<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-ticaret-sisteminin-yerine-ne-konacak-79019</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel ticaret sisteminin yerine ne konacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Özellikle 1990’lardan sonra hızlanan finansal küreselleşme, üretim kapasitesinin belirli merkezlerde yoğunlaşmasına yol açarken, bazı ülkelerde sanayi altyapısının zayıflamasına neden oluyor.</strong></p>
<p>Küresel ticaret düzeni uzun süredir güçlü bir fikir birliğinden çok yerleşmiş alışkanlıklar üzerine işliyordu. Robert Lighthizer’in “Yeni Ticaret Düzeni” başlıklı analizinde vurguladığı gibi, devletler yıllarca “serbest ticaret” söylemini sürdürürken, pratikte farklı kurallar uyguladı. Bugün yaşanan kırılma, bu söylem ile gerçeklik arasındaki mesafenin artık sürdürülemez hale gelmesinden kaynaklanıyor. Özellikle son yıllarda artan jeopolitik gerilimler, enerji krizleri ve tedarik zinciri kırılmaları, sistemin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda siyasi kırılganlıklar taşıdığını da görünür hale getiriyor. Böylece uzun süre doğal kabul edilen küresel entegrasyon modeli, ilk kez bu kadar kapsamlı biçimde sorgulanıyor.</p>
<p><strong>Büyük tüketici ekonomilerin, dış </strong><strong>kaynaklı üretim bağımlığı artıyor</strong></p>
<p>Bu kırılmanın boyutunu anlamak için ekonomik verilere bakmak yeterli oluyor. ABD’nin mal ticaret açığı 2020-2024 arasında yaklaşık %40 artarak 1,2 trilyon dolara ulaşıyor. Aynı dönemde ülkenin net uluslararası yatırım pozisyonu -27 trilyon dolara geriliyor; yani yabancıların ABD varlıkları, ABD’nin dış varlıklarından 27 trilyon dolar daha fazla hale geliyor. Bu durum, yalnızca bir ticaret açığı değil; uzun vadeli bir servet transferine işaret ediyor. Ayrıca bu tablo, küresel ekonomide üretim ile tüketim arasındaki coğrafi ayrışmanın da derinleştiğini gösteriyor. ABD gibi büyük tüketici ekonomiler, dış kaynaklı üretime daha bağımlı hale gelirken, üretim fazlası veren ülkeler küresel sermaye üzerinde daha güçlü bir etki alanı oluşturuyor.</p>
<p>Büyüme ve istihdam verileri de benzer bir tablo çiziyor. ABD ekonomisi 2. Dünya Savaşı sonrası dönemde ortalama %3,2 büyürken, 2000 sonrası dönemde bu oran %2,1’e düşüyor. Son 25 yılda %3’ün üzerindeki büyüme yalnızca sınırlı sayıda yılda gerçekleşiyor. Aynı süreçte imalat istihdamı 17,3 milyondan 12,6 milyona geriliyor. Bu veriler, küreselleşmenin kazançlarının eşit dağılmadığını açık biçimde ortaya koyuyor. Özellikle sanayi bölgelerinde yaşanan iş kayıpları, yalnızca ekonomik değil sosyal ve siyasal sonuçlar da üretiyor. Birçok gelişmiş ülkede artan popülist siyaset ve korumacı söylemler, büyük ölçüde bu ekonomik dönüşümün yarattığı toplumsal memnuniyetsizlikten besleniyor.</p>
<p><strong>Sorun, sistemin kendisinden </strong><strong>çok, dengesinin bozulması</strong></p>
<p>Bununla birlikte, bu tabloyu yalnızca “serbest ticaret başarısız oldu” şeklinde okumak eksik kalıyor. Aynı sistem, Avrupa ve Asya’nın savaş sonrası yeniden inşasında önemli rol oynuyor; küresel ticaret hacmini genişletiyor ve milyarlarca insanın yoksulluktan çıkmasına katkı sağlıyor. Sorun, sistemin kendisinden çok, zaman içinde dengesinin bozulmasında ortaya çıkıyor. Özellikle 1990’lardan sonra hızlanan finansal küreselleşme, üretim kapasitesinin belirli merkezlerde yoğunlaşmasına yol açarken, bazı ülkelerde sanayi altyapısının zayıflamasına neden oluyor. Böylece küresel sistemin sağladığı faydalar ile yarattığı maliyetler arasındaki denge giderek daha tartışmalı hale geliyor.</p>
<p>Bu dengenin bozulmasında üç temel dinamik öne çıkıyor. İlk olarak, ticaretin simetrik işleyeceği varsayımı pratikte karşılık bulmuyor. Teori, ülkelerin piyasalarını açtıkça karşılıklı kazanç sağlayacağını öngörürken; birçok ülke ihracat odaklı büyümeyi sürdürüp iç pazarlarını koruyor. Kur politikaları, sübvansiyonlar ve düzenleyici engeller üzerinden rekabet avantajı yaratılıyor ve ticaret çoğu zaman tek yönlü işliyor. Bu durum özellikle gelişmiş ekonomilerde “adil rekabet” tartışmalarını güçlendiriyor. Çünkü düşük maliyet avantajı yalnızca verimlilikten değil, kimi zaman doğrudan devlet desteklerinden kaynaklanıyor.</p>
<p>İkinci olarak, ticaret açıkları ve fazlaları yapısal hale geliyor. Sürekli fazla veren ekonomiler küresel varlık birikimini artırırken, açık veren ekonomiler tüketimlerini finanse etmek için varlık devrediyor. Bu durum, küresel sermaye akımlarını da asimetrik bir yapıya dönüştürüyor. Uzun vadede bu dengesizlikler finansal kırılganlıkları artırabiliyor ve ekonomik bağımlılık ilişkilerini derinleştirebiliyor. Özellikle rezerv para sahibi ülkeler için bu yapı kısa vadede sürdürülebilir görünse de, zaman içinde siyasi ve ekonomik baskıların artmasına neden oluyor.</p>
<p>Üçüncü olarak ise Çin’in sisteme entegrasyonu belirleyici bir ölçek etkisi yaratıyor. 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılan Çin, sanayi politikaları, sübvansiyonlar ve üretim kapasitesi sayesinde küresel üretim zincirlerinde hızla baskın hale geliyor. Uluslararası Para Fonu verilerine göre bazı sektörlerde verilen sübvansiyonlar yıllık yaklaşık 800 milyar dolara ulaşıyor; bu da Çin ekonomisinin yaklaşık %4’üne denk geliyor. Özellikle güneş paneli, batarya, elektrikli araç ve çelik gibi alanlarda oluşan üretim kapasitesi, küresel fiyatları doğrudan etkiliyor. Bu nedenle birçok ülke artık yalnızca maliyet avantajına değil, stratejik bağımlılık riskine de odaklanıyor.</p>
<p>Bu gelişmeler sonucunda ‘serbest ticaret’ kavramı, fiilen yeniden tanımlanıyor. Sistem teorik olarak açık kalıyor, ancak pratikte yoğun devlet müdahalesinin belirlediği bir rekabet alanına dönüşüyor. Bu nedenle bugün tartışılan şey serbest ticaretin varlığı değil, sürdürülebilir bir ticaret düzeninin nasıl kurulacağı oluyor. Devletler artık yalnızca ekonomik büyümeyi değil, tedarik güvenliğini, teknolojik bağımsızlığı ve ulusal dayanıklılığı da ticaret politikalarının merkezine yerleştiriyor.</p>
<p>Bu tartışmada öne çıkan yaklaşımlardan biri, Lighthizer’in “dengeli ticaret” önerisi oluyor. Bu modele göre ülkeler uzun vadede kalıcı açık ya da fazla vermemeli; ticaret ilişkileri daha simetrik hale getirilmeli. Sürekli fazla veren ekonomilere karşı tarifeler ya da politika baskıları gibi araçlar devreye girebiliyor. Bu yaklaşım, mevcut dengesizlikleri doğrudan hedef alması açısından güçlü bir çerçeve sunuyor. Aynı zamanda üretim kapasitesinin yeniden ulusal ekonomilere çekilmesi ve stratejik sektörlerin korunması fikrini de destekliyor.</p>
<p>Ancak modelin sınırları da belirginleşiyor. Ticaret dengesinin hangi kriterlere göre ölçüleceği teknik bir tartışma alanı yaratıyor. Sürekli fazla veren ülkelerin bu sisteme gönüllü olarak katılması zor görünüyor. Ayrıca daha korumacı bir yapı, küresel ticaretin verimlilik avantajlarını zayıflatma riski taşıyor. Bunun yanında tarifelerin artması, maliyet enflasyonunu yükseltebilir ve tüketici fiyatları üzerinde baskı oluşturabilir. Özellikle küresel tedarik zincirlerine derin şekilde entegre olmuş sektörlerde, ani korumacı adımlar ekonomik uyum maliyetlerini artırabiliyor.</p>
<p><strong>Ticaret daha seçici, daha </strong><strong>stratejik bir karakter kazanıyor</strong></p>
<p>Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, bu tartışma küreselleşmenin yeniden tanımlandığı daha büyük bir dönüşüme işaret ediyor. Ticaret artık yalnızca ekonomik bir faaliyet olmaktan çıkıyor; jeopolitik, teknolojik ve güvenlik boyutlarıyla birlikte ele alınıyor. Kritik mineraller, yarı iletkenler, enerji ve tedarik zincirleri, stratejik öncelik haline geliyor. Özellikle yapay zekâ, savunma teknolojileri ve ileri üretim kapasitesi gibi alanlarda ülkeler arası rekabet daha sert bir karakter kazanıyor. Bu nedenle ekonomik ilişkiler ile ulusal güvenlik politikaları arasındaki çizgi giderek daha fazla iç içe geçiyor.</p>
<p>Bu yeni dönemde iki eğilim aynı anda ilerliyor: Ticaret devam ediyor ve küresel entegrasyon tamamen ortadan kalkmıyor; ancak devlet müdahalesi artıyor ve ticaret daha seçici, daha stratejik bir karakter kazanıyor. “Friend-shoring”, “near-shoring” ve “stratejik özerklik” gibi kavramların öne çıkması da bu dönüşümün bir parçası oluyor. Şirketler artık yalnızca en düşük maliyetli üretim merkezlerine değil, siyasi istikrarı ve güvenilirliği yüksek ülkelere yönelmeye başlıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Küresel ticaret, artık eski </strong><strong>varsayımlar üzerine işlemiyor</strong></span></p>
<p>Yeni bir ticaret düzeni kurulacaksa, bu düzenin üç temel soruya yanıt vermesi gerekiyor: Daha dengeli olacak mı? Daha verimli işleyecek mi? Ve en önemlisi, daha adil bir yapı sunabilecek mi? Bunun yanında sistemin sürdürülebilirliği açısından çevresel maliyetler, enerji dönüşümü ve dijital ekonominin rolü gibi yeni başlıklar da giderek daha önemli hale geliyor. Çünkü geleceğin ticaret düzeni yalnızca mal akışını değil, veri akışını ve teknolojik kontrolü de kapsayan daha karmaşık bir yapı üzerine kuruluyor.</p>
<p>Bu soruların yanıtı henüz netleşmiyor. Ancak kesin olan şu: Küresel ticaret, artık eski varsayımlar üzerine işlemiyor. Önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak yeni modelin, yalnızca ekonomik verimlilik değil; dayanıklılık, güvenlik ve toplumsal meşruiyet gibi unsurları da aynı anda dengelemek zorunda kalacağı giderek daha açık hale geliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-ticaret-sisteminin-yerine-ne-konacak-79019</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ticaret sisteminin yerine ne konacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cin-ve-tcmb-ayni-dalga-boyunda-mi-79018</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin ve TCMB aynı dalga boyunda mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çinli şirketlerin arzın kısıtlı olduğu bir dönemde ellerindeki petrolü Avrupalı ve Asyalı rakiplerine satması ilginç bir durumdur. Bu şirketlerin yüksek fiyatlardan faydalanmak mı istediği, yoksa yönetimden stoklarını boşaltma talimatı mı aldığı belirsizdir. Bu strateji, küresel ekonomiyi destekleme ve zor bir dönemde diğer ülkelerle köprü kurma çabası da olabilir.</p>
<p>Pekin’in bu hamlesi bir dengeleyici işlevi görürken, piyasalar petrol fiyatının seyri konusunda soğukkanlı bir tavır sergiliyor. Bu yaklaşımın temelinde hiç kuşkusuz Hürmüz Boğazı’nın kısa sürede açılacağı beklentisi yatıyor. Mevcut hareketler bu senaryonun iki hafta içinde gerçeğe dönüşeceğinin satın alınmasından ibarettir. Savaşın ilk haftalarında enerji fiyatlarıyla borsa endeksleri arasında gözlenen negatif ilişki nisanda koptu. Piyasalar yüksek seviyelere karşı bağışıklık kazanmış gibi duruyor. Yatırımcıların odak noktası şirket kârlarına ve teknolojik dönüşümün yarattığı yeni büyüme hikâyelerine kaydı.</p>
<p>Küresel piyasalardaki bu havayı perşembe günü açıklanacak enflasyon raporu öncesinde TCMB de izleyecektir. Satın alınan bu iyimser senaryonun kurum nezdinde ne kadar karşılık bulacağı merak konusudur. Barışın tesis edilemediği durumda, maliyet kanalından gelecek yeni bir şok projeksiyonları daha da bozabilir. Dolayısıyla Merkez'in piyasadaki bu iştaha rağmen şahin duruşunu korumasını ve orta vadeli hedefleri riske atacak bir iletişimden kaçınmasını bekliyorum.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cin-ve-tcmb-ayni-dalga-boyunda-mi-79018</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin ve TCMB aynı dalga boyunda mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalarda-bahar-sevinci-ve-olasi-riskler-79017</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalarda bahar sevinci ve olası riskler…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Piyasaların iyimserliği, barış olmazsa yaşanacak kötü senaryonun korkunçluğundan kaynaklanıyor.  İki tarafın da kendini galip ilan edeceği bir Kadeş barışı ABD için, İran için ve dünya için en iyi senaryo. Ama bu senaryo tarafların rasyonel olduğu varsayımına dayanıyor.</strong></p>
<p>Piyasalar Ortadoğu’da barışı satın alıyor. Hürmüz Boğazı’nın askeri güçle açılmaya çalışılması nedeniyle ABD ile İran arasında zaman zaman çatışmalar yaşansa da piyasa etkisi fazla olmuyor. Uranyumun zenginleştirilmesi konusunda  iki taraf arasında derin görüş ayrılığı devam ediyor. Ama küresel risk iştahı bozulmuyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın “ateşkes devam ediyor” açıklaması ile enerji fiyatları düşüyor, tahvil getirileri geriliyor. Hisse senedi piyasaları savaştan bağımsız yeni zirveler yapıyor. </p>
<p>Piyasaların iyimserliği savaşın iki taraf için taşınamayacak kadar yüksek bir maliyete yol açmasından kaynaklanıyor. Abluka altına alınan İran’ın dünya ile deniz ticareti durdu. ABD istihbaratı tarafından yapıldığı iddia eden çalışma, uygulanan yaptırımların dört ay içinde İran ekonomisini durduracağını tahmin ediyor. İran, Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak Kuşak-Yol altyapısını kullanarak Çin ile ticaret yapabilir. Türkmenistan üzerinden Çin’e  enerji satmayı deneyebilir. Ama mevcut altyapı ekonomiyi döndürmek için yeterli değil. Doğalgaz ve petrol için boru hattı inşaatı uzun yıllar sürecek komplike bir iş.</p>
<p>Başkan Trump, kasım başında yapılacak ara seçimlere yüksek pompa ve uçak fiyatlarıyla girmek istemiyor. Toplumun %60’ından fazlası tarafından hata olarak görülen İran savaşı Başkan Trump’ın halk desteğinin %35 civarına gerilemesine neden oldu. İran’da kesin bir zafer ve hızlı bir barış elde edilmezse Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kaybedebilir. </p>
<p>Türkiye, enerji şoku ile dezenflasyon programının zorlandığı ve cari dengenin bozulmaya başladığı bir ortamda karşılaştı. Kasım ayından bu yana %30-31 bandında dalgalanan manşet rakam nedeniyle dezenflasyon programına güven zayıflıyordu. ABD ile ticaret savaşı nedeniyle dünya pazarlarına saldıran Çin, gerek iç pazarımızda, gerekse ihracat pazarlarımızda baskıyı artırıyordu.  </p>
<p><strong>Kurun dalgalanmaması </strong><strong>için rezerv yakıldı</strong></p>
<p>Ankara, güçlü mali kasını kırılgan dezenflasyon programını desteklemek için kullanarak ve para politikasında örtülü sıkılaşmaya giderek enerji şokuna cevap verdi. Petrol fiyatlarındaki artışın %75’inin ÖTV gelirleri kullanarak karşılandığı eşel mobil sistemi ile enerji şokunun enflasyonist etkisi sınırlanmaya çalışıldı. Örtülü faiz artışı ile piyasalara dezenflasyon programına kararlılıkla devam edildiği mesajı verildi. Acil çıkış kapısına yönelen uluslararası yatırımcıların kuru dalgalandırmaması için rezerv yakıldı.</p>
<p>Ankara’nın stratejisi Hürmüz Boğazı’nın Mayıs-Haziran döneminde açılacağı, kısa süreli bir jeopolitik şok senaryosunda işe yarar. Dezenflasyon programına asgari zarar vererek kabul edilebilir bir mali bedelle bu şoku atlatırız. Merkez Bankası Eylül ayında faiz indirim döngüsünü başlatır.  İşlerin yolunda girdiğini gören uluslararası yatırımcı geri döner.</p>
<p>ABD İran savaşının yeniden başladığı, Hürmüz’ün uzun süre kapalı kaldığı uzun süreli ve şiddetli bir şok senaryosunda Ankara’nın  adımları ekonominin derdine derman olmaz.  Enerji şokunun ikincil etkileri ile enflasyon yükselir, cari denge bozulur, büyüme aşağı gelir. Böyle bir senaryoda mevcut programın finansal istikrarı ve dış dengeyi  önceliklendirecek şekilde güncellenmesi gerekir.</p>
<p><strong>Taraflar rasyonel davranmazsa...</strong></p>
<p>Toparlayacak olursak, piyasaların iyimserliği, barış olmazsa yaşanacak kötü senaryonun korkunçluğundan kaynaklanıyor.  İki tarafın da kendini galip ilan edeceği bir Kadeş barışı ABD için, İran için ve dünya için en iyi senaryo. Ama bu senaryo tarafların rasyonel olduğu varsayımına dayanıyor. Eğer taraflar rasyonel davranmazsa dünya ekonomisi için yıkıcı hasar yaratacak bir savaş senaryosuna geri döneriz. Yükselişten yararlanan yatırımcıların söz konusu riske karşı,  koruma satın almasında, portföylerini savunma, enerji gibi sektörlerle çeşitlendirmesinde ve nakit varlık ağırlıklarını artırmalarında fayda var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalarda-bahar-sevinci-ve-olasi-riskler-79017</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasalarda bahar sevinci ve olası riskler… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79013</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Canlı - Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 11 Mayıs" src="https://www.youtube.com/embed/Det3R5xok50" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79013</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/berfin-cipa-1753078160.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/petrolun-rotasi-gucun-haritasi-turkiyenin-cok-katmanli-enerji-hamlesi-79016</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrolün rotası, gücün haritası; Türkiye’nin çok katmanlı enerji hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ankara diplomatik kulislerinde Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de tartışmalı deniz yetki alanlarını resmîleştirmek için parlamentoya yasa tasarısı sunmaya hazırlandığı konuşulmaya başlandı. Bu gerçekleşirse, Türkiye deniz yetki alanı iddialarını hukuki zemine oturtmaya yönelik ilk resmi adımı atmış olacak.</strong></p>
