<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/podyumda-otomobil-faturada-abonelik-84975</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Podyumda otomobil, faturada abonelik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Artık otomobil yalnızca bir kez satılan bir araç değil, satış sonrasında da düzenli gelir üreten dijital bir platforma dönüşüyor. Hyundai’nin yenilenen Ioniq 6 modeli üzerinden Bluelink bağlantı hizmetleri, donanım paketleri ve V2L teknolojisi bu dönüşümün ipuçlarını verirken, otomotiv sektöründe “podyumda otomobil, faturada abonelik” dönemi başlıyor.</strong></p>
<p>Otomotivin yeni trendi, dijital uygulama aboneliğinden bahsettiğimizde, mühendislik ve tasarım vitrinde alkış topluyor, asıl para ise her ay kesilen dijital faturada birikiyor, demeye başlayacağız. Moda dünyasındaki "defile vitrin, aksesuar kasa" ikiliği, otomotive geçiyor; üstelik "abonelik" kelimesiyle connected çağın tekrarlayan gelir modeli başlıyor.</p>
<p>Telefonun kendisine değil, kılıfına 250 dolar ödendiği bir “logo havası” dönemine girerken; örneğin yeni Ioniq 6'nın Bluelink aboneliği de, ölçek farkı dışında aynı paralel stratejiye sahip.. İkisi de çok benzer bir ticari soruya cevap arıyor; münhasırlığı bozmadan, etiket fiyatını aşağı çekmeden, müşteriyi ekosistemde tutarak geliri nasıl maksimize ederiz? Gucci'nin gelirinin yüzde 60'ını deri ürünlerden ve ayakkabılardan elde etmesi, podyumdaki haute couture'ün aslında bir vitrin, gerçek paranın ise markanın logosunu taşıyan "küçük" ürünlerde olduğunu çoktan kanıtladı.</p>
<p>Otomotiv, bu dersi gecikmeli ama son derece kararlı bir biçimde okuyor.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta Türkiye'de satışa sunulan yenilenmiş Ioniq 6, bu konunun en taze örneği… 0,21 Cd'lik sürtünme katsayısı, 800V mimarisi, E-GMP platformu, 18 dakikada yüzde 10'dan 80'e dolan bataryası ve 680 kilometrelik menziliyle yollara çıkan güncellenmiş elektrikli Hyundai, elektrikli mobilite yarışında podyumdayız mesajı veriyor. Tıpkı bir moda evinin avangart defilesi gibi. Ancak asıl ekonomi hikâyesi, bu mühendislik gösterisinin etrafında örülen katmanlarda saklı...</p>
<p>Fiziksel aksesuar katmanlarını Advance ve Progressive donanım seviyeleri oluştururken; daha büyük batarya, daha güçlü motor, daha zengin kabin içi; baz fiyatı düşürmeden geliri yukarı taşıyan modacıların klasik "kemer ve çorap" stratejisi... Çift 12,3 inç ekran, Parametric Pixel LED aydınlatmalar, yeniden şekillendirilen difüzör ve "Pure Flow, Refined" tasarım dili; markanın logosunu taşıyan, marjı yüksek detaylar. Müşteri aynı gövdeye daha fazla ödeyerek "daha üst" bir deneyime terfi ediyor; marka ise tek bir baz fiyatla iki ayrı kar havuzu yaratıyor.</p>
<p>Asıl kırılma noktası ise dijitalde... Hyundai'nin Türkiye'de Ioniq 6 ile birlikte devreye aldığı Bluelink bağlantı hizmeti; OTA yazılım güncellemeleri, Dijital Anahtar, bulut tabanlı navigasyon, gerçek zamanlı rota optimizasyonu, uzaktan araç kontrolü ve şarj istasyonu planlamasını tek bir çatı altında topluyor. Küresel pazarlarda bu hizmetlerin önemli bir bölümü, Bluelink Pro gibi ücretli abonelik katmanları aracılığıyla sunuluyor. Donanım zaten aracın içinde; yazılım kilidini açmak yeterli. Marjinal üretim maliyeti neredeyse sıfır, kâr marjı ise fiziksel aksesuarların bile çok ötesinde.</p>
<p>Bir otomobil bir kez satılır; Bluelink aboneliği her ay fatura keser.</p>
<p>McKinsey projeksiyonları, yazılım tanımlı araç gelirlerinin 2030'a kadar küresel otomotiv kar havuzunun dörtte birini aşacağını öngörüyor. Üstelik bu dijital katman, müşteriyi markanın ekosistemine kilitleyen bir "gateway" işlevi görüyor. Bugün Ioniq 6 Advance alıp Pro aboneliğini ücretsiz başlatan bir müşterinin, üç yıl sonra sistem ücretli hale gelse de ve daha büyük bir Hyundai’ye terfi ettiğinde dijital alışkanlıkları ve sadakati çoktan inşa edilmiş oluyor.</p>
<p>Bir ceketi her gün giymek istemezsiniz, ama telefon kılıfını her gün kullanırsınız. Bluelink de böyle; araç park halindeyken bile marka, müşterinin avucundaki ekranda yaşamaya devam ediyor.</p>
<p>V2L teknolojisi de bu hikâyeyi ayrıca yaşam tarzına taşıyor. Ioniq 6'nın bataryası bir kamp ekipmanını, bir dizüstü bilgisayarı, bir kahve makinesini beslediğinde otomobil, ulaşım aracının ötesine geçip kişisel ifadenin bir parçasına dönüşüyor. Moda dünyasının "insanlar kişisel tarzlarının her unsurunun ifade dolu olmasını ister" ilkesi, elektrikli otomobilin bagajından çıkan uzatma kablosuyla da karşımıza çıkıyor…</p>
<p>Sonuçta mesele, 250 dolarlık bir kılıf ya da aylık 15 Euro’luk bir connected aboneliği değil... Mesele, otomobilin bir kez satılan bir metal yığını olmaktan çıkıp, sürekli gelir üreten bir dijital platforma dönüşmesi!.. Birçok premium marka gibi Hyundai de, Ioniq 6 ile bu dönüşüme Türkiye'deki ilk adımını atıyor. Ve asıl soru giderek netleşiyor; markalar birer otomobil üreticisi mi, yoksa podyumda otomobil gösterirken ultra lüks aksesuar ve dijital hizmetler satan şirketler mi olacak? Şimdilik bu bağlantı hizmetlerini ücretsiz sunan Hyundai'nin cevabı, gelecekteki OTA güncellemelerinde gizli…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/podyumda-otomobil-faturada-abonelik-84975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/5/1280x720/oto-1786337646.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Podyumda otomobil, faturada abonelik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zayif-veri-guclu-piyasa-ikilisi-84974</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zayıf veri güçlü piyasa ikilisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Teknoloji karnesi zayıf olan Borsa İstanbul son dönemdeki yapay zeka yükselişinden yararlanamadı. Ama beklentilerin altında gelen enflasyon verisi ve Fed’in faiz artırmakta aceleci olmayacağını gösteren ABD verileri ile toparlanan endeks 13,800 direncinin hemen altında kapattı.</strong></p>
<p><strong> </strong>Beklentilerden zayıf gelen ABD verisine piyasalar hisse senedi ve tahvil piyasalarında eş anlı bir alım dalgası ile cevap verdi. Fed vadeliler Eylül toplantısı için faiz artış beklentisini düşürürken, Aralık toplantısında faiz indirimi %80’e yakın ihtimalle hakim görüş olarak korundu.</p>
<p>Hisse senedi piyasası zayıf veriyi Fed’in faiz artışını geciktiren ve sınırlayan pozitif bir gelişme olarak okudu. Yarı iletkenler ile başlayan ve muhteşem yedi hisselerinin katılımı ile zenginleşen yükseliş küçük adımlarla da olsa sürüyor. En iyi yapay zeka uzmanı ayrılan Alphabet negatif ayrışmaya devam ediyor. Haftanın yıldızı dip seviyeden sert geri dönen SpaceX.</p>
<p>Enerji piyasası İran ve Umman’ın anlaştığı, Hürmüz’ün kademeli olarak açıldığı bir senaryoyu satın alıyor. Boğazdan geçen gemilerin İran tarafından hedef alınması ile dip seviyelerden 4 dolara yakın bir yükseliş ile Brent petrol 83 dolara ulaşsa da, Hürmüz ve Kızıldeniz’in eş anlı olarak kapatıldığı 100 doların üzerini işaret eden kötü senaryodan çok uzağız.</p>
<p>İran’ın Hürmüz ve Kızıldeniz enerji ticaretini kontrol etmek için saldırganlığın dozunu artırması Ortadoğu’da güç dengesinin değiştiğini gösteriyor. Savaşın başında saldıran taraf ABD iken, son dönemde İran daha güçlü konumda.</p>
<p>İran’ın askeri başarısının ardında Çin ve Rusya’nın sağladığı ileri seviye füzeler mi, yoksa ABD’nin mühimmatının azalması mı etkili bilemiyoruz. Ama sahada güç dengesi İran lehine değişti. Mevcut şartlarda, ABD’nin kendini galip ilan edeceği bir anlaşma mümkün gözükmüyor.</p>
<p>Teknoloji karnesi zayıf olan Borsa İstanbul son dönemdeki yapay zeka yükselişinden yararlanamadı. Ama beklentilerin altında gelen enflasyon verisi ve Fed’in faiz artırmakta aceleci olmayacağını gösteren ABD verileri ile toparlanan endeks 13,800 direncinin hemen altında kapattı.</p>
<p>Genele yaygın bir yükselişten çok K tipi bir toparlanma söz konusu. Endeks ağırlığı yüksek savunma ve rafineri hisseleri yükselişte başrolü paylaşırken, havacılık hisseleri satışta başı çekiyor.</p>
<p>Bankalar altı haftalık satış sonrasında enflasyon verisiyle birlikte dipten dönüyor. İkinci çeyrek sonuçları genelde zayıf gelen, üçüncü çeyrek rakamlarının da iyi gelmesinin beklenmediği bankalarda dipten dönüş karlılık gelişmelerinden çok pozisyonlanma kaynaklı. Kötü beklentiyi satan yatırımcılar, kâr rakamları sonrasında kademeli alışa geçti.</p>
<p>Piyasalar için taktiksel iyimser görüşümüzü koruyoruz. Türk Lirası ve orta vadeli DİBS için 2023 sonunda verdiğimiz pozisyon artır görüşümüzü değiştirmedik. Eurobond için verim eğrisinin tamamında sabıkalı iyimseriz. Hisse senedi piyasasında endeksten farklılaşan seçici bir portföyle alfa yaratılabileceğine inanıyoruz. Ortadoğu’da savaşın sertleşmesi ve inatçı enflasyon piyasalar için pozitif görüşümüzün önündeki temel riskler.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zayif-veri-guclu-piyasa-ikilisi-84974</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zayıf veri güçlü piyasa ikilisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celigin-golgesinde-yeni-ticaret-duzeni-abd-neyi-koruyor-84973</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çeliğin gölgesinde yeni ticaret düzeni: ABD neyi koruyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çelik, alüminyum ve bakır gibi metaller yalnızca geleneksel sanayinin girdileri değil; aynı zamanda savunma sanayii, enerji dönüşümü, elektrikli araçlar ve altyapı yatırımları için de kritik öneme sahip. Bu nedenle Washington, Pekin'e karşı yürüttüğü rekabeti yalnızca teknoloji şirketleri üzerinden değil, temel sanayi ürünleri üzerinden de sürdürüyor.</strong></p>
<p>Küresel ekonomi son yıllarda yalnızca enflasyon, faiz oranları ve jeopolitik krizlerle değil, aynı zamanda yeniden yükselen korumacılık dalgasıyla da şekilleniyor. Bu dalganın en dikkat çekici örneklerinden biri ise ABD'nin çelik, alüminyum ve bakır ithalatına yönelik son tarife düzenlemeleri oldu. Haziran 2026'da Beyaz Saray tarafından yayımlanan karar, ilk bakışta teknik bir gümrük düzenlemesi gibi görünse de aslında çok daha büyük bir dönüşümün işaretlerini taşıyor: Serbest ticaret çağından stratejik sanayi politikalarına geçiş.</p>
<p>Bugün Washington'un çelik meselesine yaklaşımını anlamak için yalnızca güncel ekonomik verileri değil, Amerikan sanayisinin tarihsel hafızasını da okumak gerekiyor.</p>
<p><strong>Amerikan Gücünün Temelinde Çelik Vardı</strong></p>
<p>On dokuzuncu yüzyılın sonlarından itibaren ABD'nin yükselişi büyük ölçüde çelik üretim kapasitesine dayanıyordu. Pittsburgh'dan Ohio Vadisi'ne uzanan sanayi kuşağı, yalnızca Amerikan ekonomisinin değil, dünyanın da en büyük çelik merkezlerinden biri haline gelmişti. On dokuzuncu yüzyılın ortalarına gelindiğinde ABD, küresel çelik üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştiriyordu. İkinci Dünya Savaşı sırasında savaş gemilerinden tanklara, demiryollarından köprülere kadar her alanda Amerikan çeliği stratejik üstünlüğün temel unsurlarından biri olmuştu. Ancak bu üstünlük kalıcı olmadı. Önce Japonya, ardından Güney Kore ve Avrupa'nın yeniden sanayileşmesi Amerikan üreticilerinin küresel payını daralttı. 2000'li yıllarla birlikte ise Çin'in olağanüstü büyümesi dengeleri tamamen değiştirdi. Devlet destekleriyle büyüyen Çinli üreticiler kısa sürede dünyanın en büyük çelik üreticileri haline geldi. Bugün dünya çelik üretiminin yarısından fazlası Çin tarafından gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Bu gelişme ABD açısından yalnızca ekonomik bir rekabet sorunu olarak görülmedi. Washington'da giderek güçlenen görüşe göre mesele aynı zamanda bir ulusal güvenlik meselesiydi.</p>
