<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-dogal-tas-ihracatcilari-fastan-sonra-ispanya-yolcusu-91020</guid>
            <pubDate>Sun, 01 Nov 2026 13:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal taş ihracatçıları Fas’tan sonra İspanya yolcusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak ülkelerden Fas’a 13-16 Ekim 2026 tarihlerinde “Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyen Ege Maden İhracatçıları Birliği, bu sefer 2-6 Kasım 2026 tarihlerinde kupanın diğer ev sahibi ülke İspanya’ya doğal taş ihracatımızı artırmak için İspanya’nın Madrid ve Alicante şehirlerini kapsayan “Doğal Taş Sektörel Ticaret Heyeti” gerçekleştirecek.</p>
<p>İspanya'nın, Fas ve Portekiz ile 2030 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapacak olmasının başta stadyumların modernizasyonu olmak üzere otel, konaklama tesisleri, ulaşım altyapısı, turizm tesisleri ve kentsel alanlarda önemli yatırım ve renovasyon ihtiyacı doğurduğu bilgisini paylaşan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, altyapının geliştirilmesine yönelik yapılacak yatırımların, özellikle mimari ve iç mekân uygulamalarında doğal taş kullanımını desteklemesini öngördüklerini vurguladı.</p>
<h2>İspanya’ya doğal taş ihracatımızı 50 milyon dolara çıkarabiliriz</h2>
<p>İspanya’nın Avrupa'nın önde gelen doğal taş üretici ve tüketici ülkelerinden biri olduğunun altını çizen Alimoğlu; “Türk doğal taş sektörünün geniş ürün çeşitliliği, renk ve desen alternatifleri ile rekabetçi fiyat avantajı, özellikle yüksek katma değerli işlenmiş ürünler ve özel mimari uygulamalar açısından ticari fırsatlar sunuyor. 2025 yılında İspanya'nın doğal taş sektöründeki toplam ithalatı 190 milyon dolardı. Türkiye bu ithalattan 17 milyon dolar pay aldı. Türk doğal taş sektörünün İspanya’ya ihracatını artırabileceği bir döneme girdik. 12 ihracatçı firmamız ithalatçı firmalarla ikili iş görüşmeleri yaparken, doğal taş ithalatçısı firmaları da ziyaret edeceğiz. İspanya’ya doğal taş ihracatımızın 50 milyon dolara çıkması için büyük bir adım atmış olacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-dogal-tas-ihracatcilari-fastan-sonra-ispanya-yolcusu-91020</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/Ege-Maden-Ihracatcilari-Birligi-Baskani-Ibrahim-Alimoglu.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Maden İhracatçıları Birliği, 2030 FIFA Dünya Kupası’na ev sahipliği yapacak İspanya’ya heyet yollayacağını bildirdi. Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, &quot;İspanya’ya doğal taş ihracatımızın 50 milyon dolara çıkması için büyük bir adım atmış olacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tobbdan-reel-sektore-50-milyar-tllik-yeni-nefes-kredisi-91014</guid>
            <pubDate>Sun, 01 Nov 2026 10:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOBB’dan reel sektöre 50 milyar TL’lik yeni Nefes Kredisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) reel sektöre Kredi Garanti Fonu ve bankaların iş birliğiyle kullandırılan Nefes Kredisi programında, 50 milyar TL’lik yeni bir dilim açıldığını duyurdu.</p>
<p>TOBB’dan yapılan yazılı açıklamaya göre başvurular, 3 Kasım gününden itibaren alınmaya başlanacak. </p>
<p>Krediden TOBB’a bağlı tüm oda ve borsada kayıtlı işletmeler başvuru yapabilecek. Krediler işletme başına 5 milyon TL olarak belirlendi. Daha önce bu programdan kredi alanlar, 5 milyon TL’ye tamamlayacak kadar yeni kredi çekebilecekler. </p>
<p>Krediler, 6 ay anapara ödemesiz dönem dâhil azami 48 ay vadeli olacak. 24 aya kadar yıllık yüzde 36, 24 ay üzerindeki vadelerde ise yıllık yüzde 34 faiz uygulanacak. Kredi hacmi 50 milyar Türk Lirası olacak.</p>
<p>Yazılı açıklamasında değerlendirmesine yer verilen TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Haziran’da başlattığımız Nefes Kredisi ile beş ayda KOBİ’lerimize 45 milyar lira ulaştırdık. Gördüğümüz talep, reel sektörün nefes kredisine ne kadar ihtiyacı olduğunu açıkça gösterdi. Şimdi 50 milyar liralık yeni dilimi açıyor, firma başına limiti 5 milyon liraya çıkarıyoruz. KOBİ’lerimiz üretmeye, istihdam sağlamaya ve ihracat yapmaya devam ettikçe biz de yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu programın hayata geçmesinde emeği geçen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e, Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’a, KGF Yönetim Kurulu Başkanı Erdoğan Özegen’e ve katılan tüm bankalarımıza teşekkür ediyorum.” yorumunu yaptı. </p>
<p>50 Milyar TL’lik yeni dilim TOBB NEFES kredi programında kredi verecek bankalar şöyle:</p>
<p>• Türkiye Vakıflar Bankası<br />• Türkiye Halk Bankası<br />• DenizBank<br />• Türkiye Garanti Bankası<br />• Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası<br />• Yapı ve Kredi Bankası<br />• QNB<br />• Ziraat Katılım Bankası</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tobbdan-reel-sektore-50-milyar-tllik-yeni-nefes-kredisi-91014</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/4/1280x720/para-lira-tl-1793518268.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB, reel sektöre &quot;Nefes Kredisi&quot; programı kapsamında 50 milyar liralık yeni bir dilim açıldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop31-alani-turkiyenin-en-buyuk-fuar-ve-kongre-merkezi-olacak-91013</guid>
            <pubDate>Sun, 01 Nov 2026 00:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;COP31 alanı Türkiye’nin en büyük fuar ve kongre merkezi olacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Kültür Yolu Festivali açılışı nedeniyle Antalya’ya geldi. Bakan Ersoy, Antalya’da Kültür Yolu Festivali’nde toptan 440’tan fazla etkinliğin açılışını gerçekleştirdi.</p>
<p>Bakan Ersoy, konuşmasında, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak Antalya’da, zirvenin ardından COP31 (EXPO) alanının kongre ve fuar turizmi açısından değerlendirileceğini, böylece yeni projeyle Antalya’nın turizmdeki konumunu güçlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.</p>
<p>COP31 Alanının Antalya turizminin geleceği açısından önemli bir proje olduğunu açıklayan Bakan Ersoy, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Antalya’nın toplantı, teşvik seyahati, kongre ve etkinlik turizmini ifade eden M.I.C.E alanında dünyanın en gözde destinasyonlarından biri hâline getirilmesini hedefledik. Antalya’yı kültür ve turizm yatırımlarının yanı sıra havalimanı kapasite artırımı ve diğer bakanlıklarla yürütülen karayolu ulaşımı çalışmalarıyla geleceğe hazırladık. Yeni proje COP31 alanı, kentin fuar ve kongre turizm potansiyeline önemli katkı sağlayacak. Bu, Antalya için yeni bir turizm hamlesi olacak. Büyük uluslararası organizasyona ev sahipliği yaptıktan sonra COP31 (Antalya EXPO) alanında, Türkiye’nin en büyük ve en önemli fuar, kongre ve etkinlik merkezlerinden birini hayata geçirmek üzere TGA çatısı altında kuracağımız ve profesyonellerden oluşan yeni bir yapılanmaya gidiyoruz. Antalya turizminin önemli bir ihtiyacı olan kongre ve fuar turizmi için dünya ölçeğinde ve çok üst düzey nitelikte bir merkez oluşturarak kış ve bahar dönemlerine de hareketlilik kazandıracağız.”</p>
<p>COP 31 alanı projesinin yalnızca kongre ve fuar turizmine değil, Antalya’nın sosyal, kültürel ve sanatsal hayatına da önemli katkılar sağlayacağına inandığını vurgulayan Bakan Ersoy, turizm sektörüne yönelik oluşturulacak yeni destek mekanizmasının ciddi bir fark yaratacağını kaydetti.</p>
<p><strong>‘’Antalya turizmini 12 aya yayacak yeni bir adım atıyoruz’’</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Antalya Kültür Yolu Festivali’nde 9 gün boyunca 40’tan fazla alanda 440’tan fazla etkinliğin düzenleneceğini bildirdi. Antalya’nın kültür ve sanatı, bilgi ve eğlenceyi, geleneksel ile evrenseli bir arada sunan Türkiye Kültür Yolu Festivali çatısı altında yeniden buluştuğunu anımsatan Ersoy, organizasyonun dünyanın en kapsamlı, en geniş katılımlı ve en çok ilgi gören festivallerinden biri hâline geldiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye’ye kazandırdıkları festival markasını bu yıl 26 şehre taşıdıklarını, yaklaşık 8 ay süren kültür ve sanat programının gelecek yıl 32 ile ulaşacağını açıklayan Bakan Ersoy, festivalin her yaş ve kesimden insanı bir araya getirirken iç turizm hareketine ve yerel ekonomilere katkı sağlamaya devam edeceğini söyledi.</p>
<p>Antalya’da bakanlık olarak yaptıkları yatırımları da açıklayan Bakan Ersoy, Antalya’nın tarihine 1 milyar lirayı aşan arkeoloji desteği sağladıklarını bildirdi. Ersoy, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü aracılığıyla 2018-2026 yılları arasında 24 proje ve 101 uygulama işi tamamlandı,  9 proje ve 9 uygulama işi ise devam ediyor. Arkeoloji tarihimizin en büyük projesi olan Geleceğe Miras kapsamında 2024 yılı itibarıyla Antalya’da 26 arkeolojik alanda çalışma yürütüyoruz. Bu doğrultuda, 2024-2026 döneminde kazı ve basit onarım çalışmaları için 1 milyar 60 milyon liranın üzerinde ödenek aktardık.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop31-alani-turkiyenin-en-buyuk-fuar-ve-kongre-merkezi-olacak-91013</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/3/1280x720/cop31-alani-turkiyenin-en-buyuk-fuar-ve-kongre-merkezi-olacak-1793480709.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek BM İklim Zirvesinin tamamlanmasından sonra COP 31 alanının Türkiye’nin en büyük fuar ve kongre merkezi olacağını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/muz-ithalati-artiyor-yerli-uretici-rekabetle-karsi-karsiya-kaliyor-91012</guid>
            <pubDate>Sun, 01 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Muz ithalatı artıyor, yerli üretici rekabette zorlanıyor&#039;&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Son yıllarda aşırı su kullanımına yol açtığı gerekçesiyle serada muz üretimi tartışılırken, Türkiye’de muz ithalatının arttığı bu nedenle yerli muz üreticisinin rekabetle karşı karşıya kaldığı belirtildi.</p>
<p>Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası (MATSO) ve Manavgat Muz Üreticileri Birliği (MUZBİR) Başkanı Önem Gök, MUZBİR Yönetim Kurulu üyeleriyle MATSO hizmet binasında istişare toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıda, artan üretim maliyetleri, ithalatın yerli üretici üzerindeki etkileri, su kaynaklarının verimli kullanılması ve sektörün geleceğine yönelik çalışmalar ele alındı.</p>
<p>Önem Gök, 2026 yılında muz üretimini 170 bin tonu üzerine çıkarmayı hedeflediklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Türkiye’de üretilen muzun yaklaşık yüzde 20’si Manavgat’ta yetiştiriliyor. Bu da ülkemizde üretilen her 5 muzdan 1’inin Manavgat’ta yetiştiği anlamına geliyor. Manavgat, örtü altı tarım yatırımlarıyla Türkiye’nin önemli muz üretim merkezlerinden biri haline geldi. 2025 yılında 168 bin tonluk üretimle ülkemizin toplam muz üretiminin yaklaşık yüzde 20’sini karşıladık. Bu, ilçemizin tarımsal üretimde ulaştığı gücü açıkça ortaya koyuyor. 2026 yılında ise üretimimizi 170 bin tonun üzerine çıkararak yeni bir rekora ulaşmayı hedefliyoruz. Muz üretimi, ilçemizde istihdamdan paketlemeye, lojistikten ticarete kadar birçok alana önemli katkı sağlıyor.”</p>
<p>Muz ithalatındaki artışın yerli üretici üzerinde baskı oluşturduğunu vurgulayan Gök, Türkiye’nin muzda kendi kendine yeterlilik oranının yüzde 80,7 seviyesinde olmasına rağmen 2025 yılında muz ithalatının yüzde 5,1 arttığını söyledi.</p>
<p>Önem Gök, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’2025 yılında muz ithalatı 213 bin tonu aştı. Üreticilerimiz yatırımlarıyla üretim kapasitesini artırırken ithal ürünlerin iç piyasada oluşturduğu rekabet baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Yerli üreticimizin emeğini korumak için piyasa ve gümrük denetimlerinin etkin şekilde sürdürülmesi, yerli üretimi destekleyecek tedbirlerin alınması gerekiyor. Enerji, gübre ve sulama maliyetlerindeki artış üreticilerin üzerindeki yükü ağırlaştırdı. Üretimin sürdürülebilirliği için girdi maliyetlerini azaltacak desteklerin geliştirilmesi ve üreticilerimizin rekabet gücünün artırılması büyük önem taşıyor.”</p>
<p>Tarımsal üretimde suyun önemine dikkat çeken Başkan Gök, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Kontrollü sulama sistemlerini ve modern seracılık uygulamalarını yaygınlaştırarak hem üretim maliyetlerini azaltmalı hem de su kaynaklarımızı korumalıyız. Üretimimizi artırırken doğal kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini de gözetmeliyiz. Sektör temsilcileriyle istişareye önem veriyoruz. Üreticilerimizin taleplerini ve sorunlarına çözüm üretmek, Manavgat’ımızın muz üretimindeki güçlü konumunu daha ileriye taşımak için çalışacağız.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/muz-ithalati-artiyor-yerli-uretici-rekabetle-karsi-karsiya-kaliyor-91012</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/2/1280x720/muz-ithalati-artiyor-yerli-uretici-rekabetle-karsi-karsiya-kaliyor-1793480584.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Manavgat Muz Üreticileri Birliği Başkanı Önem Gök, &quot;2025 yılında muz ithalatı 213 bin tonu aştı. Üreticilerimiz yatırımlarıyla üretim kapasitesini artırırken ithal ürünlerin iç piyasada oluşturduğu rekabet baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Yerli üreticimizin emeğini korumak için piyasa ve gümrük denetimlerinin etkin şekilde sürdürülmesi, yerli üretimi destekleyecek tedbirlerin alınması gerekiyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atf-antalya-ekonomisine-3-gunde-50-milyon-dolar-katki-sagladi-91009</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 23:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Meral: 2 bin 500 seyahat acentesini Antalya&#039;da ağırladık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Turizm Fuarı (ATF) Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral, geçen hafta ANFAŞ fuar merkezinde düzenlenen ve üç gün devam eden Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nı değerlendirdi.</p>
<p>Bu yıl 8'incisi düzenlenen ATF’nin artık "dünya turizm fuarları şampiyonlar ligi"nde olduğunu belirten Selçuk Maral, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’ATF, 2019 yılında 4 bin metrekarelik bir alanda başladı ve bugün 40 bin metrekarelik bir alana yayıldı. Sona eren ATF 2026’da bini aşkın markayı buluşturduk. 2 bin 500 seyahat acentesini Antalya'da ağırladık. Üç günlük fuar Antalya ekonomisine yaklaşık 30–50 milyon dolarlık katkı sağladığını tahmin ediyoruz. Yaklaşık 40 bin ikili iş görüşmesi randevusu oluşturuldu.’’</p>
<p>ATF'nin yalnızca bir fuar değil, Türkiye'nin turizm, ticaret ve vizyon merkezi olmasını hedeflediklerini vurgulayan Meral, 26–28 Ekim 2027 tarihlerinde düzenlenecek ATF27 için daha büyük bir organizasyon ve yeni fuar alanı seçenekleri üzerinde çalıştıklarını bildirdi. Meral, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’ATF yalnızca Türkiye'de düzenlenen bir turizm organizasyonu olmaktan çıkarak uluslararası ölçekte bir ticaret platformuna dönüştü. Türkiye turizmde ulaştığı küresel konuma uygun güçlü markalar üretmesi gerekiyor. Türkiye, otelcilik ve tur operatörlüğü alanında dünya çapında markalara sahip. Fuarcılık alanında da aynı ölçekte bir marka oluşturmak ülkemiz ve sektör açısından çok önemli. Türkiye kendi küresel turizm markalarını oluşturmalı.’’</p>
<p><strong>Ticari anlaşmalar imzalandı</strong></p>
<p>Uluslararası ATF’nda yaklaşık 40 bin B2B görüşme randevusu oluşturulduğuna dikkat çeken Selçuk Meral, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’ATF26'da çok sayıda birebir iş görüşmesi gerçekleştirildi ve ticari anlaşmalar imzalandı. Turizm sektöründe fuarlar sırasında doğrudan kontrat imzalama alışkanlığı geçmiş yıllara göre azalmıştı. Ancak ATF26’da ise ticari görüşmeler somut anlaşmalara dönüştü. Fuar yalnızca tanışma ve bağlantı kurma platformu olmadı, sonuç odaklı bir ticaret ortamı da sundu. İmzalanan sözleşmelerin toplam parasal büyüklüğü şirketler tarafından ticari gizlilik nedeniyle paylaşılmadı.’’</p>
<p><strong>"ATF dünyada ilk 10 içinde"</strong></p>
<p>ATF’nin, büyüklük açısından turizm fuarları arasında Avrupa'da beşinci veya altıncı, dünyada ise ilk 10 içerisinde bulunduğunu ifade eden Meral, ‘’ATF Türkiye'nin turizm ticaret merkezi olmasının yanı sıra yeni fikirlerin, projelerin ve sektörün geleceğine ilişkin tartışmaların yürütüldüğü bir vizyon merkezi olarak konumlandırıyor. ATF, Türkiye’nin turizm ticaret ve vizyon merkezi olacak’’ dedi.</p>
<p><strong>2027 hazırlıkları başladı</strong></p>
<p>ATF'nin gelecek yıl 26–28 Ekim tarihlerinde düzenlenmesinin planlandığını ifade eden Meral, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Yeni fuar takviminin uluslararası katılımcılar açısından daha uygun olmasını hedefledik. ATF27'nin uluslararası katılımcı çeşitliliğini artırmayı, daha fazla üst düzey turizm yöneticisini Antalya'da ağırlamak ve fuara katılan ülke sayısını geliştirmek istiyoruz. 2027’de daha büyük bir fuar alanı için hazırlık yapıyoruz. COP31 BM İklim Zirvesi sona erdikten sonra, COP31 alanında daha büyük fuar yapmak istiyoruz. COP31 yeni fuar merkezinin yaklaşık 70–80 bin metrekarelik bir kapasiteye ulaşmasına yönelik hazırlıklar bulunuyor. Gerekli koşulların oluşması hâlinde ATF'nı bu alanda düzenleyebiliriz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atf-antalya-ekonomisine-3-gunde-50-milyon-dolar-katki-sagladi-91009</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/9/1280x720/atf-antalya-ekonomisine-3-gunde-50-milyon-dolar-katki-sagladi-1793480195.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yıl 8&#039;incisi düzenlenen Uluslararası Antalya Turizm Fuarı hakkında açıklamalarda bulunan ATF Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral, &quot;2 bin 500 seyahat acentesini Antalya&#039;da ağırladık. Üç günlük fuar Antalya ekonomisine yaklaşık 30–50 milyon dolarlık katkı sağladığını tahmin ediyoruz. Yaklaşık 40 bin ikili iş görüşmesi randevusu oluşturuldu.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-kobilere-patent-basvurularinda-yuzde-75-indirim-sagliyoruz-91005</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 16:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: KOBİ&#039;lere ilk patent başvurularında yüzde 75 indirim sağlıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türk Patent ve Marka Kurumunun (TÜRKPATENT), KOBİ'lerin buluşlarının ve ülkedeki yapay zeka alanında geliştirilen yeniliklerin patentlenmesini teşvik etmek amacıyla önemli bir indirim uygulamasını hayata geçirdiğini bildirdi. </p>
<p>Sosyal medya hesabından, TÜRKPATENT'in Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren düzenlemesini değerlendiren Kacır, "İlk kez patent başvurusunda bulunacak KOBİ'lerimizin, ilk patent başvurularında başvuru, araştırma ve inceleme raporu ücretlerinde yüzde 75 indirim sağlıyoruz. Yapay zeka alanındaki patent başvurularında (G06N IPC sınıfı), acil araştırma raporu düzenleme ücretinde yüzde 50 indirim uyguluyoruz. Yenilikçi fikirlerin buluşa, buluşların katma değere dönüşmesi için girişimcilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-kobilere-patent-basvurularinda-yuzde-75-indirim-sagliyoruz-91005</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/mehmet-fatih-kacir-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRKPATENT&#039;in ücret tarifesi hakkında açıklama yapan Bakan Kacır, &quot;İlk kez patent başvurusunda bulunacak KOBİ&#039;lerimizin, ilk patent başvurularında başvuru, araştırma ve inceleme raporu ücretlerinde yüzde 75 indirim sağlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dallikavak-tuneli-acildi-91004</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 15:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dallıkavak Tüneli açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Erzurum-Rize yolu üzerinde inşa edilen Dallıkavak Tüneli ve Dadaşkent-Yıldızkent Yeni Nesil Kavşağı'nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, kara yollarının gelişmiş ülkelerde sanayi, tarım ve turizm faaliyetleriyle ekonomik büyümeyi artıran temel unsur olduğunu söyledi.</p>
<p>Uraloğlu, zorlu coğrafyalarda çalıştıklarını belirterek, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Bölünmüş yol uzunluğunu 6 bin 101 kilometreden 30 bin kilometrenin üzerine çıkardık. Sadece 7 ilimiz birbirine bağlanırken bugün 77 ilimizi çok şükür bölünmüş yollarla birbirine bağlamış olduk. Zorlu coğrafyalarda yüksek dağları, Dallıkavak, Kırık gibi derin vadileri aşarak doğaya meydan okuyan köprü ve tünellerle güvenli ve konforlu ulaşımı sağladık, sağlamaya da devam edeceğiz. 311 kilometre olan köprü viyadük uzunluğunu 837 kilometreye çıkardık. Tünel uzunluğu, sadece ve sadece 50 kilometre 2002 yılında. Bugün 898 kilometreye çıkardık. 80 yılda sadece 50 kilometre tünel inşa etmişken 2002'den bu tarafa 17 kat bunu artırdık çok şükür."</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae5e74d65225-1793451853.jpg" alt="" width="800" height="533" />Bakan Uraloğlu, bu tünellerin sadece dağları delen yollar değil üretim, ticaret, turizm ve istihdamın da çok önemli kanalları olduğunu vurguladı.</p>
<p>"Bugün de bu anlayışla Erzurum'u Rize'ye bağlayan kuzey-güney aksı üzerinde -burası 15 nolu aksımızdır bizim- inşa ettiğimiz Dallıkavak Tüneli ve bağlantı yollarını hizmete sunmanın gururunu yaşıyoruz. Biz, burada bir tünel açıyoruz ama arkamızda yapımı devam eden 9 tünel daha var, 8 tüneli de bitirmiş durumdayız." diyen Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Toplam 196 kilometre olacak olan yolun 43 kilometresini tünel yapıyoruz yani bütün Cumhuriyet tarihindeki kadar burada tünel yapmış olacağız. Son 24 yılda Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde ve Cumhur İttifakı olarak Erzurum'un ulaşım ve iletişim altyapısına 168 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. Daha da yapmaya devam edeceğiz Allah'ın izniyle. Bölünmüş yol uzunluğumuz sadece 49 kilometreydi, bugün 629 kilometre. 40 kilometre sıcak karışım kaplamalı asfaltımız vardı, bugün 633 kilometreye çıkardık. Ovit Tüneli'ni de 2018 yılında Cumhurbaşkanı'mızın teşrifleriyle hizmete açtık.</p>
<p>2021'de Pirinkayalar Tüneli'ni açarak dar ve keskin 22 virajın yer aldığı bu zorlu geçişi konfor ve güvenli bir seyir güzergahı haline getirdik çok şükür. Horasan-Karakurt Yolu, Aksukapı Köprülü Kavşağı, Çobandede-Hınıs-Varto, Erzurum-Tekman yolları gibi önemli projeleri de tamamladık. Kop Dağı Tüneli geçişini de kapsayan Trabzon-Aşkale Yolu, Kırık Tüneli, Çirişli Tüneli ve bağlantı yolları, Pasinler şehir geçişi gibi 17 önemli kara yolu projemizin de yapımına devam ediyoruz."</p>
<p>Uraloğlu, Erzurum-Rize yolu ile Dallıkavak Tüneli ve Bağlantı Yolları Projesi'nin ülkenin kuzey-güney koridorlarında bulunan Doğu Karadeniz'i Doğu ve Güneydoğu Anadolu'ya bağlayan en önemli akslarından biri olduğunu anlattı.</p>
<p>2018'de hizmete açtıkları Ovit Tüneli'yle yapım çalışmaları süren Kırık Tüneli'nin devamı ve tamamlayıcısı niteliğindeki bu projenin ülke ekonomisi açısından da büyük önem arz ettiğine dikkati çeken Uraloğlu, bu nedenle Dallıkavak Tüneli'nin bu kadim şehirde bölgesel ve uluslararası ticaretin nabzının daha güçlü atmasını sağlayan hayati bir bağlantı olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>"Daha konforlu, daha korunaklı hattı inşallah bugünden itibaren kullanmış olacağız"</strong></p>
<p>"Dallıkavak'a çıktığınızda Erzurum'un kışı sizi daha başka şekilde karşılamaktadır. 2349 metre rakımdaki bu geçitte esen sert ve keskin rüzgar karı savurur, tipi olur. Şehir merkezinde termometreler eksi 30 dereceleri gösterdiğinde bu zirve daha acımasız, daha zorlu hale gelmektedir." diyen Uraloğlu, 8 keskin virajı ve dik eğimiyle her dönüşün sürücüler için ayrı sınav niteliğinde olduğunu söyledi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, "Erzurum'un meşhur kışı elbet güzeldir ama ulaşım için kusursuz bir altyapı ve organizasyonun da beraberinde olmasını ister. İşte biz, ilk etapta Dallıkavak Tüneli ve bağlantı yollarının toplam 9 kilometrelik kesimini tamamlayıp hizmete sunarak bu beyaz kuşatmanın karşısına beraber dikilmiş olduk. 3105 metre uzunluğunda, çift tüplü 6210 metre uzunluğundaki, tek tüpü ile beraber inşa ettiğimiz Dallıkavak Tüneli ve bağlantı yolları, o yüksek geçidi, 8 virajları tamamen ortadan kaldırmış oldu." diye konuştu.</p>
<p>Güzergahın önemine işaret eden Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Güzergahı 190 metre daha alçak kodlara indirerek artık karın ve buzun en yoğun olduğu tepeyi değil daha konforlu, daha korunaklı hattı inşallah bugünden itibaren kullanmış olacağız. Tipinin, buzlanmanın, çetin rüzgarın yerini tünelin sunduğu aydınlık, kuru, güvenli geçişle inşallah sağlamış oluyoruz. Artık Dadaş ve Karadenizli hemşehrilerimiz, uzun yol şoförlerimiz, Dallıkavak Geçidi'ni korku ve tedirginlik duymadan konforlu bir şekilde inşallah kullanmış geçmiş olacaklar. Projemizin açılmasıyla beraber yolumuzu yaklaşık 4,5 kilometre kısaltarak 20 dakikadan sadece 5 dakikaya indirdik. Bu sayede toplam 103 milyon lira da yıllık buradan tasarruf elde etmiş olacağız. Yine karbon emisyonunu 1350 ton aşağı yukarı azaltmış olacağız. Elbette buradan Diyarbakır'a kadar uzanan güzergahtan bahsediyoruz."</p>
<p>Uraloğlu, Erzurum şehir merkezinde yaptıkları Dadaşkent kavşağında da yıllık 137 milyon liralık tasarruf sağlayacaklarını, harcanan parayı aşağı yukarı bir yılda çıkarmış olacaklarını söyledi.</p>
<p><strong>"Hızlı demir yoluyla bölgemizi, Erzurum'umuzu, Erzincan'ımızı ve Kars'ımızı inşallah tanıştırmış olacağız"</strong></p>
<p>Erzincan-Erzurum-Kars hattındaki hızlı tren projesine de değinen Bakan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Hızlı tren ne olacak? Şu anda 4850 kilometre demir yolunda yapım çalışmalarımız devam ediyor, bu kıymetli. Halihazırda 14 bin 300 kilometre demir yolumuzun olduğunu kabul ettiğimizde çok büyük bir rakam. Sivas'a kadar getirdiğimiz demir yolunu Erzincan-Erzurum-Kars hattında da yüksek hızlı demir yoluna çevireceğiz. Bu, sadece Erzurum'un projesi değildir. Bu, Orta Asya'dan, Türkistan'dan başlayıp Türkiye üzerinden Londra'ya kadar giden bir hattan bahsediyoruz. Dolayısıyla siz istemeseniz de biz bunu yapacağız ama sizin istemeniz elbette kıymetlidir. Onun için proje çalışmalarını bir aşamaya getirdik. İlk etapta mevcut hattı elektrikli ve sinyalli hale getireceğiz. Sonrasında da bir gidiş bir geliş, çift hatlı inşallah hızlı demir yoluyla biz bölgemizi, Erzurum'umuzu, Erzincan'ımızı ve Kars'ımızı inşallah tanıştırmış olacağız."</p>
<p>Bakan Uraloğlu, şehir içinde Büyükşehir Belediyesinin raylı sistem çalışmasıyla ilgili istişare ettiklerini, doğru zamanda, doğru şartlarda bunu da Erzurumluların hizmetine beraberce sunmuş olacaklarını söyledi.</p>
<p>Uraloğlu, şunları dile getirdi:</p>
<p>"Bugün gerçekten bakın burada hizmete açtığımız 3 kilometrelik tünel, Cumhuriyet tarihinde yapılan iktidarımıza kadar, Cumhur İttifakı'na kadar yapılan tünellerin yüzde 10 kadar uzunluğunda bir tüneli bugün beraberce açmış oluyoruz. Bu hizmetlerin yapılmasında bize hedef gösteren, irade koyan Cumhurbaşkanı'mızdan Allah razı olsun. Bu çalışmalarda Cumhurbaşkanı'mız bize her türlü desteği verdi. Sadece desteği vermekle kalmadı. Çok çok yakından takip etti çünkü bizim Erzurum'umuzun AK Parti'mize, Cumhur İttifakı'na ve en başta da Sayın Cumhurbaşkanı'mıza verdiği destek herkes için malumdur. Allah sizlerden razı olsun değerli kardeşlerim. Rize'mizin, Karadeniz'imizin de Cumhurbaşkanı'mıza, AK Partimize, Cumhur İttifakı'mıza verdiği destek ortadadır. Allah razı olsun. Değerli Bakanım uyarıyor. Havalimanındaki çalışmaların sonuna geldik. Onu da inşallah en kısa zamanda tamamlayacağız. O da hayırlı uğurlu olsun değerli kardeşlerim."</p>
<p>Bakan Uraloğlu, Erzurum'da görev yaptığını, bölgeyi iyi bildiğini, bu açılışı gerçekleştirmekten büyük mutluluk duyduğunu söyledi.</p>
