<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hukumetimiz-tum-imkanlariyla-reel-sektorumuzun-yaninda-80583</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 16:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanında&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 39. Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni'ne katıldı. </p>
<p>Shangri-La Bosphorus İstanbul Otel'de gerçekleştirilen programda konuşan Erdoğan, genel kurulun ülke, millet, iş insanları ve DEİK üyeleri için hayırlara vesile olmasını diledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, DEİK'in 41'inci yaşını kutladığını belirterek, "DEİK'e 41 kere maşallah." ifadesini kullandı.</p>
<p>DEİK'te kuruluşundan bugüne görev almış, ülkenin kalkınmasına ve büyümesine omuz vermiş kurul üyelerine şükranlarını sunduğunu söyleyen Erdoğan, hayatını kaybeden üyelere rahmet, hayatta olanlara hayırlı, sağlıklı ve bereketli bir ömür diledi.</p>
<p>Erdoğan, vefa geleneği haline getirilen Ustalara Saygı Ödül Töreni'nin beşincisinin icra edildiğini hatırlatarak, "Başarılarıyla ilham veren, yeni yolları açan, değer üreten, küresel vizyonu milli değerlerle harmanlayan büyük ustalarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum." diye konuştu.</p>
<p>Söz konusu ödüllerin iş dünyasının heyecanını tazelemesini, yeni kuşaklara ilham kaynağı olmasını temenni ettiğini ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Malumunuz ticaret diplomasimizin kamu tarafını Ticaret Bakanlığımız yürütürken, özel sektör kanadını temsil etme görevini DEİK üstleniyor. DEİK 153 iş konseyi, 92 kurucu kuruluşu ve 6 bin üyesiyle Türk özel sektörünün dış ekonomik münasebetlerini başarıyla ifa ediyor. Her fırsatta vurguladığımız üzere Afrika'dan Asya'ya, Güney Amerika'dan Kuzey Amerika'ya bütün buralara yayılan iş konseyleriyle DEİK, aynı zamanda ülkemiz özel sektörünün dünyaya açılan bir kapısıdır. Kamu-özel dayanışması ve ortaklığının en güzel örneklerinden biri olan DEİK'in küresel ölçekteki başarılarıyla daima kıvanç duyduk. Türkiye ile dünya arasında kurduğu ticaret köprülerini gönül köprüleriyle de perçinleyen DEİK'e hükümetlerimiz döneminde her türlü desteği verdik, veriyoruz."</p>
<p>Türk dış politikasının temelinde Hazreti Mevlana'nın "pergel" metaforunun bulunduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Pergelin bir ucunu bu topraklara sabitlerken, diğeriyle cihanı kucaklamayı, yakın uzak demeden tüm kıtaları kuşatmayı görev biliyoruz. İç siyasette Ankara'ya sıkışıp kalmadığımız gibi, dış politikada korkular, düşmanlıklar, ön yargılarla hareket etmedik. Komşularımızdan başlayarak tüm ülkelerle ilişkilerimizi 'karşılıklı saygı' ve 'kazan kazan' temelinde geliştirmenin çabası içinde olduk. İhtilaflar yerine müştereklerimizi çoğaltmaya odaklandık. Afrika, Latin Amerika ve Asya gibi daha önce ihmal edilmiş coğrafyalarla ilişkilerimizde yeni açılımlara imza attık. Vizeleri kaldırarak, diplomatik misyonlarımızın sayısını artırarak başta yakın çevremiz olmak üzere dünyanın birçok bölgesiyle ticari, beşeri, kültürel ve ekonomik münasebetlerimizi güçlendirdik."</p>
<p>Erdoğan, sadece 2025 yılında kendisinin 22 ülkeye ziyaret gerçekleştirdiğini, 26 zirveye iştirak ettiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye'de 136 misafiri ağırladıklarını belirten Erdoğan, 84 yurt dışı ve yurt içi görüşme gerçekleştirdiklerini, 134 kabul yaptıklarını ifade etti.</p>
<p>Erdoğan, bu yoğun trafiğe yüzlerce telefon görüşmesinin dahil olmadığına dikkati çekerek, "Bir yandan yurt içinde il ziyaretleri, açılış törenleri, toplantılar, zirveler vasıtasıyla vatandaşlarımızla kucaklaşırken, eser ve hizmet siyasetimizi aralıksız sürdürürken diğer yandan da Türkiye'nin önünü açacak, ülkemizin daha büyük atılım yapmasını sağlayacak, Türkiye'yi bölgesel ve küresel anlamda daha güçlü bir aktör haline getirecek hamlelerimize yenilerini eklemeye devam ettik." diye konuştu.</p>
<p>Gittiği hemen her yerde DEİK üyelerinin yatırımlarına tanık olduğunu vurgulayan Erdoğan, çalışıp didinerek kurulan ticaret köprülerini bizzat müşahede ettiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>"DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Erdoğan, DEİK'in Türkiye'yi ve Türk milletini başarıyla temsil ettiğine şahitlik ettiğini ifade etti.</p>
<p>Ay-yıldızlı bayrağın sadece diplomatik misyonlarında değil, Türk iş çevrelerinin oralardaki yatırımlarında, farklı ülkelerde başlattıkları projelerde de dalgalandığını görmekten çok ama çok kıvanç duyduğunu dile getiren Erdoğan, "El ele verdik, omuz omuza verdik, gönül birliği yaptık ve Türkiye'yi daha önce hiç tecrübe etmediği seviyelere sizlerle birlikte taşıdık. Türkiye'nin gururu olduğunuz için, yerli üretim mallarımızın kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırdığınız için sizleri yürekten tebrik ediyorum. Bilmenizi isterim ki 23 yıldır olduğu gibi önümüzdeki dönemde de DEİK'le birlikte yol yürümeye, dayanışma içinde hareket etmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin iktidarları döneminde nereden nereye geldiğini katılımcıların çok iyi bildiklerini belirten Erdoğan, darbe girişimlerinden ekonomilerini hedef alan sabotajlara, depremlerden bölgesel savaşlara kadar bir başka ülkenin başına gelse yere serecek nice badireyi nasıl alınlarının akıyla atlattıklarına şahit olduklarını anlattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğini rakamların da ortaya koyduğuna işaret ederek, "2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara ulaştı. Küresel mal ihracatındaki payımız yüzde 0,55'ten yüzde 1,07'ye, hizmet ihracatımızdaki payımız da yüzde 0,89'dan yüzde 1,31'e çıktı." bilgisini verdi.</p>
<p><strong>"Savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu"</strong></p>
<p>Bir diğer başarılarının orta ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatlarındaki payının artması olduğunu aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldi. Bu olumlu tablo 2026 yılında da devam etmektedir. Yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatımız 114,4 milyar dolara ulaşmıştır. Savunma ve havacılık ihracatımız son 23 yılda yüzde 40'tan fazla artarak 2025 yılında 10 milyar doları aşmıştır. Yüksek katma değerli üretimimizin sembolü olan bu alandaki ivmenin çok güçlü biçimde devam ettiğini görüyoruz. Son verilere göre, savunma ve havacılık ihracatı ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Allah'a hamdolsun. Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerinde geçici bir yavaşlama yaşandığını ancak ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yükseldiğini belirterek, "Daha da önemlisi orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatımız içindeki payı yüzde 44'e ulaştı. Haziran ayında takvim etkisinin ortadan kalkmasıyla birlikte ihracatta yeniden güçlü bir ivme yakalayacağımıza inanıyoruz. Büyüme cephesindeki müspet seyir halen devam ediyor. Gelişmiş ülkeler dahil dünyanın tamamını etkileyen sancılı atmosfere rağmen Türkiye olarak büyümemizi 23 çeyrektir kesintisiz sürdürüyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Erdoğan, İran savaşının tetiklediği küresel krizin enerji fiyatlarında sebep olduğu şok dalgalarının sakinleşmesiyle enflasyon tarafında da umut ettikleri oranları yakalamayı temenni ettiklerini dile getirdi.</p>
<p>Bir gerçeğin altını önemle çizmek istediğini belirten Erdoğan, "Küresel ekonominin içinden geçtiği belirsizlik ikliminde ülkemizin en büyük şansı hükümetlerimiz döneminde 2002'den itibaren ağır bedeller ödeyerek sağladığımız istikrar ve güven ortamıdır. İstikrar ve güven ortamının varlığı ne kadar çetrefil olursa olsun her türlü sorunun çözümünü ya da çözüm yoluna girmesini kolaylaştırmaktadır. Dahası Türkiye'de iş başında deneyimli ufuk ve vizyon sahibi eş güdümü güçlü kadroların bulunması tüm bu küresel ve bölgesel meydan okumaları yönetmede ülkemize tarihi bir avantaj kazandırmaktadır." dedi.</p>
<p><strong>"Kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz"</strong></p>
<p>Erdoğan, Türkiye'nin siyasette istikrarın sunduğu asimetrik imkanlardan faydalanırken dünyanın birçok ülkesinde temel sorunun görevde yılını bile tamamlamadan dağılan kelebek ömürlü hükümetler meselesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Kendilerinin 70'ler ve 90'larda çok sık yaşadıkları, 2002'yle beraber çözüme kavuşturdukları bu problemle bugün Batılıların yüzleştiğini vurgulayan Erdoğan, "Bunun bir neticesi olarak onlar tek bir krizle dahi doğru düzgün baş edemezken biz farklı cephelerde aynı anda pek çok sorunla mücadele ediyor, bunları başarıyla yönetebiliyoruz. Ülkemizi çatışmalardan uzak tutarken barış çabalarında aktif görev alıyor, kimseden çekinmeden hakkı ve adaleti savunuyoruz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanında"</strong></p>
<p>Erdoğan, sahadaki gücünü masada da hissettiren Türkiye gerçeğini artık dost ve düşman herkesin kabul etmek zorunda kaldığını söyledi.</p>
<p>Erdoğan, Türkiye'nin terör, vesayet ve istikrarsızlık gibi kronik sorunlarını çözdükçe küresel ölçekte marka değerini de artırdığını belirterek, iş dünyasının istikrar ve güven ortamının muhafazası noktasındaki hassasiyetini bu bakımdan çok anlamlı bulduğunu ifade etti.</p>
<p>Hem iktidar hem ittifak olarak kendilerinin de bu iklimin korunması ve güçlendirilmesi için üzerlerine düşenleri yapmaya devam edeceklerinin altını çizen Erdoğan, "Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde, hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanındadır." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, Türkiye için üreteni, millete istihdam sağlayanı, Türk malı ürünleri dünyanın her köşesine ulaştıran ihracatçıları yalnız bırakmadıklarını kaydederek, "Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Merkez Bankamızın kullandırdığı reeskont kredileri ise son 1 yılda 1 trilyon 267 milyar lira oldu. Bunun yanında ihracatçılarımıza döviz dönüşüm desteği veriyor, üretim ve rekabet güçlerini desteklemeyi sürdürüyoruz. Küresel enerji fiyatlarındaki artışlara rağmen eşel mobil sistemiyle vatandaşlarımızı ve üreticilerimizi koruyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin imalat sanayinde, elektrik ve doğal gaz maliyetlerinde Avrupa'nın en avantajlı ülkeleri arasında olduğunu dile getiren Erdoğan, "Sanayide yüksek katma değerli üretimi teşvik etmek için Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi ve HIT-30 programlarımızı daha önce devreye almıştık. Emek yoğun sektörlerimizi ücret ve taşıma destekleri ile güçlendiriyoruz. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkındayız. Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik." şeklinde konuştu.</p>
<p>Erdoğan, finansmana erişim ne kadar önemliyse bu kaynakların doğru yerde, doğru biçimde kullanılmasının da o derece önemli olduğunun altını çizerek, "Biz, ülkemizin kıt kaynaklarının verimsiz alanlara değil, üretime, ihracata, yatırıma ve sanayiye gitmesini arzu ediyoruz." dedi.</p>
<p><strong>"İhracatın belirleyicisi dış taleptir"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticaret hayatının birincil kuralının, ürünü satacak pazar bulmak olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<p>"İhracatın belirleyicisi dış taleptir. Kalıcı başarı palyatif çözümlerle değil, yeni müşterilerle, yeni pazarlarla ve güçlü ticari ilişkilerle gelir. DEİK başta olmak üzere iş dünyamızın yeni pazarlara açılmalarına büyük önem veriyoruz. Bu konuda sizden gelecek her türlü öneriye de açığız. Kıymetli dostlar, şunu bir defa herkesin bilmesini isterim. Gerek ekonomik gerek ticari gerekse diplomatik olarak etrafımızı saran toz bulutu dağıldığında, bunun en büyük kazananı Türkiye olacaktır. İnşallah krizleri değil, fırsatları konuşacağımız bir döneme gireceğiz. Perşembe günü yürürlüğe giren paketimiz bunun bir parçasıdır. İstanbul Finans Merkezi'ni küresel yatırımın, uluslararası ticaretin, finansal hizmetlerin bölgesel üssüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Burada sunulan finansal hizmetlerden elde edilen kazançları 20 yıl boyunca vergiden muaf tutuyoruz."</p>
<p>Uluslararası ticaret yapan şirketler için de çok güçlü teşvikler getirdiklerini anlatan Erdoğan, "Transit ticaret faaliyetlerini İstanbul Finans Merkezi üzerinden yürüten şirketler kurumlar vergisi ödemeyecek. Üstelik bu yaklaşımı yalnızca İstanbul ile sınırlamıyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında transit ticaretten elde edilen kazançların yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikayesinin bir parçası olun"</strong></p>
<p>Erdoğan, üreticiler için de tarihi bir adım attıklarını dile getirerek, şöyle konuştu:</p>
<p>"Sanayi imalatında ve tarımsal üretimde uygulanan kurumlar vergisi oranını yarıya indirdik. Sanayicilerimiz ve çiftçimiz artık yüzde 12,5 kurumlar vergisi ödeyecek. Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, 'Operasyonlarını Türkiye'den yönet, avantajlardan yararlan.' Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz. Türkiye'ye gelin, Türkiye'ye yerleşin. Sizler de yeni ve güçlü Türkiye'nin büyüme hikayesinin bir parçası olun."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'ye yerleşen yabancılar ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının belirli şartları sağlamaları halinde yurt dışından elde ettikleri gelirler için 20 yıl boyunca vergi ödemeyeceklerinin altını çizerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye'yi sadece yatırım yapılan değil, inşallah yatırımın yönetildiği, ticaretin yönlendirildiği, sermayenin buluştuğu küresel bir merkez haline dönüştürmekte kararlıyız. Bu vesileyle DEİK ailemize de bir çağrıda bulunmak istiyorum. Sizler hem iş insanı hem de Türkiye'nin ticaret elçilerisiniz. Ülkemizin potansiyelini ve sunduğu fırsatları dünyaya en iyi anlatacak olan sizlersiniz. Sizlerden bu konuda destek bekliyoruz. DEİK'le el ele vererek Türkiye'yi üretimde, ticarette ve yatırımlarda çok daha güçlü bir konuma taşıyacağımıza yürekten inanıyorum."</p>
<p>DEİK 39. Olağan Genel Kurulu'nun Türkiye'ye, iş dünyasına ve DEİK ailesine hayırlı, uğurlu olmasını dileyen Erdoğan, ödüle layık görülen ustaları tebrik ederek konuşmasını tamamladı.</p>
<p><strong>Programdan notlar</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması öncesinde, TUSAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan'a ödülünü takdim etti.</p>
<p>Törene, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İletişim Başkanı Burhanettin Duran, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Fatma Betül Sayan Kaya ve Nihat Zeybekci de katıldı.</p>
<p>Program sonunda, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve DEİK Başkanı Nail Olpak günün anısına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye verdi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hukumetimiz-tum-imkanlariyla-reel-sektorumuzun-yaninda-80583</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/3/1280x720/56-1780754571.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEİK 39. Genel Kurulu&#039;nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan &quot;Küresel ve bölgesel krizlerin eksik olmadığı bu dönemde, hükümetimiz tüm imkanlarıyla reel sektörümüzün yanındadır.&quot; dedi. Finansmana erişim konusunda yaşanan güçlüklerin farkında olduklarını söyleyen Erdoğan, &quot;Pazartesi günü yaptığımız kabine toplantımızda Türk ekonomisinin güncel durumunu masaya yatırırken finansman meselesini de etraflıca ele aldık. Bununla ilgili geçmiş tecrübeleri de göz önünde bulundurarak kapsamlı bir çalışma yapılması için ekonomi yönetimine gerekli talimatları verdik.&quot; ifadelerini kullandı. Erdoğan, &quot;Dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren şirketleri, bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye&#039;ye taşımaya davet ediyoruz. Bizim mesajımız çok açık, &#039;Operasyonlarını Türkiye&#039;den yönet, avantajlardan yararlan.&#039; Ayrıca dünyanın farklı ülkelerindeki yatırımcılara, girişimcilere ve yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza da yeni bir çağrı yapıyoruz.&quot; diye konuştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kosgeb-kapasite-gelistirme-destek-programina-basvurular-basladi-80578</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı&#039;na başvurular başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı'nın 2026 yılı ikinci dönem başvurularının başladığını duyurdu. </p>
<p>Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, KOBİ'lerin üretim gücünü, yatırım kapasitesini ve rekabetçiliğini artıracak önemli bir adım attıklarını belirterek, KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı'nda destek üst limitini 30 milyon liraya yükselttik. Programın 2026 yılı ikinci dönem başvurularını başlatıyoruz. 36 ay vadeli kredilerde 30 milyon liraya kadar finansman, 20 puan finansman desteği ve kefalet imkanı sağlıyoruz. Savunma, uzay ve havacılık projelerini 30 milyon liraya kadar, diğer sektörlerdeki projeleri 20 milyon liraya kadar destekliyoruz. 2025'te uygulamaya aldığımız program kapsamında 3 bin 395 KOBİ'ye 54,7 milyar lira finansmana erişim imkanı sağladık. KOBİ'lerimizin yanında olmaya, büyümelerini desteklemeye devam edeceğiz. Son başvuru tarihi 30 Haziran." ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">🚀 KOBİ’lerimizin üretim gücünü, yatırım kapasitesini ve rekabetçiliğini artıracak önemli bir adım daha attık.<a href="https://x.com/Kosgeb?ref_src=twsrc%5Etfw">@Kosgeb</a> Kapasite Geliştirme Destek Programında destek üst limitini 30 milyon TL’ye yükselttik.<br /><br />📌 Programın 2026 yılı 2. dönem başvurularını başlatıyoruz.<br /><br />✅ 36 ay… <a href="https://t.co/hH00lrk1Va">pic.twitter.com/hH00lrk1Va</a></p>
— Mehmet Fatih KACIR (@mfatihkacir) <a href="https://x.com/mfatihkacir/status/2063202483527123026?ref_src=twsrc%5Etfw">June 6, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kosgeb-kapasite-gelistirme-destek-programina-basvurular-basladi-80578</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/para-lira-tl-1766551550.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı&#039;nın 2. dönemi için başvuruların başladığı bildiren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;KOSGEB Kapasite Geliştirme Destek Programı&#039;nda destek üst limitini 30 milyon liraya yükselttik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kirsal-kalkinma-ve-sulama-desteklerine-basvurular-ay-sonuna-uzatildi-80577</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kırsal kalkınma ve sulama desteklerine başvurular ay sonuna uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı hakkında açıklama yaptı. </p>
<p>Yumaklı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Kırsalda bereketi artıracak hibe programlarımızda başvuru süresini uzattık. Kırsal Kalkınma Yatırım Programı ile Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemleri destekleri için başvurularınızı 30 Haziran 2026'ya kadar yapabilirsiniz. Hayırlı olsun." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">⏳ Kırsalda bereketi artıracak hibe programlarımızda başvuru süresini uzattık. <br /><br />🌱 Kırsal Kalkınma Yatırım Programı ile Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemleri destekleri için başvurularınızı 30 Haziran 2026'ya kadar yapabilirsiniz. <br /><br />Hayırlı olsun. <a href="https://t.co/ffToJoaIY4">pic.twitter.com/ffToJoaIY4</a></p>
— İbrahim Yumaklı (@ibrahimyumakli) <a href="https://x.com/ibrahimyumakli/status/2063161935575523605?ref_src=twsrc%5Etfw">June 6, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kirsal-kalkinma-ve-sulama-desteklerine-basvurular-ay-sonuna-uzatildi-80577</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/6/1280x720/yumakli-1770294211.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, Kırsal Kalkınma Yatırım Programı ile tasarruflu tarımsal sulama sistemleri destekleri için başvuru sürelerinin 30 Haziran&#039;a uzatıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-haftayi-kayipla-kapatti-80576</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın haftayı kayıpla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta yatırım araçlarından borsa değer kazanırken, altın değer kaybetti.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,23 artarak 13.694,19 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.661,82 puanı, en yüksek 14.219,96 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 1,61 değer kazancıyla 18.636,15 puana, sanayi endeksi yüzde 0,46 artışla 18.168,68 puana, hizmetler endeksi yüzde 0,12 artışla 12.750,13 puana yükselirken, teknoloji endeksi yüzde 1,54 kayıpla 46.419,34 puana geriledi.</p>
<p><strong>Borusan Boru en çok prim yapan hisse</strong></p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 27,61 ile Borusan Boru ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Borusan Birleşik Boru Fabrikaları Sanayi ve Ticaret AŞ'yi yüzde 20,77 ile Kiler Holding ve yüzde 17,67 ile Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 16,78 ile Margün Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ, yüzde 15,04 ile İzdemir Enerji ve yüzde 12,80 ile Ral Yatırım Holding oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 655 milyar 280 milyon lirayla ASELSAN, 560 milyar 100 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ ve 525 milyar lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın değer kaybetti</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 2,58 azalışla 6 bin 469 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,56 düşüşle 43 bin 592 lira oldu.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftadaki kapanışının yüzde 2,57 altında 10 bin 836 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,39 artarak 46,0840 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yüzde 0,15 azalışla 53,3680 lira oldu.</p>
<p>Geçen hafta 61,8820 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,12 düşüşle 61,8050 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,71 değer kaybederek 58,1370 liradan işlem gördü.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-haftayi-kayipla-kapatti-80576</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/8/1280x720/altin-dollar-1771911133.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım araçlarından BIST 100 endeksi haftayı yüzde 0,23 artışla kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 2,58, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,56 düştü. Çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 2,57 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,39 artarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,15 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hektas-onemli-bir-donusum-surecinden-geciyor-80574</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;HEKTAŞ, önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>HEKTAŞ Genel Müdürü Enis Emre Terzi, şirketin Orta Asya ve Afrika odaklı yeni büyüme stratejisiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Terzi, 2026'nın tarım sektörü açısından önemli fırsatlar barındırdığını vurgulayarak, son yıllarda yaşanan kuraklık ve iklim kaynaklı zorlukların ardından Türk tarımında yeniden büyüme dönemine girildiğini aktardı.</p>
<p>HEKTAŞ'ın bitki koruma alanındaki güçlü konumunu korurken, tohum ve biyostimülant alanlarında da büyümesini sürdürdüğüne dikkati çeken Terzi, faaliyetleri kültürel ve coğrafi olarak yakın pazarlara taşımayı hedeflediklerini kaydetti.</p>
<p>Terzi, finansal sürdürülebilirliği önceleyen bir yaklaşım benimsediklerini aktararak, "Yıllardır beklenen yağışların gelmesi, barajların dolması, son iki yılda finansal altyapının güçlendirilmesine yönelik alınan aksiyonlar ve üretimi olumsuz etkileyen doğal afetlerin yaşanmaması, tarım sektöründe olumlu bir tablo ortaya çıkardı. Bu nedenle 2026'nın Türk tarımı açısından büyüme yılı olacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>HEKTAŞ'ın uzun vadeli büyüme planlarına değinen Terzi, gelecek dönemde uluslararası pazarlardaki etkinliklerini artırmayı hedeflediklerini ve özellikle Orta Asya ile Afrika pazarlarına odaklanacaklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"HEKTAŞ, bitki koruma alanındaki güçlü deneyimini yeni coğrafyalara taşıyacak. Aynı zamanda, geleceğin büyüme alanları olarak gördüğümüz yeni girişimlere de yatırım yapmaya devam edeceğiz. Orta Asya ve Afrika stratejilerine dair çalışmalar da devam ediyor. 10 yıl içinde temelde güçlü olduğumuz iş kollarını Orta Asya ve Afrika'daki ülkelere penetre etmeye çalışacağız. Halihazırda güçlü olduğumuz bitki koruma iş kolunun yanı sıra sıvı biyostimülant ve bitki gelişimi düzenleyicileri ile tohum olmak üzere 3 ana iş kolunda ilerleyeceğiz. Bundan sonraki 10 yıl içinde enerjimizi bu iş kollarına aktaracağımızı net bir şekilde ifade edebilirim."</p>
<p><strong>"HEKTAŞ, geleceğe umutla ilerliyor"</strong></p>
<p>Terzi, Özbekistan'ın başkenti Taşkent'te devam eden tesis yatırımının 2027 yılı içinde tamamlanacağını, bunun tamamlanmasını beklemeden aktif ihracat ve satış politikalarıyla ülkede çok daha güçlü bir pozisyon elde etmeyi umduklarını bildirdi.</p>
<p>Söz konusu yatırımın sadece Özbekistan'ı ilgilendirmediğine, bulundukları jeopolitik yer itibarıyla bütün Orta Asya ülkelerine hizmet vereceklerine dikkati çeken Terzi, şunları kaydetti:</p>
<p>"HEKTAŞ, köklü geçmişiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Yeni iş kolları ve uluslararası yatırımlarla daha güçlü bir yapıya ulaşacağız. Bu yıl HEKTAŞ'ın 70'inci kuruluş yıl dönümünü kutluyoruz. 70 yıllık tecrübesiyle HEKTAŞ, sahip olduğu deneyimi genç ve dinamik kadrosuyla birleştirerek, geleceğe umutla ilerliyor. HEKTAŞ markasına duyulan güven, geleceğin ihtiyaçlarını analiz ederek yaptığımız yatırımlarımız ve yetkin kadrolarımızla büyümeye odaklanıyor, güçlü bir geleceğe hazırlanıyoruz. Tarım, uzun soluklu ve yüksek emek gerektiren bir alan. Yatırımcılar, HEKTAŞ'ın büyüme stratejisine güven duymaya devam etmeli."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hektas-onemli-bir-donusum-surecinden-geciyor-80574</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/4/1280x720/enis-emre-terzi-1780745504.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketin Orta Asya ve Afrika odaklı yeni büyüme stratejisi hakkında açıklama yapan HEKTAŞ Genel Müdürü Enis Emre Terzi, &quot;HEKTAŞ, köklü geçmişiyle önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Yeni iş kolları ve uluslararası yatırımlarla daha güçlü bir yapıya ulaşacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-bankasindan-yesil-ve-gelecegin-sehirleri-projesi-icin-finansman-80572</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 14:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Bankası&#039;ndan &#039;Yeşil ve Geleceğin Şehirleri Projesi&#039; için finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığından edindiği bilgilere göre, Türkiye'nin uygun koşullu dış finansman temin çalışmaları sürüyor.</p>
<p>Buna göre, "Yeşil ve Geleceğin Şehirleri Projesi", Dünya Bankası İcra Direktörleri Kurulu tarafından onaylandı.</p>
<p>Proje kapsamında Dünya Bankasından İller Bankasına Bakanlık garantisi altında 191,5 milyon euro tutarında finansman sağlanacak.</p>
<p>Projeyle belediyelerin sürdürülebilir ve dirençli kent içi ulaşım ile içme suyu ve su arıtma altyapısına yönelik yatırımlarının gerçekleştirilmesi amaçlanıyor. Ayrıca, belediyelerin kurumsal ve teknik kapasitesinin güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>"Dış finansman tutarı 4,5 milyar dolara ulaştı"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, konuya ilişkin değerlendirmesinde, 2026 yılında sağlanan uygun koşullu dış finansman tutarının yaklaşık 4,5 milyar dolara ulaştığına işaret ederek, "Sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refahı önceleyen ekonomi programımız ile Orta Vadeli Program çerçevesinde, belediyelerimizin altyapı yatırımlarına ve iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik desteklerimiz güçlü şekilde devam edecektir." diye konuştu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-bankasindan-yesil-ve-gelecegin-sehirleri-projesi-icin-finansman-80572</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/0/1280x720/dunya-bankasi-turkiye-icin-buyume-tahminini-yukseltti-1745477314.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Bankası tarafından sağlanan 191,5 milyon euroluk kaynağın, belediyelerin sürdürülebilir ve dirençli kent içi ulaşım ile içme suyu ve su arıtma altyapısı için kullanılacağı bildirildi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, &quot;Belediyelerimizin altyapı yatırımlarına ve iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik desteklerimiz güçlü şekilde devam edecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/19-sirkete-lisans-80568</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 13:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> 19 şirkete lisans</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK), lisans kararlarıyla ilgili ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre EPDK tarafından elektrik piyasasında 12 lisans verildi, 5 eskisinin devamı yeni üretim lisansı verildi, 2 üretim lisansı iptal edildi, 1 üretim lisansı sona erdirildi.</p>
<p>Petrol piyasasında ise 2 şirkete 15 yıl süreli ihrakiye teslimi lisansı verilmesine karar verildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/19-sirkete-lisans-80568</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu, 19 şirkete lisans verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/iki-ilde-demir-yolu-icin-kamulastirma-karari-80570</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İki ilde demir yolu projesi için kamulaştırma kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yüksek Standartlı Demir Yolu Hattı Projesi için bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Yüksek Standartlı Demir Yolu Hattı Projesi'nin Aksaray-Ulukışla-Yenice kesimi üçüncü kısmının taahhüt edilen sürelere uygun şekilde tamamlanması amacıyla, Adana ve Mersin'de proje güzergahına isabet eden taşınmazlar ile üzerlerindeki muhdesatın, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/iki-ilde-demir-yolu-icin-kamulastirma-karari-80570</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüksek Standartlı Demir Yolu Hattı Projesi&#039;nin Aksaray-Ulukışla-Yenice kesimi kapsamında Adana ve Mersin&#039;deki bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/artvin-ve-malatyada-arazi-toplulastirma-yapilacak-80569</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Artvin ve Malatya&#039;da arazi toplulaştırma yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Artvin'in Borçka ve Malatya'nın Akçadağ ilçelerinde arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Artvin'in Borçka ilçesindeki Muratlı köyü ile Malatya'nın Akçadağ ilçesindeki 16 mahallede Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce kamu yararı gözetilerek arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri uygulanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/artvin-ve-malatyada-arazi-toplulastirma-yapilacak-80569</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/tarim-arazisi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Artvin ve Malatya&#039;da arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme çalışması yapılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/dap-dokap-ve-kop-baskanliklarinin-gorev-suresi-uzatildi-80565</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DAP, DOKAP ve KOP başkanlıklarının görev süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Doğu Anadolu Projesi (DAP), Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) bölge kalkınma idaresi başkanlıklarının görev süresinin uzatılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, DAP, DOKAP ve KOP bölge kalkınma idaresi başkanlıklarının görev süresinin 8 Haziran 2031'e kadar uzatılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/dap-dokap-ve-kop-baskanliklarinin-gorev-suresi-uzatildi-80565</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğu Anadolu Projesi, Doğu Karadeniz Projesi ve Konya Ovası Projesi bölge kalkınma idaresi başkanlıklarının görev süresinin 2031&#039;e kadar uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fiili-dolasimdaki-pay-orani-hesaplamasinda-degisiklik-80558</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fiili dolaşımdaki pay oranı hesaplamasında değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), borsada işlem gören şirketlerin fiili dolaşımdaki pay oranlarının hesaplanmasına ilişkin esaslarda değişikliğe gitti.</p>
<p>SPK bülteninde yayımlanan ilke kararına göre, fiili dolaşımda bulunmadığı kabul edilen pay sahiplerinin, sahip oldukları serbest fon ve özel fon katılma payları aracılığıyla dolaylı olarak sahip oldukları ortaklık payları da fiili dolaşım hesabı dışında değerlendirilecek.</p>
<p>Kararla birlikte, fiili dolaşımdaki pay adedi ve fiili dolaşım oranı verilerinin günlük olarak yeniden hesaplanması ve kamuya açıklanması uygulamasına geçilecek. Hesaplamalar, Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ tarafından gerçekleştirilecek.</p>
<p>Yeni düzenleme kapsamında hesaplanan fiili dolaşım oranları ve fiili dolaşımdaki pay adedi verileri 15 Haziran'dan itibaren kullanılmaya başlanacak.</p>
<p>SPK'nin bu düzenlemesiyle, fonlar üzerinden gerçekleştirilen dolaylı pay sahipliklerinin de fiili dolaşım hesaplamalarına yansıtılması amaçlanıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fiili-dolasimdaki-pay-orani-hesaplamasinda-degisiklik-80558</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK tarafından yapılan değişikliğe göre, fiili dolaşımda bulunmadığı kabul edilen pay sahiplerinin, sahip oldukları serbest fon ve özel fon katılma payları aracılığıyla dolaylı olarak sahip oldukları ortaklık payları da fiili dolaşım hesabı dışında değerlendirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/lipstick-ile-londrada-gerilla-pazarlama-yapacak-80554</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Lipstick&#039; ile Londra’da gerilla pazarlama yapacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Birleşik Krallık’ın tanınmış iş insanlarından, BBC’nin “Dragons’ Den” programının yatırımcılarından Kıbrıslı Türk Türker Süleyman, 50 yılı aşkın perakende ve üretim deneyimini Londra’da düzenlenen Retail Technology Show 2026’da sektör profesyonelleriyle paylaştı.</p>
<p>Kıbrıs’ın Mağusa kentinde doğan, Hawes &amp; Curtis, Ghost ve Docks markalarının sahibi Süleyman, Londra Ex- CeL’de ana konuşmacı olarak çıktığı oturumda, perakende danışmanı Kate Hardcastle ile söyleşi yaptı.</p>
<p><strong>Yapay zeka uyarısı</strong></p>
<p>Süleyman, “Teknoloji bir gider kalemidir. Doğru kullanmazsanız pahalıya patlar” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yapay zekanın fuarın ilk gününde öne çıkan başlık olduğunu belirten Süleyman, teknolojinin kârlılığa katkısının sorgulanması gerektiğini söyleyerek, “Sorum şu: Kâra katkısı oluyor mu? Personel maliyetleri, pazarlama, hedefleme gibi konularda yardımcı oluyor mu?” diye konuştu.</p>
<p>Süleyman, “Yapay zeka çok hızlı ilerliyor. Küçük ya da orta ölçekli bir işletme olsaydım, gelişmesini izleyip beklerdim. Yapay zekanın size gerçekten fayda sağlayan kısmını bulmanız gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Nakit akışının; artan kira, vergi, istihdam maliyetleri ve düzenlemelerle karşı karşıya kalan KOBİ’ler için hâlâ belirleyici olduğunu vurgulayan Süleyman, perakendenin temelleri olan satış, gider kontrolü ve kâr-zarar odağının değişmediğini; başarının kesintisiz iyi hizmet, fiyat-değer dengesi ve rekabetin takibiyle geldiğini söyledi. Süleyman, “Perakendede ayakta kalabiliyorsanız her yerde ayakta kalırsınız. Ama çok çalışmanız gerekir” dedi.</p>
