yabancı para cinsinden defter tutma ve duruma göre stopaj istisnası avantajı sunmaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/transit-ticarette-kurumlar-vergisi-tesviki-basliyor-81315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Transit ticarette kurumlar vergisi teşviki başlıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-kara-gagiadin-33-kurulus-yil-donumu-kutladi-81314</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başkan Kara, GAGİAD’ın 33. kuruluş yıl dönümünü kutladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Mesajında, “17 Haziran 1993 tarihinde, Gaziantep’in girişimci ruhunu, üretim gücünü ve genç iş dünyasının dinamizmini temsil etmek amacıyla kurulan Gaziantep Genç İş İnsanları Derneği (GAGİAD), bugün 33. kuruluş yıl dönümünü kutlamanın gururunu yaşamaktadır” diyen Başkan Kara devamında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>“Kuruluşundan bu yana GAGİAD, yalnızca iş dünyasının gelişimine katkı sunan bir sivil toplum kuruluşu olmakla kalmamış; aynı zamanda şehrimizin ekonomik, sosyal, kültürel ve çevresel kalkınmasına değer katan önemli bir paydaş olmuştur. Üyeleri arasında güçlü bir dayanışma kültürü oluşturan derneğimiz, ortak akıl ve ortak hedefler doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p>33 yıllık bu köklü yolculuk boyunca; girişimciliğin desteklenmesi, genç iş insanlarının gelişimi, kadınların iş hayatındaki etkinliğinin artırılması, eğitim, kültür-sanat, çevre ve sosyal sorumluluk alanlarında birçok projeye imza attık. Yerel değerlerimizi korurken küresel gelişmeleri yakından takip ederek üyelerimize ve şehrimize yeni fırsatlar sunmaya devam ediyoruz.</p>
<p>Bugün geldiğimiz noktada dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik, yenilikçilik ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarımızı daha da güçlendirerek geleceğe emin adımlarla ilerliyoruz. Gaziantep’in üretim kültüründen aldığımız güçle, ülkemizin kalkınmasına katkı sağlayacak projeler üretmeye ve iş dünyasına yön vermeye devam edeceğiz.</p>
<p>Bu anlamlı yıl dönümünde, GAGİAD’ın bugünlere ulaşmasında katkısı bulunan tüm Başkanlarımıza, Yönetim Kurulu Üyelerimize, üyelerimize ve destek veren herkese şükranlarımı sunuyorum. GAGİAD olarak, geçmişimizden aldığımız güç ve geleceğe dair sorumluluğumuzla; genç iş insanlarının gelişimi, şehrimizin sürdürülebilir kalkınması ve toplumsal faydanın artırılması için çalışmaya devam edeceğiz.</p>
<p>33 yıllık birlikteliğimizin, dayanışmamızın ve başarı hikâyemizin nice yıllar boyunca büyüyerek devam etmesini diliyor; GAGİAD çatısı altında emek veren, üreten ve değer katan herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-kara-gagiadin-33-kurulus-yil-donumu-kutladi-81314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/4/1280x720/baskan-kara-gagiadin-33-kurulus-yil-donumu-kutladi-1781682310.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Genç İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Kara, derneğin 33. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kuresel-kadin-gucu-antalyada-bulustu-81308</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel kadın gücü Antalya’da buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Valiliği himayelerinde gerçekleştirilen Global Phoenix Women in Business Summit, (Zirvedeki Ankalar) etkinliği Belek tatil bölgesinde İnvista Oteli’nde gerçekleştirildi.</p>
<p>19 ülkeden kadın girişimciler, yatırımcılar ve sivil toplum kuruluş temsilcilerinin yer aldığı etkinliğe, Antalya Valisi Hulusi Şahin ve eşi Ebru Şahin de katıldı.</p>
<p>Dört gün süren etkinlikte, uluslararası kadın iş birliklerinin geliştirilmesi, yeni ticaret fırsatlarının oluşturulması ve kadın liderliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin konuşmasında, "Her başarılı kadının arkasında, yıkıp parçaladığı engelin enkazı vardır" dedi. Vali Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Kadınların iş ve sosyal hayatta karşılaştıkları zorluklar var. Kadınların toplumdaki dönüştürücü gücü var. Kadınlar hayat yolculuklarında tarifsiz engellerle karşılaşıyorlar. Önleri kesiliyor, gelişim alanları sınırlandırılıyor. Ancak tüm bunlara rağmen başarıya ulaşıyorlar. Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın var, her başarılı kadının arkasında, yıkıp parçaladığı engelin enkazı vardır."</p>
<p>Kadınların hem iş hayatında hem de aile yaşamında üstlendikleri sorumlulukları büyük bir özveriyle yerine getirdiğini belirten Şahin, kadınların sahip olduğu gücün toplumların gelişiminde belirleyici rol oynadığını söyledi.</p>
<p>Türk tarihinin kadın liderler ve kahramanlarla dolu olduğuna dikkat çeken Şahin, kadınlara fırsat verildiğinde ekonomiden ihracata, turizmden yönetime kadar her alanda büyük başarılara imza attıklarını kaydetti.</p>
<p>Zirvedeki Ankalar kurucu ortağı Yasemin Arslan da, Türk kadınının tarih boyunca yalnızca toplumun bir parçası değil, aynı zamanda toplumun kurucusu, taşıyıcısı ve geleceği olduğunu belirtti. Kadınların günümüzde yalnızca iş hayatına katılan bireyler değil, ekonomiyi şekillendiren, istihdam yaratan, ihracat yapan ve yatırımlara yön veren liderler haline geldiğini anlatan Arslan, şunları söyledi:</p>
<p>"Türk kadını yalnızca başarı hikâyelerinin kahramanı değildir. Türk kadını geleceği şekillendiren güçtür. Ve geleceğin dünyasında kadınların sesi daha güçlü çıkacaksa, o sesin en güçlü yankılarından biri mutlaka Türkiye'den yükselecektir."</p>
<p>Zirvedeki Ankalar etkinliği kurucu ortağı Tuğba Avcı ise "İnsanların birbirine ilham olduğu, başarının olduğu kadar mücadelelerin de paylaşıldığı, umut veren hikâyelerin çoğaldığı, üretmenin, gelişmenin ve dayanışmanın konuşulduğu bir platform oluşturmak istedik. Zirvedeki Ankalar, yalnızca bir etkinlik değil, kadınların birlikte büyüdüğü ve güçlendiği uluslararası bir dayanışma ağı oldu’’ dedi.</p>
<p>Etkinliklerde tarım, gıda ve lojistik, spor, kongre ve agro turizmi, uluslararası sağlık turizmi ile hospitality yatırım ve donanım alanlarında sektör liderleri, yatırımcılar ve uluslararası alım heyetleri bir araya gelecek. Zirvede ayrıca  bin planlı B2B görüşme ile kadın girişimciler, yatırımcılar ve sektör temsilcileri arasında yeni ticari ortaklıkların temelleri atıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kuresel-kadin-gucu-antalyada-bulustu-81308</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/8/1280x720/kuresel-kadin-gucu-antalyada-bulustu-1781681236.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kadın girişimciliği özendirmeyi ve kadın istihdamını artırmayı amaçlayan uluslararası kadınların yer aldığı ‘’Zirvedeki Ankalar’’ etkinliği Antalya&#039;da düzenlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/denetim-kayyimi-sirketlerde-hukuki-koruma-ve-ekonomik-guven-dengesi-81301</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Denetim kayyımı: Şirketlerde hukuki koruma ve ekonomik güven dengesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Prof. Dr. NECDET SAĞLAM - Anadolu Üniversitesi İİBF</strong></p>
<p>Sermaye şirketleri, yalnızca ortaklarına ait hukuki yapılar değil, çalışanları, tedarikçileri, alacaklıları, bankaları, müşterileri ve faaliyet gösterdikleri piyasa ile birlikte ekonominin önemli aktörleri arasında yer alırlar. Bu nedenle bir şirkette ortaya çıkan yönetim krizi, ortaklar arasındaki uyuşmazlık, şirket organlarının çalışamaz hale gelmesi veya şirket malvarlığının korunmasına yönelik riskler çoğu zaman sadece şirket içi bir sorun olarak kalmaz. Bu tür gelişmeler, şirketin finansmana erişimini, ticari itibarını, piyasa güvenini ve ekonomik değerini de doğrudan etkileyebilir.</p>
<p>Şirket yönetiminde yaşanan ciddi sorunlar bazı hallerde mahkeme müdahalesini gündeme getirebilir. Bu müdahale yollarından biri de kayyımlık müessesesidir. Kayyım, belirli bir işi görmek, bir malvarlığını yönetmek veya belirli işlemleri denetlemek üzere mahkeme tarafından görevlendirilen kişi ya da kişilerdir.</p>
<p>Şirketler bakımından kayyımlık uygulaması farklı şekillerde karşımıza çıkmaktadır. Uygulamada <strong>çağrı kayyımı, yönetim kayyımı ve denetim kayyımı </strong>şeklinde bir ayrım yapılmaktadır. Bu yazıda özellikle denetim kayyımı üzerinde durulacaktır.</p>
<p>Ekonomik açıdan bakıldığında denetim kayyımı yalnızca hukuki bir tedbir olarak görülmemelidir. Doğru sınırlarla uygulandığında şirket varlığının korunmasına, finansal disiplinin sağlanmasına, alacaklıların ve ortakların menfaatlerinin gözetilmesine katkı sağlayabilir. Ancak sınırları belirsiz, geniş yorumlanan ve ölçüsüz uygulanan bir kayyımlık tedbiri; şirketin karar alma süreçlerini yavaşlatabilir, kredi ilişkilerini zorlaştırabilir, tedarik zincirinde güven kaybına yol açabilir ve şirket değerini olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Son dönemde bazı sektörlerde kamu yararı, piyasa düzeni, şirket faaliyetlerinin denetlenmesi ve şirket malvarlığının korunması gibi gerekçelerle kayyımlık uygulamaları yeniden gündeme gelmektedir. Bu nedenle denetim kayyımının hukuki niteliğinin, sınırlarının ve ekonomik etkilerinin doğru anlaşılması; şirketler, ortaklar, alacaklılar, finans kuruluşları ve meslek mensupları açısından önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Denetim Kayyımı</strong></p>
<p>Denetim kayyımı, şirket yönetimini tamamen devralan kişi değildir. Şirketin mevcut yönetim kurulu görevine devam eder; yönetim kurulu toplantı yapabilir, şirket faaliyetlerini sürdürebilir, üretim, satış, personel ve günlük ticari faaliyetler devam eder. Ancak mahkeme kararında belirtilen bazı önemli kararlar, mali işlemler, sözleşmeler, varlık devirleri veya şirket açısından riskli görülen tasarruflar denetim kayyımının onayına tabi hale getirilebilir.</p>
<p>Ancak mahkeme kararında belirtilen bazı işlemler bakımından yönetim kurulunun tek başına hareket etmesi sınırlandırılabilir. Örneğin yüksek tutarlı mal alım satımı, önemli varlık devri, taşınmaz satışı, kredi kullanımı, olağan dışı ödeme yapılması veya şirketi ciddi şekilde borç altına sokacak sözleşmeler kayyım onayına bağlanabilir.</p>
<p>Bu yönüyle denetim kayyımı, şirketin faaliyetlerini durduran değil, belirli riskli işlemleri kontrol altına alan bir tedbirdir. Amaç şirketi kilitlemek değil; şirket varlığını, ortakların haklarını, alacaklıların menfaatlerini ve gerektiğinde kamu yararını korumaktır.</p>
<p>Denetim kayyımı, özellikle şirket yönetimiyle ilgili ciddi endişelerin bulunduğu, şirket malvarlığının korunması ihtiyacının ortaya çıktığı veya yönetim işlemlerinin belirli bir denetime tabi tutulmasının gerekli görüldüğü hallerde gündeme gelir. Bununla birlikte, bu tedbirin istisnai nitelikte olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p><strong>Kötü Yönetim Tek Başına Yeterli midir?</strong></p>
<p>Uygulamada en çok karıştırılan konulardan biri, kötü yönetim iddiasının tek başına denetim kayyımı atanması için yeterli olup olmadığıdır. Bir şirketin kötü yönetildiği, zarar ettirildiği veya ortaklar arasında ciddi uyuşmazlık bulunduğu ileri sürülebilir. Ancak genel yaklaşım, bu iddiaların tek başına kayyım atanması için yeterli olmadığı yönündedir.</p>
<p>Şirket yönetiminin hatalı kararlar aldığı, basiretsiz davrandığı veya şirketi zarara uğrattığı iddia ediliyorsa, öncelikle Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) öngörülen olağan hukuki yolların işletilmesi beklenir. Bunlar arasında yönetim kurulu üyelerinin azli, sorumluluk davası açılması, genel kurul mekanizmalarının çalıştırılması veya diğer dava yolları yer alır.</p>
<p>Mahkemeler, aktif yönetim organı bulunan bir şirkete kayyım atanmasını şirketin iç işleyişine ağır bir müdahale olarak görmektedir. Bu nedenle denetim kayyımı, her ortaklık uyuşmazlığında veya her yönetim krizinde başvurulabilecek olağan bir çözüm yolu değildir.</p>
<p>Daha çok şirket organlarının işlevsiz hale geldiği, temsil yetkisinin kullanılamadığı, şirket malvarlığının ciddi ve somut bir risk altında bulunduğu veya mahkeme müdahalesini zorunlu kılan istisnai durumlarda gündeme gelebilir. Başka bir ifadeyle, kayyım tedbiri şirket yönetimindeki her aksaklığın çözüm aracı değil; olağan yolların yetersiz kaldığı özel durumlarda başvurulabilecek bir mekanizmadır.<strong>Hukuki Dayanak ve Sınırlar</strong></p>
<p>TTK’da doğrudan “denetim kayyımı” adıyla ayrıntılı bir düzenleme bulunmamaktadır. TTK’da özellikle genel kurulun toplantıya çağrılması için çağrı kayyımı düzenlenmiş; ayrıca şirket organlarının eksikliği bakımından TTK’nın 530. maddesi önem taşımıştır.</p>
<p>Bunun dışında uygulamada Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) kayyımlığa ilişkin genel hükümlerine başvurulmaktadır. Özellikle temsil kayyımlığı ve yönetim kayyımlığına ilişkin hükümler, ticaret şirketleri bakımından somut olayın özelliğine göre değerlendirilmektedir.</p>
<p>Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 133. maddesi ise ayrıca ele alınmalıdır. Bu madde, şirket faaliyetleri çerçevesinde suç işlendiğine dair kuvvetli şüphe bulunması halinde başvurulan geçici bir koruma tedbiridir. CMK 133 kapsamındaki kayyım ataması, özel hukuk kaynaklı ortaklık uyuşmazlıklarından farklıdır. Burada amaç suç şüphesinin araştırılması, delillerin korunması ve şirket faaliyetlerinin hukuka uygun biçimde sürdürülmesidir.</p>
<p>CMK 133 kapsamında atanan kayyımın yetkisi mahkeme kararına göre değişebilir. Bazı durumlarda yönetim organının kararları kayyım onayına bağlanabilir. Bazı durumlarda ise yönetim yetkisi tamamen kayyıma verilebilir. Bu nedenle her CMK 133 kayyımını doğrudan denetim kayyımı olarak nitelendirmek doğru değildir. Kayyımın hukuki niteliği, mahkeme kararının içeriğine göre belirlenmelidir.</p>
<p>Bu noktada en önemli meselelerden biri, kayyım kararının sınırlarının açık olmasıdır. Hangi işlemlerin kayyım onayına tabi olduğu, kayyımın görev süresi, raporlama yükümlülüğü ve şirket yönetimiyle ilişkisi açıkça belirlenmelidir. Aksi halde uygulamada yetki karmaşası doğabilir.</p>
<p><strong>Yönetim Kayyımı ile Denetim Kayyımı Farkları</strong></p>
<p>Denetim kayyımı ile yönetim kayyımı arasındaki fark, yalnızca hukuki açıdan değil, ekonomik sonuçlar bakımından da önemlidir.</p>
<p>Yönetim kayyımı atandığında şirketin yönetim ve temsil yetkisi tamamen veya büyük ölçüde kayyıma geçer. Bu durumda şirket yönetimi fiilen el değiştirir. Kararları kayyım alır, şirket adına işlemleri kayyım yürütür.</p>
<p>Denetim kayyımında ise mevcut yönetim görevine devam eder. Kayyım yalnızca mahkeme kararında belirtilen işlemleri denetler, onaylar veya gerektiğinde engeller. Dolayısıyla denetim kayyımı, şirketin ticari faaliyetlerinin devamına daha fazla imkân tanıyan bir modeldir.</p>
<p>Bu ayrım açık yapılmadığında şirket içinde yetki karmaşası doğabilir. Yönetim kurulu, kayyım, ortaklar, bankalar, tedarikçiler ve üçüncü kişiler hangi işlemin kimin onayıyla yapılacağını bilemez hale gelebilir. Bu da şirketin karar alma hızını düşürür, ticari faaliyetlerini yavaşlatır ve piyasa güvenini zedeler.</p>
<p>Özellikle finansal işlemler, kredi kullanımı, varlık satışı, önemli sözleşmeler ve olağan dışı ödemeler bakımından bu ayrımın uygulamada net olması gerekir. Çünkü şirketin ticari muhatapları, işlem yaparken kimin yetkili olduğunu ve hangi onayların gerekli olduğunu bilmek ister.</p>
<p><strong>Denetim Kayyımının Ekonomik Önemi</strong></p>
<p>Denetim kayyımı çoğu zaman sadece hukuki bir konu gibi ele alınır. Ancak şirketler açısından bunun önemli ekonomik sonuçları vardır. Bir şirkete kayyım atanması, piyasaya güçlü bir mesaj verirken; bu mesajın olumlu mu yoksa olumsuz mu algılanacağı; kararın gerekçesine, kapsamına ve uygulama biçimine bağlıdır. Eğer kayyım uygulaması şirketin malvarlığını korumak, şeffaflığı artırmak ve finansal disiplini sağlamak amacıyla açık sınırlar içinde uygulanırsa, şirket açısından güven artırıcı bir etki doğurabilir. Buna karşılık belirsiz, geniş ve şirket faaliyetlerini yavaşlatan bir uygulama; kredi ilişkilerini, tedarik zincirini, müşteri güvenini ve şirket değerini olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Bankalar açısından kayyım atanmış bir şirket daha yakından izlenmesi gereken bir risk alanıdır. Şirketin kredi kullanımı, teminat yapısı, nakit akışı ve ödeme kabiliyeti yeniden değerlendirilir. Benzer şekilde tedarikçiler de şirketin ödeme gücü ve karar alma süreçlerinin nasıl işleyeceği konusunda daha dikkatli davranır.</p>
<p>Bu nedenle denetim kayyımı yalnızca mahkeme kararının uygulanması meselesi değildir. Aynı zamanda şirketin finansal itibarı, likiditesi, ticari ilişkileri ve piyasa algısı üzerinde doğrudan etkili olabilecek bir kurumsal yönetim konusudur.</p>
<p>Şirketin piyasadaki güvenilirliği, çoğu zaman bilançosundaki rakamlar kadar yönetim yapısının istikrarıyla da ilişkilidir. Kayyım atanması, yönetim mekanizmasında olağan dışı bir durum bulunduğunu gösterdiği için şirketin ilişkide olduğu tüm taraflar açısından dikkatle izlenir. Bu nedenle kayyım kararının kapsamı, süresi ve uygulanma biçimi mümkün olduğunca açık olmalıdır.</p>
<p><strong>Ekonomi İçin Temel Mesele: Güven ve Öngörülebilirlik</strong></p>
<p>Şirketler ekonominin canlı hücreleridir ve bu hücrelerin birinde yönetim krizi yaşandığında, bunun etkisi yalnızca ortaklarla sınırlı kalmaz; çalışanlar, tedarikçiler, bankalar, müşteriler ve piyasa aktörleri de bu süreçten etkilenir.</p>
<p>Bu nedenle denetim kayyımı gibi tedbirlerde temel denge iyi kurulmalıdır. Bir yandan şirket malvarlığı, ortakların ve alacaklıların hakları korunmalı; diğer yandan şirketin üretim, ticaret ve finansman kanalları gereksiz yere tıkanmamalıdır.</p>
<p>Öngörülebilir, sınırları belirli ve ölçülü bir kayyım uygulaması şirketi koruyabilir. Ancak sınırları belirsiz, geniş yorumlanan ve ticari hayatı yavaşlatan bir uygulama şirket değerini düşürebilir, finansmana erişimi zorlaştırabilir ve piyasa güvenini zedeleyebilir.</p>
<p>Şirketlerin sağlıklı işleyişinde güven ve öngörülebilirlik en az sermaye kadar önemlidir. Bir şirketin hangi kararları kimin alacağı, hangi işlemlerin hangi onaya tabi olduğu ve ticari faaliyetlerin nasıl devam edeceği açık değilse, piyasa aktörleri doğal olarak temkinli davranır. Bu da şirketin faaliyetlerini ve ekonomik değerini olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Türkiye’de şirketlerin daha sağlıklı, şeffaf ve öngörülebilir bir kurumsal yönetim yapısına kavuşması için denetim kayyımı uygulamasının hukuki sınırlarının daha açık belirlenmesi önemlidir. Çünkü mesele yalnızca hukuk meselesi değildir; aynı zamanda şirket değeri, yatırımcı güveni, finansal istikrar ve piyasa disiplini meselesidir.</p>
<p><strong>Meslek Mensupları Açısından Değerlendirme</strong></p>
<p>Yeminli ve Mali müşavirler, bağımsız denetçiler ve şirket danışmanları açısından denetim kayyımı uygulaması yalnızca hukuki bir gelişme değildir. Bu durum şirketin muhasebe, finans, raporlama ve iç kontrol süreçlerini doğrudan etkileyebilir.</p>
<p>Kayyım atanmış bir şirkette özellikle şu konulara dikkat edilmelidir:</p>
<ul>
<li>Kayyım onayına tabi işlemler açık şekilde belirlenmelidir.</li>
<li>Yüksek tutarlı ödemeler, varlık satışları, kredi işlemleri ve olağan dışı sözleşmeler bakımından onay süreci takip edilmelidir.</li>
<li>Şirketin defter, belge ve mali tabloları düzenli, izlenebilir ve denetime hazır olmalıdır.</li>
<li>Kayyımın talep ettiği mali raporlar zamanında ve doğru hazırlanmalıdır.</li>
<li>Şirket yönetimi ile kayyım arasındaki yetki sınırı yazılı olarak izlenmelidir.</li>
<li>Onaya tabi olduğu halde kayyım onayı alınmadan yapılan işlemlerin hukuki geçerliliği tartışmalı hale gelebilir.</li>
</ul>
<p>Bu nedenle kayyım atanmış şirketlerde muhasebe kayıtlarının doğru tutulması tek başına yeterli değildir. İşlemlerin yetkili kişilerce yapılıp yapılmadığı, gerekli onayların alınıp alınmadığı ve şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesi de ayrıca değerlendirilmelidir.</p>
<p>Meslek mensupları açısından bu süreçte dikkat edilmesi gereken bir diğer konu da belge düzeni ve izlenebilirliktir. Kayyımın onayına tabi işlemlerde onay sürecinin yazılı olarak belgelenmesi, ileride doğabilecek hukuki ve mali tartışmaların önlenmesi bakımından önemlidir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Denetim kayyımı, şirket faaliyetlerini tamamen durdurmadan belirli işlemleri kontrol altına almayı amaçlayan istisnai bir hukuki tedbirdir. Bu yönüyle yalnızca hukuk tekniği bakımından değil, şirketlerin ekonomik sürekliliği, finansal itibarı ve piyasa güveni bakımından da önem taşımaktadır.</p>
<p>Şirketler ekonominin canlı aktörleridir. Bir şirkette yaşanan yönetim krizi, ortaklar arasındaki uyuşmazlık veya şirket malvarlığının korunmasına yönelik riskler; çalışanları, tedarikçileri, alacaklıları, bankaları ve müşterileri de etkileyebilir. Bu nedenle denetim kayyımı uygulamasında temel amaç, şirketi yönetimden koparmak değil; şirket varlığını korurken ticari hayatın devamını sağlamaktır.</p>
<p>Ancak denetim kayyımı, her kötü yönetim iddiasında veya her ortaklık uyuşmazlığında başvurulabilecek olağan bir çözüm yolu değildir. Şirketin organları çalışıyor, yönetim kurulu görevini sürdürüyor ve temsil yetkisi kullanılabiliyorsa, yalnızca zarar ettirme, hatalı karar alma veya ortaklar arasında anlaşmazlık bulunması tek başına kayyım atanması için yeterli görülmemektedir. Bu tür durumlarda öncelikle yöneticilerin azli, sorumluluk davası, genel kurul mekanizmalarının işletilmesi ve TTK’da öngörülen diğer hukuki yollar gündeme gelmelidir.</p>
<p>Ekonomik açıdan bakıldığında ise denetim kayyımı kararının kapsamı ve uygulanma biçimi büyük önem taşır. Sınırları açık, ölçülü ve şirket faaliyetlerini aksatmayacak şekilde uygulanan bir denetim kayyımı; şirket malvarlığının korunmasına, finansal disiplinin sağlanmasına, alacaklıların ve ortakların menfaatlerinin gözetilmesine katkı sağlayabilir. Buna karşılık sınırları belirsiz, geniş yorumlanan ve karar alma süreçlerini yavaşlatan bir uygulama; şirketin kredi ilişkilerini, tedarik zincirini, müşteri güvenini ve piyasa değerini olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Bu nedenle denetim kayyımı uygulamasında hukuki koruma ile ekonomik süreklilik arasında hassas bir denge kurulmalıdır. Şirketin varlıkları korunurken üretim, ticaret, ödeme ve finansman kanallarının gereksiz yere tıkanmaması gerekir. Kayyımın görevi, şirketi kilitlemek değil; riskli işlemleri denetlemek, şeffaflığı artırmak ve şirketin sağlıklı şekilde faaliyetlerine devam etmesine katkı sağlamaktır.</p>
<p>Sonuç olarak denetim kayyımı, doğru şartlarda ve doğru sınırlarla uygulandığında şirket varlığını, ortakları, alacaklıları ve piyasa güvenini koruyabilecek faydalı bir kurumdur. Ancak mevcut yasal düzenleme ve yargı uygulaması dikkate alındığında, özellikle özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulama alanı sınırlıdır. Bu konuda daha açık, öngörülebilir ve ticaret hayatının ihtiyaçlarına uygun bir yasal çerçevenin oluşturulması hem şirketler hem yatırımcılar hem finans kuruluşları hem de uygulayıcılar açısından belirsizlikleri azaltacaktır.</p>
<p>Mesele yalnızca bir hukuk meselesi değildir; aynı zamanda şirket değeri, finansal istikrar, kurumsal yönetim ve piyasa güveni meselesidir.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Madde 1, Madde 412 ve Madde 530</li>
<li>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, Madde 403, Madde 426 ve Madde 427</li>
<li>Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 28.03.2017 tarihli, 2016/1427 E. ve 2017/3461 K. sayılı kararı.</li>
<li>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 2019/1599 E. ve 2021/842 K. sayılı kararı.</li>
<li>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 2019/771 E. ve 2021/751 K. sayılı kararı.</li>
<li>Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2021/94 E. ve 2021/352 K. sayılı kararı.</li>
<li>Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2019/776 E. ve 2019/910 K. sayılı kararı.</li>
<li>İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2012/1650 E. ve 2013/378 K. sayılı kararı.</li>
<li>Battal, Ahmet. “Kayyım Denetimindeki Anonim Şirketin Yönetimi”, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2016, Sayı 1.</li>
<li>Altaş, Soner. “Anonim Şirkete TTK ve TMK Uyarınca Kayyım Atanması”. (https://www.jurix.com.tr/article/5208?u=0&amp;c=0)</li>
<li>Göksel, Beyza Nur. “Anonim Şirketlerde Denetim Kayyımı Atanmak Suretiyle Yönetim Kurulu Faaliyetlerinin Denetlenmesi Mümkün müdür?”, Özgün Law Makaleler. (https://www.ozgunlaw.com/makaleler/anonim-sirketlerde-denetim-kayyimi-atanmak-suretiyle-yonetim-kurulu-faaliyetlerinin-denetlenmesi-mumkun-mudur-1061)</li>
<li>CNBC-e Gıda Piyasası Gündem Haberleri. Beyaz et sektöründeki rekabet soruşturması kapsamında şirketlere denetim kayyımı atanmasına ilişkin haber ve değerlendirmeler. (https://www.cnbce.com/haberler/beyaz-et-sektorune-sorusturma-13-sirkete-denetim-kayyumu-atandi-h31489)</li>
</ul> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/denetim-kayyimi-sirketlerde-hukuki-koruma-ve-ekonomik-guven-dengesi-81301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denetim kayyımı: Şirketlerde hukuki koruma ve ekonomik güven dengesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/makaza-altin-insaat-rotasini-nitelikli-konuta-cevirdi-81300</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Makaza Altın İnşaat rotasını nitelikli konuta çevirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa merkezli Makaza Altın İnşaat'ın, konut sektöründeki değişen talep yapısına paralel olarak proje stratejisini yeniden şekillendirdiği belirtildi. Verilen bilgiye göre, Nilüfer başta olmak üzere Bursa’nın gelişen bölgelerinde bugüne kadar yaklaşık 500 konut üreten şirket, son dönemde tamamladığı Kurşunlu projesinin ardından yeni yatırımlarını daha seçici ve yüksek katma değerli projelere yöneltiyor. 2015 yılında kurulan ve Gold Life, Gold Life Bulvar, Gold Life Bulvar Elite, Altın Bahçe Evleri gibi projelerle Bursa konut sektöründe yer edinen şirket, özellikle Nilüfer bölgesindeki projeleriyle büyümesini sürdürdü.</p>
<p>Makaza Altın İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altın, son olarak Mudanya Kurşunlu’da 35 daire ve 2 ticari üniteden oluşan projeyi tamamladıklarını belirterek, bölgede pandemi sonrası değişen yaşam tercihlerinin etkisini gördüklerini söyledi. Altın, doğal yaşamla iç içe lokasyonların son yıllarda daha fazla talep çektiğini ifade etti. Şirketin gündemindeki en önemli yatırımın ise Mudanya Çağrışan’da geliştirilen “Altın Koru Villaları” projesi olduğunu açıklayan Mustafa Altın, projede her biri farklı konseptte tasarlanan 6 müstakil villanın yer alacağını söyledi. Üst segment konut talebindeki artışın yeni projelerde belirleyici olduğunu kaydeden Altın, son yıllarda orta gelir grubunun konuta erişiminin zorlaştığını, bu nedenle sektörde iki farklı eğilimin öne çıktığını belirtti. Buna göre firmalar ya daha küçük metrekareli ve ulaşılabilir fiyatlı konutlara yöneliyor ya da yüksek gelir grubuna hitap eden butik projeler geliştiriyor.</p>
<h2>“Bursa’da konut maliyetini arsa belirliyor”</h2>
<p>Sektörün mevcut durumunu değerlendiren Mustafa Altın, Bursa’da konut üretiminin önündeki en büyük engelin arsa maliyetleri olduğunu vurguladı. Bursa’da yeni imarlı alanların sınırlı kalmasının arsa fiyatlarını yukarı çektiğini belirten Altın, konut maliyetleri içinde arsanın payının yüzde 48 seviyelerine ulaştığını söyledi. Mustafa Altın, “Bugün birçok bölgede arsa sahipleri yüzde 50’nin altında kat karşılığı anlaşmaya yanaşmıyor. Bu da konut maliyetlerini doğrudan artırıyor ve yeni proje üretimini zorlaştırıyor” dedi. Değişen aile yapısı, tek kişilik hane sayısındaki artış ve ekonomik koşulların yeni konut trendlerini belirlediğini ifade eden Altın, 1+1 ve 2+1 dairelere olan talebin arttığını söyledi. Bursa’nın göç almaya devam eden bir kent olduğunu hatırlatan Altın, özellikle Nilüfer ve Mudanya aksında konut talebinin güçlü seyrini koruduğunu söyledi. Kentin uzun yıllardır beklediği 1/100 bin ölçekli çevre düzeni planının önemine dikkat çeken Altın, sanayi, konut ve ulaşım yatırımlarının sağlıklı şekilde yönlendirilebilmesi için kapsamlı planlama yapılması gerektiğini belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/makaza-altin-insaat-rotasini-nitelikli-konuta-cevirdi-81300</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/0/1280x720/makaza-altin-insaat-rotasini-nitelikli-konuta-cevirdi-1781678529.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’da 2015 yılından bu yana yaklaşık 500 konut üreten Makaza Altın İnşaat, tamamladığı Kurşunlu projesinin ardından şimdi de Çağrışan’da geliştirdiği Altın Koru Villaları ile üst gelir grubuna yönelik yeni bir projeyi hayata geçiriyor. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altın, üst segment konut talebindeki artışın yeni projelerde belirleyici olduğunu belirterek, son yıllarda orta gelir grubunun konuta erişiminin zorlaştığını, bu nedenle sektörde iki farklı eğilimin öne çıktığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/estu-patent-tescilinde-turkiye-birincisi-oldu-81297</guid>
            <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESTÜ, patent tescilinde Türkiye birincisi oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Patent başvurularında yalnızca sayıya değil, ticarileşmeye de odaklanan Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ), 2025 Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu'nda "Olumlu Sonuçlanan Patent Yüzdesi" göstergesinde yüzde 16 ile Türkiye birincisi oldu.</p>
<p>Üniversitenin patent portföyü incelendiğinde, 2018-2021 döneminde ölçüm sistemleri, malzeme teknolojileri, biyoteknoloji, eğitim teknolojileri ve yapı mühendisliği gibi alanların öne çıktığı görülürken, son yıllarda elektrikli araç şarj sistemleri, batarya teknolojileri, havacılık, insansız hava araçları, otonom sistemler, sürdürülebilir malzemeler ve çevre teknolojileri gibi yüksek katma değerli alanlara yönelim dikkat çekti. 2024 sonrasında ise yapay zekâ destekli karar destek sistemleri, GPS ve uydu tabanlı konumlama teknolojileri, yarı iletken uygulamaları, savunma sanayii, akıllı ulaşım ve yeşil rota optimizasyonu gibi alanlarda geliştirilen teknolojiler patent portföyünde ağırlık kazandı.</p>
<p><strong>"Patentlerin ürüne dönüşmesini önceliklendiriyoruz"</strong></p>
<p>ESTÜ TTO Yöneticisi Öğr. Gör. Dr. Orkun Başkan, üniversitede yürütülen teknoloji transferi modelinin yalnızca patent üretimine değil, bu patentlerin ekonomik değere dönüşmesine odaklandığını söyledi. Başkan, "Patent başvuru sayıları elbette önemli ancak bizim için asıl başarı, geliştirilen teknolojilerin sanayiyle buluşması ve topluma katma değer üretmesidir. Bu nedenle araştırmacılarımızı yalnızca fikri mülkiyet koruması konusunda değil, lisanslama, patent devri ve ticarileştirme süreçlerinde de aktif olarak destekliyoruz. Oluşturduğumuz teknoloji transfer mekanizması sayesinde akademik bilgi laboratuvar sınırlarını aşarak üretime, istihdama ve ekonomik değere dönüşüyor. Türkiye birinciliğiyle sonuçlanan patent kabul performansımız da bu bütüncül yaklaşımın somut bir göstergesi oldu" dedi.</p>
<p>Üniversitenin sanayiyle yürüttüğü çalışmalar kapsamında ASELSAN, ERİAD, Tanatar Kalıp, Başarsoft ve FLO gibi farklı sektörlerden kuruluşlarla teknoloji geliştirme ve ticarileştirme faaliyetleri gerçekleştirildi. Bu iş birliklerinin, proje geliştirme süreçlerinin yanı sıra patent devirleri, tasarımların sektöre aktarılması ve teknolojik çıktıların ekonomik değere dönüştürülmesine de katkı sunduğu ifade edildi.</p>
<p><strong>Cam köpüğü teknolojisi sanayiye aktarılıyor</strong></p>
<p>ESTÜ'nün ticarileştirme süreçlerinde öne çıkan çalışmalardan biri de "Geri Dönüşüm Camlardan Elde Edilen Çok Amaçlı Cam Köpüğü" başlıklı patent oldu. Atık camların yüksek katma değerli cam köpüğü ürünlerine dönüştürülmesini sağlayan teknoloji, patent devri yoluyla sanayiye aktarıldı. Söz konusu buluşun, yakın dönemde Eskişehir'de kurulacak yeni bir işletme aracılığıyla üretime taşınmasının planlandığı bildirildi.</p>
<p>Üniversitenin sanayiye devredilen bir diğer teknolojisi ise Başarsoft Bilgi Teknolojileri A.Ş.'ye aktarılan "Yol Eğiminden Türetilen Yakıt Tüketimi ve Emisyon Modeli ile Yeşil Rota Üretimi Gerçekleştiren Optimizasyon Sistemi ve Yöntem" başlıklı buluş oldu. Akıllı ulaşım sistemleri ve sürdürülebilir lojistik alanında geliştirilen teknolojiyle yakıt tüketimi ve karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p>Tanatar Kalıp Pres İşleri San. ve Tic. Ltd. Şti. ile yürütülen iş birliği kapsamında geliştirilen "Bakır İçermeyen ve Çevre Dostu Bir Fren Balatası Kompozisyonu" başlıklı patent de sanayiye aktarılan çalışmalar arasında yer aldı. Patentin, geleneksel fren balatalarında kullanılan bakırın çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yeni nesil bir kompozisyon geliştirdiği belirtildi.</p>
<p><strong>"Bilgiyi ekonomik ve toplumsal faydaya dönüştürüyoruz"</strong></p>
<p>Patentlerin yanı sıra tasarım odaklı çalışmalarda da önemli iş birlikleri geliştirdiklerini ifade eden Öğr. Gör. Dr. Orkun Başkan, "Teknoloji transferini yalnızca mühendislik alanındaki patentlerle sınırlı görmüyoruz. Tasarım, yaratıcı endüstriler ve farklı disiplinlerde ortaya çıkan fikirlerin de ekonomik karşılık bulmasını önemsiyoruz. FLO ile yürüttüğümüz tasarım çalışmaları bunun başarılı örneklerinden biri oldu. Aynı zamanda üniversitemizde geliştirilen çevre teknolojileri, akıllı ulaşım çözümleri ve sürdürülebilir üretim uygulamalarını sanayiye aktararak ülkemizin yeşil dönüşüm ve dijitalleşme hedeflerine katkı sağlamayı sürdürüyoruz. Araştırma çıktılarının toplum, çevre ve ekonomi için somut faydaya dönüşmesi en temel önceliklerimiz arasında yer alıyor" diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/estu-patent-tescilinde-turkiye-birincisi-oldu-81297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/estu-patent-tescilinde-turkiye-birincisi-oldu-1781677192.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Teknik Üniversitesi, &quot;Olumlu Sonuçlanan Patent Yüzdesi&quot; göstergesinde yüzde 16 ile Türkiye birincisi oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/b-recete-uygulamasi-geri-cekilsin-talebi-81269</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> B-reçete uygulaması geri çekilsin talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şube Başkanı Ebru Kaçın düzenlediği toplantıda, sürdürülebilir tarımsal üretimin, gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından vazgeçilmez olduğunu söyledi.</p>
<p>Pilot bölgelerde uygulanan B-Reçete sisteminin başarıya ulaşmadığını ve yeni sorunlar ortaya çıkardığını belirten Kaçın, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’B-Reçete uygulaması izlenebilirliğin artırılması ve pestisit kalıntılarının azaltılması amacıyla gündeme getirilmiştir. Ancak pilot uygulamalardan elde edilen sonuçlar, sistemin mevcut haliyle temel hedeflere katkı sunmak yerine sahada yeni sorunlar yarattığını açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan B-Reçete uygulamasının mevcut haliyle acilen geri çekilmesi gerekmektedir. Bugün itibarıyla üreticilerin büyük çoğunluğu sisteme kayıtlı değildir. Kayıtlı olan üreticiler açısından ise en önemli sorunlardan biri, üretimini yaptıkları birçok bitki türünde ruhsatlı etkili madde bulunmamasıdır. Özellikle süs bitkileri başta olmak üzere bazı üretim alanlarında ruhsatlı ürün sayısının son derece yetersiz olması, üreticileri ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır.’’</p>
<p>Üreticinin mücadele edebileceği ruhsatlı ürün bulunmadığı koşullarda sistemin sağlıklı işlemesinin mümkün olmadığını vurgulayan Kaçın, ‘’Sorunların üzeri örtülmemeli, sahadaki gerçekler görmezden gelinmemelidir. B-Reçete uygulamasına geçilmeden önce ruhsat genişlemesi yapılarak pestisitlerin kullanılabileceği bitki alanları artırılmalıdır. Bugün sahada aynı aktif maddeye sahip onlarca bitki koruma ürünleri bulunmasına rağmen, bu ürünlerin farklı bitkiler için farklı ruhsat kapsamlarına sahip olması üreticiler, bayiler ve meslektaşlarımız açısından ciddi belirsizliklere yol açmaktadır’’ dedi.</p>
<p><strong>"5 aktif madde için reçete zorunluluğu var"</strong></p>
<p>Aynı aktif maddenin bir üründe belirli bir bitki için ruhsatlı iken, başka bir üründe aynı bitki için ruhsatlı olmayabileceğine dikkat çeken Kaçın, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bu durum sahada hem uygulama karmaşası yaratmakta hem de reçete sisteminin sağlıklı ve adil şekilde işlemesini zorlaştırmaktadır. Bugün yalnızca 5 aktif madde için reçete zorunluluğu bulunmasına rağmen sistemde çok sayıda aksaklık yaşanmaktadır. Bu kadar sınırlı bir uygulamada dahi sorunlar çözülememişken, reçete zorunluluğunun tüm bitki koruma ürünlerine yayılması halinde sürecin sahada içinden çıkılmaz bir hale dönüşeceği açıktır. Bu risk göz ardı edilmemeli; uygulama genişletilmeden önce mevcut sistem tüm yönleriyle yeniden değerlendirilmelidir.’’</p>
<p>Türkiye’de 7 bin 643 zirai bayi ve milyonlarca üreticinin,  Antalya’da ise 686 zirai ilaç bayisinin bu uygulamadan doğrudan etkileneceğini anlatan Ebru Kaçın, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Bu rakamlar, B-Reçete sisteminin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını; üreticiden bayiye, ziraat mühendisinden tüketiciye kadar geniş bir kesimi ilgilendiren önemli bir uygulama olduğunu göstermektedir. Üreticilerin yalnızca sınırlı bir bölümünün sisteme kayıtlı olduğu dikkate alındığında, uygulamanın mevcut haliyle yürürlüğe girmesi üretimde aksamalara, verim ve rekolte kayıplarına neden olabilecektir. Bunun sonucunda piyasada arz eksiklikleri yaşanması, tüketicilerin gıdaya erişiminde sorunlarla karşılaşılması ve fiyat artışlarının gündeme gelmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.</p>
<p><strong>"Çözüm olmadı"</strong></p>
<p>B-Reçete uygulamasında sahadaki sorunların çözüme ulaşmadığını ifade eden Kaçın, ‘’Sistemin işleyişi, teknik altyapısı ve uygulama süreçleri yeniden ele alınmalı, sektör temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda daha işlevsel, adil ve uygulanabilir bir yapı oluşturulmalıdır’’ dedi.</p>
<p>Doğru planlama ile Antalya’nın yaş sebze üretimi ve ihracatındaki izlenebilirlik sisteminin hem gıda güvenliğine hem de ihracata önemli katkılar sağlayacağını dile getiren Ebru Kaçın sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Ancak iyi niyetli hedefler, eksik hazırlanan ve sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen uygulamalarla gerçekleştirilemez. Sorunları çözmesi beklenen bir sistemin yeni sorunlar üretmesine izin verilmemelidir. Mevcut koşullar altında B-Reçete uygulamasının yürürlüğe girmesi, faydadan çok zarar doğurma riski taşımaktadır. Bu nedenle B-Reçete uygulaması mevcut haliyle acilen geri çekilmeli; teknik altyapı eksiklikleri giderilmeli, ruhsatlı etkili madde ve ruhsat genişlemesi sorunları çözülmeli, üreticilerin kayıt süreçleri tamamlanmalı ve sistem, sektörün tüm paydaşlarının görüşleri doğrultusunda yeniden tasarlanmalıdır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/b-recete-uygulamasi-geri-cekilsin-talebi-81269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/9/1280x720/b-recete-uygulamasi-geri-cekilsin-talebi-1781641117.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi, pilot bölgelerde uygulanan B-Reçete sisteminin elde edilen sonuçlarla mevcut haliyle temel hedeflere katkı sunmak yerine sahada yeni sorunlar yarattığını bu nedenle uygulamanın geri çeki çekilmesini istedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiye-tohumculuk-sektorunde-dunyada-5-siraya-goz-dikti-81268</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Antalya tohumculukta stratejik bir üretim üssü&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) ve Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) iş birliği ile 1-5 Aralık tarihlerinde Asya Pasifik Tohumcular Birliği (The Asia and Pacific Seed Alliance)  tarafından Antalya’da düzenlenecek Uluslararası Asya Tohumculuk Kongresi (Asian Seed Congress / ASC 2026) ön tanıtım toplantısı Antalya Ticaret Borsası’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Türkiye’de ilk kez düzenlenecek Uluslararası Asya Tohumculuk Kongresi (Asian Seed Congress / ASC 2026), tohumculuk sektörünün küresel ölçekteki önemli buluşma noktası olacak. Kongreye başta Asya – Pasifik ülkeleri olmak üzere sektör temsilcileri, tohum firmaları, ulusal ve uluslararası meslek örgütlerini, bitki ıslahçıları, araştırmacıları, akademisyenleri, politika yapıcıları ve ilgili tüm paydaşlar katılacak.</p>
<p>Türkiye Tohumculuk Endüstrisi Derneği (TÜRKTED) Başkanı Burak Gönen,  1980’li yılların ortasından itibaren özel sektör öncülüğünde gelişimini sürdüren Türk tohumculuk sektörünün dünyada hak ettiği yeri aldığını söyledi.</p>
<p>Türk tohumculuk sektörünün gelişimini sürdürmeye devam ettiğini belirten Gönen, ‘’Sektörümüz bu gelişme süreci içinde uluslararası ticaret ve rekabet alanlarında da iyi bir performans göstermektedir. TÜRKTOB ve TÜRKTED birlikte tohumculuk sektörümüzü Asya Pasifik Bölgesinde de tanıtmak için 2023 yılında tarihinde ilk defa Asya Tohumculuk Kongresini ülkemizde düzenlemek için müracaat etmişti’’ dedi.</p>
<p>Türkiye Tohumcular Birliği (TÜRKTOB) Başkanı Kayhan Yıldırım da, tohumculuğun bugün yalnızca tarımsal üretimin değil, gıda arz güvenliğinin, sürdürülebilirliğin, dış ticaretin ve ülkelerin stratejik geleceğinin en önemli alanlarından biri hâline geldiğini kaydetti. Yıldırım, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Türkiye tohumculuk sektörü, son yıllarda üretim kapasitesi, ihracat başarısı, AR-GE birikimi ve uluslararası pazarlardaki etkinliğiyle önemli bir gelişim göstermiştir. 1-5 Aralık 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştireceğimiz Uluslararası Asya Tohumculuk Kongresi’nin, ülkemizin bu alandaki birikimini ve başarısını dünyaya daha güçlü şekilde tanıtacağına inanıyoruz. Bu kongre, sektörümüz için yeni iş birliklerinin kurulmasına, Asya-Pasifik Bölgesi ile ticari ve teknik ilişkilerin geliştirilmesine, Antalya’mızın uluslararası organizasyon gücünün daha görünür hâle gelmesine katkı sağlayacaktır.’’</p>
<p><strong>"Antalya’da tohum üretimi katma değeri 12 milyar TL’ye ulaştı"</strong></p>
<p> Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır ise Türk tohumculuk sektörünün son yıllarda önemli bir gelişim gösterdiğini belirterek, ‘’Türkiye sadece kendi ihtiyacını karşılayan değil, 100’ün üzerinde ülkeye ihracat yapan, dış ticaret fazlası veren ve küresel rekabette güç kazanan bir konuma ulaştı’’ dedi.</p>
<p>Antalya’nın ise bu başarının en güçlü merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya yalnızca yaş sebze ve meyve üretimiyle değil, özellikle sebze tohumculuğu, fide, fidan ve süs bitkileri gibi yüksek katma değerli alanlarda da stratejik bir üretim üssüdür. Bugün Türkiye’de sebze tohumu üretimi yapan 365 firmanın 118’i (3’te 1’i), sebze fidesi üretimi yapan 249 firmanın ise 107’si (5’te 3’ü) Antalya’da faaliyet göstermektedir. 2025 yılında Antalya’da 258 ton standart ve hibrit sebze tohumu üretilmiş, bu üretimin ekonomik değeri 12 milyar TL’ye ulaşmıştır. Ayrıca geçtiğimiz yıl kentimizde 1,9 milyar adet fide üretimi gerçekleşmiş, bunun ekonomik değeri ise 16 milyar TL olmuştur.’’</p>
<p>Çandır, APSA Tohumculuk Kongresi’nin Antalya’da düzenlenecek olmasının Türkiye için büyük bir fırsat olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>"Türkiye, tohumculukta 922 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaştı"</strong></p>
<p>TÜRKTED Başkanı Burak Gönen ve TÜRKTOB Başkanı Kayhan Yıldırım, konuşmaların ardından Dünya ve Türkiye tohumculuk sektörü hakkında ortak açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada, ‘Köklü geçmişten yenilikçi ve sürdürülebilir geleceğe’ temasıyla düzenlenecek kongrede, tohumculuk sektörünün bugünü ve geleceği, sürdürülebilir üretim, gıda arz güvenliği, iklim değişikliğine uyum, araştırma ve geliştirme (AR-GE) ve inovasyon, bitki ıslahı, uluslararası ticaret, sektörel iş birlikleri ve yeni teknolojiler gibi birçok başlık ele alınacağı belirtildi.</p>
<p>Asya Pasifik Bölgesi başta olmak üzere Avrupa, Türk Cumhuriyetleri, Afrika ve Amerika kıtasından bin 500’e yakın temsilcinin kongreye katılacağı ifade edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:</p>
<p>‘’Türk tohumculuk sektörü geleneksel tedarik yöntemlerinden, ileri teknolojiye dayalı, araştırma ve geliştirme (AR-GE) odaklı ve dış ticaret fazlası veren küresel bir aktör konumuna evrilmiştir. Türk tohumculuk sektörü 2018 yılından bu yana ithalattan daha fazla ihracat yapmaktadır. 2025 yılında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 141’e yükselmiştir. Sektör 2025 yılında 539 milyon dolar ihracat yaparak 922 milyon dolarlık dış ticaret hacmine ulaşmıştır. Hedefimiz dünya tohum ticaretinde 10. sırada olan yerimizi ilk 5’e taşımaktır.’’</p>
<p><strong>Tohumculukta yeni pazarlar Asya-Pasifik</strong></p>
<p>Türkiye’nin sadece tohum olarak 117, fidan ve süs bitkileri eklendiğinde 130 ülkeye tohumluk ihraç ettiğine dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi:</p>
<p>‘’Sektörümüz 2025 yılında 1 milyon 350 bin ton sertifikalı tohum, 203 milyon meyve fidanı ve çilek fidesi, 7 milyar adet sebze fidesi ve 2 milyar adedi aşkın süs bitkisi üreterek üretim hacmini genişletmiştir. Türk tohumculuk sektörü bir yandan piyasa ihtiyaçlarını karşılarken diğer taraftan dış pazara açılma ve küresel tohum pazarında etkili şekilde yer alma çabası içindedir. Sektör katma değeri yüksek, markalaşmış yeni çeşitlere ait tohumların, çoğaltım materyallerinin ve teknolojik ürünlerin dış ticarete konu edilmesi için yoğun çalışmalar yürütmektedir. Bu çabaların odak noktalarından biri de dünya tohumculuk sektörünün en hızlı büyüyen ve stratejik öneme sahip pazarlarından biri olan Asya-Pasifik Bölgesi’dir. Asya-Pasifik ticari tohum pazarı yaklaşık 22,3 milyar ABD doları büyüklüğündedir. Pazarın 2030 yılına kadar yaklaşık 30 milyar ABD dolarına ulaşması beklenmektedir.’’</p>