<p>Erzurum Valisi Aydın Baruş, Rize Valisi İhsan Selim Baydaş, AK Parti Erzurum milletvekilleri Abdurrahim Fırat ve Selami Altınok, MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen, Rize Belediye Başkanı Rahmi Metin'in de konuşmalar yaptığı törende tünel, dua ve kurdele kesiminin ardından ulaşıma açıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dallikavak-tuneli-acildi-91004</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/4/1280x720/dallikavak-tuneli-1793451840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dallıkavak Tüneli&#039;nin açılışında konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu,  &quot;Yolumuzu yaklaşık 4,5 kilometre kısaltarak 20 dakikadan sadece 5 dakikaya indirdik. Bu sayede toplam 103 milyon lira da yıllık buradan tasarruf elde etmiş olacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarimda-biyolojik-ve-biyoteknik-mucadele-destekleri-belli-oldu-91003</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 15:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarımda biyolojik ve biyoteknik mücadele destekleri belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bitkisel üretimde 2027 yılında sağlanacak biyolojik ve biyoteknik mücadele destek tutarları belli oldu.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "2025-2027 Yıllarında Yapılacak Bitkisel Üretime Yönelik Desteklemeler ile Diğer Bazı Tarımsal Desteklemelere Ödeme Yapılmasına Dair Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, temel ve planlı üretim desteklemelerinde il/ilçe müdürlüğü tarafından her üretim yılında planlama kapsamındaki ürünlerin üretildiği alanların tamamı, planlama kapsamında olmayan ürünlerin üretim alanları ise örnekleme yöntemiyle kontrol edilecek.</p>
<p>Coğrafi bilgi sistemleri, uzaktan algılama veya insansız hava aracı ile gerçekleştirilen kontroller neticesinde yapılan tespitler için üretim yılı planlı üretim kontrol tutanağı, yerinde yapılan tespitler için üretim yılı planlı üretim arazi tespit tutanağı düzenlenecek.</p>
<p>Üreticilerin zeytin sineğine karşı biyoteknik mücadelede ruhsatlı olan feromon+tuzak desteğinden yararlanabilmeleri için bireysel olarak en az 20 dekar, 2027 yılında en az 10 dekar zeytinlik alanda biyoteknik mücadele yaptığını beyan etmesi gerekecek.</p>
<p>Bitkisel üretime bulaşan zararlı organizmalara karşı biyolojik ve biyoteknik mücadelenin yaygınlaştırılması ile kimyasal ilaç kullanımının azaltılması amacıyla kapalı ortamda ve açık alanda bitkisel üretimde, destekleme kapsamına alınan ürünler, zararlı organizmalar ve destekleme ödemesi üretim yılına ait belirlenen destek birim tutarları üzerinden yapılacak.</p>
<p>Açık alanda, aynı üründe iki farklı zararlı organizma için ruhsatlı biyolojik ve biyoteknik mücadele ürünlerinin kullanılması durumunda, her iki zararlı organizma mücadelesi ayrı ayrı destek kapsamında değerlendirilecek.</p>
<p>Münavebe uygulamaları kapsamında kuru tarım parsellerinde arpa, buğday, çavdar, tritikale ve yulaf ürünleri art arda ekilebilecek.</p>
<p>Hatay'ın Kumlu ve Reyhanlı havzalarında üretilen patates ve havuç ürünleri için sulu münavebe kuralları uygulanacak.</p>
<p><strong>Bitkisel üretimde biyolojik ve biyoteknik mücadele destekleri</strong></p>
<p>Tebliğ ile 2027 üretim yılı bitkisel üretimde biyolojik ve biyoteknik mücadele desteği ürün etmen ve destek birim tutarları da belirlendi. Buna göre, destek tutarı örtü altı için (paket) 6 bin 630 lira, açık alan için (paket) 2 bin 210 lira oldu.</p>
<p>Örtü altı (domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak) üretiminde biyolojik mücadele için 5 bin 570 lira, biyoteknik mücadelede, feromon ve tuzak kullanan üreticilere 1060 lira, yalnızca feromon kullanan üreticilere ise 550 lira destek verilecek.</p>
<p>Açık alanda domateste biyoteknik mücadelede, feromon ve tuzak kullananlar 750 lira, domates güvesine karşı yalnızca feromon kullananlar ise 550 lira destekten faydalanacak.</p>
<p>Biyoteknik mücadele destek miktarı elma, bağ, nar, ayva ve armut için 1060 lira, zeytin için 550 lira olarak uygulanacak.</p>
<p>Şeftali ve nektarinde feromon ve tuzak kullananlar için 1060 lira, yalnızca feromon kullanan için ise biyoteknik mücadele destek miktarı 550 lira olarak belirlendi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarimda-biyolojik-ve-biyoteknik-mucadele-destekleri-belli-oldu-91003</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/8/1280x720/tarim-1775795375.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027 üretim yılı biyolojik ve biyoteknik mücadele kapsamında destek tutarı örtü altına 6 bin 630 lira, açık alanda 2 bin 210 lira olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-tuketim-limiti-degisiklige-resmi-gazetede-90995</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik tüketim limiti değişikliği Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ'de değişikliğe gitti.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan kurul kararına göre, 1 Ocak 2027'den itibaren mesken tüketici kapsamında yer alan tüketim miktarı, kamu kurum ve kuruluşları, mahalli idareler ile birlikte mesken olarak kullanılan müstakil binalar, apartmanlar ve apartmanlar içindeki bağımsız bölümler, konut kooperatifleri ve konut siteleri ile bu yerlerin ayrı sayaç ile ölçümleri yapılan kalorifer, asansör, hidrofor, merdiven otomatiği, kapıcı dairesi ve benzeri ortak kullanım yerlerine yönelik yıllık 3 bin kilovatsaat olacak.</p>
<p>Öte yandan, bu miktar, mesken tüketici grubu kapsamında yer alan İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından kurulan geçici barınma merkezleri, köylerde içme suyu temini ve dağıtımı amaçlı kullanılan tesisler ile diğer tüketicilere ve tarımsal faaliyetler tüketici grubuna yıllık 150 milyon kilovatsaat, kalan tüketici gruplarına yıllık 15 bin kilovatsaat olarak uygulanacak.</p>
<p><strong>Elektrik dağıtım şirketlerinin AR-GE bütçesinde esas alınan oran artırıldı</strong></p>
<p>EPDK'nin Dağıtım Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, dağıtım şirketlerinin kontrol edilemeyen işletme giderleri ve planlı bakım bütçesi hariç, verimlilik uygulanmış yıllık düzenlemeye esas işletme giderlerinin yüzde 2'sine karşılık gelen tutar, gelir gereksinimi hesaplamalarında AR-GE bütçesi olarak dikkate alınacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-tuketim-limiti-degisiklige-resmi-gazetede-90995</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/elektrik-faturasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişikliğe göre, 1 Ocak&#039;tan itibaren mesken tüketici kapsamında yer alan tüketim miktarı limiti yıllık 3 bin kilovatsaat olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/vadeli-dogal-gaz-piyasasinda-duzenleme-90994</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vadeli Doğal Gaz Piyasası&#039;nda düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK), Vadeli Doğal Gaz Piyasası İşletim Usul ve Esaslarında Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'a ilişkin Kurul kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Vadeli Doğal Gaz Piyasası'nda bekleyen tekliflerin veya gerçekleşen işlemlerin piyasa işletmecisi tarafından iptal edilebileceği durumlar yeniden belirlendi.</p>
<p>Düzenleme kapsamında piyasa işletmecisinden kaynaklanan bilgisayar, yazılım veya diğer teknolojik altyapı hatalarının ortaya çıkması durumunda teklifler ve işlemler iptal edilebilecek.</p>
<p>Piyasa katılımcılarının veya kontratların işlemlerini durduracak maddi unsurların bulunması halinde de teklifler ve işlemler iptal edilebilecek.</p>
<p>Piyasa işletmecisine karşı mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesi durumunda mevcut teklifler ile kontratlara ilişkin belirlenen günlük fiyat değişim limitlerinin dışında kalan teklifler de iptal kapsamında olacak.</p>
<p>Belirtilen durumlardan en az birinin varlığı halinde, işleme taraf olan en az bir piyasa katılımcısının başvurusu üzerine veya resen, bekleyen tekliflerin veya gerçekleşen işlemlerin tamamı ya da bir kısmı piyasa işletmecisi tarafından iptal edilebilecek.</p>
<p>Düzenleme, 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/vadeli-dogal-gaz-piyasasinda-duzenleme-90994</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, Vadeli Doğal Gaz Piyasası&#039;nda teklif ve işlemlerin iptal edilebileceği durumlarla ilgili düzenleme yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsa-haftayi-yuzde-322lik-deger-kaybiyla-kapatti-90993</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa haftayı yüzde 3,22&#039;lik değer kaybıyla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,22 azalışla 10.759,56 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 10.759,56 puanı, en yüksek 11.294,83 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 1,55 artışla 36.015,98 puana çıkarken, hizmetler endeksi yüzde 4,05 gerileyerek 9.208,17 puana, mali endeks ise yüzde 4,20 azalışla 12.390,56 puana, sanayi endeksi yüzde 4,27 azalışla 12.982,61 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 14,24 ile Doğuş Otomotiv oldu. Onu yüzde 11,43 ile Astor Enerji ve yüzde 11,35 ile Kıraç Galvaniz izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında bu hafta en çok değer kaybeden ise yüzde 21,35 ile Pasifik Holding olurken onu yüzde 21,10’luk gerilemeyle Türkiye Sigorta ve yüzde 16,91’lik düşüşle Zorlu Enerji takip etti.</p>
<p>Borsa İstanbul’da hisseleri işlem gören şirketler arasında piyasa değeri en yüksek şirket, yaklaşık 1 trilyon 582 milyar 320 milyon lirayla ASELSAN oldu. ASELSAN’ı yaklaşık 661 milyar 856 milyon lirayla Tüpraş ve 525 milyar 840 milyon lirayla Garanti BBVA izledi.</p>
<p><strong>Altın geriledi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 1,18 azalışla 6 bin 295 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,67 azalışla 41 bin 180 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışına oranla yüzde 1,71 gerileyerek 10 bin 340 liraya düştü.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,48 artarak 49,9460 liraya çıkarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,10 azalışla 55,7220 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 66,5890 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,44 artışla 66,8820 liraya çıktı.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,39 değer kazanarak 60,6120 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsa-haftayi-yuzde-322lik-deger-kaybiyla-kapatti-90993</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 3,22 azalışla 10.759,56 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 1,18, cumhuriyet altını yüzde 1,67, çeyrek altın yüzde 1,71 değer kaybetti. Doların satış fiyatı, yüzde 0,48 artarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,10 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/patent-ve-marka-ucret-tarifesinde-degisiklik-90992</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Patent ve marka ücret tarifesinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından uygulanan ücret tarifesine ilişkin tebliğ değişikliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Düzenlemeyle, yapay zeka alanındaki bazı başvurular ve KOBİ'ler için, diğer başvurulara göre daha düşük ücret tarifeleri belirlendi.</p>
<p>Buna göre, yapay zeka alanındaki bazı başvurular için uygulanacak acil araştırma raporu düzenleme ücreti 4 bin 333,34 lira oldu.</p>
<p>KOBİ işletme sınıfı ve KOBİ vasfı belgesine sahip tüzel kişilerin ilk başvuruları için patent başvuru ücreti ise 20,36 lira olarak uygulanacak.</p>
<p>Aynı tüzel kişilerin, araştırma raporu ve inceleme raporu düzenlenmesi ücreti de 1079,17 lira olarak belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/patent-ve-marka-ucret-tarifesinde-degisiklik-90992</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRKPATENT&#039;in bu yıl için uyguladığı ücret tarifesinde düzenlemeye gidildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/markette-36-urunun-25inde-fiyat-artti-90990</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 12:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Markette 36 ürünün 25&#039;inde fiyat arttı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ekim ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişime ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>Üretici ve market arasındaki fiyat farkının geçen ay en fazla yüzde 999,2 ile limonda görüldüğünü aktaran Bayraktar, limondaki fiyat farkını yüzde 333,6 ile kuru incir, yüzde 282,7 ile havuç, yüzde 233,2 ile elma, yüzde 232,8 ile iç fındığın takip ettiğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, limonun 11 kat, kuru incirin 4,3 kat, havucun 3,8 kat, elmanın ve fındığın ise 3,3 kat fazlaya satıldığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Üreticide 3 lira 90 kuruş olan limon markette 42 lira 87 kuruşa, 135 lira olan kuru incir 585 lira 41 kuruşa,12 lira 50 kuruş olan havuç 47 lira 84 kuruşa, 21 lira 66 kuruş olan elma 72 lira 17 kuruşa, 350 lira olan fındık 1164 lira 77 kuruşa satıldı. Ekimde fiyatı en fazla artan ürün üreticide ve markette domates olurken fiyatı en fazla düşen ürün ise üreticide ve markette limon oldu."</p>
<p>Ekimde market fiyatlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, "Ekimde markette 36 ürünün 25'inde fiyat artışı, 11'inde ise fiyat azalışı görüldü. Ekimde markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 62,9 ile domates oldu. Domatesteki fiyat artışını yüzde 35,2 ile sivri biber, yüzde 34,1 ile mısırözü yağı, yüzde 32 ile salatalık ve yüzde 27,9 ile yeşil soğan takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 16,5 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 8,9 ile maydanoz, yüzde 8,1 ile pirinç, yüzde 5,6 ile nohut ve yüzde 5,5 ile zeytinyağı izledi." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bayraktar, ekimde üreticide 28 ürünün 15'inde fiyat artışı olurken 9'unda fiyat düşüşü görüldüğünü 4 üründe ise fiyat değişimi olmadığını bildirdi.</p>
<p>Üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 44,3 ile limonda görüldüğüne dikkati çeken Bayraktar, limondaki fiyat düşüşünü yüzde 7,2 ile zeytinyağının, yüzde 5,5 ile Antep fıstığının yüzde 5,4 ile fındığın ve yüzde 5 ile patatesin izlediğini kaydetti.</p>
<p>Üreticide en çok fiyat artışının yüzde 76,1 ile domateste görüldüğünü bildiren Bayraktar, domatesteki fiyat artışını yüzde 60,5 ile salatalığın, yüzde 33,8 ile yeşil soğanın, yüzde 33,7 ile yeşil fasulyenin ve yüzde 32,7 ile sivri biberin izlediğini vurguladı.</p>
<p><strong>Üretici fiyat değişiminin nedenleri</strong></p>
<p>Bayraktar, zeytinde yeni hasat döneminin başlamasıyla zeytinyağının fiyatlarında düşüş yaşandığına işaret ederek, bu sezon zeytin rekoltesinin yüksek olmasının ve mevcut stoklarla arzın arttığını ve üretici fiyatlarının geçen senenin altına düştüğünü aktardı.</p>
<p>Limonda erkenci çeşitlerin hasat döneminin halen devam etmesinin arzın artmasına ve fiyatların düşmesine neden olduğunun altını çizen Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Patateste hasat döneminin sonuna gelinmiştir. Ürünlerin önemli bir bölümü depolara alınmıştır. Depo fazlası ürünlerin düşük fiyattan piyasaya sunulması üretici fiyatlarını düşürmüştür. Fındıkta fiyatların baskılanması sebebiyle üretici fiyatları düşmüştür. Antep fıstığında hasat döneminin tamamen sona ermesiyle piyasaya arz edilen üründeki artış üretici fiyatlarını düşürmüştür. Domates, salatalık, yeşil soğan, sivri biber ve kabaktaki fiyat artışlarının sebebi tarla üretiminin bitip seraya geçiş sürecinde olunmasıdır. Yeşil fasulyede hasat döneminin sonuna yaklaşılmasıyla arzdaki daralma üretici fiyatlarında artışa neden olmuştur."</p>
<p><strong>Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler</strong></p>
<p>Bayraktar, ziraat odaları aracılığıyla girdi piyasalarından aldıkları fiyat verilerine ilişkin ise şunları kaydetti:</p>
<p>"Ekimde eylül ayına göre, ÜRE gübresi yüzde 3, DAP gübresi yüzde 2,5, kompoze gübresi yüzde 2, amonyum sülfat gübresi yüzde 0,3 oranında artış gösterdi. Amonyum nitrat gübresinde ise değişim olmadı. Geçen yılın ekim ayına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresi yüzde 67,7, amonyum sülfat gübresi yüzde 56,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 42,3, DAP gübresi yüzde 39,7, ÜRE gübresi yüzde 18,3 arttı. Ekimde eylül ayına göre, süt yemi yüzde 6,6, besi yemi yüzde 6,5, son 1 yılda süt yemi yüzde 38,9, besi yemi yüzde 38,6 arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,7 arttı. Ekimde mazot fiyatı aylık olarak yüzde 3,5, yıllık yüzde 73,4 arttı."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/markette-36-urunun-25inde-fiyat-artti-90990</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/domates.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TZOB Genel Başkanı Bayraktar, ekim ayında markette 36 ürünün 25&#039;inde fiyat artışı, 11&#039;inde ise fiyat azalışı görüldüğünü, markette fiyatı en fazla artan ürünün yüzde 62,9 ile domates olduğunu açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-toptan-satis-piyasasinda-degisiklik-90989</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 11:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz toptan satış piyasasında değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) Organize Toptan Doğal Gaz Satış Piyasası İşletim Usul ve Esaslarında Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar'a ilişkin Kurul kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, doğal gaz günlük referans fiyatı (GRF) hesaplama metodolojisinden teklif limitlerine, iletim şirketinin ilave dengeleyici işlemlerinden piyasaya erişim kısıtlamalarına kadar bir dizi yeni düzenleme hayata geçirildi.</p>
<p>Düzenlemeyle, GRF hesaplamasında yüzde 50'lik marj sınırı getirildi.</p>
<p>Bu kapsamda, her ayın ilk gaz günü hariç tutulmak üzere, ilgili gaz günü için gerçekleşen eşleşmelerden, yayınlanmış son gaz gününe ait GRF'nin yüzde 50 altında ve yüzde 50 üstünde kalan işlemler referans fiyat hesaplamasına dahil edilmeyecek.</p>
<p>İlgili gaz gününden bir gün önce saat 08.00 ile gaz gününü takip eden gün saat 08.00 arasında gerçekleşen işlemler, ilave dengeleyici işlemler dahil olmak üzere ağırlıklı ortalama fiyat hesabına katılacak. Hesaplanan fiyat, gaz gününü takip eden gün saat 08.30'da ilan edilecek.</p>
<p>Sürekli Ticaret Platformunda (STP) verilecek tekliflerin işlem hacimlerine ilişkin standartlar yeniden belirlendi.</p>
<p>Buna göre, STP'de verilecek her bir teklif asgari 1000 standart metreküp, azami miktar ise her gaz günü için 12.00-14.05 saatleri arasındaki dönem hariç olmak üzere 500 bin standart metreküp ile sınırlandırılacak.</p>
<p>İletim şirketinin STP'de gerçekleştireceği ilave dengeleyici işlemler sırasında ise aynı yöndeki diğer teklifler, belirlenen işlem saatinden 5 dakika önce başlayarak toplam 10 dakika süreyle pasife alınacak.</p>
<p>Düzenlemeyle piyasa işletmecisinin, ödeme ve teminat yükümlülüklerinin yerine getirilmemesi veya mevzuata aykırı işlemlerin düzeltilmemesi gibi durumlarda piyasa katılımcılarının piyasaya erişimini askıya alabilmesine ilişkin hükümler de değiştirildi.</p>
<p>Ayrıca piyasa işletmecisinin veri yayımlama, raporlama ve bilgi paylaşımına ilişkin görevleri yeniden düzenlendi.</p>
<p>Kararın piyasa katılımcılarının piyasaya erişiminin askıya alınması ile veri yayımlama, raporlama ve bilgi paylaşımına ilişkin hükümleri 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girecek, diğer hükümler ise yayımlandığı tarih itibarıyla yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-toptan-satis-piyasasinda-degisiklik-90989</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, organize toptan doğal gaz satış piyasasında sistem dengesini sağlamak amacıyla teknik ve idari esaslarda düzenleme yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakanliktan-marka-ve-turquality-destegi-genelgesi-90988</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Marka ve Turquality Desteği&#039;ne ilişkin yeni düzenlemeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, ihracatçıların değişen ihtiyaçları ve küresel ticaretin dinamikleri doğrultusunda Marka ve Turquality Desteğine İlişkin Genelge'de kapsamlı değişiklikler yaparak yeni destek unsurlarını uygulamaya aldığını duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, Türk markalarının küresel pazarlardaki konumunu güçlendirmek, şirketlerin uluslararası rekabet gücünü artırmak ve Türkiye'nin yüksek katma değerli, markalı ihracatını geliştirmek amacıyla yürütülen çalışmaların devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Yeni düzenlemelerle mevcut destek mekanizmalarının kapsamı genişletilirken şirketlerin uluslararası rekabet gücünün artırılması, markalaşma faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir ihracat performanslarının desteklenmesi hedefleniyor.</p>
<p>Yeni düzenlemeler şu şekilde sıralandı:</p>
<p>Şirketlerin dijital dönüşüm süreçlerinde yerli teknoloji çözümlerinin kullanımını teşvik etmek amacıyla danışmanlık desteği kapsamında satın alınacak veya kiralanacak yazılım ürün ve hizmetleri için Teknolojik Ürün Belgesi (TÜR Belgesi) şartı getirildi.</p>
<p>Bu düzenlemeyle markalaşma desteklerinin şirketlerin dijital dönüşümüne katkısının yanı sıra yerli yazılım sektörünün gelişimine, yerli ve milli teknoloji ürünlerinin ticarileşmesine ve Türkiye'nin teknoloji ekosisteminin güçlendirilmesine de katkı sağlaması amaçlanıyor.</p>
<p>Marka ve Turquality Programları kapsamında hedef pazar başına sağlanan 5 yıllık destek süresinin daha etkin kullanılmasını temin etmek amacıyla yeni bir imkan sunuluyor.</p>
<p>Düzenlemeyle şirketlerin herhangi bir destek ödemesine konu etmedikleri yılları, bir defaya mahsus olmak üzere, hedef pazar destek süresinin sonuna ekleyebilmelerine olanak tanınıyor. Böylece şirketlerin uluslararası pazarlardaki markalaşma faaliyetlerini daha verimli planlamaları ve mevcut desteklerden daha etkin yararlanmaları amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Türkiye'nin çatı markası ve Türk malı imajına katkı</strong></p>
<p>Türkiye'nin uluslararası fuarlarda güçlü ve nitelikli markalarla temsil edilmesini sağlamak amacıyla Marka ve Turquality Programları kapsamındaki şirketlerin Türk ihraç ürünleri fuarlarına katılımı teşvik ediliyor.</p>
<p>Bu kapsamda söz konusu fuarlara katılım yüzde 75 oranında desteklenirken ödemeler destek üst limitinden muaf tutuluyor. Bu uygulamayla Türkiye'nin en başarılı markalarının anılan fuarlarda daha görünür hale getirilmesi, fuar organizasyonlarının etkinliğinin artırılması ve Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki tanıtımının güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Böylece Türkiye'nin çatı markasına ve "Türk Malı" imajına katkı sağlanması, ülkenin güçlü ve nitelikli markalarla uluslararası pazarlarda temsil edilmesi ve Türk markalarının küresel ölçekteki bilinirliğinin artırılması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Yurt dışındaki alıcılar Türkiye'ye getiriliyor, yeni ticari işbirliklerinin önü açılıyor</strong></p>
<p>Marka ve Turquality Programları kapsamındaki şirketlerin yurt dışındaki alıcılarıyla kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcilerini Türkiye'de ağırlamalarına yönelik tanıtım faaliyetleri de destek kapsamına alındı.</p>
<p>Bu sayede yabancı alıcıların Türkiye'nin üretim altyapısını, teknolojik kabiliyetlerini ve ürün kalitesini yerinde tanımaları sağlanarak yeni ticari işbirliklerinin kurulması ve ihracat fırsatlarının geliştirilmesi teşvik ediliyor.</p>
<p>Türkiye'nin üretim gücünün ve şirketlerin uluslararası standartlardaki yetkinliklerinin doğrudan tanıtılmasına imkan sağlayan bu destekle, ihracatçıların potansiyel alıcılarla buluşmaları ve yeni pazarlara erişimleri kolaylaştırılıyor.</p>
<p><strong>Türk markalarının yurt dışındaki görünürlüğü artırılıyor</strong></p>
<p>Düzenlemeyle şirketlerin yurt dışındaki bayi, temsilci ve distribütörlerinin satış noktalarında kendi markalarına özgü teşhir alanları oluşturmaları da desteklenecek.</p>
<p>Bu uygulamayla Türk markalarının uluslararası pazarlardaki görünürlüğünün ve bilinirliğinin artırılması, tüketicilerle doğrudan temaslarının güçlendirilmesi ve satış noktalarında markalara özgü tanıtım alanlarının yaygınlaştırılması amaçlanıyor.</p>
<p>Öte yandan, Türk markalarının hedef pazarlarda daha güçlü şekilde konumlanmasına katkı sağlayacak bu düzenlemeyle, şirketlerin uluslararası dağıtım ağları üzerinden pazardaki etkinliklerini artırmaları da desteklenecek.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı, Türk şirketlerinin yalnızca küresel pazarlara ürün ihraç eden değil uluslararası marka değeri oluşturan, güçlü dağıtım ağlarına sahip, teknoloji ve yenilik odaklı küresel oyuncular olarak dünya ticaretinde daha etkin bir konuma ulaşmalarını sağlamayı hedefliyor.</p>
<p>Bakanlık, bu anlayışla Marka ve Turquality Destek Programlarını ihracatçıların değişen ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeye, Türk markalarının uluslararası bilinirliğini artırmaya, Türkiye'nin çatı markasını güçlendirmeye ve ülkenin yüksek katma değerli, markalı ve teknoloji yoğun ihracatını artırmaya devam ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakanliktan-marka-ve-turquality-destegi-genelgesi-90988</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/5/1280x720/ticaret-bakanligi-1752063094.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan Marka ve Turquality Desteğine İlişkin Genelge ile, şirketlerin uluslararası rekabet gücünün artırılması, markalaşma faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir ihracat performanslarının desteklenmesi amaçlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atsoda-devir-teslim-ve-tanitim-91010</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATSO’da devir teslim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ATSO) 2026-2030 dönemi için yapılan seçimlerde yönetim kurulu başkanı seçilen Berkay Bahar ile önceki dönem başkanı Yusuf Hacısüleyman arasında devir teslim töreni yapıldı.  Daha sonra da ATSO Meclis Başkanı seçilen Boğaçhan Göksu ile önceki dönem meclis başkanı Ahmet Öztürk arasında devir teslim gerçekleştirildi.</p>
<p>Devir teslimlerin ardından 2026-2030 yılları arasında ATSO’da yönetim kurulunda görev yapacak Murat Totoş, Ayhan Yıldırım, Hüseyin Sarı, Mustafa Çilingiroğlu, Recep Mavi, Aziz Çiçek, Ali Demir, Cenan Demir, Şaban Tat ve İsa Ersöz katılımcılara tanıtıldı.</p>
<p>Görevi devralan ATSO Başkanı Berkay Bahar, önceki başkan Yusuf Hacısüleyman’a teşekkür ederek, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, benim için önceki dönem başkanı değil, o benim için bir ağabeydi. Çok düştüğüm zamanlar oldu. Elimden tutup kaldırdı. Seçim sürecinde bana inanan ve destek veren herkese teşekkür ediyorum. Bu başarıda saha çalışmalarından iletişime, organizasyondan koordinasyona kadar farklı alanlarda görev üstlenenlerin emeği bulunuyor. Biz buraya geçmişi silmeye değil, üzerine yeni bir hikâye yazmaya geldik.”</p>
<p>Yeni dönemde tüm üyelere eşit hizmet vereceklerini vurgulayan Bahar, “Bize oy veren de vermeyen de bizi destekleyen de desteklemeyen de eleştiren de öven de bizim için aynı yerdedir. Onlara hizmet etmek boynumuzun borcudur. ATSO’nun 49 meslek komitesini yönetimin etkin bir parçası hâline getirilecek. Verdiğimiz her sözün takipçisi olacağız. Açıkladığımız projelerin hesabını vereceğiz” dedi.</p>
<p>ATSO Meclis Başkanı Boğaçhan Göksu, görevi devraldığı Ahmet Öztürk’e, i emek ve hizmetler dolayısıyla plaket takdim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atsoda-devir-teslim-ve-tanitim-91010</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/0/1280x720/atsoda-devir-teslim-ve-tanitim-1793480302.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda yeni ve önceki dönem başkanlar arasında devir teslim töreni gerçekleştirilirken ATSO yeni yönetim kurulu üyeleri tanıtımı da yapıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/16-ildeki-37-tasinmaz-ozellestirme-kapsamina-alindi-90991</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 16 ildeki 37 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) bazı taşınmaz satışları ve imar planı kararları ile Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) adına kayıtlı taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesi Dodurga Mahallesi'ndeki taşınmazın 694 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Çatkaya Gayrimenkul Danışmanlık Mühendislik Tarım Jeotermal Turizm Sanayi Ticaret Limited Şirketine satışı uygun bulundu.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara'nın Gölbaşı ilçesi İncek-İmar Mahallesi'ndeki taşınmazın 50 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Emre Gökdemir İnşaat Mimarlık Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine satışı onaylandı.</p>