<p><strong>Eylülde yeni kozmetik markası</strong></p>
<p>Süleyman, kariyerindeki zorluklara da değindi. 1980’lerde denetçilerin işinin bir bölümünde ciddi borç tespit ettiğini, 2 milyon sterlini altı haftada bulmasının istendiğini, yatırımcının çekilmesiyle iflas ettiğini anlattı.</p>
<p>Süleyman, eylülde Londra’da “Lipstick” adıyla yeni bir kozmetik markası başlatacağını açıkladı. Markayı “yarı fiyatına Charlotte Tilbury” sözleriyle tanıtan iş insanı, ürünlerin Çin’de üretileceğini, Londra’nın West End bölgesinde 2 amiral mağaza, Westfield gibi alışveriş merkezlerinde 8-10 stant ve çevrim içi kanalla satılacağını söyledi.</p>
<p>Sonbahar lansmanında “gerilla pazarlama” yöntemini kullanacağını belirten Süleyman, 10 bin çevrim içi ve sosyal medya elçisine ücretsiz ürün verileceğini, toplam 300 bin adet ürünün bu kapsamda dağıtılacağını kaydetti.</p>
<p><strong>200 milyon sterlinlik servet</strong></p>
<p>1953’te Kıbrıs’ta Kıbrıslı Türk bir ailede dünyaya gelen Süleyman, 5 yaşındayken ailesiyle İngiltere’ye yerleşti. 18 yaşında deri sektöründe ortak girişimle başladığı iş hayatında, İngiliz yüksek sokağının önde gelen markalarına tedarik yapan bir hazır giyim üreticisi kurdu.</p>
<p>Süleyman, 2015 yılında BBC’nin “Dragons’ Den” programına 13’üncü sezonda yatırımcı olarak katıldı ve programdaki 10 yılında 3,8 milyon sterlinin üzerinde yatırım taahhüdünde bulundu. Süleyman, dört asli yatırımcıdan biri olarak programın 29 Ocak 2026’da başlayan 23’üncü sezonunda da yer aldı.</p>
<p>2015’te yayımlanan Sunday Times Zenginler Listesi’nde 637’nci sırada yer alan iş insanının serveti, 200 milyon sterlinin üzerinde tahmin edildi. Süleyman, 2025’te girişimci Lucie MacLeod’un Hair Syrup markasına sunduğu koşullu yatırım teklifi nedeniyle eleştirilmiş; aynı yıl zor durumdaki aksesuar perakendecisi Claire’s için satın alma teklifi vermişti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/lipstick-ile-londrada-gerilla-pazarlama-yapacak-80554</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/4/1280x720/turker-suleyman-1780728121.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hawes &amp; Curtis ve Ghost markalarının sahibi, BBC’nin “Dragons’ Den” programının yatırımcısı Kıbrıslı Türk iş insanı Türker Süleyman, Londra’da ‘Lipstick’ adıyla yeni bir kozmetik markasını, “yarı fiyatına Charlotte Tilbury” sözleriyle tanıttı. Eylülde lansmanı yapılacak marka için “gerilla pazarlama” yöntemi kullanılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/saglik-tesislerinde-yan-hizmetler-ozel-sektore-acilacak-80552</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sağlık tesislerinde yan hizmetler özel sektöre açılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Sağlık Bakanlığı’nın sadece kanuna uygun olarak yeni yapılan şehir hastanelerinde uygulanan kamu- özel iş birliği (KÖİ) modeliyle dışarıdan hizmet alımı yöntemini, mevcut hastanelere de yaygınlaştırmak istediği, bu amaçla bir taslak yazıldığı öğrenildi.</p>
<p>Taslağa göre 6428 sayılı Kanun değiştirilecek. 6428 sayılı Kanun münhasıran yeni sağlık yatırımları ki Şehir Hastaneleri olarak adlandırılmış olanlar için çıkarılmıştı. Değişiklik, Sağlık Bakanlığı ve bağlı kuruluşların mevcut ve yeni yapacağı tüm tesisleri kapsayacak şekilde genişletiliyor. KÖİ modeliyle hizmet alımı ve yatırım yaptırılmasında sözleşmelerin 30 yıllık yapılabileceği belirtiliyor. Hizmet alım süreleri ise 10 ve 15 yıla uzatılıyor. Kanunun amaç bölümünde çizilen çerçeveye göre, sözleşmeler özel hukuk hükümlerine göre yapılacak ve mevcut Hazine’nin özel mülkiyetindeki taşınmazlar üzerinde sözleşme kapsamında 30 yıllık üst hakkı tesis edilebilecek. Anlaşma ile danışmanlık, araştırma-geliştirme hizmetleri ile ileri teknoloji ya da yüksek mali kaynak gerektiren bazı hizmetlerin alınması öngörülüyor. Taslağın Kabine’de henüz görüşülmediği ancak metin olarak yazımının tamamlandığı öğrenildi. Getirilen yeni bir madde ile daha önce 6428 sayılı kanunda yer almayan alınacak hizmetler sıralanıyor. Buna göre tesis yapımı karşılığı sağlık hizmeti dışındaki, bina ve ekipman bakım-onarım, teknik işletme, laboratuvar, görüntüleme, sterilizasyon, hastane bilgi yönetim sistemleri, temizlik, güvenlik ve benzeri hizmetler, “tesis yönetim hizmetleri” olarak sınıflandı ve özel sektöre yaptırılabilmesine imkan sağlanması önerildi. Bu tür hizmetlerin mevcut hastanelerde de uygulanabilmesine imkan sağlanırken, tesis yönetimi ve bakım onarım için 5 yıl olan sözleşme süresinin 10 yıla, ihtiyari olan tıbbi destek hizmetleri için de sözleşme süresinin 10 yıldan 15 yıla çıkarılması planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/saglik-tesislerinde-yan-hizmetler-ozel-sektore-acilacak-80552</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/2/1280x720/ali-osman-sonmez-devlet-h-1780726684.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şehir hastanelerindeki kamu-özel iş birliği modeliyle dışarıdan hizmet alımı yöntemi mevcut hastanelere de uygulanacak. Bina bakımı-onarımı, laboratuvar, görüntüleme ve temizlik gibi hizmetler özel sektöre yaptırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/3-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-80566</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3 ilde acele kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sinop-Kastamonu hattı ve Kırklareli'de hayata geçirilecek çeşitli enerji projeleri kapsamında bazı taşınmazlara yönelik kamulaştırmaya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, 380 kV Sinop-Kastamonu 380 Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında bazı taşınmazların Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü (TEİAŞ) tarafından acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Ayrıca, 400 kV R-24 Balkaya RES YEKA-Vize 400 Havza Enerji İletim Hattı Projesi kapsamında bazı taşınmazların da TEİAŞ tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/3-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-80566</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sinop-Kastamonu hattı ve Kırklareli&#039;de hayata geçirilecek enerji projeleri kapsamında acele kamulaştırma kararı alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/erzurumda-yeni-yeka-belirlendi-80567</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erzurum&#039;da yeni YEKA belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı'na (YEKA) ilişkin ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Erzurum'un Çat ilçesi sınırında kalan ve köşe koordinatları verilen alan, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği kapsamında güneş enerjisine dayalı YEKA ilan edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/erzurumda-yeni-yeka-belirlendi-80567</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erzurum&#039;un Çat ilçesinde bulunan bölge Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından güneş enerjisine dayalı YEKA ilan edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baran-tobb-nefes-kredisi-finansmana-erisimde-buyuk-onem-tasiyor-80555</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Baran: TOBB Nefes Kredisi, finansmana erişimde büyük önem taşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, üyelerini Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde yeniden devreye alınan Nefes Kredisi'nden faydalanmaya davet etti.</p>
<p>Baran, yaptığı yazılı açıklamada, TOBB'un, Kredi Garanti Fonu (KGF) güvencesiyle, bankalar iş birliğinde yeni Nefes Kredisi'ni devreye aldığını bildirdi. Bu kredi paketini son derece değerli bulduklarını belirten Baran, küresel ekonomide belirsizliklerin yaşandığı ve finansman maliyetlerinin arttığı bir dönemde sağlanan desteğin KOBİ'ler açısından önemine dikkati çekti.</p>
<p>Küçük ve orta ölçekli işletmelerin ekonominin temelini oluşturduğuna işaret eden Baran, "KOBİ'lerimizin üretim, istihdam ve ticareti sürdürebilmesi için finansmana erişim büyük önem taşıyor. ATO üyelerimizi, KGF güvencesi ve bankalar iş birliğiyle 8 Haziran'da başvuruları başlayacak Nefes Kredisi desteğinden faydalanmaya davet ediyorum." ifadelerini kullandı. Baran, TOBB Nefes Kredisi kapsamında TOBB'a bağlı oda ve borsa üyesi işletmelerin krediye başvuru yapabileceğini belirterek, bir firmanın azami 3 milyon lira kredi kullanabileceğini, kredilerin 6 ay anapara ödemesiz azami 48 ay vadeli kullandırılacağını hatırlattı. İlk etapta 25 milyar liralık kredi hacminin iş dünyasının kullanımına açılacağını bildiren Baran, yıl içerisinde sağlanacak ilave limitlerle kredi hacminin 100 milyar liraya ulaşmasının hedeflendiğini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baran-tobb-nefes-kredisi-finansmana-erisimde-buyuk-onem-tasiyor-80555</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/gursel-baran.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, &quot;KOBİ&#039;lerimizin üretim, istihdam ve ticareti sürdürebilmesi için finansmana erişim büyük önem taşıyor. ATO üyelerimizi, KGF güvencesi ve bankalar iş birliğiyle 8 Haziran&#039;da başvuruları başlayacak Nefes Kredisi desteğinden faydalanmaya davet ediyorum.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/soru-ve-cevaplarla-tokinin-20-bin-konut-satis-kampanyasi-80553</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Soru ve cevaplarla TOKİ&#039;nin 20 bin konut kampanyası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı'nın (TOKİ) 64 ili kapsayan 20 bine yakın açık satış konut kampanyasıyla ilgili '10 soruda 10 cevap' açıklaması yaptı. Bakan Murat Kurum, 10 soruda merak edilenlerin cevaplandığı paylaşımında, "Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletimizi ev sahibi yapmaya devam ediyoruz. 64 ilde 20 bine yakın orta gelirli ailemizi yuva sahibi yapacak yeni TOKİ açık satış kampanyamızla ilgili merak edilenleri yanıtladık" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Paylaşımda satışların 15 Haziran-17 Temmuz tarihleri arasında Türkiye Halk Bankası ve Ziraat Bankası üzerinden doğrudan yapılacağı, ikametgah, gelir, ön başvuru ve kura koşulları olmadığının altı çizildi. T.C. vatandaşı olma, 18 yaşını doldurmuş olma ve başvuru sahibinin ve eşinin üzerine kayıtlı ev bulunmaması gerektiği belirtildi. Evlerin vatandaşlara 3 ayrı satış alternatifi ile satılacağı aktarıldı. Buna göre ilk modelde konut seçimini yapan alıcılar, peşin alımlarda yüzde 25 indirimden faydalanabilecek. İkinci modelde yüzde 50 peşinat bedeli ödendikten sonra 72 ay vade, yüzde 8 indirim imkanı tanınacak. Üçüncü modelde ise yüzde 50 peşinatın yarısı sözleşme aşamasında, yarısı ise 12 ay sonra ödenecek. Kalan bedel de 60 ay vade imkanıyla ödenebilecek. Bu alternatiflerinden birini seçen vatandaşlar peşinatlarını ilgili banka şubelerine yatıracak ve Gayrimenkul Satış Sözleşmesini imzalayabilecek. Bakan Kurum'un paylaşımında kampanya ile ilgili merak edilenler 10 soruda şöyle cevaplandı:</p>
<p><strong>1- Satışlar ne zaman başlayacak ve nerede yapılacak? </strong></p>
<p>15.06.2026 – 17.07.2026 tarihleri arasında satış yapılacak. Türkiye Halk Bankası A.Ş. ve T.C. Ziraat Bankası A.Ş. konut satışlarını gerçekleştirecek. Konutların satış fiyat ve koşulları ilgili banka şubelerinde ve Toplu Konut İdaresi Başkanlığının web sayfasında (www.toki.gov.tr) duyuru yapılacak.</p>
<p><strong>2- Kampanyadan kimler faydalanabilecek? </strong></p>
<p>18 yaşını doldurmuş T.C. vatandaşları kampanyadan faydalanabilecek. Başvuru sahibinin ve eşinin üzerine kayıtlı ev bulunmaması yeterli olacak. </p>
<p><strong>3- Ön başvuru, başvuru bedeli ve kura çekimi olacak mı?</strong></p>
<p>Ön başvuru olmayacak. Açık satış usulüyle konutlar satılacak. Başvuru bedeli ödenmeksizin vatandaşlar açıklanan bankalardan belirledikleri konutu satın alabilecek. </p>
<p><strong>4- İkametgah koşulu var mı?</strong></p>
<p>Dileyen istediği ilden konut alabiliyor mu? İkamet koşulu bulunmuyor. Vatandaşlar proje bulunan 64 ilden birinden seçim yapabilecek. </p>
<p><strong>5- Gelir koşulu var mı?</strong></p>
<p>Herhangi bir gelir koşulu bulunmuyor. 6- Evler hangi ödeme koşullarıyla satışa sunulacak? 3 alternatif sunulacak. Birincisi; peşin alımlarda yüzde 25 indirim. İkincisi yüzde 50 peşinat bedeli için 72 ay vade, yüzde 8 indirim. Üçüncüsü yüzde 50 peşinat (Peşinatın yarısı sözleşme aşamasında, yarısı ise 30 Haziran 2027 tarihine kadar ödenecektir) bedeli için 60 ay vade aternatiflerinden biri seçilerek konut satın alınabilecek.</p>
<p><strong>7- Taksit ödemeleri ne zaman başlayacak? </strong></p>
<p>Sözleşme imzalanmasına müteakip peşinat ve taksit ödemeleri başlayacak. </p>
<p><strong>8- Konut teslimleri ne zaman yapılacak? </strong></p>
<p>Konutların bir bölümünü hemen teslim projeler kapsıyor. Hemen teslimi olmayanlar ise sözleşme tarihinden itibaren 48 ay içinde teslim edilecek. </p>
<p><strong>9- Hangi büyüklükte konutlar olacak, dileyen istediği büyüklükteki konutu seçebilecek mi? </strong></p>
<p>2+1 ve 3+1 konutlar satışa sunulacak. Dileyen istediği büyüklükteki konutu seçebilecek.</p>
<p><strong>10- Hangi ilde kaç konut satışa çıkarılacak? </strong></p>
<p>Afyonkarahisar: 395, Ağrı: 118, Aksaray: 219, Amasya: 68, Ankara: 2 bin 62, Antalya: 46, Ardahan: 14, Artvin: 30, Aydın: 310, Balıkesir: 213, Batman: 588, Bayburt: 172, Bilecik: 206, Bingöl: 88, Bitlis: 262, Burdur: 269, Bursa: 2 bin 190, Çanakkale: 108, Çankırı: 83, Çorum: 157, Denizli: 319, Düzce: 130, Edirne: 127, Erzincan: 37, Erzurum: 21, Eskişehir: 565, Giresun: 38, Gümüşhane: 44, Hakkari: 86, Isparta: 176, İzmir: 306, Karabük: 127, Karaman: 120, Kars: 48, Kastamonu: 28, Kayseri: 104, Kırıkkale: 85, Kırklareli: 139, Kırşehir: 220, Kocaeli: 433, Konya: 998, Kütahya: 127, Manisa: 115, Mardin: 452, Mersin: 272, Muğla: 97, Muş: 147, Nevşehir: 317, Rize: 5, Sakarya: 20, Samsun: 684, Siirt: 294, Sivas: 203, Şırnak: 275, Tekirdağ: 424, Tokat: 61, Van: 161, Yozgat: 216, Zonguldak: 19, Elazığ: 61, Gaziantep: 7, Hatay: 1238, Kahramanmaraş: 1073, Malatya: 1000.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/soru-ve-cevaplarla-tokinin-20-bin-konut-satis-kampanyasi-80553</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/3/1280x720/toki-diyarbakir-1780727233.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Kurum, 64 ilde yapılacak yaklaşık 20 bin konutluk TOKİ açık satış kampanyasıyla ilgili merak edilenleri yanıtladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-mayista-2523-milyar-lira-acik-verdi-80556</guid>
            <pubDate>Sat, 06 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine mayısta 252,3 milyar lira açık verdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, Mayıs 2026'ya ait nakit gerçekleşmelerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay Hazinenin nakit gelirleri 1 trilyon 146 milyar 97 milyon lira, nakit giderleri 1 trilyon 398 milyar 375 milyon lira oldu.</p>
<p>Faiz dışı giderler 1 trilyon 274 milyar 447 milyon lira, faiz ödemeleri ise 123 milyar 928 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz dışı denge ise 128 milyar 350 milyon lira açık verdi.</p>
<p>Mayıs ayında nakit dengesinde, 252 milyar 278 milyon liralık açık oluştu.</p>
<p>Kur farklarından kaynaklanan artış 1 milyar 884 milyon lira olarak gerçekleşirken, kasa/banka net hesabında da 119 milyar 482 milyon lira azalış görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-mayista-2523-milyar-lira-acik-verdi-80556</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/para-hazine-tl-lira1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine nakit dengesinin mayıs ayında 252 milyar 278 milyon lira açık verdiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/su-urunleri-kaynaklari-icin-ulusal-eylem-plani-80557</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 20:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Su ürünleri kaynakları için &#039;Ulusal Eylem Planı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, su ürünleri kaynaklarının sürdürülebilirliğini güvence altına almak amacıyla Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne (FAO) uyumlu olarak hazırlanan Ulusal Eylem Planı'nı (NPOA-IUU) yayımlandığını duyurdu.</p>
<p>Yumaklı, konuyla ilgili sosyal medya paylaşımında, "Su ürünleri kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini güvence altına almak amacıyla BM Gıda ve Tarım Örgütü-FAO’ya uyumlu olarak hazırladığımız Ulusal Eylem Planımızı (NPOA-IUU) yayınladık. Mavi Vatan'ımızı korumak adına; elektronik ve anlık gemi izleme sistemleri, sıfır toleranslı liman kontrolleri, 7/24 kesintisiz saha operasyonları ile standartlarımızı uluslararası anlamda güçlendiriyoruz. 5 Haziran Dünya Yasadışı Avcılıkla Mücadele Günü’nde yayınladığımız Eylem Planımız çerçevesinde; gelecek nesillere daha zengin bir ekosistem bırakmak için çalışmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">🐟 Su ürünleri kaynaklarımızın sürdürülebilirliğini güvence altına almak amacıyla BM Gıda ve Tarım Örgütü-FAO’ya uyumlu olarak hazırladığımız Ulusal Eylem Planımızı (NPOA-IUU) yayınladık.<br /><br />🔍 Mavi Vatan'ımızı korumak adına;<br />✅ Elektronik ve anlık gemi izleme sistemleri,<br />✅ Sıfır… <a href="https://t.co/IGaPAfIIBE">pic.twitter.com/IGaPAfIIBE</a></p>
— İbrahim Yumaklı (@ibrahimyumakli) <a href="https://x.com/ibrahimyumakli/status/2062931460953174229?ref_src=twsrc%5Etfw">June 5, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/su-urunleri-kaynaklari-icin-ulusal-eylem-plani-80557</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/0/1280x720/yumakli-1765096499.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Su ürünleri kaynaklarının sürdürülebilirliği için Ulusal Eylem Planı&#039;nın yayımlandığını belirten Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, &quot;Mavi vatanımızı korumak adına, elektronik ve anlık gemi izleme sistemleri, sıfır toleranslı liman kontrolleri, 7 gün 24 saat kesintisiz saha operasyonlarıyla standartlarımızı uluslararası anlamda güçlendiriyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-acikladi-3-banka-birlestirilecek-80544</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 16:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan açıkladı: 3 banka birleşecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi Halkbank Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi'nde konuştu.</p>
<p>Zirve dolayısıyla katılımcılarla birlikte olmaktan duyduğu mutluluğu dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerinden zirveye katılanları selamladı.</p>
<p>Erdoğan, zirve kapsamında panel, oturum ve etkinliklerin, burada yapılacak tespitlerin, ortaya konulacak teklif ve tenkitlerin ülkeler, İslam alemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.</p>
<p>Zirveye yurt dışından teşrif eden konuklara her köşesinde ayrı bir güzellik barındıran, tarihiyle kültürüyle mimarisiyle yeşili ve mavisiyle göz kamaştıran İstanbul'un tadını çıkarmalarını özellikle tavsiye ettiğini belirten Erdoğan, konukların burada geçirdikleri zamanı ve İstanbul'un manevi havasını uzun yıllar boyunca huzuru kalple yad edeceklerine inandığını söyledi.</p>
<p>Zirveye katılan konukların, ülkelerinde yaşayan kardeşlerine 86 milyon vatandaşın selam ve sevgilerini ilettiğini aktaran Erdoğan, AlBaraka Grubu'nun banisi ve İslami finansın öncü şahsiyeti Şeyh Salih Abdullah Kamil'i rahmetle yad etti.</p>
<p>Erdoğan, merhum Şeyh Salih'in fikir ve ideallerini bugüne taşıyan, onun inşa ettiği bu binayı yeni yapılarla güçlendiren Abdullah Saleh Kamel'e de teşekkür ettiğini belirtti.</p>
<p><strong>"Zirvede ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak"</strong></p>
<p>Erdoğan, "İslam ekonomisinde sermaye, sürdürülebilir kalkınma için servetin yapılandırılması" temasıyla düzenlenen zirvede fevkalade nitelikli tartışmalar yapıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<p>"Akademisyenlerimiz, politika üreticilerimiz, alanında uzman isimler, sermayenin İslam ekonomisindeki rolünü fikri, stratejik, etik, sektör bazlı ve pratik boyutlarıyla etraflıca değerlendirecek. Dijital dönüşüm ve yönetişim gibi çağımızın yeni gerçekliklerinin de masaya yatırıldığı zirvede ulusal ve bölgesel tecrübelerden çıkarılan dersler de mercek altına alınacak. Uluslararası yatırımlar ve bölgesel finans entegrasyonundan dijital İslami bankacılığa, sermaye oluşumu ve finansal aracılık mekanizmalarından İslami sermayenin makro ve mikro ekonomik düzeylerdeki rolüne, yapay zeka araçlarının kullanımından üretken sermaye olarak vakıfların güçlendirilmesine, farklı konular özelinde yapılacak fikir alışverişlerinin hepimiz için ufuk açıcı, faydalı ve müşahhas neticelere vesile olmasını diliyorum. Mevcut engellerin aşılması alternatif çözümlerin geliştirilmesi noktasında zirveyi yeni bir kilometre taşı olarak gördüğümü ifade etmek istiyorum."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, AlBaraka Form başta olmak üzere zirvenin düzenlenmesinde emeği geçen Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi'ne, Türkiye Varlık Fonu'na, İstanbul Finans Merkezi'ne, İslam İşbirliği Gençlik Formu'na ve İbn Haldun Üniversitesi'ne yürekten teşekkür ettiğini ifade etti.</p>
<p>Erdoğan, aynı şekilde organizasyonun partnerleri olan Halkbank'ı, Türk Hava Yollarını, Anadolu Ajansını ve Demirören Medya'yı tebrik etti.</p>
<p>Erdoğan, İslam alemi olarak son yıllarda farklı cephelerde pek çok krizle aynı anda mücadele ettiklerini ifade etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gazze, Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki İsrail mezalimi, ateşkese rağmen hala devam ediyor. Siyonist katliam şebekesi, pervasızca yürüttüğü işgal ve istila politikasını Lübnan'ın güneyinden Beyrut'un içlerine doğru günden güne genişletiyor." diye konuştu.</p>
<p>İran merkezli savaşın, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerin durma noktasına gelmesiyle birlikte yalnızca Körfez'deki kardeş ülkeleri değil, tüm dünyayı olumsuz etkilediğini dile getiren Erdoğan, "Coğrafyamızdaki güven ve istikrar iklimi, savaş, kriz, kardeş kavgası ve belirsizliklerin tesiriyle maalesef giderek daha da fazla tahrip ediliyor. Özellikle ekonomi ve finans alanında küresel bir kırılmanın meydana geldiği, gelişmişlik düzeyinden bağımsız olarak sarsıntıların neredeyse her ülkede hissedildiği günleri yaşıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, endişe verici bir rakamı paylaşmak istediğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Uluslararası Finans Enstitüsü tarafından kısa süre önce yayınlanan bir rapor, küresel borçluluğun 2026'nın ilk çeyreğinde 350 trilyon dolara ulaştığını göstermektedir. Bu borç yükünün ne kadar sürdürülebilir olduğu, küresel ekonominin geleceği açısından cevaplanması gereken ciddi bir sorundur. Şunu açık ve net ifade etmek durumundayım. Ameliyat gerektiren rahatsızlıkları pansumanla tedavi edemezsiniz. Cari küresel sistem, geride bıraktığımız son 20 yılda ne yazık ki birçok fırsatı sorumsuzca heba etmiştir."</p>
<p><strong>"Küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalıyız"</strong></p>
<p>Borca ve faize dayalı küresel finans mimarisinin, 2008 krizi sonrasında krizin kök sebeplerini ortadan kaldırmak yerine palyatif adımlarla sorunu halının altına süpürmeyi tercih ettiğini vurgulayan Erdoğan, "Bugün geldiğimiz noktada şu hakikati hepimiz görebiliyoruz. Adalet, ahlak, üretim ve adil paylaşım ilkelerini merkeze alan bir iktisadi ve finansal paradigmaya geçilmeden finansal krizlerin önüne geçilemez. Sistemin bizatihi kendisinden kaynaklanan bu sıkıntılar çözülmedikçe, farklı aralıklarla aynı problemleri yaşamaktan kurtulamayız." sözlerini sarf etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "'Dünya 5'ten büyüktür' tespitimiz, yalnızca kural ve değerlerin yok sayıldığı uluslararası konjonktürü değil, aynı zamanda eşitsizlik ve sömürüye dayalı ekonomik, ticari ilişkileri de kapsamaktadır. 'Daha adil bir dünya mümkün' derken de aynı şekilde insanlık ailesi olarak çaresiz olmadığımızı, gerek ekonomide gerek uluslararası ilişkilerde tek bir sisteme mahkum olmadığımızı ifade ediyoruz. Halihazırdaki küresel finans mimarisine yönelik eleştiri ve itirazlarımızı daha da yoğunlaştırmalı, somut alternatifleri hayata geçirebilmek için daha çok çaba harcamalıyız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Erdoğan, İslam ekonomisinin vazettiği prensiplerin sahiplenilmesi ve bu modelin odak, hareket noktası haline getirilmesi halinde hedeflere daha hızlı ulaşılabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>"Faizin olduğu yerde bereket olmaz"</strong></p>
<p>"Bereket" kavramına değinen Erdoğan, "Bereket, rahmetli Erbakan Hocamızın tarifiyle, helal yollardan elde edilen 1 liralık kazancın, haram bulaşan 2 liralık kazançtan daha büyük olduğuna inanmaktır. Dolayısıyla bereket, kapitalist ekonomi teorileriyle anlaşılması mümkün olmayan bir mefhumdur. Faizin olduğu yerde bereket olmaz. Sömürünün, haksızlığın, etik ve ahlak dışı rekabetin olduğu yerde bereket bulunmaz. Yalnızca kar maksimizasyonu ve tüketim hırsının dikkate alınıp toplumsal refah ve adaletin dışlandığı bir ortamda bereket kendisine yer bulamaz." dedi.</p>
<p>Erdoğan, İslam iktisadının adalet, ahlak, erdem, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler temelinde şekillendiğini belirtti.</p>
<p>Bu anlayışın yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, toplumsal yapının güçlendirilmesini ve çevrenin korunmasını da esas aldığını ifade eden Erdoğan, sistemin infak, yardımlaşma, dayanışma ile dezavantajlı grupların korunmasını gözettiğini dile getirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, İslam iktisadının adalet, ahlak, erdem, diğergamlık, risk paylaşımı, sürdürülebilirlik ve sosyal refah gibi değerler etrafında teşekkül ettiğini anlattı.</p>
<p>İslam iktisadının yalnızca ekonomik kalkınmayı değil, aynı zamanda içtimai bünyenin güçlendirilmesini ve çevrenin de korunmasını esas aldığını vurgulayan Erdoğan, "İnfakı, yardımı, dayanışmayı, dezavantajlı grupları koruyup kollamayı gözetir. Bu değerlerimizi küresel ekonomi aktörlerine iyi anlatmak, mevcut sistemi bu hasletler ışığında tadil, tamir ve revize etmek Müslümanlar olarak hepimizin öncelikli misyonu olmalıdır. Elbette bunun için bereket mefhumuna samimiyetle inanmamız, çok daha önemlisi evimiz, sokağımız ve ticarethanemizden başlayarak bereketin temsil ettiği hasletleri bizzat yaşamamız ve yaşatmamız gerekir." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047'ye kadar uzattık"</strong></p>
<p>Erdoğan, İslam iktisadının ayrılmaz bir parçası olan katılım finansın sadece Müslümanlar için değil tüm dünya için daha adil ve güvenli bir model olduğunu söyledi.</p>
<p>Bankacılık, sermaye piyasaları, sigortacılık, tasarruf finansmanı ve sosyal finans gibi alanları kapsayan katılım finansı, yeni küresel finans mimarisinin inşasına katkı sağlayabilecek güçlü bir yapı olarak gördüğünü ifade eden Erdoğan, katılım finans sistemini, Türkiye'nin ekonomik kalkınması ve finans istikrarı açısından stratejik bir unsur olarak değerlendirdiklerini dile getirdi.</p>
<p>İstanbul Finans Merkezinin iki taşıyıcı kolonundan birinin Fintech, diğerinin ise katılım finans olmasının, bu sistemin gelişimine verdikleri önemin açık göstergesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Ayrıca ülkemizi yatırımın, üretimin ve finansal araçların bir araya geldiği güçlü bir bağlantı noktası yapmak için yoğun çaba harcıyoruz. Dün yürürlüğe giren kapsamlı yasal düzenlemeyle ülkemizin yatırım cazibesini artıracak rekabetçi bir teşvik programını hayata geçirdik. İstanbul Finans Merkezindeki katılım finans kuruluşlarının finansal hizmet ihracatından elde ettikleri gelirler için uygulanan yüzde 100 oranındaki kurumlar vergisi matrah indiriminin süresini 2047 yılına kadar uzattık. Finansal faaliyet harcı muafiyetini 5 yıldan 20 yıla çıkardık. Banka ve sigorta muameleleri vergisi, damga vergisi ve harç istisnaları ile nitelikli uluslararası çalışanlara yönelik gelir vergisi avantajlarını devreye aldık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'ndeki şirketlerin transit ticaret ve yurt dışı aracılık faaliyetlerinden elde ettikleri gelirleri kurumlar vergisinin dışında tuttuklarını, Tek Durak Ofisini de 15 gün önce İstanbul Finans Merkezi'nde hizmete açtıklarını söyledi.</p>
<p><strong>"Toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2027-2030 dönemini kapsayacak Katılım Finans Strateji Belgesi'nin hazırlıklarını da sürdürdüklerini belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmekte fayda görüyorum. Türkiye'de katılım finans alanındaki kurum sayısı ve işlem hacmi, istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor. Aktif büyüklüğü 4,7 trilyon lirayı aşan katılım bankacılığı, sektördeki payını yüzde 9,5 seviyesine yükselterek güçlü büyüme performansını sürdürüyor. Halihazırda 3'ü dijital olmak üzere faaliyet gösteren 10 katılım bankamız, çeşitlenen ürün ve hizmet portföyleriyle sistem içindeki ağırlığını artırıyor. Bu bankalar, reel ekonomimize de önemli katkılar sunuyor. Katılım sermaye piyasalarında ise sukuk ihraçları, ciddi büyüklüğe ulaştı. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla toplam sukuk ihraç tutarı 614 milyar lira seviyesine geldi. Bu tutarın yüzde 64'ü Hazine ve Maliye Bakanlığımız, yüzde 36'sı ise katılım finans kuruluşları ve reel sektör tarafından gerçekleştirildi. Aynı dönemde bankacılık dışı finansal kesimin sukuk ihraçları da bir önceki yıla göre reel olarak yüzde 33,3 artışla 16,6 milyar lira oldu yani kamu ve özel sektörün katılım finans araçlarına olan ilgisi güçlenerek devam ediyor."</p>
<p>Bu tablonun sukukun alternatif finans aracı olarak sermaye piyasalarındaki konumunu giderek sağlamlaştırdığını gösterdiğine işaret eden Erdoğan, katılım esaslı menkul kıymet yatırım fonlarının büyüklüğünün de bir önceki seneye göre reel olarak yüzde 47 arttığını ve 2025 yılı sonu itibarıyla 864 milyar liraya ulaştığını söyledi.</p>
<p><strong>"Borsa İstanbul'daki 6,3 milyon yatırımcının yüzde 69'u, katılım endeks kapsamındaki şirketlere yatırım yaptı"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu dönemde katılım esaslı emeklilik yatırım fonlarının büyüklüğü yüzde 74 artışla 798 milyar liraya, katılım esaslı borsa yatırım fonlarının toplam değeri ise yüzde 128 artışla 239 milyar liraya yükseldi. Ülkemizde katılım esaslı faaliyet gösteren 9 tasarruf finansman şirketinin toplam aktif büyüklüğü, 2 sene öncesine kıyasla 5 kat artış kaydederek 323 milyar liraya çıktı. Yine aynı dönemde tasarruf finansmanı sistemine katılan kişi sayısı da 3 katına çıkarak 1,2 milyonu aştı. 2026'nın ilk çeyreğinde katılım endeksinde yer alan şirketlerin toplam piyasa değeri, Borsa İstanbul'da işlem gören tüm şirketlerin toplam piyasa değerinin yüzde 36'sına ulaştı. Borsa İstanbul'daki 6,3 milyon yatırımcının 4,4 milyonu yani yüzde 69'u katılım endeks kapsamındaki şirketlere de yatırım yaptı. Sigortacılık sektöründeki 5 katılım sigorta şirketinin toplam pazar payı, yine bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,5 seviyesine ulaşırken bu şirketlerin toplam prim üretimi 26 milyar lira oldu. Aynı periyotta bireysel emeklilik sistemindeki 2,3 trilyon liralık toplam fon tutarının yüzde 40'lık bölümü katılım esaslı fonlarda değerlendirildi."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, otomatik katılım sisteminde de katılım esaslı fonların payının yüzde 60'a yükseldiğini, Türkiye Varlık Fonunun da katılım finans alanındaki faaliyetlerine yenilerini ekleyerek bu alanda öncü rol üstlenmeye devam ettiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Attığımız bu adım neticesinde kurumumuz, kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi"</strong></p>
<p>Katılım finans sistemine güç katacak iki haberi paylaşmak istediğini dile getiren Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Cumhuriyetimizin en köklü kurumlarından biri olan Emlak Bankasını 2018 yılında yaptığımız düzenlemeyle Emlak Katılıma çevirmiş, böylelikle bu organizasyonu hem aslına hem de katılım finans ruhuna uygun şekilde yeniden ihya etmiştik. Hamdolsun, attığımız bu adım neticesinde kurumumuz, kısa sürede katılım finansın en dinamik aktörlerinden biri haline geldi. Şimdi bu başarıyı daha ileri bir noktaya taşımayı, Emlak Katılımı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz, Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır. Her iki kararımızın da şimdiden hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. Bu düşüncelerle 3. İstanbul Dünya İslam Ekonomisi Zirvesi'nin bir kez daha hayırlara vesile olmasını diliyor, zirveye teşrif eden kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, Albaraka Forum başta olmak üzere organizasyonun başarıyla icrasında payı olan tüm kurum ve kuruluşlarımıza tebrik ve şükranlarımı iletiyorum."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-acikladi-3-banka-birlestirilecek-80544</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/4/1280x720/46-1780667429.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 3. Dünya İslam Ekonomi Zirvesi&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Emlak Katılım&#039;ı halka arz etmeyi hedefliyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde milletimizin de güçlü büyümeye doğrudan ortak olmasına imkan sağlayacağız. Bir diğer hamlemiz, Ziraat, Vakıf ve Halk Katılımın birleştirilmesi olacaktır. Bu üç katılım bankamızın güçlerini birleştirmesiyle ortaya büyük bir sinerji çıkacak, inşallah sektör farklı bir ivme kazanacaktır.&quot; dedi.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yandex-turkiye-telekom-icin-yapay-zekayi-tanitti-80540</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 15:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yandex Türkiye, &#039;telekom için yapay zeka&#039;yı tanıttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Yandex Türkiye, Ankara’da düzenlenen “AI Tomorrow Summit”te telekom sektörüne yönelik yeni “Telekom için Yapay Zekâ”yı tanıttı. Yeni ürünün, telekom operatörlerinin yapay zekâ destekli ürünleri kullanıcılarına hızlı bir şekilde sunmalarını ve ölçülebilir iş sonuçları elde etmelerini sağlayan araçlar içerdiği belirtildi. Şirketten yayınlanan bültende, sunulan yeni ürünün şirketlerce kişiselleştirilebileceği, herkese aynı ürünü sunan küresel çözümlere alternatif oluşturabilecekleri şeklinde tanıtıldı. Tanıtımda, Yandex Türkiye’nin Turkcell, Türk Telekom ve 4play iş birlikleri üzerinden kullanıcılara çeşitli avantajlar sunduğu hatırlatılarak Telekom için Yapay Zeka ile operatörlerin kullanıcılarına yapay zeka destekli ürün ve servisler sunabileceği kaydedildi. </p>
