<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/steel-summit-2026-kuresel-celik-sektorunu-ikinci-kez-cesmede-bulusturacak-77361</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Steel Summit 2026, küresel çelik sektörünü ikinci kez Çeşme’de buluşturacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Küresel demir çelik sektörünün önde gelen temsilcilerini ikinci kez bir araya getirecek olan 2. Uluslararası Çelik Sanayi ve Küresel Piyasalar Zirvesi Steel Summit 2026, 13–15 Mayıs 2026 tarihlerinde İzmir/Çeşme Swissôtel Resort &amp; Spa’da gerçekleştirilecek.</p>
<p>SteelRadar tarafından organize edilen buluşma, ticaret politikalarından yeşil dönüşüme kadar endüstrinin öne çıkan başlıklarına ev sahipliği yapacak. Sektörün en kapsamlı platformlarından biri olma niteliği taşıyan zirve, çelik sektörünün en sıcak gündem başlıklarının ele alınacağı ve üst düzey katılımla gerçekleştirilecek kapsamlı bir platform olma niteliği taşıyor. Üç gün sürecek yoğun program boyunca katılımcılar; çelik ticareti, ham madde tedariki, sürdürülebilirlik, küresel pazar dinamikleri ve ekonomik gelişmeler gibi kritik başlıkları detaylıca masaya yatırırken, özel iş görüşmeleri ve networking etkinlikleri sayesinde uluslararası bağlantılarını güçlendirme fırsatı yakalayacak.</p>
<p><strong>“Sektörün küresel yol haritası Çeşme’de belirlenecek”</strong></p>
<p>SteelRadar Yönetim Kurulu Başkanı Cem Öztüre, zirvenin önemine ilişkin yaptığı açıklamada Türkiye'den ve dünyanın farklı coğrafyalarından 400'den fazla katılımcı ile 200'den fazla şirket temsilcisinin bu büyük buluşmada yer alacağını belirtti.</p>
<p>Zirvenin küresel çelik değer zincirinin ana buluşma noktası olacağını vurgulayan Öztüre, bu konferans ile sektörün küresel yol haritasının çizildiği güçlü bir platform oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>2025 yılında üretimini yüzde 3,3 oranında artıran Türkiye’nin küresel belirsizliklere rağmen güçlü konumunu koruduğuna dikkat çeken Öztüre, özellikle katma değerli ürünler ekseninde Türk çelik sektörünün sunduğu fırsatları dünya gündemine taşımayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p>Zirve kapsamında düzenlenecek altı farklı oturumda ham madde ticaretinden karbon ekonomisine, yassı ve uzun ürün piyasalarından makroekonomik görünüme kadar oldukça geniş bir yelpaze ele alınacak. Etkinliğin öne çıkan konuşmacıları arasında EUROMETAL Başkanı Alexander Julius, Libya Demir Çelik (LISCO) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Mohamed Abdul Malik Elifigh ve Ekonomist Prof. Dr. Emre Alkin gibi isimler bulunuyor.</p>
<p>Avrupa, Amerika, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya-Pasifik bölgelerinden geniş bir katılımın beklendiği zirvede; çelik üreticilerinden lojistik firmalarına, teknoloji şirketlerinden finans kuruluşlarına kadar sektörün tüm bileşenleri temsil edilecek. Etkinlik boyunca sunulacak Türkçe-İngilizce simultane tercüme hizmeti ise farklı ülkelerden gelen profesyoneller için kesintisiz bir iletişim ortamı sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/steel-summit-2026-kuresel-celik-sektorunu-ikinci-kez-cesmede-bulusturacak-77361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/UC-KA-Demir-Celik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Steel Summit 2026, küresel çelik sektörünün önde gelen temsilcilerini Çeşme’de buluşturacak. Ticaret politikalarından yeşil dönüşüme uzanan geniş gündemiyle dikkat çeken zirve, sektörün geleceğine yön verecek başlıkları uluslararası katılımla masaya yatıracak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baran-hedefimiz-ankarayi-kuresel-markalarin-merkezi-haline-getirmek-77359</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 16:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Baran: Hedefimiz, Ankara’yı küresel markaların merkezi haline getirmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Ticaret Odası (ATO), 24-25 Mayıs tarihlerinde yapılacak  Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın beşincisinde “marka yapan zekâlarla, yapay zekâyı” buluşturmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran düzenlediği basın toplantısında, bu yıl marka buluşmalarının “yapay zekâ” teması altında yapılacağını belirterek “Dünya çok hızlı bir değişim sürecinden geçiyor. Bu değişimin merkezinde yapay zekâ var. Biz de Ankara iş dünyası olarak bu dönüşümün dışında kalamayız. Hedefimiz; Ankara’yı yapay zekâ temelli üretimin, ihracatın ve küresel markaların merkezi haline getirmek” dedi.</p>
<p>ATO’nun 170 bini aşkın üyenin üretim gücünü, ticari kapasitesini ve rekabet yeteneğini artırmak için çalıştıklarını anlatan Baran, ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan projelere öncülük ettiklerini söyledi. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın bu vizyonun en güçlü yansımalarından biri olduğunu ifade eden Baran, organizasyonun ilk kez 2015 yılında başlatıldığını hatırlattı. Farklı temalarla düzenlenen etkinliğin yıllar içinde gelişerek on binlerce katılımcıya ulaştığını belirten Baran, “Bugün bu organizasyon Ankara’nın marka yolculuğunun önemli bir parçası haline geldi. Şimdi bu birikimi daha ileri taşıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“BRAiND CONFERENCE” temasıyla yeni dönem-</strong></p>
<p>Bu yıl etkinliğin temasını “BRAiND CONFERENCE” olarak belirlediklerini açıklayan Baran, “Brand, Brain ve Artificial Intelligence kavramlarının birleşiminden oluşan bu tema, aslında içinde bulunduğumuz çağın ruhunu anlatıyor. Sloganımız ise çok net: ‘Marka Yapan Zekâlar, Yapay Zekâ ile Buluşuyor’” diye konuştu. Yapay zekânın artık sadece bir teknoloji olmadığını vurgulayan Baran, “Bugün yapay zekâ; bir kalkınma modeli, bir rekabet gücü ve bir gelecek inşa aracıdır. Dünyanın en değerli şirketleri ve şehirleri bu dönüşümü merkeze alarak büyüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Ankara için büyük fırsat”-</strong></p>
<p>Ankara’nın sahip olduğu potansiyele dikkati çeken Baran, “Güçlü üniversitelerimiz, teknokentlerimiz ve kamu altyapımız var. Yapay zekâ; veriyi değere dönüştüren, üretimi hızlandıran ve tüm ekosistemi ileri taşıyan kritik bir kaldıraçtır. Ankara, bu alanda yeni nesil girişimlerin doğduğu, yüksek katma değerli üretimin yapıldığı ve küresel markaların çıktığı bir merkez olabilir” diye konuştu. ATO olarak hedeflerinin Ankara’yı teknoloji, değer ve kültür üreten bir marka şehir haline getirmek olduğunu vurgulayan Baran, Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın da bu hedef doğrultusunda önemli bir rol üstlendiğini kaydetti.<br />Baran, tüm basın mensuplarını, iş dünyasını ve gençler başta olmak üzere tüm Ankaralıları  24–25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da “BRAiND CONFERENCE” temasıyla gerçekleştirilecek Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’na davet etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baran-hedefimiz-ankarayi-kuresel-markalarin-merkezi-haline-getirmek-77359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/9/1280x720/77-1776432540.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları mayıs ayının son haftasında düzenlenecek. ATO Başkanı Baran, &quot;Hedefimiz; Ankara’yı yapay zekâ temelli üretimin, ihracatın ve küresel markaların merkezi haline getirmek.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehir-baskanvekili-bibadan-suya-indirim-mujdesi-77347</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Büyükşehir Başkan Vekili Biba’dan &#039;suya indirim&#039; açıklaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin nisan ayı birinci oturumu, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Şahin Biba yönetiminde gerçekleştirildi.</p>
<p>Gündem maddelerinin ve önergelerin görüşüldüğü toplantının açılışında konuşan Başkan Vekili Şahin Biba, okullarda yaşanan olayların herkesi derinden üzdüğünü ve yürekleri yaktığını söyledi. “Bursalıların çözüm bekleyen konuları olduğunun da farkındayız” diyen Başkanvekili Şahin Biba, şehrin beklentilerini iyi bildiklerini ifade etti. Başta su fiyatlarındaki düzenlemeler olmak üzere temel belediyecilik hizmetlerine ilişkin alınması gereken kararların süratle alınacağını ve atılması gereken adımların ivedilikle atılacağını belirten Biba, “Hemşerilerimizin su fiyatlarıyla ilgili dile getirdiği serzenişleri dikkatle takip ediyoruz. Bu konudaki hassasiyetlerini çok iyi biliyoruz. Su, hayatın en temel ihtiyaçlarından biridir. Vatandaşlarımızın bu hizmete erişiminin daha dengeli ve sürdürülebilir şartlarda olması bizim için büyük önem taşımaktadır. Bu anlayışla su fiyatlarıyla ilgili düzenleme çalışması yapıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e21f897b6df-1776426889.jpeg" alt="" width="678" height="452" /></p>
<h2>“23 Nisan’da toplum ulaşım ücretsiz”</h2>
<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı Bursa’da büyük bir coşkuyla kutlayacaklarını dile getiren Başkanvekili Biba, “23 Nisan 1920’de açılan Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletimizin bağımsızlık yolculuğundaki en önemli dönüm noktalarından biridir ve egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun en güçlü ifadesidir. Bu vesileyle başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum. 23 Nisan Perşembe günü saat 13.00’te Çarşıbaşı’ndan başlayacak kortej yürüyüşümüzle bayram coşkusunu yaşayacağız. Ardından saat 14.00’te Merinos Parkı’nda çocuk şenliğini gerçekleştireceğiz. Hemşehrilerimizin etkinliklere rahatça katılabilmesi için 23 Nisan günü toplu ulaşımın ücretsiz olacağını da buradan ifade etmek istiyorum. Aynı gün, hayvanat bahçemiz ücretsiz olacaktır. Uludağ’a teleferikle çıkmak isteyen vatandaşlarımız için de indirimli olarak 200 TL’ye ulaşım imkânı sağlanacak” dedi. Konuşmaların ardından Başkanlık Divanı, encümen ve ihtisas komisyonları üyeliklerinin seçimi gizli oylamayla yapıldı. Meclis birinci başkanvekilliğine Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, ikinci başkanvekilliğine İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban seçildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehir-baskanvekili-bibadan-suya-indirim-mujdesi-77347</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/7/1280x720/bursa-buyuksehir-baskanvekili-bibadan-suya-indirim-mujdesi-1776427008.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, Bursalıların su fiyatlarıyla ilgili serzenişlerini dikkatle takip ettiklerini ve hassasiyetlerini çok iyi bildiklerini söyleyerek, “Hazırladığımız düzenlemeyi Mayıs ayındaki BUSKİ Genel Kurulu’nun hemen ardından yapılacak meclis toplantısında tüm meclis üyelerimizle birlikte hayata geçireceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankalari-mesajlari-77341</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 14:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez bankaları mesajları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel piyasalarda İran konusunda diplomatik çözüm beklentileri, geri çekilen petrol fiyatları ve ikinci çeyrek bilançolarına yönelik iyimser beklentilerin tepki yükselişleri gördüğümüz hisse senetlerinde yukarı yönlü hareket etkisini sürdürüyor. Küresel risk barometresi olarak da izlenen S&amp;P 500 endeksi zirve bölgeleri test ederken, petrol fiyatları geri çekildiğini, risk iştahındaki toparlanma ile dolar endeksi ve tahvil faizlerinin gerilediğini, altında ise yatay yukarı yönlü hareketlerin devam ettiğini takip ettik.  ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın sona ermesi için yürütülen müzakerelerin iki gün içinde tekrar başlayabileceğine dair açıklamaları ve ABD ÜFE verilerinin hem manşette hem de çekirdek veride piyasa beklentisinin altında kalması piyasadaki olumlu havaya destek oldu.</p>
<p>Fiyatlamaların haber akışına bağlı olduğunu ve hızlı bir şekilde değişebileceğini hatırlatalım. Daha önceki yorumlarımızda piyasadaki oyun planını üç aşamalı düşündüğümüzü söylemiştik. Bunlardan ilki “tepki yükselişi”, ikincisi “sert bir satış” üçüncüsü ise “alım fırsatı yaratan bir dip.” Bizce hala birinci aşamadayız. Diğer iki aşamanın da Mayıs sonuna kadar gerçekleşeceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Makro tarafta ise artan petrol fiyatları eşliğinde stagflasyon sinyallerini izliyoruz. Piyasada enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyonist baskı ile birlikte merkez bankalarının sıkılaşma yanlısı tepkiler vereceği beklentisi gündemde yer almaya devam ediyor. Hatırlanacağı üzere Mart ayındaki toplantılarda başta FED olmak üzere merkez bankalarından daha şahin mesajlar ön plandaydı ve faiz artırımı beklentilerinin öne çıktığını takip etmiştik. FED, her ne kadar 2026 yılı için faiz indirimi beklentisini korusa da FED Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimlerine yeniden başlanabilmesi için enflasyonun düşürülmesinde ilerleme görülmesi gerektiği ve temel senaryo olmasa da faiz artırımlarının tartışıldığına dair ifadeleri önemliydi.</p>
<p>Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın ise Ortadoğu'daki çatışmaların enflasyonu bir süreliğine yukarı çekmesi halinde politikada bazı ölçülü ayarlamalar gerekebileceğine işaret ederek Euro Bölgesi’nde faizleri artırmaya kapı araladığını gördük. Piyasada ECB’nin Nisan ayından ziyade Haziran ayında faiz artırımına gitme olasılığı güçlü seviyede fiyatlanıyor.</p>
<p>Ancak jeopolitik haber akışı çok hızlı değişiyor ve merkez bankalarının bir sonraki hamlelerini tahmin edebilmek oldukça güç. Dolayısıyla bu hafta makro verilerden gelecek sinyallerle birlikte merkez bankalarından gelecek açıklamalarda, faiz politikasına yönelik sinyaller arayacağız.</p>
<p>Geçen hafta ABD’de açıklanan ve istihdamda zayıf fiyatlarda güçlü sinyaller üreten ISM Hizmet endeksi, yüksek seviyelerini koruyan PCE ve TÜFE verileri ön plandaydı. Verilerdeki bu görünüm FED’in gevşeme alanını daraltıyor, uzun bir süre “bekle-gör” duruşunu koruyacağı yönündeki beklentilere destek oluyor. FED yetkililerinden gelen açıklamalarda, faizlerin İran’daki savaş nedeniyle bir süre daha sabit kalması gerekebileceğine dair mesajlar var. İran operasyonu öncesinde bu yıl için 60 baz puan civarı indirim bekleyen piyasada, son durumda faiz indirimlerinden ziyade FED’in faiz artırımına gitmesi veya uzun süre faizleri sabit bırakması olasılığı daha güçlü gözüküyor. Örneğin, savaş öncesi dönemde büyümede soğuma sinyallerini enflasyondaki katılığa işaret eden FED Bej Kitap’ta, bu hafta bölgesel bankaların, 29 Nisan FED toplantısı öncesinde İran savaşının büyüme ve enflasyona etkilerine yönelik yorumlarını da takip edeceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankalari-mesajlari-77341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez bankaları mesajları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-anketi-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-77340</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıl sonu enflasyon beklentisinde artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 70 katılımcıyla gerçekleştirdiği nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay yüzde 2,11 olan nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi'nde (TÜFE) artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,93'e çıktı. Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi ise yüzde 25,38'den yüzde 27,53'e yükseldi.</p>
<p>TÜFE'de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 22,17'den 23,39'a, 24 ay sonrası için ise yüzde 17,30'dan 18,02'ye çıktı.</p>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 50,9685'ten 51,2285'e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 52,6965'ten 53,6195'e yükseldi.</p>
<p>Bir önceki anket döneminde 31,6 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 44,3 milyar dolara, gelecek yıl için de 32,3 milyar dolardan 39,8 milyar dolara çıktı.</p>
<p><strong>Cari yıl için büyüme beklentisi yüzde 3,5'e geriledi</strong></p>
<p>Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi yüzde 3,8'den 3,5'e, gelecek yıl için de yüzde 4,3'ten 4,1'e indi.</p>
<p>Nisanda TCMB'nin politika faizine ilişkin gelecek ilk toplantı beklentisi yüzde 37,75, ikinci toplantı beklentisi yüzde 37,38 ve üçüncü toplantı beklentisi ise yüzde 36,53 oldu.</p>
<p>12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise yüzde 29,56'ya yükseldi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-anketi-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-77340</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/5/1280x720/enflasyon-kobi-tanimini-da-eritti-guncelleme-zamani-geldi-1741795360.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin nisan ayı Piyasa Katılımcıları Anketi&#039;nde TÜFE&#039;de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 27,53&#039;e, 12 ay sonrası için yüzde 23,39&#039;a ve 24 ay sonrası için de yüzde 18,02&#039;ye yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-borc-subatta-1735-milyar-dolara-yukseldi-77339</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısa vadeli borç şubatta 173,5 milyar dolara yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat 2026 dönemine ait kısa vadeli dış borç (KVDB) istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, KVDB stoku şubatta 28 milyon dolar artarak 173,5 milyar dolara yükseldi. Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 239,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankalar kaynaklı KVDB stoku, şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 0,5 azalarak 77,2 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, bir önceki aya göre yüzde 2,1 azalışla 8,8 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Yurt dışı yerleşik bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 5,6 azalarak 18,3 milyar dolara indi.</p>
<p>Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı 22,2 milyar dolar oldu. Şubatta bir önceki aya göre Türk lirası cinsinden mevduatlar yüzde 3,3 artışla 28 milyar dolara, diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku yüzde 1,9 yükselişle 69,6 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri yüzde 1,6 artarak 62,4 milyar dolar, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 5,4 yükselerek 7,2 milyar dolar oldu.</p>
<p>Döviz kompozisyonu incelendiğinde, KVDB stokunun yüzde 34,6'sının dolar, yüzde 26'sının avro, yüzde 26,5'inin Türk lirası ve yüzde 12,9'unun diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.</p>
<p>Kalan vadeye göre KVDB stokunda, bankalar ve diğer sektörlerin kredi ve tahvil yükümlülükleri 70,4 milyar dolara düşerken, ticari kredi yükümlülükleri 63,1 milyar dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-borc-subatta-1735-milyar-dolara-yukseldi-77339</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın şubat verilerine göre, kısa vadeli dış borç stoku 28 milyon dolar artışla 173,5 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-21-azaldi-77338</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut satışları yıllık yüzde 2,1 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart 2026'ya ait konut ve iş yeri satış istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde satılan ilk el konut sayısı, mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,3 artarak 35 bin 725'e yükselirken, ikinci el konut sayısı yüzde 3,6 azalarak 77 bin 642'ye geriledi. Böylece, geçen ay satılan toplam konut sayısı 2025'in aynı ayına göre yüzde 2,1 azalışla 113 bin 367 olarak hesaplandı.</p>
<p>Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 31,5, ikinci el konut satışlarının payı yüzde 68,5 oldu.</p>
<p>Bu yılın ocak-mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre ilk el konut satış sayısı yüzde 1,7 artarak 107 bin 579'a yükselirken, ikinci el konut satış sayısı yüzde 1,2 azalarak 241 bin 817 oldu. Böylece söz konusu dönemde satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 0,3 azalışla 349 bin 396 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>İpotekli satışlar arttı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35,9 artarak 25 bin 978 olarak hesaplandı.</p>
<p>Diğer konut satışları ise martta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,6 azalarak 87 bin 389 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 22,9, diğer satışların payı yüzde 77,1 oldu.</p>
<p>Ocak-mart döneminde ipotekli konut satışı, yüzde 31,5 artışla 71 bin 276'ya çıktı. Bu yılın ilk 3 aylık döneminde diğer konut satışları, yüzde 6,1 azalışla 278 bin 120'ye geriledi.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, 2025'in aynı ayına göre ilk el konut satışları martta yüzde 1,8, ikinci el konut satışları yüzde 6,2 azaldı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde de bir önceki aya göre ilk el konut satışları yüzde 9,6, ikinci el konut satışları yüzde 5,5 azalış gösterdi.</p>
<p><strong>Yabancılara 1353 konut satıldı</strong></p>
<p>Yabancılara yapılan konut satışları, mart ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20 azalarak 1353 oldu. Mart ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ocak-mart döneminde yabancılara yapılan konut satışları, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,9 azalarak 4 bin 165 oldu.</p>
<p>Geçen ay ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı, 229 ile Rusya Federasyonu, 130 ile İran ve 84 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.</p>
<p><strong>İlk el iş yeri satış sayısı yüzde 5,4 azaldı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ilk el iş yeri satış sayısı martta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,4 azalışla 3 bin 787 oldu. İkinci el iş yeri satışları da yıllık bazda yüzde 12,3 düşüşle 9 bin 712'ye geriledi.</p>
<p>Böylece geçen ay satılan toplam iş yeri sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 10,5 azalışla 13 bin 499 olarak hesaplandı.</p>
<p>Toplam iş yeri satışları içinde ilk el iş yeri satışlarının payı yüzde 28,1, ikinci el iş yeri satışlarının payı yüzde 71,9 oldu.</p>
<p>Ülke genelinde ipotekli iş yeri satışları, martta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 60,1 artışla 698 olurken, diğer iş yeri satışları yıllık bazda yüzde 12,6 azalarak 12 bin 801 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, martta geçen yılın aynı ayına göre ilk el iş yeri satışları yüzde 8,3, ikinci el iş yeri satışları yüzde 14,8 azalış gösterdi.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre de bir önceki aya göre ilk el iş yeri satışları yüzde 4,3, ikinci el iş yeri satışları yüzde 7,1 geriledi.</p>
<p><strong>Ocak-mart dönemi</strong></p>
<p>Türkiye'de ocak-mart döneminde ilk el iş yeri satış sayısı yıllık bazda yüzde 6,6 azalarak 11 bin 212, ikinci el iş yeri satışları da yüzde 8,9 gerileyerek 30 bin 623 oldu.</p>
<p>Böylece yılın ilk 3 ayında satılan toplam iş yeri sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 azalışla 41 bin 835 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ocak-mart döneminde ipotekli iş yeri satışı, yüzde 64,7 artışla 1966'ya çıktı. Bu yılın aynı döneminde diğer iş yeri satışları, yüzde 10,2 azalışla 39 bin 869'a geriledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-21-azaldi-77338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/22konut-istanbul1tr5t.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre, Türkiye genelinde satılan konut sayısı geçen yıla kıyasla yüzde 2,1 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sunexpress-ceosu-marcus-schnabel-turkiye-seyahat-severler-icin-guvenilir-ve-cazip-bir-destinasyon-olarak-tercih-edilmeye-devam-ediyor-77334</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> SunExpress, Paskalya tatilinde 680 bin yolcu taşıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Merkezi Antalya’da bulunan Türk Hava Yolları (THY) ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, Almanca konuşulan ülkeler Almanya, Avusturya ve İsviçre olmak üzere Türkiye’ye ve Türkiye’den bu ülkelere gerçekleştirilen uçuşlarda 420 bin turist seyahat etti. Birleşik Krallık - Türkiye arasındaki rotalarda ise yaklaşık 65 bin yolcu Paskalya tatili için SunExpress ile yolculuk yaptı. SunExpress, diğer ülkelerle birlikte Paskalya tatilinde toplam 680 bin yolcuyu taşıdı. Avrupalı turistlerin büyük bölümünün Paskalya tatili için Antalya’yı tercih ettiği bildirildi.</p>
<p>SunExpress Ceo’su Marcus Schnabel, Orta Doğu’daki savaşın ve jeopolitik belirsizliklerin uluslararası seyahatleri ve turizmi de olumsuz etkilediğini, buna rağmen Türkiye’ye olan ilginin arttığını belirtti. Schnabel, şunları kaydetti:</p>
<p>“Küresel seyahat eğilimlerini etkilemeye devam eden jeopolitik belirsizliklere rağmen Paskalya tatili, talebin güçlü olduğu bir dönem oldu. Bu dönemde elde ettiğimiz yolcu rakamları, Türkiye’nin seyahat severler için güvenilir ve cazip bir destinasyon olarak tercih edilmeye devam ettiğini ve tatil amaçlı talebin istikrarlı seyrini koruduğunu gösteriyor.”</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, her yıl 16 milyon yolcu taşıyan SunExpress, 2026 yaz sezonu uçuş tarifesi kapsamında 37 ülkede 106 destinasyonla toplam 250 noktaya ulaşacak. Bu yaz, Almanca konuşulan ülkelerden başlatılan yeni direkt uçuşlar arasında Memmingen-Antalya, Düsseldorf-Hatay, Köln/Bonn-Trabzon, Adana ve Elâzığ ile Münih ve Hannover-Edremit hatları yer alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sunexpress-ceosu-marcus-schnabel-turkiye-seyahat-severler-icin-guvenilir-ve-cazip-bir-destinasyon-olarak-tercih-edilmeye-devam-ediyor-77334</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/4/1280x720/sunexpress-ceosu-marcus-schnabel-turkiye-seyahat-severler-icin-guvenilir-ve-cazip-bir-destinasyon-olarak-tercih-edilmeye-devam-ediyor-1776420759.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SunExpress&#039;in, paskalya tatilinde Avrupa ve İngiltere’den başta Antalya olmak üzere toplam 680 bin yolcu taşıdığı bildirildi. SunExpres Ceo’su Marcus Schnabel, &quot;Türkiye seyahat severler için güvenilir ve cazip bir destinasyon olarak tercih edilmeye devam ediyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/papara-emlak-katilima-devredildi-77358</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Papara, Emlak Katılım&#039;a devredildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), sermaye piyasası kurumlarının ortaklık yapısındaki değişikliğe dair bazı kararlar aldı.</p>
<p>Buna göre, Papara Menkul Değerler AŞ'nin ortaklık yapısındaki değişikliğe izin verilmesi talebinin olumlu karşılanmasına karar vererek, şirketin 220 milyon 384 bin lira tutarındaki bütün paylarının PPR Holding AŞ'den Türkiye Emlak Katılım Bankasına devrini onaylandı.</p>
<p>Papara Elektronik Para ile birlikte Papara Teknoloji, Papara Sigorta Aracılık Hizmetleri ve Papara Menkul Değerler şirketlerinin payları TMSF tarafından ihaleye çıkarılmıştı.</p>
<p>İhale için muhammen bedel 4,27 milyar lira, yani yaklaşık 100 milyon dolar olarak belirlenmişti.</p>
<p>27 Mayıs 2025'te "yasa dışı bahis" soruşturmasında Papara'nın sahibi Ahmed Faruk Karslı dahil çok sayıda kişi gözaltına alınmıştı. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Papara dahil 10 şirkete kayyum atamıştı.</p>
<p>Papara'nın, yasa dışı bahis para trafiğine önayak olduğu, 26 binden fazla hesabı kontrol eden örgütün elebaşının Karslı olduğu öne sürülmüştü. Gözaltındaki 15 kişiden Karslı dahil 11'i tutuklanmıştı.</p>
<p>TMSF, 22 Ocak'ta PPR Holding'e bağlı Papara Elektronik Para AŞ, Papara Sigorta Aracılık Hizmetleri AŞ, Papara Teknoloji AŞ, Papara Menkul Değerler AŞ şirketlerini satışa çıkarmıştı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/papara-emlak-katilima-devredildi-77358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/0/1280x720/paparaya-kayyum-atandi-1748329205.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, Papara&#039;nın Emlak Katılım Bankasına devrini onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odasin-teknoloji-ve-surdurulebilirlik-odakli-buyume-yolculugu-77328</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 12:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> ODAŞ’ın teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı büyüme yolculuğu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günümüzde enerji sektörü, yalnızca kurulu güç kapasiteleriyle değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve toplumsal etki gibi çok katmanlı faktörlerle yeniden tanımlanıyor. ODAŞ COO’su Caner Demirayak, bu dönüşümün merkezinde yer alan markaların artık sadece birer üretici değil, aynı zamanda teknolojik gelişimin taşıyıcısı olduklarını vurguluyor İki ülkede ve üç farklı şehirde sürdürülen enerji faaliyetleriyle milyonlarca kişiye ulaşan ODAŞ, 514 MW’lık toplam kurulu gücüyle yılda yaklaşık 1,5 milyon hanenin enerji ihtiyacını karşılıyor. ODAŞ yeni nesil şirketlerden ben onları öyle tanımlıyorum. Sürdürülebilirliği bir hedef alarak zaten işe başlıyor bu şirketler. O yüzden de hızla ilerleyerek, büyüyorlar, büyük gövdeli şirketlerin yapamadıklarını kısa sürede gerçekleştiriyorlar. Teknoloji-Sürdürülebilirlik odağı işin artı vazgeçilmez parçası. Caner Demirayak, “Ayrıca, Fethiye’deki “Ahama Living” otel yatırımlarımızla turizm alanında da değer oluşturuyoruz. Bu çeşitlilik hem finansal hem operasyonel sürdürülebilirliğimizin temelini oluşturuyor” diyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1f8326c24e-1776416818.jpg" alt="" width="333" height="500" /></p>
<h4><strong>Bölgesel Güç ve Operasyonel Çeşitlilik</strong></h4>
<p>ODAŞ’ın stratejik büyüme modelinin temelinde enerji, madencilik ve turizm sektörlerindeki çok yönlü faaliyetleri yatıyor 2. Şirketin enerji üretimindeki amiral gemilerinden biri olan <strong>Çan 2 Termik Santrali</strong>, yerli linyit kömürüyle çalışan sayılı özel sektör projelerinden biri olarak öne çıkıyor. Avrupa’nın en büyük relokasyon projelerinden biri olarak hayata geçirilen bu tesis, son teknoloji baca gazı arıtma sistemleriyle donatılmış durumda. Demirayak, bu projenin benzerlerine kıyasla %300 daha ekonomik bir maliyetle tamamlandığını ve 2025 yılında 1,6 milyon MWh brüt üretim gerçekleştirdiğini ifade ediyor.</p>
<p>Şirketin küresel vizyonu ise Özbekistan yatırımıyla pekişiyor. 174 MWe kapasiteli doğal gaz santrali, ülkedeki özel teşebbüse ait en büyük elektrik santrali olma özelliğini taşıyor ve Harezm bölgesinin elektrik ihtiyacının yaklaşık %35’ini karşılıyor. Bu yatırımlar, ODAŞ’ın sadece yerel değil, bölgesel bir oyuncu olma kararlılığını gösteriyor.</p>
<h4><strong>Teknoloji: Bir Maliyet Değil, Stratejik Kaldıraç</strong></h4>
<p>ODAŞ için teknoloji yatırımları basit bir operasyonel destekten ziyade, rekabet gücünü artıran stratejik bir kaldıraç rolünde. Caner Demirayak, bu vizyonu "Teknolojiyi veriyi üretmenin ötesinde, onu anlamlandıracak sistemler kurmaya odaklanmak" şeklinde tanımlıyor. Şirket, BT altyapısını tamamen bulut tabanlı sistemlere taşıyarak operasyonlarını 7/24 izlenebilir hale getirmiş.</p>
<p>Yapay zekâ (YZ) entegrasyonu ise bu dijitalleşmenin yeni noktasını oluşturuyor. Özellikle "Galameth" adı verilen yapay zekâ destekli siber güvenlik ajanı, geleneksel sistemlerin aksine riskleri analiz edip aksiyon önerileri sunarak proaktif bir güvenlik modeli sağlıyor. Ayrıca maden sahalarında kullanılan YZ destekli araç takip sistemleri, sürüş davranışlarını analiz ederek iş güvenliğini en üst seviyeye taşıyor. Demirayak’a göre, yapay zekâ ve veri analitiği sayesinde enerji santrallerinde arıza süreleri %20’ye kadar azaltılabiliyor ve üretim planlamasında %95’in üzerinde bir doğruluk payı yakalanabiliyor 6, 10.</p>
<h4><strong>Madencilikte Döngüsel Ekonomi ve Stratejik Metaller</strong></h4>
<p>ODAŞ, madencilik alanında 10 yılı aşkın deneyimiyle Avrupa ve Orta Doğu’nun sayılı stratejik metal üreticilerinden biri konumunda. Türkiye’nin tek dikey entegre antimuan trioksit üreticisi olan Suda Maden, savunma sanayiinden batarya üretimine kadar kritik sektörlere hammadde sağlıyor.</p>
<p>Ancak ODAŞ’ın madencilik vizyonu sadece üretimle sınırlı değil. Şirket, Çan 2 Termik Santrali’nde oluşan uçucu külleri ekonomiye kazandırarak döngüsel ekonomiye katkıda bulunuyor. 2020 yılından bu yana gerçekleştirilen uçucu kül ve sentetik alçı taşı ihracatıyla 14 milyon doların üzerinde de gelir elde edilmiş. Bu yaklaşım, kaynak verimliliğini kurum politikasının merkezine yerleştiriyor.</p>
<h4><strong>Etki Yatırımcılığı ve Gelecek Vizyonu</strong></h4>
<p>Şirket, yatırımlarını sadece finansal getiri odaklı değil, ölçülebilir sosyal ve çevresel fayda yaratan "Etki Yatırımı" perspektifiyle ele alıyor. Aslında yeni nesil şirketlerdeki bu vizyon odağı onları diğerlerinden farklı kılıyor.</p>
<p> 2025 yılı itibarıyla yayımlanan ilk sürdürülebilirlik raporu, bu taahhüdün somut bir göstergesi. Sadece Çan 2 Termik Santrali için gerçekleştirilen 250 milyon TL’ye yakın çevre yatırımı dikkat çekiyor.</p>
<p>Caner Demirayak, ODAŞ’ın temel hedefinin tüm iş birimlerinde dijitalleşmeyi yaygınlaştırarak ölçeklenebilir ve şeffaf bir büyüme sağlamak olduğunu belirtiyor. Gelecekte yapay zekâ algoritmalarının üretim ve tahminleme süreçlerine daha derin entegrasyonuyla, küresel standartların bir parçası olacağını söylüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odasin-teknoloji-ve-surdurulebilirlik-odakli-buyume-yolculugu-77328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ODAŞ’ın teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı büyüme yolculuğu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/umsmib-omer-faruk-kusculu-donemi-77325</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> UMSMİB&#039;de Ömer Faruk Kuşçulu dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Meyve ve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (UMSMİB) 2025 Yılı Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. </p>
<p>UİB Genel Sekreterliği çok amaçlı toplantı salonunda yapılan toplantı, Uludağ İhracatçı Birlikleri Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar’ın açılış konuşması ile başladı. Divan başkanlığını Musa Alkan’ın yaptığı genel kurulu saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı. Genel kurul, yönetim kurulu çalışma raporunun okunup görüşülmesi, bilanço ve gelir gider hesaplarının görüşülmesi, denetim kurulu raporunun okunup incelenmesi, yönetim ve denetim kurullarının ibrası, müteakip yıl bütçe ve iş programlarının görüşülmesi ve oylanması ile seçimler gündemleri ile devam etti.</p>
<p>Tek adayla girilen genel kurul sonunda Ömer Faruk Kuşçulu, UMSMİB’in yeni başkanı oldu. Kuşçulu tecrübe ve yeni dönemin heyecanı ile devraldıkları hizmet bayrağını daha yukarılara taşımak için çalışacaklarını söyledi.</p>
<p>Genel kurulun ardından gerçekleştirilen seçimlerde Ömer Faruk Kuşçulu yönetimindeki UMSMİB Yönetimi’nde Namsal Gıda Sanayi ve Ticaret, Mevsim Gıda, Penguen Gıda, Fine Food Pazarlama, İlka Şekerleme, Zeytursan Gıda, Frigo-Pak Gıda, Uludağ İçecek, Aroma, Martaş Marmara, Royal Foods Gıda yer aldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/umsmib-omer-faruk-kusculu-donemi-77325</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/5/1280x720/umsmib-omer-faruk-kusculu-donemi-1776415815.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2025 Yılı Genel Kurul Toplantısı&#039;nda tek aday Ömer Faruk Kuşçulu, UMSMİB’in yeni başkanı oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/martta-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-116-artti-77324</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Martta kapanan şirket sayısı yüzde 11,6 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Mart 2026'ya ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, martta kurulan şirket sayısı şubat ayına kıyasla yüzde 11,2 azalışla 9 bin 432'den 8 bin 379'a geriledi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 11,6 artarak 1809'a yükseldi. Şubat ayında 1621 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Martta kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre değişiklik göstermezken, kapanan şirket sayısı yüzde 6,4 azaldı.</p>
<p><strong>Kurulan kooperatif sayısı yüzde 22,1 arttı</strong></p>
<p>Buna göre, martta bir önceki aya göre kurulan kooperatif sayısı yüzde 22,1, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 13,5 azalış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 5,2, kooperatif sayısı yüzde 2,2 azaldı.</p>
<p>Martta geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı değişim göstermezken, kooperatif sayısı yüzde 36,3, gerçek kişi ticari işletme sayısı ise yüzde 4,2 azaldı. Bu dönemde kapanan şirket sayısında yüzde 6,4, kooperatif sayısında yüzde 38,4 azalış olurken, gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 45,6 artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Tüm illerde şirket kurulumu gerçekleşti</strong></p>