<p>İran savaşı, küresel enerji meselesinin yalnızca kaynak paylaşımı değil, aynı zamanda güzergâh kontrolü ve siyasi etki üretme aracına dönüştüğünü ortaya koydu.<br />Türkiye de ortaya çıkan bu yeni küresel enerji tedariki sisteminde kendisini “tüketici” ya da “pasif transit ülke” olarak değil, bölgesel enerji mimarisinin aktif tasarımcısı olarak konumlandırmak üzere harekete geçti.<br />Ankara, mayıs ayıyla birlikte, Cezayir’den Körfez Arap ülkelerine, Ermenistan’dan Libya’ya ve Avrupa’ya kadar geniş yelpazede -deyim yerindeyse- diplomatik atağa geçmiş durumda. Atılan tüm diplomatik ve yasal adımlar, Türkiye’yi Doğu Akdeniz ve Ortadoğu enerji mimarisini şekillendiren bir “merkez aktör” olma hedefine ulaştırmayı içeriyor.</p>
<p><strong>Doğu Akdeniz: Enerji güzergâhı </strong><strong>rekabeti derinleşiyor</strong></p>
<p>Türkiye’nin enerji yollarındaki merkez ülke olma amacına karşı en büyük meydan okuma Doğu Akdeniz’deki Kıbrıs Rum-Yunan-Fransa ve İsrail cepheleşmesi olacak gibi;</p>
<p>Şimdilerde bu “cepheye” Mısır’ın da katılması yolunda adımlar atılmaya çalışılıyor.</p>
<p>Kıbrıs adası açıklarındaki gaz sahalarının Mısır üzerinden LNG olarak Avrupa’ya taşınması yönündeki model, bölgesel enerji mimarisini yeniden şekillendirip, Ankara’yı “devre dışı” bırakmayı amaçlıyor.</p>
<p>Bu çerçevede özellikle Kıbrıs açıklarındaki gaz sahalarının Mısır üzerinden sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) olarak Avrupa’ya taşınması planı öne çıkıyor. Bu modelde amaç, yeni bir boru hattı yatırımı yerine mevcut alt yapıyı kullanarak daha hızlı ve daha düşük maliyetli bir ihracat sistemi kurmak gibi duruyor.<br />Kıbrıslı Rumların ENI ve TotalEnergies ile imzaladıkları anlaşmalar üzerinden geliştirmeye çalıştıkları bu yapı, Mısır’ı fiili bir enerji çıkış kapısına dönüştürürken, Türkiye’nin uzun süredir savunduğu “en ekonomik rota Anadolu üzerinden geçer” tezini çürütmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’nin karşı hamlesi; deniz </strong><strong>yetki alanları yasal düzenlemesi</strong></p>
<p>Türkiye’nin de Doğu Akdeniz’de inşa edilmeye çalışılan bu yeni enerji tedarik yoluna karşı hamlesi yasal bir adım olacak gibi duruyor.<br />Ankara diplomatik kulislerinde Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de tartışmalı deniz yetki alanlarını resmîleştirmek için parlamentoya yasa tasarısı sunmaya hazırlandığı konuşulmaya başlandı. Bu gerçekleşirse, Türkiye deniz yetki alanı iddialarını hukuki zemine oturtmaya yönelik ilk resmi adımı atmış olacak.<br />Böylece Türkiye, Doğu Akdeniz’deki potansiyel doğal gaz kaynakları üzerindeki hak iddialarını resmen ilan etmiş olacak.</p>
<p><strong>Cezayir hattı: Kuzey Afrika enerjisi </strong><strong>Türkiye üzerinden Avrupa’ya</strong></p>
<p>Türkiye TBMM’de atılabilecek yasal adımın yanı sıra, bölgedeki diğer enerji tedarikçisi ülkelerle iş birliği mekanizmaları kurarak, Rum-Yunan-İsrail hamlesini boşa çıkarma arayışında.<br />Cezayir Cumhurbaşkanı Tebboune’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında atılan adımlar, Kuzey Afrika gazının Avrupa pazarına erişiminde Türkiye’yi kritik bir ara merkez haline getirmeyi amaçlıyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın Cezayir’den yıllık 6,5 milyar metreküp gaz alımı yapılacağını, bu miktarın zaman içinde artacağını söylemesi önemli. Bayraktar’ın açıklamasında Cezayir’den Türkiye’ye gelecek gazın Avrupa’ya gönderilebileceğini de vurgulaması ayrıca anlamlı.<br />Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Cezayirli mevkidaşını bizzat havaalanına giderek karşılaması, Tebboune’ye Devlet Nişanı tevdi edilmesi, sembolik jestler gibi görünse de ardında çok daha derin anlamları olduğunu da söylemek mümkün. Hem Türkiye, hem de Cezayir son dönemde özellikle Fransa ile ciddi gerilimler yaşıyor. Fransa Doğu Akdeniz’de Rum-Yunan-İsrail ekseni yanında açıkça konumlanırken, Cezayir ile de Afrika ve Akdeniz’deki etki rekabeti konusunda ciddi krizler yaşıyor. Ankara-Cezayir hattı bu açıdan Paris’e karşı da kritik dış politika mesajları içeriyor.</p>
<p><strong>Körfez diplomasisi: Enerji </strong><strong>güvenliği merkezli esnek ağ</strong></p>
<p>Türkiye’nin BAE, Suudi Arabistan ve Kuveyt ile eşzamanlı yürüttüğü diplomatik açılımı da yine “bölgesel ve küresel enerji tedarik yolları rekabetinin” bir yansıması olarak okumak mümkün.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta BAE Devlet Başkan Yardımcısı Mansour bin Zayed Al Nahyan ile, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Suudi Arabistan ve Kuveytli mevkidaşları ile ayrı ayrı görüşmelerde bulundular. Her üç görüşmenin de  ana gündemini İran savaşıyla birlikte ortaya çıkan Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji güvenliği riskleri, petrol ve LNG akışlarının sürdürülebilirliği ve bölgesel güvenlik koordinasyonu oluşturdu.</p>
<p>Körfez ülkeleri ürettikleri petrol ve doğalgazı dünyaya pazarlayabilmek için Hürmüz Boğazı’na alternatif bir güzergah arayışına girmişken, Türkiye buna karşı ürettiği alternatif Irak ve Suriye üzerinden Türkiye’ye ulaşacak boru hatları sistemini öne çıkarmaya çalışıyor.</p>
<p>Irak Kürdistan Özerk Yönetimi Başbakanı Mesrur Barzani’nin İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesini de bu tabloya eklemek gerek; Ankara, Körfez’i Avrupa’ya bağlaması planlanan ve Irak-Türkiye üzerinden geçen “Kalkınma Yolu” projesini, Yunanistan ve İsrail’in kurmaya çalıştığı IMEC ticaret yoluna alternatif olarak geliştirmek istiyor. Bu açıdan Irak’ta hem Bağdat’la, hem de Kuzey Irak’taki Kürt gruplarla iyi ilişkiler Türkiye açısından elzem. Nitekim, Irak’ta hükümeti kurmakla görevlendirilen Başbakan El Zeydi’nin de, bakanlar kurulunu oluşturup Meclis onayı aldıktan hemen sonra, ilk yurtdışı gezisini Ankara’ya yapması bekleniyor. </p>
<p>Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’de saflar iyiden iyiye belirginleşiyor. </p>
<p><strong>Yıldırımhan: Stratejik </strong><strong>eşik mi, jeopolitik mesaj mı?</strong></p>
<p>Türkiye’nin SAHA Expo’da tanıttığı “Yıldırımhan” kıtalararası balistik füze projesini de Doğu Akdeniz ve Ortadoğu'daki enerji rekabeti ile birlikte okumakta fayda var.</p>
<p>Yıldırımhan projesi,  teknik bir savunma programının ötesinde, stratejik kapasite ve jeopolitik niyet tartışmalarını da beraberinde getirdi. 6.000 kilometreyi aşan menzil ve üç tonluk faydalı yük kapasitesi iddiasıyla ortaya koyulan proje, daha ilk günden Yunan ve İsrail basınında en çok konuşulan konu haline geldi. Yorumlar, Ankara’nın caydırıcılık mimarisini bölgesel ölçekten daha geniş bir stratejik çerçeveye taşımayı hedeflediği yönünde.</p>
<p>Türkiye Yıldırımhan projesi ile birlikte, “bölgesel savunma” yaklaşımından “uzun menzilli stratejik erişim” hedefine yöneliyor.</p>
<p>Her ne kadar sistemin operasyonel statüsü henüz netleşmemiş olsa da, ortaya konulan teknik parametreler Doğu Akdeniz’den Avrupa içlerine uzanan geniş bir coğrafyada yeni denge hesaplarını gündeme getiriyor.</p>
<p>Söz konusu menzil kapasitesi, teorik olarak İsrail ve Fransa gibi Türkiye ile Doğu Akdeniz ve Avrupa jeopolitiğinde rekabet eden aktörleri de kapsayan bir etki alanını  da beraberinde getiriyor. Bu durum, projenin yalnızca askeri değil, aynı zamanda algısal bir stratejik mesaj taşıdığı yorumlarını da güçlendirir nitelikte.</p>
<p>Türkiye’nin mevcutta sahip olduğu sistemler — bölgesel caydırıcılık sağlayan platformlar dahil — dikkate alındığında, yeni projenin savunma doktrininde nicelikten ziyade niteliksel bir sıçrama hedeflediğini de söylemek mümkün.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/petrolun-rotasi-gucun-haritasi-turkiyenin-cok-katmanli-enerji-hamlesi-79016</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/6/1280x720/turkiye-1778473888.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petrolün rotası, gücün haritası; Türkiye’nin çok katmanlı enerji hamlesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bize-5-binlik-banknot-lazim-79015</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bize 5 binlik banknot lâzım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>200 lirayı vale dahi kabul etmez oldu. Oysa ilk çıktığında 132 dolar ediyordu ve şimdi ancak 4 dolar 41 cent ediyor. Çıktığı günkü alım gücüne erişmesi için yeni en büyük kupürümüz 5 bin lira olmalı</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Belli ki enflasyonu çözemiyoruz. <strong>Orta Vadeli Programı</strong> da <strong>enflasyon hedefini</strong> de güncelleyemiyoruz. Hiç değilse bu yüksek enflasyonun tahribatlarından bir kısmını güncellesek? Misal liramızın en büyük kupürü olan <strong>200 TL alım gücü</strong> an itibarıyla <strong>4 dolar 41 cent</strong>’e gerilemiş durumda.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Oysa 200 liralığın çıktığı <strong>2 Ocak 2009</strong>’da <strong>131 dolar 60 cent</strong> idi. Tedavüle çıktığı günkü alım gücünü koruması için bugün <strong>132 dolara denk</strong> olacak şekilde en düşük kupür olarak <strong>5 bin liralık</strong> <strong>banknot</strong> basmak gerekiyor. Ancak bu sayede <strong>ATM’ler</strong>, cüzdanlarımız, <strong>cebimiz</strong> rahatlayabilecek.</p>
<p><strong>20.000.000’LUK TÜRK LİRASI BANKNOTLARINA DOĞRU…</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Halen banknot düzenimiz, <strong>5</strong>, <strong>10</strong>, <strong>20</strong>, <strong>50</strong>, <strong>100</strong> ve <strong>200</strong> şeklinde. Bir sonraki adımda sırasıyla <strong>500</strong>’lük, <strong>1000</strong>’lik, <strong>2500</strong>’lük ve <strong>5 binlik</strong> basılacak. Enflasyonun şimdiki düzeyinde devamı halinde, <strong>10.000</strong>, <strong>20.000</strong>, <strong>50.000</strong> devam edip 2005’te <strong>YTL</strong> geldiğindeki gibi <strong>20.000.000</strong> kupürleri de gelebilir.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Ancak hükümet, muhalefetin diline “<strong>enflasyon parası</strong>” lafını vermemek için <strong>200 liradan yüksek kupür basmıyor</strong>. Ayrıca <strong>nakit alışverişi zorlaştırıp</strong> paranın bankalar, <strong>kredi kartları</strong> üzerinden takibine yönlendirilmemiz söz konusu. Bu gidişin sonu belli; <strong>her 3-4 yılda liraya 1 sıfır daha eklemek</strong>…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / 5 binlik banknota dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kupür artırmanın kuralı nedir?</em></strong></p>
<p>Merkez bankaları, piyasadaki banknotlar içinde <strong>en yüksek kupürlünün sayısı</strong>, tedavüldeki toplam paraların <strong>yarısını aşınca</strong>, bir üst kupüre geçilir. Şu anda 200 liranın tedavüldeki oranı; <strong>%61</strong>’i aştı bile.</p>
<p><strong><em>Ne gibi sorunlara yol açıyor?  </em></strong></p>
<p>Eskiden ATM’ler <strong>birkaç günde bir</strong> doldurulurdu. Şimdi <strong>günde 3 kez</strong> dahi dolduruluyor zira <strong>hazneleri</strong> sınırlı. <strong>Cüzdanlar</strong> şişiyor, satınalma gücü yerlerdeki 200 liranın kendisi dahi <strong>bozuk para halini</strong> almış.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ENFLASYON ATM’LERDEN TAŞTI</strong></p>
<p>Duvardaki makinelere gidiyor, <strong>4 haneli şifren</strong>i giriyor <strong>ve 50 lira</strong> talep ediyorsun. O eskidendi. Hatta <strong>Halkbank’ın ATM’leri</strong>, 5 liralık dahi verirdi. Sonraları <strong>5</strong>, <strong>10</strong>, <strong>20</strong> hatta <strong>50 liralık</strong> vermez oldu. Çoğu kez <strong>100 liralık dahi veremeyen</strong> var. Neden? Zira <strong>en yüksek kupür 200’lük</strong>, adeta <strong>bozuk para it</strong>ibarında…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>BANKNOT LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Türk Lirası</strong>: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın banknot matbaasında basılan kupürler</p>
<p><strong>Yeni Türk Lirası</strong>: Enflasyon yüzünden pula dönen liramızdan atılan 6 sıfırdan sonraki basılanlar</p>
<p><strong>Senyoraj</strong>: Paranın üretim maliyeti ile üzerinde yazılı (nominal) değer arasındaki fark</p>
<p><strong>Dolar senyorajı</strong>: 100 doların üretim maliyet 13 cent. Geriye kalan 199 dolar 87 cent karşılığı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bize-5-binlik-banknot-lazim-79015</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bize 5 binlik banknot lâzım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonda-tahmin-ve-hedef-aciklanmasa-daha-mi-iyi-ki-79014</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyonda tahmin ve hedef açıklanmasa daha mı iyi ki!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yıllarca kamuda görev yapan ve görev süresi boyunca ekonomik konularda bir dizi karara imza atan, kamuda yaptığı işlerin başında da enflasyonla mücadele etmek gelen biri yurt içinde ya da dışında iş aramak durumunda kalsa, CV'sinde de enflasyona ilişkin bu hedef ve gerçekleşmeler yazsa, bu kişi dünyanın hiçbir yerinde iş bulamaz. </strong></p>
<p>Başlıktaki önerime ne dersiniz! Şimdiye kadar ne Merkez Bankası’nın enflasyon hedef ve tahmini tutmuş, ne orta vadeli programda ilan edilenler… Tüm hedefler kağıt üstünde kalmış ve kalmaya da devam ediyor.</p>
<p>Rahmetli annemin çok farklı bir konudaki önerisi geliyor aklıma. Çocukluğumda gerek kulüp takımları, gerek milli takım futbolda Avrupa’da hüsrana uğradıkça annem bizim üzüldüğümüzü görür ve şöyle derdi: “<strong>Onlar da oynamasın!</strong>”</p>
<p>Doğru ya, Türk takımları maç yapmadı mı yenilmez ve bizler de üzülmezdik. Onun derdi, çocuklarının üzülmesine yol açan etkeni ortadan kaldırmaktı.</p>
<p>İşte ben de annemi anarak içimden acaba Merkez Bankası ve hükümet enflasyon hedefi açıklamasa da hiç olmazsa yanılmaktan kurtulsa mı ki diye geçirmeden edemiyorum.</p>
<h2>Bir kere de tutturun!</h2>
<p>Orta vadeli program çerçevesinde her yıl içinde bulunulan yılın enflasyon tahmini ile gelecek üç yılın enflasyon hedefi açıklanır. Program genellikle eylül aylarında açıklandığı için o yılın enflasyon tahmini tam değilse de büyük ölçüde tutar, en azından gerçekleşmeye yaklaşılır. Ama ya sonraki yılların hedefi?</p>
<p>Diğer yandan Merkez Bankası da enflasyon raporları çerçevesinde yılda dört kez içinde bulunulan yılın ve izleyen iki yılın enflasyon tahminini açıklar. Merkez Bankası geçen yılın üçüncü raporuyla birlikte bir değişikliğe gitti ve tahminlerden ayrı olarak ara hedef de açıklamaya başladı ve ara hedeflerin çok önemli gelişmeler olmadığı sürece değiştirilmeyeceği belirtildi. Nitekim 2025 ve 2026 için açıklanan ara hedeflerde de bir değişiklik yapılmadı.</p>
<h2>Ne öngörülüyor, ne oluyor?</h2>
<p>Gerek orta vadeli programda öngörülenler, gerek Merkez Bankası’nın hedefleri…</p>
<p>Gerçekleşen orana yaklaşan bile yok!</p>
<p>2021’den bu yana olan dönemin hedeflerini ve gerçekleşmelerini tabloda görebilirsiniz. Birkaç örnek verelim…</p>
<p>● 2021 yılı için tek haneli hedefle yola çıkılmış; Merkez Bankası’nın tahmini (o dönem hedef değil tahmindi) yüzde 9,4. Peki ya gerçekleşme; tam yüzde 36. “<strong>Küçük</strong>” bir sapma yaşanmış yani!</p>
<p>● 2021 yılı yüzde 36 ile kapatılmış, Merkez Bankası 2022’nin ilk raporunu açıklıyor, yani 36 biliniyor, buna rağmen Merkez Bankası 2022 tahminini yüzde 23 olarak ilan ediyor. Dönemin yönetimi acaba o yıl neyin değişeceğini ve 36’dan 23’e inileceğini öngördü? Hele hele 2022’de yüzde 23 bekleyen Merkez Bankası, neye dayanarak 2023’te 8 ve 2024’te 5 enflasyon tahmin etmiş acaba? Merkez Bankası, 2022’nin ocak ayındaki oranın çok yüksek geleceğini (yüzde 11,1) hiç mi öngöremedi? Demek ki öngörememiş; yoksa bir ayda ayda yüzde 11,1 (hadi 10 dolayında diyelim), enflasyon gelebileceği görülse yılın tümü için 23 denilir miydi? Ya da daha kötüsü gidişatın ne olacağı görüldüğü halde 23 denilmek zorunda mı kalındı? Gerçi gerçekleşmeyle çok fark yok(!) o yılın enflasyonu yalnızca yüzde 64 oldu.</p>
<p>Diğer yıllar da çok farklı değil. İlk tahminler olarak bakalım...</p>
<p>● 2023’te ilk tahmin yüzde 22, gerçekleşme yüzde 65.</p>
<p>● 2024’te ilk tahmin yüzde 36, gerçekleşme yüzde 44.</p>
<p>● 2025’te ilk tahmin yüzde 24, gerçekleşme yüzde 30.</p>
