<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-yapay-zeka-eylem-plani-10-milyar-dolarlik-kaynagi-harekete-gecirecegiz-81063</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı: 10 milyar dolarlık kaynağı harekete geçireceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beyoğlu'ndaki Rixos Tersane'de düzenlenen Türkiye'nin Yapay Zeka Vizyonu ve Eylem Planı'nı açıkladığı "Türkiye Yapay Zeka Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, denizcilik tarihinde çok önemli bir yer tutan, Fatih Sultan Mehmet'in temellerini attığı Tersane-i Amire'de zirve dolayısıyla bir arada olduklarını söyledi.</p>
<p>Katılımcıları selamlayarak teşekkürlerini ileten Erdoğan, İstanbul'un 39 ilçesinde, Türkiye'nin 81 ilinde yaşayan tüm vatandaşlara selamlarını, sevgilerini gönderdi.</p>
<p>Erdoğan, zirvenin ülke, millet ve sektörler için hayırlara vesile olmasını dileyerek, zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile programa katkı sunanları tebrik etti.</p>
<p>Zirve kapsamında icra edilen panel ve etkinliklerin, burada yapılacak değerlendirmelerin, herkes için ufuk açıcı olması temennisinde bulunan Erdoğan, "Birazdan 2026-2030 dönemini kapsayan ve bu alanda kritik bir yol haritası olan Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'mızı sizlerle ve milletimizle paylaşacağız. Türkiye'yi yapay zeka teknolojilerinde lider ülkeler sınıfına taşıyacak yeni eylem planımızın şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Yapay zeka ve yeni dijital teknolojiler olgularla birlikte algıları da dönüştürüyor"</strong></p>
<p>Erdoğan, dünyanın ve insanlığın yeni bir döneme girdiği tarihi günlerden geçtiklerini, bu dönemdeki değişimin, geçmişe nazaran son derece hızlı ve eskilerin deyimiyle "sari" seyrettiğini söyledi.</p>
<p>Diplomasiden ticarete, enerjiden ulaşıma, tarımdan güvenliğe değişimin etkilerinin hemen her alana nüfuz ettiğini belirten Erdoğan, "Yeni bir düzen kurulurken eski nizam ciddi bir sarsıntı yaşıyor. Kimileri bu süreci tarihi bir fırsat olarak görürken, bazıları da bu dönüşümü aşılması gereken bir kriz olarak değerlendiriyor. Öte yandan, yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin 'hakikat ötesi' olarak adlandırılan bu çağda, olgularla birlikte algıları da dönüştürdüğüne, yeni gerçekliğin temel dinamiği haline geldiğine şahit oluyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, bilgiye erişimin hiç olmadığı kadar kolaylaştığının bir gerçek olduğunu ifade ederek, dezenformasyon gibi bilgi düzensizliklerinin de aynı ölçüde yaygınlaştığına dikkati çekti.</p>
<p><strong>"Dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz"</strong></p>
<p>Veriye artık saniyeler içinde ulaşılabildiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Veri işleme ve veri analizi tarzı süreçleri kolaylıkla yönetebiliyoruz fakat veri emniyeti ve siber güvenlikte oluşacak en küçük zafiyetin hangi ölümcül sonuçlara yol açtığını da çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalarda sık sık görüyoruz. Siyasi, askeri, iktisadi gücün, dijital egemenlikten bağımsız ele alınamayacağını, dijital kapasitenin caydırıcı bir kuvvet çarpanı olduğunu artık hepimiz çok iyi biliyoruz.</p>
<p>Şunu bugün büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim. Türkiye, teknolojideki bu dönüşümü en erken fark eden, tedbir, politika ve uygulamalarını buna göre şekillendiren nadir ülkelerden biridir. Büyük matematikçimiz, ordinaryüs profesör merhum Cahit Arf, bundan tam 67 yıl önce Erzurum'da verdiği bir konferansta şu soruyu sormuştu: 'Makine düşünebilir mi ve nasıl düşünebilir?' Cahit Arf, aynı konferansta bu sorunun cevabını ararken dinleyicilere şunu söylemişti: 'Hadiseler veya tertiplerin anlaşılması işi bir merdiveni çıkmaya benzetilebilir. Bir basamağa çıkmak kolay bir iştir fakat bin basamağın çıkılması işi bir hayli ter dökmeye bağlıdır.' Bilim ve teknolojiye asırlar boyunca çok önemli katkılar yapmış bir millet olarak o basamakları tek tek çıkmaya bugün de devam ediyoruz."</p>
<p><strong>"AR-GE'den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz"</strong></p>
<p>Erdoğan, Türkiye'deki üniversiteler, araştırma merkezleri, bilim ve teknoloji üslerinin, dünyada çığır açan ve ses getiren işlere imza attığını söyledi.</p>
<p>Genç mühendisler, yazılımcılar ve teknisyenlerin yüksek teknoloji gerektiren her alanda yepyeni başarılar elde ettiğini kaydeden Erdoğan, "Önceden dışa bağımlı olduğumuz teknolojileri artık kendimiz üretiyoruz. AR-GE'den seri imalata tüm aşamaları kendi öz kaynaklarımızla şekillendiriyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, Milli Teknoloji Hamlesi'ni "Türkiye Yüzyılı"nın baş tacı yapacak TEKNOFEST kuşağının, azmiyle, maharetiyle, projeleriyle bugünü ve geleceği nakış nakış işlemeye devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Teknolojideki bu başarı hikayesinde payı olan tüm kurumlara, firmalara ve sivil toplum kuruluşlarına teşekkür eden Erdoğan, gençlerin her birine çalışmalarında başarılar diledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye olarak savunma sanayisindeki birikim ve yeteneklerimizi yapay zeka başta olmak üzere diğer alanlara da yansıtmak için yoğun bir çaba harcıyoruz. Biliyorsunuz, 31 Mart'ta dijital bağımsızlığımızı daha da perçinleyecek yeni nesil mobil iletişim altyapımız 5G'yi hizmete aldık. Siber tehditlere karşı ülkemizin direncini artırmak amacıyla Siber Güvenlik Başkanlığımızı kurduk. 2024'te uzaya fırlattığımız ilk yerli ve milli uydumuz Türksat 6A ile Türkiye'yi dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri yaptık. Son 23 yılda çok az sayıda ülkenin sahip olduğu büyük bir inovasyon altyapısını inşa ettik. TEKNOFEST'lerle, DENEYAP atölyeleriyle, bilim şenlikleri ve bilim fuarlarıyla her yıl milyonlarca gencimizi teknoloji yolculuğuna dahil ettik. Bugün, Türkiye genelindeki 1700'ü aşkın araştırma-geliştirme ve tasarım merkezlerinde araştırmacılarımız, mühendislerimiz ve teknisyenlerimiz geleceğin projelerini geliştiriyor. 114 teknopark, 13 binin üzerinde teknoloji firması, yenilikçi fikirleri ürüne dönüştürüyor."</p>
<p>Teknolojide elde ettikleri kazanımların buz dağının sadece görünen yüzü olduğuna dikkati çeken Erdoğan, yapay zekanın sunduğu fırsatları değerlendirip, "Türkiye Yüzyılı"nda büyük ve güçlü bir Türkiye'yi dijital alanda da inşa etmekte kararlı olduklarını vurguladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün herkesin "Yapay zeka insana hizmet mi edecek yoksa insanı kontrol mü edecek? Teknoloji şirketleri ellerine geçen bu asimetrik gücü nasıl kullanacak? Hızla büyüyen bu şirketlerin derebeyi hale gelmesinin önü nasıl alınacak? Kişisel veriler üzerinden bireylerin ve toplumların manipülasyonu nasıl engellenecek?" sorularıyla karşı karşıya bulunduğunu, buna verilecek cevapların ise hayati önemde olacağını anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin Yapay Zeka Eylem Planı'nın bu hassasiyetlerin ürünü olduğunun altını çizen Erdoğan, "Eylem planımız 'fark et, istifade et, üret ve yönet' olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi." bilgisini verdi.</p>
<p>Planın birinci ekseni olan "fark et" hedefleri doğrultusunda yapay zekanın ihtiva ettiği fırsat ve riskleri millete aktarıp, toplumun her kesiminde bu konudaki bilinç ve temel etkinlikleri artıracaklarını dile getiren Erdoğan, "Her yaştan insanımızın yapay zekayı doğru anlamasını, güvenli biçimde kullanmasını sağlamak üzere Ulusal Yapay Zeka Okuryazarlığı Programı'nı başlatacağız. 81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, veriye erişimi kolaylaştırarak, araştırmacıların, girişimcilerin ve kamu kurumlarının veriyi değere dönüştürme sürecini hızlandıracaklarını söyledi.</p>
<p>"Sağlık, tarım, savunma ve elektronik ticaret başta olmak üzere en az 2 bin kamu veri setini Ulusal Veri Kütüphanesi üzerinden milletimizin istifadesine sunacağız." diyen Erdoğan, kullanıcıların haklarını koruyan ve yatırımcılara öngörülebilirlik sağlayan bir düzenleyici çerçeve oluşturacaklarını, orantılı risk yaklaşımına dayalı bu çerçeveyle yeniliğin önünü açarken, vatandaşların mahremiyet ve emniyetini de güvence altına alacaklarını bildirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, planın ikinci ekseni olan "istifade et" kapsamında yapay zekayı kamudan sanayiye, eğitimden sağlığa, tarımdan güvenliğe kadar hayatın farklı alanlarında somut faydaya dönüştüreceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>"Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak"</strong></p>
<p>Veri merkezlerinin uluslararası standartlara uygunluğunu ve enerji verimliliğini teminat altına alacak hukuki düzenlemeyi hayata geçireceklerini belirten Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"2030 yılına kadar ülkemizin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata (GW) çıkaracağız. Elektronik devleti, vatandaşımızın yapay zeka destekli kamu hizmetlerini doğrudan deneyimli hale getireceği dönüşüm alanı olarak ele alacağız. Kamu yatırım programlarımızdan yapay zeka projelerine en az yüzde 2 pay ayıracağız. Kamu sektörümüz başarılı ve yerli yapay zeka çözümlerinin ilk alıcısı ve en güçlü referansı olacak. Sağlık, enerji ve akıllı üretim başta olmak üzere öncelikli alanlarda fikirleri sahada test edilmiş ürünlere dönüştürecek KOBİ'lerimize yapay zeka kuponlarıyla erişilebilir teknoloji sağlayacağız."</p>
<p>Erdoğan, planın üçüncü ekseni olan "üret" hedeflerinde, vatandaşların yapay zeka ile değer üretmesini temin edeceklerini, kendi modellerini geliştireceklerini kaydetti.</p>
<p>Yatırımcılara enerjisi ve altyapısı hazır kampüsler, KOBİ'lere ve araştırmacılara hızlı prototip imkanı sunan yapay zeka büyüme bölgeleri kuracaklarını aktaran Erdoğan, Ulusal Yapay Zeka Araştırma Fonu ile araştırmaların, Yapay Zeka Büyüme Fonu ile girişimlerin gerçekleşmesini ve ölçeklenmesini destekleyeceklerini söyledi.</p>
<p>Erdoğan, Türkçe Büyük Dil Modeli çalışmalarını dijital egemenliği güçlendirmek üzere kararlılıkla sürdüreceklerinin altını çizerek, "Geliştirme çalışmaları devam eden TÜBİTAK'ın yerli dil modeli Bilge, bu yolda katettiğimiz mesafenin önemli bir göstergesidir. Yine T3 Vakfımız ve Baykar iş birliğinde geliştirilen büyük dil modeli ile HAVELSAN'ımızın Main Platformu'ndaki 9 milyar parametreli büyük dil modeli Türkçenin bütün zenginliğini merkeze alan önemli çalışmalardır." diye konuştu.</p>
<p>Turkcell ve diğer mobil iletişim şirketlerinin veri odaklı çalışmalarının Türkiye için kıymetli adımlar olduğunu ifade eden Erdoğan, yapay zekanın imalat sanayisinde ve katma değerli ürünlerde kullanımını yaygınlaştıracak robotik teknoloji kabiliyetlerini derinleştireceklerini dile getirdi.</p>
<p><strong>"Öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız"</strong></p>
<p>Erdoğan, planın "yönet" hedefine değinerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"'Yönet' hedeflerimiz çerçevesinde ise egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz. Uluslararası girişimcilere tek pencereden en çok 30 iş gününde sunacağımız yol haritasıyla öngörülebilir, hızlı ve koordineli bir yatırım ortamı sağlayacağız.</p>
<p>İstanbul'u yapay zeka alanında Türkiye'nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisi şehri olarak konumlandıracağız. Terminal İstanbul'u girişimcilerimizin ve küresel yatırımcıların buluşma zemini olarak kullanacağız. OECD, G20, Birleşmiş Milletler ve diğer platformlarda insan merkezli yapay zeka standartlarının belirlenmesinde etkin bir rol üstleneceğiz. Türk Devletleri Teşkilatıyla aşamalı olarak Oğuz, Kıpçak ve Karluk dillerini kapsayan ortak bir Türk dilleri büyük dil modeli geliştireceğiz."</p>
<p>Erdoğan, yenilikçi yapay zeka çözümlerinin kontrollü bir ortamda test edilmesini sağlamak üzere en az 5 öncelikli sektörde düzenleyici deney alanları kuracaklarını anlatarak, "Planımızın uygulanması, kamu kurumlarımızın, özel sektörümüzün, üniversitelerimiz ve araştırma merkezlerimizin ortak katkısıyla olacaktır. Ulusal Yapay Zeka Kurulu ise bu sürecin yönetişim zeminini teşkil edecektir." dedi.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ilgili tüm kurumlarla yakın işbirliği içinde eylemlerin uygulanmasını düzenli olarak takip edeceğini belirten Erdoğan, "Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı ile harekete geçireceğimiz kaynakların üreteceği katma değerin 1 trilyon lirayı aşmasını bekliyoruz. Türkiye'yi yapay zeka çağının öncü ülkeleri arasına inşallah hep birlikte taşıyacağız. Türkiye Yüzyılı'nı aynı zamanda dijital üretimin yüzyılı yapacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Bizim çocukların galibiyetini hep birlikte yaşayacağız"</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca zirveye ilişkin hazırlanan videonun katılımcılara izletilmesiyle başlayan programda, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da bir konuşma yaptı.</p>
<p>Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim etti.</p>
<p>Hediye takdiminin ardından Erdoğan'a ve katılımcılara, Milli Takım için yapay zeka yardımıyla hazırlanan şarkı dinletildi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın yapıldığı bölgenin eskiden Camialtı Tersanesi olduğunu, ortaöğretimdeyken 7 yıl burada amatör kümede futbol oynadığını belirterek, "Buradan İETT'ye transfer oldum, daha sonra da İETT'de 8 yıl devam ettim. Hayatımızda böyle bir serüven var. İnşallah yarın sabah 07.00'de futbol takımımızın, millilerimizin, bizim çocukların galibiyetini hep birlikte yaşarız, yaşayacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-yapay-zeka-eylem-plani-10-milyar-dolarlik-kaynagi-harekete-gecirecegiz-81063</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/3/1280x720/34-1781359024.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı&#039;nı açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Eylem planımız &#039;fark et, istifade et, üret ve yönet&#039; olmak üzere 4 temel eksen ve her eksende birbirini tamamlayan 4 eylem üzerine inşa edildi.&quot; dedi. Erdoğan, &quot;81 ilimizde hayata geçireceğimiz yapay zeka okuryazarlığı atölyeleriyle 2 yılda 5 milyon vatandaşımıza eğitim vereceğiz. 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştireceğiz.&quot; ifadelerini kullandı. 2030 yılına kadar Türkiye&#039;nin veri merkezi kurulu gücünü en az 1 gigavata çıkaracaklarını anlatan Erdoğan, &quot;&#039;Yönet&#039; hedeflerimiz çerçevesinde egemen yapay zeka kapasitemizi güvence altına alacak ve güçlendireceğiz. Bu doğrultuda veri merkezi, bulut ve yapay zeka altyapılarında en az 10 milyar dolarlık özel sektör ağırlıklı kaynağı harekete geçireceğiz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aciga-satis-yasagi-tekrar-uzatildi-81062</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Açığa satış yasağı tekrar uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul AŞ pay piyasalarında açığa satış işlemlerinin yasaklanmasına ilişkin tedbir ve uygulamalara devam edilmesini kararlaştırdı.</p>
<p>SPK, duyurusuna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin 26 Haziran'a kadar devam edeceği bildirildi.</p>
<p>Açığa satış yasağı 12 Haziran'da sona ermişti. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aciga-satis-yasagi-tekrar-uzatildi-81062</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, 12 Haziran&#039;da biten açığa satış yasağını 26 Haziran&#039;a kadar uzattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/etimesgut-havalimani-yeni-adiyla-aciliyor-81061</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Etimesgut Havalimanı yeni adıyla açılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ankara Havalimanı'nın açılışı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Başkentin ev sahipliği yapacağı 7-8 Temmuz'daki NATO Zirvesi'nde de dünya liderlerinin karşılanacağı havalimanını yeni ismiyle duyuran Uraloğlu, "Başkent hazır, Türkiye hazır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımlarıyla Ankara Havalimanı'nı hizmete açıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, paylaşımda yer verdiği görselde, törenin 15 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirileceğini kaydetti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/etimesgut-havalimani-yeni-adiyla-aciliyor-81061</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/7/1280x720/etimesgut-askeri-havaalani-1769575925.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Etimesgut Havalimanı&#039;nın &quot;Ankara Havalimanı&quot; olarak 15 Haziran&#039;da açılacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-duyurdu-yerli-manevra-lokomotifi-tanzanyaya-ihrac-edilecek-81060</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Uraloğlu duyurdu: Yerli manevra lokomotifi Tanzanya&#039;ya ihraç edilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi AŞ (TÜRASAŞ) tarafından yerli ve milli imkanlarla üretilen "DE 10000 Manevra Lokomotifi"nin Tanzanya'ya ihraç edileceğini duyurdu. </p>
<p>Yazılı açıklamasında, yerli ve milli demir yolu araçları vizyonu sayesinde Türkiye'nin artık kendi lokomotiflerini üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna ulaştığını belirten Uraloğlu, "Yaptığımız yatırımlarla demir yollarımızda yerli ve milli araçlarımızın kullanımını her geçen gün artırıyoruz. Bununla birlikte yalnızca ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamakla yetinmiyor, geliştirdiğimiz ve ürettiğimiz demir yolu araçlarını uluslararası pazarlara da sunuyoruz. Türk mühendisliği ve işçiliğinin ürünü olan araçlarımızın yurt dışında tercih edilmesi bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Yaptığımız görüşmeler neticesinde TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğünde ürettiğimiz lokomotifimizin Afrika'nın doğusunda yer alan Tanzanya'ya ihraç edileceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, Türkiye'nin ve Orta Doğu'nun en büyük raylı sistem araç üreticilerinden TÜRASAŞ'ın üretimdeki başarısının kıtaları aşarak Afrika'ya ulaştığını vurguladı.</p>
<p>İlk yerli ve milli dizel elektrikli lokomotif "DE 10000"in Tanzanya demir yolu filosunda hizmet vereceğini belirten Uraloğlu, "Bu ihracat, yerli ve milli demir yolu sanayimizin ulaştığı seviyenin ve uluslararası alanda gördüğü güvenin önemli bir göstergesidir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Yerli Özgün Motor kullanıldı"</strong></p>
<p>Uraloğlu, TÜBİTAK KAMAG Projesi kapsamında TÜRASAŞ-TÜBİTAK ortaklığında üretilen 1000 hp üzeri ilk yerli ve milli dizel motor olan "Özgün Motor"un Tanzanya'ya ihraç edilecek lokomotifte kullanıldığını bildirdi.</p>
<p>Yüksek yerlilik oranıyla geliştirilen ve tüm fikri mülkiyet haklarının Türkiye'ye ait olduğu Özgün Motor'un ilk kez yerli bir lokomotif platformunda kullanılarak uluslararası pazarlara ihraç edileceğini belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Motor geliştirme sürecinde kazanılan mühendislik, bilgi birikimi ve tasarım kabiliyeti, Türkiye'nin güç sistemleri alanındaki teknolojik yetkinliğini bir üst seviyeye taşıdı. Ticarileşme aşamasına ulaşan motor, demir yolu başta olmak üzere farklı sektörlerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek stratejik bir ürün olarak öne çıkıyor."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-duyurdu-yerli-manevra-lokomotifi-tanzanyaya-ihrac-edilecek-81060</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Yaptığımız görüşmeler neticesinde TÜRASAŞ Eskişehir Bölge Müdürlüğünde ürettiğimiz lokomotifimizin Afrika&#039;nın doğusunda yer alan Tanzanya&#039;ya ihraç edileceğini duyurmaktan memnuniyet duyuyorum.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tdi-konak-rihtimi-ozellestirilecek-81059</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 15:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> TDİ Konak Rıhtımı özelleştirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ'ye (TDİ) ait bazı taşınmazlar ile TDİ Konak Rıhtımı İşletmesinin "işletme hakkının verilmesi"ne ilişkin duyurusu, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, TDİ'ye ait İzmir'in Konak ilçesi Ahmetağa Mahallesi'ndeki bazı taşınmazlar ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alanda faaliyet gösteren TDİ Konak Rıhtımı İşletmesi bir bütün halinde işletme hakkının verilmesi yöntemiyle 36 yıllığına özelleştirilecek.</p>
<p>İhale şartnamesi 150 bin lira ve geçici teminat bedeli 90 milyon lira olarak belirlendi.</p>
<p>İhale, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek. Süreç, pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla yapılacak açık artırmayla sonuçlandırılacak.</p>
<p>İhaleye katılmak isteyenlerin 5 Ağustos'a kadar teklif vermesi gerekiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tdi-konak-rihtimi-ozellestirilecek-81059</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TDİ&#039;ye ait İzmir&#039;in Konak ilçesindeki bazı taşınmazlar ile TDİ Konak Rıhtımı İşletmesi bir bütün halinde işletme hakkının verilmesi yöntemiyle ÖİB tarafından özelleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/saglik-inovasyon-programi-kapsaminda-kazanan-start-uplar-belli-oldu-81057</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 14:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sağlık İnovasyon Programı kapsamında kazanan start-up’lar belli oldu </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Novartis Türkiye öncülüğünde Tenity, MEXT ve İsviçre Büyükelçiliği ile Swissnex desteğiyle uygulanan, sağlık alanında yenilikçi start-up projelerinin yarıştığı Sağlık İnovasyon Programı sonuçlandırıldı. Projeye 20 ayrı ülkeden 103 girişimin katıldığı açıklanan programın final nitelikli “İnovasyon Günü”nde 11 girişim sunumunu yaptı ve jüri 3 girişimi seçti. Bu start-up girişimler, çoğunluğu ağlara erişim ve iş geliştirmeye yönelik desteklerden yararlanacak. </p>
<p>Yarışma öncesi düzenlenen basın toplantısında konuşan Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, Türkiye’de üretim ve ihracat yaptıklarını hatırlatarak, ayrıca Türkiye’de klinik araştırmalara en fazla destek veren firmalardan biri olduklarını, erken fazlardaki araştırmaları yapmayı da istediklerini vurguladı. Barış, Sağlık İnovasyon Programının sağlık ve finansı birlikte değerlendiren yaklaşımıyla farklılaştığını belirterek, “Çoğunlukla erken tanı ve tarama, tedaviye uyum, hasta yolculuğunun iyileştirilmesi, sağlık hizmetlerinin finansal sürdürülebilirliğinin sağlanması konusunda girişimci firmalarımızdan başlıklar duyacağız” dedi. </p>
<p><strong>Erdem: Türkiye’nin sağlık inovasyonu alanında fırsat penceresi var</strong></p>
<p>MESS tarafından kurulan ve kâr amacı gütmeyen teknoloji merkezi MEXT’in Genel Müdürü Efe Erdem de Avrupa Dijital İnovasyon Merkezi olarak tescil edildiklerini, yarışma finalistlerine bu ağa erişme imkanı vereceklerini kaydetti. Yapay zeka ile sağlıkta büyük bir potansiyel gördüklerini belirten Erdem, “Ülkemizin çok dinamik ve genç bir girişimci profili var. Finalist 11 girişime baktığımız zaman dünyadaki sağlık trendlerini çok doğru okuduklarını görüyoruz. Ülkemizde diğer ülkelere göre daha olgun bir veri altyapısı var. Yapay zekanın ham maddesinin veri olduğunu düşünecek olursak ciddi bir avantaj sağlama imkanımız olduğunu düşünüyoruz. Sağlık odaklı yeni platformlar ülkemizde hayata geçiriliyor. Biz de hem sağlık bilimleri hem yapay zekaya önem veren bir ülkenin desteklediği girişimcilerin global arenada fırsat yakalayacağını düşünüyoruz. MEXT olarak bu doğrultuda tüm müktesebatımızı hem bu programın paydaşlarına hem ülkemizdeki girişimcilere sunmaya hazırız” diye konuştu. </p>
<p>İsviçre’nin Türkiye Büyükelçisi Guillaume Scheurer de basın toplantısında, İsviçre’nin bilim-teknoloji-inovasyon alanındaki küresel faaliyetlerini yürüten Swissnex platformunun bulunduğunu belirterek, ülkelerde kurdukları işbirliklerini kıymetli bulduklarını söyledi.</p>
<p><strong>Finalistler büyüme aşamasına geçmiş girişimler </strong></p>
<p>Basın toplantısında bir soruyu yanıtlayan start-up yarışma organizasyonu-firma seçimi ile bu tür girişimleri küresel pazara taşıma alanında çalışan Tenity’nin Ülke Müdürü Sabina Babayeva, büyüme aşamasına geçmiş, bazıları yatırım almış girişimlere odaklandıklarını belirterek, “Bu programda firmaların bir iş birliği, partnerlik, bir fırsat varsa bunu yakalamasını istedik. Start-up deyince genç, daha yeni, üniversite öğrencilerinden oluşan takımlar akla gelir. Burada ise (başvuranların) Novartis gibi global şirketlerle birlikte çalışma potansiyeline sahip olmasını istedik. O nedenle katılan şirketlerin bazılarının yatırım almış, satış gerçekleştiren firmalardan olduğunu söyleyebilirim” dedi. Serkan Barış da seçilen girişimlere Novartis, MEXT ve diğer paydaşların ağlara katılma, danışmanlık-yönlendiricilik, global arenada görünürlük sunacağını açıkladı. </p>
<p>Yapılan sunumların ardından inme, onkoloji ve pulmoner görüntüleme alanında yapay zeka destekli görüntüleme ve erken tanı çözümü sunan HEVI AI birinci olurken, yapay zeka destekli kronik hastalık yönetimi çözümü sunan Albert Health ikinci, yapay zeka destekli klinik veri yönetimi çözümü sunan Tenacio üçüncü oldu. <br />Finalist 11 proje içinde kritik hastalık alanlarında (kardiyovasküler, renal ve metabolizma hastalıkları, meme kanseri, SMA, ürtiker) ve alternatif finansman konusunda, sağlık hizmetlerine erişimin artırılması, dijital dönüşümün desteklenmesi ve hasta deneyiminin iyileştirilmesine yönelik çözümler yer aldı.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/saglik-inovasyon-programi-kapsaminda-kazanan-start-uplar-belli-oldu-81057</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/7/1280x720/3463-1781351142.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Novartis Türkiye öncülüğünde düzenlenen Sağlık İnovasyon Programı sonuçlandırıldı. Türkiye’de üretim ve ihracat yaptıklarını anımsatan Novartis Türkiye Ülke Başkanı Serkan Barış, erken fazlardaki araştırmaları yapmayı da istediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bu-hafta-borsa-kazandirdi-altinda-dusus-devam-etti-81051</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu hafta borsa kazandırdı, altında düşüş devam etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 1,78 artışla 13.938,48 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 13.567,35 puanı, en yüksek 14.125,84 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 5,41 değer kazancıyla 19.643,91 puana teknoloji endeksi yüzde 2,22 artışla 47.450,78, sanayi endeksi yüzde 2,26 düşüşle 17.757,54 puana, hizmetler endeksi yüzde 0,26 azalışla 12.717,60 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 16,09 ile Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ'yi yüzde 13,39 ile Yapı ve Kredi Bankası ve yüzde 12,56 ile Akbank izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 33,33 ile Margün Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ, yüzde 16,25 ile Astor Enerji ve yüzde 15,82 ile Fenerbahçe Futbol AŞ oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 692 milyar 900 milyon lirayla ASELSAN, 570 milyar 780 milyon lirayla Garanti BBVA ve 558 milyar lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altın değer kaybetti</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 3,66 azalışla 6 bin 232 lira, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,64 düşüşle 42 bin 6 lira oldu.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftadaki kapanışının yüzde 3,66 altında 10 bin 439 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,39 artarak 46,2650 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yüzde 0,39 artışla 53,5740 lira oldu.</p>
<p>Geçen hafta 61,8050 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,42 artışla 62,0620 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,08 değer kaybederek 58,0880 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bu-hafta-borsa-kazandirdi-altinda-dusus-devam-etti-81051</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/6/1280x720/dolaraltin-gold-1779164059.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 1,78 artışla tamamlarken, 24 ayar külçe altının gramı yüzde 3,66, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 3,64, çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,66 düştü. Dolar ve euro yüzde 0,39 değer kazandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2-ilde-23-tasinmaz-ozellestirilecek-81049</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 ilde 23 taşınmaz özelleştirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ve plan değişikliklerine yönelik kararlarına onay verildi.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Muğla'nın Datça ilçesi Emecik Mahallesi'ndeki 19 taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındı.</p>
<p>Mülkiyeti Ankara Üniversitesi Rektörlüğü adına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesi Dikmen Mahallesi'ndeki 4 taşınmazın da özelleştirilmesi kararlaştırıldı.</p>
<p>Özelleştirmelerin, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuk tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak yapılmasına ve 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanmasına karar verildi.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Yuva Mahallesi'ndeki taşınmaza, "gelişme konut, anaokulu, ilkokul, ortaokul, sağlık tesisi, sosyal tesis alanları ile cami, belediye hizmet alanı, rekreasyon alanı, teknik altyapı alanı, park ve yol" kullanım kararları getirilmesine yönelik nazım imar ve uygulama imar planları onaylandı.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, İstanbul'un Ataşehir ilçesi Kayışdağı Mahallesi'ndeki taşınmazlara, "ticaret-turizm konut, anaokulu, ilkokul, ortaokul, mesleki ve teknik öğretim tesisi, resmi kurum alanları ile özel sosyal tesis, özel sağlık tesisi alanı, cami, park, raylı toplu taşıma istasyon alanı, trafo alanı ve yol" kullanım kararları getirilmesine yönelik nazım imar planı değişikliği ile uygulama imar planının onaylanmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2-ilde-23-tasinmaz-ozellestirilecek-81049</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muğla ve Ankara&#039;da bulunan toplam 23 taşınmaz özelleştirilecek. İstanbul ve Ankara&#039;daki imar plan değişiklikleri de onaylandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/yer-alti-maden-isletmeleriyle-ilgili-degisiklik-resmi-gazetede-81048</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 11:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yer altı maden işletmeleriyle ilgili değişiklik Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yer altı maden işletmelerine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, yer altı kömür işletmeciliğine başlanılarak hazırlık faaliyetinde bulunulan işletmelerde destek katsayısı 0,8 oldu.</p>
<p>Randıman, yer altı taş kömürü işletmeciliği faaliyeti yürütülen işletmelerde yevmiyesi 250 kilogram (kilogram/yevmiye) değerinden küçükse destek katsayısı 0,8 olacak, eşit ve bu değerden büyükse ve 500 kilogram/yevmiye değerinden küçükse 0,9 olarak, 500 kilogram/yevmiye değerine eşit ya da büyükse 1 olarak uygulanacak.</p>
<p>İlgili madde kapsamında 2026-2028 dönemi için yer altında çalışan işçi başına işverene verilecek destek tutarları da belirlendi.</p>
<p>Bu çerçevede, destek ödemesi talep edilen ilgili ay için gerekli şartların sağlanması halinde, destek ödemesine esas tutarın yarısı ödenecek.</p>
<p>Talep edilen ayda ilgili iş yerinde üretilen kömür miktarının, bir önceki yılın aynı ayındaki üretim miktarına kıyasla en az yüzde 10 arttığının tespit edilmesi halinde, destek ödemesine esas tutarın yarısı ilgili bende ilave olarak ödenecek.</p>
<p>Destek ödemesi hesaplanmasında, bir önceki yılın aynı ayında üretim yapılmadığının tespiti halinde, herhangi bir kıyaslama şartı aranmaksızın destek ödemesine esas tutarın yarısı ilgili bende ilave olarak verilecek.</p>
<p>Yer altı kömür işletmeciliğine yeni başlanılarak hazırlık faaliyetlerinde bulunulan işletmelerde, talep edilen ay için destek ödemesine esas tutarın tamamı ödenecek.</p>
<p>Karar, 1 Ocak'tan geçerli olmak üzere bugün yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/yer-alti-maden-isletmeleriyle-ilgili-degisiklik-resmi-gazetede-81048</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/maden-medencilik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yer altı maden işletmelerinde meydana gelen maliyet artışlarının karşılanması amacıyla destek verilmesi hakkındaki kararda yapılan değişiklik Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kazakistan-plakali-araclara-uluslararasi-tasima-yetkisi-81046</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kazakistan plakalı araçlara uluslararası taşıma yetkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kazakistan plakalı taşıtlara uluslararası taşımalar kapsamında yetki verilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığınca her yıl belirlenecek kota dahilinde Kazakistan plakalı taşıtlara da uluslararası taşıma yetkisi verilecek.</p>
<p>Söz konusu kota, Türkiye'ye demir yolu, deniz yolu veya hava yoluyla gelen ve varış noktasından kara yolu taşıtlarıyla üçüncü ülkelere gidecek yüklerin taşınmasında kullanılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kazakistan-plakali-araclara-uluslararasi-tasima-yetkisi-81046</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan karara göre, Kazakistan plakalı taşıtlara uluslararası taşımalar kapsamında yetki verilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-borclarinda-teminatsiz-taksitlendirme-siniri-10-milyon-liraya-cikarildi-81045</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergi borçlarında teminatsız taksitlendirme sınırı 10 milyon liraya çıkarıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vergi borçlarının taksitlendirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mükelleflerin borçlarını taksitler halinde ödemesini kolaylaştırmak amacıyla teminat alınmadan tecil edilebilecek tutar 250 bin liradan 10 milyon liraya çıkarıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-borclarinda-teminatsiz-taksitlendirme-siniri-10-milyon-liraya-cikarildi-81045</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/vergi-kdv-tl-1767250698.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergi borçlarının taksitlendirilmesinde teminatsız tecil yapılabilecek tutar 250 bin liradan 10 milyon liraya çıkarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/10-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-81042</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 ilde acele kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>10 ilde enerji iletim altyapısı projeleri kapsamında bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, enerji nakil hatlarının yapımı amacıyla Afyonkarahisar, Aksaray, Aydın, Bilecik, İzmir, Konya, Nevşehir ve Sivas illerinde belirlenen güzergahlara isabet eden taşınmazların elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Sakarya'nın Geyve ilçesinde 154 kV Pamukova RES-(Geyve RES TM-Paşalar TM) (Girdi-Çıktı) (Kuzey-Güney) Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında belirlenen güzergahlara isabet eden bazı taşınmazlar direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğünce acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Ayrıca, 154 kV G24 Kütahya GES TM-Altıntaş TM Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında bazı taşınmazların da TEİAŞ tarafından direk yerleri mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarileri ise irtifak hakkı kurmak suretiyle TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/10-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-81042</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji iletim altyapısı projeleri nedeniyle Afyonkarahisar, Aksaray, Aydın, Bilecik, İzmir, Konya, Nevşehir, Sivas, Sakarya ve Kütahya&#039;da bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasindan-13-milyar-dolarlik-surdurulebilir-sendikasyon-kredisi-81036</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş Bankası&#039;ndan 1,3 milyar dolarlık sürdürülebilir sendikasyon kredisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İş Bankası, 658,8 milyon dolar ve 520,3 milyon euro tutarında 367 gün vadeli sürdürülebilir sendikasyon kredisi sağladığını duyurdu.</p>
<p>Yaklaşık 1,3 milyar dolarlık kredi, bankanın sürdürülebilir finansman çerçevesi doğrultusunda çevresel ve/veya sosyal fayda odaklı faaliyetlerinin finansmanında kullanılacağı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, küresel piyasalarda risk iştahının dalgalı seyrettiği bir ortamda önceki döneme göre daha düşük bir fiyat seviyesinden tamamlanan işleme Avrupa, Orta Doğu, Asya ve Amerika'daki 18 ülkeden 47 banka katıldı.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Türkiye'nin sürdürülebilir ekonomik gelişimine sundukları desteğin devamı niteliğindeki bu işlemle, geçen yılın aynı döneminde temin ettikleri sendikasyon kredisini yenileyerek uluslararası piyasalarda hem bankalarına hem de Türkiye ekonomisine duyulan güveni bir kez daha teyit ettiklerini belirtti.</p>
<p>Aran, ilgili kredinin, İş Bankasının sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çok boyutlu çalışmalar için güçlü bir kaynak niteliği taşıdığını kaydetti.</p>