<p>Yandex Türkiye Arama ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sedat Öztürk, “Bugüne kadar eğitimden startup ekosistemine kadar farklı alanlarda işletmeleri ve toplumsal etki yaratmayı hedefleyen girişimleri destekledik; milyonlarca kişinin her gün kullandığı yerelleştirilmiş yapay zekâ ürünleri geliştirdik. Şimdi bu deneyim ve uzmanlığı paylaşmaya hazırız. Birlikte çalışarak insanların günlük hayatının doğal bir parçası hâline gelen ve Türkiye’nin dijital ekosistemine katkı sağlayan çözümler inşa edebiliriz.” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yandex-turkiye-telekom-icin-yapay-zekayi-tanitti-80540</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/0/1280x720/sedat-ozturk-1780664480.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yandex Türkiye, yeni “Telekom için Yapay Zekâ”yı tanıttı. Yandex Türkiye Arama ve Yapay Zekâ Genel Müdürü Sedat Öztürk, &quot;Birlikte çalışarak insanların günlük hayatının doğal bir parçası hâline gelen ve Türkiye’nin dijital ekosistemine katkı sağlayan çözümler inşa edebiliriz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-ihracatci-birliklerinden-mayis-ayinda-1-milyar-557-milyon-dolarlik-ihracat-80536</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 14:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege İhracatçı Birlikleri’nin mayıs ihracatı yüzde 4,8 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’nin mayıs ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,3 azalarak 22 milyar 504 milyon dolar oldu. Ege İhracatçı Birlikleri'nin (EİB) mayıs ayı ihracatı da yüzde 4,8 azalarak 1 milyar 557 milyon dolara geriledi. </p>
<p>EİB’nin 2026 yılının Ocak-Mayıs döneminde ihracatı yüzde 1,9 artışla 7 milyar 709 milyon dolar olurken son bir yıllık dönemde ihracatı ise yüzde 2 artışla 18 milyar 649 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Sanayi ihracatı Mayıs ayında yüzde 2 artışla 883 milyon dolar, tarım ihracatı ise yüzde 14 azalışla 546 milyon dolar olarak gerçekleşti. 242 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği zirvedeki yerini korudu. Demir demirdışı metaller ihracatçıları Mayıs ihracatını yüzde 2,6 artırdı. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 154 milyon dolar, Ege Maden İhracatçıları Birliği 128 milyon dolarlık ihracatla Mayıs ayını geride bıraktı.</p>
<p>Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 102 milyon dolarlık döviz getirdi. Ege Tütün İhracatçıları Birliği 88 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Mayıs ayında 79 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 77 milyon dolar, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolarlık ihracatı kayda aldı. Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 61 milyon dolarlık, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 29 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, 20 milyon dolarlık dövizi, Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ise ihracatını 8 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.</p>
<p><strong>Ege Bölgesi’nin ihracatı 2 milyar 583 milyon dolar</strong></p>
<p>Ege Bölgesi, Mayıs ayında 2 milyar 583 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. İzmir’de yerleşik iki serbest bölge İzmir’in ihracatına 255 milyon dolarlık katkı sağladı. Mayıs ayında İzmir, 1 milyar 462 milyon dolarlık ihracatla Ege Bölgesi ihracatının yüzde 56’sını tek başına gerçekleştirdi. Denizli, Mayıs ayında 382 milyon dolar, Manisa 344 milyon dolar ihracat yaptı. Muğla Mayıs ayında 107 milyon dolarlık ihracatı, Balıkesir 104 milyon dolarlık ihracatı Türkiye’ye kazandırdı. Aydın, Mayıs ayında 84 milyon dolarlık döviz getirisine imza attı. Kütahya’nın ihracatı 41 milyon dolar, Afyonkarahisar’ın ihracatı 31 milyon dolar olarak gerçekleşti. Uşak 24 milyon dolarlık ihracat yaptı.</p>
<p><strong>"İhracatçımız varlığını güçlendirmeye devam ediyor"</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Mayıs ayında yaşanan takvim etkisinin ihracat rakamlarına yansıdığını belirterek, “Milli ve dini bayramlar nedeniyle geçen yıla göre yaklaşık 6 iş günü eksik çalıştığımız bir ayı geride bıraktık. Bu durum Ege Bölgesi ihracatında yaklaşık 500 milyon dolarlık bir kayba neden oldu. Ancak ihracatçımız üretmeye, istihdam yaratmaya ve yeni pazarlarda varlığını güçlendirmeye devam ediyor. Mayıs ayında Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliğimiz ile Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliğimiz ihracatlarını artırarak pozitif ayrıştı.” dedi.</p>
<p><strong>"19 milyar dolar seviyesini aşmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Avrupa Birliği ve ABD pazarlarında talebin canlılığını sürdürdüğüne dikkat çeken Öztürk, “En büyük iki ihracat pazarımız olan AB ve ABD'den gelen siparişlerde olumlu sinyaller alıyoruz. Haziran ayıyla birlikte ihracat performansımızın yeniden ivme kazanmasını ve yıllık bazda Ege İhracatçı Birlikleri ihracatının 19 milyar dolar seviyesini aşmasını hedefliyoruz. Çin’de ürün fiyatlarının yükselmesi ve kapasite kullanım oranlarının düşmeye başlaması, Türk ihracatçısı açısından rekabet avantajı oluşturuyor. Özellikle Avrupa ve ABD pazarlarında alternatif tedarikçi arayışlarının arttığı bir dönemde Türkiye'nin üretim gücü ve lojistik avantajı daha fazla öne çıkıyor.” diye konuştu.  </p>
<p><strong>"İhracatı destekleyen politikalarla ihracat yeniden büyümenin itici gücü haline gelmeli"</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin üretim ve ihracat odaklı bir anlayışla mümkün olacağını belirten Öztürk şunları söyledi:</p>
<p>“Üretici fiyatlarının yaklaşık 40 aydır artış gösterdiği bir ortamda sanayi ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyabilmesi için desteklenmesi büyük önem taşıyor. Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde büyümesini sürdürse de sanayi sektörü yüzde 0,8 daralma yaşadı. Büyümenin kalıcı ve sağlıklı olabilmesi için üretim ve ihracatın ekonomiye daha fazla katkı sunması gerekiyor. Son altı çeyrektir ihracat büyümeye yeterli katkıyı veremiyor. Önümüzdeki dönemde üretimi ve ihracatı destekleyen politikalarla ihracatın yeniden büyümenin itici gücü haline gelmesini sağlamalıyız. Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasının yolu üretimden, yatırımdan ve ihracattan geçiyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-ihracatci-birliklerinden-mayis-ayinda-1-milyar-557-milyon-dolarlik-ihracat-80536</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/5/1280x720/ihracat-ithalat-1779254330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege İhracatçı Birlikleri, mayıs ayında yüzde 4,8 azalışla 1 milyar 557 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-kalici-fiyat-istikrari-hedefimiz-dogrultusunda-politikalarimizi-surdurecegiz-80529</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Kalıcı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda politikalarımızı sürdüreceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK'in açıkladığı mayıs ayı enflasyon verileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda enflasyonun mayısta aylık yüzde 1,7, yıllık yüzde 32,6 gerçekleştiğini belirten Şimşek'in açıklaması şöyle:</p>
<p>"Olumlu seyreden hava koşullarının da desteğiyle gıda fiyatları aylık yüzde 0,5 azaldı. Eğitimde kural bazlı fiyatlama ve kira enflasyonundaki düşüş ile yıllık hizmetler enflasyonu geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre 10,1 puan iyileşerek yüzde 41,1 oldu. Jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki oynaklık enflasyon görünümü üzerinde baskı oluşturmaya devam etse de attığımız adımlarla bu etkileri sınırladık. Kalıcı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda politikalarımızı sürdüreceğiz."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Enflasyon mayısta aylık yüzde 1,7, yıllık yüzde 32,6 gerçekleşti.<br /><br />Olumlu seyreden hava koşullarının da desteğiyle gıda fiyatları aylık yüzde 0,5 azaldı.<br /><br />Eğitimde kural bazlı fiyatlama ve kira enflasyonundaki düşüş ile yıllık hizmetler enflasyonu geçtiğimiz senenin aynı dönemine… <a href="https://t.co/k821VbfyXw">pic.twitter.com/k821VbfyXw</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2062798955906232455?ref_src=twsrc%5Etfw">June 5, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-kalici-fiyat-istikrari-hedefimiz-dogrultusunda-politikalarimizi-surdurecegiz-80529</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/simsek-1761932462.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in enflasyon verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Jeopolitik riskler ve enerji fiyatlarındaki oynaklık enflasyon görünümü üzerinde baskı oluşturmaya devam etse de attığımız adımlarla bu etkileri sınırladık. Kalıcı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda politikalarımızı sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/3-sirketin-sermaye-artirimi-basvurusuna-onay-80527</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3 şirketin sermaye artırımı başvurusuna onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayımladı. </p>
<p>Buna göre, Kurul, Ulusal Faktoring AŞ'nin 540 milyon liralık bedelsiz sermaye artırımı, İhlas Holding AŞ'nin 1 milyar 500 milyon liralık bedelli sermaye artırımı ve SASA Polyester Sanayi AŞ'nin 785 milyon 263 bin 200 liralık tahsisli sermaye artırımı başvurusunu onayladı.</p>
<p>Burgan Finansal Kiralama AŞ'nin 4 milyar liralık ve 100 milyon dolarlık, QNB Bank AŞ'nin 4 milyar dolarlık, Margün Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 350 milyon dolarlık, İş Enerji Yatırımları AŞ'nin 250 milyon dolarlık, OYAK İnşaat AŞ'nin 10 milyar liralık, Çağdaş Faktoring AŞ'nin 4 milyar 224,5 milyon liralık, VDF Faktoring AŞ'nin 1 milyar 500 milyon liralık, Sümer Varlık Yönetimi AŞ'nin 8 milyar liralık borçlanma aracı ihracı başvurusuna izin verildi.</p>
<p>Ayrıca Kurul, kripto varlık hizmet sağlayıcılarının yetkilendirilmesi konusunda Akbank TAŞ, Türkiye Garanti Bankası AŞ ve Yapı ve Kredi Bankası AŞ'nin kripto varlık saklama kuruluşu olarak faaliyet izni verilmesi talebinin olumlu karşılanmasına karar verdi.</p>
<p>Öte yandan Tekno Finansal Teknolojiler AŞ'nin "Biriksin Yatırım Menkul Değerler AŞ" unvanlı yeni bir aracı kurum kurulması talebi olumlu karşılandı.</p>
<p><strong>İdari para cezaları</strong></p>
<p>SPK, sosyal medya hesapları üzerinden ASUZU ve Europen Endüstri İnşaat Sanayi ve Ticaret AŞ (EUREN) pay piyasasına yönelik paylaşımlar ve söz konusu pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerle ilgili yapılan inceleme sonucunda 5 kişiye toplam 32 milyon 226 bin 624 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</p>
<p>Kurul, 4 kişiye de 6 ay süreyle geçici işlem yasağı getirilmesine hükmetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/3-sirketin-sermaye-artirimi-basvurusuna-onay-80527</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, Ulusal Faktoring, İhlas Holding ve SASA&#039;nın sermaye artırımı taleplerini onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/qnb-turkiyeden-400-milyon-dolarlik-kredi-80526</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> QNB Türkiye&#039;den 400 milyon dolarlık kredi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>QNB Türkiye, geçen yıl uluslararası piyasalardan sağladığı 200 milyon dolar tutarındaki sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisine 900 milyon dolar tutarında talep alarak, krediyi 1, 2 ve 3 yıl vadede ve 400 milyon dolar tutarında yenilediğini bildirdi.</p>
<p>Kaynağın, QNB Grubu'nun "Sürdürülebilir Finansman ve Ürün Çerçevesi" kapsamında KOBİ kredi portföyünün finansmanında kullanılacağı açıklandı.</p>
<p>Fonlama kapsamında farklı kredi dilimlerindeki maliyetler, 1 yıl vadeli doları dilimi için SOFR + yüzde 1,25, 2 yıl vadeli dolar dilimi için SOFR + yüzde 1,75, 3 yıl vadeli dolar dilimi için SOFR + yüzde 2,00 ile 1 yıl vadeli euro dilimi için Euribor + yüzde 1,10, 2 yıl vadeli euro dilimi için Euribor + yüzde 1,60 ve 3 yıl vadeli euro dilimi için Euribor + yüzde 1,80 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Banka açıklamasına göre, yoğun ilgi gören 21 ülkeden 46 bankanın katılım sağladığı ve QNB Türkiye sendikasyonunda 18 yeni bankanın katılımı da uluslararası yatırımcı ilgisinin güçlü seyrini ortaya koydu.</p>
<p>Sendikasyon işleminin koordinatörlüğünü Commercial Bank of Dubai PSC, Emirates NBD Capital Limited ve Mizuho Bank Ltd. üstlenirken, sürdürülebilirlik koordinatörlüğünü ise Mizuho Bank Ltd. ve Standard Chartered Bank üstlendi.</p>
<p>QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, küresel piyasalarda yatırımcıların ve kreditörlerin giderek daha seçici davrandığı dönemde sendikasyon kredilerine gösterilen yoğun talebin son derece değerli olduğunu belirtti.</p>
<p>İşleme Amerika, Avrupa, Asya ve Ortadoğu başta olmak üzere farklı bölgelerden bankaların katılım göstermesinin QNB Türkiye'nin uluslararası finans çevreleriyle kurduğu güçlü ve sürdürülebilir ilişkinin önemli bir göstergesi olduğunu vurgulayan Tan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu işlemle bilanço yapımızı güçlendirmenin yanı sıra reel ekonominin ihtiyaç duyduğu finansmana kesintisiz erişimi desteklemeyi de hedefliyoruz. Özellikle KOBİ'lerin yatırım, üretim ve dış ticaret faaliyetlerine katkı sağlayacak sürdürülebilir finansman çözümlerini önümüzdeki dönemde de önceliklendirmeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/qnb-turkiyeden-400-milyon-dolarlik-kredi-80526</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/QNB-Finansbank.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 400 milyon dolarlık sendikasyon kredisi hakkında açıklama yapan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, &quot;Bu işlemle bilanço yapımızı güçlendirmenin yanı sıra reel ekonominin ihtiyaç duyduğu finansmana kesintisiz erişimi desteklemeyi de hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/mayista-en-yuksek-fiyat-artisi-hava-yolu-ve-yurt-ici-yolcu-tasimaciliginda-80523</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 12:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mayısta en yüksek fiyat artışı hava yolunda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayında fiyatı en çok artan ve azalan ürünleri açıkladı. </p>
<p>Buna göre, tüketici fiyatları bazında mayısta en yüksek fiyat artışı yüzde 15,65 ile "hava yolu ile yurt içi yolcu taşımacılığı"nda görülürken, en çok ucuzlayan ürün yüzde 22,21 ile "meyvesi yenen sebzeler, taze soğutulmuş (domates, biber, salatalık, kabak gibi)" oldu.</p>
<p>Mayısta yüzde 15,65 olan "hava yolu ile yurt içi yolcu taşımacılığı"ndaki fiyat artışını, yüzde 14,88 ile "erkek ve erkek çocuk giysileri" ve yüzde 14,29 ile "hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı" kategorileri izledi.</p>
<p>Mayısta fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında yüzde 13,97 ile "diğer sebzeler, taze veya soğutulmuş (soğan, sarımsak, havuç, mantar, zeytin gibi)" yüzde 13,05 ile "kadın ve kız çocuk giysileri", yüzde 9,53 ile yağlar, yüzde 8,66 ile "tuz, çeşniler ve soslar" yer aldı.</p>
<p><strong>En çok meyvesi yenen sebzeler ucuzladı</strong></p>
<p>Geçen ay en fazla fiyat düşüşü, yüzde 22,21 ile "meyvesi yenen sebzeler, taze soğutulmuş (domates, biber, salatalık, kabak gibi)" kategorisinde gerçekleşti. Bunu, yüzde 19,97 ile "yeşil baklagil sebzeleri, taze veya soğutulmuş", yüzde 15,54 ile "yeşil yapraklı veya saplı sebzeler, taze veya soğutulmuş", yüzde 7,7 ile motorin, yüzde 3,78 ile "diğer küçük ev aletleri", yüzde 3,14 ile "çikolata, kakao, kakao bazlı gıda ürünleri", yüzde 2,96 ile "kahvaltılık tahıl ürünleri" takip etti.</p>
<p>TÜİK'in tüketici fiyatları endeksine göre, mayısta aylık bazda fiyatları en fazla artan ürünler ile bunların bir önceki aya göre değişim oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Hava yolu ile yurt içi yolcu taşımacılığı</td>
<td>15,65</td>
</tr>
<tr>
<td>Erkek ve erkek çocuk giysileri</td>
<td>14,88</td>
</tr>
<tr>
<td>Hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı</td>
<td>14,29</td>
</tr>
<tr>
<td>Diğer sebzeler, taze veya soğutulmuş (soğan, sarımsak, havuç, mantar, zeytin gibi)</td>
<td>13,97</td>
</tr>
<tr>
<td>Kadın ve kız çocuk giysileri</td>
<td>13,05</td>
</tr>
<tr>
<td>Yağlar</td>
<td>9,53</td>
</tr>
<tr>
<td>Tuz, çeşniler ve soslar</td>
<td>8,66</td>
</tr>
<tr>
<td>Hurma, incir ve tropikal meyveler, taze</td>
<td>8,64</td>
</tr>
<tr>
<td>Üzümsü meyveler, taze</td>
<td>8,07</td>
</tr>
<tr>
<td>Yoğurt ve benzeri ürünler</td>
<td>7,99</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Mayısta fiyatı en fazla düşen seçilmiş maddeler ile bir önceki aya göre değişim oranları ise şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Meyvesi yenen sebzeler, taze soğutulmuş (domates, biber, salatalık, kabak gibi)</td>
<td>-22,21</td>
</tr>
<tr>
<td>Yeşil baklagil sebzeleri, taze veya soğutulmuş</td>
<td>-19,97</td>
</tr>
<tr>
<td>Yeşil yapraklı veya saplı sebzeler, taze veya soğutulmuş</td>
<td>-15,54</td>
</tr>
<tr>
<td>Motorin</td>
<td>-7,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Diğer küçük ev aletleri</td>
<td>-3,78</td>
</tr>
<tr>
<td>Çikolata, kakao, kakao bazlı gıda ürünleri</td>
<td>-3,14</td>
</tr>
<tr>
<td>Kahvaltılık tahıl ürünleri</td>
<td>-2,96</td>
</tr>
<tr>
<td>Buz, dondurma ve buzlu şerbet (sorbe)</td>
<td>-2,65</td>
</tr>
<tr>
<td>Kişisel ulaşım araçları için diğer yakıtlar</td>
<td>-2,28</td>
</tr>
<tr>
<td>Yiyecek pişirme ve işlemede kullanılan küçük aletler</td>
<td>-2,16</td>
</tr>
<tr>
<td>Et, taze, soğutulmuş veya dondurulmuş</td>
<td>-1,81</td>
</tr>
<tr>
<td>İçecek hazırlamada kullanılan küçük aletler</td>
<td>-1,72</td>
</tr>
<tr>
<td>Kahve</td>
<td>-1,67</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/mayista-en-yuksek-fiyat-artisi-hava-yolu-ve-yurt-ici-yolcu-tasimaciliginda-80523</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/ucak-ucus.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre, tüketici fiyatları bazında en yüksek fiyat artışı yüzde 15,65 ile &quot;hava yolu ile yurt içi yolcu taşımacılığı&quot;nda görüldü. Bu dönemde en çok ucuzlayan ürün ise yüzde 22,21 ile sebze çeşitleri oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mayis-enflasyonu-yuzde-171-80520</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mayıs enflasyonu yüzde 1,71</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini açıkladı. </p>
<p>Buna göre TÜFE, aylık bazda yüzde 1,71, Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) yüzde 2,75 artış gösterdi.</p>
<p>Yıllık enflasyon, tüketici fiyatlarında yüzde 32,61, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 28,93 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mayısta 12 aylık ortalamalar dikkate alındığında, tüketici fiyatları yüzde 32,24, yurt içi üretici fiyatları yüzde 26,96 yükseldi.</p>
<p>TÜFE, mayısta geçen yılın aralık ayına göre yüzde 16,61, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 32,61 yükseliş kaydetti.</p>
<p>Yİ-ÜFE'de Aralık 2025'e göre yüzde 14,04, geçen yılın mayıs ayına kıyasla yüzde 28,93 artış oldu.</p>
<p>Yİ-ÜFE, mayısta bir önceki aya kıyasla yüzde 2,75, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 14,04, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,93 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 26,96 yükseldi.</p>
<p><strong>Kira artış oranı belli oldu</strong></p>
<p>Mayıs enflasyon verilerinin açıklanmasıyla kira artış oranı da belli oldu.</p>
<p>Haziranda ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı, yüzde 32,24 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>4 sektör</strong></p>
<p>Sanayinin 4 sektörünün yıllık değişimleri incelendiğinde, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 42,74, imalatta yüzde 30,72, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 6,88 ve su temininde yüzde 35 artış gerçekleşti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimlerine bakıldığında, ara mallarında yüzde 27,76, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 31,39, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 31,05, enerjide yüzde 31,45 ve sermaye mallarında yüzde 23,73 yükseliş kaydedildi.</p>
<p>Sanayinin 4 sektörünün aylık değişimlerinde ise madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,85, imalatta yüzde 1,99, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 12,04 ve su temininde yüzde 3,37 artış görüldü.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında, ara malında yüzde 2,94, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,31, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,29, enerjide yüzde 6,6 ve sermaye mallarında yüzde 1,58 yükseliş oldu.</p>
<p><strong>En yüksek artış giyim ve ayakkabıda </strong></p>
<p>Ana harcama grupları itibarıyla mayısta bir önceki aya göre düşüş gösteren gruplar 0,48 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 0,02 ile alkollü içecekler ve tütün oldu. Söz konusu dönemde, en yüksek artışın yaşandığı ana grup ise yüzde 11,29 ile giyim ve ayakkabı olarak hesaplandı.</p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimlerine bakıldığında, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,48 azalış görülürken ulaştırmada yüzde 2,03, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda da yüzde 2,28 artış gerçekleşti.</p>
<p>İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde eksi 0,12, ulaştırmada 0,35 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu.</p>
<p><strong>Yıllık değişimler</strong></p>
<p>Mayısta, geçen yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup, yüzde 14,08 ile giyim ve ayakkabı olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı ayına göre artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 50,06 ile eğitim olarak tespit edildi.</p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimlerine bakıldığında, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 34,86, ulaştırmada yüzde 34,29, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 45,59 artış görüldü.</p>
<p>İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,60, ulaştırmada 5,63, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,07 yüzde puan oldu.</p>
<p>Endekste kapsanan 174 alt sınıftan 28'inde düşüş gerçekleşirken 9 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı, 137 alt sınıfın endeksinde ise artış kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mayis-enflasyonu-yuzde-171-80520</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/tuketici-guveni-enflasyon-market-alisveris-1766131097.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre enflasyon aylık bazda yüzde 1,71, yıllık bazda ise yüzde 32,61 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayide-calisan-kisi-basina-uretim-endeksi-ilk-ceyrekte-artti-80519</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayide çalışan kişi başına üretim endeksi ilk çeyrekte arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Ocak-Mart 2026 dönemine ait verimlilik istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış toplam sanayide çalışan kişi başına üretim endeksi, bir önceki döneme göre yüzde 0,8, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artış gösterdi.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış toplam sanayi çalışılan saat başına üretim endeksi, bir önceki döneme göre yüzde 2,2, yıllık bazda ise yüzde 5,1 yükseldi.</p>
<p><strong>En fazla artış sermaye malları sektöründe</strong></p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış ana sanayi grupları verileri incelendiğinde, çalışan kişi başına üretim endeksinde yıllık bazda en fazla artış yüzde 6,6 ile sermaye malları sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış çalışan kişi başına üretim endeksinde bir önceki çeyreğe göre en fazla artış yüzde 5,5 ile enerji sektöründe oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayide-calisan-kisi-basina-uretim-endeksi-ilk-ceyrekte-artti-80519</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-sanayii.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre, sanayide çalışan kişi başına üretim endeksi, ilk çeyrekte yıllık yüzde 3 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ureticiler-icin-gelir-garantili-besicilik-projesi-80518</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 11:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üreticiler için &#039;Gelir Garantili Besicilik Projesi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Et ve Süt Kurumu (ESK) ile Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği (TÜKETBİR) arasında imzalanan protokolle küçük ölçekli besicileri merkeze alan Gelir Garantili Besicilik Projesi'ni hayata geçirdiklerini duyurdu. </p>
<p>Yazılı açıklama yapan Yumaklı, projeyle besicinin gelirinin ve emeğinin karşılığının güvence altına alındığını vurgulayarak şunları kaydetti:</p>
<p>"Sayın Cumhurbaşkanı'mız tarafından yayımlanan kararla ESK'ye tahsis edilen tarife kontenjanı kapsamında bu yıl 108 bin baş besilik hayvanı, besi ahırı kapasitesi 200 başın altında olan küçük ölçekli üreticilerimize dağıtmak üzere ayırdık. Bu kapsamda, küçük aile işletmelerimizi doğrudan desteklemek üzere pozitif ayrımcılık uyguluyoruz. Programla belli bir puanlama sistemi üzerinden belirlenen üreticilerimize 30 baş besilik hayvan teslim ediyoruz. Projeden faydalanan üreticilerimiz, hayvanlarını, 200 baş ve üzeri kapasiteye sahip büyük işletmelere uygulanan fiyata kıyasla kilogram başına 110 lira yani yüzde 26 daha uygun koşullarda alacak. Başvuruları il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerimiz üzerinden elektronik olarak aldık. Hak sahibi besicilerimiz, önceden ilan edilen objektif kurallara göre işleyen bir puanlama usulüyle belirlendi. Böylece dağıtımda şeffaflık, izlenebilirlik ve fırsat eşitliği sağlandı. Hak kazanan 3 bin 600 besicimizin yer aldığı liste hazırlandı. Teslimat süreci de bu liste esas alınarak yürütülüyor."</p>
<p><strong>ESK hayvanları satın alacak</strong></p>
<p>Yumaklı, model sayesinde küçük ölçekli üreticilerin makul bir kar güvencesiyle ve sürdürülebilir bir sistem içinde besicilik yapma imkanına kavuşacağının altını çizerek, besicilerin, teslim aldıkları hayvanları en az 4 ay, en fazla 9 ay besledikten sonra ESK'ye satacağını ifade etti.</p>
<p>ESK'nin bu hayvanları besicinin sözleşmesinde belirlenen ve karını güvence altına alan geri alım fiyatı üzerinden satın alacağını belirten Yumaklı, geri alım fiyatının her ay enflasyona endeksli güncellenmesiyle besicinin, besi süresi boyunca oluşabilecek fiyat dalgalanmalarına karşı korunacağını ve besi süresinin sonunda gelirinin büyük ölçüde garanti altına alınmış olacağını bildirdi.</p>
<p><strong>"Vatandaşlarımızın daha uygun şekilde ete ulaşmasını sağlayacak"</strong></p>
<p>Yumaklı, üreticinin makul kar güvencesiyle ve sürdürülebilir bir sistem içinde besicilik yapma imkanına kavuşacağını vurgulayarak şunları kaydetti:</p>
<p>"Model, küçük üreticinin gelecek kaygısı taşımadan üretime devam etmesinin önünü açıyor. Bu yapı, üreticiye kazancını önceden öngörebilme imkanı sunarken, küçük işletmelerin mevcut ahır kapasitelerini tam olarak değerlendirerek üretime kazandırmasına olanak sağlıyor. Model ayrıca sürdürülebilir bir ortaklık ilişkisi de kuruyor. Hayvanlarını süresinde ESK'ye teslim eden besicilerimiz, bir sonraki yılın besilik dağıtımında da önceliklendirilecek. Programla küçük üretici, uygun maliyetli hayvan ve gelir garantisiyle üretime kazandırılırken, diğer yandan ESK, besi sonunda elde edeceği etle piyasayı regüle ederek vatandaşlarımızın daha uygun şekilde ete ulaşmasını sağlayacak."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ureticiler-icin-gelir-garantili-besicilik-projesi-80518</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/8/1280x720/buyukbas-hayvancilik-besici-1780647569.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Gelir Garantili Besicilik Projesi&quot; hakkında açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, &quot;ESK&#039;ye tahsis edilen tarife kontenjanı kapsamında bu yıl 108 bin baş besilik hayvanın, besi ahırı kapasitesi 200 başın altında olan küçük ölçekli üreticilere dağıtmak üzere ayırdıklarını bildirdi. Yumaklı, &quot;ESK, besi sonunda elde edeceği etle piyasayı regüle ederek vatandaşlarımızın daha uygun şekilde ete ulaşmasını sağlayacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogayla-uyumlu-ve-kendi-kaynaklariyla-buyuyen-bir-turkiye-insa-etmek-icin-gayret-ediyoruz-80517</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Doğayla uyumlu ve kendi kaynaklarıyla büyüyen bir Türkiye inşa etmek için gayret ediyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"2053 Net Sıfır Emisyon" hedefi doğrultusunda stratejiler geliştiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, çevreci uygulamalara imza attığı belirtildi.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, 2019-2025 yılları arasında çevre faaliyetlerine toplam 4,41 milyar liralık yatırım yaptı. Bu yatırımlarla 7,62 milyar liralık tasarruf sağlandı.</p>
<p>Bakanlığın, yenilenebilir enerji yatırımlarıyla çevrenin korunması için önemli kazanımlar elde ettiği bildirilen açıklamaya göre, geçen yıl gerçekleştirilen 156 bin 999 gigavatsaat yenilenebilir enerji üretimi sayesinde yaklaşık 91 milyon ton karbondioksit emisyonu önlendi. Bu miktar, yaklaşık 8,27 milyar ağacın bir yılda önleyebileceği emisyona eş değer olarak hesaplanıyor.</p>
<p>Açıklamaya göre Bakanlık, sadece 2025'te toplam 371,29 hektarlık alana 531 bin 869 fidan dikerken, bu çalışmalarla yaklaşık 5 bin 851 ton karbondioksite denk gelen emisyon azaltımı sağladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2019-2025 döneminde toplam 4 bin 532 hektar alana 4,9 milyon fidan dikti. Böylece, 7 yılda toplam 54 bin 409 ton karbondioksit salımı önlenmiş oldu.</p>
<p>Sıfır Atık Yönetimi Projesi ile 2025'te 7 bin 174 ton atığın geri kazanımı sağlanırken, bu kazanımla 8 bin 960 ağacın kesilmesinin önüne geçildiği, Bakanlığın çalışmaları kapsamında 2025'te 10,2 milyon metreküp su arıtılırken, bunun yüzde 83'ü geri kazanıldığı belirtildi.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı paylaşımda, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Gelecek nesillere daha yaşanabilir, yeşil ve temiz bir dünya bırakmak için çalışıyoruz. Ülkemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracak adımları kararlılıkla atıyor, doğayla uyumlu ve kendi kaynaklarıyla büyüyen bir Türkiye inşa etmek için gayret ediyoruz. Sıfır atık ve enerji verimliliğini aynı anlayışın iki temel unsuru olarak görüyoruz. Tabiatın bize sunduğu eşsiz emaneti korumak adına israfın önüne geçiyor, doğal kaynaklarımızı en doğru şekilde değerlendiriyoruz. Daha yeşil ve temiz yarınlara ulaşma inancıyla Dünya Çevre Günü ve Türkiye Çevre Haftası kutlu olsun."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogayla-uyumlu-ve-kendi-kaynaklariyla-buyuyen-bir-turkiye-insa-etmek-icin-gayret-ediyoruz-80517</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/Alparslan-Bayraktar.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 7 yılda yapılan yatırımlarla 7,62 milyar liralık tasarruf sağlandığı bildirildi. Bakan Bayraktar, &quot;Ülkemizin yeşil dönüşümüne ivme kazandıracak adımları kararlılıkla atıyor, doğayla uyumlu ve kendi kaynaklarıyla büyüyen bir Türkiye inşa etmek için gayret ediyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-11-milyar-dolarlik-sendikasyon-kredisi-anlasmasi-80515</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 10:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;den 1,1 milyar dolarlık kredi anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi'nin, 1,1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi anlaşması imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Sendikasyon kredisinin 2 ve 3 yıllık dilimleri Yapı Kredi'nin Sürdürülebilir Finans Çerçevesi kapsamında kullandırılacağı açıklandı. </p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre kredi, 25 ülkeden 49 finansal kurumun katılımıyla sağlanırken, 255,5 milyon dolar ve 482,25 milyon euro tutarında 367 gün vadeli, 178 milyon dolar ve 65 milyon euro tutarında 734 gün vadeli, ayrıca 33,5 milyon dolar tutarında 1101 gün vadeli olmak üzere 5 ayrı dilimden oluşuyor.</p>
<p>Vadesi 367 gün olan dilimlerin toplam maliyeti dolar ve euro için sırasıyla SOFR + yüzde 1,25 ve Euribor + yüzde 1,10 olarak gerçekleşirken, 734 gün vadeli dilimlerin toplam maliyeti dolar ve euro için sırasıyla SOFR + yüzde 1,75 ve Euribor + yüzde 1,60 oldu. 1101 gün vadeli dolar diliminin toplam maliyeti ise SOFR + yüzde 2 olarak belirlendi.</p>
<p>Yapı Kredi CEO'su Gökhan Erün, uluslararası piyasalardan sağlanan yaklaşık 1,1 milyar dolarlık kaynağın Yapı Kredi'ye ve ülke ekonomisine duyulan güvenin en somut göstergelerinden biri olduğunu belirtti.</p>
<p>Ülkenin kalkınmasına katkı sağlama hedefiyle müşterilerinin finansman ihtiyaçlarını desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Erün, şunları kaydetti:</p>
<p>"Böylece ülkemiz ekonomisinin gelişimi için kaynaklarımızı çeşitlendirirken uluslararası alandaki öncü rolümüzü daha da güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü bilanço yapımız, etkin risk yönetimimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla ülkemize uzun vadeli kaynak sağlamaya ve ekonomik büyümenin finansmanına sürdürülebilir katkıda bulunmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-11-milyar-dolarlik-sendikasyon-kredisi-anlasmasi-80515</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/7/1280x720/gokhan-erun-1762532626.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1,1 milyar dolarlık sendikasyon kredisi hakkında açıklama yapan Yapı Kredi CEO&#039;su Gökhan Erün, &quot;Ülkemiz ekonomisinin gelişimi için kaynaklarımızı çeşitlendirirken uluslararası alandaki öncü rolümüzü daha da güçlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü bilanço yapımız, etkin risk yönetimimiz ve müşteri odaklı yaklaşımımızla ülkemize uzun vadeli kaynak sağlamaya ve ekonomik büyümenin finansmanına sürdürülebilir katkıda bulunmaya devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/koc-holding-ulke-ve-demokrasi-vurgusuyla-100-yasini-ankarada-kutladi-80495</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Koç Holding, &#039;ülke ve demokrasi&#039; vurgusuyla 100. yaşını Ankara’da kutladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük sanayi ve hizmet sektörü grubu durumunda bulunan ve küresel büyük firmaların sıralandığı Fortune 500 listesindeki tek Türk şirketi Koç Holding kuruluşunun 100. yılını ilk şirketlerinin tescil edildiği Ankara’da kutladı. </p>
<p>Koç Topluluğunun, Vehbi Koç’un 31 Mayıs 1926’da Ankara Ticaret Odası’na ilk ticari şirketini tescil ettirmesiyle temelleri atıldığını hatırlatan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç törendeki konuşmasında, “Bize bir asırdır teveccüh gösteren milletimize ve desteklerini esirgemeyen devletimize müteşekkiriz” diyerek, çalışanlar, bayiler ve iş ortaklarına teşekkür etti.</p>
<p>Ömer Koç, “İkinci asrımıza adım atarken genç nüfusumuzun girişimcilik kabiliyetinden, sanayi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Bundan sonra da Büyük Atatürk'ün açtığı medeniyet yolunda layık Cumhuriyet'in değerlerine sahip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgilisiyle yolumuza devam edeceğiz” dedi. Törene katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da konuşmasında, Koç Topluluğu'nun Türkiye’nin sanayileşme yolculuğunda iz bıraktığını vurguladı. Koç Topluluğu 100. Yıl kutlamaları kapsamında 5 Haziran günü, Koç Holding desteğiyle ünlü sanatçı Tarkan ücretsiz bir konser de veriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2266e780dc0-1780639463.jpg" alt="" width="700" height="466" />Ankara Ticaret Odası’na ait ATO Congresium’da yapılan kuruluş yılı töreni ve resepsiyonuna, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yanında, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Mehmet Kacır, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, AK Parti Genel Başkan Vekili Mustafa Elitaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu,  DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, CHP Grup Başkanı Özgür Özel, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç, Koç Vakfı Başkanı Semahat Arsel, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sanayi Odası Başkanı yanında, iş ve siyaset dünyası ile diplomatik temsilciler katıldı. </p>