<p>● 2026’da ise ilk hedef yüzde 16, şimdi perşembe günü açıklanacak karar bekleniyor. Dört ayda ulaşılan yüzde 14,64’ten sonra 16’ya şunun şurasında yalnızca yüzde 1,19 kalmış; sekiz ay için 1,19! Merkez Bankası “Y<strong>ok, ben kararlayım, 16 değişmeyecek</strong>” mi diyecek, yoksa “<strong>Savaş yüzünden genel eğilim çok değişti, bu oranı daha gerçekçi düzeye çıkaracağım</strong>” diyerek revize mi edecek, perşembe günü görülecek. Ama bir revizyon söz konusu olursa 16 ne kadar yukarı çıkarılacak, yani Merkez’in kabul ettiği “<strong>gerçekçi düzey</strong>” hangi orana denk gelecek, o da merak konusu.</p>
<h2>Ya OVP’deki oranlar?</h2>
<p>Merkez Bankası’nın tahmin ve hedefleri tutmuyor da sanki hükümetin taahhüt belgesi niteliğindeki orta vadeli programlarda yer alan hedefler tutuyor mu, ne gezer!</p>
<p>Zaten hükümet taahhüt ettiği OVP’deki hedefleri tutturabiliyor olsa, herhalde Merkez Bankası’ndan hesap sorar. Gerçi enflasyonla mücadele görevi Merkez Bankası’nın ama bu mücadelede hükümetin hiç mi rolü yok; acaba bu yüzden mi hesap sormaya niyetlenilmiyor?</p>
<p>OVP’deki hedeflerde de gerçekleşmeye yaklaşabilen bir oran ara ki bulasın!</p>
<p>● 2021’de yüzde 8 öngörülmüş, gerçekleşme yüzde 36; “küçük” bir sapma, 1 öngörülmüş, 4 olmuş!</p>
<p>● 2022’de öngörülen yaklaşık 10, gerçekleşen 64. Sapma 1’e 6’dan fazla.</p>
<p>● 2023’te önceki yıllara göre çok gerçekçi bir yaklaşım var. Öngörülen 25, gerçekleşen 65.</p>
<p>● 2024’te hedef neredeyse tutacakmış; 33’e 44.</p>
<p>● 2025’te yine fazla iyimserlik; öngörülen 17,5, gerçekleşen 30.</p>
<p>● 2026 belli değil, öngörülen 16, gerçekleşme bakalım ne olacak.</p>
<h2>Bu CV ile kimse iş vermez</h2>
<p>Yıllarca kamuda görev yapan ve görev süresi boyunca ekonomik konularda bir dizi karara imza atan, ayrıca ülke ekonomisine yön veren çok önemli düzenlemelerde söz sahibi olan deneyimli bir isim bir nedenle kamudaki görevinden ayrılıp özel sektörde yurt içinde ya da dışında iş aramaya başlasa…</p>
<p>Bu kişinin CV’sini isteseler; yaptığı işlerin başında enflasyonu düşürmek gelen bu kişinin uzattığı CV’de enflasyonla ilgili bu hedef ve gerçekleşmeler yazsa…</p>
<p>Bu kişi dünyanın hiçbir yerinde iş bulamaz.</p>
<p>Daha fazla söze gerek var mı?</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a015aad2a62a-1778473645.png" alt="" width="480" height="746" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonda-tahmin-ve-hedef-aciklanmasa-daha-mi-iyi-ki-79014</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyonda tahmin ve hedef açıklanmasa daha mı iyi ki! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hataydaki-okulumuzda-tek-cam-bile-kirilmadi-yine-de-onarip-bir-de-atolye-ekledik-79012</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatay’daki okulumuzda tek cam bile kırılmadı, yine de onarıp bir de atölye ekledik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ANTAKYA </strong>Lisesi mezunu <strong>Erol Bilecik, </strong>1983 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Bilgisayar ve Bilişim Fakültesi’ni kazandığında şöyle düşündü:</p>
<p>-          <strong>Babam Abbuş Bilecik, Antakya’da mobilya konusunda bilinen bir isim. Kemal Abim, babamla beraber. Ablam Birten Bilecik de Antakya’da yaşamaya devam ediyor. Benim için yol haritamı İstanbul’da çizmenin zamanı geldi.</strong></p>
<p>Eşi <strong>Ayşe İnci </strong>Hanımı üniversite yıllarında, aynı sınıfta öğrenciyken tanıdı. Üniversiteyi 1987 yılında bitirdi. 1989 yılında da İndex Bilgisayar A.Ş.’yi kurdu. Şirketi büyüdükçe aklında şu geçti:</p>
<p>-          <strong>Mütevazı bir esnaf çocuğuyum. Cumhuriyetimizin imkanlarıyla iyi bir eğitim alma fırsatı buldum. Cumhuriyet düzeninde iyi eğitim alıp çalıştıkça </strong>“bonkör imkanlar”<strong>la karşılaşmak mümkün hale geliyor. Ben bunu yaşayarak kendi örneğimde gördüm.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0158bc2b0be-1778473148.jpg" alt="" width="700" height="469" /></strong><strong>Erol Bilecik, </strong>2000’li yılların başlarında memleketi Hatay’a bir okul yaptırmayı düşünmeye başladı:</p>
<p>-          <strong>Bir elle aldık, diğer elin de boş kalmaması lazım. Yani, bu topraklarda büyüdüm, kazandım. Doğup büyüdüğüm topraklara borcumu ödeme zamanı geldi.</strong></p>
<p>Hatay İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Valilikle bağlantı kurdu, hedefini paylaştı. Dönemin Hatay Valisi <strong>Ahmet Kayhan, Erol Bilecik</strong>’e okul yaptırma konusunda şu yolu gösterdi:</p>
<p>-          <strong>İlimizde 1944 yılında Erkek Sanat Enstitüsü olarak kurulmuş, şu anda Hatay Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi adıyla eğitim devam ettiği okulumuz var. Siz meslek lisemizin binasını yenileyin.</strong></p>
<p><strong>Erol Bilecik, </strong>dönemin Hatay Valisi <strong>Kayhan</strong>’ın önerisini hemen benimsedi. 2007 yılında inşaat başladı. 2008 yılında da okul, <strong>“Hatay Erol Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi”</strong>ne dönüştü. 2005-2018 döneminde okulun müdürü olan <strong>Sabri Tazeaslan </strong>da <strong>Erol Bilecik</strong>’e destek verenler arasında yer aldı. <strong>Bilecik, </strong>kendi adını taşıyan okula zamanla laboratuvar ekledi, kültür ve kongre merkezi yaptırdı.</p>
<p>6 Şubat 2023 Pazarcık ve Elbistan depremlerinin hemen ardından abisi <strong>Kemal </strong>Bey, Okul Müdürü <strong>Ömer Levent Sekban</strong>’la haberleşip binayı kontrol ettirdi. Binada tek bir cam bile kırılmamıştı. Yine de <strong>Erol Bilecik</strong>’in içi rahat etmedi:</p>
<p>-          <strong>Az hasarlı gibi kabul edip binayı güçlendirip onaralım. Ayrıca annemle babamın adını taşıyacak bir atölye binasını da ekleyelim.</strong></p>
<p>Index Group Yönetim Kurulu Başkanı, Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı (BEEV) Kurucusu <strong>Erol Bilecik, </strong>danışmanı <strong>Asuman Bayrak</strong> aracılığıyla davet etti, iki meslektaşımla Hatay’a gittik, <strong>“Semiha-Abbuş Bilecik Atölyeleri”</strong>nin açılışına katıldık.</p>
<p><strong>Erol Bilecik, </strong>Hatay Valisi <strong>Mustafa Masatlı, </strong>Hatay İl Milli Eğitim Müdürü <strong>Harun Tüysüz, </strong>Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hikmet Çinçin, “Girişimde Kadın Gücü” </strong>toplantısı için o gün kentte bulunan TÜSİAD Başkanı <strong>Ozan Diren, </strong>Başkan Yardımcısı <strong>İzzet Özilhan, </strong>TÜRKONFED Başkanı <strong>Süleyman Sönmez, </strong>SEDEFED Başkanı <strong>Emine Erdem, </strong>Anadolu Holding Onursal Başkanı <strong>Tuncay Özilhan </strong>ve Türkiye İş Bankası Genel Müdürü <strong>Hakan Aran</strong>’ın katıldığı açılışta şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Depremden etkilenen bölgelerde kalıcı ve sürdürülebilir katkı üretmenin yolunun eğitimden geçtiğine inanıyoruz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin geleceğe donanımlı şekilde hazırlanması için attığımız her adım, aslında ülkemizin yarınlarına yapılan bir yatırımdır.</strong></p>
<p>Antakya’ya gönül bağının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Merkez ilçemiz Antakya’ya, Hatay’a gönül bağım var. Bu bağ son nefesime kadar devam edecek. Index Group’ta CEO olan oğlum Kaan, şu anda yurt dışında bulunan kızım Naz, bu bağı sürdürecek. Eğitime desteklerimiz vakfımız BEEV üzerinden devam edecek.</strong></p>
<p><strong>Erol Bilecik, </strong>eğitime dönük desteklerini BEEV’i kurarak daha kurumsal hale getirdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Zaman içinde yeni okul bağışlarımız da gündeme gelebilir…</strong></p>
<p><strong>Erol Bilecik, </strong>adını taşıyan okulun dergisinde yer alan yazısında da şu noktaların altını çizdi:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye için hayal ettiğimiz ilerlemenin ve güzel ülkemize olan sorumluluğumuzu yerine getirmenin şüphesiz en güçlü yolu eğitimdir.</strong></li>
<li><strong>Cumhuriyetimizin kurucusu ve her şeyimizi borçlu olduğumuz Atamızın dediği gibi: </strong>“Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır veya bir milleti esaret ve sefalete terk eder.”</li>
<li><strong>İşte bu yüzden yıllardır ve ısrarla ve hiç pes etmeden, eğitim konusunu ülke gündemine taşımak için elimizi taşın altına koyuyoruz, bu fedakarlığa da devam edeceğiz.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Erol Bilecik, </strong>başta doğup büyüdüğü Antakya-Hatay olmak üzere, eğitime desteğini sürdürüyor, BEEV üzerinden devamını getireceği sözünü veriyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">210 okul yerle bir oldu, 78 okul bağışlarla yapıldı, 17’sinin inşası sürüyor</span></h2>
<p><strong>HATAY </strong>Valisi <strong>Mustafa Masatlı, “Hatay Erol Bilecik Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Semiha &amp; Abbuş Bilecik Atölyeler Binası”</strong>nın açılışında 6 Şubat 2023 depremlerini anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Hatay’da 210 okul yerle bir oldu. Yüzlercesi de hasar aldı. Hasar alan okullardan 145’i güçlendirildi, 944’ü de onarıldı.</strong></p>
<p>Tamamen yıkılan 210 okulun yerine 232 okul inşa edildiğini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bunlardan 78’i bağışçılar tarafından yaptırıldı. Halen 61 okulun daha inşası sürüyor. Bunların da 17’sini hayırseverler yaptırıyor.</strong></p>
<h2><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0158d08c5f8-1778473168.jpg" alt="" width="700" height="557" /></strong><span style="color: #e03e2d;">Küçük dokunuş, büyük değişimlerin başlangıcıdır</span></h2>
<p><strong>INDEX </strong>Group Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Erol Bilecik</strong>’in davetiyle gittiğimiz Hatay’da kurucusu olduğu BEEV’in <strong>“Kıvılcım Seferberliği”</strong>ne de tanıklık ettik.</p>
<p>Kurucu Genel Müdürlüğünü <strong>Neyran Akyıldız</strong>’ın yürüttüğü <strong>“Bilişime ve Eğitime Erişim Vakfı” (BEEV), </strong>Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Diyarbakır’da toplam 100 okulda <strong>“Kıvılcım Temel Okul Destek Programı”</strong>nı başlattı.</p>
<p>Hatay’da 55 okula 5’er dizüstü bilgisayar, birer yazıcı içeren paketler ulaştırıldı. Antakya Ortaokulu ve Ekinci Atatürk Ortaokulu’nda teslimler <strong>Erol-İnci Bilecik, Kaan-Beste Bilecik, Neyran Akyıldız, Kemal Bilecik </strong>ve <strong>Birten Bilecik</strong>’in katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>BEEV Genel Müdürü <strong>Neyran Akyıldız, “Kıvılcım Temel Okul destek Programı”</strong>yla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>-          <strong>Hatay’daki 55 okula toplam 275 bilgisayar ve 55 yazıcı ulaştı. Kahramanmaraş, Adıyaman ve Diyarbakır’la birlikte toplam 500 bilgisayar, 100 yazıcı dağıtmış olacağız. 25 bini aşkın öğrencinin dijital olanaklara erişimini sağlamayı hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>BEEV, dijital altyapısı yetersiz okullarda sürdürülebilir dijital erişim imkanı oluşturarak öğretmenler ve öğrenciler için eşit bir başlangıç zemini kurmayı hedefliyor. Program kapsamındaki okullar, </strong>“Kıvılcım Öğretmen Ağı”<strong>na dahil oluyor.</strong></p>
<p>BEEV’in çalışmalarının çerçevesini çizdi:</p>
<p>-          <strong>BEEV, donanıma erişim, dijital yetkinliklerin geliştirilmesi, burs ve kariyer olanaklarına erişim ile bilişim hakkı farkındalığı alanlarında çalışmalar yürütüyor. </strong>“Kıvılcım Öğretmen Ağı”, “BEEV Akademi” <strong>eğitimlerine erişimi sağlayacak.</strong></p>
<p>BEEV Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Erol Bilecik, </strong>programı <strong>“dönüşüm yolculuğu” </strong>olarak gördüklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Okullarımızda kurulan her dijital erişim imkanı, yalnızca bilgiye değil, dünyaya açılan bir kapıdır. Çünkü, biliyoruz ki bazen küçük görünen bir dokunuş, büyük değişimlerin başlangıcı olabilir…</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Bir kıvılcım yeter…</strong></p>
<p>Index Gorup CEO’su <strong>Kaan Bilecik </strong>de şu noktaya işaret etti:</p>
<p>-          “Kıvılcım Paketleri ve Programı” <strong>ile bir kez dokunup, sonra unutmak söz konusu değil. Aramızda sürdürülebilir bir yolculuk olacak.</strong></p>
<p><strong>Neyran Akyıldız, “Anadolu’nun Genç Güçleri Bilişimde Aydınlanıyor” </strong>başlıklı staj programı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Her yıl 10-15 üniversite öğrencisi Index Group şirketlerinde 1 ay staj olanağı bulabiliyor. Söz konusu öğrencilerin konaklaması, yeme-içmesi, her ihtiyaçları karşılanıyor. Bu öğrenciler arasından okullarını bitirdikten sonra Index Group’ta işe girenler de oluyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hataydaki-okulumuzda-tek-cam-bile-kirilmadi-yine-de-onarip-bir-de-atolye-ekledik-79012</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/erol-bilecik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hatay’daki okulumuzda tek cam bile kırılmadı, yine de onarıp bir de atölye ekledik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tgsd-acil-eylem-cagrisinda-bulundu-79011</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> TGSD acil eylem çağrısında bulundu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Türkiye tekstil ve hazır giyim sektörü, artan maliyetler, daralan ihracat pazarları ve küresel rekabet baskısıyla kritik bir dönemeçten geçerken, en büyük pazarlarda yapılan yeni düzenlemeler, baskıyı daha da artırıyor. Bu düzenlemelerden birini de Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Alımları Anlaşması (GPA) kapsamındaki kararlar oluşturuyor. DTÖ Kamu Alımları Anlaşması (GPA), taraf ülkelerin kamu alımları pazarlarını karşılıklı olarak açmalarını ve açık, adil ve şeffaf rekabet koşulları sağlamalarını amaçlayan çok taraflı (plurilateral) bir anlaşma olarak öne çıkıyor. Mevcut durumda, anlaşmanın AB ve 27 üye ülkesi dahil olmak üzere 49 DTÖ üyesini kapsayan 22 tarafı bulunuyor. Anlaşma, yıllık tahmini 1,7 trilyon doları değerinde bir kamu alımları pazarını uluslararası rekabete açıyor. Türkiye, 1995 yılından bu yana DTÖ üyesi olmasına rağmen, GPA'ya taraf olmadı ve gözlemci statüsünde kalmayı tercih etti. </p>
<h2>Uzakdoğulu şirketlere de sınır </h2>
<p>Ancak Türkiye’nin GPA’ya taraf olmaması, Türk firmalarının başta en büyük ticaret ortağı olan Avrupa Birliği olmak üzere GPA üyesi ülkelerin kamu alımları ihalelerine girmesini büyük ölçüde engelliyor. Bu durum sadece hazır giyim ve tekstil sektörünü değil; demir-çelikten makineye kadar birçok ihracatçı sektörü dezavantajlı konuma itiyor. Son dönemde AB’nin bu kuralları çok daha sert uygulamaya başladığı belirtiliyor. Özellikle Uzakdoğulu şirketlerin kamu ihalelerine girişini sınırlandırmak isteyen AB, kamu alımlarında “yalnızca GPA üyeleri katılabilir” şartını daha yaygın kullanıyor. Bu nedenle Türkiye’nin GPA’ya katılması, tam da bu dönemde Türk şirketleri için önemli bir fırsat yaratabilir. Çünkü AB’de üretim altyapısı birçok alanda Türkiye kadar güçlü değil. Türkiye’nin GPA’ya taraf olması halinde, ihalelere katılan Avrupalı şirketlerin Türk üreticilerle ortak çalışması ya da Türk tedarikçileri tercih etmesi gerekecek. Bu da Türk şirketlerine AB pazarında daha güçlü, daha avantajlı ve görece daha düşük rekabetli bir üretim ve satış imkanı sağlayabilir.</p>
<h2>TGSD’den acil eylem planı çağrısı </h2>
<p>Konunun önemine dikkat çeken Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği, bir dosya hazırlayarak Ticaret Bakanlığı’na da iletti ve acil eylem çağrısında bulundu. Bilgi notunda, özellikle Avrupa Birliği’nin kamu alımlarında giderek daha sert uyguladığı “yalnızca üyeler” politikası nedeniyle Türk firmalarının üniforma, iş kıyafetleri, hastane tekstili ve askeri tekstil gibi alanlardaki kamu ihalelerine erişemediği ifade edildi. Bu durumun, Türk üreticilerinin AB’deki rekabet gücünü zayıflattığı kaydedildi. Sektörün son yıllarda ciddi ihracat kaybı yaşadığına dikkat çekilen notta, 2022 yılında 21,2 milyar dolar olan hazır giyim ihracatının 2025’te 16,7 milyar dolara gerilediği belirtildi.</p>
<p>Çin ve Bangladeş gibi Asya ülkelerinin yanı sıra Mısır’ın düşük maliyet avantajıyla AB pazarında agresif şekilde büyüdüğü, Hindistan’ın AB ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde elde ettiği sıfır gümrük avantajının da Türkiye açısından baskıyı artıracağı ifade edildi. Bilgi notunda, Türkiye’nin GPA’ya katılması halinde Türk firmalarının AB, ABD, Kanada ve Japonya gibi büyük kamu alımları pazarlarına doğrudan erişim sağlayabileceği vurgulandı. Ayrıca kamu alımlarının teknik tekstil, koruyucu kıyafet ve yüksek standartlı ürün talebi oluşturduğu, bunun da sektörü daha yüksek katma değerli üretime yönlendireceği kaydedildi. TGSD’nin, Ticaret Bakanlığı’ndan GPA’ya katılım sürecinin başlatılması için diplomatik ve teknik hazırlıkların hızlandırılması çağrısında bulunduğu bilgi notunda ayrıca, üyeliğin tekstil ve diğer stratejik sektörlere etkilerini analiz edecek kapsamlı bir çalışma yapılması ve müzakerelerde Türkiye’nin hassas sektörlerini koruyacak geçiş mekanizmalarının kullanılması önerildi.</p>
