<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kazandirani-borsa-87341</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 11:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın en çok kazandıranı borsa</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,25 artışla 14.467,25 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.000,94 puanı, en yüksek 14.673,07 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 2,80 azalışla 46.057,38 puana gerilerken, sanayi endeksi yüzde 4,35 artışla 20.065,47 puana, mali endeks yüzde 2,81 kazançla 19.815,90 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 2,41 yükselerek 12.793,68 puana çıktı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 31,49 ile Pasifik Teknoloji oldu. Onu yüzde 23,14'le Sasa Polyester, yüzde 23,03'le Petkim izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 40,89'la Odine Teknoloji, yüzde 40,85'le Pasifik Eurasia Lojistik, yüzde 13,09 ile Batıçim Batı Anadolu Çimento olarak sıralandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 795 milyar 500 milyon lirayla ASELSAN, 796 milyar 730 milyon lirayla Tüpraş ve 571 milyar 845 milyon lirayla Koç Holding oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 0,87 azalışla 6 bin 830 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,03 düşüşle 44 bin 490 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 0,83 altında 11 bin 190 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,34 artarak 48,6050 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,38 yükselişle 56,4710 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 65,4550 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,54 artışla 65,8100 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,14 değer kaybederek 59,6930 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kazandirani-borsa-87341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/bist-borsa-istanbul.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa, haftayı yüzde 3,25 artışla 14.467,25 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 0,87, cumhuriyet altınının fiyatı yüzde 1,03, çeyrek altının fiyatı da yüzde 0,83 geriledi. Doların satış fiyatı yüzde 0,34, euronun satış fiyatı da yüzde 0,38 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/butce-cagrisi-resmi-gazetede-ekonomik-ve-sosyal-fayda-uretecek-yatirimlar-onceliklendirilecek-87337</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bütçe çağrısı Resmi Gazete&#039;de: Ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımlar önceliklendirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı Tebliği, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğde, Merkezi Yönetim Bütçesi'nin hazırlık çalışmalarını yönlendirmek üzere 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ın (OVP) yayımlandığı ve OVP'de ekonomi ile maliye politikalarının temel amaçlarının belirlendiği bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda 2027-2029 döneminde, On İkinci Kalkınma Planı (2024-2028) hedefleri doğrultusunda makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesi, mali disiplinin sürdürülmesi ve adil gelir dağılımına katkı sağlayacak şekilde fiyat istikrarının tesis edilmesinin temel amaç olduğu belirtildi.</p>
<p>Ayrıca verimlilik artışının desteklenmesi, AR-GE ve yenilikçilik kapasitesi ile beşeri sermayenin geliştirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması, iş gücü piyasasının etkinliğinin artırılması, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve kayıt dışılığın azaltılması yoluyla sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümenin güçlendirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.</p>
<p>Tebliğde, aynı dönemde maliye politikasının temel amaçları ise mali disiplinin korunması ve kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, maliye politikaları ile para politikasının eş güdüm içinde uygulanarak makroekonomik dengelenme sürecinin desteklenmesi, harcamalarda etkinliğin artırılması, vergilemede adalet ve etkinliğin güçlendirilmesi ile kayıt dışılıkla mücadele ve denetimlerde etkinliğin artırılması olarak sıralandı.</p>
<p><strong>"Verimsiz harcama alanları tasfiye edilecek"</strong></p>
<p>Kamu idarelerinin, OVP'de belirlenen politika, tedbir ve öncelikler doğrultusunda hareket ederek kendilerine tahsis edilen ödenekleri aşmadan kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli şekilde kullanacakları vurgulanan tebliğde, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Kaynak kullanımında etkinliğin artırılması amacıyla harcamaların sistematik olarak gözden geçirilmesi sürdürülecek, verimsiz harcama alanları tasfiye edilecektir. Kamu harcamalarında etkinliği artıracak tasarruf tedbirlerine ilişkin denetim ve izleme faaliyetlerine devam edilecektir. Kamu yatırım programında rasyonelleştirme çalışmaları sürdürülerek ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımlar önceliklendirilecektir. Kamu taşıtlarının kullanımı ihtiyaç analizleri ve tasarruf anlayışı çerçevesinde sistematik olarak gözden geçirilecek, ihtiyaç fazlası olan veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecek ve zorunlu hallerle sınırlı yeni taşıt edinimlerinde ekonomiklik gözetilerek yerli üretim ile çevreci araçlara öncelik verilmeye devam edilecektir. Süreklilik arz etmeyen ve konjonktüre dayalı gelirlerin oluşturduğu geçici kaynaklara karşılık olarak kalıcı mahiyette harcama oluşturulmayacaktır."</p>
<p>Tebliğde, merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin, OVP, Bütçe Çağrısı ve eki Bütçe Hazırlama Rehberi ile Yatırım Genelgesi ve eki Yatırım Programı Hazırlama Rehberi'nde yer alan makro politikalar, hedef ve gösterge niteliğindeki temel ekonomik büyüklükler, ödenek teklif tavanları, genel ilkeler ve standartlar ile çok yıllı bütçeleme anlayışını esas alarak 2027, 2028 ve 2029 yıllarına ilişkin bütçe tekliflerini sunacakları bildirildi.</p>
<p>Tebliğ ekinde, 2027-2029 Dönemi Bütçe Hazırlama Rehberi'ne de yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/butce-cagrisi-resmi-gazetede-ekonomik-ve-sosyal-fayda-uretecek-yatirimlar-onceliklendirilecek-87337</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın imzasıyla Resmi Gazete&#039;de yayımlanan 2027-2029 Dönemi Bütçe Çağrısı Tebliğinde, &quot;Kamu yatırım programında rasyonelleştirme çalışmaları sürdürülerek ekonomik ve sosyal fayda üretecek yatırımlar önceliklendirilecektir.&quot; denildi. Tebliğde ayrıca, &quot;Kamu taşıtlarının kullanımı ihtiyaç analizleri ve tasarruf anlayışı çerçevesinde sistematik olarak gözden geçirilecek, ihtiyaç fazlası olan veya ekonomik ömrünü tamamlamış taşıtlar tasfiye edilecektir.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yatirim-programi-genelgesinde-tasarruf-tedbiri-vurgusu-87339</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım programı genelgesinde &#039;tasarruf tedbiri&#039; vurgusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2027-2029 Dönemi Kamu Yatırım Programı Hazırlıkları Genelgesi, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan genelgede, vatandaşların refah ve mutluluğunu daha üst seviyelere çıkarma amacı doğrultusunda makroekonomik istikrarı korumak, üretimi artırmak ve toplumun refah düzeyini yükseltmek için 2024-2028 döneminde On İkinci Kalkınma Planı'nın uygulandığı belirtildi.</p>
<p>Bu dönemde temel hedef olan sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek amacıyla kamu harcamalarında tasarruf sağlanması, enflasyonun düşürülerek fiyat istikrarının korunması, yurt içi tasarrufların artırılması, cari işlemler açığının azaltılması, kamu mali dengelerinin ve mali disiplinin daha da güçlendirilmesinin öncelikler arasında yer alacağı vurgulanan genelgede; böylelikle makroekonomik ve finansal istikrarın korunmasının hedeflendiği aktarıldı.</p>
<p>Genelgede, bu hedef ve öncelikler çerçevesinde kamu hizmetlerinin hız ve kalitesinin artırılması için kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların, gelecek dönem için hedeflenen politikalara azami oranda katkı sağlayacak şekilde tahsisi ve verimli kullanımının temel ilke olacağı bildirildi.</p>
<p>Kamu yatırım harcamalarında azami düzeyde tasarruf edilirken kalkınma potansiyelini destekleyici mahiyetteki iktisadi ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilmeye devam edileceğine dikkati çekilen genelgede, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarlanacak ve hayata geçirilecektir. Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımları ile ticareti destekleyecek mahiyette belirlenecek, iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştirecek nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verilecektir. Kamu yatırımlarına ayrılan kaynaklar bir taraftan öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapı alanlarına yönlendirilirken, yatırımların maliyet etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesine, mevcut sermaye stokunun daha etkin kullanılmasına ve yatırım harcamalarının en kısa sürede ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesine azami özen gösterilecektir."</p>
<p><strong>Tasarruf tedbirleri</strong></p>
<p>2027 Yılı Kamu Yatırım Programı hazırlıklarında, On İkinci Kalkınma Planı ve bu doğrultuda hazırlanan 2027-2029 dönemi Orta Vadeli Program'da (OVP) yer alan amaç, politikalar, öncelikler ve mali çerçevenin esas alınacağına işaret edilen genelgede, ayrıca OVP ile uyumlu olmak kaydıyla kamu idarelerinin stratejik planlarının da dikkate alınacağı kaydedildi.</p>
<p>Genelgede, proje bazında ödenek teklif ve tahsislerinde, devam eden öncelikli projelerden en kısa sürede tamamlanabilecek olanlara öncelik verileceğinin altı çizilerek, şunlar belirtildi:</p>
<p>"Tasarruf tedbirleri kapsamında zorunlu haller dışında 2027 Yılı Kamu Yatırım Programı'na yeni proje alınmayacaktır. Mevcut kamu sabit sermaye stokundan azami kapasitede yararlanılması için gerekli bakım ve onarımlara önem verilecek, vatandaşlarımızın acil ihtiyaçlarına ve ekonomide katma değer artışına doğrudan hizmet etmeyen projeler teklif edilmeyecektir."</p>
<p>Genelgede, bütün kuruluşların 2027 Yılı Kamu Yatırım Programı hazırlıkları ile ilgili olarak bundan sonraki süreçte, belirtilen hususlar ile "2027-2029 Dönemi Kamu Yatırım Programı Hazırlama Rehberi"nde yer alan öncelikleri, esasları ve yatırım tavanlarını dikkate almaları, tavan içinde kalmak kaydıyla Strateji ve Bütçe Başkanlığının 17 Haziran 2026 tarihli Yatırım Talepleri Duyurusuna istinaden gönderdikleri yatırım tekliflerinde varsa proje bazındaki değişiklik önerilerini ivedilikle "kaya.sbb.gov.tr" adresinde yer alan Kamu Yatırımları Bilgi Sistemi (KaYa) aracılığıyla Strateji ve Bütçe Başkanlığına göndermeleri gerektiği bildirildi.</p>
<p>Genelge ekinde, "2027-2029 Dönemi Kamu Yatırım Programı Hazırlama Rehberi" ile yatırım tavanlarına ilişkin tablolara yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yatirim-programi-genelgesinde-tasarruf-tedbiri-vurgusu-87339</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#039;ın imzasıyla Resmi Gazete&#039;de yayımlanan 2027-2029 Dönemi Kamu Yatırım Programı Hazırlıkları Genelgesi&#039;nde, &quot;Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımları ile ticareti destekleyecek mahiyette belirlenecek, iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştirecek nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verilecektir.&quot; denildi. Genelgede, &quot;Tasarruf tedbirleri kapsamında zorunlu haller dışında 2027 Yılı Kamu Yatırım Programı&#039;na yeni proje alınmayacaktır.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/veriler-ve-oncu-gostergeler-enflasyonun-ana-egiliminin-yavasladigina-isaret-ediyor-87338</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Veriler ve öncü göstergeler, enflasyonun ana eğiliminin yavaşladığına işaret ediyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, İstanbul'da gerçekleştirilen Citibank Türkiye Yatırımcı Günü'nde "Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm" başlıklı bir sunum yaptı.</p>
<p>Yıllık enflasyonun ağustos ayında yüzde 31,5 seviyesine gerilediğini belirten Karahan, arz şoklarının manşet enflasyonu yukarı çektiğini ifade etti.</p>
<p>Karahan, ulaştırma ve haberleşme hizmetlerinin de dezenflasyon sürecini yavaşlattığını kaydetti.</p>
<p>Öncü göstergelerin kiralarda dezenflasyon yönünde ilave bir alan bulunduğuna işaret ettiğini söyleyen Karahan, temel mal enflasyonunun da önemli zorluklara rağmen ılımlı seyrini koruduğunu vurguladı.</p>
<p>TCMB Başkanı Karahan, iktisadi faaliyetteki yavaşlamaya karşın çeyreklik büyümenin ikinci çeyrekte hız kazandığına dikkati çekti.</p>
<p>Bu artışın sürükleyicisi olan dış talebin sanayi üretimini desteklediğini belirten Karahan, dezenflasyon sürecinde verimlilik artışının hız kazandığını aktardı.</p>
<p>Karahan, kapasite kullanımının tarihsel ortalamaların altında seyrettiğini kaydetti.</p>
<p>Yüksek frekanslı göstergelerin üçüncü çeyrekte yavaşlamanın süreceğine işaret ettiğini ifade eden Karahan, kredi büyümesinin tüm kredi türlerinde yavaşladığını söyledi.</p>
<p>Karahan, enflasyon beklentilerinin bir miktar ihtiyatlı davranılması gerektiğini gösterdiğini de belirtti.</p>
<p><strong>"Dış ticaret dengesi üçüncü çeyrekte daha fazla iyileşme gösterdi"</strong></p>
<p>Dış ticaret dengesinin üçüncü çeyrekte daha fazla iyileşme gösterdiğini vurgulayan Fatih Karahan, turizm gelirlerinin güçlü seyrini sürdürdüğünü söyledi.</p>
<p>Karahan, cari işlemler açığının da olumsuz dış faktörlere rağmen yatay seyrettiğini vurguladı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin Türk lirası talebinin güçlü kalmaya devam ettiğini kaydeden Karahan, döviz rezervlerinin güçlü seyrini sürdürdüğünü dile getirdi.</p>
<p>"Aylık dalgalanmalara rağmen, son enflasyon verileri ve öncü göstergeler, enflasyonun ana eğiliminin yavaşladığına işaret ediyor" değerlendirmesinde bulunan Karahan, iktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının iç talepteki zayıf seyri teyit ettiğini belirtti.</p>
<p>Karahan, jeopolitik gelişmelerin etkisiyle yükselen enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü bir risk oluşturduğunu dile getirerek, "Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir." ifadesini kullandı.</p>
<p>TCMB Para Politikası Kurulunun politika faizine ilişkin atılacak adımları, enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyeceğini vurgulayan Karahan, para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığını belirtti.</p>
<p>Karahan, enflasyon görünümünün ara hedeflerden önemli ölçüde sapması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağını sözlerine ekledi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/veriler-ve-oncu-gostergeler-enflasyonun-ana-egiliminin-yavasladigina-isaret-ediyor-87338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/karahan-1778914668.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırımcılara &quot;Enflasyon ve Makroekonomik Görünüm&quot; başlıklı sunum yapan Merkez Bankası Başkanı Karahan, &quot;Aylık dalgalanmalara rağmen, son enflasyon verileri ve öncü göstergeler, enflasyonun ana eğiliminin yavaşladığına işaret ediyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/slovak-ayakkabi-markasi-novesta-turkiye-pazarina-girdi-87332</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Slovak ayakkabı markası Novesta Türkiye pazarına girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Türkiye ayakkabı pazarına yeni bir global marka daha girdi. Geçmişi 1939 yılına dayanan Slovak ayakkabı markası Novesta, Ontay Tekstil ile yaptığı distribütörlük anlaşmasıyla Türkiye pazarına adım attı. Novesta, anlaşmayı Türkiye’deki yeni münhasır distribütörünün Ontay Tekstil olduğunu açıklayarak duyurdu. Markanın resmi uluslararası satış ağına ilişkin sayfasına da Türkiye temsilcisi olarak Ontay Tekstil ve Onur Adnan Yaran gösterildi. Şirketlerin Linkedin hesaplarında Ontay Tekstil Novesta’nın Türkiye distribütörlüğünü üstlendiğini doğrularken, şirketin internet sitesinde marka “Türkiye resmi temsilcisi” ifadesiyle portföye dahil edildi. Şirket, Novesta’nın Türkiye’deki yeni sezon koleksiyonları ve toptan satış iş birliklerini yürütecek.</p>
<h2>2027 koleksiyonu için sipariş almaya başladı</h2>
<p>Türkiye operasyonunda ilk adımlar da atılmaya başlandı. Ontay Tekstil, Novesta’nın 2027 ilkbahar- yaz koleksiyonunun hazır olduğunu ve perakendeciler için katalog, fiyatlandırma ve sipariş süreçlerinin başladığını duyurdu. Böylece marka Türkiye pazarına doğrudan mağaza yatırımı yerine distribütörlük ve çok markalı perakende kanalı üzerinden giriş yapmış oldu. Ontay’ın mevcut dağıtım ağı da Novesta’nın Türkiye'deki büyümesinde kullanılabilecek bir altyapı sunuyor. Şirket, ayakkabı bakım markası Crep Protect’in de Türkiye distribütörlüğünü yürütüyor. Ontay’ın açıklamasına göre Crep Protect tarafındaki perakende ağı 2025-2026 döneminde 70’in üzerinde mağazaya ulaştı. Şirket ayrıca Eren Perakende ve Boyner gibi oyuncularla iş birlikleri gerçekleştirdi.</p>
<h2>Üretim hala Slovakya'daki tarihi fabrikada </h2>
<p>Novesta’nın geçmişi, 1939’da ayakkabı üreticisi Baťa’nın Slovakya’nın Partizanske kentinde fabrika kurmasına dayanıyor. Marka, bugün de üretimini aynı yerleşkede geleneksel yöntemler ve önemli ölçüde el işçiliği kullanarak sürdürdüğünü belirtiyor. Novesta’nın özellikle doğal kauçuk taban ve pamuk kanvas kullanılan modelleri markanın temel ürün grubunu oluşturuyor. 2027 ilkbahar-yaz koleksiyonu yeni dönemin ilk önemli satış sezonu olacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/slovak-ayakkabi-markasi-novesta-turkiye-pazarina-girdi-87332</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/2/1280x720/slovak-ayakkabi-novesta-1789192304.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geçmişi 1939’a uzanan Slovak ayakkabı markası Novesta, Türkiye pazarına adım attı. Avrupa’dan ABD ve Asya’ya uzanan satış ağı bulunan markanın Türkiye’deki münhasır distribütörlüğünü Ontay Tekstil üstlendi. Türkiye’de toptan satış yapılanmasını oluşturan şirket, Novesta’nın 2027 ilkbahar-yaz koleksiyonu için de sipariş sürecini başlattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kredinin-miktari-degil-nereye-yoneldigi-onemli-87331</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kredinin miktarı değil, nereye yöneldiği önemli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, uygulanan dezeneflasyonist politika setiyle birlikte son dönemde ekonomide üretim kapasitesini korumanın da “değerli bir politika hedefi” olarak şekillenmeye başladığını söyledi. Odanın aylık Meclis toplantısında konuşan Şekib Avdagiç, son dönemde ekonomi politikasında yeni önceliğin “sıkı para + seçici kredi + üretim desteği” ekseninde şekillendiğine işaret etti. Bu dönemde uygun finansman koşullarında işlevselliğin gözetilmesi gerektiğine dikkat çeken Avdagiç, “Kredi politikası, kim kredi istiyor sorusundan çok hangi yatırım finanse edilirse Türkiye'nin üretim kapasitesi ve rekabet gücü artar sorusuna cevap verebilmelidir” dedi. Kredi politikasında etkinliğin büyük önem taşıdığını vurgulayan Avdagiç, teşviklerin şirketlere “koltuk değneği” olarak görülmemesi gerektiğini kaydetti. Şekib Avdagiç, güncel ekonomik görünüme ilişkin önemli açıklamalarda da bulundu. Enflasyon yavaşlamakla birlikte enerji fiyatlarındaki yükselişe işaret edene Şekib Avdagiç, küresel maliyet baskılarının dezenflasyon sürecini önemli sınamalarla karşı karşıya bıraktığını kaydetti. Avdagiç, yüksek seyreden enerji fiyatlarının Türkiye ekonomisi üzerindeki çok yönlü baskısına dikkat çekerek, “Özellikle petrolün 90-100 dolar bandına yerleşmesi Türkiye açısından aynı anda hem enflasyon hem cari açık hem de para politikası alanı üzerinde baskı oluşturuyor” diye konuştu.</p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, “Petrol fiyatındaki kalıcı yükseliş akaryakıt ve ulaştırma maliyetlerini artırırken, üretimin enerji faturasını da büyütüyor. Bu maliyetler belirgin geçişkenlikle mal ve hizmet fiyatlarına yansıyor. Enerji ithalatının artması kaçınılmaz olarak cari dengeyi bozuyor. Böylece petrol fiyatı yalnızca bir emtia fiyatı olmaktan çıkıp Türkiye'nin enflasyon, cari açık ve faiz politikasını aynı anda etkileyen stratejik bir değişkene dönüşüyor" ifadelerini kullandı. </p>
<p>Para politikasındaki duruşa değinen Avdagiç, şunları söyledi: "Dezenflasyonist para politikası tarafında TCMB'nin yüzde 37'lik politika faizi ve kredi büyümesine yönelik makroihtiyati sınırları, finansal koşulları sıkı tutmaya devam ediyor. Ancak ekonomi yönetimi artık sadece talebi soğutmaya değil, son dönemde üretim kapasitesini korumaya da odaklanıyor. Bu nedenle yeni dönemin yaklaşımı, giderek ‘sıkı para + seçici kredi + üretim desteği’ üçgeninde şekilleniyor. Burada asıl olarak desteklerin tek tek büyüklüğünden öte, ekonomi yönetiminin son dönemde şekillendirmeye başladığı mesajın çok önemli olduğu kanaatindeyiz. Ekonominin üretim kapasitesinin korunmasının da artık dezenflasyon kadar değerli bir politika hedefi olarak görülmeye başlanması önemlidir.”</p>
<h2>"Teşvik, şirketin koltuk değneği olmamalı" </h2>
<p>Ekonomi yönetiminin attığı somut adımları değerlendiren Avdagiç, "Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) kaynak limitinin 750 milyar liraya çıkarılmasını, KOSGEB'in istihdam koruma desteğinin imalat sektörünün tamamına genişletilmesini, işletmelere daha uzun vadeli ve avantajlı finansman sağlanmasını ve Eximbank'ın ihracat finansman hedefinin 59 milyar dolara yükseltmesini önemli adımlar olarak değerlendiriyoruz" dedi. “Asıl mesele kredinin miktarından ziyade, hangi sektörlere yöneldiğidir” diyen Avdagiç, “Kredi politikası da, ‘kim kredi istiyor’ sorusundan, ‘hangi yatırım finanse edilirse Türkiye'nin üretim kapasitesi ve rekabet gücü artar’ sorusuna cevap verebilmelidir. Burada hiç kuşkusuz, politika desteğinin niteliği belirleyici olacaktır. Teşvik, şirketin koltuk değneği değil, rekabet gücüne geçiş rampası olmalıdır. Enerji maliyetlerine sürekli sübvansiyon vermek yerine enerji verimliliği yatırımları finanse edilmeli; yatırım, teknoloji, ihracat, Ar-Ge ve istihdamı artıran şirketler önceliklendirilmelidir. İhracatta da yalnızca daha fazla miktar değil, daha yüksek katma değer hedefine odaklanmanın ağırlığı ve boyutu artırılmalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>"Yurtiçi maliyetler küreselden hızlı artıyor" </h2>
<p>Türkiye'nin özellikle Avrupa pazarında Çin ve diğer Asya üreticileriyle rekabet edebilmesi için kur, finansman, enerji, işgücü ve lojistik maliyetlerinin birlikte ele alındığı öngörülebilir bir üretim ortamına ihtiyacı olduğunu belirten Avdagiç, “İhracatçı açısından bir diğer sorun, sıklıkla dile getirdiğimiz gibi yurtiçi maliyetlerin küresel fiyatlardan daha hızlı yükselmesidir. Bir yandan maliyet baskısı diğer yandan küresel pazarlardaki belirsizlik ihracatçıyı savunmasız bırakırken, rekabet gücünü de hızla törpülemektedir. Üreticinin ve ihracatçının önünü görebilmesi için para, maliye ve kredi politikalarının aynı yöne bakması gerekiyor” değerlendirmelerinde bulundu. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kredinin-miktari-degil-nereye-yoneldigi-onemli-87331</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/1/1280x720/avdagic-1789191714.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO Başkanı Avdagiç, kredi desteklerinde üretim kapasitesini koruyacak işlevselliğin önemine dikkat çekti. Avdagiç, teşviklerin şirketler için kalıcı bir destek değil; yatırım, teknoloji, ihracat ve rekabet gücünü artıracak “geçiş rampası” olması gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-hububatta-urun-arzi-sorunu-yok-87336</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO: Hububatta ürün arzı sorunu yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) hububat arzına başladığı belirtilerek, bu yıl buğday ve arpa üretiminde rekor rakamların kaydedildiği ifade edildi.</p>
<p>Bu anlamda, 2026 yılının güçlü arz yapısının öne çıktığı bir üretim dönemi olduğunun altı çizilen açıklamada, şu değerlendirmede bulunuldu:</p>
<p>"Üretimde ulaşılan bu yüksek seviye, TMO alımlarına da yansımış ve Kurumumuz tarihinin en yoğun alım dönemlerinden birini yaşamıştır. Buğday ve arpa hasadında sona gelinirken, Kurumumuz bu ürünlerin alım sürecini de tamamlamak üzeredir. Mısır hasadı ise ağustos ayı ortalarında başlamış olup mevcut durumda ülke genelinde hasat oranı yaklaşık yüzde 20 seviyesindedir. Fiyatların üretici lehine oluşmasıyla TMO tarafından mısır alım fiyatı açıklanmamıştır. Buğday ve arpada güçlü arz devam ederken, mısırda Akdeniz Bölgesi'ndeki hasat tamamlanma aşamasına gelmiştir. İç Anadolu Bölgesi'nin de hasada girmesiyle önümüzdeki haftalarda piyasaya mısır arzı belirgin şekilde artacaktır."</p>
<p><strong>"Güçlü stoklarla piyasaya ürün arzına başlandı"</strong></p>
<p>Açıklamada, mısır piyasasında görülen geçici arz daralmasının üretim bölgeleri arasındaki kısa hasat geçişi ile fiyat artışı beklentisine bağlı olarak ürünün piyasaya arzından imtina edilmesinden kaynaklandığı belirtildi.</p>
<p>Mısır hasadında, piyasada oluşabilecek yem ham maddesi ihtiyacının alternatif ürünlerle karşılanması ve mısır üzerindeki talep baskısının azaltılmasının hedeflendiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Kurumumuz, 2026/27 satış sezonunda piyasada oluşan ihtiyaçları ve arz-talep dengesindeki gelişmeleri dikkate alarak satış başlangıcını öne çekmiş ve güçlü stoklarıyla piyasaya ürün arzına başlamıştır. İlk etapta düşük vasıflı buğdaylar TÜRİB üzerinden satışa açılmış olup, önümüzdeki günlerde satışların kapsamı genişletilerek lisanslı depoların yanı sıra TMO'nun kendi depolarında bulunan ürünler de piyasa ihtiyaçları doğrultusunda satışa sunulacaktır. Yem ham maddesi piyasasında oluşan ihtiyacın karşılanması amacıyla arpa satışlarına da başlanacaktır. Kurumumuz stoklarında bulunan arpa, başta besici ve yetiştiricilerimiz olmak üzere ilgili sektörlerin kullanımına sunularak yem ham maddesi arzı desteklenecektir. Ülkemiz hububat piyasalarında ürün arzı bakımından herhangi bir sorun bulunmamakta olup fiyat artışı beklentisi ile mısırın piyasaya arzının ötelenmesi yönündeki eğilimin devam etmesi halinde, TMO, arz güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli her türlü tedbiri alacaktır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-hububatta-urun-arzi-sorunu-yok-87336</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/6/1280x720/hububatta-1789196592.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO açıklamasında, &quot;Ülkemiz hububat piyasalarında ürün arzı bakımından herhangi bir sorun bulunmamakta olup fiyat artışı beklentisi ile mısırın piyasaya arzının ötelenmesi yönündeki eğilimin devam etmesi halinde, TMO, arz güvenliğini sağlamaya yönelik gerekli her türlü tedbiri alacaktır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/en-dusuk-emekli-maasi-icin-calismalar-basladi-87333</guid>
            <pubDate>Sat, 12 Sep 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;En düşük emekli maaşı için çalışma yapılıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>AK Parti MKYK toplantısı önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.</p>
<p>MKYK toplantısında Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in Orta Vadeli Program (OVP) ile ilgili ayrıntılı bir sunum yaptığı kaydedildi.</p>
<p>Edinilen bilgilere göre; Şimşek’in, son açıklanan enflasyon oranını hatırlatarak, bu dönem enflasyonun 2023 yılına göre yarı yarıya düştüğünü söylediği belirtildi. Ancak yine de istedikleri seviyede olmadığına dikkat çektiği belirtildi.</p>
<p><strong>Konut ve gıda enflasyonuyla  mücadele</strong></p>
<p>Şimşek’in toplantıda yüksek kira ve gıda enflasyonuna dikkat çekerek, daha fazla konutun yapılması için yeni projelerin geliştirileceğini, bunun içinde bütçeye ek kalemlerin konulacağını söylediği öğrenildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda enflasyonuyla mücadele amacıyla başta yeni sulama kanalları için çalışıldığını aktardığı belirtildi.</p>
<p><strong>En düşük emekli maaşı için çalışmalar sürüyor</strong></p>
<p>Toplantıda emeklilerin sorunları da gündeme geldi. Her yıl artan emekli sayısına dikkat çeken Şimşek’in, “emeklilerin sorunlarının farkındayız. Çözmek için de çalışıyoruz” dediği kaydedildi.</p>
<p>Bakan Şimşek’in, MKYK toplantısında emekli maaşı sorununu çözmek için ilgili bakanlıkla birlikte çalıştıklarını bu çalışmanın da yakın zamanda tamamlanacağını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunacaklarını söylediği ifade edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/en-dusuk-emekli-maasi-icin-calismalar-basladi-87333</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/3/1280x720/mkyk-1789193934.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek’in, AK Parti MKYK toplantısında en düşük emekli maaşı sorununu çözmek için çalışmaların sürdüğünü ve gelecek günlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulacağını ilettiği aktarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatcilarimizin-rekabet-gucunu-artiracak-adimlar-atmaya-devam-edecegiz-87317</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 14:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İhracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya devam edeceğiz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan temmuz ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, cari açığın temmuzda yıllıklandırılmış 40,7 milyar dolar olduğunu belirten Şimşek, "Küresel ticarette belirsizliklerin ve maliyet baskılarının arttığı bu dönemde ihracatçılarımız ürün ve pazar çeşitliliği, güçlü üretim altyapısı ve değişen koşullara hızlı uyum kabiliyetiyle küresel pazarlardaki konumunu koruyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, hizmet ihracatının dirençli seyrinin de dış dengeyi desteklediğine işaret ederek, "Önümüzdeki dönemde ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya, yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi güçlendirecek yapısal dönüşüm politikalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz. Bu sayede küresel ticaretteki dönüşüme ve jeopolitik gelişmelere karşı rekabet gücümüzü ve tedarik güvenliğimizi daha da güçlendireceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Cari açık, temmuzda yıllıklandırılmış 40,7 milyar dolar oldu.<br /><br />Küresel ticarette belirsizliklerin ve maliyet baskılarının arttığı bu dönemde, ihracatçılarımız; ürün ve pazar çeşitliliği, güçlü üretim altyapısı ve değişen koşullara hızlı uyum kabiliyetiyle küresel pazarlardaki… <a href="https://t.co/1cGntXdYgZ">pic.twitter.com/1cGntXdYgZ</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2098360905394217286?ref_src=twsrc%5Etfw">September 11, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatcilarimizin-rekabet-gucunu-artiracak-adimlar-atmaya-devam-edecegiz-87317</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/mehmet-simsek-1770707941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ödemeler dengesi verileri hakkında açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Önümüzdeki dönemde ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak adımlar atmaya, yüksek teknolojili ve katma değerli üretimi güçlendirecek yapısal dönüşüm politikalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mega-metalden-yuzde-860-sermaye-artirimi-87314</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 14:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mega Metal&#039;den yüzde 860 sermaye artırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mega Metal Sanayi ve Ticaret AŞ'nin, sermaye yapısını güçlendirmeye yönelik adım attığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Mega Metal Sanayi ve Ticaret AŞ'nin yüzde 860 oranındaki bedelsiz sermaye artırımı başvurusu onayladı.</p>
<p>Buna göre, SPK onayı kapsamında şirketin mevcut 265 milyon lira tutarındaki çıkarılmış sermayesi, iç kaynaklardan karşılanmak üzere 2 milyar 279 milyon lira artırılacak. Sermaye artırımı sonrasında şirketin çıkarılmış sermayesi 2 milyar 544 milyon liraya ulaşacak.</p>
<p>Gerçekleştirilecek bedelsiz sermaye artırımı aracılığıyla şirketin sermaye yapısının mevcut ölçeği ve büyüme hedefleriyle uyumlu hale getirilmesi amaçlanıyor. Sermaye artırımının, şirketin kayıtlı sermaye tavanı içerisinde gerçekleştirilmesi planlanıyor. İşlemin tamamlanmasıyla şirketin çıkarılmış sermayesi yaklaşık 9,6 katına çıkacak.</p>
<p>İç kaynakların sermayeye aktarılması yoluyla gerçekleştirilecek işlemin, şirketin büyüme ve yatırım hedeflerini destekleyen finansal altyapısına katkı sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>Mega Metal Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Ali Turgut, bedelsiz sermaye artırımının şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli adımlarından biri olduğunu belirtti.</p>
<p>Yüzde 860 oranındaki bedelsiz sermaye artırımlarının SPK tarafından onaylanmasından memnuniyet duyduğunu aktaran Turgut, "Sermayemizi 265 milyon liradan 2 milyar 544 milyon liraya yükseltecek bu adım, şirketimizin güçlü finansal yapısını daha da pekiştirmesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliğinde." ifadesini kullandı.</p>
<p>Turgut, finansal altyapılarına katkı sağlayacak adımla operasyonel güçleri, üretim kapasiteleri ve rekabet güçlerini artırmaya odaklanacaklarını kaydederek, "Güçlenen sermaye yapımızın, büyüme ve yatırım hedeflerimizi destekleyeceğine inanıyoruz. Sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda önümüzdeki dönemde sektörümüzdeki konumumuzu güçlendirmeye ve paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mega-metalden-yuzde-860-sermaye-artirimi-87314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/4/1280x720/cuneyt-ali-turgut-1789125474.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mega Metal Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Ali Turgut, &quot;Sermayemizi 265 milyon liradan 2 milyar 544 milyon liraya yükseltecek bu adım, şirketimizin güçlü finansal yapısını daha da pekiştirmesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliğinde.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-turizm-ve-seyahat-gelirlerindeki-yukselisin-cari-dengedeki-iyilesmeyi-desteklemesi-bekleniyor-87312</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 14:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İhracat, turizm ve seyahat gelirlerindeki yükselişin cari dengedeki iyileşmeyi desteklemesi bekleniyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan temmuz ayına ait ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Türkiye'nin cari işlemler hesabında temmuzda 36 milyon dolarlık fazla verildiğine dikkati çeken Bolat, yıllıklandırılmış cari açığın 40,7 milyar dolar olduğunu bildirdi.</p>
<p>Bolat, yıllıklandırılmış altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında 27,8 milyar dolar fazla verildiğine işaret etti.</p>
<p>Hizmet ihracatının temmuzda yıllıklandırılmış bazda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,2 artışla 124,7 milyar dolara ulaştığını vurgulayan Bolat, yıllıklandırılmış bazda seyahat gelirlerinin söz konusu dönemde 60,3 milyar dolar, taşımacılık gelirlerinin ise 43,7 milyar dolar olduğunu kaydetti.</p>
<p>Bolat, jeopolitik gerilimlerin yeniden tırmanmasıyla fiyatlardaki artan oynaklığın, cari işlemler açığı üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğüne işaret ettiğini aktardı.</p>
<p>Yılın kalanında ihracattaki dayanıklı görünümün cari işlemler dengesini desteklemeyi sürdürmesinin beklendiğini belirten Bolat, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Cari işlemler açığının milli gelire oranının tarihsel ortalamaların altında seyretmesi öngörülüyor. OVP kapsamında, cari işlemler açığının önümüzdeki dönemde kademeli olarak azaltılması hedeflenmektedir. Programda, 2026 yılında 47,5 milyar dolar ve GSYH'nin yüzde 2,6'sı seviyesinde gerçekleşmesi öngörülen cari işlemler açığının, 2027'de de 38,5 milyar dolara ve GSYH'nin yüzde 1,9'una gerilemesi, izleyen dönemde ise bu iyileşmenin devam ederek cari açığın GSYH'ye oranının 2028'de yüzde 1,8'e, 2029'da yüzde 1,6'ya düşmesi öngörülmektedir. Program döneminde ihracattaki artışın sürmesi ile turizm ve seyahat gelirlerindeki yükselişin cari dengedeki iyileşmeyi desteklemesi beklenmektedir."</p>
<p><strong>"Kazanımların kalıcı hale getirilmesi temel önceliğimiz"</strong></p>
<p>Bolat, OVP'ye göre ihracatın 2029'da 316 milyar dolara yükselmesinin öngörüldüğünü, aynı dönemde turizm gelirlerinin 78,5 milyar dolara ulaşmasının beklendiğini bildirdi.</p>
