<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-yetistiricilerimizden-artik-asi-ve-kimliklendirme-ucreti-almiyoruz-87871</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 16:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı: Yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği'nin Erzurum'daki tesisinin açılışına katıldı.</p>
<p>Yumaklı burada yaptığı konuşmada, hayvancılığın stratejik bir sektör olduğunu söyledi.</p>
<p>Bugünün 19 Eylül Gaziler Günü olduğunu hatırlatan Yumaklı, başta Cumhuriyet'in kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere vatan için canını feda eden tüm şehitleri minnetle andı, hayatını kaybeden gazilere Allah'tan rahmet, hayatta olan gazilere sağlıklı ve uzun ömür diledi.</p>
<p>Hayvancılığın bir ailenin geçimi, gençlerin kendi memleketlerinde gelecek kurması ve kadınların emeğinin berekete dönüşmesi anlamına geldiğini ifade eden Yumaklı, "Hepsinden önemlisi de bu ülkenin insanlarının sofrasına gelen lokmanın garantisidir." diye konuştu.</p>
<p>Yumaklı, Türkiye'nin hayvancılığı stratejik bir sektör olarak gördüğünü belirterek, son 24 yılda hayvancılıkla ilgili desteklerin 654 milyar liraya ulaştığını bildirdi.</p>
<p>Bu desteklerin yalnızca hayvan sayısının ve üretimin artırılması için verilmediğini vurgulayan Yumaklı, "Bizim asıl meselemiz daha verimli, daha kaliteli, daha sürdürülebilir bir hayvancılık yapılmasını sağlamak. En önemlisi de daha uygun maliyetle ve daha güçlü bir işletme yöntemiyle emeğinin karşılığını almak." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yumaklı, 2024 yılının şubat ayında Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladıklarını anımsatarak, yol haritasındaki uygulamaların geri dönüşlerini almaya başladıklarını söyledi.</p>
<p>İlk kez 3 yıllık üretim planlaması ve destekleme modelini hayata geçirdiklerini aktaran Yumaklı, "Amacımız şu, yarın ne olacak endişesi olmasın. Üreticilerimiz önlerini görsünler ve karar verecekleri zamanda buna riayet etsinler. Gençlerimiz daha fazla destek alsın. Girişimci kadın kardeşlerim daha fazla destek alsın." dedi.</p>
<p>Aile işletmelerinin ayakta kalmasının ve büyümesinin önemine dikkati çeken Yumaklı, üretim planlamasıyla işletmelerin gelecek nesillere devredilerek devam ettirilmesini hedeflediklerini bunun için de bu üretim planlamasını hayata geçirdiklerini dile getirdi.</p>
<p>Hayvancılığın başarısının yalnızca hayvan sayısıyla ölçülemeyeceğini işaret eden Yumaklı, sağlıklı hayvan olmadan hayvancılığın yapılamayacağını vurguladı.</p>
<p>Bu kapsamda ilk olarak Erzurum'da olmak üzere 5 veteriner yol kontrol noktası oluşturduklarını, bu sayıyı 8'e çıkaracaklarını bildiren Yumaklı, geçen yıl yaşanan şap hastalığıyla mücadelenin 4 ay içinde tamamlandığını söyledi.</p>
<p>Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Üreticilerimize hayırlı olsun. Buradan bütün üreticilerimiz bunun için diğer desteklerden herhangi bir kesinti yapılmayacak. Ayrıca veteriner hekimler de herhangi bir şekilde ilave bir ücret talep etmeyecekler. Bütün bu rakam bunların hepsini topladığımızda yaklaşık 6 milyar liralık bir tutarı sadece bu iş için ayırmış olduk. Böylece üreticilerimizin üzerindeki bu iki kalemdeki yükü hafifletmeyi amaçlıyoruz."</p>
<p><strong>Erzurum'a hayvancılıkta pozitif ayrımcılık</strong></p>
<p>Erzurum'un büyükbaş hayvan varlığında Türkiye'de üçüncü sırada bulunduğunu belirten Yumaklı, şehrin yem bitkileri üretiminde de önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Erzurum'un geniş meralara sahip olması ve su probleminin bulunmamasının önemli avantajlar olduğunu ifade eden Yumaklı, ama şu anda olması gereken yerde bulunmadığını bildirdi.</p>
<p>Yumaklı, hayvancılıkla ilgili üretim planlamasına dahil 16 il bulunduğunu belirterek, bu illerdeki yetiştiricilere pozitif ayrımcılık yaptıklarını ve yapmaya devam edeceklerini bildirdi.</p>
<p>Erzurum'da besi ve süt sığırcılığı yapan yetiştiricilere dört başlıkta ilave destek sağladıklarını aktaran Yumaklı, "Birincisi buzağıya yüzde 50 daha fazla destek veriyoruz. İkincisi Ziraat Bankası'nın vermiş olduğu tarımsal kredilere ek yüzde 20 daha fazla faiz indirimi sağlıyoruz. Üçüncüsü çiğ süte yüzde 40 daha fazla destek veriyoruz. Dördüncüsü de yem bitkilerine yüzde 50 daha fazla destek veriyoruz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Kaliteli damızlık materyal yaygınlaşacak"</strong></p>
<p>Açılışı yapılan tesisin sürüsünü büyütmek isteyen üreticiler için önemli bir merkez olacağını ifade eden Yumaklı, burada kaliteli damızlık materyalin yaygınlaştırılacağını kaydetti.</p>
<p>Tesiste çoğunluğu Angus, diğer bölümü Hereford olmak üzere yaklaşık 1500 hayvan bulunduğunu belirten Yumaklı, bu hayvanların "Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi" kapsamında hak sahibi olacak yetiştiricilere dağıtılmasının planlandığını bildirdi.</p>
<p>Hayvancılıkta kaliteli ve uygun maliyetli yemin de büyük önem taşıdığını vurgulayan Yumaklı, Erzurum'un bölgenin kaba yem ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p>Erzurum'daki sulama yatırımlarının da sürdüğünü belirten Yumaklı, Kuzgun-Daphane-Elmalı Tüneli'nin ihalesinin kasım ayında, Kuzgun-Daphane-Orta Bahçe Sulaması'nın aralık ayında, Narman Şehitler Barajı Sulaması ile Çipak Regülatör Sulaması'nın ihalelerinin ise mart ayında yapılacağını açıkladı.</p>
<p>Yumaklı, "Ne zaman söylediysek ihalesini yapacağız, ne zaman bitireceğiz dediysek de bitireceğiz. İnşallah bugüne kadar söz verip yaptığımız gibi." dedi.</p>
<p><strong>TMO arpa satışına başladı</strong></p>
<p>Toprak Mahsulleri Ofisi stoklarındaki arpanın satışına 17 Eylül itibarıyla başladıklarını bildiren Yumaklı, satışların ilk etapta büyükbaş ve küçükbaş besicileri, yetiştiriciler ve yem fabrikalarına yönelik olacağını söyledi.</p>
<p>Yumaklı, 2028 yılına kadar Türkiye'de 2 milyon dekar mera alanını ıslah ederek üreticilerin hizmetine sunacaklarını da anlattı.</p>
<p>Erzurum'un hayvancılık altyapısını geliştirmek amacıyla Aziziye ilçesinde 25 bin büyükbaş kapasiteli besi organize tarım bölgesi kurmak istediklerini belirten Yumaklı, projenin Erzurum'u hayvancılık ve kırmızı et üretiminde bölgesel merkez haline getirmesini hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği tesisinin faaliyete geçmesiyle 9 bin ton kırmızı et üretimi ve 1500 kişilik istihdam sağlanacağını, ülke ekonomisine 3 milyar liralık katkı sunulacağını bildirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a desteklerinden dolayı teşekkür eden Yumaklı, tesisin hayvancılık sektörüne hayırlı olmasını diledi.</p>
<p>Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere "Kırsalda Bereket, Hayvancılığa Destek Projesi" kapsamında hak sahibi olacak yetiştiricilere damızlı gebe düve teslim etti.</p>
<p>Yumaklı, daha sonra mezat salonundan bir tane dana satın aldı, çiftçilerle görüştü.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-yetistiricilerimizden-artik-asi-ve-kimliklendirme-ucreti-almiyoruz-87871</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/1/1280x720/yumakli-1789823605.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Yumaklı, &quot;Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Üreticilerimize hayırlı olsun.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/iett-karsandan-150-arac-satin-alacak-87870</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 13:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> İETT&#039;den Karsan ile 150 araç için sözleşme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karsan'ın İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü (İETT) ile 150 adet ATAK modeli araç için sözleşme imzaladığı duyuruldu.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, "Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde" olma vizyonuyla toplu ulaşımın dönüşümünde rol üstlenen Karsan, Türkiye pazarındaki konumunu İstanbul'da hayata geçireceği projeyle ileri taşıyor.</p>
<p>İlk teslimatlarının Ocak 2027 sonunda başlaması planlanan 150 araçlık projenin, şirketin farklı şehir ve operasyon koşullarında edindiği toplu ulaşım deneyimini Türkiye'nin büyük toplu ulaşım pazarına taşıyan stratejik bir adım olarak öne çıktığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, "Uzunluğu 8 metre olan Karsan ATAK, 56 kişiye varan yolcu kapasitesiyle şehir içi toplu taşımada kapasite ile operasyonel çeviklik arasında denge sunuyor. Yolcu yoğunluğunun ve hat ihtiyaçlarının değişkenlik gösterdiği şehir içi operasyonlarda aracın kompakt boyutları, işletmelere ihtiyaca uygun kapasite ve operasyonel verimlilik avantajı sağlıyor. Düşük dönüş yarıçapı ve yüksek manevra kabiliyeti sayesinde dar yollar ve yoğun trafik koşullarında hareket edebilen araç, yüksek tırmanma kabiliyetiyle de İstanbul'un eğimli ve zorlu güzergahlarına uyum sağlıyor. Aracın 137 kilovat güç üreten Euro 6 turbo dizel motoru, performans ile yakıt ekonomisini bir arada sunarken, SCR, DPF ve EGR teknolojileri de düşük emisyon değerlerini destekliyor." denildi. </p>
<p><strong>"Sözleşme önemli bir kilometre taşı"</strong></p>
<p>Karsan Yurt içi Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu, İETT ile imzalanan sözleşmenin Karsan açısından önemli bir kilometre taşı olduğunu belirtti.</p>
<p>Arpacıoğlu, toplu ulaşım alanındaki 60 yıllık üretim tecrübeleri, mühendislik yetkinlikleri ve dünyanın farklı şehirlerinde kazandıkları operasyon deneyimiyle şehirlerin değişen ihtiyaçlarına uygun çözümler geliştirdiklerini aktararak, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"İstanbul nüfusu, trafik yoğunluğu, yol yapısı, eğimli güzergahları ve farklı hat ihtiyaçlarıyla toplu ulaşım açısından çok yüksek operasyonel gereksinimlere sahip, dünyanın en önemli metropollerinden biri. Bu nedenle İETT ile 150 adet ATAK için imzaladığımız sözleşmeyi yalnızca önemli bir araç teslimatı olarak değil, Karsan'ın şehir içi toplu ulaşımdaki deneyiminin ve ürün yetkinliğinin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz. Türkiye'de 8 metre sınıfının yaratıcısı olan Karsan, bugün bu segmentin en çok tercih edilen markası konumunda. ATAK'ın yıllar içinde pazarda elde ettiği güçlü konum, doğru ürünle doğru ihtiyaca cevap verdiğimizin de en somut göstergelerinden biri."</p>
<p>Karsan'ın global pazarlarda elde ettiği başarıların yanı sıra Türkiye'de de güçlü biçimde büyümeye devam edeceğini aktaran Arpacıoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye bizim ana pazarımız ve burada sahip olduğumuz güçlü konumu daha da ileri taşımayı hedefliyoruz. Tek seferde 150 araçlık böylesine önemli bir ihaleyi kazanmış olmamız, 8 metre segmentindeki liderliğimizi pekiştirirken, Türkiye pazarındaki güçlü konumumuzu da daha ileri bir seviyeye taşıyor. ATAK, kompakt boyutları, yüksek manevra ve tırmanma kabiliyeti, yolcu kapasitesi ve işletme verimliliğiyle İstanbul'un farklı hatlarının ihtiyaçlarına cevap verebilecek çok güçlü bir ürün. 150 araçlık bu önemli projeyle İstanbul'un toplu ulaşım sistemine katkı sağlamaktan ve Karsan markasını her gün milyonlarca İstanbullunun yolculuğunun bir parçası haline getirmekten büyük mutluluk duyuyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/iett-karsandan-150-arac-satin-alacak-87870</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/0/1280x720/muzaffer-arpacioglu-1789823181.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İETT, Karsan ile 150 adet ATAK modeli araç için sözleşme imzaladı. Karsan Yurt içi Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu, &quot;Tek seferde 150 araçlık böylesine önemli bir ihaleyi kazanmış olmamız, 8 metre segmentindeki liderliğimizi pekiştirirken, Türkiye pazarındaki güçlü konumumuzu da daha ileri bir seviyeye taşıyor.&quot; açıklamasını yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsanin-haftalik-kaybi-yuzde-818-87864</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsanın haftalık değer kaybı yüzde 8,18</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 8,18 azalışla 13,284,42 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.817,01 puanı, en yüksek 14.355,46 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 11,31 azalışla 17.574,88 puana, teknoloji endeksi yüzde 10,08 düşüşle 41.413,86 puana, hizmetler endeksi yüzde 9,71 kayıpla 11.551,32 puana, sanayi endeksi ise yüzde 9,63 gerileyerek 18.133,86 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 12,66 ile Tekfen Holding oldu. Onu yüzde 5,50 ile Enerya Enerji ve yüzde 2,26 ile Anadolu Sigorta izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 40,86 ile Katılımevim Tasarruf Finansman, yüzde 40,85 ile Odine Teknoloji ve yüzde 40,82 ile Pasifik Eurasia Lojistik olarak sıralandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 699 milyar 740 milyon lirayla ASELSAN, 803 milyar 955 milyon 463 bin 265 lirayla Tüpraş ve 545 milyar 580 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 0,06 azalışla 6 bin 826 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,09 düşüşle 44 bin 450 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 0,14 altında 11 bin 174 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,36 artarak 48,7810 liraya çıkarken, avronun satış fiyatı yüzde 0,91 azalışla 55,9580 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 65,8100 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1 azalışla 65,1550 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,85 değer kaybederek 59,1840 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsanin-haftalik-kaybi-yuzde-818-87864</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 8,18 azalışla kapatırken, 24 ayar külçe altının gramı yüzde 0,06, Cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 0,09, çeyrek altının satış fiyatı 0,14 geriledi. Doların satış fiyatı yüzde 0,36 artarken, euro yüzde 0,91 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-arac-sarj-noktasi-48-bin-649a-ulasti-87863</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 11:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrikli araç şarj noktası 48 bin 649&#039;a ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), ağustos ayında ülke genelinde faaliyet gösteren şarj ağı işletmecilerinin istasyonlarında toplam 97 bin 469 megavatsaat elektrik tüketiminin olduğunu bildirdi.</p>
<p>Açıklamaya göre geçen ay 3 milyon 527 bin 70 şarj işlemi gerçekleştirilirken, şarj başına ortalama elektrik tüketimi 27,63 kilovatsaat oldu. Ağustosta toplam şarj süresi ise 3 milyon 650 bin 668 saate ulaştı.</p>
<p>Geçen aya ilişkin saatlik veriler incelendiğinde, elektrikli araçların şarj edilmesinde en yüksek tüketim 16.00-17.00 saatlerinde yaşandı. O saatlerde tüketim 6 bin 496 megavatsaat oldu. Saatlik bazda en yüksek tüketimde 17.00-18.00 saatleri 6 bin 487 megavatsaatle ikinci sırada yer alırken, onu 18.00-19.00 saatlerinde 6 bin 435 megavatsaat tüketim izledi.</p>
<p>Böylece 16.00-19.00 saatlerinde toplam 19 bin 419 megavatsaat elektrik tüketildi. Günün en düşük saatlik tüketimi ise 04.00-05.00 arasında 922 megavatsaat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Günlük tüketim verilerinde ise hafta sonu öne çıktı. Ağustosta cumartesi günü 17 bin 535 megavatsaat, pazar günü ise 17 bin 280 megavatsaat elektrik tüketildi. Hafta içindeki en yüksek günlük tüketim 14 bin 995 megavatsaatle pazartesi günü, en düşük günlük tüketim ise 11 bin 64 megavatsaatle salı günü gerçekleşti.</p>
<p><strong>Şarj noktalarının sayısı 48 bin 649'a ulaştı</strong></p>
<p>Elektrikli araç şarj altyapısındaki büyüme de devam ediyor. Türkiye genelinde şarj noktası 48 bin 649'a ulaştı. Bu noktaların 21 bin 116'sı DC (hızlı), 27 bin 533'ü ise AC (yavaş) niteliğinde. Özellikle DC şarj noktalarındaki artış, elektrikli araç kullanıcılarının daha kısa sürede şarj hizmetinden yararlanmasını sağlıyor.</p>
<p>Ağustosta gerçekleşen toplam elektrik tüketiminin 60 bin 621 megavatsaatlik kısmı, yüzde 62,20'sine karşılık gelecek şekilde YEK-G belgeli yeşil şarj istasyonlarında gerçekleşti. Söz konusu istasyonlarda tüketilen elektrik enerjisinin tamamı yenilenebilir enerji kaynaklarından üretildi.</p>
<p>Elektrikli araç şarj hizmeti piyasasında tüketim verilerinin saatlik, günlük ve aylık bazda izlenmesiyle şarj altyapısının kullanımına ilişkin daha kapsamlı bir veri seti oluşturulduğu belirtilen açıklamada, EPDK tarafından şarj hizmeti piyasasına ilişkin düzenleme ve denetim faaliyetleri kapsamında, elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaçlarına cevap verecek yeterli ve sürdürülebilir şarj altyapısının oluşturulmasına yönelik çalışmaların devam ettiği aktarıldı.</p>
<p>Türkiye genelindeki şarj istasyonlarının coğrafi konumları, soket sayıları, şarj tipleri ve güçleri, anlık müsaitlik durumları, ödeme yöntemleri ve fiyat bilgileri EPDK tarafından geliştirilen Şarj@TR mobil uygulaması üzerinden anlık olarak takip edilebiliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikli-arac-sarj-noktasi-48-bin-649a-ulasti-87863</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/7/1280x720/elektrikli-arac-otomotiv-1764572527.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin ağustos verilerine göre Türkiye genelinde elektrikli araç şarj noktası 48 bin 649&#039;a ulaştı. Bu dönemde elektrikli araçlara 3 milyon 527 binden fazla şarj işlemi gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bank-mellatin-istanbul-subesinin-faaliyet-izni-kaldirildi-87857</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 10:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bank Mellat&#039;ın İstanbul şubesinin faaliyet izni kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) Bank Mellat ile ilgili kurul kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kararda, "Kurulun 18 Eylül 2026 tarihli toplantısında, Bank Mellat Merkezi Tahran İstanbul Türkiye Merkez Şubesinin faaliyet izninin, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 71'inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi çerçevesinde kaldırılmasına karar verilmiştir." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>İran merkezli bankanın İstanbul dışında Ankara ve İzmir'de birer şubesi bulunuyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bank-mellatin-istanbul-subesinin-faaliyet-izni-kaldirildi-87857</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/7/1280x720/bank-mellat-1789802633.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, Bank Mellat&#039;ın İstanbul şubesinin faaliyet izninin kaldırılmasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cukurovada-adam-diksen-yetisir-adana-sanayide-birinci-siraya-yukselebilir-87855</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çukurova’da adam diksen  yetişir, Adana sanayide birinci sıraya yükselebilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ADANA </strong>Valisi <strong>Mustafa Yavuz, </strong>9-11 Ekim 2026’da 10’uncusu gerçekleşecek <strong>“Lezzet Festivali”</strong>ne hazırlık buluşması için davet etti, bir grup meslektaşımla kentte hızlı tur yaptık.</p>