<p>Açıklamada, Türkiye’nin 2025 yılında Çin’e 1,8 milyon, Pakistan’a 1,5 milyon, Hindistan’a 1,2 milyon ve Japonya’ya 1,1 milyon olmak üzere toplam 5,6 milyon ABD doları ihracat gerçekleştirirken, aynı dönemde bu ülkelerden ise 500 bin ABD doları ithalat yapıldığı bildirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiye-tohumculuk-sektorunde-dunyada-5-siraya-goz-dikti-81268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/8/1280x720/turkiye-tohumculuk-sektorunde-dunyada-5-siraya-goz-dikti-1781641022.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya&#039;nın yalnızca yaş sebze ve meyve üretimiyle değil, özellikle sebze tohumculuğu, fide, fidan ve süs bitkileri gibi yüksek katma değerli alanlarda da stratejik bir üretim üssü olduğunu belirten  Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, &quot;Bugün Türkiye’de sebze tohumu üretimi yapan 365 firmanın 118’i, sebze fidesi üretimi yapan 249 firmanın ise 107’si (5’te 3’ü) Antalya’da faaliyet göstermektedir. 2025 yılında Antalya’da 258 ton standart ve hibrit sebze tohumu üretilmiş, bu üretimin ekonomik değeri 12 milyar TL’ye ulaşmıştır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/antalya-liman-hizmet-ucretlerine-zam-yapti-81267</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya Liman hizmetlerine zam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Katar sermayeli QTerminals tarafından işletilen, ihracatçıların sık sık fiyatların yüksekliğinden şikayet edilen Antalya Liman hizmetlerine zam yapıldı. Yeni fiyat artışları 1 Temmuz'dan itibaren uygulanacak.</p>
<p>QTerminals Antalya Limanı işletmesi tarafından ihracatçılara gönderilen yazıda, bölge dış ticaretinin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak, operasyonel verimliliği arttırmak ve müşterilerine daha hızlı, güvenli ve yüksek standartlarda hizmet sunabilmek amacıyla  12 milyon dolarlık yatırım ile liman altyapısını ve ekipman parkını güçlendirdikleri, yatırımları da aralıksız devam ettirdiklerini bildirdi.</p>
<p>Nisan ayından itibaren limanda genel yük, dökme yük ve konteyner operasyonlarının kapasite ve verimliliğini artırmaya yönelik, liman işletmesi ve operasyon hizmet sağlayıcıları tarafından toplam 12 milyon doların üzerinde ekipman yatırımı devreye alındığı ifade edilen açıklamada, şöyle denildi:</p>
<p>‘’Yatırımlarla liman ekipmanlarının yaklaşık yüzde 40’ı yenilenmiştir. Yatırımlar sayesinde limanımızın genel yük, dökme yük ve konteyner operasyonlarında önemli kapasite ve verimlilik artışları sağlanmıştır. Genel kargo yüklerinde 7 bin ton/gün, dökme kargo yüklerinde ise 15 bin ton/gün yükleme/tahliye rate’lerine ulaşılmıştır. Yeni ekipmanların operasyonlara dahil edilmesi ve gemi vinçlerinin kullanım oranı arttırılarak 9 No’lu rıhtımın aktif hale getirilmesi ile gemilere daha hızlı hizmet verilmeye başlandı. Operasyon süreleri kısaldı ve liman verimliliği önemli ölçüde yükseldi.’’</p>
<p><strong>"Jeopolitik gelişmeler maliyet artışına yol açtı"</strong></p>
<p>Konteyner operasyonlarında yapılan yatırımlar sayesinde hem saha hem de gemi operasyonlarında daha yüksek verimlilik yaratıldığı, düşük emisyon değerlerine sahip yeni nesil ekipmanlarla çevre dostu ve sürdürülebilir operasyon yapısına geçiş sağlandığı belirtilen yazıda, şu görüşlere yer verildi:</p>
<p>‘’Önümüzdeki dönemde de özellikle konteyner gemi operasyonları ve gemi kabul kapasitesini artırmaya yönelik yatırımlar önceliğimizdir. Son dönemde küresel ölçekte yaşanan ekonomik ve jeopolitik gelişmeler limancılık ve lojistik sektöründe operasyon maliyetleri üzerinde ciddi baskılar oluşturmaktadır. Enerji maliyetlerinde yaşanan artışlar, akaryakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve işgücü maliyetlerindeki artışlar operasyonel giderleri önemli ölçüde artırmıştır.’’</p>
<p><strong>Artışlar 1 Temmuz'dan itibaren uygulanacak</strong></p>
<p>Yazıda, enerji maliyetlerindeki artışların liman operasyonları üzerindeki etkisi doğrultusunda, sürdürülebilir ve kesintisiz hizmet yapısının korunabilmesi amacıyla 1 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla tarife düzenlemesine gidileceği bildirildi.</p>
<p>QTerminals Antalya Liman işletmesi tarafından yeni fiyat tarifesi hakkında şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Enerji Katkı Payı, her bir dolu konteyner (İthalat/İhracat) için 10,00 USD+KDV/Konteyner olarak uygulanacaktır. Uygulama, konteyner ithalatlarında yükün veya konteynerin liman çıkışından önce ardiye ödemeleri ile birlikte tahsil edilecektir. Konteyner ihracatlarında limanda dolum yapılan konteynerler için DBA tartım iş emirleri ile birlikte tahsil edilecek ve iş emri düzenlenecektir.</p>
<p>Limana dolu giriş yapan konteynerlerde DBA tartım iş emri ile birlikte tahsil edilecek ve iş emri düzenlenecektir. DBA’sı liman dışında yapılmış dolu konteyner girişlerinde ise liman girişinden önce Konteyner Enerji Katkı Payı ödemesi yapılarak iş emri alınacaktır.</p>
<p>Konteyner İçi Blok Mermer Takozlama Hizmetleri 65,00 USD+KDV/Konteyner olarak uygulanacaktır. Liman Sahasında Depolanan Blok Mermer Terminal Hizmeti 1,00 USD/Ton terminal tarifesi uygulanacaktır. (01 Temmuz 2026 tarihinden önce liman depoya giriş yapmış olan blok mermerler için 0,70 USD/ton terminal tarifesi uygulanacaktır).</p>
<p>Artan enerji maliyetlerinin zaruri kıldığı bu tarife düzenlemelerini büyük bir hassasiyetle değerlendirerek siz değerli müşterilerimizin rekabet gücünü sekteye uğratmayacak şekilde minimum oranlarla sınırlı tutmaya çalıştık ve maliyet artışına dayanmayan hiçbir tarife artışı yapılmadı."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/antalya-liman-hizmet-ucretlerine-zam-yapti-81267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/antalya-liman-hizmet-ucretlerine-zam-yapti-1781640917.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Liman hizmetlerine yapılan zam 1 Temmuz&#039;dan itibaren uygulanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mermer-uretici-ve-ihracatcilari-ormandan-indirim-bekliyor-81266</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mermer üretici ve ihracatçıları indirim bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkan Yardımcısı Mustafa Küçükyaman,  Yönetim Kurulu Üyesi Orhan Çiçek, BAİB Maden Sektörü Koordinatörü Ahmet Tekin ve Genel Sekreter Ümit Sezer ile Burdur Milletvekili Adem Korkmaz, mermer üretici ve ihracatçılarının orman alanlarında yaşadıkları sorunların çözülmesi için Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’i ziyaret etti.</p>
<p>Ziyarette, doğal taş sektörünün güncel olarak orman bedelleri, izin süreleri ve sahada çalışırken yaşanan bazı teknik ve hukuki sorunlar dile getirildi.</p>
<p>Mermer üretici ve ihracatçılarının yaşadıkları sorunların başında, yüksek orman bedelleri ve ekonomik sürdürülebilirlik sorunu geldiği belirtildi. BAİB Başkan Yardımcısı Mustafa Küçükyaman, yaşadıkları sorunları ve çözüm önerilerini içeren dosyayı Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’e sundu.</p>
<p><strong>Mermercilerin sorunları</strong></p>
<p>Ağaçlandırma bedeli, arazi izin bedeli ve her yıl yeniden değerleme oranında (BAK) artan sürekli ödemelerin, özellikle küçük ve orta ölçekli maden işletmelerinin nakit akışını bozduğu ve uluslararası rekabet gücünü zayıflattığı belirtildi.</p>
<p>Doğal taş izin alanının tamamının aynı anda açılmadığı halde, tüm saha üzerinden bedel tahsil edildiğini belirten BAİB Başkan Yardımcısı Mustafa Küçükyaman, Orman Genel Müdürür Karacabey’e ilettikleri sorunları özetle şöyle anlattı:</p>
<p>‘’Cari yıl ağaçlandırma birim metrekare bedel artışlarının asgari ücret artışına endekslenmesi, maliyetleri ödenemez boyuta ulaştırmıştır. Bu yüksek bedeller sebebiyle birçok ruhsat terk edilmiş veya iptal edilmiş, sektörde küçülme meydana gelmiştir.</p>
<p>Orman yolları ve altyapı bedellerinde indirime gidilmesi veya kademeli ödeme planı sunulmalı. Arazi izin bedelleri, projenin toplam ruhsat alanı üzerinden değil, o yıl fiilen çalışılan ve bitki örtüsü kaldırılan ‘aktif işletme alanı’ üzerinden hesaplanmalı veya faaliyet alanında tatil verilmesi durumunda faaliyette bulunulmamak üzere firmaları çok zora sokmayacak bir miktarda pasif kira adı altında bir bedel belirlenmesi çözüm öneriyoruz.’’</p>
<p>İhracatçılar olarak, yüksek orman bedelleri ve yönetmelik uygulamalarına yönelik talepleri de dile getirdiklerini anlatan Küçükyaman, önerilerini şöyle sıraladı.</p>
<p>‘’Arazi izin bedeli hesaplamalarında kullanılan izin türü katsayısı, ekolojik denge katsayısı ve il katsayısı oranlarının biri veya birkaçı düşürülmeli. Yıllık arazi izin bedeli artışları asgari ücret endeksli BAK (Birim Ağaçlandırma Maliyeti) oranı yerine enflasyon oranına göre artırılmalı. Mevcut uygulanacak BAK oranı ise yüzde 50 düşürülmeli. Tarım ve Orman Bakanlığı onayına tabi ruhsat/orman izinleri sonucu tahakkuk eden ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından kiraya verilen taşınmazlardan tahsil edilecek orman yasal bedel ödemeleri de yapılandırma kapsamına dahil edilmeli.16. Madde Uygulama Yönetmeliğindeki İki yıl üst üste Arazi İzin Bedeli ödenmemesi durumunda izin iptaline gidilmesi maddesi bazı Bölgelerde yanlış yorumlanmaktadır. Örneğin firma 2025 Arazi İzin Bedelini gecikmeli yatırmış, 2026 Arazi İzin Bedelini de gecikmeli yatırması halinde İzin İptal işlemleri başlatılmaktadır. Bu durum açıklayıcı bir şekilde Bölge Müdürlüklerine yazılı bir talimat ile gecikmeli ödemelerin bu durumu kapsamadığı hususunda tebliğ edilmesine ihtiyaç bulunmaktadır.’’</p>
<p>Orman izin ve arazi izin bedellerinin tek seferde peşin olarak ödenmesi yerine 3-4 taksitte ödenmesine olanak sağlanmasını istediklerini vurgulayan Küçükyaman, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Orman İzin Süreleri Konusu önemli. Orman İzinlerine ilişkin yapılan başvurularda süreler öncekine göre hızlanmıştır. Ancak yine de süreler konusunda iyileştirmelere ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, doğal taş üreticilerinin KATBİS (Kamu Taşınmazları Bilgi Sistemi) onay aşamasında sürelerin kısalması beklentisi bulunmaktadır. Bu konular sektör için en önemli konulardan biridir.</p>
<p>Ayrıca, Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından işletme ruhsatı verilen bir sahaya, OGM tarafından ‘orman hassasiyeti’ gerekçesiyle yıllarca izin verilmeyebilmektedir. Yatırımcı, iki farklı devlet kurumu arasında kalmakta ve ciddi sermaye kaybı yaşamaktadır. Çözüm önerisi olarak, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı arasında ‘Ortak Entegre Coğrafi Bilgi Sistemi’ kurularak ruhsat ihalesi öncesinde orman idaresinin kırmızı alanları (kesinlikle izin verilmeyecek gen koruma, muhafaza ormanları vb.) sisteme işlenmeli, yasaklı alanlar baştan ruhsatlandırılmamalıdır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mermer-uretici-ve-ihracatcilari-ormandan-indirim-bekliyor-81266</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/6/1280x720/mermer-uretici-ve-ihracatcilari-ormandan-indirim-bekliyor-1781640780.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mermer üretici ve ihracatçıları, mermer üretiminde orman sahalarında yaşadıkları sorunların giderilmesini istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-halicilik-degerini-kaybetti-81265</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Isparta halıcılık değerini kaybetti&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) tarafından ilki düzenlenen ve ‘Dünyaya açılan şehir markaları’ temasıyla ‘’Şehir ve Marka Sohbetleri’’ toplantısı yoğun ilgi gördü.</p>
<p>TOBB Isparta Akademik Danışmanı Öğretim Görevlisi Dr. Günseli Boşgelmez moderatörlüğündeki toplantının konuşmacıları arasında ise ITSO Başkanı Metin Çelik, Gülsha kurucusu Gülşah Gürkan ve Contempo Carpets kurucu ortağı Eda Büyükçam Kosif yer aldı.</p>
<p>Isparta’nın ekonomik ve kültürel değerlerini markalaşmasının ele alındığı etkinlikte, Isparta firmalarının başarı hikâyeleri ve uluslararası pazarlara açılma süreçleri anlatıldı.</p>
<p>Isparta’nın köklü üretim kültürüne dikkat çeken ITSO Yönetim Kurulu Başkanı Metin Çelik, kentin marka değerlerinin dünya pazarlarında daha güçlü bir şekilde yer almasının önemini vurguladı. Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Isparta denildiğinde akla gelen en önemli değerlerden biri şüphesiz halıcılıktır. Yörük ve Türkmen kültürünün desenleriyle zenginleşen Isparta halıları, zaman içerisinde kendine özgü motifleriyle Türkiye’nin ve dünyanın tanıdığı önemli bir marka haline gelmiştir. Ancak değişen üretim teknolojileri ve sektör dinamikleri nedeniyle Isparta, halıcılıktaki öncü konumunu zaman içerisinde kaybetmiştir. Buna rağmen köklü meslek kültürümüz bugün de kıymetli ailelerimiz ve firmalarımız tarafından yaşatılmaya devam etmektedir.”</p>
<p>Isparta halıcılığının yeni nesil temsilcilerinden Eda Büyükçam Kosif ve sektörde faaliyet gösteren firmalara teşekkür eden Çelik, ‘’Bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşıyor’’ dedi.</p>
<p><strong>"Isparta gülyağı üretiminde dünyanın merkezi"</strong></p>
<p>Isparta’nın bir diğer önemli değeri olan gül üretimine de değinen Çelik, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bugün gül ve gülyağı üretiminde dünyanın merkezi konumunda bulunan Isparta, bu alandaki bilgi birikimini modern teknoloji ve Ar-Ge çalışmalarıyla birleştirmektedir. Gülsha Kurucusu Gülşah Gürkan  gibi bazı firmalarımız atalarımızdan miras kalan bu değerli üretim alanını yenilikçi çalışmalarla geliştirerek hem ülkemizde hem de uluslararası alanda önemli markalar ortaya çıkarmıştır. Ürettiği kozmetik ürünler, Ar-Ge temelli ve kaliteli yapılarıyla Isparta’nın marka değerine önemli katkılar sunmaktadır.”</p>
<p>Gülsha Kurucu CEO’su Gülşah Gürkan da, Isparta gülünün uluslararası alandaki tanınırlığının her geçen gün arttığını söyledi. Damask gülü olarak bilinen Isparta gülünün, esansiyel yağ verimliliği açısından son derece değerli bir tür ve parfüm sektöründe önemli bir yere sahip olduğunu belirten Gürkan, ‘’Dünya çapındaki kozmetik markaları artık ürünlerinde Türk gülü kullandıklarını özellikle vurguluyor. Bu durum, Isparta gülünün uluslararası alandaki bilinirliğinin arttığını göstermektedir. Türk gülünün özellikle cilt üzerindeki olumlu etkilerini anlatarak hem markamızı hem de Isparta gülünü tanıtmaya çalışıyorum” dedi.</p>
<p>Contempo Carpets Kurucu Ortağı Eda Büyükçam Kosif ise üçüncü kuşak temsilci olarak halıcılık sektöründeki faaliyetlerini sürdürdüklerini anımsatarak, üç yıl önce Isparta’da yeni bir üretim tesisi kurduklarını bildirdi. Kosif, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Özellikle yurt dışında markamızın tanınırlığını artırmak için çalışmalar yürütüyoruz. Bu konuda önemli yol aldık. Üretmeye ve markamızı daha ileri taşımak için çalışmaya devam edeceğiz. Kendi memleketimde, kendi insanlarımla birlikte olmaktan ayrıca mutluluk duyuyorum.”</p>
<p>ITSO yönetim kurulu, bu tür etkinliklerle Isparta’nın başarılı iş insanlarını ve marka hikâyelerini kamuoyuyla buluşturarak şehrin ekonomik, kültürel ve ticari değerlerinin ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-halicilik-degerini-kaybetti-81265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/5/1280x720/isparta-halicilik-degerini-kaybetti-1781640654.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye&#039;de ve dünyada bir dönem halıları ile ünlü olan Isparta’nın gelişen teknoloji karşısında halıcılık kültürünü kaybettiği belirtildi. Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Çelik, ‘’Bu kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılması büyük önem taşımaktadır’’ dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/anason-uretimindeki-sorunlar-ankaraya-tasindi-81264</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 23:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anason üretimindeki sorunlar Ankara’ya taşındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/BURDUR</strong></p>
<p>Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp ve yönetim kurulu üyeleri ile Burdur milletvekillerinden oluşan heyet, bölgede anason üretiminde yaşanan sorunları, Tarım ve Orman Bakanlığı Tütün ve Alkol Dairesi Başkanı Uğur Yalçın ve bakanlık bürokratları ile ikinci kez bir araya gelerek anason üretimi ve ticaretinde yaşanan sorunları masaya yatırdı.</p>
<p>Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, bölge tarımının en önemli değerlerinden biri olan anasonun üretim ve ticaret potansiyelinin güvence altına alınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Anasonun iç ve dış pazardaki yerinin sağlamlaştırılması adına önerilen yeni tarım politikalarını detaylı bir şekilde değerlendirdiklerini beliren Gündüzalp, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Anason üretiminde rekoltenin ve verimliliğin yükseltilmesi, mevcut kalite standartları taviz verilmeden korunmalı. İç ve dış pazarda anason ticaretinin desteklenmesi ve pazar payının güvence altına alınması, üreticiyi pazar risklerine karşı koruyan, fiyat ve alım garantisi sunarak mağduriyetleri önleyen; aynı zamanda sanayicinin hammadde tedarikini güvence altına alacak ‘Sözleşmeli Tarım’ modeli yaygınlaştırılarak altyapısı güçlendirilmeli.’’</p>
<p><strong>"Anason en stratejik tarımsal miras"</strong></p>
<p>Anasonun hak ettiği katma değere ulaşması için yoğun çaba harcadıklarını belirten Ömer Faruk Gündüzalp, ‘’En büyük hedefimiz, şehrimizin en stratejik tarımsal miraslarından anasonun üretimde sürdürülebilirliğini sağlamak. Üreticimizin emeğinin tam karşılığını alması, pazar risklerinden korunması ve anasonun sektörde hak ettiği katma değere ulaşmasını istiyoruz’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/anason-uretimindeki-sorunlar-ankaraya-tasindi-81264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/4/1280x720/anason-uretimindeki-sorunlar-ankaraya-tasindi-1781640445.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur bölgesinin önemli ve stratejik ürünlerinden anason üretim ve sorunları Ankara’ya taşındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/adm-elektrik-fethiye-kiyilarini-kirmizi-isikla-aydinlatacak-81263</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 22:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fethiye kıyıları kırmızı ışıkla aydınlatılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/FETHİYE</strong></p>
<p>Nüfus artışı, özellikle kıyı bölgelerinde yaz aylarında doğal yaşam üzerindeki baskıyı artırıyor. Kentleşmenin hız kazanması ve teknolojik dönüşümün etkileri, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik uygulamaların önemini her geçen gün daha da artırıyor. Bu bağlamda kıyı ekosistemlerinin sürdürülebilirliğini destekleyen çalışmalar ve doğal yaşamı gözeten uygulamalar, kritik önem taşıyor.</p>
<p>Aydın, Denizli ve Muğla’nın elektrik dağıtım şirketi Adm Elektrik'in, bu anlayışla deniz kaplumbağalarının doğal yaşamını korumaya yönelik önemli bir projeyi hayata geçireceği belirtildi. Pilot uygulamasını 2025 yılında Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Karaot plajında gerçekleştiren Adm, projeyi Fethiye’de Kocaçalış Plajı bölgesinde genişletiyor. Verilen bilgiye göre, Pamukkale Üniversitesi ve Adm’nin ortaklaşa yürüttüğü proje, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın akademisyenler öncülüğünde uzun yıllardır hayata geçirdiği koruma çalışmalarına katkı sağlayacak.</p>
<p>Pamukkale Üniversitesi Deniz Kaplumbağası Uzmanı Öğr. Gör. Dr. Doğan Sözbilen danışmanlığında Aydem Enerji’nin katkısı ve Adm Elektrik öncülüğünde hayata geçirilen proje ile, yumurtlama dönemlerinde şehir ışıklarından olumsuz etkilenen deniz kaplumbağaları için sokak aydınlatmaları kırmızı ışığa dönüştürülmeye başlandı. Kırmızı ışığı algılamayan deniz kaplumbağaları böylece hem güvenli şekilde yuva yapabilecek hem de yumurtadan çıkan yavrular deniz yönüne giderek suya kavuşabilecek. Fethiye kumsallarında hayata geçirilen uygulama, insan faaliyetleriyle doğal yaşamın uyum içinde sürdürülebileceğine dair önemli bir örnek teşkil ediyor.</p>
<h2>Sözbilen: Fethiye’deki proje Türkiye’de bir ilk ve öncü</h2>
<p>Fethiye kıyılarının, Türkiye’de deniz kaplumbağalarının en önemli yuvalama alanları arasında yer aldığını söyleyen Sözbilen, projenin bilimsel önemine dikkat çekerek, "Fethiye kumsalları, T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü tarafından izleme ve koruma çalışmalarının en uzun süreyle kesintisiz sürdürüldüğü bir alan. Bununla birlikte, şehir ve yuvalama kumsalının iç içe olduğu yoğun bir turizm bölgesi. Deniz kaplumbağaları, dinozorlardan daha eski canlı türleri olarak milyonlarca yıllık evrimsel süreç içerisinde edindikleri uyum sayesinde yaşamlarını günümüzde de sürdürüyor. Ancak kıyı bölgelerinde artan insan baskısının yansıması olan yapay aydınlatmalar, özellikle beyaz ve parlak ışıklar hem yetişkin dişilerin yuvalama davranışlarını hem de yavruların denize yönelimlerini olumsuz etkileyebiliyor. Yapılan bilimsel çalışmalar, kırmızı ışığın deniz kaplumbağaları üzerinde çok daha düşük etki yarattığını ortaya koyuyor. Bu nedenle kırmızı ışık uygulamaları, dünyada yaygınlaştırılmaya çalışılan bir koruma uygulaması olarak son yıllarda ön plana çıkmaya başladı. Adm Elektrik ile hayata geçirdiğimiz bu proje, Türkiye’de bir ilk” dedi.</p>
<p>Yavruların yumurtadan çıktıktan sonra denizin doğal aydınlığını izleyerek suya ulaştığını belirten Sözbilen, bu nedenle yapay ışıkların önemli bir tehdit oluşturduğunu vurgulayarak “Kocaçalış Plajı’ndaki bu uygulama sayesinde kaplumbağalar kendi dünyaya geldikleri yerde özgürce yavrulayacak. Akdeniz genelinde yuva sayısında artış eğilimi görülürken, Fethiye'de geçtiğimiz 30 yıl içinde belirgin bir değişim yaşanmadı. Bu nedenle alınacak her türlü önlem kritik önem taşıyor. Deniz kaplumbağaları, kendileri dünyaya geldikleri kumsallara yıllar sonra yuvalamak için geri dönen canlılar. Bugün koruduğumuz yavruların yaklaşık 20 yıl sonra sağlıklı yuvalama alanları bulabilmesi için bu kumsalları gelecekte de korumaya devam etmeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a31a0563585c-1781637206.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<h2>Kalkan: Projeyi bölgemizde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz</h2>
<p>Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Adm Elektrik Genel Müdürü Emrah Kalkan ise, “Aydın, Denizli ve Muğla illerini kapsayan bölgemizde çevresel ve sosyal projeleri hayata geçirirken en önemli kriterimiz, projenin sürdürülebilir olması. Şirket olarak sahip olduğumuz değerler arasında yer alan ‘Hayata Dokunmak’ anlayışı doğrultusunda, dünyamızın geleceğini korumaya, faaliyet bölgemizde tüm canlılara fayda sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyoruz. Ekosistem için büyük önem arz eden deniz kaplumbağalarının en önemli üreme alanları, bölgemizde yer alıyor. Biz de sokak aydınlatmalarını kırmızı ışıklara dönüştürüyoruz. Böylece hem deniz kaplumbağaları rahatça denize ulaşabiliyor hem de müşterilerimiz için aydınlatma kesintisiz devam ediyor. Projeyi bölgemizde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.</p>
<p>Deniz kaplumbağalarının üreme sezonu mayıs ayında başlıyor, eylül sonunda bitiyor. Yaklaşık 45-60 günlük kuluçka sürecinin ardından yavruların temmuz ortasından itibaren denizle buluşması bekleniyor. Dişiler genellikle 2-3 yılda bir yumurta veriyor ve bir sezonda birkaç yuva da yapabiliyor. Bir yuvada genellikle 50-100 yumurta bulunuyor. Bu süreçte dişi kaplumbağaların yuvalama davranışları, yuva sayıları ve yavruların denize ulaşma başarıları sistematik olarak takip ediliyor. Deniz kaplumbağalarının erginleşmesi 20-25 yılı bulduğu için ilk etapta yuva sayısı konusunda dramatik bir değişim beklenmiyor. Her yıl düzenli olarak sürdürülmesi beklenen bu çalışmalarla elde edilecek ilk bulguların eylül ayında değerlendirilerek raporlanması planlanıyor. Projenin etki değerlendirmesi ise önümüzdeki yıllarda yapılacak izleme çalışmalarıyla takip edilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/adm-elektrik-fethiye-kiyilarini-kirmizi-isikla-aydinlatacak-81263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/3/1280x720/adm-elektrik-fethiye-kiyilarini-kirmizi-isikla-aydinlatacak-1781637151.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adm Elektrik&#039;in, deniz kaplumbağalarının doğal yaşam döngüsünü korumak için Fethiye kıyılarını “kırmızı ışık” ile aydınlatacağı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/siemens-healthineers-turkiyede-nalan-abdullahoglu-donemi-81254</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 17:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siemens Healthineers Türkiye&#039;de Nalan Abdullahoğlu dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Siemens Healthineers Türkiye Yönetim Kurulu Başkanlığı ve CEO'luk görevini 1 Temmuz'dan itibaren Nalan Abdullahoğlu'nun üstleneceği bildirildi.</p>
<p>Siemens Healthineers Türkiye bünyesinde uzun yıllardır finansal ve stratejik süreçlere liderlik eden Abdullahoğlu, atamayla şirketin ülke liderliğini devraldı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, şirket bünyesinde 30 yıla yakın kurumsal hafızaya sahip olan Abdullahoğlu, 1997'den itibaren şirkette farklı ticari ve finansal rollerde stratejik sorumluluklar aldı.</p>
<p>Abdullahoğlu, 2011'de Ülke Finans Direktörü, 2016'da Yönetim Kurulu Üyesi ve Ülke Finans Lideri (CFO) görevlerini üstlendi.</p>
<p>Bu görevleri boyunca şirketin finansal raporlama, bütçeleme, risk yönetimi ve kurumsal yönetişim süreçlerini yöneten Abdullahoğlu, Türkiye sorumluluğunun yanı sıra şirketin global yapısında da önemli liderlik görevleri yürüttü.</p>
<p>Abdullahoğlu, Nisan 2023'ten bu yana Orta ve Doğu Avrupa ile Orta Asya (CEECA) bölgesinde Romanya, Bulgaristan, İsrail ve Kazakistan'daki finans liderlerine rehberlik ederek bölgesel finansal süreçlerin gelişimine katkı sağladı.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi mezunu olan ve iş dünyasında kadının varlığını güçlendiren çalışmalara ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarına destek veren Abdullahoğlu, aynı zamanda yürüttüğü mentörlük faaliyetleriyle de mesleğin genç isimlerine rehberlik etmeyi sürdürüyor.</p>
<p>Siemens Healthineers Türkiye Çeşitlilik, Kapsayıcılık ve Aidiyet Komitesi ile Eğitim Komitesine de liderlik eden Abdullahoğlu, bu alandaki vizyoner katkılarını ve toplumsal fayda odaklı çalışmalarını yeni göreviyle daha geniş bir perspektiften sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/siemens-healthineers-turkiyede-nalan-abdullahoglu-donemi-81254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/4/1280x720/nalan-abdullahoglu-1781620046.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nalan Abdullahoğlu, temmuzdan itibaren Siemens Healthineers Türkiye&#039;nin Yönetim Kurulu Başkanlığı ve CEO&#039;luk görevini üstlenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/magaradan-cikis-81252</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 16:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mağaradan çıkış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Platon'un özgür bırakılmış mahkumu, aydınlanmayı hemen kucaklamaz; onun için gerçek, şaşırtıcı, hatta acı vericidir. Platon'un mahkumları, gerçeği zaten bildiklerine inandıkları için direnç gösterirler. Platon bu süreci onları kendi gözleriyle görmeye, yeni deneyimlere zorla bir giriş yapmaya zorlamak olarak sunar. Ancak Platon, Sempozyum'unda daha nazik bir yol sunar: epistemik baştan çıkarma... Gerçeğin veya iyiliğin peşinde koşmak kendiliğinden oluşmasa da güzelliğe verdiğimiz tepki doğal, istemsiz ve motive edici olarak bilinir. Rehberin becerisi, önce kişinin güzel bulduğu, sevdiği şeyi bulmak ve sonra bunu gerçeğe açılan bir kapı olarak kullanmak olarak izah edilebilir.</p>
<p>Platon'un mahkumları gölgeleri gerçeklikle karıştırır. Çağdaş yaşamın en aldatıcı "gölgeleri" olarak da, Baudrillard’ın da değindiği gibi, bugün sanal gerçekliği benimsiyor olmamız var. Görüntüler, yanılsamalar, taklitler, simülasyonlar ve şimdi de aldatmacayla dolu "yapay" zekâya dalmış durumdayız. Sadece gerçeğe olan bağlılığımızı değil, nesnel gerçek kavramını, gerçekliğe olan bağımızı da kaybediyoruz.</p>
<p>2 Haziran tarihli ve “Yaz Sıcak Geçecek” başlıklı yazımızda “Taktiksel bir bakış açısı ile daha kısa vadeli bakacak olursak, kısa vadede 7200-7300 arasında bir yerde son bulabilecek bir geri çekilme görebiliriz. Bu geri çekilme tamamlandıktan sonra ise 7700-7800 seviyelerine kadar bir yükseliş bekliyoruz” diye yazmıştık. Ayrıca “Şu anki görüşümüze göre, SPX'in 7700 ile 7800 arasında Haziran ayında veya Temmuz başında nihai zirvesine ulaşacağını tahmin ediyoruz. Bundan sonra, ikinci aşama ile Haziran-Temmuz'dan Ekim'e kadar yüzde 10'dan fazla bir düzeltme bekliyoruz. Bu geri çekilme alım fırsatı verecek ve 2027'ye kadar sürecek patlayıcı bir son ralli yaşanacak diye düşünüyoruz. Bu rallinin sona ermesinden sonra, değerlemeleri daha makul seviyelere indirecek bir ya da iki yıllık bir ayı piyasası öngörüyoruz. Tarihsel olarak, hisse senedi piyasası her zaman yüksek ve düşük değerleme dönemleri arasında dalgalanmıştır. Bu sefer de farklı olmayacağı kanaatindeyiz” şeklinde görüşlerimizi paylaşmıştık.</p>
<p>Bu görüşlerin arkasındayız. SPX,  zirveye çıktığı gün yani 2 Haziran Salı SPX için bir tepe oldu, sonradan7200-7300 seviyelerine kadar düştü ve oralardan tepki geldi. Tepki ise beklediğimiz bölgeye oldukça yaklaştı. Nasdaq tek bir günde yüzde 4 düştü; bu, genellikle 18 ayda bir gerçekleşen bir hareket. Ancak neyse ki düşüşü de tepkiyi de önceden tahmin etmiştik. Yol haritamız sayesinde, geri çekilme ve tepki beklendiği gibi gerçekleşti.</p>
<p>Düşen petrol fiyatları, tahmin edilebilir bir gecikmeyle enflasyon verilerini etkiler. Haziran ortasında yaşanan keskin bir petrol düşüşü, kısmen Temmuz ortasında açıklanan Haziran ayı TÜFE raporunda, tamamen ise Ağustos ayında açıklanacak raporda ABD ekonomisinde kendini gösterecek. Bu noktada, aylık TÜFE verilerine 40-50 baz puan civarı yukarı yönlü baskı sağlayan enerji sektörü, enflasyonist bir engel olmaktan çıkıp dezenflasyonist bir destek haline gelir.</p>
<p>Fakat İran konusu tam anlamıyla çözülmüş değil bizce. 14 Haziran'da ABD ve İran, savaşı sona erdirmek için bir çerçeve anlaşması duyurdu ve resmi imza töreni 19 Haziran'da İsviçre'de yapılacak. Geçici anlaşmaya göre, ABD, İran'ın nükleer programı konusunda teknik bir anlaşmaya doğru ilerleme kaydedilmesi karşılığında, İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kademeli olarak kaldıracak ve yaptırımları gevşetecek/dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakacaktır. Anlaşmanın amacı, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını ve boğazdan geçiş özgürlüğü, İran'ın nükleer programı, yeniden yapılanma ve yaptırımların kaldırılması gibi daha hassas konuları ele almaktır. Bu konuların da pürüzsüz halledilmesi zor gözüküyor.</p>
<p>Ayrıca dikkate alınması gereken başka faktörler de var. Bunları da risk kategorisinde değerlendirmek lazım. Daha önce de belirttiğimiz gibi önümüzdeki dönemde gerçekleşecek halka arzlar ve ikincil arzlar, bu yıl boyunca sürekli bir engel oluşturabilir. Dahası, ara seçimler sonbahara girerken yatırımcılar arasında bazı endişelere yol açabilir.</p>
<p>Şu konular da önemli bizce: FINRA'nın marj borcu Nisan ayında rekor seviyeye ulaşarak 1,30 trilyon dolara çıktı. Bu, bir yılda üçte birden fazla bir artış anlamına geliyor ve şu anda GSYİH'nin yaklaşık yüzde 4'ü seviyesinde seyrediyor, uzun vadeli ortalamanın ise yüzde 1,5 civarında olduğu biliniyor. M2'ye göre ölçüldüğünde, 2000 ve 2007 zirvelerinden önceki zirvelere yakın bir seviyede olduğu söylenebilir. Nisan’dan beri açıklanan benzer veriler de bu trendin devam ettiğini düşündürüyor.</p>
<p>Tahviller ve hisse senetleri arasındaki matematiksel karşılaştırma yaptığımızda, ABD 10 yıllık Hazine tahvilinin getirisi şu anda yaklaşık yüzde 4,45’ken, S&amp;P 500'ün geçmiş kazanç getirisinin (earnings yield) yüzde 3,7 civarında olduğu biliniyor.</p>
<p>“Hisse Senedi Arz Artışı”ndan daha önce bahsetmiştik. Alphabet'in 80 milyar dolarlık ikincil halka arzı, SpaceX'in 75 milyar dolarlık halka arzı ve OpenAI, Anthropic ve hiper ölçekli şirketlerden gelen mega fonlama kuyruğu, piyasanın yeni bir kağıt yığını absorbe etmesi gerektiği anlamına geliyor. Aynı dolarları kovalayan daha fazla hisse senedi, tek günlük bir şok değil, sürekli bir olumsuzluk olarak yorumlanabilir. Ayrıca en değerli isimlerin hepsi aynı anda çıkışa koştuğunda, kimin neden sattığını sormak faydalı olur.</p>
<p>ABD borsaları için mevsimsellik açısından yılın en zayıf dönemine giriyoruz. Mayıs-Ekim dönemi, 1950'den bu yana ortalama yüzde 1,7'lik bir S&amp;P 500 kazancı sağladı. Oysa Kasım-Nisan döneminde bu oran yüzde 7'nin üzerindeydi. Seçim döngüsüne baktığımızda 2026 bir ara seçim yılı ve ara seçim yılları, dört yıllık başkanlık döngüsünün en zayıf ve değişken dönemi olarak adlandırılır.</p>
<p>Sağlıklı bir geri çekilmeyi daha derin bir şeye dönüştürecek katalizör,geleceğe yönelik kazanç beklentilerinin düşüşe geçtiği ve yapay zekâ gibi piyasaların değerlemelerin tarihin en yüksek seviyelerinde seyrettiği noktalarda geleceğe ilişkin sorgulamalar olacaktır diye düşünüyoruz.</p>
<p>Yapay zekâ teması ile ilgili soru işaretleri artabilir diye düşünüyoruz. Her ne kadar barış haberleri ile üzerinde durulmadıysa da ABD Hükümeti’nin Anthropic'in Fable 5 ve Mythos 5 yapay zekâ modellerini fiilen devre dışı bırakması, önemli bir olaydı ve yaklaşan yapay zeka halka arzlarını, ABD yapay zeka modellerinin küresel olarak benimsenmesini, yapay zekanın gelecekteki yolunu ve ABD teknoloji sektörünün devam eden istisnai konumunu etkileyebilir.</p>
<p>Cuma akşamı, ABD hükümeti ihracat kontrol düzenlemelerini kullanarak yabancı uyrukluların "ABD içinde veya dışında" modellere erişimini engelledikten sonra Anthropic, en güçlü Mythos 5 ve Fable 5 yapay zekâ modellerini kapatmak zorunda kaldı. Esasen, bu, ABD'nin yapay zekâ liderliğinin, sanki devlet / askeri sırmış gibi güvenlik politikasıyla korunması gereken değerli bir ulusal kaynak olduğunu ilan etmek anlamına geliyor.</p>
<p>Hiç sözü edilmese de bu piyasaya ciddi bir uyarı niteliğinde gibi okunabilir. Piyasalar, firmalar ve hükümetler, ABD'nin düğmelere basma gücünü kullanmaya karar vermesi durumunda yapay zekâ patlamasının bir risk olduğu gerçeğine uyanacaklar. Yapay zekâ açıkça stratejik bir kaynak. ABD yapay zekâ modellerini kullanmak çok riskli hale gelecek mi? Avrupa ve Asya'nın kendi bağımsız yapay zekâ sistemlerini geliştirmesi ve yenilik yapması ne kadar zor olacak? Bu yasak, veri merkezlerine dayalı ABD hiper ve büyük ölçekli yapay zekâ modellerini (LLM) benimsemek yerine, içselleştirilmiş açık ağırlıklı küçük dil modellerinin (SLM) inovasyonu yoluyla veri ve yeteneklerin korunması hakkındaki tartışmaları artırabilir.</p>
<p>ABD Hükümetin Anthropic modellerini kapatma yönündeki ani talebinin tetikleyicisi, Çinli aktörlerin Anthropic modellerini tersine mühendislik yoluyla çözmeye "damıtma" çalışması ve yapay zekâ modelinin etrafındaki güvenlik önlemlerinin atlanabileceği "hapisten kurtulma" riskiyle bağlantılı gibi görünüyor. İlginç bir şekilde, "hapisten kurtulma" güvenlik risklerini hükümete "sunan" Amazon oldu ki Anthropic, Amazon'un tercih ettiği yapay zekâ geliştirme laboratuvarı ortağı; bu nedenle, sistemden çıkma riskleri gerçek ve önemli olmalıydı.</p>
<p>Tüm bunlar, yılın ilerleyen aylarında gerçekleşmesi planlanan devasa Anthropic ve OpenAI halka arzları öncesinde yatırımcıları biraz şaşırtabilir. Geçen hafta SpaceX'in büyük halka arzının ardından, her iki yapay zekâ geliştirme laboratuvarı için de beklentiler yüksekti. Bu durum böyle kalacak mı yoksa Mythos'un kapanması büyük bir engel mi olacak?</p>
<p>Şimdiye kadar yapay zekâ, önde gelen yapay zekâ laboratuvarları OpenAI ve Anthropic'in, hiper ölçekli şirketlerin altyapı yatırımları trilyonlarca dolar tarafından kovalanmasıyla, yapay zekâ geliştirmenin hızı ile bir yarış halindeydi. Bu da yapay zekâ değerlemelerindeki köpürmeyi tetikliyor.</p>
<p>Üzerinde hiç durulmayan ama piyasalar açısından gördüğümüz en büyük risk bu. Yani yapay zekânın yaratım hızı, iş yerlerinde yapay zekânın benimsenme hızına ilişkin anlatıyı tetikledi ve bu da yapay zekâ ekosisteminde muazzam değerlemelere yol açtı. Peki ya Mythos ve Fable'ın engellenmesi bu döngü açısından bir fren görevi görürse? Ani durdurma, derinleşen düzenleyici denetim korkuları, yabancı kullanıcılar için kapatma düğmesi ve damıtma riskleri, yatırımcılar üzerinde birdenbire baskı oluşturabilir.</p>
<p>Son aylarda Körfez savaşı anlaşılır bir şekilde manşetlere hakim oldu, ancak kredi piyasalarının anlatacak başka bir hikayesi daha var. Yapay zekâ ve büyük ölçekli veri merkezi tahvillerinin ihraçları kamu piyasalarında adeta patlama yaşıyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, dot-com dönemi boyunca internet ve teknoloji alanındaki ihraçlar 2001 yılında 85 milyar dolara ulaşarak 2000-2001 yılları arasındaki toplam ihraçların ortalama yüzde 14,5'ini oluşturmuştu. Mevcut döngü bu dönemi gölgede bırakma tehdidi taşıyor: Bazı tahminlere göre, yapay zekâ ve hiper ölçekli şirketlerle ilgili toplam ihraçlar yatırım derecesinde 400 milyar dolara ve yüksek getirili tahviller ve kredilerde ise 65 milyar dolara ulaşabilir ve bu da toplam ihraçların yaklaşık yüzde 20'sini oluşturabilir. 2015 yılının başında hiper ölçekli şirketlerin (Amazon, Microsoft, Meta, Alphabet ve Oracle) pazarın yüzde 1'inden azını temsil ettiğini de unutmamak gerekir. Büyük ölçekli veri merkezleri, serbest nakit akışında bir dönüm noktasına yaklaşıyor; yapay zekâ sermaye harcamaları artık işletme nakit akışlarının yüzde 90'ından fazlasını tüketiyor. Örneğin Oracle, 30 yıllık pozitif nakit akımı yarattıktan sonra 5 yıl boyunca negatif nakit akımı yaratacak.</p>
<p>Yarı iletken değerlemeleri mükemmellik varsayımıyla fiyatlandırılıyor ve hata payı çok az kalıyor. Yaklaşan yapay zekâ halka arzları, yapay zekâ harcama planlarının sürdürülebilirliği konusunda önemli bir açıklık sağlayacaktır. Ayrıca, özel kredi piyasasında bir dizi yüksek profilli temerrüt bu konuların tekrar gündeme gelmesine sebep olabilir.</p>
<p>Yurt içi için ise piyasa görüşümüzü şöyle ifade etmiştik: “Enflasyonun kısa vadede olumlu sürpriz yapma olasılığına rağmen piyasa bazlı faizlerin yüksek seviyelerinde kalması muhtemel diye düşünüyor, PPK toplantısında ise faiz arttırımı beklemiyoruz. Borsada Mayıs ayı ortasında gördüğümüz düşüşün ardından, BIST’in 13,000 üzerindeki taban oluşturma sürecinin devam ettirmesi ve 15 binli seviyelere geriye gelmeye çalışması muhtemel. Enflasyondan gelecek olumlu sinyaller ve petrol fiyatlarının 110 seviyelerinden gerilemesi kısa vadeli olumlu etkiler olarak karşımıza çıkıyor. Ancak bu olumlu gelişmelere rağmen borsamızın sert düşüş sonrası tekrar zirve bölgesini aşması çok da kolay olmayacaktır diye düşünüyoruz. Muhtemelen bizim piyasalar da global piyasalara paralel bir seyir izleyecektir kanaatindeyiz” Bu görüşlerimizin de arkasındayız ve bizim piyasaların da global piyasalara paralel hareket etmeye devam edeceğini düşünüyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/magaradan-cikis-81252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mağaradan çıkış ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cesmeli-limani-icin-ihale-yapildi-yillik-isletme-bedeli-43-milyon-dolar-81245</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çeşmeli Limanı için ihale yapıldı: Yıllık bedel 4,3 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class=""> </div>
<div class="card-title ltr">Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Tekirdağ Çeşmeli Limanı Sahası'nın ve Liman Geri Bölgesi'ndeki taşınmazın, 45 yıl süreyle işletme hakkının verilmesi yöntemiyle özelleştirilmesi ihalesinin dün yapıldığını duyurdu.</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Tekirdağ Marmaraereğlisi'nde bulunan ve NATO Eski Kabul Limanı olarak da bilinen atıl durumdaki Tekirdağ Çeşmeli Limanı sahasının, özelleştirme süreciyle birlikte yeniden ekonomiye kazandırılmasının hedeflendiği belirtilen açıklamada, "Marmara Bölgesi'nin stratejik lojistik koridorunda yer alan liman sahası İstanbul'a, sanayi bölgelerine, kara yolu, demir yolu ve hava yolu bağlantılarına yakın konumdadır. Yapımına 2002'de başlanan ve mevcut yatırımların yaklaşık yüzde 38'i tamamlanan atıl durumdaki Tekirdağ Çeşmeli Limanı, genel kargo, konteyner, dökme yük ve sıvı yük taşımacılığına hizmet verecek karma liman olarak hizmet vermek üzere hazırlanan imar planları vasıtasıyla yeniden projelendirilmiştir." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Liman sahasının yükleme-boşaltma, depolama, ro-ro ve lojistik hizmetlerin bir arada sunulabileceği modern tesis olarak tasarlandığına işaret edilen açıklamada, liman için hazırlanan proje kapsamında çevre dostu uygulamaları teşvik eden Yeşil Liman sertifikasyonuna yönelik ihale şartnamesinde, destek mekanizmalarının da yer aldığı bilgisi verildi.</p>
<p>İhalede en yüksek teklifi, 4 milyon 300 bin dolarla DBH Global Liman İşletmeciliği Anonim Şirketi'nin verdiği vurgulanan açıklamada, 4 milyon 250 bin dolar bedelle Pasifik Liman İşletmesi Ortak Girişim Grubu'nun da en yüksek teklifi veren ikinci şirket olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>"Ciro üzerinden yıllık yüzde 5 oranında kamuyla hasılat paylaşımı yapılacak"</strong></p>
<p>Her bir yıl için yıllık işletme hakkı bedelinin şartnamede öngörülen vade farkıyla beraber plana göre ödeneceğinin altı çizilen açıklamada, "Yıllık işletme hakkı bedeli 4,3 milyon dolar üzerinden, 45 yıllık işletme hakkı bedelinin toplamı 193,5 milyon dolar olacak. İhale bedeline ilaveten limana ilişkin tüm altyapı, üstyapı, makine ekipman yatırımları limanı devralacak işletici tarafından gerçekleştirilecek. Ayrıca işletme hakkı süresinin dördüncü yılından itibaren ödenmek üzere ciro üzerinden yıllık yüzde 5 oranında kamu ile hasılat paylaşımı yapılacak." ifadesi kullandı.</p>
<p>Özelleştirme uygulamalarına ilişkin kanun gereği ihalenin Cumhurbaşkanı onayına sunulacağı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Söz konusu onayın alınmasını müteakip sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte liman tesisi yatırımları limanı devralacak yatırımcı tarafından gerçekleştirilecek. Özelleştirme işlemi vasıtasıyla özelleştirme gelirine ilaveten atıl durumda bulunan alanın ekonomiye kazandırılması, bölgenin ticaret ve lojistik kapasitesinin artırılması, istihdam ve yatırım imkanlarının güçlendirilmesi amaçlanmaktadır."</p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cesmeli-limani-icin-ihale-yapildi-yillik-isletme-bedeli-43-milyon-dolar-81245</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/5/1280x720/747-1781612878.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Çeşmeli Limanı özelleştirme ihalesinin yapıldığını bildirerek, &quot;Yıllık işletme hakkı bedeli 4,3 milyon dolar üzerinden, 45 yıllık işletme hakkı bedelinin toplamı 193,5 milyon dolar olacak.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaspora-matli-grubundan-70-milyon-liralik-gogus-sponsorlugu-81244</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 15:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursaspor’a Matlı Grubu’ndan 70 milyon liralık göğüs sponsorluğu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursaspor, yeni sezon hazırlıkları kapsamında Matlı Şirketler Grubu ile yürüttüğü iş birliğini yeni bir sponsorluk anlaşmasıyla güçlendirdi.</p>
<p>Grup bünyesindeki Yörsan markası, yeşil-beyazlı kulübün forma göğüs sponsoru oldu. Özlüce İbrahim Yazıcı Tesisleri’nde düzenlenen imza törenine Bursaspor Başkanı Enes Çelik ile Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı katıldı. Başkan Enes Çelik, anlaşmanın bir yıllık olduğunu ve sponsorluk bedelinin 70 milyon TL olarak belirlendiğini açıkladı.</p>
<p>Bursaspor’un son iki yılda önemli bir birliktelik ve başarı hikâyesi ortaya koyduğunu belirten Çelik, Matlı Grubu’nun bu süreçte kulübün yanında yer alan en önemli destekçilerden biri olduğunu söyledi. Çelik, “Bursaspor, şehrimizin en önemli değerlerinden biri. Matlı Grubu, kulübümüze verdiği desteği şimdi göğüs sponsorluğu ile bir adım daha ileri taşıyor. Bursa, birlik ve beraberlik içerisinde önemli bir başarı hikâyesi yazıyor. Bu yolculukta yanımızda olan Özer Matlı ve Önder Matlı’ya teşekkür ediyorum” dedi. Yeni sponsorluk anlaşmasının uzun yıllar devam etmesini temenni ettiklerini ifade eden Çelik, stat isim sponsorluğunda yakalanan başarının göğüs sponsorluğunda da sürmesini hedeflediklerini kaydetti. </p>
<p>Matlı Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ise anlaşmanın yalnızca ticari bir iş birliği olmadığını vurgulayarak, Bursa’nın ortak değerlerine sahip çıkma anlayışının bir göstergesi olduğunu söyledi. Bursa’nın üretim, dayanışma ve birlikte başarma kültürüyle öne çıkan bir şehir olduğunu belirten Matlı, “Yörsan için Bursa yalnızca bir şehir değil, güçlü bağlarımızın bulunduğu özel bir merkezdir. Bursaspor ile kurduğumuz bu iş birliği, sadece bir sponsorluk anlaşması değil; şehrin ortak değerlerine, heyecanına ve hayallerine duyduğumuz inancın da yansımasıdır” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaspora-matli-grubundan-70-milyon-liralik-gogus-sponsorlugu-81244</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/4/1280x720/bursaspora-matli-grubundan-70-milyon-liralik-gogus-sponsorlugu-1781611632.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursaspor, 2026-2027 sezonu öncesinde Matlı Şirketler Grubu ile sponsorluk anlaşmasını genişletti. Yörsan markasının forma göğüs sponsoru olduğu anlaşmanın bedelinin yıllık 70 milyon TL olduğu açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lastik-ureticilerine-36-milyar-lira-ceza-81243</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Lastik üreticilerine 3,6 milyar lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurulu tarafından otomotiv sektöründe lastik üretimi ve dağıtımı alanında faaliyet gösteren teşebbüslerin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ilgili maddesini ihlal ettikleri iddiasına yönelik yürütülen soruşturmanın tamamlandığı bildirildi. </p>
<p>Soruşturma kapsamında rakipler arasında fiyat hareketlerine yönelik uyumlu eylem, rekabete hassas bilgi değişimi, bayilerin yeniden satış fiyatının belirlenmesi, bayilere yönelik bölge ve müşteri kısıtlaması, ayrımcılık, rekabet etmeme yükümlülüğü, iş gücü piyasalarına yönelik rekabeti kısıtlayıcı bilgi değişimi ve çalışan ayartmama iddialarının incelendiği ifade edilen açıklamada, soruşturma devam ederken Abdulkadir Özcan Otom. Lastik. San. Tic. AŞ (Petlas), Üstündağ Lastik İthalat ve Ticaret AŞ, Tatko Lastik Sanayi ve Ticaret AŞ, Prolas Otom. Nak. Hırdavat San. ve Tic. Ltd. Şti, Özcanlar Lastik San. ve Tic. Ltd. Şti, Kardeşler Ulaşım Jant Mot. Araçlar ve Servis Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti ve Abdullah Özdoğan Ticaret Otomotiv Petrol İnşaat Makina Sanayi İthalat ve İhracat Ltd. Şti tarafından uzlaşma başvurusunda bulunulduğu bildirildi.</p>