<p>Mal ihracatını ise gelecek yıl 292 milyar dolara yükseltmeyi hedeflediklerine dikkati çeken Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"İhracatımızın ulaştığı seviye ve önümüzdeki döneme ilişkin görünüm, bu hedefe ulaşabileceğimize olan inancımızı güçlendirmektedir. Mal ve hizmetlerde katma değerli ihracata ve üretime dönük politikalarımızla programın son yılı olan 2029'da mal ve hizmetler ihracatı toplamını 450 milyar dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Bakanlık olarak ihracat destekleri, ticaret diplomasisi, pazar ve ürün çeşitlendirmesi ile ihracatı güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Mal ve hizmet ihracatındaki kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve dış ticaret dengesinin cari işlemler dengesine sürdürülebilir katkı sağlaması temel önceliğimiz olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu 'yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat' vizyonu kapsamında ülkemizi dünya ihracat liginde üst sıralara taşımak üzere gayretle çalışmalarımızı sürdürüyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-turizm-ve-seyahat-gelirlerindeki-yukselisin-cari-dengedeki-iyilesmeyi-desteklemesi-bekleniyor-87312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/bakan-bolat-1766914820.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OVP kapsamında, cari işlemler açığının kademeli olarak azaltılmasının hedeflendiğini belirten Ticaret Bakanı Ömer Bolat, &quot;Program döneminde ihracattaki artışın sürmesi ile turizm ve seyahat gelirlerindeki yükselişin cari dengedeki iyileşmeyi desteklemesi beklenmektedir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-87310</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 67 katılımcıyla gerçekleştirdiği eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay yüzde 2,08 olan eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi'nde (TÜFE) artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,12'ye çıktı. TÜFE'de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 29,43'ten yüzde 29,61'e, 12 ay sonrası için yüzde 23,69'dan yüzde 23,70'e ve 24 ay sonrası için ise yüzde 18,03'ten yüzde 18,32'ye yükseldi.</p>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,6567'den 51,5716'ya inerken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 57,4278'den 58,6049'a çıktı.</p>
<p>Bir önceki anket döneminde 50,2 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi 50,1 milyar dolara gerilerken, gelecek yıl için de 44 milyar 444 milyon dolardan 44 milyar 368 milyon dolara indi.</p>
<p><strong>Cari yıl için büyüme beklentisi geriledi</strong></p>
<p>Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi yüzde 3'e gerilerken, gelecek yıl için yüzde 4'ten yüzde 3,9'a indi.</p>
<p>Ankette TCMB'nin politika faizine ilişkin ilk toplantı beklentisi yüzde 37 olurken, ikinci toplantı beklentisi yüzde 36'ya, üçüncü toplantı beklentisi yüzde 35,07'ye, 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi de yüzde 29,22'ye geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-87310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/3/1280x720/enflasyon-alisveris-market-1741332569.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın, eylül ayı Piyasa Katılımcıları Anketi&#039;ne göre enflasyonda yıl sonu artış beklentisi yüzde 29,43&#039;ten yüzde 29,61&#039;e yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/odemeler-dengesi-temmuzda-36-milyon-dolar-fazla-verdi-87308</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 13:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ödemeler dengesi temmuzda 36 milyon dolar fazla verdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ödemeler dengesi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı temmuz ayında 5 milyar 579 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Yıllıklandırılmış verilere göre temmuz ayında cari açık yaklaşık 40,7 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret dengesi de 77,2 milyar dolar açık verdi.</p>
<p>Aynı dönemde hizmetler dengesi 63,5 milyar dolar fazla verirken, birincil gelir dengesi 25,2 milyar dolar, ikincil gelir dengesi ise 1,9 milyar dolar açık verdi.</p>
<p>Hizmetler dengesi kaynaklı net girişler temmuz ayında 8 milyar 228 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bu kalem altında taşımacılık hizmetlerinden 2 milyar 893 milyon dolarlık, seyahat kaleminden ise 5 milyar 968 milyon dolarlık net gelir elde edildi.</p>
<p><strong>Net efektif ve mevduatlar eksi 22,5 milyar</strong></p>
<p>yıllıklandırılmış cari açığın finansmanına net portföy yatırımları 6 milyar dolar, krediler 50,9 milyar dolar ve ticari krediler 400 milyon dolar katkı verirken, finansal türevler 5,1 milyar dolar, net doğrudan yatırımlar 300 milyon dolar, net efektif ve mevduatlar 22,5 milyar dolar negatif yönlü etki yaptı.</p>
<p>Merkez Bankasının döviz cinsinden net rezerv azalışı 31,5 milyar dolar oldu.</p>
<p>Temmuz ayında doğrudan yatırımlar kaynaklı net çıkışlar 514 milyon dolar olarak kaydedildi. Yurt dışı yerleşiklerin Türkiye'ye toplam doğrudan yatırımları 1 milyar 154 milyon dolar, yurt içi yerleşiklerin yurt dışındaki doğrudan yatırımları ise 640 milyon dolar arttı.</p>
<p>Gayrimenkul yatırımları incelendiğinde, yurt içi yerleşiklerin yurt dışında 169 milyon dolarlık gayrimenkul alımı, yurt dışı yerleşiklerin ise Türkiye'de 322 milyon dolarlık net gayrimenkul alımı yaptığı görüldü.</p>
<p>Portföy yatırımları temmuz ayında 5 milyar 841 milyon dolarlık net giriş kaydetti.</p>
<p>Yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi ve yatırım fonu piyasasında 1 milyar 969 milyon dolar, DİBS piyasasında ise 2 milyar 368 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.</p>
<p>Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, yurt dışı yerleşiklerin bankaların ihraçlarında 914 milyon dolarlık ve Genel Hükümet ihraçlarında 1 milyar 710 milyon dolarlık net alış, diğer sektör ihraçlarında ise 172 milyon dolarlık net satış yaptığı tespit edildi.</p>
<p>Yurt dışından kredi kullanımlarında temmuz ayında bankalar 1 milyar 713 milyon dolar, diğer sektörler ise 1 milyar 998 milyon dolar net kullanım gerçekleştirirken, Genel Hükümet 130 milyon dolar net geri ödeme yaptı.</p>
<p>Diğer yatırımlar altında, yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, Türk lirası cinsinden 74 milyon dolar ve yabancı para cinsinden 1 milyar 605 milyon dolar olmak üzere toplam 1 milyar 679 milyon dolarlık net artış kaydetti.</p>
<p>Resmi rezervlerde bu ay 14 milyar 252 milyon dolarlık net artış oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/odemeler-dengesi-temmuzda-36-milyon-dolar-fazla-verdi-87308</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/dolar-dollar-1782226601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın temmuz verilerine göre Türkiye&#039;nin cari işlemler hesabında 36 milyon dolarlık fazla verilirken, altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında da 4 milyar 972 milyon dolarlık fazla oluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-ciro-endeksinde-yillik-yuzde-302lik-artis-87307</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 13:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toplam ciro endeksinde yıllık yüzde 30,2&#039;lik artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ait ciro endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplam ciro endeksi, temmuzda aylık bazda yüzde 1,7 arttı.</p>
<p>Takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, aynı ayda yıllık bazda yüzde 30,2 yükseldi.</p>
<p><strong>Sanayi ve inşaat endeksleri</strong></p>
<p>Sanayide takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, temmuzda yıllık bazda yüzde 31,5 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi ciro endeksi de bir önceki aya göre yüzde 3 artış kaydetti.</p>
<p>İnşaat sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, temmuzda yıllık bazda yüzde 35,8, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış inşaat ciro endeksi de hazirana kıyasla yüzde 9,2 yükseldi.</p>
<p><strong>Ticaret ve hizmet endeksleri</strong></p>
<p>Takvim etkisinden arındırılmış ticaret ciro endeksi, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,7 artarken, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ciro endeksi de bir önceki ayla aynı kaldı.</p>
<p>Hizmet sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, temmuzda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 34,5, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış hizmet ciro endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,5 arttı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-ciro-endeksinde-yillik-yuzde-302lik-artis-87307</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/7/1280x720/insaat-muhendis-1789123237.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in temmuz verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, yıllık bazda yüzde 30,2 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakende-satis-yillik-yuzde-104-artti-87304</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 13:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Perakende satış yıllık yüzde 10,4 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temmuz ayına ait ticaret satış hacim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre ticaret satış hacmi, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 2,5 azaldı.</p>
<p>Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı satış hacmi yüzde 0,9, perakende ticaret satış hacmi yüzde 0,2 artış kaydetti. Toptan ticaret satış hacmi ise yüzde 4,5 geriledi.</p>
<p>Ticaret satış hacmi, temmuzda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6, motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı satış hacmi yüzde 9,8, toptan ticaret satış hacmi yüzde 4,2 düşerken perakende ticaret satış hacmi ise yüzde 10,4 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakende-satis-yillik-yuzde-104-artti-87304</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/7/1280x720/perakendecilerin-omnichanel-notu-100-uzerinden-46-oldu-1741935521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in temmuz verilerine göre ticaret satış hacmi, yıllık bazda yüzde 0,6 azalırken, perakende satış hacmi yüzde 10,4 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mukemmeliyet-muhru-alan-girisimlere-135-milyon-lira-yatirim-87311</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 13:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mükemmeliyet mührü alan girişimlere 1,35 milyon lira yatırım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, BİGG Yatırım Programı'nın 2026 yılı ikinci çağrısını başlattıklarını duyurdu. </p>
<p>Kacır, sosyal medya hesabından konuyla ilgili yaptığı paylaşımda, "TÜBİTAK, BİGG Yatırım Programı ile girişimci adaylarının teknoloji ve yenilik odaklı iş fikirlerini desteklemeye devam ediyor. Çağrı kapsamında mükemmeliyet mührü alan girişimler yüzde 3 hisse karşılığında 1 milyon 350 bin lira yatırım alabilecek. Türkiye'nin teknoloji ekosistemini güçlendirmeye, girişimcilerimizi desteklemeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Kacır, program için son başvuru tarihinin 30 Eylül olduğunu ve programın ayrıntılarına "https://tubitak.gov.tr/tr/duyuru/turkiyenin-ilk-yatirim-tabanli-girisimcilik-destek-programi-olan-bigg-yatirim-programinin-2026-2-cagrisi-acildi" internet adresinden ulaşılabileceğini bildirdi. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mukemmeliyet-muhru-alan-girisimlere-135-milyon-lira-yatirim-87311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/6/1280x720/sed-odemeleri-hesaplara-yatirildi-1747726940.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BİGG Yatırım Programı&#039;nın 2026 yılı 2. çağrısını başlattıklarını açıklayan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;Çağrı kapsamında mükemmeliyet mührü alan girişimler yüzde 3 hisse karşılığında 1 milyon 350 bin lira yatırım alabilecek.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/firmalara-8-ayda-224-milyar-lira-ceza-87309</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Firmalara 8 ayda 2,24 milyar lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, yılın ocak-ağustos dönemine ait piyasa denetim verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, vatandaşların ekonomik refahını bozacak, bununla birlikte iç piyasadaki istikrarlı seyri olumsuz etkileyecek, tüketicilerin arz ve talep dengesinde olumsuz etki yaratması muhtemel her türlü fiile karşı iç ticaret denetim birimleri tarafından denetimler uygulanıyor.</p>
<p>Bu kapsamda 2026 yılının 8 ayında yapılan kontroller neticesinde toplam 321 bin 911 firma ve 39 milyon 243 bin 67 ürün denetlenerek 2,24 milyar lira idari para cezası uygulandı.</p>
<p><strong>Fahiş fiyat ve stokçuluk denetimleri</strong></p>
<p>İç Ticaret Genel Müdürlüğünce otomotiv, stokçuluk, emlak, kuyum, fahiş fiyat, haksız ticari uygulamalar ve ödeme süreleri kapsamında yapılan denetimler neticesinde 54 bin 823 gerçek ve tüzel kişi denetlenerek aykırı fiillerde bulunan 5 bin 574 gerçek ve tüzel kişiye toplam 692 milyon 28 bin lira idari para cezası kesildi.</p>
<p>Fahiş fiyatlara ilişkin 399 milyon 546 bin lira, otomotiv sektörüne 142 milyon 630 bin lira, emlak sektörüne 39 milyon 28 bin lira, kuyum sektörüne ise 13 milyon 122 bin lira idari para cezası uygulandı.</p>
<p>Ticari elektronik ileti, çalışma saatleri ve lisanslı depolara ilişkin denetimlerde uygulanan idari para cezası miktarı ise 91 milyon 842 bin lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünce 85 milyon tüketicinin günlük hayatta hemen hemen her gün taraf olduğu sözleşmeler, reklam ve haksız ticari uygulamalar, ürün güvenliği kapsamında gerçekleştirilen kontrollerde 2026 yılının 8 ayında 37 bin 445 gerçek ve tüzel kişi denetlenerek aykırı eylemlerde bulunan 1342 gerçek ve tüzel kişiye toplamda 771 milyon 93 bin lira idari para cezası uygulandı.</p>
<p>Denetimlerde ön ödemeli konut satışları, abonelik ve mesafeli satış sözleşmeleri, taksitli satış ödemeleri, paket tur ve devre tatil gibi tüketicilerin taraf olduğu sözleşmelerdeki aykırılıklardan dolayı 540 milyon 144 bin lira, reklam ve haksız ticari uygulama denetimleri kapsamında 218 milyon 478 bin lira, piyasa gözetimi ve denetimi faaliyetleri kapsamındaki ürün güvenliği denetimlerinde aykırı bulunan fiiller için ise 12 milyon 471 bin lira idari para cezası kesildi.</p>
<p><strong>Ankara'da 14,5 milyon ürün denetlendi</strong></p>
<p>Ticaret il müdürlükleri aracılığıyla yapılan kontrollerde de 229 bin 643 firma denetlendi, 47 bin 474 firmaya 777 milyon 631 bin lira idari para cezası uygulandı.</p>
<p>Denetimlerde İstanbul'da aykırılık tespit edilen 123 bin 759 ürünle ilgili 578 milyon 534 bin lira ceza kesildi.</p>
<p>Ankara'da 14 milyon 514 bin 943, İstanbul'da 5 milyon 151 bin 297 ve Antalya'da 4 milyon 425 bin 23 ürün denetlendi.</p>
<p>Bakanlığın merkez ve taşra teşkilatı tarafından gerçekleştirilen iç ticarete ilişkin denetim faaliyetleri kapsamında toplam 39 bin 758 firma ile 4 milyon 964 bin 776 ürün incelendi, iş ve işlemlerinde mevzuata aykırılık tespit edilen 8 bin 951 işletmeye toplam 366 milyon 584 bin lira idari para cezası kesildi.</p>
<p>Rekabet Kurumu tarafından yapılan çalışmalar kapsamında 2025 yılında toplam 227 firmaya 13 milyar 230 milyon 770 bin lira idari para cezası uygulandı, 2026 yılının 8 ayında başta iş gücü piyasaları, bilişim teknolojileri ve platform hizmetleri, otomotiv sektörü ve gıda endüstrisi alanlarında faaliyet gösteren 248 firmaya 19 milyar 700 milyon lira idari para cezası kesildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/firmalara-8-ayda-224-milyar-lira-ceza-87309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/market-denetim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, piyasa dengesini olumsuz etkileyecek uygulamaların önüne geçmek amacıyla yapılan firma denetimlerinde 2,24 milyar lira ceza uygulandığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeni-50-ile-5-tllik-banknotlar-tedavule-verildi-87302</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni 50 ile 5 TL&#039;lik banknotlar tedavüle girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yeni banknotların tedavüle çıkarılmasına ilişkin duyuru yayımladı.</p>
<p>Duyuruda, 1211 sayılı Kanun'un TCMB'ye verdiği yetkiye dayanarak, E9 Emisyon Grubu 9. tertip 50 TL ve 8. tertip 5 TL banknotların bugünden itibaren tedavüle verileceği bildirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa3d7ec81a72-1789122540.jpg" alt="" width="500" height="475" />Halen tedavülde bulunan E9 Emisyon Grubu önceki tertip banknotlara kıyasla, 9. tertip 50 TL ve 8. tertip 5 TL banknotlardaki imzaların Başkan Dr. Fatih Karahan ile birlikte, 50 TL banknotlarda Başkan Yardımcısı Dr. Gazi İshak Kara'ya, 5 TL banknotlarda Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Fatma Özkul'a ait olacak şekilde yeniden düzenlendiği belirtilen duyuruda, "Söz konusu banknotlar, üzerindeki imzalar dışında boyutları, ön ve arka yüz kompozisyonları ile genel nitelik ve görünümleri bakımından önceki tertiplerle tamamen aynıdır. Yeni tertip banknotlar önceki tertip banknotlar ile birlikte tedavül edecektir." denildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeni-50-ile-5-tllik-banknotlar-tedavule-verildi-87302</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/7/3/1280x720/banka-atm-para-cekme-1754560131.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, E9 Emisyon Grubu 9. tertip 50 TL ve 8. tertip 5 TL banknotların tedavüle girdiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/osb-sayisi-373e-yukseldi-87306</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> OSB sayısı 373&#039;e yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Balıkesir'de kurulan Kepsut Organize Sanayi Bölgesi (OSB) sayısının 373'e ulaştığını duyurdu. </p>
<p>Sosyal hesabından paylaşım yapan Kacır, Türkiye'nin planlı sanayi alanlarını büyütmeye devam ettiklerini belirterek, "Kepsut OSB, Balıkesir'imize, ülkemize hayırlı olsun. 2002'de 191 olan OSB sayısı bugün 373'e, OSB'lerde istihdam 415 binden 2 milyon 700 bin kişiye ulaştı. OSB'leri çevre dostu, yüksek teknoloji ve katma değer odaklı üretim merkezleri haline getirdik. Sanayicimizi desteklemeyi, Türkiye'ye değer katan müteşebbislerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/osb-sayisi-373e-yukseldi-87306</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/7/1280x720/kacir-1765361401.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;Kepsut OSB, Balıkesir&#039;imize, ülkemize hayırlı olsun. 2002&#039;de 191 olan OSB sayısı bugün 373&#039;e, OSB&#039;lerde istihdam 415 binden 2 milyon 700 bin kişiye ulaştı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mng-hava-yollari-uzak-doguya-aciliyor-87290</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> MNG Havayolları Uzak Doğu’ya açılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>MNG Havayolları'nın Hong Kong Uluslararası Havalimanı (HKIA), 9 Eylül 2026 tarihinde Hong Kong’da düzenlenen Belt and Road Summit kapsamında, hava kargo bağlantılarını geliştirmek ve havacılık alanındaki iş birliklerini güçlendirmek amacıyla Mutabakat Anlaşması (MoU) imzaladığı bildirildi.</p>
<p>İmza törenine, MNG Havayolları CEO’su Ali Sedat Özkazanç ve Hong Kong Havalimanı otoritesi CEO’su Vivian Cheung ile Belt and Road Sorumlusu Nicolas Ho Lik-chi de katıldı.</p>
<p>Açıklamaya göre, iş birliği kapsamında MNG Havayolları ve HKIA hava bağlantılarının geliştirilmesi, operasyonel verimlilik ve hizmet kalitesinin artırılması, yönetim deneyimi ve bilgi paylaşımı ile sürdürülebilirlik alanlarında ortak çalışmalar yürütülecek. Taraflar ayrıca Hong Kong Uluslararası Havacılık Akademisi’nin eğitim programları aracılığıyla yetenek gelişimini de desteklenecek.</p>
<p>MNG Havayolları CEO’su Ali Sedat Özkazanç, Hong Kong’un, küresel hava kargo taşımacılığının en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, ‘’Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile attığımız bu adımın, Türkiye ile Asya arasındaki hava kargo bağlantılarının gelişimine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. MNG Havayolları olarak operasyonel gücümüz, esnek hizmet anlayışımız ve genişleyen uçuş ağımızla müşterilerimize sunduğumuz çözümleri geliştirirken, küresel pazarlardaki varlığımızı da güçlendirmeye devam ediyoruz’’ dedi.  </p>
<p>HKIA CEO’su Vivian Cheung de,  Mart 2026 itibarıyla HKIA’nın, 41 Belt and Road bölgesindeki 78 havalimanına bağlantı sağladığına dikkat çekti. Cheung, ‘’Belt and Road ülkeleriyle havacılık alanındaki ilişkilerimizi daha ileriye taşımaktan ve HKIA’nın uluslararası bir havacılık merkezi olarak konumunu pekiştirmekten memnuniyet duyuyoruz” diye konuştu.</p>
<p>İstanbul Havalimanı merkezli operasyonlarını sürdüren Türkiye’nin ilk özel kargo havayolu MNG Havayolları, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da 60’tan fazla destinasyona kargo uçuşları gerçekleştiriyor. Türkiye ile Hong Kong arasında haftada 8 ila 10 uçuş gerçekleştiren şirket, bu hatta artan talebi karşılamak üzere uçuş frekansını artırmayı hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mng-hava-yollari-uzak-doguya-aciliyor-87290</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/0/1280x720/mng-hava-yollari-uzak-doguya-aciliyor-1789113550.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MNG Havayolları kargo taşımacılığında Uzak Doğu pazarında yeni iş birlikleri oluşturmak amacıyla Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile mutabakat anlaşması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-ilk-sifir-atik-osbsi-kuruluyor-87321</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hisarcıklıoğlu: Duvara değil köprülere ihtiyacımız var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Sanayi Odası’nın (ASO) geleneksel olarak düzenlediği ve Ankara’da görev yapan diplomatik misyonların temsilcilerine yönelik yapılan Büyükelçiler Resepsiyonu yapıldı. Ankara’nın Cumhuriyet tarihi mekanlarından Etnografya Müzesi bahçesindeki resepsiyona, çok sayıda büyükelçi ve yabancı ülke misyonlarının temsilcileri yanında, iş ve siyaset dünyasının önde gelen isimleri katıldı. Resepsiyonda, ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye’nin ilk sıfır atık organize sanayi bölgesini kurmak için harekete geçtiklerini duyururken, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu dünyanın enerji, gıda, iklim ve teknoloji dönüşümüyle yeni bir düzen kurulduğunu, iş dünyasının bu dönemde barış ve istikrar beklediğini vurguladı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de  bakanlık olarak iş dünyasının yurt dışı faaliyetlerine destek verdiklerini kaydetti. Resepsiyona TBMM Savunma Komisyonu Başkanı, Eski Genelkurmay Başkanı ve Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş da katıldı.</p>
<p><strong>"Ankara sıfır atık sanayicilikte de öne çıkıyor"</strong></p>
<p>ASO Başkanı Seyit Ardıç ve yönetim kurulu üyeleri tarafından konukların karşılanmasının ardından resepsiyonun açılış konuşmasını yapan ASO Başkanı Seyit Ardıç, Basra Körfezi’nin Irak ve Türkiye üzerinden Avrupa ile diğer coğrafyalara bağlanmasını sağlayacak Kalkınma Yolu başta olmak üzere, lojistik ağlarının Ankara’da kesiştiğini vurgulayarak, ekonomik kararların artık maliyet ve verimlilik yanında, güvenlik, tedarik sürekliliği, stratejik bağımlılığın azaltılması ve jeopolitik güvenliğin de dikkate alınarak verildiğini hatırlattı. Türkiye’nin ve Ankara’nın bu bağlamda coğrafi konumuyla öne çıktığını, Türkiye’nin ülke olarak güç merkezleri arasında özel bir konumda bulunduğunu vurgulayarak, “Orta Asya'nın enerji ve ham madde kaynaklarına yakınlığı, Türk dünyasıyla derinleşen bağları, Orta Doğu pazarlarına erişimi ve Güney Asya'ya uzanan bağlantıları Türkiye'ye geniş bir ekonomik hareket alanı sağlamaktadır. Türkiye'nin bu konumunu güçlendiren unsurlardan biri de jeostratejik konumudur. Çin ve Orta Asya'yı Avrupa'ya bağlayan Orta Koridor ile Basra Körfezi'nden Avrupa'ya uzanacak Kalkınma Yolu'nun Türkiye'de kesişmesi, ülkemizi ticaret ve lojistik ağlarının doğal merkezlerinden biri haline getirmektedir" dedi.</p>
<p>Ankara’nın 15 OSB, 11 teknoloji geliştirme merkezi, 22 üniversite, 168 AR-GE, 39 tasarım merkeziyle güçlü bir teknolojik kapasiteye sahip, yıllık yaklaşık 20 milyar dolarlık ihracatı içinde yüzde 13 yüksek teknolojili ürün ile Türkiye ortalamasının çok üzerinde bir seviyeye ulaştığını hatırlatan Ardıç, savunma sanayisinde merkez konumda bulunduğunu anlattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himaye ettiği Sıfır Atık hareketinin sanayi kesiminde de uygulanması için bir proje başlattıklarını belirten Seyit Ardıç, Türkiye’nin ilk sıfır atık OSB’sini kurmak için harekete geçtiklerini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>“Yaklaşık 5 milyon metrekarelik alanda kurulacak ve 250 civarında firmaya ev sahipliği yapacak ASO Döngüsel Sanayi ve Sıfır Atık OSB'de bir işletmenin firesi, atık ısısı ve suyu başka bir işletmenin girdisine dönüşecek, kaynaklar bölge ölçeğinde verimli biçimde yönetilecektir. Endüstriyel simbiyoz, kaynak verimliliği, Sıfır Atık ve Yeşil OSB ilkelerine dayanacak bu modeli bir çevre projesinin ötesinde, ihracat pazarlarımızı koruyacak, kaynak güvenliğini güçlendirecek ve yeşil finansmana erişimi destekleyecek bir sanayi rekabet altyapısı olarak görüyoruz."</p>
<p><strong>Gümrük Birliği güncellemesi ve iş dünyasının yaşadığı seyahat sorunları gündeme geldi</strong></p>
<p>Büyükelçi ve misyon temsilcilerine yönelik olarak ise Seyit Ardıç konuşmasında iş insanlarının yaşadığı vize sorununun çözüme kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi. Türkiye’nin ana ihracat pazarı ve en büyük dış ticaret ortağı durumundaki Avrupa Birliği ile uygulamadaki Gümrük Birliği’nin yenilenmesi ihtiyacını belirten Ardıç, “30 yılı geride bırakan Gümrük Birliği'nin günümüz ticaretinin ihtiyaçlarına göre güncellenmesi, Türkiye kadar Avrupa Birliği'nin de yararınadır. Vize süreçleri ise iş dünyamızın önündeki en büyük engellerden biri haline gelmiştir. Avrupa ile böylesine güçlü ekonomik bağlara sahip sanayicilerimizin, vize sorunu nedeniyle iş seyahatlerini dahi planlayamaması, karşılıklı ticaretimizin ulaştığı düzeyle bağdaşmıyor. Artık bu iki başlıkta somut adımlar atılması için güçlü desteğinizi bekliyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Hisarcıklıoğlu: Sanayici barış, istikrar ve öngörülebilirlik ister</strong></p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu geleneksel ASO Büyükelçiler Resepsiyonunda yaptığı konuşmada, mega trendlere işaret ederek, dünyanın yeni bir düzen oluşturduğunu söyledi. Hisarcıklıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Jeopolitik çatışmalar, korumacılık, tedarik zinciri kırılganlıkları küresel büyümeyi tehdit ediyor. Enerji, gıda, iklim ve teknolojilerdeki dönüşüm yeni bir düzen kurmaktadır. Böyle bir dönemde iş dünyamızın beklentisi açıktır, barış, istikrar ve öngörülebilirlik isteriz. Duvarlara değil köprülere ihtiyacımız var. Türkiye de bu köprülerden biridir. Stratejik konumu, güçlü sanayisi ve girişimci insan kaynağıyla bu rolü Türkiye hak etmektedir.”</p>
<p>Türk sanayicilerin, başta Avrupa olmak üzere, dünya değer zincirinin güvenilir bir parçası olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, TOBB’un farklı coğrafyalardaki iş dünyaları arasında bu bağlamda köprüler kuran bir kuruluş olduğunu anlattı.  TOBB Başkanı, Türk müteahhitlerin uluslararası alanda yaptığı başarılı işleri de hatırlattı.</p>
<p><strong>“COP31 Türkiye toplantısına Büyükelçilerin desteğini önemsiyoruz” </strong></p>
<p>Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı 9 Kasım’da başlayacak COP31 toplantılarının hazırlıklarının sürdüğünü, TOBB’un COP31’in özel sektör temsilcisi olduğunu hatırlatan Hisarcıklıoğlu, iş dünyasını bu küresel sürecin aktif bir parçası haline getirmek istediklerini bildirdi. Büyükelçilerin desteğini önemsediklerini belirten Hisarcıklıoğlu, “Ülkeleri, iş dünyası kuruluşlarını ve şirketlerini, COP31 çalışmalarına davet ediyoruz. Karşılıklı ticaret ve yatırımı artırmanın en somut yolu bu ortak çalışmadır. Devletler, diplomasi ve iş dünyasıyla da birlikte çalışmalı. Türk iş dünyası olarak üretmeye ve yatırım yapmaya devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p><strong>Hacı Ali Özel: Türk iş dünyasına destek veriyoruz</strong></p>
<p>Resepsiyonda bir konuşma yapan Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel de iş dünyası ile diplomatları buluşturan etkinliğin önemine dikkat çekti. Türkiye’nin üretim, girişimcilik ruhu ve geniş coğrafyalardaki ekonomik bağlarının bulunduğunu vurgulayan Hacı Ali Özel, diplomatik ve ekonomik aktörlerin işbirliğinin önemini belirterek, “Bu etkinlik, diplomasinin yalnızca devletler arasındaki ilişkilerden ibaret olmadığını, ekonomik ilişkilerimizin, ticaretimizin, yatırımlarımızın ve girişimcilerimizin de dış politikamızın önemli birer unsuru olduğunu bir kez daha gösterdi” dedi.  Özel, “Bakanlık olarak biz de iş dünyamızın önünü açan, ticaret ve yatırım ilişkilerimizi güçlendiren ve Türk girişimcilerimizin yurt dışındaki faaliyetlerine katkı sağlayan bir diplomasi anlayışını kararlılıkla sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Resepsiyon, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kent Orkestrası’nın konseriyle devam etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-ilk-sifir-atik-osbsi-kuruluyor-87321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/1/1280x720/58-1789131614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, “Jeopolitik çatışmalar, korumacılık, tedarik zinciri kırılganlıkları küresel büyümeyi tehdit ediyor. Enerji, gıda, iklim ve teknolojilerdeki dönüşüm yeni bir düzen kurmaktadır. Böyle bir dönemde iş dünyamızın beklentisi açıktır, barış, istikrar ve öngörülebilirlik isteriz. Duvarlara değil köprülere ihtiyacımız var. Türkiye de bu köprülerden biridir. Stratejik konumu, güçlü sanayisi ve girişimci insan kaynağıyla bu rolü Türkiye hak etmektedir.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/otomotiv/otomotivde-ihracatin-rotasi-ticariye-dondu-87280</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 09:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotivde ihracatın rotası ticariye döndü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye otomotiv endüstrisi, ağustosta 2 milyar 791 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,3 büyüdü. 2,79 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin toplam ihracatından yüzde 11,9 pay alan otomotiv sektörü, liderliğini korudu. Ocak-ağustos döneminde ise sektörün ihracatı yüzde 2,5 artışla 27 milyar 211 milyon dolara yükseldi. Ancak sektörün ihracat performansında ürün grupları arasındaki farklılaşma belirginleşti. Ağustosta binek otomobil ihracatı yüzde 11 düşerek 626 milyon dolara gerilerken, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıt ihracatı yüzde 43 artışla 521 milyon dolara, çekici ihracatı ise yüzde 45 artışla 184 milyon dolara çıktı. Otobüs, minibüs ve midibüs ihracatı da yüzde 31 gerileyerek 189 milyon dolar oldu. Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kemal Yazıcı, “Euro/TL kur artışı enflasyona göre çok geride kalıyor, satışımız döviz ile ama giderlerimizin önemli bir kısmı TL bazında ve uzun süredir artarak devam eden €/TL ile enflasyon arasındaki fark tüm ihracatçıları olumsuz etkiliyor” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa39edf5c218-1789107935.jpeg" alt="" width="444" height="389" /></p>
<h2>Ticari araçlar öne çıktı</h2>
<p>İlk sekiz aylık performans da benzer bir tabloyu ortaya koydu. Bu dönemde binek otomobil ihracatı yüzde 7 azalarak 7 milyar 635 milyon dolara inerken, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıt ihracatı yüzde 8,5 artışla 4 milyar 883 milyon dolara, çekici ihracatı yüzde 20 artışla 1 milyar 439 milyon dolara yükseldi. Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı da yüzde 5 artarak 2 milyar 178 milyon dolara ulaştı. Otomotiv ihracatının en büyük kalemini oluşturan tedarik endüstrisinde ise ağustosta yüzde 1'lik düşüşle 1 milyar 208 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Buna karşın ocak-ağustos döneminde tedarik sanayinin ihracatı yüzde 4 artarak 10 milyar 677 milyon dolara ulaştı ve toplam otomotiv ihracatından yüzde 39,2 pay aldı. </p>
<h2>İngiltere ve Hollanda pazarlarında güçlü artış</h2>
<p>Ağustos ayında otomotiv ihracatında ilk 10 pazardan 7'sinde artış kaydedildi. Birleşik Krallık'a ihracat yüzde 30 artışla 305 milyon dolara çıkarken, Hollanda'ya ihracat yüzde 107 artış göstererek dikkat çekti. Almanya ise 489 milyon dolarla en fazla ihracat yapılan ülke olmasına rağmen bu pazara yönelik ihracat yüzde 2 geriledi. Fransa'ya ihracat yüzde 3 artışla 288 milyon dolara yükseldi. Ocak-ağustos döneminde Almanya 4 milyar 441 milyon dolarla ilk sıradaki pazar olurken, Fransa 3 milyar 316 milyon dolar, İtalya ise 2 milyar 442 milyon dolarlık ihracatla takip etti. Birleşik Krallık'a ihracat ise yılın ilk sekiz ayında yüzde 9 gerileyerek 2 milyar 475 milyon dolar oldu. Ocak-ağustos döneminde AB'ye otomotiv ihracatı yüzde 5 artışla 20 milyar 60 milyon dolara yükseldi ve toplam ihracatın yüzde 73,7'sini oluşturdu. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/otomotiv/otomotivde-ihracatin-rotasi-ticariye-dondu-87280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/0/1280x720/otomotivde-ihracatin-rotasi-ticariye-dondu-1789107961.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye otomotiv endüstrisinin ağustos ihracatı yüzde 2,3 artışla 2,79 milyar dolara yükselirken, ürün gruplarındaki ayrışma dikkat çekti. Binek otomobil ihracatı yüzde 11 gerilerken, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar yüzde 43, çekiciler yüzde 45 arttı. İlk sekiz ayda otomotiv ihracatı 27,2 milyar dolara ulaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/irana-25-milyar-dolarlik-gizli-cin-koridoru-87275</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran’a 2.5 milyar dolarlık gizli Çin koridoru</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aa3924d6b674-1789104717.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>İran'a yönelik milyarlarca dolarlık ABD yaptırımları, Çin ile ticaretin önünü kesmek yerine iki ülke arasında alternatif bir finansman koridorunun oluşmasına yol açtı. Tahran, petrolünü Çin'e satıyor; karşılığında elde ettiği geliri doğrudan ödeme yapmak yerine Çin'den mal ve hizmet alımında kullanılabilecek krediye dönüştürüyor. Böylece İran uluslararası bankacılık sistemine ihtiyaç duymadan ithalatını sürdürüyor.</p>
<p>Sistem yalnızca ticari mallarla sınırlı değil. Reuters’ın ulaştığı İranlı kaynaklar ve konuya yakın kişiler, mekanizmanın son bir yıl içinde İran’a milyonlarca dolar değerinde hava savunma ekipmanı tedarikiyle bağlantılı sözleşmelerde de en az bir kez kullanıldığını öne sürüyor.. Çin Dışişleri Bakanlığı ise söz konusu mekanizmadan haberdar olmadığını açıkladı.</p>
<h2>Petrol parası mal olarak dönüyor </h2>
<p>Mekanizmanın merkezinde İran petrolünün Çin ithalatı karşılığında krediye dönüştürülmesi bulunuyor. ABD yaptırımları nedeniyle İran’ın uluslararası bankacılık kanallarına erişiminin sınırlı olması, Tahran’ı alternatif ödeme sistemlerine yöneltti.</p>
<p>Kaynaklara göre Çin devlet petrol şirketi Zhuhai Zhenrong adına hareket eden bir alıcı, en azından bu yıla kadar Çin merkezli ve kamuoyunda fazla bilinmeyen ChuXin adlı bir finans kuruluşuna aylık yüz milyonlarca dolar yatırdı. Bu kaynakların daha sonra Çinli ihracatçılara ve İran’daki altyapı projelerinde çalışan şirketlere aktarılması sağlandı.</p>
<p>Kaynaklar, bu mekanizma üzerinden geçen İran petrol gelirlerinin yaklaşık yüzde 70’inin altyapı projelerine yönlendirildiğini, kalan bölümün ise İran’a mal satan şirketlerin ödemelerinde kullanıldığını belirtiyor. Son bir yılda özel amaçlı şirket üzerinden 2-2,5 milyar dolar arasında para akışı gerçekleştiği tahmin ediliyor. Ancak söz konusu finans kuruluşları ve yapıların bazılarının Çin’deki resmi şirket kayıtlarında doğrulanamadığı belirtiliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÇİN İNDİRİMLİ PETROLÜ İRAN İSE İTHALATI GARANTİLİYOR</span></h2>