<p>Sağlanan finansmanı etkin bir şekilde kullanarak sürdürülebilir ekonomik büyümeye katkı sunacaklarını vurgulayan Aran, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ayrıca net sıfır hedeflerimiz doğrultusunda hayata geçirdiğimiz iklim dönüşüm planının uygulanmasını destekleyeceğiz. Finansmanın dönüştürücü gücünden yararlanarak, emisyon yoğun sektörlerde belirlediğimiz azaltım hedeflerine ulaşmak ve sektörel dönüşümü hızlandırmak amacıyla müşterilerimize sunduğumuz yeşil finansman çözümlerini çeşitlendirmeye devam edeceğiz. Gerçekçi, iddialı ve uygulanabilir adımlarla şekillendirdiğimiz iklim stratejimiz ve sektörler bazında oluşturduğumuz somut yol haritalarıyla, reel sektörün düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine ve müşterilerimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna öncülük etmeyi sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasindan-13-milyar-dolarlik-surdurulebilir-sendikasyon-kredisi-81036</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/8/1280x720/hakan-aran-1756134973.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Banka tarafından temin edilen yaklaşık 1,3 milyar dolarlık sürdürülebilir sendikasyon kredisiyle ilgili açıklama yapan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, &quot;Gerçekçi, iddialı ve uygulanabilir adımlarla şekillendirdiğimiz iklim stratejimiz ve sektörler bazında oluşturduğumuz somut yol haritalarıyla, reel sektörün düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine ve müşterilerimizin yeşil dönüşüm yolculuğuna öncülük etmeyi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/10-yillik-yekdem-sonrasi-ihtiyac-fazlasi-enerji-fiyati-belli-oldu-81047</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 yıllık YEKDEM sonrası ihtiyaç fazlası enerji fiyatı belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Lisanssız üretim faaliyetinde bulunan ve Yenilenebilir Enerji Kaynakları (YEK) Desteklenme Mekanizmasına tabi olduğu 10 yıllık sürenin bitiminden itibaren lisanssız üretim faaliyetine devam eden elektrik üretim tesislerinde üretilen ihtiyaç fazlası elektrik enerjisine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, Elektrik Piyasası Kanunu'nun ilgili maddesi kapsamında lisanssız üretim faaliyetinde bulunan ve YEK Desteklenme Mekanizmasına tabi olduğu 10 sürenin bitiminden itibaren lisanssız üretim faaliyetine devam eden elektrik üretim tesislerinde üretilen ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat ile usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p>Bu kapsamda, 10 yıllık lisanssız üretim süresi dolan ve kanunun ilgili maddesi kapsamında yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız üretim faaliyetine devam eden elektrik üretim tesislerinde tüketim tesisi ile aynı ölçüm noktasında olan lisanssız elektrik üretim tesislerinde üretilen elektrik enerjisinin tamamı satışa konu edilebilecek.</p>
<p>Ayrıca, tüketim tesisi ile farklı ölçüm noktasında olan lisanssız elektrik üretim tesislerinde ihtiyacın üzerinde üretilen elektrik enerjisi satışa konu edilebilecek.</p>
<p>Satışa konu edilebilecek ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi miktarı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından belirlenecek. İhtiyaç fazlasının üzerinde sisteme verilen elektrik enerjisi YEK Destekleme Mekanizmasına bedelsiz katkı olarak dikkate alınacak.</p>
<p>Lisanssız elektrik üretim tesislerinde ihtiyacın üzerinde üretilen elektrik enerjisinin iletim veya dağıtım sistemine verilmesi halinde, saatlik mahsuplaşma sonrasında sisteme verilen elektrik enerjisi için uygulanacak alım fiyatı, ilgili kanun kapsamında lisanslı üretim tesisleri için tesis tipi bazında uygulanan güncel YEK Destekleme Mekanizması fiyatının yüzde 90'ının virgülden sonra iki hane olacak şekilde yuvarlanmasıyla elde edilen değer olacak.</p>
<p>Bu değer, elektrik piyasasında oluşan saatlik piyasa takas fiyatını geçemeyecek. Lisanssız üretim faaliyeti kapsamında satışa konu edilebilecek elektrik enerjisinin ilgili görevli tedarik şirketi tarafından satın alınması zorunlu olacak.</p>
<p>Bu madde gereğince görevli tedarik şirketleri tarafından satın alınan elektrik enerjisi, ilgili görevli tedarik şirketleri tarafından YEK Destekleme Mekanizması kapsamında üretilmiş ve sisteme verilmiş kabul edilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/10-yillik-yekdem-sonrasi-ihtiyac-fazlasi-enerji-fiyati-belli-oldu-81047</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Lisanssız üretim faaliyetinde bulunan YEKDEM&#039;e tabi olduğu 10 yıllık sürenin bitiminden itibaren lisanssız üretim faaliyetine devam eden elektrik üretim tesislerinde üretilen ihtiyaç fazlası elektrik enerjisi için uygulanacak fiyat ile uygulamayla ilgili usul ve esaslar belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/siirtteki-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-81044</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siirt&#039;teki petrol arama ruhsatı uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, TPAO'nun Siirt'te sahip olduğu AR/TPO/K/L47-c3 pafta no.lu petrol arama ruhsatının süresi, bölgenin hidrokarbon potansiyelinin ortaya çıkarılarak ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla 4 Temmuz 2026'dan 4 Temmuz 2028'e uzatıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/siirtteki-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-81044</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tpao.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun Siirt&#039;te sahip olduğu petrol arama ruhsatının süresi 2 yıl uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/udy-nisanda-11-milyar-dolar-81035</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> UDY nisanda 1,1 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Yatırımcılar Derneği, Merkez Bankası Ödemeler Dengesi İstatistikleri’nin açıklanmasının ardından, Rakamlarla Uluslararası Doğrudan Yatırımlar (UDY) Bülteni’ni yayımladı.</p>
<p>Güncel resmi verilere göre, yılın ilk 4 ayında Türkiye’ye gelen toplam UDY miktarı, 3,7 milyar dolara ulaştı. Yılın ilk 4 ayında 2025’in aynı dönemine kıyasla yüzde 12’lik bir artış kaydedildi. Yılın ilk 4 ayının toplamı değerlendirildiğinde Türkiye’ye en çok yatırım yapan üç ülke; yüzde 22’lik payı ile Almanya, yüzde 21’lik payı ile ABD ve yüzde 12’lik payı ile Birleşik Krallık (BK) olarak sıralandı. 2003'ten itibaren Türkiye’ye gelen UDY girişlerinin toplam değeri ise 291 milyar doları aştı.</p>
<p>Geçen nisan ayında gerçekleşen toplam Uluslararası UDY girişi 1,1 milyar dolar olarak hesaplanırken, bu yatırımların 706 milyon doları yatırım sermayesi şeklindeydi. Nisan ayındaki toplam UDY’nin 443 milyon doları borçlanma araçları, 164 milyon doları yabancı uyruklulara gayrimenkul satışı yoluyla kaydedildi. Aynı ay içerisinde yatırım tasfiyelerinin 226 milyon dolar değerinde aşağı yöndeki etkisiyle, Nisan ayındaki toplam UDY girişi 1,1 milyar dolar oldu. 2026 yılının Nisan ayı içerisinde gerçekleşen 706 milyon dolar değerindeki yatırım sermayesi girişlerinde, 145 milyon dolarlık yatırım girişi ile kimyasalların, kimyasal ürünlerin ve temel eczacılık ürünleri ile malzemelerinin imalatı, yüzde 21’lik bir pay aldı. Gıda, içecek ve tütün ürünleri imalatı ve toptan ve perakende ticaret sırasıyla yüzde 19 ve yüzde 12’lik paylarıyla aynı ay içerisinde gerçekleşen yatırım sermayesi girişlerinde öne çıkan diğer sektörler oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/udy-nisanda-11-milyar-dolar-81035</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası Yatırımcılar Derneği verilerine göre, uluslararası doğrudan yatırımlar nisanda 1,1 milyar dolar, ilk 4 ayda da 3,7 milyar dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dezenflasyon-sureci-birkac-ay-gecikmeyle-tekrar-yoluna-girecek-81034</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Dezenflasyon süreci birkaç ay gecikmeyle tekrar yoluna girecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, birkaç aylık gecikmeye rağmen dezenflasyon sürecinin tekrar yoluna gireceğini belirterek, "Fiyat istikrarının sağlanması çok önemli çünkü nihai hedefimiz sürdürülebilir yüksek büyüme” dedi. Şimşek, Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada mali disipline ilişkin bir endişe olmadığını vurgulayarak, “Deprem harcamalarına rağmen mali disiplini çok güçlü bir şekilde tesis ettik. Enflasyonun kalıcı şekilde düşük tek haneye indirilmesi için maliye politikası ve reform alanıyla en güçlü desteği vermeye devam edeceğiz. Biraz gecikse de bunu başaracağız; şoklara rağmen önemli olan ilerlemedir” açıklamasını yaptı. Savaşın etkilerini sınırlamak özellikle ham petrolün pompaya yansımasını sınırlamak için attıkları adımlara rağmen bütçe hedeflerini tutturacaklarını söyleyen Şimşek, “Bütçe açığının GSYH'ya oranı için bu sene hedef yüzde 3.5; eşel mobile rağmen büyük ihtimalle bundan daha iyi bir performans ortaya koyacağız” dedi. Şimşek, “Bu yılı yüzde 3 veya altı bir cari açıkla kapatırız. Sermaye çıkışlarına, savaşın etkilerine, altın fiyatlarındaki düşüşe rağmen rezervler kritik eşiklerin üzerinde veya yakınında. Rezervlerde altın fiyatlarındaki gerilemenin olumsuz etkilerini yaşadık. Rezervdeki değişimin neredeyse %40'ına yakını altın fiyatlarındaki değişim kaynaklı" diye konuştu.</p>
<p>Bakan Şimşek savaş döneminde hanehalkının önceki şoklardan farklı davranışını ise şöyle anlattı: “Geçen yıl çoklu şok yaşadık ve o dönem hanehalkı döviz talebi 5.2 milyar dolar oldu. İki yıl önce yerel seçimlere gidilirken endişelerle 9 milyar dolarlık talep vardı. Şu anda rn tarihin en büyük arz şoku var, savaş var ama savaş başımdan bu yana hanehalkının talebi bırakın döviz satışı var. Şubat sonundan bu yana 1.8 milyar dolar satışı var. Altına bir miktar talep oldu ama bu döviz satışı önemli. Hanehalkının finansal programın devamına olan inancını ortaya koyuyor.” Şimşek yurt içinde ve yurt dışında bulunan varlıkların ekonomiye kazandırılmasına ilişkin düzenleme ile yapılan istisnaların FATF kuralları ile tam uyumlu olduğunu bu kararın para aklamaya bir istisna tanımadığını vurguladı.</p>
<h2>"Sıkı duruş kararlılıkla sürüyor"</h2>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan'ın Türkiye Bankalar Birliği Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada temel önceliklerinim fiyat istikrarı olduğunu vurgulayarak sıkı duruşlarını kararlılıkla sürdürdüklerini belirtti. Küresel ve bölgesel gelişmelerin enerji piyasaları üzerinde yarattığı baskıya dikkat çeken Karahan, "Enerji fiyatlarındaki hızlı artış sebebiyle enfl asyonda nisan ayında bir artış gerçekleşti" dedi. Bu durumun fiyatlama davranışları üzerindeki olumsuz etkilerini yakından takip ettiklerini belirten Karahan, dezenflasyon hedeflerinden sapma yaşanmaması için makro ihtiyati tedbirlerin ve likidite yönetiminin etkin bir şekilde kullanılmaya devam edeceğini aktardı. Karahan, “Sıkı para politikası duruşumuz, dengelenen iç talep, sağlıklı cari denge, güçlü rezerv dezenflasyonun devamı açısından önemli güvence oluşturmakta” dedi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Şahap Kavcıoğlu da yeni dönemde bankacılık sektöründe sorumluluğun da fırsatların da artacağını kaydederek “Bankacılık sektörünün üstlenmesi gereken rol sadece fon sağlamak değil doğru proje ve verimli yatırımı önceliklendirmek” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dezenflasyon-sureci-birkac-ay-gecikmeyle-tekrar-yoluna-girecek-81034</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/4/1280x720/simsek-1781329278.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBB Genel Kurulu&#039;nda konuşan Bakan Şimşek, birkaç aylık gecikmeye rağmen dezenflasyon sürecinin tekrar yoluna gireceğini vurguladı. TCMB Başkanı Karahan da “Sıkı para politikası duruşumuz açısından önemli güvence oluşturuyor&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tskb-ile-jbicden-350-milyon-dolarlik-yesil-finansman-anlasmasi-81039</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSKB ile JBIC&#039;den 350 milyon dolarlık yeşil finansman anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) ile Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası (JBIC) arasında "GREEN 4" kredi anlaşması imzalandı.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde sağlanan kaynakla Türkiye genelinde sera gazı emisyonlarının azaltılmasını amaçlayan yenilenebilir enerji, enerji verimliliği, su ve atık yönetimi yatırımları ile diğer yeşil yatırımlara finansman sağlanacağı bildirildi.</p>
<p>Daha önce 2015, 2022 ve 2023'te JBIC ile hayata geçirilen GREEN kredi anlaşmalarının devamı niteliğindeki finansman kapsamında 350 milyon dolar tutarındaki "GREEN 4" kredi anlaşması imzalandı.</p>
<p>Anlaşmaya JBIC'in yanı sıra temsilci banka olarak MUFG Bank Ltd. de destek veriyor.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, TSKB, Samuray Bonoları ihracı aracılığıyla Japon sermaye piyasalarında başlattığı faaliyetlerini, 1999 Marmara depreminden etkilenen firmaların desteklenmesi amacıyla 2000'de JBIC ile imzaladığı ilk kredi anlaşmasıyla güçlendirirken, iki kurum arasındaki stratejik ortaklığın da temelleri atıldı. TSKB ve JBIC arasındaki iş birliği ilerleyen yıllarda sürdürülebilir kalkınma odağında derinleşerek devam etti. Bu kapsamda Türkiye'de sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlamak amacıyla 2015'te 150 milyon dolar tutarında GREEN 1 kredi anlaşması hayata geçirildi. Bunu, 2022'de imzalanan 220 milyon dolar tutarındaki GREEN 2 kredi anlaşması izledi. Türkiye'de 2023'te meydana gelen deprem felaketinin ardından ise iki kurum arasındaki köklü iş birliğinin ve Türkiye ile Japonya arasındaki dayanışmanın bir göstergesi olarak sağlanan 200 milyon dolar tutarındaki "GREEN 3" kredisiyle depremden etkilenen firmaların yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği yatırımları desteklendi.</p>
<p>Yeni anlaşmayla TSKB'nin son 10 yılda JBIC'ten sağladığı toplam finansman tutarı yaklaşık 1,2 milyar dolara ulaştı.</p>
<p><strong>"JBIC'ten temin edilen en yüksek tutarlı kredi"</strong></p>
<p>TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, JBIC ile 2000 yılından itibaren sürdürdükleri stratejik ortaklıklarını 350 milyon dolarlık bu yeni anlaşmayla bir üst seviyeye taşıdıklarını belirtti.</p>
<p>Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkılarını büyüteceklerini aktaran Uyar, GREEN 4 kredisinin JBIC'ten temin edilen en yüksek tutarlı kredi olma özelliğini taşıdığını ifade etti.</p>
<p>Uyar, kredinin Türkiye'nin enerji politikaları, 2053 net sıfır emisyon hedefi ve düşük karbonlu ekonomiye geçiş hedefleriyle uyumlu olduğunu vurgulayarak, "Türkiye, Paris Anlaşması kapsamındaki Ulusal Katkı Beyanı (NDC) çerçevesinde 2030'a kadar sera gazı emisyonlarını mevcut artış senaryosuna göre yüzde 41 azaltmayı hedeflerken, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması, enerji verimliliği, yeşil sanayi dönüşümünü öncelikli alanlar arasında konumlandırıyor. Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz." değerlendirmelerinde bulundu.</p>
<p>Bu yeni finansman ile Türkiye'nin COP31 Eylem Gündemi'ndeki önceliklerine, özellikle temiz enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme ve iklim eylemi uygulama mekanizması çalışmalarına katkı sunduklarını aktaran Uyar, "Hazine ve Maliye Bakanlığımız garantörlüğü altında değerli iş ortağımız JBIC ile imzaladığımız bu yeni anlaşmayla sürdürülebilir kalkınma rotasında ülkemiz için güçlü bir adım daha attık. Bu kapsamda, GREEN 4 kredimiz için Hazine ve Maliye Bakanlığı'na değerli desteklerinden dolayı en içten teşekkürlerimizi sunuyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>JBIC Genel Direktörü Hiroyuki Suzuki de GREEN 4 kredisinin, JBIC ve TSKB arasında süregelen işbirliği temelinde gelişen uzun soluklu ve yakın ortaklığı yansıttığını belirtti.</p>
<p>TSKB'nin finansman faaliyetleri aracılığıyla Türkiye'de sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesinde önemli rol üstlendiğini kaydeden Suzuki, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu kredinin, Türkiye’de yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve çevresel açıdan sürdürülebilir diğer yatırımların teşvik edilmesine katkı sağlaması, ülkenin enerji güvenliğini güçlendirmesi ve Japon şirketlerinin uzmanlık ve teknolojileriyle iş birliği fırsatları yaratmasını bekliyoruz. Japonya'nın politika odaklı finans kuruluşu olarak JBIC’in Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine yönelik çabalarını desteklemek ve Japonya ile Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri daha da güçlendirmek amacıyla TSKB ile yakın iş birliği içinde çalışmaya devam edeceğini paylaşmak isteriz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tskb-ile-jbicden-350-milyon-dolarlik-yesil-finansman-anlasmasi-81039</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/0/1280x720/ozan-uyar-1770204651.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası ile yapılan yeşil finansman anlaşması hakkında açıklama yapan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, &quot;Bu kaynakla yenilenebilir enerjiden su ve atık yönetimine kadar geniş bir yelpazedeki yeşil yatırımları destekleyerek ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkımızı daha da büyüteceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/4-bin-967-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti-81037</guid>
            <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 bin 967 hakim ve savcının görev yeri değişti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Birinci Dairesi, 4 bin 967 hakim ve savcıyı kapsayan 2026 yılı Adli ve İdari Yargı Ana Kararnamesi'ni tamamladı.</p>
<p>Kararnameye göre, adli yargıda 4 bin 608, idari yargıda ise 359 olmak üzere 4 bin 967 hakim ve savcının görev yerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Kararnameyle ağır ceza mahkemesi başkanlığına 160, bölge adliye mahkemesi daire başkanlığına 113, bölge adliye mahkemesi üyeliğine 471, bölge adliye mahkemesi Cumhuriyet savcılığına 80, Yargıtay tetkik hakimliğine 12 ve Yargıtay Cumhuriyet savcılığına 15 atama yapıldı.</p>
<p>Serik, Ortaca, Suşehri ve Sandıklı adliyelerine ilk kez ağır ceza mahkemesi başkanı ataması yapıldı.</p>
<p>Ayrıca, kararnameyle 33 ilin başsavcısı, 27 ilin ise komisyon başkanı değişti.</p>
<p>33 ilde yapılan başsavcı değişiklikleri şu şekilde:</p>
<p>"Mardin Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Akbulut Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına, Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çakmak Samsun Cumhuriyet Başsavcılığına, Düzce Cumhuriyet Başsavcısı Yasin Emre Mersin Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekili Ferhat Deniz Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığına, Alanya Cumhuriyet Başsavcısı Ali Öztürk Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığına, Çorlu Cumhuriyet Başsavcısı Bilgehan Yücel Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına, İzmir Cumhuriyet Başsavcıvekili Necati Kayaközü Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcıvekili Savaş Kılıç Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığına, Kütahya Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Uzun Konya Cumhuriyet Başsavcılığına, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı Necati Kurçenli Artvin Cumhuriyet Başsavcılığına, Bafra Cumhuriyet Başsavcısı Olcay Aksoy Sinop Cumhuriyet Başsavcılığına, Niğde Cumhuriyet Başsavcısı Ufuk Mustafa Süren Ordu Cumhuriyet Başsavcılığına, Mersin Cumhuriyet Başsavcıvekili Tolga Han Altınay Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığına, Batman Cumhuriyet Başsavcıvekili Barış Arıduru Batman Cumhuriyet Başsavcılığına, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı Uygur Kaan Arısoy Aydın Cumhuriyet Başsavcılığına, Boyabat Cumhuriyet Başsavcısı Uğur Akın Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığına, Erzurum Cumhuriyet Savcısı İbrahim Yusufoğlu Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığına, İskenderun Cumhuriyet Başsavcısı Muhammet Emin Ünalan Düzce Cumhuriyet Başsavcılığına, Menemen Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Kaçar Muş Cumhuriyet Başsavcılığına, Nizip Cumhuriyet Başsavcısı Erhan Birol Tokat Cumhuriyet Başsavcılığına, Tokat Cumhuriyet Başsavcısı Yunus Emre Büyükyurt Yalova Cumhuriyet Başsavcılığına, Bitlis Cumhuriyet Başsavcısı Emre Genç Bilecik Cumhuriyet Başsavcılığına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekili Hakan Hanay Mardin Cumhuriyet Başsavcılığına, Alaşehir Cumhuriyet Başsavcısı Aydın Tuncay Niğde Cumhuriyet Başsavcılığına, Samandağ Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Avcı Erzincan Cumhuriyet Başsavcılığına, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekili Özgür Celbek Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığına, Mustafakemalpaşa Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Canik Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına, İzmir Cumhuriyet Savcısı Fazıl Kandemir Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına, Bartın Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Rüfai Şahin Kırıkkale Cumhuriyet Başsavcılığına, Artvin Cumhuriyet Başsavcısı Murat Çalış Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığına, İnebolu Cumhuriyet Başsavcısı Ufuk Turan Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığına, Ağrı Cumhuriyet Başsavcısı Adem Çalış Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığına ve Hınıs Cumhuriyet Başsavcısı Yusuf Tuğrul Bartın Cumhuriyet Başsavcılığına atandı."</p>
<p>Öte yandan, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Murat Özcan Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığına atanırken, bazı ilçe başsavcılıklarında da değişikliğe gidildi.</p>
<p><strong>Ankara'ya yeni başsavcıvekilleri </strong></p>
<p>Aliağa Cumhuriyet Başsavcısı Serkan Başaran, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcıvekili Seyhan Köseoğlu Özbek, Antalya Cumhuriyet Başsavcıvekili Gamze Almalı, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcıvekili Burak Akguş, Adalet Bakanlığı İç Denetçisi Ekrem Karadere, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Ahmet Şahin ile Ankara Cumhuriyet Savcıları Alper Türközmen, Arif Naci Sucuoğlu, Esra Gül Can ve Nuri Cavcav Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili oldu.</p>
<p>Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilleri Özgür Kamışlık, Erdoğan Güleç, Şenol Taşkale, Pınar Akdoğan, Mehmet Işık, Tuncay Bozdoğan ve Kasım Tüten Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, Abdurrahim Alan, Önder Kemal Sekücü, Mahmut Akıncı, Fatih Muşmal ve Mustafa Birgün Şenel ise Ankara Batı Cumhuriyet Savcısı olarak görevlendirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/4-bin-967-hakim-ve-savcinin-gorev-yeri-degisti-81037</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/4/1280x720/hsk-hakim-savci-1749887411.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ HSK kararnamesiyle 4 bin 967 hakim ve savcının görev yerinde değişikliğe gidildi. Kararnameyle, Mersin, Eskişehir, Çanakkale, Muğla, Konya, Şanlıurfa ve Mardin&#039;in de aralarında bulunduğu 33 ilin başsavcısının görev yeri değiştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/chpli-akaydan-13-sirkete-denetim-kayyumuna-tepki-81024</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> CHP’li Akay’dan 13 şirkete denetim kayyumuna tepki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, beyaz et sektöründe 13 şirkete denetim kayyumu atanmasına ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Akay, tüketicinin ucuz ve sağlıklı gıdaya ulaşması, piyasada kartelleşmenin ve fahiş fiyat uygulamalarının önüne geçilmesinin devletin asli görevlerinden biri olduğunu, bu uğurda atılan, hukuka uygun her adımı ilkesel olarak desteklediklerini belirtti.</p>
<p>Akay, “Ancak, piyasayı denetleme mekanizmalarının nasıl işletildiğine baktığımızda, aklımızda ve vicdanlarımızda ciddi soru işaretleri uyanmaktadır. Soruyoruz: Kendi ülkesinde üretim yapan, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen yerli üreticiye 'kayyum' dahil en ağır yaptırımlar reva görülürken; Sırbistan gibi ülkelerde tabela şirketleri kurup, sıfır gümrük ve özel imtiyazlarla memlekete et ithal edenlerin kurduğu bu sömürü düzenine neden kimse dokunmuyor?” dedi.</p>
<p>CHP’li Akay, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>“Bugün ülkemizin öz sermayesi olan şirketlere yönelik denetimler birer operasyona dönüşürken, ithalat lobileri adeta dokunulmazlık zırhıyla korunmaktadır. Yurt dışında kurulan şaibeli yapılar üzerinden piyasayı dizayn edenlere ve haksız kazanç sağlayanlara karşı; neden ithalat izinlerinin iptali, mal varlıklarının dondurulması veya adli soruşturmalar gibi yasal yaptırımlar gündeme dahi gelmemektedir?</p>
<p>Kuralların kişiye, şirkete veya sektöre göre esnetildiği, yerli üreticinin cezalandırılıp ithalatçının kayırıldığı bir ortama yatırım gelmesini beklemek hayaldir.</p>
<p>Sermaye, her şeyden önce güven, şeffaflık ve hukuki öngörülebilirlik arar. "Yarın benim de fabrikama, benim de sektörume keyfi bir müdahale yapılır mı?" korkusunun olduğu bir ekosistemde; ne yerli sanayici kapasitesini artırır, ne de yabancı yatırımcı bu ülkeye teknoloji ve istihdam getirir.</p>
<p>Kendi öz sermayesini, çiftçisini ve üretenini koruyamayan, kuralları herkes için eşit işletemeyen bir yapının kalıcı yatırım çekmesi mümkün değildir. Taşıma suyla dönen ithalat modelleri ülkeye sadece döviz kaybettirir, istihdam yaratmaz.  Bizler; tarlada alın teri döken üreticimizin, pazardan file dolduran vatandaşımızın ve bu ülkeye güvenip taş üstüne taş koymak isteyen dürüst yatırımcının hakkını savunmaya devam edeceğiz. Adalet herkes için, kurallar herkes için eşit işlemelidir.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/chpli-akaydan-13-sirkete-denetim-kayyumuna-tepki-81024</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/9/1280x720/cevdet-akay-1752677920.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyaz et sektöründe 13 şirkete denetim kayyumu atanması hakkında açıklama yapan CHP Karabük Milletvekili Cevdet Akay, “Kendi ülkesinde üretim yapan, istihdam sağlayan ve vergisini ödeyen yerli üreticiye &#039;kayyum&#039; dahil en ağır yaptırımlar reva görülürken; Sırbistan gibi ülkelerde tabela şirketleri kurup, sıfır gümrük ve özel imtiyazlarla memlekete et ithal edenlerin kurduğu bu sömürü düzenine neden kimse dokunmuyor?“ tepkisini dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-nisan-ayinda-cari-islemler-hesabi-5-milyar-695-milyon-dolar-acik-verdi-81022</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 16:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Doğrudan yabancı sermaye girişlerinin artması önemli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) açıkladığı nisan ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Nisan ayında cari işlemler hesabı 5 milyar 695 milyon dolar açık verdiğini ifade eden Ayhan Zeytinoğlu, "Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığının da 6 milyar 819 milyon dolara gerilediğini görüyoruz. Yıllıklandırılmış cari açığın Eylül 2025'ten bu yana ilk kez gerileyerek 37 milyar dolar seviyesine inmesini olumlu değerlendiriyoruz. Bu gelişme, nisan ayında dış ticaret açığında görülen yüzde 30’luk düşüşün cari dengeye olumlu yansıdığını gösteriyor.” diye konuştu.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Merkez Bankası tarafından açıklanan veriler, ülkemize nisan ayında 1 milyar dolarlık ve bu yılın ilk dört ayında 3,6 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırım girişinin gerçekleştiğini gösteriyor." dedi. Yapılan önemli reformlar sayesinde 2004-2005 yıllarında, AB başta olmak üzere tüm dünyadan yatırım çekildiğini söyleyen Zeytinoğlu, "Hatta 2007 yılında ülkemize gelen net yeni yatırımlar 18 milyar dolar seviyesini aşmıştı. Cari açığın sağlıklı finansmanı açısından doğrudan yabancı sermaye girişlerinin artması büyük önem taşıyor. Hatta Türkiye’nin yıllık 25-30 milyar dolar yatırım çekme potansiyeli bulunduğunu her fırsatta vurguluyoruz.” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-nisan-ayinda-cari-islemler-hesabi-5-milyar-695-milyon-dolar-acik-verdi-81022</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/6/1280x720/kocaeli-sanayi-odasi-baskani-ayhan-zeytinoglu-isgucu-verilerini-degerlendirdi-1769696909.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nisan ayı ödemeler dengesi verileriyle ilgili açıklama yapan Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, yıllıklandırılmış cari açığın Eylül 2025&#039;ten bu yana ilk kez gerileyerek 37 milyar dolar seviyesine inmesini olumlu değerlendirdiklerini söyledi. Zeytinoğlu, &quot;Cari açığın sağlıklı finansmanı açısından doğrudan yabancı sermaye girişlerinin artması büyük önem taşıyor. Hatta Türkiye’nin yıllık 25-30 milyar dolar yatırım çekme potansiyeli bulunduğunu her fırsatta vurguluyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-ekonomimizin-kuresel-soklara-karsi-dayanikliligini-guclendirdik-81015</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Ekonomimizin küresel şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) açıkladığı nisan ayı ödemeler dengesi verileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda nisanda yıllıklandırılmış cari açığın 37 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Şimşek şunları kaydetti:<br /> <br />"Uyguladığımız program sayesinde cari dengede önemli bir iyileşme sağlayarak ekonomimizin küresel şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdik. Bu sayede, artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen cari açığın yıl genelinde yönetilebilir seviyelerde kalmasını bekliyoruz.<br /> <br />Zorlu küresel koşullara rağmen dış finansmana erişimde güçlü görünüm devam ediyor. Reel sektörün ve bankacılık sektörünün yıllıklandırılmış dış borç çevirme oranları sırasıyla yüzde 239 ve yüzde 177 seviyesinde gerçekleşti.<br /> <br />Son dönemde hayata geçirdiğimiz düzenlemelerle ülkemize yönelik uzun vadeli finansman girişlerini artırmayı, yatırım ortamını iyileştirmeyi ve Türkiye’yi yatırım, üretim ve ticaret merkezi yapmayı amaçlıyoruz." </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Nisanda yıllıklandırılmış cari açık 37 milyar dolar gerçekleşti.<br /><br />Uyguladığımız program sayesinde cari dengede önemli bir iyileşme sağlayarak ekonomimizin küresel şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdik. Bu sayede, artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen cari açığın… <a href="https://t.co/dqUoovlmKq">pic.twitter.com/dqUoovlmKq</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2065371577865105728?ref_src=twsrc%5Etfw">June 12, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-ekonomimizin-kuresel-soklara-karsi-dayanikliligini-guclendirdik-81015</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/simsek-1761932462.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nisan ayı ödemeler dengesi verileriyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Uyguladığımız program sayesinde cari dengede önemli bir iyileşme sağlayarak ekonomimizin küresel şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirdik. Bu sayede, artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen cari açığın yıl genelinde yönetilebilir seviyelerde kalmasını bekliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-turkiye-artik-ekonominin-en-ust-liginde-bir-oyuncu-haline-geliyor-81014</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: Türkiye artık ekonominin en üst liginde bir oyuncu haline geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, AK Parti Samsun İl Başkanlığı tarafından Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu'nda düzenlenen "Sivil Toplum Kuruluşları ve İş Dünyası Buluşması" programında yaptığı konuşmada, dünya ekonomisinin çok zorlu bir dönemden geçtiğini söyledi.</p>
<p>Dünya genelinde büyümelerin tarihi ortalamaların altında olduğuna işaret eden Yılmaz, "Dünya ticareti bundan da daha kötü durumda. Geçmişte küresel, liberal, kurallara dayalı ekonomik ortam vardı. O ortamda genelde ticaret, büyümenin çok üstünde gelişirdi. Büyüme yüzde 4 ise ticaret yüzde 6 artardı ama bugün büyüme aşağıya indiği gibi ticaret neredeyse büyümenin de altında gelişim sergiliyor. Korumacılık yükseliyor dünyada. Güç mücadelesi yükseliyor. Pandemi öncesi ve sonrası gelişmelere baktığınız zaman sanayi kapasitesi, imalat sanayi özellikle büyük oranda Asya'ya kaymış durumda. Çin neredeyse dünyadaki imalat sanayi kapasitesinin yüzde 30'unu tek başına temsil ediyor. Batı'da ise sanayisizleşme dediğimiz bir süreç yaşanıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yeni Amerika yönetimiyle Avrupa Birliği'ndeki yeni tartışmalarda farklı bir mücadelenin başladığının görüldüğünü dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bazıları bunu kişisel özelliklerle de değerlendirebiliyor. Ben o kanaatte değilim. Tabii ki herkesin, her yöneticinin kendine göre özellikleri var. Renkli kişiliği olan yöneticiler var ama ortada yapısal bir değişim dönüşüm var. Dünya yeniden şekilleniyor adeta kartlar yeniden karılıyor. Güç mücadelesi merkeze gelmiş durumda. Eskiden kurallar, hukuk, uluslararası kurumlar bir yere kadar etkili olabiliyordu ama şu anda güç mücadelesi her şeyin önüne geçmiş durumda. 'Güçlüysem istediğimi yaparım' gibi bir anlayış maalesef dünyada hakim hale gelmiş durumda. Bunu siyasi meselelerde, ekonomik meselelerde de görüyoruz. Dolayısıyla kıran kırana mücadele yaşanan bir dönemdeyiz dünya ölçeğinde. Bu da ekonomide belirsizlikleri artırıyor, riskleri yükseltiyor. Geçmişte sadece maliyet esaslı verilen kararlar artık güvenlik odaklı, dayanıklılık odaklı bazı tercihlere dönüşebiliyor. Dolayısıyla bunun farkında olmamız, buna göre kendimizi iyi konumlandırmamız lazım."</p>
<p>Bir taraftan da dünyada büyük bir teknolojik dönüşüm olduğunu söyleyen Yılmaz, "Yapay zeka başta olmak üzere bir taraftan da yeni teknolojiler, dijitalleşme, yeşil dönüşüm farklı bir gündem oluşturuyor dünyada. Kalkınma stratejilerinin artık merkezine yeşil ve dijital dönüşüm gelmiş durumda. Daha sürdürülebilir, enerjiyi daha verimli kullanan, her alana dijital teknolojileri, yapay zekayı uygulayan yaklaşım dünyada hakim hale gelmiş durumda. Dolayısıyla bu genel gidişatı görerek, ülkemizi, bölgelerimizi, şirketlerimizi konumlandırmamız gerekiyor. Biz de bu anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Türkiye ekonomisine kısaca baktığımızda, pandemi öncesi ve sonrası rakam söyleyeceğim. Performansımızı bence gösteren önemli bir rakam, 2025 dönemi. 6 yıllık dönemde dünya ekonomisi kümülatif, birikimli olarak yüzde 18,8 büyümüş, Türkiye ekonomisi aynı dönemde yüzde 34,8'e yükselmiş. Yani bizdeki kümülatif artış 34,8, dünyada 18,8." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Dünyanın 11'inci büyük ekonomisiyiz satın alma gücüne göre"</strong></p>
<p>Yılmaz, son 6 yılda dünyanın iki katı büyümüş, kapasitesini geliştirmiş bir Türkiye olduğunu vurgulayarak şöyle dedi:</p>
<p>"Özellikle sanayi alanında Avrupa'da bazı ülkeler hala pandemi öncesi kapasiteye gelebilmiş, üretime ulaşabilmiş değil. Bizdeyse yüzde 30 kapasite ve üretim artışı söz konusu. İşte bunu kalıcı, sürdürülebilir kılmamız ve verimli şekilde geleceğe taşımamız gerekiyor. Yine büyümemiz devam ediyor, ticaretimiz artmaya devam ediyor. Son 23 yılda dünya ortalama yüzde 3,5 büyürken, biz ortalama yıllık 5,3 oranında büyümüşüz. AK Parti'nin, Cumhur İttifakı'nın olmadığı dönem 2002 yılına gittiğimiz zaman, Türkiye dünyanın 21'inci büyük ekonomisiymiş. Nominal dolar bazında bugün 16'ncı büyük ekonomisi konumunda, satın alma gücü paritesi diyoruz. Bu, bizim yaptığımız bir hesap değil. OECD, Dünya Bankası, IMF gibi kurumlar hesapları yapıyorlar. Bu hesaplara göre geçen yıl itibarıyla dünyanın 11'inci büyük ekonomisiyiz satın alma gücüne göre. Geçen sene itibarıyla 1,6 trilyon doları aşmış milli gelir büyüklüğümüz var. Kişi başı gelirimiz 18 bin doları aşmış durumda. Türkiye artık ekonominin en üst liginde bir oyuncu haline geliyor."</p>
<p>Türkiye'nin yeni bir hamleye, yeni bir sıçramaya ihtiyacı olduğunu söyleyen Yılmaz, "Son 23 yılda alt orta gelirden üst gelire doğru geldi Türkiye. Belirli bir yere geldi. Altyapı kim ne derse desin, yollarıyla, altyapısıyla, sağlığıyla, eğitimiyle, üniversiteleriyle, AR-GE'siyle, demokrasisini vesayetçi bir sistemden normal demokrasiye dönüştürerek, hukuk kurallarını geliştirerek, çevresel standartlarını, tüketici standartlarını geliştirerek bir yere geldi. Şehirleşmemiz belli bir yere geldi ancak yetmez, yeni bir hamle yapmamız gerekiyor. Çok daha üst lige ülkemizi taşımamız gerekiyor. Tarihimize yakışan da budur. Türkiye Cumhuriyeti sıradan bir devlet değil. Bu ülke sıradan bir ülke değil. Çok farklı tarihten gelen bir ülkeden bahsediyoruz. Çok farklı sorumlulukları olan bir ülkeden bahsediyoruz. Dolayısıyla bize yakışan en üstte olmaktır. Bu da kolay bir iş değil elbette. Hep birlikte büyük emek sarf ederek, çaba sarf ederek bunu başarmak durumundayız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Biz barıştan yana bir ülkeyiz"</strong></p>
<p>Yılmaz, Türkiye'nin etrafında bu yıl çok önemli gelişmeler yaşandığını dile getirerek şunları ifade etti:</p>