<p><strong>Konuklar, Vehbi Koç’un sözleri ve Koç Topluluğunun tarihçesinin görselleriyle karşılandı  </strong></p>
<p>Törenin düzenlendiği ATO Congresium büyük salonu fuayesinde Koç Holding’in kuruluşundan itibaren dönüm noktalarını gösteren görseller ile fotoğraf çektirme alanı olarak düzenlenmiş Vehbi Koç’un resminin ve “Ülkem varsa ben varım. Demokrasi varsa hepimiz varız” sözlerinin yer aldığı pano konuldu. Vehbi Koç’un salonda panoya yazılan bu sözleri, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç’un konuşmasında, Tören için hazırlanmış özel filmde Onursal Başkan Rahmi Koç tarafından, Koç Holding’i anlatan filmde ve törenin sunucusu Jülide Ateş’in sunumunda tekrarlandı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2266fac02d5-1780639482.jpg" alt="" width="700" height="324" /><strong>Türkiye ihracatının yüzde 8’i</strong></p>
<p>Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, geçen 100 yılda 60’tan fazla ülkede 130’un üzerinde şirketle faaliyette olduklarını ve 120 bin çalışana ulaştıklarını belirterek, 155’ten fazla ülkeye, Türkiye ihracatının yüzde 8’ini gerçekleştiren büyüklüğe ulaştıklarını vurguladı. Türkiye’nin ilk holdingi, ilk özel vakfı, ilk endüstriyel girişimi, ilk uluslararası ortaklığı, ilk halka arzını gerçekleştirerek öncü rolüne vurgu yapan Ömer Koç sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Geride bıraktığımız yüz yıl boyunca attığımız her adımda yatırımı ve istihdamı müşterek refahın unsurları olarak telakki ettik. Büyümeyi hiçbir zaman sadece rakamlarla tarif etmedik. Asıl başarıyı, memleketimizin sanayi ve mühendislik birikimini güçlendirmekte, beşeri sermayeyi desteklemekte ve Türkiye'nin rekabet gücünü ileriye taşımakta gördük. ..Fortune Global 500'de yer alan tek Türk şirketi olma başarısını sürdürüyoruz. Hangi coğrafyada faaliyet gösterirsek gösterelim, daima memleketimize karşı duyduğumuz mesuliyetin ve bayrağımızı dünyanın dört bir yanında dalgalandırmanın şevkiyle hareket ediyoruz.”</p>
<p><strong>İkinci yüzyılın vizyonu</strong></p>
<p>Ömer Koç, topluluğun ikinci yüzyılında genç nüfusun girişimciliği, sanayi tecrübeleri ve yetişmiş insan kaynağının Türkiye’yi ileriye taşıyacağını vurgulayarak, “Bundan sonra da Büyük Atatürk'ün açtığı medeniyet yolunda laik Cumhuriyet'in değerlerine sahip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgisiyle yolumuza devam edeceğiz” diye konuştu. </p>
<p><strong>Törenden Notlar: Siyasetçiler ve Koç Ailesi üyeleri bir arada oturdu</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a22671262a32-1780639506.jpg" alt="" width="700" height="404" /></strong>• Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, konukları binanın dışında karşılarken, tören öncesi kokteyl alanında kadar Ali Koç eşlik etti. Kokteyl alanında düzenlenen oturma grubunda siyasetçiler ve Koç Ailesi’nin büyükleri Rahmi Koç ile Semahat Arsel birarada oturdu. Konuklara, Koç Holding’in ilk şirketinin kurulduğu Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran da eşlik etti.  </p>
<p>• Törende, Koç Holding Onursal Başkanı Rahmi Koç ile Koç Vakfı Başkanı Semahat Arsel’in eski fotoğraflara bakarak Ankara anıları ile Koç Holding’in temel felsefesine yönelik sohbet ettiği “İki Kardeş İki Yüzyıl” ismi verilen film gösterildi. Filmde Rahmi Koç ve Semahat Arsel’in birlikte olduğu çocukluk fotoğrafı yanında, ikisinin Atatürk’ü görmeleri anısı da yer aldı.  </p>
<p>• CHP Grup başkanı Özgür Özel’i eleştiren isimlerden olan Devlet Bahçeli ve Özgür Özel oturma alanında karşılaştığında tokalaştı. </p>
<p>• Törende, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tebrik mesajı okundu. </p>
<p>• Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a günün anısına düzenlenmiş özel tasarım bir levha Rahmi Koç tarafından hediye edildi. </p>
<p>• ATO Congresium’un fuar alanı ile büyük salonunu ile fuayesinin tören için özel tasarım duvar ve yer kaplaması ile düzenlendi. Mumlarla ve hareketli tavan ışıklandırmasıyla süslenmiş fuar alanında verilen resepsiyonda suşi ve şaşimi ikramı yanında, Ankara Döneri de ikram edildi. </p>
<p>• Koç Holding ve bağlı şirketlerinden çok sayıda kişinin kırmızı kravat taktığı gözlendi. </p>
<p>• Konuklara kravat ve şal hediye edildi ve Oksijen gazetesi tarafından özel olarak hazırlanmış KOÇ 100 Yıl Gazetesi dağıtıldı. </p>
<p>• Tören öncesi, Koç Holding çalışanları ve yöneticileri kalabalık bir heyet olarak Anıtkabir’i ziyaret etti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a22672070de9-1780639520.jpg" alt="" width="600" height="509" /><strong>Yılmaz: Koç Topluluğunun hikayesi Cumhuriyetimizin ekonomik kalkınmasıyla örtüşüyor</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Cevdet Yılmaz törendeki konuşmasında, Koç Topluluğunun Türkiye’nin sanayileşme sürecindeki dönüm noktalarında hep izinin görüldüğünü belirterek, kurumsal bir yapıya ulaşarak önemli bir başarı sağladığını vurguladı. </p>
<p>Cevdet Yılmaz, insan odaklı bir kalkınmaya ihtiyaç olduğunun altını çizerek, şahsi olarak Cumhuriyetin en önemli özelliğinin tüm yurttaşlarına eşit fırsat sağlaması olduğunu görüşünü vurguladı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2267331bfd3-1780639539.jpg" alt="" width="700" height="467" />Yılmaz, Mustafa Kemal Atatürk'ün “Siyasi, askeri zaferler ne kadar büyük olursa olsun, ekonomik zaferlerle taçlandırılmazlarsa, kazanılacak başarılar yaşayamaz ve sürekli olamaz” sözlerini hatırlatarak, “Güçlü değilseniz, bir üretim altyapınız yoksa, kurumsal altyapınız yoksa, kağıt üstünde bağımsız olsanız da fiili olarak gerçekten bağımsız olamazsınız. Dolayısıyla bu tespiti aslında bütün Cumhuriyet'in ekonomik kalkınma mücadelesinin özeti diye ifade etmek istiyorum. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında ekonomik bağımsızlığını güçlendirmeyi hedefleyen Türkiye geçen 100 yıl boyunca üretim kapasitesini artıran, sanayi altyapısını geliştiren ve küresel ekonomideki konumunu her geçen gün daha da ileriye taşıyan son derece önemli bir dönüşüm gerçekleştirmiştir. Bu bakımdan Koç Topluluğu'nun hikayesi Cumhuriyetimizin ekonomik kalkınma serüveni ile kesişen, örtüşen bir hikayedir” diye konuştu. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/koc-holding-ulke-ve-demokrasi-vurgusuyla-100-yasini-ankarada-kutladi-80495</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/5/1280x720/omer-koc-1780639428.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Koç Holding, kuruluşunun 100. yılını ilk şirketlerinin tescil edildiği Ankara’da kutladı. Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, &quot;İkinci asrımıza adım atarken genç nüfusumuzun girişimcilik kabiliyetinden, sanayi tecrübemizin ve yetişmiş insan kaynağımızın ülkemizi çok daha ileriye taşıyacağına eminiz. Bundan sonra da Büyük Atatürk&#039;ün açtığı medeniyet yolunda layık Cumhuriyet&#039;in değerlerine sahip çıkarak aynı inanç, aynı çalışma azmi ve aynı memleket sevgilisiyle yolumuza devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yesil-donusum-artik-rekabet-meselesi-80491</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeşil dönüşüm artık rekabet meselesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, Dünya Çevre Günü’nde yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil, şirketlerin rekabet gücünü, dayanıklılığını ve finansmana erişimini belirleyen stratejik bir eşik olduğunu söylüyor. TSKB’nin son beş yılda yaklaşık 5 milyar dolar iklim finansmanı temin ettiğini belirten Uyar’a göre düşük karbonlu ekonomiye geçişte doğru proje, güçlü regülasyon ve yenilikçi finansman modelleri belirleyici olacak. </strong></p>
<p>Dünya Çevre Günü artık yalnızca doğayı koruma çağrısı yapılan sembolik bir gün değil. İklim krizinin ekonomik dengeleri, ticaret ilişkilerini, yatırım kararlarını ve şirketlerin rekabet gücünü doğrudan belirlediği yeni bir dönemin hatırlatıcısı. Bugün çevre başlığı, sanayiden enerjiye, ulaşımdan altyapıya, gayrimenkulden finansmana kadar tüm sektörlerin geleceğini yeniden tanımlıyor. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar’a göre iklim krizi artık tüm temel risk başlıklarıyla kesişen yapısal bir dönüşüm alanı. Bu nedenle kalkınma ve yatırım bankacılığı da yalnızca finansman sağlamakla sınırlı kalamaz. Uyar, TSKB’nin teknik uzmanlığı, danışmanlık hizmetleri, uluslararası fon kaynakları ve çok paydaşlı iş birlikleriyle reel sektörün dönüşüm yolculuğunda stratejik bir çözüm ortağı olarak konumlandığını vurguluyor.</p>
<p>TSKB’nin son beş yılda uluslararası kalkınma finansmanı kurumları ve sermaye piyasalarından yaklaşık 5 milyar dolar iklim finansmanı temin etmesi, bu yaklaşımın somut göstergelerinden biri. Ancak Uyar’ın altını çizdiği asıl konu, finansmanın tek başına yeterli olmadığı. Yeşil dönüşümün hızlanması için doğru projelerin tasarlanması, teknik kapasitenin güçlendirilmesi, şirketlerin karbon düzenlemelerine hazırlanması ve sürdürülebilirliğin iş modellerinin merkezine alınması gerekiyor. Ozan Uyar’ın mesajı net: Önümüzdeki dönemde sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan kurumlar, yalnızca çevresel ve sosyal açıdan değil, ekonomik açıdan da daha güçlü olacak:</p>
<p><strong>“5 milyar dolar iklim finansmanı temin ettik”</strong></p>
<p>“Kuruluşumuzdan bu yana Türkiye’nin sürdürülebilir ve kapsayıcı kalkınmasına katkı sağlamayı temel misyonumuz olarak benimsiyoruz. Bugün iklim krizini yalnızca çevresel bir konu olarak değil; ekonomik dayanıklılıktan enerji güvenliğine, sosyal eşitsizliklerden küresel ticaret dinamiklerine kadar uzanan çok boyutlu bir dönüşüm alanı olarak değerlendiriyoruz. İklim krizinin tüm temel risk başlıklarıyla kesişen yapısal bir dönüşüm alanına dönüştüğü bu süreçte, biz de kalkınma ve yatırım bankacılığı perspektifimizle yalnızca finansman sağlayan bir kurum olmanın ötesine geçiyoruz. Teknik uzmanlığımız, danışmanlık hizmetlerimiz ve güçlü paydaş iş birliklerimizle reel sektörün dönüşüm yolculuğuna bütüncül bir yaklaşım sunuyoruz. Karma finansman modelleri ve ülke hedefleriyle uyumlu fon yapılarıyla dönüşümün finansmanını çeşitlendirirken, düşük karbonlu ekonomiye geçişi destekleyen ve uzun vadeli değer yaratan yatırımlara odaklanıyoruz. Bu kapsamda son 5 yılda uluslararası kalkınma finansmanı kurumları ve sermaye piyasalarından yaklaşık 5 milyar ABD doları seviyesinde iklim finansmanı temin ettik.”</p>
<p><strong>“COP31 uzun vadeli yeşil dönüşüm için önemli bir kaldıraç etkisi yaratacak”</strong></p>
<p>“COP31 sürecini Türkiye açısından yalnızca belirli bir döneme yönelik bir iklim gündemi olarak değil, uzun vadeli dönüşümü destekleyen stratejik bir fırsat alanı olarak değerlendiriyoruz. Bu süreç Türkiye’nin yeşil dönüşüm, sürdürülebilir finansman ve kapsayıcı kalkınma alanındaki iyi uygulamalarını uluslararası platformda daha görünür kılması ve farklı ülkelerden paydaşlarla bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmesi açısından önemli bir zemin sunuyor. Son dönemde ilgili bakanlıklar öncülüğünde atılan adımların hem ülke ekonomisinin hem de uygulama ekosisteminin dönüşümünde önemli bir rol oynadığını gözlemliyoruz. Bu çerçevede, uluslararası paydaşlarla geliştirilecek yeni iş birliklerinin, finansman imkanlarının ve bilgi paylaşımının dönüşüm sürecini daha da hızlandıracağına inanıyoruz.”</p>
<p><strong>“Düşük karbon artık rekabetin yeni dili”</strong></p>
<p>“Sanayi, enerji, ulaşım og altyapı gibi karbon yoğun sektörlerde düşük karbonlu üretimin rekabet gücünde belirleyici bir unsur haline geldiğini görüyoruz. Yeşil dönüşümün başlayabilmesi için gönüllü adımlara ek olarak, ölçeklendiren en kritik unsurun güçlü bir regülasyon çerçevesi olduğunu değerlendiriyoruz. Bu kapsamda İklim Kanunu’nu takiben hayata geçirilmesi beklenen Ulusal Yeşil Taksonomi ve Emisyon Ticaret Sistemi gibi düzenlemelerin, Türkiye’nin dönüşüm sürecinde önemli bir eşik oluşturacağını düşünüyoruz. TSKB olarak, Türkiye’nin yenilenebilir enerji toplam kurulu gücünün yüzde 14’ünü bizim desteklediğimiz projeler oluşturuyor. Bugüne kadar finansmanında yer aldığımız yenilenebilir enerji projeleri ile emisyon azaltımına yıllık yaklaşık 15 milyon ton CO2 katkı sağladık. Enerji ve kaynak verimliliği odaklı yatırımlar, 2025 yıl sonu itibarıyla kredi portföyümüzün %8’ini oluşturuyor. 2030'a kadar SKA bağlantılı 15 milyar dolar finansman sağlama ve 5 milyar dolar seviyesinde iklim finansmanı sağlama hedefimiz bulunuyor. Bu yıl ek olarak sosyal finansman için de 3 milyar dolar seviyesinde finansman sağlama taahhüdünde bulunduk. Yıl sonu itibarıyla SKA bağlantılı kredilerin portföyümüze oranı %93 iklim ve çevre odaklı bağlantılı kredilerin oranı ise yaklaşık Finansman artık yalnızca kredi değil, dönüşüm aracı”</p>
<p><strong>“Finansman artık yalnızca kredi değil, dönüşüm aracı”</strong></p>
<p>“2024 yılında Sürdürülebilir Finans Çerçevemizi, Uluslararası Sermaye Piyasaları Birliği tarafından yayımlanan en güncel prensipleri ve iyi uygulama örneklerini dikkate alarak güncelledik ve dünyada ilk uygulamalar arasında yer alarak geçiş finansmanı boyutunu kattık. Reel sektörün dönüşümünü yalnızca kredilendirme faaliyetleriyle desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda geliştirdiğimiz çeşitli ve yenilikçi finansman çözümleriyle dönüşüm süreçlerine aktif katkı sunuyoruz. Bu kapsamda T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı garantörlüğünde Dünya Bankası’ndan temin kredi ile kurduğumuz, emisyon azaltımı ve kapsayıcı dönüşüm odaklı girişim sermayesi olan Türkiye Yeşil Fonu’nun kapsamında iki yatırım gerçekleştirdik.”</p>
<p><strong>Kubilay Kavak: Türkiye iyi uygulamaları küresel iklim gündemine taşıyabilir</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225fd64e169-1780637654.png" alt="" width="167" height="224" /></strong>Escarus Genel Müdürü Dr. Kubilay Kavak'a göre çevre başlıkları, özellikle sanayi başta olmak üzere manyak sektörde artık çok daha öncelikli hale geldi. Emisyon ve deşarj sınır değerleri sıkılaşırken, büyük alıcılar da tedarik zincirindeki üreticileri daha çevre dostu seçeneklere yönlendiriyor. Kavak, doğayla barışık üretim modellerinin döngüsel ekonomi, biyoçeşitlilik, atık yönetimi ve enerji verimliliği gibi başlıkları birlikte ele alan sistematik bir yaklaşımla geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Türkiye'nin COP sürecine tarihinde ilk kez ev sahipliği yapacak olmasının da önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. Kavak'a göre Türkiye, küresel iyi pratiklerle örtüşen ama aynı zamanda özgün yönleri olan örnekleri toplayıp sınıflandırarak bunları küresel iklim gündemine model olarak taşıyabilir.</p>
<p><strong>Makbule Yönel Maya: ESG artık gayrimenkul değerlemesinin parçası</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2260027c92e-1780637698.png" alt="" width="173" height="225" /></strong>TSKB Gayrimenkul Değerleme Genel Müdürü Makbule Yönel Maya'ya göre Dünya Çevre Günü, gayrimenkul sektörü açısından da çevreyle kurulan ilişkiyi yeniden düşünmek için önemli bir farkındalık alanı sunuyor. Artık gayrimenkul projelerinin yalnızca fiziksel özellikleri değil, çevresel, sosyal ve yönetişim boyutları da değerleme süreçlerinin ayrılmaz parçası haline geliyor. Maya, Uluslararası Değerleme Standartları'nın 2025 versiyonu kapsamında bina ve projelerin ESG kriterleri açısından da değerlendirildiğini belirtiyor. Çevresel etkilerin ölçümü görece daha kolay görünse de sosyal ve yönetişim boyutlarının objektif kriterlerle ele alınması daha kapsamlı bir yaklaşım gerektiriyor. Buna rağmen küresel yatırım fonlarının ve finansman kaynaklarının giderek ESG uyumlu projelere yönelmesi, sürdürülebilirlik odaklı dönüşümün gayrimenkullerin yatırım değeri ve finansal performansı üzerinde daha belirleyici hale geleceğini gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Doğru proje, doğru finansman kadar kritik”</strong></span></p>
<p>“Yeşil dönüşümün finansmanı kadar, doğru projelerin tasarlanması ve yapılandırılması da kritik bir öneme sahip. Bugün bir sanayi şirketi bize ulaştığında yalnızca 'Hangi finansmana erişebilirim?' sorusunu değil; 'Hangi yatırım gelecekte rekabetçiliğimi korur?', 'Karbon düzenlemelerine ve ihracat pazarlarındaki yeni beklentilere nasıl hazırlanırım?' gibi daha stratejik soruları da gündeme getiriyor. Bu noktada finansman sağlamanın ötesine geçerek teknik değerlendirme, kapasite geliştirme, uluslararası standartlara uyum, etki ölçümü ve uygun yatırım alanlarının belirlenmesi gibi konularda da aktif destek sunuyoruz. Çünkü yeşil dönüşümün yalnızca bir finansman konusu değil; aynı zamanda stratejik bir dönüşüm ve rekabetçilik meselesi olduğuna inanıyoruz. Dünya Bankası ile imzalanan kredi sözleşmesi kapsamında geliştirdiğimiz AdapTool, bu alandaki ilk uygulamalardan biri olarak öne çıkıyor. Bu araç sayesinde firmaların iklim risklerine karşı farkındalıkları artırılırken, kırılganlık profillerine göre ihtiyaçları sistematik şekilde analiz ediliyor.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Portföyün merkezinde düşük karbonlu gelecek var”</strong></span></p>
<p>“2026 yılı ilk çeyreği itibarıyla Bankamızın kredi portföyü; sürdürülebilir kalkınma odağını korurken, reel sektörde dönüşümü destekleyen alanlarda dengeli ve çeşitlendirilmiş bir yapı sergiliyor. Kur etkisinden arındırılmış bazda kredilerimizde yüzde 6,3 büyüme kaydederken, portföyümüzün sektörel dağılımına bakıldığında, elektrik üretimi yüzde 30,1 (yenilenebilir enerji kredileri elektrik üretimi içerisinde yüzde 95'lik payı oluşturuyor) ile açık ara en büyük payı oluşturuyor. COP31 öncelikli temaları arasında yer alan temiz enerji dönüşümü ile paralel olarak yenilenebilir enerji yatırımları özelinde, finansmanını sağladığımız santrallerin büyük bir kısmı YEKDEM veya YEKA mekanizmalarından yararlanmakta olup toplam kurulu güç 6 bin 330 MW seviyesine ulaşmış durumda. Sürdürülebilirlik yaklaşımımızın önemli göstergelerinden biri olan SKA bağlantılı kredilerin portföydeki payı yüzde 93 seviyesinde seyrederken, iklim ve çevre odaklı SKA bağlantılı krediler yaklaşık yüzde 60 düzeyinde. Önümüzdeki dönemde önceliklerimizin merkezinde Türkiye'nin düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecine katkı sağlamak yer alıyor. Stratejik odak alanlarımız; düşük karbonlu dönüşüm, iklim değişikliğine uyum ve depremden etkilenen bölgelerin desteklenmesi ekseninde şekilleniyor.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Dünya Çevre Günü: Uyumdan rekabete geçiş çağrısı”</strong></span></p>
<p>“Bugün, çevresel risklerin ekonomik ve sosyal etkilerinin giderek daha görünür hale geldiği bir dönemdeyiz. Bu nedenle Dünya Çevre Günü'nü, sürdürülebilirliği yalnızca bir uyum başlığı olarak değil; rekabet gücü, dayanıklılık ve uzun vadeli değer yaratma perspektifiyle yeniden düşünmek için önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Özel sektörün bu dönüşüm yolculuğunda cesur, uzun vadeli ve etki odaklı adımlar atması kritik önem taşıyor. Finans dünyasının ise bu dönüşümü destekleyen yenilikçi finansman modelleri geliştirmesi, iş birliklerini güçlendirmesi ve kapsayıcı çözümler üretmesi bu yolculuğun en önemli kaldıraçlarından biri olacak.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yesil-donusum-artik-rekabet-meselesi-80491</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/0/1280x720/ozan-uyar-1770204651.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeşil dönüşüm artık rekabet meselesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/85-milyarlik-ozkaynak-varken-bedelsiz-hayalleri-cokebilir-mi-80488</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> 8,5 milyarlık özkaynak varken bedelsiz hayalleri çökebilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada özkaynak büyüklüğü sermayesinin en az 200 katına ulaşan 21 şirket, piyasanın dikkat çeken firmaları olarak öne çıkıyor. Ege Endüstri’nin sermayesini 2.682’ye katladığı yardımı ve THY’nin 700 katlık güçle boy gösterdiği bu astronomik rasyolar, güçlü bedelsizin işareti olabilir mi?</strong></p>
<p>Bir şirketin özkaynağı, sermayesinin çok üzerine çıktığında yatırımcılar o hissede bedelsiz sermaye artırımı hikayesinin yaklaştığına inanma eğilimindedir. Oysa bilançoların detaylarına inip Ege Endüstri, Konya Çimento veya Migros’un oranlarına baktığımızda, bedelsiz beklentisinden çok daha yapısal bir gerçeği görmek mümkün. Bu astronomik makasın asıl nedeni, yıllarca üretilen kârların içeride tutulması veya varlık değerlemeleri olabilmekte. Şüphesiz sermayesi sembolik kalmış güçlü firmalar hisselerini bölerek yatırımcı tabanını genişletebilir. Ancak, sadece bedelsiz beklentisiyle çarpanları şişmiş hisselerin peşinden koşmak ağır bir hayal kırıklığı yaşatabilir.</p>
<h2>Özkaynağı yüksekler</h2>
<p>Ege Endüstri 8,45 milyar TL ile sermayesinin 2.682 kat üzerinde bir özkaynağa sahip. Kârlı bir yapıda olan firma geçtiğimiz yıl zarar yazdı. Son açıkladığı üç aylık mali tablolarında da satışlarını %34 geriletirken dönem sonu zararı devam etti. Düzenli temettü ödemesini sürdüren şirket, 2000 yılından bu yana sermayesini artırmadı.</p>
<p>Listenin ikinci sırasında yer alan Lydia Yeşil Enerji’nin özkaynağı sermayesinin 1.734 kat üzerinde duruyor. Kayda değer bir geliri olmayan şirket, geçen yıl portföyündeki 2,3 milyar TL hisse değer artışıyla kârını büyüttü. Yılın ilk çeyreğinde ise yine zarara döndü. Borsaya geldiği 2020’den bu yana, kâr payı ya da bedelsiz vermedi.</p>
<h2>Özkaynağı düşük olan</h2>
<p>Altınyunus Çeşme, 5,2 milyar TL özkaynağa sahip bulunuyor. Tutar, sermayesinin 209 katına varan bir rakama denk geliyor. Son üç yıl zarar üretirken, üç aylık mali dönemde de zarar yazmayı sürdürdü. Son nakit temettüsünü 2003’te ve son bedelsizini 2004’te veren firma, 2005 ve 2019’da da bedelli sermaye artırımına gitmişti.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225a96c7c02-1780636310.png" alt="" width="900" height="475" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>POPÜLER Mİ? GÜÇLÜ MÜ?</strong></p>
<p><strong>Popüler</strong>; likidite bolluğu, talep rüzgarı, bilgi erişimi, sürü konforu. Balon riski, spekülasyon tuzağı, toplu panik, geçicilik, temel kopukluğu.</p>
<p><strong>Güçlü</strong>; kriz kalkanı, finansal sağlık, bileşik büyüme, düzenli gelir, zihin konforu. Hantallık, sabır zorluğu, fırsat maliyeti, sermaye kilitlenmesi.</p>
<p><strong>İlk çeyrekte zarar açıklasa da satışları büyüdü. Adette yüksek tek haneli artış bekliyor</strong></p>
<p>Asuzu yıl sonu için nasıl bir beklentisi olduğu hakkında bilgi edinebilir miyim? ● Dinçer Kaplan</p>
<p>Dinçer, yılın ilk dört ayında toplam otomotiv üretimi geçen yılın aynı dönemine göre %3 azaldı. Anadolu Isuzu ise ilk çeyreğinde zarar açıklasa da gelirini %31 büyütmeyi başardı. Firma yıl sonunda konsolide satış adedinde yüksek tek haneli artış hedefliyor. Türkiye operasyonlarında ağır ticari satışlarının yatay kalması, hafif ticaride ise orta onlu yüzdelerde büyüme öngörüyor. Artan vergiler nedeniyle pickup pazarında beklediği yüksek 30’lu yüzdelik daralma; ihracattaki düşük tek haneli ve Özbekistan’deki orta 10’lu satış artışlarıyla dengelenecek.</p>
<p><strong>Yurt dışından alınan krediler farklı alanlara yönelik ihtiyacı karşılamayı amaçlıyor</strong></p>
<p>Vakıfbank’ın marttan bu yana üç büyük kredi almasındaki amaç nedir? ● Akif Güçlüer</p>
<p>Akif, bankalar farklı temalara bağlı olarak zaman zaman kaynak teminine giderler. Vakıfbank’ın da son aylarda yurt dışından sağladığı üç kredi paketinin temel amacı, bankanın kaynak yapısını çeşitlendirerek farklı stratejik ve tematik alanları finanse etmek olarak değerlendirmeli. Dünya Bankası garantili 1,5 milyar euroluk krediyle; KOBİ’lerle kadın ve genç girişimciler destekleniyor. 1,2 milyar dolarlık sendikasyon kredisi sürdürülebilirlik temasına odaklanırken; Apollo’dan alınan 1,3 milyar dolarlık kredi uzun vadeli kaynak sağlayacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>PHE fonu güçlü performansıyla son bir yılda yatırımcısına %175 kazandırdı</strong></p>
<p>Pusula Portföy’ün idaresindeki Hisse Senedi Fonu (PHE), yatayda dalgalı bir seyir izlerken özellikle geçtiğimiz yıl kasımdan itibaren artan bir ivmeyle yönünü yukarı çevirdi. Fona aralıktan bu yana her ay düzenli nakit girişi gözlenirken mayıstan itibaren nakit çıkışı öne çıktı. Haziranda da nakit çıkışı devam ederken 2,6 milyar TL’yi buldu. Fonun büyüklüğü de aralıkta 63,9 milyon TL iken şimdilerde 35,6 milyar TL seviyesinde duruyor. Fona yönelik ilgi mayıstan itibaren zayıflayıp 85.516’ya gerilese de aralıktaki 816 olan yatırımcının hayli üzerinde duruyor. PHE, hisse senetlerinde ve fonlarda pozisyon alarak getiriyi büyütme yoluna gidiyor. Şimdilerde portföyünde ağırlıklı olarak GUNDG, KTLEV, ODINE, PASEU ve HEDEF bulunuyor. Son bir yılda %175,31 getiri elde ederken endeksin %58,82’lik çıkışını aştı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Teknosa, piyasadan TLREF + %1,25 faizle 500 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Teknosa, nitelikli yatırımcılara yönelik 03.06.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 500.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%1,25 düzeyinde bulunuyor. 181 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 01.12.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı değişen TLREF’e göre belirlenecek. 3 Haziran itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Teknosa’nın verdiği %1,25 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, bunun yanı sıra piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFTKNOA2613 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225a62b214a-1780636258.png" alt="" width="233" height="170" /></strong><strong>İndeks Bilgisayar marttan bu yana yükselen ivmesiyle öne çıkarken fonlar alıyor</strong></p>
<p>İndeks Bilgisayar’da fonlar alım ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktarı %14,82 ile toplamda 6,35 milyon lot artırarak 49,16 milyona çıkardılar. Hissedeki fon sayısı 44’den 51’e yükseldi. NKC 1,75 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, MTH 1,4 milyon lot ile en çok satışı gerçekleştiren fon oldu. İndeks Bilgisayar için bugüne kadar 6 aracı kurum öneride bulunurken biri model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Marbaş Yatırım 20,58 TL ile verdi. En düşük öneri 10,59 TL ile Halk Yatırım’dan geldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225a3cb524a-1780636220.png" alt="" width="959" height="241" /><strong>KARSAN</strong></p>
<p><strong>Hem İspanya’dan yeni sipariş aldı hem de İsveç’teki kaza söylentisini düzeltti</strong></p>
<p>Karsan, Bayram öncesi iki önemli açıklama yaparak hem Avrupa’daki otonom araç operasyonlarına dair bir düzeltme hem de yeni bir ihracat bağlantısını paylaştı. İlk açıklama İspanya’daki bayisi üzerinden satış anlaşması yapılan 9 adet e-Ata 12 metrelik araç satışı ile ilgili. Diğeri ise İsveç’in Göteborg şehrinde hizmet veren otonom e-Atak aracına arkadan gelen bir tramvayın çarpmasıyla oluşan kazayla alakalı. Açıklamada kazanın otonom sistemden kaynaklanmadığı, standart bir trafik olayı olduğu belirtildi. Şirket, yılın ilk çeyreğinde gelirini %140 artırırken kâra döndü.</p>
<p><strong>ŞİŞECAM</strong></p>
<p><strong>ABD’deki liman projesinden vazgeçti. Yüzde 50 ile kurduğu iştirakini tasfiye etti</strong></p>
<p>Şişecam, ABD’deki Stockton limanı projesini sonlandırdı. Şirket, soda külü sektöründeki görünüm ve potansiyel liman ihtiyacı üzerine yaptığı fizibilite çalışması sonucunda, projenin yürütülmesi için kurduğu ve %50 paya sahip olduğu Stockton Soda şirketinin tasfiyesini gerçekleştirdi. Geçtiğimiz şubat ayında alınan karar tasfiye sürecinin tamamlanması ile birlikte yatırımcıyla paylaşıldı. Firmaların beklentiyi karşılamayan bir yatırımı inatla sürdürmek yerine, projeyi erken aşamada sonlandırarak kaynak israfını engelleme yoluna gitmesi olabilecek bir durumdur.</p>
<p><strong>MLP SAĞLIK</strong></p>
<p><strong>Budapeşte’deki zayıf kalan hastaneyi kapatırken Ankara’da yeni hastane açacak</strong></p>
<p>MLP Sağlık, verimlilik odaklı yaklaşım çerçevesinde Budapeşte’de faaliyet gösteren Liv Duna Medical Center Hastanesi’ne ilişkin operasyonların sonlandırılmasına karar verdi. Öte yandan yurt içi büyüme planı kapsamında Ankara Ümitköy’de yaklaşık 40.000 metrekare kapalı alana sahip 185 yataklı yeni bir hastanenin kiralanması konusunda anlaşmaya vardı. Hastane binasının 18 ay içerisinde tamamlanarak faaliyete başlanması planlanıyor. Şirket varlık dağılımını yeniden kurgulayarak getiri potansiyeli zayıf bölgelerden çıkarken, verimliliğini artırma yoluna gidiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/85-milyarlik-ozkaynak-varken-bedelsiz-hayalleri-cokebilir-mi-80488</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 8,5 milyarlık özkaynak varken bedelsiz hayalleri çökebilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/motosurf-sampiyonasi-izmiri-dunya-sahnesine-tasiyacak-80535</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Motosurf Şampiyonası İzmir’i dünya sahnesine taşıyacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Dünyanın en iyi motosurf sporcularını bir araya getirecek İzeltaş Dünya Motosurf Şampiyonası’nın tanıtım toplantısı İzmir’de gerçekleştirildi. Swissotel Büyük Efes’te düzenlenen toplantıda, 12-14 Haziran 2026 tarihlerinde Çeşme Şifne’de yapılacak organizasyonun detayları paylaşılırken, şampiyonanın İzmir’in spor turizmine ve uluslararası tanıtımına sağlayacağı katkılar vurgulandı. Bu yıl 14 sporcunun mücadele edeceği organizasyonun, 2027 hedefi kapsamında 100 sporcuya ulaşması planlanıyor.</p>
<h2>Özgener: Bu organizasyonun her yıl daha da büyüyeceğine eminim</h2>
<p>Böylesi uluslararası spor organizasyonlarının bir şehrin ve ülkenin tanıtımına önemli katkılar sunduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Sporun ekonomiye, turizme ve kentlerin marka değerine sağladığı katkıları yakından takip eden biri olarak, böyle bir organizasyonun parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Emeği geçen başta federasyonumuz, İzeltaş ailesine teşekkür ediyorum. Bu organizasyonun her yıl daha da büyüyeceğine yürekten inanıyorum” dedi.</p>
<h2>Yorgancılar: Hedefimiz, motosurfun ve diğer spor branşlarının daha da büyümesine katkı sağlamak</h2>
<p>Sporun gelişmesinde altyapı yatırımlarının ve uluslararası organizasyonların büyük önem taşıdığını belirten Ege Bölgesi Sanayi Odası Ender Yorgancılar, “Motosurf sporuna başladığımız ilk yıllarda bu branşın bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyorduk. Ancak sporcularımızın uluslararası arenada Türk bayrağını dalgalandırdığını görmek bizlere büyük gurur veriyor. Geçtiğimiz yıl İzmir’de başarılı bir organizasyon gerçekleştirdik. Bu yıl ise edindiğimiz tecrübelerle çok daha iyi bir şampiyona düzenleyeceğimize inanıyorum. Hedefimiz, motosurfun ve diğer spor branşlarının daha da büyümesine katkı sağlamak ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek” dedi.</p>
<h2>Kasapoğlu: İzmir spor alanında marka şehir</h2>
<p>AKP İzmir Milletvekili, TBMM 28. Dönem, eski Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, “Güzel İzmir’imizin en iyi şekilde ev sahipliği yapacağı Dünya Motosurf Şampiyonası’nı tanıtmak için bir aradayız. Spor yalnızca bir müsabaka değil; ülkeleri birleştiren, uluslararası alanda güçlü bir etki oluşturan ve aynı zamanda büyük bir endüstri. Türkiye olarak son yıllarda spor altyapısında çok önemli yatırımlar yaptık; futbol, basketbol, yüzme ve birçok branşta modern tesislerle güçlü bir zemine sahibiz. İzmir de bu anlamda çok güçlü bir marka şehir. Sporun, kültürün, sanatın ve ekonominin iç içe geçtiği bu şehirde böyle organizasyonlar hem tanıtım hem de değer üretimi açısından çok kıymetli. Katkı sunan herkese teşekkür ediyor, tüm sporculara başarılar diliyorum” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/motosurf-sampiyonasi-izmiri-dunya-sahnesine-tasiyacak-80535</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/5/1280x720/motosurf-sampiyonasi-izmiri-dunya-sahnesine-tasiyacak-1780657996.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyanın en iyi motosurf sporcularını bir araya getirecek İzeltaş Dünya Motosurf Şampiyonası’nın tanıtım toplantısı düzenlendi. Bu yıl 14 sporcunun yarışacağı şampiyonada, 2027 hedefi olarak 100 sporcuya ulaşılması planlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kadin-ceolarin-yuksek-kar-etme-olasiligi-daha-fazla-80487</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> CWDI araştırdı: Kadın CEO’ların &#039;yüksek kâr&#039; etme olasılığı daha fazla!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>EKONOMİ Gazetesi'nin medya paydaşları arasında yer aldığı ve dünya genelinde “Kadınlar için Davos” olarak anılan Küresel Kadın Zirvesi İstanbul'da devam ediyor.</p>
<p>Zirve kapsamında düzenlenen basın toplantısında Corporate Women Directors International (CWDI) tarafından hazırlanan “Kadın CEO’lar: Yönetim Kurullarına ve Üst Yönetim Kademelerine Açılan Kapılar” başlıklı raporun sonuçları paylaşıldı.</p>
<p>Araştırma, kadın CEO’ların şirketlerde yalnızca temsili artırmakla kalmadığını, kurumsal dönüşümü de hızlandırdığını ortaya koydu. Toplantıda konuşan CWDI Başkanı ve zirvenin kurucusu Irene Natividad, kadınların şirket yönetimlerindeki ilerleyişini yaklaşık 30 yıldır takip ettiklerini belirterek, “Ölçmediğiniz şeyi geliştiremezsiniz” dedi. Yıllardır farklı ülkeler, sektörler ve şirketler bazında veri topladıklarını ifade eden Natividad, bu yılki araştırmanın odağına bu nedenle kadın CEO’ları aldıklarını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225880926f0-1780635776.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<h2>251 şirketi kadın CEO yönetiyor</h2>
<p>71 ülkeden 3 bin 222 büyük ölçekli halka açık şirketin incelendiği araştırmaya göre, yalnızca 215 şirket kadın CEO tarafından yönetiliyor. Bu da toplamın yüzde 6,7'sine karşılık geliyor. Ancak rapor, kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerde kadın temsilinin belirgin biçimde arttığını da ortaya koyuyor. Kadın CEO'ların yönettiği şirketlerde kadın yönetim kurulu üyelerinin oranı yüzde 38,3'e ulaşırken, bu oran küresel ölçekte yüzde 28,9 seviyesinde kalıyor. Üst yönetim kademelerinde ise kadın temsil oranı kadın CEO'ların görev yaptığı şirketlerde yüzde 36,8 olurken, küresel ortalama yüzde 21 seviyesinde bulunuyor. Araştırmanın dikkat çeken bulgularından biri de CEO değişimlerinde ortaya çıkıyor. Buna göre erkek bir CEO'nun ardından göreve gelen kadın CEO'larla birlikte, yönetim kurullarındaki kadın oranı ortalama yüzde 34,5'ten yüzde 56,1'e yükseliyor. Natividad'a göre bu sonuç, kadın CEO'ların etkisinin yalnızca temsiliyetle sınırlı kalmadığını, şirket kültürünü ve liderlik yapısını da dönüştürdüğünü gösteriyor.</p>
<h2>Krize karşı dayanıklılık yüksek </h2>