<p>Bu düzenleme iki taraf için de ekonomik avantaj sağlıyor. İran, dolar ve uluslararası bankacılık sistemine doğrudan ihtiyaç duymadan ithalat yapabilirken Çin, yaptırımlı İran petrolüne erişimini sürdürüyor. Kpler verilerine göre Çin, 2025’te İran’ın deniz yoluyla ihraç ettiği petrolün yüzde 80’den fazlasını, günde ortalama 1,4 milyon varili satın aldı. İran'ın Çin'den aldığı ürünler arasında ilaç, araç ve iletişim ekipmanları bulunuyor. Üreticilerin önemli bölümünün İran’la doğrudan ticaret yapmadığı, dolayısıyla yaptırımları ihlal ettiklerine dair bir göstergenin bulunmadığı belirtiliyor. Bu yapı, iki ülkenin yıllardır geliştirdiği ekonomik ortaklığın da yeni bir boyutunu ortaya koyuyor. Çin ve İran 2021’de enerji ve altyapı başta olmak üzere birçok sektörü kapsayan 25 yıllık stratejik ortaklık anlaşması imzalamıştı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/irana-25-milyar-dolarlik-gizli-cin-koridoru-87275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/8/1280x720/iran-harita-1779689007.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD yaptırımları İran’ın Çin’den mal almasını durduramadı. Tahran, petrol gelirlerini krediye çevirerek ilaçtan otomobile, iletişim ekipmanından altyapıya kadar Çin mallarını finansal sistemin dışından ülkeye sokuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-ve-lojistik-haric-hizmette-acik-buyuyor-87273</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm ve lojistik hariç ‘hizmet’te açık büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisinin 2016–2025 döneminde dış ticaret dengesinin en güçlü dayanaklarından biri hizmet sektörü oldu. TÜİK Uluslararası Hizmet Ticareti İstatistikleri’ne göre, hizmet ihracatı 2016’daki 51,38 milyar dolardan yüzde 143 artışla 2025’te 124,88 milyar dolara çıktı. Hizmet ithalatı da yüzde 138 artarak 26 milyar dolardan 61,89 milyar dolara yükseldi. Böylece hizmet ticaretindeki net fazla 25,38 milyar dolardan 62,99 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>Son 10 yıldaki büyümenin yükünü seyahat ve taşımacılık sırtladı. Seyahat ihracatı 23,79 milyar dolardan 60,04 milyar dolara, net fazla 18,81 milyar dolardan 51,07 milyar dolara çıktı. Taşımacılık ihracatı da 19,73 milyar dolardan 42,57 milyar dolara, net fazla 12,68 milyar dolardan 22,79 milyar dolara yükseldi. İki kalem 2025’te toplam hizmet ihracatının yüzde 82,2’sini oluşturdu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa390c2b7e9c-1789104322.png" alt="" width="355" height="322" />Ancak turizm ve lojistik hariç tutulduğunda açık büyüdü. Bu iki sektör dışarıda bırakıldığında 2016’da 6,11 milyar dolar olan hizmet ticareti açığı, 2025’te yüzde 77,9 artışla 10,87 milyar dolara çıktı. 2016–2023 döneminde 5,3–6,6 milyar dolar bandında seyreden açık, 2024’te 7,74 milyar dolara, 2025’te 10,87 milyar dolara yükseldi.</p>
<h2>Katma değerli kalemlerde açık derinleşti </h2>
<p>Katma değerli ve teknoloji odaklı kalemlerde açık daha belirgin. Lisans, patent, marka ve yazılım kullanım ödemelerini içeren fikri mülkiyet haklarında net açık 2016’daki 1,79 milyar dolardan yüzde 135,8 artışla 2025’te 4,23 milyar dolara çıktı. Sigorta ve emeklilik hizmetlerinde açık 1,06 milyar dolardan 2,52 milyar dolara, danışmanlık ve Ar-Ge gibi alanları kapsayan diğer iş hizmetlerinde ise 2,60 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>Tek olumlu ayrışma telekomünikasyon, bilgisayar ve bilgi hizmetlerinde görüldü. Yazılım ve bilişim ihracatı 2016’daki 1,05 milyar dolardan yüzde 537,8 artışla 2025’te 6,72 milyar dolara yükseldi. Böylece sektördeki kronik dış ticaret açığı kapanma noktasına geldi.</p>
<h2>En fazla ihracat ABD’ye </h2>
<p>Seyahat hariç ülke bazlı hizmet ticaretinde en fazla ihracat ABD’ye yapıldı. ABD’ye hizmet ihracatı 2016’daki 2,22 milyar dolardan 2025’te 8,34 milyar dolara çıktı. Almanya 7,45 milyar dolarla ikinci, Birleşik Krallık 4,3 milyar dolarla üçüncü, Rusya 3,2 milyar dolarla dördüncü sırada yer aldı. Türkiye’nin ABD’ye karşı net hizmet ticareti fazlası 228,7 milyon dolardan 3,96 milyar dolara, Almanya ile net fazla ise 3,25 milyar dolara yükseldi.</p>
<h2>İthalatta İrlanda zirveden inmiyor </h2>
<p>İthalatta ilk sırayı 6,67 milyar dolarla İrlanda aldı. Onu 4,80 milyar dolarla Birleşik Krallık ve 4,38 milyar dolarla ABD izledi. Türkiye’nin seyahat hariç en büyük hizmet ticareti açığı 5,46 milyar dolarla İrlanda’ya karşı verildi. Bunda Google, Apple, Meta ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin Avrupa merkezlerinin İrlanda’da bulunması ve Türkiye’den yapılan yazılım, bulut ve dijital reklam ödemelerinin bu ülkeye yazılması etkili oldu. Türk deniz ticaret filosunun uluslararası tescilde kullandığı ‘elverişli bayrak’ uygulamaları nedeniyle de Liberya’ya karşı 1,79 milyar dolar, Panama’ya karşı 1,32 milyar dolar net hizmet ticareti açığı oluştu. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-ve-lojistik-haric-hizmette-acik-buyuyor-87273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/ihracat-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin hizmet ihracatı son 10 yılda yüzde 143 artarak 125 milyar dolara dayanırken, hizmet dengesindeki net fazla yüzde 148 yükselişle 63 milyar dolara yaklaştı. Ancak turizm ve taşımacılık 74 milyar dolarlık net fazla üretirken, bu iki sektör çıkarıldığında Türkiye hizmet ticaretinde 11 milyar dolar açık verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-87315</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GEBZESİAD, GTO seçimlerinde Aslantaş’a destek verecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ADEM ADIGÜZEL/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası’nda (GTO) 3 Kasımda gerçekleşecek seçimler öncesinde iş dünyasının seçimlere ilişkin tutumu netleşmeye başlıyor. 415 üye ile faaliyet gösteren Gebze Sanayici ve İş Adamları Derneği (GEBZESİAD), düzenlediği basın toplantısıyla mevcut GTO Başkanı Abdurrahman Aslantaş’a destek vereceğini açıkladı.</p>
<p>Kente değer katma hedeflerinin temelinde gelecek nesillere daha iyi yaşam ve çalışma koşulları bırakmak olduğunu belirten GEBZESİAD Başkanı Muhammet Cihat Demirtaş, “Bizim hayalimiz ve hedefimiz bu kente değer katmak. Kente değer katmaktan kastımız, gençlerimizin daha iyi iş bulabilmesi, çocuklarımızın daha güzel ve kaliteli ortamlarda yaşayabilmesi. İş insanları olarak hepimizin ortak amacı, gelecek nesillere daha güzel yarınlar bırakmak” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kentte sürdürülebilir başarının dürüstlük ve liyakatle mümkün olacağını söyleyen Demirtaş, “Herkes kendi yaptığı işi çok iyi yapmalı ve çok dürüst olmalı. Gelecek, dürüst insanların elinde olmalı. Liyakat sahibi insanlar olarak hareket ettiğimizde daha başarılı olabileceğimiz açık. Sadece para kazanma odaklı hareket eden firmaların zaman içerisinde kaybolduğunu görüyoruz. Ancak kendisini kente, geleceğine ve çocuklarına karşı aidiyet duygusuyla konumlandıran, işini dürüst yapan insanlar ve kuruluşlar kalıcı oluyor ve kurumsallaşarak daha güçlü hale geliyor” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/09/11/whatsapp-image-2026-09-11-at-10-s8d2.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>“Kente güç katacak yöneticilere ihtiyaç var”</h2>
<p>Gebze Ticaret Odası Başkanlığı seçimlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Demirtaş, mevcut başkan Abdurrahman Aslantaş’a destek verdiklerini açıkladı. Demirtaş, “Abdurrahman Aslantaş mevcut başkanlığa seçimle değil, yönetim içerisindeki bir seçimle geldi. Biz onun bütün üyelerin, ticaret yapanların ve ticaret ehlinin arasından seçimle gelerek bu kente güzel bir vizyonla değer katmasını istiyoruz. Bu anlamda bizim de kendisine destek olmamız gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Gebze’nin en büyük ihtiyacı fuar merkezi”</h2>
<p>Demirtaş, GTO’nun yeni hizmet binasının yanı sıra Gebze’ye kazandırılacak bir fuar merkezinin de bölge ticaretine önemli katkı sağlayacağını söyledi. Demirtaş, “GTO’nun yeni hizmet binasının ardından bu kente en fazla yakışacak ve ihtiyaç duyulan yatırımlardan birinin fuar merkezi olduğunu düşünüyorum. Gebze Ticaret Odası olarak bu kente bir fuar merkezi kazandırmak önde gelen hedefimiz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Fuar merkezinin Gebze’deki işletmeler arasındaki ticari ilişkileri güçlendireceğini vurgulayan Demirtaş, “Gebze’de 10 OSB’miz ve binlerce fabrikamız var. Ancak bu fabrikaların önemli bir bölümü kendi aralarında ve kent ekonomisiyle yeterince ticaret yapmıyor. Bu ticareti Gebze’ye kazandırmak için atılabilecek en önemli adımlardan biri fuar merkezi olacaktır. Burada fabrikalarımızı, firmalarımızı ve ticaret erbabımızı bir araya getirerek birbirlerini daha hızlı tanımalarını sağlayabiliriz. Böylece hem kent içindeki ticareti geliştirebilir hem de Gebze’ye önemli bir ekonomik değer katabiliriz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-87315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/5/1280x720/gebzesiad-gto-secimlerinde-aslantasa-destek-verecek-1789125447.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası’nın 3 Kasım’da yapılacak seçimleri öncesinde GEBZESİAD, mevcut Başkan Abdurrahman Aslantaş’a destek vereceğini açıkladı. Dernek Başkanı Muhammet Cihat Demirtaş, Aslantaş’ın Gebze’ye vizyon katacak projelere imza atacağına inandıklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/her-seyi-yapmak-yerine-dogru-alani-secip-israrci-olmaliyiz-87274</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Her şeyi yapmak yerine, doğru alanı seçip ısrarcı olmalıyız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ekonomisinde dezenflasyon süreci devam ederken, fiyat istikrarının yanı sıra üretim gücünün nasıl korunacağı da giderek daha fazla önem kazanıyor. Yüksek finansman maliyetleri, özellikle KOBİ’lerin işletme sermayesine ve yatırımlar için gerekli kaynağa erişimini zorlaştırıyor. Sanayide verimlilik, teknoloji ve ihracat kapasitesinin korunması, önümüzdeki dönemin temel başlıkları arasında öne çıkıyor.</p>
<p>Pergamon Status Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi, ekonomi politikalarının başarısının yalnızca enflasyondaki düşüşle değil, sanayi yapısı, yatırım ortamı ve rekabet gücüyle de ölçülmesi gerektiğini belirtti. Finansmana ulaşabilen şirket ile en verimli şirketin her zaman aynı olmadığını vurgulayan Eskinazi, sağlıklı işletmelerin geçici nakit akışı sorunları nedeniyle kaybedilmemesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Yüksek finansman maliyetlerinin yatırımları ertelediğine dikkat çeken Eskinazi, “Bugün ertelenen yatırım, yarının kaybedilen ihracatıdır” dedi. Türkiye’nin ucuz işçilik ve kur avantajı yerine nitelikli insan, yüksek katma değerli ürün, teknoloji ve marka üzerinden rekabet etmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Yapay zekâ, yarı iletkenler, biyoteknoloji, sağlık ve enerji teknolojileri, kimya, makine ve robotik gibi alanlara işaret eden Eskinazi, Türkiye’nin her alanda lider olmak zorunda olmadığını belirtti. Birkaç stratejik alanın 10-20 yıl boyunca kararlılıkla desteklenmesi halinde dünya çapında oyuncular çıkarılabileceğini söyleyen Eskinazi, “Mesele her şeyi yapmak değil, doğru alanı seçip ısrarcı olmak” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Verimliliği büyümenin </strong><strong>merkezine koymalıyız</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisinde bugün enflasyonu konuşuyoruz. Fiyat istikrarı sağlanmadan vatandaşın satın alma gücünü korumak ve şirketlerin yatırım yapabileceği öngörülebilir bir ekonomik ortam oluşturmak mümkün değil. Ancak başarıyı yalnızca enflasyonun kaç puan gerilediğiyle ölçmemeliyiz. Nasıl bir sanayi yapısına ve rekabet gücüne sahip olduğumuz da önemlidir.</p>
<p>Türkiye’nin sanayi altyapısı, girişimcilik kültürü ve yıllara dayanan üretim tecrübesi var. Ancak artık yalnızca ne kadar ürettiğimize değil, ne kadar verimli ürettiğimize bakmak zorundayız. Bir çalışanla, bir makineyle ve bir birim sermayeyle ne kadar katma değer yarattığımızı sorgulamalıyız. Türkiye’nin yeni büyüme hikâyesi bu sorunun cevabında yatıyor.</p>
<p>Finansmanı da bu bakışla ele almalıyız. Finansmana ulaşabilen şirket ile en verimli şirket her zaman aynı şirket değildir. Güçlü teminatı bulunan bir şirket finansmana daha kolay erişebilirken, yenilikçi, ihracat potansiyeli yüksek ve verimli çalışan bir KOBİ aynı imkâna sahip olmayabilir. KOBİ’lerde bu ayrımı dikkate almalıyız.</p>
<p>Tüketimi finanse eden krediyle üretime, ihracata, teknolojiye, Ar-Ge’ye ve yatırıma giden krediyi aynı şekilde değerlendirmemeliyiz. İşletmelerin siparişi ve üretim kapasitesi var ancak yeterli işletme sermayesi yok. Finansman yalnızca büyümenin değil, üretimi sürdürebilmenin de temel şartıdır. Sağlıklı bir işletmeyi geçici nakit akışı problemi nedeniyle kaybettiğinizde çalışanı, bilgi birikimini, tedarik zincirini, müşteriyi ve ihracat pazarını da kaybedersiniz.</p>
<p>Yatırımı yalnızca yeni fabrika kurmak olarak görmemeliyiz. Yeni makine, otomasyon, yapay zekâ, enerji verimliliği, Ar-Ge ve yeni ürün geliştirmek de yatırımdır. Finansman maliyetleri yükseldiğinde ilk ertelenen kalemlerden biri yatırım oluyor. Oysa etkisi hemen ortaya çıkmaz. Birkaç yıl sonra rakibiniz daha az enerjiyle daha hızlı üretirken ve teknolojiye yatırım yaparken siz mevcut teknolojinizle devam ediyorsanız rekabet farkı açılır.</p>
<p>Bu yüzden bugün ertelenen yatırım, yarının kaybedilen ihracatıdır. 2028’in, 2030’un ve sonrasının ihracat kapasitesini o yıllarda değil, bugün yaptığımız teknoloji, makine, Ar-Ge ve insan yatırımları belirleyecek.</p>
<p><strong>Yalnızca “yüksek katma değerli </strong><strong>üretim” demek yeterli değil </strong></p>
<p>Rekabet modelimizi değiştirmeliyiz. Ucuz işçilik üzerinden rekabet edebileceğimiz dönem giderek kapanıyor. Türkiye’nin kalıcı rekabet avantajı Türk lirasının sürekli değer kaybetmesi de olamaz. Ucuz para yerine verimli üretimi, ucuz işçilik yerine nitelikli insanı, ucuz ürün yerine yüksek katma değerli ve stratejik ürünü, kur avantajı yerine teknoloji ve marka avantajını koymalıyız. Bunu başardığımız ölçüde ihracatçımız kurdaki her hareket karşısında daha az kırılgan olacaktır.</p>
<p>Artık yalnızca “yüksek katma değerli üretim” demek yeterli değil. Stratejik ürün ve stratejik teknoloji kavramlarını ekonomi politikamızın merkezine almak zorundayız. Türkiye savunma sanayiinde bunun önemli bir örneğini gösterdi. Belirli alanlar seçildi, uzun vadeli hedefler oluşturuldu; kamu, özel sektör, mühendislik ve teknoloji ekosistemi aynı doğrultuda hareket etti.</p>
<p>Benzer yaklaşımı başka sektörlere de taşımalıyız. Yapay zekâ, yarı iletkenler, biyoteknoloji, sağlık ve enerji teknolojileri, kimya, makine ve robotik gibi alanlarda önceliklerimizi belirlemeliyiz. Bütün alanlarda aynı anda dünya lideri olmak zorunda değiliz. Ancak birkaç stratejik alanı doğru seçip 10-20 yıl boyunca desteklersek dünya çapında oyuncular çıkarabiliriz. Mesele her şeyi yapmak değil; doğru alanı seçmek ve o alanda ısrarcı olmaktır.</p>
<p><strong>Uzun vadeli sanayi </strong><strong>politikası ve nitelikli insan</strong></p>
<p>Finansal istikrar önemli ancak tek başına yeterli değil. Onu bir sonuç olarak değil, güçlü bir ekonomi inşa etmek için gerekli zemin olarak görmeliyiz. O zeminin üzerine nasıl bir ekonomi kuracağımızı sanayi politikamız belirleyecek.</p>
<p>Önümüzdeki beş ve on yıllık yol haritasında hangi sektörlerde rekabetçi olmak istediğimizi, hangi alanlara teknoloji yatırımı yapılacağını, hangi kritik girdileri Türkiye’de üreteceğimizi, hangi sektörlerde ihracatımızı artıracağımızı ve hangi teknolojilerin stratejik olacağını netleştirmeliyiz. Reel sektörün önünü görebilmesi için böyle bir yol haritasına ihtiyacı var.</p>
<p>En kritik sermayemiz insan. Makine satın alınabilir, fabrika kurulabilir, teknoloji lisanslanabilir. Ancak o teknolojiyi geliştirecek, yönetecek ve daha ileriye taşıyacak insan kaynağı kısa sürede oluşturulamaz. Mesleki eğitimle sanayinin ihtiyaçlarını eşleştirmeli, üniversite-sanayi iş birliğini işler hale getirmeli ve teknoloji alanlarında yetişmiş insanlarımızı Türkiye’de tutabilmeliyiz. Nitelikli insan kaybı, fabrika kaybı kadar ciddi bir sanayi politikası sorunudur.</p>
<p>Önümüzdeki birkaç yıl kritik. Çünkü bugün yalnızca enflasyonu düşürmeye çalışmıyoruz; Türkiye’nin önümüzdeki 10-20 yıllık üretim yapısının temellerini de atıyoruz. Asıl başarı ölçümüz; sanayicimizin yatırım yapabilmesi, KOBİ’mizin finansmana ulaşabilmesi, ihracatçımızın pazarını koruyabilmesi, şirketlerimizin daha verimli ve teknolojik hale gelmesi ve Türkiye’nin stratejik ürünlerde yeni alanlar açabilmesi olmalıdır.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Sanayiyi ve rekabeti güçlendirecek yol haritası</strong></span></p>
<p>Jak Eskinazi, Türkiye’nin sanayi ve rekabet gücünü artıracak önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>- Üretimde yalnızca miktara değil, çalışan, makine ve sermaye başına yaratılan katma değere odaklanılmalı.</p>
<p>- Finansmana ulaşabilen şirket ile en verimli şirketin aynı olmayabileceği gözetilmeli; verimli ve ihracat potansiyeli yüksek KOBİ’ler desteklenmeli.</p>
<p>- Tüketim kredileri ile üretim, ihracat, teknoloji, Ar-Ge ve yatırıma giden krediler aynı şekilde değerlendirilmemeli.</p>
<p>- Makine, otomasyon, yapay zekâ, enerji verimliliği ve Ar-Ge yatırımları korunmalı; bugünün yatırımı geleceğin ihracatı olarak görülmeli.</p>
<p>- Ucuz işçilik ve kur avantajı yerine nitelikli insan, verimli üretim, teknoloji, marka ve stratejik ürün öne çıkarılmalı.</p>
<p>- Yapay zekâ, yarı iletkenler, biyoteknoloji, enerji teknolojileri, makine ve robotik gibi birkaç alan uzun vadeli desteklenmeli.</p>
<p>- Hangi sektörlerde rekabet edileceği, hangi kritik girdilerin üretileceği ve hangi teknolojilerin stratejik olduğu netleştirilmeli.</p>
<p><strong>- </strong>Mesleki eğitim sanayinin ihtiyaçlarıyla eşleştirilmeli, üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilmeli ve yetişmiş insan Türkiye’de tutulmalı.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>İhtiyacımız olan yeni </strong><strong>bir büyüme modelidir</strong></span></p>
<p>Türkiye, dezenflasyon ile sanayileşme arasında seçim yapmak zorunda değil. Doğru politikalarla ikisini aynı anda gerçekleştirebiliriz. İhtiyacımız olan; fiyat istikrarını sağlarken sanayiyi koruyan, verimliliği artıran, teknolojik dönüşümü hızlandıran ve Türkiye’yi dünyanın yeni üretim zincirlerinde stratejik bir oyuncuya dönüştüren yeni bir büyüme modelidir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Dış ticaretteki deneyimiyle </strong><strong>Ege ihracatının öncülerinden oldu</strong></span></p>
<p>5 Temmuz 1954’te İzmir’de doğan Jak Eskinazi, tekstil ve dış ticaretteki deneyimini ihracatçı örgütlerindeki uzun soluklu görevleriyle birleştiren bir sanayici. Eskinazi, 2018-2026 döneminde Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Başkanlığı, 2018-Mayıs 2026 arasında da Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığı yaptı. EİB’de iki farklı ihracatçı birliğine başkanlık eden Eskinazi, 2026’daki seçimlerin ardından Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu’nda görevini sürdürüyor. Ayrıca İZFAŞ Yönetim Kurulu ve İzmir Ekonomi Üniversitesi Mütevelli Heyeti’nde yer alıyor; İzmir Ticaret Odası’nda Meclis Üyesi olarak görevli. Uzun yıllardır ihracat, tekstil, sürdürülebilirlik ve rekabet gücü başlıklarında öne çıkan Eskinazi, üretimin teknoloji, marka ve nitelikli insanla güçlenmesi gerektiğini savunuyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/her-seyi-yapmak-yerine-dogru-alani-secip-israrci-olmaliyiz-87274</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/jak-eskinazi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayide verimlilik ve teknoloji yatırımlarının önemini vurgulayan Pergamon Status Yönetim Kurulu Başkanı Jak Eskinazi, Türkiye’nin yüksek teknolojiye geçiş için stratejik alanlarını belirlemesi gerektiğini vurgulayarak, “Mesele her şeyi yapmak değil, doğru alanı seçip ısrarcı olmak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/satislari-yuzde-22-artis-sagladi-kari-923-milyar-tlye-cikti-87269</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Satışları yüzde 22 artış sağladı, kârı 9,23 milyar TL’ye çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Metal ana sanayide yer alan 32 şirketten 19'u ilk yarıyı kârla tamamlarken, 13'ü zarar açıkladı. İskenderun Demir Çelik 9,23 milyar TL ve Erdemir 9,22 milyar TL kârla zirvede yer alıyor. Dikkatler ise küçülmek zorunda kalanların bu dar boğazı nasıl aşacağına çevrilmiş durumda.</strong></p>
<p>Metal ana sanayi sektöründe faaliyet yürüten 32 firmanın 2026 yılı ilk yarı sonuçları, operasyonel gücün belli merkezlerde toplandığını söylüyor. Ereğli Demir Çelik’in %94,87 iştiraki konumundaki İskenderun Demir Çelik’in gerçekleştirdiği 9,23 milyar TL dönem sonu kârı, ana ortağı ile benzer bir performansı işaret ediyor. Çelik Halat ve İzmir Demir Çelik dahil 13 firma ise dönem sonunda zarar açıkladı. Kıraç Galvaniz %35,04 kâr marjıyla en verimli firmalardan biri konumunda. Borsada yatırım yaparken, firmaların esas faaliyetlerinden kâr üretip üretemediği ve maliyet yönetimindeki performansları araştırılmalı.</p>
<h2>Zirvede yalnız kaldılar</h2>
<p>İskenderun Demir Çelik, son bir aydır yukarı yönlü fiyat artışıyla dikkat çekiyor. Şirketin elde ettiği kâr, ana ortağı Erdemir’in 9,22 milyar TL olan tutarının da üzerinde gerçekleşirken listede üst sırada yer aldı. Satışlarını %22 artıran firma, net dönem kârını %203 oranında büyütmeyi başardı. Yatırım fonları ise şimdilerde kârlarını nakde çeviriyor. Burçelik, kârlılık oranında görünürde öne çıksa da arka planda ciddi verimlilik sorunlarıyla mücadele ediyor. Faaliyetlerden 75 milyon TL zarar ederken, operasyonel maliyetleri kısmak adına toplam 43 personelini işten çıkardı. Şirket, durdurulan faaliyet kaleminden gelen 424,8 milyon TL nakitle dönem sonunda 292,4 milyon TL kâra döndü.</p>
<h2>Daralan çarkların bedeli</h2>
<p>Çelik Halat, yılın ilk yarısını 516,8 milyon TL gibi hayli ağır bir zararla kapattı. Sektörün zorlanan firmalarından biri olarak öne çıkıyor. Maliyetleri yönetebilmek adına üretimde iki vardiyaya döndü ve 331 olan personel sayısını 294 kişiye düşürdü. Haziranda büyük ortak Artaş %80,43 payını devrederken, Aslan Lena Yatırım %50,43 ile en büyük hissedar oldu.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa387518033c-1789101905.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>HIZLI DALGA MI, DÜZENLİ BİRİKİM Mİ?</strong></p>
<p>Hızlı dalga; hızlı kazanç, fırsat, esnek reaksiyon, düşüşten kaçınma, piyasa hakimiyeti. Yüksek risk, ağır stres, hata payı, yıpranma, artan komisyon. Düzenli birikim; dengeleme, tasarruf disiplini, konfor, düşük giriş bariyeri, bileşik güç. Yavaş büyüme, fırsat maliyeti, sabır sorunu, tekdüzelik.</p>
<p><strong>İçinde yer aldığı uluslararası proje tam etiket aldı. Ticarileşmesi şirketi büyütür</strong></p>
<p>Kafein'in açıkladığı Traca projesi nedir ve ne sağlamayı hedefliyor? ● Ayaz Erel</p>
<p>Ayaz; TRACA’yı otonom robotik uygulamalar için yapay zekâ destekli bir haberleşme projesi olarak ifade edebiliriz. Kafein Yazılım, bu uluslararası konsorsiyumun 17 ortağından biri konumunda bulunuyor. Proje, EUREKA'nın bilgi ve iletişim teknolojileri kümesi CELTIC-NEXT tarafından Tam Etiket almaya hak kazandı. Kafein, proje kapsamında sistem analizi, yazılım geliştirme, yapay zekâ tabanlı çözümlerin geliştirilmesi faaliyetlerinde görev alıyor. Bu Ar-Ge ortaklığının getireceği ticarileşme potansiyeli, şirketi büyümesini destekleyecek.</p>
<p><strong>Yurt içi pazar daralırken satışların düşmesini öngörüyor. İhracatta beklentisi var</strong></p>
<p>Tofaş yılın ikinci yarısında da performansını sürdürür mü?</p>
<p>● Nimet Adalı</p>
<p>Nimet; Tofaş Oto, yılın ilk yarısında iyi bir performans sergilerken yıl sonuna dair pazar beklentisinde güncellemeye gitti. Firma, yurt içi hafif araç pazarında daralma öngörürken yurt içi en yüksek satış beklentisi olan 350 bin adedi 320 bine indirdi. İçerdeki daralma öngörüsüne karşın, en yüksek 80 bin adet olan ihracat hedefini 85 bin adede yükseltti. Üretim beklentisi en yüksek 155 bin adetle 250 milyon euro yatırım planını sabit tuttu. Vergi öncesi kâr marjı tahmini de %3-4 seviyesinde bulunuyor. İhracat beklentisi içerdeki yavaşlamayı dengeleyecek.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>TBV özel sektör borçlanma araçlarına yatırımla bir yılda %46 getiri sağladı</strong></p>
<p>İş Portföy’ün yönettiği Özel Sektör Borçlanma Araçları Fonu (TBV), istikrarlı yükselen bir ivme sergiliyor. Büyüklüğü ise temmuzdan bu yana benzer seviyelerde duruyor. Eylülün ilk haftasında 1,2 milyar TL hacmiyle önceki aya göre bir miktar yükseldi. Fondan mayısta 198 milyon TL gibi hayli yüksek bir miktar para çıkışı yaşanırken sonrasında çıkışların miktarı azaldı. Eylülün ikinci haftası çıkan nakit tutarı 11,2 milyon TL. Yatırımcı sayısında belirgin bir değişim olmazken sayı şimdilerde 7.833 seviyesinde. Doluluk oranı %14,35 olan fonun temel stratejisi, varlıklarını özel sektör borçlanma araçlarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %45,01’i özel sektör tahvili ve %42,21’i finansman bonosundan oluşuyor. Yıllıkta %46,00 getiri sağlayan TBV, aynı sürede %38,82 yükselen BIST 100’ü geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Aktif Yatırım Bankası, %38,98 bileşik faizle 1,5 milyar lira borçlandı</strong></p>
<p>Aktif Yatırım Bankası, 09.09.2026 tarihinde nitelikli yatırımcılara yönelik tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.500.000.000 TL olan tahvilin yıllık basit faizi %39, bileşik faizi ise %38,98 olarak belirlendi. 366 gün vadeli tahvilin vadeye isabet eden faizi %39,11 itfa tarihi ise 10.09.2027 olarak açıklandı. 9 Eylül tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,87 seviyesinde bulunuyor. Aktif Yatırım Bankası’nın verdiği %39 basit faiz oranı, TLREF’in 2,13 puan üzerinde yer alıyor. Bankanın belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin uzun vadeli likidite ihtiyacını karşılayacak. Tahvil, piyasada TRSAKYB92714 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa387322180d-1789101874.png" alt="" width="958" height="241" /></strong><strong>1000 YATIRIMLAR HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Uber ile iş birliğine giderek elektrikli araç ekosistemine dahil olmak istiyor</strong></p>
<p>1000 Yatırımlar Holding, sürdürülebilir büyüme hedefi doğrultusunda Uber ile stratejik bir mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, elektrikli araç ekosistemine katkı sağlamayı ve özellikle de taksi cephesindeki modernizasyonun hızlandırılması hedefli bir yönelim amacı dile getiriliyor. Uber'in küresel teknoloji altyapısı ile şirketin yerel operasyon gücünün birleştirilerek, yeşil ulaşımda maliyet avantajı öne çıkarılıyor. Geçtiğimiz yıl 1,7 milyar TL kâr eden şirket, bu yılın ilk yarısında esas faaliyetlerinden 72,7 milyon TL ve dönem sonunda 1,6 milyar TL zarar yazdı.</p>
<p><strong>BAHADIR KİMYA</strong></p>
<p><strong>Yenileme sürecini tamamladığı fabrikasının inşasını bitirerek üretime geçti</strong></p>
<p>Bahadır Kimya, Kırıkkale'de bulunan ve geçtiğimiz yıl yaşanan yangın nedeniyle yenilenen fabrikanın yapım sürecini tamamladı. Tesis için gereken makine ve teçhizat tedariki sağlanarak montaj ile test üretimleri bitirildi. Operasyonel kapasitesini eski seviyesine getirecek gelişme, üretim kaybından kaynaklanan gelir düşüşünü ortadan kaldırarak finansal toparlanmayı sağlaması bekleniyor. Firma, yılın ilk yarısında satışlarını %28 düşürerek 392,9 milyon TL’ye geriletti. Buna karşın esas faaliyet kârını %8 büyüttü. Ancak dönem sonunda 27,7 milyon TL zarar açıkladı.</p>
<p><strong>BİRLEŞİM MÜHENDİSLİK</strong></p>
<p><strong>İnşa edilecek hastane projesi için 3,42 milyar liralık nihai anlaşmaya vardı</strong></p>
<p>Birleşim Mühendislik, İstanbul'da inşa edilecek 60 bin metrekarelik hastane projesinin mekanik, elektrik ve ince işleri için 3,42 milyar TL tutarında sözleşmeyi imzaladı. Daha önce ihalesinin kazanıldığı paylaşılan projenin 14 ay gibi kısa bir sürede tamamlanması planlanıyor. KDV dahil olarak anlaşılan iş, şirketin gelecek bir yıldaki ciro ve nakit akışına doğrudan katkı sağlayacak. Birleşim Mühendislik, altı aylık dönemde gelirini %54 artırırken esas faaliyet kârını %38 düşürerek 235,3 milyon TL’ye geriletti. Dönem sonunda ise zararı büyüyerek 305,4 milyon TL’ye çıktı.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Banvit’in hazirandaki atağının devamı gelmedi. Tekrar yönünü aşağı çevirdi</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa38716e2505-1789101846.png" alt="" width="301" height="236" />Banvit’de fonlar hareketsiz kalmayı tercih ediyor. Düşen fiyat karşısında portföylerde çeşitlilik niteliğindeki paylara dokunulmadı. Fonların sahip olduğu toplam miktar 29,81 bin lot seviyesinde. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 4 ile sınırlı. Banvit hakkında öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hisseyi en fazla tutan İş Portföy’ün IJT fonu. Söz konusu fon 12.197 lota sahip. Neo Portföy’ün yönettiği fonlardan NCR 10 bin ve NHY 6 bin lota sahip. Yapı Kredi Portföy’ün YTV fonunda ise 1.611 lot var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/satislari-yuzde-22-artis-sagladi-kari-923-milyar-tlye-cikti-87269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Satışları yüzde 22 artış sağladı, kârı 9,23 milyar TL’ye çıktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kronik-borcluluk-hali-87268</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kronik borçluluk hali</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Eskiden insanlar borçlanırken uzun uzun düşünürdü. Çünkü borç, ödenmesi gereken bir yük olarak görülürdü. Bugün ise birçok kişi için borç, hayatın doğal bir parçası haline gelmiş durumda. Maaş alınır, kredi kartı borcu ödenir. Ay sonu gelir, yeni taksitler başlar. Bir kredi kapanmadan diğeri çekilir. Böylece borç, geçici bir ihtiyaç olmaktan çıkar ve sürekli devam eden bir yaşam biçimine dönüşür. İşte buna “kronik borçluluk hali” deniyor.</p>
<p>Kronik borçluluk, kişinin ya da toplumun sürekli borç altında yaşaması anlamına geliyor. Burada mesele sadece borcun miktarı değildir. Asıl sorun, borçsuz bir dönemin neredeyse hiç yaşanmamasıdır. İnsanlar kazandıkları gelirle yaşamlarını sürdüremedikleri için sürekli yeni borçlara ihtiyaç duymaya başlarlar.</p>
<p>Günümüzde birçok aile için maaş günü aynı zamanda borç ödeme günüdür. Hesaba para girer girmez kredi kartı ekstreleri, ihtiyaç kredileri, konut kredileri, araç kredileri ve çeşitli faturalar ödenir. Geriye kalan para ise çoğu zaman yeni aya yetmez. Bu nedenle insanlar yeniden kredi kartına yönelir. Böylece borç döngüsü devam eder.</p>
<p>Bu durumun ortaya çıkmasının birçok nedeni var. En önemli sebeplerden biri hayat pahalılığıdır. Gelirler artarken giderler daha hızlı yükseldiğinde insanlar aradaki farkı borçla kapatmaya çalışır. Özellikle kira, gıda, enerji ve eğitim harcamalarındaki artışlar bütçeleri zorladığında kredi kartları adeta can simidi gibi görülür.</p>
<p>Ancak kredi kartı kısa vadede rahatlama sağlasa da uzun vadede yeni sorunlar yaratabilir. Çünkü bugün yapılan harcama, gelecekteki gelirin şimdiden kullanılması anlamına gelir. Geleceğin maaşı daha elinize geçmeden harcanmış olur. Böylece kişi yalnızca bugünü değil, yarınını da borçlandırmış olur.</p>
<p>Kronik borçluluk yalnızca ekonomik bir mesele değildir. Aynı zamanda psikolojik ve sosyal sonuçları da vardır. Sürekli borç düşünen bir insanın huzurlu olması kolay değildir. Ay sonunu nasıl getireceğini düşünen, telefonuna gelen banka mesajlarından tedirgin olan veya taksitlerini yetiştirmeye çalışan kişiler zamanla yoğun stres altında yaşamaya başlar.</p>
<p>Bu stres aile ilişkilerini de etkileyebilir. Ev içinde para konuşmaları sıklaşır. Eşler arasında tartışmalar artabilir. Çocuklar bile ekonomik kaygıların etkisini hissedebilir. Çünkü borç yalnızca cüzdanı değil, insanların ruh halini de etkiler.</p>
<p>Toplumsal açıdan bakıldığında ise kronik borçluluk üretim gücünü de zayıflatabilir. Sürekli borç ödeyen insanlar tasarruf yapamaz. Tasarruf olmayınca yatırım yapmak zorlaşır. Yatırımın az olduğu yerde ise ekonomik büyümenin kalitesi düşebilir. İnsanlar gelecek planları yapmak yerine günü kurtarmaya çalışır.</p>
<p>Bir başka önemli sorun da borcun normalleşmesidir. Özellikle genç kuşaklar, borçsuz bir hayatın mümkün olmadığına inanmaya başlayabilir. Oysa sağlıklı bir ekonomik düzen, insanların sürekli borçla yaşamasını değil, gelirleriyle yaşamlarını sürdürebilmelerini hedeflemelidir.</p>
<p>Elbette her borç kötü değildir. Ev almak, iş kurmak veya eğitim yatırımı yapmak için kullanılan ve planlı şekilde geri ödenen borçlar ekonomik gelişime katkı sağlayabilir. Sorun, borcun üretim için değil, günlük ihtiyaçları karşılamak için kullanılmaya başlanmasıdır. Eğer insanlar market alışverişini, faturalarını veya temel ihtiyaçlarını sürekli krediyle karşılıyorsa burada yapısal bir sorun var demektir.</p>
<p>Kronik borçluluğun çözümü de yalnızca bireylerden beklenemez. Elbette bütçe planlaması yapmak, gereksiz harcamalardan kaçınmak ve tasarruf alışkanlığı kazanmak önemlidir. Ancak asıl çözüm, gelirlerin yaşam maliyetleri karşısında güçlenmesinden geçer. İnsanlar çalıştıklarında geçinebilmeli, geleceğe dair plan yapabilmeli ve her ay yeni bir borç arayışına girmemelidir.</p>
<p>Sonuç olarak kronik borçluluk, modern ekonomilerin giderek büyüyen sessiz sorunlarından biridir. Borç bazen bir araçtır; ancak hayatın merkezine yerleştiğinde ağır bir yük haline gelir. Güçlü bir ekonomi, vatandaşlarının sürekli borçlanarak ayakta kaldığı değil, emeğinin karşılığını alarak yaşayabildiği ekonomidir. Çünkü gerçek refah, kredi kartı limitlerinin yükselmesiyle değil, insanların borçsuz ve güven içinde yaşayabilmesiyle ölçülür. Bu nedenle kronik borçluluk meselesi yalnızca bireylerin değil, toplumun ve ekonominin geleceğini ilgilendiren önemli bir konu olarak görülmelidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kronik-borcluluk-hali-87268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kronik borçluluk hali ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-vadeli-programin-enflasyon-performansi-87265</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orta vadeli programın enflasyon performansı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mevcut politika çerçevesini gevşetmeye hazırlandığımız şu günlerde, şunu bilmeliyiz. OVP’nin itibarı hedeflerini ne ölçüde tutturabildiğine bağlı. OVP hedefleri gerçekçiyse, yani itibarlıysa, hepimiz davranışlarımızı OVP’ye göre ayarlıyoruz ve hedefler daha kolay tutuyor. Aksi olursa, yani OVP’deki hedeflerin gerçekleşeceğine inanmazsak, bu sefer davranışlarımızı daha olumsuz senaryolara göre ayarlıyoruz ve tabii hedefler şaşıyor.</strong></p>
<p>Orta Vadeli Program (OVP) 2027-2029 açıklandı. OVP Türkiye ekonomisindeki en önemli metin. Bu metinde kamu kesimi Türkiye ekonomisi hakkında tahminlerini ve hedeflerini paylaşıyor. Ayrıca bu hedeflere ulaşmak için planladığı eylemleri de veriyor. Dolayısıyla OVP hepimizin dikkatle okuması gereken bir metin.</p>
<p>OVP’nin itibarı hedeflerini ne ölçüde tutturabildiğine bağlı. OVP hedefleri gerçekçiyse, yani itibarlıysa, hepimiz davranışlarımızı OVP’ye göre ayarlıyoruz ve hedefler daha kolay tutuyor. Aksi olursa, yani OVP’deki hedeflerin gerçekleşeceğine inanmazsak, bu sefer davranışlarımızı daha olumsuz senaryolara göre ayarlıyoruz ve tabii hedefler şaşıyor.</p>
<p>Geçen seneki OVP açıklandığında 2022 ve 2025 yılları arasında yayımlanan OVP’lerin hedeflerini tutturma konusundaki performanslarını incelemiş ve genel olarak enflasyon hariç hedeflerini tutturduğunu belirtmiştim. OVP’ler büyüme, istihdam, kamu maliyesi, cari denge gibi alanlarda hedeflerini başarıyla tutturuyor, fakat enflasyon her zaman hedeflenenden daha yüksek geliyordu. Bu yazımın bağlantısını meraklısı için aşağıda veriyorum.</p>
<p>Bu seneki OVP’yi değerlendirirken, OVP’lerin hedeflerini tutturma konusundaki hakkını teslim edelim ama gelin şu enflasyon tahminlerine biraz daha yakından bakalım. OVP’ler teknik olarak güçlü metinler olduğuna göre enflasyon konusundaki sapmaları anlamak durumundayız. Sonra da bunun üzerine biraz düşünelim.</p>
<p><strong>Tüketici fiyatları gelişmeleri (yüzde) </strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="139">
<p> </p>
</td>
<td width="139">
<p><strong>OVP </strong></p>
</td>
<td width="146">
<p><strong>Gerçekleşme</strong></p>
</td>
<td width="141">
<p><strong>Fark (yüzde puan)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="139">
<p><strong>2022</strong></p>
</td>
<td width="139">
<p>9,8</p>
</td>
<td width="146">
<p>64,3</p>
</td>
<td width="141">
<p>54,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="139">
<p><strong>2023</strong></p>
</td>
<td width="139">
<p>24,9</p>
</td>
<td width="146">
<p>64,8</p>
</td>