<p>"Bölgemizde büyük bir savaş yaşandı ve tahmin edilenin de ötesinde uzun süren bir savaş ortamı oldu. Bu ortam sadece insani maliyetler üretmedi. Ekonomik ve çevresel olarak da büyük maliyetler üretti. Dünya lojistiğini etkileyen, sadece bölgemizi değil, dünyayı etkileyen, küresel ekonomiyi etkileyen boyutlar kazandı. Petrol ve enerji fiyatları, gübre fiyatları, lojistik ve finansal maliyetler üzerinden tüm dünyayı etkileyen savaş ortamından geçiyoruz. İnşallah bu bir an önce sona erer. Türkiye Cumhuriyeti olarak etrafımızdaki bu ateşe bulaşmadığımız gibi bu ateşin sönmesi için diplomasinin tüm imkanlarını kullanıyoruz, kullanmaya devam edeceğiz. Biz barıştan yana bir ülkeyiz ama bir taraftan da elbette savunma sanayimiz başta olmak üzere her türlü riske karşı ülkemizi hazırlıyoruz, güçlü şekilde konumlandırıyoruz. Sadece bölgemizde değil, tüm coğrafyamızda, etrafımızda barıştan yana, diplomasiden yana, bunu önceleyen bir tavır ortaya koyuyoruz. Bunu Kafkaslarda da yapıyoruz, Afrika'da da yapıyoruz, yakın coğrafyamızda da aynısını yapıyoruz."</p>
<p>İstikrarsızlık, kaos üreten, bunun üzerinden siyaset yapan ülkeler olduğunu belirten Yılmaz, "Bunlar kazanamayacak inşallah. Türkiye Cumhuriyeti doğru politika yürütüyor ve Sayın Cumhurbaşkanı'mızın tecrübeli, dirayetli yönetimiyle hem ülkemiz hem bölgemiz hem de küresel barış için çok önemli çabalar sarf ediyor. Savaşın ekonomik maliyetleri de oldu. Burada da iki şey yaptık. Birincisi İran ile ilgili savaş etkilerini sınırlamaya çalıştık. Hemen başından itibaren finansal piyasalarla ilgili bazı tedbirler aldık. Enerji fiyatlarının iç dünyamıza, tüketicilere yansımasını sınırlamak için Eşel Mobil dediğimiz sisteme geçtik. Bütçe olarak gerçekten bu bedeli ödedik ama enflasyonist etkisini sınırlamış olduk savaşın. Büyüme etkisini de sınırlamış olduk bir taraftan. Çünkü hem büyümeyi aşağı çekiyor enerji fiyatlarının yükselmesi, maliyetleri artırıyor hem de enflasyonist etkisi var. Dolayısıyla bu fedakarlığı bütçemiz yapmış oldu." diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, gübrede de benzer tedbirler aldıklarını ifade ederek şunları söyledi:</p>
<p>"İhracatı yasakladık, ithalatı serbestleştirdik, stoklarımızı değerlendirdik. Dünyada bu savaş nedeniyle açlık riskiyle karşı karşıya kalan ülkeler olacağı söyleniyor, özellikle sahra altı Afrika'da sırf gübredeki meselelerden dolayı ama çok şükür Türkiye hem enerjide hem gübrede hem diğer girdilerde arz problemi yaşamadı. Arz sistemimizi son 20 yılda çeşitlendirdiğimiz, farklı kaynaklardan girdi temin eden bir ülke olduğumuz için şanslıyız. Fiyatlardan etkilendik belki ama arz sıkıntısı yaşamadı ülkemiz. En pahalı enerji malum, olmayan enerji. En pahalı gübre, olmayan gübre. Dolayısıyla böyle bir sıkıntı yaşamadı ülkemiz. Fiyatlardan elbette etkileniyoruz. Onu da aşağıya çekmek için gayret ediyoruz, etmeye devam edeceğiz. İnşallah güzel bazı sinyaller var son günlerde. Barışın sağlandığı, bölgemizde istikrarın güçlendiği bir dönem de görürüz. Bunun olumlu yansımalarını hep birlikte yaşarız diye inanıyorum. Diğer taraftan bu savaş şunu gösterdi, karmaşa, çatışma ortamında istikrarını koruyan ülkeler ön plana çıkıyordu. Bu öngörülemezlik ortamında öngörülebilir politikalar izleyen ülkeler ön plana çıkıyordu. Dolayısıyla istikrarımızı ve öngörülebilirliğimizi koruduğumuz sürece bu ortam inşallah Türkiye'ye farklı, olumlu etkiler getirecek. Kısa vadede belki maliyetler var ama orta vadede yeni imkanların, yeni fırsatların oluştuğunu da ifade etmek isterim. Türkiye, sermaye için, nitelikli insan için cazibe merkezi konumunda."</p>
<p><strong>"Huzur ve güven ortamı kalkınmanın da temelidir"</strong></p>
<p>Türkiye'nin son derece önemli bir istikamet aldığını, istikrarla yoluna devam ettiğini vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bunu Allah'ın izniyle hiç kimsenin bozmaya gücü yetmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye Yüzyılı'nda çok daha büyük hedeflere yürüyecek. Bu çerçevede özellikle huzur ve güven ortamımızı pekiştirecek 'Terörsüz Türkiye' sürecinin de altını çizmek isterim. Yıllar yılı büyük bedeller ödedi ülkemiz. Büyük kaynaklar israf edildi. Burada terörün iki maliyeti var. Bir doğrudan maliyet, bir de ekonomik tabirle alternatif maliyet. Yani terör var diye yapılamayan işlerin ortaya çıkardığı maliyet. Bu, en az 2 trilyon dolar. Çeşitli hesaplamalar yapılıyor. Bence bazı şeyleri de hesaplayamıyoruz. En az 2 trilyon dolarlık kayıptan bahsediyoruz. Türkiye, inşallah kalıcı şekilde terör belasından kurtularak kaynaklarını kritik alanlarda değerlendirerek kalkınma sürecini çok daha üst noktalara taşıyacak. Güven ve huzurun olmadığı yerde kalkınma olmaz. Demokrasi de olmaz. Demokrasinin ve kalkınmanın gelişebilmesi için güvenlik ortamı ve huzur ortamı olacak. Kimse riskli ortamda yatırım yapmaz, turizm gelişmez, hayvancılık gelişmez, ticaret gelişmez. Dolayısıyla huzur ve güven ortamı kalkınmanın da temelidir. İnşallah önümüzdeki süreçte kalıcı huzur ortamında kalkınmamızı da kalıcı şekilde sürdüreceğiz."</p>
<p>Yılmaz, daha sonra Mustafa Demir Kütüphanesi inşaatını gezdi, çalışmalara ilişkin yetkililerden bilgi aldı.</p>
<p>Programa, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı ve AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş, AK Parti Samsun milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Yusuf Ziya Yılmaz, Orhan Kırcalı ve Ersan Aksu, MHP Genel Başkan Yardımcısı İlyas Topsakal, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, AK Parti Samsun İl Başkanı Mehmet Köse, MHP Samsun İl Başkanı Burhan Mucur ile sivil toplum kuruluşu temsilcileri katıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-turkiye-artik-ekonominin-en-ust-liginde-bir-oyuncu-haline-geliyor-81014</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/4/1280x720/663-1781263837.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Sivil Toplum Kuruluşları ve İş Dünyası Buluşması&quot;nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &quot;Geçen sene itibarıyla 1,6 trilyon doları aşmış milli gelir büyüklüğümüz var. Kişi başı gelirimiz 18 bin doları aşmış durumda. Türkiye artık ekonominin en üst liginde bir oyuncu haline geliyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/avdagic-10-yilda-uc-farkli-alanda-sicrama-yapabiliriz-81013</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 14:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avdagiç: 10 yılda üç farklı alanda sıçrama yapabiliriz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, haziran ayı meclis toplantısında dünya ve Türkiye ekonomisindeki son gelişmeleri değerlendirdi.</p>
<p>Türkiye ekonomisinde dezenflasyon programının üçüncü yılının geride kaldığını anımsatan Avdagiç, sürdürülebilir ve nitelikli büyüme için sanayi odaklı, ihracata dayalı ekonomi modelinin güçlendirilmesini temel öncelik olarak gördüklerini belirtti.</p>
<p>Avdagiç, "Maliye politikaları, teşvikler ve finansman imkanları ile desteklenen bir üretim modeli Türkiye'yi dünyada yeniden şekillenen ticaret haritasında güçlü bir konuma taşıyacaktır. Enflasyonla mücadele önceliğimizi tehlikeye atmayacak şekilde finansman ve kur politikalarını revize ederek ihracattaki sıkıntıları aşabileceğimize inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Yeni dönemde jeopolitik konumu ile öne çıkan ülkelerin başında Türkiye geliyor"</strong></p>
<p>Küresel jeopolitik gelişmelerin Türkiye için yarattığı fırsatlara değinen İTO Başkanı Avdagiç, Avrupa'nın tedarik güvenliği arayışı, Çin+1 stratejisinin devam etmesi ve deniz taşımacılığındaki aksaklıkların Türkiye'nin lojistik ve üretim merkezi olma potansiyelini güçlendirdiğini kaydetti.</p>
<p>Savunma sanayii, yenilenebilir enerji, lojistik, veri merkezleri ve yüksek teknolojili üretimin önümüzdeki dönemin öne çıkan yatırım alanları olarak görüldüğünü belirten Avdagiç, Körfez-Türkiye-Avrupa kara koridorlarının önem kazanmasının da Türkiye'nin stratejik konumunu daha da güçlendirdiğini ifade etti.</p>
<p>Dünya ekonomisinin son 30 yılın en büyük dönüşümlerinden birini yaşadığını ifade eden Avdagiç, şirketlerin artık yalnızca maliyete değil güvenliğe, siyasi istikrara ve lojistik erişime de önem verdiğini söyledi.</p>
<p>Avdagiç, devam eden savaşlar ve potansiyel çatışma riskleri nedeniyle ülkelerin artık "Nerede daha ucuz üretirim?" yerine "Nerede daha güvenli üretirim?" sorusuna odaklandığını dile getirdi.</p>
<p>Türkiye'nin coğrafi konumu, sanayi altyapısı, savunma sanayi kapasitesi ve çok yönlü diplomatik ilişkileri sayesinde önemli avantajlara sahip olduğunu vurgulayan Avdagiç, "Bu yeni dönemde jeopolitik konumu ve potansiyeliyle öne çıkan ülkelerin başında Türkiye geliyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Avdagiç, son dönemde öne çıkan Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Körfez-Türkiye-Avrupa bağlantılarının yalnızca ulaştırma projeleri değil aynı zamanda ekonomik güç projeleri olarak görüldüğünü belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Şuna inanıyoruz: Eğer bu avantajları doğru kullanabilirsek, önümüzdeki 10 yılda üç farklı alanda sıçrama yapabiliriz. Bu avantajların ilki, üretim ve ihracat merkezi olma potansiyeli, ikincisi lojistik merkez olma potansiyeli, üçüncüsü de enerji ve teknoloji merkezi olma potansiyelidir. Yeni teşvik kararları, bu anlamda büyük bir adımdır. Avrupa şirketleri tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye çalışırken Türkiye yakın üretim merkezi olarak öne çıkıyor. Kızıldeniz ve Hürmüz Boğazı geçişlerinin taşıdığı güvenlik riski, özellikle kara taşımacılığı koridorlarını daha da değerli hale getiriyor."</p>
<p><strong>"Fırsatları kalıcı kazanımlara dönüştürerek başaracağız"</strong></p>
<p>Stratejik konum ile ekonomik refah arasında otomatik bir ilişki bulunmadığını belirten Şekib Avdagiç, "Bugün Türkiye için asıl mesele, stratejik öneminin artıp artmadığı değil, bu önemin ekonomik değere dönüşüp dönüşmeyeceği meselesidir. Bunu da üretken yatırımları artırarak, yüksek katma değerli sektörleri güçlendirerek, makroekonomik istikrarı koruyarak ve fırsatları kalıcı kazanımlara dönüştürerek başaracağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Avdagiç, küresel ekonominin "faiz şoku döneminden" çıkıp "enerji ve jeopolitik risk dönemi"ne girdiğini belirterek, Türkiye'nin ekonomik performansını petrol fiyatları, yabancı sermaye akımları ve enflasyon beklentilerinin belirleyeceğini söyledi.</p>
<p>Önümüzdeki yıllarda dünya ekonomisinin daha bölgesel, daha güvenlik odaklı ve daha rekabetçi bir yapıya dönüşeceğini ifade eden Avdagiç, "Böyle bir ortamda Türkiye'nin jeopolitik ağırlığının artmaması için herhangi bir neden bulunmuyor. Türk özel sektörü bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üzerine düşeni yapmaya hazırdır. İnanıyorum ki Türkiye her gelişmeyi lehine çevirerek savaş sonrasının kazananlarından olmayı başaracaktır. Bu fırsatı doğru politikalarla desteklersek, 10 yıl içinde dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak bizim için sürpriz değil, kaçınılmaz gerçek olacaktır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Reel sektörün karşılaştığı zorluklara da değinen Avdagiç, yüksek faiz ortamının reel sektör üzerindeki baskısını sürdürdüğünü belirterek, özellikle ihracatçı şirketlerin yüksek finansman maliyetleri ve zayıf dış talep nedeniyle karlılık baskısını daha fazla hissettiğini kaydetti.</p>
<p><strong>İTO, 27 Ekim'de seçime gidiyor</strong></p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, İTO seçimlerini 27 Ekim'de Yeşilköy'deki İstanbul Fuar Merkezi'nde (İFM) gerçekleştirmeyi planladıklarını bildirdi.</p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kanunu'na göre oda seçimlerinin dört yılda bir, 1 Ekim-30 Kasım tarihlerinde yapıldığını anımsatan Avdagiç, "İstanbul Ticaret Odası olarak seçimlerimizi bu sene 27 Ekim 2026 Salı günü gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Fatih İlçe Seçim Kurulunun teyidini müteakip resmi duyuruyu yapacağız." açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/avdagic-10-yilda-uc-farkli-alanda-sicrama-yapabiliriz-81013</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/9/1280x720/avdagic-1770967025.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Haziran ayı meclis toplantısında konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, &quot;Avantajlarımızı doğru kullanabilirsek, önümüzdeki 10 yılda üç farklı alanda sıçrama yapabiliriz. Bu avantajların ilki, üretim ve ihracat merkezi olma potansiyeli, ikincisi lojistik merkez olma potansiyeli, üçüncüsü de enerji ve teknoloji merkezi olma potansiyelidir. Yeni teşvik kararları, bu anlamda büyük bir adımdır.&quot; dedi. Avdagiç, İTO seçimlerini 27 Ekim&#039;de gerçekleştirmeyi planladıklarını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-81007</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 68 katılımcıyla gerçekleştirdiği haziran ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, geçen ay yüzde 1,52 olan haziran ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 1,36'ya indi. Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi ise yüzde 28,94'ten yüzde 29,14'e yükseldi.</p>
<p>TÜFE'de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 23,82'den yüzde 23,81’e, 24 ay sonrası için ise yüzde 18,43'ten yüzde 18,29’a geriledi.</p>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,5711'den 51,4692'ye gerilerken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi ise 54,6923'ten 55,7196'ya çıktı.</p>
<p>Bir önceki anket döneminde 47,8 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 49,2 milyar dolara, gelecek yıl için de 41,6 milyar dolardan 42,5 milyar dolara yükseldi.</p>
<p><strong>Büyüme beklentisi yüzde 3,2'ye geriledi</strong></p>
<p>Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi yüzde 3,3'ten yüzde 3,2'ye gerilerken, gelecek yıl için beklenti yüzde 4,1 seviyesinde sabit kaldı.</p>
<p>Ankette TCMB'nin politika faizine ilişkin ilk toplantı beklentisi yüzde 37, ikinci toplantı beklentisi yüzde 37 ve üçüncü toplantı beklentisi ise yüzde 36,34 oldu.</p>
<p>12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise yüzde 30,14'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-81007</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/8/1280x720/market-enflasyon-alisveris-1762496680.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın anketine göre, piyasanın enflasyonda artış beklentisi yıl sonu için yüzde 29,14&#039;e yükselirken, 12 ay sonrası için yüzde 23,81’e ve 24 ay sonrası için de yüzde 18,29’a geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-birim-degeri-yuzde-137-ithalat-113-artti-81006</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracat birim değeri yüzde 13,7, ithalat 11,3 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026 dönemine ait dış ticaret endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre ihracat birim değer endeksi, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,7 artış gösterdi.</p>
<p>Endeks, Nisan 2025'e göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 11,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 16,1, yakıtlarda yüzde 49,1, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 11,1 arttı.</p>
<p>İthalat birim değer endeksi, nisanda yıllık bazda yüzde 11,3 yükseldi.</p>
<p>Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 3,2 azalırken yakıtlarda yüzde 38,9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 2,9, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 4,3 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Miktar endeksleri</strong></p>
<p>İhracat miktar endeksi, nisanda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,6 yükseldi. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 9,1, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 18,1, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 10,8 artarken yakıtlarda yüzde 33,6 düşüş kaydetti.</p>
<p>İthalat miktar endeksi nisanda yıllık bazda yüzde 7,3 azaldı. Endeks geçen yılın aynı ayına göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 37,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 1,2 artarken yakıtlarda yüzde 7,6, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 3,3 azalış gösterdi.</p>
<p><strong>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriler</strong></p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ihracat miktar endeksi, martta 132,1 iken nisanda yüzde 9,9 artarak 145,2 oldu. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi, Nisan 2025'te 139,6 iken Nisan 2026'da yüzde 3,4 artışla 144,3 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ithalat miktar endeksi, martta 131,1 iken nisanda yüzde 5,1 azalışla 124,4 olarak kayıtlara geçti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre endeks, geçen yıl nisanda 139,1 iken bu yılın aynı ayında yüzde 10,1 azalışla 125 oldu.</p>
<p>İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Nisan 2025'te 88,2 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 1,9 puan artışla, Nisan 2026'da 90,1 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-birim-degeri-yuzde-137-ithalat-113-artti-81006</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/ihracat-dis-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre, ihracat birim değer endeksi yıllık bazda yüzde 13,7, ithalat birim değer endeksi de yüzde 11,3 artış gösterdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tavuk-eti-uretimi-yuzde-05-azaldi-yumurta-yuzde-189-artti-81004</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tavuk eti üretimi yüzde 0,5 azaldı, yumurta yüzde 18,9 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ait kümes hayvancılığı üretimi istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, nisanda 236 bin 310 ton tavuk eti üretildi. Üretim, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 0,5 azalırken, bir önceki aya göre yüzde 1,8 arttı.</p>
<p>Tavuk yumurtası üretimi, nisanda aylık bazda yüzde 3,9 azalırken, yıllık bazda yüzde 18,9 yükseldi. Bu dönemde 1 milyar 844 milyon 973 bin tavuk yumurtası üretildi.</p>
<p>Nisanda kesilen tavuk sayısı, yıllık yüzde 0,2 azalışla 127 milyon 357 bin olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde de geçen yılın aynı dönemine kıyasla tavuk yumurtası üretimi yüzde 17,3, kesilen tavuk sayısı yüzde 3,1, tavuk eti üretimi yüzde 1,6 arttı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tavuk-eti-uretimi-yuzde-05-azaldi-yumurta-yuzde-189-artti-81004</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/3/1280x720/yumurta-tavuk-1750779570.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre ülke genelinde tavuk eti üretimi yıllık bazda yüzde 0,5 azaldı. Bu dönemde tavuk yumurtası üretimi ise yüzde 18,9 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiadhatunoglu-karamsarlik-degil-donusum-ve-umut-kazandiracak-81003</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUSİAD Başkanı Hatunoğlu: Karamsarlık değil, dönüşüm ve umut kazandıracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>BUSİAD Evi Bahçesi’nde düzenlenen “Yaza Merhaba” etkinliğinde iş dünyası temsilcileri bir araya geldi.</p>
<p>Etkinlikte konuşan Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Başkanı Mustafa Hatunoğlu, dünya, bölge ve Türkiye’nin alışılmışın ötesinde zorlu bir dönemden geçtiğini belirterek, bu süreçte karamsarlığa kapılmak yerine fırsatlara odaklanılması gerektiğini vurguladı. İnsanlık tarihindeki en büyük sıçramaların çoğu zaman en zor dönemlerin ardından gerçekleştiğini ifade eden Hatunoğlu, BUSİAD olarak ne Bursa ne de Türkiye için umutsuz olmayı tercih etmediklerini söyledi. Gelişim, değişim ve dönüşümün zorluklardan bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Hatunoğlu, “Önemli olan zorlukların içindeki fırsatı görebilmektir. Yapay zekâ bir tehdit olduğu kadar büyük bir fırsat, yeşil dönüşüm bir maliyet olduğu kadar yeni bir rekabet avantajı, dijital dönüşüm ise bir zorunluluk olduğu kadar yeni bir sıçrama alanıdır” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2bcdb6f34d4-1781255606.jpg" alt="" width="679" height="382" /></p>
<h2>“Gücümüz insan kaynağımız”</h2>
<p>Toplumun geleceğe dair umutlu olmasının temelinde insan kaynağına duyulan güvenin bulunduğunu dile getiren Hatunoğlu, Bursa’yı sanayi, tarım ve gıda alanlarında güçlü bir merkez haline getiren unsurun insan olduğunu söyledi. Cumhuriyet’in kuruluşundan bugüne kadar elde edilen başarıların arkasında da aynı gücün bulunduğunu vurgulayan Hatunoğlu, “Sanayimizin geldiği noktada, savunma sanayimizin başarısında ve dünyanın önemli şirketlerinde görev alan gençlerimizde bu potansiyeli görüyoruz. İlk üç sanayi devriminde sermaye belirleyiciydi. Bugün ise bilgi, yaratıcılık ve insan kaynağı öne çıkıyor” diye konuştu. Dijital dönüşüm ve yapay zekâ çağında Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat penceresi bulunduğunu kaydeden Hatunoğlu, gençlere özgürce üretebilecekleri ve yaşamaktan mutlu olacakları bir ortam sağlanması halinde bu dönüşümün kazananları arasında yer alınabileceğini ifade etti.</p>
<h2>“Dönüşümün merkezinde yine insan olacak”</h2>
<p>BUSİAD’ın çalışmalarını dijital, yeşil ve toplumsal dönüşüm ekseninde sürdürdüğünü belirten Hatunoğlu, verimlilik, sürdürülebilirlik ve yenilikçiliğin artık kaçınılmaz olduğunu söyledi. Ancak tüm bu dönüşüm süreçlerinin merkezinde insanın yer almaya devam edeceğini vurgulayan Hatunoğlu, “Teknoloji gelişecek, yapay zekâ gelişecek, makineler akıllanacak. Ancak insanın merakı, yaratıcılığı, empatisi ve iş birliği yapabilme becerisi her zamankinden daha değerli hale gelecek” dedi. BUSİAD’ın vizyonunun “gerçekçi iyimserlik” anlayışına dayandığını ifade eden Hatunoğlu, sorunları görerek umutlu kalabilmenin, riskleri bilerek yatırım yapabilmenin ve belirsizliklere rağmen geleceğe hazırlanabilmenin iş dünyasının temel refleksi olduğunu söyledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiadhatunoglu-karamsarlik-degil-donusum-ve-umut-kazandiracak-81003</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/3/1280x720/busiad-baskani-hatunoglu-karamsarlik-degil-donusum-ve-umut-kazandiracak-1781255628.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği’nin geleneksel “Yaza Merhaba” buluşmasında konuşan BUSİAD Başkanı Mustafa Hatunoğlu, küresel ve yerel ölçekte yaşanan zorluklara rağmen umudun korunması gerektiğini belirterek, yapay zekâ, dijitalleşme ve yeşil dönüşümün Türkiye ve Bursa için önemli fırsatlar sunduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/inek-sutu-miktari-yillik-yuzde-13-artti-81001</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnek sütü miktarı yıllık yüzde 1,3 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026'ya ait süt ve süt ürünleri üretimi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, nisanda yıllık bazda yüzde 1,3 artarak 994 bin 137 tona çıktı. Ocak-nisan döneminde ise 2025'in aynı dönemine kıyasla değişmeyerek 3 milyon 835 bin 266 ton oldu.</p>
<p>Ticari süt işletmelerince yapılan içme sütü üretimi, nisanda yıllık yüzde 7,9 artarak 154 bin 447 tona çıktı. Bu yılın 4 ayında da içme sütü üretimi, yıllık bazda yüzde 6,7 artışla 614 bin 367 tona ulaştı.</p>
<p>Ticari süt işletmeleri tarafından yapılan yoğurt üretimi de nisanda 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 13,4 artarak 125 bin 691 ton, ocak-nisan döneminde de yıllık bazda yüzde 11,1 artışla 470 bin 828 ton olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>İnek peyniri üretimi, nisanda yıllık bazda yüzde 3,4 artarak 72 bin 463 ton, ocak-nisan döneminde yüzde 2,9 yükselişle 285 bin 720 ton oldu.</p>
<p>Nisanda ayran ve kefir üretimi yüzde 11,7 yükselerek 96 bin 27 tona çıkarken tereyağı ve sadeyağ üretimi yüzde 7,7 gerileyerek 10 bin 444 tona düştü. Ocak-nisan döneminde ayran ve kefir üretimi yüzde 11,1 artarak 338 bin 512 tonu bulurken tereyağı ve sadeyağ üretimi ise yüzde 2,4 azalışla 37 bin 533 tona geriledi.</p>
<p>Martta 1 milyon 7 bin 179 ton olan ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarı, nisanda yüzde 1,3 azalarak 994 bin 137 ton oldu.</p>
<p>Aynı dönemde 164 bin 354 tonu bulan içme sütü üretimi, nisanda yüzde 6 azalışla 154 bin 447 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/inek-sutu-miktari-yillik-yuzde-13-artti-81001</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/9/1280x720/sut-1759411896.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre, ülke genelinde toplanan inek sütü miktarı, geçen yıla kıyasla yüzde 1,3 artışla 994 bin 137 tona yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cari-acik-nisanda-57-milyar-dolar-81000</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cari açık nisanda 5,7 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ödemeler dengesi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Nisan 2026'da cari işlemler hesabı 5 milyar 695 milyon dolar açık, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 319 milyon dolar fazla verdi.</p>
<p>Bu dönemde, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 6 milyar 819 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre cari açık, Eylül 2025 döneminden itibaren ilk defa düşüş göstererek nisanda yaklaşık 37 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Ayrıca, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 74,8 milyar dolar açık verdi. Aynı dönemde hizmetler dengesi 62,8 milyar dolar fazla verirken, birincil ve ikincil gelir dengesi sırasıyla 23,8 milyar dolar ve 1,2 milyar dolar açık kaydetti.</p>
<p>Bu dönemde, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 9 milyar 515 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllıklandırılmış verilere göre, nisanda cari açık yaklaşık 39,7 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesinde 77,8 milyar dolarlık açık oluştu.</p>
<p>Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler, nisan ayında 3 milyar 670 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında taşımacılık hizmetleri ve seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler sırasıyla 1 milyar 685 milyon dolar ve 2 milyar 882 milyon dolar oldu.</p>
<p><strong>Net rezerv azalışı 15,5 milyar dolar</strong></p>
<p>Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net doğrudan yatırımlar 2,9 milyar dolar, net portföy yatırımları 11,7 milyar dolar, krediler 48,2 milyar dolar ve ticari krediler 700 milyon dolar katkı sağlarken, net efektif ve mevduatlar 12,6 milyar dolar negatif yönlü etki yaptı.</p>
<p>Merkez Bankasının döviz cinsinden net rezerv azalışı ise 15,5 milyar dolar oldu.</p>
<p>Nisan ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net girişler 447 milyon dolar olarak kaydedildi.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye'ye yaptıkları doğrudan yatırımlar 1 milyar 87 milyon dolar, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları ise 640 milyon dolar arttı.</p>
<p>Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 187 milyon dolarlık gayrimenkul alımı yaptığı, yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye'de 164 milyon dolarlık net gayrimenkul alımı gerçekleştirdiği görüldü.</p>
<p>Nisan ayında portföy yatırımlarından kaynaklı 4 milyar 53 milyon dolarlık net giriş gerçekleşti.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve yatırım fonu piyasasında 4 milyar 267 milyon dolarlık, DİBS piyasasında ise 382 milyon dolarlık net alış yaptığı görüldü.</p>
<p>Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak yurt dışı yerleşiklerin, bankalar ve Genel Hükümet ihraçlarında sırasıyla 492 milyon dolar ve 2 milyar 91 milyon dolarlık net alış yaptığı, diğer sektör ihraçlarında ise 111 milyon dolarlık net satış gerçekleştirdiği belirlendi.</p>
<p>Yurt dışından kredi kullanımlarında bankalar 1 milyar 445 milyon dolarlık, Genel Hükümet 172 milyon dolarlık ve diğer sektörler 3 milyar 345 milyon dolarlık net kredi kullanımı gerçekleştirdi.</p>
<p>Diğer yatırımlar kalemi altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları Türk lirası ve yabancı para cinsinden sırasıyla 2 milyar 245 milyon dolar ve 1 milyar 790 milyon dolar artarken, toplam net artış 4 milyar 35 milyon dolar oldu.</p>
<p>Resmi rezervler ise nisan ayında 12 milyar 19 milyon dolarlık net artış kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cari-acik-nisanda-57-milyar-dolar-81000</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/5/1280x720/cari-acik-artiyor-ama-endise-edilecek-boyutta-degil-1744697556.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre, Türkiye&#039;nin cari işlemler hesabı 5 milyar 695 milyon dolar açık verirken, altın ve enerji hariç hesap 319 milyon dolar fazla verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/zorunlu-trafik-sigortasinda-teminata-deger-kaybi-da-dahil-olacak-80998</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zorunlu trafik sigortasında teminata değer kaybı da dahil olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (SEDDK) "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Değişiklikle, genel şartlara "kalıcı veri saklayıcısı" tanımı eklendi. Kısa mesaj, elektronik posta, internet, mobil uygulama, disk, CD, DVD, hafıza kartı ile Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi veya e-Devlet üzerinden kurulacak sistemler bu kapsamda değerlendirilecek.</p>
<p>Tebliğe göre, Maddi Zararlar Teminatı kapsamında kaza yapan araçtaki değer kaybı, SEDDK tarafından belirlenecek usul ve esaslara göre atanacak sigorta eksperi tarafından aracın markası, yaşı, modeli, kullanılmışlık düzeyi, hasar gördüğü kısımlar, geçmiş hasar durumu ve aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değeri arasındaki fark dikkate alınarak tespit edilecek.</p>
<p>Sigorta eksperi, raporunda değer kaybı tutarına ilişkin tespitine de yer verecek.</p>
<p>Bu teminat kapsamında yapılacak başvurular, araçta meydana gelen hasar bedelini ve değer kaybını kapsayacak. Araç hasarı için başvuruda bulunan hak sahibi, değer kaybı talebinde de bulunmuş kabul edilecek.</p>
<p>Sigortacı, hesaplanan değer kaybı tutarını yazılı olarak veya kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla en geç nihai eksper raporunun kendisine ulaştığı tarihi takip eden iş günü içinde hak sahibine bildirecek.</p>
<p>Sağlık Giderleri Teminatı, üçüncü kişinin trafik kazası dolayısıyla bedenen eski haline dönmesini teminen protez organ bedelleri de dahil olmak üzere yapılan tüm tedavi giderlerini içerecek.</p>
<p>Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan giderler ile sürekli bakıcı gideri bu teminat kapsamında olacak.</p>
<p>Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri ile sürekli sakatlık oranının belirlenmesinden sonra ortaya çıkan ve tıbben gerekli olan sürekli bakıcı giderleri sigorta şirketleri veya güvence hesabı tarafından Sağlık Giderleri Teminatı kapsamında karşılanacak.</p>
<p>Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı ise Sakatlanma Teminatı kapsamında olacak.</p>
<p>Bu kapsamda tazminat ödemesinde, ilgili kurum ve kuruluşlarca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde illiyet bağı ile ilgili tespitin yer alması durumunda bu tespitin aksini ispat sigorta şirketine ait olacak.</p>
<p>Sigortacı, söz konusu rapor konusunda ilgili mevzuat uyarınca itiraz usulüne başvurduğunda mağdurun itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş harcamalarını bu teminat kapsamında karşılamakla yükümlü olacak.</p>
<p>Söz konusu tazminat miktarlarının tespitinde sakat kalan kişi esas alınacak.</p>
<p>Destekten Yoksun Kalma (Ölüm) Teminatı ise üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere 6098 sayılı kanunun haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenen tazminatları içerecek.</p>
<p>Söz konusu tazminat miktarının tespitinde ölen kişi esas alınacak.</p>
<p>Tebliğ, 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/zorunlu-trafik-sigortasinda-teminata-deger-kaybi-da-dahil-olacak-80998</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/otomotiv-otomobil-arac-1767341158.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEDDK&#039;nin Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğine göre, kaza yapan araçlar için Maddi Zararlar Teminatı kapsamında yapılacak başvurular, araçta meydana gelen hasar bedelini ve değer kaybını kapsayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketler-insan-avlamayi-birakip-insan-ekosistemi-kurmaya-ne-zaman-baslayacak-80995</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şirketler insan &#039;avlamayı&#039; bırakıp, insan &#039;ekosistemi kurmaya&#039; ne zaman başlayacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İş dünyası bazen kullandığı kavramların ne anlattığını unutacak kadar onlara alışabiliyor. "Head Hunter" da bunlardan biridir. Bugün dünyanın dört bir yanında milyonlarca dolarlık üst düzey işe alım süreçleri bu unvan altında yürütülüyor. Yönetim kurulu üyeleri, CEO'lar, CFO'lar ve kritik liderlik pozisyonları için uzman danışmanlar görevlendiriliyor. Şirketler en iyi adayları bulmak için ciddi bütçeler ayırıyor.</p>
<p>Bir organizasyonun geleceğini şekillendirecek insanları bulma işini neden hâlâ "avcılık" metaforu üzerinden tanımlıyoruz?  Bu soru ilk bakışta yalnızca dilsel bir tartışma gibi görünebilir. Oysa kelimeler, kurumların düşünme biçimini şekillendirir. Bir kavramın içinde hangi zihniyet varsa, zamanla süreçler de o zihniyet etrafında oluşur. Avcılık; hedef belirlemeyi, takip etmeyi, yakalamayı ve ele geçirmeyi ifade eder. Oysa 21. yüzyılın şirketlerinin ihtiyacı olan şey, insanları ele geçirmek değil; farklı insan potansiyellerini bir araya getirebilmektir. Belki de artık "Head Hunter" döneminin sonuna yaklaşıyoruz; yeni bir kavrama ihtiyacımız var: Talent Collector – Yetenek Toplayıcısı. Bu kavram ilk bakışta basit bir isim değişikliği gibi görünebilir. Ancak aslında şirketlerin insan sermayesine bakışını kökten değiştirebilecek bir paradigma değişimini temsil etmektedir. Çünkü geleceğin şirketleri, yetenekleri bulan şirketler değil; "yetenek ekosistemleri kurabilen şirketler" olacaktır.</p>
<p><strong>Büyük Yanılgı: Yetenek, Bir Birey Değildir!</strong></p>
<p>Geleneksel işe alım anlayışı hâlâ "yıldız çalışan" kavramına odaklanıyor; daha iyi bir CEO, daha iyi bir satış direktörü, daha iyi bir finans lideri gibi. Şirketler çoğu zaman başarının belirli bireyler üzerinden geleceğini düşünüyor. Ancak son yirmi yılda organizasyon teorileri, inovasyon araştırmaları ve kurumsal dönüşüm örnekleri bize başka bir gerçeği çok net olarak gösterdi: Başarı artık bireysel mükemmellikten değil, kolektif zekâdan doğuyor! Bir şirketi ileri taşıyan şey, yalnızca en yetenekli insanların varlığı değildir. O insanların "birbirlerini tamamlayabilmeleridir". Bugün dünyanın en başarılı organizasyonları, en iyi bireyleri toplayan kurumlar değil; farklı yetenekleri uyumlu biçimde bir araya getirebilen kurumlardır. Bu nedenle güncel en kritik sorularından birisi, en iyi insanı nasıl buluruz değil, "Birbirini güçlendiren insanlardan oluşan ekosistemi nasıl kurarız?" sorusudur.</p>
<p><strong>Yönetim Kurulları İçin Yeni Rekabet Alanı</strong></p>
<p>Önümüzdeki on yılın rekabet avantajı (sektörüne bağlı olarak) aslında birçok firma için teknoloji olmayacak. Teknoloji herkes tarafından erişilebilir hale geliyor. Sermaye de olmayacak. Çünkü sermaye zaten küresel ölçekte hareket ediyor. Bilgi de olmayacak; çünkü neredeyse sadece "bilginin demokratikleştiği" bir çağda yaşıyoruz. Asıl rekabet avantajı, <u>farklı yetenekleri aynı amaç etrafında toplayabilme kapasitesi</u> olacak. Bu nedenle insan sermayesi konusu artık yalnızca İK departmanlarının gündemi değildir. Yönetim kurullarının da en önemli stratejik başlıklarından biri haline gelmiştir. Çünkü şirketlerin geleceğini artık fabrikalar, makineler veya binalar değil; doğru insan kombinasyonları belirliyor. Yönetim kurullarının sorumluluğu sadece CEO seçmek değildir. Geleceğin liderlik havuzunu oluşturmak, çeşitliliği artırmak ve organizasyonun insan sermayesi dayanıklılığını güvence altına almak da yönetimsel bir görevdir. Bu noktada Talent Collector yaklaşımı, klasik işe alım anlayışının çok ötesine geçmektedir.</p>
<p><strong>Çeşitlilik Bir Sosyal Sorumluluk Değil, Stratejik Zorunluluktur</strong></p>
<p>Uzun yıllar boyunca çeşitlilik ve kapsayıcılık konuları sadece "sosyal sorumluluk" perspektifinden ele alındı. Oysa bugün mesele çok daha farklıdır. Yapay zekânın yükseldiği, iş modellerinin hızla değiştiği ve kuşaklar arası beklentilerin farklılaştığı bir dünyada homojen ekiplerin sürdürülebilir başarı üretmesi giderek zorlaşmakta. Benzer insanların oluşturduğu ekipler hızlı uzlaşabilirler, ancak farklı insanların oluşturduğu ekipler çok daha iyi kararlar verirler!  Çünkü farklı bakış açıları kurumsal kör noktaları azaltır. İşte Talent Collector yaklaşımının en güçlü taraflarından biri de budur. Amaç yalnızca yetenek toplamak değildir; "farklılıkları değer üreten bir yapıya dönüştürebilmektir". Bu nedenle geleceğin yetenek yöneticileri, CV toplayan kişiler olmayacak; onlar "kurumların sosyal mimarları" olacaktır!</p>
<p><strong>Çalışan Refahı Yeni Dönemin Sermayesidir</strong></p>
<p>Sanayi çağında sermaye makineydi, bilgi çağındaki sermaye veriydi. Yapay zekâ çağında ise sermaye insan enerjisidir. Yüksek performansın sürdürülebilir olması için insanların yalnızca çalışması değil, gelişmesi, anlam bulması ve aidiyet hissetmesi gerekir. Bu nedenle yeni nesil yetenek yönetimi yalnızca işe alımı değil; çalışan deneyimini, kurum kültürünü, liderlik gelişimini, psikolojik güvenliği, öğrenme çevikliğini aynı çatı altında değerlendirmek zorundadır. Talent Collector yaklaşımı tam olarak burada devreye girer. Çünkü yetenek toplayan kişi yalnızca insanları işe alan kişi değildir. Aynı zamanda o insanların kurum içinde kalmasını sağlayan, sistemi kuran kişidir.</p>
