<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/carrefoursanin-sukuk-ihracina-dunya-katilim-bankasi-aracilik-etti-79899</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 17:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> CarrefourSA’nın sukuk ihracına Dünya Katılım Bankası aracılık etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya Katılım Bankası AŞ'nin yüzde 100 bağlı ortaklığı DK Varlık Kiralama AŞ'nin, CarrefourSA’nın Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanan 15 milyar TL tutarındaki ihraç tavanı kapsamında gerçekleştirilen 175 gün vadeli sukuk ihracına başarıyla aracılık ettiği duyuruldu. 14 Mayıs 2026 tarihinde gerçekleştirilen talep toplama sürecinin, fonlar ve nitelikli yatırımcılar tarafından yoğun ilgiyle karşılandığı bildirildi.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, katılım finans prensiplerine uygun şekilde yapılandırılan sukuk işleminde, CarrefourSA’nın ürün stokları dayanak varlık olarak kullanılırken, ihraçtan sağlanan fonun faizsiz finans esaslarına uygun ticari ödemelerde değerlendirilmesi planlandı. Yönetim sözleşmesine dayalı olarak kurgulanan işlemin, hem dayanak varlık yapısı hem de fon kullanım alanı bakımından reel ticarete dayalı faizsiz finans ilkeleriyle tam uyumlu şekilde gerçekleştirildiği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, Dünya Katılım Bankası, bu işlemle birlikte ilk kurumsal sukuk ihracı aracılık işlemini başarıyla tamamlayarak sermaye piyasaları alanındaki etkinliğini önemli ölçüde güçlendirdi. Banka, katılım finans prensiplerine uygun sermaye piyasası çözümleriyle reel sektörün alternatif finansman ihtiyaçlarına destek sunmayı sürdürürken, faizsiz finans ekosisteminin gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor.</p>
<p>Öte yandan, kuruluşu tamamlanan ve Dünya Katılım Bankası’nın yüzde 100 bağlı ortaklığı olan DK Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin faaliyete geçmesiyle birlikte, Bankanın kurumsal finansman ve sermaye piyasaları alanındaki ürün ve hizmet çeşitliliğinin daha da artırılması planlanıyor. Dünya Katılım Bankası, DK Yatırım’ın sağlayacağı yeni yapı ile birlikte sukuk başta olmak üzere katılım finans prensiplerine uygun yenilikçi finansman çözümlerini daha geniş bir yatırımcı kitlesiyle buluşturmayı ve sermaye piyasalarındaki etkinliğini daha da derinleştirmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/carrefoursanin-sukuk-ihracina-dunya-katilim-bankasi-aracilik-etti-79899</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/9/1280x720/carrefoursa-1779459968.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Katılım Bankası&#039;nın, CarrefourSA’nın Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanan 15 milyar TL&#039;lik ihraç tavanı kapsamında gerçekleştirilen sukuk ihracına başarıyla aracılık ettiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-ihracatta-sektorel-cesitlenmeyi-basarmis-bir-kent-79897</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 16:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Denizli, ihracatta sektörel çeşitlenmeyi başarmış bir kent&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DENİZLİ</strong></p>
<p>Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, İstanbul’da devam eden Hometex ve Automechanika fuarlarında Denizlili firmaların farklı sektörlerde güçlü şekilde temsil edildiğini belirterek, kentin ihracatta yakaladığı çeşitlenme ivmesinin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Denizli’nin yıllar içinde yalnızca tekstilde değil, farklı sektörlerde de ihracat kültürünü geliştirdiğine dikkat çeken Uğurlu, yeni yatırımlar ve sektörel açılımlarla ihracatçı kimliğinin daha da güçleneceğini vurguladı.</p>
<p>İhracatta sektörel çeşitlenmenin önemine dikkat çekerek ihracat odaklı yeni yatırımların gerekliliğini vurgulayan Uğurlu, “Denizli, sanayisi ve ihracatı ile öne çıkan bir şehir. Yıllar içerisinde ihracatta attığı güçlü adımlar, Anadolu'nun sanayi ve ihracat merkezleri arasında Denizli'nin adından bahsettirmesini sağladı. Bu noktada rakamlara göz atmakta fayda var; 2000'li yılların başında Denizli ihracatında, tekstil ve konfeksiyonun payı yüzde 80'in üzerinde iken, bugüne geldiğimizde şehir ihracatında başat konumda olan tekstil sektörünün ihracattaki payı kabaca yüzde 35'ler düzeyinde” dedi. </p>
<p>Yıllar önce tekstil fuarları ile yola çıkan ihracatçıların bugün diğer sektörlerin fuarlarında da Denizli ihracatını güçlü bir şekilde temsil ettiğini ifade eden Uğurlu, “İstanbul'da bu hafta cumaya kadar devam etmekte olan Hometex fuarında 90 üyemiz, stantlarında ürünlerini sergiliyorlar. Aynı tarihlerde İstanbul'da devam eden Automechanika fuarında da 3 üyemiz otomotiv sektöründe kentimiz ihracatını temsil ediyorlar. Bu sadece güncel bir örnek. Biliyoruz ki ihracatçılarımız sadece İstanbul'da değil, dünyanın her yerinde farklı fuarlarda, farklı sektörlerde ürünlerini sergiliyorlar” dedi.</p>
<p>Denizli ihracatında 25 yıldır devam eden çeşitlenme süreci devam etmesi gerektiğini ifade eden Uğurşu, “Farklı sektörlerdeki ihracat yolculuğumuzu daha büyük adımlarla sürdürmeliyiz. Doğrusu, Automechanika fuarında gözlemlediğimiz Denizli'nin bu alanda da mesafe kat edebileceği olduğu. İhracat tablomuza, yeni yatırımlarla farklı renkleri de ilave etmek önceliğimiz olmalı. Ancak bu şekilde, ihracatçı kimliğimizi güçlendirebiliriz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-ihracatta-sektorel-cesitlenmeyi-basarmis-bir-kent-79897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/7/1280x720/denizli-ihracatta-sektorel-cesitlenmeyi-basarmis-bir-kent-1779456119.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, kentte ihracatın yalnızca tekstille sınırlı kalmadığını belirterek Hometex ve Automechanika fuarlarında Denizlili firmaların farklı sektörlerde güçlü şekilde yer aldığını söyledi. Uğurlu, ihracatın sürdürülebilir büyümesi için sektörel çeşitlenmenin ve yeni yatırımların önemine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/moda-girisimciligi-akademisi-sanayisi-sayesinde-13-kadinin-markalasma-yolculugu-baslayacak-79895</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Moda Girişimciliği Akademisi ile 13 kadının markalaşma yolculuğu başlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir’de kadın girişimciliğini ve yaratıcı üretimi desteklemek amacıyla hayata geçirilen "Moda Girişimciliği Akademisi" programı için tanışma ve tanıtım toplantısı düzenlendi. Programın kamu, sanayi, üniversite ve sivil toplum iş birliğinin güçlü bir örneğini ortaya koyduğu belirtildi.</p>
<p>İzmir Valiliği İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında seçilen 13 kadın kursiyer, eğitim sürecinin ardından kendi markalarını oluşturma yolunda ilk adımlarını atacak.</p>
<p>KEP Derneği ve Atölyesi’nin geliştirdiği programların, özellikle kadınların ekonomik hayata katılımını destekleme konusunda son derece değerli ve etkili bir rol üstlendiğine işaret eden Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, “Program kapsamında yer alan; kumaş ve malzeme bilgisi, kalıp ve kesim, baskı teknikleri ve ürün maliyetlendirme gibi eğitim başlıkları, Derneğimizin değerli temsilcileri tarafından yürütülmektedir. Bununla birlikte, kursiyerlere üyelerimizin işletmelerine düzenlenen ziyaretler aracılığıyla üretim süreçlerini yerinde gözlemleme ve kumaş bilgilerini pekiştirme imkânı sağlanmıştır” dedi.</p>
<p>Yoğun başvurular arasından titizlikle seçilen 13 kursiyerin, bu program sayesinde markalaşma yolunda önemli adımlar atacaklarına ve başarılı işlere imza atacaklarına yürekten inandıklarını vurgulayan Akçakaya, “Bu değerli iş birliğinde emeği geçen başta İzmir Valiliği Sosyal Etüt ve Proje Müdürlüğü’ne, KEP Derneğine, ev sahipliği ve iş birliği nedeniyle BEGOS Buca Ege Organize Sanayi Bölgesi’ne ve projede yer alan tüm paydaşlara teşekkür ediyor, programın ilham verici ve sürdürülebilir başarılar getirmesini diliyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>Çelenoğlu: Sosyal faydayı gözetiyoruz</strong></p>
<p>"Moda Girişimciliği Akademisi" programı olarak adlandırdıkları bu projenin yalnızca bir eğitim süreci değil, aynı zamanda sosyal faydayı üretimle buluşturan örnek bir iş birliği olduğunun altını çizen Buca Ege Organize Sanayi Bölgesi (BEGOS) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Barış Çelenoğlu, “Sanayi bölgeleri olarak bizler, sadece üretimin değil; aynı zamanda gelişimin, dönüşümün ve toplumsal katkının da merkezinde yer almak zorundayız. Bu bakış açısıyla, özellikle kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını destekleyen bu tür projeleri son derece kıymetli buluyoruz. 13 kursiyerin, burada edindikleri bilgi ve deneyimle kendi yolculuklarında güçlü adımlar atacaklarına ve gelecekte önemli başarılara imza atacaklarına inanıyorum” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/moda-girisimciligi-akademisi-sanayisi-sayesinde-13-kadinin-markalasma-yolculugu-baslayacak-79895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/5/1280x720/moda-girisimciligi-akademisi-sanayisi-sayesinde-13-kadinin-markalasma-yolculugu-baslayacak-1779454584.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir’de hayata geçirilen ‘Moda Girişimciliği Akademisi’ programı kapsamında seçilen 13 kadın kursiyer, moda sektörüne yönelik eğitimlerle kendi markalarını oluşturma yolunda ilk adımlarını atacak. Kamu, sanayi, üniversite ve sivil toplum iş birliğiyle yürütülen proje, kadınların ekonomik hayata katılımını güçlendirmeyi hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketiciyi-aldatan-reklamlara-122-milyon-lira-ceza-79894</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketiciyi aldatan reklamlara 122 milyon lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Reklam Kurulunun mayıs ayı toplantısında aldığı kararlara hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Toplantıda vatandaşları mağdur edici ticari fiiller, yanıltıcı reklamlar ve haksız rekabete sebebiyet veren uygulamalara ilişkin 156 dosyanın görüşülerek karara bağlandığı belirtilen açıklamada, bu dosyalardan 146'sının mevzuata aykırı bulunduğu ve yaklaşık 23 milyon lira idari para cezası uygulanmasına karar verildiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, ayrıca 17 reklam hakkında erişim engeli uygulanmasının kararlaştırıldığı ifade edilerek, yılın başından 14 Mayıs'a kadar olan dönemde Reklam Kurulunca uygulanan toplam para cezası tutarının 122 milyon lirayı aştığı vurgulandı.</p>
<p><strong>5G reklamları değerlendirildi</strong></p>
<p>Toplantının ana gündem konularından birini, "5G teknolojisi" olarak adlandırılan 5. nesil mobil haberleşme altyapısının Türkiye'de devreye girmesiyle yoğunlaşan reklam kampanyalarının oluşturduğu belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda, Reklam Kurulunca tüketicileri yanıltıcı nitelikte olduğu değerlendirilen 5G reklamlarına ilişkin olarak 3 işletmeci hakkında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir. Bununla birlikte, işletmecilerin sektördeki üstünlük iddiaları yakından takip edilmekte ve sektörel bazda yapılan incelemeler devam etmektedir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p><strong>Sirke ürünlerine yönelik yanıltıcı bilgiler için idari yaptırım</strong></p>
<p>Açıklamada, son zamanlarda elektronik pazaryerlerindeki soru-cevap alanlarının satıcılar tarafından sıklıkla yanıltıcı nitelikteki sağlık beyanları için kullanıldığına dikkati çekilerek, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Bu alanlarda tüketicilere iletilen endikasyon belirten ifadeler ile hastalıkların tedavisine ilişkin beyanlar Kurul tarafından titizlikle incelenmektedir. Bu kapsamda, elektronik pazaryerlerinde satışa sunulan ve kamuoyunda 'kadın sirkesi' veya 'sultan sirkesi' olarak bilinen sirke ürünlerine ilişkin soru-cevap alanlarında yer verilen yanıltıcı sağlık beyanları hakkında başlatılan incelemeler neticesinde 9 firmaya idari yaptırım uygulanmasına karar verilmiştir."</p>
<p><strong>Karanlık ticari tasarımlara da ceza</strong></p>
<p>Elektronik ticaretin yaygınlaşmasıyla, dijital ortamlarda tüketicilerin karar verme veya seçim yapma iradesini olumsuz etkileyen manipülatif arayüz tasarımları, seçenekler ya da ifadelerin kullanımının arttığına işaret edilen açıklamada, "Karanlık ticari tasarım olarak adlandırılan ve dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eden bu tür uygulamalar, haksız ticari uygulama olarak kabul edilmekte olup karanlık ticari tasarımlara ilişkin incelemeler Reklam Kurulu tarafından kararlılıkla sürdürülmektedir. Bu çerçevede, tüketicilerin karar verme veya seçim yapma iradesini olumsuz etkilemeye yönelik olarak ücretli bazı hizmetlerin önceden seçili şekilde tüketicilere sunulması nedeniyle bir firma hakkında idari para cezası verilmesine karar verilmiştir." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>Yasa dışı bahis reklamı yapan 16 sosyal medya hesabına erişim engeli</strong></p>
<p>Açıklamada, Kurulun yakından takip ettiği yasa dışı bahis ve kumar reklamları hakkında bu ay da incelemelere devam edildiği belirtilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Toplantıda, yasa dışı bahis ve kumar reklamı yaptığı ve vatandaşlarımızı çeşitli yasa dışı sitelere yönlendirdiği tespit edilen 16 sosyal medya hesabı hakkında erişim engeli kararı alınmıştır. Ticaret Bakanlığı olarak, tüketicilerimizin aldatıcı ve yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalara karşı korunması amacıyla çalışma ve denetimlerimizi aralıksız, etkin ve kararlı bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketiciyi-aldatan-reklamlara-122-milyon-lira-ceza-79894</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/5/1280x720/ticaret-bakanligi-1752063094.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 4,5 aylık dönemde aldatıcı reklam veya haksız ticari uygulamalar nedeniyle yaklaşık 122 milyon lira idari para cezası verilmesi kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-mayista-04-puan-artti-79893</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapasite kullanımı mayısta 0,4 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs ayına ait imalat sanayi kapasite kullanım oranı verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mayısta imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1966 iş yerinin İktisadi Yönelim Anketi’ne verdiği yanıtlar birleştirilerek değerlendirildi.</p>
<p>İmalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı, önceki aya göre 0,1 puan artarak yüzde 74,1 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı ise nisanda yüzde 73,8 seviyesindeyken, mayısta 0,4 puan artışla yüzde 74,2’ye çıktı.</p>
<p>Türkiye’de 2025 ve 2026 yıllarında aylar itibarıyla kapasite kullanım oranları (yüzde) şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Aylar/Yıl</td>
<td> </td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Ocak</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td>74,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Şubat</td>
<td> </td>
<td>74,5</td>
<td>73,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Mart</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td>73,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Nisan</td>
<td> </td>
<td>74,3</td>
<td>73,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Mayıs</td>
<td> </td>
<td>75,0</td>
<td>74,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Haziran</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Temmuz</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ağustos</td>
<td> </td>
<td>73,5</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Eylül</td>
<td> </td>
<td>74,0</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ekim</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Kasım</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Aralık</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-mayista-04-puan-artti-79893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/kapasite.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın mayıs verilerine göre, imalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı 0,4 puan artışla yüzde 74,2’ye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/istihdam-endeksi-ilk-ceyrekte-yuzde-12-artti-79892</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstihdam endeksi ilk çeyrekte yüzde 1,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ilk çeyreğine ait iş gücü girdi endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1,2 artış kaydetti. Alt sektörlerde endeks, sanayi sektöründe yüzde 3,2 azalırken, inşaat sektöründe yüzde 3,8, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 arttı.</p>
<p>İstihdam endeksi çeyreklik bazda ise yüzde 0,2 yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 0,6, inşaat sektöründe yüzde 0,3 gerilerken, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Çalışılan saat endeksinde azalış</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 azaldı. Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 5,1, inşaat sektöründe yüzde 4,8 azalırken, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı.</p>
<p>Çeyreklik bazda ise sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,7 azaldı. Alt sektörlere göre endeks, sanayi sektöründe yüzde 2, inşaat sektöründe yüzde 4,8 azalırken ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,8 arttı.</p>
<p><strong>Brüt ücret-maaş endeksi yükseldi</strong></p>
<p>Brüt ücret-maaş endeksi, ocak-mart döneminde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 37 yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde endeks sanayi sektöründe yüzde 34,7, inşaat sektöründe yüzde 33,5 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 39 artış kaydetti.</p>
<p>Brüt ücret-maaş endeksi çeyreklik bazda ise yüzde 10,3 artış kaydetti. Alt sektörlerde endekste, sanayi sektöründe yüzde 11,1, inşaat sektöründe yüzde 6,8 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 10,4 artış görüldü.</p>
<p><strong>Diğer endeksler</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik iş gücü maliyeti endeksi, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 41,4 arttı. Söz konusu endeks çeyreklik bazda ise yüzde 12,5 yükseldi.</p>
<p>Saatlik kazanç endeksi, ilk çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 39,4, bir önceki çeyreğe kıyasla da yüzde 11,1 artış gösterdi.</p>
<p>Saatlik kazanç dışı iş gücü maliyeti endeksi, yıllık bazda yüzde 51,4, çeyreklik bazda da yüzde 19,5 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/istihdam-endeksi-ilk-ceyrekte-yuzde-12-artti-79892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/istihdam.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ilk çeyrek verilerine göre istihdam endeksi, yıllık bazda yüzde 1,2, brüt ücret-maaş endeksi yüzde 37 yükselirken, çalışılan saat endeksi yüzde 1,7 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-nisanda-yuzde-284-artti-79891</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji ithalatı nisanda yüzde 28,4 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ile Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan geçici dış ticaret istatistikleri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, nisanda Türkiye'nin toplam ithalatı, 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 3,1 artarak 33 milyar 908 milyon 621 bin dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Bu tutarın 6 milyar 511 milyon 112 bin dolarlık kısmını, enerji ithalatı olarak özetlenen "mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar" oluşturdu.</p>
<p>Geçen yıl nisanda bu rakam, 5 milyar 71 milyon 708 bin dolar olarak kayıtlara geçmişti. Böylece enerji ithalatı tutarı yıllık bazda yüzde 28,4 arttı.</p>
<p>Bu dönemde ham petrol ithalatı ise yüzde 14,6 artarak 2 milyon 620 bin 645 tona yükseldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-nisanda-yuzde-284-artti-79891</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/8/1280x720/petrol-4-yil-sonra-ilk-kez-65-dolarin-altinda-1743769631.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının nisan verilerine göre, enerji ithalatı için ödenen tutar, yıllık bazda yüzde 28,4 artışla 6,5 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-24-puan-artti-79890</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 15:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel kesim güveni 2,4 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs ayına ait İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1966 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi.</p>
<p>Mayısta mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE-MA), bir önceki aya göre 2,4 puan artarak 101 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, genel gidişat, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki toplam istihdam, mevcut toplam sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, son üç aydaki toplam sipariş miktarı ve sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, mevcut mamul mal stokuna ilişkin değerlendirmeler ise endeks üzerinde azalış yönünde etkili oldu.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmamış Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) ise bir önceki aya göre 2,7 puan artarak 103,3 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde artış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre güçlendiği, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin ise artış bildirenler lehine döndüğü görüldü.</p>
<p><strong>ÜFE beklentisi yüzde 31,6’ya geriledi</strong></p>
<p>Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya göre zayıfladığı, mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin üstünde olduğunu bildirenler lehine olan seyrin ise bir önceki aya göre bir miktar güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve ihracat sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre güçlendiği, iç piyasa sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin ise zayıfladığı görüldü. Gelecek üç aydaki istihdam ve gelecek 12 aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin de güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir güçlenirken, gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir ise zayıfladı.</p>
<p>Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler de zayıfladı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönem sonu itibarıyla yıllık Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE) beklentisi bir önceki aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 31,6’ya geriledi.</p>
<p>İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişata ilişkin değerlendirmelerde, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyrin zayıfladığı görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-24-puan-artti-79890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-pmi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi, mayısta 2,4 puan artışla 101&#039;e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-tbnin-gida-ur-ge-projesine-en-iyi-cikis-yapan-ur-ge-odulu-79887</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa TB&#039;nin Gıda UR-GE Projesine &#039;En İyi Çıkış Yapan UR-GE&#039; ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen Responsible/Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi kapsamında, Bursa Ticaret Borsası'nın (Bursa TB) başarıyla sürdürdüğü Gıda UR-GE Projesi, yapılan değerlendirmeler sonucunda “En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi” ödülüne layık görüldü.</p>
<p>Bursa TB Meclis Başkan Yardımcısı Sabriye Şen, Meclis Üyeleri Mehmet Edemen, Mehmet Korkmaz ve Namık Turan ile Genel Sekreter Fehmi Yıldız’ın katıldığı törende, Bursa Ticaret Borsası adına ödülü; Genel Sekreter Fehmi Yıldız Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’ın elinden aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a104086b55db-1779449990.jpg" alt="" width="687" height="457" /></p>
<h2>“Bursa gıda sektörünü dünya ligine taşıyoruz”</h2>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, elde edilen ödülün, Borsa’nın ihracat odaklı vizyonunun ve üyelerine sunduğu desteklerin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Üreticinin ve sanayicinin rekabet gücünü küresel ölçekte artırmayı misyon edindiklerini vurgulayan Başkan Matlı, “Bursa Ticaret Borsası olarak, üyelerimizin küresel pazarlarda sürdürülebilir bir güç elde etmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz Gıda UR-GE projemiz; Dubai, Bükreş ve Sofya’nın ardından son olarak Uzak Doğu’nun en prestijli gıda organizasyonu olan FOODEX JAPAN Fuarı’nda Bursa’mızın yerel lezzetlerini dünya vitrinine taşıdı. Firmalarımızın dış pazarlara açılma kararlılığının ve projeyi yürüten ekibimizin özverili çalışmalarının Ticaret Bakanlığımız nezdinde “En İyi Çıkış Yapan UR-GE” ödülüyle takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olmasının yanında, doğru planlanmış bir vizyonun ve sahada karşılık bulan yoğun emeğin somut bir sonucudur” dedi. </p>
<h2>Başkan Matlı’dan ihracat ve rekabet gücü vurgusu</h2>
<p>Gelecek dönemde de Bursa’nın üretim ve ihracat potansiyeline katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerinin altını çizen Başkan Özer Matlı, “Küreselleşen dünya ekonomisinde yerel firmalarımızın rekabet gücünü artırmak, onları ihracatçı konuma getirmek ve mevcut pazarlarını çeşitlendirmek en temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde daha fazla firmamızı uluslararası pazarlara taşıyarak ihracat kapasitemizi çok daha yukarıya çıkarmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat olmak üzere, projemize aktif katılım sağlayan değerli üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak, ülkemizin hedeflerine ulaşmasında üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-tbnin-gida-ur-ge-projesine-en-iyi-cikis-yapan-ur-ge-odulu-79887</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/7/1280x720/bursa-tbnin-gida-ur-ge-projesine-en-iyi-cikis-yapan-ur-ge-odulu-1779450020.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi programında, “En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi” ödülü Bursa TB Gıda UR-GE Projesi’ne verildi. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, &quot;Firmalarımızın dış pazarlara açılma kararlılığının ve projeyi yürüten ekibimizin özverili çalışmalarının Ticaret Bakanlığımız nezdinde “En İyi Çıkış Yapan UR-GE” ödülüyle takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olmasının yanında, doğru planlanmış bir vizyonun ve sahada karşılık bulan yoğun emeğin somut bir sonucudur.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-ihracatin-yildizlari-odullerine-kavustu-79885</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 14:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa&#039;da ihracatın yıldızları ödüllerine kavuştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin üretim ve ihracat lokomotiflerinden Bursa’da, tarım ve gıda sektörlerinde faaliyet gösteren başarılı firmalar taçlandırıldı. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği (UMSMİB) ve Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB) tarafından düzenlenen ortak törende, 2025 yılının ihracat şampiyonları ile Altın, Gümüş ve Bronz kategorinde ödül alan firmalar ilan edildi. Kamu ve özel sektörün omuz omuza verdiği törende, Bursa’nın küresel krizleri fırsata çevirme kabiliyeti ve "güç birliği" vurgusu ön plana çıktı. Yaş Meyve Sebze Sektöründe İhracatın Yıldızı Marmarabirlik olurken, Meyve Sebze Mamulleri İhracatının şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. Törene, Bursa Vali Yardımcısı Salih Altun, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa Gümrük Müdürü Kemal Emiroğlu, Uludağ Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürü Mehmet Tuncay Bayraktar, Türkiye İhracatçılar Meclisi Yönetim Kurulu Üyesi Baran Çelik, UİB Koordinatör ve OİB Başkanı Kemal Yazıcı, UTİB Başkanı G. İhsan İpeker, UHKİB Başkanı Haluk Özkarakaşlı ve çok sayıda davetli katıldı.</p>
<h2>“Tarım sektörü zor bir süreçten geçiyor”</h2>
<p>UYMSİB Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Taner, tarım sektörünün zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, buna rağmen ihracat hedeflerini büyüttüklerini dile getirdi. 2025 yılında yaşanan don felaketinin tarımsal üretimde önemli kayıplara yol açtığını söyleyen Taner, birçok üründe rekoltenin normal seviyelerin altında kaldığını belirtti. Tüm olumsuzluklara rağmen birliğe bağlı ihracatçıların yaklaşık 186,5 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatı gerçekleştirdiğini aktaran Taner, son 10 yılda ihracat rakamlarının 150 ila 200 milyon dolar bandında değiştiğini ifade etti.</p>
<h2>“2026’da ihracat rekoru bekliyoruz”</h2>
<p>2026 yılına ilişkin beklentilerini paylaşan Taner, son dönemdeki yağışların bazı bölgelerde etkili olmasına rağmen genel anlamda yüksek rekolte beklendiğini kaydetti. Çekirdekli yaz meyveleri, kış meyveleri, narenciye ve zeytinde üretim artışı öngördüklerini belirten Taner, “Hem birlik olarak hem de Türkiye genelinde yaş meyve sebze ihracatında rekor kırılacak bir yıl olmasını umut ediyoruz” dedi. Birliğin 2026 yılı ihracat hedefinin 250 milyon dolar olduğunu açıklayan Taner, önümüzdeki dört yıl içinde ise 500 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşmayı amaçladıklarını dile getirdi. Nisan ayında gerçekleştirilen seçimlerin ardından göreve geldiklerini hatırlatan Taner, ilk etapta birlik üyeleriyle iletişimi güçlendirmeye yönelik çalışmalar yaptıklarını anlattı. </p>
<h2>“Meyve sebzeyi katma değerli ürünlere dönüştürüyoruz”</h2>
<p>UMSMİB Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu, ise yaptığı konuşmada sektörün mevcut durumu, ihracat rakamları ve beklentilere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meyve sebze mamulleri sektörünün yalnızca ürün satmadığını vurgulayan Kuşçulu, teknoloji ve inovasyonla katma değer ürettiklerini söyledi. Sektörü daha ileri taşımak için çalışmalarını sürdüreceklerini belirten Kuşçulu, üretim ve ihracat faaliyetlerine kararlılıkla devam ettiklerini ifade etti. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında 291 milyon dolarlık ihracata imza attığını kaydeden Kuşçulu, 2026 yılının ilk dört ayında ise yaklaşık 70 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini açıkladı. Nisan ayında elde edilen 17,7 milyon dolarlık ihracat rakamının küresel piyasalardaki tüm zorluklara rağmen sektörün üretim azmini ortaya koyduğunu dile getiren Kuşçulu, ihracatçıların zor şartlar altında üretmeye devam ettiğini söyledi.</p>
<h2>“43,3 milyar dolarlık ihracata ulaşıldı”</h2>
<p>Uludağ İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkanı Kemal Yazıcı da küresel ekonomik zorluklara rağmen ihracatçıların üretim ve ihracat kararlılığını sürdürdüğünü söyledi. Bursa’nın bereketli topraklarından çıkan ürünlerin dünyanın dört bir yanına ulaştırıldığını belirten Yazıcı, ihracatçıların ülke ekonomisi için büyük önem taşıdığını vurguladı. Uludağ İhracatçı Birlikleri bünyesinde tekstil, hazır giyim, meyve sebze mamulleri ve yaş meyve sebze sektörlerinin yer aldığını ifade eden Yazıcı, birliklerin 2025 yılında toplam 43,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu rakamın bir önceki yıla göre yüzde 12 artış anlamına geldiğini kaydeden Yazıcı, 2026 yılının Ocak-Nisan döneminde ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla 14,4 milyar dolarlık ihracata ulaşıldığını söyledi. </p>
<h2>“Bursa dünya pazarlarında güçlü şekilde yer alıyor”</h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın sanayi, tarım, gıda, turizm ve hizmet sektörlerinde güçlü bir potansiyele sahip olduğunu belirterek, kentin ihracat performansıyla dünya ölçeğinde dikkat çektiğini söyledi. Uludağ Yaş Meyve Sebze ile Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği organizasyonda konuşan Burkay, iki birlik başkanına da teşekkür etti. Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin otomotivden tekstile, konfeksiyondan yaş meyve sebze ve mamul sektörüne kadar birçok alanı kapsayan güçlü bir yapı olduğunu ifade eden Burkay, toplam 43,5 milyar dolarlık ihracat hacmiyle önemli bir ekonomik güç oluşturduklarını dile getirdi. Bursa’nın yalnızca bir sanayi ya da tarım kenti olarak değerlendirilemeyeceğini belirten Burkay, “Bursa’da sanayi de var, tarım da var, turizm de var, hizmet sektörü de var” dedi. </p>
<h2>“Bursa, Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezi”</h2>
<p>Kentin sahip olduğu çok yönlü ekonomik yapının en önemli göstergelerinden birinin Uludağ İhracatçı Birlikleri olduğunu kaydeden Burkay, Bursa’nın ihracat performansının birçok ülkeyi geride bıraktığını ifade etti. Burkay, Bursa’nın dış ticaret hacmi açısından Birleşmiş Milletlere bağlı 124 ülkenin üzerinde performans sergilediğini belirterek, bunun arkasında güçlü girişimcilik kültürü bulunduğunu söyledi. Bursa iş dünyasının üretim gücü, kalite anlayışı ve markalaşma başarısıyla küresel pazarlarda güçlü bir konuma ulaştığını vurgulayan Burkay, kentin ekonomik gücünü önümüzdeki dönemde de sürdüreceğini dile getirdi. Sanayi, tarım, gıda, turizm ve hizmet sektörlerinin birlikte gelişmesinin Bursa’yı Türkiye’nin en önemli ekonomik merkezlerinden biri haline getirdiğini kaydeden Burkay, rekabetçi yapının korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. BTSO olarak ihracatçı firmaların küresel rekabet gücünü artıracak çalışmalara öncülük ettiklerini söyleyen Burkay, bugüne kadar 47 UR-GE projesini hayata geçirdiklerini açıkladı. </p>
<h2>“İhracatın Yıldızları ödüllerine kavuştu”</h2>
<p>Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından organize edilen “İhracatın Yıldızları” Ödül Töreni'nde, sektörlerinde en yüksek performans gösteren başarılı ihracatçı firmalar altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç farklı kategoride ödüllendirildi. Törende Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği ihracat ile ihracat rekoru kıran Marmara Birlik ödüle layık görüldü. Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin 2025 yılı ihracat şampiyonu ise Penguen Gıda oldu. Firma yetkililerine ödülleri alkışlar eşliğinde teslim edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-ihracatin-yildizlari-odullerine-kavustu-79885</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/5/1280x720/bursada-ihracatin-yildizlari-odullerine-kavustu-1779449464.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği ve Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği tarafından organize edilen “İhracatın Yıldızları” Ödül Töreni&#039;nde, sektörlerinde en yüksek performans gösteren başarılı ihracatçı firmalar altın, gümüş ve bronz olmak üzere üç farklı kategoride ödüllendirildi. Gecede 2025 yılında ihracat rekoru kıran Marmara Birlik ve Penguen Gıda’ya İhracatın Altın Yıldızları Ödülü verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yapi-ruhsati-verilen-bina-sayisi-ilk-ceyrekte-yuzde-196-artti-79882</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı ruhsatı verilen bina sayısı ilk çeyrekte yüzde 19,6 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Ocak-Mart 2026 dönemine ait yapı izin istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu dönemde yıllık bazda yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 19,6, daire sayısı yüzde 37 ve yüz ölçüm yüzde 26,1 arttı.</p>
<p>Yapı ruhsatı alan toplam yüz ölçümün yüzde 72,8'i belediyeler, yüzde 27,2'si ise diğer yetkili idarelerce verildi.</p>
<p>Bu dönemde yapı ruhsatı verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüz ölçüme 30,9 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bunu 4,8 milyon metrekareyle sanayi binaları ve depolar izledi.</p>
<p><strong>Yapı kullanma izin belgesi</strong></p>
<p>Yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı, 2025 yılının aynı çeyreğine göre yüzde 4,8, daire sayısı yüzde 10,1 ve yüz ölçüm yüzde 3,5 yükseldi.</p>
<p>Yapı kullanma izin belgesi alan toplam yüz ölçümün yüzde 82,6'sı belediyeler, yüzde 17,4'ü ise diğer yetkili idarelerce verildi.</p>
<p>Aynı dönemde yapı kullanma izin belgesi verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüz ölçümüne 22,3 milyon metrekare ile iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. ​​​​​​​Bunu 3,9 milyon metrekareyle sanayi binaları ve depolar izledi.</p>
<p><strong>Takvim etkilerinden arındırılmış yapı ruhsatı verileri</strong></p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, söz konusu çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 20,2, daire sayısı yüzde 37,1 ve yüz ölçüm yüzde 26,5 arttı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise bir önceki çeyreğe göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 0,3 azalırken, daire sayısı yüzde 2,3 ve yüz ölçüm yüzde 2,7 arttı.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seride, söz konusu çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 6,2, daire sayısı yüzde 12 ve yüz ölçüm yüzde 4,5 artış kaydetti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise bir önceki çeyreğe kıyasla yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 1,4 ve yüz ölçüm yüzde 5,6 azalırken daire sayısı aynı kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yapi-ruhsati-verilen-bina-sayisi-ilk-ceyrekte-yuzde-196-artti-79882</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/bina-konut-yapi-ruhsati.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ilk çeyrek verilerine göre, yapı ruhsatı verilen bina sayısı, yıllık bazda yüzde 19,6 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-martta-eksi-3608-milyar-dolar-79881</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net UYP martta eksi 360,8 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart 2026 dönemine ait Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mart ayı itibarıyla Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, bir önceki çeyreğe göre yüzde 4,4 azalışla 395 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 1,4 artışla 755,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Rezerv varlıklar, 33,2 milyar dolar azalarak 150,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Varlık kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 3,8 artarak 78 milyar dolar, portföy yatırımları yüzde 51,9 artarak 10,2 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi ise yüzde 6,1 artarak 156 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları, yüzde 19,9 artarak 52,7 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin sahipliğindeki yatırım fonu büyüklüğü, 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla 4,8 milyar dolar oldu. Portföy yatırımları alt kalemlerinden Genel Yönetimin DİBS yükümlülükleri, bir önceki çeyreğe göre yüzde 20,1 azalarak 14,6 milyar dolar olarak kaydedildi.</p>
<p>Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki çeyreğe göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 5,2 artışla 212,7 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Portföy yatırımları kalemi, yüzde 0,1 azalarak 142,3 milyar dolar ve diğer yatırımlar kalemi yüzde 0,1 azalarak 400,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin sahipliğinde olan yurt içi yatırım fonu paylarından kaynaklanan yükümlülükler, 2022 yılının ilk çeyreğinden itibaren istatistiklere yansıtılmaya başlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-martta-eksi-3608-milyar-dolar-79881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/8/1280x720/dolar-para-1766032604.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin mart verilerine göre Türkiye&#039;nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu eksi 360,8 milyar dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/brut-dis-borc-ilk-ceyrekte-5185-milyar-dolara-geriledi-79880</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 13:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Brüt dış borç ilk çeyrekte 518,5 milyar dolara geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ocak-Mart 2026 dönemine ait "Türkiye Dış Borç İstatistikleri"ni yayınladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin toplam brüt dış borç stoku, yılın ilk çeyreğinde, bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolara indi.</p>
<p>Aynı dönemde kısa vadeli dış borçlar yüzde 0,5 azalarak 166,6 milyar dolara, uzun vadeli dış borçlar ise yüzde 0,3 azalışla 351,9 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Alt sektörler itibarıyla bir önceki çeyreğe kıyasla, kamu sektörü borcu yüzde 3,3 azalarak 192,2 milyar dolar, özel sektör borcu yüzde 1,8 artarak 302,1 milyar dolar oldu.</p>
<p>TCMB'nin dış yükümlülükleri ise yüzde 2,9 azalışla 24,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Dış borç stokunun enstrüman dağılımında en büyük payın yüzde 46,1 ile kredilere ait olduğu görülüyor. Kredileri yüzde 19,1 ile borç senetleri, yüzde 17,5 ile ticari krediler ve diğer yükümlülükler izliyor.</p>
<p>Para birimi dağılımı bakımından ise dış borcun yüzde 48,7'sini dolar, yüzde 29,5'ini avro, yüzde 11,7'sini Türk lirası ve yüzde 10,2'sini diğer para birimleri oluşturuyor.</p>
<p>Kredi ve borç senetlerinin ödeme projeksiyonlarına göre, anapara geri ödemelerinin 24 ay ve üzeri vadede yoğunlaştığı görülüyor.</p>
<p>Buna karşılık 13-24 ay aralığında anapara geri ödemeleri görece sınırlı kalırken, kısa vadede (0-12 ay) daha çok özel sektör kredilerinden kaynaklanan ödeme profili öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/brut-dis-borc-ilk-ceyrekte-5185-milyar-dolara-geriledi-79880</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/borclanmaya-tek-adres-tahvil-1740949955.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ilk çeyrek verilerine göre, toplam brüt dış borç, önceki çeyreğe kıyasla yüzde 0,4 azalarak 518,5 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-konuttan-650-milyon-dolar-sukuk-ihraci-79875</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 12:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Konut&#039;tan 650 milyon dolarlık sukuk ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Emlak Konut GYO'nun, uluslararası sermaye piyasalarındaki ilk sukuk ihracını başarıyla tamamlayarak küresel yatırımcıların yoğun ilgisiyle önemli bir finansman başarısına imza attığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, 5 yıl vadeli ve ABD doları cinsi gerçekleştirilen ihraç, uluslararası yatırımcıların Türkiye ekonomisine ve Emlak Konut’un güçlü finansal yapısına duyduğu güveni bir kez daha teyit etti.</p>
<p>Açıklamada şu ifadeler kullanıldı: "Başlangıçta hedeflenen tutarın yaklaşık 3,8 katına ulaşan ve 1 milyar 850 milyon doların üzerinde talep gören sukuk ihracı kapsamında, gelen güçlü yatırımcı ilgisi doğrultusunda ihraç büyüklüğü hedeflenen tavan seviye olan 650 milyon dolar olarak gerçekleşirken ihraca 100’e yakın nitelikli kurumsal uluslararası yatırımcı katıldı. Sukuk ihracına başta Körfez bölgesi ve İngiltere olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden yoğun yatırımcı katılımı gerçekleşti. Tahsisatın yüzde 49’u Körfez ve Orta Doğu bölgesindeki yatırımcılara, yüzde 40’ı İngiltere’ye, yüzde 7’si Avrupa’ya, kalan bölümü ise Asya, ABD offshore piyasaları ve diğer uluslararası yatırımcılara yapıldı. Yatırımcı profilinin büyük bölümünü ise uluslararası fon yönetim şirketleri, varlık yönetim kuruluşları ve bankalar oluşturdu. Bu dağılım, Emlak Konut’un uluslararası yatırımcılar tarafından yakından takip edilen ve güven duyulan bir marka olduğunu ortaya koydu. Yüzde 7,75 nihai getiri oranıyla sonuçlanan işlem, güçlü talep sayesinde maliyet optimizasyonunun başarıyla yönetildiğini ortaya koyarken, Emlak Konut’un uluslararası piyasalardaki kredibilitesini de önemli ölçüde güçlendirdi. Küresel piyasalarda dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde elde edilen bu sonuç, yatırımcıların hem şirketin güçlü finansal yapısına hem de Türkiye ekonomisinin uzun vadeli potansiyeline duyduğu güveni bir kez daha ortaya koydu. Uluslararası yatırımcıların yoğun ilgisi, şirketin finansal performansına ve geleceğe yönelik büyüme stratejilerine duyulan güvenin önemli bir göstergesi olarak değerlendirildi."</p>
<p>Uluslararası sukuk ihracında Müşterek Küresel Koordinatörlük görevini HSBC Bank plc ve Emirates NBD Bank PJSC üstlenirken; Arab Banking Corporation (B.S.C.), Abu Dhabi Islamic Bank, Arqaam Capital Limited, Dubai Islamic Bank PJSC, KFH Capital Investment Company K.S.C.C., Sharjah Islamic Bank PJSC ve Warba Bank K.S.C.P. ise Müşterek Lider Düzenleyici olarak görev aldı.</p>
<p>Açıklamanın devamında, "200 milyar TL’yi aşan net aktif değeri, güçlü arsa portföyü ve sürdürülebilir gelir yapısıyla Emlak Konut, uluslararası yatırımcıların yakından takip ettiği kurumlar arasındaki yerini güçlendirdi. Haziran ayının ilk haftasında şirket hesaplarına aktarılması planlanan ihraç gelirleriyle birlikte Emlak Konut, finansman kaynaklarını çeşitlendirmeyi, uzun vadeli uluslararası yatırımcı tabanını güçlendirmeyi ve büyük ölçekli projelerine alternatif finansman kaynakları sağlamayı sürdürecek." denildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-konuttan-650-milyon-dolar-sukuk-ihraci-79875</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Konut GYO’nun ilk uluslararası sukuk ihracını 650 milyon dolarla tamamlandığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-nisanda-298-azaldi-79873</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı nisanda yüzde 29,8 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan Nisan 2026 dönemine ait geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 22,3 artışla 25 milyar 408 milyon dolar, ithalat yüzde 3,1 yükselişle 33 milyar 909 milyon dolar oldu.</p>
<p>Dış ticaret açığı, nisanda yıllık bazda yüzde 29,8 azalarak, 12 milyar 112 milyon dolardan 8 milyar 500 milyon dolara geriledi.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Nisan 2025'te yüzde 63,2 iken, geçen ay yüzde 74,9'a yükseldi.</p>
<p><strong>Ocak-nisan döneminde dış ticaret açığı yüzde 7,3 arttı</strong></p>
<p>Ocak-nisanda ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artarak 88 milyar 665 milyon dolar, ithalat yüzde 4,3 yükselişle 125 milyar 803 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 7,3 artışla 34 milyar 599 milyon dolardan 37 milyar 137 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Nisan 2025 döneminde yüzde 71,3 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 70,5'e geriledi.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 23,6 artarak, 19 milyar 228 milyon dolardan 23 milyar 760 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, söz konusu ayda yüzde 3,3 artışla, 25 milyar 418 milyon dolardan 26 milyar 245 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, nisanda 2 milyar 486 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi, yüzde 12 yükselişle 50 milyar 5 milyon dolar oldu.</p>
<p>Söz konusu ayda, enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 90,5 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 94,2</strong></p>
<p>Ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta nisanda imalat sanayisinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 oldu.</p>
<p>Bu yılın ocak-nisan döneminde, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 93,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,9, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta nisanda ara mallarının payı yüzde 71,1, sermaye mallarının payı yüzde 13,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,7 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın ilk 4 ayında ara mallarının payı yüzde 71,3, sermaye mallarının payı yüzde 14 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,2 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Nisanda, ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı, 2 milyar 113 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 591 milyon dolarla ABD, 1 milyar 453 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 357 milyon dolarla İtalya, 1 milyar 39 milyon dolarla İspanya izledi. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,7'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde de ihracatta ilk sırayı, 7 milyar 564 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, sırasıyla 5 milyar 427 milyon dolarla ABD, 5 milyar 397 milyon dolarla Birleşik Krallık, 4 milyar 745 milyon dolarla İtalya ve 3 milyar 720 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,3'üne karşılık geldi.</p>
<p>Nisanda, ithalatta ilk sıra Çin'in oldu. Çin'den yapılan ithalatın tutarı 4 milyar 476 milyon dolar olarak hesaplanırken, bu ülkeyi 4 milyar 425 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 361 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 850 milyon dolarla ABD, 1 milyar 342 milyon dolarla İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,6'sını oluşturdu.</p>
<p>Ocak-nisan dönemindeki ithalatta da ilk sırada, 17 milyar 643 milyon dolarla Çin yer buldu. Bu ülkeyi, 13 milyar 512 milyon dolarla Rusya, 8 milyar 980 milyon dolarla Almanya, 6 milyar 531 milyon dolarla ABD, 5 milyar 541 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5'i olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, nisanda bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 11,6 artarken, ithalat yüzde 3,5 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 18,5 artarken, ithalat yüzde 0,4 düşüş gösterdi.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Nisanda bu sınıflamaya göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,2 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı, yüzde 3,6 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde ISIC Rev.4'e göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,6, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4'ü buldu.</p>
<p>Nisanda imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı, yüzde 78,5 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı, yüzde 11,7 olarak kaydedildi.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,5, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 12 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise nisanda ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 23,5 artarak 23 milyar 287 milyon dolara, ithalat ise yüzde 5,8 artarak 32 milyar 239 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Nisanda dış ticaret açığı, yüzde 22,9 azalarak 11 milyar 614 milyon dolardan 8 milyar 952 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Nisan 2025'te yüzde 61,9 iken, bu yılın aynı ayında yüzde 72,2'ye yükseldi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 3,9 artarak 81 milyar 309 milyon dolar, ithalat yüzde 5,2 yükselerek 119 milyar 194 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde, dış ticaret açığı yüzde 8,2 artarak 35 milyar 27 milyon dolardan 37 milyar 886 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Nisan 2025'te yüzde 69,1 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 68,2'ye düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-nisanda-298-azaldi-79873</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/03/ihracat-dis-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının ortak verilerine göre ihracat, nisanda geçen yılına kıyasla yüzde 22,3 artışla 25,4 milyar, ithalatı ise yüzde 3,1 yükselerek 33,9 milyar dolara çıktı. Bu dönemde dış ticaret açığı, yıllık bazda yüzde 29,8 azalışla 8,5 milyar dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ekonomisi-soklara-karsi-onemli-olcude-direncli-79871</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye ekonomisi şoklara karşı önemli ölçüde dirençli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal İstikrar Komitesi, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek başkanlığında toplandı.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığından yapılan açıklamaya göre toplantıda, yurt içi ve dışı gelişmelerin finansal piyasalara muhtemel etkileri ve alınabilecek tedbirlerin kapsamlı şekilde ele alındı.</p>
<p>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eş güdüm içinde atılması kararlaştırılmıştır. Komite, tüm gelişmeleri anlık ve yakından izlemeye devam edecektir."</p>
<p>[post-79802]</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ekonomisi-soklara-karsi-onemli-olcude-direncli-79871</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/1/1280x720/fik-1779439996.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finansal İstikrar Komitesi toplantısının ardından yapılan açıklamada, &quot;Komite, Türkiye ekonomisinin sağlıklı politika çerçevesi ve güçlü sermaye tamponları sayesinde şoklara karşı önemli ölçüde dirençli olduğunu değerlendirmiştir. Makrofinansal istikrarın korunması, dezenflasyon sürecinin kesintisiz devamı ve finansal sistemin sağlıklı işleyişi için gerekli tüm adımların tam bir eş güdüm içinde atılması kararlaştırılmıştır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yillik-enflasyon-beklentisi-artti-reel-sektor-ve-hane-halkinin-geriledi-79870</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın yıllık enflasyon beklentisi arttı, reel sektör ve hane halkının geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mayıs 2026'ya ait "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, mayısta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 0,43 puan artarak yüzde 23,82 seviyesine yükselirken, reel sektör için 0,60 puan azalarak yüzde 33,10 seviyesine, hane halkı için 2,05 puan azalarak yüzde 49,51 seviyesine geriledi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı geçen aya göre 1,03 puan artarak yüzde 15,60 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>Hane halkına göre en çok artış gıdada</strong></p>
<p>TCMB, 3 bin 89 hane halkı tarafından yanıtlanan mayıs ayı "Hanehalkı Beklenti Anketi" verilerini yayınladı.</p>
<p>Hane halkının son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ayda fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün ve hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu.</p>
<p>Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı, bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 40,9’a çıktı.</p>
<p>Gelecek 12 ay sonuna ilişkin konut fiyat artışı beklentisi bir önceki aya göre 1,28 puan azalarak yüzde 33,95’e geriledi. Aynı döneme ilişkin dolar kuru beklentisi ise bir önceki aya göre 0,41 lira artarak 52,53 lira oldu.</p>
<p>Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyenlerin oranı bir önceki aya göre 0,5 puan azalarak yüzde 48,3'e düştü. İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyenlerin oranı ise 0,2 puan azalarak yüzde 33,2 oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yillik-enflasyon-beklentisi-artti-reel-sektor-ve-hane-halkinin-geriledi-79870</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/3/1280x720/enflasyon-alisveris-market-1741332569.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre, mayısta 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya kıyasla, piyasa katılımcıları için 0,43 puan artarken, reel sektör için 0,60, hane halkı için de 2,05 puan azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nisanda-kapanan-sirket-sayisi-ise-yuzde-705-artti-79869</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nisanda kapanan şirket sayısı yüzde 70,5 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Nisan 2026 dönemine ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, nisanda kurulan şirket sayısı mart ayına kıyasla yüzde 29,5 artışla 8 bin 379'dan 10 bin 853'e yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 70,5 artarak 3 bin 85'e yükseldi. Martta 1809 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Nisanda kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 43, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 19,6 arttı.</p>
<p><strong>Kapanan kooperatif sayısı yüzde 71,1 arttı</strong></p>
<p>nisanda bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 9,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 23 artış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 8, kooperatif sayısı yüzde 71,1 arttı.</p>
<p>Nisanda geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 43, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 33,4 artış gösterirken, kooperatif sayısı yüzde 1,6 azaldı. Bu dönemde kapanan şirket sayısında yüzde 19,6, kooperatif sayısında yüzde 37,5, gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 83,8 artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Şirketlerin yüzde 36,3'ü İstanbul'da faaliyete geçti</strong></p>
<p>Nisanda Ardahan'da şirket kurulmadı. Söz konusu ayda kurulan toplam 10 bin 853 şirketin 1017'sinin anonim şirket, 9 bin 835'inin limitet şirket olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 36,3'ünün İstanbul, yüzde 10,2'sinin Ankara, yüzde 5,6'sının İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Bu yıl ocak-nisan döneminde toplam 40 bin 288 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan toplam 35 bin 968 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 74,1'ini, 3 bin 810 anonim şirket ise yüzde 25,9'unu oluşturdu. Nisanda kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, mart ayına göre yüzde 4,7 artış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin 3 bin 838'i toptan ve perakende ticaret, 1624'ü inşaat ve 1331'i imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 784'ü inşaat, 319'u toptan ve perakende ticaret, 112'si imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Nisanda kapanan şirket ve kooperatiflerin 1121'inin toptan ve perakende ticaret, 451'inin imalat ve 282'sinin inşaat sektöründe olduğu kayıtlara geçti.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 613'ünün toptan ve perakende ticaret, 398'inin inşaat, 238'inin ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Nisanda 127 kooperatif kurulurken bunların 83'ü konut yapı, 25'i işletme, 8'i tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 1285 yabancı ortak sermayeli şirketin 785'i Suriye, 41'i İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 83'ü anonim, 1202'si limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Söz konusu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 82,8'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 662'sinin uzmanlaşmamış toptan ticaret, 360'ının ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 179'unun uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 14,6'sı kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı anonim şirketlerde yüzde 14,6, limitet şirketlerde yüzde 16,9, kooperatiflerde yüzde 29,5 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 12,8'i kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Nisanda kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 30,4'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 32,8'inin 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 29,4'ünün 35-44 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 29,4'ü de 35-44 yaş girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p><strong>4 ayda 39 bin 779 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-nisan döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,1 artışla 39 bin 779'a yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 0,8 azalışla 8 bin 119'a geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nisanda-kapanan-sirket-sayisi-ise-yuzde-705-artti-79869</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sirket.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un nisan verilerine göre kurulan şirket sayısı, aylık yüzde 29,5 artışla 10 bin 853, kapanan şirket sayısı ise yüzde 70,5 artarak 3 bin 85 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-sanayi-karbonsuzlasma-yatirim-platformu-kuruldu-79868</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu kuruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından kritik önemdeki sektörlerin yüksek ölçekli yatırım ihtiyacının finansmanı amacıyla Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu oluşturuldu.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasını taşıyan genelge, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Genelgede, küresel üretim ve tedarik zincirlerindeki dönüşümler, artan sera gazı emisyonlarını azaltmaya yönelik küresel hedefler ve imalat sanayisindeki teknolojik ilerlemelerin, ihracat odaklı büyüme modelini sürdüren Türk sanayisinin rekabet gücünü koruyabilmesi için düşük karbonlu ve sürdürülebilir üretim süreçlerine geçişini zorunlu kıldığı bildirildi.</p>
<p>Bu dönüşümle, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi kapsamında sunduğu ve 2035'e yönelik hedefleri içeren İkinci Ulusal Katkı Beyanı ile uyumlu olarak, sanayi sektöründe sera gazı emisyonlarının azaltılması ve uzun vadeli düşük emisyonlu kalkınma hedeflerinin gerçekleştirilmesinin amaçlandığı aktarılan genelgede, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"'2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi' kapsamında, ülkemiz sanayisinin rekabet gücünün korunarak, uzun vadeli dönüşümüne ilişkin temel politika öncelikleri belirlenmiş, Avrupa Yeşil Mutabakatı'na ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'na uyumlu düzenlemelerle sanayide sera gazı emisyonlarının azaltılması hedeflenmiştir. Bu doğrultuda, sanayi işletmelerinde düşük karbonlu üretim ve döngüsel ekonomi ilkelerinin benimsenmesi, destek mekanizmalarının çeşitlendirilmesi ve yeşil teknolojilere yönelik yatırımların teşvik edilmesi ana hedefler olarak tespit edilmiştir. Mezkur strateji ile ülkemiz sanayisinin uzun vadeli dönüşümüne ilişkin temel politika öncelikleri yanında, küresel işbirliği mekanizmaları da belirlenmiş, uluslararası finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve yaygınlaştırılması hedeflenmiştir."</p>
<p>Genelgede, Türkiye'nin ihracatında önemli yer tutan ve sera gazı emisyonlarının azaltılması açısından kritik öneme sahip sektörlerde tespit edilen yüksek ölçekli yatırım ihtiyacının finansmanı ve bu yatırımları destekleyecek kurumsal kapasitenin geliştirilmesi amacıyla Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası ve Uluslararası Finans Kurumu işbirliğinde, "Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu" oluşturulduğu belirtildi.</p>
<p>Platformun, sanayiye ilişkin azaltım hedefleriyle uyumlu olarak azaltımın teknik ve finansal açıdan güç olduğu sanayi tesislerinde gerçekleştirilecek dönüşüm yatırımları yoluyla, bu hedeflerin sayısallaştırılmasına ve uluslararası taahhütlerinin yerine getirilmesine önemli katkı sunacağı vurgulanan genelgede, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu, enerji yoğun sektörlerde sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yatırımlarına hem proje geliştirme hem de finansman desteği sağlayacaktır. Sanayinin karbonsuzlaşmasına yönelik faaliyetlerin kamu, özel sektör ve sivil toplum işbirliği ile ülkemizin uluslararası yükümlülükleri, kalkınma öncelikleri ve rekabet gücü gözetilerek, sürdürülebilir ve kapsayıcı bir yaklaşımla yürütülmesi esastır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-sanayi-karbonsuzlasma-yatirim-platformu-kuruldu-79868</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji yoğun sektörlerde sürdürülebilirlik odaklı dönüşüm yatırımlarına, proje geliştirme ve finansman desteği sağlayacağı belirtilen Türkiye Sanayi Karbonsuzlaşma Yatırım Platformu kuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gorevden-alma-ve-atama-kararlari-resmi-gazetede-79867</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görevden alma ve atama kararları Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Görevden alma ve atama kararları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor görevinden alınırken yerine Çağlar Tabak atandı.</p>
<p>Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığında (KOSGEB) açık bulunan başkan yardımcılıklarına Selim Serkan Ercan ve İmran Gezinti, 1. Hukuk Müşavirliğine ise Mustafa Genç getirildi.</p>
<p>Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğünde açık bulunan Mersin Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Ali Kağanoğlu, Diyarbakır Pazarlama Bölge Müdürlüğüne Fatma Musluoğlu'nun atamaları yapıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gorevden-alma-ve-atama-kararlari-resmi-gazetede-79867</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Murat Baştor görevinden alınarak yerine Çağlar Tabak getirildi. KOSGEB başkan yardımcılıklarına Selim Serkan Ercan ve İmran Gezinti atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fotr-sapkanin-dusundurdukleri-ve-tobbun-kuresel-sayginligi-79866</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fötr şapkanın düşündürdükleri ve TOBB’un küresel saygınlığı…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Hakan Atis</strong></p>
<p><a href="mailto:info@hakanatis.com">info@hakanatis.com</a></p>
<p>Kalabalığın toplandığı meydanda öğle saatlerinde artan heyecan seçim otobüsünün üstüne çıkan parti görevlisi tarafından sallanan fötr şapka ile doruğa çıkmıştı.  Şaşırtıcı görünen bu durum aslında doğaldı.  Çünkü, sıradan bir aksesuar değildi! Sahibiyle özdeşleşmiş ve onun sembolü haline gelmişti. Bugün gibi hatırlıyorum… Türkiye, 20 Ekim 1991 tarihinde yapılacak genel seçime kilitlenmişti. Siyasetin tansiyonu hayli yükselmiş, liderlerin miting performanslarına bakılarak yurt genelinde siyasi toto oynanmaya başlamıştı.  Sözünü ettiğim şapkanın sembolize ettiği değerler ise koşar adım iktidara yürüyordu. Gazeteci olarak izlediğim mitinglerde ve halkla yaptığım sohbetlerde bunu net biçimde görüyordum. Yazımın girişinde sözünü ettiğim gün, Aydın’ın nüktedan insanları ‘Baba bizi unuttu galiba’ diye aralarında şakalaşıyor, bazıları da pes edip alandan ayrılıyordu.  Hal böyle olunca parti örgütünün telefonları susmak bilmiyor, yetkililer DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel’in ne zaman geleceğini öğrenmeye çalışıyordu. Seçim otobüsünde cam kenarında bir koltuğa oturup meydanı gözleyen genç gazeteci ise Türk siyasetinin ‘Baba’ lakaplı liderinin fazla gecikmeyeceğinden emindi.  12 Eylül 1980 darbesinden sonra Ege’yi kazanılması gereken kale gibi gören tecrübeli siyasetçinin İTÜ yıllarında pekişen mühendis dakikliği ile hareket ettiğini ve zamanı iyi değerlendirdiğini biliyordu.  </p>
<p>PRATİK ÇÖZÜM</p>
<p>Ancak, parti yetkilileri  ‘ilgi canlı tutulmazsa seçmenler meydandan uzaklaşır’’ gerçeğini iyi bildikleri için telaş içindeydi. Ayak üstü kulisler, coşkulu anonslar, ilçe ve il başkanlarının konuşmaları da beklenen heyecan dalgasını yaratmaktan uzaktı. İşte böyle bir anda Doğru Yol Partisi kurmaylarının imdadına ünlü fötr şapka yetişti… Seçim otobüsünün üstüne çıkan merdivenin başında yer tutmuş Süleyman Demirel’in gelişini bekliyordum. Derken partinin anonslarını yapan görevli tarafından ünlü fötr şapkanın meydana doğru coşkuyla sallandığını gördüm. İşte o an deyim yerinde ise kıyamet koptu. İlgi bir anda doruğa çıkmıştı. Bir süre sonra da beklenen konuk alana giriş yaptı.</p>
<p>Politika satrancının usta ismi Süleyman Demirel, konuşmasına başlayınca alanda hissedilen coşkuyu dün gibi hatırlıyorum. Genç bir siyaset muhabiri olarak yaşadığım deneyimi hayatım boyunca unutmadım. Çünkü, itibarın, zekanın, vizyonun, liderliğin ne demek olduğunu gösteren tarihi bir örneğe tanık olmuştum.  Sadece şapkası bile binlerce kişiyi adeta hipnotize eden, coşkulandıran, saatlerce ayakta bekleten Ispartalı adamın sırrı neydi? Bu sorunun yanıtını o gün buldum...</p>
<p>İşin sırrı itibar, güven, vizyon ve liderlikte saklıydı. Saygı ve rahmetle andığım Demirel de bunların her birini sahaya yansıtan usta bir oyuncu gibiydi. Değerli okurlar, uzun meslek yaşantımda izlemediğim, görüşmediğim, söyleşi yapmadığım lider kalmadı diyebilirim… Örneğin, Recep Tayyip Erdoğan’ın sonuç odaklı liderliğini ve karizmasını, Bülent Ecevit’in halka yakın duruşunu, Necmettin Erbakan’ın nüktedanlığını, Alparslan Türkeş’in sezgisel analizlerini, Turgut Özal’ın öfkesini unutmayışını, Tansu Çiller’in devlet kurallarına soğuk bakışını, Mesut Yılmaz’ın Karadeniz gibi kendine has oluşunu, Deniz Baykal’ın kafasının arkasında başka planlarla dolaştığını çok gördüm.</p>
<p>Yaşadıklarım elbette bunlarla sınırlı değil. Türk siyasetinin son 50 yılına imza atan isimlerin başka özelliklerini de biliyorum. Lakin, onlar bu yazının konusu değil.  Evet, şimdi kaldığımız yerden, diğer bir deyişle ünlü fötr şapka örneğinden devam edelim. Onun sahip olduğu tılsım aslında sahibinin kamuoyunda yarattığı güven, sergilediği vizyon ve liderlikte gizliydi.  </p>
<p>SAYGINLIK SEMBOLÜ</p>
<p>İşte bu nedenle geçtiğimiz günlerde, Dumlupınar Bulvarı’nda güzel başkentimizi gururla selamlayan modern kuleleri görünce sizlerle paylaştığım anım aklıma geldi. Fötr şapkanın simgelediği değerleri yeniden anımsadım. O an, gördüğüm dev kulelere hayat veren TOBB’un da ülkemiz için çölde vaha gibi olduğunu düşündüm. Sahip oldukları evrensel kültürü ve prestiji Mimar Sinan ustalığıyla küresel ölçekte inşa eden Yönetim Kurulu Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu’nun Türkiye için taşıdığı değeri ve önemi bir kez daha anladım. Bu nedenle bazı çevrelerin kendisine yönelik sığ ve çiğ siyasi sataşmalarının ne kadar anlamsız olduğunu her fırsatta dile getiriyorum. Bunu kararlılıkla vurgulamaya devam edeceğim. Çünkü, Türkiye değerlerine sahip çıkmayan vasat bir ülke olmamalı.</p>
<p>GURUR TABLOSU</p>
<p>Şimdi arkanıza yaslanın ve yazımın bundan sonraki bölümünü de dikkatle okuyun. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin Yönetim Kurulu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu liderliğinde hangi başarılara imza attığını kısaca öğrenin. Hazır mısınız? Başlıyorum…</p>
<p>TOBB, onun yönetiminde kurumsal saygınlığını sadece yurt genelinde değil küresel ölçekte de zirveye taşıdı. Türkiye, günümüzde Eurochambers ve ICC Dünya Ticaret Odaları Federasyonu gibi güçlü ve belirleyici kurumlara yön veren kanaat önderleri arasında yer alıyorsa bunu TOBB’a ve ona liderlik eden Rifat Bey’e borçlu.  Bu gurur tablosu oldukça uzun. Merak edenlerin <a href="http://www.tobb.org.tr">www.tobb.org.tr</a> sayfasını takip etmesini öneriyorum. Uzun lafın kısası, TOBB Yönetim Kurulu Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu’nu Show TV Ankara Temsilcisi olarak görev yaptığım dönemde tanıdım. Üstünden neredeyse 25 yıl geçti.  Hafızamda her zaman ciddi, güvenilir, sağ duyulu, vizyoner ve ay yıldız yürekli bir Türkiye sevdalısı olarak kaldı. Tanımış olmaktan daima onur ve mutluluk duyuyorum.  </p>
<p>Sözün özü, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği dünya çapında saygınlığa sahip önemli bir kurumumuz olarak ülkemizi başarıyla temsil ediyor. Bu geniş ve değerli ailenin tüm mensuplarını ve üyelerini Edirne’den Kars’a, Trabzon’dan Antalya’ya kadar saygıyla selamlıyorum. Son olarak şunu da vurgulamak istiyorum ekonomide elbette ağır sorunlarımız var.  Bunlar an geliyor nefes kesiyor. Lakin, geleceğe yönelik iyimserim. Ülkeme, iş dünyamıza ve emekçilerimize güveniyorum. Bu nedenle 15 Mart 1950 tarihinde açılış kurdelesi kesilen Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) tüm üyelerine işlerinin Ege’nin bal incirleri gibi bereketli olacağı güzel yıllar diliyorum. Nasıl Bir Ekonomi Ege’nin Haziran 2026 sayısında yeniden buluşmak üzere esen kalın.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fotr-sapkanin-dusundurdukleri-ve-tobbun-kuresel-sayginligi-79866</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fötr şapkanın düşündürdükleri ve TOBB’un küresel saygınlığı… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerjiyi-depolasak-da-mi-saklasak-79865</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 11:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjiyi depolasak da mı saklasak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Serkan Aksüyek</p>
<p> </p>
<p><a href="mailto:serkan@ibailetisim.com">serkan@ibailetisim.com</a></p>
<p> </p>
<p>Bizcileyin yaşı 50’yi aşanların çocukluk yıllarında sık bilinen bir tekerlemeydi, “Şu yoğurdu sarımsaklasak da mı saklasak, sarımsaklamasak da mı saklasak?”.Yavruların dil becerilerini geliştirmeyi ve diksiyonlarını düzeltmeyi amaçlayan bir eğlence aracıydı tekerlemeler. Yenilenebilir enerji sektöründe son dönemde yaşanan depolama tartışmalarını izlerken nedense bu tekerleme takıldı aklıma. “Acaba enerjiyi depolasak da mı saklasak, depolamasak da mı tüketsek?” “Kardeşim nasıl saklıyorsan sakla, yeter ki sakla” diyenler varsa buyursunlar yazının kalan bölümüne…</p>
<p> </p>
<h2>30 BİN MW DEPOLAMA (!)</h2>
<p> </p>
<p>Aslında mesele 2022 Kasım ayında, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (EPDK) 30 bin Megavat (MW) gibi mantık sınırlarını zorlayan bir ölçekteki depolamalı elektrik üretim tesislerine onay vermesi ile başladı. Nisan 2026 sonu itibarıyla 125 bin MW olan elektrik enerjisi kurulu gücü o dönem henüz 100 bin MW sınırını yeni geçmişti. Kurulu gücün yaklaşık üçte biri büyüklüğündeki depolamalı santrali hangi yatırımcı gerçekleştirir, bu kadar büyük bir kapasiteye ihtiyaç var mıdır, 2023 yılında yapılacak genel seçimler öncesinde bu izinler tarikat ve cemaatlere peşkeş mi çekiliyor ve sair sorular enerji sektöründe sıklıkla sorulur olmuştu.</p>
<p>Devasa bir sektör adına masa başında karar verenlerin yanıtlaması gereken bu kılçık sorulara tatmin edici hiçbir cevap verilmedi. Nitekim, aradan geçen üç buçuk senede sadece bir adet santral bu yılın Ocak ayında vaveyla ile devreye alındı. Eskişehir Sivrihisar’daki santralin depolama kapasitesi sadece 29 MW seviyesindeydi. 27 bin MW sınırına dayanan güneş enerjisi kurulu gücü içerisinde “cim karnında bir nokta” dense abartılmış sayılmazdı. İşin enteresan tarafı, yatırımı yapan şirket enerji sektöründe adı sanı hiç duyulmamış, asıl faaliyet alanı inşaat ve taahhüt işleri olan bir şirketti.</p>
<p> </p>
<h2>ÖN LİSANS İPTALLERİ</h2>
<p> </p>