<td width="141">
<p>39,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="139">
<p><strong>2024</strong></p>
</td>
<td width="139">
<p>33,0</p>
</td>
<td width="146">
<p>44,4</p>
</td>
<td width="141">
<p>11,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="139">
<p><strong>2025</strong></p>
</td>
<td width="139">
<p>17,5</p>
</td>
<td width="146">
<p>30,9</p>
</td>
<td width="141">
<p>13,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="139">
<p><strong>2026</strong></p>
</td>
<td width="139">
<p>16,0</p>
</td>
<td width="146">
<p>29,4*</p>
</td>
<td width="141">
<p>13,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="139">
<p><strong>2027</strong></p>
</td>
<td width="139">
<p>21,0</p>
</td>
<td width="146">
<p><strong>…</strong></p>
</td>
<td width="141">
<p><strong>…</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Kaynak: CSBB, TÜİK, TCMB</strong></p>
<p><strong>Piyasa katılımcıları gerçekleşme tahmini*</strong></p>
<p>Tabloda 2022’den bugüne OVP Programlarında öngörülen enflasyon oranları ve gerçekleşmeler var. Son beş yılda enflasyon gerçekleşmeleri hep Programın üzerinde olmuş. Neden? Öncelikle tek bir neden olmadığını söyleyelim. Hemen her senenin farklı bir hikâyesi var. 2022 ve 2023 yıllarında gerçekleşmelerin Programın çok çok üzerinde olduğuna dikkat edin lütfen. Bunun nedeni ekonomi politikasındaki değişim. Buna karşın 2024’ten bugüne Program ve gerçekleşme arasındaki farklar daha az ama bu farklar da hep enflasyon gerçekleşmesinin lehine olmuş. Yani gerçekleşen enflasyon hep programlananın üzerinde gerçekleşmiş.</p>
<p>Ayrıca 2024-2026 arasındaki üç yılda hem gerçekleşen enflasyonun hem de Programlanan enflasyonun beraberce aşağıya indiğine, fakat oluşan hata marjının yaklaşık aynı düzeyde (11-13 puan arası) kaldığına da dikkat edin lütfen.</p>
<p>Şimdi 2024-2026 arasını nasıl yorumlayalım? Enflasyon her zaman OVP tahmininin 12-13 puan üzerinde gerçekleştiğine göre, uyguladığımız dezenflasyon politikasının etkili olacağını tahmin ettiğimiz -ve kesinlikle etkisiz olan- bir unsuru olabilir mi? Ya da iyimser bir bakışla enflasyonun devamlı gerilediğine bakarak, Program öngörülerinin sadece aceleci bir iyimserlik içinde olduğunu ama ana trendi yakaladığını mı düşünmeliyiz? Bence ikisi de değil.</p>
<p>Peki, doğru yanıt nedir o zaman? Yanıt çok daha basit.. 2023’te yüzde 80’lere kadar yükselen enflasyon 2024’de gerilemeye başladı ve 2025’te de yüzde 30’lar düzeyinde yeni bir dengeye oturdu. Aslında Haziran 2025’ten bugüne enflasyon oranındaki gerileme yok denecek kadar az. Yaklaşık 1,5 yıldır enflasyon yüzde 30’larda, neredeyse yerinde sayıyor. Buna karşın hedefler ve tahminler değişiyor.</p>
<p>Yani enflasyonu geriletmeyi başaramamış durumdayız. Başardığımız şey enflasyonun artmamasıdır. Tabii ki enflasyonun artması hiç istenmeyen bir şey olduğu için, hepimiz enflasyonda bu olasılığa bakmamaya eğilimliyiz ama uygulanan politikanın enflasyondaki olası artışları engellediğini de fark etmeliyiz.</p>
<p>O halde mevcut politika çerçevesini gevşetmeye hazırlandığımız şu günlerde, şunu bilmeliyiz: Eğer politika çerçevesini yanlış araçla, yanlış yerden gevşetirsek, olası bir enflasyon artışı oldukça ihtimal dahilindedir. Politika çerçevesini gevşeteceksek bunu doğru yerden ve doğru araçla yapmalıyız.</p>
<p> </p>
<p><a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kizilelma-neresi-59523" target="_blank" rel="noopener">https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/kizilelma-neresi/844022</a></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-vadeli-programin-enflasyon-performansi-87265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta vadeli programın enflasyon performansı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ovpdeki-2027-2029-istihdam-ve-sosyal-guvenlik-hedeflerinin-degerlendirilmesi-87264</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> OVP’deki (2027–2029) istihdam ve sosyal güvenlik hedeflerinin değerlendirilmesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OVP’nin çalışma hayatına ilişkin hedeflerinin başarısı, ortaya konulan rakamlardan çok uygulanacak politika ve reformların niteliğine bağlı. Esnek çalışma modelleri ile sosyal haklar arasında “güvenceli esneklik” dengesinin kurulması gerek. Daha güçlü bir sosyal güvenlik sistemi için ise kayıtlı istihdamın artırılması, teşviklerin etkinleştirilmesi ve prim tabanının genişletilmesi temel şartlar arasında.</strong></p>
<p>6 Eylül 2026 tarihli ve 33362 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Programı (OVP), Türkiye ekonomisinin üç yıllık politika çerçevesini belirlerken çalışma hayatına ilişkin önemli bir reform gündemi de sunmaktadır.</p>
<p>Programın öncelikli reform alanları arasında yer alan <strong>“İstihdam”</strong> ile <strong>“Sosyal Güvenliğin Sürdürülebilirliği”</strong> başlıkları birlikte değerlendirildiğinde, temel yaklaşımın daha fazla kişinin üretken, kayıtlı ve nitelikli işlerde çalışmasını sağlamak ve bu genişleyen istihdam tabanı üzerinden sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesini güçlendirmeyi amaçladığı görülmektedir.</p>
<p>OVP döneminde <strong>yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturulması</strong> ve <strong>işsizlik oranının dönem sonunda yüzde 7,6 düzeyine gerilemesi</strong> hedeflenmektedir. Ancak niceliksel hedeflerin kalıcı refah üretmesi, işgücünün ihtiyaç duyulan becerilerle donatılmasına, istihdamın kayıtlı ve verimli alanlara yönelmesine, ücret-verimlilik bağının güçlendirilmesine ve sosyal güvenlik kapsamının genişletilmesine bağlıdır. Bu nedenle programın gerçek değeri, yalnızca hedef rakamlarda değil, bu hedeflere götürecek kurumsal ve hukuki araçların tutarlılığı olacaktır.</p>
<p><strong>İstihdam politikalarında nitelik, katılım ve uyum</strong></p>
<p>Programın istihdam yaklaşımına bakıldığında,<strong> işgücü arzı</strong> ile <strong>işletmelerin talep ettiği yetkinlikler arasındaki uyumsuzluğu </strong>azaltmaya odaklandığı görülmektedir.</p>
<p>Zira, şu anda işletmelerin karşı karşıya kaldığı dijitalleşme, yeşil dönüşüm, yapay zekâ, otomasyon ve yeni üretim teknikleri bazı meslekleri dönüştürürken yeni beceri setlerine olan talebi artırmaktadır. Bu nedenle mesleki ve teknik eğitim programlarının sektörlerle daha yakın iş birliği içinde güncellenmesi, işbaşı eğitimlerinin ölçülebilir çıktılara bağlanması, hayat boyu öğrenme ile mikro yeterliliklerin yaygınlaştırılması kritik önem taşımaktadır. Eğitim-istihdam bağının güçlendirilmesi, hem işsizliğin yapısal boyutunu azaltacak hem de işletmelerin nitelikli çalışan bulma maliyetini düşürecektir.</p>
<p>Kadınların, gençlerin ve çalışma çağındaki dezavantajlı grupların işgücüne katılımının artırılmasının da programın merkezinde olduğu görülmektedir. Kadın istihdamında bakım sorumluluklarının etkisini azaltacak erişilebilir kreş, yaşlı ve engelli bakım hizmetleri ile güvenli ulaşım olanakları önemini korumaktadır. Gençler açısından eğitimden işe geçişi kolaylaştıracak staj, çıraklık, mentorluk ve ilk işe giriş programları öne çıkmaktadır.</p>
<p>Dolayısıyla, teşviklerin yalnızca işe giriş sayısına göre değil, istihdamın belirli bir süre korunması, ücret düzeyi, eğitim kazanımı ve kayıtlılık gibi sonuç göstergeleri üzerinden tasarlanması kamu kaynaklarının etkinliğini artıracaktır.</p>
<p><strong>Esnek ve yeni nesil çalışma modelleri</strong></p>
<p>OVP’de iş ve yaşam dengesini ve çalışan verimliliğini artırmak amacıyla <strong>çalışma günlerinin yeniden düzenlenmesi, esnek süreli istihdam modellerinin geliştirilmesi</strong> ve <strong>yeni nesil çalışma biçimlerinin etkin uygulanmasına</strong> yönelik mevzuat çalışması yapılacağı eylemler arasında yer almaktadır. Geldiğimiz noktada artık uzaktan çalışma, hibrit çalışma, kısmi süreli çalışma, proje bazlı çalışma ve platform ekonomisi uygulamaları özellikle hizmet sektörlerinde kalıcı hale gelmiştir. Bu modeller, kadınlar, öğrenciler, emeklilik sonrası çalışmak isteyenler ve bakım sorumluluğu bulunan kişiler için işgücüne giriş imkânını genişletebilecektir.</p>
<p>Bununla birlikte esneklik, sosyal hakların aşınması veya iş ilişkisinin yanlış nitelendirilmesi anlamına gelmemelidir. Bu nedenle, çalışma süresinin tespiti, fazla çalışma, dinlenme hakkı, iş sağlığı ve güvenliği, veri güvenliği, iş ekipmanlarının maliyeti, işe bağlılık göstergeleri ve sosyal sigorta yükümlülükleri açık kurallara bağlanması gerekmektedir. Aksi halde esnek modeller kayıt dışılığın veya güvencesizliğin yeni alanlarına dönüşebilecektir.</p>
<p>Dolayısıyla, esnek ve yeni nesil çalışma modelleri teşvik edilirken çalışanların asgari koruma düzeyini güvence altına alan <strong>“güvenceli esneklik”</strong> boyutunun da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Kayıt dışı istihdamla mücadele ve teşviklerin etkinliği</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği açısından en hızlı sonuç alınabilecek alanlardan biri kayıt dışı istihdamın azaltılmasıdır.</p>
<p>Kayıt dışılık, çalışanların sağlık, emeklilik ve kısa vadeli sigorta haklarını zayıflatırken dürüst işverenler aleyhine haksız rekabet yaratmakta ve prim gelirlerini azaltmaktadır.</p>
<p>OVP’de yer verilen hedef ve politikalara bakıldığında veri analitiği, risk odaklı denetim ve kurumlar arası veri paylaşımı yaklaşımı, ücret, vergi, banka, teşvik ve sigortalılık verilerinin karşılaştırılmasına dayalı daha hedefli bir denetim modelinin hayata geçirileceğini göstermektedir.</p>
<p>İstihdam teşviklerinin yeniden değerlendirilmesi bu çerçevenin diğer önemli unsurudur. Çok sayıda, farklı koşullara bağlı ve sık değişen teşvik programları uygulamada karmaşıklık yaratabilmekte, işletmelerin kararlarını geçici desteklere göre şekillendirmesine yol açabilmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, teşvik mimarisinin sadeleştirilmesi, hedef kitlelerin netleştirilmesi ve her programın maliyet-etkinlik analizine tabi tutulması gerekmektedir. Yine, ilave istihdam, istihdamda kalıcılık, bölgesel ihtiyaç, kadın ve genç istihdamı, teknolojik dönüşüm ve kayıtlı ücret artışı gibi ölçütler teşvik tasarımının merkezine alınmalıdır.</p>
<p><strong>Sosyal güvenliğin mali ve kurumsal sürdürülebilirliği</strong></p>
<p>Sosyal güvenliğin sürdürülebilirliği ve mali yapısını, çalışan sayısı, ücretlerin kayıtlı düzeyi, aktif-pasif dengesi, tahsilat performansı, sağlık harcamalarının etkinliği, nüfusun yaşlanması ve istihdamın niteliği gibi parametreler belirlemektedir.</p>
<p>OVP’de sosyal güvenlik gelirlerinin korunmasına yönelik olarak <strong>prim borçlarının etkin takibi, tahsilat kapasitesinin güçlendirilmesi</strong> ve <strong>kayıt dışılıkla mücadele</strong> konusunda bazı hedefler konulmuştur. Bu yaklaşımın kalıcı etkisi için borçların oluşmasını önleyici erken uyarı sistemleri, ödeme kapasitesini dikkate alan yapılandırma ilkeleri ve suiistimali caydıran yaptırımların da işletilmesini gerekli kılmaktadır.</p>
<p>Diğer taraftan, nüfusun yaşlanması ve doğurganlık oranındaki gerileme, uzun vadede sisteme prim ödeyen aktif nüfus ile aylık alan pasif nüfus arasındaki dengeyi zorlayacaktır.</p>
<p> Bu nedenle <strong>ileri yaşlarda istihdam edilebilirliği artıran beceri yenileme programları</strong>, <strong>sağlıklı yaşlanma politikaları</strong> ve <strong>emeklilik sonrası kayıtlı çalışma</strong> seçenekleri önem kazanacaktır.</p>
<p>Dolayısıyla, sosyal güvenlik sisteminin sürdürebilirliği ile ilgili düzenlemeler yapılırken hem kazanılmış haklar ve sosyal devlet ilkesinin gözetilmesi hem de aktüeryal etki analizlerinin, öngörülebilir geçiş sürelerinin sosyal taraflarla istişare edilerek hazırlanmasında fayda vardır.</p>
<p>Sonuç olarak; sosyal güvenlik sisteminin mali dayanıklılığı, daha geniş ve daha verimli bir kayıtlı istihdam tabanı oluşturulmasını gerektirmektedir. Ayrıca, istihdam artışının sürdürülebilir olması da güçlü sosyal koruma, beceri yatırımı ve adil çalışma koşullarını gerekli kılmaktadır. Dolayısıyla, kadınların ve gençlerin işgücüne katılımı, yeni nesil çalışma modelleri, beceri dönüşümü, kayıt dışılıkla mücadele, teşviklerin etkinliği ve prim tahsilatının geliştirilmesi aynı politika mimarisinin parçaları olarak ele alınmalıdır.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde belirleyici olacak husus, hedeflerin mevzuata aktarılması kadar uygulamanın kalitesi olacaktır. Öngörülebilir kurallar, ölçülebilir hedefler, güçlü kurumlar arası koordinasyon, sosyal diyalog ve düzenli etki analizi reformların güvenilirliğini artıracaktır. Bu çerçeve başarıyla hayata geçirildiğinde daha yüksek istihdam, daha düşük kayıt dışılık, daha güçlü bir prim tabanı ve sosyal risklere karşı daha dayanıklı bir sosyal güvenlik sistemi sağlayacaktır.</p>
<p>Bu nedenle OVP’nin, bir temenni belgesi olarak değil, kamu kurumları ve özel sektör için sonuç odaklı bir dönüşüm programı olarak uygulanması önem taşımaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ovpdeki-2027-2029-istihdam-ve-sosyal-guvenlik-hedeflerinin-degerlendirilmesi-87264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OVP’deki (2027–2029) istihdam ve sosyal güvenlik hedeflerinin değerlendirilmesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-tarimi-cop31den-kalici-mirasla-cikmali-87263</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Antalya tarımı COP31’den kalıcı mirasla çıkmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Tarım Konseyi (ATAK), Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla Ticaret Borsasında gerçekleştirildi. Toplantıda, 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek BM İklim Değişikliği Konferansı COP31 kapsamında tarım sektörünün beklentileri ve iklim değişikliğine karşı atılması gereken adımlar değerlendirildi.</p>
<p>Toplantıda, Antalya tarımının dönüşüm yol haritasını oluşturacak “COP31 ATAK Mutabakatı” ile Akdeniz şehirlerini tarım, iklim, çevre ve su ekseninde buluşturacak CityMed-AgriNet (Akdeniz Şehirleri Tarım Ağı) önerileri öne çıktı.</p>
<p>ATAK ve ATB Başkanı Ali Çandır, Antalya’nın tarımsal gücünü geleceğe taşımanın doğal kaynakların korunmasından geçtiğini, Antalya’nın Türkiye açısından önemli bir tarım merkezi olduğunu vurguladı.</p>
<p>BM İklim Konferansı COP31’in Antalya için yalnızca uluslararası bir organizasyon olmadığını, kentin bu büyük buluşmadan kalıcı bir mirasla çıkması gerektiğine dikkat çeken Çandır, ‘’Dünyanın Antalya’ya gelmesi kadar, Antalya’nın bu büyük buluşmadan nasıl bir mirasla çıkacağı da bizim için büyük önem taşıyor. Daha önceki COP’larda iklim politikalarında önemli dönüşümlere zemin hazırlandı. COP31 de gıda güvenliği, sürdürülebilir ve dirençli gıda sistemleri, tarım sektörünün dönüşümü, su ve kuraklık gibi başlıkları Antalya açısından önemli bir fırsata dönüştürdü. COP31’i Antalya tarımı açısından kalıcı bir mirasa dönüştürmek için somut adımlara ihtiyacımız var” dedi.</p>
<p><strong>COP 31 ATAK Tarım Sektörü Beklenti Anketi</strong></p>
<p>ATAK tarafından ‘COP31 ATAK Tarım Sektörü Beklenti Anketi’ hazırladıklarını belirten Çandır, anketin Antalya tarımının iklim değişikliğine ilişkin beklentilerini ortaya koyduğunu söyledi. Anket sonuçlarını açıklayan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Ankete katılanların yüzde 53’ü iklim değişikliğini suya bağlı olaylarla, yüzde 30’u ise sıcaklık ve hava olaylarıyla hissediyor. Katılımcıların tamamı ise gelecek 10 yılda iklim sorunlarının artacağını öngörüyor. Katılımcıların yüzde 70’i önümüzdeki 10 yılda üretim miktarının azalacağını, yüzde 89’u ise üretim deseninin değişeceğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 63’ü COP31’in Antalya tarımı için fırsat yaratacağını düşünüyor. Ankette, katılımcıların yüzde 36’sı ise suyun COP31’de Antalya tarımı açısından en öncelikli konu olarak öne çıkmasını istiyor. Katılımcıların yüzde 55’i COP31 sonrasında Antalya için uluslararası bir tarımsal iklim ağı kurulmasını öncelikli somut adım olarak değerlendirirken, yüzde 87’si akıllı sulama teknolojileri ve akıllı tarım uygulamalarının öncelikli yatırım alanları olması gerektiğini düşünüyor. Katılımcıların yüzde 70’i de güneş enerjisinin tarımda yaygınlaştırılmasına destek verdi.’’</p>
<p><strong>COP 31 ATAK Mutabakatı ve Antalya tarımının yol haritası</strong></p>
<p>Anket sonuçlarının, Antalya tarımının COP31’den kalıcı bir kazanım elde etmesi gerektiğini açıkça ortaya koyduğuna dikkat çeken Ali Çandır, bu çalışmaların üç ana başlık altında yürütüleceğini bildirdi. İklim değişikliği ve su, Akıllı tarım ve yapay zeka ile İklim finansmanı başlıklarında oluşturulacak masaların yalnızca sorunların konuşulduğu toplantılar olmayacağını vurgulayan Çandır, şöyle konuştu.</p>
<p>‘’Bu masalarda, (Ne yapmalıyız? Kim yapmalı? Nasıl yapmalıyız? COP31 sonrasında nasıl sürdürülebilir hale getirmeliyiz?) sorularına yanıt aranacak. Bu çalışmalarının sonunda ortaya çıkacak öneriler bir araya getirilerek ‘COP31 ATAK Mutabakatı’ oluşturulacak. Mutabakat yalnızca COP31’de sunulacak bir görüş bildirisi olmayacak, COP31 sonrasında Antalya tarımının dönüşümüne rehberlik edecek ortak bir yol haritası olarak tasarlanacak.’’.</p>
<p><strong>Akdeniz Tarım Ağı</strong></p>
<p>Antalya’nın Akdeniz havzasındaki tarımsal işbirliğinde öncü olması hedefi olması gerektiğini anlatan Başkan Çandır, iklim değişikliğinin Akdeniz havzasındaki etkilerine de dikkat çekti. Antalya’nın güçlü tarımsal üretim ve ihracat yapısı, örtüaltı üretimi, meyvecilik, kesme çiçekçilik, tohumculuk ve fidecilik alanlarındaki deneyimiyle bölgesel işbirliği için önemli bir merkez olduğunu vurgulayan Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p> ‘’Bu kapsamda “CityMed-AgriNet (Akdeniz Şehirleri Tarım Ağı) kurulmasını öneriyoruz. Bu ağ ile Akdeniz şehirleri arasında tarım, iklim, çevre ve su alanlarında bilgi ve deneyim paylaşımının geliştirilmesi, ortak çözümler ve projeler üretilmesi, teknoloji ve iyi uygulamaların paylaşılması hedefleniyor. CityMed-AgriNet’in COP31 sonrasında da çalışmalarını sürdüren ve yeni işbirlikleri üreten kalıcı bir mekanizmaya dönüşmesini istiyoruz. Bir tarafta Antalya tarımının dönüşüm yol haritasını ortaya koyacak COP31 ATAK Mutabakatı, diğer tarafta Antalya’dan Akdeniz’e uzanan kalıcı bir işbirliği hedefi olarak CityMed-AgriNet olacak.’’</p>
<p><strong>Vali Şahin: Yeni tip tarım modeline geçmeliyiz</strong></p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin de, Antalya’da son 30 yılda suyun, toprağın, sıcaklığın ve iklimin değiştiğine dikkat çekti. İklim değişikliğinin bazı alanlarda yeni tarım fırsatları da oluşturduğunu belirten Vali Şahin, şöyle konuştu:</p>
<p> ‘’30 yıl önce daha ağır kışlar vardı ve bugün ciddi bir ekonomi konumuna gelen egzotik meyveler tarımını Antalya pek bilmiyordu. Ama bugün iklimin daha da yumuşaması ve ısınmasıyla beraber yeni bir tarım fırsatı doğdu ve bu fırsatı da Antalya gayet iyi değerlendiriyor. Bu değişimi yönetmek zorundayız. Pozitif de olsa, negatif de olsa bir şeylerin değiştiği ortada. Değişimi gören, değişimi hisseden ve buna göre reaksiyon gösteren kazanacak; değişimin farkında olmayan, direnen, umursamayan kaybedecek.”</p>
<p>Antalya’daki seraların değişime uyum sağlaması gerektiğini vurgulayan Şahin,  İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün,   Antalya'daki tüm seralara yönelik bir çalışma yaptığını bildirdi. Vali Şahin, ‘’Her sera ne vasıfta, hangi standartta? Bunların yeniden dizayn edilmesi lazım ve yeni tip bir tarım modeline geçmemiz lazım” dedi.</p>
<p>Yeni tarım modelinin akıllı tarım ve sürdürülebilirlik anlayışıyla şekillenmesi gerektiğini dile getiren Vali Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Enerji ve su iyi yönetilmeli. Buna yönelik artık modern çözümler var. Belli bir takvim içerisinde biz tüm tarımsal üretimimizi yeni tip tarıma dönüştüreceğiz. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kullanımı, su hasadı, akıllı su kullanımı ile ilacı ve gübreyi daha akıllı kullanacağız diyebilmeliyiz. Antalya’daki tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan atıklar da iyi yönetilmeli. Nehirlerden denize ulaşan atıklar önlenmeli. Deniz bizim en kıymetli varlığımız. Denizi kaybettiğimiz zaman sadece turizmden değil, tarımdan da bahsedemezsiniz. Tarım yalnızca seracılıktan ibaret değil. Sürdürülebilir, yenilenebilir, üreten, geliştiren ve sonraki nesillere daha iyi bir şehir, arazi, sektör bırakan bir nesil olmalıyız.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-tarimi-cop31den-kalici-mirasla-cikmali-87263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/3/1280x720/antalya-tarimi-cop31den-kalici-mirasla-cikmali-1789101240.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, BM İklim Konferansı COP31 etkinliği öncesi Antalya Tarımının yol haritasının belirleneceğini belirterek, ‘’COP31’i Antalya tarımı açısından kalıcı bir mirasa dönüştürmek için somut adımlara ihtiyacımız var” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-elektronik-sektoru-trilyon-dolarlik-pazarin-pesinde-87298</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik-elektronik sektörü trilyon dolarlık pazarın peşinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Küresel enerji sisteminin elektrifikasyon, dijitalleşme ve artan veri merkezi yatırımlarıyla yeniden şekillenmesi, elektrik-elektronik sektöründe yeni bir büyüme döneminin kapısını aralıyor. Akıllı şebekelerden yüksek gerilim ekipmanlarına, trafodan kablo ve jeneratöre kadar geniş bir ürün grubunda artacak talep, güçlü üretim altyapısına sahip Türkiye için de önemli bir ihracat potansiyeli oluşturuyor. 2026’yı 20 milyar dolarlık ihracatla kapatmayı hedefleyen sektör, bu küresel yatırım dalgasından yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürünlerle daha fazla pay almayı amaçlıyor.</p>
<p>Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu ve Yönetim Kurulu üyeleri, sektörün mevcut performansı, yıl sonu hedefleri ve yeni dönemdeki büyüme alanlarını düzenledikleri basın toplantısında değerlendirdi. Yıl sonundaki 20 milyar dolarlık hedefin ulaşılabilir olduğunu belirten Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği (TET) Başkanı Mehmet Kavaklıoğlu, “Amacımız sadece ihracat rakamını artırmak değil. Daha üst segmentte, daha kaliteli ve yüksek katma değerli ürünlerle ihracatımızı büyütmeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa3d397358ca-1789121431.png" alt="" width="888" height="250" /></p>
<h2>Avrupa avantajını yeni modellerle büyütecek </h2>
<p>Avrupa’nın sektörün ana pazarı olmaya devam ettiğini belirten Kavaklıoğlu, Türkiye’nin standartlara uyumu, Avrupa üretim zinciriyle entegrasyonu ve hızlı teslimat kabiliyetinin önemli avantaj sağladığını söyledi. İhracatta yeni büyüme modellerine ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kavaklıoğlu, “Bazı pazarlarda her şeyi sıfırdan kurmak yerine şirket veya marka satın alarak, o pazarın bilgisini Türkiye’nin üretim gücüyle birleştirebiliriz. Kamudan beklentimiz de hibe yerine doğru projeleri destekleyecek uygun maliyetli ve uzun vadeli finansman modelleri” dedi.</p>
<p>Gelişmiş pazarlarda doğrudan dağıtım kanallarının kurulması gerektiğine de dikkat çeken Kavaklıoğlu, “Distribütör yerine doğrudan pazara ulaşmak hem katma değeri artırır hem de bizi müşteriye yaklaştırır. ABD bunun önemli örneklerinden biri. ABD pazarında alt sektörlerimizin ihtiyaçlarına göre farklı stratejiler geliştirmeliyiz” diye konuştu.</p>
<h2>Yeni nesil enerji altyapısı ihracatın büyüme alanı olacak </h2>
<p>EKONOMİ gazetesinin sektörün önündeki yeni yatırım ve dönüşüm alanlarına ilişkin sorusu üzerine TET Yönetim Kurulu üyeleri, enerji dönüşümünden veri merkezlerine, yerlileşmeden test altyapısına kadar Türkiye’nin önündeki fırsatları ve yatırım ihtiyaçlarını değerlendirdi. Enerji dönüşümü ve elektrifikasyonun elektrik şebekelerinde büyük bir yatırım ihtiyacı ortaya çıkardığına dikkat çeken Levent Fadıloğlu, “Sadece Türkiye’de elektrik şebekesinin dönüşümü ve yönetimi için yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım yapılması gerekiyor. Bunu dünya ölçeğine taşıdığımızda yaklaşık 4 trilyon dolarlık bir pazardan söz ediyoruz” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin trafo üretiminde önemli bir kapasiteye ulaşmasına rağmen bazı kritik girdilerde ithalat bağımlılığının devam ettiğini belirten Tarık Can Akbaş, yerlileşme yatırımlarının desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Trafolarda yoğun olarak kullanılan silisli sacı dışarıdan ithal etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Akbaş, “Bu alanda büyük ölçekli yatırımlara ihtiyaç var. Bir diğer önemli eksikliğimiz yüksek güç test laboratuvarı. Test ve sertifikasyon altyapımızı güçlendirdiğimizde hem ihracatımızı hem de katma değerimizi daha yukarı taşıyabiliriz” diye konuştu.</p>
<p>Küresel ölçekte hızla büyüyen veri merkezi yatırımlarının Türk elektrik- elektronik sektörü açısından önemli bir ihracat potansiyeli taşıdığını belirten Burak Başeğmezler, şöyle devam etti: “2025’te yaklaşık 100 GW olan dünyadaki veri merkezi enerji kapasitesinin 2030’da 200 GW’a çıkması bekleniyor. 2030’a kadar yaklaşık 7 trilyon dolar, 2050’ye kadar ise 35 trilyon dolarlık yatırımdan söz ediyoruz. Bu pazar jeneratörden kabloya, panodan trafoya ve aydınlatmaya kadar sektörümüzün hemen her alanı için çok büyük bir fırsat. Türkiye olarak mutlaka bu pazarın içinde olmalı ve buradan daha fazla pay almalıyız.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-elektronik-sektoru-trilyon-dolarlik-pazarin-pesinde-87298</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/mehmet-kavaklioglu-1789121546.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji dönüşümü, akıllı şebekeler ve veri merkezleri elektrik-elektronik sektöründe trilyonlarca dolarlık pazar yaratıyor. Türkiye’de şebeke dönüşümü için 80 milyar dolarlık yatırım öngörülürken, sektör daha fazla pay almayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirtasiyeden-servise-masraflar-artti-okul-cantasinin-yuku-agirlasti-87297</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kırtasiyeden servise masraflar arttı, okul çantasının yükü ağırlaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DERYA KARAYAĞIZ TAHMAZ</strong></p>
<p>Okul alışverişinin belki de en keyifli tarafı, çocukların rengarenk çantalar, kalemler ve defterler arasından seçim yapması. Ancak kasaya gelindiğinde aynı alışveriş aile bütçesi açısından o kadar da keyifli olmayabiliyor. Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) verilerine göre, bu yıl bir öğrencinin çanta, defter, kalem, suluk, beslenme çantası ve temel kırtasiye ihtiyaçlarından oluşan okul alışverişinin maliyeti yaklaşık 2 bin 500 liraya ulaştı. Geçen yıl 1.900-2.000 lira seviyesinde olan bu tutar yaklaşık yüzde 25 artışa işaret ediyor.</p>
<p>Üstelik ortada yalnızca toplam sepetin büyümesi yok. Ürün ürün bakıldığında da ailelerin karşılaştığı tablo farklılaştı. TÜKİD verilerine göre son bir yılda sırt çantasının fiyatı yüzde 45,45, mataranın yüzde 33,33, parmak boyasının yüzde 30,14, 12’li kurşun kalemin yüzde 25, beslenme çantasının yüzde 24,14 arttı. Yapıştırıcıda artış yüzde 20,69’a, kalem çantası ve kırmızı kalemde ise yüzde 20’ye ulaştı.</p>
<h2>Her sınıfın masrafı aynı değil </h2>
<p>Bir de işin “yeniden başlama” tarafı var. Çocuk bir üst sınıfa geçtiğinde her yıl sıfırdan alışveriş yapılmasa da özellikle birinci, beşinci ve dokuzuncu sınıf gibi yeni bir kademeye geçilen dönemlerde ihtiyaç listesi kabarıyor. Yeni çanta, yeni forma, ayakkabı ve kırtasiye ürünlerin aynı anda alınması gerekiyor. Çocuk büyüdükçe ihtiyaçlar da değişiyor. Bu nedenle okul alışverişinin maliyetini yalnızca bir alışveriş sepeti üzerinden değerlendirmek yanıltıcı olabilir. Aileler artık bir ürünün yalnızca fiyatına değil, ne kadar süre kullanılacağına da bakmak zorunda. Daha pahalı ama dayanıklı bir çantanın birkaç yıl kullanılabilmesi, ilk anda fiyatı yüksek gibi görünen ürünü daha cazip hale getirebiliyor. TÜKİD de tüketicinin son dönemde fiyat-performans dengesine daha fazla önem verdiğine dikkat çekiyor.</p>
<h2>Özel okulda rakam milyonlara çıkıyor</h2>
<p>Özel okul tercih eden ailelerde ise hesap bambaşka bir boyuta taşınmış durumda. 2026-2027 döneminde özel okullarda eğitim ücretleri, okulun bulunduğu bölgeye, eğitim kademesine ve sunduğu hizmetlere göre ciddi farklılık gösteriyor. Bazı üst segment okullarda yalnızca eğitim ücreti 2,5 milyon liranın üzerine çıktı. Yemek, servis, kıyafet, kitap ve diğer hizmetler eklendiğinde toplam maliyet 3 milyon lira gibi oldukça yüksek rakamlara ulaştı. Ailelerin dikkat etmesi gerek bir nokta daha var. Okulun açıkladığı yıllık ücret aslında toplam eğitim bütçesinin tamamını göstermiyor. Özel okullarda kağıt üzerinde görünen eğitim ücretinin üzerine yıl içinde farklı kalemler eklenebiliyor.</p>
<h2>Ucuz olan her zaman hesaplı değil </h2>
<p>Bütçe baskısı arttıkça düşük fiyatlı ürünlere yönelmek anlaşılır bir tercih. Fakat özellikle çocukların doğrudan temas ettiği kırtasiye ürünlerinde fiyatın yanında ürün güvenliğini de hesaba katmak gerek. TÜKİD, velileri üreticisi veya ithalatçısı belli olmayan, etiketsiz ve ambalajsız ürünlere karşı uyarıyor. Boya, kalem, silgi ve yapıştırıcı gibi ürünlerde güvenilir markaların ve mevzuata uygun ürünlerin tercih edilmesi önemli. Çocuklar bu ürünleri gün içinde defalarca eline alıyor, küçük çocuklar ağızlarına bile götürüyor. Bu nedenle alışverişte yalnızca fiyat etiketine bakmamak gerekiyor. Özellikle boya kalemlerinde “EN 71 standardına uygundur” ibaresinin ve oyuncak niteliğindeki kırtasiye ürünlerinde CE işaretinin bulunması şart. TÜKİD ayrıca sprey boya ve yapıştırıcılarda su bazlı, solvent içermeyen ürünlerin tercih edilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Büyük şehirlerde servis fiyatları cep yakıyor</span></h2>
<p>Kırtasiye alışverişi ailelerin okul öncesi bütçesini zorlayan önemli kalemlerden biri olsa da özellikle büyük kentlerde asıl yüklerden biri servis ücretleri. İstanbul’da 2026-2027 eğitim-öğretim yılı için belirlenen tarifede 0-1 kilometrelik güzergahın yıllık azami ücreti 39 bin 970 lira. Mesafe 9-11 kilometreye çıktığında yıllık ücret 58 bin 923 liraya, 23-25 kilometrede ise 93 bin 924 lira gibi yüksek meblağlara ulaştı. Ankara’da da bu yıl servis ücretleri yüzde 25,49 arttı. Yıllık ücretler mesafeye göre 27 bin 331 liradan başlayıp 40 bin 433 liraya kadar çıkıyor. İzmir’de ise yüzde 35’lik artışla birlikte yıllık servis ücretleri 0-3 kilometrede 32 bin 850 liradan, 36-40 kilometrede 83 bin 250 liradan hesaplanıyor. Servislerde bazı öğrenciler için rehber personel ücreti de ayrıca ödeniyor. Servis gideri, özellikle iki çocuğunu okula gönderen aileler açısından toplam eğitim bütçesini daha da yukarı çekiyor. Özellikle büyük şehirlerde ulaşım maliyetinin yüksek olması, okul seçiminde de ailelerin hesabına dahil ettiği başlıklardan biri. Çocukların forma, okul ayakkabısı, eşofman, spor ayakkabısı ve mont gibi giyim ihtiyaçlarının da yenilenmesi gerekiyor. Özellikle ilkokula yeni başlayan çocuklarda ihtiyaç listesi daha kapsamlı hale geliyorken. Buna beslenme giderleri, kantin harcamaları ve okul içinde düzenlenen etkinlik, gezi veya sosyal faaliyetler için yapılan ödemeler de eklendiğinde eğitim masrafı yıl boyunca devam eden bir bütçe kalemine dönüşüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirtasiyeden-servise-masraflar-artti-okul-cantasinin-yuku-agirlasti-87297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/kirtasi-1789121170.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni eğitim-öğretim yılı yaklaşırken ailelerin gündeminde aynı soru var: Çocuğu okula göndermenin toplam maliyeti ne kadar olacak? Birkaç yıl öncesine kadar okul alışverişinin en görünür kalemi olan kırtasiye, bugün toplam bütçenin yalnızca küçük bir kısmına denk geliyor. Çanta, defter ve kalem gibi giderlerin yanına servis, kıyafet, ayakkabı ve diğer ihtiyaçlar eklendiğinde, özellikle birden fazla çocuğu okula giden aileler için eğitim harcamaları ciddi bir bütçe kalemi haline geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbul-kongre-turizminde-son-10-yilin-zirvesine-cikti-87276</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İstanbul kongre turizminde son 10 yılın zirvesine çıktı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Global seyahat endüstrisini aynı çatı altında buluşturan GlobeMeets B2B Networking Event 2026, bu yıl “Sınırların Ötesinde Buluşma Noktası” mottosuyla Rixos Tersane İstanbul’da kapılarını açtı. Geleneksel fuar anlayışından farklı olarak doğrudan iş odaklı networking modelini merkeze alan organizasyon, 2027 turizm sezonunun vizyon haritasını belirleyecek stratejik imzalara ev sahipliği yapmayı hedefliyor. VFS Global’in Ana Sponsorluğu, TÜRSAB’ın Key Partner’liği ve Azerbaycan’ın Ülke Partnerliği ile düzenlenen buluşmada; 50’den fazla ülkeden 1000’in üzerinde alıcı seyahat acentesi, 200 katılımcı firma, 11 ülkenin resmi turizm ofisi ve 20’ye yakın global hava yolu şirketi dâhil olmak üzere toplam 3 bini aşkın turizm profesyoneli bir araya geldi. İki gün boyunca gerçekleşecek 11 bini aşkın planlı B2B randevu ve 15 binden fazla doğal temasla birlikte 25 binin üzerinde görüşmenin yapılması ve etkinlik kapsamında 100 milyon Euro’yu aşan ticari iş hacminin oluşturulması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Kongre sayısı yüzde 10 arttı</strong></p>
<p>Etkinliğin açılışında konuşan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul’un küresel turizm ticareti ve kongre pazarındaki güçlü konumuna dikkat çekti. İTO ve İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu (ICVB) olarak İstanbul’a kritik uluslararası kongreler kazandırmak için yoğun bir çaba sarf ettiklerini belirten Avdagiç, bu çalışmalar sonucunda kentin dâhil olduğu ve katkı sunduğu 95 uluslararası etkinliğin başarıyla gerçekleştirildiğini vurguladı.</p>
<p>İstanbul’un uluslararası kongre şehirleri sıralamasında iki basamak birden yükselerek Avrupa’da 13’üncü, dünyada ise 18’inci sıraya yerleştiğini açıklayan Avdagiç, şehirdeki kongre sayısının bir önceki yıla göre yüzde 10 arttığını ve İstanbul’un Türkiye’nin toplam kongre turizmi başarısındaki payının yüzde 65’i geçtiğini ifade etti.</p>
<p>İki kongre, 12 bin yabancı katılımcı…<br />Kongre turizminin kent ekonomisine doğrudan sağladığı yüksek katma değere somut örneklerle değinen Avdagiç, sadece etkinlik günü İstanbul’da iki dev organizasyonun eş zamanlı yapıldığını söyledi. Böylece şehrin aynı anda 12 binin üzerinde yabancı uzmana ve ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını belirten Avdagiç, bu tür organizasyonların şehir ekonomisine ve turizm ekosistemine çok ciddi katkı sunduğunu kaydetti. İstanbul’un medeniyetlerin ve denizlerin kavuştuğu, farklı kültürlerin bir arada yaşadığı benzersiz bir birleştirici ruh taşıdığına dikkat çeken Avdagiç, bugün bütün dünyanın İstanbul’un bu bütünleştirici atmosferine ihtiyaç duyduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>TÜRSAB: Yabancı platformlarla eşit rekabet koşulları istiyoruz</strong></p>
<p>Açılışta konuşan TÜRSAB Başkan Yardımcısı Hasan Eker, Meclis gündemine gelecek yasa taslağına ilişkin dijital platformlar uyarısında bulundu. Yabancı online portalların yasal zorunlulukları olmadığını belirten Eker, teknolojiye değil şartların eşitsizliğine karşı olduklarını vurguladı. Yabancı platformların ayrıcalıklı hale gelmesi durumunda acentelerin kapanacağını ve otellerin birkaç tekelin eline geçebileceğini söyleyen Eker, tüketicinin sorun yaşadığında muhatap bulamayacağını ifade etti.</p>
<p>Yerliye de yabancıya da aynı kuralların uygulanması gerektiğini belirten Eker, “Biz ayrıcalık değil eşitlik istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbul-kongre-turizminde-son-10-yilin-zirvesine-cikti-87276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/6/1280x720/avdagic-1783670508.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GlobeMeets 2026’da konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul’un uluslararası kongre pazarında son 10 yılın zirvesine çıktığını söyledi. Şehirdeki kongre sayısının yüzde 10 arttığını belirten Avdagiç, İstanbul’un Türkiye’nin toplam kongre turizmi başarısındaki payının ise yüzde 65’i geçtiğini kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yatirim-neden-yapilir-87262</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım neden yapılır?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Faiz indiriminin yatırımları canlandırmak için tek başına yeterli değil. Asıl sorun finansal koşullardan önce yatırım yapmayı gerektirecek nedenlerin ortaya konulması. Değişen rekabet koşulları ve artan belirsizlik ortamında, yatırımların eski iş yapma biçimlerine değil, yenidünyanın risklerine karşı dayanıklılık sağlayacak bir vizyona dayanması gerek.</strong></p>