<p><strong>Geleceğin En Değerli Mesleği</strong></p>
<p>Yakın gelecekte yapay zekâ birçok işi elbette değiştirecek. Pek çok meslek elbette yeniden tanımlanacak. Ancak bir alanın önemi daha da artacak: İnsanları anlamlı şekilde bir araya getirme becerisi. Gelecekte şirketler, yöneticilerini yalnızca finansal performanslarına göre değerlendirmeyecek. Aynı zamanda ne kadar güçlü yetenek ekosistemleri oluşturabildiklerine de bakacak. Belki de bugün "Head Hunter" olarak tanımlanan meslek, yarının organizasyonlarında bambaşka bir isimle anılacak. Çünkü avcıların görevi hedefi yakalamaktır; toplayıcıların görevi ise geleceği inşa etmektir! Artık iş dünyasının ihtiyacı olan şey daha fazla avcı değil; daha fazla Talent Collector, yani Yetenek Toplayıcısıdır. Şirketler insanları bulmakta değil, insanları bir araya getirmekte ustalaştıkları gün; yalnızca daha iyi ekipler değil, daha güçlü kurumlar, daha sürdürülebilir organizasyonlar ve daha kapsayıcı bir iş dünyası ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Sesiniz güzel olmayabilir, keman, piyano veya herhangi bir müzik aletini çalmayı bilmiyor olabilirsiniz. Ama gerçekten çok iyi bir kulağınız varsa, çok iyi bir müzik &amp; ses dinleyicisi iseniz ve eğer tutkuyla arzu ediyorsanız, çok iyi bir orkestra şefi olabilirsiniz!</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketler-insan-avlamayi-birakip-insan-ekosistemi-kurmaya-ne-zaman-baslayacak-80995</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketler insan &quot;avlamayı&quot; bırakıp, insan &quot;ekosistemi kurmaya&quot; ne zaman başlayacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buikadda-zuhal-asli-saka-donemi-80993</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUİKAD’da Zuhal Aslı Saka dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği’nin (BUİKAD) 10. Genel Kurul toplantısında bayrak değişimi yaşandı. Şeyda Şençayır, BUİKAD Başkanlığı görevini Zuhal Aslı Saka’ya devretti.</p>
<p>Podyum Davet’te yapılan Genel Kuruluna Bursa iş dünyasının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile çok sayıda davetli katıldı. 2023-2026 dönemi faaliyet raporunun video olarak sunulmasının ardından konuşan eski başkan Şeyda Şençayır, “Bugün içim çok huzurlu. Çünkü biliyorum ki 3 yıl boyunca biz, sadece projeler üretmedik. Gece gündüz verilen emekle, birlikte düşünen, birlikte üreten, birlikte yürüyen bir ekibin ruhuyla, ‘Ben’ yerine ‘Biz’ diyebilen kadınların inancıyla çalıştık. Her zaman aynı şeye inandım: Kadın güçlenirse. Hayat değişir. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, ‘Daha emin ve daha doğru olarak yürüyeceğimiz tek bir yol vardır. O da büyük Türk kadınını çalışmamıza ortak kılmaktır.’ demiştir. Bugün burada bir görevi devrediyorum. Ama kalbimde taşıdığım BUİKAD sevgisini asla bırakmıyorum. Çünkü bazı yolculuklar biter. Ama birlikte bırakılan iz daima yaşar” dedi.</p>
<h2>“Cumhuriyet kadını sorumluluğuyla hareket edeceğiz”</h2>
<p>Yapılan seçimlerin ardından oy birliğiyle göreve getirilen BUİKAD’ın 2026-2029 Hizmet Dönemi Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Zuhal Aslı Saka (Başkan), Yönetim Kurulu Üyeleri: Dr. Arzu Erdi, Oya Baykal, Türkan Sedef Taşçı, Gamze Diyaroğlu, Sevgi Saygın, Gülnur Algül, Yasemin Yeşilova Muştucu, Nihayet Kırbaş. Genel Kurul’da ayrıca BUİKAD’ı federasyonlarda temsil edecek üyeler de belirlendi. Çok kıymetli bir mirası devraldıklarını belirterek bir teşekkür konuşması yapan yeni Başkan Zuhal Aslı Saka, Cumhuriyet kadını sorumluluğuyla hareket edeceklerini vurgulayarak yeni dönem hedeflerini şöyle özetledi: “BUİKAD’ı bugünlere taşıyan, büyüten ve güçlendiren tüm önceki dönem başkanlarına ve ekiplerine teşekkürlerimi sunuyorum. Üyelerle olan iletişimimizi daha da güçlü ve yakın bir zemine taşımak amacıyla kapsamlı bir üye anketi gerçekleştirmek istiyoruz. Ayrıca, BUİKAD’ın sahip olduğu mesleki çeşitliliği daha görünür ve daha işlevsel hale getirerek, farklı sektörlerdeki bilgi, deneyim ve üretim gücünü ortak bir platformda buluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Genel kurul, davetlilerin hep birlikte 10. Yıl Marşı’nı söylemesi ve toplu fotoğraf çekimiyle son buldu. </p>
<p>BUİKAD’ın 2026-2029 Hizmet Dönemi Yönetim Kurulu'nda Zuhal Aslı Saka, Dr. Arzu Erdi, Oya Baykal, Türkan Sedef Taşçı, Gamze Diyaroğlu, Sevgi Saygın, Gülnur Algül, Yasemin Yeşilova Muştucu, Nihayet Kırbaş yer aldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buikadda-zuhal-asli-saka-donemi-80993</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/3/1280x720/buikadda-zuhal-asli-saka-donemi-1781253047.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BUİKAD&#039;ın 10. Genel Kurul toplantısında Başkanlığa Zuhal Aslı Saka seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiyenin-solar-cam-uretim-kapasitesi-5-katina-cikti-81012</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin solar cam üretim kapasitesi 5 katına çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Düzcam, işlenmiş camlar, cam ambalaj ve cam ev eşyası üretiminde dünya genelinde güçlü konumunu pekiştiren Türk cam sektörünün temsilcileri Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) ev sahipliğinde TİM Dış Ticaret Kompleksi’nde bir araya geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2be90ab487f-1781262602.jpg" alt="" width="700" height="336" />Toplantıda küresel talep daralmasının etkilerine ve haksız ithalat baskısına karşı stratejik seferberlik vurgusu öne çıktı. Enerjide bağımlılığın her zamankinden daha riskli hale geldiğini belirten ÇCSİB Başkan Yardımcısı Tansu Kumru, cam sektörünün de enerjideki dönüşümde önemli bir parçası olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Sektörün bu kapsamda solar cam üretimi konusunda büyük atılım yaptığını ifade e den Kumru, “Sektör hayata geçirdiğimiz yatırımlarla, Türkiye’nin solar cam üretim kapasitesini tam 5 katına çıkardı. Bu yüksek sermaye ve emeğin korunması adına, haksız rekabet yaratan ithalatın önlenmesini hayati bir zorunluluk olarak görüyoruz” dedi.</p>
<p>ÇCSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın da katıldığı toplantıda geçen yıl sektörün 1.5 milyar dolarlık ihracat yaptığını belirten Tansu Kumru, kâr marjlarının sürdürülebilir seviyenin altına düşmüş olmasının bir çok sektör gibi cam üreticilerini de doğrudan etkilediğini bildirdi.</p>
<p><strong>“Küresel ticaret kırılgan ama Türk camı dayanıklı”</strong></p>
<p>Korumacılıktaki artışla birlikte rekabet güçlerinin bu zorluklarla başa çıkabilecek düzeyde olduğunu söyleyen Kumru, </p>
<p>“Yüzde 79 yerli katma değer oranı ile 170 ülkeye cam ihracatı yapan bir sektör olarak, yüksek üretim kapasitemiz, uluslararası standartlardaki ürün kalitemiz ve deneyimli insan kaynağımız ile küresel zorlukları fırsata dönüştürmeye çalışıyoruz. İnşaat, otomotiv, beyaz eşya, güneş enerjisi, gıda, perakende ve turizm gibi pek çok sektöre girdi sağlayarak ülke ekonomisine ve tüm bu iş kollarının ihracatına katkı sağlıyoruz” diye konuştu. Kumru, küresel ticaret sektörü kırılgan olsa da Türk camının dayanıklı olduğunu vurguladı.</p>
<p>Türkiye’nin yıllık 4 milyon tonun üzerindeki üretim ve işleme hacmiyle küresel ölçekte önemli bir cam üretim üssü olduğunu aktaran Kumru, <br />“Küresel ekonomideki soğumadan olumsuz etkilenen bu devasa ekosistemde, üretim maliyetlerinin neredeyse yarısını oluşturan doğalgaz ve elektrik giderleri karşısında sektörümüzün desteklenmesine ve ihracatçının elini güçlendirecek rekabetçi kur seviyelerinin sağlanmasına ihtiyaç duyuyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Çin ürünleri Malezya üzerinden geliyor, önlemler etkisiz kalıyor”</strong></p>
<p>Korumacılık ve yüksek vergilerin iç pazarı tehdit ettiğine değinen Tansu Kumru, </p>
<p>“Maliyet avantajına sahip ülkelerin küresel talep daralmasının da etkisiyle, haksız rekabet yaratan ithal ürünlerini daha fazla Türkiye’ye yönlendirdiklerini görüyoruz. Özellikle Çin menşeli ürünlerin Malezya üzerinden ülkemize yönlendirilerek mevcut ticaret politikası önlemlerinin etkisiz hale getirilmeye çalışılması, haksız rekabet baskısını daha da ağırlaştırıyor” değerlendirmesinde bulundu. Ticaret Bakanlığı’nın bu kapsamda attığı proaktif adımların sektör için can suyu niteliğinde olduğunu belirten Kumru, </p>
<p>“Son bir yılda cam ev eşyasında Çin ve Mısır’a karşı anti-damping soruşturması başlatılması, cam elyafta anti-damping vergisinin devreye alınması, düzcam ve otomotiv camlarına yönelik ilave önlemler yerli üretimi korumak adına çok kritik kazanımlar oldu” diye konuştu.</p>
<p><strong>İhracatın şampiyonları konuştu</strong></p>
<p>Cam Sektör Toplantısı açılış konuşmalarının ardından İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu “Dünya ve Türkiye Ekonomisi 2026 Öngörüleri ile Cam Sektörüne Etkileri” başlıklı bir sunum yaptı. Etkinlikte ayrıca, cam ihracatında öne çıkan firma temsilcilerinin katılımıyla “İhracat Şampiyonları Konuşuyor” Paneli düzenlendi. Şişecam Satış Genel Müdür Yardımcısı Başar Tırpancı’nın moderatörlüğündeki panelin konuşmacıları ise Gürok Grup Genel Müdürü Dr. Abdullah Gayret, Rakle Yönetim Kurulu Başkanı Can Dervişoğlu, Yorglass Yönetim Kurulu Başkanı Semavi Yorgancılar, Okandan Cam Genel Müdürü Nurettin Okandan ve Yıldız Cam Yönetim Kurulu Başkanı Hilmi Yıldız oldu. Panelde, bugüne kadar hayata geçirilen yenilikçi projelerin cam sanayiinin gücünü geleceğe taşıyacağı mesajını veren sektörün önde gelen isimleri, Türk cam sektörünün tüm dünya için güvenilir ve küresel bir çözüm ortağı olmaya kararlılıkla devam edeceğini vurguladılar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiyenin-solar-cam-uretim-kapasitesi-5-katina-cikti-81012</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/2/1280x720/tansu-kumru-1781262538.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ÇCSİB Başkan Yardımcısı Tansu Kumru, “Sektör hayata geçirdiğimiz yatırımlarla, Türkiye’nin solar cam üretim kapasitesini tam 5 katına çıkardı. Bu yüksek sermaye ve emeğin korunması adına, haksız rekabet yaratan ithalatın önlenmesini hayati bir zorunluluk olarak görüyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehirde-sosyal-denge-tazminati-tartismasi-80991</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Büyükşehir’de Sosyal Denge Tazminatı tartışması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Haziran ayı birinci oturumunda, Büyükşehir Belediyesi’nde görevli memur ve sözleşmeli personele ilişkin Tüm-Bel-Sen ile görevden uzaklaştırılan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey yönetimi arasında imzalanarak 18 Mart tarihinde yürürlüğe giren toplu sözleşme gündeme geldi.</p>
<p>Toplu sözleşmede yer alan "Mali Haklar" başlıklı 6’ncı madde kapsamında ilgili personele Ramazan Bayramı’nda bir sosyal denge tazminatı tutarında ikramiye, Kurban Bayramı’nda iki sosyal denge tazminatı tutarında ikramiye, eylül ayında kırtasiye yardımı ve ayrıca kumanya bedeli ödenmesine ilişkin hükümler yer alıyordu. Sayıştay tarafından Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde yapılan incelemeler neticesinde, 2024 yılında da yapılan ödemelerin mevzuata aykırı olduğu gerekçesiyle kamu zararına hükmedildi. Yapılan açıklamaya göre, Mustafa Bozbey hakkında yaklaşık 75 milyon lira kamu zararı çıkarken, Sayıştay tarafından 2025 yılı için yaklaşık 126 milyon lira kamu zararı tespit edildiği bildirildi. Sayıştay, hukuksuz ödemeler gerekçesiyle toplu sözleşmede imzası bulunan Mustafa Bozbey’den ödemlerin yasal faiziyle birlikte şahsen tahsiline karar verdi.</p>
<h2>Biba’dan toplu sözleşme açıklaması</h2>
<p>Konu hakkında açıklamalarda bulunan Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, sendika ile anlaşmanın hukuk dışı yapıldığını söyledi. Bununla ilgili de Mustafa Bozbey hakkında zimmet çıktığını hatırlatan Başkan Vekili Şahin Biba, “Konuyu herkes biliyor. Sayıştay 2024 yılı raporunda 70 milyon küsur zimmet var. 2025 yılı için de 125 milyon 600 bin liraya yakın zimmet çıktı. Daha 2026 yılı var. Toplamda 300 milyon liraya yakın bir zimmet var. ‘Kurban Bayramı’nda yapılacak ikramiyeyle birlikte hatta çift ikramiye olduğu için 100 milyonun üzerinde bir zimmet daha çıkacak. ‘Ben buna müsaade edemem’ dedim. Eğer bu para verilseydi zimmet bana değildi. Sözleşmeyi yapan bizatihi Mustafa Bozbey’e çıkacaktı. Ama ben buna müsaade etmiyorum’ diye söyledim” diye konuştu.</p>
<h2>“Hukuk dışı olan bir sözleşme”</h2>
<p>Konuyu CHP Grup Sözcüsü ile de görüştüğünü açıklayan Başkan Vekili Şahin Biba, “Beraber konuştuk. Konunun bu şekilde olması gerektiğine de karar verdik. Mustafa Bozbey zaten ekonomik sorumluluk kabul etmediğini söyledi. Dolayısıyla ben de ‘bunu yapmam’ dedim. Hukuk dışı olan bir sözleşme. Sendikaya da ‘Eğer haklıysanız mahkemeye de verin’ dedim. Dolayısıyla ben buna müsaade etmedim ve vermedim. Bizler kanuna göre hareket etmeye çalışıyoruz. Sendika üyeleriyle bizzat görüştüm. Genel Sekreterimiz, arkadaşlarımız görüştü. Yetmedi eylem de yaptılar” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehirde-sosyal-denge-tazminati-tartismasi-80991</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/1/1280x720/bursa-buyuksehirde-sosyal-denge-tazminati-tartismasi-1781251016.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, belediye ile Tüm-Bel-Sen arasında yapılan toplu sözleşme hakkında, “2024, 2025 ve 2026 yıllarını kapsayan toplamda 300 milyon liraya yakın bir zimmet var. Hukuk dışı olan bir sözleşme. Ben buna müsaade etmem.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-et-sorusturmasinda-13-sirkete-kayyum-81023</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyaz et soruşturmasında 13 şirkete kayyum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Beyaz et sektöründe yaşanan haksız fiyat artışları iddiasına ilişkin soruşturmada, hakkında gözaltı kararı verilen 32 zanlıdan 28'i gözaltına alındı. </p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından son dönemde beyaz et sektöründe yaşanan fiyat artışlarına ilişkin olarak kamuoyuna yansıyan şikayetler, vatandaşlar tarafından yapılan ihbar ve başvurularla piyasa işleyişine yönelik iddiaların dikkate alınarak soruşturma başlatıldığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, soruşturma kapsamında, beyaz et sektöründe faaliyet gösteren bazı şirketlerle bu şirketlerin yetkilileri hakkında, haksız fiyat artışı iddiaları, sektör içerisindeki fiyatlama süreçleri ve piyasa düzenine etki eden uygulamalar birlikte ele alınarak kapsamlı değerlendirme yapıldığı bildirildi.</p>
<p>Bazı şirket yetkililerinin beyaz et sektöründeki fiyat oluşum süreçlerine etki edebilecek nitelikte birlikte hareket ettikleri, arz, satış ve fiyatlama politikalarının tüketici aleyhine sonuç doğurabilecek şekilde yönlendirildiği kaydedilen açıklamada, bu suretle serbest piyasa düzeniyle adil rekabet ortamının bozulmasına neden olunduğu yönünde kuvvetli şüpheye ulaşıldığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "yönetme", "örgüte üye olma" ve "fiyatları etkileme" ve ilgili mevzuat kapsamında "satıştan kaçınma" suçlarından yürütülen soruşturmada İstanbul, Ankara, Balıkesir, Bolu, Bursa, İzmir, Samsun ve Uşak'ta operasyon düzenlendiği bildirildi.</p>
<p>Şirket yöneticileri ve yetkilileri hakkında yakalama, gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulandığı ifade edilen açıklamada, "Ayrıca, soruşturma konusu eylemlerin niteliği, sektörün temel gıda tedariki bakımından taşıdığı önem ve şirket faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde denetlenebilir olarak sürdürülmesi amacıyla, soruşturma kapsamındaki 13 şirket hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 133. maddesi uyarınca denetim kayyumluğu tedbiri uygulanmıştır. Başsavcılığımızca yürütülen soruşturma, serbest piyasa düzeninin, adil rekabet ortamının, tüketici haklarının ve temel gıda ürünlerine erişimde kamu yararının korunması amacıyla, tüm yönleriyle ve titizlikle sürdürülmektedir." denildi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında hakkında gözaltı kararı verilen 32 şüpheliden 28'i gözaltına alındı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-et-sorusturmasinda-13-sirkete-kayyum-81023</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/2/1280x720/pilic-tavuk-beyaz-et-1758099644.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyaz et sektöründe haksız fiyat artışı soruşturması kapsamında 28 kişi gözaltına alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, &quot;Soruşturma konusu eylemlerin niteliği, sektörün temel gıda tedariki bakımından taşıdığı önem ve şirket faaliyetlerinin hukuka uygun şekilde denetlenebilir olarak sürdürülmesi amacıyla, soruşturma kapsamındaki 13 şirket hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu&#039;nun 133. maddesi uyarınca denetim kayyumluğu tedbiri uygulanmıştır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/veri-guvenligi-yapay-zeka-donusumunun-merkezine-yerlesiyor-80983</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Veri güvenliği, yapay zekâ dönüşümünün merkezine yerleşiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Teracity Yazılım Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, yapay zekânın bugün hâlâ yanlış konumlandırıldığını belirterek, asıl dönüşümün uygulamalardan çok altyapıda yaşandığına dikkat çekti. Yapay zekânın internet benzeri bir kırılma yarattığını ifade eden Akın, bu sürecin en kritik başlıklarından birinin veri güvenliği olduğunu vurguladı.</p>
<p>Akın, “Yapay zekâ çoğu zaman bir uygulama gibi algılanıyor. Oysa bu, internet gibi köklü bir altyapı devrimi. İnsan faktörü devam edecek ancak sistemin omurgası değişiyor. Bu noktada verinin güvenliği, bütünlüğü ve doğru yönetimi en kritik unsur haline geliyor” dedi. Altyapı dönüşümünün özellikle ürün geliştiren şirketler üzerinde ciddi maliyet baskısı oluşturduğunu dile getiren Akın, makine, tekstil, otomotiv ve yazılım gibi sektörlerde bu baskının giderek arttığını söyledi. Platform ve ekosistem odaklı yapıların ise süreci daha esnek yönettiğine işaret etti. Teracity olarak bu dönüşümü doğrudan hissettiklerini belirten Akın, “2025’in son çeyreğinde köklü bir dönüşüm başlattık. Bu süreç maliyetli ve zor ama kaçınılmaz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2bae1b4910c-1781247515.jpg" alt="" width="695" height="471" /></p>
<h2>Tüm operasyonlarda güvenli yapay zekâ altyapısı</h2>
<p>Şirketin dönüşüm planının merkezinde, yapay zekânın yalnızca ürünlere entegre edilen bir özellik olmadığını, aynı zamanda tüm operasyonları taşıyan güvenli bir altyapı haline getirilmesinin yer aldığını belirten Akın, yürütülen çalışmaları şöyle özetledi: “Kod üretiminden müşteri taleplerine, destek süreçlerinden iş akışlarına kadar tüm sistemi yapay zekâ ile yönetmeye hazırlanıyoruz. Ancak bunu yaparken veri güvenliği ve regülasyon uyumu en öncelikli başlığımız. Küresel rekabette ayakta kalmanın yolu, güvenli ve sürdürülebilir dijital altyapılardan geçiyor.” Önümüzdeki iki yılı “altyapı inşa dönemi” olarak tanımlayan Akın, bu süreçte agresif büyüme yerine teknolojik dönüşümü tamamlamaya odaklandıklarını belirtti. Teracity’nin 2026 sonu itibarıyla bu dönüşümü tamamlamayı hedeflediğini kaydeden Akın, Türkiye ekonomisinin de aynı dönemde toparlanma sürecine girmesini beklediklerini ifade etti.</p>
<h2>KEP uyumlu insan kaynakları çözümü</h2>
<p>Teracity’nin kamu tarafındaki önemli projelerinden biri, TSE Global’in uçtan uca dijital dönüşümü oldu. Bu projenin stratejik bir referans niteliği taşıdığını belirten Akın, uygunluk denetimi pazarına yönelik yeni bir ürün geliştirdiklerini aktardı. Özel sektörde ise insan kaynakları yönetimine odaklanan yeni bir çözüm geliştirdiklerini ifade eden Akın, 1 Ocak 2026 itibarıyla devreye giren KEP (kayıtlı elektronik posta) düzenlemesiyle uyumlu bu yapının veri güvenliği açısından güçlü bir model sunduğunu vurguladı. Çözümün kamu, özel sektör ve belediyelerde yaygın kullanım potansiyeli taşıdığı belirtildi. Teracity’nin hizmet verdiği projelerin yüzde 75’i kamu, yüzde 25’i özel sektörden oluşuyor. Türkiye genelinde 30’dan fazla belediyeyle çalışan şirket, Bursa’daki belediyelerin yaklaşık yüzde 80’inin yazılım altyapısını yönetiyor. Geliştirilen sistemlerin Türkiye nüfusunun yaklaşık yüzde 10’una temas ettiğini belirten Akın, belediyelerde insan kaynakları, maaş, muhasebe, vergi tahsilatı ve saha operasyonları gibi kritik süreçlerin büyük bölümünün Teracity altyapısıyla yürütüldüğünü söyledi. Bu ölçekteki operasyonlarda veri güvenliğinin sadece teknik değil, aynı zamanda stratejik bir gereklilik haline geldiğine dikkat çekildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/veri-guvenligi-yapay-zeka-donusumunun-merkezine-yerlesiyor-80983</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/3/1280x720/veri-guvenligi-yapay-zeka-donusumunun-merkezine-yerlesiyor-1781247545.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Teracity Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, yapay zekânın bir uygulamadan öte altyapı devrimi olduğunu vurgularken, bu dönüşümün odağında veri güvenliği ve bütüncül sistem mimarisinin yer aldığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yaniltici-vize-reklamlari-durduruldu-80973</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yanıltıcı vize reklamları durduruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı’nın vize randevu alma sürecine ilişin internet ortamında tüketicileri aldatıcı ve yanıltıcı paylaşımlar yaptığı iddia edilen firmalar hakkında başlattığı inceleme çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p>Bu firmalar hakkında re’sen inceleme başlatan Reklam Kurulu 11 Haziran’da yaptığı toplantıda, tüketicilere yönelik olarak “vize randevu garantisi, vize garantisi, hızlı başvuru, kesintisiz destek, garanti çözüm, yüzde 100 onay garantisi, hızlı sonuç garantisi” gibi taahhütler içeren reklamlar nedeniyle incelemeye alınan altı şirkete ilişkin dosyaları değerlendirdi.</p>
<p>Yapılan değerlendirmede bu reklamlar hakkında 3 aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanmasına karar verildi. Dosyalara ilişkin nihai karar inceleme süresi sonunda verilecek.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, her türlü mecrada tüketicileri aldatmaya yönelik ticari reklam ve haksız ticari uygulamalara karşı inceleme ve denetim faaliyetlerinin aralıksız sürdürüleceği kaydedildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yaniltici-vize-reklamlari-durduruldu-80973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/schengen-vizesi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Reklam Kurulu&#039;nun, vize alma sürecine ilişkin yanıltıcı reklamlar için 3 aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanmasına karar verdiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-dunyaya-yayilan-fosil-enflasyon-80966</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz’den dünyaya yayılan &#039;fosil enflasyon&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasıyla derinleşen enerji krizi, fosil yakıt ithalatına bağımlı sistemlerin kırılganlığını bir kez daha ortaya koydu. Prof. Dr. Etem Karakaya’ya göre bu kriz, enerji güvenliği tartışmasını yalnızca yeni petrol ve gaz tedarikçileri arayışının ötesine taşıyor. Karakaya’ya göre yeni dönemde asıl mesele, “daha fazla tedarikçi” bulmak değil; fosil yakıt ihtiyacını yapısal olarak azaltmak.</strong></p>
<p>Enerji krizleri, çoğu zaman yalnızca fiyat hareketleriyle okunur. Petrol kaç dolara çıktı? Hangi ülke hangi tedarikçiye yöneldi? Oysa Hürmüz krizi fiyatların çok ötesinde bir gerçeği görünür kılıyor. ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının ardından Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanması, küresel enerji sisteminin en hassas damarlarından birini tıkadı. Petrol ve gaz fiyatlarındaki artış kısa sürede ulaşımdan gıdaya, sanayiden hane faturalarına kadar ekonominin tamamına yayıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2ba15d5099e-1781244253.jpg" alt="" width="700" height="394" />İklim iktisadı, energy dönüşümü, karbon piyasaları ve sanayide karbonsuzlaşma alanlarında çalışan Eskişehir Osmangazi Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Etem Karakaya’nın ifadesiyle dünya, yalnızca bir enerji arz şokuyla değil, aynı zamanda yeni bir “fosil enflasyon” dalgasıyla karşı karşıya kaldı.</p>
<p><strong>İthalat kaynaklarını çeşitlendirmek enerji güvenliğini sağlamaya yetmiyor</strong></p>
<p>Karakaya’ya göre Hürmüz krizi, fosil yakıt ithalatına dayalı enerji sistemlerinin ne kadar kırılgan olduğunu gösteren ender jeopolitik anlardan biri. Bu kırılganlık yeni değil. Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, LNG piyasalarındaki belirsizlikler, tedarik zinciri şokları ve şimdi Hürmüz’de yaşananlar aynı dersi tekrar ediyor: İthalat kaynaklarını çeşitlendirmek, enerji güvenliğini sağlamaya yetmiyor. Çünkü sorun yalnızca petrolün ya da gazın nereden geldiği değil. Sorun, ekonomilerin büyük ölçüde fosil yakıtlara bağımlı olması. Karakaya’ya göre yeni dönemde asıl mesele, “daha fazla tedarikçi” bulmak değil; fosil yakıt ihtiyacını yapısal olarak azaltmak.</p>
<p><strong>Enerji güvenliği artık temiz enerji politikası</strong></p>
<p>Geçmiş enerji krizlerinde ülkelerin ilk refleksi genellikle aynıydı: Yeni petrol sahaları, yeni gaz anlaşmaları, yeni LNG terminalleri, yeni tedarik rotaları. Kısa vadede bu adımlar anlaşılabilir olsa da, Karakaya’ya göre artık kalıcı çözüm sunmuyor. Jeopolitik risklerin arttığı bir dünyada, fosil yakıt ithalatını farklı ülkelere yaymak riski ortadan kaldırmıyor; yalnızca yerini değiştiriyor.</p>
<p>Bugün 1970’lerden farklı olarak ülkelerin elinde gerçek bir alternatif var. Güneş ve rüzgâr enerjisi, enerji depolama, elektrikli araçlar, ısı pompaları ve enerji verimliliği teknolojileri artık iklim politikalarının araçları değil, aynı zamanda enerji güvenliğinin de temel unsurları.</p>
<p>Karakaya bu nedenle enerji dönüşümünün artık yalnızca karbon emisyonlarını azaltma başlığı altında ele alınamayacağını söylüyor. Temiz enerjiye geçiş, aynı zamanda enerji bağımsızlığı, makroekonomik istikrar ve dış ticaret dengesi meselesi haline geliyor.</p>
<p><strong>Fosil enflasyon ekonominin tamamına yayılıyor</strong></p>
<p>Hürmüz krizi, fosil yakıt fiyatlarındaki artışın ekonomiye nasıl yayıldığını da gösterdi. Petrol ve gaz pahalandığında yalnızca akaryakıt veya elektrik faturaları yükselmiyor. Nakliye maliyetleri artıyor, gıda fiyatları baskılanıyor, sanayi üretimi pahalanıyor, hane bütçeleri daralıyor. Karakaya’nın “fosil enflasyon” olarak tanımladığı bu durum, özellikle ithal enerjiye bağımlı ülkeler için yapısal bir risk yaratıyor. Enerji fiyatlarındaki her jeopolitik şok, enflasyon, cari açık ve büyüme üzerinde baskı oluşturuyor. Dolayısıyla enerji dönüşümünü ertelemek, yalnızca iklim hedeflerini değil, ekonomik dayanıklılığı da zayıflatıyor.</p>
<p>Bu nedenle Hürmüz krizi, enerji güvenliği ile iklim politikası arasında kurulan eski ayrımı da geçersiz kılıyor. Artık aynı soru iki farklı alana yanıt veriyor: Bir ülke fosil yakıt bağımlılığını ne kadar azaltırsa, hem emisyonlarını hem de dış şoklara açıklığını o kadar düşürüyor.</p>
<p>Karakaya’ya göre enerji bağımsızlığı somut teknolojik tercihlerle mümkün hale gelen bir dönüşüm alanı. Güneş paneli, elektrikli araç ya da ısı pompası, enerjinin Hürmüz Boğazı’ndan değil, yerli ve temiz kaynaklardan gelmesini sağlıyor.</p>
<p><strong>Bir sonraki şok mutlaka gelecek</strong></p>
<p>Prof. Dr. Etem Karakaya, “Fosil yakıt bağımlılığını azaltan ülkeler, bir sonraki enerji şokunda daha az bedel ödeyecek. Temiz enerjiye, elektrifikasyona ve verimliliğe yatırım yapan ekonomiler, yalnızca iklim hedeflerine yaklaşmayacak; aynı zamanda daha dirençli, daha bağımsız ve daha öngörülebilir bir enerji sistemine sahip olacak” diyor.</p>
<p>Bir sonraki şokun nerede ve ne zaman başlayacağı belirsiz. Hürmüz krizinden çıkarılacak en önemli ders de tam burada yatıyor: Enerji güvenliği, fosil yakıt ithalatını çeşitlendirmekle değil, fosil yakıt bağımlılığını azaltmakla mümkün.</p>
<p><strong>Türkiye için ders</strong></p>
<p>Türkiye’nin yıllık enerji ithalat faturası 60 milyar doları aşarken, bu faturanın büyük bölümü petrol ve gazdan kaynaklanıyor. Bu tablo, enerji güvenliğini yalnızca dış politika veya tedarik diplomasisi meselesi olmaktan çıkarıyor; sanayi, ulaştırma, konut, finansman ve teknoloji politikalarının ortak gündemi haline getiriyor.</p>
<p>Karakaya’ya göre Türkiye’nin enerji faturasını kalıcı olarak düşürebilecek en güçlü araç, yerli yenilenebilir üretimle birlikte elektrifikasyonun hızlanması. Ulaşımda elektrikli araçların yaygınlaşması, binalarda ısı pompalarının devreye girmesi, sanayide enerji verimliliğinin artması ve yenilenebilir enerji kapasitesinin büyümesi, Türkiye’nin dış şoklara karşı dayanıklılığını güçlendirebilir.</p>
<p>Bu dönüşüm aynı zamanda cari açık, enflasyon ve rekabetçilik açısından da kritik. Enerji ithalatına daha az bağımlı bir ekonomi, küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki dalgalanmalardan daha az etkilenir. Bu da enerji politikasını doğrudan makroekonomik istikrar politikasına dönüştürür.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Isıtma ve sanayide elektrifikasyona geçişi hızlandırmak hayati önem taşıyor</strong></span></p>
<p>Jacques Delors Enstitüsü, Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) ve SolarPower Europe tarafından yayınlanan yeni veriler, Avrupa’nın savaş başladığından bu yana fosil yakıt bağımlılığını azaltmaya yönelik adımlar attığını ve elektrifikasyona yöneldiğini gösteriyor. IEEFA Kıdemli Enerji Analisti Ana Maria Jaller-Makarewicz, “AB, 2022 yılında aldığı LNG ithalatını artırma kararının sürdürülebilir olmadığını fark etti. Tedarik kısıtlamaları, LNG ithalatında bir azalmaya yol açarken, bloğun enerji güvenliğini tehlikeye atmamak için gaz talebinin daha da azaltılması gerektiğinin aciliyetini ortaya koydu” diyor. Electrification Alliance Direktörü Adrian Hiel ise “Orta Doğu’daki çatışmanın ilk 100 günü, Avrupa için stratejik bir gerçeği ortaya koydu: Enerji güvenliği artık elektrifikasyondan ayrı düşünülemez. İthal yakıtlara olan bağımlılığı azaltmak ve dayanıklılığı güçlendirmek için, ulaşım, ısıtma ve sanayide elektrifikasyona geçişi hızlandırmak hayati önem taşıyor” yorumunu yapıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-dunyaya-yayilan-fosil-enflasyon-80966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/6/1280x720/etem-karakaya-1781244279.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’den dünyaya yayılan &#039;fosil enflasyon&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-zirvenin-ardindan-yesil-kocaeli-80965</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir zirvenin ardından: Yeşil Kocaeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kocaeli, Türkiye’nin sanayi üretiminde ve ekonomik gücünde lokomotif şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor ve tam da bu nedenle bu şehri anlamanın en doğru yolu, farklı kesimlerin aynı masada buluştuğu organizasyonlara bakmak oluyor.</p>
<p>Bazen bir şehirle ilgili en önemli gerçeği, uzun toplantılarda ya da kalın raporlarda değil; farklı kesimlerin aynı masada buluştuğu organizasyonlarda görebiliyorsunuz.</p>
<p>EKONOMİ Gazetesi olarak geçtiğimiz günlerde düzenlediğimiz Kocaeli Çevre Teknolojileri Zirvesi ve Sergisi’nin ardından aklımda kalan en temel mesele şu oldu: Kocaeli artık çevreyi yalnızca konuşan değil, çevreyle daha fazla uyum ve yönetişim içerisinde olmak zorunda.</p>
<p>Bunu söylerken, doğrudan ekonomik gerçeklerden ve küresel rekabetin yeni kurallarından bahsediyorum, tabi ki. Çünkü bugün çevre, üretimin dışında bir alan değil; doğrudan üretimin kendisini belirleyen bir faktör haline geldi.</p>
<p>Önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri COP31 Küresel İklim Zirvesi olacak. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu büyük organizasyon öncesinde Kocaeli’nin ortaya koyacağı performans, yalnızca kentimizin değil ülkenin de yeşil dönüşüm vitrini açısından belirleyici olacak.</p>
<p>Aslında Kocaeli bu süreci Türkiye’de en iyi yöneten şehirlerden. Yıllardır süren çevre yatırımları, atık yönetimi altyapısı, arıtma tesisleri ve sanayi kaynaklı çevresel iyileştirme çalışmalarıyla güçlü bir zemine sahip.</p>
<p>İzmit Körfezi bunun en somut örneği. Bir dönem “ölü körfez” olarak anılan bu iç deniz, dip çamuru temizliği, biyolojik arıtma yatırımları ve ekosistem koruma projeleriyle yeniden hayat buluyor. Deniz canlılarının geri dönüşü ve su kalitesindeki iyileşme, aslında uzun vadeli çevre politikalarının somut sonucunu gösteriyor. Kocaeli Çevre Teknolojileri Zirvesi ve Sergisi’nde bu konuda yapılan son açıklamaların, dinleyicilerin yüzünde bir tebessüm yarattığının şahitlerindenim. Zirvede ayrıntıları açıklanan Kocaeli’de yapımı hızla süren demir yolu ve metro projesinin de sosyal, ekonomik, çevresel olumlu etkilerini de bir an evvel hissetmek istiyoruz.</p>
<p>Mesele tek başına çevreyi temizlemek değil. Mesele, çevreyi ekonomik sistemin merkezine yerleştirmek ve temiz tutmak. Bu noktada Kocaeli’nin sahip olduğu en kritik avantajlardan biri su yönetimi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın</p>
<p>KSO’da 32’nci Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülleri töreninde paylaştığı veriler aslında meselenin ölçeğini net biçimde ortaya koyuyor. Şehirdeki gri su kapasitesi yaklaşık 49 milyon metreküp seviyesinde. Sanayinin yıllık su tüketimi ise yaklaşık 45 milyon metreküp. Yani doğru planlama ve altyapı ile sanayinin su ihtiyacının çok büyük bir bölümü geri kazanılmış suyla karşılanabilecek durumda.</p>
<p>Öte yandan Kocaeli’de toplam su tüketimi yıllık yaklaşık 200 milyon metreküp seviyesinde. Bu tablonun içinde kayıp-kaçak oranı yaklaşık yüzde 22. Bu oran Türkiye ortalamasına göre iyi olsa da hâlâ önemli bir tasarruf alanı olduğunu gösteriyor. Küçük görünen yüzde 2’lik bir iyileştirme bile milyonlarca metreküp suyun sisteme geri kazandırılması demek.Şu bir aşikarki Kocaeli, sanayide olduğu kadar çevre ve sürdürülebilirlik alanında da öncü olabilecek güce sahip. COP31’e giden süreçte önemli olan, bu potansiyeli doğru projelerle destekleyerek yeşil dönüşümü bir hedef değil, bir yaşam ve üretim kültürü haline getirebilmek. Yeşil Kocaeli, Türkiye’nin yeşil dönüşüm yolculuğunda öncü şehirlerinden biri olabilir; yeter ki ortak hedeflerden vazgeçmeyelim.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-zirvenin-ardindan-yesil-kocaeli-80965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir zirvenin ardından: Yeşil Kocaeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/plastik-ithalatina-depozito-ve-ayrisma-sistemi-ile-fren-80964</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Plastik ithalatına depozito ve ayrışma sistemi ile fren</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) 35. Grup Plastik Hammaddeleri ve Plastik Enjeksiyon Mamulleri Sanayii tarafından “Modern Dünyayı Taşıyan Malzeme: Plastiğin Farkında Olmadığımız Gücü” başlıklı bir toplantı düzenlendi. Etkinlikte plastiğin sanayideki ve toplum yaşamındaki kritik önemi masaya yatırılırken, ayrıştırmadaki son teknolojiler tartışıldı. Toplantıda, EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde, Prof. Dr. Mehmet Atilla Taşdelen, Prof. Dr. Hüseyin Yıldırım, Dr. Mevlüt Çetinkaya ile Selçuk Gülsün’ün katılımıyla gerçekleşen bir panel de yer aldı.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9eede8826-1781243629.png" alt="" width="800" height="345" />
<figcaption><strong>(Soldan sağa) Elif Derya Elmas, Oğuzhan Durmaş, Ömer Karadeniz, Arif İzzet İlter, Mustafa Kemal Albayrak</strong></figcaption>
</figure>
<p>Etkinlikte değerlendirmelerde bulunan 35. Grup Meslek Komitesi Başkanı ve Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Karadeniz, plastik sektöründe yerel yönetim ile merkezi yönetimin iş birliğinin kritik önemde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin plastik ham maddesinde ciddi bir dışa bağımlılık yaşadığına dikkat çeken Karadeniz, döngüsel ekonominin ve geri dönüşümün cari açığı azaltmadaki stratejik rolüne odaklanılması gerektiğini belirtti.</p>
<h2>2000’lerde ürettiğimiz ham madde şimdi yok </h2>
<p>Türkiye plastik sektörünün üretim hacmiyle Avrupa’da ikinci, dünyada ise yedinci sırada yer alarak büyük bir başarıya imza attığını hatırlatan Karadeniz, buna karşın ham madde üretiminde aynı güçlü pozisyonda olunmadığını vurguladı. Tarihsel sürece işaret eden Karadeniz, şunları söyledi: “Türkiye’nin plastik ham madde üretimi, 1980’lerin başında Aliağa’daki tesislerin faaliyete geçmesiyle yurt içi ihtiyacın yaklaşık yüzde 20-22’sini karşılıyordu. Ancak bugün geldiğimiz noktada yerli ham madde üretimi, Türkiye’nin toplam ihtiyacının ancak yüzde 8 ila yüzde 10’u bandına gerilemiş durumda. 2000’li yılların başında ülkemizde üretilebilen bazı mühendislik plastiklerinin üretimi ise bugün tamamen durmuş vaziyette.”</p>
<h2>Sistemli geri dönüşüm şart </h2>