<p>Söz konusu teşebbüsler hakkında yürütülen uzlaşma süreçleri sonucunda, Petlas, Üstündağ Lastik İthalat ve Ticaret AŞ, Tatko Lastik Sanayi ve Ticaret AŞ, Prolas Otom. Nak. Hırdavat San. ve Tic. Ltd. Şti, Özcanlar Lastik San. ve Tic. Ltd. Şti, Kardeşler Ulaşım Jant Mot. Araçlar ve Servis Hizmetleri Ticaret Ltd. Şti ve Abdullah Özdoğan Ticaret Otomotiv Petrol İnşaat Makina Sanayi İthalat ve İhracat Ltd. Şti'ye para cezası uygulanmasına, soruşturmanın bu teşebbüsler yönünden uzlaşma usulü ile sona ermesine karar verildiği ifade edildi.</p>
<p>Soruşturma sonucunda Brisa Bridgestone Sabancı Lastik Sanayi ve Ticaret, Otomotiv Lastikleri Tevzi, Goodyear Lastikleri Türk, Hankook Lastikleri, Michelin Lastikleri Ticaret, Pirelli Otomobil Lastikleri, Prometeon Turkey Endüstriyel ve Ticari Lastikler firmalarına ceza uygulanmasının kararlaştırıldığı belirtilen açıklamada, şu bilgiler verildi:</p>
<p>"Aydın Lastik Sat. ve Ser. Hiz. Ltd. Şti, Modül Lastik Otomotiv Ticaret AŞ, Cengizler Oto Lastik Pazarlama İnşaat Turizm Nakliyat Tekstil Emlak İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Ltd. Şti ve Gürlas Oto Lastik San. Tic. Ltd. Şti'ne idari para cezası verilmesine, Cengizler Oto Lastik Pazarlama İnşaat Turizm Nakliyat Tekstil Emlak İthalat ve İhracat Sanayi Ticaret Ltd. Şti ve Gürlas Oto Lastik San. Tic. Ltd. Şti bakımından tespit edilen ihlalin Kabahatler Kanunu'nun ilgili maddesi çerçevesinde zaman aşımına uğraması nedeniyle ilgili teşebbüslere idari para cezası uygulanmasına yer olmadığına karar verildi. Böylece soruşturma kapsamında tespit edilen ihlaller sebebiyle teşebbüslere, uzlaşma sonucunda 497 milyon 91 bin 986 lira, soruşturma sonucunda 3 milyar 136 milyon 843 bin 185 lira olmak üzere toplamda 3 milyar 633 milyon 935 bin 171 lira idari para cezası uygulandı."</p>
<p>Açıklamada, Prometeon Turkey Endüstriyel ve Ticari Lastikler, Brisa Bridgestone Sabancı Lastik Sanayi ve Ticaret ile Hankook Lastikleri hakkında idari para cezası uygulanmasına yer olmadığının, Brisa Bridgestone Sabancı Lastik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin, Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlanmasının kararlaştırıldığı belirtildi.</p>
<p><strong>Bayi kanalları üzerinden dolaylı bilgi paylaşımına sınırlama</strong></p>
<p>Fiyat hareketlerine yönelik gerçekleştiği tespit edilen uyumlu eylemin vuku bulmasında etkisi olduğu değerlendirilen bayiler aracılığıyla dolaylı bilgi değişiminin engellenmesi, ilgili ihlalin tekrarının önlenmesi ve ilgili pazarda rekabetin tesis edilmesi bakımından Türkiye'de lastik yenileme pazarında faaliyet gösteren soruşturma tarafı üretici ve sağlayıcı teşebbüslere yönelik taahhütler getirildiğine işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Her bir bayiyi ayırt edecek bir kodlamaya, bayilere yapılacak fiyat listesi ve fiyata ilişkin unsurlara dair her türlü duyuruda ayırt edici, görünür, sayfaya yayılarak birden fazla olacak şekilde filigran yöntemiyle yer verilecek. Bu duyuruları birden fazla bayiye veya tüm bayilere yapılan toplu olarak iletme yöntemine son verilecek. Bunun yerine söz konusu duyurular, her bir bayinin kendi kullanıcı adı ve şifresi ile erişebildiği, üretici ve sağlayıcı teşebbüs ile bayileri arasındaki işlemlerin gerçekleştiği arayüz/portal aracılığıyla birebir şekilde gerçekleştirilecek. İlgili arayüz ve portal haricinde sözlü ya da yazılı herhangi bir yöntem kullanılmayacak. Halihazırda böyle bir arayüz ve portala sahip olunmaması durumunda bu sistem oluşturularak bayilerin erişimine açılacak. Bayilerin ileri tarihli veya uygulama tarihi geleceğe yönelik fiyat ve fiyatı oluşturan unsurlara ilişkin bilgileri ve duyuruları, rakip üreticilere veya bayilerine iletmesinin önüne geçilecek."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lastik-ureticilerine-36-milyar-lira-ceza-81243</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/ozka-lastik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu, otomotiv lastik üreticileri ve dağıtıcılarına 3,6 milyar lira para cezası kesti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/halkali-arnavutkoy-hatti-19-haziranda-acilacak-81242</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkalı-Arnavutköy Metro Hattı 19 Haziran&#039;da açılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-Arnavutköy Hattı'na hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, Halkalı-İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Projesi'ni, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ve İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Hattı olarak 2 bölümde planladıklarını belirten Uraloğlu, "Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Hattı'nın Kağıthane-İstanbul Havalimanı kesimini 22 Ocak 2023'te, Kağıthane-Gayrettepe arasını ise 29 Ocak 2024 tarihinde hizmete açmıştık. Kargo Terminali-Arnavutköy Hastane arasını da 19 Mart 2024'te devreye almıştık. 21,75 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimindeki çalışmaları tamamladık. Bu kapsamda, Halkalı-Arnavutköy arasında İbn Haldun Üniversitesi, Kayaşehir, Olimpiyatköy, Halkalı Stadı ve Halkalı istasyonlarımızı hizmete alacağız. Hattı, 19 Haziran'da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın teşrifleriyle hizmete açacağız." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Uraloğlu, hattın tamamının işletmeye alınmasıyla, Vezneciler-Sultangazi-Fenertepe Metrosu ile İbn Haldun Üniversitesi İstasyonu'nda, Bakırköy-Kirazlı-Başakşehir-Kayaşehir Metrosu ile Kayaşehir İstasyonu'nda, Ataköy-İkitelli-Olimpiyat Metrosu ile Olimpiyatköy İstasyonu'nda, Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt Metrosu ile de Halkalı Stadı İstasyonu'nda entegrasyonun sağlanacağı bilgisini paylaştı.</p>
<p>Halkalı İstasyonunda ise hattın Marmaray ile entegre olacağını belirten Bakan Uraloğlu, "Sağlanan bu entegrasyonlar sayesinde, Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya düşecek." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/halkali-arnavutkoy-hatti-19-haziranda-acilacak-81242</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/2/1280x720/metro-1781611381.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 21,75 kilometrelik Halkalı-Arnavutköy kesimindeki çalışmaların tamamlandığını ve hattın 19 Haziran&#039;da hizmete açılacağını duyurdu. Uraloğlu, &quot;Sağlanan bu entegrasyonlar sayesinde, Halkalı-İstanbul Havalimanı arası seyahat süresi 30 dakikaya düşecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-mayista-yuzde-17-artti-81229</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut fiyatları mayısta yüzde 1,7 yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Mayıs 2026'ya ayına ait Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE, 2026 yılı mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 1,7 artarak 227,1 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,5 artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 6,1 azaldı.</p>
<p>2026 yılının mayıs ayında İstanbul ve Ankara'da bir önceki aya göre sırasıyla yüzde 2,1 ve 1,5 artış, İzmir'de ise bir önceki aya göre yüzde 0,1 azalış gözlendi. Endeks, yıllık bazda ise İstanbul, Ankara ve İzmir'de sırasıyla yüzde 25,4, 27,3 ve 22,8 artış kaydetti.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması'na göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, Mayıs 2026 döneminde en yüksek yıllık artış yüzde 28,2 ile Bingöl, Elazığ, Malatya, Tunceli, Van, Bitlis, Hakkari, Muş bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 15,8 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde gerçekleşti.</p>
<p>Mayıs ayında önceki aya göre yüzde 1,9 artan YKKE, yıllık bazda nominal olarak yüzde 30,4 artarken, reel olarak yüzde 1,7 azaldı.</p>
<p>YKKE 2026 yılı mayıs ayında, İstanbul, Ankara ve İzmir'de aylık yüzde 3,1, 1,1 ve 1 artış gösterdi. Endeks, yıllık olarak ise İstanbul, Ankara ve İzmir'de sırasıyla yüzde 36,7, 33,8 ve 30,2 arttı.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması'na göre bölgelerin yıllık yeni kiracı kira endeksi değişimleri incelendiğinde, Mayıs 2026 döneminde en yüksek yıllık artış yüzde 36,7 ile İstanbul bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 18,9 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde hesaplandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-mayista-yuzde-17-artti-81229</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/konut-1758522292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın mayıs verilerine göre, Konut Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 1,7, yıllık bazda yüzde 24,5 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lpg-ithalati-yillik-yuzde-2031-artti-81228</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> LPG ithalatı yıllık yüzde 20,31 yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) nisan ayına ait "Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Sektör Raporu"nu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerince en fazla LPG ithalatı yapılan ülkeler, sırasıyla Cezayir, ABD, Rusya, Suudi Arabistan, İtalya, Türkiye (Türkiye Serbest Bölge), Yunanistan, Nijerya ve Gürcistan olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>LPG ithalatı, nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20,31 artarak 309 bin 422 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerince bu dönemde gerçekleştirilen LPG ihracatı da yüzde 89,42 artarak 86 bin 911 ton oldu.</p>
<p>Türkiye, söz konusu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Ukrayna, İngiltere, Romanya ve Türkiye Serbest Bölge olmak üzere 6 farklı ülke ve bölgeye LPG ihraç etti.</p>
<p><strong>Satışlarda oto gaz ilk sırada</strong></p>
<p>LPG üretimi ise yüzde 15,03 artarak 94 bin 455 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Dağıtıcı lisansı sahiplerince nisanda geçen yılın aynı ayına göre yapılan toplam LPG satışı 295 bin 644 ton olarak hesaplandı.</p>
<p>Satışlarda yüzde 83,53 pazar payıyla otogaz birinci sırada yer aldı. Bunu yüzde 12,90 ile tüplü LPG ve yüzde 3,58 ile dökme LPG satışları izledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lpg-ithalati-yillik-yuzde-2031-artti-81228</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/6/1280x720/lpg-1761647312.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin nisan verilerine göre LPG ithalatı, yıllık bazda yüzde 20,31 artışla 309,4 bin ton oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/trafige-kayitli-arac-sayisi-yuzde-68-artti-81227</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trafiğe kayıtlı araç sayısı yüzde 6,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mayısta trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 24,1 azalarak 159 bin 623 oldu. Söz konusu dönemde kaydı silinen taşıt sayısı ise yüzde 10,2 düşüşle, 4 bin 547'den 4 bin 82'ye geriledi. Böylece, trafikteki toplam taşıt sayısı, yılın beşinci ayında 155 bin 541 adet artış gösterdi.</p>
<p>Mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 47,5'ini otomobil, yüzde 37,2'sini motosiklet, yüzde 11'ini kamyonet, yüzde 1,7'sini traktör, yüzde 1,6'sını kamyon, yüzde 0,5'ini minibüs, yüzde 0,4'ünü otobüs ve yüzde 0,1'ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p>Mayısta trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında, bir önceki aya göre ise yüzde 12,3 azalış gerçekleşti.</p>
<p>Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, bir önceki aya göre özel amaçlı taşıtta yüzde 38,3, minibüste yüzde 27,2, kamyonda yüzde 23,9, otobüste yüzde 23,9, traktörde yüzde 21,6, kamyonette yüzde 16,8, motosiklette yüzde 15,2 ve otomobilde yüzde 7,4 azalış gösterdi.</p>
<p>Mayıs ayında, geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı traktörde yüzde 50,9, minibüste yüzde 42,4, motosiklette yüzde 37, kamyonda yüzde 22,6, otomobilde yüzde 12,9, otobüste yüzde 3,9, özel amaçlı taşıtta yüzde 3,8 ve kamyonette yüzde 2 azaldı.</p>
<p><strong>Trafiğe kayıtlı araç sayısı mayıs sonu itibarıyla 34 milyonu geçti</strong></p>
<p>Trafiğe kayıtlı araç sayısı, mayısta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,8 artarak, 32 milyon 182 bin 121'den 34 milyon 361 bin 85'e yükseldi.</p>
<p>Mayıs ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,8'ini otomobil, yüzde 21,4'ünü motosiklet, yüzde 14,5'ini kamyonet, yüzde 6,8'ini traktör, yüzde 3'ünü kamyon, yüzde 1,6'sını minibüs, yüzde 0,6'sını otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Devri yapılan araçlar</strong></p>
<p>Devri yapılan toplam 752 bin 150 taşıttan yüzde 66,9'u otomobil, yüzde 14,5'i kamyonet, yüzde 11,6'sı motosiklet, yüzde 3'ü traktör, yüzde 1,9'u kamyon, yüzde 1,5'i minibüs, yüzde 0,4'ü otobüs ve yüzde 0,2'si özel amaçlı taşıtlar olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 16,4'ünün Renault, yüzde 10,3'ünün Volkswagen, yüzde 7,5'inin Hyundai, yüzde 6,7'sinin Toyota, yüzde 5,7'sinin Peugeot, yüzde 5,2'sinin TOGG, yüzde 4,9'unun Skoda, yüzde 4,8'inin Fiat, yüzde 3,9'unun Opel, yüzde 3,8'inin Citroen, yüzde 3,2'sinin Mercedes-Benz, yüzde 3,1'inin Kia, yüzde 3'ünün BMW, yüzde 2,8'inin Chery, yüzde 2,3'ünün Nissan, yüzde 2'sinin Audi, yüzde 1,6'sının Mini, yüzde 1,5'inin Volvo, yüzde 1,4'ünün Dacia, yüzde 1,4'ünün Ford ve yüzde 8,8'inin diğer markalardan oluştuğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-Mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine göre, trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 14,7 azalarak 767 bin 999'a gerilerken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 19,5 artışla 22 bin 837 adet oldu. Böylece, yılın ilk 5 ayında trafikteki toplam taşıt sayısı, 745 bin 162 adet arttı.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde, trafiğe kaydı yapılan 382 bin 385 adet otomobilin yüzde 40,7'sinin benzin, yüzde 32,2'sinin hibrit, yüzde 18,4'ünün elektrikli, yüzde 7,8'inin dizel ve yüzde 0,9'unun LPG yakıtlı olduğu belirlendi.</p>
<p>Mayıs ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 786 bin 370 otomobilin ise yüzde 32,2'sinin dizel, yüzde 31'inin benzin, yüzde 29,5'inin LPG, yüzde 4,6'sının hibrit ve yüzde 2,5'inin elektrikli olduğu görüldü. Otomobillerin yüzde 0,2'sinin ise yakıt türü bilinmiyor.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde, trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 32,7'si 1300 ve altı, yüzde 16,1'i 1401-1500, yüzde 13,3'ü 1501-1600, yüzde 9,9'u 1301-1400, yüzde 8,7'si 1601-2000, yüzde 0,9'u 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip bulunuyor.</p>
<p>Söz konusu dönemde, trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 41,9'u gri, yüzde 25,6'sı beyaz, yüzde 11,6'sı siyah, yüzde 9,9'u mavi, yüzde 5,6'sı yeşil, yüzde 3,4'ü kırmızı, yüzde 1,3'ü kahverengi, yüzde 0,4'ü turuncu, yüzde 0,3'ü sarı ve yüzde 0,1'i diğer renkli araçlardan oluştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/trafige-kayitli-arac-sayisi-yuzde-68-artti-81227</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/mtv-trafik-otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre, trafiğe kayıtlı araç sayısı yıllık bazda yüzde 6,8 artarak 34 milyon 361 bini aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-uretimi-nisanda-yuzde-119-artti-81226</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik üretimi nisanda yüzde 1,19 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) nisan ayına ait "Elektrik Piyasası Sektör Raporu"nu yayınladı. </p>
<p>Buna göre, lisanslı elektrik üretiminin yüzde 46,58'i hidrolik, yüzde 11,65'i linyit, yüzde 10,66'sı rüzgar, yüzde 9,61'i doğal gaz, yüzde 9,48'i ithal kömür ve yüzde 3,95'i jeotermal santrallerinden yapıldı. Bu kaynakları sırasıyla biyokütle, güneş, taş kömürü, asfaltit ve fuel-oil izledi.</p>
<p>Türkiye'nin lisanslı elektrik üretimi nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,19 artışla 25 milyon 16 bin 411 megavatsaat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Faturalanan elektrik tüketim miktarı ise aynı dönemde yüzde 6,24 artarak 23 milyon 189 bin 725 megavatsaat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Tüketimin yüzde 41,72'si sanayi, yüzde 29,55'i mesken ve yüzde 25,38'i kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler tarafından yapıldı. Tüketimde aydınlatmanın payı yüzde 1,84, tarımsal faaliyetlerin payı ise yüzde 1,51 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Tüketici sayısı ve kurulu güç arttı</strong></p>
<p>Elektrikte tüketici sayısı, nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,58 artarak 52 milyon 330 bin 728'e ulaştı.</p>
<p>Bu dönemde, sanayi tüketicilerinin sayısında yüzde 0,22, mesken tüketicilerinin sayısında yüzde 2,61, aydınlatma tüketicilerinin sayısında yüzde 2,44, kamu ve özel hizmetler sektörü ve diğer tüketicilerin sayısında yüzde 2,55 ve tarımsal faaliyet tüketicileri sayısında yüzde 1,45 artış görüldü.</p>
<p>Türkiye'nin lisanslı elektrik kurulu gücü de bu dönemde yüzde 3,19 artarak 100 bin 545 megavat oldu.</p>
<p>Kurulu gücün yaklaşık yüzde 24,46'sını doğal gaz, yüzde 23,74'ünü barajlı hidrolik, yüzde 14,76'sını rüzgar, yüzde 10,40'ını ithal kömür ve yüzde 10,17'sini linyit santralleri, kalan bölümünü ise diğer enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-uretimi-nisanda-yuzde-119-artti-81226</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/elektrik-1763883529.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin verilerine göre, lisanslı elektrik üretimi, nisanda geçen yıla kıyasla yüzde 1,19 artışla 25 milyon megavatsaati aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ithalati-nisanda-yuzde-1649-artti-81225</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz ithalatı nisanda yüzde 16,49 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) nisan ayı "Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu"nu yayınladı.</p>
<p>Buna göre, ithalatın 3 milyar 911 milyon metreküpü boru hatlarıyla, 820 milyon metreküpü de sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisleri aracılığıyla yapıldı.</p>
<p>Toplam doğal gaz ithalatı, söz konusu dönemde yıllık bazda yüzde 16,49 artışla yaklaşık 4 milyar 731 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Söz konusu dönemde en fazla boru gazı ithalatı 1 milyar 969 milyon metreküple Rusya'dan yapıldı. Bunu 997 milyon metreküple Azerbaycan ve 945 milyon metreküple İran takip etti.</p>
<p>Bu dönemde LNG ithalatında ise ABD 379 milyon metreküple ilk sırada yer aldı. ABD'yi 370 milyon metreküple Cezayir ve 101 milyon metreküple Azerbaycan takip etti.</p>
<p><strong>Konutlarda gaz tüketimi 3 milyar 190 milyon metreküpe ulaştı</strong></p>
<p>Ülkede toplam doğal gaz tüketimi, nisanda yıllık bazda yüzde 11,46 artarak yaklaşık 5 milyar 780 milyon metreküp oldu.</p>
<p>Sanayi sektörünün doğal gaz tüketimi 1 milyar 186 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti. Elektrik üretimini de kapsayan dönüşüm/çevrim sektöründe doğal gaz tüketimi ise 539 milyon metreküp oldu.</p>
<p>Konutlarda doğal gaz tüketimi bu dönemde 3 milyar 190 milyon metreküpe ulaştı.</p>
<p>Türkiye'de doğal gaz stok miktarı nisan sonunda 4 milyar 185 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Doğal gaz stokunun 3 milyar 885 milyon metreküpü yer altı depolama tesislerinde, 300 milyon metreküpü ise LNG terminallerinde depolandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ithalati-nisanda-yuzde-1649-artti-81225</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/dogal-gaz-ocak.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin nisan verilerine göre, doğal gaz ithalatı, geçen yıla kıyasla yüzde 16,49 artışla yaklaşık 4,7 milyar metreküp oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarim-ufe-yillik-yuzde-43-artti-81224</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarım ÜFE yıllık yüzde 43 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu, Mayıs 2026'ya ait Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım ÜFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 0,61, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 18,41, geçen yılın aynı ayına oranla yüzde 43,08 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 41,54 artış gösterdi.</p>
<p>Sektörlerde bir önceki aya göre değişime bakıldığında, tarım, avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 0,24, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 5,16, balık ve diğer balıkçılık ürünleri, su ürünleri, balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 7,43 yükseliş oldu.</p>
<p>Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 2,73 azalış gerçekleşirken, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 2,32, canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,47 artış meydana geldi.</p>
<p>Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 113,35 artışla "sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular", aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 10,48 artışla canlı kümes hayvanları ve yumurtalar oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarim-ufe-yillik-yuzde-43-artti-81224</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/3/1280x720/tarim-ufe-subatta-yuzde-27-artti-1742205120.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre Tarım ÜFE, aylık bazda yüzde 0,61, yıllık bazda ise yüzde 43,08 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-ciro-endeksi-yillik-yuzde-352-artti-81223</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toplam ciro endeksi yıllık yüzde 35,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ait ciro endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplam ciro endeksi, nisan aylık bazda yüzde 1,6 arttı.</p>
<p>Takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, aynı ayda yıllık bazda yüzde 35,2 yükseliş gösterdi.</p>
<p>Sanayide takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, nisanda yıllık bazda yüzde 40,1 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi ciro endeksi de söz konusu ayda bir önceki aya göre yüzde 3,7 yükseliş kaydetti.</p>
<p>İnşaat sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, nisanda yıllık bazda yüzde 32,2, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış inşaat ciro endeksi ise mart ayına kıyasla yüzde 6,9 arttı.</p>
<p><strong>Ticaret ve hizmet endeksleri</strong></p>
<p>Takvim etkisinden arındırılmış ticaret ciro endeksi, nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 33,5 artarken mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ciro endeksi de bir önceki aya kıyasla yüzde 0,6 azalış gösterdi.</p>
<p>Hizmet sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 34,3, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış hizmet ciro endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,1 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-ciro-endeksi-yillik-yuzde-352-artti-81223</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/hesap-ciro.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, yıllık bazda yüzde 35,2 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ticaret-ve-perakende-satis-hacmi-nisanda-bazda-artti-81222</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ticaret ve perakende satış hacmi nisanda arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026'ya ait ticaret satış hacim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ticaret satış hacmi nisanda bir önceki aya göre yüzde 2,7 azaldı. Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi yüzde 0,6 artarken toptan ticaret satış hacmi yüzde 3,7, perakende ticaret satış hacmi ise yüzde 1,7 azalış gösterdi.</p>
<p>Ticaret satış hacmi, nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,1 arttı. Aynı dönemde motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi yüzde 7,6, toptan ticaret satış hacmi yüzde 3,3 azalış gösterirken perakende ticaret satış hacmi ise yüzde 11,4 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ticaret-ve-perakende-satis-hacmi-nisanda-bazda-artti-81222</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/7/1280x720/perakendecilerin-omnichanel-notu-100-uzerinden-46-oldu-1741935521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre, ticaret satış hacmi yıllık bazda yüzde 0,1, perakende satış hacmi de yüzde 11,4 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vakiflara-kdv-duzenlemesi-81221</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vakıflara KDV düzenlemesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca hazırlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğle, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumlarına ilişkin istisna uygulamalarına açıklık getirildi. Buna göre, söz konusu vakıflar tarafından işletilen hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, kan bankası ve organ nakline mahsus bankalar ile zooloji bahçeleri, parklar, veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve distofajin laboratuvarları gibi kuruluşlarca sunulan teslim ve hizmetler, genel hükümler çerçevesinde KDV'ye tabi tutulacak.</p>
<p>Bu kuruluşların doğrudan Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca işletilmesi halinde, mevcut KDV istisnası uygulaması devam edecek. Söz konusu hüküm, 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek.</p>
<p>Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan bazı malların tesliminde uygulanacak istisnaya ilişkin esaslar da düzenlendi. Bu kapsamda bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin tesliminin KDV'den istisna olacağı kuruluşlar arasına Darülaceze de eklendi.</p>
<p>Öte yandan, kamu yararı kararı bulunan hallerde kamulaştırılan taşınmazların, kamulaştırmayı yapan devlet ve kamu tüzel kişilerine devrinde KDV istisnasının uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar da belirlendi. Buna göre, KDV mükelleflerine ait taşınmazların ilgili kanun kapsamında kamulaştırılması halinde, taşınmaz teslimi KDV'den istisna tutulacak. Taşınmazın iktisabı sırasında yüklenilen ve indirim konusu yapılan KDV ise teslimin gerçekleştiği vergilendirme döneminde indirim hesaplarından çıkarılarak gelir veya kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider ya da maliyet unsuru olarak dikkate alınacak.</p>
<p>Tebliğin kamulaştırmaya ilişkin hükümleri de 1 Haziran'dan geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğde yapılan düzenlemeye göre, teminat karşılığı ithal edilen malların teminatının hesaplanmasına esas ÖTV tutarı üzerinden ödenen KDV'nin de söz konusu malların ihracı nedeniyle iade hesabına dahil edilmesi durumunda, doğrudan yüklenimler nedeniyle iade talebinde bulunulan tutarın azami iade edilebilir vergi tutarını aşan KDV için vergi inceleme raporu aranmadan genel esaslara göre iade talebi sonuçlandırılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vakiflara-kdv-duzenlemesi-81221</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vakıflar bünyesindeki işletmelere ilişkin KDV uygulamasına yönelik esaslar yeniden belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-dairesi-borclarina-yuzde-29-faizle-72-aya-kadar-taksit-81214</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergi dairesi borçlarına yüzde 29 faizle 72 aya kadar taksit</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Tahsilat Genel Tebliği ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 48’inci maddesindeki tecil ve taksitlendirme kapsamında borçlular, başvuruda bulunarak tecil faizinden daha düşük oranda ve taksitlendirerek ödeme yapabilecekler.</p>
<p>İndirimli faiz ve taksitlendirmeden vergi daireleri tarafından takip ve tahsil edilen tüm amme alacakları için yararlanılabilecek. ÖTV ve 2026 yılı gelir veya kurumlar vergisine mahsup edilecek geçici vergi ile bunlara bağlı vergi ziyaı cezaları, gecikme faizleri, gecikme zamları ve bu vergilerin beyannamelerine dair damga vergileri ile gecikme zamları bu Tebliğin kapsamı dışında olacak.</p>
<p>Bundan yararlanmak isteyen mükellefler 31 Ağustos 2026’ya kadar başvuruda bulunacaklar ve ilk ödeme eylül ayında başlayacak. Taksit sayısı işletmenin durumuna, borçlunun hukuki statüsüne göre belirlenecek. Bu sayı 36 aydan 72 aya kadar çıkabilecek. </p>
<p>Tebliğ yayımlanmadan önce devam edecek tescil edilmiş alacaklar da bu uygulamadan yararlanabilecek. Bunlara da tebliğin yayımından itibaren yüzde 29 tecil faizi uygulanacak.</p>
<p>Bir takvim yılında ikiden fazla taksitin ödenmemesi halinde, tescil bozulacak ve tescile konu olan amme alacağı takip ve tahsil edilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-dairesi-borclarina-yuzde-29-faizle-72-aya-kadar-taksit-81214</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/vergi-kdv-tl-1767250698.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu borcunu düşük tecil faizli ve taksitli olarak ödeme şartlarından yararlanmak isteyen mükellefler 31 Ağustos&#039;a kadar başvuruda bulunabilecekler. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/istanbuldaki-marketlere-beyaz-et-cezasi-81212</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul&#039;daki marketlere &#039;beyaz et&#039; cezası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı beyaz et sektörüne yönelik yapılan operasyonun ardından bu kez İstanbul’daki marketlere yönelik fahiş fiyat denetimi yaptı. Denetimler sonucunda market işletmelerine 10 milyon 114 bin lira para cezası uygulandı.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada geçmiş yıllarda beyaz et sektörüne yönelik Bakanlık müfettişleri tarafından gerçekleştirilen kapsamlı incelemelerde Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu tarafından idari yaptırımlar uygulandığı hatırlatıldı.</p>
<p>Yaz mevsimiyle birlikte beyaz ete yönelik tüketici talebinde meydana gelen artışı fırsata çevirmeye yönelik uygulamaların önüne geçilmesi amacıyla yeniden kapsamlı inceleme başlatıldığı belirtilen açıklamada, İstanbul’daki denetimlerin Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’nun 49’uncu toplantısında ele alındığı bildirildi.</p>
<p>Buna göre fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen ulusal ve yerel ölçekteki marketlere toplam 10 milyon 114 bin 595 lira idari para cezası uygulandı.</p>
<p>Açıklamada, “Ticaret Bakanlığı olarak; vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerine makul fiyatlarla erişiminin temin edilmesi amacıyla, üretimden tüketime uzanan tedarik zincirinin tüm aşamalarında olağan dışı fiyat hareketlerini yakından takip etmeye ve gerekli idari tedbirleri kararlılıkla uygulamaya devam edeceğiz” ifadeleri kullanıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/istanbuldaki-marketlere-beyaz-et-cezasi-81212</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/2/1280x720/beyaz-et-tavuk-1781596091.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’daki marketlerde beyaz et fiyatlarına yönelik yapılan denetimlerde 10,1 milyon lira para cezası uygulandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssb-arasinda-780-milyon-euroluk-sozlesme-81220</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN ile SSB arasında 780 milyon euroluk sözleşme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik sözleşme imzalandı.</p>
<p>ASELSAN tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamada, "ASELSAN ile SSB arasında hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik toplam tutarı 780 milyon euro olan sözleşme imzalanmıştır. Söz konusu sözleşme kapsamında teslimatlar 2028 ve 2032 yılları arasında gerçekleştirilecektir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssb-arasinda-780-milyon-euroluk-sozlesme-81220</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/savunma-sanayi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN ile SSB arasında hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik 780 milyon euroluk sözleşme imzalandığı duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cin-ve-guney-kore-menseli-celik-urunlerine-kesin-onlem-karari-81219</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin ve Güney Kore menşeli çelik ürünlerine kesin önlem kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı, "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğle, Çin ve Güney Kore menşeli bazı soğuk haddelenmiş yassı çelik (tavlanmamış olanlar hariç), galvaniz kaplanmış yassı çelik ve boyalı yassı çelik ürünlerine yönelik damping soruşturmasının tamamlanması neticesinde alınan karar uygulamaya konuldu.</p>
<p>Buna göre, soruşturma sonucu bu ürünlerin ithalatının dampingli olduğu ve yerli üretim dalında zarara yol açtığı tespit edildi. Anılan eşyaların ithalatında, dampinge karşı kesin önlem uygulanmasına karar verildi.</p>
<p>Söz konusu ülkeler menşeli ürünlerin ithalatında, şirketlere göre CIF bedelinin belirli oranında dampinge karşı kesin önlem uygulanması kararlaştırıldı. Bu kapsamda, Çin menşeli ürünlere yönelik yüzde 22,37, yüzde 28,88 ve yüzde 27,80, yüzde 27,68, ve yüzde 32,40, Kore menşeli ürünlere yönelik yüzde 14,24, yüzde 11,58, yüzde 12,90, yüzde 11,58, yüzde 10,48 ve yüzde 27 oranlarında dampinge karşı kesin önlem uygulanacak.</p>
<p>Söz konusu önlemler, yürürlük tarihinden itibaren 5 yıl sonra yürürlükten kalkacak. Önlemlerin sona erme tarihinden önce nihai gözden geçirme soruşturması başlatıldığı takdirde, uygulama soruşturma sonuçlanıncaya kadar yürürlükte kalmaya devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cin-ve-guney-kore-menseli-celik-urunlerine-kesin-onlem-karari-81219</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/1/1280x720/cin-celik-1762203982.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin ve Güney Kore menşeli bazı, soğuk haddelenmiş yassı çelik, galvaniz kaplanmış yassı çelik ve boyalı yassı çelik ürünleri ithalatında dampinge karşı kesin önlem uygulanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-ulkeden-lastik-ithalatina-sorusturma-81218</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 ülkeden lastik ithalatına soruşturma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğle bazı ülkelerden yapılan binek otomobil dış lastiklerin ithalatına yönelik açılan damping soruşturmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p>Buna göre, yerli üretici Petlas Lastik Sanayi AŞ ve Kocaeli Lastik Sanayi AŞ tarafından yapılan başvuruya Sumitomo Rubber Ako Lastik Sanayi ve Ticaret AŞ firması da destek verdi.</p>
<p>Yapılan inceleme sonucu yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli binek otomobil dış lastiklerinin ithalatına yönelik damping soruşturması açılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-ulkeden-lastik-ithalatina-sorusturma-81218</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/9/1280x720/lastik-1758266313.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çekya, Güney Kore, Sırbistan ve Slovakya menşeli otomobil dış lastiklerinin ithalatıyla ilgili damping soruşturması açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kord-bezi-ithalatina-damping-sorusturmasi-81217</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kord bezi ithalatına damping soruşturması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğle, yerli üretici tarafından yapılan başvuru üzerine Çin menşeli "naylon veya diğer poliamidlerden elde edilen yüksek mukavemetli iplikten her nevi nakil vasıtası iç ve dış lastiği için kauçuk emdirilmiş mensucat (kord bezi)" tanımlı naylon kord bezi ile Çin ve Vietnam menşeli "poliesterlerden elde edilen yüksek mukavemetli iplikten her nevi nakil vasıtası iç ve dış lastiği için kauçuk emdirilmiş mensucat (kord bezi)" tanımlı poliesterlerden kord bezi ürünlerine yönelik damping soruşturması açılmasına ilişkin esaslar belirlendi.</p>
<p>Başvuru aşamasında sunulan deliller ve ithalata ilişkin Bakanlık istatistik veri tabanında yer alan veriler esas alınarak yapılan tespitler ışığında, dampingli olduğu iddia edilen naylon kord bezi ürününde Çin menşeli ithalatın, poliesterlerden kord bezi ürününde de Çin ve Vietnam menşeli ithalatın yerli üretim dalının ekonomik göstergelerinde maddi zarara yol açtığı değerlendirildi.</p>
<p>Yapılan inceleme sonucunda damping soruşturması açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu kararı ile söz konusu ürünlere yönelik damping soruşturması açılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kord-bezi-ithalatina-damping-sorusturmasi-81217</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin menşeli naylon kord bezi ile Çin ve Vietnam menşeli poliesterlerden kord bezi ürünlerinin ithalatıyla ilgili damping soruşturması açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bist-30-endeksi-274-yukselirken-11-hisseye-olan-ilgi-devam-eder-mi-81194</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> BIST 30 Endeksi %2,74 yükselirken 11 hisseye olan ilgi devam eder mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST 30 Endeksi %2,74 yükselişle geçtiğimiz haftayı tamamlarken yabancılar 19 hissede paylarını azalttı; 11 hissede ise pozisyonlarını büyüttü. Sasa ve Migros’ta 4 gün aralıksız düşük miktarlarda alımlarda bulunan yabancı fonlar, endeks genelinde ağırlıklı satış tarafında durdu.</strong></p>
<p>Endeksin güçlü yükseldiği dönemlerde tüm büyük fonların coşkuyla alım yaptığı düşünülebilir. Hiç şüphe yok ki Akbank ve Yapı Kredi gibi lokomotif hisselerin endeksi yukarı taşıması ilgiyi artırır. Bununla birlikte, hisseler yükselirken yabancının 19 hissede payını azaltması, kârlarını nakde çevirmeyi tercih ettiklerini gösteriyor. Astor, Türk Telekom ve Türk Altın hisselerinde yoğun satışlarda bulunan yabancı; Sasa ve Migros’ta sınırlı alımlarla paylarını artırdı. Yapılan işlemler, kârın yeterli görüldüğü hisselerden satıp avantajlı hisselere yöneldiklerini işaret ediyor.</p>
<h2>Paylarını azalttıkları hisseler</h2>
<p>Geçtiğimiz hafta en yüksek satışı 5,38 puanla Türk Telekom hissesinde gerçekleştiren yabancılar, paylarını %42,58’e indirdi. Arada yukarı atakları olsa da fiyat bir yıldır yatayda dalgalı bir seyir izliyor. Şirket, ilk çeyrekte gelirini %9 esas faaliyet kârını %28 ve dönem sonu kârını %56 büyüttü. Yıl sonunda gelirini %8-9 büyütmeyi öngörüyor. Yabancılar, önceki haftalarda güçlü alım yaptığı Astor’da kâr satışlarını sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta 2,56 puanlık satışla paylarını %71,53’e indirdiler. 3 Haziran günü 385,75 TL’ye kadar çıkan fiyat, satışların etkisiyle 265,50 TL’ye kadar geriledi. ABD’den yeni siparişler almaya devam eden firma, son olarak 71,98 milyon dolarlık iş bağladı.</p>
<h2>En fazla aldıkları hisse</h2>
<p>Bir önceki hafta 2,38 puanlık satış yaptıkları Sasa hissesinde bu defa alım tarafında yer aldılar. Dört gün kademeli alımlarla toplamda 1,68 puanlık artışla paylarını %16,1’e çıkardılar. Zaman zaman paya dönüştürülebilir tahvillerden kaynaklı olarak sermayesini artıran şirketin borsada işlem gören payı artıyor. Son artışla birlikte fiili dolaşımdaki pay oranı %51’e yükseldi.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30e02456d65-1781588004.png" alt="" width="999" height="534" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>AKTİF DEVİR HIZI MI, STOK DEVİR HIZI MI?</strong></p>
<p>Aktif devir hızı; verimlilik, yönetim kalitesi, sermaye kullanımı, geniş perspektif. Amortisman yanılgısı, körlük, detay kaybı, sektör uyumsuzluğu. Stok devir hızı; talep göstergesi, maliyet kontrolü, risk kalkanı, likidite gücü. Yok satma riski, kapsam darlığı, uyumsuzluk, sapma, iskonto kaybı.</p>
<p><strong>Hollanda’da açılım yaparak yeni bir depoyla sevkiyatları hızlandırmayı hedefliyor</strong></p>
<p>Gersan’ın Hollanda’daki şirketi satışlarını ve ihracat gelirini ne kadar büyütür? ● Ömer Demirci</p>
<p>Ömer; Gersan Elektrik, Avrupa operasyonlarını tek elden yönetmek amacıyla Hollanda'da %100 bağlı ortaklığı olan Gersan Electric şirketinin kuruluşunu tamamladı. Yeni iştirakin Avrupa satışlarını ve ihracat gelirlerini rakamsal olarak ne kadar artıracağına dair açıklamada somut bir hedef veya ciro tahmini yer almıyor. Ancak şirketin temel stratejisi belli; Hollanda'da yeni lojistik depo ile kıta genelindeki sevkiyatları hızlandırmak ve bayi ağını daha verimli yönetmek istiyor. Şu an için ihracat hacmini büyütecek altyapıyı inşa etmekle meşgul.</p>
<p><strong>İlk çeyrekteki ivmesini koruması halinde cirodaki hedefini aşması şaşırtıcı olmaz</strong></p>
<p>Borusan Boru’nun açıkladığı yıl sonu hedefini gerçekleştirmesi mümkün mü? ● Hakan Tercan</p>
<p>Hakan; Borusan Boru, yıl sonu için yatırımcılarına 2,1 ile 2,3 milyar dolar bandında bir gelir hedefi açıkladı. Yılın ilk çeyrek satışları, %32 artarak 421,7 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Firmanın 2 ve 3. Dönemlerde mevsime bağlı olarak satışlarında daha fazla bir satış performansı gerçekleştiği nazara alındığında ilk çeyrek artış hızının daha da yükselmesi olası. 2025 sonunda 1,8 milyar dolarlık gelir elde ettiği nazara alındığında yıl sonunda toplamda %15’lik artış hızı şirketin 2,1 milyar dolarlık alt sınıra ulaşabilmesi için yeterli olacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>PUC fonu kısa vadeli yatırım araçlarına yönelerek yıllık %49 getiri sağladı</strong></p>
<p>Ak Portföy’ün yönetimindeki Birinci Kısa Vadeli Serbest (TL) Fon (PUC), istikrarlı yükselişi ile yatırımcısına güvenli bir getiri olanağı sağlıyor. Nisandan itibaren yatırımcı ilgisinde sınırlı başlayan uzaklaşma haziranın ilk iki haftasındaki 408,7 milyon TL’ye varan nakit çıkışı ile kopuş yaşadı. Çıkan nakitle birlikte fonun büyüklüğü 782,7 milyon TL’ye gerilerken yatırımcı sayısı 773 seviyesinde. PUC’un stratejisi, TL varlıklara yatırım yaparak portföy değerini artırmak üzerine kurulu. Portföyün ağırlığının %46,78’i özel sektör tahvili, %18,43’ü varlığa dayalı menkul kıymet ve %16,09’u finansman bonosundan oluşuyor. Anaparasını korumayı önceliklendiren yatırımcı profiline hitap ediyor. Son bir yılda %49,18 kazandıran portföy, kısa vadeli fonların ortalaması olan %45,44’ün üzerine çıktı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Koray GYO, piyasadan %53,59 bileşik faizle 230 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Koray GYO, 12.06.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 230.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %46, bileşik faizi %53,59 olarak belirlendi. 117 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 07.10.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %14,75 düzeyinde. 12 Haziran itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Koray GYO’nun verdiği %46 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 6,01 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFKRYGE2618 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30dff22fda6-1781587954.png" alt="" width="983" height="238" /></strong><strong>EFOR YATIRIM</strong></p>
<p><strong>Dolaylı bağlı iştiraki farklı sektörlere yaptığı satışla performansını artırdı</strong></p>
<p>Efor Yatırım, dolaylı bağlı ortaklığı Efor Global Madencilik'in nisan, mayıs ve haziran aylarını kapsayan dönemde katı yakıt satışlarında güçlü bir performans sergilediğini duyurdu. Bu süreçte çay sanayisi, çimento ve yalıtım sektörlerine 74 bin ton katı yakıt satışı yapıldığını ve elde edilen konsolide cironun da 507,57 milyon TL’ye ulaştığını belirtti. Şirket, enerji hammaddesi tedariki alanındaki pazar payını farklı sanayi kollarına yayarak büyütme yoluna gidiyor. Madencilik ve yakıt tedariki sektörlerinde satışları çeşitlendirmek riskleri dağıtan bir yaklaşım.</p>
<p><strong>BÜLBÜLOĞLU VİNÇ</strong></p>
<p><strong>Yıllık gelirin yaklaşık %3'ü seviyesinde yeni sipariş aldı. Teslimat son çeyrekte</strong></p>
<p>Bülbüloğlu Vinç, yurt içinde faaliyet gösteren bir firmayla toplam 22 adet vincin imalatı ve teslimatı konusunda 1,93 milyon euroya anlaşmaya vardı. Makinelerin üretim ve teslimatının yılın son çeyreğinde tamamlanması planlanıyor. Tutar yıllık gelirinin %2,97’sine denk geliyor. Bülbüloğlu Vinç, ağır sanayi makineleri üretimindeki üretim hattını önemli bir siparişle destekleme imkanı bulurken, yıl içinde bugüne kadar açıklanan yeni işler yıllık gelirin %32,7’si seviyesinde. Firma, yılın ilk çeyreğinde gelirini %65 büyütürken dönem sonunda 108,9 milyon TL zarar yazdı.</p>
<p><strong>HAREKET PROJE TAŞIMACILIĞI</strong></p>
<p><strong>Yurt içi projeler kapsamında 4,1 milyon dolarlık lojistik sözleşmesi imzaladı</strong></p>
<p>Hareket Proje Taşımacılığı, Türkiye'de devam eden projeler kapsamında ekipman taşıma, kiralama hizmeti ve demiryolu vagonlarının taşınması konularında toplam 4,1 milyon dolar bedelle yeni bir sözleşme imzaladığını bildirdi. Tutar yıllık gelirinin %2,9’u seviyesinde bulunuyor. Şirket, proje lojistiği ve ağır yük mühendisliği alanındaki operasyonel kapasitesini yeni bir anlaşmayla sahaya yansıtmış oldu. Lojistik ve ağır taşıma sektöründe standart kargo taşımacılığından ziyade mühendislik gerektiren proje bazlı işlere odaklanmak kâr marjlarını yukarı çekebiliyor.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Enerjisa Enerji son iki aydır aşağı yönlü hareketini sürdürürken fonlar satıyor</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30e0021cfc6-1781587970.png" alt="" width="294" height="241" /></strong>Enerjisa Enerji’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %2,84 ile toplamda 349 bin lot azalarak 11,96 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 88’den 90’a çıktı. ZPE fonu 363 bin lot ile en fazla satışı yaparken, PUK 395 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Enerjisa Enerji için bugüne kadar 10 aracı kurum öneride bulunurken 1 kurum model portföyüne aldı. En yüksek hedef öneriyi İş Yatırım 173,53 TL ile verdi. Yıl içinde en düşük öneri 112,800 TL ile Ünlü Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bist-30-endeksi-274-yukselirken-11-hisseye-olan-ilgi-devam-eder-mi-81194</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 30 Endeksi %2,74 yükselirken 11 hisseye olan ilgi devam eder mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ilo-platform-ekonomisi-calisanlarinin-haklarina-yonelik-sozlesmeyi-kabul-etti-81192</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> ILO, platform ekonomisi çalışanlarının haklarına yönelik sözleşmeyi kabul etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Uluslararası Çalışma Örgütü (İLO), Cenevre’de yapılan 2026 Genel Kurulu'nda platform ekonomisinde çalışanların haklarına yönelik sözleşmeyi kabul etti. Yani, internet alışveriş sitelerinin yanı sıra yemek hizmetleri ve iş yaptırmaya yönelik usta bulma hizmeti veren sitelere yönelik hizmet verenler de kapsama dahil edilmiş oldu. Buna ilişkin taslak, konferans öncesi açıklanmıştı. “Platform Ekonomisinde İnsan Onuruna Yakışır İş Sözleşmesi (2026)” ile platform ekonomisinin sayısal niteliği dikkate alınarak coğrafi olarak başka noktalardan yönetilebileceği tanıma konulurken, çalışanlar açısından ücret karşılığı başka modellerle yapılan her türlü ödemenin çalışan kabul edilmesi esası getirildi. Böylece Türkiye’de de örneğin kurye hizmetlerinde görülen, kuryelerin şahıs şirketi kurdurularak hizmet alımıymış gibi uygulamalar da kavranmış oldu.</p>