<p>Benden sunum dinleyenler bilirler. Piyasada faiz indirimi talebinin yükseldiği, asgari ücret için enflasyon telafisinin gerekli görülmediği, kurun suçlandığı zamanlarda bile, iş dünyasının temsilcilerine faiz indiriminin her derde deva olmadığını, asgari ücretin bir suçu olmadığını ve çarenin TL’nin seviyesinde aranmaması gerektiğini söyledim / söylerim.</p>
<p>Beni tanıyanlar, öyle pek heybetli bir cüssem olmadığını da bilirler. Yani popüler olandan farklı fikirlerimi açıklarken, fiziksel kuvvetime değil söylediğimin doğru olduğuna güveniyorum. Bir güvencem de bu sunumların sonrasında sohbet ettiğim iş insanlarının değişen dünyaya dair farkındalıkları. Konuyu faiz-asgari ücret-kur boyutundan çıkartıp iş yapma şeklindeki değişiklik ihtiyacından ya da farklılaşan rekabet şartlarından bahsetmeyen kimseyi tanımıyorum. Aynı noktadayız.</p>
<p>Elbette bütün bu değişiklikleri yapmak için yatırım ortamının iyileşmesi gerekli. Bunun için de akla ilk gelenin faiz oranı olduğunun farkındayım. Lakin tek başına faiz indirimi yeterli mi? Gelin, son gayri safi yurtiçi rakamlarının içindeki makine-teçhizat yatırımları kalemi üzerinden birlikte düşünelim. Bir firmanın yatırım yapması için pek çok farklı sebep olabilir:</p>
<p>1- Ürünlerine olan talep arttığı için firma, arzını artırmak istiyordur</p>
<p>2- Ürün gamını değiştiriyordur</p>
<p>3- Aynı ürün gamını daha verimli (ya da daha az maliyetle) üretecek bir teknolojik kayma vardır</p>
<p>4- Mevcut makinelerinin ömrü dolmuştur, yeniliyordur</p>
<p>5- Vb.</p>
<p>Yatırımın sebebi artan talebi karşılamak için arzı artırmaksa, bunun işaretlerini öncesinde yükselen kapasite kullanım oranlarında (KKO) görmeyi bekleriz. Mantıksal akış: Talep artarken üretici önce kapasite kullanım oranını yükseltir. KKO’da belli bir sınıra geldiğinde ise talebin kalıcı olacağına inanıyorsa, arzı artırmak için yatırım yapar. Oluru var.</p>
<p>Son 44 ayın 24’ünde KKO ya gerilemiş (21 ay) ya da sabit kalmış. Yani Türkiye ekonomisinde talep kaynaklı bir yatırım baskısından söz etmek zor. Nitekim aynı dönemde makine teçhizat yatırımları iki çeyrek dışında hep büyümüş ama büyüme oranları giderek sınırlanmış. Mantık işliyor.</p>
<p>Yine de buyurun mantık işletmenin bir adım ötesine geçelim ve KKO ile makine-teçhizat arasındaki ilişki için TCMB’nin 2017 tarihli çalışması ne diyor diye bakalım. TCMB’nin bulguları bence önemli:</p>
<p>- KKO ve makine-teçhizat yatırımları arasındaki ilişki yüksek</p>
<p>- Ancak örneğin 2017’de bu ilişkide bir kopma var. TCMB, finans piyasalarında gözlenen yüksek oynaklığın ve belirsizliğin yatırım kararlarının ertelenmesine yol açabildiği notunu düşüyor.</p>
<p>- Biraz daha ileri gidip etki-tepki analizi de yapılıyor (Coşar, Şahinöz, 2017). Yatırımlar KKO’ya gelen pozitif şoka yukarı yönlü tepki verirken, belirsizlik şokuna da neredeyse benzer oranda aşağı yönlü tepki veriyor.</p>
<p>TCMB’nin o dönem yaptığı tespit / uyarı anlamlı ve bugün de geçerli (rapordan aktarıyorum): <strong><em>Tedbir ve teşvikler KKO’yu desteklese de belirsizlik azalmadığında makine ve teçhizat yatırımları baskılanmaya devam edebiliyor.</em></strong></p>
<p>Diğer bir deyişle, <strong>tek başına faiz düşüşü, yatırımları desteklemeye yetmiyor. Belirsizliğin azalması da gerekiyor</strong>.</p>
<p>Elbette “Yatırım için finansal şartlar uygun mu?” diye sormak gerek. Lakin ondan önce sorulacak soru “Yatırım yapmak için nedenimiz var mı?”. KKO ile birleştirerek baktığımda, yatırım yapmayı gerektirecek acil bir dış talep gelişimi görmüyoruz.</p>
<p>Ürün gamı değişimi, teknolojik dönüşüm de yatırım için çok geçerli gerekçeler. Ama bu saydıklarım, konuyu faiz-kur-asgari ücret ekseninden öteye taşıyan bir vizyon gerektiriyor. Yoksa sadece uygun finansal şartlar var diye yapılan yatırımların, gereksiz kapasite birikimi ile sonuçlanabileceğini kendi tecrübelerimizden biliyoruz.</p>
<p>O halde bu vizyona uygun olarak gelin soruyu da değiştirelim. “Yatırım için finansal şartlar uygun mu?” haklı sorusunun önüne “Yatırım yapmak için nasıl bir nedenimiz var?” sorusunu ekleyelim. Çünkü yatırım yapma nedeniniz, dayanıklılığınızı da etkileyecek. Konu sadece eski iş yapma şekline dönecek bir vizyonsa, bunun karşılık bulması yenidünyada zor. Yok, <strong>eğer sizi değişen dünyanın belirsizliklerine karşı koruyacak bir vizyonun yansıması ise bu yatırımlar önemli, zamanlı, şart.</strong> Ama dediğim gibi, eldeki çalışmalar bunun için faiz indirimlerinin tek başına yeterli olmayabileceğini gösteriyor. Benden (yine) söylemesi…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yatirim-neden-yapilir-87262</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım neden yapılır? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/ekonomi-masasi-87260</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> TCMB faiz kararını verdi! Şimdi sıra ABD enflasyonunda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="TCMB faiz kararını verdi! Şimdi Sıra ABD Enflasyonunda: Piyasalar Ne Bekliyor? | Ekonomi Masası" src="https://www.youtube.com/embed/9vXeB9c32Fw" width="750" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/ekonomi-masasi-87260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/4/1280x720/seref-oguz-senay-zeren-1788842092.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ovpye-ekonomik-guvenlik-acisindan-bakalim-87259</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> OVP’ye ekonomik güvenlik açısından bakalım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Orta Vadeli Plan’ın (OVP) enflasyon, büyüme gibi ekonomik büyüklüklerle ilgili öngörülerini hafta boyunca gazetemizin değerli yazarlarından okudunuz. Ben OVP’de önemli olan ama pek dikkat çekmediğini düşündüğüm bir bölüme değineceğim: Ekonomik güvenlik ve dayanıklılık. İlk kez bir OVP’de böyle bir bölüm var. Bu bölüm, Türkiye’nin de dünyadaki trendlere ve tartışmalara uygun olarak artık ekonomik büyümenin yanı sıra dayanıklılığa yönelik strateji geliştirme çabasının bir göstergesi.</p>
<p>Nereden çıktı bu ekonomik güvenlik ve dayanıklılık? Son yıllarda bu meseleyi devletlerin gündemine taşıyan birkaç tetikleyici olay yaşandı. İlk olarak, COVID-19 pandemisinde tedarik zincirlerinin kesilmesi ve pek çok ürünün bulunamaması, Batı ülkelerinin basit şeylerin üretimi için dahi Çin’e ne denli bağımlı olduğunu gösterdi. ABD’de maske bile bulunamayan günler oldu. İkinci olarak, <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dolardan-buluta-ekonomik-savaslarin-anatomisi-71881" target="_blank" rel="noopener">Amerikan Hazine’sinin dolar üzerinden işleyen küresel bankacılık sistemini yaptırımlar yoluyla bir silah olarak</a> kullanması ve bu yolla Rusya, İran gibi hasımlarının ekonomilerine zarar vermesi, diğer ülkeleri de “yarın bir gün biz de aynı duruma düşmeyelim” endişesine sürükledi.</p>
<p>Üçüncü olarak, yine ABD’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerinde kullanılacak çiplerin satışını (ve Anthropic örneğinde olduğu gibi bazen modellerin kendisini bile) hasım ülkelere kısıtlaması, teknolojik erişimin sınırlarını da ortaya koydu. Çin, bu ambargoya dünyadaki üretim kapasitesinin tamamına yakınını kontrol ettiği için hem çiplerin hem de yeşil enerji ekipmanlarının üretiminde kullanılan nadir minerallerin (<em>rare earth elements</em>) ihracatını kısıtlayarak yanıt verdi. Son dönemde ise Ukrayna’daki savaş ve Hürmüz Boğazı’nın ablukasıyla derinleşen enerji krizi, bazı ülkelerde tek kaynağa bağımlılığın ne kadar yüksek seviyelere çıktığını ortaya koydu.</p>
<p>Peki, Türkiye ekonomik dayanıklılık açısından ne durumda? Enerjiden başlayalım. Hürmüz Boğazı kapanınca gördük ki enerji alanında dayanıklılığımız epey yüksekmiş. Hindistan’da mutfak tüplerini dolduracak LPG bulunamazken, Filipinler’de akaryakıt tüketimini azaltabilmek için COVID-19’daki evden çalışma sistemine geri dönüldü. Türkiye’de ise böyle şeyler yaşamadık. Zira Türkiye’nin farklı ülkelerden doğal gaz ve petrol ithalatı yapıyor olması ve yenilenebilir enerjinin toplam payının enerji üretiminde hızla artması bu dönemde bizim için bir avantaja dönüştü. Hele bu sene havalar da imkân verince, yenilenebilir enerji sayesinde bazı günler elektrik fiyatları eksilere dahi düştü.</p>
<p>Uluslararası karşılaştırmalara bakınca ülkemizin durumu hiç de fena değil. OECD geçen sene ekonomik güvenlik ve dayanıklılık konusunda kapsamlı bir rapor hazırlamıştı. Raporda ülkeler, ithal ettikleri ürünlerde dışa bağımlılıklarının alarm veren seviyelere ulaşıp ulaşmadığına göre sıralanmış. Buna göre Türkiye’de riskli ürün sayısı OECD ortalamasıyla aşağı yukarı aynı seviyede. Şili, Meksika, hatta Kore ve Japonya bizden çok daha riskli bir konumda. Avrupa ülkeleri ise ithalattaki çeşitlendirmede daha başarılı.</p>
<p>Peki, ekonomik dayanıklılık için her şeyi milli biçimde kendi sınırlarımız içinde mi üretmeliyiz? Hayır. 20 Şubat günü şöyle yazmıştım: “Enerji olsun, teknoloji olsun, eğer bir konuda ulusal egemenlik kuracaksanız, maliyetler artacak demek. Yani tüketiciler daha fazla para ödemek zorunda kalacak. Son iki yüz yıldır ilk defa, genç kuşağın anne ve babalarından daha fakir olacağı bir dönemde yaşıyoruz.” Öyleyse küresel anlamda hiçbir devlet için bütün üretimi kendi sınırlarında gerçekleştirmek gerçekçi değil. Biz de dayanıklılığımızı artırmak için bazı ürünleri kendimiz üretebileceğimiz gibi, bazı ürünlerin de ithalatını çeşitlendirip, bu ithalatı sürekli kılmak için ittifaklara girebiliriz. Tabii, üretim desenimizin zenginleşmesi bu ittifaklara katkımızı da artırır. 15 Mayıs’ta yazdığım gibi, mesela Pax Silica’da olmamız bu açıdan önemli. Yapay zekâ işlerinde kullanılan gelişmiş çipleri Tayvan’da üretebilmek için burada yaklaşık 5 bin şirketten oluşan bir tedarik zinciri kurulmuş. Bu zinciri yeniden kuramayacağımıza göre bazı kritik ürünleri müttefiklerimizden temin etmemiz gerekiyor.</p>
<p>OVP’de ekonomik güvenlik ve dayanıklılığın unsurları olarak enerji, gıda, teknoloji ve aile (!) sayılmış. Bu unsurların her birinde, Türkiye’yi dünyadan koparmayan; seçenekleri ve ikame kapasitesini artırmaya yönelik bir yaklaşım var. Ancak bu stratejinin sahada nasıl uygulanacağı konusunda elimizde yeterli bilgi yok. Bugüne dek teşvik sistemimiz -özellikle ihracat teşvikleri- daha verimli üretimin desteklenmesine dayanıyordu. Ancak, ekonomik dayanıklılığın öne çıkması ile bazı ürünlerin üretilip üretilemeyeceği; eğer üretilecekse hangi maliyetlere katlanarak bunun yapılabileceğini ortaya koyan pilot projelerin yapılması önem kazandı. Bu nedenle sektör veya kümeler yerine, bireysel şirketleri destekleyecek pilot proje ve uluslararasılaşma destekleri, ekonomik güvenlik ve dayanıklılığımızı geliştirmek için belirleyici olacak.</p>
<p>Ekonomik güvenlik bir “güvenlik” değil, bir “ekonomi” politikası konusudur. Ekonomik güvenlik hedeflerine romantizmle değil, ekonomik maliyet hesaplarına dayanarak geliştirilecek araçlarla ulaşabiliriz. Marifet, her şeyi kendimizin üretmesi değil; neyi üretmenin rasyonel olduğunu bilip tedarik edebilecek alternatifleri hazırda tutmaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ovpye-ekonomik-guvenlik-acisindan-bakalim-87259</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OVP’ye ekonomik güvenlik açısından bakalım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-faizi-indirmedi-ama-indirim-icin-yesil-isigi-yakti-87258</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası faizi indirmedi; ama indirim için yeşil ışığı yaktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası, eylül toplantısında faiz oranlarını sabit tuttu. Bu karar benim de savunduğum ve ihtiyatlı olduğunu değerlendirdiğim bir karardı.</p>
<p>İleriye doğru baktığımızda ise faiz indiriminin eylül enflasyon verisi sonrası gelebileceğini değerlendiriyorum. Zira Merkez Bankası, basın açıklaması metninde enflasyonun ana eğiliminin gerilediği ve iç talebin zayıf seyrettiğine ilişkin net ifadeler kullandı.</p>
<p><strong>Peki, enflasyon düşüyor mu?</strong></p>
<p>Ağustos ayında tüketici fiyatları yüzde 1,84 arttı, yıllık enflasyon yüzde 31,51 oldu. Aylık verinin piyasa beklentisinin altında kalması olumlu. Buna karşılık mevsim etkilerinden arındırılmış aylık enflasyon, tüketici fiyatlarındaki artışta bir değişim olmadığını gösterdi. Çekirdek göstergelerde aylık artışlar yüzde 1,7 ile yüzde 2,8, yıllık artışlar ise yüzde 30,7 ile yüzde 33,4 ile yüksek kaldı. Fiyat artışlarının ekonominin kaç kalemine yayıldığını gösteren yayılım endeksi de arttı.</p>
<p>Bu tablo dezenflasyonun sürdüğünü söylemek için yeterli değil.</p>
<p><strong>Beklentiler neden kararın önüne geçti</strong></p>
<p>Merkez Bankasının beklemesindeki ikinci neden enflasyon beklentilerinin hâlâ çıpalanamamış olması. Üstelik beklentileri bozan yalnızca gerçekleşen enflasyon değil. Merkez Bankası 2027 yılsonu enflasyon hedefini şubat ayında yüzde 9 olarak açıklamış, bunu mayıs ayında yüzde 15’e yükseltmişti. Orta Vadeli Program’da ise bu hedef yüzde 21’e çıkartıldı. Kısa aralıklarla sürekli yükseltilen enflasyon hedefi, para politikasının yön gösterme gücünü azaltıyor.</p>
<p><strong>Reel sektör daha ne kadar bekleyebilir?</strong></p>
<p>Kararın en fazla tartışılması gereken yönü ise reel sektör üzerindeki maliyet. Yüksek faiz ve kredi koşullarındaki sıkılık, işletme sermayesine ihtiyaç duyan şirketlerin finansmana erişimini zorlaştırıyor. İç talep zayıflarken satışlar yavaşlıyor; finansman giderleri yüksek kalıyor. Takibe düşen kredilerdeki artışın yakından izlenmesi gerektiğini TEPAV Para Politikası Değerlendirme Notunda belirtmiştik.</p>
<p><strong>Seçim takvimi faiz indirimini öne çeker mi?</strong></p>
<p>Yılın kalanında faiz indirimini destekleyecek iki güçlü unsur bulunuyor. Birincisi, iç talepteki yavaşlama ve reel sektörden yükselen finansman şikâyetleri. İkincisi ise yaklaşan seçim takvimi… Seçime doğru büyümeyi ve kredi koşullarını destekleme isteğinin güçlenmesi, para politikası üzerindeki indirim baskısını artıracaktır.</p>
<p>Bu nedenle Merkez Bankasının eylülde pas geçmesi, 2026’yı faiz indirimi yapmadan tamamlayacağı anlamına gelmiyor. Aksine, ekonomik faaliyetteki yavaşlama belirginleşir ve şirket bilançolarındaki bozulma sürerse yıl bitmeden bir veya birden fazla indirim gündeme gelebilir. OVP’de 2027 enflasyon hedefinin yüzde 21’e yükseltilmesi de daha önceki hedefe kıyasla faiz indirimi için teknik bir alan açıldığı izlenimini veriyor.</p>
<p><strong>Erken indirimin faturası kurdan gelebilir</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki savaşın ardından yüksek seyreden enerji fiyatları; akaryakıt, ulaştırma ve üretim maliyetleri üzerinden enflasyona yukarı yönlü risk oluşturuyor. Bu ortamda enflasyon gerçekleşmeleri ve beklentilerinde kayda değer bir iyileşme görülmeden yapılacak indirim, Türk lirası cinsi varlıkların cazibesini azaltabilir. Faiz indirimiyle sağlanması beklenen geçici rahatlama, daha yüksek enflasyon ve daha pahalı finansman olarak geri dönebilir.</p>
<p><strong>Asıl sorun faiz kararından daha büyük</strong></p>
<p>Faiz indiriminin koşullarını yalnızca Merkez Bankası oluşturamaz. Maliye politikası ve yapısal adımlar enflasyonla mücadeleyi desteklemezse para politikası ya uzun süre sıkı kalacak ya da erken gevşeyerek kur ve enflasyon baskısını büyütecek.</p>
<p>Merkez Bankası’nın önündeki asıl sınav indirime başlayıp başlamamak değil, indirimin zamanlamasını hangi verinin belirleyeceğidir. Enflasyon ve beklentiler belirgin biçimde iyileşmeden atılacak adımlar, büyüme sorununu hafifletirken kur ve enflasyon sorununu ağırlaştırabilir. Bu nedenle faiz indirimi ihtimali güçleniyor; fakat güvenilir ve kalıcı bir dezenflasyon sağlanmadan yapılacak indirimin güvenli bir alanı henüz oluşmuş değil.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-faizi-indirmedi-ama-indirim-icin-yesil-isigi-yakti-87258</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası faizi indirmedi; Ama indirim için yeşil ışığı yaktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rakamlarla-ovp-vaatler-gercekler-ve-secim-sandigi-hesabi-87257</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rakamlarla OVP: vaatler, gerçekler ve seçim sandığı hesabı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OVP’nin en yüksek riskli hedefi, enflasyon hedefi gibi görünüyor. OVP’de TÜFE’nin 2026’da yüzde 28,4’ten 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi öngörülüyor. Bu, özellikle hizmet enflasyonu, kira, eğitim, ücret ayarlamaları, gıda arz şokları ve kur geçişkenliği nedeniyle son derece iddialı bir hedef.</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından hazırlanan ve 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program (OVP), 06.Eylül.2026 tarihli ve 33362 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de Cumhurbaşkanı Kararı olarak açıklandı.</p>
<p>OVP dönemi içerisinde Türkiye’de genel seçimlerin yapılacak olması nedeniyle, OVP bir taraftan seçimin olası gerçekleşeceği tarihi tahmin etmek, diğer taraftan da seçim gölgesinde ne kadar gerçekçi olduğunu değerlendirmek adına hafta başından bu yana hem yazılı hem de görsel basında tartışılan en önemli ekonomik konu oldu.</p>
<p>OVP, 2027-2029 döneminde makroekonomik ve finansal istikrarın güçlendirilmesini, mali disiplinin sürdürülmesini ve orta vadede kalıcı fiyat istikrarının tesis edilmesini temel öncelik olarak tanımlıyor. Bunun yanında verimlilik, Ar-Ge, beşerî sermaye, yeşil ve dijital dönüşüm, işgücü piyasasının etkinliği, yatırım ortamı ve kayıt dışılığın azaltılması da hedefler arasında yer alıyor.</p>
<p>Enflasyonun kademeli biçimde düşürülmesi, büyümenin yatırım ve verimlilik ağırlıklı hızlanması, dış dengenin enerji maliyetlerinin normalleşmesiyle iyileşmesi ve kamu maliyesinde faiz dışı dengenin güçlenmesi programın dayandığı temeller olarak göze çarpmakta.</p>
<p>Türkiye’de OVP aslında temelde bir iyi niyet manzumesidir. Her OVP döneminde en iyimser koşullar dikkate alınarak gerçekleştirilmesi düşünülen ara hedefler ortaya konulur. OVP’nin sonunda da bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için öngörülen zaman belirlenir.</p>
<p>Aslında rakamlara girmeden önce, bence en çok eleştiri konusu olan şey bu takvim…</p>
<p>Her biri için ayrı ayrı kitapçıklar yazılabilecek olan hedeflerin ne kadarının şimdiye kadar gerçekleştirildiği ya da gerçekleştirilemediği, ne kadar zamanda ve hangi koşullarla bu hedeflere ulaşılacağı bu takvimde yer almaz. <strong>O nedenle geçmişte başlamış faaliyetlerin hangi aşamada olduğunu bilemiyoruz.</strong> Ölçemediğimiz bu hedefleri de yönetmek kolay olmuyor.</p>
<p><strong>Yıllar önceki OVP’lerde orta konulmuş hedeflerin hangi aşamada olduğunu bilmeden yenilerini önermek OVP metninde hoş gözükse de bir yandan gereksiz kaynak israfına ya da yapılanların tekrarına dönüşüyor. </strong></p>
<p>Bu küçük ama önemli eleştirinin mutlaka dikkate alınması ve önümüzdeki yıllarda hazırlanacak OVP’lerde gerçekleşme oranlarının ve gerçekleşmeye engel unsurların da yer alması en azından şeffaflık açısından daha doğru olacaktır.</p>
<p><strong>2027-2029 Dönemi OVP’de rakamlara baktığımızda, ben kendimce hükümetin hedeflerini; görece gerçekleşmesi daha olası ve kolay hedefler ile yapılması zor ve gerçekleşmeme ihtimali yüksek hedefler olarak ayırdım. </strong></p>
<p>Cari açığın GSYH’ye oranının 2026'daki yüzde 2,6'dan 2029'da yüzde 1,6'ya gerilemesi zor ama ulaşılabilir bir hedef gibi görünüyor. Mevcut durumda Türkiye'nin turizm gelirleri, hizmet ihracatı ve altın/enerji dışı dengesinde iyileşme göze çarpıyor. Cari işlemler dengesi açığında da kademeli bir iyileşme öngörülmüş. Ancak yine de unutmamak lazım ki bu iyileşme büyük ölçüde enerji fiyatlarına ve küresel finansman koşullarına bağlı. Turizm gelirlerinin ülke içi huzurla ve rekabetçi fiyatların etkilediği, yani son derece hassas bir sektör olduğunu belirtmek lazım. Öte yandan, dış ticaret hacminin GSYH’ye oranının 2027 yılında yüzde 36,7 iken, program sonunda, yani 2029 yılında yüzde 33,3 olacağı öngörülmüş. 2027 yılı için ihracat 292 milyar dolar olarak öngörülmüşken, 2029 için öngörü 316 milyar dolar.  3 yıllık ihracat artış oranı dolar cinsinden yüzde 8,2 olarak planlanmış. İthalatta planlanan 3 yıllık artış oranı ise yüzde 7,3. <strong>Program geneline yayılmış aşırı iyimserlik dış ticaret hedeflerinde çokça göze çarpıyor.</strong></p>
<p>İhracatın program sonunda 316 milyar dolara yükselmesi, dolar bazında yıllık artışların görece sınırlı olması nedeniyle hedefin ulaşılabilir görünmesini sağlıyor. Ancak küresel ticaretin korumacılık, Avrupa'daki zayıf büyüme ve jeopolitik risklerle karşı karşıya olduğu unutulmamalı. Trump’ın 2028’de görevini tamamlaması küresel ticaret artışı beklentisi için güzel bir haber olabilir.</p>
<p><strong>Öte yandan, petrol fiyatı ortalamaları bence aşırı iyimser kalmış.</strong> Program 2027 yılında küresel sorunların çözüleceğini öngörmüş olmalı ki Brent petrolün 2027 ortalamasının hızla 76 dolara düşeceği tahmin edilmiş. Umarım düşündükleri gibi olur. Fakat petrolün beklenenden yüksek kalması cari açık ve enflasyon hedeflerini aynı anda bozabilir.</p>
<p>İşsizlik rakamlarına baktığımızda, manşet işsizliğin yüzde 8,1'den yüzde 7,6'ya gerilemesi büyümenin yüzde 4-5 bandına yaklaşırsa ulaşılabilecek bir hedef gibi duruyor. Fakat bu oranda büyüme olmasa da mucizevi bir şekilde 2026 içerisinde işsizliğin yüzde 8,1 seviyesine düştüğünü gördük. Tabii, işin sevimsiz yanı olan ve aslında hepimizin baktığı, yüzde 30,6’ya yükselmiş atıl işgücü oranına ilişkin bir hedef konulmamış. Manşete baktığımızda, bir anda neredeyse Almanya’daki işsizliğe ulaştığımızı düşündüğümüz işsizliğin arka planındaki yüzde 30,6’lık atıl işgücü elbette kimsenin hoşuna gitmiyor.  OVP’de öngörülen; işgücüne katılım oranının da yüzde 52,9'dan yüzde 54,7'ye yükselmesi, sadece iş yaratmak için yeterli değil. Rakamların hoşa giden kısmını görüp hoşa gitmeyeni reddetmediğimiz zaman, çözümü de arayacağız diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Sanırım benimle birlikte herkesin en çok takıldığı konulardan biri, enflasyonun programın sonunda (2029) yüzde 9’a nasıl indirileceği.</strong> </p>
<p>OVP’nin en yüksek riskli hedefi, enflasyon hedefi gibi görünüyor. OVP’de TÜFE’nin 2026’da yüzde 28,4’ten 2027’de yüzde 21’e, 2028’de yüzde 13,5’e ve 2029’da yüzde 9’a indirilmesi öngörülüyor. Bu, özellikle hizmet enflasyonu, kira, eğitim, ücret ayarlamaları, gıda arz şokları ve kur geçişkenliği nedeniyle son derece iddialı bir hedef. <strong>Tüm koşullar aynı kalarak hele hele programın içerisinde bir genel seçim yaşarken, nasıl kademeli olarak düşeceğinin cevabı programda yok. </strong></p>
<p>Cevabı yok derken, programda büyüme ve enflasyon hedefleri ciddi bir tezat oluşturuyor.</p>
<p><strong>Bu yönüyle OVP epey tutarsız</strong></p>
<p><strong>Enflasyonu hızla düşürmek için talep ve kredi koşullarının kontrollü kalması gerekirken, büyümeyi yüzde 5'e çıkarmak yatırım, üretim ve verimlilikte güçlü bir sıçrama gerektiriyor.</strong> Yıllarca gerçekleştirilemeyen üretimde verimlilik artışının, program döneminde nasıl bir anda gerçekleştirileceğini ben programda bulamadım. Hele hele küresel ölçekte yapay zekâ ve üretimde teknolojik dönüşüme milyarlarca dolar harcanırken, biz bu dönüşümün içerisinde yer almadan nasıl verimlilik artışı sağlayacağız diye düşünmüyor değil insan.</p>
<p><strong>2026 yılsonu için yüzde 3,3’lük bir büyüme öngörüsü, 2027 yılına geldiğimizde yerini yüzde 4,2’lik sert bir büyümeye bırakıyor. Yüzde 27’lik bir artış... Bu arada enflasyon da yüzde 28,4’ten yüzde 21’e düşecek.</strong> 2028’de yüzde 4,6’lık bir büyümeye karşılık enflasyonun yüzde 13,5 olacağı öngörülmüş. <strong>Size ne kadar inandırıcı geldiyse, ben de o oranda bu öngörüye inandım. </strong></p>
<p><strong>Daha ilginci ise GSYH deflatörünün çok hızlı gerilemesi beklentisi. Deflatör artışının 2026'da yüzde 30,6'dan 2028'de yüzde 14,5'e ve 2029'da yüzde 9,5'e gerilemesi, ekonomideki genel fiyatlama davranışının hızla normalleşmesini gerektiriyor.</strong> Bu hedef, TÜFE hedefiyle birlikte değerlendirildiğinde, nominal gelir, ücret ve vergi dinamiklerinde çok güçlü bir uyum olması gerekir. <strong>Ekonomi yönetimi, bu uyumu içerisinde seçim olacak bir dönemde gerçekleştirmeyi düşünüyor. </strong></p>
<p><strong>OVP’nin harcama ve gelir öngörüsü bence seçimin zamanını da bize söylüyor</strong></p>
<p>2026’dan 2027’ye geçtiğimizde faiz hariç harcamaların yüzde 37 artması öngörülmüşken, 2027’den 2028’e geçtiğimizde faiz hariç harcamaların artış beklentisi yüzde 19. <br />Harcamaların 2027’de yüksek oranda artacak olması, <strong>bence seçimin ilk habercisi.</strong></p>
<p>Öte yandan gelirlere baktığımızda; 2026’dan 2027’ye geçerken yüzde 37 oranında gelir artışı öngörüsü, 2027’den 2028’e geçişte yerini yüzde 19’luk bir gelir artışı öngörüsüne bırakmış. <strong>Gelir kalemleri içerisinde vergi gelirlerinde de yüzde 36’lık bir artış öngörülmüş. 2027 yılındaki bu sert artışın, olası bir vergi barışı ya da yeniden yapılandırmadan kaynaklanma ihtimali kuvvetli.</strong> <strong>Bence seçimin ikinci habercisi burası...</strong></p>
<p>Transfer harcamalarına baktığımızda, 2027 yılı için yüzde 33,1’lik bir artış öngörülmüş. 2028 yılı için artış yüzde 15,16, 2029 yılı için ise yüzde 12,4 olarak planlanmış. Bu da seçimin üçüncü habercisi. <strong>Emeklilerin gönlünün alınmak isteneceği gözüküyor.</strong></p>
<p>Özelleştirme gelirleri konusunda da 2027 yılında ciddi bir beklenti var. 2026’dan 2027’ye geçerken 2027 yılı için özelleştirme gelirlerindeki artış beklentisi yüzde 70. Kamunun işlettiği köprü ve otoyolların özelleştirileceği bir yıl olacak gibi 2027. <strong>Bunu da seçim habercisi sayabiliriz bence. </strong></p>
<p><strong>Kamu yatırımlarının 2026'da yüzde 5,4 artıştan 2029'da yüzde 8,7 artışa çıkması, mali disiplin korunurken kaynakların çok etkin biçimde tahsis edilmesini gerektiren bir durum.</strong> Bütçe açığı azaltılırken, kamu yatırımının hızlanması ancak gelir performansı, harcama önceliklendirmesi ve özel sektör yatırımlarıyla tamamlayıcılık sağlanarak mümkün olabilir. <strong>Bu da çok ama çok zor bir hedef. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rakamlarla-ovp-vaatler-gercekler-ve-secim-sandigi-hesabi-87257</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/7/1280x720/67-1789100714.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rakamlarla OVP: Vaatler, gerçekler ve seçim sandığı hesabı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sakiz-cigneyip-bisiklet-surmek-87256</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakız çiğneyip, bisiklet sürmek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Külliye’de bir araya gelen Mansur Yavaş’ın görüşmesi, muhalefet cephesinde Yeni bir tartışmayı başlattı. Yavaş’ın siyasi geleceği kadar, Özgür Özel’in “haberim ve onayımız vardı” sözleri de tartışmanın odağına yerleşti.</strong></p>
<p>İmamoğlu’nun serbest kalıp, aday olacağı sonrada seçimi kazanacağı varsayımından vazgeçeli hayli zaman olan muhalefetin “en azından Mansur Yavaş var. Seçimlerde adayımız o olur” diye teselli bulduğu günlerde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yavaş’ın külliyedeki fotoğrafları gündeme bomba gibi düştü…</p>
<p>Fikri sabitler Yavaş’ın muhalefetin adayı olacağı konusundaki imanlarını kaybetmişe benziyor. Oysa sadece ben bile defalarca yazdım; İmamoğlu’nu cumhurbaşkanı yapmak için imza toplayarak Yavaş’ı zaten denklem dışına itmişti o zamanki CHP şimdiki YENİ Parti yöneticileri. Bunlar olup biterken o dönemki CHP’nin Genel Başkanı Özgür Özel’in -kendisi ne kadar aksini iddia etse bile- cumhurbaşkanlığına aday olacağını da yazmış, söylemiştik.</p>
<p>Zaten Yavaş da bütün o süreçlerde -İmamoğlu’nun tam tersine- usulet ve suhulet içinde davranmıştı…</p>
<p>Hatırlayın; 2023 seçimlerine giden süreçte Yavaş’ın adaylığı gündeme getirildiğinde şöyle demişti: “Ben aynı anda sakız çiğneyip, bisiklet sürebilirim ama belediye başkanlığı yaparken başka bir hedefe odaklanmak gibi bir hedef içinde olamam. Ankara halkına vaatlerimi yerine getirmeye çalışıyorum. Türkiye'de insanlar benim hakkımda ne düşünüyor diye anket yaptırmadım. İnsanların bana sempatiyle yaklaşmasından memnunum. Sayın Akşener de iltifat ediyor. Kendisiyle görüşmüş değilim. Cumhurbaşkanlığı adaylığı gurur verici olur, ama ben zengin bir Ankara hedefine odaklanıyorum…"</p>
<p>Yine tutuklu İmamoğlu için ön seçim yapılmaya kalkıldığında, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, dönemin CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in, ön seçimle partinin cumhurbaşkanı adayını belirleme sürecini başlatmasını “erken” bulduğunu söylemiş ve eklemişti: “Aday belirlemek için çok erken. Seçim tarihi belli değil, o zamana kadar Türkiye'de şartlar, her şey değişir…”</p>
<p>Şimdi CHP’den istifa etmeyip, Yeni Parti’ye de geçmeyen Yavaş, bir 9 Eylül gününde -CHP’nin kuruluş yıldönümünde- üyesi olduğu parti ile Anıt Kabir’e gitmek yerine Cumhurbaşkanı Erdoğan ile külliyede baş başa geliyor. Resmi açıklamaya göre Ankara’nın ihtiyaç duyduğu projeleri masaya yatırmışlar…</p>
<p>Bu bilgi kamuoyuna mâl olduğunda, Yeni Parti Genel Başkanı Özel, “Bu görüşmeden haberim var. Mansur beyin hiçbir şeyinden şüphem olmaz. Ankara'nın menfaatleri için önceden beri planladığı ve bizim de, haberimiz ve onayımız ile yaptığı bir görüşmedir.” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Garip mi, komik mi? Bilemedim. Şöyle açıklayayım, Yavaş Yeni Parti üyesi değil. Dolayısıyla Özel ile Yavaş arasında bir ast üst ilişkisi yok. Çünkü ikisi yanı partinin hiyerarşisi içinde yer almıyorlar. Eee o zaman neyin onayını vermiş Özel? Haberdar olma meselesine gelince muhtemelen Yavaş, Özel’e sürpriz olacak bir görüşmenin, Yeni Parti genel başkanının acayip açıklamalar yapmasına yol açacağını düşünerek, randevu talebini çıtlatmıştır kendisine… Ne de olsa Özel’in gecenin bir vakti attığı ve insicamdan da itidalden de uzak whatsapp yazışmaları unutulacak gibi değil… Ortada her şeyden haberinin olduğunu ve her şeyin onayını verdiğinin altını çizmek zorunda hisseden bir genel başkan var. Misal, ABD Büyükelçisi Barrack’ın “istemeyen adam ilan edilmesini” gündeme getiriyor, ama bir dönem kendisinin genel başkan yardımcılığını yapan, Yeni Parti rozetini yakasına bizzat taktığı Prof. İlhan Uzgel, Barrack’ın resepsiyonuna avdet ediyor. Hani İYİ Parti’nin protesto ederek katılmadığı davete… Artık her şeye ne kadar hakim siz karar verin.</p>
<p>Neyse efendim biz ziyarete dönelim…</p>
<p>Bir kaç soruyla da konuyu kapatalım…</p>
<p>Ziyaretin, Melih Gökçek davası ile ilgisi var mıdır?..</p>
<p>Yavaş, kendisinden önceki döneme ilişkin yaptığı suç duyurularının birer örneğini Cumhurbaşkanı’na sunmuş mudur?..</p>
<p>Görüşmede Yavaş, “devletimin emrindeyim” demiş midir? Demişse müktesebatı açısından bu gayet normal değil midir? Muhalefetin bu duruma şaşırmasına şaşırmak gerekmez mi?..</p>
<p>Sizce Yavaş, İYİ Parti, Demokrat Parti gibi partilerin oluşturacağı bir ittifakın cumhurbaşkanı adayı olur mu?..</p>
<p>Ya da önümüzdeki seçimlerle birlikte gündeme geleceği ifade edilen parlamenter rejime dönüş projesinde Yeni bir görev mi alır?..</p>
<p>Ya da “daha Ankara’da yapılacak çok iş olduğundan” belediye başkanlığına her partinin desteği ile bir dönem daha devam mı eder?</p>
<p>Yaşayıp göreceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sakiz-cigneyip-bisiklet-surmek-87256</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakız çiğneyip, bisiklet sürmek… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bizim-hikayemizin-guclu-tarafi-87255</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bizim hikâyemizin güçlü tarafı…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“COP 31’e Doğru Net Konuşalım” konuklarından, TÜSİAD Başkan Yardımcısı Fatih Kemal Ebiçlioğlu yeşil ve dijital dönüşüm sürecinin son yıllarda biraz yavaşlamış olduğuna, daha doğrusu kendisinin uyumun daha hızlı yürüyeceğini düşündüğüne dikkat çekiyor. Oysa zaman geçerken regülasyonlar ardı sıra hayata geçiriliyor. O nedenle uyum gerekliliği yakıcılığını koruyor. Yeşil ve dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik… AB ile ticareti geliştirmek istiyorsak ‘dönüşerek’, sürdürülebilir rekabetçiliği de, ‘dünya liginde yalnız kalmadan’ başarmak zorundayız.</p>
<p>Reel sektör adına Ebiçlioğlu’nun Türk sanayinin dönüşümüne ilişkin ufuk turundan ipuçları yakalamaya çalışırken, kendisi ‘mealen’ dünyanın eski dünya olmadığını; “Yapılması gerekenler sadece AB uyumu ile sınırlı değil. Çünkü bir de Türkiye’nin dışında AB’nin de etkilendiği küresel ekonomik akış var. Dolayısıyla sanayinin dönüşümü konuşulurken bu akışın ve üstelik son 50 yılın öğrettikleri ile farklı yöne gittiğinin de dikkate alınması gerekli” diyerek anlatıyor.</p>
<p>Sanayicinin ajandasının ilk satırında; “Çin’in imalat sanayi, dünya imalatının üçte birinden fazlasını geçti. Hatta bu oran önümüzdeki birkaç yıl içinde yüzde 40’ları da aşarak sorunu daha da büyütecek.” saptamasının yer aldığını, “Bir zamanlar, biz uluslararası iktisat okurken, her ulus kendisinin rekabetçi olduğu ürünü üretsin, diğerlerini de başkalarına bıraksın diye düşünürken, bugün Çin dışı üretimin yapılamayacağı algısının giderek arttığı bir rekabetçilik döneminden geçiyoruz. Bu dönüşüm de Türk sanayicisinin ajandasında yer alıyor” görüşünün ortaya çıkan büyük değişikliğin altını çizdiğini vurguluyor.</p>
<p>Sadece bu kadar mı? “80’lerde 90’larda, Dünya Ticaret Örgütü diye bir örgüt var. Dolayısıyla böyle bir şey (destek-teşvik) yapsak, bize problem çıkarır.” şeklindeki üniversite anısının,   “Fakat COVID-19 döneminden önce de görmeye başlamış, bunun sinyallerini almıştık. Hatta ilk Trump döneminde de vardı. Korumacılık önlemleri, hem de gelişmiş ülkeler tarafından çok şiddetli bir şekilde uygulanıyordu. Dolayısıyla aslında ticaretin yeniden şekillendiği, yeni entegrasyonların gündeme geldiği bir dönemden geçtik, geçiyoruz da.” şekline dönüşümünü ekliyor.</p>
<p> Sanayiye bakışta COVID-19 dönemindeki perspektif farklılaşmasını; “O günlerde bir de ‘stratejik otonomi’ konusu konuşuldu. Savunma sanayi ve diğer konular hepsi bir araya geldiğinde, bu korumacılık önlemleri de Türk sanayicisi tarafından yine dikkate alınması gereken bir konu hâline geldi.” şeklinde özetleyen Ebiçlioğlu’na göre; “Sanayideki dönüşüm açısından üçüncü konu değişimin hızı, teknolojik değişimin hızı, inovasyonun hızı. Tarihin en hızlı dönemlerinden biri yaşanıyor. Üstelik yarın daha da hızlanacak. Bu değişim dikkate alınmak zorunda. Öyle ki ‘yapay zekâ’ konusu bunun en iyi örneği. Bugün, 80'lerde, 90'larda, filmlerde gördüğümüz o vizyonun gerçekliğe dönüştüğünü görüyoruz. “</p>
<p>Reel sektör açısından bir de kronikler var: “Enflasyon, finansmana-kaynaklara erişim, kaynak maliyeti Türk sanayisinin göz ardı edemeyeceği konular. Bunların dışında ticaretin yüzde 40’tan fazlasını Avrupa ile yapıyorsak hızlı bir adaptasyon gerekiyor. Özetle zor ama adapte olunması, baş edilmesi zorunlu bir süreç.”</p>
<p>Peki! Çözüm ararken neler yapmak gerekli? “Çin rekabeti açısından değerlendirilecek olursak, Türkiye’nin tek başına bir ülke olarak, başka bir ekonomik yapıya entegre olmadan tüm bu sorunları tek başına ele almasının maliyeti yüksek olacak. O nedenle Gümrük Birliği ve Ankara Antlaşması ile yapılan yolculukta daha entegre politikalarla daha da ileriye gitmeye çalışmak gerekli. Ki rekabete Çin’in dışında örneğin Hindistan da, Mercosur ülkeleri de katılabilecekse, bizim de entegre politikaları geliştirmemiz gerekiyor.</p>
<p>Biz hikayemizi güçlü tarafları ile bitirelim: “Nedir bizim hikayemiz? Tedarik zinciri açısından ülke imalat altyapısı olan, üretmeyi bilen ve Avrupa'nın dibinde olan bir ülke. ‘Yakınında olma’ tabiri bence önemli. Geçmişte hatırlayın, COVID-19 döneminde birkaç kavram daha ortaya çıkmıştı. Yani sadece stratejik otonomi kavramı ortaya çıkmadı. İşte ‘Near Shoring’ dendi, ‘Friend Shoring’ dendi. Bu iki kavramı iklim krizi ile mücadele etme söylemi açısından da sınamamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Ben Avrupa'nın yanındayım. Çin'den, Endonezya'dan, Vietnam'dan buraya ürünlerin gelmesinin yaratacağı o emisyon riskinin, Avrupa politikaları ile uyumlu olmadığını görüyoruz. Hakikaten eğer iklim krizi ile mücadele edilecekse Avrupa Birliği üyesi ülkelerin hepsinin katılım toplantılarında ifade ettim: Çin'den ürün almak, Vietnam'dan ürün almak rasyonel gelmiyor.</p>