<p>Türkiye’nin ham madde üretemediği bir konjonktürde geri dönüşüm hamlelerinin hayati bir katma değer yarattığını vurgulayan Karadeniz, kamuoyundaki bazı olumsuz algıların aksine, sistemli bir geri dönüşümün doğrudan döviz tasarrufu anlamına geldiğini ifade etti. Döngüsel ekonominin tam kapasiteyle işletilmesi durumunda ithalat faturasının ciddi oranda düşeceğini kaydeden Karadeniz, “Bizim ülkemiz için döngüsel ekonomi 10 defa değer, bunu yapmazsak olmaz. Döngüsel ekonominin şartlarını tam donanımlı bir şekilde döndürebilsek, plastik ham maddesi ithalatının en az üçte birinin önüne geçmiş oluruz. Münferit olumsuz örnekleri bir kenara bırakırsak, geri dönüşüm için yapılan her hamle bu ülkeye kazandırılan bir döviz, bir katma değer ve istihdamdır” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Depozitodan önce kaynağından ayrıştırma </h2>
<p>Sürdürülebilir bir döngüsel ekonomi modelinin kapılarını açacak en büyük anahtarın doğru ayrıştırma sistemleri olduğunu dile getiren Karadeniz, mevzuat ve uygulamalardaki öncelik sıralamasının değişmesi gerektiğini savundu. Türkiye’de Depozito Yönetim Sistemi (DYS) uygulamalarının henüz pilot bölgeler düzeyinde kaldığını ve yüzde 100 oranında uygulanamadığını belirten Karadeniz, asıl çözümün Kaynağında Ayrıştırma Sistemi (KAS) olduğunun altını çizdi. Karadeniz, “Depozito sisteminden önce esas uygulanması gereken, kaynağında ayrıştırma sistemidir. Çünkü geri dönüşümün kapılarını en büyük oranda açacak olan sistem budur. Bu konunun öneminin ve kültürel bir değer haline getirilmesinin bakanlıklar nezdinde spotlarla, farkındalık kampanyalarıyla işlenmesi gerekiyor. PLASFED olarak bu amaçla bakanlıkların kapısını sürekli aşındırıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/plastik-ithalatina-depozito-ve-ayrisma-sistemi-ile-fren-80964</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/plastik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ PLASFED Başkanı Ömer Karadeniz, ham maddedeki yüzde 90&#039;lık dışa bağımlılığı kırmanın tek yolunun merkezi ve yerel yönetim işbirliği olduğunu söylerken, ithalat faturasını üçte bir oranında düşürmenin yolunun Depozito Yönetim Sistemi’nden (DYS) önce Kaynağında Ayrıştırma Sistemi’ni (KAS) devreye almaktan geçtiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neden-macarlara-oncelik-80961</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Neden Macarlara öncelik?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gümrük Birliği belirsizliği gibi birincil sebeplerle BYD; tarife koruması, entegre Ar-Ge ekosistemiyle siyasi istikrar sunan Macaristan’da Avrupa stratejisini yeniden kurgularken, Manisa projesini duraklattı...</strong></p>
<p>Öncelikle BYD’nin Avrupa’daki üretim stratejisinde Türkiye’deki Manisa projesini askıya alıp Macaristan’a öncelik vermesinin, kesinlikle bir coğrafi tercih olmadığını belirtelim... Bu karar; ticaret politikaları, endüstriyel ekosistem, kurumsal entegrasyon ve küresel satış dinamiklerinin birleşimiyle şekillenmiş, çok katmanlı bir optimizasyonun sonucu. Şimdi, bu stratejik eksen kaymasının teknik ve yapısal gerekçelerini detaylandıralım.</p>
<ol>
<li><strong>Ticaret rejimi ve Gümrük Birliği belirsizliğine karşı AB üyeliği garantisi</strong></li>
</ol>
<p>Türkiye yatırımının en temel teorik avantajı, AB ile olan Gümrük Birliği anlaşmasıydı. Ancak bu mekanizma, Çin menşeli tam elektrikli araçlara yönelik ek gümrük vergileri ve anti-sübvansiyon soruşturmaları karşısında yetersiz kaldı.</p>
<p><strong>Menşe kuralları riski:</strong> Gümrük Birliği, malların serbest dolaşımını sağlasa da üçüncü ülkelerden gelen bileşenlerin oranı yüksek olduğunda "tercihli menşe" statüsü risk altına girdi. BYD için Macaristan, aracın yasal olarak "AB malı" statüsü kazanmasını garanti eden tek kesin çözüm oldu. Bu durum, %10 gümrük vergisine ek olarak gündeme gelebilecek cezai tarifelere karşı tam koruma sağlıyor.</p>
<p><strong>Regülasyon öngörülebilirliği</strong>: Türkiye’deki yatırım teşvik paketi kapsamında sağlanan ithalat muafiyetleri, yerel üretim taahhüdüne bağlıydı. Tesisin inşaatına başlanmaması, bu muafiyetlerin geri alınması ve potansiyel hukuki yaptırım risklerini doğurdu. Buna karşın Macaristan, AB ortak pazarı içinde istikrarlı ve değişmez bir regülasyon çerçevesi sunuyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong>Endüstriyel ekosistem ve tedarik zinciri entegrasyonu</strong></li>
</ol>
<p>Macaristan tercihi, sadece montaj hattı kurulumu değil, dikey entegre bir üretim üssü oluşturma hedefine hizmet etti.</p>
<p><strong>Olgun otomotiv havuzu:</strong> Szeged bölgesi; Audi, Mercedes-Benz ve CATL gibi devlerin halihazırda faaliyet gösterdiği, nitelikli iş gücü ve tedarikçi ağının hazır olduğu bir lokasyondu. Türkiye’de sıfırdan kurulması gereken yan sanayi entegrasyonu, Macaristan’da mevcut altyapı üzerinden hızla gerçekleştirilebiliyor.</p>
<p><strong>Lojistik maliyet optimizasyonu:</strong> Orta Avrupa’nın kalbinde yer alan Szeged, hem Batı Avrupa’nın olgun pazarlarına hem de Doğu Avrupa’nın büyüyen pazarlarına eşit mesafede bulunuyor. Denizyolu taşımacılığındaki dar boğazlar (örn. Hürmüz Boğazı krizi) ve konteyner maliyet dalgalanmaları göz önüne alındığında, kara ve demiryolu bağlantılı bu merkezi konum, lojistik giderlerde yapısal tasarruf sağlıyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong>Ar-ge, inovasyon ve fikri mülkiyet yerlileştirmesi</strong></li>
</ol>
<p>BYD, Macaristan’ı sadece bir üretim bandı olarak değil, Avrupa’daki teknoloji geliştirme merkezi olarak konumlandırdı. Bu yaklaşım, Türkiye projesinden ayrışan en kritik farktı.</p>
<p><strong>Yüksek katma değerli yatırımlar: </strong>Budapeşte’de kurulan Avrupa Genel Merkezi ve Ar-Ge üssü için yaklaşık 250 milyon Euro bütçe ayrıldı. Yapay zeka tabanlı otonom sürüş sistemleri ve yeni nesil güç aktarma organları üzerine odaklanan bu projeler, HIPA tarihinin en büyük Ar-Ge yatırımları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Akademik ve patent entegrasyonu:</strong> En az üç Macar üniversitesiyle stratejik iş birlikleri kuruldu, geliştirilen patentlerin en az %50’sinin Macaristan’da tescil edilmesi taahhüt edildi. Günde ortalama 45 patent başvurusu yapan BYD için bu, fikri mülkiyetin AB sınırları içinde korunması ve yerelleştirilmesi anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Test ve doğrulama altyapısı:</strong> Komárom’daki otobüs fabrikasına eklenen 75,7 milyon Euro’luk kamyon üretimi ve test laboratuvarı yatırımı, bölgenin sadece montaj değil, homologasyon ve validasyon süreçleri için de yetkinleştirildiğini gösteriyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong>Küresel satış dinamikleri ve kapasite tahsisi</strong></li>
</ol>
<p>BYD’nin Mayıs 2026 verileri, ihracatın artık bir "tampon" değil, yapısal bir büyüme motoru olduğunu kanıtladı.</p>
<p><strong>İhracat odaklı kapasite planlaması:</strong> Mayıs 2026’da yurt dışı teslimatlar 160.000 adedi aşarak toplam satışların önemli bir kısmını oluşturdu. Yurt içi pazardaki %20,5’lik daralma (Ocak-Mayıs 2025/2026 kıyaslaması), Avrupa’daki yerel üretimin hayati önemini artırdı.</p>
<p><strong>Model portföyü uyumu:</strong> Szeged tesisinde üretilecek Dolphin Surf, Atto 2 ve Seal U gibi modeller, Avrupa’nın hacim odaklı uygun fiyatlı tam elektrikli segmentini doğrudan hedefliyor. Bu modellerin tarifesiz ve rekabetçi fiyatlarla pazara sunulabilmesi, Macaristan’daki maliyet yapısının (işçilik, enerji, teşvikler) Almanya veya Fransa’ya göre daha avantajlı olmasına bağlı.</p>
<p><strong>Marka algısı ve güven inşası:</strong> "Made in EU" etiketi, Avrupalı tüketicideki kalite ve servis endişelerini gidermek için kritik bir araç haline geldi. Yerel üretim, yedek parça bulunurluğu ve servis ağı genişletme (1.000’den 2.000 bayiiye çıkış hedefi) stratejilerinin fiziki teminatını oluşturuyor.</p>
<ol start="5">
<li><strong>Politik iklim ve "doğa açılımı" stratejisi</strong></li>
</ol>
<p>Macaristan hükümetinin on yılı aşkın süredir uyguladığı "Doğu Açılımı" (Eastern Opening) politikası, Asyalı yatırımcılar için öngörülebilir ve destekleyici bir ortam yarattı.</p>
<p><strong>Devlet desteklerinin kapsamı:</strong> HIPA aracılığıyla sağlanan teşvikler, sadece fabrika inşaatını değil, Ar-Ge, eğitim ve istihdam paketlerini de kapsıyor. Türkiye’de teşviklerin üretime endeksli olması ve projenin durması nedeniyle risk altına girmesi, Macaristan’daki çok boyutlu destek paketinin cazibesini artırdı.</p>
<p><strong>Stratejik ortaklık anlaşması:</strong> BYD ile Macaristan hükümeti arasında imzalanan Stratejik İş Birliği Anlaşması, yatırıma siyasi düzeyde uzun vadeli güvence sağladı. Bu anlaşma, fabrikanın ötesinde vergilendirme, çalışma izinleri ve altyapı geliştirmelerinde öncelikli muamele garantisi içeriyor.</p>
<p><strong>Neden Macaristan?</strong></p>
<p>BYD’nin tercihi, tek bir faktöre indirgenemeyecek kadar kompleks... Türkiye projesi, gümrük birliği avantajına rağmen regülasyon belirsizliği, henüz oluşmamış tedarik zinciri ve başka jeopolitik stresler nedeniyle "yüksek riskli" kategorisinde kaldı. Macaristan ise; tarife koruması, entegre Ar-Ge ekosistemi, lojistik merkeziyetçilik, akademik iş birlikleri ve siyasi istikrar parametrelerinin aynı anda optimize edildiği, BYD’nin "Avrupa için Avrupa’da üretim" vizyonunu en düşük riskle realize edebileceği tek lokasyon olarak öne çıktı. Bu karara, şirketin Avrupa’daki varlığını geçici bir pazar girişiminden, kalıcı ve köklü bir endüstriyel oyuncuya dönüştürme stratejisinin sonucu olarak bakılmalı...</p>
<p><strong>Neden Türkiye değil?..</strong></p>
<p>Yukarıda ayrı ayrı belirttiğim Macaristan’ın BYD için sağladığı uygun koşullar ve yılların ticari araç üretiminden beri oluşmuş olan güven, Türkiye düzleminin üstüne çıkıyor…</p>
<p>BYD’nin ikinci fabrikası için Avrupa’daki eski otomobil fabrikalarının boş kapasitelerine girme imkanı da, Manisa’nın cazibesini aşağı çekiyor…</p>
<p>Diğer yanda BYD’nin Türkiye üretimi, ne olursa olsun hiçbir zaman tam Avrupalı gibi algılanmayacaktı… Yani yine Avrupa dışından giren bir araçlar grubu olacaktı…</p>
<p>Sonuçta vaktiyle Volkswagen-Skoda yatırımı, neden iptal olduysa, BYD yatırımı da o sebeple başlamıyor olabilir…</p>
<p>Peki o zaman niye ilk başta yatırım yapacaklarını açıkladılar Manisa’daki arazide satın aldılar?..</p>
<p>Onun cevabı da çok basit; gündem değişimi!..</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neden-macarlara-oncelik-80961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/BYD_ATTO_3_2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Neden Macarlara öncelik? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarimda-yeni-risk-haritasi-80959</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarımda yeni risk haritası!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9b1f4cff5-1781242655.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel tahıl piyasaları son yıllarda alışılmış fiyatlama dinamiklerinden uzaklaşarak yeni bir döneme girdi. Daha önce yaşanan gıda krizleri genellikle kuraklık, arz açığı veya enerji fiyatlarındaki ani yükselişlerden kaynaklanırken, bugün piyasa aynı anda birden fazla yapısal baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Ukrayna’da tahıl brokeri Dmitri Verlan’a göre buğday ve mısır piyasaları, son on yılların en karmaşık dönemine giriyor. Küresel kalori tüketiminin yüzde 40’tan fazlasını oluşturan iki temel ürün artık yalnızca tarımsal göstergelerle değil, savaşlar, ticaret politikaları, enerji fiyatları ve lojistik hatlardaki değişimlerle de yön buluyor.</p>
<p>Uzmanlar, 2030’a kadar piyasanın sekiz temel faktör tarafından şekillendirileceğini ve bunların birlikte yeni bir fiyatlama modeli oluşturacağını belirtiyor.</p>
<h2>Karadeniz faktörü kalıcı hale geldi</h2>
<p>Rusya-Ukrayna savaşı küresel tahıl ticaretinin en önemli belirleyicilerinden biri olmayı sürdürüyor. Savaş öncesinde dünyanın önde gelen buğday ve mısır ihracatçıları arasında bulunan Ukrayna’nın üretim ve ihracat kapasitesi önemli ölçüde zayıfladı. USDA verilerine göre Ukrayna’nın tahıl ihracatı savaş öncesi ortalamanın yaklaşık yüzde 28 altında seyrediyor. Buna karşılık Rusya, son yıllarda ihracatını artırarak küresel pazardaki etkisini güçlendirdi. Ancak uzmanlar, Karadeniz’deki risklerin artık geçici değil, kalıcı bir fiyat unsuru haline geldiğine dikkat çekiyor.</p>
<h2>Ticaret savaşları yeni dengeler yaratıyor</h2>
<p>ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimi tarım piyasalarında yeni bir dönemi başlattı. Çin’in ABD tarım ürünlerine yönelik ek vergileri, küresel ticaret akışlarının yeniden şekillenmesine neden oldu. Brezilya ve Arjantin’in Çin pazarındaki payını artırması, geleneksel ticaret dengelerini değiştirirken Avrupa Birliği de Ukrayna ürünlerine yönelik kısıtlamalar ve yeni ticaret düzenlemeleriyle denklemin önemli aktörlerinden biri haline geldi. Piyasa uzmanları artık tahıl ticaretinin yalnızca arz-talep dengesiyle değil, Washington, Pekin ve Brüksel’deki siyasi kararlarla yönlendirildiğini vurguluyor.</p>
<h2>Gübre maliyeti üreticiyi zorluyor</h2>
<p>Tarımsal üretimin en kritik girdilerinden biri olan gübrede yükseliş eğilimi sürüyor. Üre fiyatları 2026 yılı içinde yeniden 800 dolar/ton seviyesinin üzerine çıkarak son yılların en yüksek seviyelerini gördü. Dünya Bankası, gübre fiyatlarının yüksek enerji maliyetleri ve Körfez bölgesindeki jeopolitik riskler nedeniyle baskı altında kalmaya devam edeceğini öngörüyor. FAO ise gübre kullanımındaki azalmaların birkaç çeyrek içinde verim kayıplarına yol açabileceği konusunda uyarıyor.</p>
<h2>Hürmüz Boğazı artık tahıl piyasasının da konusu</h2>
<p>Tahıl fiyatları ile enerji piyasaları arasındaki bağ giderek güçleniyor. Dünyadaki petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek herhangi bir gerilim, navlun ve üretim maliyetlerini doğrudan etkileyebiliyor. Aynı zamanda Körfez ülkeleri küresel gübre üretiminin önemli merkezleri arasında yer alıyor. Bu nedenle bölgedeki her gelişme tahıl piyasalarına zincirleme etki yaratıyor.</p>
<h2>Lojistik yeniden yazılıyor</h2>
<p>Karadeniz’deki riskler nedeniyle son yıllarda yeni ticaret koridorları ortaya çıktı. Tuna Nehri güzergâhı, Romanya ve Polonya üzerinden yapılan sevkiyatlar ile demiryolu taşımacılığı giderek daha fazla kullanılıyor. Ancak yeni rotaların maliyetlerinin yüksek olması, küresel tahıl ticaretinde kalıcı bir maliyet baskısı oluşturuyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">8 kritik faktör</span></h2>
<p>● Karadeniz’deki savaş ve jeopolitik riskler<br />● Çin-ABD ticaret savaşları<br />● AB’nin yeni tarım ve ticaret politikaları<br />● Yükselen gübre ve enerji maliyetleri<br />● Küresel faizler ve finansmana erişim sorunu<br />● Lojistik koridorlarının değişmesi<br />● Ukrayna’nın azalan üretim kapasitesi<br />● İklim değişikliği ve kuraklık riski</p>
<p><strong>Rakamlarla yeni dönem</strong></p>
<p>● %40 Küresel kalori tüketiminde buğday ve mısırın payı<br />● %28 Ukrayna’nın tahıl ihracatında savaş öncesine göre düşüş<br />● 51 milyon ton Rusya’nın 2023/24 buğday ihracatı<br />● 826 $/ton Üre fiyatlarının 2026’da gördüğü seviye</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarimda-yeni-risk-haritasi-80959</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/9/1280x720/tarim-1765167641.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karadeniz’deki savaş, Çin- ABD rekabeti, yükselen gübre maliyetleri, lojistik darboğazlar ve iklim baskısı küresel tahıl piyasasını yeniden şekillendiriyor. Uzmanlara göre 2030’a kadar buğday ve mısır fiyatlarını artık sadece hasat miktarı değil, jeopolitik ve enerji piyasaları da belirleyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/18-sirket-borcu-yuzde44te-tuttu-faiz-yukune-karsi-guvence-oldu-80958</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> 18 şirket borcu yüzde 44’te tuttu, faiz yüküne karşı güvence oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Faiz yükünün sorun olduğu bir dönemde 18 sanayi şirketi borç kaynak oranını %44’ün altında tutmayı başardı. Bantaş Ambalaj %11 ile sanayinin en az borçlusu olurken, Kıraç Galvaniz’in faaliyet kârının kısa vadeli borçları 2,7 kat karşılaması bilançosunu koruma gücünü gösteriyor.</strong></p>
<p>Yatırımcılar, borç yükü azaldığında zorlu süreçler karşısında şirketin yenilmez bir güce ulaştığını düşünebilir. Şüphesiz kredi musluklarının kısıldığı şartlarda, Bantaş Ambalaj veya Bahadır Kimya gibi şirketlerin bilançoyu borca boğmadan operasyonlarını sürdürmesi güvenli bir yaklaşım olmakta. Bununla birlikte, düşük borçluluğu her zaman üretim başarısı olarak görmemeli. Borcu en aza indirgemek kimi zaman yeni yatırımları ve büyümeyi durdurmakla eşdeğer olduğunu unutmamalı. Risksiz liman arayışına kapılmak yerine borcun kâr üreterek mi yoksa şirketi atıl bırakma pahasına mı sınırlandırıldığına bakılmalı.</p>
<h2>Faaliyetinde borç ağırlığı az olanlar</h2>
<p>Sınai şirketleri içerisinde %11,06 ile faaliyetlerini en az borçlanmayla gerçekleştiren Bantaş Ambalaj, 1,69 milyar TL özkaynağa sahip. Şirket entegre tesis haline gelmek amacıyla Bandırma’da satın aldığı toplam 38.329 m2’lik araziyle ilgili imar sürecini tamamladı. Projenin oluru ardında inşaat aşamasına geçecek. Hisse fiyatı iki yılı aşkın süredir yatayda.</p>
<p>Bahadır Kimya, %13,25 borç kaynak oranıyla ikinci sırada yer alıyor. 13,9 milyon TL gibi oldukça düşük bir finansal borca sahip olan şirketin kaynak dağılımında özkaynakların belirgin bir ağırlığı söz konusu. Firma yürütmekte olduğu iki ayrı yatırımda teşvik miktarını artırırken toplam yatırım büyüklüğü 661,1 milyon TL’ye yükseldi.</p>
<h2>Borç karşılama oranı güçlü olan</h2>
<p>Kıraç Galvaniz, ürettiği esas faaliyet kârının kısa vadeli borçları 2,66 kat oranında karşılaması operasyonel rahatlığını gösteriyor. Firma, yılın ilk çeyreğinde gelirini %44, dönem sonu kârını %57 artırdı. Önceki döneme göre özkaynak yapısını %7 büyüten şirkete ait hisse, yılbaşından bu yana yükselen ivmesiyle öne çıkıyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9a0056075-1781242368.png" alt="" width="900" height="479" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>TEMETTÜ MÜ BÜYÜME Mİ?</strong></p>
<p><strong>Temettü</strong>; nakit akışı, bileşik getiri, konfor, finansal sağlık, tasarruf disiplini. Vergi yükü, hantal yapı, fırsat maliyeti, sınırlı potansiyel.</p>
<p><strong>Büyüme</strong>; yüksek getiri, yatırımcı cazibesi, vergi avantajı, gelecek vizyonu. Nakit yoksunluğu, beklenti çöküşü, balon riski, finansman zorluğu, stres.</p>
<p><strong>Mali yapısını güçlendirecek. Bedelli sermaye artırımı için SPK’nın olurunu bekliyor</strong></p>
<p>Şekerbank yapacağı bedelliden elde edeceği parayla ne yapacağını öğrenebilir miyim? ● Berk Kurt</p>
<p>Berk, Şekerbank halihazırda 2,5 milyar TL olan sermayesinin tamamını nakit (bedelli) karşılanmak üzere 1 milyar TL artırarak 3,5 milyar TL’ye çıkarıyor. SPK’ya yapılan başvuru henüz onay aşamasında ve Kurulun onayı ardından bedelli sermaye artırımı gerçekleşecek. Banka sermaye artırımından elde edeceği nakitle mevcut sermaye yapısını güçlendirmek ve büyüme stratejilerine ek kapasite yaratmak gayesiyle kullanacağını belirtiyor. Bu itibarla sağlanacak nakdin bankanın operasyonları ve pazar payını genişletmek için kaynak olacağı söylenebilir.</p>
<p><strong>Birikmiş iş hacmi 6 milyar liraya yaklaştı. Büyük kısmı yıl sonu bilançosuna yetişecek</strong></p>
<p>Yeni alınan işler Orge Enerji’nin 2026 cirosunu ne kadar büyütebilir? ● Ümit Altın</p>
<p>Ümit, Orge Enerji yılbaşından bu yana toplam 1,84 milyar TL tutarında yeni iş bağlantısı gerçekleştirdiğini duyurdu. Söz konusu tutar, geçen yıl oluşan cironun %47,80’ine denk geliyor. Öte yandan açıkladığı ilk çeyrek bilançosuna göre satışları %23 artarak 1,25 milyar TL’ye çıkması açıklanmayan ancak gelir tablosuna giren satışların da olduğunu işaret ediyor. Diğer taraftan şirket yöneticisinin martta paylaştığı birikmiş iş hacminin 5,6 milyar TL’ye ulaştığı yönündeki bilgi, yıl sonunda ciro büyümesi yaşanabileceğinin işareti olarak görülebilir.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>MPS fonu faizsiz katılım stratejisiyle son bir yılda %54 getiri sağladı</strong></p>
<p>Aktif Portföy’ün yönettiği Katılım Hisse Senedi (TL) Fonu (MPS), uzunca süre yatayda dalgalı seyir izledikten sonra özellikle Haziran 2025’ten sonra daha güçlü bir performans sergiledi. Geçtiğimiz mayısta 25,78 TL’ye kadar çıkarken şimdilerde zirvesinin gerisinde duruyor. Son üç aydır benzer hacme sahip olan MPS, haziranda 2,9 milyon TL gibi cüzi miktarda para girişiyle 177,6 milyon TL büyüklüğünde duruyor. Şimdilerde 2.652 yatırımcısı olan fonda ocaktan bu yana düşük de olsa azalma gözleniyor. Fonun stratejisi, faizsiz finans ilkelerine uygun enstrümanlara yatırım yaparak getiri sağlama üzerine kurulu. Portföyünün %91,07’si hisse senedi, %8,93’ü yatırım fonlarından oluşuyor. Yıllık getirisi %53,95 seviyesinde bulunuyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Bilkom Bilişim, piyasadan TLREF + %0,90 faizle 1 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Bilkom Bilişim, nitelikli yatırımcılara yönelik 10.06.2026 tarihli finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.000.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%0,90 olarak belirlendi. 176 gün vadeli bono, 3 ayda bir ve toplamda 2 kupon ödemeli olacak. Borçlanma aracının vade tarihi 04.12.2026 olarak açıklandı. 10 Haziran itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %39,99 seviyesinde bulunuyor. Bilkom’un verdiği %0,90 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFBLKMA2617 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b99d605c17-1781242326.png" alt="" width="984" height="240" /><strong>OTOKAR</strong></p>
<p><strong>Satın almak için beklediği onay gelince payların devir alım işlemini tamamladı</strong></p>
<p>Otokar, Romanya’da savunma sanayisi alanında faaliyet gösteren Automecanica’nın paylarının devralınmasına yönelik ilgili ülke yatırım otoritesinden gerekli onayı aldı ve şirketin %96,77 payının devrini tamamladı. Satın alma işlemi, kapanış sonrası düzeltmelerle birlikte toplam 81,7 milyon euroya gerçekleşti. Mevcut ödemeler sonrası kalan 25 milyon euro nakdi teminat olarak üç yıl içinde taksitler halinde ödeyecek. Otokar, Romanya’daki 4x4 Taktik Tekerlekli Hafif Zırhlı Araç Projesi kapsamındaki faaliyetlerini doğrudan bu yeni bağlı ortaklığı üzerinden yönetecek.</p>
<p><strong>ESENBOĞA ELEKTRİK</strong></p>
<p><strong>Yüzde 2,91 payını kurumsallara sattı. Gelen nakdi Margün Enerji’ye kredi veriyor</strong></p>
<p>Esenboğa Elektrik, bağlı ortaklığı Margün Enerji’nin çıkarılmış sermayesinin yaklaşık %2,91’ine denk gelen payın satışını tamamladı. Hızlandırılmış talep toplama yöntemiyle yurt içi ve yurt dışı kurumsal yatırımcılara yapılan satış, pay başına 53,55 TL bedel üzerinden toplam 4,59 milyar TL karşılığında gerçekleşti. İşlem sonrasında Esenboğa Elektrik’in Margün Enerji’deki pay sahipliği %72,70’e gerilerken, Margün Enerji’nin halka açıklık oranı %27,30’a yükseldi. Elde edilecek tutar özsermaye finansmanı için Margün Enerji’ye hissedar kredisi olarak kullandırılacak.</p>
<p><strong>KALYON GÜNEŞ TEKNOLOJİLERİ</strong></p>
<p><strong>Yurt içindeki müşterisinden 812,5 milyon TL’ye anahtar teslim GES kurulum işi aldı</strong></p>
<p>Kalyon Güneş Teknolojileri, yurt içinde yerleşik bir müşteriyle güneş enerjisi panellerinin anahtar teslim kurulumu ve devreye alınmasına yönelik sözleşme imzaladı. Anlaşmanın toplam bedeli KDV hariç 812,5 milyon TL olarak belirlenirken, projenin yılı sonuna kadar tamamlanıp hasılata yansıması hedefleniyor. Yenilenebilir enerji teknolojilerinde faaliyet gösteren firmalar için üretim gücünü anahtar teslim projelerle desteklemek önemli bir karlılık unsuru olmakta. Sadece panel tedariğine nazaran, bir santrali anahtar teslimi kurabilmek ciroyu daha güçlü destekler.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>IC Enterra hissesinde fonlar ağırlıklı satarken fiyat dalgalı hareket ediyor</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b99b49c324-1781242292.png" alt="" width="312" height="247" /></strong>IC Enterra’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %26,34 ile toplamda 2,06 milyon lot azalarak 5,77 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 19 ile sabit duruyor. HRZ, 1,9 milyon lot satışla hisseden tamamen çıkarken, KOD 248,95 bin lot ile en çok alımı gerçekleştiren fon oldu. IC Enterra hakkında bugüne kadar 5 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan bulunmuyor. En yüksek öneriyi Marbaş Yatırım 18,70 TL ile verdi. En düşük öneri 15,92 TL ile İş Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/18-sirket-borcu-yuzde44te-tuttu-faiz-yukune-karsi-guvence-oldu-80958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 18 şirket borcu yüzde44’te tuttu, faiz yüküne karşı güvence oldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dort-ayda-7-twh-elektrik-uretilebilecek-su-birakildi-80954</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dört ayda 7 TWH elektrik üretilebilecek su bırakıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’de son dönemde gün içinde özellikle yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı elektrik üretimi nedeniyle belirli saatler arasında sıfır fiyat oluşmaya başladı.  Sadece sıfır fiyat değil, fiyatlar sistem kullanım bedelinin (iletim tarifesinin binde 5’i) altına düştüğünde üreticiler maliyet sorunu yaşıyor. Türkiye’deki sistemin garantili olarak yönetilmesi nedeniyle de bazı santrallere YAT (Yük-At) talimatı veriliyor. Bu durumdan en fazla şikayet eden üreticiler arasında, hidroelektrik santralleri geliyor. </p>
<p>Türkiye, bu dönemde çok yoğun biçimde hidroelektrik üretimi sağladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Nisan ayındaki elektriğin yüzde 41,4’ünü hidroelektrik santrallerinden alındığını açıkladı. Buna karşılık, hidroelektrik santrallerinin çok daha fazla elektrik üretebilecekken, dengede tutulmak istenen üretim nedeniyle 4 ayda 7 THW (Terawatt/saat-7000 gigawatt/saat) elektrik üretebilecek suyun bırakılmak zorunda kalındığı belirtildi.</p>
<p>Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş Adamları Derneği (HESİAD) Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, EKONOMİ’ye çevrimiçi yaptığı değerlendirmede, geçmiş yıllarda su yetersizliği nedeniyle sorun yaşadıklarını ancak bu dönem yeterli su birikmesine karşılık bundan tam fayda sağlanamadığını belirtti. Güven, başka kaynaklardan elektrik üretimi nedeniyle elektrik üretmeden su bırakıldığı anlar görüldüğünü söyledi. </p>
<p>-Sorunun kaynağında talep düşüşü, üretime yönelik planlama var, çözüm önerisi öz tüketim GES’lerine ve HES’lere yönelik yeni düzenleme<br />Sorunun temelinde planlama yanında talepteki düşüşün de rol oynadığını, mevcut ortamda çok yoğun şekilde yapılan GES yatırımlarının da bulunduğunu belirten HESİAD Başkanı Güven, gelinen aşamada fiyatlardaki hızlı gevşeme nedeniyle GES üreticilerinin de kazanamadığını kaydetti. </p>
<p>Son dört ayda 7 TWH suyun, yük-at talimatı nedeniyle elektrik üretilemeden bırakıldığını belirten Elvan Tuğsuz Güven, “HES’leri durdurmak, onlara YAT talimatı vermek işin kolayına kaçmak oluyor, yaz aylarında GES’ler yine devrede ama HES’lerin suyu düşeceği için üretim yapamayacaklar” dedi. </p>
<p>Sorunun kaynakları arasında talep düşüşü yanında, öz tüketim için yapılan santrallerin sistem içinde tam olarak oturtulamaması, genel sisteme dahil olmalarını da gördüklerini söyleyen Güven, dağıtım sistemine yapılacak yatırımlar ile öz tüketime yönelik GES’lerin sadece kendi ihtiyaçlarını üretme yönünde bir yaklaşım beklediklerini kaydetti. </p>
<p>Elvan Tuğsuz Güven, “En azından bahar aylarına özgü özel bir fiyat mekanizması veya sistem kullanım bedelinin alınmaması gibi bir şey olsa bu yerli kaynağın boşa akmasını önlemiş olacağız. GES'ler çok üretti, talep düştü. ‘Çok su var. Doğalgazı, kömürü kapat. HES'lerden baz yükü karşılayalım ! Yok, ben sistemde illa doğalgazı, kömürü de tutmak zorundayım.. Doğu-batı dengesini, frekansı tutturmak zorundayım gibi bir argüman var ama ama buralarda hala daha iyi yönetilebilecek, daha optimize edilebilecek bir alan olduğunu düşünüyoruz. Sistem kullanım bedellerinde en azından ilk 5 ayda HES’ler için muaf tutulmaları gibi bir mekanizma olabilir” dedi.</p>
<h2>Finansman sorunu devam ediyor</h2>
<p>Kamu yönetiminin HES yatırımlarında YEKDEM sürecinde yatırım finansmanlarını karşıladığını varsaydığını ancak bunun gerçek durumu yansıtmadığını belirten Güven sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Ortalamalara baktığımızda ilk 5 ayda fiyatların 3 sent civarı gerçekleştiğini görüyoruz. Bu santrallerin proje finansmanı mantığı ile finanse edilen bu projelerde kullanılan öngörülebilir YEKDEM gelir fiyatı 7,3 dolar sent. 10 yıllık YEKDEM sonrası da 5 sent, 6 sent civarı gerçekleşmesi beklenir, bekleniyordu. (geçmiş dönemdeki YEKDEM ile) …’Siz kendinizi finanse ettiniz, artık çok para kazanıyorsunuz, sürekli de para kazanmayın! (yaklaşımı var) Öyle bir durum yok aslında. Çünkü bu santrallerin çoğu 10 yıl boyunca da borçlarını ödeyemediler. 10 yıl boyunca değişen faiz oranları sebebiyle enflasyonun gelirin üzerinde seyretmesi vesaire gibi sebeplerle zaten bu projeler kendilerini amorti edemediler. Şu anda da işletme giderlerini, rehabilitasyon ve bakımları yapmakta zorlanıyorlar. Şimdi de beklenen cirolar, hani başa-baş noktasının altındayız şu anda. Yani yatırımcıyı bu işe girdiğine, yatırımı yaptığına bin pişman ettirecek bir ortam oluştu.”  </p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Hibrit çözüm  talebi devam ediyor</span></h2>
<p>HES sahalarına GES başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımı yapma izni taleplerinin çözüm önerisi olarak devam ettiğini vurgulayan HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, diğer yandan piyasa takas fiyat görünümü ile bu yatırımların da geri dönüşünün 12 yıla kadar uzadığını, yatırım finansmanının hala yüksek olduğunu ancak yine de ‘izin alalım, dursun’ diyerek sektörün üretim için başvurusunu sürdürdüğünü açıkladı. “Herkes ‘bu hakkı bir alayım, cebime koyayım’ diye düşünüyor ama ne kadarı hayata geçecek? Bu hibrit yatırımları hayata geçirecek olanlar da proje finansmanı uygun olduğu için, karlı olduğu için değil, tüm portföy içinde eriyeceği için yapılacaktır” dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dort-ayda-7-twh-elektrik-uretilebilecek-su-birakildi-80954</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/2/1280x720/elvan-tugsuz-guven-1753172260.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geçmiş yıllarda su yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan baraj ve nehirlerde kurulu santrallerdeki elektrik üretim sorununda farklı bir görünüm ortaya çıktı. Bu kez yeterli su olmasına rağmen başka kaynaklardan elektrik üretimi nedeniyle barajlardan elektrik üretilmeden su tahliyesi yapıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tpaoya-siverekte-petrol-isletme-ruhsati-80997</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TPAO&#039;ya Siverek&#039;te petrol işletme ruhsatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün petrol hakkına müteallik kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bulunan 10 bin hektarlık kara sahası için yaptığı başvuru uygun bulunarak, ARİ/TPO/K/M42-a2-1 pafta numaralı saha için 30 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süreli petrol işletme ruhsatı verilmesine karar verildi.</p>
<p>Kararda, ruhsatın mevcut rezerv durumu ile yatırım ve üretim programı dikkate alınarak verildiği, ilerleyen dönemde talep edilmesi ve taahhütlerin yerine getirilmesi halinde kanunda öngörülen sürenin kalan kısmının da kullandırılabileceği belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tpaoya-siverekte-petrol-isletme-ruhsati-80997</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/TPAO.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;ya Şanlıurfa&#039;nın Siverek ilçesindeki saha için 5 yıl süreli petrol işletme ruhsatı verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayi-bakani-kacirin-millete-bir-aciklama-borcu-var-80962</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi Bakanı Kacır&#039;ın millete bir açıklama borcu var!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’ye 1 milyar dolarlık yatırım sözü veren Çinli otomotiv devi BYD, 2 senelik oyalamadan sonra Manisa projesini askıya aldığını nihayet itiraf etti. Şirketin İcradan Sorumlu Başkan Yardımcısı Stella Li’nin Reuters’a yaptığı "Önceliğimiz Macaristan, Türkiye için net takvim yok" açıklaması, iki yıldır büyük umutlarla pazarlanan parıltılı yatırım hikâyesini derin bir belirsizliğe gömdü.</p>
<p>Oysa imzalar atılırken 150 bin araç kapasiteli dev bir fabrika kurulacağı ve 5.000 kişiye istihdam sağlanacağı açıklanmıştı. Gelinen noktada ise inşaat sahasına tek bir çivi bile çakılmış değil.</p>
<p>Kamu vicdanını yaralayan asıl mesele ise yatırımın gecikmesinden çok daha büyük. BYD, üretim taahhüdü karşılığında muazzam bir ayrıcalık elde etti ve ithalatta ek gümrük vergilerinden muaf tutuldu. Bu vergi avantajıyla vızır vızır araç satıp pazar payını katlarken, biz sadece boş bir araziyi izlemekle kaldık. Ticaret yapıldı, paralar kazanıldı ama yatırım tarafı koca bir sıfır.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9d8414068-1781243268.jpg" alt="" width="574" height="324" />
<figcaption><strong>BYD,Manisa'daki tesisi bu araziye kuracaktı ama 2 yıl sallayıp "askıya aldım" dedi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>İşin en acı tarafı ise milli sermayemizle kurduğumuz yerli gururumuz TOGG'un bizzat devlet eliyle haksız bir rekabete itilmesi oldu. “Babayiğitler”- den toplanan paralarla kurulan TOGG, yüksek maliyetler altında var olma mücadelesi verirken; Çinli markaya sağlanan haksız imtiyazlar, pazarımızı kendi elimizle BYD'ye teslim etmemize yol açtı. Yabancı yatırım gelsin diye kendi milli projemizi kendi ellerimizle mağdur ettik. Şimdi sormak hakkımız: BYD bu yatırımdan tamamen vazgeçerse Türkiye’nin elinde ne kalacak?</p>
<p>AA muhabirinin Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’ndan edindiği bilgiye göre, BYD ile yapılan yatırım anlaşması, yatırım anlaşmasındaki koşullar, şirketin yükümlülükleri ve devlete verdiği teminatlar geçerliliğini koruyormuş. Bakanlık tüm süreçleri resmi usüllere uygun olarak yürütüyormuş. Bakanlık kaynakları masada güçlü teminatlar olduğunu söylese de bu hukuki kalkanın kapsamını kamuoyu henüz bilmiyor. Artık gözler BYD’den çok Ankara’da. Cevap bekleyen soru devletin bu masada kendisini nasıl koruduğudur. Gazetenin baskıya girdiği saate kadar suskun olan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, eldeki hukuki kozları ve iptal halinde uygulanacak yaptırımları şeffafça açıklamak zorundadır. Hepimizin iki yıldır "büyük başarı" diye alkışladığımız bu projede, kandırılmadığımızı görmeye hakkımız var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayi-bakani-kacirin-millete-bir-aciklama-borcu-var-80962</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi Bakanı Kacır&#039;ın millete bir açıklama borcu var! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgkya-basvurmadan-dogrudan-dava-acilabilir-mi-80948</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK’ya başvurmadan doğrudan dava açılabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sosyal güvenlik reformu ile bir yandan ayrı ayrı tüzel kişilikleri olan SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’nın tek çatı altında toplanması, bir yandan da yeşil kartlılar ve yabancılar dahil ülkede yaşayan herkesi kapsamına alacak şekilde genel sağlık sigortası uygulamasının devreye sokulması, hem işlem sayısı hem de bütçe yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu’nu (SGK) kamunun en önemli kurumu haline getirmiştir.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik uygulamaları </strong><strong>herkesi etkilemektedir</strong></p>
<p>Bu anlamda, SGK’nın hizmetleri ve idari işlemleri işçi-işveren, vatandaş-yabancı uyruklu, zengin-fakir kısacası ülkede yaşan herkesi doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir.</p>
<p>Bu durum, sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkları da beraberinde getirmektedir.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında </strong><strong>görevli mahkeme, iş mahkemesidir</strong></p>
<p>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 101’inci maddesinde sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasından kaynaklanan uyuşmazlıkların çözüm yerinin neresi olduğu açıkça gösterilmiştir.</p>
<p>Buna göre, aksine bir hüküm olmaması halinde SGK’nın yaptığı işlem ve uygulamalara karşı <strong>iş mahkemelerinde</strong> dava açılması gerekmektedir.</p>
<p>Bu düzenlemenin istisnasını idari para cezaları ile ilgili açılacak davalar oluşturmaktadır ki, SGK tarafından uygulanan <strong>idari para cezalarına karşı</strong> <strong>idare mahkemelerinde</strong> dava açılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>SGK’ya her yıl yaklaşık 126 bin </strong><strong>dava ve icra takibi açılıyor </strong></p>
<p>2025 yılı istatistik rakamlarına göre, SGK’nın leh ve aleyhine idari, hukuk, ceza, vergi ve icra iflas davası olarak her yıl yaklaşık 126 bin dava/takip açılmaktadır.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td colspan="7" width="558">