<p>Eleştirilerden yılan kamu otoritesi için de “dostlar alışverişte görsün” anlamına gelen bu açılıştan sonra depolama sistemlerinin akıbeti daha fazla merak konusu olmuştu. Olmuştu ama ilk tesisin devreye alınmasının ardından beş projenin ön lisansı “gerekli yükümlülükleri zamanında yerine getiremedikleri” gerekçesiyle iptal edildi. Yatırım yapan şirketin enerji sektörü ile ilgisi yokken, projeleri iptal edilenler arasında enerji sektörünün tanınmış firmalarının olması dikkat çekiciydi. Tüm bu dedikodulara rağmen, elektrik depolama projeleri, hâlâ canlı yatırım alanlarından biri olmayı sürdürüyor. İzmir merkezli Kontek Enerji'nin yüzde 100 iştiraki olan Maxxen’in Aydın’ın Germencik ilçesinde kurduğu yüksek teknoloji bataryalı enerji depolama sistemleri üretim tesisinin açılışı geçen yıl Aralık ayında  gerçekleştirildi.</p>
<p> </p>
<h2>ÇÖZÜM DEPOLAMADA</h2>
<p> </p>
<p>Pekâlâ bu depolama işi tüm dünyada neden bu kadar önem verilen bir iş oldu? Güneş enerjisi santralleri gece saatlerinde, rüzgâr enerjisi santralleri ise düşük rüzgâr hızlarında enerji üretemiyor. Yenilenebilir enerji kaynakları arasında sadece jeotermal santraller, 1800 MW kurulu güç ile mevsim koşullarından ve gündüz-gece ayrımından bağımsız olarak 7 gün 24 saat enerji üretebiliyor.</p>
<p>GES ve RES'ler ülke şebekesine hızlı giriş çıkış yaptıkları takdirde, şebeke frekansının korunması mümkün olmayabiliyor. Bu tesislerin devreye girdiği anlarda şayet üretim arzı talebin üzerine çıkarsa, şebeke frekansını dengede tutmak için baz yük konumunda olan hidroelektrik ve termik santrallerin devreden çıkması gerekiyor. Bu dur-kalk hareketi özellikle termik santraller için mümkün olamıyor. Bu sorunun çözüm makamı depolama sistemlerinde yatıyor.</p>
<p>Küresel enerji piyasalarında artan jeopolitik gerilimler, doğal afetler ve tedarik zincirinde yaşanan kırılganlıklar; enerji arz güvenliğini ülkeler için daha stratejik başlık haline getiriyor. Enerji depolama sistemleri, yalnızca yenilenebilir enerji üretiminin dengelenmesi ve şebeke stabilitesinin sağlanması açısından değil, kriz dönemlerinde elektrik altyapısının kesintisiz çalışabilmesi bakımından da öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<h2>ÖNGÖRÜ 7-8 BİN MW</h2>
<p> </p>
<p>Depolama teknolojileri alanında faaliyet gösteren bir şirketin tepe yöneticisi olan Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, “Hayaller Paris, gerçekler Somali” benzetmesine uygun şekilde, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Yenilenebilir enerjiyi baz yük haline getirmenin tek yolu enerji depolama sistemleridir. Şebekeyi depo olarak kullanmaktan vazgeçip enerjiyi kendi sistemlerimizde depolamalıyız. Şebekenin ayakta ve dinamik kalması her şeyden daha kıymetli. Şu an depolamalı santraller beklenen oranda para kazandırmıyor, bu da yatırımları yavaşlatıyor. Yan hizmetler, arbitraj frekans regülasyonu, pik sönümleme, black-start gibi alanlarda daha net ödeme modelleri ve çerçeveler çizilirse yatırımlar hızlanacaktır. Mevcut modelle önümüzdeki 7-8 yıl içinde Türkiye’de kurulu depolama sisteminin 7-8 bin MW’ı geçmeyeceğini öngörüyorum.”</p>
<p>Yaklaşık dört sene önce 30 bin MW olan planlamanın ne kadar isabetli (!) olduğunu varın siz düşünün.</p>
<p> </p>
<h2>AMORTİ SÜRESİ 15-18 YIL</h2>
<p> </p>
<p>Dönelim başlığımıza…Evet, enerjiyi depolayalım elbette ama bu işi plansızca ve gerçeklerden uzak hedeflerle başarmak mümkün olmuyor. Enerji Depolama Sistemleri Derneği gibi sektörel sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları açıklamalardan, depolama kapasitesinin bu yıl sonuna kadar bin 500 MW’a ulaşmasının “başarı” sayılacağı anlaşılıyor.</p>
<p>Güneş ve rüzgâr gibi kaynaklar, doğası gereği kesintili üretim yaparken, depolama sistemleri bu noktada kritik bir rol üstleniyor. Şu anda yenilenebilir enerji santralleri şebekeyi depo olarak kullandığı için bu model sürdürülebilir değil. Ancak mevcut modelde her santrale bir depolama zorunluluğu getirilmesi de ciddi bir maliyet oluşturuyor.  Bugün büyük ölçekli bir depolama yatırımının geri dönüş süresi 15 ilâ 18 yılı bulabiliyor. Bu sürelerin kısalması için düzenleyici çerçevenin depolamalı santrallerin gelirlerini netleştirmesi ve gelir modellerinin daha öngörülebilir hâle getirmesi gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<h2>GELİŞMİŞ ÜLKELERDE NTE’LER NEDEN YOK?</h2>
<p> </p>
<p>Başlıktaki soru, kıymetli okurları tahrik etsin diye özellikle seçildi. Nadir toprak elementleri (NTE), artık ülkelerin ticaret ve rekabet politikalarını belirliyor. Akıllı telefonlardan elektrikli araçlara, füze sistemlerinden yenilenebilir enerji teknolojilerine kadar pek çok alanda yaygın olarak kullanılmaya başlanan bu elementlerin tedariğinde Çin’in baskın konumu öne çıkıyor. Bu durumun yarattığı arz endişeleri, gelişmiş ülkeleri yeni arayışlara zorluyor.</p>
<p>Ancak bu noktada sorulması gereken sınav sorusu şu: Bu elementlerin neden sadece gelişmekte olan ya da gelişmemiş ülkelerde olduğuna yönelik bir yargı pompalanıyor? Ya da soruyu tersten soralım… Çin’i ölçek olarak dışarıda bırakırsak; ABD gibi, Almanya gibi, Kanada gibi madencilikte önde gelen gelişmiş ülkeler kendi topraklarında NTE’leri bulamıyor mu? Tüm bilimsel veriler asıl sorunun, asıl madenden NTE’leri ayrıştırma sırasında kullanılan kimyasal prosesler ve yaratacağı kirliliğin ne olacağında düğümleniyor. Benzer bir örnek; tüm gelişmiş ülkelerin adeta kaçıştığı gemi söküm sektörünü, Türkiye’nin adeta istihdam ve üretim nimeti gibi görmesindeki derin çelişkide görülüyor.</p>
<p>Elbette istemeyiz ama gelecek yıllarda NTE’lerin çıkarılması ve işlenmesinde “Alavere dalavere Türk Mehmet nöbete” durumuna düşme olasılığımız var. Bizden yazması…</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerjiyi-depolasak-da-mi-saklasak-79865</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerjiyi depolasak da mı saklasak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ithalatta-odenen-ama-indirilemeyen-kdv-sureci-79861</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 10:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> İthalatta ödenen ama indirilemeyen KDV süreci</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>EY Global Indirect Tax Symposium 2026 Barcelona’da gerçekleştirildi. 300’ün üzerinde uluslararası müşteri ve 200’e yakın EY profesyonelinin katılımıyla her sene olduğu gibi büyük bir katılımla düzenlendi.</p>
<p>Etkinlikte önemli başlıklar arasında dolaylı vergiler de yer aldı. Dolaylı vergiler, ülkemizde olduğu gibi dünyada da önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Tedarik zincirlerindeki kırılmalar ve artan gümrük vergileri dış ticareti zorlaştırırken, teknolojik dönüşüme ayak uydurmak şirketler açısından bir rekabet unsuru hâline dönüşmüş durumda. Yeni dönemde şirketler maliyet baskısı altında üretim ve tedarik yapılarıyla mücadeleye devam ederken hız ve teknolojiyle, özellikle yapay zekâ ile, uyum her zamankinden daha kritik önem taşıyor.</p>
<p>Sempozyumda Türkiye perspektifindeki gelişmelerin paylaşıldığı özel bir seans düzenlendi. Seansa gösterilen yoğun ilgi, Türkiye’nin hâlâ küresel şirketlerin gündeminde önemli bir yer tuttuğunu bir kez daha gösterdi.</p>
<p>Buna karşın, ithalatta ödenen bazı KDV’lerin indirilememesi gibi uygulamaların gerekçelerini anlatmakta zorlandığımız anlar da oldu. Ülkemize özgü düzenlemelerin, bizi Avrupa Birliği (AB) uygulamalarından nasıl ayrıştırdığını bir kez daha gözlemledik. Bu bağlamda, ithalatta ödenen bazı Katma Değer Vergileri (KDV) indirim konusu yapılamadığı öne çıkıyor. İndirim konusu yapılamayan KDV ise bir anlamda gümrük vergisine dönüşüyor. Bu durum, 24 Kasım 2023 tarihi itibarıyla yapılan düzenleme sonucunda ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>2023’te hangi düzenleme yapılmıştı?</strong></p>
<p>24.11.2023 tarih ve 32379 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7846 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki ile, ithalatta gözetim uygulanmasına ilişkin mevzuat kapsamında, gözetim uygulamasına tabi malların gümrük beyannamelerinde beyan olunan ve tevsik edilemeyen tutarlar ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve KDV matrahına dahil edilen her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen KDV’nin indirim hakkının olmayacağı belirtiliyor.</p>
<p>Aynı Karar ile gerçekleştirilen diğer bir düzenleme ise ithalatta korunma önlemleri uygulamasına ilişkin mevzuat uyarınca, korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Mevzuatı kapsamında uygulanan dampinge karşı vergi ve telafi edici vergiler ile bu tutarlar nedeniyle doğan ve Katma Değer Vergisi matrahına dahil edilen her türlü vergi, resim, harç ve paylar dolayısıyla ödenen Katma Değer Vergisinin de indirim hakkı kaldırılıyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a10038aaddc7-1779434378.png" alt="" width="844" height="399" /><strong>Kapsamda koruma önlemleri de yer alıyor</strong></p>
<p>Düzenleme; ithalatta koruma önlemleri uygulamasına ilişkin mevzuat uyarınca korunma önlemi olarak uygulanan gümrük vergisi ve/veya ek mali mükellefiyetler ile ithalatta haksız rekabetin önlenmesi mevzuatı kapsamında uygulanan dampinge karşı, vergi ve telafi edici vergiler için olacağına değiniyor. Son dönemde ithalatı azaltma ya da koruma adına farklı isimlerde düzenleme yapılması nedeniyle korunma önlemi olarak ne kastedildiği merak ediliyor. İthalatta korunma önlemlerine ilişkin kendine has bir prosedür ve uygulamanın (Dünya Ticaret Örgütü Korunma Önlemleri Anlaşması) söz konusu olması nedeniyle aşağıda belirtilen kararlarla yürürlüğe konulan koruma önemleri kapsamda oluyor. Bir soruşturmayla yerli üreticiler üzerinde ciddi zarar veya zarar tehdidi oluşturacak bir durumda, sınırlı ve geçici olarak uygulanıyor. Bu usulün uluslararası bir yükümlülük olmasından dolayı Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe konulan koruma amaçlı ek vergiler bu kapsama girmiyor. Özetle, İlave Gümrük Vergileri (İGV) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) menşeli bazı ürünlere uygulanan ek mali yükümlülük bu kapsamda yer almıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1003ab1b7e7-1779434411.png" alt="" width="855" height="324" />İthalattaki haksız rekabeti önlemeye ilişkin konu ise nispeten daha net ve bu noktada fazla bir tartışma yaşanmıyor. Buna örnek olarak, bazı Çin menşeli ürünlere yönelik uygulanan anti-damping uygulamalarını gösterebiliriz.</p>
<p><strong>Bildirim ve YMM raporu süreci başladı</strong></p>
<p>31.01.2026 tarihinde 57 seri no.lu KDV Genel Uygulama Tebliğinde değişiklik yapılarak ithalatta gözetim uygulanması, korunma önlemleri ve ithalatta haksız rekabetin önlenmesi hakkında mevzuat kapsamında ödenen KDV’nin indirimine ilişkin genel açıklamalara yer verildi. Ayrıca, indirimi kabul edilmeyen KDV’nin indirim konusu yapılıp yapılmadığının tespitinin ne şekilde gerçekleştirileceğine ilişkin düzenlemeler getirildi.</p>
<p>Buna göre; bu kapsamda ithalat yapan mükellefler, takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedeli 2.600.000.-TL tutarı aşmayan ithalatlara ilişkin KDV, doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığını, altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar bağlı oldukları vergi dairesine bildirilecek.</p>
<p>Ancak takvim yılının altışar aylık dönemleri itibarıyla ithalat bedelinin 2.600.000.-TL tutarının aşılması hâlinde, söz konusu uygulamalar nedeniyle ödenen KDV’nin, mezkûr Karar kapsamında doğru bir şekilde indirim konusu yapılıp yapılmadığı altışar aylık dönemleri izleyen ayın sonuna kadar ibraz edilecek Özel Amaçlı YMM Raporu ile tevsik edileceği düzenlendi.</p>
<p>Bu kapsamdaki ilk bildirim veya rapor tanzimleri temmuz ayında yapılacak.</p>
<p><strong>Ne yapılmalı?</strong></p>
<p>Dolaylı bir verginin indirilememesi, temel KDV tekniğine uygun görülmeyebildiği için ithalatta ödenen, ama indirim konusu yapılamayan KDV uygulamasının yeniden değerlendirilmesi ve düzenlemenin bir kez daha gözden geçirilmesi gerekiyor. Bu gibi temel yaklaşımlardan ayrışan durumlar hem şirketlerin vergi yönetiminde hem de vergi idarelerinin uygulama süreçlerinde ilave belirsizliklere ve sorunlar yaşanmasına neden olabiliyor.</p>
<p>Nitekim bu yaklaşıma devam edilmesi, yeni düzenleme ihtiyaçlarını da beraberinde getiriyor. İlk düzenleme, Ticaret Bakanlığı ve vergi idaresi ile ortak yapılmadığı için bir kapsam tartışması yaşanıyor. Birçok indirime konu olması gereken ödemeler, bu konuda ortak bir açıklama olmadığından dolayı indirime konu edilemiyor. Sonrasında bu indirimlerin doğruluğu konusunda ilave bir yükümlülük getiriliyor. Başka bir ifadeyle, ilk çıkış noktasının KDV tekniğine uymaması sebebiyle sonraki düzenlemelere de ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p>Ancak ilk bildirimlerin temmuz ayında yapılacak olmasına karşın hem kapsamda hem de sorumlu olacak kişiler konusunda belirsizlikler devam ediyor. Bu konuya devam edilmesi durumunda, öncelikle kapsam ve tevsik edilemeyen ödeme konularının daha net ifade edilmesi gerekiyor.  Örneğin, ‘ilk ithalat aşamasında fiktif artırılan tutara tekabül eden KDV indirim konusu yapılamazken aynı ithalat işlemine daha sonra bir fiyat farkı faturası geldiğinde indirilemeyen tutarın artık indirim konusu yapılabilecek mi?’ ya da ‘2.600.000.-TL’lik tutar toplam ithalat bedelini mi, yalnızca bu kapsama giren ithalat tutarını mı, yoksa indirilemeyecek KDV’ye esas tutarı mı’ ifade ettiği gibi konular açıklığa kavuşturulmalı. Bu konuların netleştirilerek yol gösterici bir düzenleme yapılması yararlı olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ithalatta-odenen-ama-indirilemeyen-kdv-sureci-79861</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İthalatta ödenen ama indirilemeyen KDV süreci ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-arac-sarj-soketi-sayisi-43-bini-asti-79851</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrikli araç şarj soketi sayısı 43 bini aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) nisan ayına ait “Şarj Hizmeti Piyasası Aylık İstatistikleri” raporunu yayınladı.</p>
<p>Buna göre şarj istasyonlarının toplam kurulu gücü, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 3,29 artışla 3 bin 295 megavata çıktı.</p>
<p>Nisanda şarj istasyonlarının toplam elektrik tüketimi 61 milyon 652 bin 189 kilovatsaat olarak gerçekleşti. Bunun yüzde 59,98’ine denk gelen 36 milyon 977 bin 647 kilovatsaatlik kısmı yeşil şarj istasyonlarından karşılanırken 24 milyon 674 bin 542 kilovatsaatlik tüketim diğer istasyonlardan sağlandı.</p>
<p>Yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgeleyen Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Sertifikası’na (YEK-G) sahip yeşil şarj istasyonları, elektrikli araçların karbon ayak izinin azaltılması ve temiz enerji kullanımının teşvik edilmesinde önemli rol oynuyor.</p>
<p><strong>İstanbul, tüketimde ilk sırada</strong></p>
<p>Nisanda elektrikli araç şarj tüketiminde ilk sırayı 19 bin 651 megavatsaatle İstanbul aldı. İstanbul’u 9 bin 410 megavatsaatle Ankara ve 3 bin 604 megavatsaatle İzmir takip etti.</p>
<p>Toplam şarj soket sayısı nisanda 43 bin 9’a yükseldi, martta ise 41 bin 938 olarak kaydedilmişti.</p>
<p>Bu dönemde AC şarj soket sayısı 24 bin 468’e, DC şarj soket sayısı da 18 bin 541’e ulaştı.</p>
<p>Öte yandan, martta 411 bin 796 olan elektrikli araç sayısı nisanda 427 bin 486’ya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-arac-sarj-soketi-sayisi-43-bini-asti-79851</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/elektrikli-arac-soket.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin nisan verilerine göre, elektrikli araç şarj soketi sayısı aylık yüzde 2,55 artışla 43 bini aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yatak-endustrisi-sektoru-afrika-pazarina-odaklandi-79844</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatak endüstrisi sektörü Afrika pazarına odaklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Dünya genelinde yaklaşık 40 milyar dolarlık büyüklüğe sahip yatak üretim sektörünün önemli oyuncularını bünyesinde buluşturan Uluslararası Yatak Endüstrisi Derneği (IBIA), üyeleriyle birlikte Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg kentinde düzenlenen AFROZUM – Mobilya ve Yatak Aksesuarları, Yan Sanayi ve Teknolojileri Fuarı’na katıldı. Fuar kapsamında gerçekleştirilen görüşmelerde Türk firmaları, Afrika pazarındaki yeni iş fırsatlarını değerlendirme imkânı bulurken, organizasyonun bölgeye açılım açısından önemli fırsatlar sunduğu belirtildi. IBIA Başkanı Osman Güler, sektörün yaklaşık 30 bin kişiye istihdam sağladığını, 3 milyar dolarlık üretim kapasitesine ulaştığını ve 150’ye yakın ülkeye 2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirdiğini söyledi. </p>
<p>Güler, sektörün küresel pazarlardaki etkinliğini artırmak amacıyla uluslararası fuar ve ticaret organizasyonlarına düzenli olarak katıldıklarını belirtti. Afrika’nın alternatif pazarlarda büyüme stratejisinde öne çıktığını vurgulayan Güler, Güney Afrika’nın kıta genelinde önemli bir ticaret merkezi konumunda bulunduğunu ifade etti. Johannesburg’daki Gallagher Convention Centre’da düzenlenen fuara yoğun ilgi gösterildiğini kaydeden Güler, Türkiye’nin Güney Afrika Cumhuriyeti Büyükelçisi Kezban Nilvana Darama Yıldırımgeç ile Ticaret Ateşesi Hayrünnisa Karcı’nin organizasyona destek verdiğini söyledi. Afrika pazarının Türk yatak yan sanayi sektörü için uzun vadeli ve sürdürülebilir iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Güler, Güney Afrika’daki temasların kıtada güçlü bir başlangıç oluşturduğunu ifade etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yatak-endustrisi-sektoru-afrika-pazarina-odaklandi-79844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/4/1280x720/yatak-endustrisi-sektoru-afrika-pazarina-odaklandi-1779432224.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaklaşık 150 ülkeye 2 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştiren Türk yatak yan sanayi sektörü, yeni iş fırsatları için rotasını Afrika’ya çevirdi. Sektör temsilcileri, Güney Afrika’da düzenlenen AFROZUM Fuarı’nda önemli temaslarda bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/caykurun-isci-alimina-duzenleme-79836</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÇAYKUR&#039;un işçi alımına düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (ÇAYKUR) geçici işçi alımına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, ÇAYKUR geçici iş pozisyonlarına, Genel Müdürlüğün iştiraklerinin yüzde 100 hissedarı olduğu ve yaş çay yükleme işini yürütmek amacıyla kurulan şirkette en az 90 gün yaş çay yükleme işinde çalıştırılan ve başvuruda bulunan işçiler arasından noter kurasıyla alım yapılacak.</p>
<p>Bu sayı geçici iş pozisyonlarına yapılabilecek toplam alımın yüzde 50'sini geçemeyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/caykurun-isci-alimina-duzenleme-79836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/5/1280x720/caykur-1752397496.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni düzenlemeye göre, ÇAYKUR geçici iş pozisyonlarına, Genel Müdürlüğün iştiraklerinin yüzde 100 hissedarı olduğu ve yaş çay yükleme işini yürütmek amacıyla kurulan şirkette en az 90 gün yaş çay yükleme işinde çalıştırılan ve başvuruda bulunan işçiler arasından noter kurasıyla alım yapılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deger-zincirini-guclendirmeden-donusum-mumkun-degil-79826</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değer zincirini güçlendirmeden dönüşüm mümkün değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel ekonomide dengeler hızla değişirken üretim modelleri yeniden şekilleniyor. Şirketlerin rekabet gücü yalnızca maliyet ve ölçekle değil, dayanıklılık, sürdürülebilirlik, dijital kapasite ve tedarik zinciri yönetimiyle ölçülüyor. Son dönemde yaşanan kırılmalar, enerji krizi, jeopolitik gerilimler ve iklim kaynaklı riskler bize güçlü ekonominin yalnızca büyük şirketlerin varlığından ibaret olmadığını gösterdi. Değer zincirinin tüm halkaları güçlü değilse sürdürülebilir bir ekonomik yapıdan söz etmek mümkün değil. </p>
<p><strong>KOBİ’lere ne zaman sıra gelecek? </strong></p>
<p>Ekonominin omurgasını oluşturan KOBİ’ler, dönüşümün merkezinde olması gerekirken çoğu zaman çerçevenin dışında kalabiliyor. Türkiye’de işletmelerin neredeyse yüzde 99’u KOBİ ölçeğinde. İstihdamın önemli bölümünü sağlayan, üretim ve ihracatın taşıyıcı gücünü oluşturan bu işletmeler aynı zamanda büyük şirketlerin de temel tedarikçisi konumunda. Dolayısıyla mesele yalnızca KOBİ’lerin güçlenmesi değil, ekonomide rekabet gücünün, üretim kapasitesinin ve ihracatın sürdürülebilirliğinin korunması.</p>
<p>Özellikle Avrupa Birliği’nin karbon düzenlemeleriyle birlikte yalnızca ana üreticilerin değil, tüm tedarik zincirinin dönüşümü önem taşıyor. Büyük şirketlerin sürdürülebilirlik performansı da tedarikçilerinin performansıyla birlikte değerlendiriliyor. Başka bir ifadeyle, büyüklerin dönüşümü, etrafındaki KOBİ ekosisteminin dönüşümünden bağımsız değil.</p>
<p><strong>Sorun çok boyutlu </strong></p>
<p>Değer zincirindeki KOBİ’ler en kırılgan halka. Şirketlerin önemli bir kısmı bu dönüşümün kapsamı, hızı ve etkileri konusunda yeterli farkındalığa sahip değil. Finansmana erişim sorunları, teknik uzman eksikliği, nitelikli insan kaynağı yetersizliği ve dijital altyapı eksiklikleri dönüşüm sürecini daha da zorlaştırıyor. Üstelik işletmeler aynı anda birden fazla baskıyla karşı karşıya. Bir taraftan artan maliyetlerle mücadele ederken, diğer taraftan teknoloji, enerji verimliliği yatırımları yapmaları ve uluslararası standartlara uyum sağlamaları bekleniyor.</p>
<p><strong>Dağınık yapılar sonuç üretmiyor </strong></p>
<p>Aslında yıllardır üzerinde durduğumuz bu sorunun çoklu nedenlerinin birlikte değerlendirilerek koordineli bir şekilde yönetilememesinin ana mesele olduğunu söylemek yanlış olmaz. Zira bu alana dokunmaya ve desteklemeye gayret eden yapılar mevcut. KOBİ dönüşümüne yönelik çok sayıda proje, destek programı ve finansman modeli geliştirildi. Kamu kurumları, kalkınma ajansları, bankalar, odalar ve uluslararası kuruluşlar çeşitli çalışmalar yürütüyor. Ancak bakıldığında hala parçalı bir yapı görülüyor. Çok sayıda iyi niyetli girişim bulunmasına rağmen bunların önemli bir kısmı birbirinden kopuk ilerliyor ve ölçülebilir dönüşüm etkisi yaratmakta zorlanıyor. Öte yandan her sektörün ve sektör içindeki her işletmenin ihtiyaçları farklı. Bu nedenle standart çözümler yerine sektör bazlı ve tedarik zinciri odaklı dönüşüm modellerine ihtiyaç var.</p>
<p><strong>Kendi tedarikçini dönüştür </strong></p>
<p>En önemli ihtiyaç ise bu dönüşüm sürecinin her aşamasında şirketlerin yanlarında olmak. Bu anlamda etkili çözümlerden birisi büyük şirketlerin kendi tedarik zincirlerini dönüştürmeye yönelik daha aktif rol üstlenmesi. Dünyada bunun başarılı örnekleri giderek yaygınlaşıyor. Büyük ölçekli şirketler birlikte çalıştıkları KOBİ’lere teknik destek, eğitim, veri altyapısı ve finansman erişimi konusunda katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>Kamu politikaları destekleyici olmalı </strong></p>
<p>Öte yandan kamu politikalarının da bu yapıyı desteklemesi gerekiyor. Büyük şirketlerin tedarikçi dönüşüm programları kamu teşvikleriyle desteklenmesi, belirli kriterleri sağlayan dönüşüm projelerine vergi avantajları, uygun maliyetli finansman imkanları veya performans bazlı destek mekanizmaları sunulabilir.</p>
<p>Benzer şekilde sektörel dönüşüm platformları oluşturulması da önemli bir ihtiyaç. Aynı tedarik zinciri içinde yer alan şirketlerin ortak veri altyapıları, eğitim programları, teknoloji altyapısı teknik uzman havuzları, sadeleştirilmiş sürdürülebilirlik ve ortak dönüşüm standartları etrafında buluşması süreci hızlandıracaktır.</p>
<p><strong>Kimseyi geride bırakma </strong></p>
<p>Geride bırakılan her işletme, zayıflayan değer zinciri anlamına geliyor. Değer zincirinin tüm halkalarının birlikte güçlenebilmesi KOBİ’lere yönelik politikaların artık yalnızca destek yaklaşımıyla değil, stratejik dönüşüm perspektifiyle ele alınması gerekiyor. Zira KOBİ’ler ekonominin “yardım edilmesi gereken” kesimi değil, dönüşümün merkezindeki temel aktörler. Türkiye’nin COP31 sürecinde üstleneceği rol yalnızca iklim politikaları açısından değil, ekonomik dönüşüm açısından da kritik önemde. Bu süreç, KOBİ’lerin dönüşümü için yeni bir ulusal seferberlik fırsatına dönüştürülebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deger-zincirini-guclendirmeden-donusum-mumkun-degil-79826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sirket-firma-yatirim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Değer zincirini güçlendirmeden dönüşüm mümkün değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biyocesitlilik-dogayla-uyumlu-buyumenin-temel-tasi-79824</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin temel taşı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü vesilesiyle konuştuğumuz Çimsa Sürdürülebilirlik, İSG ve Çevre Direktörü Neslihan Ergüven, “Doğayı korumak, aynı zamanda yaşadığımız coğrafyaların kültürünü, hafızasını ve geleceğini korumak anlamına geliyor. Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel taşı” diyor. </strong></p>
<p>Doğa, şirketlerin faaliyet raporlarında yer alan çevresel bir başlıktan ibaret değil. Büyüme modelinin, yatırım kararlarının ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesinin tam merkezinde duruyor.</p>
<p>İklim krizinin yanında hızla derinleşen biyoçeşitlilik kaybı, özellikle arazi kullanımı yüksek sektörler için yeni bir sorumluluk alanı açıyor. Çimento sektörü bu açıdan en kritik alanlardan biri ve bu nedenle, doğru yönetilen her adımın dönüştürücü gücü de yüksek.</p>
<p>Çimsa’nın biyoçeşitliliği yalnızca bir uyum ya da raporlama konusu olarak değil, “doğayla uyumlu büyümenin temel taşı” olarak ele alması bu açıdan önemli.</p>
<p>Şirket, 2030’a kadar etki alanındaki biyoçeşitlilik kaybını durdurmayı ve tersine çevirmeyi, 2050’ye kadar ise ekosistemlerin iyileşmesini destekleyen bir etki yaratmayı hedefliyor.</p>
<p>22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü vesilesiyle konuştuğumuz Çimsa Sürdürülebilirlik, İSG ve Çevre Direktörü Neslihan Ergüven, “Doğayı korumak, aynı zamanda yaşadığımız coğrafyaların kültürünü, hafızasını ve geleceğini korumak anlamına geliyor” diyor. Şirketin bu alanındaki faaliyetlerini Neslihan Ergüven’den dinledik:</p>
<p><strong>Hedef ekosistemleri iyileştirmek</strong></p>
<p>“Biyoçeşitliliği yalnızca bir raporlama başlığı ya da çevresel bir yükümlülük olarak görmüyoruz. Biyoçeşitlilik, toplumla birlikte sahiplenilmesi gereken ortak bir değer. Çünkü doğayı korumak, aynı zamanda yaşadığımız coğrafyaların kültürünü, hafızasını ve geleceğini korumak anlamına geliyor. Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin ve uzun vadeli değer yaratımının temel taşı. Bu yaklaşım doğrultusunda, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndan Karasal Yaşam hedefini temel referans noktamız olarak benimsedik. Amacımız; 2030 yılına kadar etki alanımızdaki biyoçeşitlilik kaybını durdurmak ve tersine çevirmek, 2050 yılına kadar ise hem kendi operasyonlarımızda hem de değer zincirimizin tamamında ekosistemlerin iyileşmesini destekleyen bir etki yaratmak.”</p>
<p><strong>Adımlarımızın etki gücü yüksek</strong></p>
<p>“Çimento sektörü, hem karbon hem de arazi kullanımı açısından geniş bir etki alanına sahip. Etkisi yüksek olan bir sektörde faaliyet göstermek, etkileri doğru yönetmeyi ve doğru alanlarda iyileştirme sağlayabilmeyi çok daha kritik hale getiriyor. Çünkü burada atılan her adımın dönüştürme gücü de aynı ölçüde yüksek. Bu nedenle yaklaşımımızı, doğayla olan etkileşimimizi daha bilinçli, daha ölçülebilir ve daha dengeli hale getirmek üzerine kuruyoruz. Özellikle ocak sahaları ve geniş arazi varlıklarının bulunduğu sahalarda, biyoçeşitliliğin korunmasına yönelik uygulamalar planlama ve karar alma süreçlerimizin içinde yer alıyor. Bu çalışmaların temelini, uluslararası iyi uygulamalarla uyumlu azaltma hiyerarşisi yaklaşımı oluşturuyor. İrlanda’daki Mannok tesisimizde 2025 yılında üst üste beşinci kez hayata geçirdiğimiz Kestrel Cam (Atmaca Kamerası) uygulaması, bu çalışmaların en bilinenlerinden biri. Ocak sahası içerisinde yuvalanan bir kerkenez çiftinin canlı izlenmesini sağlayan uygulamayla, popülasyonu azalan bir tür için farkındalık yaratarak, eğitim ile araştırma faaliyetlerini destekliyoruz. Çiftin 2025 sezonunda alana dönerek yavrularını başarıyla büyütmesi, saha içindeki uygun habitatların korunmasının ne kadar kritik olduğunu da ortaya koyuyor. Ayrıca Mannok sahalarımızda yerel İrlanda bal arısı kolonilerini destekliyoruz. Türkiye’de de Eskişehir Fabrikamızın güneyinde yer alan sulak alan, ekosistem yaklaşımıyla ele aldığımız ve biyoçeşitlilik açısından öne çıkan alanlardan biri. Fabrika sınırları içindeki kullanım süresi tamamlanmış ocak sahasının zamanla birçok kuş ve memeli türü için beslenme ve üreme alanına dönüşmesi, alanın korunması ve sürdürülebilir yönetimi açısından önemli bir örnek oluşturuyor.”</p>
<p><strong>Sakallı Akbaba’dan Akkuyruklu Kartal’a </strong></p>
<p>2025 yılında odağımızı, Eskişehir Fabrikamız bünyesindeki iki ayrı lokasyon için bir Biyolojik Çeşitlilik Yönetim Planı hazırlamaya yönelttik. Dünya Sürdürülebilir Kalkınma İş Konseyi (WBCSD) ve Çimento Sürdürülebilirlik Girişimi (ÇSG) rehberleri ile Doğa Koruma Merkezi’nin teknik desteğiyle geliştirilen bu planın temel amacı, flora, fauna ve habitatlar üzerindeki potansiyel etkileri öngörmek, bu etkileri önlemek veya en aza indirmek için saha uygulamalarını belirlemek üzerine odaklanıyor. Aynı zamanda çalışanlar, öğrenciler ve yerel paydaşlarla yürütülen farkındalık çalışmalarıyla bu yaklaşımı sahayla sınırlı kalmayan, ortak sahiplenilen bir dönüşüm haline getirmeyi hedefliyoruz.</p>
<p>Bu süreçte belirlediğimiz 2 lokasyona toplam 34 saha ziyareti gerçekleştirildi ve 76 farklı canlı türü tespit edildi. Kocaçöven ve Külgüzeli gibi önemli fl ora türlerinin yanı sıra; Sakallı Akbaba, Kaya Kartalı ve Akkuyruklu Kartal gibi kritik kuş türleri, Benekli ve Kara Kaplumbağa gibi sürüngenler ile Su Samuru, Boz Ayı ve Anadolu Kör Köstebek Faresi gibi memeli türlerinin alanı aktif olarak kullandığı belgelendi. Bu veriler, Eskişehir sahasının biyolojik çeşitlilik açısından taşıdığı değeri somut biçimde ortaya koydu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>VERİYE DAYALI ORTAK DİL</strong></span></p>
<p>“Bugün yaklaşık 50’ye yakın lokasyonumuzun her biri, biyoçeşitlilik ve doğa ile olan etkileşimleri açısından ele alınıyor. LEAP yaklaşımı; hangi lokasyonlarda risklerin, bağımlılıkların ve fırsatların daha öncelikli olduğunu ortaya koyarken, sahada alınacak aksiyonların seçiminde de yol gösterici oluyor. Böylece kaynaklarımızı en yüksek etkiyi yaratabileceğimiz alanlara yönlendirebiliyor, alınan kararları veriye dayalı bir zemine oturtabiliyoruz. Global ölçekte kabul gören bu metodoloji sayesinde, biyoçeşitlilik yönetimimizi kurum genelinde ortak bir dille ele alıyor; stratejiden operasyona uzanan süreçlerde doğayı karar mekanizmalarının ayrılmaz bir parçası haline getiriyoruz.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YAKLAŞIMIMIZIN TEMELİ ‘NET POZİTİF ETKİ’</strong></span></p>
<p>Maden sahası rehabilitasyonu, sürdürülebilirlik perspektifinde bugün dünyada en çok konuşulan başlıklardan bir tanesi. Çimsa için maden sahası rehabilitasyonunda başarının, yüzeydeki görünümü iyileştirmekle sınırlı bir konu olmadığını ifade eden Neslihan Ergüven, “Asıl hedefimiz, faaliyetlerimiz esnasında habitat kaybını engelleyerek var olan yaşam alanlarının devamlılığını sağlarken kullanım öncesine kıyasla ekolojik açıdan daha da güçlü bir duruma taşımak. Bu yaklaşımı ‘net pozitif etki’ anlayışıyla ele alıyoruz. Bu nedenle değerlendirmelerimizi; yerel türlerin alana yeniden geri dönmesi, habitatların işlevselliğini kazanması ve ekosistemlerin doğal döngülerle yeniden bütünleşmesi üzerinden yapıyoruz. Rehabilitasyonu tek seferlik bir uygulama olarak değil, zaman içinde gelişen ve izlenen bir süreç olarak görüyoruz” diyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biyocesitlilik-dogayla-uyumlu-buyumenin-temel-tasi-79824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/4/1280x720/neslihan-erguven-1779427490.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Biyoçeşitlilik, doğayla uyumlu büyümenin temel taşı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aluminyumda-kara-kugu-alarmi-79822</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alüminyumda &#039;kara kuğu&#039; alarmı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe4694d5e4-1779426409.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel alüminyum piyasasında dengeler hızla bozuluyor. İran savaşı sonrası Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar, hem hammadde akışını hem de bölgedeki eritme tesislerinin faaliyetlerini ciddi şekilde zayıflatırken, piyasada “kalıcı arz açığı” endişesi büyüyor. Uluslararası Alüminyum Enstitüsü’nün (IAI) verilerine göre küresel birincil alüminyum üretimi nisan ayında günlük ortalama 197,4 bin tona geriledi. Toplam aylık üretim ise yüzde 5,3 düşüşle 5,92 milyon tona indi. Böylece küresel üretimde hem aylık hem yıllık bazda dikkat çekici bir yavaşlama yaşandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe51d6d3ea-1779426589.png" alt="" width="341" height="288" />Piyasanın asıl kırılma noktası ise Körfez bölgesinde ortaya çıktı. Bölgedeki üretim nisan ayında aylık bazda yüzde 29, yıllık bazda ise yüzde 34,6 gerileyerek 330 bin tona düştü. Bu rakam, Kasım 2013’ten bu yana görülen en düşük üretim seviyesi oldu.</p>
<h2>Körfez üretimi sistem için kritik</h2>
<p>Körfez ülkeleri savaş öncesi dönemde küresel alüminyum arzının yaklaşık yüzde 9’unu karşılıyordu. Ancak Çin dışındaki piyasa açısından bakıldığında bu oran yüzde 25’e kadar çıkıyor.</p>
<p>Özellikle Japonya’nın alüminyum ithalatının yüzde 28’i, ABD’nin ise yüzde 21’i bölgeden sağlanıyor. Bu nedenle üretimdeki sert düşüş yalnızca bölgesel değil, küresel tedarik zinciri açısından da kritik görülüyor.</p>
<p>IAI Genel Sekreteri Jonathan Grant, açıklanan nisan verilerinin henüz “dip seviye” olmayabileceğini belirterek, “Körfez eritme tesisleri Hürmüz üzerinden hammadde tedarik edemiyor. Alternatif kara yolları üzerinden sistemi ayakta tutmaya çalışıyorlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>“2000 sonrası en büyük arz şoku”</h2>
<p>Emtia ticaret devi Mercuria’nın metal araştırmaları başkanı Nick Snowdon’a göre piyasada yaşanan gelişmeler sıradan bir arz daralmasının ötesine geçmiş durumda.</p>
<p>Snowdon, “Alüminyum piyasasında gördüğümüz arz şoku muhtemelen 2000 sonrası dönemde baz metal piyasalarının yaşadığı en büyük tek arz şoku” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Mercuria, yıl sonuna kadar küresel piyasada en az 2 milyon tonluk açık oluşabileceğini tahmin ediyor. Bu rakamın daha da büyüyebileceği belirtiliyor. Çünkü mevcut görünür ve görünmeyen küresel stokların toplamı yalnızca 3 milyon ton civarında bulunuyor.</p>
<p>Piyasada dikkat çeken bir diğer unsur ise Çin’in pozisyonu. Dünyanın en büyük üreticisi olan Çin’de üretim sınırı yıllık 45 milyon ton ile sınırlı. ABD ve Avrupa’da ise yeniden devreye alınabilecek ciddi bir atıl kapasite bulunmuyor.</p>
<p>Bu nedenle Körfez’de yaşanan kaybın kısa sürede telafi edilmesi zor görülüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fiyatlarda çıkış sürüyor</span></h2>
<p>Arz endişeleri Londra Metal Borsası’nda sert fiyat hareketlerini beraberinde getirdi. Alüminyum fiyatları bu hafta ton başına 3.672 dolara çıkarak son dört yılın zirvesini gördü. Fiziki piyasadaki primler de tarihi seviyelere ulaştı. ABD’de fiziki metal primi pound başına 1,14 dolar ile rekor kırarken, Avrupa’da ton başına 599 dolar seviyesine ulaşıldı. Piyasadaki yükseliş yalnızca kısa vadeli tedarik sorunlarından kaynaklanmıyor. Analistler, dünyanın önemli bölümünde yeni kapasite eksikliği nedeniyle sistemin yapısal olarak kırılgan hale geldiğine dikkat çekiyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aluminyumda-kara-kugu-alarmi-79822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/aluminyum1.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle Körfez bölgesinde alüminyum üretimi son 10 yılın en düşük seviyesine inerken, Londra Metal Borsası’nda fiyatlar 3.670 doların üzerine çıktı. Analistler, küresel piyasada bu yüzyılın en büyük baz metal arz şoklarından birinin yaşanabileceği uyarısında bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/24-hisse-yuksek-performansla-cikti-yillik-yuzde-32-enflasyonu-geride-birakti-79821</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> 24 hisse yüksek performansla çıktı, yıllık yüzde 32 enflasyonu geride bıraktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Enflasyonun yılbaşından bu yana %14,64 ve yıllıkta %32,37 yükselmesine karşın 24 hisse yüksek getirisiyle yatırımcısına derin bir nefes aldırdı. Listenin zirvesinde %472 gibi yüksek kazançla Katılımevim yer alırken en alttaki şirket dahi %33 ile enflasyonu yenmeyi başardı.</strong></p>
<p>Yatırımcının, amansız enflasyon canavarına karşı kendisini koruyan ve reel getiriyi sağlayan hisseleri coşkuyla kucaklamasının anlaşılır bir tarafı bulunuyor. Yüzde 472,31 getiriyle zirvede yer alan Katılımevim veya onu %242,34 ile takip eden Destek Finans Faktoring gibi hisselerde yaşanan yüksek çıkışlar, borsada doğru hisselerde konumlanıldığında güçlü kazanç kapısının aralanabileceğini kanıtlarken yatırımcısının da iştahını kabartıyor. Ancak bu yüksek primlerin ne kadarının kârlılıktan, ne kadarının yön arayan sıcak paranın yarattığı momentumdan beslendiğini görebilmek önemli. Aksi taktirde masadan ağır bedel ödeyerek kalkma riski her zaman mümkün.</p>
<p><strong>Yüksek getiriye ulaşanlar</strong></p>
<p>Haziran 2023’te borsaya gelen Katılımevim ilk açılışını düzeltmiş verilerle 1,16 TL’den gerçekleştirirken şimdilerde 122 TL’nin üzerinde işlem görüyor. Şirket borsaya geldiği günden bu yana hem gelirini hem de kârını düzenli artırıyor. Üç aylıkta da gelirini %40 dönem sonu kâr artışını %203 büyüttü. Firmaya yönelik yatırımcı beklentisi güçlü.</p>
<p>Destek Finans Faktoring Şubat 2025’te halka arz edilirken, tavan serisiyle başladığı çıkışını arada kâr satışları yaşasa da sürdürdü. Son üç haftadır satışların etkisiyle gerilerken ilk işlemden bu yana %3.452 yükseliş kaydetti. Üç aylık dönemde faktoring gelirini %5 düşüren şirket, dönem sonunda %109 artış ile 1,18 milyar TL kâr açıkladı.</p>
<p><strong>Getirisi zayıf kalan</strong></p>
<p>Ağustos 2023’te borsada işlem görmeye başlayan İzdemir Enerji, yüksek bir performansla Eylül 2023’te 18,58 TL’ye kadar yükseldi. Sonrasında kâr satışlarıyla gerileyen hisse, son bir yılda tekrar yönünü yukarı çevirdi. Ancak mevcut fiyatı zirvesinin gerisinde. Firma, ilk çeyrekte zararını 565,2 milyon TL’ye çıkardı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe2d093db5-1779426000.png" alt="" width="900" height="481" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>BUGÜN MÜ, GELECEK Mİ?</strong></p>
<p>Bugün; somut gerçeklik, hızlı fayda, belirsizlikten kaçış, anlık fırsat. Tüketim tuzağı, vizyon darlığı, bileşik getiri kaybı, hazırlıksız yakalanma. Gelecek; bileşik büyüme, vizyon, bağımsızlık, krize hazırlık, yüksek getiri. Belirsizlik, erteleme yorgunluğu, zaman riski, hatalı karar riski.</p>
<p><strong>Döviz ağırlıklı yeni işlerle gelirini büyütürken belli bir ivme yakaladığı gözleniyor</strong></p>
<p>Aldığı projeler Orge Enerji’nin cirosunu ne kadar büyütebilir? ● Hasan Koray</p>
<p>Hasan, Orge Enerji’nin yılın ilk beş ayında aldığı projeler, şirketin yıl sonu cirosunu büyütme ihtimalinden ziyade, bu büyümeyi daha çok oransal olarak garanti altına aldığını gösteriyor. Henüz yılın ilk yarısı dahi dolmadan 1,83 milyar TL eşdeğerindeki yeni iş ilişkisine imza atması, 2025 yılının tamamında elde ettiği 3,85 milyar TL hasılatın %47,6’sını taahhüt altına alması anlamına geliyor. Öte yandan siparişlerin yarısından fazlasının döviz cinsinden olması bilançosunu kur riskine karşı korurken, enflasyonist ortamda kâr marjını büyütebilecek.</p>
<p><strong>İlk çeyrekteki net borç artışı büyüme hamlesinde gizli. Kasadan çıkan nakitle alakalı</strong></p>
<p>MLP Sağlık’ın artan borçluluğu nedeniyle risk oluşma ihtimali var mı? ● Çetin Kekeç</p>
<p>Çetin, MLP Sağlık'ın bir önceki döneme göre yılın ilk çeyreğinde net borcunun %15 artarak 15,1 milyar TL’ye çıkması ilk bakışta tedirginlik yaratsa da, detaylara inildiğinde bu artışın yapısal bir krizden ziyade yönetilebilir bir nakit sıkışıklığı olduğu görülecektir. Şirketin finansal borçlarının %4 gerileyerek 21 milyar TL’ye düşmüş olması önemli. Bu itibarla net borçtaki artış yeni kredi kullanımından ziyade, dönen varlıklardaki %7’lik erimeden kaynaklanıyor. Yani şirketin elindeki nakdin işletme sermayesi için harcanmasıyla alakalı bir durum.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>BSH fonu bankalara yatırımda bulunmak isteyenlere yıllık %22 kazandırdı</strong></p>
<p>Atlas Portföy’ün idare ettiği Bankacılık Sektörü Hisse Senedi Serbest Fon (BSH), Aralık 2024’ten bu yana işlem görüyor. Şubatta 1,28 TL ile en yüksek seviyesini görse de şimdilerde gerisinde duruyor. Mevcut seviyeler, işlem görmeye başladığı ilk fiyatın sadece %0,5 yukarısında. Zayıf bir performans sergileyen fona en yüksek nakit girişi 17,6 milyon TL ile şubatta gelse de martta 6,9 milyon TL’si çıktı. Mayısta çıkan tutar ise 1,3 milyon TL. Fonun büyüklüğü ise 6,54 milyon TL düzeyinde. BSH, bankacılık sektörüne yatırım stratejisi ile yaklaşım sergiliyor. Sektör potansiyelinden istifade etmek isteyenlere hitap ediyor. Son bir yılda getirisi sadece %21,95 düzeyinde kaldı. Aynı zaman zarfında %44,93 yükselen endeksin gerisinde duruyor. Portföyde ağırlıklı olarak Akbank, YKB, İş C ve Garanti Bankası bulunuyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Koray GYO, piyasadan %54,34 bileşik faizle 200 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Koray GYO, 20.05.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 200.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %46, bileşik faizi %54,34 olarak belirlendi. 97 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 25.08.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %12,22 düzeyinde. 20 Mayıs itibarıyla TLREF %39,98 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Koray GYO’nun verdiği %46 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 6,02 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Finansman bonosu, piyasada TRFKRYG82616 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe2af1572b-1779425967.png" alt="" width="233" height="182" /></strong><strong>Limak Doğu nisandan itibaren çıkışı ile dikkat çekti. Fonların payı güçlü yükseldi</strong></p>
<p>Limak Doğu Anadolu Çimento’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %79,87 ile toplamda 11,29 milyon lot artarak 25,42 milyon lot oldu. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 52’den 53’e çıktı. VPS fonu 10,1 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, DTL 158,8 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 2 aracı kurum öneride bulunurken 1 kurum model portföyüne aldı. En yüksek hedef fiyatı Alnus Yatırım 41,48 TL ile verdi. En düşük öneri 40,00 TL ile Oyak Yatırım’dan geldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe29b5a81e-1779425947.png" alt="" width="988" height="242" /></strong><strong>GÜBRE FABRİKALARI</strong></p>
<p><strong>Bağlı madencilik iştiraki kapasite artışına gidiyor. Yüklenici firmayla anlaştı</strong></p>
<p>Gübre Fabrikaları’nın %100 iştiraki Gübretaş Maden, Faz-1 kapasite artışı ve Faz-2 tesis yatırımları kapsamındaki inşaat taahhüt işleri için ihaleyi kazanan firmayla sözleşmeyi imzaladı. Anlaşmayla şirket, maden sahasındaki üretim altyapısını fiziki olarak genişletme aşamasına geçmiş oldu. Madencilikte rezervleri verimli işleyebilmek için kapasite artırıcı yatırımlar şarttır. Eski ve sınırlı kapasiteyle devam etmeye göre, yeni tesis kurulumları için harekete geçmek operasyonel büyüme adımıdır. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte kârlılık potansiyeli artacaktır.</p>
<p><strong>KİMTEKS POLİÜRETAN</strong></p>
<p><strong>Sektörde büyüme amacıyla satın alma yoluna başvurdu. Kobe’nin %80’ine sahip oldu</strong></p>
<p>Kimteks Poliüretan, sektörde faaliyet yürüten Kobe Poliüretan firmasının sermayesinin %80’lik kısmını 77,1 milyon TL emisyon primli sermaye artırımı yoluyla satın aldı. Şirket, söz konusu hamlesiyle birlikte doymuş poliester reçine ve prepolimer üretimi yapan tesisle ürün gamını genişletme yoluna gitmiş oldu. Sanayi alanındaki firmalar pazarlarını artırmak için inorganik büyüme stratejisini zaman zaman kullanabilmekte. Hedeflenen kapasiteyi sıfırdan inşa etmek yerine, halihazırda üretim yapan ve müşterisi olan sistemi satın alarak zaman kazancı anlamına gelmekte.</p>
<p><strong>SANİFOAM ENDÜSTRİ</strong></p>
<p><strong>Sakarya’daki alanını büyütüyor. Fabrikasını genişleterek avantaj elde edecek</strong></p>
<p>Sanifoam Endüstri, Sakarya Hendek’teki 23 bin metrekarelik fabrika arazisini genişletmek amacıyla bitişikteki 5 bin metrekarelik ilave arsanın tahsisi ve birleştirilmesi için Organize Sanayi Bölgesi Müdürlüğüne başvurdu. Şirket girişimiyle birlikte, operasyonel kapasitesini fabrikasının olduğu lokasyonda yoğunlaştırma yönünde harekete geçmiş oldu. Sanayi üretiminde büyüme ihtiyacı doğduğunda tesisleri fiziksel olarak genişletmek lojistik avantajlar sağlar. Üretimi farklı alanlara bölmek yerine, fabrikayı genişleterek tek merkezde sürdürmek avantaj sağlar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/24-hisse-yuksek-performansla-cikti-yillik-yuzde-32-enflasyonu-geride-birakti-79821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 24 hisse yüksek performansla çıktı, yıllık yüzde 32 enflasyonu geride bıraktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/145-milletvekili-hakkinda-1060-dokunulmazlik-dosyasi-var-79820</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> 145 milletvekili hakkında 1060 dokunulmazlık dosyası var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin Meclis’e gelen fezleke sayısı 60’a dayandı.</p>
<p>Geçtiğimiz yıllara oranla bu dönem CHP’li milletvekilleri hakkında gelen fezleke sayısı neredeyse DEM’li milletvekillerine yaklaştı. 28. Dönem Meclisteki dokunulmazlık dosyası binin üzerini geçti. 145 milletvekiline ait toplam dokunulmazlık dosya sayısı 1060’ı buldu. TBMM Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’nda 28’nci dönemde milletvekilleri hakkında yaklaşık 1060 dosya bulunuyor. Bu dosyalardan 692’si 27. dönemden devreden fezlekeler. 56 dosya ile Genel Başkanlar arasında rekor CHP Genel Başkanı Özgür Özel’de. Özel’e açılan yeni soruşturmalar kapsamında Meclis’e gelecek yeni fezlekeler ile birlikte dosa sayısının 60’a yükselmesi bekleniyor. Fezlekeler arasında en fazla DEM ve CHP milletvekillerine ait dosya yer aldı. Dosyalardan, 43 milletvekiline ait 630 dokunulmazlık dosyası DEM, 71 milletvekiline ait 332 dokunulmazlık dosyası CHP, 42’ı TİP, 9 milletvekili ile 31’ü İYİ Parti, 9 milletvekili ile 11’i MHP, 5 milletvekili ile 8’i AK Parti, 5 dosya ise 3 bağımsız milletvekiline ait. Bir dosya ise Yeni Yol Partisi’ne ait. Siyasi parti genel başkanları arasında rekor ise CHP Genel Başkanı Özel’de. Özel'in hakkında 56 dokunulmazlık dosyası bulunuyor. Özel hakkında, 19 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından, iktidara ve kamu görevlilerine yönelik sarf ettiği sözler nedeniyle hazırlanan onlarca dokunulmazlık dosyası Meclis’e ulaştı. DEM Diyarbakır Milletvekili Salihe Aydeniz, hakkında hazırlanan 80’den fazla dokunulmazlık dosyası ile zirvede yer aldı. TBMM Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden kurulu Karma Komisyonda 145 milletvekiline ait 1060 dokunulmazlık dosyası bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/145-milletvekili-hakkinda-1060-dokunulmazlik-dosyasi-var-79820</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/7/1280x720/ozgur-ozel-1759842222.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 145 milletvekili hakkında 1060 dokunulmazlık dosyası var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muzeler-unutmanin-karsisinda-duran-mekanlar-79817</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Müzeler, unutmanın karşısında duran mekânlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Müzeler Günü, her yıl 18 Mayıs'ta müzelerin toplumdaki işlevi ve önemi konusunda farkındalık yaratmak amacıyla kutlanıyor. Bu kapsamda, içinde bulunduğumuz bu hafta, ülkemizde Müzeler Haftası olarak etkinliklere sahne oluyor.</p>
<p>Bir şehri anlamanın yolu bazen caddelerinden değil, sessizliğinden geçer. O sessizliğin en yoğun duyulduğu yerlerse çoğu zaman kütüphaneler ve müzelerdir. Çünkü müzeler yalnızca eski eşyaların, tabloların, belgelerin, heykellerin korunduğu mekânlar değildir; bir toplumun kendisine söylediği uzun cümlelerin saklandığı hafıza odalarıdır.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe0455b397-1779425349.png" alt="" width="700" height="467" />İnsan bazen bir müzede, bir vitrinin önünde kendi hayatıyla karşılaşır. Çocukluğunda evlerinde bulunan bir radyoyu, bir kahve değirmenini, büyükannesinin kullandığı danteli, eski bir tramvay biletini ya da yıllardır görmediği bir daktiloyu gördüğünde aslında yalnız geçmişe bakmaz; zamanın içindeki kendi yerine de bakar. Nesnelerin bir geçmişi olduğunu, zamanın birikerek anlam kazandığını hisseder. Müze dediğimiz şey, biraz da insanın faniliğe karşı geliştirdiği en zarif direnme biçimlerinden biridir.</p>
<p><strong>Unutmanın ilacı</strong></p>
<p>Bugün hız çağında yaşıyoruz. Görmeden bakıyor, okumadan geçiyor, dinlemeden cevap veriyoruz. Her şeyin sürekli yenilendiği, tüketildiği, unutulduğu bir dönemde <em>“saklamak”</em> neredeyse eski moda bir davranış gibi görülüyor. Oysa insanı insan yapan şeylerden biri de neyi korumaya değer bulduğudur.</p>
<p>Müzeler tam da bu yüzden önemlidir; zira bir toplumun müzeleri, aslında neyi unutmak istemediğinin en açık listesidir. Bir arkeoloji müzesindeki küçük bir toprak kap, yalnızca binlerce yıllık bir eşya değildir; o dönemde yaşamış bir insanın ellerinin izidir. Bir ressamın tuvali yalnızca boya değildir; bir çağın ruh hâlinin yansımasıdır. Eski bir fotoğraf makinesi, bir gramofon, bir savaş mektubu, bir göç bavulu… Bunların her biri aslında insanlığın kendisiyle yaptığı sessiz konuşmalardır.</p>
<p><strong>Şehirlerin yeni rekabet alanı</strong></p>
<p>Hafızasını kaybeden toplumların yönünü bulması kolay değildir. Bugün dünyanın birçok yerinde şehirler artık yalnız gökdelenleriyle ya da finans hacimleriyle değil; kültürel derinlikleriyle yarışıyor. Paris’i yalnız Eyfel Kulesi değil, <strong>Louvre</strong> belirliyor. Madrid’in ruhunda <strong>Prado</strong>’nun payı büyük. Floransa’yı Floransa yapan şey yalnız taş binaları değil, Rönesans hafızasını taşıyan müzeleri. Amsterdam’da <strong>Rijksmuseum’</strong>un önünden geçen insan kalabalığı aslında yalnız sanat görmeye gitmiyor; ortak bir insanlık hikâyesine dahil oluyor. Çünkü çağımızda kültür artık yalnız estetik bir alan değil; aynı zamanda ekonomik, sosyolojik ve hatta diplomatik bir güç.</p>
<p>Bugün <em>“deneyim ekonomisi”</em> dediğimiz kavramın merkezinde de biraz bu var. İnsanlar artık yalnız tüketmek istemiyor; anlam kurmak istiyor. Bir şehrin gastronomisini deneyimlemek, eski bir tren garını gezmek, bir çağdaş sanat müzesinde dolaşmak, bir endüstri müzesinde eski makinelerin sesini duymak… Bunların hepsi modern insanın kaybettiği bağı yeniden kurma arayışının parçaları.</p>
<p><strong>Yaşayan müzeler </strong></p>
<p>Türkiye’de de son yıllarda sevindirici bir dönüşüm yaşanıyor. Geleneksel müzeciliğin yanına artık yaşayan, anlatan, deneyim kuran yeni müze anlayışları ekleniyor. Bayburt’un bir dağ köyünde yükselen <strong>Baksı Müzesi</strong>’nin modernle geleneği buluşturan mucizesi, Antakya’da arkeolojik mirası kucaklayan o yaşayan otel-müze (<strong>The</strong> <strong>Museum Hotel Antakya</strong>) deneyimi ya da Anadolu’nun dört bir yanında filizlenen kent ve gastronomi müzeleri bu yüzden değerli. Çünkü insanlar artık yalnız bilgi görmek değil; hikâye hissetmek istiyor.</p>
<p>Gastronomi alanında da bunu görüyoruz. Bir mutfak kültürünü yalnız tariflerle koruyamazsınız. O tarifin piştiği tencereyi, kullanılan kaşığı, o sofranın etrafındaki hikâyeyi, göç yollarını, üretim biçimlerini, toprağı ve hafızayı da korumanız gerekir. Çünkü kültür dediğimiz şey yalnız sonuç değil; süreçtir.</p>
<p><strong>Yeniden bakmayı öğrenmek</strong></p>
<p>Bu dönüşüm özellikle çocukların ve gençlerin müzeyle ilişkisi açısından önemli. Bir müzede yavaş yürümeyi öğrenen çocuk, hayata da başka türlü bakmaya, detayları görmeye başlıyor. Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey tam da bu: Yavaşlayabilmek.</p>
<p>Sürekli akan ekranların içinde insan zihni artık hiçbir şeye uzun süre bakamaz hale geldi. Oysa müzeler insana yeniden <em>“durmayı”</em> ve sessizce bakmayı öğretiyor. Bir tablonun önünde birkaç dakika geçirmenin bile aslında ne kadar büyük bir zihinsel deneyim olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p><strong>Kütüphanelerden müzelere </strong></p>
<p>Ben çocukluk yıllarımda İstanbul’un kütüphanelerinde uzun saatler geçiren bir kuşağın içinden geldim. Fatih Millet Kütüphanesi’nin o ağır sessizliğini, eski kitap kokusunu, kart kataloglarının önündeki heyecanı bugün hâlâ unutamam. O yıllarda kütüphaneler bana yalnız bilgi değil, zaman duygusu da öğretmişti. Müzelerde hissettiğim şey de biraz aynı aslında. İnsan orada yalnız geçmişe değil, kendi hayatının geçiciliğine de bakıyor.</p>
<p>Bu yüzden müzeler ve kütüphaneler yalnız turist çeken yapılar değil, toplumların vicdanıdır. Neyi koruduğunuz, aslında neye değer verdiğinizi gösterir. Eğer bir toplum geçmişinin izlerini koruyorsa, geleceğe karşı da sorumluluk hissediyor demektir.</p>
<p>Ama yalnız bina yapmak yetmez. Müzecilik biraz da anlatma sanatıdır. Bir objeyi camın arkasına koymakla onu yaşatmak arasında büyük fark vardır. Bugünün başarılı müzeleri tam da bu yüzden ziyaretçiyi yalnız izleyen değil, hisseden bir özneye dönüştürüyor; onları konserlerle, atölyelerle, dijital deneyimlerle yaşayan birer kültür merkezine çeviriyor.</p>
<p><strong>Geleceğin müzelerinde…</strong></p>
<p>Bir gün bugünün dünyası da geçmiş olacak. Şu anda elimizde tuttuğumuz cep telefonu, yazdığımız mesajlar, bulutlarda biriken dijital ayak izlerimiz… Hepsi bir gün geçmişin parçasına dönüşecek... Belki de yarının çocukları bir akıllı telefona bakıp, <em>“Bunu mu kullanıyorlardı?” </em>diye şaşıracak. İşte bu yüzden müzeler yalnızca dünün değil, yarının da meselesidir.<br />Bizden geriye ne kalacak sorusu, insanlık tarihinin en eski ve en can alıcı sorusudur. Müzeler, bu soruya verilmiş en zarif, en kalıcı ve en insani cevaptır. Çünkü bir toplumun müzeleri, aslında o toplumun <em>“ben buradaydım ve bunlar benim için önemliydi”</em> deme biçimidir. Unutmak kolaydır. Saklamak ise irade ve özen ister.<br />Müzeler, işte bu iradenin en somut halidir. Sessiz odalarında durup bize fısıldadıkları tek şey şudur:<br /><em>“Geçmişini koruyan, geleceğini de korur. Bu hafta bir müzeye gidin; geçmişle buluşun, geleceğe dokunun.”</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muzeler-unutmanin-karsisinda-duran-mekanlar-79817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Müzeler, unutmanın karşısında duran mekânlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sosyal-guvenlikte-gercege-aykiri-islemler-ve-yaptirimlar-79816</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sosyal güvenlikte gerçeğe aykırı işlemler ve yaptırımlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sosyal güvenlik sisteminde gerçeğe aykırı belge ve bildirimler, hem SGK’nın mali yapısını hem de sosyal güvenlik hakkının adil kullanımını olumsuz etkiliyor. Haksız prim teşviki, sahte sigortalılık ve gerçeğe aykırı emeklilik işlemleri ağır mali ve cezai yaptırımlara yol açarken, SGK usulsüz işlemleri faiziyle geri alabiliyor.</strong></p>
<p><strong>Genel olarak sosyal güvenlik sistemi;</strong> kişilere belirli sosyal riskler (iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, malullük, yaşlılık, ölüm, işsizlik) karşısında gelir ve sağlık güvencesi sağlamayı amaçlamaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede, sosyal güvenlik hem aktif çalışma dönemi hem de sonrası için kişilere güvence sağlamaktadır.</p>
<p>Ülkemizdeki sosyal güvenlik sistemi; iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık sigorta kollarını kapsayan <strong>“kısa vadeli sigorta kolları”,</strong> malullük, ölüm ve yaşlılık sigorta kollarını kapsayan <strong>“uzun vadeli sigorta kolları”</strong> ile sağlık hizmetlerini kapsayan <strong>“genel sağlık sigortası”</strong>ndan oluşmakta, bunun dışında <strong>işsizlik sigortası</strong> kapsamında da çeşitli yardımlar sağlanmaktadır.</p>
<p>Türk sosyal güvenlik sistemi, sosyal sigorta tekniğine dayalı yapısı içerisinde çalışanlar yaptıkları faaliyetlere göre; <strong>“iş sözleşmesine göre çalışma”</strong>, <strong>“kendi adına ve hesabına serbest çalışma”</strong> ve <strong>“memur veya kamu görevlisi olarak çalışma”,</strong> şeklinde gruplara ayrılmış ve her bir grup yönünden farklı sosyal sigorta programı ve yararlanma şartları öngörülmüştür.</p>
<p>Yine, sosyal güvenlik mevzuatında, işverenler ve sigortalılar için çeşitli yükümlülükler getirilmiş ve bu yükümlülüklerin yerine getirilmesi belli kurallara bağlanmıştır.</p>
<p>Örneğin; <strong>bir kişinin SGK’ya 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olarak bildirilebilmesi için</strong>, işçi ve işveren arasındaki ilişkinin kural olarak iş sözleşmesine/hizmet akdine dayanması ve iş sözleşmesinin bütün unsurlarının (işçinin iş görme ediminin yerine getirilmesi, işverenin ücret ödemesi, işverene bağımlılık, süreklilik) bulunması gerekmektedir.</p>
<p>Aynı şekilde, <strong>bir sigortalının SGK’dan emekli olabilmesi için</strong>, kanunda belirtilen şartları (sigortalılık süresi, prim gün sayısı, yaş) yerine getirmiş olması ve sigortalılık hizmetlerinde gerçeğe aykırı olarak nitelenebilecek bir durumun olmaması gerekmektedir.   </p>
<p>Diğer taraftan, <strong>kayıt dışı istihdam (sigortasız çalışma/çalıştırma)</strong> sosyal güvenlik sisteminin mali yapısını nasıl olumsuz etkiliyorsa, <strong>gerçeğe aykırı sigortalılık ve gerçeğe aykırı işlemler</strong> de aynı şekilde olumsuz etkilemektedir.</p>
<p>Uygulamada zaman zaman çeşitli amaçlarla SGK’ya gerçeğe aykırı belge, bildirge ve beyanname verilebilmektedir.</p>
<p>Buradaki amaç;</p>
<p>- Daha az sigorta primi ödemek,</p>
<p>- Yararlanılamayacak olan sigorta primi teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak,</p>
<p>- Özel nitelikteki inşaat isleri ve ihale konusu islerde asgari isçilik tutarını tamamlamak,</p>
<p>- İş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından haksız olarak yararlanmak şeklinde olabilmektedir.</p>
<p><strong>Gerçeğe aykırı bildirimler ve yaptırımlar</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatına göre, SGK’ya verilmesi gereken belge, bildirge ve beyannamelerin (sigortalı işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi)  daha az sigorta primi ödemek, yararlanılamayacak olan sigorta primi teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat isleri ve ihale konusu islerde asgari isçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarından haksız menfaat sağlamak gibi amaçlarla <strong>kasten gerçeğe aykırı olarak düzenlendiği</strong> hususunun <strong>mahkeme kararıyla, SGK’nın denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarınca,(Müfettiş ve Denetmenlerce) fiilen yapılan denetimler sonucunda</strong> veya <strong>işyeri kayıtlarından yapılan tespitlerden</strong> ya da <strong>kamu idarelerinin denetim elemanlarınca kendi mevzuatları gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemeler neticesinde</strong> veya <strong>kamu kurum ve kuruluşları ile bankalar tarafından düzenlenen</strong> belge veya alınan bilgilerden tespit edilmesi halinde;</p>
<p>- Gerçeğe aykırı işlemler (yararlanılan teşvikler, bağlanan emekli aylığı, verilen ilişiksizlik belgesi, ödenekler vd. ) iptal edilmekte,</p>
<p>- SGK tarafından yapılan yersiz harcamalar (sağlık harcamaları, ödenen emekli aylıkları yersiz yararlanılan teşvikler vd.) faiziyle geri alınmakta,</p>
<p>- İlgili kişiler hakkında SGK hukuk birimleri tarafından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü (Resmi belgede sahtecilik), 206’ncı (Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan)  ve 207 nci ( Özel belgede sahtecilik) maddeleri kapsamında Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulmakta,</p>
<p>- Gerçeğe aykırı bildirimler sonucunda SGK’ya prim ödenmiş olduğunun tespiti halinde, ödenen primler Kuruma irat kaydedilmektedir.</p>
<p><strong>Örneğin:</strong> Yapılan bir denetim neticesinde, (X) işverenine ait bir işyerinden, A kişisinin fiilen çalışmadığı halde, 2020/Ocak-2025/Aralık döneminde SGK’ya bildirildiği ve bu sigortalılık hizmetleri de dikkate alınarak ilgili kişiye 2026/Ocak ayından itibaren SGK tarafından yaşlılık aylığı bağlandığının denetim raporu ile tespit edildiğini varsayalım.</p>
<p>Bu durumda, SGK tarafından bu kişinin 2020/Ocak-2025/Aralık dönemine ait sigortalılık hizmetleri iptal edilecek, gerçeğe aykırı bu sigortalılık hizmetinden dolayı sigorta primi ödenmişse, bunlar SGK tarafından irat kaydedilecek, 2026/Ocak ayından itibaren ödenmiş olan emekli aylıkları ve varsa yapılmış olan sağlık harcamaları faiziyle geri alınacak, ayrıca hem işveren, hem de ilgili kişi hakkında Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.</p>
<p><strong>Kasten haksız menfaat amacı </strong><strong>olmadan yapılan hatalı işlemler</strong></p>
<p>Diğer taraftan, haksız menfaat elde etme amacı güdülmeden, aynı işverene ait birden fazla işyerinin bulunması ve sigortalıların fiilen çalıştırıldığı tespit edilen işyerinden değil de aynı işverene ait (fiilen çalışmadığı) diğer bir işyerinden bildirim yapıldığının tespit edilmesi ve düzenlenen raporda sigortalılara ait belgelerin, fiilen çalıştırıldığı işyerine aktarılmasının önerilmesi halinde; bildirim yapılan işyerinden yasal süresinde verilen belgeler ile bu belgelere ilişkin tahsilatların aktarım işlemi yapılmaktadır.</p>
<p><strong>Örneğin; </strong>(A) ve (B) işyerlerinin aynı işverene ait olduğu, (A) işyeri hakkında yapılan denetim sonucunda düzenlenen denetim raporunda, (A) işyerinden bildirilen 3 sigortalının, (B) işyerinde fiilen çalıştırıldığının <strong>muvazaalı bir durum söz konusu olmadan tespit edildiği</strong> ve bu bildirimlerin (B) işyerine aktarılmasının önerildiği varsayıldığında; sigortalılara ilişkin yükümlülüklerin (A) işyerinden yasal süreler içinde yerine getirildiğinin anlaşılması halinde, her hangi bir idari para cezası, gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmadan, sigortalı hizmetleri ile varsa bu hizmetler karşılığında yapılan tahsilatlar (B) işyerine aktarılacaktır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak; </strong>daha az sigorta primi ödemek, yararlanılamayacak olan sigorta primi teşvik, destek veya indirimlerinden yararlanmak veya daha fazla yararlanmak, özel nitelikteki inşaat isleri ve ihale konusu islerde asgari isçilik tutarını tamamlamak, iş kazası ve meslek hastalığı, hastalık, analık, genel sağlık, malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası kollarından sağlanan yardımlardan (geçici iş göremezlik ödeneği, emekli aylığı, sağlık hizmeti vd.) haksız menfaat sağlamak amacıyla SGK’ya gerçeğe aykırı belge, bildirge ve beyanname (sigortalı işe giriş bildirgesi, aylık prim ve hizmet belgesi/muhtasar ve prim hizmet beyannamesi) verilmesinin hem mali, hem de cezai ağır yaptırımları bulunduğundan işverenlerin ve ilgili kişilerin gerçeğe aykırı olarak kabul edilen bu işlemlere başvurmadan önce bir kere daha düşünmelerinde fayda vardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sosyal-guvenlikte-gercege-aykiri-islemler-ve-yaptirimlar-79816</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sosyal güvenlikte gerçeğe aykırı işlemler ve yaptırımlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-platformlar-buyuyunce-devlet-geri-doner-79815</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dijital platformlar büyüyünce devlet geri döner</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>2023’te gelişmekte olan ülkelerde faizler yükselmeye başladığı için bu şirketlerin hisselerine akan fonlar azaldı. Gojek’in değeri 6-7 milyar dolar civarına düştü. Grab ise 20 milyar dolara yakın bir değere sahip. Şimdi Softbank iki şirketi birleştirip hisselerinin değerine değer katmak istiyor.</strong></p>
<p>Bu hafta Singapur’daydım. Singapur’da araç çağırmak için Uber uygulamasını açarsanız, otomatik olarak Grab diye başka bir uygulamaya bağlanıyorsunuz. Grab için “Singapur’un Uber”i diyebiliriz. Uber, 2018’de Grab ile baş edemeyeceğini anlayınca, Grab’in %27,5 büyüklüğündeki hissesi karşılığında operasyonlarını devrederek Güneydoğu Asya pazarından çekilmiş. Bugün Filipinler’den Tayland’a, Vietnam’dan Endonezya’ya 600 milyon nüfusun yaşadığı bu büyük pazarda Grab ile beraber bir de Gojek diye bir süper uygulama var. Bu iki uygulama taksiden, yemeğe, ödemelerden e-ticarete ve hatta mikrokrediye kadar birçok hizmetin altyapısını sağlıyor. Grab ve Gojek, birleşmeyi planlıyor ve bu nedenle de ortalık karışık. Gelin, Güneydoğu Asya’da süper uygulamalar nasıl stratejik altyapı haline geliyor, beraber inceleyelim.</p>
<p>2020’de “Dünyanın en büyük Müslüman teknoloji şirketi neden bizden değil Endonezya’dan çıktı?” başlıklı yazımda, Endonezyalı Gojek’in motosikletle yolcu taşımaktan finansa kadar birçok alanda hizmet veren bir “süper uygulama” haline gelişinin hikâyesini incelemiştim. O zaman Türkiye’den ilk defa milyar dolarlık şirket çıktı diye sevinirken, Gojek’in değeri 10 milyar dolardan fazlaydı. Hatta Gojek’in kurucusu Nadiem Makarim işlerini profesyonellere devredip 2024’e kadar Endonezya’da eğitim bakanı olarak görev yaptı.</p>
<p>O günden beri Endonezya merkezli Gojek ve Singapur merkezli Grab Güneydoğu Asya’nın her yerinde rekabet halinde. Gelişmekte olan ülkelerde bu uygulamaların ana işlevi, zaten kayıt dışı olan kuryelik gibi pazarları formel hale getirip hem tüketiciye daha iyi hizmet sunmaları hem de çalışanların refah seviyesini artırmaları. Dolayısıyla zengin ülkelerde bu hizmetlerin zaten kısıtlı ve kayıt altında olduğu durumlarla karıştırmamak lazım.</p>
<p><strong>İki şirket birleşirse, birçok </strong><strong>ülkede tekel olacak</strong></p>
<p>Ben yazımı yazdığımdan bu yana Grab ABD’de, Gojek de Endonezya’da halka arz edildi. Her ikisinin de başlıca hissedarı Softbank. 2023’te gelişmekte olan ülkelerde faizler yükselmeye başladığı için bu şirketlerin hisselerine akan fonlar azaldı. Gojek’in değeri 6-7 milyar dolar civarına düştü. Grab ise 20 milyar dolara yakın bir değere sahip. Şimdi Softbank iki şirketi birleştirip hisselerinin değerine değer katmak istiyor. Birleşirlerse, doğacak yeni şirket Endonezya başta olmak üzere birçok ülkede tekel haline gelecek.</p>
<p>Sözünü ettiğimiz “süper uygulama”lar artık belli bir ölçeği geçince alelade bir tüketici uygulaması olmaktan çıkıyor ve bir şehrin ulaşım sistemi, tüm şoförlerin “işvereni,” esnafın en önemli satış kanalı oluyor. Nereden baktığınıza bağlı olarak, “kritik altyapı” ya da “siyasi problem” de diyebilirsiniz. Endonezya’nın milli gelirinin %2’si bir şekilde Gojek üzerinden geçiyormuş. Endonezya Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto’nun tek derdi birleşmeye karşı sokağa dökülüp protesto yapan 500 bin şoför değil. Bir de “yerli ve milli süper uygulamamız Gojek’i Singapurlular’a sattırmazuk!”, diyenler var.</p>
<p><strong>Devletin “altın hisse” ile </strong><strong>şirket yönetimine dönüşü</strong></p>
<p>İlk aşamada pazara girişleri açık tutmak için her iki şirketin de şoförlerle veya diğer tedarikçilerle münhasır çalışması yasaklandı. Bu çok yerinde bir tedbir. Ancak rol modeli Çin’de devlet kapitalizmini kuran Deng Xiaoping olan Cumhurbaşkanı Prabowo için bu yeterli değil. Prabowo, Grab ve Gojek birleşmesine Endonezya Rekabet Kurumu’nun izin vermesi için yeni oluşacak şirketten Endonezya Varlık Fonu’na “altın hisse” tahsis edilmesini şart koşuyor. Daha önce dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir şart. Ancak Başkan Trump’ın geçen sene Intel’den %10 hisse aldığı düşünülürse, artık böyle şeyler insana tuhaf gelmiyor.</p>
<p>Endonezya devletine altın hisse verilirse, Prabowo yeni şirketin komisyon oranlarından, verisini nerede tutacağına ve ileride bir gün kime satılabileceğine kadar birçok konuda karar yetkisine sahip olacak. Peki Grab’in Amerikan borsasındaki hissedarları bunu kabul edecek mi? Eskiden şirketler devletlerin koyduğu kurallar altında çalışırdı. Bu kuralların sık sık değişmesi rahatsız edici olsa da esas olan kurala uymaktı. Şimdilerde ise öyle özelleştirmeyle satılan değil, sıfırdan büyüyüp ulusal şampiyon haline gelen şirketlerin yönetimine devletlerin doğrudan karıştığı bir döneme giriyoruz.</p>
<p>Laf açılmışken, biz de 2022’de e-ticaret kanununu değiştirip bu alandaki şirketlerin daha öyle Gojek veya Grab olmadan büyümelerini sınırlamıştık ve süper uygulama olmalarını yasaklamıştık. Dünyadaki gelişmeler ışığında bu kanunun bir etki analizinin yapılıp yeniden tartışılmasının zamanı geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-platformlar-buyuyunce-devlet-geri-doner-79815</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dijital platformlar büyüyünce devlet geri döner ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/toplu-izin-uygulamasi-79814</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toplu izin uygulaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Özellikle üretimin yavaşladığı dönemler, bakım-onarım süreçleri veya sezon geçişleri gibi durumlarda uygulanan toplu izin yöntemi, iş organizasyonunun planlanması ve çalışanların izin haklarının toplu şekilde kullandırılması bakımından uygulamada önemli bir yer tutmaktadır.</strong></p>
<p>Dinlenme hakkı, çalışanların bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunmasını amaçlayan en temel anayasal ve sosyal haktır. Bu kapsamda yıllık ücretli izin hakkı yalnızca iş mevzuatından doğan bir hak değildir. Aynı zamanda anayasal güvence altına alınmış vazgeçilmez bir dinlenme hakkı niteliğindedir.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yıllık ücretli izin uygulamasına ilişkin usul ve esaslar Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Yönetmelik uyarınca işçilerin bireysel izin kullanımlarının yanında, işverenlere belirli dönemlerde toplu izin uygulamasına gitme imkânı da tanınmıştır.</p>
<p><strong>Toplu izin uygulamasının </strong><strong>hukuki dayanağı ve kapsamı</strong></p>
<p>Toplu izin uygulaması, işverenin işyerini sevk ve idare etme yetkisi kapsamında değerlendirilen yönetim hakkının bir sonucudur. İşveren, işin yürütümünü, üretim planlamasını, bakım-onarım süreçlerini ve iş organizasyonunu dikkate alarak belirli dönemlerde toplu izin uygulamasına karar verebilmektedir. Ancak bu yönetim hakkının kullanımı sınırsız olmayıp, İş Kanunu ve Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde öngörülen usul ve esaslara uygun hareket edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Özellikle üretimin yavaşladığı dönemler, sezon geçişleri, bakım-onarım süreçleri veya iş organizasyonunun gerektirdiği durumlarda toplu izin uygulaması işverenler tarafından sıklıkla tercih edilmektedir.</p>
<p>Nitekim Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 10’uncu maddesi uyarınca işveren veya işveren vekili, Nisan ayı başı ile Ekim ayı sonu arasındaki süre içerisinde işçilerin tamamını veya bir kısmını kapsayacak şekilde toplu izin uygulayabilmektedir.</p>
<p>Özellikle üretimin yavaşladığı dönemler, bakım-onarım süreçleri veya sezon geçişleri gibi durumlarda uygulanan toplu izin yöntemi, iş organizasyonunun planlanması ve çalışanların izin haklarının toplu şekilde kullandırılması bakımından uygulamada önemli bir yer tutmaktadır.</p>
<p>Toplu izin uygulaması yalnızca tüm işyerini kapsayacak şekilde değil, işyerindeki belirli bölümler veya işçi grupları bakımından da uygulanabilmektedir. Ancak uygulamanın Kanun ve Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde planlanması önem arz etmektedir.</p>
<p><strong>Toplu izin sürecinde işverenin </strong><strong>yetkileri ve işçilerin hakları</strong></p>
<p>Toplu izin uygulamasına gidilmesi halinde izin kurulu tarafından izin çizelgelerinin hazırlanması gerekmektedir. Bu çizelgelerde, toplu izne çıkacak işçilerin aynı tarihte izne başlayacak şekilde planlanması, her işçinin İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde yer alan yıllık izin sürelerine göre izin bitiş tarihlerinin belirlenmesi ve yol izni taleplerinin dikkate alınması gerekmektedir. Hazırlanan izin çizelgelerinin ilan edilmesi de uygulamanın önemli bir aşamadır.</p>
<p>Toplu izin uygulamasının dikkat çeken yönlerinden biri de henüz yıllık ücretli izin hakkı kazanmamış işçileri de kapsayabilmesidir. Başka bir ifadeyle işyerinde bir yıllık kıdemini doldurmamış işçiler de toplu izin uygulamasına dahil edilebilmektedir. Ancak sonraki yıllarda toplu izin yönteminin uygulanmaması halinde, bu işçilerin yıllık izin hak ediş tarihleri genel esaslara göre yeniden belirlenecektir. Böylece işçinin yıllık izin hakkı tamamen ortadan kalkmamakta, yalnızca izin kullanım yöntemi toplu izin uygulamasına göre şekillenmektedir.</p>
<p>Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nin 11’inci maddesine göre işveren veya işveren vekili; işyerinin korunması, araç ve makinelerin bakımının yapılması, hazırlık, temizlik veya güvenlik gibi zorunlu nedenlerle yeter sayıda işçiyi toplu izin dışında tutabilmektedir. Toplu izin dışında bırakılan işçilerin yıllık izinleri ise toplu izin döneminden önce veya sonra, işçinin tercihine göre kullandırılabilmektedir. Bu düzenleme ile işyerinin faaliyetlerinin tamamen durmasının önüne geçilmesi amaçlanmaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak toplu izin uygulaması, işverenin yönetim hakkı kapsamında iş organizasyonunun planlanmasına imkân sağlayan önemli bir uygulama olmasının yanında, işçilerin anayasal dinlenme hakkı ile birlikte değerlendirilmesi gereken bir konudur.</p>
