<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altek-alarkodan-batarya-hamlesi-hedef-69-ulkeye-ihracat-86955</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altek Alarko’dan batarya hamlesi: Hedef 69 ülkeye ihracat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Altek Alarko Enerji Genel Müdürü Hakan Aytekin, yenilenebilir enerjide yatırım iştahının güçlü olduğunu ancak şebekenin aynı hızda gelişmesi gerektiğini söylüyor: “Ülkemizde çok ciddi bir yatırım iştahı var ancak bağlantı kapasitelerimiz limite kadar dolu durumda.” Aytekin’e göre, yenilenebilir enerjide büyümenin önünü açacak kritik adımlardan biri, depolama. </strong></p>
<p>Türkiye’nin enerji dönüşümünde güneş ve rüzgâr yatırımları hızlanırken üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan saate taşınması giderek daha kritik hale geliyor. Yenilenebilir enerji kapasitesi büyüdükçe, şebeke esnekliği ve depolama ihtiyacı da aynı ölçüde önem kazanıyor.</p>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e522127334-1788760609.png" alt="" width="277" height="245" />Altek Alarko Enerji Genel Müdürü Hakan Aytekin’e göre, önümüzdeki dönemde batarya teknolojileri enerji sisteminin dönüşümünde belirleyici bir rol üstlenecek. Altek Alarko da büyüme stratejisini bu dönüşüm üzerine kuruyor. Önümüzdeki beş yılda portföyüne 500 MW yeni yenilenebilir enerji kapasitesi eklemeyi hedefleyen şirket, bir yandan Orta ve Doğu Avrupa’da yeni yatırım fırsatlarını değerlendirirken, diğer yandan enerji depolama alanında önemli bir yatırıma hazırlanıyor. Alarko, dünyanın büyük batarya üreticilerinden Gotion ile kurduğu ortak girişim üzerinden Türkiye’de lityum-iyon pil ve şebeke ölçekli batarya sistemleri üretmeyi planlıyor.</p>
<p>Yatırımın hedefi yalnızca iç pazar değil. Üretimin yaklaşık yüzde 40’ının ihraç edilmesi ve Türkiye’de kurulacak tesisten 69 ülkeye ulaşılması hedefleniyor. Aytekin’in ifadesiyle, petrol ve karbon çağından elektrifikasyon çağına geçiyoruz. Türkiye için bu dönüşüm, enerji ithalatını azaltma fırsatı sunarken yeni bir ihtiyacı da öne çıkarıyor: Güçlü bir şebeke ve depolama. Hakan Aytekin ile Türkiye’nin enerji dönüşümünde şebekeden depolamaya uzanan darboğazları, bataryanın enerji sistemindeki yükselen rolünü ve Altek Alarko’nun Türkiye’den Avrupa’ya uzanan büyüme planlarını konuştuk.</p>
<p><strong>Hedef 5 yılda 500 MW yeni yenilenebilir kapasite</strong></p>
<p>“Altek Alarko, 1987 yılında kurulmuş Türkiye’nin ilk özel sektör elektrik üretim şirketlerinden bir tanesi. Bugüne kadar yaklaşık 300 MW kapasitede tesis kurup işlettik. Geçtiğimiz 5-6 yıl içerisinde Alarko Şirketler Grubu’nun aldığı stratejik dönüşüm kararıyla birlikte tüm yatırımlarımızı sürdürülebilir ve yenilenebilir enerjiye yöneltme kararı aldık. Şu anda iki hidroelektrik santralimizle üretime devam ediyoruz. Konya bölgesinde güneş santrallerimiz var. Bundan sonraki büyümemiz ağırlıklı olarak rüzgâr ve güneş enerjisinde olacak. Hedefimiz gelecek 5 yıl içerisinde 500 MW yeni kapasite kurmak. Yıllık 1 milyon megawatt saat bir üretime ulaşma gibi bir hedefimiz var. Portföyümüzü oluştururken hem pazar hem de kaynak çeşitlendirmesine gideceğiz. Orta ve Doğu Avrupa’da elektrik üretim santralleri araştırıyoruz. Yaklaşık beş yıl önce yenilenebilir enerjinin devam edebilmesinin en önemli dayanaklarından birinin batarya depolama teknolojileri olduğuna karar verdik. Bu yönde uluslararası firmalarla iş birliği görüşmelerine başladık ve 2025 yılında dünyanın önde gelen firmalarından biriyle ortak girişim şirketi kurduk. Ortağımızla birlikte Türkiye’de lityum-iyon pilden başlayarak şebeke ölçeğinde batarya ünitelerinin üretimine yönelik bir yatırım hazırlığımız var. Yatırıma başladıktan sonra birinci aşamayı dokuz ay içerisinde tamamlayabileceğimizi düşünüyoruz. Eş zamanlı başlayacak pil üretim tesisinin ise yaklaşık 24-30 aylık bir süresi var. Türkiye’nin batarya teknolojilerine çok ihtiyacı var ama biz bu tesisi sadece iç pazar için kurmuyoruz. Bu yatırımın hedefi aslında Avrupa. Öncelikli olarak Avrupa’ya ihracat amaçlı kurulan bir tesis.”</p>
<p><strong>Ortak girişim</strong></p>
<p>“Bu yatırım için Alarko Gotion Green Energy adı altında bir ortak girişim şirketi kurduk. Şirketin yüzde 60’ı Alarko Grubu’nun, yüzde 40’ı ise Gotion Grubu’nun. Gotion grubu da yüzde 40 iştirakini uluslararası yatırımlarını yönlendirdiği Singapur şirketi üzerinden yapıyor. Bu ortaklığın arkasında ciddi bir teknoloji var. Ortağımız, ‘Tier 1’ dediğimiz dünyanın en büyük 4-5 üreticisinden bir tanesi. Volkswagen yüzde 26 pay ile Gotion’ın ana hissedarı.</p>
<p>Türkiye’deki tesisimizden 69 farklı ülkeye ihracat yapma kapasitemiz var. Hedefimiz üretimin yaklaşık yüzde 40’ını ihracata yönelik gerçekleştirmek. Burada yerli sanayimizin güçlü olduğu birçok alan var. Konteynerden kablolamaya, yangın algılama ve söndürme sistemlerinden havalandırma ve klima sistemlerine kadar yan sanayimizden istifade etmek istiyoruz. Doğrudan yaratmayı planladığımız istihdam yaklaşık 600 kişi. Ama yan sanayiye baktığımızda belki on binlerce kişilik istihdama sebep olacak.”</p>
<p><strong>Yatırım iştahı var, bağlantı kapasitesi limite dayanmış durumda</strong></p>
<p>“Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2035 yılına kadar koyduğu 120 GW yenilenebilir enerji hedefi var. Bu hedefe ulaşmak için yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırımdan bahsediyoruz. Bunun bir bacağı finansman. Ama iletim ve dağıtım şebekesinin de bununla paralel biçimde güçlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Şu anda enerji yatırımcılarının en büyük sıkıntısı bağlantı kapasitesine erişebilmek. Ülkemizde çok ciddi bir yatırım iştahı var ancak bağlantı kapasitelerimiz limite kadar dolu durumda. TEİAŞ’ın Dünya Bankası ile iletim altyapısının güçlendirilmesine yönelik 700 milyon dolarlık bir anlaşması var. Türkiye’de ilk defa direkt akım iletim hatları tesis edilecek. Bunlar doğudan batıya, güneyden kuzeye üretimle tüketim arasındaki bağı kuracak.</p>
<p>Ancak üretilen enerjiyi ihtiyaç olan saatlere kaydırabilmenin yolu yine bataryaya gidiyor. Biz bataryayı bu açıdan çok stratejik görüyoruz. Yenilenebilir enerjinin en büyük dezavantajı, istediğiniz zaman istediğiniz miktarda üretememeniz. Güneşin yoğun olduğu saatlerde bu sene üç ay boyunca neredeyse sıfıra değen fiyatları gördük. İhtiyaç fazlası enerjiyi, ihtiyaç duyduğumuz akşam saatlerine taşıyamadık. İhtiyaç olan enerjiyi ihtiyaç olan saate kaydırabilmek için depolama üniteleri çok önemli. Bu, sisteme esneklik getiriyor ve sistemin yükünü alıyor. Avrupa’da bunun örneklerini görmeye başladık. Ülkemizin de buraya doğru gideceğini öngörüyoruz. Bugün olmasa bile yakın gelecekte piyasanın daha da liberalleşeceğini, tavan fiyatların bir miktar esnetileceğini ve tabanda negatif fiyatlara müsaade edileceğini düşünüyoruz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>■ ELEKTRİFİKASYON TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK BİR FIRSAT</strong></span></p>
<p>“Uluslararası Enerji Ajansı’nın raporlarına göre 2030-2035 döneminde enerji talebi bugüne göre yüzde 40-50 artacak. Geçtiğimiz yıl yenilenebilir enerjiden üretilen elektrik tarihte ilk defa fosil yakıtları geçmiş durumda. Geçtiğimiz çağ petrol ve karbon çağıydı. Önümüzdeki çağ ise elektrifikasyon çağı. Türkiye, OECD ülkeleri içerisinde enerji talebinin en hızlı arttığı ülkelerden biri. Veri merkezleri hayatımıza girdikçe, sanayide elektrifikasyon arttıkça ve elektrikli araçların payı yükseldikçe elektrik talebi de artacak.</p>
<p>Bu dönüşüm Türkiye için çok önemli. Çünkü Türkiye enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 74-75’ini dış kaynaklardan sağlıyor. Oysa güneşimiz, rüzgârımız ve suyumuz var. Bunlardan daha fazla elektrik ürettikçe fosil yakıtlara, dolayısıyla enerji ithalatına olan ihtiyacımız da azalacak. Bizler de Alarko grubu olarak 2024 yılında sanırım ilk sürdürülebilirlik raporumuzu yayınladık. 2025 yılında bunları ölçülebilir olarak azaltıyoruz her yıl. 2050 yılında net sıfır sera gazı emisyonu hedefimiz var. Alarko Enerji grubu olarak da bu sene ilk defa gönüllü sürdürülebilirlik raporumuzu yayınlayacağız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altek-alarkodan-batarya-hamlesi-hedef-69-ulkeye-ihracat-86955</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altek Alarko Enerji Genel Müdürü Hakan Aytekin, yenilenebilir enerjide yatırım iştahının güçlü olduğunu ancak şebekenin aynı hızda gelişmesi gerektiğini söylüyor: “Ülkemizde çok ciddi bir yatırım iştahı var ancak bağlantı kapasitelerimiz limite kadar dolu durumda.” Aytekin’e göre, yenilenebilir enerjide büyümenin önünü açacak kritik adımlardan biri, depolama. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/spknin-yeni-fon-duzenlemesi-olagan-suphelilerden-kucuk-yatirimciya-yeni-donem-86948</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> SPK&#039;nın yeni fon düzenlemesi: &#039;Olağan şüpheliler&#039;den küçük yatırımcıya yeni dönem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>SPK’nın fonlarla ilgili yeni düzenlemesi bir haftadır yürürlükte ve piyasayı derinden sarsmaya devam ediyor. "Mıntıka temizliği" niteliğindeki bu kararlar bütünü, sadece dokunduğunu altın eden "olağan şüphelileri" değil, şişirilmiş hisselerin vaat ettiği yüksek kazanca aldanıp onların kayığına binen küçük yatırımcıları da zorluyor. Kusursuz fırtınadan BİST 30 hisseleri dahil herkes payını alırken, sermaye piyasasının deneyimli ismi ve Phoenix Danışmanlık kurucusu İris Cibre, bu radikal hamlenin piyasaya etkilerini çok net bir dille ortaya koyuyor. Cibre, sosyal medya platformu X üzerinden yayımladığı “Yeni Fon Rehberi Piyasayı Nasıl Değiştirecek?” başlıklı analizinde yaşanabilecekleri şöyle özetliyor:</p>
<p>"Öncelikle hepimizin talebinden ve beklentisinden çook daha sert bir regülasyon; madde madde teknik görünse de bütününde sektörü yeniden kuruyor. Düzenleme; sermaye yeterliliği yükü, personel sınırı ve artan raporlama yüküyle büyük portföy yönetim şirketlerini ödüllendiriyor; küçük ve niş PYŞ'ler için sabit maliyetler ağırlaşıyor. Bu yüzden önümüzdeki iki üç yılda birleşme ve fon kapatma dalgası mümkün. Yatırımcı tarafında kısa vadeli, refleksif bir çıkış var; ama sonraki dönemde eğilim fondan kaçış değil, kalite ayrışması olacak, şeffaf ve disiplinli fonlar payını artıracak. Borsada kalıcı davranış değişikliği yaratacak en güçlü unsur, yoğunlaşma kriterinin hem fon hem de aynı yönetici altındaki tüm fonların toplamında uygulanması. Ancak dar dolaşımlı hisselerde fonların büyük pay alması, giriş çıkışlarda fiyat sıkışması ve likidite açığını büyütebilir.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e4de50c50e-1788759525.png" alt="" width="445" height="305" />
<figcaption><strong>Hollanda’nın son taşıma operasyonuyla ceiaeipayı yüzde 32,1’e yükseldi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Kısa vadede gördüğümüz fon çıkışı, satış, fiyat düşüşü döngüsünü, uyum takvimlerine bağlı olarak dalgalar halinde bir süre daha görebiliriz.</p>
<p>Uzun vadede ise fayda tarafı ağır basıyor; sistemik risk azalıyor, ilişkili taraf işlemleri disipline oluyor, şeffaflık artıyor.</p>
<p>Bedeli ise sektördeki çeşitliliğin azalması ve yüksek dolaşımlı şirketlerin/ arzların önemli bir kurumsal likidite kaynağını kaybetmesi; borsa biraz daha güvenli ama daha az çeşitli bir yapıya evriliyor. Sonuç olarak borsa, spekülatif rüzgarlardan arınırken daha korunaklı ama eskisinden daha az renkli bir ekosisteme doğru ilerliyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/spknin-yeni-fon-duzenlemesi-olagan-suphelilerden-kucuk-yatirimciya-yeni-donem-86948</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK&#039;nın yeni fon düzenlemesi: &quot;Olağan şüpheliler&quot;den küçük yatırımcıya yeni dönem ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/abdden-de-temuya-gumruk-duvari-86946</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD’den de Temu’ya gümrük duvarı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>ABD Uluslararası Ticaret Mahkemesi, Trump yönetiminin 800 dolar ve altındaki düşük değerli gönderilere tanınan “de minimis” gümrük muafiyetini kaldırma yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Mahkeme, uygulamanın kaldırılmasını yeni bir gümrük vergisi koyulmasından farklı değerlendirerek, Başkan’ın Uluslararası Acil Ekonomik Yetkiler Yasası (IEEPA) kapsamında mevcut bir ticari ayrıcalığı sona erdirebileceğine karar verdi. Sistem, özellikle Çin’den doğrudan tüketiciye satış yapan Temu ve Shein’e önemli maliyet avantajı sağlıyordu. Muafiyetin kaldırılması, ABD’ye düşük değerli paketlerle satış yapan Türk e-ihracatçılarını da etkileyecek. Hazır giyim, tekstil, ayakkabı ve aksesuarda gümrük işlemleri maliyetleri artırabilir. Buna karşılık Çinli platformların küçük paket avantajının zayıflaması, Türk üreticilerinin fiyat rekabetindeki dezavantajını azaltabilir.</p>
<h2>Türkiye’de 30 euroluk uygulama sona erdi </h2>
<p>Trump yönetimi 2025’te muafiyeti sona erdirmişti. Mahkeme kararı, bu adım için IEEPA kapsamında yetki bulunduğunu teyit etti. Kongre de uygulamanın Temmuz 2027’de kalıcı olarak sona ermesini kararlaştırmıştı.</p>
<p>AB’de de 150 Euro’nun altındaki gönderilere yönelik avantaj kaldırıldı. 1 Temmuz 2026’dan itibaren AB dışından gelen düşük değerli gönderilere geçici olarak 3 Euro sabit gümrük vergisi uygulanmaya başladı. Düzenlemenin 1 Temmuz 2028’e kadar sürmesi planlanıyor.</p>
<p>Türkiye, düşük değerli gönderiler konusunda daha önce adım attı. Ağustos 2024’te yurt dışından bireysel alışverişlerde eşik 150 Euro’dan 30 Euro’ya indirildi. 1 Şubat 2026’dan itibaren ise 30 Euro’ya kadar olan ticari nitelik taşımayan gönderilerde Basitleştirilmiş Gümrük Beyannamesi uygulaması sona erdi ve ürünler genel ithalat prosedürlerine tabi hâle geldi.</p>
<h2>Türk tekstiline iki yönlü etki </h2>
<p>Türkiye, AB ve ABD’de düşük değerli paket avantajlarının daraltılması Türk tekstil ve hazır giyim sektörü için iki yönlü sonuç yaratabilir. ABD ve AB’ye küçük paketlerle satış yapan Türk firmalarının maliyetleri yükselirken, Temu ve Shein gibi Çinli platformların düşük fiyatlı iş modeli de zayıflayacak. Bu durum, özellikle hazır giyimde fiyat makasının Türkiye lehine daralmasına katkı sağlayabilir.</p>
<h2>Küresel e-ticarette “ucuz paket” dönemi kapanıyor </h2>
<p>Üç büyük pazardaki düzenlemeler, küresel e-ticarette düşük değerli paketlerin gümrük avantajlarının daraldığını gösteriyor. Çin merkezli platformların büyümesini destekleyen doğrudan tüketiciye küçük paket modeli artan maliyetlerle karşı karşıya. Yeni dönem, Türk hazır giyim sektörü için maliyet riski yaratırken, Çinli rakiplerin avantajının törpülenmesi Türkiye’nin üretim ve tedarik gücünü öne çıkarabilecek yeni bir rekabet alanı da açabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/abdden-de-temuya-gumruk-duvari-86946</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/0/1280x720/e-ticaret-kredi-karti-siparis-online-1776076590.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD mahkemesi, 800 dolar ve altındaki gönderilere tanınan gümrük muafiyetini kaldırma yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Karar, ABD’ye düşük değerli paketlerle satış yapan Türk e-ihracatçılarını da etkileyecek. Muafiyetin kaldırılması hazır giyim, tekstil, ayakkabı ve aksesuarda gümrük işlemleri maliyetlerini artırabilir. Ancak Çinli platformların küçük paket avantajının zayıflamasının, Türk üreticilerin fiyat rekabetindeki dezavantajını azaltabileceği değerlendiriliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-gocu-hizlaniyor-86945</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın göçü hızlanıyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e49b536bce-1788758453.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Altın artık yalnızca ne kadar tutulduğu ile değil, nerede tutulduğu ile de küresel finans gündeminin merkezinde. Hollanda Merkez Bankası’nın ABD ve Kanada’daki kasalardan yaklaşık 86 ton altını Londra’ya taşıması, rezervlerin coğrafi dağılımının önemine dikkat çekti.</p>
<p>Gerekçesi ‘artan jeopolitik huzursuzluk” ve krizlere hazırlık’ olarak açıklanan Hollanda’nın bu hareketi tek başına değerlendirildiğinde bir saklama değişikliği gibi görünebilir. Ancak son yıllardaki tablo daha geniş bir eğilime işaret ediyor. </p>
<p>■ Fransa, New York’ta bulunan son 129 ton altınını elinden çıkararak Avrupa’da LBMA standartlarına uygun altın satın aldı. Banque de France, bu işlemin lojistik açıdan daha hızlı ve düşük riskli olduğunu belirtti. </p>
<p>■ Almanya 2013-2017 döneminde New York ve Paris’ten toplam 674 ton altını Frankfurt’a taşıdı. Transferin ardından rezervlerin yüzde 50,6’sı Frankfurt’ta, yüzde 36,6’sı New York’ta, yüzde 12,8’i ise Londra’da tutulmaya başlandı. </p>
<p>■ Hindistan 2 yıl önce İngiltere’den kendi kasalarına 100 tonun üzerinde altın taşıdı. </p>
<p>■ Polonya 2019’da İngiltere Merkez Bankası’ndan yaklaşık 100 ton altını ülkesine getirdi. </p>
<p>■ Türkiye: 2017-2018 döneminde altının bir bölümünü yurtiçine taşıdı, Türkiye altın rezervlerinin önemli bölümünü Borsa İstanbul nezdinde, yani yurtiçinde tutuyor. TCMB, rezervlerin bir bölümünü de Londra’da bulunduruyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e4a8c41011-1788758668.png" alt="" width="695" height="688" /></p>
<h2>Londra yeni adres olarak önem kazanıyor</h2>
<p>Ancak altının eve dönüşü, New York ve Londra gibi merkezlerin terk edildiği anlamına gelmiyor.</p>
<p>Londra, dünyanın en büyük fiziki altın ticaret merkezi. İngiltere Merkez Bankası’nın kasalarında yaklaşık 400 bin külçe bulunuyor. Altın burada kasadan çıkarılmadan, hesaplar üzerinden el değiştirebiliyor. Bu özellik, özellikle kriz dönemlerinde altının hızlı biçimde nakde veya başka bir varlığa dönüştürülmesini kolaylaştırıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kıymetli metal, neden ülkesine geri geliyor?</span></h2>
<p>■ <strong>Rusya yaptırımları</strong>: Rusya’nın yaklaşık 300 milyar dolarlık döviz rezervinin 2022’de dondurulması, yabancı ülkelerde tutulan rezervlerin siyasi kararlarla erişilemez hale gelebileceği endişesini artırdı. </p>
<p>■ <strong>Trump faktörü:</strong> ABD yönetimiyle yaşanan ticaret ve siyasi gerilimler, Washington’ın finansal sistem üzerindeki etkisine ilişkin endişeleri artırıyor. </p>
<p>■ <strong>Paranın kontrolü</strong>: Fiziki altının ülke sınırları içinde tutulması, merkez bankalarına rezerv üzerinde daha doğrudan kontrol sağlıyor.</p>
<p>■ <strong>Kriz hazırlığı</strong>: Altının kriz anında hızlı kullanılabilmesi için yalnızca güvenli olması değil, erişilebilir olması da önem taşıyor. </p>
<p>■ <strong>Çeşitlendirme</strong>: Merkez bankaları tüm altını tek bir ülkede tutmak yerine yurtiçi kasalar, Londra ve diğer finans merkezleri arasında dağıtarak saklama riskini azaltıyor </p>
<p>■ <strong>De-dolarizasyon:</strong> Merkez bankalarının altına yönelik ilgisi, doların küresel rezervlerdeki ağırlığının geleceğine ilişkin kaygılarla da birleşiyor. Dünya Altın Konseyi araştırmasında merkez bankalarının yüzde 73’ü, önümüzdeki beş yılda küresel rezervlerde dolar payının azalacağını öngörüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hollanda iki farklı yöntemli taşıdı</span></h2>
<p>Hollanda Merkez Bankası New York’ta yaklaşık 59 ton altın sattı ve Londra’da aynı miktarda altın satın aldı. Ayrıca Kuzey Amerika’dan Hollanda’ya 27 tondan fazla altın fiziksel olarak taşıdı. Daha sonra benzer miktarda uluslararası ticareti yapılabilen altın Hollanda’dan Londra’ya transfer edildi. Bu, Hollanda’nın 86 tonun tamamını Atlantik Okyanusu üzerinden taşımak zorunda kalmadığı, bunun yerine altın satışları ve fiziki transferlerin bir karışımını kullandığı anlamına geliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-gocu-hizlaniyor-86945</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/5/1280x720/altin-golden-1788760711.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez bankaları altın rezervlerinin adresini değiştiriyor. Hollanda&#039;nın 86 ton altını Londra&#039;ya taşıması aslında Fransa, Almanya, Hindistan ve Polonya ile başlayan dalganın son halkası. Son yıllarda altını kendi sınırlarında ya da kriz anında daha hızlı kullanılabilecek merkezlerde tutma eğilimi güçleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurul-fonlara-8-sinirini-getirdi-bist-100-30-hisseleri-1038-dustu-86944</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kurul, fonlara %8 sınırını getirdi, BIST 100-30 hisseleri %10,38 düştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST 100 geçtiğimiz haftayı %4,30 kayıpla tamamlarken BIST 100-30 Endeksi %10,38 geriledi. SPK’nın serbest fonlara yönelik getirdiği sınırlama yaşanan dalgalanmada belirleyici faktör olarak öne çıktı. 497 hissenin gerilediği haftada, fonların paylarını azaltacak olması etkili oldu.</strong></p>
<p>SPK fonlara yönelik düzenlemede değişikliğe giderken serbest fonların tek hisseye yatırımında %8 sınırını getirdi. BIST 30 hisselerinin muaf tutulması, özellikle BIST 100-30 hisselerinde yoğun satışları öne çıkardı. Bu süreçte Pasifik Eurasia %40,90 değer kaybederken Hedef Holding %40,87 ve Peker GYO %40 geriledi. Aynı sürede 131 hisse çift haneli kayıplar yaşadı. Yatırımcıların düşüşte panik havasına kapılarak satış yapmak yerine, portföyündeki firmaların nakit akışını ve borç yükünü inceleyerek hareket etmesi daha isabetli bir yönelim olacağı unutulmamalı.</p>
<h2>Önce çıktı, ardından düştü</h2>
<p>Temmuzda en düşük 85,70 TL’yi gören Pasifik Eurasia, sonrasında güçlü bir çıkışla ağustos sonu en yüksek 268 TL’yi test etti. Geçtiğimiz hafta beş gün boyunca taban olurken borsanın en fazla gerileyen hissesi oldu. Yılın ilk yarısında kârını %74 düşürüp 25,9 milyon TL’ye gerileten firma, demiryolu taşımacılığında %35 iştirak ettiği Pasifik Vagon’un kuruluşunu tamamladı. Hedef Holding, haziranda gördüğü en düşük fiyat olan 89,29 TL’den başladığı hareketini ağustosun ilk haftası 396 TL’ye kadar sürdürdü. Son bir aydır sürekli geriliyor. Son hafta beş tabanın ardından haftalık %40,87 gerilerken, bir aydaki değer kaybı %84,88 seviyesinde bulunuyor. Firma yılın ilk yarısında 339,3 milyon TL kâr açıkladı.</p>
<h2>Düşen piyasada yükseldi</h2>
<p>Genel düşüşün yaşandığı haftada Karsan %30,05 primle en güçlü çıkışı sergileyen konumda. Gerçekleştirdiği yükselişe rağmen fiyatı yıllık bazda sadece %2,92 yukarıda. Altı aylık dönemde satışlarını 10,1 milyar TL seviyesine taşıdı. Otomotiv pazarının yılın ilk sekiz ayında %11,91 daraldığı bir ortamda, Karsan satışlarını %49 yükselti. Ancak bu performans dönem sonu zarardan kurtaramadı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>TOKEN AL SAT MI, TOKEN AL TUT MU?</strong></p>
<p><strong>Token al sat</strong>; hızlı getiri, korunma, esneklik, hakimiyet, sermaye devri. Komisyon yükü, psikolojik yıpranma, fırsat kaçırma, zaman kaybı, zarar sarmalı.</p>
<p><strong>Token al tut</strong>; maksimum kazanç, rahatlık, düşük maliyet, pasif gelir. Kilitlenen sermaye, ayı piyasası riski, proje iflası, sabır sorunu, manevra eksikliği.</p>
<p><strong>Ankara’daki toplam 45 bin metrekare arsa için kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladı</strong></p>
<p>Asce GMYO’nun Ankara’daki projesiyle ilgili bilgi alabilir miyim? ● Erkan Gören</p>
<p>Erkan, Asce GMYO, Sincan’daki toplam 45.124 metrekare büyüklüğündeki üç arsası için arsa payı karşılığı inşaat sözleşmeleri imzaladı. Yapılacak projeyle ilgili henüz detay bilgi bulunmuyor. Anlaşmalara göre, paylaşım oranı Asce GMYO için %41, yüklenici firmalar için %59 olarak belirlendi. Şirket bu girişimiyle portföyündeki arsaları doğrudan bir inşaat maliyeti üstlenmeden gelir getirici projelere dönüştürmeyi hedefliyor. Hayata geçirilecek proje kârlılığa olumlu katkı sağlayacak olsa da şirketin payına düşecek adet henüz netleşmiş değil.</p>
<p><strong>İlk yarıdaki gelir ve kâr düşüşü sonrası yıl sonu beklentisini aşağı yönlü güncelledi</strong></p>
<p>Kalekim yıl sonunda kendisini YATIRIM FONLARI TAHVİL toparlayabilir mi? ● Nevzat Özler</p>
<p>Nevzat, Kalekim yılın ilk yarısında zayıf bir performans sergiledi. Gelirindeki %7 oranındaki düşüş artan giderlerle birlikte esas faaliyet kârının %24 gerilemesine yol açtı. Dönem sonunda ise kârı geçen yıla göre %83 azalarak 103,7 milyon TL’ye indi. Mevcut durum karşısında şirket yıl sonu hedeflerinde küçülmeye gitti. Daha önce %15’e varan satış büyüme hedefini düşük tek haneli büyümeye indirdi. Yatırımlarında da frene bastığı anlaşılıyor. Daha önce 1,7 milyar TL’ye kadar olan yatırım planı altı aylık bilançoyla birlikte 700 milyon TL olarak değişti.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>KTS fonu katılım ilkelerine uyumlu hisselere yatırımla bir yılda %52 yükseldi</strong></p>
<p>Kuveyt Türk Portföy’ün idaresindeki Katılım Hisse Senedi Serbest Fon (KTS), son bir yıldaki performansı ile pozitif bir seyir izliyor. Ağustosta artan büyüklük eylülde bir miktar azalarak 131,29 milyon TL seviyesine indi. Geçen iki ayda fondan nakit çıkışı yaşanırken, eylülün ilk haftasında 3,53 milyon TL nakit girişi yaşandı. Yatırımcı sayısında da kademeli bir artış gözleniyor. Sayı şimdilerde 756’ya çıkarak yukarı eğilimi sürdürdü. Temel stratejisi, varlıklarını borsadaki katılım ilkeleriyle uyumlu hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %82,52’si hisse senedi ve %9,27’si yatırım fonlarından oluşuyor. Faiz hassasiyeti olan yatırımcılara hitap ediyor. Yıllık bazda %51,73 getiri sağlayan portföy, aynı sürede %30,50 yükselen endeksin üzerinde performans gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Ereğli Tekstil, piyasadan %47,67 bileşik faizle 530 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Ereğli Tekstil, 04.09.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 530.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %42, bileşik faizi %47,67 olarak belirlendi. 138 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 20.01.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %15,88 düzeyinde. 4 Eylül itibarıyla TLREF %36,93 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Ereğli Tekstil’in verdiği %42 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 5,07 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFERTT12726 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e490a4fc3b-1788758282.png" alt="" width="979" height="239" /></strong><strong>ÖZYAŞAR TEL</strong></p>
<p><strong>Yeni yatırımla üretimi yüzde 69 artarken aynı zamanda Çinli şirketle görüşüyor</strong></p>
<p>Özyaşar Tel, bağlı ortaklığı Çokyaşar’ın Adana’daki tel galvanizleme hattını devreye alarak üretim hacmini geçen yılın ortalamasına göre %69 oranında artırdı. Yatırımın maliyetleri düşürmesi ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırması hedefleniyor. Öte yandan şirket, Çin’in en büyük çelik üreticilerinden biriyle ürünlerinin Türkiye’de tek yetkili satıcısı olmak üzere görüşmelere başladığını duyurdu. Hem iç üretimdeki verimlilik artışı hem de yeni pazar arayışları, ciro büyümesi ve kârlılık oranlarına doğrudan güçlü bir ivme kazandırmasına olanak verecek.</p>
<p><strong>DOF ROBOTİK</strong></p>
<p><strong>Dallas bölgesinde gerçekleştireceği teknoloji yatırımı için mutabakata vardı</strong></p>
<p>Dof Robotik, ABD’nin Teksas eyaletine bağlı Dallas bölgesinde amaçladığı yatırım için harekete geçti. Şirket, Teknoloji Tecrübe Merkezi kurmak amacıyla hazır bina ve arsa satın alımı için satıcıyla mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu. Ön fizibilite çalışmalarına göre toplam yatırım tutarının 16 milyon dolar seviyesinde olması bekleniyor. Hedeflenen yurt dışı açılımı, şirketin global pazardaki operasyonel ayak izini genişletme amacı taşıyor. Eylül 2025’te borsaya gelen şirket, yılın ilk yarısında gelirini %69 büyütürken dönem sonu kârını 72,3 milyon TL’ye yükseltti.</p>
<p><strong>Z GAYRİMENKUL YATIRIM ORTAKLIĞI</strong></p>
<p><strong>Sanayi otelleri konseptini hayata geçirme yolunda ilk adımını Ankara OSB’de attı</strong></p>