<p><strong>Mustafa Yavuz</strong>’un ev sahipliğinde valilikte gerçekleşen sohbete Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zeki Kıvanç, </strong>Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Şahin Bilgiç, </strong>Adana Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı <strong>Niyazi Göger, </strong>MÜSİAD Adana Şube Başkanı <strong>Ömer Tekdemir, </strong>Çukurova Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri <strong>Ahmet Rifat Duran</strong>’ın katıldı.</p>
<p>Vali <strong>Yavuz, </strong>Adana’yı şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Adana sanayi ve tarım şehridir. Adana, su ürünlerinde de öne çıkıyor. Toroslar’da kar varken, Yumurtalık’ta denize giriliyor. Adana, gastronomide de iddialı olduğu için 10 yıldır </strong>“Lezzet Festivali” <strong>yapıyoruz. Tarihi ve kültürel varlıklarıyla turist de çekiyor.</strong></p>
<p>Kentin tarımdaki gücünü, potansiyelini anlatırken Osmaniye ve Hatay’ın kuzeyini de içine alan Çukurova’ya işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Çukurova, büyüklük olarak dünyadaki ovalar arasında ilk 10’da yer alıyor. Çok bereketli topraklar. Yılda 2-3 ürün hasadı yapılabiliyor. Sezonda 4’üncü ürün de rahatlıkla alınabilir.</strong></p>
<p>Çukurova’nın sulama açısından da altyapısının iyi olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Ayrıca bunaltıcı sıcak ve nem de Çukurova’da bereketin ta kendisidir. Adana’da bir laf vardır, </strong>“Adam diksen adam olur” <strong>derler. </strong></p>
<p>Çukurova Kalkınma Ajansı’nın hazırladığı sunumdan Adana’nın sanayideki gücünü özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>Adana, gelişen lojistik imkanlarıyla birlikte Marmara Bölgesi’ne alternatif bir üretim ve cazibe merkezi olma yolunda ilerliyor.</strong></li>
<li><strong>Adana’da 6 Organize Sanayi Bölgesi (OSB), 6 endüstri bölgesi, 1 serbest bölge ve 7 küçük sanayi sitesi bulunuyor.</strong></li>
<li><strong>Türkiye’deki tüm petrol boru hatlarının kesişim noktası olan Ceyhan-Yumurtalık hattında petrokimya ve kimya sanayinde önemli gelişmeler beklenirken, gıda, sera ve su ürünleri sektörlerine yönelik sanayi altyapısı da hız kazanıyor.</strong></li>
<li><strong>Doğu Akdeniz Konteyner Limanı, Çukurova Uluslararası Havalimanı ve hızlı tren hatlarıyla entegre bir lojistik ağ oluşuyor.</strong></li>
</ul>
<p>Sunumdan öne çıkan yatırım bölgelerinin altını çizdi:</p>
<ul>
<li><strong>Adana Hacı Sabancı OSB: </strong>22 bin 700 dekar ile Türkiye’nin alan büyüklüğü bakımından 4’üncü büyük OSB’si. 500’ü aşkın sanayi kuruluşu, 42 binin üzerinde istihdam yaratıyor. Genişleme çalışmaları sürüyor.</li>
<li><strong>Karataş Sera OSB: </strong>3 bin 200 dekarlık alanda altyapı tamamlandı. Tarıma elverişli olmayan atıl arazide topraksız tarım tekniğiyle yılda 100 bin ton domates üretimi planlanıyor. 5 bin kişilik istihdam yaratması bekleniyor.</li>
<li><strong>Karataş Su Ürünleri OSB: </strong>6 bin 448 dekarlık verimsiz ve bataklık mera alanında Türkiye’nin ilk su ürünleri OSB’si kuruluyor. Altyapı ihalesi tamamlandı, yıllık 60 bin ton (deniz, tatlı su balıkları ve karides) üretimi bekleniyor.</li>
<li><strong>Yumurtalık-Ceyhan Yatırım Aksı: </strong>Bu hatta şu anda Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 8’ini karşılayan toplam 2 bin 680 MW kapasiteli EMBA ve İSKEN termik santralleri var.</li>
</ul>
<p>Toplam 132 milyon ton/yıl kapasiteli BTC, Irak-Türkiye, Ceyhan-Kırıkkale ve Batman-Dörtyol petrol boru hatlarına sahip BOTAŞ ve BIL bulunuyor.</p>
<p>Şimdilik 250 bin TEU kapasiteli SANKO Limanı faaliyette.</p>
<p>5 bin 350 dekarlık Ceyhan OSB ve Türkiye’nin ilk ve tek ağır sanayiye yönelik serbest bölgesi (4 bin 600 dekar) faaliyet gösteriyor.</p>
<ul>
<li><strong>Ceyhan Enerji İhtisas Endüstri Bölgesi: </strong>Türkiye’nin stratejik petrokimya merkezi. İlk etapta 13 bin 400 dekar olan alan, 11 bin dekarlık Erzin yeşil hidrojen alanı ve 3 bin 100 dekarlık deniz alanı ilavesiyle genişletildi.</li>
</ul>
<p>Bölgedeki en büyük yatırım olan <strong>“Ceyhan Polipropilen Üretim Tesisi”, </strong>2 milyar dolarlık yatırım tutarı ve yıllık 472 bin ton kapasiteyle 2027 sonunda üretime başlayacak. Ayrıca Faz1’de 1 milyon, Faz2’de 2.6 milyon TEU kapasiteli liman inşaatı sürüyor.</p>
<ul>
<li><strong>Adana Ceyhan Kimya Endüstri Bölgesi: </strong>9 Ocak 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararı ile Ceyhan ve Yumurtalık ilçelerini kapsayan 29 bin 275 dekarlık alan ilan edildi, tam kapasiteye ulaşıldığında 80 bin kişilik istihdam sağlaması bekleniyor.</li>
<li><strong>SASA Özel Endüstri Bölgesi: </strong>Yumurtalık’ta 11 bin dekar üzerinde 13 milyon ton kapasiteli bir rafineri başta olmak üzere entegre petrokimya kompleksi ve 3 milyon TEU kapasiteli liman yapımı planlanıyor. İlk faz inşaatı 2028-2030 arasında planlanıyor.</li>
<li><strong>Doğu Akdeniz Ana Konteyner Limanı: </strong>Yumurtalık Gölova’da Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından ilk aşamada 1 milyon TEU, 2045 yılında ise yıllık 9 milyon TEU konteyner kapasitesine ulaşması planlanıyor.</li>
</ul>
<p>Vali <strong>Mustafa Yavuz, </strong>sunumdaki bu bilgilerin ardından şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Adana, Ceyhan-Yumurtalık’ta hayata geçmesi planlanan projelerle birlikte küresel ölçekte bir yatırım bölgesi olması bekleniyor.</strong></p>
<p>Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zeki Kıvanç, </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Özellikle petrokimya yatırımlarının devreye girmesi sonrası Adana ülkemiz sanayisinde ilk sıraya yükselebilir.</strong></p>
<p>Adana, Çukurova Kalkınma Ajansı’nın derlediği bilgilere göre <strong>“Sosyoekonomik Gelişmişlik Endeksi”</strong>nde 22’inci sırada bulunuyor. 2024 verilerine göre Adana 875 milyar lira <strong>“Gayri Safi Yurt İçi Hasıla” </strong>liginde 9’uncu sırada yer alıyor.</p>
<p>Vali <strong>Yavuz</strong>’un 311 proje içeren <strong>“Adana Kalkınma Programı” </strong>ve Ceyhan-Yumurtalık hattındaki petrokimya yatırımlarının kenti daha yukarılara doğru taşıyabileceği anlaşılıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">800 bin kişi geliyor 3.7 milyar liralık ekonomi yaratıyor</span></h2>
<p><strong>ADANA </strong>Valisi <strong>Mustafa Yavuz, </strong>bölgedeki tarımsal gücü Çukurova Kalkınma Ajansı’nın hazırladığı sunumdan ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>Toplam tarım arazisi: </strong>4.9 milyon dekar</li>
<li><strong>Sulanan tarım alanı: </strong>Yüzde 62.5’i</li>
<li><strong>Örtü altı tarım alanı:</strong>125 bin 572 dekar</li>
<li><strong>Kayıtlı çiftçi sayısı:</strong>34 bin 238</li>
<li><strong>Restoran ve benzeri işletme:</strong>2 bin 962</li>
<li><strong>Tarım ürünü ihracatı: </strong>328 milyon dolar</li>
<li><strong>Gıda ürünleri ihracatı: </strong>994 milyon dolar</li>
</ul>
<p>Vali <strong>Yavuz, </strong>Adana’nın coğrafi işaretli ürün sayısının 24 olduğunu, 2027 sonuna kadar 50’ye çıkmasını hedeflediklerini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Adana aynı zamanda bir festivaller kentidir. Lezzet Festivali’ni bu yıl 10’uncu kez düzenliyoruz. Portakal Çiçeği Karnavalı’nda 14’üncü yıla ulaştık. Altın Koza Film Festivali 33 yıldır yapılıyor.</strong></p>
<p>Lezzet Festivali’nin Adana’nın tanıtımına ve ekonomisine katkı yaptığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>2024 yılında Lezzet Festivali’ne 800 bin kişi geldi. Lezzet Festivali günlerinde yapılan harcama, ilimiz ekonomisine 3.7 milyar liralık katkı sağladı. Festival süresince 500 bin şiş et, 400 bin şişe şalgam tüketildi.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cukurovada-adam-diksen-yetisir-adana-sanayide-birinci-siraya-yukselebilir-87855</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/5/1280x720/677-1789797971.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çukurova’da adam diksen  yetişir, Adana sanayide birinci sıraya yükselebilir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantepin-asirlik-mirasi-londra-moda-haftasinda-damga-vurdu-87868</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin: Antep işi nakışımızı dünya podyumlarına taşıdık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kazandırılan asırlık "Antep işi nakış" Büyükşehir Belediyesi'nin vizyoner adımlarıyla Londra Moda Haftası’nda sergilendi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in öncülük ettiği ve dünyaca ünlü modacı Bora Aksu ile yürütülen özel iş birliği, St Cyprian's Kilisesi’nde düzenlenen defileyle meyvesini verdi. Antep işi nakışın büyüleyici detaylarıyla işlenen İlkbahar-Yaz 2027 kreasyonunun moda otoritelerinden tam not aldığı belirtildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aae6db245e1d-1789816242.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>"Annemin el emeğiyle okudum"</strong></p>
<p>Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş’ın eşi Sevcan Ertaş ile birlikte defileyi izleyen Başkan Fatma Şahin, etkinliğin ardından yaptığı açıklamada mirasa sahip çıkmanın önemine vurgu yaptı. Nakışın kendisi için duygusal bir anlam taşıdığını belirten Şahin, şunları söyledi: "Bunlar bize emanet. Rahmetli annem bu nakışları işleyerek beni okuttu. Antep işi nakış hem aile ekonomisine can veriyor hem de kadınlarımızın göz nurunu temsil ediyor. Kutnu kumaşının Dior koleksiyonlarına girmesinin ardından şimdi de Antep işi nakışımızı dünya podyumlarına taşıdık. Hedefimiz bu değeri evrenselleştirmek."</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aae6dc22e95f-1789816258.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p><strong>Dünyaca ünlü modacıdan övgü</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin davetiyle kente gelerek nakışları yerinde inceleyen modacı Bora Aksu ise geleneksel ustalığa hayran kaldığını belirtti. Aylar süren "ip çekme" tekniğiyle üretilen nakışları kıyafetlere dönüştürmekten gurur duyduğunu ifade eden Aksu, bu köklü geleneğin podyumlarda hak ettiği değeri bulduğunu vurguladı.</p>
<p>Açıklamada, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin bu küresel atılımının yerel el sanatlarının uluslararası moda devleriyle yarışabileceğini bir kez daha kanıtladığı ifade edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantepin-asirlik-mirasi-londra-moda-haftasinda-damga-vurdu-87868</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/8/1280x720/gaziantepin-asirlik-mirasi-londra-moda-haftasinda-damga-vurdu-1789816277.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UNESCO’nun İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne kazandırılan &quot;Antep işi nakış&quot;ın Londra Moda Haftası’nda podyuma çıkması hakkında açıklama yapan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, &quot;Kutnu kumaşının Dior koleksiyonlarına girmesinin ardından şimdi de Antep işi nakışımızı dünya podyumlarına taşıdık. Hedefimiz bu değeri evrenselleştirmek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gorgun-siper-projesinde-yaklasik-bin-firma-calisiyor-87862</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görgün: SİPER projesinde yaklaşık bin firma çalışıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Denizli'de katıldığı program kapsamında MMM Mutlu Medikal Mühendislik Ltd. Şti., Er-Bakır Elektrolitik Bakır Mamulleri AŞ ve Aysan Raf Sistemleri AŞ tesislerini ziyaret ederek firmaların üretim kabiliyetleri ve savunma sanayisine sağlayabilecekleri katkılar hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Görgün, temasların ardından yaptığı açıklamada, ziyaretin Savunma Sanayii Başkanlığının sanayileşme ve savunma sanayinin Anadolu'ya yaygınlaştırılması çalışmaları kapsamında gerçekleştirildiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye'de savunma sanayinin gelişimi, ihtiyaç duyulan alanlar ve Denizli'deki üretim kapasitesinin sektöre sağlayabileceği katkıların ele alındığını belirten Görgün, toplantıların ardından firmalar arası görüşmeler gerçekleştirildiğini ifade etti.</p>
<p>Görgün, "ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, TUSAŞ gibi büyük firmalarımızın tedarik zincirlerini yöneten arkadaşlarımızla birlikte geldik. Gerçekleştirdiğimiz toplantıların sonrasında B2B görüşmeleriyle günümüzü tamamlıyoruz. Savunma sanayisi ekosistemini güçlendirmek adına bu faaliyetleri gerçekleştiriyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Savunma sanayisi ürünlerinin giderek daha karmaşık yapılara dönüştüğüne işaret eden Görgün, şöyle devam etti:</p>
<p>"Savunma sanayisindeki ürünler artık çok komplike, sistemler sistemi. Sadece bir platformun ismini ya da o platformu üreten firmayı biliyoruz belki ama o platformun ve onu üreten firmanın dışında, tedarik zinciri yapılanmasına hizmet eden, destek olan onlarca, yüzlerce firma olabiliyor. Örneğin bir SİPER projesinde yaklaşık bin firma ROKETSAN'la, ASELSAN'la birlikte çalışıyor. KAAN platformumuzda 750 civarında firmamız TUSAŞ'a destek oluyor. Her birinin kendi sorumlulukları var." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gerçekleştirilen çalışmalarla yeni tedarikçilerin savunma sanayisi ekosistemine dahil edilmesini hedeflediklerini vurgulayan Görgün, "Bu faaliyetlerle sistemler sistemi olan tüm ürünlerimizi ve platformlarımızı yaygınlaştırmak, millileştirmek, teknoloji kazanımlarıyla yeni tedarikçiler oluşturmak bizim için önemli. Bu hem hız açısından hem de rekabet oluşturabilmek açısından önemli." dedi.</p>
<p>Denizli'de ana yüklenicilere alt yüklenici olarak katkı sağlayabilecek çok sayıda firma bulunduğunu değerlendirdiklerini anlatan Görgün, "Burada da özellikle ana yüklenicilerimize ilk başta alt yüklenici olabilecek birçok firmanın olduğunu değerlendiriyoruz. Gün boyu arkadaşlarımız bunlara çalıştı. Sonuçları hep beraber göreceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gorgun-siper-projesinde-yaklasik-bin-firma-calisiyor-87862</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/haluk-gorgun-1759130482.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Savunma sanayisindeki ürünler artık çok komplike, sistemler sistemi. Sadece bir platformun ismini ya da o platformu üreten firmayı biliyoruz belki ama o platformun ve onu üreten firmanın dışında, tedarik zinciri yapılanmasına hizmet eden, destek olan onlarca, yüzlerce firma olabiliyor.&quot; diyen Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, &quot;Örneğin bir SİPER projesinde yaklaşık bin firma ROKETSAN&#039;la, ASELSAN&#039;la birlikte çalışıyor. KAAN platformumuzda 750 civarında firmamız TUSAŞ&#039;a destek oluyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-sirket-londrada-robotaksi-icin-hazirlaniyor-87854</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 08:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk şirket Londra&#039;da robotaksi için hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN</strong></p>
<p>Uber, İngiltere'nin başkenti Londra'da otonom taksi hizmetini devreye aldı. Robotaksi pazarının 2035 yılında yaklaşık 415 milyar dolar büyüklüğe ulaşması ve dünya genelinde yaklaşık 6 milyon robotaksi aracının hizmet vermesi öngörülüyor. Londra Ulaşım Otoritesi (TfL), teknoloji ortağı Wayve'in donanımını taşıyan 15 adet elektrikli Ford Mustang Mach- E'ye özel kiralık araç (PHV) lisansı verdi. UberX, Uber Electric ve Uber Comfort segmentlerinden rezervasyon yapan yolculara ek ücretsiz otonom araç yönlendirilebiliyor; hizmet havalimanları hariç tüm Londra'yı kapsıyor. Uber'e göre 140 binden fazla Londralı, uygulamadaki tercih ayarından hizmete önceden kayıt yaptırdı. Araç içi ekranlar 64 dilde rota bilgisi gösteriyor.</p>
<h2>Londra'da rekabet kızışıyor </h2>
<p>Wayve'in "AI Driver" sistemi, önceden hazırlanmış harita, LiDAR dizisi veya coğrafi sınırlama kullanmadan, tek bir yapay sinir ağıyla sürüş verisinden öğreniyor. Bu, rakibi Waymo'nun haritalı yaklaşımından temel farkı oluşturuyor. İlk aşamada araçlarda güvenlik amaçlı TfL lisanslı bir sürücü bulunuyor. Sürücünün tamamen kaldırılması için Sürücü ve Araç Standartları Ajansı'ndan (DVSA) ulusal onay ile TfL'nin ayrı rızası gerekiyor. Alphabet'e bağlı Waymo halihazırda yaklaşık 100 araçla test sürüşü yaparken, Çinli Baidu'nun Apollo Go robotaksileri de test aşamasında. Baidu, 2027'de halka açık lansman planlıyor.</p>
<p>Uber, 2024'te Wayve'e stratejik yatırım yapmıştı. Ortaklık kapsamında Wayve'in yapay zekası Nvidia Drive Hyperion donanımıyla Nissan Leaf araçlara entegre edilerek bu yıl içinde Tokyo'da da devreye girecek. Taraflar teknolojiyi toplam 12 küresel pazarda yaygınlaştırmayı hedefliyor.</p>
<h2>Türkiye de robotaksi yarışına girdi</h2>
<p>Londra'daki gelişme, Türkiye'de de benzer bir sürecin başladığı bir döneme denk geliyor. Ankara merkezli mobilite şirketi Tripy Mobility, İngiliz mobilite yayını Zag Daily'ye yaptığı açıklamaya göre, Çinli otonom sürüş teknolojisi şirketi Calmcar ve otomotiv devi SAIC ile iş birliği içinde geliştirdiği L4 seviyesi otonom robotaksi filosunu Türkiye yollarında test etmeye hazırlanıyor. Tripy Mobility de Londra'da robotaksi işletmeciliğine ilişkin ön hazırlık ve başvuru süreçlerinin devam ettiğini açıkladı.</p>
<p>Tripy CEO'su Dr. Ali Onuralp Ünal, sürecin ilgili otoritelerden gerekli test izinlerinin tamamlanmasına bağlı olduğunu ve hedefin 2026 sonu ile 2027 arasına yayıldığını belirtti. Şirket, onay alınması halinde robotaksileri güvenlik sürücüsü ve sistemi izleyen bir test mühendisiyle birlikte bir yıllık test sürecine sokacağını, ticari işletmeye geçiş için kesin bir tarih vermediğini açıkladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-sirket-londrada-robotaksi-icin-hazirlaniyor-87854</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/4/1280x720/robotaksi-1789797745.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uber, İngiltere&#039;nin başkenti Londra&#039;da otonom taksi hizmetini devreye aldı. Ankara merkezli mobilite şirketi Tripy Mobility de Londra&#039;da robotaksi işletmeciliğine ilişkin ön hazırlık ve başvuru süreçlerinin devam ettiğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-80-liralik-fiyat-makasi-mercek-altinda-87853</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 08:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındıkta 80 liralık fiyat makası mercek altında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Fındıkta Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ile serbest piyasa arasındaki 70-80 liralık fiyat farkı, Ticaret Bakanlığı ve Rekabet Kurumu’nun saha incelemesiyle mercek altına alındı.</p>