<p><strong>2025 Yılında Açılan Kurumun Taraf Olduğu Davaların ve İcra Dosya Sayılarının Dağılımı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="79">
<p><strong>Hukuk</strong></p>
<p><strong>Davaları</strong></p>
</td>
<td width="83">
<p><strong>İcra İflas</strong></p>
<p><strong>Davaları</strong></p>
</td>
<td width="79">
<p><strong>İdari </strong></p>
<p><strong>Davalar</strong></p>
</td>
<td width="82">
<p><strong>Vergi</strong></p>
<p><strong>Davaları </strong></p>
</td>
<td width="84">
<p><strong>Ceza </strong></p>
<p><strong>Davaları</strong></p>
</td>
<td width="81">
<p><strong>İcra Takip</strong></p>
<p><strong>Dosyaları</strong></p>
</td>
<td width="70">
<p><strong>Toplam</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="79">
<p>38.128</p>
</td>
<td width="83">
<p>2.411</p>
</td>
<td width="79">
<p>10.417</p>
</td>
<td width="82">
<p>24</p>
</td>
<td width="84">
<p>5.327</p>
</td>
<td width="81">
<p>69.759</p>
</td>
<td width="70">
<p><strong>126.066</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Yine, 2025 yılı itibariyle SGK’nın derdest (devam eden) toplam dava/icra dosya sayısı <strong>1 milyonu</strong> aşmıştır.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td colspan="7" width="558">
<p><strong>2025 Yılı itibariyle Kurumun Taraf Olduğu Toplam Dava ve İcra Dosya Sayısı</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="78">
<p><strong>Hukuk</strong></p>
<p><strong>Davaları</strong></p>
</td>
<td width="81">
<p><strong>İcra İflas</strong></p>
<p><strong>Davaları</strong></p>
</td>
<td width="77">
<p><strong>İdari </strong></p>
<p><strong>Davalar</strong></p>
</td>
<td width="81">
<p><strong>Vergi</strong></p>
<p><strong>Davaları </strong></p>
</td>
<td width="82">
<p><strong>Ceza </strong></p>
<p><strong>Davaları</strong></p>
</td>
<td width="81">
<p><strong>İcra Takip</strong></p>
<p><strong>Dosyaları</strong></p>
</td>
<td width="79">
<p><strong>Toplam</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="78">
<p>476.210</p>
</td>
<td width="81">
<p>25.347</p>
</td>
<td width="77">
<p>172.716</p>
</td>
<td width="81">
<p>191</p>
</td>
<td width="82">
<p>30.933</p>
</td>
<td width="81">
<p>329.619</p>
</td>
<td width="79">
<p><strong>1.035.016</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>SGK’nın ihtilafa düştüğü kişi sayısı her geçen yıl artmaktadır. 2026 yılı itibariyle SGK’nın leh ve aleyhine açılan dava ve icra takip dosya sayısının <strong>1,2 milyona yaklaştığı</strong> tahmin edilmektedir.</p>
<p>Bu durum, doğal olarak sosyal güvenlikle ilgili uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmakla görevli İş Mahkemelerinin ve Yargıtay’ın iş yükünü artırırken, bir yandan da sorunlarının çözümü için yargı yoluna gitmek zorunda kalan vatandaşların önemli miktarda masraf yapmasına ve çözümün gecikmesine bağlı mağduriyetler yaşamasına yol açmaktadır.</p>
<p><strong>Uyuşmazlıklarda önce SGK’ya </strong><strong>başvuru, sonra dava açılabilir</strong></p>
<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4’üncü maddesi uyarınca; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile diğer sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna başvurulması gerekmektedir.</p>
<p>Diğer kanunlarda öngörülen süreler saklı kalmak kaydıyla yapılan başvuruya 60 gün içinde SGK tarafından cevap verilmezse talep reddedilmiş sayılmaktadır.</p>
<p>Bu çerçevede, SGK’ya karşı dava açılabilmesi için, önce Kuruma müracaat edilmiş olması ve Kurumca talebin (itirazın) reddedilmiş veya 60 gün içinde cevap verilmemiş olması şarttır.</p>
<p>SGK’ya başvuruda geçirilecek süre zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmamaktadır.</p>
<p>Dolayısıyla, SGK’ya başvurmadan, doğrudan iş mahkemesinde dava açılması halinde, mahkeme idari başvuru yolları tüketilmediği gerekçesiyle davayı reddetmektedir.</p>
<p><strong>Hizmet tespit davaları </strong><strong>doğrudan açılabilir</strong></p>
<p>7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 4’üncü maddesindeki düzenleme hizmet tespiti davalarını kapsamamaktadır.</p>
<p>Başka bir ifadeyle, hizmet akdine tabi (SSK statüsünde) çalışmaları nedeniyle zorunlu sigortalılık sürelerinin tespiti için işveren aleyhine İş Mahkemesinde açılacak davalar, SGK’ya başvurma şartı olmadan, doğrudan açılabilecektir.</p>
<p>Ancak, hizmet tespiti için işveren aleyhine açılan bu tür davalarda, dava SGK’ya resen ihbar edilmekte ve ihbar üzerine davaya davalı yanında ferî müdahil olarak Kurum katılmakta ve yanında katıldığı taraf başvurmasa dahi SGK kanun yoluna başvurabilmekte ve yargılama sonucu verilen kararı kesinleştikten sonra da uygulamaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong> SGK’ya karşı dava açılabilmesi için, önce Kuruma müracaat edilmiş olması ve Kurumca talebin (itirazın) reddedilmiş veya 60 gün içinde cevap verilmemiş olması şeklindeki kural hem yargının iş yükünün hafifletilmesini, hem vatandaşın sorunlarını idari aşamada çözüme kavuşturulmasını amaçladığından, gereksiz zaman kaybı ve masrafla karşılaşmamak için  SGK’ya karşı açılacak davalarda hem sosyal güvenlik mevzuatındaki hem 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’ndaki düzenlemelere dikkat edilmesi gerekmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgkya-basvurmadan-dogrudan-dava-acilabilir-mi-80948</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK’ya başvurmadan doğrudan dava açılabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-55-riski-ve-faize-sikisan-turkiye-80947</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 55 riski ve faize sıkışan Türkiye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Global piyasalar, likidite algısının ve varlık sınıfları arasındaki geçişkenliğin yeniden tanımlandığı kritik bir dönemeçten geçiyor. Son yıllarda enflasyondan korunma kalkanı olarak parlayan altının ve gümüşün fiyatlarında düşüşler gözleniyor. Bitcoin de spekülatif cazibesini yitirmeye başladı.</p>
<p>Yükselen faizler geleneksel ve dijital limanları hırpalarken, piyasa aktörlerinin rotası SpaceX gibi görülmemiş değerlemelerle sahneye çıkan hisse senedi ihraçlarına çevrildi. Elon Musk’ın şirketi gelir yaratma kapasitesi kesinleşmemiş uzay vizyonuna dayanıyor. Yatırımcılara rasyonel nakit akışları sunmuyor. Daha yüksek fiyattan alıcı bulma beklentisiyle şekillenen bu dinamik, küresel risk iştahı için gerçek bir turnusol kâğıdı olacak. Son 15 yıldaki 30 büyük teknoloji halka arzı incelendiğinde, hisselerin ilk yıl içinde ortalama yüzde 55 oranında değer kaybettiği görülüyor. Bu tarihsel döngü düşünüldüğünde SpaceX’in sergileyeceği performans, sermayenin riskli varlıklarda kalıp kalmayacağını veya Tesla dışındaki ‘‘Muhteşem Yedili’’ hisselerine sığınıp sığınmayacağını netleştirecek.</p>
<p>Uluslararası sermayenin daha seçici olduğu bu konjonktür, Türkiye'ye yönelik fon akışını da etkiliyor. Bu duruma, içerideki sıkı para politikasının borsa üzerindeki frenleyici etkisi ve küresel rüzgârlarla gerileyen altın fiyatı da ekleniyor. Yerli yatırımcılar sadece faiz seçeneğine kalıyor. Küresel likidite rotasyonu, Türk finansal varlıklarının üzerindeki baskının seyrini belirleyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-55-riski-ve-faize-sikisan-turkiye-80947</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 55 riski ve faize sıkışan Türkiye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasindan-yuksek-enflasyon-dusuk-buyume-uyarisi-80946</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası’ndan yüksek enflasyon, düşük büyüme uyarısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gerek arz şokları, gerek küresel ekonomideki yavaşlama, gerekse yurt içi siyasi gerilimler nedeniyle ekonominin zorlu bir dönemden geçtiği görülüyor. Yüksek enflasyonun yarattığı reel kur baskısı ve sosyal refah kayıpları da ekonomiyi olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer almaya devam ediyor.</strong></p>
<p>Bu haftanın ekonomi gündemi Merkez Bankası faiz kararına odaklanmıştı. Karar, piyasaların beklentisiyle uyumlu olurken, basın açıklamasındaki ana mesaj ise Türkiye ekonomisinin karşı karşıya kaldığı zorlu dönemece odaklandı: yüksek enflasyon ve düşük büyüme…</p>
<p><strong>Önce faiz kararını hatırlayalım</strong></p>
<p>Merkez Bankası bu haftaki faiz kararında, piyasaların beklentileri doğrultusunda politika faizinde herhangi bir değişikliğe gitmedi. Banka, bir hafta vadeli repo ihale faiz oranını yüzde 37’de sabit tutarken, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te bıraktı.</p>
<p><strong>Enflasyon görünümünde atalet</strong></p>
<p>Merkez Bankası, Orta Doğu’daki savaşın enerji fiyatları üzerindeki etkisini, fiyatları yüksek ve oynak tutmaya devam eden bir arz şoku olarak değerlendirdiğini ifade etti. Henüz savaşa ilişkin kalıcı bir çözümün taraflar arasında müzakere edilememiş olması, bölgede askeri müdahalelerin yeniden başlaması ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya yönelik yeni adımları enerji piyasaları açısından olumlu bir tablo ortaya koymuyor. Bunun yanında savaşın enerji altyapısında yarattığı hasarın orta ve uzun vadeli etkileri de enerji fiyatlarının kriz öncesi seviyelere kolay kolay dönmeyeceğine işaret ediyor.</p>
<p>Bu gelişmeler, arz şoklarının önümüzdeki dönemde de enflasyonu yukarı yönlü etkileyen temel unsurlardan biri olmaya devam edeceğini gösteriyor.</p>
<p>Nitekim Merkez Bankası da basın açıklaması metninde enerji fiyatlarından kaynaklanan şokun enflasyon beklentilerindeki bozulmayı olumsuz etkilediğine dikkat çekti. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yüksek seyir yalnızca doğrudan maliyetler üzerinden değil, beklenti kanalıyla da enflasyon görünümünü zorlaştırmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Büyümede sert yavaşlama</strong></p>
<p>Merkez Bankası’nın öne çıkardığı bir diğer unsur ise ilk çeyrek büyüme verilerinin ardından ekonomik faaliyetlere ilişkin değerlendirmesini aşağı yönlü revize etmiş olmasıydı. Banka, açıklama metninde ilk çeyreğe ait verilerin iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ettiğini belirtti. Ayrıca öncü göstergelerin iç talepteki zayıf seyrin sürdüğünü gösterdiğini de vurguladı. Bu değerlendirmeler, ilk çeyrekte neredeyse büyümeyen ekonominin ikinci çeyrekte daralma riskiyle karşı karşıya kalabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Yüksek enflasyon-düşük büyüme </strong><strong>sarmalında faiz indirimi için alan sınırlı</strong></p>
<p>Bu süreçte gerek arz şokları, gerek küresel ekonomideki yavaşlama, gerekse yurt içi siyasi gerilimler nedeniyle ekonominin zorlu bir dönemden geçtiği görülüyor. Yüksek enflasyonun yarattığı reel kur baskısı ve sosyal refah kayıpları da ekonomiyi olumsuz etkileyen unsurlar arasında yer almaya devam ediyor.</p>
<p>Ancak, enflasyonun katı bir şekilde yüzde 30 bandının üzerinde seyrettiği ve Türkiye’nin dış finansman tarafında sınırlı portföy girişleriyle karşı karşıya olduğu mevcut ortamda, Merkez Bankası’nın ekonomiyi desteklemek amacıyla erken bir faiz indirimi yapma imkânı oldukça sınırlı görünüyor.</p>
<p>Özetle, Merkez Bankası’nın aldığı karar ve yayımladığı basın açıklamasından benim çıkardığım sonuç, Türkiye ekonomisinin bu yıl yüksek enflasyon ve düşük büyüme ile mücadele edeceği daha zorlu bir ekonomik patikaya girmiş olduğudur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasindan-yuksek-enflasyon-dusuk-buyume-uyarisi-80946</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası’ndan yüksek enflasyon, düşük büyüme uyarısı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fazla-calisma-ucretinin-hesaplanmasi-80945</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fazla çalışma ücretinin hesaplanması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma ücretinin hesaplanmasında öncelikle işçinin saatlik brüt ücretinin tespit edilmesi gerekmektedir. Hesaplamaya esas ücretin tespitinde çalışana sağlanan yol yardımı, yemek yardımı gibi ek menfaatler dikkate alınmamakta, “çıplak brüt ücret” üzerinden hesaplama yapılmaktadır.</strong></p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nda çalışma sürelerinin sınırlandırılması ve işçilerin dinlenme hakkının korunması temel ilke olarak benimsenmiştir. Bu doğrultuda hem haftalık normal çalışma süresi sınırlandırılmış, işçilerin dinlenme sürelerinde ise asgari sınırlar belirlenmiştir.</p>
<p>Fazla çalışma hususu ise işçinin normal çalışma süresinin üzerinde çalıştırılmasını ifade etmektedir. Fazla çalışma yaptırılabilmesi için 4857 sayılı Kanun’da ve İş Kanununa İlişkin Fazla Çalışma ve Fazla Sürelerle Çalışma Yönetmeliği kapsamında öngörülen şartlara uyulması, işçinin onayının alınması ve yıllık azami çalışma süresi gibi yasal sınırların gözetilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Fazla çalışma karşılığında ödenecek ücretin doğru şekilde hesaplanması ise hem işçi alacaklarının korunması hem de işverenlerin hukuki sorumluluklarının yerine getirilmesi açısından önem taşımaktadır.</p>
<p>İş Kanunu uyarınca haftalık normal çalışma süresi 45 saattir. İş yerleri bazında haftalık çalışma süresinin 45 saatten daha az belirlenmesi ise mümkündür. Fazla çalışma olgusu ise haftalık 45 saati aşan çalışmaları ifade etmektedir. Fazla çalışma ücreti, işçinin yaptığı her bir saat fazla çalışma için normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %50 yükseltilmesi suretiyle ödenmelidir.</p>
<p>Haftalık çalışma süresinin 45 saatin altında belirlendiği iş yerlerinde ise belirlenen haftalık çalışma süresi ile 45 saat arasında geçen sürelerde yapılan çalışmalar fazla sürelerle çalışma olarak nitelendirilmektedir. Fazla sürelerle çalışma ücreti ise her bir saat fazla çalışma için verilecek ücret normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının %25 yükseltilmesiyle hesaplanmalı ve ödenmelidir.</p>
<p>Fazla çalışma veya fazla sürelerle çalışma ücretinin hesaplanmasında öncelikle işçinin saatlik brüt ücretinin tespit edilmesi gerekmektedir. Hesaplamaya esas ücretin tespitinde çalışana sağlanan yol yardımı, yemek yardımı gibi ek menfaatler dikkate alınmamakta, “çıplak brüt ücret” üzerinden hesaplama yapılmaktadır.</p>
<p>Örneğin, pazartesi gününden cumartesi gününe kadar, günde 7 saat 30 dakika çalışan işçi, bir ay boyunca 225 saat çalışma yapmış olacaktır. Pazar günü ise hafta tatilidir. İlgili işçinin ücretinin asgari ücret olduğu varsayımı ile 1 saatlik ücreti 33.030 TL / 225 saat = 146,80 TL’dir.</p>
<p>146,80 TL’nin %50 artırılması ile 1 saatlik fazla çalışma ücreti 220,20 TL’dir. Eğer örneğimizdeki işçinin 2026 yılı haziran ayında 6 saat fazla çalışma yaptığı varsayılırsa, 220,20 TL x 6 saat = 1.321,20 TL fazla çalışma ücretine hak kazanacaktır.</p>
<p>Fazla çalışma ücretinden sosyal güvenlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi kesintilerinin de yapılması gerekecektir.</p>
<p>Bu doğrultuda işçinin 2026 yılı haziran ayındaki ücreti toplam, fazla çalışma ücreti 33.030 TL + 1.321,20 TL = 34.351,20 TL olacaktır.</p>
<p>Fazla çalışma yaptırılamayacak işlere ek olarak fazla çalışma yaptırılması mümkün olmayan işçiler de yönetmelik kapsamında hüküm altına alınmıştır. Aşağıda sayılan işçilere fazla çalışma yaptırılması mümkün değildir:</p>
<p>- 18 yaşını doldurmamış işçiler,</p>
<p>- Sağlık durumu uygun olmayan ve bu durumunu işyeri hekimi, SGK hekimi ya da herhangi bir doktor raporuyla belgeleyen işçiler,</p>
<p>- Gebe, yeni doğum yapmış ya da çocuk emziren işçiler,</p>
<p>- Kısmi süreli (part-time) çalışan işçiler,</p>
<p>- Yer altında maden işlerinde çalışan işçiler (zorunlu hâller ve olağanüstü durumlar dışında).</p>
<p>Ek olarak işçinin, 1 yıl içinde yapabileceği toplam fazla çalışma süresi 270 saati geçemeyecektir.</p>
<p>Fazla çalışma uygulamalarında en sık karşılaşılan uyuşmazlıkların başında, çalışma sürelerinin doğru şekilde kayıt altına alınmaması ve fazla çalışma ücretlerinin hatalı hesaplanması gelmektedir. Bu nedenle işverenlerin fazla çalışma yaptırmadan önce gerekli onayları alması, çalışma sürelerini sağlıklı şekilde takip etmesi ve bordro kayıtlarını mevzuata uygun olarak düzenlemesi büyük önem taşımaktadır. Aksi halde işçilik alacaklarına ilişkin davalar ve idari yaptırımlarla karşılaşılması söz konusu olabilecektir.</p>
<p>Sonuç olarak fazla çalışma, işçinin dinlenme hakkını doğrudan etkileyen ve ancak kanunda belirlenen sınırlar içerisinde uygulanabilen istisnai bir çalışma yöntemidir. Fazla çalışma yaptırılacak işçilerin ve işlerin mevzuat kapsamında değerlendirilmesi, yıllık 270 saatlik sınırın aşılmaması ve fazla çalışma ücretlerinin doğru şekilde hesaplanarak ödenmesi hem işçi haklarının korunması hem de işverenlerin hukuki risklerinin azaltılması bakımından önem arz etmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fazla-calisma-ucretinin-hesaplanmasi-80945</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fazla çalışma ücretinin hesaplanması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-orta-doguda-iyi-teklif-ucuz-teklif-degildir-80944</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni Orta Doğu’da iyi teklif ucuz teklif değildir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Üçüncü Körfez Savaşı başlayalı üç buçuk ay oldu. Savaş, Orta Doğu’da bazı dengeleri ve iş yapış biçimlerini değiştirecek. Orta Doğu, en büyük ihracat pazarlarımızdan ve başlıca yatırım alanlarımızdan biri olduğu için oluşacak yeni mimari şirketlerimiz için önemli. Ancak bu yeni mimarinin nasıl olacağına dair elimizde henüz net sonuçlara varmak için yeterli veri yok. Yine de yeni Orta Doğu’da iş yapmanın daha siyasi, daha bürokratik ve daha pahalı hale geleceğini şimdiden söyleyebiliriz.</p>
<p>Her şeyden önce savaşın ne zaman biteceğini bilemiyoruz. ABD Başkanı Donald Trump yarın İran ile anlaşıp bu defteri kapatabilir. Ya da kasım seçimlerinden sonra İran’a daha büyük bir saldırı da yapabilir. Bunları bilmek mümkün değil. Başka bir bilinmeyen de İsrail’de sonbahardaki seçimlerin sonucunun ne olacağı. Sağ partilerden birinin kazanacağı kesin. Ancak Başbakan Benjamin Netanyahu ve çevresindeki aşırı sağcılar mı iktidarda kalacak, yoksa seçimden daha makul sağcılardan oluşan bir koalisyon çıkacak, bunu şimdiden kestirmek güç. Mesela şimdilerde Gadi Eisenkot adında bir muhalif lider ortaya çıktı. Adam 2019’a kadar Genelkurmay başkanıydı, oğlu 2023’te Gazze savaşında ölmüş; sağ partileri en çok destekleyen Fas kökenli Mizrahi Yahudilerinden; yani seçilmek için tüm şartları sağlıyor.</p>
<p><strong>ABD ile İsrail’in ilişkileri </strong><strong>eskisi kadar garantili değil</strong></p>
<p>Gelin bir de neleri bildiğimize bakalım. Bir kere bölgede İsrail’in askeri güdümünde bir “<em>Pax Israelica</em>” kurulamayacağı tescillendi. İsrail teknolojide ve askeriyede elde ettiği başarıyı uzun vadede bir hegemon haline gelecek seviyeye taşıyamadı. Hem ölçeği buna müsait değil hem de hegemonya kurmak “ahlaki” (İngilizcesi “moral”) unsurlar da içeriyor. Kaldı ki ABD ile İsrail’in ilişkileri de eskisi kadar garantili değil. Her şeyi kişiselleştiren Trump yakınlarda Netanyahu’ya, geçen sene kankası Elon Musk’a dediği gibi, “bir ipte iki cambaz oynamaz” dese şaşırmayız. Dahası, Trump’ın ABD’nin İsrail’in ve Körfez’in güvenliğini sağlama maliyetini tek başına karşılamasını ne kadar daha kabul edeceği de belirsiz. Tarihte yeterince geriye giderseniz, 1967’den önce ABD’nin İsrail’le kayıtsız şartsız müttefik olmadığını, 1980’lerden önce de Körfez’in güvenliğini İngiltere’ye ihale ettiğini görürsünüz.</p>
<p>Görünen o ki İran, savaştan zayıflamış bir teokrasi olarak değil de güçlenmiş milliyetçi otoriter bir rejim olarak çıkacak. Ülkede iktidar fiilen Devrim Muhafızları’na geçmiş durumda. İran’a yapılan saldırı, halkı “memleketi koruma” ortak paydasında birleştirdi. Bizim gibi bürokrasisi ve geleneği güçlü ülkelerden bakınca, son derece doğal görünen bu durumu Amerikan devlet aklının öngörememesi şaşırtıcı olabilir (Devletlerin bürokratik gücünün illa akıl sahibi olmaları sonucunu doğurmadığının güzel bir örneği daha!). Ancak olan oldu. Dolayısıyla İran’ın Suriye, Lübnan, Irak, Yemen gibi yerlerdeki ilişki ağları üzerinden verdiği ideolojik savaş yerine, kendi memleketinde gücünü konsolide etmeyi hedefleyen normal bir otokratik rejime evrileceğini düşünüyorum. Bu nedenle, aynı otokratik Rusya’ya karşı olduğu gibi, İran’a karşı güvenlik endişeleri ve yaptırımlar da sürecek.</p>
<p><strong>Orta D</strong><strong>oğu’da iş yapmak </strong><strong>daha siyasi hale gelecek</strong></p>
<p>Orta Doğu’da Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan gibi “hakiki devletler” öne çıkacak. <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-politikamiz-sandiginizdan-basarili-77275">17 Nisan günü yazdığım gibi,</a> bunlar küçük Körfez ülkelerinin aksine, doyurmaları gereken geniş halk kitleleri ve idare etmeleri gereken iç çatışmaları olan, buna mukabil nüfuslarıyla orantılı askeri güçleri, nüfuz alanları ve kendilerine göre bürokratik gelenekleri olan ülkeler. ABD garantisinin seçicileştiği, İsrail’in hegemonya kuramadığı, İran’ın otoriter-milliyetçi konsolidasyona gittiği ve yaptırımların devam ettiği bölgede Türkiye, Pakistan, Mısır ve Suudi Arabistan gibi hakiki devletlerin önemi artacak. Bu durum, Orta Doğu’da iş yapmanın her zamankinden daha siyasi hâle gelmesine neden olacak. Yani, “Ben filanca hegemonun peşine takılıp iş yapayım veya filanca Körfez ülkesindeki istikrardan istifade edeyim” demek mümkün olmayacak. Birçok devlet arasındaki kompleks siyasi denklemleri yönetebilenler ise önemli işler yapabilecek.</p>
<p>Bu jeopolitik tablo iş dünyası için üç tür fırsat doğuracak. Birincisi, enerji, liman, veri merkezi, gibi yeniden inşa işleri. İkincisi, Hürmüz Boğazı’ndaki darboğazı giderecek, en azından sıkışıldığında imdada yetişecek yeni lojistik rotalara yönelik yatırım işleri. Üçüncüsü, çeşitlenmenin önemini anlayan bölge ekonomilerinde imalat sanayi, savunma, gıda güvenliği ve bunların çevresindeki teknoloji, finansman ve sigorta işleri.</p>
<p>Bu fırsatların ortak özelliği şu: Hiçbirini yalnızca ürünle, fiyatla ve satış ekibiyle yakalamak mümkün değil. Enerji tesisi de, lojistik koridoru da, savunma işi de, veri merkezi de karşı ülkenin devlet önceliğine, finansman kapasitesine ve siyasi risk haritasına oturmak zorunda. Orta Doğu’da siyasi icazet olmadan iş yapmak eskiden de mümkün değildi. Bu yeni dönemde siyasi desteğin yönetimi işin ana unsurlarından biri olacak.</p>
<p>Alışık olduğumuz bir sahneyi gözümüzün önüne getirelim: İki Orta Doğu ülkesinin cumhurbaşkanı, geniş iş dünyası heyetlerinin önünde, birçok sektöre ilişkin 30 mutabakat zaptı imzalar. Ardından fotoğraflar çekilir, alkışlar kopar. Fakat bu belgelerin çok azı hayata geçirilebilir. Neden mi? Çünkü bu işleri yapacak şirketler, aşağıda bürokratik süreçleri ve mikro siyasi dengeleri yönetemez. Sonra, “Ürünlerimiz ve fiyatımız da çok iyiydi ama bürokrasi çalışmadı!” derler. Bu tatsız duruma “mutabakat zaptı ekonomisi” diyoruz.</p>
<p>Yukarıda kendi iç meseleleri ve kendi bürokratik gelenekleri olan “hakiki devletler”de iş yapabilmek için bu devletlerle iş yapma modellerini iyi anlamak gerekiyor. Yapacağınız işin siyasi hikâyesi nedir? O devleti yönetenlerin siyasi hikâyeleri ve öncelikleriyle uyumlu mu? Yerel istihdam ve teknoloji transferi var mı? Doğru yerel ortağa gerek var mı? Bugünkü doğru olan ortak yarın yanlış olmasın! Acaba işimi kamu kaynaklarıyla finanse ettirebilir miyim? Tabii, bir de vakti gelince paramı alabilir miyim? Bunların hepsi, şirketlerimiz için yeni Orta Doğu’da doğru fiyat veya güçlü bir satış ekibi kadar önemli sorular. Yeni Orta Doğu’da iyi teklif, ucuz teklif değildir. Karşı tarafın devlet aklına, finansman kapasitesine ve siyasi hikâyesine oturan bir teklif olacak. Şirketlerimiz savaş sonrasına şimdiden hazırlanıp bu işi becerebilecek sistemleri kurabilirlerse, yeni Dubai olmak gibi manasız hedefler yerine Orta Doğu’nun yeni oyun kurucusu olabiliriz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-orta-doguda-iyi-teklif-ucuz-teklif-degildir-80944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni Orta Doğu’da iyi teklif ucuz teklif değildir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-kupasi-2026-devasa-ekonomisi-ile-dikkat-cekiyor-80943</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Kupası 2026, devasa ekonomisi ile dikkat çekiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Daha önceki Dünya kupalarına baktığımızda; yaklaşık gelir, Almanya 2006’da 3,3 milyar dolar, Güney Afrika 2010’da 4,1 milyar dolar, Brezilya 2014’te 5,7 milyar dolar, Rusya 2018’de 6,4 milyar dolar ve Katar 2022’de 7 milyar dolar olmuştu. Bu kez FIFA’nın Kuzey Amerika 2026’da beklediği gelir yaklaşık 9-10 milyar dolar.</strong></p>
<p>Heyecanla beklenen Dünya Kupası başladı. Dünya kupaları, benim küçüklüğümde, evdeki televizyonun değiştirilmesi için de bir fırsat ya da bahane olduğu için, kendi adıma, futboldan daha öte anlamlar taşıyan çok büyük bir organizasyondu hep.</p>
<p><strong>Bu kez Kuzey Amerika’nın 3 ülkesinde (ABD, Kanada ve Meksika) düzenlenecek bu büyük futbol organizasyonu, 48 ülkenin katılımıyla tarihin en çok katılımcı sayısına sahip, 104 maçla en çok maçın oynanacağı devasa bir futbol şöleni olacak. </strong></p>
<p><strong>Dünya Kupası’nda Amerika Birleşik Devletleri’nin 11 şehri 78 maça ev sahipliği yapacakken, Meksika 3 şehir ve 13 maç, Kanada ise 2 şehir ve 13 maç ile Dünya Kupası’nın diğer ev sahipleri</strong>. Açılış Meksika’da oynandı. Final ise 9 Temmuz 2026, pazar günü New York–New Jersey Stadyumu'nda, yani meşhur MetLife Stadyumu’nda gerçekleşecek.</p>
<p><strong>Umarım 24 yıl aradan sonra katıldığımız bu büyük organizasyonda milli takımımız finalde olur. </strong></p>
<p><strong>İlk rekor, 48 takıma </strong><strong>ödenecek tutarda kırıldı</strong></p>
<p><strong>Birçok alanda farklı rekorların beklendiği Dünya Kupası 2026’da ilk rekor FIFA’nın turnuvaya katılan 48 takıma ödeyeceği miktarda kırıldı bile. </strong>FIFA, katılan 48 takıma 727 milyon dolar mali katkıda bulunacak. Bu paketteki 655 milyon dolarlık para ödülü havuzu, Katar 2022'de dağıtılan <em>440 milyon dolardan</em> yaklaşık %50 daha büyük. 2026 Dünya Kupası şampiyonunun 50 milyon dolar para ödülü kazanması, ikincinin 33 milyon dolar kazanması bekleniyor. Üçüncülük için öngörülen kazanç 29 milyon dolar iken, turnuvayı dördüncü sırada bitiren yaklaşık 27 milyon dolar kazanacak. Grup aşamasında elenen takımların her birine en az 9 milyon dolar garanti veriliyor.</p>
<p>Daha önceki Dünya kupalarına baktığımızda; yaklaşık gelir, Almanya 2006’da 3,3 milyar dolar, Güney Afrika 2010’da 4,1 milyar dolar, Brezilya 2014’te 5,7 milyar dolar, Rusya 2018’de 6,4 milyar dolar ve Katar 2022’de 7 milyar dolar olmuştu. <strong>Bu kez FIFA’nın Kuzey Amerika 2026’da beklediği gelir yaklaşık 9-10 milyar dolar. FIFA’nın önceki projeksiyonlarında 2023-2026 dönemi için gelir hedefinin yaklaşık 13 milyar dolar olduğunu dikkate aldığımızda, Dünya Kupası 2026’nın ekonomik açıdan da dev bir organizasyon olduğunu kolayca görebiliriz.</strong></p>
<p>Gelir öngörülerine baktığımızda, yayın hakları 3,92 milyar dolar, bilet ve ağırlama 3,10 milyar dolar, sponsorluk ve pazarlama 2,29 milyar dolar, lisans hakları ise 670 milyon dolar olarak görünüyor.</p>
<p><strong>Fox Corporation, Amerika Birleşik Devletleri'nde 104 maçın tamamının İngilizce yayın haklarına sahip olduğunu ve rekor sayıda maçın (40 maç) prime time'da yayınlanacağını duyurdu.</strong> Dünya Kupası 2026’dan en çok faydalanacak sektörlerin başında hiç şüphesiz yayıncılık geliyor. <strong>Amerika gibi bir ülkede reklam verenlerin bu tür organizasyonlarda oldukça cömert davrandıklarını dikkate aldığımızda, sadece reklam gelirlerinden bile Fox Corporation’ın çok büyük gelir elde etmesi bekleniyor.</strong></p>
<p>Bunun yanında, Dünya Kupası 2026, YouTube'un resmi bir FIFA <strong>"Tercih Edilen Dijital Yayın Platformu"</strong> haline gelmesiyle dijital yayıncılıkta da büyük bir değişime işaret ediyor. İlk kez katılımcı yayıncılar, her Dünya Kupası maçının ilk 10 dakikasını resmi YouTube kanallarında canlı olarak yayınlama seçeneğine sahip olacaklar. <strong>Buradaki hedef, mobil öncelikli kitleler ve özellikle gençler.</strong> Seçili bölgelerde, yayıncılar bölgesel hak anlaşmalarına bağlı olarak maçların tamamını YouTube'da ücretsiz olarak yayınlamayı da seçebilecek.</p>
<p><strong>FIFA, dijitali ciddiye </strong><strong>almış görünüyor</strong></p>
<p>FIFA ayrıca TikTok ile de yine <strong>"tercih edilen platform</strong>" anlaşması imzalayarak, yayın hakları sahiplerinin canlı maçları YouTube'da tamamen, TikTok'ta ise kısmen yayınlamasına ve canlı olmayan içeriklerin de paylaşımına olanak sağlamış durumda. <strong>Gelenekselden dijitale kayış FIFA tarafından son derece ciddiye alınmış gibi görünüyor.</strong></p>
<p><strong>Dünya Kupası 2026, çok platformlu dijital yayıncılığı büyük ölçekte tam olarak entegre eden ilk turnuva olacak.</strong> 2022 Dünya Kupası (Katar), tüm medya kanallarında küresel olarak 5 milyardan fazla kişiye ulaşmış ve yalnızca final maçı 1,5 milyardan fazla izleyici çekmişti. <strong>Şimdi ise Kuzey Amerika 2026, 48 takım, 104 maç ve şimdiye kadarki en agresif dijital dağıtım ve</strong> <strong>yayın stratejisiyle tüm bu rekorları altüst etmeye ve kırmaya hazırlanıyor.</strong></p>
<p><strong>Öte yandan, FIFA, sponsorlukların neredeyse tamamını sattı ve böylece bağımsız bir spor etkinliği için şimdiye kadarki en yüksek sponsorluk gelirini elde etmeyi bekliyor.</strong> Ampere Analysis, sponsorluk gelirlerinin 2,4 milyar dolara kadar ulaşabileceğini tahmin ediyor; bu da 2022'ye kıyasla yüzde 37'lik bir artış anlamına gelmekte.</p>
<p><strong>Sektörler bazında incelediğimizde hemen aklınıza spor giyim (forma, eşofman, vs.) gelebilir ki çok da haklısınız. </strong></p>
<p><strong>48 takımın 37’sinin </strong><strong>sponsoru 3 dev marka</strong></p>
<p>14 ülke Adidas sponsorluğunda sahaya çıkacakken, Nike 12 ülkeye, Puma ise 11 ülkeye sponsorluk sağlayacak. 48 ülkenin 37’sinin sponsoru bu üç dev.</p>
<p>Zaten küresel ölçekte, Nike ve Adidas futbol kategorisinde tüm forma, eşofman vs. spor giyimleri pazarının yaklaşık yüzde 80'inin hakimi. <strong>Nike’ın Pazar pozisyonuna baktığımızda yıllık yaklaşık 51 milyar dolarlık geliri ile tartışmasız lider. Adidas’ın yıllık yaklaşık geliri de 26 milyar dolar.</strong> Fakat Nike düşüşte iken Adidas tam tersine çıkışta olduğu bir dönemde Dünya Kupası 2026’da yer alıyor. Küçük dev Puma ise 11 ülkeye sponsorlukla son 20 yılın en yüksek sayısına ulaştı. Puma daha çok Afrika takımlarına ve amiral gemisi olan Portekiz'e güçlü bir şekilde odaklanmış durumda.</p>
<p>Uzun vadeli, sağlam bir temettü geçmişine sahip, savunma amaçlı bir hisse senedi arayanların tercihi Nike iken, büyüme/ivme odaklı, operasyonel olarak net ve hızlı bir ivme yakalayan bir şirket arayanların tercihi ise Adidas olarak gözüküyor.</p>
<p><strong>Bernstein, Dünya Kupası 2026'nın, forma, ayakkabı ve taraftar ürünlerine olan talebin artmasıyla, her iki markanın da küresel satışlarını 2026 yılında yaklaşık yüzde 3-4 oranında artırabileceği tahmininde bulundu. </strong></p>
<p>Son olarak Seyahat, Konaklama ve Oteller sektörüne baktığımızda; Konaklama sektöründe Marriott Int. ve Hyatt Hotels Corporation’ın bu turnuvadan en büyük kazanım sağlayacaklar arasında sayıldığını görüyoruz. <strong>Özellikle Marriott Int.’in, ev sahibi şehirlerde ve stadyumların yakınında büyük bir varlığa sahip olduğuna dikkat çekelim.</strong></p>
<p>Airbnb’nin ise bu yoğun seyahat döneminde otel kapasitelerinin kısıtlanmasıyla <strong>‘yayılan talepten’</strong> faydalanması bekleniyor.</p>
<p>Her şey çok kazançlı ve güzel olacak gibi gözükse de;</p>
<p><strong>Goldman Sachs Dünya Kupası öncesi hazırladığı raporda<sup>1</sup>, Dünya Kupası ev sahipleri için istatistiksel olarak anlamlı bir GSYH artışı bulamadığını belirterek, 17,2 milyar dolarlık katkının 2026 başlarında 31.85 trilyon dolar olan ABD GSYH'sinin yaklaşık yüzde 0,05'ini temsil ettiğini kaydetti.</strong> Goldman Sachs ayrıca, iç harcamaların tamamen yeni bir ekonomik faaliyeti temsil etmekten ziyade, diğer tüketim kalemlerinden yönlendirilmiş olabilecekleri konusunda da uyarıda bulundu.</p>
<p>Bu da bir kenarda dursun.</p>
<p> </p>
<p>[1] Goldman Sachs Economics Research, The World Cup and Economics: Big Business, Small Macro, June 3, 2026 (Kevin Daly and Mambuna Njie, Goldman Sachs International)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-kupasi-2026-devasa-ekonomisi-ile-dikkat-cekiyor-80943</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/3/1280x720/6776-1781242836.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Kupası 2026, devasa ekonomisi ile dikkat çekiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/en-buyuk-yardimlasma-kurumu-aile-80942</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> En büyük yardımlaşma kurumu; aile…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ekonomi zor zamanlardan geçiyor ve herkesin, her kesenin sorunları var. Tam da bu süreçte aile bağlarını hatırlamanın, güçlendirmenin hayatı derecede önemli olduğunu asla unutmayalım.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN: Nimeti</strong> olduğu kadar <strong>külfeti</strong> de bölüşmek, akla ve vicdana uygun olandır. Kimlerle paylaşacağımız da <strong>aileden ne anladığımıza</strong> bağlıdır. Nimeti ve külfeti <strong>üleşmek</strong> esastır. Ancak <strong>aile büyüdükçe </strong>çok daha zorlanırız bölüşmekte… Gerçi <strong>çekirdek ailenin</strong> de parçalandığı zamanlardayız.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ: İşyeri</strong>, daha büyük bir ailedir. <strong>Patronu</strong>, yöneticisi, çalışanı ile koca bir aile… Bildik anlaşma şudur: <strong>Çalışan</strong>, zamanının bir bölümünü işyerine kiralar. <strong>İşyeri</strong> de ona genişletilmiş alım gücü sağlar… Bu, artık <strong>eskimiş</strong> bir ahittir. <strong>Korona</strong> salgını bize gösterdi ki <strong>yeni bir anlaşma yapma</strong> zamanı gelmiştir.</p>
<p><strong>MÜŞTERİYE BAKIŞI DEĞİŞTİR</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM: Markanın müşteriyle</strong> ilişkisindeki zımni anlaşma da eskimiştir. Müşteri; <strong>velinimet</strong> olmuştur. Markanın <strong>parasını cebinde taşıyan insan</strong> değildir. “<strong>Cebinden parasını al ve ondan kurtul</strong>” mantığı; köhneleşmiştir. Müşteriye sadakat için <strong>önce sen sadık ol</strong>, sonra müşterinden sadakat bekle.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Kriz, salgın, afet süreçlerinde gördük ki <strong>patron</strong> ile <strong>çalışan</strong>, <strong>marka</strong> ile <strong>müşteri</strong>, <strong>alan</strong> ile <strong>satan</strong>, aynı ekosistemin parçalarıdır. <strong>Ekosistemin ürettiği değeri</strong> paylaşmanın ötesine geçebilecek anlaşmalara ihtiyacımız var. O da bu <strong>ekosistemin bekasını</strong> sağlamaktır. <strong>Aile, çekirdek ekosistemdir</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Aileye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Nimet, neyi anlatır?</em></strong></p>
<p><strong>Nimet, çıktıdır</strong>, kârdır, üretimdir. <strong>Külfet</strong>, krizlerin, salgınların, durgunluğun bizlerin sırtına yükledikleridir. “<strong>Ben çalışsam da çalışmasam da maaşımı isterim</strong>” tutumu eskimiştir.</p>
<p><strong><em>Külfet neyi anlatır?</em></strong></p>
<p><strong>Külfet, nimetin maliyetidir</strong>. Nimetin paydaşları, külfeti de pay edebilmeli ki<strong> hayat, kendine yol bulabilsin. </strong>Nimeti alıp külfeti öteleyen, kurnazlardır ve kurnazı bol toplumlar çürümeye mahkûmdur.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>İNSAFLI EKONOMİ İNSANLI EKONOMİ</strong></p>
<p>Önce <strong>salgın</strong> sonra da yüksek enflasyon, <strong>ekonominin insan boyutunu</strong> ön plana çıkardı. Artık <strong>insanı dışarıda bırakan</strong> hiçbir sistemin <strong>hayatta karşılığı</strong> olamıyor. <strong>İnsanlı ekonomi</strong> aynı zamanda <strong>insaflı ekonomidir</strong>. İnsaf; <strong>ortadan ikiye bölmek</strong> demektir. Nimeti de külfeti de, kârı da zararı da..</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>AİLE LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Geniş aile</strong>: Ana-baba, çocuklar ile oluşturulan, genelde 3 nesil aynı mekânda yaşıyor olmak</p>
<p><strong>Çekirdek aile</strong>: Ana-baba ve çocuklarla sınırlı, günümüzdeki en yaygın aile oluşumunun adı</p>
<p><strong>İşyeri ailesi</strong>: Patron-paydaş birlikteliği ile oluşan ve güçlü insani bağlar barındıran yapılar</p>
<p><strong>Ekosistem</strong>: Aynı sektör, amaç için aynı bölgede, katılımcıların birbirlerine aile üyesi gibi davranması</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/en-buyuk-yardimlasma-kurumu-aile-80942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ En büyük yardımlaşma kurumu; aile… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-40a-ayni-sekilde-devam-yuzde-37-marji-da-elde-80941</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 40’a aynı şekilde devam, yüzde 37 marjı da elde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Haftalık repo ihale faizi yüzde 37’de, gecelik borç verme faizi yüzde 40’ta, gecelik borçlanma faizi ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu.</p>