<h2>Sayısal emek platformu </h2>
<p>ILO’nun sözleşmesinde “sayısal emek platformu” sayısal teknoloji kullanma ve otomatik karar verme sistemleri kullanılarak hizmet sunulan, ücret veya ödeme karşılığı sunulan işi organize eden ve/veya kolaylaştıran yapılar olarak tanımlandı. Bu tanımla, bireylerin kendi hizmetlerini ilan etmesine (örneğin tamircileri bulmayı kolaylaştıran bir sayısal platform ya da çevrimiçi pazaryerleri) imkan sağlayan sayısal platformlar da kavranmış oldu. Tanımda, bunun belirli bir coğrafi konumda yapılıp yapılmadığına bakılmayacağının altı çizildi. Sayısal platform işçisi ise “ücret veya ödeme karşılığı, istihdam sınıflandırmasına bakılmaksızın istihdam edilen ya da çalıştırılan” denilerek, farklı statülerdeki iş yaptırmalar da kavranmış oldu. Tanımlarda taşeron olarak çalıştırma da ayrıca çalışan olarak kabul edilen bir fıkra konuldu.</p>
<p>Sözleşmeye göre, kabul eden ülkeler örgütlenme özgürlüğü, zorla veya zorunlu çalıştırmanın engellenmesi, çocuk işçiliğiyle mücadele, ayrımcılığın engellenmesi, güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarını sağlayacak. Sözleşme, iş sağlığı ve güvenliği her türlü yaralanmayı ve hastalığı kapsayacak. Ülkeler sayısal platform işçileri için istihdam statülerine yönelik düzenleme yapacak. Çalışanlara, yaşam ve sağlığa ilişkin yakın ve ciddi tehdit halinde işi durdurma- ayrılma hakkı verecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ücret veya ödeme nasıl olacak?</span></h2>
<p>Sözleşmeye göre, her ülke ücret veya ödemenin tam ve eksiksiz yapıldığını, kesintilerinin düzgün olduğunu teyit eden sistemlerin oluşturulmasını sağlayacak ve takip edecek. Bahşişler hariç, en az asgari ücret ödemesi yapılmış olmasını garanti edecek. Çalışma sırasında yapılan masraf ve maliyetler için gider unsuru kabul edilmesi sağlanacak.</p>
<p>Sayısal teknoloji kullanımı nedeniyle, çalışanların yeterli bilgi ve korumaya sahip olması, izleme ve takip sistemlerinde, çalışanların bu sistemleri kullanmasına yönelik analiz yapılacak, temel ilkeleri koruyacak önlemler alınacak. Otomatik karar verme mekanizması kullanılıyorsa çalışanın erişim imkanı ve önemli kararlar için yazılı açıklama alma imkanı, ödemelerin yapılmaması halinde sözleşmelerin feshi imkanı düzenlenecek, otomatik karar verme mekanizmalarına emek örgütlenmesinin uygun bir yolla katılımı aranacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ilo-platform-ekonomisi-calisanlarinin-haklarina-yonelik-sozlesmeyi-kabul-etti-81192</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/kurye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından kabul edilen platform ekonomisi sözleşmesiyle, internet alışveriş sitelerinin yanı sıra yemek hizmetleri ve iş yaptırmaya yönelik usta bulma hizmeti veren sitelere yönelik hizmet verenler de kapsama dahil edilmiş oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yasal-faiz-oranlarina-yeni-ayarlama-geliyor-81191</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yasal faiz oranlarına yeni ayarlama geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR</strong></p>
<p>AK Parti, 12. Yargı Paketi’ni bu hafta TBMM Başkanlığı’na sunmaya hazırlanıyor. 25 maddeden oluşması beklenen yargı paketinde öne çıkan düzenlemeler arasında Anayasa Mahkemesi’nin daha önce iptal ettiği, “yasal faiz oranları” ile ilgili madde de var. Buna göre yasal faiz oranının, reeskont oranının yüzde 80’ini baz alarak düzenleme yapılacak. Anayasa Mahkemesi, yüksek enflasyon dönemlerinde alacaklıların uğradığı ekonomik kayıpları karşılamada yetersiz kaldığı gerekçesiyle, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un yıllık yüzde 24 olan kanuni faiz oranını belirleyen 1. maddesini iptal etmişti. Mahkeme, Meclis’e yasal düzenleme yapılması için 1 Eylül 2026 tarihine kadar zaman vermişti. AK Parti, söz konusu düzenlemeyi bu hafta Meclis Başkanlığı’na sunulması beklenen 12. Yargı Paketi’nin içerisine koyacak. AK parti yapacağı düzenleme ile enflasyon karşısında paranın değer kaybını telafi edecek yeni ve kapsamlı bir yasal faiz oranı ve hesaplama mekanizması düzenliyor.</p>
<p>Cumhurbaşkanı, bu oranı aylık olarak belirlemeye, belirlenen yüzde oranına kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkili olacak. Ayrıca, 12. Yargı Paketi içeresinde şu düzenlemelerde yer alacak:</p>
<p>- Anayasa Mahkemesi'nin bazı iptal kararları doğrultusunda yeni yasal düzenlemeler yapılacak. </p>
<p>- İş, ticaret, tazminat ve aile hukuku davalarında önemli bir hızlanmanın sağlanmasının öngörüldüğü düzenleme ile hukuk davalarında iki duruşma arasındaki süre en fazla 3 ay olacak. </p>
<p>- Gereksiz bilirkişi raporları nedeniyle yaşanan zaman kayıplarının önüne geçilecek. Yeni düzenleme kapsamında hakimlerin kendi hukuki bilgileriyle değerlendirebileceği konularda bilirkişiye başvurulamayacak. Böylece hem yargılama sürelerinin kısaltılması hem de vatandaşların ek maliyet yükünden kurtarılması planlanıyor. </p>
<p>- E-duruşma ve SEGBİS uygulamalarının kapsamı genişletilecek. </p>
<p>- IBAN kiralama ve mağduriyetlerine yönelik yeni düzenlemeler pakette yer alacak. </p>
<p>- Ortaklığın giderilmesi ve açık artırma süreçlerinde yaşanan sorunların çözümü için adımlar atılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yasal-faiz-oranlarina-yeni-ayarlama-geliyor-81191</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/lira-kdv.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon karşısında paranın değer kaybını telafi edecek yeni ve kapsamlı bir yasal faiz oranı ve hesaplama mekanizması yeniden düzenlenecek. Buna göre; yasal faiz oranının, reeskont oranının yüzde 80’i baz alınacak. Asıl alacağa uygulanacak faiz oranı, paranın değerinde oluşacak aşınmayı telafi edecek nitelikte düzenleme öngörülüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-16-aydir-30lu-rakamlarda-takildi-81190</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 08:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon 16 aydır 30’lu rakamlarda takıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a30dbd3eea59-1781586899.png" alt="" width="258" height="123" /></p>
<p>“Dezenflasyon programı” 2023 yılı haziran ayında başladı. O tarih itibariyle TÜFE yüzde 38,21’di. 2024 yılı mayıs ayında zirve noktasına (%75,45) ulaştıktan sonra inişe geçti. Bu tarihten sonra hangi 10’luk dilimde ne kadar kaldığına bakınca, 16 aydır 30’lu rakamlarda (%30 – 39,9) takıldığı, bu anlamda bir yapışkanlık gösterdiği izleniyor.</p>
<p>Zirve noktasından sonra, zirve dahil iniş dönemi toplamda 25 aya yayılıyor. Bu 25 ayın 2’sinde 70’li rakamlardaydı. 2024 yılı temmuz ayında 9,82 puan birden düşerek 61,78’e geriledi. Ağustosta yine 9,81 puan düşerek %51,97’ye, eylülde 2,59 puan düşerek %49,38’e geriledi. Böylece 60’lı rakamlarda sadece 1 ay, 50’li rakamlarda da yine sadece 1 ay kalmış oldu.</p>
<p>Enflasyon 2024 yılı eylül ayında 40’lı rakamlara indi. Ocak 2025’e kadar, ocak ayı dahil 5 ay süreyle 40’lı rakamlarda seyretti. 2025 şubat ayında %39,05’e inerek zirve noktasından (Mayıs 2024) 8 ay sonra 30’lu rakamlara inmiş oldu. Ancak 16 aydır bu 10’luk dilimde takılmış durumda.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30dbf055320-1781586928.png" alt="" width="599" height="342" />Enflasyonun en tempolu düşüş dönemi de 2024 yılı mayıs – eylül arası oldu. 2024 yılı eylül ayı sonrasında düşüş yavaşlamaya başladı. Bir daha aylık bazda 10 puana yakın düşüşler gerçekleşmedi. İzleyen 24 ayda 5 puan gibi düşüşler de olmadı. Aylık bazda en yüksek düşüş 2025 yılı şubat ayındaki 3,07 puanlık düşüştü. Dahası zirve noktasından sonraki 26 ayın 4’ünde artış görüldü. Bu dört ayın 3’ü 2026 yılına ait. Bu gelişmede İran Savaşı’nın etkisi var.</p>
<p>Yavaşlamayı aylık ortalamalardan izlemek de mümkün. Zirve noktasından sonraki düşüşler dikkate alındığında 2024 yılında aylık ortalama düşüşler 4.4 puan. 2025 yılının 12 ayının ortalama düşüşü 1,1 puan. Çok ciddi bir tempo kaybı izleniyor. 2026 yılının ilk 5 ayının verisi elimizde ve enflasyonda düşüş değil aylık ortalamada 0,3 puanlık artış var.</p>
<p>Enflasyondaki düşüş temposunda standart mevsimsellikler hariç, biri dış konjonktür (İran Savaşı) iki de iç konjonktür (İBB operasyonları ve İBB Başkanı İmamoğlu’nun tutuklanması ile CHP kurultayı hakkındaki “butlan” kararı) etkisi var. Bakan Şimşek bu gibi etkiler söz konusu olmasaydı, enflasyonun 20’li rakamlara düşeceği görüşünde. Bu görüş paylaşılıyor. 2026 yılı ocak ayında enflasyon en düşük seviyeye (%30,65) inmiş ve 20’lik dilim için 1 puanın yeterli olacağı bir eşiğe gelinmişti. Ancak bu dönemde konjonktürel etkiler devreye girdi ve enflasyon mayıs ayı itibariyle %32,61’e yükselmiş oldu.</p>
<p>İktisatçılar da yüksek enflasyonun, belirli seviyelere geriledikten sonra iniş temposunun yavaşlayacağına işaret ederler. Türkiye tablosunda bu daha ağır bir seyir olarak izleniyor. 30’lu rakamlarda bir “yapışkanlık”tan söz edilebilir. Güven ve beklentiler faktörleri de etkili oluyor. Talepte gerilemeye rağmen fiyatların “yapıştığı” bu durum, enflasyonla mücadelenin uzamasına ve ekonomik durgunluk (resesyon) risklerinin artmasına yol açıyor. Büyüme verileri de buna işaret ediyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-16-aydir-30lu-rakamlarda-takildi-81190</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/enflasyon-market-alisveris-gida-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İç ve dış konjonktürün de etkisiyle enflasyonun zirve noktasından sonraki 26 ayda düşüş temposunda belirgin bir yavaşlama izleniyor. 16 aydır 30’lu rakamlarda takılmış durumda. 2024’te aylık ortalama düşüş 4,4 puandı, 2025’te 1,1 puana geriledi. 2026’da aylık ortalamada 0,3 puanlık artış var. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-grup-krizi-cozuldu-baska-krizler-kapida-81189</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> CHP’de grup krizi çözüldü, başka krizler kapıda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mutlak butlan kararının ardından CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu ile Özgür Özel arasında başlayan grup toplantısı krizi bu hafta için çözüldü. Taraflar bu hafta grup toplantısı yapmak için herhangi bir girişimde bulunmayacaklarını açıkladı. İlk açıklama CHP Grup Başkanvekili Murat Emir'den geldi. Murat Emir, düzenlediği basın toplantısında Kılıçdaroğlu yönetimini kastederek "Genel Merkez'imizden Meclis'imize bir grup toplantısı yapmak üzere başvuru olmamış. Grup toplantısı çalışması içinde olmadıklarını anlıyoruz. Memnuniyet duyduk. Ve sayın Genel Başkanımız, özellikle örgütlerimizin bunca yoğun destekten sonra, örgütlerimizin yorgunluğunu da görerek bu hafta grup toplantısı yapmama kararı almıştır" dedi.</p>
<p>CHP Genel Merkez Sözcüsü Müslim Sarı da “CHP'nin birliğini korumak, yeni ayrışmalara ve gerilimlere zemin oluşmasını engellemek amacıyla, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu TBMM'de gerçekleştirilmesi planlanan grup toplantısını yapmama kararı almıştır” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Başkanvekilliği krizi sürüyor </strong></p>
<p>Taraflar arasında ihraç ve kurultaya ilişkin tartışmalar ise sürüyor. 9 milletvekilinin ihracı ile başlayan ve iki grup başkanvekilinin isimlerinin TBMM internet sitesinden düşürülmesiyle devam eden kriz devam ediyor. Grup başkanvekilliği görevini sürdüren Murat Emir, Kılıçdaroğlu’nun Meclis Grup Başkanı’nı görevden alma yetkisi bulunmadığını, partiden hukuksuz şekilde ihraç edilen isimlerin de yargı yoluyla partiye döneceğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun iki grup başkanvekilini görevden almasına ilişkin “Parti Meclisi’nde üstünlük sağlanması” adına tüzük çiğnenerek ihraç işlemlerinin gerçekleştiğini dile getiren Emir, “Söz konusu milletvekili olduğunda MYK ihraçlara karışamaz, kararı Parti Meclisi verir” dedi. CHP’den ihraç edilen isimlerin yargı yoluyla partiye döneceğine dikkat çeken Murat Emir, “Arkadaşlarımız dönecek, herkes hesabını buna göre yapsın” görüşünü savundu.</p>
<p>TBMM Başkanlığı’nın, grup başkanvekilleri ile ilgili verdiği tasarrufu da eleştiren Emir, “Bir hukuksuzluğa göz yumulduğunu” söyledi ve “Yenisi seçilene kadar, Meclis’teki grup başkanvekili görevine devam eder. Velev ki bir an için, iki grup başkan vekilinin görevden alınmasının hukuka uygun sayın, bu durumda dahi yenileri seçilene kadar mevcutlar devam eder. Sayın Meclis Başkanı, bu hükmü neden yok saydınız? Tavrınızın doğru olduğuna ısrar ediyorsanız, beni de disipline verselerdi ne yapacaktınız? Partinin hiç grup başkanvekili yok, Meclis çalışmalarına nasıl katılacaktık? Bir parti grubu, grup başkanvekili olmadan olamaz. Meclis tarihine bakın, Meclis Başkanlığı ile Genel Merkez muhatap değildir. Meclis Başkanlığı’nın muhatabı Grup Başkanlığıdır” dedi.</p>
<p><strong>20 Temmuz ve yeni parti söylentileri </strong></p>
<p>Öte yandan, olağanüstü kurultaya ilişkin, 20 Temmuz’dan önce Yargıtay’ın kararını vermesini ve kurultay beklediklerini aktaran Emir, “Yargıtay’ın bir an önce karar vermesi gerekir. Derhal 20 Temmuz’a kadar kurultay toplanmalıdır. CHP Türkiye’nin ve dünyanın en köklü partilerinden bir tanesi. Seçime sokulmama riski ile karşı karşıyadır” dedi. Emir, yarın 900 delegenin imzası ve 74 il başkanıyla genel merkeze olağanüstü kurultaya ilişkin başvuru yapacaklarını açıkladı.</p>
<p>Emir, yeni parti tartışmalarına ilişkin de şunları söyledi: "Biz partimizdeyiz, baba ocağındayız, hiçbir yere gitmiyoruz. Bize kurulan ve kurulmaya çalışılan bütün tuzakların farkındayız. Bütün hukuksuzlukları da elbette biliyoruz ama biz buradayız. Partimizde mücadele etmeye devam edeceğiz, kurultay talep etmeye devam edeceğiz. Adalet, hukuk ve yasa demeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-grup-krizi-cozuldu-baska-krizler-kapida-81189</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/8/1280x720/kilicdaroglu-ozgur-ozel-1781039633.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP’de grup krizi çözüldü, başka krizler kapıda ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbul-sahnesindeki-bir-oyundan-alintilar-81188</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul sahnesindeki bir oyundan alıntılar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dost başa , düşman ayağa bakar</strong> <strong>derlerse de…</strong></p>
<p>“Gemliğe doğru/denizi göreceksin/sakın saşırma!” demiş ya Orhan Veli. Köşeyi döner dönmez denizi gördüm. Ama şaşırmadım; çünkü Arnavutköy’de idim, hazırdım. Denize uzanan caddenin iki yanındaki binaların  yarattığı koridorun sonundaki sahne hareketli idi.  Boğazdan bir yük gemisi geçiyordu. Denize doğru yürürken  geminin önce burnunu gördüm. Geminin kıçını görmem zaman aldı; gemi kocamandı, Deniz kenarına indiğimde Karadeniz’e doğru yol alan gemiye el salladım.</p>
<p>Otobüs durağında bekleyenlerin gözleri Beşiktaş yönünde idi. Demek ki bir süredir otobüs geçmemişti. Yaya geçidinde ışığın yayalar için yeşile dönmesini bekledim. Tüm trafiğin durmasından emin olduktan sonra karşıya geçtim. Çünkü “Yeşil ışıkta durmadı. Karşıya geçen yayaya çarptı” haberinin nesnesi olmak istemiyordum. Karşıya  geçtiğimde  otobüs geldi.</p>
<p>Sabah saati idi. Şehir merkezinden gelen otobüs tenha idi. Arka sıralardaki boş yerlere doğru yürürken oturan bir kadının bana baktığını gördüm. Herhalde beni birine benzetti dedim, Otobüsün deniz tarafındaki sıraları dolu idi. Ben de soldaki koltuklardan birine yerleştim. Yürürken bana bakan kadın bu kez parmağı ile ayaklarımı gösteriyordu. Konuştu da “Ayakkabınızın bağı çözülmüş, dikkat edin, düşersiniz” dedi. Çözülmüştü, bağladım.</p>
<p>Kadına teşekkür ettim. Demek ki, “ Ayağa bakan her kişi düşman değilmiş” dedim. Kadın gülümsedi.</p>
<p><strong>Kendi oyununu kendi yazan çocuk</strong></p>
<p>Üniversiteye dersime giderken bir kaç kez bu yokuşu yayan çıktığım günleri hatırladım.  Döne döne çıkarken ağaçlar arasında sevimli sincapları da görmek mümkündü. Sanki “Yürüyorsunuz ama hadi bakalım zıplayabiliyor musunuz” diye size meydan okurlardı. Size bakıp bakıp ağaçlar arasında zıplarlardı. Şimdi füniküler var. Üç dakikadan kısa sürede sizi deniz seviyesinden kampüsün dışına çıkarıyor.</p>
<p>Fünikülerde Boğaziçi’nin sincapları gibi hareketli üç yaşlarında bir kız çocuğu vardı. Annesi oturmuştu, kendisi ayakta. Ortadaki direğe tutunup dönüyor, sonra da kendisini annesine fırlatıyordu. Annesi de onu her seferinde yakalıyor ve sevgi ile öpüyordu. Bu arada da acaba bana bakan var mı diye sincaplar gibi çevreye bakıyordu.</p>
<p>Çocuk her yerde çocuktur, her şeyden kendine oyun çıkarır. Bizim kız çocuğu da kendi kendini eğlendiriyordu. Elinde elektronik bir aygıt olmadan,  yarattığı oyunu ile fazla enerjisini atmıştı.  Çocuğuna sevgi ve hoşgörü ile yanaşan bu anneyi neden kutlamadım diye üzüldüm daha sonra,</p>
<p><strong>Sessiz film</strong></p>
<p>Metrosunun kalkışına 4 dakika vardı ve kalkacak tren daha Levent’ten gelmemişti. Benden başka istasyonda metroyu bekleyen bir kaç kişi daha vardı.  Bunlardan biri kız, biri erkek iki genç dikkatimi çekti. Burada oturma yerleri ortadaki direklere takılı daire biçimindeki metal platformlardı. Kız, bunlardan birine bağdaş kurarak oturmuş, adeta tünemişti. Erkek, balkona tırmanmağa çalışan Romeo gibiydi. Ayakları yerde, göğüs kafesi ve üstü yuvarlak platformun üstündeydi. Karşımda sanki iki pandomim sanatçısı vardı, sessiz bir oyun oynuyorlardı; çünkü ikisi de dilsizdi. İşaret dili ile anlaşıyorlardı. İşaret dilinden anlamam, ama yüz ifadelerini okuyabiliyordum. Bunlar iki sevgili idi. Adeta alt yazısı anlamadığım bir dilde olan sessiz bir film seyrediyordum. Fiziksel temasın olmadığı bir aşk sahnesi idi bu.</p>
<p>İkisinin de yüzleri gülüyordu. Bunlar bütün gün boyunca metroda, otobüste ve sokakta çok ender göreceğim gülen yüzlerdi.</p>
<p><strong>Nazlı taksici</strong></p>
<p>Hastaneden çıkıp biraz yürüdüm. Bir boş taksi yol kenarında bekliyordu. Yanaştım, “Boş musunuz?” dedim. Taksi sürücüsü “Nereye?” dedi isteksiz isteksiz. Sonra ekledi” Taksiyi diğer şoföre bırakacağım da, bekliyorum”. Taksicilerin beğenmedikleri yere gitmemek için yeni kılıfları bu olmalıydı. Baktım sürücü nazlanıyor, Gideceğimiz yeri övmeye başladım:”. “Ihlamur Kasrı’nın oraya gideceğiz. Seveceksiniz, o keşmekeşin ortasında vaha gibi yerdir. Yeşillik içinde”. Biliyorum deyip arabayı çalıştırdı.</p>
<p>Taksi sürücüleri ile sohbeti severim. Yalnız şehrin değil, ülkenin nabzını ordan tutarsınız. “Kaç yıldır bu işi yapıyorsunuz?” iyi bir açış cümlesidir. Baktım konuşacak. “Memleket neresi?” milli sorusu ile devam ettim. “Tunceli, ama son butlan vakasından sonra utanıyorum söylemeye” dedi.</p>
<p>Konuşa konuşa Ihlamur Kasrı’na geldik. Memleketin tamamını kurtaramadan Fulya’ya gelmiştik.</p>
<p><strong>İyimserler, kötümserler</strong></p>
<p>Hava sıcak. Gölgeden gölgeden yürüyorum. İş merkezi önünde gençler; sigara içmeye çıkmışlardı. Sigara ve cep telefonu tiryakilerinin ne kadar arttığına tanık oldum her gittiğim yerde. Egzoz dumanlarına gençlerin sigara dumanı karışıyordu. İş merkezinin garaj girişi önünde iki görevli. Biraz moral vereyim dedim. “ Ne güzel, bu sıcakta gölgedesiniz” iki görevliden birisi hemen atıldı “Ama siz burayı öğleden sonra görün, sırf güneş...”</p>
<p>İyimserlik ve kötümserliği tanımlarken bardak ve su benzetmesi kullanılır, İyimser, bardağın yarısı dolu; kötümser, yarısı boş der. Bu da yeni bir yaklaşım oldu. İyimser, ne güzel; sabahları gölge; kötümser, öğleden sonra burası güneş diyecektir. Bu arada ülkenin işsizlik ortamında binlerce kişi de  “ Karnımızı doyuracak iş olsun da, güneş ya da gölge fark etmez”</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>İstanbul’a sağlık kontrolü için gelmiştim. Geçirdiğim günlerden birinde yaşadıklarımı anlattım. Her köşesinde her an farklı oyunları seyredeceğiniz, zaman zaman da oyuncusu olacağınız, hareket dolu bir büyük tiyatro sahnesi İstanbul; hissetmek gerek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbul-sahnesindeki-bir-oyundan-alintilar-81188</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul sahnesindeki bir oyundan alıntılar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kademeli-gecis-81187</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kademeli geçiş</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Piyasaların nisan ayı ortasından bu yana fiyatlama çabası içerisine girdiği konu, nihayete ermek üzere: henüz ortada kesin bir barış anlaşmaması olmamakla birlikte, 60 günlük süre ile birlikte çok daha ciddi bir aşamaya geçişe hazırlanılıyor. Başkan Trump’ın ve Pakistan’ın yaptığı hafta sonu açıklamaları, kısa vadeli iyimserliği destekliyor. Hafta başlangıcı, spot Asya işlemleri ve vadeli endeks fiyatlamalarında primlenmelere işaret ederken, tahvil faizlerinde ve diğer risk göstergelerinde geri çekilişlere imkan tanıdı. Elbette en kritik kısım olan emtia grubunu da dahil etmekte fayda var. Başta petrol kontratları olmak üzere, maliyetlerdeki artışı yansıtan ürünlerde %4-5 seviyelerinde aşağı yönlü fiyatlamalar söz konusu.</p>
<p>Hikayenin buradan sonraki kısmını biraz beyin fırtınası yaparak biraz da tersten bakarak ilerletmek şüphesiz ki fayda sağlayacaktır. İlk olarak, gelişmelerin ne kadarlık kısmının ‘sürpriz’ olarak adlandırılabileceği ile başlayalım. Neredeyse tamamı, bilinen, beklenen ve fiyatlanan pozisyonda. Ancak, genele yayılım kısmı tartışmaya açık. Örneğin, Şubat sonundaki çatışma sürecinden cuma kapanışına dek majör endekslerin lokal para birimi cinsleri üzerinden performanslarına baktığımızda, AI fırtınası etrafındaki fiyatlama eğiliminin barış görüşmelerinden çok daha ağır bastığını görüyoruz. S&amp;P 500’de %8’lik yükseliş gerçekleşirken, bölge ülkesi konumundaki ve süreç içerisinde kısmen de çatışmalardan etkilenen Suudi Arabistan’da ana endeks %5 değer kazanıyor. Asya’da gösterge olarak kabul edilebilecek olan NKY 225 %12 yükselirken, KOSPI ise (AI fırtınasının diğer önemli ayağı) %30 artıda karşımıza çıkıyor. Gelişmekte olan ülkeler sepetini de %7’ye yakın artıda buluyoruz. Ancak, henüz faiz artırımına gitmiş olan Avrupa’nın kalbindeki Almanya’da DAX endeksi EUR cinsinden %3’e yakın gerilerken, USD performansı ise %5’e yakın kayıpta. Çin’de Hang Seng’i de %8’e yakın geri çekilmede karşıladığımızı da ekleyelim. İçeride BIST 100 endeksi USD cinsinden %3,5 değer kaybederken, TL’de ise %2’ye yakın artı performans söz konusu.</p>
<p>Görüldüğü üzere, bilhassa hisse senetleri tarafında gelişmelerin bir kısmı fazlasıyla önden satın alınırken, geride kalanların kendi hikayeleri ile ayrıştırılmaları ve buna göre değerlendirilmeleri çok daha önem arz ediyor. Global tahvil faizlerinin ve para politikalarının yön aradığı bir dönemde son 1 ayda savaşın birincil etkilerinin ne denli dikkat çekici olarak değerlendirildiği elbette tartışma konusu. Vakit kaybetmeden buradan sonraki süreç için ikincil ve yan etkilere biraz daha kafa yormak daha mantıklı olacaktır.</p>
<p>Petrol önderliğinde emtia ürün gruplarındaki fiyat artışlarının kayda değer bir kısmı piyasaların etkisi ile spekülatif pozisyonlanmanın bir sonucu. Ancak, çatışma sürecinde hasar alan ve üretimden 2-3 yıllığına çıkacak, yeniden aynı noktaya dönmesi uzun zaman alacak tesisler olduğu da bir diğer gerçek. Bu noktanın ardından, ilk birkaç günlük ‘parti havası fiyatlaması’ ile birlikte klasik arz-talep dengesine dönüşü ve buna paralel gelişmeleri takip edeceğimizi unutmayalım. Bununla birlikte, girdilerdeki maliyet artışlarının en az 1 çeyrek daha, bu şiddette olmasa da hayatımızda yer edineceğini de ekleyelim. Kademeli şekilde normalleşme sürecini izleyecek ve fiyatların ne noktada ilk heyecanı atması ile birlikte denge arayışına gireceğini takip edeceğiz. Bu aşamada en önemli handikap ise, yaklaşan yaz sezonu ve yüksek hareketlilik olacak.</p>
<p>Gelişmeler, kuşkusuz bölge ülkesi konumundaki Türkiye ve lira cinsinden varlıklar için de önem arz ediyor. Pozitif yansımasını beklemek kadar doğal bir çıktı yok. Ülke risk primindeki geri çekilme ve bunun varlıklara olan ilgiyi yeniden kademeli şekilde desteklemesi, senaryolar arasında öne çıkıyor. Ancak, yüksek çift hane enflasyon, beklentiler ve para politikasının bekle-gör pozisyonuna geçişi, normalleşme-dengelenme sürecini bizler için de hayati önemde kılıyor. İzlenecekler listesinin ilk sırasında, TCMB’nin haftalık repodan fonlamaya dönüş zamanlaması yer alıyor. Bunu takiben, son çeyrek ile birlikte 3 PPK toplantısında kademeli faiz indirimlerine dönüş gayet makul bir beklenti. Bununla birlikte, piyasa beklenti ve fiyatlamalarının da bu eksende oluşması tabii ki.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kademeli-gecis-81187</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kademeli geçiş ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ilmuhaberin-devrinde-vergi-iliskisi-81186</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> İlmuhaberin devrinde vergi ilişkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İlmuhaber konusunda Ticaret Bakanlığı’nın ve/veya Gelir İdaresi’nin bir açıklama tebliği yayınlamasında yarar vardır. Zira nama yazılı pay senetleri yerine çıkartılan ilmuhaberlerin menkul kıymet özelliği olmamasına rağmen, bu ilmühaberlerin devrinde kişiler yanılgı içerisinde değer artış kazancı beyanında bulunmamakta ve vergi kaybına sebebiyet verebilmektedirler.</strong></p>
<p>“İlmühaber” adı verilen menkul kıymet, anonim şirketlerde pay sahipliğinin tevsiki ve pay sahipliği haklarının kullanımı açısından önem taşımaktan başka vergi uygulaması açısından da önem taşıyan bir hukuki belgedir. Bu konularda tarafıma bu aralar yine çok soru geldiği için, konuyu ve görüşlerimi tekrar gündeme getireyim dedim.</p>
<p>Gelir vergisi uygulamasında bilindiği gibi halka kapalı anonim şirketlere ait hisse senetlerinin iktisabından itibaren iki yıl geçtikten sonra elden çıkartılması, gelir vergisinin konusu dışında kalmaktadır. Ticari işletmelere ait hisse senetlerinin satışı/devri de KDV’den istisnadır. Vergi uygulamasında hem idari hem de yargı anlayışında, Ticaret Kanununun ilmühaberleri hisse senedi yerine geçen menkul kıymet olarak kabul etmesinden hareketle, ilmühaberler de hisse senedi gibi kabul ve mütalaa olunmaktadır.   </p>
<p>Anonim Şirketler Hukuku açısından ilmühaber çıkartılması, pay senetlerinin bastırılmasına ilişkin “pay senedi bastırılması” başlıklı 486. maddede düzenlenmiştir. Eski Ticaret Kanunumuzda hamiline ve/veya nama yazılı paylar için ihraç edilecek ilmühaberlerle ilgili ayrı ayrı düzenleme varken (md.411) yeni Ticaret Kanunumuzda konuyu düzenleyen 486. madde, bütün payların yerine, pay senetleri bastırılıncaya kadar geçerli olmak üzere, ilmühaber ihracına izin verecek şekilde kaleme alınmamıştır.</p>
<p>Anılan maddenin 2. fıkrası, hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasını düzenlemiş ve yönetim kuruluna pay bedellerinin tamamen ödenmesinden itibaren üç ay içinde hamiline yazılı hisse senetlerini bastırarak pay sahiplerine dağıtma görevi yüklemiştir. Fıkranın sondan ikinci cümlesinde ise “pay senedi bastırılıncaya kadar ilmühaber çıkartılabilir” hükmüne yer verilmiştir. İzleyen son cümlede ise “ilmühaberlere kıyas yolu ile nama yazılı pay senetlerine ilişkin hükümler uygulanır” hükmü yer almıştır. Bu son cümle konumuz olan bastırma veya ihraç açısından önemli değildir.  Son cümle ilmühaberlerin devir usulü ve şekli bakımından önem taşımaktadır.</p>
<p>Madde, yönetim kuruluna nama yazılı pay senetlerini bastırma yükümlülüğü yüklememiştir. Sadece 3. fıkrada, azlık istemde bulunursa nama yazılı pay senetlerinin de bastırılıp tüm nama yazılı pay sahiplerine dağıtıma zorunluluğu getirilmiştir. Nama yazılı pay senetlerinin bastırılmasını düzenleyen söz konusu 3. fıkrada, ilmühaberden söz edilmemiştir.</p>
<p><strong>İlmuhaberin esasları</strong></p>
<p>Teoride ayrıntıları çok az irdelenmiş bu madde ve düzenlemelerden anlaşılanları aktarayım.     </p>
<p>- İlmuhaber sadece hamiline yazılı payların yerine geçmek üzere ihraç edilebilen bir menkul kıymettir. Nama yazılı pay senetleri yerine menkul kıymet niteliğinde ilmühaber ihraç edilemez.  </p>
<p>- Hamiline yazılı paylar için ihraç edilecek ilmühaberler, nama yazılı nitelik taşımak durumundadır.</p>
<p>- Hamiline yazılı paylar için ihraç edilecek ilmühaberler, sermaye ödenmediği sürece ve nihayet pay bedellerinin ödenmesinden itibaren üç ay süre ile geçerlidir. Bu sürenin sonunda ilmühaberlerin akıbetinin ne olacağı, geçerliliğini koruyup korumayacağı Kanunda belli değildir. Bence, bu sürenin sonunda paylar çıplak (senede bağlanmamış) paya dönüşür. Zira yönetim kurulunun üçüncü ay sonuna kadar ilmühaberleri pay senetleri ile değiştirmek zorundadır. Yönetim kurulu, bu yükümlülüğü yerine getirmemesinden doğacak pay sahibi zararını tazmin yükümlülüğü ile karşılaşabilir.</p>
<p>- Nama yazılı pay senetleri yerine geçmek üzere, ilmühaber çıkartılamaz. Çıkartılırsa geçerli olmaz. Şirket istediği her zaman doğrudan -pay bedellerinin ödenip ödenmediğine bakılmaksızın- nama yazılı pay senetlerini bastırıp dağıtabilir.<strong><sup>1</sup></strong></p>
<p><strong>Genel tebliğin yanıltıcılığı </strong></p>
<p>Ancak uygulamada şirketlerin, paylarının hamiline/nama yazılı olup olmadığına bakmaksızın, bir başka deyişle nama yazılı pay senetleri için de onların yerine geçmek üzere ilmühaber bastırarak hak sahiplerine dağıttığını hâlâ görmekteyim. Bunun nedeni ise 232 sayılı Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar olarak gözükmektedir. Anılan Genel Tebliğ’de idari anlayış, ilmühaberin hangi tür hisse senedi yerine geçmek üzere ihraç edildiğine ilişkin bir ayırım yapılmaksızın açıklanmıştır. Söz konusu Genel Tebliğ 23.3.2000 tarihlidir. Buradaki idari anlayış, Genel Tebliğin yayımı tarihi itibariyle doğrudur. Ancak bu Genel Tebliğ açıklaması, yayımından yaklaşık 11 yıl sonra yürürlüğe giren yeni Ticaret Kanunu karşısında kısmen de olsa geçerliliğini yetirmiştir. Burada konunun, nama yazılı paylar için çıkartılan ilmühaberlerin ticaret hukukundan kaynaklanan geçersizliği nedeniyle, bunların devrinin menkul kıymet devri gibi değerlendirilemeyeceğinin ve payın iki yıl geçtikten sonra devri halinde dahi gelir vergisinin doğacağının açıklığa kavuşturulmasında yarar vardır. Aksi halde -mülga Kanun zamanında çıkartılmış- Genel Tebliğe göre davrananların cezalı tarhiyatla karşılaşmaları pek muhtemeldir.</p>
<p>İlmuhaber konusunda Ticaret Bakanlığı’nın ve/veya Gelir İdaresi’nin bir açıklama tebliği yayınlamasında yarar vardır. Zira nama yazılı pay senetleri yerine çıkartılan ilmuhaberlerin menkul kıymet özelliği olmamasına rağmen, bu ilmühaberlerin devrinde kişiler yanılgı içerisinde değer artış kazancı beyanında bulunmamakta ve vergi kaybına sebebiyet verebilmektedirler.</p>
<p>İleride özellikle pay devirlerinde vergi kaybının önüne geçilmesi ve yapılacak incelemelerde sorun yaşanmaması ve açısından söz konusu Genel Tebliğin ilgili bölümünün gözden geçirilerek yeni Ticaret Kanununa göre yeniden kaleme alınıp yayınlanmasında yarar görüyorum.  </p>
<p><sup>1</sup> Aynı yönde ve ayrıca konunun geniş irdelemesi için bknz. Soner ALTAŞ, Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirketler, Seçkin Yayınevi, Ankara 2024 (13. Bası), sf: 473-476</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ilmuhaberin-devrinde-vergi-iliskisi-81186</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İlmuhaberin devrinde vergi ilişkisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iz-birakan-ekonomik-programlar-81185</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> İz bırakan ekonomik programlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>1960 sonrası üç program vardır. İlki planlama/ithal ikamesi programıdır. O dönemde endikatif plan/kalkınma planlaması denen tür yaygındı. Türkiye zamanlama açısından oldukça önlerdedir. Kaldor, Tinbergen gibi önemli danışmanlar gelmiştir. Dinlenmişler midir, o ayrı. Planlamanın etkisi 1965 seçimleri civarında en yükseğe çıkmış görünüyor; gelirler artmıştır ancak bu kısa süreli olmuştur. İthal ikamesinin 1970’lerde sürmesinin –aslında 1977’ye kadar sürmüştür, sonrası eğik düzlem- maddi nedeni işçi dövizleridir. Hesapta olmayan işçi dövizleri 1973-1974 yıllarında tepe yaptı ve 1973 İlk Petrol Şokunun enflasyonist etkisi 1977’ye kadar sübvansiyonlarla içeriye yansıtılmadı. Kıbrıs da buraya girer. Öte yandan 24 Ocak 1980 kararlarının 12 Mart 1971’de gündeme gelememesinin nedenleri vardır –ki konu az da olsa tartışılmıştı: (a) Dünyada henüz finansallaşma başlamamış, neoliberalizm olarak adlandırılan zihniyet/kurgu/programlar yelpazesi netleşmemişti (b) Türkiye’de sermaye sınıfı henüz hazır değildi (c) Dünyada siyasi ittifaklar başka türlüydü, rüzgâr farklı esiyordu. Buna rağmen 1980’e kadar beklenemeyebilirdi ancak işçi dövizleri bekleme süresini uzattı. Özetlersek ithal ikamesinin asıl/ilk/görünür sonucu ve etkisi 1965 civarıdır. On yılda tükenmiştir. 1970 devalüasyonu sonrası saydığım a, b, c nedenlerinden dolayı programdan çıkılamadı. Bir on yıl daha –aslında 7 yıl- işin sürmesinin nedeni ise yazdığım gibi hesapta olmayan işçi dövizleridir. Sanki ihracat yapıyormuşuz gibi bir etki yaratmıştır. Ancak bu döviz bolluğu sürmemiştir. 1977 sonrası yaşanan “askıda kalma”, “bekleme” halini solun devrimci demokrat olsun pro-Sovyet olsun çeşitli kollarının çözümleyemediği kanısındayım. Sosyalist solun sol dalga sandığı şeyin önemli bölümü bekleme odasında geçen sürede çıkan/çıkması istenen kargaşadır. Ayrıca 1960’lardan devreden popüler ve nasıl denir ‘hakiki’ bir sol dalga elbette ki vardı ancak bu dalgaya 1973’te Ecevit bindi ve konu 1977’de kapandı. 1977-1980 arası eğik düzlemdir.</p>
<p>İkinci program 24 Ocak 1980. 1979 yılında gözle görünür hale gelen neoliberal dalganın öncülerindendir. Program 1978 yılında tasarlanmış ve Derviş-Robinson raporu şeklinde aynı yıl yayınlanmıştır. Ancak uygulanması içeride siyasi ayarlamaların zamanında yapılamaması yüzünden iki yıl gecikmiştir. 1979 İkinci Petrol Şokuyla 70 sente muhtaç hale gelince nihayet ilan edilmiş ancak fiiliyatta uygulanması 12 Eylül’e kalmıştır. Bu program daha uzun süreli bir etki yapmış ve kendi zenginlerini yaratmıştır. Fakat 1988 yılında açık tıkanma işaretleri vermiş ve reel ücretlerdeki erime dayanılmaz boyuta çıkınca 1989’da yüksek zam yapılarak ilk aşaması tamamlanmıştır. Bu nedenle –ve 1987 referandumu sonrası siyasi rekabet yeniden başladığı için kamu maliyesinde açık vermek ve seçmene dağıtmak zorunlu hale gelince- 32 sayılı karar 1989’da arz-ı endam etti. 32 sayılı karar artan DİBS ihracını alacak yerli olmadığı için alınmış bir erken karardır. 1987 referandumunda hayır çıksaydı 32 sayılı karar birkaç yıl sonra alınacaktı kanısındayım.1990’lar bu programın –24 Ocak- tıkandığının, hatta bittiğinin açık olduğu ancak içeride rant dağıtımının hala sürmesinden dolayı geçici paketlerle –5 Nisan 1994 gibi- idare edilen dönemdir. Kamu borcu yüksektir ancak cari açık düşüktür. Kur/enflasyon adeta el ele plato plato yükselmiş ve 1994-2000 arası korkunç reel faizler ödenmiştir. Enflasyon muhasebesi uygulanmadığı için dönemin şirket bilançoları anlamsızdır.</p>
<p>Üçüncü program 2001 Derviş-IMF programıdır. Kendi mantığı içinde başarılı olan bu program 2007 yılından itibaren –hatta 2006 ortası- adım adım fiiliyattan kalkmıştır. Bu program kamu borcunu azaltmış ancak 2004 sonrası onun yerine özel sektör borcu geçmeye başlamıştır. Aynı şekilde bütçe açığı düşürülmüş fakat cari açık onun yerini almıştır. On beş sene böyle geçti. Programın şansı dünyada para bolluğu olan döneme rastlamasıdır. Kredi genişlemesinin tarihte görülmemiş ölçülere çıkması ve ilk birkaç yıl TL’nin değer kazanması nedenleriyle ‘refah etkisi’ oluşmuş ve bu etki ‘zenginlik illüzyonuna’ dönüşmüştür. Sonrasında ‘refah etkisini’ sürdürmek için inşaat/gayrı menkule yüklenilmiş ve ölçeğe göre azalan getiri tuzağına düşülmüştür. Ancak bu dönem de kapanmış görünüyor. Misal 2008 yılında Lehman krizi patlamadan önceki 10-11 ay şaşkınlık vericidir çünkü bir şey yokmuş gibi davranılmaya devam edilmiştir. Sonrasında el yordamıyla ilerlenmiştir. “Bir yerlerden nasıl olsa para gelir, dağıtımı sürdürelim ve asıl işimiz olan siyasi amaca yönelelim”; budur.</p>
<p>Görüyoruz ki dünyanın –ve artık küresel finansın- koşullarına göre şekillendirilen bazı programlar 5-7 yıllık vadelerde sonuç alabiliyor. Problem şu ki ’70 sente muhtaç olmadan’ radikal program yapılmıyor. Yeni bir program olmadığı için mantıken bu kadar sürede AKP’nin hızla zayıflaması beklenirdi. Eğer eski usul ‘merkez sağ’ parti olsaydı olacak olan buydu. Öte yandan dünya eski dünya olsaydı yine olacak olan buydu. Ancak ne AKP ANAP’tır ne de dünya 1991 dünyasıdır. Borçlanma imkânları da artık çok fazladır. AKP sadece “ekonomik oy veren” muhafazakârlardan ve diğer sağcılardan oy alan ANAP türü bir parti olsaydı bu işi hala sürdürüyor olamazdı. Dış siyaset ayrı bir fasıl olarak ele alınabilir ki an itibariyle konjonktürü aşan bir destek söz konusu. Muhalefetin ekonomik programının çok da farklı olması mümkün olmadığı ve kökten farklı bir program da popüler olamayacağı için muhalefet açısından gidişatı değiştirecek önemli bir şey yok gibi görünüyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iz-birakan-ekonomik-programlar-81185</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İz bırakan ekonomik programlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/operasyonla-tavuk-etinin-fiyati-duser-mi-81183</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Operasyonla tavuk etinin fiyatı düşer mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye, 12 Haziran Cuma sabahı beyaz et sektörüne yönelik büyük bir operasyon ile uyandı. Operasyon bilgisini ilk olarak, Adalet Bakanı Akın Gürlek sosyal medya hesabından paylaştı.</p>
<p>Akın Gürlek, özetle; piyasa işleyişini bozarak haksız fiyat artışları ile tüketiciyi mağdur ettiği, serbest rekabet ortamını ihlal ederek fiyatları tüketici aleyhine yönlendirdiği değerlendirilen 32 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildiği, 13 şirkete denetim kayyımı atandığı bilgisine yer verdi.</p>
<p>Operasyonun büyüklüğünü anlamak için şirketlerin büyüklüğüne ve yapısına bakmakta yarar var. Operasyon yapılan ve denetim kayyımı atanan 13 şirket, Türkiye tavuk eti üretiminin yüzde 80’ini gerçekleştiriyor. Bu şirketlerden 7’si İstanbul Sanayi Odası’nın her yıl açıkladığı “Türkiye’nin 500 Büyük Şirketi” arasında yer alıyor. Operasyon yapılan ve CEO’su gözaltına alınan Banvit’in yüzde 55,02 hissesi dünya tavuk eti üretiminde en büyük 3 şirketten biri olan Brezilya merkezli BRF şirketine ait. Yüzde 36,68’i ise Katar merkezli Qatar Holding LLC’ye ait. Yüzde 8,30’u ise halka açık.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30d68517ad2-1781585541.png" alt="" width="519" height="314" />Gözaltına alınan 29 kişinin tamamı emniyetteki ifadelerinin ardından mahkemece “yurt dışı çıkış yasağı” adli kontrol şartı konularak serbest bırakıldı.</p>
<p>Operasyonun nedenlerini, etkilerini yazmadan önce beyaz et sektörü ile ilgili bazı temel bilgileri paylaşmakta yarar var. Çünkü o kadar yalan yanlış bilgi var ki, bu sektörü bilmeden yorum yapmak bizi yanlışa götürür.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30d6bc6d600-1781585596.png" alt="" width="600" height="322" /><strong>Dünya tavuk etinin </strong><strong>yarısını 3 ülke üretiyor</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü’nün 2025 yılında yayınladığı “Kümes Hayvancılığı Durum Tahmin Raporu”na göre, 2024 yılında dünya tavuk eti üretimi yaklaşık 103,7 milyon ton olarak gerçekleşti. Dünya tavuk eti ihracatı ise yaklaşık 13,7 milyon ton.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30d6ca4b286-1781585610.png" alt="" width="355" height="321" />Dünya tavuk eti üretiminde Amerika Birleşik Devletleri 21,3 milyon ton ile lider, Çin 15,4 milyon ton ile ikinci, Brezilya ise 15 milyon ton ile üçüncü sırada yer alıyor. Dünya tavuk eti üretiminin yaklaşık yarısını ( yüzde 49,8) bu üç ülke gerçekleştiriyor. Avrupa Birliği’nin üretimi 11,5 milyon ton, Rusya, Meksika ve Tayland diğer önemli üretici ülkeler. Türkiye 2,5 milyon ton tavuk eti üretimi ile 2024 yılında dünya üretiminde 8. sırada yer aldı. 2025 yılında üretim 2,7 milyon tona ulaştı.</p>
<p><strong>İhracatın yüzde 58’i </strong><strong>Brezilya ve Amerika’dan</strong></p>
<p>Amerika Tarım Bakanlığı (USDA) verilerine göre, dünya tavuk eti ihracatı 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 1,5 oranında artarak 13,7 milyon ton olarak gerçekleşti. Dünya tavuk eti ihracatının yarısından fazlasını (yüzde 57,9) Brezilya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) yapıyor.</p>
<p>Brezilya, 2024 yılında 4,9 milyon ton, ABD 3,1 milyon ton ve Avrupa Birliği 1,8 milyon ton tavuk eti ihraç etti. Türkiye, 2024 yılında yüzde 2,6’lık pay ile dünya tavuk eti ihracatında 7.sırada.</p>
<p>Dünyada en fazla tavuk eti ithalatı yapan ülkeler, 1,1 milyon ton ile Japonya, 1 milyon ton ile Meksika ve 977 bin ton ithalatla Birleşik Krallık oldu. Diğer önemli ithalatçılar ise Avrupa Birliği ve Suudi Arabistan’dır.</p>
<p><strong>Türkiye’nin tavuk eti üretimi 2,7 milyon ton</strong></p>
<p>Türkiye tavuk eti üretimi 2024 yılında 2,5 milyon ton olarak gerçekleşirken,  2025’te 2,7 milyon tona çıktı. İhracatı ise aynı dönemde 371 bin tondan 390 bin tona ulaştı. 2024 yılında ihracatın yarıdan fazlası (213 bin ton) Irak’a yapıldı. Özbekistan, Kongo, Vietnam, Moritanya ve Türkmenistan ihracatta öne çıkan diğer ülkeler.</p>
<p>Tavuk eti üretiminde kendine yeterli ve ihracatçı olan Türkiye, iç tüketim için tavuk eti ithalatı yapmıyor. Ancak konumu gereği ithalatta aktarım merkezi görevi görüyor. Orta Doğu'ya özellikle Irak ve Suriye gibi komşu ülkelere geçiş için transit noktası konumunda.</p>
<p>Türkiye’de kişi başına tavuk eti tüketimi yıllar itibarıyla ortalama 20 kilogram iken 2024 yılında yüzde 15,7 oranında artarak 25,8 kiloya ulaştı. Toplam tüketim 2,3 milyon ton civarında.</p>
<p><strong>En büyük maliyeti oluşturan yem </strong><strong>ve civciv ithalatla karşılanıyor</strong></p>
<p>Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü’nün “Kümes Hayvancılığı Durum Tahmin 2025 Raporu”na göre, Türkiye’de kanatlı hayvancılık sektöründe üretim maliyetinin en büyük kısmını yüzde 68 ile yem gideri oluşturuyor. Üretim maliyetlerinin yüzde 14’ü ise civciv gideri. Raporda özetle şu bilgilere yer veriliyor: “Kanatlı hayvancılıkta kullanılan yem hammaddelerinin başında mısır ve soya geliyor. Bu hammaddelerin büyük bir bölümünün ithalat yolu ile karşılanması yem giderlerini yükseltmektedir. Kullanılan kanatlı yemi miktarı 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 5,6 artarak 10,9 milyon ton olarak gerçekleşti. Üretilen kanatlı yemin yüzde 55,8’ini etlik piliç yemi, yüzde 34,2’sini yumurta yemi ve yüzde 9,9’unu diğer kanatlı yemleri oluşturmaktadır. Bu yemlerin ana girdisi mısır ve soya fasulyesidir. Yurt içinde kullanılan mısırın yüzde 26,7’si, soyanın ise yüzde 95,9’u ithalat yolu ile karşılandı. Bu durum üretim maliyetini yükseltmekte ve dış ticarette rekabet şansını azaltmaktadır.”                  </p>
<p><strong>Tavukçulara neden operasyon yapıldı?</strong></p>
<p>Böylesine büyük bir sektöre cuma sabahı neden operasyon yapıldı? Bu soruya net olarak yanıt vermek zor. Operasyonun yapıldığı saatlerde sektör temsilcileri ile konuştuğumda hem şaşkın olduklarını hem de neden böyle bir operasyon yapıldığını bilmediklerini söylediler.</p>
<p>Operasyon ile ilgili çok farklı değerlendirmeler var.</p>
<p>- Kimine göre, mangal sezonu öncesinde tavuk kanadı fiyatlarındaki aşırı yükselme nedeniyle operasyon yapıldı.</p>
<p>- Kimine göre, kırmızı et fiyatı yüksek olduğundan tüketici daha çok tavuk etine yöneldiği için bu operasyonun arkasında kırmızı etçiler var.</p>
<p>- Kimine göre, sermayeye, şirketlere gözdağı vermek için yapıldı.</p>
<p>- Kimine göre bu şirketler kartel oluşturdu, birlikte fiyat belirliyorlardı o nedenle operasyon yapıldı.</p>
<p>- Kimine göre, hükümet enflasyonla mücadelede başarısız olunca sorumluluğu üreticilere atarak kamuoyuna “fahiş fiyatla mücadele ediliyor” algısı yaratmak için operasyon yapıldı.</p>
<p>Sonuçta ülke, tavukçulara operasyonu destekleyenler ve karşı çıkanlar olmak üzere bir kez daha adeta ikiye bölündü.</p>
<p><strong>Rekabet Kurumu 3,7 milyar lira ceza kesmişti</strong></p>
<p>Operasyonun perde arkasına bakıldığında, özellikle Ticaret Bakanlığı ile tavuk eti üreticileri arasında uzun bir süredir devam eden bir gerilim var. Tavuk üreticilerine yönelik denetim, ceza, soruşturma süreci çok eskiye dayanıyor. Son döneme bakıldığında, Rekabet Kurumu, 2024 yılında 14 şirket hakkında rekabeti ihlal ettikleri gerekçesi ile soruşturma açtı.</p>
<p>Soruşturma, 27 Eylül 2025 tarihinde sonuçlandı. Rekabeti ihlal ettikleri gerekçesiyle 13 firmaya toplam 3,7 milyar lira ceza kesildi. Rekabet Kurumu’ndan o dönem yapılan açıklamada, “soruşturma süreci devam ederken Beypiliç, Bolez, Keskinoğlu, Lezita ve Şenpiliç’in uzlaşma başvurusunda bulunduğu belirtilerek, böylece 5 teşebbüs rekabete hassas bilgi değişiminin tarafı olduklarını ve bu suretle 4054 sayılı Kanun 4. maddesini ihlal ettiklerini kabul etmişlerdir. Soruşturmanın uzlaşma usulü ile sonlandırılması sebebiyle idari para cezasında yüzde 25 oranında indirim uygulandı.”denildi.</p>
<p>Soruşturma sürecinin sonunda Akpiliç, Aspiliç, Bakpiliç, Banvit, Bupiliç, Erpiliç, Gedik ve Hastavuk’a ceza verildi. En yüksek ceza 947,3 milyon lira ile Banvit’e kesildi.</p>
<p>O soruşturmada ceza almayan tek şirket CP Tavukçuluk oldu. Zaten, soruşturma açılınca CP işletmelerini satarak piyasadan çekildi.</p>
<p><strong>İhracata kota, kısıtlama ve yasak uygulandı</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı, artan fiyatları gerekçe göstererek tavuk eti ihracatına 1 Mayıs 2024 itibariyle kotaya bağladı. Kota uygulaması 31 Aralık 2024 tarihine kadar devam etti.</p>
<p>Bardağı taşıran son damla ise geçen Ramazan Ayı öncesinde 3 firmanın tavuk etine zam yapması oldu. Artan maliyetleri gerekçe göstererek yapılan bu zam, Ticaret Bakanlığı tarafından büyük tepkiyle karşılandı. Fiyat artışının geri alınmasını isteyen Bakanlık, bunu başaramayınca tavuk eti ihracatını yasaklandığını duyurdu. Bunu duyurmakla kalmayıp “bunun hesabını vereceksiniz” tarzında sektörün tehdit edildiği o günlerde konuşulmuştu.                    </p>