<p>Z Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, ASO 2. ve 3. Organize Sanayi Bölgesinde yer alan hizmet destek alanındaki otel yapısının satışı ihalesini kazandığını duyurdu. Mülk devri için gerekli sözleşmeyi imzaladığını duyurdu. Satın alma, şirketin ticari gayrimenkul portföyünü büyütme ve sanayi otelleri konseptini hayata geçirme stratejisinin ilk adımı olma özelliğini taşıyor. Tesisin işletilmesi için uluslararası markalarla iş birliği yapmayı planlıyor. Gelir çeşitliliğini artırma amacı taşıyan hamle, OSB bölgesindeki talebi karşılayarak bilançosuna nakit akışı sağlayacak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Ahlatcı Doğalgaz’da fonlar alırken hissenin ivmesi üç haftadır yukarı yönlü</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e48e90875e-1788758249.png" alt="" width="289" height="234" />Ahlatcı Doğalgaz’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %28,91 ile toplamda 1,14 milyon lot artarak 5,07 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 14’ten 15’e yükseldi. KPC fonu 550 bin lot ile en fazla alımı yaparken, URA 86,7 bin ile en çok satışı gerçekleştirdi. Ahlatcı hakkında yıl içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Kuveyt Türk Portföy’ün ilgisi dikkat çekerken yönettiği KPC ve KNJ fonların ağırlığı öne çıkıyor. LTC ve CVL fonları ise ilk defa alım yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurul-fonlara-8-sinirini-getirdi-bist-100-30-hisseleri-1038-dustu-86944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurul, fonlara %8 sınırını getirdi, BIST 100-30 hisseleri %10,38 düştü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/skdm-cikinca-firmalar-ihracatta-ab-disi-ulkelere-yoneldi-86942</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> SKDM çıkınca firmalar ihracatta AB dışı ülkelere yöneldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Sanayi Odası (ASO), “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması Kapsamında Türkiye ve Ankara” başlıklı rapor hazırladı. Rapora göre, SKDM’nin gündeme gelmesinin ardından kapsam dahilinde üretim yapan firmalar ihracat rotalarını AB dışı ülkelere çevirdi. ASO Başkanı Seyit Ardıç, KOBİ’lerin dönüşüm maliyetlerinin yönetilebilir hâle gelmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Raporda, 2013-2023 döneminde üretim, ihracat ve finansman yapısı incelendi. Çalışma, Ankara’nın AB pazarındaki konumunun güçlendiğini ortaya koydu.</p>
<p>2023 itibarıyla Türkiye ihracatının yüzde 7,75’ini SKDM kapsamındaki ürünler oluştururken, Ankara’da bu oran yüzde 7 oldu. Ankara’nın AB’ye yönelik SKDM ihracatı 95 milyon dolardan 334 milyon dolara çıktı. Buna karşılık firmaların AB dışı ülkelere ihracatı iki katına çıkarken, bazı ülkelere ihracat dört kat arttı.</p>
<p>İhracat kompozisyonunda da değişim yaşandı. Ana metallerin payı yüzde 72,63’ten yüzde 25,53’e gerilerken, fabrikasyon metal ürünlerinin payı yüzde 12’den yüzde 33,8’e yükseldi. Makine imalatının payı yüzde 10,58 oldu.</p>
<p>2013-2023 döneminde AB’ye firma başına ortalama SKDM ihracatı 48 bin dolardan 2021’de 102 bin dolara yükseldi, 2023’te 73 bin dolar oldu. Ankara’dan firma başına ihracat ise 24 bin dolardan 55 bin dolara çıktı.</p>
<h2>Uyum yükleri yatırımları erteledi, makinenin varlıklar içindeki payı düştü</h2>
<p>Türkiye genelinde makine-teçhizatın toplam varlıklar içindeki payı 2013’te yüzde 56,14 iken 2023’te yüzde 25,52’ye, Ankara’da ise yüzde 22,74’ten yüzde 11,36’ya geriledi. Rapora göre bu düşüş, firmaların yatırım iştahının zayıfladığını ve sermaye stokunu yenilemede temkinli davrandığını gösteriyor. Artan enerji maliyetleri, karbon fiyatlaması belirsizlikleri ve uyum yükleri de yatırımların ertelenmesine yol açtı.</p>
<p>Türkiye genelinde AB’ye SKDM ihracatı yapan orta ölçekli firmalarda banka kredilerinin mali borçlar içindeki payı 2013’te yüzde 82,6 iken 2023’te yüzde 61,1’e geriledi. Ankara’da oran yüzde 90,3’ten yüzde 87,7’ye indi. Ana metal sanayindeki Ankara firmalarında banka kredilerinin payı yüzde 98,96’dan yüzde 92,63’e, Türkiye genelinde yüzde 84,38’den yüzde 83,9’a düştü.</p>
<p>Ankara firmalarının banka kredisi oranının Türkiye ortalamasının üzerinde seyretmesi, KOBİ ağırlıklı yapıda alternatif finansmana erişimin sınırlı olduğunu gösterdi. Kâr oranı Türkiye genelinde yüzde 11,6, Ankara’da yüzde 10,5 olarak hesaplandı.</p>
<p>Seyit Ardıç, karbon maliyetinin uluslararası ticaretin doğrudan unsuru hâline geldiği yeni bir döneme girildiğini belirterek, Ankara sanayisinin üretim gücünün düşük karbonlu, verimli ve uluslararası pazarlarda rekabetçi bir yapıya dönüştürülmesi gerektiğini söyledi. Ardıç, yeşil dönüşümün rekabet gücünü artıracak bir fırsata çevrilmesini istedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“KOBİ’lerin dönüşüm maliyeti yönetilebilir hâle gelmeli”</span></h2>
<p>ASO Başkanı Seyit Ardıç, verilerin Ankara sanayisinin ihracat miktarının yanı sıra üretimin niteliğiyle de farklılaştığını gösterdiğini belirtti. Ana metal ağırlığının azalırken fabrikasyon metal ve makine gibi daha ileri işlenmiş ürünlerin öne çıkmasını önemli bulduklarını söyledi. </p>
<p>SKDM’nin oluşturduğu yeni rekabet ortamında yalnızca emisyon raporlamasının yeterli olmayacağını vurgulayan Ardıç, enerji ve kaynak verimliliğinin artırılması, karbon yoğunluğunun düşürülmesi, finansmana erişimin güçlendirilmesi ve özellikle KOBİ’lerin dönüşüm maliyetinin yönetilebilir hâle getirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/skdm-cikinca-firmalar-ihracatta-ab-disi-ulkelere-yoneldi-86942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/9/1280x720/ihracat-ithalat-1748241556.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASO’nun SKDM raporu, Ankara sanayisinde ihracatın AB dışı pazarlara yöneldiğini, yatırım iştahının zayıfladığını ve banka kredilerine bağımlılığın sürdüğünü ortaya koydu. Raporda KOBİ’lerin dönüşüm maliyetlerinin azaltılması istendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dem-kongresi-surece-paralel-olarak-yapildi-86941</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> DEM Kongresi sürece paralel olarak yapıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DEM Parti’de 5. Olağan Kongresi yeni dönem hazırlığı şeklinde gerçekleşti. Eş Genel Başkanları Tuncer Bakırhan ile Tülay Hatimoğulları yeniden seçilirken, Parti Meclis’ine 33 yeni isim girdi.</p>
<p><strong>Yeni kadrolar, yeni dönemin politikalarını belirleyecek </strong></p>
<p>DEM Parti’nin 5’inci Olağan Kongresi çözüm sürecine paralel olarak gerçekleşirken, olağanüstü kongrenin de işareti oyarak yorumlandı. Kongrede Tuncer Bakırhan ve Tülay Hatimoğulları, geçerli 535 oyun tamamını alarak yeniden eş genel başkan seçilirken, yeni Parti Meclisi’nde önceki döneme göre yaklaşık yüzde 40 oranında kadro değişimi gerçekleşti.</p>
<p><strong>Neden bahar aylarında olağanüstü kongre yapılacak? </strong></p>
<p>DEM’de hazırlıklar 5. Olağan Kongre’den çok, bahar aylarında yapılacak olağanüstü kongreye göre şekillendi. Parti Meclisi’ne yeni giren 33 ismin ise önümüzdeki bahar aylarında yapılması planlanan kapsamlı kongreye hazırlık sürecinde partinin yeni dönem politikalarının şekillendirilmesinde rol üstlenecekleri şeklinde yorumlandı. Bu süreçte parti politikalarının, örgütsel yapının ve yeni dönem kadrolarının yeniden şekillendirilmesi gündeme gelecek.</p>
<p>Tek liste ile gidilen kongrede eş başkanlar değişmezken Parti Meclisi büyük oranda yenilendi. 82 kişilik önceki Parti Meclisi (PM) 80 kişiye indirildi. Ancak iki kişilik bu küçülmenin ötesinde, PM kadrosunda önemli bir yenilenmeye gidildi. Önceki PM’de yer alan 82 isimden 35’i yeni asıl PM listesinde yer almazken, 33 yeni isim asıl PM’ye girdi. Böylece yeni PM’nin 80 kişilik yapısının 47’si önceki dönemden devam ederken, 33 isim ilk kez yeni listede yer aldı. Kongrede ortaya çıkan tablo, DEM Parti’nin önümüzdeki dönemde yalnızca yönetim kadrosunda sınırlı bir değişiklik yapmadığını, PM’nin önemli bölümünü yenilediğini gösterdi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TBMM; 4 ülkedeki parlamento çalışmalarını inceledi</strong></span></p>
<p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), milletvekillerinin olası İçtüzük değişikliklerinde yararlanması amacıyla farklı ülkelerdeki parlamento çalışmalarını inceleyerek araştırma sonuçlarını kitaplaştırdı. TBMM Araştırma Hizmetleri Başkanlığı tarafından hazırlanan çalışmalarda özellikle İtalya, Almanya ve Güney Kore’nin yasama, denetim ve bütçe süreçleri ele alındı. Kitaplar dijital ortamda okuyuculara sunulurken, takdim yazılarını TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş kaleme aldı.</p>
<p>Kurtulmuş, parlamentoların halkın sesinin yükseldiği, siyasal meşruiyetin üretildiği ve millet iradesinin kurumsallaştığı temel alanlar olduğunu vurguladı.</p>
<p>Çalışmada, İtalya’nın 5’i özerk olmak üzere 20 idari bölgeden oluştuğu ve birbirine eşit yetkilere sahip iki meclisli bir parlamentoya sahip olduğu belirtildi. Bir kişi aynı anda iki meclise üye olamıyor. Milletvekillerinin çalışmalara katılma yükümlülüğü bulunurken, disiplin cezaları da İçtüzükle düzenleniyor.</p>
<p><strong>Almanya'da yasama sistemi ele alındı </strong></p>
<p>Almanya bölümünde, ülkenin 16 eyaletten oluşan federal yapısı ile Federal Meclis ve Federal Konseyden oluşan yasama sistemi ele alındı. Cumhurbaşkanının da anayasal yetkileri çerçevesinde yasama sürecine dahil olduğu belirtildi.</p>
<p>Güney Kore’ye ilişkin çalışmada ise başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede başbakanlık makamının da bulunduğu, yasama görevinin tek kamaralı Güney Kore Ulusal Meclisi tarafından yürütüldüğü aktarıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dem-kongresi-surece-paralel-olarak-yapildi-86941</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/1/1280x720/dem-kongresi-1788757420.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEM Kongresi sürece paralel olarak yapıldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ticaret-meslek-ve-esnaf-odalarina-kap-benzeri-seffaflik-sistemi-gelmeli-86940</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ticaret, meslek ve esnaf odalarına KAP benzeri şeffaflık sistemi gelmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret, esnaf ve meslek hayatının içinde olan hemen herkesin yolu bir şekilde <strong>Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Esnaf Odaları veya Meslek odalarıyla</strong> kesişiyor. Kayıt, belge, tescil/ilan, kapasite raporu, mesleki izin veya benzeri işlemler için odaların kapısını çalıyoruz. Bunun karşılığında da aidat, kayıt ücreti, belge bedeli, hizmet bedeli ve benzeri birçok ödeme yapıyoruz. Hatta büyük illerimizde bazı odaların bütçesi birçok ilin toplam bütçesinden de fazladır.</p>
<p>Özellikle halka açık şirketlerden, yatırımcısını ve kamuoyunu ilgilendiren önemli kararlarını <strong>Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)</strong> üzerinden zamanında, standart ve herkesin erişebileceği şekilde açıklamaktadır. Diğer tarafta ise üyelerinin ortak kaynaklarını yöneten oda yönetimlerinin aldığı kararların, yaptığı harcamaların ve mali sonuçların çoğu zaman üyeler tarafından tek bir ekrandan, düzenli ve karşılaştırılabilir şekilde takip edilebildiği bir sistemimiz maalesef yok!</p>
<p>Bana göre artık bu durum değişmeli… <strong>Ticaret, sanayi, esnaf ve meslek odaları için KAP benzeri bir “<u>Oda Kamuyu Aydınlatma Sistemi</u>” kurulmalı; oda yönetim kurullarının aldığı kararlar, mali tablolar, bütçe gerçekleşmeleri ve harcamalar hem bu merkezi sistemde hem de odaların kendi internet sitelerinde düzenli olarak yayımlanmalıdır.</strong></p>
<p><strong>KAP mantığı odalar için de uygulanmalıdır</strong></p>
<p>Kamuoyunu Aydınlatma Platformu’nun (KAP) en önemli tarafı sadece “bir internet sitesi” olması değildir. Sistemin asıl faydası; bildirimin belli bir formatta yapılması, tarih-saat kaydının oluşması, geçmiş bildirimlerin silinmeden izlenebilmesi, finansal tabloların belirli standartlarda sunulması ve aynı tür bilgilerin şirketler arasında karşılaştırılabilmesidir. KAP altyapısı; standart şablonlar, finansal raporlar ve ek belgelerle kamuyu aydınlatmayı sistematik hale getiriyor.</p>
<p>Ee, hal böyle iken aynı mantığı odalara uyarlamak neden mümkün olmasın?</p>
<p>Adı <strong>O-KAP, Oda Bilgilendirme Platformu veya Oda Şeffaflık Sistemi</strong> olabilir; adının çok da önemi yok. Önemli olan, her odanın aynı veri setini aynı formatta açıklaması ve bu bilginin hem merkezi platformdan hem de ilgili odanın kendi internet sitesinden görülebilmesidir.</p>
<p><strong>1- Tüm yönetim kurulu kararları yayımlanmalı</strong></p>
<p>Bence sistemin temel taşı burası olmalı. <strong>Odaların yönetim kurullarınca alınan tüm kararlar, karar tarihinden itibaren belirli kısa bir süre içinde üyelerin erişimine açılmalıdır.</strong> “Karar defterinde var”, “meclis biliyor”, “genel kurulda anlatılır” yaklaşımı artık yeterli değil.</p>
<p>Her yönetim kurulu kararı için en az aşağıdaki bilgiler sistemde yer alabilir;</p>
<p><strong>- </strong>Karar tarihi, karar numarası ve toplantı numarası,</p>
<p><strong>- </strong>Kararın konusu ve kısa özeti,</p>
<p><strong>- </strong>Kararın tam metni,</p>
<p><strong>- </strong>Oybirliği veya oyçokluğu ile alınıp alınmadığı, (yapılan şerhlerin nedeni/içeriği)</p>
<p><strong>- </strong>Kararın odaya <strong>mali etkisi</strong> varsa bunun tutarı ve ilgili bütçe kalemi,</p>
<p><strong>- </strong>Satın alma veya hizmet alımı varsa yüklenici/tedarikçi, sözleşme süresi ve toplam bedel,</p>
<p><strong>- </strong>Gayrimenkul, araç, iştirak, yatırım, bağış, sponsorluk veya benzeri işlem varsa işlemin temel şartları.</p>
<p>Burada “tüm kararlar yayımlanırsa kişisel veriler ne olacak?” sorusu gelebilir. Bunun çözümü de gayet basit. <strong>Personel özlük bilgileri, disiplin dosyaları, sağlık verileri, özel hayat bilgileri, ticari sır veya kanunen gizli tutulması gereken bölümler maskelenir; ancak kararın varlığı, konusu ve mali sonucu saklanmaz.</strong> Yani çözüm kararın tamamını kapatmak değil, gizli olması gereken kısmı ayırmaktır.</p>
<p><strong>2- Mali tablolar sadece 3 yıl sonra genel kurul dosyasında kalmalı</strong></p>
<p>Bir odanın üyeleri, o odanın mali durumunu yılda bir kez genel kurul kitapçığından görmek zorunda olmamalı. Zaten birçok mevzuatta bütçe, kesin hesap, bilanço, gelir-gider hesabı veya aylık mizan gibi veriler üretiliyor. O halde bu verilerin elektronik ortamda yayımlanmasının önünde teknik bir engel yok.</p>
<p>Bence odalar en azından <strong>aylık bütçe gerçekleşme raporlarını, üçer aylık mali durum tablolarını ve yıllık bilanço/gelir-gider tablolarını</strong> karşılaştırmalı olarak yayımlamalı. Cari dönem, önceki dönem, bütçe, gerçekleşen ve sapma oranı aynı tabloda görülebilmeli.</p>
<p>Örneğin üye şunu görebilmeli; Odanın yıllık bütçesi ne kadar? Yılın altıncı ayında bunun ne kadarı harcandı? Aidat gelirleri ne kadar gerçekleşti? Personel gideri ne kadar? Temsil-ağırlama, seyahat, eğitim, reklam, yazılım, danışmanlık, hukuk, kira, araç ve organizasyon harcamaları ne seviyede?</p>
<p><strong>3- Harcamalar kalem kalem açıklanmalı</strong></p>
<p>Şeffaflığın en kritik kısmı bence burası. Toplam gideri açıklamak tek başına şeffaflık değildir. “Genel yönetim giderleri 50 milyon TL” demekle üye, bu paranın nereye harcandığını anlayamaz. Oda harcamaları, kişisel veriler ve kanuni gizlilik hükümleri korunmak kaydıyla, <strong>harcama tarihi, gider türü, belge/sözleşme bilgisi, tedarikçi, tutar ve ilgili yönetim kurulu kararıyla</strong> eşleştirilerek yayımlanabilir. Belirlenecek düşük tutarlı günlük harcamalar toplu gösterilebilir; ancak belirli bir parasal sınırın üzerindeki alımlar mutlaka işlem bazında açıklanmalıdır.</p>
<p>Özellikle aşağıdaki harcamaların ayrı başlıklarda görülmesi gerektiğini düşünüyorum;</p>
<p><strong>- </strong>Yönetim, meclis ve diğer organlara yapılan <strong>huzur hakkı, ücret ve benzeri ödemeler</strong>,</p>
<p><strong>- </strong>Personel giderleri ve toplam yan haklar,</p>
<p><strong>- </strong>Temsil, ağırlama, seyahat ve konaklama giderleri,</p>
<p><strong>- </strong>Araç alımı, kiralama, yakıt ve bakım giderleri,</p>
<p><strong>- </strong>Gayrimenkul alım, satım, kira, tadilat ve inşaat giderleri,</p>
<p><strong>- </strong>Danışmanlık, hukuk, reklam, basın, tanıtım ve yazılım hizmetleri,</p>
<p><strong>- </strong>Eğitim, seminer, fuar, organizasyon ve etkinlik harcamaları,</p>
<p><strong>- </strong>Bağışlar, yardımlar, sponsorluklar ve sosyal faaliyet giderleri,</p>
<p><strong>- </strong>İştiraklere, vakıflara veya bağlı yapılara aktarılan kaynaklar.</p>
<p>Buradaki amaç “harcama yapılmasın” demek değildir. Elbette oda faaliyet gösterecek, eğitim yapacak, personel çalıştıracak, bina kullanacak, araç alacak, teknolojiye yatırım yapacak. <strong>Mesele harcamanın yapılması değil; ne için, hangi kararla, kime ve ne kadar yapıldığının üyeden saklanmamasıdır.</strong></p>
<p><strong>4- Satın alma ve sözleşmeler de sistemde görülmeli</strong></p>
<p>Odaların önemli bir kısmında ciddi satın alma hacimleri oluşabiliyor. Bina yapımı veya tadilatı, yazılım projeleri, danışmanlık, eğitim organizasyonları, reklam ve tanıtım, araç kiralama, güvenlik, temizlik ve benzeri birçok alanda sözleşmeler imzalanıyor.</p>
<p>Bu işlemlerde de temel bilgiler yayımlanmalı. İhale veya teklif alınmışsa kaç teklif alındığı, seçilen firmanın kim olduğu, sözleşme bedeli, süresi, varsa ek protokoller ve sonradan oluşan bedel artışları üyeler tarafından görülebilmeli. Böyle bir sistem hem yönetimi hem de hizmet veren firmayı korur. Çünkü bilgi açık olunca dedikodu azalır, iddia yerine belge konuşur.</p>
<p><strong>5- Şeffaflık kamuya açık her alanda olmalı</strong></p>
<p>Bu öneriye karşı “Oda yönetimleri zaten seçiliyor, genel kurul var, denetim kurulu var; ayrıca neden böyle bir sistem olsun?” denilebilir.</p>
<p>Tam tersine; <strong>şeffaflık düzgün çalışan yönetimin en büyük güvencesidir.</strong> Bir yönetim kurulu yaptığı harcamayı, aldığı kararı, ihale sonucunu ve mali tablolarını anlık biçimde açıklıyorsa o yönetim hakkında ortaya atılabilecek birçok iddia daha baştan belgesiyle cevaplanmış olur.</p>
<p>Ayrıca seçim dönemlerinde de üyeler sloganlara göre değil, üç yıllık gerçek performansa göre karar verir. Hangi yönetim bütçeyi nasıl kullanmış, aidat gelirlerinin ne kadarını eğitime ayırmış, ne kadarını personel ve idari giderlere harcamış, hangi yatırımları yapmış; hepsi karşılaştırılabilir hale gelir.</p>
<p>Bence esas demokratik denetim de budur. <strong>Üye sadece sandığa giderken değil, üç yıl boyunca yönetimi izleyebilmelidir.</strong></p>
<p>Naçizane önerim aşağıdaki şekilde bir model kurulmasıdır;</p>
<p><strong>- </strong>5174, 5362, 3568 sayılı Kanunlar başta olmak üzere oda ve meslek kuruluşlarını düzenleyen mevzuata <strong>zorunlu kamusal bildirim hükümleri</strong> eklenmesi,</p>
<p><strong>- </strong>İlgili Bakanlıklar ve üst kuruluşların ortak belirleyeceği standartta merkezi bir <strong>Oda Şeffaflık Platformu</strong> kurulması,</p>
<p><strong>- </strong>Yönetim kurulu kararlarının örneğin en geç <strong>üç iş günü</strong> içinde sisteme yüklenmesi,</p>
<p><strong>- </strong>Aylık/üç aylık mali raporların ve yıllık kesin hesapların standart Excel/PDF formatta yayımlanması,</p>
<p><strong>- </strong>Bildirimlerin elektronik imza ve zaman damgasıyla kayıt altına alınması, geçmiş bildirimlerin silinememesi ve değişikliklerin tarihçesinin görülmesi,</p>
<p><strong>- </strong>Merkezi platforma yüklenen verinin aynı anda odanın internet sitesindeki “Şeffaflık” bölümünde de otomatik yayımlanması,</p>
<p><strong>- </strong>Bildirim yapmayan veya eksik bildirim yapan oda yönetimleri için mevzuatta etkili bir denetim ve yaptırım mekanizması kurulması.</p>
<p>Hatta sistem biraz daha geliştirilerek oda bazında birtakım mali oranlar otomatik hesaplanabilir. Örneğin; toplam giderlerin ne kadarı personel gideri, ne kadarı eğitim, ne kadarı temsil-ağırlama, ne kadarı yatırım? Üye başına toplam gider ne kadar? Aidat gelirlerinin ne kadarı doğrudan üyeye hizmet olarak dönüyor? Böylece yüzlerce oda arasında sağlıklı ve objektif karşılaştırmalar yapılabilir.</p>
<p>Sonuç olarak; bugün bir şirket halka açıksa yatırımcısını etkileyen önemli kararlarını KAP’ta açıklıyor. Çünkü yatırımcının parasının bulunduğu yerde <strong>bilgi alma hakkı</strong> olduğu kabul ediliyor. <strong><u>Bana göre aynı mantık, üyelerin aidatlarıyla ve oda gelirleriyle yönetilen ticaret, esnaf ve meslek odaları açısından da geçerli olmalıdır.</u></strong></p>
<p><strong><u>Özellikle kamu tüzel kişiliğine sahip veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının şeffaflık konusunda özel şirketlerden daha geride kalması doğru değildir. </u></strong>Oda yönetimleri üyelerin adına görev yapıyor ve üyelerin ortak kaynaklarını kullanıyor. Hal böyle olunca üyelerin de bu kaynakların nasıl kullanıldığını herhangi bir dilekçe vermeden, genel kurulu beklemeden ve kişisel ilişki kurmadan görebilmesi gerekir.</p>
<p>Faydalı olması dileğiyle…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ticaret-meslek-ve-esnaf-odalarina-kap-benzeri-seffaflik-sistemi-gelmeli-86940</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret, meslek ve esnaf odalarına KAP benzeri şeffaflık sistemi gelmeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-domino-etkisi-momentum-ve-voleybol-86939</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ, domino etkisi, momentum ve voleybol</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mahfi Eğilmez’in dediği gibi Almanları 3-1 yenen kadın milli voleybol takımımız ardından Sırbistan’ı yendi ve bu yazı yazıldıktan yaklaşık 12 saat sonra İtalya ile final oynayacak. Almanya maçını izlerken maçı kazanmayı sağlayanın momentum olduğunu fark ettim. Bu, OBase CEO’su Bülent Dal ile geçen sene konuştuğumuz “domino etkisi” konusunu yazmanın zamanının geldiğini gösteriyor.</p>
<p>Önce Mahfi Eğilmez ile başlayayım. Yazılarını her zaman zevkle okuduğum Eğilmez, maçın olduğu perşembe sabahı Almanya maçını 3-1 alacağımızı tweet attı. Ben de daha önce izlediğim Türkiye-Almanya maçı nedeniyle bu skoru tahmin ediyordum. İlk yarının birkaç sayısı geride kaldıktan sonra yanımdaki arkadaşa “İlk seti alırız, ikinci seti veririz. Maçı 3-1 alırız.” dedim. Analitik düşünen biri değildi; ilgi göstermedi. Bu nedenle “Bu maçın en güzel yanı, Almanlar yenildi diye bizim de yenilmiş sayılma ihtimalimizin olmaması” esprisini yapmadım.</p>
<p>İkinci seti kaybettikten sonra herkes gözünü bizim takıma dikip kimin kurtarıcı olabileceğine bakarken aşağıda protokolde oturan Faruk Eczacıbaşı rakibe bakarak yanındaki birine bir şeyler anlatıyordu. Ya transfer yapmıştı ya da rekabet analizi yapıyordu sanırım ama bilemiyorum. Bu tür bir kaybedilmiş setin ardından tezahüratı artırmak ve birbirine kenetlenmek, bizim gelenekselleşen tavrımız oldu ama rekabet analizi her şeyden fazla önem taşıyor. Maçın ilerleyen dakikalarında ben de Faruk Eczacıbaşı’nın yaptığını düşündüğüm şeyi yaptım ve rekabeti analiz ettim. Bizim aleyhimize olabilecek bir durum vardı ama Alman koç buna uyanmadı. Tahminimce bizim “füze rampamız” (bunu çevredekiler de birbirlerine “insafsızca füze gönderiyor” gibi ifadelerle birbirlerine söylüyordu) Melisa Vargas’tan etkilenip “size’lı” bir oyuncuyu takıma koyarak gövde gösterisi yapmak istedi. 20 numaralı Lena Kindermann’ı takıma monte etti ve o dakikadan itibaren Kindermann’ın Vargas’ın yaptıklarına benzer hareketler yaptığı bir oyun izledik ama genellikle sıçramadan oynayan Kindermann’ın hareketleri Alman milli takımına sadece dezavantaj yarattı. Yanımdaki arkadaşa “Bu adam, 20 numaradaki ısrarı yüzünden maçı kaybedecek.” dedim. Aldığım yanıt “Sen Almanları mı tutuyorsun?” oldu. Hayır, ama ben, yaptığım iş nedeniyle maça davet edilmiştim ve bu tür bir analiz yapmanın gerekli olduğunu düşünüyordum. Sonuçta maç izlemekten ziyade maçtan iş dersleri çıkarmanın orada bulunma nedenim olduğunu düşünüyordum. Ya da sadece bir içgüdüydü ve bulunduğum noktada konuya bu şekilde bakmam gerektiğini düşünüyordum. Analizim şuydu: Koçları değişseydik Almanların kazanma şansı çok daha yüksek olurdu.</p>
<p>Sonuç, iktisatçı Mahfi Eğilmez’in dediği gibi 3-1 oldu ama tribünde bulunmak, mühendis bakış açısıyla fazladan bunları da görmek mümkün oldu. Hem oyunu hem de insanlarımızı daha iyi tanıma fırsatı buldum. Bu arada sıklıkla yazdığım paralel işlemci kullanan uçaksavar örneğini de test ettim. Benim üniversite öğrencisi olduğum 80’li yıllarda paralel işlemcileri gelecekte çok daha büyük fark yaratacak bir teknoloji kullanımı olarak anıyorduk. Burada verdiğim örneği test etmek için de maçı kullandım. Melissa Vargas servis atarken sıçradığında geleceği noktayı hesapladım. O sırada boş olan noktaya telefonu nişanladım; harekete geçtiğinde zamanlamamı yaptım ve Vargas’ın smaç servisini fotoğrafladım. iPhone 13’!ün çok da yeni olmayan fotoğraf kapasitesi ile görmeden bastığım buton ile Vargas’ı tam olarak karenin içinde yakaladım ve bunu instagramda paylaştım. Analiz yapmak kadar eğlenceliydi. Ben butona bastığımda Vargas karenin içinde değildi ama makinenin gecikmesi ile fiziksel harekette alınan mesafe fotoğrafın oluşmasını ve 40 yıl önce savunma sanayiinde önemli bir etki yaratacağını konuştuğumuz şeyin testini sağlamıştı. Bugünün füzeleri ve dronlarının şekillendirdiği dünyadaki işlem kapasitesi düşünüldüğünde çok geride kalan bir teknoloji uygulaması ancak eğlenmeyi biliyorsanız bundan klasik otomobile binmeye benzer bir zevk alabiliyorsunuz.</p>
<p>Bunlardan başımı kaldırıp Sinan Erdem’deki görselleştirilmiş reklam olanaklarına baktığımda salonun NBA maçlarındakine benzer bir şekilde donatıldığı dikkatimi çekti. Amerika Birleşik Devletleri mi desem yeni medya modelleri mi desem reklam dünyasını ciddi biçimde değiştirmiş. Alanı yatay bir çizgiyle ikiye böldüğünüzde iki farklı dünya görüyorsunuz. Aşağıda reklam panoları ve yere yazılmış/ekranda pano gibi görünen reklamlar televizyon izleyicilerinin çok geniş kitlesine hitap eden bir iletişim/pazarlama kanalı sunuyor. Ancak o bölgeye baktığınız zamanlar zaten maçın oynandığı süreye dahil olduğundan reklamlar çok fazla ilginizi çekmiyor. Mola ve devre aralarında başınızı kaldırıp yukarı baktığınızda ışıl ışıl panolarda akan reklamları çok net görebiliyorsunuz. Tekrar pozisyonları ve devre aralarında reklamları gösteren dev ekranlar ise en etkili reklam alanı olarak görünüyor. Bunun nedeni, taraftarlardan da seçtiklerini buraya yansıtan sponsor uygulamasının inanılmaz bir interaktivite yani etkileşim sağlaması. Aşağıda televizyon aracılığıyla çok geniş kitlelere ulaşmayı sağlayan; yukarıda salondaki daha küçük kitle ile etkileşim sağlayan reklam olanakları. Hangisini seçerdiniz? Bizim için önemli olmayan ya da sadece yazı konusu olarak önem taşıyan bu soru, pazarlama yöneticileri açısından kritik başarı göstergesi olabilir. Şirketlerin bunu değerlendirmek için doğru ölçme kriterlerine ve araçlarına sahip olması gerekiyor. Bu da şirketlerin meselesi…</p>
<p>Tartışmayı bu noktaya getirmişken Mahfi Eğilmez’in diğer tweet’inden de bahsedeyim. İktisatçı Mahfi Hoca İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) enflasyon hesabında aylık ortalama fiyatları değil, ay sonundaki fiyatları baz aldığını sıkıntılı bir durum olarak tweet’lemişti. Sahada olmayı seven mühendis insan olarak, aynı 10 litrelik suyu ayın başında 95,50 liradan ayın sonunda ise 79,90’dan aldığımı not düşeyim. Konu ile ilgisi var mı bilmiyorum ama saha bana daha ucuza bulduğunu düşünen insanların bu tür bir enflasyon hesabına bağlı daha düşük maaş zammı alması anlamına geldiğini söylüyor. Ekmek, su ve temel ihtiyaçları karşılamaya yönelik ürünlerin fiyatının bu şekilde düzenlenmesi insanların hayat pahalılığını fark etmemsini de sağlayabilir. Ancak bu iktisatçıların ve sosyologların ilgilenmesi gereken bir konu; biz, benim çektiğim Vargas fotoğrafı ve OBASE CEO’su Bülent Dal’ın geçen yılki görüşmemizin ardından benimle paylaştığı “Perakendede Kararların Domino Etkisi: Veriden Karara, Karardan Kazanca” yazısı ekseninde devam edeceğiz.</p>
<p><strong>OBASE’in vizyonunu, Agentic AI’ı anlamak için nasıl kullanabiliriz?</strong></p>
<p>Dal’ın 10 Nisan 2025’te Retail Türkiye’de yayınlanan yazısının (https://retailturkiye.com/bulent-dal/perakendenin-2030-yolculugunda-one-cikan-7-baslik/)özeti şu şekilde: “Mart sonunda Las Vegas’ta düzenlenen Shoptalk 2025 etkinliği, perakende dünyasının geleceğine dair güçlü sinyaller verdi. Teknolojik dönüşüm, müşteri davranışlarındaki değişim ve iş modellerinin yeniden yapılanması, sektörde yepyeni bir dönemi başlatıyor. Bu yeni dönemde başarılı olmak isteyen markaların, yalnızca teknolojiye yatırım yapmaları yetmiyor; aynı zamanda içerik, topluluk, veri ve insan odağını bir araya getiren stratejiler geliştirmeleri gerekiyor.</p>
<p>Etkinlikte öne çıkan 7 başlık, 2030’a giden yolda perakende sektörünün gündemini şekillendirecek:</p>
<p><strong>- Agent-to-Consumer (A2C):</strong> Arama devri kapanıyor, yapay zekâ ajanlarının öneri gücüyle alışveriş deneyimi yeniden tanımlanıyor. 2030’da satışların yüzde 10’unun bu kanaldan gelmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>- Tanımlı müşteri:</strong> Fiziksel mağazalarda bile her müşteriyi tanımak zorunluluk haline geliyor. Müşteri verisi, rekabetin yeni cephesi.</p>
<p><strong>- İçerik fabrikaları:</strong> Tüketici artık arama yapmıyor, içerikten ilham alıyor. Markalar hikâye anlatıcılığı ve içerik üretimiyle fark yaratıyor.</p>