<p>Mülkiyeti Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ adına kayıtlı Ankara'nın Polatlı ilçesi Gazi Mahallesi'ndeki taşınmazın da 94 milyon 750 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Kocabay İnşaat Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketine satışı kararlaştırıldı.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi ve ÖİB adına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesi Lodumu ve Çayyolu 1 mahallelerindeki özelleştirme kapsam ve programında yer alan bazı taşınmazların uygulama imar planı ve imar planı değişikliklerine de onay verildi.</p>
<p>Öte yandan, mülkiyeti Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı 16 ildeki 37 taşınmazın özelleştirme kapsam ve programına alınması, satış yöntemiyle özelleştirilmesi ve özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanması kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Trabzon'daki bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak</strong></p>
<p>Trabzon'daki Beşikdüzü-İskenderli-Tonya İl Yolu Projesi kapsamında güzergahtaki bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, Trabzon'un Tonya ilçesinde, Beşikdüzü-İskenderli-Tonya İl Yolu Projesi kapsamında bazı taşınmazların Karayolları Genel Müdürlüğünce acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/16-ildeki-37-tasinmaz-ozellestirme-kapsamina-alindi-90991</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ÖİB&#039;nin bazı taşınmaz satışları ile imar planı kararlarına onay verilirken KGM adına kayıtlı 16 ildeki 37 taşınmaz özelleştirme kapsamına alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ustat-doviz-bulmamiz-sart-90978</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 10:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üstat, döviz bulmamız şart!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Devlette Hazine Genel Müdürü ve Müsteşarı olarak çalışan, özel sektörde de yıllarca mesai yürüten Tevfik Altınok ile yeni kitabı 'Hazinedarbaşı' vesilesiyle evinde bir araya geldik. </strong></p>
<p>Tevfik Altınok, 1982-84 yılları arası Hazine Genel Müdürlüğü, 1991-93 yılları arası da Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı görevlerinde bulundu. Anılarına yer verdiği yeni kitabı ‘Hazinedarbaşı’ Remzi Kitabevi tarafından yayımlandı. Kitap, 1970’li yıllardan 2000’lerin başına kadar, ekonomi tarihimizin en zorlu dönemlerine adeta ışık tutuyor. En çok dikkatimi çeken konuları, “24 Ocak Kararlarının belirlenme ve yazılma süreci, 1984’te bir dış borç ödemesi için döviz bulunamayınca default’a düşme tehlikesiyle karşılaşan Hazine’nin, Suudi Arabistan’dan alınan bir krediyle itibarını kurtarışı, 100 yıldır devam ettiği ancak 1983’te fark edilen bir kapitülasyonun kaldırılışı” diye sıralayabilirim.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae595fc2905e-1793431036.png" alt="" width="849" height="851" />Gazeteci dostlarım Recep Erçin ve Fikri Türkel ile Tevfik Altınok’u evinde ziyaret ettik ve hem kitabındaki eski Türkiye’nin ekonomisini hem de bugünün ekonomisini konuştuk. Altınok’a “Sizce ekonominin daha iyi yönetilmesi için ne gibi düzenlemeler yapılmalı” diye sordum. Çok detay vermekten kaçınsa da yanıtı özetle şöyle oldu: “Tabii ki öncelikle Anayasa değişmeli. Karar mekanizmaları yeniden ele alınmalı. Benim geçmişte çalıştığım Süleyman Demirel, Turgut Özal gibi siyasiler, ‘önemli kararlar için çok geniş ekiplerle’ çalışırdı… Planlama da çok önemli bir konudur. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) vardı, şimdi yok. Beş Yıllık Kalkınma Planı hâlâ var 12’ncisi yürürlükte ama ne kadar önem veriliyor? Müsteşarlıklar da önemliydi, Hazine de Selçuklu’da Osmanlı’da en önemli kurumlardı, şimdi var mı yok mu?”</p>
<p><strong>“550 milyon mark lazım, yoksa ‘default’ oluruz”</strong></p>
<p>Tevfik Altınok, 1984 yılında geçen ve kitabın 191’inci sayfasında yer alan bir anısını şöyle anlatılıyor:</p>
<p>“Merkez Bankası Kambiyo Genel Müdürü Zekeriya Yıldırım telefonda, “Üstat döviz bulmamız şart. Haziran sonunda 550 milyon mark bulamazsak ‘default’ durumuna düşüyoruz, haberin olsun” demişti. “Bana ne sevgili Zekeriya? Döviz bulmak benim değil senin sorunun.”</p>
<p>“Üstat, borçlu Hazine.”</p>
<p>“Zekeriya, tamam da nereden çıktı bu şimdi? Borçlu Hazine olsa ne olur olmasa ne olur? Ben sana Türk lirasını veririm, dövizi bulmak senin işin! Beni ilgilendirmez. Bugüne kadar dövizi ben mi buluyordum ki şimdi benden istiyorsun? Yavuz Canevi üstadın ve Osman Şıklar’ın bundan haberi var mı?”</p>
<p>“Olmaz olur mu üstat? Bana sorarsanız, gelin gidip Kaya Bey’e (Erdem) anlatalım. Hükümet tarafının da haberi olsun.”</p>
<p>Durum gerçekten kritikti. Yine döviz darboğazına mı girmişiz de yeni hükümetin kuruluş hengâmesinde farkına bile varmamışız. Zekeriya Yıldırım ile önce Ekrem Pakdemirli’ye sonra Kaya Erdem’e dövizdeki sıkıntılı durumu anlattık… İkisi de konuyu ciddiye dahi almadı. Sorun sanki Zekeriya ve benim sorunummuş gibi algılandı… Döviz yok diye Hazinenin dış borcunu ödeyememesi düşünülemezdi. Ödememek bizi tekrar 1980 yılına geri götürürdü… Başladık kara kara düşünmeye.</p>
<p>550 milyon markı ödeyemezsek Merkez Bankası yönetimi de Hazine yönetimi de bana göre bitmiş demekti. Kimseye derdimizi anlatamazdık. Hele Turgut Özal’a hiç!</p>
<p>Birkaç gün geçmişti ki Zekeriya Yıldırım tekrar aradı.</p>
<p>“Üstat, Suudi Maliye Müsteşarını tanıyordunuz diye hatırlıyorum, doğru mu?”</p>
<p>“Hem de çok iyi tanıyorum, hayırdır!”</p>
<p>“Üstat yanınıza geliyorum” dedi ve telefonu kapattı.</p>
<p>15 dakika geçmedi, Zekeriya odamdaydı ve çok heyecanlıydı.</p>
<p>Bir iki yıl önce Devlet Başkanı Kenan Evren’in, Suudi Arabistan Kralı Fehd bin Abdülaziz Al-i Suud’u ziyareti sırasında Zekeriya da hazır bulunmuştu. O toplantıda Kral, Türkiye’ye 500 milyon dolar kredi verilmesine onay vermişti. Merkez Bankaları aralarında konuşmuşlar ancak Suudi Merkez Bankası Başkanı, Suudi Maliye Bakanlığı evet demeden bu krediyi veremeyeceğini Zekeriya’ya söylemişti. Zekeriya, Maliye Bakanlığı Müsteşarını tanıyorsam konuyu araştırabilir miyim diye ricada bulunmaya gelmişti. Telefona sarıldım. Müsteşarı İslam Kalkınma Bankası Guvernörü olarak Cidde’ye gidişlerimde tanımıştım, zamanla aramızda bir dostluk oluşmuştu… Odada sabırsızlıkla bekliyorduk… Derken telefon bağlandı. Bir solukta derdimizi anlattım; bizim için önemini vurguladım… Sanıyorum bir hafta sonra müsteşar kredinin hazır olduğunu bildirdi... Zekeriya’yı aradım. Kendisine haberi verdiğimde nasıl bir ‘oh’ çektiğini unutamam.</p>
<p>“Oh be üstat! Bizi nasıl bir sıkıntıdan kurtardın bilemezsin.”</p>
<p><strong>Krediyi aldık, umre yaptık! </strong></p>
<p>20 Haziran 1984 günü Riyad’a uçtuk… Anlaşmayı imzaladık. Krediyi almıştık, artık dönecektik. Suudi Merkez Bankası Başkanı Hamad Saud Al Sayari’ye teşekkür ve veda etmek için uğradık. Ramazanda olduğumuzu hatırlatarak, umre yapmamız için hazırlık yaptırdığını söyledi. Biz önce şaşırdık… Bir taraftan da memnun olduk… Suudi Merkez Bankasının özel uçağıyla Cidde’ye uçurulduk. Le Meridien Jeddah Hatel’de ihrama girdik, Mekke’ye bir araçla götürüldük. 26 Haziran 1984 sahur vaktinde umremizi tamamladık ve THY uçağı ile Ankara’ya döndük. Bu Zekeriya için de benim için de ilk umre ziyareti değildi. İlk umre ziyaretimi 1982 yılının Şubat ayında İslam Kalkınma Bankasını ziyarete gittiğimde gerçekleştirmiştim. O ziyaretimizde de Zekeriya Yıldırım ile beraberdik…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Fransızlar, bizim Hazine’den ‘vagonlar dolusu’ para almış!</strong></span></p>
<p>Tevfik Altınok, Hazinedarbaşı adlı kitabının 155’inci sayfasında Fransızların 100 yıl boyunca devam ettirdikleri bir kapitülasyona nasıl son verildiğini şöyle özetliyor:</p>
<p>“Bir gün sekreterim Paris’ten Wagon- Lits firması yetkililerinin benden randevu istediğini söylediğinde şaşırdım. Ne tür bir ilgimiz olabilir ki diye düşündüm. Sonra aklıma TC Devlet Demir Yolları (DDY) ile ilgili olabileceği geldi. Eskiler hatırlar, 1980’li yıllara kadar trenlerdeki yataklı vagonlar Fransızlar tarafından işletilirdi. Nedenini ben de bilmezdim. Gelsinler bakalım, öğreniriz diyerek randevuyu verdim… Gelen yetkililer, DDY ile aralarındaki sözleşmenin 1983 yılı içinde biteceğini, bu sözleşmeyi yenilemek istediklerini söylediler… ‘Konunun Hazine ile ne ilgisi var’ diye sorduğumda, Hazinenin, sözleşmenin uygulanabilmesi için garanti vermiş olduğunu ifade ettiler. Ben de konuyu inceleteceğimi, DDY ile görüştükten sonra cevap verebileceğimi söyleyerek sözleşmenin bitmesine ne kadar zaman kaldığını sordum. Üç ay kaldığını söylediklerinde ‘Bu süre içinde size cevap verebiliriz’ diyerek toplantıyı sonlandırdım…</p>
<p>Bir aylık araştırmanın sonunda Anadolu’da ilk inşa edilen İzmir Aydın demiryoluna ek olarak Aydın Ödemiş hattının da sonraki yıllarda Fransız İngiliz ortaklığı tarafından yapıldığını öğrendik. Bu inşaatın bedelinin Osmanlı Hazinesi tarafından karşılanamayacağı anlaşılınca 1883 yılında Fransız Wagon-Lits şirketiyle bir sözleşme imzalanmış. Bu sözleşme çerçevesinde Osmanlı Hazinesi, Wagon-lits firmasına ülke sınırlarımız içindeki her tren seferine en az bir, gerektiğinde daha fazla yataklı vagon ekleneceğini ve bunu 100 yıl boyunca devam ettireceğini taahhüt etmiş. Firmaya yatak ve bilet ücretlerini tespit yetkisi de bırakılırken, yataklar boş olsa bile demiryollarımızın bu boş yatakların bedelini ödeme taahhüdünün yanı sıra demiryollarımız ödeyemezse Hazine tarafından karşılanacağı garantisi de verilmiş. DDY, 1935 yılında genç Türkiye Cumhuriyeti’nin islediği ekonomik bağımsızlık politikası doğrultusunda yabancı şirketlerin işlettiği demiryolu hatlarını satın alarak devletleştirmişti. Ancak söz konusu sözleşmeden doğan yükümlülükler Osmanlı Devleti’nden devralınan borç ve taahhütler kapsamında kabul edilmiş; bu nedenle sözleşme hükümleri ve buna bağlı mali yükümlülükler 1983 yılına kadar yürürlükte kalmıştı. DDY yetkililerine sırf merakımdan bu hattın maliyet hesabını yaptırdım. İnceleme, demiryolunun inşası için harcanan tutarın yapılan ödemelerle en fazla 15 yıl içinde tamamen amorti edildiğini ortaya koyuyordu. Buna karşılık izleyen yaklaşık 85 yıl boyunca yapılan ödemeler ise fiilen işletmeci şirketin karı niteliğindeydi…</p>
<p>Fransız firmasına resmi bir yazı ile Hazinenin böyle bir garanti vermeyeceğini bildirdik. Yataklı vagon işletmesinin bundan böyle DDY tarafından bizzat yürütüleceğini de aynı yazıyla kendilerine tebliğ ettik.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ustat-doviz-bulmamiz-sart-90978</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üstat, döviz bulmamız şart! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/manavgat-belediyesi-noter-huzurunda-isci-alimi-yapti-91011</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Manavgat Belediyesi noter huzurunda işçi alımı yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Manavgat Belediyesi iştiraki Toros Et Süt Tanzim Satış Mağazası ihtiyacı için 21 işçi alımına 68 kişi başvurdu. Mülakat aşamasında 10 aday kendi istekleri üzerine iş başvurusundan vazgeçerken 11 aday ise mülakata katılmadı. Mülakatta 12 aday ise elenirken 35 aday kura çekimine katıldı.</p>
<p>Belediye Sosyal Tesislerinde Manavgat 9. Noter gözetiminde yapılan kura çekiminde 21 asli ve 14 yedek aday belirlendi. Belediye tarafından ilk kez noter huzurunda yapılan işçi alımı kura çekimi ile şeffaf ve adil bir yöntemle tamamlandı.</p>
<p>Manavgat Belediye Başkan Vekili Av. Mehmet Çiçek, işe alım sürecinde adalet ve şeffaflığın öncelikleri olduğunu belirterek, ‘’Hepimiz Manavgat’ın çocuklarıyız. Bu sürecin adaletli ve şeffaf bir şekilde yürütülmesi, hiç kimsenin hakkına girilmemesi için kura çekiminin noter huzurunda yapılmasını istedik. Herkesin gözü önünde, noterimizin gözetiminde adil ve şeffaf bir kura gerçekleştirdik’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/manavgat-belediyesi-noter-huzurunda-isci-alimi-yapti-91011</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/1/1280x720/manavgat-belediyesi-noter-huzurunda-isci-alimi-yapti-1793480395.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Manavgat Belediyesi iştiraki Toros Et Süt Tanzim Satış Mağazası’na 21 işçi alımı noter huzurunda gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/harrodsta-japon-uzumunun-salkimi-4970-tl-90975</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Harrods’ta Japon üzümünün salkımı 75 sterlin</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Japonya’da hediye kültürünün önemli bir parçası olan premium meyveler, son yıllarda Londra gibi küresel lüks perakende merkezlerinde de giderek daha fazla yer buluyor. Bu pazarın en büyük oyuncularından biri olan İngiltere, aynı zamanda Türk kuru üzümünün de en büyük alıcısı.</p>
<p>Londra’nın Knightsbridge semtindeki Harrods’ta Japonya’dan getirilen üzümlerin tek bir salkımı 75 sterlinden satılıyor. Mağazanın yiyecek bölümündeki vitrinde sergilenen Japon meyvelerinden birer adet almak isteyen müşterinin ödeyeceği toplam tutar ise 535 sterline (yaklaşık 35 bin TL) ulaşıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae592c5f0372-1793430213.png" alt="" width="800" height="411" /><strong>3 tür Japon üzümünün salkımı 75 sterlin</strong></p>
<p>“Egzotik meyveler” başlıklı cam vitrinde sergilenen ürünlerin tamamı Japonya menşeli ve “Class I” yani birinci sınıf kalite etiketini taşıyor. Vitrindeki üç farklı Japon üzümü de aynı fiyattan, salkımı 75 sterlinden (4.970 TL) satılıyor.</p>
<p><strong>Shine Muscat üzümü: </strong>İlk ısırıkta çıtır, ardından yumuşak ve sulu dokusuyla tanıtılıyor. Ortalama 18 Brix şeker oranına sahip üzümün tatlı ve çiçeksi lezzetinde tropikal meyve, bal ve misk notaları bulunuyor.</p>
<p><strong>Yamanashi eyaletinde yetiştirilen Sunshine Red: </strong>Canlı yakut kırmızısı kabuğu, iri taneleri ve olağanüstü tatlılığıyla öne çıkıyor. Shine Muscat ile Sunny Dolce türlerinin çaprazlanmasıyla geliştirilen ve gül yaprağını andıran aromasıyla bilinen üzüm, Japonya’da “Kırmızı Mücevher” olarak anılıyor.</p>
<p><strong>“Kara İnciler” olarak da bilinen Pione:</strong> İri taneleri, koyu mor kabuğu ve tatlı, sulu yapısıyla tanınıyor. Kyoho ile Cannon Hall Muscat türlerinin çaprazlanmasından elde edilen Pione, Yamanashi, Okayama, Nagano ve Hiroşima başta olmak üzere birçok eyalette yetiştiriliyor. </p>
<p><strong>Fark markalaşmada </strong></p>
<p>Harrods’taki fiyatlar, lüks perakendede markalaşma, sertifikasyon ve sunumun ürüne kattığı değeri gösteriyor. Japon üreticiler, Shine Muscat ve Sunshine Red gibi çeşitleri şeker oranı, görünüm ve ambalaj standartlarıyla birer premium markaya dönüştürdü. Meyveler tek tek ambalajlanıp hediyelik ürün olarak konumlandırılıyor. Türkiye ise üzümde dünyanın en köklü üreticileri arasında yer alıyor. Yedi bin yılı aşan bağcılık geçmişine sahip Türkiye’de yüzlerce yerli üzüm çeşidi bulunuyor. Ege’de yetişen ve Avrupa’da “Muscat” olarak bilinen Misket, Anadolu’nun ilk ihraç edilen üzüm çeşitleri arasında gösteriliyor.</p>
<p>Harrods’ta bir salkım Japon üzümüne ödenen tutar, üretici fiyatıyla yaklaşık 61 kilo kuru üzüme karşılık geliyor. Aradaki fark, perakende zincirinin en üst ucunda markanın yarattığı değeri ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Türk kuru üzümünün en büyük alıcısı İngiltere </strong></p>
<p>Türkiye, Ocak-Temmuz 2026 döneminde 81 bin 865 ton çekirdeksiz kuru üzüm ihraç ederek 256 milyon 688 bin dolar gelir elde etti. Bu ihracatta en büyük alıcı İngiltere oldu. Sofralık üzümde de İngiltere, Türk ihracatçıların hedef pazarları arasında.</p>
<p>Harrods vitrininin ortasında, özel bir kaide üzerinde sergilenen Crown kavunu 150 sterlinden (yaklaşık 10 bin lira) satılıyor. Kavunların “taç” mührünü alabilmesi için şeker oranı, lezzet, olgunluk ve görünüm açısından katı standartları geçmesi gerekiyor.</p>
<p>Vitrindeki en pahalı ürün ise Okinawa mangosu. Beyaz karton kutular içinde, koruyucu file ambalajla sunulan mangonun kutusu 160 sterlinden (10 bin 600 lira) satılıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/harrodsta-japon-uzumunun-salkimi-4970-tl-90975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/5/1280x720/japon-uzumu-1793430239.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Londra’nın lüks mağazası Harrods’ta Japon üzümlerinin salkımı 75 sterline (4.970 TL) satılıyor. Çekirdeksiz kuru üzümde üretim ve ihracatta dünya lideri olan Türkiye’nin en büyük pazarı da İngiltere. Harrods’ta bir salkım Japon üzümüne ödenen tutar, üretici fiyatıyla yaklaşık 61 kilo kuru üzüme karşılık geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kapitalizmin-turleri-90974</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapitalizmin türleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kültürden, tarih ve coğrafyadan bağımsız soyut kavramlar faydalı oldu mu? Mesela İskandinavya da kapitalist Afrika da kapitalist veya hatta Çin de kapitalist Amerika da demekle oluyor mu? Daha özel, hatta bazen detaylarda gizli faktörlerin yarattığı büyük farklara dikkat etmemeli miyiz? Sadece ekonomi için değil siyaset bilimi için de bu geçerli olabilir. Değerler, tercihler, davranışlar daha az genel nedenlerden kaynaklanmıyor mu?</p>
<p>Mesela ünlü Rus düşünür Berdyaev Dekabr isyanı (1825) sonrası çarlığın muhaliflere nasıl davranacağını pek bilemediğini yazmıştı. Çarlık her zaman çarlıktı ama muhatabın kim olduğuna, zamana, hatta çarın kişiliğine göre çok şey değişebiliyordu. Soylu, eğitimli, yazar, şair muhalifler çarlığın alıştığı bir tür değildi. Çoğunluğu Rusya’nın ve Rusluğun o günkü halinden nefret ediyor olabilirdi. Örneğin Pecherin Katolik olup Roma’ya gitmiş, hatta rahip olmuştu. Yurtdışında, uzun süre İrlanda’da, yaşarken yine de Rusların gelecekte büyük işler yapacaklarını anlatıyordu. Bunu neye dayanarak söyleyebiliyordu? Nedeni bilinmiyor; “Rus ruhu” uzmanları cevap verebilir. Ancak bir tema var: Bugün (gerçeklik)/Gelecek (potansiyel) ayrımı. 1840 Rusya’sı –ve Ruslar- felaketti ama potansiyel büyüktü. Çok az coğrafya böyle düşünen insanlar yaratır.</p>
<p>Benzer bir tema farklı biçimde Moskova üniversitesinin bir araştırmacısının 2012 tarihli makalesinde var. Buna göre Rusya ayrı, Doğu Avrupa ayrı: Batı Avrupa zaten bambaşkaydı. Tarihe ve topluma sistem teorisiyle bakmayı deneyen bu çalışmada bir boyut Rusların tek tek zayıf olmalarının kolektif olarak potansiyelin büyük olmasına engel olmamasıdır. İkinci tema şu: Zayıf (hatta kötü özellikleri olan) bireyler/Güçlü (iyi, adil) kolektif ruh. Makroekonominin –ve makro sosyolojinin- mikro temelleri meselesine gönderiyor. Bunlar varken Putin –ve Dugin, öncesinde Gumilev- Rusya’nın Batı dünyasına yabancı bir etno-siyasi varlık olduğunu, Anglo-Sakson deniz imparatorluğunun karşısında bir kara imparatorluğu olduğunu düşünüyorsa şaşırtıcı olur mu? Bir ekol Rusya’yı bambaşka bir dünya olarak resmediyor ve bu 19. Yüzyıldan bu yana böyle düşünülüyor. Tabii bu tezin aksini savunanlar da oldu.</p>
<p>Belki kapitalizme de böyle, daha incelikli bakılabilir. Kapitalizmi becerikli bireyler mi yarattı? Çok örnek verebilirim ama bir tane olsun. Walter Chrysler ve Billy Durant. Ford’un Amerika’nın bozuk yollarında giden ve adeta tekel oluşturan meşhur arabası Tin Lizzie’yi tahtından indiren şık arabaları tasarladılar. Amerikan Rüyası 101. Yani “iki anahtar”, ev ve araba –ve bunları satmak için krediler. 1921-23 arası başladı ve 1929 depresyonunda ilk kredi dalgası berhava oldu. Güzel ama 1917 tarihli yol yasası olmasaydı, yani devlet asfalt yollar yapıp eyaletleri birbirine bağlamasaydı bu arabalar nerede kullanılacaktı? Yol olmasaydı Tin Lizzie 15 yıl daha tahtından indirilemeyebilirdi. Büyük Depresyonda insanlar evlerini, işlerini kaybetti ve yollara koyulup mevsimlik işler aradılar. Neredeyse on yıl sürdü. Ama sonra yenilenmiş bir kredi sistemiyle geri dönüldü ve bu sefer başarılı oldu. 1950-1975 ABD için altın çağ idi. Nasıl oldu? Devlet mi? Ya da sadece devlet mi?</p>
<p>Çok soyut olarak Aumann (1964)’e bakabiliriz. Klasik bir makaledir. Rekabetçi (küçük) firmalar integrandı değiştirmeyen infinitezimaller olarak modellenirler. Bunlara göre türev alamazsınız yani. Zayıf ve önemsizdirler. Ama diyelim ki Cournot-Walras modellerinde bunların binlercesi bir araya gelince piyasanın yapısını rekabetçi yaparlar ve iddiaya göre optimaliteye ulaştırırlar. Büyük şirketler bir yandayken aynı sektörde binlerce küçük üretici varsa bu model dengenin tam rekabete yakınsayacağını bildirir. Matematiksel olarak çok küçük varlıklar toplu halde mühim bir sonuç veriyorlar gibi. Bu doğru mudur? Bu modele benzeyen bir gerçek piyasa var olmuş mudur? Yoksa teknolojik ilerlemenin büyük, yarı-tekel konumundaki eksik rekabet firmalarından geldiği gibi asıl çözümler –ve belki sorunlar- piyasa kapitalizminin şahikası denen durumlarda bile devletten mi gelir, ondan mı kaynaklanır? Deirdre McCloskey sanayi devriminin küçük sermayeler, küçük borçlar ve küçük girişimcilerin marifeti olduğunu yazmıştı. “Burjuva onuru”. Belki ama ya öncesi ve sonrası? Adam Ferguson, Bernard Mandeville, Adam Smith ve asri zamanlara da teğet geçmek gerekiyorsa, son olarak Aydınlanma değerlerinin “burjuva” değerler” olduğunu savunan Deirdre McCloskey’i yapıtaşları arasına alabiliriz.</p>
<p>Başka temalar da var. Coğrafya ve devrim teması mühimdi –ki aynı zamanda coğrafya ve imparatorluk diyebiliriz- çünkü hem fiziki coğrafya hem de yeni doğan coğrafya bilimi olarak ikili anlamda coğrafya ulus-imparatorlukların kurgulanmasında önemli rol oynamıştı. Mesela Rusya: Temeldeki problem, arazinin genişliğine ve tarımsal ürün/maden çeşitliliğine rağmen ki SSCB dev bir coğrafyaydı, talebin arzı aşmasıydı. Rusya’nın dış sömürgeleri olmadığı için arzulanan sanayileşme hızını yakalayacak yatırımların yapılmasını sağlayacak ve nüfusu aynı anda tümüyle besleyecek kaynaklar yoktu. Ayrıca bu yatırımlar yapılırken teknik seçiminin işgücüne etkisi, işgücünün dönüştürülmesi/eğitilmesi gibi önemli sorunlar da gündemdeydi. İlk karar köylülüğün tasfiyesi oldu. Bu kadar hız ve şiddetle yapılan kalkınma hamlesi, bilinçli tasarımla/planlamayla hedeflenen ‘geç sanayi devrimi’ çoğunluğu köylü olan toplumu darmadağın edecekti ve etti de.</p>
<p>Yani Rusya farklıydı. 1920’lerin sanayileşme tartışması esas olarak fazla köylü nüfusa ne yapılacağı tartışmasıdır çünkü Rusya kırlarının geçimlik mal ve hafif sanayi malı tüketici talebine tam olarak cevap verip aynı anda şehirleri beslemek imkânsızdı. Bu tez ana hatlarıyla doğru görünüyor. Açıkçası kanımızca Rusya’nın köylü sorunu sistemden bağımsız olarak bir toprak/işgücü oranı sorunuydu. İkinci Serfliğe bu oranın yüksekliği yol açmıştı. Araziler genişti ve toprak bol faktördü. İşgücü kıt idi. Bu durumda tarımda reel ücretlerin yükselmesi ve toprak sahibi soyluların arazilerinde çalışacak köylü bulabilmek için birbirleriyle yarışmaları kaçınılmazdı. Çözüm olarak Çarlık toprak sahibi aristokrasiyle el ele 200 yıla yayılan bir sürede –1500-1700 arası- çeşitli kararnamelerle Rus köylüsünü serfleştirdi. Üç asırdan fazla bir süre geçtikten sonra tam tersine işgücünün toprağa göre fazla bol olması sorun olmuştu. Serfliğin 1861’de sona erdirilmesi toprak/işgücü oranındaki eğilimi tersine çevirmeye yetmedi. Stolypin’in başarısız reformu tarımı piyasaya açarak büyük kapitalist çiftlikler yaratıp hem ölçek sorununu hem de fazla nüfus sorununu çözmeye yöneliktir.</p>
<p>Veya mühendislere bakılabilir. Almanya’da mühendis mesleğinin oluşumu Ingenieur teriminin yapılan işin mahiyetine referans verdiği, mezun olunan okula ise gönderme yapmadığı bir bağlamda gerçekleşmiştir. 1850 civarında mühendis doğrudan doğruya sanayide çalışan teknik eleman anlamına geliyordu ve Fransa’nın aksine devlet mühendisliğiyle ilgisi yoktu. Üstelik mühendisin yol, köprü, kanal ve suyolu yapımı ve askerlik ile de ilgisi yoktu. Alman mühendisi özel mülkiyet ve özel ellerde biriken sanayi sermayesinin içine doğmuştu. İngiltere uzun süre dünyada lider ülke, “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” olduğu halde Britanya’da mühendislerin konumu ve eğitimi sürekli tartışma konusu olmuştur. Bu durumun bir nedeni İngiliz kapitalizminin uzun süre gelişmelere ancak kıyıda köşede kalan zoraki bir uyum sağlaması, küçük işletmelere ve aile işletmeleri biçiminin tekelci kapitalizm ve managerial (yönetsel) kapitalizm çağında bile yaygın olmalarıdır. Bunun sonucunda mühendislerin firma yönetimleri için kenarda kalan bir unsur olarak görülmeleri süregelmiş, mühendisler asla bir teknokratik elit kimliğine kavuşamamıştır. Britanya’da sanayinin erken gelişimine rağmen küçük ölçekli endüstriyel işletmelerin yaygınlığı nedeniyle İngiliz mühendislerinin adeta bir “yan sanayi mühendisi” kimliğinden çıkamamaları olgusu başlı başına ilginç sayılabilir. İngiliz mühendisleri bu nedenlerden dolayı beyaz yakalı olsalar bile daima daha geniş tanımlı teknik elemanlar/teknik işçiler kategorisinin içinde veya ona yakın olarak algılanmışlardır. Bu durum İngiltere’de mühendislerin kendilerini işçilere yakın, neredeyse mavi yakalı olarak görmelerine yol açmış olabilir.</p>
<p>Coğrafya farklı, kültür farklı, iş yapma becerisi farklı, siyaset farklı, ekonomik kaynaklar farklı, mühendislik bile farklı iken genel geçer tanımların yararına inanmak güç görünüyor. Bu farklar kapitalizm (veya sosyalizm) etiketi ne derse desin çok önemli sonuçlar doğurmuştur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kapitalizmin-turleri-90974</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/4/1280x720/kapitalizm-1793430383.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kapitalizmin türleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/disiplin-toplumundan-kontrol-toplumuna-90973</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Disiplin toplumundan kontrol toplumuna…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fransız filozof Gilles Deleuze’ün “kontrol toplumu” kavramı, dijital çağın gözetim düzenini anlatıyor. Algoritmalarla bireyler, özgür olduklarını sandıkları dünyada sürekli denetlenir.</strong></p>
<p>Fransız yazar ve filozof Gilles Deleuze katıldığı bir söyleşide, kendisi gibi Fransız çağdaşı Michel Foucault’ya atıfta bulunarak şöyle der:</p>
<p>“… İki toplum biçimini analiz etmiştir. Bir tarafta hükümranlık toplumu diye adlandırdığı topluluklar, diğer yanda disiplin toplumu diye adlandırdıkları. Disiplin toplumu diye adlandırdığı toplumu da geride bırakmaya başladığımızı söylüyordu. Disiplin toplumları Foucault’ya göre kapatma merkezlerinin varlığı ile tanımlanır; hapishane, okul, atölye, hastane… Disiplin toplumunun bunlara ihtiyacı vardır. Sanılanın aksine disiplin toplumlarının sonsuza kadar sürmeyeceğini de belirtir.”</p>
<p><strong>Yararımızı gözetenlerin “kapatma merkezleri”ne ihtiyacı yok </strong></p>
<p>Bu noktada bir ekleme yapar Deleuze ve der ki, “Tabii çok uzun yıllardır varlığını sürdüren disiplin toplumunun her tür tortusuyla hâla karşılaşıyoruz. Ama biliyoruz ki içinde olduğumuz toplum başka bir toplum. Bununda şu şekilde adlandırmak gerekir: Kontrol Toplumu.”</p>
<p>Peki, nedir ona göre kontrol toplumu?</p>
<p>Bizim yararımızı gözetenlerin artık “kapatma merkezleri”ne ihtiyacı yok. Şimdiden hapishaneler, okullar, hastaneler sorgulanır oldu. Misal; “tedavi hizmetleri eve taşınsa nasıl olur” ya da “okul bu çağda gereklilik mi? Uzaktan eğitim çok daha efektif değil mi?” soruları ortalıkta dolanıyor. Bu tartışma konularını ciddiyetle takip etmek gerek. Bir süre sonra, mesela okulla mesleği bir arada yürütmek daha istenir bir şey olacak.</p>
<p><strong>Kontrol toplumunda mesai asla bitmez </strong></p>
<p>Disiplin toplumlarında bir kurumdan çıktığınızda o kurumun gözetiminden (görece) kurtulurdunuz. Misal, fabrikadan çıkınca evde işçi kimliğiniz askıya alınırdı.</p>
<p>Kontrol toplumunda ise mesai asla bitmez. Bilgisayarlar, algoritmalar, şifreler, kredi kartları ve dijital kimliklerle donatılmış bu yeni düzende insan, bölünmez bir “birey” olmaktan çıkıp veri parçacıklarından oluşan bir “bölüntü” ye dönüşür. Fabrikanın yerini şirket, okul eğitiminin yerini ise ömür boyu süren, bitmek bilmez performans testleri ve sürekli eğitim alır. İnsanlar artık parmaklıklar arkasına kapatılmaz akıllı cihazlar, dijital ayak izleri ve görünmez algoritmalar sayesinde özgürce dolaştıklarını zannettikleri açık bir denetim alanında, kendi rızaları ile kesintisizce takip edilirler…</p>