<h2>Bir zorunluluk haline geldi </h2>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan TGSD Başkanı Toygar Narbay, “Hedef katma değerli üretim ki bunun içinde teknik tekstiller çok önemli bir yer tutuyor. Teknik tekstiller en çok kamuda kullanılıyor. Polis, güvenlik güçleri, kamu Personeli (saha ve ofis), itfaiye, orman çalışanları, Hastaneler vb... Bunların hepsi kamu ihaleleri ile alım yapıyorlar. GPA üyesi olmak zorunluluk haline geldi ihalelerde. Hali hazırda bir Türk firma ne ihalelere katılabilir ne de ihaleyi kazanan yabancı firma GPA üyesi olmayan ülkede üretim yaptırabilir. Dolayısı ile büyük ve katma değeri yüksek bir pazara üretim yapma fırsatını ıskalamış oluyoruz” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">GPA üyeliği ekonomik ve stratejik olarak hangi avantajları sağlıyor?</span></h2>
<p>TSD’nin bilgi notunda Türkiye'nin GPA’ya katılımı, tekstil sektörü başta olmak üzere genel ekonomi üzerinde çok boyutlu olumlu etkiler yaratacağı vurgulanarak bu faydalar şöyle sıralandı: </p>
<p>▶ Yeni ihracat pazarlarına erişim: Türk tekstil ve hazır giyim firmaları, AB, ABD, Kanada ve Japonya gibi devasa kamu alımları pazarlarına doğrudan erişim sağlayarak ihracat hacimlerini önemli ölçüde artırabilecek. </p>
<p>▶ Rekabet gücünün yeniden tesis edilmesi: AB'nin kısıtlayıcı politikalarının aşılmasıyla, Türk firmaları Asyalı rakiplerine karşı kaybettikleri pazar paylarını, kamu alımları kanalıyla telafi etme fırsatı bulacak. </p>
<p>▶ Yüksek katma değerli üretim: Kamu alımları genellikle teknik tekstiller, özel koruyucu kıyafetler ve yüksek standartlı ürünler talep etmektedir. Bu durum, sektörümüzü daha yüksek katma değerli üretime teşvik edecek.</p>
<p>▶ Ekonomik büyüme ve istihdam: İhracattaki artış, sektördeki kapasite kullanım oranlarını yükseltecek, yeni yatırımları teşvik edecek ve istihdamı koruyarak artıracaktır. Akademik çalışmalar, GPA üyeliğinin taraf ülkeler arasındaki ticareti anlamlı ölçüde artırdığını göstermekte.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tgsd-acil-eylem-cagrisinda-bulundu-79011</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/1/1280x720/tekstil-1750757405.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa Birliği’nde yapılan düzenleme ile Türkiye&#039;nin, bölgede 1,7 trilyon dolarlık ihale pazarına girmesi engellendi. Konu ile ilgili acil eylem çağrısında bulunan TGSD, Türkiye’nin Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kamu Alımları Anlaşması’na (GPA) üyelik sürecinin acilen başlatılması çağrısı yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihtiyac-revizyon-degil-vergi-reformu-79010</guid>
            <pubDate>Mon, 11 May 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İhtiyaç, revizyon değil vergi reformu&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi oranını sanayi sicil belgesine sahip işyerlerinde yüzde 12.5’e indiren, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesine vergi avantajları sağlayan, yurt dışı ve yurt içindeki menkul kıymetlerin kayda alınmasında da muafiyetler getiren düzenlemeye temkinli destek geldi. Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, vergi sistemindeki sık değişikliğin öngörülebilirliği azalttığını belirtirken, sürekli değişim olmaması için sistemde bir reformun şart olduğunun altını çizdi. Yeni Ekonomi Danışmanlık A.Ş Kurucu Ortağı Nazmi Karyağdı vergi aflarının bir daha gündeme gelmemesi için acilen reforma ihtiyaç duyulduğunu belirtirken, yurt içindeki varlık barışının kayıtlı ekonomiye olumsuz etkisi olacağını bildirdi. Güncel Grup Kurucu Ortağı YMM Yılmaz Sezer, yurt dışındaki Türk varlıklarının Türkiye’ye getirilmesinin zor olduğunu belirtirken, Dubai’deki başıboş fonların ise sağlayacağı yarar ve zararın iyi analiz edilmesi gerektiğini söyledi. Vergi Uzmanı Deniz Eresin, genel olarak düzenlemeleri olumlu bulurken, daha önce çıkarılan varlık barışı uygulamalarında ‘inceleme yapılmayacağı’ beyanına karşılık inceleme yapılmış olmasının sistemde arzu edilen başarının yakalanamamasına yol açtığını hatırlattı.</p>
<h2>KARYAĞDI: TÜM MÜKELLEFİ KAPSAYACAK TEK ORANA GEÇİLMELİ</h2>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0156274ea38-1778472487.png" alt="" width="400" height="207" />Yeni Ekonomi Danışmanlık AŞ Kurucu Ortağı Nazmi Karyağdı, güncel ekonomik gelişmelere uyum sağlamayı, artan petrol fiyatları nedeniyle ortaya çıkan ek döviz ihtiyacını karşılamayı amaçlayan yeni vergi düzenlemeleri ‘yerinde ve zamanında yapılmış’ olarak nitelendirdi. Buna karşılık, ekonominin tüm çarklarını uyum içinde döndürmenin ve refah toplumuna gitmenin yolu vergide adaletten ve kapsayıcılıktan geçtiğini belirten Karyağdı, özellikle kurumlar vergisinde tüm mükellefleri kapsayacak tek oranlı sisteme dönüşmesi gerektiğine işaret etti. Yurt dışı varlık barışının cari açığın azalmasına olumlu etki yapacağını söyleyen Nazmi Karyağdı, “Varlık barışı ve matrah artırımı gibi halk arasında vergi affı olarak ifade edilen düzenlemelerin devre dışı kalabilmesi için vergi oranlarını düşüren, vergi ödeyicisi tabanını genişleten, mükellef haklarını önceleyen reformlara acilen ihtiyaç vardır” dedi.</p>
<h2>SEZER: YURT DIŞINDAKİ TÜRK VARLIKLARININ GELMESİ ZOR</h2>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a015635425db-1778472501.png" alt="" width="400" height="281" />Uygulanan faiz ve kur politikasıyla ekonominin daralarak kâr marjının azaldığını söyleyen Güncel Grup Kurucu Ortağı YMM Yılmaz Sezer, gelinen noktada sektör temsilcileri yanı sıra bankacıların bile sıkı tedbirlerin gevşetilmesini talep ettiğini bildirdi. Amme alacaklarının 72 ayda tahsilatının uzun ödeme süresi nedeniyle mükellef üzerinde olumsuz etki yaratabileceğine vurgu yapan Sezer, buna karşılık teminatsız yapılandırılacak tutarda üst sınırın 1 milyon liraya çıkarılmasının, borçların yüzde 98.6’sı 1 milyon lira altında olduğu için doğru bir uygulama olduğunu anlattı. Varlık barışında getirilen paranın devlet iç borçlanma senedi, kira sertifikası gibi araçlarda değerlendirilmesi halinde süreye bağlı olarak verginin yüzde 0 olacağını vurgulayan Sezer, yurt dışına yatırımlarının arttığı bu dönemde geri dönüş beklemek bence fazla iyi niyetli düşünmek olacağını ifade etti. Yılmaz Sezer, Dubai’deki başıboş fonların Türkiye’ye getirilmesi amaçlanıyorsa da bunun getirisi ve götürüsünün iyi analiz edilmesi gerektiğini anlattı. Sezer farklı mükellef gruplarına farklı vergi oranlarının vergi tekniği ve vergi adaleti açısından olumlu değerlendirilmediğini bildirdi.</p>
<h2>ERESİN: İNCELEME OLMAYACAĞI SÖYLENİP İNCELEME YAPILINCA GÜVEN SARSILDI</h2>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0156499aa48-1778472521.png" alt="" width="400" height="314" />Türkiye’de 2008 yılından bu yana yedi farklı varlık barış düzenlemesi yapıldığını dile getiren Vergi Uzmanı Deniz Eresin, bunların tamamının beklentilerin altında kaldığını ve ‘başarısızlık’ olarak nitelendirilebilecek sonuçlar verdiğini kaydetti. Varlık Barışının sisteme kayıtlı para getirse de vergi adaletini bozması, kara para aklama şüpheleri ve çok sık çıkması nedeniyle güvenilirliğini yitirmesinin temel başarısızlık sebebi olduğunu aktaran Eresin, “Türkiye’ye getirilen paraların kesinlikle vergi incelemesine tabi tutulmayacağını beyan edildiği halde incelemeye tabi tutulmuştur bir kısım paralar bu da güveni sarsmıştır” dedi.</p>
<p>Türkiye’de vergi sisteminin daha adil, basit ve anlaşılır hale getirilmesi için kapsamlı bir vergi reformu ihtiyacı uzun süredir gündemde olduğunu kaydeden Deniz Eresin, “Ülkemizde bir vergi reformu yapılacaksa öncelikle verginin tabana yayılması ve dolaylı vergilerin yükünün azaltılması, farklı oranların sektörel zorluklar yarattığı ve tahsilatı olumsuz etkiledi gerekçesiyle KDV’de tek oranlı sisteme geçirilmesi vergi açısından en büyük reform olabilecektir” diye konuştu.</p>
<p>Maddelere ilişkin de değerlendirmede bulunan Eresin, amme alacaklarının tescilinde taksit sayısının 72’ye, teminatsız tecil miktarının 1 milyon liraya çıkarılmasının vergi ve SGK’ya borcu olanları finansal olarak rahatlatacağını söyledi. Eresin, verilen önergeyle imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisi indirimi geri çekilmiş gibi görülse de sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapanlar dahil daha fazla mükellefin indirimden yararlanacağını dile getirdi. Teklifin genelinin vazgeçilen vergi oranına karşılık, çarpan etkisiyle bir çok sektörün büyümesine olanak sağlayacağına vurgu yapan Deniz Eresin, varlık barışının mükellef olmayanlar içinde uygulanacak olmasının kayıt dışı faaliyette bulunanların da sisteme girişine katkı sağlayabileceği öngörüsünde bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Baran: Sık değişiklik olmaması için kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bakış açısı gerekiyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a015667eb4ec-1778472551.png" alt="" width="317" height="320" /></span></p>
<p>Yeni düzenlemenin üretim ve yatırım ortamına pozitif katkı sağlayacağına inandığını söyleyen ATO Başkanı Gürsel Baran, atılan adımların kısa vadeli kalmaması için vergi sisteminin bütünsel reformla ele alınması gerektiğini bildirdi. Üretim ve yatırımı teşvik eden her adımı değerli bulduklarını dile getiren Gürsel Baran, vergi sisteminin sürekli ve parça parça değişikliklerle yönetilmesinin hem mükellef hem de kamu açışından sürdürülebilir olmadığını ifade etti. “Vergi sisteminde yapılan her yeni düzenleme, sistemin başka bir alanında yeni ihtiyacın ortaya çıkmasına neden oluyor” diyen Baran, "Vergi sisteminde sürekli değişikliğe ihtiyaç duyulmaması için üretimi, yatırımı, ihracatı, kayıtlı ekonomiyi ve adaleti esas alan bütüncül bir bakış açısı ile yeniden değerlendirilmesi gerekiyor" diye konuştu. </p>
<p>İş dünyasının yatırım planlarını günlük ya da yıllık değil uzun vadeli yaptığını dile getiren Baran, sürekli değişen vergi düzenlemelerinin öngörülebilirliği zayıflattığını vurguladı ve 20 yıl önce reform niteliği taşıyan Kurumlar Vergisi Kanununun sık değişiklikle yamalı bohçaya döndüğünü belirtti.</p>
<p>Kamu alacakları nedeniyle borç miktarının üzerinde tüm banka hesaplarına e-haciz uygulandığını dile getiren Gürsel Baran, bunun da işletmelerin ticari faaliyetlerini durma noktasına getirdiğini söyledi. KDV’nin de birden fazla oranda uygulanmasının işletmeler üzerinde devreden KDV yükü biriktirdiğine değinen Baran, burada da sistemin sadeleştirilerek iade süreçlerinin hızlandırılmasını istedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihtiyac-revizyon-degil-vergi-reformu-79010</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/4/1280x720/kdv-vergi-1767328296.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurumlar Vergisi oranını sanayi sicil belgesine sahip işyerlerinde yüzde 12.5’e indiren, yurt dışındaki varlıkların Türkiye’ye getirilmesine vergi avantajları sağlayan, yurt dışı ve yurt içindeki menkul kıymetlerin kayda alınmasında da muafiyetler getiren düzenlemeye temkinli destek geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dunya-ciftciler-gunu-tirede-kutlandi-tarimda-fiyat-belirlemenin-yolu-gucten-guclu-olmanin-yolu-kooperatiflesmeden-geciyor-78997</guid>
            <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tarımda güçlü olmanın yolu kooperatifleşmeden geçiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET USMAN/İZMİR</strong></p>
<p>Tarım 4.0 Teknoloji Etki Derneği, birer gün arayla düzenlediği 4.Tarım Yatırım Etki Zirvesi ve Dünya Çiftçiler Günü etkinlikleriyle sektörün tüm bileşenlerini bir araya getirdi. İki gün süren etkinliklerde 40’a yakın konuşmacı, sektörü kendi perspektifinden ele aldı. Tire’de gerçekleştirilen Dünya Çiftçiler Günü kutlaması kapsamında düzenlenen “Tarıma Yatırım Yapmak: Özel Sektör, Kamu Yatırımları ve Girişimcilik” konulu oturum EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, “Tarım Piyasalarında Ürün Fiyatlarını Kim Belirliyor” başlıklı toplantı EKONOMİ Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım tarafından yönetildi. Panelistler, üreticilerin teknolojiye uyumdan pazarlamaya, maliyetleri düşürmekten verimliliği artırmaya kadar her konuda etkili olabilmeleri için kooperatif çatısı altında birleşmeleri gerektiğine dikkat çektiler. Tarım ürünlerinin fiyatlarının pek çok parametre yanında asıl olarak “güç” tarafından belirlendiğine dikkat çeken panelistler, üreticinin güçlü olmasının yolunun da kooperatifleşmeden geçtiğini ifade ettiler.</p>
<p>Tire Belediyesi Kent Müzesi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış töreninde konuşan Tarım 4.0 Teknoloji Etki Derneği Başkanı Sumer Tömek Bayındır, çiftçiliğin artık çok sayıda disiplini bir araya getiren bir iş olduğunu, bu nedenle ancak bilimsel çalışan bir insanın bu işin altından kalkabileceğini anlattı. Etkinliğin ana sponsoru olan İş Bankası’nın Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdürü Umut Yiğit ise, günümüzde ülkelerin tarım politikalarını yalnızca üretim ve verimlilik odaklı değil aynı zamanda gıda güvenliği stratejik bağımsızlık ve dış ticaret dengeleri çerçevesinde yeniden şekillendirdiklerine dikkat çekti. İzmir Büyükşehir Belediyesi Tarım Dairesi Başkanı Bülent Üngür, bu sene 1 milyar 640 milyon TL’ye çıkardıkları tarım desteklerini kooperatifleri temel alan bir anlayışla şekillendirdiklerini belirtirken; Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, Türkiye’de kooperatifleşmeyi en iyi bilen ilçe olduklarını, diğer bölgelere de örnek teşkil ettiklerini vurguladı. Ancak üretici güçlüyse tarım sektörünün güçlü olabileceğini söyleyen Tire Süt Kooperatifi Başkanı Osman Öztürk, tarımda en büyük yatırımın üreticiyi ayakta tutacak bir sistem olduğunu ifade etti.</p>
<h2>“İthalat rantının önünü kapayıp, üretimi artırmalıyız”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69ffbb81946bd-1778367361.jpg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<p>Günün ilk oturumuna başkanlık eden EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ, her sektörde dış ticaret fazlası veren Çin’in geçen yıl tarım ve gıdada 125 milyar dolarlık açık verdiğini belirterek, “Türkiye, çiftçileri sayesinde böyle bir açığın içinde değil. Ancak bu durumu sürdürebilmek için ithalat rantının önünü kapatıp, üretimi artırmalıyız” diye konuştu.</p>
<p>Berker Tarım Yöneticisi Hakan Kar ise tarımın aile şirketleriyle var olması gerektiğini anlatarak, “Fakat şu an küçük çiftçi çok zorlanıyor. Yerel yönetimler ve devletin ilgili birimleri mutlaka tarımı desteklemeli. Ülkenin bekası sadece savunma sanayisinde değil aynı zamanda tarımdadır” dedi. Tüm Süt Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD) Yönetim Kurulu Üyesi Emirhan Orhan ise tarım sektörüne yeni gireceklere çok iyi bir fizibilite yapmalarını ve bu konuda ilgili sektörün sivil toplum örgütünden mutlaka destek almalarını önerdi.</p>
<p>Türkiye’de tarım ürünlerinin fiyatlarını genelde sanayicilerin belirlediğini dile getiren Bağarası ve Yenibağarası  Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Ferdi Baydaroğulları  ise, “Bu yüzden üretici genellikle emeğinin karşılığını alamıyor. Biz çiğ sütü yoğurt ve peynir gibi katma değerli ürünlere dönüştürdüğümüzden ortaklarımız için piyasanın üstünde alım fiyatı açıklayabiliyoruz. Sanayicinin de üreticiyi kollaması lazım. Herkesi besleyen çiftçinin kendini besleyemez hale gelmesi kendi ayağımıza sıkmamız anlamına gelir” dedi.</p>
<h2>“Sütte referans fiyat üreticiyi korumuyor”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69ffbb724e4bd-1778367346.jpg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<p>Günün ikinci oturumunu yöneten EKONOMİ Gazetesi Tarım Yazarı Ali Ekber Yıldırım, dünyada tarıma dayalı ürün markalarının genelde ya ailelerden ya da kooperatiflerden çıktığını, Türkiye’nin ise kendi topraklarından çıkan yoğurtta bile markasının olmadığına dikkat çekti.</p>
<p>TÜSEDAD Başkanı Müslüm Doğru ise maliyetler, aracılar, fire oranları, arz –talep gibi pek çok unsur etkili olsa da tarım ürünlerinde fiyatları asıl belirleyenin güç olduğunu vurguladı. Çiftçilerin sık sık referans fiyat talep ettiklerini dile getiren Doğru, “Süt sektörü Ulusal Süt Konseyi vasıtasıyla referans fiyat konusunu halletti. Ama o zaman biz süt üreticileri olarak neden hala çığlık çığlığayız. Çünkü, çiftçinin ürettiği ürünün fiyatını çiftçi değil güçlü olan belirliyor. Türkiye’de süt ve süt ürünleri tüketiminin yüzde 65’i zincir marketler aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Üretici ancak güçlü olursa fiyatı belirleyebilir. Bunun yollarından biri de kooperatifçilik. Kooperatifler sadece küçük ve orta ölçekli işletmelerin bir araya geldiği bir yapı olmamalı. O yüzden biz dernek olarak bu yönde önemli bir adım atmak için çalışmalara başladık. Lüleburgaz’da günlük 600 ton süt üreten 21 üreticinin ortaklığıyla bu konuda ilk adımımızı atıyoruz” dedi.</p>