<p><strong>- Sosyal ticaret:</strong> TikTok ve Instagram gibi platformlar, keşiften satın almaya uzanan akışı tek videoda sunuyor. Sosyal ticaret hem satışları hem organizasyonları dönüştürüyor.</p>
<p><strong>- DTC’nin sınırlı gücü:</strong> Doğrudan tüketiciye satış modelinin sınırları netleşiyor; çok kanallı iş birlikleri yeniden önem kazanıyor.</p>
<p><strong>- Perakende medya:</strong><strong> </strong>Bu alan artık reklam değil, medya yatırımı. Amazon’un liderliğinde şekillenen rekabet, net kazananlar ve kaybedenler yaratacak.</p>
<p><strong>- Yapay zeka ile operasyonel dönüşüm</strong>: Karar destek, planlama ve fiyatlandırmada Yapay zeka etkisi artıyor. Sadece otomasyon değil, stratejik dönüşüm zamanı.”</p>
<p>Sohbet ederken konuştuğumuz konuyu tam olarak karşılayan yazı bu olmadığından iş başa düştü ve arama yaparak asıl yazıya ulaştım. Sanırım bir karışıklık olmuş. Ben bu tür belirli sayıda madde ile açıklanan yazılarla çok ilgili değilim. Konuştuğumuz konu, perakendede kararların domino etkisi ile ilgiliydi ve OBASE’in internet sitesinde (https://obase.com/tr/kurumsal/blog/Perakendede-kararlar%C4%B1n-domino%20etkisi-veriden-karara-karardan-kazanca) yer alıyor.</p>
<p>Yazının beni ilgilendiren iki bölümünü burada aktarmak istiyorum. Birincisi şöyle ve Dal ile sohbetimizdeki ilgi çekici konuyu yansıtıyor:</p>
<p><strong>a) Kararların domino etkisi</strong></p>
<p>Perakende, uzmanların “coupled decision system” (iç içe karar sistemi) olarak tanımladığı bir yapıya sahip. Fiyat talebi etkiler, talep stok seviyesini etkiler, stok replenishment kararını etkiler, kampanya fiyat ve segmentasyon kararlarını etkiler. Bu zincirleme yapı, birden fazla sürecin çıktılarını ve etkilerini birbiri ile ilişkilendiren, şirketin ana hedeflerini gerçekleştirecek orkestrasyonu yapan modern yapay a) a)zekâ sistemlerinin katma değer yaratmasını sağlıyor.<br />Örneğin: Bir süt ürününde %20 indirim kampanyası başlattığınızı düşünün.<br />Bu tek karar domino etkisi yaratır; eğer zamanında müdahale edilmezse sonuçları hem olumlu hem olumsuz olabilir. Temsili bir senaryo paylaşacak olursak.</p>
<p>- Fiyat indirimi → Talep artışı: Satışlar %40 artar</p>
<p>- Talep artışı → Stok düşüşü: 5 mağazada ürün hızla tükenir</p>
<p>- Stok düşüşü → Acil replenishment: Depodan acil sevkiyat planlanır</p>
<p>- Sevkiyat → Lojistik baskısı: Diğer ürünlerin dağıtımı ötelenir</p>
<p>- Yok satma→ Müşteri kaybı &amp; ikame satış: Müşteri rakibe ya da farklı ürüne yönelir.</p>
<p>Bu zincirleme etki, kararların sadece birim değil sistemsel düzeyde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Karar zekâsı işte bu noktada devreye giriyor: Her kararı bütün sistemle birlikte değerlendirip, maksimum fayda sağlayan senaryoyu otomatikleştiriyor.</p>
<p>Pazarlama ve satışta çok yüksek etki</p>
<p>McKinsey araştırmasına yeniden dönecek olursak perakendede en çok katma değer potansiyeli satış ve pazarlama alanında saklı olduğunu görüyoruz. Yapay zekâ, müşteri davranışlarını gerçek zamanlı analiz ederek her bir müşteriye özel ürün önerileri sunabiliyor, kampanya zamanlamasını optimize edebiliyor ve fiyatlandırma stratejilerini anlık olarak ayarlayabiliyor.</p>
<p>Araştırma analizine göre, bu alanda tek başına 1,1 trilyon dolarlık yıllık potansiyel değer yaratılabilir. Bu rakamın 629,8 milyar doları geleneksel AI ve analitik araçlardan, 470,2 milyar doları ise ileri AI teknolojilerinden gelmekte.  Bu kapsam altında hiperkişiselleştirme, dinamik fiyatlama ve perakende medya gibi alanlarda ileri AI’ın katkısı çok büyük.</p>
<p>Perakende sektöründe Pazarlama ve satışın ardından, tedarik zinciri 367 milyar dolar değer yaratma potansiyeli ile ikinci sırada beliriyor. Bu kapsamda özellikle talebi etkileyen unsurların, anormalliklerin anında tebiti ile tetiklenen sipariş ve stok yönetimi ile ilgili kararların iyileştirilmesi ileri AI ile sağlanan önemli bir kazanım alanı oluyor.</p>
<p>İkinci ilgi çekici bölüm ise risklerle ilgili:</p>
<p><strong>b) Paradoks: yüksek potansiyel, orta düzey uygulama</strong></p>
<p>Bununla beraber McKinsey’in Temmuz 2024’te yayınladığı “Global Survey on the State of AI” araştırması ilginç bir gerçeği ortaya koyuyor: En yüksek değer yaratma potansiyeli perakende ve CPG sektörlerinde gözükse de, yapay zekânın en çok kullanıldığı alanlara bakıldığında bu iki sektörün toplamı diğer sektörler arasında 5. sıra ile ortalarda yer alıyor.</p>
<p>Araştırmaya göre, pazarlama ve satış fonksiyonunda yapay zekâ kullanan şirketlerin oranı teknoloji sektöründe yüzde 55, profesyonel hizmetlerde yüzde 49, ileri sanayi sektörlerinde yüzde 48 seviyelerindeyken, perakende ve tüketici ürünleri sektöründe yüzde 46 seviyesinde kalıyor. Benzer şekilde, üretken yapay zekâ benimseme oranları incelendiğinde perakende sektörü yüzde 68 ile ortalamanın altında seyrediyor.</p>
<p>Bu durum, perakende sektörünün teknoloji yatırımlarında daha temkinli davrandığını ya da gerekli altyapı ve olgunluk seviyesine henüz tam anlamıyla ulaşamadığı şeklinde yorumlanabilir. Özellikle veri kalitesi, sistemler arası entegrasyon ve organizasyonel değişim yönetimi gibi konular sektörün önündeki temel engeller olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Biz bunu sol literatürde “teori taş gibi, pratik sallanmakta” sözüyle ifade ederdik diye hatırlıyorum ama üzerinden 30 seneden uzun süre geçtiği için terimlerden tam olarak emin değildim. Ben de ifadeyi Google’a sordum; AI Modu daha bunamadığımı ortaya koydu:</p>
<p>Teori ile pratik arasındaki o ezeli çelişkiyi bundan daha iyi özetleyen çok az söz vardır. Mühendislikten yazılıma, tıptan sosyolojiye kadar her alanda karşımıza çıkan evrensel bir kuraldır bu: Kağıt üzerinde kusursuz çalışan her şey, hayatın sert gerçeklerine çarptığında esner, bükülür veya sallanır.</p>
<p>Teorinin "taş gibi" olmasının nedeni, onun sürtünmesiz ve steril bir laboratuvarda yaratılmış olmasıdır. Pratik ise rüzgardır, insan faktörüdür, malzeme yorulmasıdır, beklenmedik anlarda çıkan krizlerdir.</p>
<p>Bu durumu en iyi özetleyen birkaç ünlü düşünceyi de ekleyelim:</p>
<p>- Yogi Berra: <em>"Teoride, teori ile pratik arasında hiçbir fark yoktur. Pratikte ise vardır."</em></p>
<p>- Boksör Mike Tyson: <em>"Ağzının ortasına yumruğu yiyene kadar herkesin bir planı (teorisi) vardır."</em></p>
<p>Eğer aklınızda bu sözü söyleten spesifik bir durum, proje veya deneyim varsa anlatın; teoriyi pratiğe uydurmak ya da o sallantıyı durdurmak için birlikte bir strateji geliştirelim.</p>
<p>Google’ın “aile terapisi” tadındaki teklifine rağbet etmedim ama Tyson’ın Bakış açısının bizim soldan daha derinlikli ve gerçekçi olduğunun altını çizmeliyim. Hayat hiç değişmiyor.</p>
<p><strong>OBASE, çarpıcı teorisini hangi pratikle destekliyor? </strong></p>
<p>Bunu yazdıktan sonra bitirmeden önce OBASE’in pratiğinden de bir miktar söz etmek gerekiyor.</p>
<p>1995 yılında üç kurucu ortak tarafından, Türkiye’de işletmelerin veriye dayalı karar alma yetkinliklerini geliştirmek amacıyla kurulan OBASE, verinin katma değerinin en net bu sektörde gösterilebileceği bakış açısıyla ilk etapta perakende sektörüne odaklanıyor. Türkiye’de perakende sektöründe merkezi ve dağıtık çalışan ilişkisel veri tabanı sistemleri, veri ambarı ve elektronik raf etiketi gibi öncü uygulamalara imza atan OBASE’in o günden bugüne kat ettiği mesafeyi anlamak için yapay zekâ çözümlerine bir bakmamız gerekiyor. Gereksiz edebi düzenlemelerden başka bir şey yapmak mümkün olmadığından üzerinde oynamadan gayet anlaşılır olan bilgi notu parçasını aktarıyorum.</p>
<p>-Veri analitiği, yapay zeka ve iş zekası yatırımlarımız, işletmelerin veriden hızlı ve güvenilir şekilde değer üretmesini sağlayacak şekilde tasarlanmıştır.</p>
<p>- Perakende sektörüne özel geliştirilen üretken yapay zeka çözümü, mevcut ürünlerimizi SaaS olarak sunduğumuz Platform OBASE üzerinden operasyonel verimlilik ve müşteri deneyimini artırmayı hedefler.</p>
<p>- OBASE AIR (AI-Ready), stratejik karar alma süreçlerini hızlandıran ve verimliliği artıran bir karar zekası platformudur. AIR, doğal dil etkileşimleri sayesinde günlük operasyonlardan stratejik kararlara kadar tüm alanlarda doğru ve hızlı karar alma içgörüleri sağlar. Çoklu ajan (Agentic AI) mimarisi ile farklı departmanlara özgü yapay zeka ajanları entegre edilebilir; bu ajanlar, şirket içinde en doğru kararları almak için ortak akıl orkestrasyonu ile çalışır. AIR, sadece destek aracı değil, aynı zamanda kurum içinde bir “kıdemli uzman” gibi hareket eder.</p>
<p>- Geliştirilen özel teknoloji sayesinde token kullanımı minimize edilir ve maliyet avantajı sağlanır.</p>
<p>- AIR’ın ilk sektörel uygulaması olan OBASE AI for Retail çözümü, talep öngörüsü ve stok yönetimi süreçlerinde somut rekabet avantajı sağlamaktadır.</p>
<p>- Görsel, metin ve ses girdileri mevcut uygulamalarla entegre edilerek dijitalleşme ileri taşınır ve insan destekli akıllı otomasyon ile karar verme süreçleri desteklenir.</p>
<p>- Platform, aynı zamanda yeni veri ve içgörülerden hızlı aksiyon alma yeteneğini güçlendirir ve işletmelerin rekabet avantajı elde etmesini sağlar.</p>
<p>- CRM çözümleri (Promni, Analitik CRM, CDP), müşteri temas noktalarında kişiselleştirilmiş aksiyonlar alınmasını sağlamaktadır.</p>
<p>- CRM ve AIR entegrasyonu sayesinde veriler gerçek zamanlı kampanya ve operasyonel aksiyonlara dönüştürülmektedir.</p>
<p>Bu işler şirket açısından gerçekten başarılı sonuçlar yaratıyor mu sorusuna baktığımda, OBASE’in inovasyon ve verimlilik odaklı bir yapılanma ile girdiği 2025’te brüt karının yıllık bazda yüzde 47 artışla 197,1 milyon liraya ulaştığını görüyorum. Şirketin brüt kar marjı yüzde 13,9’dan yüzde 23 seviyesine yükselirken AI tabanlı çözümler, Agentic AI yaklaşımı ve Platform OBASE projeleri büyüme stratejisinin merkezini oluşturuyor. 2026’nın ilk altı ayında 491 milyon liraya ulaşan satışlar ve 94 milyon lira seviyelerinde gerçekleşen brüt kâr, stratejinin sürekliliğinin göstergesini oluşturuyor.</p>
<p>1998’de Rusya’daki ilk yurt dışı projesi ile global pazarlara açılan OBASE’in yurtdışı satışlarının toplam cirosu içindeki payı yüzde 16 seviyesinde bulunuyor. Strategy, Microsoft, IBM, Oracle, Snowflake, AWS ve Huawei Cloud gibi global teknoloji firmaları ile iş birlikleri yürüten OBASE, ABD ofisi ile global pazarlardaki varlığını güçlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Neden şimdi yazdım? </strong></p>
<p>Başta da belirttiğim gibi OBASE yazısını şu anda yazmamın nedeni Vargas fotoğrafını çekmemle bağlantılı. Benzer biçimde Bülent Dal’ın Retail Türkiye’deki yazısı da 2030 öngörüleriyle bugünden yapılması gerekenleri ve iç görüleri kapsıyor. Ben Vargas fotoğrafını paralel işlemci mantığı ile çekince yazının zamanı geldi. Zamanlamanın konunun önemiyle bir bağlantısı yok; konunun önemini kendisi ile yediğimiz yemekte kavramıştım ama öyküsü şimdi oluştu.</p>
<p>Sohbette işte bu önemli dememi sağlayan ise, “domino taşı” vurgusuydu. İyi bir Yılmaz Özdil takipçisi olduğum için Sözcü gazetesinin 29 Nisan 2025 tarihli nüshasındaki Domino Taşı yazısını okumuştum. (https://www.sozcu.com.tr/domino-tasi-p167600) Özdil’in aktardığı Leiden Üniversitesi (Hollanda) araştırmasına göre, devrilen her domino taşı 1,5 katı büyüklüğünde bir domino taşını devirecek etkiyi yaratabiliyordu. Taşlar buna göre dizildiğinde, 5 milimetre boyunda bir taşla başlayan süreçte devrilen 13’üncü domino taşı 1 metre boyunda ve 50 kilo ağırlığında oluyordu. 29’uncu domino taşına gelindiğinde 400 metre boyunda oluyordu. Özdil “milyonlarca ton ağırlığında bir taşın” devrilebileceğinden bahsediyor ve bunu New York’taki Empire State binasıyla örnekliyor ama ben bu hesabı da matematikçilere bırakıyorum. Yalnız etkinin nasıl büyüdüğüne dikkatinizi çekmek istiyorum. Dal’ın ve CEO’su olduğu OBASE’in büyüme stratejisinin merkezine koyduğu karar zekâsının (decision intelligence) ve platform tabanlı çözümlerin yaratcağı domino taşı etkisi bu kadar büyük olmaya aday.</p>
<p>Karşılaştırma açısından Halil Aksu’dan aldığım e-postadaki notu aktarmakla yetineyim. O, ayrı bir yazı konusu olacak ama Halil bana şu notları düşmüş:</p>
<p>Bugüne kadar daha çok danışmanlık alanında, özellikle olgunluk ölçümü alanında çalışıyorken, artık tam manasıyla bir kurumsal yapay zekâ çözümleri şirketine dönüşüyoruz.</p>
<p>- digitopia.ai domainine taşınıyoruz. Tam bir yapay zekâ şirketi oluyoruz. </p>
<p>- Ahmet Bilgen (ex-Foriba) üçüncü kurucu ortak olarak aramıza katılıyor.</p>
<p>- Kurumsal şirketler için ajan tabanlı yapay zekâ platformu oluşturduk.</p>
<p>- ABD, AB, Orta Doğu ve tabii ki Türkiye’de büyümemizi 10x hızlandıracağız.</p>
<p>- Yeni yatırımcılarla bu büyüme sürecimizi destekliyoruz, hızlandıracağız.</p>
<p>Bütün bunlar oluyorsa, Nuh gibi bir gemi yapmaya başlamakta yarar var. O yüzden bu yazı şimdi yazıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-domino-etkisi-momentum-ve-voleybol-86939</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ, domino etkisi, momentum ve voleybol ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/erasmus-mesleki-egitim-hareketliligine-34-milyon-euro-hibe-destegi-86938</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> ERASMUS+ Mesleki Eğitim Hareketliliği’ne 34 milyon Euro hibe desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Prof. Dr. MUSTAFA HİLMİ ÇOLAKOĞLU - CAPPNNO Innovation Institute ortağı</strong></p>
<p>Türkiye Ulusal Ajansı, Erasmus+ Mesleki Eğitim Öğrenici ve Personel Hareketliliği sonuçlarını açıkladı. Türkiye Ulusal Ajansı, 2026’da mesleki eğitimde öğrenici ve personel hareketliliği için 232 kuruluş ve projeye yaklaşık 34 milyon Euro azami hibe tahsis etti. Desteklenen kuruluş ve proje sayısı 2024’e göre yüzde 26,8, kaynak tutarı ise yüzde 43,1 arttı.</p>
<p>Akredite kuruluşlara yönelik KA121-VET kapsamında 130 kuruluşa 28 milyon 879 bin 393 Euro, kısa dönemli KA122-VET kapsamında 102 projeye 5 milyon 127 bin 523 Euro ayrıldı. Böylece toplam destek 34 milyon 6 bin 916 Euro’ya ulaştı. KA122-VET’e sunulan 934 başvurudan 102’si hibe almaya hak kazanırken 10 proje yedek listeye alındı. Kabul oranı yüzde 10,9 olarak gerçekleşti. Destek iki yılda yüzde 43 arttı. 2024’te KA121 ve KA122 kapsamında toplam 183 kuruluş ve projeye 23 milyon 758 bin 611 Euro ayrılmıştı. Bu rakam 2025’te 203 kuruluş ve proje için 33 milyon 316 bin 179 Euro’ya yükseldi.2026’da destek kapsamındaki kuruluş ve proje sayısı 232’ye çıktı. Böylece sayı 2025’e göre yüzde 14,3, 2024’e göre yüzde 26,8 arttı. Hibe tutarındaki artış ise 2025’e göre yüzde 2,1, 2024’e göre yüzde 43,1 oldu. Kısa dönemli KA122-VET kapsamında 2024’te 955 başvurudan 80’i, 2025’te 914 başvurudan 87’si, 2026’da ise 934 başvurudan 102’si kabul edildi. Kabul oranı iki yılda yüzde 8,4’ten yüzde 10,9’a yükseldi.</p>
<p>Sağlanan destekten tahminen 3 bin öğrenci ve personel yararlanacak. Program; meslek lisesi öğrencileri, çıraklar ve yeni mezunlara Avrupa’daki kurumlarda meslekleri alanında işbaşı öğrenme ve staj yapma fırsatı sunuyor. Katılımcılar mesleki tekniklerini geliştirirken yabancı dil, dijital ve yeşil beceriler kazanıyor; farklı üretim kültürlerini, teknolojileri ve iş güvenliği uygulamalarını tanıyor. Uluslararası hareketlilik deneyiminin öğrencilerin özgüvenini, girişimcilik kapasitesini, istihdam edilebilirliğini ve kariyer olanaklarını güçlendirmesi bekleniyor. Yurt dışında edinilen öğrenme çıktıları Europass ve benzeri Avrupa araçlarıyla görünür hâle getirilebiliyor.</p>
<p>Öğretmen, eğitici ve diğer personel ise işbaşı gözlem, kurs ve öğretme görevlendirmeleri yoluyla yeni teknolojileri ve eğitim yöntemlerini öğrenebiliyor. Kuruluşlar açısından program; uluslararasılaşmayı, sektör iş birliğini, eğitim kalitesini ve Avrupa’daki işbirliği ve ortaklık ağlarını destekliyor.</p>
<p>KA121-VET yalnızca Erasmus akreditasyonuna sahip kuruluşlara açık bulunuyor. KA122-VET’e ise akreditasyonu olmayan veya kısa süreli hareketlilik planlayan uygun mesleki eğitim kuruluşları başvurabiliyor. Başvuru için EU Login hesabı oluşturuluyor, kuruluş Avrupa Komisyonunun kayıt sistemine kaydedilerek OID numarası alıyor ve başvuru formu elektronik ortamda Türkiye Ulusal Ajansına gönderiliyor. Projede ihtiyaçlar, hedefler, katılımcı profili, faaliyetler, bütçe, öğrenme çıktıları ve yaygınlaştırma planı açıklanıyor.</p>
<p>Öte yandan mesleki eğitim alanında Erasmus akreditasyonu almak isteyen kuruluşlar için 2026 KA120-VET son başvuru tarihi ise 29 Eylül 2026 olarak belirlendi. Mesleki eğitimde Erasmus akreditasyonu, bir kurumun kaliteli ve uzun vadeli uluslararası hareketlilik faaliyetleri yürütme kapasitesinin Ulusal Ajans tarafından onaylanmasıdır. Akreditasyon bir proje hibesi değildir. Kuruma, Erasmus+ hedefleriyle uyumlu bir <strong>Erasmus Planı</strong> çerçevesinde birkaç yıl boyunca daha kolay ve düzenli hibe talep etme imkânı sağlar. Mesleki eğitim merkezleri, Meslek kursları ve sürekli mesleki eğitim sağlayıcıları, İl ve ilçe millî eğitim müdürlükleri, Mesleki Eğitim Konsorsiyumu koordinatörleri, İşletmeler, odalar, meslek kuruluşları ve sektör temsilcileri ve mesleki eğitim politikası ve uygulamasından sorumlu kamu kurumları akreditasyon için başvurabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/erasmus-mesleki-egitim-hareketliligine-34-milyon-euro-hibe-destegi-86938</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ERASMUS+ Mesleki Eğitim Hareketliliği’ne 34 milyon Euro hibe desteği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gyolarda-halka-aciklik-orani-86936</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> GYO’larda halka açıklık oranı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GYO’larda uygulanan yüzde 25 asgari halka açıklık oranının her şirket için aynı sonucu doğurmaz. Özellikle büyük ölçekli GYO’larda zorunlu arz miktarının piyasa tarafından absorbe edilmesinin fiyat baskısı ve halka arz iskontosu yaratabilir. Halka arz oranının şirket ölçeğiyle uyumlu hale getirilmesi ve yüzde 25’lik orana kademeli olarak ulaşılmalı.</strong></p>
<p>GYO’larda halka açıklık ve temettü dağıtımı meselesi” başlıklı yazımda (EKONOMİ Gazetesi, 13.7.2026), Türkiye’deki %25 asgari halka açıklık ve %50 temettü dağıtımı oranlarının ABD uygulamalarıyla karşılaştırıldığında avantajlı görünse de; bu oranların kamu yararı ile piyasanın gelişimi arasındaki denge çerçevesinde tartışılması gerektiğini vurgulamıştım. Bu yazıda %25 zorunlu halka açıklık oranının yarattığı sorunlara odaklanıyoruz.</p>
<p><strong>Yüzde 25 her şirket için aynı anlama gelmiyor</strong></p>
<p>SPK düzenlemelerine göre bir GYO’nun çıkarılmış sermayesinin en az yüzde 25’ini temsil eden paylarını halka arz etmesi gerekiyor. Tüm şirketlerin aynı gözlükle görülmesine neden olan bu oransal yükümlülük, şirket büyüklüğünün hesaba katılmadığı bir finansman sisteminin (sermaye bütçelemesi kararının) ve piyasa yapısının iyi olabileceği düşüncesine dayanıyor olabilir. Söz konusu oran; halka açıklığı göstermelik düzeyde bırakmamak, kâğıdın ikincil piyasasında yeterli derinliği oluşturmak ve hâkim ortağın karşısında anlamlı büyüklükte bir yatırımcı tabanı yaratmak açısından makul görülebilir. Ancak piyasa gerçekleri evdeki hesabın çarşıya uymadığını, bu yüksek oransal yükümlülüğün piyasanın dinamiklerini olumsuz yönde etkileyebileceğini de ima ediyor.</p>
<p><strong>1 milyar TL’lik veya 100 milyar TL’lik GYO halka arzı</strong></p>
<p>1 milyar lira değerindeki GYO’nun %25’i ile 100 milyar lira değerindeki GYO’nun yüzde 25’i aynı oranı, fakat bütünüyle farklı arz büyüklüklerini ifade etmez mi? İlk durumda piyasanın 250 milyon liralık payı kısa bir talep toplama döneminde absorbe etmesi beklenebilir. Oysa Türkiye’de yerli/yabancı kurumsal yatırımcı tabanının ve borsadaki uzun vadeli gayrimenkul yatırımcısı havuzunun görece sınırlı olması nedeniyle, ikinci durumda %25 eşiği büyük GYO’lar açısından fiilen bir “piyasaya giriş maliyetine” dönüşebilir.</p>
<p><strong>Fiyatı sulandırmak kimsenin hayrına değil</strong></p>
<p>Halka arz yazını bilgi asimetrisi, yatırımcı talebine ilişkin belirsizlik ve likidite yetersizliğinin ihraç fiyatını olumsuz yönde etkileyebileceğini gündeme getiriyor. Bunun yanında, pay senetlerine yönelik talebin tam esnek olmadığını ortaya koyan çalışmalar, kısa sürede piyasaya sunulan pay miktarı arttığında yatırımcıların bu ilave arzı karşılamak için daha düşük bir fiyat talep edebildiğine işaret ediyor. Ellul ve Pagano (2006),1 beklenen ikincil piyasa likiditesinin azalması ve likidite riskinin yükselmesi durumunda halka arz iskontosunun arttığını belirtmektedir. Arz miktarının fiyat üzerindeki etkisini inceleyen daha geniş pay arzı yazını ise yatırımcı talebinin tam esnek olmadığını ve göreli arz büyüklüğü arttıkça fiyat iskontosunun yükselebildiğini ortaya koymaktadır (Kaul et al., 2000<strong><sup>2</sup></strong>; Corwin, 2003<strong>3</strong>). Bu bulgular sığ piyasalarda büyük miktarda GYO payının halka arz edilmesi durumunda, halka arz fiyatının temel değerin altına inebileceğini de gündeme getirmektedir. %25’lik asgari halka açıklık oranı, özellikle çok büyük GYO’larda, yalnızca daha fazla payın halka arz edilmesi anlamına gelmemekte, aynı zamanda düşük talep ve daha yüksek fiyat iskontosu ile birlikte daha düşük halka arz geliri elde edilmesi riskini de gündeme getirmektedir.</p>
<p><strong>Halka arz büyüklüğü ölçeğe duyarlı olmalı</strong></p>
<p>Peki, çözüm nerede? Basitçe ifade edelim: GYO’ların halka açıklık oranının şirket ölçeğiyle uyumlu hâle gelmesi gerekiyor. Bu noktada aktif büyüklüğü-gayrisafi hasılat gibi ölçütler esas alınabilir. Örneğin, ölçek olarak büyük GYO’lar için başlangıçta daha düşük bir halka arz oranı belirlenebilir. %25’e birkaç yıl içinde kademeli olarak ulaşılması istenebilir. Böylece arz zamana yayılır, fiyat üzerindeki baskı azalır, piyasa şirketi tanıdıkça yatırımcı tabanı genişler ve piyasa yapısını bozmadan olumlu finansman koşulları korunabilir.</p>
<p> </p>
<p>[1] https://doi.org/10.1093/rfs/hhj018</p>
<p>2 https://doi.org/10.1111/0022-1082.00230</p>
<p>3 https://doi.org/10.1111/1540-6261.00604</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gyolarda-halka-aciklik-orani-86936</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GYO’larda halka açıklık oranı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hic-de-kotu-degil-86935</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hiç de kötü değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye otomotiv pazarı ilk sekiz ayda daralsa da tarihsel ortalamaların üzerindeki seyrini koruyor. Hafif ticari araçlardaki direnç ile hibrit ve elektrikli modellere artan ilgi, pazardaki dönüşümün güçlü biçimde sürdüğünü gösteriyor.</strong></p>
<p>Şu anda yüzlerce yabancı otomobil medyası mensubu, yeni elektrikli Cayenne modelini deneyimlemek üzere Kapadokya’ya geliyor. Porsche’nin bu büyük organizasyon için Türkiye’yi tercih etmesinin en büyük sebebi elbette ülkemizin tarihî ve doğal güzellikleri… Türkiye’nin turizmine de küçük fakat önemli bir katkı olacağı kesin… Fakat 1996-2026 arasında 12 bini geçen satışların yanı sıra özellikle elektrikli Porsche’lere olan büyük ilginin de bu kararda etkili olduğunu belirtmeliyiz. Diğer yanda Toyota’nın Hilux GR modelinin uluslararası test sürüşleri, Volkswagen Golf’ün 50. yıl kutlamaları da Kapadokya’da düzenlenmişti. Hem Toyota hem de VW’nin ülkemizdeki satış başarıları ortada… Geçmişten başka örnekleri de hatırlıyoruz. Yani, Türkiye her anlamda global markalar için bir cazibe merkezi…</p>
<p>Diğer yanda sektörün nabzını tutan Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneğinin (ODMD) yayımladığı Ocak-Ağustos raporunda toplam pazarın geçen yılın aynı dönemine göre %11,91 oranında daralarak 719.996 adede gerilediği görünse de, 564.241 adetle binek otomobil tarafındaki %13,78’lik düşüşün yanında 155.755 adetle hafif ticari araç segmentinin %4,40’lık sınırlı daralması, talebin görece sağlamlığına işaret ediyor. Ağustos ayında toplam pazar %20,28 küçülürken, otomobil satışlarındaki %25,16’lık sert gerilemeye karşın hafif ticari araç pazarı %0,34 gibi mütevazı ama anlamlı bir artış yakalayarak 19.502 adede ulaşıyor. Ancak bu kısa vadeli daralmayı tarihsel ortalamalarla kıyasladığımızda, pazarın beş yıllık Ağustos ortalamasının %4,4, on yıllık ortalamanın ise %23,9 üzerinde seyretmesi, uzun vadeli büyüme eğiliminin bozulmadığını ve mevcut yavaşlamanın konjonktürel olduğunu düşündürüyor.</p>
<p>Tüketici tercihlerindeki yapısal değişimlerde ise düşük vergili A, B ve C segmentlerinin toplam pazar içindeki payı %84,3’e ulaşırken, C segmenti %55,1 ile açık ara lider konumunda; B segmenti ise %28,9’luk payla ikinci sırada… 372.790 adet ve %66,1’lik payla SUV’lar ilk sırada, sedanlar %20 ve hatchback’ler %13,6 ile tercihleri şekillendiriyor.</p>
<p>Motorizasyonda benzinliler %40,8’lik payla hâlen en büyük segment olsa da, hafif hibritler dahil yarı elektrikliler %33,1’lik pay ve 187.045 adetlik satışla hızla yükseliyor. %7,3 artan 160 kW altındaki modelleriyle tam elektrikliler ise %18,8’lik pay ve 105.951 adetle üçüncü büyük güç grubunu oluştururken, dizel araçların payı %5,9’a gerilemiş durumda. Daha erişilebilir fiyatlı tam elektrikli modellere yönelen müşterilerin aşırı yüksek fosil yakıt fiyatlarına karşı konfor ve teknoloji odaklı seçenekler aradığı da ortada…</p>
<p>Bu tablonun arka planında, otomotiv sanayimizdeki küresel üretim kabiliyeti de ayrı bir başlık olarak parlıyor. Tofaş’ın Bursa fabrikasında 386 milyon Euro’luk yatırımla, 2032’ye kadar 1 milyon adet üretimi planlanan Fiat Scudo, Opel Vivaro, Peugeot Expert ve Citroën Jumpy’den oluşan Stellantis K0 ailesinin Kuzey Amerika pazarına özel, 230 bin adet üretilecek modeli Ram ProMaster City, Green Car Journal tarafından “2027 Yılının Ticari Yeşil Aracı” seçilerek tüm kabiliyetleriyle okyanus ötesindeki profesyonel kullanıcıların bile beklentilerini karşılayabileceğini kanıtlıyor. Ford’un Connect’leri ve Tofaş’ın Doblo’ları ile gerçekleştirilen ABD ihracatının yeniden canlanması, Türkiye’nin hafif ticari araç üretim üssü iddialarını pekiştiriyor.</p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, Çin menşeli markalara yönelik artan vergi yükleri ve ticaret engellerine rağmen OMODA ve JAECOO’nun Türkiye’deki iki yıllık başarısı, doğru ürün ve stratejiyle korumacılığın aşılabileceğini gösteren önemli bir örnek… Global ölçekte 77 pazarda sadece üç yılda 1 milyon adet satışa ulaşan markanın, yerel tüketici beklentilerine odaklanarak Avrupa’daki gibi hızlı büyümesine ve yerel pazardaki daralmaya rağmen tüketici nezdinde yer edinmesine şaşırmamamız gerekiyor.</p>
<p>Velhasıl, ilk sekiz ayda otomotiv pazarımız yıllık bazda kayda değer bir daralma yaşasa da, geçmiş dönemlerin ortalamalarını aşan seviyesi ve hafif ticari araç segmentindeki direnciyle uzun vadeli potansiyelini koruyor. Bir tarafta otomotiv mühendisliği ve üretim kabiliyetimiz, diğer tarafta küresel markaların pazarın dinamizmine ve tüketicilerin teknoloji açlığına olan ilgisi… Sonbaharda yerli üretim ve ithal markalar arasındaki rekabetin yoğunlaşmasını beklerken, çok boyutlu otomotiv sektörümüzün zorluklarla birlikte fırsatları da barındırdığını izleyeceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hic-de-kotu-degil-86935</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/0/1280x720/otomobil-ve-hafif-ticaride-yuzde-142lik-daralma-1741074176.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hiç de kötü değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-kuresel-eksen-afrika-86934</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni küresel eksen: Afrika</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Son on yılda ortaya çıkan ekonomik, demografik ve teknolojik dinamikler bu algıyı kökten değiştiriyor. Afrika’nın yükselişi yalnızca bölgesel bir kalkınma hikâyesi değil; aynı zamanda küresel kapitalizmin yeni yapılanmasının merkezlerinden biri olabilir.</strong></p>
<p>Yirmi birinci yüzyılın ilk çeyreği kapanırken dünya ekonomisinin ağırlık merkezi sessiz fakat tarihsel ölçekte büyük bir dönüşüm geçiriyor. Soğuk Savaş sonrası dönemin üretim merkezi Asya olurken, enerji dönüşümünün, dijital ekonominin, kritik minerallerin ve genç iş gücünün merkezi giderek Afrika’ya kayıyor. Bugün Afrika artık yalnızca “gelişmekte olan bir kıta” değil; küresel ekonomik sistemin geleceğini belirleyecek stratejik eksenlerden biri hâline geliyor.</p>