<p>Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, ülkenin önemli tarımsal ürünleri arasında yer alan ve dünya fındık ihracatında önemli bir paya sahip olan fındığın fiyatı ve piyasa uygulamalarının, özellikle hasat dönemlerinde kamuoyunun gündemine geldiği belirtildi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığının fındık piyasasında üreticilerin haklarının korunması, üretim maliyetlerinin karşılanması, üretimin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi ve tüketicilerin ürüne uygun fiyatlarla erişiminin sağlanması amacıyla piyasa denetimlerini sürdürdüğü ifade edilen açıklamada, "Bu kapsamda Ticaret Bakanlığı fındık üretimi ve ticaretinin yoğun olarak gerçekleştirildiği Ordu ve Giresun illerinde faaliyet gösteren Ordu, Giresun, Ünye ve Fatsa ticaret borsalarındaki işlemlerin incelenmesi amacıyla müfettiş görevlendirdi." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Bakanlık müfettişleri tarafından söz konusu ticaret borsalarındaki işlemlere yönelik denetim ve inceleme sürecinin başlatıldığı ve çalışmaların devam ettiği vurgulanan açıklamada şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Gerçekleştirilecek inceleme sonucunda piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu veya tüketicilerin ürünlere ulaşmasını engelleyici faaliyetlerin tespit edilmesi halinde, ilgili mevzuat kapsamında gerekli idari yaptırımlar uygulanacak. Ticaret Bakanlığı, üreticilerin ve tüketicilerin haklarının korunması, piyasaların etkin ve sağlıklı şekilde işlemesi ve serbest rekabet ortamının sürdürülmesi amacıyla faaliyetlerini kararlılıkla sürdürecek."</p>
<h2>"Soruşturma ihracat fiyatlarından geriye doğru yürütülmeli"</h2>
<p>Müfettişler Ordu’da tüccarların ticari kayıtları ve stoklarını incelerken, Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, fiyatlarda oluşan makasın nedenlerinin ortaya çıkarılması için soruşturmanın üreticiden ihracatçıya değil, ihracat fiyatlarından geriye doğru yürütülmesi gerektiğini söyledi. Üretici temsilcilerinin ve bölge siyasilerinin çağrılarının ardından başlatılan inceleme kapsamında Ziraat Odası’ndan da rapor istendiğini belirten Akça, hazırladıkları raporu çözüm önerileriyle birlikte müfettişlere ilettiklerini bildirdi.</p>
<p>Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, fındığın yurt dışına hangi fiyatla satıldığının, hangi firma tarafından ihraç edildiğinin ve ürünün kimden alındığının araştırılması gerektiğini vurguladı. İncelemenin yalnızca ticari defterlerle sınırlandırılmaması gerektiğini ifade eden Akça, tüccar, sanayici ve diğer işletmelerin farklı lokasyonlardaki depolarında bulunan fiziki stokların da kontrol edilmesini istedi. Kağıt üzerindeki kayıtların tek başına yeterli olmayacağını belirten Akça, depolardaki fındık miktarıyla kayıtların karşılaştırılması gerektiğini söyledi. İhracat fiyatlarının ihracatçı birlikleri, borsalar ve kamu kayıtları üzerinden takip edilebileceğine dikkat çeken Akça, incelemenin öncelikle yüksek miktarda ihracat yapan firmalardan başlatılmasını önerdi. Ferrero ile Türkiye’nin önde gelen ihracatçıları dahil ilk 100 ve 500’de yer alan firmaların incelenmesinin sorunun kaynağına daha hızlı ulaşılmasını sağlayacağını belirten Akça, 10-12 büyük firmanın detaylı denetiminin önemli sonuçlar ortaya koyabileceğini savundu. TMO’nun Levant kalite fındık için açıkladığı 250 liralık fiyatın taban fiyat niteliğinde olduğunu söyledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-80-liralik-fiyat-makasi-mercek-altinda-87853</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/6/1280x720/findik-1754483950.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fındıkta TMO ile serbest piyasa arasındaki fiyat farkı incelenmeye başlandı. Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, fındığın yurt dışına hangi fiyatla satıldığının, hangi firma tarafından ihraç edildiğinin ve ürünün kimden alındığının araştırılması gerektiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aso-vizyon-projelerini-cumhurbaskani-erdogana-sundu-87852</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 08:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASO, vizyon projelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;a sundu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, kentin üretim, teknoloji ve ihracat kapasitesini artırmayı hedefleyen üç vizyon projesini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede ASO Teknoloji Üssü, ASO Serbest Bölgesi ve Türkiye’nin ilk Sığır Atık Organize Sanayi (OSB) projelerini aktaran Ardıç, sağlık sektöründe yıllık yaklaşık 4,3 milyar dolara ulaşan dış ticaret açığının azaltılması ve ürün tedarik güvenliğinin güçlendirilmesi amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Sağlık Endüstrileri Başkanlığı kurulmasını önerdi. ATO Başkanı Gürsel Baran ve ATB Başkanı Faik Yavuz’un da katıldığı görüşmeyi değerlendiren Seyit Ardıç, ASO olarak sundukları projelerin Ankara’yı yüksek teknolojili üretimin, nitelikli istihdamın ve katma değerli ihracatın merkezi haline getireceğini söyledi.</p>
<p>Ankara Vali Yakup Canpolat ve Ankara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Duhan Kalkan’ın da katıldığı ziyareti değerlendiren Seyit Ardıç, Türkiye’nin üretim, istihdam, teknoloji kapasitesi ve ihracatına en yüksek katkıyı sağlamak amacıyla yoğun bir tempoyla çalıştıklarını söyledi.</p>
<p>Ardıç, Temelli Sanayi Havzası’nda kurulacak ASO Teknoloji Üssü’nde 800’ü aşkın firmanın faaliyet göstereceğini, 18 bin kişilik nitelikli istihdam ve yıllık 1,5 milyar dolarlık ihracat kapasitesi oluşacağını belirtti. Toplam 40 bin kişilik istihdam sağlaması öngörülen ASO Serbest Bölgesi’nin ise 200’ün üzerinde yerli ve yabancı firmaya ev sahipliği yapacağını aktaran Ardıç, yıllık yaklaşık 4 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşmasını öngördüklerini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülüğünde hayata geçirilen Sıfır Atık Hareketi’ni sanayinin merkezine taşımayı amaçladıklarını ifade ede Ardıç, Türkiye’nin ilk Sıfır Atık OSB’sini kurmak için harekete geçtiklerini vurguladı. Ardıç, proje kapsamında bir fabrikanın firesi, atık ısısı ve suyunun bir başka fabrikanın üretim girdisine dönüşeceğini kaydetti.</p>
<h2>Sağlıkta dış açığı 4,3 milyar dolar azaltacak proje</h2>
<p>Türkiye’nin sağlık sektöründe yıllık yaklaşık 4,3 milyar dolar dış ticaret açığı verdiğine dikkat çeken Seyit Ardıç, bu alanın ülkenin bağımsızlığı ve güvenliği açısından en az savunma sanayii kadar stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı.</p>
<p>Ardıç, savunma sanayiinde edinilen deneyimin sağlık teknolojilerine aktarılmasını önerirken, “Üretim ve tedarik güvenliğimizi güçlendirmek amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir Sağlık Endüstrileri Başkanlığı kurulması gerektiği düşüncemizi Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettik” diye konuştu. 2025 yılında Ankara’da ihracatçı firma sayısının azalması, zarar eden firma sayısının arttığını dile getiren Ardıç, bu gelişmelerin kalıcı bir kapasite kaybına dönüşmemesi için sanayicilerin uygun maliyetli ve uzun vadeli finansmana erişimini kolaylaştıracak tedbirlerin güçlendirilmesine yönelik öneriler de sundukları bilgisini verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aso-vizyon-projelerini-cumhurbaskani-erdogana-sundu-87852</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/2/1280x720/ardic-1789796374.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASO Başkanı Seyit Ardıç’ın Cumhurbaşkanı’na sunduğu proje, sağlıkta 4,3 milyar dolarlık açığın azaltılmasını öngörüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toksik-fonlar-uc-ay-icinde-tasfiye-edilecek-87851</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 08:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toksik fonlar üç ay içinde tasfiye edilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), önceki gün tasfiyesine karar verilen 7 portföy yönetim şirketinin 131 fonu için yürütülecek sürecin ayrıntılarını açıkladı. Tasfiye sürecinde işlemleri yürütecek bankaları ve fon varlıklarının nakde dönüştürülmesi ile katılma payı sahiplerine ödeme yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirleyen Kurul, tasfiyenin 3 ay içinde tamamlanmasını öngördü. Kararla, Tera Portföy’e ait 5 fonun tasfiye işlemleri için Türkiye İş Bankası; Bulls, Pusula, Atlas, Hedef, A1 Capital ve Pardus bünyesindeki fonların tasfiye işlemleri için de Ziraat Bankası görevlendirildi. Bankalar, tasfiye sürecinin zorunlu iş ve işlemlerini fon kurucusuna mevzuatla verilen yetkiler çerçevesinde yerine getirecek.</p>
<p>Bankaların portföy saklama kuruluşu olmaktan kaynaklanan görev ve sorumlulukları ise korunacak.</p>
<p>Açıklanan yol hartasına göre, usul ve esasların yürürlüğe girmesini izleyen iki iş günü içinde Merkezi Kayıt Kuruluşu ile bankalar arasında fonların tedavüldeki toplam katılma payı sayısı, yatırımcıların bireysel saklama hesapları, rehin, haciz ve tedbir gibi takyidatlar ile gerçekleşmemiş emirler için mutabakat yapılacak. Fon portföyündeki saklamaya konu finansal varlıklar, bankaların Takasbank nezdindeki hesaplarında tutulacak. Repo, ters repo, borsa para piyasası, mevduat, kredi ve diğer finansal işlemlerden doğan borç ve alacakların mutabakatı da önceki saklama kuruluşu, banka ve Takasbank arasında gerçekleştirilecek. Fon giderleri için yapılacak mutabakatlarla birlikte bu işlemlerin Kurul kararını izleyen 10 iş günü içinde tamamlanması planlanıyor.</p>
<p>Fon varlıkları yatırımcı menfaati, piyasa derinliği ve likidite koşulları gözetilerek satılacak. Bankalar, varlıkların türüne göre doğrudan veya yatırım kuruluşları aracılığıyla satış talimatı verebilecek. Vadesi bulunan para piyasası araçları ve işlemlerinden vade sonunda elde edilen nakit ile diğer varlıkların satış gelirleri, ödeme planı doğrultusunda yeniden para piyasası araçlarında değerlendirilebilecek. Oluşan nakit, bankaların belirleyeceği dönemlerde yatırımcıların mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına sahiplik oranlarına göre aktarılacak. </p>
<p>Tasfiye kapsamındaki fonlarda 17 Eylül 2026 saat 13.30’dan sonra iletilen ihbarlı fon iade talimatları ile para piyasası fonlarında izahnamede belirtilen gün sonu valör atlama saatinden sonra verilen talimatlar da kapsama alındı. TEFAS üzerinden verilip gerçekleşmeyen satış emirlerinden doğan tutarlar fon hesabına borç kaydedilecek ve öncelikli olarak tasfiye kapsamında elde edilen nakitle ödenecek.</p>
<h2>Tasfiye süresi 3 ay </h2>
<p>SPK, tasfiye usul ve esaslarının MKK tarafından fonların Kamuyu Aydınlatma Platformu sayfalarında yayımlanmasını, ilgili mevzuat kapsamında duyuru yapılması hükmünde kabul etti. Fon malvarlıklarının tasfiyesi, duyuru tarihinden itibaren en fazla üç aylık sürenin bitimini takip eden ilk iş gününde sona erecek. Kurulun uygun görmesi halinde süre uzatılabilecek. Tasfiyenin tamamlanmasının ardından fon izahnamesinin yayımlandığı hususu ticaret sicilinden terkin ettirilecek.</p>
<p>Öte yandan 17 Eylül 2026 tarihli Kurul kararı doğrultusunda TEFAS’ta alım ve satıma kapatılan fonlar için TEFAS dışındaki kanallardan da katılma payı iade talimatı gerçekleştirilmeyecek. Tasfiye kararı verilen fonlarda aynı tarihten itibaren TEFAS dışı dağıtım kanallarından alım ve iade talimatı kabul edilmeyecek. 17 Eylül ve öncesinde fon portföyüne ilişkin verilmiş ancak takası tamamlanmamış varlık ve işlem talimatları ise olağan süreçte gerçekleştirilecek. Usul ve esaslarda hüküm bulunmayan konularda yatırım fonlarına ilişkin ilgili düzenlemeler uygulanacak.</p>
<h2>Şimşek: Tedbirler yeterli, fazlasına gerek kalmadı</h2>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yatırım fonları ve borsada yaşanan likidite krizine yönelik olarak “Riskin piyasanın tamamına yayılmaması için çok güçlü tedbirler devreye alındığını ve sürecin sağlıklı bir şekilde işleyeceğini” söyledi.</p>
<p>Önceki gün için düşündükleri tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadığını bildiren Şimşek, “Alınan tedbirler şu aşamada yeterli” diye konuştu. Biri televizyon programına gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Şimşek, piyasalarda yaşananların, sınırlı sayıda fonlardaki kredi ve likidite sorunu olduğunu kaydetti. Genele yayılmış bir sistemik riskin söz konusu olmadığını anlatan Şimşek, “Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok. “Sorunlu alanı karantinaya aldık. Tasfiye sürecini açıkladık. Piyasada güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90'ında zaten sorun yoktu” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Bakan Gürlek'ten "ponzi" vurgusu</span></h2>
<p>Sermaye piyasalarındaki manipülatif işlemlerle ilgili soruşturmaya ilişkin Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten de açıklama geldi. Gürlek, yürütülen soruşturmada fon yönetim kurulu başkan ve üyelerinin de aralarında bulunduğu 4 şüphelinin tutuklandığını, 51 zanlı hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulandığını bildirdi. Gürlek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Ponzi benzeri yöntemlerle vatandaşlarımızın birikimlerini hedef alan, yanıltıcı yönlendirmelerle haksız kazanç sağlayan kötü niyetli kişi ve yapılara karşı adli işlemler yapılmaktadır. Vatandaşımızın alın terini, emeğini ve geleceğini kendi çıkarı için istismar etmeye çalışan hiç kimseye göz yumulmayacaktır” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toksik-fonlar-uc-ay-icinde-tasfiye-edilecek-87851</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ tasfiyesine karar verilen 7 portföy yönetim şirketinin 131 fonun tasfiyesini İş Bankası ve Ziraat Bankası yürütecek. Takasbank’ta saklanacak varlıklar, yetkili iki banka tarafından uygun şartlarda nakde dönüştürülecek ve yatırımcı hesaplarına aktarılacak. Tasfiye sürecinin 3 ay içinde tamamlanması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-789-bin-dekarlik-ortu-alti-uretim-alanina-sahibiz-87856</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı: 789 bin dekarlık örtü altı üretim alanına sahibiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Erzincan'daki programları kapsamında Vali Hamza Aydoğdu'yu ziyaret etti. </p>
<p>Yumaklı, Valilik Şeref Defteri'ni imzaladıktan sonra Aydoğdu'dan kentte yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi aldı.</p>
<p>Valilik ziyaretinin ardından İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen "Sektör Temsilcileri ile Buluşma" toplantısına katılan Yumaklı, sektör temsilcilerinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Programa, Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, AK Parti Erzincan Milletvekili Süleyman Karaman, Erzincan Belediye Başkanı Bekir Aksun ile protokol üyeleri katıldı.</p>
<p>Akyazı yerleşkesinde bulunan jeotermal serada incelemelerde bulunan Bakan Yumaklı, burada yaptığı konuşmada, "Gıda arz güvenliği meselesi bir milli güvenlik meselesidir. Özellikle bugünün konjonktüründe bütün ülkelerin, gıda arz güvenliğini garanti altına alma yolunda çok ciddi çalışmaları var." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yumaklı, şöyle devam etti:</p>
<p>"Elbette sadece bu başlıkta değil ancak bunu önceleyerek biz de tarımsal üretimimizi, bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri ve diğer bütün başlıklarda geliştirmeye devam ediyoruz. Küresel iklim değişikliğinin getirmiş olduğu dezavantajları yaşadık, yaşıyoruz ve yaşamaya da devam edeceğiz. Dolayısıyla üretim biçimimizi, üretim metodumuzu ve ürün desenimizi buna göre düzenlemek ve değiştirmek durumundayız. Özellikle jeopolitik gelişmelerin, başta ürün transferleri ve navlunlar olmak üzere çok ciddi olumsuz etkilerinin olduğunu da söylemem gerekir. Ülkelerin, gıda milliyetçiliği anlayışıyla kendi gıda arz güvenliklerini garanti altına almak istemeleri, bizler için başka bir zorluk anlamına geliyor. Her ülke kendi kaynaklarına, avantajlarına ve dezavantajlarına göre bütün bunları değerlendiriyor. Bizler de aynı şekilde hareket ediyoruz."</p>
<p>Türkiye'de tarım sektörünün yeniden şekillendiğini belirten Yumaklı, "Teknolojiyi kullanan, bilgi ve tecrübeyi geliştirerek yoluna devam eden, dünyadaki benzerlerinden veya eş değerlerinden hiçbir şekilde farklı olmayan, hatta birçok konuda o çizgiyi aşmış iyi bir üretim ekosistemi oluşmaya başlamış durumda." dedi.</p>
<p><strong>"Erzincan'ın seracılık konusunda çok ciddi bir potansiyeli var"</strong></p>
<p>Erzincan'ın mikroklima iklime sahip olması nedeniyle tarımsal üretime destek veren önemli illerden biri olduğunu belirten Yumaklı, şöyle konuştu:</p>
<p>"Örtü altı üretimde potansiyeli yüksek. Bu belki çok bilinen bir husus değil ancak bunu çok net bir şekilde söyleyebilirim, özellikle seracılık konusunda Erzincan'ın çok ciddi bir potansiyeli var. Bizler de teşvikler, destekler, yatırımların ve üretimin planlanması konularındaki bütün değerlendirmelerimizi tamamen buna odaklamış durumdayız. Buradaki potansiyeli şöyle ifade edebilirim. Erzincan, tek başına Doğu Anadolu Bölgesi'nin sebze ihtiyacını karşılayabilir. Herhangi bir konuda hareket ederken ve planlama yaparken illerin kendi kaynaklarını, değerlerini ve avantajlarını kullanarak hareket ediyoruz."</p>
<p>Bugün jeotermal enerji kullanan serada bulunduklarını aktaran Yumaklı, "Burası, örtü altı üretimle ilgili gelişen ekosistemimizin çok önemli ve belirgin bir örneği." dedi.</p>
<p>Serada çalışanlarla da görüştüklerini anlatan Yumaklı, "Hakikaten çok basit olarak görünen işlemlerin bile artık çalışanlar tarafından çok ciddiye alınarak ve bilinçli bir şekilde yapıldığını söylemem gerekir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yumaklı, "Dolama dediğimiz işlemleri yapan veya filizleri alan çalışanlarımızın da bu işi bilinçli bir şekilde yaptığını gördük. Bunu, teknoloji kullanımının yanında bilgi birikiminin de ne kadar önemli olduğunu anlatmak için söylüyorum." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Örtü altı üretimde dünyada dördüncü, Avrupa'da ikinci sıradayız"</strong></p>
<p>Örtü altı üretimin tarım için önemli olduğunu vurgulayan Yumaklı, "Türkiye bu alanda dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ikinci sırada. Hızla gelişen bu sektörü desteklemeye devam ediyoruz." dedi.</p>
<p>Yumaklı, teknoloji kullanımı ve bilgi birikiminin sektördeki gelişime katkı sağladığını belirterek, "Teknoloji kullanımı, bilgi birikimi ve sektörün Bakanlık politikalarıyla uyumlu bir şekilde üretimine devam etmesi bize bu başarıyı getirdi. İnşallah daha yukarılara da hızlı bir şekilde tırmanacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Son 24 yıldaki örtü altı sera alanı artışının yüzde 44 olduğunu aktaran Yumaklı, "Türkiye'de 789 bin dekarlık örtü altı üretim alanına sahibiz. Bu alanların yüzde 92'sinde sebze, yüzde 7'sinde meyve, yüzde 1'inde ise süs bitkileri üretiliyor." diye konuştu.</p>
<p>- Seralarda yılda 8,3 milyon ton sebze ve 1 milyon ton meyve üretiliyor</p>
<p>Özellikle süs bitkilerine dikkati çeken Yumaklı, bu alanın son dönemde hızlı bir şekilde geliştiğini ve gelişmeye devam ettiğini kaydetti.</p>