<p>Alın bakalım bu hafta sonu için size, Felsefe ve Bilim Topluluğu’nun da katkısıyla bir tartışma konusu. Önümüzdeki hafta da sosyal medya ve yapay zekâ üzerinden “sanrı toplumu”nu konuşuruz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/disiplin-toplumundan-kontrol-toplumuna-90973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Disiplin toplumundan kontrol toplumuna… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027nin-basindan-itibaren-kurunun-yaninda-yaslar-da-yanacak-90972</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2027’nin başından itibaren kurunun yanında yaşlar da yanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Değerli meslektaşım Prof. Dr. Celali Yılmaz’ın sosyal medya hesabından öğrendiğim analizine göre Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bugünlerde son 23 yıldır hazırladığı 1.306 bülten rutininin dışına çıkarak haftanın her günü kararlar açıkladığı bülten yayımlar olmuş. Genellikle perşembe günleri yayımlanan rutin bültenlerini bu dönemde hafta sonları, hatta aynı günde 2 ayrı bülten yayımlar hâle gelmiş.</p>
<p>Piyasalardaki tüm riskler gerçekleştikten ve muhtemel olaylar olduktan sonra 1,5 aydır yoğun bir otopsi yapmakta olan düzenleyici kurulların piyasaları bir orkestra şefinin gösterdiği ahenk ve zarafet eşliğinde piyasalardaki harmoniyi darmadağın etmeden yönetmesi gerekiyordu.</p>
<p>16 Eylül’den bugüne kadar yaşanan fon dolandırıcılığı hadisesi sermaye piyasası için çok büyük, ancak Türk finans sistemi için daha küçük bir olaydır. 1980 sonrasında serbestleşen ekonomik sistemimiz ve piyasalarımızın geçirdiği 50 yıla yakın zaman dilimini göz önüne aldığımızda finansal yapının bankacılık tabanlı mevduat/kredi ilişkisi üzerinden büyük ölçüde idare edildiğini gözlemledik. Sermaye piyasasının büyütülmesi, hane halkı ve şirketlerin tasarruflarının banka dışı farklı sermaye piyasası enstrümanları üzerinden yapılması için 30 yılı aşkın profesyonel kariyerimde bizzat çok emek verdiğimi ifade etmek isterim.</p>
<p>Ancak bugün itibarıyla geldiğimiz noktayı gördükten sonra üzülerek söylemek isterim ki bir çuval inciri mahvettik. 2027 yılı başından itibaren kurunun yanında yaşların da yanacağı portföy yönetimi sektörünü büyük bir konsolidasyona doğru zorladık. Ağustos 2026 sonu itibarıyla <strong>80’e yakın portföy yönetimi şirketinin</strong> <strong>16 trilyon TL’ye</strong> yakın bir tutarı yönetmekte olduğu büyümekte olan sektöre büyük zararlar verdik.</p>
<p><strong>İlk 5</strong> portföy yönetim şirketinin toplam pazar payı <strong>%55</strong> seviyelerinde iken önümüzdeki sene bu oranın <strong>%65’lere</strong> doğru yükseleceğini düşünüyorum. 2027 yılı Ocak sonundan itibaren <strong>faaliyetleri sınırlı</strong> portföy yönetim şirketlerinin asgari ödenmiş sermayelerinin <strong>minimum 250 milyon TL</strong>, <strong>geniş yetkili</strong> portföy yönetim şirketlerinin asgari ödenmiş sermayelerinin <strong>en az 500 milyon TL</strong> tutarlarına yükselecek olması sebebi ile sektörde butik işler yapmakta olan bağımsız küçük şirketlerin kapanacağını veya portföylerinin banka kökenli portföy şirketlerine devrolacağını tahmin ediyorum.</p>
<p>SPK tarafından 26.10.2026 tarihli ve 75/1899 sayılı ilke kararı ile “<strong>Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber</strong>” başlığı altında bir revizyon ilan edilmiştir.1 İlgili rehbere göre yatırım fonlarının yatırım danışmanlığı faaliyetinden istisna tutulması, müşteri uygunluk ve yerindelik testlerinin yapılmasına ilişkin esaslar belirlenmiştir. Yatırım danışmanlığı faaliyetine yönelik olarak genel ilkeler, genel yatırım tavsiyeleri, portföy aracılığı faaliyeti gibi hususlara açıklamalar getirilmiştir.</p>
<p>İşlem ve portföy aracılığı faaliyetleri sırasında işlemlere ilişkin risklerin müşteri bazında izlenmesi, bireysel portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı sırasında araştırma faaliyetleri gibi alanların da çerçevesi netleştirilmektedir.</p>
<p>Yatırım kuruluşlarının iç denetim sistemleri, bilgi işlem altyapıları ve iç sistemlerine yönelik düzenlemelerin de rehber içerisinde incelendiğini görmekteyiz. Saklama hizmetleri, dışarıdan hizmet alımı, yatırım kuruluşlarında çalışan personel nitelikleri gibi kısımlara da açıklamalar getirilmektedir.</p>
<p>SPK bu hafta başında 2026/74 sayılı bülteninde almış olduğu yeni bir karar ile yatırım fon piyasasında serbest yatırım fonlarına yönelik kapıyı sert bir şekilde yatırımcılara kapattı. <strong>2025 yılı sonunda</strong> <strong>10 milyon TL’ye</strong> yükseltilerek nitelikli yatırımcı olma kriteri olarak belirlenen finansal varlık toplamının bu haftadan itibaren <strong>50 milyon TL’ye</strong>, işlem sınırının da <strong>5 milyon TL’den 25 milyon TL’ye</strong> yükseltildiğini öğrendik.</p>
<p>Ayrıca geçmişte elde edilen nitelikli yatırımcı olma hakkının da geriye dönük olarak kazanılmış hukuki bir hak olarak görülmeyerek sıfırdan nitelikli yatırımcı olma şartları getirildiğini görüyoruz. Türk hukuk sisteminde kazanılmış bir hak kavramının olmadığını ve kanunların geriye dönük olarak değiştirilebildiğini yaşanan fon dolandırıcılığı hadisesinde oldukça tecrübe etmekteyiz.</p>
<p><strong>2013</strong> yılından itibaren uzun bir süre boyunca <strong>1 milyon TL</strong> şeklinde uygulanan nitelikli yatırımcı olma minimum finansal varlık kriterinin o tarihten bugüne kadar gerçekleşen TÜFE karşısındaki değeri <strong>20 milyon TL</strong> tutarına denk gelmekteydi. Ayrıca 2023 yılı sonunda 1 milyon TL olan nitelikli yatırımcı olma minimum varlık toplamının <strong>ABD doları karşılığı 490.000</strong> dolar şeklindeydi. Aynı miktarın bugünkü $/TL karşılığını <strong>24,5 milyon TL</strong> şeklinde düşünebiliriz.</p>
<p>SPK’nın geçmişte belirlenen değerlerin bugünkü karşılığının oldukça üzerine yükselttiği nitelikli yatırımcı olma zorunluluğuna karşılık serbest yatırım fonlarında yaklaşık <strong>560 bin</strong> yatırımcı yer almaktadır. Ancak bu fonlarda <strong>50 milyon TL’nin</strong> üzerinde yatırımı bulunan yatırımcı sayısı <strong>ortalama 15 bin</strong> civarındadır. BIST tarafında ise Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarına göre <strong>10 milyon TL’nin</strong> üzerinde portföyü bulunan yatırımcı sayısı <strong>25 bin</strong> şeklinde iken <strong>50 milyon TL’nin</strong> üzerinde portföyü bulunan yatırımcı sayısının <strong>3 bin</strong> civarında olduğunu düşünebiliriz.</p>
<p>Bu rakamlara dayanarak ifade edebilirim ki SPK’nın almış olduğu bu kararlar neticesinde <strong>Türkiye’de serbest yatırım fon piyasası uzunca bir süreliğine yatırımcılara kapalı kalacaktır. </strong>Ancak nitelikli kurumsallar ile çok az sayıda yüksek portföy büyüklüğüne sahip olan yatırımcıların TEFAS’a kapalı bir şekilde devam edeceği küçük bir alan olarak kaldığı yerden devam edecektir.</p>
<p>Bu arada ABD’de nitelikli yatırımcı olma kriterleri 2 başlık altında değerlendirilmektedir:</p>
<ol>
<li><strong> Akredite yatırımcı türü:</strong> SEC’nin (Securities and Exchange Commission) Regülasyon D kuralına göre aşağıdaki kriterlerden en az 1 tanesini sağlaması yeterlidir.</li>
</ol>
<p>- Net finansal varlık büyüklüğünün bireysel veya ailecek <strong>1 milyon doların</strong> üzerinde olması,</p>
<p>- Yıllık bireysel gelirinin son 2 yıl içerisinde her bir yıl <strong>200.000 doların</strong> üzerinde olması,</p>
<p>- Yıllık toplam gelirlerin <strong>300.000 doların</strong> üzerinde olması,</p>
<p>- Seri 7, 65 veya 82 gibi aktif finansal lisanslar şeklinde profesyonel yetki belgelerine sahip olması,</p>
<p>- Özel yatırım fonlarında personel olmak gibi diğer yeterliliklere sahip olmak.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Nitelikli müşteri:</strong> Bu ayrım belirli özel yatırım fonları ile ilişkili olabilen daha sınırlayıcı bir ayrımı ifade etmektedir.</li>
</ol>
<p>- Bireysel olarak minimum <strong>5 milyon</strong> dolarlık yatırımlara sahip olmak.</p>
<p>- Belirli kurumsal yatırımcılar için minimum <strong>25 milyon</strong> dolarlık bir ihtiyari yatırıma sahip olmak.</p>
<p>Avrupa Birliği’nde ise MiFID II kuralları uyarınca yatırımcıların aşağıdaki kriterlerden en az 2 tanesini karşılamaları durumunda nitelikli yatırımcı hakkına sahip olduklarını görmekteyiz:</p>
<p>- Yatırım portföyündeki finansal varlıkların veya nakit mevduatın <strong>500.000 Euro’nun</strong> üzerinde olması,</p>
<p>- Alım satım tecrübesi yönünden <strong>önceki 4 çeyrek dönemde</strong> ilgili piyasada çeyrek dönem bazında <strong>ortalama 10 adet</strong> belirgin işlem geçmişine sahip olmak,</p>
<p>- İlgili yatırım hizmetleri alanında, finansal sektörde geçirilen minimum 1 yıllık profesyonel tecrübeye sahip olmak.</p>
<p>Yatırım kuruluşlarının yukarıdaki <strong>3 kriterin en az 2’sini</strong> karşılayan müşterilerinin finansal riskleri anladığını, tecrübe ettiğini ve yeterli finansal bilgi setine sahip olduğunu beyan etmesi yeterli görülmektedir.</p>
<p>Örnek olarak Avrupa Birliği bünyesinde yatırımcıların finansal piyasalarda yeterli alım/satım tecrübesine ve finansal sektör iş tecrübesine sahip olması durumunda yatırım portföy toplamının <strong>500.000 Euro’nun</strong> altında olması nitelikli yatırımcı olmasına bir engel teşkil etmemektedir.</p>
<p>Neticede piyasalarda denetim yetkisi ve sorumluluğuna sahip olan kurum yöneticilerinin finansal ve finansal olmayan riskleri zamanında engellemek üzere yetkilerini kullanmamalarının bedelini bugün tüm sermaye piyasası ve yatırımcıları birlikte ödemektedir.</p>
<p>Görüldüğü üzere <strong>finansal piyasalarda nitelikli yatırımcı olma kriterleri sadece parayla değil, finansal bilgi ve iş tecrübeleri ile birlikte ölçülmektedir</strong>. Riskler gerçekleştikten sonra yapılan işlemlerin tamamı otopsi şeklinde teftiş faaliyetlerini içermektedir. Oysaki <strong>ihtiyacımız olan olaylar gerçekleşmeden önce yapılan proaktif risk yönetimi faaliyetleridir.</strong> Bu alanda da 25 yıl öncesindeki bankacılık krizinden sonra elde edilen tecrübelerimizi sermaye piyasalarına taşıyarak liyakatli ve tecrübeli profesyoneller eşliğinde temiz bir sayfa açarak yola devam etmekten başka bir şansımız bulunmamaktadır.</p>
<p> </p>
<p>[1] https://spk.gov.tr/data/6adef9948f95db2330f21fea/Yat%C4%B1r%C4%B1m%20Fonlar%C4%B1na%20%C4%B0li%C5%9Fkin%20Rehber_26102026.pdf</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027nin-basindan-itibaren-kurunun-yaninda-yaslar-da-yanacak-90972</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027’nin başından itibaren kurunun yanında yaşlar da yanacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fransadaki-gelismeler-turkiyeden-uzak-bir-siyasi-tartisma-degil-90971</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fransa’nın meselesi neden aslında Türkiye’nin de meselesidir?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ekonomik güvensizlik yalnızca bugün ne kadar kazandığımızla değil, yarın ne kaybedebileceğimizle de ilgilidir. Bu nedenle ekonomideki ortalama iyileşme ile insanların geleceğe duyduğu güven her zaman birlikte hareket etmez.</strong></p>
<p>Hayat pahalılığına kızan herkes aynı partiye oy vermez. Bir çalışan ücretini düşünürken güvenliği, bir esnaf vergi yükünü düşünürken istikrarı, bir sanayici enerji maliyetini düşünürken öngörülebilirliği de hesaba katar. Üstelik siyasete güvenini kaybedenlerin hepsi yeni bir parti aramaz; bazıları sandığa gitmez. Ekonomik sıkıntı öfkenin nedenini açıklayabilir. Ama o öfkenin hangi siyasi adrese gideceğini, insanların kime ve neye inandığı da belirler.</p>
<p>Bir maratondayım. Geçen hafta Paris’teydim. 13-16 Ekim arasında toplantılar, konferanslar derken şehrin bildik telaşına karıştım. Ardından Hollanda’ya geçtim. Bu satırları ise saha çalışması için bulunduğum Marakeş’ten yazıyorum. Paris’ten ayrılmamın üzerinden daha birkaç gün geçmeden Fransa’dan gelen haberler bambaşka bir tablo çizmeye başladı.</p>
<p>Haftalardır süren büyük ölçüde barışçıl protestolara yağma, kundaklama ve şiddet eylemleri eklendi. Binlerce kişi gözaltına alındı. Şiddetin yarattığı dehşet bir yana, yaşananlar sonrası aklıma başka bir soru takıldı: Sokaklarda biriken öfke, sandıkta nasıl bir siyasi karşılık bulacak?</p>
<p>Fransa’daki olayları New Yorker’da değerlendiren bir yazarın, Adam Gopnik’in, dikkat çektiği paradoks şu: Sokakta sol eğilimli protestolar yükselirken, sandıkta aşırı sağ güçlenebilir. Daha iyi ücret ve kamu hizmetleri isteyenlerin öfkesi nasıl olur da farklı siyasi hareketlere yarayabilir?</p>
<p>Çünkü sokaktaki taleple sandıktaki tercih her zaman aynı soruya cevap vermiyor. Bir çalışan ücretinden şikâyet ederken güvenliği de düşünüyor. Bir esnaf vergilerden yakınırken olayların müşterilerini kaçırmasından endişeleniyor. Sanayici ise siyasi istikrarsızlığın yatırım kararlarını nasıl etkileyeceğini hesaplıyor.</p>
<p>Ekonomik kaygılar ortadan kalkmıyor. Yanlarına başka kaygılar ekleniyor. Şiddet görüntüleri bunların öncelik sırasını değiştirebilir. Ancak buradan aşırı sağın mutlaka oy kazanacağı sonucu çıkmaz. Üstelik Fransa’da Ulusal Birliğin yükselişi son olaylardan çok önce başlamıştı. Protestoların seçim davranışını değiştirip değiştirmediğini anlamak için olayların öncesiyle sonrasını karşılaştıran verilere ihtiyacımız var.</p>
<p>Asıl mesele daha büyük: Ekonomik sıkıntı neden her zaman aynı siyasi sonuca yol açmıyor?</p>
<p><strong>Ekonomi düzeliyor, peki kim hissediyor?</strong></p>
<p>Önce rakamlara bakalım. Fransa İstatistik Kurumu INSEE’ye göre hanehalkının toplam satın alma gücü 2024’te yüzde 2,7 artarken 2025’te yüzde 0,4 geriledi. Fakat bu düşüşün önemli bir kısmı, önceki yıl yüksek gelirli hanelere yapılan olağanüstü temettü ödemelerinin tekrarlanmamasından kaynaklanıyordu. Mülkiyet gelirleri dışarıda bırakıldığında satın alma gücü yüzde 0,5 artmıştı. Yani toplam göstergedeki düşüşü herkesin aynı ölçüde yoksullaşması diye okumak yanlış.</p>
<p>Buna karşılık 2026 için ücretlerin fiyat artışlarına gecikmeli uyumu ve ücretli istihdamdaki zayıflama, satın alma gücünü daha geniş kesimler açısından baskılayabilecek unsurlar olarak öne çıkıyor. Rakamların ne söylediği kadar neyi söylemediğine de bakmak gerekiyor.</p>
<p>Bir ailenin kirası, market ve eğitim masrafları ülke ortalamasıyla aynı hızda değişmiyor. Üstelik mesele yalnızca bugünkü gelir değil. Gelecek yıl işini koruyabilecek mi? Çocuğu daha iyi koşullarda yaşayabilecek mi?</p>
<p>Küçük işletme sahibi için de tablo tanıdık. İşçilik, kira ve finansman maliyetleri artarken müşterinin harcama gücü sınırlı. Fiyat artırsa müşteri kaybedebilir, artırmasa kârından vazgeçebilir. Bugünkü bilançosu fena görünmese bile gelecek yılın siparişlerinden emin değilse kendini güvende hissetmez.</p>
<p>Ekonomik güvensizlik yalnızca bugün ne kadar kazandığımızla değil, yarın ne kaybedebileceğimizle de ilgilidir. Bu nedenle ekonomideki ortalama iyileşme ile insanların geleceğe duyduğu güven her zaman birlikte hareket etmez.</p>
<p>Fransa’nın dikkat çekici bir başka göstergesi de siyasi güven. OECD’nin 2026’da yayımladığı araştırmaya göre ulusal hükümete yüksek veya orta-yüksek düzeyde güven duyanların oranı 2023’te yüzde 34 iken 2025’te yüzde 22’ye geriledi. Siyasi partilere güven ise yüzde 15. Buna karşılık yerel yönetimlere güven yüzde 52, polise güven yüzde 65. Demek ki bütün kurumlara eşit ölçüde güvensizlikten değil, özellikle ulusal siyasetle açılan bir mesafeden söz ediyoruz.</p>
<p>Araştırmada bir başka ayrım daha dikkat çekiyor. Siyasi kararlarda söz sahibi olduğunu düşünenlerle düşünmeyenlerin hükümete güven düzeyleri arasındaki fark 42 yüzde puanı. Maddi sıkıntı yaşayanlarla yaşamayanlar arasındaki fark ise 8 puan. Bunlar ekonomik koşulların önemsiz olduğu anlamına gelmez; üstelik bir anketten doğrudan nedensellik de çıkaramayız. Ama siyasi güvenin yalnızca cüzdanın kalınlığıyla açıklanamayacağını gösterir.</p>
<p>Çalışan sesinin duyulmasını, esnaf kuralların neden değiştiğini bilmeyi, üretici yatırım politikalarının öngörülebilir olmasını bekler. İnsanlar kararların nasıl alındığına da bakar.</p>
<p><strong>Macron’un hesabında ne eksikti?</strong></p>
<p>Emmanuel Macron 2017’de geleneksel sağ-sol ayrımını aşma iddiasıyla iktidara geldi. Reform, verimlilik, rekabet gücü, yatırım ve dönüşüm kavramlarını siyasetin merkezine taşıdı. İş dünyasının yakından tanıdığı bir dil bu.</p>
<p>Fransa’nın yaşlanan nüfusu, kamu maliyesi üzerindeki baskılar, enerji dönüşümünün maliyeti ve uluslararası rekabet sorunları düşünüldüğünde reform ihtiyacını reddetmek kolay değil. Ama ekonomik açıdan gerekçelendirilebilen bir reformun toplum tarafından kabul göreceğinin garantisi yok.</p>
<p>Örneğin emeklilik yaşını yükseltmenin kamu maliyesine katkısını hesaplayabilirsiniz. Ancak beş yıl daha çalışmak zorunda kalacak kişinin hayatındaki karşılığını yalnızca bütçe dengesiyle açıklayamazsınız. Maliyet bugün ve belirli insanların üzerinde yoğunlaşırken beklenen fayda geleceğe ve toplumun geneline yayılabilir. Üstelik aynı beş yıl, masa başında çalışanla bedensel olarak ağır iş yapan biri için aynı yük değildir.</p>
<p>Bir fabrikadaki verimlilik yatırımını düşünelim. İşveren, yeni makinenin birkaç yılda kendini amorti edeceğini hesaplar. Çalışan ise o makinenin kendi işini ortadan kaldırmasından korkabilir. Verimlilik hesabı doğru olsa bile dönüşümün nasıl yönetileceği, çalışanların nasıl destekleneceği ve kazancın nasıl paylaşılacağı konuşulmadan güven sağlanmaz.</p>
<p>Ekonomi politikasında da benzer bir sorun var. Reformun toplam faydasını anlatmak başka, bedelini ödeyecek insanları ikna etmek başka. Macron’un siyasi mirasını tartışırken yalnızca reformların ekonomik sonuçlarına değil, bu reformlar etrafında ne ölçüde toplumsal uzlaşma kurulabildiğine de bakmalıyız. İyi hesaplanmış bir reform, kendiliğinden iyi yönetilmiş bir reform olmuyor.</p>
<p>Peki ekonomik hoşnutsuzluk sandıkta nereye gidiyor? Fransa’nın 2024 parlamento seçimlerinin ilk turunda Ulusal Birlik yüzde 29,26, sol ittifak yüzde 28,06, Macron’un merkez ittifakı yüzde 20,04 oy aldı. Ulusal Birlik ile hareket eden diğer adayların oyları ayrıca yüzde 3,96’ydı. Bunlar sandalye değil, ilk tur oy oranları. Tablo, merkez siyasetin karşısında hem sağda hem solda güçlü alternatifler bulunduğunu gösteriyor.</p>
<p>Ekonomik güvensizlik üzerine yapılan araştırmalar da tek yönlü bir hikâye anlatmıyor. Luigi Guiso ve çalışma arkadaşlarının 2024’te yayımlanan Avrupa araştırması, ekonomik güvensizliğin popülist partilere desteği artırabildiğini; bunu hem korunma talebini güçlendirerek hem de geleneksel partilere güveni azaltarak yaptığını gösteriyor. Ama bir bulgusu daha var: Güvensizlik seçime katılımı da etkiliyor. Araştırmacıların hesabına göre popülist oylar üzerindeki etkinin yaklaşık yüzde 40’ı, sandığa kimin gidip kimin gitmediğiyle ilişkili.</p>
<p>Yani öfkeli seçmen mutlaka başka bir partiye yönelmiyor. Bazen hiçbirine oy vermiyor. Ekonomik güvensizlik radikal sola da destek yaratabiliyor. Hangi yöne gidileceğini yalnızca gelir kaybı değil; partilerin sunduğu seçenekler, güvenlik ve göç tartışmaları, kimlikler ve siyasi temsil duygusu da etkiliyor.</p>
<p><strong>Fransa’nın meselesi neden </strong><strong>bizim de meselemiz?</strong></p>
<p>Almanya’da AfD’nin yükselişi, İtalya’da Giorgia Meloni’nin iktidara gelişi Avrupa’da geleneksel partilerin karşılaştığı güçlükleri farklı biçimlerde gösteriyor. Göç, eşitsizlikler ve siyasi gelenekler her ülkede farklı. Ama ortak soru şu: Ekonomik ve toplumsal değişim hızlanırken merkez siyaset seçmeni neden ikna etmekte zorlanıyor?</p>
<p>Bu yalnızca siyasetçilerin sorunu değil. Bir işletme yeni makine alırken, ihracat pazarına girerken veya çalışan sayısını artırırken yalnızca bugünkü faiz oranına bakmaz. Vergilerin, enerji politikalarının, ticaret kurallarının ve genel ekonomik yönün ne kadar öngörülebilir olduğunu da hesaplar.</p>
<p>Siyasi güvenin aşınması, ekonomik kararların ufkunu kısaltabilir. Yatırımlar ertelenebilir, firmalar uzun vadeli taahhütlerde daha temkinli davranabilir. Elbette her siyasi değişim belirsizlik demek değildir. Ama kuralların nasıl değişeceğinin öngörülemediği bir ortamın maliyeti vardır; bu maliyet çoğu zaman bilançoda ayrı bir satır olarak görünmez.</p>
<p>Üstelik Fransa’daki gelişmeler Türkiye’den uzak bir siyasi tartışma da değil. Avrupa Birliği’nin sanayi, enerji, ticaret ve iklim politikaları Türkiye’deki üreticinin maliyetini, ihracatçının pazara erişimini, KOBİ’nin yatırım hesabını etkiliyor. Avrupa siyasetindeki yön değişiklikleri bu politikaların önceliklerini ve uygulanma biçimini değiştirebilir. Dolayısıyla Paris’teki siyasi gerilimi izlemek yalnızca Fransız seçmeninin ne yapacağını merak etmek değildir.</p>
<p>Sonuçta ilişki iki yönlü. Ekonomik sıkıntılar siyasi hoşnutsuzluğu besleyebilir. Siyasi güven kaybı da ekonomik kararları zorlaştırabilir. Bir ülkenin büyüme oranını yükseltmek önemli; ama o büyümenin adil paylaşıldığına ve kararların makul biçimde alındığına dair inancı güçlendirmek de öyle.</p>
<p>Paris’ten ayrıldıktan birkaç gün sonra gördüğüm görüntülerin bana bunu düşündürdüğü şu oldu aslında: İnsanlar yalnızca daha yüksek gelir, daha iyi kamu hizmetleri veya daha güvenli sokaklar istemiyor. Bunları sağlayacağını söyleyenlere inanmak da istiyor.</p>
<p>Belki de Avrupa merkez siyasetinin önündeki asıl soru şu: Seçmene daha iyi bir gelecek vaat etmek yeterli mi, yoksa önce o vaadi veren siyasete duyulan güveni yeniden kurmak mı gerekiyor?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fransadaki-gelismeler-turkiyeden-uzak-bir-siyasi-tartisma-degil-90971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/1/1280x720/fransa-1793428099.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fransa’daki gelişmeler Türkiye’den uzak bir siyasi tartışma değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/adalet-hakikatin-eylemi-90970</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Adalet; hakikatin eylemi...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Zayıflar, adalete daha fazla saygı duyar. Zira adaletin dinamosu olan güç, ancak adil olursa zayıfı korur. Değilse, haksızlık çarkı içinde öğütülecektir. Çok kimse haksızlığa uğramaktan korktuğu için adalete inanır zaten… O zayıfın eline güç verdiğinde hala adil davranıyor mu diye bakmak gerekecektir. </strong></p>
<p>Orta yol, istikamet, eş, benzer, misil, karşılık anlamına gelen ADL kökünden dilimize geçmiş, Arapça kelime… Bizde yüklendiği anlam; yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanımını sağlamak… Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, herkese uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme ve doğruluk ifadesi…</p>
<p><strong>Bir yerde adaletten söz ediliyorsa, hak, hukuk, koruma ve kuraldan bahsediliyor demektir. Doğrulukla ilişkisi, sağlandığı takdirde herkes için en doğru ve en iyi olanı sunmasıdır. Davranışta ve hükümde doğru olmak, hakka göre karar vermek, eşitlik kavramlarını çağrıştırır.</strong></p>
<p>Eğer bir yönetim toplumda birey haklarını sağlama, sorumluluklar ile uyumlu paylaştırmayı başarmışsa, orada adalet hakim olmuş demektir. Adalet; herkese hak ettiğinin verilmesi dileği ve öngörüsü üzerine inşa edilir. Bu da onu hukukun amacı haline getirir. Hayatın pratiğine uygun tasarlanmışsa, insanların karşılıklı olarak ortak faydasına hizmet eder.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>HİÇ BİR İNSAN TEK BAŞINA ADİL OLAMAZ </strong></span></p>
<p>Adalet, karşılıklı yarar sözleşmesidir. Birlikte yaşamanın kimyası, ben ve öteki arasında yaşanacakların kaideler bütünüdür. Adalet, hiçbir zaman kendiliğinden var olmaz. İnsanlar onu, karşılıklı ilişki ve alışverişlerinde, her yerde ve her zaman birbirlerine zarar vermemek adına oluştururlar.</p>
<p><strong>Toplum hayatını düzenleme iddiasındaki her din; adaleti baş ilke olarak koyar. Tabii ki ilahi adalet diyerek kendisini tüm olan bitenden sorumlu ve yetkin kılarak… Eski toplumlar adaleti, tanrısal buyruklara taşımışlardır. Gözü bağlanıp eline bir kılıç tutuşturulmuş kadın olmadan önce; Zeus olmuştur, Zerdüşt olmuştur.</strong></p>
<p>Her taht, adaletin en yüce makamı olmuştur. Taht’ın kelime anlamı “alt” olması, hayatı taşıyacak güçte ve sürdürecek kabiliyette adil olmasına bağlamıştır. Adaletten söz edeceksek en az iki kişi var olmalıdır. Hiçbir insan tek başına adil olamaz; kendini adil sandığı an adaletli olmaktan çıkacaktır. Çünkü adalet, toplumsal olgudur ve bireyin bir diğeriyle ilişkisinde hissedilir.</p>
<p><strong><span style="color: #e03e2d;">GADDAR PEK ÇOK KRAL TAHT SÜRDÜ ADALETİ SAĞLAYAMAYAN ÇÖKTÜ</span></strong></p>
<p>Peki, neden adaletli olmak zorundayız? Gücüm varsa zulmetmekten beni alıkoyan nedir ki? Adalet, bireysel sorumluluklar penceresinden dürüstlük ilkesine dayanır. Ancak teme içgüdü; bireyin kendini korumasıdır. Adalet, tanımını karanlıktan alan aydınlık gibidir. Adaletsizliğin eninde sonunda can yakacağı bilinir ve bu yüzden “en yüce erdem” diye nakşedilir zihinlere…</p>
<p>Adalet güçlü olmak zorundadır. Adaleti sağlayan iki dinamik vardır; 1-erdem, 2-güç. Bu yüzden güçsüz adalet acizlik, adaletsiz güç ise zulümdür. Güç; adalet ile dengelenir. Eğer adalet yoksa en güçlü sistem, en büyük yıkımla sonlanacaktır. Öyle ki gaddar pek çok kral taht sürmüştür de adaleti sağlayamayan çoğu iyi kralın sonu çabuk gelmiştir. Kısaca adil zalimler hüküm sürmüşse de adaleti tesis edemeyen iyiler, sürdürülebilir olamamışlardır.</p>
<p><strong>Adaleti kim tesis eder? Güç elbette… Devleti şayet güç ifadesi olarak kabul edersek, kişilerin çatışan çıkarları arasında hakka uygun dengeyi, devletin kurumları sağlayacaktır. Bu da adaletin sosyal anlaşmaya ihtiyaç duyduğu anlamına gelir.</strong></p>
<p>Yasa, adaletin yazılı kodlarıdır. Töre, adaletin sözlü kodlarıdır. Bu yüzden köyde töre, kentte yasadan söz edilmiştir önceleri… Günümüzde adaletin kapsama alanı, aile, klan, kabile, köy, kasaba, kent hatta ülkelerin de dışına taşarak küresel boyuta taşmıştır. Ortada denge arayışı varsa, sadece insanlar arasında değil, insan-hayvan, hatta bitkiler için adalet gündeme gelir. Geliyor da… Devlet Başkanı Yeltsin, kendi ülkesinde insan hakları ihlallerine başka ülkelerin karışamayacağını, bunun iç sorunu olduğunu savunduğunda Clinton; “hayır, küresel adalet; seni de kapsar” diye itiraz etmişti.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR </strong></span></p>
<p>Adalet, aynı zamanda hukuk ve yasaları uygulayan devlet örgütünün temel ifadesidir. Öyle ki her mahkeme salonunda; “Adalet Mülkün Temelidir” diye yazar. Mülk, yani sahip olunanların temeli, adalete dayanmalıdır ki o mülk kalıcı olabilişin. Mahkeme, bu ilkeden yola çıkarak adalet dağıtır.</p>
<p>Adalet, düzen sağlar. Ülke, adaletle yaşar ve adaletsizlikle yıkılır. Eğer en yüksek mahkeme dahi en yoksul kişinin talebiyle harekete geçemiyorsa, o ülkede adalet komediye dönüşmüştür. Derler ki “davalın kadı ise başın beladadır.” Adalet dağıtma konumundakilerin hak ihlali; çürümüşlüğün en yoğun halini tanımlar.</p>
<p><strong>Sevgi de adalete ihtiyaç duyar. Ancak bu sayede korunabilir. Saygı; adaletin çekim gücüdür. Eğer yoksa en güçlü sevgi dahi, gün gelecek, eriyip gidecektir.</strong></p>
<p>Derler ki bir beldede hem adaletsizlik hem de yangın olsa; önce adaletsizliği gidermelisin. Zira, geciken adalet, adalet değil, büyük yıkım bırakır. Bir millete baş olmak, ancak adaleti sağlayacak olanın hakkıdır. Eğer adil olmayan biri başa geçmişse, buna tiran denir ve hiçbir tiran, kalıcı olamamıştır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ADALET KENDİLİĞİNDEN OLMAZ ÇATIŞMA HALİNDE İHTİYAÇ DOĞAR</strong></span></p>
<p>İyi olmak kolaydır. Zor olan adil olmaktır. Zira adalet, korunması, dağıtılması hayli güç ve külfet gerektirir. Adalet; ucuz değildir zaten. Adaleti sağlarken hata yapma riski de cabası… Suçsuz birini asmak; adli hatadır. Suçlu birini salıvermek de öyle… Ancak bu iki hata arasında kademe farkı vardır ve masum insanı mahkûm etmektense, suçlu birinin kurtulması riskini üstlenmek daha iyidir.</p>
<p><strong>Adaletin bileşenlerinden olan güç ve erdem; eğer ortak kabul görmüş değer ve ilkelere dayanmıyorsa, tam adalet sayılmaz. Her darbe sonrası diktatörler, kendilerince adil davrandıkları iddiasıyla yasalar üretirler. Ancak toplumun genel kabul görmüş değerleri ve bireysel erdemin kimyasına uymuyorlarsa, bir sonraki diktatörün onları devirmesine dek hüküm sürerler.</strong></p>