<p>Martta, tüm illerde şirket kuruldu. Söz konusu ayda kurulan toplam 8 bin 379 şirketin 891'inin anonim şirket, 7 bin 488'inin limitet şirket olduğu görüldü. Aynı ay içinde 116 kooperatif kurulurken, şirketlerin yüzde 36,1'inin İstanbul, yüzde 9,8'inin Ankara, yüzde 5,9'unun İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Bu yıl ocak-mart döneminde toplam 29 bin 308 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan toplam 26 bin 133 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 73,3'ünü, 2 bin 793 anonim şirket ise yüzde 26,7'sini oluşturdu. Martta kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, şubat ayına göre yüzde 1,7 azalış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin 2 bin 792'si toptan ve perakende ticaret, 1286'sı inşaat ve 954'ü imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 611'i inşaat, 316'sı toptan ve perakende ticaret, 91'i imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Martta kapanan şirket ve kooperatiflerin 606'sının toptan ve perakende ticaret, 274'ünün imalat ve 161'inin inşaat sektöründe olduğu kayıtlara geçti.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 698'inin toptan ve perakende ticaret, 372'sinin inşaat, 149'unun ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Mart ayında 116 kooperatif kurulurken bunların 80'i konut yapı, 16'sı işletme, 7'si tarımsal kalkınma kooperatifi olarak kuruldu.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 827 yabancı ortak sermayeli şirketin 727'si Suriye, 37'si İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 58'i anonim, 769'u limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Söz konusu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 95,3'ünün yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu yılın 3 aylık döneminde kurulan şirketlerin 384'ünün uzmanlaşmamış toptan ticaret, 277'sinin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 94'ünün uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 13,2'si kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı anonim şirketlerde yüzde 13,2, limitet şirketlerde yüzde 17,1, kooperatiflerde yüzde 24,4 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 13,4'ü kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Martta kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortakların yüzde 29,3'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 32,4'ünün 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 31,4'ünün 35-44 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 32,3'ü de 35-44 yaş girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p><strong>3 ayda 28 bin 926 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-mart döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,3 artışla 28 bin 926'ya yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 10,2 azalışla 5 bin 34'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/martta-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-116-artti-77324</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/sirket-ofis-1753218589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un mart verilerine göre kurulan şirket sayısı, aylık yüzde 11,2 azalışla 8 bin 379, kapanan şirket sayısı ise yüzde 11,6 artarak 1809 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/deprem-konutlari-bedelli-askerlik-ve-engelliye-otv-istisnasi-kararlari-resmi-gazetede-77323</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Deprem konutları, bedelli askerlik ve engelliye ÖTV istisnasını içeren düzenlemeler Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kanuna göre, kurum kazancının tespitinde her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri, gider olarak kabul edilmeyecek.</p>
<p>Yükseköğretim Kanunu'ndaki düzenlemeyle, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları, kurumlar vergisi muafiyetinin kapsamı dışında tutuldu. Katma Değer Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumlarına bağlı hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarına sağlanan KDV istisnası kaldırıldı.</p>
<p>Serbest Bölgeler Kanunu'ndaki değişiklikle, serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden istisna olacak.</p>
<p>İşsizlik Sigortası Kanunu'ndaki değişikliğe göre, işsizlik sigortası primindeki yüzde 1 devlet payını yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak.</p>
<p><strong>BOTAŞ'a ilişkin düzenleme</strong></p>
<p>Kanunla, Doğal Gaz Piyasası Kanunu'na BOTAŞ'a ilişkin geçici madde eklendi. Buna göre, BOTAŞ'ın, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geldiği halde ödenmemiş her türlü vergi, fon ve paylar, idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizi borçları şirketin Hazineden görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Bakanlığa terkin edilecek.</p>
<p>BOTAŞ'ın Hazineden görevlendirme bedeli alacağı tutarını tespit etmeye ve mahsup suretiyle yapılacak terkin işlemlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkili olacak.</p>
<p><strong>Özelleştirmeler</strong></p>
<p>Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli 2, 3 ve 4 sayılı cetveller kapsamındaki kamu idareleri ve bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları ile kurdukları birlik, müessese, şirket ve işletmeler, fonlar, döner sermayeler, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi olup özelleştirme kapsam ve programında bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar, ilgili idarelerin talebi halinde özelleştirme kapsam ve programına alınacak.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle, engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ortopedik engellilerden ortopedik engelleri nedeniyle hakkında sürücü belgesi alamayacağına karar verilen engelli bireylere de Kanun kapsamında belirlenen taşıtların ilk iktisabında 10 yılda bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV istisnası uygulanacak.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da defterdarın görev ve sorumlulukları da düzenlendi.</p>
<p><strong>Sigortalarda düzenleme</strong></p>
<p>Kanunla, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "prime esas kazançlar" hükmüne ilişkin de düzenleme yapıldı.</p>
<p>Buna göre, ayni yardımlar, ölüm, doğum, evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler, keşif ücreti, kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, işverence iş yerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 lirasına kadar olan kısmı, prime esas kazanca tabi tutulmayacak.</p>
<p>Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu'nun ilgili fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak. Bu şekilde hesaplanan tutarın yüzde 5'ini aşmayan kesirler dikkate alınmayacak.</p>
<p>Kanunla, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, kurum kazancının tespitinde her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri, gider olarak kabul edilmeyecek.</p>
<p><strong>Bedelli askerlik ücreti yüzde 25 arttı</strong></p>
<p>Kanunla, bedelli askerlik yapmak üzere başvuranlardan tahsil edilecek tutar yüzde 25 artırıldı.</p>
<p>Askeralma Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, istekli ve askerliğe elverişli olanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı dikkate alınarak Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek sayıda yükümlü, 300.000 gösterge rakamının ödemenin yapıldığı gün geçerli olan memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak bedel tutarını silahaltına alınmadan önce Bakanlıkça belirlenecek sürede peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları halinde askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak.</p>
<p><strong>Afet konutları ve iş yerlerinin borçlanma bedellerine indirim</strong></p>
<p>6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin, Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilenler tarafından 31 Aralık'a kadar defaten ödenmesi halinde bu bedele en fazla bir konut için yüzde 74, en fazla bir iş yeri için yüzde 48 indirim uygulanacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/deprem-konutlari-bedelli-askerlik-ve-engelliye-otv-istisnasi-kararlari-resmi-gazetede-77323</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişiklikle, engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ortopedik engellilerden ortopedik engelleri nedeniyle hakkında sürücü belgesi alamayacağına karar verilen engelli bireylere de ÖTV istisnası uygulanacak. 6 Şubat depremlerinden sonra inşa edilen konutlar ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin yıl sonuna kadar kadar defaten ödenmesi halinde bu bedele en fazla bir konut için yüzde 74, en fazla bir iş yeri için yüzde 48 indirim yapılacak. Bedelli askerlik yapmak üzere başvuranlardan tahsil edilecek tutar yüzde 25 artırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/media-markta-3303-milyon-lira-ceza-77355</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Media Markt&#039;a 330,3 milyon lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küçük ev aletleri sektöründe faaliyet gösteren Fakir Elektrikli Ev Aletleri Dış Ticaret AŞ aracılığıyla Teknosa İç ve Dış Tic. AŞ, Vatan Bilgisayar San. ve Tic. AŞ ve Media Markt Turkey Ticaret Limited Şirketine (MEDIAMARKT) arasında dolaylı bilgi değişimi gerçekleştirilmesi yoluyla Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ihlal edilip edilmediğinin tespitine yönelik olarak Rekabet Kurulunca yürütülen soruşturmanın tamamlandığı bildirildi.</p>
<p>Rekabet Kurulu, topla-dağıt karteli niteliği sergileyen anlaşma ve/veya uyumlu eyleme taraf olmak suretiyle söz konusu kanunu ihlal ettiği gerekçesiyle MEDIAMARKT'a 330 milyon 322 bin 816 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/media-markta-3303-milyon-lira-ceza-77355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/mediamarkt.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu, Media Markt&#039;a 330,3 milyon lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/misirda-gumruk-vergisi-yuzde-130dan-yuzde-5e-indirildi-77322</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mısırda gümrük vergisi yüzde 130’dan yüzde 5’e indirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Mısır ithalatında yüzde 5 gümrük vergisi ile 3 milyon ton ürün için tarife kontenjanı açıldı. Uygulamanın 1 Ağustos’ta sona ermesinin ardından gümrük vergisi yeniden yüzde 130’a yükseltilecek.</p>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararına göre, 1005.90.00.00.19 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlu(GTİP) mısır yüzde 5 gümrük vergisiyle ithal edilebilecek. Tarife kontenjanı 20 Nisan-31 Temmuz 2027 tarihleri arasında geçerli olacak. Tarife kontenjanı dışında kalan ürün için yürürlükteki vergi oranları uygulanacak.</p>
<p>Mısır ithalatına getirilen tarife kontenjanının dağıtımına ilişkin tebliğ de aynı Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre bir belge karşılığında en fazla 8 bin tonluk ithalat yapılabilecek.</p>
<p>Düzenlemeye ilişkin Ticaret Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, tüketici ve üretici refahını birlikte gözetecek biçimde ticaret politikasının tüm araçlarının etkin bir şekilde kullanıldığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın talebi üzerine temel tüketim maddelerinden olan kanatlı üretiminde önemli girdi olan ve bazı gıda ürünlerinin imalatında kullanılan mısır ile ilgili tarife  kontenjanı açıldığı bildirildi.</p>
<p>Yem sektöründe artan tüketim ve uluslararası gelişmelerin de etkisiyle dünya fiyatlarında yaşanan yükseliş eğiliminin de dikkate alındığı belirtilen açıklamada tarife kontenjanının, arz talep dengesi ve yerli üretimin tüketimi karşılamada yetersiz kaldığı miktarda yani 3 milyon ton olarak açıldığı belirtildi.</p>
<p>Uygulamanın, Türkiye’de hasat başlamasından 1 ay önce sona ereceği bildirilirken, bu tarihten itibaren verginin yine yüzde 130 olarak devam edeceği kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/misirda-gumruk-vergisi-yuzde-130dan-yuzde-5e-indirildi-77322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/misir-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mısır ithalatında yüzde 5 gümrük vergisi ile 3 milyon ton ürün için tarife kontenjanı açıldı. Uygulamanın 1 Ağustos’ta sona ermesinin ardından gümrük vergisi yeniden yüzde 130’a yükseltilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denib-baskani-osman-ugurlu-dahilde-isleme-rejiminde-3-aylik-ilave-sure-ihracatciya-nefes-oldu-77319</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uğurlu: Dahilde işleme rejiminde 3 aylık ilave süre, ihracatçıya nefes oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DENİZLİ</strong></p>
<p>Dahilde işleme rejiminde 3 aylık ilave sürenin ihracatçılara nefes olduğunu belirten Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, mevcut küresel koşullar göz önüne alındığında bu düzenlemenin firmalara önemli bir hareket alanı sağladığının altını çizdi.  </p>
<p>Dahilde işleme rejiminin, üretim ve ihracat zincirinin devamlılığı açısından stratejik bir süreç olduğunu vurgulayan Uğurlu, “Dolayısıyla bu sürecin etkin işleyebilmesi için uygulamanın sahadaki ihtiyaçlarla uyumlu şekilde hareket etmesi büyük önem taşıyor. Sağlanan ek sürenin, firmaların hem operasyonel yükünü hafifleteceğini hem de ihracat hedeflerine odaklanmalarına zemin hazırlayacağını ifade edebiliriz. Bu düzenlemenin özellikle belirsizliğin arttığı dönemlerde ihracatçının elini güçlendiren ve iş dünyasına moral veren olumlu bir gelişme olarak öne çıktığını söyleyebiliriz. Öncelikle bu noktada emeği geçenlere ihracatçı sektörlerimizin sesine kulak verdikleri için teşekkür etmek istiyorum” dedi.</p>
<p>Küresel ticarette son dönemde artan jeopolitik risklerin, bölgesel çatışmaların, tedarik zinciri baskıları ile dış talepteki zayıflamanın, ihracatçı firmaların üretim, tedarik ve teslimat planlamasını her zamankinden daha zor hale getirdiğini söyleyen Uğurlu, “Böylesi bir dönemde, dahilde işleme rejimi kapsamında ihracat taahhüt hesabı henüz kapatılmamış belge ve izinlere yönelik getirilen ilave süre imkânı, ihracatçılarımız açısından son derece yerinde ve kıymetli bir adım. Düzenleme kapsamında uygun başvuru sahiplerine, belge veya izinlerin orijinal süresinin yarısı kadar ancak azami 3 ayı aşmayacak şekilde ek süre verilmesi, mevcut küresel koşullar altında firmalara önemli bir hareket alanı sağlıyor. Bu nedenle verilen ilave süreyi teknik bir kolaylaştırmanın ötesinde; reel sektörün sahadaki gerçekliğini dikkate alan, piyasanın ihtiyaçlarını gören, ihracatçıyı rahatlatan ve zaman baskısını bir nebze olsa azaltan güçlü bir adım olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denib-baskani-osman-ugurlu-dahilde-isleme-rejiminde-3-aylik-ilave-sure-ihracatciya-nefes-oldu-77319</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/9/1280x720/denib-baskani-ugurlu-1776412804.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, dahilde işleme rejiminin, üretim ve ihracat zincirinin devamlılığı açısından stratejik bir süreç olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-atv-ithalatinda-referans-fiyat-yeniden-belirlendi-77320</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrikli ATV ithalatında referans fiyat yeniden belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bakanlık tebliğde değişiklik yaparak, elektrikli ATV ithalatında referans fiyatını yeniden belirledi.</p>
<p>Buna göre 8703.21.10.90.19 Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlu (GTİP) ATV’ler için motor gücüne göre referans fiyatları 5 bin 78 ile 44 bin 890 dolar olacak. Yani söz konusu ürünler hangi fiyattan ithal edilirse edilsin, bu referans fiyata göre gümrük vergisine tabi olacak.</p>
<p>Tebliğ, 30 gün sonra yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-atv-ithalatinda-referans-fiyat-yeniden-belirlendi-77320</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ’de yapılan değişiklikle elektrikli ATV ithalatında referans fiyat yeniden belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dahilde-isleme-izin-belgelerine-ek-sure-77356</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dahilde işleme izin belgelerine ek süre</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığınca hazırlanan "Dahilde İşleme Rejimi Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, tebliğin geçici 37'nci maddesine 2 yeni fıkra eklenirken daha önce düzenlenmiş ihracat taahhüt hesabı henüz kapatılmamış dahilde işleme izin belgelerine ve dahilde işleme izinlerine (altın, altın döküntüleri ve diğer kıymetli metalden mücevher eşyası hariç), 6 ay içinde Bakanlığa müracaatta bulunulması kaydıyla, müracaatın uygun görüldüğü tarihten itibaren 3 ayı geçmemek üzere belge ve izin orijinal süresinin yarısı kadar ilave süre verilecek.</p>
<p>İhracat taahhüt hesabı henüz kapatılmamış, altın, altın döküntüleri ve diğer kıymetli metalden mücevher eşyalarına yönelik düzenlenmiş dahilde işleme izinlerine ilişkin 6 ay içinde Bakanlığa müracaat yapılması halinde ise müracaatın uygun görüldüğü tarihten itibaren 1 ayı geçmemek üzere izin orijinal süresinin yarısı kadar ilave süre sağlanacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dahilde-isleme-izin-belgelerine-ek-sure-77356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracat taahhüt hesabı henüz kapatılmamış dahilde işleme izin belgelerine, 6 ay içinde başvuruda bulunulması şartıyla, belgenin orijinal süresinin yarısı kadar ek süre verilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/seva-holding-gayrimenkulde-halka-arza-hazirlaniyor-77310</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Seva Holding halka arza hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Seva Holding Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, grubun gayrimenkul yatırımlarını tek çatı altında toplayacak Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı (GYO) dönüşüm sürecini başlattıklarını açıkladı. Şahinkaya, “Gayrimenkul varlıklarımızı daha kurumsal bir yapıya taşımak için GYO’ya dönüşüm sürecindeyiz. Bu yapı tamamlandığında, gayrimenkul yatırımlarımız çok daha şeffaf ve kurumsal bir yapıya kavuşacak. Şu anda süreç devam ediyor. Gerekli izinler ve kuruluş işlemleri üzerinde çalışıyoruz. Hedefimiz 2026 yılı Kasım-Aralık döneminde süreci tamamlamak. Bu aşamadan sonra da halka arz başvurusu yapılacak” dedi. Şahinkaya ayrıca gayrimenkul tarafında finansal araçları da genişlettiklerini belirterek, “Bir gayrimenkul yatırım fonumuz zaten var. Bunun yanında iki yeni gayrimenkul yatırım fonu daha kuruyoruz. Bunlardan biri proje gayrimenkul yatırım fonu olacak, diğeri ise klasik gayrimenkul yatırım fonu. Bu yapıların tamamı gayrimenkul tarafındaki büyümemizi destekleyecek” diye konuştu. Seva Holding’in konut projelerinde de dikkat çeken bir satış performansı yakaladığını belirten Oğuzhan Şahinkaya, güven unsurunun satışlarda önemli rol oynadığını söyledi. Seva Holding’in konut projelerinde kısa vadeli kâr hedeflemediğini vurgulayan Şahinkaya, projelerde kalite standartlarını özellikle yüksek tuttuklarını ifade ederek, “Bizim önceliğimiz kısa vadede çok para kazanmak değil. Bölgenin en iyi konutlarını üretmek istiyoruz. Bu nedenle projelerde kullandığımız malzemeleri de en üst seviyede seçiyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1d85828979-1776408664.jpg" alt="" width="720" height="335" /></p>
<h2><strong>Çeşme’de turizm yatırımı sürüyor</strong></h2>
<p>Seva Holding’in faaliyet yapısı çok sektörlü bir modele dayanıyor. Holdingin faaliyet alanında gayrimenkulün yanı sıra makine sanayi, havacılık, turizm, ticaret, tarım ve hayvancılık gibi sektörler de yer alıyor. Seva Holding’in gayrimenkul tarafında birden fazla proje yürüttüğünü belirten Şahinkaya, özellikle Bursa’daki konut projeleriyle ilgili şu bilgileri verdi: “Balat bölgesinde konut ve ticari alan içeren projelerimiz var. Bunun yanında açık konseptli bir alışveriş çarşısı (street mall) projesi üzerinde çalışıyoruz. Yeni AVM projesi yaklaşık 10.000 metrekare kiralanabilir alana sahip olacak.” Şirket ayrıca öğrencilere ve sağlık çalışanlarına yönelik bin konutluk karma bir proje üzerinde de çalışıyor. Turizm yatırımları kapsamında da Çeşme’de yaklaşık 30 villa ve 120 daireyi kapsayan bir yenileme projesi yürüttüklerini belirten Şahinkaya, ayrıca bölgeye hizmet edecek bir otel yatırımı da planladıklarını aktardı.</p>
<h2><strong>Sanayi yatırımları da büyüyor</strong></h2>
<p>Seva Holding’in sanayi tarafındaki faaliyetleri ise Hisarlar markası üzerinden yürütülüyor. Hisarlar bünyesinde raylı sistem komponentleri, iş makinesi şasileri, lift ve platform sistemleri ile savunma sanayi parçaları üretiliyor. Şahinkaya, üretimin önemli bölümünün ihracata yönelik olduğunu vurgulayarak, “Sanayi tarafında ihracat oranımız %65–70 seviyesinde. Bunun da büyük kısmı Avrupa’ya gidiyor” dedi. Hisarlar aynı zamanda lift üretiminde Türkiye’de alanındaki tek üretici konumunda. Avrupa’da ise 3–4 üreticiden biri. Şirket ayrıca TÜV Austria ile birlikte Türkiye’de bir test merkezi de kurdu. Bu merkez sayesinde platform ve lift sistemleri Avrupa güvenlik standartlarına göre test ediliyor. Türkiye’deki diğer üreticiler de bu merkezden faydalanabiliyor. Hisarlar, savunma sanayinde de zırhlı araç şasileri alanında önemli üretimler yapıyor. Şirket Avrupa pazarına daha yakın olmak amacıyla Almanya’da yeni bir tesis kurmayı planlıyor. Şahinkaya, “Avrupa’daki müşterilerimize daha hızlı hizmet verebilmek için Almanya’da 20 bin metrekare kapalı alana sahip bir üretim ve montaj merkezi kuruyoruz. Bu merkez sayesinde hem lojistik avantaj sağlayacağız hem de Avrupa pazarındaki varlığımızı güçlendireceğiz. Öte yandan Amerika’ya da ihracata başladık” değerlendirmesini yaptı. </p>
<h2><strong>Yeni satın alma gündemde</strong></h2>
<p>Demir çelik sektöründe de halihazırda 1.180 kişinin istihdam edildiği köklü bir firmanın satın alımı için görüşmelerin sürdüğünü ifade eden Şahinkaya, bu satın almaya entegre bir üretim tesisi haline geleceklerini, ayrıca bu alana yerli ve milli bir katkı da sağlamış olacaklarına vurgu yaptı. Şahinkaya, Seva Holding olarak temel stratejilerinin yüksek katma değerli alanlara odaklanmak olduğuna işaret ederek, “Bizim temel yaklaşımımız katma değerli üretim. Hem sanayide hem gayrimenkulde sürdürülebilir büyümeyi hedefliyoruz. Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı süreci de bu stratejinin önemli bir parçası” değerlendirmesini yaptı.</p>
<h2><strong>“Eğitim tarafı bizim için ayrı bir değer”</strong></h2>
<p>Seva Holding’in faaliyet alanları arasında eğitim de önemli bir yer tutuyor. Holding bünyesinde faaliyet gösteren Şahinkaya Eğitim Kurumları, anaokulundan lise seviyesine kadar uzanan yapısıyla yaklaşık 3 bine yakın öğrenciye eğitim veriyor ve üç ayrı kampüste faaliyet gösteriyor. Oğuzhan Şahinkaya, eğitim alanının kendileri için ticari bir faaliyet olmanın ötesinde toplumsal bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Oğuzhan Şahinkaya, “Sanayi ve ticaret elbette önemli ama eğitim bizim için farklı bir yerde duruyor. Aileler çocuklarını bize emanet ediyor. Bu güven ve saygınlık çok büyük bir sorumluluk. Birçok aile çocuklarını bize teslim ederken aslında geleceğini de emanet ediyor. Bu güveni korumak bizim için en önemli konu. Biz yalnızca sınav başarısına odaklanan bir eğitim modeli istemiyoruz. Amacımız dünyayı anlayan, sorgulayan ve kendini geliştiren bireyler yetiştirmek” diye konuştu. Şahinkaya Eğitim Kurumları, yeni dönemde eğitim modelini uluslararası standartlara yakınlaştırmayı hedefliyor. Kurumun eğitim yaklaşımı; akademik başarıyı, sosyal gelişimi ve öğrencinin bireysel yeteneklerini birlikte geliştirmeye dayanıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/seva-holding-gayrimenkulde-halka-arza-hazirlaniyor-77310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/0/1280x720/seva-holding-gayrimenkulde-halka-arza-hazirlaniyor-1776408712.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Seva Holding, büyüyen gayrimenkul portföyünü Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı çatısı altında yeniden yapılandırırken, 2026 sonunda halka arz hedefiyle sermaye piyasalarına açılmaya hazırlanıyor. Bursa’daki yeni projeler, Çeşme turizm yatırımları ve Avrupa’ya uzanan sanayi hamleleri holdingin büyüme gündeminde öne çıkıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esgiaddan-genclere-egitim-destegi-icin-yeni-fon-ve-balo-adimi-77304</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESGİAD’dan gençlere eğitim desteği için yeni fon ve balo adımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Genç İş İnsanları Derneği (ESGİAD), kentteki gençlerin eğitimine katkı sunmak amacıyla önemli bir projeyi hayata geçirdi. Türk Eğitim Vakfı (TEV) bünyesinde oluşturulan “ESGİAD Gençlik Fonu”, ekonomik zorluklar nedeniyle eğitim hayatında güçlük yaşayan Eskişehirli öğrencileri desteklemeyi amaçlıyor. Kurulan fon kapsamında, aileleri Eskişehir’de yaşayan ancak üniversite eğitimini şehir dışında sürdüren başarılı öğrencilere burs imkanı sağlanacak. ESGİAD, fonun ilk kaynağını oluşturmak amacıyla 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı haftasında, 18 Mayıs 2026’da ESGİAD Gençlik Balosu’nu düzenleyecek. Dernek tarafından geleneksel hale getirilmesi planlanan etkinliğin, iş dünyasını gençlerin eğitimi için bir araya getirmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Geleneksel destek modeli hedefleniyor</strong></p>
<p>Lansmanda konuşan ESGİAD Başkanı Batuhan Eldem, bu projenin her yıl büyüyen bir destek mekanizmasına dönüşmesini arzuladıklarını belirterek, "Bugün Eskişehirli başarılı gençlerimizin eğitim yolculuğunda yalnız olmadıklarını hissettirmek için önemli bir adım atıyoruz. ESGİAD Gençlik Fonu ile yalnızca burs sağlamak değil, aynı zamanda gençlerimizin geleceğe daha güçlü hazırlanmasına katkı sunmak istiyoruz. Bu fonun her yıl büyüyerek daha fazla öğrenciye ulaşmasını hedefliyoruz. Atatürk’ün ‘Bütün ümidim gençliktedir’ sözünü rehber alarak hareket ediyoruz. 18 Mayıs’ta düzenleyeceğimiz balo ise iş dünyasının gençler için kenetlendiği bir platform olacak. Bu dayanışmanın her yıl artarak devam etmesini arzu ediyoruz ve tüm iş insanlarını bu sürecin parçası olmaya davet ediyoruz” diye konuştu. </p>
<p>Etkinlikte yalnızca burs fonuna kaynak sağlanması değil, aynı zamanda iş dünyası için yeni bağlantı fırsatları oluşturulması da hedefleniyor. Eskişehir protokolünün yanı sıra şehir dışından Genç İş İnsanları Dernekleri başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin de katılması beklenen gecede, girişimciler ve iş insanları arasında iş birliklerinin geliştirilmesi planlanıyor. ESGİAD’ın bu adımıyla hem sosyal sorumluluk alanında hem de iş dünyası etkileşiminde sürdürülebilir bir model oluşturulması amaçlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esgiaddan-genclere-egitim-destegi-icin-yeni-fon-ve-balo-adimi-77304</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/4/1280x720/batuhan-eldem-1776407145.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Genç İş İnsanları Derneği, Türk Eğitim Vakfı bünyesinde Eskişehirli öğrencilerin eğitim hayatını desteklemek amacıyla ESGİAD Gençlik Fonu’nu hayata geçirdiğini duyurdu. Fonun tanıtımı için 18 Mayıs’ta ilki düzenlenecek ESGİAD Gençlik Balosu’nun gelenekselleştirilmesi planlanıyor. ESGİAD Başkanı Batuhan Eldem, bu projenin her yıl büyüyen bir destek mekanizmasına dönüşmesini arzuladıklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ito-ve-guvenilir-urun-platformundan-reis-gidaya-ziyaret-77332</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İTO ve Güvenilir Ürün Platformu&#039;ndan Reis Gıda&#039;ya ziyaret</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkan Yardımcısı Ahmet Özer ve Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, "İsrafa Dur De" projesi kapsamında Reis Gıda’nın merkez fabrikasını ziyaret etti.</p>
<p>Verilen bilgiye göre ziyarette, şirketin gıda israfını önlemeye yönelik üretim stratejilerini, sürdürülebilirlik çalışmaları ve toplumsal fayda odaklı projeleri yerinde incelendi. Ziyarette, üretimden tüketime uzanan zincirde kayıpların azaltılmasına yönelik uygulamalar, sıfır atık yaklaşımı, çevresel sorumluluk anlayışı ve yerli üretimi destekleyen projeler öne çıktı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e204abb3550-1776420011.jpeg" alt="" width="900" height="415" />Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, ziyaretle ilgili yaptığı değerlendirmede, “Bugün dünyada gıda güvenliğini belirleyen unsur yalnızca ne kadar ürettiğimiz değildir; ne kadarını koruyabildiğimiz de en az onun kadar önemlidir. Gıda kaybı ve israfı, üretimden tüketime kadar uzanan tüm zinciri kapsayan çok yönlü bir sorumluluk alanıdır. Reis Gıda olarak biz, ham maddenin ilk andan itibaren doğru yönetilmesini, üretim süreçlerinde kayıpların azaltılmasını, kaynakların daha verimli kullanılmasını ve ortaya çıkan her değerin mümkün olan en doğru şekilde değerlendirilmesini son derece önemsiyoruz. Çünkü israfı önlemek; sadece ekonomik kaybı azaltmak değil, toprağı, suyu, emeği ve geleceği korumaktır. İstanbul Ticaret Odası ve Güvenilir Ürün Platformu’nun fabrikamıza gerçekleştirdiği bu kıymetli ziyaretin, gıda israfıyla mücadele konusunda ortak farkındalığı güçlendireceğine inanıyoruz. Gıda sektöründe güven, kalite ve sürdürülebilirlik artık birbirinden ayrı başlıklar değildir; aynı bütünün birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Biz de Reis Gıda olarak bu anlayışla çalışmaya, üretmeye ve toplumsal fayda oluşturmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>"Gıda kaybı aynı zamanda emek, zaman, enerji, ambalaj ve maliyet kaybıdır"</strong></p>
<p>Şirketten yapılan açıklamada, "Reis Gıda, gıda israfını yalnızca son tüketim aşamasında ortaya çıkan bir sorun olarak değerlendirmiyor. Reis, ham maddenin tesise kabulünden üretim hattına aktarılmasına, işleme sürecinden paketlemeye, sevkiyattan stok yönetimine kadar her aşamada oluşabilecek kayıpları dikkatle ele alan bir üretim disipliniyle hareket ediyor. Bu kapsamda üretim süreçlerinde meydana gelen kayıpların ölçülmesi, veriyle takip edilmesi, süreç bazlı analizlerin yapılması ve iyileştirme adımlarının sistematik şekilde uygulanması temel öncelikler arasında yer alıyor. Özellikle ham maddelerin kabulü ve işleme hattına aktarımı sırasında yaşanabilecek dökülme kaynaklı kayıpların azaltılması, iş güvenliğinin güçlendirilmesi, ambalaj değişimlerinden doğan firelerin azaltılması ve üretim planlamasının daha verimli hale getirilmesi, Reis Gıda’nın gıda israfıyla mücadele yaklaşımının somut adımlarını oluşturuyor. Reis Gıda, gıda kaybını yalnızca ürün zayiatı olarak değil; aynı zamanda emek, zaman, enerji, ambalaj ve maliyet kaybı olarak da değerlendiriyor." denildi. </p>
<p>Reis Gıda'nın, güven, kalite, sürdürülebilirlik ve toplumsal sorumluluk ekseninde geliştirdiği projelerle, gıda sektöründe yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil, geleceğin gıda sistemine de katkı sunmayı hedeflediği, üretimden başlayan bu yaklaşımın, israfı azaltan, kaynakları koruyan ve toplumsal değeri büyüten bir model olarak dikkat çektiği vurgulandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ito-ve-guvenilir-urun-platformundan-reis-gidaya-ziyaret-77332</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/2/1280x720/57-1776420035.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Ticaret Odası ve Güvenilir Ürün Platformu, Reis Gıda’yı ziyaret etti. Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, &quot;Reis Gıda olarak biz, ham maddenin ilk andan itibaren doğru yönetilmesini, üretim süreçlerinde kayıpların azaltılmasını, kaynakların daha verimli kullanılmasını ve ortaya çıkan her değerin mümkün olan en doğru şekilde değerlendirilmesini son derece önemsiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/6-ilde-kamulastirma-kararlari-77318</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 6 ilde kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazı ulaştırma projelerine ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Çorum-Samsun Hızlı Tren Hattı Yapım İşi 1. Etap Çorum-Havza Projesi kapsamında Amasya, Çorum ve Samsun illeri sınırlarında yer alan taşınmazlar ile üzerindeki muhdesatın Devlet Demiryolları İşletmesi Genel Müdürlüğünce acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Ayrıca, Kahramanmaraş Kuzey Çevre Yolu Projesi kapsamında hattın üzerinde yer alan taşınmaz ve müştemilatın, yol yapım çalışmalarının tamamlanması amacıyla Karayoları Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Acele kamulaştırma kararı</strong></p>
<p>Muğla ve Edirne'deki bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, bağlantı anlaşması uyarınca tesis edilecek "400 kV R24-Edirne RES TM-Saros Havza TM Enerji İletim Hattı Projesi" ile Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) ait "154 kV (Muğla Güney-Dalaman) Beş. N.-Köyceğiz Enerji İletim Hattı Projesi"nin güzergahlarına isabet eden taşınmazlarda, direk yerleri mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/6-ilde-kamulastirma-kararlari-77318</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Amasya, Çorum, Samsun, Kahramanmaraş, Muğla ve Edirne&#039;de yapılacak projeler için alınan kamulaştırma kararları Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/indirim-degil-yeni-nesil-perakende-modeli-77292</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> İndirim değil, yeni nesil perakende modeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mesele artık sadece “harcamamak” değil, “akıllı harcamak”. Tüketicinin daha planlı, daha seçici ve israftan uzak alışveriş eğilimine yanıt veren File, fiyat avantajını kalite ve güvenle birlikte sunan bir model kuruyor.</strong></p>
<p>Perakendede oyun artık yalnızca fiyatla kurulmuyor. Tüketici bugün raftaki etiketin ötesinde, ürünün içeriğini, kaynağını, üreticisini, ambalajını da sorguluyor. Bu nedenle “uygun fiyat” tek başına yeterli değil. Güven vermeyen, kaliteyi korumayan ve tutarlılık sunmayan hiçbir model kalıcı avantaj yaratamıyor. File, indirim marketi algısının ötesine geçen bir perakende iddiası ortaya koyuyor. Yerli üreticiye dayanan tedarik yapısı, özel markalarla güçlenen ürün stratejisi ve sürdürülebilirliği operasyonel kültürün parçası haline getiren yaklaşımıyla, yalnızca satış yapan değil, kendi perakende modelini tarif eden bir yapı kurmayı hedefliyor. File CEO’su Haluk Dortluoğlu’nun verdiği mesajlar da, sektörde asıl rekabetin artık fiyattan çok değer üretme kapasitesi üzerinden şekillendiğini gösteriyor:</p>
<p><strong>“Harcamamak” ile “akıllı harcamak” arasında bilinçli bir denge kuruluyor</strong></p>
<p>“File’yi bir ‘indirim marketi’ olarak tanımlamıyoruz. Yaklaşık 12 yıl önce File’yi çok inandığım bir perakende modeli olarak kurgulamış ve uygulama imkanı bulmuştum. Kuruluşumuzdan itibaren hedefimiz, müşterilerimize sade, net ve güvenilir bir alışveriş deneyimi sunan yeni nesil bir perakende modeli oluşturmak oldu. Bu modelin temelinde; her gün sabit fiyat anlayışı, ferah ve düzenli mağaza yapısı ve güçlü özel markalar var. Tutarlılık bizim için kritik. Müşterilerimizin ne zaman alışveriş yaparlarsa yapsınlar aynı kaliteyi, aynı düzeni ve aynı fiyat istikrarını deneyimlemelerini önemsiyoruz. Tüketiciler artık daha hesaplı, daha akılcı ve daha planlı hareket ediyor. İsraftan kaçınma ve yalnızca ihtiyaç kadar satın alma eğilimi güçlenirken, “harcamamak” ile “akıllı harcamak” arasında bilinçli bir denge kuruluyor. Fiyat hala önemli olmakla birlikte, bu fiyatın sunduğu gerçek değer daha fazla sorgulanıyor. Biz de bu nedenle fiyat avantajını, yüksek kalite standartları ve güvenilir ürün yapısıyla birlikte sunmayı önceliklendiriyoruz.”</p>
<p><strong>Ürün seçimi merkezde yer alıyor</strong></p>
<p>“File, Türkiye genelinde 355 mağazası ile hizmet veriyor. İlk mağazamızı 2015 yılında açtık. File’yi tasarlarken, klasik perakende anlayışının ötesine geçen, farklı bir model oluşturma hedefiyle yola çıktık. Ürün gamından mağaza tasarımına, fiyat yaklaşımından sürdürülebilirlik vizyonuna kadar tüm unsurları bu modelin temel yapı taşları olarak kurguladık. Bu yaklaşımın merkezinde ise ‘ürün seçimi’ yer alıyor. File’de ürün gamını oluştururken temel önceliğimiz kalite, güvenilirlik ve erişilebilirliği birlikte sunabilmek. Çünkü bugün tüketici yalnızca fiyat odaklı değil; ürünün içeriğini, üretim standardını ve sunduğu toplam değeri birlikte değerlendiriyor.”</p>
<p><strong>Üreticilerin neredeyse tamamı yerli firmalar</strong></p>
<p>“Tedarik zincirimizin büyük bölümünü yerel üreticilerle kuruyoruz. Bugün itibarıyla çalıştığımız üreticilerin neredeyse tamamı yerli firmalardan oluşuyor. Bu yaklaşımı yalnızca bir tercih değil, uzun vadeli bir sorumluluk olarak görüyoruz. Yerli üreticiyle çalışmak; kaliteyi yakından takip edebilmemizi, tedarik sürekliliğini sağlamamızı ve ekonomiye katkıyı güçlendirmemizi mümkün kılıyor. File’nin en güçlü farklılaşma alanı, sade ama güçlü bir iş modeline sahip olması. Sınırlı ama doğru seçilmiş ürün gamı, güçlü özel markalar, net fiyat politikası ve tutarlı mağaza deneyimi bu modelin temelini oluşturuyor. Özel markalarımız ise bu modelin omurgasını oluşturuyor. Yalnızca fiyat avantajı sunan değil; içerik, kalite ve sürdürülebilirlik açısından güçlü ürünler geliştiriyoruz. Bu da bize tasarım, içerik ve ambalaj süreçlerine doğrudan müdahil olma imkânı veriyor. Bugün toplam satışlarımızın yaklaşık yüzde 33’ü kendi markalı ürünlerimizden oluşuyor. Bu da satılan her üç üründen birinin kendi markalarımıza ait olduğu anlamına geliyor. Bu markalar yalnızca File mağazalarında satışa sunuluyor. İthal ürünlerde ise seçici bir yaklaşım benimsiyoruz. Ürün çeşitliliğini tamamlayan ve müşteriye gerçek bir değer sunan ürünlerle portföyümüzü dengeliyoruz.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Yılda 300 ton ambalaj atığının oluşmasını engelliyoruz</strong></span></p>