<p>Ağırlıklı beklenti zaten Merkez Bankası’nın faizde bir değişikliğe gitmeyeceği yönünde oluşuyordu.</p>
<p>Merkez Bankası bir önceki PPK toplantısında da faizleri değiştirmemişti.</p>
<p>Faiz görünürde bu düzeylerde ama savaşın başlamasıyla birlikte uygulama değişti. Merkez Bankası savaş başlar başlamaz faizleri kağıt üstünde değiştirmedi ancak uygulamada fiilen değişikliğe gitti.</p>
<p>Bu değişiklikle yüzde 37’lik haftalık repo faizi kağıt üzerinde kaldı. Piyasa mart ayı başından beri yüzde 40’lık gecelik kanaldan fonlanıyor. Belli ki bu uygulama bir süre daha devam edecek.</p>
<h2>Yüzde 37 marjı elde tutuldu</h2>
<p>Merkez Bankası’nın 22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısında çok daha muhtemel olan bir değişiklik vardı ama o değişiklik tercih edilmedi. Yüzde 37 olan haftalık faiz yüzde 40’a çıkarılabilir ama fiili faizi artırmamak için fonlama gecelikten haftalığa alınabilirdi. Böylece fiili faiz değiştirilmemiş olurdu. Gecelik faiz de yüzde 43’e çıkarılır ve işlerin daha kötü gitmesi gibi bir durumda yeni bir faiz kararı almaksızın yeniden gecelik fonlamaya geçilmek suretiyle faiz yüzde 43’e çıkarılabilirdi. Bu nisanda gündeme gelebilecek bir düzenlemeydi ama tercih edilmedi. Fiili faizin yüzde 40’ın üstüne çıkarılması da zaten gerekmedi.</p>
<p>Bir öncekine göre bu toplantıda Merkez Bankası’nın eli çok daha rahattı. Bir kere ABD ve İsrail’in İran’a saldırarak başlattıkları savaş tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de adeta kanıksandı, moda ifadeyle sönümlendi, savaş piyasalar üzerinde yaptığı etkiyi kaybetti.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönem için Merkez Bankası’nın faizi daha da yukarı çekmesini gerektirecek neden kalmadı. En azından şimdiki koşullar ve görüntü öyle.</p>
<p>Ayrıca Merkez Bankası haftalık faizi yüzde 40’a, geceliği yüzde 43’e çıkarmış olsaydı ve çok olumlu gelişmeler yaşanıp faizi aşağı çekmek gerekseydi 40’ta bir taban oluşmuş olacaktı. Oysa şimdi Merkez Bankası’nın elinde faizi herhangi bir düzenleme yapmadan, yani bir PPK kararı olmadan yüzde 37’ye çekme olanağı var, Merkez Bankası o hareket alanına sahip.</p>
<p>PPK’nın bir sonraki toplantısı 23 Temmuz’da. Bu tarihe kadar savaşın gerçekten sona ermesi, petrol fiyatlarındaki dalgalanmanın geride kalması gibi durum karşısında faiz indirimine gidilebilir. Merkez Bankası bir karar alır ve çok basit olarak<strong> “Fonlama bundan sonra haftalık repo ihaleleri yoluyla yapılacaktır”</strong> diyebilir. Bu da fiili faizin otomatik olarak yüzde 40’tan yüzde 37’ye çekilmesi anlamına gelir.</p>
<h2>Bu kararı almak kolay değil</h2>
<p>Bu, Merkez Bankası’nın elinde bulundurduğu bir olanak. Ancak bu yönde bir karar alınması olasılığı pek güçlü görünmüyor.</p>
<p>Enflasyonun yıllık bazda yüzde 32,61’e çıktığı (çıktığı diyorum çünkü yıllık enflasyon son iki aydır yükselme eğiliminde, mart ayını hariç tutarsak dört aydır yükselme eğiliminde), bir dönemde faizi indirmek herhalde hiç de doğru bir adım olmaz.</p>
<p>Ülke siyaseten müthiş bir kaos yaşıyorken faiz indirimine gitmek binilen dalın kesilmesinden başka bir anlam taşımaz.</p>
<p>Dolayısıyla haftalık repo ihale faizi kağıt üstünde yüzde 37’de kalmaya ve fiili olarak gecelik fonlama kanalının faizi olan yüzde 40 uygulanmaya daha uzun süre devam edilecek gibi görünüyor.</p>
<p>Bir sonraki PPK toplantısının yapılacağı 23 Temmuz’a kadar işler daha da sarpa sararsa o zaman Merkez Bankası’nın ne yapacağı belli. Bir ara toplantı ve faiz oranlarını artırmaktan başka çare kalmaz.</p>
<h2>Açıklamada söylenenler…</h2>
<p>Para Politikası Kurulu açıklamasında öyle çok kayda değer ve ön plana çıkan bir ifade yok. Enflasyonda yılın ilk aylarındaki yükselişin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisanda ana eğilimin arttığı, ancak mayısta bir miktar gerileme görüldüğü belirtiliyor. Jeopolitik gelişmelerden kaynaklanmak üzere enerji fiyatlarındaki oynaklığın ve yüksek seyrin sürdüğüne işaret edilen açıklamada daha sonra şöyle deniliyor:</p>
<p><strong>“İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.”</strong></p>
<p>Açıklamada,<strong> “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır”</strong> vurgusuna yine yer veriliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-40a-ayni-sekilde-devam-yuzde-37-marji-da-elde-80941</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 40’a aynı şekilde devam, yüzde 37 marjı da elde ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borcumuz-yok-gibi-notumuz-yuksek-diyarbakira-rayli-sistem-icin-onumuzu-acin-80940</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Borcumuz yok gibi, notumuz yüksek, Diyarbakır’a raylı sistem için önümüzü açın&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>JAPON </strong>Nippon Grubu’na bağlı Betek’in Filli Boya markasıyla EKONOMİ Gazetesi işbirliği ile düzenlenen <strong>“Gündem Sohbetleri” </strong>dizisinin Diyarbakır durağında toplantı sonrasında Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı <strong>Doğan Hatun</strong>’la görüştük.</p>
<p><strong>Doğan Hatun, </strong>Yazıişleri Müdürümüz <strong>Handan Sema Ceylan </strong>ve Diyarbakır Temsilcimiz <strong>Mahir Solmaz</strong>’la birlikte yaptığımız sohbette <strong>Osman Baydemir</strong>’in başkanlığı döneminden beri kentin gündeminde olan ancak ilerleme sağlanamayan <strong>“Hafif Raylı Sistem (Tramvay) Projesi” </strong>üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Biz göreve geldiğimizde projeyi yeniden gündemimize aldık. Üzerinde çalıştık ve projeyi uygulanabilir hale getirdik.</strong></p>
<p>Projenin adından konuya girdi:</p>
<ul>
<li><strong>Dağkapı-Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Raylı Sistem Hattı</strong></li>
</ul>
<p>Projenin amacı ve güzergahına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>14.1 kilometrelik bu proje, kentin tarihi ve sosyo-ekonomik açıdan dezavantajlı bölgesi olan, turizm açısından canlılığı ile bilinen </strong>“Sur İçi” (Dağkapı) <strong>ile yeni gelişen yerleşim alanı </strong>“Kayapınar/Diclekent” <strong>aksını birbirine bağlayacak.</strong></p>
<p><strong>“Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi”</strong>ne dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Proje, dar gelirli vatandaşların kent merkezindeki sağlık, eğitim ve istihdam olanaklarına erişimini kolaylaştırarak kentsel ayrışmayı azaltacak. Bakanlık onaylı </strong>“2040 Ulaşım Master Planı”<strong>nın omurgasını oluşturan proje Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar ilçelerinden geçiyor.</strong></p>
<p><strong>Doğan Hatun, </strong>mevcut durum ve planlanan takvimi şöyle ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>İhale Sözleşmesi İmzası: </strong>2026 yılı 4’üncü çeyreğinde uluslararası finans kuruluşu (IFI) kredi onayı planlanıyor. Bu yönde İLBANK garantörlüğünde aktif görüşme süreçleri devam ediyor.</li>
<li><strong>İnşaat Başlangıcı ve Sipariş: </strong>2027 yılı birinci çeyreğinde şantiye kurulumu ve altyapı çalışmalarına başlanacak. Aynı dönemde 36 ay teslim süresi olan tramvay araçlarının üretim siparişi verilecek.</li>
<li><strong>Ticari İşletmeye Geçiş: </strong>Kasım 2029’da resmi açılışın yapılması ve Ocak 2030 itibariyle projenin ilk tam işletme yılına girerek ticari faaliyetlerine başlaması öngörülüyor.</li>
<li><strong>İlk Aşama İşletme Kapasitesi: </strong>Başlangıçta 10 dizi (20 araç) ile 8 dakika sefer sıklığında çalışılacak ve günlük ortalama 104 bin 115 yolcu taşınacak. Proje güzergahında 20 peron (durak) inşa edilecek.</li>
</ul>
<p>Projenin bedelini ve finansman formülünü sorduk, anlattı:</p>
<p>-          <strong>Proje 200 milyon Euro’ya mal olacak. Tamamı için kredi kullanmamız gerekiyor. Bunun için İller Bankası (İLBANK) teminatı isteniyor. Biz Fransız Kalkınma Bankası’ndan 24 yıl vadeli alabiliyoruz.</strong></p>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin kredibilitesinin yüksek olduğunu savundu:</p>
<p>-          <strong>Borçlarımızı ödedik. Eylül ayında tamamen borçlarımızı sıfırlamış olacağız. Dolayısıyla İLBANK’tan teminat alabilecek durumdayız. Önümüzdeki en önemli engel, proje için konulan yüzde 60 yerlilik şartı.</strong></p>
<p>Yerlilik şartının başka belediyeler için de engel oluşturduğunu iddia etti:</p>
<p>-          <strong>Dış kredi kullanınca yerlilik şartını yerine getiremiyoruz. Çünkü, dış kredi kullanınca, vagonları kaynağı sağladığımız ülkeden almamız gerekiyor. Yerlilik şartına uyma konusunda da içeriden kaynak bulma ve vade sıkıntısı yaşıyoruz.</strong></p>
<p>Bu konuda hükümetten beklentilerini dile getirdi:</p>
<p>-          <strong>Dış kaynak bulabiliyoruz. Kredi notumuz da yüksek. Yerlilik şartını bizim ve benzer durumda olan belediyeler için kaldırsalar, projemize bir an önce başlasak.</strong></p>
<p><strong>Doğan Hatun, </strong>yerlilik şartına rağmen Türkiye’deki tramvay üretiminde de yetersizlik olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Şu anda bildiğimiz kadarıyla Türkiye’de bir firma tramvay üretimi yapıyor. Bugün o firmaya sipariş verecek olsak, 2 yıl beklemek gerekiyor. Yerlilik şartı uygulanırken bu durumun da dikkate alınmasında fayda var.</strong></p>
<p>Hükümet, Diyarbakır ve bekleyen diğer belediyeler için içeriden kaynak bulamıyor ve sadece dışarıdan kredi kullanıyorsa yerlilik şartını esnetir mi?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İstasyonlarda güneş enerjisi sistemi kurulacak</span></h2>
<p><strong>DİYARBAKIR </strong>Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı <strong>Doğan Hatun, “Dağkapı-Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Raylı Sistem Hattı”</strong>nın çevresel yönüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Karayolu araçlarından </strong>(otobüs, minibüs, bireysel araçlar) <strong>raylı sisteme geçi</strong><strong>ş</strong><strong> sayesinde karbon emisyonu ciddi oranda azalacak.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Araçlarda enerji geri kazanımı sağlayan rejeneratif frenleme teknolojisi kullanılacak, depo sahasında yağmur suyu hasadı yapılacak ve istasyonlarda güneş enerjisi entegrasyonu değerlendirilecek.</strong></p>
<p>Proje ile yaratılacak istihdama değindi:</p>
<p>-          <strong>Projenin inşaat aşamasında aylık ortalama 800 kişi (yüklenici nezdinde), işletme aşamasında ise makinist, güvenlik ve teknik personel dahil 300 kişi doğrudan istihdam edilebilecek.</strong></p>
<p><strong>“Engelsiz erişim”</strong> üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Tüm istasyonlar ve araçlar, hissedilebilir uyarı bantları, rampalar, sesli/görsel anons sistemleri ile engelli ve yaşlı bireylerin erişimine tam uyumlu tasarlanıyor.</strong></p>
<p><strong>“Kültürel miras”</strong>ı irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Diyarbakır’ın </strong>“UNESCO Dünya Mirası” <strong>statüsü gözetilerek, inşaat süreci için özel prosedürler hazırlandı. Koruma Kurulu ile koordinasyon sağlandı.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Afet Koordinasyon Merkezi kurulacak</span></h2>
<p><strong>DİYARBAKIR </strong>Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı <strong>Doğan Hatun, </strong>Diyarbakır’da bir Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) kurulması için de proje hazırladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Diyarbakır’da kurulacak AKOM, çevre illere de hizmet verebilecek.</strong></p>
<p>AKOM konusunu İller Bankası (İLBANK) yönetimiyle de görüştüklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>AKOM’un bilişim altyapısı ve teknik donanımı için dış finansman imkanları üzerinde de duruyoruz. Bu konuyu İLBANK yönetimiyle de paylaştık.</strong></p>
<p>AKOM’un işlevine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>AKOM yalnızca afet anlarında değil, aynı zamanda trafik kontrolü ve ulaşım koordinasyonu gibi alanlarda da işlev görebilecek şekilde planlanıyor. Böylece kriz yönetimi kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Amedspor’a tesis altyapısı gerekiyor</span></h2>
<p><strong>DİYARBAKIR </strong>Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı <strong>Doğan Hatun, </strong>Amedspor’un Süper Lig’e yükselmesinin şehirde moral-motivasyon etkisi yarattığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Amedspor’un tesis altyapısı ihtiyaçları var. Geçmişte belediyemize ait olan bazı tesisler Gençlik ve Spor Müdürlüğü bünyesine alınmış ve kullanılmıyor. O alanları belediyemize iade etseler, elbirliği ile kullanılabilir hale getirsek diye düşünüyoruz.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Amedspor’a destek olmak için elimizden ne geliyorsa yapacağız. Amedspor’un yakaladığı başarıyı sürdürmesi için yanlarında olacağız.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Asbestli su boruları tümüyle değişecek</span></h2>
<p><strong>DİYARBAKIR </strong>Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı <strong>Doğan Hatun, </strong>2.5 yıldır altyapıya yatırım yaptıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Su borularının az da olsa bir bölümü asbestlilerden oluşuyor. Onları tümüyle değiştirmek için çalışıyoruz.</strong></p>
<p>İçme suyunda zorluk yaşanan dönemler için de yatırım yaptıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Zor günler için ayrı bir arıtma tesisi kurduk. Deniz suyunu arıtan sisteme benziyor. 200 milyon liralık yatırımla fabrika gibi çalışan sistem kurduk.</strong></p>
<p>Altyapı yatırımlarının gözle görünmediği için halk tarafından hissedilmediğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Halkımız hizmet bekliyor. En doğal hakları elbette. Altyapı yatırımları vatandaşlar tarafından pek fark edilmese de biz yapmaya devam ediyoruz.</strong></p>
<p>Çöp aktarma istasyonu konusunda yaşadıkları bir sıkıntıyı paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Lice yakınlarında bir çöp aktarma istasyonu kurmak istiyoruz. Orada 3 dönümlük bir Hazine arazisini talep ettik. 2.5 yıldır bu konuda bize maalesef olumlu cevap vermediler. O alanı alıp bir an önce çöp aktarma istasyonunu kurmak istiyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">3.7 milyar lira borç birikmişti</span></h2>
<p><strong>DİYARBAKIR </strong>Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı <strong>Doğan Hatun, </strong>borç durumuyla ilgili de şu bilgiyi verdi:</p>
<p>-          <strong>Banka kredileri 3 milyar 750 milyon lira idi. Ayrıca 1.8 milyar lira da hizmet alınmış müteahhitlere hak ediş borcu vardı. Göreve geldiğimiz günlerden itibaren borçları ödemeye gayret ettik. Nitekim sıfırlama noktasına da önemli ölçüde yaklaştık.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borcumuz-yok-gibi-notumuz-yuksek-diyarbakira-rayli-sistem-icin-onumuzu-acin-80940</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/0/1280x720/346-1781239034.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borcumuz yok gibi, notumuz yüksek, Diyarbakır’a raylı sistem için önümüzü açın ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-hissede-rekor-satis-yapti-80939</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı, hissede rekor satış yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haftalık menkul kıymet verilerine göre 5 Haziran ile biten haftada yabancı sadece hisseden değil TL devlet tahvilleri ve özel sektör tahvillerinde de net satışçı oldu.</p>
<p>TCMB verilerine göre geçen hafta hissede yaptığı 856.88 milyon dolar, devlet tahvillerindeki 279.57 milyon dolar ve özel sektör tahvillerindeki 261.13 milyon dolar ile haftalık TL varlıklardan net çıkışı 1.4 milyar dolara dayandı. Yılbaşından bu yana hissede bu sert çıkışa karşın 915.63 milyon dolar net girişi olan yabancı yatırımcının devlet tahvillerinde 1 milyar 992 milyon dolar net satışı, özel sektör tahvillerinde ise 750 milyon dolar net girişi devam etti. Yabancının bu yıl TL varlıklardan net çıkışı ise 326.45 milyon dolara ulaştı. Savaşın başlamasından bu yana da hisse senedinden net 1 milyar 498,4 milyon dolar, devlet tahvillerinde 6 milyar 586,18 milyon dolar ve özel sektör tahvillerinde ise 550.24 milyon dolar net satış yaptı yabancı yatırımcı. Böylece savaş boyunca yabancının TL varlıklarda net çıkışı 8 milyar 634,82 milyon dolara dayandı.</p>
<h2>Döviz mevduatında 1.66 milyar dolar düşüş</h2>
<p>Yabancı yatırımcı TL varlıklardan çıkarken TCMB haftalık para ve banka istatistikleri yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatlarının gerilediğine işaret etti. Verilere göre yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 659 milyon dolar geriledi. Bayram haftasında döviz mevduatları artmıştı. Gerçek kişilerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 476 milyon dolar, tüzel kişilerin yabancı para mevduatı da parite etkisinden arındırılmış 1 milyar 83 milyon dolar azaldı. Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre kur korumalı mevduat hesapları geçen hafta 1.3 milyon lira azalarak 311,2 milyon liraya geriledi. Verilere göre bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 5 Haziran itibarıyla 126 milyar 737 milyon lira artarak 25 trilyon 927 milyar 476 milyon liradan 26 trilyon 54 milyar 213 milyon liraya çıktı. Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 75 milyar 397 milyon lira artarak 29 trilyon 558 milyar 376 milyon liradan 29 trilyon 633 milyar 774 milyon liraya yükseldi.</p>
<h2>Brüt döviz rezervleri 54 milyar 254 milyon dolara ulaştı</h2>
<p>TCMB rezervleri de geçen hafta artış gösteri. Verilere göre toplam rezervler, 5 Haziran haftasında bir önceki haftaya göre 198 milyon dolar artarak 159 milyar 424 milyon dolar oldu. Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 1 milyar 20 milyon dolar artarak 54 milyar 254 milyon dolara çıktı. Bu dönemde altın rezervleri ise 822 milyon dolar azalarak 105 milyar 992 milyon dolardan 105 milyar 170 milyon dolara indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-hissede-rekor-satis-yapti-80939</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/dolar-dollar-1778823964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yabancı yatırımcılar haziranın ilk haftasında hisse senetlerinde yaptığı 856.88 milyon dolarlık net satışla tarihin en yüksek haftalık çıkışına imza attı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-80937</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="TCMB Pas Geçti! Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 12 HAZİRAN" src="https://www.youtube.com/embed/VSq_1cO5F9s" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-80937</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/faiz-sabit-tutuldu-asimetrik-fonlama-koridoruna-devam-80938</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faiz sabit tutuldu; asimetrik fonlama koridoruna devam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası haziran Para Politikası Kurulu (PPK) kararını açıkladı. PPK’da piyasa beklentilerine paralel politika faizi yüzde 37’de sabit tutulurken, gecelik borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, borçlanma faiz oranı da yüzde 35,5’te bırakıldı. TCMB PPK kararında mayıs enflasyonundaki iyimser beklentiye dikkat çekse de belirsizliklere işaret ederek sıkı duruşunu korumaya devam etti. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyona etkilerini takip ettiğini PPK metninde işaret eden TCMB’nin iç talepteki zayıf seyre yaptığı vurgu piyasa uzmanları tarafından artık faiz artırımı olmayacağı indirimin de en erken eylülde başlayabileceği yorumlarına yol açtı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b8ade9f7f2-1781238494.png" alt="" width="500" height="227" /></p>
<h2>Jeopolitik gelişmelerin etkisine dikkat çekti</h2>
<p>TCMB yılın dördüncü Para Politikası Kurulu’nda bu yıl üçüncü olarak faiz oranlarında bir değişikliğe gitmedi ve metinde daha iyimser olduğu yorumları yapılsa da temkinli duruşundan da taviz vermedi. PPK metninde enflasyon paragrafında değişiklik olurken diğer paragraflar hemen hemen aynı kaldı. PPK metninde yılın ilk aylarındaki yükselişinin ardından enerji fiyatlarının da etkisiyle nisan ayında artan enflasyonun ana eğiliminin, mayıs ayında bir miktar gerilediği belirtildi. Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında oynaklık ve yüksek seyrin sürdüğü kaydedilen PPK metninde “İlk çeyreğe ait veriler iktisadi faaliyetin yavaşlamaya devam ettiğini gösterirken, öncü veriler iç talepteki zayıf seyrin sürdüğüne işaret etmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir” denildi. En önemli değişiklik bu ifadelerde olurken nisan PPK metninde enflasyon görünümü üzerindeki ikincil etkilere yönelik ifade haziranda kaldırıldı.</p>
<h2>İhtiyatlı duruş vurgusu devam etti</h2>
<p>Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği kaydedilen PPK metnine şöyle devam edildi: “Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.”</p>
<h2>Faiz artırımı bu yıl gündemden kalktı</h2>
<p>Piyasa uzmanları iç talepteki zayıf seyre ilişkin ifadelere dikkat çeken bunun TCMB açısından oldukça olumlu bir durum olduğuna vurgu yaptı. Uzmanların yorumlarına göre TCMB odağı iç talep ve iktisadi faaliyetten alıp jeopolitik gelişmelere koyuyor ve bu kendi elinde olmayan bir duruma işaret ediyor. Uzmanlar, jeopolitik gelişmelerin etkileri nedeniyle sıkı duruşunu koruyan TCMB’nin temkinli metni ışığında yakın zamanda bir faiz indirimi beklemediklerini vurgularken faiz artırmayacağının da artık ortaya çıktığını dile getirdi. Savaşın gelişiminde en ufak bir iyileşme olması durumunda TCMB’nin faiz indirebileceğine işaret eden uzmanlar bunun ise en erken eylül PPK toplantısında gerçekleşebileceğine dikkat çekti. Faiz oranları korunurken ihtiyaç halinde makroihtiyati önlemlerle sıkılaşmanın artırılabileceğine uzmanlar vurgu yaptı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Uzmanlar PPK kararını nasıl yorumladı?</span></h2>
<p><strong>"FAİZ İNDİRİMİ HÜRMÜZ’E BAĞLI"</strong></p>
<p>● TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat: TCMB’nin nisan metnine göre stratejik bir eksen kayması bulunmuyor. PPK metninde şahin ton korunmuş. TCMB petrol fiyatları daha yüksekken nisanda bir artırım yapmadı ardından makroihtiyati önlemleri devreye aldı. Ve bu tüm kredi musluklarını kapatırken sıkılaşma konusunda elini de rahatlattı TCMB’nin. TCMB faiz artırımına ihtiyaç duymuyor ki zaten her kesim çok yoruldu sıkı para politikasından. 3 yıldır uygulanıyor program hane halkı da reel kesim de yorgun. Normalde 1.5 yılda dezenflasyon programının sonuç vermesi lazım. Artık faiz artışı görmeyiz TCMB makroihtiyati tedbirler kanalından ayarlamalarını yapar. Haziran-temmuzda enflasyon sebze ve meyve fiyatlarıyla düşük gelecek. Petrolde bir şok olmazsa ki bu Hürmüz’e bağlı TCMB eylülde indirimi gündeme alabilir. Temmuz sonu ağustos başı küresel petrol rezervleri açısından kritik olacak. İndirim hamlesi Hürmüz’e bağlı gelişecek.</p>
<p><strong>"DÖVİZ TALEBİNİN SINIRLI KALMASI ARTTIRILMAMASINI SAĞLIYOR"</strong></p>
<p>● EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr. İnanç Sözer: Merkez Bankası beklentilere paralel olarak politika faizini yüzde 37,0 ile değiştirmez, halen enflasyonist kaygılar nedeniyle politika duruşunu da değiştirmeyeceğini vurguladı. Son dönemde döviz rezervlerinin yeniden artmaya başlayarak döviz talebinin İran Savaşı’nın sürmesine rağmen sınırlı kalmasının yanı sıra iç talebin zayıflamış olması da TCMB’nin enflasyonla mücadelesinde endişe duymamasını ve dolayısıyla faiz artışına gitmemesini mümkün kılıyor. Önümüzdeki dönemde yüksek volatilite ve belirsizlik nedeniyle TCMB’nin politika duruşuna dair öngörülebilirlik zorlaşsa da, TL’deki değer kaybının yılın önceki döneminde olduğu gibi görece sınırlı kalacağını tahmin ediyor. İran Savaşı ve yakın dönem jeopolitik gelişmelere rağmen, Türkiye’de yıllık enflasyonda kayda değer bir risk görmüyor, yılsonu enflasyonun yüzde 29’da kalacağı öngörümüzü koruyoruz. İran Savaşı’nın sürmesinin de etkisiyle küresel ve özelde Avrupa ekonomilerindeki zayıflık ile üç haneli enflasyondan gelen fiyatlama davranışlarının bir türlü düzelemiyor olması risk oluştururken, Türkiye’de önde gelen ekonomilerin aksine tüm sektörlerdeki düşük borçluluk riskleri dengeleyerek TCMB’nin manevra alanını genişletiyor.</p>
<p><strong>"ERKEN GEVŞEME MESAJINDAN KAÇINILIYOR"</strong></p>
<p>● QNB Türkiye Baş Ekonomisti Erkin Işık: TCMB, beklediğimiz gibi politika faizini sabit bıraktı. Karar metninde, büyüme ve iç talepte ilk çeyrekte görülen yavaşlamanın ikinci çeyrekte de devam ettiği değerlendirilirken, jeopolitik risklerin maliyet ve beklenti kanalları üzerindeki etkilerine yapılan vurgu, enflasyon riskleri açısından temkinli bir duruşa işaret etti. Sonuç olarak TCMB, ekonomik aktivitedeki yavaşlamaya rağmen erken gevşeme mesajı vermekten kaçınıyor.</p>
<p><strong>"SINIRLI İNDİRİM SON ÇEYREKTE BAŞLAYABİLİR"</strong></p>
<p>● Gedik Yatırım Baş Ekonomisti Serkan Gönençler: Mevcut enflasyon görünümü ve emtia fiyatlarının halen çok yüksek seviyelerini koruduğu dikkate alındığında, TCMB’nin bir süre daha mevcut yüzde 40 seviyesindeki faizden gecelik borç verme kanalından fonlamaya devam etmesini bekliyoruz. Emtia arz koşullarının kademeli olarak normalleştiği ve fiyatların gerilediği bir senaryoda, TCMB üçüncü çeyreğin son bölümünde fonlamayı yeniden haftalık repo kanalına kaydırmasının ardından yılın son çeyreğinde sınırlı faiz indirimlerine başlayabilir. Yıl sonu politika faizi %35-36 aralığında oluşabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/faiz-sabit-tutuldu-asimetrik-fonlama-koridoruna-devam-80938</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/merkez-bankasi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, mart ve nisan aylarının ardından haziran ayı toplantısında da faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. Politika faizi yüzde 37’de, gecelik borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik borçlanma faiz oranı da yüzde 35,5’te sabit tutuldu ve yatay seyir altıncı ayına ulaştı. 20 Mart’tan bu yana politika faizi olarak ilan ettiği 1 haftalık repo ihalesine ara veren TCMB, bu kararla, yüzde 37 yerine faiz koridorunun üst bandı olan yüzde 40’la fonlamayı üçüncü aya taşıdı. Uzmanlara göre, faizlerde indirim beklentisi ise eylül ayına kaldı. PPK notunda, enerji fiyatlarındaki yüksek seyir ile iç talepteki zayıf görünümün sürdüğüne vurgu yapıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmir-il-milli-egitim-muduru-omer-yahsi-her-turlu-bagimliliga-karsiyiz-81020</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Yahşi: Her türlü bağımlılığa karşıyız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir İl Millî Eğitim Müdürü ve Yeşilay İzmir Şubesi Başkanı Dr. Ömer Yahşi, bağımlılıkla mücadele alanında kent genelinde yürütülen kararlı çalışmaları kamuoyuyla paylaşarak, yakın dönemde hayata geçirilecek geniş kapsamlı etkinlikleri duyurdu. Yahşi, Her türlü bağımlılığa karşı İzmir'de yürütülen farkındalık, önleme, müdahale ve rehabilitasyon çalışmalarını kapsamlı bir şekilde ele alarak nisan ayı içerisinde 13 adet yeni Yeşilay Merkezi'nin açıldığını dile getirdi.</p>
<p>Yeşilay'ın bağımlılık kapsamında tüm dünyaya ilham olan ilk ve tek sivil toplum örgütü olduğunu ifade eden Yahşi, Dünya Sağlık Örgütü'nün çalışmaları sonucundaki sayısal veriler üzerinden Türkiye'nin dünyada, bağımlılık çeşitlerinde hangi noktada olduğunu açıklayarak beş bağımlılık türüne karşı topyekûn yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>İzmir'de Bornova, Buca, Karabağlar ve Konak'ta dört farklı Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nin (YEDAM) açılmasıyla birlikte büyük ilerlemelerin kaydedildiğini vurgulayan Yahşi, yeni açılacak YEDAM'lar ile ilgili bilgilendirme yaptı. Bu merkezlerin işleyişindeki mahremiyet özelliğinin altını çizen Yahşi, "Amaç, kişinin iyileşerek hayata yeniden kazandırılması. Ücretsiz olan bu merkezlerimiz aynı zamanda önleme çalışmalarıyla da sahada yerini alıyor. Bağımlılık küresel bir pandemi. Sosyal medya ve sanal kumar bağımlılığı ile ilgili farkındalık ortaya koyacak çalışmalar da gerçekleştiriliyor. Sınırları korumak kadar zihinleri korumak da bir vatan görevi. Biz her bir vatan evladımızı önemsiyoruz ve bir evladın kaybedilmesinin vatandan bir karış toprağın kaybedilmesi ile denk olduğunu düşünerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p>14 Haziran tarihinde Konak Meydanında yapılacak olan Türkiye-Avusturalya maçının izlenmesinin ardından tüm Türkiye'de eş zamanlı yapılacak olan bisiklet turuna ve 18 Haziran tarihinde Gündoğdu Meydanında yapılacak olan Sağlıklı Yaşam Ligi Yeşilfest programına, tüm basın mensupları davet edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmir-il-milli-egitim-muduru-omer-yahsi-her-turlu-bagimliliga-karsiyiz-81020</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/0/1280x720/izmir-il-milli-egitim-muduru-omer-yahsi-her-turlu-bagimliliga-karsiyiz-1781269714.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir İl Millî Eğitim Müdürü ve Yeşilay İzmir Şubesi Başkanı Dr. Ömer Yahşi, nisan ayı içerisinde 13 adet yeni Yeşilay Merkezi&#039;nin açıldığını dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-savas-suruyor-kilicdaroglu-ozelin-odasini-istedi-80953</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> CHP’de savaş sürüyor: Kılıçdaroğlu, Özel&#039;in odasını istedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mutlak butlan kararının ardından hareketli günler yaşayan CHP’de 9 milletvekilinin tedbirli ihraç kararıyla başlayan gerilim tırmanarak devam ediyor. </p>
<p>CHP MYK’da alınan bu karar sonrası Özgür Özel ve ekibi önceki gün akşam gerçekleştirdikleri uzun bir toplantı sonrası dün sabah saatlerinde alınan karar çerçevesinde 28 Parti Meclisi (PM) üyesinin istifa ettiğini açıkladı. Kararı CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre duyurarak, olağanüstü kongre çağrısını yineledi.</p>
<p>Emre, “CHP büyük bir kumpasa çekiliyor Türk siyasi tarihinin en büyük krizlerinden birini yaşıyoruz. Partiyi krizden çıkarmak amacıyla iyi niyetli bir yaklaşım sergiledik ancak olmadı. Artık olağanüstü kongre kaçınılmazdır” dedi.</p>
<p>Zeynel Emre’nin ardından ihraç kararıyla Grup Başkanvekilliği düşen Ali Mahir Başarır, Meclis Genel Kurulu’nda nöbetine devam edeceğini duyurdu. Bu gelişmeler yaşanırken ve taraflar birbirini suçlarken, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, istifanın gölgesinde Parti Meclisini topladı.</p>
<p><strong>PM'de üçte iki çoğunluk kalmadı </strong></p>
<p>Özgür Özel’in ekibindeki hukukçular, PM’nin üye sayısının üçte iki çoğunluğa karşılık gelen 40’ın altına indiği için PM’nin tamamen düştüğünü belirterek, tüzük gereği 45 gün içinde kurultaya gidilmesi gerektiğinin altını çizdiler. İstifaların ardından PM 27 üye ile toplandı. 28 üyenin istifasının ardından Kılıçdaroğlu cephesinden ilk tepki Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’ten geldi. Şimşek, “İsterse PM üç kişi beş kişi kalsın Yargıtay kararı ortaya çıkmadan karar lehte ya da aleyhte sonuçlanmadan yapılan bütün tartışmalar sadece söz üretmektir. Beş kişide kalsa hayat devam eder” dedi.</p>
<p><strong>Meclis’teki makam odası talebi </strong></p>
<p>Öte yandan Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’ndeki makam odasının boşaltılmasının ardından dün de TBMM Başkanlığına bir dilekçe vererek Özgür Özel’in kullandığı makam odasının boşaltılmasını istedi. CHP’deki taktik savaşlarının bir bölümü de yeni yönetim, MYK ve PM’nin görevlerinin sınırlarıyla ilgili yaşanıyor. Bazı hukukçulara göre MYK’nın milletvekillerini görevden alma, tedbirli olarak disipline sev etme yetkisi bulunmuyor. Ancak Kılıçdaroğlu ekibi ise kurultaya götürme dışında PM ve MYK’nın tüm yetkilerini kullanabileceklerini, tedbir kararı sebebiyle kurultaya götürme yetkilerinin bulanmadığını belirtiyorlar.</p>
<p><strong>TBMM Başkanı: Meclis taraf değil</strong></p>
<p>Gözlerin çevrildiği TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, gazetecilerin "Önümüzdeki Salı günü Grup toplantısını kimin yapacağı” “Görevden alınan grup başkanvekillerine ilişkin CHP’den yazının gelip gelmediği “ sorularını yanıtlarken, net bilgi vermedi. Kurtulmuş, “CHP’nin kurumsal kimliğinin bütünlük içinde devam etmesi ve kendi arasındaki bu sürtüşmeleri, çekişmeleri gerçekten en iyi bir şekilde kendi aralarında çözmelerini tavsiye ederiz böyle olmasını da temenni ederiz. Meclis burada taraf değildir, olamaz. TBMM’yi taraflardan birisinin kendi tarafına çekme çabası da hiçbir şekilde sonuç vermez. Dolayısıyla biz ne yapacağımızı biliyoruz, Parlamenter hukuk bakımından elimizdeki imkanları biliyoruz” demekle yetindi. Kurtulmuş'a Kemal Kılıçdaroğlu'nun, Özgür Özel’in makam odasının kendisine tahsis edilmesi yönünde bir talebi olduğuna ilişkin haberlerde soruldu. Kurtulmuş “Bunların hepsi büyük resmin içinde detaydır. TBMM atması gereken adımı zamanı gelince atar. Arada çelişki varsa bu tartışmanın tarafı ya da bu tartışmayı çözecek makam TBMM değildir” yanıtını verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-savas-suruyor-kilicdaroglu-ozelin-odasini-istedi-80953</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/0/1280x720/chp-1780294034.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP’de savaş sürüyor; Kılıçdaroğlu, Özel&#039;in odasını istedi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/anti-damping-onlemlerinin-yerli-sanayi-acisindan-onemi-80952</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anti-damping önlemlerinin yerli sanayi açısından önemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9235d1317-1781240373.jpeg" alt="" width="169" height="191" /></strong><strong>ATİLLA UĞUR BAŞBUĞ - </strong><strong>Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü </strong><strong>Damping ve Sübvansiyon Daire Başkanı</strong></p>
<p>Bilgiye erişim maliyetlerinin düştüğü teknolojik gelişimin yaygınlaştığı son yıllarda, küresel ticaretteki rekabet ortamı daha da sertleşmektedir. Artan rekabette firmalar bir yandan yeni pazarlar bulup ihracatlarını artırmaya çalışırken bir yandan da iç pazarlarını koruma refleksiyle çeşitli ticaret politikası savunma araçlarına başvurmaktadır. Bu araçlardan biri de kamuoyunda yeterince bilinmediğini düşündüğümüz anti-damping önlemleridir.</p>
<p>Damping, en basit tanımıyla bir ürünün ihraç fiyatının o ürünün iç piyasadaki normal değerinin altında bir fiyat olması anlamına gelmektedir. Damping, esasında bir fiyat farklılaştırmasıdır. Ancak, uygulanan bu fiyat stratejisi ihracat yapılan ülkedeki yerli üreticilere zarar veriyorsa, o ülkedeki yerli üreticiler anti-damping önlemi alınması için kendi ülke otoritelerine başvuruda bulunabilirler. Benzer şekilde, ülkemizde üretim yapan sanayicilerimiz dampingli olduğunu düşündükleri ithalattan zarar gördüklerini belgeleyebiliyorlarsa, Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdürlüğü’ne başvurarak anti-damping önlemi alınmasını talep edebilirler.</p>
<p><strong>68 ürün grubunda 26 ülkeye karşı </strong><strong>150 önlemimiz yürürlükte</strong></p>
<p>Anti-damping önleminin alınabilmesi için öncelikle bir damping soruşturmasının başlatılması gereklidir. Yürütülen soruşturmalar ve alınan önlemler Dünya Ticaret Örgütü’nün Anti-Damping Anlaşması ile çerçevesi çizilmiş ve iç mevzuatta kendine 3577 sayılı İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesi Hakkında Kanun’la yer bulmuş kurallar bütününe göre icra edilmektedir. Buna göre, bir ülkenin anti-damping önlemi uygulayabilmesi için yürütülen soruşturma neticesinde üç temel unsurun ortaya konulması gerekmektedir: (i) dampingli ithalatın varlığı, (ii) yerli üretim dalında ortaya çıkan zarar durumu ve (iii) bu zarar ile dampingli ithalat arasındaki nedensellik bağı.</p>
<p>Anti-damping önlemleri dünya genelinde yaygın olarak uygulanmaktadır. Halihazırda yürürlükte en fazla anti-damping önlemi alanlar sırasıyla ABD, Hindistan, Avrupa Birliği, Brezilya ve Türkiye’dir. Ülkemiz bu mekanizmaları en aktif kullanan ülkeler arasında yer almakta olup halen 68 ürün grubunda 26 ülkeye karşı 150 önlemimiz yürürlüktedir. Demir-çelik, maden-metal, kimya, tekstil, ahşap sanayi, plastik ve kauçuk ürünler, makineler ve elektrikli ürünler de dahil olmak üzere yerli üreticilerimizin rekabetçi olarak üretim yaptığı birçok sanayi ürününde anti-damping önlemleri uygulanmaktadır. ISO 500 listesinde özel müteşebbis olarak yer alan ilk 50 firmanın 18’inin üretmiş olduğu önemli sayıdaki üründe anti-damping önlemleri uygulanmaktadır.</p>
<p>Bu anlamda, ithalatta haksız rekabete karşı alınan anti-damping önlemlerinin yerli üreticilerimize iç piyasa dinamikleri açısından önemli katkıları bulunmaktadır. Her şeyden önce anti-damping önlemleri sayesinde ithal ürünlerin oluşturduğu haksız fiyat rekabeti sınırlanmış ve yerli üreticilerimizin iç piyasa satışları, pazar payları ve istihdamları korunmuş olmaktadır.</p>
<p>İkinci olarak anti-damping önlemleri, üretici sektörler açısından yatırım güvenliği sağlamaktadır. Sanayi yatırımları uzun vadeli planlama gerektirir. Eğer bir sektör sürekli olarak aşırı düşük fiyatlı ithalat baskısı altında kalırsa, firmaların yeni yatırım yapma iştahı ciddi biçimde azalabilir. Dampingli ithal ürünler nedeniyle oluşan haksız fiyat rekabetinin anti-damping önlemleri ile giderilmesi yatırım güvenliğini artırıcı bir unsurdur.</p>