<p><strong>Çelikten Ulusal Güvenliğe</strong></p>
<p>ABD'nin son yıllarda uyguladığı tarifelerin hukuki dayanağı, 1962 tarihli Ticaretin Genişletilmesi Yasası'nın 232. maddesi. Bu düzenleme başkana, ulusal güvenliği tehdit ettiği düşünülen ithalata karşı önlem alma yetkisi veriyor. Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminde 2018 yılında devreye alınan çelik ve alüminyum tarifeleri, bu yetkinin en dikkat çekici kullanım örneklerinden biri oldu.</p>
<p>Trump yönetiminin temel argümanı açıktı:</p>
<p>"Eğer Amerika kendi çeliğini üretemez hale gelirse, savaş zamanında ihtiyaç duyduğu sanayi kapasitesini de kaybeder."</p>
<p>Bu yaklaşım, yıllarca savunulan serbest ticaret anlayışından belirgin bir kopuş anlamına geliyordu.</p>
<p>2025 ve 2026 yıllarında alınan yeni kararlarla bu yaklaşım daha da güçlendirildi. Çelik, alüminyum ve bakır ürünlerine yönelik yüksek tarifeler korunurken bazı alanlarda oranlar artırıldı. Haziran 2026 tarihli son düzenleme ise sistemi daha seçici hale getirdi. Tarım makineleri ve bazı sanayi ekipmanları için vergi oranları düşürülürken, yerli metal kullanımını teşvik eden yeni mekanizmalar getirildi. Burada  mesaj net: Amerika yalnızca üretimi değil, üretimin kaynağını da kendi sınırları içinde tutmak istiyor.</p>
<p><strong>Çin faktörü</strong></p>
<p>ABD'nin son ticaret politikalarının merkezinde Çin bulunuyor. Washington'un değerlendirmesine göre Çin'in oluşturduğu dev üretim kapasitesi küresel piyasalarda fiyatları baskılıyor ve birçok ülkede yerli üreticilerin rekabet gücünü zayıflatıyor.               </p>
<p>Çin ise bu eleştirileri reddediyor ve ticaret kısıtlamalarının küresel ekonomiye zarar verdiğini savunuyor. Ancak tartışmanın özünde ekonomik verilerden daha büyük bir mesele yatıyor: Teknolojik ve endüstriyel liderlik mücadelesi. Çelik, alüminyum ve bakır gibi metaller yalnızca geleneksel sanayinin girdileri değil; aynı zamanda savunma sanayii, enerji dönüşümü, elektrikli araçlar ve altyapı yatırımları için de kritik öneme sahip. Bu nedenle Washington, Pekin'e karşı yürüttüğü rekabeti yalnızca teknoloji şirketleri üzerinden değil, temel sanayi ürünleri üzerinden de sürdürüyor.</p>
<p><strong>Korumacılığın bedeli</strong></p>
<p>Elbette korumacılık politikalarının destekçileri kadar eleştirmenleri de bulunuyor. Tarifeler yerli üreticileri koruyabilir, yeni yatırımları teşvik edebilir ve stratejik sektörlerde kapasiteyi artırabilir. Ancak aynı zamanda ithal girdilerin maliyetini yükselterek diğer sektörler üzerinde baskı oluşturabilir. Örneğin çelik fiyatlarının yükselmesi, otomotivden beyaz eşyaya, inşaattan makine üretimine kadar çok sayıda sektörü etkileyebilir. Bu nedenle ekonomistler uzun süredir şu soruyu tartışıyor:</p>
<p>Bir sektörü korurken diğer sektörlerde oluşan maliyet artışları toplam refahı azaltıyor mu? Bu soruya kesin bir cevap vermek kolay değil. Ancak görünen o ki Washington artık bu maliyetleri göze almaya hazır. Çünkü karar vericiler açısından mesele yalnızca ekonomik verimlilik değil; stratejik dayanıklılık ve üretim güvenliği.</p>
<p><strong>Yeni dönemin habercisi</strong></p>
<p>Asıl önemli olan ise bu kararların tek başına değerlendirilmemesi gerektiği. ABD'nin attığı adımlar Avrupa Birliği'nin kritik hammaddeler stratejisiyle, Çin'in sanayi sübvansiyonlarıyla ve birçok ülkenin yerli üretimi destekleyen politikalarıyla birlikte okunmalı. Dünya ekonomisi uzun yıllar boyunca maliyet minimizasyonuna dayalı küresel tedarik zincirleri üzerine kuruldu. Şimdi ise ülkeler maliyet kadar güvenliği, verimlilik kadar dayanıklılığı da hesaba katıyor. Bu nedenle çelik tarifeleri yalnızca ticaret politikası değil, küreselleşmenin yeni evresine ilişkin güçlü bir işaret.</p>
<p>Belki de bugün tanık olduğumuz şey, serbest ticaret çağının sonu değil; fakat artık tek başına belirleyici olmadığı yeni bir dönemin başlangıcı ve bu yeni dönemde çelik, yalnızca bir sanayi ürünü değil; ekonomik egemenliğin, stratejik gücün ve küresel rekabetin sembollerinden biri haline gelmiş durumda.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celigin-golgesinde-yeni-ticaret-duzeni-abd-neyi-koruyor-84973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/2/1280x720/celik-fabrika-1770185234.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çeliğin gölgesinde yeni ticaret düzeni: ABD neyi koruyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/inislerim-cikislarim-ayni-ekonomiye-bakan-iki-farkli-ruh-hali-84972</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnişlerim Çıkışlarım*: Aynı ekonomiye bakan iki farklı ruh hali</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Üretici ve tüketici güveni arasındaki makas son yılların en düşük seviyesine gerilerken, ekonomiye bakışta dikkat çekici bir ayrışma ortaya çıktı. Temmuz ayında tüketici güveni son yılların en yüksek düzeylerine yaklaşırken üretici güveni geriledi.</strong></p>
<p>Sizlerin şimdiye dek ilgisini çekmediğini düşündüğüm ancak önemli olduğuna inandığım bir konuyu dikkatinize sunmak isterim.</p>
<p>TÜİK ve TCMB tarafından her ay sektörlerin güven düzeyini ölçen endeksler açıklanıyor. TÜİK, hizmet, perakende ve inşaat sektörleri için, TCMB ise reel sektör için bu araştırmaları yapıyor. Bu endeksler mal ve hizmet üretim sektörlerini kapsıyor. Bir de yine TÜİK tarafından açıklanan tüketici güven endeksi var biliyorsunuz. Tüm bu endekslerin ağırlıklandırılması ile bir de ekonomik güven endeksi ilan ediliyor. Ama bugün işimiz onunla değil.</p>
<p>Sektörlerin büyüklükleri aynı olmasa da biz şimdilik kolay yolu seçelim: Üretim tarafındaki endekslerin basit ortalamasını alalım ve buna “üretici güven endeksi” diyelim. Diğer yanda da tüketici güven endeksi olsun. Biri iş dünyasının güven düzeyini, diğeri vatandaşın güven düzeyini göstersin.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a79582a27623-1786337322.png" alt="" width="655" height="206" />Üretici tarafında güven düzeyi sürekli olarak (COVID-19 dönemi hariç), tüketici güveninin üzerinde.</p>
<p>İki veri arasındaki fark 2021 sonunda hızla açılmaya başlamış. Tüketici güveni gerilerken, üretici güveni yatay-pozitif kalmış ve fark Haziran 2022’de 43 puana ulaşmış.</p>
<p>Bu yılın Temmuz’unda tüketici güveni Mayıs 2023’ten sonraki en yüksek ve son 8 yılın ikinci en yüksek düzeyine çıkmış.</p>
<p>Üretici güveni 2021’in sonlarından itibaren gerilemeye başlamış.</p>
<p>Temmuz 2026’da üretici ve tüketici güveni arasındaki fark 12 puanla, Covid-19 salgınından bu yana en düşük düzeyine inmiş.</p>
<p>Bildiğiniz gibi bu endekslerde 100’ün üzeri iyimserlik-pozitif güven düzeyi, altı ise kötümserlik-güvensizliğe işaret ediyor. Bugün itibarı ile iş dünyasındaki güven düzeyi hafif pozitif ancak yön aşağı. Tüketici tarafında ise hafif negatif ancak yön yukarı.</p>
<p>Üreticilerin güven düzeyinin geriliyor olması pek de şaşırtıcı bir durum değil. Ancak tüketici güvenindeki yükselişi anlamlı bulmak bazıları için zor olabilir. Örneğin şu sorulmayı hak eden bir soru: “Hayat pahalılığı artarken, asgari ücret yoksulluk ve açlık sınırının altında iken tüketici güveni nasıl iyileşebilir? Bunun birkaç cevabı var.</p>
<p>1- Tüketici güven endeksi tüm hanelerin ortalamasını yansıtıyor. Türkiye'de ücretli çalışanlar nüfusun önemli bir bölümünü oluştursa da, esnaf, serbest meslek sahipleri, çiftçiler, işverenler ve yüksek gelir grupları da ankete dahil. Dolayısıyla düşük gelirlilerin yaşadığı sıkıntı endekse bire bir yansımaz.</p>
<p>2- Devletin, yerel yönetimlerin ve STK’ların sosyal yardımları, geçim sıkıntısını hafifleten bir olgu.</p>
<p>3- Endeks sadece mevcut durumu değil, beklentileri de ölçüyor. İnsanlar "Bugün zor durumdayım ama önümüzdeki altı ayda maaşlar artacak, faizler düşecek veya enflasyon gerileyecek." diye düşünüyorsa güven endeksi yükselebilir. Örneğin bizim durumumuzda hane halkının enflasyon beklentileri ile tüketici güveni arasında güçlü bir ilişki var ve hane halkı enflasyon beklentileri son 5 yılın en düşük seviyesine geriledi.</p>
<p>4- Herkes aynı ölçüde tüketmiyor. Gelir dağılımı pek de iyi olmadığı için toplam tüketimin önemli bir kısmı orta ve üst gelir gruplarından geliyor. Bu kesimin beklentileri iyileşirse tüketici güveni de yükselebilir.</p>
<p>5- Tüketici güvenini belirleyen önemli faktörlerden biri de döviz kurları ve kurlar uzunca bir süredir stabil bir seyir izliyor.</p>
<p>Son olarak tüketici güvenini oluşturan dört alt endeksin seyrini inceleyelim.</p>
<p>Veriler şunları söylüyor:</p>
<p>- Mevcut dönemde hanenin maddi durumu pandemi öncesi düzeyine gelmiş.</p>
<p>- Gelecek 12 ayda haneye yönelik ve genel beklentiler Mayıs 2023’ten sonraki en yüksek düzeye çıkmış.</p>
<p>- Gelecek 12 ayda tüketim malı alma düşüncesi ise 2012’den bugüne ilk kez kalıcı olarak iki yıldır 100’ün üzerinde seyrediyor. Yani güçlü bir tüketim var ve bu yöndeki niyet devam ediyor.  Perakende satış verilerindeki güçlü reel artış da bunu teyit ediyor.</p>
<p><em><strong>*İnişlerim çıkışlarım: Fikret Kızılok-1989</strong></em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/inislerim-cikislarim-ayni-ekonomiye-bakan-iki-farkli-ruh-hali-84972</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnişlerim Çıkışlarım*: Aynı ekonomiye bakan iki farklı ruh hali ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cerceve-yasadan-mekke-ittifakina-orta-doguda-yeni-guvenlik-denklemi-84971</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çerçeve Yasa’dan Mekke ittifakına: Orta Doğu’da yeni güvenlik denklemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Orta Doğu’da güvenlik dengeleri yeniden kuruluyor. Irak’taki milislerin tasfiyesi, Suriye’de ordunun yeniden yapılandırılması, Türkiye’de PKK’nın silahlı varlığını sona erdirmeye yönelik Çerçeve Yasa hazırlığı ve Mekke’de Türkiye, Suudi Arabistan ile Pakistan arasında imzalanan savunma anlaşması, bölgesel güvenlikte devlet merkezli yeni bir dönemin işaretlerini veriyor.</strong></p>
<p>Orta Doğu hem diplomasi, hem de çatışma açısından çok hareketli. On yıllar boyunca teröre, etnik ya da mezhep çatışmalarına sahne olan bölgede çok ciddi bir dönüşüm yaşanıyor. </p>
<p>Dönüşümün özeti net; silahlı güç yeniden devletler merkezinde toplanıp, “vekil güçler” birer birer ortadan kaldırılıyorlar. </p>
<p><strong>Irak’ta 30 Eylül kritik eşik</strong></p>
<p>Irak bu dönüşümün en hassas cephelerinden biri…</p>
<p>Bağdat, devlet dışı silahlı grupların silahlarını teslim etmesi ve güvenlik faaliyetlerini devlet kurumlarının emir-komuta zinciri içine alması için 30 Eylül 2026’yı kritik tarih olarak belirledi. Bu tarihten sonra devletin resmi güvenlik kurumları dışında silahlı faaliyet yürüten yapıların çok daha sert biçimde hedef alınması bekleniyor.</p>
<p>Asıl mesele ise İran bağlantılı milisler: Haşdi Şabi çatısı altında bulunan bazı büyük yapılar devletle uyumlu bir dönüşüme açık mesajlar verirken, Kataib Hizbullah gibi daha radikal gruplar “direniş silahı” olarak tanımladıkları silahlarını bırakmayacaklarını açıkladı.</p>
<p>Devlet dışı aktörler silahlarını teslim etmez veya farklı isimler altında yeniden örgütlenirse, Bağdat’ın yeni bir çatışma döngüsüne sürüklenmesi ihtimali oldukça yüksek. Bu nedenle 30 Eylül, Irak açısından “devlet otoritesinin” yeniden tanımlanacağı kritik bir eşik.</p>
<p><strong>Suudi Arabistan’ın Irak’a müdahalesi </strong></p>
<p>Bu süreci çok daha dikkat çekici hale getiren gelişme ise ABD ve Suudi Arabistan’ın Irak’taki İran bağlantılı hedeflere yönelik ortak hava operasyonu oldu. </p>