<p>Yapılan açıklama ve değerlendirmelere bakılırsa, Türkiye’nin önde gelen tavuk üreticilerine 12 Haziran sabahı yapılan operasyon Ticaret Bakanlığı ile Rekabet Kurumu raporlarına dayanılarak gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu gerilimli dönemin sonunda yapılan operasyonla 32 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Aynı zamanda sektörün yüzde 80’ini kontrol eden 13 şirkete denetim kayyımı atandı. Gözaltına alınan 29 kişi ifadelerinden sonra “yurt dışı çıkış yasağı” adli kontrol şartı konularak serbest bırakıldı.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgi verildi</strong></p>
<p>Tavuk eti üreticilerine operasyonun yapıldığı 12 Haziran Cuma günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Erdirne’de Osmanlı mimarisinin önemli eserlerinden, Mimar Sinan’ın ustalık eseri, Selimiye Camii’nin restorasyonu sonrası yeniden ibadete açılış törenine katıldı. Törende, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve çok sayıda oda ve borsa başkanı da yer aldı. Edirne’deki tören sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a operasyon ile ilgili bilgi verildiği ve özel sektörün, yabancı sermayenin bundan olumsuz etkileneceği ifade edildiği belirtiliyor.</p>
<p><strong>Operasyon yapılan 13 şirketten 2’si organik tavuk sektöründe</strong></p>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in denetim kayyımı atandığını duyurduğu 13 şirketten 11’i Rekabet Kurumu tarafından 2025’te ceza kesilen şirketler. Rekabet Kurumu soruşturmasında yer almayan ve pazar payı yüzde 0,037 (on binde 3) olan Orvital ve Aypi Tavukçuluk da bu listede yer aldı. Orvital, tavuk eti üretim tesisi olmayan ve Aypi Tavukçuluk firmasına fason olarak organik tavuk ürettiren bir şirket. Yıllık satışı sadece 600 ton. Telefonla görüştüğüm Orvital’in Kurucusu Muharrem Doğan, Türkiye’nin tavuk eti üretiminin 2,7 milyon ton olduğunu belirterek: “ Bizim satışımız 600 ton. Yani on binde 2 seviyesinde bir pazar payımız var. Bu pazar payı ile piyasayı nasıl bozabiliriz, fiyatı nasıl etkileyebiliriz? Bu listeye neden girdiğimizi bilmiyoruz. Aypi Tavukçuluk ise yıllık 1000 ton organik tavuk üretimi olan bir şirket. İkimizin toplam pazar payı yüzde 0,037 (on binde 3). Bu pazar payı ile piyasayı etkilememiz mümkün değil. Ayrıca konvansiyonel üretim yapanlar bizimle hareket etmezler. Ama buna rağmen denetim kayyımından muaf tutulmamız gerektiğini anlatamadık” dedi.</p>
<p><strong>Sektör temsilcileri, denetim kayyımının geri çekilmesini istiyor</strong></p>
<p>Operasyonla gözaltına alınan ve sonra serbest bırakılan bazı sektör temsilcileri, 70 bin kişinin çalıştığı, yan sektörlerle birlikte 150 bin kişiyi doğrudan istihdam eden ve aileleriyle 4-5 milyon kişiye geçim kaynağı olan beyaz et sektörüne yapılan bu operasyon ile diğer şirketlere, sektörlere gözdağı verilmek istendiğini iddia ediyor.</p>
<p>Gözaltına alınanların hepsinin sektörün, ülkenin kalkınması için yıllarca emek verdiğini, yatırım yaptığını belirten sektör temsilcileri, ödüllendirilmesi gerekirken gözaltına alınmalarının herkesin moralini bozduğunu, özellikle yabancı sermayenin bundan çok etkileneceğini belirterek,  her şeye rağmen üretmeye yatırım yapmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>Sektör temsilcileri, denetim kayyımının hemen geri çekilmesi gerektiğini belirterek, bu şekilde devam edilirse yatırım yapılamayacağını, üretim azalırsa fiyatların daha çok artacağını, tavuk etinin kırmızı et gibi 1000 lirayı görebileceği uyarısında bulundu. Yapılan operasyonun siyasi iktidara da zarar vereceğini belirten sektör temsilcileri, operasyon ile sektörün, kendilerinin itibarsızlaştırıldığını bundan vazgeçilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Özetle, Türkiye’yi sarsan beyaz et sektörüne yönelik operasyonun önümüzdeki günlerde çok daha ağır sonuçları olacaktır. Tarım ve gıda sektörüne diğer sektörlerden farklı bakmak gerekir. Üretenin de tüketicinin de korunması esas olmalı. Baskıyla, operasyonla, yada sadece yasa çıkarmakla gıda fiyatları düşmez, düşürülemez. Geçmişte de örneklerini çok gördük. Fiyatı artan her ürünün ihracatını kısıtlamak, yasaklamak, depo baskınları, gözaltı operasyonları çözüm olmaz. Çözüm, tarladan/çiftlikten sofraya olan zincirin her halkasını doğru yönetmek gerekiyor. Asıl sorun yönetim anlayışından kaynaklanıyor. Tarım Bakanlığı raporunda da belirtildiği gibi beyaz ette yem ve civcivde dışa bağımlılık var. Maliyet sorununu çözmeden fiyat sorununu çözemezsiniz. Çözüm, üreticiyi, tüketiciyi karşınıza alarak değil onlarla birlikte hareket etmektir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Tarım Bakanı Yumaklı </strong><strong>“stratejik sektör” demişti</strong></span></p>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, 12 Haziran’da operasyonu duyurduğu açıklamasında “Adalet, İçişleri, Ticaret ile Hazine ve Maliye Bakanlıklarımız bu hedef doğrultusunda koordinasyon ve eşgüdüm içinde hareket etmektedir.” bilgisine yer verdi. Tarım ve Orman Bakanlığı bu operasyonda yok. Operasyon ile ilgili olarak bu satırları yazdığımız ana kadar Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın herhangi bir açıklaması da olmadı. (Olduysa ben görmediysem özür dilerim.)</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 5 Mart 2025 tarihinde Eskişehir Mahmudiye ilçesindeki  Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü Etçi Damızlık Tavuk Yerleşkesi'ni ziyaretinde kanatlı sektörünün Türkiye için stratejik sektörlerden biri olduğunu söylemişti. Yumaklı’nın verdiği bilgilere göre, özellikle et ya da yumurta tüketiminde vatandaşların tüketim ağırlığı da düşünüldüğünde son derece önemli kanatlı sektöründe yaklaşık 3 milyon kişinin geçim kaynağı.</p>
<p>Kanatlı sektörünün yaklaşık 5,5 milyar dolar ticaret hacminin olduğunu belirten Yumaklı, “Türkiye olarak bizim kanatlı sektörümüz hem et üretimi için hem de yumurta üretimi için çok disiplinli bir sektör. Kapasitesinin yüzde 85-90'ını kullanıyor. Neredeyse kapasitesinin tamamını kullanıyor dediğimiz güçlü bir sektör” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/operasyonla-tavuk-etinin-fiyati-duser-mi-81183</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/4/1280x720/tavuk-1770630536.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Operasyonla tavuk etinin fiyatı düşer mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-yapay-zeka-eylem-plani-dogru-yonde-atilmis-stratejik-bir-adim-81182</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı: Doğru yönde atılmış stratejik bir adım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkçenin dijital dünyadaki temsil gücünün artırılması, yerel ihtiyaçlara uygun çözümlerin geliştirilmesi ve kültürel birikimin yeni teknolojilere aktarılması açısından bu çalışmaların uzun vadeli değeri oldukça yüksek.</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 2026-2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, Türkiye’nin dijital dönüşüm ve teknoloji politikaları açısından son yılların en önemli stratejik belgelerinden biri olarak öne çıkıyor. Yapay zekânın küresel ekonomiyi, üretim modellerini, iş gücü piyasalarını ve uluslararası rekabet dengelerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde açıklanan plan, Türkiye’nin bu dönüşümü yalnızca takip eden değil, yön vermeye çalışan ülkeler arasında yer alma hedefini ortaya koyuyor.</p>
<p>Eylem planı dört temel eksen üzerine inşa edilmiş durumda: “Fark et, İstifade Et, Üret ve Yönet.” Bu yaklaşım, yapay zekânın toplum tarafından anlaşılmasından ekonomik değere dönüştürülmesine, yerli teknolojilerin geliştirilmesinden yönetişim mekanizmalarının oluşturulmasına kadar geniş bir perspektif sunuyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ okuryazarlığının </strong><strong>yaygınlaştırılması hedefleniyor</strong></p>
<p>Planın ilk ekseni olan “Fark Et” başlığı altında yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması hedefleniyor. İki yıl içerisinde 5 milyon vatandaşa eğitim verilmesi, 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin uygulama profesyoneli yetiştirilmesi planlanıyor. Yapay zekâ çağında ülkelerin en önemli rekabet unsurlarından birinin insan kaynağı olduğu düşünüldüğünde, bu hedefler son derece anlamlı. Çünkü yapay zekâ yarışını yalnızca güçlü algoritmalar değil, o algoritmaları geliştirecek, yönetecek ve iş süreçlerine entegre edecek yetenekler belirleyecek.</p>
<p>“İstifade Et” ekseni ise yapay zekânın günlük hayat ve ekonomi üzerindeki etkisini artırmayı amaçlıyor. Kamu yatırımlarının en az yüzde 2’sinin yapay zekâ projelerine ayrılması, kamu kurumlarının yerli çözümlerin ilk müşterisi olması ve KOBİ’lere yönelik yapay zekâ kuponlarının hayata geçirilmesi, teknolojinin sahaya inmesini hızlandırabilecek önemli araçlar olarak dikkat çekiyor. Özellikle kamu sektörünün yerli yapay zekâ çözümlerine referans oluşturması, Türkiye’deki teknoloji girişimlerinin büyümesi açısından önemli bir kaldıraç görevi görebilir.</p>
<p>Planın en dikkat çekici boyutlarından biri ise “Üret” ekseni altında yer alan teknoloji geliştirme ve girişimcilik yaklaşımıdır. Yapay zekâ büyüme bölgelerinin kurulması, araştırma ve yatırım fonlarının oluşturulması, Türkçe büyük dil modeli çalışmalarının desteklenmesi ve robotik teknolojilere yapılan vurgu, Türkiye’nin yalnızca teknoloji tüketen değil teknoloji geliştiren ve ihraç eden bir ülke olma hedefini ortaya koyuyor.</p>
<p>Özellikle Türkçe büyük dil modellerine yönelik çalışmalar stratejik bir öneme sahip. Yapay zekâ çağında rekabet yalnızca işlem gücü veya sermaye üzerinden değil, aynı zamanda veri ve dil egemenliği üzerinden de şekilleniyor. Türkçenin dijital dünyadaki temsil gücünün artırılması, yerel ihtiyaçlara uygun çözümlerin geliştirilmesi ve kültürel birikimin yeni teknolojilere aktarılması açısından bu çalışmaların uzun vadeli değeri oldukça yüksek.</p>
<p>Eylem planında veri merkezleri ve altyapı yatırımlarına verilen önem de dikkat çekiyor. 2030 yılına kadar veri merkezi kurulu gücünün 1 gigavat seviyesine çıkarılması ve veri merkezi, bulut ve yapay zekâ altyapılarında en az 10 milyar dolarlık yatırımın harekete geçirilmesinin hedeflenmesi, yapay zekânın temel girdisi olan hesaplama kapasitesine verilen önemi gösteriyor. Günümüzde enerji, veri ve hesaplama gücü; yollar, limanlar ve sanayi bölgeleri kadar kritik altyapılar hâline gelmiş durumda.</p>
<p>Planın güçlü yönlerinden biri de yapay zekâyı yalnızca ekonomik bir araç olarak değil, aynı zamanda dijital egemenlik ve ulusal kapasite konusu olarak ele almasıdır. Siber güvenlikten veri yönetimine, yerli dil modellerinden uluslararası standartların belirlenmesine kadar uzanan yaklaşım, Türkiye’nin teknoloji politikalarında daha bütüncül bir bakış açısı geliştirdiğini gösteriyor.</p>
<p>Elbette her strateji belgesinde olduğu gibi başarının belirleyici unsuru uygulama performansı olacaktır. Bu noktada iki yapıcı öneri öne çıkıyor.</p>
<p>Birincisi, sanayi ile yapay zekâ girişimleri arasındaki iş birliklerinin daha sistematik biçimde teşvik edilmesi gerekiyor. Türkiye’nin güçlü olduğu üretim, enerji, lojistik, sağlık ve savunma gibi sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin yapay zekâ girişimleriyle ortak projeler geliştirmesi, hem verimlilik artışı sağlayacak hem de yerli teknoloji şirketlerinin daha hızlı büyümesine katkı verecektir. Yapay zekâ ekosistemlerinin geliştiği ülkelerde kurumsal şirketler ile girişimler arasındaki iş birlikleri önemli bir büyüme motoru işlevi görüyor.</p>
<p>İkincisi, Türkiye’nin yapay zekâ alanında uluslararası yetenek çekim merkezi hâline gelmesi hedeflenmelidir. Günümüzde yapay zekâ yarışında en kritik unsur sermayeden çok nitelikli insan kaynağıdır. Dünyanın başarılı teknoloji merkezleri yalnızca kendi yeteneklerini yetiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda küresel yetenekleri de kendilerine çekiyor. İstanbul’un uluslararası yapay zekâ merkezi olarak konumlandırılması hedefi; araştırmacılar, veri bilimciler, girişimciler ve teknoloji uzmanları için cazip çalışma ve yaşam koşulları oluşturacak politikalarla desteklenirse çok daha güçlü sonuçlar üretebilir.</p>
<p><strong>Vizyon, kapsam ve hedefler </strong><strong>açısından önemli bir başlangıç</strong></p>
<p>Sonuç olarak Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı, vizyon, kapsam ve hedefler açısından önemli bir başlangıç niteliği taşıyor. İnsan kaynağından veri altyapısına, girişimcilikten dijital egemenliğe kadar geniş bir perspektif ortaya koyan planın başarıyla uygulanması hâlinde Türkiye’nin küresel yapay zekâ ekosisteminde daha güçlü bir konuma yükselmesi mümkün görünüyor. Önümüzdeki dönemde özel sektör, kamu, üniversiteler ile girişimcilik ekosistemi arasında güçlü bir iş birliği kurulabilirse açıklanan hedeflerin başarı ile uygulanma ihtimali yükselecektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-yapay-zeka-eylem-plani-dogru-yonde-atilmis-stratejik-bir-adim-81182</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı: Doğru yönde atılmış stratejik bir adım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracatta-aliciyi-ikna-etmek-81181</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatta alıcıyı ikna etmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“<strong>Elinizdeki ürününüzü, alıcınıza kabul ettirmek için çabalamaktan vazgeçin”</strong> demiştim…</p>
<p>Her zamanki gibi, danışmanlık çalışmamıza katılan ekip önce bir dalgalandı sonra coştu.</p>
<p>Yorumların ortak noktası “O kadar <strong>satış çalışmamızı spor olsun diye mi</strong> yapacağız” oldu.</p>
<p>İşin doğrusunu söylemek gerekirse, meslek hayatımın ilk acemilik yılları hariç, ihraç etmek için pazara çıktığım <strong>ürünü, olası alıcıma kabul ettirmek için çaba göstermedim.</strong></p>
<p><strong>Peki</strong> arkadaş, <strong>satış</strong> işini <strong>nasıl</strong> becerebiliyordun <strong>diye sorarsanız</strong>…</p>
<p>Her seminerimde, derslerimde ve danışmanlık çalışmalarımda altını çizerek ve özellikle bir konuyu vurgulamaya çalışırım…</p>
<p>Olası alıcınız<strong>, “satın alma” </strong>havasında değil ise<strong> “sakın alma” </strong>havasında olacağından, bütün çabalarınıza karşın sonuçta sizin <strong>“hava alma” </strong>olasılığınız çok yüksek olacaktır<strong>.</strong></p>
<p>Literatürde “<strong>İkna Bilgi Modeli (Persuasion Knowledge Model - PKM) </strong>diye bir şey var.</p>
<p>Bu model 1994 yılında araştırmacılar M.Friestad ve P. Wright tarafından ileri sürülmüş.</p>
<p><strong>“Bana bir şey satmaya çalışmayın”</strong> ya da “<strong>Malınızı satmakla uğraşmayın</strong>” tepkilerinin incelenip değerlendirildiği bir model.</p>
<p>Samimi olmak gerekirse, ben bu modeli son yıllarda öğrendim amma kapsamını, kafamı vurup burnumu kırarak deneme yanılma ile zaten çözmüştüm ve yıllardır uyguluyordum.</p>
<p>Model, <strong>alıcının zihnindeki</strong> bir üçlü <strong>bilgi havuzundan</strong> söz eder…</p>
<p><strong>Konu bilgisi </strong>ki satmak istediğimiz ürün veya hizmet hakkındaki bilgilerini kapsar.</p>
<p><strong>Aracı/satıcı bilgisi,</strong> alıcının karşısındaki satıcı yapan kişi, işletmesi, markası hakkındaki bilgileri, ön yargıları v.b. bilgileri kapsar.</p>
<p><strong>İkna bilgisi </strong>de bu modelin özüdür. Bunu, olası alıcılarınızın mesleki birikimlerinden oluşan ve <strong>“Satış taktikleri arşivi” </strong>diye tanımlayabiliriz.</p>
<p><strong>Bu</strong> arşivdeki <strong>bilgiler</strong> alıcımızın, bizim hangi <strong>hamleyi</strong> <strong>ne amaçla</strong> yaptığımızı <strong>anlamasını</strong> sağlar.</p>
<p>Aklımızda tutmamız gereken, <strong>B2B ilişkilerde</strong> muhataplarımızın genellikle <strong>konu bilgilerinin</strong> oldukça <strong>yüksek seviyede</strong> olduğudur.</p>
<p>Kendimizi üstün görmemiz, işi baştan kaybettirebilir.</p>
<p>Yapmamız gereken onu ikna etmeye çalışmaktan daha fazla, <strong>neden bizimle müzakere masasında</strong> olduğunu anlamaya çalışmaktır.</p>
<p>Tedarikçisinden mi memnun değil, kaynak çeşitlendirmesi mi yapıyor, aldıkları ürün pahalı mı, işlevi mi yetersiz kalıyor gibi birçok neden olabilir.</p>
<p>Bizim <strong>işin kapısını</strong> açma <strong>anahtarımız</strong> bu gibi <strong>olasılıkları anlamak</strong> olacaktır.</p>
<p>Kullanacağımız taktiklerin <strong>yanlış anlaşılması</strong> da <strong>işimizin önünü kesmekte</strong> geç kalmayacaktır.</p>
<p>Ziyaretimizde götürülecek <strong>hediyelerin</strong> tarzı ve <strong>değeri</strong>, görüşmede muhatabımıza söz edeceklerimizin <strong>kişisel teklif</strong> olarak algılanabilmesi, aşırı övgü yapma gibi konularda hassas bir yaklaşım sergilemeliyiz.</p>
<p>Ayrıca <strong>gereğinden</strong> daha <strong>fazla bilgi</strong> verilmeye çalışılması ya da sadece <strong>işimize gelen bilgileri vermek</strong> olumsuz tepkilere neden olabilir.</p>
<p><strong>İşi çözüme götürmek için teklifimizi, müşterimize değer yaratan bir unsur olarak sunmalıyız.</strong></p>
<p> Kendimizi ise onlara, sadece bir tedarikçi olarak değil, bir çözüm ortağı, birlikte hareket edebilen güvenilir bir işletme olarak sergileyebilmeliyiz.</p>
<p><strong>Sözün özü şu ki sürdürülebilir iş birliği amacınız yoksa bunlarla uğraşmanıza da gerek yok.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracatta-aliciyi-ikna-etmek-81181</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/ihracat-ithalat.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatta alıcıyı ikna etmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kedi-kopek-mamasinda-sessiz-devrim-81180</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kedi-köpek mamasında sessiz devrim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen mayısta yolumuz yavru bir Rotweiller kırmasıyla kesişti. Adını Jack koyup yeni bir dünyaya adım attık. Yemeğiydi, içmesiydi, veterineriydi derken evcil hayvan (ağırlıklı olarak kedi ve köpek) ürünleri pazarıyla da tanıştık. Gördüklerimiz şaşırttı. Hızlı büyüyen bu pazarda özellikle kedi ve köpek maması segmentindeki rakamlar, sektörde yeni bir döneme işaret ediyor.</p>
<p>2025 itibarıyla Türkiye evcil hayvan ürünleri pazarının büyüklüğü yaklaşık 70 milyar TL’ye ulaşmış. Bir yıl önce 41 milyar TL olan pazarın yüzde 70 büyümesi, yalnızca enflasyonla açıklanabilecek bir gelişme değil. Evcil hayvan sahiplenme alışkanlıklarının değişmesi ve hazır mama kullanımının yaygınlaşması büyümenin unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p>Buna rağmen Türkiye hâlâ yolun başında sayılabilir. Her 100 evin 14’ünde kedi, 5’inde ise köpek bulunuyor. Avrupa ile karşılaştırıldığında oranlar oldukça düşük. Bu nedenle sektör önümüzdeki yıllarda daha hızlı büyüme bekliyor. Mama pazarının hakimi ise kediler. Satışların yaklaşık yüzde 65’ini kedi, yüzde 35’ini ise köpek mamaları oluşturuyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a30d4fd1df41-1781585149.png" alt="" width="428" height="289" />
<figcaption><strong>Geçen yıl yollarımızın kesiştiği Jack sayesinde yeni bir dünyayla tanıştık.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Sektördeki önemli dönüşümlerden biri de yerli üretimin artışı. Kısa süre öncesine kadar büyük ölçüde ithalata bağımlı olan pazarda, yerli üretim artık tüketimin yaklaşık üçte ikisini karşılayabiliyor.</p>
<p>Bu alandaki önde gelen oyunculardan Çağatay Pet Food’un CEO’su Başar Kılıç’a göre sektörün öyküsü iç pazarla sınırlı değil. Türkiye’nin güçlü tarımsal altyapısı ve üretim kapasitesiyle bölgesel üretim üssüne dönüşme potansiyeli var. Kılıç, yerli üretimin ithalat bağımlılığını azaltırken ihracatta da önemli fırsatlar yarattığını belirtiyor.</p>
<p>Türkiye’nin yıllık evcil hayvan gıda ihracatı 155 milyon dolara ulaşmış. Çağatay Pet Food da yıllık 20 milyon dolarlık ihracatıyla Güney Kore’den Katar’a uzanan geniş bir coğrafyada boy gösteriyor. Şirket, yeni yatırımlarla da üretim ve ihracat kapasitesini artırmayı hedefliyor.</p>
<p>Kılıç’a göre büyümenin arkasındaki en önemli unsur tüketici davranışlarındaki değişim. İnsanlar artık evcil hayvanlarını yalnızca ailelerinin bir parçası değil, ailenin kendisi olarak görüyor. Sektör oyuncuları, evcil hayvan sahipliğinin artması, premium ürünlere yönelim ve e-ticaretin artmasıyla pazarın önümüzdeki yıllarda da güçlü büyümesini sürdüreceğini öngörüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kedi-kopek-mamasinda-sessiz-devrim-81180</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kedi-köpek mamasında sessiz devrim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odemeler-dengesi-bu-kadar-oynakken-faiz-iner-mi-81179</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ödemeler dengesi bu kadar oynakken faiz iner mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Aylık 5,7 milyar dolar cari açık, yıllık 60 milyar dolarlık açık anlamına gelir. Mart ayındaki aşırı yüksek düzeye göre gerilemiş olmasına rağmen cari işlemler açığı yüksek tempoda seyrediyor. Yılın ilk 4 ayındaki cari açık, geçen yıla göre yüzde 30 artarak 29.37 milyar dolara çıktı.</strong></p>
<p>Ödemeler dengesinin sermaye hareketleri ayağındaki gelişmelere mart ayında ABD ve İsrail’in saldırısıyla başlayan İran savaşı damga vurmuş ve bir dizi olumsuz rekor ortaya çıkmıştı. Gerek yerli sıcak para, gerekse yabancı sıcak para çıkışı tarihi rekor düzeylere sıçramıştı. Nisan ayı ödemeler dengesi verileri, savaşın ilk etkisinin atlatıldığını ve bir geri dönüş yaşandığını gösteriyor.</p>
<p>Ama ortaya çıkan resim, aynı zamanda ödemeler dengesinin ne kadar oynak ve istikrarsız bir iklimde ayakta kalmaya çalıştığını da ortaya koyuyor. Son 4 ayın verilerini yan yana koyup baktığımızda bu güvensiz durumu net olarak görüyoruz:</p>
<p>- Önce cari işlemler dengesi tarafına bakacak olursak, cari açık miktarında mart ayında 9.69 milyar dolar ile tarihin en yüksek ikinci aylık açığının ardından nisanda açığın 5,7 milyar dolara indiğini görüyoruz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30d44c650b9-1781584972.png" alt="" width="587" height="784" /><strong>Cari açıktaki yıllık </strong><strong>artış ürkütücü boyutta</strong></p>
<p>- Ancak bu sevinilecek bir rakam da değil. Aylık 5,7 milyar dolar cari açık, yıllık 60 milyar dolarlık açık anlamına gelir. Mart ayındaki aşırı yüksek düzeye göre gerilemiş olmasına rağmen cari işlemler açığı yüksek tempoda seyrediyor. Yılın ilk 4 ayındaki cari açık, geçen yıla göre yüzde 30 artarak 29,37 milyar dolara çıktı. 12 aylık toplam cari açıktaki yıllık artış ise yüzde 76,29 gibi ürkütücü boyutta. 12 aylık toplam cari açık mart ayına göre gerilemesine rağmen 36.98 milyar dolar düzeyinde.</p>
<p>- Bunda ihracattaki aylık artış etkili olmuş gözüküyor. Bunun arkasının gelip gelmeyeceği önemli. Bir diğer önemli nokta ise, enerji hariç ithalat miktarının, tarihin en yüksek ikinci cari açığının kaydedildiği mart ayındaki düzeyini koruyor olması. İthalat temposundan bir şey kaybetmiş değil.</p>
<p>- Sermaye hareketleri cephesinde mart ayındaki şokun ardından bir geri dönüş var, ama bu dönüş, sermaye hareketlerindeki gelgitlerin hem frekansının çok sık olabildiğini, hem de dalga boyunun çok yüksek olduğunu da gösteriyor. Bu kadar oynak bir tansiyonun sağlıklı bir durum olduğunu söylemek imkansız.</p>
<p><strong>Yabancı, kalıcı olmayı değil </strong><strong>hızla kaçacak politikayı benimsiyor</strong></p>
<p>- Yabancı sıcak parada hatırı sayılır bir geri dönüş olmakla birlikte bu miktar martta kaçan sıcak paranın yüzde 60’ı düzeyinde. Nisan itibarıyla, martta kaçan sıcak paranın yüzde 40’ı geri dönmüş değil. Mart ayında yabancı sıcak parada 17.93 milyar dolarlık rekor bir çıkış yaşanmıştı. Nisanda 10.62 milyar dolarlık bir geri dönüş gerçekleşti.</p>
<p>- Yabancı sıcak paranın nisandaki geri dönüşünde yaptığı tercihler, yabancının kalıcı bir tercihle değil, hızla kaçmaya hazır bir politika benimsediğini de gösteriyor. Marttaki çıkışa göre nisandaki girişlerin oranı hisse senedi yatırımlarında yüzde 82.7, mevduatta yüzde 64.8 ve yatırım fonlarında yüzde 109.1 düzeyinde iken tahvilde sadece yüzde 29.6. Marttaki kaçan sıcak paranın yüzde 40.6’sını tahvil yatırımları oluştururken, Nisan’daki dönüşte tahvile ayrılan pay sadece yüzde 20.3 düzeyinde. Bu da yabancı sıcak paranın uzun vadeli yatırımdan uzak durduğunu, kısa vadeli olarak yüksek faiz ve baskılanan kurun yarattığı yüksek kâr fırsatından yararlanmak için geldiğini gösteriyor. Yabancıların tahvilden uzak durması, faizlerde bir iniş beklemediklerinin de bir işareti.</p>
<p>- Buna paralel bir durumu doğrudan yatırımlarda da görüyoruz.  Yılın ilk 4 ayında gerçekleşen 3.67 milyar dolarlık doğrudan sermaye girişinin 799 milyon doları gayrımenkul, 1.05 milyar doları gerçek sermaye, 1.83 milyar doları ise yabancıların iştiraklerine borç olarak verdikleri diğer sermayeden oluşuyor. Yani ilk 4 ayda gelen doğrudan yatırımın aslında sadece yüzde 28.5’i gerçek sermaye. Geçen yılın ilk 4 ayında bu oran yüzde 50.3 düzeyindeydi.</p>
<p>- Yerli sıcak parada ise daha sınırlı bir dönüş var. Üstelik bu, yurtdışına çıkartılan mevduatın bir bölümünün geri gelişi ile sınırlı. Yerli sıcak paranın portföy yatırımı yolu ile yurtdışına kaçışı, Nisan’da da sürmüş. Aynı şekilde kaynağı belirsiz döviz çıkışı da sürüyor.</p>
<p>- Bunların doğrudan bir uzantısı olarak kredi yoluyla dış borçlanma doludizgin devam ediyor. Üstelik yurtdışı borçlanmasında Nisan ayında önceki aylara göre ciddi bir artış da var. Ocak’ta 2.12 milyar dolar, Şubat’ta 2.86 milyar dolar, Martta 3.88 milyar dolar olan dış kredi borçlanması, Nisan’da 5.54 milyar dolara fırlamış.</p>
<p>- Yerli sıcak paranın gözü dışarıdayken ve yabancı sıcak para da kısa vadeli pozisyonlarla her an kaçmaya hazır beklediği koşullarda, faizleri düşürmek pek kolay değil. Yabancı sıcak para sadece yüksek faiz, baskılanmış kurun yarattığı kâr fırsatından yararlanmak için geliyor. Merkez Bankası ve ekonomi yönetimi yabancı sıcak parayı küstürmemek,  gönlünü hoş tutmak için yüksek faiz ve baskılanmış kur politikasına sarılıyor. Bunun ağır ekonomik ve sosyal maliyetlerini de yaşamaya devam ediyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odemeler-dengesi-bu-kadar-oynakken-faiz-iner-mi-81179</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/9/1280x720/odemeler-1781585004.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ödemeler dengesi bu kadar oynakken faiz iner mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pasinyan-secimleri-kazanmis-olabilir-ama-daha-yapilacak-cok-is-var-81178</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Paşinyan seçimleri kazanmış olabilir ama daha yapılacak çok iş var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Her ne kadar Paşinyan’ın bu seçimlerde aldığı oy yüzdesi bir önceki seçimlere göre, çok az da olsa, daha düşükse de, yine de rakiplerini açık farkla geride bırakmış olması, seçmen tercihlerinin de hangi yönde olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir.</strong></p>
<p>Nikol Paşinyan, Ermenistan’da rakipleri karşısında ezici bir çoğunlukla seçimi kazandı. Seçimlerden önce, seçimleri kazandığı takdirde Ermenistan Anayasası’nın girişinde yer alan ve bu ülkenin komşulara karşı topraklarının genişlemesini öngören maddeleri söz konusu belgeden çıkaracağı sözünü vermişti, fakat kazandığı çoğunluk bunu gerçekleştirmeye yetecek düzeyde değil. Paşinyan’a muhalefet eden partilerin hemen tümü Azerbaycan ve Türkiye ile daha iyi ilişkiler kurulmasına ve ülkenin Batı’ya dönük bir siyaset izlemesine karşı çıktığından, onlarla koalisyon kurarak anayasayı değiştirmek mümkün gözükmemektedir. Bu durum karşısında Ermenistan Anayasası’nın değiştirilmesi konusunun bir süre için rafa kalkmasından başka çare yoksa da verilen sözde durulmamasının, yani Ermeni anayasasındaki genişlemeci yaklaşımın geçersiz kılınmamasının, komşularıyla ilişkileri nasıl etkileyeceğini önceden kestirmek mümkün gözükmemektedir.     </p>
<p><strong>Türkiye ve Azerbaycan’ın </strong><strong>Paşinyan’ı destekleme vakti</strong></p>
<p>Ermenistan seçimlerinin sonuçları ne gösteriyor? Belki de en önde gelen konu Ermeni seçmeninin komşularla sürekli kapışmayı değil, iyi geçinmeyi istediğini göstermesidir. Seçmen toprakların genişletilmesini arzular gözükmemektedir. Her ne kadar Paşinyan’ın bu seçimlerde aldığı oy yüzdesi bir önceki seçimlere göre, çok az da olsa, daha düşükse de, yine de rakiplerini açık farkla geride bırakmış olması, seçmen tercihlerinin de hangi yönde olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde göstermektedir.</p>
<p>Sanıyorum şimdi Türkiye ve Azerbaycan’ın seçmenine barış ve refah vaat eden Paşinyan’ı destekleme vakti gelmiştir. Peki yapmaya söz verdiği fakat anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edememesi dolayısıyla vazgeçmek zorunda kalabileceği anlaşılan değişikliklerle ilgili olarak bu iki kardeş ülke ne yapmalıdır? Öncelikle Ermenistan hükümetinin anayasayı parlamentoda oylama ile değiştiremeyeceği, seçimler sonucu yeterli parlamenter çoğunluğu elde edemediği bir veri olarak kabul edilmek mecburiyetindedir.  Buna karşılık Ermenistan’ın iktidar partisi, mevcut sınırları ülkenin kesin sınırları olarak kabul ettiğini ilan edebilir. Hatta anayasa değişikliği önerisini parlamentoya getirebilir, bu önerinin çoğunluk tarafından kabulünü sağlayabilir, yasalaşmazsa yeterli oyu alamadığı için yasalaşmadığını açıklayabilir. Önemli olanın parlamenter çoğunluğun toprak genişlemesini, başka ülkelerden toprak talebini benimsemediğini tescil etmek olduğu düşünülebilir. Buna karşılık, sözünü ettiğimiz jestlerin özellikle Azerbaycan hükümeti tarafından kabul edilir bulunup bulunmayacağını önceden tahmin etmek zordur. Ne de olsa, müteakip bir hükümetin bir önceki hükümetin aldığı kararı tanımaması ve değişmediği takdirde, anayasanın hükümete komşulardan toprak talep etme hakkını verdiğini iddia etmesi her zaman mümkündür. Belki de en iyisi, mümkün ise değişikliği halkoylamasına sunmaktır. Böylece bütün tartışmalar sona erecektir.</p>
<p>Ermenistan seçimleri ülke içinde olduğu kadar dış dünyada da ilgi uyandırmış ve uluslararası müdahaleye dahi konu olmuştur. Muhalefet gerek Rusya’da gerek diaspora Ermenileri arasında yaygın destek görmektedir. Tarihi olarak, başka ülkelere yerleşmiş ve refah içinde yaşayan Ermeniler ‘tarihi Ermenistan’ı yeniden inşa etmeyi vaat eden hareketleri desteklemeye yatkın olmuşlardır. Bu yaklaşımın Ermeni Gregoryen kilisesi tarafından da desteklendiği söylenebilir. Üyelerini kendisinden daha büyük ve daha güçlü başka kiliselere kaptırarak haritadan silinme tehlikesi karşısında kalan bir kilisenin bir yandan güçlü bir nefret objesi yaratmasını (bu Türkler oluyor), diğer yandan üyelerine bir misyon peşinde koşmaları gerektiğini hatırlatmasını tabii karşılamak gerekebilir.  Ancak böyle bir yaklaşımın Ermenistan’ın komşularıyla sorunlu ilişkiler yaşamasına neden olduğunu açıklamaya da herhalde gerek yoktur. Artık herhangi bir Ermeni nüfusun yaşamadığı ya da pek az Ermeni’nin yaşadığı toprakların Ermenistan’a ait olduğunu iddia etmek inandırıcı olmaktan uzaktır. Bununla birlikte Robert Koçaryan’ın başını çektiği yayılmacı siyasi hareket oyların dörtte birini alacak kadar güçlüdür ve ciddiye alınması gereken alternatif bir siyasi gücü temsil etmektedir. Buna karşılık, diğer muhalif hareket Moskova’da yerleşmiş ve zengin olmuş, parlamento üyeliğine aday bile olamayan Karapetyan tarafından desteklenmekte ve Rusya ile yakın ilişkileri savunmaktadır. Gözlemciler, Rusya’ya yerleşmiş ve burada yaşayan Ermeni kökenli nüfusun Ermenistan’dan daha fazla olduğunu ileri sürüyorlar. Pek çok Rus ileri geleninin de, Sergei Lavrov başta olmak üzere, bir yanının Ermeni kökenli ileri sürülüyor. Yine de bu hareket güçlü değildir ancak Koçaryan ile birlikte hareket etmesi nedeniyle önem atfediliyor.</p>
<p>Paşinyan hükümeti Rusya’dan uzaklaşarak AB’ye yakınlaşmanın bayraktarlığını yapmaktadır. SSCB’nin dağılmasından sonra da Rus ağırlığının devam etmesini savunan çevreler ise Rusya ile yoğun iktisadi ve askeri ilişkilerin devamını arzulamaktadırlar. İki ülke arasında daha önceki dönemde bir yakınlık duygusu hüküm sürmüş olsa bile, bu duygu artık sona ermiştir. Hatırlanacağı gibi, dağılmayı izleyen bir dönemde Ermenistan Azerbaycan’a ait bir kısım toprağı işgal etmiş ve buraların kendisine ait olması gerektiğini iddia etmiştir. İşgalin üzerinden 30 yıla yakın süre geçtikten sonra, bu toprakların Azerbaycan tarafından geri alınması sırasında Rusya’nın çatışmalara karışmaması, yani Ermenistan’ı kollamaması, hayal kırıklığı yaratmak bir yana, Rusya’ya karşı beslenebilecek olumlu duyguları alıp götürmüştür. Paşinyan’ın bu koşullar altında Rusya ile olan iktisadi bağları zayıflatarak ülkedeki Rus askeri varlığını da yavaş yavaş sonlandırmaya yönelmesi fazla yadırganmamıştır.  </p>
<p>Ruslar, kendi bildikleri yöntemleri kullanmak suretiyle seçim sonuçlarını etkilemeye çalışmışlardır. Ermeni seçim sistemi ülke dışında sandıklar kurulmasına imkan tanımamaktadır. Böyle olunca, Rusya, kendi sınırları içinde yaşamakla birlikte Ermenistan vatandaşlığını koruyan (bu kişilerin aynı zamanda Rus vatandaşı olduklarını da kuvvetle tahmin ediyorum) kişileri Erivan’a göndermeye gayret etmiştir. Herhalde acele etmenin telaşından olacak, gönderdikleri çoğu kişinin Ermenistan’daki askerlik görevlerini yapmadıkları Rusların dikkatinden kaçmıştır. Erivan’a inen çoğu erkek oy kullanma fırsatı bulamadan askeri makamlarca nezarete atılmış, asker kaçağı muamelesi görmüştür. Seçim sonuçları ise Ermenistan’ın bu türden engelleyici tedbirlere bile ihtiyacı olmadığını, her halükarda seçimi Paşinyan’ın kazanacağını göstermiş bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Seçim sonucunun neler getireceğini zaman gösterecek</strong></p>
<p>Rusya’ya karşı olmadığını göstermek isteyen Paşinyan, seçim galibiyeti sonrası ilk ziyaretini Moskova’ya yapacağını açıklamışsa da, ardından da Brüksel’i ziyaret edeceğini belirtmiştir. Zafer konuşmasında ise Türkiye ve Azerbaycan’la daha iyi ilişkilerin gelişmekte olduğuna geniş yer ayırmıştır. Seçimlerde kazandığı başarı etkileyici düzeyde olmakla birlikte, anayasayı doğrudan değiştirecek çapta değildir. Sonucun neler getirebileceğini zaman gösterecektir. Şu an için seçimin en büyük kaybedeni Rusya’dır çünkü Ermenistan Batı ile “kaynaşma” yönünde ilerlemektedir. Bunun yanında, Ermenistan komşularıyla olan ilişiklerinin iyileşmeye devam edeceğini belirtmiştir. Gelişmelerin bu yönde devam etmesi, Ermenistan’ın şimdi izlediği siyasetin gelecekte değiştirilmesini belki güçleştirecektir.</p>
<p>Şu anda kesin olarak belli olan tek husus seçimlerin galibinin Paşinyan olduğudur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pasinyan-secimleri-kazanmis-olabilir-ama-daha-yapilacak-cok-is-var-81178</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/8/1280x720/pasinyan-1781584812.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Paşinyan seçimleri kazanmış olabilir ama daha yapılacak çok iş var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-gerekiyorsa-yapacagiz-ama-ne-gerekiyor-81177</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Ne gerekiyorsa yapacağız&#039; ama ne gerekiyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Enerji fiyatlarının geleceğine ilişkin bazı göstergeler, enflasyon baskılarının kalıcı olmayabileceğine işaret ediyor. İran krizinin zamanla çözülebileceğine yönelik beklentiler, Çin’de petrol talebinin zayıflaması ve küresel petrol arzındaki artış petrol fiyatlarını aşağı yönlü baskılayan önemli faktörler arasında yer alıyor.</strong></p>
<p>Merkez bankacılığı tarihine damga vuran sözler vardır. Bunların arasında belki de en önemlisi, Avrupa borç krizinin en kritik anında dönemin Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi’nin kullandığı “Whatever it takes” yani “Ne gerekiyorsa yapacağız” ifadesidir.</p>
<p>Draghi, 26 Temmuz 2012’de Londra’da yaptığı konuşmada ECB’nin Euro’yu korumak için yetkileri dahilinde gereken her şeyi yapmaya hazır olduğunu söylemişti. Bu açıklama yalnızca birkaç kelimeden oluşuyordu ancak finansal piyasalar üzerindeki etkisi olağanüstü oldu. Çünkü piyasalar ilk kez Avrupa’nın para otoritesinden net, güçlü ve kararlı bir taahhüt duyuyordu. Krizin yönü değişti ve “whatever it takes” merkez bankacılığının en önemli sloganlarından biri haline geldi.</p>
<p>Bugün ise küresel ekonomi yeniden yüksek belirsizliklerin, jeopolitik risklerin ve artan oynaklığın etkisi altında bulunuyor. İran merkezli gelişmeler enerji fiyatlarını yukarı iterken, dünya ekonomisi enflasyon ile büyüme arasındaki hassas dengeyi yeniden tartışıyor. Böyle bir ortamda Draghi’nin sözü her zamankinden daha güncel görünüyor.</p>
<p><strong>“Gereken” nedir?</strong></p>
<p>Ancak bu kez karşımızdaki temel soru farklı. “Gereken” ne? İşte tam bu noktada görüş ayrılıkları başlıyor.</p>
<p>Bir kesime göre artan enerji fiyatları ve yükselen enflasyon karşısında başta ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) olmak üzere merkez bankalarının faiz artırması gerekiyor. Nitekim ECB son toplantısında faiz artırımı yönünde adım attı. Piyasalar şimdi Fed’in de benzer bir yaklaşım sergileyip sergilemeyeceğini tartışıyor.</p>
<p>Ancak başka bir görüş ise ECB’nin önemli bir hata yaptığını savunuyor. Bu görüşe göre bugün yaşanan enflasyonist baskılar büyük ölçüde İran savaşı ve enerji fiyatlarındaki yükselişten kaynaklanan geçici bir arz şokunun sonucu. Savaşın sona ermesiyle petrol ve doğal gaz fiyatlarının gerilemesi, dolayısıyla enflasyon baskılarının da azalması bekleniyor. Bu nedenle faiz artırımlarının erken olduğu ve ekonomileri gereksiz yere durgunluğa sürükleyebileceği ileri sürülüyor.</p>
<p>Bu görüşü savunanlar, ECB’nin eski Başkanı Jean-Claude Trichet dönemine atıfta bulunuyor. Trichet de geçmişte enflasyon endişeleriyle faiz artırımına gitmiş ancak bu karar Avrupa ekonomisinin büyüme görünümünü olumsuz etkilemişti. Sonrasında görevi devralan Draghi, çok daha farklı bir yaklaşım benimseyerek ekonomiyi destekleyici politikalara yönelmişti.</p>
<p><strong>Enerji şoku geçici olabilir ama...</strong></p>
<p>Gerçekten de enerji fiyatlarının geleceğine ilişkin bazı göstergeler, enflasyon baskılarının kalıcı olmayabileceğine işaret ediyor. İran krizinin zamanla çözülebileceğine yönelik beklentiler, Çin’de petrol talebinin zayıflaması ve küresel petrol arzındaki artış petrol fiyatlarını aşağı yönlü baskılayan önemli faktörler arasında yer alıyor. Bu nedenle bazı ekonomistler bugünkü enerji kaynaklı enflasyonun kalıcı olmaktan çok geçici bir şok niteliği taşıdığını düşünüyor.</p>
<p>Ancak burada kritik bir nokta var. Merkez bankalarının görevi enerji fiyatlarını tahmin etmek değil, fiyat istikrarını korumaktır. Burada kritik faktör beklentilerdir. Eğer geçici olduğu düşünülen şoklar hane halkının, reel kesiminin ve finansal piyasaların beklentilerini bozarsa ve ekonomide kalıcı enflasyon dinamikleri yaratırsa, merkez bankalarının müdahale etmesi gerekir.</p>
<p>Bu nedenle günümüzde asıl tartışma faiz artırımı ile büyüme arasında değil; kısa vadeli rahatlama ile uzun vadeli istikrar arasındadır.</p>
<p><strong>“Ben enflasyonu severim”</strong></p>
<p>Özellikle son dönemde Donald Trump gibi bazı siyasi liderlerin büyümeyi önceleyen açıklamaları dikkat çekiyor. Trump'ın “ben enflasyonu severim” gibi boş ve tehlikeli bir açıklaması bunun bir örneğidir. Bu yaklaşım enflasyonu ikincil bir sorun olarak görme eğiliminin yansımasıdır. Oysa ekonomi tarihi bunun tehlikeli bir tercih olduğunu defalarca gösterdi. Çünkü fiyat istikrarı olmadan sürdürülebilir büyüme sağlamak mümkün değildir. Kısa vadede yüksek büyüme elde edilse bile enflasyonun kontrolden çıkması yatırım kararlarını bozar, gelir dağılımını kötüleştirir ve uzun vadede ekonomiyi daha kırılgan hale getirir.</p>
<p>Tam da bu nedenle modern merkez bankacılığı, fiyat istikrarını ekonomik büyümenin rakibi değil ön koşulu olarak kabul eder.</p>
<p><strong>TCMB'nin söylemi de aynı</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) 11 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu açıklaması da bence bu anlayışın önemli bir örneğini oluşturuyor. TCMB politika faizini yüzde 37’de sabit tutarken, enflasyon görünümündeki risklere karşı ihtiyatlı duruşunu koruduğunu vurguladı. Karar metninde enerji fiyatlarındaki oynaklığa, jeopolitik gelişmelerin yarattığı belirsizliklere ve enflasyon beklentilerinin önemine dikkat çekildi. Ayrıca enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması halinde para politikasının daha da sıkılaştırılacağı açık şekilde ifade edildi.</p>
<p>Bu yaklaşım aslında “whatever it takes” anlayışının günümüzdeki karşılığıdır. Çünkü merkez bankacılığında kararlılık, her koşulda faiz artırmak ya da her koşulda faiz indirmek anlamına gelmez. Kararlılık; verileri takip etmek, riskleri doğru analiz etmek ve fiyat istikrarını sağlamak için gereken adımı atmaktan çekinmemektir.</p>
<p><strong>Söyleme uygun davranmak gerekir</strong></p>
<p>Bugün Fed, ECB, İngiltere Merkez Bankası ve TCMB farklı ekonomik koşullarla karşı karşıya olabilir. Ancak hepsinin ortak görevi enflasyonun kalıcı hale gelmesini önlemek ve fiyat istikrarını korumak.</p>
<p>Dolayısıyla günümüzün temel sorusu “faiz artırılsın mı artırılmasın mı?” değildir. Asıl soru “Ekonomik istikrarı korumak için bugün gerçekten ne gerekiyor?” olmalıdır.</p>
<p>Merkez bankacılığının fıtratı da zaten bu soruya siyasi baskılardan bağımsız, veri odaklı ve uzun vadeli bir perspektifle cevap verebilmektir. Draghi’nin tarihi sözü bugün hala geçerliliğini koruyor. Ancak önemli olan “ne gerekiyorsa” yapmak değil, her şeyden önce “neyin gerektiğini” doğru tespit edebilmektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-gerekiyorsa-yapacagiz-ama-ne-gerekiyor-81177</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Ne gerekiyorsa yapacağız&#039; ama ne gerekiyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/donusumu-planlamak-81176</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dönüşümü planlamak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yüksek teknolojili sektörlere yelken açmak zor bir iş. Birincisi, bunu tasarlayabilecek ve gerekli sanayi politikasını uygulayabilecek kadrolarınız olmalı. İkincisi, girişimcileri rant peşinde koşmaktan caydırarak bu sektörlere kanalize etmenin önkoşullarını yerine getirmelisiniz (ihale yasası, imar yasası, yargı sistemi).</strong></p>
<p>Ne sanayi sektöründe ne de ekonomik faaliyet hacminde (GSYH’de) işler yolunda gidiyor. Bu ayın başında ilk çeyreğin GSYH gelişmelerini öğrenmiştik. Son iki çeyrektir neredeyse yerinde saymıştı. Dün nisan ayı sanayi üretim endeksi açıklandı. Bir ay öncesine kıyasla yüzde 3,7 oranında artış var. “Yolunda gitmiyor” dedim ama bu aylık artış yoksa işlerin toparlandığını mı gösteriyor?</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30e0b5dafeb-1781588149.png" alt="" width="500" height="254" /><strong>Son dört çeyrektir GSYH </strong><strong>büyümesi baş aşağıya gidiyor</strong></p>
<p>İlk grafikte her iki değişkenin de bir dönem öncesine göre değişimleri gösteriliyor. Grafiğin başlangıç tarihi ekonomi programının başlangıcından önceki ilk çeyrek: 2025’in ikinci çeyreği. Son dört çeyrektir GSYH büyümesi baş aşağıya gidiyor. Son çeyreğin büyüme oranı sadece yüzde 0,1. Sanayi üretimi GSYH’ye kıyasla daha şiddetli dalgalanıyor. Özellikle 2025’in ilk çeyreğinden iki çeyrek öncesine kadar olumsuz bir seyir var; hızla aşağıya iniyor. 2025’in son çeyreğinden itibaren hafif bir toparlanma var gibi görünüyor. 2025’in son çeyreğinde ne büyümüş ne de küçülmüş. 2026’nın ilk çeyreğinde yüzde 0,2 oranında artmış. Nisan ayında (üçer aylık ortalamalar dikkate alındığında) ise yüzde 1,9 oranında yükseliyor. Ama bu kadar yüksek kredi faizi, çeşitli kredi kısıtlamaları ve ihracat ortamının iyi olmadığı koşullar altında bunun sürmesi beklenmez. Muhtemelen ‘tek aylık’ bir gözlem olarak kalacak.</p>
<p><strong>Tekstil ve giyimde </strong><strong>durum çok kötü</strong></p>
<p>Gelin dün açıklanan sanayi üretimi verisine biraz daha yakından bakalım. İkinci grafikte 2006’nın birinci çeyreğinden bu yana hem sanayi üretim endeksinin hem de iki alt bileşeni olan tekstil ve giyim sektörleri üretim endekslerinin hareketleri gösteriliyor. Bu sefer büyüme oranı değil, endekslerin kendileri yer alıyor. Oldukça çarpıcı gelişmeler dikkat çekiyor. Birincisi, sanayi üretimi 2023’ün ikinci çeyreğinden bu yana sadece yüzde 4,1 oranında artmış. Farklı bir ifadeyle, üç yıla yaklaşan bir sürede sanayi üretimi neredeyse yatay seyretmiş. İkincisi, tekstil ve giyim sektörlerinde durum çok kötü. Bu üç yıla yaklaşan süreçte tekstil üretimi yüzde 7,6, giyim üretimi ise yüzde 32,7 oranında azalmış. Zaten ikinci grafikte her iki üretim endeksinin son yıllarda nasıl arzın merkezine doğru yöneldikleri görülüyor.</p>
<p>Burada birkaç noktaya mutlaka değinmek gerekiyor. Birincisi, Türkiye’nin düşük teknolojili ve verimsiz çalışan, bu nedenle de sadece düşük ücret-yüksek kur ile ayakta kalan  sektörlerden kurtulması gerekiyor. Ama bu bir sanayi politikası çerçevesinde olmalı. O sektörlerde çalışanların gelişmesi hedeflenen sektörlerde çalışmaları için beceri artırıcı programları tasarlamadan bu ve dönüşümü mümkün olduğunca işsizlik yaratmadan gerçekleştirecek adımları atmadan olmaz. “Saldım çayıra Mevlâm kayıra” şeklinde bir dönüşüm çok sayıda engelle karşılaşır ve çok sancılı olur. İkincisi, yerli paraya kalıcı biçimde güven duyulması sağlanamadıkça, sadece çok yüksek faiz ve döviz müdahaleleri ile enflasyonla mücadele edilip programın temel eksiklikleri tamamlanmadıkça, program eninde sonunda yarım bırakılan çok sayıda programın yer aldığı tozlu raflara kaldırılır. Seçim yaklaşmasa da bu gerçekleşir. Seçim sath-ı mailine girmekte olduğumuz bu dönemde bu haydi haydi olur. Toplumsal kazanımlar yok olur, olan uzun süre değerli kalan lira yüzünden zor durumda kalanlara olur.</p>
<p>Şunu da daha sonra ele almak üzere not düşeyim: Yüksek teknolojili sektörlere yelken açmak zor bir iş. Birincisi, bunu tasarlayabilecek ve gerekli sanayi politikasını uygulayabilecek kadrolarınız olmalı. İkincisi, girişimcileri rant peşinde koşmaktan caydırarak bu sektörlere kanalize etmenin önkoşullarını yerine getirmelisiniz (ihale yasası, imar yasası, yargı sistemi). Üçüncüsü, yüksek teknolojide artık Çin gerçeği var. Onunla nasıl rekabet edeceksiniz? Gelecek yazıda, bu son soru çerçevesinde paçası tutuşan Avrupa ülkelerinden Fransa’da hazırlanan bir rapora değineceğim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/donusumu-planlamak-81176</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dönüşümü planlamak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savunma-ve-elektronik-sanayi-uretimini-domine-ediyor-81175</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savunma ve elektronik, sanayi üretimini domine ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi sektörleri son yıllarda pek de parlak bir görünüm sergilemiyor. Üretim endeksi, PMI ve büyüme verileri, bunu farklı tarihlerde ve farklı ölçümlerle teyit etti.</p>