<p>“Kaynakların verimli kullanılması, gıda israfının önlenmesi, ambalaj atıklarının azaltılması ve operasyonel süreçlerde çevresel etkinin düşürülmesi File’de sürdürülebilirliği iş modeline dönüştüren temel sac ayaklarını oluşturuyor. Bilhassa ambalaj tarafında somut adımlar attık. Özel markalı ürünlerimizin ambalajında gerçekleştirdiğimiz iyileştirme çalışmalarıyla yılda yaklaşık 300 ton ambalaj atığının oluşmasını engelliyoruz. Örneğin ambalajlı peynirlerde plastik kutulardan karton kutulara geçtik, yumurtalarda plastik yerine kağıt viyol kullanmaya başladık. Dondurulmuş meyve ve sebzelerde plastik kutu yerine doypack ambalajlara yöneldik. Kasap reyonunda köpük tabak yerine kağıt tabak kullanmaya başladık. Unlu mamullerde kese kağıtlarının hem türünü hem boyutunu optimize ettik. Diş macunlarında dış karton kutuyu tamamen kaldırdık. Aynı zamanda, tek kullanımlık plastik ürünleri raflarımızdan tamamen kaldırdık ve yerine geri dönüştürülebilir kağıt alternatifler sunduk. Tabii bu yolculukta müşterilerimizin bilinçli tercihleri de dönüşümün etkisini büyütüyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/indirim-degil-yeni-nesil-perakende-modeli-77292</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/2/1280x720/haluk-dortluoglu-1776404339.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İndirim değil, yeni nesil perakende modeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayide-ucretli-calisan-sayisi-1-yilda-159-bin-azaldi-77289</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayide ücretli çalışan sayısı 1 yılda 159 bin azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Dezenflasyon programıyla birlikte ekonomik hayatta yaşanan yavaşlama, sanayi kesimini olumsuz etkilemeye devam ediyor. Sanayi üretiminde yaşanan daralma dikkat çekerken, bu gelişmeler istihdama da yansıyor. Her ne kadar son 1 yılda toplam ücretli çalışan sayısı artsa da sanayi ve özellikle imalat sanayindeki kan kaybı sürüyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) Şubat ayı ücretli çalışan istatistiklerine göre toplam ücretli çalışan sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1.3 artarak 15 milyon 297 binden, 15 milyon 501 bine çıktı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1c4633c978-1776403555.png" alt="" width="483" height="289" />Ancak bu dönemde sanayi kesimindeki istihdam yüzde 3.2’ye karşılık gelen 156 bin kişi azalarak 4 milyon 904 binden, 4 milyon 747 bine geriledi. İmalat sanayinde istihdam kaybı 159 bin kişi olurken, enerji sektöründe 4 bin 700, su temini faaliyetlerinde ise 740 kişilik istihdam artışı oldu. Şubat ayında inşaat sektöründe ücretli çalışanların sayısı 78 bin 814 artarak 1 milyon 828 bine çıkarken, ticaret ve hizmetler sektöründe çalışan sayısı yüzde 3.3’e karşılık gelen 0281 bin 950 kişi artarak 8 milyon 925 bine yükseldi. Ticaret ve Hizmetler sektörünün tüm alt kademelerinde ücretli çalışan sayısı geçen yılın aynı ayına göre arttı. Toplam ücretli sayısı önceki aya göre ise 48 bin kişi artış gösterdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayide-ucretli-calisan-sayisi-1-yilda-159-bin-azaldi-77289</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/9/1280x720/sanayi-1776403586.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son bir yılda toplam ücretli çalışan sayısı 203 bin kişi artarak 15 milyon 297 bine çıktı. Ancak aynı dönem içinde sanayi sektöründe çalışan sayısı 156 bin 976 azaldı. Sanayideki istihdam kaybının toplam istihdamda yarattığı açığı inşaat ve hizmetler sektörleri kapattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tobb-genel-kurulu-mayista-yapilacak-77287</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOBB Genel Kurulu mayısta yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, küçük büyük ülke ekonomisinin bütün bileşenlerini kavrıyor. Kamu hizmetleri olarak verilmiş görevlerinin yanında, hem TOBB hem de oda ve borsalarıyla eğitim, gümrük hizmetleri gibi ekonomik- sosyal faaliyetleri yürütüyor ve bunun da ötesinde tüm sahip olduğu ağ ve yeteneklerle ülke iş dünyasının nabzını gösterme özelliği de bulunuyor. Hal böyle olunca, her yıl mayıs ayında yaptığı mali genel kurullar ve 4 yılda bir yapılan seçimli genel kurulları iş dünyasının mesajlarını iletmesi açısından önemli bir yer tutuyor.</p>
<p>Ekonomiye odaklı olarak ön plana çıkıyor Bu yıl henüz kesin tarihi belli olmadı, kamudan katılımcıların programlarıyla uyum sağlanınca tarihler ilan edilecek. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılması ve konuşma yapması beklenen TOBB Genel Kurul toplantısına her zaman özenli hazırlanıyor.</p>
<p>Geçmişte, siyasi atışmalara da sahne oldu. Son yıllarda ise sadece ekonomiye odaklı olarak ön plana çıktı. Savaş, Türkiye’nin enflasyonla mücadelesi, sanayisizleşme tartışmaları, iş dünyasının yaşadığı finansmandan üretim maliyetlerine ve hatta iş ortamına kadar geniş bir sorun yelpazesi var. TOBB Genel Kurulu mayıs ayında ülke ekonomi gündemini tutacak gibi.</p>
<p>TOBB bünyesindeki oda ve borsalar da bu sonbahardan itibaren kendi Genel Kurullarını yaparak , komite, meclis ve oda başkanlarını seçecekler. Herhangi bir erteleme olmazsa TOBB’un seçimli genel kurulu da bu sürecin tamamlanmasının ardından 2027 yılı Mayıs ayında gerçekleştirilecek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>CHP ve DEM'den iki ile heyet</strong></span></p>
<p>Okullara yapılan silahlı saldırıların ardından hem CHP hem de DEM Parti de heyetler görevlendirildi. DEM Parti’den dün yapılan açıklamada Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen silahlı saldırılara ilişkin incelemelerde bulunmak üzere bir heyetin görevlendirildiği duyuruldu. DEM Parti TBMM Grup Başkanvekili Sezai Temelli, MYK üyesi İlknur Birol ve 5 milletvekilinden oluşan heyetin her iki ilde incelemelerde bulunacağı ve yapılacak inceleme sonrası hazırlanacak raporun kamuoyu ile paylaşılacağı duyuruldu. Kahramanmaraş’taki saldırının ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 4 kişilik bir heyet görevlendirdiğini duyurmuştu. CHP’nin heyetinde, Milli Eğitim Politika Kurulu Başkanı Suat Özçağdaş, İçişleri Politika Kurulu Başkanı Murat Bakan, Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç ve Hatay Milletvekili Nermin Yıldırım Kara yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tobb-genel-kurulu-mayista-yapilacak-77287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/4/1280x720/tobb-1749731712.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB Genel Kurulu mayısta yapılacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/blaschko-desenlerinin-gorsel-soleni-77283</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Blaschko desenlerinin görsel şöleni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kaynağın izlediği yol haritasını görmek tek başına yeterli değildir; asıl mesele, bu akışın nerede kesintiye uğradığını, nerede iz bıraktığını ve hangi noktada sistem dışına saptığını ortaya koyabilmektir.</strong></p>
<p>Blaschko çizgileri embriyonun deri hücrelerinin çoğalma ve göçünün çizgisel dağılım modeli, yani atlasıdır. Moğol lekesi diye adlandırılan, deriye renk veren hücrelerin artması ise; embriyonik dönemde renk oluşturan deri hücrelerinin tam göç edememesinin dışa vurmuş halidir.</p>
<p>Blaschko çizgileri göçün yol haritasını gösterirken, Moğol lekesi bu göçün tamamlanamamasının izlerini ortaya koyar. Tamamlanamayan göç; <strong>y</strong><strong>ön, zaman, sinyal ve yapı arasındaki çoklu uyumsuzluktan doğar.  </strong></p>
<p>Tıpta, görünmeyen bir sürecin hem akışı hem de aksama noktaları deride okunabilir hale gelir. Bu fark ediş, bazen bir klinik vakada, bazen de bir görüntünün zihinde açtığı çağrışımla ortaya çıkar. Bazen tek bir klinik görüntü, bir hekimin zihninde bütün bir haritayı açar; tıpkı nadir vakaların peşine düşen bir hekimin Blaschko çizgilerini gördüğü anda sürecin hem akışını hem de aksama noktalarını aynı anda okuyabilmesi gibi.</p>
<p>Kara para aklama suçunun izini süren uzman için de durum farklı değildir.</p>
<p>Kaynağın izlediği yol haritasını görmek tek başına yeterli değildir; asıl mesele, bu akışın nerede kesintiye uğradığını, nerede iz bıraktığını ve hangi noktada sistem dışına saptığını ortaya koyabilmektir. Finansal iz sürme, katmanlı işlem çözümleme ve şüpheli işlem analizi ancak bu bütüncül bakışla mümkündür.</p>
<p>Blaschko çizgileri, üst üste binen, birleşen, yayılan deri hücrelerinin hareketlerinin betiği ve bileşkesidir. Bir kadının sırtındaki hayat ağacı benzeri betik bileşke görüntüsü, uzun bir göç yolunun zihinde canlandırılmasını içerir.</p>
<p>Dr. Alfred Blaschko’nun yaptığı bir keşif değildi, bir fark edişti. O, akademik merkezden konuşan bir otorite de değildi. Genetik ve embriyonik göçün bilinmediği dönemde gözlemini tekil lezyonlara değil, lezyonların oluşturduğu desene yöneltti. Deseni oluşturan figürlerin rastgele olmadığını gördü. Gerçek, bir desende değil, desene bakan gözlerde tezahür etmişti.</p>
<p>Blaschko’nun yaşadığı Berlin, düzenin, kaydın ve sınıflandırmanın hâkim olduğu bir şehirdi. Her şey kayıt altına alınıyor, kategorize ediliyor ve sistematik hale getiriliyordu. Ancak bu yapı, tekil vakaları görürken, bu vakaların oluşturduğu deseni çoğu zaman gözden kaçırıyordu. Blaschko’yu farklı kılan, bu kayıtların ötesine geçerek tekrar eden yapıyı fark edebilmesiydi.</p>
<p>Finansal akışları inceleyen bir uzman da bu fark edişten ilham alarak, tekil işlemlere değil desene odaklanmak suretiyle analizini derinleştirebilir ve onu yüzeyde görünenin ötesine taşıyabilir. Tekil finans lezyonları olarak görülebilecek işlemler ve yol haritalarının desenleri ve desenlerden oluşan betikler sadece bir fark ediş ile fark edilebilirler.</p>
<p>Sağlık sektöründeki kara para aklamanın oluşturduğu finansal lezyonların yol haritası, kesintiye uğradığı veya kesiştiği desenler çeşitlilik arzeder.</p>
<p><strong>Hiç olmayan tedavinin üretilmesi: </strong>Sahte hasta kayıtları veya şişirilmiş hizmetlerden oluşturulur. Yoğunluklu sıklıkla tekrar eden bu işlemler, klinik kapasite, doktor sayısı ve işlem sayısı arasındaki uyumsuzluk, hasta profili ile işlem türü arasındaki tutarsızlık, akışın sürreal desenini oluşturur.</p>
<p><strong>Katmanlandırılmış fatura zinciri: </strong>Gerçek maliyet ile ödeme arasındaki kopuşun izleri parçalanarak dağıtılan para, ayna hasta dosyasında çok sayıda kurum hareketi, birbiriyle bağlantılı şirketler arasında tekrar eden akışlar, maliyet kalemlerinde orantısız dağılım, dallanıp budaklanan bir akış deseni oluşturur.</p>
<p><strong>Uluslararası hasta üzerinden transfer:</strong> belirli ülkelerden yoğunlaşmış hasta akışı, benzer işlemler için aşırı fiyat farklılıkları, kısa sürede yüksek hacimli döviz giriş çıkışı, tedavi bedeli ile gerçek işlem arasındaki orantının kopuşu, denetimin sınır ötesi bariyerine toslaması nedeniyle, sınırları aşarak büyüyen ve bulanıklaşan akışın deseninin oluşturur.</p>
<p><strong>Tedarik zinciri üzerinden şişirme:</strong>  Aynı ürün için farklı fiyat katmanları, bağlantılı tedarikçiler, stok-fatura uyumsuzluğu, gerçek piyasa değeri ile fatura arasındaki kopuş, ilaç, cihaz, sarf malzemesi alımlarının maliyetleri üzerinden şişirilmiş akış deseni oluşturur.</p>
<p><strong>Hasta üzerinden maskeleme:</strong> Aynı hastanın farklı merkezlerde eşzamanlı görünmesi, hasta kayıtlarında tekrarlar ve çakışmalar, demografik verilerle işlem türü arasındaki uyumsuzluk işlem ile kişi arasındaki bağı koparır. Gerçek kişi yerine başkaları üzerinden işlem yapılması, kimlik ödüncü veya hasta devri yapılması işlemi aynı kılan kişiyi değiştiren bulanık bir desen oluşturur.</p>
<p><strong>Kurumlar arası döngüsel akış: </strong>Aynı şirketler arasında dönen ödemeler, alınmayan danışmanlık hizmetlerinin faturaları, sürekli tekrar eden finansal ilişkiler, klinik, danışmanlık, tedarik şirketleri, tekrar klinik şeklinde kapalı devre para dolaşımı yapan, dönen ama ilerlemeyen akış deseni oluşturur.</p>
<p>Bu desenlerin her biri kendine özgü betiklerdir.</p>
<p>Ama bazen hepsinin bir arada olduğu devasa bir betik oluşur. Bu betiklerin her biri bir finans lezyonu olarak gözden kaçırılabilecekken, doğru gözlerin doğru bakışı ile okunabilir ve anlamlandırılabilir.</p>
<p>Sıradan bir finans uzmanının bir dâhiye dönüşümü bu şekilde mümkün olabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/blaschko-desenlerinin-gorsel-soleni-77283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Blaschko desenlerinin görsel şöleni ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bagiranin-itibar-kazandigi-cag-77282</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bağıranın itibar kazandığı çağ</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir zamanlar bilgi ağırdı. Taşınırdı, saklanırdı, korunurdu. Kitap raflarında, kütüphane kataloglarında, ustaların zihninde… Ona ulaşmak emek isterdi, sabır isterdi. Bir metni anlamak için tekrar tekrar okumak, bir ustayı kavramak için yıllarca izlemek gerekirdi. Eskiden bir ansiklopedi maddesi için kütüphaneye gitmek, o bilginin doğruluğuna duyulan güvenin kefaletiydi. Bugün ise arama motoru sonuçlarının ilk sırasındaki bilginin doğruluğu değil, sadece popülerliği bizi esir alıyor.</p>
<p>Belki de bu yüzden bilgi, yalnızca edinilen bir şey değil; kazanılan bir şeydi.</p>
<p>Bugün ise bilgi hafif. Ekrandan akıyor, parmak ucuyla kaydırılıyor, birkaç saniye içinde tüketiliyor.</p>
<p>Ama asıl mesele, bilginin kolay ulaşılır hale gelmesi değil.</p>
<p>Asıl mesele, bilginin yerini kanaatin almış olması. Artık bir şeyi bilmek ile o konuda bir fikre sahip olmak arasındaki çizgi neredeyse görünmez. Hatta çoğu zaman gereksiz bile sayılıyor. Çünkü çağımız, bileni değil; hızlı konuşanı, net konuşanı ve en çok yankı uyandıranı ödüllendiriyor. <em>Bunun sonucunda bilgi sahibi olmak statü kaybetti; kanaat ise yeni sermaye haline geldi. </em>Bir konuda <em>“bilmiyorum”</em> demek, sosyal medyada neredeyse utanç verici bir durum. Oysa bilginin başladığı yer tam da orasıdır. Bugün <em>“hızlı yorum yapan”, “keskin fikirli”, “özgüvenli konuşan”</em> insan, bilgili insandan daha çok itibar görüyor.</p>
<p><strong>Kanaat, yeterli oldu</strong></p>
<p>Kanaat bu yüzden güçlü. Çünkü kanaat hızlıdır. Bilgi ise zaman ister. Kanaat bir fast food gibidir: Hemen alınır, hemen tüketilir, hemen unutulur. Bilgi ise yavaş pişirme gibidir: Hazırlanması zaman alır, sindirilmesi sabır ister, ama besleyicidir. Kanaat açlığı anında keser; bilgi ise tokluğu uzun süre taşır. Kanaat nettir. Bilgi çoğu zaman tereddütlüdür. Kanaat kesin konuşur. Bilgi ise <em>“bilmiyorum” </em>deme cesareti taşır. Hatta belki de kanaatin en çekici yanı şudur:</p>
<p>Bir şey hakkında <em>“kanaatim şudur”</em> dediğinizde, onu savunmak zorunda değilsiniz. Kanaat, <em>“bence”</em>nin arkasına sığınır. Oysa bilgi sorumluluk ister. <em>“Bu böyledir”</em> dediğinizde, bunu kanıtlamanız gerekebilir. Kanaat, sorumluluğu askıya almanın en zarif yoludur. Bugün insanların kanaatlere bu kadar sarılmasının bir nedeni de belki budur: Sorumluluktan kaçış.</p>
<p>Bugünün dünyasında ise tereddüt, zayıflık gibi algılanıyor. Oysa düşüncenin başladığı yer tam da orasıdır.</p>
<p><strong>Gastronomi de etkilendi</strong></p>
<p>Bu dönüşümü en çıplak haliyle gördüğümüz alanlardan biri de gastronomi. Artık bir restoran hakkında konuşmak için o mutfağın geleneğini bilmek gerekmiyor. Bir şefi değerlendirmek için teknik bilgiden çok, tabağın fotoğrafı yeterli görülüyor. Mutfak artık bir laboratuvar veya bir kütüphane değil, bir stüdyo olarak görülüyor. Oysa bir şefin 20 yılda kazandığı el ayarı, bir influencer’ın 15 saniyede verdiği <em>“yıkılıyor”</em> hükmünden çok daha sessiz ve derindir.</p>
<p>Bir yemeğin iyi olup olmadığı, çoğu zaman damakta değil; ekranda karar buluyor. Bir lokma tadılmadan verilen hükümler, bir mekâna gidilmeden yazılan yorumlar, bir mutfak kültürü anlaşılmadan kurulan cümleler… Kanaat üretimi hiç olmadığı kadar hızlı.</p>
<p>Ama bu hızın bedeli var. Çünkü gastronomi, aslında yavaş bir bilgidir. Topraktan başlar, mevsimle ilerler, ustanın elinde şekillenir, sofrada anlam kazanır. Bir yemeği anlamak, onun hikâyesini, coğrafyasını, emeğini anlamaktır. Kanaat ise bu katmanların hiçbirine ihtiyaç duymaz.</p>
<p><strong>Kültür dünyası farklı mı?</strong></p>
<p>Aynı durum kültür dünyasında da geçerli. Bir kitap yayımlandığı gün hakkında <em>“yargı”</em> oluşuyor. Bir sergi daha açılmadan <em>“değerlendiriliyor”.</em> Bir konser dinlenmeden <em>“konumlandırılıyor”.</em> Okumadan yorumlamak, görmeden konuşmak, dinlemeden hüküm vermek… Bunlar artık istisna değil, yeni norm.</p>
<p>Çünkü kanaat, bilgiye göre çok daha kolay dolaşıma giriyor. Hatta öyle ki, bugün bir şeyi doğru kılan artık o şeyin kendisi değil; onu söyleyenin kimliği. Bilgi, içeriğini değil; kimin söylediğini konuşturur hale geldi. Artık doğruluğu değil, aidiyeti ikna ediyor. Kanaat, bu boşluğa yerleşti: Birine inanıyorsak, onun kanaati bizim için bilgiye dönüşüyor. Kısa, keskin ve paylaşılabilir olduğu için daha çok yayılıyor. Kanaat sadece hızlı değil, aynı zamanda bulaşıcı; temas ettiği her şeyi kendine benzetiyor. Bir kişinin başlattığı <em>“kanaat dalgası”</em>, bilgiden azade binlerce kişi tarafından kopyalanarak bir <em>“yankı odası”</em> yaratıyor. Sonunda duyduğumuz şey gerçeğin sesi değil, kendi sesimizin yüzlerce kez tekrarlanmış hali oluyor.</p>
<p>Ve böylece bir süre sonra, ses çoğaldıkça içerik azalıyor. Herkesin konuştuğu ama kimsenin derinleşmediği bir gürültü alanı oluşuyor. Bu sadece bireysel bir mesele değil. Bugünün medya düzeni, sosyal ağları, içerik ekonomisi… hepsi hız üzerine kurulu. Hız ise düşünmeye değil, tepki vermeye çalışır. Algoritmalar, uzun düşünceleri değil; hızlı reaksiyonları sever; çünkü ölçebildiği tek şey budur. Bunun nörobilimsel bir nedeni var: Duygusal tepkiler, rasyonel düşünceden çok daha hızlı devreye girer. Kanaat, beynimizin kestirme yoludur; bilgi ise dolambaçlı ama sağlam patika. Bugünün dijital ortamı, sürekli olarak bu kestirme yolları kullanmamız için tasarlandı. Yavaş düşünmek neredeyse doğal olmayan bir çaba haline geldi. Bu yüzden bugün en çok üretilen şey bilgi değil, kanaat. Ve belki de ilk kez, bilgi kendini savunmak zorunda kalıyor.</p>
<p><strong>Çözüm var mı?</strong></p>
<p>Peki bu durumda ne yapmalı? Belki de önce şunu kabul etmek gerekir: Bilgi hâlâ var. Ama artık görünür olan o değil. Görünen, çoğu zaman onun taklidi. Bilgi, yavaş olanın içinde saklı. Detayda, emekte, tekrarın içinde… Bir metni ikinci kez okumakta, bir tabağı dikkatle tatmakta, bir sesi gerçekten dinlemekte… Yani biraz durmakta.</p>
<p>Ancak sessiz olan, gürültüde kayboluyor. Bugün bir konuda gerçekten derinleşmek isteyen biri, önce tonlarca kanaat enkazını kazımak zorunda kalıyor. Bilgi artık bir maden gibi: Yüzeyde değil, derinde, ama derine inmeyi göze alanların sayısı her geçen gün azalıyor. Büyük çoğunluk yüzeydeki parlak taşlarla yetinmeyi tercih ediyor.</p>
<p>Belki de mesele, yeniden durabilmek. Hemen konuşmak yerine biraz beklemek. Hemen hüküm vermek yerine biraz anlamaya çalışmak. Hemen paylaşmak yerine biraz sindirmek. Çünkü bilgi, hızla değil; dikkatle büyür. Belki de zihnimizin gürültüsünü dindirecek tek şey, bir konuda <em>“henüz bir fikrim yok”</em> diyebilme asaletine geri dönmektir. Çünkü bazen susmak, bilginin en saf halidir.</p>
<p>Bugün en büyük yanılgımız şu olabilir: Kanaat sahibi olmayı, bilgi sahibi olmak sanıyoruz. Oysa aralarında ince değil, derin bir fark var. Ve o fark kaybolduğunda, yalnızca düşünce değil; kültür de yüzeyselleşiyor.</p>
<p>Şimdi asıl soru şu:</p>
<p>Gerçekten biliyor muyuz, yoksa sadece konuşuyor muyuz?</p>
<p>Ve belki de daha önemlisi:</p>
<p>Bu kadar çok konuşurken, artık hiçbir şey söylemiyor olabilir miyiz?</p>
<p>Çünkü bir çağın çöküşü, bilgisini kaybettiğinde başlamaz. Kanaatini bilgi sandığında başlar…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bagiranin-itibar-kazandigi-cag-77282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/2/1280x720/55-1776402304.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bağıranın itibar kazandığı çağ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/zorluklara-ragmen-turkiye-stratejik-pazarimiz-kalacak-77312</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Zorluklara rağmen Türkiye stratejik pazarımız kalacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYSEL YÜCEL/ALMANYA</strong></p>
<p>Küresel pazarlardaki jeopolitik gerilimler ve talep durgunluğuna rağmen 2025 yılını 91 milyar Euro ciroyla kapatan teknoloji devi Bosch, 2026 yılına "inovasyonla büyüme" rotasında giriyor. Şirket, kârlılığı artırmak amacıyla Strateji 2030 vizyonuyla, otomasyon, dijitalleşme ve yapay zeka alanlarında teknolojik üstünlüğünü pekiştirmeyi hedefliyor. Global teknoloji devlerinden Alman Bosch Grubu, 2025 mali yılı sonuçlarını ve 2026 stratejilerini Renningen’deki merkezinde düzenlenen yıllık basın toplantısıyla duyurdu. "Bugünden. Yarın için" vizyonuyla hareket eden şirket, küresel ekonomideki durgunluk, jeopolitik riskler ve artan maliyet baskısına rağmen büyüme rotasını inovasyon ve yapısal düzenlemelerle korumayı hedefliyor. Bosch Grubu, 2025 yılında zorlu piyasa koşullarına rağmen satış gelirlerini yaklaşık yüzde 4 artışla 91 milyar Euro seviyesine taşıdı. Ancak küresel talep yetersizliği ve 2,7 milyar Euro’yu bulan yeniden yapılandırma harcamaları kârlılık üzerinde baskı oluşturdu. Şirketin faaliyetlerden elde ettiği FAVÖK marjı yüzde 2 olarak gerçekleşti. Bosch Grubu CEO’su Stefan Hartung, "Henüz tehlike geçmiş değil; bürokratik engeller ve düşük talep devam ediyor. Ancak Bosch, elverişsiz koşullarda bile geleceği sunabileceğini kanıtladı" diye konuştu. </p>
<h2>Türkiye’deki 5 şirkette 18 bin çalışanı var</h2>
<p>Şirket yöneticilerinin verdiği bilgiye Bosch, rekabet gücünü artırmak için "en önemli para birimi" olarak tanımladığı inovasyona odaklanıyor. 2025 yılında Ar-Ge faaliyetlerine 7,9 milyar Euro ayıran şirket, sadece Almanya'da 6 bin 300 patent tescil ettirerek liderliğini sürdürdü. Bosch, 2026 yılında yüzde 2 ile 5 arasında bir büyüme ve yüzde 4 ile 6 arasında bir marj hedefliyor. Şirket, sermaye piyasalarına daha esnek erişim sağlamak için tarihinde ilk kez ara dönem mali tablolar yayınlama kararı aldı. Strateji 2030 kapsamında ise hedef; tüm kilit pazarlarda ilk üç tedarikçiden biri olmak. </p>
<p>Dünyanın önde gelen teknoloji ve servis tedarikçilerinden biri olan Bosch Grubu'nun, 31 Aralık 2025 itibarıyla dünya genelinde yaklaşık 413 bin çalışanı bulunuyor. Şirketin faaliyetleri, mobilite, sanayi teknolojileri, dayanıklı tüketim malları ve enerji ve bina teknolojileri olmak üzere dört sektöre ayrılıyor. Türkiye’de de mobilite, sanayi teknolojileri, dayanıklı tüketim malları ve enerji ve bina teknolojileri alanlarında beş ayrı şirketle İstanbul, Bursa, Kocaeli, Manisa ve Tekirdağ’da faaliyetlerini süren Alman şirket, 2024 yılı finansal sonuçlarına göre 18 bin çalışana, 5,5 milyar Euro satış gelirine ulaştı. Bursa, Manisa ve Tekirdağ’da toplam dört Ar- Ge Merkezi, İstanbul ve Bursa’da iki tasarım merkezi bulunan Bosch Türkiye, ülkenin önde gelen teknoloji ve hizmet tedarikçilerinden biri konumunda.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"TÜRKİYE STRATEJİK PAZARIMIZ KALACAK"</span></h2>
<p>Toplantı kapsamında EKONOMİ gazetesinin sorularını yanıtlayan Stefan Hartung, Türkiye’nin Bosch’un küresel stratejisindeki yerinin sarsılmaz olduğunu vurguladı. Hartung, şöyle konuştu: "Türkiye bizim için önemi çok yüksek. Çünkü Türkiye, son derece dinamik bir pazar ve çok genç, hızla büyüyen bir nüfusa sahip. Bu yüzden her şeyden önce bir 'pazar' olarak çok önemli. Ayrıca Asya bölgesine açılan bir merkez (hub) olarak da stratejik bir konumu var. Türkiye’nin şu anda döviz kurlarındaki gelişim ve enflasyon nedeniyle zorluklar yaşadığı bir gerçek. Bu durum küçümsenemeyecek zorluklara yol açıyor. Bu nedenle, Türkiye’deki birimlerimiz de üretkenliği ve rekabet gücünü korumak adına alınan önlemlerden muaf değil; bu durum gelecekte de böyle olmaya devam edecek. Buna rağmen, Türkiye’yi stratejik bir lokasyon olarak görmekten vazgeçmiyoruz. Türkiye’de çok büyük üretim tesislerimiz var ve Bosch Türkiye bizim en büyük birimlerimizden biri." </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ar-Ge'ye 2025’te 7,9 milyar Euro</span></h2>
<p>2025 yılında Ar-Ge faaliyetlerine 7,9 milyar Euro ayıran şirket, sadece Almanya'da 6 bin 300 patent tescil ettirerek liderliğini sürdürdü. Şirketin gelecek hedefleri doğrultusunda odaklandığı üç ana alan var. Verilen bilgiye göre şirket 2031 yılında 440 milyar dolara ulaşması beklenen akıllı sensör pazarında BMI5 platformu ile fark yaratmayı amaçlıyor. Bu sensörler, otonom araçlarda "iç kulak" görevi görerek GPS sinyali olmadan bile aracın konumunu belirlemesini sağlıyor. Yapay zeka destekli mobiliteye yönelik de geliştirmeler yapan Bosch’un yeni yapay zeka kontrollü kokpiti, sürücüyü tanıyan, hava yastıklarını yolcuların konumuna göre optimize eden ve sesli komutla park yapabilen bir asistana dönüşüyor. Isı ve enerji dönüşümünde de Johnson Controls ve Hitachi’nin HVAC (ısıtma, soğutma, havalandırma) iş kolunun satın alınmasıyla Bosch, bu alanda küresel bir oyuncu haline geldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/zorluklara-ragmen-turkiye-stratejik-pazarimiz-kalacak-77312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/hartung-1776409976.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bosch Grubu CEO’su Stefan Hartung, &quot;Türkiye bizim için önemi çok yüksek. Çünkü Türkiye, son derece dinamik bir pazar ve çok genç, hızla büyüyen bir nüfusa sahip.&quot; dedi. &quot;Türkiye’nin şu anda döviz kurlarındaki gelişim ve enflasyon nedeniyle zorluklar yaşadığı bir gerçek.&quot; diyen Hartung, &quot;Türkiye’deki birimlerimiz de üretkenliği ve rekabet gücünü korumak adına alınan önlemlerden muaf değil; bu durum gelecekte de böyle olmaya devam edecek. Buna rağmen, Türkiye’yi stratejik bir lokasyon olarak görmekten vazgeçmiyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-golgesinde-franchise-sistemleri-lojistik-ve-hukukun-stratejik-onemi-77302</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaşın gölgesinde franchise sistemleri: Lojistik ve hukukun stratejik önemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Franchise modeli, markaların uluslararası pazarlara açılmasında en etkili yöntemlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Türkiye merkezli birçok işletme; İran, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuzey Irak gibi farklı coğrafyalarda faaliyet göstermektedir.</p>
<p>Ancak bu pazarlarda varlık göstermek yalnızca ticari fırsatlar sunmaz; aynı zamanda lojistik süreçlerin doğru yönetilmesini ve güçlü bir hukuki altyapıyı zorunlu kılar. Özellikle jeopolitik risklerin ve savaş ihtimallerinin arttığı günümüzde, franchise sistemleri bu tür belirsizliklerden doğrudan etkilenmektedir.</p>
<p><strong>Lojistik: Sistemin temel taşı </strong></p>
<p>Franchise yapılarında başarı çoğunlukla marka değeriyle ilişkilendirilse de, operasyonun sürdürülebilirliği büyük ölçüde lojistik organizasyona bağlıdır.</p>
<p>Ürünlerin zamanında, doğru koşullarda ve standart kalitede bayilere ulaştırılması; müşteri memnuniyetinin korunmasında kritik rol oynar. Bu nedenle lojistik, görünmeyen ama sistemi ayakta tutan ana unsurlardan biridir.</p>
<p><strong>Merkez ve bayi ilişkisi </strong></p>
<p>Franchise sistemlerinde bayiler genellikle merkezi tedarik zincirine bağlı şekilde faaliyet gösterir. Bu yapı: </p>
<p>- Maliyetlerin düşmesini sağlar.<br />- Operasyonel süreçleri kolaylaştırır. <br />- Kalite standardını korur. Ancak kriz dönemlerinde bu merkezi yapı bir risk unsuruna da dönüşebilir. Tedarik zincirinde yaşanacak bir aksama, tüm bayileri aynı anda etkileyebilir.</p>
<p><strong>Soğuk zincir ve teknolojik gelişmeler </strong></p>
<p>Özellikle gıda sektöründe faaliyet gösteren franchise işletmeleri için soğuk zincirin korunması hayati önem taşır.</p>
<p>Günümüzde gelişen teknolojiler sayesinde lojistik süreçler daha güvenli hale gelmiştir. Sensör sistemleri, yapay zekâ destekli planlama araçları ve blockchain tabanlı izleme çözümleri; ürünlerin takibini kolaylaştırmakta ve hata riskini azaltmaktadır.</p>
<p><strong>Kriz ve savaş ortamında lojistik</strong></p>
<p>Savaş ve benzeri olağanüstü durumlar, lojistik sistemleri doğrudan etkileyen en önemli faktörler arasında yer alır. Bu tür durumlar: </p>
<p>- Sınır geçişlerinde aksamalara yol açabilir <br />- Maliyetleri ciddi şekilde artırabilir <br />- Tedarik zincirinde kesintilere neden olabilir Özellikle güvenlik riskinin yüksek olduğu bölgelerde lojistik planlama artık sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir güvenlik meselesi haline gelmiştir.</p>
<p><strong>Sözleşmelerin rolü</strong></p>
<p>Franchise sözleşmeleri, taraflar arasındaki ticari ilişkiyi düzenleyen temel metinlerdir. Ancak olağanüstü durumlarda bu sözleşmelerin nasıl uygulanacağı ayrı bir önem kazanır. Bu noktada öne çıkan başlıca hukuki kavramlar şunlardır: </p>
<p>- Mücbir sebep: Tarafların yükümlülüklerini geçici olarak yerine getirememesine imkan tanır <br />- Aşırı ifa güçlüğü: Değişen koşullar nedeniyle sözleşmenin yeniden değerlendirilmesini gündeme getirir <br />- İfa yükümlülüğünün askıya alınması: Tarafların belirli süreyle borçlarını ertelemesine olanak sağlar.</p>
<p><strong>Hukuki yaklaşım: Riski yönetmek </strong></p>
<p>Günümüz iş dünyasında riskleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak doğru planlama ile bu riskler kontrol altına alınabilir. </p>
<p>Bu kapsamda: </p>
<p>- Mücbir sebep hükümleri açık şekilde düzenlenmeli <br />- Alternatif tedarik yolları oluşturulmalı <br />- Risk paylaşımı önceden belirlenmeli <br />- Savaş ve benzeri durumlara karşı sigorta yaptırılmalı <br />- Uluslararası tahkim mekanizmaları tercih edilmelidir. Savaş sigortası ise mal kaybı, taşıma zararları ve faaliyet kesintilerinden doğan gelir kayıplarını güvence altına alarak sistemin devamlılığını destekler.</p>
<p><strong>Sonuç </strong></p>
<p>Franchise modeli günümüzde yalnızca büyüme aracı değil, aynı zamanda sürdürülebilirlik gerektiren bir iş yapısıdır. Artan jeopolitik riskler karşısında başarılı franchise sistemleri; güçlü lojistik altyapı, teknolojik çözümler ve sağlam hukuki düzenlemeler ile varlığını sürdürebilecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-golgesinde-franchise-sistemleri-lojistik-ve-hukukun-stratejik-onemi-77302</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/2/1280x720/franchise-1776406240.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın gölgesinde franchise sistemleri: Lojistik ve hukukun stratejik önemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/humanis-cinden-sonra-abdye-de-ilac-satacak-77295</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Humanis, Çin’den sonra ABD’ye de ilaç satacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Saya Holding bünyesinde faaliyet gösteren ve 2013 yılında üretime başlayan Humanis, bu yıl 250 milyon dolar ciro ve 120 milyon kutu üretim hedefliyor. Çin’e ilaç ihracatı yapan ilk Türk firması olan şirket, küresel pazarlarda da varlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu kapsamda şirket 5 yıl içinde ABD pazarına da açılmayı radarına aldı. Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, Humanis Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sancak, Saya Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Volt Teknoloji Genel Müdürü Metin Sancak, Humanis’in Tekirdağ Çerkezköy’de 200 milyon dolar yatırımla hayata geçirilen üretim tesisinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Humanis Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sancak, şirket olarak son yıllarda attıkları adımların karşılığını somut şekilde almaya başladıkları bir dönemin içinde olduklarını belirterek, “Türkiye pazarında yalnızca büyüyen değil, bulunduğu yeri sağlamlaştıran bir yapıdayız. İhracat tarafında ise bizim için önemli olan yalnızca rakamsal artış değil, sürdürülebilirlik. Bu yıl toplam ciromuzu 250 milyon dolar, üretim miktarımızı ise 120 milyon kutu olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Üretimin yüzde 12-13’ü ihracata gidiyor </strong></p>
<p>Şu anda 20’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdiklerini söyleyen Sancak, üretimin yüzde 12-13’ünün ihracata gittiğini, bunu yüzde 20’ye çıkarma yönünde bir irade ortaya koyduklarını dile getirdi. Avrupa’daki başarılı işlerinin Çin’e ihracatın da kapısını araladığını söyleyen Sancak, bu bölgeye ihracatlarını daha da artırmak için çalışmalar yaptıklarını, yanı sıra ABD pazarına girmek için de ilaç geliştirme projelerine başladıklarını aktardı. Şirketin, 12 farklı tedavi alanına yayılan 200’ün üzerinde ruhsatlı ürünü olduğunu hatırlatan Sancak, önümüzdeki dönemde diyabet ve onkoloji alanına da girme noktasında iş geliştirme çalışmaları gerçekleştirdiklerini sözlerine ekledi.</p>
<p>Nadir hastalıklar konusunda da yaptıkları çalışmaları anlatan Sancak, Türkiye’de sadece 100 vakanın olduğu Serebrotendinöz Ksantomatozis (CTX) hastalığının da dünyadaki ilk eşdeğer ürününü geliştirdiklerini ve piyasaya sürdüklerini kaydetti. Bu ürünün kamu maliyesine yıllık 400 milyon TL katkı sağladığını vurgulayan Sancak, “Humanis yalnızca ürün geliştiren değil, aynı zamanda sağlık sisteminin verimliliğine ve erişilebilirliğine somut katkı sunuyor” diye konuştu. Şirket olarak sürdürülebilirliğe de büyük önem verdiklerine işaret eden Sancak, 8 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirdikleri GES yatırımı ile şu anda üretim tesisinin ihtiyaç duyduğu elektik enerjisi yüzde 70’inin de güneşten karşılandığını dile getirdi. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Saya Holding’in konsolide cirosu 14 milyar TL’ye ulaştı</strong></span></p>
<p>Toplantıda açıklamalarda bulunan Saya Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cem Mengi, “Saya Holding olarak ilacı, gayrimenkulü ve savunma teknolojilerini aynı stratejik çerçevede ele alarak dengeli bir yapı kurduk. Bu yapı, belirsizliklerin arttığı dönemlerde en büyük gücümüz haline geliyor. Çünkü biz sadece bugünü yönetmiyoruz; yarının risklerine karşı da hazırlık yapıyoruz. Kârlılığımızı koruyarak, kaynaklarımızı doğru alanlara yönlendirerek ilerliyoruz. Amacımız, her koşulda sürdürülebilir büyümeyi sağlayan, dayanıklı ve uzun ömürlü bir yapı inşa etmek” dedi. Mengi, Türkiye pazarında bu yıl 250 milyon dolar ciroya ulaşmayı hedefleyen Humanis’in 2025 yılı cirosunun 6,2 milyar TL olduğunu belirtirken, holding şirketlerinden Folkart’ın 6,2 milyar TL, Volt Teknoloji’nin ise 1,4 milyar TL ciroya ulaştığını, grubun konsolide cirosunun ise 14 milyar TL olduğunu dile getirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/humanis-cinden-sonra-abdye-de-ilac-satacak-77295</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/5/1280x720/haluk-sancak-1776405293.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’den Çin’e ilk ilaç ihracatını yapan Humanis, ABD pazarı için çalışmalara başladı. Humanis Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sancak, şu an Türkiye’de sektörde kapasite hacmi olarak ilk 3’te yer aldıklarını söylerken, sertifikasyon dahil çalışmalara başladıklarını, 5 yıl içinde ABD’ye de ihracat yapmayı planladıklarını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-guvenligi-artik-yesil-donusumden-geciyor-77294</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji güvenliği artık yeşil dönüşümden geçiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugün dünyanın gündeminde yer alan savaşlar, ticaret gerilimleri ya da diplomatik krizler pek çok temel alanı etkiliyor. Bunların başında enerji arz güvenliği geliyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın yaşadığı enerji krizi ve bununla bağlantılı ekonomik kriz, yakınımızda yaşanan savaş, enerjiye erişimin artık yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik ve ulusal güvenlik meselesi olduğunu açık biçimde ortaya koydu.</p>
<p><strong>Enerjiye erişim bir güvenlik meselesi</strong></p>
<p>Avrupa Birliği’nin son yıllarda yaşadığı dönüşüm, hala belirsizliğin devam ettiği savaş ortamı enerji tedarikinin artık yalnızca maliyet değil, aynı zamanda “jeopolitik risk yönetimi” konusu olduğunu gösteriyor. Halihazırda bildiğimiz temel bir gerçeği de yeniden hatırlatıyor; Enerjide dışa bağımlılık, ekonomik kırılganlığın en önemli nedenlerinden. Petrol ve doğal gaz gibi fosil kaynaklar dünyaya dengeli dağılmış değil ve birçok ülke, enerji ihtiyacını başka ülkelerin belirlediği fiyatlarla, koşullarla ve siyasi risklerle karşılamak zorunda. Bunun sonucu ise yalnızca artan enerji faturası değil, aynı zamanda enflasyon, üretim maliyetleri, üretimin kesintiye uğraması, cari açık ve rekabet gücü üzerindeki doğrudan baskı.</p>
<p><strong>Yenilenebilir enerji artık stratejik güç</strong></p>
<p>Bu gelişmeler alternatif enerji kaynaklarına duyulan ihtiyacı daha açık bir şekilde ortaya koyuyor. Bu nedenle yeşil dönüşüm yenilenebilir enerji kaynakları gelişmekte olan ülkeler için bir lüks değil, bir zorunluluk niteliğinde.</p>
<p>İklim politikalarının çoğu zaman yalnızca çevresel bir gündem olarak ele alındığını biliyoruz. Oysa yenilenebilir enerji yatırımları, enerji arz güvenliği, maliyet istikrarı, sanayi dönüşümü ve dış ticaret dengesi açısından kritik önemde. Bir başka bir ifadeyle, yeşil dönüşüm tek hedefi karbon emisyonlarını azaltımı değil, ülkelerin ekonomik dayanıklılığını ve stratejik bağımsızlığını güçlendirmekteki önemli rolü.</p>
<p>Dünya enerji sistemi de bu yönde hızla değişiyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) 2025 değerlendirmesine göre, küresel enerji talebi 2024 yılında yüzde 2,2 artarken, elektrik talebi yüzde 4,3 yükseldi. IEA verilerine göre, 2024 yılında küresel elektrik üretimindeki artışın yaklaşık yüzde 80’i yenilenebilir kaynaklar ve nükleer enerji tarafından sağlandı. Rapora göre, 2025-2030 döneminde küresel yenilenebilir elektrik kapasitesinin önceki beş yıldaki artışın yaklaşık iki katına çıkması, bu büyümenin yaklaşık yüzde 80’inin güneş enerjisinden gelmesi bekleniyor. Öte yandan rapor, gelişmekte olan ülkelerin temiz enerjiye adil ve hızlı bir geçiş sağlaması için ciddi bir finansman açığıyla karşı karşıya olduğunu hatırlatıyor. Yani, enerji dönüşümü artık geleceğe ait bir hedef değil, bugünün ekonomik gerçeği.</p>
<p>Burada, enerji dönüşümünün yalnızca yeni santral yatırımı olmadığını da belirmek gerekir. Şebeke altyapısının güçlendirilmesi, depolama teknolojilerinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliği yatırımlarının artırılması, yerli teknoloji kapasitesinin geliştirilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması gerekiyor. Girişimcilik ekosisteminin bu yatırım alanına yönelik olarak desteklenmesi önemli. Konu, yalnızca enerji politikasının değil; sanayi, finans, teknoloji ve kalkınma politikasının ortak kesişim alanı olarak ele alınmak durumunda.</p>
<p><strong>Türkiye için stratejik fırsat </strong></p>
<p>Ülkemiz için de konu hayati önem taşıyor. Enerjide dışa bağımlı olmamız, kur, enflasyon ve dış finansman baskısının en yoğun hissedildiği alanlardan biri. Buna karşılık Türkiye’nin avantajı ise çok ciddi bir yenilenebilir enerji potansiyelinin varlığı. </p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre, Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payı yüzde 57,6, rüzgâr ve güneşin toplam payı ise yüzde 30’un üzerinde. Bu tablo, enerjide dışa bağımlılığı azaltmak açısından son derece kıymetli bir fırsata işaret ediyor. </p>