<p>Tarım üreticisi Aslı Turan ise toplumların ancak üretimle ayakta durabileceklerini belirterek, “Atalarımız bu topraklarda çok daha zor şartlarda üretimlerini sürdürmüşler, biz neden üretmeyelim” diye konuştu.</p>
<p>Tarım ürünleri fiyatlarının piyasada arz – talep dengesiyle belirlendiğini, aracılara haksızlık edildiğini dile getiren meyve sebze tedarikçisi ve hal komisyoncusu Hayati Solmaz da, “Aralık ayında 7 TL olan salatalık, bir ay sonra 140 TL’ye fırladı. Tam tersi olarak 300 TL’ye kadar çıkan patlıcan fiyatı bugün 10 TL’ye düştü. Çünkü çiftçi fiyatı düşen üründen kaçıp, fiyatı yükselen ürüne yöneliyor, bu kez de o ürünlerde açık ya da fazla oluşuyor. Bunun önüne ancak planlamayla geçilir” görüşünü ifade etti.</p>
<p>Dünya Çiftçiler Günü kutlamaları “Gençler: Tarımın Kurucu Gücü Yeniden Harekete Geçiyor” konulu oturumla sona erdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dunya-ciftciler-gunu-tirede-kutlandi-tarimda-fiyat-belirlemenin-yolu-gucten-guclu-olmanin-yolu-kooperatiflesmeden-geciyor-78997</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/7/1280x720/000-1778394163.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Çiftçiler Günü, Tarım 4.0 Teknoloji Etki Derneği organizasyonunda Tire’de kutlandı. Etkinlik kapsamında gerçekleştirilen panellere katılan konuşmacılar, tarım üreticilerinin sektörde daha güçlü ve daha fazla söz sahibi olabilmeleri için örgütlü hareket etmeleri gerektiğine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/adm-ve-gdzden-is-guvenliginde-yeni-farkindalik-yaklasimi-78996</guid>
            <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Adm ve Gdz’den iş güvenliğinde yeni farkındalık yaklaşımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Adm ve Gdz, 4-10 Mayıs İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında 5 ilde hayata geçirdiği tiyatro çalışması ve "Evde Bekleyenlerin Var" isimli kısa filmle, iş güvenliğini sahadan topluma taşıyan yeni farkındalık modelini ortaya koydu.</p>
<p>Adm ve Gdz, İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında yürüttüğü çalışmalarla iş sağlığı ve güvenliğini kurum içi uygulama alanının bir adım ötesine taşıdı. Aydem çatısı altında elektrik dağıtım hizmeti veren Adm ve Gdz, sahada yürüttüğü uygulamaları tiyatro ve video gibi farklı anlatım araçlarıyla destekleyerek iş güvenliğini hem çalışanlar hem de kamuoyu nezdinde daha görünür ve etkili bir başlık haline getirmeyi hedefliyor.</p>
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında hayata geçirilen ‘Önce Yaşam Güvenliği, Önce Sen’ temalı tiyatro oyunu, Tiyatral Çözümler ekibi tarafından sahnelendi. Özellikle sahada görev yapan çalışanlara yönelik kurgulanan ve interaktif yapısıyla dikkat çeken oyun; iş güvenliği bilincini güçlendirmeyi, ailelerde ve toplumda farkındalık oluşturmayı ve kurum kültürünü pekiştirmeyi amaçlıyor.</p>
<h2>‘Evde Bekleyenlerin Var’ mesajı geniş kitlelere ulaştı</h2>
<p>Tiyatro çalışmasına paralel olarak hazırlanan ‘Evde Bekleyenlerin Var’ isimli kısa film ise iş sağlığı ve güvenliği farkındalığını daha geniş kitlelere taşımayı hedefliyor. Film, bir çalışanın evinden başlayıp sahada devam eden gününü anlatırken, iş güvenliğinin yalnızca teknik bir zorunluluk değil, doğrudan hayatla ilgili bir sorumluluk olduğunu vurguluyor. Sahada alınan her önlemin, çalışanın sevdiklerine sağlıklı ve güvenli bir şekilde kavuşmasını anlatan film, ‘güvenli dönüş’ fikrini merkeze alıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/adm-ve-gdzden-is-guvenliginde-yeni-farkindalik-yaklasimi-78996</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/5/1280x720/turkiyenin-bilim-projesinin-ilk-kampusu-izmir-fen-lisesinde-acildi-1778366485.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında hayata geçirilen &quot;Önce Yaşam Güvenliği, Önce Sen&quot; temalı tiyatro oyunu, Tiyatral Çözümler ekibi tarafından sahnelendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-bilim-projesinin-ilk-kampusu-izmir-fen-lisesinde-acildi-78995</guid>
            <pubDate>Sun, 10 May 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin Bilim Projesi&#039;nin ilk kampüsü İzmir Fen Lisesi&#039;nde açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye'nin seçkin fen liselerinin kampüslerini birer düşünme ve üretim ekosistemine dönüştürmeyi hedefleyen Fen Bahçeleri projesinin ilk uygulaması, İzmir Fen Lisesi'nde tamamlandı. Açık hava sınıfları, amfi, sera, gözlem alanları ve yeniden tasarlanan yeşil alanlarıyla kampüs, öğrencilerin merak, gözlem ve üretim süreçlerini günün her saatinde besleyecek bir öğrenme zemini sunuyor. Önümüzdeki dönemde modelin Türkiye genelinde belirlenen 32 fen lisesinde daha uygulanması öngörülüyor.</p>
<p>Türkiye'nin bilim eğitimi alanındaki köklü kurumlarından İzmir Fen Lisesi ile yola çıkan Fen Bahçeleri – Türkiye'nin Bilim Projesi'nin ilk kampüsü, Ali Soyuerel – Cemile Soyuerel Yerleşkesi adıyla okulda düzenlenen törenle açıldı. Kampüsün açılışını Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, öğrencilerle birlikte gerçekleştirdi.</p>
<p>Projenin hayata geçmesine vesile olan Soyuerel ailesine teşekkür eden Tekin, “Milli Eğitim Bakanlığı olarak bu süreci karınca kararınca yürütmeye, desteklemeye çaba sarf ediyoruz. Süreçte emeği geçen herkese bir kez daha teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun. İnşallah, diğer 32 okulu da aynı şekilde tamamladıktan sonra kendilerine teşekkür etme imkanı buluruz diyorum" dedi.</p>
<h2>Fen liselerinde dönüşüm modeli</h2>
<p>İzmir Fen Lisesi, Fen Bahçeleri'nin pilot kampüsü olarak hayata geçirildi. Milli Eğitim Bakanlığı'nın koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, iki yıl içerisinde Türkiye genelinde belirlenen 32 fen lisesinde benzer dönüşümlerin hayata geçirilmesi hedefleniyor. Erzurum'dan Ordu'ya, Denizli'den Diyarbakır'a kadar Türkiye'nin dört bir yanına yayılan bu okullar, Türkiye'nin en parlak öğrencilerinin akademik başarılarının yanında dünya standartlarında fiziksel ortamlara da kavuşmasını sağlayacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-bilim-projesinin-ilk-kampusu-izmir-fen-lisesinde-acildi-78995</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/5/1280x720/turkiyenin-bilim-projesinin-ilk-kampusu-izmir-fen-lisesinde-acildi-1778366836.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Milli Eğitim Bakanlığı&#039;nın koordinasyonunda yürütülen proje kapsamında, iki yıl içerisinde Türkiye genelinde belirlenen 32 fen lisesinde benzer dönüşümlerin hayata geçirilmesi hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracatcilar-ankaraya-cikarma-yapti-78992</guid>
            <pubDate>Sun, 10 May 2026 00:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> BAİB&#039;li ihracatçılar Ankara’ya çıkarma yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Yeni Başkan Mehmet Ali Can yönetiminde Ankara’da temaslarda bulunan Batı Akdeniz İhracatçı Birliği (BAİB) Yönetim Kurulu üyeleri önce Anıtkabir’i ziyaret ederek Türkiye Cumhuriyeti Kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün mozolesine çelenk koyup saygı duruşunda bulundu.</p>
<p>BAİB heyeti daha sonra Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Dr. Ersin Dilber ve Gıda Kontrol Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Yunus Bayram'ı ziyaret etti.</p>
<p>Ziyaretlerde, Bulgaristan ile ilgili yaşanan sorunlar ve bu durumun neden olduğu maliyet artışları, Çin'e kiraz ihracatının başlayabilmesi, Mısır'a elma ihracatı ve ilgili ülke ile yapılacak Serbest Ticaret Anlaşmasının önemi, maden sektöründeki orman bedelleri, doğal taş ihracatında yaşanan navlun artışı ve Ukrayna'ya domates ile salatalık ihracatı ile ilgili sorunlar anlatıldı.</p>
<p><strong>"İhracatçının sorunları dağ gibi"</strong></p>
<p>BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, ziyaretler sonrası EKONOMİ muhabirine yaptığı açıklamada, ziyaretle ilgili değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’a BAİB’in 2025 ve 2026 yılı ihracat rakamları ile sorunlar hakkında bilgi verdiklerini söyledi.  Can, ihracatçıların yaşadığı sorunları şöyle sıraladı:</p>
<p>‘’Bulgaristan’da Türk yaş meyve sebze ürünlerine yönelik denetim uygulamalarında yaşanan sorunlar var. AB ülkelerine gerçekleştirilen yaş meyve sebze ihracatında, 2019/1793/AB sayılı Komisyon Yönetmeliği çerçevesinde ülkemiz ürünlerine yönelik AB giriş kapısı olan Bulgaristan’da uygulanan pestisit analizlerinde 6 Nisan 2026 haftasından bu yana gerçekleştirilen kontrol denetimlerinde yaşanan değişiklik ve bu durumun analiz maliyetleri neden olduğu büyük artışlar var.’’</p>
<p><strong>Çin’e kiraz, Mısır’a elma ihracatı</strong></p>
<p>İhracatçının yıllardır Çin’e kiraz ihracatı yapılabilmesi için yapılan girişimlerden olumlu sonuç alınamadığını vurgulayan Mehmet Ali Can, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Çin Halk Cumhuriyeti’ne kiraz ihracatının hızlı bir şekilde başlaması hususunu anlattık. Mısır ile ülkemiz arasında imzalanmak üzere çalışmaları devam eden Serbest Ticaret Anlaşması ve bahse konu ülkeye elma ihracatının önemi vurgulandı. Maden sektöründe orman bedellerinin yüksekliği ihracatçıyı çok zorluyor. Denizyolu taşımacılığı başta olmak üzere İran-ABD/İsrail savaşı nedeniyle navlun maliyetlerinde yaşanan büyük artışlar rekabet gücümüzü kırıyor. Ukrayna'nın ülkemiz domates ve salatalık ihracatına uyguladığı anti-damping önlemi, bu durumun ihracatımıza etkisi ve soruşturma ile ilgili yeniden gözden geçirme soruşturmasının başlatılması konularını anlattık.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracatcilar-ankaraya-cikarma-yapti-78992</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/2/1280x720/ihracatcilar-ankaraya-cikarma-yapti-1778361625.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Maliyet artışları, döviz kurları, AB sınır kapısında karşılaşılan sorunlar ile analizlerde yaşanan sıkıntılara çözüm bulunmak isteyen Batı Akdeniz İhracatçı Birliği yeni başkanı ve yönetim kurulu üyeleri Ankara’ya çıkarma yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarim-milli-krize-donusuyor-78991</guid>
            <pubDate>Sun, 10 May 2026 00:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tarım milli krize dönüşüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/BURDUR</strong></p>
<p>Bu yıl 12. Düzenlenen Burdur Teke Yöresi Tarım ve Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı, Yörük Göçü yürüyüşü ve Yörük duası ile başladı. Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp fuar açılışındaki konuşmasında, tarım sektörünün "milli kriz" haline dönüştüğünü söyledi.</p>
<p>Ülkenin bereketli topraklarını daha güçlü bir geleceğe hazırlamak, sorunları çözmek, işi büyütmek ve yaşamı kolaylaştırmak için dünya tarımındaki dönüşüme hep birlikte ayak uydurmak zorunda olunduğunu belirten Gündüzalp, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Çağımızda tarımsal üretim, en büyük silah en kritik savunma hattı haline gelmiştir. Küresel enerji ve lojistik hatlarının can damarı olan Hürmüz Boğazı gibi stratejik noktalarda yaşanan en ufak bir gerilim bile tedarik zincirinden gıda güvenliğine kadar tüm dengeleri altüst edebiliyor. Kendi toprağını eken, kendi gıdasını üreten ülkeler ayakta kalacak, diğerleri ise dışa bağımlılığın bedelini en ağır şekilde ödeyecekler. Bu toprakların sahibi olarak bizlere düşen en büyük görev, geleceği, huzuru ve bağımsızlığımızı çalışarak, üreterek ve hep beraber korumaktır.’’</p>
<p>2024 ve 2025’in tarım sektörü açısından zorlu sınavların verildiği ‘kayıp yıllar’ olduğunu anımsatan Gündüzalp, ‘’İklimsel krizler ve artan girdi maliyetlerinin yanı sıra; yaşadığımız zirai don ve şap hastalığı, üretimden tüketime kadar zincirin her halkasını derinden sarstı. Düzensiz yağışlar ve ani hava değişimlerinin meyve, sebze ve tahıl rekoltesinde ciddi kayıplara neden oldu’’ dedi.</p>
<p>Şap hastalığının ülke hayvancılığına ağır darbe vurduğunu anımsatan Gündüzalp, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Yasa dışı hayvan hareketliliğinin önüne geçilememesi bu süreci adeta bir kabusa dönüştürdü. Ülke genelinde tüm sektörler büyüme yakalarken, ne yazık ki sadece tarım sektörümüz yüzde 7,2 küçülme yaşandı. Yağışlar beklendiği gibi bereketli geçti ve topraklarımız suya doydu, barajlarımız doldu. Ancak rehavete kapılma lüksümüz yok. Ani iklimsel değişimler ve aşırı meteorolojik olaylar artık istisna değil, sürekli yüzleşeceğimiz gerçeklerdir. Üretimde sürdürülebilirliği sağlamak için kuraklığa dayanıklı yöntemler kullanan, elindeki suyu en akılcı şekilde yöneten ve tasarrufu bir tercih değil bir yaşam biçimi haline getiren üretim politikaları uygulanmalı.’’</p>
<p><strong>Yem ithalatına 25 milyar dolar</strong></p>
<p>Tarım sektörünün önemli bir sorununun da meralar ve çoban olduğuna dikkat çeken Ömer Faruk Gündüzalp, ‘’Meralarımız yok oldukça yemde dışa bağımlılığımız katlanarak artıyor. İthal yemle beslediğimiz hayvanlarımızı göçmenlere teslim ederek sektörü devam ettirmeye çalışıyoruz. Gassal dizisiyle, gassallık mesleğine yoğun bir ilgi oluştu, memleketin yarısı gassal oldu. İnsan kendini, bir de çoban dizisi mi çekilse demekten alamıyor. Yoksa insanlık tarihinin en eski ve köklü mesleklerinden olan çobanlığın itibarını kurtaramayacağız’’ diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin son 5 yılda 25 milyar dolarlık yem ithalatı yaptığını vurgulayan Gündüzalp, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Son 5 yılda 25 milyar dolardan fazla yem ithalatı yaptık. Aynı dönemde Tarım ve Orman Bakanlığı destekleme ödemeleri de ortalama 25 milyar dolar. Yani 5 yılda yeme ödediğimiz döviz, çiftçimize verdiğimiz toplam desteğe eşit. Yem üretiminde yeni adımlar atmaz, sorumluluk almazsak, üreticimiz kendi ahırında, yalnızca başka ülkelerin üreticilerine, başka ülkelerin sermayesine aracılık eder hale gelecek. İthal yemle, ithal çobanla, hatta ithal hayvanla bu iş sürmez. Bu tablo milli bir krize doğru ilerleyiştir.’’</p>
<p>Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Başkanı Yusuf Keyik de ‘’Fuarımız üretim altyapılarının güçlendirilmesi adına değerlidir. İşletmelerimizin müşteri portföyünün genişletilmesi açısından önem taşımaktadır. Aynı zamanda pazar payını artırmak, proje kültürü ve yatırım sahalarına yön göstermek için anahtar görevi görmektedir. Çiftçiler, tarım işletmeleri, üretim sektörünün paydaşları, akademisyenler ve teknoloji sağlayıcıları için bir araya gelme fırsatı sunmaktadır’’ dedi.</p>
<p>Fuarın, marka olmuş ve marka olmaya aday firmalar için teknolojik ve ticari ürünlerini sergileyecekleri fırsat olarak gördüklerini vurgulayan Keyik, şöyle ko nuştu.</p>
<p>‘’Tarım makinelerinin üretim ve pazarlamasını yapan işletmelerimiz, hayvancılık alanında kullanılan araç ve gereçlerin ticaretini yapan firmalarımız ve üreticilerimiz bir araya gelecekler. Bu organizasyonumuzla alıcıyı ve satıcıyı aynı platformda buluşturuyoruz. Fuarımız, ilimizin tarım ve hayvancılıktaki potansiyelini bölgemizde ve ülkemizde ortaya koyacaktır.  Dünya ve ülkemiz tarihine bakarsak; tarım, hayvancılık, teknoloji, süt ve gıdanın her dönemde önem taşıdığını görüyoruz.  Zor bir dönemden geçmekteyiz. Ülkemizin yer aldığı coğrafyada pek çok ambargo ve savaşlar, akaryakıt fiyatlarında ve global ekonomide dalgalanmalar yaşanıyor. Bunlar da direkt veya dolaylı olarak sanayicimizin ve üreticilerimizin maliyet bedellerini artırıyor.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarim-milli-krize-donusuyor-78991</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/1/1280x720/tarim-milli-krize-donusuyor-1778361529.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur Ticaret Borsası Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, Türkiye’nin son 5 yılda 25 milyar dolarlık yem ithalatı yaptığını, bu süre içinde de çiftçilere ve tarıma verilen desteğin de ortalama 25 milyar dolar olduğunu belirterek, tarımın, ithal yem, ithal çoban ve ithal hayvanla devan edemeyeceğini, tarımın &quot;milli krize&quot; dönüştüğünü söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-mutfagi-dunyaya-sunuldu-78989</guid>