<p>Sanayi üretim endeksi son yıllarda yatay bir hareket içinde iken İSO-PMİ oldukça uzun süredir daralma bölgesinde değerler alıyor. Son GSYH verilerinde sanayinin daraldığını, GSYH içindeki payının yüzde 14,9 ile en düşük düzeye indiğini gördük.</p>
<p>Ancak iki hafta önce açıklanan PMI verisi, hala 50’nin altında olmakla birlikte, son 26 ayın en yüksek düzeyine çıktı. Dün açıklanan sanayi üretim endeksi ise, Nisan’da önceki yıla göre yüzde 6 artış gösterdi.  Bu iki pozitif gösterge “acaba sanayi sektörlerinde kötü günler geride mi kaldı?” sorusunu sormamızı gerektiriyor.</p>
<p><strong>Yükselişin sektörlere yayılması gerekiyor</strong></p>
<p>Bu soruya “evet” yanıtını verebilmemiz için, iki şeye ihtiyacımız var. Birincisi sanayi üretiminde peş peşe birkaç ay yükseliş görmeliyiz. Henüz böyle bir durum yok. Mayıs ve haziran verileri gelince daha net bir resim görebiliriz. İkincisi, bu yükselişin sektörlere yayılması gerekiyor.</p>
<p>Nisan verilerinde motorlu kara taşıtları, mobilya, elektrikli ürünler, bilgisayar ve elektronik,  ana metal, ecza, kimya, tekstil, fabrikasyon metal ürünleri ve büyük bir bölümünü savunma sanayi ürünlerinin oluşturduğu diğer ulaşım araçlarında kayda değer artışlar var.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30e0d8be16f-1781588184.png" alt="" width="329" height="204" />Buna karşılık, giyim, deri, içecek, kayıtlı medyanın çoğaltılması, rafine petrol, makine, makine-ekipman kurulum ve onarımı gibi sektörlerde üretimde gerileme görüyoruz.</p>
<p>Artış yaşanan sektörler arasında ikisinin, genel endeksteki yükselişte önemli katkısı var. Bunlar diğer ulaşım araçları ile bilgisayar-elektronik. Diğer ulaşım araçları gemi ve lokomotif ile savunma sektörü ürünlerini içeriyor. Nisan’da bu kalemde yüzde 92’lik muazzam bir büyüme var ve sanayi üretim endeksindeki yüzde 6’lık yükselişin 2,8 puanı bu sektörden geldi. Bilgisayar-elektronik endeksindeki yükseliş yüzde 36 ve sanayi üretim endeksindeki yükselişe katkısı 0,6 puan. Dolayısı ile Nisan’daki toplam artışın yarıdan fazlası bu iki sektörden geliyor.</p>
<p><strong>İşletmelerin %1’i sanayideki </strong><strong>performansı domine ediyor</strong></p>
<p>Şimdi sizle daha da ilginç bir bilgi paylaşayım. İmalat sanayimizde yaklaşık 480 bin girişim var. Diğer ulaşım araçları ve bilgisayar-elektronik alanlarında faaliyet gösteren girişim sayısı ise 5 bin civarında. Yani girişim sayısı olarak toplamdaki payları yüzde 1 olan bu iki sektör, sanayi performansımızı domine ediyor. Grafikte gördüğünüz gibi durum bugüne has değil; son 3-4 yıldır devam etmekte olan bir süreç.</p>
<p>Sanayi üretiminde nisandaki yükseliş savaş nedeniyle Türkiye’ye talep kayması ve savunma ile elektronik sektöründeki hayranlık uyandıran büyümeden kaynaklanıyor. Sanayi girişimlerinin yüzde 1’ini oluşturan bu iki sektördeki dönüşümün, atılımın, diğer sektörlere de sıçraması için kamuya, özel sektöre, STK’lara görevler düşüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savunma-ve-elektronik-sanayi-uretimini-domine-ediyor-81175</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savunma ve elektronik, sanayi üretimini domine ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bedava-urun-yok-mahremiyetinle-odeme-var-81174</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bedava ürün yok, mahremiyetinle ödeme var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İlik nakli için kan toplayan Oktar Babuna’nın eylemini “masum” bulanları hatırlıyorum. Yüz binlerce kan bilgisinin kimlere servis edildiğini dahi öğrenemedik. Meğer kanımız, mahremimiz toplanmıştı.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Bilgi; güçtür ve elinde tutana <strong>avantaj</strong> sağlar. Hele ki nitelikli bilgi ise rekabet üstünlüğü oluşturur. Bu durum bilgiye <strong>sahip olmayana</strong> para, kaynak, hatta devlet kaybettirir. Fakat daha da önemlisi, <strong>mahremiyetinize dair</strong> bilginin, başkasının elinde <strong>silaha/zenginliğe</strong> dönüşeceği gerçeğidir.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ: 7,4 milyar</strong> insanın yaşadığı gezegende <strong>sim kart</strong> ve <strong>tablet</strong> sayısı, dünya nüfusunu aştı. Öyle ki her saniye <strong>2 çocuk </strong>doğarken <strong>10 sim kart</strong> aktif hale geliyor. Bunun anlamı, giderek <strong>bütün insanlık kapsama alanına</strong> giriyor. Hal böyle iken yeryüzünde artık <strong>kaçıp saklanacak ücra bir köşe</strong> kalmayacak.</p>
<p><strong>GEZEGENDE ARTIK HER BİRİMİZ KAPSANIYORUZ</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Kapsama alanında iseniz; <strong>kapsanıyorsunuz</strong> da… Yalnızca para işlemlerinde değil, sosyal medya paylaşımları ve konum cihazları sayesinde <strong>ardınızda bıraktığınız iz</strong>, zaten sizin mahremiyetinizi “<strong>kendi elinizle ifşa</strong>” niteliğinde… Mahremiyetin verisini “bedava ürün” karşılığı dağıtma sakın.</p>
<p><strong>4-YÖNTEM:</strong> Bunun dışında bir başka olgu var ki, size ait bilgilerin <strong>ticarileşmesi</strong> ve <strong>mahremiyetinizin pazarlanmasıdır</strong>. Bir yerde “<strong>bedava internet</strong>” görürseniz veya <strong>free wifi</strong> işareti gözünüze çarparsa, biliniz ki <strong>bunun bir bedeli vardır</strong> ve ödemeyi “<strong>mahremiyetinizle</strong>” yapacağınızdır. <strong>Bedavaya kanma</strong>…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Mahremiyetle ödemeye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Cezai müeyyide var mı?</em></strong></p>
<p><strong>Mahremiyet ihlaline cezai müeyyide</strong> gelse de… <strong>Bizden topladıkları bilgileri </strong>pazarlayıp her birimizi dijital kurnazların önüne atanlar, bunu <strong>birkaç tuşa dokunarak</strong> yapabilirken… Ama sistemden çıkış zor.</p>
<p><strong><em>Peki, biz ne yapabiliriz?</em></strong></p>
<p>Ürettiğin veri, başta <strong>anayasa</strong> olmak üzere kanunlar ile koruma altında olsa da herkes, <strong>kendi verisinin güvenliğinden</strong> sorumludur. Her adımda <strong>dijital iz</strong> bırakıyorsun. <strong>Sosyal medyada bonkörce veri saçma</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BİLGİ DE ARTIK TİCARETE KONU MAL</strong></p>
<p>Kişisel verilerinizi bedava internet karşılığı vermeniz yetmiyormuş gibi buna “<strong>indirim</strong>” veya “<strong>para</strong>” vaadiyle talip olan şirketlerin <strong>pıtrak gibi</strong> ortaya çıkması, <strong>yeni düzenlemenin</strong> henüz hayata geçmeden “<strong>işlevsizleştirilmesi</strong>” anlamı taşıyor. Dünyanın en zenginlerinin <strong>veri tacirleri</strong> olduğu; yeni gerçeğimiz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>BEDAVA ÜRÜN LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Bedava erişim</strong>: Sizi internete ulaştıranlar, bedelini doğrudan veya dolaylı faydaya dönüştürüyorlar</p>
<p><strong>Bedava bilgi</strong>: Size öyle geliyor. Her ulaştığınız bilginin karşılığında izleniyor, gözleniyorsunuz</p>
<p><strong>Bedava ürün</strong>: En yaygın olanı bu… Unutmayın; ürün bedavaysa asıl ürün sizsiniz</p>
<p><strong>Bedava sosyal medya</strong>: Algoritrokrasi yönetimine girdiniz ve tercihleriniz yönlendiriyordur</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bedava-urun-yok-mahremiyetinle-odeme-var-81174</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/sosyal-medya.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bedava ürün yok, mahremiyetinle ödeme var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayi-uretiminde-hizli-bir-artis-var-ama-81173</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi üretiminde hızlı bir artış var; ama…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi üretiminde nisan ayında takvim etkisinden arındırılmış verilere göre geçen yıla kıyasla yüzde 6 gibi adeta göz kamaştıran bir artış yaşandı. Bu, son sekiz ayın en hızlı artışı. Yıllık bazda imalat sanayindeki artış da yüzde 6,8’i buldu.</p>
<p>Nisanda mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış hesaplamayla mart ayına göre artış ise yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Aynı arındırma işlemiyle hesaplanan imalat sanayi artışı da oldukça yüksek, yüzde 4,4.</p>
<p>Hem yıllık hem aylık artışlar gayet iyi; hele hele önceki aylardaki performans dikkate alınınca.</p>
<p>Ama önemli olan bu artışların genele yayılıp yayılmadığı…</p>
<p>Tüm sanayiyi kapsayan bir artıştan söz etmek zor. Oranları böylesine yukarı taşıyan sektörler sınırlı. Ve bu sektörlerde normal sayılabilecek artışlar yaşanmış olsaydı toplam artışı çok daha aşağılarda görecektik.</p>
<p>Dolayısıyla sanayideki ve imalat sanayindeki artış hızı elbette olumlu ancak bunun tüm sanayiye yayılmadığı gerçeğini de kabul etmek gerekiyor.</p>
<h2>Lokomotif sektörler</h2>
<p>İmalat sanayi sektörleri, üretim teknolojilerine göre<strong> “düşük, orta-düşük, orta-yüksek ve yüksek teknolojili”</strong> olarak dörde ayrılıyor. İşte imalat sanayi üretimini sürükleyen sektörler de orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörler.</p>
<p>Bu yıl nisan ayında geçen yıla göre bu sektörel ayrım bazında sağlanan üretim artışları ve bu artışların imalat sanayine katkısı şöyle (Parantez içindeki değerler katkıyı gösteriyor):</p>
<p><strong>“Düşük teknolojili ürünler yüzde 0,4 (0,2 puan), orta-düşük teknolojili ürünler yüzde 3,2 (0,9 puan), orta-yüksek teknolojili ürünler yüzde 15,6 (4,1 puan), yüksek teknolojili ürünler yüzde 36,8 (1,6 puan).”</strong></p>
<p>Orta-yüksek ve yüksek teknolojili sanayideki üretim artışı elbette önemli ama Türkiye için emek yoğun sektörler de ihmal edilebilir değil.</p>
<h2>Yüzde 100’e yakın artış</h2>
<p>Yüksek teknolojili ürünlerdeki üretimin çok hızlı artmasını sağlayan kalemlerde en çok dikkati çeken<strong> “Diğer ulaşım araçları imalatı”</strong> alt kalemi.</p>
<p>Bu grupta nisan ayındaki üretim, geçen yılın aynı ayındaki üretimin tam yüzde 92,2 üstünde gerçekleşti. Nisandaki üretim, mart ayına göre de mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış hesaplamayla yüzde 83,8 artış gösterdi. İnanılmaz bir üretim artışı söz konusu.</p>
<p>Diğer ulaşım araçları imalatı, yıllık bazdaki yüzde 92,2’lik üretim artışıyla yüzde 6,8 artan imalat sanayine tek başına 2,8 puanlık katkıda bulundu. Diğer ulaşım araçları imalatı ile motorlu kara taşıtı imalatı dışında kalan üretim kastediliyor. Yani bu kapsama ağırlıklı olarak İHA, SİHA gibi araçlar giriyor.</p>
<p>İmalat sanayindeki yüzde 6,8’lik büyümeye katkı yönünden ikinci sırada geçen yıla göre yüzde 12,5 üretim artışı kaydedilen fabrikasyon metal ürünleri sektörü geliyor. Bu sektördeki yüzde 12,5’lik üretim artışından imalat sanayindeki yüzde 6,8 düzeyindeki artışa gelen katkı 0,9 puan düzeyinde.</p>
<h2>Dört aylık ve yıllık durum</h2>
<p>Sanayi üretiminde bir ayda kaydedilen üretim artışı girişte de belirttiğim gibi adeta göz kamaştırıcı. Her ne kadar bu artış ağırlıkla bir sektörden kaynaklanıyor olsa da…</p>
<p>Ancak yalnızca bir aydaki değişime bakmak büyük fotoğrafı görmek için yeterli değil. O yüzden ilk dört ay ve son bir yıl toplamındaki değişimlere de bakmakta yarar var.</p>
<p>Toplam sanayi üretimi takvim etkisinden arındırılmış hesaplamaya göre ilk dört ayda geçen yılın aynı dönemine göre yalnızca yüzde 1,3 arttı.</p>
<p>Nisan itibarıyla son bir yıldaki üretim ise önceki bir yıla göre yüzde 2,8 artış gösterdi.</p>
<h2>Ya üretim düzeyi?</h2>
<p>Üretimin ne kadar arttığı kadar hangi düzeyde bulunduğu da önemli.</p>
<p>TÜİK sanayi üretim endeksini 2021 yılını baz alarak, yani 2021 ortalamasını 100 kabul ederek oluşturuyor. Bu yılın ortalamasına ilişkin bir değer tabii ki yok. Dolayısıyla beş yıllık dönemdeki üretim artışına bakmak için bu nisandaki endeksi 2021’in nisan endeksiyle karşılaştırmak gerek.</p>
<p>Buna göre son beş yıldaki üretim yüzde 16,6 artış gösterdi. Bu da yıllık ortalama artışın yüzde 3,1 olduğunu ortaya koyuyor. Yani Türkiye beş yıl önce nisanda 100 birim üretim yaparken şimdi ancak 116,6 birimlik üretim düzeyine erişmiş durumda.</p>
<p>Kaldı ki biraz önce de değindiğim gibi sanayi üretimindeki artışta çok büyük etken yüksek teknolojili ürünler ve bu kapsamda ağırlıkla İHA, SİHA gibi araçların üretimi. Diğer ulaşım araçları üretiminde beş yılda kaydedilen artış yüzde 319 düzeyinde. Yani yıllık ortalama üretim artışı yüzde 33.</p>
<p>Dolayısıyla bu kalem dışında kalan üretimdeki artış haliyle yıllık ortalama bazda yüzde 3,1’in çok altında.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayi-uretiminde-hizli-bir-artis-var-ama-81173</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/9/1280x720/sanayi-1776403586.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi üretiminde hızlı bir artış var; ama… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81171</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalardaki anlaşma coşkusu kalıcı olabilecek mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalardaki Anlaşma Coşkusu Kalıcı Olabilecek Mi? |Ekonomi Masası | 16 HAZİRAN" src="https://www.youtube.com/embed/_Vnqlnl1guw" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81171</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-ilk-8li-capraz-karaciger-nakliyle-ayni-anda-8-hayat-kurtardilar-81172</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünyada ilk 8’li çapraz karaciğer nakliyle aynı anda 8 hayat kurtardılar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CUMARTESİ </strong>günü öğlenden sonra sosyal medyayı tararken İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdür Yardımcısı Prof. <strong>Volkan İnce</strong>’nin paylaşımını gördüm:</p>
<ul>
<li><strong>8’li çapraz karaciğer nakli operasyonları sonrası Prof. Sezai Yılmaz hocamızın mesajı…</strong></li>
</ul>
<p>Malatya İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. <strong>Sezai Yılmaz, </strong>yardımcısı Prof. <strong>İnce</strong>’nin sosyal medya hesabından yayınladığı videoda söze şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>Çoklu çapraz nakillerin insanların bir organa ulaşması için ne kadar önemli buluş olduğu biliniyordu. Dünyada ikili, üçlü çapraz nakiller yapılıyordu. 4’lü, 5’li, 6’lı ve 7’li çapraz nakilleri ilk kez biz Malatya’da yaptık. 8’li çapraz nakil de dünyada ilk oldu.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Sezai Yılmaz, </strong>şu noktanın altını özellikle çizdi:</p>
<p>-          <strong>Amacımız çoklu çapraz operasyon yapmak değil. Asıl amaç çapraz karaciğer nakli havuzunda çok bekleyen veya durumu acilleşen hastalara umut ve organ sunabilmek.</strong></p>
<p>Aynı noktayı bir kez daha irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Tek amacımız </strong>“7’li çapraz karaciğer naklini dünyada ilk kez biz yaptık, 8’lisini de biz yapalım” <strong>değildi. Hastalarımızdan ikisi uzun süredir bekliyordu. Üstelik </strong>“dekompanse” (organ işlevini yitirmiş) <strong>olmuşlardı.</strong></p>
<p><strong>“Dekompanse” </strong>olan iki hastaya naklin 8’li çaprazla mümkün olabildiğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Dolayısıyla 8’li çapraz karaciğer naklini dünyada ilk kez gerçekleştirmiş olduk. Bütün arkadaşlarla birlikte iyi bir gece yaşadık.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Sezai Yılmaz</strong>’a mesaj yazıp sordum:</p>
<p>-          <strong>8’li çapraz karaciğer nakli kararı neden ve nasıl verildi? Operasyon nasıl gerçekleşti?</strong></p>
<p>Prof. <strong>Yılmaz </strong>yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>8’li çapraz karaciğer nakli operasyonunu 12 Haziran 2026 Cuma günü yaptık. Operasyon sabah 08.00’de başladı, 24.00 gibi sonlandı. Ancak, iki hastada oluşan vasküler problemlerden dolayı-ki o 2 hastayı tekrar operasyona aldık-saat 06.00 gibi bitti.</strong></p>
<p>Operasyonun toplam 22 saatlik bir sürede sonlandığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Cumartesi akşamı da diğer bir hastada revizyon gerekti. Şu an itibariyle tüm donör ve alıcılar iyi durumdalar.</strong></p>
<p>Şu noktaya işaret etti:</p>
<p>-          “Çapraz havuz” <strong>son zamanlarda eşleştirmeye uygun olmayacak şekilde 24 hasta ve 29 uyumsuz donör ile fazla sayılara ulaşmıştı.</strong></p>
<p><strong>“Çapraz karaciğer nakli” </strong>formülünü Boston (ABD) Üniversitesi ekonomi bölümü öğretim üyeleri Prof. <strong>Tayfun Sönmez </strong>ve Prof. <strong>Utku Ünver</strong>’in geliştirdiğini anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Boston ekibi son bir hafta içinde 5’li, 6’lı ve 7’li çapraz nakilleri eşleştirme ile bize sunuyordu. Ancak, son bir haftada </strong>“çapraz havuzu”<strong>nda iki hasta kaybedildi. 3 hasta ise genel durumu kötüleşerek yoğun bakım tedavisine ihtiyaç duydu.</strong></p>
<p>Söz konusu hastaların mevcut durumlarının karaciğer nakline uygun olmadığına vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>8’li çapraz nakil operasyonuna başlarken iki hastamızın durumu son derece ağırdı. Karınlarında ileri derecede sıvı birikmiş ve yüksek sarılık değerlerine sahipti. Böbrek fonksiyonları bozulmaya yüz tutmuştu.</strong></p>
<p>Bu 3 hastanın ancak 8’li çapraz nakil ile sağlıklı karaciğere ulaşabildikleri bir durum oluştuğunu aktardı:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle 8’li çapraz nakli yapmaya karar verdik.</strong></p>
<p>16 ameliyatın aynı anda gerçekleştiğine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Karaciğer Nakil Enstitümüzün 12 ameliyathanesi var. Turgut Özal Tıp Merkezi’nden de 4 ameliyathaneyi 8’li çapraz nakil için kullandık. Yani, aynı anda 16 ameliyat gerçekleştirmiş olduk.</strong></p>
<p>Operasyonları kaç kişi ile gerçekleştirdiklerini merak ettim, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Hemşire arkadaşlarımız dahil 140 kişilik bir kadro ile operasyonları gerçekleştirdik.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Tayfun Sönmez </strong>ve Prof. <strong>Utku Ünver</strong>’le ilgili şu bilgiyi de verdi:</p>
<p>-          <strong>Tayfun ve Utku hocalarımız sürekli bizimle irtibat halindeler. Geliştirdikleri formülle çapraz nakil havuzunun oluşmasında, en uygun verici ve alıcıların buluşabilmesinde büyük katkıları var. 8’li çapraz nakil işlemimiz sırasında tatile gittikleri Uzak Doğu’dan katkılarını verdiler.</strong></p>
<p>Hastaların durumu zorladı, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. <strong>Sezai Yılmaz </strong>ve ekibi, ilk kez 8’li karaciğer nakliyle dünyaya bir kez daha damgasını vurdu, tarihe geçti…</p>
<p><strong>Sezai </strong>Hocamız ve ekibinin aklına, yüreğine sağlık…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">8’li karaciğer naklini gerçekleştiren ekibin başında kimler vardı?</span></h2>
<p><strong>İNÖNÜ </strong>Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. <strong>Sezai Yılmaz</strong>’a 8’li çapraz operasyonda görev alan doktorların isimlerini sordum, ekipleri yöneten kadroyu paylaştı:</p>
<ul>
<li>Prof.<strong>Sezai Yılmaz</strong></li>
<li>Prof.<strong>Tevfik Tolga Şahin </strong>(Organizasyon Masası)</li>
</ul>
<p>Donör (verici) operasyonu                                         Hasta (alıcı) operasyonu</p>
<p>ekibini yönetenler                                                        ekibini yönetenler</p>
<p><strong>1-</strong><strong>      </strong>Prof. <strong>Adil Başkıran                                       1- </strong>Prof.<strong> Cengiz Ara</strong></p>
<p>2-      Prof. <strong>Fatih Özdemir                                      2- </strong>Prof. <strong>Volkan İnce</strong></p>
<p>3-      Prof. <strong>Fatih Gönültaş                                     3- </strong>Prof. <strong>Bora Barut</strong></p>
<p>4-      Doç. <strong>Muhammed Canazrah                         4- </strong>Doç. <strong>Cemalettin Koç</strong></p>
<p>5-      Doç. <strong>Barış Sarıcı                                          5- </strong>Doç. <strong>Koray Kutlutürk</strong></p>
<p>6-      Dr. <strong>Ertuğrul Karabulut </strong>(öğretim üyesi)        6- Doç. <strong>Sertaç Usta</strong></p>
<p>7-      Dr. <strong>Hüseyin Koçaaslan </strong>(öğretim üyesi)       7- Doç. <strong>Serdar Karakaş</strong></p>
<p>8-      Dr. <strong>Mehmet Güzel </strong>(öğretim üyesi)                8- Doç. <strong>Neslihan Çelik</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">25 yılda 4 bin 400 karaciğer nakli yapıldı</span></h2>
<p><strong>DÜNYADA </strong>ilk kez 8’li çapraz nakil başarısından bir hafta önce İnönü Üniversitesi’nde <strong>“karaciğer naklinde 25 yıl” </strong>töreni düzenlendi.</p>
<p>İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. <strong>Sezai Yılmaz, </strong>törende 25 yılda 4 bin 400 karaciğer nakli yaptıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Dünyanın en yüksek hacimli karaciğer nakil merkezlerinden biri olduk. Binlerce erişkin ve çocuk hastanın hayat bulmasına aracılık ettik.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Yılmaz, </strong>25 yılda yüzlerce akademik çalışma ürettiklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Dünyanın her yerinden gelen akademisyenlere karaciğer nakli eğitimi verdik. Bizler 25 yıl boyunca yalnızca nakil yapmadık. Bilim ürettik, yeni teknikler geliştirdik, çapraz karaciğer nakli gibi yenilikçi uygulamalarla dünyaya yön verdik.</strong></p>
<p>Çapraz nakillerde Boston College’da görev yapan Prof. <strong>Tayfun Sönmez </strong>ve Prof. <strong>Utku Ünver</strong>’in vericileri eşleştiren uygulamasını kullandıklarının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>2023’ten itibaren, 2024 ve 2025’te neredeyse çapraz karaciğer nakli sayesinde yüzde 50 daha fazla hastaya sağlık, gelecek sunduk. Hastaların birçoğunun karaciğer nakline ulaşma şansı bile yoktu.</strong></p>
<p>Çoklu çaprazlar sayesinde Kırım’dan, Bulgaristan’dan, Suudi Arabistan’dan, Ürdün’den, Kuzey Afrika’dan Malatya’ya hasta trafiği oluştuğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Neden? Donörleri vardı ama uyumsuzdu. Hastalar çapraz nakil sayesinde sağlıklarına kavuşabildiler. Çapraz nakil sayesinde çok uygun, çok ideal, aynı kan grubundan, aynı karaciğer volümü, donörün sağlığını tehlikeye atmadan nakiller gerçekleştirilebiliyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Organ Takas Merkezi yılda 5 bin hayat kurtaracak’ manşeti atmıştık</span></h2>
<p><strong>2024 YILI </strong>Temmuz ayı sonunda Prof. <strong>Sezai Yılmaz</strong>’ın davetiyle İnönü Üniversitesi’nde düzenlenen <strong>“Organ Nakli Kongresi”</strong>ne katılmak üzere Malatya’ya gitmiştim. Kongre sırasında <strong>“çapraz nakil” </strong>formülünü geliştiren Boston College (ABD) öğretim üyeleri Prof. <strong>Tayfun Sönmez </strong>ile Prof. <strong>Utku Ünver</strong>’e fahri doktora takdim edilmişti. Prof. <strong>Tayfun Sönmez, </strong>fahri doktora cübbesini giydikten sonra ilk aşamada şu veriyi ortaya koymuştu:</p>
<p>-          <strong>Bizim formül devreye girene kadar yılda 10 çapraz nakil ancak yapılabiliyordu. Bizim formülle İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakil Enstitüsü bir yılda 100 nakli aştı. Yani, 10 yıllık nakli bir yılda gerçekleştirdi.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Sönmez, </strong>konuşması sırasında 27 Mayıs 2018’de Hürriyet’e manşet olan yazımı ekrana yansıtmıştı:</p>
<ul>
<li><strong>Organ Takas Merkezi yılda 5 bin hayat kurtaracak…</strong></li>
</ul>
<p>Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>’ın İngiltere gezisini izlerken Londra’da SoftBank’ın patronu <strong>Masayoshi Son</strong>’ın önderliğinde 100 milyar dolarlık <strong>“Vision Found”</strong>u kurup yöneten, <strong>“Centricus”</strong>un sahibi <strong>Dalınç Arıburnu </strong>ile buluşmuştum.</p>
<p><strong>Arıburnu, </strong>çocukluk arkadaşı Prof. <strong>Tayfun Sönmez </strong>ve Prof. <strong>Utku Ünver</strong>’le Türkiye’de <strong>“Organ Takas Merkezi” </strong>kurulması için çalışmalara başladıklarını anlatmıştı:</p>
<p>-          <strong>Prof. Sönmez ve Prof. Ünver’in geliştirdiği modelle ABD’de </strong>“Ulusal Böbrek Takas Merkezi” <strong>oluştu. Modeli Sağlık Bakanlığı’na anlattık, epey de yol aldık. Merkez kurulursa yılda 5 bin hastanın hayatı kurtulur.</strong></p>
<p>Yazımın yayınlandığı gün Sağlık Bakanlığı, belki de <strong>“organ ticareti algısı yaratacağı endişesiyle” </strong>konuya sıcak bakmadığını duyurdu. Bir yıl sonra, Prof. <strong>Sezai Yılmaz </strong>ve ekibinin 5’li karaciğer nakli operasyonuna <strong>Mesude Erşan</strong>’ın imzasıyla Hürriyet’te manşet oldu.</p>
<p>Bu manşet, Prof. <strong>Sönmez </strong>ve Prof. <strong>Ünver</strong>’in Prof. <strong>Yılmaz</strong>’la irtibata geçmesini sağladı. İki ekonomi profesörü ile Prof. <strong>Yılmaz</strong>’ın frekanslarının tutması, İnönü Üniversitesi Karaciğer Nakli Enstitüsü’ne <strong>“8’li çapraz nakil” </strong>başarısına ulaşmanın yolunu açtı…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30d0f131341-1781584113.jpg" alt="" width="500" height="718" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kendi yakınına organı uymayan verici başka hastayla uyumlu olabiliyor</span></h2>
<p><strong>TÜRKİYE</strong>’de organ nakillerinin yüzde 80’i canlı vericiden gerçekleşiyor. Vericilerin ancak yüzde 30-40’ından kendi yakınına nakil yapılabiliyor. Yakınıyla uyumsuz çıkan verici, tanımadığı bir hastayla uyumlu olabiliyor.</p>
<p>Bu durumda tıbben uyumlu vericiler arasında organ takası yapılabiliyor. Bunun yapılabilmesi için geniş bir hasta ve verici havuzuna ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>Boston College ekonomi profesörleri <strong>Tayfun Sönmez </strong>ve <strong>Utku Ünver</strong>’in geliştirdikleri <strong>“Banu Bedetenci Sönmez Karaciğer Nakil Sistemi” </strong>söz konusu alıcı-verici havuzunun oluşmasını sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-ilk-8li-capraz-karaciger-nakliyle-ayni-anda-8-hayat-kurtardilar-81172</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/2/1280x720/54-1781584128.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyada ilk 8’li çapraz karaciğer nakliyle aynı anda 8 hayat kurtardılar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/baris-piyasalarin-risk-istahini-artirdi-81170</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Barış, piyasaların risk iştahını artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a30ce0ae2805-1781583370.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Şubat sonunda başlayan ve küresel enerji ticaretini derinden sarsan ABD-İran savaşında diplomatik çözüm kapısının aralanması, piyasalarda uzun süredir beklenen rahatlamayı beraberinde getirdi. Tarafların ateşkesin uzatılması ve Hürmüz Boğazı›nın yeniden açılması konusunda mutabakata varması, enerji arzına ilişkin kaygıları azaltırken hisse senetlerinden metallere kadar geniş bir yelpazede risk iştahını artırdı. Ancak piyasalardaki iyimser havaya rağmen yatırımcılar, anlaşmanın uygulanma sürecine ilişkin belirsizlikler nedeniyle temkinli duruşlarını koruyor. </p>
<h2>Hürmüz yeniden açılacak </h2>
<p>Anlaşmaya göre ABD ve İran arasında 60 günlük ateşkes uzatılacak, Hürmüz Boğazı kademeli olarak yeniden açılacak ve İran’ın nükleer programına ilişkin yeni müzakereler başlayacak. İran’ın ilk 30 gün içinde mayın temizleme çalışmalarını yürütmesi ve bu süreçte gemilerden geçiş ücreti almaması öngörülüyor. ABD’nin de İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırması bekleniyor.</p>
<h2>Petrol sert geriledi </h2>
<p>Piyasaların ilk tepkisi dolar ve enerji cephesinde görüldü. Risk algısı açılan yatırımcı ABD Doları’ndan uzaklaştı. ABD dolar endeksi yüzde 0,32 gerileyerek 99,483 seviyesine indikten sonra 99,531’den işlem gördü. Savaş boyunca arz endişeleri nedeniyle yükselen petrol fiyatları, anlaşma haberinin ardından sert şekilde geriledi. Brent petrol yüzde 7 düşüş göstererek 82 dolar bandına çekildi. Amerikan ham petrolü da 80 doların altına geri çekildi. Yatırımcılar, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte küresel enerji arzının normale dönebileceği beklentisini fiyatladı.</p>
<h2>Asya ve Avrupa borsaları yükseldi </h2>
<p>Enerji fiyatlarındaki gerileme küresel hisse senedi piyasalarını da destekledi. Avrupa’nın gösterge endeksi Stoxx Europe 600 rekor seviyelere yaklaşırken Japonya’da Nikkei 225 endeksi yüzde 5’in üzerinde yükseldi. Güney Kore Kospi endeksi de güçlü alımlarla dikkat çekti. ABD vadeli endeksleri ise Wall Street’te pozitif açılışa işaret etti.</p>
<h2>Temkinli iyimserlik hakim </h2>
<p>Bununla birlikte piyasalarda tam anlamıyla bir rahatlama havasından söz etmek için erken olduğu görüşü ağır basıyor. Anlaşmanın 19 Haziran’da resmi olarak imzalanması beklenirken, Hürmüz Boğazı’nda geçişlerin nasıl düzenleneceği, güvenlik mekanizmalarının nasıl işleyeceği ve İran’ın ne ölçüde kontrol sahibi olacağı gibi kritik sorular henüz yanıt bulmuş değil.</p>
<p>Denizcilik sektöründe de benzer bir yaklaşım görülüyor. Kpler verilerine göre halen yüzlerce gemi boğaz çevresinde beklerken, birçok armatör yeni sevkiyat kararları öncesinde ek güvenlik garantileri talep ediyor. Uzmanlar, ticaret akışlarının savaş öncesi seviyelere dönmesinin haftalar alabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Anlaşma Hürmüz Boğazı için ne anlama geliyor?</span></h2>
<p>ABD-İran anlaşmasının en kritik boyutu, küresel enerji ticaretinin kalbi olarak görülen Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılacak olması. Dünya petrol ve LNG ticaretinin yaklaşık beşte biri bu dar suyolundan geçiyor. Savaş öncesinde günde yaklaşık 135 geminin kullandığı boğazdaki trafik, çatışmalar sırasında günlük 10 geminin altına kadar gerilemişti. Anlaşma kapsamında İran mayın temizleme çalışmalarına başlayacak ve geçiş ücretlerini askıya alacak. Bu gelişme petrol, LNG, petrokimya ürünleri, gübre, alüminyum ve diğer emtia sevkiyatlarının yeniden hızlanmasının önünü açabilir. Ancak piyasa oyuncuları açısından önemli soru, boğazın teknik olarak açılmasından çok ticaretin ne kadar hızlı normale döneceği. Bölgede bekleyen yaklaşık 600 geminin oluşturduğu yığılma ve güvenlik endişeleri nedeniyle normalleşmenin kademeli gerçekleşmesi bekleniyor. Bu nedenle anlaşma enerji krizinin sonuna işaret eden güçlü bir adım olarak görülse de, Hürmüz’de tam normalleşmenin zaman alacağı değerlendiriliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Altın anlaşmadan nemalandı!</span></h2>
<p>Barış umudu sadece hisse senetlerini değil emtia piyasalarını da hareketlendirdi. Altın ons tarafında enflasyonist baskıların hafifleyeceği beklentisiyle yüzde 2,51 artışla 4.325,53 dolara yükseldi. Gümüş, ABD ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını öngören bir barış anlaşmasına varmasının ardından Pazartesi günü ons başına 71 dolara doğru sıçrayarak art arda üçüncü seansında yükseliş gösterdi.</p>
<p><strong>2026 için rekor beklentisi yeniden gündemde </strong></p>
<p>JP Morgan Global Research analistleri, altın fiyatlarının 2026 ve 2027 yılları için mevcut seviyelerin üzerinde seyredeceğini ve yıl sonuna kadar 6.000 dolar/ons, 2027 için ise 6.300 dolar/onsa ulaşabileceğini öngörüyor.</p>
<p>Ancak, gelecekteki talep ve fiyat istikrarı, devam eden jeopolitik çatışmaların çözülmesine ve Fed politikasına bağlı görünüyor; bunların hiçbiri şu anda kesin değil.</p>
<p><strong>Metallerde destek buldu </strong></p>
<p>Düşük petrol fiyatının ekonomiye destek vereceği beklentisi bakır vadeli işlemlerini ABD’de pound başına 6,5 doların üzerine çıkarak rekor seviyelere yaklaştırdı. Londra’da ton başına fiyat 13.800 dolara geldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/baris-piyasalarin-risk-istahini-artirdi-81170</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/0/1280x720/trump-piyasa-1781589925.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD-İran anlaşması enerji krizinin sona erebileceği beklentisini güçlendirdi; petrol sert düşerken borsalar yükseldi. Ancak yatırımcılar kalıcı istikrar konusunda temkinli davranmayı sürdürüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapalicarsida-baris-harekati-81169</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapalıçarşı&#039;da &#039;Barış&#039; harekatı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin düşebileceği ve taraflar arasında uzlaşma sağlanabileceğine yönelik haber akışı, petrol fiyatlarında gerilemeye neden olurken, dolar endeksi ve ABD tahvil getirilerindeki düşüş altını destekledi. Kapalıçarşı'da dün gün sonu itibari ile altının ons fiyatı yüzde 3,5 artışla 4 bin 359 dolara çıkarken, gram altın spot piyasada yine yüzde 3,59 yükselerek 6 bin 490 TL’ye, çeyrek altın yüzde 4,2 artışla 10 bin 822TL’ye ve Cumhuriyet altını da yüzde 4,37 yükselişle 43 bin 2 08TL’ye kadar çıktı. Sektör temsilcileri, gelişmelerin an be an izlendiğini, bir yandan da yatırımcıların gözünü bu hafta yapılacak ABD Merkez Bankası (FED) toplantısına çevirdiğini belirtiyor. İstanbul Mücevherciler Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, altın fiyatlarında yaşanan hareketliliğin doğrudan dış piyasalardaki gelişmelerden kaynaklandığını söyledi. Yıldırımtürk, son düşüş sırasında uluslararası fiyatlarla iç piyasa arasında yaklaşık 1.500 dolarlık fark oluştuğunu, bu farkın yeniden daralmaya başladığını belirterek, "Bugün bu farkın 1200 dolar seviyelerine kadar geriledi" dedi. Kapalıçarşı'da likidite sıkışıklığının devam ettiğini ifade eden Yıldırımtürk, özellikle Dubai piyasasında yaşanan aksaklıkların para trafiğini etkilediğini ve bunun çarşıya da yansıdığını kaydetti.</p>
<h2>Düşüş bekleyenler yeniden piyasaya dönebilir </h2>
<p>Altın fiyatlarındaki gerileme nedeniyle alım kararını erteleyen yatırımcıların yeniden piyasaya dönmeye başlayabileceğini belirten Yıldırımtürk, ev veya otomobil alımı planlayan bazı yatırımcıların fiyatların düşmesini beklediğini söyledi. Teknik analizle hareket eden yatırımcıların ise düşüşün taban seviyesini görmek için beklediğini ifade eden Yıldırımtürk, fiyatların yeniden yükseliş sinyali vermesi halinde talebin artabileceğini dile getirdi. Kapalıçarşı'da arz ve talebin genel olarak dengeli olduğunu ancak talep tarafının bir miktar daha güçlü seyrettiğini kaydeden Yıldırımtürk, işlemlerin ise yüksek hacimli olmadığını belirterek, “Şu anda çok heyecanlı bir piyasada değiliz. Daha mutedil bir piyasa görünümü var” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>FED toplantısı belirleyici olacak </h2>
<p>Piyasalarda bu hafta en önemli gündem maddesinin FED toplantısı olduğunu vurgulayan Yıldırımtürk, faiz oranlarında değişiklik beklenmediğini ancak FED Başkanı'nın açıklamalarının piyasaların yönü açısından kritik olacağını söyledi. Özellikle faiz indirimi takvimine ilişkin verilecek mesajların altın fiyatları üzerinde etkili olacağını belirten Yıldırımtürk, yılın ilk çeyreğinde görülen sert yükselişlerin tekrarlanmasını beklemediğini ifade etti. Altının yükseliş trendinin devam edeceğini savunan Yıldırımtürk, merkez bankalarının altın alımlarını sürdürmesinin fiyatları destekleyen temel unsur olmaya devam ettiğini belirtti. ABD tahvillerinden çıkışların ve tahvil faizlerindeki gerilemenin de altın lehine bir ortam oluşturduğunu kaydeden Yıldırımtürk, yükselişin bundan sonraki dönemde daha temkinli ve kademeli olacağını söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Gram altında yeni hedef 6 bin 800 TL</span></h2>
<p>Petrol fiyatlarındaki geri çekilmenin iç piyasada bir miktar rahatlama yarattığını ifade eden Yıldırımtürk, siyasi gelişmelerin ise yakından izlenmeye devam edildiğini belirtti. Geçen haftayı 24 ayar gram altında 6 bin 350-6 bin 370 TL seviyelerinde kapattıklarını hatırlatan Yıldırımtürk, hafta içinde fiyatın 6 bin 150 TL'ye kadar gerilediğini söyledi. Önümüzdeki dönemde gram altında yeniden yükseliş beklediğini ifade eden Yıldırımtürk, “6 bin 500 TL seviyesinin ardından 6 bin 700 ve 6 bin 800 TL seviyeleri görülebilir” dedi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın sıkı para politikası nedeniyle yüksek faiz ortamının sürdüğünü hatırlatan Yıldırımtürk, bu nedenle yatırımcıların bir bölümünün mevduatta kalmayı tercih ettiğini belirterek, altın piyasasında güçlü bir hareketliliğin ancak faiz indirimi beklentilerinin güçlenmesiyle ortaya çıkabileceğini sözlerine ekledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Anlaşma umudu TL varlıklara yaradı</span></h2>
<p>ABD ve İran arasında diplomatik anlaşma TL varlıkları güçlendirdi. Borsa İstanbul endeksleri yeni günü pozitif kapatırken son haftalarda dalgalı seyriyle dikkat çeken bankacılık endeksi en güçlü yükselişi yaşadı. BİST100 endeksi günü yüzde 3,64 yükselişle 14 bin 446 puandan kapatırken bankacılık endeksinde yükseliş yüzde 5,14’e dayandı. BİST100 endeksi yükselişine en büyük katkı Türk Hava Yolları, Akbank, BİM, Yapı Kredi, Astor, Sabancı Holding ve Aselsan hisselerinin performansından geldi. Türkiye'nin risk primi 5 yıllık CDS'i, barış haberleri sonrası 225 baz puana inerek son 15 haftanın en düşük seviyesine geriledi. Böylelikle CDS, İran Savaşı'nın başladığı 28 Şubat'tan bu yana dip seviyeye geriledi. Gösterge tahvil faizleri de düştü. 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 2,36 düşüşle yüzde 41,76'ya, 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 2,46 düşüşle yüzde 37,23'e, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 2,31 düşüşle yüzde 33,03'e indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapalicarsida-baris-harekati-81169</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/kapalicarsi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran ile ABD arasında barış sağlandığına ilişkin açıklamalar Kapalıçarşı&#039;da da etkisini gösterdi, altın piyasası yeniden canlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-sanayiyi-buyutecek-revizyona-ihtiyac-var-81168</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avdagiç: Sanayiyi büyütecek revizyona ihtiyaç var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, finansal politikalarda önemli başarılar elde edildiğini, özellikle rezervlerde toparlanma, CDS primindeki düşüş ve yabancı sermaye girişlerinin programın en önemli kazanımları arasında yer aldığını söyledi. Yanı sıra Avdagiç, verimlilik artışının da bir sınırının olduğunu, dolayısıyla enflasyonla kur arasında korelasyonun mutlaka muhafaza edilmesi gerektiğini de savundu.</p>
<p>27 Ekim’deki İTO seçimleri için başkan adaylığını resmen açıklamasının ardından ilk kez EKONOMİ’ye konuşan Avdagiç, ekonomi gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Avdagiç, 2026 ilk çeyreğinde büyümenin yüzde 2,5 seviyesinde gerçekleşmesini, her şeyden önce, küresel belirsizliğin devam ettiği bir süreçte Türk ekonomisinin dayanıklılığının ve potansiyelinin tescillenmesi olarak gördüklerini dile getirdi. Bununla beraber hane halkı yapısının ekonomiyi ayakta tuttuğuna işaret eden Avdagiç, “Genç ve dinamik hane halkı yapımız, ticari esnekliğimiz ve üretim motivasyonumuz dünyadaki karışık konjonktüre rağmen ekonomimizi dirayetli ve diri tutuyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>Ekonomide kontrollü yavaşlama</h2>
<p>Birinci çeyrek büyüme rakamlarının daha yakından okunması gerektiğine işaret eden Avdagiç, şunları kaydetti: “İlk çeyrekte yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme gerçekleşti. Bu tabi makul bir rakam gibi gözüküyor. Ama yine burada görüyoruz ki yıllık 2,5 büyümeye karşılık çeyreklik büyümemiz binde 1 mertebesinde. Dolayısıyla yine bundan sonraki dönemde her zaman olduğu gibi doğrudan yatırımları ülkemize çekmek, yeni ihraç pazarlarını oluşturmak, bunları desteklemek, mevcut olanları korumak ve ihracat kadar ithalatta da hedef odaklı yürümemiz gerekiyor. Biz bunu sık sık vurguluyoruz. Tüm sektörlerde bunu mutlaka göz önüne almamız gerekiyor. Türkiye sadece ihracatla ilgili rakamları ve hedefleri mal ihracatını açıklamakla kendini sınırlamamalı, mutlaka buna bağlı olarak oluşan ithalat rakamları ve bu ithalat rakamları içinde hedeflerin ne olduğunu da çok yakın takip etmeli, gerekirse bunun mecburi hedeflerini ortaya koymalı ve bu hedeflere uygun politikaları hayata geçirmeli. Birinci çeyrekteki sanayi üretiminin ve ihracatın negatif bölgede kalması önemli bir sinyal olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomide kontrollü bir yavaşlama söz konusu. Sanayideki daralmanın yanı sıra dış talebin büyümeyi ciddi oranda aşağı çekmesi buradaki yavaşlama eğilimini de belirginleştiriyor. İhracata dayalı ekonomi modelimizi sürekli ve etkili şekilde güçlendirmeye devam etmemiz temel önceliğimiz olmaya devam etmeli.”</p>
<h2>Türkiye tüketerek büyüyemez </h2>
<p>Sanayinin milli gelir içindeki payına ve net ihracata da dikkati çeken Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanayi sektörü son çeyrekte çeyrek bazlı binde 8 daraldı. Bu konuda daralan ana maliyet kolu oldu. Türkiye tüketimle büyüyen bir ülke olmamalı. Mutlaka üretimle büyüyen bir ülke olmak zorunda. Sanayinin milli gelir içindeki payı 2021 yılında yüzde 25,5’e kadar çıkmıştı. 2026’nın itibarıyla pay önce yüzde 17,7 seviyesine indi. Türkiye’nin mutlaka bu oranı önce yüzde 20’ye sonra yüzde 25’e çıkarma konusunda, daha evvel başardığımızı tekrar başarmak zorunda olduğumuzu ifade etmek istiyorum. Üretim yapımızı yukarı taşımadan ve bunu sürekli kılmadan ihracatta sıçrama yapmamızın mümkün olmadığını düşünüyorum. Mal ve hizmet ihracatımız ilk çeyrekte geriledi. Net ihracat büyümeye 5 çeyrektir üst üste negatif katkı yapıyor. Bu çok dikkat edilmesi gereken bir konu. Bir çeyreklik değil, arızi bir durum değil. 5 çeyrektir ihracatın büyümeye katkısı negatif. 2024 yılından bu yana yatırım malı ithalatı, tüketim malı ithalatının gerisinde kalıyor. Bu da çok önemli konu. Türkiye tüketerek büyüyemez. Ama bizim uzun vadede mutlaka yatırımla, sanayi ile ve ihracatla büyümeyi muhafaza ediyor olabilmemiz lazım.”</p>
<h2>Enflasyonla-kur korelasyonu korunmalı </h2>
<p>Döviz kurunun seviyesine de vurgu yapan Avdagiç, şu ifadeleri kullandı: “Dönem dönem konuşuyoruz; enflasyonla kur arasında bir korelasyonun mutlaka muhafaza edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Evet verimliliğimizi artırmamız, katma değerimizi artırmamız gerekiyor. Öte yandan şüphesiz verimlilik artışının da bir sınırı var. Dolayısıyla ekonomik karşılığı olmayan oranlarda burada artış beklemek de reel olmaz ve sanayimize güç kaybettirir. Sanayimizi yeniden büyütecek şekilde programı revize etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Mutlaka ve özellikle üretici ve ihracatçımızın finansmana erişimi daha makul rakamlarda gerçekleşmeli. Maliyet baskısına maruz kalan ihracatçımız desteklenmeli ve yaşanan problemler dikkatli bir şekilde kademe kademe çözülmeli diye düşünüyoruz. Bununla ilgili biraz kapsamlı ve yoğun bir şekilde duruyoruz.” Öte yandan finansal politikalarda önemli başarılar elde edildiğinin de altını çizen Avdagiç, “Son aylarda rezervlerde sağlanan toparlanma, CDS primindeki düşüş ve yabancı sermaye girişleri programın en önemli kazanımları arasında yer alıyor” dedi.</p>
<h2>Türkiye'nin coğrafi konumu fırsat sunuyor </h2>
<p>Türkiye’nin coğrafi konumunun sunduğu fırsatlara işaret eden Avdagiç, “Avrupa ile Asya arasında uzanan ticaret ağlarının merkezinde yer alması, Çin+1 stratejisi kapsamında alternatif üretim merkezlerinin aranması ve enerji güvenliğinin ön plana çıkması Türkiye’nin stratejik değerini daha da ileri seviyelere taşıyor” değerlendirmesinde bulundu. Avdagiç, “Yine Avrupa, Asya, Orta Doğu, Kafk asya ve Afrika arasında yer alan ve 4 saatlik uçuş mesafesinde 1,3 milyar nüfusa, 32 trilyon dolarlık milli gelire ve 10 trilyon dolarlık ithalat hacmine sahip pazarlara erişim imkanı sunan stratejik bir konuma sahibiz. Kara yoluyla da Avrupa’nın en büyük tüketim pazarlarına birkaç günlük mesafede bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin aynı zamanda Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz ve Orta Asya’nın kesişim noktasında yer aldığını belirten Avdagiç, “Enerji boru hatları, lojistik koridorları ve ticaret yollarının önemli bir kısmı Türkiye üzerinden geçiyor” dedi. Türk savunma sanayisinin ihracat kapasitesine de değinen Avdagiç, “Diğer yandan savunma harcamalarının yükseldiği ve Avrupa’nın yeni savunma mimarisi arayışlarının yakıcı hale geldiği bir dönemde, Türk savunma sanayiinin ihracat kapasitesi her geçen gün daha da genişliyor. Enerji geçiş projeleri ve yeni lojistik hatlar da Türkiye’nin bölgesel rolünü güçlendiriyor” diye konuştu. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çin’den ithalatta ‘Orta Koridor’ riski</span></h2>
<p>Öne çıkan ulaştırma projelerini değerlendiren Avdagiç, şöyle devam etti: “Son dönemde öne çıkan Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Körfez- Türkiye-Avrupa bağlantıları sadece ulaştırma projeleri olarak değil, aynı zamanda ekonomik güç projeleri olarak görülüyor. Tabi bu projeler ciddi riskler de barındırıyor. Siz eğer Çin’deki malı karayolu ile 18 günde Türkiye’ye, Türkiye’den Avrupa’ya gönderirseniz bu da şu anda 50 milyar dolar olan Çin’den yapılan ithalatı nerelere taşıyabileceğini siz düşünün. Dolayısıyla bunun da avantaj mı, dezavantaj mı, yerli sanayi üzerinde baskı oluşturup oluşturmayacağı da önemli bir konu ama bir realite olarak karşımızda duruyor.” Türkiye’nin ticaret yollarındaki tarihsel rolüne vurgu yapan Avdagiç, “Türkiye üzerinden gelen kara taşımacılığında, akaryakıt anlamında olsun doğalgaz anlamında olsun, bütün yaşanan uluslararası krizlere rağmen bu hatlarda hiçbir aksama yaşanmadı. Türkiye’nin ne kadar güvenilir bir ülke olduğunun ispat edildiğinin altını çizmek istiyorum” dedi. Avdagiç, “Türkler ticaret geçiş yollarına hakim olan büyük devletler kurarak, fırsatları değerlendirme geleneğine sahip olduklarını gösterdiler. Bu kez de öyle olacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Enerjide ikinci dalga riski ve belirsizlik</span></h2>