<p>Seralarda yılda 8,3 milyon ton sebze ve 1 milyon ton meyve üretildiğini aktaran Yumaklı, "Buradaki üretimin, özellikle topraklı üretimden çok daha avantajlı olması nedeniyle artarak devam ettiğini söylemek istiyorum. İçerisinde bulunduğumuz sera 30 dekar. Ancak bu alandan alınan üretim miktarı, 90 dönümlük topraklı üretime eş değer. Aradaki farkı anlatmak için bu örneği vermek istiyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Lütfen sistemimize kaydolsunlar"</strong></p>
<p>Kapalı Ortamda Bitkisel Üretim Kayıt Sistemi'nin bu üretim sezonunda hayata geçirildiğini belirten Yumaklı, sistemle ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Burada neyi amaçlıyoruz? Kapalı ortamda üretim yapan ve farklı sebeplerle tarımsal desteklerden yararlanamayan üreticilerimizin, üretimlerini daha gelişmiş bir şekilde yapabilmeleri, desteklerimizden, teşviklerimizden ve yönlendirmelerimizden faydalanabilmeleri için bu üreticilerimizi kayıt altına aldık. Kayıtları bu yıl almaya devam edeceğiz. Bakanlığımıza destek başvurusu yapan bütün örtü altı üreticileri desteklerden faydalanacak.</p>
<p>Buradan, herhangi bir şekilde kayıt altına girmemiş bütün üreticilerimize de çağrıda bulunmak istiyorum. Lütfen sistemimize kaydolsunlar. Kaydedemediğiniz, analiz edemediğiniz veya ölçemediğiniz herhangi bir şeyi yönetemezsiniz. Buradaki amacımız tamamen sektörün gelişmesine yöneliktir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-789-bin-dekarlik-ortu-alti-uretim-alanina-sahibiz-87856</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/6/1280x720/54-1789802188.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erzincan&#039;da konuşan Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, örtü altı üretim hakkında, &quot;Türkiye bu alanda dünyada dördüncü, Avrupa&#039;da ise ikinci sırada. Hızla gelişen bu sektörü desteklemeye devam ediyoruz.&quot; dedi. Yumaklı, &quot;Türkiye&#039;de 789 bin dekarlık örtü altı üretim alanına sahibiz. Bu alanların yüzde 92&#039;sinde sebze, yüzde 7&#039;sinde meyve, yüzde 1&#039;inde ise süs bitkileri üretiliyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/darkder-saglik-kuruluslariyla-afet-is-birligini-guclendirdi-87859</guid>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DARKDER, sağlık kuruluşlarıyla afet iş birliğini genişletecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Darıca’da afet ve acil durumlara yönelik faaliyet gösteren Darıca Arama ve Kurtarma Derneği (DARKDER), hazırlık çalışmalarında sağlık kuruluşlarıyla iş birliğini güçlendirmek amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi.</p>
<p>DARKDER Başkanı Abdulhamit Subaşı ve dernek yönetimi, bu kapsamda Merkez Prime Hastanesi sahibi Hakan Höbek, Büyük Anadolu Hastanesi sahibi Yakup Yönten ve Darıca Farabi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Arif Emre ile bir araya geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/09/19/whatsapp-image-2026-09-18-at-23-6ndo.jpg" alt="" width="700" height="499" /></p>
<p>DARKDER ile sağlık kuruluşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesine yönelik görüşmelerde, afet öncesinden müdahale sürecine kadar yürütülebilecek ortak çalışmalar değerlendirildi. Bu kapsamda eğitim ve tatbikatların yanı sıra, olası afet ve acil durumlarda ekipler arasındaki iletişim ve koordinasyonun hızlı şekilde sağlanmasına yönelik mekanizmalar ele alındı. İhtiyaç halinde karşılıklı destek sağlanması ve kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesine ilişkin görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/09/19/whatsapp-image-2026-09-18-at-23-r4th.jpg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p>DARKDER Başkanı Abdulhamit Subaşı, görüşmelerde afetlere hazırlık sürecinde eğitim, koordinasyon ve kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Subaşı, “Afetlere hazırlık yalnızca afet anında yapılacak müdahalelerle sınırlı değil. Afet öncesinde gerçekleştirilecek eğitim, planlama ve koordinasyon çalışmaları da büyük önem taşıyor. Sağlık kuruluşlarının afet anında üstleneceği kritik rolün yanı sıra, arama-kurtarma ekipleriyle güçlü bir iletişim ve koordinasyon içerisinde olması gerekiyor. Gerçekleştirdiğimiz bu görüşmelerle Darıca’nın afetlere karşı hazırlık kapasitesini geliştirmeyi ve sağlık kuruluşları ile arama-kurtarma ekipleri arasında güçlü bir iletişim ağı oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/darkder-saglik-kuruluslariyla-afet-is-birligini-guclendirdi-87859</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/9/1280x720/darkder-saglik-kuruluslariyla-afet-is-birligini-guclendirdi-1789803838.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Darıca Arama ve Kurtarma Derneği, olası afet ve acil durumlara hazırlık kapsamında kentteki sağlık kuruluşlarıyla iş birliğini geliştirmek amacıyla görüşmeler gerçekleştirdi. Görüşmelerde eğitim, tatbikat, iletişim ve koordinasyon süreçlerinin güçlendirilmesi ele alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-ortak-lojistik-merkeziyle-navlun-maliyetlerini-dusurecek-87840</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB, ortak lojistik merkeziyle navlun maliyetlerini düşürmeyi hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB), bölgedeki işletmelerin sevkiyatlarını ortak bir yapıda buluşturmak ve lojistik giderlerini azaltmak amacıyla ortak ambar ve lojistik merkezi projesi üzerinde çalışmalara başladı.</p>
<p>Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, firmaların özellikle İstanbul ve farklı noktalara gerçekleştirdikleri sevkiyatlarda maliyet avantajı sağlayacak bir sistem kurmayı hedeflediklerini bildirdi. İşletmelerin lojistik operasyonlarında güçlerini birleştirmesinin navlun maliyetlerinde avantaj sağlayacağını belirten Eskioğlu, “Sanayicilerimizin farklı noktalara yaptığı sevkiyatları ortak bir yapıda buluşturabilecek lojistik merkezi, uzun süredir üzerinde durduğumuz projeler arasında yer alıyor. İşletmelerimizin taşıma operasyonlarında birlikte hareket etmesi, sevkiyatların daha verimli yürütülmesine ve navlun maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Yatırımcılarımızın ihtiyaç ve taleplerini dikkate alarak proje üzerindeki çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p>Kütahya OSB tarafından Sanayi 1973 Restaurant Lounge’da düzenlenen Yatırımcı İstişare ve Kahvaltı Programı’nda, bölgenin 2019-2026 dönemindeki gelişimi ile devam eden yatırımları değerlendirildi. Sanayicilerin görüş, talep ve önerilerinin ele alındığı programda; lojistik çözümler, ortak bakım hizmetleri, ulaşım, güvenlik, eğitim ve yeni ticari alanlara ilişkin projeler görüşüldü.</p>
<p><strong>13 yeni iş yeri kurulacak</strong></p>
<p>Tedarikçi firmaların daha büyük iş yeri taleplerinin toplantının gündem maddeleri arasında yer aldığını aktaran Tolga Eskioğlu, projeleri hazırlanan 13 yeni iş yerinin yanı sıra genişleme alanında Taş Çarşı kurulmasının planlandığını açıkladı. Farklı ölçeklerdeki işletmelere hizmet verecek merkezi bakım hizmeti oluşturulması önerisinin de değerlendirileceğini belirten Eskioğlu, “Yatırımcılarımızın doğrudan dile getirdiği ihtiyaçlar, hazırladığımız projeler açısından yol gösterici oluyor. Tedarikçi firmalarımızın daha büyük iş yerlerine yönelik taleplerini karşılamak amacıyla 13 yeni iş yeri planladık. Genişleme alanında hayata geçirmeyi hedeflediğimiz Taş Çarşı ile birlikte sanayicilerimize hizmet sunacak yeni ticari alanlar oluşturacağız. Merkezi bakım hizmeti önerisi üzerinde de çalışma yapacağız” diye konuştu.</p>
<p><strong>Kalibrasyon Merkezi bölgeye hizmet verecek</strong></p>
<p>Kütahya OSB ile Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) ortaklığında oluşturulan Kalibrasyon Merkezi hakkında da bilgi veren Eskioğlu, merkezin sanayi kuruluşlarının teknik ihtiyaçlarına doğrudan cevap vereceğini söyledi. Başlangıçta doğal gaz sayaçları başta olmak üzere çeşitli teknik ekipmanların kalibrasyon işlemleri ile kalite testlerinin gerçekleştirileceğini bildiren Eskioğlu, “Sanayicilerimizin farklı şehirlerde almak zorunda kaldığı bazı teknik hizmetleri Kütahya’ya taşımayı hedefliyoruz. Zafer Kalkınma Ajansı’ndan yüksek oranlı hibe desteği almaya hak kazanan merkezimizi kısa süre içerisinde faaliyete geçirmeyi planlıyoruz. Kütahya’nın yanı sıra Uşak, Afyonkarahisar ve Eskişehir’de de benzer nitelikte bir merkez bulunmuyor. Bu yatırımla çevre illerdeki sanayi kuruluşlarına da hizmet vermeyi amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Arıtma tesisi bir yıl içinde tamamlanacak”</strong></p>
<p>Kütahya OSB Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasite artırımına yönelik yatırım sürecinin başlatıldığını açıklayan Eskioğlu, yüklenici firmaya yer tesliminin gerçekleştirildiğini kaydetti. Yeni yatırımın, bölgedeki firmaların gelecekte karşılaşabileceği çevresel yükümlülüklere uyumunu kolaylaştıracağını dile getiren Eskioğlu, “Arıtma tesisimizin kapasitesini artırarak bölgenin gelecekteki üretim yapısına cevap verebilecek bir altyapı oluşturmayı hedefliyoruz. Yatırımın, sanayicilerimizin ön arıtma maliyetlerinin azaltılmasına da katkı sağlamasını bekliyoruz. Çalışmaların planlandığı şekilde ilerlemesi halinde tesisimiz yaklaşık bir yıl içerisinde yenilenen yapısıyla hizmet vermeye başlayacak” dedi.</p>
<p><strong>Genişleme alanına mesleki eğitim merkezi</strong></p>
<p>Yeni genişleme alanında üretim kapasitesinin yanı sıra sosyal ve teknik altyapının da geliştirilmesi planlanıyor. Eskioğlu, bölgede otel, sosyal alan, Taş Çarşı ve ilerleyen dönemde meslek yüksekokulu kurulmasına yönelik projeler üzerinde çalışıldığını açıkladı. Kütahya OSB Bölge Müdürü Tunahan Ergin ise genişleme alanında Çıraklık Eğitim Merkezi için yer ayrıldığını ve Milli Eğitim Müdürlüğü ile çalışmaların sürdürüldüğünü söyledi.</p>
<p>KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat da üniversite-sanayi iş birliğinin nitelikli insan kaynağının geliştirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Organize sanayi bölgelerinde oluşturulan üniversite ve yüksekokul modellerinin işletmelerin ihtiyaç duyduğu teknik personelin yetiştirilmesini sağladığını ifade eden Argat, “Kütahya OSB, sanayinin taleplerine göre şekillenen bir eğitim modelini geliştirebilecek güçlü altyapıya sahip. Üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, işletmelerimizin nitelikli iş gücüne erişimine katkı sağlayacaktır. Kütahya OSB’de bu yönde atılacak adımların hem bölge sanayisine hem de insan kaynağının gelişimine önemli kazanımlar sunacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-ortak-lojistik-merkeziyle-navlun-maliyetlerini-dusurecek-87840</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/0/1280x720/kutahya-osb-ortak-lojistik-merkeziyle-navlun-maliyetlerini-dusurecek-1789739992.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya OSB, firmaların İstanbul başta olmak üzere farklı noktalara yaptığı sevkiyatları tek merkezde birleştirecek ortak lojistik merkezi üzerinde çalışıyor. Projeyle işletmelerin taşıma gücünün artırılması ve navlun maliyetlerinin düşürülmesi hedefleniyor. Kütahya OSB Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, &quot;İşletmelerimizin taşıma operasyonlarında birlikte hareket etmesi, sevkiyatların daha verimli yürütülmesine ve navlun maliyetlerinin azaltılmasına katkı sağlayabilir. Yatırımcılarımızın ihtiyaç ve taleplerini dikkate alarak proje üzerindeki çalışmalarımızı sürdürüyoruz” açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtodan-10-ulkeye-ticaret-koprusu-87837</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 16:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tuncay Yıldırım: Vizede yaşanan güçlükler ticari ilişkileri olumsuz etkilememeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Gaziantep Fahri Konsolosları ve Ticaret Müşavirleri ile İkili İş Görüşmeleri” kapsamında ülke temsilcileri ile GTO üyesi firmalar arasında B2B görüşmeler gerçekleştirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre programda Bangladeş, Danimarka, Fransa, Hollanda, İtalya, Karadağ, Letonya, Polonya, Slovenya ve Sri Lanka temsilcileri yer alırken, GTO üyeleri hedef ülkelerin ticaret ve yatırım ortamları hakkında doğrudan bilgi edinme, potansiyel iş ortaklıklarına yönelik temas kurma ve yeni pazar fırsatlarını değerlendirme imkânı buldu.</p>
<p>İkili iş görüşmeleri öncesinde GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, fahri konsoloslar ile ticaret ve ekonomi müşavirleriyle bir araya gelerek Gaziantep iş dünyasının uluslararası ticarette karşılaştığı konular ve yeni iş birliği imkânları üzerine değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad3bbd3edd9-1789737917.JPG" alt="" width="700" height="382" /></p>
<p><strong>“Vize meselesi dış ticaretimizin önünde engel oluşturmamalı”</strong></p>
<p>Üyelerinin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmak ve küresel iş bağlantılarını güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği organizasyonlara devam ettiklerini söyleyen GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, etkinlikle ilgili şu değerlendirmeyi yaptı: “Gaziantep’in üretim ve ihracat gücünü yeni pazarlarla buluşturmak Odamızın öncelikli çalışma alanlarından biri. Doğrudan ülke temsilcileriyle gerçekleştirilen temaslar, firmaların dış pazarlara erişimi açısından büyük önem taşıyor. Üyelerimizin dünyanın farklı noktalarında yeni ticari bağlantılar kurmasını, hedef pazarları daha yakından tanımasını ve karşılarına çıkan sorunlara doğrudan muhatapları aracılığıyla çözüm üretebilmesini son derece önemsiyoruz. Fahri konsoloslarımız ve ticaret müşavirlerimiz bu noktada iş dünyamız ile ülkeler arasında çok kıymetli bir köprü görevi görüyor.”</p>
<p>İkili görüşmeler öncesinde gerçekleştirilen toplantıda özellikle iş insanlarının yaşadığı vize sorununu tüm ülke temsilcilerine altını çizerek aktardıklarını belirten Başkan Yıldırım, “Ticaretin gelişebilmesi için iş insanlarının hareket kabiliyetinin de güçlü olması gerekiyor. İş insanlarımızın fuarlara katılması, müşterileriyle görüşmesi, yeni yatırımlar ve iş birlikleri için seyahat edebilmesi dış ticaretin doğal bir parçası. Bu nedenle vize süreçlerinde yaşanan güçlüklerin ticari ilişkilerin gelişimini olumsuz etkilememesi gerektiğini ifade ederek bu konudaki hassasiyetimizi tüm temsilcilerimize ilettik. Vize sorununun kazananı yok. Zarar gören yalnızca Türkiye değil. Bunun en yakın örneği de Almanya. Biliyorsunuz ki geçtiğimiz yıllarda Almanya’da gerçekleştirilen çok önemli bir fuar, vize sorunları nedeniyle İstanbul’da yapılmaya başlandı. Binlerce çalışanınız var fakat bir fuara katılmak istediğinizde vize alamıyorsunuz. Bu açıklanabilecek bir durum değil” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gaziantep’in güçlü üretim altyapısı, girişimcilik kültürü ve ihracat tecrübesiyle dünya pazarlarında önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yıldırım, gerçekleştirilen B2B görüşmelerin yeni ticari bağlantılara ve uzun vadeli iş birliklerine zemin hazırlamasını beklediklerini kaydetti.</p>
<p>Avrupa İşletmeler Ağı Projesi desteğiyle gerçekleştirilen etkinlikte fahri konsoloslar ve ticaret/ekonomi müşavirleri ile GTO üyesi firmalar birebir görüşmeler gerçekleştirerek ticaret, yatırım ve iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtodan-10-ulkeye-ticaret-koprusu-87837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/7/1280x720/gtodan-10-ulkeye-ticaret-koprusu-1789737961.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep’te görev yapan fahri konsoloslar ile temsil ettikleri ülkelerin Türkiye’deki ticaret ve ekonomi müşavirlerini üyeleriyle bir araya getirdi. Toplantıda yaptığı konuşmada, &quot;Fahri konsoloslarımız ve ticaret müşavirlerimiz bu noktada iş dünyamız ile ülkeler arasında çok kıymetli bir köprü görevi görüyor.&quot; diyen GTO Başkanı Tuncay Yıldırım, &quot;İş insanlarımızın fuarlara katılması, müşterileriyle görüşmesi, yeni yatırımlar ve iş birlikleri için seyahat edebilmesi dış ticaretin doğal bir parçası. Bu nedenle vize süreçlerinde yaşanan güçlüklerin ticari ilişkilerin gelişimini olumsuz etkilememesi gerektiğini ifade ederek bu konudaki hassasiyetimizi tüm temsilcilerimize ilettik. Vize sorununun kazananı yok.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-genele-yayilmis-bir-sistemik-risk-soz-konusu-degil-87836</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 15:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, katıldığı programda gündeme ilişkin soruları yanıtladı. </p>
<p>NTV özel yayınında açıklamalarda bulunan Şimşek, Finansal İstikrar Komitesinin (FİK) dün toplandığını hatırlatarak, "Piyasalarda dün itibarıyla yaşananların esas temeli, sınırlı sayılan fonlardaki kredi ve likidite problemi. Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok." diye konuştu.</p>
<p>"Serbest fon" diye tabir edilen bir alan bulunduğunu ve bu alanın dünyada serbest ve nitelikli yatırımcıların yatırım yaptığı bir alan olduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Nispeten oradaki regülasyon daha esnek. 2006'da Türkiye'de mevzuata girmiş. 2008'de ilk o anlamda fonlar oluşmaya başlamış. Uzun bir sürede bu nispeten sınırlı bir alan olmuş. 2019'da Türkiye Elektronik Fon Alım Satım (TEFAS) Platformu orada işlem görmeye başlayınca bu alan biraz büyüyor. Türkiye'de 2038 tane fon var, bunların 131'inde bahsediyoruz. Bunlara ilişkin de Sermaye Piyasası Kurulundan (SPK) detaylı açıklamayla cevap verdiler."</p>
<p><strong>"Sınırlı sayıda bir fonda piyasa bozucu eylemler var, gereken yapıldı"</strong></p>
<p>Şimşek, 2025'in sonlarında, FİK toplantısı sonrasında, bu alanda bir sorun olabileceği kaygısı üzerine konuya çalışılması, gerekli düzenlemelerin yapılarak tedbirlerin alınması gerektiğini söylediklerini hatırlattı.</p>
<p>Serbest fon alanını dünyadaki uygulamalarına göre çok daha katı kurallara bağlayan fon rehberinin ağustos sonunda açıklandığını anlatan Şimşek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Piyasanın uyum sağlaması için geçiş süreçleri var. Bir kere teminat yapısı güçlendirildi. Asıl teminata ilişkin daha önce kaygıları giderecek bazı adımlar attık. Kasım 2024'te para piyasası fonlarına yönelik önemli bir adım atıldı. Bu fonların portföylerinin en az yüzde 10'unu, Hazine tahvil ve bonolarına yatırması zorunlu hale getirildi. Bakın o düzenleme bugün işe yarayacak. Serbest fonlar içinde bir geçiş dönemi öngörüyoruz, uygulamaya koyacağız. Çok sınırlı sayıda bir fonda maalesef piyasa bozucu eylemler var. Buna ilişkin gereken yapılmıştır. 7 portföy yönetim şirketinin bir şekilde işlettiği ve 131 fon SPK tarafından tasfiye sürecine konulmuştu."</p>
<p>Şimşek, tasfiye sürecine ilişkin de SPK'nin dün akşam üç aylık kapsamlı bir yol haritası ortaya koyduğuna dikkati çekti.</p>