<p>Adalet, hayatın tamamını kapsar. İnsanın kendine adil olmasından başlar, kul hakkıyla gelişir ve gezegene adil davranmaya dek yol alır. Adaletin dışındaki her şey; kaos hanesine yazılır. Onun dahi içinde adalet mevcuttur. Bu yüzden her düzen, entropi ile dağılmaya ve her dağılan da adalet tarafından derlenip toparlanmaya ihtiyaç duyacaktır.</p>
<p><strong>Adalet kendiliğinden olmaz. Çatışma halinde güçlü olan kazanıyorsa, kaosa doğru sürüklenen ortamdan bahsedebiliriz. Yasa tanımaz, kurala uymaz bireylerin eline geçen güç; toplumların köküne dinamit döşer. Adaleti reddedene zalim denmesi bundandır. Zulmeder ama bir yere kadar. Eğer zalim, zulmünü arttırıyorsa, sonu yaklaşıyor demektir. Aynı zamanda mazlum, direnmeye başlamışsa, adaletin tecellisi yakınlaşıyordur.</strong></p>
<p><strong>Eşitlik, adalet için gereklidir ama yeterli değildir. Testiyi kıranla suyu getireni bir tutar ve onları eşitlersen, adaletten değil, zulümden söz etmiş olursun. Adalet; eşitliği kapsar ama eşitlik; adaleti kapsamayabilir.</strong></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KENDİN İÇİN İSTEDİĞİNİ KOMŞUN İÇİN DE İSTEYEBİLDİĞİNDE... </strong></span></p>
<p>Bir ülkenin gücü, nüfusu, serveti, ordusuyla ölçüldüğünde, bu durum; anlık ve geçicidir. Ancak o ülkede adalet hüküm sürüyorsa, bireyler arasında çatışmalar azalmış, yöneten-yönetilen arasında güven tesis edilmiş ve gelecek kuşaklara kalıcı bir devlet vadedilmiş demektir. Eğer o ülkenin muktedirleri adaleti savsaklar, kendi yandaşına hak geçirir ve muhalifinin hakkını korumayı seçmez ise iktidarları sarsılacak ve mutlaka son bulacaktır. Tarih, aksini yazmamıştır.</p>
<p>İyilik, adaletin iddia kapsamındadır. İyilik zaten hak kavramıyla birlikte anılır. Kendin için istemediğin şeyi, komşun için de istemiyorsundur. İyilik erdemiyle dolu bir yürekten adaletsizlik sadır olmaz. Zarar görecek kendisi olsa bile adaleti isteyebilecektir. Kendi katiline masum diyen biri; adaletten söz ediyorsa, o ülkede birlik-dirlik gitmiş, zulüm iktidarı başlamıştır. Güçten adaleti çıkar, geriye; zulüm kalır zaten.</p>
<p><strong>Evrensel adalet; dünyanın her kültüründe, her coğrafyası ve ikliminde, aynı temel ilkelere saygı duyma halidir. Çöldeki bedevi ile kutuptaki Eskimo, aynı ilkeler ile gezegende var olabiliyorsa evrensel adalet hükmünü icra ediyordur.</strong></p>
<p>Adaletin küçüldüğü yerde, kavgalar büyür. Çatışmalar artar, Düzen bozulur, dirlik ve birlik yiter. Ülke iç savaşa sürüklenir, güçlülerin zulmü çoğalır, zayıflar ezilir. Böylesi bir ortamda adaleti küçültenler, nefret ve kin üretir olurlar. Neticede zulmettikleri bir gün adaleti küçültenleri yok eder.</p>
<p><strong>“Sayılmayız parmak ile </strong><br /><strong>Tükenmeyiz kırmak ile </strong><br /><strong>Taşramızdan bakmak ile </strong><br /><strong>Kimse bilmez ahvalimiz.”</strong> </p>
<p>Ozan Muhyi, sürgit zulmedenin mazlumları sürgit kıramayacağı iddiasındadır. Nitekim tarih de bu tezini doğrular. </p>
<p><strong>ADAM ALDIRMA DA GEÇ GİT DİYEMEM ALDIRIRIM </strong></p>
<p>Adaletin olmadığı yerde öfkem büyür. Kaç ve savaş güdülerinden daima savaşmayı seçerim. Çünkü çiğnenmiş adaletin yeniden tesisi için kendime durumdan vazife çıkarırım. Mehmet Akif’in dediği şudur; <strong>“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem / Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem / Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum? / Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum!/ Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim / Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! / Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım / Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!”</strong> </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YARGIÇ ADALET DAĞITANDIR SATIN ALINAMAYANDIR </strong></span></p>
<p>Menfaat, yakınlık, düşmanlık, önyargı; adaletin kirleticileridir. Kimi yasa üzerinden, kimi töre, kimi de bireysel yargılarıyla çözme gayretine girse de adaleti sağlamakla görevli hukuk devleti, tek merciidir. Eğer hukuk devleti çalışmıyorsa, herkes kendi adaletini arama derdine düşer ki buna anarşi denir.</p>
<p>Adalet, suçlama ve cezalandırma yetkileriyle donanımlıdır. Af, cezayı ortadan kaldırsa da suça dokunamaz. Çünkü suçun tanımı; adaletin kat’i hükmünden gelmektedir. Adaletten kaçış olur da ondan saklanmak mümkün değildir. Topal olsa da mutlaka gelir bulur ve hükmünü icra eder.</p>
<p>Neticede adalet; evrenin dengesi, yıldızların yörüngesi, dünyanın düzeni, bireyin var kalma garantisidir. Adaleti ıskalayan, zulümle randevulaşacaktır.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Kadı eğer adil ve matematik biliyorsa...</strong></span></p>
<p>Adalet, matematikle ilişkilidir en fazla… Cebirdeki eşitlikler, adalet formülleridir. Eşitliği aşan boyutuyla adalet, matematik üzerinden hayata yansır. Nadir bilinen öyküdür; İki adam çölde seyahat ederken acıkır ve sofra kurarlar. Birinin 5, diğerinin 3 çöreği vardır. Derken başka bir yolcu gelir ve acıktığını söyler, ücreti mukabilinde sofraya kurulmayı önerir. Yemek biter ve misafir olan sofraya 8 akçe bırakır gider… Adamlardan biri çörek başına 1 akçe üzerinden parayı dağıtmak ister fakat öteki itiraz eder, 4’er halinde eşit dağıtılmasını ister. Anlaşamazlar ve kadıya giderler. Kim haklıdır?</p>
<p>Kadı; matematik bilmektedir. Şöyle hüküm verir. “sofrada kimin ne kadar yediğini bilmemekle birlikte eşit yendiğini farz ediyorum. Hesap kolay olsun diye her çöreği 3 lokmaya bölersek, 5 çörek sahibinin 15 lokması, 3 çöreği olanın ise 9 lokması vardır. Masada toplam 24 lokma, 3 kişi tarafından eşit yenmiştir. Bu da adam başı 8 lokma eder. 15 lokma sahibi, 8’ini kendi yemiş, 7’sini misafire ikram etmiştir. 9 lokma sahibi, 8’ini kendi yemiş ve ancak 1’ini ikram etmiştir. O halde 8 akçeden 7’si birine, 1’i de ötekine verilmesine hükmedilmiştir.</p>
<p>Matematik bilen kadının adalet ile hükmettiğinden eşitlik kavramının nasıl yetersiz kaldığına dair şık bir öyküdür bu. Adalet ayrıca fizik ile kimya ile biyoloji ile bire bir ilişkilidir. Tüm bu müspet bilimlerin altında, eşitlik ile adalet dengesi arayışı yatar. Hukuk, sosyoloji, antropoloji ve diğer bilim dallarıyla adaletin ilişkisi vardır elbette… Ama en temel ilişki, matematik ile olandır.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Karınca kararınca adalet</strong></span></p>
<p>Kanuni şair bir padişahtır ve saraydaki meyve bahçelerini karıncalar sarmıştır. Onları kırmak işten dahi değildir ama adı gibi kanun koyucu ve adaletin bekçisi sıfatıyla Şeyhülislam Ebussud’a şiirle sorar; “Ağaçlarımı sarınca karınca Günah mıdır karıncayı kırınca?” Cevap da şiirle gelir; “Yarın hakkın divanına varınca Süleyman’dan hakkın alır karınca…”</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Adaletin gözü kapalı ama gönül gözü açık</strong></span></p>
<p>Ancak bu; adalet terazisinde hak geçirmesin anlatımıdır. Aksine, adaletin sadece gözleri değil, gönül gözü de açık olmalıdır. Adaleti maliyetli yapan da budur. Güç kullanacaksın, araştıracaksın, tarafları dinleyecek, delil ve şahit talep edeceksin. Tüm bu maliyetlere rağmen, adaleti bireylerin veya muktedirin eline bırakan devletler, yıkılacaktır. </p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Güç beraberinde erdemi de taşımalı</strong></span></p>
<p>Nice ezilenler gördüm, eline güç geçtiğinde, ilk işleri adaletten uzaklaşmak olmuştur. Zira güç, beraberinde erdemi taşımamıştır o ezilene… Ben ve öteki ayırtında bildiği tek şey; ezmek ve ezilmek üzerinedir. Bu yüzden ezilmişlikten gelenin ezme davranışı; adaletin hâkim olmadığı ortamın en belirgin özelliğidir. </p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Adaletin gücü mü, gücün adaleti mi ?</strong></span></p>
<p>Adalet kuvvetli değilse kuvvetlilerin adaleti gündeme gelir. Savaşı kazananın adil olması, zaferin erdemidir. Mağlubun haklarını dahi gözeten galip, zaferini kalıcı kılabilir ancak. Konfüçyüs’ün 2 bin 500 yıl önceki tanımında adalet; kutup yıldızına benzetilir. O hep oradadır ve her şey onun etrafında döneri durur. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/adalet-hakikatin-eylemi-90970</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/0/1280x720/adalet-1793427949.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adalet; hakikatin eylemi... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/400-donum-bagin-icindeki-21-ciftlik-evi-sahiplerini-buldu-90969</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 09:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> 400 dönüm bağın içindeki 21 çiftlik evi sahiplerini buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>2000</strong>’li yılların başlarında Sarıgerme’de bir oteli olan, 40 dolayında otele danışmanlık yapan <strong>Özcan Arca</strong>’nın reklam sektöründe çalışan, şarap konusunda da eğitim alan kızı <strong>Zeynep Arca Şallıel, </strong>aklından geçen işi paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Şarap üretimine girsek…</strong></p>
<p><strong>Özcan Arca, </strong>kızının önerisini benimsedi ama turizmle birleşirdi:</p>
<p>-          <strong>Tuizm ile bağcılığı, şarap üretimini bir araya getirecek iş yapmakta yarar var.</strong></p>
<p>Trakya Bölgesi’nde 15 bin kilometre yapıp köy köy toprak analizleri yaptırdılar. Lüleburgaz ile Istranca Dağları arasındaki bölgede karar kıldılar. Hamitabat Köyü’nde 2 bin dönüm arazi satın alındı, <strong>“A Bağcılık” </strong>adlı şirket kuruldu. <strong>Özcan Arca, “Sorumlu Ortak”, Zeynep Arca Şallıel, </strong>Yönetim Kurulu Başkanı oldu.</p>
<p>Bağ bozumu günleri başladığında Hamitabad’daki <strong>“A Bağcılık”</strong>a giderken 6 Şubat 2011 tarihli yazımı okudum. O günlere kadar 2 bin dönüm arazinin 380 dönümünü bağa dönüştürmüşlerdi. Asmaları 4-6 yaşlarındaydı.</p>
<p><strong>Özcan Arca, </strong>o günlerdeki planlarını anlatmıştı:</p>
<p>-          <strong>2 bin dönümün tamamını bağ yapmayacağız. Bir otel inşaatına başladık. Ayrıca meyve bahçesi de planlıyoruz. Şarap üretiminde hep butik düzeyde kalmayı düşünüyoruz.</strong></p>
<p>A Bağcılık Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zeynep Arca Şallıel, </strong>sektörle ilgili deneyimi konusunda şu bilgiyi vermişti:</p>
<p>-          <strong>4 yıl boyunca Yeni Zelanda, Fransa, İspanya ve ABD’de şaraphanelerde işçilik, bağ bozumunda çalışmak dahil epey çaba harcadım.</strong></p>
<p>Makine mühendisi olan <strong>Özcan Arca </strong>da inceleme turları yapmıştı:</p>
<p>-          <strong>En doğru şaraphane nasıl kurulur, onu anlamak için California (ABD), İtalya ve Fransa’da 70-80 şaraphane gezdim.</strong></p>
<p>Arcadia bağlarının içindeki Bakucha Hotel’de <strong>Zeynep Arca Şallıel </strong>ile buluştuğumuzda <strong>“çiftlik evleri” </strong>projesinde hangi aşamada olduklarını sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Başlangıçta 60 çiftlik evi planlamıştık. Sonra 36’ya düşürdük. Bir kısmı bağ içinde, bir kısmı da meyve bahçelerimizde olacaktı. Bağda 21 çiftlik evi sahiplerini buldu. Bu çiftlik evlerinin bağ büyüklükleri 6-30 dönüm arasında değişiyor.</strong></p>
<p>Bu çiftlik evleriyle ilgili şu bilgiyi aktardı:</p>
<p>-          <strong>Çiftlik evleri bünyesindeki bağların bakımını da biz üstleniyoruz. Üzümlerini de işleyip bedelini çiftlik evi sahiplerine ödüyoruz.</strong></p>
<p>3 çiftlik evi de armut bahçesinde yaptıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Onlar henüz sahiplerini bulmuş değil.</strong></p>
<p>Çiftlik evleri konusunda şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Son yıllarda köye dönme isteği olanlarda artış var. Çiftlik evleri o konuda iyi bir seçenek olabiliyor. Ayrıca, çiftlik evlerimizin sahipleri satmak istediklerinde önce komşularına önermek durumundalar. Yani komşuların ön alım hakkı var.</strong></p>
<p>Çiftlik evleriyle birlikte Arcadia Bağlarının bulunduğu bölgenin Hamitabat Köyü Eskibağlar Mahallesine dönüştüğünü kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bizim çiftlik evleriyle birlikte burası Türkiye’nin ilk </strong>“imarsızlık planı”<strong>nın uygulandığı adres oldu.</strong></p>
<p>Bağ ve araziyi gezerken meşe korusuna dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Burada 600 dönümlük meşe korumuz var.</strong><strong> </strong><strong>Ekosistemi korumak için meşe korusu yaptık. Endemik çiçekler de yetiştiriyoruz. Örneğin yaban orkidesinden çay yapıyoruz. Lavanta ekili alanlarımız da var. Onlardan da yağ üretiyoruz.</strong></p>
<p>Bağlarını ve şarap üretimindeki son durumu sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Bağımız çiftlik evleriyle birlikte sattıklarımız dahil 400 dönüm. Şarap üretimimiz de 130-140 bin şişeyi geçmiyoruz. Butik üretimin üst sınırındayız.</strong></p>
<p><strong>Özcan Arca </strong>ve kızı <strong>Zeynep Arca Şallıel</strong>’in bağ, butik şarap üretimi, bağ oteli, meyve bahçeleri, çiftlik evleri satışı modeli, iklim krizi ve alkollü içkilerle ilgili günden güne hareket alanı bırakmayacak düzeyde sıkılaşan mevzuata rağmen hedeflendiği düzeyde oturmuş görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TARSİM kapsamında olmayanların zararı daha fazla karşılandı</span></h2>
<p><strong>A BAĞCILIK </strong>Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zeynep Arca Şallıel</strong>’e geçen yılki ağır zirai dondan ne kadar etkilendiklerini sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Geçen yılki zirai donda ürünün yüzde 70’i yandı.</strong></p>
<p>20 yıldır TARSİM (Tarım Sigortası) kapsamında olduklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>20 yıldır düzenli olarak Tarım Sigortası primlerimizi ödüyoruz. Geçen yılki zirai don zararımızla ilgili ödediğimiz primin yüzde 15-20 civarı üstünde bir ödeme ile karşılaştık. Yani yetersiz kaldı.</strong></p>
<p>Biraz duraksayıp şu gözlemini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Devlet, TARSİM’i olmayan çiftçilerin zararını daha fazla karşıladı.</strong></p>
<p>Bu yılki durumu merak ettim, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Bu yıl bereketli bir hasat oldu çok şükür. 2020’den beri ilk defa </strong>“normal yıl”<strong>dayız.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Gürcistan 12 yılda 295 milyon doları yakaladı, Türkiye 10 milyon doları aşamıyor</span></h2>
<p><strong>A BAĞCILIK </strong>Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zeynep Arca Şallıel</strong>’e şarap sektörünün ihracatını sordum, Arcadia ile ilk ihracata başladıkları yıla döndü:</p>
<p>-          <strong>Biz ilk ihracatımızı 2014 yılında İngiltere’ye yaptık. Gürcistan da aynı yıl İngiltere’ye şarap ihracatı gerçekleştirdi. Gürcistan’ın yıllık şarap ihracatı 295 milyon doları buldu. Türk şarap sektörünün toplam yıllık ihracatı 8-10 milyon doları bir türlü geçemiyor.</strong></p>
<p>İhracatta yerel üzümlerden elde edilen şarapların alan açabileceğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bizim kendimizi dünyaya daha iyi anlatmamız lazım.</strong></p>
<p>Turistlerde oluşan algı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Ülkemize gelen turistler her şey dahil tesislerde </strong>“girişi segmenti”<strong>nden şaraplar tüketiyor. Sonra kendi ülkesinde bizim premium şarapların fiyatını yüksek buluyor. Yani, </strong>“Türk şarabı pahalı” <strong>algısı oluşuyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Karaoğlan Üzümü İle UNESCO’ya başvurun</span></h2>
<p><strong>ZEYNEP Arca Şallıel, </strong>babası <strong>Özcan </strong>Arca’nın danışmanları Fransız önolog Prof. <strong>Alain Carbonneau</strong>’yu 2007 yılında Malatya’nın Arapgir ilçesine götürdüğünü anımsadı:</p>
<p>-          <strong>Alain Hoca, Arapgir’in Karaoğlan üzümünü beğendi. Biz de </strong>“Hamitabad’daki bağımızda denesek mi” <strong>diye yokladık. Alain Hoca, </strong>“Bu üzüm Neolitik döneme kadar uzanıyor. Burada koruyun, başka yere asla taşımayın” <strong>yanıtı</strong><strong>nı</strong><strong> verdi.</strong></p>
<p><strong>Alain Carbonneau’</strong>nun önerisine değindi:</p>
<p>-          <strong>Alain Hoca, </strong>“Karaoğlan Üzümü’nü UNESCO listesine aldırmak için mutlaka başvuruda bulunun” <strong>dedi.</strong></p>
<p><strong>Zeynep Arca Şallıel, </strong>Malatya’nın Arapgir ilçesinin bir başka üzümü üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Arapgir’n Budak Köyü’nde yetişen, kaybolmaya yüz tutmuş Karamemiş Üzümü de Tekirdağ Bağcılık Araştırma Enstitüsü’nde 1984 yılında koruma altına alındı. Sonra da tescillendi.</strong></p>
<p>Bunları anlattıktan sonra hayıflandı:</p>
<p>-          <strong>8 bin yıllık mirasın üzerinde oturuyoruz ama dünyaya anlatamıyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/400-donum-bagin-icindeki-21-ciftlik-evi-sahiplerini-buldu-90969</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/9/1280x720/56-1793426757.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 400 dönüm bağın içindeki 21 çiftlik evi sahiplerini buldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bulgaristan-15-gun-sureyle-turk-soforlere-denetim-yapmayacak-90968</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 08:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bulgaristan, 15 gün süreyle Türk şoförlere denetim yapmayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında bir süredir devam eden ve özellikle lojistik sektörünü çıkmaza sokan vize krizinde, diplomatik kulvarlarda atılan stratejik adımlar ilk somut meyvesini Bulgaristan sınırında verdi. Ticaret Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’nın koordineli ve yoğun girişimleri neticesinde, Bulgaristan makamları Türk tır şoförlerine yönelik fiziki ve evrak denetimlerini 15 gün süreyle askıya aldığını duyurdu. Gümrük kapılarında nefes aldıracak bu karar, ihracat koridorunun en kritik düğüm noktalarından birini geçici de olsa çözüme kavuşturmayı hedefliyor.</p>
<p>Sektör temsilcileri ve lojistik uzmanları, bu kritik hamlenin özellikle Avrupa’ya açılan en büyük kara sınır kapısı olan Kapıkule’deki kilometrelerce uzayan tır kuyruklarını ve günleri bulan bekleme sürelerini birkaç gün içinde eriteceğini öngörüyor. Ancak elde edilen bu diplomatik başarı, madalyonun sadece bir yüzünü oluşturuyor. Alınan muafiyet kararı şu an için yalnızca Bulgaristan topraklarını ve Bulgar gümrük mevkilerini kapsıyor. Türk lojistik ağının nihai hedefleri olan Almanya, Fransa, Hollanda gibi diğer Avrupa ülkelerine geçişlerde ya da bu ülkelerin kendi iç sınırlarında uygulanan sıkı denetimler, vizeler ve bürokratik engeller devam ediyor.</p>
<h2>“Uygulama tüm Avrupa’ya yayılmalı” </h2>
<p>Yaşanan bu gelişme üzerine seslerini yükselten sektör temsilcileri, Bulgaristan’ın attığı bu geri adımın bir "istisna" olarak kalmaması gerektiğinin altını çiziyor. Lojistik dünyası, ticaretin sürdürülebilirliği için bu gevşetme ve muafiyet uygulamasının diğer Avrupa Birliği ülkelerinde de acilen hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Sınır kapılarındaki krizin kalıcı olarak çözülmesi, Türk şoförlerinin Schengen vizesi başta olmak üzere karşılaştığı tüm bürokratik blokajların kaldırılması ve taşımacılık kotalarının esnetilmesi amacıyla Ankara'nın Brüksel nezdindeki diplomatik baskıyı artırarak devam ettirmesi talep ediliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bulgaristan-15-gun-sureyle-turk-soforlere-denetim-yapmayacak-90968</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tirlar-iran-siniri-nakliye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bulgaristan, Türk tır şoförlerine yönelik fiziki ve evrak denetimlerini 15 gün süreyle askıya aldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ankaradan-taviz-bakuden-mesafe-90967</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 08:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara’dan taviz, Bakü’den mesafe</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Devletleri Teşkilatı'nın (TDT) 13. Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirildi. “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla düzenlenen zirvede, üye ülkeler arasındaki siyasi, ekonomik ve stratejik işbirliğinin derinleştirilmesi öne çıktı. Türkiye, dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralırken liderler ortak bildiriye imza attı. Zirveye, damgasını vuran bir önemli gelişme, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde son dönemde yaşanan soğukluğun yansıması oldu. </p>
<p>Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine rağmen Ankara’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmaması, iki ülke ilişkilerinde son dönemde yaşanan gerilimin henüz giderilemediğini ortaya koydu. Ankara’nın tansiyonu düşürmek amacıyla attığı adımlara rağmen Aliyev’in zirveye gelmemesi, Bakü’nün mevcut rahatsızlığını sürdürdüğünün işareti olarak değerlendirilebilir.</p>
<h2>Ankara’nın tavizi gerilimi gidermedi </h2>
<p>İki ülke arasındaki gerilimin arka planında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda okullarda başörtüsü yasağına ilişkin yaptığı açıklamalar bulunuyor. Erdoğan’ın sözleri Türk yetkililer tarafından Azerbaycan’a yönelik olarak tanımlanmasa da Bakü’de, Azerbaycan yönetiminin eğitim kurumlarında kıyafet kurallarını sıkılaştırma kararına dolaylı bir eleştiri olarak algılandı. Aliyev’in 2 Ekim’deki açıklaması ise Türkiye’ye, Azerbaycan’ın içişlerine müdahale edilmemesi yönünde açık bir mesajdı.</p>
<p>Bu tartışmanın ardından, başörtüsü düzenlemesini eleştiren Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral’ın görevden alınması, Ankara’nın Bakü ile ilişkilerde gerilimi azaltmak için attığı önemli bir adım oldu. Ancak Aliyev’in zirveye katılmaması, bu adımın ilişkileri normalleştirmeye yetmediğini gösterdi.</p>
<h2>Bakü, artık eşit ortaklık istiyor </h2>
<p>Karabağ’da 2020’de elde ettiği askerî zafer ve sonrasında güçlenen bölgesel konumu, Azerbaycan’ın dış politika yaklaşımını da değiştirdi. Bakü artık Türkiye ile ilişkilerinde tarihsel yakınlığın yanı sıra kendi bölgesel ağırlığının ve bağımsız karar alma iradesinin tanınmasını istiyor. İsrail’le stratejik ilişkileri, enerji ortaklıkları ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerle geliştirdiği temaslar, Azerbaycan’ın dış politika seçeneklerini çeşitlendirdiğini gösteriyor.</p>
<p>Ankara’nın ise ekonomik ilişkiler, enerji işbirliği ve bölgesel dengeler nedeniyle Bakü ile karşı karşıya gelmekten kaçındığı anlaşılıyor. Ancak Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Türkiye’ye yılda 30 milyar metreküpe kadar doğal gaz sevk edildiğini hatırlatması, enerji ilişkilerinin yalnızca Azerbaycan’a bağımlı olmadığını da ortaya koyuyor.</p>
<p>İki ülke arasındaki yakınlık, “iki devlet, tek millet” sloganıyla ifade ediliyor. Ancak bu ilişkinin sürdürülebilirliği, tarafların birbirlerinin içişlerine müdahale etmemesi kadar karşılıklı eleştiriye de tahammül edebilmesine bağlı. Aliyev’in Ankara’daki zirveye katılmaması, bu açıdan diplomatik bir protokol meselesinin ötesinde, iki ülke arasındaki güç ve beklenti dengesinin yeniden sorgulanmasını gerektiriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ankaradan-taviz-bakuden-mesafe-90967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/erdogan-aliyev.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın davetine rağmen Ankara zirvesine katılmaması, iki ülke arasındaki gerilimin giderilemediğini gösterdi. Ankara’nın tansiyonu düşürmek için attığı adımlara rağmen Bakü’nün mesafeli tutumunu koruması, ilişkilerde yeni bir denge arayışına işaret ediyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/10-soruda-fon-krizi-ne-oldu-ne-olacak-90966</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 soruda fon krizi; ne oldu, ne olacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye sermaye piyasalarını sarsan fon krizinin dolaylı etkileri sürerken, tasfiye sürecinin de oluşturulan yasal zeminle birlikte hızlanması bekleniyor. Krizin kökleri, belirli fonların Borsa İstanbul’da işlem hacmi düşük, “sığ” hisselerde aşırı yoğunlaşmasına dayanıyordu. Sığ pay dolaşımı ile şişirilen bazı hisseler üzerinden fon değerleri olağanüstü yükselirken, hem hisse hem de kimi fonlarda yüzlerce kat artışlar görüldü. Yüksek getiriler yeni yatırımcıları çekti ve sistem “Ponzi” benzeri işleyişle uzun süre kendi kendini besledi. Uluslararası endeks sağlayıcılarının, Türkiye piyasasına yatırım yapacak yabancı yatırımcıların güvenebileceği şeffaf ortaklık yapısı, gerçek fiili dolaşım ve etkin denetim için takvim belirlemesi, fon krizinde ilk işaret fişeğini ateşleyen gelişmeydi. SPK’nın uyarılar paralelinde getirdiği uyum kurallarının ardından, şişirilmiş fon ve hisselerde başlayan çöküşle fon krizi de patlak verdi. 17 Eylül’de 7 portföy yönetim şirketine ait toplam 131 fon için tasfiye kararı alındı. 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunan bu fonların toplam varlık büyüklüğü yaklaşık 800 milyar-1 trilyon TL (17-20 milyar dolar) seviyesindeydi. Ardından hisse ve özel sektör tahvil piyasasına sıçrayan kriz on milyarlarca dolar varlık kayıplarına yol açtı. Resmi açıklamaya göre, 30 Ekim itibariyle tasfiye sürecinde bulunan fon sayısı 38'e düşerken, bugüne kadar 72 bine yakın hesaba toplam 68 milyar lira tutarında ödeme yapıldı. TBMM'de kabul edilen 7596 sayılı Kanun ve ilgili SPK usul ve esas Kararı ile süreçleri netleşen olağanüstü tasfiye kapsamında bulunan fonlarla ilgili ilk ara ödemelere de dün itibariyle başlandı. EKONOMİ gazetesi 10 soruda, fon krizi sürecini analiz etti.<strong><br /></strong></p>
<p><strong>1- Fon nedir, kriz neden bu kadar yatırımcıyı etkiledi?</strong></p>
<p>Fon, portföy yönetim şirketlerinin çıkardığı içinde hisse, tahvil, altın gibi belli araçları içeren bir yatırım enstrümanı. Ve tek başına bu araçlara yatırım yapmaktansa profesyonel yöneticilerin oluşturduğu fonlar alınabilir. Fon yatırımcısı çıkarılan yatırım fonunda fon fiyatına göre anaparasının yettiği kadar bir bölümünün sahibi olur. Fonun içindeki yatırım araçlarının aşağı ya da yukarı yönüne göre fon değer kazanır veya kaybeder siz de bu harekete göre para kazanır veya kaybedersiniz. Yatırım fonları ve özellikle para piyasası fonları Haziran 2023 sonrası uygulanmaya başlayan sıkı para ve TL’yi özendirici politikalar nedeniyle daha fazla getiri isteyen yatırımcıların da büyük ilgisini çekti. Fon yatırımcı sayısı Haziran 2023’ten fon krizinin patlak vermesinden öncesinde yüzde 51,54 artışla 6 milyona dayanmıştı. Portföy büyüklüğü yani fonlardaki para miktarı da yüzde 864,9 ile 11 trilyon liraya yaklaşmıştı. Eylül sonunda yatırımcı sayısı 5.8 milyona, portföy büyüklüğü de 9.5 trilyon liraya geriledi. Ancak sıkı para politikası döneminde fonlardaki portföy büyüklüğü 10 katına varan bir artış yaşadı. Bu durum yatırım fonlarındaki krizin çok daha hissedilir ve tabana yayılır olmasına da neden oldu.</p>
<p><strong>2- Neden yatırım fonu krizi çıktı?</strong></p>
<p>Sorun ilk nerede başladı? Başta serbest fonlar olmak üzere Borsa İstanbul’da işlem gören işlem hacmi, fiili dolaşım oranı küçük çok da alıcı satıcısı olmayan hisselerde büyük pozisyonlar oluşturdu. Bu tür hisselerde işlem hacmi düşük olduğu için de tek bir işlemle çok hızlı hareketler yaşanabildi. Portföy yönetim şirketlerinin fonlarındaki hisselerdeki işlemleri sonucu hissenin fiyatı arttıkça fonun getirisi yükseldi. Ki bazı hisselerde 6 ayda yüzde 4 binin üzerinde yükselişler gözlendi. Diğer yatırım fonlarına nazaran akıl almaz şekilde yüksek getiri sağlayan bu fonlara yatırımcı da ilgi gösterdi ve yeni para girişi sistemi devam ettirdi. Fona para girdikçe benzer hisselerin alımı devam etti ve yeni hisseler de fonlara eklendi. Ancak bu döngü regülatörlerin geç de olsa devreye girmesiyle kesintiye uğradı. </p>
<p><strong>3- Foncuların bu sistemi neden çöktü?</strong></p>
<p>Aslında yatırım fonlarında ponzi benzeri bir sistemin varlığı ilk adımlar atıldığında finans profesyonelleri ve EKONOMİ başta olmak üzere bazı basın yayın organları tarafından fark edildi ve bu konuya dikkat çekildi. Özellikle EKONOMİ Gazetesi Tera Portföy’ün TLY fonu ile Pusula Portföy’ün Tera’nın hareketlerini birebir kopyalayan fonlarına ve bu fonlar içindeki hisselerin olağanüstü hareketine ilk günden yani Şubat 2025’ten beri işaret ediyor. Ancak Sermaye Piyasası Kurulu ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in fonlarda manipülasyon olduğuna ilişkin ilk net ifadeleri Kasım 2025’te geldi. Bu konuda adım Ağustos 2026’ya kadar atılmadı. 2025 Temmuz’a sadece nitelikli yatırımcıların yatırım yapabildiği bu fonlar TEFAS’a açıldı, daha fazla yatırımcı tabanı oluşturuldu ve kriz çok daha fazla yatırımcıya ulaştı. Mayıs 2026’da küresel endeks sağlayıcı MSCI’nın ilk Türkiye borsasına yönelik uyarılasına rağmen regülatör harekete geçmedi, haziran ve temmuzda gelen iki uyarı sonrası Sermaye Piyasası Kurulu önce fiili dolaşım oranına ilişkin adım attı. Ardından da 28 Ağustos’ta yatırım fonları rehberini çok daha sıkı kurallarla güncelleyerek yayınladı. İşte regülatörün devreye girip fonları düzenlemesi yatırımcıyı tedirgin etti ve domino taşı gibi bizi 16 Eylül’de patlayan likidite krizine doğru sürükledi.</p>