<p>Suudilerin böyle bir operasyona doğrudan katılması, Riyad’ın Irak’taki milis meselesini artık yalnızca Irak’ın iç güvenlik sorunu olarak görmediğini, İran bağlantılı silahlı grupların bölgedeki faaliyetlerini Körfez güvenliğinin de parçası kabul ettiğinin göstergesi. </p>
<p>Orta Doğu’daki yeni güvenlik mantığının tam da burada ortaya çıktığı açık; </p>
<p><strong>Devlet dışı silahlı aktörlerin faaliyet alanı daraltılırken, devletler artık “birbirlerinin güvenliğine müdahale etmeye” başlıyor. </strong></p>
<p><strong>Mekke’de kurulan yeni savunma paktı</strong></p>
<p>Bu açıdan bakınca, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın Mekke’de imzaladığı savunma anlaşmasının amacını da görmek kolaylaşıyor.</p>
<p>Üç ülkenin güvenlik ilişkilerini yeni bir seviyeye taşıyan anlaşmanın, “bir ülkeye yönelik silahlı saldırının, üçüne yönelik saldırı olarak değerlendirileceği” resmen açıklandı. Bu ifade doğal akla doğrudan NATO’nun 5. maddesini getirse de, henüz böyle bir karşılaştırma için erken. Mekke Anlaşması’nın - şimdilik-  NATO benzeri ortak komuta yapısı, otomatik askeri müdahale mekanizması veya ortak nükleer kuvvet oluşturduğunu söylemek mümkün değil. Nitekim, Türkiye’de AK Parti iktidarının ilk yıllarında, 2000’li yılların başında yine Suudi Arabistan’ı merkez alan bir “İslam ordusu” yapılanması için ilk adımlar atılmış, ancak bu süreç daha ilk haftalarında, hiçbir gelişme sağlanamadan dağılmıştı. </p>
<p>Yine de Mekke’de Pakistan, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin, birbirinden farklı, ancak birbiri tamamlayan yönleri göz önüne alındığında, imza koyulan  anlaşmanın stratejik ağırlığını da küçümsemek yanlış olur.</p>
<p>Pakistan nükleer silaha sahip tek Müslüman ülke; Türkiye güçlü ve giderek daha bağımsız bir savunma sanayii ile büyük bir askeri kapasiteye sahip; Suudi Arabistan ise enerji kaynakları, finansal gücü ve Körfez’deki stratejik konumuyla ekonomik ağırlık sağlıyor.</p>
<p>Kısacası, <strong>Pakistan oluşturulan yeni pakta Ukrayna savaşıyla birlikte yeniden küresel gündeme giren “nükleer stratejik caydırıcılığı”, Türkiye teknoloji ve askeri kapasite ile kalabalık ve güçlü orduyu, Suudi Arabistan ise ekonomik ve jeopolitik gücü getiriyor. </strong></p>
<p><strong>Anlaşmanın gerçek testi İran olacak</strong></p>
<p>Orta Doğu’da istikrar için devletlerin ellerini taşın altına koymaya başladıklarını gösteren Mekke anlaşmasının en zor sınavı ise İran konusunda yaşanacak gibi görünüyor. Ortada altına imza konulan bu pakt dolayısıyla cevaplanması çok güç pek çok soru bulunuyor; </p>
<p>Örneğin İran veya İran bağlantılı bir aktör Suudi Arabistan’ın enerji altyapısına büyük çaplı bir saldırı düzenlerse Ankara ve İslamabad nasıl hareket edecek?</p>
<p>Ya da, Pakistan ile Hindistan’ın yeniden savaşın eşiğine gelmesi halinde, Türkiye ve Suudi Arabistan gerçekten Pakistan’ın yanında askeri olarak yer alacak mı?</p>
<p>Bugün bu soruların kesin bir cevabı yok. Zaten anlaşmanın gerçek değeri de böylesi durumlarda ortaya çıkacak. Çünkü Mekke Paktı’nın c<strong>aydırıcılık gücü, imza metninde ne olduğundan çok, karşı tarafın bu ittifakın kriz anında gerçekten harekete geçeceğine inanıp inanmamasına bağlı.</strong></p>
<p>Bölgesel stratejisinin önemli unsurlarından biri devlet dışı silahlı ortaklara dayanan İran’ın Mekke Paktı’nın kurulmasını en çok eleştiren ülke olarak öne çıkması da şaşırtıcı değil. Irak’taki Şii milisler, Lübnan’daki Hizbullah ve Yemen’deki Husiler İran’ın dini mezhebe dayalı “vekil güç” stratejinin farklı parçalarını oluşturuyorlar. Şimdi ise bölgedeki eğilim tersine dönüyor: <strong>Devletler güçlenirken devlet dışı silahlı aktörlerin alanı daraltılmaya çalışılıyor.</strong></p>
<p><strong>ABD memnun görünüyor</strong></p>
<p>Mekke Anlaşması’yla Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan kendi güvenlik alanlarını genişletirken, Washington’dan gelen olumlu mesajlar da durumu özetler nitelikte.</p>
<p>Paktı kuran üç ülkenin üçü de ABD’nin güvenilir ortakları arasında; </p>
<p>Türkiye NATO üyesi. Suudi Arabistan ABD’nin uzun yıllardır bölgedeki en önemli güvenlik ortaklarından biri. Pakistan ise Washington açısından İran’la savaşın bitirilmesi için arabuluculuk yapabilecek kadar saygın. </p>
<p>Dolayısıyla ortaya çıkan modeli ABD’nin Orta Doğu politikasından tamamen bağımsız yeni bir askeri bloktan çok, <strong>bölgesel güçlerin kendi stratejik manevra alanlarını genişletme çabası</strong> olarak görmek daha mantıklı. Türkiye’nin bölgesel güvenlikte daha fazla sorumluluk üstlenmesi, Suudi Arabistan’ın güvenlik ortaklarını çeşitlendirmesi ve Pakistan’ın stratejik ağırlığını kullanması, ABD’nin yıllardır istediği “bölgesel yük paylaşımı” anlayışıyla uyumlu. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TÜRKİYE’DEKİ “ÇERÇEVE YASANIN” ZAMANLAMASI</strong></span></p>
<p>Orta Doğu’nun çeşitli köşelerinde “devletin silahlı gücü tekelleştirmesine” yönelik adımlara Ankara’daki son gelişmeleri de eklemek gerek elbette; </p>
<p>Türkiye de bugünlerde kendi içinde yıllara yayılmış bir çatışma sürecini bitirmeye çalışıyor; PKK terör örgütünün dağıtılması sürecinde “çerçeve yasa” ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti de resmi adımları atma yoluna girdi. </p>
<p>- Ankara’nın PKK’nın silahlı ve örgütsel varlığını sona erdirmeye yönelik Çerçeve Yasa hazırlaması, </p>
<p>- Irak’ın devlet dışı silahlı grupları tasfiye etmeye çalışması, </p>
<p>- Suriye’de Colani/El Şara rejimi “orduyu yeniden yapılandırmak” adı altında, ileride dert olabilecek başına buyruk silahlı grup ve komutanlardan kurtulmasının aynı ana denk gelmesini, tek bir bütünün parçaları olarak görmek mümkün; </p>
<p>Orta Doğu’da silahlı <strong>güç üzerindeki nihai egemenlik devlete dönüyor.</strong></p>
<p><strong>Belli ki, </strong>Orta Doğu’daki ABD müttefikleri, Washington yönetimi küresel düzeydeki asli rakibi Çin’e yüzünü dönmeden önce “vaziyet alıyorlar”. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cerceve-yasadan-mekke-ittifakina-orta-doguda-yeni-guvenlik-denklemi-84971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/1/1280x720/565-1786337126.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çerçeve Yasa’dan Mekke ittifakına: Orta Doğu’da yeni güvenlik denklemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/halit-kakinc-gozumuzden-gonlumuze-akti-84970</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halit Kakınç gözümüzden gönlümüze aktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Hayali bey; “Cûylar çün erdiler deryâya hâmûş oldular” der. O coşkun nehirler ki denize ulaşınca suskunluğa bürünürler. Tıpkı coşkun zihinli Halit Kakınç’ın semti hamuşan’a ulaşması gibi…</strong></p>
<p><strong>Halit Kakınç</strong>'ı tam 52 yıl önce <strong>Kiziroğlu Mustafa</strong> olarak tanıdım. Devrin Sabah gazetesinde, mesleğe birlikte başladık. <strong>Grup Dönüşüm</strong>'ün genç solistiydi. Sonra <strong>gazeteciliği</strong> seçti Halit. Yılların kariyer yolculuğunda akademisyenlikten sporculuğa koşarken, Halit'i karşımda <strong>Sultan Galiyev</strong> olarak buldum.</p>
<p>Araştırmalarıyla yakın tarihe ayna tutuyordu <strong>14 kitap</strong> yazdı. Başlıcaları;  <strong>Destansı Kuramcı Sultangaliyev</strong>, Struma, <strong>Çerkes Aşkı</strong>, Kızıl Cebe, <strong>Yerkubbe</strong>, Geri Sayım, Zamanın Ruhu: <strong>Zeitgeist</strong>, Yazılmamış Bir Tarih, <strong>İnsaymun</strong>, Deizm,  <strong>Tanrı Var Mıdır</strong>? / Russell’in Göksel Çaydanlığı <strong>ve diğerleri</strong>…</p>
<p><strong>STRUMA; BİR İNSANLIK DRAMININ EN DERİN ANLATISI</strong></p>
<p>Beni en çok etkileyen; <strong>Struma kitabı</strong> oldu. 1940'ların başında İstanbul açıklarında <strong>72 gün</strong> boyunca ölüme terk edilen <strong>769 Yahudi'nin dramını</strong> anlatıyordu. <strong>Struma</strong> bu teknenin adıydı ve karaya çıkmalarına izin vermediğimiz insanların <strong>Sovyet denizaltısıyla batırılışını</strong> belgeleriyle aktarıyordu bize.</p>
<p>O kitabın tanıtımında <strong>Rahmetli İshak Alaton</strong> ileydik. Alaton da günlerce <strong>gemidekilere yemek taşıyan </strong>bir gençti. <strong>Halit Kakınç</strong> bu kitabı ve diğer yazdıklarıyla <strong>sadece gazetecilik yapmadı</strong>, aynı zamanda araştırmacı kimliğiyle <strong>tarihteki bazı kişiliklere</strong>, kavramlar <strong>detaylı açıklık</strong> getirdi, onları tanıttı eleştirdi.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Halit Kakınç’a dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Müzisyen kimliği?</em></strong></p>
<p><strong>Grup Dönüşüm</strong>’ün kurucusu ve solistiydi. <strong>Kiziroğlu Mustafa Bey</strong>, Seyid Osman, <strong>Kızılırmak</strong>, Sevsem Öldürürler, <strong>Kıbrıs’ım,</strong> Yar Hasreti<strong>, Osman Pehlivan</strong>, Hey Dost, <strong>Hekimoğlu</strong>, Estergon Kalesi ve diğerleri.</p>
<p><strong><em>Gazeteci kimliği?</em></strong></p>
<p><strong>Babiali’de Sabah</strong>’ta başladık, <strong>Meydan</strong> gazetesini kurduk. <strong>Yeni Ortam</strong>, Son Havadis, <strong>Tercüman</strong>, Yeni Asır’da yazı İşleri müdürlüğü, <strong>Star</strong>, Akşam, <strong>Sabah</strong>, Oda TV<strong>… Bilgi üniversitesi kuruculuğu</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>HEZARFEN KÜLTÜRÜ MÜ RÖNENAS İNSANI MI DERSİNİZ; İŞTE HALİT KAKINÇ</strong></p>
<p><strong>Moda Spor</strong>’da <strong>tekvando</strong> yıllarımızı hatırlıyorum. <strong>3’üncü dan</strong> derecesinde sporcu, <strong>Almanca</strong> ve <strong>İngilizce</strong> çeviriler yapan bir mütercim, <strong>felsefeden müziğe</strong> dek her alanda nitelikli sözü olan, <strong>çok okuyan</strong> bir <strong>entelektüel</strong>… Beni akademisyenliğe yönlendiren de oydu, Bilgi Üniversitesi’ni kuranlardan biri de…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>HALİT KAKINÇ LÜGATI</strong></span></p>
<p><strong>Grup Dönüşüm</strong>: Halit’in kurduğu ve solistliğini yaptığı, 45’lik plak çağının en beğenilen müzik grubu</p>
<p><strong>Sultan Galiyev</strong>: Bu tarihi şahsiyet hakkında en detaylı araştırmaları Halit Kakınç yapmıştı, takıntısıydı</p>
<p><strong>Akil adam</strong>: Her konuda fikir edinmeye çalışırken çok anlamak ama az yargılamak prensibi sahibi</p>
<p><strong>Vefalı dost</strong>: Hayatımda büyük yer kaplayan 5 dostumdan ilkiydi ve hep bu özelliğini muhafaza etti</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/halit-kakinc-gozumuzden-gonlumuze-akti-84970</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Halit Kakınç gözümüzden gönlümüze aktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iste-yasiniz-iste-kalan-zamaniniz-84969</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşte yaşınız, işte kalan zamanınız!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Şu an ne yapıyorsanız ve ara verebilecek durumdaysanız kısa bir süreliğine ara verin ve etrafınıza bakarak şunu düşünün:</p>
<p><strong>“Şu an etrafımda gördüğüm insanların kaçı 100 yıl önce yaşıyordu?”</strong></p>
<p>Yok değil mi, kimse yok. Peki 75 yıl önce yaşayanlar?</p>
<p>Bir de tersini yapın ve şöyle düşünün:</p>
<p><strong>“Şu an gördüğüm insanların kaçı 100 yıl sonra hâlâ yaşıyor olacak?”</strong></p>
<p>Yine kısaltın süreyi ve 75 yıl sonra hâlâ yaşayabilecek olanları düşünmeye çalışın.</p>
<p>Biraz sinir bozucu bir durum değil mi…</p>
<p>Tabii ki 100 yıl ya da 75 yıl sonra yaşayacaklar arasında kendiniz de yoksunuz. Belki 50 yıl sonra yaşayacaklar arasında da…</p>
<p>Uğraştığınız şeyler bir anda anlamsız gelmiş olabilir. Belki gelmeli de zaten.</p>
<h2>Ortalama ömür 78,5 yıl </h2>