<p><strong>⁠⁠"Alınan tedbirler şu aşamada yeterli"</strong></p>
<p>SPK'nin işlem yaptığı fonlara ilişkin de bilgi veren Şimşek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Kurul, riskli olanlara ilişkin gerekli adımları atmıştır. Fon piyasasının yüzde 90'ı sağlıklı şekilde işlemeye devam etti. Son müdahalelerden etkilenen fonlar, toplam fon büyüklüğünün yaklaşık yüzde 10'unu oluşturuyor. Bu durum, söz konusu fonların hiçbir varlığının bulunmadığı anlamına gelmiyor. Tasfiye süreci SPK'nin yaptığı görevlendirme ve ilkeler çerçevesinde yapılacak. Sürecin önümüzdeki dönemde borsa üzerinde bir baskı oluşturmasını beklemiyoruz. Sınırlı sayıdaki fonda ortaya çıkan yoğunlaşma riskinin diğer fonlara ve piyasanın geneline yayılmasını önlemek amacıyla güçlü tedbirler devreye alındı. Süreç sağlıklı şekilde ilerlemektedir. Mevcut aşamada alınan tedbirler yeterli".</p>
<p>Şimşek, son yıllarda bankacılık dışı finans sektörüne ilişkin çok hızlı bir büyüme olduğunu ve bu alana ilişkin birtakım adımlar atıldığını belirterek, dünyada da bu konuda bazı değerlendirmeler olduğunu, buna ilişkin ilave tedbirlere yönelik çalışma yapılacağını dile getirdi.</p>
<p><strong>⁠⁠"Sorunlu alanı karantinaya aldık"</strong></p>
<p>Bankacılık dışı finans sektörünün farklı bir alan olduğunu ifade eden Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Orada nitelikli yatırımcılardan bahsetmiyoruz. Ev ve araba almak için birikimlerin bir şekilde yönetildiği bir alan. Orada bankalar gibi daha katı kurallara ihtiyacımız olduğu net. Fonlarla ilgili, tekrar ediyorum, gerekeni yaptık. Sorunlu alanı karantinaya aldık. Tasfiye süreci yapılacak. Yatırımcıların oradaki birikimleri belli bir sürece yayılacak oradaki varlıklar korunacak. Tasarruf finansman şirketi kapsamındaki alan ise farklı. Orası bankacılık benzeri bir alan ve çok daha farklı bir süreç işliyor. Tasarruf finansman şirketlerinde, bir portföy yönetim şirketiyle ilişkili bir iki kuruluş var. Emlak Katılım, konut finansmanı konusunda uzman. Katılımevim ve Birevim, bu alanda faaliyet gösteriyor. O nedenle Emlak Katılım dün itibarıyla bir süreç başlattı. Süreç oradaki yatırımcıları korumaya yönelik. Bu sürecin tamamlanması için Rekabet Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve SPK onay sürecine bakacak."</p>
<p>Şimşek, fon rehberiyle son dönemde sınırlı sayıda fonda yaşanan sorunların bir daha yaşanmaması için düzenleme sürecinin büyük oranda tamamlandığını söyledi.</p>
<p>Türkiye'de dünyaya oranla serbest fon alanının çok daha katı kurala bağlandığını bildiren Şimşek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Dünya da serbest fonlara ilişkin yoğunlaşma konularına sınırlama yok. Biz o konuları ciddi şekilde sınırladık. Serbest fonlara ilişkin alan çok güçlü şekilde düzenlendi, bir daha bu türden bir hareketliliğin, oynaklığın yaşanma riski oldukça düşük. Yinede yakından takip edeceğiz. Biz, vatandaşlarımızın portföy tercihlerine saygılıyız. Yüksek getiri ve risk peşinde koşanlar olabilir bunun alanı belli. Finansal okur yazarlığa güçlü yatırım yaptık. SPK'nin bu konuda zengin bir platfomu var. Oradan milyonlarca kişiye erişip finansal okur yazarlık konusunda eğitim veriyoruz. Bu okur yazarlık temel okur yazarlık kadar değerlidir. Finansal okur yazarlığa yatırım yapmaya devam edeceğiz."</p>
<p>Şimşek, banka dışı finans sektörünün hızlı büyüdüğünü ve hızlı büyüyen alanların yakından izlenmesi, kaynakların mutlaka doğru alanlarda tutulması, vatandaşların rağbet gösterdiği alanlarda korumanın daha güçlü olması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Katılımevim, Birevim konusunda tereddüt yok"</strong></p>
<p>Şimşek, Katılımevim ve Birevim'deki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacağına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Emlak Katılım'ın Katılımevim ve Birevim ile ilgili bir açıklaması var. Oradaki katılımcıların haklarına ilişkin ne gerekiyorsa yapılacak. Orada bir tereddüt yok. Çünkü onlar, nitelikli ve profesyonel yatırımcı değil, bizim onlara muamelemiz farklı olacak. Tabiri caizse orta ve uzun vadede onu bankalar gibi düşünmek lazım. Dolayısyla TMSF vari bir yapı, fon, teminat havuzu gibi bir yapı... Kaynakların nerede kullanılacağına ilişkin bir düzenleme temmuz ayında yapıldı ve geçiş dönemi öngörüldü. O alanla ilgili olarak da tedbir aldık, adımlar attık ama o alana ilişkin tabii ki ilave çalışmalar devam edecek."</p>
<p><strong>"Piyasada güven devam ediyor"</strong></p>
<p>Şimşek, sistemik bir risk olasılığının düşük olduğunu ancak kendilerinin gerekli tedbirler için hazırlıklı olduklarını belirterek, her senaryoya karşı alternatif planlarının bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Dün düşündükleri tedbirlerin çoğuna ihtiyaç kalmadığına dikkati çeken Şimşek, "Merkez Bankamız, 'Rahat olun, ben gereken likiditeyi sağlayacağım.' dedi. Likidite bu tür durumlarda çok kritiktir. Çünkü likidite sonra kredi sorununa dönüşebilir. Orada gerekeni yaptık, aslında çok da ihtiyaç olmadı." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, BDDK ve SPK'nin de gerekli adımları atarak üzerine düşen görevleri yerine getirdiğini dile getirerek, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Gerekeni yaptık, sorunlu alanı karantinaya aldık. Tasfiye sürecini açıkladık. Piyasada güven devam ediyor. Piyasanın yüzde 90'ında zaten sorun yoktu. Sorunlu alan dar bir alan, yüzde 10'dan bahsediyoruz, bu önemsizdir demiyorum ama onu ayırdık. Piyasanın geneline bakarsanız, geleneksel ve diğer serbest fonların tamamı normal işleyiş içerisinde, piyasa güveninde sorun yok ve sistemi bir risk yok. Bankacılık sistemini de genelde çok katı kurallara tabi tutuyoruz. Sermaye yeterliliği Basel III'ün gerektirdiği oranın bile iki katından fazla. Yani sermaye yeterli, likiditede, varlık kalitesinde ve karşılıklarda sorun yok. Dün, risk algısı yüksek olsaydı CDS yükselirdi. Bırakın yükselmeyi, sınırlı da olsa önceki güne göre düştü."</p>
<p>Söz konusu gelişmlerin stresini Hazine'nin tahvil piyasasında hissettiklerini belirten Şimşek, 2,5 ve 10 yıl vadeli kağıtların faizlerinde likidite ihtiyacı kaynaklı 16 Eylül'de satışlar görüldüğünü, dün o stresin de tamamen kaybolduğunu ve faizlerin düştüğünü söyledi.</p>
<p>Şimşek, bu durumun temel nedeninin alınan doğru tedbirler olduğunu bildirerek, "Şu an piyasalar işlemesi gerektiği gibi işliyor. Piyasa bozucu eylemlere girenlere ilişkin olarak SPK, lisans iptalinden suç duyurularına kadar bütün gerekli adımları attı, şimdi konu adli makamların konusu. Hiçbir ayrım gözetmeksizin yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Petrolün çoklu arz şoku nedeniyle 140-150 dolar bandında fiyatlanıyor"</strong></p>
<p>Geçen yıl Orta Vadeli Program'ı (OVP) hazırlarken, söz konusu dönemde petrol fiyatlarının 60-65 dolar olarak öngörüldüğünü, kendilerinin de 65 dolarlık bir varsayımda bulunduklarını bildiren Şimşek, gelinen noktada ortalamanın 90 dolar olarak hesaplandığını söyledi. Buna rağmen petrolün çoklu arz şoku nedeniyle 140-150 dolar bandında fiyatlandığına işaret eden Şimşek, "Hürmüz Boğazı'nın kapanması, önemli bir şoktu. Küresel petrol ve doğal gaz arzının önemli bir kısmı, petrokimyayı ve gübreyi ciddi şekilde etkileyecek bir risk. Rafineriler vuruluyor, ancak bizim açımızdan daha da önemlisi, Rusya-Ukrayna Savaşı'nda Rusya'nın rafineri altyapısı vuruluyor. Bu mazot gibi nihai ürünlere olumsuz yansıyor. Bu da rekabet gücünden tutun, enflasyona kadar ciddi etkileri olan bir alan." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şimşek, eşel mobil ile bu baskıyı yönetmeye çalıştıklarını, ancak bunun da bir sınırının bulunduğunu vurgulayarak, savaş olmaması halinde çok büyük ihtimalle enflasyonun bugünkü seviyesinden en az 7 puan daha aşağıda olacağını kaydetti. Program ve aldıkları gerekli tedbirler olmasaydı, enflasyonun çok daha yukarı seviyelerde seyredeceğine ve karşı karşıya olunan şokun tek boyutlu olmadığına dikkati çeken Şimşek, sadece enerji emtiasında değil, diğer emtia fiyatlarında, petrokimyada ve birçok ham maddede dramatik artışlar yaşandığını anlattı.</p>
<p><strong>"Bütçe dengelerinde bir sorun görmüyorum"</strong></p>
<p>Programda, hep sürdürülebilir cari açığı hedeflediklerinin altını çizen Şimşek, "Genelde piyasacılar petrole bakıyor, ancak bu yanlış bir bakış açısı. Petrolün türevleri var, mesela gübre doğrudan petrol ürünü değil ama etkileniyor. Dolayısıyla cari açık, bu sene yüzde 2'nin altında çok rahat olabilirdi ama yaşanan dış gelişmelerle maalesef yüzde 2,6 veya 2,7 gibi bir rakam olacak. OVP'de yüzde 2,6'lık bir tahmin var ve bu yönetilebilir." diye konuştu.</p>
<p>Şimşek, rezerv konusunda da yeterlilik açısından birçok kriterin karşılandığını belirterek, bu konunun herhangi bir şekilde endişe kaynağı olmadığını anlattı. Tüm bunlara rağmen, savaş yaşanmasaydı enflasyonun daha düşük, cari açığın da çok daha makul seviyelerde gerçekleşebileceğini dile getiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bütçede eşel mobilin de bir etkisi var. Sürekli değişen bir ortamla karşı karşıyayız. Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon ve dolayısıyla ÖTV kaybı devam edecek. ÖTV'den kısmen vazgeçmeye devam edeceğiz. Bizim tahminimiz yaklaşık 400 milyar liralık gelirden vazgeçtik. Bu geliri elde etmemiş olmak demek, aynı zamanda bizim faiz dışı fazlayı da bir miktar aşağı çekiyor, borçlanma ihtiyacını ortaya koyuyor. Aslında yarım trilyona yakın bir büyüklük. Bu ciddi bir rakam, 10 milyar dolar ve üzerinden bahsediyoruz. Ancak vatandaşlar için küresel ve bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak adına bütçe imkanı elverdiği için böyle bir adım attık. Bütçe dengelerinde bir sorun görmüyorum."</p>
<p><strong>"İmalat sanayisini daha güçlü destekleyeceğiz"</strong></p>
<p>Şimşek, küresel belirsizliklere rağmen bütçe ayağının sağlam olduğunu, bütçede disiplini tesis ettiklerini ve iyi bir noktada bulunduklarına dikkati çekerek, Türkiye'nin benzer ülkelere kıyasla bütçe açığını ve kamu borcunu daha düşük seviyelerde tuttuğunu söyledi. Bütçe açığını, temkinli davranarak 2027 için yüzde 3,5 olarak öngördüklerini aktaran Şimşek, "Çünkü deprem harcamalarının önemli bir kısmını borçlandık, onun getirdiği bir faiz yükü var." dedi.</p>
<p>Ayrıca gelecek yıl için bazı alanları önceliklendirdiklerinin altını çizen Şimşek, özellikle savunma alanındaki harcamaları yüzde 229, sosyal konut bütçesini yüzde 150 artırdıklarını, sulamadan sanayi altyapısına kadar birçok alana ciddi kaynak aktardıklarını vurguladı.</p>
<p>Şimşek, petrol fiyatlarının gelecek yıl öngördükleri üzere 76-77 dolar seviyelerine gerilemesi halinde, eşel mobile ihtiyaç kalmayacağına işaret ederek, yapısal dönüşüm anlamında ilerleyen dönemlerde atılacak öncelikli adımlara da dikkati çekti. Bu anlamda sanayide dönüşümün, kritik ve somut bir alan olduğuna değinen Şimşek, şöyle devam etti:</p>
<p>"İhracatımızda orta yüksek ve yüksek teknoloji payı, savunma sanayisinin liderliğinde hızlı bir şekilde artıyor, ancak bizim için geleneksel emek yoğun sektörler de çok değerli. Bu nedenle özellikle para politikasının duruşunu bozmadan, bütçe ve kamu imkanlarıyla, seçici kredi ve programlarla imalat sanayisini önümüzdeki dönem daha güçlü destekleyeceğiz. İşletme sermayesine yönelik programları da açıkladık, bu programları büyüterek devam edeceğiz. Bizim için istihdam çok önemli. Sanayi birikiminin korunması ve sanayimizin güçlendirilmesi, orta vadeli programda birinci konu."</p>
<p><strong>"15-29 yaş nüfusuna yönelik çalışmalara öncelik verdik"</strong></p>
<p>Şimşek, Türkiye'nin son 25 yılda petrol ve doğal gaz ithalatına 1 trilyon dolar ödediğini bildirdi. Bu kapsamda ithalatı azaltmak için yeşil dönüşüme ihtiyaç olduğunun altını çizen Şimşek, dijital dönüşümün de ıskalanamayacağını vurguladı.</p>
<p>Özellikle, 15-29 yaş nüfusuna yönelik çalışmalara da öncelik verdiklerini dile getiren Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eğitimde ve iş başında olmayan nüfusu hedefleyen güçlü programları, reform olarak görüyorum. Bu kategoriler için daha esnek çalışma modelleri, Türkiye'nin menfaatinedir. Yani çalışanın haklarını koruyalım ama bir miktar da esneklik sağlayalım. Dolayısıyla istihdamın, iş gücüne katılımın artması bakımından o anlamda bir reform çok faydalı olur."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-genele-yayilmis-bir-sistemik-risk-soz-konusu-degil-87836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Piyasalarda dün itibarıyla yaşananların esas temeli, sınırlı sayıda fonlardaki kredi ve likidite problemi. Genele yayılmış bir sistemik risk söz konusu değil. Borsada ve fon piyasasında yapısal bir sorun yok.&quot; dedi. Şimşek, &quot;Bütçede eşel mobilin de bir etkisi var. Mazotta yıl sonuna kadar da kısmi sübvansiyon ve dolayısıyla ÖTV kaybı devam edecek. Bizim tahminimiz yaklaşık 400 milyar liralık gelirden vazgeçtik. Vatandaşlar için küresel ve bölgesel savaş şokunun etkisini sınırlamak adına bütçe imkanı elverdiği için böyle bir adım attık.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-87832</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hindistanlı kuru meyveciler Gaziantep’te Türk ihracatçılarla buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Kuru Meyve ve Mamulleri Sektör kurulunun, hedef pazar olarak belirlediği Hindistan’dan Türk kuru meyvelerinin bilinirliğini ve ihracatını artırmak amacıyla alım heyeti programı düzenlendi.</p>
<p>Program kapsamında Hindistan’dan gelen kuru meyve ithalatçıları, Gaziantep ve bölge illerinde faaliyet gösteren ihracatçı firmaların temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad1a2255fb7-1789729314.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Ticaret Bakanlığı’nın destek ve himayesinde, Kuru Meyve ve Mamulleri Sektör Kurulunun organizasyonu ile Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen programda, Hintli firmaların temsilcileri ile Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği üyesi firmalar arasında ikili iş görüşmeleri yapıldı. Görüşmelerde Türk kuru meyveleri tanıtılırken, yeni ticari iş bağlantılarının kurulmasına yönelik temaslarda bulunuldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad1a3190eb9-1789729329.jpg" alt="" width="700" height="438" /></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır, Hindistan’ın yüksek nüfusu ve tüketim alışkanlıkları nedeniyle Türk kuru meyve sektörü açısından önemli bir hedef pazar olduğunu belirtti. Türk kuru meyve ihracatçılarının Hindistan pazarından daha fazla pay almasını sağlamak amacıyla Sektör Kurulu olarak “Turkish Dried Fruits” adlı Turquality projesinin başlatıldığını ifade eden Bakır, “Proje ile Hintli tüketicileri üstün kalitesi, zengin tadı ve kapsamlı yararlarıyla tanınan Türk kuru meyveleriyle buluşturmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad1a420cd11-1789729346.jpg" alt="" width="700" height="726" /></p>
<p><strong>“HEDEF, BİLİNİRLİĞİ VE TÜKETİMİ ARTIRMAK”</strong></p>
<p>Proje kapsamında Hindistan’da yapılan çeşitli tanıtım faaliyetleri akabinde kuru meyve ithalatçılarının Gaziantep’te Türk ihracatçılarla buluşturulduğunu belirten Bakır, şunları kaydetti: “Birlik olarak en büyük amacımız, Türk kuru meyvelerinin dünya genelindeki bilinirliğini ve tüketimini artırmaktır. Bu kapsamda Türk ihracatçıları olarak Anadolu’nun lezzetli ve kaliteli kuru meyvelerini dünyanın dört bir yanındaki tüketicilerle buluşturmak için çalışmalarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz. Sektör Kurulu organizasyonu ile Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Hizmet Binası’nda düzenlediğimiz alım heyeti programıyla verimli bir etkinliğe imza attık. Etkinlik kapsamında ihracatçılarımız, Hintli firma temsilcileriyle ikili görüşmeler gerçekleştirerek ürünlerini tanıtma ve yeni iş bağlantıları kurma fırsatı elde etti. Önümüzdeki dönemde Hindistan’a yönelik kuru meyve ihracatımızda belirgin bir artış gerçekleşmesini bekliyoruz.”</p>
<p>İkili görüşmelerin ardından Hindistan’dan Gaziantep’e gelen alım heyeti, kuru meyve sektöründe faaliyet gösteren firmaların üretim tesislerini ziyaret ederek üretim süreçleri hakkında bilgi aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-87832</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/2/1280x720/hintli-kuru-meyveciler-gaziantepte-turk-ihracatcilarla-bulustu-1789729450.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Türk kuru meyvelerinin Hindistan pazarındaki payını artırmak amacıyla Hintli ithalatçıları Gaziantep’te Türk ihracatçılarla buluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-kurum-acikladi-tokide-borcunu-pesin-kapatana-yuzde-25-indirim-87826</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kurum açıkladı: TOKİ&#039;de borcunu peşin kapatana yüzde 25 indirim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Platform Zeytinburnu'nda "İstanbul'da Büyük Dönüşüm 1642 Bağımsız Bölüm Kura Çekim Töreni"nde yaptığı konuşmada, kente bir günde üç dev eseri daha kazandırmanın heyecanıyla coşkulu olduklarını söyledi.</p>
<p>Bugün eserlerin adresi ve yuvaların yerlerinin farklı, heyecanın, sevincin, mutluluğun bir olacağını belirten Kurum, "Zeytinburnu Merkezefendi’den Maltepe ve Gaziosmanpaşa ilçelerimize canlı bağlantı kuracağız. Üç ilçemizde de konut kuralarını çekecek, vatandaşlarımızın sevinçlerine ortak olacağız." diye konuştu.</p>
<p>Kurum, üç yıl önce Zeytinburnu'nda vatandaşlarla bir araya geldiklerini aktararak, "Beştelsiz Mahallemizde rezerv konutlarımızın anahtarlarını teslim ederken 'Kentsel dönüşümde öyle bir destan yazacağız ki Zeytinburnu’nda hayat artık bambaşka olacak.' demiştik. Hamdolsun verdiğimiz sözleri birer birer hayata geçiriyoruz. Ağzımızdan çıkan sözü hizmetle taçlandırdık, ilçemizin her mahallesini eserlerle donattık. Dönüşümden millet bahçelerimize, çevre projelerimizden Türkiye’nin ilk basketbol gelişim merkezine kadar büyük projeleri hayata geçirdik." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bugün kuralarını çektikleri Merkezefendi'de dönüşümün zorlu bir süreç olduğunu, asla pes etmediklerini dile getiren Kurum, belediye, vatandaşlar ve Kentsel Dönüşüm Başkanlığıyla el ele verdiklerini kaydetti.</p>
<p>Kurum, şöyle devam etti:</p>
<p>"Hamdolsun bugün hep birlikte Merkezefendi'nin 524 yuvası için kuraları çekiyoruz. Yine Maltepe Esenkent Mahallemizdeki İETT Blokları’nda 453 konutumuzun ve Gaziosmanpaşa Yıldıztabya 6B Bölgesi’nde 665 konutun kuralarını çekiyoruz. Bu üç projede de hak sahibi kardeşlerimizi hiçbir aşamada yalnız bırakmadık. 'Vatandaşımızın rızası başımızın tacı.' dedik, taleplerini dinledik. Beklentilerini dikkate aldık, her adımı sizlerle birlikte attık. İnanın bu projeler çocuklarımızın güvenli evlerde büyümesi, annelerimizin huzur içinde uyuması, esnafımızın bereketli bir mahallede çalışması demektir."</p>