<p>İkinci bir konu olarak bu dönemde Avrupa için büyük sorun olan göçmen sorunu konusunda büyük destek verdiğimizi görüyoruz. Ben Avrupa’nın Akdeniz havzasını üretim üssü olarak kullanması gerektiğini düşünüyorum. Buradaki insanların hem işsiz kalıp, hem ekonomik zorluklar yaşayarak orada hareket etmeden kalmalarının mümkün olamayacağı görüşündeyim. Dolayısıyla eğer iklim kriziyle mücadele etme başlığı altında göçmen sorununa da bir perspektif kazandırabilirsek bundan istifade edebileceğimizi düşünüyorum.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bizim-hikayemizin-guclu-tarafi-87255</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bizim hikâyemizin güçlü tarafı… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-bitti-yapay-zeka-verelim-87254</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sürdürülebilirlik bitti, yapay zekâ verelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sürekli gerçeği inkâr eden, kötü gidişatı halktan gizleyen birinin yalan söylediğini nasıl anlarsınız? Çok basit; konuşurken dudakları kıpırdıyorsa… Lütfen bakanı, bakmayanı bu testten geçirin derim.</strong></p>
<p>Bir kez dilimize dolanmayı görsün; artık <strong>dilde pelesenk</strong> olur çıkar. <strong>Toplam kalite</strong> sakızını onlarca yıl çiğnedik. <strong>Müşteri patrondur</strong> klişesi de öyle… Sonra biri <strong>endüstri bilmem kaç sıfır</strong> dedi; adeta havada kaptık ama gereğini yapmadık. <strong>Çevre</strong>, <strong>yeşil</strong>, <strong>CRM</strong>, <strong>sosyal sorumluluk</strong>, <strong>yapay zekâ</strong>. Uzar gider bu liste.</p>
<p>Ama benim en çok sorguladığım; <strong>sürdürülebilirlik</strong> kelimesidir. Öncelikle <strong>çok uzun</strong> bu yüzden <strong>telaffuzu</strong> da <strong>yazılışı</strong> da pratik değil. Ama en önemlisi; <strong>koca bir yalan</strong>… Durun hemen “<strong>abarttın</strong>” demeyin… Bana <strong>ilelebet payidar kalan</strong> bir şey söyleyin? Başlayan her şeyin mutlaka sonu vardır, <strong>ne sürdürülebilirliği</strong>…</p>
<p><strong>ŞU ÖLÜMLÜ DÜNYADA GÜNEŞ BİLE SÜRGİT DEĞİL, SÖNECEK </strong></p>
<p><strong>Hangi aşk</strong> sonsuza dek sürmüş? <strong>Hangi imparatorluk</strong> ilk kurulduğundan bu yana yaşıyor ki? <strong>Ya şirketler</strong>? Asırlıkları arayalım dedik, 50’yi zor aştık. O da çoğu taşrada lokanta çıktı. Batılı; kurduğu yapıların <strong>kısa sürede dağılmasın diye</strong> aldığı tedbirleri böyle adlandırmış. <strong>Ne sürdürülebilirliği</strong>…</p>
<p>Sürdürülebilirlik <strong>her şeyin başına</strong> ekleniyor ya… Benim hiç anlamadığım; <strong>büyümenin önüne</strong> gelenidir. <strong>Sürdürülebilir büyüme</strong> için o kadar çok <strong>klişe</strong>, hiçbir yere götürmeyen <strong>slogan</strong>, boş laf üretildi ki süren sadece bu <strong>lafın gevezeliği</strong> oldu. Netice? Sanırım sürdürebildiğimiz bir tek; <strong>içi boş konuşmalarımızdır</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Yalan ezberlere dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Neden yalan söyleriz?</em></strong></p>
<p>Zira <strong>gerçeğin çölünden</strong> geçmek yerine <strong>yalan vadisinde</strong> gezinmek, hoşumuza gider. <strong>Ekonomi</strong> krizi dahi aşmış, çürüme başlamıştır. Gerçek bu iken yalana sığın; “<strong>ekonomik tıkırında, dünya bizi kıskanıyor.</strong>”</p>
<p><strong><em>En güçlü yalan?</em></strong></p>
<p><strong>Gerçeğin üzerine inşa edilendir</strong>. Biz her yalan söylediğimizde, <strong>gerçeğe borçlanırız</strong>. Gerçek ise eninde sonunda gelir, bizden <strong>hakkını</strong> alır. Ekonomik <strong>kriz</strong> olarak, <strong>yolsuzluk</strong>, <strong>çürüme</strong>, <strong>iflas</strong>, <strong>zam</strong>, <strong>zulüm</strong> olarak.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ATA BİNER ATAYI UNUTUR, ATTAN İNER ATI UNUTUR</strong></p>
<p><strong>Kurduğunu korumak</strong>… Sürdürülebilirlik diyoruz buna. Dilimizden düşmüyor bu kelime. İçini boşaltsak da… Cumhurbaşkanlığı forsunda <strong>16 yıldız</strong> var. Tarihte <strong>kurup sürdüremediğimiz</strong> 16 devletimizi temsil ediyor. Bununla doğal olarak <strong>övünürüz</strong> de… Aslında <strong>kurduğumuza sahip çıkmak, kurmaktan da zor</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YALAN LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Düz yalan</strong>: Gerçeğin maskelenmesi. Olguları inkâr edip temennileri olmuş gibi gösterme sanatı</p>
<p><strong>Kuyruklu yalan</strong>: Alakasız olaylarla bezenmiş, sahte mesnetlerle donatılmış güçlendirilmiş yalan</p>
<p><strong>İstatistik</strong>: Akıl ve vicdan ehlinde değer üreten ama yalancının elinde rakamlarla infaz becerisi</p>
<p><strong>Acı gerçek</strong>: Yalancının yatsıya kadar yanan mumun geride bıraktığı gerçeğin bizzat kendisi</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-bitti-yapay-zeka-verelim-87254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/ekonomik-buyume.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik bitti, yapay zekâ verelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/faizi-sabit-ekim-icin-indirim-sinyali-87253</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faizi sabit, ekim için indirim sinyali…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası Para Piyasası Kurulu faiz oranlarını değiştirmedi. Genel kanı zaten faizin bu toplantıda değiştirilmemesi gerektiği yönündeydi. Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 37’de, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik vadede borç alma faiz oranı ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu.</p>
<p>Merkez Bankası savaşın başlamasıyla birlikte proaktif bir adım atmış ve yüzde 37 olan haftalık repo ihale faiz oranını değiştirmemekle birlikte fonlamayı gecelik kanala kaydırmak suretiyle fiili faizi yüzde 40’a çıkarmış ve bu uygulama mart ayı başından 24 Ağustos’a kadar sürmüştü. 24 Ağustos’tan itibaren fonlamada yeniden haftalık repoya dönülmek suretiyle fiili faiz yüzde 37’ye çekilmişti.</p>
<p>Merkez Bankası dün aldığı kararla mevcut faizlerin bir sonraki toplantının yapılacağı 22 Ekim’e kadar bu düzeyde kalmasını kararlaştırmış oldu.</p>
<h2>“Ekimde indirebilirim”</h2>
<p>PPK toplantısından sonra yapılan açıklamada sanki ekim toplantısında alınabilecek karara ilişkin bir<strong> “çıtlatma”</strong>, bir<strong> “ima”</strong> var; <strong>“Ekimde faiz indirebilirim”</strong> şeklinde okunabilecek bir mesaj var.</p>
<p>Açıklamada<strong> “Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir”</strong> deniliyor.</p>
<p>Gerçi bu yargı neye dayanıyor, orası pek belli değil. Enflasyonun ana eğiliminde öyle kayda değer bir gerileme yok. Hele hele manşet enflasyon dikkate alındığında yüzde 31-32’ye takılıp kalınmış. Yetmezmiş gibi yıllık gerçekleşme tahmini OVP’de yüzde 28,4 düzeyinde belirlenmek suretiyle Merkez Bankası tahmininin de üstüne çıkarılmış.</p>
<p>Dolayısıyla Merkez Bankası her ne kadar 22 Ekim’de yapılacak bir sonraki PPK toplantısında faiz indirimi olabileceği şeklinde yorumlanabilecek bir ifadeye yer vermişse de aslında gidişat, <strong>“enflasyonun ana eğilimi yönüyle”</strong> bunu mümkün kılmaktan epey uzak görünüyor.</p>
<p>Merkez Bankası’nın ekimde faiz indirimi olabileceği imasının kaynağı yalnızca enflasyonun ana eğilimine ilişkin görüşü değil. Merkez Bankası iç talepteki zayıf seyre vurgu yapıyor ve bu zayıf seyri iktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının teyit ettiğini belirtiyor.</p>
<p>Sonuçta hem enflasyonun ana eğiliminde gerileme olduğu görüşü var, hem iç talebin zayıflamaya devam ettiği görüşü…</p>
<p>Bu iki etken bir arada düşünüldüğünde de ortaya bir anlamda<strong> “Ekimde faiz indirimi yapabilirim”</strong> mesajı çıkıyor.</p>
<h2>Ya riskler?</h2>
<p>Ama Merkez Bankası temkini de elden bırakmıyor.</p>
<p>Açıklamada<strong> “Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır”</strong> görüşüne yer veriliyor.</p>
<p>Zaten bu risk olmasaydı Merkez Bankası faizini çoktan daha aşağılarda görürdük.</p>
<p>Düşünün, politika faizi 22 Ocak’ta yüzde 38’den yüzde 37’ye indirilmişti.</p>
<p>Eğer savaş kaynaklı riskler ortaya çıkmasaydı mart ayı başından 24 Ağustos’a kadar fiili faizi yüzde 40 olarak uygulamak bir yana 37 de çok aşağılara çekilirdi.</p>
<p>Savaşın enflasyona etkisinin 7 puan dolayında olduğu dile getiriliyor. Dolayısıyla savaş yaşanmamış olsa enflasyon şimdilerde yüzde 25’lerde olur ve faiz de ona göre oluşurdu.</p>
<p>Oysa mevcut durumda ne savaş bitti, ne savaşın yol açtığı riskler ortadan kalktı. Petrol hâlâ 100 doların üstünde.</p>
<h2>Asıl sorun motorin fiyatları</h2>
<p>Petrol fiyatları tabii ki önemli ama Türkiye’yi enflasyon yönünden daha çok ilgilendiren motorin fiyatları. Rusya-Ukrayna savaşı ve bombalanan rafineriler yüzünden Rusya’nın akaryakıt ihracatını durdurması tüm dünyada motorin fiyatlarını yukarı çekiyor. Ayrıca kış mevsimine girilecek olması yüzünden motorin talebi daha da artacak.</p>
<p>Bu da fiyatları yukarı çekecek. Dolayısıyla motorin fiyatı, Türkiye’yi petrol fiyatından çok daha fazla ilgilendiriyor.</p>
<p>Başa dönersek, Merkez Bankası enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeye işaret ederken tam olarak neyi kastediyor, pek belli değil. Bir gerileme varsa da buna baskın çıkması muhtemel fiyat artışı riski söz konusu.</p>
<p>Dolayısıyla her ne kadar sonraki toplantılar için faiz indirimi sinyali veren bir PPK metni varsa da bu metne uygun bir şekilde yol alınmasının hiç kolay olmadığını söylemek gerek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/faizi-sabit-ekim-icin-indirim-sinyali-87253</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/merkez-bankasi-tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Faizi sabit, ekim için indirim sinyali… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/70-ulkeye-19-bin-arac-satti-ihracat-zincirine-bataryayi-da-ekledi-87252</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> 70 ülkeye 19 bin araç sattı, ihracat zincirine bataryayı da ekledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMSA </strong>CEO’su <strong>Evren Güzel </strong>ve Kurumsal İletişim Müdürü <strong>Ebru Ersan</strong>’ın davetiyle sponsorları arasında yer aldıkları A Milli Erkek Basketbol Takımı’nın İzlanda ile karşılaştığı maçı izlediğimi Reykjavik’teyiz. <strong>Evren Güzel, </strong>İzlanda’yı 110-73 yendiğimiz karşılaşma sonrası sohbet ederken, Kuzey Avrupa pazarının TEMSA için önemi üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Avrupa’da güçlü bir konumumuz var. Geçen yıl Fransa, Almanya, İngiltere, İrlanda ve Belçika gibi pek çok ülkede satış rekorları kırdık. Fransa’da bugün şehirlerarası otobüs pazarının en büyük 3 oyuncusundan biriyiz. Fransa’daki TEMSA araç parkı 6 bin adedi aşmış durumda.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa380b9342ec-1789100217.jpg" alt="" width="700" height="466" /></strong>Avrupa genelinde midi segmentindeki pazar paylarının yüzde 30’un üzerinde olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Özellikle Kuzey Avrupa, son yıllarda büyümemizin en dikkat çekici olduğu coğrafyalardan biri haline geldi. İzlanda’da gerçekleşen buluşmamızın bizim açımızdan ayrı bir anlam taşımasının nedenlerinden biri de bu.</strong></p>
<p>Avrupa ülkelerinden bazı örnekler vermeyi sürdürdü:</p>
<ul>
<li><strong>Birleşik Krallık bu büyümeye en büyük katkı veren pazarlardan biri. Hem İngiltere hem de İrlanda’da şehirlerarası otobüs segmentinde pazar payımız yüzde 10’un üzerinde.</strong></li>
<li><strong>Pandemi öncesine kıyasla İsveç, Norveç, Finlandiya, Letonya, Litvanya, Estonya, Birleşik Krallık ve İrlanda’yı kapsayan Kuzey Avrupa bölgesindeki yıllık araç satışlarımızı yaklaşık 3 katına çıkardık.</strong></li>
<li><strong>Avrupa’daki coğrafi ayak izimizi de genişletiyoruz. Sadece 2025 yılında Arnavutluk, Finlandiya, Hırvatistan, Malta, Norveç ve Polonya olmak üzere 6 yeni Avrupa ülkesine giriş yaptık.</strong></li>
</ul>
<p>Avrupa’daki elektrifikasyon dönüşümünün de TEMSA açısından çok önemli fırsat yarattığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>2026’nın ilk yarısında Avrupa otobüs pazarı yüze 25’in üzerinde büyüdü. Şehir içi otobüs segmentinde büyüme ise yüzde 50 seviyesine ulaştı. Bu dönemde Avrupa’da yeni kaydedilen şehir içi otobüslerin yüzde 60’tan fazlasını elektrikli araçlar oluşturdu.</strong></p>
<p>Avrupa’nın 2030 hedefinin bu oranı yüzde 90 seviyesine çıkarmak olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Elektrifikasyon konusunda yaklaşık 20 yıllık deneyimi bulunan TEMSA açısından bu dönüşüm, önümüzdeki dönemin en önemli büyüme fırsatlarından birini oluşturuyor.</strong></p>
<p>TEMSA’nın satışlarının yüzde 70’inin yurt dışı pazarlarda gerçekleştiğine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Üstelik ihracatımız yalnızca yakın coğrafya ile sınırlı değil. Batı Avrupa, Kuzey Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Amerika gibi dünyanın en gelişmiş, rekabetin ve müşteri beklentilerinin son derece yüksek olduğu pazarlarda güçlü bir varlığa sahibiz.</strong></p>
<p>Söz konusu pazarlarda olmalarını değerli bulduğuna vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Çünkü, ABD’de ya da Batı Avrupa’da rekabet sadece fiyatla mümkün değil. Ürününüzün teknolojisi, kalitesi, satış sonrası hizmetleriniz ve organizasyonel yetkinliğiniz aynı anda sınanıyor.</strong></p>
<p>Bugün ABD yollarında 2 bin 500’den fazla TEMSA aracının bulunduğunu irdeledi:</p>
<p>-          <strong>ABD için özel ürünler geliştiriyoruz. Google, Tesla ve Meta gibi dünyanın önde gelen teknoloji şirketlerinin Silikon Vadisi’ndeki personel taşımalarında TEMSA araçlarının tercih edilmesi bizim için ayrıca gurur verici.</strong></p>
<p>ABD’deki müşterilerin çok talepkar olduğunu bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Operasyonel beklentiler çok yüksek. Satış sonrası hizmetten ürün performansına kadar her konuda sürekli kendinizi geliştirmeniz gerekiyor. Bu da sizi daha güçlü şirket haline getiriyor.</strong></p>
<p>Dünyanın 70 ülkesine 19 binden fazla araç ihraç ettiklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>TEMSA araçları bugüne kadar farklı coğrafyalarda 10 milyar kilometrenin üzerinde yol yaptı. Yani, dünyanın çevresini 250 bin kez turlayacak kadar mesafe katetti. Bu veriler, TEMSA’nın ülkemiz sanayi üretimi ve ihracatındaki önemini ortaya koyuyor.</strong></p>
<p><strong>Evren Güzel, </strong>Reykjavik’teki sohbette TEMSA’nın otobüs dışı ilk ihracatını da anlattı:</p>
<p>-          <strong>TEMSA’da geliştirdiğimiz 50 yüksek voltajlı lityum iyon batarya ve 10 güç dağıtım ünitesini Çekya’ya ihraç ettik. Yaklaşık 5 MWh büyüklüğündeki bu teslimat, bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz en yüksek haciml</strong><strong>i </strong><strong>batarya sistemi sevkiyatı oldu.</strong></p>
<p>Batarya ihracatının TEMSA açısından önemi üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Bu ihracat, TEMSA’nın dönüşüm yolculuğunda stratejik bir eşik. TEMSA artık yalnızca otobüs değil, Türkiye’de geliştirdiği teknolojiyi de ihraç edebilen bir şirket.</strong></p>
<p>Şirketin geleceğine dönük şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>TEMSA’yı sadece daha fazla otobüs üreten şirket olarak değil, mühendislik gücünü, elektrifikasyon yetkinliğini ve teknoloji birikimini mobilitenin farklı alanlarına taşıyan, daha yüksek katma değer üreten, teknoloji ve mobilite şirketi olarak konumlandırmak istiyoruz.</strong></p>
<p>TEMSA, 2019 yılında finansal sıkıntılar nedeniyle üretimi durdurup konkordato ilan etmişti. 2024 yılında yeniden yapılandırma sürecinden çıkan TEMSA, Çekyalı PPF Group ve Sabancı Holding ortaklığıyla çıktığı yolculukta aynı yıl rekorlara imza attı.</p>
<p>İhracatı 2025 yılında 316 milyon dolar olan TEMSA, Çekya’ya batarya ihracatıyla çıtayı çok daha yukarı taşıdı…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">26 bininci otobüs bu ay hattan inecek</span></h2>
<p><strong>TEMSA </strong>CEO’su <strong>Evren Güzel, </strong>geçen yılı kârlılık, üretim ve satış performansı bakımından son derece güçlü kapattıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>TEMSA tarihinde birçok alanda rekorlara imza attığımız bir yıl oldu. Bu yıla girerken öncelikli hedefimiz yakaladığımız büyüme hikayesini sağlıklı ve sürdürülebilir biçimde devam ettirmek, hatta üzerine yenilerini eklemek oldu.</strong></p>
<p>Şimdi bu yolculukta yeni ve sembolik bir kilometre taşına daha ulaştıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bu ay TEMSA’nın 26 bininci otobüsünü banttan indireceğiz. Üstelik 26 bininci otobüsümüzün elektrikli bir araç olması, bu başarıyı bizim için daha da anlamlı kılıyor.</strong></p>
<p>TEMSA’nın yola çıkışının 1968’e uzandığını anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Bir tarafta güçlü sanayi mirasımız, diğer tarafta elektrifikasyon ve teknoloji üzerine kurduğumuz yeni bir gelecek var. 26 bininci aracımız aslında bu iki dünyayı bir araya getiriyor.</strong></p>
<p>Bunları oldukça zor bir küresel konjonktürde gerçekleştirdiklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu yılın kolay geçmeyeceğini zaten öngörüyorduk. Bugün geldiğimiz noktada küresel korumacı politikalar, jeopolitik gerilimler, ticaret yollarındaki kırılganlıklar, finansmana erişim ve maliyet baskıları ay anda iş dünyasının gündeminde.</strong></p>
<p>Artık doğrusal bir büyüme yaşanmadığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle bugünün şartlarında şirketlerin yetkinliklerinden biri gerçeklik ve adaptasyon kabiliyeti. Stratejiniz net olacak ama o stratejiye giden yolda esnek olacaksınız. Yeni bir fırsat çıktığında kaynaklarınızı hızla harekete geçireceksiniz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’deki konumumuz güçlenmeye devam ediyor</span></h2>
<p><strong>TEMSA </strong>CEO’su <strong>Evren Güzel, </strong>uluslararası pazarlardaki büyümeyi sürdürürken Türkiye’deki konumlarını da güçlendirmeyi sürdürdüklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de otobüs ve midibüs pazarı güçlü bir dönemden geçiyor. Otobüste 2016’dan, midibüste 2018’den buyana gördüğümüz en yüksek pazar seviyeleri söz konusu.</strong></p>
<p>Bu yılın ilk yarısında Türkiye otobüs pazarının yüzde 21, midibüs pazarının da yüzde 25 büyüdüğünü kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Büyüme şehirlerarası otobüste yüzde 18, şehir içi segmentte de yüzde 11 oldu. Biz de büyüyen bu pazarda payımızı yüzde 17’den 20’ye çıkardık. Midi segmentinde pazardaki payımız 5 puan arttı ve yüzde 26’ya çıktı.</strong></p>
<p>Şehirlerarası otobüs segmentinde de yüzde 18’lik pazar paylarını koruduklarının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Uluslararası pazarlarda ne kadar büyürsek büyüyelim, Türkiye pazarındaki gücümüzü ve müşterilerimizle kurduğumuz bağı korumak, stratejimizin temel unsurlarından biri olmaya devam edecek.</strong></p>
<p>Finansal ve ticari performanslarını geliştirirken yerlilik oranlarını da yukarı taşımayı sürdürdüklerine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Geçen yıl sonunda Türkiye’ye sunduğumuz ürünlerdeki yüzde 68 seviyesinde olan yerlilik oranımız, Temmuz 2026 itibariyle yüzde 73’ün üzerine çıktı. Araçlarımızda modele bağlı olarak yüzde 65-77 arasında değişen oranlarda yerlilik oranlarına ulaşıyoruz.</strong></p>
<h2><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa380cfbd845-1789100239.jpg" alt="" width="800" height="426" /></strong><span style="color: #e03e2d;">Sporun yarattığı mücadele ruhu ve dayanışma bizim için daha önemli </span></h2>
<p><strong>TEMSA </strong>CEO’su <strong>Evren Güzel, </strong>farklı spor branşlarına verdikleri destekle ilgili şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Biz TEMSA’nın sporla ilişkisini tek bir takım ya da tek bir branş üzerinden tanı</strong><strong>m</strong><strong>lamıyoruz. Bizim için önemli olan sporun yarattığı ortak heyecan, mücadele kültürü, dayanışma ve birliktelik duygusu.</strong></p>
<p>Destek verdikleri takımlara işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Bu anlayışla A Milli Erkek ve Kadın Basketbol Takımlarımızın yanı sıra Beşiktaş Jimnastik Kulübü’nün futbol, basketbol, voleybol ve hentbol takımlarının, Vakıfbank Spor Kulübü’nün ve Adana Demirspor’un karayolu ulaşım sponsorluğunu üstleniyoruz.</strong></p>
<p><strong> </strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/70-ulkeye-19-bin-arac-satti-ihracat-zincirine-bataryayi-da-ekledi-87252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/6/1280x720/evren-guzel-1771389301.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 70 ülkeye 19 bin araç sattı, ihracat zincirine bataryayı da ekledi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapsam-genislemesi-oncesi-ytak-160-milyar-tlyi-gecti-87251</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapsam genişlemesi öncesi YTAK 160 milyar TL’yi geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, bu kredi yanında başka programlarda da kullanılan Teknoloji/Strateji Puanı (TSP) sisteminde ayarlamalar yaptı. Orta Vadeli Program’da da proje büyüklüğünün en az 1 milyar TL olması şartında esneme yapılabileceği, kritik ürünler ve KOBİ’lerin de dâhil edilebilmesine yönelik eylem yer aldı.</p>
<p>Öte yandan, bu alandaki en güçlü program olan ve EKONOMİ’nin Merkez Bankası verilerinden takip ettiği YTAK kredilerinin fiilî kullanımı sayılabilecek mali gelişmelerde son birkaç ayda hızlanma gözlendi. Buna göre uzun süredir 100 milyar TL seviyesinde bulunan fiilî kullanımlar, 2026’dan itibaren yeniden hızlandı ve ağustos ayı sonu itibarıyla 167,4 milyar TL’ye ulaştı. 2025 yılı sonu itibarıyla fiilî kullanım 104 milyar TL seviyesindeydi. Bu programda toplam ayrılan kaynak 750 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Ancak programa başvuran ve projeleri kabul edilen yatırımcılara ne kadarlık tahsisat yapıldığına dair bilgi bulunmuyor.</p>
<h2><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa37f667bceb-1789099878.png" alt="" width="194" height="392" />Ne değişti?</h2>
<p>YTAK programı, Proje Bazlı Teşvik Sistemi ve benzeri programlarla; ithal ikamesi sağlayan, kritik önem taşıyan, teknoloji kazanımına ve katma değerli ürünlerin üretimine katkı veren, hammadde ve kritik nitelikli girdi sağlayan yatırımlara yüksek teşvik veriliyor. Başta YTAK olmak üzere bu alandaki kredi programları için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ön değerlendirme sistemi bulunuyor. Bakanlığın 3 Eylül günlü Resmî Gazete’de yayımlanan Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirmesine Dair Tebliğ değişikliği ile kapsam değişikliği yapıldı.</p>
<p>Buna göre, KOBİ niteliğindeki şirketler dâhil olmak üzere firmaların başvurabileceği bir sistem getirildi. Yatırım kredilerinde programlara uygunluk bakımından öncelikli yer edinebilme ve kredi maliyetlerine etki eden Teknoloji/Strateji Puanı (TSP) sisteminin yanına “Öncelikli Finansman Belgesi” sistemi getirildi. YTAK’ta asgari 1 milyar TL olan yatırım bedeli, bu tür belgeye dayalı yatırımcılar için en az 100 milyon TL’ye düşürüldü ve öz kaynak/sermaye şartı kaldırıldı. Öncelikli Finansman Belgesi almak için başvuran projeler de bir puanlamaya tabi tutulacak. Buradan alınan puanlarla önceliklendirme yapılacak ve uygunluk belgelenecek. Başvuru için asgari puan 50 olarak belirlendi.</p>
<h2>Hangi alanlar kapsanıyor?</h2>
<p>Öncelikli alanlar, ilgili tebliğde orta-yüksek ve yüksek teknolojili sektörlerdeki ürünler ile bu sektörlerin gelişimi için kritik olan ürünler olarak tanımlanıyor. Tebliğin 1. ekinde GTİP bazında detaylandırılmış 310 ürün bulunuyor. Bu alanlarda en az 100 milyon TL yatırım yapmak isteyen firmalar belge için başvurabilecek ve bu belgeye dayalı olarak YTAK başta olmak üzere “aracı bankalarca kullandırılan” yatırım kredi programlarına başvurabilecek.</p>
<h2>YTAK’ta son durum</h2>
<p>YTAK kredilerinde fiilî kullanım, ağustos ayı sonu itibarıyla 167 milyar 359,5 milyon TL’ye ulaştı. Bu tutar, Merkez Bankası’ndan program kapsamında yapılan ödemeleri kapsıyor. Fiilî finansman gerçekleşmesini tam olarak göstermese de ulaşılan seviyeye işaret ediyor. Merkez Bankası’nın bu programı için her yıl 100 milyar TL olmak üzere 3 yıl için 300 milyar TL kaynakla 2020’de başlatılan programın büyüklüğü, daha sonra toplamda her biri yine 3 yıllık olmak üzere önce 500 milyar TL’ye, son olarak da 750 milyar TL’ye yükseltildi. İlk yıllarda döviz kazandırıcı hizmet kapsamında büyük turizm yatırımları, daha sonra da deprem bölgesi yatırımları geçici süreyle programa dâhil edildi. 2023 sonunda ise sistem, puanlama ve öncelik listesinin yayımlanmasıyla netleşecek şekilde değiştirildi. YTAK programında toplam tahsisler ve bu alanda kredilendirilen projelere yönelik kapsamlı resmî bir veri bulunmuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapsam-genislemesi-oncesi-ytak-160-milyar-tlyi-gecti-87251</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/4/1280x720/para-money-lira-tl5-1766305528.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ölçekli stratejik yatırımlara finansman sağlamak üzere oluşturulan düşük faizli Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi’nde (YTAK) kullanım hızlandı. 2025 sonunda 104 milyar TL seviyesinde bulunan fiili kullanım tutarı ağustos sonu itibariyle 167,4 milyar liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretiminde-patinaj-suruyor-87250</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi üretiminde patinaj sürüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre temmuz ayında yıllık sanayi üretimi yüzde 0,3 azalırken, aylık azalış ise yüzde 1’i buldu. Yıllık bazda en yüksek azalış yüzde 8,5 ile yüksek teknolojili ürünlerde gözlendi. Bunu yüzde 5,6 ile elektrik, gaz, buhar, yüzde 3,8 ile madencilik ve taş ocakçılığı, yüzde 2,6 ile sermaye malları ve yüzde 1,6 ile de enerji üretimi takip etti. İmalat sanayi ve dayanıksız tüketim malları üretiminin yüzde 0,3 gibi sınırlı artış gösterdiği dönemde, orta düşük teknoloji yüzde 1,7, düşük teknoloji yüzde 1,1, ara malı yüzde 1,2, dayanıklı tüketim malları üretimi ise yüzde 0,9 arttı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa37eb2e9938-1789099698.png" alt="" width="298" height="409" /></p>
<h2>Gıdada yıllık artış yüzde 1,6’da kaldı</h2>
<p>İmalat sanayinin alt dallarında sektörlerin yıllık üretim performanslarına göre ise enflasyonda en çok tartışılan gıda sektöründe yüzde 1,6’lık sınırlı artış dikkat çekti. Yıllık bazda madenciliğin altında yer alan kömür üretimi yüzde 35,8 artarken, metal cevheri madenciliği yüzde 32,6 geriledi. Giyim eşyası üretiminin yüzde 8,4 gerilediği bu dönemde tekstil ürünleri imalatının üretimi yüzde 4,5 artış gösterdi. Son 1 yıllık dönemde mobilya üretiminde yüzde 9,5’lik artış, elektrik, gaz, buhar sektöründeki yüzde 5,6’lık üretim kaybı da dikkat çekti.</p>
<h2>Aylıkta sektörlerin tamamına yakını üretim azalttı</h2>
<p>Temmuz’da aylık bazda yapılan değerlendirmede ise dayanıklı tüketimdeki yüzde 3,3 ve orta düşük teknolojideki yüzde 0,8’lik artışların dışında diğer tüm sektörlerde üretim geriledi. Üretim azalışı yüksek teknolojide yüzde 5,8, elektrik, gaz, buhar ile madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 2,2, dayanıksız tüketim malında yüzde 2, sermaye mallarında yüzde 1,6, enerjide yüzde 1,5 oldu.</p>
<h2>Hareketli ortalamalara göre yerinde sayıyor</h2>
<p>Sanayi üretimindeki uzun vadeli ana trendi daha sağlıklı şekilde gösteren 12 aylık hareketli ortalamalara göre ise sanayi üretimi tam anlamıyla patinaj yapıyor. Baz etkisiyle nisan ayında yüzde 6,1’lik artışın dışında yıllık bazda yüzde 6,1 artan sanayi üretimi, şubatta ise yüzde 2,2 artmıştı. Buna karşılık yapılan 12 aylık değişime ilişkin hesaplamada ise sanayi üretiminde anlamlı bir değişiklik olmadı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretiminde-patinaj-suruyor-87250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/2/1280x720/sanayi-1779289674.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonomik program kapsamında iç talebin baskılanması ve dış pazarlardaki zayıf seyrin etkisiyle sanayi üretimindeki durgunluk temmuzda da sürdü. TÜİK verilerine göre üretim yıllık yüzde 0,3, aylık yüzde 1 geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-tonu-yumusatti-87249</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası tonu yumuşattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, yılın 6’ncı Para Politikası Kurulu kararında geride kalan 4 toplantıda olduğu gibi sabit bıraktı. PPK metninde iç talepteki zayıflamanın enflasyona katkısını vurgulayan, enflasyon ana eğiliminin gerilediğine işaret eden TCMB, petrol fiyatlarındaki yükselişe dikkat çekerek pas geçtiğini vurguladı. Uzmanlar, bu olumlu ve iyimser mesajlara işaret ederek TCMB’nin petrol fiyatları bu denli yüksek olmasaydı politika faizinde indirim olabileceğini belirtti. Uzmanlar, ekim toplantısında petrol fiyatları bu seviyede kalsa bile 100 baz puanlık indirimin çok yüksek ihtimal olduğunu ve aralık toplantısında da indirim sürecinin devam edeceğini vurguladı.</p>
<p>Brent petrol fiyatının mayıstan bu yana ilk kez 102 doların üzerine çıktığı gün açıklanan TCMB Para Politikası Kurulu kararı piyasayı şaşırtmadı ve yine beklentilere paralel politika faizi yüzde 37’de sabit bırakıldı. TCMB PPK, gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttu.</p>
<h2>Verilerde olumlu görünüm</h2>
<p>PPK metninde tek değişiklik enflasyon paragrafında yaşandı. Aylık dalgalanmalara karşın son dönemde enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergelerin enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret ettiği vurgulanan PPK metninde, iktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalmasının da iç talepteki zayıf seyri teyit ettiği dile getirildi. Uzmanlar, önceki PPK metinlerinde iç talepteki ve iktisadi faaliyetteki zayıflığa dikkat çekildiğini, eylül PPK metninde ise bu durumun artık enflasyona verdiği olumlu katkının da görüldüğünün yer aldığında vurgu yaptı. Metindeki bu yeni ekleme, önümüzdeki dönemde enflasyon görünümü için TCMB’nin oldukça iyimser olduğu yorumlarına yol açtı.</p>
<h2>Petrol fiyatları yukarı yönlü risk</h2>
<p>Bir diğer yeni ifade, enflasyon paragrafında jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturduğu oldu. Petrol fiyatlarındaki yükseliş ve etkisine vurgu yapılan bu ifade, TCMB’nin aslında eylülde neden pas geçtiğinin de göstergesi oldu. Uzmanlar, petrol fiyatları düşerse ekimde kesin, hatta düşmese ve yine 102 dolar seviyesinde olsa da TCMB’nin politika faizinde indirime başlayacağına dikkat çekti. Uzmanlara göre eylül enflasyonu ile eylül ortası iç siyasi gündemin hızlanması da TCMB’nin kararında etkili olabilecek konular arasında bulunuyor.</p>
<p>PPK metninde, jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkilerinin yakından takip edildiği de yinelendi.</p>
<h2>İhtiyatlı duruş vurgulandı</h2>
<p>TCMB, enflasyon paragrafında verilerdeki olumlu görünüme dikkat çekse de ihtiyatlı duruşunu temkinli ifadelerini hiç değiştirmeyerek verdi. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceği belirtilen TCMB PPK metninde, “Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır” denildi.</p>
<p>PPK kararı sonrası piyasada ilk tepki bankacılık endeksinde düşüşün yüzde 1’in üzerine gelmesi oldu. Ancak PPK metninde iyimser ifadelerin yoğun olması, bankacılık endeksinde düşüşü geriletti.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d;">UZMANLAR TCMB PPK KARARINI NASIL YORUMLADI?</span></h2>
<p><strong>Olası faiz indiriminin zemini hazırlanıyor</strong></p>
<p>TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat: Eylül PPK metni makroekonomik iyileşmeleri kabul eden ancak ihtiyatı elden bırakmayan bir çerçeve sunuyor. Ve ayrıca iç talep zayıflamasının, enflasyon eğiliminin hedefler doğrultusunda ilerlediğini teyit ediyor. Verilerdeki iyileşme vurgusu gelecekteki olası faiz indiriminin teorik zeminini hazırlıyor. Buna karşılık sıkılaşma tedbirinin metinde tutulması da enerji fiyatlarından dolayı yukarı yönlü risklerin vurgulanmaya devam etmesi, piyasadaki erken gevşeme beklentisinin önüne geçmeyi amaçlıyor. TCMB aceleci bir sinyal vermekten özenle kaçınıyor. İşler beklediğimiz gibi iyiye gidiyor diyor TCMB, ama benden hemen bir faiz indirimi de beklemeyin, tetikteyim, diyor. Enflasyon Raporu yayımlandığı gün Brent petrol 88 dolardı, bugün 102 dolar. Eğer bugün 88 dolar olsaydı TCMB kesinlikle 100 baz puan indirim yapardı. Metin oldukça güvercin, her şey istediği gibi ilerliyor TCMB’nin. Bir sıkıntı ABD Başkanı Trump’ın seçime kadar petrol fiyatlarının düşmeyeceğine yönelik açıklaması. Şayet Brent petrol ekim toplantısında 115-120 dolar seviyesinde olursa TCMB yine pas geçebilir. TCMB’yi faiz indiriminde engelleyen tek şey petrol fiyatları; onun dışında tüm göstergeler TCMB’nin istediği doğrultuda gidiyor.</p>
<p><strong>Ekimde indirim olasılığı yüksek</strong></p>
<p>QNB Türkiye Baş Ekonomisti Erkin Işık: TCMB, enflasyonun ana eğilimindeki yavaşlama ve zayıf talebin fiyat baskılarını sınırlayıcı rolü konusunda daha olumlu bir değerlendirme yaparken, enerji fiyatlarına ilişkin riskleri de vurgulayarak temkinli yaklaşımını koruyor. Hatırlanacağı üzere TCMB, son dönemde likidite operasyonlarıyla para piyasası faizlerinin 3 puan düşerek politika faizi olan yüzde 37 seviyesine dönmesini sağlamıştı. Bize göre, bu adımın hemen ardından politika faizinin de indirilmesi, enflasyon beklentilerinde bozulma riski yaratabilirdi. Dolayısıyla faizlerin sabit tutulması, enflasyon risklerine karşı temkinli duruşu yansıtıyor. Faiz kararlarına ilişkin yeni bir yönlendirme yapılmasa da enflasyon eğiliminde bozulma yaşanmaması ve enerji fiyatlarının bir miktar gerilemesi halinde, ekim toplantısında 100 baz puanlık bir indirim olasılığını yüksek görüyoruz.</p>
<p><strong>Asıl sınav 2027’de başlayacak</strong></p>
<p>EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr. İnanç Sözer: Merkez Bankası, beklentilere paralel olarak politika faizini %37,0 seviyesinde sabit tutarken, 22 Ekim’de gerçekleştirilecek bir sonraki toplantıya ilişkin belirgin bir yönlendirme yapmayarak bekle-gör yaklaşımını sürdürdü. TL cinsi tasarruflardan dövize doğru belirgin bir yönelim yaşanmaması halinde, ekim toplantısında 100 baz puanlık sınırlı bir faiz indirimi için alan oluşacaktır. Bununla birlikte, enflasyonun hâlen görece yüksek seyretmesi, küresel belirsizliklerin devam etmesi ve petrol fiyatlarının yeniden 100 dolar seviyelerine ulaşması, para politikasında temkinli duruşun korunmasını gerekli kılıyor. Bu yaklaşımın Türkiye’nin risk primi ve finanssal istikrarı açısından da olumlu olduğunu değerlendiriyoruz. Baz etkisinin katkısıyla yıllık enflasyonun eylül-ekim döneminde yüzde 30’un altına gerileyecek. Ancak bundan sonraki aşamada asıl belirleyici olan, enflasyondaki düşüşün yalnızca baz etkisine değil, fiyatlama davranışlarında ve beklentilerde kalıcı bir iyileşmeye dayanması olacak. Mevcut görünüm, dezenflasyon sürecinin sağlıklı biçimde devam edebilmesi için sıkı para politikasının bir süre daha korunmasını gerektiriyor. Bu noktada maliye politikasının para politikasına daha güçlü destek vermesi olduğunu düşünüyorum. TL cinsi mevduat ve tasarruf araçlarının cazibesini artıracak stopaj indirimleri gibi adımlar, hem dolarizasyon riskini sınırlayabilir hem de Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde faiz indirimleri için daha geniş bir hareket alanı kazanmasına katkı sağlayabilir. Türkiye ekonomisinin 2026’daki en önemli kazanımı, son derece zorlu iç ve dış koşullara rağmen büyümeden ciddi ölçüde feragat etmeden dezenflasyon sürecini sürdürebilmiş olmasıdır. Başka bir ifadeyle, 2026 bir dengelenmenin devamı ve tüm olumsuz haber akışına karşın güven kazanma yılı olarak değerlendirilebilir. Ancak asıl sınav 2027’de başlayacak. Baz etkisinin desteği azaldığında enflasyondaki düşüşün devam edip etmeyeceği, beklentilerin ne ölçüde iyileştiği ve fiyatlama davranışlarındaki katılığın kırılıp kırılmadığı daha net görülecek. Enflasyon beklentilerinde belirgin bir iyileşme sağlanamaz ve maliye politikasından dezenflasyona daha güçlü bir katkı gelmezse, 2027’nin ana tartışması enflasyondaki katılık olabilir. Böyle bir tabloda Merkez Bankası’nın faiz indirim alanı da piyasanın bugün öngördüğünden daha sınırlı kalabilir. Özetle, 2026’nın kazanımı enflasyonda istikrarı büyümeyi kaybetmeden sağlayabilmek; 2027’nin sınavı ise bu istikrarı kalıcı dezenflasyona dönüştürebilmek olacak.</p>
<p><strong>Daha iyimser ve olumlu bir TCMB</strong></p>