<p>Raporda yer verilen araştırmalar, kadın liderliğinin yalnızca eşitlik açısından değil, şirket performansı açısından da önemli avantajlar sunduğunu ortaya koydu. Buna göre cinsiyet çeşitliliğine sahip yönetim kurulları ve liderlik ekipleri bulunan şirketlerin, piyasa dalgalanmalarının yoğun olduğu dönemlerde daha yüksek kârlılık açıklama olasılığı yüzde 21 daha fazla. Araştırmalar ayrıca çeşitlilik düzeyi yüksek şirketlerin uzun vadeli stratejilere daha fazla odaklandığını, risk yönetiminde daha başarılı sonuçlar elde ettiğini ve kriz dönemlerinde daha dayanıklı performans sergilediğini gösteriyor. Kadın CEO'ların yönettiği şirketlerin de birçok piyasada hisse performansı açısından genel endekslerin üzerinde sonuçlar elde ettiği belirtiliyor.</p>
<p>Natividad, kadın liderliğinin artık yalnızca temsil meselesi olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, "Veriler son derece açık. Kadın liderler yalnızca cam tavanları kırmıyor, şirketlerin karar alma süreçlerine ve performansına da katkı sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>BIST 30’daki tek kadın </h2>
<p>CEO Toplantıda rapora ilişkin değerlendirmelerde bulunan Pegasus Hava Yolları CEO'su Güliz Öztürk, BIST 30 endeksinde yer alan şirketler arasında kadın CEO tarafından yönetilen tek şirketin Pegasus olduğunu söyledi. Türkiye'de son yıllarda ilerleme kaydedildiğini ancak dönüşümün hâlâ yavaş ilerlediğini ifade eden Öztürk, Borsa İstanbul'da işlem gören şirketlerde kadın yönetim kurulu üyesi oranının yüzde 19,4, kadın yönetim kurulu başkanı oranının yüzde 9,7 ve kadın CEO oranının yüzde 5,3 seviyesinde bulunduğunu kaydetti. Kadın CEO'ların yönettiği şirketlerde kadın temsilinin daha yüksek olmasının tesadüf olmadığını belirten Öztürk, havacılık sektörünün geleneksel olarak erkek egemen alanlardan biri olduğuna dikkat çekerek, kadın pilot oranının son yıllarda yüzde 2'den yüzde 8'e yükseldiğini söyledi. Pegasus'un 2030 yılına kadar yönetim kademelerinde eşit temsile ve eşit değerde işe eşit ücrete ulaşmayı amaçladığını kaydeden Öztürk, çeşitlilik ile performans arasında bir tercih yapılması gerekmediğini, verilerin iki unsurun birbirini güçlendirdiğini gösterdiğini ifade etti.</p>
<h2>Güvenli alana ihtiyacı var </h2>
<p>Basın toplantısında konuşan Kasikornbank Yönetim Kurulu Başkanı Khobkarn Wattanavrangkul ise Dünya Ekonomik Forumu verilerine göre kadın liderlik oranında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Tayland’da sorunun fırsat eksikliği değil, kadınların liderlik pozisyonlarına aday olma konusundaki çekinceleri olduğunu söyledi. Bu nedenle son yıllarda kadınların liderlik becerilerini, iletişim yetkinliklerini ve özgüvenlerini geliştirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Wattanavrangkul, genç kadınların konfor alanlarının dışına çıkmaları gerektiğini ifade etti. Kadınların yalnızca kendi kariyerleri için değil, ülkelerinin ekonomik gelişimi ve toplumların geleceği için de liderlik sorumluluğu üstlenmesi gerektiğini kaydeden Wattanavrangkul, üst düzey kadın yöneticilerin birbirlerini destekleyebilecekleri güvenli alanlara ihtiyaç duyduğunu vurguladı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">CWDI’den şirketlere dört öneri</span></h2>
<p>Kurumsal Kadın Direktörler Uluslararası (Corporate Women Directors International-CWDI) Birimi, şirketlere yönetim konusunda şu önerilerde bulunuyor: </p>
<p>● Yüksek potansiyele sahip kadın çalışanlara kâr-zarar sorumluluğu ve operasyon yönetimi içeren görevler verilmesi. <br />● Cinsiyet dengesinin kariyerin ilk basamaklarından itibaren gözetilmesi. <br />● Mentorluk ve sponsorluk programlarının kurumsal yapıya entegre edilmesi. <br />● Kadın liderliğinin finansal performansa etkisini ortaya koyan araştırmaların yönetim kurulları tarafından daha fazla dikkate alınması.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kadin-ceolarin-yuksek-kar-etme-olasiligi-daha-fazla-80487</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/9/1280x720/kadin-1777959847.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CWDI tarafından hazırlanan rapora göre, dünya genelinde kadın CEO’ların görev yaptığı şirketlerde kurumsal dönüşümün hızlandığı, şirket performansının arttığı ortaya kondu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-nato-zirvesine-hazirlaniyor-80486</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara, NATO zirvesine hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye 7-8 Temmuz tarihlerine kilitlendi. Ankara’da o tarihlerde gerçekleşecek NATO zirvesi için hazırlıklara başlandı. Olağanüstü güvenlik önlemlerinin alınacağı zirve için 40 binden fazla personel görev yapacak. Görev alacak personellerin o tarihlerde alacakları izinler de ertelendi.</p>
<p>Ankara füze savunma sistemleri ile İHA ve dron savar sistemleriyle korunacak. En üst seviyeye çıkan hazırlıklar için başta Meclis olmak üzere kamu kurumlarında da çeşitli alanlardan personel Külliye’ye takviye edilecek. Dünya liderlerinin bir araya geleceği kritik zirve öncesinde, sadece Ankara değil çevre illerde de güvenlik önlemleri alınacak. Günler öncesinden giriş ve çıkışlar kontrol altına alınacak. Zirve süresince başta Türkiye Büyük Millet Meclis’i o tarihlerde çalışmalarına ara verecek.</p>
<p>Aciliyeti olmayan kamu kurumlarında o tarihlerde personel idari izinli sayılacak. Havaalanı ile Beştepe arasında özel yetiştirilmiş çelik kuvvet görev alacak.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>AYM ‘süresiz nafaka’ yı iptal etti, Bakan Gürlek "Karar son derece kıymetli" dedi</strong></span></p>
<p>Anayasa Mahkemesi (AYM) boşanan eşe süresiz nafaka verilmesine ilişkin düzenlemeyi oy çokluğuyla iptal etti. AYM, dün Genel Kurul gündeminde Antalya 12. Aile Mahkemesinin, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 175. maddesinde hüküm altına alınan yoksulluk nafakasının süresiz olmasına ilişkin düzenlemenin iptali için yaptığı başvuruyu görüştü. AYM, düzenlemenin oy çokluğuyla iptaline, iptal hükmünün 9 ay sonra yürürlüğe girmesine karar verdi.</p>
<p>AYM’nin kararının ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Adalet Bakanı Akın Gürlek, boşanma sonrası süreçlerde hem tarafların haklarını koruyacak hem de toplumsal huzuru ve aile kurumunun saygınlığını zedelemeyecek, dengeli ve adil bir modelin inşasının öncelikli gündem maddelerinden biri olduğunu belirtti. Gürlek, vatandaşlardan gelen yoğun talepler ve sahadaki uygulamalar doğrultusunda, bu konunun zaten hazırlıklarına titizlikle katkı sundukları Yargı Paketi'nin en temel konu başlıklarından birini oluşturduğunu kaydetti. Gürlek, “Bu çerçevede Anayasa Mahkemesinin, Türk Medeni Kanunu'ndaki 'süresiz nafaka' düzenlemesine ilişkin verdiği iptal kararını, adalet ve hakkaniyet ilkeleri adına son derece kıymetli buluyoruz. AYM'nin tanıdığı yasal süreci de dikkate alarak, bir tarafı ömür boyu adil olmayan bir yükümlülük altında mağdur etmeyen, hakkaniyete uygun yeni yasal düzenlemeyi yüce Meclisimizin takdirine sunacağız. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye Yüzyılı'nı adaletin ve toplumsal huzurun yüzyılı kılmak adına reform adımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-nato-zirvesine-hazirlaniyor-80486</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/nato-bayraklar-abd-turkiye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara 7-8 Temmuz’da gerçekleşecek NATO zirvesine hazırlanıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-eylemi-ve-su-guvenligi-icin-simdi-tam-zamani-80485</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklim eylemi ve su güvenliği için şimdi tam zamanı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a22532df18ef-1780634413.png" alt="" width="271" height="110" /></p>
<p><strong>Ülkemizde bu yıl yağışlar görülse de bu durum yanıltıcı olmamalıdır. Kuraklık dönemlerinde yeraltı sularındaki azalma faktörü 2 ila 5 kat hızlanmaktadır ve birikmiş su açığını kapatmak için mevcut yağışlar yeterli değildir.</strong></p>
<p>Bugün, 5 Haziran Dünya Çevre Günü. Bu yıl küresel düzeyde Azerbaycan’ın ev sahipliğinde <strong>“İklim Değişikliği ve İklim Eylemi”</strong> odağında, <strong>#NowForClimate</strong> (#İklimİçinŞimdi) etiketiyle kutlanan bu anlamlı gün, ülkemizde de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı öncülüğünde <strong>“Dünya Bize Emanet”</strong> temasıyla ele alınmaktadır. İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı olarak belirtmek isterim ki, gezegenimiz artık sessiz sinyaller değil, yüksek sesli uyarılar gönderiyor. Bu uyarıların yaratacağı yıkımları azaltmak için üretilen çözümlerin ise zaman zaman yanlış bilgilerle engellenmeye çalışıldığına tanık oluyoruz. Bu nedenle bazı yanlışları bilgileri düzeltmemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>Korkunç tablo: Rakamlarla küresel </strong><strong>iklim krizi ve kuraklık riski</strong></p>
<p>Bilimsel veriler durumun vahametini net bir şekilde ortaya koymaktadır. 2015-2025 yılları arası, kayıtlara geçen en sıcak 11 yıl olmuş; 2025 yılı ise sanayi öncesi dönemin <strong>1,43 °C üzerinde</strong> bir sıcaklıkla tarihin en sıcak yıllarından biri olarak tescillenmiştir. Bu ısınmanın bedelini ekosistemlerimiz ağır ödemektedir. Okyanuslar, son 20 yıldır her yıl yıllık insan enerji kullanımının yaklaşık <strong>18 katına eşdeğer</strong> ısıyı emmeye devam etmektedir. Arktik deniz buzu miktarı rekor düzeyde düşük seviyelere inerken, Yerkürenin enerji dengesizliği 65 yıllık kayıt tarihinin en yüksek noktasına ulaşmıştır</p>
<p>Bu ısınmanın en yıkıcı sonucu kuraklıktır:</p>
<p>Dünya genelinde <strong>1,84 milyar insan</strong> kuraklıktan etkilenmiş durumdadır ve bu nüfusun %4,7’si şiddetli veya aşırı kuraklığa maruz kalmaktadır.</p>
<p>- 2100 yılına kadar aşırı kuraklığa maruz kalan küresel nüfusun <strong>%3’ten %8’e çıkacağı</strong> öngörülmektedir.</p>
<p>- Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz havzasında, kuraklık nedeniyle tahıl ürünlerinde <strong>%70’e varan kayıplar</strong> yaşanırken, hidroelektrik üretiminde <strong>%50’ye varan düşüşler</strong> kaydedilmiştir.</p>
<p>Ülkemizde bu yıl yağışlar görülse de bu durum yanıltıcı olmamalıdır. Kuraklık dönemlerinde yeraltı sularındaki azalma faktörü <strong>2 ila 5 kat hızlanmaktadır</strong> ve birikmiş su açığını kapatmak için mevcut yağışlar yeterli değildir.</p>
<p><strong>Bulut tohumlama hakkında </strong><strong>yanlış bilinen gerçekler </strong></p>
<p>İklim krizine sebep olan sera gazlarının azaltım çabalarının yetersizliği bizi iklim değişikliğine uyum (adaptasyon) süreçlerini önceliklendirmeye zorlamaktadır. Bu noktada <strong>bulut tohumlama</strong>, su kaynaklarımızın yönetiminde stratejik bir araçtır. Ancak bu teknoloji hakkında kamuoyunda ciddi yanlış bilgiler dolaşmaktadır.</p>
<p><strong>- “Bulut hırsızlığı” bir mittir:</strong> En büyük yanılgı, bir bölgede yağışı artırmanın rüzgar altındaki başka bir bölgenin yağışını “çalacağı” düşüncesidir. Oysa atmosfer, binlerce kilometre yukarı uzanan devasa bir su rezervuarıdır ve içinde <strong>12,5 trilyon metreküpten fazla su</strong> barındırır.</p>
<p><strong>- Sadece %1’lik etki:</strong> Atmosferik su bütçesinin <strong>sadece yaklaşık %1’i</strong> bulut tohumlamadan etkilenir; geri kalan devasa nem kütlesine dokunulmaz. Bulutlardaki suyun çok küçük bir kısmı doğal olarak yağışa dönüşür; tohumlama sadece bu verimliliği artırır.</p>
<p><strong>- Pozitif toplamlı etki:</strong> 50 yılı aşkın araştırmalar, bulut tohumlamanın rüzgar altı bölgelerde kuraklığa yol açmadığını, aksine <strong>hem hedef bölgede hem de 240 km ötesine kadar olan rüzgar altı bölgelerde</strong> yağışı artırarak “pozitif toplamlı” bir kazanç sağladığını kanıtlamıştır.</p>
<p><strong>- Hızlı yenilenme:</strong> Atmosferdeki su buharı her <strong>9 günde bir</strong> tamamen yenilenir; bu da sistemin nemi tüketmediğinin en büyük kanıtıdır.</p>
<p><strong>- Çevre ve sağlık riski yoktur:</strong> Gümüş iyodür (AgI) gibi yaygın kullanılan ajanların, bugüne kadar yapılan çalışmalarda insan sağlığı veya çevre üzerinde önemli bir olumsuz etkisi saptanmamıştır.</p>
<p><strong>Sektörel ve ekonomik kazanımlar</strong></p>
<p>Bulut tohumlama, iklim uyumu için en düşük maliyetli yöntemlerden biridir:</p>
<p><strong>- Tarım ve sulama:</strong> Hedef bölgelerde yağış ve kar miktarını <strong>%10 ile %15 oranında artırabilmektedir</strong>.</p>
<p><strong>- Enerji ve su:</strong> ABD’deki teknolojik uygulamalar sadece bir sezonda <strong>143 milyon galon ek tatlı su</strong> sağlamış, bu da binlerce hanenin su ihtiyacına ve hidroelektrik kapasitesine doğrudan katkı sunmuştur.</p>
<p><strong>Sonuç ve çağrı: Su kanunu </strong></p>
<p><strong>taslağı tarihi bir fırsattır</strong></p>
<p>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), özellikle kış dönemi dağlık bölgelerdeki tohumlama çalışmaları hakkında <strong>“bilimsel temelli nedensel bir ilişki kanıtlandığını”</strong> belirterek bu yönteme dair pozitif bir görüş sunmaktadır. Türkiye’nin su güvenliğini sağlamak için bu teknolojilerin yasal bir zemine kavuşması şarttır.</p>
<p>Şu an hazırlık aşamasında olan <strong>Su Kanunu Taslağı</strong>, bulut tohumlama ve atmosferik su yönetimi stratejilerinin mevzuatımıza girmesi için tarihi bir fırsattır. İklim değişikliğine uyum belgelerinde de vurgulandığı üzere, bu teknolojiler su döngüsünü desteklemek için stratejik bir uyum aracı olarak kanunda yer almalıdır.</p>
<p>Gelecek nesillere yaşanabilir bir çevre bırakmak için sadece azaltım değil, doğru ve bilimsel uyum politikalarıyla doğaya sahip çıkmalıyız. Unutmayalım ki; dünya bize emanettir ve bu emaneti korumak için iklim eylemi şimdi, hemen gereklidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-eylemi-ve-su-guvenligi-icin-simdi-tam-zamani-80485</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim eylemi ve su güvenliği için şimdi tam zamanı! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hegemonya-kimin-elinde-turkiye-nerede-80483</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hegemonya kimin elinde; Türkiye nerede?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Düzen bir günde yıkılmıyor. İşlevini kaybetse de kurumları bir süre yerinde duruyor. Parası kullanılmaya, ordusu korku salmaya, üniversiteleri, şirketleri, medyası, kültürü cazibe üretmeye devam ediyor. Düzen işler gibi durduğundan yaşayanlar neyin tükendiğini hemen anlayamıyor.</p>
<p>Amerikan hegemonyasının sonu sık telaffuz ediliyor? Neden… niye şimdi? Yerine kim geçer? Türkiye hegemon tartışmasında nerede?</p>
<p>Bizim gibi konumu belirsizliğini koruyan bir ülke için daha dar ve derin bir yaklaşım sunmak için sıralanabilecek kritik ve dar soru kümesi; İran ve Ukrayna örneklerine işaret ediyor. Her ikisi de savaş halinde olan bu ülkelerden İran, yaptırımlara ve baskılara rağmen ayakta kalabilme kapasitesiyle incelenmeli. Ukrayna, savaş koşullarında dayanıklılık üretme biçimiyle okunmalı. Türkiye söz konusu örnekleri, ekonomik direnç başlığı altında değerlendirmeli. Hegemonya tarifi ve kapsamını eskisinden farklı anlamlandırmak gerektiğini yazıda tarihi ve güncel perspektifle detaylandırdım.</p>
<p><strong>Eskinin gölgesinde yeni mi?</strong></p>
<p>Hegemonya kelimesi literatürde yaygın kullanılıyor, anlamı sandığımızdan geniş ve derin. Bu yazıda görüşlerine başvurduğum Dr. Şahin Yaman bu tema ve başlıkta yaygın fikir ve makale ürettimi bulunuyor.</p>
<p>“Amerikan hegemonyasında çöküş sessiz ilerledi” görüşü, bir grup uluslararası ilişkiler fikir önderinin savı. Özetle diyorlar ki; ticaretin düzenleyici zemini zayıfladı. Finans kurumları ağırlığını kaybetti. Savaş, barışın önüne geçti. Enerji, tedarik zinciri, nadir element, çip, LNG, kaya gazı ve askeri sanayi aynı dosyanın içine girdi. Dış politika ekonomi meselesi oldu; sanayi, teknoloji, güvenlik meselesi oldu.</p>
<p>Amerikan hegemonyasının çöktüğünü savunan Dr. Şahin Yaman, uluslararası ticaret, jeoekonomi, enerji politikaları ve küresel ekonomik yönetişim alanlarında çalışan bir isim. Ticaret Bakanlığı’nda uzun yıllar görev yaptı. 2002-2015 arasında Türkiye’nin Cenevre Daimi Temsilciliği’nde, Dünya Ticaret Örgütü nezdinde ticaret müşavirliği yaptı. 2023’te Ticaret Bakanlığı’ndan emekli oldu. Akademik birikimi, devlet tecrübesi ve Dünya Ticaret Örgütü içinden gelen gözlemi, bu tartışmayı sıradan bir “ABD zayıflıyor mu?” sorusunun ötesine taşıyor.</p>
<p>Yaman’ın iddiası, ABD artık hegemon işlevini yerine getirmiyor. Kurduğu düzeni kendisi zedeliyor. Ticaret sistemini tıkıyor. Finansal mimaride tekel pozisyonunu kaybediyor. Barışı çoğaltmak yerine çatışma üretiminde merkezi aktör haline geliyor. Dolar ayakta, Amerikan ordusu büyük, Amerikan teknolojisi etkili. Hegemonu, hegemon kılan taşıyıcı kolonlar çalışmıyor:</p>
<p><strong><em>“…Güçlü devlet başka hegemon başka. Hegemon, kendi çıkarını dayatan aktör değil, sistem kurar, işletir, ticaretin akmasını sağlar, finansal krizlerde likidite üretir, güvenlik şemsiyesi sunar. Hatta rakiplerine bile belli ölçüde fayda sağlar. Dünya ekonomisine kamu malı verir...”</em></strong></p>
<p><strong>Hegemonya ne anlama geliyordu?</strong></p>
<p>Hegemonya tanımını yaparken Yaman’ın referansı, tartışmayı dünya ekonomisinin istikrarı üzerinden kuran Charles Kindleberger. Kindleberger’e göre hegemon, küresel ekonomiyi ayakta tutan kamu mallarını sağlar. Para sistemini taşır. Ticaret akışını korur. Finansal düzeni dengeler. Güvenlik sağlar.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan Amerikan düzeni bu mantıkla çalıştı. IMF, ödemeler dengesi krizlerinde devreye girdi. Dünya Bankası, kalkınma finansmanının ana adreslerinden biri oldu. GATT ve ardından Dünya Ticaret Örgütü, küresel ticaretin kurallarını belirledi. Dolar, sistemin ana para birimi haline geldi. Amerikan donanması, ticaret yollarının güvenlik zemini oldu. NATO, askeri mimarinin ana taşıyıcılarından biri olarak çalıştı. Hatta önemli bir katman daha eklendi: Yumuşak güç. Amerikan üniversiteleri, teknoloji şirketleri, sineması, medyası, popüler kültürü, yönetim dili, iş yapma biçimi, marka mimarisi ve eğitim sistemi bu düzenin zihinlerde kabul görmesini sağladı.</p>
<p><strong>Neden girdik hegomanyaya, neden çıkıyoruz?</strong></p>
<p>Amerikan düzeni baskı üretirken anlatı da üretti (story telling). O kadar güçlü ki, kendisini serbest ticaret, açık piyasa, kalkınma, hukuk, kurumsallık, demokrasi, modernleşme ve güvenlik diliyle anlattı. Bu anlatı dünyanın büyük bölümü için çekici oldu. Kimi ülkeler bu düzene zorunlu olarak dahil oldu. Kimi ülkeler fırsat gördü. Kimi ülkeler Batı sistemiyle bütünleşmeyi kalkınma yolu saydı.</p>
<p>Bu düzenin askeri ayağı ABD’nin küresel üs ağı, donanması, NATO içindeki belirleyici rolü, güvenlik mimarisini taşıdı. Finansal ayağı, IMF, Dünya Bankası ve dolar… ticaret ayağı, GATT ve Dünya Ticaret Örgütü, kuralların evrensel göründüğü zemini oluşturdu. Bir kültürel ayağı vardı. Eğitim, teknoloji, medya, sinema, İngilizce ve Amerikan yaşam tarzı, sisteme rıza üretti.</p>
<p>Hegemonya 2001’de sarsıldı. 2001, iki yönlü bir kırılma yılıydı. Çin, Dünya Ticaret Örgütü’ne girdi. Aynı yıl ABD, Afganistan’ı işgal etti. 2003’te Irak savaşı başladı; Doha Kalkınma Müzakereleri ve Cancun süreci küresel ticaret sistemi açısından sonuç üretemedi. 2008 finans krizi Batı’nın ekonomik yönetim kapasitesine güveni sarstı. 2019’da Dünya Ticaret Örgütü’nün temyiz sistemi fiilen kilitlendi. Bugün, Hong Kong’la birlikte düşünüldüğünde Çin’in ticaret hacmi 4,6-4,7 trilyon dolar bandına ulaşıyor. ABD’nin ticaret hacmi yaklaşık 2,2 trilyon dolar civarında kalıyor.</p>
<p><strong>Yeni araçlar; dolar, enerji, nadir element, çip</strong></p>
<p>Hegemonya araçları çoğaldı. Enerji, nadir elementler, çip, LNG, kaya gazı, tedarik zinciri ve kritik üretim kapasitesi aynı dosyanın parçası oldu.</p>
<p>Yaman, doların Merkez Bankası rezervlerindeki payının yüzde 55-57 bandında olduğunu söylüyor; “Bu ağırlık tek başına hegemonya üretmeye yetmiyor. Para, algının en geç değiştiği alanlardan biridir.”</p>
<p>Diğer başlıkları Yaman’ın ifadelerinden kopararak vermek yazının kurgusu açısından sağlıklıı olacak;</p>
<ul>
<li>“…Kaya gazı, ABD’yi 2020’lere gelirken dünyanın en büyük petrol ve gaz üreticilerinden biri haline getirdi. Pahalı bir enerji. Yüksek fiyat ortamı gerekir.</li>
<li>“…Ukrayna savaşı Rusya gazının Avrupa’dan çekilmesi, Amerikan LNG’sine alan açtı. Almanya’nın enerji maliyetleri arttı. Avrupa sanayisinin rekabet gücü zorlandı. Enerji arz güvenliği, sanayi gücü, bağımlılık ilişkisi ve jeopolitik yön tayini meselesi.</li>
<li>“…Nadir elementler; Savunma sanayi, ileri teknoloji, yapay zekâ altyapısı, elektronik sistemler, füze teknolojisi ve çip üretimi bu kaynaklara bağlı. Çin bu alanda güçlü bir işleme ve tedarik kapasitesine sahip. ABD’nin bağımlılığı kısa sürede kırması kolay görünmüyor.</li>
<li>“…Çip ise yeni dönemin en stratejik başlıklarından biri. Çip olmadan savunma sanayi, yapay zekâ, sağlık teknolojileri, otomotiv, haberleşme ve enerji sistemleri çalışamaz. Çip milli güvenlik meselesidir.”</li>
</ul>
<p><strong>İngiltere; önce fiilen, sonra zihinde çöktü</strong></p>
<p>Yaman, Amerikan hegemonyasını anlatırken İngiliz hegemonyasına geçiş yaptı. “Tarih tekerrür ediyor” demek istedi: “19’uncu yüzyılda İngiltere dünya sisteminin merkezindeydi. Sterlin güçlüydü. İngiliz donanması ticaret yollarını kontrol ediyordu. İngiliz İmparatorluğu küresel ticaretin ve deniz gücünün simgesiydi. “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” ifadesi yalnızca bir övünç cümlesi değildi. Bir dünya düzenini anlatıyordu.”</p>
<p>Yaman’ın ifadesi çarpıcı: “Eski inançlar kolay ölmez. Çünkü kurumlar hâlâ oradadır. Para hâlâ tedavüldedir. Donanma denizdedir, dil güçlüdür. Algı, gerçekliğin arkasından gelir.”</p>
<p>Bugüne geldiğimizde argümanı konuğumun sözlerinden özetlemek isterim; “Doların hâlâ güçlü olması, Amerikan hegemonyasının sağlıklı olduğu anlamına gelmiyor. Amerikan ordusunun hâlâ büyük olması, sistem kurma kapasitesinin sürdüğü anlamına gelmiyor. Amerikan teknolojisinin hâlâ etkili olması, küresel düzenin aynı merkezden yönetildiği anlamına gelmiyor. Güç ile hegemonya arasındaki fark bu.”  </p>
<p><strong>Ve Türkiye; nerede duruyor?</strong></p>
<p>Amerikan hegemonyasının çöküşü, ABD’nin sahneden çekildiği anlamına gelmiyor. ABD hâlâ dünyanın en etkili güçlerinden biri. Hegemonya çöktüğünde boşluk doğuyor. Ticaret savaşları kaynak savaşlarına yaklaşıyor. Enerji maliyeti dış politikayı belirliyor. Çip üretimi milli güvenlik başlığı oluyor. Nadir element tedariki savunma stratejisine dönüşüyor. Sanayi coğrafyası ülkenin kaderini belirliyor.</p>
<p>Yaman’a göre Türkiye’nin ilk önceliği savaş ekonomisi, deprem, salgın ve olağanüstü hal koşullarına göre ekonomik dayanıklılık inşa etmek olmalı. İkinci öncelik stratejik sektör kaleleri kurmak. Konut, gıda, enerji ve ulaşımda dayanıklı sistemler tasarlamak, yeni dünya düzeninde sosyal politika kadar jeoekonomik güvenlik meselesidir.</p>
<p>Yaman’a göre Türkiye’nin önümüzdeki dönemde üç temel jeoekonomik önceliği var.</p>
<ul>
<li>Birincisi savaş ekonomisine hazırlık. Cephe savaşı anlamında kullanmıyor. Deprem, salgın, olağanüstü hal, büyük saldırı, bölgesel kriz ve tedarik zinciri kırılmaları aynı hazırlık mantığı içinde düşünülmeli;</li>
</ul>
<p>“…Marmara Bölgesi, Türkiye’nin en kritik risk alanı olarak öne çıkıyor. Sanayi, finans, lojistik ve nüfus yoğunluğu büyük ölçüde Marmara’da toplanmış durumda. Bu yoğunlaşma normal zamanda verimlilik sağlar. Kriz zamanında kırılganlık üretir. Büyük bir deprem, askeri saldırı, altyapı çöküşü ya da olağanüstü bir kriz, Türkiye ekonomisinin kalbini aynı anda hedef alabilir…”</p>
<p>Sanayi riskinin dağıtılmasını savunuyor. İç Anadolu, Çukurova ve farklı bölgeler stratejik üretim açısından yeniden düşünülmeli. Bu bölgesel kalkınma tartışması değil. Milli güvenlik tartışması.</p>
<ul>
<li>İkinci öncelik stratejik sektör kaleleri oluşturmak. Savunma sanayi Türkiye için önemli bir örnek. Bu alanda devlet desteği, özel sektör çevikliği, mühendislik kapasitesi ve siyasi uzlaşma belirli bir model ortaya çıkardı. Yaman’a göre benzer yaklaşım tıbbi cihaz, ilaç, sağlık sistemleri, mikroçip, nadir elementler ve kritik teknoloji alanlarına taşınmalı.</li>
</ul>
<p>Burada önerilen klasik kamulaştırma değil. Devlet aklı ile özel sektör dinamizmini birleştiren, siyasal ranttan uzak, uzun vadeli, milli güvenlik odaklı bir üretim modeli. Savunma sanayinde oluşan hassasiyetin başka stratejik sektörlere yayılması gerekiyor.</p>
<ul>
<li>Üçüncü öncelik temel yaşam maliyetleri. Yaman, konut, gıda, enerji, ulaşım ve sağlık gibi alanlarda Türkiye’nin daha güçlü, daha erişilebilir ve daha dayanıklı modeller geliştirmesi gerektiğini söylüyor. İnsanların ömrünü ev, araba ve temel ihtiyaç maliyetlerine harcamadığı bir düzen mümkün olabilir. Bu da yalnızca sosyal politika değil, üretim politikasıdır.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hegemonya-kimin-elinde-turkiye-nerede-80483</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hegemonya kimin elinde; Türkiye nerede? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istirahat-raporlarinin-duzenlenmesinde-yetkiler-sureler-ve-itiraz-80481</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstirahat raporlarının düzenlenmesinde yetkiler, süreler ve itiraz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmeti sunucularında düzenleneceği, formatları ve itiraz süreçlerini düzenleyen <strong>Sağlık Raporları Yönetmeliği</strong> 19.05.2026 tarihli, 33258 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Söz konusu yönetmelikte başvuru, muayene esasları ve sağlık kurullarının teşkili, istirahat raporları, engelli sağlık kurulu raporları, emniyet teşkilatına alınacak öğrenciler ve memurlar hakkında düzenlenecek sağlık kurulu raporu, silah bulundurma veya taşıma ruhsatı alacak kişilere verilecek sağlık raporu , diğer raporlar, adli hekimlik hizmetleri, raporların formatı ve düzenlenmesi, özel sağlık hizmeti sunucularında sağlık raporu düzenlenmesi ve raporlara itiraz konuları ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.</p>
<p>Yazımızda, yeni yürürlüğe girmiş olan <strong>Sağlık Raporları Yönetmeliği</strong> ve <strong>SGK mevzuatı</strong> dikkate alınarak daha çok çalışanları ilgilendiren <strong>istirahat raporları</strong>, bu raporları düzenleme konusunda hekimlerin yetkileri ve raporlara itiraz süreçlerine değinilecektir.</p>
<p><strong>İstirahat raporlarında </strong><strong>yetkiler ve süreler</strong></p>
<p>İstirahat raporları muayenenin bir parçası olup, Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bağlı çalışanların hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya analık gibi nedenlerle işlerini geçici bir süreyle yerine getirememesi durumunda, yetkili hekimler veya sağlık kurulları tarafından verilen kişinin geçici olarak çalışamayacağını kanıtlayan resmi bir belge olup, gerekli şartların sağlanması durumunda da SGK'dan geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası) alınmasına imkan sağlamaktadır.</p>
<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki istirahat raporlarının sosyal güvenlik yönünden geçerli olabilmesi ve bu raporlara istinaden geçici iş göremezlik ödeneği alınabilmesi için Sağlık Bakanlığınca yetkilendirilmiş ve SGK ile sözleşmeli ya da sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucularında görev yapan hekimlerce düzenlenmesi gerekmektedir.</p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="624">
<p><strong>İstirahat raporlarında düzenleme yetkisi ve süreler</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="168">
<p><strong>Raporu düzenleyen</strong></p>
</td>
<td colspan="2" width="210">
<p><strong>İstirahat süresi</strong></p>
</td>
<td width="246">
<p><strong>Açıklamalar</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="186">
<p><strong>İşyeri Hekimi</strong></p>
</td>
<td width="192">
<p>En fazla 2 gün</p>
</td>
<td width="246">
<p>Aynı vaka ve aynı kişi için</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="186">
<p><strong>Tek Hekim/Aile Hekimi</strong></p>
</td>
<td width="192">
<p>Bir defada en fazla 10 gün</p>
</td>
<td width="246">
<p>1)İstirahat raporunda <strong>kontrol muayenesi öngörülmüş ise</strong> kontrol muayenesi sonrasında tek hekim tarafından <strong>en çok 10 gün daha</strong> istirahat raporu verilebilir.<br />2) Kontrol muayenesi sonrasında <strong>10 günden fazla</strong> istirahat verilmesinin gerekmesi durumunda bu raporun <strong>Sağlık Kurulunca </strong>verilmesi zorunludur.<br />3)<strong>Bir takvim yılı içinde</strong> <strong>tek hekim tarafından aynı kişiye</strong> verilecek istirahat raporlarının toplamı <strong>40 günü geçemez.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="186">
<p><strong>Sağlık Kurulu</strong></p>
</td>
<td width="192">
<p>İlk tedaviye başlandığı tarihten itibaren en fazla 6 ay</p>
</td>
<td width="246">
<p>Tedaviye devam edilmesi hâlinde malullük hâlinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği <strong>sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılır.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="210"> </td>
<td width="23"> </td>
<td width="240"> </td>
<td width="308"> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Özel muayenehane hekimlerince </strong><strong>düzenlenen istirahat raporları</strong></p>
<p>SGK Sağlık Uygulama Tebliği’nde, “İş Yeri Hekimlikleri, Ayakta Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik” kapsamında açılan <strong>özel poliklinikler</strong>, “Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik” kapsamında açılan <strong>ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşları</strong> birinci basamak özel sağlık kuruluşu olarak tanımlanmıştır.</p>
<p>Bu tanıma istinaden ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan sağlık kuruluşu kapsamında olanlar hariç olmak üzere <strong>“muayenehaneler”</strong> sağlık hizmet sunucuları arasında belirtilmediğinden, <strong>herhangi bir sağlık tesisine bağlı olmadan özel muayenehanesi olan hekimler tarafından </strong>sigortalılar adına düzenlenen raporlara istinaden sigortalıların istirahatli bırakıldığı sürelere ait geçici iş göremezlik ödenekleri ödenmemektedir.</p>
<p>Bu durumda özel muayenehane hekimleri tarafından istirahati uygun görülen sigortalıların geçici iş göremezlik ödeneği almak istemeleri halinde SGK ile sözleşmeli veya sözleşmesiz sağlık hizmet sunucularına müracaat etmeleri gerekmekte olup, yapılacak muayene sonucu sigortalının istirahatine lüzum görülmesi halinde yeniden düzenlenen istirahat raporlarına istinaden gerekli şartları sağlamaları durumunda SGK’dan geçici iş göremezlik ödeneği alınabilecektir</p>
<p><strong>İstirahat raporlarına itiraz işlemleri</strong></p>
<p>Zaman zaman düzenlenen istirahat raporlarına itiraz gündeme gelebilmektedir.</p>
<p>Sağlık Raporları Yönetmeliğine göre<strong>, istirahat raporlarının fenne uygunluğu konusunda tereddüt bulunması</strong> ve <strong>rapor süresinin tek seferde 2 günü</strong>, <strong>yıl içinde toplamda 5 günü aşması hâlinde</strong> kişi hastalık izni kullanıyor sayılmakla birlikte, bağlı bulunduğu kurumca doğrudan, Sağlık Bakanlığınca belirlenen hakem hastane listesinde yer alan sağlık hizmeti sunucularından kişinin bulunduğu yere en yakın aynı veya üst roldeki bir hastaneye sevk edilmekte ve sonucuna göre işlem yapılmaktadır.</p>
<p>İtiraza konu istirahat raporunu ilk düzenleyen hastane aynı zamanda hakem hastane listesinde yer alıyor ise kişi listede yer alan aynı veya üst roldeki diğer en yakın hastaneye sevk edilmektedir.</p>
<p>Hakem hastaneye sevk edilen kişi, sevk yazısı ile birlikte ilgili hastaneye doğrudan müracaat etmektedir.</p>
<p>İstirahat raporlarına yönelik yapılan itirazlar, sevkin yapıldığı <strong>hakem hastanenin sağlık kurulunca</strong> değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Hakem hastanenin sağlık kurulu kararları kesin olup, bu kararlara itiraz edilememektedir.</strong></p>
<p>Kamu kurum ve kuruluşlarında görevde bulunan kamu personelinin istirahat raporlarına kurumlarınca yapılan itiraz hâlinde ücret talep edilmemekte, bunlar dışındaki istirahat raporlarına itiraz hâlinde ise ortaya çıkacak <strong>sağlık hizmeti giderleri itirazda bulunandan</strong> tahsil edilmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istirahat-raporlarinin-duzenlenmesinde-yetkiler-sureler-ve-itiraz-80481</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstirahat raporlarının düzenlenmesinde yetkiler, süreler ve itiraz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rus-ekonomisinin-havuz-problemi-80480</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rus ekonomisinin havuz problemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225d6765d39-1780637031.jpeg" alt="" width="227" height="285" />Dr. MAKBULE YALIN</strong></p>
<p><strong>TBMM AB Uyum Komisyonu Danışmanı - TOBB ETÜ Yarı Zamanlı Öğretim Görevlisi</strong></p>
<p><strong>Güçlü rublenin ithalatı ucuzlatması sayesinde nisan ayında enflasyonun %5,7’ye yavaşlaması ve Rus turistlerin Türkiye turlarına hücum etmesi, yapısal çürümenin üzerindeki geçici bir makyajdan ibaret.</strong></p>
<p>Batı medyasının "Rusya'nın Davos'u" olarak adlandırdığı St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu ile Kremlin dünyaya "Hâlâ küresel ekonominin çekim merkeziyiz" illüzyonunu satmaya çalışıyor. Ancak bu gösterişli vitrinin arkasında, manşetleri deşifre eden iki sarsıcı gerçek var: Bir yanda Orta Doğu şokuyla şahlanan bir Rus rublesi, diğer yanda ise Ukrayna İHA’larıyla delinen Rus petrol rafinerileri.</p>
<p>Tam da bu noktada, iktisat biliminin temel laboratuvar kuralı olan <em>Ceteris Paribus</em> (diğer tüm durumlar sabitken) varsayımı, jeopolitiğin vahşi arenasında paramparça oluyor. Gerçek dünyada hiçbir değişken sabit değil; Rusya, ABD-İran gerilimi gibi tamamen kendi dışındaki bir jeopolitik krizden gelen kısa vadeli bir fiyat zaferinin illüzyonuyla günü kurtarıyor. Oysa madalyonun diğer yüzünde, fiziksel olarak kilitlenen üretim miktarı ve artan bütçe maliyetleri, Rus ekonomisini uzun vadede kendi havuzunun dibine doğru sessizce çekiyor.</p>
<p><strong>Üstteki musluk: Zehirli fiyat hediyesi</strong></p>
<p>İktisat kuramına göre, kısa dönemde piyasalar şoklara öncelikle fiyat mekanizması üzerinden tepki verir. Şubat ayında varili 44 dolar seviyesinde olan Rus Urals ham petrolü, Orta Doğu’daki ABD-İran gerilimi ve Hürmüz Boğazı’na yönelik kısıtlamaların ardından nisan ayında 94 dolara kadar yükseldi. Rusya’nın doğrudan müdahalesi olmadan gelişen bu jeopolitik süreç, ülke ekonomisi üzerinde belirgin bir dışsal etki yarattı.</p>
<p>Bu dışsal şokun getirdiği gelirler, piyasaya yaklaşık bir buçuk aylık bir zaman gecikmesiyle (time lag) yansıdı. Petrol fiyatlarındaki artışa bağlı olarak döviz girişinin yükselmesi, rubleyi dolar karşısında destekledi. Mart ayında 86 seviyesinin üzerinde olan dolar/ruble kuru, haziran ayı itibarıyla 71 seviyelerine kadar geriledi. Kremlin, dışarıdan gelen bu petrol gelirleri sayesinde Ukrayna’daki askeri operasyonlarını finanse edecek acil nakit akışını sağlamış oldu.</p>
<p>Ancak kısa dönemli fiyat hareketlerinin uzun dönemdeki yapısal etkileri tamamen farklı bir yön izliyor. Karşımıza çıkan ilk çelişki, Rusya bütçesinin kendi kurgusunda saklı. Rusya Maliye Bakanlığı, bütçeyi daha yüksek bir döviz kuru ve 59 dolarlık taban petrol fiyatı üzerine planlamıştı. Rublenin dış şokla aşırı değer kazanması, ihraç edilen petrolden elde edilen yerel para cinsinden bütçe gelirlerini azalttı. Güçlü ruble sebebiyle Rus bütçesi ayda yaklaşık 100 ila 150 milyar ruble arasında bir gelir kaybına uğruyor. Bu durum ithalatçılar ve döviz cinsi gideri olan şirketler için avantaj yaratsa da, büyük ihracatçıların yatırım programlarını daraltmasına yol açıyor.</p>