<p>Elbette bu dönüşüm kısa sürede ve düşük maliyetle gerçekleşmeyecek. Ancak asıl mesele dönüşümün maliyeti değil, dönüşümü ertelemenin maliyetidir. Çünkü ertelenen her yatırım, gelecekte daha yüksek enerji maliyeti, daha fazla dışa bağımlılık ve daha düşük rekabet gücü olarak geri dönüyor. Üstelik bu dönüşüm yalnızca enerji arz güvenliği için değil, ihracatın sürdürülebilirliği, AB "karbon vergisi" sorunu için de kalıcı bir çözüm olacak. </p>
<p>Bugün jeopolitik risklerin arttığı, enerji fiyatlarının bu gelişmelerden hızla etkilendiği bir dünyada enerjiye bakışımızı değiştirmek zorundayız. Yenilenebilir enerji artık yalnızca çevre dostu bir seçenek değil; ekonomik dayanıklılığın, ulusal güvenliğin ve sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından birisi.</p>
<p>Türkiye’nin enerji arz güvenliğini güçlendirecek en stratejik adım, yenilenebilir enerji dönüşümünü kamu politikalarının merkezine almaktır. Çünkü enerji bağımsızlığı artık yalnızca bir enerji meselesi değil; doğrudan doğruya kalkınma, rekabet ve gelecek meselesidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-guvenligi-artik-yesil-donusumden-geciyor-77294</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji güvenliği artık yeşil dönüşümden geçiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yatirimci-yuksek-kara-aldanirken-asil-kazanc-nereden-geliyor-77291</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırımcı yüksek kâra aldanırken, asıl kazanç nereden geliyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada satışlarını %10’un üzerinde artırırken esas faaliyet kârını çok daha hızlı büyüten 24 şirket bulunuyor. Ciro ne kadar büyükse o kadar iyidir, ezberini bozan bu şirketlerin giderlerinin ciroya oranı %15 ve altında. Peki hepsi gerçekten de başarı hikayesi yazdı mı?</strong></p>
<p>Yatırımcıların çoğu kâr büyümesine hemen aldanır. Oysaki kârın satılan maldan ve kısılan masraftan mı, yoksa kağıt üzerindeki muhasebe hamlesinden mi geldiği asıl önemli olandır. Escort Teknoloji’nin %1’lik mikroskobik gider oranıyla yarattığı kâr mucizesinin ardında tasarruf planından ziyade, değer artışının maliyetsiz bir satış gibi tabloya yansıması yatıyor. Aynı şekilde, Dofer Yapı veya Gediz Ambalaj’daki kâr büyüme yüzdeleri, şirketlerin şahlanmasından çok, geçmiş yıllardaki zayıflığın yarattığı baz etkisi faktörü öne çıkıyor. Firmaların şişkin yüzdelerine bakıp nakit basan bir makineye dönüştüklerini sanmak asıl yanılgıdır.</p>
<h2>Kârı hızlı büyüyenler</h2>
<p>Önceki iki yıl satışlarını düşüren Dofer Yapı, 2025’te net satışlarını %48,5 artırdı ve esas faaliyet kârını %636,33 oranında büyüttü. Listedeki şirketlerden faaliyet kârını en hızlı büyüten konumunda. Kârın büyümesinde maliyetlerle giderlerin kontrol altına alınması belirleyici olurken, dönem sonunda da zarardan kâra dönmeyi başardı.</p>
<p>Gediz Ambalaj %521,48 oranındaki esas faaliyet kâr büyümesiyle ikinci sırada yer alıyor. Net satışlarını %13,2 artırmış olsa da mevcut tutar, 2022 satışlarının hâlâ gerisinde duruyor. Firma, dönem sonu kârını %87 büyütmeye rağmen son beş yıldır inişli çıkışlı bir seyir sergiliyor. Fiyatı ise uzun süredir yatayda dalgalı bir seyir izliyor.</p>
<h2>Faaliyet gideri düşük olan</h2>
<p>Faaliyet giderinin net satışlara oranı %1 ile Escort Teknoloji en düşük orana sahip. Ancak bunda satış kalemindeki 1,67 milyar TL’nin değer artışından gelmesi etkili. Değer artışı nedeniyle maliyet oluşmazken, sadece yönetim gideri söz konusu. Bu da satış kalemindeki tutarın 1,65 milyar TL olarak esas faaliyet kârına dönüşmesini sağladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1c5237ceaf-1776403747.png" alt="" width="999" height="546" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>GÖRELİ PERFORMANS MI, MUTLAK KAZANÇ MI?</strong></p>
<p><strong>Göreli performans</strong>; gerçekçi ölçüm, rekabet, hedef belirleme, risk yönetimi. Zarar riski, yanıltıcı teselli, nakit eksiği, kıyas zorluğu, sürekli baskı.</p>
<p><strong>Mutlak kazanç</strong>; somut getiri, yüksek kazanç, bağımsızlık, konfor, gerçek büyüme. Fırsat maliyeti, yüksek risk, enflasyon zararı, körlük, baskı unsuru.</p>
<p><strong>Satışı özkaynak değeri üzerinden hissedecek. Ancak temettü kararı halinde nakit gelir</strong></p>
<p>Sanipak’ın satışından Eczacıbaşı Yatırım Holding ne kadar para alacak? ● Mine Dönmez</p>
<p>Mine, Eczacıbaşı Holding, Sanipak firmasını 600 milyon dolara devretmek üzere anlaştı. Eczacıbaşı Yatırım Holding, Eczacıbaşı Holding’de %11,54 paya sahip. Bu hesaba göre satıştan kendisine 69,24 milyon dolarlık değer düşüyor. Ancak tahsilat ana holdingin hesabına geçecek. Firma ise bunu özkaynak değeri üzerinden hissedecek ve yapısını güçlendirmesini sağlayacak. Öte yandan gelecek satış bedelini karar alması halinde Eczacıbaşı Holding’in temettü olarak dağıtması da söz konusu olabilir. Ancak böylesi bir durumda nakit girişi gündeme gelecektir.</p>
<p><strong>Piyasa mevcut kötü tablodan ziyade şirketin yeniden yapılanma ihtimalini fiyatlıyor</strong></p>
<p>Carrefoursa’da ne değişti de şimdilerde hissede hareketlenme yaşanıyor ● Şafak Çakmak</p>
<p>Şafak, Carrefoursa’nın 2025 yılı dönem zararı önceki yıla kıyasla %75 büyüyerek 6,5 milyar TL’ye ulaştı. Özkaynakların 986 milyon TL ekside olması iç açıcı bir görüntü vermiyor. Bununla birlikte fiyatı 6 Nisan’dan itibaren hızla yukarı yöneldi ve getirisi %37’yi buldu. Yakın tarihte ana sözleşme değişikliğine giderek yönetim kurulu üye sayısı 12’den 9’a indirdi. Daralan yönetim yeni bir ortaklık veya sermaye enjeksiyonu beklentisini artırıyor. Piyasa ise mevcut kötü tablodan ziyade şirketin yeniden yapılanma ihtimalini fiyatladığı anlaşılıyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>PTO temettü ödeyen fonlara yatırım yaparken kategorisinin üzerine çıktı</strong></p>
<p>Pardus Portföy’ün yönettiği Temettü Ödeyen Şirketler Hisse Senedi Fonu (PTO), Ekim 2025’ten geçtiğimiz şubatın ilk yarısına kadar hareketli bir ivme sergiledi. Son iki ayda ise yatayda dalgalı bir süreç yaşadı. Martta güçlü hacimsel büyüme nisanda artarak sürdü. Şimdilerde 288,9 milyon TL büyüklüğe çıktı. Portföydeki varlıkların %91,61’i hisse ve %8,38’i vadeli teminatlardan oluşuyor. Martta güçlü nakit girişi alan fona nisanda 14,2 milyon TL para girişi oldu. Fona yönelik ilgi devam ederken yatırımcı sayısı artarak 541’e çıktı. Yüzde 2,01 doluluk oranına sahip olan PTO, Temettü ödeyen hisse senetlerine yatırım stratejisi ile hareket ediyor. 6 risk değeriyle risk alabilen yatırımcı profiline hitap ediyor. Son bir yılda %54,63 getiri sağlarken aynı sürede kategorisindeki fonların ortalaması %42 oldu.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Invest-AZ Yatırım, piyasadan %51,14 bileşik faizle 200 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Invest-AZ Yatırım, 15.04.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 200.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %44,94, bileşik faizi %51,14 olarak belirlendi. 147 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 09.09.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %18,1 düzeyinde. 15 Nisan itibarıyla TLREF %39,94 seviyesinde bulunuyor. Invest-AZ Yatırım’ın sunduğu %44,94 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 5 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı açısından uygun bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFIAZY92615 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1c567156ac-1776403815.png" alt="" width="983" height="239" /></strong><strong>ALKİM KAĞIT</strong></p>
<p><strong>Aksaklıklar ve teknik iyileştirme yatırımının devreye alınmasını geciktirdi</strong></p>
<p>Alkim Kağıt, İzmir Kemalpaşa’daki 125 bin ton kapasiteli ikinci kağıt makinesi yatırımında devreye alma sürecinin uzadığını duyurdu. Montaj aşamasındaki teknik iyileştirme ihtiyaçları ve jeopolitik kaynaklı tedarik aksaklıkları nedeniyle takvim ihtiyatlı bir şekilde yeniden değerlendiriliyor. Daha önce yaptığı açıklamada nisan ayında tesisin devreye alınacağı belirtilmişti. Şirket, elektrik ve hidrolik testlerinin ardından eksik parçaların mayısta gelmesiyle su ve hamur denemelerine geçeceğini duyurdu. Yatırım tamamlandığında kapasitesi 210 bin tona çıkacak.</p>
<p><strong>GATE TEKNOLOJİ</strong></p>
<p><strong>Aldığı iş yıllık gelirinin %76’sını geçti. Gelirini önemli ölçüde destekliyor</strong></p>
<p>Gate Teknoloji, yurt içindeki bir müşterisiyle interaktif içerik geliştirme, oyunlaştırma çözümleri ve kültür sanat organizasyonlarını kapsayan 305 milyon TL tutarlı sözleşme imzaladı. Yazılım ile saha etkinliklerini tek pakette birleştiren anlaşmanın, şirketin cirosuna önemli bir katkısı olacak. Tutar yıllık gelirinin %76,17’sine denk geliyor. Firma geçtiğimiz yıl gelirini 400,4 milyon TL’ye çıkarırken dönem sonunda zarardan 31,7 milyon TL kâra döndü. Şirketin ortaklık yapısının değişmesinin ardından “Senkron Siber Güvenlik” olan ünvanı da ocak ayında değişmişti.</p>
<p><strong>ÖZAK GMYO</strong></p>
<p><strong>Antalya’daki otel projesine 200 milyon euroluk kredi temin etti. İlk dilimi aldı</strong></p>
<p>Özak GMYO, Antalya Kemer'de geliştirdiği otel yatırımını finanse etmek amacıyla 200 milyon euro tutarında proje kredisi sağladı. İlk iki yılı anapara geri ödemesiz ve toplam 10 yıl vadeli olarak kurgulanan paketin 8,5 milyon euroluk ilk dilimi nisanın ilk haftasında kullanıldı. Şirket, büyük ölçekli turizm projesinin ana nakit ihtiyacını uzun vadeye yayarak güvenceye almak istiyor. 2025 yıl sonu bilançosuna göre ise finansal borçları dokuz aylığa göre %32 artırarak 3,78 milyar TL’ye çıkmıştı. Yatırımın geri dönüş süresi uzun olan projelerde, krediler alternatif olabilmekte.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1c5f59e3aa-1776403957.png" alt="" width="298" height="232" /></strong><strong>Akbank son iki haftada alımlarla yukarı çıkıyor. Fonlar ise kârlarını topluyor</strong></p>
<p>Akbank’da fonlar satış ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki hisseler %4,45 ile toplamda 12,37 milyon lot azalarak 265,52 milyona indi. Hisseyi portföyünde bulunduran fon sayısı 167 seviyesinde. Hissede FYD fonu 3,39 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, ADP 1 milyon lot ile en yüksek alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 32 aracı kurum öneride bulunurken 17 kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Ziraat Yatırım 133,50 TL ile verdi. En düşük öneri 64 TL ile Morgan Stanley’dan geldi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yatirimci-yuksek-kara-aldanirken-asil-kazanc-nereden-geliyor-77291</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırımcı yüksek kâra aldanırken, asıl kazanç nereden geliyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kredi-almak-istemeyen-sirket-hissesini-satiyor-77280</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kredi almak istemeyen şirket hissesini satıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Birikimlerini Borsa İstanbul’da değerlendiren yatırımcıların bazıları, özellikle küçükler bugünlerde hayli kızgın. Çünkü yatırım yaptıkları şirketlerin hisselerinin bir kısmı blok olarak kimi zaman adı açıklanan kimi zaman da açıklanmayan kurumsal yatırımcılara satılmış. Bazı şirketlerde ise patronlar hisselerde TİP dönüşümü yapmışlar. Bunu da “Patron kapıdan çıkacak, hazırlığını yapıyor” diye yorumlayanlar da hayli çok.</p>
<p>Son dönemde bir enerji şirketinin, adı Türkiye’de ilaç sektörünün kurucusu bilinen ailenin hakim ortak olduğu holdingin ve Türkiye’nin en büyük holdinginin petrokimya alanındaki devinin hisselerinin bir kısmı iskontolu fiyatlarla kurumsal yatırımcılara satıldı. Toz dumanın nedeni bu.</p>
<p>Ortalık toz duman ama panik içinde olanların aklına “Bu şirketlerin hisseleri neden satıldı?” sorusu geliyor mu? Bugün yüksek enflasyon ve savaşın iyice belirsizleştirdiği ekonomi nedeniyle şirketlerin bankaya gidip uygun maliyeti kredi almaları mümkün değil. Küresel gelişmelerin de etkisiyle bunun çok daha uzun süre gerçekleşmeyeceği anlaşılıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1bef9d294c-1776402169.png" alt="" width="463" height="376" />Şirket ne yapsın? Gidip bankaya yüksek maliyetli kredi alsa finansman maliyetleri patlayacak. Bu durumda da dev yatırımlarını finanse etmek için bankalardan yüksek faizli kredi kullanmak yerine akla ve mantığa en uygununu yapıp kurumsal yatırımcılara blok hisse satışı yapıyorlar. Blok hisse yani yüksek miktarda hisse satınca da fiyat doğal olarak iskontolu oluyor. Ama hesaba kitaba oturduğunuzda bunun şirket için yüksek faizli krediden daha az maliyetli olduğu ortaya çıkıyor. Yani amaç küçük yatırımcıların zannettiği gibi patronların bu yolla şirketten kaçmasını değil, yatırımların uygun maliyetle finans edilmesini sağlamak.</p>
<p>Küçük yatırımcıların bu haberlerle hop oturup hop kalkmak yerine blok satışlardan gelen kaynağın nasıl kullanıldığına bakmaları daha iyi olur. X’te paylaşım yapan Mad Men adlı finans yöneticisi işin özünü çok iyi özetlemiş:</p>
<p>“Eğer bir şirketin yatırımları devam ediyorsa, kasasına giren nakit büyümeyi destekliyorsa ve satışlar "kurumsal yatırımcıya" yapılıyorsa bu durum olağandır. Temel analizde bir sorun yoksa, kısa vadeli gürültülere ve TİP dönüşümlerine takılmamak gerekir. Şirketin fiyatına değil, yatırımlarına ve vizyonuna odaklanın.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kredi-almak-istemeyen-sirket-hissesini-satiyor-77280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kredi almak istemeyen şirket hissesini satıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrolun-yeni-arz-ussu-latin-amerika-77278</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrolün yeni arz üssü Latin Amerika</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69e1bd108fbfa-1776401680.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Ortadoğu’daki savaşın yarattığı arz baskısı, küresel petrol ticaretinin yönünü hızla değiştiriyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar ve ABD ablukasının etkisiyle günlük yaklaşık 13 milyon varillik akışın sekteye uğraması, piyasada yeni tedarik arayışını hızlandırdı. Bu tablo, Latin Amerika’yı yalnızca alternatif değil, giderek stratejik bir enerji merkezi haline getiriyor. Uzmanlara göre yaşananlar geçici bir krizden öte, küresel enerji sistemindeki kırılganlığın göstergesi. </p>
<h2>Brezilya ve Arjantin sahneye çıkıyor</h2>
<p>Enerji güvenliğinin öncelik haline gelmesiyle birlikte, yatırım akışlarının jeopolitik riskten uzak coğrafyalara yöneldiği görülüyor. Bu süreçte Latin Amerika, hem coğrafi avantajı hem de keşif potansiyeliyle öne çıkıyor. Mart ayında Brezilya’nın petrol ihracatı: günlük 2,5 milyon varil olurken, bunun 1,6 milyon varili tek başına Çin’e gitti. Arjantin’de Vaca Muerta kaynaklı üretimin yol sonunda 1 milyon verile çıkması planlanıyor.</p>
<p>Rice Üniversitesi Baker Kamu Politikaları Enstitüsü’nde enerji ve jeopolitik uzmanı olan Tony Payan’a göre, Brezilya’nın derin deniz rezervleri, Arjantin’in Vaca Muerta kaya petrolü oluşumu ve Surinam’daki yeni fırsatların, bölgeyi kısa vadede artan küresel talebi karşılayacak konuma getiriyor. Yetkili, Bolivya’nın doğal gaz kaynakları ve Kolombiya’nın petrol ve gaz arama ve üretim potansiyelinin de daha az ölçüde olsa da yatırımcıların ilgisini yeniden çekebileceğini belirtiliyor.</p>
<p>Uzmanlar, Venezuela’nın yeniden küresel pazara dönmesinin ise orta vadede “oyun değiştirici” olabileceğine dikkat çekiyor. Ancak bunun için milyarlarca dolarlık yatırım ve yıllar sürecek altyapı dönüşümü gerekiyor.</p>
<h2>Meksika fırsatı kaçırabilir </h2>
<p>Bölgedeki yükselişe rağmen Meksika aynı hikâyenin dışında kalma riski taşıyor. Sık değişen regülasyonlar ve yatırım ortamındaki belirsizlikler, ülkenin potansiyelini sınırlayan temel faktörler olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Analistlere göre, küresel piyasa alternatif arayışındayken yatırım çekemeyen ülkeler geri planda kalacak. Bu nedenle Meksika’nın kaderi, kaynaklarını ne ölçüde üretime dönüştürebileceğine bağlı olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD LNG için fiyat düşüyor</span></h2>
<p>ABD enerji piyasasında ise farklı bir dinamik öne çıkıyor. LNG fiyatları, Ortadoğu geriliminin başlamasından bu yana en düşük seviyelere gerilerken, talepteki zayıflama ve alıcıların temkinli duruşu fiyatları aşağı çekiyor.</p>
<p>Platts Körfez Kıyısı LNG göstergesi 12,76 dolar/MMBtu seviyesine kadar gerilerken, Asya ve Avrupa teslimat fiyatlarında da benzer düşüşler görüldü. Özellikle Avrupa’da fiyatların yeniden gazlaştırma maliyetlerini karşılamaması, spot LNG talebini sınırlıyor.</p>
<p><strong>Petrol ihracatı artıyor </strong></p>
<p>Buna karşın ABD, petrol tarafında güçlü bir ihracat performansı sergiliyor. Ham petrol ihracatı 5,23 milyon varil/güne, toplam petrol ve ürün ihracatı ise 12,74 milyon varil/günle rekor seviyeye ulaştı. Bu tablo, küresel alıcıların Ortadoğu dışındaki kaynaklara yöneldiğini açıkça ortaya koyuyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrolun-yeni-arz-ussu-latin-amerika-77278</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/8/1280x720/petrol-enerji-guney-amerika-1776401977.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’de aksayan günlük 13 milyon varillik akış ve küresel arzın yüzde 20’sini taşıyan dar boğaz, piyasayı Latin Amerika’ya yöneltti. Brezilya ve Arjantin öne çıkarken, ABD ihracatı 12,74 milyon varil/günle rekor kırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fiyat-etiketlerinin-kalici-golgesi-77277</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fiyat etiketlerinin kalıcı gölgesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Görüşmelerde somut bir ilerleme olmamasına rağmen, finansal piyasalar şaşırtıcı bir iyimserlikle hareket ediyorlar. Öyle ki ABD’de S&amp;P 500 endeksi dün rekor tazeledi. Öte yandan, Hürmüz Boğazı’ndaki fiili kapalılık sekizinci haftasına giriyor. Brent petrolün gösterge fiyatı 95 dolar civarında dalgalanıyor. Diğer taraftan Orta Doğu’da fiziki petrol, Brent fiyatının 40-50 dolar üzerinde el değiştiriyor. Aradaki bu uçurum, arz tarafındaki stresin derinliğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Ekonomiler, hayatın her alanına sirayet eden maliyet artışlarına uyum sağlamaya çalışıyor. Ürün fiyatları bir kez yükseldiğinde, nadiren eski seviyelerine döner. Enerji fiyatlarındaki sert hareketler önümüzdeki dönemde yavaşlayabilir. Ancak bu durumun üretim zincirleri ve son tüketici üzerindeki etkisi kalıcıdır. Bu iklimde oluşan yüksek fiyatlar, hanehalkı ve işletmeler açısından artık hayatın bir parçası hâline geliyor.</p>
<p>Türkiye bir direnç ekonomisi kurmak zorundadır. Bulunduğumuz coğrafya, dört yıl gibi kısa bir zaman diliminde ikinci büyük savaşın ağır sarsıntılarını yaşıyor. Rusya-Ukrayna savaşının nereye evrileceği belirsizdir. Tedarik hatları büyük riskler barındırıyor. Bu kırılganlık, ham madde ve enerji ürünü stoklamayı bir mecburiyet kılıyor. Ülkenin stratejik rezervlerinin güçlendirilmesi hayatidir.  Kısıtlı kaynaklar, yerli üretimi ve ithal ikamesini pekiştiren kritik alanlara aktarılmalıdır. Bu fırtınalı kuşakta ayakta kalmanın yolu hazırlıklı olmaktan geçiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fiyat-etiketlerinin-kalici-golgesi-77277</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fiyat etiketlerinin kalıcı gölgesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/otomatik-bes-sisteminde-isveren-yukumluluklerine-dikkat-77276</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomatik BES sisteminde işveren yükümlülüklerine dikkat!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) Türkiye’de hem tasarrufların arttırılması hem de nüfusun giderek yaşlanması ile doğabilecek problemlere karşı önlem olarak uygulamaya konulmuştur. Gönüllülük esasına dayalı BES’in yanı sıra, 25 Ağustos 2016 tarihinde kanunlaşan ve 1 Ocak 2017 itibarıyla yürürlüğe giren Otomatik Katılım uygulamasıyla sistemin yaygınlaşması için önemli bir adım atılmıştır.</p>
<p>4632 sayılı Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu’nun 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren otomatik katılıma ilişkin Ek-2’nci madde hükümleri uyarınca, işverenler çalışanlarını Otomatik Katılım Sistemi’ne (OKS) dâhil etmekle yükümlü tutulmuştur.</p>
<p><strong>OKS kapsamına giren kişiler </strong></p>
<p>OKS, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ya da 5901 sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununun 28 inci maddesi kapsamında mavi kart sahibi olan, 45 yaşını doldurmamış, kamuda veya özel sektörde bir işverene bağlı olarak ücretli çalışanları (5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4a ve 4c maddeleri kapsamındaki çalışanlar ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun geçici 20’nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olan çalışanları) kapsamaktadır.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Kanun ve ilgili diğer kanunlar uyarınca çalışan sıfatını haiz olmak kaydıyla, 18 yaşını doldurmamış çalışanlar da OKS emeklilik planına dahil edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan, 2022 yılı Ocak ayında yapılan yasal değişiklikle 45 yaşını doldurmuş çalışanlara da, <strong>talep etmeleri halinde</strong> OKS planlarına dahil olma imkânı verilmiştir.</p>
<p>Yabancı uyruklu çalışanlar OKS’ye dâhil edilmemekte, buna karşın, Türk vatandaşı olmayıp mavi kartı olan çalışanların ise OKS’ye dâhil edilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>OKS katkı payı tutarının hesaplanması </strong></p>
<p>Çalışan katkı payı; çalışanın 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesi çerçevesinde belirlenen prime esas kazancının (kamu çalışanları için emeklilik keseneğine esas aylığının) <strong>%3’üne</strong> karşılık gelen tutardır. 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında kurulmuş olan sandıkların iştirakçisi olan çalışanlar içinse bu çalışanların bağlı bulunduğu sandığa, katılım payı, kesenek veya diğer adlar altında ödediği tutarların hesaplanmasına esas kazancının %3’üne karşılık gelen tutardır.</p>
<p>Ancak, çalışan, otomatik katılıma ilişkin emeklilik sözleşmesinde belirlenen tutardan daha yüksek bir tutarda kesinti yapılmasını işverenden talep edebilmektedir.</p>
<p><strong>Katkı paylarının emeklilik şirketine aktarımı</strong></p>
<p>Hesaplanan OKS katkı payı tutarlarının, <strong>en geç çalışanın ücretinin ödeme gününü takip eden iş günü</strong>, 4632 sayılı Kanun hükümleri uyarınca işveren tarafından emeklilik şirketine aktarılması gerekmektedir.</p>
<p>İşverenin, çalışan için aynı dönem içinde ücret dışında farklı tarihlerde birden fazla ödeme (ikramiye, bonus, maaş farkı, prim vb.) yapması halinde ise her bir ödemeye karşılık gelen katkı payı tutarlarının en geç müteakip ücret ödeme gününü takip eden iş gününe kadar emeklilik şirketine aktarması gerekmektedir.</p>
<p><strong>OKS’de işverenlerin yükümlülük başlangıç tarihleri</strong></p>
<p> Özel sektörde istihdam edilen çalışanların sisteme otomatik olarak dâhil edilmesinde aşağıdaki kademeli geçiş takvimi öngörülmüştür.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1c6704097a-1776404080.png" alt="" width="413" height="336" />İşverenler, OKS’ye dâhil olduktan sonraki bir tarihte çalışan sayısının azalması durumunda sistemde kalmaya devam etmektedirler.</p>
<p>1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ise çalışan sayısı 5 ve üzerinde olan tüm işyerleri sisteme otomatik olarak dâhil edilmektedir.</p>
<p><strong>OKS’de işveren yükümlülükleri</strong></p>
<p>İşverenlerin OKS sisteminde temel olarak aşağıdaki şekilde yükümlülükleri bulunmaktadır.</p>
<p><strong>- Emeklilik şirketinin seçimi</strong></p>
<p><strong>- OKS işlemleri için yetkili belirleme</strong></p>
<p><strong>- Fonların Seçimi</strong></p>
<p><strong>- Kapsama giren çalışanların sisteme dahil edilmesi</strong></p>
<p><strong>- OKS kesintisinin tam ve doğru yapılması</strong></p>
<p><strong>- OKS kesinti tutarının süresinde emeklilik şirketine aktarılması</strong></p>
<p>OKS kapsamına giren işverenler, öncelikle çalışanları adına en az bir emeklilik şirketi ile sözleşme yapmakla yükümlüdür. Bununla birlikte, birden fazla emeklilik şirketi ile de sözleşme yapılması mümkündür.</p>
<p>İşverenler, OKS kapsamındaki işlemleri gerçekleştirmek üzere yetkili birimini ve yetkili kişileri belirlemesi gerekmektedir. Söz konusu yetkili kişi ya da birim, işverenin OKS kapsamındaki yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve çalışanların emeklilik hesaplarına ilişkin taleplerinin ilgili emeklilik şirketine iletilmesinden sorumlu olacaktır. </p>
<p>İşveren olarak, sisteme giriş esnasında çalışanlardan faizli ve faizsiz fon tercihlerini almaları, tercihte bulunmayan çalışanlar için ise söz konusu tercihi işveren tarafından yapmaları gerekmektedir.</p>
<p>Yine, OKS katkı paylarının çalışanların ücretlerinden doğru şekilde kesilip, emeklilik şirketine zamanında ve eksiksiz aktarılması gerekmektedir.</p>
<p>Söz konusu verilerin emeklilik şirketine hatalı olarak gönderilmesi durumunda, çalışanların birikimlerinde oluşacak kayıptan işveren sorumlu tutulmaktadır. Aynı şekilde, katkı paylarını emeklilik şirketine eksik ya da geç aktarılması veya aktarılmaması durumunda da, çalışanların birikiminde oluşan parasal kaybı ve her türlü masrafı karşılamak ve gerekli düzeltmeleri yapmak da işverenin sorumluluğundadır.</p>
<p>Ayrıca, işverenin OKS kapsamındaki kesinleşmiş borçları Emeklilik Gözetim Merkezi (EGM) tarafından 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümlerine göre tahsil edilerek emeklilik şirketine aktarılmaktadır.</p>
<p><strong>OKS yükümlülüklerine ilişkin yaptırım</strong></p>
<p>4632 sayılı Kanunun “Çalışanların otomatik olarak bir emeklilik planına dâhil edilmesi” başlıklı Ek-2’nci maddesi uyarınca işverenlerin OKS kapsamındaki yükümlülükleri bakımından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından denetlenmekte, yükümlülüklere aykırılık durumunda da her bir çalışan ve her ay için idari para cezası <strong>(2026 yılında 1617 TL)</strong> uygulanmaktadır.</p>
<p>Emeklilik şirketleri, OKS kapsamında sözleşme akdettikleri işverenlere ilişkin verileri düzenli olarak EGM’ye iletmekte, EGM tarafından da SGK verileri baz alınarak işverenlerin, sözleşme akdetme, çalışanlarını giriş takvimine uygun şekilde sisteme dâhil etme,  katkı payının asgari orana uygunluğu, katkı payının emeklilik şirketine süresinde aktarılıp aktarılmadığı gibi hususlar yönünden kontrol edilmekte ve yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenler Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na raporlanmaktadır. Ayrıca ihbar ve şikâyet üzerine İş Müfettişlerince işverenlerin OKS kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirip getirmedikleri incelenmekte ve yükümlülüklere aykırılık durumunda da  idari para cezası uygulanmaktadır.</p>
<p>Dolayısıyla, işverenlerin gerek idari para cezası gerekse çalışanların birikimlerinde oluşacak parasal kayıp ve masraflardan sorumlu olması gibi yaptırımlarla karşılaşmamak için OKS ile ilgili yükümlülüklerini süresinde yerine getirmeye dikkat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/otomatik-bes-sisteminde-isveren-yukumluluklerine-dikkat-77276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomatik BES sisteminde işveren yükümlülüklerine dikkat! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-politikamiz-sandiginizdan-basarili-77275</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış politikamız sandığınızdan başarılı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küçük devletlerin aksine, Türkiye gibi devletlerin doyurmaları gereken halkları ve idare etmeleri gereken iç çatışmaları var. Buna mukabil nüfuslarıyla orantılı askeri güçleri ve nüfuz alanları da var. Ancak tek başlarına pazarlık güçleri zayıf.</strong></p>
<p>Dış politikamıza dair en büyük tartışmanın büyükelçilerimizin fotoğraf veya video çektikleri kıyafetlerine ilişkin olması, ülkemizin içinde bulunduğu durumun vesikasıdır! Oysa dış politika demek, şirketinizin hangi ülkeye ihracat yapabileceği, hangi ülkeye yatırım yapabileceği demek. Dış politika, nereden finansman bulabileceğinizin anahtarı. Dış politika, hızla parçalara ayrılan dünyada ekonomik hinterlandınızın nasıl şekilleneceğinin de belirleyicisi.</p>
<p>Bu hafta bazı toplantılar için Brüksel ve Riyad’daydım. Türkiye’nin dış politikası yurt dışından bizim içeride gördüğümüzden çok daha iyi görünüyor. Neden mi? Birincisi, her ülkenin entelektüel vatandaşı, tabiatı gereği kendi ülkesine daha eleştirel yaklaşır. İkincisi, Türkiye’de siyasi kutuplaşma ülkemizin dünyadaki pozisyonuna dair görüşlerimizi şekillendiriyor. Üçüncüsü, içe dönük bir toplum olduğumuz için başka ülkelerin içinde bulunduğu durumu ve tartıştığı meseleleri iyi göremiyor, kendi sorunlarımızın daha önemli ve çetrefilli olduğunu zannediyoruz.</p>
<p>Ülkeler arasında iki seviyede ayrışma var: Birincisi, büyüklüklerine göre. Küçük ülkeler dijital çağa büyük bir avantajla girdi. Küçük oldukları için toplumlarında ayrışma daha az, bürokrasinin adaptasyonu daha kolay, dolayısıyla değişime çeviklikle uyum sağlayabiliyorlar. Hele <a href="https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/dubainin-sonu-geldi-mi/879957" target="_blank" rel="noopener">BAE ve Singapur</a> gibi varlıklarını ilişki ağları üzerine kurdularsa küresel diplomasi ve ekonomideki yerleri sıkletlerinin üzerine çıkıyor.</p>
<p><strong>ABD Trump ile tekrar </strong><strong>1942 öncesi haline döndü</strong></p>
<p>Diğer yanda iki büyük güç ABD ve Çin var. Çin 1400’lerin başında Afrika’ya gidip zürafalarla dönen donanmasının Çin’den çıkmasını yasaklayan İmparator Hongxi’den beri başka ülkelerin işlerine karışmıyor. Çin’in ana politikası “Siz bana karışmayın, ben de size karışmayayım.” ABD de -neden çıktığını henüz kimsenin anlamadığı İran savaşını saymazsak- Trump ile tekrar 1942 öncesi haline döndü. Dünyanın düzenini korumak için ne para ne de insan kaynağı harcamak istiyor. Böylece kurallara dayalı dünya düzeninin sonuna geldik. Avrupa Birliği’nin bu boşluğu doldurması beklenirdi ama şu an Brüksel’de tarihte görülmüş en vasıfsız Komisyon hüküm sürdüğü ve AB kendi içinde göçmenler, üyeler arasında farklılaşan menfaatler gibi sorunlarla mücadele etmek zorunda kaldığı için AB’nin böyle bir stratejik adım atması mümkün değil. Baksanıza, yanı başında hâlâ üretim yapma kabiliyetine sahip tek dinamik ülke olan Türkiye’yi <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-europe-bir-virgulle-disarida-kalabiliriz-76165" target="_blank" rel="noopener">“Made in Europe” programının</a> dışında tutmak için bile ellerinden geleni yapıyorlar.</p>
<p><strong>Belki de en fırsat </strong><strong>dolu noktadayız</strong></p>
<p>Yeni dünya düzensizliğinde, bir yanda küçük-çevik devletler, bir yanda büyük güçler, arada da Türkiye gibi orta sıkletli devletler kalıyor. Aslında belki de en fırsat dolu noktadayız. Bu gruba “orta ölçekli güçler” (<em>middle powers</em>) deniyor. Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Ocak ayındaki Davos konuşmasını dinlerseniz ya da Finlandiya Cumhurbaşkanı Alex Stubb’ın Foreign Affairs’daki “<em>The West’s Last Chance</em>” (<em>Batı’nın Son Şansı</em>) başlıklı yazısını okursanız, bu kavrama kafa yoran dünya birçok dünya lideri olduğunu görebilirsiniz.</p>
<p>Ben bu ülkelere “orta ölçekli güçler” değil de “hakiki devletler” demeyi seviyorum. Küçük devletlerin aksine, Türkiye gibi devletlerin doyurmaları gereken halkları ve idare etmeleri gereken iç çatışmaları var. Buna mukabil nüfuslarıyla orantılı askeri güçleri ve nüfuz alanları da var. Ancak tek başlarına pazarlık güçleri zayıf. Söz gelimi, hep söylediğim gibi, Türkiye dünya nüfusunun da dünya ekonomisinin de aşağı yukarı %1’ini oluşturuyor. O yüzden büyük şirketlerle yahut diğer devletlerle pazarlık ederken ittifak kurmak kaçınılmaz.</p>
<p>Son dönemde şekillenen Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır yakınlaşmasına da böyle bakmak lazım. Bu tarz ilişkiler/ittifaklar genelde ya bir ortak düşmana ya da bir ortak güvenlik sorununa karşı oluşuyor. O gündem ortadan kalkınca da zayıflıyor. Oysa eğer ittifak karşılıklı yatırım ve ekonomik iş birlikleri ve küresel arenada ticaret, teknoloji gibi alanlarda ortak pozisyonlarla geliştirilebilse herkes için sürekli fayda sağlar.</p>
<p>Bu dört ülkeye baktığımızda aslında hepsi de “hakiki devlet.” En az nüfusu olan Suudi Arabistan’da 35 milyon kişi yaşıyor. Türkiye dörtlünün en sofistike ve geniş sanayi üreticisi. AB ile gümrük birliğinde. Mısır uygun maliyetli üretim için cennet. Afrika ile aynı serbest ticaret alanında. Pakistan nükleer güç ve teknoloji alanında yükselen bir ülke. Suudi Arabistan zaten dünyanın enerji ve finans devlerinden. Eğer bu ekonomilerin birbirini tamamlayan niteliklere sahip olduğu göz önünde bulundurulursa, yapılacak çok iş var. En basitinden, Türk sanayiciler neden Suudi Arabistan’a teşvikli yatırımı düşünmez?</p>
<p><strong>İş dünyamız, ittifakları iyi okuyup </strong><strong> şekillenmesine katkıda bulunmalı</strong></p>
<p>Türkiye’nin avantajları, dünyanın en az yarısına kıyasla iyi işleyen bürokrasisi, en az dörtte üçüne kıyasla daha geniş ve sofistike üretim becerisi ve her ortama adapte olabilen girişimcilik kültürüne sahip olması. Başkalarına özenmek yerine kendi avantajlarımızı iyi kullanalım. Yeni dünya “düzensizliğinde” Türkiye gibi devletler tek başına değil, kurdukları çeşitli ittifaklarla ve ilişki ağları ile güçlenecek. İş dünyamız da bu ittifakları iyi okumalı ve şekillenmesine katkıda bulunmalı. Eğer Türk şirketleri üretimini Mısır’da ölçeklendirir, finansmanını Suudi Arabistan’dan bulabilir, bazı teknolojilerini Pakistan’dan getirebilir ve Avrupa’ya Türkiye üzerinden satış yapabilirse, ittifaklarımızın ekonomik anlamı olur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-politikamiz-sandiginizdan-basarili-77275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dış politikamız sandığınızdan başarılı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayilesme-rekabetcilik-ve-devletin-rolu-77274</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayileşme, rekabetçilik ve devletin rolü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İktisat, elbette veri teknik modellere dayalı sosyal bir bilimdir. Ama aynı zamanda hafızadır. Kaybettiğimiz hocalarımızın bıraktığı miras, bugün yapılan teknik çalışmaların üzerinde yükseldiği zemini oluşturuyor.</strong></p>
<p>İktisat çoğu zaman sayılarla konuşur. Ancak bazı dönemlerde asıl tartışma, verilerin ötesine geçerek ekonominin yönünü belirleyen temel sorulara odaklanır: Sanayileşme nasıl gerçekleşir? Rekabet gücü nasıl inşa edilir? Ve bu süreçte devletin rolü ne olmalıdır? Bu hafta gerçekleştirilen Üçüncü İktisat ve Toplum Kongresi, tam da bu sorular etrafında şekillenen, teknik analizlerle uzun vadeli perspektifi bir araya getiren önemli bir tartışma zemini sundu.</p>
<p>Kongre, bir yanda son derece teknik, veri setlerine ve teknik modellere dayanan çalışmalar sundu diğer yanda ise Türkiye iktisat düşüncesine yön vermiş isimlerin ardından yapılan saygı duruşu. Kongrede, yakın zamanda kaybettiğimiz çok değerli iktisatçılarımız için özel oturumlar düzenlendi: Ömer Faruk Çolak, Vedat Ulvi Aslan, Süreyya Serdengeçti, Erdal Ünsal ve Hasan Ersel…</p>
<p>Bu isimlerin ortak özelliği yalnızca akademik üretimleri değil. Türkiye’de iktisat düşüncesinin kurumsallaşmasına yaptıkları katkı, yetiştirdikleri öğrenciler ve kamu politikalarına bıraktıkları iz.</p>
<p>Bir anlamda bu kongre, yalnızca yeni çalışmaların tartışıldığı bir platform değil; aynı zamanda Türkiye’de iktisadın entelektüel sürekliliğinin de yeniden hatırlandığı bir zemin sundu.</p>
<p><strong>Sanayileşme: 200 yıllık </strong><strong>hikâyeye uzun vadeli bakış</strong></p>
<p>Kongrenin açılış oturumunda, onur konuğu Şevket Pamuk’un yaptığı konuşma ise bu hafıza ile geleceği birbirine bağlayan güçlü bir çerçeve sundu.</p>
<p>Şevket Hoca’nın uzun vadeli perspektifi, bugünün tartışmalarını anlamak açısından son derece kıymetliydi. Sanayileşme çoğu zaman Batı Avrupa ve Amerika’da 19. yüzyılda başlamış bir süreç olarak anlatılır. Ancak küresel ölçekte yaygınlaşması ve hız kazanması, aslında 1950’ler sonrasına denk geliyor. Yani sanayileşme, düşündüğümüz kadar erken ve eş zamanlı bir süreç değil.</p>
<p>Türkiye açısından bakıldığında ise tablo daha da çarpıcı: Sanayide asıl sıçrama 1980’ler sonrasında gerçekleşiyor. Bu tespit, bugün sıkça yapılan “neden geri kaldık?” tartışmalarına daha soğukkanlı yaklaşmayı gerektiriyor. Zira mesele yalnızca başlangıç tarihi değil; sürecin nasıl yönetildiği.</p>
<p><strong>Başarılı ülkelerin ortak </strong><strong>noktası: Devlet desteği</strong></p>
<p>Şevket Hoca’nın altını özellikle çizdiği nokta ise son derece net: Sanayileşme sürecinde başarılı olan ülkelerin tamamında devlet, sürecin merkezinde yer alıyor. Tabi başarısız olanlarda da…</p>
<p>Bu, klasik anlamda bir “devlet mi piyasa mı?” tartışmasının ötesinde bir tespit. Daha çok, devletin nasıl bir rol üstlendiği, hangi sektörleri desteklediği ve hangi aşamada nasıl geri çekildiğiyle ilgili.</p>
<p>Türkiye’de ise devlet desteğinin yanı sıra sanayileşmenin seyrinin büyük ölçüde iç siyaset dinamiklerine bağlı olarak şekillendiğini görüyoruz…</p>
<p><strong>Türkiye’nin asıl </strong><strong>meselesi: Rekabetçilik</strong></p>
<p>Bugün geldiğimiz noktada Türk sanayisinin en kritik sorularından biri şu: Düşük ve orta-düşük katma değerli sektörlerde sıkışmış bir üretim yapısıyla küresel rekabette nasıl ayakta kalınacak?</p>
<p>- Fiyat rekabetinde zorlanan bu sektörlerin daha rekabetçi hale getirilmesi mi gerekiyor?</p>
<p>- Yoksa bu alanlardan çıkış ve daha yüksek katma değerli sektörlere geçiş mi hızlandırılmalı?</p>
<p>Her iki durumda da belirleyici olan yine kamu politikaları. Teşvik mekanizmaları, sanayi politikaları, eğitim sistemi, teknoloji yatırımları… Bunların tümü, firmaların verimlilik artışı ve dönüşüm kapasitesi üzerinde doğrudan etkili.</p>