<p>TÜİK’in 2023-2025 dönemine ilişkini hayat tabloları verilerine göre doğuşta beklenen yaşam süresi 78,5 yıl.</p>
<p>Bu süre erkeklerde 75,9 yıl, kadınlarda ise 81,1 yıl. Beklenen bir ömür var da, bunun ne kadarı sağlıklı geçecek, önemli olan o. Toplam ömür beklentisi kadınlarda daha uzun ama sağlıklı ömür beklentisinde erkekler daha avantajlı durumda. Doğuşta beklenen sağlıklı ömür ortalamada 58 yıl, bu süre erkeklerde 59,1, kadınlarda 56,9 yıl</p>
<h2>Yaş 35, yolun yarısı değil!</h2>
<p>Cahit Sıtkı Tarancı’nın <strong>“Otuz Beş Yaş”</strong> şiirindeki o harika dizeler artık günümüze pek uymuyor.</p>
<p><strong>Yaş otuz beş yolun yarısı eder</strong><br /><strong>Dante gibi ortasındayız ömrün</strong></p>
<p>Artık 35 yaşta yolun yarısına gelinmiyor.</p>
<p>Hayat istatistiklerine göre 35 yaşındaki bir erkeğin 43,1 kadının ise 47,8 yıl daha ömrü var.</p>
<h2>Emekliye bir de bu gözle bakın!</h2>
<p>Yaş 65’e gelmiş, doldurulmuş bu yaş, artık emekli de olunmuş. Kamuda zaten istense de çalışmak mümkün değil.</p>
<p>Tahmini ömür olarak ne kalmış; 18,4 yıl... Üstelik bu sürenin ancak 6-7 yılının sağlıklı geçmesi bekleniyor. 18 yıl ömür var ama bunun en az 10 yılı hafif ya da ağır sağlık sorunlarıyla boğuşarak geçirilecek. Zaten o sağlık sorunları da çoktan baş gösterdi.</p>
<p>Şöyle rahat ve huzur içinde bir emeklilik istiyorsunuz haklı olarak. Ama nerede! Öyle düşük bir emekli maaşınız var ki, her gün üç kuruşun hesabını yapmanız gerekiyor; birkaç lira ucuza ekmek almak için sabahın köründe, kışın ayazında kuyruğa girmek durumunda kalıyorsunuz.</p>
<p>Kalmış ortalama 18 yılınız... Böyle sorunlarla boğuşuyor ama diğer yandan da siyasetçinin bitmek bilmeyen <strong>“Biz emeklimizi enflasyona hiçbir zaman ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz”</strong> şeklindeki açıklamalarını dinliyorsunuz.</p>
<h2>Peki onların hırsı?</h2>
<p>Ölümde ayrıcalık yok, neyse ki yok! Elbette birileri daha çok paraları olduğu için daha rahat bir hayat sürüyor, belli bir yaşa gelenler daha iyi tedavi olup ömürlerini belki biraz uzatabiliyor, o kadar. Son aynı!</p>
<p>Bunu bildiği halde, dünyalar kadar para kazanmış ve servet edinmiş olanlar… Ya onların hırsına ne demeli?</p>
<p>Yaş 65, kalmış ortalama 18 yıl...</p>
<p>Yaş 75, kalmış ortalama 11 yıl...</p>
<p>İş insanları görüyoruz; bazıları arkalarından konuşulmasını, tabii ki kötü konuşulmasını umursamadan gidiyor. Bunlar ormanı, doğayı katlederek parasına para ekleme çabasından sıyrılamıyor; bazı isimler ise yıllar sonra bile büyük bir saygı ile anılmaya devam ediliyor.</p>
<p>Büyük bir iş insanı olmuşsunuz, çok para kazanmışsınız, yeni bir şeyler yapmasanız da para oluk gibi akıyor zaten, belli bir yaşa da gelmişsiniz, artık önünüzde yaşayacağınız, hele hele sağlıklı yaşayacağınız belki 3-5 yılınız kalmış. Arkanızdan iyi konuşulması da elinizde, aksi de... </p>
<h2>Öleceğini bilen tek canlı </h2>
<p>İnsan doğada öleceğini bilen tek canlı. Bazı canlılar ölüme yaklaştıklarını hissediyor ama bunu en baştan bilmiyor, öyle olduğu varsayılıyor. Peki öleceğini çocukluktan beri bilen insan ne yapıyor, hele hele o ana yaklaştığı halde.</p>
<p>Dedim ya kimi bitmek bilmez bir para hırsıyla doğayı katlediyor, milyonlarca ağacı kestiriyor, köylüyü yerinden ediyor ve bundan hiç mi hiç rahatsızlık duymuyor.</p>
<p>Kimilerinin para için doğayı katletmesi bir de bakıyorsunuz başkalarının yaptıklarının yanında masum kalıyor.</p>
<p>O başkaları, bulundukları coğrafyaya ya da dünyaya damga vurmak isteyen siyasetçiler. Onlar belki bilinçli olarak, belki de farkına varmadan çok geniş bir coğrafyaya zarar verebiliyor.</p>
<p>Amerikalı ünlü düşünür, yazar ve filozof Ralph Waldo Emerson’ın çok bilinen, yalın ama çok derin anlamı olan bir sözü var:</p>
<p><strong>“Mutluluk varılacak bir hedef değil, yolun ta kendisidir.”</strong></p>
<p>Belki de bu söz herkes için geçerli değil. Belki de bazı isimler kalan ömürlerini daha iyi geçirmek değil, kendilerinden sonraya tabii ki kendi açılarından doğru olan bir iz bırakmak peşinde. İşte bu yüzden zaman zaman bu sözün belli bir kesim için çok da doğru olmadığı düşüncesine kapılıyor insan.</p>
<p>Kastettiğim kesim tahmin edileceği gibi siyasetçiler… Ajandası dolu olan siyasetçiler…</p>
<p>Yalnızca Türkiye’de değil, tüm dünyada ajandası öylesine yüklü o kadar çok siyasetçi var ki, sanırsınız onlar ölümsüz ya da ölümsüz olduklarını düşünerek yaşıyor. Belki de çok önemli bir misyon üstlenmişler ve bulundukları coğrafyaya ve ülkeye damga vurmak istiyorlar.</p>
<p>Kim bilir acele etmeleri biraz da zamanlarının çok azaldığını bilmelerinden kaynaklanıyordur.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7955fec1de0-1786336766.png" alt="" width="560" height="528" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a795608d019d-1786336776.png" alt="" width="345" height="493" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iste-yasiniz-iste-kalan-zamaniniz-84969</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşte yaşınız, işte kalan zamanınız! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-84968</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Canlı - Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 10 Ağustos" src="https://www.youtube.com/embed/jppLOsjy94w" width="700" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-84968</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/4/1280x720/talip-cipa-1784524336.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/karton-ambalajda-gozetim-uyarisi-84967</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karton ambalajda gözetim uyarısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Yüksek faiz ortamı nedeniyle işletme sermayesi ihtiyacı artan, krediye erişimde sıkıntı yaşayan ve kurların enflasyonun gerisinde kalmasıyla dış pazarlarda marj erimesi yaşayan karton ambalaj sanayisi, şimdi de ham maddede uygulanması beklenen gözetim ve koruma önlemlerinin riskleriyle karşı karşıya. Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Başkanı Alican Duran ile bir araya gelerek reel sektörün karlılık dinamiklerini, finansman yükünü ve dış ticaretteki son eğilimleri konuştuk.</p>
<p>Sektörün iç pazarda tonaj kaybı yaşamamasına rağmen karlılık tarafında ciddi bir erimeyle yüzleştiğini vurgulayan Duran, TL giderler ile döviz gelirleri arasındaki makasın açıldığına dikkat çekti. Girdi maliyetlerindeki artışın kurlara yansımamasının ihracatçıyı zora soktuğunu belirten Duran, "Sektörde tarihsel olarak çift haneli seviyelerde seyreden karlılıklar, bugün yüksek finansman giderleri ve kur-enflasyon uyumsuzluğu nedeniyle tek haneliler ile çift hanelerin hemen başı arasındaki seviyelere geriledi. TL giderlerimiz yüzde 50 artarken dövizdeki artış yüzde 20-30 seviyelerinde kaldığında, aradaki fark doğrudan sanayicinin cebinden gidiyor. Mevcut pariteye baktığımızda ihracatçının nefes alabilmesi için kurlar en az yüzde 20 daha yukarıda olmalı. Türkiye artık ucuz işçilik ülkesi değil; işçilik maliyetlerimiz Doğu Avrupa’yı geçti. Bu maliyet yapısıyla ve yüzde 50’yi aşan finansman yüküyle sürdürülebilir bir karlılık sağlamak imkansız" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>TL gideri ile döviz geliri makası açıldı </h2>
<p>Ham maddede yerli üreticiyi korumaya dönük adımların nihai ihracatçıyı zora sokmaması gerektiğini söyleyen (KASAD) Başkanı Alican Duran, geri dönüştürülmüş karton ile Türkiye'de üretimi bulunmayan selülozlu karton arasındaki kritik ayrıma dikkat çekti. Duran, "Biz ambalajcılar olarak asıl katma değeri satıyoruz. Ham maddenin tonu dünyada 500 Euro bandında bir emtia. Bizim onu işleyip sattığımız ambalajın tonu ise 2 bin ila 3 bin Euro. Türkiye’de üretimi hiç olmayan yüzde 100 selülozlü kartona ek yük getirmek, bu girdiyi kullanarak AB’ye mal satan binlerce şirketi yakmak demekti. Bakanlığa gittik anlattık, ‘Üretilmeyen ürüne koruma konulmaz’ dedik. Neyse ki anladılar ve selülozlu kartonu GTİP olarak ayırdılar. Geri dönüşümlü karton tarafında ise yerli üreticiyi koruyalım ama bunu AB ile savaşa girmeden, rasyonel bir taban fiyatla yapalım. Yoksa ana pazarımız olan Avrupa bize misilleme yapar, olan bizim 1,6 milyar doları aşan katma değerli ambalaj ihracatımıza olur" ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/karton-ambalajda-gozetim-uyarisi-84967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/alican-duran.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ham maddede koruma ve gözetim beklentileri, zayıf talep ve yüksek maliyetlerle rekabet baskısı yaşayan karton ambalaj sektöründe endişe yarattı. KASAD Başkanı Alican Duran, “Hammaddenin tonu 500 Euro, ihraç ettiğimiz ürünün tonu 3 bin Euro. Bu maliyet yapısı ve yüzde 50’yi aşan finansman yüküyle sürdürülebilir bir karlılık sağlamak imkansız” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/donusumun-teknolojisi-de-yerli-olmali-84966</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dönüşümün teknolojisi de yerli olmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye sanayisi 70 milyar dolarlık yeşil dönüşüme hazırlanırken, bugünün asıl gündemi bu yatırımın ne kadarının yerli teknoloji ve yeni girişimlere dönüşeceği. İklim finansmanında yeni kaynaklar devreye girerken hedef, yeşil dönüşümün yeni bir ithalat faturası değil, Türkiye için yeni bir teknoloji ve ihracat hamlesi yaratması. </strong></p>
<p>Türkiye sanayisi, Avrupa’daki karbon düzenlemeleri ve 2053 net sıfır hedefiyle birlikte tarihinin en büyük dönüşümlerinden birine hazırlanıyor. Yalnızca çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörlerinde 2053’e kadar 70 milyar dolarlık yatırım ihtiyacı hesaplanıyor. Bu noktada, yeşil yatırımlar kadar, yeşil teknolojilerin de nerede üretileceği önem kazanıyor.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, “Yeşil dönüşüm, teknoloji ithalatını büyüten yeni bir cari açık kalemine değil, yeni teknoloji şirketleri ve ihracat alanları yaratan bir sanayi hamlesine dönüşmeli” diyor.</p>
<p>Bakan Kacır’ın açıkladığı yeşil teknoloji girişimlerine yönelik yeni destek programı ve İklim Yatırım Fonu kapsamında hazırlanan Sanayi Karbonsuzlaştırma Yatırım Planı, yeni dönemin iki önemli adımı. Bakan Kacır, Türkiye’nin önümüzdeki 20-30 yılda yapacağı yeşil dönüşüm yatırımlarının, aynı zamanda yerli teknoloji şirketlerinin büyümesini sağlayacak bir kaldıraç olarak kullanılması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Sıfır Atık Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen basın buluşmasında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın verdiği rakamlar, dönüşümün ölçeğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin çelik, alüminyum, çimento ve gübre sektörleri için hazırladığı yol haritaları kapsamında 2053’e kadar yaklaşık 70 milyar dolarlık yatırım öngörülüyor. Bakanlık bu sektörler için Ar- Ge ve ürün geliştirme planlarını da hazırlamış durumda.</p>
<p>70 milyar dolar, aynı zamanda devasa bir teknoloji talebi anlamına geliyor. Dolayısıyla bu yatırımların finansmanını bulmak kadar, bu kaynağın ne kadarının Türkiye’de teknoloji, üretim kapasitesi, fikri mülkiyet ve yeni şirketler yaratacağını da bugünden düşünmek gerekiyor.</p>
<p>Avrupa’ya ihracat karbonla birlikte okunacak<br />Türkiye açısından zamanlama kritik. İhracatın yüzde 43’ü AB ülkelerine yapılıyor. Bu nedenle Avrupa’nın çevre ve dış ticaret politikalarındaki değişim doğrudan Türk sanayisinin rekabet gücünü etkiliyor. Kacır, Avrupa değer zincirlerinin parçası olan Türkiye’nin, Avrupa politikalarını yakından takip etmesinin ihracat açısından kritik olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p>Avrupa açısından yeşil dönüşümün bir çevre politikasından çok sanayi ve rekabet politikası haline geldiğini ifade eden Kacır, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın bunun en somut araçlarından biri olduğunu söylüyor.</p>