            <pubDate>Sun, 10 May 2026 00:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya mutfağı dünyaya sunuldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından "Her sofra başka hikaye" temasıyla bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Uluslararası Gastronomi Festivalinde (FOODFEST), Karaalioğlu parkında gerçekleştirildi. Festivale Antalya Valisi Hulusi Şahin ve belediye başkanları da katıldı. Festivale yerli ve yabancı turistler ile Antalyalılar da yoğun ilgi gösterdi.</p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, festivalin açılışında yaptığı konuşmada, Türk mutfağının her sofrada başka bir hikaye barındırdığını söyledi. Vali Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bizim her soframız başka bir hikaye barındırıyor ama bazı şeyler var ki her sofrada aynı. Mesela bizde her sofrada bereket var. Bizim sofralarımızın hepsinde değişmeyen misafirperverlik, samimiyet, içtenlik var. Ne yok israf yok. Şimdi sürdürülebilirlik diyorlar. Bizim büyüklerimizin sofralarında ismi konmamış sürdürülebilirlik hep vardı. Çöp çıkmazdı her şey kullanılırdı. Bizim yeniden elde etmemiz gereken bu değerler. FoodFest belki bunun da öncüsü olacaktır. Antalya Uluslararası Gastronomi festivali artık kurumsal bir yapıya dönüştü.’’</p>
<p><strong>"Antalya’nın 200’ün üzerinde ürün coğrafi işaret tescili aşamasında"</strong></p>
<p>Valiliğin öncülüğünde coğrafi işaret seferberliği başlatıldığını belirten Vali Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>"On dokuz coğrafi işaret ile başladık, yirmi bir oldu. 200’ün üzerinde coğrafi işaretli ürünümüz şu anda tescil aşamasında. Hedefimiz bu coğrafyanın güzel ürünlerini, bu milletin Antalyalıların göz nurlarını geçmişten birer dantel işler gibi işlene işlene bugüne gelmiş kültür üyelerini tanıtmak, yeni nesillere aktarmak.’’</p>
<p>Antalya'nın Türkiye'nin misafir odası olduğuna dikkat çeken Vali Hulusi Şahin, "Antalya, Türkiye'nin misafir odasıdır. Bu bugün gösteriyor ki aslında aynı zamanda mutfağı ve sofrasıdır da. Türkiye'nin mutfağı, Türkiye'nin sofrası, Türkiye'nin misafir odası, Türkiye'nin vitrini, Antalya, Türkiye'nin en güzel, dünyanın en güzel şehri" dedi.</p>
<p>Vali Şahin, Beş yıldır festivali düzenleyen ve kurumsallaşmış bir yapıya kavuşturan Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Başkan Vekili Büşra Özdemir’i de kutladı.</p>
<p>Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir de, FoodFest’in yalnızca bir gastronomi festivali olmadığını, Antalya’nın kültürünü, üretimini ve hafızasını dünyaya taşıyan güçlü bir değer olduğunu belirtti.</p>
<p>Dört yıl önce Başkan Muhittin Böcek’in öncülüğünde “Antalya’dan Dünyaya” temasıyla yola çıktıklarını anımsatan Özdemir, şöyle konuştu:</p>
<p>“Bazen bir şehir kendini en güzel sofralarında anlatır. Bir tatta geçmişini, bir kokuda hatıralarını yaşatır. İşte tam olarak böyle bir şehir Antalya. Antalya’nın bereketli topraklarında yetişen ürünler, şeflerin yorumuyla kültüre ve sanata dönüşüyor. Festival, Antalya halkına bırakılmış bir miras oldu. Antalya dünyanın en büyük örtü altı tarım merkezlerinden biridir. Antalya’nın sahip olduğu endemik bitki çeşitliliği ve Akdeniz yeşillikleri festivalin bu yılki ana odağı oldu.’’</p>
<p>Konuşmaların ardından Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir ve Vali Hulusi Şahin festival alanını gezerek yiyeceklerden tattı. Festival üç gün devam etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-mutfagi-dunyaya-sunuldu-78989</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/9/1280x720/antalya-mutfagi-dunyaya-sunuldu-1778361395.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yıl beşincisi düzenlenen Antalya Uluslararası Gastronomi Festivali&#039;nde Antalya mutfağı dünyaya sunulurken, festivale Antalyalılar ve turistler büyük ilgi gösterdi. Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın 200’ün üzerinde ürününün coğrafi işaret tescili aşamasında olduğunu bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/buyuk-isletmelerin-finansal-raporlama-kriterlerinde-degisiklik-78980</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyük işletmelerin finansal raporlama kriterlerinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) büyük işletmelerin finansal raporlama kriterlerine ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kararla, Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı'nda (BOBİ FRS) esas alınan "önce küçükleri düşün" yaklaşımının korunması ve orta büyüklükteki işletmelerin asgari maliyetlerle finansal tablolarını hazırlaması için standartta yer alan büyük işletme hadleri yeniden belirlendi.</p>
<p>BOBİ FRS uygulamasında bir işletmenin "büyük işletme" olarak değerlendirilmesi için gerekli üç ölçütten en az ikisinin art arda iki raporlama döneminde aşılması gerekiyor. Buna göre söz konusu hadler, aktif toplamda 800 milyon liradan 1 milyar lira ve üzerine, yıllık net satış hasılatında da 1 milyar 600 milyon liradan 2 milyar lira ve üzerine çıkarıldı.</p>
<p>Söz konusu karar, 1 Ocak veya sonrasında başlayan hesap dönemlerinde geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/buyuk-isletmelerin-finansal-raporlama-kriterlerinde-degisiklik-78980</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KGK kararıyla, Büyük ve Orta Boy İşletmeler İçin Finansal Raporlama Standardı&#039;nda esas alınan &quot;önce küçükleri düşün&quot; yaklaşımının korunması ve orta büyüklükteki işletmelerin asgari maliyetlerle finansal tablolarını hazırlaması için standartta yer alan büyük işletme hadleri yeniden belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sisecamdan-ilk-ceyrekte-575-milyar-liralik-net-gelir-78979</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şişecam&#039;dan ilk çeyrekte 57,5 milyar liralık net gelir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">Şişecam, 2026 yılının ilk çeyreğine ait finansal sonuçlarını paylaştı.</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Bu dönemde şirketin toplam satışları içinde uluslararası satışlarının payı yüzde 61 seviyesinde gerçekleşirken, toplam yatırımları 5,7 milyar lira, ihracatı ise 228 milyon dolar oldu.</p>
<p>Şişecam, yılın ilk üç ayında 57,5 milyar lira net satışa ulaşırken, 1,3 milyon ton cam, 1,1 milyon ton soda külü ve 0,9 milyon ton endüstriyel ham madde üretimi gerçekleştirdi.</p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, 2026 yılının, jeopolitik gelişmelerin, enerji arzına ilişkin endişelerin ve süregelen enflasyon baskılarının etkisiyle başladığını belirtti.</p>
<p>Özellikle Orta Doğu'da artan gerilimin, küresel ölçekte yeni bir maliyet baskısı ve enflasyon dalgası beklentisini güçlendirdiğini aktaran Yücel, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu tablo, sıkı para politikalarının devamını desteklerken, şirketler açısından daha dayanıklı ve esnek yapılar kurma ihtiyacını da ön plana çıkardı. Bu ortamda Şişecam, küresel konumlanmasının avantajlarını kullanarak ve katma değerli ürün portföyünü geliştirerek risk odaklı yaklaşımı sürdürdü. 2025 boyunca uyguladığımız dengeli ve disiplinli yönetim anlayışını 2026 yılına da kesintisiz şekilde taşıyoruz. Teknoloji odaklı dönüşümümüze devam ederken, enerji verimliliği ve maliyet optimizasyonu programlarımızı hızlandırıyor, aynı zamanda tedarik zincirimizi daha da güçlendiriyoruz."</p>
<p><strong>"En büyük düz cam üretim komplekslerinden birine ulaştık"</strong></p>
<p>Yücel, orta ve uzun vadede gelirlerini destekleyecek yatırımları devreye alarak 2026 yılına güçlü bir yatırım performansıyla başladıklarını aktardı. Avrupa'daki ilk cam ambalaj yatırımları Macaristan Kaposvar tesisinde ilk fırını test üretimi için devreye aldıklarını belirten Yücel, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bulgaristan ve İtalya'daki düz cam tesislerimizde devreye aldığımız iki yeni kaplamalı cam hattı ile Avrupa'daki kaplama kapasitemizi yaklaşık iki katına çıkararak, katma değerli ürün portföyümüzü genişlettik. Tarsus'ta hayata geçirdiğimiz yeni yeşil saha düz cam yatırımımızda TR9 hattını devreye alarak yıllık 432 bin ton brüt üretim kapasitesi oluşturduk ve dünyanın en büyük düz cam üretim komplekslerinden birine ulaştık. Ayrıca Kuzey İtalya düz cam fabrikamızda planlı bakım ve soğuk tamir çalışmalarını tamamlayarak üretimi yeniden başlattık. Planlı duruş yönetimi sayesinde Avrupa'daki diğer tesislerimizin kapasite kullanım oranlarını dengeli şekilde optimize ederken, bu adım ile FVÖK seviyesindeki karlılığımıza 25 milyon avro olumlu katkı sağladık."</p>
<p><strong>"Küresel rekabette fark yaratmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Finansman tarafındaki gelişmelere de dikkati çeken Yücel, 2026 yılının başında İngiltere'deki bağlı ortakları üzerinden 500 milyon dolar tutarında Eurobond ihracı gerçekleştirdiklerini, 1,7 milyar doları talep gören işlemin, uluslararası yatırımcıların Şişecam'a duyduğu güveni bir kez daha teyit ettiğini ifade etti.</p>
<p>Yücel, son bir yıl içinde sağladıkları uzun vadeli kaynaklarla söz konusu işlemin, küresel belirsizlikler karşısında likidite yönetimlerini güçlendirmelerine önemli katkı sağladığını da vurguladı.</p>
<p>İlk çeyrekte elde ettikleri performansın güçlü bir zeminde ilerlediklerini gösterdiğini aktaran Yücel, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Yılın geri kalanında da dengeli ve disiplinli yönetim anlayışımızı sürdürmeye, devreye giren yeni yatırımlarımızdan azami verim sağlamaya, şirket değerimizi artırmaya ve karlılığı önceliklendirmeye devam edeceğiz. Bu doğrultuda portföyümüzü daha rasyonel ve katma değerli bir yapıya dönüştürürken, müşteri odaklı yaklaşımımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Güçlü finansal disiplinimiz, genişleyen katma değerli ürün portföyümüz, nitelikli müşteri yapımız ve Şişecam'ın 90 yıllık tecrübesi ile küresel rekabette fark yaratmaya devam edeceğiz."</p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sisecamdan-ilk-ceyrekte-575-milyar-liralik-net-gelir-78979</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/sisecam.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şişecam&#039;ın net satışlarının yılın ilk çeyreğinde 57,5 milyar lirayı bulduğu bildirildi. Genel Müdür Can Yücel, &quot;Şişecam, küresel konumlanmasının avantajlarını kullanarak ve katma değerli ürün portföyünü geliştirerek risk odaklı yaklaşımı sürdürdü. 2025 boyunca uyguladığımız dengeli ve disiplinli yönetim anlayışını 2026 yılına da kesintisiz şekilde taşıyoruz. Teknoloji odaklı dönüşümümüze devam ederken, enerji verimliliği ve maliyet optimizasyonu programlarımızı hızlandırıyor, aynı zamanda tedarik zincirimizi daha da güçlendiriyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-elleclenen-yuk-miktarinda-tum-zamanlarin-nisan-rekoru-kirildi-78978</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 13:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Elleçlenen yük miktarında tüm zamanların nisan rekoru kırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğünün hazırladığı nisan ayı istatistikleri hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, Türkiye'nin deniz ticaretinden daha fazla pay alması için çalışmaları sürdürdüklerini belirten Uraloğlu, "Limanlarımızda nisan ayında 48 milyon 230 bin 930 ton yük ve 1 milyon 179 bin 454 TEU konteyner elleçleyerek nisan ayları içerisinde tüm zamanların rekorunu kırdık. Söz konusu ayda limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,6 arttı." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, ocak-nisan dönemine ilişkin de bilgi vererek, "Yılın ilk 4 ayında elleçlenen yük miktarı 2025 yılının aynı dönemine göre yüzde 2,1 artarak 185 milyon 600 bin 883 tona, konteyner miktarı da yüzde 2,4 artarak 4 milyon 550 bin 209 TEU’ya ulaştı." bilgilerini verdi.</p>
<p><strong>Nisan ayında yurt dışı yük taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,3 arttı</strong></p>
<p>Nisan ayında yurt dışı limanlarına giden yük miktarının 11 milyon 636 bin 276 ton olarak gerçekleştiğini belirten Bakan Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yurt dışı limanlarından limanlarımıza gelen yük miktarı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,1 artarak 24 milyon 186 bin 253 ton olarak gerçekleşti. Nisan ayında yurt dışı yük taşımaları geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,3 artarak 35 milyon 822 bin 529 ton olarak gerçekleşti."</p>
<p>Bölge liman başkanlıkları bazında ise nisan ayında en fazla yük elleçlemesinin 7 milyon 64 bin 571 ton yük ile İskenderun Bölge Liman Başkanlığı idari sınırlarında faaliyet gösteren liman tesislerinde gerçekleştiğini aktaran Uraloğlu, İskenderun Bölge Liman Başkanlığını 6 milyon 930 bin 244 ton ile Kocaeli ve 6 milyon 920 bin 524 ton ile Aliağa bölge liman başkanlıklarının takip ettiğini belirtti.</p>
<p>Uraloğlu, nisan ayında limanlarda deniz yoluyla yapılan transit yük taşımalarının 5 milyon 724 bin 594 ton, kabotajda taşınan yük miktarının ise 6 milyon 683 bin 807 ton olarak gerçekleştiğini ifade etti.</p>
<p><strong>En fazla artış gösteren yük cinsi demir cevheri ve konsantreleri</strong></p>
<p>Nisanda 498 bin 957 tonluk artış ile önceki aya göre en fazla artış gösteren yük cinsinin demir cevheri ve konsantreleri olduğuna işaret eden Uraloğlu, limanlarda 1 milyon 469 bin 277 ton demir cevheri ve konsantreleri elleçlemesi gerçekleştirildiğini kaydetti.</p>
<p>Uraloğlu, nisanda portland çimentonun 1 milyon 176 bin 648 ton ile limanlardan yurt dışına gitmek üzere gemilerle en fazla taşınan yük cinsi olduğunu belirterek, "Söz konusu yük cinsini klinker ile feldispat takip etti. Ham petrol, 2 milyon 295 bin 648 ton ile yurt dışından limanlarımıza gelen gemilerde taşınan yükler arasında ilk sırada yer aldı. Bunu sırasıyla taşkömürü (briketlenmemiş) ve hurda demir yük cinsleri takip etti." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>En fazla yük Rusya'dan geldi</strong></p>
<p>Bakan Uraloğlu, deniz yolu ile yurt dışına gitmek üzere gerçekleştirilen yüklemelerde en fazla yük taşımasının İtalya'ya yapıldığını, bunu ABD ve Mısır'a yapılan taşımaların takip ettiğini, ayrıca deniz yolu ile limanlara gelen en fazla yükün Rusya'dan yapıldığını bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-elleclenen-yuk-miktarinda-tum-zamanlarin-nisan-rekoru-kirildi-78978</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/bakan-uraloglu.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Limanlarımızda nisan ayında 48 milyon 230 bin 930 ton yük ve 1 milyon 179 bin 454 TEU konteyner elleçleyerek nisan ayları içerisinde tüm zamanların rekorunu kırdık. Söz konusu ayda limanlarda elleçlenen konteyner miktarı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,6 arttı.&quot; açıklamasını yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-kazandirani-borsa-altin-ve-doviz-78974</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın en çok kazandıranı borsa ve altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta yatırım araçlarından borsa, altın ve döviz değer kazandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,29 artışla 15.062,65 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.321,03 puanı, en yüksek 15.167,10 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde sanayi endeksi yüzde 5,78 artışla 19.259,05 puana, teknoloji endeksi yüzde 4,27 kazançla 51.691,80 puana, hizmetler endeksi yüzde 4,13 yükselişle 13.367,46 puana ve mali endeks yüzde 3,22 değer kazancıyla 20.424,11 puana çıktı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 31,57 ile Kiler Holding ilk sırada yer aldı. Kiler Holding'i yüzde 29,45 ile Hektaş ve yüzde 24,12 ile Mia Teknoloji izledi.</p>
<p>En çok değer kaybeden hisseler ise yüzde 21,74 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ, yüzde 8,50 ile Destek Finans Faktoring AŞ ve yüzde 7,13 ile Gen İlaç ve Sağlık Ürünleri Sanayi ve Ticaret oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 953 milyar 960 milyon lirayla ASELSAN, 667 milyar 800 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ, 576 milyar 660 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 3,19 artışla 6 bin 918 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,17 yükselişle 46 bin 601 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 3,19 değer kazanarak 11 bin 588 lira oldu.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,40 artarak 45,3650 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yüzde 1,15 artışla 53,4640 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 61,1110 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,20 artışla 61,8440 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 1,29 yükselişle 58,4050 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-kazandirani-borsa-altin-ve-doviz-78974</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/4/1280x720/altin-borsa-1778316896.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım araçlarından BIST 100 endeksi haftayı yüzde 4,29 artışla tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 3,19, cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 3,17, çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,19 arttı. Dolar yüzde 0,40, euro yüzde 1,15 değer kazandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sok-marketlerden-ilk-ceyrekte-763-milyar-lira-ciro-78973</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> ŞOK Marketler&#039;den ilk çeyrekte 76,3 milyar lira ciro</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ŞOK Marketler, yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) paylaştı.</p>