<p>Bu nedenle toplu izin uygulamasında Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde öngörülen usul ve esaslara uygun hareket edilmesi, izin çizelgelerinin doğru şekilde hazırlanması ve işçilerin yıllık izin haklarının korunması büyük önem taşımaktadır. Özellikle uygulamanın planlı, şeffaf ve işyeri ihtiyaçları ile çalışan hakları arasında denge kurulacak şekilde yürütülmesi, ileride ortaya çıkabilecek iş uyuşmazlıklarının önüne geçilmesi bakımından da oldukça değerlidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/toplu-izin-uygulamasi-79814</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Toplu izin uygulaması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nufus-artisinda-sessiz-kriz-derinlesiyor-79813</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nüfus artışında sessiz kriz derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB’de yüksek doğurganlık oranı; Danimarka, Belçika ve İsveç gibi sosyal devlet mekanizmalarının daha güçlü olduğu ülkelerde kendini gösteriyor. Bu tablo bize ailelerin çocuk sahibi olma kararında yalnızca kültürel dinamiklerin değil ekonomik refahın ve sosyal destek mekanizmalarının da belirleyici olduğunu açık şekilde gösteriyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de bu hafta açıklanan doğum istatistikleri, nüfus artış hızındaki düşüşün kalıcı hale geldiğine işaret eden önemli bir veri daha sundu. Uzun yıllardır tartışılan demografik dönüşüm artık yalnızca sosyal bir mesele değil; ekonomi politikalarının geleceğini de doğrudan etkileyen yapısal bir sorun haline gelmiş durumda.</p>
<p>Türkiye’de toplam doğurganlık hızı, yani 15-49 yaş arasındaki bir kadının yaşamı boyunca doğurması beklenen ortalama çocuk sayısı, 2025 yılında 1,42’ye geriledi. Özellikle 2014 yılı sonrasında satın alma gücünde yaşanan kayıplarla birlikte doğurganlık hızındaki düşüş de belirgin şekilde hızlandı. Oysa bu oran 2000’li yılların başında nüfusun kendini yenileyebilmesi için gerekli eşik kabul edilen 2,1 seviyesinde seyrediyordu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe5cfaf57d-1779426767.png" alt="" width="329" height="238" />Daha dikkat çekici olan ise geleneksel olarak doğurganlık oranlarının yüksek olduğu Güneydoğu Anadolu illerinde bile ciddi bir gerilemenin yaşanması oldu. Şanlıurfa, Şırnak, Mardin, Diyarbakır ve Siirt dışındaki 76 illimizde toplam doğurganlık hızı artık nüfus yenileme seviyesi olan 2,1’in altında bulunuyor.</p>
<p><strong>Büyükşehirlerde </strong><strong>alarm daha güçlü</strong></p>
<p>Doğurganlık hızının en düşük olduğu illerin başında ise büyükşehirler geliyor. Ankara, İzmir, Eskişehir ve Zonguldak, doğurganlık hızının en düşük olduğu ilk 5 ilimiz arasında yer alıyor. Üstelik bu illerin yoğun göç almaya devam etmesine rağmen doğurganlık oranlarının düşük seyretmesi, sorunun yalnızca demografik değil aynı zamanda ekonomik ve sosyal politikalarla ilişkili olduğunu da ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Refah kaybı çocuk sahibi </strong><strong>olma kararını etkiliyor</strong></p>
<p>Türkiye’yi uluslararası karşılaştırmalar çerçevesinde değerlendirdiğimizde de dikkat çekici bir tabloyla karşılaşıyoruz. Türkiye, 2025 yılında 1,42’lik doğurganlık oranıyla Avrupa Birliği ortalaması olan 1,34’ün sınırlı ölçüde üzerinde yer aldı.</p>
<p>AB’de yüksek doğurganlık oranı ise Danimarka, Belçika ve İsveç gibi sosyal devlet mekanizmalarının daha güçlü olduğu ülkelerde kendini gösteriyor. Bu tablo bize ailelerin çocuk sahibi olma kararında yalnızca kültürel dinamiklerin değil ekonomik refahın ve sosyal destek mekanizmalarının da belirleyici olduğunu açık şekilde gösteriyor.</p>
<p><strong>Kent hayatı doğurganlığı baskılıyor</strong></p>
<p>Yoğun kent yaşamının oluşturduğu ekonomik baskılar ve ağır çalışma koşulları da doğurganlık oranlarına net şekilde yansımış durumda. Mekânsal adres kayıt sistemi verilerine göre, 2025 yılında kırsal bölgelerde toplam doğurganlık hızı 1,75 seviyesinde gerçekleşirken bu oran orta yoğun kentlerde 1,53’e, yoğun kentlerde ise 1,33’e kadar geriledi.</p>
<p>Başka bir ifadeyle yaşam maliyetinin arttığı, çalışma temposunun ağırlaştığı ve barınma sorunlarının derinleştiği büyükşehirlerde çocuk sahibi olma eğilimi daha hızlı düşüyor.</p>
<p><strong>Eğitim seviyesi değil, </strong><strong>ekonomik güvence belirleyici</strong></p>
<p>Bu noktada altı çizilmesi gereken önemli bir diğer veri ise kadınların eğitim düzeyi ile doğurganlık arasında kalıplaşmış yanlış algıdır. Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen “kadınların eğitim ve çalışma hayatına katılması doğurganlığı düşürüyor” yaklaşımının aksine, son beş yılda doğurganlık oranındaki en sert düşüş, “okuma yazma bilmeyen veya bir okul bitirmemiş” kadın grubunda gerçekleşti. Bu grupta doğurganlık oranı 2020-25 döneminde 1,15 puan düştü. Yükseköğretim mezunu kadınlarda ise aynı dönemdeki düşüş 0,26 puan ile sınırlı kaldı.</p>
<p><strong>Nüfus politikası ekonomi </strong><strong>politikasından ayrı düşünülemez</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin nüfus dinamiklerini yeniden güçlendirebilmesi için ekonomik ve sosyal politika alanlarında kapsamlı adımlar atılması gerekiyor. Ailelerin çocuklarına sağlıklı bir yaşam sunabilmeleri açısından satın alma gücü kritik önem taşıyor. Bunun yanında ebeveynlerin bakım süreçlerinde erişebileceği sosyal hizmetler, kreş imkanları ve ebeveynlik yükünün anne ile baba arasında daha dengeli paylaşılabilmesi de doğrudan etkili oluyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nufus-artisinda-sessiz-kriz-derinlesiyor-79813</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nüfus artışında sessiz kriz derinleşiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyanin-coskusu-turkiyenin-gercegi-79812</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünyanın coşkusu, Türkiye’nin gerçeği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finans dünyasının en etkili aylık raporlarından Bank of America Küresel Fon Yöneticileri Anketi, tehlikeli bir iyimserliğe işaret ediyor. Dev fonları yönetenlerin nakit seviyesini yüzde 3,9 gibi dip bir noktaya çekmesi ve katılımcıların yalnızca yüzde 4’ünün sert iniş beklemesi müthiş bir rehavetin göstergesidir. Nitekim piyasa aktörleri mayıs ayında bütün güçleriyle hisse senetlerine yüklenerek varlık dağılımında bir rekora imza attılar.</p>
<p>Bu coşkuyu, ABD hükümetinin bütçe açığıyla kamu dışı sektöre 2 trilyon dolar akıtması ve yapay zekâ yatırımlarının yarattığı büyüme rüzgârı besliyor. Ancak petrol fiyatının 150 dolar gibi yıkıcı bir eşiğe ulaşması veya küresel faizlerle birlikte yükselen ABD 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5,5’i aşması bu optimizmi baltalayabilir. Böylesi bir maliyet şoku karşısında merkez bankalarının sıkılaşma adımları atması resesyon riskini artırarak borsa endekslerinde sert düşüşleri tetikleyebilir. Dışarıda kopacak bir fırtına en çok hassas dengedeki ekonomileri sarsar.</p>
<p>Küresel piyasalarda yaşanan bu gelişmeler Türkiye için net bir uyarı barındırıyor. Enerji fiyatlarındaki artış ülkemizde enflasyon beklentilerini zaten bozmuş durumda. Üstelik Merkez Bankası rezervlerindeki kaybın yalnızca bir kısmını yerine koyabildi. Bu denli kritik bir dengede ilerlerken dış şoklara karşı hazırlıklı olmak zorundayız. Hata yapma lüksümüzün olmadığı bu süreçte hem ekonomik hem de ekonomi dışı yeni bir risk yaratmaktan kaçınmalıyız.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyanin-coskusu-turkiyenin-gercegi-79812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyanın coşkusu, Türkiye’nin gerçeği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vazgecemedigin-sey-sana-ait-degildir-79811</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vazgeçemediğin şey sana ait değildir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Başlıktaki aforizmanın tamamı şöyle: Vazgeçemediğin şey sana ait değildir, tam tersine sen ona aitsin.</p>
<p>Sahip olduklarımız arasında asla vazgeçemeyeceğimizi düşündüğümüz “şeyler” vardır. Bir ev, bir ilişki, çocukluk hatırası bir eşya, bir iş veya sosyal bir statü. Başlıktaki aforizma işte tam da bu “şeylerle” ilgili bir uyarı yapıyor bize. Bizim bu şeyler üzerinde kontrol sahibi olduğumuzu sanmamıza karşın, zamanla bu şeylerin vazgeçilemez hale geldiğini ve onların bizim üzerimizde kontrol sahibi olduklarını söylüyor.</p>
<p>Türk Lirası üç yıldır mallar ve hizmetler karşısında çok ciddi değer kaybederken, döviz kuru karşısında reel olarak değer kazanıyor. Ben de bu değer kazancı sürecinin vazgeçilebilir olup olmadığını, yani bizim kontrolümüz altında olup olmadığını merak ediyorum doğrusu. Çünkü üç yıl boyunca devam eden bir değer kazancı süreci çeşitli risklerin birikmesine neden olur ve bir noktada o risklerle yüzleşmek çok zor görünmeye başlayabilir.</p>
<p>TL’nin değer kazanma sürecinde neler oldu gelin kısaca hatırlayalım: Son üç yılda döviz kredilerinin payı yüzde 30’dan yüzde 36’ya, büyüklüğü de 132 milyar dolardan 204 milyar dolara çıktı. Dolar enflasyon kadar artsaydı bu rakamlar çok daha büyük olacaktı. Şirketlerin yurtdışından kullandıkları döviz kredileri de cabası. Cari işlemler açığı 52 milyar dolardan ekonomik yavaşlamanın etkisiyle 10 milyar dolara kadar düştükten sonra, ekonomide önemli bir hızlanma olmamasına rağmen tekrar 40 milyar dolara çıktı ve daha da artacak. Muhtemelen savaşın etkisiyle 55-60 milyar doları bulabilir. Bankaların bilanço içi pozisyon açığı 29 milyar dolardan 38 milyar dolara çıktı. Gerçek kişilerin tercihi dövizden büyük ölçüde altına ve gümüşe kaydı, hatta kısmen finansal sistem dışına çıktı.</p>
<p>TL’nin değer kazanma süreci sona ererse, bu gelişmelerin hepsi tersine dönecek ve bunun da bir maliyeti olacak. Döviz kredisi kullanmak pahalı hale gelecek. İthal mallar pahalanacak. Carry trade yapanlar önemli ölçüde getiri kaybedecek. Hanehalkı geliri biraz daha düşebilecek.</p>
<p>TL değerleniyorsa, risk birikimini engellemek için finansal sistemde bazı sigortalar gerekiyor. Bu sigortalar olmazsa sistemde risk birikebilir ve bu sigortalar istenmeyen, sevilmeyen şeylerdir. Maliyetleri de yüksektir. Gelin bunları bir hatırlayalım.</p>
<p><strong>TL değerli olduğu sürece;</strong></p>
<ul>
<li><strong>Kredi kısıtlamaları devam etmek zorunda:</strong> Bankaların sermayeleri güçlü ve aldıkları riskler (kredi verme davranışı diye okuyun lütfen) sıkı bir gözetim ve sınırlama altında. Kredilere dönük kısıtlamalar bunu sağlıyor. Bazen iş insanlarımızın kredi kısıtlamalarından şikayet ettiğini görüyoruz ama aslında TL değerli kalmaya devam ettikçe kredi kısıtları sistemin en önemli sigortası niteliğinde. Kredi kısıtlarının kalkması için TL’nin değerlenme süreci sona ermeli.</li>
<li><strong>TL faizi yüksek kalmak zorunda:</strong> TL dövize karşı değerli olduğu sürece için TL faizi reel olarak hep yüksek kalmak zorunda. Faiz düşüp, TL’nin cazibesi azaldığı anda, dövizin cazibesi artmaya başlar. Ayrıca doların diğer kurlara ve altına karşı olan çapraz kur hareketlerini de dengeleyebilmek için zaten yüksek olması gereken TL faizine biraz daha eklemeniz gerekir.</li>
<li><strong>TL likidite hep kontrol altında olmalı:</strong> TL faizi yüksek tutmak yetmez. İçsel veya dışsal bir şok geldiğinde iki hafta içinde 43 milyar dolar çıkabilir sistemden. Sonra bir haftada 25 milyar dolar geri girebilir. Bu oynaklık yüzünden TL likidite de hep sıkı bir kontrol altında olmalı ve düşük tutulmalıdır. Sisteme yoğun döviz giren dönemlerde de mutlaka sterilizasyon yapılmalıdır.</li>
<li><strong>Bütçe hep sıkı, vergiler hep yüksek olmalı:</strong> TL değerli iken bütçe açığını büyütmek, genişletici maliye politikası uygulamak risk yaratır. Sistemin bir başka sigortası olarak her zaman sıkı maliye politikası uygulanmalıdır.  </li>
</ul>
<p>Eğer TL değerli olacaksa, yukarıda saydığımız dört sigorta da hayatımızda olmak zorunda. Biri olsun, diğeri olmasın diyemeyiz. Ya hepsini paket olarak almalıyız, ya da hiçbirini almamalıyız. Benim fikrim bunların hepsinin yanlış olduğudur. Bence TL’nin değerlenmesini de sigorta niteliğindeki dört unsuru da hayatımızdan çıkarabilirsek, hepimiz daha zengin, daha müreffeh oluruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vazgecemedigin-sey-sana-ait-degildir-79811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vazgeçemediğin şey sana ait değildir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-satrancinda-rusya-ve-cinin-karsilikli-hamlesi-79810</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji satrancında Rusya ve Çin’in karşılıklı hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çin ve Rusya ilişkisine ekonomi-politik açıdan bakınca; Rusya, İran-ABD savaşından kaynaklanan enerji piyasalarındaki kargaşanın ve Hürmüz Boğazı’nın ikili abluka ile kapatılmasının, Rus gazı fiyatları sözleşmesine ilişkin müzakerelerde Çin’i daha esnek hale getireceğini düşünüyor.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta (13 Mayıs-15 Mayıs 2026) ABD Başkanı Trump’ın Çin’e yaptığı gezinin henüz sonuçlarını tartışırken, bu hafta içinde (19 Mayıs-20 Mayıs 2026) Rusya Devlet Başkanı Putin bu kez Çin’e gitti.</p>
<p><strong>Böylece altı ay içinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin liderlerinin tamamı Çin’i ziyaret etmiş oldu</strong>. Aralık 2025’te Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Ocak 2026’da İngiltere Başbakanı Starmer ve şimdi de Mayıs 2026’da ABD Başkanı Trump ve Rusya Devlet Başkanı Putin.</p>
<p><strong>Çin’in artan önemini sanırım bu üst üste ziyaretlerden daha başka bir şey bu kadar kolay anlatamazdı. </strong></p>
<p><strong>Rusya Devlet Başkanı Putin’in cumhurbaşkanı olarak Çin’e yaptığı 25. ziyaret bu.</strong> Putin, görüşme öncesinde Rusya-Çin ilişkilerinin <strong>“gerçekten eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye”</strong> ulaştığını söyledi.</p>
<p>Bir tarafta halen çözüme ulaşamamış bir savaşın tarafı olan, Batı’nın yoğun ambargosu altında ekonomisini bir şekilde ayakta tutan ve İran savaşının ana enerji koridorunu tıkaması neticesinde büyük bir enerji üreticisi olarak önemi çok daha fazla artan Rusya, diğer tarafta ise Rusya’nın enerji kaynaklarına her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyan, ikili ticarette kendi parası Yuan’ı öne çıkararak, rezerv para olma yolunda adımlar atan, BRICS üzerinden ekonomik hakimiyet kurma çabasında olan Çin.</p>
<p>Putin’in bu ziyaretinin amacı temelde Çin ile ilişkileri güçlendirmek ve uzun süredir durmuş olan <strong>‘Power of Siberia 2 (Sibirya Gücü-2)’ </strong>boru hattı projesinde ilerleme kaydetmek. Karşılıklı ticaretin ilerletilmesi ve ticaret hacminin artırılması da gündemdeydi.</p>
<p>Çin yarı resmi yayın organı Xinhua’nın yorumuna göre; <strong>‘Çin ve Rusya’nın çok yönlü ortaklığı, türbülansın ortasında dünyayı çıpalamaya yardımcı oluyor.’</strong></p>
<p>Yine Xinhua, ziyaret öncesinde, yeni bir dönemin eşiğinde olunduğunu, Çin-Rusya’nın kapsamlı stratejik ortaklığının karşılıklı güvenin derinleşmesi, iyi komşuluk ilişkileri ve birçok alanda pratik iş birliğine dayanarak giderek daha güçlü ve daha önemli hale geldiğinden bahsetti.</p>
<p>“Bütün bakanlıklar ve her düzeydeki kurumlar arasında kurumsallaşmış diyalog mekanizmaları, birbirlerinin kalkınma çıkarları için karşılıklı güvenle desteklenen verimli sonuçlar sunmaya devam etti. <strong>Enerji iş birliği, sağlam temeller ve büyük altyapı projelerinin istikrarlı ilerlemesiyle çıpalanan Çin-Rusya ilişkilerinin temel taşı olmaya devam ediyor.</strong> Çin Ticaret Bakanlığı’na göre, ikili ticaret 2025’te yaklaşık 228 milyar ABD dolarına ulaşarak üst üste üçüncü yıl 200 milyar dolarlık eşiği aştı. Çin, 16 yıl üst üste Rusya’nın en büyük ticaret ortağı olmaya devam etti” denildi.</p>
<p><strong>Çin tarafının, Rusya ile olan sıkı ilişkinin çok kutuplu bir uluslararası düzeni teşvik etmekte önemli bir rol oynadığını söylemesi, açık bir ifadeyle ABD merkezli bir dünyanın da reddi anlamı taşıdığı için çok önemli. </strong></p>
<p><strong>Çin ve Rusya ilişkisine ekonomi-politik açıdan bakınca</strong>; Rusya, İran-ABD savaşından kaynaklanan enerji piyasalarındaki kargaşanın ve Hürmüz Boğazı’nın ikili abluka ile kapatılmasının, Rus gazı fiyatları sözleşmesine ilişkin müzakerelerde Çin’i daha esnek hale getireceğini düşünüyor.</p>
<p><strong>Sibirya Gücü 2’de ilerleme kaydetmek </strong><strong>için daha uygun zaman olamazdı</strong></p>
<p>Putin’in bu ziyaretinin temelinde de enerji rotasının yeniden şekillendirilmesi yatıyor.</p>
<p><strong>İran savaşı ve bunun sonucunda ortaya çıkan enerji krizi, Rusya ve Çin arasında büyük bir doğalgaz boru hattı planlarına yeni bir aciliyet kazandırma ihtimaline sahip. </strong></p>
<p>Rusya’nın Arktik Yamal Yarımadası’ndan Çin’in kuzeydoğusuna gaz taşıyacak olan ve uzun süredir geciken Sibirya Gücü 2 (Power of Siberia 2) boru hattı, Rusya-Çin zirvesinin en önemli gündem maddesiydi. Bu konu yeni değil. <strong>Fakat zamanlama olarak yeniden görüşmek ve projede ilerleme kaydetmek için sanırım bundan daha uygun bir zaman olamazdı.</strong></p>
<p><strong>Önerilen boru hattı, Rusya’nın Batı yaptırımlarıyla boğuştuğu son yıllarda yakınlaşan iki komşu ülke arasındaki ekonomik bağları derinleştireceği kesin, fakat bunun yanında, önümüzdeki on yılda küresel gaz akışlarını yeniden şekillendirme potansiyeline de sahip bir proje bu. </strong></p>
<p><strong>Rusya için Sibirya Gücü 2, Ukrayna’nın tam ölçekli işgalinden sonra bölgenin diğer alternatif kaynaklara yönelmesiyle Avrupa’ya boru hattıyla taşınan gaz satışlarındaki kayıpların bir kısmını telafi etme fırsatı sunması açısından çok değerli.</strong> Enerji ithalatı için büyük ölçüde Orta Doğu’ya bağımlı olan Çin için ise boru hattı, sıvılaştırılmış doğalgaz sevkiyatlarına bir alternatif sağlayacak olması nedeniyle stratejik öneme sahip.</p>
<p><strong>Fiyatlandırma ve esneklik konusundaki </strong><strong>engeller kolayca aşılamayacak</strong></p>
<p>2026 yılının ortaları itibarıyla Rusya ve Çin, Yamal Yarımadası’ndan Moğolistan üzerinden Çin’e yılda 50 milyar metreküp doğalgaz taşıyacak olan 2.600 kilometrelik boru hattı için bir mutabakat zaptı aşamasına geldiler, ancak fiyatlandırma, finansman veya inşaat zaman çizelgelerini kapsayan bağlayıcı bir ticari anlaşma henüz onaylanmadı.</p>
<p><strong>Bu gezide ana tema bu boru hattı olmasına rağmen, fiyatlandırma ve esneklik konusundaki engeller kolayca aşılacak gibi görünmüyor.</strong> Tıpkı ABD ile olan ilişkilerdeki gibi uzun sürecek müzakereler dizisi izleyebiliriz.</p>
<p>Rus enerji devi Gazprom PJSC’nin CEO’su Alexey Miller, Sibirya Gücü 2 şebekesini <strong>“dünyanın en büyük, en kapsamlı ve sermaye yoğun doğalgaz projesi”</strong> olarak tanımladığını biliyoruz.</p>
<p><strong>“Peki, neden Çin bu büyük projeyi bu kadar geciktirdi?” diye geriye doğru baktığımızda, Çin’in enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi sayesinde enerji güvenliğine sahip olduğunu düşündüğünü görüyoruz.</strong> Oysa Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması, Çin açısından sahip olduğu enerji çeşitliliğinin hiç de düşündüğü kadar güvenli olmadığı sonucunu çıkardı.</p>
<p>Öte yandan, Batı yaptırımları altındaki Rusya, çok istemese de Çin’e her zamankinden daha fazla ticaret, yatırım çekme ve diplomatik statü anlamında bağımlı durumda.</p>
<p>Burada Çin açısından baktığımızda Çin’in en avantajlı olduğu konu şu:</p>
<p>Rusya’nın Yamal Yarımadası’ndan gelen boru hatları özellikle Avrupa için inşa edilmişti. Bu akışlar büyük ölçüde durduğundan, şu an bu gaz <strong>“atıl durumda”</strong>. <strong>Çin, Rusya’nın bu devasa rezervleri paraya çevirmenin başka bir yolu olmadığını biliyor ve bu da Çin’in Rusya’nın iç piyasa fiyatlarına yakın fiyatlar talep etmesine olanak tanıyor. Bir nevi Rusya’nın çaresizliğini fırsata çevirmek isteği diye de düşünebiliriz bunu. </strong>Fakat telaffuz edilen seviyeler, Rusya’nın kolay kolay kabul edebileceği seviyeler değil.</p>
<p>Belki her iki ülke açısından gelinen son durum, Sibirya Gücü 2 projesine ilişkin müzakereleri hızlandırabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-satrancinda-rusya-ve-cinin-karsilikli-hamlesi-79810</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/0/1280x720/si-putin-1779424840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji satrancında Rusya ve Çin’in karşılıklı hamlesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ara-hedef-uzerine-monolog-79809</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ara hedef üzerine monolog</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez bankaları bilançolarının küçülmeye başlaması, zaten yüksek olan borç, teknoloji ve savunma harcamalarının artırdığı yatırım ihtiyacı, yaşlanan nüfusun baskıladığı orta vadeli bütçe görünümü ve yanına eklenen arz yönlü enflasyon… Tahvil piyasaları yine sakinleşir ama bu saydığım faktörler, peşimizi bırakmaz.</strong></p>
<p>TCMB’nin son Enflasyon Raporu’nda duyurduğu ara hedef değişikliğini bir de benden dinler misiniz? Öncesinde de gelin hedef yolculuğumuzu hatırlayalım:</p>
<p>- Enflasyon hedeflemesi rejiminin başlarında, orta vade için düşündüğümüz enflasyon hedefi %4 idi</p>
<p>- Bir arz yönlü şokun ardından, 2009-2011 dönemi için resmî hedef yükseltildikten sonra, %4’lük hedefe geri dönmek yerine yeni orta vadeli enflasyon hedefi olarak belirlediğimiz rakam %5 oldu</p>
<p>- 2026 ve 2027 için belirlenen ilk ara hedefler sırasıyla %16 ve %9</p>
<p>- 2026 ve 2027 için güncellenen ara hedefler sırasıyla %24 ve %15</p>
<p>Yani, daha önce 2026 sonunda gelmeyi öngördüğümüz enflasyon seviyesinin benzerine, yeni senaryoda 2027 sonunda geleceğiz. Savaşın enflasyon maliyeti kestirmeden 1 sene.</p>
<p>Buraya kadarı bildiğimiz hikâye, hatta dünün haberi. Lakin bence burası mevzunun bittiği yer değil, başladığı yer. Neden böyle düşündüğümü 3 ana başlık üzerinden açıklayayım ki sonrasında ilgili haber akışını takip etmeye de vesile olsun.</p>
<p><strong>1- Beklentilerde </strong><strong>artan kırılganlık</strong></p>
<p>Enflasyon hedeflemesi rejimi ile keskin dezenflasyonun amaçlandığı özellikle gelişmekte olan ülkelerde, ideal olan, piyasa beklentilerinin merkez bankasının beklentilerine yakınsamasıdır. Bizim ara hedef güncellemesi örneğimizde ise TCMB, piyasaya yakınsadı. Tabii bu biraz da arz yönlü şokun doğası gereği gerçekleşti ama yine de piyasa oyuncuları tekrar bir parmak hesabı yapacaktır. Biz de bakalım: Piyasa, savaşın etkisini sene sonu beklentisine 5 puan olarak yansıtırken (Mayıs-Şubat Piyasa Katılımcıları Anketi farkı.), TCMB, 8 yüzde puan olarak yansıttı. Sayın başkanın konuşmasından, bu 8 yüzde puanın içinde enflasyondaki düşüş eğiliminin düşünüldüğü kadar keskin olmamasının etkisi de var diye anlıyoruz. Ama 8 puanın kırılımını bilmiyoruz. Piyasanın beklentileri, savaştan önce de TCMB’nin beklentilerinin üzerindeydi. Yani piyasa, enflasyondaki düşüş eğiliminin keskin olmadığı konusunda daha isabetli bir tahmini zaten önceden yapmıştı. O nedenle bunu tekrar beklentilerine yansıtmayabilir. Fakat piyasanın 5 puanı ile TCMB’nin 8 puanı arasında bir orta yol aranacaksa, beklentiler bir tur daha yukarı gelebilir.</p>
<p><strong>2- Enerji krizinde </strong><strong>kötüleşme riski</strong></p>
<p>Martin Wolf, 20 Mayıs tarihli Financial Times yazısında, “Körfez Krizi daha yeni başlıyor olabilir.” diyerek işaret fişeğini yaktı. Fatih Birol’un “Tarihteki en büyük enerji krizine giriyoruz.” sözlerine de yer veren Wolf, meselenin uzamasının yol açabileceği felaketlere işaret etti.</p>
<p>Yazının mürekkebi kurumadan, Başkan Trump’ın -kim bilir kaçıncı kez- anlaşma ümidi doğuran açıklamalar yapması, tekrar bir heyecan yarattı. Ama zaten herkes bir gece ansızın başlayan bu savaşın, bir gece ansızın imzalanan bir anlaşma ile bitebileceğini biliyor. Mesele zamanlama. Savaşın bitmesinin geciktiği her an, normale dönmek zorlaşıyor, hasar kalıcı hale geliyor. Bu hasar, enflasyon beklentilerinin kırılganlığını artırıyor.  </p>
<p><strong>3- Küresel tahvil piyasalarındaki </strong><strong>çalkantının yarattığı tedirginlik</strong></p>
<p>Akıllı telefonlardan önce kullandığımız tabirle söyleyeyim: Piyasanın jetonu bazen geç düşüyor. Küresel tahvil piyasalarında, özellikle eğrinin uzun ucunda yaşanan yakın dönem hareketten bahsediyorum.</p>
<p>Merkez bankaları bilançolarının küçülmeye başlaması, zaten yüksek olan borç, teknoloji ve savunma harcamalarının artırdığı yatırım ihtiyacı, yaşlanan nüfusun baskıladığı orta vadeli bütçe görünümü ve yanına eklenen arz yönlü enflasyon… Tahvil piyasaları yine sakinleşir ama bu saydığım faktörler, peşimizi bırakmaz. Bu da küresel faiz platosuna göre “sıkı” duruşun ne olduğunun yeniden sorgulanmasına neden olabilir. ABD 30 yıllık tahvilinden başlayan muhabbet, döner gelir Türkiye’de tahvil bono piyasasını, oradan da aktarım mekanizmasını etkiler, kırılganlığı artırabilir.</p>
<p>Velhasıl, TCMB’nin ara hedefi yükselterek piyasaya yakınsaması sohbetin bittiği değil, başladığı yerdir. Bundan sonraki iş, TCMB’nin oyun kurucu olması ve piyasanın kendine yakınsamasını sağlamasıdır. Vakit dar. İşler kötüye giderse, bir tur daha yukarı yönlü güncelleme zor. İşler daha iyi giderse, ara hedefin ne kadar altında kalırsan o kadar iyi. Rehavete yer yok.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ara-hedef-uzerine-monolog-79809</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ara hedef üzerine monolog ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/smtea2026nin-tetikledigi-dusunceler-79808</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> SMTEA2026’nın tetiklediği düşünceler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gerçek anlamda kalkınma, bölgeler arasındaki eşitsizliği azaltma, küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapabilmek için SMTEA2026 gibi platformlar fırsat kapısıdır. İlgili aktörler bu kapıdan ne kadar çok giriyorsa; etkileşimin ölçeği o denli büyür; etkisi de o denli artar.</strong></p>
<p>Yazının başlığı bir etkinliğin adı: <em>Türkiye Ekonomi Kurumu ile İstanbul Bilgi Üniversitesi</em>’nin 7-9 2026 günleri düzenlediği, İngilizcesi “<strong><em>The Spring Meetingof Trurkish Economic Association</em></strong><em>” e</em>tkinliğinin baş harfleri.</p>
<p>Daha 20’li yaşların ortalarındaydım; <strong>Çetin Altan</strong>’ın bir yazısında Rus fizikçi <strong>Alexandre Kitaygrodowski’</strong>nin  “<em>Ben Bir Fizikçiyim</em>” kitabından aktardığı düşüncelerden etkilendim. Eskişehir’in büyük kitapçıları uğrak yerlerimdi; “<em>Bizim Kitabevi</em>” raflarında sadece bir kopyası bulunan kitapçığı satın aldım; yanılmıyorsam 120 sayfaydı. İştahla bir gecede okudum; defterime kaydettiğim notlar daha uzun zamanımı aldı.</p>
<p><strong>Kitaygrodowski,</strong> kitabının bir bölümünü ulusal ve uluslararası ölçekte akademik toplantıların öğreticiliğine ayırmıştı. Bölümü bitirdiğimde ulaştığım genellemelerden biri şöyleydi: <strong><em>Uygarlıklar, üretilen bilgiyi paylaşarak çoğaltan insanların omuzlarında yükselir</em></strong>!</p>
<p><strong>Bilmekten doğan sevinç</strong></p>
<p>SMTEA2026’nın 2 gününü kesintisiz izledim. Uluslararası nitelikte büyük bir organizasyondu. Katkı yapanların adlarını ve anlattıklarının konu başlıklarını yazsam, gazete yazısının sınırlarını aşar. İyisi, kendi adıma öğrendiklerimi kısa bir özetle paylaşmam olacak.</p>
<p>Organizasyonda koordinasyonu üstlenen <strong>Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu</strong>’nun şahsında katkı yapan herkesi kutlamak isterim; ülkemizin böylesi toplantılara ihtiyacının alabildiğine arttığı bir dönemde yapılan iş çok önemliydi.</p>
<p>İnsan doğası, kendi bilmediğini “<em>yok sayma</em>” eğilimindedir. Zihnimizde beliren birçok sorununun neden tartışılmadığını; son derece açık ve net olduğu halde işin ehli olanların konuya niçin odaklanmadıklarını düşünürüz. Ulusal ya da uluslararası nitelikte bir toplantıyı izlerken, kendimize sorun edinip yanıtını veremediğimiz soruların yanıtlarını yakalayınca bilmekten doğan sevinci yaşarız.</p>
<p>Birilerinin zihnimizdeki soruya buldukları yanıtlarla yüzleşme, olumlu duygularımızı çoğaltır. Büyük bir emekle, sabır ve dirençle bilinmezle yüzleşme özgüveninin çıktıları zihnimizdeki boşlukları doldurur. Bilinmezler üzerine giden “<em>bilgi kahramanlarının</em>” bir yerlerde üretmeyi sürdürmelerini öğrenmenin tadına varır; yeni bilgiler yaşama yüklediğimiz anlamı derinleştirir.</p>
<p><strong>SMTEA2026 toplantısında, büyük dönüşüm döneminin gündeminde yer alan değişik adlandırmalar, kavram ve terimler, yaratılmak istenen geleceğe nasıl ulaşılacağını anlatan düşünceler paylaşıldı. Kalkınma ve refahı yaratmanın gerek şartının “<em>sermaye ve faydalı bilgi</em>” olduğunu içselleştirmişsek, toplantıyı alıcı bir ruhla izleyenlere sunulan bilgilerin ne denli işe yarar olduklarını da zihinlerimizde netleştiririz.</strong></p>
<p><strong>“Her bilginin bir üst bilgisi vardır”</strong></p>
<p>Katılımcıların anlattıklarından çıkardığım önemli derslerden biri de “<em>her bilginin bir üst bilgisi”</em> olduğunu bir kez daha kendi zihnimde onaylamak oldu. Yaşamın bütün alanlarında olduğu gibi, iktisadi gelişmenin ve sağlıklı bir ekonomi yaratmanın da bilgiyi sürekli yenilemeyi gerektirdiği düşüncesini pekiştirdim. Bildiklerimizle yetinme yerine, “<em>sorgulama merakını diri tutma</em>” peşinde koşmanın  “<em>anlama ve anlamlandırmada</em>” güçlü bir zihinsel araç olduğunu derinliğine kavradım.</p>
<p>Uzman kuruluş ve kurumların oluşturdukları SMTEA2026 gibi platformlar,  bilgiyi paylaşarak çoğaltmada çok önemli araç. Toplantı, ülkemizin ne üreteceği, nasıl üreteceği, üretileni nasıl paylaşması gerektiğini, günün koşulları bağlamında değerlendirilen ortam ve iklimi yarattı. Bilinçli bir etkilenme, ilgi ve amaç netliği yanında, öğrenme iklim ve ortam oluşturdu.</p>
<p>Yıllardır bu işlerin içinde olduğum halde, toplantıda, kalkınma odaklı düşünce üretmenin; piyasa ve korumacı refleks dengesini kurmanın, büyüme ve gelişme politikaları üretmenin yeni koşullarda hangi bağlamlarıyla ele alınması gerektiğine ilişkin de bir dizi yeni bilgiye eriştim.</p>
<p>Bütünsel düşüncenin tutarlı ve sorun çözücü <em>“bakış açıları</em>” yaratmadaki önemi de SMTEA2026’nın öğrettiği gerçeklikler arasındaydı: Mikrocoğrafya dinamiklerinin kaynakları doğru yere, doğru zamanda ve doğru alanlara bağlamadaki önemini değişik açılardan yeniden değerlendirdim. Aile-odaklı işyerlerinin yeni dünya düzeninde nasıl konumlanacağına ilişkin değinmeleri alıcı bir ruhla değerlendirdim. Yeni kuram, model ve metotların sorun çözme aracı olarak ne denli etkili olduklarını bir kez daha kendi zihnimizde onayladım. Coğrafi alan kavramının kapsamındaki değişmeleri kavramadan etkin kaynak tahsisi yapılamayacağını herkesin bilmesi gerektiğini anladım. Ölçüm kapasitelerinin artışı, tahmin yöntemlerinin gelişmesi, sorun çözmede araç çantasındaki araç-gereç çeşitlenmesinin olası etkileri gündemimizde ön sıralara çıkması gerektiğini düşündüm. Ulaşılabilirlik ile erişilebilirlik yapılarının nasıl oluşturulacağı, akışları hızlandırma konusunda bilgi ve fikir üretmemiz gerekiyordu. Kümelenme ile yığılmanın değişik etkileri; yeni iş süreçleri ve işgücü profilleri bağlamında sinerjik kümelenmelerin neden kaldıraç etkisi yapabileceği de irdelenmeliydi. Öğrenme etkisi yaratan iletişim ve etkileşim alanlarındaki yeni araçların talep yaratmadaki rolleri; ağ yapıları, ekosistem oluşumları sorgulanmalıydı.</p>
<p><strong>Kapasitelerin artırılması</strong></p>
<p>SMTEA2026’da iç dinamikler ile dış dinamiklerin etkileşiminin devlet, kurum ve kuruluş kapasitelerini belirlemedeki etkileri de sorgulandı. Yeni oluşmakta olan koşullarda ihracatı geliştirme ve ithalat politikalarını etkinleştirmenin yeni yapıları değişik yönleriyle irdelendi. Makro düzlem ile mikro düzlem arasındaki etkileşimi dikkate almadan kaynak değerlendirme veriminin arttırılamayacağı üzerinde duruldu. Ar-Ge, tasarım, inovasyon etkileri,  yaratıcı yıkım ekonomisinin dip dalgaları bilimsel merakın sorguladıkları alanlardı.</p>
<p><strong>SMTEA2026’da umutlarımızı güçlendiren bir başka gözlem, ülkemiz insanlarının uluslararası eleklerin üstünde kalma becerisindeki gelişmeydi: Dünyanın prestijli üniversitelerinde görevli insanlarımızı dinlemenin tadı kadar;  yeni kuramlar geliştirmiş, Nobel Ödülü sahibi olanların da düşüncelerini paylaşma bambaşka bir zihni zenginlik alanıydı.</strong></p>
<p>Düzenlenen toplantının içeriği zengindi. Zengindi, ama bu gibi platformlar için harcanan emek ve zamanın <em>hakkını vermek</em> gerekiyordu. Toplantıya bir de “<em>katılımcı kitle</em>” odağından bakılmalıydı. Gözlemlediğimiz boşlukları nasıl doldurabileceğimizi de sorgulamalıydık.</p>
<p><strong>Düşünce geliştirme</strong></p>
<p>Ülkemizde medya ağırlıklı olarak  “<em>kısa mesaja dayalı, popülist ve pragmatist uygulamaları</em>” öne çıkarırken; asıl dipteki dalgaların, belirleyici dinamiklerin ritmini kavranmasıyla ilgilenmiyor. <strong>Orhan Pamuk</strong>’un dediğini ansımalıyız: “<strong><em>Kısa mesajla iletişim kurabilirsiniz, ama asla düşünce geliştiremezsiniz</em></strong>!”</p>
<p>Söyleyeceklerim SMTEA2026’yı düzenleyenlerle ilgili değil. Bir platformun verimi, kurucular, alıcılar, satıcılar, destek hizmet üreten ara kesit oluşumları arasındaki iletişim, rekabet ve işbirliklerinin düzeyine bağlıdır.  <strong>Türkiye Ekonomi Kurumu ve İstanbul Bilgi Üniversitesi</strong> sorumluluklarını yerine getirdi; güç olanı başararak platformu oluşturdu.</p>
<p>Sözüm, ekonominin diğer aktörlerine: <strong>Siyasi irade, bürokrasi, iş dünyası örgütleri mensupları ve medya mensuplarının </strong>katılımı bana göre yeterli değildi. Toplantıda değişik kesimlerin onaylayan ya da karşıt düşüncelerin gerekçelerle paylaşılması daha büyük zenginlik yaratabilirdi. Toplantıda yapılan sunumlar sadece akademik çevrelerde kalmamalı, <em>“faydalı bilginin çarpan etkisi”</em> artırılmalıydı. Ekonominin bütün aktörleri üretilen bilgileri sorgulamalı, akıl disipliniyle değerlendirmeli, bilinmezle yüzleşme özgüveniyle katılım sağlamalıydı. Ancak o zaman etkili ve verimli sonuçlar yaratılabilirdi.</p>
<p>Gerçek anlamda kalkınma, bölgeler arasındaki eşitsizliği azaltma, küresel değer zincirinde doğru konumlanma yapabilmek için SMTA2026 gibi platformlar fırsat kapısıdır. İlgili aktörler bu kapıdan ne kadar çok giriyorsa; etkileşimin ölçeği o denli büyür; etkisi de o denli artar; kısa mesajın aşırı popülist ve pragmatist tuzaklarına o ölçüde uzaklaşırız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/smtea2026nin-tetikledigi-dusunceler-79808</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/8/1280x720/57-1779426898.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SMTEA2026’nın tetiklediği düşünceler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknolordlar-kamarasi-soylemlerine-dikkat-79807</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘Teknolordlar Kamarası’ söylemlerine dikkat!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yeni ve cesur dünya denilen bu farklı dönemde sanal gücü elinde bulunduranlar artık kural koyuyor, tiranlaşıyor, zenginleşiyor ve geniş halk kitlelerini kendi iktidar amaçları doğrultusunda kullanıyor.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Teknolojiyi üreten ve elinde tutanlar, <strong>yeni bir sınıf</strong> yaratacak boyuta erişti. Sadece ABD’de “<strong>muhteşem yedili</strong>” denilen “<strong>Apple</strong>, <strong>Microsoft</strong>, <strong>Google</strong>, <strong>Amazon</strong>, <strong>Meta</strong>, <strong>Nvidia</strong> ve <strong>Tesla</strong>”, <strong>14 trilyon $ </strong>piyasa değeriyle, <strong>ABD milli gelirinin üçte ikisine</strong> erişti. Şimdi de <strong>kural koymaya</strong> başladılar.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Halkın <strong>demokratik tercihleri </strong>yerini; <strong>algoritmaların</strong> <strong>yönlendirmelerine</strong> bırakıyor. Hatta gelinen noktada, <strong>demokrasi</strong> kelimesinin yanı sıra <strong>algoritokrasi</strong> ifadesi üretildi bile. <strong>Teknolordlar</strong>, dijital dünyanın dinamiklerini de kullanarak, <strong>kitleleri</strong> yönlendiriyor, <strong>kime oy verileceğini</strong> belirleyebiliyorlar.</p>
<p><strong>DİJİTAL TİRANLAR İLE ORGANİK DİKTATÖRLER</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: 16’ncı Yüzyıl’da <strong>tacirler</strong> <strong>sınıfının</strong> yeni zenginlik alanları yarattığı dönemdeki gibi, <strong>soylular</strong>, bu yeni sınıfı <strong>küçümsemişlerdi</strong>. Şimdi de bu <strong>ultra-teknoloji</strong> zümresinin yaptığı her şeyi <strong>küçümseme</strong> <strong>yerine</strong>, bu farklı ve yeni zenginlik alanının <strong>bireysel</strong> <strong>iktidar</strong> yerine <strong>kamusal yarar</strong> üretmesini sağlamalı.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Bunun da yolu, <strong>yapay zekâ</strong> başta olmak üzere hayatımızda yer almaya başlayan teknolordların <strong>ürün</strong> ve <strong>hizmetlerinin etik boyutunu</strong>, <strong>yasal altyapısını</strong> oluşturmalıyız. Aksi halde teknolordlar, çok kısa sürede <strong>dijital tiranlara</strong> dönüşecek ve <strong>farklı diktatörlük alanları</strong> üretebilecek.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Teknolordlara dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Ulus devlet ile bağlantıları?</em></strong></p>
<p>Güç, güçle işbirliği yapma doğasındadır. <strong>Ulus devlet</strong> aktörlerinin <strong>teknolordlarla çatışması</strong> bir yere kadar kaçınılmaz olsa da daha sonra <strong>iş birlikleri doğacak</strong> ve hayatımıza <strong>şirket-devlet kavramı</strong> girecek.</p>
<p><strong><em>Türkiye bu sürecin neresinde?</em></strong></p>
<p>Şu anda <strong>hiçbir yerinde</strong>… Genelde <strong>teknolojiyi üretmeyen</strong> ama kullanan olmuşuz. Fakat her yeni teknoloji, kendi <strong>yönetim</strong>, <strong>paylaşım</strong>, <strong>üretim</strong> modelini de var ettiğinden <strong>başımız belada d</strong>enilebilir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BİZİM DERDİMİZ TEKNOLORDLAR DEĞİL, TEKNOTROLLER…</strong></p>
<p>Eller aya biz yaya denir ya. Ayın karanlık yüzünde koloni oluşturacak düzeye gelmiş küresel rekabette bizim ufkumuz, belediye başkanının donu, filanca fenomenin serveti, falanca zenginin skandalları… Üniversitelerimiz mi? 208’inden 15’i dışında tek dertleri, Audi makam arabası ve bilimsizlik gayreti…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TEKNOLORD LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Teknolord</strong>: Yunan Ekonomist Varufakis’in “teknofeodalizm” teorisindeki yöneticiler kavramı</p>
<p><strong>Dijital tiran</strong>: Sana dünyanın kurallarını koyan, internet gücünü elinde tutan diktatör modeli</p>
<p><strong>Yapay zekâ</strong>: Beynin kafatasının dışına taşarak dijital ağlar ile milyonlarca beyinle işbirliği yapması</p>
<p><strong>Teknotrol</strong>: İnternet üzerinden bir fikri linç etmek için sürekli sosyal medyayı kullanan alçaklar</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknolordlar-kamarasi-soylemlerine-dikkat-79807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/1/1280x720/patron-yapay-zeka-1778219081.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘Teknolordlar Kamarası’ söylemlerine dikkat! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ic-borc-faizinde-yeni-rekor-ufukta-belirdi-nisan-2027de-413-milyar-liralik-odeme-var-79806</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> İç borç faizinde yeni rekor ufukta belirdi: Nisan 2027’de 413 milyar liralık ödeme var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Öde öde bitmiyor, zaten bitmeyecek de en azından azalması yönünde yapılan pek bir şey de yok. İç borçtan ve giderek büyüyen faiz yükünden söz ediyorum.</p>
<p>İç borç faiz ödemesinde aylık rekor 409 milyar lirayla bu yılın ocak ayında kırılmıştı. Şimdi bu tutarı ikinci plana itecek ödemenin ne zaman yapılacağı belli oldu.</p>
<p>Gelecek yılın nisan ayında bu kez 413 milyar lira tutarında iç borç faiz ödemesi yapılacak. Bu, şimdiye kadarki en yüksek tutar olarak kayıtlara geçecek.</p>
<h2>Trilyonluk ödemeler…</h2>
<p>Haine ve Maliye Bakanlığı önümüzdeki bir yılda ödenecek iç borç anapara ve faizine ilişkin verileri açıkladı.</p>
<p>Buna göre mayıstan gelecek yılın nisan sonuna kadar olan bir yıllık dönemde yaklaşık 2,5 trilyon lira anapara, 2,2 trilyon lira da faiz ödenecek.</p>
<p>Her ne kadar tablonun dipnotunda belirtiyorsam da bir kez de burada vurgulamak istiyorum; tabloda mavi ile işaretli aylardaki tutarlar kesinleşen ödemeleri gösteriyor. Maliye Bakanlığı’nın aylık iç borç ödeme projeksiyonunda yer alan tutarlar ile gerçekleştirilen ödeme bir miktar farklılık gösterebiliyor. Benim yaptığım, ödeme tutarı kesinleşen aylarla projeksiyon dönemini bir araya getirmek. Örneğin ocak ayı başında yapılan on iki aylık anapara ödeme projeksiyonu Maliye tarafından 2,7 trilyon olarak açıklandı. Ancak ilk dört aydaki tutar daha yüksek gerçekleşince toplam ödeme projeksiyonu (dört ayı kesin) 2,8 trilyona yükseldi. Aynı şekilde faiz ödemesinde de bir miktar değişiklik oldu.</p>
<h2>Mayıs 2026-Nisan 2027 dönemi</h2>
<p>İlk dört ayın ödemesi geride kaldığına göre ay bazında detayını görebildiğimiz gelecek bir yılın verilerine odaklanmakta yarar var.</p>
<p>Mayıs 2026’dan Nisan 2027 sonuna kadar olan bir yılda iç borç anaparası olarak 2 trilyon 465 milyar lira ödenecek. Bu bir yıllık dönemde en yüklü ödeme 456,1 milyar lira ile bu yılın ağustos ayında. Aralık ayında ise 1,5 milyar lira ile neredeyse hiç ödeme yok.</p>
<p>Mayıstan itibaren olan bir yıllık dönemde ödenecek iç borç faizi ise 2 trilyon 228 milyar lira. Girişte de belirttiğim gibi ay bazında ödeme rekoru, hem bu dönem, hem şimdiye kadarki tüm aylar için gelecek yılın nisan ayında kırılacak. Nisanda tam 412,9 milyar liralık faiz ödemesi var. 2027’nin ocak ayında da 318,5 milyar liralık yüklü bir ödeme bizi bekliyor.</p>
<h2>Tüm yılların ödemesi ne kadar?</h2>
<p>Maliye verilerine göre mayıs ayı itibarıyla tüm yıllara sari toplam iç borç anapara ödemesi 8,8 trilyon lira düzeyinde. Faiz ödemesi ise anapara ödemesinden daha fazla. Mayıs ayı itibarıyla hesaplanan faiz ödemesi 9,3 trilyon lira.</p>
<p>Ancak bu tutarlar kesin bir düzeyi ifade etmiyor, özellikle faiz ödemesi. Değişken faizli ya da endeksli borçlanmalar dolayısıyla faiz ödemesi zaman içinde aşağı da gidebilir, bu tutarın çok üstüne de çıkabilir.</p>
<p>Bu tutarların yalnızca iç borca ait olduğunu vurgulamak gerek. Dış borç da katıldığında hem tutar çok daha yüksek düzeylere çıkıyor, hem de döviz kurundaki harekete bağlı olarak ödeme planı çok büyük oynamalar gösterebiliyor.</p>
<h2>Sorun büyük!</h2>
<p>Bütçe verileri açıklanıyor; genellikle açık var ama şöyle de bir teselli var: <strong>“Faiz dışı fazla şu kadar oldu ya da faiz dışı açık çok az…”</strong></p>
<p>Bir varsayımdan yola çıkılarak değerlendirme yapmak ne kadar doğru? <strong>“Faiz ödemesi olmasaydı, bütçe şöyle iyiydi, böyle iyiydi!”</strong></p>
<p>Ama o ödeme var. Zamanında borçlanılmış ve daha önemlisi o borcu ödemek için hâlâ borçlanılıyor ve faiz ödemesi azalmak şöyle dursun sürekli artıyor.</p>
<p>Bu mayıstan gelecek yılın nisanına kadar olan bir yılda ödenecek faize bakın; 2,2 trilyon lira. Bu dönem ortalamasında doları 50 lira dolayında varsaysak 70-75 milyar dolar.</p>
<p>Temel soru şu olmalı: <strong>“Bu kadar faiz yaratan borç alındı da ne oldu, o para nereye gitti?”</strong></p>
<p>Şöyle bir soru da sorulabilir elbette: <strong>“Bu kadar faize yol açan borcu almak yerine başka bir şeyler yapılabilir miydi ya da başka neler yapıldığı için böylesine büyük borç almak gerekti?”</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fdcce85c60-1779424462.png" alt="" width="657" height="464" /></strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ic-borc-faizinde-yeni-rekor-ufukta-belirdi-nisan-2027de-413-milyar-liralik-odeme-var-79806</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İç borç faizinde yeni rekor ufukta belirdi: Nisan 2027’de 413 milyar liralık ödeme var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79805</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Mutlak butlan&#039; kararından sonra piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="CHP İçin Mutlak Butlan Kararı Çıktı! Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 22 Mayıs" src="https://www.youtube.com/embed/zjoo1IBB94c" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79805</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/6/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1773899165.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-ile-stratejik-ortagiz-233-milyar-dolar-ticaret-122-milyar-dolarlik-bize-gelen-yatirim-var-79804</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB ile stratejik ortağız, 233  milyar dolar ticaret, 122 milyar  dolarlık bize gelen yatırım var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET Ali Yalçındağ, </strong>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-Almanya İş Konseyi başkanlığına seçilmesiyle birlikte Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığını da üstlendikten sonra DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak</strong>’ın desteğini alarak kolları sıvadı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri olarak bizim en kısa sürede Avrupa Birliği’ne (AB) tam üyeliği sağlama hedefi ve inancıyla bir yol haritası çizmemiz lazım.</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>yeni yol haritası hazırlıkları çerçevesinde önce verileri ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>2025 yılı itibarıyla AB ile ikili ticaret hacmimiz 233 milyar dolarla tüm zamanların rekorunu k</strong><strong>ırdı</strong><strong>. Bu ticaret büyümekle kalmadı, denge de sağlandı. AB ile ticaretimizde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti.</strong></li>
<li><strong>Türkiye, AB için sadece ürün sattığı bir pazar değil, tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olan stratejik ortaktır.</strong></li>
<li><strong>Bu ortaklık sadece mal alışverişine dayanmıyor. Derin bir üretim entegrasyonu söz konusu. 2024 yılı verilerine göre Türkiye’deki toplam doğrudan yatırım stokunun yüzde 59’u (122.3 milyar dolar) AB ülkelerinden geldi.</strong></li>
<li><strong>Türkiye’nin de yurt dışı yatırımlarının yüzde 57’si (34.2 milyar dolar) AB ülkelerine yönelmiş bulunuyor.</strong></li>
<li><strong>Bu rakamlar, iş dünyalarımızın birbirine olan sarsılmaz güveninin rakamsal kanıtıdır.</strong></li>
<li><strong>Gümrük Birliği’nin 30’uncu yılında AB, ülkemizin tartışmasız en büyük ticaret ortağı. AB’nin dünya genelindeki en büyük 5’inci ticaret ortağı konumuna yükseldik.</strong></li>
</ul>
<p>Otomotiv sektörünü örnek gösterdi:</p>
<ul>
<li><strong>AB ile entegrasyonun en somut örneği otomotiv sektörüdür. Bugün Avrupa yollarındaki her 10 ticari araçtan 8’inin parçası veya aracın üretimi Türk sanayisinin imzasını taşıyor. Yıllık 2.2 milyon üretim kapasitesiyle küresel AB markaları için kritik üretim merkeziyiz.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Yalçındağ, </strong>yaptıkları çalışmaları şöyle tanımladı:</p>
<ul>
<li><strong>Türk İş Dünyası Girişimi Olarak DEİK, Avrupa Birliği Projesi…</strong></li>
</ul>
<p>Amacı da şöyle ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>Değişen jeopolitik dengeler çerçevesinde Türkiye’nin AB üyeliğinin; Avrupa’nın güvenliği, refahı ve dayanıklılığı için kritik bir gereklilik olduğunu vurgulamak.</strong></li>
</ul>
<p>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanlığı’nın girişimi, DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak</strong>’ın güçlü desteği ve imzasıyla ilk olarak Ocak 2026’da Financial Times gazetesinde, Türk iş dünyasının tam üyelik sürecine verdiği desteği vurgulayan açık mektup yayınlandı. Açık mektupta <strong>Nail Olpak </strong>ve <strong>Mehmet Ali Yalçındağ</strong>’la birlikte Avrupa İş Konseyleri Başkanlarının imzası yer aldı.</p>
<p><strong>Olpak </strong>ve <strong>Yalçındağ, </strong>mektupların hedefini o günlerde şöyle açıkladı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye ile AB arasındaki entegrasyon sürecinin yeniden canlandırılması ve Türkiye’nin Avrupa’nın stratejik geleceğinde daha güçlü konumlandırılması hedefleniyor.</strong></p>
<p>Mektup, 8 Mayıs’ta da Almanya’da <strong>Bild</strong>, Polonya’da <strong>Rzeczpospolita, </strong>Belçika’da <strong>De Tijd </strong>gazetelerinde ülke liderlerine hitaben yayınlandı. <strong>Olpak </strong>ve <strong>Yalçındağ, </strong>mektup serisinin AB’nin en büyük 6 ekonomisi olarak ifade edilen <strong>“E6” </strong>ülkeleri olarak bilinen Almanya, Fransa, İspanya, İtalya ve Polonya’nın yanı sıra AB’nin kurucu üyelerinden Belçika’yı kapsadığını bildirdi.</p>
<p><strong>Nail Olpak </strong>ve <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>bu çalışmaları anlatmak üzere bir sohbet toplantısı düzenledi. <strong>Olpak, </strong>söze şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>AB ile olan ilişkilerimizde yaşanan Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, vize sorunları, TIR kotaları gibi sorunları her zaman gündeme getiriyoruz. Bu sene proaktif yaklaşımla ilişkileri yeni bir zemine oturtmamız gerektiği düşüncesiyle daha stratejik çalışmalar yürütüyoruz.</strong></p>
<p>Amacın tam üyelik olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğinin stratejik özerkliğine ve küresel güvenliğine katacağı değer ortadadır. Türkiye-AB ilişkilerinde </strong>“paradigma değişimi” <strong>gerekiyor. Tam üyelik perspektifinin canlı tutulması, Avrupa’nın jeopolitik geleceği için vazgeçilmez bir stratejik zorunluluktur.</strong></p>
<p>Küresel düzenin; jeopolitik parçalanma, teknolojik dönüşüm, yapay zeka, enerji dönüşümü, tedarik zinciri rekabeti ve giderek daha kırılgan hale gelen güvenlik ortamı çerçevesinde yeniden şekillendiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu yeni dönemde Avrupa’nın stratejik ağırlık ve küresel rekabet gücü; daha geniş bir vizyon geliştirme, daha hızlı hareket etme ve daha güçlü ortaklıklar tesis etme kapasitesine bağlı olacak. Türkiye, bu denklemin ayrılmaz bir parçasıdır.</strong></p>
<p><strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>buluşmada şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Biz </strong>“Nerede kalmıştık?” <strong>cümlesini aklımızdan bile geçirmiyoruz. Yeni sayfa açıyoruz. Daha doğrusu yeni dünya düzeni oluşurken</strong><strong>,</strong><strong> AB ile masayı yeniden birlikte kurmak istiyoruz.</strong></p>
<p>DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, geçen yıl Ekim ayında Brüksel’de Egmont Sarayı’nda <strong>“EU-Türkiye Business Summit” </strong>düzenlediğinde Türkiye’nin <strong>“Made in Europe” </strong>tasarısına alınıp alınmayacağı belli değildi. Türkiye’nin <strong>“Made in Europe” </strong>tasarısına girmesinde DEİK/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri’nin yürüttüğü çalışmaların da etkisi oldu gibi görünüyor.</p>
<p><strong>Mehmet Ali Yalçındağ, “Yakın dönemde AB’ye tam üye oluruz” </strong>umudunu korusa da bu çabalar, en azından Türkiye’nin AB yolculuğunda ısrarlı olduğunu ortaya koyması açısından önem taşıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Almanya ile ticaret 5 yılda 125 milyar Euro’ya çıkabilir</span></h2>
<p><strong>TÜRKİYE</strong>-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ</strong>’ın girişimi, DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak</strong>’ın desteğiyle DEİK ve Boston Cosulting Group (BCG) işbirliği ile yeni bir rapor hazırlandı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye-Almanya Ekonomik İlişkileri ve 10 Yıllık Yol Haritası</strong></li>
</ul>
<p>DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak, </strong>raporun ortaya koyduğu iki ülke arasındaki dış ticaretin geleceğe dönük grafiğine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Rapor bize şu an 50 milyar Euro civarında olan ikili mal ticareti hacmimizin 5 yılda 125 milyar Euro’ya, 10 yıl içinde de 250 milyar Euro’ya çıkarılabilecek bir potansiyel olduğunu gösterdi. Bize düşen bu potansiyeli harekete geçirecek aksiyonları başlatmak.</strong></p>
<p>İkili hizmet ticaretinin de 10 milyar Euro düzeyinde olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Almanya ile ekonomik entegrasyon özellikle ülkemizin Gümrük Birliği</strong><strong>'</strong><strong>ne dahil olmasından sonra hızla gelişti. Almanya, Türkiye’nin en çok ihracat yaptığı ülke konumunda iken</strong><strong>,</strong><strong> Türkiye de Almanya’nın en çok ihracat yaptığı 4’üncü ülke.</strong></p>
<p><strong>Olpak, </strong>Almanya’nın doğrudan yatırımlarının da önemli yer tuttuğuna işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Almanya, 2013 yılından beri ülkemize 9 milyar Euro yatırım yaptı. Almanya da Türkiye’nin en fazla yatırım yaptığı ülkelerden birisi.</strong></p>
<p>İki ülke arasında 10 farklı büyüme alanı tespit ettiklerini kaydedip, bunların bazılarını sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye, üretim merkezi: </strong>Almanya ve AB, tedarik zincirlerini çeşitlendirmeyi hedefliyor. Ancak, henüz büyük bir değişim yaşanmadı. Türkiye, gelişmiş sanayi alt yapısı, dinamik ekonomisi ve Avrupa’ya yakınlığıyla cazip bir üretim merkezi konumunda. Bu konum daha da pekişti.</li>
<li><strong>Döngüsel ekonomi: </strong>Almanya, Avrupa’daki tekstil atıklarının en büyük üreticisi ve toplayıcısı. Türkiye ise geleneksel ve yeni nesil teknolojiler de dahil olmak üzere güçlü bir geri dönüşüm kapasitesine sahip. Bu konuda işbirliği için güçlü fırsatlar bulunuyor.</li>
<li><strong>Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması: </strong>Almanya’nın sürekli yaşlanan nüfusu ve artan kronik sağlık sorunları, uzun süreli bakım ihtiyacını artırıyor. Türkiye, dijitalleşmiş altyapısıyla uygun maliyetli bir sağlık sistemi sunuyor.</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Almanya’da her yıl satışa çıkan 127 bin KOBİ için Türkiye potansiyel alıcı</span></h2>
<p><strong>TÜRKİYE-</strong>Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>DEİK ve Boston Consulting Group (BCG) işbirliği ile hazırlanan raporun teknik detaylarını anlattıktan sonra DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak, </strong>10 stratejik büyüme alanından bazılarını ayrıca açtı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye’nin Almanya’daki yatırımlarının artırılması: </strong>Alman KOBİ’leri, sağlıklı finansal yapıları, inovasyon yetenekleri ve derin bölgesel kökleri nedeniyle cazip yatırım potansiyeli olarak öne çıkıyor.</li>
</ul>
<p>Almanya ekonomisinin yapısal çekirdeği, KOBİ sahiplerinin yarısının varis sorunları nedeniyle işletmelerini devretmeyi veya kapatmayı düşünmesi nedeniyle bir süreklilik açığıyla karşı karşıya.</p>
<p>Almanya’da 2027 yılına kadar her yıl 127 bin KOBİ’nin yeni sahiplerine geçmesi ve bunlardan 4’te 3’ünün varis sorunu yaşaması bekleniyor.</p>
<p>Türkiye, derin iş bağları, tedarik zinciri entegrasyonu ve benzer KOBİ sektör yapısı sayesinde yetenekli ortaklarla Almanya’ya yatırım yapmak için iyi bir konumda.</p>
<ul>
<li><strong>Start-up ekosisteminin güçlendirilmesi: </strong>Almanya, Avrupa’nın 3’üncü en büyük girişim ekosistemine sahip ülkesi ve hükümet tarafından güçlü bir şekilde destekleniyor.</li>
</ul>
<p>Türkiye’nin girişimcilik ekosistemi son yıllarda önemli ölçüde büyüdü ve geleceğe yönelik yüksek hedefleri sürdürüyor.</p>
<p>Almanya ve Türkiye, iş verimliliği, finansal yazılım, oyun, iklim teknolojileri ve yapay zeka konularına odaklanan, karşılıklı olarak yüksek yatırım çeken konulara sahipler.</p>
<p>BCG ile hazırladığımız raporda konunun finansman tarafını inceledik, uluslararası örneklere baktık.</p>
<p>Kore-Japonya, Katar-Portekiz ortak girişim fonları sayesinde oluşan başarılı örnekleri Türkiye ve Almanya özelinde nasıl oluştururuz, bunları da değerlendirmek gerekir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-ile-stratejik-ortagiz-233-milyar-dolar-ticaret-122-milyar-dolarlik-bize-gelen-yatirim-var-79804</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/4/1280x720/olpak-yalcindag-1779424219.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB ile stratejik ortağız, 233  milyar dolar ticaret, 122 milyar  dolarlık bize gelen yatırım var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tahvilde-sert-enflasyon-fiyatlamasi-79803</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tahvilde sert enflasyon fiyatlaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Küresel piyasalarda gözler devlet tahvil faizlerinde. ABD ve İsrail’in İran’a savaşıyla hareketlenen tahvil faizleri, savaşta bir türlü sona ulaşılamaması ve petrolde 100 doların üstü fiyatlamaların etkisiyle yükselişini sürdürüyor. ABD, Japonya, İngiltere gibi gelişmiş ülke tahvil faizleri son yılların en yüksek seviyelerini görürken bu durum gelişen ülke piyasalarında da yaşanıyor. Savaşın ilk günleriyle birlikte sert satış yiyen TL devlet tahvilleri tarihi en yüksek seviyelerine yakın fiyatlanıyor.</p>
<h2>Enflasyon riski fiyatlanıyor </h2>
<p>Şubattan bu yana yeni ihracı olmayan 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 35,85 ile tarihi en yüksek seviyesini gördü, 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi yüzde 39,52, 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 43,74 ile geçen yılki zirvelerine yaklaştı. Uzmanlar tahvil faizlerinin enflasyon riskini fiyatladığını haziranda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz artırımı yapmak zorunda kalabileceğine işaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fda129eefa-1779423762.png" alt="" width="692" height="249" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fda2029f08-1779423776.png" alt="" width="331" height="229" /></p>
<p>Savaşın 28 Şubat’ta başlamasıyla birlikte yabancı yatırımcıların yoğun çıkışları sonucu Türkiye’nin gösterge tahvil faizleri yönünü yukarıya çevirdi. Ateşkes ve müzakere süreçlerinde bu yukarı yönlü hareket frenlense de son günlerde çözümsüzlüğün sürmesi nedeniyle küresel çaptaki endişeler TL devlet tahvili fiyatlamalarında da etkili oldu. 27 Şubat son işlemlerde yüzde 36,53 seviyesinde olan Türkiye’nin 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi 7.21 puan, 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi 6.15 puan, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de 5.27 puan arttı.</p>
<h2>Gelişmiş ülkelerde faiz artışı </h2>
<p>EKONOMİ’ye konuşan bir yabancı kurum analisti küresel çapta savaş bugün bitse bile lojistik problemleri, arkada birikmiş petrol stoku ile petrol fiyatlarının uzun süre yüksek seyredeceği, bunun enflasyonu yukarı çekeceği ve merkez bankalarının rahat hareket edemeyeceği varsayımının fiyatlandığını vurguladı. Savaşın ciddi anlamda devam etmesinin ise petrol fiyatlarında 120-130 dolar bandı değil çok daha ciddi seviyelerin konuşulacağına işaret eden analist bunun da şu an görülen faiz oralarını bile masum bırakacağını dile getirdi. Analist şu anki senaryoda piyasalarda Amerikan Merkez Bankası Fed’in bu yıl faiz indirmeyeceği, gelecek sene faiz artırımı yapabileceğinin fiyatlandığını belirterek bu kadar uzun fiyatlama ciddiye alınması bile Avrupa Merkez Bankası için bu yıl 4, İngiltere Merkez Bankası için 2 faiz artırımı fiyatlandığına dikkat çekti. Gelişmiş ülkelerde faiz artırım trendinin başladığına vurgu yapan analist bunları takip eden küresel piyasalarda da tahvil faizlerinde yönün yukarı olduğunu söyledi.</p>
<h2>Yüksek faiz ihtiyacı doğabilir </h2>
<p>Analist, petrol fiyatları 150-200 dolar bandına gitmesi durumunda Türkiye’de piyasanın bugün konuştuğu yılsonu yüzde 30 senaryosunun bile iyimser kalabileceğine işaret ederek Merkez Bankası’nın son enflasyon raporunda tüm ihtimallerin masada olduğunu söylediğini ve gerekirse faiz artırabileceğini belirtti. İçerisi değil yurtdışı kaynaklı sorunlar yaşandığı için enflasyon etkilerinin tartışılacağını söyleyen analist tüm dünyada tahvil fiyatları yukarı giderken Türkiye’de de faizlerin carry trade mekanizmasının çalışabilmesi için mutlaka yukarı gitmesi gerektiğini dile getirdi. Analist Merkez Bankası’nın b senaryosunun ise tüm bu işlerden vazgeçip kuru biraz daha bırakarak enflasyonun gittiği yerden döndürmeyi düşünerek bu durumu fırsat olarak kullanabilmek olduğunu ifade etti.</p>
<h2>Sakinleşme için anlaşma şart </h2>
<p>Black Sea Advisory Kurucu Ortağı Eren Kuru da, şubat ayının son haftasından bu yana herkesin de takip ettiği gibi ABD-İran savaşı nedeniyle Brent petrol fiyatların çok hızlı şekilde 100 doların üstüne genişlediğini hatırlattı. Bu genişleme ile birlikte kurumların yılsonu enflasyon beklentilerinde yukarı doğru revizeleri gerçekleştirdiklerini belirten Kuru, “Revizeler ile birlikte doğrudan tahvil faizlerini yukarı taşımasına neden oldu. Sadece enflasyon revizeleri değil, major merkez bankalarının genişlemeci faiz politikalarını ertelerken ve büyüme tarafında endişelere yol açtı. Böylece tahviller tarafında baskıyı iyice arttırdı. Diğer taraftan piyasadaki kredi koşulları sıkılaşmaya devam etti. Yurt dışında private credit fonları tarafında çıkışları hızlandırırken, VC ve PE'lerde yeni yatırım düşüncelerini geri plana atmışa benziyor. Yurt içi tarafta da ÖST tarafında maliyetlerden dolayı hacimlerde azalışı görebiliriz. Kısaca ABD-İran tarafındaki haber akışı tahvil faizlerindeki görüntüyü bozarken, genel olarak piyasanın sakinleşmesi için anlaşmanın şart olduğu düşünebiliriz” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Borsalarda faiz baskısı yaşanıyor</span></h2>
<p>Tahvil faizlerindeki yüksek seyir hisse senedi piyasalarında da baskı yaratıyor. Uzmanların değerlendirmelerine göre tahvil faizlerindeki yükselişin yanı sıra petrol fiyatlarının jeopolitik risklerle yüksek seviyelerde kalması ve Fed başta olmak üzere önde gelen merkez bankalarının yeniden daha sıkı bir politika çizgisine yaklaşabileceği beklentisi, son dönemde zirve seviyelere ulaşan endeksler üzerinde baskı yaratmayı sürdürüyor. Kritik bir gösterge olarak izlenen 10 yıl vadeli ABD tahvil faizi yüzde 4,60’ın üzerine çıkarken uzmanlara göre bu bölgede kalıcı olunması enflasyon endişelerinin canlı kaldığı bir ortamda hisse senetleri açısından zorlu bir zemin yaratmayı sürdürebilir. Borsa İstanbul endeksleri dün dalgalı bir gün yaşarken yurtdışında ise büyük teknoloji şirketlerinin bilançoları takip edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tahvilde-sert-enflasyon-fiyatlamasi-79803</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi-faiz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel piyasalarda petrolde yüksek seyrin devam edeceği beklentileriyle artan enflasyon endişeleri ve merkez bankalarının fiyatlamalarda baskı altında kalması tahvil faizlerini yükseltiyor. İçerde de TL devlet tahvilleri tarihi zirvelerine yakın seyrederken haziranda TCMB’nin faiz artırımı ihtimali artıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mutlak-butlan-derinden-sarsti-79802</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Mutlak butlan&#039; derinden sarstı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurultayına yönelik yapılan başvuruyu karara bağlayan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Dairesi, kurultayı iptal etti. Bu iptal kararıyla birlikte CHP’nin Özgür Özel başkanlığındaki yönetimi görevden uzaklaştırılırken, CHP Genel Başkanlığı görevi önceki Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na bırakıldı. Şimdi CHP’nin yönetimine ilişkin tüm yetkiler Kılıçdaroğlu’na geçti. Eğer Kılıçdaroğlu görevi kabul etmezse, bu kez başkanlığa kayyım heyeti atanacak. Kararın ilgili bölümü şu ifadeyle duyuruldu:</p>
<p>“4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen Genel Başkan Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREVİ ÜSTLENMELERİNE/ GÖREVE İADELERİNE…”</p>
<h2>Kılıçdaroğlu CHP'yi sert eleştirmişti</h2>
<p>Öte yandan mahkemenin mutlak butlan kararının, CHP’nin önceki lideri Kemal Kılıçrdadoğlu’nun sosyal medya hesabından Özgür Özel ve yönetime yönelik yoğun eleştiriler yapmasının hemen ertesi gün çıkması dikkat çekti. Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün yaptığı paylaşımda CHP'nin temiz siyasetin evi olduğunu belirterek, partinin haramın ve kirlenmişliğin sığınağı haline getirilemeyeceğini belirtmişti. Aynı gün CHP İstanbul İl Başkanlığı kayyım heyetinde bulunan iki üye de Kılıçdaroğlu’nu çalışma ofisinde ziyaret etmişlerdi.</p>
<h2>İstanbul İl Kongresi de iptal </h2>
<p>Bu arada mahkeme, 8 Ekim 2023'te gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararları da iptal edildi. Bu kararın hemen ardından da İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ve ilçe başkanları da olağanüstü toplantı kararı aldılar. Butlan kararının ardından EKONOMİ’ye açıklama yapan bir CHP yöneticisi, bu aşamadan sonra partiye kayyım atanmasının partinin parçalanması anlamına geleceğini belirterek, buna izin verilmemesi için bir heyet oluşturduklarını söyledi. Hem Özgür Özel’i hem de Kemal Kılıçdaroğlu’nu bir araya getirmek için çalışacaklarını kaydeden her iki tarafa da eşit mesafede olan yönetici, “CHP’nin dağılma görüntüsü vermemeliyiz. İktidara bu sevinci yaşatmayacağız, iktidar CHP’yi dağıtıp baskın seçim istiyor" değerlendirmesinde bulundu. Öte yandan tüm süreçlerin olumsuz sonuçlanması halinde, yeni bir parti kurulması seçeneğinin de masada olduğu belirtiliyor. Bu arada Özgür Özel X hesabından "Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum. Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum. Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!" mesajı verdi.</p>
<h2>Gürlek: Başvuru CHP’lilerden geldi </h2>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, karardan yaklaşık 2 saat sonra kameraların karşısına geçerek, mahkemenin mutlak butlan kararına ilişkin kısa bir açıklama yaptı. Bu sürecin CHP’lilerin başvurusuyla başladığına işaret eden Bakan Gürlek, “Mahkeme delilleri değerlendirerek karar verdi. 4-5 Kasım’da delege iradesinin kurultay sonucunu etkileyecek şekilde etkilendiği kanaatine varıldı. Mahkeme iddiaların seçim sürecinin serbestliğini etkilediğini tescil etti. Yargının görevi hukukun üstünlüğüdür, siyasi partiler demokrasinin taşıyıcı kolonlarıdır, bunun zedelenmesi demokrasinin zedelenmesidir. Vatandaşın demokrasiye görevini gösteren bir karardır. Hukuk devleti iddiaları ciddiyetle ele alan devlettir. Süreç hukuk düzeni içinde devam edecektir, herkesin bu sürece saygı göstermesi, icraatını hukuk içinde gerçekleştirmesi önem taşıyacaktır. İrade delege ve üyelerindir. Türkiye demokrasisinin hukukla güçlendirilmesine kararlılıkla devam edilecektir” dedi.</p>
<h2>CHP olağanüstü toplandı</h2>
<p>CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK), Özgür Özel'in başkanlığında olağanüstü toplandı.</p>
<p>Parti genel merkezinde yaklaşık 5 saat süren MYK'nin ardından basın toplantısı düzenleyen Özel, söz konusu mahkeme kararını, "Bugün Türk demokrasisi adına kara bir gündeyiz." diyerek nitelendirdi.</p>
<p>Özel, partisinin 14-28 Mayıs'ta yapılan genel seçimlerde elde ettiği sonuçlar sebebiyle vatandaşların CHP'den duygusal kopuş yaşadığını, kendilerinin de CHP'de değişimi istediğini anlattı.</p>
<p>CHP delegesinin, 38. Olağan Kurultay'da değişime karar verdiğini ifade eden Özel, "Hiç huyumuz değildir, hiç haddimiz değildir, kibir yapmadık. Bizim sevincimizin, galibiyetimizin kimsenin mağlubiyeti olmasını istemedik." dedi.</p>
<p>CHP'yi yerel seçimlerde birinci parti yaptıkları için suçlu görüldüklerini öne süren Özel, "Bize, 'Ekrem'i bırak, mücadeleyi bırak, Ankara'ya dön, Ankara merkezli siyaset yap, partinin başında otur.' diyorlar. Ben, partimin genel başkanını iktidar koltuğunda oturtmak, cumhurbaşkanı adayını cumhurbaşkanı koltuğunda oturtmak, partimin yöneticilerini bakan koltuğunda oturmak için mücadele ediyorum ve reddediyorum. Konforlu muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğunu reddediyorum." diye konuştu.</p>
<p>Meselenin ne kendisi ne de 38. Olağan Kurultay'da göreve gelmeleri olduğunu kaydeden Özgür Özel, "Bu mesele bizim değil, milletin meselesidir. Bu savaş bize değil, millete karşı açılmıştır. Bu darbe bize değil, millete yapılmıştır." görüşünü savundu.</p>
<p><strong>"İlk itirazımızı Yargıtay'a yaptık"</strong></p>
<p>Özgür Özel, karara karşı hukuki yolları kullanacaklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz bugün ilk itirazımızı, tedbir kararının kaldırılması da içerecek şekilde Yargıtay'a yaptık. YSK'nin bize vermiş olduğu, İstanbul'daki kayyım kararlarının üstüne, defalarca aldığı istikrarlı kararlarla yaptırmış olduğu kongre sonucunda verdiği mazbataya sahip çıkması için YSK'ye başvuracağız. YSK'ye yaptığımız başvuru, Yargıtay'a tedbirin durdurulmasına yönelik yaptığımız başvuruların en acil, en hızlı şekilde ele alınarak YSK'nin Anayasa 79. maddede kendisine münhasır tanınan görev-sorumluluk alanına sahip çıkmasını, kendisine sahip çıkmasını, siyasi partiler rejimine sahip çıkmasını bekliyoruz. Yargıtay'ın tedbir kararını kaldırarak Türkiye'yi bir felaketten kurtarmasını bekliyoruz."</p>
<p><strong>Sorular</strong></p>
<p>Özel, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>
<p>Bir basın mensubunun hukuki itirazlarının olumlu sonuçlanmaması durumunda CHP'nin yol haritasında olağanüstü kurultay çağrısının olup olmadığının sorulması üzerine Özel, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz öncelikle mücadeleyi yükselteceğiz. Bunun yanında hukuk mücadelesi veriyoruz. Bunun yanında önümüzde hangi zeminin olacağı, o mahkeme kararının YSK tarafından nasıl yorumlanacağı, kabul edilip edilmeyeceği, edilirse daha önce örnekleri var, hangi hükümlerinin kabul edilip hangi hükümlerinin tenzil edilip belki hangi hükümlerinin farklı şekilde yorumlanacağını göreceğiz. Bizim net olarak durduğumuz bir yer var, biz bize verilen bayrağı yere bırakmayız. Elimizdeki bayrak bize partimizin verdiği bayraktır. Millet o bayrağa, o değişimi kuvvetli bir özeleştiriye saymıştır, seçimlerde de tarihinin en büyük yerel seçim zaferini bize yaşatmıştır. Millete borcumuz var, ne milleti ne partiyi yarı yolda bırakmayız."</p>
<p>Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevine iade edilen Kemal Kılıçdaroğlu ile görüşüp görüşmediğinin sorulması üzerine şöyle konuştu:</p>
<p>"Yoğun bir toplantı, sonra siyasi partilerden önceki genel başkanlarımızın ziyareti vardı. Çok sayıda telefon gelmiş. Arayanlar arasında Sayın Kılıçdaroğlu var. Kendisinin telefonuna henüz dönmedim. Dönüp de ne konuşacağız? Daha bugün CHP'de 'Butlan kararı çıkarsa bu bir yargı kararıdır, biz yargıya saygılıyız' diyen bir milletvekilini disipline vermişiz. O yüzden ben Sayın Kılıçdaroğlu'ndan daha önce şanla şerefle seçildiği, CHP Genel Başkanlığı koltuğuna, AK Parti yargısının eliyle dönmek isteyeceğini ihtimal dahilinde görmek istemem. Ama birtakım açıklamalar, birtakım yaklaşımlar buna işaret ediyor. Bu durumda bu gecenin psikolojisi içinde o telefonu açmanın, o telefona dönmenin bir manası olmaz. O telefon eğer bu yargının bu kararını meşrulaştırmak veya o kararla uzlaşmaksa, ben öyle bir şeyde uzlaşmam. Onunla uzlaşırsam milletle uzlaşamam. Ancak Sayın Kılıçdaroğlu partimizin önceki dönem seçilmiş genel başkanıdır. Elbette telefonuna bir şekilde dönülecektir. Ona da düşüncelerimiz ifade edilecektir."</p>
<p>Genel Merkezi terk edip etmeyeceğinin sorulması hakkında Özel, "Ben genel merkezdeyim, arkadaşlarımız genel merkezde. Buradan sonra gecesiyle, gündüzüyle genel merkezimizdeyiz. Emanete sahip çıkacağız. Nasıl Saraçhane'ye sahip çıktıysak, genel merkezimize de sahip çıkacağız. Bizi buraya sokağın sesini dinleyen delegeler oturttu. Ancak onlar kaldırabilir." dedi.</p>
<p>Özel, Kılıçdaroğlu'nun bu görevi neden kabul ettiğinin sorulması üzerine, bu soruyu Kılıçdaroğlu'nun yanıtlayabileceğini ifade etti.</p>
<p>"Mutlak butlan" kararına karşı hukuken bir sonuç alınamazsa yedek partinin söz konusu olup olmadığı sorusuna Özel, "İkinci bir parti, bir yedek parti, bir başka parti seçeneği Türkiye'deki tüm siyasi partilerin gündeminde olabilir. Ama bu bir kapatma davasına karşı bir tedbirdir. Butlana karşı öyle bir tedbir düşünmedik, düşünmeyiz. Çünkü biz burada ev sahibiyiz, kiracılar gider, ev sahipleri kalır. Baba ocağından ayrılmayı düşünmeyiz. Baba ocağında kimin oturacağına da baba ocağının gerçek sahipleri karar verirler. Ona asliye mahkemeleri falan karar veremez." yanıtını verdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TL VARLIKLAR AĞIR SATIŞ YEDİ</span></h2>
<p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>TL varlıklar İstinaf 36. Hukuk Dairesi’nin, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptali talebiyle açılan davada her iki kurultay hakkında 'mutlak butlan' kararı vermesiyle birlikte ağır satış yedi. Orta Doğu’yu karıştıran savaştan hasar alan TL varlıklara bir de içerde siyasi gündem eklenmiş oldu. Borsa İstanbul BİST100 endeksinde kararın ardından yüzde 6 düşüşle birlikte devre kesici çalıştı, bankacılık endeksinde düşüş yüzde 8,5’e yaklaştı. Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk primi kararla birlikte 9 baz puan yükselerek 250 baz puana yükseldi. BİST100 endeksi günü yüzde 6,05 bankacılık endeksi ise yüzde 8,63 düşüşle kapattı. Piyasa savaş darbesini atlatmaya çalışırken aslında dün itibariyle CHP’ye yönelik ‘mutlak butlan’ kararının çıkacağına ilişkin tedirginlikler başlamıştı. Uzmanlar yabancı yatırımcıların bu kararla birlikte TL varlıklara yönelik ilgisinin oldukça sıkıntılı bir sürece gireceğine dikkat çekerken Borsa İstanbul endekslerini çok zor günlerin beklediğine işaret etti.</p>