<p><strong>Mikrodan makroya: Aynı </strong><strong>hikâyenin farklı yüzleri</strong></p>
<p>Kongrede sunulan teknik çalışmalar da aslında bu büyük resmin farklı parçalarını tamamlıyor. Benim de başkanlığını yaptığım “Firma Performansı” oturumunda, firma düzeyinde verimlilik artışları, mark-up dinamikleri, yatırımcı davranışları, karbon performansı gibi sanayi açısından kritik konuları teknik boyutta değerlendirdik...</p>
<p>Başka bir ifadeyle, makro tartışmaların zemini mikro verilerle, teknik ekonomik ve ekonometrik modellerle ele aldık.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında kongre, yalnızca akademik bir buluşma değil; aynı zamanda Türkiye ekonomisinin geleceğine dair çok katmanlı bir tartışma alanı sunuyor.</p>
<p><strong>Son söz: İktisat sadece </strong><strong>model değildir</strong></p>
<p>İktisat, elbette veri teknik modellere dayalı sosyal bir bilimdir. Ama aynı zamanda hafızadır. Kaybettiğimiz hocalarımızın bıraktığı miras, bugün yapılan teknik çalışmaların üzerinde yükseldiği zemini oluşturuyor.</p>
<p>Ve belki de bu yüzden, bu kongreden geriye kalan en önemli mesaj şu: Türkiye’nin ekonomik geleceğini anlamak için hem veriye hem de hafızaya aynı anda bakmak gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayilesme-rekabetcilik-ve-devletin-rolu-77274</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/1/1280x720/sanayi-fabrika-1772706619.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayileşme, rekabetçilik ve devletin rolü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orbanin-16-yillik-iktidarini-yikan-ekonomik-nedenler-neler-77273</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orban’ın 16 yıllık iktidarını yıkan ekonomik nedenler neler?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Uygulanan kötü ekonomik programın en önemli çıktısı ‘Yüksek Enflasyon’ oldu Macaristan’da. Macaristan, 2020’den bu yana AB ülkeleri arasında en yüksek kümülatif enflasyonu yaşamış bir ülke. Genel olarak, fiyatlar bu dönemde yüzde 57 oranında arttı.</strong></p>
<p>Tisza Partisi (Saygı ve Özgürlük Partisi) lideri Péter Magyar, 12 Nisan 2026’da yapılan Macaristan parlamento seçimlerinden büyük bir zaferle çıkarak, Viktor Orban’ın 16 yıllık başbakanlık dönemini sona erdirdi.</p>
<p>Siyaset bilimciler elbette Viktor Orban dönemini inceliyor ve daha da çok irdeleyip buradan farklı sonuçlar çıkaracaklar, ancak yenilmez denilen bir liderin yenilmesinin ardında 16 yıl boyunca ilmik ilmik dokuduğu o örgünün ya da belki daha doğru bir ifadeyle örgüt yapısına dönüşmüş devlet modelinin tükenişine sebep olan unsurların belki de en başında ekonomik nedenlerin geldiğini de dikkate almak lazım sanırım.</p>
<p>Viktor Orban’ın yenilgisinin arkasında büyük siyasi ve jeopolitik boyutlar taşırken, tarihi hezimetin en önemli sebeplerinden birisinin <strong>“Orbanomics”</strong> olarak adlandırılan kötü ekonomik yönetimdi.</p>
<p><strong>Macaristan Merkez Bankası’nın </strong><strong>bağımsızlığını ortadan kaldırdı</strong></p>
<p>Uygulanan kötü ekonomik programın en önemli çıktısı ‘<strong>yüksek enflasyon</strong>’ oldu Macaristan’da.</p>
<p><strong>Macaristan, 2020’den bu yana AB ülkeleri arasında en yüksek kümülatif enflasyonu yaşamış bir ülke. </strong>Genel olarak, fiyatlar bu dönemde yüzde 57 oranında arttı. Bu oran, Avrupa ülkeleri genelindeki yüzde 28’lik oranın neredeyse iki katı bir oran. <strong>Para birimi Forint’teki (HUF) değer kaybı enflasyonu artırdı ve yaşam standartlarını aşındırdı. </strong>2014 sonundan 2024 sonuna kadar Forint, ABD dolarına karşı yaklaşık yüzde 33,9 oranında değer kaybetti.</p>
<p><strong>Yıllar içerisinde Orban hükümeti Macaristan Merkez Bankası’nın bağımsızlığını istikrarlı bir şekilde ortadan kaldırdı.</strong> COVID-19 pandemisi ve ardından Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sürecinde uygulanan ekonomi politikaları yüksek enflasyonun nedenleriydi. <strong>Ancak enflasyona yönelik asıl neden, Nisan 2022 seçimleri öncesinde, muhalefet tarafından ‘oy satın alma girişimi’ olarak adlandırılan ek mali teşviklerdi. Ocak 2023’te enflasyon yüzde 25,7 ile en yüksek seviyesini gördü.</strong> Aralık 2023’e gelindiğinde enflasyon yüzde 5,5 seviyesine gerilemişti, ancak hâlâ birçok Avrupa ülkesinden yüksek seyreden enflasyonla karşı karşıyaydı Macarlar. <strong>12 Nisan 2026 seçimlerinden önce de Orban hükümeti aynı yola başvurdu, ülke GSYH’sinin yaklaşık yüzde 2,2’sine denk gelen mali yardımlar dağıtıldı, ancak bu sefer başarılı olamadı, hatta geri tepti bu uygulama.</strong></p>
<p><strong>Macaristan’da sanayi üretimi Ocak 2023’ten bu yana sadece 5 ay pozitif bölgede yer aldı.</strong> En yüksek pozitif değeri Nisan 2024’te yüzde 6,1 ile gördü Macaristan. Aralık 2023’te ise yüzde 13,1 ile en yüksek daralmayı yaşadı. <strong>Son üç yıldır üretim neredeyse durmuş durumda.</strong></p>
<p><strong>Seçim yılı olan 2026’ya girilirken Macaristan’da brüt ortalama ücretler, Ocak 2026’da bir önceki aya göre yüzde 26,3 artarak 840.600 HUF’a (Macar forinti) yükselmişti.</strong> Ücretlerdeki bu artış, Şubat 2022’den bu yana görülen en hızlı büyüme hızı oldu ve büyük ölçüde kamu sektöründeki güçlü artıştan kaynaklandı.</p>
<p><strong>Eğitim ve Ar-Ge yatırımları </strong><strong>AB ortalamasının altında kaldı</strong></p>
<p><strong>Macaristan ekonomisi, esas olarak Alman otomobillerinin montajı olmak üzere, düşük katma değerli faaliyetler etrafında şekillenmeye devam etti.</strong> Audi, BMW ve Mercedes-Benz de dahil olmak üzere birçok otomobil üreticisi Macaristan’da fabrikalar açarak yılda yaklaşık 800.000 araç üretir duruma geldiler. <strong>Otomotiv sektörü, Macaristan’ın GSYH’sinin yaklaşık yüzde 5’ini ve sanayi üretiminin dörtte birini oluşturuyor.</strong> Ancak, Alman otomotiv sektörünün düşen bir trend izlemesi ve ağır ABD gümrük vergileri, bu fabrikaların yarattıkları istihdamın, otomobil sektörüne destek diğer sektörlerin ve bunlardan elde edilen vergi gelirlerinin de yavaş yavaş sonunun gelebileceğini bize gösteriyor.  Orban Hükümeti, görev süresi boyunca katma değer yaratan üretime ulaşmakta fazla bir çaba göstermedi. <strong>Macaristan’ın verimlilik artışı kronik olarak düşük ve eğitim ile araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) yatırımları AB ortalamasının çok altında kaldı.</strong></p>
<p><strong>Macaristan şu anda AB’deki emsallerine göre daha düşük bir büyüme oranına sahip. 2023 yılında yüzde -0,9 daralma gösteren Macaristan, 2024’te yüzde 0,6 ve 2025’te yüzde 0,5 GSYH artışı gerçekleştirerek akranlarının epey arkasında kalmış gözüküyor. </strong></p>
<p><strong>Aslında kırılma noktasının 2023 yılı olduğu çok net. </strong></p>
<p><strong>Orban hükümeti yönetimindeki Macaristan’ın ‘post-komünist kalkınma modelin’in can damarı AB’nin yapısal destek fonlarıydı. </strong></p>
<p>Fakat Brüksel, 2022’de Macaristan’a karşı <strong>“şartlılık”</strong> işlemlerine başladı ve kamu alımlarıyla ilgili iddia edilen ihlallerin yanı sıra kontrol ve şeffaflık eksikliği nedeniyle ödemeleri engelleme yolunu tercih etti. Bunun üzerine Macaristan bazı fonların blokajının kaldırılmasına izin veren reformlar yaptı, ancak toplamda 19 milyar Euro dondurulmuş halde kaldı. 19 milyar Euro’nun 1 milyar Euro’luk kısmı kalıcı olarak kaybedilmiş durumda. <strong>2025 yılı sonu itibarıyla, yaklaşık 18 milyar Euro (21 milyar dolar) fon hâlâ bloke. </strong></p>
<p>Macaristan hukuk ihlalleri nedeniyle önemli miktarda AB yardımını da kaybetti. Reformların 2025 yılı sonuna kadar tamamlanması gerekiyordu. Orban hükümeti reform yapmamakta direnince, yaklaşık 1 milyar Euro kadar yardımdan da ayrıca mahrum kalmış oldu Macaristan.</p>
<p><strong>Manşet açık 2024 yılında </strong><strong>GSYH’nin %4,9’una geriledi</strong></p>
<p><strong>AB fonlarından mahrum kalınca, Orban hükümeti bu açığın telafisi amacıyla kamu maliyesinde açıklar vermeye başladı. Denk bütçe fikrinden vazgeçildi.</strong> <strong>Macaristan’ın mali durumu, kırılganlığın önemli bir kaynağı olmaya devam ediyor.</strong> Manşet açık 2024 yılında GSYH’nin yüzde 4,9’una geriledi. 2026 yılında da mali açığın GSYH’nin yaklaşık yüzde 5’i civarında olması bekleniyor. Macaristan’ın borç dinamikleri makroekonomik ve finansal koşullara daha duyarlı olmasına neden oluyor. Finansman ihtiyacı artarken, faiz giderleri de yüksek kalmaya devam ederek mali esnekliği sınırlıyor.</p>
<p>Ekonominin kötü yönetimi ve onun getirdiği fakirleşme, Macaristan’da 16 yıllık bir iktidarı yıkmaya yetti.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orbanin-16-yillik-iktidarini-yikan-ekonomik-nedenler-neler-77273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/orban-1776401202.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orban’ın 16 yıllık iktidarını yıkan ekonomik nedenler neler? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tlnin-reel-degeri-firmalarin-iki-yuku-77272</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> TL’nin reel değeri: Firmaların iki yükü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TL’nin reel değerlenmesi arttıkça, kur üzerinde artış beklentisi oluşmasın diye reel faizler yükselir. TL değerlenmesi arttığı için, reel faiz onu dengelemek için artıyor. Bu faiz yükü de büyük ölçüde firmalar kesimi tarafından ödeniyor tabii.</strong></p>
<p>- Yurtiçi kredi kartlarının yurtdışında yaptığı harcamalar, yurtdışı kredi kartlarının yurtiçinde yaptığı harcamaları ilk defa geçti.</p>
<p>- Lojistik sektöründe yeni kazanç kapısı yurt dışına fabrika taşımak.</p>
<p>- Sadece Ocak ayında tekstil sektöründe 835 şirket kapanırken, istihdam kaybı 11.905’i buldu.</p>
<p>- Reel sektörün döviz pozisyon açığı son 7,5 yılın zirvesinde.</p>
<p>Yukarıda sıraladığımız haberlerin ortak noktası nedir? Görünüşte birbiriyle ilgisiz gibi görünen bu haberlerin hepsi Türk Lirası’nın döviz kurlarına karşı değer kazandığını söylüyor. Ayrıca bu değer kazanımının firmalar kesiminde davranış değişikliklerine yol açacak bir boyuta geldiğini de söylüyor. TL’nin reel değerindeki artış firmalar kesimine, yani üretime iki önemli yük bindirir. Gelin bu iki yüke yakından bakalım.</p>
<p><strong>Firmaların ilk yükü rekabet gücü kaybıdır:</strong> Rekabet gücünü aşındıran mekanizma yaklaşık olarak şöyle çalışıyor: TL değerlendiği için yurtiçi TL maliyetler artıyor. En önemli TL maliyeti olan işçi ücretleri giderek daha pahalı hale geliyor. Bu nedenle özellikle emek yoğun sektörlerdeki şirketler yurtdışına gidiyor veya kapanıyor. İstihdamın pahalı hale gelmesi rekabet gücünü düşürerek, ekonomik faaliyeti her aşamada olumsuz etkiliyor. Türkiye pahalı hale geldiği için ithalat kolaylaşıyor. Buna bir örnek Türklerin yurtdışında yaptığı kredi kartı harcamalarının (yani bir çeşit ithalat) yabancıların Türkiye’de yaptığı kredi kartı harcamalarını (yani bir çeşit ihracat) geçmesi.  </p>
<p><strong>Reel kur hesabıyla TL’nin düzeyini </strong><strong>hesaplamak anlamlı değil</strong></p>
<p>Bu mekanizmada en önemli etken söylediğimiz gibi TL’nin reel değeridir. Peki TL’nin reel değerini nasıl hesaplayacağız? Reel kur hesabıyla mı? Geçen hafta TL’nin reel değerini hesaplarken reel kur endeksine neden güvenilmemesi gerektiği ile ilgili bir değerlendirme yapmıştık. Göz atmak isteyenler için bağlantısı aşağıdadır.</p>
<p>Yazıda da belirtildiği gibi, reel kur hesabıyla TL’nin <strong><em>düzeyini</em></strong> hesaplamak pek anlamlı değil. Düzey belirlemeye hiç kalkışmayalım. Dolar şu kadar TL olmalı demeyelim. Buna karşın TL’nin enflasyon ve kur karşısındaki <strong><em>değişimi</em></strong> bize biraz daha iyi fikir verebilir ve TL’nin reel değerinin yükselmesi nedeniyle firmalar kesiminin üstlenmek zorunda kaldığı ikinci yükü net bir şekilde gösterebilir.   </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1ba82d212c-1776401026.png" alt="" width="484" height="378" /><strong>Firmaların ikinci yükü yüksek reel faizdir:</strong> Firmalar kesimine binen ikinci yük olan reel faizin mekanizmasını anlamak için grafiği incelememiz gerekiyor. Grafik ekonomideki üç temel fiyat setinin (faiz, kur ve mal fiyatları) değişimlerini kıyaslıyor. Haziran 2023’te her üç fiyat setini 100 kabul edip, Mart 2026’ya kadar değişimleri endekslediğimizde grafikteki serilere ulaşıyoruz.</p>
<p><strong>TL girdi kullanmak giderek </strong><strong>daha zor hale geliyor</strong></p>
<p>Grafikte önce TÜFE ile doların değişimlerine bakalım. Yani en alttaki iki seriye. Bu iki değişken arasındaki açıklık giderek büyüyor. Yani Türkiye’de üretilen mal ve hizmetler dolar bazında giderek daha pahalı hale geliyor. TL girdi kullanmak giderek daha zor hale geliyor. Bu durum yukarıda söylediğimiz ve firmalar kesiminin rekabet gücü kaybetmesine neden olan ilk mekanizmanın temeli. Dikkat lütfen: İki seri bir noktada paralel hale gelmemiş. İki seri arasındaki açıklık giderek artıyor. Yani TL’nin değer kazanma süreci devam ediyor.</p>
<p>Şimdi faiz ve TÜFE serilerine bakalım. Yani üstteki iki seriye. Bu ikisinin arasındaki açıklık reel faizi gösteriyor. Bu açıklık da büyüyor. Yani reel faiz giderek artıyor. Burada durup derin derin düşünmemiz gerekiyor. Reel faiz neden artıyor? Neden belli bir seviyede sabit kalmıyor? Eğer enflasyonla ilgili kısmi de olsa bir başarı elde ettiysek, reel faizin gerilemesini bekleriz. Gerilemese bile en azından reel faizin sabit bir düzeye oturmasını ve öyle devam etmesini bekleyebiliriz. Yani faiz ve TÜFE serilerinin paralel hale gelmesini bekleriz ama öyle olmuyor. Reel faiz giderek artıyor, neden?</p>
<p>Yanıt TL’nin reel değerlenmesidir. Bu değerlenme arttıkça, kur üzerinde artış beklentisi oluşmasın diye reel faizler yükselir. TL değerlenmesi arttığı için, reel faiz onu dengelemek için artıyor. Bu faiz yükü de büyük ölçüde firmalar kesimi tarafından ödeniyor tabii.</p>
<p>Son olarak şunu söylemek gerekiyor. Firmalar kesimine binen yüklerden bahsettik ama göreli fiyatlardaki sapma, finansal davranışlarda bozulmaya yol açarak, ekonominin diğer kesimlerine de farklı yükler bindiriyor.</p>
<p><a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tlnin-degeri-reel-kur-hesabina-neden-guvenmemelisiniz-76718">https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tlnin-degeri-reel-kur-hesabina-neden-guvenmemelisiniz-76718</a></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tlnin-reel-degeri-firmalarin-iki-yuku-77272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TL’nin reel değeri: Firmaların iki yükü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savas-dahi-mucbir-sebep-degilse-77271</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaş dahi mücbir sebep değilse…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Rasyonele dönelim dedik, yola çıktık ama 4 yıldır etkilerinden kurtulamadık. Üstelik enflasyon hedefi de tutturulamadı. O halde önceliğimizi üretimi artırmaya doğru yönlendirelim.</strong></p>
<p><strong>Leadworld Ekonomi Forumu</strong>’ndayız. Kürsüde; asansör konuşmalarında <strong>Vahap Munyar</strong>, İş Bankası Genel Müdürü <strong>Hakan Aran</strong>’ı konuk ediyor. Savaşla şekillenen konjonktürde <strong>mücbir sebepten</strong> söz ediyor; “<em>OVP’den çıkmamız, yeni OVP’ye geçmemiz dışında nefes alacak, umutlanacak yer yok</em>.”</p>
<p>Bu tespitin gerekçesini, tüm detaylarıyla <strong>Merve Yiğitcan</strong>’ın haberinden okuyabilirsiniz. Benim aynen <strong>katıldığım görüş</strong> de bu… Bizi rasyonele döndürmek için üretilen ve <strong>4 yıldan beri</strong> uygulanan <strong>Orta Vadeli Program</strong>, enflasyonu çözemediği gibi kendisinden <strong>beklenen faydaları</strong> sağlamayı başaramadı.</p>
<p><strong>ÇÖZEMİYORSAN YA VAZGEÇ YA DA DEĞİŞTİR</strong></p>
<p><strong>Ekonomiyi yanlış yerden soğutmaya başlaması</strong> da üretim alanında yeni sıkıntıları getirdi. Faydadan vazgeçtim <strong>sanayisizleşme sürecini </strong>tetikledi, <strong>tarımı</strong> geriletti, bazı kesimlere <strong>kaynak aktarma</strong> dışında, makroekonomik verilerde iyileşme sağlasa da adeta <strong>dağ fare doğurdu</strong>, katlandığımıza değmedi.</p>
<p>O halde <strong>Hakan Aran</strong>’ın altını çizdiği “<strong>enflasyonla mücadele programına ara vermeliyiz</strong>” önerisini hükümetin ciddiye alması, <strong>akla yakın</strong> görünüyor. Zira <strong>savaşın</strong> daha da <strong>bozduğu</strong> üretim yapısı, <strong>enflasyonla mücadelede faz değişikliğini</strong> zorunlu kılıyor. <strong>Çözemiyorsan, ya vazgeç ya da değiştir</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Enflasyonla mücadeleye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Neden çözemiyoruz?</em></strong></p>
<p>Çünkü bizdeki enflasyon, <strong>kamu kaynaklı</strong>… Bütçe açığının başat aktör olduğu süreçler var. <strong>Doludizgin</strong> <strong>harcama</strong> sürerken <strong>kamuflasyon</strong> dozu artıyor, TÜİK de <strong>kamufle</strong> ediyor. Çözemiyor ama gizliyoruz.</p>
<p><strong><em>Programdan çıkılsa?</em></strong></p>
<p>Zaten <strong>seçim ekonomisinin</strong> devreye alınacağı bu yılsonunda <strong>OVP fiilen son bulacak</strong>, sıkı para politikası gevşeyecek, <strong>enflasyon değirmenine</strong> oluk oluk para akacak. Enflasyonla mücadele <strong>yalan</strong> olacak.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ÜRETİMİ ARTIRMAYA, SANAYİSİZLEŞTİREN ADIMLARI TERK ETMEYE İHTİYAÇ VAR</strong></p>
<p><strong>Hakan Aran</strong>, enflasyonla mücadele programına ara verilip, <strong>sanayinin dönüşümü programına odaklanılması </strong>gerektiğini savunurken<strong>, üretimi artıracak adımları</strong> da gündeme taşıyor. Savaş ortamı mücbir sebep ve bizim önceliğimiz, başaramadığımız alanda <strong>ısrar</strong> yerine, <strong>üretime odaklanma</strong> olmalı.</p>
<p><strong>ENFLASYONLA MÜCADELE LÛGATI</strong></p>
<p><strong>Kamuflasyon</strong>: Kamunun zam yaparak enflasyonu düşüreceğine dair taşıdığı fantastik düşünce</p>
<p><strong>TÜİK kamuflajı</strong>: Endeks oyunları, sepet ağırlıklarıyla oynayıp enflasyonu kamufle etme davranışı</p>
<p><strong>OVP</strong>: Orta Vadeli Program. Defalarca güncellendi ama öngördüğü hedefler büyük ölçüde ıskalandı</p>
<p><strong>Mücbir sebep</strong>: Deprem, sel, grev, hastalık, ağır ekonomik kriz ve savaş gibi dışsal olaylar bütünü</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savas-dahi-mucbir-sebep-degilse-77271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/hakan-aran.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaş dahi mücbir sebep değilse… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dogrudan-yatirima-her-zamankinden-cok-ihtiyac-duydugumuz-su-gunlerde-77270</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> “Doğrudan yatırıma her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde…”</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de zaman zaman ekonomik sorunların büyük ölçüde geride kalmasını sağlayacağı varsayılan atılımlar gündeme getirilir.</p>
<p>Örnek mi; birkaç yılda bir yastık altındaki altını ekonomiye kazandırmak için yoğun(!) çalışmalar yapılır. Bu çalışmayı yapanlar da gayet iyi bilir; Türk halkı, özellikle kadınlar hem tasarruf amacıyla tuttukları, hem ziynet olarak kullandıkları altını değil verip karşılığında bir kağıt parçası almak, o altını koklatmaz bile. Ama olsun, ara ara bu konudaki niyet ortaya konulur.</p>
<p>Örnek mi; ne zaman döviz ihtiyacı kendini iyice gösterir, üretim ve ihracat akla gelir, o zaman da <strong>“Doğrudan yatırımları niye artırmıyoruz, yabancılara yeni teşvikler verelim de gelip Türkiye’de yatırım yapsınlar”</strong> şeklinde özetlenebilecek bir düşünce hakim olur. Bu düşünce gündeme gelir gelmeye de gereği pek yapılamaz. Yabancıyı Türkiye’de yatırıma ikna etmenin yolunun yalnızca ekonomik avantaj sağlamaktan geçtiği sanılır, oysa beklenen çok daha başkadır ama onları yapmak da pek işe gelmez.</p>
<h2>Yabancı gelmiyor</h2>
<p>2000 yılından bu yılın şubat sonuna kadar olan dönemin doğrudan yatırımlarına ilişkin verileri tablo ve grafikte görüyorsunuz.</p>
<p>Tartışmasız gerçek şu; net doğrudan yabancı yatırım giderek geriliyor ve bu gidişle bir süre sonra negatife dönerse hiç şaşırmamak gerek.</p>
<p>Doğrudan yatırımın net tutarını bulurken nasıl bir yöntem mi izliyorum:</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin ya da yabancıların Türkiye’deki toplam doğrudan yatırımları ile yurt içi yerleşiklerin dışarıdaki yatırımları belli. Ama bu yatırımların bir kısmı gerçek anlamda doğrudan yatırım sayılmaz, hele hele bir kısmı yatırım bile sayılmaz. Örneğin gayrimenkul alımları. Toplam tutardan gayrimenkulü düşüyorum. Ayrıca yabancıların Türkiye’deki, Türkiye’deki yatırımcıların yurt dışındaki yatırımlarına sağladıkları sermaye, kredi gibi ödemeleri de düşüyorum ve geriye net yatırım tutarı kalıyor.</p>
<p>İşte tablonun son sütunu bu net yatırım tutarını gösteriyor. Bu yılın şubat ayı sonundaki yıllıklandırılmış net yatırım girişi 1,3 milyar dolar ve bu tutar son yirmi yılı aşkın dönemin en düşük düzeyine işaret ediyor.</p>
<p>İşte başlıkta o yüzden o klasik birlik-beraberlik cümlesini yabancı yatırıma uyarladım ya…</p>
<h2>Yabancı yatırımcı ne ister?</h2>
<p>Yabancıyı çekmek için yeni yeni teşvikler üzerinde kafa yoruluyor. Düşünülüyor; <strong>“Yabancı yatırımcı ne ister, ne yaparsak Türkiye’ye gelir”</strong> diye…</p>
<p>Sorunun basit bir yanıtı var…</p>
<p><strong>“Yabancı gelip burada yatırım yapacaksa tabii ki para kazanmak ister.”</strong></p>
<p>Ölçü yalnızca para kazanmak olarak görüldüğü için de ekonomik yönden teşvik edici kararlar alınmaya, düzenlemeler yapılmaya çalışılıyor.</p>
<p>Para kazanıp kazanamamak yatırımın en öngörülebilir, en ölçülebilir yönü. Zaten bu konuda olumlu veriler elde edilirse yatırım tabii ki yapılır.</p>
<p>Ama ya öngörülemeyenler? Oturup hesap kitap yapıldı, para kazanılacağı görüldü ve yatırıma girişildi, yatırım tamamlandı, işler birkaç yıl iyi gitti.</p>
<p>Sonra bir gün Türkiye’de mevzuatta hiç öngörülmeyen bir değişiklik söz konusu olursa…</p>
<p>Ya da yaşanacak bir ihtilafı gidermekte büyük zorluklar yaşanırsa…</p>
<h2>Giden geleni aşacak gibi…</h2>
<p>Türkiye’de yabancıların yaptığı net yatırım genel olarak gerileme eğilimindeyken, Türklerin yurt dışındaki yatırımları tam tersine artış eğilimi sergiliyor.</p>
<p>Yabancıların Türkiye’deki yatırımları AB’ye tam üyelik müzakerelerinin başladığı yıllarda, 2006 ile birlikte rekor kırmış ve yıllık tutar 20 milyar dolarları bulmuştu. Sonrasında genel eğilim yönünü aşağı çevirdi.</p>
<p>Türklerin yurt dışı yatırımları ise son dönemde yıllık bazda 10 milyar dolara dayandı.</p>
<p>Böyle giderse bir süre sonra net doğrudan yatırım girişi sıfıra inecek ve negatife dönecek.</p>
<h2>Gerçek doğrudan yatırım bilinmiyor</h2>
<p>Bu arada bir bakış açısıyla net yeni yatırım kavramı da gerçeği yansıtmaktan uzak kalıyor. Doğrudan yatırım girişinin bir kısmı, hatta çoğu Türkiye’de kurulu tesislerin satın alınması yoluyla gerçekleşiyor.</p>
<p>Yabancı geliyor, burada yıllardır faaliyette olan bir işletmeyi satın alıyor. Bu tür doğrudan yatırımlar ne yeni bir üretim demek, ne yeni istihdam, ne yeni vergi. Daha önce Türk sermayeli olan şirket, yabancı sermayeli olarak faaliyetine devam ediyor. Bunların içinde özelleştirme ile satılan tesisler de var.</p>
<p>Dolayısıyla gerçek doğrudan yatırım, sıfırdan üretim yapılması demek, yani iktisat diliyle söylersek<strong> “yeşil alan yatırımı”</strong> ya da başka bir ifadeyle <strong>“greenfield yatırım”</strong>…</p>
<h2>Bir de kâr transferi var</h2>
<p>Net yeni doğrudan yatırım girişi ödemeler dengesinin finansman kaleminde yer alıyor. Bir de cari işlemler dengesi altına kaydedilen net kâr transferi var. Tabii ki bu transferler iki yönlü; yabancıların Türkiye’den olan transferi ile Türklerin yurt dışında elde ettikleri kazançları Türkiye’ye transferi.</p>
<p>Bu iki kalemin neti negatif; yani Türkiye’den yurt dışına giden kâr, gelenden daha fazla. Bu tutarla net yeni yatırım giriş-çıkış farkını bir araya getirince nasıl bir tablo ortaya çıkacak, onu da bir başka yazıya bırakalım.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69e1b909b24a5-1776400649.png" alt="" width="484" height="655" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/69e1b913a07c2-1776400659.png" alt="" width="450" height="372" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dogrudan-yatirima-her-zamankinden-cok-ihtiyac-duydugumuz-su-gunlerde-77270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/3/1280x720/dolar-dollar-1768292317.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Doğrudan yatırıma her zamankinden çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde…” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/31-yil-once-eczaneyle-yola-cikti-8-milyar-lirayi-yakalayip-tarim-ve-teknolojiye-odaklandi-77269</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> 31 yıl önce eczaneyle yola çıktı, 8 milyar lirayı yakalayıp tarım ve teknolojiye odaklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MANAVGAT </strong>doğumlu <strong>Hatice Öz, </strong>Hacettepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesini, yine Manavgatlı eşi <strong>İbrahim Öz </strong>de Hacettepe Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra mesleklerini icra etmek üzere Ankara’dan Antalya’ya döndü. <strong>Hatice Öz, </strong>ilk eczanesini 1995 yılında Kumköy’de açtı.</p>
<p>Eczane, bugün cirosu 8 milyar lirayı bulan Lokman Group’un temellerini oluşturdu. <strong>Hatice-İbrahim Öz </strong>çifti, eczaneden edindikleri deneyimi 12 yıl sonra 2007 yılında ecza depoculuğuna taşıdı, işleri büyüttü. <strong>Öz </strong>çifti, ecza deposu alanına girdiğinde şu nokta üzerinde durdu:</p>
<ul>
<li><strong>Eczacılık mesleğinin özü, doğru ürünü güvenle ulaştırarak şifaya katkı sağlamaktır. Ecza depoculuğu sağlık sisteminin kesintisiz işlemesini sağlıyor ve sağlık sisteminin vazgeçilmez omurgaları arasında yer alıyor.</strong></li>
</ul>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69e1b847e4434-1776400455.jpg" alt="" width="700" height="478" />
<figcaption><strong>Soldan sağa: Hakkı Taha Öz, Farma ve Ledbim YK Başkanı, Lokman Group YK Başkanı Hatice Öz ve Murat Özkurt/ Elara Tarım Üretim Müdürü</strong></figcaption>
</figure>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi olan Lokman Group Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hatice Öz, </strong>geçenlerde İstanbul’a yolu düştüğünde <strong>Mete Belovacıklı </strong>ile birlikte buluşup öyküsünü dinledik. Önce Lokman Group’un amiral gemisi konumundaki Lokman Ecza Deposu’ndan söze girdi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de </strong>“çevrim içi satış yapan ecza deposu” <strong>olarak öne çıktık. Geniş ıtriyat ürün çeşitliliğine sahibiz. 31 bini aşkın ürünü teknoloji şirketimiz </strong>“Ledbim”<strong>in geliştirdiği dijital altyapı sayesinde Türkiye genelinde 28 bin eczaneye erişme kapasitemiz var.</strong></p>
<p>Online siparişlerin tek merkezden yönetildiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Siparişten depolamaya, reyon yönetiminden sevkiyata kadar tüm süreçler otomasyon sistemiyle yönetiliyor. Bu sistem bize Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu onaylı geniş portföyle eczaneler için güvenilir tedarik altyapısı sunuyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Eczacılıkla başlayan yolculukta bugün ilaç, sağlık, sağlık turizmi, tarım, teknoloji ve </strong>“B2B” <strong>dijital ticaret alanlarında faaliyet gösteren çok yönlü bir yapıya dönüştük. Türkiye, İngiltere, Almanya ve KKTC’de konumlanan şirketlerimizle iş modellerimizi geliştiriyoruz.</strong></p>
<p>Lokman Group’un verilerini paylaştı:</p>
<ul>
<li><strong>2024 yılında 7 milyon dolar ihracatımız vardı. 2025’te 8 milyon dolara yükselttik. Bu yıl ihracat hedefimizi 10 milyon dolara çıkardık.</strong></li>
<li><strong>2025 yılında yüzde 50’nin üzerinde büyüdük, 8 milyar lira ciroya ulaştık. Bu yıl 11 milyar lira düzeyinde ciroya ulaşacağımızı öngörüyoruz.</strong></li>
<li><strong>Her yıl net kârımızın yaklaşık yüzde 5’ini Ar-Ge yatırımlarımıza ayırıyoruz.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Hatice Öz, </strong>2026 yılı planlarını ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Yeni nesil ecza depoculuğu modelimizi yaygınlaştırmayı, sağlık turizmindeki uzmanlığımızı derinleştirmeyi ve teknoloji odaklı hizmetlerimizi küresel ölçekte büyütmeyi amaçlıyoruz.</strong></p>
<p>Büyük oğlu <strong>Taha Öz</strong>’ün başında bulunduğu, geliştirdiği teknoloji şirketi Ledbim üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Ledbim, grubumuzun tüm dijital altyapı ve yazılım geliştirme ihtiyaçlarını karşılayan bir venture stüdyo olarak hizmet veriyor.</strong></p>
<p>Sonra <strong>“Medoper”</strong>e geçti:</p>
<p>-          <strong>Lokman Group olarak sağlık turizmi yetki belgeli ihtisas turizmi acentemiz Medoper ve Avrupa ağırlıklı diş tedavi hizmetleri veren bağlantı klinikleriyle faaliyet gösteriyoruz. Medoper ile her yıl 12 farklı ülkeden Türkiye’ye hasta getiriyoruz.</strong></p>
<p>Ortanca oğlu <strong>Ata Öz</strong>’ün yoğunlaştığı tarım tarafına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Elara Tarım markasıyla teknoloji ve sürdürülebilirlik odaklı üretim yapıyoruz. Şu anda Antalya’da 60, Afyon Sandıklı’da ise 22 bin metrekare olmak üzere 82 bin metrekarelik arazide böğürtlen, ahududu, çilek ve fren üzümü üretiyoruz. Üretim 260 tonu buluyor.</strong></p>
<p>Tarımda büyüme planları yaptıklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu yıl tarımda üretim alanlarımızın büyüklüğünün 300 dönümü aşmasını planlıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Hatice Öz</strong>, 1995 yılında eczaneyle temelini attığı Lokman Group’u eşi <strong>İbrahim Öz, </strong>oğulları <strong>Taha </strong>ve <strong>Ata Öz</strong>’le kol kola girip, yelpazesini ilaç ve sağlıktan teknoloji ve tarıma doğru genişletti…</p>
<p>Bu yıl 11 milyar liralık ciroya ulaşmayı hedefleyen grup, teknoloji ve tarıma daha da odaklanacak gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ledbim’le başladı ‘Ördek’, ‘Terapizone’ Ve ‘Wise’ı da ekledi</span></h2>
<p><strong>LOKMAN </strong>Group Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hatice Öz, </strong>büyük oğlu <strong>Taha Öz</strong>’ün başında bulunduğu teknoloji tarafında nesnelerin interneti ile öne çıkan Ledbim’in ardından başka adımların da geldiğini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Biz teknolojiye dışarıdan bakmak yerine, onu sahadaki ihtiyaçlara göre geliştiriyoruz. Çünkü, problemi doğrudan deneyimlemiş olmak, teknoloji üretiminde en kritik farkı yaratıyor. Nitekim Ledbim, önce kendi operasyonumuzda ortaya çıkan ihtiyaçları çözmek için kuruldu.</strong></p>
<p>Ledbim’in farklı sektörlere hizmet verebilen ve ihracat yapan bir teknoloji şirketi haline geldiğini vurgulayıp şu örnekleri aktardı:</p>
<ul>
<li><strong>Ledbim: </strong>Lokman Group’un kendi teknolojisini üreten ve sistemlerini sürekli geliştiren bütünleşmiş yapısının temelini oluşturuyor.</li>
<li><strong>Pazartane: </strong>Ledbim tarafından geliştirilen çözümler arasında yer alıyor. Eczanelere özel pazaryeri entegrasyonu sağlıyor.</li>
<li><strong>Ördek: </strong>Ledbim, <strong>“B2B” </strong>araç ve eşleşme platformunu <strong>“Ördek” </strong>adıyla devreye aldı.</li>
<li><strong>Terapizone: </strong>Ledbim’in online psikolojik destek uygulaması <strong>“Terapizone” </strong>adıyla hizmet veriyor.</li>
<li><strong>Wise: </strong>Ledbim, depo yönetimi sistemi <strong>“Wise” </strong>devrede bulunuyor.</li>
<li><strong>Datasonik: </strong>Ledbim’in IoT tabanlı ısı ve nem ölçüm cihazı.</li>
<li><strong>FarmaB: </strong>Eczanelere özel pazaryeri girişimi. OTC, ıtriyat, dermokozmetik, medikal ürün kategorilerinde 10 binden fazla eczacıya ulaşıyor.</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ortanca oğlum tarımı kendisi istedi, takım elbiseyle sera geziyor</span></h2>
<p><strong>LOKMAN </strong>Group Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hatice Öz, </strong>tarıma 1.5 yıl önce girdiklerini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’nin tarımda ayrıştırıcı rol oynayacağını düşünüyoruz. Teknoloji ağırlıklı tarımla öne çıkmak mümkün.</strong></p>
<p>Gençlerin tarıma özendirilmesi gerektiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Ortanca oğlum Ata Öz, tarımla ilgilenmeyi kendisi istedi. Takım elbise ile sera geziyor.</strong></p>
<p>Tarımda teknolojiye ağırlık vermenin sağladığı avantajı şöyle özetledi:</p>
<p>-          <strong>Maliyetler yüzde 60 azalıyor. Verimlilik 2-3 kata kadar artabiliyor.</strong></p>
<p>Antalya tarımının çok güçlü olduğunu ama aynı zamanda risklerin yaşandığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Yağışlarda seraların zarar görmesi, riski her defasında ortaya koyuyor. Yani, tarım sadece üretim değil, risk yönetimi ve tekonoloji meselesi.</strong></p>
<p>Kontrollü üretim, kapalı sistemler ve veri odaklı tarım uygulamalarının riskleri minimize etmek açısından kritik önem taşıdığını irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Ela Tarım’da da bu anlayışla hareket ediyoruz. Üretimi tamamen ölçülebilir, izlenebilir ve kontrol edilebilir sistemlerle yönetiyoruz. Böylece sürdürülebilir, kaliteli ve standart üretim yapabilmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sağlık turizminde hasta başına gelir 15 bin dolara kadar çıkabiliyor</span></h2>
<p><strong>LOKMAN </strong>Group Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hatice Öz, </strong>sağlık turizminin önemi üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Sağlık turizmi, turist başına gelir açısından çok daha yüksek bir katma değer yaratıyor. Hasta başına gelir 10-15 bin dolara kadar çıkabiliyor.</strong></p>
<p>Antalya’nın sağlık altyapısı ve coğrafi konumuna dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Biz de bu alanda hem uluslararası hasta akışı hem de hizmet kalitesi tarafında güçlü bir yapı kurmaya odaklanıyoruz. Sağlık turizmini Türkiye’nin marka değerini artıran stratejik bir alan olarak görüyoruz.</strong></p>
<p>Türkiye’nin sağlık turizminde hem maliyet avantajı hem de hizmet kalitesi açısından küresel ölçekte rekabetçi konumda olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Özellikle Avrupa pazarına yakınlık, hızlı hizmet sunumu ve güçlü sağlık altyapısı bu alandaki büyümeyi destekliyor.</strong></p>
<p>Sağlık turizminin <strong>“iyi yaşam, uzun yaşam ve yaşlı bakımını” </strong>da kapsayan çok geniş ekosistem olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bugün sadece medikal dışı bu alanın dahi dünya genelinde 50 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştığı görülüyor. Bu pazarın 2037 yılına kadar 253 milyar dolar seviyesine çıkması bekleniyor.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/31-yil-once-eczaneyle-yola-cikti-8-milyar-lirayi-yakalayip-tarim-ve-teknolojiye-odaklandi-77269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/9/1280x720/5747-1776400441.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 31 yıl önce eczaneyle yola çıktı, 8 milyar lirayı yakalayıp tarım ve teknolojiye odaklandı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-77265</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> BIST100 haftayı nasıl kapatır?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100 Haftayı Nasıl Kapatır? | Ekonomi Masası | 17 Nisan" src="https://www.youtube.com/embed/Hz-kcQ2ram4" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-77265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/7/1280x720/seref-oguz-berfin-1773294621.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ateskesle-tl-varliklar-nefes-aldi-77268</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ateşkesle TL varlıklar nefes aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısından ağır hasar alan TL varlıklar geçen hafta ateşkesin ilan edilmesiyle pozitife döndü. Merkez Bankası haftalık verilerine göre 7 haftanın ardından yabancı yatırımcı nette devlet tahvillerinde ilk kez alıcı olurken, hisse senedine ise 430.3 milyon dolar giriş gerçekleşti. Yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı ise geriledi. Merkez Bankası rezervleri de yükseldi.</p>
<p>Merkez Bankası haftalık para ve banka verilerine göre yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 987 milyon dolar geriledi. Gerçek kişilerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak altın mevduatı kaynaklı 25 milyon dolar artarken, tüzel kişilerin döviz mevduatı da 1 milyar 12 milyon dolar geriledi. Tüzel kişilerde yabancı para mevduatındaki gerilemenin kaynağı dolar cinsi mevduattaki düşüş oldu.</p>
<h2>Yabancı yeniden hisse ve tahvilde alımda </h2>
<p>Orta Doğu’yu karıştıran savaş boyunca devlet tahvillerinde sert satış yapan yabancı yatırımcılar ateşkes haftasında yeniden alıma döndü. Merkez Bankası haftalık menkul kıymet verilerine göre 10 Nisan haftasında yabancı yatırımcı 430.3 milyon dolarlık hisse, 712.7 milyon dolarlık da devlet tahvil alımı yaptı. Yabancı yatırımcı geçen hafta 217.8 milyon dolarlık hisse, 784.3 milyon dolarlık tahvil satışı yapmıştı. Böylece yabancı yatırımcılar 7 haftanın ardından ilk kez devlet tahvillerinde net alıcı pozisyonuna geçti. Son dört haftada yabancının toplam hareketi hisse senedi tarafında 211 milyon dolar alım, devlet tahvilleri tarafında ise 1 milyar 572 milyon dolar satış yönünde gerçekleşti.</p>
<p>Uzmanlar yabancı yatırımcıların dezenflasyona yönelik sürecin tekrardan başlamasına da bağlı olarak kademeli olarak tekrar pozisyonlarını artırmasını beklese de bölgedeki gelişmelere bağlı olarak piyasalarda dalgalanmanın yüksek seyretmesini bekliyor. Yılbaşından beri ise 10 Nisan itibariyle yabancıdan hisse senedinde 1 milyar 549 milyon dolarlık net alış, devlet tahvillerinde 1 milyar 581 milyon dolarlık net satış ve özel sektör tahvillerinde 1 milyar 374 milyon dolarlık alışlarla birlikte toplamda 1 milyar 341 milyon dolar giriş görüldü.</p>