<p><strong>4- SPK’nın düzenlemesi neden fitili ateşledi?</strong></p>
<p>SPK’nın yatırım fonları yeni rehberi tek hisseye yatırım yapılmasının önüne geçiyor, başta patronlar olmak üzere hisse sahiplik oranlarında ve fiili dolaşım oranında sıkı bir şeffaflık oluşturmayı hedefliyor. SPK düzenlemesi sonrası tasfiyeye alınan bu fonların yatırım yaptığı hisselerde taban serileri başladı yani her işlem gününde yüzde 10 düşmeye alıcı bulamama sürecine girdi hisseler. Bu düşüş fon getirilerini de sert etkiledi. İlk önce Pusula Portföy’ün fonlarından çok hızlı bir yatırımcı çıkışı başladı. Şöyle düşünün sayısı sınırlı fon yatırımcısı fonunu satmak istese portföy yönetim şirketleri bunu karşılayabilir ancak çok fazla sayıda satış olduğunda fonun yeterli nakdi yoksa bunu karşılamak imkansız olur. Bu talepleri karşılayabilmek için yatırım fonlarındaki hisseler satılmaya başladı ancak bu hisseler alıcısı çok olmayan hisseler olduğu için tek tabandan sonra kapandı işlemler. Elinde ne varsa satsa da talebi karşılayamadı ve Pusula Portföy fonları ilk olarak temerrüde düşen fonlar oldu. Fonların kazanç döngüsü tersine döndü para girdikçe yükselme yerine çıkışla düşüşler gerçekleşti fon değeri düştükçe daha fazla yatırımcı çıkmak istedi.</p>
<p><strong>5- 16 Eylül’deki likidite krizinde ne yaşandı? </strong></p>
<p>Portföy yönetim şirketleri fonlarından çıkış yapmak isteyen yatırımcısının talebini karşılamak için elinde ne hisse varsa satmaya başladı ancak satış yapıldıkça hisselerin fiyatları düştü. Ve taban olan hisselerde işlemler durdu. Varlıklar hem para etmediği hem de hızla nakde dönüştürülemediği için likidite krizi başladı. Pusula Portföy’ün ardından Tera Portföy’de de yatırımcı hızlı bir çıkış sürecine girdi. Tera da Pusula gibi satışlara başladı aynı döngü onun başına da geldi. Bu kriz Borsa İstanbul’a çok sert yansıdı çünkü bazı fon hisseleri BİST100 endeksinde yüksek ağırlığa sahiplerdi. Hatta bir hisse BİST30’da yer alıyordu. Sert satışlar taban serileri tüm endeksleri negatif etkiledi, sadece fon yatırımcısı veya fonlar değil borsanın geneline bulaşan bir satış süreci yaşandı. Pusula Portföy fonlarının temerrüde düştüğünü yani ödemelerini zamanında yapamayacağını ilan etmesinden sonra Tera Portföy ile Atlas Portföy de fonlarında temerrüde düştüğünü açıkladı. Bu açıklamalar yatırımcıyı daha da korkuttu. BİST100 endeksi 16 Eylül’de yüzde 7,5 düştü. Kriz borsayı sardıktan sonra regülatörler ve kamu devreye girdi. Likidite ihtiyacı için TCMB hamle yaparken SPK 7 portföy yönetim şirketinin tüm işleme fonlarını kapattı, 131 fonun tasfiye edileceğini açıkladı. Türkiye Varlık Fonu ise en iyi alıcı olarak borsanın desteğine koştu.</p>
<p><strong>6- Fon tasfiyesi ne demek? </strong></p>
<p>yatırımcı parasını alabilecek mi? Ödemeler ne durumda? SPK'nın tasfiye sürecine aldığı fonlarda portföy büyüklüğünün 20 milyar dolara yaklaştığı ve 500 bine yakın yatırımcıyı ilgilendirdiği açıklandı. Tasfiye sürecini yönetmesi için Ziraat Bankası ve İş Bankası görevlendirildi. SPK 16 Eylül’den bu güne fonlarda yer alan hisselerdeki işlemler nedeniyle art arda lisans iptalleri, suç duyuruları ve cezalar yayınlamaya başladı. Tasfiye süreci yatırımcıların tüm anaparasını alabileceği anlamına gelmediği gibi para alamayacaklar anlamına da gelmiyor. Çünkü fonların değeri hisselerin satışları ve yaşananlar nedeniyle geriledi.</p>
<p>SPK tasfiye yöntemlerini düzenleyen işlemleri, 1 milyon liraya kadar yatırımcılara ara ödeme yapılacağını duyurdu. Bazı portföy yönetim şirketleri de kendilerinin ödeme yapabileceğini belirterek yatırımcılarına geri ödemelere başladı. Bugüne kadar 71 bin 899 hesaba toplam 68 milyar lira ödendi. Olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlar için ilk ara ödemeler ise cuma günü başladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ödemelerin en düşük tutarlardan başlayarak yüksek tutarlara doğru ilerleyeceğini ifade etti 125 milyar liralık net yatırım tutarının geri ödeme kapsamına girdiğini kaydetti. Geri ödemelerin fonlarda kalan nakit, hisseler ve diğer varlıklarla karşılanacağını ayrıca haksız kazançlara yönelik açılan hesaba yapılan iadelerin de geri ödeme kapsamında kullanılacağını belirten Yılmaz, yargı sürecindeki kişilerin tedbir konulan varlıkları ve gayrimenkullerinin de TMSF'ye devredileceğini bunların da nakde çevrilerek ödemelerde kullanılacağını belirtti.</p>
<p><strong>7- Tasfiye başlamasına rağmen sis neden dağılmadı? </strong></p>
<p>Kamu devreye girip fonların tasfiye ve geri ödemelerini düzenlese de yatırımcılarda oluşan güven kaybı ve tedirginlik devam ediyor. Likidite krizi ise aşılabilmiş durumda değil. Kamu bu krizin bulaşmasını engellemek ve diğer yatırım araçlarında kayıpların önüne geçmek için hemen adımlar attı ancak bu adımlar yatırımcıların varlık satışlarını engelleyebilmiş değil. Özellikle Borsa İstanbul’da yaşanan yoğun satışlar hiçbir sıkıntısı olmayan büyük şirketlere de sıçramış durumda. Yatırım fonu krizine bulaşmamış aracı kurumlar bile yoğun satışlar nedeniyle nakit ihtiyacını karşılayabilmek kredili işlemlerdeki sıkıntıları çözebilmek için ellerinde ne varsa satıyor. Yabancı yatırımcının olmaması sorunu daha da büyütüyor. 16 Eylül’den bugüne borsada satış devam ediyor ve henüz önüne geçilebilmiş değil. Yatırım fonlarında ise yatırımcı ve nakit çıkışları sürüyor.</p>
<p><strong>8- Yatırım fonlarından korkulmalı mı? </strong></p>
<p>Yatırım fonu piyasasında düzenlemeler sürüyor. Tasfiye sürecindeki fonlarla ilgili yasada düzenlemeler yapıldı, ayrıca TEFAS'taki pay sahipliği eşikleri duyuruları sıklaştı, fonlara yoğunlaşma limiti getirildi. Yatırım fonlarında riski belirleyen parametrelere göre tercihlerin yapılması çok önemli. Her yatırım enstrümanı belli bir risk barındırır. Yatırım fonlarında bu riskler 1’den 7’ye kadar düzenlenmiş durumda. Nitelikli yatırımcı sınırının 50 milyon liraya çıkarılması da oldukça önemli. Riski daha yüksek olan serbest fonlara katılabilecek yatırımcı sınırı Aralık 2025’e kadar 1 milyon lira seviyesindeydi. Bu yatırım fonu krizinin tabana yayılmasının en önemli nedenlerinden biriydi. Aralık 2025’te 10 milyon liraya hafta başında ise 50 milyon liraya yükseltildi. Yatırımcı bir şeye daha dikkat etmeli. Yatırım fonlarını TEFAS’tan herkese açık olarak takip edebilirsiniz. Eğer bir kategoride bir fonu benzerlerinden akıl almaz şekilde yani biri 4 verirken 15-20 veriyorsa yatırımcı bunun nedenini sorgulamalı riskini göz önüne alarak tercihini ona göre yapmalı. Unutmayın her yatırım risk barındırır alabileceğiniz riske göre yatırım tercihlerinizi şekillendirmelisiniz.</p>
<p><strong>9- Yatırım fonlarında bundan sonra ne olacak? </strong></p>
<p>Yatırım fonlarına ve borsaya ilişkin düzenlemeler devam edecek. Bunun en önemli nedeni ise yine küresel endeks sağlayıcı MSCI’nın uyarılarının devam etmesi. MSCI Haziran 2027’ye kadar Türkiye’ye süre tanıdı ve Türk hisse senetlerine yönelik endeks değişikliklerini durdurdu. MSCI tarafından yapılan açıklamada, 2026 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi kapsamında kurumsal yatırımcıların Türkiye'deki bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakın ilişkili fonların sahip olduğu paylar üzerinden gerçekleştirilebilecek olası koordineli işlemlere ilişkin ciddi endişeler olduğu belirtildi. Kurum, düzenleme ve denetimde Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanamaması halinde Türkiye'nin "Gelişmekte Olan Piyasa" statüsünden "Sınır Piyasa" veya "Bağımsız Piyasa" statüsüne geçişinin değerlendirebileceğini bildirdi. Piyasada koordineli işlemlere yönelik bir düzenleme beklentisi büyük. Fiili dolaşım oranlarında ise gerekli ilerlemenin yapıldığı görüşünde piyasa uzmanları. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de fonların koordineli işlemleri dahil sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi güçlendirecek yasal düzenlemeleri 2027 yılı başına kadar tamamlamayı planladıklarını açıkladı. Şimşek ayrıca atılan adımların etkilerinin takip edileceğini ve gerekirse yeni düzenlemeler yapılacağını da duyurdu</p>
<p><strong>10- Kriz, ekonomiyi ne kadar etkiledi? </strong></p>
<p>Bakan Şimşek yatırım fonlarındaki sorunun sistemik bir risk yaratmayacağını söyledi. Ancak bu ekonomiye hiçbir etkisi olmadığı anlamına gelmiyor. Fon krizinin likidite krizine evrilmesi borsadaki kayıpların yanı sıra özellikle özel sektör tahvillerinde bir endişe yarattı. Sıkı para politikası nedeniyle tahvil ihraçları şirketlerin son yıllarda oldukça artmıştı ve fonlar da bu tahvillerin en büyük müşterilerindendi. Şimdi alıcı tarafında yaşanan sıkıntı tahvillerde satışları tetiklediği gibi tahvil ihraç eden şirketlerin ödemelerini yapamayıp temerrüt kararları açıklamasına neden oldu. Bunun yanı sıra reel sektörden de sorunlara ilişkin talep artıyor çünkü çoğu şirketin tasfiye halindeki fonlarda olmasa da fon yatırımları var. Satışlar çıkışlar ve fon portföylerindeki varlıkların değerlerinde yaşanan düşüşler bu şirketlerin finansal durumunu negatif etkiliyor. Her ne kadar özel sektör tahvillerinde ödeme için kullanılan kredileri TCMB'nin bankalara getirdiği büyüme sınırlarından istisna olduğunu açıklasa da bankacılık sektörünün bu konuda iştahlı davranması beklenmiyor. İç talepte dezenflasyon sürecinde yaşanan yavaşlama fon krizi sonrası daha belirginleşebilir ve bu ekonomik büyümede negatif bir kalem olarak öne çıkabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/10-soruda-fon-krizi-ne-oldu-ne-olacak-90966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/5/1280x720/lira-para-tl-1768566185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de yaklaşık 500 bin yatırımcıyı etkileyen fon krizi, 16 Eylül’de likidite krizine dönüşerek Borsa İstanbul’un geneline yayıldı. 131 fon tasfiyeye alınırken 71 bin 899 hesaba toplam 68 milyar lira ödeme yapıldı. Ancak piyasalarda satış baskısı ve güven kaybı sürüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazinenin-borc-servisi-plani-79-trilyon-lira-90986</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine&#039;nin borç servisi planı 7,9 trilyon lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığının internet sitesinden 2026 yılı gelişmeleri ve 2027 yılı öngörülerini içeren "Hazine Finansman Programı" yayımlandı.</p>
<p>Orta Vadeli Program ve Merkezi Yönetim Bütçesi öngörüleri esas alınarak hazırlanan 2027 yılı Hazine Finansman Programı'na göre, nakit iç borçlanmanın ortalama vadesi, bu yıl ocak-ekim döneminde 32,5 ay oldu. Sabit getirili Türk lirası cinsi iç borçlanmanın ortalama maliyeti yüzde 38,4 olurken nakit iç borçlanmanın ortalama maliyeti ise yüzde 34,3 seviyesinde gerçekleşti. Sabit getirili Türk lirası cinsi senetlerin iç borçlanmadaki payı ise yüzde 35 oldu.</p>
<p>Yatırımcı tabanının genişletilmesi ve borçlanma araçlarının çeşitlendirilmesi amacıyla Türk lirası dışı tahvil ihraçları ile kira sertifikası ihraçlarına devam edildi. Bu çerçevede söz konusu dönemde iç piyasada toplam 264,2 milyar lira tutarında Türk lirası cinsi kira sertifikası ihracı yapıldı.</p>
<p>Bu dönemde 53,6 tonu altın tahvili ve 90,8 tonu altına dayalı kira sertifikası olmak üzere toplam 144,5 ton altın karşılığı senet ihraç edilirken, iç piyasada 14,8 milyar dolar ve 0,9 milyar avro tutarında döviz cinsi iç borçlanma gerçekleşti.</p>
<p>Öte yandan katılım finans ekosisteminin geliştirilmesine katkı sağlamak amacıyla ilk defa geçen yıl eylülde başlanan Türk Lirası Gecelik Katılım Referans Getiri Oranı'na (TLREFK) endeksli kira sertifikası ihraçlarına 2026'da devam edildi. Bu kapsamda ocak-ekim döneminde toplam 139,3 milyar liralık satış yapıldı.</p>
<p>2026'da küresel ekonomik görünüm, gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası kararları ve Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmeler, uluslararası piyasalardaki finansman koşullarını etkileyen temel unsurlar oldu.</p>
<p>Dış finansman hedefi olarak 13 milyar dolar belirlenirken ocak-eylül döneminde gerçekleştirilen tahvil ve kira sertifikası ihraçlarıyla toplam 12,2 milyar dolar tutarında finansman sağlandı.</p>
<p>Bu yıl ocakta 7 ve 12 yıl vadeli olmak üzere toplam 3,5 milyar dolarlık çift dilimli bir tahvil ihracı gerçekleştirildi.</p>
<p>Şubatta 8 yıl vadeli 2 milyar avro tutarında bir tahvil ihracı yapıldı. Nisanda 5 yıl vadeli 2 milyar dolarlık bir tahvil ihraç edildi.</p>
<p>Temmuzda, 6 yıl vadeli ve 2,75 milyar dolarlık bir kira sertifikası ihracı yapıldı.</p>
<p>Eylülde, 10 yıl vadeli 1,5 milyar dolarlık bir sürdürülebilir tahvil ihracı gerçekleştirildi.</p>
<p>Yatırımcı ilişkileri kapsamında ocak-ekim döneminde uluslararası yatırımcılar, finansal kuruluşlar ve kredi derecelendirme kuruluşları ile Türk ekonomisi, yerel ve küresel sermaye piyasalarındaki gelişmelere ilişkin çok sayıda görüşme gerçekleştirilerek farklı profil ve çeşitlilikteki yatırımcı kitlesine ulaşıldı.</p>
<p><strong>6 trilyon 761,4 milyar lira iç borç servisi</strong></p>
<p>Programın 2027 yılı öngörülerine göre, 3 trilyon 948,5 milyar lirası anapara ve 3 trilyon 973,3 milyar lirası faiz olmak üzere 7 trilyon 921,9 milyar lira tutarında borç servisi gerçekleştirilmesi, bunun 6 trilyon 761,4 milyar lirasının iç borç, 1 trilyon 160,4 milyar lirasının dış borç servisi olarak yapılması planlanıyor.</p>
<p>İç borç servisinin 5 trilyon 856,3 milyar liralık kısmının piyasaya yapılacak ödemelerden, 905,2 milyar liralık kısmının da kamu kurumlarına rekabetçi olmayan teklif yoluyla gerçekleştirilen satışların ödemelerinden oluşacağı öngörülüyor.</p>
<p>Nakit bazlı faiz dışı denge, özelleştirme gelirleri, 2/B satış gelirleri, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonundan aktarılacak kaynaklar ile devirli ve garantili borç geri dönüşleri ve kasa/banka kullanımı sonucu elde edilecek borçlanma dışı kaynakların toplamının 343,3 milyar lira olması bekleniyor.</p>
<p>Gelecek yıl uluslararası sermaye piyasalarından tahvil ve kira sertifikası ihraçları yoluyla 13 milyar dolar tutarı karşılığında finansman sağlanması planlanıyor. Bu öngörüler doğrultusunda, 2027'de 6 trilyon 761,7 milyar lira tutarında iç borçlanma yapılması bekleniyor.</p>
<p>Borçlanmanın ağırlıklı olarak Türk lirası cinsinden gerçekleştirilmesi, piyasa çeşitliliğinin sağlanması amacıyla uluslararası piyasalarda ABD dolarının yanında imkan olması durumunda diğer döviz cinslerinden de ihraç yapılması planlanıyor.</p>
<p>Faiz giderlerinin optimal şekilde yönetilmesini teminen uygun enstrüman ve vade bileşimi dikkate alınarak, gelecek 12 ayda faizi yenilenecek senetler ile vadesine 12 aydan az kalmış senetlerin payının belirli bir seviyede tutulması planlanıyor. Nakit ve borç yönetiminde oluşabilecek likidite riskinin azaltılması amacıyla güçlü nakit rezervi öngörülüyor.</p>
<p><strong>Türk lirası cinsinden sabit kuponlu gösterge tahvili ihraçlarına devam</strong></p>
<p>Programa göre, Türk lirası cinsinden sabit kuponlu "gösterge tahvil"lerin ihracına piyasa koşulları çerçevesinde düzenli olarak devam edilmesi planlanıyor.</p>
<p>Türk lirası cinsi bono, tahvil ve kira sertifikası, döviz cinsi tahvil ve kira sertifikası, altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası itfa takvimine ve piyasa koşullarına bağlı olarak ihraç edilebilecek. Piyasa katılımcılarının ilave talepleri ayrıca değerlendirilebilecek.</p>
<p>Nakit akımları arasında geçici dalgalanmaların giderilmesi amacıyla kısa vadeli Hazine bonoları ve "Para Piyasası Nakit İşlemleri Aracılığı ile Sağlanacak Finansman Hakkında Yönetmelik"te yer alan finansman araçları kullanılabilecek.</p>
<p>Borç servisinin dönemler arası dengeli dağılımının sağlanması ve ikincil piyasada fiyat etkinliğinin artırılması amaçlarıyla piyasa koşulları çerçevesinde değişim ve geri alım ihaleleri yapılabilecek. İhalelere ilişkin detaylar ihale gününden en az bir iş günü önce kamuoyuna duyurulacak.</p>
<p>Uluslararası sermaye piyasalarından finansman sağlanması amacıyla çeşitli vadelerde konvansiyonel tahviller, kira sertifikaları, yeşil tahviller, sosyal tahviller ve/veya sürdürülebilir tahviller piyasa koşullarına bağlı olarak ihraç edilebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazinenin-borc-servisi-plani-79-trilyon-lira-90986</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/3/1280x720/para-tl-1767355285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığının, 2027 Finansman Programı&#039;na göre, gelecek yıl 3 trilyon 948,5 milyar lirası anapara ve 3 trilyon 973,3 milyar lirası faiz olmak üzere toplam 7 trilyon 921,9 milyar lira tutarında borç servisi gerçekleştirmesi planlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gazda-tuketim-limitleri-guncellendi-90985</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gazda tüketim limitleri güncellendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ'nin (BOTAŞ) internet sitesinde yayımlanan tabloya göre, 81 ilde konut abonelerinin kademeli fiyatlandırmaya esas alınacak aylık doğal gaz tüketim sınırları belirlendi.</p>
<p>Buna göre, kasım ayında doğal gaz tüketim limiti Ankara'da 283,78 metreküp, İstanbul'da 136,01 metreküp ve İzmir'de 67,97 metreküp oldu.</p>
<p>Aralık ayında ise söz konusu limitler, Ankara'da 420 metreküp, İstanbul'da 259,35 metreküp ve İzmir'de 196,23 metreküp olarak belirlendi.</p>
<p>İllere göre farklılık gösteren tüketim limitleri, iklim koşulları ve geçmiş yıllardaki doğal gaz tüketim verileri dikkate alınarak hesaplanıyor.</p>
<p>BOTAŞ'ın kasım ve aralık aylarına ilişkin il bazlı doğal gaz tüketim limitlerinin tamamına ilişkin detaylara, https://www.botas.gov.tr/uploads/dosyaYoneticisi/188939-aylik-tuketim-limitleri1.pdf adresi üzerinden ulaşılabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gazda-tuketim-limitleri-guncellendi-90985</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/botas.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ, konutlarda uygulanan kademeli doğal gaz tarifesi kapsamında kasım ve aralık aylarına ilişkin il bazlı tüketim limitlerini güncelledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/kredili-islemlerde-oz-kaynak-orani-uygulamasinin-suresi-uzatildi-90984</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kredili işlemlerde öz kaynak oranı uygulamasının süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) bültenine göre, Borsa İstanbul AŞ piyasalarında yaşanan gelişmeler dikkate alınarak, sermaye piyasalarının güvenilir, şeffaf ve istikrarlı bir ortamda işleyişinin sağlanması, yatırımcıların hak ve yararlarının korunması amacıyla daha önce alınan tedbirin uygulama süresi uzatıldı.</p>
<p>Bu kapsamda, 30 Ekim'e kadar devam edeceği açıklanan "kredili sermaye piyasası işlemlerinde öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına ilişkin tedbir ve uygulamanın" 13 Kasım seans sonuna kadar sürdürülmesine karar verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/kredili-islemlerde-oz-kaynak-orani-uygulamasinin-suresi-uzatildi-90984</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/9/1280x720/spk-aciga-satis-yasagini-uzatti-1748672835.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, kredili sermaye piyasası işlemlerinde öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına ilişkin tedbirin 13 Kasım seans sonuna kadar devam etmesine karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmodan-piyasaya-55-milyon-ton-hububat-arzi-90983</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO&#039;dan piyasaya 5,5 milyon ton hububat arzı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından yapılan açıklamada, hububat piyasalarında arz güvenliğinin sağlanması, sektörlerin hammadde ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması ve gıda fiyatlarında istikrarın desteklenmesi amacıyla satış faaliyetlerinin sürdüğü belirtildi.</p>
<p>Satışlara başlanılan 1 Eylül'den bugüne kadar yaklaşık 1,5 milyon ton hububat satışı gerçekleştirilerek Türkiye genelinde ilgili sektörlerin hammadde ihtiyacının karşılandığına işaret edilen açıklamada, "Kasımda da toplam 5,5 milyon ton ürün piyasaya arz edilecektir. Satışlara hasat başında açıklanan fiyatlarımız üzerinden devam edilecek olup herhangi bir fiyat artışı yapılmamıştır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p><strong>"TMO, fiyat istikrarını destekleyici tedbirleri almaya devam edecektir"</strong></p>
<p>Açıklamada, bu kapsamda, lisanslı depolarda bulunan stokların Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) olarak Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) üzerinden kişi ve kuruluş ayırt etmeksizin serbest satışına, TMO depolarında bulunan stokların ise kullanıcısına (un, makarna, bulgur, bisküvi, irmik, yem, besici-yetiştirici ve kanatlı) yönelik serbest satışına devam edileceğine dikkati çekilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Yem hammaddesi arzının artırılması amacıyla besici-yetiştirici ve yem fabrikalarına yönelik devam eden arpa satışlarına ilave olarak düşük vasıflı buğdaylar da (yemlik) ilgili sektörlerin yanı sıra yem sanayine yönelik satışa sunulmuştur. Ayrıca, yakın coğrafyamızda devam eden savaşın Karadeniz üzerinden ürün tedarikinde yol açtığı lojistik güçlükler dikkate alınarak, hammadde tedarikinin kolaylaştırılması, sektör maliyetlerine destek olunması ve gıda enflasyonuyla mücadeleye katkı sağlanması amacıyla ilgili sektörlere yönelik 1 milyon ton düşük vasıflı buğday (yemlik) vade farksız 90 gün vadeli veya kredi kartına üç taksitte ödemeli olarak satışa açılmıştır. TMO, piyasa gelişmelerini ve sektör ihtiyaçlarını yakından takip ederek arz güvenliğini ve fiyat istikrarını destekleyici tedbirleri almaya devam edecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmodan-piyasaya-55-milyon-ton-hububat-arzi-90983</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/tmo-bugday-1771317307.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO&#039;nun kasım ayında piyasaya 5,5 milyon ton hububat arz edeceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-9124-milyar-liralik-ic-borclanmaya-gidecek-90982</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine 912,4 milyar liralık iç borçlanmaya gidecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kasım 2026-Ocak 2027 dönemine ilişkin iç borçlanma stratejisini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Hazine, söz konusu dönemde, 946,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık 912,4 milyar liralık iç borçlanma yapacak.</p>
<p>Borçlanma stratejisine göre, kasımda 122,7 milyar liralık iç borç servisine karşılık 123,4 milyar lira, aralıkta 117,3 milyar liralık iç borç servisine karşılık 117,5 milyar lira, ocak 2027'de ise 706,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık 671,5 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.</p>
<p>Kasımdaki iç borçlanmanın 90,4 milyar lirasının piyasadan, 20 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 13 milyar lirasının kamuya satışlardan, aralıktaki iç borçlanmanın 102,5 milyar lirasının piyasadan ve 15 milyar lirasının kamuya satışlardan, ocak 2027'deki iç borçlanmanın da 456,5 milyar lirasının piyasadan, 165 milyar lirasının doğrudan satışlardan ve 50 milyar lirasının kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.</p>
<p>Bu dönemde, 13 tahvil ihalesi düzenlenecek ve 4 doğrudan satış yapılacak.</p>
<p>Kasımda 164,5 milyar lira, aralıkta 137,8 milyar lira ve ocak 2027'de 778 milyar lira ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 133,5 milyar lirası, dış borç servisinden oluşacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-9124-milyar-liralik-ic-borclanmaya-gidecek-90982</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, 3 aylık dönemde 946,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık 912,4 milyar liralık iç borçlanmaya gidecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/musiad-gebze-secim-sureci-oncesi-uyeleriyle-bir-araya-geldi-91000</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MÜSİAD Gebze seçim süreci öncesi üyeleriyle bir araya geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze iş dünyasının önemli sivil toplum kuruluşları arasında yer alan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Gebze Şubesi, Gebze Ticaret Odası seçimleri öncesinde üyeleriyle bir araya gelerek seçim sürecine ilişkin değerlendirme ve istişare toplantısı gerçekleştirdi.</p>
<p>MÜSİAD Gebze, Gebze Ticaret Odası’nda 3 Kasım 2026 tarihinde gerçekleştirilecek Meslek Komitesi ve Meclis Üyeliği seçimleri ile 11 Kasım’da yapılacak Yönetim Kurulu ve diğer kurul seçimleri öncesinde üyeleriyle değerlendirme ve istişare toplantısı düzenledi.</p>
<p>MÜSİAD Gebze üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, seçim süreci ve üyelerin meslek komitelerindeki çalışmaları ele alınarak görüş alışverişinde bulunuldu. Seçimlere ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda, MÜSİAD’ın birlik ve beraberlik anlayışı ile güçlü temsil vurgusu da öne çıktı.</p>
<p>Toplantının ardından yapılan açıklamada, seçim sürecine katılacak tüm üyelere başarı dilekleri iletilirken, sürecin Gebze iş dünyası ve oda üyeleri adına hayırlı olması temennisinde bulunuldu. Katılım sağlayan üyelere de teşekkür edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/musiad-gebze-secim-sureci-oncesi-uyeleriyle-bir-araya-geldi-91000</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/musiad-gebze-secim-sureci-oncesi-uyeleriyle-bir-araya-geldi-1793445861.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası seçimleri öncesinde istişare toplantısı düzenleyen MÜSİAD Gebze, üyelerinin meslek komitelerindeki çalışmaları ve seçim sürecine ilişkin görüş alışverişinde bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazinenin-vergi-disi-normal-gelirleri-55-milyar-lira-90981</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine&#039;nin vergi dışı normal gelirleri 5,5 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026 yılının üçüncü çeyreğine ilişkin KİT'ler, kamu sermayeli bankalar ve diğer bazı kuruluşlardan elde edilen çeşitli vergi dışı gelirleri açıkladı.</p>
<p>Buna göre söz konusu dönemde temettü gelirleri (KİT'ler + MKE AŞ + Türk Telekom + PTT + Diğer İştirakler) 5 milyar 514 milyon 544,5 bin lira, diğer Hazine alacağına dönüşmüş kalemlerden yapılan tahsilatlar 1 milyon 828,6 bin lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Böylece Hazine'nin vergi dışı normal gelirleri, bu yılın üçüncü çeyreği itibarıyla 5 milyar 516 milyon 373,1 bin lira olarak hesaplandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazinenin-vergi-disi-normal-gelirleri-55-milyar-lira-90981</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/1/1280x720/lira-para-1768365030.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üçüncü çeyrek verilerine göre Hazine&#039;nin vergi dışı normal gelirleri 5,5 milyar lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kitlerde-106-bin-817-kisi-calisiyor-90980</guid>
            <pubDate>Sat, 31 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KİT&#039;lerde 106 bin 817 kişi çalışıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, yılın üçüncü çeyreğine ilişkin, Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT) ve özelleştirme programındaki kuruluşların istihdam sayılarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, KİT'ler ve özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda 106 bin 817 kişi çalışıyor ve bunların 106 bin 672'si Hazine portföyündeki kuruluşlarda, 145'i ise özelleştirme portföyündeki kuruluşlarda istihdam ediliyor.</p>