<p><strong>Bankacılık endeksinde düşüş rekoru</strong></p>
<p>Dün kararın gelmesiyle birlikte saat 17.42.06 itibarıyla endekse bağlı devre kesici tetiklendi ve pay piyasasındaki tüm işlem sıralarında, vadeli işlem ve opsiyon piyasasında işlem gören pay ve pay endekslerine dayalı sözleşmelerde işlemler geçici olarak durduruldu. Borsa İstanbul’dan yapılan açıklamayla pay piyasasında varant, sertifi ka ve yeni pay alma hakkı sıralarında işlemler yeniden başlatılmadı. Pay piyasasında saat 18.01 itibarıyla kapanış seansıyla vadeli işlem ve opsiyon piyasasında işlem gören pay ve pay Endekslerine dayalı sözleşmelerde sürekli işlem yöntemiyle saat 18.08 itibarıyla yeniden başladı. Kapanış seansıyla birlikte Borsa İstanbul BİST100 endeksi dün günü yüzde 6,05 düşüşle 13 bin 163,8 puandan kapattı. Çoğu hisse taban seviyesini gördü. En çok düşüş yüzde 8,63 ile bankacılık endeksinde yaşanırken banka hisselerinde de taban seviyelere inildi. Sanayi endeksi yüzde 6,15, ulaştırma endeksi yüzde 6,36 geriledi. VİOP'ta BİST30 kontratları yüzde 10 düşüşle taban seviyeyi gördü.</p>
<p><strong>Endeks 12.700’e gerileyebilir</strong></p>
<p>Uzmanlar BİST100 endeksinde satışların devam edeceğini ve 12.700-12.800 seviyelerine geri dönüleceğine işaret ederken Merkez Bankası'nın da haziran toplantısında faiz artışına gitme ihtimalinin artık daha güçlü fiyatlandığına vurgu yaptı. Bayram öncesi son iş günlerinde de endekslerde negatif seyrin devam etmesini bekleyen uzmanlar Merkez Bankası'ndan ve siyasi liderlerden gelebilecek açıklamalara odaklandı.</p>
<p><strong>Döviz satışı yeniden başladı </strong></p>
<p>Dolar/TL’de karar tepki sınırlı kalırken uzmanlar Merkez Bankası'nın devreye girdiğini zaten savaş nedeniyle yabancının büyük çoğunluğunun çıkış yaptığını dile getirdi. Dolar/TL'de dün 18 itibariyle işlemler 45.61 seviyesinden gerçekleşti. Merkez Bankası savaş nedeniyle martta 50 milyar doların üzerine yaptığı satışın ardından nisanda 19.4 milyar dolar, mayısın ilk iki haftasında ise 2.4 milyar dolar döviz alımı yapmıştı. Az kalan yabancıyla birlikte içeriden döviz talebi olması durumunda Merkez Bankası’nın satışa devam etmesi ve rezervlerde düşüş gözlenmesi bekleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mutlak-butlan-derinden-sarsti-79802</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/hukuk-adalet-dava-mahkeme.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye, ana muhalefet partisi CHP’nin kurultay davasında çıkan “mutlak butlan” kararıyla sarsıldı. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP&#039;nin 4-5 Kasım 2023&#039;te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın mutlak butlan nedeniyle malul olduğunun tespiti ile yapıldığı tarihten itibaren iptaline hükmetti. Daire, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, görevin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve yönetimine devredilmesine karar verdi. Ülkenin siyasi tarihinde derin bir kırılma olarak nitelenen kararın, siyasi ve toplumsal etkilerinin yanı sıra, ekonomik sonuçlarının da sarsıcı olabileceği belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uefa-finalinde-taraftarlara-satis-neredeyse-6ya-katlandi-79823</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> UEFA finalinde taraftarlara satış neredeyse 6&#039;ya katlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul önceki gece uluslararası bir spor etkinliğine daha ev sahipliği yaptı. Hepinizin bildiği 2025-26 sezonu UEFA Avrupa Ligi Finali Beşiktaş Tüpraş Stadyumu’nda oynandı ve kupanın sahibi Alman temsilcisi SC Freiburg’u 3-0 yenen İngiliz ekibi Aston Villa oldu. Almanlar üzüldü, İngilizler sevindi ama sevinen çok büyük bir kitle daha vardı: Taksim, Beyoğlu ve Beşiktaş’taki lokantalar, cafeler, birahaneler. 2023’ün Haziran'ındaki UEFA Şampiyonlar Ligi Finali’ndeki kadar olmasa bile fena para kazanmadılar.</p>
<p>Finalin kazananlarından Anadolu Efes’in Özel Müşteriler Performans Müdürü Onur Sezgin yağmurun azizliğine uğradıklarını söylemekle birlikte iki takım taraftarlarının performanslarında memnun olduklarını anlatıyor. İstanbul’daki maçta da Gezi Parkı Aston Villa, Beşiktaş sahildeki meydanda da Freiburg taraftarlarının toplanma yeri (fan zone) olarak belirlenmiş.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fe765c1c7c-1779427173.png" alt="" width="493" height="346" />Anadolu Efes, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği 'fan zone'lardan Gezi Parkı’ndakine 17, Beşiktaş’takine ise 10 satış yeri açmış. İki alandaki toplam satışlarının 12 bin litre olduğunu söyleyen Sezgin, “Yağmur, fan zonelarda taraftar sayısının artmasını engelledi. Taraftarın önemli bölümü Taksim, Cihangir, Mis Sokak ve Beyoğlu’ndaki kapalı mekanlara yöneldi. Yağmur olmasaydı fan zonelarda 25- 30 bin litre bira satardık” diyor.</p>
<p><strong>Satışlar yüksek oranda arttı </strong></p>
<p>Verdiği bilgiye göre Taksim’deki mekanlar ve barlarda (açık kanal) 35 bin litre, yine aynı bölgedeki tekel bayileri, alkol shoplar ve Migros benzeri noktalarda (kapalı kanal) 14 bin litre bira satılmış. Beşiktaş’ta açık kanalda 22 bin litre, kapalı kanalda 9 bin litre bira satışı olmuş. “İngilizler de Alman ziyaretçilerimiz de ortamdan memnundular” diyen Sezgin, 12 bin litre satış yapılan fan zoneların da hesaba katılması durumunda toplam rakamın 92 bin litreye ulaştığını anlatıyor. Normal günde ise Beşiktaş ve Taksim bölgesi toplam satışı 16- 17 bin litre olurmuş. Buna bir de lokantaların, cafelerin, otellerin kazandıkları eklenince ortaya yüksek ivme ortaya koyan bir tablo çıkıyor. Demek ki bu gibi organizasyonları ve etkinlikleri ülkemize çekmek için çalışmak önceliklerimiz arasında olmalı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uefa-finalinde-taraftarlara-satis-neredeyse-6ya-katlandi-79823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UEFA finalinde taraftarlara satış neredeyse 6&#039;ya katlandı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-ne-ise-yarar-79818</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsan ne işe yarar?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zekâ tartışması iki uç arasında sıkıştı. Bir tarafta mucize anlatısı var: Her şeyi çözecek, hızlandıracak, ucuzlatacak yeni akıl. Diğer tarafta felaket anlatısı: İnsanı işsiz, etkisiz, gereksiz bırakacak büyük makine. İkisi de insanı kenarda tuttuğu için eksik. Ve en önemlisi; yapay zekâ, ahlaki, politik ve jeopolitik sınavımız gibi duruyor. Bu bir medeniyet tartışması.</p>
<p>Bu yazı, küresel üne sahip Fütürist Dr. Patrick Dixon’la söyleşime ve tartışmamızın ağırlık merkezi olan “insan ne işe yarar?” sorusuna aranan yanıt üzerine kurgulandı.</p>
<p>Yapay zekâyı, destekleyen, dönüştürücü gücü üzerine fikir geliştiren, meslek olarak tıp doktoru ve bir onkolog olan Dixon’ın gelecek ve teknoloji ağırlıklı konuşma ve kitapları çok satıyor. “How AI Will Change Your Life; A Futurist’s Guide to a Super Smart World” sonuncusu. Bir yıldır en çok satan kitaplar listesinin başında. Dixon, yazan, konuşan, şirketlere ve liderlere “gelecek okuması” desteği veriyor.  İndeks Konuşmacı Ajansında yıllar önce birlikte ürettiğimiz projelerden birinde sahnede hologramla kendisini çoğaltma macerasına girişmiş, izleyenler, birbiriyle konuşan iki Patrick karşısında çok şaşırmıştı…</p>
<p>Dixon, “insan ne işe yarar?” sorusunu, “insan sağduyusu” yanıtı üzerine inşa etti. Şunu da unutmamak gerek, yapay zekâ tartışması bir teknoloji gündemi olmaktan çıktı. Bu yazıyı aşağıda sıraladığım gelişmeler ışığında okumanız, neden “insan ne işe yarar” sorusunu sorma ihtiyacı hissettiğimi daha iyi açıklayacak.</p>
<p><strong>Vicdan, ahlak ve güç</strong></p>
<p>Üniversiteler yaz tatiline girerken Amerikan eğitim kurumlarında diploma törenlerini ünlü konuşmacılarla taçlandırmak adetten. Her yılın popüler temasına göre seçilen konuşmacı kadrosu bu yıl yapay zekâ  uzmanları ya da şirket yöneticileri oldu. Ağızlarını açıp yapay zekâ  dedikleri anda, kendilerini dinleyen öğrenciler, geleceklerini ve işlerini ellerinden alacağını düşündükleri konuşmacıları protesto ettiler. Gençlerden yükselen karşı rüzgar düşündürücü.</p>
<p>Çok yakın geçmişte, Hıristiyan dünyasının merkezi Vatikan insan onuru, vicdan, çocuklar, emek ve ölümcül kararların makinelere bırakılması konusunda ahlaki sınır çizeceğini duyurdu. Diğer tarafta Anthropic ve OpenAI gibi şirketler dinî liderlerle görüşerek makine davranışına ahlaki çerçeve aradılar. Bu girişimlere paralel olarak İran-ABD-İsrail savaşının aktörlerindenyapay zekâ  tabanlı teknoloji firması Palantir manifesto yayınladı. Bu manifestodan, ABD devletinin desteklediği “bir teknoloji firması”nın yapay zekâyı Batı’nın stratejik üstünlüğü ve askeri caydırıcılığı için güç aracı ilan ettiğini okuyoruz. Özetle, aynı teknolojiyi farklı dillerle konuşuyoruz: vicdan, ahlak, güç, endişe.</p>
<p><strong><em>Yapay zekâ ile ilgili mücadele teknolojiye kimin sahip olacağı kadar, teknolojinin hangi değer sistemiyle çalışacağı üzerine.</em></strong><em> <strong>Vatikan “algoritma vicdanın yerini alamaz” diyor. Dinî liderlerle yapılan toplantılar “makine ahlakı kimden beslenecek?” sorusunu açıyor. Palantir “ahlak mı, üstünlük mü?” gerilimini görünür kılıyor. Gençler, geleceğimizi alamazsınız diye protestoda…</strong></em></p>
<p><strong>İlk günün ilk saati</strong></p>
<p>Dixon’la yapay zekâ üzerine sohbet etmek gelecek muhasebesine girişmek gibi bir şey oldu. Devrimin, henüz “ilk yılının, ilk gününün, ilk saatinde” olduğumuzu düşünüyor. Kullandığımız araçlar bugün etkileyici görünse de, yarın göreceklerimizi hayal dahi edemeyeceğimizi iddia ediyor.</p>
<p>“Yapay zekâ pratikte ne anlama geliyor” diye sordum. Yanıtı sektör sektör verdi: Sağlık, cerrahi, savunma, enerji, müşteri hizmetleri, lojistik, danışmanlık; “Örneğin, sağlıkta kanser taramalarını değiştirebilir. Robotik cerrahide hekimin elini destekleyebilir. Savunmada savaşın hızını artırabilir. Enerjide şebekeleri akıllandırabilir. Kurumsal tarafta gece yarısı arayan müşteriye dahi yanıt verebilir. Lojistikte evrak yükünü azaltabilir. Danışmanlıkta, araştırma süresini ve çıktılarını hızlandırabilir…”</p>
<p><strong><em> İlginç bir şey daha söyledi; “Yapay zekâ her şeyi yapabildiği için değil, bazı şeyleri çok iyi yapabildiği için önemli. Hatamızın bu noktada başladığını ısrarla dile getiriyor; “Kurumlar ve onları yönetenler yapay zekâyı, her şeyi dönüştürecek tek büyük sistem gibi görüyor.” </em></strong></p>
<p>“O zaman söyleyin; ne çözer, neyi çözemez?” diye sordum, farklı bir yönüyle yanıtladı sorumu; “Yapay zekâyı doğru kullanabilmek için problemi seç. Küçük küçük deneme yap, ekonomik ol. Ölç. Sonuç alırsan büyüt.”</p>
<p><strong>İnsan nerede durmalı?</strong></p>
<p>Söyleşide, kurduğu en önemli ayrım, insanla makine arasındaki “anlam” farkı. Şöyle tarif etti: “Yapay zekâ veriyle çalışır, insan bağlamla. Yapay zekâ örüntü yakalar, insan neyin önemli olduğunu seçer. Yapay zekâ tahmin üretir. İnsan o tahminin hayatın içine nasıl yerleşeceğini düşünür.”</p>
<p><strong><em>Yapay zekâ  ile insan karşılaştırması yorumlarında kilit kavram; sağduyu, içgüdü… yerinde karar verme becerisi anlamlarına sahip “Common sense”. Açıklamaya devam edecek olursam, ortamın havasını okuma yeteneği. Bireyin söylediğiyle söylemediği arasındaki farkı duyma kapasitesi. Teknik olmayan insani beceriler… “Common sense” Türkçe’de tek kelimeyle karşılanamıyor maalesef. Mantık, sezgi, ölçü, deneyim, bağlam duygusu, karar terbiyesi, hatta hayat bilgisi aynı kavramın içinde yer alıyor. </em></strong></p>
<p> “İnsan ne işe yarar?” diye sordum, “İnsanın önemi sağduyu sahibi olmasıdır ve sağduyu soyut bir erdem değildir” diye karşılık verdi. Dixon şöyle sürdürdü sözlerini, “Yapay zekâ liderlik edemez. İlham veremez. Gelecek vizyonu sunamaz. Yapay zekâ, insanın karar kapasitesini desteklemek için var.</p>
<p><strong>Kendinizi yapay zekâya teslim eder misiniz?</strong></p>
<p>Dixon’a kendini yapay zekâ ya teslim edip etmeyeceğini sordum, edebileceğini söyledi. Arkasından yapay zekâya güvenmek için koşullarını sıraladı; rolü sabit olacak, veri seti belli olacak, uzmanlık alanı tanımlı olacak, geçmiş performansı ölçülebilecek, sonuçları izlenebilecek.</p>
<p><strong><em>Yapay zekâ milyonlarca taramadan örüntü çıkarabiliyor. Akciğer filminde kanseri erken fark edebiliyor. Laboratuvar slaytlarında insan gözünün kaçırdığı ayrıntıyı yakalayabiliyor. Yoğun bakımda hangi hastanın hangi tedaviye yanıt vereceğini tahmin edebiliyor. Ama hastanın korkularına, duygularına, onu insan yapan unsurlara dokunamıyor. </em></strong></p>
<p>Bir milyon kişinin kan örneği, genetik kodu, tıbbi geçmişi, yaşam biçimi ve çevresel bilgisi toplanmış. Bu veri seti sayesinde yapay zekâ geleceğe dair tahmin yapabiliyor; kalp hastalığı riski; hafıza kaybı ihtimali; tedavi seçenekleri; erken uyarılar. Bu önemli bilgiyi okurken, aklımdan güvenlikle ilgili endişeli sorular geçtiğini de itiraf etmek zorundayım.</p>
<p><strong>Şirketler neden sonuç alamıyor?</strong></p>
<p>Dixon, 6 bin yöneticiyle gerçekleştirilen bir araştırmadan örnek verdi; yöneticilerin büyük çoğunluğunun kendi işlerinde yapay zekâ uygulamalarından pozitif etki görmedikleri için şikayet ettiklerini söyledi.</p>
<p>Sebebini sordum, her şeyi bir anda değiştirmeye çalıştıkları ve her şeyi yapay zekâdan bekledikleri için işe yaramadığını söyledi; <strong><em>“…Yapay zekâ stratejisi şirketi baştan yaratmak değil. Teklif hazırlığını hızlandırmak, müşteriye ürün deneme imkânı vermek, başvuruları ayıklamak, web prototipi üretmek olabilir. Yapay zekâ olsa olsa toplantı notu çıkarabilir, rapor özetleyebilir, sektör araştırması yapabilir. Raporu yapay zekâya yazdırmak ya da sunumu yapay zekâya teslim etmek başka bir şey. Müşteri bilgi, deneyim, sezgi, yargı, üslup için para öder…”</em></strong></p>
<p>Kurumların yapay zekâ kullanma konusundaki sorunlarını algı üzerine yoğunlaştırdı. Geleceğin kıtlık üzerinden okunamayacağını, sorunun tersine bolluk olabileceğini düşünmek zorunda olduğumuzu, ihtiyaç fazlasını saklamak, dağıtmak, fiyatlamak, dengelemek gerektiğini anlattı. </p>
<p><strong>Gelecek ne getirecek?</strong></p>
<p><strong><em>Dixon gelecekten çok umutlu; Krizler gelir. Başkanlar değişir. Petrol fiyatları oynar. Kur düşer. Virüs salgına dönüşür. Savaş çıkar. Yeni teknoloji hayatımıza girer. Dünya yine döner. “Yapay zekâ karmaşasında kaybolmaya gerek yok. Müşterinize, hastanıza,  çalışanlarınıza, toplumsal endişelere, umutlara odaklanın” diyor. </em></strong><em> </em></p>
<p><em>Bu yazı, Patrick Dixon söyleşisinin ana fikri olan “İnsan ne işe yarar?” sorusu etrafında, döndü. Söyleşiden, yapay zekâya hangi koşulda güvenmeli, iş dünyasının yapay zekâdan fayda sağlaması için gerekli koşullar üzerine detayları yaprakozer.com’da bulabilirsiniz. </em></p>
<p><em>Youtube</em><em> söyleşi yayın dili İngilizce.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-ne-ise-yarar-79818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnsan ne işe yarar? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/istanbul-bilgi-universitesi-kapatildi-79831</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul Bilgi Üniversitesi kapatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasıyla ilgili karar Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre, kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesinin faaliyet izninin kaldırılmasına, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11'inci maddesi gereğince karar verildi.</p>
<p><strong>YÖK'ten açıklama</strong></p>
<p>Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamada, "Yükseköğretim Kurulu, öğrencilerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması ve eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesi hususunda gerekli tedbirleri ivedilikle almaktadır. Öğrencilerimizin yanı sıra üniversitemizde görev yapan idari ve akademik personele dair herhangi bir mağduriyete fırsat vermeden gerekli işlemler yerine getirilecektir. Konuyla ilgili detaylı açıklamalar önümüzdeki günlerde yapılacak olup, kıymetli öğrencilerimizin, ailelerinin ve yükseköğretim camiasının süreçle ilgili doğru ve güncel bilgileri yalnızca Yükseköğretim Kurulunun resmi iletişim kanallarından takip etmelerini önemle rica ederiz." ifadeleri kullanıldı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/istanbul-bilgi-universitesi-kapatildi-79831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/1/1280x720/bilgi-universitesi-1779429053.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Bilgi Üniversitesi&#039;nin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/5-sirketin-borclanma-araci-ihracina-onay-79837</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5 şirketin borçlanma aracı ihracına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) haftalık bültenini yayınladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu onaylar kapsamında şirketlerin tahvil ve finansman bonosu ile birlikte sermaye benzeri borçlanma aracı ihraçlarına izin verildi.</p>
<p>TL cinsi ihraçlar kapsamında, Altınkılıç Gıda ve Süt Sanayi Ticaret AŞ'ye 750 milyon, Otosor Otomotiv AŞ'ye 3 milyar, İstanbul Varlık Yönetim AŞ'ye 2 milyar tutarında tahvil/finansman bonosu ihracı için onay verildi.</p>
<p>Döviz cinsi ihraçlarda ise Anadolu Finansal Kiralama AŞ'ye 9 milyon Avro tahvil/finansman bonosu ihracı için izin verilirken Nurol Yatırım Bankası AŞ'nin de 100 milyon dolar sermaye benzeri borçlanma aracı ihracı yapması uygun bulundu.</p>
<p>Karel Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ ile Hedef Holding AŞ'nin halka açık ortaklıkların pay ihraçları kapsamında planladığı sermaye artırım talepleri olumlu karşılandı.</p>
<p>Diğer sermaye piyasası araçları kapsamında, TMKŞ Misyon Bank İkinci Varlık Finansmanı Fonu'na varlığa dayalı menkul kıymet kapsamında 4 milyar lira ve KT Sukuk Varlık Kiralama AŞ'ye alım-satıma dayalı kira sertifikası kapsamında 3 milyar lira nominal ihraç tavanı kabul edildi.</p>
<p>Ayrıca fon kuruluşu kapsamında, 9 kuruluşun izin talepleri olumlu karşılanırken bir kuruluşun da yurt dışında paylar ve diğer menkul kıymetler üzerinde işlem aracılığı için faaliyet izni verilmesine ilişkin başvurusu uygun bulundu. Ek olarak bir kuruluş da "Makine ve Ekipmanları Değerlemeye Yetkili Kuruluşlar" listesine alındı.</p>
<p>İdari para cezaları kapsamında ise Oktaş Okkaoğlu Taahhüt İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, "Konkordato talebi üzerine şirket hakkında 08.12.2025 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere geçici mühlet kararı verildiği hususuna ilişkin derhal kamuya açıklama yapma yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olması" nedeniyle 445 bin 243 lira 49 kuruş idari para cezası kararı verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/5-sirketin-borclanma-araci-ihracina-onay-79837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, TL cinsi ihraçlar kapsamında, Altınkılıç Gıda, Otosor Otomotiv ve İstanbul Varlık Yönetim&#039;in tahvil/finansman bonosu ihracı için onay verdi. Döviz cinsi ihraçlarda ise Anadolu Finansal Kiralama&#039;ya tahvil/finansman bonosu ihracı için izin verilirken, Nurol Yatırım Bankası&#039;nın da borçlanma aracı ihracı yapması uygun bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/inci-akunun-surdurulebilirlik-hamlesi-buyuyor-79896</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;100 bin tohumu daha doğayla buluşturacağız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İnci Akü’nün ecording iş birliğiyle yürüttüğü "Her Akü Bir Tohum" projesinin, ikinci fazıyla ekosistem restorasyonuna katkı sağlamayı sürdürdüğü bildirildi. Şirketten yapılan açıklamaya göre, ecoDrone teknolojisiyle gerçekleştirilen ekim çalışmalarıyla doğa temelli çözümler geliştirilmesine katkı sunan proje, 11. İstanbul Karbon Zirvesi’nde “2026 Düşük Karbon Kahramanı Ödülü”ne layık görüldü.</p>
<p>Açıklamada, "Projede kullanılan ecoDrone teknolojisiyle ulaşılması güç bölgelerde hızlı ve ölçülebilir ekim çalışmaları gerçekleştiriliyor. Böylece iklim krizinin etkilerine karşı doğa temelli çözümler geliştirilmesi hedefleniyor. Bu çözümler kapsamında İnci Akü’nün desteğiyle ilk fazda toprakla buluşan 100 bin tohum yangın sonrasında Muğla bölgesinin restorasyonuna katkı sağladı. İnci Akü ve ecording iş birliğinin ikinci fazında ise, biyolojik çeşitliliği desteklemek amacıyla danışman akademisyenler tarafından gerçekleştirilen değerlendirmeler doğrultusunda, bölge koşullarına uygunluğu teyit edilen Defne, ana tür Kızılçam ile İnci Akü adına gerçekleştirilecek ekim çalışmalarına dahil edilecek. Uygulamaya alınan bu modelle biyolojik çeşitliliğin desteklenmesi, toprak yapısının güçlendirilmesi ve ekosistemin doğal onarım sürecine katkı sağlanması hedefleniyor." denildi. </p>
<h2>“Sürdürülebilirlik yolculuğumuzu somut adımlarla atıyoruz.”</h2>
<p>İnci Akü olarak sürdürülebilirliği yalnızca operasyonlara değil, uzun vadeli değer yaratma yaklaşımlarının da merkezinde konumlandırdığını ifade eden İnci GS Yuasa Akü Yatırım, Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone, “ecording iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz #HerAküBirTohum projesinin ilk fazında 100 bin tohumu doğayla buluşturmanın mutluluğunu yaşarken, ikinci faz kapsamında 100 bin tohumu daha doğayla buluşturarak toplam etkimizi büyütmeye devam ediyoruz. Bu defa Hisarönü, Muğla bölgesinde ekosistemlerin yeniden canlanmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/inci-akunun-surdurulebilirlik-hamlesi-buyuyor-79896</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/6/1280x720/34364-1779455682.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnci GS Yuasa Akü Yatırım, Yönetim Sistemleri ve Sürdürülebilirlik Müdürü Andrea Mazzone, “ecording iş birliğiyle hayata geçirdiğimiz &#039;HerAküBirTohum&#039; projesinin ilk fazında 100 bin tohumu doğayla buluşturmanın mutluluğunu yaşarken, ikinci faz kapsamında 100 bin tohumu daha doğayla buluşturarak toplam etkimizi büyütmeye devam ediyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-altug-dev-pazarlara-erisim-saglayan-stratejik-konuma-sahibiz-79863</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altuğ: Dev pazarlara erişim sağlayan stratejik konuma sahibiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, Küresel pazarların uzak Doğu'ya olan bağımlılığını azaltma ve tedarik zincirlerini çeşitlendirme arayışında olduğu bu dönemde Türkiye’nin rasyonel alternatif olarak öne çıktığını söyledi.</p>
<p>Mayıs ayı meclis toplantısında konuşan Altuğ, küresel ekonominin sancılı bir kabuk değişimi yaşadığı, ticaret koridorlarının yeniden haritalandırıldığı ve makroekonomik dengelerin yeniden kurulduğu tarihi bir dönemden geçildiğini belirtti.</p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1009b3cf377-1779435955.jpg" alt="" width="700" height="394" /></strong></p>
<p>Bu süreçte Türkiye’nin en kritik gücünün lojistik vizyonu olduğunu ifade eden Altuğ şunları söyledi: “Sadece 4 saatlik bir uçuş mesafesiyle; 1,3 milyar nüfusa, 32 trilyon dolarlık devasa bir milli gelire ve 10 trilyon dolarlık bir ithalat ve ihracat hacmine sahip dev pazarlara doğrudan erişim sağlayan eşsiz bir stratejik konuma sahibiz. Bunun yanı sıra, Avrupa Birliği’nin "Made in Eu" yaklaşımı ve kritik sektörlerde hayata geçirdiği öz yeterlilik politikaları, sanayimiz için yepyeni bir entegrasyon kapısı aralamaktadır. Türkiye; elektrikli araçlar, yeşil çelik, batarya teknolojileri, temiz enerji ve özellikle savunma sanayisinde Avrupa üretim çarklarının en stratejik, en güvenilir halkası olmaya aday. Bunların hepsi bir yana ülke olarak en kritik gücümüz lojistik vizyonumuzdur. Bu noktada, Sakarya büyük bir avantaj barındırıyor. Bu fırsatlar düzleminde Sakarya’nın içinde yer almadığı bir senaryodan bahsedilemez.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-altug-dev-pazarlara-erisim-saglayan-stratejik-konuma-sahibiz-79863</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/3/1280x720/baskan-altug-dev-pazarlara-erisim-saglayan-stratejik-konuma-sahibiz-1779435983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mayıs ayı meclis toplantısında konuşan Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, küresel ekonominin sancılı bir kabuk değişimi yaşadığı, ticaret koridorlarının yeniden haritalandırıldığı ve makroekonomik dengelerin yeniden kurulduğu tarihi bir dönemden geçildiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makedonya-kultur-turizmini-one-cikarmali-79862</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Makedonya kültür turizmini öne çıkarmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kuzey Makedonya Kültür Merkezi ile Prestige Uluslararası İş Geliştirme Platformu’nun ortaklaşa düzenlediği “Macedonia Connect, Kültür, Gastronomi ve Turizm Buluşması”  Grand Cevahir Hotel &amp; Convention Center'de gerçekleşti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1008929e2af-1779435666.jpg" alt="" width="699" height="313" />Toplantının açılışında konuşan Prestige Uluslararası İş Geliştirme Platformu Başkanı Mehmet Gözcü, şimdiye kadar konsolosluklarla iş dünyasını buluşturmak amacıyla 15 etkinliğe imza attıklarını söyledi. 16’ncı buluşmayı Kuzey Makedonya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu’yla birlikte hazırladıklarını belirtti.</p>
<p>İki ülke arasında kültürel köprüler kurduklarını vurgulayan Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Başkonsolosu İdris Fazlioski ise şunları söyledi: “Kuzey Makedonya, Balkanlar'ın kalbinde yer alan tarihi, kültürü ve doğal güzellikleriyle öne çıkan önemli bir turizm merkezidir.  Ülkemiz Osmanlı, Bizans ve Avrupa kültürlerinin izlerini bir arada taşımasıyla ziyaretçilere zengin bir deneyim sunuyor. Başkent Üsküp, tarihi taş köprüsü, çarşısı ve modern şehir yapısıyla geçmiş ile günümüz birleştiren özel bir atmosfere sahiptir. Türkler ülkemize gelen turistler arasında ilk sırada yer alıyor. Halklarımız arasındaki sadece diplomatik ilişkiler değil, kültür, gelenek, gastronomi, turizm ve insani ilişkiler de güçleniyor. Bu da ortak tarihimizin ve kültürel yakınlığının önemli bir göstergesidir.”</p>
<p><strong>“Kıyısı olmadığı için şanslı”</strong></p>
<p>Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panelde konuşan Fest Travel Kurucusu Faruk Pekin deniz-kum-güneş ile kültür turizminin birbirinden farklı olduğunu belirttikten sonra “Makedonya kıyısı olmadığı için şanslı. Türkiye’nin deniz-kum-güneş turizminden ciddi yaralar aldı. Bu hatadan ders çıkarılıp güçlü olunan kültür turizmine odaklanılmalı. Makedonya, kültür alanında neyi varsa onu satmak zorunda” diye devam etti.</p>
<p>Dünyanın ve Avrupa'nın en zengin biyolojik çeşitlilik merkezlerinden Karpatların Makedonya’ya kadar uzandığına dikkat çeken Pekin konuşmasını şöyle sürdürdü: “Makedonya’nın ormanları, endemik bitkileri, kanyonları, şelaleleri ve UNESCO’nun Dünya Mirasları Listesi’ndeki Ohrid Gölü var. Makedonya'nın çevresi gerçekten olağanüstüdür. Bu arada Türk turistler vize almakta zorlandıkları  ve ekonomik olarak uygun buldukları için Makedonya’ya tercih ediyor, bence bu geçici bir durumdur. Bir ülke turizmden para kazanmak istiyorsa diğerlerinde olmayan kültürel değerlerini öne çıkarması gerekiyor. Makedonya’da da turizm planlarını, 30-49 yıl sonrasını düşünerek uzun vadeli olarak yapmalı.”</p>
<p>Makedonya'nın turiste gastronomisini sunmakla yetinemeyeceğini belirten Kuzey Makedonya Kültür Merkezi Müdürü Dime Ratajkoski de buna paralel olarak başta müzik olmak üzere kültürel etkinliklerin de sunulması gerektiğini söyledi. Ratajkoski “Makedonya’ya gelecek turistlere ülkenin kültürü, turizmi ve gastronomisini içeren hisleri yaşatarak geldikleri yerin enerjisini yaşatmalıyız” dedi. Ratajkoski Kuzey Makedonya'da ulusal bir sembol olarak kabul edilen Balkan vaşağınının doğada yaşadığını, evcilleştirilen kedilerin ise İstanbul’da sokakların sembolü haline geldiğini hatırlatarak “Önümüzdeki dönemde bunu tema olarak ele alacak ortak çalışmalar yapılabilir” diye ekledi.</p>
<p>İki ülke arasında kuvvetli bağlar olduğuna dikkat çeken TÜRSAB Gastronomi Turizmi İhtisas Başkanı Tümay İmamoğlu şunları söyledi: “Mustafa Kemal Atatürk askeri eğitimini Makedonya- Manastır’da okumamış olsaydı, Türkiye Cumhuriyeti olmazdı ben de burada konuşamazdım. Köklerimiz itibarıyla Makedonya mutfağıyla da yakın bağlarımız var. Aynı sofranın iki faklı ucundayız. Balkanların tam ortasında yer alan Kuzey Makedonya, dinlerin, yolların, ritüellerin, yemeğin, tarihin ve samimiyetin kesişim noktasıdır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makedonya-kultur-turizmini-one-cikarmali-79862</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/2/1280x720/5-1779435678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Macedonia Connect, Kültür, Gastronomi ve Turizm Buluşması” etkinliğinde konuşan Fest Travel Kurucusu Faruk Pekin, “Kıyısı olmayan Makedonya, kültür turizmini öne çıkarıp bu alanında sahip olduğu değerleri satmalı.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/tarihi-kalede-depremin-izleri-hizla-siliniyor-79860</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraş Kalesi’nin yıl sonuna kadar hizmete girmesi bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Şehrin köklü geçmişine ve Millî Mücadele yıllarına tanıklık eden tarihi Kahramanmaraş Kalesi’nde başlatılan restorasyon çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen çalışmalar kapsamında, şehrin en önemli tarihi miraslarından biri olan kale aslına uygun şekilde yeniden ayağa kaldırılıyor. Yüzyıllardır şehrin hafızasında önemli bir yere sahip olan tarihi yapı, gerçekleştirilen kapsamlı restorasyonla birlikte hem kültürel mirasın korunmasına katkı sağlayacak hem de turizm açısından daha güçlü bir cazibe merkezi haline gelecek. Çalışmaların yıl sonuna kadar tamamlanarak kalenin yeniden ziyaretçilere açılması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Tarihi Doku Korunarak Güçlendiriliyor</strong></p>
<p>Restorasyon çalışmaları çerçevesinde ekipler tarafından kale surları ve taş duvarlarda kapsamlı temizlik, sağlamlaştırma ve derz yenileme işlemleri gerçekleştiriliyor. Zamanla yıpranan bölümlerin özgün mimari yapısını koruyacak şekilde onarıldığı çalışmalarda, hasarlı alanlarda kullanılmak üzere taş ayrıştırma ve tarihi dokuya uygun yeni taş hazırlıkları da titizlikle sürdürülüyor. Uzman ekiplerin gözetiminde yürütülen çalışmalarla kalenin tarihi karakterinin korunması esas alınırken, yapının gelecek nesillere güvenli şekilde aktarılması amaçlanıyor. Restorasyon sürecinde kullanılan teknikler ve malzemeler, kalenin özgün mimarisine zarar vermeyecek şekilde belirleniyor.</p>
<p><strong>Kale İçerisinde Yeni Sosyal ve Ziyaret Alanları Oluşturuluyor</strong></p>
<p>Sadece tarihi yapının korunmasına yönelik değil, ziyaretçi deneyimini artırmaya yönelik çalışmalar da restorasyon kapsamında eş zamanlı olarak yürütülüyor. Kale içerisinde yeni sosyal alanlar ve ziyaretçi kullanım bölgeleri oluşturulurken, çevre düzenleme çalışmaları da büyük ölçüde devam ediyor. Zeminde yürütülen çalışmalar kapsamında yürüyüş yolları yenileniyor, altyapı imalatları gerçekleştiriliyor ve ziyaretçilerin kaleyi daha konforlu şekilde gezebilmesine imkân sağlayacak düzenlemeler hayata geçiriliyor. Böylece tarihi alan, modern ziyaretçi ihtiyaçlarına cevap verebilen daha düzenli ve erişilebilir bir yapıya kavuşuyor.</p>
<p><strong>Kahramanmaraş Kalesi’ne Modern Karşılama Merkezi</strong></p>
<p>Projede dikkat çeken en önemli uygulamalardan biri de kaleye kazandırılan yeni ziyaretçi karşılama merkezi oldu. Çelik konstrüksiyon tekniğiyle inşa edilen merkez, ziyaretçilerin tarihi alanla ilk temas kurduğu, yönlendirildiği ve bilgilendirildiği çok işlevli bir alan olarak tasarlanıyor. Modern mimari anlayışla şekillendirilen merkezde dijital tanıtım ekranları, rehberlik hizmetleri ve bilgilendirme bölümleri yer alacak. Böylece ziyaretçilere kalenin tarihi geçmişi, mimari özellikleri ve Millî Mücadele dönemindeki stratejik rolü daha etkileyici ve anlaşılır şekilde aktarılacak. Yeni merkez sayesinde yerli ve yabancı turistlerin tarihi alanı daha bilinçli şekilde gezmesi hedeflenirken, Kahramanmaraş’ın kültürel mirasının tanıtımına da önemli katkı sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Turizme ve Şehir Kimliğine Katkı Sunacak</strong></p>
<p>Restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte tarihi Kahramanmaraş Kalesi; daha güvenli, düzenli ve etkileyici bir ziyaret alanına dönüşecek. Güçlendirilen yapısı, yenilenen yürüyüş güzergâhları ve ziyaretçi odaklı düzenlemeleriyle kalenin, turistlerin şehirde daha uzun süre vakit geçirmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Tarihi mirasın korunması ve turizm potansiyelinin artırılması açısından büyük önem taşıyan proje, aynı zamanda şehrin kültürel kimliğinin güçlendirilmesine de katkı sunacak.</p>
<p><strong>“Tarihimizi Koruyarak Geleceğe Taşımaya Devam Ediyoruz"</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Kadim şehrimizin en önemli simgelerinden biri olan tarihi Kalemizde yürüttüğümüz restorasyon çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyoruz. Bu yapı, sadece taşlardan oluşan bir kale değil; şehrimizin tarihine, kültürüne ve Millî Mücadele ruhuna tanıklık etmiş çok kıymetli bir miras. Kültür ve Turizm Bakanlığımızla iş birliği içerisinde kalemizi özgün dokusuna uygun şekilde yeniden ayağa kaldırıyoruz. Restorasyon tamamlandığında Kahramanmaraş Kalesi hem vatandaşlarımız hem de yerli ve yabancı ziyaretçiler için çok daha güvenli, düzenli ve nitelikli bir yaşam ve ziyaret alanı olacak. Yeni ziyaretçi karşılama merkezi, yürüyüş yolları, çevre düzenlemeleri ve sosyal alanlarla birlikte kalemiz, şehrimizin turizm vizyonuna önemli katkılar sağlayacak. Tarihimizi koruyarak geleceğe taşımaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/tarihi-kalede-depremin-izleri-hizla-siliniyor-79860</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/0/1280x720/tarihi-kalede-depremin-izleri-hizla-siliniyor-1779435254.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şehrin tarihi ve kültürel hafızasında önemli bir yer tutan Kahramanmaraş Kalesi’nde restorasyon çalışmalarının büyük bir hızla ilerlediği bildirildi. Depremlerin oluşturduğu olumsuzlukların hızla giderildiği Kale’nin yıl sonuna kadar tamamlanarak hizmete alınması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursanin-asirlik-lezzetleri-ayni-sofrada-bulustu-79853</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’nın asırlık lezzetleri aynı sofrada buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından projelendirilen ve 21-27 Mayıs tarihlerinde düzenlenen "Türk Mutfağı Haftası", Bursa’da da önemli bir programla kutlandı.</p>
<p>Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği, Bursa Uludağ Üniversitesi ve Bursa Aşçılar Derneği iş birliğiyle düzenlenen "Bir Sofrada Bursa Mutfağı" etkinliği Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde düzenlendi.</p>
<p>Etkinliğe, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba‘ya vekaleten Osman Şahin, İl Kültür ve Turizm Müdürü Dr. Kamil Özer, Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz ve gastronomi sektörünün temsilcileri katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fffb059e19-1779433392.jpeg" alt="" width="566" height="377" /></p>
<p>Program, moderatörlüğünü Öğretim Görevlisi Fatih Yıldırım’ın yaptığı ‘Osmanlı Saray Mutfak Kültürü’ söyleşisiyle başladı. Öğretim Görevlisi Erdoğan Bozan ‘Osmanlı mutfağının kültürü ve bölümleri’, Şef Alparslan Bayrak ‘Osmanlı yemeklerinin otel menülerinde kullanılması’, Şef Tarık Nimet Kahriman ‘Osmanlı dönemi yemek çeşitleri’ başlıklarında bilgi paylaşımında bulundu. Daha sonra Şef Dr. Aysel Gürel yönetiminde sahne alan ‘Gastromüzik Korosu’, seslendirdikleri eserlerle büyük beğeni topladı. Ödüllü Bursa lezzetleri bilgi yarışmasında ise katılımcılar keyifli bir vakit geçirdi. Şef Şükran Kaymak ve Şef Barış Uysal tarafından Bursa mutfağına özgü geleneksel tarifler ise uygulamalı olarak tanıtıldı. Program kapsamında Bursa’nın coğrafi işaretli ürünleri de katılımcılara ikram edildi.</p>
<p>Etkinliğin açılış töreninde konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Türk mutfak kültürünün ana merkezlerinden birinin de Bursa olduğuna söyledi. Bursa’nın mutfak kültürünü yaşatan müstesna şehirlerin başında geldiğini belirten Vali Ayyıldız, “Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış Bursa’nın mutfağı, yalnızca damaklara hitap eden bir lezzet çeşitliliği değildir. Aynı zamanda köklü bir medeniyet anlayışının da sofradaki tezahürüdür. Geleneksel tariflerimizin kayıt altına alınması ve genç kuşakların bu mirasa sahip çıkması, kültürel devamlılık açısından son derece kıymetlidir” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0fffd75cefe-1779433431.jpeg" alt="" width="569" height="379" /></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Osman Şahin ise, zengin bir medeniyet coğrafyasına sahip olan Bursa’nın muazzam bir mutfak kültürünü de barındırdığını ifade etti. Düzenlenen programla bu mirası korumayı ve dünyaya hakkıyla tanıtmayı amaçladıklarını dile getiren Şahin, lezzet ve kültür yolculuğunun Bursa’ya, turizme ve esnafa hayırlı olmasını diledi.</p>
<p>Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanı ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz da Bursa’nın Türk mutfak kültürünü en iyi temsil eden şehirlerden birisi olduğunu söyledi. Bursa mutfağının Osmanlı saray kültürünün inceliğini, Anadolu’nun bereketini ve Balkan coğrafyasının zenginliğini aynı sofrada buluşturduğunu belirten Yılmaz, geçmişten geleceğe uzanan bir kültür hazinesine sahip olduklarının altını çizdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursanin-asirlik-lezzetleri-ayni-sofrada-bulustu-79853</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/3/1280x720/bursanin-asirlik-lezzetleri-ayni-sofrada-bulustu-1779433474.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Bir Sofrada Bursa Mutfağı&quot; etkinliğinde konuşan Bursa Valisi Erol Ayyıldız, “Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapmış Bursa’nın mutfağı, yalnızca damaklara hitap eden bir lezzet çeşitliliği değildir. Aynı zamanda köklü bir medeniyet anlayışının da sofradaki tezahürüdür. Geleneksel tariflerimizin kayıt altına alınması ve genç kuşakların bu mirasa sahip çıkması, kültürel devamlılık açısından son derece kıymetlidir.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gelecegin-muhendisleri-projelerini-bilim-fuarinda-sergiledi-79834</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geleceğin mühendisleri projelerini bilim fuarında sergiledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>TOBB Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 4006 TÜBİTAK Bilim Fuarı düzenlendi. </p>
<p>Yoğun katılımla gerçekleştirilen fuarın açılışı, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KÜTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, KÜTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emin Yüce, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Alper Olgun, İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Yılmaz, Kütahya OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Ahmet Tava ve Fatih Karabulut ile Kütahya OSB Bölge Müdürü Tunahan Ergin’in katıldığı kurdele kesimiyle yapıldı.</p>
<p data-start="753" data-end="875">Açılışın ardından protokol üyeleri, öğrenciler tarafından hazırlanan projeleri inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.</p>
<p data-start="877" data-end="1119">Fuarda teknoloji, çevre, enerji, yazılım ve günlük yaşamı kolaylaştırmaya yönelik farklı alanlarda hazırlanan projeler sergilendi. Öğrencilerin bilimsel düşünme, araştırma ve üretim becerilerini yansıtan çalışmalar katılımcılardan ilgi gördü.</p>
<p data-start="1121" data-end="1323">Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, mesleki eğitimin önemine dikkati çekerek gençlerin bilim ve teknolojiye yönelmesinin Türkiye’nin üretim gücü açısından büyük değer taşıdığını belirtti.</p>
<p data-start="1325" data-end="1470" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Öğrencilerin ortaya koyduğu projelerin gurur verici olduğunu ifade eden Eskioğlu, projelerde emeği bulunan öğretmen ve öğrencilere teşekkür etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gelecegin-muhendisleri-projelerini-bilim-fuarinda-sergiledi-79834</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/4/1280x720/gelecegin-muhendisleri-projelerini-bilim-fuarinda-sergiledi-1779430032.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde düzenlenen 4006 TÜBİTAK Bilim Fuarı’nda öğrencilerin yıl boyunca hazırladığı projeler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/varlik-barisi-mecliste-kabul-edildi-79819</guid>
            <pubDate>Fri, 22 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Varlık Barışı, Meclis&#039;te kabul edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Yabancı sermayeye yönelik vergi destekleri ile hem yurtdışı hem de yurtiçindeki varlıkları ilgilendiren Varlık Barışı düzenlemesi Mecliste kabul edildi.</p>
<p>Yurt dışında bulunan, para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirecekler. Varlık Barışı ile varlıkların, bildirimin yapıldığı tarihten itibaren 2 ay içinde Türkiye’deki banka ya da aracı kurumlarda adlarına açılan hesaplara transfer edilmesi veya yurt dışından fiziki olarak getirilenlerin bu hesaplara yatırılması gerekiyor. Fiziki olarak yurt dışından getirilen varlıklar ise Gümrük İdaresi’ne beyan edilecek, Gümrük İdaresi de takip eden ayın sonuna kadar Gelir İdaresi Başkanlığı’na bildirecek. Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerince sahip olunan ve Türkiye’de bulunan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları, 31 Temmuz'a kadar banka veya aracı kurumlara bildirilebilecek. Bildirimlerde, varlıkların devlet iç borçlanma senetleri veya kira sertifikaları gibi araçlarda tutulma süresine göre yüzde sıfır ile yüzde 5 arasında değişen kademeli vergi oranları uygulanacak. İhraç edilen devlet iç borçlanma senetleri ile kira sertifikalarında; en az 5 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi sıfır, en az 4 yıllık taahhütte yüzde l, en az 3 yıllık taahhütte yüzde 2, en az 2 yıllık taahhütte yüzde 3, en az 1 yıl bulundurulacağının taahhüt edilmesi halinde yüzde 4 olarak uygulanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/varlik-barisi-mecliste-kabul-edildi-79819</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/tbmm-meclis-1776928915.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurtdışından getirilecek finansal varlıkların sıfır ile yüzde 5 arasında oranlarla vergilendirilerek kayda alınmasını öngören Varlık Barışı düzenlemesi TBMM’de kabul edildi. Yasayla, yabancıların yurtdışı kazançlarına 20 yıl süreyle vergi muafiyeti, üretim ve zirai faaliyetlerden elde edilen kazançlara da yüzde 12,5 Kurumlar Vergisi uygulanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mahkemeden-chp-icin-mutlak-butlan-karari-79795</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 17:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> CHP için &#039;mutlak butlan&#039; kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP kurultay davasında, Özgür Özel ile parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılmasına, Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetiminin görevi devralmasına karar verdi.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından CHP’nin 4-5 Kasım 2023 tarihlerinde gerçekleştirilen 38. Olağan Kurultayı’na ilişkin usulsüzlük iddialarıyla başlatılan soruşturmanın ardından, Eski Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile bazı delegeler, kurultayın iptali istemiyle dava açtı. Açılan davalar Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birleştirildi.</p>
<p>Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan asıl davanın ‘konusuz’ kaldığını belirterek karar verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme ayrıca birleşen dosyalar yönünden yaptığı değerlendirmede, Lütfü Savaş’ın açtığı davayı, davayı açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle reddetti.</p>
<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP'nin 4-5 Kasım 2023'te yapılan 38. Olağan Kurultayı'nın iptaline ilişkin açılan davada, "davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına" dair hükmüne ilişkin Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesince 24 Ekim 2025'te verdiği kararla ilgili istinaf kanun yolu incelemesini tamamladı.</p>
<p>İnceleme neticesinde CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın ve İstanbul İl Kongresi’nin ‘kanunun emredici hükümlerine aykırılık’ nedeniyle mutlak butlanla sakatlandığı ifade edildi.</p>
<p>Mahkeme, CHP’nin 38. Olağan Seçimli Kurultayı’nın ‘mutlak butlan’ nedeniyle iptaline karar verdi.<br />Ayrıca, söz konusu kurultayın iptal edilmesi nedeniyle sonrasında yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultaylar ile bu kurultaylarda alınan tüm kararların da iptaline karar verildiği ifade edildi.</p>
<p>Söz konusu kurultayın iptal edilmesi sebebiyle, kurultay öncesinde görevde bulunan CHP eski Genel Başkan'ı Kemal Kılıçdaroğlu ile önceki parti organlarının görevlerine aynen devam etmeleri yönünde karar verildiği vurgulandı.</p>
<p>(İHA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mahkemeden-chp-icin-mutlak-butlan-karari-79795</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/7/1280x720/chp-kongresinde-kilicdaroglu-ile-ozel-listesi-yarisacak-1743604735.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mahkemeden CHP için &#039;mutlak butlan&#039; kararı çıktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-enflasyonla-mucadelede-uretim-gucu-korunmali-79793</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 17:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO Başkanı Yıldırım: Enflasyonla mücadelede üretim gücü korunmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası (GTO) mayıs ayı toplantısı Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur başkanlığında gerçekleştirildi.</p>
<p>Kilis Vali Yardımcısı Murat Demirbilek, Kilis Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hacı Mustafa Celkanlı, Türk Kızılay Gaziantep Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bozgeyik’in de katıldığı toplantıda konuşan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, konuşmasında küresel ekonomide yaşanan dönüşüme dikkat çekti. Yıldırım, jeopolitik gerilimlerden enerji maliyetlerine, ticaret savaşlarından tedarik zincirlerindeki değişime kadar birçok unsurun dünya ticaretinde yeni bir denge oluşturduğunu belirtti. Türkiye’de uygulanan ekonomi programının enflasyonla mücadeleyi öncelediğini ifade eden Yıldırım, reel sektörün taşıdığı yükün dikkatle analiz edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>“Enflasyon artık yalnızca fiyat artışı değildir, üreticinin maliyeti, yatırımcının tereddüdü, tüketicinin kaygısıdır” diyen Yıldırım, mevcut ekonomik iklimde iş dünyasının en fazla ihtiyaç duyduğu unsurların öngörülebilirlik, stratejik yön ve dönüşümü destekleyen politikalar olduğunu kaydetti. Üretim kapasitesinin zayıflamasının uzun vadede ihracat performansı ve küresel rekabet açısından risk oluşturabileceğine dikkat çeken Yıldırım, “Üretim gücünü korumadan enflasyonla mücadele etmek, uzun vadede rekabet gücünü zayıflatabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Toplantının dikkat çeken başlıklarından biri de Gaziantep’in dijital ticarette ortaya koyduğu performans oldu. Ticaret Bakanlığı verilerine göre Gaziantep’in e-ticarete uyum endeksinde 81 il arasında 11’inci sıradan 8’inci sıraya yükseldiğini açıklayan Yıldırım, kentin e-ticaret hacminde son bir yılda yüzde 57’lik büyüme kaydettiğini söyledi. Gaziantep’in özellikle hızlı tüketim ve temizlik ürünleri kategorilerinde Türkiye çapında güçlü bir üretim ve satış merkezi haline geldiğini ifade eden Yıldırım, Trendyol verilerine göre Türkiye’de satılan her 100 çamaşır suyundan 65’inin Gaziantepli üreticiler tarafından gönderildiğini belirtti. Bunun yanı sıra yüzey temizlik havlusu siparişlerinin yüzde 57’sinin ve maske satışlarının yüzde 56’sının Gaziantep merkezli satıcılar tarafından karşılandığını aktaran Yıldırım, bebek bakım ürünlerinde de kentin dikkat çekici bir ivme yakaladığını dile getirdi.</p>
<p>Gaziantep’in yalnızca sanayi üretiminde değil, dijital ekonomide de yükselen bir merkez konumuna geldiğini ifade eden Yıldırım, Gaziantep Ticaret Odası olarak üyelerin dijital dönüşüm süreçlerine uyum sağlaması için eğitim, danışmanlık ve kapasite geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Yıldırım, “Üretim, ihracat ve dijitalleşme ekseninde üyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-enflasyonla-mucadelede-uretim-gucu-korunmali-79793</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/3/1280x720/gto-baskani-yildirim-belirsizlik-kuresel-ekonominin-en-buyuk-sorunu-1776942880.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, enflasyonla mücadele sürecinin reel sektör üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, üretim kapasitesinin korunmasının Türkiye ekonomisinin uzun vadeli rekabet gücü açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Yıldırım, yalnızca fiyat istikrarını merkeze alan politikaların, sanayi ve ihracat tarafında oluşabilecek kırılganlıklarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-havalimani-sayimizi-60a-cikaracagiz-79792</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 17:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Havalimanı sayımızı 60&#039;a çıkaracağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Esenboğa Havalimanı Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğü Başmüdürler Toplantısı'nda konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde havaalanları konusunda cesur adımlar atıldığını vurgulayan Uraloğlu, "2002'de 26 olan aktif havalimanı sayımızı, pasif durumdaki 16 havalimanımızı silbaştan yenileyerek ve 16 yeni havalimanı inşa ederek 58'e çıkardık. Her sene ortalama 1,4 havalimanını hizmete açtık ve havalimanı sayımızı burada bırakmayacağız, yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla 58'den 60'a çıkarmış olacağız. Ayrıca yenilediğimiz ve yeni inşa ettiğimiz havalimanlarımız sayesinde uçaklarımızın iniş kalkışlarını sağlayan pist uzunluklarımızda da dikkate değer bir yükseliş var. 2002'de sivil havacılığa hizmet veren yaklaşık 149 kilometrelik pist uzunluğuna 92,4 kilometre daha ekleyerek bugün 241 bin 400 metreye ulaştırdık. Yani bugün kara yoluyla Ankara Kızılay'dan Eskişehir merkeze ya da Çorum'a uzanan bir mesafeden bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"247 milyon yolcuyla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık"</strong></p>
<p>Uraloğlu, havacılık alanındaki bu altyapı gücünü diplomatik başarılarla da perçinlediklerine dikkati çekerek, 2003'te 81 olan hava ulaştırma anlaşması sayısının bugün 175'e çıktığını bildirdi.</p>
<p>Dış hatlarda 50 ülkede 60 olan uçuş noktası sayısının bugün 133 ülkede 356 noktaya çıktığı bilgisini de paylaşan Uraloğlu, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"2002'de toplam 34,5 milyon yolcu taşırken 2025'te 247 milyon yolcuyla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık, Avrupa'da 3'üncü, dünyada 7'nci sıraya yükseldik. Bu yıl hedefimiz çok daha büyük, Türkiye genelinde 270 milyon yolcu, İstanbul Havalimanı'mızda ise 90 milyon yolcuyu aşmak. Bu büyük hedeflere ulaşmak için büyük bir özveriyle çalışmamız, bu süreçte verimliliği ve kaliteyi artırmamız, yenilikçi çözümler üretmemiz gerekiyor."</p>
<p>Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nda JETEX-İGA Genel Havacılık Terminal Binası'nın açılışının gerçekleştirildiğini ve bu stratejik yatırımla Türkiye'nin küresel havacılık ekosistemindeki lider konumunu özel havacılık alanında da taçlandırdıklarını vurguladı.</p>
<p><strong>Etimesgut Havalimanı'ndaki çalışmalar</strong></p>
<p>Ankara Esenboğa Havalimanı'nın 3 bin 750 metre uzunluğundaki üçüncü pistinin, 77 metre yüksekliğindeki modern hava trafik kontrol kulesinin ve tüm tamamlayıcı tesislerinin de bu yıl hizmete sunulduğunu hatırlatan Uraloğlu, Etimesgut Havalimanı'nda yenileme ve genişletme çalışmalarının da büyük bir hızla devam ettiğini anlattı.</p>
<p>Uraloğlu, 7-8 Temmuz'da Ankara'da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi'nde de kullanılması planlanan havalimanına ilişkin şu bilgiyi verdi:</p>
<p>"Mevcut 2 bin 450 metre uzunluğundaki pisti 3 bin metreye uzatıyor, pist genişliğini 42 metreden 60 metreye çıkarıyoruz. 160 bin metrekarelik yeni apron imalatımız, taksi yolları, Devlet Konukevi ve bağlantı yollarıyla birlikte toplam 600 bin metrekarelik kaplamalı imalatı tamamlamak üzereyiz. Etimesgut Havalimanı için gerek olmadığına yönelik bazı eleştiriler dile getirilse de tarifeli sivil uçuşlara tamamen kapalı olarak sadece hükümet uçuşları ve özel izinli uçuşlar için kullanılan havalimanları dünya genelinde mevcut."</p>
<p>Bu modelin Fransa'da Paris Le Bourget, İngiltere'de Farnborough ve Biggin Hill ile ABD'deki Joint Base Andrews havalimanlarında uygulandığına dikkati çeken Uraloğlu, "Türkiye'nin de bölgesel güvenlik dinamikleri, yoğun diplomatik trafiği ve stratejik önemi nedeniyle böyle bir havalimanına ihtiyacı vardı. Bu noktada Etimesgut Havalimanı, hem askeri hem sivil kullanıma uygun modern yapısıyla, şehir merkezine ulaşımı kolaylaştıracak yeni bağlantı yollarıyla Ankara ve Türkiye'nin havacılık kapasitesine çok önemli bir katkı sağlayacaktır. Ayrıca NATO Zirvesi sonrasında Türk Hava Kurumu Üniversitesi için eğitim uçuşlarına da ev sahipliği yapmaya devam edecektir." dedi.</p>
<p><strong>"Türkiye'yi havacılığın global süper gücü yapacağız"</strong></p>
<p>Bakan Uraloğlu, hava seyrüsefer hizmetlerinde de çok önemli bir kapasiteye ulaştıklarına işaret ederek, yaklaşık 1 milyon kilometrekarelik hava sahasına 33'ü radar olmak üzere toplam 410 hava seyrüsefer yardımcı sistemiyle 24 saat kesintisiz hizmet verdiklerini söyledi.</p>
<p>Yerli ve milli teknolojilerde de büyük mesafe katettiklerini vurgulayan Uraloğlu, 18 Mayıs itibarıyla Antalya Havalimanı'nın ileri seviye hava trafik kontrol sistemiyle hizmet vermeye başladığını ve Avrupa hava trafik ağına bu ileri seviye konseptle entegre edilen ilk Türk havalimanı olduğunu kaydetti.</p>
<p>Uraloğlu, tamamen Türk mühendisleri tarafından geliştirilen ilk yerli gözetim radarını 2023'te Gaziantep’te faaliyete geçirdiklerini ve İstanbul, Ankara ve Erzincan'da yenilerini kurduklarını anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin 58 havalimanının tamamının Sıfır Atık Belgesi'ne, 52'sinin ise Uluslararası Havalimanı Karbon Akreditasyonu Sertifikası'na sahip olduğunu belirten Uraloğlu, 27 Kasım 2025'te devreye alınan Serbest Rota Hava Sahası Uygulaması ile yakıt, zaman tasarrufu ve karbon salımında önemli azalma sağladıklarını aktardı.</p>
<p>Uraloğlu, tüm havalimanlarında ücretsiz wi-fi, birçok noktada su sebili, bebek bakım alanları, çocuk oyun alanları ve 42 havalimanında erişilebilirlik belgesiyle yolcu memnuniyetini en üst seviyeye çıkardıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Günümüzde teknoloji, sürdürülebilirlik, yapay zeka ve dijital dönüşüm havacılığı kökten değiştiriyor. Bu nedenle yer hizmetlerinden operasyonlara, yolcu deneyimine kadar her alanda dünyadaki en ileri trendleri yakalayıp ülkemize taşımak zorundayız. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda ülkemizin havacılık altyapısını daha güçlü, daha modern, daha güvenli ve daha yüksek kapasiteli hale getirecek çalışmaları kararlılıkla sürdüreceğiz. Yenilikçi, çevreci, verimli ve mutlaka insan odaklı projelerle vatandaşımızın hayatını kolaylaştıracağız. Birlikte çok daha büyük işler yapacağız. Birlikte Türkiye'yi havacılığın global süper gücü yapacağız."</p>
<p>Bakan Uraloğlu'nun açılış konuşmasının ardından DHMİ Başmüdürler Toplantısı basına kapalı gerçekleştirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-havalimani-sayimizi-60a-cikaracagiz-79792</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/2/1280x720/uraloglu-1779373056.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DHMİ Başmüdürler Toplantısı&#039;nda konuşan Bakan Uraloğlu, Etimesgut Havalimanı hakkında, &quot;Mevcut 2 bin 450 metre uzunluğundaki pisti 3 bin metreye uzatıyor, pist genişliğini 42 metreden 60 metreye çıkarıyoruz.&quot; dedi. Uraloğlu, &quot;Her sene ortalama 1,4 havalimanını hizmete açtık ve havalimanı sayımızı burada bırakmayacağız, yapımları devam eden Yozgat ve Bayburt-Gümüşhane havalimanlarımızla 58&#039;den 60&#039;a çıkarmış olacağız.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fkbye-bagli-sektorlerin-aktif-buyuklugu-ilk-ceyrekte-yuzde-72-artti-79784</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 15:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> FKB&#039;ye bağlı sektörlerin aktif büyüklüğü ilk çeyrekte yüzde 72 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal Kurumlar Birliği (FKB),  bünyesinde faaliyet gösteren finansal kiralama, faktoring, finansman, tasarruf finansman ve varlık yönetim sektörlerine ilişkin 2026 yılı ilk çeyrek konsolide verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, FKB'ye bağlı sektörlerin toplam aktif büyüklüğü yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 72 artışla 1 trilyon 897 milyar liraya yükseldi. Toplam alacak büyüklüğü yüzde 70 artışla 1 trilyon 365 milyar lira seviyesine ulaştı.</p>
<p>Aynı dönemde toplam özkaynak büyüklüğü yüzde 72 artarak 378 milyar liraya çıktı. Toplam müşteri sayısı 7 milyon 27 bin 742'ye ulaşırken, sektörlerin toplam çalışan sayısı 21 bin 132, şube sayısı ise 1395 adet oldu. Veriler, banka dışı finans sektörlerinin hem ölçek hem de erişim alanı açısından büyümeye devam ettiğini ortaya koydu.</p>
<p>Faktoring sektörünün işlem hacmi 2026'nın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 52 artarken, aktif büyüklük 525 milyar liraya, alacak büyüklüğü ise 471 milyar liraya ulaştı. Sektörün özkaynak büyüklüğü artışını sürdürürken, alınan kredilerde de büyüme kaydedildi.</p>
<p>Finansal kiralama sektörü ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre, aktif büyüklüğünü yüzde 58 artışla 579 milyar liraya yükseltti. Alacak büyüklüğü ise yüzde 58 artışla 406 milyar lira seviyesine çıktı.</p>
<p>Sektörün kullandığı yurt dışı kredi büyüklüğü 364 milyar lira seviyesine ulaşırken yatırım finansmanı tarafındaki güçlü görünümün devam ettiği gözlendi.</p>
<p>Finansman sektöründe ilk çeyrekte daha dengeli ve kontrollü bir büyüme eğilimi izlendi. 2025'in aynı dönemine göre, aktif büyüklüğü yüzde 57 artışla 357 milyar lira, alacak büyüklüğü ise yüzde 60 artışla 313 milyar lira seviyesine ulaştı.</p>
<p>Tasarruf finansman sektörü, ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre, en hızlı büyüyen alanlardan biri olmayı sürdürdü. Sektörün aktif büyüklüğü yüzde 198 artışla 379 milyar liraya yükselirken alacak büyüklüğü yüzde 363 artışla 176 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde müşteri sayısı yüzde 112 artışla 1 milyon 337 bin seviyesini aştı.</p>
<p>Varlık yönetim sektöründe aktif büyüklüğü yüzde 51 artışla 56 milyar liraya yükselirken özkaynak büyüklüğü 21 milyar TL seviyesini aştı. Müşteri sayısı 4,2 milyonun üzerine çıkan sektör, sorunlu alacakların yönetimi ve yeniden yapılandırılması tarafında finansal sistemin dengelenmesine katkı sunmayı sürdürdü.</p>
<p><strong>"Banka dışı finans yapısı yalnızca alternatif bir finansman alanı değil"</strong></p>
<p>FKB Başkanı Ali Emre Ballı, ilk çeyrek verileri hakkında, "2026'nın ilk çeyrek verileri, banka dışı finans sektörlerinin yalnızca büyümeye devam ettiğini değil, aynı zamanda ekonominin mevcut dengelenme sürecinde üstlendiği rolün daha da belirgin hale geldiğini gösteriyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Finansmana erişim koşullarının daha seçici hale geldiği, küresel belirsizliklerin ve maliyet baskılarının reel sektör üzerindeki etkisinin sürdüğü bir dönemde FKB'ye bağlı sektörlerin yatırımın devamlılığından ticari hayatın sürdürülebilirliğine, bireylerin finansmana erişiminden sorunlu alacakların yönetimine kadar ekonominin farklı katmanlarında kritik işlevler üstlendiğini belirten Ballı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Geldiğimiz noktada banka dışı finans yapısı yalnızca alternatif bir finansman alanı değil reel ekonomiyle doğrudan temas eden, ekonomik aktivitenin sürekliliğini destekleyen ve finansal sistemin derinleşmesine katkı sağlayan stratejik bir yapı haline gelmiştir. İlk çeyrek verileri de sektörlerimizin büyüklükten çok işlev açısından daha güçlü bir konuma ilerlediğine işaret etmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fkbye-bagli-sektorlerin-aktif-buyuklugu-ilk-ceyrekte-yuzde-72-artti-79784</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/4/1280x720/ali-emre-balli-1779366377.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ FKB&#039;ye bağlı sektörlerin toplam aktif büyüklüğünün ilk çeyrekte yıllık yüzde 72 artarak 1,9 trilyon liraya yükseldiği bildirildi. Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı, &quot;2026&#039;nın ilk çeyrek verileri, banka dışı finans sektörlerinin yalnızca büyümeye devam ettiğini değil, aynı zamanda ekonominin mevcut dengelenme sürecinde üstlendiği rolün daha da belirgin hale geldiğini gösteriyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yerli-rod-pompasi-uretimi-icin-ar-ge-cagrisi-79781</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 15:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerli rod pompası üretimi için AR-GE çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'nın (TPAO) proje çağrısına ilişkin ilan Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, "Yer Altı Üretim Rod Pompası (Sucker Rod Pump) Yerlileştirme AR-GE Projesi" kapsamında TPAO'nun arama ve üretim faaliyetlerinde kullandığı ve Türkiye'de imalatı bulunmayan, yurt dışından temin edilen malzemelerin tasarım ve imalatına yönelik özel sektör firmaları ile AR-GE çalışmaları gerçekleştirilecek.</p>
<p>Projeyle, TPAO'nun üretim faaliyetlerinde kullanılan rod pompa ürünlerinin yerli imkanlarla üretilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Proje kapsamında teknik şartnamede belirtilen iki farklı kuyu tipi için 5'er set olmak üzere toplam 10 set rod pompası prototipi üretilecek.</p>
<p>Başvurular, 17 Temmuz saat 17.00'ye kadar TPAO Genel Müdürlüğüne yapılabilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yerli-rod-pompasi-uretimi-icin-ar-ge-cagrisi-79781</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tpao.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO, petrol üretiminde kullanılan yer altı üretim rod pompalarının geliştirilmesi için özel sektöre yönelik AR-GE proje çağrısı yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-hava-yollari-girisim-sermayesi-yatirim-fonu-kuruldu-79777</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY Girişim Sermayesi Yatırım Fonu kuruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyanın en fazla ülkesine uçan hava yolu şirketi Türk Hava Yolları'nın (THY), girişimcilik ve inovasyon alanındaki çalışmalarına bir yenisini daha eklediği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, daha önce Terminal Girişim Hızlandırma Programı ile girişimcilere destek olan ve Invest on Board ile uçak içi ekranlardan girişimlere görünürlük sağlayan şirket, kurumsal girişim sermayesi markası Turkish Ventures'ı hayata geçirdi. Bu kapsamda kurulan Girişim Sermayesi Yatırım Fonu ile ekosisteme finansal ve stratejik katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p> Albaraka Portföy Yönetimi AŞ tarafından yönetilen fonun öncelikli hedefi, ürününü geliştirmiş, müşteri kazanmış ve büyüme potansiyeli yüksek Türkiye merkezli teknoloji girişimlerini desteklemek olurken, Türk Hava Yolları bu vizyon doğrultusunda finansal kaynak sağlamanın yanı sıra portföy şirketlerinin büyümesine ve uluslararası pazarlara açılmasına aktif destek veren stratejik bir ortak olarak konumlanıyor.</p>
<p>Fonun yatırım stratejisi, seyahat teknolojilerinden lojistik ve tedarik zincirine, finansal teknolojilerden yeni nesil turizme kadar geniş bir yelpazeyi kapsarken, fon, mobilite, robotik, otomasyon ve pazarlama teknolojileri gibi alanlarda yenilikçi çözümler üreten girişimleri desteklemeyi hedefliyor.</p>
<p>Bu kapsamda özellikle operasyonel mükemmeliyete, sürdürülebilirlik vizyonuna veya müşteri deneyimine doğrudan katkı sağlayabilecek girişimler öncelikli yatırım hedefleri arasında yer alırken, girişimciler fonla ilgili bilgilere turkishventures.com adresinden ulaşarak başvurularını gerçekleştirebiliyor.</p>
<p>Fonun ilk yatırımlarından biri, kurumsal satın alma ve tedarikçi yönetimi süreçlerinin dijitalleşmesine odaklanan Vendorside'a gerçekleştirildi. Büyük ölçekli şirketlerin daha verimli, şeffaf ve denetlenebilir tedarik süreçleri kurmasını sağlayan girişimin, iş süreçlerini yapay zeka ajanlarıyla otomasyona taşıyan çözümüyle öne çıktığı belirtildi.</p>
<p>Fonun portföyüne kattığı bir diğer teknoloji girişimi ise bulut tabanlı lojistik operasyonları yönetimi platformu Nuvolog oldu. İşletmelerin lojistik süreçlerini uçtan uca dijitalleştirerek daha şeffaf, takip edilebilir ve verimli hale getiren Nuvolog'un, gerçek zamanlı sevkiyat takibinden teklif toplamaya, rampa yönetiminden karbon emisyon ölçümlemesine kadar lojistiğin birçok alanında yenilikçi çözümler sunduğu ifade edildi.</p>
<p>Fon bünyesinde farklı teknoloji alanlarında yeni yatırım değerlendirmelerinin devam ettiği ve önümüzdeki dönemde portföye eklenecek girişimlerin ayrıca duyurulacağı belirtildi.</p>
<p>Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, "Türk Hava Yolları olarak hem kendi içimizde hem de ekosistemde inovasyonu teşvik ediyoruz. Turkish Ventures ile bu vizyonumuzu yeni bir aşamaya taşıyoruz. Yatırım yaptığımız şirketlere küresel uçuş ağımızı, geniş müşteri tabanımızı ve marka gücümüzü açarak büyüme yolculuklarında aktif rol üstleniyoruz. Türkiye’de doğan teknolojilerin sınırların ötesine taşınmasına öncülük ederken, bu girişimlerin geliştireceği çözümlerden kendi operasyonlarımızda da yararlanmayı hedefliyoruz. Girişimlerle kuracağımız stratejik işbirlikleri sayesinde hem Türk Hava Yollarının hem de Türkiye'nin teknoloji üretim gücüne güç katacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Albaraka Portföy Yönetimi Genel Müdürü Muhammed Emin Özer ise işbirliğinin önemine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Albaraka Portföy olarak, Türk Hava Yolları gibi dünya çapında bir markayla girişim sermayesi alanında işbirliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Türk Hava Yollarının yıllara yayılan sektörel deneyimi, küresel ölçekteki operasyon kabiliyeti ve geniş etki alanı ile Albaraka Portföyün fon yönetimindeki birikimi ve stratejik yaklaşımının buluşmasının girişimlere yalnızca sermaye sağlamakla sınırlı kalmayıp, uzun vadeli başarılarını destekleyen kapsamlı bir katkı sunacağına inanıyoruz. Türkiye'nin teknoloji girişimciliğine yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak gördüğümüz bu fon ile ülkemizin girişimcilik ekosistemini daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz."</p>
<p>Geleceğin teknolojilerini bugünden destekleyen Türk Hava Yolları, bu yeni fon aracılığıyla hem havacılık sektöründe hem de dünya girişimcilik sahnesinde güçlü bir etki yaratmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-hava-yollari-girisim-sermayesi-yatirim-fonu-kuruldu-79777</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/7/1280x720/thy-1779361995.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Hava Yolları Girişim Sermayesi Yatırım Fonu hakkında açıklama yapan THY Yönetim Kurulu Murat Şeker, &quot;Türkiye&#039;de doğan teknolojilerin sınırların ötesine taşınmasına öncülük ederken, bu girişimlerin geliştireceği çözümlerden kendi operasyonlarımızda da yararlanmayı hedefliyoruz. Girişimlerle kuracağımız stratejik iş birlikleri sayesinde hem Türk Hava Yollarının hem de Türkiye’nin teknoloji üretim gücüne güç katacağız.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-dis-borc-stoku-ilk-ceyrekte-yuzde-05-azaldi-79776</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısa vadeli dış borç ilk çeyrekte yüzde 0,5 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 Ocak-Mart dönemine ait kısa vadeli dış borç (KVDB) istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, KVDB stoku bu dönemde bir önceki çeyreğe göre yüzde 0,5 azalarak 166,6 milyar dolara indi.</p>
<p>Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 237 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,6 azalarak 71,3 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki çeyreğe göre yüzde 3,5 azalarak 8,3 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 8,3 düşüşle 17,4 milyar dolar oldu. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 2,5 artışla 21,8 milyar dolara, Türk lirası cinsinden mevduatlar yüzde 0,9 artarak 23,9 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki çeyreğe göre yüzde 1,7 artarak 69,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 1,8 artarak 63,6 milyar dolar olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler değişmeyerek 5,8 milyar dolarda kaldı.</p>
<p>Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 35,8’inin dolar, yüzde 27,8’inin avro, yüzde 24'ünün Türk lirası ve yüzde 12,4’ünün diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.</p>
<p>Kalan vadeye göre KVDB stokunda, yurt dışı yerleşiklerin Türkiye’de yerleşik bankalardaki mevduat stoku 63 milyar dolara düşerken, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 73,2 milyar dolara çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-dis-borc-stoku-ilk-ceyrekte-yuzde-05-azaldi-79776</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/dolar-dollar-1778823964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ilk çeyrek verilerine göre kısa vadeli dış borç stoku, yüzde 0,5 azalışla 166,6 milyar dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssb-arasinda-470-milyon-dolarlik-anlasma-79775</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 14:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN ile SSB arasında 470 milyon dolarlık anlaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) arasında yapay zeka destekli Kent Güvenliği Yönetim Sistemlerinin tedarikine yönelik toplam tutarı yaklaşık 470 milyon dolar tutarında satış sözleşmeler imzalandı.</p>
<p>ASELSAN tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yapılan açıklamada, yeni iş anlaşmaları duyuruldu.</p>
<p>Açıklamada, "ASELSAN ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında yapay zeka destekli Kent Güvenliği Yönetim Sistemlerinin tedarikine yönelik toplam tutarı 469 milyon 974 bin dolar olan sözleşmeler imzalanmıştır. Sözleşmeler kapsamında teslimatlar 2026 ile 2029 yılları arasında gerçekleştirilecektir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssb-arasinda-470-milyon-dolarlik-anlasma-79775</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında &quot;Kent Güvenliği Yönetim Sistemleri&quot;nin tedariki için yaklaşık 470 milyon dolarlık satış sözleşmeleri imzalandığı duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/guven-hizmet-ve-insaatta-azaldi-perakendede-artti-79774</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güven, hizmet ve inşaatta azaldı, perakendede arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi mayısta aylık bazda hizmet sektöründe yüzde 0,6 azalarak 109, inşaat sektöründe yüzde 1,7 gerileyerek 82,1 ve perakende ticaret sektöründe yüzde 0,8 artışla 112,5 değerini aldı.</p>
<p>Hizmet sektöründe mayısta geçen aya kıyasla, son üç aylık dönemde iş durumu yüzde 0,2 yükselirken, son üç aylık dönemde hizmetlere olan talep yüzde 1,6, gelecek üç aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi yüzde 0,6 azalış gösterdi.</p>
<p>Perakende ticaret sektöründe son üç aylık dönemde iş hacmi-satışlar yüzde 1,7, gelecek üç aylık dönemde iş hacmi-satışlar beklentisi yüzde 2,5 artarken, mevcut mal stok seviyesi yüzde 2,5 geriledi.</p>
<p>İnşaat sektöründe alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi yüzde 0,3, gelecek üç aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi yüzde 3,1 azaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/guven-hizmet-ve-insaatta-azaldi-perakendede-artti-79774</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/7/1280x720/perakendecilerin-omnichanel-notu-100-uzerinden-46-oldu-1741935521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre güven endeksi, hizmet sektöründe yüzde 0,6, inşaat sektöründe yüzde 1,7 azalırken, perakende ticaret sektöründe yüzde 0,8 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/finansal-hizmetler-guveni-132-puan-azaldi-79773</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Finansal hizmetler güveni 13,2 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs ayına ait Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi'ni (FHGE)  açıkladı.</p>
<p>Finansal sektörde faaliyet gösteren 150 kuruluşun yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edilen anket sonuçlarına göre, FHGE mayısta geçen aya göre 13,2 puan azalarak 154,1'e geriledi.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu ile hizmetlere olan talep FHGE'yi azalış yönünde, gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin ise FHGE'yi artış yönünde etkilediği görüldü.</p>
<p>İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmeler bir önceki aya kıyasla zayıfladı.</p>
<p>Son üç ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmelerin zayıfladığı, gelecek üç ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin ise güçlendiği görüldü.</p>
<p>İstihdama ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyrin güçlendiği, gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin ise zayıfladığı gözlendi.</p>