<h2>Toplam rezervler 170.9 milyar dolara yükseldi </h2>
<p>Ateşkes kararının açıklandığı geçen hafta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, bir önceki haftaya göre 9 milyar 270 milyon dolar artarak 170 milyar 915 milyon dolara yükseldi. TCMB, verilerine göre, 10 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 5 milyar 650 milyon dolar artışla 64 milyar 67 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Brüt döviz rezervleri, 3 Nisan'da 58 milyar 417 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 618 milyon dolar artışla 103 milyar 229 milyon dolardan 106 milyar 847 milyon dolara yükseldi. TCMB net uluslararası rezervleri 10 Nisan itibarıyla 9.9 milyar dolar arttı ve 55 milyar 591 milyon dolar oldu. Swap hariç rezervler ise 3 Nisan haftasında 18.4 milyar dolarken 10 Nisan haftasında 32.2 milyar dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ateskesle-tl-varliklar-nefes-aldi-77268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/dolar-tl.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaştan hasar alan TL varlıklar ateşkesle yeniden güçlendi. Merkez Bankası verilerine göre geçen hafta rezervler yükseldi, yabancı hisse ve tahvile giriş yaptı, yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı ise geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-borclanmada-oncu-oldu-77267</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine borçlanmada öncü oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı yurtdışı tahvil ihraçlarına hızlı başladığı 2026’da Orta Doğu’da her ne kadar ateşkes süreci başlasa da devam eden belirsizliğe rağmen dün dolar cinsi tahvil ihraç etti. Bu dönemde yurtdışı borçlanmaya çıkan ilk gelişen ülke olan Türkiye’nin ihracına 3 kata yakın talep geldi. 2031 vadeli ihraç 2 milyar dolarla tamamlandı yatırımcıya getirisi yüzde 6,40 seviyesinde gerçekleşti. Uzmanlar, Hazine’den bu dönemde böyle bir ihraç beklemediklerini ve sürpriz olduğunu belirtirken maliyetin oldukça uygun gerçekleştiğini vurguladı.</p>
<h2>2031 vadeli tahvil ihracı </h2>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı 2026 yılı dış finansman programı çerçevesinde, ABD doları cinsinden 2031 vadeli tahvil ihracı için 15 Nisan’da Bank of America, Goldman Sachs, ING Bank ve Morgan Stanley’e yetki verdi. Bakanlık açıklamasına göre söz konusu ihraç aynı gün sonuçlandı ve ihraç miktarı 2 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhraç tutarı 22 Nisan’da Hazine hesaplarına girecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1b5dbe465d-1776399835.png" alt="" width="380" height="501" /></p>
<p>Tahvilin kupon oranı yüzde 6,375, getiri oranı ise yüzde 6,400 seviyesinde gerçekleşirken ihraca yaklaşık 180 yatırımcıdan, ihraç tutarının 3 katına yakın talep geldi. Açıklamaya göre tahvilin yüzde 44’ü Birleşik Krallık ve İrlanda, yüzde 33’ü ABD, yüzde 13’ü diğer Avrupa ülkeleri, yüzde 8’i Orta Doğu ülkeleri ve yüzde 2’si diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildi. Bu tahvil ihracıyla birlikte 2026 yılında uluslararası sermaye piyasalarından sağlanan toplam finansman tutarı yaklaşık 7.9 milyar dolarına ulaştı. 2026 yılı planlanan dış borçlanma 11 milyar dolar seviyesinde.</p>
<h2>Özel sektör de devreye girecek </h2>
<p>EKONOMİ’ye konuşan uzmanlar 14 Nisan’daki 1.5 milyar dolarlık itfanın yeniden ihracının gerçekleştirildiğini ancak Hazine’den bu savaş belirsizliği döneminde böyle bir hamle beklenmediğine işaret etti. Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk primi CDS’i dün itibariyle 234 baz puan seviyesiyle savaş dönemindeki yüksek seyrini geride bıraktı. Uzmanlara göre şaşırtıcı olan ihraca gayet güzel bir geldi ve ihracın maliyeti de uygun gerçekleşirken piyasadaki işlemleri de olumlu devam ediyor. Hazine’nin savaş ortamında parça parça borçlanmaya devam edeceği sinyali verdiğini söyleyen uzmanlar ateşkes döneminin de oldukça uygun şekilde kullanıldığını dile getirdi. Uzmanlar, Türkiye’nin gelişmekte olan ülkelerin uluslararası piyasalarda tahvil ihracına öncülük yaptığına da dikkat çekerken Türkiye’nin ardından diğer gelişmekte olan ülkelerden de tahvil ihraç haberlerinin gelmesini beklediklerini vurguladı.</p>
<p>Bir diğer uzman ise kurumların savaş döneminde çok fazla dış kredi kullanımı gerçekleştirdiğine işaret ederek ancak hiçbir ülkenin uluslararası piyasalara tahvil ihracına çıkmadığını ifade etti. Uzman, ateşkesin ve müzakerelerin devam etmesi, savaşın belirsizliklerinin ortadan kalkmaya başlamasıyla birlikte özel sektör tarafında da tahvil ihraçlarının artacağını ve hacmin genişleyeceğini vurguladı.</p>
<h2>20.3 milyar dolarlık itfa var </h2>
<p>Hazine mart ayında TL karşılığı olarak 36 milyar liralık dış borç geri ödemesine karşı dış borçlanma gerçekleştirmemişti. Dünkü ihraç öncesi son uluslararası tahvil ihracı şubat ayındaki 2 milyar Euroluk işlemdi. Hazine'nin açıkladığı projeksiyonlara göre 2026 yılında Hazine'nin 5 trilyon üzerinde iç borç ödemesi, 20.3 milyar dolar seviyesinde de dış borç ödemesi bulunuyor. Gedik Yatırım Kıdemli Araştırma Uzmanı Burak Pırlanta'nın analizine göre kısa vadeli borç finansmanı ve altına dayalı senetlere ilişkin ödemeler nedeniyle iç borç ödemelerinin öngörülenin üzerine çıkması tahmin ediliyor. İç borçlanmanın bir kısmının ise dış borç geri ödemelerine aktarılmasının muhtemel olduğunu belirten Pırlanda, "2026 yılının tamamı için toplam iç borç servisinin 5.5–6 trilyon TL seviyelerine, faiz ödemelerinin de 2.5-2.6 trilyon TL’ye kadar çıkabileceğini öngörüyoruz. Hazine, 2026 yılı genelinde 5.3 trilyon TL’nin biraz üzerinde iç borçlanma planlarken, bu iç borç çevirme rasyosunun yüzde 106 olarak öngörüldüğünü gösteriyor. Bu oranda belli bir sapma ihtimali olabileceğini düşünmekle beraber, 2025 yılındaki yüzde 136’lık gerçekleşmeye göre önemli bir iyileşmeden bahsedebiliriz" dedi. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">En yüklü geri ödeme ekimde</span></h2>
<p>Hazine projeksiyonuna göre Nisanda 0.5 milyar doları faiz, 1.6 milyar doları ana para olmak üzere 2.1 milyar dolarlık dış borç itfası gerçekleştirilecek. Mayısta 0.6 milyar doları faiz, 0.2 milyar doları ana para 0.8 milyar dolar ödeme varken haziran ayında 0.2 milyar doları faiz, 2.7 milyar doları ana para 3.1 milyar dolarlık ilk yüklü itfa yapılacak. Temmuzda 1.1 milyar doları faiz, 0.2 milyar doları ana para, ağustosta 0.6 milyar doları faiz, 0.4 milyar doları ana para, eylülde 0.8 milyar doları faiz, 0.1 milyar doları ana para dış borç geri ödemeleri varken ekimde 0.5 milyar doları faiz, 3.1 milyar doları ana para olarak 3.6 milyar dolarlık yılın en büyük itfası gerçekleştirilecek. Kasımda 0.7 milyar dolar, aralıkta ise 0.3 milyar dolarlık itfalar yapılacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-borclanmada-oncu-oldu-77267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın yarattığı belirsizlik ortamında gelişmekte olan ülkeler arasında uluslararası piyasalara ilk çıkan ülke Türkiye oldu. Hazine dün 2 milyar dolarlık dış borçlanma gerçekleştirdi, 3 kata yakın talebin geldiği tahvil ihracında getiri yüzde 6,40 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/artik-yeni-bir-ekonomi-programina-gecilmeli-77266</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Artık yeni bir ekonomi programına geçilmeli!&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>EKONOMİ Gazetesi, Kayra Medya Akademi ve Strong Medya tarafından düzenlenen LeadWorld İş ve Ekonomi Forumu’nda konuşan İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, enflasyonla mücadele programına ilişkin kritik açıklamalarda bulundu. EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın sorularını yanıtlayan Aran, çok sıra dışı ve olağanüstü bir dönemden geçildiğini söylerken, bu zamana kadar süregelen küresel, siyasi ve finansal sistemin artık doğru işlemediğini belirtti. Tarafların, ülkelerin ve aktörlerin kendilerine biçilen rollerden, bugüne kadar alıp verdikleri ticaretten çok memnun olmadığına dikkat çeken Aran, “O yüzden bu süreci yeniden bir paylaşım düzeni ve herkesin yeniden farklı bir rol alma çabası diye yorumlamak lazım” dedi.</p>
<p>Bu noktada Türk iş dünyasının Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullara odaklanması gerektiğine değinen Aran, Türkiye’nin 4’üncü yılına giren bir enflasyonla mücadele programı uyguladığını hatırlatarak, “Bu program başladığı zaman yüzde 85 olan bir enflasyonumuz vardı; Merkez Bankası’nın rezervleri -60 milyar dolara inmişti ve yüzde 8,5 TL faiz oranı vardı. Yani bu program bu şartlarda başladı. Şimdi bu programın içerisinde bugüne kadar geldiğimiz noktada yüzde 85 olan enflasyonu yüzde 30'a kadar indirebilmiş olduk ve -60 milyar dolarlarda olan Merkez Bankası'nın rezervini de şu anda 160 milyar dolarlara çıkarmış olduk” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>PROGRAMIN KAYBEDENİ REEL SEKTÖR VE BANKALAR </strong></p>
<p>“Bu program KOBİ'lere, sanayiciye, iş insanına iyi gelen bir program değil. Bu program aslında devletin kasasını tekrar doldurmaya ve ekonomide bozulan dengeleri yerine getirmeye odaklı bir program” diyen Aran, “Bu programın kaybedenleri de reel sektör ve bankalar. Ama bu kaybı niye göze alıyoruz? Enflasyon aslında bütün kötülüklerin anası ve bunun düşürülmesi konusunda da ulusal bir mutabakat olduğu için hepimiz buna katlanıyoruz. Enflasyon nedeniyle bugün işçi-işveren sorunları yaşıyoruz. Enflasyon nedeniyle bugün ev sahibi- kiracı sorunu yaşıyoruz. Enflasyon nedeniyle bugün çalışan-emekli problemi yaşıyoruz. (Katılım finansmanı sistemi) Enflasyon nedeniyle bugün ev almanın yanında bir de araba alma konusu da hayal olup ortak finansmana konu oldu. Yani Türkiye'de araba almak o kadar da uzak bir konu değildi. Şimdi katılım sistemine giriyor vatandaşlarımız ve burada ortaklaşa bir araba almaya çalışıyor. Benim ilk iş hayatına girdiğim 90'lı yıllarda araba fiyatları çok artardı. Enflasyon çok yüksekti. Biz 4-5 arkadaş bir araya gelip, kendi aramızda para biriktirip kurayla sırayla araba alırdık. O dönemleri çağrıştırıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>KÜLTÜREL YARA SARMA DÖNEMİNE İHTİYAÇ VAR </strong></p>
<p>O günlere tekrar geri gelmemek gerektiğine işaret eden Aran, son günlerde okullarda yaşanan ve tüm ülkeyi yasa boğan olayların da yüksek enflasyonla bağlantısına dikkat çekerek, şöyle devam etti: “Dün yaşadığımız o talihsiz olay da, tüm dünyada belki görmeye zaman zaman alışık olduğumuz, ama Türkiye'de görmek şöyle olsun, duyduğumuz zaman bile bu bize olmaz dediğimiz şeylerdi. Ama işte yüksek enflasyonun aslında yarattığı yaşam dengesizlikleri ve bu sıradaki kültürel kopmalar, pek çok alandaki maalesef hızlı bozulmalar, bizim hayretler içinde izlediğimiz şeylerin bizde de yaşanır hale getirdi. O yüzden ne yapıp edip enflasyonun tek haneli seviyelere inmesi ve bozulan dengelerin tekrar sağlanması ve bu noktada da tekrar kültürel bir yara sarma dönemine ihtiyaç var.”</p>
<p><strong>KOBİ’LER EN BÜYÜK DARBEYİ VADELİ SATIŞTAN YİYECEKLER </strong></p>
<p>Bu şartlar altında KOBİ’lerin yapabileceği şeylerin sınırlı olduğunu aktaran Aran, “KOBİ’ler bu ortam içerisinde mutlaka Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın izlediği ve değiştirdiği teşvik sistemini yakından takip etmeli. ‘Kendi ürettiğim alan gözden düşen bir alan mı? Yoksa teşvik edilen bir alan mı’ konusuna bakmalı. Eğer gözden düşen bir alanda üretimdeyse günü yönetmeye, fazla gelecekle ilgili kendi işiyle ilgili plan yapmadan sadece yıl sonunu, gün sonunu, ay sonunu getirmeye odaklanmalı. Ama gelecekte devam edecek olan ve teşvik edilen bir alandaysa da bunu ikili yapmalı. Yani bir taraftan yılı yönetmeli ama öteki taraftan da kendisini o geleceği hazırlayacak olan adımları da düşünmeli, yatırımı da yapmalı” değerlendirmesinde bulundu. Firmaları borç-alacak ilişkisi konusunda da uyaran Aran, “Bu konjonktürde KOBİ’ler en büyük darbeyi vadeli mal verdiği müşterilerinden yiyecekler. Bu konjonktürde önümüzdeki 6 ayda, bir KOBİ’nin bugüne kadar vadeli olarak 3 tane veriyorsam, bir tanesinde belki sorun oluyordu diyorsa; bunun 2'ye çıkacağını düşünmesi lazım. O yüzden kendini buna göre ayarlaması lazım. İkincisi, bankadan alacağı krediyi çok yerinde ve zamanında bu ödeme aksaklığı olduğu zaman kendisini zor duruma düşürmeyecek şekilde doğru yerinde kullanmalı. ‘Zaten ben müşterilerime veriyorum, onları alacağım, yanında da banka kredisini kullandım, onu da ödeyeceğim’ diye bunları bir araya getirirse, müşteriden darbe yediğinde bu sefer onu telafi edecek yeri kalmaz. O nedenle mutlaka banka kredilerini bu dönemde ihtiyaç olduğunda ve zorunlu hale geldiğinde son noktada kullanmayı düşünmeleri gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>KONJONKTÜR PROGRAMI YÜRÜTMEYE İMKAN VERMİYOR </strong></p>
<p>“Sadece yıl sonunu getirip, bu ekonomi programından çıkmamız ve yeni bir ekonomi programına geçmemiz dışında nefes alınacak ya da umutlanacak bir yer görünmüyor” yorumunda bulunan Aran, “(Savaş nedeniyle) Aslında şu anda enflasyonla mücadele etmeyi hala gerekli kılacak ve zorunlu tutacak bir tablo yok. Enflasyonla mücadele konusunda içinde bulunduğumuz konjonktür böyle bir program yürütmeye imkan vermiyor. Petrol fiyatları bu seviyedeyken, arzda problem varken, çok ciddi bir enerji arz şoku içindeyken, doğal gaz fiyatları, navlun ya da içeride bir gün benzine zam ertesi gün indirim varken, bunun tüm sektörlere yansıması; öteki taraftan da gübre aracılığıyla gıda fiyatlarına bunun geçişkenliği… Hepsini düşündüğünüz zaman enflasyon artık kaçınılmaz, tüm dünyada yüksek seyredecek.” </p>
<p><strong>MERKEZ AĞZIYLA KUŞ TUTSA DA ENFLASYON YÜZDE 27 </strong></p>
<p>Aran, “Şimdi Merkez Bankası ağzı ile kuş tutsa, her toplantıda alınabilecek en sert kararları alsa da enflasyon yüzde 27. ‘Enflasyonla mücadele programını bıraktım ve ben farklı bir programa geçiyorum’ derse de enflasyonun geleceği yer yüzde 32. Yani rasyonel bir davranışa geçilmediği, bu konjonktürde bir deneye kalkışılmadığı durumda yüzde 27 ile 32 arasında bir bantta. Şimdi böyle olunca siz enflasyonla niçin mücadele yapacaksınız? Enflasyonla mücadele programı ile yüzde 27’lik enflasyona gelecekseniz, reel sektör çok ciddi yaralanacak. O yüzden her şeyin bir bedeli var ve bu bedel çok arttı. Enflasyonla mücadele programı bence fiili olarak İran Savaşı'nın çıkması ve petrolün 90-100 dolar bandına gelmesi ile beraber bırakılması ve terk edilmesi gereken bir program” İfadelerini kullandı. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>PETROL 50-60 DOLARA İNERSE TEKRAR PROGRAMA DÖNÜLÜR</strong></span></p>
<p>Yeni bir ekonomi programına geçilmesi gerektiğini savunan Hakan Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: “Y Aran programa geçilmeli. Bu program da aslında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın ifade ettiği o yerinde ve yerli üretimi destekleyecek, 260 odak alanı, 284 stratejik ürünü HITS 30 programında 30 milyar dolarlık bütçenin olacağı alandır. ‘Ben bunun finansmanı için enflasyondaki yükselişi göze aldım. İçeride tekrar üreten ve Türkiye'yi Avrupa'nın üretim merkezi haline getirecek olan, bir dönüşüme tabi tutuyorum. Bunun için de para harcayacağım ve enflasyonu da yüzde 27-32 bandında tutmak hedefimdir. Düşürmeyeceğim.’ Bu programı, Türkiye'deki sanayinin dönüşüm programına çevirmek lazım. Bu, pek çok kesimi rahatlatır, pek çok sorunu çözer. Enflasyonla mücadele programına da en azından petrol fiyatları tekrar 50'li 60'lı seviyelere indiği zaman devam edilir. İlla her zaman enflasyonla mücadele etmek zorunda değilsiniz. Biz üç haneli enflasyonlarla da yaşamış bir ülkeyiz. Yüksek enflasyonu biliyoruz. Verdiği zararı biliyoruz.” </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KENDİ BAŞIMIZA BİR PROBLEM YARATTIK</strong></span></p>
<p>Türkiye’nin şu anda çok güçlü olduğunu söyleyen Aran, mevcut enflasyon sorunuyla ilgili de, “Kendi başımıza bir problem yarattık. Hiç dünyada yokken gereksiz yere yarattık. Bir deneyle yarattık ve o deneyle de enflasyonu ve kuru kaçırdık. Tüm dengeleri bozduk. Şimdi aslında bizim enflasyon dışında hakiki bir sorunumuz yok. Enflasyonla mücadele etmek gerekiyor ama bu konjonktürde değil. Bunu kabullenmek lazım. Şu anda Türkiye'nin, reel sektörün, sanayinin ihtiyaç duyduğu programa dönüşmek lazım. O programın adını koyarak yapmak lazım ve ondan sonra da enflasyonla mücadele programına tekrar döneceğini beyan etmek lazım. Yoksa enflasyonla mücadele yapmayalım demiyorum. Yani siz bir şeyle niye mücadele edersiniz? Yenmek için. E yenemeyeceğinizi gördüyseniz hala o programı devam ettirip yanına başka sorun eklemenin çok mantıklı olmadığını düşünüyorum. Zaten soru şu. Açık iletişim olmadığı için, net iletişim olmadığı için, vatandaş ikna olmadığı için. Hane halkına soruyorlar, ‘Enflasyonu ne görüyorsun?’, ‘Yüzde 50’ diyor. Açıklıyorsunuz enflasyonu yüzde 30-30,5. Hane halkına soruyorsunuz. Yüzde 50, diyor. Yani dolayısıyla zaten hane halkını inandıramamışız ve bir de bu konjonktürde her gün benzine zam yapılırken ‘Ben enflasyonla mücadele programını aksatmadan aynı sertlikte devam ettireceğim’ derseniz, toplumda karşılığı olmuyor. Mutlaka ekonomi yönetimi oturmalı ve bu programdan çıkışı ve yeni bir programa geçişi konuşmalı” değerlendirmelerinde bulundu. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>FİNANSMAN MUSLUKLARI YANLIŞ AKMAMALI</strong></span></p>
<p>Finansman musluklarının açılması gerektiğini, ancak eskiden olduğu gibi yanlış alanlara olmaması gerektiğini vurgulayan Aran, “O yüzden Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın o Milli Teknoloji Hamlesi’nde işaret ettiği odak ve teknoloji alanları diyorum. Bakanlık, Türkiye'de mevcut OSB'lerin yaklaşık 10 katı büyüklüğünde mega üretim alanları planlıyor. Organize sanayi bölgelerini önümüzdeki 3 yılda yüzde 37 arttırmayı planlıyor. Batarya üretiminden elektrik araçlara, mobiliteden dijital hizmetlerine kadar pek çok konu kapsam içine alınmış durumda. Ya bunlar iyi okunur, desteklenir, para verilir ve bu para verildiği zaman da enflasyon tabii ki yaratır ama enflasyonu bir amaç için yaratalım. Sonrasında onu tekrar toparlarız” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/artik-yeni-bir-ekonomi-programina-gecilmeli-77266</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/6/1280x720/hakan-aran-1776399565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, savaşla şekillenen mevcut konjonktürün enflasyonla mücadele programını yürütmeye imkan vermediğini söyleyerek, “Bu ekonomi programından çıkmamız ve yeni bir ekonomi programına geçmemiz dışında nefes alınacak ya da umutlanacak bir yer görünmüyor” dedi. Aran, enflasyonla mücadele programına ara verilip, sanayinin dönüşümü programına odaklanılması gerektiğini savundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-amerikaya-guvenmiyor-77285</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Amerika’ya güvenmiyor </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e1c0a92f589-1776402601.jpg" alt="" width="251" height="204" /></strong><strong>FRANCIS FUKUYAMA - </strong><strong>Stanford Üniversitesi Olivier Nomellini Kıdemli Araştırma Görevlisi</strong></p>
<p><strong><em>Eğer “Güven” kitabını bugün </em>yeniden yazsaydım, Amerika Birleşik Devletleri’ni yüksek güvene sahip bir toplum olarak nitelendirmezdim. Bu kitap 1990’larda yayınlanırken bile, siyasi kutuplaşma yayılmaya başlamış ve Amerikalılar kendilerini siyasi tercihlerine göre sınıflandırmaya başlamışlardı. Bu kutuplaşma o zamandan bugüne kadar sadece arttı.</strong></p>
<p><em>1995 yılında ikinci kitabım olan “Güven: Sosyal Erdemler ve Refahın Yaratılması”nı </em>yayınladım . Bu kitapta, güvenin insan iş birliğinin temeli olduğu için en değerli sosyal niteliklerden biri olduğunu savundum. Ekonomide güven, firmaların, işlemlerin ve piyasaların işleyişini kolaylaştıran bir yağlayıcı gibidir. Siyasette ise “sosyal sermaye” olarak adlandırılan şeyin temelini oluşturur; yani vatandaşların ortak amaçlar aramak ve demokratik siyasete aktif olarak katılmak için gruplar ve örgütler halinde bir araya gelme yeteneğidir.</p>
<p>Toplumlar genel güven düzeyleri bakımından büyük farklılıklar gösterir. 1990’larda Harvard’dan Robert Putnam, İtalya’nın yüksek güven düzeyine sahip kuzeyi ile güvensizliğin hakim olduğu güneyini karşılaştıran klasik bir çalışma yazdı. Kuzey İtalya, kamusal hayata doku kazandıran sivil dernekler, spor kulüpleri, gazeteler ve diğer kuruluşlarla doluydu. Güney ise, daha önceki bir sosyal bilimci Edward Banfield’in “ahlaksız ailecilik” olarak adlandırdığı bir toplumdu: öncelikle yakın aile üyelerine güvendiğiniz ve çoğunlukla size zarar vermek isteyen yabancılara karşı temkinli bir tutum sergilediğiniz bir toplum. Güneydeki tek büyük örgütler Katolik Kilisesi ve elbette Mafya idi. İkincisi, güvensizliğin doğrudan bir ürünüydü: eğer bir iş insanıysanız, zayıf bir hukuk devleti nedeniyle devletin mülkiyet haklarınızı koruyacağına güvenemezdiniz; biri sizi dolandırırsa, bacaklarını kırması için bir <em>mafya üyesi tutardınız.</em></p>
<p><em>“Güven” </em>adlı kitabımda Amerika Birleşik Devletleri’ni “yüksek güven” toplumu olarak nitelendirdim. Bu görüşün uzun bir geçmişi var. Fransız gözlemci Alexis de Tocqueville, 1830’larda Amerika Birleşik Devletleri’ni ziyaret ettiğinde ve ülkenin yerleşik kesiminin büyük bir bölümünü gezdiğinde, Amerika’da İncil çalışmalarından kulüplere ve karşılıklı yardımlaşma derneklerine kadar çok sayıda sivil derneğin bulunduğunu ve Amerikalıların zorluklar karşısında yabancılarla birlikte çalışmayı nispeten kolay bulduklarını kaydetti. Bunun, kendi memleketi Fransa ile keskin bir tezat oluşturduğunu düşündü; Fransa’da, ortak bir girişimde birlikte çalışmaya hazır 10 Fransız bulamayacağınızı söyledi. Fransa’da, Amerika Birleşik Devletleri’nde bulduğu kendiliğinden sosyalleşme veya sosyal sermayenin çok azı vardı. Amerika’nın yüksek güvene sahip olduğu bu görüş, 20. yüzyılın ortalarında Amerikalıların diğer Amerikalılara Fransa ve diğer birçok ülkedeki insanlardan daha fazla güvendiğini gösteren anket verileriyle desteklendi.</p>
<p><strong>Güven ve sosyal sermaye, ahlaki </strong><strong>erdem temeli üzerine kuruludur</strong></p>
<p><em>Eğer “Güven” kitabını bugün </em>yeniden yazsaydım, Amerika Birleşik Devletleri’ni yüksek güvene sahip bir toplum olarak nitelendirmezdim. Bu kitap 1990’larda yayınlanırken bile, siyasi kutuplaşma yayılmaya başlamış ve Amerikalılar kendilerini siyasi tercihlerine göre sınıflandırmaya başlamışlardı. Bu kutuplaşma o zamandan bugüne kadar sadece arttı. Siyasi bilimcilerin “duygusal kutuplaşma” olarak adlandırdığı bir duruma dönüştü; burada taraftarlar sadece konularda anlaşmazlık yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda rakiplerinin son derece kötü niyetli ve dürüst olmayan kişiler olduğuna da inanmaya başlıyorlar. Farklı siyasi grupların üyeleri arasında sosyal sermaye hala mevcut, ancak toplumun genelinde güvensizlik yaygın. Aşı güvenliği veya seçim bütünlüğü gibi konularda ortak bir gerçekler kümesini kabul etmiyoruz ve olayların göründüğü gibi olmadığını bize söyleyen bir dizi komplo teorisiyle yaşıyoruz.</p>
<p>Güven ve sosyal sermaye, ahlaki erdem temeli üzerine kuruludur. Dürüst ve güvenilir olan, sözlerini tutan ve kendilerine hemen bir fayda sağlamasa bile destek sunmaya istekli olan insanlara güveniriz. Güven, tekrarlanan etkileşim süreciyle zamanla oluşur: Başka birinin sözlerini tuttuğunu ve iyiliklere karşılık verdiğini görürsek, biz de aynısını onlar için yapmaya eğilimliyiz ve böylece erdemli bir döngü oluştururuz. Ancak zamanla oluşan bir güven ilişkisi, taraflardan biri bu güveni ihlal eder ve diğerinden faydalanırsa anında bozulabilir. Güven kendi kendini beslediği gibi, güvensizlik de kendi kendini güçlendirebilir: Eğer ihanete uğrarsak, ihanet edenden intikam almaya yöneliriz.</p>
<p><strong>Ülkelere, gözlemlediğimiz </strong><strong>davranışlarına göre güveniriz</strong></p>
<p>Uluslararası ilişkilerde güven de son derece önemlidir. Tıpkı bireylere duyduğumuz güven gibi, diğer ülkelere de gözlemlediğimiz davranışlarına göre güveniriz. Kuralları uygulayan küresel bir güç veya ülkelerin davranışlarını zorlayacak egemen bir devlet yoktur. Güç kullanımı, ancak karşı güçle karşılık verileceği beklentisiyle sınırlıdır; bu ortamda güvenilirlik en önemli unsurdur.</p>
<p>İşte bu durum beni mevcut küresel durum konusunda son derece endişelendiriyor ve dünya düzenimizin nereye doğru gittiğinden korkutuyor.</p>
<p>İran’la yaşanan mevcut savaşın ve Hürmüz Boğazı krizinin Kuzey Atlantik güvenlik yapısında temel bir kırılmayı temsil etmediğini hayal etmek zor. NATO, güven üzerine kurulu bir ittifaktır: caydırıcılık değeri, NATO üyelerinin bir üye saldırıya uğradığında birbirlerine yardım edecekleri inancına dayanmaktadır. 11 Eylül’den sonra da bu yaşandı; birçok ittifak üyesi Afganistan ve Irak’ta Amerika’yı savunmak için harekete geçti. NATO, üçüncü bir tarafa karşı saldırgan bir savaş başlatan bir antlaşma ortağını desteklemek için her amaca uygun bir taahhüt değildir. Trump, ittifak üyelerini Boğazı yeniden açmak için işbirliği yapmayarak Amerika Birleşik Devletleri’ne ihanet etmekle suçluyor; ancak hiç kimse saldırgan bir savaş yürütmek için imza atmadı.</p>
<p>İşin aslı şu ki, Amerika Birleşik Devletleri hiçbir zaman bugün olduğu kadar izole olmamıştı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, mevcut krizde bazı destekleyici açıklamalar yaptı, ancak bu, alaycı bir hesaplama sonucuydu. Hiçbir aklı başında Avrupalı ​​lider, bugün Amerika Birleşik Devletleri’ne verilen desteğin gelecekte Trumpçı bir Amerika Birleşik Devletleri tarafından karşılık bulacağını düşünemez. Ve Amerikan eylemleri Rusya ve Çin gibi rakiplerine büyük fayda sağlasa da, Amerika Birleşik Devletleri’nin gelecekte çıkarlarına güvenilir bir şekilde hizmet edeceğinden kendilerini kandıramazlar.</p>
<p><strong>Karşılıklılık, Trump’ın asla anlamadığı </strong><strong>ve uygulamadığı bir erdem</strong></p>
<p>Donald Trump, Amerika Birleşik Devletleri’nin başkanlığı döneminde hiç olmadığı kadar saygı gördüğünü iddia etti. Kariyeri boyunca söylediği pek çok yalan arasında bu en saçma olanlardan biri. Amerika Birleşik Devletleri’nin hem geleneksel dostları hem de rakipleri tarafından şu anki kadar güvensiz olduğu bir dönem hiç olmamıştı. Başarılı bir anlaşma yapıcı, anlaşmanın kendi tarafını yerine getireceğine dair asgari düzeyde bir güven oluşturmalıdır. Ancak karşılıklılık, Trump’ın asla anlamadığı veya uygulamadığı bir erdemdir.</p>
<p><strong>Not</strong>: Yazının orijinaline https://www.persuasion.community/p/the-world-simply-does-not-trust-america linkinden ulaşabilirsiniz</p>
<p><strong> </strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-amerikaya-guvenmiyor-77285</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/5/1280x720/abd-nato-ulkeler-1776404917.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Amerika’ya güvenmiyor  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bugun-yok-olsak-dunya-ne-kaybeder-77284</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bugün yok olsak, dünya ne kaybeder?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Başlığı Dr. Rıza Kadılar’la yaptığım söyleşiden kaptım. Gerçekten, ne kaybeder dünya biz yok olsak? Bu söyleşiyi konuya ters köşe yapmak için kurguladım. Sanırım başardım. Yapay zekâyı geliştirerek “gönüllü alıklaşma” mücadelesi veren bizlerin, övünerek anlattığımız kurumsal başarılarından yola çıktım. “Neden bu kadar tutkuluyuz?” diye sordum. Kadılar, sakince sıraladı: “Oyuncak, ego takviyesi, sonra da yetememe makinesi.”</p>
<p>Dr. Rıza Kadılar, ODTÜ Endüstri Mühendisliği çıkışlı; Amerika’da ve Stanford’da yüksek lisans yapmış, Fransa’da MBA tamamlamış; bankacılık, yönetim danışmanlığı, mentorluk ve liderlik gelişimi alanlarında uzun yıllara yayılan deneyimiyle Türkiye’de olduğu kadar uluslararası çevrelerde de karşılığı olan bir isim. Hollanda’da yaşıyor, yayına Madrid’den katıldı. Bağlandı bağlanacak, gecikecek mi diye telaş ederken, önümde özgeçmişi yok, iki satır bilgi vermem lazım diyerek yapay zekâya sordum. öğretici bir ders oldu. Kadılar’ın çok katmanlı profili bir anda ODTÜ-Boğaziçi-Hacettepe üçlemesine dönüşüverdi. Halüsinasyon! Kontrolsüz kullanım bilgiyi büyütmüyor; güveni küçültüyor.</p>
<p>Buradan oyuncak analojisine döneyim. Çalışanlar, cep telefonunda her LLM’e erişiyor, dış dünyada yapay zekâyla yaşıyor; ama şirket bilgisayarında kapılar kapalı. “Gatekeeper” diyorlar. Kurumsal bekçiler. Güvenlik gerekçesiyle erişim sınırlı. Tuhaf !... Bilgiler dışarı çıkmasın. Ama kurum, teknoloji markalarına zaten mahrem verilerini veriyor.</p>
<p>“Wellbeing” diye kendimizi parçalarken çalışan psikolojisi üzerine de önemli bir saptama çıktı. Kadılar’ın söylediği şu: “Uzun süre psikoloji patolojiyle ilgilendi; oysa bugün sağlıklı insanın da duygu regülasyonu öğrenmeye ihtiyacı var. Demek ki iş dünyasında sorun yalnızca performans değil; performans için ödenen iç bedel. Koçluk ve mentorluk burada performans artırıcı değil, ödenen bedeli azaltıcı bir işleve kavuşuyor.”</p>
<p>Şaka bir yana, büyük teknoloji heyecanının ortasında temel konuyu ıskalıyoruz galiba. Metal yaka göklerde; beyaz ve mavi yaka, bir sınavda.</p>
<p><strong>Cezaların en büyüğü: yalnızlık ve görünmezlik</strong></p>
<p>Yapay zeka desteğiyle kendini sonsuz imkânın içinde hisseden çalışan, çok kısa süre sonra başka bir duyguyla yüzleşiyor: “yetememe”. Üretebiliyor, hızlanabiliyor ve çoğaltabiliyor. Ama “Ne için?” sorusu ortada kalıyor. Kim okuyacak, kim tüketecek, kim değer verecek, kim dönüştürecek? Potansiyel sonsuz; insanın gücü sınırlı. Yeni nesil duygusal faturamız.</p>
<p>Şirket toplantılarında, sunum dosyalarında, işe alım süreçlerinde herkes yapay zekâyı konuşuyor; ama aslında konuşulan şey çoğu zaman kapasite artışı değil, eksiklik korkusu. Çalışan artık yalnızca yetersiz kalmaktan değil, karşılaştırmalı olarak küçülmekten korkuyor. Yapay zekâ yanında durdukça, kişi kendi aklını daha az yeterli görmeye başlıyor. Bu yüzden bugün iş dünyasında birçok kişi çok çalıştığı için değil, yetmediğini hissettiği için yoruluyor. Performans sistemleri hâlâ çıktı ölçüyor; oysa içeride bir duygu çöküşü yaşanıyor.</p>
<p><strong>Koç mu, yapay zekâ mı? Cevap düşündürücü</strong></p>
<p>Kadılar’ın anlattığına göre insanlar, başarısız olacağını bilse bile bazen gerçek koç yerine yapay zekâ koçunu tercih ediyor. Sebep teknik üstünlük değil. Sebep çok daha insani ve daha karanlık: Yargılanmak istememek. Bir insanın size not vermesi, sizi etiketlemesi, hakkınızda fikir geliştirmesi, sizi bir kategoriye yerleştirmesi artık birçok profesyonel için yapay zekânın hata yapmasından daha ürkütücü. Hatta makinenin “halüsinasyon görebilirim” diye baştan itirafta bulunması bile daha güvenilir geliyor. Çünkü makine sizi utandırmıyor. Makine sizi küçültmüyor. Makine size yüz ifadesiyle hüküm vermiyor. İş dünyası bunu yeterince ciddiye almalı. Bugün birçok çalışan zekâ desteği aramıyor; yargısız alan arıyor.</p>
<p><strong>Tanıdığım çok arkadaşım yok</strong></p>
<p>İnsanlar daha fazla bağlantı içindeyken daha az görülüyor. Kadılar’ın özellikle vurguladığı gibi, görünme-görünmeme meselesi yapay zekâdan bile önemli. Çünkü insan psikolojisi temasla çalışıyor. İnsan, temas ettiğinde yaşadığını hissediyor. Tarih boyunca en ağır cezalardan biri tecrit olduysa nedeni bu. Modern iş hayatı yeni bir tecrit türü üretiyor: Kalabalığın içinde görünmemek. Sosyal medyada paylaşım yapıyorsunuz, kurumsal ağlarda aktifsiniz, toplantılarda varsınız, rapor üretiyorsunuz, mesaj trafiğindesiniz. Yine de fark edilmiyorsunuz.</p>
<p>Görünme arzusu giderek daha toksik hale geliyor. Görünmek değer üretmenin sonucu değil, anlık tatminin nesnesi oluyor. Like sayısı, görünürlük metriği, tribün dikkati, şirket içi fark edilme arzusu… Hepsi bir araya gelip insanı zehirliyor. Kadılar’ın ifadesiyle bu bir “intoxication”.</p>
<p>Kurumsal dünya bu zehri yanlış yerde arıyor. Şirketler çalışan bağlılığını sunumlarla, kültür kampanyalarıyla, motivasyon konuşmalarıyla tamir etmeye çalışıyor. Çalışan yalnızca görülmek istemiyor; daha da önce, değersizleştirilmeden var olmak istiyor. Yönetici tarafından görünmeyen kişi ilerleyemiyor. Kurumun içinde duygusal olarak silinen profesyonel, bir süre sonra kendi katma değerine de inancını kaybediyor. Verimlilik kaybı da tam buradan başlıyor.</p>
<p><strong>Trafik memuru yönetici</strong></p>
<p>Günün yöneticisi çoğu zaman trafik memuruna benziyor. Sıra koyuyor, dosya kapatıyor, KPI izliyor, akışı tutuyor. Sabah “Bugün hangi katma değerli işi yapacağım?” diye değil, “Bugün hangi işleri bitireceğim?” diye uyanıyor. Çalışandan beklenen de aynı. Yönetici daralıyor. İnsan yönetmek yerine iş akışı memurluğuna geriliyor.</p>
<p>Yapay zekâ hızır gibi: İşi hızlı sıralıyor, toplantıyı özetliyor, taslağı çıkarıyor, veriyi topluyor. Fakat zor kararları almıyor, güven kurmuyor, kimin neden görünmezleştiğini anlamıyor. Bu yüzden teknoloji arttıkça liderlik boşluğu daha görünür hale geliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de transformasyon mu yaşanıyor?</strong></p>
<p>Kadılar, Türkiye’yi bir transformasyon ekonomisi olarak tarif ediyor. Ne ham madde ekonomisiyiz ne de tam anlamıyla yüksek teknoloji ekonomisi. Aradaki değeri dönüştürerek kazanıyoruz. Sorun şu ki teknoloji bu aradaki katma değeri de emmeye başlıyor. “Kılcal damarlardan” kaynak çekildiğini anlatırken verdiği muhasebeci örneği çok açıklayıcı: yazılım, cloud, abonelik, küçük küçük akışlar… Her yerden değer sızıyor.</p>
<p>Dönüşüm araçlarla ilgili değil. Yakında şirketler insan kaynakları bütçesi kadar token bütçesi de ayırmak zorunda kalacak, maaş kadar makine konuşma hakkı da satın alacak. İnsan maliyeti ile yapay zekâ maliyeti aynı yönetim denklemine girecek. Ve çalışanlarının duygu regülasyonu, yargılanma korkusu, görünmezleşme yükü ve iç bedeli için aynı ciddiyette bütçe, yapı ve zaman ayrılmıyor. Bir başka deyişle, token için plan var; insan için çoğu zaman yalnızca temenni var.</p>
<p><strong>Soft aslında serttir</strong></p>
<p>Kadılar, koçluk ve mentorluk performansı artırabilir görüşünde. Eski model; her sorunun cevabını bilen James Bond tipi bir kahramandı. Yeni modelin ise böyle bir lüksü yok. Yapay zekâ cevap üretebiliyor. Doğru soruyu, doğru zamanda, doğru bağlamda sormak insana kalıyor. Yanlış yerde yanlış soru ilişkiyi yıkıyor; doğru yerde doğru soru dönüşüm başlatıyor. Lider bu yüzden cevap makinesi değil, soru mimarı olmak zorunda.</p>
<p><strong>Anlam meselesi</strong></p>
<p>Kadılar’a kulak verelim: “Biz bugün yok olsak dünya neyi benzersiz biçimde kaybeder?” Eğer bu soruya dürüst ve özgün bir cevap veremiyorsanız, şirketinizin söylemi vardır ama manası yoktur. Mana yoksa görünürlük kampanyası da kültür programı da bağlılık sunumu da bir yere kadar gider. İnsan bir süre sonra inanmayı bırakır. İnanç kaybı ise kurumsal hayatın en büyük sessiz krizidir. Boşluk orada başlar. Sonra o boşluğu ya gösteriş doldurur, ya yorgunluk ya da kör teknoloji sadakati.</p>
<p>Şirketlerin asıl kaybı verimlilik açığı değil, insanın içerden aşınması. Yetememe duygusu büyürken, yargılanma korkusu derinleşirken, görünmezleşme norm haline gelirken sadece daha iyi araç satın almak hiçbir şeyi çözmüyor.</p>
<p>Ayakta kalacak kurum, en çok agent (yapay zekâ asistanı) kullanan kurum olmayabilir. Ama muhtemelen şu üç şeyi yapabilen kurum olacak: İnsanı yargılamadan dinlemek, katma değeri görünür kılmak ve performans için ödenen iç bedeli düşürmek. Geri kalan her şey, pahalı ama eksik bir modernleşme olarak kalabilir. Çünkü makineyle yarışan insanın en büyük sorunu hız değil. Sessizce silinmek.</p>
<p>3 kelimeyle sonlandırmak istiyorum; mana, merak, sezgi. Formula 1’de duvara bakarsanız duvara çarparsınız derler. Şirketler de insanlar da gözünü yalnızca tehdide diker, yalnızca hıza kilitlenir, yalnızca makineyi izlerse sonunda tam da korktuğu yere savrulabilir.</p>
<p>Söyleşimizi Youtube kanalımdan ya da LinkedIn sayfamdan izleyebilirsiniz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bugun-yok-olsak-dunya-ne-kaybeder-77284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bugün yok olsak, dünya ne kaybeder? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sanko-holding-iklim-elcilerini-gaziantepte-bulusturdu-77350</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İklim Elçileri&#039; Gaziantep’te buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek olan COP31 sürecine gençlerin de dahil edilmesi amacıyla bir araya gelen iklim elçileri, iki günlük eğitim kampına girdi. SANKO Holding CEO’su Cantekin Dinçerler, İklim Elçileri Eğitim Kampı’nın üç yönüyle öne çıktığını belirterek, “COP31’e Türkiye’nin ev sahipliği yapacak olması, gençlerin bu sürece hazırlanmasına katkı sunacak bu organizasyonun SANKO’nun desteğiyle, holdingin doğduğu şehir Gaziantep’te gerçekleşmesi ve Gaziantep’in de Birleşmiş Milletler’in sıfır atığa doğru 20 şehir listesinde Türkiye’den yer alan tek şehir olması etkinliği bizim için daha da özel kılıyor” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e22188a659f-1776427400.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p><strong>“Gençlerimizi sürdürülebilir çalışmalara dahil ediyoruz”</strong></p>
<p>Etkinliğin Gaziantep’te düzenlenmesinin SANKO Holding için özel anlam taşıdığını dile getiren Dinçerler, sözlerini şöyle sürdürdü: “1904 yılında dokumacılıkla başlayan hikayemiz bugün enerjiden-çimentoya, sağlıktan-eğitime, ambalajdan-tekstile birçok alanı kapsayan Türkiye’nin öncü ekosistemlerinden bir tanesi haline geldi. Bu köklü üretim kültürümüzün ve sorumluluk anlayışımızın yansımalarını faaliyetlerimizde de net şekilde görüyoruz. Enerji tarafında tamamı yenilenebilir kaynaklara dayalı portföyümüzle 1.000 MW’ı aşan kurulu güce ve yıllık 3,4 milyar kWh üretim kapasitesine sahibiz. Döngüsel ekonomi alanında ise, tekstilde dünyanın önde gelen üreticilerinden biri olarak sektörün dönüşümüne yön verecek, tekstilden tekstile geri dönüşüm sağlayan yeni nesil bir teknoloji geliştirdik. Hammadde kaynak kullanımını azaltan, enerji tasarrufu yapan ve karbon ayak izimizi düşüren birçok teknolojik yatırımlar yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Bizi heyecanlandıran bir başka konu ise tekstilde attığımız adımlar. Yakın zamanda geri dönüşüm yani kullanılmış tekstil atıklarının dönüşümü ile ilgili son derece güzel çalışmalar yaptık. Bu tabi SANKO’nun yıllardır yaptığı AR-GE ve biriktirdiği bilgilerle geliştirdiği bir teknoloji. Patenti SANKO’ya ait RE&amp;UP tesisimizi teknoloji ile tekstile yön verecek ve dünyada liderlik edeceğimiz bir alan olarak görüyoruz. Teknolojiyi geliştirmeye devam ediyoruz.”</p>