<p><strong>"Kentsel dönüşümü teşvik etmek adına her adımı atıyoruz"</strong></p>
<p>İstanbul’da bitirilen her projenin vatandaşı deprem felaketinden koruduğunu çok iyi bildiklerini belirten Kurum, bu anlayışla bugüne kadar Türkiye genelinde 2 milyon 761 bin bağımsız bölümü dönüşüm kapsamına aldıklarını aktardı.</p>
<p>İstanbul’da kentsel dönüşüme, devletin beka meselesi gözüyle baktıklarına dikkati çeken Kurum, "Bunun için devletimizin tüm imkan ve kapasitesini seferber ediyoruz ama açık söyleyeyim, burada sadece bizim çabamız yetmez. Sizlerin istemesi lazım, belediyelerin de elini taşın altına koyması lazım. İnanın, biz kentsel dönüşümü teşvik etmek adına her adımı atıyoruz." dedi.</p>
<p>"Yarısı Bizden Kampanyası"yla evini dönüştürmek isteyenlere büyük bir kaynak sağladıklarını vurgulayan Kurum, şunları söyledi:</p>
<p>"Bugün, Yarısı Bizden Kampanyamız kapsamında dönüşüm sürecini başlattığımız tam 544 bin bağımsız bölüm bulunuyor. İstanbul'un 39 ilçesine giden her mahallesinde Yarısı Bizden Kampanyası'nı görürsünüz. Yani sadece bu projeyle İstanbul’da 2 milyondan fazla vatandaşımızı güvenli yuvalara kavuşturmuş olacağız. Tabii talep bu kadar olunca bize de düşen bu kampanyayı devam ettirmek arzu içerisindeydik. Sayın Cumhurbaşkanımıza arz ettik. Normalde bu sene bitecek desteği, 'Hiçbir vatandaşımız bu büyük destekten mahrum kalmasın.' diyerek, kampanyamızın süresini 31 Aralık 2027’ye kadar uzatıyoruz."</p>
<p>Kurum, "Ev sahibi Türkiye" kampanyasında İstanbul'a 100 bin sosyal konut ayırdıklarını kaydetti.</p>
<p>İstanbul’da bir ilke imza atarak "kiralık konut" uygulamasını başlattıklarını aktaran Kurum, "TOKİ’mizin ev sahibi olacağı konutlarımız için 14 Eylül’de başvurularımızı almaya başladık. Başvurular 25 Eylül’e kadar devam edecek. Ekim ayında da ilk 1071 kiralık konutumuzun kurasını çekeceğiz. Hak sahibi kardeşlerimize 10 bin liradan başlayan fiyatlarla teslim edeceğiz. Geçen sen söyledik, bu yıl teslim ediyoruz. Ataşehir, Sancaktepe, Ümraniye, Üsküdar, Maltepe, Tuzla, Kartal, Başakşehir, Gaziosmanpaşa, Beyoğlu, Güngören, Arnavutköy’de evlerimiz olacak, toplam 15 bin konutu kiralayacağız. Hedefimiz inşallah zaten düşme seyrine giren kira fiyatlarını tamamen dengede tutmak." bilgisini verdi.</p>
<p>TOKİ’nin bugüne kadar 2 milyona yakın sosyal konut ürettiğine dikkati çeken Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Son kampanyamızla hayata geçirdiğimiz evleri de 2027'nin Mart ayından itibaren teslim etmeyi hedefliyoruz. Bir müjdemizi de evini, iş yerini TOKİ'den almış, ödemelerini sürdüren 228 bin kardeşimiz için veriyoruz ve bir indirim kampanyası başlatıyoruz. Bu kampanya kapsamında 22 Eylül ile 19 Ekim tarihleri arasında borcunun tamamını peşin kapatan vatandaşımıza yüzde 25 indirim yapacağız. Bazı kardeşlerimizin imkanları olmayabilir ama biz onları da unutmadık. Tamamını kapatamayan kardeşimiz de borç bakiyesinin en az yüzde 25’ini ödediğinde, ödediği tutar üzerinden yine yüzde 25 indirimden faydalanacak. Bütün bu eserleri hayata geçiren, vatandaşına tüm bu destekleri veren devletimiz büyüktür, güçlüdür. Türkiye Cumhuriyeti devletinin iradesi sağlam, kadroları ehil, imkanları büyüktür."</p>
<p><strong>"Öncelik vatandaşların güvenli, sağlam ve sağlıklı konutlarda yaşaması"</strong></p>
<p>Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Mustafa Levent Sungur ise İstanbul gibi deprem ve afet riski yüksek, büyük ve yoğun nüfuslu şehirlerde en önemli önceliklerinin vatandaşların güvenli, sağlam ve sağlıklı konutlarda yaşamasını sağlamak olduğunu söyledi.</p>
<p>Eskimiş ve dayanıksız yapı stokunun kentsel dönüşüm projeleriyle yenilendiğini belirten Sungur, "Bu büyük dönüşümün arkasında Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu güçlü irade, Sayın Bakanımız Murat Kurum'un koordinasyonunda yürütülen kapsamlı bir konut ve şehircilik seferberliği bulunmaktadır. " ifadelerini kullandı.</p>
<p>Törene, AK Parti İstanbul Milletvekili Seda Gören, İstanbul Valisi Davut Gül, Zeytinburnu Belediye Başkanı Ömer Arısoy ve AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir de katıldı.</p>
<p>Konuşmaların ardından dua edildikten sonra Gaziosmanpaşa ve Maltepe'yle canlı bağlantı kuruldu.</p>
<p>Bakan Kurum ve protokol üyeleri tarafından kura çekimi yapıldı.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum kurada çıkan hak sahiplerini tebrik etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-kurum-acikladi-tokide-borcunu-pesin-kapatana-yuzde-25-indirim-87826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/murat-kurum-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;İstanbul&#039;da Büyük Dönüşüm 1642 Bağımsız Bölüm Kura Çekim Töreni&quot;nde konuşan Bakan Kurum, &quot;Bir müjdemizi de evini, iş yerini TOKİ&#039;den almış, ödemelerini sürdüren 228 bin kardeşimiz için veriyoruz ve bir indirim kampanyası başlatıyoruz. Bu kampanya kapsamında 22 Eylül ile 19 Ekim tarihleri arasında borcunun tamamını peşin kapatan vatandaşımıza yüzde 25 indirim yapacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-gudum-sistemleri-uretim-merkezini-devreye-aldi-87824</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN, &#039;Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi&#039;ni devreye aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, şirketin artan sipariş hacmini karşılamak ve üretim altyapısını güçlendirmek amacıyla stratejik yatırımlarını hayata geçirmeye devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamada, toplam tutarı 56 milyon dolar olan 17 bin 865 metrekare kapalı alana sahip "Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi"nin devreye alındığı belirtilerek, "Yeni yatırımımız ile birlikte, güdüm sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı güçlendirilmiş, teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyeti artırılmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-gudum-sistemleri-uretim-merkezini-devreye-aldi-87824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN, toplam tutarı 56 milyon dolar olan &quot;Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi&quot;ni devreye aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-temmuzda-eksi-3987-milyar-dolar-87822</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 13:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net UYP temmuzda eksi 398,7 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2026 dönemine ait Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin net UYP'si temmuz itibarıyla eksi 398,7 milyar dolar oldu. Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, temmuz itibarıyla bir önceki aya göre yüzde 4,2 artışla 419,6 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 1 artışla 818,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Rezerv varlıklar, 17 milyar dolar artarak 164,4 milyar dolar olurken varlık kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar yüzde 0,8 artarak 81,8 milyar dolar oldu.</p>
<p>Finansal türevler kalemi yüzde 0,7 artarak 2,5 milyar dolar, diğer yatırımlar yüzde 0,5 azalarak 161,7 milyar dolar, bankaların yabancı para varlıkları ise yüzde 6,9 azalarak 44,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Portföy yatırımları alt kalemlerinden hisse senetleri ve yatırım fonu payları, temmuzda bir önceki aya göre yüzde 1 artarak 50,2 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 0,3 azalışla 232,5 milyar dolar, portföy yatırımları yüzde 3,5 artarak 160,2 milyar dolar, finansal türevler kalemi yüzde 43 azalarak 4 milyar dolar, diğer yatırımlar ise yüzde 1,6 oranında artarak 421,6 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-temmuzda-eksi-3987-milyar-dolar-87822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/7/1280x720/net-uyp-martta-eksi-2701-milyar-dolar-oldu-1747821662.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası verilerine göre Türkiye&#039;nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu temmuzda eksi 398,7 milyar dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/agustosta-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-213-azaldi-87821</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapanan şirket sayısı ağustosta yüzde 21,3 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), ağustos ayına ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, ağustosta kurulan şirket sayısı, temmuz ayına kıyasla yüzde 3,4 azalarak 9 bin 540'tan 9 bin 212'ye düştü. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 21,3 azalışla 2 bin 114'e indi. Temmuzda, 2 bin 686 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Ağustosta kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı ayına göre değişmedi, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 11,3 arttı.</p>
<p><strong>Kurulan kooperatif sayısı yüzde 38,2 azaldı</strong></p>
<p>Ağustosta bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 38,2, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 15,7 azalış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 14,5, kooperatif sayısı yüzde 34,3 azaldı.</p>
<p>Ağustosta geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı değişmedi, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12, kooperatif sayısı yüzde 46,6 azalış kaydetti. Bu dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 11,3, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 14,5 artarken, kooperatif sayısı yüzde 14,5 azaldı.</p>
<p><strong>Ardahan'da şirket kurulmadı</strong></p>
<p>Geçen ay, sadece Ardahan'da şirket kuruluşu gerçekleşmedi.</p>
<p>Ağustosta kurulan toplam 9 bin 212 şirketin 989'unun anonim, 8 bin 223'ünün limitet şirket olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 37,5'inin İstanbul, yüzde 11,1'inin Ankara, yüzde 5,7'sinin İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde ise toplam 76 bin 793 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan 68 bin 253 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 70,1'ini, 7 bin 559 anonim şirket ise yüzde 29,9'unu oluşturdu.</p>
<p><strong>Kurulan ticari işletmelerin çoğu toptan ve perakende ticarette</strong></p>
<p>Ağustosta kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, temmuza göre yüzde 11,4 azalış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin, 3 bin 276'sı toptan ve perakende ticaret, 1212'si inşaat ve 1155'i imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 548'i inşaat, 324'ü toptan ve perakende ticaret, 85'i imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Ağustosta kapanan şirket ve kooperatiflerin 717'sinin toptan ve perakende ticaret, 266'sının imalat ve 198'inin inşaat sektöründe olduğu kaydedildi.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 444'ünün toptan ve perakende ticaret, 182'sinin inşaat, 121'inin ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Ağustosta 63 kooperatif kurulurken bunların 37'si konut yapı, 19'u işletme, 3'ü de tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 952 yabancı ortak sermayeli şirketin 467'si Suriye, 56'sı İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 79'u anonim, 873'ü limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Bu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 79,5'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 1229'unun uzmanlaşmamış toptan ticaret, 565'inin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 406'sının uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 15,4'ü kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı, anonim şirketlerde yüzde 15,4, limitet şirketlerde yüzde 16,8, kooperatiflerde yüzde 29,1 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 15,3'ü kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Ağustosta kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 30,9'unun 35-44, limitet şirketlerde yüzde 31,7'sinin 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 29,7'sinin 45-54 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 29'u da 25-34 yaş girişimciler tarafından faaliyete geçirildi.</p>
<p><strong>Kurulan şirket sayısı 8 ayda yüzde 6,4 arttı</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-ağustos döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6,4 artışla 75 bin 814'e yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 1,1 azalışla 18 bin 284'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/agustosta-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-213-azaldi-87821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/sirket-ofis-1753218589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un ağustos verilerine göre kurulan şirket sayısı, aylık yüzde 3,4, kapanan şirket sayısı da yüzde 21,3 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/havelsan-ete-teknolojiye-ortak-oldu-87823</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 12:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> HAVELSAN, ETE Teknoloji&#039;ye ortak oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>HAVELSAN, akıllı sistemler ve simülasyon teknolojileri alanında uzun süredir teknolojik iş birliği yürüttüğü ETE Deney ve Eğitim Değerlendirme Teknolojileri AŞ'ye ortak oldu.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, HAVELSAN Teknoloji Kampüsü'nde düzenlenen Ortaklık Sözleşmeleri İmza Töreni'nde, sözleşmeler HAVELSAN Genel Müdürü Mehmet Akif Nacar ile ETE Teknoloji Genel Müdürü Prof. Dr. Erdal Çayırcı tarafından imzalandı. Böylece iki şirketin 2017'den bu yana sürdürdüğü teknoloji iş birliği şirket ortaklığına dönüştü.</p>
<p>Bilgisayar destekli harp oyunu, tatbikat ve deneyleme alanında çözümler geliştiren ETE Teknoloji ile HAVELSAN arasında 2023 yılında satış haklarına yönelik iş birliği anlaşması imzalanmıştı.</p>
<p>Anlaşmanın ardından yürütülen yurt içi ve yurt dışı iş geliştirme faaliyetleri kapsamında, başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere farklı ülkelerin ihtiyaçlarına yönelik sivil ve askeri projelerin gerçekleştirildiği belirtildi. HAVELSAN, ortaklıkla simülasyon ve eğitim portföyünü güçlendirmeyi, uluslararası ölçekte harp oyunu merkezleri kurmayı ve bu merkezlere yönelik danışmanlık, idame ve işletme hizmetleri sunmayı hedefliyor.</p>
<p>HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, ETE Teknoloji ile yaklaşık 10 yıldır güçlü bir sinerji yakaladıklarını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bugün attığımız imzalarla HAVELSAN, ETE Teknoloji’ye ortak oldu. İş birliğimiz ve sinerjimiz bu adımla daha da güçlendi. Birbirini tanıyan mühendislik ekiplerimiz, başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçları için de yüksek teknolojiler geliştirecek. Bu ortaklık uluslararası projelerdeki iş birliklerimizi güçlendirecek, son kullanıcı nezdinde güvenilirliğimizi artıracak."</p>
<p>ETE Teknoloji Genel Müdürü Çayırcı da 10 yılı aşkın süredir geliştirdikleri akıllı sistem ve yapısal simülasyon ürünlerini dünyada yaygın kullanılan ve kalitesiyle tanınan markalara dönüştürme hedeflerine yaklaştıklarını ifade etti.</p>
<p>Çayırcı, "Bu hedefe ulaşmamızda HAVELSAN ortaklığının önemli bir kilometre taşı olacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/havelsan-ete-teknolojiye-ortak-oldu-87823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/3/1280x720/havelsan-1789726319.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ HAVELSAN&#039;ın, akıllı sistemler ve simülasyon teknolojileri alanında iş birliği yürüttüğü ETE Teknoloji’ye ortak olduğu bildirildi. HAVELSAN Genel Müdürü Nacar, &quot;Birbirini tanıyan mühendislik ekiplerimiz, başta Türk Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere, dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçları için de yüksek teknolojiler geliştirecek. Bu ortaklık uluslararası projelerdeki iş birliklerimizi güçlendirecek, son kullanıcı nezdinde güvenilirliğimizi artıracak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yatirim-fonlarinin-tasfiye-sureci-icin-2-bankaya-yetki-87818</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım fonlarının tasfiye süreci için 2 bankaya yetki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye edilen yatırım fonlarının tasfiye sürecine ilişkin usul ve esasları belirledi.</p>
<p>Kurul, 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde Türkiye İş ve Ziraat bankalarını yetkilendirdi.</p>
<p>Buna göre, Tera Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonların portföy saklayıcısı olarak Türkiye İş Bankasının, A1 Capital Portföy Yönetimi AŞ, Atlas Portföy Yönetimi AŞ, Bulls Portföy Yönetimi AŞ, Hedef Portföy Yönetimi AŞ, Pardus Portföy Yönetimi AŞ ve Pusula Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonların portföy saklayıcısı olarak Ziraat Bankasının görevlendirilmesine ve ilgili bankaların bu fonların tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde yetkilendirilmelerine karar verildi.</p>
<p>Takip eden 2 iş günü içinde tasfiye konusu fonların her birinin tedavüldeki toplam katılma payı adedi ile yatırımcıların sicil bazında bireysel saklama hesapları detayındaki katılma payları ile varsa rehin, haciz, tedbir ve diğer takyidatlar ve gerçekleşmemiş emirlere ilişkin mutabakat Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) ve bankalar arasında yapılacak.</p>
<p>Fon portföyündeki saklamaya konu finansal varlıklar, Takasbank'ta ilgili bankalar nezdindeki hesaplar altında saklanacak. Fonların her tür işleminden doğan borç ve alacaklarının mutabakatı, önceki saklama kuruluşu, banka ve Takasbank arasında yapılacak.</p>
<p>Ayrıca, fon izahnamesinde belirtilen fondan karşılanabilecek giderlerin mutabakatı da fon hizmet birimi, önceki saklama kuruluşu ve banka arasında yapılacak ve söz konusu işlemler en geç Kurul kararını takip eden 10 iş günü içerisinde tamamlanacak.</p>
<p>Fonların saklama hesabının bankalara devir tarihi itibarıyla mevcut fon yönetim ücreti tasfiyeyi gerçekleştiren banka adına, banka tarafından belirlenecek dönemlerde fona tahakkuk ettirilecek. Fona ilişkin diğer gider kalemleri ise fon izahnamesine uygun olarak fona tahakkuk ettirilmeye devam edilecek.</p>
<p>Fon portföyünde yer alan finansal varlıklar, yatırımcı menfaati, piyasa derinliği, likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta fon hesabına verilecek satış talimatlarıyla nakde dönüştürülecek. Banka, varlığın türüne göre fon hesabına doğrudan satış talimatı vermeye veya bir yatırım kuruluşu aracılığıyla talimat iletmeye yetkili olacak.</p>
<p>Fon portföyünde yer alan ve belirli bir vadesi olan para piyasası araç/işlemler karşılığı vade sonunda fona aktarılan nakit ile diğer finansal varlıkların satışından elde edilen nakdin, banka tarafından fona ilişkin belirlenen ödeme planı esas alınarak para piyasası araç ve işlemlerinde değerlendirilmesi mümkün olacak.</p>
<p>Bankalar tarafından belirlenecek dönemler itibarıyla belirtilen bu yöntemlerle elde edilen nakit, fon yatırımcılarının mutabakatı yapılmış bireysel saklama hesaplarına fon katılma payı sahipliği oranında aktarılacak.</p>