<p>Mayısta, NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre "Finans ve Sigorta Faaliyetleri" sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre "64-Finansal Hizmet Faaliyetleri (sigorta ve emeklilik fonları hariç)" ve "66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetler" sektörlerinde sırasıyla 15 ve 2,3 puanlık azalış, "65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonları (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)“ sektöründe ise 5,4 puanlık artış olduğu gözlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/finansal-hizmetler-guveni-132-puan-azaldi-79773</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/8/1280x720/ekonomi-endeks-hesap-1760684409.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın mayıs verilerine göre, Finansal Hizmetler Güven Endeksi, 13,2 puan azalarak 154,1&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dogurganlik-hizi-2025te-142-79771</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğurganlık hızı 2025&#039;te 1,42 </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait doğum istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre 2025'te canlı doğan bebek sayısı 895 bin 374 olarak kayıtlara geçti. Geçen yıl canlı doğan bebeklerin yüzde 51,4'ü erkek, yüzde 48,6'sı kız oldu.</p>
<p>Bir kadının doğurgan olduğu dönem (15-49 yaş grubu) boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade eden "toplam doğurganlık hızı", 2001'de 2,38 çocukken 2014'ten itibaren aralıksız düşüş eğilimine girerek 2025'te 1,42 çocuk olarak gerçekleşti. Bu durum son 9 yıldır nüfusun yenilenme seviyesi olan 2,1'in altında kaldığını gösterdi.</p>
<p>Geçen yıl en yüksek toplam doğurganlık hızı 3,15 çocukla Şanlıurfa'da kaydedildi. Bu ili 2,53 ile Şırnak, 2,23 ile Mardin izledi. Toplam doğurganlık hızının en düşük olduğu il ise 1,09 çocuk ile Bartın oldu. Bu illerin ardından 1,1 çocukla İzmir, 1,11'er çocukla Eskişehir, Ankara ve Zonguldak geldi.</p>
<p>Toplam doğurganlık hızı 2017'de nüfusun yenilenme seviyesinin altına düşmüştü. O yıl 57 ilin toplam doğurganlık hızı 2,1'in altında iken 2025'te söz konusu il sayısı 76'ya çıktı.</p>
<p>Bu hızın 1,5'in altında kaldığı il sayısı 2017'de 4 iken 2025'te 59 oldu. Toplam doğurganlık hızının 3 çocuk ve üzerinde olduğu il sayısı 2017'de 10 iken 2025'te sadece Şanlıurfa kaldı.</p>
<p>Toplam doğurganlık hızının Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri ortalaması 2024 yılında 1,34 çocuk olarak kayıtlara geçti. AB üyesi 27 ülkenin toplam doğurganlık hızları incelendiğinde, 2024 yılında en yüksek toplam doğurganlık hızına sahip ülke 1,72 çocukla Bulgaristan oldu. En düşük doğurganlık hızına sahip ülke ise 1,01 çocuk ile Malta olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Toplam doğurganlık hızı 2025'te binde 1,42 çocuk olan Türkiye, AB üyesi ülkeler arasında 11. sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Eğitim seviyesi yükseldikçe doğurganlık hızı düşüyor</strong></p>
<p>Annenin eğitim durumuna göre toplam doğurganlık hızı incelendiğinde, 2025'te en yüksek toplam doğurganlık hızı ilkokul mezunu anneler için 2,51 çocuk iken en düşük toplam doğurganlık hızı yüksek öğretim mezunu anneler için 1,24 çocuk olarak kaydedildi.</p>
<p>Çalışma kapsamında, Mekansal Adres Kayıt Sistemi'nin (MAKS) kullanılmaya başlanmasıyla fiili kent-kır yapısını daha doğru yansıtan "yoğun kent, orta yoğun kent ve kır" ayrımında oluşturulan yeni bir sınıflama da yapıldı.</p>
<p>Buna göre, 2025'te kır olarak sınıflandırılan yerlerde toplam doğurganlık hızı 1,75 çocuk iken orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,53 ve yoğun kent olarak sınıflandırılan yerlerde 1,33 çocuk oldu.</p>
<p>Bin nüfus başına düşen canlı doğum sayısını ifade eden kaba doğum hızı, 2001 yılında binde 20,3 iken 2025'te binde 10,4 oldu. Buna göre, 2001'de bin nüfus başına 20,3, 2025'te ise 10,4 doğum düştü.</p>
<p><strong>Doğurganlık hızının en yüksek olduğu yaş grubu 25-29</strong></p>
<p>Belli bir yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade eden "yaşa özel doğurganlık hızı", 2001 yılında en yüksek binde 144 ile 20-24 yaş grubunda iken 2025 yılında binde 96 ile 25-29 yaş grubunda görüldü. Bu durum, doğurganlığın kadının daha ileri yaşlarında gerçekleştiğini gösterdi.</p>
<p>Adölesan doğurganlık hızı, 15-19 yaş grubunda bin kadın başına düşen ortalama canlı doğan çocuk sayısını ifade ederken 2001 yılında binde 49 olan söz konusu hız 2025 yılında binde 9'a geriledi. Buna göre, geçen yıl 15-19 yaş grubundaki her bin kadın başına 9 doğum düştü.</p>
<p>Annenin son iki doğumu arasındaki ortalama süresi incelendiğinde, bu süre 2020'de 4,6 yıl iken 2025'te 4,8 yıl oldu.</p>
<p>Geçen yıl ikinci doğumunu yapan annelerin ilk gerçekleştirdiği doğumuyla bu doğumu arasındaki ortalama süre 4,3 yıl olarak kaydedildi. Doğum yapan annelerden 2025'te üçüncü doğumunu gerçekleştirenlerin ikinci doğumu ile arasındaki ortalama süre ise 5,5 yıl oldu.</p>
<p>Doğum yapan annelerden 2025'te ikinci doğumunu gerçekleştirenlerin birinci doğumu arasındaki ortalama sürenin en uzun olduğu ilin geçen yıl 5,5 yılla Kırklareli olduğu görüldü. Bu ili 5,2 yılla Bartın, 5,1'er yılla Çanakkale, Eskişehir, Kütahya, Bilecik, Denizli ve Bolu izledi.</p>
<p>Annenin ikinci ile birinci doğumu arasındaki ortalama sürenin en kısa olduğu ilin 2025'te 2,7 yıl ile Şanlıurfa olduğu belirlenirken bu ili 3 yılla Şırnak, 3,1 yıl ile Muş takip etti.</p>
<p><strong>Doğum yapan annelerin ortalama yaşı 29,4</strong></p>
<p>Doğumlarını 2001 yılında gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı 26,7 iken 2025 yılında 29,4 oldu. İlk doğumunu geçen yıl gerçekleştiren annelerin ortalama yaşı ise 27,5 olarak belirlendi.</p>
<p>İlk doğumdaki ortalama anne yaşı illere göre incelendiğinde, 2025 yılında ilk doğumda ortalama anne yaşının en yüksek olduğu il 29 ile Artvin olurken bu ili 28,9'ar yaşla İstanbul ve Tunceli, 28,7'şer yaşla Rize, Trabzon ve İzmir takip etti.</p>
<p>İlk doğumdaki ortalama anne yaşının en düşük olduğu iller ise 24,4 yaş ile Şanlıurfa oldu. Bu ili 24,7 yaşla Ağrı, 24,9 yaşla Muş izledi.</p>
<p><strong>Doğumların yüzde 3,3'ü çoğul</strong></p>
<p>Çoğul doğum sayısı 2025 yılında 29 bin 60 oldu. Doğumların 2025'te yüzde 3,3'ü çoğul doğum iken bunların yüzde 96,8'i ikiz, yüzde 3,1'i üçüz ve yüzde 0,1'i dördüz ve daha fazla bebek olarak gerçekleşti.</p>
<p>Sırasına göre doğumlar incelendiğinde, 2015 yılında doğumların yüzde 36,1'i ilk, yüzde 31,9'u ikinci, yüzde 18,2'si üçüncü, yüzde 12,8'i ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleşirken 2025'te doğumların yüzde 42,8'inin ilk, yüzde 30,5'inin ikinci, yüzde 15,5'inin üçüncü, yüzde 10,8'inin ise dördüncü ve üzeri doğum olarak gerçekleştiği görüldü.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dogurganlik-hizi-2025te-142-79771</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/1/1280x720/anne-bebek-dogum-1779360719.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre toplam doğurganlık hızı, 1,42 olarak gerçekleşti. Veriler, son 9 yıldır doğurganlığın nüfusun yenilenme düzeyi olan 2,1&#039;in altında kaldığını gösteriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayramda-33-milyon-kurbanlik-kesilmesi-bekleniyor-79770</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bayramda 3,3 milyon kurbanlık kesilmesi bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Kurban Bayramı ve kurbanlık fiyatları hakkında yaptığı açıklamada, bayramın ülke ekonomisi açısından önemine işaret etti.</p>
<p>Kurbanlık hayvan alım ve satımının, yem sanayinden veterinerlik hizmetlerine, nakliyeden pazar alanı kiralarına, kesim hizmetlerinden deri ve sakatat ekonomisine kadar çok geniş ticari hareketliliği beraberinde getirdiğine işaret eden Bayraktar, "Son yıllardaki kurban satış verileri dikkate alındığında 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvanın kesileceği öngörülüyor. Kurbanlıkların 750 bininin büyükbaş ve 2 milyon 550 bininin küçükbaş olacağı tahmin ediliyor. Kurbanlık hayvan fiyatları ve satış yöntemleri illere göre farklılık gösteriyor. Bazı bölgelerde satışlar canlı kilogram veya karkas et fiyatı üzerinden yapılırken, bazı bölgelerde pazarlık usulüyle canlı hayvan satışı ya da hisseli satış yöntemi uygulanıyor. Özellikle büyükşehirlerde kesim ücretlerinin de satış fiyatına dahil edildiği görülüyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bayraktar, ziraat odalarından aldıkları verilere göre, büyükbaş kurbanlık fiyatlarının 120 bin lira-450 bin lira, küçükbaşların ise 15 bin lira-45 bin lira civarında olduğunu aktararak, hisse bedellerinin de ortalama 25 bin-60 bin lira arasında değiştiğini belirtti.</p>
<p>Kurbanlık hayvanlarının ekonomik değerine ilişkin de bilgi veren Bayraktar, şöyle devam etti:</p>
<p>"Ortalama 400 kilogram canlı ağırlığa sahip bir büyükbaşın canlı kilogram fiyatının 411 lira 19 kuruş olacağı dikkate alındığında, bayram süresince kesilecek yaklaşık 750 bin hayvan için ödenecek tutarın 123 milyar 357 milyon liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Küçükbaşlarda ise ortalama satış fiyatının 26 bin 900 lira olacağı varsayımıyla, yaklaşık 2 milyon 550 bin hayvan için ödenecek tutarın 68 milyar 595 milyon lirayı bulacağı öngörülüyor. Halkımızın yaklaşık 3 milyon 300 bin kurbanlık hayvan için toplamda 192 milyar liraya yakın harcama yapacağı tahmin ediliyor."</p>
<p><strong>"Deriler, sanayi açısından önemli hammadde niteliği taşıyor"</strong></p>
<p>Bayraktar, üreticilerin kurban pazarlarındaki temel ihtiyaçlarının eksiksiz karşılanmasının önem taşıdığını bildirdi.</p>
<p>Kurban Bayramı süresince kesilecek milyonlarca büyük ve küçükbaş hayvandan elde edilecek derilerin, deri ve tekstil sanayisi açısından önemli hammadde niteliği taşıdığını anımsatan Bayraktar, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Ancak son yıllarda deri toplama ve işleme süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle bu ekonomik değer yeterince değerlendirilemiyor. Toplama maliyetlerinin yükselmesi, piyasadaki durgunluk ve deri toplayıcı sayısının azalması nedeniyle birçok bölgede deriler, ya çok düşük bedellerle el değiştiriyor ya da hiç toplanmadan zayi oluyor. Özellikle küçükbaş hayvan derilerinde yaşanan kayıplar dikkat çekici boyutlara ulaştı. Kurban Bayramı döneminde kasaplık hizmetleri de önemli bir ekonomik faaliyet alanı oluşturuyor. Kasaplar, kesim, yüzme ve parçalama işlemlerine göre farklı ücretler talep ediyor. Büyükbaş hayvanlarda yalnızca kesim, yüzme ve dörde bölme işlemleri için 10 bin lira ile 15 bin lira arasında, detaylı parçalama işlemleri için ise 15 bin lira ile 20 bin lira arasında ücret alınıyor. Küçükbaş hayvanlarda ise kesim ücretleri 1500 lira ile 2 bin 500 lira arasında değişiyor. Kasaplık hizmetleri için ödenecek toplam tutarın yaklaşık 8,2 milyar liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Bunların yanı sıra kelle, işkembe, bağırsak gibi sakatat ürünleri de önemli bir ekonomik değer oluşturuyor."</p>
<p>Bayraktar, bayram döneminde satışların beklendiği düzeyde gerçekleşmemesi halinde elde kalan hayvanların Et ve Süt Kurumunca üreticinin yaptığı ek masraflar da dikkate alınarak mağduriyet oluşturmayacak fiyatlarla satın alınmasının büyük önem taşıdığını kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayramda-33-milyon-kurbanlik-kesilmesi-bekleniyor-79770</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/0/1280x720/kurbanlik-fiyati-gecen-yila-gore-yuzde-35-artti-1747037053.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, bayramda kesilecek kurbanlıkların 750 bininin büyükbaş ve 2 milyon 550 bininin küçükbaş olacağını tahmin ettiklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/4-ayda-170-binden-fazla-firma-denetlendi-79769</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 13:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 ayda 170 binden fazla firma denetlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, bu yılın ocak-nisan dönemine ait piyasa denetim bilançosunu açıkladı.</p>
<p>Buna göre vatandaşların ekonomik refahını bozacak ve arz-talep dengesini olumsuz etkileyecek uygulamalara yönelik denetimler gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Çalışmalar sonucu ocak-nisan döneminde toplam 170 bin 11 firma ve 21 milyon 173 bin 893 ürün denetlendi. Denetimlerde rastlanan uygunsuzluklar dolayısıyla 1,1 milyar lira ceza uygulandı.</p>
<p>Söz konusu dönemde otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme sürelerine ilişkin 31 bin 857 gerçek ve tüzel kişi denetlendi. Bu denetimlerde aykırı fiillerde bulunan 2 bin 901 gerçek ve tüzel kişiye toplam 476,6 milyon lira ceza verildi.</p>
<p>İç Ticaret Genel Müdürlüğünün denetimlerinde ise fahiş fiyatlara ilişkin kesilen ceza 389,4 milyon lira olurken otomotiv sektörüne yönelik 38,3 milyon lira, emlak sektöründeki denetimlerde 21,9 milyon lira, kuyum sektöründe 2,9 milyon lira ceza uygulandı.</p>
<p>Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara ilişkin denetimlerde kesilen ceza yaklaşık 21,9 milyon lira oldu.</p>
<p><strong>Tüketicilerin taraf olduğu sözleşmelere sıkı takip</strong></p>
<p>Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünce de tüketicilerin günlük hayatta taraf oldukları sözleşmeler, reklam ve haksız ticari uygulamalar ile ürün güvenliği kapsamında denetim yapıldı.</p>
<p>İlk 4 ayda 20 bin 190 gerçek ve tüzel kişi denetlenirken aykırı eylemlerde bulunan 667 gerçek ve tüzel kişiye toplam 364,3 milyon lira ceza kesildi.</p>
<p>Ön ödemeli konut satışları, abonelik, mesafeli satış, taksitli satış ödemeleri, paket tur ve devre tatil gibi tüketicilerin taraf olduğu sözleşmelerdeki aykırılıklara 258 milyon lira ceza verildi.</p>
<p>Reklam ve haksız ticari uygulama denetimleri kapsamında 100 milyon lira, piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri doğrultusunda yapılan ürün güvenliği denetimlerinde aykırı fiillere ise 6,1 milyon lira ceza uygulandı.</p>
<p><strong>Rekabet Kurumunun çalışmaları sonucu 4 ayda 6,1 milyar lira ceza</strong></p>
<p>Ticaret il müdürlükleri aracılığıyla söz konusu dönemde 81 ilde yapılan denetimlerde 118 bin firma denetlenirken bunlardan 25 bin 198 firmaya 350 milyon lira ceza kesildi. Yılın ilk 4 ayındaki denetimlerde, İstanbul'da aykırılık tespit edilen 61 bin 689 ürün nedeniyle 278,3 milyon liralık ceza verildi.</p>
<p>Bu dönemde, Ankara'da 7,3 milyon, İstanbul'da 3,1 milyon ve Antalya'da 2,4 milyon ürünün denetimi gerçekleştirildi.</p>
<p>Öte yandan, Rekabet Kurumu tarafından yapılan çalışmalar kapsamında, geçen yıl toplam 227 firmaya 13,2 milyar lira ceza uygulanırken bu yılın 4 ayında başta bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, gıda endüstrisi, tarım ve hayvancılık alanlarında faaliyet gösteren 117 firmaya 6,1 milyar lira ceza kesildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/4-ayda-170-binden-fazla-firma-denetlendi-79769</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/market-denetim-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından yılın ilk 4 ayında 170 bin 11 firma ile 21,2 milyon ürünün denetlendiği, toplam 1,1 milyar lira ceza verildiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogu-anadoludan-4-ayda-12-milyar-dolarlik-hububat-sektoru-ihracati-79762</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 12:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneydoğu Anadolu’dan 4 ayda 1,2 milyar dolarlık hububat ihracatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu'nun toplam ihracatındaki yüzde 31,1 payı ile liderliğini sürdüren hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı, yılın ilk dört ayında 1,2 milyar dolar oldu.</p>
<p>Geçen yılın aynı dönemine göre bölgedeki hububat sektörü ihracatı miktar bazında yüzde 1,3 yükselirken, değer bazında artış yüzde 3,9’a ulaştı. Dört aylık süreçte 401 bin ton makarna, 281 bin ton buğday unu, 171,9 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 38,9 artış ile 279,4 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 12,4 artışla 217,4 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 2,6 olarak gerçekleştiği bu dönemde Orta Doğu’ya ihracat yüzde 10,7 düşüşle 484,4 milyon dolar olurken, 445 milyon dolar ihracat yapılan Afrika pazarında yüzde 25,4 artış sağlandı.</p>
<p><strong>“Nisan’da aylık bazda yüzde 26,5 ihracat artışı sağladık”</strong></p>
<p>Küresel emtia fiyatlarını takip eden FAO Gıda Fiyat Endeksi’ne göre, hububat sektörünün fiyat artış eğiliminin üst üste üç aydır devam ettiğine dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, sektörün Nisan ayı ihracatındaki artışını şu şekilde değerlendirdi: “Orta Doğu’yu etkileyen savaş süreci, tarım ve gıda sektörünün dünya genelindeki stratejik ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Özellikle bitkisel yağ alt endeksinin son dört ayda ivme kazanarak Temmuz 2022’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaşması, gıdaya erişimin önemini tekrar gösterdi. Ticari ve jeopolitik belirsizliklerin arttığı bu süreçte, Türkiye genelinde hububat sektörü ihracatının Nisan’da aylık bazda yüzde 16,3’lük bir artış yakalaması ülkemizin üretim gücünü yansıtıyor. Bu artış trendini, aylık bazda yüzde 26,5’lik bir büyüme hızıyla destekleyen Güneydoğu Anadolu bölgesi de Nisan’da 350 milyon dolara yaklaşan hububat sektörü ihracatı ile öne çıkıyor. Bu performans, temin ettiği ham maddeyi yüksek teknolojili tesislerinde işleyerek katma değerli mamule dönüştüren gıda sanayicilerimizin, tedarik zincirindeki değişimleri operasyonel bir başarıya da dönüştürebildiğinin kanıtı. Küresel risklerin zirve yaptığı bir atmosferde Türkiye, yakın coğrafyamızın gıda arz güvenliğini sağlayan asıl merkez olduğunu bir kez daha ispat etti.”</p>
<p><strong>“Operasyonel esnekliğimizi kalite ve lojistik avantajlarla tahkim ediyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye’nin gıda ticaretindeki stratejik konumunu operasyonel bir sürdürülebilirlikle tahkim etmek adına, üretimden pazarlamaya kadar tüm süreçleri sahadaki dinamiklerle tam uyumlu hale getirmeye odaklandıklarını belirten Kadooğlu şunları söyledi: “Ülkemizde uzun yıllar ortalamasının üzerinde seyreden yağışların, kışlık hububat ekilişlerinde yarattığı bereketli hasat beklentisi gıda ihracatçılarımız için bir güven zemini oluşturuyor. Diğer yandan yerelde aşırı yağışlar nedeniyle Güneydoğu Anadolu havzasında baharlık mısır ve ayçiçeği ekilişlerinin ötelenmiş olması, ham madde tedarik planlamasında çok daha proaktif davranmamızı zorunlu kılıyor. Üretim takvimindeki hassas bir dengeyi yönetmeye çalıştığımız bu dönemde, operasyonel yükümüzü hafifletecek finansal rahatlamalar kritik önem taşımaktadır. İhracat odaklı ekonomik büyümeyi güçlendirmek amacıyla ihracatçı firmaların tabi olduğu kurumlar vergisinde yapılan düzenleme, bu noktada işletmelerin finansal yükünü hafifleten önemli bir kazanım olmuştur. Küresel rakiplerimizin rekor üretim beklentilerine karşılık, sanayicimizin direksiyonu yüksek kaliteli ve yüksek proteinli ürünlere kırması ise bölge ihracatımızın sadece hacimle değil, kaliteyle de ayrıştığının en somut göstergesidir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogu-anadoludan-4-ayda-12-milyar-dolarlik-hububat-sektoru-ihracati-79762</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/2/1280x720/guneydogu-anadoludan-4-ayda-12-milyar-dolarlik-hububat-sektoru-ihracati-1779356585.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu&#039;nun hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı, yılın ilk dört ayında yüzde 3,9 artarak 1,2 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/meyve-sebze-sektoru-10-milyar-dolar-ihracat-hedefiyle-yola-cikti-79758</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hayrettin Uçak, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanlığına seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu’nda 2026-30 döneminde Sektör Kurulu Başkanlığına Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hayrettin Uçak seçildi.</p>
<p>Uçak, 2018-2026 yılları arasında Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanlığı yapmıştı. </p>
<p>Toplantıda Sektör Kurulu Başkan Yardımcılıklarına, İstanbul Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Melisa Tokgöz Mutlu ve Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ömer Faruk Kuşçulu seçildiler.</p>
<p><strong>Üç sektör ortak hareket edecek</strong></p>
<p>Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton yaş meyve sebze ürettiğini bunun taze meyve sebze, meyve sebze mamulleri ve kuru meyve olarak katma değere dönüştüğünü vurgulayan Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, önümüzdeki dönemde öncelikli çalışma alanlarının meyve sebze üretiminde kalite ve gıda güvenliğini artırmak olacağını, üç sektörün bu çabada ortak hareket edeceğini dile getirdi.</p>
<p><strong>"Meyve sebze sektörü olarak 10 milyar dolar ihracat hedefiyle yola çıkıyoruz"</strong></p>
<p>Meyve sebze mamulleri, taze meyve sebze ve kuru meyve sektörlerinde pestisit sorununun önüne geçmek için Tarım ve Orman Bakanlığı, üreticiler, tüccarlar, üniversiteler iş birliğinde yoğun bir mesai vereceklerinin altını çizen Uçak, “Pestisit sorunu 3 sektörümüzün ortak sorunu. O nedenle ortak hareket edeceğiz. Ben değil biz mantığıyla sektörümüzün sorunlarını çözme gayreti içinde olacağız. Üç sektörümüzün toplamda yıllık 8,3 milyar dolar seviyesinde olan ihracatını 10 milyar dolara çıkarmak için kalite ve gıda güvenliği başlıkları yanında pazarlamada da birlikte hareket edeceğiz. TURQUALITY Projeleri, URGE Projeleri, Fuarlar ve Sektörel Ticaret Heyetlerine ağırlık vereceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/meyve-sebze-sektoru-10-milyar-dolar-ihracat-hedefiyle-yola-cikti-79758</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/8/1280x720/meyve-sebze-sektoru-10-milyar-dolar-ihracat-hedefiyle-yola-cikti-1779353186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eski Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanlığına seçildi.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/-79755</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatay&#039;ı sel vurdu: 3 ölü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hatay'da dün akşam saatlerinde başlayan sağanak gece etkisini artırarak sele neden oldu.</p>
<p>Yağış nedeniyle Hacı Ömer Alpagot Mahallesi'nde yamaçta bulunan bir ev yola doğru çöktü.</p>
<p>İhbar üzerine olay yerine 112 Acil Sağlık, AFAD, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi. 3 kişinin kurtarıldığı enkazda 1 kişinin cansız bedenine ulaşıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0ec1f4601c4-1779352052.jpg" alt="" width="700" height="394" />Kentteki Reyhanlı-Antakya kara yolu, Narlıca Kavşağı, Antakya-Samandağ yolunun Orhanlı mevkisi, Kavaslı Mahallesi Altgeçidi ve Kisecik EXPO yolu geçici olarak trafiğe kapatıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0ec23c9bee3-1779352124.jpg" alt="" width="700" height="394" /><strong>Çöken yoldan düşen otomobilin sürücüsü hayatını kaybetti</strong></p>
<p>Gece saatlerinde etkili olan sağanak nedeniyle Defne-Samandağ çevre yolu Subaşı Üst Geçidi yakınlarında yolda çökme meydana geldi.</p>
<p>Bu sırada seyir halindeki Nedim Habeşoğlu idaresindeki 31 FH 207 plakalı otomobil, kontrolden çıkarak yolun kenarındaki dere yatağına düştü.</p>
<p>Olay yerine 112 Acil Sağlık, itfaiye ve polis ekipleri sevk edildi.</p>
<p>Sağlık ekipleri, araçta sıkışan sürücüsü Habeşoğlu'nun olay yerinde hayatını kaybettiğini belirledi.</p>
<p>Habeşoğlu'nun cenazesi, Defne Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0ec24ac0930-1779352138.jpg" alt="" width="700" height="466" /><strong>İstinat duvarı çöktü, 5 araç hasar gördü</strong></p>
<p>Antakya ilçesi Bağrıyanık Mahallesi'nde ise sağanak nedeniyle bir yolun istinat duvarı çöktü.</p>
<p>Çökme nedeniyle 5 araç hasar gördü.</p>
<p>Mahalle sakinlerinden Hamza Çeker, gazetecilere, yolun daha önce de çöktüğünü söyledi.</p>
<p>Yolun çok kez yapıldığını ancak yine çöktüğünü belirten Çeker, "Sağanak şiddetliydi fakat biz bu kadarını tahmin etmiyorduk. Şu anda 5 aracımız sıkıntılı ve ciddi zararlarımız var." dedi.</p>
<p>Öte yandan ilçede, bazı ev ve iş yerlerini de su bastı, evlerinde mahsur kalan vatandaşları itfaiye ekipleri kurtardı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0ec2878a12f-1779352199.jpg" alt="" width="700" height="525" /><strong>Köprünün bir bölümü çöktü</strong></p>
<p>Antakya-Samandağ çevre yolu üzerindeki Karaçay Köprüsü'nün bir bölümünde çökme meydana geldi.</p>
<p><video style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" controls="controls" width="500" height="250">
<source src="/storage/uploads/0/0/0/6a0ec7278b12d-1779353383.mp4" type="video/mp4" /></video></p>
<p>Bölgede trafik tek yönlü sağlanıyor.</p>
<p><strong>Kayıp 2 kişiden birinin cansız bedeni bulundu</strong></p>
<p>Samandağ ilçesinde de sağanak nedeniyle bazı araçlar Çevlik Sahili'ne sürüklendi.</p>
<p>Valilikten yapılan açıklamada, dünden bu yana etkili olan sağanakta sele kapılan 2 kişinin kaybolduğu belirtildi.</p>
<p>Kayıp kişilerden 62 yaşındaki Ş.K'nin Tekebaşı Mahallesi'nde cansız bedenine ulaşıldığı kaydedilen açıklamada, kayıp olan diğer kişiyi arama çalışmalarının sürdüğü ifade edildi.</p>
<p><strong>Vali Masatlı'dan açıklama</strong></p>
<p>Vali Mustafa Masatlı, Hatay Afet Koordinasyon Merkezi'nde yaptığı açıklamada, dün 11.00'de başlayan yağışın 17.00 itibarıyla şiddetini arttırdığını söyledi.</p>
<p>Yağış öncesinde "sarı kod" alarmıyla Valilik koordinasyonuyla ilgili kurumların toplandığını belirten Masatlı, şöyle konuştu:</p>
<p>"İlimize meteorolojiden almış olduğumuz verilerin çok üzerinde bir yağış düşmüştür. İlimize düşen yağış miktarı metrekareye 157,2 kilogramdır. Bu da aşırı yağışların olduğunu göstermektedir. Bu zamana kadar 1044 ihbar almış durumdayız, ilgili afet gruplarımız ihbarlara şu an itibarıyla 374 ekip, 498 araç ve 1200 personelle müdahale etmektedir. Yağışların bugün kuvvetini azaltarak aralıklı ve zaman zaman da sağanak şeklinde devam edeceğini öngörüyoruz. İlgili ekiplerimiz herhangi bir olumsuzluğun yaşanmaması bakımından dün 17.00 itibarıyla sahadadır. Şu an bizler de sahadan döndük ve hasar, zarar tespit çalışmalarımıza devam ediyoruz."</p>
<p>Masatlı, 12 kişinin yaralandığı sağanakta hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına da başsağlığı ve sabır dileklerini iletti.</p>
<p>Sağanak nedeniyle Samandağ, Defne, Antakya, Kumlu ve Altınöz ilçelerinde de tarımsal hasarların söz konusu olduğunu kaydeden Masatlı, şöyle devam etti:</p>
<p>"Şu ana kadar İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün yapmış olduğu tespitler sonucu 29 bin dekar sahada hasar vardır. Diğer yandan 100 bin fidanda hasar oluşmuştur. Yaklaşık 10 bin 500 kanatlı hayvanımız, 80 büyükbaş ve diğer taraftan da 43 küçükbaş hayvan telef olmuştur. Bunun yanında 200 arılık kovan da maalesef bu yağışlardan dolayı telef olmuştur."</p>
<p>Vali Masatlı, ekiplerin şu an itibarıyla tarım arazilerinin tamamında çalışmalara devam ettiğini belirtti.</p>
<p><strong>"Tüm kurumlarımızla sahadayız"</strong></p>
<p>Ekip olarak, sorun yaşanan alanlar başta olmak üzere tüm sahada çalışmalara devam ettiklerinin altını çizen Masatlı, "Barınmayla ilgili sorun yaşayan vatandaşlarımıza başta Kredi Yurtlar Kurumumuz olmak üzere diğer barınma alanlarına alıyoruz. Onun yanında iaşeyle ilgili gerek AFAD'ımız, gerekse sivil toplum kuruluşlarımız, sahada vatandaşlarımızın iaşe hizmetlerini şu an itibarıyla görüyorlar, tüm kurumlarımızla sahadayız." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Samandağ'da tüm okullarda, Antakya'da 5 okulda eğitime ara verildi</strong></p>
<p>Masatlı, yağışlarda en fazla hasar alan Samandağ ilçesinde eğitime 1 günlük ara verildiğini dile getirdi.</p>
<p>Antakya ilçesinde de 5 okulda eğitime 1 günlük ara verildiğini ifade eden Masatlı, "Hepimiz, tüm kurumlarımız, ekiplerimiz, görevlilerimiz sahada, vatandaşlarımızın hizmetinde, inşallah en kısa sürede sahadaki tüm olumsuzlukları gidererek, şehrimizi normalleştirip, bayrama da o manada hazırlamış olacağız." diye konuştu.</p>
<p>Meteorolojinin, ilerleyen saatlerde yağışların şiddetini azaltacağı ancak zaman zaman sağanak şeklinde olacağı şeklinde öngörüsünün olduğunu belirten Masatlı, bütün şartları göz önünde tutarak tedbiri elden bırakmayacaklarını kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/-79755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/5/1280x720/sel-1779352098.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hatay&#039;da meydana gelen şiddetli yağıştan dolayı birçok ev ve iş yeri sular altında kaldı. Sağanak nedeniyle Karaçay Köprüsü&#039;nde çökme meydana gelirken, Antakya&#039;da çöken evdeki 1 kişi yaşamını yitirdi. Subaşı Üst Geçidi yakınlarında çöken yoldan düşen otomobilin sürücüsü de hayatını kaybetti. Samandağ ilçesinde de sağanakta sele kapılan 2 kişiden birinin cansız bedenine ulaşıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izq-yatirima-hazirlik-programi-tamamlandi-4-girisim-uluslararasi-ekosistemle-bulusacak-79752</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 11:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzQ Yatırıma Hazırlık Programı tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzQ Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi, KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü ve EGİAD Melekleri iş birliğiyle, Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında yürütülen İzQ Yatırıma Hazırlık Programı tamamlandı. 22 gün süren, 4 modülden oluşan ve Demo Day ile tamamlanan programa, toplam 70 başvuru alınırken, içlerinden seçilen 16 girişim programa katılmaya hak kazandı.</p>
<p>Etkinliğin finalinde, ürününü geliştirmiş ve ilk satışlarını gerçekleştirmiş teknoloji girişimleri, program boyunca elde ettikleri kazanımları yatırımcılara ve ekosistem paydaşlarına sundu. Değerlendirme sonucunda öne çıkan 4 girişim Asklepion, Danex AI, Onysoft AI ve Rendera, 17-20 Haziran tarihlerinde Fransa’da düzenlenecek olan  VivaTech teknoloji fuarına katılmaya hak kazanarak uluslararası ekosistemle buluşma fırsatı elde etti.</p>
<h2>Mahmut Özgener: Girişimciler için kılavuz oldu</h2>
<p>İzQ Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, programın girişimcilik ekosistemine sunduğu katkıya dikkat çekerek, “İlk günden beri hedefimiz, henüz yolun başında olan girişimcilerimize yol göstermek. Bu anlamda paydaşlarımızla birlikte düzenlediğimiz Yatırıma Hazırlık Programı, fikri olan, bu fikri yatırıma dönüştürmek için çabalayan tüm girişimcilerimiz için bir kılavuz oldu. Kısa süre içerisinde çok önemli isimlerden eğitim aldılar ve yol haritalarını belirlediler. Yapılan bu çalışmayı kentimiz ve ülkemiz için çok kıymetli buluyorum. Önümüzdeki günlerde, daha fazla girişimcimizin faydalanacağı etkinlikler düzenlemek için çalışmalarımıza devam ediyor olacağız” diye konuştu.</p>
<h2>Alp Avni Yelkenbiçer: VivaTech önemli bir fırsat</h2>
<p>İzQ İcra Kurulu Başkanı Alp Avni Yelkenbiçer, “Program süresince girişimcilerimiz yalnızca yatırımcı karşısına çıkmaya değil, aynı zamanda sürdürülebilir büyüme ve uluslararası açılım hedeflerine de hazırlanmış oldu. VivaTech gibi dünyanın önde gelen teknoloji fuarlarından birine katılım, girişimlerimizin küresel ağlara erişimi açısından son derece kıymetli bir fırsat sunuyor” dedi.</p>
<h2>Levent Arslan: İş geliştirme fırsatlarına erişimi önemsiyoruz</h2>
<p>KOSGEB İzmir İl Müdürü Levent Arslan, “Avrupa İşletmeler Ağı kapsamında desteklediğimiz bu program ile girişimlerin yatırım süreçlerine daha güçlü hazırlanmasını ve uluslararası iş geliştirme fırsatlarına erişimini önemsiyoruz. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı’nın, girişimcilerimizin küresel pazarlara açılma yolculuğunda önemli bir basamak oluşturduğuna inanıyoruz” dedi.</p>
<h2>Arda Yılmaz: Doğru hazırlık, doğru temas önemli</h2>
<p>EGİAD Melekleri İcra Kurulu Başkanı Arda Yılmaz, “Erken aşama girişimlerin yatırım yolculuğunda doğru hazırlık, doğru temaslar ve doğru yönlendirme büyük önem taşıyor. İzQ Yatırıma Hazırlık Programı ile girişimcilerin yatırımcı beklentilerini daha iyi anlayan, iş modellerini daha güçlü ifade edebilen ve uluslararası fırsatlara daha açık bir yapıya kavuştuğunu görmekten memnuniyet duyuyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izq-yatirima-hazirlik-programi-tamamlandi-4-girisim-uluslararasi-ekosistemle-bulusacak-79752</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/2/1280x720/izq-yatirima-hazirlik-programi-tamamlandi-4-girisim-uluslararasi-ekosistemle-bulusacak-1779350576.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzQ Yatırıma Hazırlık Programı&#039;nda öne çıkan 4 girişim, haziran ayında Fransa’da düzenlenecek olan teknoloji fuarına katılmaya hak kazandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kurban-derilerinde-milyonlarca-liralik-kayip-suruyor-79750</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kurban derilerinde milyonlarca liralık kayıp sürüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği, sektörün güncel sorunları ve yeni dönem yol haritasını değerlendirmek amacıyla basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Toplantıda, deri ve deri mamulleri sektöründe yaşanan ihracat daralması, artan maliyet baskısı, ham maddeye erişim sorunları, kur politikaları, sürdürülebilirlik çalışmaları ve kurban derilerinin ekonomiye kazandırılması gibi birçok başlık ele alındı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Halil Gündoğdu, sektörün zorlu bir süreçten geçtiğini ancak umutlarını kaybetmediklerini belirterek, üretim kapasitesinin önemli bölümünün atıl durumda olduğunu söyledi. Yeni dönemde yurt dışı tanıtım faaliyetlerine ağırlık vereceklerini ifade eden Gündoğdu, İstanbul ve Ege ihracatçı birliklerinin ortak organizasyon kararı aldığını açıkladı.</p>
<p>Kurban derilerindeki yanlış kesim ve muhafaza sorunlarının devam ettiğini de vurgulayan Gündoğdu, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da milyonlarca liralık ekonomik kaybın sürdüğünü ifade etti. Gündoğdu, “Kaybedilen bu derilerle yaklaşık 10 milyon çift ayakkabı ve 3 milyon kadın çantası üretilebilirdi. Bunun yanında jelatin ve kolajen sanayisinde de ciddi bir hammadde kaybı yaşanıyor. Deri sektörü için hayvan kesimi yapılmıyor; gıda amacıyla tüketilen hayvanların yan ürünleri sürdürülebilir bir anlayışla ekonomiye kazandırılıyor. Bu yönüyle sektörümüz güçlü bir döngüsel ekonomi örneği oluşturuyor” dedi.</p>
<p>Bölgeden gerçekleştirilen deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65’inin 350 aktif firma içerisindeki yalnızca 31 firma tarafından yapıldığına dikkat çeken Gündoğdu, sektörün sürdürülebilir büyümesi için ihracatın daha geniş bir tabana yayılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Deri ve deri mamulleri sektörünün yüksek katma değer üreten stratejik sektörlerden biri olduğuna işaret eden Gündoğdu, özellikle deri ve kürk konfeksiyon alanında birim ihracat değerinin Türkiye ortalamasının yaklaşık 130 katına ulaştığını ifade etti. Gündoğdu, ihracatçıların üzerindeki finansal baskının azaltılması amacıyla Merkez Bankası döviz dönüşüm desteği prim oranının yüzde 10 seviyesine yükseltilmesi ve uygulamanın süresinin yıllık olarak uzatılması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>Bozkurt: Katma değerli ürün ihracatında Türkiye ortalamasını ikiye katladık</strong></p>
<p>Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Nagihan Bozkurt, Ege Bölgesi’nin deri ve deri mamulleri ihracatının yüzde 65 gibi büyük bir kısmının Avrupa Birliği pazarına yapıldığını, kilogram başına ihracat değerinde de öncü bir rol üstlendiklerini, ayakkabı grubunda Ege Bölgesi’nin 24,77 dolarlık kilogram başı ihraç fiyatıyla, Türkiye ortalamasını ikiye katladığını vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kurban-derilerinde-milyonlarca-liralik-kayip-suruyor-79750</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/0/1280x720/kurban-derilerinde-milyonlarca-liralik-kayip-suruyor-1779349854.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Halil Gündoğdu, kurban döneminde yanlış kesim ve muhafaza sorunları nedeniyle her yıl milyonlarca metrekare derinin ekonomiye kazandırılamadığını belirtti. Kurban derilerinin doğru şekilde toplanıp korunması halinde önemli bir ekonomik değer yaratılabileceğini vurgulayan Gündoğdu, bu alandaki kaybın sektör için ciddi bir milli servet kaybı anlamına geldiğini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-icin-kentsel-donusumde-yeni-kararlar-almaliyiz-79745</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bursa için kentsel dönüşümde yeni kararlar almalıyız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Meclis'in mayıs ayı ikinci olağan toplantısında kentsel dönüşüm konusunda açıklamalarda bulundu. </p>
<p>Gündem maddelerinin tek tek görüşülerek oylandığı toplantıda konuşan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa’nın riskli yapı anlamında ciddi manada sıkıntılı olduğunu dile getirdi. Bursalıların birçoğunun olası bir depremde yıkılabilecek binalarda bilerek ya da bilmeyerek oturduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, “Özellikle Yıldırım ve Osmangazi’de bitişik nizam veya kaçak yapılardan bahsediliyor ancak Nilüfer bölgesinde de riskli yapılar bulunuyor. 2007 öncesindeki bütün binalar aslında riskli tanımına giriyor. Hem statik hem de kullanılan beton ve demir yöntemi açısından hepsi riskli yapı. O yüzden komisyon ve Meclis olarak kentsel dönüşümde yeni kararlar almamız gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0eb5703b08d-1779348848.jpeg" alt="" width="582" height="388" /></p>
<h2>“Çarşamba bölgesine dikkat çekildi”</h2>
<p>Bölgeyi tahrip etmeden ve betonlaşmadan en akılcı yöntemlerle kentsel dönüşümün önünü tıkayan değil açan taraf olmaları gerektiğini belirten Başkan Vekili Biba, özellikle 40 bine yakın insanın yaşadığı Çarşamba-Altıparmak bölgesine dikkat çekti. Büyükşehir Belediyesi’nin üzerinde çalıştığı projenin Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın’ın da görüşleri alınarak tekrar masaya yatırılması gerektiğini ifade eden Başkan Vekili Biba, proje hakkında çalışmaların sürdürüleceğini aktardı.</p>
<h2>“Geniş çaplı bir çalışma yapılabilir”</h2>
<p>Olası bir depremde bölgeye müdahale etmenin zor olacağını anlatan Başkan Vekili Biba, “Hepimiz bunun farkındayız ama bu yeterli değil. Bu konuda bir şeyler yapmalıyız. Büyükşehir ve ilçe belediyeleri işbirliği halinde ne gerekiyorsa yapmalıdır. Gerekirse insanların can güvenliğini ön planda tutarak inisiyatif almalıyız. Kentsel dönüşümü vatandaşın cebinden hiç ödeme çıkarmadan yapmamız mümkün değil. En azından cebinden çıkacak miktarı hafifletmek için bazı yöntemler bulabiliriz. Akademik odaları da sürece dahil ederek geniş çaplı bir çalışma yapılabilir” dedi.</p>
<h2>“Müjde vereceğimize inanıyorum”</h2>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile iki sefer görüşme yaptığını açıklayan Başkan Vekili Biba, “Yarısı Bizden kampanyası şu anda deprem bölgesi sübvanse edildiği için pek mümkün gözükmüyor. Ama diğer kampanyalar için Bakanımız Murat Kurum çalışma yapılması talimatı verdi. İki ay içerisinde sonuçlandırılacağı söylendi. Üstünden bir ay geçti. Bir ay içerisinde sonuçlandırılacağına ve müjde vereceğimize inanıyorum. Kampanyanın uygulanmasıyla Bursalıların da kentsel dönüşüm konusunda ciddi nefes alacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-icin-kentsel-donusumde-yeni-kararlar-almaliyiz-79745</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/5/1280x720/bursa-icin-kentsel-donusumde-yeni-kararlar-almaliyiz-1779348830.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, kentsel dönüşüm konusundaki kampanyaların Bursa’da da uygulanabilmesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ile görüştüğünü açıklayarak, “Bakanlığın çalışmaları bir ay içerisinde sonuçlandıracağına ve müjde vereceğimize inanıyorum.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-gorgel-kentsel-tasarim-alanlarinda-incelemelerde-bulundu-79859</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görgel, Kentsel Tasarım Alanlarında incelemelerde bulundu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Trabzon ve Azerbaycan bulvarlarında hayata geçirilen kentsel tasarım alanlarında devam eden çalışmaları yerinde inceleyerek son duruma ilişkin kapsamlı bilgiler aldı. Kahramanmaraş’ın yeniden inşa ve ihya süreci kapsamında hayata geçirilen projelerin şehir estetiği, ulaşım konforu ve sosyal yaşam alanları açısından büyük önem taşıdığı belirtilirken, bölgede yürütülen çalışmaların planlanan takvim doğrultusunda sürdüğü ifade edildi. Başkan Fırat Görgel’e incelemeleri sırasında KASKİ Genel Müdürü Necati Çalık de eşlik etti. Heyet, sahada devam eden uygulamaları detaylı şekilde değerlendirirken, Emlak Konut Uygulama Müdürü Tacettin Şeker tarafından projelerde gelinen son aşamaya ilişkin teknik bilgiler paylaşıldı. Yürütülen incelemelerde; kentsel tasarım alanlarında devam eden altyapı imalatları, yol düzenlemeleri, çevre planlamaları, peyzaj uygulamaları ve üstyapı çalışmalarına ilişkin süreçler ele alındı. Bölgenin modern şehircilik anlayışına uygun şekilde yeniden şekillendirilmesi amacıyla yürütülen çalışmaların, vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan katkı sunması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Alt ve Üstyapı Yatırımları İstişare Edildi</strong></p>
<p>Saha incelemeleri kapsamında bölgede gerçekleştirilecek yeni alt ve üstyapı yatırımları da değerlendirildi. Özellikle yağmursuyu hatları, içmesuyu altyapısı, ulaşım aksları, yaya yolları ve sosyal donatı alanlarına ilişkin planlamalar üzerine istişarelerde bulunuldu. Şehir merkezinin en önemli ulaşım arterleri arasında yer alan Trabzon ve Azerbaycan bulvarlarının, yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte daha modern, estetik ve fonksiyonel bir görünüme kavuşacağı kaydedildi.</p>
<p><strong>“Şehrimizi Daha Güçlü ve Modern Bir Geleceğe Hazırlıyoruz”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, şehir genelinde yürütülen çalışmaların titizlikle sürdüğünü belirtti. Başkan Görgel, “Şehrimizin yeniden inşa ve ihya sürecini yalnızca bugünü değil, geleceği de düşünerek yürütüyoruz. Trabzon ve Azerbaycan bulvarlarımızda hayata geçirilen kentsel tasarım projeleri, Kahramanmaraş’ın çehresini değiştirecek önemli yatırımlar arasında yer alıyor. Sahada yürütülen çalışmaları yerinde inceleyerek gelinen son durumu değerlendirdik, ihtiyaçları ve bundan sonraki süreçte yapılacak uygulamaları istişare ettik” ifadelerini kullandı. Başkan Görgel açıklamasının devamında, “Hem altyapı hem üstyapı yatırımlarımızı eş zamanlı şekilde planlıyor; ulaşım, çevre düzenlemesi, sosyal yaşam alanları ve şehir estetiğini bütüncül bir anlayışla ele alıyoruz. Vatandaşlarımıza daha güvenli, daha konforlu ve daha modern yaşam alanları oluşturmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Kahramanmaraş’ımızı her yönüyle daha güçlü bir geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz” cümlelerini kaydetti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-gorgel-kentsel-tasarim-alanlarinda-incelemelerde-bulundu-79859</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/9/1280x720/baskan-gorgel-kentsel-tasarim-alanlarinda-incelemelerde-bulundu-1779435005.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trabzon ve Azerbaycan bulvarlarında hayata geçirilen kentsel tasarım alanlarını ziyaret ederek incelemelerde bulunan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Vatandaşlarımıza daha güvenli, daha konforlu ve daha modern yaşam alanları oluşturmak için çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Kahramanmaraş’ımızı her yönüyle daha güçlü bir geleceğe hazırlamaya devam edeceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guris-romanyada-batarya-depolama-tesisini-devreye-aldi-79744</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 10:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> GÜRİŞ, Romanya’da batarya depolama tesisini devreye aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>GÜRİŞ, Romanya’da 100 MW / 200 MWh kapasiteli Batarya Enerji Depolama Sistemi (BESS) yatırımını tamamlayarak işletmeye aldı.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, kapasitesi itibarıyla Romanya’nın en büyük 2. BESS projesi olan tesis, planlanan takvim doğrultusunda rekor sayılabilecek bir sürede tamamlandı.</p>
<p>Tesis ayrıca, Avrupa Birliği fonu tarafından desteklenen "standalone" batarya projeleri arasında hayata geçen ilk ve tek batarya projesi olma özelliğini de taşıyor.</p>
<p>Ülkenin elektrik şebekesinin güvenilirliğini ve esnekliğini artırması hedeflenen yatırımla; ani arz-talep dengesizlikleri, şebeke arızaları ve pik yük koşullarında hızlı devreye girerek kesinti risklerini azaltması öngörülüyor. Açıklamaya göre tesis, aynı zamanda yenilenebilir enerji kaynaklarından üretilen elektriğin dengelenmesini destekleyerek şebeke stabilitesine katkı sağlayacak ve enerji arz güvenliğini güçlendirecek.</p>
<p>Anahtar teslim EPC modeliyle hayata geçirilen tesisin bataryaları HUAWEI tarafından sağlandı.</p>
<p>Açıklamada GÜRİŞ’in söz konusu yatırımla Avrupa enerji pazarındaki konumunu güçlendirirken, sürdürülebilir ve güvenilir enerji altyapılarının geliştirilmesine yönelik uluslararası yatırımlarını sürdürmeyi hedeflediği bildirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guris-romanyada-batarya-depolama-tesisini-devreye-aldi-79744</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/guris-1779348616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GÜRİŞ&#039;in, Romanya’da batarya depolama tesisini tamamlayarak devreye aldığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oib-baskani-yazici-dovizde-pozitif-ayrim-sart-79739</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> OİB Başkanı Yazıcı: Dövizde pozitif ayrım şart</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Ali Kemal Yazıcı, otomotiv sektörünün hem küresel ticaret savaşları hem de Türkiye’deki maliyet baskıları nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğini söyledi. Özellikle döviz kuru ile enflasyon arasındaki makasın üretici üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Yazıcı, ihracatçıya yönelik destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gelişmelerin otomotiv sektörünü doğrudan etkilediğini dile getiren Yazıcı, Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kapanmanın özellikle plastik ve türevi hammaddelerde tedarik sorunları yaratabileceğine dikkat çekti. Lojistik maliyetlerinin de yükseldiğini belirten Ali Kemal Yazıcı, “Şu an üretim tamamen durmuş değil, ancak sürecin uzaması halinde hem ham madde tedariğinde hem de pazarlarda ciddi riskler ortaya çıkabilir” dedi. Savaş ortamının tüketici davranışlarını da etkilediğini söyleyen Yazıcı, otomotiv pazarlarında negatif bir algının oluşmaya başladığını ifade etti. Bazı markalarda satış adetlerinde gerileme sinyalleri görüldüğünü kaydeden Yazıcı, küresel belirsizliklerin önümüzdeki dönemde ihracatı baskılayabileceğini belirtti. EKONOMİ Gazetesi Bölgeler Koordinatörü Ömer Faruk Çiftçi ile bir araya gelen Yazıcı, Türkiye’nin ihracatta lider sektörü otomotivle ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0eac262dcf1-1779346470.JPG" alt="" width="551" height="367" /></p>
<h2>“Çin’e bağımlılık sürdürülebilir değil”</h2>
<p>Çinli üreticilerin küresel otomotiv pazarındaki etkisinin giderek arttığını vurgulayan OİB Başkanı Ali Kemal Yazıcı, Avrupa’nın da bu nedenle “Made in Europe” yaklaşımını güçlendirdiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin özellikle elektrikli araç ve batarya üretiminde yerli üretim şartlarını artırmaya hazırlandığını hatırlatan Yazıcı, “Avrupa artık stratejik üretimi kendi içinde tutmak istiyor. Bu nedenle Çin’e aşırı bağımlı hale gelen firmalar ileride ciddi sıkıntılar yaşayabilir. Bu noktada biz dijitalleşmeyi, otomasyonu daha çok yapacağız, yapay zekayı kullanacağız. O ya da bu yöntemle maliyetlerimizi aşağıya çekerek daha verimli üreteceğiz ve hayatta kalacağız ” diye konuştu. Türkiye’nin de bu dönüşümün dışında kalmaması gerektiğini vurgulayan Yazıcı, otomotiv ihracatının yaklaşık yüzde 75’inin Avrupa’ya yapıldığını, Avrupa bağlantılı ülkelerle birlikte bu oranın yüzde 85’e ulaştığını söyledi. Yazıcı, “Avrupa’nın dönüşümünü yakından takip edip onun bir parçası olmamız gerekiyor” dedi.</p>
<h2>“Kur-enflasyon dengesi bozuldu”</h2>
<p>2026 yılını da değerlendiren Ali Kemal Yazıcı, Türkiye’de üreticinin en büyük sorunlarından birinin maliyet yapısı olduğunu ifade ederek, özellikle işçilik maliyetlerindeki artışın sanayiciyi zorladığını söyledi. Sanayicinin rekabet gücünü koruyabilmesi için kur artışının enflasyonla paralel gitmesi gerektiğini kaydeden Yazıcı, “Biz ekstra bir avantaj istemiyoruz. Kur ile enflasyon paralel gitsin, biz verimliliğimizle rekabet edelim” ifadelerini kullandı. Sanayicinin bu süreçte dijitalleşme, otomasyon ve yapay zekâ yatırımlarıyla maliyetlerini düşürmeye çalıştığını belirten Yazıcı, buna rağmen mevcut ekonomik koşullarda destek mekanizmalarının önem kazandığını söyledi. Son dönemde hükümetin açıkladığı destek adımlarını değerlendiren Yazıcı, kurumlar vergisindeki düzenlemelerin olumlu olduğunu ancak etkisinin uzun vadede hissedileceğini belirtti. Yakın dönemde sektör açısından en önemli desteğin ise döviz dönüşüm desteği olduğunu vurgulayan Yazıcı, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin uzatılması önemliydi. Özellikle işçilik yoğun çalışan ihracatçı firmalar için bu destek bir miktar daha artırılabilir. Bu sadece otomotiv için değil, birçok sektör için gerekli. Sanayinin üretmeye ve ihracat yapmaya devam etmesi gerekiyor. Bu komple bir sistem ve bozmadan hareket etmemiz lazım. Böyle bir pozitif ayrımcılık sektöre ciddi nefes aldırır. Kolay bir çözüm yok. Şu anda sektör desteğe ihtiyaç duyuyor. Rekabet edemeyeceğimiz kimse yok, sadece bazen dış faktörler nedeniyle oluşan daralmaya da destek gerekiyor. Bu dönem de geçecek.”</p>
<h2>“Türk otomotiv sanayi esnek ve güçlü”</h2>
<p>Türk otomotiv sektörünün hızlı dönüşüm sürecine uyum sağladığını belirten Yazıcı, model geliştirme sürelerinin artık 18 aya kadar düştüğünü, sektörün de bu hızlanmaya adapte olduğunu söyledi. Türkiye’nin en büyük avantajının genç ve çalışkan insan kaynağı olduğunu ifade eden Yazıcı, “Türk insanı üretmeyi seviyor. Doğru yönlendirme ve doğru stratejiyle yapamayacağımız iş yok” diye konuştu. Türkiye’de 14 ana sanayi üreticisinin bulunduğunu ve yaklaşık 2 bin 500 aktif tedarikçi firmanın ihracata katkı sunduğunu belirten Yazıcı, otomotiv ihracatının yaklaşık yüzde 40’ının parça ve sistem ihracatından oluştuğunu kaydetti. Yeni dönemde dünyanın farklı yerlerindeki ana sanayiler ile Türk tedarik sanayini aynı masada buluşturmayı hedeflediklerini dile getiren Ali Kemal Yazıcı, Türk tedarik sanayinin rekabetçiliğini güçlendirerek ana sanayilerdeki payını artırmak için projeler yürüteceklerini aktardı.</p>
<h2>“Togg, sektör için stratejik bir proje”</h2>
<p>Yerli otomobil projesi Togg hakkında da değerlendirmelerde bulunan Yazıcı, projenin Türkiye otomotiv sanayi açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Togg’un sadece bir otomobil markası değil, aynı zamanda teknoloji geliştirme ekosistemi oluşturma potansiyeline sahip olduğunu belirten Yazıcı, “Ben Togg’u bir kâr projesi olarak görmüyorum. Bu proje Türkiye’de teknolojinin ve mühendisliğin gelişimine katkı sağlayacak bir yapı. Zamanla tedarik sanayine ve ihracata etkisi daha güçlü hissedilecek” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oib-baskani-yazici-dovizde-pozitif-ayrim-sart-79739</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/9/1280x720/oib-baskani-yazici-dovizde-pozitif-ayrim-sart-1779346442.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği  Başkanı Ali Kemal Yazıcı, otomotiv sektörünün artan maliyet baskısı ve küresel rekabet karşısında desteklenmesi gerektiğini belirterek, özellikle işçilik yoğun ihracatçı firmalar için döviz dönüşüm desteğinin artırılmasının kritik önem taşıdığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yeni-cekim-noktalariyla-bursanin-turizm-payi-artirilacak-79847</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yeni çekim noktalarıyla Bursa’nın turizm payı artırılacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği’nin Mayıs ayı olağan meclis toplantısı, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Toplantıya Bursa Büyükşehir Belediye Başkanvekili Şahin Biba, birlik üyesi belediye başkanları ve meclis üyeleri katıldı.</p>
<p>Yapılan oylamada Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, güven tazeleyerek yeniden Birlik başkanı seçildi. Toplantıda ayrıca encümen ve komisyon üyeleri de belirlendi. Bursa’nın turizmde önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Oktay Yılmaz, kentin kültür, sağlık, inanç, gastronomi, kış ve doğa turizmi gibi birçok alanda güçlü bir konumda bulunduğunu söyledi. Bursa’nın yalnızca tarihi mirasıyla değil, gelişmiş ulaşım altyapısı, sağlık yatırımları, konaklama kapasitesi ve üretim gücüyle de öne çıktığını belirten Yılmaz, özellikle Körfez ülkeleri başta olmak üzere uluslararası pazarlarda kente olan ilginin arttığını ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0ffc55a7c3e-1779432533.jpeg" alt="" width="539" height="359" /></p>
<h2>Uluslararası fuarlarda Bursa tanıtıldı</h2>
<p>Birlik olarak son dönemde önemli tanıtım faaliyetleri yürüttüklerini kaydeden Yılmaz, katıldıkları uluslararası fuarlarda Bursa’nın turizm değerlerini sektör temsilcilerine anlattıklarını söyledi. Bu çalışmalar sayesinde Bursa’nın uluslararası bilinirliğinin güçlendiğini ve özellikle Körfez ülkeleriyle güçlü ilişkiler kurulduğunu belirten Yılmaz, temel hedeflerinin şehrin tüm değerlerini planlı ve sürdürülebilir bir anlayışla dünyaya tanıtmak olduğunu dile getirdi. Yerel projeler kapsamında Emir Sultan Camii ve çevresi için dijital rehber hazırlandığını aktaran Yılmaz, tarihi kent haritaları ve kültür rotalarıyla ziyaretçilerin şehir deneyiminin zenginleştirildiğini söyledi. Bursa’nın fethinin 700. yılına özel prestij kitabı hazırlandığını belirten Yılmaz, Orhan Gazi dönemi ve Yeşil İmareti anlatan eserlerle kentin tarihi mirasını kayıt altına aldıklarını kaydetti. Bursa’ya özgü hediyelik eşya çalışmaları ile TÖMER Bursa Şubesi iş birliğinde turizm çalışanlarına yönelik İngilizce eğitimleri de projeler arasında yer aldı.</p>
<h2>Pirinç Han’a dijital deneyim merkezi</h2>
<p>Yeni dönemin en önemli projelerinden birinin Pirinç Han’da hayata geçirilecek deneyim merkezi olduğunu açıklayan Yılmaz, birlik kullanımına tahsis edilen alanlarda dijital ve interaktif uygulamaların yer alacağı yeni nesil bir merkez kurulacağını söyledi. Söz konusu proje ile Bursa’nın tarihinin, kültürünün ve turizm potansiyelinin çağın iletişim araçlarıyla ziyaretçilere aktarılması ve kente yeni bir çekim merkezi kazandırılması hedefleniyor. Bursa’nın turizm potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi için iş birliğinin önemine dikkat çeken Yılmaz, yerel yönetimler, kamu kurumları, üniversiteler ve sektör temsilcileriyle birlikte çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti. Yılmaz, Bursa’nın önümüzdeki dönemde kültür, sağlık, gastronomi, doğa ve termal turizm alanlarında çok daha güçlü bir konuma ulaşacağına inandığını söyledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yeni-cekim-noktalariyla-bursanin-turizm-payi-artirilacak-79847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/7/1280x720/yeni-cekim-noktalariyla-bursanin-turizm-payi-artirilacak-1779432561.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Kültür Turizm ve Tanıtma Birliği Başkanlığı’na yeniden seçilen Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, Pirinç Han’da kurulacak dijital deneyim merkeziyle kente yeni bir turizm çekim noktası kazandıracaklarını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cinden-kaynak-makinesi-ithalatina-sorusturma-79768</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin&#039;den kaynak makinesi ithalatına soruşturma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre konuya ilişkin başvuru, yerli üretici Magma Mekatronik Makine Sanayi ve Ticaret AŞ tarafından yapıldı. Alnal Elektromekanik Sanayi ve Ticaret AŞ, Gedik Kaynak Sanayi ve Ticaret AŞ, Zenweld Kaynak ve Kesme Ekipmanları AŞ, Kolarc Makine İmalat Sanayi ve Ticaret AŞ, Işık Kaynak Makine Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. ve Nuriş Teknoloji Makine Sanayi Ticaret AŞ de başvuruya destek verdi.</p>
<p>Bu kapsamda, Çin menşeli "yalnız aksesuarları hariç net 13 kilogram ve altındaki kaynak makineleri" ürününe yönelik yürürlükteki dampinge karşı kesin önleme ilişkin nihai gözden geçirme soruşturmasının usul ve esasları belirlendi.</p>
<p>Yapılan inceleme sonucu yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından önlem konusu ürüne yönelik nihai gözden geçirme soruşturması açılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cinden-kaynak-makinesi-ithalatina-sorusturma-79768</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin menşeli bazı kaynak makinelerinin ithalatıyla ilgili nihai gözden geçirme soruşturması açılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kesiad-baskani-zafer-ozken-kobilere-pozitif-ayrimcilik-sart-79749</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;KOBİ’lere pozitif ayrımcılık şart&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Kemalpaşa Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özken, ekonominin son durumunu değerlendirdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0eba694031a-1779350121.jpg" alt="" width="700" height="394" />Türkiye İmalat PMI Endeksinin nisanda 45,7 seviyesine gerileyerek sektörde daralmaya işaret ettiğini söyleyen Özken, “50,0 eşik değerinin altındaki bu performans, Eylül 2024'ten bu yana kaydedilen en yüksek oranlı yavaşlamayı ve daralmayı ortaya koydu” dedi.</p>
<p>Globalde de meydana gelen gelişmelerin etkisiyle endüstriyel üretimin her safhasında hissedilen psikolojik tedirginliğin piyasaları da olumsuz yönde etkilemeye devam ettiğinin altını çizen Özken, “Şu anda iş dünyamızın en büyük sıkıntısı finansmana erişim maliyetidir. Kredi hacmindeki daralma ve yüksek faiz oranları, özellikle KOBİ'lerimizin önündeki en ciddi engeldir. Piyasada ödemeler aksamakta, ticaret yavaşlamakta ve neticede büyüme ivme kaybetmektedir. Bu sıkıntıları aşmak için KOBİ'lerimize pozitif ayrımcılık yapmalıyız, KOBİ kredileri ile ticari kredi kartlarını aylık kredi büyüme sınırları dışına çıkartmalıyız. Böylelikle piyasada önemli ölçüde rahatlama sağlanacağını değerlendiriyoruz. Yapısal reformlarla, sektörlerimizin rekabet güçlerinin korunacağına ve ülkemizin güvenli liman konumunun güçleneceğine de yürekten inanıyoruz” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kesiad-baskani-zafer-ozken-kobilere-pozitif-ayrimcilik-sart-79749</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/7/1280x720/lira-para-tl-1768737129.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Zafer Özken, kredi hacmindeki daralma ve yüksek faiz oranlarının, özellikle KOBİ&#039;lerin önündeki en ciddi engel olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uc-kitada-yeni-ticaret-koridorlari-kuruluyor-79727</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üç kıtada yeni ticaret koridorları kuruluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türk iş dünyası, küresel ölçekte daha aktif hale gelebilmek için yeni ticaret ve yatırım ağları kuruyor. Çin, ABD ve Özbekistan’da temsilcilik ve iş geliştirme ofisleri açan Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD), bu kez de Balkanlar’da yeni yapılanmalar için hazırlık yürütüyor. Dernek, özellikle yenilenebilir enerji, teknoloji, lojistik, gıda ve altyapı alanlarında Türk şirketlerinin yeni pazarlara erişimini kolaylaştırmayı hedefliyor.</p>
<p>Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile bir araya gelen TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım, TÜGİAD’ın son dönemde yaptığı önemli çalışmaları anlattı. TÜGİAD’ın yaklaşık 950 üyesi olduğunu belirten Yıldırım, üyelerin toplam ticaret hacminin 28 milyar dolar seviyesinde olduğunu kaydetti. 70’e yakın sektörü temsil ettiklerinin altını çizen Yıldırım, üyelerin 800 bin istihdam oluşturduğunu vurguladı.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e984a456a2-1779341386.png" alt="" width="800" height="267" />
<figcaption><strong>Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) yönetimi ile bir araya gelen Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Başkanı Gürkan Yıldırım, derneğin yeni dönem vizyonunu ve uluslararası ticaret odaklı projelerini paylaştı.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yürüttükleri çalışmaların temel amacının Türkiye’nin ihracat kapasitesini artırmak ve Türk iş insanlarının uluslararası pazarlarda daha güçlü konumlanmasını sağlamak olduğunu söyleyen Yıldırım, “Bizim görevimiz Türkiye’nin ihracatına katkı sağlamak, üyelerimize yeni kanallar açmak ve Türk iş insanını dünyada daha görünür hale getirmek. Bugün Türk şirketleri artık yalnızca ürün satan değil; yatırım yapan, ortaklık kuran ve küresel iş geliştiren oyuncular haline geliyor” dedi.</p>
<h2>Çin’de 500 metrekarelik merkez kuruldu </h2>
<p>TÜGİAD’ın ilk büyük uluslararası yapılanmalarından birini Çin’de gerçekleştirdiğini belirten Yıldırım, Pekin’de yaklaşık 500 metrekarelik fiziksel bir merkez oluşturduklarını söyledi. Merkezde toplantı salonları, konferans alanları ve iş geliştirme birimlerinin bulunduğunu aktaran Yıldırım, “Çin’de dünyanın en büyük şirketleriyle görüşüyoruz. Yenilenebilir enerji tarafında Türk firmalarının Çinli üreticilerle daha güçlü iş birlikleri kurabilmesi için platform oluşturduk. Batarya, güneş paneli, enerji ekipmanları ve finansman tarafında üyelerimize önemli avantajlar sağlıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Bugüne kadar Çin merkezli şirketlerle 70’in üzerinde projenin gündeme geldiğini belirten Yıldırım, Türk firmalarının Çinli şirketlerle ortak yatırım, üçüncü ülkelere açılım ve teknoloji iş birlikleri üzerine çalıştığını söyledi. Çin’in küresel üretimde büyük üstünlüğe sahip olduğunu ancak gıda tarafında dışa bağımlılığın stratejik önem taşıdığını vurgulayan Yıldırım, Türkiye için önemli fırsat alanlarından birinin gıda sektörü olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çin pazarında Türk firmalarının özellikle katma değerli ve işlenmiş ürünlerle öne çıkabileceğini kaydeden Yıldırım, “Çin’in en büyük önceliği 1,5 milyar insanın gıda güvenliği. Türkiye’nin kurutulmuş gıda, tarım ürünleri, zeytinyağı ve işlenmiş gıda tarafında ciddi fırsatı var. Çin artık sadece mal satan değil, farklı ülkelerden ne alabileceğine odaklanan bir ülke haline geldi” dedi.</p>
<h2>Houston yapılanmasıyla ABD’ye açılım </h2>
<p>ABD’deki yapılanmanın merkezinin Houston olduğunu belirten Yıldırım, bölgenin enerji, lojistik ve teknoloji açısından stratejik önem taşıdığını dile getirdi. Houston’ın maliyet avantajı ve yatırım teşvikleri nedeniyle Türk firmaları için önemli bir giriş noktası sunduğunu ifade eden Yıldırım, “ABD’de sadece ihracat yapmak yetmiyor. Orada kalıcı olmak, yerel ortaklıklar kurmak ve teknoloji transferine odaklanmak gerekiyor. Özellikle yenilenebilir enerji ekipmanları, invertör, panel sistemleri ve enerji teknolojilerinde ciddi fırsatlar görüyoruz. ABD’deki yapılanma aynı zamanda Türk girişimcilerin yeni nesil teknolojilere erişimi açısından da önemli” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Türki Cumhuriyetler tamam, Balkanlar sırada </h2>
<p>Nisan ayında Özbekistan’da açılan ofisin ardından Türki Cumhuriyetler’de daha güçlü bir ticaret ağı kurmayı hedeflediklerini belirten Yıldırım, bölgedeki nüfus artışı ve ekonomik dinamizmin önemli fırsatlar sunduğunu aktardı. Türk devletlerinde ciddi bir ekonomik hareketliliğin olduğunu söyleyen Yıldırım, “Bölgede yerel ortaklarla ilerliyoruz. Türk iş insanlarının doğru partnerlerle daha hızlı ilerlemesini sağlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Balkanlar’da da yeni yapılanmalar planladıklarını açıklayan Yıldırım, “Çin, ABD ve Özbekistan’dan sonra şimdi Bosna Hersek ve Karadağ’da yapılanmalarımızı geliştiriyoruz. Türk iş insanının bölgede daha güçlü yer alabilmesi için yeni iş ve yatırım kanalları oluşturmaya çalışıyoruz” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dünya genç girişimcilik zirvesini Viyana’ya taşıdı</span></h2>
<p>ABD’de yapılması planlanan Küresel Genç Girişimcilik Zirvesi, TÜGİAD’ın girişimiyle Avrupa’ya taşındı. G20 Young Entrepreneurs Alliance Summit kapsamında düzenlenecek uluslararası genç girişimcilik organizasyonu, 15-19 Eylül tarihleri arasında Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirilecek. TÜGİAD’ın Avrupa’daki iş ortaklarıyla birlikte organize edeceği zirvede, 40’tan fazla ülkeden yaklaşık 1000 katılımcının yer alması bekleniyor. Organizasyon kapsamında girişimcilik, teknoloji, sürdürülebilirlik, finansmana erişim, yapay zekâ, yatırım ekosistemi ve küresel ticaret başlıklarında paneller düzenlenecek. Zirvede ayrıca start-up yarışmaları, yatırımcı buluşmaları, ülke sunumları ve B2B görüşmeler gerçekleştirilecek. Bu zirvenin ABD’de yapılmasının planlandığını belirten TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım, “Biz Avrupa’daki partnerlerimizle birlikte organizasyonu Viyana’ya taşıdık. Türkiye’nin ve Türk iş dünyasının uluslararası görünürlüğü açısından çok önemli bir organizasyon olacak” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uc-kitada-yeni-ticaret-koridorlari-kuruluyor-79727</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/gurkan-yildirim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin’de enerji ve tedarik platformu kuran, Houston’da teknoloji ve lojistik ağı oluşturan, Özbekistan üzerinden Türk Cumhuriyetleri’ne açılan TÜGİAD’ın yeni rotası Balkanlar olacak. Türk iş insanının dünyada daha görünür olması ve yeni pazarlara erişmesi için çalıştıklarını söyleyen TÜGİAD Başkanı Gürkan Yıldırım, yenilenebilir enerji, gıda, altyapı, lojistik ve teknoloji alanlarında Türk firmaları için önemli iş fırsatları oluşturduklarını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakir-ve-nikel-yarisi-6-bin-metre-derine-iniyor-79725</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakır ve nikel yarışı 6 bin metre derine iniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e93ca77b0a-1779340234.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Enerji dönüşümüyle birlikte bakır, nikel ve kobalt talebinin hızla büyümesi, dünya madencilik sektörünü yeni bir dönemin eşiğine taşıyor. Elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, veri merkezleri ve yenilenebilir enerji yatırımları, geleneksel maden arzını zorlamaya başlarken sektörün gözü artık okyanus tabanına çevrilmiş durumda.</p>
<p>Danışmanlık şirketi Arthur D. Little’ın küresel doğal kaynaklar başkanı Ilya Epikhin’e göre 2027 yılı, ticari ölçekte ilk derin deniz madenciliğinin başladığı yıl olabilir. ABD’nin ilk ticari izinleri vermesi ve bunun Birleşmiş Milletler destekli Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’ni (ISA) yeni kurallar çıkarmaya zorlaması bekleniyor.</p>
<p>Uzmanlar, özellikle bakır arzındaki sıkışmanın bu dönüşümü hızlandırdığı görüşünde birleşiyor. Dünyada cevher kaliteleri düşerken yeni büyük rezerv keşifleri sınırlı kalıyor. Kobalt arzı ise birkaç ülkeye yoğunlaşmış durumda.</p>
<h2>Pasifik’in dibinde “metal hazinesi”</h2>
<p>Derin deniz madenciliğinin merkezinde “polimetalik nodül” adı verilen yumru şeklindeki mineraller yer alıyor. Bu nodüller yüzde 28-30 mangan, yüzde 1 bakır, yüzde 1 nikel ve yüzde 0,2-0,7 arasında kobalt içeriyor.</p>
<p>En büyük rezerv ise Kuzey Pasifik’teki Clarion-Clipperton Bölgesi’nde bulunuyor. Yaklaşık 4 milyon kilometrekarelik bu alanın, 30 milyar tona kadar nodül barındırdığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Sektör açısından en dikkat çekici unsur ise üretim maliyet modeli. Çünkü bu mineraller klasik madencilikte olduğu gibi kazı gerektirmiyor. Nodüller doğrudan deniz tabanından toplanabiliyor. Uzmanlara göre bu durum, daha düşük karbon ayak izi, daha hızlı üretim devreye alma süresi, daha düşük altyapı ihtiyacı, yeni arz kaynakları yaratılması gibi avantajlar sağlayabilir.</p>
<p>Özellikle Güney Kore ve Japonya’nın, nodüllerin işlenmesine yönelik ilk tesis yatırım süreçlerini hızlandırdığı belirtiliyor.</p>
<h2>Yeni jeopolitik mücadele başlıyor</h2>
<p>Derin deniz madenciliği yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mücadele alanına dönüşüyor. ABD, Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi’ne üye olmamasına rağmen kendi yasaları çerçevesinde şirketlere lisans verebiliyor. Kanada merkezli TMC’nin ABD’ye yaptığı ticari başvuru, sektörün dönüm noktası olarak görülüyor.</p>
<p>Bu durumun ISA üzerinde baskı oluşturabileceği ve küresel “Deniz Madenciliği Yasası”nın hızla tamamlanmasına yol açabileceği değerlendiriliyor. Enerji dönüşümünde kritik minerallerin stratejik öneminin artmasıyla birlikte ABD, Çin, Japonya, Güney Kore ve Avrupa Birliği arasındaki rekabetin derin denizlerde yoğunlaşması bekleniyor.</p>
<p>Bununla birlikte sektör ciddi çevresel tartışmaların da merkezinde bulunuyor. Çevre örgütleri, deniz tabanındaki sediment hareketlerinin ekosistem üzerinde kalıcı hasar bırakabileceği uyarısında bulunuyor. Özellikle nodüllerin büyük makinelerle vakumlanmasının deniz yaşamını etkileyebileceği belirtiliyor.</p>
<p>Bazı kuruluşlar çevresel etkiler tam olarak netleşmeden derin deniz minerallerini kullanmayacaklarını açıklamış durumda. Sektör ise robotik toplama sistemleriyle çevresel etkinin azaltılabileceğini savunuyor. Ancak bu yöntemlerin maliyeti halen oldukça yüksek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Şili bakır için fiyat tahminini yükseltti</span></h2>
<p>Dünyanın en büyük bakır üreticisi Şili’nin arz tahminlerini aşağı çekmesi, küresel piyasada “kalıcı yüksek fiyat” beklentilerini güçlendirdi. Cochilco’nun yeni projeksiyonuna göre 2026 bakır fiyat tahmini: 5,55 dolar/pound ile önceki tahmin: 4,95 dolar/pound seviyesinin üzerine çıktı. Şili’nin üretim tahmini de 5,3 milyon ton olarak belirlendi. Küresel talep artışının 2027’de yüzde 2,3 olacağı öngörüldü.</p>
<p>Uzmanlar, enerji dönüşümü ve yapay zeka yatırımlarının bakır talebini yapısal olarak büyüttüğünü, bu nedenle arz açığının uzun süre devam edebileceğini belirtiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakir-ve-nikel-yarisi-6-bin-metre-derine-iniyor-79725</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/bakir.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Metallar için gözler artık kara madenlerinde değil, denizlerin dibinde. ABD’nin 2027’de ilk derin deniz madenciliği iznini vermesi beklenirken, bu hamleyle metallerde yeni bir küresel rekabet başlayabileceği belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/77-milyarlik-rekorlar-araniyor-ilk-ceyrek-bilancolar-zor-diyor-79724</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> 77 milyarlık rekorlar aranıyor, ilk çeyrek bilançolar zor diyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada 25 şirketin son üç yıllık esas faaliyet kârı 8,2 milyar TL ile 77,1 milyar TL arasında değişen ortalamalarda. Havacılık sektörünün mevsimselliğinden kaynaklanan dönemsel daralma bir kenara bırakıldığında, asıl çarpıcı hikaye sanayi dışı şirketlerde gözlendi.</strong></p>
<p>Kimi yatırımcı geçmiş üç yılda milyarlarca lira esas faaliyet kârı üreten şirketlerin bu ivmeyi her ekonomik koşulda aralıksız sürdüreceğine inanma eğilimindedir. Oysaki havacılığın dönemsel etkilerini elediğimizde, üç yıllık ortalaması 41,9 milyar TL olan Ford Otosan’ın ilk çeyrekte 4,4 milyar TL seviyesinde kalması veya Türk Traktör’ün esas faaliyetlerinde eksiye savrulması, iç talepteki yavaşlamanın firmaları frenlediğini gösteriyor. Diğer tarafta ise Enerjisa ve Turkcell gibi ilk çeyrekte 10 milyar TL barajını aşarak ana işinden para kazanmaya devam eden yapılar dikkat çekiyor.</p>
<h2>Yıllık ortalamasına en yakınlar</h2>
<p>Son üç yılın esas faaliyet kâr ortalaması 12,95 milyar TL olan Tera Yatırım Menkul Değerler, yüksek performansını sürdürüyor. 2026’nın ilk çeyreğinde de güçlü şekilde artırarak 9,7 milyar TL’ye çıkardı. Tutar yıllık ortalamasına yaklaşan bir düzeyde. İvmenin korunması yıl sonunda da güçlü bir artış yaşanacağını işaret ediyor. Hissenin fiyatı ise nisanda sert düştü.</p>
<p>Emlak Konut GYO’nun esas faaliyet kâr ortalaması 10,29 milyar TL seviyesinde oluşurken, ilk çeyrekte tutar 5,15 milyar TL düzeyinde bulunuyor. Aynı ivmeyi sürdürmesi halinde yılın ikinci çeyreğinde yıllık ortalamasını geçmesi mümkün olacak. Fiyatı ise Temmuz 2025’ten bu yana arada yukarı atakları olsa da yatayda dalgalı seyrediyor.</p>
<h2>Ortalaması en yüksek olan</h2>
<p>Tüpraş, son iki yılda esas faaliyet kârını düşürse de 47,4 milyar TL ortalama ile listeye giren şirketler içinde en yüksek ortalamaya sahip. Açıkladığı 11,66 milyar TL üç aylık esas faaliyet kârı önceki yılın aynı dönemine göre artışa işaret ediyor. Ancak mevcut performansı aynı ivmeyle yıla uyarladığımızda ortalamanın altında kalma ihtimalinin yüksek olduğunu söylüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>SABİT ORAN MI, KUR FARKI MI?</strong></p>
<p><strong>Sabit oran</strong>; öngörülebilirlik, risk kalkanı, sakinlik, düzenli nakit, düşüşte avantaj. Enflasyon riski, fırsat kaçırma, faiz artış tuzağı, sınırlılık.</p>
<p><strong>Kur farkı</strong>; değer koruma, alım gücü, pasif büyüme, kriz kalkanı, telafi imkanı. Yanılsama, masraf yükü, politik risk, fırsat kaybı, atıl durum.</p>
<p><strong>GES yatırımı operasyonel gücünü artıracak önemli bir girişim olsa da tek başına yetmez</strong></p>
<p>Vakko’nun GES’i devreye alması halinde zarardan kurtulması mümkün olacak mı? ● Tuna Eken</p>