<p>Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı Dr. Altuğ Özaslan: Brent petrol $100’e gelmişken TCMB’nin faiz indirimi sürecini yeniden başlatması olması gerekenden daha güvercin algılanırdı. Bu yüzden TCMB olması gerekeni yaparak faizi sabit tuttu. PPK metnine bakınca, TCMB’yi önceki toplantıya göre daha iyimser ve olumlu bulduğumu söyleyebilirim. Dışsal koşulların arz yönlü etkileri, özellikle enerji fiyatlarının enflasyonist etkisi, olmasa TCMB yurt içi koşullar ve talebin seyri dezenflasyonisttir yorumunu yapmış. Hatta iç talebin sönüklüğü, dışsal şokların enflasyona etkisini yumuşatıyor demiş ki bu bence gayet güvercin bir yorum. Baz etkisi sebebiyle eylül ayı enflasyonu açıklanınca yıllık enflasyonda gerileme göreceğiz. 22 Ekim’deki PPK itibarıyla, bugünkü şartlar devam ederse, faiz indirimi sürecine itidalli adımlarla yeniden başlayacağımızı ve seneyi %35 seviyesinde bir politika faizi ile kapatacağımızı düşünüyorum.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-tonu-yumusatti-87249</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi-faiz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB, politika faizini yüzde 37’de bu yıl beşinci kez sabit bıraktığı Para Politikası Kurulu kararında petrol fiyatları dışında her göstergenin hedeflediği şekilde ilerlediğinin sinyalini verdi. Uzmanlar, petrol fiyatları düşse de bugünkü 102 dolarda kalsa da ekimde faizde 100 baz puanlık indirim yapılacağı beklentisinde. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cekirdeksiz-kuru-uzumun-alim-fiyati-aciklandi-87299</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çekirdeksiz kuru üzümün alım fiyatı açıklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) bandırmalı çekirdeksiz kuru üzüm için alım fiyatını açıkladı. </p>
<p>Bakanlığın sosyal medya hesabından konu hakkında yapılan paylaşımda, çekirdeksiz kuru üzümün, Türkiye'nin üretimde ve ihracatta dünya lideri konumunda olduğu belirtildi.</p>
<p>Söz konusu ürünün, ülkenin tarım sektörü ile ihracat gelirleri açısından stratejik öneme sahip ürünler arasında yer aldığı aktarılan paylaşımda, "Hasat döneminde çekirdeksiz kuru üzüm piyasa fiyatlarının düşmesini önlemek, piyasalarda istikrarın sağlanması ve üreticilerimizin korunması amacıyla müdahale alımı yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur." bilgisi verildi.</p>
<p>Paylaşımda, 7 numara bandırmalı çekirdeksiz kuru üzümün alım fiyatının kalitesine göre kilogram başına 85 lira, 8 numara için 90 lira, 9 numara için 95 lira ve 10 numara için 100 lira olduğu bildirildi.</p>
<p>TMO'nun, ilgili ürünün alımlarına ilişkin teknik altyapı, depolama kapasitesi, personel planlaması ve finansman hazırlıklarını tamamladığı bildirilen paylaşımda, "TMO, 15 Eylül itibarıyla alımlara başlayacaktır. Tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli bir hasat sezonu diliyoruz." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cekirdeksiz-kuru-uzumun-alim-fiyati-aciklandi-87299</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/kuru-uzum.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO&#039;nun bandırmalı çekirdeksiz kuru üzüm için alım fiyatı, kilo başına kalitesine göre 85 ila 100 lira olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mansur-yavas-cumhurbaskani-ile-neden-gorustugunu-acikladi-87271</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı ile neden görüştüğünü açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Külliye’de yaptığı görüşmenin Ankara’nın sorunları ve yatırımlarıyla ilgili olduğunu belirterek, görüşmeden Kemal Kılıçdaroğlu’nun hem de Özgür Özel’in bilgisi bulunduğunu söyledi. Yavaş, “Beni seven, bana güvenen ve yıllardır yanımda duran insanları incitecek, kıracak ve hayal kırıklığına uğratacak bir tutum içerisinde olmam söz konusu olamaz” dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Ahlat dönüşünde havaalanında görüşme talep ettiğini aktaran Yavaş, görüşmede Ankara’nın yatırımları, metro projeleri, kredi ve onay süreçleri, fuar alanı ile çözüm bekleyen kent meselelerinin ele alındığını bildirdi. Görüşmenin farklı anlamlara çekilmesini doğru bulmadığını vurguladı.</p>
<p>Üsküdar Belediyesi seçimlerinde yaşananlara değinen Yavaş, Ankara’da izlediği denge politikası sayesinde belediye meclisi seçimlerinde CHP ve Yeni Parti’nin fire vermeden kazandığını belirtti. Mevcut pozisyonunu koruduğunu söyleyen Yavaş, herhangi bir adımının taraflardan birine destek olarak yorumlanmasını istemediğini ifade etti. Görevinin gerilimi büyütmek değil azaltmak, sağduyuyu güçlendirmek ve konuşma kanallarını açık tutmak olduğunu belirtti.</p>
<p>Yavaş, iki tarafın zamanı geldiğinde yeniden aynı masaya oturabileceği zeminin korunması gerektiğini belirterek, bu tutumunun iki partinin genel merkezlerinde rahatsızlık yaratması halinde gereğini yapmaktan çekinmeyeceğini söyledi. Bugüne kadar iki genel başkandan da bu yönde bir rahatsızlık iletilmediğini ifade eden Yavaş, “Benim durduğum yer açıktır. Sağduyunun olduğu yerdeyim” dedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Yeni Parti’den OVP raporu</strong></span></p>
<p>Yeni Parti Ekonomi Eşgüdüm Konseyi, Orta Vadeli Program’a ilişkin hazırladığı raporda, OVP’nin Türkiye ekonomisinin önümüzdeki üç yılına rehberlik etmesi gerekirken inandırıcılığını daha ilk günden yitirdiğini savundu. Raporda, “İktidar orta vadeli program açıklamakta ancak yakın vadeyi bile görememektedir” denilerek, enflasyon tahmininin iki yılda üç katına çıktığı ve OVP’nin sürekli ileri kayan bir ufuk belgesine dönüştüğü belirtildi.</p>
<p>Programdaki sapmaların dış şoklarla açıklanması eleştirilirken, işsizliğin düşmediği, işgücünün eridiği ve 2025- 2026 döneminde öngörülen net istihdam artışının yalnızca 13 bin kişi olduğu kaydedildi.</p>
<p>Bütçede faizin ilk, yatırımın son sıralarda yer aldığı; devletin yatırıma ayırdığı her 1 liraya karşılık faize 2 liradan fazla ödeme yapacağı ifade edildi.</p>
<p>Vergi yükünün arttığı, gelirlerin yüzde 60’ının dolaylı vergilerden sağlandığı, gelir dağılımına ilişkin ise sayısal hedef bulunmadığı vurgulandı. Sanayi ve yatırımlardaki zayıflamaya da dikkat çekildi.</p>
<p><strong>"Sosyal güvenlik ve yardımlar nesnel ölçütlere dayandırılacak"</strong></p>
<p>Raporda Yeni Parti’nin iktidarında uygulanacağı belirtilen OVP yaklaşımı da açıklandı. Buna göre hedef sapmalarında TBMM’ye gerekçeli rapor sunulacak, dolaylı vergilerin payı azaltılacak, gelir dağılımı ölçülebilir hedeflere bağlanacak, ücretlerde gerçekleşen enflasyon ve refah payı esas alınacak. Kamu teşvikleri şeffaflaştırılacak, tarım arz güvenliği çerçevesinde desteklenecek, sosyal güvenlik ve yardımlar ise nesnel ölçütlere dayandırılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mansur-yavas-cumhurbaskani-ile-neden-gorustugunu-acikladi-87271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/1/1280x720/mansur-yavas-1789102864.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mansur Yavaş, Cumhurbaşkanı ile neden görüştüğünü açıkladı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rekabeti-kurda-ararken-markayi-unuttuk-87270</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rekabeti kurda ararken markayı unuttuk</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tekstil ve hazır giyimciler yıllardan beri uygulanan ekonomi politikaları nedeniyle rekabet avantajlarını kaybettiklerinden yakınırlar. Haklılar mı? Şüphesiz. Peki niye böyle olduğunu sorguladılar mı? Son yıllar dışında hayır.</p>
<p>Niye böyle olduğu sorusunun yanıtını herkes biliyor. Maliyet avantajıyla girdikleri dış pazarlarda artık barınamaz hale geldiler. Çünkü yüksek enflasyon maliyetleri şişiriyor. Buna bir de TL’nin döviz karşısında eskisi kadar hızla değer kaybetmemesi eklenince “düşük kur düşük maliyetli” ihracat modeli patlıyor. Çünkü insanların günde 2 dolarla geçindiği Bengladeş ve Nepal gibi ülkelerin ürünleriyle batıdaki ihracat pazarlarında rekabet etmeleri mümkün değil.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa3881edaa54-1789102110.png" alt="" width="377" height="346" />İhracatta pazar kaybının önlemenin günümüzde belki de tek çaresi “marka olmak”. Bunun için de yıllar boyunca yatırım ve tanıtım yapmak yani pamuk elleri cebe atmak şart. Biz işin kolayına kaçıp rüzgarı arkamıza almayı yeğlediğimiz için bugün yakınıyoruz. Bu kolaycılık yalnız tekstil ve hazır giyimle de sınırlı değil. Dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olan ülkemizin sorarım size THY dışında tanınmış kaç markası var?</p>
<p>Bu konuda büyük ya da küçük hiçbir şirket patronun birbirinden farkı yok. Çok iyi hatırlıyorum. Yıl 2004 Gucci markasının baş tasarımcısı Tom Ford işi bırakmış. Küresel teksti ve hazır giyim sektöründe herkes ne yapacağını izliyor. O günlerde önemli bir hazır giyim markasının sahibi ve birkaç gazeteci akşam yemeğindeyiz. Konu açıldı dedim ki patrona “ Tom Ford’u transfer etsenize baş tasarımcı ve CEO olarak”. Gözlerini iri biri açarak “Paramız yetmez” deyince de “Ver şirketin yüzde 25 hissesini uçursun sizi” diyerek fikrimi belirttim. Tabii ki teklifte bulunmadı, hisse de vermedi. Sektörünün en vizyoner isimlerinden biri olmasına rağmen buna kafası yatmamıştı.</p>
<p>O tasarımcı ise Gucci’den ayrıldıktan sonra 2005’te kendi markasını kurdu. Moda ile parfüm ve kozmetiği aynı çatı altında büyüttü; markayı küresel bir lüks oyuncusuna dönüştürdü. Yıllar sonra şirketini Estée Lauder’a 2,8 milyar dolarlık değerlemeyle sattı. O akşam “Almak için paramız yetmez” denilen adam, yıllar sonra milyarlarca dolarlık marka yarattı. Biz ise hâlâ rekabet gücümüzü kurdan, maliyeti ücretlerden biliyoruz. Demek ki asıl mesele para değil; parayı nereye ve ne zaman harcayacağını görebilmek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rekabeti-kurda-ararken-markayi-unuttuk-87270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabeti kurda ararken markayı unuttuk ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ilhamin-ardindaki-emek-87266</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İlhamın ardındaki emek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir ustayı dinlerken anlattığı başarılar kadar, o başarılara gelinceye kadar yaşadıklarını da merak ederim. Kimden öğrenmiş, hangi güçlükleri aşmış, bildiklerini kimlerle paylaşmış? Yıllarını verdiği iş, kendi hayatıyla birlikte başka hayatları da değiştirmiş mi?</p>
<p>Gazetecilikte elli yıllık yolculuğumda, söyleşilerimde, hazırladığım kitaplarda hep bu soruların izini sürdüm. Bir insanı tanımanın, yaptığı işi anlamamıza da yardım ettiğine inanıyorum. Sofraya gelen yemeğin, okuduğumuz kitabın, dinlediğimiz müziğin ardında böyle hayatlar var. Biraz durup kulak verdiğimizde, ortaya çıkan esere bakışımız da değişiyor.</p>
<p><em>FoodinLife</em> ve <em>Sözen Group</em> tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen <em>Creative People Talks &amp; Hospitality Awards</em>’ın <em>“İlham Veren İnsanlar”</em> teması, bana bütün bunları düşündürdü.</p>
<p>Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da gastronomi ve ağırlama dünyasının farklı kuşaklarını buluşturan gecede, 22 jüri üyesinin değerlendirmesiyle 21 kategoride ödüller verildi. Şefler, işletmeciler, yatırımcılar, mutfak kültürü araştırmacıları… Aynı meslek dünyasının birbirini tamamlayan, birbirine ihtiyaç duyan insanları.</p>
<p>Organizasyonun yaratıcısı <strong>Gökmen Sözen</strong>, açılış konuşmasında bu buluşmanın çıkış noktasını anlatırken şöyle diyordu:</p>
<p><em>“Bir sektörü yalnızca rakamları, yatırımları, markaları ya da başarıları büyütmez. O sektörü asıl büyüten, o başarıların arkasındaki insanlardır.”</em></p>
<p>Üzerinde durulması gereken bir düşünce bu. Çünkü gastronomiyi konuşurken dikkatimizi çoğu zaman sonuçlara yöneltiyoruz. Yeni açılan restoranlara, hazırlanan menülere, alınan ödüllere… Oysa bir mutfağın her gün aynı özenle çalışmasını sağlayan insanların hikâyeleri, çok daha uzun bir zamana yayılıyor. Öğrenerek, deneyerek, yanılarak geçen yıllara; bir ustanın yanında kazanılan alışkanlıklara, mutfağın içinde sessizce aktarılan bilgiye…</p>
<p>On üç yıl boyunca hazırladığım 160 <em>“Ustalara Saygı”</em> etkinliklerini düşünmeden edemiyorum. O toplantılarda bir yaşamı anlatırken, o yaşamın başka insanlarda bıraktığı izleri de bir araya getiriyorduk. Dostların, çalışma arkadaşlarının, öğrencilerin anlattıkları birbirini tamamlıyor; bir insanın kültür hayatımızdaki yeri, bütün bu tanıklıklarla daha iyi anlaşılıyordu.</p>
<p>Ustaya saygının, onun birikimini tanımak ve aktarmakla anlam kazandığını düşünüyorum. Gastronomide de buna ihtiyacımız var. Bir yemeğin tarifini kaydetmek kadar, o tarifi bugüne ulaştıran insanı tanımaya…</p>
<p>Benim için gecenin anlamlı başlıklarından biri de Emek Ödülleri’ydi. <strong>Vedat Başaran</strong>, <strong>Reha Arar</strong>, <strong>Sadettin Cesur</strong>, <strong>Nuri Develi</strong> ve <strong>Süreyya Üzmez</strong>’in adlarını aynı başlık altında görmek, farklı alanlarda birikmiş yılları düşündürüyor. Araştırarak, işleterek, yazarak, anlatarak sürdürülen bir meslek hayatını… Bu birikimin gençlerle buluşması, verilen ödülün ardından devam etmesi gereken asıl işlerden biri bana göre.</p>
<p>Kültürel Miras Ödülü’nün Şekerci Cafer Erol’a verilmesini de bu gözle okuyorum. Ödülü alan beşinci kuşak temsilcisi <strong>Hamit Hakan Erol</strong>’un taşıdığı sorumlulukta, aileden devralınan bir işin sürekliliği var. Bir şekerci dükkânı yıllar içinde müşterilerinin bayramlarına, ziyaretlerine, çocukluklarına karışıyor. Lezzetle birlikte alışkanlıklar, hatıralar da kuşaktan kuşağa geçiyor.</p>
<p>Bir mutfak kültürünün yaşaması, işte böyle gündelik bağlara dayanıyor.</p>
<p>Ödüller arasında sosyal etki ve farkındalığa ayrılan başlık da dikkat çekiciydi. Hayata Sarıl Lokantası’nın kurucusu <strong>Ayşe Tükrükçü</strong> ile Cercis Murat Konağı’nın kurucusu, şef ve sosyal girişimci <strong>Ebru Baybara Demir</strong>, bu alanda ödüllendirildi. Sofranın toplumsal hayatla bağını konuşabilmek için bu çalışmaların daha çok anlatılması gerektiğine inanıyorum. Yemeğin etrafında kurulan ilişkiler; dayanışmaya, çalışmaya, insanın yeniden hayata katılmasına uzanabiliyor.</p>
<p>Yerel üretici dostu restoranların, sürdürülebilir gastronomi çalışmalarının ve Anadolu mutfak kültürüne emek verenlerin aynı gecede yer bulması da önemliydi. Çünkü bu başlıkların her birinin gündelik hayatta somut bir karşılığı var. Alışveriş yaptığınız üretici, mutfağınıza aldığınız malzeme, değerlendirdiğiniz ürün, genç bir çalışana öğrettiğiniz yöntem… Büyük kavramların inandırıcılığı, bu küçük ve sürekli tercihlerde ortaya çıkıyor.</p>
<p>Modern Türk mutfağından pastacılığa, sommelier’likten miksolojiye uzanan ödüller ise gastronominin ne kadar geniş bir çalışma alanı olduğunu hatırlattı. İlham Veren Şef Ödülü’nün neolokal’in kurucusu <strong>Maksut Aşkar</strong>’a verilmesi, gecenin temasının doğrudan karşılıklarından biriydi. Farklı disiplinlerin birbirini dinlemesi, gençlerin kendi mesleklerinin dışındaki deneyimlerle karşılaşması, böyle gecelerin devamını getirebilecek ilişkiler yaratıyor.</p>
<p>Bir de bütün bunları sofrada hissettiren emek var.</p>
<p>Swissôtel The Bosphorus İstanbul’un Executive Şefi <strong>Soner Kesgin</strong> ve ekibinin hazırladığı menüyü büyük bir keyifle deneyimledim. <em>“Hasat”</em>tan <em>“Yol”</em>a, <em>“Çocukluk”</em>tan <em>“Ev”</em>e uzanan bir hikâyeydi bu. Her bölüm, insanın hayatındaki tanıdık bir durağı hatırlatıyordu.</p>
<p>Özellikle börek, beni çocukluğuma, fırından yeni çıkmış böreğin sıcaklığına götürdü. Soner Şef’in yorumunda o tanıdık lezzeti bulurken yeni bir tatla da karşılaşıyordum. Bildiğim bir yemeğin, hafızamdaki yerini koruyarak başka türlü anlatılabilmesi hoşuma gidiyor. Gastronomi üzerine yazmayı sevmemin nedenlerinden biri de bu: Bir tabaktan yola çıkıp insanın hayatına varabilmek…</p>
<p>Gökmen Sözen, konuşmasında başarıyı alkışlamak kadar yeni başarıların ortaya çıkacağı zemini hazırlamanın da önemini vurguladı. Bu düşüncenin karşılığını, tören sonrasında kurulacak ilişkilerde aramak gerekiyor. Bir ustanın genç bir meslektaşına ayırdığı zamanda, birlikte geliştirilen bir çalışmada, deneyimin cömertçe paylaşılmasında…</p>
<p>Ödülün sevincini kıymetli buluyorum. Yıllarını işine vermiş bir insanın emeğinin fark edilmesi, adının anılması, teşekkür edilmesi çok değerli.</p>
<p>Sonra hayat ertesi sabah yeniden başlıyor. Mutfaklar açılıyor, hazırlıklar yapılıyor, sofralar kuruluyor. Bir genç, ustasının yanına geçip işin inceliklerini öğrenmeyi sürdürüyor.</p>
<p>O ustanın elinden neyi, nasıl ve hangi özenle devralacağı…</p>
<p>Benim aklım biraz da orada kalıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ilhamin-ardindaki-emek-87266</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/6/1280x720/47-1789101390.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İlhamın ardındaki emek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasaktan-onceki-son-cikis-cozum-87261</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yasak’tan önceki son çıkış; &#039;Çözüm&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çocukları sosyal medyadan zararlı içerikten, siber zorbalıktan, istismardan, bağımlılıktan, algoritmanın önüne ne çıkardığını bilmeden saatlerce ekrana bakmaktan korumak istiyoruz.</p>
<p>Bu çabaya kim ne şekilde itiraz edebilir?... Tüm dünya dertli tüm dünya bir çözüm arayışında. Farklı yöntemler ve bakış açıları mevcut ve çok dikkat çekici bulgular söz konusu.</p>
<p>Türkiye önemli bir adım attı. Sosyal ağ sağlayıcılar 15 yaşını doldurmamış çocuklara 1 Kasım 2026’da yürürlüğe girecek düzenlemeyle serbestçe hizmet veremeyecek. Platformlar, çocukların kaydolmasını önlemek için yaş doğrulama dahil gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak.</p>
<p>Konuyu  “yasak doğru mu yanlış mı?” basitliğinde tartışmak istemiyorum. Dijital haklar, sansür ve gözetim üzerine uzun yıllardır çalışan Ahmet Alphan Sabancı ile yaptığım söyleşide, “sorunun göründüğü yer, sorunun kaynağı mı?” sorusunu tartıştık. Sabancı, bir sosyal sorumluluk platformu olan NewsLabTurkey'in kurucu ortağı ve strateji koordinatörü; kendini "eleştirel fütürist, yazar, gazeteci ve aktivist" olarak tanımlıyor. Dijital Medya Araştırmaları Derneği'nin de kurucu üyesi.</p>
<p><strong>Yasağa götüren nedenleri görelim</strong></p>
<p>UNICEF’in 3 Eylül 2026’da yayımladığı <em>Through Children’s Eyes</em> araştırması, 21 ülkede internet kullanan 12-17 yaş grubundaki yaklaşık 20 milyon çocuğun, yalnızca bir yıl içinde teknoloji aracılığıyla gerçekleşen cinsel sömürü veya istismarın en az bir biçimine maruz kaldığını tahmin ediyor.</p>
<p>Vakaların yüzde 1’inden azı resmi makamlara bildirilmiş; çocukların yüzde 40’ından fazlası yaşadığını hiç kimseye anlatmamış. Cinsel istismar ve sömürü yaşayan çocukların intihar düşüncesi ve davranışları gösterme olasılığının dört kat, kendine zarar verme olasılığının yine dört kat yüksek olduğu; anksiyete bildirimlerinin akranlarına göre yaklaşık 11 puan daha fazla olduğu belirtiliyor.</p>
<p>OECD’nin 8 Eylül’de açıkladığı PISA 2025 sonuçlarında 91 ülke ve ekonomide 15 yaşındaki 760 bin öğrenci değerlendirildi. OECD ortalamasında okuma ve matematik performansı, ölçümlerin başladığından bu yana en düşük seviyesine geriledi. 2015-2025 arasında okuma puanı 28, matematik puanı 22 puan düştü; OECD bunu sırasıyla yaklaşık bir buçuk ve bir yıllık öğrenme kaybına eşdeğer görüyor.  </p>
<p>Önemli bir gelişmeyi anımsatayım; teknoloji devi Meta firması, hukuki sorumluluğunu kabul etmese de çocuklar için bugüne kadar savunduğu iş modelinin önemli parçalarında ilk kez ciddi geri adım attı. ABD eyaletleriyle varılan anlaşmanın taban değeri en az 12 milyar dolar; TikTok ve YouTube’un da benzer koşullara tabi olması halinde toplam ödeme 17 milyar dolara kadar çıkabiliyor. Meta gençler için günlük iki saatlik sınır, gece yarısı ile sabah 06.00 arasında sosyal akışlara erişimin kapatılması, okul saatleri ve gece bildirimlerinin durdurulması, “beğeni” sayılarının gizlenmesi ve çocuk güvenliğinin 10 yıl boyunca bağımsız bir denetçi tarafından izlenmesi gibi yükümlülükleri kabul etti. Ohh diyebilir miyiz? Maalesef, şeytan detaylarda gizli.</p>
<p><strong>Aileye dijital okuryazarlık </strong></p>
<p>Tehlike küçümsenemez. Elbette koruyacağız! Soru; “<strong>Nasıl?”</strong> Yasak koyduğumuzda risk ortadan kalkıyor mu?  Sabancı’yla konuşmamızın ana fikri bu soru. Panikle alınan karar ile stratejik karar arasındaki farkı görebiliyor muyuz?</p>
<p>OECD’nin verileri Türkiye için üzerinde durmaya değer bir tablo gösteriyor. 15 yaşındaki öğrencilerin yalnızca yüzde 63’ü anne ya da babasının kendisine haftada en az bir kez “Okulda ne yaptın?” diye sorduğunu söylüyor. Okulda yaşadığı sorunları ailesiyle haftada en az bir kez konuşabildiğini söyleyenlerin oranı yüzde 43. İki çocuktan birinden fazlası, yaşadığı okul sorunlarını ailesiyle haftada bir kez bile konuşmadığını söylüyor.</p>
<p><strong>Yasakta çocuk başka yere kaçıyor</strong></p>
<p>Avustralya bize üzerinde düşünmeye değer bir deney sunuyor. 16 yaş altındaki çocukların Facebook, Instagram, Snapchat, TikTok, X, YouTube ve başka büyük platformlarda hesap sahibi olmasını önlemeye yönelik düzenleme 10 Aralık 2025’te yürürlüğe girdi. Çocukların büyük bir bölümü yasaklı platformlarda farklı yöntemlerle faaliyetlerine devam ediyor. Çok yaratıcı yöntemler buldukları ya da sosyal medyanın farklı noktalarına kaydıkları tespit edilmiş. Şöyle ki; Instagram, TikTok, YouTube bildiğimiz kanallar. Çocuğun geçtiği ise bizim adını dahi duymadığımız küçük platformlar. Denetimden tamamen uzaklar. Bir çeşit “dijital merdiven altı” yaratabiliriz.</p>
<p><strong>Çocukta kimlik doğrulaması yetişkine uzanır mı?</strong></p>
<p>- Çocuğun 15 yaşından küçük olduğunu nasıl anlayacağız?</p>
<p>- Yaş doğrulaması nasıl yapılacak?</p>
<p>- Yaş doğrulaması ile gerçek kimliğin doğrulanması aynı şey mi?</p>
<p>15 yaş altına ilişkin düzenleme yasalaştı ve platformlara yaş doğrulama dahil tedbir alma yükümlülüğü getiriyor. Bunun yanında Adalet Bakanlığı tarafından sosyal medya platformlarına girişte e-Devlet üzerinden kimlik doğrulamasını öngören ayrı bir düzenleme taslağı da hazırlandı. AA’nın aktardığı modele göre kullanıcı, e-Devlet tarafından üretilecek kişiye özel bir anahtarla doğrulanacak; kimlik bilgisinin doğrudan platforma aktarılmaması öngörülüyor. Bu durumda çocuğun yaşını doğrularken yetişkinin de çocuk olmadığını doğrulamak gerekiyor.</p>
<p>Amerikan Electronic Frontier Foundation, Meta’nın 17 milyar dolarlık uzlaşmasını bu nedenle eleştiriyor. EFF’ye göre anlaşma yalnız gençleri değil, yetişkinleri de yaş tahmini ve doğrulama sisteminin içine çekiyor; anonimlik ve mahremiyet açısından yeni riskler doğuruyor.</p>
<p>Sabancı şu soruyu sordu, ben de size sorayım;</p>
<p>- Neden e-Devlet’le Instagram hesabımda yaşımızı onaylayayım?</p>
<p>- Yaşı teyit etmek için mutlaka gerçek kimliği sosyal medya hesabıyla ilişkilendirmek zorunda mıyız?</p>
<p>- Veri nerede tutulacak, kim erişebilecek, veri sızıntısında ne olacak?</p>
<p><strong>Cezalandırırken güçlendirmek</strong></p>
<p>Bir başka paradoks da; çocukları büyük teknoloji şirketlerinden korumak için koyduğumuz kurallar, büyük teknoloji şirketlerinin işine yarayabilir.</p>
<p>Sabancı konunun rekabet tarafına dikkat çekti, “Regülasyon çok pahalı hale gelirse Meta, Google, TikTok gibi şirketler karşılar, küçük bir teknoloji girişimi karşılayabilir mi? Her yeni oyuncudan milyonlarca kullanıcıyı doğrulayacak sistem, yaş tahmini teknolojisi, ebeveyn altyapısı, denetim birimleri ve uyum ekipleri kurması istenirse “çocuk güvenliği standardı” aynı zamanda devasa bir pazara giriş bariyerine dönüşebilir.Teknoloji devlerini sınırlamak isterken rakiplerinin önünü kapatmayı çalışıyor olabiliriz.”</p>
<p><strong>Çocuğu korurken hakkını unutmak</strong></p>
<p>Fransa’da 15 yaş altına genel sosyal medya yasağı getirmeyi hedefleyen hüküm Anayasa Konseyi tarafından sansürlendi. Gerekçe; çocuğun hakları. Sabancı, “Çocuk da vatandaş. Çocuğun da iletişim hakkı var. İfade hakkı var. Bilgiye ulaşma hakkı var… Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin de koruduğu bu hakları “seni koruyorum” diyerek tartışmanın dışına itemeyiz. “Çocuğu yalnız korunacak bir varlık olarak görmek kolay” dedi.</p>
<p><strong>Ağaç mı, orman mı?</strong></p>
<p>Bir çocuk okulda zorbalık görüyorsa… Evinde konuşacak kimse bulamıyorsa… Bedeninden nefret etmeyi öğrenmişse… Kendini değersiz hissediyorsa… Sosyal medya bu duyguları büyütebilir. Algoritma aynı içeriği tekrar tekrar önüne çıkarabilir. Benzer kırılganlıktaki insanları birbirine bağlayabilir. Bu ciddi bir platform sorumluluğu. Ekranı kapatmak yarayı iyileştirir mi?</p>
<p>Sabancı söyleşide oyunlardan örnek verdi; “Bazı ülkeler, kumara benzeyen mekanizmaların çocuklar üzerindeki etkisini gerekçe göstererek oyunun tamamını yasaklamak yerine belirli özelliklerin kapatılmasını istiyor. Sosyal medya için de aynı soruyu sormalıyız:</p>
<p>- Çocuğu platformdan çıkarmak mı yoksa platformu çocuk için farklı tasarlamak mı?</p>
<p>- Reklam hedeflemesini sınırlamak mı, algoritmik öneriyi azaltmak mı?</p>
<p>- Bildirim ekonomisini değiştirmek mi, çocuk hesabını yetişkin hesabından ayırmak mı?</p>
<p>- Ebeveynin kullanabileceği araçları gerçekten erişilebilir hale getirmek mi?”</p>
<p>Türkiye’nin ikinci bir kanun teklifinde çocuklara yönelik platform yükümlülükleri ve algoritmik içerik önerilerinin olumsuz etkilerinin azaltılmasının ayrıca gündeme alınmış olması bu nedenle değerli. Teklif şu anda komisyonda.</p>
<p><strong>Çocukların yeni sokağı</strong></p>
<p>Bizler sokakta büyüdük, çocukları sokaktan çektik, onlar da da dijitalde oynuyor. Arkadaşlarıyla buluşuyor, ödev yapıyor, konuşup gülüyor. Kendini ifade ediyor. Sabancı güzel tarif etti: “Çocukların yeni sokağı internet oldu. Sokağın tehlikeleri var diye çocuğu ömür boyu eve kapatmıyoruz. Çocuğa karşıdan karşıya geçmeyi öğretiyoruz. Nereye gitmeyeceğini anlatıyoruz. Yanında oluyoruz. Dijital dünyada neden farklı davranıyoruz?”</p>
<p>Kendimize de bakmalıyız; çocuk ağladığında susturmak için eline telefonu kim verdi? Yemek yesin diye karşısına tableti kim koydu? Büyüyünce, “…Çok ekrana bakıyorsun, telefonu bırak, sosyal medya seni bozuyor…” diyoruz. Çocuklarımız dijital dünyaya gökten inmedi. Şimdi kapıyı kilitlemek kolaycılık değil mi?...</p>
<p><strong>OECD’ye göre Türkiye’de çocukların yarısından fazlası okulda yaşadığı sorunu ailesiyle haftada bir kez bile konuşmuyor. </strong>Çocuklarımızı korumamız gerekiyor. Nasıl koruyacağız; panikle mi, stratejik düşünceyle mi? Dünyadaki örneklere bakınca yasaktan, ailenin aktif olduğu-okur yazarlığı öğrenmiş ebeveynle çözüme evrilmek zorundayız seçeneğine daha yakınım.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasaktan-onceki-son-cikis-cozum-87261</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yasak’tan önceki son çıkış; “Çözüm” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-tb-baskani-matli-asirlik-mirasi-gelecegin-guclu-bursa-ekonomisine-tasiyoruz-87283</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özer Matlı: Asırlık mirası, geleceğin güçlü Bursa ekonomisine taşıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Zahire Borsası adıyla 11 Eylül 1924 tarihinde Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve arkadaşları tarafından kurulan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kent ve ülke ekonomisinin yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor. Bir asrı aşan kurumsal birikimini bugün de Bursa’nın tarımsal ve ticari geleceğine yön veren çalışmalarla büyüten Bursa Ticaret Borsası; üretici, tüccar, sanayici ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü bağ sayesinde geleneksel borsacılık anlayışını modern ticaretin gereklilikleriyle buluşturuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa3a6b05aad0-1789109936.JPG" alt="" width="519" height="292" /></p>
<p>Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, “Bizler ecdadımızın bize bıraktığı bu asırlık mirası yalnızca korumakla kalmıyor, ikinci yüzyılımızda günümüzün hızla değişen ekonomik koşullarına uygun vizyoner hamlelerle tarım ve ticaretin dönüşümüne öncülük ediyoruz. Üyelerimizin rekabet gücünü artıran, üretimi ve ticareti geliştiren, Bursa’nın ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<h2><strong>“Bursa’nın üretim gücüne katkı sunuyoruz”</strong></h2>
<p>Bursa’nın güçlü üretim kültürü ve köklü ticaret geleneğiyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, kentin sahip olduğu potansiyelin daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürülmesinin önemine vurgu yaptı. Matlı, “Bursa’nın tarım, gıda, sanayi ve ticaret alanındaki potansiyelini daha yüksek katma değere dönüştürmek, şehrimizin ekonomik gücünü geleceğe taşımak açısından büyük önem taşıyor. Bursa Ticaret Borsası olarak geleneksel borsacılık faaliyetlerimizin yanı sıra tarım ve gıda sektörlerinin gelişimine, ticaretin kolaylaştırılmasına, üretici ve tüccarımızın rekabet gücünün artırılmasına yönelik projeler geliştiriyoruz” dedi. </p>
<p>Bu anlayış doğrultusunda birçok önemli çalışmayı hayata geçirdiklerini ifade eden Matlı, şunları söyledi: “Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nden Gıda UR-GE projelerimize, kentimizin değerli ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesinden yerel ürün ve markalarımıza değer katan Off The Record projemize kadar geniş bir alanda çalışmalar yürüttük. Tüm bu projelerle Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürmeye, yerel değerlerimizi ulusal ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımaya katkı sunuyoruz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-tb-baskani-matli-asirlik-mirasi-gelecegin-guclu-bursa-ekonomisine-tasiyoruz-87283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/3/1280x720/bursa-tb-baskani-matli-asirlik-mirasi-gelecegin-guclu-bursa-ekonomisine-tasiyoruz-1789109922.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret Borsası, 102 yılı geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Bir asrı aşan hizmet yolculuğunun Borsa’nın güçlü kurumsal yapısının temelini oluşturduğunu belirten Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, “Tarihimizden aldığımız güçle Bursa’mızın ve ülkemizin tarım ve gıda ticaretini geleceğe taşımak, küresel ölçekte değer yaratmak için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ile-italya-arasinda-is-birligi-mutabakati-imzalandi-87301</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye ile İtalya arasında iş birliği mutabakatı imzalandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ile İtalya Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Marina Elvira Calderone arasında "iş birliği mutabakat zaptı" imzalandı.</p>
<p>Bakanlık açıklamasına göre Işıkhan, çeşitli temaslarda bulunmak ve programlara katılmak üzere gittiği İtalya'nın başkenti Roma'da mevkidaşı Marina Elvira Calderone ile bir araya geldi.</p>
<p>Görüşmede iki ülke arasında çalışma hayatı, istihdam, mesleki eğitim ve sosyal güvenlik alanlarındaki işbirliğinin geliştirilmesi ele alındı.</p>
<p>Bakan Işıkhan, teknik heyetlerin özverili ve yoğun çalışmaları sayesinde sürecin kısa sürede somut sonuca ulaştırıldığını belirterek, Türkiye'nin NATO müttefiki ve stratejik ortağı İtalya ile ilişkilerinin karşılıklı saygı, ortak çıkarlar ve üst düzey yakın temaslar temelinde her alanda olumlu seyir izlemesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti.</p>
<p>Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Saygıdeğer Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile İtalya Başbakanı Sayın Giorgia Meloni arasındaki yakın diyalog ile karşılıklı ziyaretlerin, iki ülke arasındaki eş güdüm ve işbirliği anlayışının güçlendirilmesine önemli katkı sağladığını düşünüyoruz. Geçtiğimiz yıl nisan ayında düzenlenen 4. Hükümetlerarası Zirve, ikili ilişkilerimizin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesi olmuştur. Zirve vesilesiyle liderlerimizce ikili ticaret hacmimizi 40 milyar dolara çıkarma hedefinin ortaya konulmuş olması önemli bir gelişmedir. Özellikle savunma sanayisi başta olmak üzere, farklı sektörlerde gelişen ortaklıklarımız, ekonomik ilişkilerimizin daha da derinleştiğini göstermektedir."</p>
<p><strong>"Tecrübe paylaşımımızın her iki ülke açısından da önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz"</strong></p>
<p>Bakan Işıkhan, artan ekonomik ilişkilerin, nitelikli insan kaynağı ve iş gücü hareketliliği bakımından da yeni fırsatlar oluşturduğuna dikkati çekerek, bu durumun çalışma hayatı ve sosyal politikalar alanında kendilerine önemli sorumluluklar yüklediğini belirtti.</p>
<p>Türkiye ile İtalya arasındaki işbirliğini çalışma hayatı ve sosyal politikalar alanında da daha ileriye taşımayı hedeflediklerini vurgulayan Işıkhan, "Özellikle mesleki eğitim, istihdam politikaları, sosyal güvenlik sistemlerinin sürdürülebilirliği konularında tecrübe paylaşımımızın her iki ülke açısından da önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. İtalya'daki Türk toplumunun ve Türkiye'deki İtalyan vatandaşlarının çalışma hayatında karşılaştıkları meselelerin çözümüne önem veriyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Mutabakat zaptının hayırlı olmasını dileyen Işıkhan, bilgi, tecrübe ve iyi uygulama örneklerini karşılıklı paylaşacak, oluşturulacak ortak çalışma grubu aracılığıyla işbirliğinin gelişimini düzenli değerlendireceklerini anlattı.</p>
<p>Işıkhan, çalışma, istihdam, mesleki eğitim, beceri dönüşümü ve sosyal güvenlik alanlarındaki ortak gündemlerini somut çalışmalarla destekleyeceklerini vurgulayarak, "İnanıyorum ki bugün atacağımız bu imzalar ile iki dost ve müttefik ülkenin güçlü ilişkilerini, çalışma hayatının geleceğine ilişkin ortak bir vizyonla daha da ileriye taşıyacağız." ifadesini kullandı.</p>
<p>Görüşmenin ardından Bakan Işıkhan ve Calderone, iki ülkenin bakanlıkları arasındaki mutabakat zaptını imzaladı.</p>
<p><strong>"Ortak çalışma grubu sayesinde ikili diyaloğumuzun daha da güçleneceğine inanıyoruz"</strong></p>
<p>Bakan Işıkhan, NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, mevkidaşı Calderone ile görüşmelerinin ardından bakanlıklar arasında "işbirliği mutabakat zaptı"nı imzaladıklarını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye-İtalya ilişkilerine katkı sunmak adına önemli bir adım olarak gördüğümüz bu anlaşma ve önümüzdeki süreçte kurulacak olan ortak çalışma grubu sayesinde ikili diyaloğumuzun daha da güçleneceğine inanıyoruz. Sosyal güvenlik, çalışma hayatı ve mesleki eğitim başta olmak üzere yürüteceğimiz ortak çalışmalarla bakanlıklarımız arasında bilgi ve tecrübe paylaşımını kurumsallaştıracak, vatandaşlarımızın haklarının korunup güçlendirilmesine yönelik faaliyetlerimizi sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ile-italya-arasinda-is-birligi-mutabakati-imzalandi-87301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/1/1280x720/6767-1789122089.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İtalya ile imzalanan &quot;iş birliği mutabakat zaptı&quot; hakkında açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, &quot;Türkiye-İtalya ilişkilerine katkı sunmak adına önemli bir adım olarak gördüğümüz bu anlaşma ve önümüzdeki süreçte kurulacak olan ortak çalışma grubu sayesinde ikili diyaloğumuzun daha da güçleneceğine inanıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itso-baskan-adayi-karabulut-ispartanin-sahip-oldugu-potansiyel-farkli-sektorlerle-butunlestirilmeli-87272</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karabulut: Isparta’nın sahip olduğu potansiyel farklı sektörlerle bütünleştirilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkan Adayı ve Fikir Isparta Topluluğu Başkanı Yunus Karabulut ve Kartaş Hazır Beton firması destekleriyle, üniversite öğretim üyeleri tarafından Isparta’nın ekonomik ve stratejik açıdan öne çıkan ürün ve hizmetlerini belirlemek amacıyla araştırma gerçekleştirildi.</p>
<p>Araştırmaya, Isparta kent merkezinde faaliyette bulunan esnaf ve sanatkar ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin sahipleri, yöneticileri ve çalışanlarından oluşan bin 30 kişi katıldı. Görüşmeler, yüz yüze yapıldı. Araştırmaya göre Isparta’nın stratejik ürün ve hizmet algısında gül ve gül ürünleri, elma ve lavanta ilk üç sırada yer aldı.</p>
<p>Araştırmada, Isparta ekonomisi ve tarımının stratejik ürünlerinde gül ve gül ürünleri yüzde 20,6 ile ilk sırada yer alırken, elma yüzde 18,1, lavanta ise yüzde 14,2 oranında tercih edildi. Araştırma sonuçları Isparta’nın ekonomik algısının ağırlıklı olarak tarım ve doğal kaynaklar etrafında şekillendiğini gösteriyor.</p>