<p><strong>Yeni satış emirleri artık normal şekilde işlemeyecek, süreç en fazla 3 ay sürecek</strong></p>
<p>İhbarlı fonlar için 17 Eylül saat 13.30'dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları tasfiye esasları kapsamında yer alacak. Tasfiye kararı verilen fonlardan, Takasbank TEFAS Platformu üzerinden fon satım emri verilen ve gerçekleştirilmeyen iade talimatları karşılığında oluşan tutar fon hesabına borç olarak tahakkuk ettirilecek ve banka tarafından belirtilen yöntemlerle elde edilen nakit ile öncelikli olarak bu borçlar ödenecek.</p>
<p>İlgili fonların mal varlığının tasfiyesi, tasfiye duyuru tarihinden itibaren geçecek en fazla 3 aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona erecek. Tasfiyenin sona ermesini takip eden ilk iş günü fon izahnamesinin nerede yayımlandığı hususu ticaret sicilinden terkin ettirilecek. Kurulca uygun görülmesi halinde ise bu süre uzatılabilecek.</p>
<p>TEFAS'ta alım ve satım yönünde işleme kapatılan fonlar için TEFAS dışı işlemler kapsamında kurucu ve diğer dağıtıcı kuruluşlar aracılığıyla katılma payı iade talimatları da gerçekleştirilmeyecek. Aynı karar uyarınca tasfiyesine karar verilen fonlar için de 17 Eylül'den itibaren TEFAS dışındaki dağıtım kanalları üzerinden herhangi bir katılma payı alım ve iade talimatı gerçekleştirilemeyecek.</p>
<p>17 Eylül ve öncesinde fon portföyüne ilişkin olarak verilen ve takası gerçekleşmemiş olan varlık ve işlem talimatları olağan süreci dahilinde gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yatirim-fonlarinin-tasfiye-sureci-icin-2-bankaya-yetki-87818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, 7 portföy yönetim şirketinin tasfiye edilen 131 yatırım fonuna ilişkin tasfiye süreçlerinin yürütülmesinde Türkiye İş ve Ziraat bankalarını yetkilendirdi. Yapılan açıklamaya göre, fon portföyünde yer alan finansal varlıklar, yatırımcı menfaati, piyasa derinliği, likidite koşulları gözetilerek bankanın belirleyeceği sıklıkta fon hesabına verilecek satış talimatlarıyla nakde dönüştürülecek. İlgili fonların mal varlığının tasfiyesi, tasfiye duyuru tarihinden itibaren geçecek en fazla 3 aylık sürenin bitimini izleyen ilk iş gününde sona erecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kamu-hizmeti-verilen-demir-yolu-hatlarin-duzenleme-87816</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 11:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu hizmeti verilen demir yolu hatlarına düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında yolcu taşımacılığı hizmeti sağlanan demir yolu hatları güncellendi.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında yolcu taşımacılığı hizmeti sağlanan 13 ana hat ve 34 bölgesel hat belirlendi.</p>
<p>Söz konusu hatlar şunlar:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td rowspan="13">ANA HAT</td>
<td>1</td>
<td>Ankara-Basmane</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>Ankara-Halkalı</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>Ankara-Kars</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>Ankara-Kurtalan</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>Ankara-Malatya</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>Ankara-Tatvan</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>Basmane-Eskişehir</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>Denizli-Eskişehir</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>Elazığ-Adana</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>Isparta-Basmane</td>
</tr>
<tr>
<td>11</td>
<td>Konya-Adana</td>
</tr>
<tr>
<td>12</td>
<td>Konya-Basmane</td>
</tr>
<tr>
<td>13</td>
<td>Sivas-Samsun</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="34">BÖLGESEL</td>
<td>1</td>
<td>Adana-Kayseri</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>Adana-Mersin</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>Afyonkarahisar-Eskişehir</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>Ankara-Polatlı</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>Basmane-Alaşehir</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>Basmane-Nazilli</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>Basmane-Bandırma</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>Basmane-Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>Basmane-Ödemiş</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>Basmane-Söke</td>
</tr>
<tr>
<td>11</td>
<td>Basmane-Tire</td>
</tr>
<tr>
<td>12</td>
<td>Basmane-Uşak</td>
</tr>
<tr>
<td>13</td>
<td>Divriği-Erzincan</td>
</tr>
<tr>
<td>14</td>
<td>Divriği-Sivas</td>
</tr>
<tr>
<td>15</td>
<td>Diyarbakır-Batman</td>
</tr>
<tr>
<td>16</td>
<td>Elazığ-Tatvan</td>
</tr>
<tr>
<td>17</td>
<td>Eskişehir-Kütahya</td>
</tr>
<tr>
<td>18</td>
<td>Eskişehir-Tavşanlı</td>
</tr>
<tr>
<td>19</td>
<td>Gaziantep-Karakamış</td>
</tr>
<tr>
<td>20</td>
<td>Gebze-Adapazarı</td>
</tr>
<tr>
<td>21</td>
<td>Halkalı-Edirne</td>
</tr>
<tr>
<td>22</td>
<td>Halkalı-Uzunköprü</td>
</tr>
<tr>
<td>23</td>
<td>Kars-Akyaka</td>
</tr>
<tr>
<td>24</td>
<td>Konya-Karaman</td>
</tr>
<tr>
<td>25</td>
<td>Kütahya-Balıkesir</td>
</tr>
<tr>
<td>26</td>
<td>Manisa-Alaşehir</td>
</tr>
<tr>
<td>27</td>
<td>Mersin-İskenderun</td>
</tr>
<tr>
<td>28</td>
<td>Mersin-İslahiye</td>
</tr>
<tr>
<td>29</td>
<td>Samsun-Amasya</td>
</tr>
<tr>
<td>30</td>
<td>Sivas-Malatya</td>
</tr>
<tr>
<td>31</td>
<td>Söke-Denizli</td>
</tr>
<tr>
<td>32</td>
<td>Söke-Nazilli</td>
</tr>
<tr>
<td>33</td>
<td>Zonguldak-Karabük</td>
</tr>
<tr>
<td>34</td>
<td>Zonguldak-Gökçebey</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kamu-hizmeti-verilen-demir-yolu-hatlarin-duzenleme-87816</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/8/1280x720/tren-tcdd-1784374311.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla, kamu hizmeti yükümlülüğü kapsamında yolcu taşımacılığı hizmeti sağlanan 13 ana hat ve 34 bölgesel hat belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/8-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-87815</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 10:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> 8 ilde acele kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çeşitli illerde yapılacak enerji ve altyapı projeleri için bazı taşınmazlar acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından Aksaray, Konya, Kocaeli, Nevşehir, Niğde ve Sakarya'da enerji nakil hatlarının yapımı için söz konusu güzergahlara isabet eden taşınmazlarda elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Van'da "154 kV G24-Van GES TM-Özalp TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında bazı taşınmazlar, direk yerleri mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisi ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle TEİAŞ tarafından acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Ayrıca, Batman'ın merkez ilçesine bağlı Tilmis (Akça) köyündeki 26 taşınmaz, "İluh Deresi By-Pass Hattı ile Çay Deresi Deplase Hattı Projesi"nin gerçekleştirilmesi amacıyla Batman İl Özel İdaresince acele kamulaştırılacak.</p>
<p><strong>Burdur'da arazi toplulaştırma kararı</strong></p>
<p>Burdur'da bazı yerlerde arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetlerine ilişkin Cumhurbaşkanı kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Burdur'un Ağlasun ilçesinde 8, Bucak ilçesinde 4, Çavdır ilçesinde 6, Merkez ilçesinde 1 ve Yeşilova ilçesinde 5 olmak üzere, toplam 24 yerde Devlet Su işleri Genel Müdürlüğünce arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/8-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-87815</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/resmi-gazete-1746862710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve altyapı projeleri için Aksaray, Konya, Kocaeli, Nevşehir, Niğde, Sakarya, Van ve Batman&#039;da bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tuik-baskan-yardimcisi-metin-gorevden-alindi-87812</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜİK Başkan Yardımcısı Metin görevden alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla bazı atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkan Yardımcısı Furkan Metin görevden alınırken, yerine Cihat Erce İşbaşar getirildi.</p>
<p>Türkiye Uzay Ajansı Başkanlığında açık bulunan başkan yardımcılığına Fatih Dulkan atandı.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında açık bulunan AR-GE Teşvikleri Genel Müdür Yardımcılığına Ali Rıza Çataldağ'ın ataması yapıldı.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığında, Bingöl İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Fatih Aktay görevinden alınırken, yerine Hikmet Güneş getirildi. Bakanlığın Tarım Reformu Genel Müdür Yardımcılığına İzmir İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne ise Kahraman Akdoğan atandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tuik-baskan-yardimcisi-metin-gorevden-alindi-87812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tuik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla, TÜİK Başkan Yardımcısı Furkan Metin görevden alınırken, yerine Cihat Erce İşbaşar getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/2-ildeki-tasinmazlarin-ozellestirilmesine-onay-87817</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 ildeki taşınmazların özelleştirilmesine onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ve plan değişikliklerine yönelik kararlarını onayları.</p>
<p>Konu hakkındaki Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Muğla'nın Bodrum ilçesi Gündoğan, Konacık ve Kumbahçe mahallelerindeki 3 taşınmaz ile İstanbul'un Sarıyer ilçesi Rumeli Feneri Mahallesi'ndeki 1 taşınmaz, özelleştirme kapsam ve programına alındı.</p>
<p>Söz konusu 4 taşınmazın, 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanacak özelleştirme işlemlerinin satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli, mülkiyet dışındaki ayni hakların kurulması veya işletme hakkının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanmasıyla yapılması onaylandı.</p>
<p>Öte yandan, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ankara'nın Çankaya ilçesi Karakusunlar Mahallesi'ndeki taşınmazlara ilişkin ticaret-turizm, resmi kurum ve rekreasyon alanları ile yol kullanımlarını öngören nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri uygun bulundu.</p>
<p>Çankaya ilçesi Öncebeci Mahallesi'ndeki taşınmazlarına yönelik gelişme konut alanı ve trafo alanı kullanım kararlarını içeren nazım ve uygulama imar planı değişikliklerine de onay verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/2-ildeki-tasinmazlarin-ozellestirilmesine-onay-87817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine adına kayıtlı, Muğla&#039;nın Bodrum ilçesindeki 3 taşınmaz ile İstanbul&#039;un Sarıyer ilçesi Rumeli Feneri Mahallesi&#039;ndeki 1 taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındı. Yine Hazine adına kayıtlı Ankara&#039;nın Çankaya ilçesindeki taşınmazlarla ilgili ticaret-turizm, resmi kurum ve rekreasyon alanları ile yol kullanımlarını öngören nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri uygun bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskan-adayi-hatice-oz-antalya-ekonomisi-dijital-donusum-merkezi-ile-gelisecek-87793</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatice Öz: Antalya ekonomisi &#039;Dijital Dönüşüm Merkezi&#039; ile gelişecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (ATSO) ilk kadın Başkan Adayı Hatice Öz, düzenlediği toplantı ile göreve seçilmeleri halinde yapacakları projeleri tanıttı.</p>
<p>"Yeni Nesil ATSO Projeleri"nin Antalya ekonomisini 7 temel sütun üzerine inşa edilmiş bütüncül, ayakları yere basan ve doğrudan sonuç odaklı stratejik projelerden oluştuğunu belirten Öz, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Hazırladığımız bu projeler, Dijital Dönüşüm, Globalleşme, Turizm, İnovasyon,  Tarım Ve Gıda, İnsan Kaynakları İle Finansman, Ticaret Ve Üye Hizmetleri İle Lojistik, Sanayi ve enerji ana eksenlerinde kentin tüm iktisadi damarlarına dokunarak; ticaretin ve sanayinin önünü açmayı hedeflemektedir. Projelerimiz üyelerin maliyetlerini azaltan, işlerini kolaylaştıran ve büyüten; satışlarını artıran, sonuç olarak üyelerimize kazandıran projelerdir. Projelerimiz arasında dijital dönüşümü önceleyen ve kolaylaştıran yapay zeka destekli projeler öne çıkıyor. Biz yapamayacağımız hiçbir projeyi bu sunuma eklemedik. Buraya yazdıysak bunu yapacağız demektir. ATSO’nun yetki ve görev alanını aşan projelere yer vermedik. Ancak kamu kurumlarıyla, yerel yönetimlerle, STK'larla ve özel sektörle birlikte hayata geçirilebilecek bazı vizyon projeleri de tasarladık.’’</p>
<p>‘Dijital Dönüşüm Merkezi’ ile Antalya'nın ekonomik yapısını, bilişim teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak dijitalleşen, yapay zekaya daha entegre hale gelen ekonomiye ayak uyduracağını anlatan Öz, Yapay Zekâ Destekli İçerık Üretim Hizmeti Projesini özellikle dijital dünyaya entegrasyonu sağlayamayan KOBİ’ler için geliştirdiklerini söyledi. Hatice Öz, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Projemiz, üyelerimizin dijital dünyadaki sesi olacak. Üyelerimize tamamen ücretsiz sunacağımız bu platformla, sosyal medya paylaşımlarından reklam metinlerine kadar her türlü dijital içeriği yapay zekâ ile saniyeler içinde kurgulayacağız. İşletmelerimiz dijitalde görünür olacak, müşteri etkileşimi artacak. Yapay Zeka Hukuk Danışmanlığı projesi üyelerimizin gündelik sorularına hızlı cevap veren, sözleşmeler ve dilekçeler hazırlayan bir yardımcı uygulama. Üyemizin bir hukuki sorusu olduğunda artık günlerce cevap beklemesine gerek kalmayacak.’‘</p>
<p>Antalya Dijital Dönüşüm Merkezi projesi ile Antalya ekonomisini geleceğin dünyasına taşıyacak bir merkez olacağını belirten Öz, ‘’Bu proje ile bütün bu dijital hamlelerimizi tek bir güçlü çatı altında topluyoruz. Kuracağımız bu merkezde e-ticaret, siber güvenlik, veri analitiği ve yazılım ihracatı alanlarında uygulamalı mentorluk verecek, üyelerimizi yarının dijital ekonomisine bizzat hazırlayacağız’’ dedi.</p>
<p>Softya Digital Yazılım İhracatı Platformu kuracaklarını anlatan Öz, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bu proje ile yazılım firmalarımız için Antalya Teknokent ile dev bir güç birliği yapıyoruz. Singapur ve Hindistan'daki küresel örnekler gibi, yazılımcılarımızı yurt dışı fuarlarına ve heyet ziyaretlerimize dahil ederek Antalya'dan dünyaya yazılım ihraç edeceğiz. Küresel ticaret hamlesi başlığındaki projelerimiz Antalya’yı dünyada hak ettiği yere taşıyacak projelerdir. İhracat yapan üyelerimize yeni pazarlar oluştururken Antalya'mıza da yeni ihracatçılar kazandıracağız. Doğal taş İhracat Platformu ve Mermer Tasarım Merkezi projesi de globalleşme ile markalaşmayı bir araya getiren bir projedir.’’</p>
<p>Antalya Lojistik Koordinasyon Merkezi ve Soğuk Zincir Lojistik projesi hazırladıklarını, Kayıt Dışı İle Mücadele Komisyonu kuracaklarını, Bankalar Buluşması yapacaklarını, Antalya Ticaret Satın Alma Platformu, Antalya Akıllı Tarım Dönüşüm Programları hazırlayacaklarını, Antalya Organize Tarım Bölgeleri, Antalya Gıda İnovasyon Merkezi projeleri hakkında bilgi veren Hatice Öz, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>‘’Bu projeler Antalya'mızın potansiyelini harekete geçirecek, üyemize nefes aldıracak ve kentin ekonomisini yarının dünyasına taşıyacak bütüncül bir vizyonun eseridir. Biz ATSO'yu üyesinden sadece aidat alan pasif bir yapıdan çıkarıp; üreten, kazandıran ve 7/24 sahada olan güçlü bir akıl merkezine dönüştürmekte kararlıyız.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskan-adayi-hatice-oz-antalya-ekonomisi-dijital-donusum-merkezi-ile-gelisecek-87793</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/3/1280x720/atso-baskan-adayi-hatice-oz-antalya-ekonomisi-dijital-donusum-merkezi-ile-gelisecek-1789713523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nın ilk kadın başkan adayı Hatice Öz, ‘’Yeni Nesil ATSO Projeleri’’ ile üyelerini yapay zeka destekli hazırlayacakları Dijital Dönüşüm Merkezi ile üyelerine daha iyi hizmet vereceklerini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oib-baskani-yazici-rekabet-icin-kur-enflasyon-dengesi-oturtulmali-87784</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 09:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> OİB Başkanı Yazıcı: Rekabet için kur enflasyon dengesi oturtulmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Türk otomotiv sanayisi ihracatta değer bazında büyümesini sürdürürken, yüksek maliyet artışları sektörün rekabetçiliği üzerindeki baskıyı artırıyor.</p>
<p>Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Kemal Yazıcı, özellikle enflasyon ile parite arasındaki makasın son 2,5 yılda yüzde 60’a ulaşmasının ihracatçı açısından önemli bir sorun haline geldiğini belirtti. Türkiye otomotiv sektörünün 2025 yılında 41,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini hatırlatan Yazıcı, bu yıl için ihracatı yüzde 3,6 artırarak 43 milyar dolara çıkarma hedefi koyduklarını söyledi. İlk 8 ayda ihracatın 27,2 milyar dolara ulaştığını belirten Yazıcı, bunun geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,5 artış anlamına geldiğini kaydetti. Ancak ihracattaki değer artışının sektörün gerçek performansını tek başına yansıtmadığına işaret eden Yazıcı, otomotiv ihracatında adet bazında yaklaşık yüzde 20, otomobil ihracatında ise yüzde 30’a yaklaşan gerileme yaşandığını ifade etti. Değer bazındaki performansın özellikle kamyon ve kamyonet ihracatındaki artışla desteklendiğini belirten Yazıcı, buna karşın otomobil tarafındaki kaybın dikkat çekici boyuta ulaştığını söyledi.</p>
<h2>“Gelirimiz döviz, giderimiz TL”</h2>
<p>Sektörün temel sorunlarından birinin parite ile enflasyon arasındaki dengesizlik olduğunu vurgulayan Yazıcı, bu durumun ihracatçıların maliyet yapısını doğrudan etkilediğini söyledi. Yazıcı, “2024 Ocak’tan itibaren yaklaşık 2,5 yıllık döneme baktığımızda enflasyon yüzde 130,7 artmışken parite yaklaşık yüzde 70 değişmiş. Arada yüzde 60’lık bir fark var. İhracatçıların gelirleri döviz bazında, ancak giderlerinin önemli bölümü Türkiye’de ve Türk lirasına bağlı. TÜFE’deki değişim giderlerimizi artırıyor. Gelirimiz olan euro tarafında ise müşterilerimizden sürekli indirim talebi geliyor” dedi. Otomotiv sektöründe girdilerin yaklaşık yarısının döviz bazlı olması nedeniyle farkın bir bölümünün doğal olarak dengelenebildiğini belirten Yazıcı, kalan yüzde 30’un ise verimlilik artışlarıyla karşılanmaya çalışıldığını ifade etti. Otomotiv sanayisinin her yıl yüzde 2-4 arasında verimlilik artışını olağan kabul ettiğini belirten Yazıcı, ancak son 2,5 yılda ortaya çıkan farkın bu yöntemlerle telafi edilemeyecek kadar yüksek olduğuna dikkat çekti. “2,5 yılda yüzde 30’luk farkı sadece verimlilikle karşılamak, herkesin yaşam savaşı vermesi anlamına geliyor” diyen Yazıcı, maliyet ve kur dengesizliğinin geçici olması halinde tolere edilebileceğini, ancak uzun süre devam etmesinin sektör açısından sürdürülebilir olmadığını vurguladı.</p>