<p>SANKO Holgin’in 2020 yılından beri TEKNOFEST Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışmasının yürütücülüğünü üstlenerek gençleri desteklediğini anımsatan Dinçerler, şunları kaydetti:“TEKNOFEST kapsamında 6 yıldır gençlerimize destek veriyoruz. 6 yıllık süre zarfında 600 binin üzerinde gencimiz bu yarışmaya fikirleriyle başvurdu. Amacımız aydınlık yarınlarımızın teminatı gençlerimizi sürdürülebilir çalışmalara bugünden dahil ederek kendi geleceklerine yön vermeleri için gerekli platformu sunmaktır.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e22196b51e1-1776427414.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p><strong>“En büyük umudumuz İklim Elçilerimiz”</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise yaptığı konuşmada, doğaya dost bir gelecek için en büyük umudu iklim elçilerinde gördüğünü ifade ederek, “Sizler geleceğin dünyasında söz sahibi olacak gençlersiniz. Bu mikrofonu yarın siz devralacaksınız. Öldürenlerin değil, yaşatanların, iyilerin ve doğaya sahip çıkanların tarafında olacağınıza inandığım için bugün burada olmanız çok kıymetlidir” diye konuştu. Gaziantep’in çevre ve iklim başlığında yürüttüğü çalışmaları anlatan Şahin, kentin ulusal ve uluslararası ölçekte birçok örnek uygulamayı hayata geçirdiğini dile getirerek, “Gaziantep, katılımcı yönetim anlayışıyla, kimseyi geride bırakmayan yaklaşımıyla OECD tarafından dünyanın örnek şehirlerinden biri olarak gösterildi. Yine yürüttüğümüz çalışmalar sayesinde Avrupa ve Birleşmiş Milletler nezdinde önemli takdirler ve ödüller aldık” ifadelerini kullandı. COP31 sürecine de değinen Şahin, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı bu sürecin gençler açısından tarihi bir fırsat olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>“Çocuklar ve gençler bugünün de güçlü değişim aktörleridir”</strong></p>
<p>UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Malti Gandhi UNICEF olarak çocukları ve gençleri iklim tartışmalarının merkezine koymanın bir tercih değil, temel bir sorumluluk olarak gördüklerine vurgu yaparak, “İklim değişikliğinden bugün en çok etkilenenler çocuklar ve gençler. Aynı zamanda yarının liderleri de yine onlar. İklim Elçileri Platformu’nu kuruluşundan bu yana desteklemekten gurur duyuyoruz. Gençlerin iklim alanındaki liderliğini güçlendirmeye devam ediyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Doğa bize değil biz doğaya muhtacız”</strong></p>
<p>Gaziantep Vali Yardımcısı Sedat Sezik ise Türkiye’nin çeşitli illerinden Gaziantep’e gelen iklim elçilerini ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, “İklim değişikliği artık sadece bilim insanlarının kendi aralarında konuştuğu bir konu değil, hepimizin günlük yaşamını doğrudan etkileyen küresel bir gerçektir. Unutmayalım ki doğa bize değil, biz doğaya muhtacız. Doğa bizim değil, biz doğanın bir parçasıyız” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e221e684341-1776427494.jpg" alt="" width="700" height="376" /></p>
<p><strong>“İklim değişikliği toplumun her kesimini doğrudan etkiliyor”</strong></p>
<p>İklim değişikliğinin yalnızca geleceğe dair bir tehdit olmadığını ifade eden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkan Yardımcısı Orhan Solak ise konuşmasında şu görüşlere yer verdi: “İklim değişikliği bugünün en somut ve en yakın gerçeklerinden biridir. 2025 yılı, son 55 yılın en sıcak ve en kurak yılları arasında yer alıyor. Yapılan son araştırmalar, ülkemiz topraklarının yaklaşık yüzde 88’inin orta ve uzun vadede çölleşme riski altında olduğunu ortaya koyuyor. Tüm bu etkiler ve bunların çevresel, sosyal ve ekonomik maliyetleri dikkate alındığında, iklim değişikliğini tüm sektörleri ve toplumun her kesimini doğrudan etkileyen bir kalkınma ve güvenlik meselesi olarak değerlendirmek gerekmektedir.”</p>
<p><strong>Sanko Holding İklim Elçileri’ni destekliyor</strong></p>
<p>İklim Değişikliği Başkanlığı bünyesinde bir araya gelen İklim Elçileri, SANKO Holding destekleriyle Gaziantep’te buluştu. Gençlerin iklim değişikliği politikaları, uluslararası müzakere süreçleri ve uygulama mekanizmalarına ilişkin bilgi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlayan eğitim kampı kapsamında, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve COP süreçleri ile Türkiye’nin COP31 vizyonu ve ev sahibi ülke rolü hakkında kapsamlı bilgiler sunuldu. Bunun yanı sıra döngüsel ekonomi ve çevre teknolojileri alanındaki güncel gelişmelerin aktarılacağı kampta, iklim okuryazarlığı, gençlik liderliği ve etkili iletişim gibi başlıklarda da uygulamalı eğitimler verildi.</p>
<p><strong>Hedef, güçlü ve etkin gençlik</strong></p>
<p>Program ile gençlerin iklim politikalarına ilişkin teknik bilgi düzeylerinin artırılması, COP31 sürecinde aktif ve görünür rol almalarının sağlanması, tematik ekipler halinde etkin çalışma becerilerinin geliştirilmesi ve ulusal ile uluslararası süreçlere katkı sunabilecek kapasiteye ulaşmaları hedefleniyor.</p>
<p><strong>Geleceğin iklim liderleri yetişiyor</strong></p>
<p>İklim Elçileri Eğitim Kampı, gençlerin iklim değişikliği ile mücadelede yalnızca farkındalık sahibi bireyler değil, aynı zamanda çözümün aktif bir parçası olmalarını desteklemektedir. Program, Türkiye’nin yeşil dönüşüm sürecinde gençlerin rolünü güçlendirmeyi ve iklim diplomasisinde etkin bir gençlik temsiliyeti oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>İklim Elçileri kimdir?</strong></p>
<p>İklim Elçileri üniversiteler tarafından her yıl seçilerek İklim Değişikliği Başkanlığına bildirilen temsilci gençlerden oluşuyor. İklim Elçileri Hareketi, Türkiye’nin 2053 net sıfır emisyon ve yeşil kalkınma hedefleri doğrultusunda gençlerin iklim politikalarına aktif katılımını artırmayı amaçlayan, 2021 yılında başlatılan bir program. Programla gençlerin karar alma süreçlerine dahil edilmesi ve toplumsal farkındalığın güçlendirilmesi hedeflenmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sanko-holding-iklim-elcilerini-gaziantepte-bulusturdu-77350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/0/1280x720/sanko-holding-iklim-elcilerini-gaziantepte-bulusturdu-1776427515.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim değişikliğiyle mücadele çalışmalarında gençlerin katılımını ve kamuoyu farkındalığını güçlendirmek amacıyla İklim Değişikliği Başkanlığı bünyesinde bir araya gelen İklim Elçileri Gaziantep’te buluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtu-ve-aztudan-enerji-malzemeleri-alaninda-ortak-yuksek-lisans-programi-77316</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTÜ ve AzTU’dan enerji malzemeleri alanında ortak yüksek lisans programı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Azerbaycan Teknik Üniversitesi (AzTU) ile stratejik bir iş birliğine imza attı. Azerbaycan’da gerçekleştirilen törende, Malzeme Mühendisliği (Enerji ve Enerjetik Malzemeler) alanında uluslararası ortak tezli yüksek lisans programı resmiyet kazandı.</p>
<p>Protokol, GTÜ Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar ile AzTU Rektörü Prof. Dr. Vilayat Valiyev tarafından imzalandı. Törene Azerbaycan Milli Eğitim Bakan Yardımcısı İdris İsayev ve Savunma Sanayi Bakan Yardımcısı Hidayet Asimov da katıldı.</p>
<h2>Bilim ve teknolojide ortak adım</h2>
<p>Bu iş birliği, sadece akademik bir ortaklık değil, aynı zamanda savunma sanayisi için kritik öneme sahip insan kaynağı hazırlığını da kapsıyor. İmzalanan protokolün temel hedefleri arasında; savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek enerjili malzemeler alanında uzmanlaşmış nitelikli mühendislerin yetiştirilmesi, iki üniversitenin laboratuvar imkânlarının birleştirilerek Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin genişletilmesi ile yükseköğretim sisteminin küresel ölçekte rekabet gücünün artırılması ve disiplinlerarası çalışmaların teşvik edilmesi yer alıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/17/05-uwrp.jpg" alt="" width="700" height="468" /></p>
<h2>Ortak programda Türkçe eğitim ve burs imkanı</h2>
<p>Türkçe eğitim diliyle yürütülecek ortak yüksek lisans programına, her iki üniversitenin akademik kriterlerine göre öğrenci kabul edilecek. Kontenjanların yıllık olarak belirleneceği programda, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğrencilere yönelik burs imkânları da değerlendirilecek.</p>
<p>İmza töreninin ardından GTÜ Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, AzTU bünyesindeki ileri teknoloji laboratuvarları ve araştırma merkezlerinde incelemelerde bulundu. Protokolün, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki “Tek Millet, İki Devlet” anlayışını akademik ve teknolojik alanda daha da güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtu-ve-aztudan-enerji-malzemeleri-alaninda-ortak-yuksek-lisans-programi-77316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/6/1280x720/gtu-ve-aztudan-enerji-malzemeleri-alaninda-ortak-yuksek-lisans-programi-1776411953.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Teknik Üniversitesi ile Azerbaycan Teknik Üniversitesi arasında imzalanan protokolle, enerji ve enerjetik malzemeler alanında Türkçe eğitimli ortak tezli yüksek lisans programı hayata geçirildi. Programın, savunma sanayisine nitelikli insan kaynağı kazandırması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/7-sirketin-sermaye-artirimina-onay-77315</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 şirketin sermaye artırımına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) haftalık bültenini yayınladı.</p>
<p>Buna göre, Cem Zeytin AŞ'nin 1 milyar 898 milyon liralık, Turk İlaç ve Serum Sanayi AŞ'nin 875 milyon 195 bin liralık, Merko Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 734 milyon 876 bin 627 liralık, Özyaşar Tel ve Galvanizleme Sanayi AŞ'nin 319 milyon 920 bin liralık, Euro Kapital Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 40 milyon liralık, Euro Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 40 milyon liralık ve Euro Trend Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 40 milyon liralık bedelsiz sermaye artırım talebi onaylandı.</p>
<p>Türkiye Garanti Bankası AŞ'nin 15 milyar liralık, Koç Kablo Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 500 milyon liralık, Koç Stellantis Finansman AŞ'nin 2 milyar 552 milyon liralık, Denge Varlık Yönetim AŞ'nin 1 milyar 600 milyon liralık, Pasha Yatırım Bankası AŞ'nin 1 milyar liralık, Sarten Ambalaj Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 1 milyar liralık, Matriks Finansal Teknolojiler AŞ'nin 500 milyon liralık ve Burgan Bank AŞ'nin 300 milyon dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verildi.</p>
<p>Kurul, TMKŞ Emlak Katılım Birinci Katılım Varlık Finansmanı Fonu'nun 10 milyar liralık ve Türkiye Menkul Kıymetleştirme Şirketi Koç Finans Birinci Varlık Finansmanı Fonu'nun 15 milyar liralık Varlığa Dayalı Menkul Kıymet (VDMK) ihraçları için onay verdi.</p>
<p>BtcTurk Portföy Yönetimi AŞ Değişken Şemsiye Fon ve Perform Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu'nun kuruluşuna izin verildi.</p>
<p>Büyükdemir Portföy Yönetimi AŞ'nin faaliyet izni ile portföy yöneticiliği ve yatırım danışmanlığı yetki belgesi verilmesi talebi olumlu karşılayan Kurul, Başkent Menkul Değerler AŞ'nin SPK'nın III-56.1 sayılı "Portföy Saklama Hizmetine ve Bu Hizmette Bulunacak Kuruluşlara İlişkin Esaslar Tebliği" çerçevesinde portföy saklama hizmeti vermek üzere yetkilendirilmesine karar verdi.</p>
<p>Kurul, ayrıca, Çelebi Hava Servisi AŞ'nin, sermayesinin ve oy hakkı veren paylarının tamamına sahip olduğu, halka açık olmayan Çelebi Kargo Depolama ve Dağıtım Hizmetleri AŞ'yi devralması suretiyle gerçekleştireceği kolaylaştırılmış usulde birleşme işlemine ilişkin olarak hazırlanan duyuru metnini onayladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/7-sirketin-sermaye-artirimina-onay-77315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, Cem Zeytin, Turk İlaç, Merko Gıda, Özyaşar, Euro Kapital, Euro Menkul Kıymet Yatırım ve Euro Trend Yatırım&#039;ın bedelsiz sermaye artırım talebini onayladı. Kurul ayrıca, Garanti Bankası, Koç Kablo, Koç Stellantis, Denge Varlık, Pasha Yatırım Bankası, Sarten Ambalaj, Matriks ve Burgan Bank&#039;ın borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirin-yeni-yonetim-kurulu-baskan-vekili-sarigul-77313</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KARDEMİR&#039;in yeni Yönetim Kurulu Başkan Vekili Sarıgül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Suat Sarıgül'ün Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları'nın (KARDEMİR) Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğine seçildiği bildirildi.</p>
<p>Konu hakkında yapılan açıklamaya göre, 19 Eylül 2025'ten bu yana yönetim kurulu üyesi olan Suat Sarıgül, 15 Nisan 2026 tarihli toplantıda alınan kararla münhal bulunan Başkan Vekilliği görevine seçildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirin-yeni-yonetim-kurulu-baskan-vekili-sarigul-77313</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/3/1280x720/suat-sarigul-1776411140.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkan Vekilliğine Suat Sarıgül seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/magdeburger-sigorta-genel-muduru-hancioglu-bir-grupla-anlasma-asamasindayiz-77297</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Magdeburger Sigorta Genel Müdürü Hancıoğlu: Bir grupla anlaşma aşamasındayız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SELÇUK ALTUN</strong></p>
<p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Magdeburger Sigorta'nın mali bünyesindeki zafiyetin giderilememesi nedeniyle tüm branşlarda yeni poliçe düzenleme ve yenileme yetkisini geçici olarak durdurdu. SEDDK tarafından dün yapılan basın duyurusunda, Magdeburger Sigorta’nın bir süredir ilgili mevzuat kapsamında yakın izlemeye alındığı ve kademeli tedbirlerin uygulandığı belirtildi. Ancak alınan önlemlere rağmen şirketin sermaye yeterlilik koşullarını sağlayamadığı vurgulandı. Bu nedenle, şirketin yeni poliçe üretimi ve mevcut poliçelerin yenilenmesi yetkisi, gerekli mali şartlar sağlanana kadar askıya alındı. </p>
<h2>Sigortalıların mevcut hakları korunacak </h2>
<p>Kurum, alınan kararın sigortalıların mevcut haklarını etkilemeyeceğinin altını çizdi. Açıklamada, Magdeburger Sigorta’nın daha önce düzenlemiş olduğu poliçeler kapsamında, özellikle hasar ödemeleri başta olmak üzere tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi için gerekli tedbirlerin alındığı ifade edildi.</p>
<p>SEDDK, sigorta sektöründe güven ve istikrarın korunmasının öncelikli hedef olduğunu vurgulayarak, sigortalıların hak ve menfaatlerini korumak amacıyla gözetim ve denetim faaliyetlerinin kararlılıkla sürdürüleceğini bildirdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“3-4 hafta içinde onay için başvuracağız”</span></h2>
<p>Süreçle ilgili EKONOMİ'ye açıklamada bulunan Magdeburger Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, şirketin sermaye yapısını güçlendirmeye yönelik önemli bir aşamaya gelindiğini söyledi. Bir yatırımcı grupla anlaşma noktasına ulaştıklarını ifade eden Hancıoğlu, "İsim vermek istemiyoruz, ancak bir grup ile anlaşma aşamasındayız. SEDDK onayı için yakın zamanda başvuru yapacağız. Dosyamız şu anda hazırlanıyor. Önümüzdeki 3-4 hafta içerisinde süreci tamamlayarak resmi başvuruyu gerçekleştirmeyi planlıyoruz" dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/magdeburger-sigorta-genel-muduru-hancioglu-bir-grupla-anlasma-asamasindayiz-77297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/ceyhan-hancioglu-1776405749.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketin, yeni poliçe düzenleme ve yenileme yetkisinin geçici olarak durdurulmasının ardından açıklama yapan Magdeburger Sigorta Genel Müdürü Ceyhan Hancıoğlu, &quot;İsim vermek istemiyoruz, ancak bir grup ile anlaşma aşamasındayız. SEDDK onayı için yakın zamanda başvuru yapacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/acd-muhendislik-surdurulebilirlik-verilerini-tek-platformda-topluyor-77296</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ACD Mühendislik, sürdürülebilirlik verilerini tek platformda topluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Sanayi ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin sürdürülebilirlik ve çevresel performans süreçleri giderek daha kritik hale gelirken, bu alanlarda dijitalleşme yatırımları da hız kazanıyor. ACD Mühendislik SEM Ürün Yöneticisi Nihal Çağlar, geliştirdikleri yazılım çözümleriyle firmaların enerji, karbon ve üretim süreçlerini tek platform üzerinden yönetebildiğini belirtti.</p>
<p>20 yılı aşkın sektör tecrübesine sahip olduklarını aktaran Çağlar, şirketlerin yalnızca veri toplamakla kalmayıp bu verileri anlamlandırarak karar alma süreçlerine entegre etmesinin önemine dikkat çekerek, ”Sanayi ve hizmet sektöründe faaliyet gösteren firmaların sürdürülebilirlik, enerji ve çevresel performanslarını dijitalleştiren yazılımlar geliştiriyoruz. Amacımız, şirketlerin yalnızca veri toplamasını değil, bu veriyi anlamlandırarak karar alma süreçlerine entegre etmesini sağlamak. Bu doğrultuda geliştirdiğimiz platformlarla firmaların hem operasyonel verimliliklerini artırmalarına hem de ulusal ve uluslararası regülasyonlara uyum sağlamalarına destek oluyoruz. Özellikle son yıllarda artan karbon yönetimi ve enerji verimliliği gereklilikleriyle birlikte, tüm süreçlerin tek platformdan yönetilebildiği entegre çözümler sunuyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Tüm sürdürülebilirlik verileri tek platformda toplanıyor”</strong></p>
<p>Şirketin faaliyetlerini iki ana ürün grubu altında topladığını ifade eden Çağlar, SEM (Smart Energy Map) platformunun enerji yönetimi, karbon ve su ayak izi süreçlerini entegre biçimde sunduğunu belirtti.</p>
<p>Bu platform sayesinde firmaların sürdürülebilirlik verilerini tek noktadan izleyip yönetebildiğini dile getiren Çağlar, uluslararası standartlara uyumlu analiz, hesaplama ve raporlama süreçlerinin de otomatik hale geldiğini vurguladı.</p>
<p>Diğer tarafta yer alan Effix MES yazılımı ile üretim süreçlerinin anlık izlenebildiğini belirten Çağlar, bu sistemin verimlilik analizleri ve operasyonel süreçlerin dijitalleştirilmesinde önemli rol oynadığını söyledi.</p>
<p><strong>“Üretim ve emisyon verileri tek merkezde yönetiliyor”</strong></p>
<p>Geliştirdikleri çözümlerle firmaların karmaşık süreçlerini daha yönetilebilir hale getirdiklerini kaydeden Çağlar, şu değerlendirmede bulundu: “Firmalar için en büyük katma değerimiz, sürdürülebilirlik ve üretim süreçlerini otomatik, izlenebilir ve denetlenebilir hale getirmek. Geliştirdiğimiz entegre platform sayesinde enerji, üretim ve emisyon verileri tek merkezde toplanıyor ve uluslararası metodolojilere uygun şekilde otomatik olarak hesaplanıyor. Aynı zamanda raporlar tek tıkla oluşturulabiliyor, üretim süreçleri anlık olarak izlenip analiz edilebiliyor. Bu yapı, firmaların yalnızca raporlama yapan değil, veriye dayalı karar alan ve sürekli iyileştirme sağlayan organizasyonlara dönüşmesini sağlıyor” diye konuştu.</p>
<p>IoT cihazları, andon panelleri ve özel geliştirilen altyapılar sayesinde sahadan veri toplama süreçlerinin de hızlandığını ifade eden Çağlar, manuel veri girişine olan bağımlılığın önemli ölçüde azaldığını belirtti.</p>
<p><strong>“Enerji verimliliği rekabet avantajı sağlayacak”</strong></p>
<p>Türkiye’de yeşil dönüşüm sürecinin hız kazandığını dile getiren Çağlar, özellikle sınırda karbon düzenlemeleri gibi uygulamalarla birlikte firmalar için bu dönüşümün zorunluluk haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Enerji verimliliğinin bu süreçte kritik rol oynadığını vurgulayan Çağlar, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>“Türkiye’de yeşil dönüşüm hızla ilerliyor ve firmalar için artık bir tercih değil zorunluluk haline geliyor. Ancak sahada verinin dağınık olması ve süreçlerin manuel yürütülmesi, enerji performansının etkin yönetimini zorlaştırıyor. Bu noktada dijitalleşme büyük önem taşıyor. Yazılım destekli enerji ve karbon yönetimi sayesinde şirketler yalnızca raporlama yapmakla kalmıyor, veriye dayalı kararlarla performanslarını sürekli iyileştirebiliyor. Önümüzdeki dönemde enerji verimliliğini stratejik öncelik haline getiren ve emisyonlarını aktif yöneten firmaların rekabette öne çıkacağını düşünüyoruz.”</p>
<p>Sürdürülebilirlik ve dijitalleşmenin birbirinden ayrı düşünülemeyeceğini belirten Çağlar, şirketlerin bu dönüşüm sürecinde entegre ve kullanıcı dostu dijital çözümlerle desteklenmeye devam edeceğini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/acd-muhendislik-surdurulebilirlik-verilerini-tek-platformda-topluyor-77296</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/6/1280x720/57-1776406386.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ACD Mühendislik SEM Ürün Yöneticisi Nihal Çağlar, şirketlerin sürdürülebilirlik ve enerji verimliliği süreçlerini dijital platformlarla entegre ederek hem maliyet avantajı sağladığını hem de uluslararası regülasyonlara uyumda önemli kazanımlar elde ettiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cimento-yeni-gunes-enerjisi-santralini-devreye-aldi-77250</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 17:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> OYAK Çimento, yeni güneş enerjisi santralini devreye aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>OYAK Çimento'nun, sürdürülebilirlik odaklı stratejileri ve karbon nötr hedefleri doğrultusunda bir yatırımı daha başarıyla tamamladığı bildirildi. Ankara Beypazarı Güneş Enerjisi Santrali (GES) projesinin TEDAŞ tarafından geçici kabulü yapılarak tesis tam kapasiteyle operasyona başladı.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, çimento sektöründe ölçeği ve niteliği itibarıyla bir ilk olan yatırım, Türkiye’de bir sanayi üreticisi tarafından tek lokasyonda ve münhasıran, öz tüketim amaçlı en büyük yenilenebilir enerji projesi olma özelliğini taşıyor. Yaklaşık 210 futbol sahası büyüklüğüne denk gelen 1.5 milyon metrekare alan üzerine kurulan dev tesiste; 210 bin 834 adet güneş paneli, yaklaşık 2 milyon metre kablo ve 4 bin 900 ton çelik kullanıldı. Yıllık 182 bin MWh temiz enerji üretimi gerçekleştirmesi beklenen santralin, yaklaşık 3,9 milyon ağacın yıllık karbon emilimine eş değer bir çevresel fayda sağlayacağı tahmin ediliyor. Operasyonel maliyetlerde ciddi bir enerji avantajı yaratacak olan projenin, OYAK Çimento Fabrikaları AŞ’nin toplam enerji kullanımındaki yenilenebilir enerji payını yüzde 25 seviyesine yükseltmesi öngörülüyor.</p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan CIMPOR Global-OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Suat Çalbıyık, “TCC Group Holdings çatısı altında, dünya çimento sektöründe üçüncü büyük oyuncu konumuna gelen yapımızın bir parçası olarak, küresel sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerliyoruz. Bu doğrultuda hayata geçirilen Beypazarı GES projemiz de OYAK Çimento’nun sürdürülebilirliğe, temiz enerjiye ve sıfır emisyon hedeflerine yönelik sarsılmaz taahhüdünün en güçlü göstergelerinden biri. Sektörümüzde 'Net Sıfır' taahhüdünde bulunan ilk şirket olma sorumluluğuyla, düşük karbonlu üretim ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızla geleceği inşa etmeye devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Sela da konu hakkında şunları kaydetti: “Operasyonel mükemmellik ve çevreye duyarlılık prensiplerimiz doğrultusunda, enerji verimliliğimizi en üst seviyeye taşıyacak yatırımlara odaklanıyoruz. Mardin’de başlayan güneş enerjisi yatırımlarımıza, tam kapasiteyle devreye aldığımız Beypazarı GES ile devam ediyoruz. Bu tesisimiz, hem teknik kapasitesi hem de öz tüketim odaklı yapısıyla Türk sanayisi için örnek teşkil eden bir proje. Yenilenebilir enerji alanındaki bu yatırımlarımızla yalnızca maliyetlerimizi optimize etmekle kalmıyor, ürün kalitemizi çevre dostu süreçlerle birleştirerek sektörümüze öncülük etmeyi sürdürüyoruz”.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cimento-yeni-gunes-enerjisi-santralini-devreye-aldi-77250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/0/1280x720/suat-calbiyik-1776349683.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OYAK Çimento, Türkiye’de bir sanayi üreticisi tarafından tek lokasyonda ve münhasıran, öz tüketim amaçlı en büyük yenilenebilir enerji projesi olma özelliğini taşıyan güneş enerjisi santralini devreye aldığını duyurdu. CIMPOR Global-OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Suat Çalbıyık, &quot;Sektörümüzde &#039;Net Sıfır&#039; taahhüdünde bulunan ilk şirket olma sorumluluğuyla, düşük karbonlu üretim ve yenilenebilir enerji yatırımlarımızla geleceği inşa etmeye devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-296-trilyon-liraya-cikti-77247</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 16:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 29,6 trilyon liraya çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 10 Nisan ile biten haftada yüzde 0,5 ve 132 milyar 723 milyon 837 bin lira artışla 29 trilyon 443 milyar 729 milyon 929 bin liradan 29 trilyon 576 milyar 453 milyon 766 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,2 azalarak 15 trilyon 493 milyar 722 milyon 400 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1 yükselişle 10 trilyon 408 milyar 251 milyon 376 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 272 milyar 20 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 234 milyar 308 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 10 Nisan itibarıyla 987 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,6 artışla 6 trilyon 198 milyar 840 milyon 479 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 751 milyar 998 milyon 511 bin lirası konut, 45 milyar 496 milyon 988 bin lirası taşıt, 2 trilyon 368 milyar 14 milyon 749 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 33 milyar 330 milyon 231 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 10 Nisan ile biten haftada 190 milyar 346 milyon 410 bin lira artarak 24 trilyon 445 milyar 977 milyon 326 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-296-trilyon-liraya-cikti-77247</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/7/1280x720/para-money-lira-1776345346.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, geçen hafta 132,7 milyar lira artarak yaklaşık 29,6 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-11-milyar-dolarlik-alim-77244</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 1,1 milyar dolarlık alım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 10 Nisan haftasında 430,3 milyon dolarlık hisse senedi, 712,7 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 77,2 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin 3 Nisan haftasında 39 milyar 93,8 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 10 Nisan haftasında 42 milyar 421,7 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 14 milyar 303,8 milyon dolardan 15 milyar 208,7 milyon dolara, ÖST stoku da 1 milyar 872,7 milyon dolardan 1 milyar 945,9 milyon dolara çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-11-milyar-dolarlik-alim-77244</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/8/1280x720/dolar-dollar-1766131459.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre, yurt dışında yerleşikler, geçen hafta 430,3 milyon dolarlık hisse senedi, 712,7 milyon dolarlık DİBS ve 77,2 milyon dolarlık ÖST aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-13-milyon-lira-azaldi-77243</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 13 milyon lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 10 Nisan itibarıyla 222 milyar 316 milyon lira artarak 24 trilyon 901 milyar 906 milyon liradan 25 trilyon 124 milyar 222 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 68 milyar 696 milyon lira artarak 28 trilyon 222 milyar 359 milyon liradan 28 trilyon 291 milyar 55 milyon liraya yükseldi.</p>
<p><strong>Tüketici kredileri 3 trilyon 172 milyar liraya yükseldi</strong></p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 12 milyar 734 milyon lira artarak, 3 trilyon 172 milyar 12 milyon liraya çıktı. Söz konusu tutarın 752 milyar 738 milyon lirası konut, 45 milyar 607 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 373 milyar 667 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 43 milyar 748 milyon lira artarak 3 trilyon 886 milyar 522 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 0,7 artışla 3 trilyon 32 milyar 767 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 149 milyar 91 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 883 milyar 676 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 10 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 6 milyar 58 milyon lira artışla 688 milyar 632 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 520 milyar 426 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 231 milyon lira artarak 5 trilyon 544 milyar 282 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM)  bakiyesi ise geçen hafta 13 milyon lira azalarak 1 milyar 502 milyon liraya düştü. Böylece KKM büyüklüğü, toplam mevduatın yüzde 0,01'ini oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-13-milyon-lira-azaldi-77243</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/kkmde-dusus-hizlandi-doviz-mevduati-sert-geriledi-8uz7_headline.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin geçen haftaya ait verilerine göre KKM bakiyesi 13 milyon lira azalışla 1,5 milyar liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/botastan-2-yeni-gemi-icin-ihale-77242</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> BOTAŞ&#039;tan 2 yeni gemi için ihale</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ), sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) taşıma gemilerinin temini için ihale düzenleyecek.</p>
<p>BOTAŞ'ın duyurusunda, 174 bin metreküp depolama kapasitesine sahip 2 yeni inşa LNG taşıma gemisi alımı için yeterli tecrübeye sahip adaylar teklif vermek üzere ön yeterlilik başvurusuna davet edildi.</p>
<p>İhale için ön yeterlilik değerlendirmesine son başvuru tarihi 28 Nisan Salı saat 11.00 olarak belirlendi.</p>
<p>Alım, BOTAŞ İhale ve Alım Yönetmeliği'ne göre belli istekliler arasında ihale usulü ile gerçekleştirilecek. Ön yeterlilik değerlendirmesi sonucu yeterliği tespit edilenler teklif vermeye davet edilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/botastan-2-yeni-gemi-icin-ihale-77242</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/lng.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ, 2 yeni LNG taşıma gemisi alımı için ihaleye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-93-milyar-dolar-artti-77241</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 15:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 9,3 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 10 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 5 milyar 650 milyon dolar artışla 64 milyar 67 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 3 Nisan'da 58 milyar 417 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 618 milyon dolar artışla 103 milyar 229 milyon dolardan 106 milyar 847 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 10 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 9 milyar 270 milyon dolar artışla 161 milyar 645 milyon dolardan 170 milyar 915 milyon dolara çıktı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-93-milyar-dolar-artti-77241</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 9 milyar 270 milyon dolar artışla 170,9 milyar dolara çıktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonominin-kalbi-sporda-yildizlasiyor-77232</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 14:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonominin kalbi, sporda yıldızlaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kocaeli, uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden biri olarak anılıyor. Sanayi üretimi, limanları ve ticaret hacmiyle “ekonominin kalbi” olma unvanını fazlasıyla hak ediyor. Ancak son dönemde ortaya çıkan tablo, bu güçlü kimliğe yeni bir başlık eklendiğini gösteriyor: spor ve yaşam kenti Kocaeli.</p>
<p>Sahaya baktığımda aslında gördüğüm şey sadece skor tabelası değil. Kocaeli’nin giderek büyüyen bir spor hikayesi var ve bu hikaye, tribünlerden çok daha fazlasını anlatıyor. Bir şehir, takımıyla birlikte yeniden ayağa kalkıyorsa, orada futbolun ötesinde bir bağ vardır. Kocaeli’nin göz bebeği Kocaelispor, Çayırova Belediyesi Basketbol Takımı, Efeler Ligindeki Gebze Belediyesi Voleybol Takımı ve 2. Ligdeki Güzide Gebze Spor Kulübü ise bu kültürün daha tabana yayılan yüzü gibi. Bu seviyelerde verilen mücadele, aslında gençler için görünmez bir kapı aralıyor. İşin en önemli tarafı da tam burada başlıyor. Sporun yaygınlaşması, onların sadece fiziksel gelişimini değil, sosyal hayatını da doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Gebze Belediyesi’nin düzenlediği basın toplantısında Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz’ün açıkladığı iki yıllık planı dinlerken şunu düşündüm: Bu anlatılanlar aslında bugünün değil, geleceğin Gebze’sini kurmaya dönük bir başlangıç.</p>
<p>Çünkü ortada sadece sportif bir hareketlilik yok; daha geniş bir şehir vizyonu var. Kentin geleceği artık yalnızca sahada alınan sonuçlarla değil, insanların günlük hayatına dokunan sosyal alanlarla birlikte şekilleniyor. Bu bakış açısı, Kocaeli’nin yavaş yavaş “çalışan şehir” kimliğinden çıkıp, yaşayan ve nefes alan bir şehir olma yoluna girdiğini hissettiriyor.</p>
<p>Bu vizyon kapsamında en çok dikkatimi çeken projelerden biri de Pelitli’de planlanan dev kaydırak oldu. Yaklaşık 207 metre uzunluğunda olması hedeflenen bu yapı, zamanla bölgeye canlılık katacak bir cazibe merkezi olarak düşünülüyor. Ben bu yatırımları, “bugünün Gebze’si” için değil, özellikle “geleceğin mutlu Gebze’si” için atılmış ilk somut adımlar olarak görüyorum. Ve bu adımların etkisi, zamanla sadece şehirde değil, insanların yaşam alışkanlıklarında da kendini gösterecek gibi duruyor.</p>
<p>Burada dikkat çeken bir diğer unsur ise Gebze Belediyesi’nin son dönemde bu alanlara ilişkin düzenleme, çevre iyileştirme ve tanıtım çalışmalarına ağırlık vermesi, tarihi değerlerin günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesini hedefliyor. Özellikle restorasyonu süren Osman Hamdi Bey Evi ve Müzesi’nin restorasyonu tamamlanarak bir an önce halkın ziyaretine açılması büyük önem taşıyor. Bu yapının gecikmeden şehre kazandırılması, hem kültürel mirasın görünürlüğünü artıracak hem de bölgeye yeni bir kültürel canlılık katacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak Kocaeli’nde ortaya çıkan tablo, planlı bir dönüşümün işareti. Ekonominin kalbi olma özelliğini koruyan şehir, sporda yıldızlaşarak ve sosyal yaşam yatırımlarıyla bu gücünü farklı alanlara yayıyor. Eğer bu vizyon kararlılıkla sürdürülürse, Kocaeli yakın gelecekte yalnızca üretimin değil, yaşam kalitesinin de merkezi olarak anılabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonominin-kalbi-sporda-yildizlasiyor-77232</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin kalbi, sporda yıldızlaşıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uymsibde-hamdi-taner-donemi-77223</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> UYMSİB’de Hamdi Taner dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin (UYMSİB) Genel Kurulu, sektör paydaşlarının yoğun katılımıyla gerçekleşti. İki listenin kıyasıya yarıştığı seçimler sonucunda Hamdi Taner, birliğin yeni başkanı seçildi. Seçim atmosferinin dostane görüntülere sahne olduğu kurulda Hamdi Taner, rakibi Berdan Ber ile omuz omuza birlik mesajı verdi. Hamdi Taner, yeni yönetim döneminde dış pazarlarda tanıtım faaliyetlerine ağırlık vereceklerini ve Bursa’nın, Türkiye’nin meyve sebze ambarı olma özelliğini dünya çapında bir markaya dönüştürmeyi hedeflediklerini vurguladı.</p>
<p>Yapılan seçimin ardından UYMSİB Yönetim Kurulu; Perla Fruit Gıda, Güngör Zeytin Gıda, Aksun Tarımsal, Cantekin Tarım Ürünleri, Eco Tohum Teknolojileri, Efecan Ambalaj Kağıt Gıda, Erkan Eren, Frig Agro Tarım Sanayi, Kayra Tarımsal Ürünler, Paşam Tarım Turizm Gıda ve Marmarabirlik firmalarından oluştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uymsibde-hamdi-taner-donemi-77223</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/3/1280x720/uymsibde-hamdi-taner-donemi-1776337045.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UYMSİB’de başkanlık yarışını kazanan Hamdi Taner, birlik ve beraberlik mesajı verirken, yeni dönemde dış pazarlarda tanıtımı güçlendirerek Bursa’yı küresel bir meyve-sebze markası haline getirmeyi hedeflediklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-ihracatinin-yuzde-66si-ulastirma-ve-depolama-girisimlerinden-77219</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 13:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet ihracatının yüzde 66&#039;sı ulaştırma ve depolama girişimlerinden</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), "Girişim Özelliklerine Göre Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri 2024" bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, 2024'te hizmet ihracatının yüzde 62,3'ü, hizmet ithalatının ise yüzde 56'sı büyük ölçekli girişimler tarafından yapıldı.</p>