<p>İlk üç sırada yer alan gül ve gül ürünleri, elma ve lavantayı halıcılık yüzde 8,8, hayvancılık yüzde 6, tarıma dayalı sanayi yüzde 5,8, kesme çiçek yetiştiriciliği yüzde 5,7 ve aromatik bitkiler yüzde 5,6 oranıyla takip etti. Bu sonuçlar katılımcıların Isparta’nın doğal kaynaklara ve tarımsal üretime dayalı sektörlerinde orta ve yüksek düzeyde bir stratejik potansiyel gördüğünü ortaya koydu.</p>
<p>Diğer taraftan araştırmaya katılanların algısında Isparta’nın stratejik ürün ve hizmetleri olarak turizm yüzde 4,2, mobilya ve ahşap ürünleri yüzde 3,9, gıda sanayisi yüzde 3,6, enerji yüzde 2,2, tıbbi ürün ve cihazlar ise yüzde 1,3 oranında yer aldı.</p>
<p><strong>Karabulut: Potansiyelimizi katma değere dönüştürmeliyiz</strong></p>
<p>ITSO Başkan Adayı ve Fikir Isparta Topluluğu Başkanı Yunus Karabulut, araştırma sonucu ortaya çıkan tablonun Isparta’nın güçlü yönleri konusunda önemli bir fikir verdiğini belirtti. Karabulut, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Araştırmada gül, elma ve lavantanın öne çıkması, Isparta’nın özellikle tarımsal üretim ve doğal kaynaklar bakımından sahip olduğu gücün kent ekonomisinde daha etkin kullanılabileceğini gösteriyor. Isparta’nın bu alanlardaki bilinirliğinin yalnızca üretimle sınırlı kalmaması, işleme, markalaşma ve katma değerli ürün geliştirme süreçleriyle desteklenmesi önem taşıyor. Isparta’nın sahip olduğu potansiyel farklı sektörlerle bütünleştirilmeli. Tarımsal üretimin sanayi, turizm ve girişimcilik alanlarıyla birlikte değerlendirilmesi kentin ekonomik çeşitliliğine katkı sağlayabilecektir. Özellikle gül, lavanta ve elma gibi Isparta ile güçlü biçimde özdeşleşen ürünlerin yeni ürün ve hizmetlere dönüştürülmesi kentin rekabet gücünü artırabilecek.’’   </p>
<p>Bu araştırmanın yalnızca mevcut güçlü sektörleri ortaya koymadığını, aynı zamanda gelecekte üzerinde daha fazla çalışılması gereken alanlara ilişkin de bir işaret sunduğunu ifade eden Karabulut, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Mobilya ve ağaç ürünleri, gıda sanayisi, tıbbi ürün ve cihazlar ve enerji gibi alanlarda oluşabilecek yeni yatırımların Isparta’nın ekonomik yapısının çeşitlendirilmesine katkı sağlayacaktır. Isparta’nın mevcut ekonomik gücünün başında gül, elma ve lavanta olmak üzere tarımsal ve doğal ürünler geliyor. Bu ürünlerin katma değerli üretim, sanayi ve farklı sektörlerle entegrasyonu kentin gelecekteki ekonomik gelişimi açısından önemli bir fırsat olacak.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itso-baskan-adayi-karabulut-ispartanin-sahip-oldugu-potansiyel-farkli-sektorlerle-butunlestirilmeli-87272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/2/1280x720/67-1789194125.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ITSO Başkan Adayı Yunus Karabulut, &quot;Isparta’nın bu alanlardaki bilinirliğinin yalnızca üretimle sınırlı kalmaması, işleme, markalaşma ve katma değerli ürün geliştirme süreçleriyle desteklenmesi önem taşıyor. Isparta’nın sahip olduğu potansiyel farklı sektörlerle bütünleştirilmeli.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bookinge-karsi-acilan-toplu-tazminat-girisimine-turkiyedeki-oteller-nasil-katilabilir-87267</guid>
            <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Booking&#039;e karşı açılan toplu tazminat girişimine Türkiye’deki oteller nasıl katılabilir?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>HOTREC (Avrupa Otelciler, Restoranlar ve Kafeler Birliği) ve Avrupa genelinde 30'dan fazla ulusal otel birliğinin desteğiyle yürütülen uluslararası toplu tazminat girişimine Türkiye’deki oteller de katılabiliyor. Türkiye’deki oteller, Booking.com'un rekabete aykırı olduğu tespit edilen fiyat paritesi hükümleri nedeniyle, uğradıkları zararların tazmini için haklarını birlikte aramaya davet ediliyor.</em></p>
<p>Booking. com bir dünya devi... 30 Haziran 2026 itibarıyla dünya çapında yaklaşık 4,7 milyon konaklama tesisi bulunuyor. Bu rakamın 500 bini aşkın kesimini otel, motel ve tatil köyleri oluşturuyor. Geri kalan bölümde ise apartman, ev, villa gibi alternatif konaklama tesisleri bulunuyor. Booking.com’un kendi sayfasında Türkiye için mevcut durumda 23 bin 351 otel ve diğer konaklama tesisi yer alıyor. Kuruluşun, eriştiği büyüklük sayesinde pazarlık gücü de çok yüksek. Dolayısıyla iş ortaklarından talep ettiği komisyonlar da yüksek olabiliyor.</p>
<p>Geçtiğimiz dönemde, Hollanda merkezli, Stichting Hotel Claims Alliance adlı vakıf şirketin komisyon oranları hakkında bir girişim başlatmıştı. Şimdi bu platforma Türkiye’deki oteller de davet ediliyor. Konuyu girişimin Türkiye’deki danışmanlarından AZ Consultancy kurucu ve yöneticisi olan Armin Zerunyan’a sordum:</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aa385f9e953b-1789101561.jpg" alt="" width="293" height="440" /><strong>Toplu tazminat girişimi nasıl başladı?</strong></p>
<p>Stichting Hotel Claims Alliance, Booking.com’un uzun yıllar uyguladığı fiyat paritesi hükümleri nedeniyle rekabetin kısıtlanması sonucu otellerin maruz kaldığı ekonomik zararların toplu şekilde değerlendirilmesini ve hak kayıplarının giderilmesini hedefleyerek yola çıktı. Avrupa otel sektörünün çatı kuruluşu HOTREC ile Avrupa genelinde 30'dan fazla ulusal otel birliğinin desteğini aldı.</p>
<p><strong>Avrupa’daki dava süreci nasıl ilerledi?</strong></p>
<p>Booking.com, 2004 yılından itibaren otellerle yaptığı sözleşmelere fiyat paritesi hükümleri ekleyerek otellerin kendi internet sitelerinde veya farklı satış kanallarında daha avantajlı fiyat ve koşullar sunmasını önemli ölçüde sınırlandırdı.</p>
<p>Ardından Avrupa Adalet Divanı'nın 19 Eylül 2024 tarihinde verdiği emsal niteliğindeki kararla, söz konusu uygulamaların Avrupa Birliği rekabet hukukuna aykırı olduğu hükme bağlandı. Bu karar sonrasında Avrupa genelinde 15.000 otelin katıldığı toplu tazminat süreci başlatıldı.</p>
<p><strong>Dava nasıl sonuçlandı?</strong></p>
<p>Sonuçta, toplu dava girişimi kapsamında, Booking.com'un uyguladığı komisyonların rekabet ortamında oluşabilecek seviyelerin önemli ölçüde üzerinde kaldığı ve otellerin bu nedenle ciddi ekonomik kayıplara uğradığı tespit edildi.</p>
<p><strong>Türkiye ne zaman sürece dahil oldu?</strong></p>
<p>Booking.com'un uzun yıllar uyguladığı fiyat paritesi hükümlerinin Avrupa Birliği rekabet hukukuna aykırı olduğunun Avrupa Adalet Divanı tarafından tespit edilmesinin ardından Avrupa genelinde yürütülen toplu tazminat girişimi, Türkiye'deki otelleri de davada yer almaya çağırıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de bu konuyla ilgili bir hukuki karar var mı?</strong></p>
<p>Türkiye'de bu uygulamalar ilk kez 2017 yılında Türk Rekabet Kurulu tarafından rekabet hukuku açısından değerlendirildi ve Booking.com'un fiyat paritesi hükümlerinin rekabeti ihlal ettiği tespit edildi.</p>
<p><strong>Türkiye’deki oteller neden bu davaya davet edildi?</strong></p>
<p>Türkiye’den bazı konaklama meslek birliklerinin HOTREC’e gözlemci üye olmaları Türkiye’nin hala AB katılım süreci sayesindedir.  Bu üyelik neticesinde de HOTREC AB üyesi ülkelerin yanı sıra gözlemci olan diğer üye ülkelerin otellerini de bu davaya katılmaya davet etti.</p>
<p><strong>Davaya Türkiye’deki oteller nasıl katılacak?</strong></p>
<p>Türkiye'deki oteller de aynı uygulamalardan kaynaklanan zararları için bu uluslararası girişime artık katılma imkânına sahip. Girişim kapsamında, 2004-2025 yılları arasında Booking.com platformunda yer alan tüm Türkiye’deki oteller sürece katılarak uğradıkları zararlar için tazminat talebinde bulunabilecek.</p>
<p>Süreçle ilgili detaylı bilgi almak ve başvuruda bulunmak isteyen oteller, 15 Eylül 2026 tarihine kadar bookingdavam.com/tr adresi üzerinden <u>ücretsiz </u>kayıt oluşturabilecek.</p>
<p><strong>Katılım sürecinin oteller açısından riski var mı?</strong></p>
<p>Dava süreci Hollanda'da bu amaçla kurulan Stichting Hotel Claims Alliance (https://www.linkedin.com/company/stichting-hotel-claims-alliance/about/) tarafından yürütülüyor ve tüm dava masrafları bağımsız bir dava finansörü tarafından karşılanıyor. </p>
<p>Toplu tazminat girişimine, 2004-2025 yılları arasında Booking.com üzerinden faaliyet gösteren tüm Türkiye’deki oteller büyüklükleri veya bulundukları şehir fark etmeksizin katılabilecek.</p>
<p>Katılımcı oteller dava sürecinde herhangi bir mali risk veya masraf üstlenmeyecek. Bununla birlikte toplu tazminat girişimine katılım, otellerin Booking.com ile mevcut ticari ilişkilerini değiştirmelerini de gerektirmeyecek. Katılımcılar bu süreçte platformu kullanmaya devam edebilecek ve mevcut sözleşmeleri aynı şekilde sürdürülebilecekler.</p>
<p><strong>Davayı kim yürütüyor?</strong></p>
<p>Toplu tazminat girişimi, Avrupa ve Türkiye'de rekabet hukuku ile tazminat davaları alanında uzman hukukçular, rekabet ekonomistleri ve dava yönetimi ekiplerinden oluşan uluslararası bir kadro tarafından yürütülüyor.</p>
<p>Ekipte, Booking.com'a ilişkin Avrupa'daki emsal davalarda görev alan hukukçuların yanı sıra Hollanda ve Türkiye'den rekabet hukuku uzmanları, Amsterdam ve Tilburg üniversitelerinden rekabet ekonomistleri ile Avrupa'nın önde gelen rekabet tazminatı yönetim şirketlerinden CDC Cartel Damage Claims https://carteldamageclaims.com/ yer alıyor. Girişimin Türkiye ayağında ise Hergüner Bilgen Üçer Avukatlık Ortaklığı https://herguner.av.tr/ hukuki destek sağlıyor. Ekip ayrıca, otellerin çıkarlarıyla uyumlu bir yaklaşımın sağlanması amacıyla Armin Zerunyan’ın konaklama sektöründeki uzun yıllara dayanan deneyiminden de yararlanıyor.</p>
<p><strong>Davaya katılım ücretli mi?</strong></p>
<p>Katılım anonim. Yani kuruluşlar adına bir toplu dava var. Toplu dava olumlu sonuçlanana kadar tamamen maliyetsiz ve risksiz… Başarı halinde, tahsil edilecek tutar üzerinden belirli bir oran kesilerek net tazminata ulaşılıyor.  Oteller hiçbir ön ödeme veya masraf yükü taşımıyor.</p>
<p>Mevcut ticari ilişkiler ve platform kullanımı etkilenmiyor.</p>
<p><strong>Avrupa’dan kaç otel katıldı?</strong></p>
<p>15 binin üzerinde Avrupa oteli risksiz olarak bu davaya katıldı. <strong>Stichting Hotel Claims Alliance (SHCA) hakkında nereden bilgi alınabilir? </strong>Stichting Hotel Claims Alliance (SHCA), Hollanda hukukuna tabi, kâr amacı gütmeyen bir vakıftır. Vakfın merkez adresi Hoogoorddreef 15, 1101BA Amsterdam, Hollanda’dır. SHCA, Hollanda Ticaret Odası’na RSIN 868022937 numarasıyla ve Almanya’da Federal Adalet Dairesi’nin Hukuki Hizmetler Sicili’ne 2025 0000 8247 numarasıyla kayıtlıdır</p>
<p><strong>Dava hakkında bilgi ve sorular için kime başvurulabilir?</strong></p>
<p>Mehmetcan Karakoyun- CDC Cartel Damage Claims </p>
<p><u>office@bookingdavam.com</u></p>
<p> HOTREC – Hotels, Restaurants, Bars &amp; Cafés in Europe liderliğinde Stichting Hotel Claims Alliance (SHCA) ve CDC Cartel Damage Claims </p>
<p>tarafından yürütülen toplu davaya dahil olmak için </p>
<p><u>www.bookingdavam.com/tr</u> websitesine kaydolmak gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bookinge-karsi-acilan-toplu-tazminat-girisimine-turkiyedeki-oteller-nasil-katilabilir-87267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Booking&#039;e karşı açılan toplu tazminat girişimine Türkiye’deki oteller nasıl katılabilir? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-gecen-hafta-6476-milyon-dolarlik-hisse-satti-87238</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 16:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı geçen hafta 647,6 milyon dolarlık hisse sattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 647,6 milyon dolarlık hisse senedi ve 23,8 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı, 156,7 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alımı yaptı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 4 Eylül haftasında 43 milyar 263,9 milyon dolardan 40 milyar 908,9 milyon dolara indi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku, 17 milyar 834,2 milyon dolardan 18 milyar 58,9 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>ÖST stoku ise 4 milyar 498,6 milyon dolardan 4 milyar 458,3 milyon dolara geriledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-gecen-hafta-6476-milyon-dolarlik-hisse-satti-87238</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/3/1280x720/dolar-dollar-1768292317.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 647,6 milyon dolarlık hisse senedi satarken, 156,7 milyon dolarlık DİBS aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-996-milyar-lira-artti-87235</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 16:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 99,6 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 4 Eylül itibarıyla 99 milyar 610 milyon lira artarak 28 trilyon 28 milyar 587 milyon liradan 28 trilyon 128 milyar 197 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 589 milyar 555 milyon lira azalarak 32 trilyon 446 milyar 981 milyon liradan 31 trilyon 857 milyar 426 milyon liraya indi.</p>
<p><strong>Tüketici kredileri 3 trilyon 459,5 milyar liraya çıktı</strong></p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 6 milyar 670 milyon lira artarak 3 trilyon 459 milyar 480 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bu tutarın 830 milyar 233 milyon lirası konut, 41 milyar 517 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 587 milyar 729 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 17 milyar 169 milyon lira artarak 4 trilyon 252 milyar 251 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 18 milyar 329 milyon lira artışla 3 trilyon 469 milyar 172 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 313 milyar 807 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 155 milyar 365 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 4 Eylül itibarıyla önceki haftaya göre 17 milyar 244 milyon lira artışla 862 milyar 191 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 650 milyar 821 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 488 milyon lira azalarak 5 trilyon 986 milyar 122 milyon liraya geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-996-milyar-lira-artti-87235</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 99,6 milyar lira artışla 28,1 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-5044-milyar-lira-azaldi-87234</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 16:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 504,4 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 4 Eylül ile biten haftada yüzde 1,5 azalarak 33 trilyon 720 milyar 305 milyon 617 bin liradan, 33 trilyon 215 milyar 882 milyon 594 bin liraya indi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 2,92 azalarak 17 trilyon 946 milyar 742 milyon 757 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 0,96 düşüşle 10 trilyon 992 milyar 975 milyon 857 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 268 milyar 320 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 228 milyar 352 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 4 Eylül itibarıyla 277 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,36 artışla 6 trilyon 921 milyar 94 milyon 246 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 829 milyar 472 milyon 102 bin lirası konut, 41 milyar 380 milyon 566 bin lirası taşıt, 2 trilyon 581 milyar 345 milyon 814 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 468 milyar 895 milyon 764 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 4 Eylül ile biten haftada 86 milyar 948 milyon 918 bin lira artarak 27 trilyon 286 milyar 131 milyon 567 bin liradan, 27 trilyon 373 milyar 80 milyon 485 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-5044-milyar-lira-azaldi-87234</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/lira-para-tl-1760890382.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 504,4 milyar lira azalarak 33,2 trilyon liraya geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-toplam-rezervleri-1842-milyar-dolara-geriledi-87232</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez&#039;in toplam rezervleri 184,3 milyar dolara geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 4 Eylül itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 703 milyon dolar azalarak 70 milyar 406 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 28 Ağustos'ta 71 milyar 109 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 248 milyon dolar düşüşle 117 milyar 89 milyon dolardan 113 milyar 841 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 4 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 951 milyon dolar azalarak 188 milyar 198 milyon dolardan 184 milyar 247 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>14.08.2026</td>
<td>108.335</td>
<td>75.166</td>
<td>183.500</td>
</tr>
<tr>
<td>21.08.2026</td>
<td>114.221</td>
<td>74.228</td>
<td>188.450</td>
</tr>
<tr>
<td>28.08.2026</td>
<td>117.089</td>
<td>71.109</td>
<td>188.198</td>
</tr>
<tr>
<td>04.09.2026</td>
<td>113.841</td>
<td>70.406</td>
<td>184.247</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-toplam-rezervleri-1842-milyar-dolara-geriledi-87232</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/9/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-45-milyar-dolar-azaldi-1741264907.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 3,95 milyar dolar azalarak 184,3 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbuldaki-kiralik-konut-projesinin-ayrintilari-belli-oldu-87233</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 15:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul&#039;daki kiralık konut projesinin ayrıntıları belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Trabzon'daki Uzunkum Yaşam Alanı Millet Bahçesi'nin temel atma törenine katıldı.</p>
<p>Kurum burada yaptığı konuşmada, asrın inşası başarılarını 81 ile taşıdıklarını belirtti.</p>
<p>"Ev Sahibi Türkiye" diyerek 81 ilde 500 bin sosyal konut hedefleri için kuraları çektiklerini, temelleri attıklarını vurgulayan Kurum, "Trabzon'umuza da 2 bini Ortahisar'ımızda olmak üzere 3 bin 734 yuvamızı hızlı bir şekilde inşa ediyoruz. Ama bu projemizde bir de kiralık konutlarımız var. Sosyal konut hamlemizin yanında ilk kez İstanbul'da başlattığımız kiralık konut projemizi de hızlıca yürütüyoruz, çalışmalarımızı tamamladık." dedi.</p>
<p><strong>"Evlerimizi 3 yıllığına kiralayacağız"</strong></p>
<p>Bakan Kurum, İstanbul'da inşa edecekleri 100 bin sosyal konuta ek olarak 15 bin kiralık konutu da vatandaşların hizmetine sunacaklarının altını çizerek, şöyle devam etti:</p>
<p>"TOKİ'miz tüm hukuki altyapıyı hazırladı, takvimimizi adım adım belirledik. Şimdi detayları da Trabzon'umuzdan milletimizle paylaşıyorum. Kiralık konutlarımız Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar'da bulunacak. Yine Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Arnavutköy ve Güngören'de bu konutlarımızı planladık. Evlerimizi 3 yıllığına kiralayacağız. 3 yıl vatandaşımız bu kiralık evlere girecek ve 3 yılın ardından yeni hak sahiplerini yine kurayla belirleyeceğiz. Kura şartları şöyle: 18 yaşını tamamlamış, evli, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ve aylık hane geliri, bir hanenin tüm geliri 100 bin liradan az olanlar bu kampanyadan istifade edebilecekler. Burada başvuracak kişinin en az 1 yıl İstanbul'da ikamet etmesi şartını arayacağız. Yine üzerinde tapuda kayıtlı konutu olmaması şartlarımızdan bir tanesi."</p>
<p>İlçelere göre kira fiyatlarının ne kadar olduğunu belirlediklerini anlatan Kurum, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Bütün oradaki rayiçleri arkadaşlarımız inceledi ve vatandaşlarımızın konuta ulaşımını kolaylaştırmak, piyasayı dengelemek adına 4 ayrı büyüklükteki evlerimizi, piyasa rayiçlerinin çok altında kira bedelleriyle vatandaşlarımızın kullanımına sunuyor olacağız. 1+1 konutlar için kira bedeli 10 bin lira, 2+1 konutlar için 12 bin lira. Burada tabii 1+1, 2+1 vatandaşlarımızın çocuk sayısına göre, başvurularına göre adetleri değişiyor. 3+1 konutlar için 15 bin lira, 4+1 konutlar için ise 18 bin liradan başlayan fiyatlarla bu konutları kiralayacağız. Yani bölge rayiçlerine baktığınızda emin olun yarısından bile az diyeceğimiz rakamlar. İki asgari ücretli vatandaşımız çok rahat bir şekilde bu konutlarda oturabilecek. Bir memurumuz, bir emekli vatandaşımız yine bu konutlarda çok rahat bir şekilde oturuyor olabilecek."</p>
<p>Bakan Kurum, hiç vakit kaybetmeden başvuruları 14 Eylül'de alacaklarını belirterek, "Hemen hak sahiplerini tespit edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleriyle birlikte ilk 1071 kiralık konutumuzu da ekim ayında vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Geçen sene başladık, bu yıl ekimde konutlarımızı teslim ediyoruz. Ne hedefliyoruz? Bir, burada zaten düşme seyrine giren kira fiyatlarını inşallah daha da aşağıya çekeceğiz. Burada bilhassa alt gelir grubu vatandaşlarımızın konuta erişimini hızlandıracağız. Kimsenin barınma kaygısı çekmediği, oralarda yuvalarının huzurla dolduğu bir Türkiye için durmadan, yorulmadan çalışacağız. Ben bu projemizin de İstanbul'umuza hayırlı olmasını diliyorum." şeklinde konuştu.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbuldaki-kiralik-konut-projesinin-ayrintilari-belli-oldu-87233</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/murat-kurum-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, &quot;Kiralık konutlarımız Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar&#039;da bulunacak. Yine Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Arnavutköy ve Güngören&#039;de bu konutlarımızı planladık. Evlerimizi 3 yıllığına kiralayacağız. 3 yıl vatandaşımız bu kiralık evlere girecek ve 3 yılın ardından yeni hak sahiplerini yine kurayla belirleyeceğiz.&quot; dedi. Kurum, &quot;1+1 konutlar için kira bedelini 10 bin lira, 2+1 konutlar için 12 bin lira, 3+1 konutlar için 15 bin lira, 4+1 konutlar için ise 18 bin liradan başlayan fiyatlarla bu konutları kiralayacağız.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-faiz-karari-belli-oldu-87215</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası faizi değiştirmedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), Fatih Karahan başkanlığında toplandı.</p>
<p>Kurul, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttuğunu duyurdu.</p>
<p>Karar metninde şunlar kaydedildi:</p>
<p dir="ltr">"Para Politikası Kurulu (Kurul), politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tutmuştur.</p>
<p dir="ltr">Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler enflasyonun ana eğiliminin gerilediğine işaret etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması iç talepteki zayıf seyri teyit etmektedir. Diğer taraftan, jeopolitik gelişmeler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatları enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü risk oluşturmaktadır. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. </p>
<p dir="ltr">Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.</p>
<p dir="ltr">Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.</p>
<p dir="ltr">Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-faiz-karari-belli-oldu-87215</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, politika faizini yüzde 37’de sabit tuttu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istkadan-yaratici-ekonomi-icin-300-milyon-lira-kaynak-87230</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSTKA&#039;dan yaratıcı ekonomi için 300 milyon lira kaynak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA), 2026 yılı Yaratıcı Ekonominin Güçlendirilmesi Mali Destek Programı'nı duyurdu. </p>
<p>Ajans açıklamasına göre, İstanbul'un yaratıcı endüstriler ekosistemine katkı sağlamayı ve şehrin yaratıcı kimliğini güçlendirerek şehri uluslararası düzeyde daha görünür kılmayı hedefleyen mali destek programı ile 300 milyon lira kaynak İstanbul ekosisteminin hizmetine sunuluyor. Bu kapsamdaki her bir projeye 5 milyon lira ile 20 milyon lira arasında destek verilecek.</p>
<p>Ülkedeki yaratıcı istihdamın yüzde 40'ından fazlasının İstanbul'da bulunduğu, ulusal yaratıcı ekonomi cirosunun neredeyse dörtte üçünün kentte üretildiği belirtilem açıklamada, programla bu birikimin sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya katkısının artırılması, ekosistemdeki paydaşlar arasında iş birliği ve koordinasyonun güçlendirilmesi ve İstanbul'un yaratıcı şehir kimliğinin uluslararası düzeyde daha görünür kılınması hedeflendiği vurgulandı. </p>
<p>Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: "Program iki öncelik etrafında kurgulanırken, birinci öncelikte yaratıcı ekosistemdeki paydaşların üretim kapasitesini artıracak yenilikçi, sürdürülebilir ve ölçeklenebilir altyapılar, platformlar ile iş ve hizmet modelleri destekleniyor. Bu kapsamda ekosistemdeki üreticilerin daha iyi imkanlarla üretim yapabilmesi, farklı alanlarda faaliyet gösteren kişi ve kuruluşların bir araya gelerek ortak çalışmalar geliştirmesi, kültürel mirasın yeni teknolojilerle geleceğe taşınması ve geleneksel üretimlerin çağdaş tasarımlarla buluşturulması gibi çalışmalar desteklenecek. Bu çalışmalarla kentin sahip olduğu kültürel ve yaratıcı potansiyelin daha fazla katma değer üretmesi, yeni üretim ve istihdam imkanlarının oluşması hedefleniyor. İkinci öncelik ise şehrin yaratıcı kimliğinin güçlendirilmesine odaklanıyor. Parkların, meydanların ve sahil alanlarının yaratıcı tasarım müdahaleleriyle yeniden işlevlendirilmesi, uluslararası sanatçı ikamet (artist-in-residence) programları, müzelerde ve tarihi alanlarda genişletilmiş gerçeklik uygulamaları, atıl binaların dijital göçebeler ve yerel sanatçılar için üretim mekânlarına dönüştürülmesi bu başlık altında desteklenecek projelere örnek olarak gösteriliyor."</p>
<p>Proje başvuruları sadece çevrim içi ortamda Kalkınma Ajansları Yönetim Sistemi (KAYS) üzerinden kabul edilecek. Başvurular için son tarih 4 Aralık 2026 olarak belirlendi. Sunulan projelerin desteklenmeye uygun olup olmadığına bağımsız değerlendiriciler karar verecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istkadan-yaratici-ekonomi-icin-300-milyon-lira-kaynak-87230</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/6/1280x720/istanbul-1754580280.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Kalkınma Ajansı, kentin yaratıcı endüstrilerinin gelişimini desteklemek amacıyla 300 milyon liralık kaynak ayırdığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/internet-erisen-girisimlerin-orani-yuzde-927-87221</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnternete erişen girişimlerin oranı yüzde 92,7</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) "Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanımı Araştırması 2026" sonuçlarını paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 10 ve daha fazla çalışanı olan girişimlerin yüzde 92,7'sinin bu yıl internete erişimde sabit hat internet bağlantısını kullandığı görüldü.</p>
<p>Söz konusu girişimlerin abone oldukları en yüksek bağlantı hızları incelendiğinde, girişimlerin yüzde 47,1'inin 100 megabit/saniyeden az hızda, yüzde 43,7'sinin 100-999 megabit/saniye hız aralığında ve yüzde 9,2'sinin 1 gigabit/saniye ve üzeri hızda internet kullandığı tespit edildi. Sabit hat internet bağlantısı kullanan girişimler içinde 100 megabit/saniye ve üzeri bağlantı hızına sahip olanların oranı yüzde 52,9 oldu.</p>
<p><strong>Girişimlerin yüzde 57,7'si sosyal medya kullandı</strong></p>
<p>Sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin oranı, 2025'te yüzde 55,2 iken 2026 yılında yüzde 57,7 oldu. Bu oran, çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde, sosyal medya kullanım oranının 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 55, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 68,4, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise yüzde 86,6 olduğu görüldü.</p>
<p>Sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin oranı ekonomik faaliyetlere göre incelendiğinde, bu yıl bu oranın en yüksek olduğu faaliyetler sırasıyla yüzde 93,9 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri, yüzde 83,1 ile finans ve sigorta ve yüzde 81,1 ile bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı oldu. Sosyal medya uygulamalarını kullanan girişimlerin oranının en düşük olduğu faaliyetler ise yüzde 40,7 ile inşaat, yüzde 42,7 ile ulaştırma ve depolama ve yüzde 56,9 ile idari ve destek hizmet faaliyetleri olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Girişimlerin yüzde 17,1'i e-satış yaptı</strong></p>
<p>İnternet veya elektronik veri alışverişi (EDI) yoluyla satış yapan girişimlerin oranı 2024'te yüzde 13,6 iken 2025 yılında yüzde 17,1 oldu.</p>
<p>Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre e-satış yapan girişimlerin oranı incelendiğinde, bu oran 10-49 çalışanı olan girişimlerde yüzde 16,4, 50-249 çalışanı olan girişimlerde yüzde 18,3, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ise yüzde 29,7 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetlerinde e-satış oranı yüzde 43,3 oldu. Ekonomik faaliyetlere göre e-satış yapan girişimlerde ise bu oranın en yüksek olduğu faaliyet yüzde 43,3 ile konaklama ve yiyecek hizmeti faaliyetleri oldu. Bunu yüzde 25,4 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 23,7 ile toptan ve perakende ticaret faaliyetleri takip etti.</p>
<p><strong>Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı yüzde 15,2 oldu</strong></p>
<p>Bilişim sistemleri ve uygulamalarının kurulması, işletilmesi ve geliştirilmesi süreçlerinde görev alan bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı 2026'da yüzde 15,2 oldu. Bu oran, 2024'te yüzde 13,4 olarak kayıtlara geçmişti.</p>
<p>Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimler çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde 10-49 çalışanı olan girişimlerin yüzde 10,8'inin, 50-249 çalışanı olan girişimlerin yüzde 29,8'inin, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin ise yüzde 73,3'ünün bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam ettiği görüldü.</p>
<p>Girişimlerin yüzde 6,4'ü 2025'te en az bir bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanını işe aldı veya almayı denedi. 2023'te ise bu oran yüzde 6 olarak gerçekleşmişti. Bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı işe alan veya almayı deneyen girişimlerin yüzde 31,7'si geçen yıl işe alım sürecinde bir güçlük yaşadığını beyan etti.</p>
<p>İşe alım sürecinde güçlük yaşayan girişimler karşılaştıkları güçlük türlerine göre incelendiğinde, yeterli sayıda veya uygun aday başvurusu olmaması güçlüğünü yaşayan girişimlerin oranı yüzde 55,7, adayların ilgili alanda gerekli niteliklere (eğitim/öğretim) sahip olmaması güçlüğünü yaşayanların oranı yüzde 71,8, ilgili iş deneyimine sahip olmaması güçlüğünü yaşayanların oranı yüzde 71 ve adayların yüksek ücret beklentisiyle karşılaşanların oranı yüzde 82,6 oldu.</p>
<p><strong>Ücretli bulut bilişim kullanımı 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde yüzde 57 oldu</strong></p>
<p>Ücretli bulut bilişim kullanım oranı, yüzde 20,2 oldu. Ücretli bulut bilişim hizmeti kullanım oranı çalışan sayısı büyüklük gruplarına göre incelendiğinde, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerde ücretli bulut bilişim hizmeti kullanım oranının yüzde 57 olduğu, bunu yüzde 33,3 ile 50-249 çalışanı olan girişimlerin, yüzde 16,7 ile 10-49 çalışanı olan girişimlerin takip ettiği görüldü.</p>
<p>Ücretli bir bulut bilişim hizmeti kullanan girişimlerin oranı 2026'da ekonomik faaliyetlere göre incelendiğinde bu oranın en yüksek olduğu faaliyetler sırasıyla yüzde 55,2 ile telekomünikasyon, programlama ve bilişim faaliyetleri, yüzde 46,3 ile yayımcılık, radyo-TV ve içerik faaliyetleri ve yüzde 43,2 ile bilgisayarların ve iletişim araç ve gereçlerinin onarımı oldu. En düşük oranlar ise yüzde 10,8 ile inşaat, yüzde 12,6 ile konaklama ve yiyecek hizmeti ve yüzde 16 ile ulaştırma ve depolama faaliyetlerinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>Bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği önlemi alan girişimlerin oranı yüzde 83 oldu</strong></p>
<p>Bilgi ve iletişim teknolojileri sistemlerinde herhangi bir güvenlik önlemi alan girişimlerin oranı 2024'te yüzde 76 iken 2026 yılında yüzde 83 oldu. Çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde, 10-49 çalışanı olan girişimlerin yüzde 81,2'sinin, 50-249 çalışanı olan girişimlerin yüzde 90,5'inin, 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin ise yüzde 97,2'sinin bir güvenlik önlemi aldığı görüldü.</p>
<p><strong>Girişimlerin yüzde 9,4'ü bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği ihlal olayı yaşadı</strong></p>
<p>Girişimlerin yüzde 9,4'ü 2025'te bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği ihlali olaylarından en az birini yaşadığını beyan etti. Bilgi ve iletişim teknolojileri güvenliği ihlal olaylarından en az birini yaşadığını beyan eden girişimler çalışan sayısı büyüklük grubuna göre incelendiğinde, 10-49 çalışanı olan girişimlerin yüzde 9,3'ünün, 50-249 çalışanı olan girişimlerin yüzde 10,2'sinin ve 250 ve üzeri çalışanı olan girişimlerin ise yüzde 8,4'ünün en az bir güvenlik ihlal olayı yaşadığı belirlendi.</p>
<p>Güvenlik ihlali yaşayan girişimler karşılaştıkları ihlal türlerine göre incelendiğinde, 2025'te girişimlerin yüzde 6,4'ü dışarıdan gelen saldırılar nedeniyle bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerine erişememe, yüzde 5,6'sı kötü amaçlı yazılım veya yetkisiz erişim nedeniyle veri kaybı veya bozulması, yüzde 5,3'ü ise izinsiz girişler, dolandırıcılık, oltalama saldırıları veya girişim çalışanlarının kasıtlı eylemleri nedeniyle veri gizliliğinin ihlali olayını yaşadı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/internet-erisen-girisimlerin-orani-yuzde-927-87221</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/1/1280x720/bilgisayar-data-veri-1751264795.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİKin araştırmasına göre 10 veya daha fazla çalışanı olan girişimlerin internet erişimine sahip olma oranı bu yıl yüzde 92,7 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-agustos-ayinda-ihracat-23-milyar-467-milyon-dolara-ulasti-87218</guid>
            <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 11:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yüksek ve orta-yüksek teknoloji gruplarında daha güçlü bir seyir görmeyi önemsiyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, TÜİK’in açıkladığı temmuz ayı sanayi üretim endeksini değerlendirdi.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Sanayi üretimi temmuz ayında aylık yüzde 1 azalırken, yıllık yüzde 0,3 geriledi. İmalat sanayinde ise aylık yüzde 0,8’lik düşüşe karşılık yıllık yüzde 0,3 ile sınırlı bir artış gerçekleşti” diye konuştu.</p>
<p>Üretim gruplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Zeytinoğlu, “Ara malı üretiminin yıllık yüzde 1,2 artmasını olumlu buluyoruz. Buna karşılık yatırım ve üretim kapasitesi açısından önemli olan sermaye malı üretiminde aylık yüzde 1,6, yıllık yüzde 2,6 gerileme gerçekleşti. Yüksek teknoloji üretimindeki yıllık gerileme haziran ayına göre yavaşlamakla birlikte yüzde 8,5 seviyesinde devam etti. Bu grupta aylık bazda da yüzde 5,8’lik düşüş görüyoruz. Üretimin niteliği ve rekabet gücümüz açısından yüksek ve orta-yüksek teknoloji gruplarında daha güçlü bir seyir görmeyi önemsiyoruz” dedi.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Ağustos ayında ihracatımız geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolara ulaştı. İhracatta kaydedilen bu artışın ağustos ayı sanayi üretimine de olumlu yansımasını bekliyoruz. Geçtiğimiz hafta açıklanan OVP’de sanayi politikalarına daha fazla ağırlık verilmesini önemsiyor, bu adımların kararlılıkla uygulanmasının yatırım, üretim ve ihracatımıza önemli katkılar sağlayacağına ve sanayimizin rekabet gücünü artıracağına inanıyoruz” şeklinde konuştu</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-agustos-ayinda-ihracat-23-milyar-467-milyon-dolara-ulasti-87218</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/8/1280x720/kso-baskani-ayhan-zeytinoglu-sanayi-uretim-endeksi-hakkinda-degerlendirmelerde-bulundu-1746796813.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi üretiminin temmuz ayında yüzde 1 azaldığını belirten Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, &quot;Üretimin niteliği ve rekabet gücümüz açısından yüksek ve orta-yüksek teknoloji gruplarında daha güçlü bir seyir görmeyi önemsiyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