<p>Bakan Kacır’a göre, Türkiye’nin önünde iki eşzamanlı görev var: Mevcut sanayiyi düşük karbonlu üretime geçirmek ve bu dönüşümün ihtiyaç duyduğu teknolojileri mümkün olduğunca kendi ekosistemi içinde geliştirmek. Kacır, aksi takdirde, yeşil dönüşümün Türkiye’nin dış ticaret dengesinde yeni bir baskı yaratabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<h2>Yeşil girişimlere 6,5 milyon liralık hızlandırma desteği</h2>
<p>Bakan Kacır, yeşil dönüşümün ihtiyaç duyduğu teknolojilerin Türkiye’de geliştirilmesi ve bu alanda yeni girişimlerin büyütülmesi amacıyla KOSGEB aracılığıyla yeni bir destek programının devreye alınacağını açıkladı. “COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı” kapsamında, yeşil teknoloji girişimlerinin gelişmesine, ölçeklenmesine ve pazara erişimine katkı sağlayacak TEKMER işletici kuruluşları ile girişim ofisi bulunan teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek verilecek. Program, Türkiye’nin yeşil dönüşüm yatırımlarını yerli teknoloji ve girişimcilik ekosistemiyle buluşturması açısından da önem taşıyor.</p>
<h2>Yeşil dönüşümde finansman kanalları genişliyor</h2>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sanayinin yeşil dönüşümünü hızlandırırken finansman imkanlarını çeşitlendirmenin öncelikli başlıklardan biri olduğunu söylüyor. Türkiye’nin uluslararası kuruluşlarla yürüttüğü programlara dikkat çeken Kacır, COP31 sürecini de yeni finansman kaynaklarına erişim ve uluslararası iş birliklerini güçlendirmek açısından önemli bir fırsat olarak gördüklerini ifade ediyor.</p>
<p>Bu çerçevede yeni bir adım da İklim Yatırım Fonu (CIF) kapsamında atıldı. CIF tarafından finanse edilmesi planlanan Sanayi Karbonsuzlaştırma Programı için Türkiye’nin Yatırım Planı görüşe açıldı. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Asya Kalkınma Bankası (AKB), Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD), Uluslararası Finans Kurumu (IFC), Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı arasındaki istişareler sonucunda hazırlanan planın, Temiz Teknoloji Fonu Sanayi Karbonsuzlaştırma Programı’na sunulması öngörülüyor. Sektör paydaşları plana ilişkin görüşlerini 20 Ağustos 2026’ya kadar iletebilecek.</p>
<p>İklim Yatırım Fonu, Türkiye’nin yeşil sanayi dönüşümü için devreye aldığı uluslararası finansman mekanizmalarına yeni bir halka ekliyor. Kacır’ın verdiği bilgilere göre, halihazırda yürütülen Türkiye Yeşil Sanayi Projesi’nin toplam bütçesi 450 milyon dolar. KOSGEB aracılığıyla 250 milyon dolarlık kaynak sanayi KOBİ’lerinin güneş enerjisi, döngüsel ekonomi ve dönüşüm yatırımlarına yönlendirilirken, TÜBİTAK da 175 milyon dolarlık bütçeyle yeşil Ar-Ge projelerini destekliyor. Bu kapsamda bugüne kadar 291 projede 2,8 milyar liralık yeşil dönüşüm yatırımının hayata geçirilmesi sağlandı.</p>
<p>Finansman desteğinin bir diğer ayağını organize sanayi bölgeleri oluşturuyor. Kacır, Dünya Bankası ile yürütülen 250 milyon Euro büyüklüğündeki Türkiye OSB Projesi kapsamında 13 yıl vadeli altyapı kredileri sunulduğunu belirtiyor. İslam Kalkınma Bankası ile de ilk kez bu alanda iş birliğine gidildiğini açıklayan Kacır, 250 milyon dolarlık bütçeyle dokuz projenin hayata geçirileceğini söylüyor.</p>
<h2>Anadolu’da döngüsel ekonomide “sessiz devrim”</h2>
<p>Bakan Kacır, yeşil dönüşüm ve sıfır atık yatırımlarının yerel kalkınma politikalarında da öncelikli hale geldiğini söylüyor. Türkiye’deki 26 kalkınma ajansı aracılığıyla sıfır atık alanında 161 projeye 913 milyon lira destek sağlanarak 1,7 milyar liralık yatırım hacmi oluşturulduğunu belirten Kacır, yeşil dönüşüm kapsamında ise 787 projeye 4,9 milyar lira katkıyla 8,3 milyar liralık yatırımın hayata geçirildiğini ifade ediyor.</p>
<p>Yerel Kalkınma Hamlesi de dönüşümün Anadolu’ya yayılmasında önemli bir rol üstleniyor. Kacır, 81 il için belirlenen 324 yatırım başlığının önemli bir bölümünün döngüsel ekonomi ve sıfır atık alanlarından oluştuğunu, ilk çağrıda desteklenen 33 projenin toplam 12,7 milyar liralık yatırım büyüklüğüne ulaştığını söylüyor.</p>
<p>Projeler, bölgelerin kendi kaynak ve atık potansiyelini ekonomik değere dönüştürmeye odaklanıyor. Ankara’da elektronik atıkların geri dönüşümünden Bursa’da biyopolimer üretimine, Edirne’de biyokömürden Giresun’da fındık kabukları ve çay atıklarından aktif karbon üretimine kadar farklı yatırımlar hayata geçiriliyor. Hatay’da yıkıntı atıklarının geri kazanılması, Sakarya’da meyve atıklarının katma değerli ürünlere dönüştürülmesi de desteklenen başlıklar arasında yer alıyor.</p>
<p>Kacır, yıkıntı atıklarının geri kazanılarak 3 boyutlu yazıcılarla düşük maliyetli yapılara dönüştürülmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini de belirterek, bu teknolojiyi savaş sonrası yeniden yapılanma ihtiyacı olan coğrafyalara da taşımayı hedeflediklerini belirtiyor.</p>
<p>Sıfır atık yatırımlarının 2026’da güçlü bir ivme kazandığını belirten Kacır, bu alandaki toplam yatırım büyüklüğünün 15 milyar liraya ulaştığını ifade ederek, “Döngüsel ekonomi ve sıfır atık alanında Anadolu’da bir sessiz devrim gerçekleşiyor” diyor. Tüm yeşil dönüşüm projelerine sağlanan desteğin 32 milyar liraya ulaştığını kaydeden Kacır, sanayicilerin de dönüşüme yönelik hazırlığının hızlandığına dikkat çekiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sıfır Atık Vakfı: Atıktan yeni bir üretim modeline</span></h2>
<p>● Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş’a göre sıfır atık artık yalnızca çevre veya belediyecilik politikası olarak ele alınamayacak kadar geniş bir alan. 2017’de Emine Erdoğan liderliğinde başlayan Sıfır Atık Hareketi’nin bugün Türkiye’nin 81 iline yayıldığını ve küresel ölçekte karşılık bulan bir harekete dönüştüğünü söyleyen Ağırbaş, yaklaşımı “multidisipliner” olarak tanımlıyor. Ağırbaş’ın paylaştığı verilere göre Türkiye dünya ortalamasının yüzde 44 üzerinde plastik atık üretiyor. Vakıf, özellikle atık ithalatında çok daha güçlü izlenebilirlik ve denetim talep ediyor. Ağırbaş, sanayinin ham madde ihtiyacı için geri kazanılabilir malzeme ithalatına karşı olmadıklarını ancak kullanılamayan bölümün nehir ve denizlere bırakılmasına izin verilmemesi gerektiğini vurguluyor. Buradaki yaklaşım plastik sektörünü ortadan kaldırmak değil, dönüştürmek. Türkiye’de plastik sektöründe yaklaşık 360 bin kişinin çalıştığını hatırlatan Ağırbaş, biyobozunur plastik üretiminin teşvik edilmesini ve mevcut üreticilerin yeni malzemelere yönlendirilmesini savunuyor. Bu yaklaşım yeşil dönüşümün sosyal boyutuna da işaret ediyor. Dönüşümün amacı mevcut sektörleri tasfiye etmek değil; teknoloji ve teşvik politikalarıyla yeni üretim alanlarına taşımak. Vakfın bir sonraki önemli adımı 31 Ağustos- 1 Eylül tarihlerinde gerçekleştirilecek plastik çalıştayı olacak. Ağırbaş’ın verdiği bilgiye göre 14 bakanlığın yanı sıra üniversitelerin de katılacağı çalıştayda plastik atık sorununa yönelik somut kararlar alınması hedefleniyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kutuplarda Sıfır Atık kitabı tanıtıldı</span></h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a795038343a4-1786335288.jpg" alt="" width="700" height="467" />Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Sıfır Atık Vakfı ile TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü iş birliğinde hazırlanan “Kutuplarda Sıfır Atık” kitabının tanıtım törenine katıldı.</p>
<p>Kacır, 2017 yılında başlayan Sıfır Atık Hareketi ile Türkiye’nin kutup bilim seferlerinin kitap vesilesiyle aynı projede buluştuğunu söyledi. Sanayide yeşil üretim, döngüsel ekonomi ve sıfır atık yaklaşımını önceliklendirdiklerini belirten Kacır, kutup araştırmalarının da iklim değişikliğinin etkilerini anlamak açısından kritik önemde olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye’nin 2017’den bu yana 10 Antarktika ve 6 Arktik bilim seferi gerçekleştirdiğini belirten Kacır, bu seferlere 300’den fazla bilim insanının katıldığını söyledi. Kacır, Türkiye’nin Antarktika Danışma Konseyi’nde tam üyelik hedeflediğini, Horseshoe Adası’nda kalıcı Türk bilim üssü kurulmasına yönelik proje ve çevresel etki değerlendirme çalışmalarının da tamamlandığını ifade etti.</p>
<p>“Kutuplarda Sıfır Atık” kitabının, sıfır atık yaklaşımı ile Türkiye’nin kutup araştırmalarındaki bilimsel birikimini aynı çerçevede buluşturması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/donusumun-teknolojisi-de-yerli-olmali-84966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/6/1280x720/346-1786335368.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dönüşümün teknolojisi de yerli olmalı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatcinin-gozu-karbon-ayarinda-84965</guid>
            <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 07:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatçının gözü karbon ayarında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Avrupa Birliği, ihracatçıları yakından ilgilendiren Karbon Sınırda Düzenleme Mekanizması’nda (SKDM) maliyet baskısını dolaylı olarak azaltabilecek önemli bir adım attı. Avrupa Komisyonu’nun 17 Temmuz’da açıkladığı Avrupa Birliği Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) revizyon taslağı, karbon piyasasında sanayiyi rahatlatacak kapsamlı değişiklikler içeriyor. Taslağın yasalaşması halinde, AB’ye ihracat yapan Türk firmalarının ödeyeceği karbon maliyetlerindeki artışın daha sınırlı kalması öngörülüyor. Türkiye açısından en kritik düzenleme, ETS kapsamında karbon izinlerinin piyasadan daha yavaş çekilecek olması. Komisyon, 2031-2035 döneminde yıllık emisyon üst sınırı azaltım oranını yüzde 4,3’ten yüzde 3,7’ye, 2036-2040 döneminde ise yüzde 1,7’ye indirmeyi öneriyor. Böylece piyasadaki karbon izin arzı daha yavaş daralacak ve karbon fiyatları üzerindeki yukarı yönlü baskı azalacak.</p>
<p>Bu değişiklik Türkiye açısından doğrudan önem taşıyor. Çünkü SKDM sertifikalarının fiyatı, AB ETS karbon fiyatlarına göre belirleniyor. ETS’de karbon izinleri bugünlerde yaklaşık 82 Euro/ton seviyesinde işlem görürken, Avrupa Komisyonu’nun açıkladığı resmi SKDM sertifika fiyatı 2026’nın ikinci çeyreği için 75,28 Euro/ton olarak uygulanıyor. Dolayısıyla ETS fiyatlarındaki yükselişin yavaşlaması, Türk ihracatçılarının ödeyeceği SKDM maliyetlerinin de daha kontrollü artmasını sağlayabilecek.</p>
<h2>Ücretsiz tahsisler 2038›e uzuyor </h2>
<p>Taslağın Türkiye açısından ikinci önemli başlığı ise ücretsiz karbon tahsislerinin uzatılması oldu. Mevcut düzenlemeye göre 2034 yılında tamamen kaldırılması planlanan ücretsiz tahsislerin dört yıl daha uzatılarak 2038’e kadar devam etmesi öneriliyor. Bu değişiklik, SKDM kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren AB’deki üreticilerin karbon maliyetlerini sınırlarken, mekanizmanın tam maliyet etkisinin de daha uzun bir döneme yayılması anlamına geliyor. Böylece Türk ihracatçılarının rekabet gücü üzerindeki ani maliyet baskısının azaltılması hedefleniyor.</p>
<h2>Tüm sektörleri ilgilendiriyor </h2>
<p>Revizyon özellikle SKDM kapsamındaki çelik, demir, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörleri açısından kritik önem taşıyor. Bu sektörlerde AB’ye ihracat yapan Türk firmaları, ürünlerin gömülü karbon emisyonuna göre SKDM sertifikası satın almak zorunda kalacak. Komisyon ayrıca 2026- 2030 döneminde SKDM kapsamındaki sektörler için genel kriterler yerine sektöre özgü benchmark uygulanmasını öneriyor. Böylece ücretsiz tahsisatların daha yüksek seviyede korunması ve ilgili sektörlere yaklaşık 6 milyar avroluk ilave destek sağlanması planlanıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TÜRK İHRACATÇISI İÇİN KRİTİK SÜREÇ</span></h2>