<p><strong>Savaş finansmanı ve küçülen ekonomi</strong></p>
<p>Rusya Merkez Bankası Eski Başkan Yardımcısı Oleg Vyugin, bütçe kaynaklarının dağılımındaki bu çözümsüzlüğü net bir ekonomik çerçeveye oturtuyor. Vyugin’e göre Rusya, bir resesyon ile askeri harcamaların azaltılması arasında tercih yapmak zorunda. Askeri finansmanın mevcut düzeyde sürdürülmesi, sürekli artan kamu harcamalarını, vergi artışlarını, ekonominin resesyona girmesini ve reel gelirlerin düşmesini beraberinde getiriyor.</p>
<p>Petrol gelirlerinin sivil yatırımlar yerine askeri harcamalara kanalize edilmesi, Rus ekonomisinde yapısal bir tıkanıklığa yol açmış durumda. Merkez Bankası’nın enflasyonu baskılamak için uyguladığı yüksek politika faizi, sivil sektördeki kredileri ve yatırımları kısıtlıyor.</p>
<p>Bu durum ekonomik büyüme rakamlarına doğrudan yansımaktadır: Rusya ekonomisi 2024 yılındaki %4,9’luk büyümenin ardından geçen yıl %1 seviyesine geriledi. 2026 yılının ilk çeyreğinde ise ekonomi %0.2 oranında küçülme kaydetti. Yüksek faiz oranları, Batı yaptırımları ve güçlü rublenin yarattığı bütçe baskısı birleştiğinde, bu yılki büyüme tahmini %0,4 gibi oldukça sınırlı bir düzeyde kalıyor. Putin’in ilk 15 yılındaki ekonomik büyüme trendiyle ulaşılan 2,3 trilyon dolarlık hacim, bugün Rus devlet verilerine göre yaklaşık 2,9 trilyon dolara çıksa da, bu büyüklük 45 trilyon dolarlık NATO ittifakının toplam ekonomik gücü karşısında oldukça sınırlı bir rasyoya işaret ediyor. Nisan ayında enflasyonun %5,7’ye gerilemesi ve iç tüketimdeki geçici hareketlilik, tabandaki bu yapısal durgunluğu değiştirmiyor. Başka bir ifade ile güçlü rublenin ithalatı ucuzlatması sayesinde Nisan ayında enflasyonun %5,7’ye yavaşlaması ve Rus turistlerin Türkiye turlarına hücum etmesi, yapısal çürümenin üzerindeki geçici bir makyajdan ibaret.</p>
<p><strong>Miktar kısıtı ve yanan rafineriler</strong></p>
<p>Havuzun altındaki ikinci ve en ölümcül delik ise Ukrayna’nın askeri stratejisinde gizli. Uzun dönemde ekonomi fiyatla değil, miktar ve kapasiteyle (quantity) konuşur. Ukrayna, Rusya’nın ham petrol boru hatlarını değil, o petrolü işleyip katma değerli ürüne (benzin, dizel, jet yakıtı) dönüştüren rafinerilerini vuruyor. Son haftalarda Rusya’nın merkezindeki neredeyse tüm büyük rafineriler İHA saldırıları nedeniyle üretimi durdurmak veya azaltmak zorunda kaldı.</p>
<p>Bu durum Rusya ekonomisini katı bir "miktar kısıtına" (quantity constraint) çarptı. İçeride yakıt krizi baş gösterince Kremlin jet yakıtı ihracatını yasakladı; benzin ve dizel ihracatını kısıtlama planları yapıyor. Rafineriler işleyemediği için Rusya, elindeki ham petrolü acilen batı limanlarına (Primorsk, Ust-Luga, Novorossiysk) yönlendirdi. Mayıs ayında bu limanlardan yapılan ham petrol ihracatı %15 artarak günlük 2,5 milyon varile ulaştı. Bu, rafinerilerin yine vurulduğu Eylül 2025’ten bu yana en yüksek ham petrol ihracat miktarı.</p>
<p>Ancak iktisadi gerçek şu: Rusya’nın batı limanlarının ihracat kapasitesi sınırlı. Yani dünyada petrol fiyatı İran krizi yüzünden ne kadar artarsa artsın, Rusya rafinerileri yandığı ve liman kapasitesi dolduğu için fiziksel olarak daha fazla petrol satıp bu fiyattan yararlanamıyor. Miktar kilitlendiği için, fiyat artışının getirdiği tüm avantaj sınırda kalıyor. Üstelik Ukrayna, Novorossiysk Limanı’nı ve Transneft boru hatlarını bombalayarak bu sınırlı çıkış kapılarını da sürekli taciz ediyor.</p>
<p><strong>Barışın ertelendiği yeni soğuk savaş</strong></p>
<p>Günün sonunda, rublenin döviz piyasasındaki kısa vadeli hareketi, Rus ekonomisinin yapısal gerçeklerini örtmeye yetmiyor. Rusya, küresel sistemin "yeni bir Soğuk Savaş" mekanizmasına evrilişini tecrübe ediyor. Bu süreç, sıcak bir dünya çatışmasından ziyade, barış ihtimalinin sürekli ertelendiği ve çözümsüzlüğün kronikleştiği bir yıpranma dönemidir.</p>
<p>Çözümsüz geçen her ay, faturayı sadece cephe hatlarına kesmiyor, küresel ekonomik dengeleri de yıpratıyor. Rusya, tamamen kendi dışındaki bir krizden (İran geriliminden) elde ettiği kısa vadeli fiyat artışıyla bütçesini ve savaşı finanse ettiğini varsayıyor. Ancak uzun dönemin miktar kısıtları, hasar gören rafineriler ve Oleg Vyugin’in işaret ettiği bütçe maliyetleri, ekonomik havuzun tabanındaki sızıntıyı büyütüyor. Barışın ertelendiği bu yeni Soğuk Savaş ikliminde zaman, kısa vadeli fiyat illüzyonuna rağmen, uzun vadeli kapasitesi kilitlenen Rusya’nın aleyhine işliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rus-ekonomisinin-havuz-problemi-80480</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/0/1280x720/677-1780633682.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rus ekonomisinin havuz problemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dusuk-buyume-yuksek-enflasyon-donemi-80479</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Düşük büyüme, yüksek enflasyon dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta açıklanan veriler, Türkiye ekonomisinin 2026 yılında zorlu bir dönemece girdiğini bir kez daha ortaya koydu. Karşımızda düşük büyüme, yüksek enflasyon ve yapısal sorunların iç içe geçtiği bir ekonomik tablo bulunuyor.</p>
<p><strong>Büyümede sert yavaşlama</strong></p>
<p>Öncelikle büyüme tarafına bakalım. Bu hafta açıklanan milli gelir verileri, ekonominin yılın ilk çeyreğinde neredeyse yerinde saydığını gösterdi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre ekonomi bir önceki çeyreğe kıyasla yalnızca yüzde 0,1 oranında büyüdü. Bu oran, son iki yılın en düşük büyüme performansına işaret ediyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a225490c0d91-1780634768.png" alt="" width="482" height="331" />Ancak sorun yalnızca büyümenin yavaşlaması değil. Büyümenin kompozisyonu da uzun süredir uygulanmakta olan makro-finansal istikrar programının hedeflediği ekonomik dengelenmeden uzak bir görünüm sergiliyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre yılın ilk çeyreğindeki büyümenin tamamı tüketim kaynaklı gerçekleşti. En hızlı artan kalem ise kamu tüketim harcamaları oldu. Buna karşılık sabit sermaye oluşumu, yani yatırımlar, bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,2 oranında azaldı. En sert düşüş ise dış talepte yaşandı. Mal ve hizmet ihracatı bir önceki çeyreğe göre yüzde 7,5 oranında küçüldü.</p>
<p><strong>Enflasyonda kalıcı atalet</strong></p>
<p>Ekonomik faaliyet tarafında zayıflama görülmesine rağmen maakesef enflasyonda kayda değer bir iyileşme sağlanamadı. Yılın ilk çeyreğinde ortalama enflasyon yüzde 31 olurken ikinci çeyrekte bu %32 civarında gerçekleşecek görünüyor.</p>
<p>Üstelik ekonomi, jeo-politik gelişmelerden enerji fiyatlarına, kur hareketlerinden maliyet baskılarına kadar çok sayıda eş zamanlı şoka maruz kalmaya devam ediyor. Bu görünüm altında yıl sonu enflasyonunun yüzde 30'un altına gerilemesi giderek daha düşük bir olasılık haline geliyor.</p>
<p>Bu durum, Türkiye ekonomisinin bir süredir mücadele ettiği düşük büyüme-yüksek enflasyon ikileminin devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Yükün büyük bölümü </strong><strong>çalışanların üzerinde</strong></p>
<p>Ekonomik büyümenin düşük, enflasyonun ise yüksek seyrettiği dönemlerde en büyük yükü sabit gelirli kesimler taşır. Nitekim son yıllarda bunun etkilerini toplumsal refahtaki gerileme ve gelir dağılımındaki bozulma şeklinde gözlemledik.</p>
<p>Bu tablonun bir diğer yansıması da iş gücü piyasasında ortaya çıkıyor. Manşet işsizlik oranı yüzde 8 ile tarihsel ortalamalara göre nispeten düşük görünse de daha geniş bir gösterge olan âtıl işsizlik oranı yüzde 30’lar civarında seyrediyor. Bu oran, pandemi döneminden bu yana görülen en yüksek seviyeler arasında yer alıyor. Başka bir ifadeyle, resmi işsizlik verileri görece olumlu görünse de iş gücü piyasasında önemli bir âtıl kapasite bulunmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>Önümüzdeki dönemin </strong><strong>temel sınaması</strong></p>
<p>Özetle, Türkiye ekonomisi büyümenin belirgin şekilde yavaşladığı, enflasyonun ise yüksek seyrini koruduğu bir döneme girmiş durumda. Bu tablo, uygulanan makro-finansal sıkılaşma politikalarının kaçınılmaz ödünleşmelerini daha görünür hale getiriyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde temel soru, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla katlanılan ekonomik maliyetlerin ne kadar süreceği ve bu maliyetlerin toplumun farklı kesimleri üzerindeki yükünün nasıl paylaşılacağı olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dusuk-buyume-yuksek-enflasyon-donemi-80479</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Düşük büyüme, yüksek enflasyon dönemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cheapflation-ne-kadar-dikkate-aliniyor-80478</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Cheapflation&#039; ne kadar dikkate alınıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Düşük gelirli haneler, bütçelerinin çok daha büyük bir kısmını "kalite merdiveninin" alt basamaklarında yer alan ucuz ürünlere ayırıyor. Bu ürünlerdeki fiyat artış oranları yüksek olduğunda, yoksul hanelerin maruz kaldığı kişisel enflasyon oranı, zengin hanelere göre çok daha yüksek hale geliyor.</strong></p>
<p><strong>Uzun bayram tatilinden sonra iki önemli verinin geldiği haftadayız. </strong>Bu verilerden ilki haftanın ilk günü gelen 1. çeyrek büyüme verisi iken, diğeri haftanın son günü açıklanan Mayıs ayı enflasyon verisi.</p>
<p><strong>Ben yazıyı yazarken TÜİK enflasyonu henüz açıklanmamıştı. Fakat yine de mayıs ayı verisine ışık tutabilecek 2 farklı enflasyon verisi gördük. </strong></p>
<p>Bunlardan ilki; İstanbul Ticaret Odası tarafından açıklanan ‘<strong>İstanbul Tüketici Fiyat İndeksi Mayıs 2026’ </strong>verisi. Mayıs ayında aylık değişim yüzde 1,83 olurken, gıda ve alkolsüz içecek grubunun aylık bazda yüzde 0,83 arttığını, buna karşılık lokanta ve oteller grubundaki aylık artışın ise yüzde 4,14 seviyesinde gerçekleştiğini görmüş olduk.</p>
<p>Diğeri ise Web TÜFE. Burada da mayıs ayında enflasyon artış oranı yüzde 1,55 olarak gerçekleşmiş. İTO TÜFE’ye benzer şekilde hizmetler grubunda ‘<strong>lokantalar ve konaklama hizmetleri’</strong>ndeki artış yüzde 4,25 ile çok yüksek bir oranda görülmekte. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunun taze meyve ve sebze fiyatlarındaki sert mevsimsel düşüş sonucunda aylık yüzde -0,88’e gerileyerek Web TÜFE'ye -0,23 puan negatif katkı yaptığını ve bu hareketin Web TÜFE artışını sınırlandıran temel faktör olduğunu da yine bültenden öğrenmiş olduk.</p>
<p>Her iki enflasyon ölçümünde de mevsimsel etkilerden kaynaklı <strong>‘gıda fiyatlarındaki düşüş’</strong>ün aylık enflasyonun yüzde 2 altında gelmesine ana neden olduğu gözükse de <strong>Web TÜFE’de, Mayıs 2026 itibarıyla, taze sebze ve meyvelerin yıllık artış oranının yüzde 51,3, ekmek ve tahıllar grubunun yüzde 41,5, işlenmemiş gıda grubunun ise yüzde 40,1 artış gösterdiğini görüyoruz. </strong></p>
<p><strong>İTO TÜFE verisinde genel endeks yıllık yüzde 36,77 iken, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda yıllık artış oranı 38,94. benzer bir durum TÜİK TÜFE’sinde de mevcut. </strong></p>
<p>Bu hafta içinde ‘<strong>National Bureau of Economic Research</strong><strong>’ </strong>tarafından yayınlanan bir dizi çalışma arasında Kunal Sangani’nin 35235 numaralı ‘<strong>Cheapflation Cycles</strong>’ başlıklı çalışması, enflasyonu daha uzun süre tartışacağımızı ve enflasyonun uzun süre gündemimizde olacağını dikkate aldığımızda, dikkat edilmesi gereken noktaları bize sunan bir çalışma.</p>
<p><strong>Firmalar, girdi maliyetlerindeki artışı </strong><strong>fiyatlara mutlak değerle yansıtıyor</strong></p>
<p>Sangani’nin bulduğu sonuçlara birazdan değineceğim ancak <strong>"Cheapflation"</strong> terimi ile ilk defa karşılaşanlara, bunun açıklamasını yapmak daha doğru olacaktır.</p>
<p><strong>Ucuz ürün enflasyonu, "ucuz" ve "enflasyon"un bir araya geldiği bir ekonomi terimi.</strong> <strong>"Cheapflation"</strong> akademik yazında aynı malın ucuz çeşitlerinin fiyatlarındaki artış hızının, daha pahalı çeşitlerinin fiyatlarına göre daha hızlı olduğunu ifade etmekte. Biraz daha açarsak, elimizde aynı ürünün bütçeye uygun diyeceğimiz (Cheap) ucuz bir markası olsun; diğerinin de daha pahalı olarak adlandıracağımız, ‘premium’ adı verilen bir markası olduğunu varsayalım. Premium ürünün kâr marjı daha yüksek olduğu için, fiyat artışlarına karşı söz konusu marj bir koruma kalkanı oluştururken, ucuz ürün için böyle bir kalkandan söz edilebilmesi mümkün değil.</p>
<p><strong>Bir başka gerçeklik ise maliyet enflasyonu yaşandığında firmaların girdi maliyetlerindeki artışı fiyatlara yüzdesel olarak değil, artış bazında kuruş, lira, sent, dolar olarak, yani mutlak değerle yansıtma eğiliminde olmaları.</strong></p>
<p>Örneğin; kahve çekirdeği fiyatları arttığında, kahve üreticileri genellikle hem pahalı hem de ucuz kahve markalarının fiyatlarını kilogram başına benzer miktarda artırır. Aynı miktardaki mutlak artış, düşük fiyatlı (ucuz) ürün için çok daha büyük bir <strong>yüzdesel değişim</strong> anlamına gelir. Örneğin, 2011 yılındaki emtia artışında, en ucuz birim fiyat grubundaki kahvelerin enflasyonu yüzde 40'a ulaşırken, en pahalı gruptakilerin enflasyonu yalnızca yüzde <strong>12</strong>'de kalmıştı. <strong>Bu olguya "cheapflation" (ucuz ürün enflasyonu) denilmekte.</strong></p>
<p>Benzer bir durumu fast food sektöründe de görebilmek mümkün. Örneğin Mc Donalds’ın iki bilinen ürününün 2014 ve 2024 fiyatlarına baktığımızda; Mc Chicken fiyat artışı yüzde 199, Mc Double yüzde 168 iken, Mc Donalds’ın en bilinen ürünü Big Mac’in fiyat artışı yüzde 50’de kalmış (https://www.visualcapitalist.com/charted-mcdonalds-price-inflation-2014-2024/)</p>
<p><strong>Düşük gelirliler, enflasyona </strong><strong>daha fazla maruz kalıyor</strong></p>
<p>Düşük gelirli haneler, bütçelerinin çok daha büyük bir kısmını "kalite merdiveninin" alt basamaklarında yer alan ucuz ürünlere ayırmakta. <strong>Bu ürünlerdeki fiyat artış oranları yüksek olduğunda, yoksul hanelerin maruz kaldığı kişisel enflasyon oranı, zengin hanelere göre çok daha yüksek hale gelmekte.</strong> Düşük gelirli haneler, tüketim sepetlerinin daha büyük bir bölümünü gıda ve enerji gibi temel mal ve hizmetlerden oluşturdukları için enflasyonun olumsuz etkilerine daha fazla maruz kalıyorlar. </p>
<p>Bununla birlikte, gelirimiz azaldığında sadece "daha az" harcamayız; harcama yapımızın "kimyası" değişir. Alışverişlerimiz daha fazla ucuz ürünlere doğru döner. Bu ‘zorunluluk’ enflasyona daha fazla maruz kalmamıza neden olur aslında.</p>
<p>Sangani çalışmasında özetle;</p>
<p>Fiyat seviyelerindeki geçişin, girdi fiyatlarındaki dalgalanmalara yanıt olarak ürün çeşitleri arasında enflasyonda sistematik farklılıklar yarattığını, girdi fiyatlarının göreceli fiyatı yükseldiğinde "cheapflation" yani "ucuz ürün enflasyonu" oluşturduğunu irdelemiş.</p>
<p><strong>Resmi istatistiklerin, maliyet kaynaklı enflasyonun gelir dağılımındaki eşitsiz yükünü olduğundan düşük gösterdiğini, </strong>hatta hesaplamalarına göre; enflasyon oynaklığı ve yukarı yönlü maliyetlere duyarlılığın çeşitli ölçütleri için, resmi enflasyon istatistiklerindeki toplamanın gelir grupları arasındaki eşitsizlikleri yüzde 70 ila yüzde 90 oranında olduğundan düşük gösterdiğini söylüyor. </p>
<p>Toplu verilerin kullanımından kaynaklanan sapmaların, özellikle 2021-2023 dönemi gibi (Pandemi sonrası dönem) girdi fiyatlarının keskin bir şekilde arttığı durumlarda daha da şiddetli olduğunu, bulduğu sonuçların, <strong>politika yapıcılar için, yaşam maliyetinin en hızlı arttığı dönemlerin aynı zamanda enflasyon eşitsizliğinin de arttığı dönemler olduğunu ve resmi istatistiklerin bu dönemlerdeki enflasyon eşitsizliğinin boyutuna ilişkin yetersiz bir rehber olabileceğini gösterdiğini savunuyor. </strong></p>
<p>Çalışma, gelir grupları arasında maliyet şoklarının eşitsiz dağılımına odaklanırken, aynı zamanda şehirlerin ve ülkelerin ortak maliyet şoklarına maruz kalma düzeylerinde de farklılıklar olduğunu ima ediyor.</p>
<p>Daha düşük fiyatlı çeşitlere sahip şehirlerin ulusal maliyet şoklarına yanıt olarak daha yüksek enflasyonla karşı karşıya kaldığını ve daha düşük fiyatlı çeşitleri ithal eden ülkelerin küresel maliyet şoklarının ardından, yüksek ithalat fiyat enflasyonuna daha fazla maruz kaldığını istatistiksel olarak gösteriyor. </p>
<p><strong>Ucuzcu marketlerde ki yüksek fiyat artışlarının tek nedeni yüksek kâr hırsı olmayabilir. Bu yönüyle de irdelemek lazım bence. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cheapflation-ne-kadar-dikkate-aliniyor-80478</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cheapflation ne kadar dikkate alınıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabanciya-tesvik-sanayiciye-sikilasma-80477</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıya teşvik, sanayiciye sıkılaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in Nomura Yatırım Forumunda bu hafta verdiği mesajlar, dezenflasyon programından taviz verilmeyeceğini ortaya koyuyor. Bütçe açığının kontrol altına alınması ve kur hedefi gözetmeksizin Türk lirasına olan güvenin artırılması gibi ifadeler, makro dengelerin korunacağını gösteriyor. Tabii finansal hedeflere ulaşmaya ve istikrarı sağlamaya odaklanırken, üretimin kalbini oluşturan reel sektörü göz ardı etmek Türkiye’nin uzun vadeli ekonomik yapısını sarsma potansiyeli taşıyor.</p>
<p>Nitekim yılın ilk çeyreğinde ekonomik büyümenin hız kesmesi ve sanayi sektörünün yüzde 0,8 daralması, uygulanan politikanın bir yansımasıdır. Hâlihazırdaki öncü göstergeler de yüksek finansman maliyetleri altındaki sanayicinin zorlandığını tescilliyor. Sıkılaşma adımlarının üretim tabanında kalıcı bir zayıflamaya yol açması, dezenflasyon sürecinin getirdiği en kritik risklerden biri olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Yabancı sermayeye sağlanan geniş teşviklerin, daralma sürecine giren sanayiciden de esirgenmemesi gerekiyor. Enflasyon düşürülmeye çalışılırken, kaynakların verimli dağıtılması ve istihdam deposu olan sektörlerin seçici kredi kanallarıyla desteklenmesi önem arz ediyor. Üreticilerin korunmadığı bir ortamda, dışarıdan yeni yatırımları çekmek beklenen ekonomik faydayı sağlamayabilir. Dış pazarlarda iddialı ve yüksek katma değerli ihracat hedeflerini yakalamak, ancak sanayinin üretim gücü korunarak mümkün olabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabanciya-tesvik-sanayiciye-sikilasma-80477</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yabancıya teşvik, sanayiciye sıkılaşma ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/papanin-yapay-zeka-hakkinda-goruslerinin-turkiye-icin-onemi-80476</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Papa’nın yapay zekâ hakkında görüşlerinin Türkiye için önemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bilmem farkında mısınız, son zamanlarda özellikle internette okuduğumuz metinlerde "sadece.... değil, aynı zamanda..." kalıbının kullanımı çok arttı. Oysa "not only... but also" kalıbı İngilizce'de yaygın olsa da dilimizde bu kadar yaygın bir kullanıma sahip değil. Herhalde bu kalıp, İngilizce’de dahi Shakespeare dönemine öykünerek yazanlar tarafından daha çok tercih ediliyordu; ta ki ChatGPT çıkana kadar. Ancak "sadece.... değil, aynı zamanda..." diye yazılan tüm metinlerin ChatGPT’nin eseri olduğunu düşünmeyin. Bunların bazılarını artık insanlar yazıyor. Zira bu durum sadece metinlerin ChatGPT'ye yazdırılmasından değil, aynı zamanda insanların giderek ChatGPT’leşmesinden de kaynaklanıyor.</p>
<p>Diller başka dillerden etkilenir. Geçmişte Türkçe, Farsça ve Arapça’dan etkilense de Osmanlı’nın son döneminden başlayarak, Fransızca ve İngilizce’den birçok kelime ödünç almıştır. Bu etkileşimle hem yeni kelimeler ithal ettik hem de yeni düşünce biçimlerini benimsemeye başladık. Zaten söz konusu diller, o dönemin hâkim düşünce biçiminin araçları olduğu için bizim lisanımızı da etkiledi. Burada bir tuhaflık yok. Şimdi ise yeni olan, bu etkileşimin insanlardan insanlara değil, yapay zekâdan insanlara doğru olması. “Artık sadece ChatGPT kullandığımız için değil, aynı zamanda ChatGPT gibi düşünmeye başladığımız için de ChatGPT gibi yazıyoruz!”</p>
<p>ABD’de üniversiteye başvururken her öğrencinin bir metin yazması beklenir. Bu metinde neden o okulda okumak istediğinizi anlatırsınız. Üniversiteler de bu başvuruları incelerken yalnızca test sonuçlarına, okul notlarına ve aldığınız referanslara bakmaz. Ayrıca, yazdığınız bu metinde kendi hikâyenizi nasıl anlattığınızı da değerlendirir. Yani, eğitimli her Amerikalının bir kez yazması gereken standart bir metinden bahsediyoruz. Bu amaçla yazılıp üniversitelere sunulmuş 370 bin metin üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, ChatGPT icat edildiğinden beri metinlerin dil kalitesi, kullanılan ifadelerin canlılığı ve renkliliği artmış. Buna mukabil, metinlerdeki orijinal fikir sayısı azalmış. Neden? Çünkü ChatGPT insanlığın bugüne kadar yazdığı neredeyse tüm metinlerden öğrenen bir istatistiksel model. Oradaki zenginliği metninize aktarabiliyor, ama nihai kertede bu metinler aynı tornadan çıkmış gibi birbirine yakınsıyor. Malum, rahmetli Hasan Ersel’in dediği gibi “Ortalama, karaktersiz bir şeydir.” Yapay zekâdan yeni fikirler çıkmıyor. Cümleler havalı hâle geliyor, ancak birbirine benziyor.</p>
<p>ChatGPT’leşme meselesine ülkemiz özelinde bakalım: ChatGPT’leşme problemi hızla ödevlerden fabrikanızdaki kalite raporuna, şirketinizin teklif dosyasından bankaların kredi analizine, yönetim kuruluna yapılan sunumdan kamu kurumlarının hazırladığı raporlara ve hatta mahkeme iddianamelerine kadar yayılıyor. ChatGPT’leşmek, vasatlığın hızlı ve prezantabl hâle gelmesidir. Peki, Türkiye’nin yine bir başka Vasatistan olarak adlandırılmasının önüne geçmek için ne yapmalı? ChatGPT kullanımını yasaklayalım mı? En azından 16 yaşından küçükler için yasaklayıp sakıncalı etkilerini sınırlasak olmaz mı?</p>
<p>Hayır! Marifet, yapay zekâyı doğru kullanmak. Örneğin, ben yazılarımı yazarken yapay zekâyı üç aşamada kullanıyorum: Birincisi, örnekler bulmak için (Perplexity). İkincisi, beni zorlayacak karşı argümanlar geliştirmesi için (ChatGPT ve Claude). Üçüncüsü, bilgileri teyit etmek için (tekrar Perplexity). Ancak yazılarımı kendim yazıyorum. Bu süreç hoşuma da gidiyor. Çünkü sürecin sonunda ortaya çıkan yazı aslında bir ürün değil, aynı zamanda düşünme sürecinin bizatihi kendisi. İnsan yazarken düşüncelerini bir çerçeveye oturtuyor, bazen de saçmaladığını görüyor ve çelişkilerini fark ediyor, bazen de aklına hiç gelmeyecek bir fikir geliveriyor.</p>
<p>Rekabet Kurumu’nda işe ilk başladığımda bana verilen önemsiz bir dosyada çok uğraşıp kısa bir rapor yazmıştım. Üstadım bu rapora bakıp, “Bu rapor kısa olmuş, devlet kalın sever!” demişti. Açıkçası, bu kurumda daha sonra yazmaya ve düşünmeye dair çok şey öğrendim. Eğer kamu kurumlarımız ve şirketlerimiz de yapay zekânın doğru şekilde kullanılmasını mükâfatlandırırsa, o zaman yapay zekâdan gerçekten faydalanabiliriz. Fakat niceliksel olarak çok ama niteliksel olarak vasat olan çıktıyı ödüllendirirseniz, yapay zekâ artık bu alanda gayet marifetli.</p>
<p>Ben bunları düşünürken Papa 14. Leo, geçtiğimiz hafta “<em>Magnifica Humanitas</em>” adlı bir genelge yayımladı. Papalar bu uzun genelgeleri nadiren yayımlayıp, asrın önemli konularına dikkat çeker. Mesela 1891’de de <em>Rerum Novarum </em>isimli bir genelgede sanayi devriminin getirdiği sorunlar dini zeminde tartışılmış. “Magnifica Humanitas” ise yapay zekâyı tartışıyor. Dikkat çektiği birçok husus arasında vardığı sonuç şu: Yapay zekâdan gelen esas risk, yapay zekânın gelişmesi ve çok kullanılması değil; doğal zekânın yapay zekâlaşması ve insanların bir yapay zekâ modeli gibi davranmaya başlaması. Diğer bir ifadeyle, her şeyi kaynaklar arasında bir optimizasyon meselesi olarak görmesi. Oysa bizi insan yapan acı çekebilme, halden anlayabilme, haysiyetli davranabilme gibi özelliklerimiz ve iyiyle kötüyü kolayca ayırt etmemizi sağlayan, muhakeme kabiliyetimiz. Bir de bu kabiliyetleri kullanarak, adeta spor salonunda ağırlık kaldırınca kaslarınızın gelişmesi gibi aklımızı geliştirebilme becerimiz var. Eğer tembel kurumlar ve tembel insanlar bu insanî özellikleri yapay zekâya delege ederse yapay zekâda bu özellikler olmadığı için işler yanlış yürümeye başlayacaktır. Bir diğer risk ise toplum olarak da bu önemli melekelerimizi kaybetmek olacak.</p>
<p>Önümüzdeki hafta ülkemizin yeni yapay zekâ eylem planı açıklanacak. Bu açıdan Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın, hızla gelişen yapay zekâ dünyasını yakalamak adına bir başka strateji belgesi yerine, somut adımlar içeren bir eylem planı ile bu sürece yön vermesi kıymetli. Bu çerçevede atılacak pratik adımların yanında, en önemli unsur yapay zekâ çağında ülkemizi ileri taşıyacak insan kaynağı ve kurumsal kapasiteyi muhafaza etmemiz olacak. Konuya yukarıdaki gibi insanî bir perspektiften bakınca, yapay zekâya dair veri, işlemci gücü ve modellerin Kaliforniya ve Pekin’de birkaç şirketin elinde toplanması ya da gelişmekte olan ülkelerin verilerinin bu şirketler tarafından kolonize edilmesi gibi –yine Papa’nın genelgesinde yer alan-- tartışmalar anlamını yitiriyor. Zira, yazısının ilk taslağını kendi yazamayan kişi düşünme becerisini; çırağı olmayan şirket ustasını; kurumsal muhakeme kapasitesini yitiren devlet de egemenliğini kaybeder.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/papanin-yapay-zeka-hakkinda-goruslerinin-turkiye-icin-onemi-80476</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Papa’nın yapay zekâ hakkında görüşlerinin Türkiye için önemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zehiri-ilactan-ayiran-sey-dozudur-kredi-sinirlamalari-80475</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zehiri ilaçtan ayıran şey dozudur: Kredi sınırlamaları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>22 Mayıs 2026 tarihli yazımda TL reel olarak değer kazandığı sürece, kredi kısıtlamalarının sistemin en önemli sigortası olduğunu belirtmiştim. Gerçekten de 23 Mayıs’ta siyasi risk artıp, finansal piyasalar dalgalanınca, Merkez Bankası önlem olarak kredi sınırlamalarını artırdı. Artırdı ama bu sefer de kredileri fazla sıkmış olabilir.</p>
<p>Gelin şu “makroihtiyati” çerçeveye biraz daha geniş açıdan bakalım. Makroihtiyati çerçevenin iki ana parçasından biri olan kredi kısıtlamalarının son üç yıldaki gelişimini bir hatırlayalım. Sonra da bu gelişim üzerine biraz düşünelim. Kredi sınırları hala ilaç düzeyinde mi yoksa biraz fazla mı kaçtı?</p>
<p><strong>Krediler hep sınırlanmış</strong>: Tabloda seçilmiş kredi türleri için uygulanan kredi kısıtlarının son üç yıldaki seyrini görüyorsunuz. İlk dikkatimizi çekmesi gereken gelişme, Temmuz 2023’ten bugüne, yaklaşık üç yıldır kredilerin giderek daha çok kısıtlanması. Temmuz 2023’ten önce 8 haftada yüzde 6 büyümesine izin verilen her türlü TL kredi devamlı sıkılaştırılmış ve ticari krediler yüzde 2’ye, ihtiyaç kredileri yüzde 3’e düşürülmüş. Nispeten korunmaya çalışıldığı görülen KOBİ kredileri bile yüzde 6’dan 4,5’a ve yabancı para kredilerin büyümesi de düzenli olarak kısıtlanarak yüzde 0,5’e düşürülmüş.</p>
<p><strong>Finansal riskler hiç azalmadı mı:</strong> Buradaki tuhaflığa dikkat lütfen. Kredi kısıtlamaları finansal sistemde oluşan riskleri kontrol etmek için kullanılır. Risk ortadan kalkınca kredilerin yeniden gevşetilmesi beklenir. Üç yıl boyunca kredi kısıtlarının bazen artırıldığı, bazen azaltıldığı bir seyir görmemiz gerekirken, tam tersi kredi piyasasının giderek daha çok sıkıştırıldığı bir seyir görüyoruz. Neden? Tek olası açıklama son üç yılda finansal risklerin hiç azalmadığı, tam tersine düzenli bir şekilde arttığıdır.</p>
<p>Yurtdışında savaş, yurtiçinde siyasi tansiyon gibi nedenlerle piyasalar etkilendiğinde kredilerin kısıtlanmasını normal karşılayabiliriz ama piyasalar normale döndüğünde krediler neden tekrar gevşememiş? Demek ki kredi kısıtlarının arkasında bir defalık şokların getirdiği tekil riskler değil, devamlı ve giderek biriken bir risk var. İşte o risk kanımca TL’nin değer kazanmasından geliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a2254fa7dbf4-1780634874.png" alt="" width="795" height="221" /><strong>TL kredi artışı en fazla yüzde 22:</strong> En son getirilen kısıtların ne kadar zorlayıcı olduğunu anlamak için kredilerin yıllık bazda ne kadar artmasına izin veriliyor, buna bir bakalım mı? Eğer kredi kuruluşları buradaki kısıtlara birebir uyarlarsa, ticari TL krediler yıllık bazda en fazla yüzde 14, KOBİ TL kredileri yüzde 33, döviz kredileri yüzde 3 ve bireysel ihtiyaç kredileri yüzde 21 artabilecek. Toplam TL krediler en fazla yüzde 22 artarken, döviz kredileri neredeyse duracak. Dikkat ederseniz KOBİ kredileri hariç her kredi türü için enflasyonun altında bir artış, yani reel olarak daralma öngörülüyor. Aslında enflasyonun yükselmesini beklediğimiz için KOBİ kredileri de reel olarak küçülecek. TL ticari krediler ve döviz kredilerde ise reel küçülme çok şiddetli olacak.</p>
<p><strong>Yük ihracatçıya ve turizmciye binecek:</strong> TL’nin döviz karşısında reel bazda değer kazanması hepimiz için enflasyondan bağımsız bir pahalılık yaratıyor ama en çok etkilenen tabii ki ihracat ve turizm gibi döviz kazandırıcı sektörler. Döviz kredilerini de en çok bu sektörler kullanıyor. Riskli fakat bir o kadar da avantajlı olan döviz kredileri, döviz kazandırıcı sektörler için finansman maliyetini riskli bir yolla da olsa düşürmek, kaybını telafi etmek için bir fırsat sunuyordu. Şimdi bu fırsat büyük ölçüde azalıyor. Dolayısıyla yeni kredi kısıtlarının getirdiği yükten ihracatçı ve turizmci daha çok etkilenecek.   </p>
<p>Son olarak şunu ekleyelim. Son getirilen kredi kısıtları o kadar zorlayıcı ki, bunların bir sene boyunca devam edebileceğini düşünmemek lazım. Yoksa zaten enflasyonda artış beklenen bir dönemde, ayrıca kredi kısıtları nedeniyle büyümenin de olumsuz etkilenmesi, çok riskli bir karışım olacaktır. Paracelcus’un dediği gibi “Zehiri ilaçtan ayıran şey, dozudur.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zehiri-ilactan-ayiran-sey-dozudur-kredi-sinirlamalari-80475</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zehiri ilaçtan ayıran şey dozudur: Kredi sınırlamaları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/arz-yonlu-soklarda-kalkinma-bankalarini-dusunmek-80474</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arz yönlü şoklarda kalkınma bankalarını düşünmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>İsveç’in tek özel bankası Stockholms Banco iflas ettiğinde ne yapıldı? Fransız Devrimi’nden sonraki hiperenflasyon döneminde, Napolyon hükümeti parasız kaldığında ne yapıldıysa o: Bir merkez bankası kuruldu. Tarih, merkez bankalarının kurtarıcı olarak görüldüğü örneklerle dolu.</em> Geçen yıl 28 Mart’ta, “Merkez Bankaları Pelerin Takmaz” başlığıyla yayımlanan yazıma bu cümlelerle başlamıştım. Bugün ise size, küresel ekonomide yapısal sorunlar büyüdüğünde kurtarıcı olarak görülen bir diğer grubu anlatacağım: Kalkınma Bankaları.</p>
<p>Kalkınma bankalarının tarihi çok eskiye dayanıyor. 1816’da Fransa’da ve 1850’de İtalya’da kurulan kalkınma bankaları, üzerinden geçen 2 yüzyıla rağmen hâlâ ayakta. Bugün ise dünyada yaklaşık 550 tane kalkınma bankası ve kalkınma finansmanı kuruluşu olduğu tahmin ediliyor. Adet olarak baktığımızda, kalkınma bankaları ve kalkınma finansmanı kuruluşlarının payı, toplam bankacılık içerisinde %5’in altında ama dünyadaki yatırımın %10’unu finanse ediyorlar. Elbette arada ciddi ölçek farkları var ama şurası kesin: Kalkınma bankaları, kendi ağırlıklarından daha fazlasını mobilize edebiliyor.</p>
<p>Kalkınma bankaları hâlâ II. Dünya Savaşı sonrası dönemdeki misyonlarıyla hatırlanıyor: Başta Avrupa ve Japonya olmak üzere, savaşın yıkıntısı ile uğraşan ülkeleri ayağa kaldırmak. Ondan birkaç on yıl sonra da Afrika’yı destekleyen programlarla akıllara kazınıyor kalkınma bankaları.</p>
<p>Tarihsel perspektiften bu aktarım doğru olsa da hikâyenin bütününü kapsamıyor. Bu şekilde anlatmak, çok temel iki yanılgıyı tetikliyor.</p>
<p>- Pek çok kişi, kalkınma bankalarının görevini gelir düzeyi düşük toplumların desteklenmesi ile sınırlı görüyor. Bir dönem akademik literatürde, ülkelerin gelir seviyesi arttıkça kalkınma bankalarının görevlerinin kendiliğinden sona ereceği görüşü bile vardı. Ancak mevcut durum bu beklentinin gerçekçi olmadığını gösteriyor. Çünkü kalkınma bankaları ve kalkınma finansmanı kuruluşlarının %60’tan fazlası yüksek-orta gelirli ve yüksek gelirli ülkelerde bulunuyor. Demek ki gelir grubu yükselince, kalkınma ihtiyacı bitmiyor.</p>
<p>- Bir diğer yanılgı da gelir grubundan bağımsız olarak küresel ekonomik gelişmelerin kalkınma bankalarına duyulan ihtiyacı ortadan kaldırdığıydı. Burada, beni de şaşırtan bir veriyi paylaşmak istiyorum: Mevcut kalkınma bankalarının dörtte biri, son 20 yılda kurulmuş. Yani yakın dönem küresel gelişmeler, kalkınma bankalarına duyulan ihtiyacı artırmış.</p>
<p>Ne diyeyim muhteremler, dünya ekonomisi insanı dert sahibi yapıyor olabilir ama belli ki derdin dermanı kalkınma bankalarında aranıyor. Bu elbette şaşırtıcı değil. 2008 Küresel Finansal Krizi sonrasında, politika faizlerinin Sıfır Alt Sınırı’na (Zero Lower Bound) çarpması, pek çok kişiye para politikası dışında bir çıkış aramak gerektiğini hatırlattı. Ekosistem krizinin tetiklediği dış şokların şiddeti ve frekansı artarken, üstüne gelen pandemi ve artan jeopolitik şoklar, arz yönlü iyileşmelerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hatırlattı. Sonra bir kez daha ve bir kez daha... İşte mevcut kalkınma bankalarının %25’inin son 20 yılda kurulmasının hikmeti de bu.</p>
<p>Grafik, dünya genelinde 500’ün üzerinde kalkınma bankasının odaklandığı alanları gösteriyor. Elbette her ülke, kendi yapısal ihtiyacına göre ilerliyor. Bu nedenle skala epey geniş.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a224e2381ad3-1780633123.png" alt="" width="700" height="335" />Bu başlıkların pek çoğu bugün dünyada da Türkiye’de de potansiyel büyümeyi baskılayan ve/ya enflasyonu tetikleyen, yapısal sorunların olabildiği alanlar. Dolayısıyla bu alanlardaki iyileşmeleri destekleyen arz yönlü politikalar ve finansman hem potansiyel büyümeyi yukarı çekme hem de enflasyonla mücadeleye destek verme potansiyeli taşıyor. Fosil bağımlılığını düşürüp yenilenebilir enerji üretiminizi artırdığınızda, petrol fiyat şokuna daha dayanıklı oluyorsunuz, değil mi? Bu sadece bir örnek, çoğaltmak mümkün. Ama mesaj net: Kalkınma bankalarının dezenflasyonist etkilerini konuşmak için güzel bir gün.</p>