<p>Uzun yıllar boyunca Afrika, küresel sistem içinde çoğunlukla yardım, yoksulluk, siyasi istikrarsızlık ve hammadde ihracatı perspektifinden okundu. Oysa son on yılda ortaya çıkan ekonomik, demografik ve teknolojik dinamikler bu algıyı kökten değiştiriyor. Afrika’nın yükselişi yalnızca bölgesel bir kalkınma hikâyesi değil; aynı zamanda küresel kapitalizmin yeni yapılanmasının merkezlerinden biri olabilir. Bugün dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 18’i Afrika’da yaşıyor. Birleşmiş Milletler projeksiyonlarına göre 2050’ye gelindiğinde bu oran yüzde 25’e yaklaşacak ve dünya nüfus artışının yarısından fazlası Afrika kaynaklı olacak. Kıta nüfusunun 2,5 milyara ulaşması bekleniyor. Bu, insanlık tarihindeki en büyük demografik genişlemelerden biri anlamına geliyor.</p>
<p>Fakat Afrika’nın stratejik önemi yalnızca nüfusundan kaynaklanmıyor. Asıl kırılma noktası, dünyanın ihtiyaç duyduğu üç kritik unsurun aynı anda Afrika’da yoğunlaşmasıdır: genç iş gücü, kritik mineraller ve yeni tüketici pazarları. Bu üç unsur birlikte düşünüldüğünde Afrika, 21. yüzyılın en önemli jeoekonomik merkezlerinden biri hâline geliyor.</p>
<p>Bugün Afrika ekonomisinin nominal büyüklüğü yaklaşık 2,8 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor. Bu rakam dünya ekonomisinin yaklaşık yüzde 3’üne denk geliyor. Küresel ticaretteki payı ise hâlâ görece düşük; dünya ihracatının yalnızca yaklaşık yüzde 2-3’ü Afrika kaynaklı. İlk bakışta bu tablo Afrika’nın küresel sistemde marjinal bir oyuncu olduğu izlenimini verebilir. Ancak rakamların altında çok daha önemli bir gerçek yatıyor: Afrika, küresel ekonomide düşük paya rağmen stratejik yoğunluğu en yüksek bölgelerden biri.</p>
<p>Kıta, dünya kobalt rezervlerinin yaklaşık yüzde 63’üne, tantalum rezervlerinin yüzde 70’ine, platin grubu minerallerin yüzde 79’una ve büyük lityum, manganez, grafit ve bakır rezervlerine sahip. Bu mineraller elektrikli araçlardan yapay zekâ altyapısına, veri merkezlerinden savunma teknolojilerine kadar modern ekonominin temel girdileri durumunda. Başka bir ifadeyle, 20. yüzyılın petrolü neyse, 21. yüzyılın kritik mineralleri de odur ve bu minerallerin merkezi büyük ölçüde Afrika’dır. Ancak bugün Afrika bu rezervlerin yalnızca yaklaşık yüzde 12’sini küresel üretime dönüştürebiliyor. Dolayısıyla kıtanın asıl hikâyesi mevcut gücü değil, henüz kullanılmamış kapasitesidir.,</p>
<p><strong>Afrika artık yalnızca kaynak sağlayıcı değil; küresel enerji güvenliğinin merkezlerinden biri</strong></p>
<p>Enerji dönüşümü Afrika’nın önemini dramatik biçimde artırıyor. Elektrikli araçlar, güneş panelleri, batarya sistemleri, rüzgâr türbinleri ve yapay zekâ veri merkezleri devasa miktarda kobalt, bakır, lityum, nikel ve nadir toprak elementi gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansı’na göre kritik mineral talebinin 2050’ye kadar yüzde 235’e kadar artabileceği öngörülüyor. Bu nedenle Afrika artık yalnızca kaynak sağlayıcı değil; küresel enerji güvenliğinin merkez bölgelerinden biri hâline geliyor.</p>
<p>Çin bu dönüşümü oldukça erken fark etti. Son 15 yılda Çin şirketleri Afrika’da limanlardan demiryollarına, enerji altyapılarından madencilik sahalarına kadar çok geniş bir yatırım ağı kurdu. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Afrika’ya yönelik finansmanı yüz milyarlarca doları bulurken, Pekin bugün birçok Afrika ülkesinin en büyük ticaret ortağı konumunda. ABD ise özellikle kritik minerallerin tedarik zincirini Çin’e bağımlı olmaktan çıkarmak için Afrika’ya yeniden stratejik önem atfetmeye başladı. Avrupa Birliği de yeşil dönüşüm hedefleri nedeniyle Afrika ile daha derin ekonomik ortaklıklar kurmaya yöneliyor. Dolayısıyla Afrika artık yalnızca bir kıta değil; büyük güç rekabetinin ana sahalarından biri.</p>
<p>Afrika’daki en önemli dönüşümlerden biri dijital ekonomide yaşanıyor. Uzun süre altyapı eksiklikleri nedeniyle dezavantajlı görülen kıta, tam da bu nedenle bazı alanlarda “sıçramalı modernleşme” modeli geliştirdi. Geleneksel bankacılık altyapısı yeterince gelişmeden mobil ödeme sistemleri yaygınlaştı. Banka hesabı olmayan milyonlarca insan doğrudan mobil finans sistemlerine geçti. Bugün Afrika fintech ekosistemi dünyanın en hızlı büyüyen pazarlarından biri olarak görülüyor. Mobil internet kullanımındaki yüzde 10’luk artışın kişi başına düşen geliri yüzde 2,5 artırdığı hesaplanıyor; bu oran dünya ortalamasının üzerinde. Afrika internet ekonomisinin 2025’te yaklaşık 180 milyar dolar, 2050’de ise 700 milyar doların üzerinde ekonomik değer üretmesi bekleniyor. Özellikle Nijerya, Kenya, Güney Afrika, Mısır ve Fas kıtanın dijital merkezleri olarak öne çıkıyor. Bu dönüşümün stratejik anlamı oldukça büyük: Afrika artık yalnızca ham madde sağlayıcısı değil, aynı zamanda dijital hizmet üreticisi olmaya başlıyor.</p>
<p><strong>Kıta içi ticaret artışı Afrika’yı ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik dönüştürecek</strong></p>
<p>Afrika’nın geleceğini belirleyecek en önemli girişimlerden biri ise Afrika Kıtasal Serbest Ticaret Bölgesi, yani AfCFTA. Tam anlamıyla işler hâle gelmesi durumunda dünyanın en büyük serbest ticaret alanlarından biri ortaya çıkacak. Şimdiden kıta içi ticaret hacmi 192 milyar dolar seviyesini aşmış durumda. Bu dönüşüm kritik çünkü Afrika’nın temel sorunlarından biri uzun yıllar boyunca koloniyal ticaret modelinin devam etmiş olmasıydı. Afrika ülkeleri birbirleriyle değil, eski sömürge merkezleriyle ticaret yaptı. AfCFTA bu yapıyı kırabilir. Kıta içi ticaretin artması sanayileşmeyi, bölgesel üretim zincirlerini, lojistik altyapıyı, yerel para kullanımını ve teknoloji transferini hızlandırabilir. McKinsey ve Brookings analizlerine göre AfCFTA’nın tam uygulanması hâlinde kıta içi ticarette yüzde 35’e varan artış mümkün olabilir. Bu yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik bir dönüşüm anlamına geliyor.</p>
<p>Ancak Afrika’nın önünde ciddi riskler de bulunuyor. Kıtanın temel sorunu kaynak eksikliği değil; verimlilik, altyapı ve kurumsal kapasite eksikliği. Enerji erişimi hâlâ sınırlı, lojistik maliyetleri yüksek, sanayileşme yetersiz ve eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasında ciddi uyumsuzluklar bulunuyor. Bu nedenle Afrika’nın genç nüfusu aynı anda hem büyük fırsat hem de büyük risk taşıyor. Eğer kıta üretim kapasitesini artırır, sanayileşmeyi hızlandırır, dijitalleşmeyi derinleştirir ve bölgesel entegrasyonu güçlendirirse dünyanın en büyük büyüme motorlarından biri olabilir. Aksi hâlde yüksek nüfus artışı ekonomik baskıyı büyütebilir.</p>
<p>Bugün dünya yeni bir ekonomik coğrafya oluşturuyor. Enerji dönüşümü yeni maden coğrafyaları yaratıyor, yapay zekâ yeni veri ve enerji ihtiyaçları doğuruyor, küresel tedarik zincirleri Çin merkezli yapıdan çeşitleniyor, Avrupa yaşlanıyor ve Çin’in nüfus avantajı azalıyor. İşte bütün bu dönüşümlerin kesişim noktasında Afrika bulunuyor.</p>
<p>Dolayısıyla mesele artık “Afrika yükselecek mi?” sorusu değil. Asıl soru şu: Afrika küresel sistemde hangi rolü oynayacak? Sadece hammadde sağlayıcısı mı olacak, yoksa batarya üreten, veri merkezleri kuran, fintech ihraç eden, dijital hizmet geliştiren, bölgesel üretim zincirleri oluşturan ve kendi sermaye piyasalarını derinleştiren bağımsız bir ekonomik kutba mı dönüşecek?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-kuresel-eksen-afrika-86934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni küresel eksen: Afrika ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sanayisinin-yenilikci-cozumlere-ihtiyaci-var-86933</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk sanayisinin yenilikçi çözümlere ihtiyacı var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel ticaret koridorlarının yeniden şekillendiği ve Avrupa’nın ürün standartlarını değiştirdiği bir dönemde Türk sanayisinin yeni koşullara uyum sağlamasının önemli. İhracatının yaklaşık yüzde 60’ını Batı pazarlarına yapan  Türkiye’nin dış politikasında güvenli ticaret koridorları ve AB ile ekonomik temelli müzakerelerin önceliklendirilmesi gerek.</strong></p>
<p>Türkiye gibi bir sanayi ülkesini idare edenlerin dikkatli konuşması gerekir. Ben bunun özellikle içinde bulunduğumuz hızlı dönüşüm sürecinde çok daha önemli olduğunu düşünüyorum.Ecdat, ne derdi? “Arkasında ne olduğundan emin olmadığın kapıyı sakın açma”. Nedir? Süratli dönüşüm süreci, işte o açacağınız her kapının arkasında ne olduğundan emin olma ihtimalini sürekli aşındırıyor. Hemen her şey her gün değişiyor. Dünya yeniden kuruluyor. Temkinin her zamankinden daha fazla önemli olduğu bir dönemdeyiz. Önce onu bir tespit edelim.</p>
<p>Bugün neden yeni ticaret koridorlarını bu kadar yoğun bir biçimde tartışıyoruz? İlgili ilgisiz her toplantının içinde bir yeni koridor tartışması bölümü yer alıyor artık.</p>
<p>Bölgemize bakın, İran savaşı sonrasında, Hürmüz Boğazı ve Kızıl Deniz’in güneyindeki Babülmendeb güvenli olmaktan çıkınca her yolun alternatifini tasarlamaya başlamak önem kazandı. Neden? Eski rotadan geçen malların sigorta primleri tavana vurdukça yeni koridor arayışları ortalığı sardı.</p>
<p>Sigorta şirketlerini dikkate almadan koridor tasarımı olmuyor, ben öğrendim. Türkiye’de de bu alternatif koridor tartışmasının farkında olmamız gerekir. Çünkü Türkiye bir sanayi ülkesidir.</p>
<p><strong>Ne demek sanayi ülkesi olmak?</strong></p>
<p>Bir sanayi ülkesi olmanın göstergesi nedir? Toplam ihracatının kahir ekseriyeti imalat sanayi ürünlerinden oluşuyorsa o ülkeyi sanayi ülkesi olarak görmek gerekir. 1995 yılında Orta Avrupa’yı da Orta Doğu’ya eklersek, bir nevi, geniş Osmanlı coğrafyasında hangi ülkelerin sanayi ülkesi sayılabileceğini tespit edebilmek mümkün.</p>
<p>Toplam ihracatının yaklaşık yüzde 70’i imalat sanayi ürünlerinden oluşan ülkeler arasında Polonya, Türkiye ve İsrail var.  Polonya, Türkiye ve İsrail ayrıca ihracat miktarları açısından da önemli, bölgenin toplam imalat sanayi ihracatının yüzde 15’ini sağlıyor her biri ayrı ayrı.</p>
<p>Rusya, buna karşılık, doğal kaynak ihracatçısı konumunda daha çok. 1995 yılı itibariyle Rusya’nın toplam ihracatı içinde imalat sanayi ürünlerinin payı yüzde 20’lerde.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e4188a8f46-1788756360.png" alt="" width="920" height="784" /></p>
<p>1995’ten 2024’e geldiğimizde Rusya ve BAE’nin toplam ihracatı içinde imalat sanayi ürünleri ihracatının payı daha azalarak, yüzde 10’lara doğru geriliyor. Ne oluyor? Rusya, 1995’ten 2024’e Körfez ülkesine dönüşüyor. Sanayinin payı azalıyor.</p>
<p>Türkiye, Polonya ve İsrail ise birer sanayi ülkesi olmaya devam ediyorlar. Özellikle Fas’ı da dikkatlerinize sunmuş olayım bu arada bir sanayi ülkesi olarak.</p>
<p>1995’te Fas’ın toplam ihracatının yüzde 30’u imalat sanayi ürünleri ihracatı kaynaklıydı, şimdi bu oran yüzde 60’a ulaştı. Avrupa Birliği’nin üretim merkezi olarak Fas önemini artırdı, bir sanayi ülkesine dönüştü.</p>
<p>Dolayısıyla ülkeleri iki gruba ayırmak mümkün: Allah’ın verdiğini satarak geçinenlerle dünyaya satılacak mal icat edip, üreterek hayatını idame ettirenler. Türkiye ikinci grupta yer alıyor. Nedir? Türk sanayisinin performansı Türkiye için son derece önemlidir.</p>
<p><strong>Nedir Türk dış politikasının bugün önceliği?</strong></p>
<p>Hal böyle olunca, Türkiye’nin önceliği nedir? Türk sanayisinin ürünleriyle dolu konteynerlerimizin hangi ticaret koridorlarından pazarlarımıza güvenli bir biçimde gidebileceğini tasarlamaktır.</p>
<p>Türk dış politikasının önceliği Türk sanayisinin ürünlerini taşıyan konteynerlerimiz için güvenli ticaret koridorlarının tasarımıdır. Ticaret koridorlarının yeniden yapılanmakta olduğu bu dönemde ehem ile mühimi ayırt etmek daha da elzem hale gelmiştir.</p>
<p>Ecdat bu durumda ne derdi? “Ehem mühimme müreccahtır”. Nedir? En önemli olan, önemli olana tercih edilir. Konteyner koridorlarımız en önemli konumundadır. Avrupa Birliği Türkiye’nin önceliğidir. Bu da bugünün ikinci tespiti olsun.</p>
<p><strong> </strong><strong>Made in Europe süreci önemlidir</strong></p>
<p>Dünyaya satılacak mal üretmek demek, dünyanın nasıl değiştiğini, teknolojinin ve tüketici talebinin nasıl dönüştüğünü yakından takip ederek gerekli yatırımları yapmayı gerektirir. Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 60’ını Batı pazarlarına göndermektedir. Gözümüzün bebeği gibi korumamız gereken pazarlar oradadır ve bu pazarlar bir değişim süreci içindedir.</p>
<p>Avrupa Birliği (AB) Made in Europe süreci ile Gümrük Birliği’nin işleyiş çerçevesini ürün standartları vasıtasıyla yeniden tanımlama yolundadır. Süreç, Türkiye-AB arasında, Türkiye-AB ilişkisinde nadir görülen tamamen ekonomi temelli ve karşılıklı çıkara dayalı ilerleyebilecek bir müzakere penceresi açmaktadır.</p>
<p>Türkiye’nin, Türk sanayisinin önceliklerini dikkate alarak benzer bir müzakere perspektifi geliştirmeye odaklanmasında fayda vardır.</p>
<p><strong>Müzakere perspektifi sektöre özgü olmalı</strong></p>
<p>Böyle bir müzakere perspektifi üzerinde düşünürken, ortalamaya dayalı analizlerden kaçınmakta fayda vardır. Ortalama karaktersiz bir kavramdır. Türk sanayisi bir bütün olarak, ortalamada ihracat zorluğu içinde değildir. Türk sanayisinin bazı alt sektörlerinin ihracatı artarken, bazıları ise ihracatta alan kaybetmektedir.</p>
<p>Bazı imalat sanayi alt sektörlerinde derdimiz Çin rekabeti ve maliyetler olabilir ama bazılarında durum böyle değildir. Bazı imalat sanayi alt sektörlerinde hadise teknolojik dönüşüme daha çabuk ayak uydurmak ve değişen ürün standartlarına daha hızlı uyum sağlamakla ilgilidir.</p>
<p>Bu çerçevede bakıldığında, AB, Türkiye’nin bir numaralı önceliğidir. Türk sanayisi, AB sanayisinin mütemmim cüzüdür. Nedir? Ayrılmaz parçasıdır.</p>
<p>Made in Europe süreci, hızlandırıcı yasası ve kamu alımları direktifi ile AB’nin ürün standartlarını değiştiriyorsa, Türk sanayisinin buna en az maliyetle uyum sağlamasını temin etmek, Türk dış politikasının önceliği olmak durumundadır.</p>
<p>Türk sanayisinin yeni dertlere değil, yenilikçi çözümlere ihtiyacı vardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sanayisinin-yenilikci-cozumlere-ihtiyaci-var-86933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/3/1280x720/5635-1788756409.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk sanayisinin yenilikçi çözümlere ihtiyacı var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guclu-tarim-disi-istihdam-soku-ve-ortadoguda-tirmanan-savas-riski-86932</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güçlü tarım dışı istihdam şoku ve Orta Doğu’da tırmanan savaş riski</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="gmail-p1"><strong>ABD’de beklentileri aşan tarım dışı istihdam verisi ve Orta Doğu’da tırmanan çatışmalar, küresel piyasalarda temkinli bir haftanın kapısını araladı. Petrolün 100 dolar eşiğine yaklaşması en büyük risk olarak öne çıkarken, Borsa İstanbul’da gözler Fed ve TCMB’nin faiz patikasına çevrildi.</strong></p>
<p class="gmail-p1">Güçlü ABD tarım-dışı-istihdam verisi ve Orta Doğu’da tırmanan savaş riski ile haftaya başlıyoruz.  Beklentilerin çok üzerinde gelen istihdam verisinin piyasalar üzerindeki etkisi sınırlı oldu.  Dolar küçük adımlarla güçlenirken, tahvil ve hisse senetleri sınırlı satıcılı seyretti. </p>
<p class="gmail-p1">Piyasalarda hakim görüş Fed’in Ekim toplantısında 25 baz puan faiz artırdıktan sonra bir süre beklemesi. İngiltere Merkez Bankası’ndan sene sonuna kadar 25 baz puan, Avrupa ve Japonya merkez bankalarından ise 50 baz puan artış bekleniyor. </p>
<p class="gmail-p1">Orta Doğu’da saldırıların şiddeti arttı. ABD’nin İran gemilerine karşı saldırısına, İran ABD donanmasına ve ticari gemilere saldırı ile cevap verdi. Hafta sonunda tırmanan çatışmaların piyasa etkisini bu hafta göreceğiz. Brent petrol Ağustos ayı içinde gördüğü dip seviyelerden 17 dolar yükselişle 96 doların üzerinde haftayı kapattı. Eğer çatışmalar devam ederse bu hafta 100 doları aşabilir. Bu senaryoda enerji hisselerinde yükseliş, altın madenleri ve havacılık hisselerinde satış bekleriz.   </p>
<p class="gmail-p1">Borsa İstanbul Fed faiz artışı, küresel tahvil satışı, Orta Doğu'da tırmanan çalışmalar gibi risklere rağmen 14 bin civarında tutunuyor. Fon düzenlemeleri nedeniyle BİST 100-30 hisselerindeki sert satışlara rağmen bankalar ve az sayıda büyük hisse endeksin tutunmasını sağlıyor.  </p>
<p class="gmail-p1">Beklentilerden düşük gelen enflasyon, Enflasyon Raporu toplantısında Başkan Karahan’ın verdiği güvercin mesaj Merkez Bankası faiz indirim beklentilerini güçlendirerek endeksi destekledi. Bilançonun aktif ve pasifi arasındaki faiz duyarlılığı farkı nedeniyle bankalar yükselişte öncü konumda. </p>
<p class="gmail-p1">Enflasyon verisi sonrası faiz indirim beklentileri öne çekildi. Hakim görüş, Merkez Bankası'nın Eylül toplantısını beklemede geçirdikten sonra, Ekim ve Aralık toplantılarında 100 baz puanlık adımlarla faiz indirim döngüsüne devam etmesi. Orta vadeli tahviller ve bankalar bu süreçte en çok yararlanacak varlıklar. </p>
<p class="gmail-p1">Orta vadeli programda enflasyon tahminlerinin yukarı çekilmesi, Merkez Bankası'nın reel faiz seviyesini makul seviyelerde tutarak faiz indirmeye devam edeceği görüşümüzü ile uyumlu. Ankara’nın kurumlar tarafından para piyasasında elde edilen gelirlere %10 stopaj getirmesi (!?) bu süreci nasıl etkileyecek göreceğiz. Yatırımcılar vade uzatarak veya yapısal ürünlerle bu süreci yönetmeye çalışacak.</p>
<p class="gmail-p1">Piyasaların önündeki temel risk Orta Doğu'da sıcak savaş riski nedeniyle petrol fiyatlarının 100 -120 dolar bandına yükselmesi. Bu uç senaryo dolarda güçlenme, tahvillerde küresel satış ile gelişmekte olan ülke varlıklarını vurur. Merkez Bankası'nın Ekim toplantısında faiz indirme senaryosu bir süreliğine rafa kaldırılır. </p>
<p class="gmail-p1"> </p>
<p class="gmail-p1"> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guclu-tarim-disi-istihdam-soku-ve-ortadoguda-tirmanan-savas-riski-86932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güçlü tarım dışı istihdam şoku ve Ortadoğu’da tırmanan savaş riski ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cok-kutuplu-dunyada-ekonomik-bagimsizlik-sinavi-86931</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çok kutuplu dünyada ekonomik bağımsızlık sınavı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çok kutuplu dünya düzeni Türkiye’nin önüne yeni bir sınav koyuyor. ABD’nin Golden Global Bank’a yönelik yaptırım kararı, Ankara’nın dış politikada hareket alanını genişletme çabası ile küresel finans sistemine olan bağımlılığı arasındaki çelişkiyi yeniden gündeme taşıdı. Türkiye’nin stratejik özerkliğini güçlendirebilmesi için ekonomik ve finansal bağımsızlığını da sağlamlaştırması gerekiyor.</p>
<p>Dünya siyasetinde güç dengeleri yeniden şekillenirken, Türkiye açısından önümüzdeki dönemin en önemli başlıklarından biri ekonomik bağımsızlık olacak gibi duruyor.</p>
<p>Soğuk Savaş sonrasında uzun süre tek merkezli bir uluslararası sistemin ağırlığı hissedildi. Bugün ise ABD ve Avrupa’nın yanı sıra Çin, Rusya, Hindistan, Körfez ülkeleri ve Türkiye gibi aktörlerin giderek daha fazla ağırlık kazandığı, ancak henüz kurumsallaşmış birçok kutuplu düzenin ortaya çıkmadığı bir dönemden geçiliyor.</p>
<p>Bu yeni dönemin en önemli özelliklerinden biri de şu: Siyasi ve askeri güç dağılımı değişirken, küresel finans sistemi aynı hızla değişmiyor.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>ABD Hazinesi’nin Türk bankasına yaptırım kararı</strong></span></p>
<p>Nitekim yeni dönemde Türkiye'nin de dış politikasında "daha özerk" hareket etmeye çalışırken, ekonomik olarak "zincirlerle bağlı" bir imaj çizdiğini söylemek yanlış olmaz.</p>
<p>ABD Hazine Bakanlığı’nın 4 Eylül’de Türkiye merkezli Golden Global Yatırım Bankası ile iki iştirakini İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü adına finansal işlemlere aracılık ettikleri gerekçesiyle yaptırım listesine almasını bu açıdan okumak mümkün.</p>
<p>ABD'nin yaptırım kararı, Türkiye’nin küresel finans sistemi içerisindeki konumunun ve dış politika tercihleriyle ekonomik ilişkiler arasındaki hassas dengenin önemini yeniden ortaya koyar nitelikte.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Büyükelçi Barrack’ın açıklamasının şifreleri</strong></span></p>
<p>Bu açıdan, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın, Amerikan Hazinesi'nin Golden Global yatırım bankası ve iştiraklerine yönelik yaptırım kararı sonrasında yaptığı açıklamasını dikkatle okumakta fayda var;</p>
<p>Barrack açıklamada kararın Türkiye’ye ve Türk bankacılık sisteminin geneline yönelik olmadığını, belirli bir finans kuruluşunun faaliyetleri ile sınırlı olduğunu çok açık ifadelerle vurguladı. Ayrıca, Washington yönetimi ile Türk makamları arasında süreç boyunca doğrudan ve sürekli temas bulunduğuna da dikkat çekti. Yani bir anlamda, "yaptırımı Türk makamlarının bilgisi doğrultusunda aldık" mesajı verdi.</p>
<p>Barrack’ın açıklamasındaki bu yatıştırıcı dilin bir başka açıdan da önemi var. Kararın Türkiye’ye, Türk bankacılık sistemine ya da iki ülke arasındaki ilişkiye yönelik olmadığını özellikle vurgulaması ve Türkiye’yi “egemen” ve “olgun” bir ortak olarak tanımlaması, yaptırım kararını daha geniş Erdoğan-Trump ilişkilerinden ayırma çabası olarak okunabilir.</p>
<p>Ancak açıklamada yer alan bu güven verici ifadelerin satır aralarında, Ankara-Washington ortaklığının hangi koşullar altında sürdürülebileceğine ilişkin bir mesaj da bulunuyor.</p>
<p>Washington açısından temel beklenti, Türkiye'deki finans kuruluşlarının İran'ın ABD yaptırımlarını aşmasına yönelik kanallara dönüşmemesi.</p>
<p>Yani bir başka ifadeyle, ortada yalnızca belirli bir finans kuruluşuna yönelik yaptırım değil, Türkiye'ye yönelik daha geniş bir beklenti de var. Bu durum, Ankara-Washington ilişkisinin giderek daha fazla "koşullu ortaklık" niteliği taşıdığı şeklinde yorumlanabilir.</p>
<p>Hazine Bakanlığı'nın Golden Global'a yönelik yaptırım kararı alma gerekçesi, bankanın İran’ın Çin’den elde ettiği petrol gelirlerinin Türkiye üzerinden aktarılmasına, bu gelirlerin nakit ve altına dönüştürülmesine ve İran bağlantılı finansal işlemlere aracılık etmesine bağlanmış durumda.</p>
<p>Golden Global Bank tarafından yapılan açıklamada ise, ABD'nin yaptırım kararında adı geçen kişi ve kuruluşların müşteri olmadığı, bu taraflarla doğrudan veya dolaylı herhangi bir işlem gerçekleştirilmediği belirtildi.</p>
<p>Banka ayrıca faaliyet gösterdiği dönem boyunca ulusal ve uluslararası bankacılık kurallarına uyum konusunda gerekli yükümlülüklerin yerine getirildiğini ve denetimlerden geçtiğini ifade etti. Yani bir anlamda "Türk makamları nezdinde herhangi bir sorunumuz yoktu" mesajı verildi.</p>
<p>Bu açıklama, Barrack'ın "Türk makamlarına bilgi verdik" demesine rağmen, Washington'un yaptırım kararı "tek taraflı" alındığının somut kanıtı aslında; Eğer Türk mevzuatına göre herhangi bir yanlış görülseydi, Golden Global'a gerekli yaptırımı bizzat Türk makamları uygulandı. Banka açıklamasında, böyle bir unsurun olmadığının vurgulanması çok şey anlatır nitelikte. Belli ki, Ankara'nın "bilgisi var", ancak "onayı yok" bu yaptırımlarda.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>ABD Başkan Yardımcısı’nın açıklamasını nasıl okumalı?</strong></span></p>
<p>ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’ın geçen hafta İran konusunda yaptığı açıklama da bu çerçevede dikkat çekici;</p>
<p>Vance, İran’a yönelik ekonomik baskı politikası kapsamında Çin’in yanı sıra Türkiye, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Katar gibi ülkelerin çeşitli şekillerde işbirliği yaptığını söyledi.</p>
<p>Washington, İsrail'le birlikte giriştiği "İran'da rejim değiştirme davasında" belli ki yalnızca kendi yaptırım mekanizmalarına değil, bölgedeki ülkelerin desteklerine de yaslanma eğiliminde. ABD'deki Trump yönetiminin İran'ın batıya açılan önemli ticaret güzergâhlarından biri olan Türkiye'ye de "gözünü çevirmiş" olduğu da açık. Washington'un İran’a yönelik yaptırım politikasının kapsamı genişledikçe, İran ile ekonomik ilişkileri bulunan ülkelerin, özellikle de Türkiye'nin finans kuruluşları üzerindeki riskin arttığı da ortada.</p>
<p>Dolayısıyla, İran'la çok kapsamlı siyasi ve ekonomik ilişkilere sahip Türkiye'nin, Tahran'a yönelik tek taraflı bir "yaptırım kararının" bulunmadığı bir ortamda, ABD'nin "İran'la özel davasında" işbirliği yapıyor olması, "ekonomik bağımsızlık" meselesinin yeniden değerlendirilmesini de gerektiriyor.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Ankara-Washington ilişkilerinin bilançosu...</strong></span></p>
<p>Golden Global Bankası'na yönelik yaptırım kararının ABD-Türkiye ilişkilerinde ortaya çıkardığı genel imaj da Ankara açısından oldukça sıkıntılı;</p>
<p>ABD Başkanı Trump ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki yakın ilişkiye rağmen, Türk-Amerikan ilişkilerinin genel bilançosu "yaptırım" meselesini öne çıkarır nitelikte.</p>
<p>- Türk Savunma Sanayii Başkanlığı’na yönelik CAATSA yaptırımları devam ediyor.</p>
<p>- Türkiye’nin F-35 programına dönüşü konusunda da henüz nihai ve somut bir karar ortaya çıkmış değil.</p>
<p>- F-16 konusunda ise Türkiye'nin 40 yeni F-16 Block 70 alımına onay verildi ve yaklaşık 1,4 milyar dolarlık başlangıç ödemesi gerçekleştirildi. Ancak teslimat süreci henüz başlamış değil ve kamuoyuna açıklanmış kesin bir teslimat takvimi de yok.</p>
<p>- Ve son olarak ABD, bir Türk Bankası'nı "yaptırım" listesine almış durumda.</p>
<p>Bunlar alt alta konulduğunda ortaya çıkan "bilançonun" pek de iç açıcı olmadığı ortada.</p>
<p>Üstelik Golden Global kararı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump arasındaki siyasi yakınlaşmanın her önemli başlıkta eşdeğer bir kurumsal kazanıma dönüşmediğini de gösteriyor.</p>
<p>Türkiye ile ABD arasındaki ortaklığın siyasi düzeyde -en azından imaj olarak- güçlü gibi gösterilmesine rağmen, Golden Global kararı stratejik ortaklığın devam ederken bazı alanlarda koşulların da ağırlaştığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Çok kutuplu dünyanın Türkiye açısından gerçek ekonomik bağımsızlık sınavı da tam olarak burada düğümleniyor:</p>
<p><strong>Türkiye stratejik özerkliğini korurken, ekonomik ve finansal sistemini küresel yaptırım mekanizmalarının baskısına karşı ne ölçüde güçlendirebilecek?</strong></p>
<p><span style="color: #e03e2d; font-size: 18pt;"><strong>Ekonomik güç olmadan stratejik özerklik zor…</strong></span></p>
<p>Türkiye son yıllarda savunma sanayiinden diplomasiye, enerji politikalarından bölgesel güvenliğe kadar birçok alanda kendi hareket alanını genişletmeye çalışıyor. Ancak ABD'nin son yaptırım kararının ortaya koyduğu gerçek net: Stratejik özerklik yalnızca askerî kapasiteyle sağlanabilecek bir hedef değil.</p>
<p>Golden Global Bank yaptırımı, Türkiye ekonomisinin büyüklüğü açısından tek başına belirleyici olmayabilir. Ancak taşıdığı mesaj çok daha geniş... Türkiye’nin önümüzdeki dönemde Batı ile ekonomik ve siyasi bağlarını koruması, Avrasya ve Asya ile ilişkilerini geliştirmesi, bölgesel güç olma kapasitesini artırırken finansal sisteminin uluslararası güvenilirliğini koruması gerekecek.</p>
<p>Tüm bunlara ülke içindeki siyasi bütünlüğü sağlama gerekliliğini eklemek de elzem. Ancak muhalefet partileri yargı kararları üzerinden dizayn edilmeye çalışılırken bu bütünlüğü sağlamak giderek güçleşiyor. Açıkçası, Türkiye'nin demokrasi ve hukuk devleti yapısını güçlendirmeden ekonomik bağımsızlığını kazanması pek mümkün görünmüyor...</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cok-kutuplu-dunyada-ekonomik-bagimsizlik-sinavi-86931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/1/1280x720/673-1788756076.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çok kutuplu dünyada ekonomik bağımsızlık sınavı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vuslat-yine-mi-kaldi-ovp-baska-bahare-86930</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vuslat yine mi kaldı OVP, başka bahare…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yine hazan mevsimi geldi, yine yapraklar rüzgârların peşi sıra gidecek. Yine deli gönlüm, yine bu mevsimde hüsranını yalnız başına çekecek. Tıpkı güncelleme mevsimi gelen OVP gibi…</strong></p>
<p>Ekran başında, <strong>OVP şarkısını</strong> izliyoruz.  Ekonomi yönetiminin repertuarından, solist; Cevdet Yılmaz. “<strong>Hep o şarkı</strong>” ama belki <strong>yeni bir nağme</strong> var diye kulak kesiliyoruz. Ancak <strong>Şevki Bey</strong>’in <strong>Hicaz bestesi</strong> geliveriyor hatıra; “<em>kış geldi firak açmadadır sinede yâre /  vuslat yine mi kaldı güzel başka bahare</em>…”</p>
<p>Sahi, <strong>yeni OVP’de ne var</strong>? 90 dakika boyunca söylenenlere bakıyorum; “<strong>cek’ler, cak’lara manzumesi</strong>” adeta… <strong>2,1 milyon</strong> istihdam, <strong>%8 altı</strong> işsizlik, <strong>2,2 trilyon $</strong> milli gelir, <strong>450 milyar $</strong> ihracat, <strong>25 bin $</strong> fert başına milli gelir. En dikkat çekici olanı, 2029’da enflasyonun, tek haneye ineceği <strong>%9</strong> olacağı ifadesi.</p>
<p><strong>MEĞER ZENGİNLER DİYARINA UÇMUŞUZ, HABER VERSEYDİNİZ BİZ DE GELİRDİK</strong></p>