<p>Üçüncü olarak bu önlemler yerli üreticilerimizin stratejik üretim kapasitesinin korunmasına katkı sağlamaktadır. Küresel salgın döneminde ve sonrasında yaşanan tedarik zinciri sorunları, birçok ülkeye kritik sektörlerde yerli üretimin önemini bir kez daha hatırlatmıştır. Bu nedenle, ürün ve ülke bazlı anti-damping önlemleri artık yalnızca bir ticaret politikası savunma aracı değil, aynı zamanda sanayi stratejisinin önemli bir parçası olarak görülmelidir.</p>
<p><strong>Anti-dampingin amacı rekabetin </strong><strong>adil koşullarda gerçekleşmesi</strong></p>
<p>Elbette anti-damping önlemleri zaman zaman aşırı korumacılık şeklinde algılanarak eleştirilebilmektedir. Ancak burada unutulmaması gereken nokta, bu önlemlerin keyfi biçimde değil, uluslararası kurallar çerçevesinde yürütülen bir soruşturma neticesinde somut veriler ışığında ürün, ülke ve hatta firma bazlı uygulanıyor olmasıdır. Anti-damping önlemlerinin uygulanmasının temel amacı piyasayı ithal ürünlere tamamen kapatmak değil, rekabetin adil koşullarda gerçekleşmesini sağlamaktır. Esasında, anti-damping önlemleri, küresel rekabet ortamında Türk sanayisinin sürdürülebilirliğini destekleyen, çoğu zaman görünmeyen ama güçlü bir kalkan niteliği taşımaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/anti-damping-onlemlerinin-yerli-sanayi-acisindan-onemi-80952</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anti-damping önlemlerinin yerli sanayi açısından önemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/konusmak-bir-dert-susmak-ayri-dert-80951</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konuşmak bir dert, susmak ayrı dert</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yanıtı biliyor olsak da sorulduğu zaman dilimizin tutulduğu iki kelimelik büyük bir sorum var, “Ne değişti?”<strong> Klişe yanıt olduğunu biliyorum ama söylüyorum; değişmeyen tek şey değişim. Değişen yüzlerce hatta binlerce konu arasından iletişim disiplini altında kalan pazarlama dünyasını seçiyorum. </strong></p>
<p>Şapkadan sürekli tavşan çıkarmak zorunda hisseden pazarlama dünyası, en az siyaset kadar güven ayarlarımızla oynayan bir disipline dönüştü.</p>
<p>Yakın tarihe kadar pazarlama, görünmek üzerine kurgulanan bir disiplin olarak algılandı. Görünmek kazanmakla ilişkilendirildiğinden, pazarlamanın verdiği coşkuyla çevremiz, iletişim kazalarından geçilmiyor.  </p>
<p>Pazarlama stratejisti Dr. Aysun Şabanlı’yla (yazının altında detaylı bilgisini bulabilirsiniz) söyleşi gerçekleştirdim. Pazarlamanın araçlarında değişim olmadığını, altındaki zeminin kaydığını ifade etti. Haksız mı; reklam duruyor, marka konumlandırması da… basın bültenleri ve toplantıları, sosyal medya, kampanya, sponsorluk, sözcü, influencer, araştırma, hedef kitle hepsi hâlâ var. Zemin, gürültülü, kaygan. Herkes konuşuyor, izliyor izleniyor ve kayıtta…</p>
<p>Bu yazıda pazarlama ve iletişim döngüsünü; görünürlük, güven, lider dili, topluluk enerjisi ve itibar muhasebesi üzerinden tartışmaya açıyorum. Kurumların günlük iletişim pratiğine dokunan daha yapısal tarafı; hikâyeyi yazanlar ve bozanlar…  Bu soruyu İndeks İçerik İletişim bülteninde, Beckham ailesi, Kanye West, Elon Musk, Bad Bunny ve Koç örnekleri üzerinden “marka anlatısı kimin malı?” başlığıyla ele alıyorum.</p>
<p><strong>Konuşsan ya tarafsın ya fırsatçı </strong></p>
<p>Marka konuşursa taraf olmakla ve fırsatçılıkla suçlanabiliyor. Fazla ileri gitmek, yanlış kelime seçmek mayın tarlasında dolaşmaya benziyor. Sussa, geç kalıyor, duyarsız oluyor, konfor alanında kalıyor diye suçlanabiliyor.</p>
<p>Ne biliriz? Marka görünür olmak ister!... Bugün, görünür olmak, masum bir başarı göstergesi değil. Risk. Görünmek tartışmaya davet etmekle eş değer.</p>
<p><strong>Görünmek mi güven vermek mi?</strong></p>
<p>Pazarlama denince akla tanınmak/bilinmek gelirdi. Marka güçlenir, güçlenirse tercih edilir, tercih edilirse sadakat doğar diye düşünülürdü. Görünür olmak, güvenilir olmak anlamına gelmiyor. İzlenmek, konuşulmak, paylaşılmak markayı birkaç saat içinde hedef tahtasına yerleştirebiliyor.</p>
<p>Aysun Şabanlı’nın söyleşide altını çizdiği ayrım önemli: Görünürlük günlük itibar sağlıyor. Borsa gibi! İniyor çıkıyor. Güven yaratmıyor. Günlük itibar hızla doğuyor, yayılıyor, hızla da tükeniyor. Güven ise tutarlılık istiyor, söylenen sözle yapılan iş arasında mesafe bırakmayan sürdürülebilir bir duruş bekliyor.</p>
<p><strong>Göründüğünüzde nasıl etiketleniyorsunuz?</strong></p>
<p>Bir kurumun 100 yıllık hafızası, güçlü sembolleri, büyük kampanyası, etkileyici töreni, görkemli reklamı, kalabalık çalışan katılımı, duygusal tonu olabilir. Birkaç kelime, bu yapıyı bir anda başka bir tartışmanın içine çekebiliyor.</p>
<p>Koç Topluluğu’nun bu ay içinde yaşadıkları ders niteliğinde. Güçlü iletişimin bile ne kadar çabuk başka anlamlara çekilebildiğini gösterdi hepimize. Bir tarafta kurumsal tarih, sembol, aidiyet, ulusal hafıza, çalışan katılımı var, diğer tarafta söylenen bir söz üzerinden büyüyen tepki. Gürültü kafa karıştırıyor; herkes aynı anda konuşuyor, alkışlayanlar, itiraz edenler, destekleyenler var ama sonuçta aynı kampanyanın eş zamanlı hem sahiplenilmesi hem sorgulanması yönetilmesi zor bir iletişim süreci.</p>
<p><strong>Hedef kitle, tüketiciden fazlası</strong></p>
<p>Hedef kitle, tüketici, müşteri, segment kavramları kullanılıyor olsa da bireyler jonglör gibi, hep başka bir şapka takıp çıkarıyorlar: Yurttaş, çalışan, yatırımcı, taraftar, anne, baba, çocuk, seçmen, gönüllü, aktivist, eleştirmen, takipçi, içerik üreticisi, boykotçu, hayran kimlikleri oluyor. Üstelik aynı anda çok hassas ve umursamaz, bir markaya bağlı, başka bir değerde keskin, bir platformda profesyonel, diğerinde öfkeli olabiliyorlar.</p>
<p>Pazarlama bireyi “25-45 yaş, şehirli, A/B gelir grubu…” diye tarif etmeye çalıştığında yakalayamıyor. Demografinin yanı sıra, değerlerimiz, aidiyetimiz, korkularımız, öfke, arzu, yas, duygularımız, görünme ihtiyacımız, dışlanma korkumuz, ait olma ihtiyacımız var bizim. İletişim çoklu kimliği görünür kılarken, çokluyor. Kimlikler mantar gibi çoğalıyor.</p>
<p><strong>Hayat performansa döndü</strong></p>
<p>Söyleşideki çarpıcı damarlardan biri sosyal medya iletişim mecrası ve  kimlik vitrini saptaması. Hepimiz orada performans sergiliyoruz. Başarı, duyarlılık, mutluluk, profesyonellik, incelik, öfke, mizah, akıl, duruş. LinkedIn’de başka bir insanız. Instagram’da başka. X’te, TikTok’ta başka. WhatsApp grubunda bambaşka. Yüzyüze daha başka. O kadar çok hayat yaratmamıza karşın, yaşamın kendisinden yani andan çalıyor, sahnelerde performans sergiliyoruz. Yemek yemek, fotoğraf olmaya hazır. Tatil, anlatı. Duyarlılık, paylaşım nesnesi. İş başarısı, “post”. Öfke, “etiket”. Sessizlik, pozisyon sayılıyor. Söyler misiniz böyle bir dünyada nasıl ürün ya da hizmet satacaksınız?...</p>
<p><strong>Etiketim var benim</strong></p>
<p>“Etiket” kelimesini hafife almayın. “Hashtag” teknik bir sosyal medya işareti olabilir, kimin yanında durduğunuzu, hangi duyarlılığı taşıdığınızı, hangi kalabalığa yakın olduğunuzu gösteren bir bildirgeç. Düşünmeden, mahalle baskısıyla ya da “Benim gibiler ne diyor?” diye yoklamak için kullanabiliyoruz. Pazarlama, strateji unsuru olan etiketleri okumak zorunda. Pazarlamacının, kurumsal iletişimcinin önündeki tabloda  hareketli kimlik kümeleri var.</p>
<p><strong>Aktivizm, değer sınavı</strong></p>
<p>Marka aktivizmi çok konuşuluyor. Aktivizmi iletişim modası gibi okumak hata olur. Markanın ne söylediğinden çok neye dayanarak söylediğini açığa çıkarıyor. Marka eşitlikten söz ediyorsa, kiminle iş birliği yaptığı önem kazanıyor. Sürdürülebilirlikten söz ediyorsa, üretim biçimi sorgulanıyor. Toplumsal duyarlılıktan söz ediyorsa, çalışanına nasıl davrandığı gündeme geliyor. Kadın haklarından bahsediyorsa, yönetim kadrosuna bakılıyor. Gençleri önemsediğini söylüyorsa, stajyer politikası izlenebiliyor.</p>
<p>Aktivizm değer sınavı. Kanye West örneğinde yüksek görünürlük, büyük etki, sadık hayran kitlesi, moda, müzik, tasarım, popüler kültür… hepsi bir arada. Aynı zamanda aykırılık, kriz, değer çatışması, marka riski. Bknz; Adidas iş birliği yıllarca ticari değer yarattı; aynı figür markanın değer sistemiyle çatışan bir yük haline geldi. “Ahhh ben Kanye West sponsoru olmalıydım!...” diye içinden geçirenlere küçük bir simülasyon sorusu; “Kanye West’in popüler kimliği, marka misyonunuzla uyumlu mu?” Hayırsa, görünürlük, risk üretir. Kanye West’le sarhoş olmamak gerek.</p>
<p><strong>Marka misyonu “anayasa”</strong></p>
<p>Aysun Şabanlı’nın söyleşide güçlü önermelerinden biri, “…marka misyonu eşittir kurum anayasası”. Marka kiminle çalışacağına, hangi konuda konuşacağına, hangi kampanyaya imza atacağına, kriz anında özür dileyip dilemeyeceğine, hangi sözcüyü öne çıkaracağına bu anayasaya bakarak karar vermeli. Misyon olmadığında kararlar gündeme göre savrulma riski taşıyor. Misyon zayıf, görünürlük büyükse risk artıyor, kriz kaçınılmaz hale gelebiliyor.</p>
<p>Kısa bir süre önce Mustafa Keser, Kayseri’de sahnede fıkra anlattı. Başına büyük iş açıldı. Takip eden günlerden benzer olay, Koç Topluluğu Şeref Başkanı Rahmi Koç’un başına geldi. Bir açılışta, fıkra anlatası yine kriz oldu. İki örneği haber kaynaklarından okuduğunuzu düşünerek detayları atlıyorum, iki kahramanın yarattıkları fırtınadaki farkı okumayı öneriyorum. Biri kişisel marka gibi davranıp “ben buyum” çizgisinde durdu, ısrarla özür dilemedi; diğeri,  kurumun tarihini, değerlerini, çalışanlarını, paydaşlarını, aileleri, müşterileri, yatırımcıları ve toplumsal hafızasını temsil ettiğinden 24 saat içinde özür dilemeyi tercih etti. Kişisel marka ile kurumsal marka taşıdıkları riskler nedeniyle aynı refleksle davranmayabilir.</p>
<p><strong>Konuşmak cesaret, susmak güven değil</strong></p>
<p> “Öyleyse hiç mi konuşmayalım” sonucu çıkmasın. Susmak da okunabiliyor. Bazen en yüksek sesli mesaj suskunluk. Ne kadar benzetirsiniz bilemem, gazeteci Fatih Altaylı gözaltına alındığında yazar eşi düşüncesini net, kısa ve yalın ifade etmişti, benim hafızama yerleşti; “Bazen içeride olmak, dışarıda olmaktan daha önemlidir.”</p>
<p>Kurumlar konuşmalı mı? Bazen evet. Susmalı mı? Bazen evet. Kurum misyonunu, değerlerini, hedef kitlesinin kimlik dünyasını ve toplumsal bağlamını okuyabilmeli. Susmak ya da konuşmaya karar vermek sonra gelir.</p>
<p><strong>Avucumuzun içi gibi bilmiyoruz</strong></p>
<p> “Ben bu sektörü bilirim, bu tüketiciyi tanırım, bu pazarı okurum” dediğimiz günler geride kaldı.  Bu özgüven tehlikeli. Tüketici dediğimiz şahsiyetin kimliği sabit değil. Gündem de sabit değil.</p>
<p>Pazarlama da bu yüzden yalnızca pazarlamacı işi değil. Sosyoloji, sosyal psikoloji, antropoloji, tarih bilgisi, veri seti, tahmin edebilme yetkinliği gerekiyor. Yapay zekâ okuryazarlığı ve en çok da tevazu gerekiyor. Toplumun neye dönüştüğünü anlamak gerekiyor.</p>
<p><strong>Aysun Şabanlı kimdir?</strong></p>
<p><em>Dr. Aysun Şabanlı, pazarlama ve marka iletişimi alanında çalışıyor. Teknoloji şirketlerinde üst düzey görevlerde bulundu.  Akademik ve profesyonel deneyimi birlikte taşıyor. Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim görevlisi. Çalışma alanları arasında amaç odaklı marka yönetimi, marka ve CEO aktivizmi, pazarlama iletişimi, itibar bağışıklığı, kültürel meşruiyet ve yapay zekâ çağında güven gibi başlıklar yer alıyor. Şabanlı, İndeks Konuşmacı Ajansı üyesi.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/konusmak-bir-dert-susmak-ayri-dert-80951</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Konuşmak bir dert, susmak ayrı dert ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/corumun-topraginda-yazilan-gelecek-hikayesi-80950</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çorum’un toprağında yazılan gelecek hikâyesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçtiğimiz hafta Çorum'daydım. Çorum Belediyesi'nin öncülüğünde düzenlenen Açık Ateş Etkinlikleri kapsamında düzenlenen, başlığıyla da vizyonunu ortaya koyan <em>“Yerel Ürünler ve Sürdürülebilir Tarım Denkleminde Çorum”</em> panelinde konuşmacıydım. Moderatörlüğünü gastronomi ve mutfak kültürü yazarı <strong>Reha Tartıcı</strong>'nın üstlendiği panelde; turizm eğitimcisi ve yazar <strong>Ülkü Menşure Solak</strong>, yöresel yemek araştırmacısı <strong>Meryem Aydınlı</strong>, Hilton Adana'nın Çorumlu olan Executive Şefi <strong>Hakan Coşkun</strong> ve ben, Çorum'un sahip olduğu yerel ürünleri, tarımsal potansiyeli ve gastronomi geleceğini konuştuk.</p>
<p>Panel boyunca sözü sık sık aynı noktaya getirdim:</p>
<p>Yerel ürün meselesi artık yalnızca tarımın konusu değil. Yalnızca gastronominin de konusu değil. Bir şehrin kimliğinin... Kültürünün... Ekonomisinin... Turizminin... Ve geleceğinin konusu. Çünkü bir şehrin hikâyesi önce toprağında yazılır. Sonra o toprakta yetişen ürünlerde... Ardından mutfağında... Ve nihayet kültüründe kendini gösterir.</p>
<p>Bu nedenle Anadolu'nun hangi şehrine gidersem gideyim önce toprağına bakarım. Tarlalarına girerim. Pazarlarını dolaşırım. Üreticilerle konuşurum. Çünkü bir coğrafyanın gerçek hikâyesi çoğu zaman sofraya gelmeden önce başlar.</p>
<p>Çorum'da yapılan panel sırasında da aklımdan geçen buydu. Aslında biz yalnızca tarımı konuşmuyor, yerel ürünlerin geleceğini tartışıyorduk. Çorum denildiğinde çoğumuzun aklına önce leblebi gelir. Bu son derece doğaldır. Çünkü leblebi artık şehrin simgesidir. Ancak Çorum'un hikâyesi yalnızca leblebiden ibaret değildir. Bu topraklar binlerce yıllık bir üretim kültürünün üzerinde yükselir. Yaklaşık üç bin beş yüz yıl önce Hititler burada dünyanın en güçlü uygarlıklarından birini kurmuştu. O dönemde de insanlar ekiyor, biçiyor, depoluyor, kurutuyor ve ürettiklerini geleceğe taşıyordu. Bugün Çorum'un gastronomi ve tarım üzerine kurduğu gelecek vizyonunun en güçlü yanı da belki burada yatıyor: Bu topraklar yeni bir hikâye yazmıyor; binlerce yıldır süren hikâyeyi yeniden görünür kılıyor.</p>
<p>İskilip dolması... Oğuzlar cevizi... Bağlar... Bahçeler... Geleneksel tahıllar... Üzüm ve pekmez kültürü... Süt ürünleri... Köylerde kuşaktan kuşağa aktarılan üretim bilgisi...</p>
<p>Aslında Çorum'un gerçek zenginliği burada yatıyor. Çünkü bir yerel ürün sadece bir gıda maddesi değildir. İçinde coğrafya vardır. İklim vardır. Toprak vardır. İnsan emeği vardır. Kuşaktan kuşağa aktarılan bilgi vardır. Bir köyün hafızası vardır. Bir ailenin hikâyesi vardır. Bu nedenle yerel ürünleri konuşurken aslında tarımı değil; kültürü, ekonomiyi ve geleceği konuşuyoruz.</p>
<p>Bugün dünyanın birçok ülkesinde gastronomi alanındaki en önemli değişimlerden biri de budur. İnsanlar artık yalnızca ne yediklerini merak etmiyor. Nerede üretildiğini öğrenmek istiyor. Kim tarafından üretildiğini bilmek istiyor. O ürünün hangi hikâyeyi taşıdığını merak ediyor. Bu peynir hangi köyde yapıldı? Bu üzüm hangi bağdan geldi? Bu buğday hangi tarlada yetişti? Bu reçete kaç kuşaktır yaşatılıyor? Artık insanlar yalnızca ürünü değil, hikâyesini de satın alıyor.</p>
<p><strong>Bir ürünün değeri nasıl oluşur?</strong></p>
<p>Ekonomide sıkça kullanılan bir kavram vardır:</p>
<p>Katma değer.</p>
<p>Uzun yıllar boyunca katma değeri daha çok sanayi üretimi üzerinden değerlendirdik. Oysa bugün dünyanın gelişmiş ülkeleri çok farklı bir şey yapıyor. Ürünün kendisini değil, hikâyesini büyütüyor. Fransa'nın peynirleri yalnızca süt ürünü değildir. İtalya'nın parmesan peyniri yalnızca bir peynir değildir. İspanya'nın zeytinyağı yalnızca bir tarım ürünü değildir. Onlar aynı zamanda kültürel markalardır. Bir bölgenin kimliğini temsil ederler. Bir yaşam biçimini anlatırlar. Bu nedenle ekonomik değerleri yalnızca üretim miktarlarından değil, taşıdıkları hikâyeden gelir.</p>
<p>Türkiye'nin önündeki en büyük fırsatlardan biri de burada yatıyor. Çünkü Anadolu'nun neredeyse her şehri kendi başına bir gastronomi atlasıdır. Her ilin kendine özgü ürünleri vardır. Her ilçenin kendine ait reçeteleri vardır. Her köyün farklı bir üretim bilgisi vardır. Sorunumuz kaynak eksikliği değildir. Sorunumuz bu zenginliği yeterince görünür kılamamaktır.</p>
<p><strong>Kültürel sermayeyi koruyabiliyor muyuz?</strong></p>
<p>Yerel ürünleri korumak yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda kültürel bir sorumluluktur. Çünkü bir yerel ürün kaybolduğunda yalnızca bir tat kaybolmaz. Bir bilgi kaybolur. Bir üretim biçimi kaybolur. Bir yaşam kültürü kaybolur. Bir kimlik kaybolur.</p>
<p>Bugün tarım üzerine konuşurken çoğu zaman üretimi konuşuyoruz. Oysa asıl korunması gereken şey bilgidir. Çünkü bilgi kaybolduğunda üretimi yeniden başlatmak mümkün olsa bile aynı kültürü yeniden üretmek kolay değildir.</p>
<p>Bir düşünelim... Bugün Anadolu'da kaç çocuk büyükannesinin yaptığı tarhananın tarifini biliyor? Kaç genç bir üzüm bağının yıllık bakım döngüsünü anlatabiliyor? Kaç kişi bir peynirin hangi mevsimde neden daha farklı lezzet verdiğini açıklayabiliyor?</p>
<p>Tarım yalnızca ürün üretimi değildir. Tarım aynı zamanda bilgi üretimidir.</p>
<p>Ve bu bilgi binlerce yılda oluşur. Ama bir kuşakta kaybolabilir. İşte bu nedenle yerel ürünleri korumak, aynı zamanda kültürel sermayeyi korumaktır.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirliğin üç ayağı</strong></p>
<p>Tam da bu noktada sürdürülebilirlik kavramı karşımıza çıkıyor. Sürdürülebilirliği çoğu zaman yalnızca çevreyi korumak olarak düşünüyoruz. Oysa sürdürülebilirlik çok daha kapsamlı bir kavramdır. Toprak korunacak. Su korunacak. Tohum korunacak. Ama aynı zamanda üretici de korunacak.</p>
<p>Çünkü üretici ayakta kalamazsa ürün de ayakta kalamaz. Üretici kazanamazsa tarım sürdürülemez. Gençler köylerini terk ederse geleneksel bilgi geleceğe taşınamaz. Bu nedenle sürdürülebilirliği üç temel başlıkta düşünmek gerektiğine inanıyorum:</p>
<p>Toprak korunacak.</p>
<p>Üretici kazanacak.</p>
<p>Gençler üretimde kalacak.</p>
<p>Bu üç ayaktan biri eksik olduğunda sürdürülebilirlikten söz etmek mümkün değildir.</p>
<p>Bugün Anadolu'nun birçok bölgesinde olduğu gibi Çorum'un da önündeki en önemli meselelerden biri gençlerin tarımdan uzaklaşmasıdır. Kendimize şu soruyu sormalıyız: Bugün gururla anlattığımız ürünleri yirmi yıl sonra kim üretecek? Leblebiyi kim kavuracak? Bağlara kim bakacak? Ceviz bahçelerini kim yaşatacak? Köylerdeki bilgi birikimini kim devralacak? Asıl mesele budur.</p>
<p><strong>Geleceğin rekabeti</strong></p>
<p>İşte bu nedenle gastronomi ile turizm artık yalnızca hizmet sektörü başlıkları değildir. Aynı zamanda kırsal kalkınma araçlarıdır.</p>
<p>Bugün dünyanın birçok ülkesinde insanlar bir peyniri yerinde tatmak, bir zeytinyağını üretildiği bahçede görmek, bir üzümün yetiştiği bağı ziyaret etmek için kilometrelerce yol gidiyor. Çünkü artık insanlar şehir görmekten çok deneyim yaşamak istiyor. Üreticiyi tanımak istiyor. Toprağa dokunmak istiyor. Bir hikâyenin parçası olmak istiyor.</p>
<p>Uzun yıllar şehirler fabrikalarıyla yarıştı. Sonra alışveriş merkezleriyle...</p>
<p>Sonra gökdelenleriyle... Şimdi yeni bir döneme giriyoruz. Artık şehirler hikâyeleriyle yarışıyor. Kültürleriyle yarışıyor. Mutfaklarıyla yarışıyor. Yerel değerleriyle yarışıyor. Kimlikleriyle yarışıyor.</p>
<p>Geleceğin kazananları da sahip oldukları özgün değerleri koruyabilen şehirler olacak.</p>
<p>Yerel ürünleri korumak geçmişe dönmek değildir. Geçmişten gelen bilgiyi geleceğe taşımaktır. Ve belki de bugün yapabileceğimiz en değerli yatırım budur.</p>
<p>Çorum'da yapılan panel sırasında aklımda sürekli aynı soru dönüp durdu:</p>
<p>Bugün bize sıradan gelen hangi ürünler, aslında geleceğin en büyük değerleri olabilir? Belki bir leblebi... Belki bir ceviz... Belki bir üzüm... Belki de kuşaklar boyunca aktarılan bir üretim bilgisi...</p>
<p>Çünkü bazen bir şehrin geleceği, en modern binasında değil; yüzyıllardır aynı toprakta yetişen bir ürünün içinde saklıdır. Yerel ürünleri korumak geçmişe duyulan özlem değildir. Geleceğe yapılan en değerli yatırımlardan biridir.</p>
<p>Belki de bu yüzden yerel ürün meselesine yalnızca tarım başlığı olarak bakmak büyük bir eksiklik olur. Çünkü mesele yalnızca ne ürettiğimiz değil; nasıl bir gelecek hayal ettiğimizdir. Toprağıyla bağını koruyan şehirler, kültürüyle bağını da korur. Kültürünü koruyan şehirler ise geleceğini.</p>
<p>Çorum'un sahip olduğu bu büyük potansiyelin daha görünür hale gelmesinde Çorum Valisi <strong>Ali Çalgan</strong>, Belediye Başkanı <strong>Halil İbrahim Aşgın</strong> ve Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. <strong>Ali Osman Öztürk</strong> başta olmak üzere konuya emek veren tüm kurumların katkısını önemli buluyorum.</p>
<p>Eğer bu mirası koruyabilir, geliştirebilir ve ekonomik değere dönüştürebilirsek yalnızca ürünlerimizi değil; kültürümüzü, üretim geleneğimizi ve geleceğimizi de korumuş olacağız.</p>
<p>Çorum’u anlatmaya pazar günü yayınlanacak Yaşam Keyfi yazılarımda devam edeceğim…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/corumun-topraginda-yazilan-gelecek-hikayesi-80950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/corum-1781240139.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çorum’un toprağında yazılan gelecek hikâyesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yollar-ve-kusaklar-cin-artik-mal-degil-akis-tasarliyor-80949</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yollar ve kuşaklar: Çin artık mal değil, akış tasarlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9c6ac2a95-1781242986.png" alt="" width="189" height="208" /></strong><strong>OKAN KONYALIOĞLU - Askon Demir Çelik &amp; Mechanics &amp; Design Center Grup Şirketleri Yönetim Kurulu Başkanı</strong></p>
<p><strong>Faw Limanı/Kalkınma Yolu ve Modern Hicaz Demiryolu, Çin’in uluslararası pazarlara daha esnek, daha kısa ve daha düşük riskli koridorlarla ulaşmasında yeni bölgesel bağlantı seçenekleri sunuyor. Bu da ülke olarak bizi küresel oyunun içerisinde kuvvetli tutacaktır.</strong></p>
<p>Çin’i sadece ziyaret ettiğimiz fabrikalar ve incelediğimiz ürünler üzerinden okumak Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin ünlü eseri Mesnevi’deki fil hikâyesini çağrıştırıyor bana. Çin ürün veya sektör değil, geleceği tasarlıyor ve bu yolculuğu bütüncül bir perspektifte, sabırla uçtan uca şekillendiriyor. Burada regülasyonların serbest bölgelerde yeniden tanımlanmasından mal akışına, veri akışından enerji akışına, finansman akışından diplomasi akışına tüm resmi küresel ölçekte ve tarihsel bağlamda değerlendirmek gerekiyor. Kuşak ve Yol Girişimi’ni de bu nedenle yalnızca liman, yol ve demiryolu projesi olarak değil; Çin’in, özellikle küresel ölçekte tek taraflılığın ve korumacılığın yükselişte olduğu bu dönemde, bağlantı kurmak ve bağlantıyı yönetmek için, üretim kapasitesini küresel pazarlara bağlayan çok katmanlı bir etki mimarisi, kuvvet çarpanı olarak görmek “fil”i doğru tarif etmemize de olanak verecek.</p>
<p>Kuşak ve Yol Girişimi’ndeki Orta Koridor ülkemiz tarafından doğru hamlelerle ve uzun vadeli bir sanayi politikası ile desteklenirse;  Türkiye; Çin, Orta Asya, Kafkasya ve Avrupa arasında sadece transit geçiş ülkesi değil, ara üretim, montaj, kalite kontrol, dağıtım, servis, finansman ve yeniden ihracat merkezi olabilme fırsatı da yakalayacaktır.</p>
<p>Benzer şekilde; Türkiye’nin de dâhil olduğu, yakın coğrafyamızdaki Büyük Faw Limanı/Kalkınma Yolu ve Modern Hicaz Demiryolu projelerini de aynı resimde yorumlamak gerekiyor. Bu iki projeyi doğrudan Çin projesi olarak değerlendirmek çok doğru olmasa da, bu iki proje de Çin’in uluslararası pazarlara daha esnek, daha kısa ve daha düşük riskli koridorlarla ulaşma ihtiyacına hizmet edebilecek yeni bölgesel bağlantı seçenekleri sunması münasebetiyle, ülke olarak bizi küresel oyunun içerisinde kuvvetli tutacaktır.</p>
<p>Büyük Faw Limanı ve Kalkınma Yolu Projesi; Basra Körfezi’nden başlayıp Irak içinde yaklaşık 1.200 km kara yolu ve demiryolu ile Türkiye sınırına uzanmayı, oradan da Avrupa’ya bağlanmayı hedefleyen bir lojistik omurgadır. 2024’te Türkiye, Irak, Katar ve BAE arasında mutabakat zaptı imzalanmış; resmî açıklamalarda projenin yaklaşık 17 milyar dolar bütçeyle üç aşamada 2028, 2033 ve 2050 hedeflerine bağlandığı belirtilmiştir.</p>
<p>Modern Hicaz Demiryolu başlığı yalnızca nostaljik bir demiryolu restorasyonu olarak okunmamalıdır. Türkiye, Suriye ve Ürdün hattında atılan adımlar; Akabe Limanı üzerinden Kızıldeniz’e, Türkiye üzerinden Akdeniz, Karadeniz, Ege ve Avrupa’ya açılan yeni bir ulaştırma koridoru fikrini güçlendirmektedir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2b9c81e1e27-1781243009.jpg" alt="" width="800" height="450" /><strong>Faw-Kalkınma Yolu, Çin’in ulaşım ağı </strong><strong>açısından “akış rahatlatma” projesi</strong></p>
<p>Yakın zamanda yaşanan lojistik kazalar, farklı sebeplerle ortaya çıkan terör olayları, bugünlerde de ABD ve İsrail’in İran müdahalesi nedeniyle Kızıldeniz/Süveyş hattında sürekli ortaya çıkan güvenlik riskleri, ilave sigorta ve navlun maliyetleri, Çin’i alternatif kara-deniz kombinasyonlarına daha duyarlı hale getirmektedir. Faw-Kalkınma Yolu bu nedenle Çin’in Kuşak ve Yol girişiminde resmi olarak yer almasa da Çin’in ulaşım ağıyla uyumlu bir “akış rahatlatma” projesi olarak okunabilir.</p>
<p>Esasen, Reuters haber kanallarında verilen bilgiye göre Büyük Faw Limanı işletmesi için kısa listeye alınan şirketler arasında China Merchants Port Group ve Cosco gibi Çinli oyuncuların da yer alması, Çin’in bu düğüm noktasını ticari olarak yakından izlediğini de göstermektedir. Bahse konu bu kısa listeye kalan şirketlere (China Merchants Port Group Co., Taiwan Konteyner Gemi Şirketi Evergreen, Fransız Gemi Şirketler Grubu CMA CGM, İtalyan Gemi Şirketi (MSC), Hintli Adani, Philippine merkezli International Container Terminal Services (ICTSI), Çinli Cosco ve BAE konuşlu ABM Global Shipping LLC) baktığımızda konunun küresel güç odakları için de ne denli cazip olduğunu görebilmek mümkün. ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş, Körfez, Avrupa ve Asya bağlantılarıyla bu hatları küresel tedarik zinciri kırılmalarına karşı daha da kritik hale getirmiştir.</p>
<p>Modern Hicaz hattı; güçlü Türkiye hedeflerimiz ile doğru yönetilirse ve Umman-Suudi Arabistan-Ürdün-Suriye-Türkiye-Avrupa eksenine dönüşebilirse, Süveyş’e alternatif değilse bile Süveyş’i dengeleyen ikinci bir hareket alanı oluşturabilir.</p>
<p>Bu hatlar; Çin için tedarik zincirini rahatlatan, G7 için de alternatif ve dengeleyici, Türkiye için ise üretim, lojistik ve diplomasi kabiliyetini aynı masada birleştiren projelerdir.</p>
<p>Bu yıl ziyaret etme imkânım olmadı ancak Çin’in ölçekten katma değere evrilme süreciyle doğrudan ilişkili olduğu için kısaca Hainan Serbest Ticaret Limanı’ndan da bahsetmek istiyorum.  Bu liman, Çin’in dışa açılma politikasında yeni bir deneme alanı olarak karşımıza çıkıyor. Ada genelinde özel gümrük işleyişine geçileceği; “sıfır gümrük vergisi” kapsamındaki ürün sayısının 6.637’ye ulaştığı ve uluslararası yatırımcılar için yeni fırsatlar doğduğu belirtilmektedir. Mal, sermaye, insan, veri ve hizmet akışını kolaylaştıran düzenlemelerle Çin, kendi iç pazarını dünyaya kontrollü biçimde açarken, aynı zamanda yüksek standartlı uluslararası ticaret kurallarına uyum kabiliyetini de geliştirmektedir. Bu bakış, Çin’in “ölçekten katma değere geçiş” arayışıyla doğrudan bağlantılıdır. Çin, yalnızca daha fazla üretmek istememekte; üretimin hangi vergi rejimiyle, hangi lojistik kapıdan, hangi yatırımcı güveniyle ve hangi uluslararası standartla dünyaya bağlanacağını da tasarlamaktadır. Hainan, bu anlamda Çin’in gelecekteki dışa açılma modelinin küçük ölçekli fakat stratejik bir prototipi olarak okunmalıdır.</p>
<p><strong>Yollarda gözümüze </strong><strong>ilişenler: hayalet şehirler</strong></p>
<p>Bizler reel sektör temsilcileri olarak şirketlerimizin finansal sağlığını ve rekabet avantajlarını veya dezavantajlarını analiz etmek, stratjik yol haritalarımızı oluşturmak veya revize etmek için belli dönemlerde hem çevresel hem de içsel yapıyı PESTEL Analizi (Political, Economic, Social, Technological, Environmental, Legal) ve SWOT Analizi (Strengths-Güçlü Yönler, Weaknesses-Zayıf Yönler, Opportunities-Fırsatlar, Threats-Tehditler) gibi yöntemlerle irdeleriz. Bu düşünce mantığıyla, ziyaretimizde yer alan tespit ve değerlendirmelerimizde de, Çin’i doğru okumak için, Çin’de oluşan veya muhtemel kırılganlıklara da değinmek istiyorum.</p>
<p>Bunlardan ilkini yaşlanan nüfus olarak önceki kısımlarda ifade etmeye çalıştım. Bir diğer tespitim, açık kaynaklarda da okuduğum hayalet şehirler. Bu ziyaretimizde kara yolunu da sıklıkla kullandığımız için şehirlerde veya şehirlerin büyüyen kesimlerinde başlamış ama yarım kalmış, tamamlanmış ancak oturum başlamamış yüzlerce büyük proje gördük her gittiğimiz yerde. Her birisi kendi içerisinde mahalle gibi olan bu hayalet yapılar iç talep zayıflığının ve gayrimenkulde durgunluğun göstergeleri olarak dikkatimizi çekti.</p>
<p>Bu riskleri ve kırılganlıkları saha gözlemlerimizle de eşleştirince, Çin’in neden kalite, teknoloji ve katma değere yönelmek zorunda olduğunu daha kolay açıklamak da mümkün. Kapasite büyüdükçe fiyat savaşları artıyor. Fiyat savaşları arttıkça kârlılık düşüyor. Kârlılık düştükçe devlet, sektörleri konsolide etmek, zayıf oyuncuları elemek ve güçlüleri teknolojiye zorlamak istiyor. Bu nedenle Çin’in 15’inci Beş Yıllık Planı’nın omurgasını teşkil eden “yüksek kaliteli kalkınma” söylemi yalnızca ideolojik bir slogan değil, kapasite doygunluğunun doğal bir ekonomik sonucu da aslında.</p>
<p>Bu arada, hızlı kentleşme ve gayrimenkul odaklı büyüme politikaları nedeniyle inşa edilen ancak tamamlanamayan veya doluluk oranları çok düşük olan bu devasa projelerin 80 milyon kişiyi barındırabilecek kapasitede olduğunu farklı kaynaklarda okuyunca, saha gözlemlerim daha da yerine oturdu. Diğer taraftan, 2018 yılında ülkemizde yaşanan konut krizinden aldığımız dersler ve almamız gereken tedbirleri de Çin’deki resim üzerinden bir daha okumak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yollar-ve-kusaklar-cin-artik-mal-degil-akis-tasarliyor-80949</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/9/1280x720/5-1781243022.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yollar ve kuşaklar: Çin artık mal değil, akış tasarlıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-win-eurasiada-yatirimcilarla-bulustu-80963</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB, WIN EURASIA&#039;da yatırımcılarla buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB), sanayi ve teknoloji sektörünün önemli organizasyonlarından biri olan WIN EURASIA 2026 kapsamında yatırımcı ve sanayicilerle bir araya geldi.</p>
<p>İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen fuarda Kütahya OSB, bölgenin sanayi altyapısını, yatırım imkanlarını ve genişleme projelerini tanıttı. Organize sanayi bölgesi yetkilileri, fuar boyunca yerli ve yabancı yatırımcılarla görüşmeler gerçekleştirerek bölgenin sunduğu avantajlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p data-start="605" data-end="880">Kütahya OSB'den yapılan açıklamaya göre, fuarda özellikle yeni yatırım alanları ve genişleme sahalarına ilişkin sunumlar yatırımcıların ilgisini çekti. Bölgenin lojistik imkanları, üretim altyapısı ve yatırım süreçlerine yönelik sağlanan destekler de ziyaretçilere aktarıldı.</p>
<p data-start="882" data-end="1168">Kütahya OSB Teknik Bölge Müdür Yardımcısı Burak Takıl, Harita ve İmar Şefi Gülçin Topuz, Stratejik Planlama ve Proje Geliştirme Şefi Baran Zafer Kaya ile Kurumsal İletişim Şefi Ali Rıza Vidinlioğlu'nun yer aldığı heyet, fuar süresince çok sayıda sektör temsilcisiyle temaslarda bulundu.</p>
<p data-start="1170" data-end="1235"><strong data-start="1170" data-end="1235">Sanayide dijital dönüşüm ve iş birliği fırsatları gündemdeydi</strong></p>
<p data-start="1237" data-end="1554">Kütahya OSB heyeti, fuar kapsamında otomasyon, makine teknolojileri ve dijital dönüşüm alanlarında faaliyet gösteren ulusal ve uluslararası firmaların stantlarını da ziyaret etti. Görüşmelerde üretim teknolojilerindeki son gelişmeler, sanayide verimlilik odaklı çözümler ve olası iş birliği imkanları değerlendirildi.</p>
<p data-start="1556" data-end="1829" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Sanayi bölgeleri arasındaki rekabetin yatırım çekme kapasitesi, altyapı kalitesi ve genişleme imkanları üzerinden şekillendiği bir dönemde Kütahya OSB'nin fuarda yürüttüğü tanıtım faaliyetlerinin, bölgenin yeni yatırımlardan pay alma hedeflerine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p data-start="1556" data-end="1829" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Fuar 13 Haziran'da sona erecek. </p>
<p data-start="1556" data-end="1829" data-is-last-node="" data-is-only-node=""> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-win-eurasiada-yatirimcilarla-bulustu-80963</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/3/1280x720/kutahya-osb-win-eurasiada-yatirimcilarla-bulustu-1781243556.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya OSB, WIN EURASIA&#039;da bölgenin sanayi altyapısını, yatırım imkanlarını ve genişleme projelerini tanıttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/alisoft-resto-yapay-zeka-destekli-cozumlerle-restoranlarin-dijital-donusumune-odaklandi-80967</guid>
            <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alisoft Resto, restoranların dijital dönüşümüne odaklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR</strong><br /><br />Sipariş yönetimi, masa takibi, stok kontrolü ve raporlama gibi süreçleri tek panel üzerinden yönetilebilen Alisoft Resto'nun, işletmelerin günlük operasyonlarını daha hızlı ve kontrollü şekilde yürütmesine imkan tanıdığı belirtildi.</p>
<p>Alisoft Resto Üst Yöneticisi (CEO) Ali Yıldız, gıda ve hizmet sektöründe dijitalleşmenin işletmeler açısından giderek daha kritik hale geldiğini belirterek, yoğun müşteri trafiğine sahip işletmelerde hızlı ve ölçülebilir süreç yönetiminin öneminin arttığını ifade etti.</p>
<p>Yıldız, işletmelerin yalnızca ürün ve hizmet kalitesiyle değil, zaman yönetimi ve operasyonel verimlilik açısından da rekabet ettiğini kaydederek, “Alisoft Resto ile sipariş alma, ödeme takibi, masa yönetimi, stok kontrolü ve raporlama süreçlerini daha hızlı ve kontrollü hale getiriyoruz. İşletmelerin işlerini kolaylaştıran, sürdürülebilir ve gelişime açık bir yazılım altyapısı sunmayı amaçlıyoruz”  ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yeni yönetmeliğe uyumlu dijital menü altyapısı</strong></p>
<p>Yıldız, gıda sektöründe mevzuata uyumun önem kazandığına işaret ederek, şirketin geliştirdiği dijital menü altyapısının Tarım ve Orman Bakanlığının yeni düzenlemelerine uygun şekilde tasarlandığına dikkat çekti.</p>
<p>Sistemin, menü içerikleriyle birlikte ürünlere ait kalori, protein ve alerjen bilgilerinin dijital ortamda yayımlanmasına imkan sunduğunu aktaran Yıldız, , “ Geliştirdiğimiz yazılım işletmelerin hem müşterilere daha detaylı bilgi vermesine hem de uyum süreçlerini kolaylaştırmasına katkı sağlıyor.  Dijital menü altyapısı sayesinde işletmeler ürün içeriklerini ve besin değerlerini merkezi olarak yönetebiliyor, gerekli güncellemeleri anlık olarak müşterilere yansıtabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zeka desteği raporlama ve analiz süreçlerini hızlandırıyor</strong></p>
<p>Şirket, yapay zeka teknolojilerini raporlama, veri analizi, satış takibi ve stok yönetimi gibi alanlarda kullanarak işletmelerin karar alma süreçlerini desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Yapay zeka destekli çözümlerin yalnızca büyük ölçekli şirketlere değil, küçük ve orta ölçekli işletmelere de erişilebilir olması gerektiğini belirten Yıldız, “Bu doğrultuda pratik ve uygulanabilir sistemler geliştirdik.Yapay zekanın sunduğu analiz ve işlem kapasitesi sayesinde işletmeler veriye daha hızlı ulaşabiliyor, raporları daha kısa sürede değerlendirebiliyor ve karar süreçlerini daha sağlıklı yönetebiliyor “diye konuştu</p>
<p><strong>Restoran sektöründe dijitalleşme hız kazanıyor</strong></p>
<p>Restoran ve kafe sektöründe teknoloji kullanımının son yıllarda hızla arttığına dikkati çeken Yıldız, QR menü uygulamaları, anlık satış takibi, stok kontrolü, müşteri alışkanlıklarının analiz edilmesi ve detaylı raporlama sistemlerinin işletmelere önemli avantajlar sunduğunu kaydetti.</p>
<p>Farklı ölçeklerdeki işletmelere hizmet verdiklerini belirten Yıldız, sistem sayesinde satış performansı, personel verimliliği, ürün hareketleri ve müşteri taleplerinin daha şeffaf şekilde izlenebildiğini,  <strong>Alisoft Resto yazılımın </strong> ayrıca paket servis süreçlerine yönelik yeni modüller üzerinde çalıştığı, söz konusu geliştirmelerin tamamlanmasının ardından işletmelere daha kapsamlı bir yönetim altyapısı sunulmasının hedeflediğini  söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/alisoft-resto-yapay-zeka-destekli-cozumlerle-restoranlarin-dijital-donusumune-odaklandi-80967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/7/1280x720/alisoft-resto-yapay-zeka-destekli-cozumlerle-restoranlarin-dijital-donusumune-odaklandi-1781244467.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Restoran ve kafe işletmelerine yönelik yazılım çözümleri geliştiren Eskişehir merkezli  Alisoft Resto, yapay zeka destekli altyapısıyla işletmelerin operasyonel süreçlerini dijital ortama taşıyarak verimliliği artırmayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