<p>Tuna, Vakko ilk çeyrekte 91,2 milyon TL zarar açıkladı. Uşak’ta hayata geçirilecek GES projesinin şirketi bu zarardan tek başına kurtarmasını beklemek eksik okuma olur. Ancak bu hamle kârlılığı destekleyecek güçlü bir operasyonel iyileşme adımı olduğu da göz ardı edilmemeli. Finansallara bakıldığında Vakko’nun ana işinden zarar etmediği, aksine FAVÖK’ü %64 artarak 504,5 milyon TL’ye çıktığı, esas faaliyetlerinden de zarardan kâra döndüğü gözleniyor. Dönem sonunda zarara çeviren ise vergi kalemi. GES devreye girdiğinde ise %6 artan brüt kârı güçlenecek.</p>
<p><strong>Miami girişimiyle hem dövizli değer artışı hem de gayrimenkul geliştirmeyi hedefliyor</strong></p>
<p>Akfen İnşaat’ın Miami’deki yatırımdan ne gibi bir kazanç beklediğini öğrenebilir miyim? ● Tunç Yıldız</p>
<p>Tunç, Akfen İnşaat’ın Miami’de 14,5 milyon dolara aldığı arsalardan temel beklentisi, salt bir arsa spekülasyonunun ötesinde olduğu söylenebilir. Firma, esas itibariyle burada konut ve iş yeri geliştirme stratejisiyle hareket etmeyi hedefliyor. Halka arz gelirlerinin kullanılarak ABD’de bir şirket kurulması, bu hamlenin pasif varlık alımından ziyade, döviz bazlı gelir yaratacak aktif bir gayrimenkul projesinin ilk adımı olduğunu gösteriyor. Dolar cinsi varlıkların bilançoya eklenmesi kur riskine karşı bilançoda ayrıca bir avantaj sağlayacaktır.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>THD fonu değer yatırımı stratejisiyle %46 yükselirken endekse paralel çıktı</strong></p>
<p>Trive Portföy’ün yönettiği Birinci Hisse Senedi (TL) Fonu (THD), geçtiğimiz yıl yatay bir seyir izledi. Yılbaşından itibaren yukarı yönelimi daha belirgin gözlendi. Yükseliş atakları geri çekilmelerle birlikte yaşansa da yılbaşından bu yana %28,8’lik bir çıkışı söz konusu. Fonun hacmi aralıktan bu yana inişli çıkışlı seyir izliyor. Büyüklüğü mayısta 9,6 milyon TL düzeyinde ve önceki aya göre artış söz konusu. THD’nin yatırımcı sayısı aynı seviyelerde olup fazla bir değişim söz konusu değil. Mayıs itibarıyla 211 yatırımcısı bulunuyor. İçsel değerinden daha düşük piyasa fiyatına sahip şirketleri tespit ederek değer yatırımı perspektifiyle hareket ediyor. Portföyünün ağırlığını Aselsan, Migros, İş C, Tofaş ve THY oluşturuyor. Son bir yılda %45,6 getiri sağarken %50,7 yükselen BIST 100’ün gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Korteks Mensucat, piyasadan %61,57 bileşik faizle 422 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Korteks Mensucat, nitelikli yatırımcılara yönelik 14.05.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 422.020.000 TL olan tahvilin yıllık basit faizi %49, bileşik faizi %61,57 olarak belirlendi. 385 gün vadeli tahvil, ayda bir kupon ödemeli olup toplamda 12 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 03.06.2027 olarak açıklandı. 14 Mayıs itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Korteks’in verdiği %49 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 9,01 puan üzerinde yer alıyor. Tahvil, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için uygun bir alternatif olarak değerlendirilmeli. İhraç, şirketin uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRSKORT62714 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e92df485bd-1779339999.png" alt="" width="978" height="243" /><strong>BMS BİRLEŞİK METAL</strong></p>
<p><strong>Maliyetli yeni hat kurmak yerine iyileştirmelerle tüm zamanların zirvesine çıktı</strong></p>
<p>BMS Birleşik Metal, galvanizli tel üretiminde nisan ayında 6.224 tona ulaşarak tarihinin en yüksek aylık üretim seviyesini kaydettiğini duyurdu. Şirket, yeni bir hat yatırımı yapmadan, sadece mühendislik iyileştirmeleri ve tel çekme makinesi takviyeleriyle üretim hacmini başarılı şekilde artırdığını belirtmekte. Sanayi firmalarında karlılığı artırmanın en etkili yolu mevcut varlıkların verimliliğini maksimize etmektir. BMS Metal, üretimi artırmak için maliyetli yeni bir galvaniz hattı kurmak yerine mevcut makineleri iyileştirmesi kâr potansiyelini artırmış oldu.</p>
<p><strong>SEĞMEN KARDEŞLER GIDA</strong></p>
<p><strong>Hakim ortaklar paylarını sattı. Hisse devri için Rekabet Kurumunun onayı bekleniyor</strong></p>
<p>Firmanın hakim ortakları Seğmen ailesi, sermayede sahip oldukları %74,85 payı toplamda 82,4 milyon dolara Altun Gıda, GMS Yatırım ve Ümit Gümüş’e devretmek üzere anlaşmaya vardı. Hisse devri için gerekli kurumlardan onay bekleniyor. Öte yandan şirket kurumsal satış ağını genişletirken, Migros ve bir başka zincir marketle ulusal çaptaki mağazalarda ürün satışı için anlaşmaya vardı. Firma ayrıca, üç farklı lokasyonda toplam 290 dönüm alanda organik çilek ekimi yaparken, gerçekleşecek üretimin tamamını ihracata yönelik değerlendirecek. Bu işten 3,6 milyon euro gelir bekliyor.</p>
<p><strong>BAHADIR KİMYA</strong></p>
<p><strong>Yatırım teşvik belgesinde limiti yükseltti. Toplam teşvik tutarı 279 milyona çıktı</strong></p>
<p>Bahadır Kimya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan aldığı yatırım teşvik belgesindeki tutarı 29,4 milyon TL artırarak toplamda 278,7 milyon TL’ye yükseltti. Belge kapsamında şirketin vergi indirimi, sigorta primi işveren hissesi desteği ve KDV istisnası avantajlarından faydalanmaya devam edeceği belirtildi. Şirket gerçekleştirdiği işlemle birlikte, yatırımlarındaki güncel maliyet artışlarını devletin sunduğu teşviklerle yeniden güvence altına alma yoluna gitti. Yatırımların devam ettiği süreçlerde kapasite güncellemeleri veya ek maliyetler ortaya çıkabilmekte.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e92c33a154-1779339971.png" alt="" width="232" height="178" /></strong><strong>Vestel Beyaz Eşya marttan bu yana tabanda geziniyor. Fonların satışı öne çıkıyor</strong></p>
<p>Vestel Beyaz Eşya’da fonlar satış ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %27,44 ile toplamda 759 bin lot azalarak 2,01 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 9 iken sayı 6’ya geriledi. GTM fonu 741,9 bin lot ile en fazla satışı yaparken, BIY fonu 9,7 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 4 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan bulunmuyor. En yüksek hedef fiyat önerisini İş Yatırım 15,17 TL ile verdi. En düşük beklenti 9,50 TL ile Deniz Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/77-milyarlik-rekorlar-araniyor-ilk-ceyrek-bilancolar-zor-diyor-79724</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 77 milyarlık rekorlar aranıyor, ilk çeyrek bilançolar zor diyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ticaret-bakanligindan-gaibe-odul-79790</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ticaret Bakanlığı’ndan GAİB’e ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Tekstil sektöründe yeşil dönüşüm bilincinin güçlendirilmesi ve firmaların küresel sürdürülebilirlik kriterlerine uyum süreçlerinin hızlandırılması amacıyla yürütülen proje, sektörde fark yaratan uygulamalarıyla dikkat çekti. Proje kapsamında yer alan 17 firmaya yönelik detaylı ihtiyaç analizleri gerçekleştirilirken, firmaların sürdürülebilir üretim vizyonlarını güçlendirecek kapsamlı eğitim ve danışmanlık faaliyetleri düzenlendi.</p>
<p>Katılımcı firmalara, Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon ve su ayak izi hesaplamaları ile Yaşam Döngüsü Analizi (LCA) gibi günümüz küresel ticaretinde kritik öneme sahip başlıklarda eğitimler verilerek, çevresel farkındalıklarının artırılması ve sürdürülebilir üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi hedeflendi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen programda Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat tarafından takdim edilen ödül, sektör temsilcileri tarafından memnuniyetle karşılanırken, ödülü teslim alan GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan, sürdürülebilirliğin tekstil sektörü açısından artık bir seçenek değil, kaçınılmaz bir gereklilik olduğuna dikkat çekti. Akcan, “Tex-Stain UR-GE Projesi ile firmalarımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmayı, aynı zamanda çevresel sorumluluklarını etkin bir şekilde yerine getirmelerini sağlamayı amaçlıyoruz. Aldığımız bu ödül, ortaya koyduğumuz vizyonun ve yürüttüğümüz çalışmaların doğru yönde ilerlediğinin güçlü bir göstergesidir. Sürdürülebilir geleceğe katkı sunan bu projede emeği bulunan tüm paydaşlarımıza, katılımcı firmalarımıza ve kıymetli personellerimize teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p>Tekstil sektöründe sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm odaklı çalışmaların önümüzdeki dönemde daha da ivme kazanması beklenirken, Tex-Stain UR-GE Projesi’nin firmaların uluslararası pazarlara uyum süreçlerini hızlandırarak sektöre uzun vadeli değer katmaya devam etmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ticaret-bakanligindan-gaibe-odul-79790</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/ticaret-bakanligindan-gaibe-odul-1779370074.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen “UR-GE Projesi Desteği” kapsamında hayata geçirdiği “Tex-Stain: Tekstilde Sürdürülebilirlik UR-GE Projesi” sürdürülebilir üretim alanında ortaya koyduğu örnek çalışmalarla İyi Uygulama Ödülü’ne layık görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ticaret-bakanligindan-gsoya-ur-ge-odulu-79789</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ticaret Bakanlığı’ndan GSO’ya UR-GE ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, ihracat odaklı çalışmalar, firmaların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik projeler ve başarılı uygulamalar değerlendirildi. Bu kapsamda Gaziantep Sanayi Odası’nın yürüttüğü ‘’Gaziantep Ayakkabı Kümesi İhtiyaç Analizi’’ faaliyeti iyi uygulama örneği olarak ödüllendirildi. Programda ödül, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat tarafından GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi’ye takdim edildi.</p>
<p>Ödül sonrası değerlendirmelerde bulunan GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, ‘’Gaziantep köklü üretim kültürü, güçlü sanayi altyapısı, yenilikçi vizyonu ve yıllık 10 milyar doların üzerinde ihracatı ile ülkemizin 6. büyük ekonomisine sahip kentidir. Ayakkabı, terlik ve yan sanayi sektörü de en başarılı olduğumuz sektörlerden birisi olup, sektörümüz yaptığı ihracatla İstanbul’dan sonra ikinci sırada yer almaktadır. Gaziantep Sanayi Odası olarak bizler de sektörümüzün daha da gelişip büyümesi için proje bazlı çalışmalar yürütüyoruz’’ dedi.</p>
<p>GSO tarafından 2011 yılından bu yana hayata geçirdikleri UR-GE projeleriyle firmaların ihracat kapasitelerini artırmaya ve dış pazarlarda rekabet avantajı kazanmalarına katkı sunduklarını dile getiren Ünverdi, ‘’ Ticaret Bakanlığı’nın UR-GE desteği kapsamında 20 proje yürütürken, farklı sektörlerden 500’ün üzerinde firmanın katılımıyla çok sayıda faaliyet gerçekleştirdik. Ödüllendirilen İhtiyaç Analizi faaliyetimizin rehberliğinde firmaların ihtiyaçları ve sektörel hedefleri belirleyerek küme faaliyetlerine yön verecek stratejik bir yol haritası oluşturuyoruz. Hazırladığımız yol haritası doğrultusunda eğitim, tanıtım, Romanya ikili iş görüşmeleri yurtdışı pazarlama faaliyeti ile Çin Canton Fuarı yurtdışı pazarlama faaliyetleri gerçekleştirdik. Gaziantep Sanayi Odası olarak UR-GE projeleri kapsamında firmalarımızın ihracat kapasitelerini geliştirmeye, yeni pazarlara erişimlerini artırmaya ve uluslararası rekabet güçlerini desteklemeye yönelik çalışmalarımızı aynı doğrultuda devam ettireceğiz. Bu vesileyle Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat'a, Zirve'nin düzenlenmesinde emeği olan herkese ve UR-GE ekibimize teşekkür ediyorum’’ ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>UR-GE Nedir?</strong></p>
<p>5973 sayılı Karar kapsamında yer alan “Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Genelge” UR-GE Proje Desteği ile iş birliği kuruluşlarının, kümelenme anlayışı ve proje yaklaşımı çerçevesinde ihracata yönelik gerçekleştirdikleri faaliyetler desteklenmektedir. Yüzde 75 destekli olarak gerçekleştirilen URGE projeleri ile tanıtım, eğitim, danışmanlık, yurtdışı pazarlama, alım heyeti faaliyetleri, istihdam desteği ve bireysel danışmanlık gibi konularda firmalara destek verilerek uluslararası rekabet güçlerinin artırılması sağlanmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ticaret-bakanligindan-gsoya-ur-ge-odulu-79789</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/9/1280x720/ticaret-bakanligindan-gsoya-ur-ge-odulu-1779369912.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Sanayi Odası (GSO), Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Responsible-Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi programında, yürüttüğü UR-GE Projesi kapsamında “İyi Uygulama Örneği” ödülüne layık görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ankara-turizmi-ankara-uzun-gece-ye-hazirlaniyor-79753</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara turizmi ‘Ankara Uzun Gece’ ye hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Turizm Derneği Kurucu Başkanı Berker Bülbüloğlu, Yönetim Kurulu Üyeleriyle birlikte  Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’yı ziyaret etti. Görüşmede Ankara’nın turizm potansiyeli, turizmdeki  mevcut konumunun güçlendirilmesi gibi konular görüşüldü.</p>
<p>Ankara Turizm Derneği Kurucu Başkanı Berker Bülbüloğlu, Ankara’nın binlerce yıllık tarihi, gastronomisi, kültürel mirası, sanat yaşamı, kongre altyapısı ve şehir hafızasıyla çok güçlü bir destinasyon olduğunu bildirdi. Bülbüloğlu, Ankara Turizm Derneği olarak bu potansiyelin görünür hale gelmesi, Ankara’nın sadece resmi ziyaretlerle anılan bir şehir olmaktan çıkarak 12 ayı yaşayan bir turizm merkezine dönüşmesi için çalıştıklarını kaydetti.</p>
<p><strong>“Uluslararası festivale dönüşecek”</strong></p>
<p>Ankara Turizm Derneği tarafından hazırlanan “Ankara Uzun Gece” projesi de Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’ya sunuldu. Bülbüloğlu,  Eylül ayında hayata geçirilmesi planlanan ve Türkiye’de şehir deneyimi alanında bir ilk olma özelliği taşıyan projenin, Bakanlık nezdinde olumlu karşılandığını anlattı.</p>
<p>Bülbüloğlu’nun verdiği bilgilere göre “Ankara Uzun Gece” projesi kapsamında müzeler, sanat galerileri, kültür merkezleri ve özel koleksiyon alanları aynı gün belirlenen saatler boyunca ziyaretçilere açık olacak, ziyaretçiler ise tek kart sistemiyle tüm deneyim noktalarına erişebilecek.</p>
<p>Projeyle birlikte Başkent’in farklı noktalarında geceye özel performanslar, dijital sanat deneyimleri, sokak müziği durakları, gastronomi rotaları ve yaşayan şehir hikâyelerini merkeze alan özel etkinliklerin de gerçekleştirilecek.</p>
<p>Özellikle gençler, üniversite öğrencileri, yabancı misyon temsilcileri ve şehir deneyimi odaklı turist profiline hitap edecek yeni nesil bir şehir atmosferi oluşturulacak.</p>
<p>Ankara Turizm Derneği, Ankara Uzun Gece Projesini ilerleyen yıllarda uluslararası katılımlı şehir festivaline dönüştürmeyi amaçlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ankara-turizmi-ankara-uzun-gece-ye-hazirlaniyor-79753</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/3/1280x720/56-1779350926.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Turizm Derneği Eylül ayında hayata geçirilecek “Ankara Uzun Gece” projesine hazırlanıyor. Proje kapsamında müzeler, sanat galerileri, kültür merkezleri ve özel koleksiyon alanları aynı gün belirlenen saatler boyunca ziyaretçilere açık olacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bakan-kurumdan-onemli-bir-cagri-geldi-iklim-politikasinin-yeni-adi-elektrifikasyon-79731</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kurum&#039;dan önemli bir çağrı geldi: İklim politikasının yeni adı elektrifikasyon</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>COP31 Başkanlığını üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “elektrifikasyon konusunda küresel tartışma başlatma” çağrısı yaptı. Elektrifikasyonu COP31’in ana başlıklarından biri olarak gündeme getiren bu çağrı, yeni enerji ekonomisine uyum çağrısı olarak değerlendirilebilir.</strong></p>
<p>COP31 Başkanlığını üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Kopenhag İklim Bakanları Toplantısı’nda “elektrifikasyon konusunda küresel tartışma başlatma” çağrısı yaptı. Kurum, dünya ekonomisinin elektrifikasyon hızının acilen artırılması gerektiğini belirterek, bunun hem iklim değişikliğiyle mücadele hem de önceki COP’larda verilen taahhütlerin uygulamaya geçmesi açısından kritik olduğunu söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e9c9a8538b-1779342490.png" alt="" width="560" height="331" /></p>
<p>Kurum’un ifadesiyle elektrik, bugün nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturuyor. Yani binaları ısıtmak ve soğutmak, aydınlatma, cihazlar, makineler, araçlar ve üretim süreçleri dahil olmak üzere son kullanıcıların tükettiği toplam enerjinin yalnızca beşte biri elektrikten geliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2050 Net Sıfır Emisyon senaryosuna göre bu oranın 2030’a kadar yüzde 27’nin üzerine, yüzyılın ortasına kadar ise yüzde 50’nin üzerine çıkması gerekiyor.</p>
<p>Mevcut enerji krizinin yenilenebilir enerji üretiminin ve ulusal enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesinin önemini ortaya koyduğunu vurgulayan Kurum, Kopenhag’da yaptığı konuşmada, şunları söyledi: “Hükümetler, uluslararası kuruluşlar ve özel sektör, enerji dönüşümünün kritik bir sınırı olarak elektrifikasyona giderek daha fazla odaklanıyor. Bugün nihai enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 20’si elektrikle karşılanıyor. Birlikte bu oranı mümkün olan en hızlı şekilde artırmayı hedeflemeliyiz. Bu misyona ulaşmak için elektrik üretimini karbonsuzlaştırmak şart. Ancak bu tek başına yeterli değil. Aynı zamanda yaşamlarımız boyunca süreçleri de elektrifiye etmemiz gerekiyor.”</p>
<p><strong>Yeni bir kalkınma meselesi</strong></p>
<p>Kurum’un çağrısı, teknik bir oran tartışması değil. Ekonominin nasıl çalışacağına, şehirlerin nasıl ısınacağına, ulaşımın nasıl dönüşeceğine ve enerji güvenliğinin hangi kaynaklara dayanacağına ilişkin yeni bir kalkınma meselesi konusu.</p>
<p>Kurum’un “Küresel ölçekte elektrifikasyon üzerine bir tartışma başlatmak istiyoruz” sözleri, COP31’in Antalya’da yalnızca hedeflerin konuşulduğu bir zirve değil, uygulama araçlarının masaya yatırıldığı bir platform olacağı mesajını da güçlendiriyor. Çünkü elektrifikasyon, ancak temiz elektrik üretimiyle birlikte anlam kazanıyor. Fosil kaynaklarla üretilen elektriğin kullanımını artırmak, iklim hedefleri açısından kalıcı çözüm değil.</p>
<p>2025’te temiz elektrik üretimi küresel talep artışının tamamını karşıladı<br />Ember’in Global Electricity Review 2026 raporu da, Bakan Kurum’un yaptığı çağrının neden kritik olduğunu rakamlarla ortaya koyuyor: 2025’te düşük karbonlu elektrik üretimi 887 TWh arttı ve 849 TWh’lik küresel elektrik talebi artışının tamamını karşılamaya yetti. Başka bir ifadeyle dünya ekonomisi elektrik talebini büyütürken, fosil yakıtlardan elektrik üretimini artırmak zorunda kalmadı. Fosil elektrik üretimi 38 TWh, yani yüzde 0,2 geriledi.</p>
<p>Rapora göre, 2025’te yenilenebilir kaynaklar modern elektrik sisteminde ilk kez kömürü geçti. Güneş, rüzgâr, hidroelektrik ve diğer yenilenebilir kaynakların toplam payı yüzde 33,8’e ulaşırken, kömürün payı yüzde 33’e geriledi. Kömür üretimi 2025’te 63 TWh azaldı. Bu, yalnızca sembolik bir eşik değil; yüz yılı aşkın süredir küresel elektrik sisteminin omurgasında yer alan kömürün pay kaybettiği yeni bir dönemin işareti.</p>
<p><strong>Elektrik sisteminin esnekliği kritik</strong></p>
<p>Ancak bu hikâyenin yalnızca güneş ve rüzgârla yazılamayacağı da açık. Elektrifikasyon arttıkça, elektrik sisteminin esnekliği daha kritik hale geliyor. Çünkü güneş enerjisi gün ortasında rekor üretim yaparken, talep günün farklı saatlerine yayılıyor. Bu nedenle bataryalar enerji dönüşümünün belirleyici aktörü haline geliyor.</p>
<p>Ember, bataryaların güneşi “gündüz elektriği” olmaktan çıkarıp günün diğer saatlerine taşıyabilecek yeni bir eşiğe geldiğini vurguluyor. Rapora göre depolama, özellikle güneş payı yükselen sistemlerde, temiz elektriğin güneşsiz saatlere aktarılması ve fosil üretimin azaltılması açısından temel araçlardan biri olacak. Bu noktada, elektrifikasyon başlığını yalnızca elektrikli araçlar ya da ısı pompaları üzerinden değerlendirmek eksik kalır. Temiz üretim, güçlü şebeke, depolama, talep tarafı yönetimi, bina verimliliği, sanayi elektrifikasyonu ve şehir planlaması dahil, kapsayıcı bir sistem oluşturulması şart.</p>
<p>Antalya’da yapılacak COP31, Türkiye’ye iklim diplomasisinde yalnızca ev sahibi olma değil, uygulama mimarisi kurma fırsatı sunacak. Bakan Kurum’un Kopenhag’tan yaptığı çağrı, elektrifikasyonu bu mimarinin ana başlıklarından biri olarak gündeme getiriyor. Dolayısıyla, yalnızca bir iklim çağrısı değil, yeni enerji ekonomisine uyum çağrısı olarak değerlendirilebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bakan-kurumdan-onemli-bir-cagri-geldi-iklim-politikasinin-yeni-adi-elektrifikasyon-79731</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/1/1280x720/murat-kurum-1779342472.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Kurum&#039;dan önemli bir çağrı geldi: İklim politikasının yeni adı elektrifikasyon ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yumurta-fiyatlarinda-takvim-sasti-79723</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yumurta fiyatlarında takvim şaştı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Her yıl bu dönemde gerileyen yumurta fiyatları, bu kez artış gösterdi. Sektörde “Mayıs Çukuru” olarak bilinen ve havaların ısınmasıyla birlikte talebin zayıflaması sonucu fiyatların gerilediği dönem, bu yıl tersine döndü. Türkiye’nin önemli yumurta üretim merkezlerinden Kayseri ve Afyon’da üretici fiyatlarında yukarı hareketlenme başladı. 6 Nisan ile 18 Mayıs tarihleri arasında üretici fiyatları yüzde 20 ila yüzde 40 oranlarında arttı. “Adı Mayıs Çukuru ama biz bunu Şubat’ta yaşadık” diyen sektör temsilcileri “Mayıs Çukuru” olarak adlandırılan ve Nisan sonu–Mayıs ortasında talep düşüşüyle fiyatların gerilediği dönem bu yıl takvim olarak değil, fiilen öne çekilmiş durumda. Şu an hâlâ o çukurun içindeyiz” dediler.</p>
<h2>Zam değil zararın telafisi </h2>
<p>Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, üretici fiyatlarındaki son artışın “zam” değil, şubattan bu yana süren zararın bir kısmını azaltma çabası olduğunu söyledi. Sektörün hâlâ “Mayıs Çukuru”nda olduğunu vurgulayan Afyon, kamuoyunda “fiyatlar yükseliyor” algısı oluştuğunu ancak üretici tarafında tablonun bunun tam tersi olduğunu kaydetti. Afyon şöyle devam etti; “Biz Mayıs Çukuru’nu 3 ay önce Şubat’ta yaşamaya başladık. Hatta çukurun çukurunu gördük. Şubatta ihracat kanalı daraldı, üretici iki seçenekle karşı karşıya kaldı. Ya ürünü çok düşük fiyata verecekti ya da çöpe dökecekti. Çöpe dökmemek için 2,25 TL’ye satış yaptı. Üretici fiyatları 5,50 TL seviyelerinden 2,50–2,80 TL bandına kadar geriledi. Şu an görülen hareket, zam değil; zarar eden üreticinin maliyetine biraz daha yaklaşma çabası. Bir yumurtanın güncel üretim maliyeti yaklaşık 4,25 TL. Son bir aydaki kıpırdanma, hâlâ maliyetin altında. Buna ‘zam’ denmesi doğru değil.”</p>
<h2>İhracat etkisi: Çöpe gidecek ürün dışarı gitti</h2>
<p>Üretici fiyatındaki son hareketin temel nedeninin talep artışı değil, ihracat kısıtlarının kısmen gevşetilmesi olduğunu kaydeden Afyon, “Aylık 1.000 ton seviyesine kadar düşen ihracat izni Nisan sonu itibarıyla 5.000 tona çıkarıldı. Bu da iç piyasada bayatlayacak ürünün dışarı gitmesini sağladı, sektöre ancak nefes aldırdı. Bu artış ‘5 kat arttı’ gibi algılanmamalı. Bizim normalde 10 bin ton ve üzeri ihracatımız var” dedi. Perakende fiyatların üretici fiyatlarıyla birebir ilişkilendirilmesinin de doğru olmadığını vurgulayan Afyon; son olarak yumurta ile beyaz et sektörünün sıkça karıştırıldığını belirterek, alınan bazı kararların yumurta üreticisini dolaylı etkilediğini, ancak iki sektörün dinamiklerinin tamamen farklı olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yumurta-fiyatlarinda-takvim-sasti-79723</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/yumurta-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sektörde “Mayıs Çukuru” olarak bilinen ve havaların ısınmasıyla birlikte talebin zayıflaması sonucu fiyatların gerilemeye başlaması beklenen bu dönemde Türkiye’nin önemli yumurta üretim merkezlerinde üretici fiyatları yüzde 20 ila yüzde 40 oranlarında arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sapden-otonom-isletme-cagi-79722</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> SAP’den otonom işletme çağı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zekânın işletmelerde kullanımı şimdiye kadar verinin dışarıya sızmasını engelleme boyutu ile ele alınıyordu. SAP, otonom işletme tanımlaması ile burada farklı bir dünyanın kapısını açıyor.</p>
<p>Şirketin 14 Nisan 2026’da Wyndham Grand’de düzenlediği SAP Connect Day etkinliğinde ortaya koyduğu otonom işletme kavramı sadece bir vizyon değil gerçekleşmiş bir iş kurgusu. NVIDIA CEO’su Jensen Huang’ın yapay zekânın bundan sonra çıkarıma dayalı gelir ya da hâsıla üretmeye hizmet edeceğini vurguladığı yapay zekâ, Hasso Plattner’in kurduğu şirkette fiziksel karşılığını bulmaya doğru ilerliyor. İlerliyor diyorum çünkü bir çözümün ortaya koyulması ile hakkı verilerek kullanılmaya başlaması arasında belirli bir faz farkı bulunuyor.</p>
<p>Bizim gibi olaylara dışarıdan bakma lüksüne sahip olanların ise, olacakları önceden bildirme ya da kehanette bulunma gibi bir ayrıcalığı var. Bunun halk arasındaki karşılığı olarak “bekara karı boşamak kolay” ifadesi kullanılıyor. Bu ayrıcalıkla ben çok önceden yapay zekânın asıl değerini ortaya koymasının bulut ile mümkün olacağını ve daha ileri aşamada Metaverse’ün omniverse yapısında asıl büyük sıçramayı yapacağını yazmıştım. Bugünkü gündemimiz hangi verinin buluta çıkıp hangisinin çıkamayacağı ile sınırlı olsa da o günlerin geleceğine inancım tam ve SAP’nin bu yönde önemli bir adım attığını görebiliyorum.</p>
<p>SAP Connect Day'de ortaya konulan otonom işletme kavramı, şirketlerin veri, bulut ve yapay zekâ entegrasyonuyla geleceğin ihtiyaçlarına daha hazırlıklı hale getirilmesini hedefliyor. SAP’nin ABD’deki lansmanın hemen ardından Türkiye’de duyurduğu yenilikleri otonom işletme ve bunu destekleyen ayaklarla birlikte üç noktaya odaklanıyor:</p>
<ul>
<li><strong>Yapay Zeka Odaklı Vizyon:</strong>SAP'nin yapay zekâ asistanı Joule'un çalışma modeli ve yeni “Üretken Kullanıcı Arayüzü” (Generative UI) deneyimlerini içeriyor.</li>
<li><strong>Otonom İşletmeler:</strong>Organizasyonların yapay zekâ ile desteklenerek daha çevik, uçtan uca izlenebilir ve otomatik karar alabilen yapılar haline getirilmesini kapsıyor.</li>
<li><strong>Görünmeyeni Yönetmek:</strong>Kurum hafızasının stratejik bir güce dönüştürülmesine yönelik olarak, veri analitiği ve SAP BTP (Business Technology Platform) çözümleriyle değer yaratma yöntemlerini içeriyor.</li>
</ul>
<p>Bu çözümleri günümüzün ekonomik istikrarsızlık ortamı ile birlikte ele almak, SAP’nin otonom işletme ve yapay zekâ (Joule) çözümlerinin nereye oturduğunu anlamak için salt teknoloji temelli bir yaklaşıma göre çok daha iyi bir bakış sağlayacaktır, diye düşünüyorum. Burada şu maddelere işaret etmek gerekiyor:</p>
<ul>
<li><strong>Gerçek Zamanlı Veri Analizi:</strong>Geçmiş raporlar yerine anlık finansal ve operasyonel verileri sunarak saniyeler içinde doğru karar almayı kolaylaştırıyor.</li>
<li><strong>Yapay Zekâ Destekli Öngörü:</strong>Piyasadaki ani dalgalanmaları ve talep değişimlerini önceden tahmin ederek nakit akışını ve stokları koruyor.</li>
<li><strong>Senaryo Simülasyonları:</strong>Enflasyon, kur artışı veya tedarik zinciri krizlerinde "Eğer şöyle olursa ne olur?" senaryolarını saniyeler içinde test eder.</li>
<li><strong>Otomatik Maliyet Optimizasyonu:</strong>Rutin işleri otonom hale getirerek operasyonel maliyetleri düşürüyor ve kaynakları kriz yönetimine aktarıyor.</li>
<li><strong>Hızlı Adaptasyon:</strong>Tedarikçi veya pazar riskleri oluştuğunda sistem alternatif rotaları ve çözümleri otomatik olarak öneriyor.</li>
</ul>
<p>Bu alanı biraz derinlemesine ele almakta yarar var. Böylece, teknoloji uyarlama kararlarının sadece yeni teknolojiyi kullanma adına atılacak bir adım olmaktan çıkarıp en optimum faydayı sağlayacak şekilde kullanılmasına bir katkım olabilir, diye düşünüyorum. Bu üç ekonomi bağlantısını şöyle sıralayayım. Bunu sadece entelektüel bir çaba olarak yapmıyorum. Biz sahnedeki teknolojinin ayrıntıları ile büyülenirken aralarda konuştuğum iş dünyasından teknoloji yöneticileri, patronlarının yeni yatırım istemediğini ve en önemli önceliğin stokları eritmek olduğunu ifade etti. İktisatçılar bunun iç ve dış pazarda talebin düşmesinden mi, devalüasyon beklentisinden mi yoksa finansal getirilerin artacağı bir dönemde şirket kaynaklarını üretimden çekip faiz gibi alternatif gelir kalemlerine aktarma isteğinden mi kaynaklandığını benden daha iyi anlatabilirler. Benim mahalle esnafı, piyasada çok bulunmayan beş liraların 50 kuruşun yerini alacağı bir Türkiye bekliyor. Bunu vurguladıktan sonra teknoloji ile finansmanın kesiştiği noktanın üzerinde biraz durmak istiyorum. Burada da üç ayak bulunuyor.  </p>
<ol>
<li><strong> Nakit Akışı Yönetimi</strong></li>
</ol>
<p><strong>Anlık Likidite Takibi:</strong> Tüm banka hesapları, alacaklar ve borçlar tek ekranda anlık olarak birleşir. Güncel nakit pozisyonu her an görünür oluyor.</p>
<p><strong>Akıllı Alacak Yönetimi:</strong> Yapay zeka, müşteri ödeme alışkanlıklarını analiz eder. Gecikme riski olan faturaları erkenden tespit ederek nakit sıkışıklığını önlüyor.</p>
<p><strong>Dinamik Vade Yönetimi:</strong> Yüksek enflasyon ortamında kârlılığı korumak için tedarikçi ödeme vadeleri ve müşteri tahsilat süreleri otomatik optimize ediliyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Tedarik Zinciri Esnekliği</strong></li>
</ol>
<p><strong>Alternatif Tedarikçi Rotaları:</strong> Bir tedarikçide kriz veya gecikme yaşandığında, sistem otomatik olarak alternatif üreticileri ve maliyetleri listeliyor.</p>
<p><strong>Lojistik Maliyet Optimizasyonu:</strong> Akaryakıt fiyatları veya rota kısıtlamaları değiştiğinde, en ucuz ve en hızlı sevkiyat planı yapay zekâ ile anında yeniden çiziliyor.</p>
<p><strong>Görünürlük:</strong> Ham maddeden son tüketiciye kadar tüm süreç uçtan uca izleniyor. Olası aksamalar günler öncesinden tahmin ediliyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Stok Kontrolü ve Optimizasyon</strong></li>
</ol>
<p><strong>Öngörücü Stok Yönetimi:</strong> Yapay zekâ, piyasadaki talep dalgalanmalarını tahmin ediyor. Şirketin gereksiz stok holding maliyetine katlanmasını engelliyor.</p>
<p><strong>Kritik Seviye Alarmları:</strong> Ani kur veya fiyat artışları öncesinde, stok seviyesi kritik olan ham maddeler için sistem otomatik satın alma talebi oluşturuyor.</p>
<p><strong>Ölü Stok Analizi:</strong> Satışı yavaşlayan ürünleri hızla tespit ediyor. Sermayenin raflarda kilitli kalmasının önüne geçiyor.</p>
<p>Geçmişte finans ve enerji gibi daha statik alanlara odaklanan SAP’nin şu anda ana odağını oluşturan perakende sektörü, konunun hız boyutunu ele almamızı da gerekli kılıyor. Bu analizi hızlı tüketilen ürünler (FMCG) üzerinden yapmanın daha çarpıcı olacağını düşünüyorum.</p>
<p>Hızlı Tüketim Ürünleri (FMCG) sektörü; düşük kâr marjları, çok hızlı dönen ürün rafları, hassas son kullanma tarihleri ve anlık değişen tüketici alışkanlıkları nedeniyle makroekonomik dalgalanmalardan en çok etkilenen alanların başında geliyor. Google’ın AI Modu şu noktaları karşıma çıkardı.</p>
<p>SAP'nin otonom işletme ve yapay zekâ (Joule) çözümleri, bu ultra dinamik pazarda şirketlere şu kritik operasyonel ve finansal avantajları sağlar: </p>
<ol>
<li>Rafın Boşalması (Out-of-Stock) Riskinin Sıfırlanması</li>
</ol>
<p><strong>Anlık Talep Tahmini:</strong> Yapay zeka; hava durumu, bölgesel etkinlikler, sosyal medya trendleri ve enflasyonist alışveriş eğilimlerini analiz eder. Hangi market rafında hangi ürünün ne zaman tükeneceğini günler öncesinden öngörür.</p>
<p><strong>Otomatik İkmal (Replenishment):</strong> Sistem, azalan stoklar için insan müdahalesine gerek kalmadan fabrikaya üretim veya dağıtım merkezine sevkiyat emri gönderir. Bu sayede raflar hep dolu kalır ve ciro kaybı önlenir. </p>
<ol start="2">
<li><strong> Son Kullanma Tarihi (SKT) ve Atık Yönetimi</strong></li>
</ol>
<p><strong>“Akıllı” Bozulabilir Ürün Takibi:</strong> Süt ürünleri, et veya taze gıda gibi raf ömrü kısa ürünlerin takibi otonomlaşır. SKT'si yaklaşan ürünler sistem tarafından erkenden fark edilir.</p>
<p><strong>Dinamik Fiyatlandırma ve Promosyon:</strong> Sistem, eldeki fazla stoğu eritmek amacıyla market zincirlerine anlık olarak indirim veya özel promosyon paketleri önererek ürünlerin çöpe gitmesini (fireyi) engeller. </p>
<ol start="3">
<li><strong> Dalgalı Ham Madde ve Ambalaj Maliyetleri Yönetimi</strong></li>
</ol>
<p><strong>Stratejik Satın Alma Zamanlaması:</strong> FMCG'de plastik, kağıt, kakao veya buğday gibi emtia fiyatları kriz anlarında çok hızlı değişir. SAP, küresel piyasaları izleyerek satın alma ekiplerine "Fiyatlar yükselmeden önce ambalaj tedarikini yüzde 20 artır" gibi proaktif tavsiyelerde bulunur.</p>
<p><strong>Reçete Optimizasyonu:</strong> Bir ham maddenin tedariki imkansızlaştığında veya maliyeti aşırı arttığında, sistem Ar-Ge ve üretim bacaklarına kaliteyi bozmayacak alternatif girdi senaryoları simüle eder. </p>
<ol start="4">
<li><strong> Lojistik ve Dağıtım Ağının Otonom Yönetimi</strong></li>
</ol>
<p><strong>Dinamik Rota Yönetimi:</strong> Her gün yüzlerce kamyonla binlerce bakkal ve markete dağıtım yapan FMCG şirketleri için akaryakıt ve zaman en büyük maliyettir. Yapay zeka, anlık trafik, hava durumu ve sipariş yoğunluğuna göre dağıtım rotalarını her sabah otonom olarak yeniden çizer.</p>
<p><strong>Sevkiyat Birleştirme:</strong> Farklı kategorideki (örn: temizlik ürünleri ile kuru gıda) siparişleri, hacim ve ağırlık kurallarına göre aynı araçta maksimum dolulukla birleştirerek karbon ayak izini ve lojistik maliyetini düşürür.</p>
<p>AI Modu, benim için burada geleneksel yöntemle bu çözüm arasındaki farkı gösteren bir tablo da oluşturdu.</p>
<p><strong>FMCG İçin Geleneksel Yöntem vs. SAP Otonom Çözümü</strong></p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td>
<p><strong>Operasyonel Süreç </strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>Geleneksel / Manuel Yöntem</strong></p>
</td>
<td>
<p><strong>SAP Otonom İşletme Çözümü</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Talep Tahmini</strong></p>
</td>
<td>
<p>Geçmiş yılın satış verilerine bakarak tahminde bulunma (Genelde sapma payı yüksektir).</p>
</td>
<td>
<p>Anlık pazar verileri, enflasyon eğilimleri ve yapay zeka ile %95'e varan doğrulukta tahmin.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Sipariş Yönetimi</strong></p>
</td>
<td>
<p>Satış temsilcilerinin marketleri gezip Excel ile sipariş toplaması (Yavaş ve hataya açık).</p>
</td>
<td>
<p>Sistemler arası (B2B entegrasyonuyla) market rafından fabrikaya otonom ve saniyeler içinde sipariş geçilmesi.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p><strong>Kampanya Yönetimi</strong></p>
</td>
<td>
<p>Aylık veya sezonluk sabit promosyonlar düzenleme.</p>
</td>
<td>
<p>Stok ve kârlılık durumuna göre saatlik, dinamik ve kişiselleştirilmiş bölge kampanyaları.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>Yapay zekâ destekli otonom işletme ve bunu oluşturacak araçları sunan SAP yapay zekâ sayesinde bu avantajları sağlarken insan zekâsının ne yaptığına da bir bakmak gerekiyor. Beymen Group CEO'su Elif Çapçı ve SAP Türkiye Endüstrilerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Elif Ertan  ile sahnede bütün bunlardan azade olarak “Lüksün Dönüşümü” teması ekseninde konuştu. İnsan zekâsı doğal olarak türbülansın daha az olduğu alanlara vurgu yapmaya odaklanıyor. Bu da teknoloji ile iş ve ekonominin kesiştiği noktada iyi öğrenilmesi gereken bir ders.</p>
<p>Buradan ilerlemeye devam edersem, Gemini’ın yardımı ile oluşturduğum CEO bakış açısı özetinin de tam bu noktada tamamlayıcı bir unsur oluşturduğunu düşünüyorum.</p>
<p>SAP’nin "AI Agents" (Yapay Zeka Ajanları) merkezli yeni iş modeline geçişi, teknoloji dünyasında sadece bir ürün güncellemesi değil, <strong>kurumsal yazılımın "kayıt tutma" (system of record) mekanizmasından "eylem alma" (system of action) mekanizmasına evrilmesidir.</strong></p>
<p>Bir CEO perspektifiyle bu dönüşümü üç temel sütunda, stratejik bir iş vizyonu olarak şöyle özetleyebilirim:</p>
<ol>
<li><strong> "Süreç Yönetimi"nden "Otonom Sonuç"a Geçiş</strong></li>
</ol>
<p>Geleneksel ERP (Kurumsal Kaynak Planlama) sistemlerinde biz veriyi girer, işler ve raporlardık. İnsanlar, sistemin önünde duran operatörlerdi. SAP’nin yeni ajansal modeliyle süreçler, insanlar tarafından manuel olarak takip edilmek yerine, <strong>bağlama duyarlı ajanlar</strong> tarafından yürütülüyor.</p>
<ul>
<li><strong>CEO Bakış Açısı:</strong> Artık "sisteme veri girişi yapmak" ile vakit kaybetmiyoruz. Ajanlar, tedarik zincirindeki bir kırılmayı veya stoktaki bir dengesizliği proaktif olarak algılıyor, alternatif tedarikçileri tarıyor, fiyatları karşılaştırıyor ve onay mekanizmamızın parametreleri dahilinde <strong>eyleme geçiyor</strong>. Biz "süreç" değil, "çıktı ve strateji" yönetiyoruz.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li><strong> Siloların Yıkılması ve Kurumsal Belleğin Demokratikleşmesi</strong></li>
</ol>
<p>Büyük şirketlerde en büyük sorun, finans, İK ve üretim departmanlarının kendi "gerçekliklerine" sahip olmasıdır. SAP’nin ajanları, veriyi tek bir "nüsha" üzerinden işlediği için, her bir ajan kurumun bütünsel hedeflerinden haberdar.</p>
<ul>
<li><strong>CEO Bakış Açısı:</strong> Finans ajanı ile operasyon ajanı aynı veri setini paylaşıyor. "Üretimi artır" dediğimde, finans ajanı nakit akışını, İK ajanı fazla mesai maliyetlerini ve stok ajanı depolama kapasitesini eşzamanlı olarak analiz ediyor. Bu, <strong>hata payı minimize edilmiş, çok boyutlu ve yüksek hızda karar alma</strong> yeteneği demektir.</li>
</ul>
<ol start="3">
<li><strong> ROI (Yatırım Getirisi) ve İnsan Kaynağının Yeniden Konumlanması</strong></li>
</ol>
<p>Bu model, iş gücünü işten çıkarmayı değil, <strong>iş gücünü yükseltmeyi (upskilling)</strong> hedefler. Bir CEO olarak, en yetenekli çalışanlarımın excel tabloları arasında kaybolmasını değil, stratejik inovasyon yapmalarını istiyorum.</p>
<ul>
<li><strong>CEO Bakış Açısı:</strong> Ajanlar, operasyonel yükün %60-70'ini üzerine alarak ekiplerimi "doğrulayıcı" ve "stratejist" rollerine taşıyor. Artık CFO'nun odak noktası "bu rapor neden hatalı?" sorusu değil, "bu veriyi kullanarak önümüzdeki çeyrekte pazar payımızı nasıl büyütebiliriz?" sorusu oluyor. Bu model, operasyonel verimliliği <strong>doğrudan işletme kar marjına (EBITDA)</strong> dönüştürme potansiyeline sahip.</li>
</ul>
<p><strong>Özetle: Paradigma Değişimi</strong></p>
<p>Eskiden SAP'ye <strong>"ne olduğunu"</strong> sorardık; şimdi SAP'nin ajanlarına <strong>"ne yapılması gerektiğini"</strong> söyleyip, onların o işi "nasıl yaptığını" denetliyoruz.</p>
<p>Bu dönüşüm, sadece bir yazılım yatırımı değil; şirketi daha az bürokrasi, daha çok hız ve çok daha keskin bir rekabet avantajı ile yönetme kabiliyetidir. Geleceğin kazananları, dijital ajanları en verimli "yönetici kadrosu" olarak konumlandırabilenler olacaktır.</p>
<p>Son olarak SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan’ın bakış açısı ile konuyu kapatmak istiyorum. Ara ara sohbet ettiğimiz için, sahneye çıktığında yapay zekânın üzerinin çizilip agent yazılan bir görsel kullanan Uğur’un ne düşündüğünü ben çok iyi biliyorum. Bakalım yapay zekâ ne diyor?</p>
<p>SAP Türkiye Genel Müdürü Uğur Candan, şirketin yeni nesil yapay zeka ve ajan tabanlı iş modelini <strong>"Otonom İşletme" (Autonomous Enterprise)</strong> vizyonu çerçevesinde ele alıyor. SAP Connect Day etkinliklerinde dile getirdiği görüşleri, bu dönüşümün sadece teknolojik bir güncelleme değil, köklü bir kültürel ve operasyonel değişim olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Uğur Candan’ın bu konudaki temel yaklaşımlarını şu üç başlıkta toplayabiliriz:</p>
<h3>1. Teknolojiden Öte: "Somut İş Sonuçları" ve Kültürel Dönüşüm</h3>
<p>Candan, şirketlerin yapay zekaya sadece "bir teknoloji yatırımı" olarak bakmasının yetersiz olduğunu savunuyor. Ona göre gerçek başarı, yapay zekanın kurum kültürü, çalışma şekilleri ve süreçler üzerindeki etkisinin yönetilmesiyle mümkün.</p>
<ul>
<li><strong>Vurgusu:</strong> "Yapay zeka deyince sadece teknoloji anlaşılıyor, halbuki kurumsal kullanımda kurum kültürü, çalışma şekli ve süreçlerimize etkisinden söz ediyoruz."</li>
<li><strong>Beklentisi:</strong> Şirketlerin artık sadece teknolojiye değil, bu teknolojinin sağladığı <strong>somut iş sonuçlarına</strong> (verimlilik, kârlılık, hız) odaklanması gerektiğini belirtiyor.</li>
</ul>
<h3>2. "Otonom İşletme" Vizyonu</h3>
<p>SAP'nin yeni modelini tanımlarken <strong>otonom işletme</strong> kavramını merkeze alıyor. Candan’ın ifadesiyle; süreci değerlendiren, sorunları proaktif şekilde tespit eden ve çözüm üreten ajanlar artık iş hayatının doğal bir parçası haline geliyor.</p>
<ul>
<li><strong>Entegre Araç Seti:</strong> Candan, yapay zeka ajanlarının tek başına değil, "entegre bir araç seti" olarak değer yarattığını vurguluyor. Bu sistem, veriden içgörüye ve oradan aksiyona geçişi hızlandırıyor.</li>
</ul>
<h3>3. Değer Yaratımı İçin "Üç Katmanlı" Yapı</h3>
<p>Candan, bir kurumun bu dönüşümde başarıya ulaşması için üç katmanın bir arada çalışması gerektiğini sık sık dile getiriyor:</p>
<ol>
<li><strong>Yapay Zeka (Yetenek ve Ajanlar)</strong></li>
<li><strong>Veri Platformu (Altyapı)</strong></li>
<li><strong>Uygulamalar (İş süreçleri)</strong></li>
</ol>
<p>Ona göre, bu üç katmandan birinin eksikliği durumunda, sistemin uzun vadede sürdürülebilir bir değer yaratması mümkün değil.</p>
<h3>Özetle Uğur Candan’ın Duruşu</h3>
<p>Candan, Türkiye'deki kurumların yapay zeka dönüşümünde <strong>"uzmanlaşmış insan kaynağı"</strong> avantajına sahip olduğunu düşünüyor. Ona göre, Türkiye'nin global rekabetteki en büyük gücü, bu teknolojileri sadece kullanan değil, danışmanlık ve uzmanlık ihraç eden bir "küresel beyin" potansiyeline sahip olmasıdır. SAP'nin sunduğu bu ajan tabanlı modelleri de bu potansiyeli iş sonuçlarına dönüştürecek stratejik araçlar olarak görüyor.</p>
<p>Kısacası Candan, ajansal dönüşümü "insan-süreç-teknoloji" üçgeninde bir verimlilik devrimi olarak görüyor ve şirketlerin artık "daha akıllı karar alma" mekanizmalarına geçiş yapması gerektiğini savunuyor.</p>
<p>Bu yanıttan, yapay zekanın konuyu anladığını çıkarabiliyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sapden-otonom-isletme-cagi-79722</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SAP’den otonom işletme çağı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-girisimciligi-firsatlar-zorluklar-ve-basari-79721</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ girişimciliği: Fırsatlar, zorluklar ve başarı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zeka (AI), son on yılda insanlık tarihinin en hızlı teknolojik dönüşümlerinden birini tetikledi. ChatGPT’nin 2022 Kasım’da piyasaya sürülmesiyle birlikte AI, sadece bir teknoloji olmaktan çıkıp küresel ekonominin temel itici gücü haline geldi.</p>
<p>AI girişimciliği ise bu dalgayı yakalayıp değer yaratan, ölçeklenebilir iş modelleri kuran yeni nesil girişimcilik anlayışıdır.</p>
<p>Açık kaynaklardan yararlandığım  yazımda  AI Girişimciliğini ve önemini belirtmek istedim.</p>
<p><strong>AI Girişimciliği Nedir ve Neden Bu Kadar Önemli?..</strong></p>
<p>AI Girişimciliği , yapay zekâ teknolojilerini (makine öğrenmesi, derin öğrenme, büyük dil modelleri, bilgisayarlı görü, doğal dil işleme vb.) kullanarak sorunları çözen, yeni ürünler ve hizmetler geliştiren şirketler kurma sürecidir.</p>
<p>Temel Farkı: Klasik yazılımla karşılaştırıldığında AI girişimleri veri odaklıdır.</p>
<p>Ürün kalitesi zamanla veriyle beslenerek iyileşir.</p>
<p>Bu da “ağ etkisi” ve “Ölçek ekonomisi”ni çok güçlü kılar.</p>
<p>Bir kez eğitilen model, marjinal maliyetle milyonlarca kullanıcıya hizmet verebilir.</p>
<p>Verilere bakıldığında ,2025 itibarıyla küresel AI pazarı 200-300 milyar dolar seviyesine ulaştı ve 2030’a kadar 1-2 trilyon dolar bandına çıkması bekleniyor.</p>
<p>Türkiye’de ise AI girişimleri henüz erken aşamada olsa da, “Genç nüfus, güçlü mühendislik eğitimi ve artan yerli veri kaynakları “ büyük potansiyel sunuyor.</p>
<p><strong>AI’de girişim fırsatları</strong></p>
<p>AI girişimciliği birçok dikeyde fırsat barındırıyor:</p>
<ul>
<li>Dikey AI (Vertical AI): Belirli bir sektöre odaklanan çözümler.</li>
<li>Sağlık: Tıbbi görüntü analizi, ilaç keşfi, hasta takibi.</li>
<li>Finans: Dolandırıcılık tespiti, kredi skorlama, algoritmik trading.</li>
<li>Eğitim: Kişiselleştirilmiş öğrenme platformları, otomatik değerlendirme.</li>
<li>Tarım: Drone + AI ile verim optimizasyonu.</li>
<li>Hukuk: Sözleşme analizi, e-Discovery.</li>
<li>Üretim: Tahmini bakım (predictive maintenance).</li>
<li>Altyapı ve Araçlar:</li>
</ul>
<p>AI model eğitimi için araçlar, veri etiketleme platformları, MLOps araçları, düşük kodlu AI platformları.</p>
<ul>
<li>Uygulama ve Arayüz Katmanı:</li>
</ul>
<p>AI ajanlar, otonom yazılımlar, sesli asistanlar, yaratıcı AI araçları (görüntü, video, müzik üretimi).</p>
<ul>
<li>Türkçe ve Yerel İçerik Fırsatı:</li>
</ul>
<p>Türkçe büyük dil modelleri (LLM), yerel regülasyonlara uyumlu AI çözümleri, Türk kültürüne özgü uygulamalar hâlâ büyük boşluklar içeriyor.</p>
<p><strong> Başarı hikâyeleri</strong></p>
<ul>
<li>Türkiye’den Örnekler:</li>
<li>Picus Security (siber güvenlik + AI),</li>
<li>Vispera (perakende bilgisayarlı görü),</li>
<li>Peak Games’in erken AI kullanımları,</li>
<li>Son dönemde Türkçe LLM’ler geliştiren girişimler (örneğin çeşitli üniversiteler ve startup’lar).</li>
</ul>
<p>Globalde Türk girişimciler de önemli roller alıyor:</p>
<p> Stability AI, Adept gibi şirketlerde Türk kökenli kurucular ve mühendisler öne çıkıyor.</p>
<p>AI Girişimi Kurmanın Adımları</p>
<ol>
<li><strong> Fikir ve problem seçimi</strong></li>
</ol>
<ul>
<li>Gerçek bir acı nokta bulun (pain point).</li>
<li>“Bu problemi AI olmadan çözmek çok mu zor?” sorusunu sorun.</li>
<li>Moat (savunma hendek) oluşturun:</li>
</ul>
<p>Özel veri, domain expertise, regülasyon avantajı veya ağ etkisi.</p>
<ol>
<li><strong> Takım oluşturma</strong></li>
</ol>
<p>En kritik unsur.</p>
<p>İhtiyacınız olan:</p>
<ul>
<li>Güçlü ML/AI araştırmacısı veya mühendisi,</li>
<li>Ürün ve iş odaklı kurucu (domain expert),</li>
<li>Teknik olmayan kurucu (satış, operasyon, finans).</li>
</ul>
<ol>
<li><strong> MVP (Minimum Viable Product) geliştirme</strong></li>
</ol>
<ul>
<li>Hazır modelleri (Llama, Mistral, GPT API’leri) kullanarak hızlı prototip oluşturun.</li>
<li>Fine-tuning ve RAG (Retrieval Augmented Generation) teknikleriyle verimliliği artırın.</li>
<li>Veri toplama ve etiketleme stratejisi çok önemli.</li>
</ul>
<ol>
<li><strong> Finansman</strong></li>
</ol>
<ul>
<li>Pre-seed/Seed: Melek yatırımcılar, TÜBİTAK 1512, 1513, KOSGEB.</li>
<li>Series A+: Global VC’ler (Sequoia, a16z, Balderton, Earlybird), yerel fonlar (212, Re-Pie, İstanbul Angels).</li>
</ul>
<p>2025’te AI odaklı fonlar hâlâ çok aktif; ancak yatırımcılar “defensibility” ve “unit economics”e daha fazla bakıyor.</p>
<ol>
<li><strong> Pazarlama ve satış</strong></li>
</ol>
<p>Kurumsal (B2B) satışlar uzun sürer ama yüksek LTV (müşteri ömür değeri) sunar.</p>
<p>Tüketici (B2C) ürünlerde viral büyüme ve freemium modeller öne çıkıyor.</p>
<p><strong> Karşılaşılan zorluklar ve riskler</strong></p>
<ul>
<li>Teknik Zorluklar: Model eğitimi pahalı (GPU krizi), veri kalitesi ve gizliliği sorunları.</li>
<li>Regülasyon: AB AI Act, Türkiye’nin yaklaşan AI regülasyonları, veri koruma (KVKK).</li>
<li>Rekabet: Büyük teknoloji şirketleri (OpenAI, Google, Meta, Microsoft) çok güçlü.</li>
<li>Yetenek Savaşları: İyi AI mühendisleri dünyanın her yerinde kıt ve pahalı.</li>
<li>Etik ve Toplumsal Riskler: İşsizlik kaygısı, bias, deepfake, telif hakları.</li>
<li>Ekonomik Döngü: AI hype’ı balon riski taşıyor; 2026-2027’de ayıklık (shakeout) dönemi gelebilir.</li>
</ul>
<p> <strong>Gelecek trendleri (2026-2030)</strong></p>
<ul>
<li>Agentic AI: Otonom ajanlar (bir görevi baştan sona yapan AI).</li>
<li>Multimodal Modeller: Metin + görüntü + ses + video aynı anda.</li>
<li>Açık Kaynak vs Kapalı Kaynak Savaşı.</li>
<li>Edge AI: Cihaz üzerinde çalışan küçük modeller.</li>
<li>AI + Robotics ve AI + Bilim (protein folding, malzeme bilimi, matematik).</li>
<li>Türkçe ve Çok Dilli Modellerde Yerelleşme.</li>
</ul>
<p><strong>Sonuç: Türkiye için AI girişimciliği stratejisi</strong></p>
<p>Türkiye’nin avantajları:</p>
<p>Genç ve yetenekli nüfus, coğrafi konum, artan veri üretimi, devlet teşvikleri.</p>
<p>Dezavantajları: Risk sermayesi yetersizliği, büyük ölçekli veri merkezleri eksikliği, beyin göçü.</p>
<p><strong>Öneriler:</strong></p>
<ol>
<li>Güçlü bir domain uzmanlığı seçin (sağlık, finans, üretim, eğitim).</li>
<li>Global standartlarda ürün geliştirin ama yerel problemlere odaklanın.</li>
<li>Açık kaynak katkısı yapın, topluluk oluşturun.</li>
<li>Erken aşamada global yetenekleri çekmek için remote-first model düşünün.</li>
<li>Etik ve şeffaf AI geliştirerek fark yaratın.</li>
</ol>
<p>Yapay zekâ girişimciliği, doğru yaklaşıldığında hem büyük servet hem de toplumsal etki yaratma potansiyeli sunuyor.</p>
<p>2026 itibarıyla hâlâ erken sayılırız.</p>
<p>Bu dalgayı yakalamak isteyenler için en önemli şey:</p>
<p>Hızlı öğrenme, disiplinli uygulama ve uzun vadeli düşünme.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-girisimciligi-firsatlar-zorluklar-ve-basari-79721</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/algoritma-yapay-zeka-1755238995.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ girişimciliği: Fırsatlar, zorluklar ve başarı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/komisyon-gorusmeleri-sonrasi-yeni-kanun-teklifinin-getirecekleri-79719</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Komisyon görüşmeleri sonrası yeni kanun teklifinin getirecekleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>5 Mayıs 2026 tarihinde AK Parti milletvekillerince Meclis Başkanlığı’na sunulan <strong>Kanun Teklifi</strong> Plan ve Bütçe Komisyonu’ndan geçmiş olup Meclis Gündeminde görüşülmektedir. Anılan Teklifin vergi mevzuatında değişiklikler içeren düzenlemeleri aşağıda sunulmaktadır:</p>
<ul>
<li>6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48’inci maddesinde değişiklik yapılarak, madde kapsamında yapılacak <strong>tecillerde </strong>azami <strong>taksit süresi 36 aydan 72 aya çıkarılmakta</strong> ve <strong>teminatsız tecil tutarı</strong> 500 bin Türk Lirası’ndan <strong>bir milyon Türk Lirası’na yükseltilmektedir.</strong></li>
<li>Ülkemize yabancı kaynak girişini teşvik etmek amacıyla, Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesiyle Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratları gelir vergisinden müstesna tutulanlardan, bahse konu istisnadan yararlanılan süre içerisinde veraset ve intikal vergisine tabi <strong>veraset yoluyla mal intikallerinde verginin %1 oranında alınması öngörülmektedir.</strong></li>
<li>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca belirlenen kriterleri haiz teknogirişim şirketlerinde çalışan personele işverenler tarafından bedelsiz veya indirimli olarak verilen ve ücret niteliğinde kabul edilen pay senetlerinin, verildiği tarihteki rayiç değerinin o yıldaki bir yıllık brüt ücret tutarım aşmayan kısmı, gelir vergisinden istisna edilmişti.</li>
</ul>
<p>Düzenlemeyle, istisnaya konu edilebilecek üst sınır ilgili <strong>yıldaki brüt ücretin iki katı olarak yeniden belirlenmektedir</strong>. Ayrıca, bu şekilde iktisap edilen pay senetlerinin elde tutulma süreleri kısaltılarak söz konusu pay senetlerinin iktisap tarihinden itibaren <strong>2</strong> yıl içinde elden çıkarılması halinde <strong>istisna edilen</strong> <strong>verginin tamamı</strong>, <strong>3 ila 4 yıl</strong> arasında elden çıkarılması halinde <strong>istisna edilen verginin</strong> <strong>%75'i</strong>, <strong>5 ila 6 yıl</strong> arasında elden çıkarılması halinde ise <strong>istisna edilen verginin %25'inin</strong> gecikme faizi ile işverenden tahsil edilmesi düzenlenmektedir.</p>
<ul>
<li>Ülkemize döviz getirilmesini teşvik etmek amacıyla, son üç takvim yılında Türkiye'de yerleşmiş sayılmama ve vergi mükellefiyeti bulunmama şartlarını sağlayan gerçek kişilerce, Türkiye dışında elde edilen kazanç ve iratlar gelir vergisinden müstesna tutulmaktadır. Ayrıca, gerçek kişilerce içinde bulunulan yıl ile önceki yıllarda Türkiye içerisinde gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve değer artışı kazancı elde edilmesinin, bu madde kapsamında Türkiye'de vergi mükellefiyetinin bulunmaması şartının ihlali anlamına gelmeyeceği düzenlenmektedir. <em>(Bu düzenlemenin 1/1/2026 tarihinden itibaren Türkiye'ye yerleşmiş sayılanlara uygulanması öngörülmektedir.)</em></li>
<li>Maddeyle, <strong>nitelikli hizmet merkezlerinde</strong> istihdam edilen <strong>nitelikli hizmet personelinin ücretlerine</strong>, tüm çalışanların yararlandığı asgari ücret istisnası ile birlikte brüt asgari ücretin dört katına kadar gelir vergisi istisnası sağlanmaktadır. <strong>İstanbul Finans Merkezinde</strong> faaliyet gösterecek <strong>nitelikli hizmet merkezlerinde çalışanlara </strong>ise <strong>bu istisnanın</strong> toplamda <strong>altı kat olarak uygulanacağı</strong> düzenlenmektedir. Ayrıca, Gelir Vergisi Kanunu’nun 23’üncü maddesi kapsamındaki ücretler ile ilgili kağıtlar damga vergisinden istisna olduğundan, düzenleme uyarınca damga vergisi istisnası da sağlanmaktadır.</li>
<li>En az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet gösteren uluslararası firmalara hizmet vermek üzere nitelikli hizmet merkezlerinin kurulması ve bunların yıllık brüt gelirlerinin en az %80'inin yurt dışından elde edilmesi öngörülmektedir.</li>
<li>Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10’uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan düzenleme uyarınca, İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyet kapsamında yurt dışından satın alınan malları Türkiye'ye getirilmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden sağladıkları kazancın %50'si, kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilebilmektedir. T<strong>ransit ticarete ilişkin bu kazanç indiriminin kapsamı genişletilmektedir</strong>. <em>(1/7/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere uygulanması öngörülmektedir.)</em></li>
</ul>
<p>Bu çerçevede, İFM'de katılımcı belgesi alarak faaliyette bulunan kurumların kazanç indirim oranı %50'den <strong>%100'e çıkarılmakta</strong>, ayrıca İFM dışında faaliyette bulunan kurumlara da <strong>%95</strong> kazanç indirimi imkanı tanınmaktadır.</p>
<p>Ayrıca 4875 sayılı <strong>Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’</strong>nda düzenlenen <strong>nitelikli hizmet merkezleri</strong> olarak faaliyette bulunan kurumlara, İFM'de katılımcı olmaları durumunda <strong>%100</strong>, İFM dışında faaliyette bulunmaları durumunda ise <strong>%95</strong> oranında kazanç indirimi teşviği sağlanmaktadır.</p>
<ul>
<li>Teklifte öngörülmüş olan ve Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 32. maddesinin 7. fıkrasındaki<strong> üretim</strong> ve <strong>ihracatın teşviki</strong> amacıyla %25 olan genel kurumlar vergisi oranının, <strong>ürettiklerini ihraç eden imalatçıların bu ihracat işlemlerinden elde ettikleri kazançlarına</strong> 16 puan indirim yapılarak <strong>%9</strong> olarak, ihracat yapan kurumların ise münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına 11 puan indirim yapılarak <strong>%14</strong> olarak <strong>uygulanmasını öngören düzenleme Plan ve Bütçe Komisyonundaki görüşmeler sırasında çıkartılmıştır.</strong> Dolayısıyla, önceki düzenlemede olduğu şekliyle; <strong>ihracat yapan kurumların münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli uygulanmaya devam edecektir. </strong>Aracılı ihracat sözleşmesine dayanarak imalatçı veya tedarikçi kurumların, dış ticaret sermaye şirketleri veya sektörel dış ticaret şirketleri üzerinden gerçekleştirdikleri ihracat faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına da bu indirim uygulanmaya devam edecektir.</li>
</ul>
<p>Komisyon görüşmeleri sonucunda Kurumlar Vergisi Kanunun <strong>32</strong>. maddesinin <strong>8.</strong> fıkrasında değişiklik yapılmıştır. Anılan düzenlemeye göre<strong>; sanayi sicil belgesini haiz</strong> ve <strong>fiili üretim faaliyetiyle iştigal eden</strong> <strong>kurumlar</strong> ile <strong>zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların</strong> münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına <strong>kurumlar vergisi oranının</strong> 12,5 puan indirimli <strong>yüzde 12,5 olarak uygulanmasına imkân sağlanmaktadır.</strong> Bu faaliyetlerden elde edilen kazançlar aynı zamanda bazı durumlarda bu kurumların ihracattan elde edeceği kazancı da kapsayabileceğinden bu fıkra kapsamında indirimden yararlanılan kazançlar için ayrıca ihracat kazançlarına uygulanan 5 puan indirimin uygulanmaması öngörülmüştür. <em>(Bu düzenlemenin <strong>2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara</strong>, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına uygulanması öngörülmektedir.)</em></p>
<p>Bu, <strong>oranla ilgili düzenlemeleri, özetlemek gerekirse</strong>, 2027 yılı ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlara, özel hesap dönemine tabi olan kurumların ise 2027 takvim yılında başlayan özel hesap dönemi ve izleyen vergilendirme dönemlerinde elde edilen kazançlarına;</p>
<ul>
<li><strong>Sanayi sicil belgesini haiz</strong> ve <strong>fiili üretim faaliyetiyle iştigal eden</strong> kurumların <strong>münhasıran</strong> bu faaliyetlerinden elde ettikleri <strong>kazançlarına</strong> kurumlar vergisi oranı <strong>% 12,5</strong> olarak uygulanacak (bu kazançları içinde ihracattan elde ettikleri kazanç bulunursa bunun için ayrıca oran indirimi yapılmayacak ve bu kazancın tamamına % 12,5 oran uygulanacaktır),</li>
<li><strong>Zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların</strong> münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı % 12,5 olarak uygulanacak tır.</li>
</ul>
<p>Sanayi sicil belgesini haiz ve fiilen üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların <strong>2026 yılında, münhasıran üretim faaliyetinden elde ettikleri kazançlarına</strong> kurumlar vergisi oranı <strong>1 puan indirimli</strong> uygulanmaya devam edecektir. <strong>İhracat yapan kurumların 2026 yılında münhasıran ihracattan elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranı 5 puan indirimli uygulanmaya devam edecektir.</strong></p>
<ul>
<li>Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (i) ve G) bentleri kapsamında <strong>transit ticaret</strong> ve <strong>nitelikli hizmet merkezleri</strong> kazançlarına sağlanan indirimler ile İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nda finansal hizmet ihracına yönelik sağlanan kurumlar vergisi kazanç indiriminin <strong>yurtiçi asgari kurumlar vergisinin hesaplamasına esas olan kurum kazancından düşülmesine</strong>, başka bir deyişle; bu kazançların asgari kurumlar vergisine de tabi tutulmamasına yönelik düzenleme yapılmaktadır. <em>(1/7/2026 tarihinden itibaren verilmesi gereken beyannamelerden başlamak ve 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemine (özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar için 1/1/2026 tarihinden itibaren başlayan hesap dönemine) ait kurum kazançları için geçerli olmak üzere uygulanması öngörülmektedir.)</em></li>
<li>Vergiye gönüllü uyumun artırılması hedefi doğrultusunda gerçek ve tüzel kişilerce sahip olunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer menkul kıymetlerin Türkiye'ye getirilmek suretiyle milli ekonomiye kazandırılması teşvik edilmektedir. Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye'de bulunan ancak kanuni defter ve kayıtlarında yer almayan aynı tür varlıklarını da maddede yer alan şartlarla bildirime konu etmelerine imkan sağlanmaktadır. Bu düzenlemeden yararlanmak için, <strong>31/7/2027 tarihine kadar</strong> bildirimde bulunulması ve bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Türkiye'ye getirilmesi gerekmektedir. Yurt içindeki varlıkların bildirim tarihi itibarıyla banka veya aracı kurumlara yatırılması şartı aranmaktadır.</li>
</ul>
<p>Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin maddede yer alan şartların sağlanması halinde hiçbir suretle <strong>vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması</strong> öngörülmektedir.</p>
<ul>
<li>Teknoloji ve yenilik odaklı girişimlerin kuruluş ve erken gelişim süreçlerinde tabi oldukları mali ve idari yükümlülüklerin azaltılması; ayrıca büyüme aşamalarında ihtiyaç duydukları girişim sermayesi yatırımlarına erişimlerinin kolaylaştırılmasını amaçlayan düzenlemeler öngörülmektedir.</li>
<li>İstanbul Finans Merkezindeki finansal kurumlara sağlanan, yurt dışı tecrübesi olan personelin çalıştırılması halinde uygulanan gelir vergisi indirimi tüm katılımcıları da kapsayacak şekilde genişletilmektedir.</li>
<li>İstanbul Finans Merkezinde katılımcı belgesi alarak finansal faaliyette bulunan kuruluşların kazançları için %100 olarak uygulanan <strong>kurumlar vergisi indirimi uygulamasının süresi 2047 yılına kadar uzatılmaktadır</strong>. Ayrıca, bu kuruluşlara kuruluş ve izinleri için finansal faaliyet harçları yönünden 5 yıl süreyle sağlanan muafiyet <strong>20 yıl</strong> olarak düzenlenmektedir.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/komisyon-gorusmeleri-sonrasi-yeni-kanun-teklifinin-getirecekleri-79719</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Komisyon görüşmeleri sonrası yeni kanun teklifinin getirecekleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gizli-gerekceli-tarhiyatlar-79718</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gizli gerekçeli tarhiyatlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Son zamanlarda VİR’lerin atıf yaptığı ve mükellefe tebliğden imtina edilen VTR'lerin ilgili mükellef dışında üçüncü şahıs durumunda olan kişilerle ilgili hiçbir bilgi içermediği de görülmektedir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda “vergi mahremiyeti” gerekçesi de çökmektedir.</strong></p>
<p>Anayasa’nın 36. maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davalı veya davacı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu düzenlenerek, savunma hakkına anayasal güvence sağlanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. Maddesinde de, “herkesin kendisine yöneltilen suçlamanın nitelik ve nedenlerinden ayrıntılı biçimde bilgili kılınma hakkının varlığı”nı silahların eşitliği ilkesi olarak açıkça kabul edilmiştir. AHİM, idari para cezasını gerektiren suçlamaları da bu madde kapsamında görmektedir.</p>
<p>Mükelleflerin, hem uluslararası hukuk hem de Anayasa hukuku açısından güvence altına alınmış olan savunma haklarını tam olarak kullanabilmeleri için, aleyhinde yapılan işlemin içeriğini, gerekçesini tam olarak öğrenme hakkı vardır.</p>
<p><strong>Savunma hakkının vazgeçilmez unsuru</strong></p>
<p>Bu maksatla da Vergi Usul Kanununu 34 ve 366. maddelerinde cezalı tarhiyat sebebini içeren vergi inceleme raporlarının ihbarname ekinde mükellefe tebliği zorunluluğunu getirmiştir. Kanun koyucunun buradaki maksadı, cezalı tarhiyata muhatap olan kişinin hakkında uygulanan işlemin sebeplerine tam olarak vakıf olması ve haklarını buna göre kullanması ve yargı önünde kendisini eksiksiz olarak savunabilmesi ve böylece idari işlemin hukuka uygunluk denetiminin tam olarak yapılabilmesini sağlamaktır.</p>
<p>Ancak uygulamada şekil olarak hazırlanmış ve esasen mükellefin işlemlerinin ne sebeple kusurlandırıldığını göstermeyen, Vergi Tekniği Raporu (VTR) adı verilmiş raporlara atfın dışında hiçbir bilgi içermeyen vergi inceleme raporlarının (VİR) mükellefe tebliği, ancak ardındaki vergi tekniği raporlarının gizlenmesi, anayasal güvence altına alınmış savunma hakkının gereklerinin yerine getirildiği anlamına gelmemektedir.</p>
<p>Kanunlarda olmayan VTR’nin düzenlenme amacı Vergi Denetim Kurulu Yönetmeliği’nde; “yürütülmekte olan incelemelerde her türlü delil ve ispat vasıtası toplanarak somut bir şekilde maddi vakıayı ortaya koymak, ve/veya birden fazla mükellefi veya vergi türünü ya da aynı mükellefin birden fazla vergilendirme dönemini kapsayan ve eleştiri konusu yapılabilecek hususların tespitini gerektiren durumlarda, konunun tek bir raporda ifade edilebilmesi” olarak ifade edilmiştir. Bu raporların, müteakiben düzenlenecek VİR’lerin ekini oluşturması amaçlanmıştır. VTR; içeriğinde tarhiyat önerisi yer almayan, ancak mükellef hakkında tarhiyat önerisi içeren VİR’e dayanak teşkil eden raporlardır.</p>
<p>Mükelleflerin haklarındaki suçlamayı tam olarak öğrenmeleri, haklarında yapılan tarhiyatın sebebini bilmeleri sadece yargı huzurunda savunma hakları ile ilgili değildir. Mükellefler bunlara bakarak belki idari yollara başvurarak uzlaşma müessesesinden yararlanıp yararlanmamayı veya orada uzlaşıp uzlaşmamayı tercih edebileceklerdir.</p>
<p><strong>Vergi mahremiyeti gerekçesi ne kadar geçerli?</strong></p>
<p>Bütün bunları boşverin, bir hukuk devletinde idarenin mükelleflerden sebep unsurunu gizleyerek tarhiyat yapması, hangi delillere, hangi tespitlere veya hangi ifadelere dayandığını mükelleften gizleyerek hakkında ceza uygulaması, kabul edilemez. </p>
<p>Yargılama aşamasında, re’sen araştırma ilkesinden hareketle VTR’nin getirtilmesi de bu hukuki eksikliği ortadan kaldırmaz.</p>
<p>VTR’nin tebliğ edilmemesinin sebebi idari anlayışta, diğer mükelleflerle ilgili bilgiler de içermesi ve bu bilgilerin vergi mahremiyeti kapsamında yer alması şeklinde açıklanmaktadır. İdare, Vergi Usul Kanununun 5. maddesinde yazılı vergi mahremiyeti maddesine sığınmaktadır. Oysa bu konunun vergi mahremiyeti ile ilgisi yoktur, dolayısıyla gerekçe yanılgındır. Bir mükellefin işlemleri bir başka mükellefe göre kusurlandırılıyorsa, kusurlandırılan mükellefin bunu bilmek en tabii hakkıdır. “Gizli emsal” adı altında ceza hukukunun “gizlik tanık” benzeri uygulamalar vergi hukukuna taşınamaz.</p>
<p>Mali idare eğer üçüncü şahıs durumundaki mükelleflerin mahremiyetine önem veriyorsa, tarhiyatı yapmayacaktır. Hayır, tarhiyat yapmak istiyorsa, hakkında cezalı tarhiyat yapacağı mükellefin, tarhiyatın sebep unsurunu tüm gerekçe ve delilleri ile tam olarak öğrenmesini sağlamak durumundadır. Bu idarenin yapacağı ve yapması gereken bir tercihtir.</p>
<p><strong>Yargının vermesi gereken karar</strong></p>
<p>Kaldı ki son zamanlarda VİR’lerin atıf yaptığı ve mükellefe tebliğden imtina edilen VTR'lerin ilgili mükellef dışında üçüncü şahıs durumunda olan kişilerle ilgili hiçbir bilgi içermediği de görülmektedir. Dolayısıyla bu gibi durumlarda “vergi mahremiyeti” gerekçesi de çökmektedir. Örneğin bir serbest meslek mükellefinin giderlerini faaliyeti ile illiyet bağı olmaması sebebiyle reddeden VTR, vergi mahremiyeti ile hiç ilgisi olmamasına rağmen mükelleften gizlenmektedir. Bir başka olayda bir mükellefin hasılatını eleştiren, kendisinin başkaca faaliyet gelirleri ile kıyaslanarak, oranlanarak kayıt dışı gelir elde ettiğini iddia eden VTR, o mükelleflen, yine 3. şahıslarla ilgili hiç bir bilgi içermemesine rağmen gizlenmektedir.</p>
<p>Bu da mali idarenin giderek VTR uygulamasını, tarhiyat sebep ve delillerinin mükelleflerden gizlenmesinin aracı olarak kullanmaya başladığını göstermektedir. Bu yanlış bir yoldur. Bu yola yargının cevaz vermemesi, VTR’lerin tebliğ edilmemesi halinde tebligatın geçersizliğine karar vermesi gerekir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gizli-gerekceli-tarhiyatlar-79718</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gizli gerekçeli tarhiyatlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-yukselen-faizler-ve-olasi-etkileri-79717</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünyada yükselen faizler ve olası etkileri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Piyasalar, Fed ve ECB'nin istihdam piyasasındaki kademeli yavaşlama nedeniyle para politikasını gevşetmek istemesine rağmen, yapışkan enflasyon ve ekonomik direncin faizlerde bir “taban” (Fed fonlama oranı için %3–%3.25 civarı) oluşturduğunu fark etmiş durumda.</strong></p>
<p>Son bir haftanın konusu ABD devlet tahvili piyasalarından başlayan ve diğer piyasalara yayılan satış dalgası. 14 Mayısta %4,45 seviyesinde olan 10 yıllık ABD tahvilleri, dün itibarıyle %4,65 seviyelerinin üstünü test ettikten sonra %4,64 civarında seyrediyordu. Bu faiz oranları 2025 başından beri görülen en yüksek oranlar. Mamafih, 2025 başında Fed’in politika faizinin %4,5 civarında olduğunu, bugün ise %3,75 olduğunu hatırlamakta da fayda var.</p>
<p>Kuşkusuz getirilerdeki son yükselişin arkasındaki ana tetikleyici, ABD-İran savaşının beklenenden çok daha uzun sürmesi, bitirilmesi ile ilgili bir türlü somut bir gelişme kaydedilmemesi, bunun petrol fiyatları üzerindeki etkisi ve bunun sonucunda da arz kaynaklı enflasyon endişelerinin artmış olması. Her ne kadar bu tarz arz kaynaklı fiyat artışlarında merkez bankalarının faiz artırmasının hem fiyatlar üzerinde çok bir etkisi olmasa (söz konusu oldukça inelastik talep eğrileri olan petrol ve doğalgaz fiyatları) ve fiiliyatta da özellikle Fed politika faizini artırmayacak olsa da piyasalar gelişen duruma oldukça sert tepki vermiş durumda.</p>
<p><strong>Yapışkan çekirdek enflasyon, faiz </strong><strong>indirim beklenitisini ortadan kaldırıyor</strong></p>
<p>%3 civarında seyreden yapışkan çekirdek enflasyon nedeniyle de merkez bankalarının, faizleri yükseltmeseler bile “daha uzun süre yüksek” tutacak olmaları da piyasalardaki faiz indirimi beklentilerini ortadan kaldırıyor. Piyasalar, Fed ve ECB'nin istihdam piyasasındaki kademeli yavaşlama nedeniyle para politikasını gevşetmek istemesine rağmen, yapışkan enflasyon ve ekonomik direncin faizlerde bir “taban” (Fed fonlama oranı için %3–%3.25 civarı) oluşturduğunu fark etmiş durumda.</p>
<p>Bunların üstüne bir de Batı’da özellikle muhalif çevreler tarafından devamlı sirküle edilen “bütçe açıkları çok büyük, kamu borcu oranları rekor seviyede, yeni tahvil ihraçları faizler üzerine yük bindirecek” savları var. Bu savların doğruluğu, özellikle ABD, Euro Bölgesi, Japonya ve hatta İngiltere ekonomileri için çok tartışılır. Bu ülkelerin paraları “rezerv paralar”dır, ve anormal derecede yüksek bütçe açıkları oluşmadığı sürece faiz oranlarına büyük etki yapmazlar. Etki olursa da, bu öncelikli olarak kurlarda görülür. (Parası rezerv olmayan bir ülkenin rezerv para ile borçlanmasına ise “ilk günah” (original sin) adı verilir, ve Türkiye de 1989’da Hazine'nin dış piyasalardan tahvil yoluyla borçlanmaya başlaması ile bu ilk günahı işlemişti.)</p>
<p><strong> </strong><strong>ABD piyasasında asıl korkulan </strong><strong>10 yıllıkların daha da yükselmesi</strong></p>
<p>ABD hazine faizlerinin yükselmesi ilk aşamada hisse senedi değerlemeleri üzerinde baskı yapıyor. 10 yıllık Hazine tahvili getirisi küresel ölçekte “risksiz faiz oranı” olarak kabul edildiğinden, yüksek getiriler gelecekteki şirket nakit akışlarını bugüne indirgerken kullanılan iskonto oranını artırır. Bu da otomatik olarak şirketlerin piyasa değerlerini düşürür. Değerlemeleri büyük ölçüde gelecekte elde edecekleri kârlara dayandığı için, artan iskonto oranı en çok uzun vadede kârlılık beklenen yüksek büyüme potansiyeline sahip teknoloji sektörü ve yapay zekâ odaklı şirketleri etkiliyor. Herhangi bir faiz getirileri olmadığı için bu artışlardan menfi etkilenen diğer varlıklar ise altın ve kripto paralar.</p>
<p>Ancak ABD piyasalarında asıl korkulan 10 yıllıkların %4,75 seviyelerini kırıp daha da yükselmesi. Bu seviye, büyük kurumsal fonlar için psikolojik ve matematiksel bir “tetiklenme” noktası olarak görülüyor. Bu seviyeden itibaren fonlar, “Artık hisse senedinin riskiyle, oynaklığıyla uğraşamam; ABD devletinin garanti ettiği %4,75-5 arası sabit getiri benim için kaçırılmayacak bir fırsattır” diyerek hisse senetlerini satıp, tahvillere geçebilirler. Böyle bir durumda, S&amp;P 500 ve Nasdaq gibi endekslerde %8 ile %12 arasında değişen büyük düşüşlerin tetiklenme olasılığının yüksek olduğundan bahsedilmekte.</p>
<p>Bu gelişmeler bizim gibi özellikle enerji bağımlılığı yüksek olan gelişmekte olan ülkeler açısından da iyi bir haber değil kuşkusuz. Tabii ki, dış borçlanma maliyetimiz artıyor. Ancak bundan da öte, yükselen ABD tahvil getirileri, bir noktada yabancı sermayeyi gelişmekte olan piyasaların hisse senedi ve borçlanma araçlarından çekecektir. Zaten cari açıkta enerji fiyatlarındaki artış öncesinde bile görülen belirgin kötüleşmenin devam etmesi, buna karşılık finans hesabından da çekilişler yaşanması, rezervlerimiz üzerinde ek bir baskı yaratacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-yukselen-faizler-ve-olasi-etkileri-79717</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/borsa-piyasa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyada yükselen faizler ve olası etkileri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/ekonomi-masasi-79715</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar bayram tatili riskini alacak mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalar Bayram Tatili Riskini Alacak mı? | Ekonomi Masası | 21 Mayıs" src="https://www.youtube.com/embed/OJDBkhjrOdQ" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/ekonomi-masasi-79715</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/8/1280x720/munyar-seyda-uyanik-1764137365.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tukidides-tuzagindan-oyun-teorisine-cin-abd-iliskileri-79716</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tukidides Tuzağı’ndan oyun teorisine Çin-ABD ilişkileri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Oyun teorisi hem sosyal problemlere hem de iktisadi problemlere uygulanabilmektedir. Bu problemlerin temelinde de rekabet, yani çatışma yatmaktadır. Oyun teorisinde bir diğer kritik nokta strateji kavramıdır. Oyunda rakiplerin sonlu sayıda alternatifi yani stratejisi olmalıdır.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta içerisinde Çin lideri Xi Jinping, ABD Başkanı Donald Trump’ın önünde oldukça tarihi sayılabilecek bir olayı gündeme getirdi. Başkan konuşmasında Dünya’nın en büyük iki gücü arasındaki çatışma endişesini de böylelikle birinci elden net bir şekilde ifade etmiş oldu. Çin lideri “<strong>Tukidides Tuzağı</strong>”nı her iki ülkenin ilişkilerinin geldiği noktayı özetlemek için kullandı.</p>