<p>Sunumu dinlerken kullanılan ifadelere bakıyorum; <strong>Türkiye uçmuş</strong>. Üst gelir grubu ülkeler arasına girmişiz, fert başına düşen gelirde <strong>artık zenginiz</strong> ve tarımdan sanayie <strong>dünyayı kıskandıracak bir performans</strong> sergilemişiz. Özetle <strong>Türkiye uçmuş ama bizler</strong>, özellikle <strong>dar gelirliler yerinde kalmış</strong>…</p>
<p>Öyle ki <strong>dünyanın 16’ncı ekonomisi</strong> olmakla kalmamış, satınalma gücü paritesine göre <strong>kürenin 11’nci büyüğü </strong>olmuşuz. Her şey harika ama küçük(<strong>!</strong>) bir sorun var; <strong>söylenenlerin gerçekçi olmaması</strong>... Bir önceki OVP’nin “<strong>kopyala-yapıştır</strong>” örneği… Toplumu <strong>boşuna beklentiye</strong> soktunuz, yazık oldu bize.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP</strong></span></p>
<p><strong><em>Halka ne vaat ediyor?</em></strong></p>
<p>Hemen hemen refaha dair <strong>hiçbir şey</strong>, programda <strong>seçim ekonomisi tadı</strong> var.</p>
<p><strong><em>OVP hedefleri tuttu mu?</em></strong></p>
<p>Tabii ki hayır… Sadece <strong>hedefler ötelendi</strong>, umutlar <strong>2029 sonrasına</strong> taşındı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI NE ÖNEMLİ İMİŞ MEĞER</strong></p>
<p>Geçen yıllarda yok ettiğimiz <strong>DPT</strong>, ülkenin en iyi uzmanlarının çalıştığı ve ekonominin topyekûn yönetimine dair <strong>kritik kararların alındığı</strong> bir yerdi. <strong>Süleyman Demirel</strong>, <strong>Turgut Özal</strong> gibi devlerin yetiştiği bu kurumda, <strong>yansız</strong>, <strong>ziyansız</strong> ve <strong>partiler üstü zihniyet</strong> ile çalışan <strong>liyakatliler</strong> plan üretirdi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>OVP SÖZLÜĞÜ</strong></span></p>
<p><strong>Tahmin</strong>: Dünyada ve ülkemizdeki gelişmeler ışığında bir sonraki döneme dair çıkarımlar</p>
<p><strong>Hedef</strong>: Tahminlerin tutması için hükümetin aldığı kararların varacağı düzeyler</p>
<p><strong>Temenni</strong>: Tahminde bulunup hedeften söz edip hiçbir şey yapmama hali</p>
<p><strong>Revize</strong>: Temenniyle yetinip tahmin ilan edip hedefi ıskalayınca, güncelleme yapmak</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ENFLASYON İNMEYECEK; ÇÜNKÜ…</strong></span></p>
<p><strong>1</strong>-Besleyeni var</p>
<p><strong>2</strong>-Besleneni var</p>
<p><strong>3</strong>-KAMUFLASYON var</p>
<p><strong>4</strong>-Kamufle eden TÜİK var</p>
<p><strong>5</strong>-Benimseyeni var</p>
<p><strong>6</strong>-Niyetimiz yok</p>
<p><strong>7</strong>-Değirmenine su taşıyoruz</p>
<p><strong>8</strong>-Kriz yok, çürüme var</p>
<p><strong>9</strong>-Fakir değiliz, ahlaksızız</p>
<p><strong>10</strong>-Düşürmemenin müeyyidesi yok</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vuslat-yine-mi-kaldi-ovp-baska-bahare-86930</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/7/1280x720/kdv-vergi-hesap-1766032185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vuslat yine mi kaldı OVP, başka bahare… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-86929</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomistler yeni ekonomi programını yorumluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="OVP'de büyük revizyon! Ekonomistler yeni ekonomi programını yorumluyor | Ekonomi Masası | 07 Eylül" src="https://www.youtube.com/embed/nbWS3BaWldA" width="750" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-86929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/talip-senay-zeren-1788755736.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celikte-121-milyon-tonla-avrupa-2ncisi-oldu-uretimde-radikal-donusume-hazirlaniyor-86928</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çelikte 12.1 milyon tonla Avrupa 2’ncisi oldu, üretimde radikal dönüşüme hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DANIŞMANLIK </strong>hizmeti veren Medyaevi’nin temel direklerinden <strong>Lerna Asurluoğlu, </strong>Tosyalı Holding’in İskenderun’da gerçekleşecek programını iletti:</p>
<p><strong>· İskenderun Teknik Üniversitesi’nin Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’ya “Fahri Doktora Takdim”i ile Fuat Tosyalı’nın adını taşıyacak İskenderun Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin temel atma töreni var.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e3d8f7f7b0-1788755343.png" alt="" width="900" height="203" /></strong><strong>Fuat Tosyalı </strong>ve Tosyalı Holding Kurumsal İletişim-Pazarlama Direktörü <strong>Sel-da Çelik</strong>’in ev sahipliğinde Hatay’a gittik. Önce Hatay Valisi <strong>Mustafa Masatlı</strong>’yla kentin deprem sonrası 3.5 yılda toparlanan bölgelerini gezdik. Vali <strong>Masatlı</strong>’dan kentte toparlanma oranının yüzde 90’ı aştığını dinledik.</p>
<p>İskenderun Teknik Üniversitesi’nde Vali <strong>Masatlı</strong>’nın da katıldığı törende <strong>Fuat </strong><strong>Tosyalı</strong>’ya fahri doktora beratını Rektör Prof. <strong>Mehmet Duruel </strong>verip, cübbesini giydirdi. Törene <strong>Fuat Tosyalı</strong>’nın annesi <strong>Per</strong><strong>vin</strong> <strong>Tosyalı,</strong> kardeşleri <strong>Fatih</strong> ve <strong>Ayhan Tosyalı,</strong> çocukları <strong>Şerif</strong> <strong>Tosyalı,</strong> <strong>Şeyda </strong><strong>Tosyalı</strong> <strong>Toprak,</strong> <strong>Miraç</strong> <strong>Tosyalı</strong> katıldı.</p>
<p>Fuat Tosyalı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin temel atma töreninin ardından İskenderun’da 2024 yılında tam anlamıyla devreye giren 4 milyon ton kapasiteli demir çelik fabrikasına geçtik. 500 bin metrekare alan üzerine kurulu fabrikada Tosyalı Holding CEO’su Dr. <strong>Suhat Korkmaz, </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Hakan Eminsoy, </strong>Tosyalı-Toyo Çelik Murahhas Azası <strong>Şerif Tosyalı, </strong>Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ş. Yavuz Tosyalı </strong>ile buluştuk.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e3d99d2aeb-1788755353.png" alt="" width="573" height="574" />Dr. <strong>Suhat</strong> <strong>Korkmaz,</strong> Tosyalı Grubu’nu anlatan sunumu ekrana yansıttı:</p>
<p><strong>- Fuat Bey’in babası Şerif Amca, soba borusu dükkanını 1952’de İskenderun’da açtı. Grubun ilk fabrikası “Tosyalı Demir Çelik” 1993’te kuruldu. Şu anda 3 kıtada 50’dan fazla üretim tesisimiz var. Yıllık ham çelik kapasitemiz 15 milyon ton.</strong></p>
<p>Dünya demir-çelik liginde 2021-2025 döneminde hızlı yükseldiklerini kaydetti:</p>
<p>Grubun 2025 cirosunun 9 milyar dolar olduğunu belirtti. </p>
<p><strong>-  Türkiye’de ana üretim tesislerimiz Osmaniye ve İskenderun’da. Cezayir, Angola ve İspanya’da da üretim yapıyoruz. Libya’da 8 yıllık üretimi 8 milyon tona ulaşacak tesisimizin ilk fazını kuruyoruz.</strong></p>
<p>Nitelikli, kaliteli çelik üretiminin ülkelerin sanayi gücünün göstergesi olduğunu vurguladı:</p>
<p><strong>-   Avrupa’nın kapasitesinin yüzde 10’u bizde. 12.1 milyon tonluk üretimle dünyada 32’nci sıraya yükseldik. Ama kapasitemiz 15 milyon ton. Bu kapasi-te ile Türkiye’nin en büyük, Avrupa’nın ikinci büyük çelik üreticisiyiz.</strong></p>
<p><strong>Fuat Tosyalı, </strong>İskenderun fabrikasını gezerken, alanın belirlenmesinden itibaren kuruluşuna kadar 15 yıl geçtiğine işaret etti:</p>
<p><strong>-  Aslında pandemi ve 6 Şubat depremlerine rağmen inşaat uzun sürmüş sayılmaz. İzin süreçleri çok zaman aldı. Pandemide inşaata başladık. Deprem döneminde inşaat kısa süre durdu, sonra bitirme yolunda ilerledik. Aslında Haziran 2023’te deneme üretimleri başladı.</strong></p>
<p>Sorularımız üzerine yatırım bedeli üzerinde durdu:</p>
<p><strong>-  Başlangıçta iki faz haline yatırım düşünmüştük. İlk fazda 1.2 milyar dolarlık yatırımla 2 milyon tonluk kapasite yaratacak bölümü yapacaktık. Süreçler uzayınca 4 milyon tonluk yatırımı yapmaya karar verdik, 2.5 milyar dolar yatırmış olduk.</strong></p>
<p><strong>Fuat</strong> <strong>Tosyalı,</strong> Dr. <strong>Suhat</strong> <strong>Korkmaz</strong>’ın sunumu sırasında araya girip önümüzdeki dönemde atacakları radikal adımlara dikkat çekti:</p>
<p><strong>- Artık önceliğimiz yalnızca kapasite değil, hammaddeyi güvence altına alacak yatırımlar yapmak. Türkiye, dünyanın en büyük hurda çelik ithalatçısı. Türkiye’nin de en büyüğü biziz.</strong></p>
<p>Hurda tedarikindeki her değişikliğin sektörü doğrudan etkilediğinin altını çizdi:</p>
<p><strong>-AB ülkelerinde hurdadan üretime dayalı yeni tesisler kuruluyor. Bu nedenle AB’de hurda ihracatını sınırlamaya yönelik çalışmalar gündemde. Türkiye’nin başlıca hurda çelik kaynakları da Avrupa ve ABD.</strong><strong> </strong></p>
<p>Avrupa’nın kendi hurdasını daha fazla kullanmasının Türk çelik sektörü açısından yapısal risk oluşturacağını irdeledi.  </p>
<p><strong>-   Bu nedenle sektörün cevherden üretim kabiliyetini geliştirmesi gerekiyor. Yerli demir cevherinin metalik değeri her zaman yüksek seviyede olmayabilir. Farklı kaynaklardan gelen cevherle harmanlayıp doğru tekno-lojiyle işleyerek verimli sonuç almak mümkün.</strong></p>
<p>Yurt dışındaki yatırımlarından edindikleri cevher zenginleştirme ve <strong>“DRI” (doğ</strong><strong>rudan</strong> <strong>indirgenmiş</strong> <strong>demir)</strong> deneyimini Türkiye’deki dönüşüm için de kullanmak istediklerini aktardı:</p>
<p><strong>-  Bir yandan “yeşil hidrojen”e yatırım yapıyoruz. Madeni hidrojenle indirge-me üzerinde çalışıyoruz. “Yeşil hidrojen” için güneş enerjisine çok yatırım yapıyoruz. Rekabetçi ve yeterli enerjiniz varsa çelik üretiminde büyük avantajınız olur.</strong></p>
<p><strong>Fuat</strong> <strong>Tosyalı,</strong> noktayı şu mesajla koydu:</p>
<p><strong>- Sürdürülebilirliği sağlamak için radikal adımlar atacağız…</strong></p>
<p><strong>Tosyalı </strong>Ailesi, ilk demir çelik tesisini 1993’te kurdu… 33 yılda Türkiye’nin en büyük üreticisi oldu, Avrupa’da ikinci sıraya yükseldi. Dünyada da 32’nci sıraya yerleşip, hedefine de ilk 20’ye girmeyi aldı...</p>
<p>Tosyalı, Cezayir’deki gibi Türkiye’de de daha düşük karbon salarak madenden demir çelik üretimine kısa sürede geçecek, dünyada da ilk 20 arasına girecek gibi görünüyor… </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TOGG iyi bir yatırım kâr işaretleri veriyor</span></h2>
<p><strong>TOSYALI </strong>Holding, BMC ve TOGG’un Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Fuat</strong> <strong>Tosyalı</strong>’ya Vestel ve Anadolu Grubu’nun TOGG’daki hisselerini satma hazırlığını sorduk, yatırımın büyüklüğüne işaret etti:</p>
<ul>
<li><strong>TOGG’a ortaklar toplam 500 milyon Euro Şu ana kadarki yatırım büyüklüğü 2 milyar Euro’yu buldu. Yani, mali yükü ağır. İlk dönemdeki yüksek yatırım tutarı ve düşük üretim hacmi, ortakların 2025 yılı bilançolarına olumsuz şekilde yansıdı.</strong></li>
</ul>
<p>TOGG’un iyi bir yatırım olduğunu vurguladı:</p>
<ul>
<li><strong>Yıllık</strong> <strong>üretimin</strong> <strong>önce</strong> <strong>150</strong> <strong>bine,</strong> <strong>sonra </strong><strong>da 210 bine çıkması hedefimiz</strong></li>
</ul>
<p><strong>Bunun için altyapımız uygun. Üretim hacmi arttıkça araç başına düşen yatırım maliyeti de düşer. Yıllık üretim 150 bine ulaştığında günlük 500 adet otomobil üretim temposuna gireriz.</strong></p>
<p>TOGG’dan kâr sinyalleri de almaya başladıklarını kaydetti:</p>
<ul>
<li><strong>Bugün</strong> <strong>şirket</strong> <strong>önemli</strong> <strong>bir</strong> <strong>eşiği</strong> <strong>geçti. </strong><strong>Üretim ölçeği ve kârlılık açısından daha olumlu bir döneme</strong></li>
</ul>
<p>TOGG’un ortaklarının yüzde 23’er paya sahip olduğunu, ortakları bir araya getirmede önemli rol oynayan TOBB’un hissesinin yüzde 8 düzeyinde bulunduğuna işaret etti:</p>
<ul>
<li><strong>Vestel ve Anadolu Grubu’nun toplam yüzde 46’lık hisselerini Varlık Fonu ve Turkcell alırsa TOGG’un misyonu ve vizyonunu</strong></li>
</ul>
<p><strong>Tosyalı,</strong> şu teknik bilgiyi verdi:</p>
<ul>
<li><strong>Herhangi bir ortak TOGG’daki hisselerini mevcut durumda ortaklığı bulunmayan bir kuruma, şirkete satmaya niyetlenirse, o zaman mevcut ortakların ön alım hakkı devreye Yani, önce mevcut ortaklara teklif yapılması gerekir. Şu anda öyle bir durum yok.</strong></li>
</ul>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<ul>
<li><strong>TOGG’un</strong> <strong>büyüme</strong> <strong>planları</strong> <strong>ortaklık </strong><strong>yapısından bağımsız olarak devam ediyor. 2027, 2028 ve 2029 yılında devreye girecek yeni modeller için iş planlarımız hazır.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ankara’daki yatırım milyar dolara yaklaştı, bölgemizdeki müttefikler Altay’ı istiyor</span></h2>
<p> BMC Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’ya Ankara’da Altay Tankı’nın üretildiği tesis yatırımının parasal büyüklüğünü sorduk, şu yanıtı verdi:</p>
<p><strong> - Ankara’da tümüyle kendi yatırımımız olan tesise harcadığımız kaynak milyar dolara yaklaştı.</strong></p>
<p> Adapazarı’ndaki Tank Palet Fabirkası’na yatırım yapıp yapmadıklarını merak ettik, anlattı:</p>
<p><strong>- Biz orada kiracıyız ama 50 milyon dolarlık yatırım taahhüdümüz var. Zaten adım adım modernize ediyoruz.</strong></p>
<p>Adapazarı’nda TSK’nın envanterindeki Leopar tanklarını yeniliyoruz. Ayrıca “Fırtına Obüsleri”ni de orada üretiyoruz.</p>
<p>BMC’yi araç ve platform üreticisi olarak konumlandırdıklarını belirtti.</p>
<p><strong>- Biz silah ya da mühimmat üretmiyoruz. Altay Tankı’nın silah sistemleri, kritik alt sistemler Aselsan ve MKEK gibi uzman kuruluşlar tarafından sağlanıyor.</strong></p>
<p>BMC’nin daha önceki organizasyon yapısını “dağınık” bulduğunu kaydetti:</p>
<p><strong>- Organizasyonu sadeleştirdik. Ankara’daki yeni tesis Altay Tankı ve yeni nesil zırhlı araçların üretim merkezi haline geldi. Aynı sahadaki “BMC Power” çalışmalarını da ana organizasyonla bütünleşik bir yapıya kavuşturduk.</strong></p>
<p>Arifiye’deki Tank Palet Fabrikası konusunda şu bilgiyi verdi:</p>
<p> <strong>- Hedef, kira dönemimiz bittiğinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tank, obüs ve zırhlı sistemlerinin bakım ve onarımını güçlü bir şekilde sürdürebilecek bir altyapı bırakmak.</strong></p>
<p>Tosyalı’ya Altay Tankı’nın gelecekteki ihracat potansiyelini sorduk, şöyle yanıtladı:</p>
<ul>
<li><strong>Bölgemizdeki dost, müttefik ülkelerin </strong><strong>hepsi</strong> <strong>Altay</strong> <strong>Tankı’nı</strong> <strong>soruyor</strong> <strong>ve</strong></li>
</ul>
<p>BMC’nin ürettiği diğer savunma sanayi araçlarını anlattı:</p>
<ul>
<li>“Kirpi” <strong>ve</strong> “Vuran” <strong>gibi</strong> <strong>araçlarımız,</strong> <strong>bu </strong><strong>coğrafyanın şartları ve kullanıcı ihtiyaçları </strong><strong>dikkate</strong> <strong>alınarak</strong> <strong>geliştirildi.</strong> <strong>Bu</strong> <strong>nedenle farklı</strong> <strong>ülkelerden</strong> <strong>güçlü</strong> <strong>talep</strong> <strong>görüyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Önceliklerinin TSK’nın envanterini yenilemek olduğunun altını çizdi:</p>
<ul>
<li>“ZPT” <strong>diye</strong> <strong>tabir</strong> <strong>ettiğimiz</strong> <strong>araçların </strong><strong>tamamı 10 sene evvel </strong>“Kirpi 1” <strong>diye </strong><strong>tabir</strong> <strong>ettiğimiz</strong> <strong>araçların</strong> <strong>hepsini</strong> <strong>yeniledik.</strong></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celikte-121-milyon-tonla-avrupa-2ncisi-oldu-uretimde-radikal-donusume-hazirlaniyor-86928</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/5/1280x720/fuat-tosyali-1768726782.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çelikte 12.1 milyon tonla Avrupa 2’ncisi oldu, üretimde radikal dönüşüme hazırlanıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-ovp-daha-geldi-gecti-86927</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir OVP daha geldi geçti!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bayılıyorum bazı başlıklara, bazı ifadelere! Tamam mecazi anlamda kullanılıyor elbette ama bu kadar abartılmaz ki. Orta vadeli program açıklanacak ya, örneğin şunlar yazıldı, söylendi:</p>
<p><strong>“Nefesler tutuldu, OVP hedefleri bekleniyor!”</strong></p>
<p>İş alemi OVP çerçevesinde alınacak kararları bekliyormuş.</p>
<p>Sanki ekonomiyi tümüyle düze çıkarmasa da nefes alınmasını sağlayacak karar almak için OVP gerekliymiş gibi.</p>
<p>Hem ne kadar önemliymiş bu hedefler.</p>
<p>Sanki hayat memat meselesi!</p>
<p>Sanki OVP’de yazan hedefler tutmadı mı, bunu yazanlar koltuğunu kaybeder, siyasette taşlar yerinden oynar!</p>
<p>Sanki OVP’deki hedefleri tutturmak uğruna çok büyük uğraş verilir.</p>
<p>Aslında Türkiye’de ekonomi politikalarının özünde ekonomiye göre değil siyasi tercihlere göre şekillendiği gerçeği göz önüne alınınca insan ister istemez böyle üç yıllık programlara gerek var mı ki diye düşünmeden de edemiyor.</p>
<p>Üstelik bu hedefler tutmuyor. Bazı hedeflerdeki sapmanın bir ölçüde engel olunamayacak haklı gerekçeleri var ama bu sapmalar asıl olarak politik tercihler sonucu ortaya konulan hatalı ekonomi politikalardan kaynaklanıyor.</p>
<h2>TL reel olarak değerlenecek</h2>
<p>Hani iş alemi OVP’den büyük beklentiler içindeydi ya, en başta gelen beklenti ya da istek konusunda yine hayal kırıklığı yaşanıyor olmalı. Tamam, aksini bekleyen yoktu ama en azından makasın böylesine açılacağı da herhalde tahmin edilmiyordu.</p>
<p>Dolar kuruna ilişkin hedeften söz ediyorum.</p>
<p>Ekonomik anlamda bir çıkış yoludur, değildir; o yönü başka, hep şu söylenmiyor muydu:</p>
<p><strong>“TL çok değerli, enflasyonla olan makas daraltılmalı.”</strong></p>
<p>Hadi buyurun, önümüzdeki üç yıl makası daraltmak bir yana tam tersi bir öngörü söz konusu.</p>
<p>Bu yıl için yüzde 30,6 olarak tahmin edilen GSYH deflatörünün 2027’de yüzde 25, 2028’de yüzde 14,5, 2029’da ise yüzde 9,5 artması öngörülüyor. Yani üç yıl için öngörülen toplam artış yüzde 57.</p>
<p>Peki deflatörün bu düzeyde artacağı üç yıl için dolar kurunda öngörülen artış ne kadar; yüzde 47.</p>
<p>Bu yıl 46,86 düzeyinde oluşacağı tahmin edilen yıl ortalaması dolar kurunda 2027 hedefi 56,05, 2028 hedefi 63,69, 2029 hedefi ise 68,83.</p>
<p>Deflatör yüzde 57 artarken kur artışı yüzde 47’de kalacak, yani bu üç yıl boyunca TL reel olarak değer kazanmaya devam edecek. Bu hesapta ABD enflasyonu yok tabii ki. O enflasyon dikkate alınırsa makas biraz daralır, belki tümüyle kapanır ama en azından TL’nin reel olarak değer kaybı söz konusu olmayacak.</p>
<p>Şimdi ne oldu; reel sektörün en büyük isteklerinden birinin karşılık bulmayacağı anlaşıldı.</p>
<p>Demek ki neymiş; OVP’ye öyle çok bel bağlamamak gerekiyormuş. Ama OVP’de kur öngörüsü böyle yer alıyor diye bunun bir bağlayıcılığı da yok tabii ki. Yarın ekonomi politikasını değiştirmek için bir gerekçe doğar ve bir de bakarsınız kur artışı çok hızlanmış ya da tersi olmuş.</p>
<h2>Büyümede tarihsel ortalama 2029’da</h2>
<p>Türkiye’nin çeyrek yüzyıldaki her bir çeyrek itibarıyla yıllıklandırılmış büyümesinde ortalama oran yüzde 4,8 düzeyinde. (Ekonomi 1 Eylül Salı.) İşte tarihsel ortalama olan bu düzey ancak üç yıl sonra yakalanabilecek, o da öngörülen, gerçekleşir gerçekleşmez orası ayrı.</p>
<p>Bu yıl için başlangıçta yüzde 3,8 olarak öngörülen büyümede tahmin aşağı çekildi ve yüzde 3,3’e indirildi. Yılın ikinci çeyreği itibarıyla yıllıklandırılmış büyüme yüzde 3,1 düzeyinde. Yıl sonunda bu oranın biraz üzerine çıkılacağı umuluyor.</p>
<p>Yüzde 3,1 ya da 3,3; çok da önemi yok.</p>
<p>Önemli olan biraz önce de belirttiğim gibi tarihsel ortalamanın ancak 2029 için öngörülebilmesi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e3aa02a651-1788754592.png" alt="" width="606" height="346" /></p>
<h2>En gerçekçi hedef enflasyon</h2>
<p>Orta vadeli programda en gerçekçi görünen hedef enflasyon. Şimdiye kadar genellikle program yapılırken içinde bulunulan yılın gerçekleşme tahmininin çok altında bir hedef konur, hele hele o tahminin üstünde bir gerçekleşme olunca sonraki yılın hedefi ile olan makas iyice açılırdı.</p>
<p>Örneğin geçen yıl 2026-2028 dönemi programında 2025’in enflasyonu yüzde 28,5 olarak tahmin edildi, 2026’nın hedefi ise yüzde 16 olarak yer aldı. 2025’in gerçekleşmesi tahminin üzerine çıkarak yüzde 31’e yaklaşınca 2026’nın yüzde 16’sı ile olan fark daha da açıldı.</p>
<p>Bu kez 2026 gerçekleşmesi yüzde 28,4 olarak tahmin ediliyor, 2027 hedefi ise yüzde 21. 2026 gerçekleşmesinin yüzde 30’un altına indirilebilmesi zaten pek mümkün görünmüyordu; savaşın yeniden tırmanması 30’un altını neredeyse olanaksız hâle getirdi. 2026 yılı 30-31’de tamamlansa bile daha öncekiler gibi <strong>“yarıya”</strong> değil, <strong>“üçte ikiye”</strong> inilmesi öngörülüyor.</p>
<p>Üstelik, <strong>“fiyat etiketi”</strong> gibi görünecek şekilde yüzde 20’nin altında bir oran belirleme yoluna da gidilmemiş.</p>
<p>Son yıllara kıyasla daha gerçekçi bir hedef belirlenmiş olması, enflasyon konusundaki hedef tutturma özürlülüğünü ortadan kaldırmaz. Son yıllarda başlangıçta ne öngörülüp gerçekleşmenin ne olduğunu bir başka gün detaylı olarak ele almak gerekir. Ama şu kadarını söyleyeyim; 2027 için ilk tahmin 2025-2027 dönemi OVP’sinde yapılmıştı ve hedef yüzde 7 idi. Daha iki yıl önce yüzde 7 öngörülen 2027 için şimdi yüzde 21’lik bir hedef söz konusu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Deprem, EYT, KKM</span></h2>
<p>2027-2029 dönem orta vadeli programının Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklandığı toplantıya katılan ve bazı soruları yanıtlayan Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun yüksek seyretmesinin gerekçelerini sıralarken depremle birlikte EYT ve KKM’nin doğurduğu yüke de işaret etti.</p>
<p>EYT ve KKM! İlginç doğrusu, EYT kararı sanki başka bir iktidar tarafından alınmış ve KKM yine başka bir iktidarın cadısı olarak uygulamaya girmiş gibi adeta şikâyet konusu oldu.</p>
<p>Hem ayrıca Mehmet Şimşek’e göre enflasyon bu tür konjonktürlerde (deprem, EYT, KKM) düşmek bir yana kontrolden çıkabilirmiş ama çıkmamış.</p>
<p>OVP’yi açıklayan Cevdet Yılmaz’ın da ilginç bir yaklaşımı oldu. Yılmaz, OVP sayesinde öngörülebilirliğin arttığını söyledi. Ne diyelim, bu zamana kadar pek göremedk ama umarız bundan sonra böyle olur.</p>
<p>Cevdet Yılmaz ayrıca yönetilen yönlendirilen fiyatlar konusunda 2027’de daha hassas davranılacağını dile getirdi. Bu ifade ister istemez şunu düşündürüyor:</p>
<p><strong>“Demek ki daha önce pek hassas davranılmadı. Neden? Ayrıca 2027’de daha hassas davranılmasının gerekçesi ne, acaba seçim olabilir mi?”</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-ovp-daha-geldi-gecti-86927</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/para-lira-hesap-makinesi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir OVP daha geldi geçti! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/buyume-asagi-enflasyon-yukari-86926</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyüme aşağı, enflasyon yukarı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL - MEHMET KAYA</strong></p>
<p>Hükümetin ekonomi politikalarında yapacağı değişiklikler açısından dikkatlerin döndüğü 2027-2029 Orta Vadeli Program’da (OVP) sanayi üretimine desteğin güçlendirilmesi ve dezenflasyon sürecindeki yavaşlamanın gerekçelerinin öne çıktığı bir sunum yapıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın sunumunda sapmaların gerekçelerine yönelik bölümler uzun tutulurken, soru-cevap bölümünde de programın ilerleyişindeki sorunlar öne çıktı. Enflasyon tahminindeki yüksek sapmanın ana gerekçesi, bölgede yaşanan gelişmeler ve İran-İsrail-ABD çatışmasının tahminlerden uzun sürmesi olarak açıklandı. Başta bu savaş olmak üzere bölgesel gerginlik ve çatışmaların enflasyona etkisinin 7 puan seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>OVP’de verilerin tamamı güncellendi. 2026 için 3,8 olan büyüme hedefi, yıl sonu için yüzde 3,3’e indirildi. 2027 için büyüme hedefi de 4,3’ten 4,2’ye çekildi. Enflasyon tahmininde ise “sürpriz” gerçekleşti ve Merkez Bankasının son enflasyon raporunda yüzde 28 olarak açıkladığı 2026 yıl sonu tahmininden daha yüksek, yüzde 28,4 oranında bir tahmin yapıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e39a6a20c2-1788754342.png" alt="" width="332" height="302" />Tanıtım toplantısına katılan Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan, kendi tahminlerini açıklarken OVP’de hükümetle eşgüdüm içinde takibi sürdüreceklerini söylediğini hatırlatarak, bir aylık dönemde oluşan bu tahmin farkının savaştan kaynaklandığını, takip eden yıllardaki artışın da tahmin değişikliği ve küresel gelişmelerden kaynaklandığını vurguladı. Karahan, “Bölgedeki savaş ve uluslararası konjonktürün etkisini bütün olarak değerlendirdiğimizde 7 puana yaklaşan bir etki görüyoruz. Onun dışında tabii ciddi bir revizyon ama enflasyon görünümünde karamsarlığa sebep olacak bir revizyon olarak da açıkçası değerlendirmiyoruz” dedi.</p>
<h2>“Büyümede enflasyonu azaltıcı ya da artırıcı perspektif yok”</h2>
<p>OVP sunumunda, temel olarak ekonomik büyüme verisi üzerinden iki ciddi mesaj verildi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ekonomik stratejinin sonuç verdiği vurgusunu, Türkiye’nin toplam faktör verimliliğinde artış görülmesi ve bu artışın devam edeceği sözleriyle destekledi.</p>
<p>Buna karşılık, uzun dönemli ortalamalarda yüzde 5 dolayında tahmin edilen potansiyel büyüme oranında gerileme olduğu görüldü. Büyümeye yönelik politikaların enfl asyonu artırıcı etki edip etmeyeceğine ilişkin bir soruya yanıt veren Cevdet Yılmaz, potansiyel büyüme oranlarının yüzde 5’in altında olduğunu belirtti. Yılmaz, “Potansiyel büyüme denilen bir kavram var. Bu, 2026’da Türkiye için yüzde 4,5 olarak hesaplanıyor. Bizim gerçekleşmemiz bunun altında. 2027’de potansiyel büyümemizin yüzde 4,7’ye çıkmasını bekliyoruz. 2027’de bizim öngördüğümüz büyüme yüzde 4,2. Dolayısıyla büyümenin enfl asyonu azaltıcı ya da artırıcı bir perspektif ortaya koyduğunu söyleyemeyiz” dedi.</p>
<h2>“Ekonomik politikanın önceliği: Ekonomik güvenlik”</h2>
<p>Yılmaz, OVP’ye ekonomik güvenlik kavramını eklediklerini vurguladı. “Önümüzdeki dönemde bu konuları inanıyorum daha çok tartışacağız. Dünya eski dünya değil. Liberal küresel düzenden bahsetmiyoruz” diyen Yılmaz, küresel kutuplaşmanın ekonomiyi araç olarak kullandığını belirterek, “üretim gücünü” ana unsur olarak saydı.</p>
<p>Yılmaz, demografi, aile ve kültürü de ekonomik güvenlik başlığı altında bir unsur olarak saydıklarını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e38eab75bc-1788754154.png" alt="" width="659" height="1035" /></p>
<h2>İmalat sanayii için yeni program</h2>
<p>OVP'de, imalat sanayii ağırlıklı olmak üzere üretim kapasitesinin artırılması öne çıktı. Cevdet Yılmaz ve soru-cevap bölümünde Mehmet Şimşek, bu alanda kritik teknolojilerdeki yatırımlar ile imalat sanayiinin kredi ihtiyacına özel önem verileceğini ve seçici bir finansman modeli uygulanacağını vurguladı. Cevdet Yılmaz, "İmalat Sanayii Güçlendirme Programı" uygulanacağını belirtirken, Orta Vadeli Program'da bu başlığa işaret edecek şekilde, "Sektörün yatırım, istihdam, yüksek katma değerli üretim ve ihracat kapasitesinin korunup güçlendirilmesi için veriye dayalı, seçici ve hedef odaklı aktif sanayi ve dış ticaret politikaları uygulanacak, öncelikli sorun alanlarına yönelik kamu sektörü ile özel sektör arasında iş birliği kültürünün güçlendirilmesi sağlanacaktır" ifadesine yer verildi.</p>
<p>Bu kapsamda, kamu alımlarının özellikle sağlık teknolojileri için kaldıraç olarak kullanılacağı, tekstil, hazır giyim, mobilya, deri vb. sektörlerde istihdamı koruma ve dönüşüm için finansman sağlanacağı, KOBİ'lere kredi garanti sistemleriyle finansmanın sürdürüleceği, YTAK ve reeskont kredisi hacimlerinin artırılacağı, verimlilik yatırımlarının destekleneceği unsurlarına yer verildi. İhracatı daralan sektörlerin yeni pazar arayışları için ticaret diplomasisi yürütülecek. Cevdet Yılmaz, sunumunda bu alanda özellikle Afrika ve Orta Asya'ya odaklanılacağını kaydetti. Programda, çalışan sayısını koruma amacıyla çalışan başına desteğin süreceği vurgulandı.</p>
<p>OVP'de, özellikle dış kaynaklı rekabet baskısına da vurgu yapılarak, yıkıcı dış rekabete karşı yerli imalat sanayiinin korunacağı belirtildi. Kamu yatırımları tarafında ise özellikle ulaşım ve lojistik altyapısına yönelik yatırımların hızlandırılması da bu başlık altında sıralandı. Cevdet Yılmaz, demiryolu yatırımlarında pazara ve ulaşım hatlarına erişim sağlanacağını belirterek, bu alandaki yatırımların genel yatırım artışından daha hızlı artırıldığını söyledi.</p>
<h2>'Dezenflasyon neden yavaşladı?' yorumları</h2>