<p>Buna göre, enflasyondan arındırılmış olarak reel bazda yüzde 7,5 büyüme kaydederek 76,3 milyar lira satış cirosuna ulaşan ŞOK Marketler, net satış gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 41 artırdı.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, yaygın mağaza ağı, güçlü tedarik zinciri, verimlilik odaklı operasyonel yapısı ve müşteri odaklı yaklaşımıyla büyümesini sürdüren şirketin mağaza sayısı 11 bin 119'a ulaşırken, toplam istihdamı 51 bini aştı.</p>
<p>Açıklamaya göre, şirket, bu yılın ramazan ayı için hayata geçirdiği kampanyalarla müşterilerinin bütçesine destek olmaya devam etti. Şubat ayı boyunca uygulanan "100 Üründe Geçen Yılın Fiyatları" kampanyasıyla temel gıda ve temizlik ürünleri müşterilere avantajlı fiyatlarla sunulduğu, şirketin, kampanyalar ve "Win" sadakat programına özel fırsatlarla müşterilerine uygun fiyatlı alışveriş imkanı sağlamayı sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, "Geçen yılın sonunda gıda güvenliğinde önemli bir adım atılarak, taze meyve ve sebzeye yönelik pestisit analizleri şirket bünyesinde gerçekleştirilmeye başlandı. Uygulama, yılın ilk çeyreğinde de farklı ürün gruplarıyla genişleyerek devam etti. Antalya ve Adana'daki 3 meyve ve sebze platformunda kurulan laboratuvarlarda domates ve biberlerin ardından portakal, mandalina ve greyfurt gibi narenciye ürünleri de analiz edilmeye başlandı." denildi. </p>
<p>ŞOK Marketler, finansal performansını çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki etkileriyle bütüncül bir yaklaşımla ele aldığı TSRS Uyumlu Entegre Faaliyet Raporunu mart ayında yayımladı. Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarına uyumlu hazırlanan raporun, şirketin uzun vadeli değer üretme yaklaşımını ortaya koyduğu ifade edildi.</p>
<p><strong>"Operasyonel mükemmeliyet, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeyi sürdüreceğiz"</strong></p>
<p>Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan ŞOK Marketler Üst Yöneticisi (CEO) Uğur Demirel, 2026'nın ilk üç ayında, verimlilik odaklı yaklaşımları ve güçlü operasyonel yapıları sayesinde dengeli büyüme performanslarını sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Demirel, ramazan ayında hayata geçirdikleri kampanyalarla müşterilerinin bütçesine katkı sağladıklarını aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Gıda güvenliği alanında pestisit analiz kapsamımızı genişleterek taze meyve-sebze kategorisinde kalite ve güven standartlarımızı daha da yukarı taşıdık. 2026 yılında ilk kez yayımladığımız Entegre Faaliyet Raporumuz, sürdürülebilirlik yaklaşımımız ile finansal dayanıklılığımızın birbirini tamamlayan iki temel güç olduğunu açık biçimde gösteriyor. Önümüzdeki dönemde de uygun fiyat politikamızdan ödün vermeden operasyonel mükemmeliyet, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik ekseninde büyümeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sok-marketlerden-ilk-ceyrekte-763-milyar-lira-ciro-78973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/9/1280x720/sok-ceosu-ugur-demirel-1762078627.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ŞOK Marketler&#039;in ilk çeyrekte satışlarını, geçen yıla göre yüzde 41 artırarak 76,3 milyar lira satış cirosu elde ettiği bildirildi. ŞOK Marketler CEO&#039;su Uğur Demirel, &quot;Verimlilik odaklı yaklaşımımız ve güçlü operasyonel yapımız sayesinde büyümemizi 2026 yılının ilk çeyreğinde de sürdürdük.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/anneler-gununun-ekonomiye-100-milyar-lira-katki-saglamasi-bekleniyor-78972</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anneler Günü&#039;nün ekonomiye 100 milyar lira katkı sağlaması bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Anneler Günü'nün hem toplumsal hem de ekonomik açıdan büyük anlam taşıdığını söyledi. </p>
<p>Annelere, aile büyüklerine duyulan sevgi ve saygının, onlar için en büyük hediye olduğunu belirten Palandöken, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ana, aile sevgisi, toplumdaki olumsuzlukları bir anda silip atıyor. Bu gün, esnaf açısından da çok önemli. Böyle günlerde bütün sektörler canlanıyor. Taksiciden çiçekçisine, takıcısından konfeksiyoncusuna, pastacısından çikolatacısına herkesin nasibini aldığı bir gün. Bu günlerde tabiri caizse önemli hasılat beklentisi oluyor. Anneler Günü'nde ekonomiye 100 milyar lira katkı bekleniyor."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/anneler-gununun-ekonomiye-100-milyar-lira-katki-saglamasi-bekleniyor-78972</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/2/1280x720/bendevi-palandoken-1778316046.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Anneler Günü&#039;nün ekonomiye yaklaşık 100 milyar lira katkı sağlamasının tahmin edildiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/albaraka-turkten-ilk-ceyrekte-1-milyar-339-milyon-lira-net-kar-78971</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Albaraka Türk&#039;ten ilk çeyrekte 1 milyar 339 milyon lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Albaraka Türk, 2026 yılının ilk 3 aylık dönemine ait konsolide finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) da açıklanan verilere göre, yılın ilk çeyreğinde 1 milyar 339 milyon lira kar elde eden bankanın reel sektöre sağladığı nakdi ve gayrinakdi finansman desteği 328,5 milyar liraya yükseldi.</p>
<p>Aktif büyüklüğü 504,8 milyar liraya ulaşan Albaraka Türk'ün takipteki alacaklar oranı yüzde 1,84 olarak gerçekleşirken, bu oran sektör ortalamasının altında seyrederek bankanın yüksek aktif kalitesini teyit etti.</p>
<p>Bankanın sermaye yeterlilik oranı yüzde 17,3 olarak gerçekleşerek, yasal sınır yüzde 12'nin üzerinde bir sermaye tamponu sağlandı. Özel cari hesaplar ve katılma hesaplarıyla toplanan fonların büyüklüğü de 300 milyar lirayı aştı.</p>
<p>Sektör genelinde yüksek fonlama maliyetlerinin önemli gündem maddelerinden biri haline geldiği bir dönemde Albaraka Türk, stratejik kaynak yönetimi ve güçlü fon tabanı yapısıyla büyümesini sürdürdü. Bankanın özel cari hesaplar vasıtasıyla topladığı fonların, toplam fonlar içerisindeki payı yüzde 52,4 seviyesine yükselerek bilanço yapısının dayanıklılığını ve likidite gücünü teyit etti.</p>
<p>Banka, sağlam finansal yapısı ve yenilikçi ürünleriyle katılım bankacılığı alanındaki konumunu korumayı hedefliyor.</p>
<p><strong>"Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Albaraka Türk Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyesi Malek Temsah, zorlu piyasa koşullarına rağmen reel ekonomiye desteklerini sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Temsah, yılın ilk çeyreğinde nakdi kredi portföylerindeki büyümenin, bankacılık ve katılım bankacılığı sektörleri ortalamasının üzerinde gerçekleştiğini aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"2026 yılının ilk çeyreğinde 2025 yıl sonuna göre, nakdi kredi büyümemiz yüzde 8,6 artarak 257,2 milyar liraya yükseldi. Sürdürülebilir gelir artışı ve güçlenen finansal yapımızın pozitif etkilerini görmekteyiz. 2026 yılı ilk çeyreğinde konsolide net karımız, 2025 yılının aynı dönemine göre, geçen yıl iptal edilen 7 milyar liralık serbest karşılık hariç tutulduğunda, yüzde 19,8 artarak 1 milyar 339 milyon lira olarak gerçekleşti. Ortalama öz kaynak karlılığımız ise yüzde 33,1 seviyesine ulaştı."</p>
<p>Katılım finans ilkeleri ve müşteri merkezli yaklaşım ile dijitalleşme ve sürdürülebilirlik odaklı projelerine hız kesmeden devam ettiklerini aktaran Temsah, "Gelecek dönemde dijitalleşme ve müşteri deneyimi odağımızla hizmetlerimizi daha ileriye taşımayı, veri odaklı çözümler ve stratejik işbirlikleriyle bu deneyimi zenginleştirmeyi hedefliyoruz. 2026 yılında da katılım bankacılığının öncüsü olarak müşterilerimize değer katmaya ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamaya kararlılıkla devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/albaraka-turkten-ilk-ceyrekte-1-milyar-339-milyon-lira-net-kar-78971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/albaraka-turk-1766410347.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Albaraka Türk&#039;ün yılın ilk çeyreğinde 1 milyar 339 milyon lira net kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Malek Temsah, &quot;Gelecek dönemde dijitalleşme ve müşteri deneyimi odağımızla hizmetlerimizi daha ileriye taşımayı, veri odaklı çözümler ve stratejik işbirlikleriyle bu deneyimi zenginleştirmeyi hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tusiad-turkiye-abnin-sanayi-ekonomi-ve-guvenlik-mimarisinin-ayrilmaz-parcasi-78969</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 11:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜSİAD: Türkiye, AB’nin sanayi, ekonomi ve güvenlik mimarisinin ayrılmaz parçası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), 9 Mayıs Avrupa Günü nedeniyle açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamada, Avrupa Birliği'nin (AB) birlik, dayanışma ve ortak refah vizyonu üzerine inşa edildiği, bugün Avrupa'nın hızlanan jeopolitik, ekonomik ve teknolojik dönüşümlerle karşı karşıya olduğu belirtildi.</p>
<p>AB’nin gelecekteki rekabet gücü, güvenliği, dayanıklılığı ve küresel etkisini daha iddialı, ileriye dönük ve kapsayıcı bir entegrasyon modelini hayata geçirebilmesine bağlı olacağına işaret edilen açıklamada, birlik, güvenlik, demokrasi ve refah üretebilen kapsamlı ve tutarlı bir Avrupa projesinin Türkiye ile derin ve stratejik bir entegrasyonu gerektirdiği ifade edildi.</p>
<p>AB aday ülkesi, Gümrük Birliği ortağı ve NATO müttefiki olarak Türkiye'nin halihazırda AB’nin sanayi, ekonomi ve güvenlik mimarisinin ayrılmaz parçası olduğu aktarılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"AB ve Türkiye ekonomisi arasındaki son derece iç içe geçmiş değer zincirleri ve yakından bağlantılı üretim ve yatırım ekosistemleri, bu derin yapısal entegrasyon üzerine kurulmuştur. Mevcut jeopolitik ortamda AB-Türkiye ilişkileri parçalı ve işlevsel bir yaklaşımın ötesine geçmelidir. Uzun vadeli uyuma dayanan ve üyelik perspektifini koruyan tutarlı ve stratejik bir çerçeve yeniden tesis edilmelidir."</p>
<p><strong>"Savunma, inovasyon ve ileri teknolojiler alanında iş birliği geliştirilmelidir"</strong></p>
<p>Açıklamada, AB'nin küresel ölçekte etkin bir aktör olabilmesinin, hem siyasi ve ekonomik bütünlüğünü hem de yakın çevresiyle kurduğu stratejik entegrasyon kapasitesini birlikte güçlendirmesine bağlı olduğu aktarıldı.</p>
<p>AB ile Türkiye ilişkilerinin geniş ölçüde kabul gören stratejik öneminin, AB gündeminin tüm alanlarına yayılan somut adımlara dönüşmesi için açık bir siyasi iradeye ihtiyaç olduğu kaydedilen açıklamada, "Bu da giderek jeopolitik rekabetin yoğunlaştığı küresel ortamda AB söylem ve politikalarının AB’nin bütünlüğünü ve güvenilirliğini güçlendirecek şekilde, kapsayıcılık ve entegrasyon temelinde şekillenmesini gerektiriyor." denildi.</p>
<p>AB ile Türkiye ilişkilerine yönelik yapılandırılmış ve uygulanabilir bir yol haritasına işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Sanayi ve teknoloji alanında daha derin entegrasyon sağlanmalıdır. Savunma, inovasyon ve ileri teknolojiler alanında işbirliği geliştirilmelidir. Siyasi veya teknik ön koşullar olmaksızın Gümrük Birliği modernizasyonu süreci başlatılmalıdır. Ulaştırma, enerji ve dijitalleşme alanlarında daha güçlü bağlantılılık sağlanmalıdır. AB-Türkiye politika koordinasyonunu güçlendirecek mekanizmalar canlandırılmalıdır. Tüm bu unsurlar, Türkiye’nin ekonomik, demokratik ve sosyal reform gündemindeki ilerlemeyle birlikte, AB-Türkiye ilişkilerinde daha tutarlı, etkili ve geleceğe dönük bir entegrasyon ortaklığının temelini oluşturabilir. Böyle bir entegrasyon ortaklığı, Avrupa’yı bugün güçlendirirken geleceğini şekillendirme kapasitesini de destekleyecektir. Avrupa Günü, kalıcı ilerlemenin ancak vizyonun siyasi irade ve somut adımlarla desteklenmesi halinde mümkün olduğunu hatırlatmaktadır. İş dünyası olarak AB ile Türkiye entegrasyon ortaklığına katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tusiad-turkiye-abnin-sanayi-ekonomi-ve-guvenlik-mimarisinin-ayrilmaz-parcasi-78969</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/3/1280x720/turkiye-ab-avrupa-1769660665.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜSİAD&#039; tarafından &quot;9 Mayıs Avrupa Günü&quot; dolayısıyla yapılan açıklamada, &quot;Birlik, güvenlik, demokrasi ve refah üretebilen kapsamlı ve tutarlı bir Avrupa projesi Türkiye ile derin ve stratejik bir entegrasyonu gerektiriyor. AB aday ülkesi, Gümrük Birliği ortağı ve NATO müttefiki olarak Türkiye halihazırda AB’nin sanayi, ekonomi ve güvenlik mimarisinin ayrılmaz parçasıdır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/koc-holdingden-ilk-ceyrekte-166-milyar-dolar-gelir-78965</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 10:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Koç Holding&#039;den ilk çeyrekte 16,6 milyar dolar gelir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Koç Holding, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde konsolide bazda 16,6 milyar dolar gelir elde eden şirket, yaklaşık 708 milyon dolar kombine yatırım gerçekleştirerek, son 5 yıldaki kombine yatırımlarını 16,5 milyar dolara ulaştırdı.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Koç Holding CEO'su Levent Çakıroğlu, Koç Topluluğu'nun 100. yılını yalnızca bir dönüm noktası olarak değil, Türkiye'ye ve Cumhuriyet değerlerine duyulan güçlü bağlılığın göstergesi olarak gördüklerini belirtti.</p>
<p>Çakıroğlu, ilk yüzyıllarında olduğu gibi 2. yüzyıllarında da Türkiye'ye duydukları güvenle güçlü yatırımlara devam ettiklerini vurguladı.</p>
<p>Milli gelire, istihdama, ihracata katkı sağlamayı, her koşulda kalıcı değer üretmeyi kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizen Çakıroğlu, "Belirsizliklerin arttığı bir dünyada sağlam bilançomuzu, kuvvetli likiditemizi, geniş tedarik zincirimizi ve yetkin insan kaynağımızı, daha stratejik ve güçlü adımlar atabilmenin zemini olarak görüyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Çakıroğlu, portföylerini her zaman olduğu gibi uzun vadeli bakış açısıyla güncellediklerini ve yatırımlarının bulunduğu sektörlerde derinleşerek, bilgi birikimlerini ve deneyimlerini geleceğin rekabetçi alanlarına aktarmaya odaklandıklarını vurguladı.</p>
<p><strong>Arçelik ve Ford Otosan’dan stratejik dönüşüm hamleleri</strong></p>
<p>Topluluk şirketlerinin faaliyetlerine ilişkin değerlendirmede bulunan Çakıroğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Arçelik, Asya Pasifik bölgesinde faaliyet gösteren Arçelik Hitachi Home Appliances ortak girişimindeki paylarını, diğer pay sahibi olan Hitachi Global Life Solutions Inc.'ye devretmek üzere anlaştı. Arçelik bu adımla birlikte odak pazarları olan Türkiye, Avrupa, Orta Doğu, Afrika ve Güney Asya bölgelerindeki faaliyetlerine yoğunlaşacak ve sürdürülebilir büyüme hedefleri doğrultusunda ilerleyecek. Diğer yandan küresel otomotiv sektörünün geleneksel üretim anlayışından bütünsel mobilite ekosistemlerine doğru evrildiği dönemde Ford Otosan da satış süreçlerinin finansman faaliyetlerini daha etkin ve müşteri deneyimi odaklı yönetmeye yönelik stratejik bir adım attı. Ford Otosan, Ford ve Ford Trucks markalarının en büyük perakende finansman iş ortağı olan Koç Finansman AŞ'nin paylarının tamamını yasal onayların tamamlanmasının ardından devralacak."</p>
<p><strong>Enerji, finans ve sürdürülebilirlikte yeni adımlar</strong></p>
<p>Tedarik zincirlerinin çeşitlenmesine yönelik atılan adımlara da değinen Çakıroğlu, Tüpraş'ın dalgalı küresel enerji piyasasında Türkiye'nin akaryakıt tedarikini aksatmamak üzere var gücüyle çalıştığını ve ham petrol temin ettiği kaynakları çeşitlendirerek kapasite kullanım oranlarını yüksek seviyelerde tutmayı hedeflediğini aktardı.</p>
<p>Çakıroğlu, Aygaz'ın küresel piyasalardaki dalgalanmalara karşı arz güvenliğini ve küresel rekabet gücünü artırmak amacıyla Hyundai Heavy Industries ile imzalanan sözleşmeler kapsamında bu yıl toplam üç gemi siparişi verdiği bilgisini verdi.</p>