<p>Taslak henüz yürürlüğe girmedi. Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’ndeki müzakerelerin ardından nihai halini alacak. Ancak düzenleme, AB’nin iklim hedeflerinden vazgeçmeden sanayinin rekabet gücünü korumaya yöneldiğini gösteriyor. Bu nedenle teklif, 2027 itibarıyla SKDM kapsamında mali yükümlülük üstlenecek Türk ihracatçıları açısından son yılların en kritik düzenlemelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Revizyonun kabul edilmesi halinde karbon fiyatlarındaki yükselişin yavaşlaması, özellikle çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi sektörlerde faaliyet gösteren firmaların AB pazarındaki maliyet baskısını azaltabilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatcinin-gozu-karbon-ayarinda-84965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/3/1280x720/uibten-temmuz-ayinda-39-milyar-dolarlik-ihracat-1785912415.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB Komisyonu, karbon piyasasında sanayiyi rahatlatacak kapsamlı bir revizyon önerdi. Ücretsiz karbon tahsislerinin 2038’e uzatılması, karbon izinlerinin daha yavaş azaltılması ve ETS fiyatlarındaki yükselişin frenlenmesiyle, AB’ye ihracat yapan Türk firmalarının SKDM kapsamındaki maliyet artışının yavaşlaması bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kosbi-yeni-yatirimlarla-uretimde-verimliligi-ve-ulasim-guvenligini-artirmayi-hedefliyor-84962</guid>
            <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOSBİ, yeni yatırımlarla üretimde verimliliği ve ulaşım güvenliğini artırmayı hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesinin (KOSBİ), sanayicilere daha güvenli, modern ve sürdürülebilir bir üretim ortamı sunmak amacıyla altyapı ve üstyapı yatırımlarını sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre tamamlanacak yatırımlarla birlikte sanayi bölgesinde ulaşım güvenliği ve konforu artırılırken, üretim süreçlerinin daha verimli şekilde sürdürülmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p>Devam eden çalışmalar kapsamında, 2. Etap Derivasyon Kanalı Yapım İşi ile 1275 metre uzunluğunda betonarme derivasyon kanalı inşa ediliyor. Proje sayesinde yağmur suyu yönetiminin daha etkin hale getirilmesi ve bölgenin altyapısının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Öte yandan 2. Etap 610 Sokak üstyapı ve asfalt işleri kapsamında 3000 metre uzunluğundaki güzergâhta yaklaşık 17 bin ton sıcak asfalt serimi gerçekleştirilecek. Bunun yanı sıra 3. Etap Gazi Bulvarı Üstyapı ve Asfalt İşleri kapsamında ise 1.710 metre uzunluğundaki yolda 18 bin 300 ton sıcak asfalt uygulaması yapılacak. Çalışmalar tamamlandığında sanayi bölgesindeki ulaşım daha güvenli, konforlu ve kesintisiz hale gelecek.</p>
<p>KOSBİ’de güçlenen altyapı ile birlikte sanayicilerin üretim süreçlerinin daha verimli işlemesi, lojistik faaliyetlerin kolaylaşması ve bölgenin rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kosbi-yeni-yatirimlarla-uretimde-verimliligi-ve-ulasim-guvenligini-artirmayi-hedefliyor-84962</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/2/1280x720/kosbi-yeni-yatirimlarla-uretimde-verimliligi-ve-ulasim-guvenligini-artirmayi-hedefliyor-1786269788.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kemalpaşa Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışmaları süren projeler tamamlandığında sanayi bölgesindeki ulaşımın daha güvenli, konforlu ve kesintisiz hale geleceği belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sofralik-uzum-ihracatinda-hedef-yuzde-20-buyume-84961</guid>
            <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sofralık üzüm ihracatında hedef yüzde 20 büyüme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye'nin önemli ihracat ürünleri arasında yer alan sofralık üzümde yeni sezon umutlu başladı. Sektör temsilcileri, bu yıl hem ürün kalitesinden hem de verimden memnun olduklarını belirtirken, ihracatta geçen sezona göre yaklaşık yüzde 20'lik artış bekliyor.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı Ege Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğü Başkanlığı bünyesinde oluşturulan "Sultani Çekirdeksiz Sofralık Üzüm Çeşidi ve Mevlâna (Razaki Tipi) Sofralık Üzüm Çeşidinin Kesim ve İhraç Tarihlerinin Belirlenmesi Komisyonu", Manisa ve ilçelerindeki emsal bağlarda gerçekleştirdiği incelemelerin ardından 2026 yılı kesim ve ihracat takvimini belirledi. Komisyon kararı doğrultusunda, Sultani Çekirdeksiz Sofralık Üzüm ile Mevlâna (Razaki Tipi) Sofralık Üzüm çeşitlerinde 11 Ağustos 2026 tarihinde kesime, 12 Ağustos 2026 tarihinde ise ihracata başlanmasına izin verildi.</p>
<h2>Hayrettin Uçak: Hedefimiz pazar çeşitliliğini arttırmak</h2>
<p>Bu yıl sofralık üzümde hem rekolte hem de kalite açısından olumlu bir tablo beklediklerini ifade eden Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, "Bu sezon tüm meyve gruplarında olduğu gibi üzümde de verim yüksek görünüyor. Bundan sonra olumsuz bir afet yaşanmadığı takdirde hem rekoltenin hem de kalitenin iyi olacağını düşünüyoruz. Geçen yılın üzerine çıkmayı hedefliyoruz ve ihracatta en az yüzde 15-20'lik artış bekliyoruz. Rusya ana pazarımız olmayı sürdürürken, Polonya, İngiltere, Romanya ve Irak başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği pazarında özellikle Almanya'daki vergi uygulamaları nedeniyle zaman zaman zorluk yaşasak da pazar çeşitliliğimizi artırmaya devam ediyoruz. Yaş meyve ve sebze ihracatında yakaladığımız ivmenin sofralık üzümde de sürmesini bekliyoruz” dedi.</p>
<p> <img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a786155b6c36-1786274133.jpg" alt="" width="700" height="406" /></p>
<h2>Cengiz Balık: Gümrük vergisi Avrupa'da rekabeti zorlaştırıyor</h2>
<p>Bu yıl üzüm sezonunda yaklaşık 10-15 günlük bir gecikme yaşandığını belirten Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “Şu anda rekolte kötü görünmüyor. Üzümler olgunlaşma döneminde olduğu için kaliteyi değerlendirmek için henüz erken. Bir hafta içinde olgunlaşma süreciyle birlikte tablo daha net ortaya çıkacak. Buna rağmen tonajda büyük bir sıkıntı beklemiyoruz ve geçen yılın üzerinde bir rekolte öngörüyoruz. Sofralık üzümde ihracat için kalite standartları büyük önem taşıyor. Ayrıca üretici açısından kurutmalık ve alkollük üzüm fiyatlarının da netleşmesi gerekiyor. Tüm bu belirsizliklere rağmen iyi bir sezon geçirmeyi umut ediyoruz” dedi.</p>
<p> <img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/07/23/cengiz-balik-igyr.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Avrupa pazarında kur ve yüzde 14,1'lik gümrük vergisi nedeniyle rekabet etmekte zorlandıklarını belirten Balık, “Avrupa Birliği pazarında İtalya, İspanya ve Yunanistan'a karşı yüzde 14,1 gümrük vergisi dezavantajıyla mücadele ediyoruz. Bu nedenle Avrupa'da rekabetimiz oldukça çetin geçiyor. Rusya ve Ukrayna pazarlarında ise İran, Özbekistan ve Azerbaycan önemli rakiplerimiz. Buna rağmen bu sezon kalite ve kalıntı konusunda sorun yaşanmaz, fiyatlar da makul seviyelerde kalırsa geçen yıla göre daha başarılı bir ihracat sezonu geçireceğimizi düşünüyorum. İhracatta yaklaşık yüzde 20'lik artış bekliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sofralik-uzum-ihracatinda-hedef-yuzde-20-buyume-84961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/1/1280x720/sofralik-uzum-ihracatinda-hedef-yuzde-20-buyume-1786269616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sultani Çekirdeksiz ve Mevlâna sofralık üzümlerinde kesim ve ihracat tarihleri netleşirken, sektör temsilcileri bu yıl kalite ve rekolteden memnun. İhracatta yüzde 15-20 artış beklenirken, Avrupa pazarındaki vergi dezavantajı sektörün en önemli gündem maddeleri arasında yer alıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baibden-tarimsal-ihracati-artirmak-icin-ur-ge-projesi-84955</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 23:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> BAİB’den tarımsal ihracatı artırmak için UR-GE projesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçı Birliği (BAİB) tarafından tarımsal ihracatı artırmaya yönelik hazırlanan Uluslararası Rekabeti Geliştirme (UR-GE) projesi ile dünya pazarlarına hazırlanıyor.</p>
<p>BAİB Başkan Vekili Harun Öztürk, Batı Akdeniz tarımını ortak güçle dünya pazarına hazırlamak istediklerini belirtti. Tarım sektörünü küresel rekabete taşıyacak stratejik UR-GE hamlesi ile sektör paydaşlarını aynı çatı altında buluşturmak istediklerini anlatan Öztürk, ‘’Tarımsal üretime değer katan sektörleri aynı çatı altında buluşturacak Batı Akdeniz Tarımsal Üretim Paydaşları UR-GE Projesi (AgrinTech)  ile bölgenin ihracat vizyonunda yeni bir dönemin kapısını aralamak istiyoruz’’ dedi.</p>
<p>Öztürk, Ticaret Bakanlığı destekleriyle hayata geçirilen proje ile gübre, tohum, sera teknolojileri, sulama sistemleri, plastik ve örtü malzemeleri, bitki koruma ürünleri ve biyolojik mücadele alanlarında faaliyet gösteren firmaların uluslararası pazarlarda daha güçlü rekabet edebilmesini hedeflediklerini söyledi.</p>
<p>Projeye katılacak firmalara katılacak firma temsilcilerine eğitim programları, danışmanlık hizmetleri, hedef pazarlar konusunda bilgi verileceğini belirten Harun Öztürk, ‘’BAİB olarak tarım İhracatında güç birliği hamlesi başlatıyoruz. İhracatçı firmalarımızın UR-GE projesine katılımlarını bekliyoruz. Proje ile küresel pazarda Türk ihracatçısının gücünü de göstermek istiyoruz’’ dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baibden-tarimsal-ihracati-artirmak-icin-ur-ge-projesi-84955</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/5/1280x720/baibden-tarimsal-ihracati-artirmak-icin-ur-ge-projesi-1786221154.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BAİB Başkan Vekili Harun Öztürk, &quot;Tarımsal üretime değer katan sektörleri aynı çatı altında buluşturacak Batı Akdeniz Tarımsal Üretim Paydaşları UR-GE Projesi (AgrinTech)  ile bölgenin ihracat vizyonunda yeni bir dönemin kapısını aralamak istiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-teknopark-yonetici-sirketlerine-65-milyon-liraya-kadar-destek-saglanacak-84950</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 15:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TEKMER işletici kuruluşları ile GO (girişim ofisi) sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlayacaklarını duyurdu. </p>