<p>Yılmaz: Dış konjonktür bize hiç yardım etmedi: Ekonomik gösterge hedef ve tahminlerinde yüksek sapmanın öne çıktığı tanıtım toplantısında, özellikle 2026 sapması ve devam eden dönem revizyonlarının nedeni Cevdet Yılmaz tarafından iki unsura bağlandı. Yılmaz, "Bir tanesi, dış konjonktür bize hiç destek olmadı doğrusu. Hep olumsuz sürprizlerle karşılaştık. Savaşlar, başka birtakım gelişmeler. Programlar yaşanırken kontrol edemediğiniz sürprizler her zaman olur. Bu bazen olumlu bir sürpriz olur, bazen olumsuz bir sürpriz olur. Biz bu dönem pek olumlu sürpriz görmedik doğrusu son üç yılda. Genelde olumsuz diyelim. Programı olumsuz etkileyen hususlar oldu. O, bir miktar mücadelemizi uzattı diyebiliriz. İşte sadece bu savaşın etkisi olmasa bugün yüzde 31,5'ten değil de yüzde 25 enflasyondan bahsediyor olacaktık. Bu, çok farklı bir finansal atmosferi getirecekti" dedi.</p>
<p>Şimşek: Muhtemelen ataleti yanlış hesapladık: Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de yorumunda, programın temel yaklaşım olarak çalıştığına işaret ederek şunları söyledi: "Enflasyon bu tür konjonktürlerde, savaş ve gerginlik, korumacı dış konjonktür ortamında bırakın düşmeyi, kontrolden çıkabilirdi, çıkmadı. Evet, arzuladığımız noktada değiliz. Başlangıçta hedeflerimiz tabii ki iddialıydı. Biz ataleti muhtemelen düşük ölçtük. Bakın, açık konuşalım burada, samimi bir şekilde söylüyorum. Bu zor konjonktürde, özellikle 2023'te bir deprem yaşanmış. KKM'nin tabii ki doğurduğu sonuçlar var. EYT var. Yani 2023'te ciddi, önemli şoklarla karşı karşıya kaldık. Kontrolden çıkmaması önemliydi. Şimdi dolayısıyla burada temel mal enflasyonu, az önce Başkanımızın da söylediği gibi, yüzde 16'nın altına düşmüş. Ama bazı alanlarda, özellikle kiraydı, eğitimdi... Yine önceki dönemin, önceki dönem derken birtakım düzenlemelerin etkileri bu program dönemine taşındı."</p>
<h2>Kamu tasarrufu, deprem harcamaları, işsizlik-atıl işgücü</h2>
<p>Basın toplantısında hem sunumlarda hem de soru-cevap bölümünde çeşitli eleştirilere yanıt verildi. Bunlardan bazıları şöyle:</p>
<p>● İşsizlik ve atıl işgücü: "Emeğin kutsallığı" vurgulanacak: Cevdet Yılmaz, işsizlik oranının tek hanede devam edeceği yönündeki OVP tahminini tartışırken, ana sorunun atıl işgücü olduğunu vurguladı. Bunun yüksek düzeyinin bir sorun olarak kabul edildiğini, istatistik eleştirilerinin ise haksız olduğunu söyleyen Yılmaz, "Atıl işgücü bazen geniş tanımlı işsizlik olarak söyleniyor. Bu yanlış. Atıl işgücü, atıl işgücüdür. İnsanlar iş aramayabiliyor" dedi. Kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını destekleyeceklerini belirten Yılmaz, bu kapsamda "emeğin kutsallığını" anlatacaklarını söyledi.</p>
<p>● Eğitimde fahiş ücret artışları: YÖK "göreve çağrıldı": Özel eğitim ücretlerindeki artışın enflasyonun çok üzerinde olduğunu hem Mehmet Şimşek hem de Cevdet Yılmaz vurguladı. Fiyat sınırlama düzenlemelerinin takibinde, ilk ve ortaöğretimde gözetimin MEB'de, yükseköğretimde ise YÖK'te olduğu belirtilerek, bu kurumların bir çalışma yapması gerekliliğine işaret edildi. Şimşek, geçmişteki sınırlı artışın telafisinin yapıldığı bir yükseliş olduğunu da belirtti.</p>
<p>● Kamu kuruluşları "ucuz": Bu tartışma bağlamında Mehmet Şimşek, fahiş eğitim fiyatlarının özel okullar için geçerli olduğunu belirterek, ilk ve ortaöğretim kamu okullarında eğitim harcı olmadığını, hatta eğitim kitaplarının da ücretsiz verildiğini ve bu sorunun halkın görece daha az kesimini etkilediğini vurguladı.</p>
<p>● Kamu tasarrufu işliyor, yatırımlardan kısılarak tasarruf olmadı: Kamu tasarruf uygulamalarının 484 milyar TL'ye ulaştığı belirtilerek, kamu yatırımlarında yapılan kesintilerin ağırlıklı olarak önemli ihtiyaçlar dışında hizmet binası inşasına izin verilmemesinden kaynaklandığı ifade edildi.</p>
<p>● Vergi denetimi büyüklere daha fazla yapılıyor: Mehmet Şimşek, "Sadece esnaf-KO<br />Bİ denetleniyor" yargısına itiraz etti. Şimşek, büyük şirketlerde denetim oranının 2024'te yüzde 11 iken yüzde 31,3'e ulaştığını, KOBİ'lerde denetim oranının ise aynı dönemde yüzde 2,5 seviyesinden yüzde 1,1'e gerilediğini söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Savaş etkisi, Türkiye ekonomisinde neden daha fazla hissedildi?</span></h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, bu soruyu yanıtlarken Türkiye'nin bu etkiye yüksek enflasyonla ve enflasyondan kaynaklanan "atalet" ile yakalandığını söyledi. Yılmaz, uluslararası konjonktürün de savaşın olumsuz etkisini artırdığını, kontrol edilemeyen etkilerin ortaya çıktığını vurguladı.</p>
<p><strong>Enflasyonla mücadeleye maliye politikası desteği</strong></p>
<p>Cevdet Yılmaz, önümüzdeki dönemde enflasyonla mücadelede maliye politikası katkısının artacağını vurguladı. Yılmaz, "Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda daha hassas davranılacak. Maliye politikası, para politikasına daha fazla katkı verecek" dedi.</p>
<p><strong>ABD'nin F-35 projesine benzer projeler yapılacak</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, savunma sanayisiyle ilişkili olarak dost ülkelerle yapılacak iş birliğinden söz etti. Yılmaz, ABD'nin F-35 projesine benzeterek, dost ülkelerin üretim sürecine farklı şekillerde katılacağı "ürün bazında üretim platformu" oluşturulacağını açıkladı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıkladığı OVP 2027-2029'da yer alan yeni başlıklar ve yeni kavramlar dikkati çekti. İş dünyasının sıkıntıları olarak bir çırpıda sıraladığı şu başlıkların:</p>
<p>■ Finansmana erişim,<br />■ Girdi maliyetlerini düşürme,<br />■ Nitelikli istihdam,<br />■ Pazara erişim ve rekabet gücü,<br />■ Haksız rekabetle mücadele,<br />■ Kamu-özel iş birliği</p>
<p>Yılmaz’ın sunumunda ve OVP’de aynı şekilde yer aldığı görüldü. </p>
<p>OVP’de ilk kez yer alan Ekonomik Güvenlik ve Dayanıklılık bölümünde:</p>
<p>■ Enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğinin<br />güçlendirilmesi,<br />■ Gıda arz güvenliği ve dayanıklılığın<br />artırılması,<br />■ Kritik teknolojilerde yerli kapasitenin ve<br />stratejik sektörlerin geliştirilmesi, <br />■ Ailenin güçlendirilmesi, toplumsal ve fiziki dayanıklılığın artırılması başlıkları sıralandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/buyume-asagi-enflasyon-yukari-86926</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/56-1788754231.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OVP’de 2026 büyüme hedefi yüzde 3,8’den yüzde 3,3’e, 2027 hedefi yüzde 4,3’ten yüzde 4,2’ye çekildi. Yıl sonu enflasyon tahmini ise yüzde 28,4’e yükseltilerek Merkez Bankası&#039;nın yüzde 28’lik güncel tahmininin üzerine çıktı. Revizyonlarda savaş ve küresel gelişmelerin etkisi öne çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kapinin-kolu-ihracat-kilidi-finansman-86953</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapının kolu ihracat, kilidi finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir kapının ardında Kayseri'nin ihracatı, Türkiye'nin dövizi ve sanayicinin finansman mücadelesi var. 9–12 Eylül tarihleri arasında Kayseri OSB Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirilecek KAPEX 2026, kapı sektörünün üreticilerini, yan sanayisini, teknoloji firmalarını ve uluslararası alıcılarını Kayseri'de buluşturacak. Fuarın bu yıl 45'ten fazla ülkeden alıcıyı ağırlaması hedefleniyor.</p>
<p>Ve bu kapının arkasında ciddi bir ekonomik hikâye var. Kayseri'nin 2025 yılında yaklaşık 300 milyon dolarlık çelik kapı ihracatı gerçekleştirdiği belirtiliyor. Aynı yıl yaklaşık 2,5 milyon adet çelik kapı üretildiği ifade ediliyor. Bu rakamları küçümsememek lazım. Çünkü bir kapı fabrikasında yalnızca kapı üretilmiyor. Sac üretiliyor. Kilit üretiliyor. Menteşe üretiliyor. Aksesuar üretiliyor. Boya, cam, izolasyon, ambalaj ve elektronik sistemler devreye giriyor. Lojistik çalışıyor. Finans sektörü devreye giriyor. Dolayısıyla çelik kapı sektörü, kendi başına bir sektör olmanın ötesinde, geniş bir sanayi ekosistemi oluşturuyor. Ve Kayseri bu ekosistemin Türkiye'deki en önemli merkezlerinden biri.</p>
<p><strong>Kur başka, maliyet başka</strong></p>
<p>Bugün çelik kapı üreticisinin en büyük problemlerinden biri, içerideki maliyet artışları ile ihracat fiyatının ve kur hareketlerinin aynı doğrultuda ilerlememesi. Bir ihracatçı düşünün. Yurtdışındaki müşterisine bugün fiyat veriyor. Sipariş geliyor. Fakat ürünün üretimi üç ay sonra tamamlanıyor. Bu üç ay içinde işçilik maliyeti artıyor. Enerji maliyeti artıyor. Sac pahalanıyor. Nakliye pahalanıyor. Finansman maliyeti yükseliyor. İthal edilen aksesuarın TL maliyeti artıyor. Ama müşteriye verilen fiyat aynı. Çünkü uluslararası müşteriye üç ay sonra dönüp “Türkiye'de enflasyon arttı, fiyatı yükseltiyorum” demek her zaman mümkün değil. Üstelik dünya pazarında Türkiye yalnız değil. Çin var. İspanya var. İtalya var. Polonya var. Hindistan var. Başka üreticiler var. Dolayısıyla ihracatçı çoğu zaman iki seçenek arasında kalıyor: Ya fiyatı artıracak ve müşteriyi kaybetme riskini göze alacak ya da kârından vazgeçip pazarda kalacak. İhracatçı şunu çok iyi biliyor: Bir pazarı kaybetmek, o pazarı yeniden kazanmaktan çok daha pahalıdır.</p>
<p><strong>Bir de finansman meselesi var</strong></p>
<p>İhracatçı üretmeden önce para harcıyor. Malzemeyi bugün alıyor. İşçisinin ücretini bugün ödüyor. Elektriğini bugün ödüyor. Nakliyesini bugün ödüyor. Vergisini bugün ödüyor. Ürünü bugün üretiyor. Ama parasını çoğu zaman daha sonra tahsil ediyor. Yani ihracatçı, bir anlamda müşterisini finanse ediyor. Bunun üzerine bir de uygun maliyetli finansmana erişemiyorsa, işletmenin üzerinde ciddi bir yük oluşuyor. İhracatı artırmak istiyorsak, ihracatçının finansman maliyetini de düşürmemiz gerekmiyor mu?</p>
<p><strong>Kapının arkasındaki görünmeyen finansman: KDV</strong></p>
<p>Bence bugün ihracatçının en fazla konuşması gereken konulardan biri de bu. KDV iadesi! İhracatçı malını üretirken yurtiçinden satın aldığı girdiler ve yaptığı bazı harcamalar üzerinden KDV yükleniyor. İthalat yapıyorsa ithalat aşamasında da KDV ödüyor. Ürün ihraç edildiğinde ise ihracat KDV'den istisna. Dolayısıyla ihracatçı açısından yüklenilen KDV'nin iadesi, sadece bir vergi işlemi değil. İşletme sermayesi. Hatta finansmana erişimin zor olduğu bugünlerde, KDV iadesi fiilen önemli bir finansman aracına dönüşmüş durumda. Şimdi bir takvim yapalım:</p>
<ul>
<li>Nisan ayında malı aldınız ve KDV'sini ödediniz.</li>
<li>Mayıs ayında o malı kullanarak ürününüzü imal ettiniz ve ihraç ettiniz.</li>
<li>Haziran ayında ihracatı beyan ettiniz.</li>
<li>Dosyanın hazırlanması, rapor, kontrol ve diğer idari süreçler nedeniyle iade dosyasını ancak temmuz ayında idareye sunabildiniz.</li>
<li>İadenin eylül ayında sonuçlandığını düşünün.</li>
</ul>
<p>Nisan'da çıkan para, Eylül’de geri geliyor. Yaklaşık beş aylık bir finansman açığı. Bugün sanayici için beş ay ne demek? Banka kredisi demek. Faiz demek. İşletme sermayesi demek. Fırsat maliyeti demek.</p>
<p>O halde mükellefin hak ettiği KDV iadesinin gecikmesinin de işletme açısından bir finansman maliyeti oluşturduğu kabul edilmelidir. Buradaki mesele devleti suçlamak değil. Vergi idaresinin denetim yapmasına da kimsenin itirazı yok. Kayıt dışılıkla mücadele de şart. Vergi güvenliği de şart. Ama vergi tahsilatındaki hassasiyet ile vergi iadesindeki hız arasında da makul bir denge kurulmalı. Çünkü ihracatçının devletten alacağı KDV, ona verilmiş bir lütuf değildir. Sistem içerisinde doğmuş bir iade hakkıdır.</p>
<p>İşin bir de ithalat boyutu var. Çelik kapı üreticisinin kullandığı bazı girdiler ithal. Nisan ayında 100 liraya aldığınız bir ithal ürünü düşünün. Eylül ayında aynı ürünü yeniden almak istediğinizde ürünün dolar fiyatı hiç değişmemiş olsun. Ama kur yükselmişse, artık o ürünü 100 liraya alamazsınız. Belki 105 liraya, belki 110 liraya alacaksınız. Dolayısıyla nisan ayında ödediğiniz ve aylar sonra iade aldığınız KDV, nominal olarak aynı para olsa bile, aynı satın alma gücünü temsil etmiyor. İşletmenin stok yenileme maliyeti yükseliyor. Ve bütün bunlar ihracatçının zaten daralmış olan kâr marjını biraz daha sıkıştırıyor. Nihai olarak; “Kapı diyerek geçme!” Çünkü o kapının ardında sadece bir ürün yok. İhracat var. İstihdam var. Döviz var. Vergi var. Ve Türkiye'nin rekabet gücü var.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kapinin-kolu-ihracat-kilidi-finansman-86953</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/3/1280x720/kapinin-kolu-ihracat-kilidi-finansman-1788760544.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Kapının kolu ihracat, kilidi finansman” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseriden-dunyaya-acilan-kapi-kapex-86952</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri’den dünyaya açılan kapı: KAPEX</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye, çelik kapı üretiminde dünya genelinde 8. sırada yer alıyor. Bu üretim gücünün merkezinde ise Kayseri bulunuyor. Öyle ki bugün Türkiye’de üretilen her 10 çelik kapıdan 9’u Kayseri’de üretiliyor. Sektör, son yıllarda yalnızca üretim kapasitesini değil, örgütlenme ve dünyaya açılma kabiliyetini de geliştirdi. Bu noktada kurulan Çelik Kapı Sanayicileri ve İşadamları Derneği (KAPSİAD) ve NOBEL EXPO işbirliğiyle 2023, 2024 ve 2025 yıllarında yoğun katılım ve zengin ziyaretçi profiliyle KAPEX Anadolu Kapı Fuarı’nı başlattı. KAPEX, bu yıl ise ilk kez uluslararası fuar niteliği kazandı ve 9-12 Eylül 2026 tarihlerinde Kayseri OSB fuar merkezinde gerçekleşecek.</p>
<p>Kapı sektörüne ve yaklaşan fuara geçmeden önce, Kayseri sanayisinin genel fotoğrafına biraz daha yakından bakmak gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde hem kamu hem de özel sektör tarafında çok sayıda ziyaret gerçekleştirdim. Bu görüşmelerden edindiğim bilgiler, Kayseri sanayisinin önemli bir potansiyele sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Türkiye’de adet bazında en fazla işletmeye sahip altıncı il Kayseri. Kentte yaklaşık 5 bin 300 işletme var. Bu işletmelerin yüzde 65’inin 10 kişiden az istihdam sağlayan mikro işletmeler olduğu belirtiliyor.  Ancak Kayseri, işletme sayısı bakımından Türkiye’nin önde gelen sanayi kentlerinden biri olsa da katma değer, Ar-Ge ve nitelikli üretim tarafında aynı başarıyı henüz ortaya koyabilmiş değil. Tam da burada Kayseri sanayisinin önündeki temel mesele ortaya çıkıyor: Büyüklüğü; nitelikli ve katma değerli üretime dönüştürebilmek. Yeni bir ürün ya da teknoloji ortaya çıktığında bunu kısa sürede üretim tabanına yayabilen bir sanayi kültürümüz var. Bu kültürün ihracata, verimliliğe ve yüksek katma değerli üretime aynı ölçüde yansıtılması için de alınması gereken bir yol var.</p>
<p>Bu noktada kapı sektörünün, Kayseri sanayisinde beklenen bu dönüşümü somut olarak gerçekleştirmeye başladığını görüyoruz. Sektör, son yıllarda yalnızca üretim kapasitesini değil, örgütlenme ve dünyaya açılma kabiliyetini de geliştirdi. Bu noktada kurulan Çelik Kapı Sanayicileri ve İşadamları Derneği (KAPSİAD), sektörün üretim gücünün yükseltilmesi, katma değerli üretimin artırılması, ihracat kanallarının genişletilmesi ve küresel ölçekte daha görünür hale gelmesi adına önemli çalışmalar yürütüyor.</p>
<p>Bu çalışmaların en önemli adımlarından biri ise NOBEL EXPO işbirliğiyle düzenlenen KAPEX Anadolu Kapı Fuarı. 2023, 2024 ve 2025 yıllarında yoğun katılım ve zengin ziyaretçi profiliyle dikkat çeken KAPEX, bu yıl önemli bir eşik daha atlıyor. 9-12 Eylül 2026 tarihlerinde Kayseri OSB Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuar, Ticaret Bakanlığı tarafından “uluslararası” statü kazanmış olarak kapılarını açacak. Bu gelişme yalnızca kapı sektörü açısından değil, Kayseri’nin sanayi vizyonu açısından da önemli. KAPEX Anadolu Kapı Fuarı’nın uluslararası statü kazanması hem sektör hem de Kayseri sanayisi için önemli bir fırsat sunuyor. KAPEX Anadolu Kapı Fuarı’nın başta sektör olmak üzere tüm katılımcılara, ziyaretçilere ve Kayseri’ye hayırlı olmasını diliyorum. Fuarın paydaşlarının açıklamalarını da aşağıda sizlerle paylaşıyorum: </p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e506560c08-1788760165.jpg" alt="" width="410" height="615" /></p>
<p><strong>Çelik Kapı Sanayicileri ve İşadamları Derneği (KAPSİAD) YKB Köksal Kaya: </strong></p>
<p><strong>“10 çelik kapıdan 9’unu Kayseri’de üretiyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye’de üretilen her 10 çelik kapıdan 9’u Kayseri’de üretilmekte ve dünya pazarında işlem gören her 100 kapıdan 5’i yine Kayseri’de üretilen kapılardan oluşmaktadır. Bu gurur verici tablo, bölgemizin sanayi altyapısının ve değerli çelik kapı üreticilerinin girişimci ruhunun açık bir göstergesidir.</p>
<p>2025 yılı verilerine göre, sektörümüzün toplam ihracat hacmi 300 milyon dolar seviyelerine ulaştı. Orta Doğu, Afrika, Avrupa ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere onlarca ülkeye ürünlerimizi ulaştırıyoruz. Hedef pazarımız Amerika kıtası. Dernek olarak Ur-Ge çalışmaları gerçekleştiriyoruz ve bu kapsamda Brezilya ve Meksika’da Pazar analizleri yaptık. Yakın zamanda Amerika Birleşik Devletleri için de çalışmaya başlayacağız. Çin’de düzenlenen Kanton Fuarı’na 20 kişilik ekibimizle çıkarma yaptık. İngiltere’de de B2B ziyaretleri gerçekleştirdik.</p>
<p>Türkiye, bu alanda hem kalite hem de fiyat rekabeti açısından önemli bir avantaja sahip. Ancak her sektörde olduğu gibi bizim de bazı yapısal sorunlarımız mevcut. Bu sorunları; “mevcut kur politikası, yüksek enerji maliyetleri, ihracat teşviklerinin yetersizliği ve son dönemde artan nitelikli eleman ihtiyacının karşılanamaması” başlıkları altında toplayabiliriz. Bu yapısal sorunlar, sektördeki firmalarımızın rekabet gücünü maalesef olumsuz etkiliyor. Bu nedenle, ilgili kamu kurumlarından da bazı beklentilerimiz var. Hammadde ve enerji maliyetlerini dengeleyecek politikaların oluşturulması, ihracat yapan firmalarımıza yönelik finansman ve teşvik mekanizmalarının genişletilmesi, üniversite sanayi işbirliğinin güçlendirilerek nitelikli eleman ihtiyacının karşılanmasına yardımcı olacak politikalar geliştirilmesini bekliyoruz. Kıymetli sanayicilerimize de seslenmek istiyorum; çelik kapı sektöründe bir marka ülke olmak istiyorsak, sadece üretmekle yetinmemeli, tasarımla, teknolojiyle ve kaliteyle öne çıkmalıyız. Bu noktada hepimize görev düşüyor: Bakanlıklar, ihracatçı birlikleri, odalar ve derneklerimiz ile iş birliklerimizi güçlendirerek, markalaşma, kurumsallaşma, yatırım teşvikleri, nitelikli iş gücü yetiştirmek ve sektörümüzü küresel ölçekte daha görünür kılmak için çalışmalar yapıyoruz. Bu bağlamda yapmış olduğumuz hamlelerden birisi de Kayseri’ye en çok yakışan fuar olan KAPEX Anadolu Kapı Fuarı oldu. Fuarımız bu yıl 9-12 Eylül 2026 tarihinde Kayseri OSB fuar merkezinde bu kez “uluslararası" nitelikte kapılarını açacak. Ticaret Bakanlığımızın prestijli fuarlar kapsamında da değerlendirdiği Uluslararası KAPEX Fair’de bakanlığımız tarafından üreticilerimize de 1 milyon 300 bin TL’ye kadar destek verilecek.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e508552b9f-1788760197.jpeg" alt="" width="501" height="334" /></p>
<p><strong>Nobel Şirketler Grubu YKB Erhan Çelik: </strong></p>
<p><strong>“KAPEX, Ticaret Bakanlığı desteği kapsamına giren Türkiye’deki tek kapı ihtisas fuarı”</strong></p>
<p>Kapının arkasında çelikten ahşaba, alüminyumdan cama, kilit ve güvenlik sistemlerinden aksesuara, otomasyondan tasarıma uzanan büyük bir üretim ekosistemi var. Türkiye ise bugün bu alanda güçlü bir üretim kabiliyetine sahip. Ancak küresel rekabet için doğru pazara ulaşmak, doğru satın almacıyla buluşmak, güçlü bir marka oluşturmak ve ticari ilişkiyi sürdürülebilir hale getirmek gerekiyor. Fuarcılığın ekonomideki gerçek rolü de tam burada başlıyor.</p>
<p>Nobel Expo olarak fuarcılığa hiçbir zaman salonları stantlarla doldurmak veya metrekare satmak olarak bakmadık. Fuar; üretim kapasitesiyle satın alma gücünü buluşturmaktır. Katılımcı fuara geldiğinde karşısında doğru alıcıyı görmek ister. Alıcı geldiğinde ise doğru üreticiye, doğru ürüne ve sürdürülebilir bir tedarik kapasitesine ulaşmak ister. Organizatörün asıl işi, doğru üreticiyle doğru alıcıyı aynı ticaret masasına oturtabilmektir. KAPEX’i de tam olarak bu anlayışla büyütüyoruz.</p>
<p>Türkiye’de kapı sektöründe bu niteliği taşıyan tek fuar KAPEX’in sektör açısından taşıdığı önemin önemli bir göstergesi de Ticaret Bakanlığı desteği kapsamına giren Türkiye’deki tek kapı ihtisas fuarı olması. KAPSİAD’ın sektörel gücüyle, Nobel Expo’nun uluslararası fuarcılık organizasyonunu bir araya getirdiğimizde KAPEX’in önünde çok daha büyük bir hedef görüyoruz: Türkiye’de üretilen kapının dünya pazarlarındaki payını büyütmek.</p>
<p>Bir ihtisas fuarının güçlü olmasının yollarından biri, onu sektörün üretim merkeziyle buluşturmaktır. Bu nedenle KAPEX’in Kayseri’de olması tesadüf değil. Kayseri, üretmeyi, ticaret yapmayı, yatırım yapmayı ve dünyanın farklı coğrafyalarına ürün satmayı bilen güçlü bir girişimcilik geleneğine sahip. Kapı sektörü de bu üretim kültürünün önemli parçalarından biri. Uluslararası bir alıcıyı Kayseri’ye getirdiğinizde ona yalnızca stantlardan oluşan bir fuar alanı göstermiyorsunuz. Onu üretimin merkezine getiriyorsunuz. Bunun ihracat açısından çok kıymetli olduğuna inanıyorum.</p>
<p>Doğru kurgulanmış her uluslararası ihtisas fuarı, Türkiye’nin üretim ekonomisinin dünyaya açılan kapısıdır. KAPEX’in bizim açımızdan anlamı da tam olarak bu. 9 Eylül’de yalnızca fuarın kapısını açmayacağız; Ticaret Bakanlığı desteği kapsamına giren Türkiye’nin tek kapı ihtisas fuarında, KAPSİAD’ın sektörel desteğiyle Türkiye’nin üretim gücünü uluslararası satın alma dünyasıyla buluşturacağız.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e50a348929-1788760227.jpeg" alt="" width="506" height="284" /></p>
<p><strong>Kayseri Ticaret Odası (KTO) YKB Ömer Gülsoy: </strong></p>
<p><strong>“Fuarlar, Kayseri’nin üretim gücünü dünyaya taşıyor”</strong></p>
<p>Fuarlar yalnızca firmaların ürünlerini sergilediği, alıcılarla buluştuğu organizasyonlar değildir. Fuarlar aynı zamanda bir şehrin üretim kabiliyetini, ticari potansiyelini ve dünyayla kurduğu ilişkileri ortaya koyan önemli platformlardır.</p>
<p>Kayseri, üretim ve ticarette köklü bir geçmişe sahip, girişimcilik kültürü güçlü bir şehrimiz. Çelik kapı sektöründe ise Kayseri’nin ortaya koyduğu başarı hepimiz için ayrı bir gurur kaynağıdır. Bu nedenle sektörün önemli buluşmalarından biri olan bu fuarın Kayseri’de düzenlenmesi son derece doğru ve anlamlıdır.</p>
<p>Ancak fuarların önemini yalnızca fuara katılan firmalar üzerinden değerlendirmemek gerekir. Bir fuarın oluşturduğu ekonomik hareketlilik, fuar alanının çok daha ötesine taşınır. Şehrimize gelen her ziyaretçi; otellerimiz, restoranlarımız, taksicilerimiz, esnafımız ve hizmet sektörümüz için yeni bir hareketlilik anlamına gelir. Çiçekçimizden lokantacımıza, ulaşım sektörümüzden konaklama tesislerimize kadar şehrimizin farklı kesimleri bu hareketlilikten payını alır. Kısacası fuarlar, ekonominin farklı damarlarında aynı anda canlılık oluşturan organizasyonlardır.</p>
<p>Fuarın şehre katkısı, stant sayısı, ziyaretçi sayısı ya da yapılan satışlardan çok daha fazladır. Fuar için Kayseri’ye gelen bir iş insanı burada konaklıyor, yemek yiyor, şehir içinde ulaşım sağlıyor, alışveriş yapıyor. Belki fuar sonrasında Kayseri’de yeni bir yatırım fırsatını değerlendiriyor, belki bir firmamızla ticari iş birliği kuruyor. Daha da önemlisi, şehrimizi tanıyor.</p>
<p>Bu açıdan fuarları Kayseri’nin tanıtımı bakımından da son derece değerli buluyoruz. Şehrimize gelen misafirlerimize yalnızca ürünlerimizi ve markalarımızı göstermiyoruz; aynı zamanda Kayseri’yi de tanıtıyoruz. Erciyes’ten tarihi ve kültürel mirasımıza, gastronomimizden şehir hayatımıza kadar Kayseri’nin farklı değerlerini görme fırsatı bulan misafirlerimiz, şehrimizden ayrılırken aynı zamanda Kayseri’nin gönüllü birer tanıtım elçisi haline geliyor.</p>
<p>Kayseri Ticaret Odası olarak bizim de temel hedeflerimizden biri, Kayseri iş dünyasının yalnızca yerel ve ulusal pazarlarda değil, küresel pazarlarda da daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlamak. Bu nedenle şehrimizde gerçekleştirilen uluslararası fuarları, ihracat hedeflerimiz ve Kayseri’nin dünya ticaretindeki konumunu güçlendirme hedefimiz açısından son derece kıymetli buluyoruz.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a9e50c658107-1788760262.JPG" alt="" width="519" height="346" /></p>
<p><strong>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) YKB Mehmet Büyüksimitci: </strong></p>
<p><strong>“Kayseri’nin üretim gücü, dünyanın kapılarını açıyor”</strong></p>
<p>Türkiye, çelik kapı üretiminde dünyada önemli bir konuma sahip. Bu başarıda Kayseri’nin ise özel bir yeri bulunuyor. Bugün Türkiye’de üretilen her 10 çelik kapıdan 9’unun Kayseri’de üretiliyor olması, şehrimizin bu sektörde yalnızca güçlü bir üretim merkezi değil, adeta bir uzmanlaşma merkezi haline geldiğini gösteriyor. Bu tablo, yıllar içinde oluşan sanayi kültürümüzün, üreticilerimizin girişimcilik kabiliyetinin ve ihracata dayalı büyüme anlayışının bir sonucudur.</p>
<p>Kayseri sanayisinin en önemli özelliklerinden biri, üretmekle yetinmemesi; ürettiğini dünyanın farklı coğrafyalarına ulaştırma iradesidir. Çelik kapı sektörü de bunun en başarılı örneklerinden biridir. Ancak küresel rekabetin her geçen gün daha da yoğunlaştığı bir dönemde, mevcut başarıyı korumak kadar geleceğe hazırlanmak da önem taşıyor. Artık sanayide kalite ve fiyat kadar; teknoloji, tasarım, verimlilik, sürdürülebilirlik ve katma değer de belirleyici. Üretim süreçlerini dönüştüren, yeni teknolojileri kullanan ve dünya pazarlarının beklentilerine hızlı cevap verebilen firmalarımız, küresel rekabette daha güçlü bir konum elde edecek.</p>
<p>Bu açıdan 9-12 Eylül tarihlerinde Kayseri’de düzenlenecek 4. Uluslararası Kapı Fuarı KAPEX’i önemli bir buluşma noktası olarak görüyorum. Fuarın yalnızca sektörün mevcut gücünü sergilemesini değil, geleceğin üretim anlayışının da konuşulmasına ve yeni iş bağlantılarının kurulmasına katkı sağlamasını önemsiyorum. Kayseri Sanayi Odası olarak üreticilerimizin rekabet gücünü artıran, ihracat kapasitesini geliştiren ve onları yeni pazarlara taşıyan her organizasyonu değerli buluyoruz. KAPEX’in de Kayseri’nin çelik kapı sektöründeki üretim tecrübesini dünya ile buluşturarak yeni ticari fırsatlara kapı açacağına inanıyorum. Kayseri’nin kapı sektöründeki başarısı tesadüf değil; yılların emeğinin, yatırımının ve üretim azminin sonucudur. Şimdi hedefimiz bu güçlü altyapıyı, teknoloji ve inovasyonla daha ileriye taşımak, daha fazla katma değer üretmek ve Kayseri’nin dünya kapı sektöründeki konumunu daha da güçlendirmektir.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseriden-dunyaya-acilan-kapi-kapex-86952</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/2/1280x720/kayseriden-dunyaya-acilan-kapi-kapex-1788760311.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri’den Dünyaya Açılan Kapı: KAPEX ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-2027de-mal-ihracatini-292-milyar-dolara-cikarmayi-hedefliyoruz-86943</guid>
            <pubDate>Mon, 07 Sep 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: 2027&#039;de mal ihracatını 292 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz tarafından açıklanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program (OVP) hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yazılı açıklamasında üç yıldır kararlılıkla uyguladıkları programla makro finansal istikrarın güçlendiğini ve ekonominin daha dayanıklı bir yapıya kavuştuğunu belirten Bolat, OVP'de amaçlarının üretim maliyetlerini artıran ve ekonomik sektörlerin rekabet gücünü olumsuz etkileyen enflasyonla mücadelenin kesintisiz devam ettirilmesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bolat, rekabet gücünü koruyarak, halkın satın alma gücünün artmasını sağlayacaklarını, küresel ekonomide yaşanan olumsuz koşullara ve artan belirsizliklere rağmen 2027'de mal ihracatını 292 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini vurguladı.</p>
<p>Program sonu olan 2029 itibarıyla mal ve hizmet ihracatını 450 milyar dolara çıkarmayı hedefledikleri bilgisini veren Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Petrol ve emtia fiyatlarındaki artışların etkisiyle 2027'de mal ithalatına ilişkin OVP hedefi 397 milyar dolar olarak belirlenmiştir. İçinde bulunduğumuz zorlu konjonktüre, savaşın etkisiyle enerji ve emtia fiyatlarında görülen artışa rağmen 2027'de cari işlemler açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranının yüzde 1,9 ile tarihsel ortalamasının altında kalmasını bekliyoruz. OVP döneminde yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payının yükseltilmesiyle yeni nesil hizmet alanlarının geliştirilmesine öncelik vereceğiz. Dış ticarette dünyayla rekabette güçlük çeken sektörlerin verimlilik artışı ve haksız dış ticaret uygulamalarına karşı etkili dış ticaret tedbirleri yoluyla rekabet gücünü ve ihracat hacmini güçlendirici faaliyetleri hayata geçireceğiz."</p>