<p>Çalışanların 4 bin 279'u memur, 44 bin 312'si sözleşmeli, 43 bin 690'u kapsam içi işçi, 3 bin 932'si kapsam dışı işçi, 10 bin 604'ü ise geçici işçi statüsünde bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kitlerde-106-bin-817-kisi-calisiyor-90980</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/hazine-ve-maliye-bakanligi-oib.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakanlığın 3. çeyrek verilerine göre, Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda 106 bin 817 kişi görev yapıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yuksek-secim-kurulu-sakarya-tso-secimlerinin-iptal-kararini-kaldirdi-90964</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 23:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> YSK Sakarya TSO seçimlerinin iptal kararını kaldırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (SATSO) seçimlerin ardından başlayan itiraz sürecinde yeni bir gelişme yaşandı.</p>
<p>Yüksek Seçim Kurulu (YSK), Sakarya İl Seçim Kurulu’nun başkanlık ve yönetim kurulu seçimlerini iptal eden kararını değerlendirdi. Yüksek Seçim Kurulu, Sakarya İl Seçim Kurulu’nun başkanlık ve yönetim kurulu seçimlerine ilişkin iptal kararını kaldırdı. Bu kararla Akgün Altuğ’un Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı kesinleşti. Üst kurulun iptal kararını kaldırmasıyla birlikte başkanlık ve yönetim kurulu seçimlerinin sonuçları geçerliliğini korudu.</p>
<p>YSK, İl Seçim Kurulu’nun kararını “tam kanunsuzluk” kapsamında iptal etti. Böylece Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nda Akgün Altuğ’un başkanlığa devam etmesinin önü açıldı. YSK’nın kararıyla Akgün Altuğ’un SATSO Yönetim Kurulu Başkanlığı kesinleşti.</p>
<p>YSK’nın kararına ilişkin gerekçeler henüz açıklanmadı. İptal kararının hangi hukuki değerlendirmeler doğrultusunda kaldırıldığı, gerekçeli kararın açıklanmasıyla netleşecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yuksek-secim-kurulu-sakarya-tso-secimlerinin-iptal-kararini-kaldirdi-90964</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/4/1280x720/yuksek-secim-kurulu-sakarya-tso-secimlerinin-iptal-kararini-kaldirdi-1793391145.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YSK’nın kararıyla Akgün Altuğ’un SATSO Yönetim Kurulu Başkanlığı kesinleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turk-devletleri-teskilati-donem-baskanligi-turkiyeye-geciyor-90961</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 17:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> TDT dönem başkanlığı Türkiye’ye geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhuriyet Bayramına denk getirilen ve Türk dünyasının, Türk Devletleri Teşkilatı’nın ağırlığını vurgulamayı amaçlayan 13. Zirve, Türkiye ile Azerbaycan’ın arasında yaşanan gerginlik ve İlham Aliyev’in zirveye katılmamasının gölgesinde gerçekleşti. Tüm etkinlikler, Cumhurbaşkanlığı yerleşkesinde gerçekleştirildi. 29 Ekim’de Türkiye’ye liderlerin gelişi ve törenlere iştirakiyle başlayan zirvede, Devlet Başkanları Konseyi (Zirve) hazırlığı niteliğinde son toplantı Dışişleri Bakanları arasında yapıldı. Bu oturum devam ederken Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in Zirveye katılmayacağı haberi de geldi. İlk gün, dışişleri bakanları toplantısı yanında, toplantıya katılan liderlerle birlikte yine Cumhurbaşkanlığı içindeki alanda Türk Devletleri Medeniyet Parkı açıldı ve fidan dikimi gerçekleştirildi. Burada, Türk tarihi temalı atlı bir dans gösterisi de sunuldu. Parka, Orhun Anıtlarının küçültülmüş replikaları da konuldu.  </p>
<p><a title="Ankara’dan taviz, Bakü’den mesafe" href="https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ankaradan-taviz-bakuden-mesafe-90967" target="_blank" rel="noopener">Ankara’dan taviz, Bakü’den mesafe</a></p>
<p>Bu arada, bir sonraki zirvenin Özbekistan’da yapılması kararlaştırılırken, gayriresmi zirvenin de  Türk tarihi ve yakın zamanda Türk devletleri ilişkisinde simgesel yer tutan Kırgızistan’daki Issık Göl’de yapılması önerisi sonuç bildirgesine girdi.</p>
<p>Zirvede, Türk Devletleri Teşkilatı’nın TDT+ yaklaşımı ile başka ülkelerle iş birliğine girmesi, başta Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere önemli küresel kurumlarda gözlemci statüsü elde etmesi için çalışmalar sonuç bildirisine yansıdı. TDT+ yaklaşımı zirve konuşmalarında da gündeme gelirken, Kazakistan Rusya’nın gözlemci statüsünde davet edilmesini önerdi.</p>
<p><strong>Cumhuriyet bayramı kutlandı</strong></p>
<p>Cumhuriyet Bayramı kutlaması yanında, Zirve nedeniyle de Cumhurbaşkanlığı’nda heyetler ve Ankara’daki diplomatik misyonlarının temsilcilerinin de davetli olduğu akşam yemeği verildi. Erdoğan burada “Türk asrı” vurgusunu tekrarlayarak, “Türk dünyası olarak karşılıklı saygı ve kardeşlik içinde geleceğimize beraber yürüyeceğimize, önümüzdeki dönemi inşallah Türk asrı yapmak için mücadele edeceğimize yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>30 Ekim günü yapılan Devlet Başkanları Konseyi toplantısında dönem başkanlığı Türkiye’ye geçti ve TDK Genel Sekreterliğine, Kubanıçbek Ömüraliyev’in yardımcısı olan Özbekistan vatandaşı Mirvahid Azimov’un ataması gerçekleştirildi. </p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğindeki zirveye Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman katıldı. Azerbaycan’ı ise Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil etti.</p>
<p><strong>Erdoğan: Ezelden ebede…</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında, “Türk dünyasının aile fotoğrafında ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz” ifadesi, Azerbaycan ile yaşanan gerginliğe yönelik olarak değerlendirildi.</p>
<p>Erdoğan dönem başkanlığında, ortak dil, spor, kültürel etkinlik, seyahatlerin kolaylaştırılması, kurumsal yapının iyileştirilmesine çalışacağını belirtti. Uluslararası alanda Azerbaycan’ın Ermenistan ile yürüttüğü temasları desteklediğini, İran ile son dönemde tekrar artan tansiyonun çatışmasız çözülmesini temenni ettiğini vurguladı. Erdoğan Filistin sorununa da değinerek insani yardım eriştirilmesi ve 1967 sınırlarında bağımsız Filistin devleti kurulmasına desteğini tekrarladı.</p>
<p>Erdoğan ulusal hassasiyetlerin gözetilerek, ortak çıkarların büyütülmesini, bu bağlamda Trans-Hazar-Doğu-Batı Orta Koridoru’nu yarının ticaretine yön verecek bir proje olarak niteledi.</p>
<p><strong>Ortak elektronik ticaret platformu</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan zirvede yaptığı konuşmada bir elektronik ticaret platformu önerdi. Erdoğan, uzay, siber güvenlik dahil TDT gündemine ilişkin konuşmasında şunları kaydetti:</p>
<p>“Uzay alanında ortak uydu projemizin hızlandırılması önceliklerimiz arasında olmayı sürdürüyor. Ortak bir dijital ticaret platformu üzerinden ülkelerimizin pazarlarını tek bir çatı altında buluşturabiliriz. Oğuz, Kıpçak ve Karluk dil gruplarını kapsayacak büyük Türk dili modelinin geliştirilmesine yönelik çalışmalara bütün üye ülkelerimizin katkı sunmasını bekliyoruz. Dönem başkanlığımızda yapay zeka ve dijital kalkınma eylem planını sonuç odaklı ve mükerrerlikten uzak bir anlayışla ilerleteceğiz. 2027-2031 stratejisiyle Stratejik Ortaklık Ebedi Dostluk Anlaşması'nın nihayetlendirilmesini çok önemli buluyorum.”</p>
<p><strong>Ermenistan’ın adımları bekleniyor, Zengezur yeni imkanlar sağlayacak</strong></p>
<p>Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov da konuşmasında Ermenistan ile süren barış görüşmelerinde, karşı tarafın atması gereken adımların beklendiğini belirterek, “Azerbaycan'ın tutumu açıktır. Güney Kafkasya'da uzun vadeli ve güvenilir bir barışın sağlanmasını, bölgede çatışma döneminin yerini işbirliği döneminin almasını istiyoruz." dedi.</p>
<p>Bayramov, Orta Koridor projesi açısından da önem taşıyan Zengezur Koridoruna ilişkin olarak, “Türk devletlerinin coğrafi konumu, ekonomik potansiyeli ve enerji kaynakları, uluslararası ulaşım, ticaret ve enerji güvenliğindeki rolümüzü daha da artırmak için geniş imkanlar sunmaktadır. Azerbaycan, bu doğrultuda yürütülen bölgesel projelerin aktif katılımcısıdır. Orta Koridor'un geliştirilmesi, Zengezur Koridoru'nun hayata geçirilmesi ve ülkelerimiz arasındaki ulaşım bağlantılarının genişletilmesi, ülkelerimizin ekonomik imkanlarını artıracaktır. Temel amacımız, bu imkanlardan yalnızca transit taşımacılık için değil, karşılıklı ticaretin, sanayi işbirliğinin ve yatırımların geliştirilmesi için de yararlanmaktır” diye konuştu.</p>
<p>Bayramov, TDT’nin Birleşmiş Milletler nezdinde gözlemci olması için de çaba harcanması gerektiğini, ayrıca TDT+ formatıyla yeni işbirliklerine de önem verdiklerini kaydetti.</p>
<p><strong>Özbekistan’dan da TDT+’ya destek</strong></p>
<p>Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev de konuşmasında TDT’nin etkinliğini artırmada TDT+ olarak başka ülkelerle işbirliğini artırma görüşüne destek verdi. Mirziyoyev ayrıca ekonomik ilişkileri derinleştirmede Bakanlar düzeyinde sektörel işbirliği formatı geliştirilmesini, ticaret, ulaştırma, yatırımlarda somut projelere odaklanılmasını önerdi. Somut işbirliği önerisi olarak ise “100 stratejik ortak yatırım ve sanayi projesini kapsayan bir program oluşturulmasını, bunlara Türk Yatırım Fonu ve uluslararası finans kuruluşlarının kaynaklarının yönlendirilmesi”ni istedi.</p>
<p>Mirziyoyev nadir ve stratejik minerallere de vurgu yaparak, bu alanda işbirliği, karşılıklı yatırımların korunması ve geliştirilmesinde hukuki yardımlaşma, sayısal platformlar ve bağlantısallığı önemsediklerini kaydetti.</p>
<p><strong>Kırgızistan Cumhurbaşkanı somut sonuçlar, TDT etkinliğinin artırılması</strong></p>
<p>Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov da konuşamsında, sınır işlemleri dahil ticaretin kolaylaştırılması ve Orta Koridor’un geniş kapsamlı ele alınmasını istediklerini vurguladı. Somut sonuçlara dayalı işbirlikleri yapılması yönünde konuşan Cabarov, bağlantısallık yanında enerji, kamu yönetimi ve turizm alanlarında daha yakın işbirliği istedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Tokayev: Rusya Birliğe gözlemci olarak katılmalı</strong></span></p>
<p>Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, konuşmasında Rusya’nın TDT’ye katılması gerektiğini belirterek, bunun için adımlar atılmasını istedi. “Teşkilatımızın prestijini artırabilmek ve aynı zamanda Rusya’nın da bu formata ya da gözlemci olarak teşkilata katılmasını sağlamak için gereken adımları atmamız gerekiyor. Bu çünkü adil bir şey olacaktır.” dedi.</p>
<p>Rusya’nın Türk dünyası ile yakın temasta olduğunu belirten Tokayev, “Tarihi bu ülkeye dayanan birçok insan var” ifadesini kullanan Kazakistan Cumhurbaşkanı, Türk dillerine giren Rusça kelimelere işaret etti, teşkilatın bir parçası olması halinde bunun hem Rusya hem de Teşkilata fayda sağlayacağını savundu.</p>
<p>TDT ile ticaretlerinin arttığını vurgulayarak, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini desteklediklerini vurguladı. Tokayev “Her şeyden önce Türk dünyası vizyonu 2040 programını uygulamak gerçekten çok önemli. Bu noktada hemen Türk Devletleri Teşkilatı 2027-2031 stratejisini kabul etmemiz gerekiyor” dedi.</p>
<p>Tokayev işbirliğinin çerçevesini, ticaret, yatırım, finansman, üretim, tarım ve dijital teknolojiler olarak çizdi. Türk Yatırım Fonu'nun da daha etkin kullanılmasını önerdi.</p>
<p><strong>KKTC Cumhurbaşkanı, dışlayıcı tutumları eleştirdi </strong></p>
<p>KKTC Cumhurbaşkanı Tufar Erhürman da konuşmasında, Doğu Akdeniz’de yapılan girişimlerin dışlayıcı yönüne dikkati çekerek, Türkiye ile yakın istişare ve işbirliği içinde Ada'da adil ve kalıcı çözüm için çalışmaya devam edeceğiz. ..Doğu Akdeniz'in gerilimlerin ve dışlayıcı politikaların değil karşılıklı saygının, kapsayıcı işbirliğinin ve ortak refahın hakim olduğu bir bölgeye dönüşmesini istiyoruz” dedi.  </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>163 maddelik Ankara Bildirisi yayınlandı: Somut projelere kaynak</strong></span></p>
<p>Sonuç bildirgesinde, TDT+ formatının geliştirilmesine yönelik konuya özel önem atfedildiği belirtildi. Bildiride yer alan maddelerin ağırlıklı kısmı, önceki gündem maddelerinin teyidi niteliği taşırken, Türk Yatırım Fonu’nun daha etkin kullanılmasına yönelik çok sayıda madde dikkati çekti. Türkiye’nin önemsediği savunma sanayiinde daha önce kabul edilen işbirliği yol haritasına ve Türkiye’de bir TDT Savunma Sanayii Koleji kurulmasına yönelik çalışma yapılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Bildiride öne çıkan bazı maddeler şöyle: Hazar geçişli Orta Koridor, bölge demiryollarının koordinasyonu, Bakü-Tiflis-Kars demiryolunun etkin kulanımı, Zengezur Koridoru ve Çin-Kırgızistan-Özbekistan demiryolunun Orta Koridor projesi ile ilişkilendirilmesi kararlaştırıldı. Azerbaycan-Kazakistan Orta Koridor anlaşmasına isteyen diğer ülkelerin katılması kararlaştırıldı.</p>
<p>- Gümrük ve diğer işlemlerle transit sürelerinin kısaltılması benimsendi. Hazar geçişli fiberoptik kablo projesinin Türkmenistan da dahil edilerek Dijital İpek Yolu projesi benimsendi.</p>
<p>- TDT’nin bir “Ulaşım Koridorları Stratejisi” belirlemesi kararlaştırıldı. Ayrıca ulaşımda sayısal çözümlerin kullanılması benimsendi.</p>
<p>- Tüm bağlantısallığın mevcut Bakü-Tiflis-Ceyhan hampetrol boru hattı, güney Gaz Koridoru yanında, enerji nakil hatlarıyla desteklenmesi, yenilenebilir kaynaklı elektrik için yeni hatlar yapılması ve Avrupa Yeşil Enerji Koridoru projesine destek vurgulandı.</p>
<p>- Uzayda işbirliği de sonuç bildirisine yansıdı. Ortak bir uydu projesi (TDT-SAT) ile küp uydu projeleri için çerçeve sözleşme kabul edildi.</p>
<p>- Türk Yatırım Fonu’nun ulaşım, ticaret, sanayi, yeşil büyüme alanlarında finansman sağlaması benimsendi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turk-devletleri-teskilati-donem-baskanligi-turkiyeye-geciyor-90961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/1/1280x720/tdt-1793373215.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Devletleri Teşkilatı zirvesi kapsamında yapılan Devlet Başkanları Konseyi toplantısında dönem başkanlığı Türkiye’ye geçti. Zirvede, Türk Devletleri Teşkilatı’nın TDT+ yaklaşımı ile başka ülkelerle iş birliğine girmesi, başta BM ve İslam İşbirliği Teşkilatı olmak üzere önemli küresel kurumlarda gözlemci statüsü elde etmesi için çalışmalar sonuç bildirisine yansıdı. TDT+ yaklaşımı zirve konuşmalarında da gündeme gelirken, Kazakistan Rusya’nın gözlemci statüsünde davet edilmesini önerdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikte-tuketim-limiti-degisti-1-ocaktan-itibaren-gecerli-olacak-90958</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 17:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrikte tüketim limiti değişti: 1 Ocak&#039;tan itibaren geçerli olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Son Kaynak Tedarik Tarifesi kapsamında mesken aboneleri için 2027'de uygulanacak yıllık elektrik tüketim limiti 3 bin kilovatsaat olarak belirlendi.</p>
<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumundan (EPDK) yapılan yazılı açıklamada, 2018'den bu yana her yıl için abone grupları bazında son kaynak limitlerinin belirlendiği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, 2018-2024 döneminde mesken abone grubu için belirlenen yüksek limitler sonucunda tüm mesken abonelerinin düşük tüketimli son kaynak tüketicileri olarak kalmaya devam ettiği ve mesken tüketicilerine ulusal tarife uygulandığı hatırlatıldı.</p>
<p>Mesken aboneleri için yıllık son kaynak tüketim limitinin 2025'te 5 bin kilovatsaat, 2026'da ise 4 bin kilovatsaat olarak belirlendiği anımsatılan açıklamada, bu limitleri aşan abonelerin yüksek tüketimli tüketici grubuna dahil edildiği belirtildi.</p>
<p>EPDK'nin bugün yapılan Kurul toplantısında ise mesken aboneleri için yıllık son kaynak tüketim limitinin, 1 Ocak 2027'den itibaren geçerli olmak üzere 3 bin kilovatsaate düşürüldüğü bildirildi.</p>
<p>Söz konusu miktar, aylık ortalama 250 kilovatsaat elektrik tüketimine, yaklaşık 820 lira ve üzerindeki fatura tutarına karşılık geliyor.</p>
<p>Türkiye'de yaklaşık 44,2 milyon mesken abonesi bulunuyor. Yeni düzenlemeyle bunların yaklaşık 6,5 milyonu, yani yüzde 14,7'si yüksek tüketimli tüketici grubunda yer alacak.</p>
<p>Tarımsal faaliyetler abone grubunun son kaynak tüketim limitinde değişikliğe gidilmezken, bu gruptaki tüketiciler yeni düzenlemeden etkilenmeyecek. Sanayi, kamu ve özel hizmetler sektörü ile aydınlatma abone grupları için uygulanan yıllık 15 bin kilovatsaatlik limit de aynı kalacak.</p>
<p>Mesken abone grubunda yer alan camiler, ibadethaneler, cemevleri ve dernekler düzenleme dışında tutuldu. Şehit aileleri, muharip ve malul gaziler, köy içme suları, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına ait geçici barınma merkezleri ile elektrikle çalışan diyaliz destek ünitesi, solunum cihazı ve benzeri yaşam destek cihazlarına bağımlı tüketiciler de düzenlemeden etkilenmeyecek.</p>
<p><strong>Düzenlemeyle ulusal tarifede değişikliğe gidilmedi</strong></p>
<p>Düzenlemeyle ulusal tarifede de herhangi bir değişikliğe gidilmeyecek. Ancak yıllık tüketim miktarının 3 bin kilovatsaat ve üzeri olmasına bağlı olarak son kaynak limitini geçen mesken tüketicilerinin ve yıllık tüketim miktarının 15 bin kilovatsaat ve üzeri olmasına bağlı olarak son kaynak limitini geçen kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer, sanayi ve aydınlatma abone gruplarında yer alan tüketicilerin desteklenen gruptan çıkarılarak gerçek maliyetlerden elektrik enerjisi tedarik etmeleri amaçlanıyor.</p>
<p>Açıklamada, "2027 yılı için belirlenen son kaynak limitinin geçerli olduğu 2027 yılı veya bir önceki takvim yılı olan 2026 yılında limitin geçilmesi halinde bu limite erişilen ayı takip eden üçüncü ayın ilk gününden itibaren ikili anlaşma yapmamış olan tüketicilere yüksek tüketimli son kaynak tüketicileri için hesaplanacak tarife uygulanmaya başlanacaktır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada şu örneğe yer verildi:</p>
<p>"- Ekim 2026'da okunan sayaçla/düzenlenen faturayla birlikte 2026 takvim yılı tüketimi 3 bin kilovatsaati ilk kez aşan bir mesken kullanıcısına 1 Ocak 2027 tarihinden itibaren,</p>
<p>- Aralık 2026'da okunan sayaçla/düzenlenen faturayla birlikte 2026 takvim yılı tüketimi 3 bin kilovatsaat ilk kez aşan bir mesken kullanıcısına 1 Mart 2027 tarihinden itibaren,</p>
<p>- 2026 takvim yılı tüketimi 3 bin kilovatsaatin altında olan ve Haziran 2027'de okunan sayaçla/düzenlenen faturayla birlikte 2027 takvim yılı tüketimi 3 bin kilovatsaati ilk kez aşan bir mesken kullanıcısına 1 Eylül 2027 tarihinden itibaren,</p>
<p>- 2026 takvim yılı tüketimi 3 bin kilovatsaatin altında olan ve saatlik okumanın yapılabildiği 31 Temmuz 2027 23.59'da okunan sayaçla/düzenlenen faturayla birlikte 2027 takvim yılı tüketimi 3 bin kilovatsaati ilk kez aşan bir mesken kullanıcısına 1 Ekim 2027 tarihinden itibaren son kaynak tüketicileri için hesaplanacak tarifenin uygulanması gerekecektir."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikte-tuketim-limiti-degisti-1-ocaktan-itibaren-gecerli-olacak-90958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/3/1280x720/elektrik-fatura-tarife-1766129935.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mesken aboneleri için yıllık son kaynak tüketim limiti 4 bin kilovatsaatten 1 Ocak 2027&#039;den itibaren geçerli olmak üzere 3 bin kilovatsaate düşürüldü. Bu limitleri aşan aboneler yüksek tüketimli tüketici grubuna dahil edilirken söz konusu miktar, aylık ortalama 250 kilovatsaat elektrik tüketimine, yaklaşık 820 lira ve üzerindeki fatura tutarına karşılık geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aclik-siniri-38-bin-lirayi-asti-90957</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 17:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Açlık sınırı 38 bin lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TÜRK-İŞ, çalışanların geçim şartlarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişikliğinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek için her ay yaptığı "Açlık ve Yoksulluk Sınırı Araştırması"nın Ekim 2026 sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ekimde Ankara'da yaşayan 4 kişilik ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarını ifade eden "açlık sınırı" 38 bin 24 lira oldu. Bu tutar eylül ayında 37 bin 800 liraydı.</p>
<p>Gıda, giyim, konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarına denk gelen "yoksulluk sınırı" ise 123 bin 130 liradan 123 bin 856 lira olarak hesaplandı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae4a50d9830c-1793369357.jpg" alt="" width="768" height="236" />Bekar bir çalışanın "yaşama maliyeti" aylık 49 bin 124 lira oldu.</p>
<p>Süt, peynir ve yoğurt fiyatlarında geçen aya göre önemli bir değişiklik tespit edilmedi.</p>
<p>Dana kıyma ve dana kuşbaşı fiyatları bir miktar geriledi. Kuzu etinin kilogram fiyatında da sınırlı artış oldu.</p>
<p>Balık fiyatları geçen ayla aynı seviyede seyretti. Tavuk eti fiyatı ise geçen aya göre arttı.</p>
<p>Yumurta fiyatlarında geçen aya göre kısmi artış yaşandı.</p>
<p>Kuru fasulye, nohut ve yeşil mercimek fiyatlarında önemli bir değişiklik gözlenmezken, kırmızı mercimek fiyatında bir miktar artış tespit edildi.</p>
<p>Sebzenin ortalama kilogram fiyatı 120,42 lira, meyvenin ortalama kilogram fiyatı ise 143,18 lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Ekmek, pirinç, un, makarna, bulgur ve irmik gibi ürünlerin yer aldığı grupta bu ay önemli bir fiyat değişikliği tespit edilmedi.</p>
<p>Ayçiçeği yağı, zeytinyağı ve margarin fiyatları geçen ayki seviyelerini korudu. Tereyağı fiyatları ise bir miktar arttı. Siyah ve yeşil zeytin fiyatında sınırlı düşüş görüldü.</p>
<p>Çay fiyatları sabit kalırken, baharat ürünlerinde ürün bazlı fiyat artışları tespit edildi.</p>
<p>Bal, reçel ve pekmez fiyatlarında ise bir miktar artış gözlemlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aclik-siniri-38-bin-lirayi-asti-90957</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/7/1280x720/lira-para-1793369445.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRK-İŞ&#039;in ekim araştırmasına göre, 4 kişilik aile için &quot;açlık sınırı&quot; 38 bin 24 lira, &quot;yoksulluk sınırı&quot; ise 123 bin 856 liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-bulgaristan-secimleri-icin-7-ilcede-13-sandik-kurulacak-90951</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 15:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’da Bulgaristan seçimleri için 7 ilçede 13 sandık kurulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR / BURSA</strong><br />Bursa’da yaşayan Bulgaristan vatandaşlarını ilgilendiren seçim sürecinde, oy kullanılacak adresler belli oldu. Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL-GÖÇ), 1 Kasım 2026 Pazar günü gerçekleştirilecek Bulgaristan cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı seçimi için Bursa’daki sandık noktalarını duyurdu. Açıklanan listeye göre Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Kestel, Orhangazi, Karacabey ve İnegöl ilçelerinde toplam 13 noktada sandık kurulacak.</p>
<h2><strong>“Osmangazi’de 5 sandık noktası”</strong></h2>
<p>Bulgaristan Bursa Konsolosluğu: Adalet Mahallesi, Aydın Sokak No: 1, Osmangazi/Bursa. Ali Hadi Türkay İlkokulu: Hamitler Mahallesi, Ay Caddesi No: 74, Osmangazi/Bursa. Demirtaş Geyher Sönmez İlkokulu: Demirtaş Sakarya Mahallesi, 26. Sokak No: 2, Osmangazi/Bursa. Şahin Yılmaz İlkokulu: Yunuseli Mahallesi, Dizdar Caddesi, Osmangazi/Bursa. Dr. Ayten Bozkaya İlkokulu: Altınova Mahallesi, Ali Galip Yaldız Caddesi, Altınova Sokak No: 2, Osmangazi/Bursa.</p>
<h2><strong>“Yıldırım’da 2 sandık noktası”</strong></h2>
<p>Mümin Gençoğlu 2 İlkokulu: Duaçınarı Mahallesi, Kırkpınar Caddesi, Doğan Sokak No: 1, Yıldırım/Bursa. Şehit Piyade Onbaşı Orhan Tezcan İlkokulu: Millet Mahallesi, Yıldırım Cengizhan Caddesi, 7202. Sokak, Yıldırım/Bursa.</p>
<h2><strong>“Nilüfer’de 2 sandık noktası”</strong></h2>
<p>Canaydın İlkokulu: Karaman Mahallesi, Sokullu Caddesi No: 10, Nilüfer/Bursa. Ali Durmaz Ortaokulu: Göçmen Konutları, Balkan Mahallesi, Kanuni Sokak No: 40, Görükle, Nilüfer/Bursa.</p>
<h2><strong>“Diğer ilçelerdeki sandık adresleri”</strong></h2>
<p>Kestel – Toplu Konutlar Ortaokulu: Yenimahalle, Osmangazi Caddesi No: 1, Kestel/Bursa. Orhangazi – Erenler Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi: Arapzade Mahallesi, Eyüp Topçu Caddesi, Tuna İlkokulu Blok No: 8, İç Kapı No: 1, Orhangazi/Bursa. Karacabey – Şehit Bahadır Tayfur İlkokulu: Gazi Mahallesi, 191. Sokak No: 1, Karacabey/Bursa. İnegöl – Akhisar İlkokulu: Akhisar Mahallesi, Turgut Özal Caddesi No: 46, İnegöl/Bursa.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-bulgaristan-secimleri-icin-7-ilcede-13-sandik-kurulacak-90951</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/1/1280x720/bursada-bulgaristan-secimleri-icin-7-ilcede-13-sandik-kurulacak-1793364806.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bulgaristan’da 1 Kasım 2026’da yapılacak cumhurbaşkanı ve cumhurbaşkanı yardımcısı seçimi için Bursa’daki oy kullanma noktaları açıklandı. BAL-GÖÇ’ün duyurusuna göre seçmenler, Bursa’nın 7 ilçesinde belirlenen 13 noktada oy kullanabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-98-milyar-lira-artti-90946</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 15:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 98 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) yayımladığı haftalık bültenini yayımladı. </p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 23 Ekim itibarıyla 98 milyar 51 milyon lira artarak 28 trilyon 678 milyar 505 milyon liradan 28 trilyon 776 milyar 556 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 256 milyar 64 milyon lira azalarak 33 trilyon 108 milyar 373 milyon liradan 32 trilyon 852 milyar 309 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 35 milyar 392 milyon lira artarak 3 trilyon 524 milyar 535 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bu tutarın 850 milyar 580 milyon lirası konut, 43 milyar 124 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 630 milyar 831 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 11 milyar 908 milyon lira azalarak 4 trilyon 349 milyar 841 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 23 milyar 948 milyon lira artışla 3 trilyon 414 milyar 194 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 316 milyar 324 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 97 milyar 870 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 23 Ekim itibarıyla önceki haftaya göre 19 milyar 473 milyon lira artışla 965 milyar 84 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 700 milyar 910 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 36 milyar 463 milyon lira artarak 6 trilyon 187 milyar 19 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-98-milyar-lira-artti-90946</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/lira-para-tl-1768883557.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 98 milyar lira artışla yaklaşık 28,8 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-ppk-enflasyon-gerceklesmeleri-ve-oncu-gostergeler-ana-egilimdeki-gerilemeyi-teyit-ediyor-90944</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 15:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> PPK özeti: Enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulunun 22 Ekim'deki toplantısına ilişkin özeti yayımlandı.</p>
<p>Özette, "Devam eden jeopolitik belirsizliklere bağlı olarak enerji fiyatlarındaki yüksek ve dalgalı seyir sürmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve boyutu enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir. Diğer taraftan, tarım emtia fiyatlarında da olumsuz hava koşulları ve jeopolitik gelişmeler kaynaklı yüksek seyir gözlenmektedir. Bu durum, enflasyon gelişmeleri ve beklentiler üzerinde yukarı yönlü bir başka risk unsuru olarak ortaya çıkmaktadır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle Orta Doğu ve Afrika ülkelerinde 2026 yılı için olumsuz büyüme görünümünün sürdüğü aktarılan özette, diğer taraftan 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği kaydedildi.</p>
<p>Özette, bu çerçevede küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği, Türkiye'nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin 2026 yılı için yüzde 1,6, 2027 yılı için ise yüzde 2,5 artacağının tahmin edildiği bildirildi.</p>
<p><strong>Küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkiler sürüyor</strong></p>
<p>Emtia fiyatlarındaki oynaklığa bağlı olarak küresel enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğü belirtilen özette, merkez bankalarının hem söz konusu riskleri gözetmeye devam ettiği hem de gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini dikkate aldığı ifade edildi.</p>