<p>Bankacılık sektörüne ve Koç Topluluğunun uluslararası alanda yürüttüğü çalışmalara da değinen Çakıroğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>"Yapı Kredi, finansal teknolojiler ve ödeme sistemleri alanındaki yatırımlarını büyütme kararı aldı. Bankanın yüzde 100 iştiraki Yapı Kredi Finansal Teknolojiler bünyesinde, 200 milyon lira sermaye ile ödeme hizmetleri şirketi kuruluyor. Ayrıca Yapı Kredi'nin, güvenli, şeffaf ve düzenlemelerle uyumlu bir kripto varlık ekosistemi oluşturma hedefiyle SPK’ya yaptığı kripto varlık platformu kuruluş başvurusu da onaylandı. Koç Holding S&amp;P Dow Jones 2026 Sürdürülebilirlik Yıllığı'na dahil edilmeye hak kazanarak 'Endüstriyel Holdingler' kategorisinde yıllıkta yer alan tek Türk şirket oldu. Topluluk şirketlerimiz arasında Arçelik, Ford Otosan ve Tüpraş da bu yıllıkta yer aldı. Yapı Kredi'nin uluslararası piyasalarda gerçekleştirdiği ilk mavi tahvil ihracı da 50 milyon dolar tutarında ve 5 yıl vadeli olarak tamamlandı."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/koc-holdingden-ilk-ceyrekte-166-milyar-dolar-gelir-78965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/5/1280x720/levent-cakiroglu-1778311377.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Koç Holding&#039;in yılın ilk çeyreğinde konsolide bazda 16,6 milyar dolar gelir elde ettiği bildirildi. Milli gelire, istihdama, ihracata katkı sağlamayı, her koşulda kalıcı değer üretmeyi kararlılıkla sürdüreceklerini belirten Koç Holding CEO&#039;su Levent Çakıroğlu, &quot;Belirsizliklerin arttığı bir dünyada sağlam bilançomuzu, kuvvetli likiditemizi, geniş tedarik zincirimizi ve yetkin insan kaynağımızı, daha stratejik ve güçlü adımlar atabilmenin zemini olarak görüyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapay-zeka-destekli-diamond-serisi-tanitildi-78962</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tek başına dünya üretiminin yüzde 10’unu karşılıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Arçelik üst yönetimi Ankara’da 1993 yılında kurulan ve şimdi yapay zeka destekli üretim yapan bulaşık makinesi fabrikasını basın mensuplarına gezdirerek yeni nesil üretim teknolojileri hakkında bilgilendirme yaptı. 4.69 saniyede 1 bulaşık makinesi üreten fabrikanın 4.62 milyon üretim kapasitesine sahip bulunduğunun altını çizen Arçelik CEO’su Can Dinçer, 54 ülkeye ihracat yapılan tesisin tek başına dünya üretiminin yüzde 10’unu karşıladığı bilgisini verdi.</p>
<p>Etkinliğe Arçelik CEO’su Can Dinçer, Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, Arçelik Üretim ve Teknolojiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Nihat Bayız ve şirketin üst düzey yöneticileri katıldı.</p>
<p><strong>WEF’in Global Lighthouse Network ağına dahil edildi</strong></p>
<p>Can Dinçer, 2024 yılında Dünya Ekonomik Forumu’nun dünya genelinde ileri teknoloji uygulamaları ile ölçülebilir etkiler yaratan fabrikaları listelediği Global Lighthouse Network ağına dahil edildiklerini bildirdi.</p>
<p> Arçelik’in yapay zeka destekli yeni Diamond serisi makinelerini tanıtan Dinçer, enerji verimliliği, akıllı bağlantı çözümleri ve kullanıcı odaklı özellikleriyle öne çıkan yeni serinin, değişen tüketici beklentilerine yanıt verdiğini söyledi.</p>
<p>Avrupa’nın en büyük bulaşık makinesi işletmesinin inovasyon anlayışının en güncel örnekleri arasında yer aldığını vurgulayan Dinçer, “Arçelik olarak 13 ülkede 38 üretim tesisimizle faaliyet gösteriyor, üretim gücümüzü ileri teknoloji odağında sürekli geliştiriyoruz. Türkiye ise bu yapının en stratejik üretim üslerinden biri” dedi.</p>
<p>Romanya Ulmi Çamaşır Makinesi İşletmesinin 2019 yılında Dünya Ekonomik Forumu (WEF) tarafından ‘Lighthouse’, 2022 yılında ise ‘Sustainability Lighthouse’ seçildiğini kaydeden Dinçer, Eskişehir’in 2021, Ankaratesisinin ise 2024’te Lighthouse ağına dahil edildiğini anlattı.</p>
<p>Tesiste üretimin yüzde 90’ın üzerinde otomasyon ile gerçekleştirildiğini söyleyen Can Dinçer, 109 bin m2 alanda 171 robotun aktif olarak üretim süreçlerine katkı sağladığını bildirdi.</p>
<p>Tesiste kurulu GES ile yıllık 1.500 MWh’nin üzerinde yeşil elektrik ürettiklerini belirten Dinçer, bunun 410 evin yıllık tüketimine denk geldiğini vurguladı.</p>
<p><strong>Kural: Enerji verimliliği çözümleri talep ediliyor</strong></p>
<p>Kullanacağı programı yapay zeka teknolojisiyle otomatik olarak belirleyen makinelerin bu alanda bir devrim niteliğinde olduğunu söyleyen Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, tüketicilerin enerji verimliliği çözümleri talep ettiğini bildirdi.</p>
<p>Türkiye’de kullanıcıların haftada ortalama 5 kez makine çalıştırdığı bilgisini veren Kural, yeni seri ürünlerde de bu istatistiği dikkate aldıklarını kaydetti.</p>
<p>Arçelik’in yeni ürünleri enerji ve su tüketiminde yüzde 50’ye kadar tasarruf sağlarken, temizlik süresini de yüzde 50’ye kadar kısaltıyor.</p>
<p><strong>“Martta düzelme başladı, taksit sayısı satışları artırır”</strong></p>
<p>Öte yandan Arçelik üst düzey yöneticileri beyaz eşya sektörüne ilişkin değerlendirmelerde de bulundular. Mart verilerinin sektörde düzelmenin başladığını gösterdiğini kaydeden yöneticiler, bu süreçte alım gücünün de çok etkili olduğunu kaydettiler. Satın alma gücü düşen ülkelerde taksit sayısındaki artışın satışlarda kaldıraç etkisi yaratabileceğini dile getiren yöneticiler, taksit sayısı yanı sıra faizin de satın alma davranışlarını etkileyen önemli bir faktör olduğunun altını çizdiler.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapay-zeka-destekli-diamond-serisi-tanitildi-78962</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/2/1280x720/0-1778308806.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zeka destekli üretim yapan fabrikayı basın mensuplarına açan Arçelik CEO’su Can Dinçer, 4.69 saniyede 1 bulaşık makinesi üreten fabrikanın 4.62 milyon üretim kapasitesine sahip bulunduğunu belirterek,  54 ülkeye ihracat yapılan tesisin tek başına dünya üretiminin yüzde 10’unu karşıladığı bilgisini verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kirsalda-yapisal-donusum-hizlanacak-gencler-ve-kadinlarin-onu-acilacak-78961</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 09:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kırsalda yapısal dönüşüm hızlanacak gençler ve kadınların önü açılacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 3 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımladığı “Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Çerçevesinde Yapılacak Desteklemeler Hakkında Tebliğ”i değerlendirdi. Özdemir, TÜİK verilerine göre nüfusun yüzde 17,2’sinin kırsal alanlarda, yüzde 15,6’sının ise orta yoğun kentlerde yaşadığını kaydetti. Özdemir tebliğde bu iki yerleşim tipi birlikte değerlendirildiğinde, kırsal alan nüfusunun toplam nüfusun yüzde 32,8’ine ulaştığına işaret etti.</p>
<p>OECD raporlarına da atıf yaparak tarım sektörünün yaşlanan nüfus, nitelikli iş gücü eksikliği ve beşerî sermaye yetersizliği gibi temel sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Özdemir, raporda, inovasyon ve dijital teknolojilerin yüksek potansiyeline rağmen sektörün bu alanlara uygun insan kaynağını çekmekte zorlandığının altını çizdi. Yeni destek programının bu sorunlara çözüm üretme potansiyeli taşıdığını ifade eden Özdemir, “Yaş ortalaması 59 olan çiftçi nüfusunun gençleşmesine, kadın çiftçilerin üretime daha fazla katılım sağlamasına ve mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yapısal olarak güçlenmesine katkı sağlanacaktır” dedi. Özdemir, “Tebliğ kapsamında; tarımsal eğitim almış gençler, kadın girişimciler, aile işletmeleri ve tarımsal örgütlere yönelik güçlü teşvikler öne çıkıyor. Destek bütçesinin yüzde 50’sinin özellikle kadınlar, genç girişimciler ve aile işletmelerine ayrılması, hedeflenen dönüşümün temel unsuru olarak görülüyor” dedi. Programın en dikkat çekici başlıklarından biri ise yeni nesil tarım uygulamaları olduğuna dikkat çeken Özdemir, genç girişimcilerin akıllı tarım, veri temelli üretim ve dijital teknolojilerin yaygınlaştırılmasında kritik rol oynayacağını belirterek, bunun hem verimliliği artıracağını hem de kırsal ekonomiyi güçlendireceğini söyledi. 81 ilin sektörel önceliklerine göre şekillendirilen program kapsamında yüzde 50 ila 70 arasında hibe desteği sağlanırken, üst limitin 30 milyon TL’ye çıkarılması dikkat çekiyor.</p>
<p>OECD’nin kırsal kalkınma yaklaşımına paralel olarak, programın yalnızca üretimi değil, kırsal yaşam kalitesini de artırmayı hedeflediğini belirten Özdemir, düzenlemenin refah artışı açısından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kirsalda-yapisal-donusum-hizlanacak-gencler-ve-kadinlarin-onu-acilacak-78961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/abdullah-ozdemir-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kırsal kalkınma yatırım destek programını değerlendiren Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, “Yaş ortalaması 59 olan çiftçi nüfusunun gençleşmesine, kadın çiftçilerin üretime daha fazla katılım sağlamasına ve mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yapısal olarak güçlenmesine katkı sağlanacaktır.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yesil-celik-icin-destek-cagrisi-78959</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 08:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeşil çelik için destek çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69fecc790cc3d-1778306169.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel çelik sektörü karbon düzenlemeleri, enerji maliyetleri ve ticaret duvarlarıyla yeniden şekillenirken, Türkiye düşük emisyonlu üretim avantajıyla Avrupa’nın kritik tedarikçilerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak sektör temsilcilerine göre bu avantajın korunabilmesi için devlet destekleri, hurda stratejisi ve enerji politikalarında yeni adımlar şart. Zirvede sektörün ortak mesajı, “Türkiye yarışa avantajlı başladı ancak yalnız bırakılırsa bu üstünlüğü kaybedebilir” oldu. Steel- Data organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda gerçekleştirilen zirvenin açılış konuşmasını yapan SteelData Yöneticisi Şahap Ataman, Türkiye’nin emisyon tarafında birçok büyük üretici ülkeden daha avantajlı bir noktada bulunduğunu söylerken şu uyarıyı yaptı: "Türkiye’nin hurdaya dayalı üretim modeli bugün için önemli bir rekabet üstünlüğü sağlıyor. Ancak dünyada hızlanan Elektrik Ark Ocağı yatırımları, önümüzdeki dönemde hurdayı stratejik ve pahalı bir hammaddeye dönüştürebilir." Ataman'a göre "Türkiye bugün Çin, Hindistan ve Japonya gibi ülkelerin milyarlarca dolarlık yatırımlarla ulaşmaya çalıştığı emisyon seviyelerinde üretim yapıyor. Ancak bu avantaj gelecekte hurda tedariki açısından ciddi bir risk yaratabilir.”</p>
<h2>“HURDA YENİ DÖNEMİN PETROLÜ OLABİLİR”</h2>
<p>Şahap Ataman'a göre birçok ülke hurda ihracatına sınırlama getirebilir. “Hurda stratejik bir hammadde haline geliyor” diyen Ataman, Türkiye’nin bugünden alternatif hammadde kaynakları ve uzun vadeli tedarik stratejileri oluşturması gerektiğini vurguladı. Ataman, Avrupa’da düşük karbonlu çelik yatırımlarının milyarlarca euroluk kamu destekleriyle gerçekleştirildiğini belirterek “Avrupa kendi üreticisine dev teşvikler verirken, Türkiye’de çelik üreticileri AB ile yapılan anlaşmalar nedeniyle aynı desteklerden yararlanamıyor" dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“BİZ BU YARIŞTA SPONSORSUZ YARIŞAN PİLOT GİBİYİZ"</span></h2>
<p>▶ Hasçelik CEO’su Adnan Naci Faydasıçok zirvede yaptığı değerlendirmede, karbon düzenlemelerinin artık ticaretin merkezine yerleştiğini belirtti. CBAM’ın yalnızca çevre politikası olarak okunamayacağını ifade eden Faydasıçok, “Karbon artık ticaretin yeni parametresi haline geliyor. Artık yalnızca kaliteli çelik üretmek yeterli değil. Düşük karbonlu, şeffaf ve doğrulanabilir üretim modeli ihracatta belirleyici hale geliyor" dedi.</p>
<p>▶ Dünya Çelik Birliği Endüstri Analizi Direktörü Dr. Barış Çiftçi sektörün önündeki en büyük zorluğun enerji maliyetleri olduğunu söyledi. Çiftçi’ye göre karbonsuzlaşma yalnızca teknolojik değil; enerji arzı, sermaye ve insan kaynağını aynı anda gerektiren çok katmanlı bir dönüşüm süreci. </p>
<p>▶ Tatmetal Satış ve Pazarlama Direktörü Gülçin Şimşek de artık çelik ticaretinde fi yat kadar karbon seviyesinin de belirleyici olduğunu söyledi. Şimşek, “Eskiden ton, kalite ve termin konuşulurdu. Şimdi masanın ortasında karbon var” dedi.</p>
<p>▶Çağ Çelik İcra Kurulu Üyesi Ercüment Ünal ise Avrupa’nın kendi üreticilerine milyarlarca euroluk destek verdiğini belirterek, “Biz bu yarışta sponsorsuz yarışan pilot gibiyiz” ifadelerini kullandı. </p>
<p>▶Metsims Sustainability Consulting CEO’su Dr. Hüdai Kara, “Emisyon verisi artık sadece raporda duran bir sayı değil; satış fi yatını, müşteri kararını ve finansmana erişimi etkileyen stratejik bir parametre” dedi. </p>
<p>▶ATP GreenX Birim Başkanı Tuğba Sarı ise karbonun gelecekte ticareti yapılabilen bir emtiaya dönüşeceğini belirterek, doğru sistem kuran şirketlerin karbon kredileri üzerinden yeni gelir kaynakları yaratabileceğini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yesil-celik-icin-destek-cagrisi-78959</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/4/1280x720/avrupanin-yesil-celik-hamlesi-rolantiye-alindi-1760374127.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’da düzenlenen 3. Yeşil Çelik Zirvesi’nde sektörün ortak mesajı, “Türkiye yarışa avantajlı başladı ancak yalnız bırakılırsa bu üstünlüğü kaybedebilir” oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tuik-ve-spk-baskanlari-degisti-78958</guid>
            <pubDate>Sat, 09 May 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜİK ve SPK başkanları değişti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Adli Tıp Kurumu Başkanlığı ile Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tedarik Hizmetleri Müdürlüğüne üst düzey atamalar gerçekleştirildi. </p>
<p>SPK Başkanlığına Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzalı atama kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 119. maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3. ve 7. maddeleri gereğince SPK Başkanlığına İkinci Başkan Mahmut Sütcü, ikinci başkanlığına Ahmet Aksu, üyeliğine ise Yusuf Sünbül atandı.</p>
<p><strong>TÜİK'in yeni Başkanı Arabacı</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararına göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanlığı görevine, Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı Mehmet Arabacı getirildi.</p>
<p>1977 yılında Fransa'nın Bordeaux şehrinde doğan Arabacı, 2000 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye Bölümü'nden mezun oldu.</p>
<p>Mezun olduktan sonra açılan hesap uzman yardımcılığı sınavını kazanan Arabacı, 2001-2004 yıllarında hesap uzman yardımcısı, 2004-2007 yıllarında hesap uzmanı olarak görev yaptı.</p>
<p>Arabacı, 2007 yılında Gelir İdaresi Başkanlığında İnsan Kaynakları Grup Başkanı olarak görevlendirildi. 2009 yılına kadar bu görevi yürüten Arabacı, 2009-2011 yıllarında Amerika Birleşik Devletleri Illinois Üniversitesinde ekonomi dalında yüksek lisansını tamamladı.</p>
<p><strong>Vergi Denetim Kurulunda da görev aldı</strong></p>
<p>Aynı zamanda "Ticari Bankalarda Transfer Fiyatlandırması" konusunda araştırma, inceleme ve staj yapan Arabacı, 2011 yılında Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı Ankara Örtülü Sermaye, Transfer Fiyatlandırması ve Yurtdışı Kazançlar Grup Başkanı olarak, 2012 yılında Vergi Denetim Kurulunda Başkan Yardımcısı olarak görevlendirildi.</p>
<p>Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini 2012-2014 yıllarında ifa eden Arabacı, 2014 yılında Gelir İdaresi Başkanlığına Gelir İdaresi Daire Başkanı olarak atandı.</p>
<p>Arabacı, 2014-2019 yıllarında Gelir İdaresi Başkanlığı Gelir Yönetimi Daire Başkanı olarak görev yaptıktan sonra 2019 yılında Gelir İdaresi Başkan Yardımcısı olarak atandı. Arabacı, Gelir İdaresi Başkan Yardımcılığı görevini sürdürüyordu.</p>
<p>Öte yandan, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu Başkanlığına İbrahim Ömer Gönül, üyeliğine de Abdi Serdar Üstünsalih atandı.</p>
<p><strong>TCMB Başkan Yardımcılığına Yusuf Emre Akgündüz getirildi</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 1211 Sayılı Kanunun 29'uncu maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3. ve 7. maddeleri gereğince TCMB Başkan Yardımcılığına Yusuf Emre Akgündüz atandı.</p>
<p><strong>Adli Tıp Kurumu Başkanlığına Hızır Aslıyüksek atandı</strong></p>
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Bazı bakanlık ve kamu kurumuna ilişkin atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, Adli Tıp Kurumu Başkanlığına Hızır Aslıyüksek atandı.</p>
<p>Kararla, MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Avcı görevden alınırken yerine, Diyarbakır Çınar Kaymakamı Zikrullah Erdoğan getirildi.</p>
</div>
<div class="muhabirDiv">
<div> </div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tuik-ve-spk-baskanlari-degisti-78958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK Başkanlığına Mehmet Arabacı, SPK Başkanlığına Mahmut Sütcü, TCMB Başkan Yardımcılığına ise Yusuf Emre Akgündüz atandı. Adli Tıp Kurumu Başkanlığına Hızır Aslıyüksek atanırken, MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Avcı görevden alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