<p>Biz de üçüncüsünü bu hafta içinde gerçekleştirdiğimiz “TSKB Kalkınma Günü” etkinliğimizde, çok kıymetli paydaşlarımızla hem 76. yılımızı kutladık hem de kalkınmanın ve bu amaçla harekete geçmenin öneminin altını bir kez daha çizdik. Etkinlikteki sunumumun son cümlesi, yazımda da son cümlem ve çağrım olsun: <strong>Kalk’ın! Çünkü geride kimseyi bırakmamalıyız!</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/arz-yonlu-soklarda-kalkinma-bankalarini-dusunmek-80474</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Arz yönlü şoklarda kalkınma bankalarını düşünmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yoresel-kalkinma-yerel-kabiliyetle-mumkun-80473</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yöresel kalkınma, yerel kabiliyetle mümkün</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Darı ambarı üzerinde yayılan inekler olmayı bırakalım da kabiliyetlerimizi bilelim. Yerel kabiliyet, bizi hayata bağlayan en hayati bağdır ve onu geliştirmedikçe zenginliğimiz kalıcı olmayacaktır.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Başlıktaki bu kavram, yörenin, kentin; <strong>tarih sahnesinde var kalabilmesinin</strong> en kritik faktörü… Diğer ikisi, <strong>tarihi kültürel miras</strong> ve <strong>doğal kaynaklardır</strong>. Fakat bu ikisini zamanın ruhuyla yoğurup zenginliğe çeviren, <strong>yerel kabiliyettir</strong>. Tarih, doğal kaynak olsa da, yerel kabiliyet şart…</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: O kentin <strong>aklı</strong>, <strong>eşrafı</strong>, <strong>yöneticisi</strong>, <strong>lideri</strong>, <strong>insan kaynağı</strong> ve tabii ki bunları yetiştiren <strong>kurumları</strong>, <strong>okulları</strong>, <strong>üniversiteleri</strong>… Kalkınma öykümüzde “<strong>deneme yanılma</strong>” dışı yöntem kullanmadığımızdan bu <strong>modern anlayış düzlemine ulaşmamız</strong> zaman aldı. Kısaca <strong>yerel kabiliyetleri fazlaca küçümsedik</strong>.</p>
<p><strong>KABİLİYET YERİNE AĞALARI DESTEKLEDİK</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Önce, her kenti <strong>eşit kalkındırma</strong> sevdasıyla, <strong>yöresel kalkınma</strong> planları yaptık. İlhamımız, <strong>Sovyetler</strong>’in “<strong>büyük planı</strong>” idi. Tutmadı, zaten <strong>kıt olan kaynakları</strong> heba ettik, <strong>kalkınmış yöre yerine kalkınmış ağalar </strong>yarattık. Kabiliyeti desteklemedik, <strong>feodal düzen artıklarından</strong> medet umduk.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Sonra <strong>akıllandık</strong>, gördük ki <strong>her yörenin imkânı da kabiliyeti de farklı</strong>… <strong>Muş</strong> ile <strong>İzmir</strong>’i aynı dinamiklerle geliştirmem mümkün değil. Ancak her iki kenti de kendi <strong>gelişim DNA’sıyla</strong> kalkındırabilmek de mümkün… Fakat kolay değil. Zira <strong>veri</strong>, <strong>akademik bilgi</strong>, <strong>değerli gayret</strong> gerekiyor.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Yerel kabiliyete dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Üniversitelerin işlevi nedir?</em></strong></p>
<p><strong>Her kentte üniversite</strong> var ya… Bunlar <strong>yerel kabiliyet eğitmeye odaklanmalı. Harran</strong>’da ziraat varsa ülkedeki en iyisi olsun. <strong>Gabar’da petrol varsa Şırnak Üniversitesi enerji ihtisasında yoğunlaşsın</strong>.</p>
<p><strong><em>Teşvikin bu işte rolü?</em></strong></p>
<p>Büyük şehirde <strong>kalifiye eleman bulamayan</strong> hazır giyimciler çareyi Doğu’da bulduysa, teşvikin de yardımıyla yörede bu <strong>insan kaynağını üretecek eğitim kurumlarını</strong> geliştirsinler ki <strong>kalkınma sürsün.</strong></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>KARS ÜNİVERSİTESİ’NDE PEYNİR ÜZERİNE DOKTORA YAPAN KAÇ ÖĞRENCİ VAR?</strong></p>
<p><strong>Elbette yok</strong>. Zira peynir gibi hafif(<strong>!</strong>) konularla hangi bilim insanı ilgilenir ki? Oysa kazın ayağı hiç de öyle değil. <strong>De Gaulle</strong>; “<strong>180 çeşit peyniri olan bir ülkeyi yönetmek kolay mı</strong>?” diye sitemler yağdırıyordu muhaliflerine… Bizde ise <strong>400’e yakın peynir çeşidi</strong> var ama <strong>envanterimiz</strong> dahi yok.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YEREL KALKINMA LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Yerel kalkınma</strong>: Bir bölgenin sosyal ve kültürel potansiyelini, o bölge kaynaklarıyla değerlendirme</p>
<p><strong>Kümelenme</strong>: Aynı veya benzer alanda faaliyet gösterenlerin iş birliği ve iş bölümü ile bütünleşmesi</p>
<p><strong>Yığın</strong>: Birbiriyle işi, ilişkisi, iş birliği ve iletişimi olmayanların aynı coğrafi konumda bulunmaları</p>
<p><strong>Yerel kabiliyet</strong>: Bölgenin girişimci sermayesi ve kent eşrafının aynı ufka bakması durumu</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yoresel-kalkinma-yerel-kabiliyetle-mumkun-80473</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/3/1280x720/sirnak-university-1780640270.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yöresel kalkınma, yerel kabiliyetle mümkün ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/issizlige-asil-bu-pencereden-bakmali-80472</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizliğe asıl bu pencereden bakmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yıllar önce izlediğim, adını ve konusunu çoktan unuttuğum bir filmin hâlâ hatırladığım bir sahnesi var. Gayet modern görünümlü onlarca kişinin çalıştığı büyük bir ofis ve devasa pencerede şahane bir deniz manzarası. Ama meğer bu çalışma alanı yerin metrelerce altında ve duvardaki deniz manzarası da yalnızca bir yansımaymış. Bir düğmeye basılıyor ve o soğuk duvar ortaya çıkıveriyor. Görünenle gerçek bambaşka…</p>
<p>Türkiye’nin işsizlik verileri de aynen böyle…</p>
<p>Görünen işsizlik başka, oysa gerçek bambaşka…</p>
<p>Görünen işsizlik fena değil, hatta son yıllarda azalma eğiliminde. Öte yandan gerçek işsizlikte yön yukarı doğru.</p>
<p>Görünen işsizlik yer altındaki ofisin duvarına yansıtılan manzara.</p>
<p>Gerçek işsizlik ise o manzarayı yansıtan düğme kapatıldıktan sonra ortaya çıkan sevimsiz çıplak duvar.</p>
<p>Bize hep manzara izlememizi söylüyor ve öneriyorlar ama biliyoruz ki geri planda o sevimsiz duvar var.</p>
<h2>Nisan verileri</h2>
<p>TÜİK’in dün açıkladığı nisan ayına ilişkin işgücü istatistiklerinde önceki dönemlere göre kayda değer bir değişiklik yok; zaten işgücü istatistiklerinin öyle aydan aya önemli bir değişiklik göstermesi de pek beklenmez.</p>
<p>Görünür işsizlik oranı marttan nisana yüzde 8,1’den yüzde 8,2’ye çıktı, gerçek işsizliğin göstergesi olan atıl işgücü oranı ise yüzde 31,3’ten yüzde 30,1’e geriledi.</p>
<p>Bu oranlarda önemli olan aylık küçük oynamalar değil zaten, uzun dönemli eğilimin neye işaret ettiği…</p>
<h2>Görünen aşağı, gerçek yukarı…</h2>
<p>Duvardaki manzara gayet güzel, zaman geçtikçe daha da güzelleşiyor. Nasıl mı?</p>
<p>Görünen işsizlik oranı 2014 yılından bu yana olan dönemde en yüksek düzeye pandeminin etkisiyle 2019-2020 yıllarında çıktı. Bu yıllarda kimi aylar işsizlik oranı yüzde 14’ü bile aştı.</p>
<p>Pandemi geride kaldı, işler normale döndü, işsizlik oranı da tek haneli düzeylere indi.</p>
<p>2021’in ortasında yüzde 13,5 dolayında bulunan görünür işsizlik oranı yavaş yavaş azaldı ve yüzde 8’lere oturdu.</p>
<p>Ya bu manzaranın arkasına adeta hapsolan duvar, yani gerçek işsizlik, yani atıl işgücü oranı?</p>
<p>Atıl işgücü oranı 2022 yazından bu yana inişli çıkışlı bir eğri çizse de genel olarak hep artıyor.</p>
<p>Gerçek işsizlik oranı yönünü aşağı çevirmişken atıl işgücü oranının artması çelişki gibi görünmekle birlikte bunlar aslında birbirini tamamlayan göstergeler.</p>
<p>İnsanlar adeta ne iş bulursa çalışmak istiyor ve çalışıyor ama bir yandan da arayış içinde. Zamana bağlı eksim istihdam olarak nitelenen bu kavramı TÜİK şöyle açıklıyor:</p>
<p><strong>“İstihdamda olan ve 40 saatten daha az süre çalışıp daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu durumda daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.”</strong></p>
<p>Yani bu kişiler istihdamda ama işinden memnun değil, daha çok çalışmak ve para kazanmak istiyor ve o yüzden aslında iş arıyor. Dolayısıyla aslında bu kişileri bir başka bakış açısıyla aslında işsiz saymak gerekiyor.</p>
<p>Bir de klasik işsizlik tanımı içinde yer almayan potansiyel işgücü var. Bu grupta yer alanlar üç başlıkta toplanıyor:</p>
<p>■ İşbaşı yapabilecek durumda olduğu halde iş bulacağına inanmadığı için iş aramayan kişiler.</p>
<p>■ Çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iki hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler.</p>
<p>■ Son dört hafta içinde en az bir iş arama kanalını kullanan fakat iki hafta içinde işbaşı yapamayacak durumda olan kişiler.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a224d174b278-1780632855.png" alt="" width="412" height="287" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/issizlige-asil-bu-pencereden-bakmali-80472</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/issizlik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşsizliğe asıl bu pencereden bakmalı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cok-sevenim-var-siyasete-girip-onlari-neden-uzeyim-80471</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Çok sevenim var, siyasete girip onları neden üzeyim?&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DÜNYACA </strong>ünlü tenor <strong>Murat Karahan, Sibel Kaya</strong>’nın organize ettiği <strong>“Patronlar Okulu” </strong>buluşmasında öyküsünü anlatmaya çocukluğundan girdi:</p>
<p>-          <strong>Çok yazık olmuş iki yetenekli insanın çocuğu olarak Ankara’da dünyaya geldim. Annemin ve teyzemin sesi muhteşemdi. Babamın sesi bir başka muhteşem.</strong></p>
<p>Baba tarafının tüccar, anne tarafında da siyaset (<strong>İsmet Sezgin </strong>dayısıydı) olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Çocukken aklımda hiç sanatçı olmak yoktu. Babam gibi tüccar veya idolüm olan İsmet dayım (Sezgin) gibi siyasetçi olmak istiyordum.</strong></p>
<p>Annesinin teşvik ve çabalarıyla kendisini bir anda sınavda bulduğunu anımsadı:</p>
<p>-          <strong>Aslında o günlerde anneme itiraz ederdim, </strong>“Ne yani <strong>Pavarotti </strong>gibi tayt giyip sahneye mi çıkacağım” <strong>derdim. 200 kişi sınava girdik. Operayı kazanan 4 kişiden biri oldum. Bir ay sonra da rol verdiler.</strong></p>
<p>İtirazları sırasında annesinin sık sık yinelediği yanıtı aktardı:</p>
<p>-          <strong>Annem, </strong>“Bir gün dünya çapında sanatçı olacaksın, gelip benden özür dileyeceksin” <strong>diyordu.</strong></p>
<p><strong>Sibel Kaya, </strong>Limak Holding’in kurucularından <strong>Nihat Özdemir, </strong>Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mehmet Nane, </strong>Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve UN Global Compact Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ahmet Dördüncü</strong>, bankacı <strong>Hakan Ateş</strong>’in konukları arasında yer aldığı buluşmada <strong>Murat Karahan</strong>’a sordu:</p>
<p>-          <strong>Annenizden özür dilediniz mi?</strong></p>
<p><strong>Karahan </strong>soruya şöyle yanıt verdi:</p>
<p>-          <strong>Operada ilk rolü aldıktan sonra </strong>“sanat ve sahne zehiri” <strong>o anda kanıma girdi. Annemin öngörüsü muhteşemdi. Gittim, anneme sarılıp </strong>“Allah senden razı olsun” <strong>diyerek ağladım.</strong></p>
<p>Siyasetin içine doğduğunu ortaya koyan şu cümleyi kullandı:</p>
<p>-          <strong>Dayım İsmet Sezgin, kirvem 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel’di. Ayrıca babam da </strong><strong>I</strong><strong>spartalı’dır.</strong></p>
<p><strong>Sibel Kaya, </strong>bu noktada şu soruyu yöneltti:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizin dünyaca ünlü tenoru olduktan sonra siyaset hiç aklınızdan geçti mi? Düşünüyor musunuz?</strong></p>
<p>Arada milletvekilliğinin aklından geçtiğini belirtip, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Bugünkü siyasi iklim bana uymuyor. Ayrıca çok sevenim var. Siyasete girip neden onları üzecek adımlar atayım?</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Sosyal medyada hiç siyasi paylaşım yapmam. İdeolojik tavır sergilemem. Bana göre sanatçı etrafında gördüğü yanlışlara muhalefet eder, partilere değil.</strong></p>
<p>Kendini, <strong>“Atatürk milliyetçisi” </strong>olarak tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Sahnede, seyircinin kalbindeyim. Bu noktaya ulaşmışken siyaseti düşünür müyüm? Sanmıyorum.</strong></p>
<p><strong>Sibel Kaya, Karahan</strong>’a Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Genel Sanat Yönetmenliği görevini anımsattı. <strong>Karahan, </strong>şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>-          <strong>6 yıl o görevi yaptım. Sanat kariyerimi engelleme noktasına gelmişti. Ben de idari görevi bırakma yolunu seçtim. Çünkü, davet edildiğim 10 prodüksiyonun ancak ikisine gidebilir durumdaydım.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Benim en mutlu olduğum yer sahne…</strong></p>
<p>Sanatın yanı sıra ticarete de girdiğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Ticarette kendime bir hedef koydum. Bir şirket kurdum. Konser organizasyonlarımızı o şirket üzerinden yürütüyoruz. Şirketteki ekibim o işleri yürütüyor.</strong></p>
<p><strong>Murat Karahan, </strong>Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğüne atandığında rahmetli <strong>Hıncal Uluç, </strong>Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde çok sert eleştirmişti:</p>
<p>-          <strong>Murat Karahan, sanatı değil, bürokratlığı seçmiş…</strong></p>
<p><strong>Karahan, </strong>aile dostu olan <strong>Hıncal </strong>Abi’ye şu yanıtı vermişti:</p>
<p>-          <strong>Merak etme abi, genel müdürlük görevim yurt dışı temsillere çıkmamı engellemez…</strong></p>
<p><strong>Karahan, </strong>Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü görevindeki 6 yılın ardından, <strong>“sanat kariyerimi engelliyor” </strong>duygusunu yaşayınca, tercihini sanatından yana koydu…</p>
<p><strong>Karahan </strong>artık, sanat yönetmenliğini yürüttüğü Limak Filarmoni Orkestrası’yla projeler de dahil tümüyle sanata odaklanmış bulunuyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ankara sevdalısıyım</span></h2>
<p><strong>MURAT Karahan, “Patronlar Okulu”</strong>nda <strong>Sibel Kaya</strong>’nın sorularını yanıtlarken, doğup büyüdüğü, halen ikamet ettiği Ankara’ya düşkünlüğünü şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Tam bir Ankara sevdalısıyım…</strong></p>
<p>Ankara’nın <strong>“bozkır” </strong>olmadığını savundu:</p>
<p>-          <strong>Ankara, sanıldığının aksine yeşildir. Her evin bahçesinde mutlaka en az bir ağaç vardır.</strong></p>
<p>Ardından sözü Türkiye’ye taşıdı:</p>
<p>-          <strong>İşim nedeniyle uzun süreli seyahatlerim çok oluyor. Dünyanın önemli merkezlerinde sahneye çıkıyorum. Hiçbirinde </strong>“Ben burada yaşasam” <strong>diye düşünmüyorum. Hiçbir yer Türkiye kadar güzel olamaz.</strong></p>
<p>Yurt dışına taşınmayı, yerleşmeyi hiç düşünmediğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Ne olursanız olun, ünlü, varlıklı, fark etmez, sonuçta başka ülkede </strong>“el”<strong>siniz. Yani, yabancısınız.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Emekçilikten geliyoruz, bizde ücretin ‘asgarisi’ yok</span></h2>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a224c357918c-1780632629.jpg" alt="" width="700" height="554" />
<figcaption><strong>Dr.</strong> <strong>Hakan Yavuz</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>DAVİVA </strong>Healthcare Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. <strong>Hakan Yavuz, </strong>Başkanvekili <strong>Mehmet Suat (Fuat) Akın </strong>ve Yönetim Kurulu Üyesi Dr. <strong>Tarkan Dizdar</strong>’la birlikte sohbet ederken, 19 ildeki 53 diyaliz merkezi ve yeni aldıkları hastaneleri işaret ederek bir iddiasını ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Bizde asgari ücret yoktur… En düşük ücretimiz asgari ücretin üstündedir…</strong></p>
<p>Bunun üzerine sordum:</p>
<p>-          <strong>Hizmet aldığınız taşeronlar da bu iddialı duruşunuza dahil mi?</strong></p>
<p>Yanıtı netti:</p>
<p>-          <strong>Taşeron şirketlerle anlaşırken </strong>“personele verdiğiniz en düşük ücret, asgari ücretin mutlaka üstünde olacak” <strong>şeklinde sözleşmeye madde koyarız. Aksi halde anlaşmayız.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Biz emekçilikten geldik, bizde ücretin </strong>“asgarisi” <strong>olmaz…</strong></p>
<p>Dr. <strong>Hakan Yavuz, </strong>personel ücretleriyle ilgili şu ayrıntıyı da paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Bankaların personel ücretleri için verdiği promosyonun tek kuruşu bizim boğazımızdan geçmez.</strong></p>
<p>2023 yılını anımsadı:</p>
<p>-          <strong>Diyaliz merkezlerimiz için cihaz satın almış, 4 milyon Euro borçlanmıştık. O yıl personelimizin ücretleri için bankanın verdiği promosyon 1 milyon Euro oldu. </strong>“O 1 milyon Euro’yu borç ödemede kullansak” <strong>düşüncesi aklımızdan bile geçmedi…</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hasta sayısı 100’ün altına inen 6 diyaliz merkezini çalışanlara devrettik</span></h2>
<p><strong>DAVİVA </strong>Healthcare Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. <strong>Hakan Yavuz, </strong>Türkiye’nin 19 ilinde 53 diyaliz merkezlerinin olduğunu belirtince, illeri sordum, bir çırpıda sayılarıyla sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>İstanbul </strong>(10 merkez), <strong>İzmit </strong>(2 merkez), <strong>Bursa </strong>(5), <strong>Manisa </strong>(1), <strong>İzmir </strong>(10), <strong>Aydın </strong>(1), <strong>Antalya </strong>(3), <strong>Mersin </strong>(1), <strong>Adana </strong>(2), <strong>Hatay </strong>(1), <strong>Gaziantep </strong>(1), <strong>Kahramanmaraş </strong>(1), <strong>Kayseri </strong>(3), <strong>Konya </strong>(2), <strong>Nevşehir </strong>(1), <strong>Ankara </strong>(2), <strong>Samsun </strong>(4), <strong>Ordu </strong>(2).</li>
</ul>
<p>Şu stratejileri üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Hasta sayısı 100’ün altında olan diyaliz merkezlerimizi elimizden çıkardık.</strong></p>
<p>O merkezlerin bulunduğu il ve ilçeleri paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Malatya, Beyşehir, Erzurum, Merzifon, Konya Ereğlisi, Kırşehir, Lüleburgaz, Balıkesir…</strong></p>
<p>Bu merkezlerden 6’sını çalışanların devraldığını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Benim de diyaliz merkezi sahibi olma öyküm, çalıştığım merkeze ortaklıkla başladı. Biz hasta sayısı 100’ün altına inen merkezleri elimizden çıkarma kararı verdiğimizde 6 merkezde işin başında olan arkadaşlar talepte bulundu. Biz de onlara devrettik.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İlaca ‘fason’la girdik, kendi fabrikamızı kurma planımız var</span></h2>
<p><strong>DAVİVA </strong>Healthcare Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. <strong>Hakan Yavuz, </strong>diyaliz merkezleri ile büyüdükleri sağlık sektöründe bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Diyaliz merkezi işimize iki hastane ile genel hastanecilik işini de ekledik. Ayrıca, sağlık alanında üretime de girmeyi hedefe koymuştuk. Nitekim ilk aşamada 5 ruhsat satın alıp fason üretim yaptırarak ilaç sektörüne de adım attık.</strong></p>
<p>Böbrek ilaçlarına odaklandıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>İlaç üretimini zamanla kendi fabrikamızda yapma planımız var. Bu yatırım için de hazırlıklarımız sürüyor. Daviva İlaç’ın Genel Müdürlük görevini Can Hisarlı arkadaşımız yürütüyor.</strong></p>
<p><strong>“Diyalizör” </strong>üretimi hazırlıklarını da anımsatıp ekledi:</p>
<p>-          <strong>Üreteceğimiz ürünlerin yüzde 40-50’sini kendi diyaliz merkezlerimiz ve hastanelerimizde tüketmeyi planlıyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cok-sevenim-var-siyasete-girip-onlari-neden-uzeyim-80471</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/1/1280x720/663-1780632480.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çok sevenim var, siyasete girip onları neden üzeyim? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-is-dunyasinin-cati-kurulusu-btso-137-yasinda-80528</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa iş dünyasının çatı kuruluşu BTSO 137 yaşında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın ticaret ve sanayi hayatına yön vermek amacıyla 1889 yılında kurulan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO), 137’nci kuruluş yıl dönümünü çeşitli etkinliklerle kutladı.</p>
<p>Temelleri Kozahan’da Osman Fevzi Efendi ve arkadaşları tarafından atılan BTSO, bugün 60 bini aşkın üyesiyle Türkiye’nin en büyük ticaret ve sanayi odaları arasında yer alıyor. Kuruluş yıl dönümü kapsamında Kozahan’da düzenlenen programa BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur, önceki dönem meclis başkanları, yüksek istişare kurulu üyeleri ve iş dünyasının temsilcileri katıldı. Program kapsamında Atatürk Anıtı’na çelenk sunulurken, BTSO’nun kurucusu Osman Fevzi Efendi de kabri başında anıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a229a3da89af-1780652605.jpeg" alt="" width="597" height="398" /></p>
<h2><strong>“137 yıldır Bursa’nın kalkınmasına katkı sağlıyor”</strong></h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, kuruluşun Bursa’nın ekonomik gelişiminde, sanayi kimliğinin güçlenmesinde, ihracat kapasitesinin artmasında ve girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasında önemli bir rol üstlendiğini söyledi. Kurucuları rahmet ve minnetle andıklarını belirten Burkay, BTSO’nun 137 yıllık süreçte Bursa iş dünyasının ortak aklını temsil eden güçlü bir kurum haline geldiğini ifade etti.</p>
<h2><strong>“2030 vizyonuyla Bursa’yı geleceğe hazırlıyoruz”</strong></h2>
<p>Bursa’nın Türkiye ekonomisinin lokomotif kentlerinden biri haline gelmesinde önceki dönem yöneticilerinin ve iş dünyasının büyük katkıları bulunduğunu vurgulayan Burkay, BTSO’nun yeni dönemde de aynı sorumlulukla çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Burkay, “137 yıllık kurumsal hafızamız ve 60 bini aşkın üyemizden aldığımız güçle Bursa’nın üretim gücünü, ihracat kapasitesini, teknoloji altyapısını ve rekabetçiliğini artırmaya odaklanıyoruz. Bugüne kadar 60’tan fazla projeyi hayata geçirdik. 2030 vizyonumuz doğrultusunda Bursa’yı yüksek teknolojiye dayalı üretim, katma değerli ihracat, yeşil ve dijital dönüşüm, nitelikli istihdam ve küresel rekabet alanlarında daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a229a6322134-1780652643.jpeg" alt="" width="632" height="342" /></p>
<h2><strong>“Son 13 yılda dönüşüm ve atılım dönemi yaşandı”</strong></h2>
<p>BTSO Meclis Başkanı Ali Uğur da 137 yıllık geçmişiyle BTSO’nun Türkiye’nin en güçlü iş dünyası kuruluşlarından biri olduğunu belirtti. Özellikle son 13 yılda önemli bir dönüşüm ve atılım süreci yaşandığını ifade eden Uğur, ortak akıl ve istişare kültürüyle Bursa’nın ekonomik, teknolojik ve sosyal gelişimine katkı sağlamaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<h2><strong>İş dünyasından BTSO’ya övgü</strong></h2>
<p>Törende söz alan BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Celal Gökçen, BTSO’nun Türkiye’de köklü geçmişe sahip az sayıdaki odadan biri olduğuna dikkat çekerek, kurumun iş dünyasının önünü açan projeler üretmeye devam ettiğini söyledi.</p>
<p>Önceki dönem BTSO Meclis Başkanı İlhan Parseker ise BTSO’nun geçmişten bugüne öncü rol üstlendiğini belirterek, Türkiye’nin örnek kurumlarından biri olmayı sürdürdüğünü ifade etti.</p>
<p>Bir diğer önceki dönem meclis başkanı Burhan Vatan da BTSO’nun iş dünyası için önemli bir okul niteliği taşıdığını vurgulayarak, geçmişten bugüne gerçekleştirilen projelerle kurumun Bursa ekonomisine değer katmayı sürdürdüğünü dile getirdi.</p>
<p>BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik ise son yıllarda hayata geçirilen projelerle Oda’nın önemli bir ivme yakaladığını belirterek, BTSO’nun Bursa’nın ekonomik gelişimindeki öncü rolünü güçlendirdiğini söyledi.</p>
<p>Bursa Tarihi Çarşı ve Hanlar Birliği Başkanı İsa Altıkardeş de BTSO’nun kuruluş yıl dönümünün, Bursa ticaretinin doğduğu noktalardan biri olan Kozahan’da kutlanmasının ayrı bir anlam taşıdığını ifade ederek, tarihi çarşılar ve ticaret kültürünün kentin ekonomik gelişimindeki önemine dikkat çekti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-is-dunyasinin-cati-kurulusu-btso-137-yasinda-80528</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/8/1280x720/bursa-is-dunyasinin-cati-kurulusu-btso-137-yasinda-1780652683.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1889 yılında Kozahan’da temelleri atılan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, 137’nci kuruluş yıl dönümünü kutladı. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, 60 bini aşkın üyeden aldığı güçle üretim, ihracat, teknoloji ve rekabetçilik alanlarında 60’tan fazla projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, 2030 vizyonuyla Bursa’yı yüksek teknoloji ve katma değerli üretimde daha güçlü bir konuma taşımayı hedeflediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-aslantas-yeni-dunya-duzenini-takip-eden-degil-takip-edilen-konuma-gelmek-zorundayiz-80516</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aslantaş: Yeni dünya düzenini takip eden değil, takip edilen konuma gelmek zorundayız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Kongre Merkezi'nde düzenlenen Çevre Teknolojileri ve Lojistik Zirvesi’nde çevre teknolojileri, sürdürülebilir üretim ve lojistikte dönüşüm başlıkları ele alındı. Kamu, sanayi ve lojistik sektörlerinden temsilcilerin bir araya geldiği programda, küresel ticarette giderek önem kazanan karbon yönetimi ve yeşil dönüşüm süreçleri değerlendirildi.</p>
<p>Programda konuşan Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, üreticilerin ve sanayicilerin yeni dünya düzenine uyum sağlamasının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Karbon salımı analizlerini yapmayan ve dönüşüm süreçlerini başlatmayan işletmelerin önümüzdeki dönemde önemli rekabet sorunlarıyla karşı karşıya kalabileceğini dile getiren Aslantaş, küresel pazarlarda varlığını sürdürmek isteyen firmaların bu sürece hazırlıklı olması gerektiğini vurguladı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/06/05/whatsapp-image-2026-06-05-at-09-z1en.jpg" alt="" width="700" height="394" /></h2>
<h2><br />Yeşil dönüşüm ve karbon yönetimi konusunda 10 eğitim programı</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/06/05/whatsapp-image-2026-06-05-at-09-7sqp.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Gebze Ticaret Odası olarak bu alanda öncü adımlar attıklarını belirten Aslantaş, öncelikle karbon salımı analizini yaptırarak üyelerine örnek olduklarını, yeşil dönüşüm ve karbon yönetimi konusunda yaklaşık 10 eğitim programı düzenlediklerini ve üyelerin bu sürece uyum sağlamaları için çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Aslantaş, “Yeni dünya düzenini takip eden değil, takip edilen bir konuma gelmek zorundayız. Üretim gücümüzü korumanın ve rekabet avantajımızı sürdürmenin yolu dönüşüme bugünden hazırlanmakla mümkündür.” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-aslantas-yeni-dunya-duzenini-takip-eden-degil-takip-edilen-konuma-gelmek-zorundayiz-80516</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/6/1280x720/gto-baskani-aslantas-yeni-dunya-duzenini-takip-eden-degil-takip-edilen-konuma-gelmek-zorundayiz-1780646153.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Kongre Merkezi&#039;nde düzenlenen zirvede çevre teknolojileri, sürdürülebilir üretim ve lojistikte dönüşüm başlıkları ele alındı. Zirvede konuşan Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, karbon salımı analizini yapmayan ve dönüşüm süreçlerini başlatmayan firmaların küresel pazarda rekabet şansını kaybedeceğini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kikaf-metef-2026-kapilarini-acti-80510</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KİKAF METEF 2026 kapılarını açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Valiliği himayelerinde; Kütahya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü (İŞKUR), Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), Kütahya Organize Sanayi Bölgesi, 30 Ağustos Organize Sanayi Bölgesi, Zafer Organize Sanayi Bölgesi ve Kütahya İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen KİKAF METEF 2026 Kariyer ve Mesleki Eğitim Fuarı kapılarını açtı. Fuarın açılışı, yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı kortej yürüyüşü ile gerçekleştirildi. Öğrenciler, öğretmenler, kamu kurum temsilcileri, sanayiciler ve vatandaşların katıldığı yürüyüşün ardından protokol üyeleri fuar alanına geçti.</p>
<p>KİKAF METEF 2026'nın açılış programına Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Cihad DEMİRLİ katılım sağladı. Söyleşi alanında gerçekleştirilen açılış konuşmalarında mesleki eğitimin önemi, eğitim ile istihdam arasındaki güçlü bağ, nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi ve gençlerin kariyer planlamalarına yönelik çalışmalar ele alındı. Konuşmaların ardından gerçekleştirilen kurdele kesimiyle fuarın resmi açılışı yapıldı. Açılış sonrasında Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Sayın Cihad DEMİRLİ, Kütahya Valisi Sayın  Musa IŞIN ve il protokolü fuar alanındaki stantları tek tek ziyaret ederek katılımcı firmalarla bir araya geldi. Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Tolga ESKİOĞLU ve Bölge Müdürü Sayın Tunahan ERGİN de fuar alanındaki stantları ziyaret ederek firma temsilcileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. </p>
<p>Bu yıl 49 firmanın katılım sağladığı KİKAF METEF 2026, ilk gününde binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Öğrenciler ve iş arayan vatandaşlar, firmaların insan kaynakları temsilcileriyle birebir görüşme imkânı bulurken çok sayıda özgeçmiş (CV) firmalara ulaştırıldı. Katılımcılar, sektör temsilcileriyle doğrudan iletişim kurarak kariyer ve istihdam fırsatları hakkında bilgi edinme şansı yakaladı. Fuar kapsamında düzenlenen söyleşi programları da ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Açılış gününde spor spikeri Hünkar MUTLU, eski hakem Bünyamin Gezer ve eski futbolcu Tarık ÜSTÜN, KİKAF ziyaretçileriyle bir araya gelerek kariyer yolculukları, başarı hikâyeleri ve tecrübelerini paylaştı.</p>
<p>KİKAF METEF 2026'nın ikinci gününde ise Kütahya Valisi Sayın Musa IŞIN ve ünlü sanatçı Ceyda DÜVENCİ'nin ziyaretçilerle bir araya gelmesi bekleniyor.  Gerçekleştirilecek söyleşi ve buluşmalarla fuarın kariyer, eğitim ve kişisel gelişim alanlarında katılımcılara önemli katkılar sunmaya devam etmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kikaf-metef-2026-kapilarini-acti-80510</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/0/1280x720/kikaf-metef-2026-kapilarini-acti-1780643183.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya’da düzenlenen KİKAF METEF 2026 Kariyer ve Mesleki Eğitim Fuarı, yaklaşık 5 bin kişinin katıldığı kortej yürüyüşüyle başladı. 49 firmanın yer aldığı fuar, gençleri iş dünyasıyla buluştururken mesleki eğitim, istihdam ve kariyer planlaması ekseninde binlerce ziyaretçiyi ağırladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskan-adayi-ozer-matli-bursanin-gelecegini-hep-birlikte-insa-edecegiz-80504</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: Bursa&#039;nın geleceğini hep birlikte inşa edeceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Matlı, mesajında, BTSO'nun 137 yıldır Bursa iş dünyasının en önemli çatı kuruluşlarından biri olduğunu söyledi. Matlı, “Bugün sahip olduğumuz güçlü sanayi altyapısında, üretim kültüründe ve girişimcilik ruhunda BTSO'nun çok önemli katkıları vardır. Bu köklü kurumun kuruluşunda emeği geçenlerden bugüne kadar görev alan tüm başkanlarımıza, meclis üyelerimize ve iş dünyası temsilcilerimize şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>
<h2><strong>“Bursa'nın geleceği kapsayıcı bir anlayışla şekillenmeli”</strong></h2>
<p>Bursa'nın son yıllarda önemli bir ekonomik gelişim gerçekleştirdiğini belirten Matlı, bundan sonraki dönemin yalnızca büyümeyi değil, geleceği planlama dönemi olması gerektiğini söyledi. Matlı, "Bursa sanayi odaklı büyümesini sürdürürken artık bugünü değil, önümüzdeki 20-30 yılı konuşmamız gerekiyor. Şehrimizin geleceği; üreten, ticaret yapan, hizmet sunan ve istihdam sağlayan tüm kesimlerin katkısıyla şekillenmelidir. BTSO da bu anlayışın en güçlü temsil merkezi olmalıdır." ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>BTSO'da katılımcı yaklaşım vurgusu</strong></h2>
<p>BTSO’nun 60 bin üyesiyle Bursa iş dünyasının en geniş temsil gücüne sahip kuruluş olduğunu belirten Matlı, üyelerin yaklaşık 45 bininin ticaret ve hizmet sektörlerinde, 15 bininin ise sanayi ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkat çekti. Matlı, “BTSO, ticaretten hizmete, üretimden sanayiye kadar Bursa ekonomisinin tüm dinamiklerini bünyesinde barındıran büyük bir yapıdır. Üyelerimizin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan ticaret ve hizmet sektörleri, Bursa ekonomisinin canlılığını sağlayan en önemli güçlerden biridir. Yeni dönemde sanayicimizin yanında olmaya devam ederken, ticaret erbabımızın ve hizmet sektörlerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını da daha güçlü şekilde gündeme taşıyacağız. Biz BTSO'nun her üyeyi dinleyen, her fikre değer veren ve tüm sektörleri karar süreçlerine dahil eden bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Şeffaflık, istişare ve kapsayıcılık kurum kültürünün vazgeçilmez unsurları haline gelmelidir” dedi.</p>
<h2><strong>“Kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi küstürmeden”</strong></h2>
<p>Bursa'nın birlik ve beraberlik ruhunun korunmasının önemine dikkat çeken Matlı, iş dünyasının kutuplaşmaya değil dayanışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Matlı, “Bu şehirde üretime, istihdama ve ihracata katkı sağlayan herkes değerlidir. Bizim anlayışımızda ayrıştırmak değil, birleştirmek vardır. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi küstürmeden, tüm kesimleri aynı masa etrafında buluşturan bir yönetim anlayışını hâkim kılmak istiyoruz. Çünkü Bursa'nın gücü birlikten gelir” dedi.</p>
<h2><strong>“Bursa yeni bir lige yükselmeli”</strong></h2>
<p>Bursa'nın artık sadece bir sanayi kenti olarak anılmasının yeterli olmadığını ifade eden Matlı, şehrin ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini belirtti. Matlı, “Geçmişte Bursa'nın en büyük gücü üretim kapasitesiydi. Bugün de öyle. Ancak artık yeni bir döneme giriyoruz. Bursa yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın konuştuğu şehirlerden biri olmak zorundadır. Ticaretiyle, sanayisiyle, hizmetleriyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle, kültürüyle ve girişimcilik ekosistemiyle yeni bir lige yükselmelidir. Biz Bursa'nın sadece Türkiye'deki gelişmeleri takip eden değil, Türkiye'ye yön veren; sadece ulusal ölçekte değil, uluslararası ölçekte de söz sahibi olan bir şehir haline gelmesi gerektiğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>“Bursaspor Bursa'nın Ortak Değeridir”</strong></h2>
<p>Bursa'nın ekonomik gelişiminin yanı sıra sosyal ve sportif değerlerinin de güçlenmesi gerektiğini belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursaspor'un şehrin en önemli ortak markalarından biri olduğunu vurguladı. Matlı, “Bursaspor sadece bir spor kulübü değil, Bursa'nın ortak değeridir. Sanayicisi, ticaret erbabı, esnafı ve gençleriyle tüm Bursa'yı aynı hedef etrafında buluşturan güçlü bir markadır. Bursa iş dünyası olarak geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de Bursaspor'umuzun yanında olacağız. Güçlü bir Bursa ekonomisi ile güçlü bir Bursaspor'un birbirini tamamlayan iki önemli değer olduğuna inanıyoruz” dedi.</p>