<p><strong>"Yasa dışı ticareti engellemeye devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerine uyum sağlayıp firmaların küresel değer zincirlerindeki konumlarını güçlendireceklerini belirten Bolat, haksız ithalata karşı üreticileri koruyup, firmaların pazarlarını genişleteceklerini ve stratejik tedarikleri güvence altına alacaklarını bildirdi.</p>
<p>Bolat, Orta Koridor, Kalkınma Yolu ve Hicaz Yolu gibi projelerle Türkiye'yi üretim, ticaret ve yatırımlarda cazibe merkezi haline getirmek için çalışmaları hız kesmeden sürdüreceklerinin altını çizerek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Gümrüklerde dijital ve fiziki altyapımızı artan uluslararası ticaret potansiyeline uygun hale getirecek, yapay zeka destekli uygulamalarımızın da katkısıyla ticareti kolaylaştırırken etkin denetim faaliyetlerimizle yasa dışı ticareti engellemeye devam edeceğiz. İç ticarette adil ve etkin işleyen piyasa koşullarının geliştirilmesine yönelik çalışmalarımıza devam ederken rekabeti bozucu faaliyetler dinamik bir şekilde takip edilerek gerekli müdahaleler kararlı ve zamanlı bir şekilde yapılacaktır. Yatırım, üretim, istihdam, ihracat başlıklarında Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu kalkınma vizyonuyla yürüttüğümüz çalışmalar önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdürülecektir. Bu vizyonu hayata geçirmek için Ticaret Bakanlığı ailesi olarak azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-2027de-mal-ihracatini-292-milyar-dolara-cikarmayi-hedefliyoruz-86943</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/bakan-bolat-1766914820.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanı Ömer Bolat, &quot;Rekabet gücünü koruyarak, halkın satın alma gücünün artmasını sağlayacağız. Küresel ekonomide yaşanan olumsuz koşullara ve artan belirsizliklere rağmen 2027&#039;de mal ihracatını 292 milyar dolara, 2029 itibarıyla mal ve hizmet ihracatını 450 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/insansi-robot-mega-melikgazide-goreve-basladi-86921</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 14:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsansı robot MEGA, Melikgazi’de göreve başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Melikgazi Belediyesi Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen basın toplantısında, insansı Robot MEGA salona gelerek özelliklerini sergiledi. Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu ise, Türkiye’deki belediyecilik faaliyetleri içinde farklı ve önemli başarılara imza attıklarını belirterek, özellikle gençlerin eğitimine ve sanayiye yönlendirilmelerine yönelik önemli projelere imza attıklarını söyledi. İnsansı robot MEGA’nın da teknolojiye yönelik önemli bir yatırım olduğunu kaydeden Palancıoğlu, “Havacılık ve Uzay Teknolojileri Lisemiz, teknoloji atölyelerimiz ve GÖKTİM Melikgazi gibi projeleri hayata geçirdik. Yakın zamanda Teknoloji Lisesi ve Dış Ticaret Lisesi de kuracağız. Böylelikle sanayiye katkı sağlayacak çalışmalar yapmaya devam edeceğiz. Bizim Ar-Ge değeri olan, altyapısı güçlü ve teknolojiyle uyumlu bir üretim sistemine geçmemiz gerekiyor. Eğitilebilir ve Melikgazi’ye özgü hale getirilmiş olan insansı robotumuz ise birçok alanda kullanılabilir durumda. Belediyemizde vatandaşlarımızı karşılayacak, yönlendirecek, taleplere cevap verecek hatta zabıta olarak bile görev yapabilecek. İnsanlar için riskli olan yerlerde ve durumlarda bu robotların kullanımı yaygınlaşacak. Bu tarz teknolojilerin tüketicisi olmak yerine üreticisi olmamızı sağlayacak gençlerin yetişeceği ortamları hazırlıyoruz. Bu robotları Teknoloji Lisesi gibi alanlarda üretilebilir hale getirmeliyiz. Robotu okullarımızda tanıtacağız; gençlerimiz robota dans etme, zıplama ve top oynama gibi farklı komutlar verecekler. Bizden sonra diğer belediyeler de bu robottan temin edeceklerdir. Gelişimine hep birlikte şahitlik edeceğiz” ifadelerini kullandı. Kalkınma Ajansı kökenli ve akademik anlamda da çalışmalarını sürdüren Doç. Dr. Palancıoğlu, aynı zamanda Kayseri Serbest Bölge Yönetim Kurulu Başkanı olarak da görev alıyor. Palancıoğlu’nun belediyecilik noktasında hayata geçirdiği projelerde sanayi ile entegre bir model üzerine kurulu. İnsansı robot MEGA’nın hizmete alınması da Melikgazi Belediyesi’nin sanayi ve teknoloji odaklı belediyecilik yaklaşımının bir örneği olarak görülüyor. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/insansi-robot-mega-melikgazide-goreve-basladi-86921</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/1/1280x720/insansi-robot-mega-melikgazide-goreve-basladi-1788692620.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Melikgazi Belediyesi, yapay zekâ destekli insansı robot MEGA’yı hizmete aldı. Bünyesinde 2 bilgisayar ve 27 motor bulunan, eğitilebilir özellikteki MEGA’nın vatandaşları karşılamadan yönlendirmeye, taleplere cevap vermeden riskli alanlarda görev almaya kadar birçok alanda kullanılması planlanıyor. Melikgazi Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa Palancıoğlu, ilçede hayata geçirdikleri tüm yatırım ve hizmetlerin, rutin belediyecilik faaliyetlerinin yanı sıra teknoloji ve sanayi ile de entegre şekilde yürütüldüğünü söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizlide-titanyum-yatirimi-icin-dugmeye-basildi-86919</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Denizli’de titanyum yatırımı için düğmeye basıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DENİZLİ</strong></p>
<p>Denizli Sanayi Odası (DSO) Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen Denizli Titanyum Yatırım Gündemi İstişare Toplantısında, kentte hayata geçirilmesi değerlendirilen titanyum üretim tesisine yönelik fizibilite çalışmaları sanayicilerle paylaşıldı. Toplantıda, titanyumun medikal, otomotiv, havacılık ve savunma sanayii başta olmak üzere farklı sektörlerdeki kullanım alanlarının yanı sıra Denizli’de geliştirilebilecek yatırım modeli, sanayicilerin sürece sunabileceği katkılar ve oluşturulabilecek iş birlikleri değerlendirildi.</p>
<p>Sanayinin üretim, yatırım ve istihdam açısından zorlu bir dönemden geçtiğini belirten, mevcut ekonomik koşulların etkisinin reel sektörde yoğun biçimde hissedildiğine dikkat çeken DSO Yönetim Kurulu Başkanı Selim Kasapoğlu, “Bugün sanayicimiz kendi şirketinde üretimini, istihdamını ve yatırım gücünü korumak için ciddi bir mücadele veriyor. Ancak hiçbir zorluk ya da rahatlık sonsuz değil. İçinde bulunduğumuz dönemin de kalıcı olmadığını düşünüyorum. Türkiye’de yatırım ve üretim ortamının yeniden iyileşeceğine inanıyoruz. Dolayısıyla bugünün sorunlarıyla mücadele ederken geleceğin yatırım alanlarını da bugünden konuşmak ve hazırlığımızı yapmak zorundayız. Titanyum yatırımına da bu anlayışla yaklaşıyoruz” dedi.</p>
<p>Yeni bir yatırım fikriyle yola çıkmalarındaki temel motivasyonun Denizli’nin yıllar içerisinde oluşturduğu üretim birikimi olduğunu ifade eden Kasapoğlu, kentin sanayi ve ihracatta Türkiye’nin önde gelen şehirleri arasında yer aldığını söyledi. Denizli’nin girişimci yapısına ve birlikte iş yapma kültürüne dikkat çeken Kasapoğlu, “Denizli’nin yüzyılları aşan girişimci ruhu ve üretim kabiliyeti bize bu konuda cesaret veriyor. Sermaye ölçeğimiz İstanbul ve Ankara gibi büyük merkezlerden farklı olabilir ancak birlikte iş yapabilme gücümüz yüksek. Sanayicilerimizin bilgi birikimini, tecrübesini ve sermayesini ortak bir hedef etrafında buluşturabilirsek Denizli ölçeğinde çok daha büyük yatırımları hayata geçirebiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Yatırım kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında bilgi veren Kasapoğlu, Kayseri, İzmir, Eskişehir ve Gaziantep gibi güçlü sanayi merkezlerindeki tesisleri ve üretim modellerini incelediklerini belirtti. Montaj ve talaşlı imalat dahil olmak üzere Denizli’nin üretim kabiliyetleriyle örtüşebilecek alanlar üzerinde çalıştıklarını aktaran Kasapoğlu, bu süreçte Prof. Dr. Mahmut Akşit ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve yapılan incelemelerin ardından titanyum üretiminin öne çıkan alanlardan biri haline geldiğini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizlide-titanyum-yatirimi-icin-dugmeye-basildi-86919</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/9/1280x720/denizlide-titanyum-yatirimi-icin-dugmeye-basildi-1788688243.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli Sanayi Odası’nda düzenlenen istişare toplantısında, kentte hayata geçirilmesi değerlendirilen titanyum üretim tesisi için hazırlanan fizibilite çalışmaları sanayicilerle paylaşıldı. Medikalden havacılık ve savunma sanayisine kadar geniş kullanım alanına sahip titanyumda Denizli’nin üretim kabiliyeti ve yatırım potansiyeli masaya yatırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmir-enternasyonal-fuari-95-kez-kapilarini-acti-86918</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir Enternasyonal Fuarı 95. kez kapılarını açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Bir asra yakın süredir ticaret, kültür, sanat ve sosyal yaşamın önemli adreslerinden biri olan İzmir Enternasyonal Fuarı, 95’inci yılında Atatürk Açıkhava Tiyatrosu’nda düzenlenen törenle kapılarını açtı. 13 Eylül’e kadar devam edecek İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ana sponsorluğunu Folkart, etkinlik sponsorluğunu ise Migros üstlendi.</p>
<p>95 yılda fuarın kapısından giren her kuşağın başka bir İzmir’i gördüğünü vurgulayarak konuşmasına başlayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Şehrimizde fuarcılık, en başından beri üretimle ve ticaretle yan yana oldu. Üretenle alıcı burada buluştu; yeni fikirler, yeni ürünler ve yeni pazarlar burada karşılaştı. Ülkemiz dünyadaki gelişmeleri İzmir’den izlerken, İzmir de kendini fuarlarla dünyaya açtı. Bir genel ticaret fuarı olan İzmir Enternasyonal Fuarı, yepyeni bir dal olan fuarcılığı büyüttü. Bugün ülke ve kent ekonomimizin temel direklerinden olan, dünyayla ticari ve kültürel bağlar kurduğumuz ihtisas fuarları, İzmir Fuarı’ndan doğdu. Bugün kent ekonomimizde fuarların payına baktığımızda, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın sadece İzmir için değil Türkiye için nasıl bir değer yarattığını görürüz. 2026 yılının ilk altı ayında kentimizde düzenlenen 12 ihtisas fuarında, 2 bin 500’ü aşkın uluslararası katılımcı firma İzmir’de buluştu. Türkiye’nin 81 ilinden ve 100’ün üzerinde ülkeden 900 bini aşkın ziyaretçiyi kentimizde ağırladık” diye konuştu.</p>
<h2>Sönmez: Yüzlerce katılımcısı ile ticaretin, kültürün, sanatın ve halkımızın buluşma adresi</h2>
<p>İzmir Enternasyonal Fuarı’nın cumhuriyetin ekonomik kalkınma hedefleriyle özdeşleşmiş köklü bir organizasyon olduğunu vurgulayan Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürü Tarık Sönmez, “Kuruluşundan bugüne ülkemizin sanayisinin, ticaretinin, üretim gücünün ve girişimcilik kapasitesinin dünyaya tanıtılmasında önemli bir rol üstlenmiştir. ‘Fuar Şehrin Kalbinde’ sloganıyla yola çıkan fuar, ticaret ile kültürün, sanat ile teknolojinin, eğlence ile yeniliğin buluşma noktası olacak. Yalnızca yeni ürünlerin tanıtıldığı bir alan değil; aynı zamanda milyonlara ulaşan ziyaretçisi ve yüzlerce katılımcısıyla ticaretin, kültürün, sanatın ve halkımızın buluşma adresi olan İzmir Enternasyonal Fuarı, bu yönüyle sadece ticari değil, aynı zamanda kültürel ve sosyal bir şölen niteliği taşıyor” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmir-enternasyonal-fuari-95-kez-kapilarini-acti-86918</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/8/1280x720/izmir-enternasyonal-fuari-95-kez-kapilarini-acti-1788688132.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin fuarcılık serüvenini başlatan İzmir Enternasyonal Fuarı, 95’inci kez kapılarını açtı. Açılışta konuşan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, fuarın 100’üncü yılına kalan beş yıllık sürecin ikinci yüzyıla hazırlık açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-ihracatci-birliklerinden-agustos-ayinda-1-milyar-605-milyon-dolarlik-ihracat-86917</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 12:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege İhracatçı Birlikleri’nden ağustosta 1,6 milyar dolarlık ihracat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri (EİB), ağustos ayında ihracatını geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6 artırarak 1 milyar 605 milyon dolara taşıdı. Yılın ilk sekiz ayında 12 milyar 784 milyon dolarlık ihracata ulaşan EİB, son bir yıllık dönemde ise 19 milyar 129 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Ağustosta madencilik ve tarım ihracatındaki artış dikkat çekerken, sanayi ihracatındaki sınırlı yükseliş ihracatçıların yüksek faiz, enflasyon ve kur baskısı altında rekabetçiliğini koruma mücadelesini ortaya koydu. EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, ihracatın ekonomik büyümeye daha güçlü katkı sunabilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşılması ve ihracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<h2>“İhracatçının finansmana erişimi güçlendirilmeli”</h2>
<p>Ağustos ayında 185 ülke ve gümrüklü bölgeye ihracat yapıldığını, 87 ülkeye ihracatın artırıldığını aktaran Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “İhracatımızın ekonomik büyümeye güçlü katkı verebilmesi için çift haneli büyüme rakamlarına ulaşmamız gerekiyor. Enflasyon yüzde 30’un üzerinde direncini korurken yüksek faizler yatırımcının hareket alanını daraltıyor, döviz kurlarındaki artış ise enflasyonun gerisinde kalıyor. Sağlıklı ve sürdürülebilir bir ekonomi için büyümenin sanayi ve ihracat destekli olması gerekiyor.” diye konuştu.</p>
<p>İhracatçının uygun maliyetli finansmana erişiminin kritik hale geldiğine dikkati çeken Öztürk, “Yüksek faiz-düşük kur sarmalından çıkmamız gerekiyor. Üretimin katma değere ve ihracat gelirine dönüşmesi için ihracatçılarımız uygun finansman modelleriyle desteklenmeli. Üreticimizin emeğinin karşılığını alması, sanayimizin çarklarının dönmesi, istihdamın korunması ve toplumun refahının artması için ihracatımızın yolculuğundaki taşları hep birlikte temizlemeliyiz” dedi.</p>
<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 206 milyon dolarlık ihracatla zirvedeki yerini korudu. Ege Maden İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 148 milyon dolarlık ve Ege Tütün İhracatçıları Birliği yüzde 38 artışla 121 milyon dolarlık döviz getirerek Ağustos ayında ihracatını en fazla artıran Birlikler oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 11 artışla 175 milyon dolarlık ihracatla Ağustos ayını geride bıraktı. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 112 milyon dolarlık, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Ağustos ayında yüzde 3 artışla 104 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği yüzde 3 artışla 97 milyon dolar, Ege Mobilya Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 60 milyon dolar ihracatı kayda aldı. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 57 milyon dolar, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği yüzde 7 artışla 35 milyon dolar ihracat yaptı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 16 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 14 milyon dolarlık dövizi Türkiye’ye kazandırdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-ihracatci-birliklerinden-agustos-ayinda-1-milyar-605-milyon-dolarlik-ihracat-86917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/7/1280x720/ege-ihracatci-birliklerinden-agustos-ayinda-1-milyar-605-milyon-dolarlik-ihracat-1788687893.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustosta 1 milyar 605 milyon dolarlık ihracata imza atan Ege İhracatçı Birlikleri, son bir yıllık dönemde 19 milyar dolarlık ihracat barajını aştı. EİB Başkanı Muhammet Öztürk, artışın sürdürülebilir olması için ihracatçının finansman maliyetlerinin düşürülmesi gerektiğine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kulca-celik-kapi-2027de-ciro-ve-kar-artisi-bekliyor-86951</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Külça Çelik Kapı, 2027’de ciro ve kâr artışı bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Külça Çelik Kapı Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Tanç, 35 yıllık tecrübelerini, sürekli iyileştirme, verimlilik ve yenilik odaklı Ar-Ge politikasıyla birleştirdiklerini paylaşarak, 2023 yılını yüzde 20 büyüme ile kapatmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p>Şu anda Afrika, Balkanlar, Orta Doğu ve Türk Cumhuriyetleri’ne düzenli ihracatları olduğunu aktaran Mustafa Tanç, “2026 yılını yaklaşık olarak 3 milyon dolar ciro ile kapatmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Verimliliği yüksek Roll Form üretim hattına sahibiz</strong><strong>”</strong></p>
<p>Külça’nın kurulduğu günden bu yana Ar-Ge ve verimlilik çalışmaları konusunda sektörde lokomotif rol üstlendiğini kaydeden Tanç, “Firmamız vizyonu gereği sürekli iyileştirme ve yenilik odaklı bir Ar-Ge politikası izliyor. Bunun meyvesi olarak da rakiplerimizin sahip olmadığı, verimliliği yüksek Roll Form üretim hattına sahibiz. Yeni yatırımlarla teknolojiyi yakından takip ederek büyümemizi sürdüreceğiz” diye konuştu. Yaklaşık 200 bin dolarlık bir yatırımla Çatı GES yatırımını da tamamladıklarını paylaşan Tanç, üretimde kullandıkları enerjiyi güneşten sağlayarak hem kendi enerjilerini üreteceklerini hem de ekosistemin sürdürülebilirliğine katkı sağlayacaklarını kaydetti. Tanç, şirketin sürüdürülebilir büyümesini agresif bir finansal büyüme olarak değil, aynı zamanda tüm paydaşlar ve çevreye de uyumlu bir büyüme modeli olarak değerlendirdiklerini vurguladı.</p>
<p>Sektörel değerlendirmelerde de bulunan Tanç, “Maalesef belli kalite standardına göre üretim yapılan bir sektör değiliz. Bu durumda hem ulusal hem de uluslararası pazarda haksız rekabete sebep oluyor. Bu haksız rekabetin önüne geçebilmek için biz firma olarak gerekli mercilerle sürekli temas halindeyiz. Ancak, bizim bireysel çabalarımız yeterli değil. Bu sorun ancak sektörel birliktelik ve idarecilerin doğru aksiyon almalarıyla çözülebilir” ifadelerini kullandı.  </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kulca-celik-kapi-2027de-ciro-ve-kar-artisi-bekliyor-86951</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/1/1280x720/kulca-celik-kapi-2027de-ciro-ve-kar-artisi-bekliyor-1788759956.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaklaşık 35 yıldır çelik kapı sektöründe faaliyet gösteren Külça Çelik Kapı, 2026 yılını 3 milyon dolar ciro ile kapatmaya hazırlanıyor. Şirket, 2027 yılında da yüzde 10’luk bir ciro ve kâr artışı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cengiz-seda-aluminyumdan-celik-kapi-sektorunde-guclu-atilim-86950</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 08:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cengiz Seda Alüminyum, yeni üretim tesisiyle çelik kapıda atılıma hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Türkiye'de 1990’lı yıllardan itibaren inşaat ve yapı sektöründe önemini artıran çelik kapı üretimi,  güçlü bir pazar oluşturmayı sürdürüyor. Bu alanda faaliyet gösteren Cengiz Seda Alm. San. Tic. Ltd. Şti'nin ise kurulduğu günden bu yana alüminyum kapı profilinde, kendi ürün segmentlerinde müşterilerine güvenli, estetik ve fonksiyonel ve hızlı çözümler sunduğu belirtildi.</p>
<p>Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Seda, çelik kapılarda kullanılan alüminyum kapı ve kanadı profili  ve alüminyum aksesuarları  üretimi  yaptıklarını paylaşarak, hedeflerini daima sağlam  kaliteli ve hızlı  şekilde ilerletmek için çaba harcadıklarını paylaştı.</p>
<p><strong>Ar-Ge ile verimlilik ve estetikte yeni adımlar</strong></p>
<p>Firmanın öncelikleri arasında, estetik ve ergonomiyi bir arada sunan Ar-Ge projeleri yer alıyor. Seda, çalışma prensiplerini de bu doğrultuda ilerlettikleri için sektördeki prestijlerinin de arttığını belirtti. Yeni tasarımlar, hem kullanım kolaylığı hem de görsel yeniliklerle fark oluşturuyor. Seda, “Renk, ergonomi ve estetik açıdan sürekli araştırma içindeyiz. Çelik kapılarda sadece güvenliği değil, aynı zamanda kullanıcı deneyimini de yükselten çözümler geliştirdik” diye konuştu.</p>
<p><strong>1 milyon dolarlık yatırım ve kapasite artışı</strong></p>
<p>Firmanın büyüme planlarında yatırımların önemli bir yeri bulunuyor. Son dönemde hayata geçirilen 1 milyon dolarlık yatırımla inovasyon ve e-ticaret tarafını güçlendiren adımlar atıldı. Seda, “Yeni yatırımlarımız, üretim kapasitemizi artırırken çalışanlarımız için de daha verimli bir ortam oluşturdu. Ayrıca ürünlerimizi müşterilerimize daha kısa sürede ulaştırabiliyoruz” ifadelerini kullandı. Seda ayrıca, bu yıl yeni fabrikaya da taşındıklarını hatırlatarak, hem kapasite hem de istihdamda artışa gittiklerini kaydetti.</p>
<p><strong>2026 ve sonrasında kaliteden ödün vermeden büyüme hedefliyor</strong></p>
<p>Şirketin 2027 hedefleri ise 2026’da yapılan yatırımların üzerine inşa ediliyor. Yeni makinelerle birlikte kapasite artışı sağlandı. 2027’de sürpriz projelere de hazırlandıklarını kaydeden Seda, büyüme stratejilerinin merkezine kaliteyi koyduklarının altını çizerek, “Bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da kaliteden ödün vermeden, siparişlerimizi zamanında teslim etmeye devam edeceğiz” dedi. Orta ve uzun vadede ise şirket, küresel ekonomik belirsizliklere rağmen istikrarlı ve kontrollü adımlarla yol almayı tercih ediyor. Seda, “Dünya ve ülkemizde sık sık krizler yaşanıyor. Biz, bu süreçlerde dengeli ilerlemeyi, güven veren bir çizgiyi korumayı seçiyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana kalitemizden taviz vermedik. Bunun yanında hızlı teslimat avantajımız, müşterilerimiz için önemli bir tercih sebebi. Bu iki ilke sayesinde sektörde güvenilir bir marka haline geldik” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cengiz-seda-aluminyumdan-celik-kapi-sektorunde-guclu-atilim-86950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/67-1788760227.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cengiz Seda Alüminyum&#039;un yurt içindeki güçlü çalışma ağını yurt dışına da taşıdığı bildirildi. İlk uluslararası çalışmasını bu yıl gerçekleştiren markanın, aynı zamanda kendi patentli ürünü ile de piyasadaki konumunu güçlendirdiği vurgulandı. Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Seda, yeni üretim tesisine de taşındıklarını belirterek, yatırımlar ve kapasite artırımıyla sektördeki rekabet güçlerini pekiştirmeyi amaçladıklarını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/absdoor-celik-kapi-makine-yatirimlariyla-hem-kalitesini-hem-de-kapasitesini-buyutuyor-86947</guid>
            <pubDate>Sun, 06 Sep 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;ABSDOOR Çelik Kapı, makine yatırımlarıyla hem kalitesini hem de kapasitesini büyütüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Türkiye’de çelik kapı sektörünün önemli üreticilerinden ABSDOOR Çelik Kapı'nın, kurulduğu 2005 yılından bu yana istikrarlı büyümesini sürdürdüğü belirtildi. Verilen bilgiye göre yıllık 25 bin adet kapı üretim kapasitesine sahip şirket, 10 bin metrekarelik üretim tesisinde, 6 bin metrekarelik kapalı alanda entegre bir imalat süreciyle faaliyet gösteriyor. Çelik kapı, yangın çıkış kapısı ve özel kapılar üreten firmanın, ham maddeyi sac ve MDF olarak tesise alıp, müşteri beklentileri doğrultusunda nihai ürüne dönüştürdüğü bildirildi.</p>
<p><strong>Dijitalleşme yatırımları ve inovatif projeler hızlanacak</strong></p>
<p>26 farklı ülkeye ihracat gerçekleştiren ABSDOOR Çelik Kapı, toplam üretiminin yüzde 50’sini yurt dışına gönderiyor. İç pazarda ise özel projelerde yer almayı tercih ediyor. ABSDOOR Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Kaya, 2025 yılında 200 milyon TL’nin üzerinde ciroya ve 2 milyon dolar ihracata ulaştıklarını, 2026’da ise ekonomik koşullara rağmen yüzde 10 büyüme hedeflediklerini açıkladı. Şirket, bu hedef doğrultusunda yurtiçi ve yurtdışı fuarlarda yer almayı, dijitalleşme yatırımlarını hızlandırmayı ve inovatif projelere odaklanmayı planlıyor.</p>
<p>Gelecek planları hakkında bilgi veren Kaya, 2026 yılında e-ticaret kanalına önemli yatırımlar yapmaya devam ettiklerini paylaştı. Ticaret Bakanlığı destekleriyle 2025’te kurulan e-ticaret departmanını aktif şekilde değerlendirdiklerini ve 2027 yılında da geliştirmeye devam edeceklerini söyledi. Kaya, “Hem ulusal hem de uluslararası pazarda marka bilinirliğimizi artırmayı, yeni ürünlerimizle farklı pazarlara açılmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Premium segmentte fark yaratıyoruz” </strong></p>
<p>Son dönemde önemli makine yatırımlarını hayata geçirdiklerini paylaşan Kaya, “Hem kapasitemizi hem de kalitemizi artırmaya yönelik 1 milyon dolarlık makine yatırımı yaptık. Kaynak robot hatları kurmak için de hazırlıklarımız var. Orta ve uzun vadede yeni yatırımlarla kendimizi güncellemeye devam edeceğiz” dedi. Kaya ayrıca üniversite-sanayi iş birliği kapsamında Kayseri Üniversitesi ile de iş birliği içinde olduklarını paylaştı.  </p>
<p>Türkiye’de Avrupa standartlarında kapı yaptığını ‘TS EN 14351-2’ ile belgeleyen ilk firma olduklarını da kaydeden Kaya, “Bu standardı sektörümüze kazandırmanın onurunu yaşıyoruz. Diğer yandan ‘TS EN 16034’ standardında 120 dakika yangına dayanımlı yangın çıkış kapılarımızın kapsamına S200 duman sızdırmazlık özelliğini de Kayseri’de ekleyen ilk firmayız. Yurt içinde ve dışında gerçekleştirdiğimiz projelerde markamız ile ülkemizi en iyi şekilde temsil etme gayretindeyiz” ifadelerini kullandı. Özellikle “premium sınıf” çelik kapı üretiminde Türkiye’deki sayılı şirketlerden biri olarak öne çıktıklarını da kaydeden Kaya, “Hem nitelik hem de nicelik açısından premium segmentte fark yaratıyoruz. Bu sayede global pazarda daha güçlü bir oyuncu olmayı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/absdoor-celik-kapi-makine-yatirimlariyla-hem-kalitesini-hem-de-kapasitesini-buyutuyor-86947</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/7/1280x720/absdoor-celik-kapi-makine-yatirimlariyla-hem-kalitesini-hem-de-kapasitesini-buyutuyor-1788759637.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABSDOOR Çelik Kapı, 2025 yılında 2 milyon doları ihracattan oluşan 200 milyon TL’nin üzerinde ciro yaptı. Yönetim Kurulu Başkanı Köksal Kaya, hayata geçirdikleri makine yatırımlarıyla hem kalite hem de kapasitede artış yaşadıklarını belirterek, inovasyon, dijitalleşme ve fuar katılımlarıyla da büyüme ivmesini sürdüreceklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/oibden-aciklama-kopru-ve-otoyollarin-isletme-hakki-belirli-bir-sure-icin-devredilecek-86904</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÖİB&#039;den açıklama: Köprü ve otoyolların işletme hakkı belirli bir süre için devredilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından işletilen ve özelleştirme kapsam ve programında bulunan otoyol ile köprülerle ilgili açıklama yaptı. </p>
<p>KGM'nin sorumluluğunda olan üç otoyol ve bağlantı yolları ile bunlar üzerinde bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri ve yük aktarma merkezleri gibi diğer mal ve hizmet birimleri ile varlıklarının özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kurumun internet sitesinden yapılan açıklamada, KGM tarafından işletilen otoyol ve köprülere yönelik teknik, hukuki ve mali hazırlık çalışmalarının ilgili kurumlarla koordinasyon içinde sürdürüldüğü ifade edildi.</p>
<p>Bahse konu rutin hazırlık çalışmalarının "kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine" yönelik olduğu belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil, otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır. Diğer yandan, kamuoyunda otoyolların yıllık 600 milyon dolar kar ettiği ve 30 yıllık toplam karın 18 milyar dolara ulaştığı yönünde eksik ve yanıltıcı değerlendirmeler yapılmaktadır. Oysa 600 milyon dolar kar değil, gelirdir. Bu tutarın yaklaşık 300 milyon doları bakım ve onarım giderlerine ayrılmaktadır. Ayrıca önemli tutarda yatırım ve yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderleri bulunmaktadır. Tüm bu maliyetler göz ardı edilerek yapılan hesaplamalar, otoyolların gerçek ekonomik değerini yansıtmamakta ve kamuoyunu yanıltmaktadır."</p>
<p><strong>"30 yıllık kâr veya kamu zararı hesabı yapılması teknik ve mali açıdan geçerli değil"</strong></p>