<p>KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı hakkında açıklama yapan Kacır, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma vizyonları doğrultusunda, teknoloji odaklı girişimlerin küresel ölçekte büyümesini desteklemeyi sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Kacır, "KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı ile temiz enerji, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finans alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin, uluslararası pazarlara açılmasını hedefliyoruz. Program kapsamında, TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlayarak, bünyelerindeki girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak, hızlandırma programlarının hayata geçirilmesini destekleyeceğiz. Bu destek sayesinde, girişimlerin yeni yatırım ve işbirliği fırsatlarına erişimlerinin güçlendirilmesini amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Programa son başvuru tarihi 30 Ağustos olarak belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-teknopark-yonetici-sirketlerine-65-milyon-liraya-kadar-destek-saglanacak-84950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/4/1280x720/para-money-lira-tl5-1766305528.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31 odaklı Hızlandırma Desteği çağrısını açıklayan Bakan Kacır, &quot;Program kapsamında, TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlayarak, bünyelerindeki girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak, hızlandırma programlarının hayata geçirilmesini destekleyeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/80-ulke-icin-107-sektorel-pazar-arastirmasi-84949</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 80 ülke için 107 sektörel pazar araştırması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, ihracatın geliştirilmesi, çeşitliliğinin ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için görevlendirilen ticaret müşavirleri ve ataşelerin, Türk iş dünyasının bulundukları ülkelerdeki ilk temas noktaları ve temsilcileri olduğunu bildirdi. </p>
<p>Bakanlık açıklamasında, ticaret müşavirlerinin bulundukları ülkelerdeki potansiyel sektörler hakkında iş dünyasını bilgilendirerek, pazara giriş stratejilerine katkı sağlamakla görevli olduklarına işaret edilen açıklamada, "Bu çerçevede, 2026 yılının ilk 7 ayı itibarıyla 80 ülkede ihracatımız açısından önem arz eden sektörlere yönelik '107 Sektörel Pazar Araştırması Raporu' hazırlanarak, Ticaret Bakanlığımızın internet sayfası aracılığıyla, iş dünyamızın istifadesine sunulmuştur." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Almanya Tekstil Sektörü, Bahreyn Gıda Sektörü, Çekya Otomotiv ve Yan Sanayi ​Sektörü, Belçika Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, Fransa Mobilya Sektörü, Hindistan Beyaz Eşya Sektörü, Japonya Hazır Giyim Sektörü, Madagaskar Demir-Çelik Sektörü, Meksika Kozmetik Sektörü, Portekiz Elektrik Elektronik Sektörü gibi ana sektör kollarına ilişkin raporların 2025'te yayımlandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bu yıl ise ihracatçı firmalardan gelen talepler doğrultusunda, ana sektörlere ilaveten ürün ya da alt sektörler bazında da yerinde pazar araştırmaları yapılmasına ağırlık verildi. Bu çerçevede, Almanya doğal bal, ABD doğal taş, Arnavutluk inşaat iskelesi ve kalıp, Avustralya halı, Avusturya armatür, Hollanda plastik ambalaj, Brezilya PVC, Güney Kore su ürünleri, İrlanda mutfak eşyaları, İtalya ayakkabı, Tanzanya ilaç sektörleri gibi ürün-alt sektör bazlı raporlar hazırlandı."</p>
<p><strong>Raporlarda sektörel bilgiler paylaşılıyor</strong></p>
<p>Pazar araştırmasında, belirli bir sektöre ya da ürüne odaklanıldığının altı çizilen açıklamada, raporlarda hedef bölgeler, şehirler, eyaletler, dış ticaret ve ikili ticaret verileri, ithalatta zorunlu belgeler, önemli fuarlar, standartlar-etiketleme-ambalajlama, tüketici tercihleri, lojistik, dağıtım kanalları, e-ticaret pazar yerleri, tanıtım-pazarlama, tarife dışı engeller ve vergiler gibi başlıkların sektörel bakış açısıyla incelendiği aktarıldı. Ülkelere ilişkin genel bilgilerden ziyade, sektör bilgilerinin paylaşıldığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"İlgili ülke pazarına girmeyi hedefleyen firmalarımıza yönelik öneriler ile karşılaşılabilecek tehdit ve fırsatlar da sektörel raporların içeriğinde bulunmaktadır. Diğer taraftan, iş dünyamızdan gelecek talepler de dikkate alınarak, gelecek yıllarda da ihracatımız açısından potansiyel arz eden farklı sektörlere yönelik ticaret müşavirlerimizce, ataşelerimizce yerinde pazar araştırmaları yapılarak, elde edilen bilgiler iş dünyamıza aktarılmaya devam edilecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/80-ulke-icin-107-sektorel-pazar-arastirmasi-84949</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, 80 ülkeye yönelik 107 pazar araştırmasının iş dünyasının hizmetine sunulduğunu açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-en-cok-kazandirani-altin-84943</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın en çok kazandıranı altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,39 artışla 13.779,39 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.376,01 puanı, en yüksek 13.956,18 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 4,54 artışla 49.206,89 puana, sanayi endeksi yüzde 2,93 yükselişle 19.017,03 puana, mali endeks yüzde 1,76 kazançla 18.853,52 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 0,37 artışla 12.574,60 puana çıktı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 35,28 ile Tekfen Holding ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Tekfen Holding AŞ'yi yüzde 24,12 ile CW Enerji ve yüzde 18,09 ile Türk Altın İşletmeleri izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 12,63 ile Şekerbank, yüzde 11,28 ile Balsu Gıda ve yüzde 10,49 ile Otokar oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 8,29 artışla 6 bin 664 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 8,12 yükselişle 43 bin 532 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 8,25 üzerinde 10 bin 936 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,37 artarak 47,7030 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 1,20 yükselişle 55,1720 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 63,7670 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,98 artışla 64,3940 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,95 değer kazanarak 59,0670 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-en-cok-kazandirani-altin-84943</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/9/1280x720/altin-gold-1770623760.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 2,39 artışla 13.779,39 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 8,29, Cumhuriyet altını yüzde 8,12, çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 8,25 yükseldi. Doların, yüzde 0,37, euronun da yüzde 1,20 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigemden-kucukbas-satisi-84942</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİGEM&#039;den küçükbaş satışı için ihale</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), reforme küçükbaş satışı için ihale ilanları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, TİGEM Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü, çeşitli cinslerde toplamda 3 bin 100 reforme küçükbaşı 22 parti halinde canlı kilogram üzerinden açık artırma usulüyle satacak.</p>
<p>İhale, 14 Ağustos Cuma günü saat 14.00'te işletmede yapılacak.</p>
<p>İhalede muhammen tutar 46 milyon 275 bin lira, geçici teminat tutarı da 2 milyon 313 bin 750 lira olarak belirlendi.</p>
<p>TİGEM Gözlü Tarım İşletmesi Müdürlüğü de çeşitli cinslerde toplamda 4 bin 250 baş reforme küçükbaşın satışını gerçekleştirecek.</p>
<p>İhale, 18 Ağustos Salı günü saat 14.00'te işletmede yapılacak.</p>
<p>İhalede muhammen tutar 58 milyon 868 bin 900 lira ve geçici teminat tutarı 2 milyon 943 bin 445 lira oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigemden-kucukbas-satisi-84942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/6/1280x720/kurbanlik-kucukbas-hayvan-1780206916.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, toplamda 7 bin 350 baş reforme küçükbaş satışı için ihale açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/petrol-ofisinin-bazi-tesislerinde-tarife-degisikligi-84941</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol Ofisi&#039;nin bazı tesislerinde tarife değişikliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) depolama ve iletim tarifelerindeki değişikliğe ilişkin kurul kararları Resmi Gazete'de sayısında yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Petrol Ofisi AŞ'nin Kocaeli'deki Derince Terminali, Antalya Terminali ve Kırıkkale Terminali'ne ilişkin depolama tarifeleri ile Kocaeli'deki Yarımca Terminali Şubesi LPG Depolama Tesisi'nin depolama tarifesi tadil edilerek onaylandı.</p>
<p>Şirketin Derince Terminali'nde günlük depolama hizmet bedeli, metreküp başına benzin ve etanol için 6,75 lira, motorin, biodizel ve damıtık denizcilik yakıtı için 7,31 lira, havacılık yakıtı için 7,03 lira olarak belirlendi. Artık denizcilik yakıtı için söz konusu bedel ton başına 8,72 lira oldu.</p>
<p>Teslim alma ve teslim etme hizmet bedelleri ise benzin ve etanol için metreküp başına 90,10 lira, motorin, damıtık denizcilik yakıtı ve biodizel için 100,21 lira, havacılık yakıtı için 94,86 lira olarak tespit edildi. Artık denizcilik yakıtında söz konusu bedel ton başına 118,58 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Bunun yanı sıra, deniz araçlarıyla yapılan teslim alma ve teslim etme işlemlerinde hizmet fiyatına yüzde 55 indirim uygulanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Petrol Ofisi'nin Antalya Terminali'nde günlük depolama hizmet bedeli benzin için metreküp başına 3,59 lira, motorin için 3,93 lira ve havacılık yakıtı için 3,70 lira oldu.</p>
<p>Terminalde kara araçları, deniz yolu ve tesisler arası boru hattıyla teslim alma ve teslim etme hizmet bedelleri benzin için metreküp başına 107,56 lira, motorin için 119,59 lira ve havacılık yakıtı için 113,23 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Jet yakıtının deniz yoluyla teslim alınmasında yüzde 100 indirim uygulanması kararlaştırılırken, kapasite kiralama taleplerinin her bir ürün için en az 180 gün olması şartı getirildi.</p>
<p>Kırıkkale Terminali'nde günlük depolama hizmet bedeli benzin için metreküp başına 7,01 lira, motorin için 7,92 lira olarak tespit edildi. Kara araçlarıyla teslim alma ve teslim etme hizmet bedeli ise benzin için metreküp başına 94,48 lira, motorin için 105,08 lira oldu.</p>
<p>Yarımca Terminali Şubesi LPG Depolama Tesisi'nde otogaz için günlük depolama hizmet bedeli ton başına 35,30 lira olarak belirlendi. Otogazda boru hattıyla teslim alma ve teslim etme hizmet bedeli ton başına 453,81 lira, kara tankeriyle teslim etme hizmet bedeli ise 488,73 lira oldu. Kokulandırma enjeksiyonu hizmet bedeli de ton başına 50 lira olarak tespit edildi.</p>
<p>Tesiste 3 bin ton ve üzeri depolamalarda depolama hizmet bedeline yüzde 70, aynı miktarda depolama hizmeti alınması durumunda teslim alma ve teslim etme bedellerine yüzde 80 indirim uygulanacak. Rafineri boru hattıyla yapılan alımlarda teslim alma bedeli alınmayacak.</p>
<p><strong>Derince, Antalya ve Kırıkkale terminallerinin iletim tarifeleri güncellendi</strong></p>
<p>Öte yandan, EPDK, Petrol Ofisi'nin Derince, Antalya ve Kırıkkale terminallerine ilişkin iletim tarifelerini de tadil ederek onayladı.</p>
<p>Derince Tesisi'nde iletim hizmet bedeli metreküp başına benzin için 37,68 lira, motorin için 42,01 lira, havacılık yakıtı için 39,81 lira ve denizcilik yakıtı için 41,33 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Bunun yanı sıra, en az bir yıllık ve 20 bin metreküplük depolama hizmeti alınması koşuluyla yıllık iletim miktarına göre yüzde 6 ile yüzde 13,5 arasında indirim uygulanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Antalya Terminali'nde Şamandıra-Petrol Ofisi Tesisi ve tesisler arası iletim hizmet bedeli benzin, motorin ve havacılık yakıtı için metreküp başına 28,69 lira, Şamandıra-Diğer Tesisler arasındaki iletim bedeli ise 32,60 lira olarak tespit edildi. Petrol Ofisi-ANT Boru Hattı üzerinden havacılık yakıtı iletim hizmet bedeli metreküp başına 37,17 lira oldu.</p>
<p>Antalya Terminali ile en az bir yıllık depolama sözleşmesi yapılması halinde Şamandıra-Petrol Ofisi Tesisi arasındaki ve tesisler arası iletim hizmet bedeli uygulanmayacak. En az bir yıllık iletim sözleşmesi kapsamında takvim yılı içinde 130 bin metreküp ve üzeri iletimde Şamandıra-Diğer Tesisler iletim fiyatına yüzde 20, 250 bin metreküp ve üzerindeki iletimde ise yüzde 45 indirim yapılacak.</p>