<p>Özette, politika faizlerine ilişkin piyasa fiyatlamalarının, gelişmiş ülkelerde faiz artırımı beklentilerinin sürdüğüne işaret ettiği belirtildi.</p>
<p>Jeopolitik gelişmelerin ve El Nino gibi iklim olaylarının yol açtığı olumsuz küresel hava koşullarının neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağının ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağının küresel para politikalarının seyri açısından önem taşıdığı kaydedilen özette, "Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından fon çıkışları gözlenirken, portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır." değerlendirmesine yer verildi.</p>
<p><strong>"Gıda fiyatları taze meyve ve sebze kaynaklı geriledi"</strong></p>
<p>Özette, tüketici fiyatlarının eylül ayında yüzde 1,84 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 1,78 puan gerileyerek yüzde 29,73 seviyesinde gerçekleştiği belirtilerek, aylık bazda gıda fiyatlarının taze meyve ve sebze kaynaklı gerilediği, enerji fiyatlarındaki yükselişin devam ettiği, okula dönüşe bağlı olarak başta eğitim hizmetleri olmak üzere ilgili kalemlerde artışlar gözlendiği kaydedildi.</p>
<p>Yıllık enflasyonun enerji grubunda belirgin bir artış gösterdiği, temel mallarda yatay seyrettiği aktarılan özette, "(Yıllık enflasyon) Hizmet ile gıda ve alkolsüz içecekler gruplarında ise gerilemiştir. B endeksinin (enerji, işlenmemiş gıda ürünleri, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı 1,68 puan azalışla yüzde 29,00, C endeksinin (enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ise 1,37 puan azalışla yüzde 28,70 olmuştur." bilgisi verildi.</p>
<p>Özette, yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, gıda ve alkolsüz içecekler, hizmet, temel mal ile alkol-tütün-altın gruplarının katkılarının bir önceki aya kıyasla sırasıyla 1,40, 0,70, 0,05 ve 0,02 puan azalırken enerji grubunun katkısının 0,39 puan arttığı belirtildi.</p>
<p>Eylül ayında enerji fiyatlarında gözlenen yüzde 6,25 oranındaki aylık artışta, küresel gelişmelerin etkisiyle artan akaryakıt fiyatlarının belirleyici olduğu vurgulanan özette, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Rafineri marjlarındaki yükselişin akaryakıt fiyatları üzerindeki etkisi de sürmüştür. Eylül ayında hizmet grubunda aylık enflasyon, ulaştırma ve haberleşme hizmetleri öncülüğünde yavaşlamıştır. Temel mal grubunda giyim ve ayakkabı fiyatları yeni sezona geçişin etkisiyle yükselirken dayanıklı tüketim mallarında tüketici elektroniği ve beyaz eşya alt kalemlerindeki fiyat artışları dikkat çekmiştir. Bu dönemde, gıda fiyatlarındaki düşüşte taze meyve ve sebze öncülüğünde gerileyen işlenmemiş gıda fiyatları belirleyici olurken işlenmiş gıda grubunda ise aylık fiyat artışı önceki aya kıyasla yavaşlamıştır. Mevsimsellikten arındırılmış verilere göre tüketici fiyatlarının aylık artışı yavaşlamış; B ve C endekslerinde de aylık enflasyon bir önceki aya kıyasla gerilemiştir. Fiyat artışları, B endeksini oluşturan gruplardan temel malda yükselmiş, hizmet ve işlenmiş gıdada ise zayıflamıştır. TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, eylül ayında enflasyonun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla gerilediğini göstermiştir. Benzer şekilde, üç aylık ortalamalar bazında da düşüş kaydedilmesiyle enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama belirginleşmiştir. Yılın ikinci çeyreğinde yüzde 2,2 seviyesinde olan ana eğilim, üçüncü çeyrekte yüzde 1,8'e gerilemiştir."</p>
<p><strong>Kiralardaki yavaşlama eğilimi sürüyor</strong></p>
<p>Özette, eylül ayı itibarıyla üç aylık ortalamalar bazında mevsimsellikten arındırılmış enflasyonun bir önceki aya kıyasla temel mallarda yatay seyrederken hizmetlerde gerilediği bildirildi.</p>
<p>Jeopolitik gelişmeler kaynaklı arz yönlü şoklara karşın talep koşullarındaki zayıf seyrin enflasyonun ana eğilimini sınırladığı değerlendirilen özette, hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışının önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olduğu, hizmet enflasyonunun mallara göre yüksek seyrettiği belirtildi.</p>
<p>Özette, eylül ayı itibarıyla yıllık mal enflasyonunun yüzde 25, hizmet enflasyonunun ise yüzde 38 civarında olduğu kaydedilerek, "Alt gruplar bazında incelendiğinde, hizmet grubunu oluşturan tüm alt gruplarda yıllık enflasyonun gerilediği görülmektedir. Eylül ayında, diğer hizmetler grubunda fiyatlar aylık yüzde 3,45 oranında artmış, bu alt grupta eğitim hizmetlerinin yanı sıra finansal hizmetlerde kaydedilen artışların da etkisi hissedilmiştir. Eğitim hizmetleri fiyatları eylül ayında yüzde 14,19 yükselmiştir. Vakıf yükseköğretim kurumlarının kayıt dönemine bağlı olarak geçtiğimiz yıl eylül ayında tek seferde yansıyan üniversite eğitim ücreti artışlarının bu yıl ağustos ve eylül aylarına yayılması, eylül ayı hizmet enflasyonunu sınırlamıştır." değerlendirmesi yapıldı.</p>
<p>Diğer taraftan, önceki yıllardan farklı olarak ilk ve ortaöğretim ücretlerinde eylül ayında görece yüksek artışlar kaydedildiği anlatılan özette, ulaştırma hizmetlerinde ise okul servisi ücretlerindeki yüzde 16,04'lük artışa karşın hava yolu ile yolcu taşımacılığı ücretlerindeki yüzde 9,03'lük düşüşün etkisiyle aylık artışın yüzde 0,24 ile sınırlı kaldığı ifade edildi.</p>
<p>Özette, kiralardaki yavaşlama eğiliminin sürdüğüne dikkati çekilerek, şöyle devam edildi:</p>
<p>"Nitekim, mevsimsel etkilerden arındırılmış üç aylık kira artışının yıllıklandırılmış oranı, yıllık tüketici enflasyonu seviyesine gerilemiştir. Lokanta-otel grubu ılımlı seyrini sürdürmüştür. Önceki iki ayda yüksek aylık artışlar sergileyen haberleşme hizmetlerinde de eylül ayında fiyat artışları ılımlı bir seyir izlemiştir. Yurt içi üretici fiyatları eylül ayında yüzde 2,07 oranında artmış, yıllık üretici enflasyonu 0,57 puan azalarak yüzde 27,38 olmuştur. Bu dönemde de ana sanayi gruplarına göre enerji fiyatları yüzde 3,55 oranındaki artışıyla öne çıkmaya devam etmiştir. Ara malı fiyatları yüzde 2,04 oranında yükselirken diğer ana sanayi gruplarında artışlar yüzde 1,5-1,6 bandında gerçekleşmiştir. Sektörel bazda ise tütün, rafine edilmiş petrol ürünleri ile kömür ve linyitte fiyat artışları belirgin olmuştur."</p>
<p>Eylül ayında uluslararası emtia fiyatlarının enerji ve tarımsal emtialar öncülüğünde yükselişini sürdürdüğü belirtilen özette, ekim ayının ilk 20 günü itibarıyla enerji emtia fiyatları artarken tarımsal ve endüstriyel emtia fiyatlarının azaldığına işaret edildi.</p>
<p>Özette, küresel altın fiyatlarının ağustos sonrasında gerilediği vurgulanarak şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Brent ham petrol fiyatlarındaki yüksek oynaklık sürerken, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle eylül ayında ortalama 117 dolar seviyesinde gerçekleşen spot fiyatlar, ekim ayının ilk 20 gününde ortalama 127 dolar seviyesine yaklaşmıştır. Benzer şekilde, propan, bütan, kömür ve TTF doğal gaz fiyatları da yükselmeye devam etmiştir. Küresel gıda fiyatlarındaki yükseliş eğilimi devam etmiş, FAO gıda fiyatları endeksi, eylül ayında şeker ve tahıl fiyatları öncülüğünde artmıştır. Rusya-Ukrayna arasındaki gerilimin tırmanması arz endişelerini canlı tutmuş, bazı tahıl ürünlerinde fiyatlar son dönemde bir miktar yükselmiştir. El Nino iklim olayının etkileriyle şeker ve pirinç gibi bazı tarımsal emtiaların vadeli fiyatlarındaki artış da dikkat çekmiştir. Canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji ve emtia fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi ağustos ve eylül aylarında da yükselerek tarihsel ortalamasının üzerinde kalmıştır. Jeopolitik gelişmelerle Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler varlığını korurken küresel navlun maliyetleri yüksek seyrini sürdürmektedir. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri, eylül ayında girdi ve ürün fiyat endekslerinde artışa, tedarikçi teslim sürelerinde ise kısmi bir iyileşmeye işaret etmiştir. Öte yandan, döviz kuru sepetindeki ılımlı seyir devam etmektedir."</p>
<p><strong>Yıl sonu enflasyon beklentisi değişmeyerek yüzde 29,6 seviyesinde kaldı</strong></p>
<p>Özette, ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ne göre 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin değişmeyerek yüzde 29,6 seviyesinde kalırken 2027 yıl sonu enflasyon beklentisinin 0,6 puan artışla yüzde 23,3'e yükseldiği ifade edildi.</p>
<p>12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 0,2 puan artarak yüzde 23,9, 24 ay sonrasına ilişkin beklentinin ise 0,4 puan düşüşle yüzde 17,9 olarak ölçüldüğü aktarılan özette, "5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise 0,1 puanlık yükselişle yüzde 12,2 düzeyinde gerçekleşmiştir. Reel sektör beklentilerine bakıldığında, eylül ayında firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisi 0,3 puan düşerek yüzde 32,5 olarak ölçülmüştür. Aynı dönemde hanehalkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi ise değişmeyerek yüzde 45,6 seviyesinde kalmıştır. Enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışları dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam etmektedir. Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir." denildi.</p>
<p>Özette, eylül ayında ana eğilimde gözlenen düşüşte, önceki yılın tamamı eylül ayında gerçekleşen vakıf üniversitesi ücret artışlarının bu yıl ağustos ve eylül aylarına yayılmasından kaynaklanan mekanik etkinin de rol oynadığı anlatılarak şunlar ifade edildi:</p>
<p>"Öncü veriler, söz konusu etkinin ortadan kalkmasıyla mevsim etkilerinden arındırılmış aylık hizmet enflasyonunun beklentilerle uyumlu olarak bir önceki aya kıyasla yükseleceğine ancak önceki aylarda gözlenen seviyelerin altında kalacağına işaret etmektedir. Ekim ayında beyaz eşya ve tüketici elektroniği gibi dayanıklı tüketim mallarında fiyat artışları devam etmekle birlikte, mevsim etkilerinden arındırılmış temel mal enflasyonunun ılımlı seyrini koruyacağı tahmin edilmektedir. Diğer taraftan, gıda grubuna ilişkin veriler, taze meyve ve sebze fiyatları kaynaklı olarak mevsimsellikten arındırılmış aylık gıda enflasyonunda yükselişe işaret etmektedir. Ayrıca, jeopolitik gelişmeler kaynaklı küresel enerji fiyatlarındaki yükselişin akaryakıt, tüp gaz ve katı yakıt üzerinden yurt içi enerji fiyatlarını yukarı çekmeye devam etmesi beklenmektedir. Gıda ve enerji fiyatlarındaki bu görünüme bağlı olarak tüketici fiyatları artışının bir önceki aya göre yükseleceği, B ve C enflasyonunun ise daha ılımlı seyredeceği değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, manşet enflasyondaki yükselişin ana eğilime etkisi sınırlı kalacaktır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir."</p>
<p><strong>Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurguladı</strong></p>
<p>Özette, Para Politikası Kurulunun (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37'den yüzde 36'ya indirilmesine karar verdiği anımsatıldı.</p>
<p>Kurulun ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40'tan yüzde 39'a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5'ten yüzde 34,5'e indirdiği kaydedilen özette, "Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır." açıklaması yapıldı.</p>
<p>Özette, kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizmasının ilave makroihtiyati adımlarla destekleneceği vurgulanarak likidite koşullarının yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçlarının etkili şekilde kullanılmaya devam edileceği bildirildi.</p>
<p>Kurulun politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyeceği ifade edilen özette, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacağı belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-ppk-enflasyon-gerceklesmeleri-ve-oncu-gostergeler-ana-egilimdeki-gerilemeyi-teyit-ediyor-90944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın PPK özetinde, &quot;Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir.&quot; ifadeleri kullaıldı. Özette, &quot;Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-ar-ge-faaliyetlerinde-rekorlar-kirdik-90940</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: AR-GE faaliyetlerinde rekorlar kırdık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "2025 yılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetleri Araştırması" sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, gayri safi yurt içi AR-GE harcaması 2025'te bir önceki yıla göre 328 milyar 607 milyon lira artarak 980 milyar 428 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Gayri safi yurt içi AR-GE harcamasının gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içindeki oranı 2024'te yüzde 1,46 iken 2025'te yüzde 1,5'e yükseldi.</p>
<p>AR-GE harcamalarında mali ve mali olmayan şirketler yüzde 65 ile en büyük paya sahip oldu. Bunu yüzde 30,3 ile yükseköğretim kurumları takip etti. Genel devlet ve kar amacı olmayan kuruluşların AR-GE harcamalarının payı da yüzde 4,7 olarak hesaplandı.</p>
<p>AR-GE harcamaları içinde personel harcamaları yüzde 58,8 ile en büyük harcama kalemini oluşturdu.</p>
<p>AR-GE harcamalarının 2025'te yüzde 52,5'ini mali ve mali olmayan şirketler finanse etti. Genel devlet, söz konusu harcamalardan yüzde 31,1'ini, yükseköğretim yüzde 14,1'ini, yurt dışı kaynaklar yüzde 2,3'ünü ve diğer yurt içi kaynaklar yaklaşık yüzde 0,01'ini karşıladı.</p>
<p><strong>AR-GE personeli sayısı 318 bine yaklaştı</strong></p>
<p>Tam zaman eş değeri (TZE) cinsinden 2025'te toplam 317 bin 982 kişi AR-GE personeli olarak çalıştı. Personelin sektörler itibarıyla dağılımına bakıldığında, TZE cinsinden toplam AR-GE personelinin geçen yıl yüzde 67,9'u mali ve mali olmayan şirketlerde, 29'u yükseköğretimde ve yüzde 3'ü genel devlet ve kar amacı olmayan kuruluşlarda yer aldı.</p>
<p>TZE cinsinden kadın AR-GE personel sayısı, 2025'te 108 bin 453 kişiyle toplam AR-GE personel sayısının yüzde 34,1'ini oluşturdu. Sektörler itibarıyla TZE cinsinden kadın AR-GE personel oranı yükseköğretimde yüzde 48,1, genel devlet ve kar amacı olmayan kuruluşlarda yüzde 32,2, mali ve mali olmayan şirketlerde yüzde 28,2 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>AR-GE personelinin yüzde 31'i doktoralı</strong></p>
<p>Öğrenim durumuna göre incelendiğinde, AR-GE personelinin yüzde 40,6'sının lisans eğitim düzeyine sahip olduğu görüldü. Bunu yüzde 31 ile doktora veya eş değeri, yüzde 19,4 ile yüksek lisans, yüzde 4,9 ile meslek yüksekokulu ve yüzde 4,1 ile lise ve altı takip etti.</p>
<p>TZE cinsinden AR-GE personeli eğitim durumuna göre, yüzde 49,6 ile lisans, yüzde 21,4 ile doktora veya eş değeri, yüzde 18,5 ile yüksek lisans, yüzde 5,9 ile meslek yüksekokulu ve yüzde 4,6 ile lise ve altı olarak sıralandı.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması 2. Düzey'e göre 2025'te AR-GE harcamalarının en yüksek olduğu bölge toplam AR-GE harcamasının yüzde 31,8'ini gerçekleştiren TR10 (İstanbul) olurken bunu yüzde 30 ile TR51 (Ankara) ve yüzde 9,5 ile TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) izledi.</p>
<p>Toplam AR-GE personelinin yüzde 32,2'si TR10 (İstanbul), yüzde 19,8'i TR51 (Ankara) ve yüzde 8,4'ü TR42 (Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova) bölgesinde istihdam edildi.</p>
<p><strong>En fazla AR-GE harcaması yapanlar</strong></p>
<p>Mali ve mali olmayan şirketler tarafından 2025'teki 637 milyar 252 milyon liralık AR-GE harcamasının yüzde 54,9'u AR-GE merkezlerinde yapıldı. Bu merkezlerdeki AR-GE harcamasının yüzde 89,5'i, 250 ve üzeri çalışan sayısına sahip olan girişimler tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p>İmalat sanayisinde AR-GE faaliyeti yürüten girişimler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığında, 2025'te imalat sanayisinde yapılan 322 milyar 656 milyon liralık AR-GE harcamasının yüzde 47,7'sinin yüksek teknoloji faaliyetinde yer alan girişimler tarafından gerçekleştirildiği görüldü.</p>
<p>İmalat sanayindeki toplam AR-GE harcamasının yüzde 40,7'si orta yüksek teknoloji faaliyetindeki girişimler, yüzde 7,2'si orta düşük teknoloji faaliyetindeki girişimler ve yüzde 4,4'ü düşük teknoloji faaliyetindeki girişimler tarafından yapıldı.</p>
<p>İmalat sanayisinde AR-GE faaliyeti yürüten girişimlerdeki araştırmacı sayıları incelendiğinde, 2025 yılında en fazla araştırmacının 32 bin 399 kişi ile orta yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimler tarafından istihdam edildiği belirlendi. Bunu 23 bin 298 ile yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimler takip etti.</p>
<p>TZE cinsinden araştırmacı sayıları dikkate alındığında da en fazla değerin 29 bin 697 ile orta yüksek teknoloji faaliyeti yürüten girişimlerde olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Dolaylı AR-GE teşvikleri</strong></p>
<p>Dolaylı AR-GE teşviklerinin, mali ve mali olmayan şirketlerin AR-GE harcaması içindeki payı 2015 yılında yüzde 14,8 iken 2025 yılında yüzde 26,5'e yükseldi.</p>
<p>Mali ve mali olmayan şirketlerin AR-GE harcaması 2015 yılında 11,2 milyar lira iken, geçen yıl 637,3 milyar liraya ulaştı.</p>
<p><strong>Bakan Kacır'dan açıklama</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabından TÜİK tarafından açıklanan araştırma sonuçlarını değerlendirdi.</p>
<p>Söz konusu yıldaki AR-GE harcamalarına dikkati çeken Kacır, "AR-GE faaliyetlerinde rekorlar kırdık. AR-GE harcamalarımız 2025 yılında 19,8 milyar dolardan 24,8 milyar dolara yükselirken, AR-GE insan kaynağımız 318 bine ulaştı. AR-GE harcamasının GSYH içindeki payı yüzde 1,55 oldu. Toplam AR-GE harcamalarının yüzde 65'ini şirketler gerçekleştirdi." bilgisini paylaştı.</p>
<p>Kacır, AR-GE insan kaynağının yüzde 34,1'inin ve yükseköğretimdeki AR-GE çalışanlarının yüzde 48,1'inin kadınlardan oluştuğuna işaret etti.</p>
<p>İmalat sanayisindeki AR-GE harcamalarının yüzde 47,7'sinin yüksek teknoloji, yüzde 40,7'sinin orta-yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren girişimlerce gerçekleştirildiğini belirten Kacır, "Üniversitelerimiz, teknoparklarımız, AR-GE ve tasarım merkezlerimiz, yenilikçi girişimlerimiz ve araştırmacılarımızla Türkiye'nin AR-GE ve inovasyon ekosistemini her geçen gün daha ileriye taşıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-ar-ge-faaliyetlerinde-rekorlar-kirdik-90940</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/5/1280x720/kacir-1790337547.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK verilerine göre, Türkiye&#039;de araştırma geliştirme harcamalarının tutarı, geçen yıl 2024&#039;e kıyasla göre 328,6 milyar lira artışla 980,4 milyar liraya yükseldi. Verileri değerlendiren Bakan Kacır, &quot;AR-GE faaliyetlerinde rekorlar kırdık. AR-GE harcamalarımız 2025 yılında 19,8 milyar dolardan 24,8 milyar dolara yükselirken, AR-GE insan kaynağımız 318 bine ulaştı. AR-GE harcamasının GSYH içindeki payı yüzde 1,55 oldu. Toplam AR-GE harcamalarının yüzde 65&#039;ini şirketler gerçekleştirdi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ak-lease-ile-fransiz-proparco-arasinda-50-milyon-euroluk-kredi-anlasmasi-90938</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 15:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ak Lease ile Fransız Proparco arasında kredi anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ak Lease'in sürdürülebilir yatırımların finansmanına yönelik uluslararası kaynaklarını güçlendirmeye devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği iş birlikleriyle reel sektörün sürdürülebilir dönüşümünü destekleyen şirket, işletmelerin enerji dönüşümü ve verimlilik odaklı yatırımları için finansmana erişim olanaklarını genişletmeyi hedefliyor.</p>
<p>Şirket AFD Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Fransız kalkınma finansmanı kuruluşu Proparco ile 50 milyon euroluk kredi anlaşması imzaladı.</p>
<p>Anlaşma kapsamında sağlanan finansmanın, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına kaynak sağlayacağı belirtildi.</p>
<p>Ak Lease Genel Müdürü Eser Okyay, sürdürülebilirliğin, finansman yaklaşımlarının temel başlıklarından biri olduğunu belirtti.</p>
<p>Kredi anlaşmasıyla yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımlarına verdikleri desteği büyüttüklerini aktaran Okyay, "Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz işbirlikleri, kaynak yapımızı çeşitlendirmenin yanı sıra işletmelerin dönüşüm yatırımlarını destekleme kapasitemize de önemli katkı sağlıyor." ifadesini kullandı.</p>
<p>Okyay, gelecek dönemde de sürdürülebilir finansman alanındaki çalışmalarını ve uluslararası işbirliklerini geliştireceklerine dikkati çekerek, Türkiye'nin enerji dönüşümüne ve reel sektörün uzun vadeli yatırım hedeflerine katkı sunmaya devam edeceklerini vurguladı.</p>
<p>Proparco Avrasya Bölge Direktörü Steven Gardon da Proparco ile Ak Lease'in, yaklaşık 20 yıldır Türk özel sektörünü desteklemeye odaklanan ve özellikle yeşil yatırımlara ağırlık veren uzun soluklu işbirliği yürüttüklerini kaydetti.</p>
<p>Gardon, "Bu işbirliği, finansal kuruluşların daha sürdürülebilir bir ekonomiye geçişi hızlandırmak ve işletmelerin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarını desteklemek üzere harekete geçirilmesinin önemini ortaya koyuyor." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ak-lease-ile-fransiz-proparco-arasinda-50-milyon-euroluk-kredi-anlasmasi-90938</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/AKLease-GM-Eser-Okyay.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ak Lease, Proparco ile 50 milyon euroluk kredi anlaşması imzaladı. Genel Müdür Eser Okyay, &quot;Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz işbirlikleri, kaynak yapımızı çeşitlendirmenin yanı sıra işletmelerin dönüşüm yatırımlarını destekleme kapasitemize de önemli katkı sağlıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uraloglu-77-ilimizi-bolunmus-yollarla-birbirine-bagladik-90934</guid>
            <pubDate>Fri, 30 Oct 2026 15:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: 77 ilimizi bölünmüş yollarla birbirine bağladık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Yol-İş Sendikasının başkentte bir otelde düzenlenen 13. Olağan Genel Kurul Toplantısı'na katıldı.</p>
<p>Buradaki konuşmasında Uraloğlu, küreselleşme ve dünya çapında artan rekabetin, sendikaları hem kendi durumlarını gözden geçirmeye hem de gelecek için stratejiler belirlemeye yönlendirdiğini söyledi.</p>
<p>Klasik ücrete dayalı sendikacılık anlayışının yerini sosyal taleplerin yoğun olduğu hizmet sendikacılığına bıraktığını dile getiren Uraloğlu, "İşte bu noktada Yol-İş Sendikası bu dönüşümü gerçekleştirerek büyük başarı yakalamış güçlü bir sendikadır. Yol-İş, yol ve inşaat işçilerinin hak mücadelesinde ve sosyal diyalogda önemli bir mihenk taşı olmuştur." dedi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, Yol-İş'in köklü geleneği ve sorumluluk bilinciyle çalışma hayatının gelişimine önemli katkılar sağladığını, kendilerinin de sosyal diyalog yoluyla işçi ve işveren arasındaki hak ve hukuku her daim gözetme gayretinde olduklarını söyledi.</p>
<p><strong>"Otoyol uzunluğumuzu 3 bin 848 kilometreye yükselttik"</strong></p>
<p>Yol-İş Başkanı Ramazan Ağar ile kısa süre önce görüştüğünü belirten Uraloğlu, "Çalışma hayatına ilişkin konuları, karşılaşılan sorunları ve çözüm önerilerini ele aldık. Ulaştırma ve altyapı hizmetlerimizin sahadaki en önemli paydaşlarından olan işçi kardeşlerimizle işbirliği ve koordinasyon içinde çalışmayı sürdüreceğimizi bir kez daha teyit ettik. Kara yollarında yol kenarlarındaki denetim istasyonları konusunu bu kongreye yetiştirmeye gayret ettik ama olmadı. İnşallah onu çok geç kalmadan çıkarmış olacağız, şimdiden hayırlı uğurlu olsun. Kimsenin şüphesi olmasın ki bu diyalog ortamını güçlendirmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, ülkenin dört bir yanını yollarla, köprülerle, viyadüklerle, tünellerle donatarak Türkiye'nin her bölgesini erişilir kıldıklarını dile getirerek şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu yılın başında 30 bin kilometre bölünmüş yol eşiğini aşarak bölünmüş yol ağımızı 30 bin 278 kilometreye çıkardık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlı iken bugün 77 ilimizi bölünmüş yollarla birbirine bağladık. Ortalama hızımız 40 kilometre saatti, araç sayımız sadece 8,5 milyondu. Bugün araç sayımız 35 milyona ulaştı, ortalama hızımız da şehirlerarasında 90 kilometreye çıkmış durumda. Üretim merkezleriyle limanlar arasında kesintisiz, hızlı ve konforlu bağlantı sağlayan Kuzey Marmara, İstanbul-İzmir, Ankara-Niğde ve Aydın-Denizli otoyolları ile 19 Ekim'de hizmete açtığımız Çeşmeli-Kızkalesi Otoyolu'muz gibi projelerimizle otoyol uzunluğumuzu 3 bin 848 kilometreye yükselttik. Ankara-Kırıkkale-Delice ve Antalya-Alanya otoyollarımızın yapımına da devam ediyoruz."</p>
<p><strong>"Uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz"</strong></p>
<p>Köprü ve viyadük uzunluğunu 311 kilometreden 837 kilometreye, tünel uzunluğunu 50 kilometreden 898 kilometreye çıkardıklarını belirten Uraloğlu, teknoloji ve mühendislik harikası köprülerle yolculukları çok daha güvenli ve konforlu hale getirdiklerini söyledi.</p>
<p>Uraloğlu, bu çalışmalarla artık insanların sevdiklerine daha kısa sürede ulaştığını, üretimden ticarete, turizmden lojistiğe kadar tüm sektörlerin daha hızlı, daha düşük maliyetle ve daha rekabetçi şekilde faaliyet gösterdiğini ifade etti.</p>
<p>Bu yatırımlarla sanayi üretiminin hızlanmasını, tarım ürünlerinin pazarlara daha hızlı ulaşmasını ve turizm faaliyetlerinin artmasını sağladıklarını söyleyen Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sizlerle birlikte her daim yol güvenliğinin geleceği, iklim değişikliği, sürdürülebilir ulaşım ve yeni hareketlilik trendlerini yakından takip ederek uygulanabilir ölçüde hayata geçirmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Bu vizyonu daha güçlendirmek için Orta Koridor ve Kalkınma Yolu gibi uluslararası stratejik projeleri de kararlılıkla ilerletiyoruz. Kara yollarıyla farklı ulaşım modlarını entegre ederek, üretim, pazar ve tüketim noktaları arasındaki erişimi hızlandıracak, lojistik imkanlarımızı çeşitlendirerek ülkemizi küresel ölçekte daha etkin ve rekabetçi konuma taşıyacağız."</p>
<p><strong>"Sendikacılar, emeğin hakkını savunan güçlü insanlar topluluğudur"</strong></p>
<p>Burada konuşan TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu da sendikacılığın hak terazisini iyi tutması gereken zor bir iş olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye'nin katettiği ilerlemeyle Batı ile arasındaki mesafeyi kapattığını belirten Soylu, "Türkiye sadece Batı ile arasındaki makası kapatmıyor, Batı'nın prangasından da kurtuluyor. Biz kendi merkezimize doğru ilerliyoruz. Bizim merkezimiz Türk dünyasıdır, Müslüman dünyadır, Balkan dünyasıdır." dedi.</p>
<p>Soylu, sendikacıların sadece kendi emek hakkını savunmadığını dile getirerek, "Sendikacılar, aynı zamanda memleketin, fakirin fukaranın, okuyan çocuğun, kimsesizin hakkını savunan ve bunlardan da hiçbir zaman geri adım atmayan, sadece çalışanın emeğinin değil yaşayanın da emeğinin hakkını savunan güçlü insanlar topluluğudur. Gücünüze dün de ihtiyaç vardı, bugün de var, yarın da ihtiyaç var." diye konuştu.</p>
<p>TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay da sivil toplum örgütlerinin toplum için önemli olduğunu ve ilk fırsatta taşeron işçilerle ilgili meselenin bir yol haritası çizilerek çözülmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Atalay, kara yolları denetim istasyonlarına ilişkin düzenlemenin yeni yasama yılında çıkarılmasının önemli olduğunu kaydetti.</p>
<p>Yol-İş Sendikası Genel Başkanı Ağar da Türkiye'nin dört bir yanında her koşulda çalışan işçilerle Yol-İş'in gücünü üyelerinin ortak iradesinden ve örgütlü mücadelesinden aldığını söyledi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uraloglu-77-ilimizi-bolunmus-yollarla-birbirine-bagladik-90934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/4/1280x720/563-1793362377.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yol-İş Sendikasının 13. Olağan Genel Kurulu&#039;nda konuşan Bakan Uraloğlu, &quot;Bu yılın başında 30 bin eşiğini aşarak bölünmüş yol ağımızı 30 bin 278 kilometreye çıkardık. Sadece 6 ilimiz bölünmüş yollarla bağlı iken bugün 77 ilimizi bölünmüş yollarla birbirine bağladık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