<p>İran dosyasının ve yapay zekanın enerji ihtiyacının önümüzdeki döneme damga vuracağını belirten Avdagiç, şunları söyledi: “İran dosyasının nasıl kapanacağı, bunun orta ve uzun vadede enerji fi yatlarını nasıl etkileyeceği önemli iki soru olarak önümüzde duruyor. Tabi orta vadede yapay zeka kaynaklı yatırım dalgasının enerji ve jeopolitik şokların oluşturduğu maliyet baskısını telafi edip etmeyeceği de tartışma konularının başında geliyor. Yapay zeka çok ciddi enerji ihtiyacı hissettiren bir yatırım süreci. Dolayısıyla yapay zeka ile ilgili gerekli enerji ihtiyacı da bugüne kadar olduğu gibi konvansiyonel anlamında değil, daha hızlı bir şekilde artıyor. Bunun da karşılanması yine başlı başına bir soru işareti olarak karşımızda duruyor.” Avdagiç, “Yılın ikinci yarısında ekonomik büyümenin hikayesini tüm bu şokların maliyet baskısını telafi edip etmeyeceğinin sonucuna bağlı ortaya çıkacağını öngörüyoruz” dedi. Avdagiç, son olarak şunları söyledi: “Bu fırsatı yatırıma, üretime, verimliliğe ve gelir artışına dönüştürecek gerekli güvenli kurumsal yapıları da inşa edeceğimize inanıyoruz. Yine inanıyoruz ki, Türkiye yeniden şekillenen dünyada paradigma değişiminin gerçek anlamda temel aktörlerinden biri olmayı başaracaktır.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İDTM’ye 12 bin kişilik kongre alanı yapılacak</span></h2>
<p>İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nde (İDTM) hayata geçirilen yeni hol binasına ilişkin bilgi veren Avdagiç, şunları söyledi: “İstanbul Dünya Ticaret Merkezi’nde yeni yaptığımız 40 bin metrelik yeni bir hol binamız var. Bu hol binasının üst katı 200 metreye 100 metre kesintisiz net bir alan. Dolayısıyla burada sadece bir holde 12 bin kişiyi ağırlayabilecek kongre yapılması mümkün olacak. İnşallah bu yapı iki sene içinde tamamlanınca kongre turizmi çalışmalarımıza yeni bir ivme kazandıracak.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-sanayiyi-buyutecek-revizyona-ihtiyac-var-81168</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/5/1280x720/avdagic-1757670650.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO Başkanı Şekib Avdagiç, sanayinin milli gelir içinde 2021&#039;de yüzde 25,5 olan payının 2026 itibarıyla yüzde 17,7 seviyesine indiğine işaret ederek &quot;Sanayimizi yeniden büyütecek şekilde ekonomi programını revize etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle üretici ve ihracatçımızın finansmana erişimi daha makul rakamlarda gerçekleşmeli&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelecegi-yoneten-yonetim-kurullari-81197</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geleceği yöneten yönetim kurulları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uzun yıllar boyunca yönetim kurullarının temel görevi gözetim ve denetim olarak görüldü. Finansal performansın izlenmesi, mevzuata uyumun sağlanması ve üst yönetimin faaliyetlerinin denetlenmesi yönetim kurullarının öncelikli sorumlulukları arasında yer aldı. Ancak iş dünyasının karşı karşıya olduğu risklerin ve fırsatların niteliği değiştikçe yönetim kurullarının rolü de yeniden şekillenmeye başladı. Bugün yönetim kurullarının gündemine sürdürülebilirlik, teknoloji, yapay zekâ ve risk gözetimi gibi konular hızla yerleşiyor. Bu gelişmeler yönetim kurullarını şirketlerin geleceğine yön veren stratejik karar mekanizmalarına dönüştürüyor.</p>
<p><strong>Değişen şirket, dönüşen yönetim kurulu </strong></p>
<p>Geçmişte başarı büyük ölçüde hissedar değeri üzerinden değerlendirilirken, günümüzde şirketlerin çalışanlarına, müşterilerine, yatırımcılarına, tedarikçilerine ve topluma karşı yarattıkları değer önem kazanıyor. Bu nedenle yönetim kurullarının sorumluluk alanı sadece finansal sonuçlarla sınırlı değil, sürdürülebilirlikten insan sermayesine, kurumsal itibardan toplumsal etkiye kadar uzanıyor. Bir anlamda yönetim kurullarının gündemi değil, yönetim kurullarının tüm dünyası değişiyor.</p>
<p><strong>Stratejik liderlik </strong></p>
<p>Bu dönüşümün en önemli sonuçlarından biri yönetim kurullarının stratejik rolünün güçlenmesi. Artık yönetim kurullarından yalnızca yönetimin hazırladığı planları onaylamaları beklenmiyor. Yönetim kurulları şirketlerin uzun vadeli yönünü belirleyen, kritik varsayımları, senaryoları sorgulayan ve stratejik alternatifleri değerlendiren aktif aktörler haline geliyor.</p>
<p>Jeopolitik belirsizlikler, tedarik zinciri kırılmaları, iklim riskleri ve hızlanan teknolojik dönüşüm, yönetim kurullarını geçmiş performansı değerlendiren yapılardan geleceği yönetmeye çalışan kurumlara dönüştürüyor. Bugünün yönetim kurulu masalarında sadece bilanço ve gelir tabloları değil, risk senaryoları, sürdürülebilirlik hedefleri, yetenek yönetimi ve teknoloji yatırımları da tartışılıyor.</p>
<p><strong>Yeni yetkinlikler dönemi</strong></p>
<p>Bu dönemin gelişmeleri yönetim kurullarında ihtiyaç duyulan yetkinlikler de değişiyor. Sektör deneyimi ve finansal uzmanlık hâlâ önemli olmakla birlikte artık tek başına yeterli değil. Siber güvenlik, veri yönetimi, sürdürülebilirlik, insan sermayesi, teknoloji ve yapay zekâ gibi alanlarda bilgi sahibi üyeler giderek daha fazla önem kazanıyor.</p>
<p>Ancak asıl soru, doğru insanların yönetim kurulunda bulunup bulunmadığından daha çok, bu bilgi ve deneyimin ne ölçüde değer yaratabildiği. Zira günümüzde yönetim kurullarının etkinliği yalnızca kimlerden oluştuğuyla değil, nasıl çalıştığıyla da değerlendiriliyor. Yönetim kurulu performans değerlendirmeleri, yetkinlik analizleri ve sürekli eğitim uygulamalarının yaygınlaşması da bunun bir sonucu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ yönetim masasında </strong></p>
<p>Yönetim kurullarının yeni gündeminde en dikkat çekici başlıklardan biri kuşkusuz yapay zekâ. Yakın zamana kadar teknoloji yatırımları çoğunlukla operasyonel verimlilik konusu olarak görülüyordu. Oysa bugün yapay zekâ büyüme, rekabet avantajı ve inovasyon fırsatları yaratırken aynı zamanda yeni risk alanları da oluşturuyor.</p>
<p>Siber güvenlik tehditleri, veri gizliliği, algoritmik önyargılar, etik kullanım ve itibar riskleri artık yönetim kurullarının doğrudan ilgilenmesi gereken konular arasında yer alıyor. Bu nedenle yapay zekâ artık yalnızca bir teknoloji meselesi değil, kurumsal risk yönetimi ve stratejik farklılaşmanın merkezinde yer alan bir yönetim kurulu konusu.</p>
<p><strong>Geleceğin yönetim kurullarında kimler oturacak?</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemin en ilginç tartışması sanırım bu soru olacaktır. Yönetim kurulları yakın gelecekte büyük veri analizleri yapan, risk senaryoları üreten ve stratejik seçenekleri değerlendiren yapay zekâ sistemlerinden çok daha yoğun biçimde yararlanacak. İş dünyasında giderek daha fazla konuşulan "metal yakalılar" “dijital yöneticiler” yönetim kurulu masalarında kendine yer bulacak. İnsan kararlarının yerine algoritmalar.</p>
<p>Elbette hiçbir algoritma insan muhakemesinin, deneyiminin ve etik değerlendirmenin yerini alamaz. Ancak insan zekâsı ile yapay zekânın birlikte çalıştığı yeni bir yönetişim anlayışının şekillenmekte olduğu da açıkça görülüyor.</p>
<p>Aslında gelecekte şirketlerin ajandasındaki temel sorun yapay zekânın ne kadar gelişeceğinden çok yönetim kurullarının bu teknolojiyi hangi değerler, hangi ilkeler ve hangi sorumluluk anlayışıyla yöneteceği olacak.</p>
<p><strong>Şirketlerin tek başına bir vicdanı yoktur </strong></p>
<p>Bu noktada Mervyn King’in yıllar önce yaptığı tespiti hatırlatmadan geçmemek gerekiyor; "Şirketlerin kendi başlarına bir vicdanı, zihni veya muhakeme yeteneği yoktur." Yönetim kurulu üyelerinin, şirketle ilgili tüm paydaş gruplarının kritik ihtiyaçlarını, çıkarlarını, beklentilerini öğrenmeleri ve anlamaları gerekir. En önemli sorumlulukları ise, tüm paydaşlar için şirketin uzun vadeli çıkarlarını en iyi şekilde gözeterek karar vermek.</p>
<p>Yönetim kurullarının temel önceliği belirsizliklerin arttığı dünyada “şirketlerin geleceğine güvenle yön verebilmek”.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelecegi-yoneten-yonetim-kurullari-81197</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geleceği yöneten yönetim kurulları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelecegi-buyutmek-icin-yan-yana-durmak-gerek-81196</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geleceği büyütmek için yan yana durmak gerek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bazen en büyük etkiyi, aynı hedef için bir araya gelen farklı kurumlar yaratır. Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye ortaklığında hayata geçirilen “Zamanında Yanında” projesi de, çocukların geleceğini güçlendirmek için iş birliğinin nasıl somut ve dönüştürücü bir etkiye dönüşebileceğini gösteren güçlü bir örnek. </strong></p>
<p>Bir çocuğun hayatını değiştirmek için bazen bir öğretmen yeterlidir. Bazen bir ebeveyn. Bazen de doğru zamanda uzanan bir el. Ama milyonlarca çocuğun daha güvenli, daha eşit ve daha umutlu bir geleceğe ulaşması söz konusu olduğunda, tek bir kurumun çabası yeterli olmaz.</p>
<p>Bugün dünyada sosyal sorunlar giderek daha karmaşık hale geliyor. Çocuk yoksulluğu, dijital riskler, akran zorbalığı, eğitim eşitsizlikleri ve afetlerin yarattığı kırılganlıklar artık tek bir kurumun çözebileceği meseleler değil.</p>
<p>İşte bu nedenle Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 17’nci maddesi, listenin sonunda yer alsa da aslında hepsinin başlangıç noktası.</p>
<p>“Amaçlar için Ortaklıklar” başlığını taşıyan SKA 17, yoksullukla mücadeleden eğitime, toplumsal cinsiyet eşitliğinden iklim krizine kadar tüm hedeflerin ancak iş birliğiyle başarılabileceğini söylüyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a30e250e8004-1781588560.png" alt="" width="880" height="442" />
<figcaption><strong>(Soldan sağa) Erken Çocukluk Gelişimi Platformu’ndan Dr. Demet Gülaldı, Maya Vakfı Genel Müdürü Emre Ünsal, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, Suna’nın Kızları Genel Koordinatörü Burcu Gündüz Maşalacı ve Ayse Belgin Açıkgöz</strong></figcaption>
</figure>
<p>Boyner Vakfı ile UNICEF Türkiye’nin hayata geçirdiği “Zamanında Yanında” projesi de bu anlayışın sahadaki karşılığı niteliğinde.</p>
<p>Çocukların güvenli, besleyici ve koruyucu ortamlarda büyümesini desteklemek amacıyla başlatılan proje; Adana, Ankara, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Mardin ve Şanlıurfa’da binlerce ebeveyne, bakım verene ve çocuğa ulaşmayı hedefliyor.</p>
<p>UNICEF tarafından desteklenen 18 merkez ve 16 mobil ekip, sahadaki sivil toplum kuruluşlarıyla eşgüdüm içinde çalışarak ailelere doğrudan destek verecek. Proje kapsamında ailelere ebeveynlik becerileri, çocuk gelişimi, akran zorbalığının önlenmesi, dijital güvenlik ve çocuk koruma konularında rehberlik ve danışmanlık desteği sunulacak. Aynı zamanda uzun vadeli bir Sosyal Etki Platformu oluşturularak farklı paydaşların ortak üretim yapabileceği bir yapı kurulması hedefleniyor. Projenin çıkış noktası ise aslında oldukça basit bir gerçeğe dayanıyor: Çocukları güçlendirmek istiyorsak önce aileleri güçlendirmemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>Daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için daha çok ortak akla ihtiyacımız var</strong></p>
<p>Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, projenin yalnızca bir sosyal sorumluluk çalışması değil, çocuklar için kurulan yeni bir dayanışma modeli olduğunu söylüyor. “Biz bugün buraya sadece bir projeyi duyurmaya değil, çocuklarımızın elini vaktinde tutacak bir güvenlik ağını, yani ‘Zamanında Yanında’ modelini kurmaya geldik” diyen Boyner, iş dünyasını ve sivil toplumu da bu ortak sorumluluğun parçası olmaya davet ediyor. Şöyle diyor Boyner: “İş dünyası ve STK’ları da bu masanın etrafında, daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için sorumluluk almaya, destek olmaya çağırıyoruz. Bu yüzden daha çok ortak akla ihtiyacımız var. Bu proje aynı zamanda ev içindeki cinsiyet eşitsizliğini kırmak iletişim ve destek mekanizmalarını güçlendirmek açısından da önem taşıyor. Ebeveynlik bir ekip işidir. Bu program ev içindeki sorumluluğu paylaşan, ortak ebeveynlik yapan babaları da o ekibe dahil etmek için tasarlandı. Çünkü biliyoruz ki, her iki ebeveyn sürece aynı güçle dahil olduğunda çocuklarımız hayata çok daha güçlü hazırlanıyor."</p>
<p><strong>Etki birlikte üretildiğinde büyüyor</strong></p>
<p>UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, çocukların sağlıklı gelişiminin temelinin ailede atıldığına dikkat çekerek ebeveynlerin ve bakım verenlerin desteklenmesinin çocukların potansiyellerini gerçekleştirmeleri açısından kritik önem taşıdığını söylüyor. Marchi’ye göre çocuklara yapılan en güçlü yatırım, onları büyüten yetişkinleri desteklemekten geçiyor.</p>
<p>UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki ise çocuklar için kalıcı değişimin ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkün olabileceğini vurguladı. Haseki’nin sözleri aslında projenin temel felsefesini de özetliyor: Etki, tek başına değil birlikte üretildiğinde büyüyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Sivil toplumdan destek ağı</strong></span></p>
<p>Çocukların güvenli ve destekleyici ortamlarda büyümesi için kurulan bu ağ, sahadaki sivil toplum kuruluşlarının bilgi, deneyim ve temas gücünü aynı hedef etrafında buluşturuyor.</p>
<p>Erken Çocukluk Gelişimi Platformu’ndan Dr. Demet Gülaldı, güçlü toplumların temelinin güçlü çocuklar ve güçlü ailelerden geçtiğini söylerken, Türkiye Kalkınma Vakfı’ndan Ayşe Belgin Açıkgöz çocukların potansiyellerine ulaşmasının yolunun onları yetiştiren yetişkinleri güçlendirmekten geçtiğini ifade ediyor. Suna’nın Kızları Genel Koordinatörü Burcu Gündüz Maşalacı ise farklı kurumların bir puzzle’ın parçaları gibi birbirini tamamlaması gerektiğini belirterek iş birliğinin önemine dikkat çekiyor. Maya Vakfı Genel Müdürü Emre Ünsal da ailelere yapılan her yatırımın aynı zamanda çocukların ruh sağlığına, güvenliğine ve geleceğine yapılan yatırım olduğunu söylüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelecegi-buyutmek-icin-yan-yana-durmak-gerek-81196</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geleceği büyütmek için yan yana durmak gerek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/anadolu-sigorta-medeniyetler-besigi-hatayda-11-bin-kitapla-10-okul-kutuphanesi-kurdu-81184</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anadolu Sigorta Medeniyetler Beşiği Hatay’da 11 bin kitapla 10 Okul Kütüphanesi kurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Antik dünyanın en önemli kentlerinden olan Antakya, Antioch, bir dönem Roma ve İskenderiye ile birlikte dünyanın en büyük üç-dört kentinden biriydi. Roma İmparatorluğu'nun doğudaki başkenti olacak kadar stratejik bir noktada bulunan Antioch, aynı zamanda İpek Yolu’nun Akdeniz’e açılan kapısıydı. Hristiyanlık tarihinde de özel bir yere sahip olan kent, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Memlük ve Osmanlı dönemlerinde, farklı din ve kültürlerin yüzyıllar boyunca bir arada bulunduğu önemli bir uygarlık merkezi oldu. </p>
<p>Antakya, 2.300 yıllık tarihinde Hititlerden Perslere, Romalılara, Bizanslılara, Emevilere, Abbasilere, Selçuklulara,  Osmanlılara kadar pek çok medeniyete ev sahipliği yaptı. Ticaret, kültür ve dinlerin buluşma noktası olarak, farklı inançların ve toplulukların yüzyıllar boyunca bir arada yaşadığı “Medeniyetler  Beşiği” haline geldi. </p>
<p>6 Şubat 2023 depreminde çok büyük bir hasar gören bu değerli coğrafyada, aradan geçen üç yılda yapılan çalışmalara rağmen yaralar tam olarak sarılmış, sorunlar tam olarak geride kalmış değil.  Bugüne kadar, Antakya, Defne, Kırıkhan, İskenderun, Samandağ ve diğer ilçelerde büyük ölçekli TOKİ afet konutları inşa edildi. Gülderen, Dikmece ve farklı rezerv alanlarda yeni mahalleler oluşturuldu. </p>
<p>Eğitim kurumlarına da önemli yatırımlar gerçekleştirildi. Ağır hasar gören okulların yerine yeni okullar inşa edildi. 2025 sonu rakamlarına göre 146 yeni okul açıldı<strong>.</strong> Yüzlerce okulda onarım ve güçlendirme çalışmaları yapıldı, fakat hala ihtiyaç çok büyük. Hatay, tüm kurumlardan destek bekliyor. </p>
<p><strong>Gülderen'deki Yavuz Sultan Selim Ortaokulu’ndaki Kütüphane açılışı </strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta,  Hatay’da Anadolu Sigorta’nın  Yavuz Sultan Selim Ortaokulu’nda yaptırdığı kütüphanenin açılış törenine katılmak için  açılışı için Hatay’daydık.  Yavuz Sultan Selim Ortaokulu,  Hatay’ın yeni yerleşim birimlerinden Gülderen Mahallesi, Güldağı Yayla Evleri bölgesinde yer alıyor.  Gülderen şehrin eski merkezine 10-12 kilometre uzakta, tepelerde yer alan TOKİ’nin birden fazla etap halinde yaptığı büyük bir “afet konutları yerleşimi.” Okul Müdürü Salih Er’in verdiği bilgiye göre, okulda halihazırda 500 öğrenci eğitim görüyor. Önümüzdeki dönem bu rakam yeni konutların teslim edilmesiyle birlikte 750’ye çıkacak.</p>
<p>Okul bahçesinde düzenlenen Kütüphane açılış törenine  Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan, Hatay İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Mustafa Öztürk, Okul Müdürü Salih Er, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Açılış konuşmaları sonrasında, öğrenciler çeşitli etkinliklerin parçası olarak çok renkli bir gün yaşadılar. Kütüphane’de konuştuğum gençler ise, kitapları çok sevdiklerini ve düzenli olarak kitap okuduklarını söylediler.</p>
<p>Geniş ve aydınlık sınıfları, spor etkinliklerinin yapılmasına uygun geniş bahçesi, öğrencilerini çok seven güler yüzlü eğitmenleri ve cıvıl cıvıl öğrencileriyle Yavuz Sultan Selim Ortaokulu’nda bulunmak,  gençlerin, acı dolu günleri geride bıraktıklarını ve geleceğe umutla baktıklarını görmek benim için büyük bir mutluluk kaynağı oldu.</p>
<p><strong>38 kütüphane 52 binden fazla kitap </strong></p>
<p>Gelelim ziyaret sebebimiz olan Anadolu Sigorta Kütüphaneleri projesine. Anadolu Sigorta afet yönetimi, toplumsal cinsiyet, kültürel mirasın korunması benzeri önemli konularda sosyal sorumluluk çalışmalarına sürekli ve düzenli biçimde kaynak ayıran bir kurum.  Geleneksel sanatları yaşatma amacı taşıyan Bir Usta Bin Usta çalışması bini aşkın usta adayının yetişmesine zemin sunmuştu. Türkiye’de orman yangınlarını erken tespit etmeye yönelik Ormanın Gözleri projesi de çok doğru ve stratejik bir çalışma olarak önemli bir işleve sahip. </p>
<p>Anadolu Sigorta Kütüphaneleri ise gerçek bir vatanseverlik hizmeti. Kuruluşun  Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları arasında yer alan “Nitelikli Eğitim” hedefi doğrultusunda 2023 yılında hayata geçirdiği bu proje kapsamında bugüne kadar  İstanbul, Mardin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Hatay’da toplam 38 okulda kütüphane kuruldu. 52 bin kitaplık bu dev kütüphane aracılığıyla 20 bine yakın öğrenciye ulaşıldı. Hatay’daki kütüphane sayısı  Gülderen Mahallesi’ndeki Yavuz Sultan Selim Ortaokulu’yla birlikte 10’a, kitap sayısı ise 11 bine çıktı.  </p>
<p><strong>"Kitapla kurulan bağ hayata bakışı da belirler"</strong></p>
<p>Hatay’daki kütüphane açılışında konuşan Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan Cumhuriyetin ilk ulusal sigorta şirketi olarak yalnızca bugünü güvence altına almayı değil, geleceğe de yatırım yapmayı önemsediklerini vurgulayarak, kütüphane projesinin gerisindeki vizyonu şu cümlelerle ifade etti:  “<em>Bir çocuğun kitapla kurduğu bağın yalnızca eğitim hayatını değil, hayata bakışını, hayallerini ve geleceğini şekillendirdiğine inanıyoruz. Anadolu Sigorta Kütüphaneleri projesini de bu anlayışla hayata geçirdik. Çocuklarımızın bilgiye erişimini artıracak, hayal güçlerini geliştirecek ve öğrenme yolculuklarına eşlik edecek alanlar oluşturmayı hedefliyoruz”</em></p>
<p>Kütüphanelerin yalnızca kitapların bulunduğu mekanlar olmadığını, aynı zamanda merakın büyüdüğü, hayal gücünün geliştiği ve çocukların kendilerini keşfettiği çok kıymetli bir yaşam alanı sunduğunu belirten Mehmet Tuğtan, Hatay’ın yaşadığı zorlu sürecin ardından çocukların eğitim hayatına, sosyal gelişimlerine ve umutlarına katkı sağlayabilmenin kendileri için için ayrıca büyük anlam taşıdığını söyledi. </p>
<p><strong>2027’de yeni kütüphanelerle proje devam edecek  </strong></p>
<p>Anadolu Sigorta çalışmalarını uzun soluklu bir yaklaşımla yürüten bir kuruluş. Hatay’da görüştüğüm Anadolu Sigorta Genel Müdürü Z. Mehmet Tuğtan çocukların bilgiye erişimini desteklemeye ve onların eğitim yolculuklarına katkı sunacak yeni kütüphaneler açmaya devam edeceklerini söyledi.  İstanbul, Mardin, Şanlıurfa, Eskişehir ve Hatay’dan sonra Anadolu Sigorta Kütüphaneleri projesine  dahil olacak şehir yakın bir zamanda belli olacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/anadolu-sigorta-medeniyetler-besigi-hatayda-11-bin-kitapla-10-okul-kutuphanesi-kurdu-81184</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu Sigorta Medeniyetler Beşiği Hatay’da 11 bin kitapla 10 Okul Kütüphanesi kurdu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subu-ve-iskur-arasinda-is-birligi-protokolu-imzalandi-81238</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 04:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SUBÜ ve İŞKUR arasında iş birliği protokolü imzalandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) ve Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) arasında ‘İŞKUR Kampüs Hizmetleri’ kapsamında iş birliği protokolü imzalandı.</p>
<p>İmzalanan ‘İŞKUR Kampüs Hizmetleri’ iş birliği protokolü kapsamında öğrencilerin kariyer gelişimlerinin desteklenmesi, iş gücü piyasasına hazırlanması ve aktif iş gücü hizmetlerinden daha etkin yararlanmasına yönelik çalışmalar yürütülecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3127aaa9182-1781606314.jpg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p><strong>İŞKUR Gençlik Programı</strong></p>
<p>Protokol, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ve İŞKUR İl Müdürü Tekin Kaya tarafından imza altına alındı. Protokol kapsamında, İŞKUR iş ve meslek danışmanları aracılığıyla öğrencilere iş gücü piyasası, çalışma hayatı, kurum faaliyetleri, iş arama becerileri, işverenle mülâkat ve görüşme teknikleri ile öz geçmiş hazırlama konularında danışmanlık hizmetleri sunulacak. Ayrıca öğrencilerin İŞKUR Gençlik Programı, Ulusal Staj Programı, İşbaşı Eğitim Programı ve diğer kurum hizmetleri hakkında bilgilendirilmesi, program ve hizmetlerden yararlanmak isteyen öğrencilerin uygun destek mekanizmalarına yönlendirilmesi hedefleniyor. Öğrencilere bireysel görüşmelerin yanı sıra grup danışmanlığı, seminer ve eğitimlerle kariyerlerini doğru şekilde yönlendirebilmeleri için destek sağlanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subu-ve-iskur-arasinda-is-birligi-protokolu-imzalandi-81238</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/8/1280x720/subu-ve-iskur-arasinda-is-birligi-protokolu-imzalandi-1781606337.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Protokol, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ve İŞKUR İl Müdürü Tekin Kaya tarafından imza altına alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyede-atik-yonetiminde-yeni-donem-1-temmuz-2026da-doa-sistemi-basliyor-81262</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’de atık yönetiminde yeni dönem 1 Temmuz 2026’da DOA sistemi başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Türkiye, atık yönetiminde yeni bir döneme hazırlanıyor. Yıllardır gündemde olan ve birçok kez ertelenen Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemi, 1 Temmuz 2026 itibarıyla ülke genelinde uygulanmaya başlanacak. İade edilen her ambalaj için 1 TL teşvik sağlanacak sistemle, plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının kaynağında ayrıştırılarak ekonomiye yeniden kazandırılması hedeflenirken, geri dönüşüm sektörünün ham madde ihtiyacının yerli kaynaklarla karşılanması ve milli ekonomiye yıllık en az 30 milyar TL katkı sağlanması bekleniyor.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Yeni uygulama hakkında değerlendirmede bulunan Ege Plastik Sanayicileri Derneği (EGEPLASDER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkan Yardımcısı Şener Gençer; Türk plastik sektörü olarak 2022 ve 2023 yıllarında iki kez ertelenen depozito uygulamasını desteklediklerini belirtti.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Zincir marketler ve AVM’lerde atık plastikleri toplayacak makinelerin kurulma sürecinin 1 Temmuz’a kadar tamamlanması gerektiğini söyleyen Gençer, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız ve Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA) tarafından yürütülecek uygulama sektörümüze ciddi bir katkısı olacak. Uzun yıllardır dile getirdiğimiz kaynağında ayrıştırma ve geri dönüşümde ülkemize sınıf atlatacak. Uygulama ile sadece çevresel riskler azaltılmayacak, ülkemizde çok güçlü olan geri dönüşüm sektörümüz, daha az atık plastik ithal edecek.” dedi. Sistemin “at-kurtul” alışkanlığının yerine, “edin-yararlan-dönüştür” anlayışı temelinde iade ve geri kazanımı odağına alan yeni bir tüketim davranışının yerleşmesini desteklediğini vurgulayan Gençer, 1 Temmuz 2026 itibarıyla Türkiye genelinde hayata geçecek uygulama öncesinde, ambalajlı içecek satan veya servis eden tüm işletmelerin dbys.gov.tr üzerinden Depozito Bilgi Yönetim Sistemi’ne kayıt olarak operatörlerini seçebilecekleri bilgisini verdi.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>“Milli ekonomiye yılda 30 milyar TL katkı”</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının depozito kapsamına alınarak kontrollü ve sürdürülebilir biçimde ekonomiye yeniden geri kazandırılması ile her milli ekonomiye en az 30 milyar TL’lik doğrudan katkı sağlanacağını sözlerine ekleyen Gençer, “85 milyonluk nüfusa sahip ülkemizde sadece içecek ambalajında her yıl 20 milyar adetin üzerinde atık plastik şişe üretiliyor. Her türlü ambalajın tüketiminde ciddi bir ivme gözlemliyoruz. Sadece içecek ambalajı sayısının 2030’da 30 milyar adede çıkmasını bekliyoruz. Plastik atıkların geri dönüşümünde yurt içi tedariğin yüzde 20’ye bile ulaşmadığı dikkate alındığında, bu proje karşısında heyecanlanmamak mümkün değil” dedi.</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyede-atik-yonetiminde-yeni-donem-1-temmuz-2026da-doa-sistemi-basliyor-81262</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/2/1280x720/turkiyede-atik-yonetiminde-yeni-donem-1-temmuz-2026da-doa-sistemi-basliyor-1781636100.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarını kapsayan Depozitosu Olan Ambalajlar sistemi 1 Temmuz 2026’da hayata geçiyor. İade edilen her ambalaj için 1 TL teşvik verilecek uygulama ile hem kaynağında ayrıştırma yaygınlaştırılacak hem de geri dönüşüm sektörüne yerli hammadde desteği sağlanarak milli ekonomiye yıllık 30 milyar TL katkı hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bae-ile-yatirim-koprusu-gucleniyor-81261</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BAE ile yatırım köprüsü güçleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ekonomik ilişkiler yeni bir ivme kazanıyor. İzmir Ticaret Odası ev sahipliğinde düzenlenen “Birleşik Arap Emirlikleri Yatırım Fırsatları Toplantısı”, iki ülke iş dünyasını aynı çatı altında buluştururken, toplantı kapsamında gerçekleştirilen 205 ikili iş görüşmesi yeni yatırım ve ticaret kapılarının aralanmasına zemin hazırladı. Yenilenebilir enerji, lojistik, sağlık teknolojileri, gıda, yazılım ve turizm başta olmak üzere stratejik sektörlerde iş birliği fırsatlarının değerlendirildiği organizasyonda, İzmir’in Körfez bölgesine açılan önemli bir üretim ve yatırım üssü olma potansiyeli öne çıktı.</p>
<p><strong>Al Dhaheri: Türk üretim sisteminin yüksek rekabet gücüne inancımız tam</strong></p>
<p>2026 Birleşik Arap Emirlikleri–Türkiye Sanayi Turu kapsamında Ege’nin incisi İzmir’de bulunmaktan duydukları memnuniyeti belirterek sözlerine başlayan Birleşik Arap Emirlikleri Ankara Büyükelçisi Saeed Thani Hareb Al Dhaheri, İzmir dahil olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerindeki Türk üreticileri, Birleşik Arap Emirlikleri’nin önde gelen yatırım ve sanayi grupları ile buluşturmak istediklerini söyledi. Türkiye’nin Birleşik Arap Emirlikleri’nin en hızlı büyüyen dördüncü ticaret ortağı olduğunu belirten Al Dhaheri, Türk üretim sisteminin yüksek rekabet gücüne olan inançlarının tam olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>Özgener: Stratejik sektörlerde iş birliği önem taşıyor</strong></p>
<p>İki ülke arasındaki ilişkilerin, 2023 yılında yürürlüğe giren Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması (CEPA) ile önemli gelişmeler kaydettiğinin altını çizen İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Ülkelerimiz arasındaki gümrük vergilerinin kaldırılması, ticaretimizin gelişmesine katkı sağlarken, hizmet ticareti, kamu alımları ve KOBİ’lere yönelik kolaylaştırıcı düzenlemeler de yeni iş birliği alanları yaratıyor. Tüm dünyayı ve özelikle de körfez bölgesini olumsuz etkileyen savaşın sona ermesiyle birlikte bölgenin ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin ticaret ve yatırımlar açısından daha da güçleneceğini düşünüyoruz” dedi.</p>
<p>İzmir’in, Birleşik Arap Emirlikleri ile geliştirilebileceği ticari ve ekonomik iş birliklerine ilişkin değerlendirmeler yapan Özgener, “Yenilenebilir enerji, lojistik, otomotiv, yazılım, kimya, tarım, gıda ve sağlık teknolojileri gibi stratejik sektörlere odaklanan buluşmaların karşılıklı fırsatların daha yakından değerlendirilmesine imkân sağlayacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bae-ile-yatirim-koprusu-gucleniyor-81261</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/1/1280x720/bae-ile-yatirim-koprusu-gucleniyor-1781635774.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen Birleşik Arap Emirlikleri Yatırım Fırsatları Toplantısı kapsamında BAE firmaları ile İzmirli şirketler arasında 205 ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi. Taraflar, yenilenebilir enerji, lojistik, sağlık teknolojileri ve gıda başta olmak üzere stratejik sektörlerde yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izfas-turk-lojistik-sektorunu-ingiltereye-tasiyor-81260</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İZFAŞ, Türk lojistik sektörünü İngiltere’ye taşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlediği Logistech - Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı ile lojistik sektöründe önemli bir buluşma noktası oluşturan İZFAŞ, yurt dışındaki organizasyonlarına bir yenisini daha ekliyor.</p>
<p>Çin’deki dünyanın en önemli lojistik fuarlarından WIFFA Expo’da iki yıl üst üste Türkiye milli katılım organizasyonunu gerçekleştiren İZFAŞ, şimdi de 30 Haziran - 2 Temmuz tarihleri arasında İngiltere’nin Birmingham kentinde düzenlenecek Multimodal Fuarı’nın Türkiye milli katılım organizasyonunu üstleniyor. Multimodal Fuarı; lojistik hizmet sağlayıcılarını, freight forwarderları, liman işletmelerini ve sektör profesyonellerini bir araya getiriyor. Fuar, lojistik sektörünün uluslararası ölçekteki önemli ticaret platformları arasında gösteriliyor.</p>
<h2>Türk lojistik firmalarına küresel pazarlarda yeni fırsatlar</h2>
<p>İZFAŞ organizasyonuyla oluşturulacak milli katılım organizasyonu ile Türk lojistik firmalarının uluslararası pazarlarda yeni iş birlikleri geliştirmesi, ihracat potansiyellerini artırması ve marka bilinirliklerini güçlendirmesi hedefleniyor. Organizasyon çerçevesinde katılımcı firmalara stant alanı, stant kurulumu ve giydirme hizmetleri ile fuara özel B2B eşleştirme programı ve operasyonel destek sağlanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izfas-turk-lojistik-sektorunu-ingiltereye-tasiyor-81260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/0/1280x720/izfas-turk-lojistik-sektorunu-ingiltereye-tasiyor-1781635522.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İZFAŞ, ihracatçıların ve lojistik sektörünün uluslararası pazarlarda etkinliğini artırmak amacıyla İngiltere’nin ve Avrupa’nın önde gelen ulaştırma, lojistik, tedarik zinciri fuarları arasında yer alan Multimodal 2026’ya milli katılım organizasyonu gerçekleştiriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-enerji-grubuna-uluslararasi-finansman-odulu-81247</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uludağ Enerji Grubu’na uluslararası finansman ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Enerji Grubu, gerçekleştirdiği 17,2 milyar TL tutarındaki finansman işlemiyle, 4 Haziran 2026 tarihinde Londra’da düzenlenen EMEA Finance Achievement Awards kapsamında “Best Local Currency Loan in CEE” (Orta ve Doğu Avrupa’da En İyi Yerel Para Birimi Kredisi) ödülüne layık görüldü.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, uluslararası finans dünyasının saygın ödül programları arasında yer alan EMEA Finance Achievement Awards tarafından verilen ödül, Uludağ Enerji Grubu’nun uzun vadeli finansman stratejisi ve kurumsal yapısının uluslararası düzeyde takdir gördüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Toplam 17,2 milyar TL büyüklüğündeki işlem; şirketin yatırım planlarını destekleyen yeni kredi kaynaklarının yanı sıra mevcut finansman yapısının yeniden düzenlenmesini kapsıyor. Ölçeği ve yapısı itibarıyla bölgenin öne çıkan yerel para birimi kredi işlemleri arasında gösterilen finansman paketi, Orta ve Doğu Avrupa’nın en başarılı işlemleri arasında değerlendirildi.</p>
<h2>“Bugünün değil, geleceğin enerji altyapısını oluşturuyoruz”</h2>
<p>Uludağ Enerji Grubu CEO’su Sinan Öktem, ödüle ilişkin değerlendirmesinde, “Uludağ Enerji Grubu olarak yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin enerji altyapısına da yatırım yapıyoruz. Bu ödül, şirketimizin uzun vadeli vizyonunun ve güçlü kurumsal yapısının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu başarıda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<h2>“Finansal disiplinimiz küresel ölçekte takdir edildi”</h2>
<p>Uludağ Enerji Grubu CFO’su Duygu Tokgöz ise, “17,2 Milyar TL tutarındaki finansman paketimizin uluslararası bir ödülle taçlandırılması, finansman stratejimizin ve finansal disiplinimizin küresel ölçekte takdir edildiğinin önemli bir göstergesidir. Bu başarı, uluslararası finans kuruluşlarıyla kurduğumuz güçlü ve güvene dayalı ilişkilerin de somut bir sonucudur” ifadelerini kullandı. Londra’da düzenlenen törende takdim edilen ödül, Uludağ Enerji Grubu’nun finansmana erişim kabiliyetini, kurumsal gücünü ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımını uluslararası platformda bir kez daha ortaya koydu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-enerji-grubuna-uluslararasi-finansman-odulu-81247</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/7/1280x720/uludag-enerji-grubuna-uluslararasi-finansman-odulu-1781613746.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Enerji Grubu, EMEA Finance Achievement Awards kapsamında “Best Local Currency Loan in CEE” ödülüne layık görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subude-yuksekte-calisma-egitimi-duzenlendi-81235</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SUBÜ’de yüksekte çalışma eğitimi düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA </strong></p>
<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü tarafından, ‘Yüksekte Çalışma Eğitimi’ düzenlendi.</p>
<p>1 gün süren eğitim personelin iş sağlığı ve güvenliği kültürünü güçlendirmek ve sahada oluşabilecek riskleri azaltmak amacıyla teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi.</p>
<p>Eğitim programının yürütücülüğünü Yüksekte Çalışma Eğitmeni (IRATA Level 1) Dr. Öğretim Üyesi Murat Şen ile İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörü Serap Karakoç üstlendi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a311e6833bbc-1781603944.jpeg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p>Eğitimin teorik oturumunda katılımcılara yasal mevzuat ve sorumluluklar, tehlike analizi, risk değerlendirmesi, acil durum planlaması ve sahada uygulanabilecek acil durum müdahale senaryoları hakkında bilgi verildi.</p>
<p>Ayrıca kişisel koruyucu donanımların doğru kullanımı, yaşam hatlarına güvenli bağlanma yöntemleri, teknik düğüm uygulamaları, yüksekte çalışma platformlarında güvenli hareket, merdivenlerde güvenli çalışma kuralları ve yüksekte kurtarma planlaması ele alındı.</p>
<p><strong>SUBÜ İş Sağlığı ve Güvenliği</strong></p>
<p>Teorik eğitimlerin ardından gerçekleştirilen uygulama oturumlarında personel, eğitim kapsamında ele alınan konuları sahada deneyimleme imkânı buldu.</p>
<p>Katılımcılar güvenli çalışma süreçleri, ekipman kullanımı ve yüksekte müdahale uygulamalarına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.</p>
<p>SUBÜ İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörlüğü tarafından yapılan açıklamada, üniversite genelinde güvenli çalışma kültürünün güçlendirilmesi ve sıfır iş kazası hedefi doğrultusunda uygulamalı iş sağlığı ve güvenliği eğitimlerinin periyodik olarak sürdürüleceği belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subude-yuksekte-calisma-egitimi-duzenlendi-81235</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/5/1280x720/subude-yuksekte-calisma-egitimi-duzenlendi-1781604004.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesindeki eğitim personelin iş sağlığı ve güvenliği kültürünü güçlendirmek ve sahada oluşabilecek riskleri azaltmak amacıyla teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bosch-grubunda-ust-duzey-degisiklik-81215</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bosch Grubu’nda üst düzey değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bosch Grubu’nda Türkiye ve Orta Doğu Bölgesi’nin üst yönetiminde görev değişimi yaşanıyor. </p>
<p>Bosch Grubu’nda yaklaşık 38 yıllık kariyerin ardından emekliye ayrılan Daniel Korioth’un yerine, Karin Gilges getirildi. Gilges, görevine 1 Temmuz 2026’da başlayacak. Son dört yıldır Bosch Hindistan’da finanstan sorumlu Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Gilges, daha önce Bursa’daki Güç Çözümleri tesisinde Fabrika Müdürü olarak görev almıştı. Bosch Grubu’nda yaklaşık 30 yıllık bir kariyere sahip olan Karin Gilges, bu sürede Çin ve Almanya başta olmak üzere mobilite ve sanayi teknolojileri sektörlerinde farklı sorumluluklar üstlendi. Bosch Hindistan’daki görevinin ardından Türkiye’ye dönmekten büyük heyecan duyduğunu belirten Gilges, Türkiye’nin iki kıtayı birbirine bağlayan ve dinamik yapısıyla büyük bir potansiyel barındırdığını ifade etti. Gilges sözlerine şöyle devam etti: “Bosch, yüzyılı aşkın bir süredir Türkiye’de ilerlemenin temel taşlarından biri olmuştur. Yetkin ve motive çalışanlarımızın vereceği destekle, Türkiye'nin geleceğine yönelik katkılarımızı daha da pekiştirme konusunda kararlıyım.”</p>
<p>100 yılı aşkındır Türkiye’de faaliyet gösteren Bosch, 2025 finansal yılı kapanış sonuçlarına göre 18 bini aşkın çalışanı, 5,2 milyar Euro toplam satış, 2,7 milyar Euro konsolide satış rakamıyla ülkenin önde gelen teknoloji ve servis sağlayıcılarından biri olarak mobilite, sanayi teknolojileri, enerji ve bina teknolojileri ve dayanıklı tüketim malları sektörlerinde faaliyet gösteriyor. Son 25 yılda Türkiye’ye 4,5 milyar Euro’nun üzerinde yatırım yapan Bosch’un, sadece geçtiğimiz yıl gerçekleştirdiği yatırım miktarı 139 milyon Euro’yu buldu. Bosch’un Türkiye’de, Kocaeli, Bursa, Manisa ve Tekirdağ’da fabrikaları ve T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tescilli 5 Ar-Ge ve 2 Tasarım Merkezi bulunuyor. Yaklaşık bin kişiye istihdam sağlayan bu merkezlerde 2025 yılında 68,5 milyon Euro tutarında Ar-Ge harcaması gerçekleşti. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bosch-grubunda-ust-duzey-degisiklik-81215</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/5/1280x720/bosch-grubunda-ust-duzey-degisiklik-1781596447.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaklaşık beş yıldır bölge başkanlığını yürüten Daniel Korioth, 1 Temmuz itibarıyla emekliye ayrılırken, görevi Bosch Hindistan Finans Başkan Yardımcısı Karin Gilges devralacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tugiad-bursa-yeni-donemde-kurumsal-yapisini-guclendiriyor-81205</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜGİAD Bursa, yeni dönemde kurumsal yapısını güçlendiriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Bursa Şubesi'nin, yeni dönemde üyeler arası etkileşimi artıran, ulusal ve uluslararası iş ağlarını güçlendiren projelerle çalışmalarını sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Kerem Kahveci, derneğin temel hedefinin yalnızca üye sayısını artırmak değil, Bursa iş dünyasına değer katacak nitelikli bir yapı oluşturmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Kahveci, üreten ve büyüyen bir TÜGİAD için geleceğe yönelik projelerini Ekonomi Gazetesi Bursa Bölge Müdürü Ömer Faruk Çiftçi’ye anlattı. Yaklaşık 16 yıldır TÜGİAD çatısı altında yer aldığını belirten Kahveci, pandemi süreci ve geçmiş dönemlerde yaşanan iç dinamiklerin üye kayıplarına neden olduğunu ancak son dönemde yeniden toparlanma sürecine girdiklerini ifade etti. Kahveci, derneğin kurumsal hafızasını yeniden aktif hale getirmeyi amaçladıklarını dile getirdi. Çiftçi'nin TÜGİAD Bursa Şubesi ziyaretinde TÜGİAD Yönetim Kurulu üyeleri Ali Direnç Ulaşan, Ahmet Çelebi, Şeyma Özçimen Uçar ve Fetih Bağcı da hazır bulundu.</p>
<h2><strong>“Kaliteli büyümeyi önceliyoruz”</strong></h2>
<p>TÜGİAD Bursa'nın bugün 67 aktif üyeye sahip olduğunu belirten Kahveci, sayısal büyümeden çok üyelerin oluşturduğu ekonomik değer ve temsil gücüne önem verdiklerini vurguladı. Bursa'nın üretim ve sanayi altyapısı nedeniyle TÜGİAD içinde özel bir konuma sahip olduğunu ifade eden Kahveci, üyelerin yarattığı istihdam ve ekonomik büyüklüğün birçok şubenin üzerinde olduğunu söyledi. Aktif üye sayısını 80'li seviyelere çıkarmayı hedeflediklerini belirten Kahveci, “Bursa'da TÜGİAD'ı aktif şekilde temsil edecek, şirketlerinde söz sahibi genç iş insanlarını bünyemize katmak istiyoruz. Ancak bunu yaparken nitelikten ödün vermek istemiyoruz” dedi.</p>
<h2><strong>“İş dünyasında güçlü network oluşturuyor”</strong></h2>
<p>TÜGİAD'ın en önemli fonksiyonlarından birinin üyeler arasında güçlü bir iş ağı oluşturmak olduğunu kaydeden Kahveci, farklı şehirlerdeki şubeler arasında düzenlenen ziyaret ve etkinliklerin ticari iş birliklerine de kapı açtığını söyledi. TÜGİAD çatısı altında kurulan ilişkilerin üyelere doğrudan ticari avantajlar sağladığını belirten Kahveci, farklı şehirlerdeki üyelerle gerçekleştirilen temasların yeni iş fırsatları yarattığını ifade etti. Bursa'daki ekonomik ve sosyal yapılarda genç iş insanlarının daha fazla temsil edilmesi gerektiğini vurgulayan Kahveci, TÜGİAD üyelerinin kentteki oda, borsa, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli platformlarda daha görünür olmasının önem taşıdığını söyledi.</p>
<h2><strong>“Uluslararası organizasyonlarda aktif rol”</strong></h2>
<p>TÜGİAD'ın Avrupa merkezli genç iş insanları yapılanmalarında etkin rol üstlendiğini vurgulayan Kahveci, derneğin Avrupa genç girişimcilik ağları içinde önemli bir konumda bulunduğunu söyledi. Bu kapsamda uluslararası zirveler ve iş dünyası organizasyonlarına katılım sağladıklarını belirten Kahveci, Bursa Şubesi olarak da üyelerin küresel iş ağlarına erişimini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Yeni dönemde üyeler arasındaki etkileşimi artıracak sosyal ve ekonomik içerikli organizasyonlara ağırlık vereceklerini belirten Kahveci, haziran ayında gerçekleştirilecek etkinlik programıyla iş dünyasını bir araya getireceklerini söyledi. Program kapsamında ekonomi odaklı toplantılar, çevre ve sürdürülebilirlik temalı sosyal sorumluluk faaliyetleri ile networking etkinliklerinin yer alacağını kaydeden Kahveci, TÜGİAD'ın yalnızca iş dünyasının değil, sosyal yaşamın da aktif bir paydaşı olmayı hedeflediğini dile getirdi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tugiad-bursa-yeni-donemde-kurumsal-yapisini-guclendiriyor-81205</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/5/1280x720/tugiad-bursa-yeni-donemde-kurumsal-yapisini-guclendiriyor-1781592444.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜGİAD Bursa Şube Başkanı Kerem Kahveci, birlikte üreten, birlikte büyüyen bir TÜGİAD için yeni dönemin Bursa iş dünyasına güç ve değer katması için çalışacağını söyledi. TÜGİAD Bursa Şubesi olarak 67 aktif üyesinin bulunduğunu kaydeden Kahveci, “Amacımız derneğin üye sayısını artırmak yerine nitelikli işler ile ekonomik değer ölçüsünde Bursa’da istihdama katkı sunmak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-yeni-turizm-koridoru-geliyor-81201</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’ya yeni turizm koridoru geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, 7 yıldır başkanlığını yaptığı Yıldırım’da gerçekleştirdikleri projeleri anlattı.</p>
<p>Mümine Şeremet Uyumayan Kütüphanesi’ndeki makamında Ekonomi Gazetesi Bursa Bölge Müdürü Ömer Faruk Çiftçi’yi ağırlayan Başkan Oktay Yılmaz, başkanlığı döneminde değişen, dönüşen ve gelişen Yıldırım’ı anlattı. Kendisini en çok heyecanlandıran projelerin başında ‘Setbaşı, Yeşil Emirsultan Tarihi Yaya Aksı Canlandırma Projesi’nin olduğunu belirterek, Setbaşı, Yeşil, Emirsultan hattının Türkiye’nin en önemli maneviyat koridorlarından birisi olduğunu aktaran Yılmaz, “Bu bölgemizin hak ettiği değeri bulması yoğun ve titiz bir çalışma yürütüyoruz. Projemizin en önemli adımlarından birisi olan yarışma süreci devam ediyor. Yarışma sürecinde ortaya çıkacak birbirinden değerli çalışmalar, 50 hektarlık alanı kapsayacak. Yarışmaya şimdiden 40’ın üzerinde proje başvurusu yapıldı” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30eda2002b2-1781591458.JPG" alt="" width="401" height="602" /></p>
<h2><strong>“Kadim Yıldırım’ı koruma projesi”</strong></h2>
<p>Projenin manevi kent kimliğini koruma ve yaşatma alanında sadece Türkiye'de değil Dünyada ses getireceğini ifade eden Başkan Yılmaz, “Ortak akıl ile yürüteceğimiz projenin temel ilkelerinden birisi de yaşamı korumak olacak. Bu bölgede çok büyük kamulaştırmalar yaparak, kamusal alanlar oluşturmak yerine yaşamın devam ettiği, insanların huzur ve güven içerisinde hayatlarını idame ettirdiği, sosyal donatı alanları ile desteklenmiş dün ile yarın arasında köprü oluşturacak bir yaşam alanı haline dönüştüreceğiz. Bu proje kapsamında konut yoğunluğunu kesinlikle arttırmayacağız. Turist otobüslerinin parklanma yapabileceği otoparkların yanı sıra tarihi Bursa evleriyle ve restorasyon projeleri ile Bursa’nın kadim kent kimliğini ortaya çıkacağız. Bursa tarihi yeniden hayat bulacak” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>“Bütüncül bir turizm koridoru oluşturacağız”</strong></h2>