<p>Hizmet ihracatının yüzde 8,7'sini yapan 1-9 çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, toplam hizmet ihracatı gerçekleştiren girişimlerin yüzde 74,3'ünü oluşturdu.</p>
<p>Çalışan sayısı 10-49 kişi olan küçük ölçekli girişimlerin hizmet ihracatındaki payı yüzde 12,3 iken, 50-249 kişi olan orta ölçekli girişimlerin ihracattaki payı yüzde 16,4 oldu. Hizmet ihracatı yapan girişimlerin yüzde 1,9'unu oluşturan 250 veya daha fazla kişinin çalıştığı büyük ölçekli girişimler, hizmet ihracatının yüzde 62,3'ünü yaptı.</p>
<p>Hizmet ithalatı yapan girişimlerin yüzde 53,2'sini oluşturan 1-9 çalışanı olan mikro ölçekli girişimler, hizmet ithalatının yüzde 7,9'unu gerçekleştirdi.</p>
<p>Çalışan sayısı 10-49 kişi olan küçük ölçekli girişimlerin hizmet ithalatındaki payı yüzde 7,2'yi bulurken, 50-249 kişi olan orta ölçekli girişimlerin payı yüzde 17,7 olarak tespit edildi. Hizmet ithalatı yapan girişim sayısının yüzde 4,6'sını oluşturan 250 veya daha fazla kişinin çalıştığı büyük ölçekli girişimler, toplam hizmet ithalatının yüzde 56'sını gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>Ulaştırma ve depolamada 40 milyar 252 milyon dolarlık hizmet ihracatı</strong></p>
<p>Hizmet ihracatının yüzde 66,1'ini, ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimler yaptı. Söz konusu dönemde, 60 milyar 913 milyon dolar olan hizmet ihracatının 40 milyar 252 milyon dolarını, ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimlerin gerçekleştirdiği belirlendi.</p>
<p>Bilgi ve iletişim faaliyetindeki girişimlerin hizmet ihracatı, 5 milyar 906 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. Hizmet ihracatında 4 milyar 284 milyon dolarlık kısım imalat sanayisindeki girişimler tarafından yapılırken, ana faaliyeti finans ve sigorta olan girişimlerin hizmet ihracatı 2 milyar 929 milyon dolar oldu.</p>
<p>Hizmet ticaretinde 48 milyar 462 milyon dolarlık ithalatın 12 milyar 752 milyon doları, imalat sanayisinde faaliyet gösteren girişimler tarafından gerçekleştirildi. Hizmet ithalatındaki 9 milyar 660 milyon dolar ana faaliyeti toptan ve perakende ticaret olan girişimlere ait iken, 3 milyar 826 milyon dolarlık hizmet ithalatı finans ve sigorta faaliyetinde bulunan girişimlerin oldu. Bilgi ve iletişim faaliyetindeki girişimler ise 2 milyar 728 milyon dolar hizmet ithalatı yaptı.</p>
<p>Hizmet ticaretinde en yüksek paya sahip olan taşımacılık hizmetlerinde yapılan ihracatın yüzde 90,2'sinin, ithalatın ise yüzde 76,2'sinin Türkiye kontrolündeki girişimler tarafından gerçekleştirildiği tespit edildi.</p>
<p>Hizmet ihracatının yüzde 18,8'ini, ithalatının ise yüzde 32'sini yabancı kontrollü girişimler yaptı. Diğer iş hizmetleri ihracatında Türkiye kontrollü girişimlerin payı yüzde 58,1 iken, yabancı kontrollü girişimlerin payı yüzde 41,9 oldu.</p>
<p>Telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetleri ihracatının yüzde 51,4'ü, ithalatının ise yüzde 32,3'ü yabancı kontrollü girişimler tarafından gerçekleştirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-ihracatinin-yuzde-66si-ulastirma-ve-depolama-girisimlerinden-77219</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/ihracat-ticaret-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2024 verilerine göre, hizmet ihracatının yüzde 62,3&#039;üne, hizmet ithalatının ise yüzde 56&#039;sını büyük ölçekli girişimler gerçekleştirdi. Bu dönemde yaklaşık 61 milyar dolarlık ihracatın 40,2 milyarı ulaştırma ve depolama faaliyetindeki girişimler yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ankara-kesikkopru-baraji-arasindaki-boru-hattinin-celigi-erdemirden-77237</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara-Kesikköprü Barajı arasındaki boru hattının çeliği Erdemir&#039;den</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Almanya'nın Düsseldorf kentinde düzenlenen "Tube &amp; Wire 2026 Fuarı"na katılan OYAK Maden Metalürji (OMM) şirketlerinden Erdemir, YDA Group ile çelik rulo temini konusunda satış sözleşmesi imzaladığını duyurdu.</p>
<p>Sözleşme kapsamında, Erdemir, Ankara-Kesikköprü Barajı arası toplam 132 kilometre boru hattının çelik tedarikçisi oldu.</p>
<p>Sözleşme, OYAK Genel Müdürü ve Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş ile Erdemir Yönetim Kurulu Üyesi ve Murahhas Aza Serdar Başoğlu ve YDA Group Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Üst Yöneticisi (CEO) Cüneyt Arslan tarafından imzalandı.</p>
<p>Sözleşmeyle Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi (ASKİ) tarafından yaptırılacak Kesikköprü Barajı-İvedik İçme Suyu Arıtma Tesisleri Arası Su Alma Yapısı, Ana İsale Hattı, Pompa istasyonları ve depo imalatları yapımında Erdemir çeliği kullanılacak.</p>
<p>İş birliği kapsamında yalnızca ürün temininin yanı sıra uzun vadeli stratejik çözüm ortaklığı hedeflendiği, özellikle su yönetimi ve altyapı projelerinde kullanılan yüksek katma değerli ürünlerin iş birliğinin odağında yer aldığı belirtildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, anlaşma, Erdemir'in yerli tedarikçi olarak Türkiye'deki altyapı projelerine daha fazla katkı sağlamasına vesile olacak. İş birliğinin aynı zamanda bölgesel kalkınmayı destekleyeceği ifade ediliyor.</p>
<p>Messe Düsseldorf Fuar Alanı'nda Hall 3, C49 numaralı 252 metrekarelik standında sektör profesyonellerini ağırlayan Erdemir'in katma değerli ürün portföyünü ve geliştirdiği yenilikçi uygulamaları ziyaretçilerine sunduğu bildirildi. </p>
<p>Uluslararası çelik sektörünün önemli buluşma noktalarından biri olan fuarda Erdemir, tel üretimi, tel işleme malzemeleri, tel üretim makineleri, kablo imalatı, kablolar, yay üretimi ile kablo ve boru üretim kontrol sistemlerine yönelik güncel gelişmeleri paylaşıyor.</p>
<p>Şirketin fuar boyunca müşterilerini ağırlamaya ve yeni iş birlikleri geliştirmeye devam edeceği açıklandı.</p>
<p><strong>"Ülkemize değer katan bir projeye katkı sağlıyoruz"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, iş birliğinin Türkiye'deki stratejik projeler açısından önemine dikkati çekti.</p>
<p>Yalçıntaş, "Erdemir olarak YDA Group ile gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile stratejik altyapı projelerine yüksek kaliteli yerli çelik tedarik ediyoruz. Bu sayede ülkemizin su kaynaklarının verimli kullanımı ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İklim değişikliği ve artan kuraklık riskleriyle birlikte tüm dünyada su kaynaklarının giderek daha da stratejik hale geldiğini aktaran Yalçıntaş, "Erdemir olarak, Türkiye'nin tüm önemli ve büyük projelerinde olduğu gibi bu projede de yerli ve milli çelik tedarikçisi olarak yer almaktan ve Ankara-Kesikköprü Barajı arası toplam 132 kilometre boru hattını kapsayan bu kritik ve ülkemiz için çok kıymetli projenin tüm çeliğini karşılamaktan büyük mutluluk duyuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ankara-kesikkopru-baraji-arasindaki-boru-hattinin-celigi-erdemirden-77237</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/1/1280x720/murat-yalcintas-1768905183.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erdemir, Ankara-Kesikköprü Barajı arasındaki boru hattının çelik tedarikçisi oldu. Erdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, &quot;Erdemir olarak YDA Group ile gerçekleştirdiğimiz bu sözleşme ile stratejik altyapı projelerine yüksek kaliteli yerli çelik tedarik ediyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-gecen-ay-yuzde-2-artti-77212</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut fiyatları geçen ay yüzde 2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Mart 2026'ya ait Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE, martta bir önceki aya göre yüzde 2 artarak 219,7 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 26,4 artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 3,4 azaldı.</p>
<p>KFE mart ayında, bir önceki aya göre İstanbul'da yüzde 2,2, Ankara'da yüzde 2,5 ve İzmir'de yüzde 2,8 arttı.</p>
<p>Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul, Ankara ve İzmir'de sırasıyla yüzde 27,8, 30,4 ve 24,3 artış gösterdi.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, Mart 2026 döneminde en yüksek yıllık artış yüzde 31,5 ile Nevşehir, Niğde, Aksaray, Kırıkkale, Kırşehir, Kayseri, Sivas, Yozgat bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 21,1 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde gözlendi.</p>
<p><strong>YKKE yüzde 2 arttı</strong></p>
<p>Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2 artan YKKE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 34,4, reel olarak ise yüzde 2,7 artış kaydetti.</p>
<p>YKKE, söz konusu dönemde İstanbul'da yüzde 2,2, Ankara'da yüzde 2,4 ve İzmir'de yüzde 3,6 yükseldi.</p>
<p>Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul'da yüzde 39,4, Ankara'da yüzde 37,7 ve İzmir'de yüzde 35 arttı.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık yeni kiracı kira endeksi değişimleri incelendiğinde, mart ayında en yüksek yıllık artış yüzde 40,5 ile Erzurum, Erzincan, Bayburt, Ağrı, Ardahan, Kars, Iğdır bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 25,7 ile Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye bölgesinde gözlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-gecen-ay-yuzde-2-artti-77212</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/konut-1758522292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın mart verilerine göre Konut Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 2, yıllık bazda da yüzde 26,4 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/trafige-kayitli-arac-sayisi-martta-155-bin-75-artti-77210</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trafiğe kayıtlı araç sayısı martta 155 bin 75 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart 2026'ya ait motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, martta trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 18,3 azalarak 159 bin 931'e geriledi. Söz konusu dönemde kaydı silinen taşıt sayısı ise yüzde 39,4 artarak 3 bin 484'ten 4 bin 856'ya çıktı. Böylece, trafikteki toplam taşıt sayısı yılın üçüncü ayında 155 bin 75 adet artış gösterdi.</p>
<p>Mart ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 50,2'sini otomobil, yüzde 34,8'ini motosiklet, yüzde 10,1'ini kamyonet, yüzde 1,7'sini kamyon, yüzde 1,6'sını traktör, yüzde 1'ini minibüs, yüzde 0,5'ini otobüs ve yüzde 0,1'ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p>Martta trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında bir önceki aya göre ise yüzde 31,3 artış gerçekleşti.</p>
<p>Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre motosiklette yüzde 51, otomobilde yüzde 27,2, traktörde yüzde 19,3, minibüste yüzde 17,7, kamyonette yüzde 12,8, otobüste yüzde 4,5 artarken, özel amaçlı taşıtta yüzde 28,9 ve kamyonda yüzde 10,5 azalış gösterdi.</p>
<p>Mart ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı otobüste yüzde 12,6, minibüste yüzde 2,6 artarken, traktörde yüzde 50,1, özel amaçlı taşıtta yüzde 34,2, kamyonda yüzde 25,3, motosiklette yüzde 21,2, otomobilde yüzde 15,4 ve kamyonette yüzde 15 azaldı.</p>
<p><strong>Trafiğe kayıtlı araç sayısı 34 milyonu geçti</strong></p>
<p>Trafiğe kayıtlı araç sayısı, martta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7 artarak 31 milyon 788 bin 619'dan 34 milyon 23 bin 986'ya yükseldi.</p>
<p>Mart sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,8'ini otomobil, yüzde 21,2'sini motosiklet, yüzde 14,6'sını kamyonet, yüzde 6,8'ini traktör, yüzde 3,1'ini kamyon, yüzde 1,6'sını minibüs, yüzde 0,6'sını otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Devri yapılan araçlar</strong></p>
<p>Devri yapılan toplam 870 bin 992 taşıttan yüzde 68,6'sı otomobil, yüzde 14,8'i kamyonet, yüzde 9,7'si motosiklet, yüzde 2,8'i traktör, yüzde 1,8'i kamyon, yüzde 1,6'sı minibüs, yüzde 0,5'i otobüs ve yüzde 0,2'si özel amaçlı taşıtlar olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Martta trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 15,5'inin Renault, yüzde 8,2'sinin Toyota, yüzde 7,4'ünün Peugeot, yüzde 6,9'unun Volkswagen, yüzde 6,1'inin Hyundai, yüzde 5,9'unun Togg, yüzde 5,1'inin Fiat, yüzde 5'inin Opel, yüzde 5'inin Citroen, yüzde 4,3'ünün Skoda, yüzde 3,3'ünün Mercedes-Benz, yüzde 3,1'inin Kia, yüzde 3'ünün BMW, yüzde 2,6'sının Ford, yüzde 2,2'sinin Audi, yüzde 2'sinin Volvo, yüzde 1,9'unun Mini, yüzde 1,7'sinin Chery, yüzde 1,6'sının Nissan, yüzde 1,2'sinin Tesla ve yüzde 8,4'ünün diğer markalardan oluştuğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-mart döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 14,4 azalarak 426 bin 342'ye gerilerken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 23,1 artışla 13 bin 42 adet oldu. Böylece yılın ilk 3 ayında trafikteki toplam taşıt sayısı 413 bin 300 adet arttı.</p>
<p>Ocak-mart döneminde trafiğe kaydı yapılan 224 bin 627 otomobilin yüzde 41,1'inin benzin, yüzde 31,5'inin hibrit, yüzde 18,2'sinin elektrikli, yüzde 8,6'sının dizel ve yüzde 0,6'sının LPG yakıtlı olduğu belirlendi.</p>
<p>Mart sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 611 bin 509 adet otomobilin ise yüzde 32,4'ünün dizel, yüzde 31'inin benzin, yüzde 29,8'inin LPG, yüzde 4,4'ünün hibrit ve yüzde 2,3'ünün elektrikli olduğu görüldü. Otomobillerin yüzde 0,2'sinin ise yakıt türü bilinmiyor.</p>
<p>Ocak-mart döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 33,2'si 1300 ve altı, yüzde 15,9'u 1401-1500, yüzde 13,2'si 1501-1600, yüzde 9,6'sı 1301-1400, yüzde 9,1'i 1601-2000, yüzce 0,8'i 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip bulunuyor.</p>
<p>Söz konusu dönemde trafiğe kaydı yapılan 224 bin 627 otomobilin yüzde 42,1'i gri, yüzde 25,6'sı beyaz, yüzde 11,2'si siyah, yüzde 10,4'ü mavi, yüzde 5,3'ü yeşil, yüzde 3,5'i kırmızı, yüzde 1,3'ü kahverengi, yüzde 0,3'ü turuncu, yüzde 0,2'si sarı ve yüzde 0,2'si diğer renkli araçlardan oluştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/trafige-kayitli-arac-sayisi-martta-155-bin-75-artti-77210</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/mtv-trafik-otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre trafiğe 159 bin 931 aracın kaydı yapılırken 4 bin 856 aracın kaydı silindi. Böylece trafikteki toplam araç sayısı 155 bin 75 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisi-yillik-yuzde-13-artti-77209</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretli çalışan sayısı yıllık yüzde 1,3 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat 2026'ya ait ücretli çalışan istatistiklerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Şubat 2025'te 15 milyon 297 bin 723 kişi olan sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, şubatta yüzde 1,3 artışla 15 milyon 501 bin 511 kişiye yükseldi.</p>
<p>Söz konusu ayda ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 3,2 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 4,5 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 3,3 arttı.</p>
<p><strong>Aylık değişim</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı şubatta, ocağa göre yüzde 0,4 artış sergiledi.</p>
<p>Bu dönemde ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yüzde 0,1, inşaat sektöründe yüzde 0,9, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,5 artış gösterdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisi-yillik-yuzde-13-artti-77209</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/insaat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in şubat verilerine göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, yıllık bazda yüzde 1,3 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/magdeburgerin-police-yetkisi-durduruldu-77208</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Magdeburger&#039;in poliçe yetkisi durduruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), Magdeburger Sigorta AŞ'ye yönelik alınan tedbirler hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesine ihtiyaç duyulduğunu bildirdi.</p>
<p>Açıklamada, "İlgili mevzuat kapsamında bir süredir yakın izlemeye alınmış olan ve uygulanan kademeli tedbirlere rağmen mali bünye zafiyetini gideremeyen Magdeburger Sigorta AŞ'nin tüm branşlarda yeni sigorta poliçesi düzenleme ve yenileme yetkisi sermaye yeterlilik koşulları sağlanıncaya kadar geçici olarak durdurulmuştur." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Söz konusu sigorta şirketinin daha önce düzenlemiş olduğu poliçelere ilişkin başta hasar tazmini olmak üzere sigortalılara karşı tüm yükümlülüklerini yerine getirmesi için gerekli önlemlerin alındığı belirtilen açıklamada, "Kurumumuz, sigortalıların hak ve menfaatlerini korumak ve sektörün güvenilir, istikrarlı ve etkin bir şekilde işlemesini sağlamak amacıyla gözetim ve denetim faaliyetlerini kararlılıkla sürdürmektedir." denildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/magdeburgerin-police-yetkisi-durduruldu-77208</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/0/1280x720/sigorta-1771998302.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEDDK, Magdeburger Sigorta&#039;nın yeni sigorta poliçesi düzenleme ve yenileme yetkisi geçici olarak durdurulduğunu duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ithalati-subatta-yuzde-193-azaldi-77205</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 11:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz ithalatı şubatta yüzde 19,3 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun Şubat 2026 dönemine ait "Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu"nu yayınladı.</p>
<p>Buna göre, ithalatın 2 milyar 321 milyon metreküpü boru hatlarıyla, 2 milyar 938 milyon metreküpü de sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisleri aracılığıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Böylece toplam doğal gaz ithalatı, söz konusu dönemde yıllık bazda yüzde 19,34 azalışla yaklaşık 5 milyar 259 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Söz konusu dönemde en fazla boru gazı ithalatı 1 milyar 89 milyon metreküple Rusya'dan yapıldı. Bunu 803 milyon metreküple İran ve 428 milyon metreküple Azerbaycan takip etti.</p>
<p>Bu dönemde LNG ithalatında ise ABD 1 milyar 431 milyon metreküple ilk sırada yer aldı. ABD'yi 544 milyon metreküple Nijerya, 385 milyon metreküple Cezayir, 309 milyon metreküple Ekvator Ginesi, 96 milyon metreküple Angola, 91 milyon metreküple Avustralya ve 80 milyon metreküple Umman takip etti.</p>
<p><strong>Konutlarda gaz tüketimi 4 milyar metreküpü aştı</strong></p>
<p>Ülkede toplam doğal gaz tüketimi, şubatta yıllık bazda yüzde 10,31 azalarak yaklaşık 6 milyar 786 milyon metreküp oldu.</p>
<p>Sanayi sektörünün doğal gaz tüketimi 1 milyar 125 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti. Elektrik üretimini de kapsayan dönüşüm/çevrim sektöründe doğal gaz tüketimi ise 609 milyon metreküp oldu.</p>
<p>Konutlarda doğal gaz tüketimi bu dönemde 4 milyar 35 milyon metreküpe ulaştı.</p>
<p>Türkiye'de doğal gaz stok miktarı şubat sonunda 4 milyar 224 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Doğal gaz stokunun 3 milyar 719 milyon metreküpü yer altı depolama tesislerinde, 504 milyon metreküpü ise LNG terminallerinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ithalati-subatta-yuzde-193-azaldi-77205</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/dogalgaz-4.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin şubat verilerine göre doğal gaz ithalatı yıllık bazda yüzde 19,34 azalışla 5,3 milyar metreküpe indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matli-isini-dogru-yapan-uretici-korunacak-tuketici-dogru-bilgilendirilecek-77202</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özer Matlı: İşini doğru yapan üretici korunacak, tüketici doğru bilgilendirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı ‘Türk Gıda Kodeksi Gıda Etiketleme ve Tüketicileri Bilgilendirme Yönetmeliği Kılavuzu’ndaki kapsamlı revizyonu değerlendirdi. Bakanlığın güvenli ve sağlıklı gıdaya erişim vizyonuna tam destek verdiklerini vurgulayan Başkan Matlı, hayata geçirilen yeni uygulamaların, sektörde şeffaflık ve güveni güçlendireceğini söyledi. Yeni düzenlemeyle birlikte gıda ambalajlarında kullanılan yanıltıcı ifade ve görsellere son verildiğini belirten Başkan Özer Matlı, “Artık etiketlerde ‘günlük’ ifadesine 24 saat sınırı getirilmesi, aroma kullanılan ürünlerde gerçek meyve görseli kullanımının yasaklanması, ‘doğal’, ‘hakiki’ gibi ispatı olmayan ve tüketiciyi yanıltan ifadelerin suistimal edilmesinin önlenmesi, ambalajlı ürünlerde ‘taze sıkılmış’ gibi ifadelerin kaldırılması tüketicinin doğru ürüne ulaşmasını sağlayacaktır” dedi. Özellikle sanayi tipi üretimlerde ‘ev yapımı’ ifadesinin yasaklanmasının ve işletme isimlerinin tüketiciyi yanıltacak şekilde ön plana çıkarılmamasının haksız rekabeti ortadan kaldıracağını kaydeden Matlı, “Bu durum, sadece vatandaşımızı korumakla kalmayacak, aynı zamanda işini doğru yapan, etik kurallara uygun üretim gerçekleştiren gıda işletmecilerimiz için de adil bir pazar ortamı oluşturacaktır” diye konuştu. </p>
<h2><strong>Restoran ve kafelerde şeffaflık dönemi</strong></h2>
<p>Toplu tüketim yerlerine getirilen bilgilendirme zorunluluğuna dikkat çeken Başkan Matlı, vatandaşların sadece market raflarında değil, restoran, kafe ve kantin gibi alanlarda da ne tükettiğini bilmeye hakkı olduğunu söyledi. Matlı, “Menülerde gıdanın bileşenlerinin ve kalori değerlerinin sunulacak olması, tüketici bilincini en üst seviyeye taşıyacaktır” dedi. Düzenlemenin sosyal sorumluluk boyutuna da değinen Matlı, ambalajlarda çocukların gelişimini etkileyebilecek figürlerin yasaklanmasının çok yerinde bir adım olduğunu ifade ederek, “Gelecek nesillerimizin fiziksel ve psikolojik sağlığını koruyan her türlü düzenlemenin yanındayız” diye konuştu. </p>
<h2><strong>Bilinçli toplumun temeli: Gıda okuryazarlığı</strong></h2>
<p>Bakanlığın attığı bu adımların toplumsal bir kazanıma dönüşmesi için tüketici farkındalığının da artması gerektiğini belirten Özer Matlı, “Düzenlemeler ne kadar güçlü olursa olsun, gıda okuryazarlığı ve etiket okuma alışkanlığı bilinçli toplumun temelidir. Toplumumuzun doğru bilgilendirilmesi ve tarımsal ticaretin güvenli bir zeminde yürütülmesi için atılan bu adımlar dolayısıyla Tarım ve Orman Bakanlığımıza teşekkür ediyorum. Güvenli gıda arzını stratejik bir mesele olarak görüyor ve bu vizyonu her platformda destekliyoruz’ dedi.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matli-isini-dogru-yapan-uretici-korunacak-tuketici-dogru-bilgilendirilecek-77202</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/2/1280x720/ozer-matli-isini-dogru-yapan-uretici-korunacak-tuketici-dogru-bilgilendirilecek-1776326412.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, gıda etiketlerinde yapılan düzenlemeleri memnuniyetle karşıladıklarını açıkladı. Matlı, “Gıda etiketlerinde bilgi kirliliğini bitiren ve tüketiciyi en doğru şekilde bilgilendirmeyi amaçlayan bu yeni dönem, hem halk sağlığını hem de işini doğru yapan üreticiyi koruyan önemli bir adımdır” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/petrol-ithalati-subatta-yuzde-184-azaldi-77201</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ham petrol ithalatı şubatta yüzde 14 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) Şubat 2026'ya ait "Petrol Piyasası Sektör Raporu"nu yayınladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin toplam petrol ithalatı içinde en büyük kalemi oluşturan ham petrol ithalatı yıllık yüzde 14,08 artarak 2 milyon 559 bin 916 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde motorin türleri ithalatı ise yüzde 30,93 azalarak 702 bin 189 ton oldu. İthalatın kalan kısmını, benzin ve fuel-oil türleri, havacılık ve denizcilik yakıtları ile diğer ürünler oluşturdu.</p>
<p>Böylece toplam ithalat, şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,84 azalarak 3 milyon 512 bin 919 ton olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>En fazla ham petrol ve petrol ürünleri ithalatı, 1 milyon 508 bin 282 tonla Rusya’dan yapılırken, bu ülkeyi 645 bin 346 tonla Irak ve 550 bin 184 tonla Kazakistan izledi.</p>
<p>Yurt içi benzin satışları şubatta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 17,73 artarak 417 bin 803 ton oldu. Petrol ürünleri satışları yüzde 3,71 artarak 2 milyon 378 bin 526 ton, motorin satışları yüzde 1,11 artarak 1 milyon 834 bin 490 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Petrol piyasasında ihracat yüzde 18,62 azaldı</strong></p>
<p>Aynı dönemde petrol piyasasında toplam ihracat yüzde 18,62 düşüşle 910 bin 559 ton oldu.</p>
<p>Türkiye'nin havacılık yakıtları ihracatı yüzde 30,07 artarak 401 bin 899 ton olurken, motorin türleri ihracatı yüzde 83,43 azalarak 86 bin 439 ton olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Denizcilik yakıtları ihracatı yüzde 29,96 azalarak 52 bin 538 ton, benzin türleri ihracatı ise yüzde 36,90 artarak 7 bin 224 ton oldu</p>
<p><strong>Rafineri petrol ürünleri üretimi yüzde 2,80 arttı</strong></p>
<p>Aynı dönemde toplam rafineri petrol ürünleri üretimi yüzde 2,80 artışla 2 milyon 972 bin 124 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Havacılık yakıtları üretimi şubatta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 17,55 artarak 488 bin 28 ton, benzin türleri üretimi yüzde 9,57 artarak 398 bin 990 ton oldu. Motorin türleri üretimi ise yüzde 9,72 azalarak 1 milyon 203 bin 133 ton olarak kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/petrol-ithalati-subatta-yuzde-184-azaldi-77201</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/8/1280x720/petrol-4-yil-sonra-ilk-kez-65-dolarin-altinda-1743769631.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin şubat verilerine göre, ham petrol ithalatı yüzde 14,08 artarken, toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı geçen yıla kıyasla yüzde 1,84 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ruslar-geri-donuyor-77197</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat sektörü yabancılara oturum izninin gevşetilmesini istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yabancı sermayeyi Türkiye’ye çekmeye yönelik çağrıları Antalya iş dünyasından destek buldu. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem, yabancıya mülk satışlarının önündeki engellerin kaldırılmasını ve ikamet izinlerinin gevşetilmesini istedi.</p>
<p>Erdem, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Sayın Bakanımızın bu yöndeki açıklamalarını sonuna kadar destekliyoruz. Biz de diyoruz ki Yabancıya mülk satışının önündeki engelleri kaldırın. Alanya olarak üzerimize düşen katkıyı yapmaya hazırız. Potansiyelimiz yüksek, ciddi yabancı sermaye girişi yaparız. 2022’den bu yana devam eden ikamet kısıtlaması nedeniyle çok sayıda yatırımcıyı komşu destinasyonlara kaptırdık.’’</p>
<p>Alanya’da halen satılmayı bekleyen çok sayıda gayrimenkul bulunduğunu,  sektörde çok sayıda iflas yaşandığını belirten Eray Erdem, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Kriz halen devam ederken mahalle bazlı kotanın da altında kalınmasına rağmen yabancıya satışın önündeki engeller kaldırılmadı. Ancak halen tecrübesi ve potansiyeli yüksek bir sektör var elimizde. Sayın bakanımızın yabancı sermayeye olan davetlerini bu anlamda çok önemsiyoruz. İvedilikle gerekli düzenlemeler yapılsın, Alanya olarak göreve hazırız mesajını vermek istiyoruz. Alanya uluslararası yatırımcılar açısından büyük bir potansiyele sahip. İlçemizde yabancıya satışı bekleyen çok sayıda gayrimenkul bulunmaktadır. Bu mülklerin ekonomiye kazandırılması, ülkemize ciddi miktarda döviz girdisi sağlayacaktır.”</p>
<p>İnşaat ve emlak sektöründe halen devam eden krizden sektörün de önemli dersler çıkardığını anlatan Erdem, ‘’Geçmişte yapılan hataların tekrarlanmaması adına sektör artık daha planlı ve sürdürülebilir bir yapıya yöneldi. Mevcut potansiyel doğru değerlendirilirse Alanya, kendi ölçeğinde Türkiye ekonomisine çok önemli katkılar sunabilecek güçtedir. Yabancı yatırımcının önünü açacak adımlar, ekonomik büyümeye doğrudan katkı sağlayacaktır” dedi.</p>
<p><strong>"Ruslar dönüyor, büyük talep var"</strong></p>
<p>Antalya’da yabancılara gayrimenkul satışlarında önemli markalar arasında yer alan OveO Gayrimenkul Danışmalık Firması Sahibi Yasemin Morrisey, Türkiye’de konut satın alan ve yatırım yapan yabancıların ikamet izinlerinin zorlaştırılması nedeniyle varlıklı ve yatırımcı Rusların Uzakdoğu ve Ortadoğu’yu tercih etmek zorunda kaldıklarını anımsattı.</p>
<p>Dubai’ye giden Rusların, Ortadoğu’daki savaş nedeniyle yeniden Antalya ve İstanbul’u tercih etmeye başladığını belirten Morrisey, şunları söyledi:</p>
<p>‘’Dubai’ye giden Ruslar yeniden Türkiye’ye geri dönmek istiyor. Çok büyük talep var. Dubai’den gelen zengin Ruslar villalar kiralıyor. Dubai’deki mülklerini satamayan Ruslar, Antalya ve İstanbul’da deniz manzaralı villalar kiralıyor. İstanbul’a daha çok talep var. Yabancılara ikamet izinleri verilmesi konusunda daha esnek olunursa kiralık gayrimenkullerde önemli patlamalar olur. Yabancı yatırımda gelebilir. Savaş sonrası Türkiye’nin bu konuda geleceği de çok iyi görünüyor. Büyük fonlarında Türkiye’ye geleceği öngörülüyor. Gelecekten çok umutluyuz.’’</p>
<p><strong>"Türkiye için fırsat"</strong></p>
<p>TamnoktaNeo Antalya Gayrimenkul Danışmanlık sahibi ve broker Uğur Fer de, çeşitli nedenlerden dolayı Türkiye’den ayrılan Rusların Ortadoğu’daki savaş nedeniyle yeniden Türkiye’ye dönmeye başladıklarını söyledi.</p>
<p>Geri dönüş konusunda varlıklı Rus ve yatırımcılardan büyük istek olduğunu vurgulayan Uğur Fer, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Gayrimenkulu temelden almış, konutu tamamlanmış ancak ikamet izni olmadığı için elektrik ve su abonesi alamayanlar var. Türkiye’de bir yabancının yaşaması demek ekonomi ve ticaretin hareketlenmesi demek. Bizim firma olarak KKTC’de de yatırımlarımız var. Dubai’yi rakip görüyorduk. Ancak yabancı yatırımcı Dubai’yi de gördü. Gayrimenkul ve yatırımlarının bir günde değer kaybettiğini gördü. Rus yatırımcıları KKTC’ye de bekliyoruz.’’</p>
<p>Ortadoğu’daki savaşın Türkiye için fırsat olacağına dikkat çeken Uğur Fer, ‘’Ortadoğu’da barış ortamı olsa bile insanlar tetikte. Para ürkektir, güven ister. Son 20 günde Dubai’deki Ruslar, Antalya’yı tercih etmeye başladı. Antalya’nın Altıntaş bölgesinden konut satın almalara veya kiralamalara başladı.’’  </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ruslar-geri-donuyor-77197</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/7/1280x720/ruslar-geri-donuyor-1776324348.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pandemi ve Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Antalya’yı tercih eden daha sonra oturum izinlerinin zorlaştırılması sonucu Uzak Doğu ve Orta Doğu ülkelerine giden varlıklı ve yatırımcı Rusların, Orta Doğu’daki savaş nedeniyle başta Antalya ve İstanbul olmak üzere Türkiye’ye dönmeye başladıkları bildirildi. İnşaat ve gayrimenkul sektörü, yabancılara oturum izninin gevşetilmesini istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/radyasyon-kaynaklarinin-muafiyetiyle-ilgili-usul-ve-esaslar-belli-oldu-77207</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Radyasyon kaynaklarının muafiyetiyle ilgili usul ve esaslar belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Radyasyon kaynaklarının muafiyetine ilişkin usul ve esaslar Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) tarafından belirledi.</p>
<p>Kurumun, Radyasyon Kaynaklarının Muafiyetine İlişkin Usul ve Esaslar'ı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, radyasyon tesislerine ve radyasyon uygulamalarına ilişkin faaliyetlerin bireysel veya toplumsal açıdan sağlayacağı fayda göz önünde bulundurularak gerekçelendirilmesi esas olacak.</p>
<p>Gerekçelendirilmeyen faaliyetler kapsamındaki radyasyon kaynakları muafiyet başvuru koşullarını taşısa dahi bu radyasyon kaynaklarıyla faaliyet yürütülemeyecek.</p>
<p>Radyasyon kaynaklarına ilişkin muafiyet süreci, radyasyon kaynağının bu usul ve esaslarda belirlenmiş muafiyet tipine göre, lisans ve izin olmak üzere farklı yetki türleri için ayrı ayrı yürütülecek.</p>
<p>Bu usul ve esaslarda belirlenmiş hususlar uyarınca, muaf olan veya muaf olarak değerlendirilebilecek radyasyon kaynaklarına ilişkin sorumluluk bu radyasyon kaynaklarıyla faaliyet yürütecek gerçek veya tüzel kişiye ait olacak.</p>
<p>Radyasyon kaynaklarıyla faaliyet yürütecek gerçek veya tüzel kişi, faaliyetini kurum tarafından verilen muafiyet kapsamına uygun olarak yürütecek ve muafiyete ilişkin koşulların devamlılığını sağlayacak.</p>
<p>Kurum tarafından muafiyet verilen radyasyon kaynaklarını kullanacak çalışanların, yürütülen faaliyetlere ilişkin radyasyondan korunma, radyasyon güvenliği, radyoaktif atık yönetimi, radyoaktif maddelerin taşınması, radyasyon acil durumlarının yönetimi, radyoaktif kaynakların emniyeti ve kullanılan radyasyon kaynakları hakkında yetkin olması esas olacak.</p>
<p>Muaf olan veya muaf olarak değerlendirilebilecek radyasyon kaynaklarıyla faaliyet yürütecek gerçek veya tüzel kişiler tarafından bu maddede yer alan hükümler uygulanarak radyasyon güvenliğinin ve radyoaktif kaynakların emniyetinin sağlanması esas olacak.</p>
<p>Öte yandan, radyasyon kaynaklarının türüne bağlı olarak taşıması gereken şartlar da belirlendi.</p>
<p>Bu kapsamda, TS, ISO, IEC veya bunların eş değeri olan ulusal ve uluslararası geçerli teknik standartlara göre tasarlanmış, üretilmiş ve güvenlik özelliklerine uygunluğunu teyit etmek üzere gerekli testlerin yapılmış olması gerekiyor.</p>
<p>Aynı zamanda, zırhlama özellikleri ile radyasyon güvenliği donanımı ve ekipmanıyla kullanım ömrü boyunca radyasyondan korunmanın ve radyasyon güvenliğinin teminine olanak sağlaması, radyoaktif kaynağın herhangi bir sızıntı ve radyoaktif kirlilik oluşturmasına karşı etkin bir şekilde korunmasının sağlanmış olması ve ulusal ve uluslararası standartlara uygun radyasyon uyarı işaretine sahip olması bekleniyor.</p>
<p>Öte yandan, usul ve esaslarda muafiyet kapsamındaki radyasyon kaynakları ve radyasyon kaynaklarının sınıflandırılması, muafiyet süreci ve muafiyet başvuru koşulları, muafiyet sonrası işlemler ve bildirimlere ilişkin düzenlemelere de yer verildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/radyasyon-kaynaklarinin-muafiyetiyle-ilgili-usul-ve-esaslar-belli-oldu-77207</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Radyasyon kaynaklarının muafiyetine ilişkin usul ve esaslar Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subu-ve-iutet-universiteleri-arasinda-isbirligi-yapilacak-77245</guid>
            <pubDate>Thu, 16 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SUBÜ ile IUTET arasında iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN / SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) ile Tacikistan Uluslararası Turizm ve Girişimcilik Üniversitesi (IUTET) arasında stratejik iş birliği protokolü imzalandı. Protokol, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık ve IUTET Rektörü Prof. Dr. Asrorzoda Ubaidullo Sattor tarafından imza altına alındı. İki ülke arasındaki eğitim ve bilim alanındaki iş birliği anlaşmalarına dayanan protokol ile; akademik değişim, ortak araştırma projeleri ve kültürel etkileşimin arttırılması hedefleniyor.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/69e0db34e378f-1776343860.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>İş birliği detayları</strong></p>
<p>Protokol kapsamında, her iki üniversite arasında ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde öğrenci değişimi ile akademik ve idari personel hareketliliği sağlanacak. Eğitim faaliyetlerinin yanı sıra; ortak bilimsel konferanslar, seminerler ve sempozyumlar düzenlenecek, inovasyon ve girişimcilik odaklı araştırma projeleri teşvik edilecek. Ayrıca, kütüphane kaynaklarının ve bilimsel yayınların karşılıklı paylaşımı ile iki kurumun akademik birikiminden ortak fayda sağlanması, kültürel ve sportif etkinliklerle de sosyal bağların güçlendirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Tacikistan ile kurulan bağların büyük önem taşıdığını ifade eden SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, işbirliği anlaşması ile ilgili olarak şunları söyledi: “Orta Asya ve Tacikistan, ortak tarihi ve kültürel bağlarımızın bulunduğu, bizim için çok kıymetli bir coğrafya. Bugün imzaladığımız bu protokol ile eğitim ve bilim köprülerimizi daha da sağlamlaştırıyoruz. IUTET’in turizm ve girişimcilik odaklı yapısı, bizim ‘bilgiyi beceriyle bütünleştirme’ vizyonumuzla tam bir uyum içerisinde. Birlikte yapacağımız araştırma ve projelerin hem ülkelerimize hem de üniversitelerimize büyük değer katacağına inanıyorum.”<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69e0db63460b3-1776343907.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>SUBÜ ile iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirten IUTET Rektörü Prof. Dr. Asrorzoda Ubaidullo Sattor ise şunları söyledi: “Türkiye ve Tacikistan kardeşlik hukuku olan iki ülke. Biz genç ve dinamik bir üniversite olarak, Türkiye’de uygulamalı eğitim dendiğinde akla gelen ilk kurumlardan biri olan SUBÜ’nün tecrübelerini çok önemsiyoruz. Özellikle turizm, girişimcilik ve teknoloji alanlarındaki akademik birikimlerimizi birleştirerek öğrencilerimize uluslararası bir vizyon kazandırmak istiyoruz. Bu protokolün sunduğu imkânlar, araştırma merkezlerimiz ve akademisyenlerimiz için yeni kapılar açacaktır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subu-ve-iutet-universiteleri-arasinda-isbirligi-yapilacak-77245</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/5/1280x720/subu-ve-iutet-universiteleri-arasinda-isbirligi-yapilacak-1776343936.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi ile Tacikistan Uluslararası Turizm ve Girişimcilik Üniversitesi arasında imzalanacak protokol kapsamında, ön lisans, lisans ve lisansüstü düzeylerde öğrenci değişimi ile akademik ve idari personel hareketliliği sağlanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