<p>Açıklamada, "Bu nedenle 600 milyon doların doğrudan 30 yıl ile çarpılarak '30 yıllık kâr' veya 'kamu zararı' hesabı yapılması teknik ve mali açıdan geçerli değildir. Altyapı değerlemelerinde trafik projeksiyonları, bakım ve yenileme yatırımları, işletme ve personel giderleri, finansman maliyetleri ve riskler birlikte dikkate alınır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Yürütülen çalışmaların temel amacının, hizmet kalitesini artırmak, bakım ve yatırımları hızlandırmak, işletme verimliliğini yükseltmek ve sürdürülebilir bir altyapı yönetimi oluşturmak olduğu ifade edilen açıklamada, ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesi, geçiş ücretlerine ilişkin ilave bir artış kararı ve çalışanların mevcut haklarını kaybetmesine yol açacak herhangi bir kararın bulunmadığının altı çizildi.</p>
<p>Açıklamada, bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'nın, özelleştirme ihalesine çıkılmasını ifade etmeyip, yapılacak işlemler konusunda ÖİB'yi yetkilendirdiği vurgulanarak, sürecin tüm aşamalarının Başkanlık tarafından ilgili mevzuat çerçevesinde, şeffaflık, rekabet ve hesap verebilirlik ilkeleri esas alınarak yürütüldüğü belirtildi.</p>
<p>[post-86899]</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/oibden-aciklama-kopru-ve-otoyollarin-isletme-hakki-belirli-bir-sure-icin-devredilecek-86904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/4/1280x720/fatih-sultan-mehmet-fsm-1788604422.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özelleştirme kapsam ve programına alınan otoyol ve köprüler hakkında ÖİB&#039;den yapılan açıklamada, &quot;Rutin hazırlık çalışmaları, kamu varlıklarının satışını değil, mülkiyetin devlette kalması kaydıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini esas alan bir modelin değerlendirilmesine yöneliktir. Bu modelde öncelik gelir elde etmek değil, otoyollarda hizmet kalitesini yükseltmek, bakım ve yatırımları hızlandırmak ve işletme verimliliğini artırmaktır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reeskont-kredilerinde-duzenleme-86903</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 13:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reeskont kredilerinde düzenleme: BSMV istisnası genişletildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İhracat, Transit Ticaret, İhracat Sayılan Satış ve Teslimler ile Döviz Kazandırıcı Hizmet ve Faaliyetlerde Vergi, Resim ve Harç İstisnası Hakkında Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ve konuya ilişkin tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığından konuyla ilgili yapılan yazılı açıklamada, söz konusu kararla, ticari bankalarca kullandırılan reeskont kredileri kapsamında, Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi (BSMV) istisnasının uygulamaya alındığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, kısa vadeli reeskont kredilerinin yanında gerek Türk Eximbank gerekse de ticari bankalarca kullandırılan uzun vadeli reeskont kredileri için de BSMV istisnası getirildiği bildirildi.</p>
<p><strong>"Reeskont kredileri kapsamındaki birçok iyileştirme devreye alınıyor"</strong></p>
<p>İhracatçıların küresel piyasalardaki rekabet gücünün, ihracatın finansmanı imkanlarıyla doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekilen açıklamada, bu doğrultuda ihracatın finansmanı imkanlarının iyileştirilmesine yönelik birçok tedbirin hayata geçirilmesine devam edildiği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, ihracatçıların finansman imkanlarının artırılmasının yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı dış ticaret politikası hedeflerinin başında geldiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından usul ve esasları belirlenen ve kaynak sağlanan Reeskont Kredi Programı ise ihracatın finansmanı anlamında en önemli politika araçlarından biri konumundadır. TCMB ile Ticaret Bakanlığımız arasında oluşturulan çalışma grupları vasıtasıyla ihracatçılarımızın reeskont kredileri kapsamındaki talepleri değerlendirilmekte ve birçok iyileştirme aşamalı olarak devreye alınmaktadır."</p>
<p>Bu doğrultuda, son dönemde yapılan değişiklikle reeskont kredilerinin finansman maliyetinin yüzde 23,95'e düşürüldüğü anımsatılan açıklamada, daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitinin 5 milyar liraya çıkarıldığı, firma başına günlük limitin de 60 milyon liraya yükseltildiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca yabancı para cinsi ihracat reeskont kredisi limitinin 5 milyon dolar olduğunun, toplam program bütçesinin 1 milyar dolar olarak oluşturulduğunun altı çizilerek, reeskont kredilerinde döviz almama zorunluluğunun kaldırıldığı, yine reeskont kredilerinde net ihracatçı uygulaması yerine "ihracatçı skoru" uygulamasına geçildiği ve ilave döviz bozdurma zorunluğunun kaldırılarak ihracatçıların finansmana ulaşma imkanlarının iyileştirilmesinin amaçlandığı ifade edildi.</p>
<p><strong>"İhracatçılarımızın finansman maliyetlerini aşağı çekiyoruz"</strong></p>
<p>Yeni düzenlemeyle ticari bankalarca kullandırılan TCMB kaynaklı reeskont kredilerinde BSMV istisnası sağlandığına dikkat çekilerek, şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"Kısa vadeli kredilerin yanında uzun vadeli reeskont kredileri de istisna kapsamına alınarak önemli bir iyileştirme, ihracatçılarımızın kullanımına sunulmuştur. Böylece, bir taraftan reeskont kredilerinin hacmini artırarak daha fazla ihracatçımızın finansmana ulaşımını sağlarken diğer taraftan maliyetlerin düşürülmesi ve vergi yükünün azaltılması yoluyla ihracatçılarımızın finansman maliyetlerini aşağı çekmiş bulunuyoruz. İhracatçılarımızın rekabetçiliklerinin artırılması noktasında finansman imkanlarının geliştirilerek uygun koşullarda finansmana ulaşmalarını sağlamak öncelikli çalışma alanlarının başında gelmektedir. Finansmana ulaşım konusu tüm yönleriyle hassasiyetle takip ediliyor, bu kapsamdaki talepler ilk elden alınıyor, taleplere ilişkin hızlı ve etkili çözümler üretilmesi, yeni mekanizmaların geliştirilmesi için yoğun gayretlerimiz kesintisiz devam ediyor."</p>
<p><strong>"Karar, ihracatçılarımızın finansman imkanlarını güçlendiriyor"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat da NSosyal hesabından konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, ihracatçıların küresel rekabet gücünü daha da artıracak, finansman maliyetlerini aşağı çekecek önemli bir imkanın hayata geçirildiğini belirtti.</p>
<p>Bu doğrultuda, kısa ve uzun vadeli reeskont kredilerinin tamamının istisna kapsamına alındığına işaret eden Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Böylece ihracatçılarımızın üzerindeki vergi yükünü azaltıyor, finansmana ulaşımlarını kolaylaştırıyor ve daha uygun maliyetlerle finansmana ulaşmalarına katkı sağlıyoruz. İhracatçılarımızın finansman imkanlarını güçlendiren bu önemli karar dolayısıyla Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı sunuyorum. Yüce Allah'ın izniyle, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, üreten, istihdam sağlayan ve ülkemize döviz kazandıran ihracatçılarımızın yanında olmaya, ihracatımızı daha güçlü finansman imkanlarıyla desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reeskont-kredilerinde-duzenleme-86903</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/ihracat-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatçıların finansman maliyetinin düşürülmesi amacıyla, kısa vadeli reeskont kredilerinin yanında uzun vadeli reeskont kredileri için de BSMV istisnası getirildi. Konu hakkında açıklama yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, &quot;İhracatçılarımızın üzerindeki vergi yükünü azaltıyor, finansmana ulaşımlarını kolaylaştırıyor ve daha uygun maliyetlerle finansmana ulaşmalarına katkı sağlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kopru-ve-otoyollar-icin-ozellestirme-karari-86899</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Köprü ve otoyollar için özelleştirme kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karayolları Genel Müdürlüğünün (KGM) işlettiği bazı köprü ve otoyollar için alınan özelleştirme kararı Resmi Gazete'de yayımlandı. </p>
<p>Buna göre Cumhurbaşkanı kararıyla, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü de dahil olmak üzere 8 otoyol ve 2 çevre yolu 30 yıllığına özelleştirilecek. </p>
<p>Özelleştirmeye dahil edilen köprü ve otoyollar şöyle:</p>
<p>15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü, KGM Avrupa Otoyolu, KGM Anadolu Otoyolu, İzmir-Aydın Otoyolu, İzmir-Çeşme Otoyolu, Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu, Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu, Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu, Toprakkale-İskenderun Otoyolu, Bursa Çevre Otoyolu (Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı), Gaziantep Çevre Otoyolu.</p>
<p>Özelleştirme süresi 30 yıl olarak belirlenirken işlemler 31 Aralık 2031'e kadar tamamlanacak. </p>
<p><strong>Yeni Parti'den tepki</strong></p>
<p>Yeni Parti Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kararlara tepki gösterdi. </p>
<p>Yavuzyılmaz paylaşımında, "AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı! Devletin ücretli işlettiği 2 boğaz köprüsü ve 8 otoyolun; 2025 yılı toplam kârı 600 milyon dolar, 30 yıllık toplam kârı 18 milyar dolar! Güncel kurla 871 milyar 920 milyon lira! Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir. Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar. Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır! Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin!" ifadelerini kullandı. </p>
<p>[post-86904]</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kopru-ve-otoyollar-icin-ozellestirme-karari-86899</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/bogazici-koprusu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, 2 boğaz köprüsü ile 8 otoyol ve 2 çevre yolu 30 yıllığına özelleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-ve-altin-dustu-dolar-yukseldi-86898</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa ve altın düştü, dolar yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,30 azalışla 14.012,42 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.876,66 puanı, en yüksek 14.662,89 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 6,74 azalışla 47.382,87 puana, sanayi endeksi yüzde 5,74 düşüşle 19.229,67 puana, mali endeks yüzde 2,80 kayıpla 19.273,82 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 4,72 gerileyerek 12.492,54 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 18,76 ile Vestel Elektronik oldu. Onu yüzde 18,07 ile Destek Finans Faktoring ve yüzde 17,90 ile Halkbank izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 40,90 ile Pasifik Eurasia Lojistik, yüzde 38,14 ile Katılımevim Tasarruf Finansman ve yüzde 34,91 ile Girişim Elektrik Sanayi olarak sıralandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 770 milyar 420 milyon lirayla ASELSAN, 745 milyar 560 milyon 89 bin 820 lirayla Tüpraş ve 551 milyar 880 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü, dolar yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 3,77 azalışla 6 bin 890 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,78 düşüşle 44 bin 952 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 3,72 altında 11 bin 284 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,41 artarak 48,4400 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,05 yükselişle 56,2590 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 65,6420 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,28 azalışla 65,4550 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,51 değer kaybederek 59,7740 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-ve-altin-dustu-dolar-yukseldi-86898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/1/1280x720/altin-gold-dollar-1786081395.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul haftayı yüzde 4,30 azalışla 14.012,42 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 3,77, cumhuriyet altını yüzde 3,78, çeyrek altın yüzde 3,72 geriledi. Doların satış fiyatı yüzde 0,41, euro da yüzde 0,05 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dijital-ortamdaki-ticari-faaliyetlerin-bildirim-yukumlulugu-genisletildi-86897</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 11:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> E-ticaret faaliyetlerinin bildirim yükümlülüğü genişletildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan "Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Düzenlemeyle, elektronik ticaretin yanı sıra internet dahil her türlü dijital ortamda gerçekleştirilen alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi ekonomik ve ticari faaliyetlerin vergi güvenliği kapsamında izlenmesine yönelik bildirim düzenlemeleri genişletildi.</p>
<p>Buna göre, elektronik ortamda ekonomik ve ticari faaliyette bulunan gerçek ve tüzel kişi hizmet sağlayıcıların yanı sıra elektronik ticaret hizmet ve aracı hizmet sağlayıcıları, erişim sağlayıcılar, içerik sağlayıcılar, yer sağlayıcılar ve sosyal ağ sağlayıcılar kapsama alındı.</p>
<p>Bu kişi ve kuruluşlara, iktisadi ve ticari faaliyetlerine ilişkin bildirim verme yükümlülüğü getirildi. Bildirimlerin içeriği, formatı, standardı, verilme süresi ve yöntemi Gelir İdaresi Başkanlığınca belirlenecek.</p>
<p>Taşınır ve taşınmazlar ile mal ve hizmetlerin alınması, satılması veya kiralanmasına yönelik verilen ilanların yayımlanmasına aracılık eden hizmet ve sosyal ağ sağlayıcıları ile yer sağlayıcılar, takvim yılının her bir ayında gerçekleştirdikleri işlemlere ilişkin, verilen hizmetin sağlandığı internet adres veya adreslerini, hizmet verilen gerçek ya da tüzel kişilere ait ad soyad, ünvan ile mükellefiyet tespitine ilişkin bilgileri, hizmet verilenler adına gerçekleştirilen taşınır, taşınmaz, mal ve hizmet satış ile kiralama işlemlerine ilişkin ilan bilgilerini Gelir İdaresi Başkanlığının sistemlerine bildirmek zorunda olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dijital-ortamdaki-ticari-faaliyetlerin-bildirim-yukumlulugu-genisletildi-86897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/05/e-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişiklikle, elektronik ticaretin yanı sıra internet dahil her türlü dijital ortamda gerçekleştirilen alım, satım, kiralama, ilan ve reklam gibi ekonomik ve ticari faaliyetlerin vergi güvenliği kapsamında izlenmesine yönelik bildirim yükümlülüklerinin kapsamı genişletildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/atama-ve-gorevden-alma-kararlari-resmi-gazetede-86896</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yapılan büyükelçi atamaları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin Burundi nezdindeki Büyükelçisi Alp Işıklı merkeze alındı ve bu suretle boşalan Burundi nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Teftiş Kurulu Üyesi Haydar Kerem Divanlıoğlu atandı.</p>
<p>Ayrıca, Kuzey Makedonya nezdinde Türkiye Büyükelçisi Fatih Ulusoy merkeze alındı.</p>
<p>Filipinler nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Dış Politika Danışma Kurulu Üyesi Kaan Esener, Finlandiya nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Bahreyn nezdinde Türkiye Büyükelçisi Ayşe Hilal Sayan Koytak, Bahreyn nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Cumhurbaşkanı Danışmanı Necati Sancaktutan, Umman nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine İran ile İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Ergani, Namibya nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Fikriye Aslı Güven, Güney Kore nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Sudan nezdinde Türkiye Büyükelçisi Fatih Yıldız, Sudan nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Gambiya nezdinde Türkiye Büyükelçisi Fahri Türker Oba, Kuzey Makedonya nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Somali nezdinde Türkiye Büyükelçisi Alper Aktaş, Somali nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Mozambik nezdinde Türkiye Büyükelçisi Ferhat Alkan, Gambiya nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Diplomatik Arşiv Genel Müdür Yardımcısı Özgür Gökmen ve Mozambik nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine Kamu Diplomasisi ve Stratejik İletişim Genel Müdür Yardımcısı Ayça Oşafoğlu İnam atandı.</p>
<p><strong>Kamu kurumlarına atamalar</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, Diyanet İşleri Başkanlığı Diyanet Akademisi Başkanı Enver Osman Kaan görevden alınırken, yerine Ahmet Bostancı atandı.</p>
<p>Kararla, Bilecik İl Müftüsü Ahmet Dilek, Karabük İl Müftüsü Ali Erhun, Kocaeli İl Müftüsü Mehmet Sönmezoğlu, Nevşehir İl Müftüsü Kazım Güzel, Zonguldak İl Müftüsü İbrahim Halil Demir ve Konya İl Müftüsü Ali Öge görevden alındı.</p>
<p>İl müftülüklerine ilişkin yapılan atamalar ise şu şekilde:</p>
<p>"Bilecik İl Müftülüğüne Yusuf Dikmen, Tunceli İl Müftülüğüne Fethullah Yavuz, Iğdır İl Müftülüğüne Kilis İl Müftüsü Alettin Bozkurt, Kilis İl Müftülüğüne Iğdır İl Müftüsü Zahit Demirel, Karabük İl Müftülüğüne Mustafa Yavuz, Kocaeli İl Müftülüğüne Bolu İl Müftüsü Hüseyin Demirtaş, Bolu İl Müftülüğüne Giresun İl Müftüsü Selçuk Kılıçbay, Giresun İl Müftülüğüne Hakkari İl Müftüsü Hüseyin Okuş, Hakkari İl Müftülüğüne Recep Eren, Niğde İl Müftülüğüne Kars İl Müftüsü Yavuz Yıldız, Kars İl Müftülüğüne Selami Aykul, Nevşehir İl Müftülüğüne Gümüşhane İl Müftüsü Hayri Erenay, Gümüşhane İI Müftülüğüne Karaman İl Müftüsü Faruk Gürbüz, Karaman İl Müftülüğüne Isparta İl Müftüsü Muharrem Biçer, Isparta İl Müftülüğüne Kırklareli İl Müftüsü Yusuf Eviş, Kırklareli İl Müftülüğüne Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar, Aksaray İl Müftülüğüne Ali Efe, Zonguldak İl Müftülüğüne Bayburt İl Müftüsü Bayram Danacı, Bayburt İl Müftülüğüne Basri Bektaş, Konya İl Müftülüğüne Diyarbakır İI Müftüsü Celal Büyük, Diyarbakır İl Müftülüğüne Erzincan İl Müftüsü İsmail Fakirullahoğlu, Erzincan İl Müftülüğüne Selim Yazıcı, Yalova İl Müftülüğüne Rize İl Müftüsü Naci Çakmakçı, Rize İl Müftülüğüne Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk, Şanlıurfa İl Müftülüğüne Van İl Müftüsü Mehmet Sırrı Şık, Van İl Müftülüğüne Bitlis İl Müftüsü Kadir Koçak, Bitlis İl Müftülüğüne Bartın İl Müftüsü Ömer Keskin, Bartın İl Müftülüğüne Mehmet Çelebi, Aydın İl Müftülüğüne Samsun İl Müftüsü Seyfullah Çakır, Samsun İl Müftülüğüne Aydın İl Müftüsü Hasan Güneş, Adana İI Müftülüğüne Afyonkarahisar İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu, Afyonkarahisar İl Müftülüğüne Burdur İl Müftüsü Ali Hayri Çelik, Burdur İl Müftülüğüne Sinop İl Müftüsü Paşa Bektaş, Sinop İl Müftülüğüne Mehmet Arslaner, Kütahya İl Müftülüğüne Hasan İzmirli"</p>
<p><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılan atamalar</strong></p>
<p>Kararla, Kültür ve Turizm Bakanlığında açık bulunan Güzel Sanatlar Genel Müdür Yardımcılığına Hüseyin Yalçın Çakar atandı.</p>
<p>Bakanlığın, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürü Ayhan Gök, Bolu İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne İbrahim Emre Gürsoy ve Şırnak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne Celal Baz getirildi.</p>
<p>Vakıflar Genel Müdürlüğünde açık bulunan Erzurum Vakıflar Bölge Müdürlüğüne Murat Uslu atandı.</p>
<p>Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığına ise yeniden Derya Örs atandı.</p>
<p><strong>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yapılan atamalar</strong></p>
<p>Kararla, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Kırklareli İl Müdürü Bilgin Özbaş ve Muğla İl Müdürü Yakup Kütük görevinden alındı.</p>
<p>Bakanlığın, Muğla İl Müdürlüğüne Nevşehir İl Müdürü Mahmut Selçuk, Nevşehir İl Müdürlüğüne Ankara İl Müdürü Cüneyd Özdemir, Ankara İl Müdürlüğüne Artvin İl Müdürü Nevim Öz, Adıyaman İl Müdürlüğüne Mesut Polat, Kilis İl Müdürlüğüne Çetin Tutaş getirildi.</p>
<p>Öte yandan kararla, Milli Savunma Bakanlığı Teknik Hizmetler Genel Müdür Yardımcısı Murat Soykan görevinden alındı.</p>
<p>Milli Savunma Bakanlığı Akaryakıt İkmal ve NATO POL Tesisleri İşletme Başkanlığında açık bulunan Doğu Bölge Müdürlüğüne ise Cengiz Altaş'ın ataması yapıldı.</p>
<p>Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinde açık bulunan Genel Sekreter Yardımcılığına Tuğgeneral Murat Yetiş getirildi.</p>
<p>Toplu Konut İdaresi Başkanlığında açık bulunan 1. Hukuk Müşavirliğine ise Verda Gülsen Yaşar atandı.</p>
<p><strong>Sayıştay Başsavcılığına Recep Çevik atandı</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararlarına göre Sayıştay Başsavcılığına, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2, 3 ve 7'nci maddeleri gereğince Sayıştay Savcısı Recep Çevik getirildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/atama-ve-gorevden-alma-kararlari-resmi-gazetede-86896</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazı bakanlık, büyükelçilik ve kamu kurumlarına atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gida-denetimlerinde-1865-milyon-lira-ceza-86891</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 10:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gıda denetimlerinde geçen ay 186,5 milyon lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class=""> </div>
<div class="card-title ltr">Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, ağustos ayında gıda işletmelerine yönelik gerçekleştirilen denetimler hakkında açıklama yaptı. </div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Yumaklı, sosyal medya paylaşımında, vatandaşların güvenilir gıdaya erişimini sağlamak için denetimlere aralıksız devam ettiklerini belirterek, 1-31 Ağustos'ta yurt genelinde gıda işletmelerine yönelik 100 bin 128 denetim yapıldığını bildirdi.</p>
<p>Yumaklı, "Uygunsuzluk tespit edilen işletmelere 186,5 milyon lira para cezası uygulanırken, 49 işletmeyle ilgili suç duyurusunda bulunduk. İşini hakkıyla yapan dürüst esnafımızın hakkını korurken, vatandaşlarımızın gıdasına hile karıştıranlara karşı mücadelemiz kararlılıkla sürecek." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gida-denetimlerinde-1865-milyon-lira-ceza-86891</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/market-denetim-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustosta 100 binin üzerinde denetim yapıldığını belirten Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, &quot;Uygunsuzluk tespit edilen işletmelere 186,5 milyon lira para cezası uygulanırken, 49 işletmeyle ilgili suç duyurusunda bulunduk.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/para-piyasasi-fon-gelirlerinden-yuzde-10-stopaj-kesilecek-86890</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon gelirlerinden yüzde 10 stopaj kesilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Para piyasası fonlarından elde edilen kazançlara yapılacak vergi kesintisine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Kararla, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 67. maddesi uyarınca, yerli ve yabancı kurumsal yatırımcılar nezdinde uygulanan stopaj rejiminde yeni bir düzenlemeye gidildi. Bu kapsamda, yalnızca para piyasası fonları ile ünvanında "para piyasası" ibaresi yer alan serbest fonların katılma paylarından sağlanan kazançlara münhasır olmak üzere, daha önce yüzde 0 olarak uygulanan tevkifat oranı yüzde 10'a yükseltildi.</p>
<p>Yerli kurumsal yatırımcılar nezdinde kesilen bu tevkifat tutarları üçer aylık vergilendirme dönemlerinde beyan edilecek geçici vergiden mahsup edilebilecekken, yabancı kurumsal yatırımcılar bakımından söz konusu yüzde 10'luk kesinti nihai vergilendirme mahiyetini taşıyor. Yerli ve yabancı kurumsal yatırımcıların para piyasası fonları haricindeki diğer tüm kazançlarda ise oranın tevkifatın yüzde 0 olarak uygulanmasına aynen devam edilecek.</p>
<p>Öte yandan, yerli ve yabancı gerçek kişilerin yatırım fonu katılma payı kazançlarına uygulanan yüzde 17,5 oranındaki tevkifat rejiminde herhangi bir değişikliğe gidilmedi. Oran değişikliğinin zaman bakımından uygulanmasında ise kademeli bir esas benimsendi.</p>
<p>Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iktisap edilecek yeni katılma payı kazançları doğrudan bu orana tabi kılındı.</p>
<p>Yürürlük tarihinden önce iktisap edilmiş katılma paylarında ise düzenlemenin yayımı tarihine kadar teşekkül eden kazançlar tevkifat kapsamı dışında tutularak sadece yayım tarihinden katılma paylarının elden çıkarıldığı tarihe kadar geçen süreye isabet eden kazanç kısmı tevkifat kapsamına alındı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/para-piyasasi-fon-gelirlerinden-yuzde-10-stopaj-kesilecek-86890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/5/1280x720/lira-para-1758464419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla para piyasası fonları ile ünvanında &quot;para piyasası&quot; ibaresi bulunan serbest fonlardan elde edilen kazançlara uygulanan tevkifat oranı yüzde 0&#039;dan yüzde 10&#039;a çıkartıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dagitim-sirketlerinin-ar-ge-ve-ur-ge-faaliyetlerinde-degisiklik-86889</guid>
            <pubDate>Sat, 05 Sep 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dağıtım şirketlerinin AR-GE ve ÜR-GE faaliyetlerinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, elektrik ve doğal gaz dağıtan şirketlerin araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerinin desteklenmesine ilişkin usul ve esaslarda değişiklik yapıldı. EPDK'nin düzenlemesiyle, dağıtım şirketlerinin AR-GE bütçelerinden karşılanabilecek gider ve harcamaların kapsamı yeniden belirlendi.</p>
<p>ÜR-GE harcamasının, araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan ürün, yazılım, ekipman, sistem, malzeme veya teknolojilerin, ÜR-GE faaliyeti kapsamında seri üretim öncesi prototip ürün geliştirme, doğrulama ve geçerleme testleri, yazılım performans ve siber güvenlik testleri, pilot uygulamaları, sertifikasyon süreçleri, saha demonstrasyonları, yerlileştirme faaliyetleri, yazılım geliştirme, lisanslama, entegrasyon, dijital platform geliştirme fikri ve sınai mülkiyet haklarının korunması, tip testleri ve akreditasyon sertifikaları ile ticarileştirme öncesi olgunlaştırma çalışmalarına ilişkin giderin karşılanmasında kullanılması esas olacak.</p>
<p>Dağıtım şirketlerinin söz konusu usul ve esaslar kapsamındaki ÜR-GE faaliyetleri, ilgili mevzuat çerçevesinde belirlenen ve kurul tarafından onaylanmış AR-GE bütçesinden karşılanacak. Komisyon onayını müteakip ÜR-GE faaliyeti yürütülecek.</p>
<p>İlgili kurum veya kuruluş tarafından sağlanan destek miktarının üzerinde gerçekleşen gider ve harcamalar da dağıtım şirketinin proje bütçesinin desteklenmeyen kısmıyla sınırlı olmak üzere AR-GE bütçesinden karşılanabilecek.</p>
<p>Ayrıca, dağıtım şirketinin tarife uygulama dönemindeki AR-GE bütçesinin yüzde 10'una kadar olan gider ve harcamalar AR-GE bütçesinden karşılanabilecek.</p>
<p>Başvuru aşamasında reddedilen projelere ilişkin makul görülen giderler ile AR-GE Merkezi, Tasarım Merkezi ve Kuluçka Merkezi kurulmasına yönelik giderler de belirlenen şartlar dahilinde destek kapsamına alınabilecek.</p>
<p>Girişimcilik faaliyetleri, kuluçka merkezleri, hızlandırma programları, fikir yarışmaları, eğitim ve yaygınlaştırma çalışmaları ile ulusal ve uluslararası fuar, etkinlik ve teknoparklara yönelik giderler de düzenleme kapsamında değerlendirilecek.</p>
<p><strong>Patent başına 1,5 milyon liralık üst sınır</strong></p>
<p>Komisyon tarafından onaylanan AR-GE projesinin gerçekleştirilmesi neticesinde patent alınması halinde, proje başına 1 milyon 500 bin lirayı aşmamak üzere patent başına onaylı proje bütçesinin yüzde 5'ine tekabül eden tutar ilgili dağıtım şirketinin AR-GE bütçesine ilave edilecek.</p>
<p>Söz konusu tutar, 2026 Temmuz TÜFE değerine endekslenerek patentin alındığı ayın TÜFE değerine göre güncellenecek.</p>
<p>Düzenlemeyle ÜR-GE faaliyetlerine ilişkin başvuru süreci de yeniden düzenlendi. Buna göre, ilgili AR-GE projesine ait sonuç raporunun sunulmasından itibaren 3 ay içinde ÜR-GE faaliyetine ilişkin başvuru yapılacak. ÜR-GE faaliyetleri, komisyonun onayıyla başlayacak.</p>
<p>EPDK, AR-GE ve ÜR-GE harcamalarının hesaplanmasına ilişkin TÜFE uygulamasında da değişikliğe gitti. Buna göre AR-GE harcamasının bütçe teklifinde, ilgili AR-GE projesinin başvuru ayından bir önceki aya ait TÜFE değeri esas alınacak. Harcama aşamasında ise fiili harcama ayından bir önceki aya ait TÜFE değeri dikkate alınarak hesaplama yapılacak.</p>
<p>Ayrıca, kuruma yapılan tüm başvurulara ilişkin bütçe ve harcamalarda, başvuru tarihinden bir önceki aya ait TÜFE değeri esas alınacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dagitim-sirketlerinin-ar-ge-ve-ur-ge-faaliyetlerinde-degisiklik-86889</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, elektrik ve doğal gaz dağıtan şirketlerin araştırma, geliştirme ve yenilik faaliyetlerinin desteklenmesine yönelik faaliyetlerde değişikliğe gitti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