<p>Yılmaz, Bursa’nın en önemli ziyaret noktaları arasında yer alan Ulu Cami, Yeşil Külliyesi ve Emir Sultan Camii arasındaki bağlantının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekerek, bu hattın bütüncül bir turizm koridoru olarak ele alınacağını ifade etti. “Turistler sadece camiyi ve türbeyi ziyaret edip ayrılmasın” diyen Yılmaz, ziyaretçilerin bölgede daha fazla vakit geçirebileceği yeni bir yaşam alanı oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Başkan Yılmaz, “İnsanlar burada alışveriş yapabilsin, müzeleri gezebilsin, tarihi dokuyu hissedebilsin ve bölgenin atmosferini yaşayabilsin istiyoruz” dedi. Bölgedeki tarihi yapıların da yeni işlevlerle değerlendirileceğini ifade eden Yılmaz, Ermeni Kilisesi gibi bazı yapıların kültürel merkez ve kütüphane olarak kullanılacağını söyledi. Osman Fevzi Efendi Konağı'nın kütüphaneye dönüştürüleceğini belirten Yılmaz, bu tür projelerle tarihi dokunun günlük yaşamın bir parçası haline geleceğini kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30edbf5008e-1781591487.jpg" alt="" width="603" height="345" /></p>
<h2><strong>“Kentsel dönüşümde bütüncül yaklaşım”</strong></h2>
<p>Başkanı Oktay Yılmaz, Yıldırım’da yürütülen kentsel dönüşüm çalışmalarının yalnızca bina yenilemekten ibaret olmadığını da vurguladı. Dönüşümün sosyal yaşam alanları, kültürel yatırımlar ve kamusal mekanlarla desteklenmesi gerektiğini belirten Yılmaz, gençlere yönelik kütüphaneler, spor alanları, parklar ve yaşam merkezlerinin de bu anlayışın bir parçası olduğunu söyledi. Mahalle bazlı değil, geniş bölgeleri kapsayan dönüşüm projeleri yürüttüklerini ifade eden Yılmaz, birçok mahalleyi içine alan planlamalar üzerinde çalıştıklarını kaydetti. Finansman imkanlarının artırılması halinde dönüşüm çalışmalarının daha da hızlanacağını belirten Yılmaz, özellikle Dünya Bankası destekli kredi mekanizmalarının sürece önemli katkı sağlayabileceğini dile getirdi. Özel sektörün de dönüşüm sürecinde daha fazla rol üstlenmesini istediklerini belirten Yılmaz, yeni arsa üretmenin giderek zorlaştığı Bursa'da kentsel dönüşüm alanlarının inşaat sektörü açısından önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-yeni-turizm-koridoru-geliyor-81201</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/1/1280x720/bursaya-yeni-turizm-koridoru-geliyor-1781591515.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, ‘Setbaşı - Yeşil Emirsultan Tarihi Yaya Aksı Canlandırma Projesi’nin bölgenin kadim kent kimliğini gün yüzüne çıkararak, dünyada ses getirecek bir çalışma olduğunu vurguladı. Proje kapsamında yürüyüş aksı üzerinde bulunan bazı yapıların sanat merkezi olarak hizmet vereceğini belirten Yılmaz, “Setbaşı - Yeşil Emirsultan Tarihi Yaya Aksı tamamlandığında Bursa’nın yeni turizm koridoru olacak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/elinden-gelecek-var-projesi-binlerce-ogrenci-ve-veliye-ulasti-81199</guid>
            <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Elinden Gelecek Var Projesi&#039; 3 bin öğrenci ve veliye ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="isselectedend"><strong>ABDULLAH SÖNMEZ /ESKİŞEHİR</strong></p>
<p class="isselectedend">Eskişehir Sanayi Odası koordinasyonunda, Eskişehir İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Ticaret Odası'nın desteğiyle 18 Şubat 2026'da hayata geçirilen "Elinden Gelecek Var Projesi"nin mesleki eğitime yönelik farkındalık oluşturmayı hedefleyen çalışmalarıyla kısa sürede geniş kitlelere ulaştığı bildirildi.</p>
<p class="isselectedend">Girişimci ve iş insanı Çiğdem Arıman tarafından geliştirilen proje kapsamında bugüne kadar 13 okulda yaklaşık 3 bin öğrenci ve veliyle bir araya gelinirken, farklı meslek gruplarından 39 konuk öğrencilerle buluştu. Verilen bilgiye göre, sosyal medya platformu Instagram'da 2,2 milyon organik etkileşim alan proje, farklı illerden de davet alarak ulusal ölçekte ilgi gören sosyal sorumluluk çalışmalarından biri haline geldi. Proje kapsamında öğrencilerin lise ve meslek seçim süreçlerinde bilinçli karar vermelerine katkı sunulması, mesleki eğitime yönelik farkındalıklarının artırılması ve yapay zekâ çağında hem zihinsel hem de uygulamalı becerilere sahip bireylerin yetişmesine destek olunması amaçlanıyor.</p>
<p class="isselectedend"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a30ece077173-1781591264.jpg" alt="" width="401" height="390" />Designpr Reklam Ajansı Kurucusu / Yaratıcı Yönetmeni Çiğdem Arıman, projenin ortaya çıkış sürecinin sahada gözlemledikleri ihtiyaçlardan beslendiğini belirterek, meslek seçiminde doğru yönlendirmenin yalnızca öğrenciler için değil, aileler ve ülkenin geleceği açısından da önem taşıdığını söyledi. Arıman, "Ortaokul çağındaki öğrencilerin geleceğe dair en önemli kararlarından birini verirken doğru rol modellerle buluşmasını sağlamayı hedefledik. Çocuklarımızın yalnızca akademik başarıyla değil, yeteneklerini keşfederek üretime katılabilecekleri alanlarla da tanışmasını istedik. Velilerin sürece aktif katılımını sağlayarak mesleki eğitime yönelik ön yargıları azaltmayı, gençlerin potansiyellerini erken yaşta fark etmelerine katkı sunmayı amaçladık. Kısa sürede gördüğümüz ilgi, toplumun bu alandaki ihtiyacını açık şekilde ortaya koydu" dedi.</p>
<p class="isselectedend"><strong>"Üç aşamalı model oluşturuldu"</strong></p>
<p class="isselectedend">Projenin üç aşamalı olarak planlandığını aktaran Arıman, ilk etapta öğrenciler ile velileri iş insanları, ustalar ve eğitimcilerle buluşturduklarını ifade etti. Alanlarında başarı elde etmiş isimlerin deneyimlerini öğrencilerle paylaşarak meslek seçimine ilişkin farkındalık oluşturduğunu dile getiren Arıman, ikinci aşamada ise farklı sektörleri kapsayan uygulamalı çalışmalar planlandığını kaydetti. Arıman, "İkinci aşamada 10 farklı meslek alanında gerçekleştirilmesi planlanan atölye çalışmalarıyla özellikle 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin ilgi alanlarını keşfetmelerini ve meslekleri uygulamalı olarak deneyimlemelerini hedefledik. Üçüncü aşamada ise meslek liselerinde çıraklıktan başlayıp başarıya ulaşan isimleri öğrencilerle buluşturarak gerçek yaşam hikâyeleri üzerinden ilham vermeyi amaçladık. Gençlerin kendi yeteneklerini tanıyarak geleceğe daha bilinçli hazırlanabileceklerine inanıyoruz ve yeni eğitim döneminde projeyi daha geniş kitlelere ulaştırmak için çalışmalarımıza aynı kararlılıkla devam edeceğiz." diye konuştu.</p>
<p class="isselectedend"> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/elinden-gelecek-var-projesi-binlerce-ogrenci-ve-veliye-ulasti-81199</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/9/1280x720/elinden-gelecek-var-projesi-binlerce-ogrenci-ve-veliye-ulasti-1781590593.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir&#039;de mesleki eğitime yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen &quot;Elinden Gelecek Var Projesi&quot;, kısa sürede 13 okulda 3 bin öğrenci ve veliye ulaştı. Farklı illerden de davet alan proje, yeni eğitim döneminde çalışmalarını sürdürmeye hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-is-dunyasi-pos-komisyonlarindan-rahatsiz-81167</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Isparta iş dünyası POS komisyonlarından rahatsız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) tarafından, üyelerin finansmana erişim süreçlerinde yaşadığı sorunların değerlendirilmesi ve çözüm önerilerinin ele alınması amacıyla Isparta’da faaliyet gösteren banka temsilcileriyle toplantı düzenledi.</p>
<p>ITSO Başkanı Metin Çelik yönetiminde düzenlenen toplantıya, ITSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Şakir Uygun, Yönetim Kurulu Üyesi Emre Demirel ve Isparta’da faaliyet gösteren banka şube yöneticileri katıldı.</p>
<p>Toplantıda, iş dünyasının mevcut ekonomik koşullarda finansmana erişim konusunda karşılaştığı zorluklar, işletmelerin krediye ulaşım süreçlerinin kolaylaştırılması, finansman maliyetlerinin azaltılması ve bankacılık hizmetlerinin daha etkin hale getirilmesine yönünde fikir alışverişi yapıldı.</p>
<p>TOBB tarafından yeniden uygulamaya alınan TOBB Nefes Kredisi’nin üyelere sağlayacağı katkıların ele alındığı toplantıda, krediye erişim şartları ve uygulama süreçleri hakkında değerlendirmeler yapılırken, banka POS komisyon oranlarının yüksekliği, ticari kredi süreçleri ve işletmelerin nakit akışına yönelik beklentiler de dile getirildi.</p>
<p>Banka temsilcileri de kadın istihdamını artıran ve kadın girişimcileri destekleyen işletmelere yönelik sunulan avantajlı kredi ve finansman olanakları hakkında bilgi verdi. Bu uygulamaların bölge ekonomisine ve istihdama katkı sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>ITSO Başkanı Metin Çelik, iş dünyasının en önemli ihtiyaçlarından birinin uygun koşullarda finansmana erişim olduğunu belirtti. Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Üyelerimizin üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam oluşturmaya ve ihracat gerçekleştirmeye devam edebilmesi için finansman kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması büyük önem taşımaktadır. Oda olarak üyelerimizin talep ve beklentilerini ilgili kurumlara aktarmaya, çözüm süreçlerinin takipçisi olmaya ve iş dünyamızın sesi olmaya devam edeceğiz. Bankacılık sektörümüzle kurduğumuz güçlü iletişim sayesinde sorunların çözümüne katkı sağlayacak adımlar atmayı sürdüreceğiz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-is-dunyasi-pos-komisyonlarindan-rahatsiz-81167</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/7/1280x720/isparta-is-dunyasi-pos-komisyonlarindan-rahatsiz-1781549898.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası, bankalardan POS komisyon oranlarının düşürülmesini talep ediyor. Oda ayrıca, finansa erişim konusunda bankalardan destek bekliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-ticaret-borsasindan-elmaya-ihracat-stratejisi-81166</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Isparta Ticaret Borsası’ndan elma için ihracat stratejisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret Borsası Başkanı Hüdai Şahin, Eğirdir ve Şarkikarağaç ilçelerinde üyeleriyle bir araya gelerek tarımsal üretim ve ihracatta yaşanan sorunları değerlendirdi.</p>
<p>Tarım ve hayvancılık alanında verdikleri sözleri ve projeleri bürokratik ve maddi zorluklara rağmen tek tek hayata geçirmeye başladıklarını belirten Şahin, Çetince köyünde lisanslı depoculuk sistemini kurmak için ilgili bakanlık ve kurumlarla görüşmelerin aktif olarak sürdürüldüğünü söyledi.</p>
<p>Hayvancılık sektörüne yönelik yenilikleri de anlatan Şahin, Yalvaç temsilciliğine fabrikalarda kullanılan 6 parametreli modern süt analiz cihazı kazandırdıklarını, bu sayede üreticilerin ürün kalitelerini anında tespit ederek gerekli önlemleri alabileceklerini belirtti. Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Isparta’nın simge ürünlerinden elma için ihracat stratejisi oluşturulmalı. Mevcut ihracat Hindistan ve Rusya ağırlıklı olması risk taşıyor.  Tarım ekonomisinde büyük yeri olan elma ve kiraz ihracatında yaşanan sorunların çözümü için ilgili bakanlık ve kurumlar nezdinde çalışmalarımız hız kesmeden devam ediyor. Coğrafi işaretini aldığımız Isparta Elmasının Türkiye-Mısır arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına dahil edilerek yüzde 40’lık verginin kaldırılacağını umut ediyoruz. Bu gerçekleştiğinde Mısır ile yaşanan ihracat sorunumuz çözülecektir.  Kirazın Çin ve Uzakdoğu pazarlarında yeniden aktif şekilde yer alabilmesi adına yürütülen çalışmaların hızlandırılması ve Uzak Doğu pazarına yönelik sevkiyatların artırılması amacıyla uçak kargo ücretlerinde indirime gidilmesi gerekiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere birçok kurum ve bakanlıklarla görüşmelerimiz sürüyor. Kayısı ve gül üreticilerimizin sorunları ile yeni ihracat pazarları için de uğraşlarımız devam etmektedir.’’</p>
<p>Isparta Ticaret Borsası Başkanı Hüdai Şahin, geçmiş yıllarda yaşanan kuraklığın Eğirdir’in Boğazova köyünde ciddi su sıkıntısına yol açtığını anımsatarak,  Isparta Valisi Abdullah Erin başkanlığında ve Devlet Su İşleri (DSİ) iş birliğiyle, Eğirdir Gölünü etkilemeyecek şekilde yapılan zemin etüt çalışmaları kapsamında 7 köyü kapsayan su kaynağı projesinde yer aldıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-ticaret-borsasindan-elmaya-ihracat-stratejisi-81166</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/6/1280x720/isparta-ticaret-borsasindan-elmaya-ihracat-stratejisi-1781549683.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret Borsası, elma ihracatında yeni pazarlara ulaşmak için yeni stratejiler geliştirmek isterken, Mısır ile Türkiye arasında Serbest Ticaret Anlaşması yapılmasını ve Mısır’ın elma ithalatındaki gümrük vergisinin düşürülmesini bekliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akdeniz-ve-ege-giadlar-arasinda-ticaret-koprusu-81164</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akdeniz ve Ege GİAD’lar arasında &#039;Ticaret Köprüsü&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) ile Denizli Genç İş İnsanları Derneği (DEGİAD), iş dünyasında bölgesel iş birliklerini güçlendirmek ve üyeleri arasında doğrudan ticari ilişkiler geliştirmek amacıyla “GİAD’lar Arası Ticari Köprü” etkinliği düzenlendi.</p>
<p>Denizli’de gerçekleştirilen etkinlikte, ANTGİAD ve DEGİAD üyeleri birebir görüşmeler yaparak faaliyet alanlarını, yatırım planlarını ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.  </p>
<p>ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, dijitalleşmenin hızla arttığı bir dönemde insan ilişkilerinin ve yüz yüze iletişimin değerinin daha da yükseldiğini söyledi. Yavaş, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bugün teknolojinin sunduğu tüm olanaklara rağmen ticaretin temelinde hala güven vardır. Güven ise insanların birbirini tanımasıyla, aynı masada oturmasıyla ve birbirinin gözünün içine bakarak konuşmasıyla oluşur. Networking yalnızca kartvizit değişiminin ötesinde; uzun yıllar sürecek iş birliklerinin, ortaklıkların ve dostlukların temelinin atılmasıdır.”</p>
<p>Türkiye’nin en köklü genç iş insanları dernekleri arasında yer alan ANTGİAD ve DEGİAD’ın ortak etkinliğin iki bölgenin ekonomik potansiyelinin birbirini tamamladığını belirten Yavaş, şöyle devam etti:</p>
<p>“Ege ve Akdeniz, Türkiye ekonomisinin en dinamik üretim ve ticaret havzaları arasında yer alıyor. Denizli’nin üretim gücü, sanayi kültürü ve ihracat deneyimi ile Antalya’nın turizm, tarım, hizmet sektörü ve uluslararası ticaret potansiyeli bir araya geldiğinde çok değerli sinerjiler ortaya çıkıyor. Biz bu buluşmayı iki güçlü ekonomik ekosistemin birbirine kenetlenmesi olarak görüyoruz. Küresel ekonomide yaşanan dönüşümün iş dünyasını yeni iş yapma modellerine yönlendirdi. Gelecekte şirketlerin yalnızca kendi güçleriyle değil, kurdukları iş birlikleriyle de büyüyecek. Yeni dönemde başarı, iyi üretmekten ve doğru insanlarla doğru ağları kurabilmekten geçiyor. Şirketler kadar şehirlerin, şehirler kadar kurumların da birbirleriyle bağlantı kurduğu bir çağdayız. Bu nedenle GİAD’lar arasında oluşturduğumuz bu ticari köprüyü çok değerli buluyoruz.”</p>
<p>ANTGİAD ve DEGİAD yöneticileri, bu tür organizasyonların gelecek dönemde artarak devam etmesi konusunda görüş birliğine varırken, genç iş insanları arasında kurulacak yeni ticari ilişkilerin bölgesel kalkınmaya ve ekonomik hareketliliğe önemli katkılar sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akdeniz-ve-ege-giadlar-arasinda-ticaret-koprusu-81164</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/4/1280x720/akdeniz-ve-ege-giadlar-arasinda-ticaret-koprusu-1781549243.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[  Akdeniz ve Ege Genç İş İnsanları Dernekleri (GİAD) arasında yapılan iş birliği ile ‘GİAD’lar Ticaret Köprüsü’ kuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/abd-ve-iran-arasinda-mutabakat-turizmcilerin-moral-verdi-81163</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD ve İran arasında mutabakat turizmcilere moral verdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>ABD-İsrail’in İran’a saldırıları nedeniyle turizm sektörü savaştan olumsuz etkilendi. Yılın ikinci yarısına kadar turizmde umduğunu bulamayan ve sıkıntılı bir sürece giren turizm sektörü, ABD ve İran arasında savaşın sonlandırılmasına yönelik anlaşmanın imzalanması ile moral bulmaya çalışacak.</p>
<p>Akdeniz Turistik Otelciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, yaptığı açıklamada, ‘’ABD ile İran arasında aylardır devam eden gerilimin ardından tarafların ateşkes ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını içeren bir mutabakata vardıklarını açıklamaları, küresel ekonomi ve turizm sektörü açısından önemli bir gelişme olarak değerlendiriliyor’’ dedi.</p>
<p>Tarafların İsviçre’de resmi imza sürecini tamamlaması beklenirken, anlaşmanın ardından petrol fiyatlarında hızlı bir düşüş yaşandığını ve küresel piyasalarda olumlu bir hava oluştuğunu belirten Kavaloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Küresel enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması, özellikle havacılık ve turizm sektörleri açısından büyük önem taşıyor. Son aylarda yükselen petrol ve jet yakıtı maliyetleri havayolu şirketlerinin operasyonlarını zorlaştırırken, artan ulaşım maliyetleri seyahat talebini baskılayan unsurlar arasında yer alıyordu. Mutabakatın kalıcı hale gelmesi durumunda enerji fiyatlarındaki normalleşmenin ulaşım maliyetlerini aşağı çekmesi ve uluslararası seyahat talebini desteklemesi bekleniyor.’’</p>
<p>BM Turizm Örgütü’nün son değerlendirmelerinde de Orta Doğu’daki çatışmaların 2026 yılı küresel turizm büyümesini aşağı çekebileceğini öngördüğünü anımsatan Kavaloğlu, ‘’Bu nedenle ABD-İran anlaşması yalnızca bölgesel bir gelişme değil, aynı zamanda küresel turizm görünümünü etkileyebilecek stratejik bir adım olarak öne çıkıyor’’ dedi.</p>
<p>Türkiye açısından gelişmelerin olumlu yansımalarının olmasının beklendiğini vurgulayan Kaan Kavaloğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Avrupa kaynak pazarlarında seyahat güveninin artması, enerji maliyetlerinin düşmesi ve havayolu kapasitesinin yeniden güçlenmesi; yaz sezonunun ikinci yarısı ile 2027 rezervasyon dönemine olumlu katkı sağlayabilir. Güçlü turizm altyapısı, hava bağlantıları ve güvenli destinasyon algısıyla Türkiye’nin bu süreçten avantaj sağlayabilecek ülkeler arasında yer aldığı değerlendiriliyor. ABD ile İran arasında varılan mutabakatın küresel turizm açısından olumlu bir gelişmedir. Turizm sektörü barış, istikrar ve öngörülebilirlik ortamında büyür. Son aylarda yaşanan jeopolitik gelişmeler yalnızca bölge ülkelerini değil, enerji fiyatlarından hava ulaşımına kadar tüm turizm ekosistemini etkiledi. ABD ile İran arasında sağlanan mutabakatın kalıcı hale gelmesi, küresel seyahat talebinin yeniden güçlenmesine katkı sağlayacaktır.’’</p>
<p><strong>Enerji ve ulaşım maliyetlerinde normalleşme</strong></p>
<p>AKTOB Başkanı Kavaloğlu, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasıyla birlikte enerji ve ulaşım maliyetlerinde yaşanabilecek normalleşmenin, havayolu operasyonlarını ve seyahat kararlarını olumlu etkileyebileceğini bildirdi. Kavaloğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Özellikle Avrupa pazarlarında tüketici güveninin yeniden yükselmesi, Türkiye ve Antalya için önemli fırsatlar yaratacaktır. Türkiye, son yıllarda küresel ölçekte yaşanan tüm krizlerde olduğu gibi bu süreçte de güçlü turizm altyapısı, kaliteli hizmet anlayışı ve güvenli destinasyon kimliğiyle öne çıkmaktadır. Antalya olarak hedefimiz, değişen küresel koşulları doğru okuyarak değer odaklı büyümeyi sürdürmek ve 12 ay turizm vizyonu doğrultusunda rekabet gücümüzü daha da artırmaktır.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/abd-ve-iran-arasinda-mutabakat-turizmcilerin-moral-verdi-81163</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/3/1280x720/abd-ve-iran-arasinda-mutabakat-turizmcilerin-moral-verdi-1781549104.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıla kötü başlangıç yapan turizm sektörü, İran ile ABD arasındaki Hürmüz Savaşının anlaşmayla sonuçlanmasını bekliyor. AKTOB Başkanı Kaan Kavaloğlu, ‘’ABD-İran Mutabakatı turizmde yeni bir dönemin kapısını aralayabilir’’ dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aesob-ile-garanti-bbva-isbirligi-81162</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> AESOB ile Garanti BBVA iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Esnaf Odaları Birliği (AESOB) ile Garanti BBVA arasında düzenlenen iş birliği ile ‘AESOB KART’ anlaşması imzalandı.</p>
<p>TESK Başkanvekili ve AESOB Başkanı Dere, temel önceliklerinin esnaf ve sanatkarın değişen ekonomik koşullar karşısında daha güçlü, daha güvenli ve daha avantajlı imkanlara erişebilmesini sağlamak olduğunu söyledi. Dere, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’110 bin üyemizle Antalya’nın üretim, ticaret ve hizmet hayatında güçlü bir yapı taşıyız. Bu büyük ailenin her ferdi, mahallesine hayat veren ve şehrimizin ekonomisine değer katan önemli bir güç. Bizler, esnaf ve sanatkarımızın yalnızca bugününü değil, yarınını da düşünerek hareket ediyor, üyelerimizin işini kolaylaştıracak, maliyetlerini azaltacak ve rekabet gücünü artıracak adımları hayata geçirmeye özen gösteriyoruz. AESOB’un sahadaki güçlü temsili ile Garanti BBVA’nın sağladığı avantajların buluşması, Antalya esnafı için güçlü bir adım. Üyelerimiz, bankacılık ve oda üyeliği hizmetlerine daha avantajlı koşullarda erişerek ticari faaliyetlerinde önemli bir kolaylık sağlayacak.’’</p>
<p>Garanti BBVA Kamu ve Pazar Ortaklıkları Direktörü Nalan Kırkaç Çalışkan da, ‘’Banka olarak esnaf ve KOBİ’lerle kurduğumuz ilişkiyi bir müşteri ilişkisi değil, uzun soluklu bir yol arkadaşlığı olarak görüyoruz’’ dedi. Çalışkan, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bursa, Gaziantep, Kocaeli, Balıkesir ve Mersin Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği’nin ardından şimdi de AESOB ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliği, ‘Birlikte Yaparız’yaklaşımımızın sahadaki çok somut bir karşılığı. Türkiye’nin turizm, tarım ve ticaretin bir arada güç verdiği, esnaf gücü ve üretim kapasitesiyle öne çıkan Antalya’da, yaklaşık 110 bin esnafı kapsayan bu programla onların yalnızca bankacılık ihtiyaçlarına değil, günlük iş yüklerine ve maliyetlerine de dokunmayı hedefliyoruz.”</p>
<p>Antalya’nın, turizm kenti olduğunu anımsatan Garanti BBVA Akdeniz Bölge Müdürü Fatih Sarı ise şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Antalya gibi ülkemizde turizmin ana merkezlerinden biri olmanın yanı güçlü esnafı, tarım ve ticaretteki yeri ile öne çıkan bir şehirde, binlerce esnafı kapsayan bir projede yer almak bizim için son derece kıymetli. Antalyalı esnafın işini büyütmesi, işini sürdürmesi, geleceğe daha güvenle bakabilmesi bizim için sadece bir bankacılık konusu değil, yerel kalkınma meselesi. Esnafın en temel yüklerinden biri olan üyelik aidatını bile kolaylaştıran, hatta fırsat ve ayrıcalıklara dönüştüren bir yapı kuruyoruz. Antalyalı bugün attığımız bu imza, çok daha büyük bir yolculuğun güçlü bir başlangıcı.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aesob-ile-garanti-bbva-isbirligi-81162</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/2/1280x720/aesob-ile-garanti-bbva-isbirligi-1781548930.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Esnaf Odaları Birliği ve Garanti BBVA arasında yapılan iş birliği ile yaklaşık 110 bin esnaf ve sanatkarın, oda aidatları, bankacılık hizmetleri ve özel kampanyalarda avantaj elde edeceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/askonlar-akdeniz-ekonomisini-tartisti-81165</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 21:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASKON şubeler toplantısında Akdeniz ekonomisini tartışıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİANTALYA</strong></p>
<p>Anadolu İş Adamları Derneği (ASKON) Mersin Şubesi ev sahipliğinde Akdeniz Bölge Başkanları Toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, Akdeniz Bölgesinin ekonomik potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi, üyeler arasındaki ticaret hacminin artırılması ve ortak projelerin hayata geçirilmesine yönelik değerlendirmeler yapıldı.</p>
<p>ASKON Antalya Şube Başkanı Onur Kacar yaptığı açıklamada, Akdeniz Bölgesinin üretim, ihracat, turizm, tarım ve lojistik alanlarında Türkiye’nin en stratejik ekonomik merkezlerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Antalya, Mersin, Adana, Hatay, Osmaniye ve Kahramanmaraş’ın oluşturduğu güçlü ekonomik havzanın, Türkiye’nin büyüme hedeflerine önemli katkılar sunduğunu vurgulayan Kacar, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bölgenin sahip olduğu potansiyelin daha yüksek katma değer üreten ve ihracat odaklı bir yapıya dönüştürülmesi gerekir. ASKON çatısı altında faaliyet gösteren iş insanları arasındaki ticari iş birliklerinin artırılması çok önemli. ASKON Antalya Şubesi olarak Akdeniz Bölgesi Ortak Ticaret Envanteri oluşturulması, Akdeniz Ekonomi ve Ticaret Zirvesi düzenlenmesi, Körfez Ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Balkanlar ve Afrika pazarlarına yönelik ortak ticaret heyetleri planlanması, sektörel çalışma gruplarının kurulması ve üyeler arası ticaret hacmini artıracak projelerin hayata geçirilmesi yönündeki öneriler sunduk.’’</p>
<p>Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşmanın üretim, ihracat ve güçlü ekonomik dayanışmadan geçtiğini anlatan Kacar, ASKON’un ulusal ve uluslararası alanda güçlü bir iş dünyası markası haline geldiğini sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/askonlar-akdeniz-ekonomisini-tartisti-81165</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/5/1280x720/askonlar-akdeniz-ekonomisini-tartisti-1781549447.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu İş Adamları Derneği Akdeniz bölge illeri şubeler toplantısında Akdeniz bölge ekonomisi tartışıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ozer-matli-gorevimin-basindayim-sureci-hukuk-cercevesinde-takip-ediyoruz-81152</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özer Matlı: Görevimin başındayım, süreci hukuk çerçevesinde takip ediyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Beyaz et sektörüne yönelik haksız fiyat artışı iddiaları kapsamında yürütülen soruşturma çerçevesinde ifadesine başvurulan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Keskinoğlu Tavukçuluk Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, süreçle ilgili kamuoyuna yazılı bir açıklama yaptı.</p>
<p>Son günlerde beyaz et sektörüne yönelik yürütülen süreç kapsamında adının kamuoyuna yansıması nedeniyle kısa bir açıklama yapma ihtiyacı doğduğunu belirten Matlı, bugüne kadar olduğu gibi bugün de devletin ilgili kurumlarıyla tam bir iş birliği ve sorumluluk anlayışı içinde hareket ettiğini, ilgili süreç kapsamında yetkili makamlarla gerekli bilgi paylaşımında bulunduğunu ifade etti. </p>
<p>Matlı açıklamasında şunları kaydetti: “Hukuki sürece duyduğum saygı gereği, sürecin esasına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmayı doğru bulmuyorum. Bugün itibarıyla görevimin başında, sorumluluklarımı aynı hassasiyet ve kararlılıkla sürdürmekteyim. Keskinoğlu’nun köklü üretim kültürüne, çalışanlarımıza, üreticilerimize, iş ortaklarımıza, bayilerimize ve tüketicilerimize karşı taşıdığımız sorumluluğun bilincindeyim. Üretim, kalite, gıda güvenliği, istihdam, etik değerler ve mevzuata uyum konularındaki hassasiyetimizi konusunda uzman ekibimizle birlikte bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da korumaya devam edeceğiz. Bu süreçte tarafıma ve kurumumuza güvenini ve desteğini ifade eden çalışma arkadaşlarıma, iş ortaklarımıza, dostlarımıza ve kamuoyuna teşekkür ederim. Kurumumuz süreci hukuk çerçevesinde, vakar ve sorumlulukla takip etmeye devam edecektir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ozer-matli-gorevimin-basindayim-sureci-hukuk-cercevesinde-takip-ediyoruz-81152</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/2/1280x720/ozer-matli-gorevimin-basindayim-sureci-hukuk-cercevesinde-takip-ediyoruz-1781530209.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyaz et sektörüne yönelik haksız fiyat artışı iddiaları kapsamında yürütülen soruşturmada ifadesine başvurulan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı ve Keskinoğlu Yönetim Kurulu Üyesi Özer Matlı, hukuki sürece saygı duyduğunu belirterek görevini aynı kararlılıkla sürdürdüğünü ve kurumun faaliyetlerine kesintisiz devam ettiğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ankara-havalimani-hizmete-acildi-81150</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 16:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara Havalimanı hizmete açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Havalimanı'nda düzenlenen Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni'nde konuştu.</p>
<p>Başkent Ankara'nın 25 ilçesindeki vatandaşların her birine selamlarını ve sevgilerini gönderen Erdoğan, "Az sonra açılışını gerçekleştireceğimiz yatırımlarımızın Ankara'mız başta olmak üzere ülkemiz, milletimiz ve havacılık sektörümüz için hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum." diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, planlama aşamasından inşaat sürecine bu yatırımların hayata geçmesinde payı olan Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını, Milli Savunma Bakanlığını, Devlet Hava Meydanları İşletmesi ile Karayolları genel müdürlüklerini, yüklenici firmaları, projeye katkı veren herkesi tebrik ederek, "İşçilerimize, mimarlarımıza, mühendislerimize, bu eserlerde emeği bulunan tüm kardeşlerime, şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"2026 senesi, her alanda zirveye oynayan Türkiye için zirveler yılı olarak devam ediyor. Bizler de tüm kurumlarımızla, tüm kadrolarımızla bu önemli senenin hakkını verebilmek için canla başla çalışıyoruz. Türkiye Yüzyılı'na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz. Sadece 86 milyon vatandaşımızın değil, kaderini kaderimizle bir gören yüz milyonlarca kardeşimizin güçlü yarınları için uğraşıyoruz.</p>
<p>Biliyorsunuz 5-7 Haziran tarihleri arasında 183 farklı ülkeden 5 bini aşkın katılımcının iştirak ettiği Sıfır Atık Forumu'nu İstanbul'umuzda icra ettik. Ekim ayında 77. Uluslararası Uzay Kongresi ve devamında Türk Devletleri Teşkilatı 13. Liderler Zirvesi Türkiye'de toplanacak. Kasımda 197 ülkeden 100 binin üzerinde katılım beklediğimiz Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansları'nın 31'incisini gerçekleştireceğiz. Bunların arifesinde 7-8 Temmuz tarihlerinde NATO Liderler Zirvesi'ne Ankara'mızda ev sahipliği yapacağız. Burada şunu dikkatinize getirmek isterim, sadece ev sahipliği yapacağı uluslararası etkinliklerde değil Türkiye'nin çekim merkezi olma vasfı yabancı heyet ziyaretlerinde de görülüyor. Özellikle başkent Ankara'nın diplomasi trafiğindeki konumu her geçen yıl güçleniyor."</p>
<p>Türkiye'nin küresel siyasetteki ağırlığı arttıkça Ankara'ya ziyarete gelen yabancı heyetlerin sirkülasyonunun da arttığına dikkati çeken Erdoğan, "Yalnızca 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,5 milyar insanın yaşadığı 67 ülkenin kalbinde yer alan Türkiye, Ankara'sı, İstanbul'u ve Antalya'sı ile artık uluslararası diplomasinin de kalbinin attığı yer olmaya başlamıştır. Tabii bir de buna Ankara'nın giderek artan nüfusunu ve gelişen sanayisini eklediğimizde şehrimize yapılan her türlü yatırımın değeri anlaşılmaktadır." dedi.</p>
<p><strong>Türkiye'nin en yoğun 4. havalimanı oldu</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 9 günlük bayram tatili boyunca havalimanlarının tamamında 51 bin 962 uçak trafiğinin gerçekleştiğini, 7 milyon 618 bin yolcuya hizmet sunulduğunu belirterek, Esenboğa Havalimanı'nın 2 bin 557 uçak trafiği ve 382 bin yolcu sayısıyla Türkiye'nin en yoğun 4. havalimanı olduğunu anlattı.</p>
<p>20 sene önce yıllık 3 milyon yolcuya hizmet veren Esenboğa Havalimanı'nın bugün yıllık 15 milyon civarında yolcuya hizmet sunduğuna işaret eden Erdoğan, "Nereden nereye? Artan yolcu sayısının özellikle çevre yolu ve havalimanı güzergahında oluşturduğu trafik sıkışıklığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Ankara Havalimanı'nın hizmete girmesiyle Esenboğa'nın hem hava yolu hem kara yolu trafiğinde inşallah bir rahatlama olacaktır." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, "Ankara Havalimanı ile başkentimize yeni bir proje kazandırmakla kalmadık. Havacılık tarihimizde derin izler bırakmış bir eseri de ihya ettik." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1933 yılında Gazi Mustafa Kemal'in emriyle inşa edilen ve uzun yıllar askeri havacılığın merkezi olan havalimanının yeni çehresi ve imkanlarıyla yeniden ayağa kalktığını belirtti.</p>
<p>Burayı uçuşlara uygun hale getirmek üzere iki etap halinde planlanan bu projeyi 8 ay gibi çok kısa sürede başarıyla tamamladıklarını vurgulayan Erdoğan, pist uzunluğunu 2 bin 450 metreden 3 bin metreye, pist genişliğini ise 42 metreden 60 metreye çıkardıklarını ve banketleri tamamen yenilediklerini söyledi.</p>
<p>Pist başlarına toplam 15 bin metrekare büyüklüğünde iki dönüş cebi inşa ettiklerini anlatan Erdoğan, 160 bin metrekarelik yeni apron alanıyla 44 uçağın eş zamanlı olarak güvenle park edebileceği yüksek bir kapasite oluşturduklarını kaydetti.</p>
<p>Erdoğan, pist, apron ve taksi yollarıyla birlikte toplam 60 bin metrekare kaplamalı imalat gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Taksi yollarının tamamını kazı dolgu ve asfalt üretimleriyle yenilediklerini, bunları ilave paralel ve bağlantı yollarıyla desteklediklerini bildiren Erdoğan, pist ve taksi yollarının aydınlatma sistemleri, yaklaşma ışıkları, yönlendirme levhalarının uluslararası sivil havacılık örgütü standartlarına göre modernize edildiğini dile getirdi. Erdoğan, diğer taraftan 4 bin 800 metrekare kapalı alana ve 310 araç kapasiteli açık otoparka sahip devlet konukevinin de burada inşa edildiğini belirtti.</p>
<p>Tüm bu çalışmalarla Ankara Havalimanı'nı genişletilmiş pisti, yeni apronları, modern taksi yolları ve güncellenmiş altyapısıyla geniş gövdeli uçaklara ve resmi uçuşlara hazır hale getirdiklerini vurgulayan Erdoğan, bugün hizmete açılacak diğer yatırımların Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yolları olduğunu söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 140 metre uzunluğundaki Başkent Havacılık Köprüsü'nün yüksek hızlı tren hattı üzerine inşa edildiğini, 10 bin tonluk tabliyenin Türkiye'de ilk defa uygulanan bir yöntemle köprüye yerleştirildiğini belirtti.</p>
<p><strong>"NATO Zirvesi'ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız"</strong></p>
<p>Bağlantı yolunun 6,5 kilometrelik kesiminin bölünmüş yol, 6 kilometrelik kısmının tek yol standardında olmak üzere 12,5 kilometre uzunluğunda bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>"Bölünmüş yol kesiminde yer alan 3 kilometrelik bağlantı yoluyla NATO Zirvesi'ne katılan heyetlerin doğrudan ulaşımını sağlayacağız. Böylece Ankara Havalimanı'mızdan Kızılay'a 17 kilometre, Ümitköy'e ise 7 kilometrelik güçlü bir ulaşım ağı kurmuş oluyoruz. 230 gün gibi rekor bir sürede tamamlanan bu yatırımlarda emeği geçenleri şahsım ve milletim adına bir kez daha tebrik ediyorum. Bakanlıklarımızı, kurumlarımızı, firmalarımızı bu eserlerde alın teri olan her bir kardeşimi kutluyor, Rabb'im hepsinden razı olsun diyorum.</p>
<p>Önüne gelen esere çamur atmayı, ülkeye ve millete kazandırılan her eseri kötülemeyi maharet zannedenlere ise sadece şunu söylüyorum, 23 yıl hep Türkiye için çalıştık, bu millete hizmet ettik, sizin hayal dahi edemeyeceğiniz eserleri biz vatandaşlarımızın istifadesine sunduk. Eser ve hizmet üretirken kendimizi değil, her zaman şehirlerimizin geleceğini düşündük. İnşallah bundan sonra da Türkiye için çalışmaya, yatırımlarımıza yenilerini eklemeye devam edeceğiz."</p>
<p>Bu sene içinde Ankaralıların huzuruna yeni açılışlar, eserler ve müjdelerle çıkacaklarını dile getiren Erdoğan, "Unutmayın, hizmet eden izzet bulur anlayışıyla kimseyi ayırmadan, kimseyi dışlamadan 86 milyon vatandaşımızın hizmetkarı olmayı, bu emaneti hakkıyla taşımayı sürdüreceğiz." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ankara Havalimanı, Başkent Havacılık Köprüsü ve bağlantı yollarının hayırlı uğurlu olmasını diledi.</p>
<p><strong>Törenden notlar</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uçağı, Ankara Havalimanı'nda su takı töreniyle karşılandı.</p>
<p>Erdoğan'ın konuşmasından önce, sırasıyla Ankara Havalimanı ve bağlantı yollarının yapım çalışmalarını anlatan bir belgesel ve Ankara Havalimanı animasyon gösterimi yapıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2ffe28484a6-1781530152.jpg" alt="" width="700" height="467" />Konuşmaların ardından, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdiminde bulundu.</p>
<p>Törene, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Serap Yazıcı, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanı Adil Karaismailoğlu, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu Başkanı Derya Yanık, TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, AK Parti Genel başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş ile AK Parti Genel Başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Hüseyin Yayman, Ömer İleri, Halit Yerebakan, Kürşad Zorlu, Hasan Basri Yalçın, Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Gençlik Kolları Genel Başkanı Yusuf İbiş, DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu katıldı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, okunan duanın ardından Ankara Havalimanı'nın açılışını gerçekleştirdi, törene katılanlarla aile fotoğrafı çektirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ankara-havalimani-hizmete-acildi-81150</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/0/1280x720/7-1781530075.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Ankara Havalimanı ve Bağlantı Yolları Açılış Töreni&quot;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Türkiye Yüzyılı&#039;na giden yolda kimsenin bizi hedeflerimizden alıkoymasına, motivasyonumuzu kırmasına, insicamımızı bozmasına müsaade etmiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-gecen-yil-23-milyar-lira-saglik-turizmi-icin-hibe-destekleri-verdik-81147</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: Geçen yıl 2,3 milyar lira sağlık turizmi için hibe destekleri verdik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "Hayat Şifa Hastanesi 30. Kuruluş Yıl Dönümü ve Yeni Birimlerin Açılış Töreni"ne katıldı. </p>
<p>Bolat burada yaptığı konuşmada, yılda 100 bin vatandaşın hizmet alacağı Hayat Şifa Hastanesinin Pendikliler için şifa dağıtacağını söyledi.</p>
<p>Hayat Şifa Hastanesinin 52 hasta yatağı ve 6 bin cerrahi operasyon yapma kapasitesi olduğunu kaydeden Bolat, hastanenin uluslararası sağlık turizminde iddialı bir müessese olduğunu bildirdi.</p>
<p>Bolat, Bakanlık olarak uluslararası sağlık turizmini bütün kaynaklarıyla desteklediklerini işaret ederek, özellikle Türkiye'ye döviz kazancı anlamında sağlık turizmini geliştirmeyi çok önemsediklerini anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin sağlık alanındaki gelişim sürecine değinen Bakan Bolat, şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye'miz, Cumhuriyet'imizin kuruluşundan beri, ondan önce Osmanlı dönemindeki şifahaneler ve Cumhuriyet dönemindeki sağlık hizmetleri ile bugünlere ulaştı ama özellikle Cumhurbaşkanımızın liderliğindeki son 23 yılda Türkiye sağlıkta adeta bir devrim yaptı ve altın çağını yaşıyor. Özellikle bütçe kaynaklarımızın, devlet bütçesi kaynaklarımızın tam yüzde 15'ini sağlık harcamalarına ayırıyoruz. İnsanımızın, vatandaşımızın birinci sınıf, yüksek kaliteli sağlık hizmeti alması konusunda gerek kamu hastaneleri ve sağlık tesisleri gerekse de özel sektörümüz vasıtasıyla Türkiye bugün dünya çapında bir şöhrete sahip. Dünyanın neresine gidersek gidelim, karşılaştığımız kişiler arasında Türkiye'de sağlık hizmeti almış kişilere rastlıyoruz. Bugün Allah'a şükürler olsun ki Türk ürünleri kaliteli, teknolojisi başarılı, yüksek ürünler olarak anılıyor."</p>
<p><strong>"Son 23 yılda nitelikli hasta yatak sayısı tam 10 katı artışla 250 bine ulaştırıldı"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, Türkiye'nin hizmetler sektöründe başarılı bir ülke olduğunun altını çizerek, lojistik, sağlık ve eğitim hizmetleri, turizm, bilişim, yazılım, dizi ve filmler, fuarcılık ve danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda Türkiye'nin rekabetçi ve güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Bolat, Türkiye'de son 23 yılda artan hastane kapasitesine değinerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Nitelikli hasta yatak sayısı tam 10 katı artışla 250 bine ulaştırıldı ve hastanelerimiz 5 yıldızlı otel konforunda modernize edildi. Eskiden koğuş düzeninde yatılan hastanelerdeki düzenden, bir-iki kişilik, içinde tuvaleti, banyosu, lavabosu olan güzel modern hizmetlere kavuştuk. Bu anlamda aile hekimliği müessesesi ve acil tıp hekimliği müessesesi kuruldu. İş yeri sağlığı ve iş güvenliği müessesesi kuruldu ve olmayan bir durum, şehir hastaneleri kavramıyla bugün 30'dan fazla şehir hastanelerimiz halkımıza çok üstün nitelikli, kaliteli hizmetler veriyor. Hatta kamudaki hastanelerin adeta özel sektörle yarışırcasına kalitelerini yükselttiğine şahitlik ettik."</p>
<p>Bu yılki devlet bütçesinden 1 trilyon 600 milyar liranın direkt sağlık harcamalarına ayrıldığı bilgisini paylaşan Bolat, buna üniversite hastaneleri ve Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık harcamalarının da ilave edildiğinde 3 trilyon 307 milyar liranın sağlığa ayrıldığını söyledi.</p>
<p>Bolat, sağlık çalışanı sayısının da büyük bir artış kaydettiğine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"2002'de 257 bin olan sağlık çalışanı sayımız, Sağlık Bakanlığı'ndan bahsediyorum, özel sektörden bahsetmiyorum, tam 877 bin kişiye yükseldi. Toplam doktor sayımız 92 binden 230 bine yükseldi ve böylece Türkiye'miz hamdolsun sağlık alanında öncü, dünyada kalitenin, itibarın ve şifanın adresi haline geldi. Tabii şifanın, sağlığın adresi haline gelince yurt dışından da çok sayıda hastaların doğudan, batıdan, Avrupa'sından Orta Doğu'suna, Afrika'sından Asya'sına varıncaya kadar, Balkanlar, Kafkaslar, kuzey bölgesi Rusya-Ukrayna gibi Türkiye'ye sağlık hizmetleri almaya gelenlerin sayısı yıllık olarak 1,5 milyona ulaştı ve bunların bıraktığı ülkemize döviz geliri de yaklaşık 3 milyar dolar civarında hesaplanıyor. İşte sağlıkta devrimin sonucunda vatandaşımız için kaliteli sağlık hizmeti ve dünya vatandaşları için de bedeli karşılığında önemli sağlık hizmetleriyle Türkiye'miz sağlıkta bir çığır açtı."</p>
<p><strong>"Toplam 7,5 milyar lira sağlık turizmi destekleri verdik"</strong></p>
<p>Bolat, Bakanlığın 2012'de uluslararası sağlık turizmini desteklemek için hibe programları hazırladığını anımsattı.</p>
<p>2012'de 16 firmanın bunlardan faydalanırken, 2025'te 2 bin 56 firmanın sağlık turizmi desteklerinden faydalandığını bildiren Bolat, "Geçen yıl 2,3 milyar lira sağlık turizmi için hibe destekleri verdik ve bugüne kadar sağlık turizmi için toplam 7,5 milyar lira sağlık turizmi desteği verdik." dedi.</p>
<p>Bolat, sıranın artık sağlıkta ilaç, ekipman ve makine cihazlarının yapımında olduğunu vurgulayarak, şu anda çok ciddi sayıda yerli ve uluslararası yabancı ilaç firmalarının Türkiye'de üretim ve ihracat yaptığını belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin yıllık ilaç ihracatının 2,5 milyar dolar, ithalatının da yaklaşık 4,5 milyar dolar olduğunu kaydeden Bolat, konuşmasını şöyle tamamladı:</p>
<p>"Çok pahalı kanser ilaçları da tabii bunun içinde ciddi bir yekün tutuyor ama her alanda Ar-Ge çalışmalarıyla ilaçta da patentli, yerli ilaçların sayısı artmakta. Araç, ekipman, sarf malzemeleri anlamında da ciddi gelişmelerimiz var. Sağlık Bakanlığı, özellikle TÜBİTAK'la da işbirliği yaparak, Türkiye'de bundan 15-20 sene önce başlayıp da bugün dünyada 10'uncu sıraya yükseldiğimiz savunma sanayisindeki başarımızı, sağlık ekipmanları ve teknolojilerinde de göstermek için büyük bir çaba sarf ediliyor, ciddi teşvik destek programları uygulanıyor. Bunda da inşallah başarılı olacağız ve işte hastanelerimizde kullanılan sağlık cihazları, ekipmanlarının çok büyük bölümünü de önümüzdeki orta vadede yerli kaynaklardan tedarik etmeyi başaracağız ve bunda da büyük bir döviz tasarrufumuz olacak."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-gecen-yil-23-milyar-lira-saglik-turizmi-icin-hibe-destekleri-verdik-81147</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/7/1280x720/375375-1781527625.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Bolat, &quot;Geçen yıl 2,3 milyar lira sağlık turizmi için hibe destekleri verdik ve bugüne kadar sağlık turizmi için toplam 7,5 milyar lira sağlık turizmi desteği verdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-turkiyeyi-kuresel-bir-uretim-merkezi-haline-getirmek-icin-calismalarimiza-devam-ediyoruz-81146</guid>
            <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 15:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen sanayi üretimi yıllık yüzde 6 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, nisan ayı sanayi üretim verilerini değerlendirdi. </p>
<p>Şimşek'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle: </p>
<p>"Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi nisanda yıllık yüzde 6 arttı. Böylece ocak-nisan dönemindeki yıllık artış yüzde 1,3 gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde sermaye malı üretimi yıllık yüzde 8,2 artarken, orta-yüksek teknolojili ve yüksek teknolojili üretimdeki artış sırasıyla yüzde 7,1 ve yüzde 14,6 oldu.</p>
<p>Yüksek katma değerli yatırım ve üretimi teşvik eden politikalarımızla Türkiye’yi küresel bir üretim merkezi haline getirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi nisanda yıllık yüzde 6 arttı. Böylece ocak-nisan dönemindeki yıllık artış yüzde 1,3 gerçekleşti.<br /><br />Bu dönemde sermaye malı üretimi yıllık yüzde 8,2 artarken,… <a href="https://t.co/FGZisAdkYx">pic.twitter.com/FGZisAdkYx</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2066487411362689184?ref_src=twsrc%5Etfw">June 15, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-turkiyeyi-kuresel-bir-uretim-merkezi-haline-getirmek-icin-calismalarimiza-devam-ediyoruz-81146</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/mehmet-simsek-1770707941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi üretim verileri hakkında açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Küresel ekonomide artan belirsizliklere ve zorlu dış koşullara rağmen takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi nisanda yıllık yüzde 6 arttı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