<p>Tukidides Tuzağı kavramı, eski Yunan döneminde yaşayan tarihçi Tukidides’in Peloponez Savaşları’na dair gözlemlerine dayanmaktadır. Tukidides, Atina ile Sparta arasındaki çatışmayı analiz ederek, o dönemin uluslararası sistemdeki hegemon gücün (Sparta) yükselen bir gücü (Atina) tehdit olarak algılayıp savaş açabileceği gerçeğini aktarmıştır.<sup>1</sup></p>
<p>Tukidides’in aktardıklarıyla ortaya çıkan bu teori, Graham Allison tarafından modern uluslararası ilişkiler literatürüne uyarlanarak, günümüzde Çin ve ABD arasındaki rekabeti ve ilişkilerin dinamiklerini açıklamak için kullanılmaktadır. Xi Jinping akademik alanda yıllar öndesinde incelenen bu kavramı günümüz süper güçleri arasındaki ilişkiler açısından mihenk taşı olabilecek bir şekilde konuyu gündeme getirmiş oldu.</p>
<p>Bu noktada akademisyen Batuhan Olkan’ın “<strong>Tukidides Tuzağı Bağlamında Çin-ABD İlişkileri: Ulusal Güvenlik Stratejileri Üzerine Bir İnceleme</strong>” başlıklı makalesinden yararlanarak gündemi sizlere özetlemeye çalışacağım.</p>
<p>Tukidides’in “<strong>Peloponez Savaşları</strong>” adlı eseri, Atina ve Sparta arasındaki rekabeti analiz ederken, <strong>güç dengesi, caydırıcılık, silahlanma yarışı</strong> gibi kavramları sistematik bir şekilde ele almasıyla realist literatüre önemli katkılar sunmuştur. Bu kavram <strong>son beş yüz yılda on altı kez</strong> ortaya çıkmış ve bunların <strong>on iki tanesi savaşla</strong> sonuçlanmıştır.</p>
<p><strong>Askeri çatışma her iki taraf </strong><strong>için de oldukça maliyetli olur</strong></p>
<p>Tukidides Tuzağı kavramını literatüre kazandıran Graham Allison’ın öngörüsüne göre, bu tür güç mücadelelerinde savaş kaçınılmaz gibi görünse de bazı tarihsel örnekler ve stratejik analizler, süper güç ile yükselen güç arasında barışın da mümkün olduğunu göstermektedir. Bu bağlamda, Çin ile ABD’nin savaşın yıkıcı etkilerinden kaçınmak için stratejik bir iş birliğine ve diplomatik çözümlere odaklanmaları gerekmektedir. Ayrıca, uluslararası toplumun ve kurumların, bu iki süper güç arasındaki gerilimi azaltmada oynayabileceği rol de göz ardı edilmemelidir.</p>
<p>Ekonomik alanda derinleşen karşılıklı bağımlılık durumu Çin ve ABD’nin askeri çatışmaya girmesini her iki taraf için de oldukça maliyetli bir hale getirmektedir. Ticaret hacimlerinin yüksekliği ve birbirlerine ekonomik anlamda bağlılıkları olan Çin ve ABD’nin teknolojinin hiç olmadığı kadar geliştiği ve küreselleşmenin egemen olduğu bir uluslararası sistemdeki olası savaşları, iki ülkenin refah seviyelerinin hızla düşmelerine neden olacaktır. Tüm bu değişkenler altında, Xi ve Trump gibi popülist liderlerin yükselişine rağmen, Çin ve ABD yönetimlerinin irrasyonel davranıp ekonomik güçlerini tüketme pahasına birbirlerine savaş ilan etmeleri günümüz uluslararası ilişkilerinde oldukça düşük olasılıktır.</p>
<p>Çin ve ABD arasındaki ilişkilerin gerilimli olmasına rağmen, günümüz uluslararası sisteminde doğrudan bir askeri çatışma yerine rekabetin daha çok ekonomik ve diplomatik alanlarda sürdürüleceğini düşünülmelidir.</p>
<p>Toplantıdan sonra Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü, her iki tarafın da birçok olumlu sonuç elde ettiğini ifade etti. Her iki tarafın gümrük tarife anlaşmaları konusunda olumlu bir uzlaşmaya vardığı açıklandı. Her iki taraf da ticaret ve yatırım alanlarındaki ortak endişelerini görüşmek üzere <strong>Ticaret Konseyi</strong> ve <strong>Yatırım Konseyi</strong> kurma konusunda anlaştı. Trump, ziyareti sırasında milyarlarca dolarlık ticari anlaşmaları müjdelerken, Çin tarafı ise sadece stratejik istikrar vurgusu yapmayı tercih etti.</p>
<p>Trump, Pekin yönetiminin Boeing firmasından tam 200 adet büyük uçak satın almayı kabul ettiğini duyurdu. Çin tarafı ise, Tayvan meselesi konusunda ABD’ye doğrudan ve oldukça sert bir ikazda bulundu. Tarafların önümüzdeki süreci yanlış yönetmesinin çatışmalara ve hatta sıcak savaşlara yol açabileceği açıkça söylendi.</p>
<p>Toplantı sonrası ABD’ye dönüş yolunda yapılan resmi açıklamasında, Tayvan’ı resmi olarak bağımsızlık ilan etmemesi konusunda uyaran Trump, adayı savunup savunmayacağı yönündeki sorulara, <strong>“Savaşmak için 15 bin kilometre yol gitmemiz bekleniyor. Ben bunu istemiyorum</strong>.” şeklinde bir açıklama ile Çin’in eline büyük bir koz vermiş oldu.</p>
<p>Son yıllarda taraflar arasında yaşanan çatışmaların “<strong>oyun teorisi</strong>” ile açıklanması da mümkün olabilir.</p>
<p>Günlük hayatta farklı çıkar gruplarının farklı kararlar almak zorunda olduğu durumlarla karşılaşmaktayız. Bu farklı grupların tercih edeceği hareketler farklı sonuçlar ortaya çıkarmaktadır.</p>
<p>Ancak bu hareketlerin sonuçları aslında diğer grupların/kişilerin yaptığı hareketlere göre değişmektedir. Bu yüzden hangi hareket tarzını seçeceğimize karar verirken rakiplerimizi de analiz etmek zorundayız.</p>
<p>Oyun teorisi, oyuncular arasındaki karar verme süreçlerini analiz ederek alternatifler içinde en iyi yöntemin bulunmasını amaçlayan matematiksel bir modeldir.</p>
<p>Oyun teorisi, rekabet halindeki oyuncular açısından diğer oyuncu hangi stratejiyi seçerse seçsin maksimum kazanç ya da minimum kayıp sağlayacak stratejinin belirlenmesini amaçlamaktadır. Rekabetin gittikçe arttığı ve risk almanın zorlaştığı ekonomik şartlarda en iyi stratejiyi belirlemek oldukça önemlidir.</p>
<p>Kazancı maksimum yapmak öncelikli amaç olsa da rekabet ortamında kaybı minimuma düşürmekte önem arz etmektedir. Oyun teorisi olası tüm stratejileri ve bu stratejiler sonucunda rakiplerin kazanç ya da kayıplarını göz önünde bulundurarak en iyi stratejiyi belirlemeye çalışmaktadır.</p>
<p>1944 yılında Neumann ve Morgenstern’in “<strong>The Theory of Games and Economic Behavior</strong>” (Oyun Teorisi ve Ekonomik Davranış) adlı kitabı ile oyun teorisinin bir disiplin olarak başladığı varsayılır. Bu kitapta çatışma kavramının matematiksel olarak ifade edildiği görülür. Özellikle sıfır toplamlı iki kişilik oyun teorisine ilişkin faydanın değiştirilmesini içeren işbirlikçi oyunların şeklini açıklamaktadır.</p>
<p><strong>Oyun teorisi gelişmeye devam edecektir</strong></p>
<p>Geçtiğimiz yüzyılda matematikçiler ve iktisatçılar tarafından böylesine ilgi gören bir disiplin olarak oyun teorisi gelişmeye devam edecektir. Oyun teorisi, Dünyada rekabet var olduğu sürece rakiplerin karar vermede yararlanacağı çok yararlı ve bilimsel bir metot olarak karşımıza hep çıkacaktır.</p>
<p><strong>Sıfır toplamlı</strong> <strong>oyunlardan başlayarak tam bilgili statik oyunlar</strong> <strong>ve</strong> <strong>d</strong>i<strong>namik oyunlar, eksik bilgili statik ve dinamik oyunlar, tekrarlı oyunlar, pazarlık teorisi</strong> gibi rekabetin farklı bakış açılarını içeren oyunlar gelişmeye devam etmektedir. Bilimin gelişmesi ve teknolojinin pozitif etkisiyle önümüzdeki yıllarda yeni çözüm metotlarının ortaya çıkması muhtemeldir.</p>
<p>Oyun teorisi hem sosyal problemlere hem de iktisadi problemlere uygulanabilmektedir. Bu problemlerin temelinde de rekabet, yani <strong>çatışma</strong> yatmaktadır. Oyun teorisinde bir diğer kritik nokta <strong>strateji </strong>kavramıdır. Oyunda rakiplerin sonlu sayıda alternatifi yani stratejisi olmalıdır. Oyunun başından sonuna kadar rakiplerin her bir durum için kesin kurallara bağlı seçeneklerinin olması gerekir. Ancak strateji oyun sırasında sonsuz sayıda olmamaktadır.</p>
<p>Xi Jinping ile başlayan <strong>Tukidides Tuzağı</strong> kavramının Trump ile önümüzdeki dönemde <strong>Oyun Teorisi</strong> kuralları eşliğinde ne yöne doğru evrileceğini hep birlikte gözlemleyeceğiz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Çin’in hedefleri, savunmadan </strong><strong>proaktif yaklaşıma geçişi yansıtıyor</strong></span></p>
<p>Uluslararası ilişkilerin doğasında rekabet ve çatışma olduğuna inanan Tukidides; geçmişte adalet, kanun ve toplum gibi unsurların, uluslararası siyasetteki bitmeyen güç mücadelesinde herhangi bir kısıtlayıcı rol oynamadığı fikrini paylaşmıştır. Günümüzde ise, 2015 yılında “aktif savunma” stratejisini benimseyen Çin; inovasyon, yeşil kalkınma, yoksulluğun azaltılması ve mali reformlar gibi hedeflere odaklanmıştır. Bu hedefler Çin’in ABD ile rekabetini öngörerek askeri ve stratejik kapasitesini artırma çabalarını, savunmacı bir yaklaşımdan daha proaktif ve küresel etkisini artırma odaklı bir yaklaşıma geçişini yansıtmaktadırlar.</p>
<p><strong><sup> </sup></strong></p>
<p><strong><sup>1</sup></strong>https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4020694</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tukidides-tuzagindan-oyun-teorisine-cin-abd-iliskileri-79716</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/6/1280x720/90-1779340843.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tukidides Tuzağı’ndan oyun teorisine Çin-ABD ilişkileri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-savas-duzeni-top-tufek-yerine-veri-kablolari-ve-bitcoin-79714</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni savaş düzeni: Top-tüfek yerine veri kabloları ve Bitcoin</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İran Ekonomi Bakanlığı’nın devreye aldığı Hürmüz Güvenliği sistemi, Hürmüz’den geçen gemilere Bitcoin üzerinden sigorta ve güvence hizmeti sunmaya başladı.</strong></p>
<p>İran savaşı dünya savaş tarihine bir “milat” olarak geçmeye aday. Körfez’deki çatışma ile başlayan yeni dönemde savaşlar sadece füze ve tankerlerle yürümüyor; Sınırları aşan veri kabloları, ödeme sistemleri, transit izinleri, sigorta altyapıları ve lojistik koridorlar günümüz jeopolitiğinin yeni “savaş silahları” haline gelmiş durumda. <br />ABD’nin Panama Kanalı’nın kontrolü, Grönland talepleri üzerinden kuzey deniz ticaret yollarında egemenlik kurma hedefi, Venezuela’da silah zoruyla lider değişimi ile yürüttüğü “deniz yollarını kontrol ederek küresel düzeni yönetme” stratejisi, Hürmüz’de tıkanmış durumda.  </p>
<p>ABD-İsrail saldırısı altındaki İran, dünyanın kritik deniz yollarından Hürmüz’den geçişi ABD’ye bırakmamaya kararlı. Hatta Tahran yönetimi Hürmüz’ü  kendi “ulusal meselesi” haline getirmek yönünde ciddi adımlar da atmaya başladı.</p>
<p>Bu çerçevede İran’ın Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi’nin “İran Körfezi Boğazlar Kontrol Kurumu (Persian Gulf Strait Authority)” çok kritik. </p>
<p>Tahran yönetimi bu yeni yapı üzerinden kendisini, Hürmüz’den geçen transit trafiğin “resmi ve yasal otoritesi” olarak tanımlıyor. Gemilere gönderilen yeni düzenlemelerde “izinsiz geçişin yasa dışı kabul edileceği” mesajı veriliyor. </p>
<p>Bu yaklaşım, fiilen uluslararası deniz ticaretine paralel bir izin mekanizması oluşturma girişimi anlamına geliyor.</p>
<p><br /><strong>Tahran’ın Bitcoin ve </strong></p>
<p><strong>veri kabloları hamlesi</strong></p>
<p>Ancak asıl dikkat çekici unsur, İran’ın meseleyi yalnızca askeri veya enerji güvenliği ekseninde değil, finansal ve dijital altyapı boyutuyla da genişletmesi oldu.<br />İran Ekonomi Bakanlığı’nın devreye aldığı Hürmüz Güvenliği (Hormuz Safe) sistemi, Hürmüz’den geçen gemilere Bitcoin üzerinden sigorta ve güvence hizmeti sunmaya başladı. Hürmüz Güvenliği sistemi, boğazdan geçen ticari gemilere alıkonma, denetim ve el koyma risklerine karşı mali güvenceler sunuyor. Tahran yönetimi böylece dolar merkezli denetim mimarisinin dışında hareket eden Bitcoin tabanlı bir alternatif oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p>İran’ın bir başka hamlesi ise çok daha stratejik bir alanı, veri kablolarını hedef alıyor. </p>
<p>Hürmüz Boğazı’nın altından yedi büyük uluslararası fiber hat geçiyor. Bu hat, internet trafiği, finansal mesajlaşma sistemleri ve SWIFT ağının önemli bölümlerini taşıyor. İranlı yetkililerin Hürmüz’ün altından geçen “internet kablolarından ücret alınması” fikrini açık şekilde dillendirmesi, dijital altyapının da artık enerji hatları gibi jeopolitik baskı aracına dönüşebileceğini gösteriyor.</p>
<p>İran’ın bu hamleleri, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in 4 Mayıs’ta kullandığı “Hürmüz üzerinde mutlak kontrol” söylemine karşı Tahran’ın yanıtları olarak da tarihe geçmiş durumda.</p>
<p><strong>Körfez bastırdı, ABD durdu</strong></p>
<p>Tahran’ın bu kritik adımlarına karşı ABD’nin tavrı İran’a yönelik saldırılara yeniden başlamak olacaktı ki, devreye Körfez’deki Arap ülkeleri girdi. <br />17 Mayıs’ta Arap dünyasının tek aktif nükleer santraline yönelik drone saldırısı sonrası Körfez ülkelerinin alarm seviyesi yükseldi. Katar Emiri Şeyh Tamim bin Hamad Al Sani, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayed ortak bir girişimle, ABD Başkanı Trump’dan İran’a yeni saldırıların “ertelenmesi” çağrısında bulundular.</p>
<p>Bu tablo, İran’ın stratejisinin -en azından şimdilik- işlediğini gösteriyor. ABD, enerji altyapıları, deniz yolları, veri kabloları ve ticaret koridorlarının “silah” haline geldiği böyle bir ortamda, artık o kadar da rahat hareket edemiyor.</p>
<p><strong>Görüşmelerde format </strong><strong>üzerinde uzlaşma önemli</strong></p>
<p>İran-ABD görüşmelerinde de görece bir ilerleme sağlandı. Pakistan aracılığıyla yürütülen görüşmelerde iki taraf arasında İran’ın nükleer programından Hürmüz meselesine kadar kritik sorunlarda hâlâ uzlaşma olmamasına rağmen, en azından “format” bazında bir ortaklaşma ortaya çıktı.</p>
<p>İran’ın ABD’ye gönderdiği 9 maddelik yanıt sonrası Washington’ın 14 paragraflık karşı metin hazırlaması, ardından Tahran’ın kendi teklifini aynı 14 paragraflık yapıya dönüştürerek Pakistan üzerinden iletmesi diplomatik açıdan önemli.  </p>
<p>Diplomaside çoğu zaman format, kelimelerden daha kritiktir. İki taraf da artık -en azından- aynı belge mimarisini kullanmaya başlamış görünüyorlar.</p>
<p><strong>Çin-Rusya zirvesi ve çok </strong><strong>kutuplu düzene geçiş</strong></p>
<p>İran’ın Hürmüz üzerinden deniz yollarının kontrolü konusunda art arda hamleler yaptığı dönemde, iki yakın müttefiki Çin ve Rusya’nın bir zirvede bir araya gelmeleri de zamanlama açısından dikkat çekici. <br />ABD Başkanı Trump Pekin’de geçen hafta Çin Lideri Şi Jinping ile görüşmesinde pek beklediğini bulamamıştı. Şimdi dünyanın yeni yükselen gücü Çin’i “etkilemeye çalışma” sırası Rusya’ya gelmiş durumda. Putin’in Pekin’de Şi ile görüşmesindeki ana gündem maddeleri arasında da Amerikan dolarını uluslararası para birimi olmaktan çıkaracak yeni hamleler var. Çin ve Rusya zirvesinin asıl başlıkları, alternatif ödeme mekanizmaları, yeni transit koridorları ve bölgesel egemenlik alanları oluşturmak gibi duruyor.</p>
<p><strong>Türkiye’den kritik </strong><strong>ticaret hamleleri</strong></p>
<p>Bu tablo Türkiye açısından da doğrudan stratejik sonuçlar üretiyor.<br />Türkiye de son dönemde Kalkınma Yolu, Orta Koridor, Türkiye-Suriye-Irak lojistik hattı ve Türk Devletleri Teşkilatı ekseninde geliştirdiği hamlelerle, yeni dönemin ana rekabet başlığı haline gelen uluslararası ticaret yollarında söz sahibi olmaya çalışıyor.<br />Burada kritik ülkelerden biri Suriye; </p>
<p>Suriye üzerinden Irak’a uzanan ve Kuzey Irak’taki Kürt yönetimini bypass eden yeni transit yol bunun önemli işaretlerinden biri. Ankara böylece hem alternatif ticaret güzergahları oluşturuyor, hem de Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne olan yapısal bağımlılığını azaltıyor. (Bu gelişmeyi, “Terörsüz Türkiye” sürecinin fiilen donmuş olmasıyla da birlikte okumak yerinde olur. Türkiye, Kuzey Irak üzerinden Kürtlere aba altından sopa gösteriyor gibi.)</p>
<p>Yine geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kazakistan’da katıldığı gayriresmi Türk Devletleri zirvesi ve zirvede KKTC Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın da “aile fotoğrafına girmesi” önemli; Türkiye, Karadeniz-Hazar-Orta Asya hattında giderek daha bağımsız bir jeopolitik güç merkezi oluşturma hedefinde oldukça yol almış görünüyor. Kıbrıs ise Doğu Akdeniz ticaret ve enerji yolları açısından kritik önemde. </p>
<p>Aynı dönemde Libya-İtalya-Türkiye-Katar formatının göç ve güvenlik ekseninde yeniden aktifleşmesi de dikkat çekici;</p>
<p>Avrupa artık Akdeniz’de meseleleri sadece Brüksel merkezli mekanizmalarla yönetemeyeceğini görüyor. Türkiye ise sahadaki etkisi nedeniyle giderek “zorunlu ortak” konumuna geliyor. Bu başlığa elbette, daha birkaç hafta önce Türkiye’yi Rusya ve Çin’le birlikte Avrupa açısından “tehlikeli ülke” sınıfına dahil eden AB Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’la yaptığı telefon görüşmesini de eklemek gerek. <br /><br /><span style="color: #e03e2d;"><strong>Türkiye, Batı’nın parçası mı, </strong><strong>gönüllü askeri gücü mü?</strong></span></p>
<p>Bitcoin’in, sınır aşan veri kablolarının, ticaret ve enerji yollarının artık “mühimmat” haline geldiği bir ortamda Türkiye’nin dikkat etmesi gereken ise, bölgesel etki alanını genişletmeye çalışırken, Batı’nın “gönüllü askeri gücü” haline gelmemek elbette. ABD, “Amerikan askerinin ayağı sahaya değmeyecek” doktrini uyarınca Avrupa’dan da Ortadoğu’dan da çekilme eğiliminde. Boşluğu ise bölge ülkelerinin askerlerinin doldurması için çalışıyor.</p>
<p>Avrupa ise, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana konforunu yaşadığı Amerikan savunma şemsiyesini adım adım kaybederken, bunun yerine koyabileceği yeni sistemin peşine düşmüş durumda. Avrupalılar açısından “en az maliyetli” olan ise, eski kıtadan çekilmekte olan NATO’nun en büyük ordusunun yerine, ikinci büyük orduyu, yani Mehmetçiği koymak gibi görünüyor. Türkiye’nin önünde önemli fırsatlar olduğu gibi büyük tehlikeler de var. Önemli olan iç politika hırsları uğruna, ülkenin geleceğini etkileyecek olan fırsatları kaybetmemek...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-savas-duzeni-top-tufek-yerine-veri-kablolari-ve-bitcoin-79714</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/4/1280x720/089-1779340755.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni savaş düzeni: Top-tüfek yerine veri kabloları ve Bitcoin ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cikti-acigi-grafigi-ekonomi-icin-ne-soyluyor-79713</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çıktı açığı grafiği, ekonomi için ne söylüyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez Bankası’nın temel oyun planının, iç talebi baskılayarak dezenflasyonu sağlamak olduğu görülüyor. Ancak birçok ekonomist, seçim sürecine yaklaşılırken bu stratejinin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda soru işaretleri taşıyor.</strong></p>
<p>Geçen hafta Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nda dikkat çekici bir çıktı açığı grafiği yer alıyordu. Grafik, Merkez Bankası’nın ekonomiye ilişkin “çıktı açığı” tahminlerini ortaya koyuyordu. Bu grafiği okuyanlar, kısa vadede büyümeden çok enflasyonla mücadelenin önceliklendirileceği ve para politikasındaki sıkı duruşun uzun süre korunacağı sonucunu çıkardı.</p>
<p>Aslında bu yazıyı kaleme alma nedenim de Enflasyon Raporu’nun ardından bazı ekonomistlerin yaptığı yorumlar oldu. Özellikle çıktı açığındaki derinleşmenin, ekonomide kontrollü bir yavaşlamanın ötesine geçip geçmediği; yani Türkiye’nin dezenflasyon uğruna gereğinden fazla sert bir soğuma sürecine girip girmediği sorusu son günlerde daha yüksek sesle tartışılıyor.</p>
<p><strong>Çıktı açığı nedir, neden önemlidir?</strong></p>
<p>Ekonomistlerin yakından takip ettiği çıktı açığı, bir ekonominin mevcut üretim düzeyi ile enflasyon yaratmadan sürdürülebilecek “potansiyel üretim” seviyesi arasındaki farkı ifade eder.</p>
<p>Ekonomi kapasitesinin üzerinde çalışıyorsa çıktı açığı pozitiftir. Bu durumda talep güçlüdür, üretim kapasitesi zorlanır ve enflasyon baskısı artabilir.</p>
<p>Buna karşılık ekonomi potansiyelinin altında kalıyorsa çıktı açığı negatife döner. Talep zayıflar, işsizlik artabilir ve enflasyon üzerindeki baskı azalır. Bu nedenle merkez bankaları çıktı açığını, ekonominin ne kadar “ısındığını” ya da “soğuduğunu” anlamak ve faiz politikalarını şekillendirmek açısından kritik bir gösterge olarak izler.</p>
<p><strong>TCMB grafiği neyi anlatıyor?</strong></p>
<p>TCMB’nin grafiği de bu açıdan önemli mesajlar içeriyor.</p>
<p>Grafiğe göre 2025 boyunca ekonomik aktivitede belirgin bir yavaşlama yaşanıyor. Çıktı açığı sıfırın altına iniyor; yani iç talep soğuyor.</p>
<p>Ancak yeni raporda Merkez Bankası artık daha da zayıf bir ekonomik görünüm öngörüyor. Önceki tahminlere kıyasla daha derin ve daha uzun sürecek bir negatif çıktı açığı hesaplanıyor. Özellikle 2026 ortalarında ekonomik aktivitenin potansiyelin belirgin şekilde altında kalacağı varsayılmış. Bu da büyümede yavaşlama, tüketimde zayıflama ve şirket karlılıklarında baskı anlamına geliyor.</p>
<p>2027 ve 2028 yıllarında ise çıktı açığı yeniden yukarı yöneliyor ancak toparlanmanın oldukça sınırlı bir hızda gerçekleşeceği anlaşılıyor. Grafik uzun süre negatif bölgede kalıyor. Başka bir ifadeyle ekonomi toparlanacak ama hızlı bir ivmelenme yaşanmayacak. TCMB’nin verdiği mesaj açık: “Ekonomi bir süre daha kontrollü şekilde soğuk kalacak.”</p>
<p><strong>Merkez Bankası'nın oyun planı</strong></p>
<p>Buradan Merkez Bankası’nın temel oyun planının, iç talebi baskılayarak dezenflasyonu sağlamak olduğu görülüyor. Ancak birçok ekonomist, seçim sürecine yaklaşılırken bu stratejinin ne kadar sürdürülebilir olduğu konusunda soru işaretleri taşıyor.</p>
<p>Çünkü bugünkü tabloda tartışma artık ekonominin “aşırı ısınması” değil, gereğinden fazla soğutulup soğutulmadığı noktasına kayıyor. Sanayideki zayıflama, şirket bilançolarında artan baskı, konkordato başvurularındaki yükseliş ve krediye erişim sorunları düşünüldüğünde, bazı kesimler açısından öncelikli sorun artık enflasyondan çok büyüme tarafında hissedilmeye başladı.</p>
<p>Bu nedenle tüketim, kredi büyümesi ve iç talepte kontrollü yavaşlama hedefi zamanla siyasi ve toplumsal dirençle karşılaşabilir.</p>
<p><strong>Çıktı açığı tek başına yeterli mi?</strong></p>
<p>Kaldı ki meseleyi yalnızca çıktı açığı üzerinden okumak da yeterli olmayabilir.</p>
<p>Türkiye’de enflasyon uzun süredir sadece aşırı iç talepten kaynaklanmıyor. Kur geçişkenliği, enerji maliyetleri, vergi ayarlamaları, ücret dinamikleri ve bozulmuş enflasyon beklentileri de fiyatlar üzerinde belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Bu nedenle negatif çıktı açığının otomatik olarak enflasyonu düşüreceği varsayımı tartışmalı. Nitekim bugün ekonomik aktivite yavaşlarken bile hizmet enflasyonunun yüksek seyretmesi, “talebi soğutursak enflasyon düşer” yaklaşımının tek başına yeterli olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Üstelik çıktı açığının kendisi de doğrudan ölçülmek yerine büyük ölçüde modellemelere ve varsayımlara dayanıyor. Türkiye gibi verimlilik sorunlarının, kayıt dışılığın, kur şoklarının ve demografik değişimlerin yoğun olduğu bir ekonomide potansiyel büyümenin ne olduğu bile tartışmalı. Dolayısıyla bu grafiklerden kesin sonuçlar çıkarmak her zaman risk taşıyor.</p>
<p><strong>Stagflasyon riski</strong></p>
<p>Bir diğer önemli başlık ise dış şoklar.</p>
<p>Yazının başında daha çok iç talep ve kredi dinamiklerine odaklandık. Ancak küresel tarafta petrol fiyatları yükseliyor, jeopolitik riskler artıyor ve enerji maliyetleri yeniden yukarı gidiyor. Böyle bir ortamda ekonomi yavaşlasa bile maliyet enflasyonu yüksek kalabilir.</p>
<p>Bu ise daha tehlikeli bir senaryo olan düşük büyüme ile yüksek enflasyonun aynı anda yaşandığı bir dönemi gündeme getiriyor, yani stagflasyon riskini...</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cikti-acigi-grafigi-ekonomi-icin-ne-soyluyor-79713</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çıktı açığı grafiği, ekonomi için ne söylüyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aptallik-operasyonu-79712</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aptallık operasyonu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sorun sadece ham petrolün fiyatının yükselmesi değil. Ülkelerin petrol stokları azalıyor. Hürmüz Boğazı kapalı. Körfez ülkelerinin enerji altyapısı önemli ölçüde hasar gördü. Miktar kısıntısı artık yakıcı düzeye gelmek üzere.</strong></p>
<p>Trump, bir söylediğinin üzerinden 24 saat geçmeden tam tersini söylemeye devam ediyor. Mart 2025’ten bu yana küresel ekonomiyi karıştırmayı ana uğraşısı haline getirdi. Geldiğimiz noktada durum şöyle: Brent ham petrolünün varil fiyatı yılbaşındaki değerinin yaklaşık yüzde 80 yukarısında. Sorun sadece ham petrolün fiyatının yükselmesi değil. Ülkelerin petrol stokları azalıyor. Hürmüz Boğazı kapalı. Körfez ülkelerinin enerji altyapısı önemli ölçüde hasar gördü. Miktar kısıntısı artık yakıcı düzeye gelmek üzere. Jet yakıtı, motorin, üre, nafta, sülfür gibi ürünlere erişim giderek zorlaşıyor. Çoğu ülkede enflasyon artıyor. Uzun vadeli devlet tahvillerinin faizleri yükseliş eğiliminde. Ulaşılan düzeyler ya tarihsel rekora işaret ediyorlar (mesela Japonya) ya da uzun yıllardır görülmemiş düzeylere (ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada …) Martin Wolf’un Financial Times’ta dün çıkan yazısının son cümlesi şöyle: “ABD, savaşına ‘Destansı Öfke Operasyonu’ adını verdi. Ancak ‘Destansı Aptallık Operasyonu’ daha gerçekçi bir isim olurdu.”</p>
<p><strong>1970’lerde Türkiye </strong><strong>‘kuyruklar’ ülkesi olmuştu</strong></p>
<p>1970'li yılların büyük bir kısmında Türkiye çok büyük ekonomik sorunlarla karşı karşıya kaldı. 1973’te ilk enerji şoku yaşandı. Ham petrolün varil fiyatı yüzde 400’e varan oranda arttı.  Ardından 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı nedeniyle ABD Türkiye’ye yıllarca sürecek ekonomik ambargo ve silah ambargosu koydu. 1979’da ikinci enerji şoku geldi. Ham petrol fiyatı bu sefer yüzde 160’ı aşan oranda sıçradı. Temel malların fiyatlarını belirleyen ‘fiyat tespit komitesi’ vardı. Sanayi ve Ticaret bakanlıkları bünyesindeydi. Bir malın fiyatı, o komite izin vermedikçe değiştirilemiyordu. Bütün bunların sonucunda Türkiye ‘kuyruklar’ ülkesi olmuştu. Yağ kuyruğu, ampul kuyruğu, benzin kuyruğu… İş öyle bir hal almıştı ki, bir kuyruk varsa hemen arkasına ekleniliyor, daha sonra öndekilere “bu ne kuyruğu” diye soruluyordu. 1979’da Devlet Planlama Teşkilatı’na uzman yardımcısı olarak girmiştim. Kışın odalarda palto ile oturduğumuzu hatırlıyorum.</p>
<p>Yine o yıllarda ekonomi literatüründe yeni bir akım gelişiyordu: Dengesizlik Makro İktisadı. Fiyat ve ücret katılıkları altında ortaya çıkan dengesizliklerle ilgiliydi. Makro iktisadi anlamda bir sektördeki dengesizlik (mesela mal piyasasında) başka sektöre (mesela işgücü piyasası) sıçrayınca ortaya çıkan sorunlar inceleniyordu. Doğal uzantısı ‘tayınlama’ mekanizmalarıydı. Talebi karşılayacak kadar arz yoksa fiyat ve ücretler de katıysa, mevcut arz nasıl dağıtılacaktı? Mesela “kuyruğun önlerindekiler mi alacaklardı yoksa kuyruktakilere eşit bir paylaştırma mı yapılacaktı?” Mülkiye’de lisansüstü programında Yılmaz Akyüz Hoca böyle bir ders açmıştı. Sabah kuyruğa gir, öğleden sonra kuyruk ekonomisi tartış; sabahki kuyruklar adeta dersin laboratuvar saati gibiydi; ders çok zevkliydi. Yılmaz Hoca 12 Eylül faşist darbesinden sonra üniversiteden uzaklaştırıldı. O dersteki notları 2010’da Efil Yayınevi tarafından kitap olarak yayımlandı: ‘Fiyat Mekanizması ve Makroekonomik Dengesizlikler’.</p>
<p>Durup dururken bunlar nereden aklıma geldi bilemiyorum, ama böyle bir iktisat literatürü de var. Hatırlatayım dedim… </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aptallik-operasyonu-79712</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aptallık operasyonu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oda-ve-borsa-secim-surecinde-osb-gundemi-ihmal-edilirse-79711</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Oda ve borsa seçim sürecinde &#039;OSB gündemi&#039; ihmal edilirse...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OSB’lerle ilgili merkezi yönetim ve yerel yönetimlerden taleplerin haklı gerekçelerini üretmeliyiz. “İl bazlı”  ve “havza bazlı”  taleplerin etkileri hakkında bilgiye dayalı fikir sahibi olmalıyız. OSB’lerdeki yapıların  “ sinerjik kümelenme” ya da “yığılma” özelliklerini ölçüye dayalı gerekçelendirerek gelecekle ilgili kararlara girdi sağlamalıyız.</strong></p>
<p>Oda ve borsa seçim sürecinde sorgulamamız gereken sorunlarımıza ilişkin kısa değinmelerden oluşan bu yazıların amacı, geçmişin eksikliklerinden bir <em>“günah keçisi</em>” üreterek rahatlamak değil. Yazıların vermek istediği mesaj çok açık: İnsanı diğer canlılardan ayıran önemli özelliği “<em>beklenti yönetme ustalığı”</em>dır. Hepimizin gözleri önünde dünya düzeni hızla değişmektedir. Bildiğimiz ve yaşayarak deneylediğimiz düzenin ilke,  kural, yasa ve teknik ölçeklendirmelerindeki köklü değişmeler  “<em>kritik eşiğe</em>” ulaşmıştır. Doğa kritik eşikte durmaz; kendi yeni normalini yaratır. Ülkemizin üretim altyapısının merkezlerini oluşturan organize sanayi bölgelerinin (OSB) geleceğe uyumu temel sorunlarımızdan biridir. OSB’lerin dününü anlama, bugününü değerlendirme ve yarınını öngörme ortak sorunumuzdur. Oda ve borsa seçim sürecinde OSB’lerin sorgulanması ihmal edilirse çok şey yitiririz. Oluşmakta olan yeni normal koşullarının yaratacağı değer yaratma zincirinde doğru konumlanabilmemiz için iş dünyasının OSB’leri derinliğine sorgulaması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Eşi ve benzeri görülmemiş pencere</strong></p>
<p>Anadolu’nun kılcal damarlarında dolaştığımız günlerde, Çince kriz sözcüğünün yazılışını görsellere yansıtır; sözcüğün iki resimden oluştuğunu; resimlerden birinin “ <em>tehlike</em>”  diğerinin de “f<em>ırsat</em>” anlamına geldiğini anlatarak, krizler karşısında doğru tavrın ne olduğunu açıklamaya çalışırdık<em>. </em></p>
<p><em>Le Monde Diplomatique Türkçe</em>’nin Mayıs 2026 sayısında Frederic<strong> Lordon’</strong>un  “<em>Sinsi kriz!</em>” başlıklı yazısında, yaşanmakta olan büyük dönüşümün, “<em>Tarihte eşi benzeri görülmemiş pencerelerin açıldığı; sermayenin ve artık onun kulu haline gelmiş devletin baskı örtüsünün normalde yasakladığı her şeyi yapmanın mümkün hale geldiği, her şeyi yerinden oynatmanın yolunun açıldığı anlar</em>” olduğunu söylüyor. Geçmiş birikimlerimizle Lordon’un genellemesini  sentezlediğimizde şu yargıya ulaşabiliriz:  Ülkemiz,  büyük dönüşümü yönetirken <strong>Hannibal</strong>’ın dediği gibi, “<em>Ya yeni bir yol bularak ya da yeni bir yol açarak</em>” geleceğini güven altına almak zorunda. Bu zorunluluk, oda ve borsa seçimlerinde;</p>
<p>- OSB’lerin varlık nedenlerindeki değişimleri ve dönüşümleri,</p>
<p>- Bugün geçerli OSB yapılanmalarının geliştirici ve asalak yönleri,</p>
<p>- Var olan <em>“tedarikçi ülke konumunu</em>”   geliştirme ve ilerletmenin yol ve yöntemleri,</p>
<p>- Yeni nesil OSB oluşturmanın gerek ve yeter şartları,</p>
<p>- Sermaye ve faydalı bilgiyi değerlendirmede OSB’lerin “<em>kaldıraç etkileri</em>” sorgulanmalı.   </p>
<p>Oda ve borsa seçim sürecinde OSB’lerin durumu sorgulanırsa, sivil toplum örgütlerinin yaratacağı toplumsallaşmanın hızını,  yaygınlığını, yoğunluğunu ve derinliğini artırabiliriz. Oluşturulacak toplumsal güç,  yeni dünya düzeninde açılan pencerelerin fırsatları en üst düzeyde değerlendirmede yolumuzu açabilir.</p>
<p><strong>Varlık nedenleri değişiyor</strong></p>
<p>Ana akım dünya düzeninde OSB’lerin varlık nedenlerini çok sayıda yazıda ayrıntılarıyla paylaştık. Yazılanların başlıkları ve varsayımlarını genel çizgileriyle özetleyelim: OSB’ler yatırımcıların kıt olan sermayelerini ve faydalı bilgilerini taşa-toprağa bağlamadan, kapasite ve teknik olanaklarını geliştirecektir. Uygun ölçekte mekan oluşturularak, iş süreçlerinde “<em>zaman kazancı</em>” sağlanacak, iş akışları hızlanacaktır. Rekabet edebilir ölçek, teknoloji ve yönetişim için mekan kısıtları en aza inecektir. Sektörlerdeki firmaların “ <em>sinerjik kümelenmenin</em>”  yarattığı yararlar artacaktır. Üretim hatlarının gerektirdiği “<em>destek hizmetler</em>” OSB içlerinde ve yakın bölgelerinde toplanarak erişilebilirlik sağlanacaktır. Ortak kullanım altyapıları, tedarik zinciri dayanıklılığını artıracak, çevre etkileşimini olumlu yönde geliştirecek, maliyetleri de olumlu anlamda destekleyecektir. OSB’lerdeki işyerlerinde mikrocoğrafyaların yaratacağı  “<em>öğrenme etkisi</em>” büyüyecektir. Kentsel planlar ile OSB’ler bütünsel olarak değerlendirilecek, daha akışkan kent yapıları oluşacak, toplumsallaşma hızlanacaktır. Kentlerde özel ulaşım maliyetlerinden trafik keşmekeşine erişilebilirlikteki aksamalar toplu taşıma bağlantılarıyla minimize edilecektir.</p>
<p>OSB’ler için başlangıçta öngörülen işlevler, bölgelere göre farklılık gösterse de kısmen gerçekleşmiştir. Bugünün koşullarında, yarı iletken teknolojinin yarattığı yeni iletişim ve etkileşim ağı, özellikle genel yapay zekâdaki gelişmeler sonucu  “<em>iş süreçlerini</em>” ve işe yaşam katan “<em>işgücü profillerini</em>” köklü biçimde değiştirmektedir.  Eğer değişim ve dönüşümü doğru ve kaliteli yönetmek istiyorsak, oda ve borsa seçimlerinde OSB’lerin varlık nedenlerindeki değişmeleri, yeni dünya düzeninde değer yaratma zincirinde nasıl konumlanacağımızı en büyük sivil toplum örgütlerinin seçim sürecinde alabildiğine tartışırsak, değer üretmeye katkı sağlarız.</p>
<p><strong>Var olan yapının etkileri</strong></p>
<p>OSB’lerin 1970’li yılların ortalarından bugüne, varlık nedenlerindeki dönüşümü kavramadan, var olan yapıların geliştirici ve asalak etkilerini nesnel bilgiye dönüştüremeyiz. Oda ve borsa seçimlerinde geçmişte belirlenen ihtiyaçlarla oluşturulan yapıların etkileşimi kapsayıcı bir anlayışla sorgulanmalı. Sorgulamalar var olan yapının  “<em>geliştirici etkileri</em>” kadar “<em>asalak yanlarını</em>” kavramamızı da kolaylaştırır.</p>
<p>Dönüşümlerin yarattığı yeni ihtiyaçlar ve ihtiyaç önceliklerini etkili biçimde değerlendirirsek, geçiş sürecini de etkili biçimde yönetebiliriz. Geliştirici etkileri besleme, asalak etkileri tasfiye etme sürecini hızlandırabiliriz. Bu bağlamda, mikrocoğrafyanın dinamikleri ile OSB dinamiklerinin uyuşan ve çelişen yönlerini kavramanın gücünü kullanabiliriz. Özellikle merkezi yönetim ve yerel yönetimlerden taleplerin haklı gerekçelerini netleştirebiliriz. “<em>İl bazlı</em>”  ve “<em>havza bazlı</em>”  taleplerin etki değerlendirmesi hakkında bilgiye dayalı fikir üretebiliriz. OSB’lerdeki yapıların “<em>sinerjik kümelenme</em>” ya da <em>“yığılma</em>” özelliklerini ölçüye dayalı gerekçelendirerek ikna gücünü artırabiliriz. <em>“Karma OSB</em>” yapılarının yarattığı gelişme fırsatları kadar, OSB işlevlerine ters düşen yönlerini de kavrayarak, hatalarımızı tekrarlamanın önüne geçebiliriz. “<em>Yeni nesil OSB işlerinin”</em> neler olduğunu;  fırsat ve riskleri, olanak ve kısıtları nasıl değerlendireceğimizi ve dengeleyeceğimizi kavrar, kaynaklarımızı tahsis etme bilincimizi yükseltebiliriz.</p>
<p>Oda ve borsa seçimlerinde iş dünyasının OSB ihtiyacı kadar, OSB işlevlerini de sorgulamazsak, yeni dünya düzeninin değer yaratma zincirinde etkili bir konumlanmanın gerçekleştirilmesi güçleşir.</p>
<p><strong>Güçlendirici etkilerin belirlenmesi</strong></p>
<p>Ülkemizin ulaştığı “<em>tedarikç</em>i <em>konumu güçlendirmek</em>”  için  “<em>tedarik zincirinin dayanıklılığı</em>” önemli. Oda ve borsa seçimlerine katılarak görev almak isteyenlerin, tedarik zincirinin güçlü ve zayıf halkaları hakkında bilgiye dayalı fikri yoksa, seçildikleri makamın hakkını verebilmeleri mümkün olmaz.</p>
<p>Seçimlerde aday olanların, ülkemizdeki üretim kapasitelerinin nicelik ve niteliklerinin geliştirilmesine katkı yapabilmeleri, var olan yapının etkilerini zihinlerde netleştirmeye bağlıdır. Var olan yapıyı etkinleştirecek alternatif çözümler üretmek de hayati önemdedir.</p>
<p>Önce, iş dünyasında OSB’lere ilişkin “<em>bakış açısının</em>” yeterlilik düzeyi sorgulanmalı. Sonra, bugüne kadar oluşturulan yapının yarattığı ekosistemin etki analizleri yapılmalı. Analizlerin ölçmeye, saymaya, görselleştirmeye, kavramlaştırmaya, bilmeye, anlamaya ve anlamlandırmaya dayanması, inandırıcı gerekçelerle ikna edici olması, etkili sonuçlar üretilmesine de yardımcı olacaktır.</p>
<p>OSB’nin kaç metrekare olduğu, kaç parsele ayrıldığı, parsellerin ne kadarının tahsis edildiği, ne kadarında yatırımın tamamlanarak üretimin başladığı, inşaat sürecinde olan parsellerin sayısı, yeni başvurular, üretim miktarları, ihracat ve döviz getirileri, istihdam edilen insan sayısı gibi sonuçlar elbette önemli. Büyük dönüşümün büyük fırsatlarından yararlanmak için nicelik gelişmeleriyle ilgili durmadan tekrarlanan retorik yarar üretmez. Geldiğimiz aşamada nitelik gelişmeleri üzerine odaklanan bir anlatım gerekir.</p>
<p><strong>Yeni nesil OSB algımız</strong></p>
<p>OSB’lerle ilgili yarım yüzyıllık deneyim ve birikimi sorgulamalıyız. Geçmişte yapılan yanlışları tekrarlamadan; doğru yapılan işleri iyi kavrayarak yeni nesil OSB’lerin tasarlanmasında kullanmalıyız.</p>
<p>Yeni nesil OSB ihtiyacıyla ilgili geçmişte oluşan verileri ehlileştirmek, ülkemizin temel sorunlarından biri. Ehlileştirilmiş verileri dijital ortama aktarmadan, dijital dönüşüm ya da yeşil dönüşümün etkinlik ve verimliliğini istenen düzeye ulaştıramayız. Bir seferberlik anlayışı ile OSB’lerde envanterler hazırlanarak, işlenebilir veri oluşturmamız gerekiyor. Teknolojik atılımlar,  iş süreçleri ve işgücü profillerini dönüştürerek yeni yaşam biçimleri ve yaşam tarzları oluşmasına yol açıyor. Birey, topluluk ve toplum düzlemlerinde yumuşak geçişleri sağlayacak araçlardan biri de yeni nesil OSB’ler olacak.</p>
<p>Dönüşüm, ne üreteceğimizi, nasıl üreteceğimizi ve kimler için üreteceğimizi belirleyecek. İktisadi düzenin temeli olan bu üç gelişme alanını sorgulamayan ve anlamaya çalışmayan iş dünyası örgütleri seçimleri düşünebiliyor muyuz?</p>
<p>“<em>Yeni nesil OSB</em>” söylemi kulağa hoş gelebilir, ama yeni nesil OSB’nin yaşama nasıl yansıyacağını, işgücünü nasıl etkileyeceğini, ihracatı nasıl yönlendireceğini ve diğer etkilerini öngörmeden yatırım yaparsak, gereksiz yerlere kaynak bağlar, yaratmak istediğimiz sonucun uzaklarında kalırız.</p>
<p><strong>Kalkınma ve refah etkileri</strong></p>
<p>Büyüme ve kalkınmanın, rekabet ve ticaretle, işsizlikle, yapılardaki çözülmelerin iç döngülerine etkileriyle, teknolojik etkilerle, tükenen ya da yeniden üretilebilen kaynaklarla, eğitim-öğretimin niteliğiyle, üretim ve araştırma örgütlenmelerinin düzeyiyle etkileşimiyle bir bütün olarak ilintili olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir başka bildiğimiz şey, sermayenin yeterliliği ve erişilebilirliği kadar faydalı bilginin düzeyi de kalkınmanın olmazsa olmazıdır. Çağımız “<em>verinin</em>” temel girdi olduğu, “ <em>net bilginin</em>” sermaye kadar önem taşıdığı, “<em>teknik bilginin</em>”  gerek şartı, “ <em>sosyal becerilerin</em>” yeter şartı oluşturduğu farklı bir “<em>rekabet ortamı</em>” oluştuğu bir çağdayız.  Yeni ortamın mekandaki örgütlenmesi de “ <em>yeni nesil OSB</em>”ler olacak.   Özetlenmeye çalışılan değişmelere uyumun güçlerinden biri dolan OSB’leri sorgulamayan oda ve borsa seçimlerini düşünebilir miyiz?</p>
<p>Hep birlikte yeni dünya düzeninde yeni nesil OSB’lere geçerek uyum sürecini hızlandırmanın yol ve yöntemlerini sorgulayalım. Akıl yürütme disiplinini kullanalım ve bilinmezlerle yüzleşme özgüvenimizi artırarak ilerleyelim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oda-ve-borsa-secim-surecinde-osb-gundemi-ihmal-edilirse-79711</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oda ve borsa seçim sürecinde &#039;OSB gündemi&#039; ihmal edilirse... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknolojiyle-biberonu-yeniden-yaratti-79710</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Teknolojiyle biberonu yeniden yarattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>20 ülkeye ihracat yapan, gizli ihracat şampiyonu, en itibarlı marka ve en iyi ürün ve tasarım ödüllü Dünya Biberon ve Emzik Üreticileri Birliği Ayla Müstecaplıoğlu, ülkemizin az bilinen değerlerinden</strong>…</p>
<p><strong>Ayla Müstecaplıoğlu</strong>. Bir kadın girişimcimiz. 1991’de kurduğu şirketi bugün <strong>Mamajoo</strong> markasıyla yürüyor. <strong>5 dil konuşuyor</strong>. 2011’den bu yana Türkiye’nin ilk <strong>premium bebek</strong> beslenme ve bakım ürünleri üreticisi. Ancak onu ayrıştıran; <strong>biberon gibi bir ürüne kattığı değer</strong>, <strong>ürettiği teknoloji</strong>…</p>
<p>Biberonun ne teknolojisi olur? Alt tarafı bir <strong>şişe</strong> ve ucunda <strong>emzik</strong>. Ben de böyle düşünüyordum. Ancak en sade ürün dahi <strong>teknolojiyle</strong> farklılaşabiliyor. Ülkede ilk, dünyada yenilik olarak <strong>Mamajoo</strong> <strong>Gece&amp;Gündüz biberonları</strong>, karanlıkta parlayan kapatma halkaları, <strong>bebeğe konfor</strong>, <strong>anneye huzur</strong>…</p>
<p><strong>BEBEKLER İÇİN AKTİF BESLENME TEKNOLOJİSİ</strong></p>
<p>Ürüne eklenen “<strong>anti-kolik</strong>” valf sistemi, bebekler biberonla beslenirken emdikçe <strong>kesintisiz sıvı akışı</strong> sağlıyor ve bebek; <strong>biberondaki havayı yutmuyor</strong>. Ne mi oluyor? Bebek gaz sancısından kurtuluyor. <strong>Bebeğin emme gücü</strong> ve isteğiyle orantılı sıvı akışı sayesinde “<strong>aktif beslenme teknolojisi</strong>” uygulanıyor.</p>
<p>Yetmemiş; esnek helezonlu emzikler, <strong>anne göğsü hissi vermek için</strong> geliştirilmiş. Minik ellerin kolayca tutmasını sağlamak ve <strong>kas motor gelişimini desteklemek</strong> için <strong>ergonomik tutma kavisleri</strong> konulmuş. Daha dengeli durması, <strong>doldurma</strong> ve <strong>temizleme</strong> kolaylığı, <strong>ölçek işaretleri</strong>, devrilmede sızdırmazlık…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP/ Biberona dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Dünya biberon devleri kim?</em></strong></p>
<p><strong>Köln</strong> ve <strong>Şanghay</strong>, bu dünyanın merkezleri… <strong>Ayla Müstecaplıoğlu</strong>, ilk ihracatını <strong>Çin</strong>’e yapmış, 10 yıl önce <strong>Köln</strong>’de ofis açmış. Yetmemiş, <strong>emziren anneler için süt pompası</strong> geliştirmiş ve üreticisi olmuş.</p>
<p><strong>Mamajoo’nun üretim gücü?</strong></p>
<p>Şimdiye dek <strong>5 milyon biberon üretmiş</strong> ve <strong>%25</strong>’ini ihraç etmiş. Her yıl <strong>900 bin yeni bebeğin</strong> geldiği bu dünyada, <strong>teknolojiyle biberonu yeniden yaratmak</strong> ile kalmamış memnuniyet oranını <strong>%98</strong>’e taşımış.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>GELECEĞİ EMZİREN KADIN GİRİŞİMCİ AYLA MÜSTECAPLIOĞLU</strong></p>
<p>Haber kanallarında ekonomiyi izlerken insanın morali <strong>enflasyon-döviz-faiz</strong> üçgeninde çöküyor. Ancak ne zaman bir <strong>OSB</strong>’yi gezsem ya da <strong>biberonlara fısıldayan Ayla Hanım</strong> gibi girişimcilerle konuşsam, içim ferahlıyor, <strong>yarınlarım umut</strong> doluyor. Biberona dahi <strong>ileri teknoloji eklemek</strong>, büyük bir başarı…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>BİBERON LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Biberon</strong>: Bebeklerin anne sütünü veya mamayı emerek tüketmelerini sağlayan emzikli aparat</p>
<p><strong>Süt pompası</strong>: Anne sütünün göğüsten sağılarak biberona aktarılmasına yarayan medikal bir cihaz</p>
<p><strong>Mamajoo</strong>: İlk gaz önleyici anti-kolik biberonu, süt pompası, emzik gibi ürünlerin premium markası</p>
<p><strong>Anti-kolik</strong>: Bebeklerin beslenme sırasında hava yutmasını, gaz sancısı ve krampları azaltan teknoloji</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknolojiyle-biberonu-yeniden-yaratti-79710</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/0/1280x720/ayla-mustecaplioglu-1779344476.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Teknolojiyle biberonu yeniden yarattı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/umursamayanin-yapamayacagi-yok-79709</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Umursamayanın yapamayacağı yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günlük yazımı bitirdikten sonraki alışkanlığım arkadaşlarımla buluşup sohbet etmektir. İçlerinde eski ekonomi bürokratları çoğunluktadır. Bunların bir kısmı zaten akademisyen oldukları için üniversitelerde ders vermeye devam ediyor, bir kısmı yılların bilgi birikimini yine üniversitelerde ders vererek genç nesillere aktarıyor. Yalnızca eski bürokratlar değildir sohbet ettiğim arkadaşlarım, içlerinde eski sendikacılar da vardır, meslektaşlarım da…</p>
<p>Niyetim sizlere bir günümü nasıl geçirdiğimi anlatmak değil elbette… Niyetim aslında hepimizin farkında olduğu bir gerçeğin bir sohbet sırasında çok çarpıcı şekilde bir kez daha ortaya çıkması…</p>
<p>Geçenlerde yine iki arkadaşımla sohbet ediyoruz. Çok sevdiğim bu arkadaşlarımdan biri eski bir sendika yöneticisi, diğeri ise ekonomide çok üst düzey görevlerde bulunmuş, CV’sinde devleti adeta ele geçirmiş birtakım yapılarla ilişkisi olduğunu ortaya koyan bir bulguya rastlanamadığı(!) için de düşünüldüğü halde çok daha üst makamlara getirilmemiş ve daha sonra emekliliği tercih etmiş bir isim.</p>
<p>İktidarın icraatlarını ve tercihlerini konuşuyoruz. Ağırlıkla da ekonomiyle ilgili olanları. Konu dönüp dolaşıp son zamanlarda yapılan ve insanı hayretler içinde bırakan birtakım atamalara geliyor.</p>
<p>Liyakatsizlik yine diz boyu. Şimdi kurum ya da makam ismi verip yalnızca onları ön plana çıkarıyormuş gibi olmak istemiyorum ama son dönemde nerelere kimlerin atandığına bakanlar zaten bunları görebilir.</p>
<h2>Neden?</h2>
<p>Eski ekonomi bürokratı olan arkadaşım bana <strong>“Sence niye böyle yapıyorlar”</strong> diye sorunca <strong>“Bu sorunun yanıtı aslında sende, bizzat yaşayan sensin, sen söyle”</strong> diye karşılık verdim. Anlattıklarını, özellikle kendi başından geçenleri burada aktaracak değilim. Ama şu kadarını söyleyebilirim; devletin içinde bir dönem bakan tercihlerinin bile üstüne çıkabilen, o tercihlerin gerçekleşmemesine yol açan birtakım yapıların olduğunu bir kez daha ilk ağızdan dinledim.</p>
<p>Peki niye mi böyle oluyor; niye mi birileri devlet için, dolayısıyla toplum için yararlı olmayacağını bile bile yanlış tercihte bulunmayı göze alabiliyor?</p>
<p>Bu sorunun çok kısa bir yanıtı var:</p>
<p><strong>“Umursamadıkları için! Verilen bu kararın ortaya çıkaracağı olumsuzlukları umursamadıkları için!”</strong></p>
<p>Ne yazık ki yanıt bu kadar kısa ve basit.</p>
<p>Herhangi bir kararın ülke aleyhine sonuçlar doğuracağı göz önünde bulundurulsa o karar alınır mı?</p>
<p>Ya da herhangi bir makama getirilen kişinin ülke çıkarına iş yapamayacağı, o donanımda olmadığı görülse ve kabul edilse, o kişi yine de oraya atanır mı?</p>
<p>Ama ortaya çıkacak sonuçlar hiç mi hiç umursanmıyorsa, <strong>“Yeter ki bizden olsun”</strong> ya da<strong> “Ben yaptım oldu”</strong> mantığı güdülüyorsa her şey yapılabilir, her türlü tasarrufta bulunulabilir. Şimdi olduğu gibi…</p>
<h2>Mahkeme kararları mı, o da ne!</h2>
<p>Düşünün; hukukun tam işlediği bir ülkede bir mahkeme kararına uymamak herhalde kimsenin aklına gelmez.</p>
<p>Hele hele bu mahkeme en yüksek mahkeme ise… Yani Anayasa Mahkemesi ise. Anayasa’nın çok açık, hiçbir tartışmaya meydan vermeyecek, yorum gerektirmeyecek bir hükmü var değil mi… Anayasa Mahkemesi kararları herkesi bağlar. Ama bağlamıyor, Türkiye’den AYM kararlarına uyulmayabiliyor.</p>
<p>Bunun tek nedeni var; umursamamak…</p>
<p>Umursamamanın da tek nedeni var, geri planda bir yaptırımın söz konusu olmaması.</p>
<p>Teamül denilen kavram çoktan yok olmuş. Yazılı olanın bile uygulanmadığı bir ortamda teamüle kim bakar.</p>
<h2>Finans merkezi!</h2>
<p>Mahkeme kararlarına uyma, Anayasa Mahkemesi kararlarını yok say; umursama hiçbir kararı, sonra da bina inşa ederek İstanbul’u finans merkezi yapma çabasına giriş…</p>
<p>Londra, binaları sayesinde mi finans merkezi oldu sanılıyor acaba?</p>
<p>Ya da İsviçre, bankalarının kasaları çok sağlam olduğu için mi ülkesinden para kaçıranların tercih ettiği bir ülke haline geldi?</p>
<h2>Umursanan var mı ki?</h2>
<p>Türkiye’ye neredeyse hiçbir katkısı olmayacak maden için köylü yerinden ediliyor, ağaç katlediliyor. Mahkeme kararları bile uygulanmıyor. Niye, çünkü ne köylü umursanıyor, ne ağaç.</p>
<p>Diğer yanda ne öğrenci, ne işçi ve memur, ne de emekli… Neredeyse herkes mutsuz, her işkolunda bir mutsuzluk. Trafiğe bile yansıyor bu.</p>
<p>Çünkü umursanmıyor ki hiçbir kesim.</p>
<p>Daha kötüsü, bu kesimlerin çoğu normalin bu olduğunu sanıyor:</p>
<p><strong>“Böyle yapılıyorsa büyüklerimizin bir bildiği vardır.”</strong></p>
<p>Umursamayan ise şunu çok iyi biliyor:</p>
<p><strong>“Şimdi sırt çeviririm, daha sonra yüzlerine biraz güldüm mü, her şeyi unuturlar…”</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/umursamayanin-yapamayacagi-yok-79709</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/0/3/1280x720/sinirli-kizgin-is-hayati-sirket-calisan-1750838983.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Umursamayanın yapamayacağı yok ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/35-yilda-108-milyar-liralik-yatirimci-varligina-ulasti-sorumluluk-cagrisi-yapti-79708</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> 35 yılda 108 milyar liralık yatırımcı varlığına ulaştı, ‘sorumluluk’ çağrısı yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GEDİK </strong>Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Onur Topaç, </strong>şirketin 35’inci kuruluş yıldönümünde 1991 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>Erhan Topaç (babası) Gedik Yatırımı 35 yıl önce 50 bin lira özsermaye ile kurup yola çıktı. Erhan Bey, o günlerden itibaren, </strong>“Kısa vadeli kazanç için yaptığınız işin kalitesinden ödün vermeyin” <strong>düsturunu benimsedi, biz de ona hep uyduk.</strong></p>
<p>Bugüne dönüp, ulaştıkları düzeyi verilerle irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Bugün 90 bin bakiyeli yatırımcıya, 108 milyar lira yatırımcı varlığına, 1.5 milyar lira net kâra ve 5.1 milyar lira özsermaye büyüklüğüne ulaştık.</strong></p>
<p><strong>Onur Topaç</strong>’la 35’inci kuruluş yıldönümleri vesilesiyle buluşup sohbet ettik. Gedik Yatırım’ın iş modelini şöyle özetledi:</p>
<p>-          <strong>Gedik Yatırım olarak sadece aracı kurum faaliyetleriyle sınırlı kalmıyoruz. Yatırım bankacılığından kripto varlıklara, girişim sermayesinden İslami finansa kadar pek çok alanda faaliyet</strong><strong>ler</strong><strong>i bulunan şirketler topluluğu konumundayız.</strong></p>
<p>Son 6 yılda iştiraklerinin sayısının 7’ye yükseldiğini belirtip sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Misyon Yatırım Bankası: </strong>Yatırım bankacılığı ve saklama hizmetleri sunuluyor.</li>
<li><strong>Marbaş Menkul Değerler: </strong>Aracılık faaliyetlerimiz güçlendiriliyor.</li>
<li><strong>Inveo Ventures: </strong>Teknoloji odaklı girişimlere yatırım yapıyor.</li>
<li><strong>Inchain ve Misyon Kripto: </strong>Dijital varlık alanında faaliyet gösteriyor.</li>
<li><strong>GY Varlık Kiralama: </strong>Sukuk ihraçlarına aracılık ediliyor.</li>
<li><strong>GYT Bilişim: </strong>Teknolojik altyapı ve dijital kanallar geliştiriliyor.</li>
</ul>
<p>İştiraklerin ulaştıkları noktayı da verilerle ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>İştiraklerin özsermayeye oranı yüzde 20’den yüzde 46’ya ulaştı. 2019 yılında 11 milyon dolar olan net kâr 2025 yılı sonunda 35.2 milyon dolara yükseldi.</strong></p>
<p>Gedik Yatırım’ın 2025 yılı sonu verilerine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>25 milyar liraya yakın aktif büyüklüğüne, yüzde 30 düzeyinde özsermaye kârlılığına, 63 şubeye ulaşıldı. 663 çalışanla operasyonlar sürdürülüyor. 280 bin yatırımcıya hizmet veriliyor.</strong></p>
<p>Görev aldıkları halka arzlarla ilgili verileri aktardı:</p>
<p>-          <strong>Bugüne kadar 30 halka arzda liderlik, 3 halka arzda eş liderlik ve 170’in üzerinde halka arzda konsorsiyum üyeliği üstlendik. Toplam 203 şirketin sermaye piyasalarıyla buluşmasına katkı sağladık.</strong></p>
<p><strong>Onur Topaç, </strong>geçen 35 yılda sektörün Türkiye’deki yolculuğunun içinde olduklarını, gelişimini yakından gördüklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>20 yıl boyunca yatırımcı sayısı 1 milyon dolayında kaldı. Düşük faiz dönemi yatırımcı sayısını 8.5 milyona kadar çıkmasını tetikledi. Borsa İstanbul’daki yatırımcı sayısı şimdilerde 6.5 milyon. 5.7 milyon da yatırım fonu yatırımcısı var.</strong></p>
<p>Borsa İstanbul’un 2020-2025 dönemindeki verilerine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>2020 yılı başında Türkiye’de 1.2 milyon bireysel hisse senedi yatırımcısı, 31.1 milyar dolarlık da yerli bakiye bulunuyordu. 2025 yılı sonu itibariyle toplam yurtiçi bakiye 109.4 milyar dolara yükseldi. Fon bakiyesi de 200 milyar doları aştı.</strong></p>
<p>Sermaye piyasalarının artık bankacılık sistemine gerçek bir alternatif ve aynı zamanda tamamlayıcı güç olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>2025 sonu verilerine göre hisse senedi piyasası, yatırım fonları, borçlanma araçları ve BES &amp; OKS kalemlerinin toplamından oluşan sermaye piyasaları toplam büyüklüğü 427.7 milyar dolara ulaştı.</strong></p>
<p>Bankacılık sektörüyle karşılaştırdı:</p>
<p>-          <strong>Bu gelişimi bankacılık mevduat hacmiyle kıyasladığımızda tarihi dönüşümün boyutu netleşiyor. 2019 sonunda sermaye piyasaları toplam mevduatın yüzde 30.2’si kadarken 2025 sonunda bu oran yüzde 67.5’e yükseldi.</strong></p>
<p>Bu noktada şu çağrıyı yaptı:</p>
<p>-          <strong>Bu büyüklük herkese sorumluluk yüklüyor…</strong></p>
<p>Ülkemiz sermaye piyasalarının mevzuatlarını düzenleyenden denetleyene, borsadan aracı kurumlara, kısacası tüm taraflar ve yatırım yapanlar bu büyük sorumluluğun farkında mı?</p>
<p>Unutmayın 427.2 milyar dolarla bankacılık mevduat hacminin yüzde 67.5’ini bulan bir sermaye piyasaları hacmi var…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e871c0d1ec-1779336988.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Şirket ne iş yapıyor, patronu kim, araştırın sonra yatırım yapın</span></h2>
<p><strong>GEDİK </strong>Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Onur Topaç, </strong>sermaye piyasalarındaki yatırımcı sayılarına tekrar işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Borsa İstanbul’da yatırımcı sayısı 6.5 milyon, ayrıca 5.7 milyon da yatırım fonu yatırımcısı var. Yani 12.2 milyon yatırımcıdan söz ediyoruz.</strong></p>
<p>Ardından sermaye piyasalarına yatırım yapanlara şu uyarıyı yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Borsa’da hisse senetlerine yatırım yaparken şirketlerle ilgili en ince detaya kadar araştırma yaptığınızı var sayıyoruz. Yani, şirket ne iş yapar, sahibi ya da ortakları kimdir, hepsine bakıyor olmalısınız.</strong></li>
</ul>
<p>Yatırım fonlarına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Yatırım fonlarında da aynı titizliği gösterin. Yatırım fonlarının içeriğine, kimlerin yönettiğine bakın, öyle yatırım yapın.</strong></p>
<p>Yeri gelmişken <strong>“nitelikli yatırımcı” </strong>konusuna değindi:</p>
<p>-          “Nitelikli yatırımcı” <strong>sınırı 10 milyon liraya yükseltilmişti. Sadece niteliğin parayla ölçülmemesi gerektiğini hatırlatmak isterim.</strong></p>
<p>Sonra şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Sermaye piyasaları hiç sürekli yükselen bir grafik çizmez. Düşüşler de yaşanır. Yani, risk barındırır ama o riskin karşılığı da alınır.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Şirketler, çalışanlarının tümüne hisse opsiyonu verse yatırımcı sayısı artar</span></h2>
<p><strong>GEDİK </strong>Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Onur Topaç, </strong>Türkiye’de 20 milyonu aşkın hanenin olduğunu işaret edip, ekledi:</p>
<p>-          “Her hanede bir yatırımcı olsun” <strong>gibi bir hedef belirleyip sermaye piyasalarının daha da büyümesi için çalışmalıyız.</strong></p>
<p>Bunu sağlamanın yollarından birinin şirketlerin sadece yöneticilere, beyaz yakalıya değil tüm çalışanlarına hisse senedi opsiyonu vermesi olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>ABD’de bu formül uygulanıyor. Şirketler örneğin en az 4 yıllık kıdemi dolduran tüm personeline hisse opsiyonu vermeli. Bu, bir taraftan şirketlere aidiyet duygusunu artırır, diğer taraftan performansı da yükseltir. Çünkü, personel başarıdan payını alacağını bilir.</strong></p>
<p>Bunun için vergi konusunda bir düzenleme yapılması gerektiğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Şirket, çalışanına hisse opsiyonu verdiği anda vergi doğuyor. Oysa dünyada opsiyon hisseye dönüp satıldığı anda vergisi doğar. Bu aşamada da vergi olmalı zaten.</strong></p>
<p>Hisse opsiyonu prosedürünün de uzun olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Hisse opsiyonu konusunun şirketlerin inisiyatifine bırakılmasında yarar var.</strong></p>
<p>Hisse opsiyonu uygulamasının sermaye piyasalarına yapacağı katkıya dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Sermaye piyasaları ciddi sayıda uzun vadeli yatırımcı kazanır. 2-3 milyon yeni yatırımcı buradan gelebilir.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Misyon Bank’ın aktif büyüklüğü 15 milyar lira</span></h2>
<p><strong>GEDİK </strong>Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Onur Topaç, </strong>iştiraklerinden Misyon Bank’ın verilerini paylaştı:</p>
<ul>
<li><strong>70’ten fazla muhabir banka ağı var</strong></li>
<li><strong>64 milyar lira saklama büyüklüğü var (24 portföy yönetim şirketi ile)</strong></li>
</ul>
<p>2026 yılı büyüklüklerini ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Misyon Bank, 2026 yılı ilk çeyreğinde 76.15 milyon lira net kâr açıkladı. Güçlü bir finansal geri dönüşe imza attı. Kredi portföyünü ise 11.3 milyar lira seviyesine taşıyarak büyümesini sürdürdü. Aktif büyüklüğü de 15 milyar lira seviyesine ulaştı.</strong></p>
<p>İştiraklerinden Marbaş Menkul Değerler’e değinip verilerini sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Özkaynakları 631 milyon liradan 1.1 milyar liraya yükseldi.</strong></li>
<li><strong>Hisse pazar payı yüzde 1.36’dan yüzde 1.68’e çıktı. Vadeli işlemler pazar payı yüzde 0.64’ten yüzde 0.91’e yükseldi.</strong></li>
<li><strong>Müşteri özvarlıkları 22 milyar lira düzeyinde bulunuyor.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Biz 6 yıldır nakit temettü ödüyoruz</span></h2>
<p><strong>GEDİK </strong>Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Onur Topaç, </strong>şirketin halka açıklık oranının yüzde 14 olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Biz temettü dağıtan bir şirketiz. 6 yıldır nakit temettü dağıtıyoruz.</strong></p>
<p>2026 yılı büyüme hedeflerini de ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Net kârda yüzde 30 artış, özsermaye kârlılığında yüzde 35’i yakalamak, dağıtılabilir kârın da yüzde 50’sini nakit temettü olarak dağıtmak.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/35-yilda-108-milyar-liralik-yatirimci-varligina-ulasti-sorumluluk-cagrisi-yapti-79708</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/8/1280x720/onur-topac-1779337013.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 35 yılda 108 milyar liralık yatırımcı varlığına ulaştı, ‘sorumluluk’ çağrısı yaptı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabi-kuresele-dar-geldi-79707</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ayakkabı küresele dar geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Küresel ayakkabı ticaretinde son yıllarda dengeler hızla değişirken, Türkiye bu dönüşümden en fazla etkilenen üretici ülkeler arasında yer aldı. Yüksek enflasyonun yarattığı maliyet baskısı, işçilik giderlerindeki sert artış, kur politikasının ihracatçı üzerindeki etkisi ve finansmana erişimde yaşanan sorunlar, Türk ayakkabı sektörünün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü zayıflattı. Özellikle Çin’den uzaklaşan siparişlerin Vietnam, Endonezya ve Hindistan gibi daha düşük maliyetli üretim merkezlerine yönelmesi, Türkiye’nin küresel ayakkabı ihracatından aldığı payın gerilemesine neden oldu. Buna karşın iç pazarda artan ithalat baskısı, sektörün dış ticaret dengesinde de dikkat çekici bir kırılma yarattı. Uluslararası Ticaret Merkezi verilerine göre dünya ayakkabı ihracatı yüzde 7,8 artarak 181,4 milyar dolara, ithalatı ise yüzde 5,9 yükselerek 170,7 milyar dolara çıktı. Aynı dönemde Türkiye’nin ayakkabı ihracatı yüzde 13,2 gerileyerek 1 milyar dolar seviyesine inerken, ithalatı da yüzde 1,9 düşüşle 1,67 milyar dolara düştü. Gelişmelere paralel olarak Türkiye’nin küresel ayakkabı ihracatından aldığı pay yüzde 0,69’dan yüzde 0,56’ya gerilerken, küresel ithalattan aldığı pay ise yüzde 0,98 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Dünya ayakkabı ihracatının yıllar itibarıyla seyrine bakıldığında 2021 yılında 153,6 milyar dolar olan hacim 2022’de 180 milyar dolar, 2023’te 167 milyar dolar, 2024’te 168 milyar dolar ve 2025’te de 181,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde Türkiye’nin ihracat hacmi ise 1 milyar 81 milyon dolar, 2022’de 1 milyar 310 milyon dolar, 2023’te 1 milyar 268 milyon dolar, 2024’te 1 milyar 161 milyon dolar ve 2025’te de 1 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde Türkiye’nin dünya ayakkabı ihracatından aldığı pay son yıllarda dikkat çekici bir şekilde geriledi. 2021’de yüzde 0,70 olan pay, 2023 yılında yüzde 0,76 ile zirve seviyeye çıkarken, 2024’te yüzde 0,69’a, 2025 yılında ise yüzde 0,55’e düştü. Böylece Türkiye, küresel ayakkabı ticaretindeki konumunda son dönemde önemli bir kayıp yaşadı. Aynı dönemde özellikle Vietnam, Endonezya ve Kamboçya gibi Asya ülkelerinin güçlü yükselişi, rekabet baskısını daha da artırdı. Sektör temsilcileri ise yüksek maliyetler, kur baskısı ve rekabetçilik kaybının Türkiye’nin performansını aşağı çektiğine dikkat çekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e8587d64d5-1779336583.png" alt="" width="322" height="204" /></p>
<h2>İthalattan aldığımız pay yüzde 58 arttı</h2>
<p>Geride bıraktığımız yıl dünya ayakkabı ithalatı da önemli oranda yükseldi. 2021 yılında 146 milyar dolar olan ithalat hacmi 2022’de 174 milyar dolar, 2023’te 159 milyar dolar, 2024’te 161 milyar dolar ve 2025’te de 171 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu dönemde Türkiye’nin ithalatı ise çok hızlı bir şekilde yükseldi. 2021’de 587 milyon dolar olan Türkiye’nin ayakkabı ithalatı, 2022’de 962 milyon dolar, 2023’te 1 milyar 416 milyon dolar, 2024’te 1 milyar 711 milyon dolar ve 2025’te de 1 milyar 678 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2021 ile 2025 arasında ithalat yüzde 185 artış gösterdi ve dış ticaret fazlası veren sektör net ithalatçı konuma geçti. Türkiye’nin dünya ayakkabı ithalatından aldığı pay ise 2021 yılında yüzde 0,39 seviyesinde iken, 2023’te yüzde 0,52’ye, 2024’te yüzde 0,58’e çıktı. 2025 yılında ise payını yüzde 0,63’e taşıyan Türkiye, dünya ayakkabı ithalatında büyüyen pazarlar arasında yer aldı.</p>
<h2>Üretim güçlü bir şekilde Asya’ya kayıyor</h2>
<p>Dünya Ticaret merkezi verileri, 2025 verileri, küresel ayakkabı ticaretinde üretim merkezinin giderek daha güçlü şekilde Asya’ya kaydığını ortaya koydu. Çin halen dünyanın en büyük ayakkabı ihracatçısı olmayı sürdürse de ihracatı yüzde 9,5 düşerek 46,1 milyar dolara geriledi. Buna karşın Vietnam yüzde 58,8’lik dikkat çekici artışla ihracatını 37,2 milyar dolara çıkararak Çin’e hızla yaklaştı. Kamboçya’nın yüzde 24,5, Tunus’un yüzde 38,9, Myanmar’ın ise yüzde 101’i aşan ihracat artışı yakalaması, düşük maliyetli üretim merkezlerinin küresel markalar açısından daha cazip hale geldiğini gösterdi. Endonezya da yüzde 12,6 büyümeyle güçlü performans sergileyen ülkeler arasında yer aldı. Uzmanlara göre küresel markaların tedarik zincirlerini çeşitlendirmesi, işçilik maliyetleri ve üretim teşvikleri Asya ülkelerinin yükselişinde belirleyici oldu. Özellikle Vietnam’ın ABD ve Avrupa pazarlarındaki güçlü konumu dikkat çekiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD hala dünyanın en büyük ithalatçısı</span></h2>
<p>İthalat tarafında ise ABD açık ara dünyanın en büyük ayakkabı alıcısı olmayı sürdürdü. Ancak ABD’nin ayakkabı ithalatı yüzde 4,2 gerileyerek 27,1 milyar dolara düştü. Almanya, Fransa, İtalya ve Hollanda gibi Avrupa ülkeleri ise ithalatlarını artırmaya devam etti. Özellikle Hollanda’nın yüzde 26,7, İspanya’nın yüzde 17,1 ve Polonya’nın yüzde 16,9’luk ithalat artışları Avrupa’daki tüketim talebinin canlı kaldığını gösterdi. Vietnam’ın ithalatındaki yüzde 82,3’lük sıçrama ise ülkenin yalnızca üretim üssü değil aynı zamanda güçlü bir ara malı ithalatçısı haline geldiğini ortaya koydu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabi-kuresele-dar-geldi-79707</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/ayakkabi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ayakkabı ticaretinde dengeler hızla değişirken, Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı pay son iki yılda sert geriledi. Yüksek maliyetler ve rekabet baskısı nedeniyle ihracatta güç kaybı yaşayan sektör, ithalatta ise hızla büyüyen pazarlar arasına girdi. Özellikle Asya’daki düşük maliyetli üretim merkezlerinin yükselişi, Türk ayakkabı sektörünün küresel rekabetini daha da zorlaştırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-sektor-kamu-borclarinda-gercek-yapilandirma-istiyor-79706</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel sektör kamu borçlarında ‘gerçek yapılandırma’ istiyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>TBMM Genel Kurulu’nda görüşmelerine başlanan ve ilk maddeleri kabul edilerek yasalaşma süreci hızlanan torba yasada yer alan amme alacaklarına yapılandırma düzenlemesi, reel sektörde ‘yüksek faiz’ tartışması başlattı. Düzenlemeyle vergi ve SGK borçlarında taksit süresi 72 aya çıkarılırken, iş dünyası temsilcileri yüzde 39’luk tecil faiziyle 1 milyon liralık borcun 6 yılda 10 milyon liraya ulaşacağına dikkat çekerek, "Bu haliyle düzenleme bir çözüm değil, yeni bir borç sarmalı yaratır" uyarısında bulunuyor.</p>
<p>İTO Mali Müşavirlik Meslek Komitesi Üyesi Numan Sağ, yıllık tecil maliyetinin yüzde 44'leri bulduğunu vurgulayarak taksitlendirmenin ‘gerçek bir yapılandırma’ olmadığını savunurken; TESK Başkanı Bendevi Palandöken esnafın yüksek faiz nedeniyle ödeme planlarını sürdüremediğini ve krediye erişimde tıkandığını belirtti. İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, “Merkez Bankası’nın para politikası doğrultusunda faiz indirim sürecine girilecekse, biz reel sektör olarak niye uzun vadeli ve yüksek sabit faizli bir borçlanma maliyetine girelim? Eğer amaç reel sektörü korumak ve güçlendirmekse, bu model koruyucu olmuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>72 ay tek başına çözüm değil</h2>
<p>Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İTO Mali Müşavirlik Meslek Komitesi Üyesi Numan Sağ, düzenlemenin içeriğine bakıldığında, vatandaşın ve şirketlerin beklediği gerçek bir yapılandırma modeli olmadığının çok net ve açık olduğunu ifade etti. Düzenlemenin uygulama esaslarına ilişkin verdiği örnekle açıklama yapan Sağ, “Şu anda 1 milyon lira vergi borcu olan bir mükellefi düşünelim. 2 yıllık ödemediği süreleri de eklersek, 1 milyon liralık bir vergi borcu gecikme zammıyla önce 3 milyon liraya çıkacak. Bu 3 milyon lirayı 72 ay, yani 6 yıl tecil ile taksitlendirdiğinde ise mükellefin borcu 10 milyon lirayı bulacak” dedi.</p>
<p>Kamu alacaklarında taksit süresinin 72 aya çıkarılmasının tek başına bir çözüm olmadığını söyleyen Sağ, “Teminatsız tecil sınırının 1 milyon TL'ye çıkarılması da aslında bu sorunu ortadan kaldırmıyor. Çünkü 1 milyon lira sınırına inebilmek için, örneğin 2 milyon liralık bir vergi borcunun önce 1 milyon lirasını ödemeniz lazım. Yani o aradaki 1 milyon lirayı peşinen kapatmanız gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h2>Gecikme maliyeti yıllık yüzde 44</h2>
<p>Kamu alacaklarında gecikme zammının aylık yüzde 3,7 olduğunu, bunun da yıllık maliyetinin yüzde 44 seviyesinde, tecil faizinin ise yüzde 39 dolayında olduğuna işaret eden Sağ, şöyle devam etti: “Piyasada nakit sıkışıklığı bu kadar derinleşmişken KOBİ'lerin, üreticilerin ve işverenlerin geçmiş dönem vergi borçlarını, SSK primlerini, güncel vergi ödemelerini, maaşları, kirayı, enerjiyi ve diğer kredi giderlerini bu taksitlerle aynı anda ödemeye çalışmasını beklemek bile yanlıştır. Kamu borçlarının, önceki yapılandırma yasalarında olduğu gibi borç aslının üzerine Yurt İçi ÜFE (Yİ-ÜFE) farkı eklenerek, gerekirse yine 72 ay vadeyle yeniden yapılandırılmasına şiddetle ihtiyaç var."</p>
<h2>Vergisel anlamda faydası yok</h2>
<p>İstanbul Tüccarlar Kulübü Başkanı İlker Önel de, yeni düzenlemeye ilişkin açıklamasında, firmaların halihazırda kamu borçlarını ödemekte büyük sıkıntılar yaşadığını, piyasanın işleri sürdürmekte zorlandığını hatırlattı. “Vergilendirme kurum kazancından, yani kar marjından olur. Oysa reel sektörün son 3-4 yıldır kar marjları inanılmaz derecede düştü” diyen Önel, “Dolayısıyla bu düzenlemenin mevcut işleyişe vergisel anlamda bir faydası olmayacak. Orada vadeyi yaymalarına rağmen faiz oranı çok yüksek kaldı” dedi. KOSGEB’in istihdamı koruma destek kredisinde faiz oranının yüzde 26 olduğunu hatırlatan Önel, bu yapılandırmada da faiz oranının en azından yüzde 26-28 bandına çekilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<h2>Bu model koruyucu olmuyor</h2>
<p>Yapılandırmada bir faiz tezatlığı olduğuna dikkat çeken Önel, “Merkez Bankası’nın para politikası doğrultusunda faiz indirim sürecine girilecekse, biz reel sektör olarak niye uzun vadeli ve yüksek sabit faizli bir borçlanma maliyetine girelim? Eğer amaç reel sektörü korumak ve güçlendirmekse, bu model koruyucu olmuyor. Bazı KOSGEB kredilerinde de bu sabit faiz sorununu yaşıyoruz. Eğer faiz oranları aşağı gidecek, enflasyon düşecek diyorsak; kamu borçlanmasında niye sabit faizle ödeme yapıyoruz? En azından değişken bir maliyet yapısı kurulmalıydı. Faizler bu seviyede yüksek kaldığı sürece, reel sektörün bu yapılandırmayı çok yoğun bir şekilde kullanacağını düşünmüyorum” ifadelerini kullandı. SGK ve vergi borçlarında yapılacak gerçek bir yapılandırmanın piyasaya can suyu olacağını vurgulayan Önel, “72 ay vade fena bir süre değil. Ancak kredi/borç maliyetinin kesinlikle güncellenmesi ve düşürülmesi gerekiyor. Gerçek bir yapılandırma, faiz yükünün silinmesi ya da çok sembolik yüzde 3-5 gibi oranlarla ana paraya eklenmesiyle olur” dedi. Önel, aynı zamanda yapılacak düzenlemede vergisini doğru ve zamanında ödeyen kurumlara mutlaka bir teşvik, bir prim verilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Yüksek maliyetli yapılandırmanın altından kalkmak mümkün değil”</span></h2>
<p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken de yeni düzenleme teklifini eleştirdi. Sosyal medya hesabından "Yüksek faizli yapılandırma esnafı rahatlatmıyor" diyen Palandöken, şu ifadeleri kullandı: "Hem Maliye Bakanlığı hem de Sosyal Güvenlik Kurumu, Bağ-Kur ve SSK borçlarını 72 aya kadar yapılandırıyor. Ancak faiz oranı yüzde 39 seviyesinde. İnsanlar bırakın borcunu ödemeyi faizini bile karşılayamaz hale geliyor. Bu nedenle esnaf bu yapılandırmaları cazip bulmuyor. Vergi dairesine ve sosyal güvenlik kurumuna olan borçların 72 aya bölünmesi olumlu bir adım gibi görünse de yüksek faiz nedeniyle ödeme planları sürdürülebilir olmuyor. İnsanlar zaten mevcut taksitlerini ödemekte zorlanıyor. Böyle bir ortamda yüksek maliyetli yapılandırmaların altından kalkmaları mümkün değil. Esnaf borcunu ödemek istiyor ancak mevcut ekonomik şartlar buna izin vermiyor. Bir yapılandırma yapılmalı ve insanlar rahatlatılmalı. Faiz oranları mutlaka düşürülmeli, esnaf çalışıp borcunu ödemek istiyor ancak mevcut şartlarla bunun gerçekleşmesi mümkün değil. Bu sıkıntının bir an önce çözülmesi gerekiyor. Aksi halde ne esnaf ayağa kalkabilir ne de piyasalar yeniden canlanabilir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-sektor-kamu-borclarinda-gercek-yapilandirma-istiyor-79706</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/reel-kesim-guven-kadin-calisan-is-yeri.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu alacaklarının yapılandırılmasında taksit süresinin 72 aya çıkarılmasını sağlayan düzenlemede yüzde 39’luk tecil faizi piyasanın tepkisini çekti. İş dünyası temsilcileri, “Devlete 1 milyon liralık borç 6 yılda 10 milyon liraya çıkıyor. Bu bir çözüm değil yeni bir borç sarmalı” eleştirisi getiriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyaz-esya-sektorunun-potansiyeli-79733</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyaz eşya sektörünün potansiyeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugüne kadar makro ölçekte yeşil dönüşüm fırsatlarına ve güncel gelişmeler ışığında neler yapılması gerektiğine odaklandığım köşemde, bundan sonra sektörel potansiyel fırsatları da ortaya koymak istiyorum. Ele aldığım ilk sektör de Türk sanayisinin hem üretim gücü hem ihracat kapasitesi açısından en önemli alanlarından biri olan beyaz eşya sektörü.</p>