<p>Kırıkkale Terminali'nde iletim hizmet bedeli benzin için metreküp başına 33,52 lira, motorin için 36,57 lira olarak belirlendi. Ayrıca, yıllık iletim miktarına bağlı olarak yüzde 10 ile yüzde 17,5 arasında indirim uygulanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/petrol-ofisinin-bazi-tesislerinde-tarife-degisikligi-84941</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, Petrol Ofisi&#039;nin bazı depolama ve iletim tarifelerinde değişiklik yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londranin-luks-projesinde-turkler-ikinci-buyuk-alici-oldu-84933</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra’nın lüks projesinde Türkler ikinci büyük alıcı oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Katar’ın egemen varlık fonuna bağlı Katari Diar’ın eski bir İngiliz ordu kışlası arazisi üzerinde geliştirdiği Chelsea Barracks projesinde, dairelerin en büyük alıcı grubunu İngilizler oluştururken, bunu Türkiye’den alıcılar izliyor. Wall Street Journal’ın haberine göre projedeki 28 daireli yeni kulenin yüzde 25’i satışa çıkmasının üzerinden bir yıl geçmeden alıcı buldu. Belgravia’daki Chelsea Barracks projesinin en yeni ve en dikkat çekici konutu, geçen günlerde 48 milyon sterlin (yaklaşık 64 milyon dolar) fiyat etiketiyle satışa çıktı. Bu yıl tamamlanan 1 Five Fields Square binasının en üst iki katını kaplayan dubleks penthouse, Londra’nın şu anda satıştaki en pahalı konutları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Londra’nın en büyük lüks konut geliştirme projelerinden</strong></p>
<p>Katari Diar, 2008 yılında İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan eski Chelsea Barracks arazisini yaklaşık 1,3 milyar dolara satın almıştı. Belgravia, Chelsea ve Pimlico semtleri arasında 12,8 dönümlük bir alana yayılan proje, o tarihten bu yana Londra’nın en büyük lüks konut geliştirme projelerinden birine dönüştü.</p>
<p>Yaklaşık 650 metrekare iç mekan ile 280 metrekarelik teraslardan oluşan penthouse, toplamda 930 metrekarelik kullanılabilir alana sahip. 5 yatak odalı konut, tablolardan yatak çarşafl arına kadar tamamen eşyalı olarak satışa sunuluyor. Alıcılar ek bir mobilyalama sürecine gerek kalmadan taşınabiliyor. Sakinler, basketbol veya pickleball kortuna dönüştürülebilen kapalı bir tenis kortu dahil çeşitli özel olanaklardan yararlanabiliyor.</p>
<p>19’uncu yüzyılda İngiliz ordusu birliklerini barındırmak için inşa edilen ve 2000’lerin sonunda yeniden geliştirme amacıyla satılana kadar askeri kullanımda kalan Chelsea Barracks, yüksek borçlanma maliyetlerine ve varlıklı yabancı sakinleri etkileyen vergi değişikliklerine karşın Londra’nın üst düzey konut piyasasındaki canlanmanın bir örneği olarak gösteriliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londranin-luks-projesinde-turkler-ikinci-buyuk-alici-oldu-84933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/3/1280x720/londra-1786171201.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Chelsea Barracks projesinde, dairelerin en büyük alıcı grubunu İngilizler oluştururken, onu Türkiye’den alıcılar izledi. Projenin en yeni ve en dikkat çekici konutu, geçen günlerde 48 milyon sterlin fiyat etiketiyle satışa çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turistin-artan-harcamasi-sac-ekimi-ve-estetik-84932</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turistin artan harcaması saç ekimi ve estetik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Yüksek enflasyonun etkisiyle birçok Avrupa ülkesinden daha pahalı hale gelen Türkiye'de, turistlerin harcama tercihleri de değişmeye başladı. Turizm gelirleri artışını sürdürürken, yabancı ziyaretçilerin alışveriş amaçlı harcamaları zayıfladı. Buna karşılık yeme-içme harcamaları yükselmeye devam ederken, sağlık turizmi güçlü büyümesini korudu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye, 2026'nın ikinci çeyreğinde 15,8 milyon turist ağırladı ve 15,66 milyar dolarlık turizm geliri elde etti. Turizm gelirlerinin 3,29 milyar doları yeme-içme, 1,22 milyar doları giyim ve ayakkabı, 512 milyon doları hediyelik eşya, 834 milyon doları ise sağlık harcamalarından oluştu. Yeme-içme, giyim-ayakkabı ve hediyelik eşya harcamalarının toplamı 5,02 milyar dolarla turizm gelirinin yüzde 32'sini oluşturdu.</p>
<h2>Yeme-içme arttı, alışveriş geriledi </h2>
<p>İkinci çeyrek verileri, turistlerin zorunlu harcamalarını artırırken alışveriş harcamalarını kıstığını ortaya koydu. Yeme-içme harcamaları 2025'in ikinci çeyreğinde 3,13 milyar dolar seviyesindeyken bu yıl 3,29 milyar dolara yükseldi. Buna karşılık giyim ve ayakkabı harcamaları 1,56 milyar dolardan 1,22 milyar dolara gerileyerek yaklaşık yüzde 22, hediyelik eşya harcamaları ise 595 milyon dolardan 512 milyon dolara düşerek yüzde 14 azaldı. Son dört yılın ikinci çeyrek verileri de benzer tabloya işaret ediyor. 2023'te 1,36 milyar dolar olan giyim-ayakkabı harcamaları 2024 ve 2025'te artış gösterse de 2026'da yeniden geriledi. Hediyelik eşya harcamalarında da 2025'te ulaşılan 595 milyon dolarlık seviyenin altına inildi. Veriler, yüksek fiyatlar nedeniyle turistlerin alışverişten daha fazla kaçınmaya başladığını gösteriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a76ca219f960-1786169889.png" alt="" width="657" height="746" /></p>
<h2>Sağlık turizmi yükselişini sürdürüyor </h2>
<p>İkinci çeyrekte artış gösteren en dikkat çekici harcama kalemi ise sağlık oldu. Sağlık harcamaları 2025'in ikinci çeyreğindeki 749 milyon dolardan 834 milyon dolara yükselerek yaklaşık yüzde 11 arttı. Uzmanlar, bu artışta özellikle saç ekimi, estetik cerrahi ve diğer medikal uygulamalara yönelik yabancı talebin etkili olduğunu belirtiyor.</p>
<h2>Turizm gelirinin kompozisyonu değişiyor </h2>
<p>Veriler, Türkiye'nin turizm gelirlerinin yapısında önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Yabancı ziyaretçiler, yüksek fiyatlar nedeniyle giyim ve hediyelik eşya alışverişini azaltırken, yeme-içme gibi zorunlu harcamalarını ve sağlık hizmetlerine yönelik harcamalarını artırıyor. Böylece Türkiye'nin turizm gelirlerinde alışveriş odaklı yapı zayıflarken, sağlık turizminin ağırlığı her geçen yıl daha da artıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İlk yarıda da alışverişten kaçtı</span></h2>
<p>Yılın ilk yarısı birlikte değerlendirildiğinde de turistlerin harcama alışkanlıklarındaki değişim daha net görülüyor. TÜİK verilerine göre 2026'nın ilk altı ayında yeme-içme harcamaları 5,90 milyar dolarla son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Buna karşılık giyim ve ayakkabı harcamaları 2,20 milyar dolara gerileyerek 2023'ten bu yana ilk yarılardaki en düşük seviyesini gördü. Hediyelik eşya harcamaları da 890 milyon dolar ile geçen yılın aynı dönemindeki 1,05 milyar doların yaklaşık yüzde 15 altında kaldı. Sağlık harcamaları ise 1,58 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar geçen yılın ilk yarısındaki 1,39 milyar doların üzerine çıkarken, 2023 ve 2024'ün ilk yarısındaki seviyelere yakın gerçekleşti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sağlık turisti daha fazla harcıyor</span></h2>
<p>Turistlerin geliş amacı verileri de harcama kalıplarındaki değişimi doğruluyor. 2026'nın ilk yarısında alışveriş amacıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı 1 milyon 688 bine gerileyerek geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 8 düştü. Toplam ziyaretçiler içindeki payı da yüzde 6,5'ten yüzde 6,8'e sınırlı seviyede kalırken, pandemi sonrası görülen güçlü yükseliş ivmesini kaybetti. Sağlık ve tıbbi nedenlerle gelen ziyaretçi sayısı ise ilk yarıda 563 bine gerileyerek geçen yıla göre yaklaşık yüzde 22 azaldı. Buna karşın sağlık harcamalarının 1,58 milyar dolara yükselmesi, kişi başına harcamanın önemli ölçüde arttığına işaret etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turistin-artan-harcamasi-sac-ekimi-ve-estetik-84932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/ameliyat-cerrah-1786170139.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye&#039;de yüksek enflasyon ve birçok Avrupa ülkesini aşan fiyatlar, yabancı ziyaretçilerin harcama alışkanlıklarını değiştirdi. 2026&#039;nın ikinci çeyreğinde turistlerin yeme-içme harcamaları artmaya devam ederken, giyim-ayakkabı ve hediyelik eşya harcamaları geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasinda-bayrak-degisimi-84934</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş Bankası’nda bayrak değişimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İş Bankası Grubu, üst yönetimde, ikinci yüzyıl vizyonu ve stratejisi doğrultusunda alınan Yönetim Kurulu kararı uyarınca, grubun bankacılık, finans ve sanayi alanındaki rekabet gücünün ve verimliliğinin artırılması ile yapay zeka çağının fırsatlarının en iyi şekilde değerlendirilmesi amacıyla görev değişiklikleri yapıldığını bildirdi.</p>
<p>Yapılan değişiklik kapsamında 2021'den bu yana Türkiye İş Bankası Genel Müdürü olarak görev yapan ve bu dönem içerisinde yeni nesil iştiraklerden girişimcilik ekosistemine, organizasyon ve hizmet modelinden şube yapısına, platform bankacılığından yapay zeka ve teknoloji altyapısına kadar birçok alandaki dönüşüm ve yatırımlarla bankanın ikinci yüzyılına giriş sürecine liderlik eden Hakan Aran, dünyanın en büyük beş cam ve kimyasallar üreticisi arasında yer alan Şişecam'ın yönetim kurulu başkanı oldu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a76d120c21a4-1786171680.jpg" alt="" width="700" height="378" />
<figcaption><strong>Hakan Aran</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yapılan açıklamaya göre Hakan Aran, yeni görevlendirmeyle birlikte, 90 yılı aşkın köklü bir geçmişi bulunan, dört kıtada ve 13 ülkedeki üretimiyle küresel bir oyuncu haline gelen, ürünlerini 150'den fazla ülkede müşterilerle buluşturan Şişecam'ın bundan sonraki büyüme stratejisine liderlik yapacak.</p>
<p>2021'den bu yana Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı olan Adnan Bali, bu görevini sürdürmeye devam edecek.</p>
<p>Türkiye İş Bankası Genel Müdürlüğüne ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna gerekli bildirimlerin yapılması ve izinlerin alınmasını takiben 1 Eylül 2026 itibarıyla banka bünyesinde uzun yıllardan bu yana önemli sorumluluklar üstlenen Genel Müdür Yardımcısı Cahit Çınar atanacak.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a76d0d023eb0-1786171600.jpg" alt="" width="700" height="398" />
<figcaption><strong>Cahit Çınar</strong></figcaption>
</figure>
<p>35 yıllık bankacılık deneyiminin 25 yılını yönetici olarak sürdüren Çınar, Türkiye'de ve uluslararası alanda bankacılık, sermaye piyasaları, proje finansmanı/kurumsal/ticari/perakende krediler tahsis, kredi stratejisi, krediler izleme ve takip, iştirak yönetimi, hukuk, vergi, inşaat ve gayrimenkul yönetimi konularında bankaya önemli katkılarda bulundu. 2016'da atandığı İşbank AG Genel Müdürlüğü görevinde bankanın dönüşümünde önemli bir rol üstlenen Çınar, grubun daha stratejik ve odaklı büyüme hedefinin desteklenmesi amacıyla Trakya Yatırım Holding'in Genel Müdürü olarak da görev yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasinda-bayrak-degisimi-84934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/is-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı olurken, Genel Müdür Yardımcısı Cahit Çınar da 1 Eylül&#039;den itibaren bankanın yeni genel müdürü olarak atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