<p>Mesajının sonunda BTSO'nun 137. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Matlı, “Bu köklü kurumun geçmişinden aldığı güçle geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğine yürekten inanıyorum. Bursa iş dünyamızın tüm temsilcilerinin ve BTSO ailemizin 137. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskan-adayi-ozer-matli-bursanin-gelecegini-hep-birlikte-insa-edecegiz-80504</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/4/1280x720/btso-baskan-adayi-ozer-matli-bursanin-gelecegini-hep-birlikte-insa-edecegiz-1780642322.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası&#039;nın 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa&#039;nın ekonomik gelişiminde BTSO’nun üstlendiği tarihi role dikkat çekerek, yeni dönemde daha katılımcı, daha şeffaf ve birlikteliğe dayalı bir yönetim anlayışını hâkim kılacaklarını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yesil-donusum-kuresel-ticarette-rekabetin-ana-unsuru-oldu-80493</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeşil dönüşüm küresel ticarette rekabetin ana unsuru oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a22629a04b4a-1780638362.png" alt="" width="900" height="136" />Türkiye’de sanayi, tarım, enerji ve lojistik sektörleri başta olmak üzere birçok alanda çevresel sürdürülebilirlik yatırımları hız kazanırken, Dünya Çevre Günü bu dönüşümün ekonomik boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Özellikle ihracat odaklı üretim yapan şirketler açısından karbon ayak izinin azaltılması, enerji verimliliği, döngüsel ekonomi uygulamaları ve yenilenebilir enerji yatırımları stratejik önem kazanmaya başladı. Küresel ölçekte iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında uygulamaya alınan yeni düzenlemeler, çevre konusunu şirketlerin sosyal sorumluluk faaliyetlerinin ötesine taşıdı. Artık yatırım kararlarından kredi kullanımına, ihracat süreçlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar birçok başlıkta çevresel performans belirleyici unsur olarak öne çıkıyor.</p>
<h2>Karbon maliyetleri yeni dönemin belirleyicisi</h2>
<p>Avrupa Birliği tarafından hayata geçirilen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa’ya satış yapan firmalar için yeni yükümlülükler getiriyor. Artık, gıdadan demir-çeliğe, otomotivden enerjiye, tekstilden turizme kadar neredeyse her sektörde faaliyet gösteren işletmeler, üretim ve hizmet süreçlerinde ortaya çıkan karbon emisyonlarını raporlamak ve azaltmak durumunda. Uzmanlar, önümüzdeki dönemde karbon maliyetlerinin şirket bilançolarında enerji ve hammadde giderleri kadar önemli bir kalem haline geleceğini belirtiyor. Bu nedenle işletmeler üretim süreçlerini daha verimli hale getirecek teknolojilere yönelirken, enerji tüketimini azaltan yatırımlara da ağırlık veriyor. Sanayi kuruluşları açısından enerji verimliliği projeleri, atık ısı geri kazanımı, yenilenebilir enerji santralleri ve dijital izleme sistemleri en çok tercih edilen uygulamalar arasında. Bu yatırımlar hem karbon salımını azaltıyor hem de uzun vadede işletme maliyetlerinin düşmesine katkı sağlıyor.</p>
<h2>Sürdürülebilirlik finansmana erişimi de etkiliyor </h2>
<p>Yeşil dönüşüm yatırımlarının hız kazanması için finansmana erişim kritik önem taşıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, şirketlerin dönüşüm sürecinde karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin teknolojiye erişim ve uygun maliyetli finansman olduğunu vurguluyor. Özellikle enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, sürdürülebilir üretim ve karbon azaltım projeleri yüksek yatırım gerektirirken, şirketler uluslararası finansman kaynaklarına daha fazla ihtiyaç duyuyor.</p>
<p>Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde yeşil krediler, sürdürülebilirlik bağlantılı finansman modelleri ve uluslararası iklim fonları dönüşümün en önemli araçları arasında yer alacak. Karbon emisyonlarını azaltan ve kaynak verimliliğini artıran projelerin finansmana erişimde daha avantajlı hale gelmesi bekleniyor. Bu süreçte uluslararası finansman programları da dönüşümün önemli araçları arasında öne çıkıyor. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) öncülüğünde yürütülen Türkiye Yeşil Ekonomi Finansman Programı (GEFF), son onaylanan 1 milyar Euro büyüklüğündeki üçüncü fazıyla birlikte toplam 2,25 milyar Euro’luk finansman hacmine ulaştı. Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, yeşil bina ve karbon azaltım projelerine yönelik kaynak sağlayan program, şirketlerin çevresel yatırımlarını hızlandırırken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na uyum sürecinde de önemli bir finansman altyapısı oluşturuyor. Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi'nin de Türkiye’nin bu alandaki hedeflerini ve iş dünyasının dönüşüm kapasitesini uluslararası platformda ortaya koyması bekleniyor.</p>
<h2>Atıklar değere dönüşüyor </h2>
<p>Uzun yıllar boyunca üretim süreçlerinde hakim olan “üret-kullan-at” anlayışı yerini artık kaynakların mümkün olduğunca sistem içinde tutulduğu yeni bir modele bırakıyor. Bu modelde atık olarak görülen birçok malzeme yeniden hammaddeye dönüşüyor, üretim süreçlerine geri kazandırılıyor ve ekonomik değer yaratmaya devam ediyor. Özellikle sanayi kuruluşları açısından döngüsel ekonomi artık yalnızca çevresel bir sorumluluk olarak görülmüyor. Artan hammadde maliyetleri ve kaynaklara erişimde yaşanan zorluklar, şirketleri daha verimli üretim modellerine yöneltiyor. Bu nedenle birçok işletme geri dönüşüm yatırımlarını artırırken, atık yönetimi süreçlerinde dijital teknolojilerden yararlanıyor. Bugün bir fabrikanın üretim sırasında ortaya çıkan metal hurdası yeniden eritilip üretime kazandırılabiliyor, plastik atıklar yeni ürünlerin hammaddesi haline gelebiliyor, gıda üretiminden çıkan organik atıklar ise enerji veya gübre olarak değerlendirilebiliyor. Benzer şekilde cam, kağıt ve elektronik atıklar da ekonomiye yeniden dahil edilerek hem çevresel yük azaltılıyor hem de yeni kaynak ihtiyacı düşürülüyor.</p>
<h2>Geleceğin ekonomisi: Yeşil dönüşüm </h2>
<p>Dünya Çevre Günü artık yalnızca çevre bilincini artıran sembolik bir gün olmaktan çıktı. İklim değişikliğiyle mücadele, kaynak verimliliği, temiz enerji kullanımı ve sürdürülebilir üretim modelleri küresel ekonominin temel gündem maddeleri haline geldi. Bu yüzden yeşil dönüşüm, şirketler için yeni maliyetler doğuran bir zorunluluktan çok, verimlilik artışı, finansmana erişim, ihracat kapasitesinin korunması ve uzun vadeli rekabet gücü sağlayan stratejik bir yatırım alanı olarak değerlendiriliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yesil-donusum-kuresel-ticarette-rekabetin-ana-unsuru-oldu-80493</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/3/1280x720/cevre-iklim-1780638471.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 5 Haziran Dünya Çevre Günü, iş dünyasında çevresel sorumlulukların ötesine geçen yeni bir döneme işaret ediyor. Avrupa Birliği’nin sınırda karbon düzenlemeleri, sürdürülebilir finansman kriterleri ve tüketici beklentilerindeki değişim, şirketleri çevre yatırımlarını hızlandırmaya zorluyor. Uzmanlara göre yeşil dönüşüm artık sadece doğayı koruma değil, küresel pazarlarda var olabilmenin temel şartlarından biri haline geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/spk-uyanik-genel-mudure-niye-sattin-diye-soracak-mi-80489</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SPK &#039;uyanık&#039; genel müdüre &#039;Niye sattın&#039; diye soracak mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yılın ilk çeyreğinde kar açıkladıktan sonra hisseleri tırmanışa geçen Türk İlaç ve Serum Sanayi A.Ş. hafta başında konkordato ilan etti ve ardından Yakın İzleme Pazarı'na (YİP) alındı. Türkiye gibi siyasetin ve ekonominin inişli çıkışlı seyir izlediği bir ülkede konkordato da iflas da şaşırtıcı değil belki ama olanlara bakınca “Bu kadar da olmaz” diyeceğiz.</p>
<p>Başlayalım anlatmaya. Paramedya adlı internet sitesinin haberine göre şirketin genel müdürü ve hissedarı Yunus Emre Battal konkordato ilanından yaklaşık bir ay önce elindeki tüm hisseleri satmış.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a22639069f7c-1780638608.jpg" alt="" width="700" height="389" />
<figcaption><strong>Türkiye gibi siyasetin ve ekonominin inişli çıkışlı seyir izlediği bir ülkede konkordato da iflas da şaşırtıcı değil belki ama Türk İlaç genel müdürünün yaptığına bakınca “Bu kadar da olmaz” diyeceğiz.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Genel müdür, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) bildirimine göre 8 Mayıs 2026’da 3,65-3,70 TL fiyat aralığından toplam 120 milyon 167 bin 793 TL nominal tutarlı hissesini elden çıkartmış. Açıklamasında da ”Satış sonrası şirketteki payının yüzde 0’a düştüğü” nü belirtmiş. Yani şirketin konkordato ilan edeceğini tahmin ettiği (!) için 18 işlem günündeki yüzde 53’lik tırmanışın yüksek noktalarından satış yapıp belki kar da etmiş. Ancak kendisi kadar “uyanık” olmayan binlerce küçük yatırımcı ise hisselerle baş başa kalmış.</p>
<p>Zaten bir hissenin YİP’e alınması yatırımcıyı hayli zora sokan bir gelişme. Dün YİP’e taşınan hisse artık sürekli işlem görmüyor. Yatırımcılar bu hisseyi gün içinde yalnızca 5 kez tek fiyat yöntemiyle ve ancak belirlenmiş saatlerde alıp satabiliyorlar.</p>
<p>Olayın bir başka rahatsız edici yanı ise şirket takasında son bir ayda gözlenen değişiklik. Özellikle kurumsal yatırımcıların satış yaptığı bu dönemde hisselerin büyük bölümünün bireysel yatırımcıların sırtına yüklendiği görüldü. Kurumsal yatırımcıların payı yüzde 17,59’dan yüzde 1,81’e gerilerken, bireysel yatırımcıların payı da yüzde 82,41’den yüzde 98,19’a kadar çıktı. Hisselerden kurtulan kurumsal yatırımcıların “isabetli” satış kararlarını öngörü ve araştırmanın sonucu olarak kabul etsek bile, aklıma “aracı kurumları küçük yatırımcıları neden</p>
<p>Konuyla ilgili görüşünü almak için genel müdürü aradım. Asistanına derdimi anlattım. Gerekli yerlere bilgi vereceğini ve bana geri dönüş yapacaklarını söyledi. Ancak herhalde söyleyecekleri inandırıcı olmayacağı için bana dönmediler. Bunu da bilin istedim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/spk-uyanik-genel-mudure-niye-sattin-diye-soracak-mi-80489</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK &#039;uyanık&#039; genel müdüre &#039;Niye sattın&#039; diye soracak mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reeskont-cifte-kiskac-altinda-80470</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 06:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reeskont çifte kıskaç altında!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Artan üretim maliyetleri, döviz kuru üzerindeki baskı ve rekabetçilik kaybı nedeniyle zorlu bir dönemden geçen ihracatçılar, finansmana erişimde can simidi olan reeskontta da sıkıntı yaşamaya başladı. Aşırı teminatlandırma nedeniyle çifte finansman yükü altına girdiklerini savunan ihracatçılar, yoğun başvuru nedeniyle de tahsis için aralık ayına sıra verilmeye başlandığını belirtiyor. Konuya yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre, ticari kredi faizleri yüzde 50’nin üzerinde seyrederken, ihracatçılar faiz oranı yüzde 19-20 civarında olan TL reeskont kredilerine yüklendi. Günlük 4,5 milyar TL olan reeskont kredisinin başvurular alınmaya başladıktan 5-10 dakika içerisinde tükendiği belirtilirken, normal dönemlerde 30 gün içinde alınan krediler için 6 ay sonrasına sıra verilmeye başlandığı öğrenildi. Limitlerin talebi karşılamakta yetersiz kaldığını vurgulayan ihracatçılar, jeopolitik gelişmelerin Türk ihracatçısı için birtakım fırsatlar açtığı bu dönemde, reeskontta günlük limitin artırılmasının rahat nefes aldıracağına işaret ediyor.</p>
<h2>"Boşluğa verilen teminat" eleştirisi </h2>
<p>Reeskont kredilerinde son dönemde tahsis sürelerinin uzaması gibi bir diğer sıkıntı da yüksek teminat mektubu konusunda yaşanıyor. Şu anda TL reeskont faizi yüzde 19- 20 seviyesinde. Ancak faizi peşin alındığı için maliyeti yüzde 25,50’ye çıkıyor. İstenen teminat tutarı ise talep edilen kredinin yüzde 30 daha üzerinde oluyor. Basit bir hesapla, 10 milyon TL’lik bir reeskont kredisi talep eden ihracatçı, 13 milyon TL’lik teminat mektubu vermek zorunda. Faiz peşin kesildiği için ihracatçı 10 milyon TL’lik TL reeskont talep ettiğinde eline geçen tutar 7,9 milyon TL oluyor. Böylece ihracatçı 7,9 milyon TL’lik kredi için aslında 13 milyon TL’lik teminat göstermek zorunda kalıyor.</p>
<p>Sektörlerde teminat limitlerinin tükendiğini belirten sektör temsilcileri, sistematiğin acilen ihracatçı lehine değiştirilmesi çağrısında bulunuyor. Teminat sorununu İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) mayıs ayı meclis toplantısında gündeme getiren İSO Başkanı Erdal Bahçıvan da durumu ‘akıl sır ermeyen bir teminat mektubu sistematiği çalışıyor’ diyerek eleştirirken, ihracatçının henüz eline geçmeyen paranın ve üstlendiği total riskin yüzde 100 kadar fazlasına karşılık gelen bir teminat mektubu vermek zorunda kaldığına dikkat çekmişti. İş dünyası, adeta ‘boşluğa verilen’ bu fazladan teminatların bankalardaki limitleri yok yere tükettiğini ve yüksek mektup komisyon masrafları yarattığını belirterek, ekonomi yönetiminden acil bir dinamik model revizyonu bekliyor.</p>
<h2>“Limit TL bazlı artsa da yetmiyor” </h2>
<p>TOBB Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektör Meclisi Başkanı Şeref Fayat, emek yoğun sektörlerde yaşanan finansman çıkmazının temelinde maliyet kadar ‘teminat bulamama’ sorununun da yattığını söyledi. Firmaların kredi limitlerinin dolduğunu belirten Fayat, "Şu an reeskont kredilerinde en büyük ve en öncelikli engelimiz teminat bulamamak. Firmalarımızın limitleri tükendi. Cumhurbaşkanımız tarafından ilan edilen 100 milyar TL’lik seçici sektör destek paketindeki gayri nakdi kredilerin, İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) ve KGF kefaletleriyle çok daha aktif ve agresif bir şekilde reeskont taleplerine yansıtılması gerekiyor. Teminat kanalları açılmazsa bu uygun finansmanın sahada hiçbir anlamı kalmıyor" dedi. Teminat krizini aşamayan firmaların reeskont yerine piyasa faizlerine mahkum olduğunu ifade eden Fayat, bunun da darboğazı büyüttüğünü vurguladı. Reeskont kredilerinde uzayan tahsis sürelerine ilişkin de konuşan Fayat, “Ulaşmak çok zor ve limit yetmiyor. TL reeskont kredisinin de dahil olduğu toplam Eximbank kredilerinin Türkiye ihracatına oranla gelişimine bakıldığında, burada birkaç yıldır düşüş görüyoruz. TL bazında günlük limit artmış olsa da yetişmiyor. Bunun artırılması gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h2>“Enfl asyonu artırıcı bir yönü yok” </h2>
<p>Reeskont kredilerindeki sıra çıkmazının temelinde günlük limit yetersizliği olduğunu doğrulayan TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Yavuz Eroğlu, ekonomi yönetiminin dezenflasyon programı çerçevesindeki yaklaşımını değerlendirdi. Enflasyonla mücadele için iç talebi kısma çabasını anladıklarını belirten Eroğlu, reeskont kredisinin ise tamamen ihracat belgeleriyle kapatılan bir enstrüman olduğuna dikkat çekti. Eroğlu, "Eskiden bu paraların içeride tüketime gittiği endişesi vardı ancak mevcut sistemde böyle bir durum söz konusu değil. Dolayısıyla ekonomi yönetiminin kaygılanacağı, enflasyonu artırıcı bir yönü yok. Aksine şu an ihracatımız istediğimiz gibi gitmiyor ve bu musluğun açılması ihracatçının sıkıntılarını en kolay çözecek formüldür. Bu artış dezenflasyon sürecine zarar vermez" dedi. Sistemdeki aşırı teminatlandırma yüküne de değinen Eroğlu, teminat maliyetlerinin tarihin en yüksek seviyelerinde olduğunu hatırlattı. Eximbank'ın kuruluş felsefesine vurgu yapan Eroğlu, şunları söyledi: "Teminat risk için alınır ama burada dengeli olunmalı. Türk Eximbank, tüzüğü gereği ülkede ihracatı artırmak ve ihracatçının işini kolaylaştırmak için kurulmuş bir kamu kuruluşudur. Bu nedenle bu kadar aşırı ihtiyatlı bir teminat yapısı oluşturmak istemesi felsefeye aykırıdır. Bir kredide yüzde 65 marj olmaz. Geçmişte finansmana ulaşmak kolay, teminat maliyeti düşüktü ve bu durum göze batmıyordu. Ancak bugün bu yük doğrudan maliyet olarak ihracatçıya yansıyor. Bakış açısının acilen düzeltilmesi ve marjın küçük bir ihtiyat payı dışında tamamen makul bir seviyeye çekilmesi şarttır."</p>
<h2>"Para 6 ay sonra gelirse anlamı kalmaz" </h2>
<p>Finansmana erişim sorununun ivedilikle çözülmesi gerektiğini vurgulayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili ve Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı Ahmet Güleç, küresel pazarlardaki belirsizlikler ve jeopolitik riskler nedeniyle ihracatçının zaten zorlu bir süreçten geçtiğini hatırlattı. Finansman kanalları açılmazsa rekabetçiliğin kaybedileceğine dikkat çeken Güleç, "Karşımıza Asya ülkeleri gibi yeni rakipler çıkıyor. Bugün Avrupa mobilya pazarında Polonya ile bile yarışamaz hale geldik. Çünkü onların finansmanı hem ucuz hem kolay. Bizde ise hem maliyet yüksek hem de teminat süreçlerinden uzun bekleme sürelerine kadar ciddi engeller var" dedi. Reeskont kredilerindeki tahsis sürelerinin 6 aya kadar uzamasının yaratacağı sıkıntılara da değinen Güleç, "İhracatçıya para bugün lazımsa bugün kullanması gerekir. 6 ay sonra gelecek kredinin bir anlamı yok, günlük limitler acilen artırılmalı" diye konuştu. İhracattaki düşüş nedeniyle şirket bilançolarının zayıfladığını ve firmaların ayakta kalmak için varlık satışına gittiğini belirten Güleç, bu hassas dönemde teminat krizini aşmak için KGF ve İGE gibi kefalet fonlarının daha aktif devreye alınması çağrısında bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Finansmanda en ufak bir iyileşme bile çarpan etkisi yapar”</span></h2>
<p>Züccaciyeciler Derneği (ZÜCDER) Başkanı Burak Önder de hem küresel pazarlardaki gelişmeler hem ihracat ayağı hem de iç piyasa dinamikleri nedeniyle son 3 yıldır ciddi anlamda zorlanan bir süreçten geçildiğini doğruladı. Sanayideki öz sermaye yetersizliğinin altını çizen Önder, "En büyük sıkıntılarımızdan biri öz sermaye yetersizliğidir. Bu yüzden devamlı dış kaynağa ihtiyaç duyuyoruz. Son 3 yıldır finansmanın kalitesini bir kenara bıraktık, finansmanın kendisi ve krediye erişim her geçen gün daha da zorlaşıyor" diye konuştu. İhracat pazarlarında geçmişte hiç olmadığı kadar zorlu bir rekabetin yaşandığını söyleyen Önder, şöyle devam etti: "Bölgesel gelişmelerden ötürü Türkiye’ye dönük bir talep hareketi oldu ancak bunun kalıcı olup olmayacağını takip edeceğiz. Böyle bir dönemde, eskiden çok fazla üzerinde durmadığımız küçük destekler bile artık hayati bir kıymet kazanmaya başladı. Bunlardan biri de reeskont kredi limitlerinin artırılması. Finansman tarafında yaşanacak en ufak bir rahatlama bile ihracatçı için can suyu niteliğinde olacaktır." Önder, maliyet unsurlarındaki en ufak bir iyileşmenin çarpan etkisi yaratacağına dikkat çekerek, "Bu dönemde ihracatçıya gelecek yüzde 1'lik, yüzde 2'lik her türlü destek, doğrudan Türkiye ekonomisine kar olarak dönecektir. Teminat mektubu masrafları ve teminat sistematiği ihracatçının lehine şekillenir, maliyet unsurları biraz olsun azaltılırsa, bu zorlu virajda sanayiciye çok önemli bir katkı sağlanmış olur" ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“İhracatçının üretim için bekleme lüksü yok”</span></h2>
<p>Ayakkabı sektöründe reeskont kredilerine dönük yığılmanın diğer sektörler kadar yoğun olmadığını belirten Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, buna rağmen ticari kredi faizlerinin yüzde 50’yi aştığı bir ortamda reeskontun ihracatçı için hala çok kıymetli bir mekanizma olduğunu söyledi. İçten, "İhracatta bir düşüş yaşanıyor olsa da neticede devam eden bir faaliyet var ve yüksek faiz ortamında üretimi, ihracatı sürdürmeyi başaran firmalarımız için reeskont mevcut şartlar altındaki en uygun enstrüman. İhracatçının malzeme tedariki ve üretim için bekleme lüksü yok, zamanı çok kıymetli. Bu nedenle Merkez Bankası’nın limitlerde sağlayacağı bir genişleme sektöre mutlaka fayda sağlayacaktır" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reeskont-cifte-kiskac-altinda-80470</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/7/1280x720/para-money-lira-1776345346.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatçılar, ticari kredi faizlerine kıyasla daha uygun maliyeti nedeniyle TL reeskonta yüklenince, normal zamanda 30 gün içinde tahsis edilen kredi için yıl sonuna sıra verilmeye başlandı. Günlük 4,5 milyar TL’lik limit açılır açılmaz tükenirken, ihracatçı mevcut limitlerin acilen artırılmasını istiyor. Talepler arasında teminat mektubu sistematiğinin değiştirilmesi de bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-gelecegin-cesur-kadin-girisimcileri-projesinde-juri-degerlendirmesi-tamamlandi-80533</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO, &#039;Geleceğin Cesur Kadın Girişimcileri&#039; projesinde jüri değerlendirmesi tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası (GTO) tarafından gençlerin girişimcilik ekosistemine kazandırılması ve kadın girişimciliğinin desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen “Geleceğin Cesur Kadın Girişimcileri” proje yarışmasında jüri değerlendirme süreci tamamlandı.</p>
<p>Üniversite öğrencileri tarafından geliştirilen projeler, Gebze Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda jüri heyeti tarafından değerlendirildi. Jüri heyetinde Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mikdat Aydın, Yönetim Kurulu Üyeleri Yücel Yılmazel ve Sinan Yücel'in yanı sıra ilgili meslek komitesi üyeleri ile kadın girişimci kurulu üyelerinden ; Alev Bilgili, Hatice Uludağ ve Leyla Toltar yer aldı.</p>
<p>Projeler; yenilikçilik, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik, toplumsal fayda, ticarileşme ve büyüme potansiyeli gibi kriterler doğrultusunda Jüri üyeleri tarafından yapılan değerlendirmelerde, projelerin yalnızca akademik bir çalışma olmanın ötesinde, doğru yönlendirme ve destek mekanizmalarıyla girişime ve startupa dönüşebilecek potansiyel taşıdığı ifade edildi. Üniversite öğrencileri tarafından geliştirilen yenilikçi fikirlerin, iş dünyasının güncel ihtiyaçlarına çözüm üretebilecek nitelikte olduğu değerlendirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/06/05/whatsapp-image-2026-06-05-at-12-x59x.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, gençlerin ortaya koyduğu yenilikçi fikirlerin girişimcilik ekosisteminin gelişimi açısından önemli olduğunu belirterek, "Kadın girişimciliğini teşvik eden çalışmaları ekonomik kalkınma ve toplumsal gelişim açısından değer taşıyor. Gençlerin fikirlerini projeye, projelerini ise girişime dönüştürebilecekleri ortamların oluşturulması gerekiyor" dedi.</p>
<p>Girişimcilik kültürünün yaygınlaşması, teknoloji odaklı iş fikirlerinin desteklenmesi ve gençlerin startup ekosistemine kazandırılması yönündeki çalışmaların devam edeceğini belirten Aslantaş, "Gebze Ticaret Odası geleceğin girişimcilerini bugünden iş dünyasıyla buluşturan projelere öncülük etmeyi sürdürecek" diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-gelecegin-cesur-kadin-girisimcileri-projesinde-juri-degerlendirmesi-tamamlandi-80533</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/3/1280x720/gto-gelecegin-cesur-kadin-girisimcileri-projesinde-juri-degerlendirmesi-tamamlandi-1780656578.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından geliştirilen projeler, Gebze Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda jüri tarafından değerlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-karadeniz-sahilinde-76-cankurtaran-personeli-hizmet-verecek-80525</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya’nın Karadeniz sahilinde 76  cankurtaran hizmet verecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi, kuzey sahillerinde yeni sezonun hazırlıklarını tamamladı.</p>
<p>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, Karasu, Kocaali, Kaynarca'daki 54 kilometrelik sahil hattında milyonlarca tatilciye huzurlu bir tatil imkânı sunan ekipler yeni sezona 6 Haziran Cumartesi günü başlıyor. Yeni sezonda görev alacak 76 cankurtaran personeli seçildi ve sahilde yapılan eğitimler de tamamlandı. 3 farklı sahil ile Kocaali Kadınlar Plajı'nda görev dağılımları yapıldı. 48 kulenin kurulumu bitti ve bu kez güvenlik amacıyla kule aralarına numarasız seyyar kuleler yerleştirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a22968d0aa8f-1780651661.png" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Yapılan planlamaya göre Kaynarca'daki 3 kulede 3 cankurtaran, Karasu sahillerindeki 30 kulede 45 cankurtaran 4 jet ski, 4 arazi aracı ve 1 ATV konuşlandırıldı.</p>
<p>Kocaali'de ise 15 kulede 23 cankurtaran 3 jet ski, 1 traktör ve 1 ATV görev alanında hazır hale getirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a229678c7e83-1780651640.jpg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p>Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, Karadeniz sahillerinde bu sezon için de çok ciddi bir hazırlık sürecinin tamamlandığı ve ‘sıfır kayıp' sloganıyla Sakarya'yı ziyarete gelecek milyonlarca tatilciye hizmet verecek güvenli bir altyapının oluşturulduğu belirtildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-karadeniz-sahilinde-76-cankurtaran-personeli-hizmet-verecek-80525</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/5/1280x720/sakaryanin-karadeniz-sahilinde-76-cankurtaran-personeli-hizmet-verecek-1780651736.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya&#039;nın Karasu, Kocaali, Kaynarca&#039;daki 54 kilometrelik sahil hattında görev yapacak ekipler yeni sezona 6 Haziran&#039;da başlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/resital-turkiye-sektor-profesyonellerini-bir-araya-getirdi-80545</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Resital Türkiye, sektör profesyonellerini bir araya getirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Gayrimenkul sektöründe faaliyet gösteren Bursa merkezli Resital Türkiye, sektör temsilcilerini bu kez Eskişehir’de buluşturdu.</p>
<p>Resital Türkiye’nin franchise yapılanması, kurumsal vizyonu ve eğitim yaklaşımı katılımcılarla paylaşıldığı seminerde, Resital Akademi’nin faaliyetleri de tanıtıldı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, program boyunca katılımcılar, seminerin konuşmacısı Resital Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Müfide Özdemir Durmaz’ın sunumu ile gayrimenkul sektöründe sürdürülebilir başarı, müşteri kazanımı ve itiraz karşılama teknikleri gibi kritik başlıklarda bilgi edinme fırsatı buldu. Ayrıca Resital Türkiye Gayrimenkul markasının vizyonu, kurumsal yapısı ve eğitim odaklı yaklaşımı detaylı şekilde aktarılırken, katılımcılar sektörün güncel dinamiklerini değerlendirme ve yeni iş fırsatlarını keşfetme imkânı da yakaladılar.</p>
<p>Resital Türkiye yetkilileri, etkinliğin yalnızca bir tanıtım organizasyonu olmadığını, aynı zamanda Eskişehir’deki gayrimenkul profesyonelleriyle güçlü bir iletişim ve iş birliği ağı oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Franchise modeliyle büyümeyi sürdüren markanın, farklı şehirlerde gerçekleştireceği etkinliklerle sektörün gelişimine katkı sunmaya da devam edeceği bildirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/resital-turkiye-sektor-profesyonellerini-bir-araya-getirdi-80545</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/5/1280x720/resital-turkiye-sektor-profesyonellerini-bir-araya-getirdi-1780668956.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resital Türkiye, Eskişehir’de düzenlediği Resital Franchise Semineri ile sektör profesyonellerini bir araya getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/peynirin-izinde-80482</guid>
            <pubDate>Fri, 05 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Peynirin izinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bayram öncesinde “Peynirin İzinde” Kırklareli’ndeydim. Pazartesi günkü <em>Yaşam Keyfi</em>’nde (https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi) yolculuğumu, yaşadıklarımı ve karşılaştığım insanları anlattım. Bugün ise Akademisyen Şef <strong>Asuman Kerkez</strong>’in moderatörlüğünde, Şefler <strong>Arzu Öztürk</strong> ve <strong>Aydın Demir</strong> ile birlikte gerçekleştirdiğimiz panelde yaptığım konuşmayı <em>Odak</em> köşeme taşımak istiyorum”</p>
<p>Bugün burada yalnızca peynir konuşmak için toplanmadık aslında. Bir coğrafyayı, bir üretim kültürünü, bir yaşam biçimini konuşmak için bir aradayız. Çünkü peynir dediğimiz şey sadece bir süt ürünü değildir. Peynir; toprağın, iklimin, emeğin ve zamanın birlikte yazdığı uzun bir kültür metnidir.</p>
<p>Üstelik bu kültürün en güçlü biçimde yaşatıldığı şehirlerden birindeyiz:</p>
<p>Kırklareli’nde.</p>
<p>Trakya’nın bu kadim şehri yalnızca tarihiyle değil; meralarıyla, süt kültürüyle ve Balkanlardan taşıdığı üretim birikimiyle de çok özel bir yere sahip. Kırklareli’ne baktığınızda aslında Anadolu ile Balkanlar arasında kurulmuş güçlü bir kültür köprüsü görürsünüz.</p>
<p>Burada rüzgârın bile tadı vardır.</p>
<p>Istranca Dağları’nın eteklerinden gelen hava, meraların çeşitliliği, hayvancılık geleneği ve kuşaklar boyunca aktarılan üretim bilgisi sütü değiştirir. Süt değişince peynir değişir. Peynir değişince de kültür oluşur.</p>
<p><strong>Coğrafyanın tercümesi</strong></p>
<p>Yıllardır gastronomi kültürü üzerine yazıyorum. Türkiye’nin dört bir yanında üreticilerle konuştum, sofralara konuk oldum, mutfakların izini sürdüm. Şunu çok net gördüm:</p>
<p>Bir ülkenin karakterini anlamak istiyorsanız önce peynirine bakın.</p>
<p>Çünkü peynir yalnızca damakta yaşayan bir tat değildir; hafızada yaşayan bir kültürdür.</p>
<p>Kırklareli’nde bunu daha güçlü hissedersiniz.</p>
<p>Trakya mutfağı çoğu zaman sessiz bir mutfaktır. Gösterişli değildir. Ama derindir. Balkanlardan gelen ailelerin tarifleri, göçlerin bıraktığı izler ve yüzyıllardır süren süt işleme bilgisi vardır içinde. Kırklareli’nin beyaz peynir kültürü, eski kaşar üretimi ve koyun sütüne verdiği önem bölgenin gastronomik kimliğinin temel taşlarıdır.</p>
<p>Bugün Kırklareli’nde üretilen eski kaşarlar yalnızca bir gıda ürünü değildir. Onlar aynı zamanda Balkanlardan taşınan üretim bilgisinin yaşayan temsilcileridir. Her tekerlek peynirin içinde meraların, göçlerin ve ustaların izi saklıdır.</p>
<p>Bir zamanlar Trakya’da hemen her evin kendi peyniri vardı. Tenekeler hazırlanır, kilerler kurulurdu. Kış hazırlıkları yapılır, komşular birbirine tattırırdı. Peynir yalnızca yenmezdi; paylaşılırdı.</p>
<p>Çünkü Anadolu’da sofraya peynir koymak sadece bir ikram değildir.</p>
<p><em>“Evime hoş geldin”</em> demektir.</p>
<p>Ben çocukluğumu düşündüğümde peynirin hep bir anlam taşıdığını hatırlıyorum. Köyden gelen tenekeleri, kahvaltı sofralarındaki o beyaz peynir kokusunu, ekmek-peynirle kurulan dostlukları...</p>
<p>Çünkü peynir biraz da sadeliktir.</p>
<p><strong>Çağımızın yeni lüksü</strong></p>
<p>Bugün dünyanın en pahalı restoranları bile sadeliğin peşinde. Çünkü çağımızın en büyük lüksü gösteriş değil; gerçeklik. İnsanlar artık şunu soruyor:</p>
<p><em>“Bu ürün nereden geliyor?”</em></p>
<p><em>“Kim üretiyor?”</em></p>
<p><em>“Hangi hayvanın sütü kullanılıyor?”</em></p>
<p><em>“Hangi mera?”</em></p>
<p><em>“Hangi mevsim?”</em></p>
<p>İnsanlar aslında ürünün kökenini, karakterini ve üretim hikâyesini bilmek istiyor. İşte Kırklareli tam da bu nedenle çok kıymetli. Çünkü burada hâlâ kimliğini koruyan ürünler var.</p>
<p>Bugün Fransa peynirini kültürel bir değer olarak koruyor. İtalya peynirini küresel bir marka olarak dünyaya sunuyor. İsviçre peynirini ulusal kimliğinin bir parçası olarak görüyor. Bizim ise belki onlardan çok daha zengin bir çeşitliliğimiz var.</p>
<p>Türkiye’nin peynir haritası başlı başına bir medeniyet atlası. Ezine başka anlatır bu toprakları. Kars gravyeri başka. Van otlu başka. Tulum başka. Ama Trakya peynirleri çok özel bir dinginlikle konuşur. Özellikle Kırklareli’nde peynirin tadında mera hissedilir. Çünkü iyi peynirin sırrı yalnızca ustalık değildir. Hayvanın ne yediği önemlidir. O otun hangi toprakta yetiştiği önemlidir. Rüzgâr bile önemlidir.</p>
<p>Aslında peynir biraz da coğrafyanın tercümesidir.</p>
<p><strong>Yerellik geleceğin ekonomisidir</strong></p>
<p>Bugün dünya gastronomisinin en güçlü kavramlarından biri yerellik. Ama biz yerelliği çoğu zaman yalnızca nostalji olarak görüyoruz. Oysa yerellik geleceğin ekonomisidir. Bir peynir yalnızca peynir değildir artık. Turizmdir. Markadır. Kültürel mirastır. Şehir kimliğidir. Kırsal kalkınmadır.</p>
<p>Bugün insanlar bir şehre yalnızca yemek yemeye gitmiyor. O şehrin kültürünü, üretim biçimini ve yaşam anlayışını deneyimlemeye gidiyor. Bu nedenle yerel peynir yalnızca sofraya gelen bir ürün değildir; aynı zamanda kadın emeğinin, kooperatifçiliğin, üreticinin ayakta kalmasının ve gastronomi turizminin önemli bir parçasıdır.</p>
<p>Bir kilogram peynirin değeri yalnızca satış fiyatıyla ölçülemez. O peynir aynı zamanda üreticinin köyde kalmasını, meranın korunmasını ve şehrin marka değerinin yükselmesini sağlar. Kırklareli’nin de böyle büyük bir potansiyeli var.</p>
<p>Gastronomi artık yalnızca şeflerin alanı değil. Çiftçinin, üreticinin, akademinin, yerel yönetimlerin, kooperatiflerin ve gençlerin birlikte çalıştığı büyük bir kültür alanı.</p>
<p>Bir şehir kendi ürününü koruyabiliyorsa geleceğini de koruyabilir.</p>
<p><strong>Peynir ve zaman</strong></p>
<p>Son yıllarda şunu çok düşünüyorum:</p>
<p>Teknoloji ilerledikçe insanlar yeniden toprağa dönmek istiyor. Yapay zekâ çağında bile insanlar hâlâ gerçek peynir arıyor. Çünkü insan doğallığı unutamıyor. Ve peynirin çok özel bir tarafı var: İnsanla birlikte yaş alıyor. Bazı peynirler gençtir. Bazıları olgunlaşır. Bazıları yıllanır. Bazıları sertleşir. Bazıları derinleşir. Bir bakıma insana benzer. Sabır ister. Emek ister. Beklemek ister. Bugünün hız çağında peynir bize başka bir hayat ritmi öneriyor:</p>
<p><em>“Her şey hızlı olmak zorunda değil.”</em></p>
<p>Belki de bu yüzden peynir kültürü aynı zamanda bir yaşam felsefesi.</p>
<p>Merayı koruyamazsak peyniri koruyamayız. Üreticiyi yaşatamazsak kültürü yaşatamayız. Bugün <em>“Peynirin İzinde”</em> başlığı altında buluşmamızın anlamı da burada. Çünkü peynirin izini sürmek aslında insanın izini sürmektir. Göçlerin izini… Toprağın izini… Emeğin izini… Sabırın izini… Ve kültürün izini…</p>
<p>Türkiye gastronomide önümüzdeki yıllarda dünyada daha güçlü bir yer edinecekse bunu yalnızca büyük restoranlarla değil, kendi ürünlerine sahip çıkarak başaracaktır. Kırklareli de bu yolculuğun önemli duraklarından biri olacaktır. Çünkü burada hâlâ toprağın sesi duyuluyor. Hâlâ üreticinin emeği hissediliyor. Hâlâ sofraya gelen peynir yalnızca bir tat değil, bir kültür taşıyor.</p>
<p>Ve unutmayalım:</p>
<p>Bir ülke geleceğini korumak istiyorsa önce toprağını, merasını ve peynirini korumalıdır. Çünkü bazı tatlar yalnızca geçmişi hatırlatmaz; geleceği de kurar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/peynirin-izinde-80482</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/2/1280x720/kirklareli-1780633931.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Peynirin izinde ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