<p>Yüksek adetli üretim, güçlü tedarik zinciri, kalite beklentisi ve küresel rekabet baskısı bu sektörde enerji maliyetini doğrudan stratejik bir konu haline getiriyor. Türk Sanayisinin Enerji Verimliliği Raporu’nun üçüncü versiyonunda yer alan beyaz eşya sektörü analizleri de bu tabloyu net biçimde ortaya koyuyor.</p>
<p>Farklı ölçeklerde 16 tesiste yapılan enerji etütleri, sektörün enerji verimliliği açısından güçlü ve somut bir iyileştirme alanına sahip olduğunu gösteriyor. Bu tesislerin 6’sı 5.000 Ton Eş Değer Petrol (TEP) üzeri, 8’i 1.000 ila 5.000 TEP arası, 2’si ise 1.000 TEP altı tüketime sahip. Dolayısıyla elde edilen bulgular yalnızca büyük ölçekli tesisleri değil, farklı büyüklükteki üretim yapılarını kapsıyor.</p>
<p><strong>Tüketim profili </strong></p>
<p>Analiz edilen tesislerde toplam enerji tüketiminin %58’i elektrikten, %42’si ise ısı enerjisinden (fosil yakıtlardan) kaynaklanıyor. İlk bakışta elektrik tüketiminin daha yüksek paya sahip olması, verimlilik çalışmalarında odağın elektrikli sistemlere kaymasına neden olabilir. Ancak potansiyel tasarruf dağılımı farklı bir önceliğe işaret ediyor. Toplam enerji verimliliği potansiyeli %27,4 seviyesinde. Bunun %6,9’u elektrik tüketiminden, %20,5’i ise ısı enerjisi tarafındaki iyileştirmelerden geliyor. Başka bir ifadeyle beyaz eşya sektöründe en büyük verimlilik fırsatı, fırınlar, kurutma hatları, yıkama, yüzey işlem ve proses ısı ihtiyacı gibi alanlarda yoğunlaşıyor.</p>
<p><strong>İlk üç odak alanı </strong></p>
<p>Etüt sonuçlarına göre sağlanabilecek toplam 100 birim tasarruf potansiyelinin %57’si ısı ve proses alanından geliyor. İkinci sırada %23 ile soğutma sistemleri, üçüncü sırada ise %10 ile basınçlı hava yer alıyor. Bu üç başlıkla toplam potansiyelin %90’ına ulaşılıyor. Bu dağılım, enerji yönetiminde önceliklendirme açısından çok kıymetli ve hem mühendislik çalışmasının hem yatırım planının omurgasını oluşturmalı.</p>
<p><strong>Yatırım iştahını artıran geri ödeme süresi</strong></p>
<p>Ancak verimlilik potansiyelinin yüksek olması tek başına yeterli değil. Sanayi yöneticisi açısından asıl belirleyici unsur, bu potansiyelin hangi yatırım tutarıyla hayata geçirilebileceğidir. Beyaz eşya sektörü etütlerinde 1 TEP enerji tüketimi azaltımı için gereken ortalama yatırım 1,174 dolar olarak hesaplanıyor. Projelerin ortalama geri ödeme süresi ise 2,15 yıl seviyesinde.</p>
<p>Bu süre, sanayi yatırımları açısından oldukça yönetilebilir bir aralığa işaret ediyor. Özellikle enerji fiyatlarındaki oynaklık, ihracat pazarlarında karbon düzenlemelerinin sıkılaşması ve finansmana erişimde yeşil kriterlerin ağırlık kazanması dikkate alındığında, 2 yıl civarındaki geri ödeme süresi güçlü bir yatırım gerekçesi oluşturuyor.</p>
<p>Emisyon azaltımı açısından bakıldığında da tablo anlamlı. 1 ton karbondioksit eş değeri emisyon azaltımı için gereken ortalama yatırım tutarı 567 dolar. Bu gösterge, enerji verimliliği projelerinin karbon yönetimi açısından ölçülebilir bir araç olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Sahadan notlar </strong></p>
<p>Beyaz eşya üretim tesislerinde en sık karşılaşılan tablo, proses ısısı tarafında atık ısının yeterince değerlendirilmemesi ya da fırın ve kurutma hatlarında ısı kayıplarının yüksek olması. Soğutma gruplarına baktığımızda, düşük verimli sistem tercihleri ile işletme sıcaklıkları, kısmi yük davranışı ve bakım kalitesi çoğu zaman ciddi tasarruf fırsatları yaratıyor. Basınçlı hava sistemlerinde ise kaçaklar, tesisat tasarım hataları, gereğinden yüksek basınçta çalışma ve kompresör seçimleri toplam tüketimi artırıyor.</p>
<p>Halbuki üretim prosesiyle enerji akışı birlikte değerlendirilmeli. Hangi hatta hangi sıcaklığa ihtiyaç duyulduğu, hangi noktada atık ısı oluştuğu, hangi vardiya düzeninde hangi sistemin kısmi yükte çalıştığı ve hangi yardımcı tesisin üretim kalitesini etkilemeden optimize edilebileceği aynı çerçevede ele alınmalı.</p>
<p>Öte yandan düşük sıcaklıkta aktive olan kimyasallar ile proses banyolarının ısı ihtiyacı azaltılabilir, ısıtma ve soğutma ihtiyaçlarına uygun tasarlanmış ısı pompası sistemleri ile hem fosil yakıttan çıkış hem de enerji tasarrufu sağlanabilir. Beyaz eşya üretimindeki enerji talebi ve proses sıcaklıkları özellikle ısı pompası projelerinin geri ödeme süresinin kısaltılmasına da imkan yaratır.</p>
<p><strong>Son söz </strong></p>
<p>Beyaz eşya sektörü Türkiye’nin sanayi gücünü dünyaya taşıyan alanlardan biri. Bu gücü düşük maliyetli, düşük karbonlu ve daha verimli bir üretim modeliyle desteklemek mümkün. Raporun ortaya koyduğu tablo, bunun teknik olarak yapılabilir, finansal olarak savunulabilir ve rekabet açısından gerekli olduğunu gösteriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyaz-esya-sektorunun-potansiyeli-79733</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyaz eşya sektörünün potansiyeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/astor-enerji-msci-turkiye-small-cap-endeksinden-neden-cikarildi-79726</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Astor Enerji, MSCI Türkiye Small Cap Endeksi&#039;nden neden çıkarıldı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>MSCI’ın (Morgan Stanley Capital Index) Borsa İstanbul’da yaptığı “mıntıka temizliği”nin üzerinden 1 haftadan fazla süre geçmesine rağmen etkileri hala konuşuluyor. Temizlik listesinde yer almasına en çok şaşırılan şirketler Ford Otosan ve Astor Enerji idi. MSCI’ın bu yıl ciddi şekilde sıkılaştırdığı teknik kurallar sonucu HSBC’nin “kriterleri çok dar marjlarla karşılıyor” dediği Ford Otosan, Standard Türkiye Endeksi’nden yani Süper Lig’den çıkartıldı.</p>
<p>Beklenmeyen diğer haber ise son dönemin yıldızlarından Astor Enerji’nin MSCI Türkiye Small Cap endeksinden çıkartılmasıydı. Araştırdım ve perde arkasına ulaştım. Nedeni yıllar öncesinin Telsim reklamında olduğu gibi “duygusal” değil tamamen teknik. MSCI değerlendirmeyi yaparken öncelikle iki kritere bakıyor. Biri şirketin toplam piyasa değeri, ikincisi ise dolaşımdaki hisselerin yani serbestçe alınıp satılabilecek hisselerin piyasa değeri.</p>
<p> </p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e951b8b2d7-1779340571.jpg" alt="" width="600" height="450" />
<figcaption><strong>Astor Enerji Şirket hisse fiyatında yılbaşından buyana gözlenen hızlı artış nedeniyle toplam piyasa değeri bakımından MSCI Türkiye Small Cap endekse “çok büyük” gelmiş.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Şirket hisse fiyatında yılbaşından buyana gözlenen hızlı artış nedeniyle toplam piyasa değeri bakımından MSCI Türkiye Small Cap endekse “çok büyük” gelmiş ve değerlendirme zaman gelince de bu nedenle kenara koyulmuş.</p>
<p>Anlatayım. Kararın açıklanmasından bir gün önce (12 Mayıs) Astor Enerji’nin 317 TL’lik hisse değeriyle toplam piyasa değeri Süper Lig’in 4.6 milyar dolar olan kriterinin bile 2.3 milyar dolar üzerine çıkarak 6.9 milyar dolara ulaşmış. Dolaşımdaki hisselerin yani serbestçe alınıp satılabilecek hisselerin piyasa değeri de 2.3 milyar dolar olan eşiğin 700 milyon dolar üzerine çıkarak 3 milyar dolar olmuş. Bana gelen bilgi notunun en üstünde de özetle şu cümleler var:</p>
<p>“12 Mayıs 2026 itibarıyla güncel piyasa değeri ve serbest dolaşımdaki piyasa değeri seviyelerine bakıldığında, Şirketin ilgili dahil edilme kriterlerini karşıladığı görülmekte olup, bir sonraki değerlendirme döneminde endekse dahil edilmesi beklenmektedir.”</p>
<p>MSCI yılın şubat, mayıs, ağustos ve kasım aylarında dört ana inceleme yapıyor. En büyük değişiklikler genelde mayıs ve kasım revizyonlarında oluyor. Şubat ve ağustos genelde “daha küçük güncellemeler” içeriyor. Bilgi notunda anlatılanlara göre eğer sürpriz bir gelişme olmazsa Süper Lig’den çıkartılan Ford Otosan’ın yerine ağustosta Astor Enerji gelecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/astor-enerji-msci-turkiye-small-cap-endeksinden-neden-cikarildi-79726</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Astor Enerji, MSCI Türkiye Small Cap Endeksi&#039;nden neden çıkarıldı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avantgarde-collectionin-basari-formulu-odaklanma-segmentasyon-kisisellestirme-79720</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avantgarde Collection’ın başarı formülü: Odaklanma, segmentasyon, kişiselleştirme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından birisi olan ülkemizde son dönemde yenilikçi konseptlerle farklılaşan yatırımların sayısı artıyor.  Avantgarde Collection gösterdiği başarılı performansla dikkat çeken markaların başında geliyor.  Avantgarde Collection’ın iki temel segmentte  otel yatırımları bulunuyor.  Kent otelleri  Avantgarde Urban konseptiyle tasarlanıyor. Yalın Lüks yaklaşımıyla hizmet veren Bodrum ve Ürgüp otelleri ise Avantgarde Refined markasını taşıyor.</p>
<p>Avantgarde Collection’ın çatı kuruluşu olan Lucis Companies, uluslararası markalarla önemli stratejik işbirliklerine de imza atıyor.  İsmet Öztanık’ın ortaklığında, İngiltere’de kurulan dünya mutfaklarını bir çatı altında toplayan büyük food market zinciri Market Halls, Londra’nın önemli noktalarında faaliyet gösteriyor. Her şubesi yaklaşık 2.000 m² alanda bulunan  ve bugüne kadar 3 milyonun üzerinde ziyaretçiye hizmet veren Market Halls’ın her lokasyonunda 8-10 adet işletme bulunuyor. </p>
<p>Geçtiğimiz günlerde markanın yaratıcısı İsmet Öztanık’la küçük bir basın grubu olarak,  önce  İstanbul’daki  Avantgarde Collection, daha sonra Ürgüp’teki Avantgarde Refined’da sohbet ettik.  Minimal, gösterişten uzak ama zengin deneyim odaklı bir hizmet anlayışına sahip olduklarını belirten İsmet Öztanık, başarının gerisindeki en önemli unsuru şu cümlelerle ifade etti<em>:  “Henüz konaklama başlamadan devreye giren ve tüm süreç boyunca devam eden, misafirin tercihlerine göre şekillenen uçtan uca kişiselleştirilmiş bir deneyim tasarımı sunuyoruz.</em>”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0e8b6e2bda0-1779338094.jpeg" alt="" width="700" height="689" /><strong>İlk yatırım kent otelleri</strong></p>
<p>Basın buluşmalarında Avantgarde Collection’ın 1990’larda başlayan öyküsünü ve yıllar içinde gelinen noktayı anlatan İsmet Öztanık’ın verdiği bilgiye göre, markanın yolculuğu 2010 yılında Levent’te açtıkları ilk otelle yeni bir dönem başladı.  Talimhane’de aile mülkiyetinde bulunan otelin Avantgarde standartlarında yeniden tasarlanmasıyla birlikte, güçlü ve tutarlı bir şehir oteli konsepti doğdu. Levent, Şişli ve Taksim’de “Avantgarde Urban” konsepti çerçevesinde tasarlanan tesisler kent merkezlerine  yakınlık, ulaşım kolaylığı, iş dünyasına yönelik toplantı ve etkinlik alanları sayesinde kısa sürede İstanbul’da önemli bir yer edinmeyi başardı.</p>
<p><strong>Lüks segmentte iddialı tesisler</strong></p>
<p>İsmet Öztanık,  2024 yılında Bodrum Yalıkavak’ta yeni markası Avantgarde Refined’la lüks segmente giriş yaptı. Daha sonra,  UNESCO Dünya Mirası Kapadokya’nın en büyük ilçesi Ürgüp’te doğayı yalın lüks anlayışıyla buluşturan ikinci tesis kapılarını açtı. </p>
<p>İsmet Öztanık Refined markasını   <em>“Yalın lüks anlayışıyla tasarım, mimari, gastronomi, sanat ve hizmeti bütüncül bir deneyimle birleştiriyoruz.Doğayla uyumu ve sürdürülebilirliği merkeze alan yaklaşımı benimsiyoruz</em>.”cümleleriyle tanımladı.  </p>
<p>Bodrum ve Ürgüp projeleri için yaklaşık 1 milyar 80 milyon TL yatırım yaptıklarını ifade eden Öztanık,  “<em>yatırımların tamamını özsermaye ile finanse ettiklerini,  grup olarak,  kısa vadeli geri dönüş hedeflerinden ziyade, uzun vadeli marka değeri ve sürdürülebilir büyüme vizyonu doğrultusunda ilerlediklerini” </em>vurguladı.<em>   </em>Mart 2024’te kapılarını açan Avantgarde Refined Kapadokya’nın henüz ilk yılında doluluk oranı, uluslararası misafir profili ve marka bilinirliği açısından bölgenin en dikkat çeken yatırımlarından biri olduğunu,  395 milyon TL mülkiyet alımı, 485 milyon TL renovasyon yatırımı ile hayata geçirilen projenin Kapadokya’nın üst segment turizm liginde iddialı bir konuma yerleştiğini ifade etti. . </p>
<p><strong>Sanat ve iyi yaşamı bütüncül bir deneyim olarak sunan model</strong></p>
<p>Kapadokya yatırımını grubun birikiminden doğan stratejik bir adım olarak tanımlayan Öztanık, “<em>Kapadokya sadece bir destinasyon değil, Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü vitrini. Biz bu projede klasik mağara oteli anlayışını aşan, gastronomi, sanat ve iyi yaşamı bütüncül bir deneyim olarak sunan bir model kurguladık. İlk yıl itibarıyla ulaştığımız uluslararası misafir profili, doğru segmentte konumlandığımızı net biçimde gösteriyor”</em> şeklinde konuştu. </p>
<p>Öztanık, yapılan yatırımın yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, aynı zamanda marka konumlandırması açısından da önemli bir eşik olduğunu vurgulayarak, <em>“Bugün Çin’den ABD’ye, İspanya’dan Güney Kore’ye kadar geniş bir coğrafyadan yüksek harcama potansiyeline sahip misafirleri ağırlıyoruz. Hedefimiz, Kapadokya’yı dört mevsim yaşayan, kültür ve gastronomiyle beslenen bir üst segment merkez haline getirmek” </em>diye konuştu. </p>
<p><strong>Gastronomi ve sanatla  fark yaratmak </strong></p>
<p>Avantgarde Refined Kapadokya’da gastronomi deneyimi yalnızca tamamlayıcı değil, merkezde konumladıklarını vurgulayan İsmet Öztanık,  Ace Restaurant; Bodrum ve Kapadokya Koordinatör Şefi İlker Erdoğan liderliğinde, bölgenin yerel ürünlerini küresel tekniklerle harmanlayan g-lokal <em>(yerel ürün-küresel teknik)</em> işlere imza attığını anlattı.  Tesiste,  şefin mevsimsellik ve ürün kalitesine dayalı mutfak felsefesi, Kapadokya’nın ruhunu çağdaş bir sunumla tabağa taşıyarak özgün bir gastronomi deneyimi sunuyor. Yerel üreticilerle güçlü iş birlikleri kuruluyor. Menülerde mevsimsellik ve coğrafi özgünlük esas alınıyor. Bölgenin endemik buğdayı -Albustan-ile katma değerli ürünler geliştiriliyor. Özel tadım menüleri ve gastronomi etkinlikleri ile bölgeyi nitelikli buluşmaların merkezi haline getirmek hedefleniyor. </p>
<p><strong>Partnerlik ekosistemi</strong></p>
<p>Avantgarde Refined otellerin bulunduğu her lokasyonda Türkiye’nin kendi alanında öncü markalarıyla kapsamlı bir partnerlik ekosistemi kuruyor. Bugüne kadar çocuk oyun alanlarından sanata, gastronomiden teknolojiye kadar farklı disiplinlerde 20 stratejik paydaşla hayata geçirilen bu ekosistemin öne çıkan isimleri arasında;  Hodan, 7 Mehmet, Nazende, Yalova Restoran, Red Balloon, Bay Nihat Cunda,  Bayramoğlu Döner, ZMASS ve Poco  Matcha gibi isimler yer alıyor. </p>
<p>Otel bünyesindeki Refined Arts &amp; Design Store; yerel üreticilerin imzasını taşıyan objelerden uluslararası tasarım seçkilerine kadar tesiste deneyimlenen tüm özel parçaları satışa sunan konsept mağaza olarak hizmet veriyor.</p>
<p>Tesis, Artist &amp; Collectors ile sanat koleksiyonu işbirliğiyle, otelin çocuklu misafirleri için eğitici ve yaratıcı bir oyun okulu deneyimi sunan Mundo Academy ile de ayrışmayı başarıyor. </p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik Vizyonu</strong></p>
<p>Avantgarde Collection, operasyonel süreçlerinde verimlilik esaslı bir yaklaşımla ilerliyor. Bu kapsamda Fazla işbirliğiyle mutfaklarına akıllı terazi sistemi kurarak atık yönetimi ve gıda verimliliği üzerine sistematik çalışmalar yürütüyor. Avantgarde Refined ve Avantgarde Urban markaları altında faaliyet gösteren toplam beş otelin elektrik ihtiyacını desteklemek üzere Malatya’da bir güneş enerji santrali yatırımı hayata geçirilmiş durumda.  </p>
<p><strong>Kısa sürede kazanılan ödüller</strong></p>
<p>Avantgarde Refined tesisleri kısa sürede  küresel konaklama ve tasarım dünyasının önemli ödüllerini kazanmayı başardı. </p>
<ul>
<li>Avantgarde Refined Yalıkavak oteli, 2025 <strong><em>Michelin Rehberi </em></strong><strong><em>Tavsiye Listesi</em></strong>’nde (Recommendation List) yer aldı.</li>
<li><strong><em>TIME dergisi “World’s Greatest Places 2026”</em></strong> listesine Avantgarde Refined Caves of Cappadocia’yı dahil etti.</li>
<li><strong><em>Small Luxury Hotels of the World (SLH): "Selected Member Hotel"</em></strong><em> statüsüyle dünyanın en seçkin butik otelleri arasına kabul edildi.</em></li>
<li><em>A<strong>rchitectural Digest (AD) | Great Design Hotel Awards 2025: </strong>Tasarım dünyasının "Oscar"ı sayılan AD tarafından yılın en iyi tasarım otellerinden biri seçildi.</em></li>
<li><strong><em>Condé Nast Traveler: Prestijli yayının hem "Kapadokya’nın En İyi Otelleri</em></strong><em>" listesinde yer alarak hem de her iki listesinde de kapak oteli (cover hotel) olarak seçilerek, bölgedeki lüks konaklama standartlarını belirleyen bir referans noktası olduğunu tescilledi.</em></li>
<li><strong><em>Gault &amp; Millau: </em></strong><em>"En İyi Butik Otel" (Best Boutique Hotel) ödülüne layık görüldü.</em></li>
<li><strong><em>Hotels Above Par: "Star Awards"</em></strong><em> kapsamında mükemmellik ödülü ile onurlandırıldı.</em></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avantgarde-collectionin-basari-formulu-odaklanma-segmentasyon-kisisellestirme-79720</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/0/1280x720/avantgarde-collection-1779338120.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avantgarde Collection’ın başarı formülü: Odaklanma, segmentasyon, kişiselleştirme ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/reel-ekonomi/surdurulebilir-olmayanin-yok-olacagi-yeni-bir-dunya-insa-ediliyor-79728</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sürdürülebilir olmayanın yok olacağı yeni bir dünya inşa ediliyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>LEVENT AKBAY</strong></p>
<p>ClimeCo Türkiye İcra Kurulu Başkanı Volkan Ural dünyada ivme kazanan dekarbonizasyon sürecini “Çevreci ve sürdürülebilir olmayanın yok olacağı yeni bir dünya inşa ediliyor.” şeklinde tanımladı. Sera gazı emisyonlarının azaltılması, atmosfere yayılan karbondioksitin ortadan kaldırılması ve bu yolla küresel ısınmanın sınırlandırılması çalışmalarını; “Yeni dünyada alışılması gereken bir sistem var, odağında çevreci bir mevzuat var. Bu sistem tüm sektörlerde dönüşüme yol açacak. Uyum sağlayanlar oyunda kalacak, yapamayanlar elimine olacak.” şeklinde değerlendiren Volkan Ural; “ Artık sürdürülebilirlik isteğe bağlı bir süreç değil, zorunluluk haline geldi. İnsanlar çoğalmaya devam ettikçe, nüfus arttıkça yeşil alanlar yok olduğu için ihtiyaç artacak ve hiçbir güç dekarbonizasyon sürecini tersine çeviremeyecek.</p>
<p><strong>Yerli yabancı ortaklığı</strong></p>
<p>CilmeCo Türkiye Sürdürülebilirlik Direktörü Oğuzhan Akınç ile sorularımızı yanıtlayan Volkan Ural ClimeCo’nun çevresel krediler, karbon yönetimi ve ESG stratejileri alanlarında bir karbonsuzlaştırma lideri olarak çeşitli paydaşlarla birlikte etkili ve özelleştirilmiş sürdürülebilirlik çözümleri sunduğunu, 2024 sonunda İnteraktif Çevre ile ClimeCo’nun bir araya gelmesiyle kurulan ClimeCo Türkiye’nin ise, bu küresel bilgi birikimini yerelleştirerek Türkiye ve çevre bölgeler için karbonsuzlaşma ve sürdürülebilirlik çözümlerini hızlandırmayı hedeflediğini anlattı.</p>
<p>Volkan Ural; “İnteraktif Çevre’nin yerel ağı ile ClimeCo’nun global uzmanlığını birleştiren yeni yapı ile şirketlere baştan sona sürdürülebilirlik danışmanlığı, karbon ticareti, çevresel kredi geliştirme, dijital karbon çözümleri ve kapsamlı iklim stratejileri sunuyoruz. Amacımız, kurumların uluslararası sürdürülebilirlik standartlarına tam uyum sağlamasına, gelişen mevzuatı takip etmesine ve net sıfır hedeflerine doğru ilerlemesine yardımcı olan güvenilir bir iş ortağı olmak. Bu yaklaşım da ClimeCo Türkiye olarak sürdürülebilirlik çözümlerini değer katan sonuçlarla birleştirme vizyonumuzu açıkça ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Veri, farkındalık ve finansal araçlar</strong></p>
<p>Türkiye’nin net sıfır 2053 hedefi doğrultusunda önemli adımlar attığına dikkat çeken Volkan Ural, AB Yeşil Mutabakatı ve CBAM gibi dış düzenlemelerin uyum ve dönüşüm motivasyonunu artırdığına dikkat çekerek bu süreçte başarılı olabilmek için kurumların veri altyapılarını güçlendirmesi, eğitim ve farkındalığın artması ve yeşil yatırımları destekleyecek finansal araçların geliştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>Ortaklık ne zaman doğdu?</strong></p>
<p>Türkiye’deki faaliyetlerin Aralık 2024’te duyurulan stratejik ortaklık ile resmileştiğini, aynı yıl yayımlanan ClimeCo 2024 Etki Raporu’nda, Çin ve Asya-Pasifik açılımlarıyla birlikte ClimeCo Türkiye’nin kurulmasının şirketin küresel büyüme başlıkları arasında yer aldığını anlatan Volkan Ural; “ İstanbul merkezli ClimeCo Türkiye, kurumların baştan sona her aşamada sürdürülebilirlik dönüşümlerini desteklemek amacıyla mühendislik ve danışmanlık odağında tecrübeli uzmanlardan oluşuyor.” dedi.</p>
<p>Kuruluşların, Avrupa Birliği mevzuatına ve Türkiye’deki yeni iklim düzenlemelerine uyum sağlamasına katkı sunduklarını ifade eden Volkan Ural ; “ Ekibimiz, İnteraktif Çevre’nin atık yönetimi, çevre danışmanlığı ve sürdürülebilirlik deneyimi ile ClimeCo’nun bilimsel ve finansal uzmanlığını bir araya getirerek bölgesel ihtiyaçlara göre uyarlanmış çözümler sunuyor. Bu organizasyon yapımız sayesinde, her projede hem yerel koşulları hem de küresel uygulamaları göz önünde bulundurmamız mümkün oluyor.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Volkan Ural: ESG odağında kurumsal strateji danışmanlığı</strong></p>
<p>Çevresel ve sosyal etkilerin finansal sonuçlar üzerindeki kritik rolü her geçen gün daha görünür hale gelirken, ClimeCo Türkiye olarak kurumların sürdürülebilirlik vizyonunu iş stratejileriyle bütünleştirerek kalıcı etki yaratmalarına destek oluyoruz. Baştan sona danışmanlık yaklaşımıyla, şirketlerin sürdürülebilirlik yolculuğunu somut adımlara dönüştürüyoruz. Böylece hem yatırımcı beklentilerini hem de regülasyonların gerektirdiği standartları karşılayan, güvenilir ve şeffaf bir ESG performansı ortaya koymalarına destek oluyoruz.</p>
<p><strong>İklim stratejisi yönetimi</strong></p>
<p>Amaca yönelik uzmanlıkla yürüttüğümüz iş birliğimiz, müşterilerimizin sürdürülebilirlik dönüşümü ve karbonsuzlaşma süreçlerinde değer katan sonuçlar elde etmelerini sağlamak için bizi önemli bir noktada tutuyor. Sera gazı (GHG) emisyonları ile atık yönetiminden hava kalitesine ve biyoçeşitliliğe kadar, müşterilerimize iklim ve çevresel etkilerini değerlendirme, döngüsel ekonomiye uygun olanakların değerlendirilmesi, izleme ve iyileştirme konusunda destek oluyoruz. Müşterilerimizin risk yönetimini geliştirmek ve kurumsal itibarını korumak için sera gazı hesaplaması, hedef belirleme, iklim senaryosu analizi ve dahili karbon fiyatlandırması çalışmaları gibi hizmetler sunuyoruz.</p>
<p><strong>Stratejik yetenek ve eğitim yönetimi</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik alanında kurumsal yetkinlikleri artırmak ve organizasyonel başarıyı sağlamak için kapsamlı eğitim çözümleri sunuyoruz. Eğitim programlarımız, farklı seviyelerdeki çalışanlar için tasarlanarak her bireyin bilgi ve becerilerini geliştirmeye odaklanıyor. Şirketlerin ihtiyaçlarına yönelik çevresel, sosyal ve yönetişim odaklarında her ihtiyaç ve seviyeye göre kurumsal gelişim programları sunuyoruz.</p>
<p><strong>Proje geliştirme ve karbon kredileri yönetimi</strong></p>
<p>Karbon kredileri yönetimi ve proje geliştirme alanlarında birlikte ilerlediğimiz karbon ticareti ortağımız ve ClimeCo desteğiyle Türkiye’nin Emisyon Ticaret Sistemi’nin 2026 yılında faaliyete geçmesiyle birlikte mevcut portföyümüzü çeşitlendirmeyi ve bu alanlarda sektörde güçlü bir oyuncu olmayı hedefliyoruz.</p>
<p><strong>Türkiye önemli adımlar atıyor</strong></p>
<p>Türkiye, 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda önemli adımlar atıyor. 9 Temmuz 2025’te yürürlüğe giren 7552 sayılı ilk İklim Kanunu, ulusal emisyon ticaret sistemi (ETS) için yasal altyapı oluşturdu. Bu çerçevede Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı’nın başkanlığında bir Karbon Piyasası Kurulu kurulacak ve Ulusal Tahsis Planları ile ücretsiz tahsisler belirlenecek. Ayrıca TSRS ile 1 Ocak 2025’ten itibaren belirli ölçek üzerindeki şirketler için 2024 finansal dönemini kapsayan sürdürülebilirlik raporlaması zorunlu hale getirildi. Raporlar 2025 yılında ilk kez yayımlandı ve yönetişim, strateji, risk yönetimi ve metrikler başlıklarında hazırlanarak bağımsız denetime tabi tutuldu. Bu politikalar, AB Yeşil Mutabakatı ve CBAM gibi dış düzenlemelerle birlikte değerlendirildiğinde güçlü bir uyum ve dönüşüm motivasyonu yaratıyor. Ancak başarının anahtarı, kurumların veri altyapılarını güçlendirmesi, eğitim ve farkındalığın artması ve yeşil yatırımları destekleyecek finansal araçların geliştirilmesidir. ClimeCo Türkiye olarak, kamu ve özel sektörü bu yolculukta desteklemek için düzenleyici gelişmeleri yakından takip ediyor ve çözümlerimizi sürekli güncelliyoruz.</p>
<p><strong>Bir örnek ile sağlanan avantajlar</strong></p>
<p>Örnek vermek gerekirse, alüminyum sektöründe faaliyet gösteren bir üretici firma için yürüttüğümüz projede, şirketin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM/CBAM) sürecine tam uyum sağlayabilmesi amacıyla kapsamlı bir emisyon hesaplama,raporlama ve kapasite geliştirme programı yürüttük. Çalışma, yalnızca Kapsam 1 ve Kapsam 2 sera gazı emisyonlarının detaylı hesaplanmasını değil, aynı zamanda CBAM raporlama yükümlülüklerine uygun veri yönetimi sisteminin kurulmasını da içeriyordu. Bu kapsamda üretim tesislerindeki yakıt ve elektrik tüketim verilerini analiz ettik, tedarikçilerden gömülü emisyon verilerini topladık ve elde edilen sonuçlarla AB metodolojisine uygun bir doğrulama ve raporlama altyapısı oluşturduk. Sürecin önemli bir parçası olarak, şirket ekibine yönelik SKDM ve karbon yönetimi farkındalık eğitimi düzenledik. Bu eğitim, teknik departmanlardan yönetime kadar tüm paydaşların süreci sahiplenmesini sağladı ve kurum içinde sürdürülebilirlik dönüşümüne yönelik güçlü bir farkındalık kültürü oluşmasına katkı sağladı. Elde edilen bulgular ışığında, enerji verimliliği ve operasyonel optimizasyon açısından karbon yoğunluğunu azaltabilecek gelişim alanlarını belirledik. Böylece proje ortağımız, hem mevcut karbon maliyet risklerini minimize etti hem de 2026 sonrası dönemlerde yürürlüğe girecek SKDM sertifika yükümlülüklerine karşı stratejik bir hazırlık avantajı kazandı.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir işletmeler nasıl desteklenmeli?</strong></p>
<p>Sürdürülebilirliği stratejik önceliği haline getiren işletmeler yalnızca mevzuata uyum sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğin rekabet avantajını da elinde tutuyor. Bu şirketlerin desteklenmesi için, düşük faizli krediler, yeşil tahviller ve sürdürülebilirlik bağlantılı krediler yeşil finansman araçlarına, erişimin kolaylaştırılması, ETS ve CBAM benzeri mekanizmalarda erken uyum sağlayan firmalara geçiş döneminde vergisel veya tahsis avantajları tanınması önemlidir. Ayrıca yenilikçi iklim projelerine karbon kredisi piyasalarında ek gelir sağlayacak düzenlemeler yapılmalı. ClimeCo’nun 2024’te düşük karbonlu çimento için ilk karbon kredisi ihracını gerçekleştirmesi buna iyi bir örnek olup sektörde “zor azaltılabilir” alanların finansmanına ilham vermiştir. KOBİ’ler için kapasite geliştirme programları ve dijital karbon çözümlerine erişim destekleri sağlamak da sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracaktır. Son olarak, kamunun ve medyanın rolü de oldukça önemli. Sürdürülebilirliği benimseyen kurumların başarı hikâyeleri görünür kılınmalı ve tüketici davranışlarıyla yatırımcı talepleri bu yönde teşvik edilmelidir.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik direktörü Oğuzhan Akınç: Çin dahil tüm dünya sistem içinde…</strong></p>
<p>SKDM, dekarbonizasyon AB ile sınırlı değil, bu aslında son tüketici talebi. Avustralya da talep ediyor, yeri geliyor Hindistan’da talep ediyor, Amerika’da da var. Çin şu an istemiyor ama isteyecek. Çünkü Çin’de de emisyon ticaret sistemi var. Yani Çin yarın öbür gün “Ben de sınırda karbon düzenleme mekanizması başlattım” dese altyapısı hazır. Yarın start vermek istese verir. Şimdi Çin kapılarını zaten 2018’lerden itibarın kendi yeşil anlaşmalarıyla kapattı. “Belli bir niteliğin altındaki malzemeyi, geri dönüştürülmemiş ham vaziyetteki malzemeyi ülkeme sokmam. Ben nitelikli çalışacağım.” dedi. Çin o yüzden şu anda birçok sektörde öne çıkmaya başladı. Çünkü Çin bu adımlarını 10 sene önce Avrupa’dan önce atmaya başlamıştı, 2-3 sene önce kendi emisyon ticaret sistemini kurdu. 27 ülke olduğu için dünyanın en büyük emisyon ticaret sistemi Avrupa’ydı. Şimdi Çin tek başına Avrupa’nın önüne geçti. Emisyon ticaret sistemini kurdu. Çin’i durdurmak için herkes bariyer koyuyor ama karbon meselesi engelli olmayacak. Çünkü Çin’in içeride altyapısı hazır ve emisyon ticaret sistemi devrede.</p>
<p><strong>Turizmde sürdürülebilirlik son hızla ilerliyor</strong></p>
<p>Oteller için ‘Sürdürülebilir Turizm Belgesi’ diye bir belge çıktı. Bu aslında ‘Global Sustainable Tourism Council’ın çıkarttığı gönüllülük ilkesiyle verilen bir sertifikaydı. Kültür Turizm Bakanlığı pandemi döneminde bir ‘güvenli turizm belgesi’ çıkarttı, pandemide temizlik kaynaklı bir bulaş olmamasına yönelik. Sonra bu belgenin kapsamını genişletti. Şimdi dünyada ‘sürdürülebilir turizm’ belgesinin zorunlu olduğu tek ülkeyiz. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Kültür ve Turizm Bakanlığı bir anlaşmaya vardılar ve bu standardı Türkiye’ye getirdiler. Dördüncü yılında olan bu standartla bütün oteller hem karbon hesaplamak, hem sürdürülebilirlikle ilgili raporlama yapmak zorunda, hem de bununla ilgili adım atmak zorunda. Gelen müşterilerine yerel tedarikten ürünler vermesi, yerel alanlara yönelik yönlendirmesi ve mümkün olduğunca yerelden kullanması gerekiyor. Yani kaynağın çok uzaktan gelmediği, daha yakın coğrafyadan çözüldüğü, maliyetler ve aynı zamanda da çevresel ayak izini azalttığını göstermesi gerekiyor. Bunu insan kaynağı için de, ekonomik anlamda da, çevresel anlamda da raporlaması gerekiyor. Her yıl oteller denetlenip hepsine sertifika veriliyor. Turizm işletme belgesi alarak çalışmak isteyenler için bu belge şart. Biz o denetim sürecinde belgelene kuruluşu gelmeden önce otelle 6 ay öncesinden detaylı çalışmalarımızı yapıp raporlamaları hazırlıyoruz. Onların hepsi denetleniyor ve o denetlemenin sonunda bu belge alınıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/reel-ekonomi/surdurulebilir-olmayanin-yok-olacagi-yeni-bir-dunya-insa-ediliyor-79728</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/8/1280x720/463-1779341904.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni dünyada alışılması gereken bir sistem var, odağında çevreci bir mevzuat var. Bu sistem tüm sektörlerde dönüşüme yol açacak. Uyum sağlayanlar oyunda kalacak, yapamayanlar elimine olacak. Bu nedenle artık sürdürülebilirlik isteği bağlı bir süreç değil, zorunluluk haline geldi. İnsanlar çoğalmaya devam ettikçe , nüfus arttıkça yeşil alanlar yok olduğu için, hiçbir güç bu süreci tersine çeviremeyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarimda-enerji-ve-gubre-fiyat-artislari-aylik-yuzde-10a-yaklasti-79705</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çandır: Enerji ve gübre fiyat artışları aylık yüzde 10’a yaklaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Mart 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Tarım-GFE’nin Mart ayında aylık yüzde 3,89 arttığını belirten Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p>“Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren mart ayları ortalamasının (2,22) yüzde 75 üzerinde ilan edilmiştir. Tarım-GFE Mart ayında yıllık yüzde 34,26 ilan edildi. Bu yıllık rakam, son 10 yılın mart ayları ortalamasının (31,65) yüzde 8 üzerine çıkmıştır. Mart ayı için açıklanan tarımsal girdi fiyatları enflasyonu, bir önceki aya göre aylıkta ve yıllıkta yükseliş göstermiştir. 10 yıllık mart ayı ortalamalarına göre bakıldığında aylıkta ve yıllıkta ortalama üstü ciddi artış göstermiştir.”</p>
<p><strong>Gübre fiyatları rekor kırdı</strong></p>
<p>Tarım-GFE’ne göre, mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 4,39 ve yıllık yüzde 35,82 artış olduğuna dikkat çeken Çandır, ‘’Tohumda aylık yüzde 1,91, enerjide yüzde 9,55, gübrede yüzde 9,60, ilaçta yüzde 3,60, veteriner hizmetlerinde yüzde 0,04, yemde yüzde 2,55 ve diğer kalemlerde ise yüzde 1,41 artış oldu’’ dedi.</p>
<p><strong>"Fiyat artış riski yükseliyor"</strong></p>
<p>Yıllık değişimlerde tohumda yüzde 33,58, enerjide yüzde 34,24, gübrede yüzde 48,33, ilaçta yüzde 20,30, veteriner hizmetlerinde yüzde 35,59, yemde yüzde 35,86 ve diğer kalemlerde ise yüzde 33,46 artış olduğunu dile getiren Ali Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 0,84 ve yıllık yüzde 25,17’lik artış yaşandı. Mart ayı Tarım-ÜFE aylık yüzde 3,85, yıllık 36,09 arttı. Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim, genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak Mayıs, Haziran, Eylül ve Ocak aylarındaki lehte durum, Mart ayında tekrar etmiştir. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonları tarım sektörünü dolaylı olarak etkilemeye devam ediyor. Mart ve Nisan aylarında yaşanan küresel olaylar dikkate alındığında, özellikle enerji ve gübre kalemleri başta olmak üzere, tarımsal girdi kalemlerinde ciddi artışların yaşanma riski yükselmiş durumdadır. Nitekim ilan edilen Mart ayı rakamları, bu riskin gerçekleştiğini göstermektedir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarimda-enerji-ve-gubre-fiyat-artislari-aylik-yuzde-10a-yaklasti-79705</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/5/1280x720/tarimda-enerji-ve-gubre-fiyat-artislari-aylik-yuzde-10a-yaklasti-1779312723.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım girdi fiyat endeksinin 2015 yılından bu yana en yüksek düzeye ulaştığını belirten Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, gübre ve enerji fiyatlarındaki artışın aylık bazda yüzde 10’a yaklaştığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akdenizde-hayalet-aglar-temizleniyor-79704</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akdeniz’de hayalet ağlar temizleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA </strong></p>
<p>Antalya Valiliği himayelerinde ve ‘Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi’ kapsamında Çaltıcak Balıkçı Barınağı’nda düzenlenen Hayalet Ağ Temizleme Programına Vali Hulusi Şahin ve eşi Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Koordinatörü Ebru Şahin de katıldı.</p>
<p>Deniz ekosisteminin korunması ve deniz temizliği farkındalığının artırılmasına yönelik gerçekleştirilen Hayalet Ağ Temizleme Programı’na Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Vali Yardımcıları Salih Yüce ve Hulusi Arat, Konyaaltı Kaymakamı Rahmi Köse, Kemer Kaymakamı Ahmet Solmaz, İl Emniyet Müdürü Dr. Sabit Akın Zaimoğlu, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Ahmet Kavukcu, Sahil Güvenlik Antalya Grup Komutanı Yarbay Tolga Coşkun, İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal ile İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürü İsmail Öntaş da katıldı.</p>
<p>Etkinlikte, polis, jandarma ve sahil güvenlik dalgıç ekipleri tarafından deniz dibi temizliği yapılırken, balıkçı tekneleriyle gerçekleştirilen çalışmalarda da denizlerde ‘hayalet ağ’ olarak nitelendirilen terk edilmiş av araçları denizden çıkarıldı. Yapılan çalışmalarla deniz canlılarının yaşam alanlarının korunmasına ve biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilirliğine katkı sağlandı.</p>
<p>Antalya Vali Hulusi Şahin, Hayalet Ağ temizliğinin,  çevresel farkındalığın artırılması ve sıfır atık yaklaşımının yaygınlaştırılması açısından örnek oluşturduğunu belirterek, Antalya’da doğal kaynakların korunması, deniz kirliliğinin önlenmesi ve sürdürülebilir çevre yönetimi hedefleri doğrultusunda çalışmaları kararlılıkla sürdürüleceği söyledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akdenizde-hayalet-aglar-temizleniyor-79704</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/4/1280x720/akdenizde-hayalet-aglar-temizleniyor-1779312614.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akdeniz’de deniz eko sisteminin korunması ve deniz temizliği farkındalığının artırılması amacıyla Antalya’da hayalet ağlar temizlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/canakkale-limni-adasi-feribot-seferleri-14-haziranda-basliyor-79703</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çanakkale-Limni Adası feribot seferleri haziranda başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Çanakkale’nin iç ve dış turizmi ve ekonomisini geliştirmek amacıyla Yunanistan’ın Limni Adasına yapılacak feribot seferlerinin tanıtımı Kolin Hotel’de gerçekleştirildi.</p>
<p>Limni Express Yönetim Kurulu Başkanı Emin Çakmak, Çanakkale’ye yaklaşık 72 mil uzaklıkta bulunan Limni Adası’nın, Yunan adaları arasında yüzölçümü bakımından sekizinci büyük ada konumunda olduğunu belirterek, otantik taş mimarisi, doğal yapısı ve son dönemde gelişen üst segment konaklama tesisleriyle önemli bir turizm destinasyonu haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Çakmak, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Limni, 25 köy yerleşimi ve 20’den fazla kumsal plajıyla ada; köy turizmi, deniz turizmi ve alternatif turizm çeşitleri açısından diğer Yunan adalarına kıyasla daha sakin, kaliteli ve avantajlı bir tatil deneyimi sunmaktadır. Feribot seferleri 14.06.2026 tarihinde ilk seferini gerçekleştirecek olan Limni Express, haftada karşılıklı olmak üzere Perşembe ve Pazar günleri iki sefer düzenleyecek. TURYOL’dan kiralanan 350 yolcu kapasiteli katamaran feribot ile Çanakkale–Limni arasındaki ulaşım yaklaşık 2,5 saat sürecek.’’</p>
<p>Limni Adası ve çevre bölgeleri ziyaret etmeyi planlayan turistler için,  Schengen vize danışmanlık ve başvuru hizmetleri, konaklamalı paket program içinde sunulacağını belirten Çakmak, ‘’Limni Express seferlerinin başlamasıyla birlikte, Çanakkale’nin iç ve dış turizm hareketliliğine önemli katkı sağlanması, bölge ekonomisinin canlanması ve yerel esnafın da bu projeden fayda sağlaması hedeflenmektedir’’ dedi.</p>
<p>Bu hattın açılması için uzun yıllardır planlandığını ifade eden Emin Çakmak, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Uzun yıllardır planlanan bu hattın hayata geçirilmesiyle birlikte, Yunan adalarına yeni bir destinasyon daha eklenmiş olacaktır. Limni Adası’nda bulunan uluslararası havalimanına Avrupa’nın birçok başkentinden direkt uçuşlar düzenlenmekte olup, ayrıca diğer Yunan adaları ve Yunanistan ana karasına günlük feribot seferleri gerçekleştirilmektedir. Bu sayede Limni’yi ziyaret eden misafirlerimizin diğer adalara ve Yunanistan ana karasına hem deniz hem hava yoluyla kolaylıkla ulaşım sağlaması mümkün olacaktır.’’</p>
<p><strong>Gidiş-dönüş 150 Euro</strong></p>
<p>Çanakkale ile Limni Adası feribot seferlerinde tek yön bilet fiyatı 90 Euro, gidiş-dönüş bilet fiyatı ise 150 Euro olarak belirlendi.  Limni Adası, kapı vizesi uygulamasına açık adalar arasında yer alıyor. Akredite edilecek TÜRSAB üyesi seyahat acenteleri aracılığıyla otel konaklaması, transfer, feribot bileti ve kapı vizesini kapsayan paketler satışa sunuldu.</p>
<p>Toplantıya, Kepez Belediye Başkanı Birol Arslan, Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çelik, TURYOL Yönetim Kurulu Başkanı Yunus Can, TÜRSAB Bölge Başkanı Fatih Ergün ve seyahat acenteleri temsilcileri katıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/canakkale-limni-adasi-feribot-seferleri-14-haziranda-basliyor-79703</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/3/1280x720/canakkale-limni-adasi-feribot-seferleri-14-haziranda-basliyor-1779312451.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çanakkale ile Yunanistan’ın Limni Adası arasında feribot seferleri 14 Haziran&#039;da başlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-ekonomik-kayip-cift-haneli-olacak-79702</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Turizmde ekonomik kayıp çift haneli olacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p> Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) mayıs ayı meclis toplantısı Ahmet Öztürk yönetiminde gerçekleştirildi.</p>
<p>ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Hacısüleyman, enflasyon hedeflerinde değişiklik beklenmediğini, döviz kurundaki artışın ihracatçılar açısından enflasyon karşısında yetersiz kaldığını söyledi.</p>
<p>Enflasyon, döviz kuru ve küresel gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerine dikkat çeken Hacısüleyman, “İlk 4 ayda dolarda yaklaşık yüzde 6’lık artış var. Ancak maliyetlerdeki yükseliş çok daha yüksek seviyelerde. Petrol fiyatlarının 110 dolar bandında kalması da maliyet baskısını artırıyor. Bu durum artık tüketicinin satın alma gücünü doğrudan etkiliyor" dedi.</p>
<p>Petrol fiyatlarının 110 dolar civarında seyrettiğini ifade eden Hacısüleyman, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Enflasyon tarafında bizi etkileyen bir diğer unsur da petrol fiyatları. Petrol halen 110 dolar seviyelerinde seyrediyor. Geçen ay da yaklaşık aynı seviyelerdeydi. Üstelik beklenti bunun daha da yukarı çıkabileceği yönünde. Petrol fiyatları arttıkça ya da bu seviyelerde kaldıkça bizlerin maliyetleri sürekli artmaya devam edecek. Bu artış artık tüketicinin satın alma gücünü de ciddi şekilde etkilemeye başladı. Çünkü her maliyet artışı hem enflasyonu yükseltiyor hem de vatandaşın alım gücünü azaltıyor.’’</p>
<p>Turist sayısında tek haneli düşüş öngördüklerini anlatan Hacısüleyman, turizmde ekonomik kaybın daha fazla olacağına dikkat çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Turizmde ziyaretçi sayısında tek haneli bir düşüş öngörüyorduk. Şu anda hâlâ o seviyedeyiz ancak sınırdayız. Sayısal kayıp tek hanede kalabilir ama ekonomik kaybın yılsonunda çift haneli olacağını şimdiden söylemek mümkün. Avrupa bizim en önemli turizm pazarlarımızdan biri. Küresel gelişmeler, savaşlar, enerji maliyetleri ve ekonomik belirsizlikler turizm hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Buna rağmen Antalya’nın güçlü turizm altyapısını koruması gerekiyor. Her şey dahil sistemiyle gastronomi birbirinin rakibi değil. Şehir restoranlarımızın sunduğu lezzetler, coğrafi işaretli ürünlerimiz ve tematik gastronomi deneyimleri Antalya turizmine ayrı bir değer katıyor. Şehir ne kadar güçlü olursa turizm de o kadar güçlenir.’’</p>
<p><strong>"Deniz ulaşımı trafik sorununun panzehiri"</strong></p>
<p>Antalya’ya yılda yaklaşık 17,5 milyon turist geldiğini, iç pazardan gelenlerle birlikte bu sayının çok daha yukarı çıktığını vurgulayan Hacısüleyman, Antalya kent ulaşımının büyük sıkıntı vermeye başladığını belirtti. Trafik ve ulaşım sorununu çözmek için Antalya’nın mutlaka deniz ulaşımına önem vermesi gerektiğini dile getirdi. Yusuf Hacısüleyman, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’İnsanlar Antalya’ya neden geliyor? Birinci motivasyon deniz, iklim ve güneş. Deniz ulaşımı bizim trafik sorunumuzun panzehiri olabilir. Bizi sadece alt geçitler ve üst geçitler kurtaramaz. Dünyanın birçok ülkesinde deniz ulaşımı aktif şekilde kullanılıyor. Teknoloji çok gelişti. Eskiden deniz dalgalı olur, ulaşım zor olur deniyordu ama artık deniz araçları çok daha gelişmiş durumda. Bizim 640 kilometrelik kıyı şeridimizi birbirine bağlamamız gerekiyor. Özellikle havalimanına yakın bir noktada bir iskele yapılabilirse ilçelerimizden gelen turistleri deniz yoluyla havalimanına taşıma imkânımız olabilir. Burada raylı sistemle entegrasyon sağlanırsa karayolu trafiğini ciddi şekilde rahatlatabiliriz.’’</p>
<p><strong>"Antalya 196 milyar lira vergi üretti"</strong></p>
<p>Ulaşım sorununu yerel yönetimlerin tek başına taşımasının mümkün olmadığını dile getiren Hacısüleyman, ‘’Merkezi hükümetimizin ve ilgili bakanlıkların birlikte hareket etmesi gerekiyor. Antalya olarak geçen yıl yaklaşık 196 milyar lira vergi ürettik. Bu kaynağın devam etmesini istiyorsak altyapı yatırımlarını mutlaka gerçekleştirmeliyiz” dedi.</p>
<p>Antalya’nın ulaşım sorununu çözmek için deniz ulaşımını daha etkin kullanması gerektiğini anlatan Yusuf Hacısüleyman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"İlçelerimizi iskelelerle birbirine bağlayarak hem trafik yükünü azaltabilir hem de ilçeler arası ekonomiyi güçlendirebiliriz. Antalya Havalimanı’na yakın bir noktada kurulacak iskele sayesinde, ilçelerden gelen yolcuların bir kısmını deniz yoluyla havalimanına ulaştırmak mümkün olabilir. Böylece şehir içi trafiği de önemli ölçüde rahatlatabiliriz. Bu projelerin hayata geçmesi için yerel yönetimlerle birlikte merkezi hükümetin ve ilgili bakanlıkların ortak çalışması büyük önem taşıyor. Antalya, ülke ekonomisine büyük katkı sunan bir şehir. Bu katkının sürdürülebilir olması için altyapı yatırımlarının hızla hayata geçirilmesi gerekiyor."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-ekonomik-kayip-cift-haneli-olacak-79702</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/2/1280x720/turizmde-ekonomik-kayip-cift-haneli-olacak-1779312346.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz Boğazı’nda ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş nedeniyle turizmdeki ekonomik kaybın çift haneli olacağı öngörülüyor. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ‘’Turizmde ziyaretçi sayısında tek haneli bir düşüş öngörüyorduk. Sayısal kayıp tek hanede kalabilir ama ekonomik kaybın yılsonunda çift haneli olacağını şimdiden söylemek mümkün.’’ dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/avrupali-turist-dur-bekle-moduna-girdi-79700</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> ’Avrupalı turist ‘Dur, bekle’ moduna girdi’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Profesyonel Otel Yöneticileri ve İşletmecileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, Hürmüz Boğazı'nda ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş enerji konusunda tüm Avrupa’yı ve çalışanları etkilediğini, seyahate çıkmayı planlayanların da ‘dur, bekle’ moduna girerek, ‘son dakika’ya kilitlendiğini söyledi.</p>
<p>Profesyonel Otel Yöneticileri ve İşletmecileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, bir ay geç açılan turizm sezonu ile Hürmüz Boğazı'ndaki savaşın etkisini değerlendirdi.</p>
<p>Hürmüz Boğazı'nın kapatılmış olmasının enerji kaynaklarının yüzde 20-30’nu buradan karşılayan Avrupa ve Türkiye ekonomisini olumsuz etkilediğine dikkat çeken Saatçioğlu, ‘’Hürmüz Boğazı’nın kapanması Avrupa'yı daha çok etkiledi. Bu şu demektir. Avrupa etkilenirse oradaki çalışanlar da etkilenecek anlamına geliyor. Ve bu insanlar tabii bu sıkıntıdan dolayı 'dur, bekle' moduna girdi. Yani, (Erken rezervasyonları bir bekleyelim. Çünkü yarın öbür gün benim işim olacak mı, olmayacak mı?) endişesine de girmiş olabilirler. O yüzden de bekliyorlar bunları…’’ dedi.</p>
<p>Enerji fiyatlarının Avrupa’ya göre Türkiye’de daha az arttığını ifade eden Saatçioğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’En kısa zamanda Hürmüz Boğazı'nın açılmasını bekliyoruz. Çünkü enerji, rafineride uçak yakıtı haline getirilmesi gerekiyor. Ve bu da bir zaman alan bir husustur. Şu anda hem Avrupa olsun, hem Türkiye olsun yakıt rezervlerinden faydalanıyorlar ve şimdiden başlamışlar önlem almaya. İngiltere ve Almanya'da özellikle kısa mesafeli uçak seferleri iptal ediyorlar. Yüzlerce uçuş iptal edildi. Yakıt fiyatları arttığından dolayı, verimli doluluğu yakalayamadan o uçağın kalkmasına bir anlam veremiyorlar.’’</p>
<p><strong>"Enflasyonu düşürme çabaları boşa çıktı"</strong></p>
<p>Şu anda sektörün en büyük sorunun enerji fiyatları olduğunu anlatan Hakan Saatçioğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Umarım en kısa zamanda bu sorun çözülür. Çünkü şu anda bile Hürmüz Boğazı'na barış gelse, bunun ekonomiye etkisi nereden baksanız iki buçuk, üç ay sonra rahatlar ekonomi. Tabii maalesef Türkiye pahalı kaldı. Maliyetlerimiz bizim sadece yakıtta değil, aynı zamanda personelde de arttı. Enflasyonu halen istediğimiz noktaya getiremedik. Bir yere kadar getirdik ama bu savaştan dolayı yine bir daha bir körüklendi. Yani son bir yılda yapmış olduğumuz bütün çabaların hepsi boşa düştü maalesef. O yüzden döviz kuru keşke biraz serbest bırakılsa da şöyle 58, 59, 60'ları görebilsek.  Giderlerimiz yüksek. O yüzden kur  artarsa giderlerimiz düşmüş olacak, gelirlerimiz artacak.  Ama tabii ki ekonominin başındaki insanlara da saygımız var. Onların da bildikleri bir şey var.’’</p>
<p><strong>"Teşvikler yetersiz kaldı"</strong></p>
<p>Türkiye'nin ekonomisinin sadece turizmden oluşmadığını anlatan Saatçioğlu,  devletten özel teşvikler beklediklerini söyledi. Verilen teşviklerin yetersiz kaldığını ifade eden Saatçioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü.</p>
<p>‘’Sağ olsun Cumhurbaşkanımız bu konuda yardımcı oldu. Konaklama vergisini yüzde 2'den yüzde 1'e indirdi. Bu, bizi algıladığını, bizim problemlerimize vakıf olduğunun bir göstergesidir. Bizim şu anda istediğimiz faiz indirimi de olabilir, özel krediler için veya KDV indirimleri de olabilir. SGK da bir indirim yapabilir. ‘’</p>
<p><strong>Turizm Bakanı bankalarla görüştü</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy’un banka genel müdürleriyle toplantı yaparak sektörün sıkıntılarını anlattığını anımsatan Hakan Saatçioğlu, faiz indirimi konusunda destek beklediklerini dile getirdi. Saatçioğlu, şunları dile getirdi:</p>
<p>‘’Sayın bakanımız banka genel müdürlerini topladı. Hem turizmin konusunu anlattı hem de ricalarda bulundu. Yani bu konularda esnek davranmalarını, yapabilecekleri ne varsa yardımcı olmalarını rica etti. Demek ki ilerisi için bir şeyler görüyordur diye düşünüyorum. O yüzden bu toplantı yapıldı."</p>
<p><strong>"Uçak olmazsa turist gelmez"</strong></p>
<p>Havacılık sektörü olmazsa turistin de olmayacağını anlatan POYD Başkanı Saatçioğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Havacılık sektörü olmazsa turist gelmez. O yüzden bizim için uçak çok önemli. Uçak yakıtı eskiden havacılığın toplam maliyetinin yüzde 25'i iken, şimdi yüzde 50'ye yükselmiş. Bu da tur paketlerinde en az 100 dolar ile 200 dolar arasında artışa neden oluyor. Antalya olarak turist sayısında geçen yılın rakamlarına yaklaşıyoruz. Antalya yüzde 10-12 düşüşte iken, şimdi yüzde 6-7'lerde gerideyiz. Artış var. Ha bu artış gerilerde ama artış var. Geçen seneki fark kapanıyor şu anda. Tabii hedefimiz bizim daha yüksek açıkçası. Ama geçen seneyi muhtemelen bu sene yakalarız. Yani 17 milyon turisti bu sene yakalayacağımıza ben inanıyorum.’’</p>
<p><strong>"İç pazar turizmi kurtaracak"</strong></p>
<p>Otellerde istenilen doluluk rakamlarına ulaşılmaması halinde turizmcinin ister istemez fiyat indirimi yapmak zorunda kalacağına dikkat çeken Hakan Saatçioğlu sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Burada şu olacak; eğer istediğimiz dolulukları sağlayamazsak, turizmci ister istemez indirim yapmak durumunda kalabilecek. Bu durumda son kullanıcıya ne kadar yansıyacak? Onu biliyoruz. O zaman yaptığımız indirimin de çok büyük bir anlamı olmayacak. Öyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız şu anda. İç pazar bizim için her zaman can dostumuz. Pandemide de biz bunu gördük. İç pazar bizim için olmazsa olmazımız. Şu anda sezonu iç pazarla açıyoruz. Geçmiş yıllarda 15 Nisan'da turizm sezonu açılıyordu, şimdi 15 Mayıs'a kaydı.  O yüzden bizim için çok ciddi bir şekilde bölgede bir talep var. Bu yıl iç pazarın yılı olacak.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/avrupali-turist-dur-bekle-moduna-girdi-79700</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/0/1280x720/avrupali-turist-dur-bekle-moduna-girdi-1779312120.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Profesyonel Otel Yöneticileri ve İşletmecileri Derneği (POYD) Başkanı Hakan Saatçioğlu, &quot;Hürmüz Boğazı’nın kapanması Avrupa&#039;yı daha çok etkiledi. Bu, Avrupa etkilenirse oradaki çalışanlar da etkilenecek anlamına geliyor. Ve bu insanlar tabii bu sıkıntıdan dolayı &#039;dur, bekle&#039; moduna girdi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-500-milyon-dolarlik-tahvil-ihraci-79767</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;den 500 milyon dolarlık tahvil ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi'nin, uluslararası piyasalarda gerçekleştirdiği 500 milyon dolar tutarındaki İlave Ana Sermaye Tahvil (AT1) ihracını başarıyla tamamladığı duyuruldu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, bankanın sermaye tabanını destekleyen işlem, Yapı Kredi'nin finansal yapısına, disiplinli bilanço yönetimine ve Türkiye ekonomisine duyulan uluslararası yatırımcı güvenini teyit etti.</p>
<p>Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmelik'in "İlave Ana Sermaye" başlıklı 7. maddesi kapsamında gerçekleştirilen ihraçta, Abu Dhabi Commercial Bank, Citibank, Emirates NBD, First Abu Dhabi Bank, J.P. Morgan, Societe Generale ve Standard Chartered, yetkili bankalar olarak görev aldı.</p>
<p>Yapı Kredi Üst Yöneticisi (CEO) Gökhan Erün, uluslararası piyasalarda başarıyla tamamlanan 500 milyon dolarlık İlave Ana Sermaye Tahvil ihracının, bankanın güçlü finansal yapısına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyulan güvenin önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.</p>
<p>Küresel piyasalardaki dalgalanmalara rağmen yatırımcıların işleme gösterdiği yoğun ilginin, güçlü ve dinamik bilanço yapılarını, disiplinli risk yönetimi yaklaşımlarını ve uzun vadeli değer üretme kapasitelerini teyit ettiğini aktaran Erün, şunları kaydetti:</p>
<p>"Geçen yılın ilk çeyreğinden bu yana uluslararası piyasalardan 6,25 milyar dolar tutarında kaynak sağlamayı başardık. Bu başarılı işlemlerle bir yandan sermaye yapımızı desteklerken, diğer yandan müşterilerimiz, paydaşlarımız ve ülkemiz ekonomisi için sürdürülebilir değer yaratmaya devam ediyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-500-milyon-dolarlik-tahvil-ihraci-79767</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/7/1280x720/gokhan-erun-1762532626.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı Kredi&#039;nin 500 milyon dolarlık İlave Ana Sermaye Tahvil ihraç ettiği bildirildi. Yapı Kredi CEO&#039;su Gökhan Erün, &quot;Geçen yılın ilk çeyreğinden bu yana uluslararası piyasalardan 6,25 milyar dolar tutarında kaynak sağlamayı başardık.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtbden-iki-ayri-fotograf-yarismasi-79764</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTB’den iki ayrı fotoğraf yarışması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep’in tarımsal üretim kültürünü, hasat döneminin emeğini ve bereketini kayıt altına almayı hedefleyen “Gaziantep’te Hasat Mevsimi” yarışmasında; üretimden hasada, kurutmadan işleme süreçlerine kadar tarımsal yaşamın tüm aşamaları fotoğraf kareleriyle anlatılacak. “Kadim Şehir Gaziantep” yarışması ise kentin tarihi ve kültürel kimliğini odağına alarak; tarihi mekânları, doğal güzellikleri, geleneksel yaşamı, unutulmaya yüz tutmuş meslekleri, el sanatlarını ve insan ile şehir arasında yıllar içerisinde oluşan bağı görünür kılmayı amaçlıyor. Yarışma kapsamında elde edilecek eserlerle Gaziantep’in kültürel belleğine katkı sunacak güçlü bir dijital kent arşivi oluşturulması hedefleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0edab081cee-1779358384.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>Türkiye’nin dört bir yanından amatör ve profesyonel fotoğraf sanatçılarının katılımına açık olan yarışmalarda yalnızca Gaziantep il sınırları içerisinde çekilmiş fotoğraflar değerlendirmeye alınacak. Yarışmaya katılacak eserlerin 2025 ve 2026 yılları içerisinde çekilmiş olması şartı aranacak. Her iki yarışmada da dereceye giren eser sahiplerine ayrı ayrı olmak üzere; birincilik ödülü olarak Tam Altın, ikincilik ödülü olarak Yarım Altın, üçüncülük ödülü olarak ise Çeyrek Altın takdim edilecek. Ayrıca jüri değerlendirmesi sonucunda sergilenmeye değer bulunan eserler de ödüllendirilecek. 18 Mayıs 2026 tarihinde başlayan başvuru süreci, 27 Kasım 2026 tarihine kadar devam edecek. Yarışmalara başvurular, Gaziantep Ticaret Borsasının resmî internet sitesi üzerinden çevrim içi olarak gerçekleştirilecek. Başvuru şartları ve yarışmalara ilişkin tüm detaylı bilgilere www.gtb.org.tr adresinden ulaşılabilecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0edaca8cd36-1779358410.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, yarışmalara ilişkin yaptığı değerlendirmede, fotoğraf sanatının şehirlerin hafızasını koruyan en güçlü araçlardan biri olduğunu belirterek, Gaziantep’in sahip olduğu kültürel ve üretim mirasının sanatsal bakış açısıyla kayıt altına alınmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. Gaziantep’in sadece güçlü sanayi ve ticaret altyapısıyla değil; tarihi, kültürü, üretim gelenekleri ve yaşam zenginliğiyle de çok özel bir şehir olduğuna işaret eden Akıncı, şunları kaydetti: “Gaziantep; toprağıyla üreten, tarihiyle yaşayan ve kültürüyle hafızalarda yer edinen kadim bir şehir. Düzenlediğimiz bu yarışmalarla amacımız, şehrimizin sahip olduğu değerleri fotoğraf sanatı aracılığıyla görünür kılmak ve gelecek kuşaklara güçlü bir görsel arşiv bırakmak. Hasat Mevsimi yarışmamızla emeğin, üretimin ve bereketin hikâyesini kayıt altına alırken; Kadim Şehir Gaziantep yarışmamızla da kentimizin tarihi dokusunu, insan hikâyelerini ve kültürel mirasını sanatın evrensel diliyle geleceğe taşımayı hedefliyoruz. Bu yarışmaların, Gaziantep’in kültürel belleğine uzun yıllar katkı sunacak eserler ortaya çıkaracağına inanıyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtbden-iki-ayri-fotograf-yarismasi-79764</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/4/1280x720/gtbden-iki-ayri-fotograf-yarismasi-1779358476.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), kentin kültürel mirasını, tarımsal üretim geleneğini ve yaşayan hafızasını fotoğraf sanatıyla geleceğe taşımayı amaçlayan “Gaziantep’te Hasat Mevsimi” ve “Kadim Şehir Gaziantep” temalı fotoğraf yarışmaları için başvuru sürecini başlattı. Bu yıl 5’incisi düzenlenen “Gaziantep’te Hasat Mevsimi” fotoğraf yarışmasıyla birlikte, geçen yıl ilk kez fotoğraf sanatçılarıyla buluşturulan “Kadim Şehir Gaziantep” yarışması da ikinci kez sanatseverlerin katılımına açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/onikisubat-belediyesi-kadin-emegi-seramik-atolyesinin-eserleri-gorucuye-cikti-79759</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Onikişubat Belediyesi Kadın Emeği Seramik Atölyesi’nin eserleri görücüye çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Onikişubat Belediyesi Kadın Emeği Seramik Atölyesi’nin dönem sonu sergi açılışı, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Dr. Tuba Köksal’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Kadınların üretime katılımını desteklemek, meslek edinmelerine katkı sağlamak ve deprem sonrası sosyal hayata adaptasyonlarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen proje, düzenlenen sergiyle taçlandırıldı.</p>
<p>Suzan ve Abdulhakim Bilgili Halk Eğitimi Merkezi iş birliğinde yürütülen Onikişubat Belediyesi Kadın Emeği Seramik Atölyesi, 19 Ocak’ta başlayıp 20 Mayıs’ta tamamlandı. Toplam 20 kursiyerin eğitim aldığı projede kadınlara cimdikleme, sucuk, plaka ve döküm teknikleri öğretildi. Kursiyerler, süreç boyunca hazırladıkları özgün seramik eserlerini dönem sonu sergisinde vatandaşların beğenisine sundu.</p>
<p><strong>Depremzede kadınların sosyal hayata katılımı amacıyla başlamıştı</strong></p>
<p>Depremden etkilenen kadınların üretime ve sosyal hayata katılımını desteklemek amacıyla başlatılan proje, ilk olarak EXPO Arasta Çarşısı’nda faaliyet gösterdi. Daha sonra Hamidiye Bekir Topçuoğlu Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi’nin alt katına taşınarak daha kurumsal bir yapıya kavuşturuldu ve “Onikişubat Belediyesi Kadın Emeği Seramik Atölyesi” adını aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0eca851e02a-1779354245.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>“Kadınlarımıza yönelik anlamlı projelerimizden bir tanesi”</strong></p>
<p>Sergi açılışında konuşan Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, kadınların hem meslek edinmesine hem de sosyal yaşamda daha aktif rol almasına katkı sunan projelerin önemine dikkat çekti. Başkan Toptaş, şunları söyledi:</p>
<p>“Onikişubat Belediyesi Kadın Emeği Seramik Atölyemizdeyiz. Bugün, 4.5 aylık bir süre sonunda kursiyerlerimizin yaptığı çalışmaları burada bir sergi açılışında onlarla bir araya geldik. Gerçekten sağ olsunlar, çok güzel, sanatsal ürünler üretmişler. Aslında biz bu kursumuzu bir sene öncesinde ilk olarak Expo’da oluşturmuştuk. Tabii kadınlarımızın bizden talepleri oldu, biraz mesafenin uzak olması sebebiyle daha merkezi bir yerde konumlandırmamızı istediler. Biz de 22 Gün Mahallemizde, DOKMER Rehabilitasyon Merkezimizin hemen alt katında burayı bir seramik atölyesine dönüştürdük. Gerçekten de yoğun bir talep var. Özellikle kadın kursiyerlerimiz buraya geliyorlar, seramik konusunda eğitimlerini alıyorlar. Gördüğünüz gibi çok güzel ürünleri de ortaya çıkardılar.”</p>
<p><strong>“Kadınlarımızın hayatına artı değer katan proje”</strong></p>
<p>Projelerin insan hayatına dokunmasının kendilerini ayrıca mutlu ettiğini belirten Başkan Toptaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Tabii ki bir projenin, bir tesisin açılışında olmak açıkçası bizi çok mutlu ediyor. Ama bizi daha da mutlu eden, bu projenin insana dokunuyor olması, insanın ruhuna dokunuyor olması, onların yaşamlarını kolaylaştırıyor olması, onların ekonomisine dokunuyor olması gerçekten bizi çok daha fazla mutlu ediyor. Bu projemiz de böyle bir proje. Burada kadınlarımız geliyorlar, hem onların özellikle deprem sonrası süreçte zihinlerinin dağıtılması açısından, hem sanatsal yönlerinin gelişmesi açısından, aynı zamanda bir zanaat öğrenmeleri açısından ve sosyalleşmeleri açısından gerçekten çok önemli ve güzel bir proje oldu. Talep çok, inşallah bunların sayılarını artırmayı hedefliyoruz. Halk Eğitim Merkezimizle ortaklaşa bir proje yürütüyoruz, emeği geçen Halk Eğitim Merkezimize çok teşekkür ediyorum. Eğitmenimize çok teşekkür ediyorum ve buraya gelen çok değerli kursiyerlerimize çok teşekkür ediyorum.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/onikisubat-belediyesi-kadin-emegi-seramik-atolyesinin-eserleri-gorucuye-cikti-79759</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/9/1280x720/onikisubat-belediyesi-kadin-emegi-seramik-atolyesinin-eserleri-gorucuye-cikti-1779354310.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Onikişubat Belediyesi tarafından kadınların üretime katılımını desteklemek, meslek edinmelerine katkı sağlamak ve deprem sonrası sosyal hayata adaptasyonlarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Kadın Emeği Seramik Atölyesi’nin dönem sonu sergi açılışı gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arkas-line-reefer-filosunu-500-yeni-konteynerle-guclendiriyor-79757</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arkas&#039;ın filosuna 500 yeni konteyner</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Akdeniz, Karadeniz, Batı ve Kuzey Afrika, Amerika’nın Doğu Kıyısı ve Hindistan başta olmak üzere farklı coğrafyalarda hizmet veren Arkas Line, yeni reefer konteyner yatırımıyla sıcaklık kontrollü yük taşımacılığındaki hizmet kapasitesini artırıyor.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, belirli bir hatla sınırlı kalmadan tüm servis ağı içinde kullanılabilecek yeni konteynerler; gıda, tarım ürünleri, hassas medikal ürünler gibi ısı kontrolü gerektiren yüklerin güvenli taşınmasına katkı sağlayacak. Çin’de CIMC firmasının Qingdao fabrikasında üretilen sıfır reefer konteynerlerin haziran ayında Arkas Line filosuna dahil edilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Açıklamada, "Arkas Line’ın filosuna katılacak yeni konteynerler, Daikin Zestia model soğutma ünitesiyle donatıldı. Yüksek soğutma performansı, sıcaklık hassasiyeti ve enerji verimliliğiyle öne çıkan sistemler, tedarik zincirinde ürün kalitesinin korunmasına destek olacak. Yeni ekipmanlar aynı zamanda yeni nesil ve çevresel etkisi daha düşük R1234yf soğutucu gaz kullanımına uyumlu yapısıyla Arkas Line’ın sürdürülebilirlik odaklı operasyon yaklaşımını güçlendirecek. Yeni yatırım, Arkas Line’ın müşterilerine daha esnek ve çevre odaklı çözümler sunma hedefinin bir parçası olarak öne çıkıyor. Sıcaklık kontrollü taşımacılığın hassasiyet gerektiren yapısı dikkate alındığında, reefer ekipman kapasitesindeki artış; yük güvenliği, operasyonel verimlilik ve farklı pazarlara erişim açısından stratejik önem taşıyor.<br />Arkas Line, ekipman filosuna yaptığı bu yatırımla operasyonel gücünü ve erişim kapasitesini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda enerji verimliliği ve düşük çevresel etki odağındaki dönüşümünü de sürdürüyor. Yeni reefer konteynerlerin, müşterilerin uluslararası tedarik zincirlerinde ihtiyaç duyduğu güvenilirliği daha da güçlendirmesi hedefleniyor." denildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arkas-line-reefer-filosunu-500-yeni-konteynerle-guclendiriyor-79757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/7/1280x720/arkas-line-reefer-filosunu-500-yeni-konteynerle-guclendiriyor-1779353007.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Arkas Line, sıcaklık kontrollü konteyner taşımacılığındaki kapasitesini 500 adet yeni reefer konteyner yatırımıyla artırıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esmiaddan-uyelerine-ferdi-kaza-sigortasi-destegi-79738</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESMİAD’dan üyelerine ferdi kaza sigortası desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir iş dünyasının sivil toplum kuruluşlarından Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği (ESMİAD), tüm aktif üyelerini kapsayan ferdi kaza sigortası uygulamasını hayata geçirdi. Sigorta primlerinin dernek tarafından karşılanacağı uygulamayla üyelerin iş ve günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri risklere karşı güvence sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p>ESMİAD Yönetim Kurulu Başkanı Oğuz Sinlenmez, yaptığı açıklamada, iş dünyasında yatırım ve üretim kadar insan unsurunun da önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Sinlenmez, “ESMİAD olarak temel misyonumuz Eskişehir’de iş birliğini, üretimi ve yenilikçi girişimciliği desteklemek. Ancak biz her zaman ‘Önce insan, sonra iş’ diyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uygulamanın yalnızca maddi destek anlamı taşımadığını vurgulayan Sinlenmez, üyelerin iş seyahatleri, fabrika, şantiye ve saha çalışmalarında karşılaşabilecekleri olası kazalara karşı kendilerini daha güvende hissetmelerini amaçladıklarını kaydetti.</p>
<p>Ferdi kaza sigortasının; ölüm, kalıcı sakatlık ve uzuv kaybı gibi ağır sonuçlar doğurabilecek kazalarda devreye gireceği bildirildi. Sigorta kapsamı ve detaylarının ise üyelere dijital ortamda iletileceği belirtildi.</p>
<p>ESMİAD’ın bugüne kadar yerel istihdam, genç girişimcilere mentörlük ve kent ekonomisinin markalaşmasına yönelik projeler yürüttüğünü aktaran Sinlenmez, sivil toplum kuruluşlarının yalnızca temsil değil dayanışma görevi de üstlenmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Sinlenmez, “Önümüzdeki dönemde üyelerimize ve şehrimize yönelik sağlık, eğitim ve sosyal refah alanlarında yeni projeler de duyuracağız” dedi.</p>
<p>Yaklaşık 250’yi aşkın üyeye sahip ESMİAD’ın, tüm üyelerini kapsayan ferdi kaza sigortası uygulamasını hayata geçiren sayılı iş dünyası dernekleri arasında yer aldığı öğrenildi. Uygulamanın üyelerden olumlu geri dönüş aldığı ve diğer sivil toplum kuruluşlarına örnek olmasının beklendiği kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esmiaddan-uyelerine-ferdi-kaza-sigortasi-destegi-79738</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/8/1280x720/567-1779347731.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ferdi kaza sigorta primlerinin Eskişehir Müteşebbis İş İnsanları Derneği  tarafından karşılanacağı uygulamayla üyelerin iş ve günlük yaşamlarında karşılaşabilecekleri risklere karşı güvence sağlanması amaçlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meralarda-istisnalar-kaideyi-zorluyor-79730</guid>
            <pubDate>Thu, 21 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Meralarda istisnalar kaideyi zorluyor…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mevzuatta, “Mera Kanununa veya daha önceki kanunlara göre mera, yaylak ve kışlak olarak tahsis edilmiş olan veya kadimden beri bu amaçla kullanılan arazilerde tahsis amacı değişikliği yapılabilir.” deniliyor.</p>
<p>Kadim, ‘tarih öncesi çağlardan beri’ , ‘başlangıcından bu yana’ anlamına geliyor. Demek ki meralar ‘başlangıçtan bu yana’ hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması amacıyla kullanılan araziler.</p>
<p>4342 Sayılı Mera Kanunu 28 Şubat 1998 tarihini taşıyor. Asıl olarak amacı meraları korumak. Çünkü meralar şu ya da bu nedenle giderek küçülüyor. Nitekim Türkiye’de çayır ve mera alanlarının dramatik bir şekilde daraldığı ifade ediliyor. 1940’lı yıllarda yaklaşık 44 milyon hektar olan mera varlığının günümüzde 13-14 milyon hektar seviyelerine kadar gerilediği belirtiliyor.</p>
<p>Bu hızlı gerilemenin nedeni malum. Çobanların ve hayvanların dışında insanlar yapılar dahil yaşam alanlarını meralara aktarmaya çalışıyorlar. Görünen o ki başarıyorlar da.</p>
<p>Meralar alan olarak gerilerken, mevcutların kalitesi de besicilik için yeterli olmuyor. Bu nedenle kamu kaynakları kullanılarak meralar ıslah ediliyor. Geliştirilen projeler ile çayır ve meraların ot veriminin ve kalitesinin artırılması, hayvanların meradan en iyi şekilde faydalanması, bu alanların sürdürülebilir kullanımının sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p>Küçülse de meralar yasal olarak korunaklı alanlar. Her isteyen, her amaçla meralara giremiyor. Bunun için yasanın istisna maddelerinden yararlanmak ve meraların ‘tahsis amacı dışında kullanım’ı için izin çıkarmak geriyor.</p>
<p>Yasanın 14. Maddesi meraların amacı dışında kullanımını düzenliyor. Bunun için de öncelikle ortada bir ‘kamu yararı’ olması gerekiyor. Ancak 1998’de uygulamaya giren yasanın getirdiği istisnaların giderek arttığını görüyoruz. Öyle ki istisnalar ‘a’ harfinden başlayıp ‘k’ harfine kadar gelmiş. Benim sayabildiğim 13 istisna var.</p>
<p>İstisnalar içinde maden, petrol aramaları, turizm yatırımları, petrol gaz iletimi, elektrik ve doğalgaz yatırımları, jeotermal seralar, kentsel dönüşüm, elektronik haberleşme altyapıları, yenilenebilir enerji kaynakları gibi ‘ağır’ konu başlıkları var.</p>
<p>2005, 2007, 2008, 2014, 2017, 2018, 2025 gibi birçok tarihte yasada bu anlamda değişiklikler yapılmış. 2017’de yapılan değişiklikle endüstri bölgeleri, teknoloji geliştirme bölgeleri, OSB’ler, serbest bölgeler de istisna kapsamına alınarak meralarda ‘alanlarla yayılacak şekilde’ bu tür endüstriyel yapılaşmaların da yapılmasına izin verilmiş.</p>
<p>Son olarak 13 ilde, 16 bölgede ‘Mega Endüstri Bölgeleri’nin kurulacağı alanlar açıklandıktan sonra, yatırım alanı olarak meraların seçildiği ortaya çıkmıştı. “Neden meralar?” konusunu başka bir zaman tartışırız.</p>
<p>Türkiye’de organize sanayi bölgeleri ağırlıklı olarak, planlı alanların toplam büyüklüğünün 146 bin hektar civarında olduğunu biliyoruz. Bu alan yaklaşık olarak Kilis ilinin yüzölçümüne denk geliyor. Amaç bir vade sonrasında planlı üretim alanlarını 350 bin hektara çıkarmak olarak açıklandı. Bu artışa Samsun-Mersin koridorunun dışında Sivas-Iğdır, Mersin-Şırnak, Trabzon-Şırnak koridorunda belirlenecek yatırım alanları da dâhil olacak. Birinci hatta yer alan yatırım alanlarının toplamının 40 bin hektarın biraz altında olduğunu hatırlayalım.</p>
<p>Birinci hatta yer alan yatırım alanlarının ilanı kuşkusuz ‘sevindirici’ ancak yatırımların ve ardından üretimin ‘yer seçimi nedeniyle’ çevre ile ilişkiler açısından bıçak sırtı bir denge üzerinde yapılacak olması düşündürücü.</p>
<p>“Yeşil dönüşüm, karbon emisyonlarını azaltmak, doğal kaynakları korumak ve döngüsel ekonomiye geçmek için üretim, tüketim ve iş modellerinin çevre dostu olacak şekilde yeniden yapılandırılması, İklim krizini önlemeyi ve ekolojik dengeyi koruyarak sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi amaçlayan çok kapsamlı bir süreç.” olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Bu köklü değişim temel olarak şu unsurlardan oluşuyor:</p>
<p>Karbon emisyonlarının azaltılması. Fosil yakıtlar yerine güneş, rüzgar gibi yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş yapılarak sera gazı salınımının en aza indirilmesi,</p>
<p>Kaynak ve enerji verimliliği. Üretim süreçlerinde kullanılan su ve enerjinin optimize edilmesi; atıkların azaltılması ve geri dönüşümün en üst düzeye çıkarılması,</p>
<p>Döngüsel ekonomi. “Al-kullan-at” şeklindeki geleneksel doğrusal modelin terk edilip, ürünlerin ve malzemelerin ömrünün uzatıldığı, tekrar kullanıldığı ve atıkların hammaddeye dönüştürüldüğü bir sistem kurulması,</p>
<p>Bu değişimin başarılabilmesi sanayinin geleceği açısından kritik önem taşıyacak. Üstelik bu artık bir zorunluluk. Çünkü başta Avrupa Yeşil Mutabakatı olmak üzere küresel ticaret kuralları, karbon salınımı yüksek ürünlere ek vergiler getiriyor. Özellikle Türkiye gibi ihracata dayalı sanayi ülkelerinde yeşil dönüşüm; uluslararası rekabet gücünü korumak ve küresel pazarlara erişimi sürdürmek için ticari bir zorunluluk olarak görülüyor.</p>
<p>Artık kaçınılmaz bir şekilde yeşil dönüşüm ve sürdürülebilirlik hayatımıza girmişse, bunu başaramayan yok olup gidecekse, sanayinin ve meraların buluşması çok daha anlamlı ve ancak yine de ‘zor’ olacak.</p>
<p>Aslında birinden vazgeçmeden her ikisini de ‘var’ kılabilmek gelecek adına hepsinden daha güzeli olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meralarda-istisnalar-kaideyi-zorluyor-79730</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meralarda istisnalar kaideyi zorluyor… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