<h2>Doğu Avrupa ile rekabet riski</h2>
<p>Maliyet baskısının Türkiye’nin otomotivdeki uluslararası rekabetçiliğini de tehdit ettiğini belirten Yazıcı, Türkiye’nin halen Batı Avrupa ülkelerine göre avantajlı konumda olduğunu ancak Doğu Avrupa ile rekabette makasın daraldığını söyledi. Almanya ve Fransa’da saatlik işçilik maliyetlerinin yaklaşık 40 euro seviyesinde bulunduğunu, Türkiye’de ise bu maliyetin 15-17 euro bandına yükseldiğini belirten Yazıcı, bazı Doğu Avrupa ülkelerinde maliyetlerin 13-14 euro, bazılarında ise 17-18 euro seviyesinde olduğuna dikkat çekti. Yazıcı, “Doğu Avrupa’yla rekabette iyi olduğumuz ülkeler var ama bu şekilde devam edersek bu avantajı kaybedebiliriz. Bizim talebimiz enflasyon, euro-TL ve parite değişiminin aynı doğrultuda gitmesi. Hiçbirinin diğerinin önüne geçmesine ihtiyacımız yok. Biz kendi işimizle rekabet etmeliyiz” diye konuştu. Türkiye otomotiv ihracatının yüzde 85’inin Avrupa’ya gerçekleştirildiğini hatırlatan Yazıcı, Avrupa’nın sektör açısından vazgeçilmez bir pazar olduğunu vurguladı. Alternatif pazarlara yönelik çalışmaların sürdüğünü belirten Yazıcı, ancak ABD’nin ihracat içindeki payının yüzde 3,8, Rusya dahil Türk Cumhuriyetlerinin yaklaşık yüzde 3, Ortadoğu’nun ise yüzde 1,6 seviyesinde kaldığını söyledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oib-baskani-yazici-rekabet-icin-kur-enflasyon-dengesi-oturtulmali-87784</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/4/1280x720/oib-baskani-yazici-rekabet-icin-kur-enflasyon-dengesi-oturtulmali-1789712481.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OİB Başkanı Kemal Yazıcı, son 2,5 yılda Türkiye’de enflasyonun yüzde 130,7 artmasına karşın paritenin yaklaşık yüzde 70 değiştiğine dikkat çekerek, aradaki yüzde 60’lık farkın otomotiv ihracatçısının rekabet gücünü baskıladığını söyledi. Yazıcı, “Kur ile enflasyonun dengesinin oturtulması gerekiyor. Bu dengesizliğin sürekli devam etmesi sürdürülebilir değil” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cozum-hal-yasasi-dijital-takip-sistemi-87772</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Çözüm: hal yasası dijital takip sistemi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yaş sebze ve meyve piyasasında fiyatları manipüle ederek haksız kazanç sağladıkları iddiasıyla büyük dağıtıcı firmalara yönelik yürütülen soruşturmanın ardından ortaya çıkan bulgular tartışılmaya devam ediyor.</p>
<p>Konuyla ilgili EKONOMİ’ye değerlendirmede bulunan Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkan Vekili Av. İbrahim Güllü, soruşturmanın yalnızca vergi ve muhasebe yönüyle değil, üreticiden tüketiciye uzanan fiyat zinciri açısından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fiyatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından bir an önce dijital takip sistemi ve Hal Yasası'nın hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aaccd97b3d38-1789709719.jpg" alt="" width="700" height="469" /></p>
<h2>“Tüketicinin ödediği fiyatı etkileyebilir” </h2>
<p>Güllü, soruşturmayla ilgili haberlerde bazı üreticilerin gerçek satış fiyatları ile düzenlenen makbuzlardaki bedeller arasında ciddi farklılıklar bulunduğuna ilişkin örnekler aktarıldığını belirterek, asıl sorunun yalnızca “Kim ne kadar kazandı?” olmadığını, maliyet ve fiyat oluşumundaki uygulamaların bedelini kimin ödediğinin de ortaya konulması gerektiğini kaydetti. Sahte veya gerçeğe aykırı müstahsil makbuzu düzenlenmesinin doğrudan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında düzenlenen bir konu olmadığını belirten Güllü, “Ancak böyle bir uygulamanın soruşturma sonucunda doğrulanması halinde ürünün gerçek maliyeti ve gerçek fiyat oluşumu hakkında yanıltıcı bir ekonomik zincir oluşturup oluşturmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerek.</p>
<p>‘Maliyet arttı’ gerekçesiyle tüketiciden alınan bedelin gerçekten oluşmuş bir maliyete dayanıp dayanmadığı incelenmeli” diye konuştu. Soruşturma kapsamında 1.029 çiftçinin beyanına başvurulmasının önemli bir veri seti oluşturduğunu belirten Güllü, gerçek fiyatın izinin sürülebilmesi için ürünün kimden çıktığı, kaç liraya satıldığı, kime ve kaç kez el değiştirdiği ile tüketiciye hangi fiyatla ulaştığının bütün aşamalarda ortaya konulması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi verilerinin incelenmesinin de bu açıdan önem taşıdığını belirten Güllü, 1.029 çiftçinin beyanının yalnızca soruşturma dosyasında kalmaması gerektiğini ifade etti</p>
<p>Güllü, ÇKS’deki üretim miktarı ile Hal Kayıt Sistemi’ndeki satış kayıtlarının; müstahsil makbuzu, e-müstahsil makbuzu, sevk irsaliyesi, fatura, hal giriş-çıkış fiyatları, toptan satış fiyatı ve nihai perakende fiyatıyla otomatik olarak karşılaştırılmasını önerdi.</p>
<p>Güllü, TÜKONFED olarak üreticiden tüketiciye kadar tüm aşamalardaki fiyat değişimlerini ve aracıları takip edecek dijital bir sistem kurulmasını önerdiklerini söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Hal Yasası bir an önce çıkarılmalı”</span></h2>
<p>Yaş sebze ve meyvede üreticiden tüketiciye kadar uzanan zincirde fi yatların bazı ürünlerde yüksek oranlarda arttığına dikkat çeken Güllü, çok sayıdaki aracının her el değiştirmede fi yatı artırmasının piyasanın sağlıklı işleyişi açısından sorgulanması gerektiğini belirtti. Türkiye’de Hal Kayıt Sistemi ve Çiftçi Kayıt Sistemi gibi önemli veri altyapılarının bulunduğunu, ancak üreticiden tüketiciye kadar bütün sürecin tek bir sistem üzerinden izlenemediğini söyleyen Güllü, bu nedenle dijital takip sisteminin kurulması gerektiğini ifade etti. Tarladan markete kadar zincirde yer alan her aracının “fi yatın suçlusu” ilan edilmesinin doğru olmayacağını belirten Güllü, ancak ürüne gerçek bir ekonomik değer katmadan yalnızca el değiştirme yoluyla fi yatı yükselten ve piyasa gücünü kullanarak fi yat oluşumunu etkileyen yapıların denetlenmesi gerektiğini ifade etti. Yeni sistemde yalnızca “Kaç aracı var?” sorusunun değil, “Bu aracılık hangi maliyeti yaratıyor ve ürüne hangi değeri katıyor?” sorusunun da sorulması gerektiğini belirten Güllü, Hal Yasası’nın da gecikmeden çıkarılması gerektiğini savundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cozum-hal-yasasi-dijital-takip-sistemi-87772</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/sebze-meyve-hali-1789709695.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaş sebze ve meyvede gerçek satış fiyatı ile belgelerdeki bedeller arasındaki farkların tüketici fiyatlarını etkileyebileceğini belirten TÜKONFED Başkan Vekili İbrahim Güllü, tüm fiyat zincirinin dijital sistemle izlenmesi ve Hal Yasası’nın acil çıkarılması gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kdv-ve-otvde-akaryakitin-enflasyon-etkisi-sinirlanmali-87768</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;KDV ve ÖTV&#039;de akaryakıtın enflasyon etkisi sınırlanmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Ekonomist Hakkı Hakan Yılmaz akaryakıt fiyatlarının yarattığı riskin sadece doğrudan girdi maliyetlerini artırması olmadığını, ikincil fiyatları yükseltme eğilimi yanında, ikincil fiyatlara geçiş süresinin kısalmasıyla da gelecek dönem enflasyonu üzerinde de baskı oluşturduğunun altını çizdi. Enerji fiyatlarındaki yükselişin etkilerine ve alınabilecek önlemlere yönelik değerlendirme yapan Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, yıl başı seviyesine göre eylül ayında motorinde 100 TL’nin, benzinde 80 TL’nin aşıldığı günlerde, eşel mobil ile fiyat kontrolü olduğu halde motorindeki fiyat artışının yüzde 76, benzinde yüzde 50,7’ye ulaştığını vurguladı. Bu artışlarla yine eylül ayı itibariyle benzinde ve motorindeki fiyat artışının Ocak-Eylül dönemi enflasyonuna doğrudan katkısının 1,69, ikincil fiyatlarla birlikte katkısının yüzde 7,6 olduğunu hesapladı.</p>
<h2>Yıl sonuna kadar ÖTV sıfırlanabilir </h2>
<p>Bu seviyelerin özellikle fiyatlama davranışlarını bozma ve ikincil fiyat artışlarına geçişin hızlanmasıyla sürdürülemez olduğunu belirten Yılmaz, bütçeye getireceği ilave yüklere katlanılarak önlem alınması gerektiğini söyledi. Yılmaz; yıl sonuna kadar ÖTV’nin sıfırlanmasını, tarım, sanayi gibi kullanım alanlarına göre yüzde 20 olan KDV’nin farklılaştırılarak yüzde 10’a kadar çekilmesini, dar gelirli kesimlere yönelik gıda, barınma ve eğitim sosyal destek ve yardımların artırılmasını, ve enerji maliyetleri artan reel sektörün enerji maliyetlerinin düşürülmesine yönelik bir destek mekanizması tasarlanmasını önerdi.</p>
<h2>Enflasyon yüzde 31-32 bandına ulaşabilir </h2>
<p>Motorin ve benzin başta olmak üzere enerji fiyatlarındaki artışların, kamu tarafından fiyatı belirlenen elektrik ve doğalgaz başta olmak üzere diğer ürünlerden de kaynaklandığını hatırlatan Hakkı Hakan Yılmaz, OVP’de belirlenen yüzde 28,4’lük tahminin üzerine çıkılarak yıl sonunda yüzde 31- 32 bandında bir enflasyonun görülebileceğine işaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacc68c495c9-1789707916.png" alt="" width="550" height="154" />Akaryakıt fiyatlarındaki artışın doğrudan etkisi yanında, dolaylı etkileri ve o fiyatlama davranışlarına ve diğer mal ve hizmetlere geçiş süresinin kısalmasına işaret eden Yılmaz, “Bu yapı sürdürülebilir değil. Örneğin motorin yalnızca araç kullananların ödediği bir fiyat değildir; ekonominin neredeyse bütün üretim ve dağıtım zincirinin maliyet unsurudur. Dolayısıyla enerji fiyatlarındaki yükselişin ikincil fiyatlara geçiş süresi kısaldıkça, bugünkü zamlar yalnızca bugünün enflasyonunu değil, gelecek ayların enflasyonunu ve enflasyon beklentilerini de yukarı taşımaktadır” yorumunu yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kdv-ve-otvde-akaryakitin-enflasyon-etkisi-sinirlanmali-87768</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/4/1280x720/kdv-vergi-1767328296.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bütçeye getireceği ilave yüklere katlanılarak önlem alınması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, yıl sonuna kadar ÖTV’nin sıfırlanmasını, tarım, sanayi gibi kullanım alanlarına göre yüzde 20 olan KDV’nin farklılaştırılarak yüzde 10’a kadar çekilmesini, dar gelirli kesimlere yönelik gıda, barınma ve eğitim sosyal destek ve yardımların artırılmasını, ve enerji maliyetleri artan reel sektörün enerji maliyetlerinin düşürülmesine yönelik bir destek mekanizması tasarlanmasını önerdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ata-tohumlari-gaziantepli-kadin-ciftcilerin-elinde-yeniden-yeseriyor-87833</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 102 çeşit ata tohumu Yerel Tohum Gen Bankası’nda muhafaza ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, bölgenin tarımsal mirasını oluşturan yerel çeşitlerin korunması, çoğaltılması ve yeniden üretime kazandırılması amacıyla “Ata Tohumları Kadın Çiftçilerin Elinde Yeniden Yeşeriyor Projesi”ni sürdürüyor. </p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı ile GAP Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü arasında imzalanan ortak protokol kapsamında yürütülen projeyle, bölgede yetiştirilen ve ekonomik öneme sahip yerel tahıl ve sebze çeşitlerinin gelecek nesillere aktarılması hedefleniyor. Yerel çeşitlerin toplanması, karakterize edilmesi, tescil süreçlerinin yürütülmesi ve sertifikalı tohum üretiminin ardından yeniden çiftçiye kazandırılmasını kapsayan çalışmalarla ata tohumlarının tarımsal üretimde yaygınlaştırılması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Tarım Okulu’nda Yerel Tohum Gen Bankası oluşturuldu</strong></p>
<p>Verilen bilgiye göre proje kapsamında, Tarım Okulu bünyesinde "Yerel Tohum Gen Bankası" odası oluşturuldu. Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 9 ilden toplanan 102 çeşit ata tohumu burada koruma altına alınırken, yerel çeşitlerin çoğaltılmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor. Ticari öneme sahip yerel çeşitlerin standart hale getirilerek bölgede faaliyet gösteren üreticiler tarafından yetiştirilmesi ve üretimin yaygınlaştırılması projenin temel hedefleri arasında bulunuyor. Böylece yerel tohumların yalnızca muhafaza edilmesi değil, yeniden üretim döngüsüne dahil edilerek sürdürülebilirliğinin sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>63 çeşit Ankara’da da koruma altına alınıyor</strong></p>
<p>Yerel Tohum Gen Bankası’nda bulunan çeşitlerden 63’ü ayrıca korunmak üzere Ankara Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü’ne gönderildi. Böylelikle bölgenin genetik kaynaklarının güvence altına alınmasına yönelik koruma çalışmaları güçlendirildi. Yaşayan ve sürekli gelişen bir çalışma olarak sürdürülen proje kapsamında yeni ata tohumu çeşitlerinin araştırılması, tespit edilmesi ve çoğaltılması devam ediyor. Bölgede yeni yerel çeşitlere ulaşıldıkça bu tohumlar da Yerel Tohum Gen Bankası’na dahil edilerek Gaziantep ve Güneydoğu Anadolu’nun tarımsal mirasının gelecek kuşaklara aktarılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ata-tohumlari-gaziantepli-kadin-ciftcilerin-elinde-yeniden-yeseriyor-87833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/ata-tohumlari-gaziantepli-kadin-ciftcilerin-elinde-yeniden-yeseriyor-1789730018.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen “Ata Tohumları Kadın Çiftçilerin Elinde Yeniden Yeşeriyor Projesi”ni kapsamında Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki 9 ilden toplanan toplam 102 çeşit ata tohumu Yerel Tohum Gen Bankası’nda muhafaza ediliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-model-fabrika-segem-statusu-kazandi-87830</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep Model Fabrika, SEGEM statüsü kazandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Sanayi Odası (GSO) iştiraklerinden Gaziantep Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi (Model Fabrika) KOSGEB Sektörel Gelişim Merkezi (SEGEM) Destek Programı kapsamında “SEGEM Statüsü” kazandı.</p>
<p>Sanayicilerin yalın üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine rehberlik eden Gaziantep Model Fabrika, kazandığı SEGEM statüsü ile bugüne kadar sahada oluşturduğu bilgi, deneyim ve dönüşüm kültürünü daha güçlü bir kurumsal yapı altında geliştirmeyi hedefliyor. KOSGEB tarafından hayata geçirilen SEGEM Destek Programı; KOBİ’lerin kurumsallaşma düzeylerinin yükseltilmesi, verimliliklerinin artırılması ve dijital, yalın ve yeşil dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasını amaçlıyor. Program kapsamında SEGEM’ler aracılığıyla işletmelere üretim ve yönetim süreçlerinin geliştirilmesi, teknoloji adaptasyonu, dijital dönüşüm, yalın üretim, yapay zekâ tabanlı çözümler ve yeşil dönüşüm gibi alanlarda eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunulması öngörülüyor.</p>
<p>GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, Gaziantep Model Fabrika’nın SEGEM Statüsü kazanmasının Gaziantep sanayisinin dönüşüm süreci açısından önemli bir gelişme olduğunu belirterek, “Gaziantep Model Fabrikamız, kurulduğu günden bu yana sanayicilerimizin yalın üretim ve dijital dönüşüm süreçlerine doğrudan katkı sunan, sahada uygulama ve deneyimi önceleyen önemli bir merkez oldu. Bugün KOSGEB SEGEM Destek Programı kapsamında SEGEM Statüsü kazanmamız, Model Fabrika’da bugüne kadar oluşturduğumuz bilgi birikimi ve deneyimin daha güçlü bir kurumsal çerçeveye taşınması açısından bizler için önemli bir kazanımdır’’ dedi.</p>
<p>Sanayinin geleceğinde verimlilik, dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve sürekli iyileştirmenin çok daha belirleyici olacağını belirten Ünverdi, ‘’Gaziantep olarak üretim gücümüzü korurken, işletmelerimizin teknolojik ve yönetsel yetkinliklerini de geliştirmemiz gerekiyor. Bu noktada Model Fabrika’nın rolünü daha da güçlendireceğiz. Hedefimiz; işletmelerimizin kaynaklarını daha verimli kullanmasını, üretim süreçlerini iyileştirmesini, dijital teknolojilere daha hızlı adapte olmasını ve küresel rekabet gücünü artırmasını sağlamak. Daha verimli işletmeler, daha güçlü KOBİ’ler ve daha rekabetçi bir Gaziantep sanayisi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Gaziantep Model Fabrika</strong></p>
<p>Gaziantep Model Fabrika, Gaziantep başta olmak üzere çevre illerdeki KOBİ ve büyük ölçekli işletmelere yalın üretim, dijital dönüşüm ve sürekli iyileştirme alanlarında eğitim, uygulama ve danışmanlık desteği sunan bir merkezdir. Gaziantep Model Fabrika’da işletmelerin gerçek üretim süreçlerini deneyimleyerek dönüşüm yaklaşımını öğrenmelerine imkân sağlayan uygulamalı bir yapı bulunuyor.</p>
<p>Güncel hizmetleri arasında yalın olgunluk değerlendirme analiz (YODA) çalışmaları, proje uygulamalar, deneyimsel eğitimler ve Öğren-Dönüş programları yer alıyor. Dijital dönüşüm tarafında ise işletmelerin dijital olgunluk seviyelerinin değerlendirilmesine yönelik DDX ve DDX+ çalışmaları ile işletmeye özel dijital dönüşüm yol haritası oluşturma hizmetleri sunuluyor.</p>
<p>SEGEM statüsü ile birlikte Gaziantep Model Fabrika’nın işletmelerin gelişim yolculuklarına sunduğu bu hizmetlerin daha da güçlendirilmesi; verimlilik, teknoloji kullanımı, yalın üretim, dijitalleşme ve sürdürülebilir üretim alanlarında Gaziantep sanayisine sağlanan katkının artırılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-model-fabrika-segem-statusu-kazandi-87830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/0/1280x720/gaziantep-model-fabrika-segem-statusu-kazandi-1789727844.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Yetkinlik ve Dijital Dönüşüm Merkezi “SEGEM Statüsü” kazandı. GSO Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, &quot;GSO Başkanı KOSGEB SEGEM Destek Programı kapsamında SEGEM Statüsü kazanmamız, Model Fabrika’da bugüne kadar oluşturduğumuz bilgi birikimi ve deneyimin daha güçlü bir kurumsal çerçeveye taşınması açısından bizler için önemli bir kazanımdır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vakif-katilim-bursanin-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-87828</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akben: Bursa’daki vakıf eserlerini sistemli biçimde belgeledik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Köklü vakıf kültürünün izlerini kayıt altına almak ve bu mirası gelecek kuşaklara aktarmak amacıyla hayata geçirilen Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında hazırlanan “Bursa Vakıf Eserleri Kitabı” için Tayyare Kültür Merkezi’nde bir lansman gerçekleştirildi.</p>
<p>Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben’in ev sahipliğinde gerçekleşen programa, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çelenk, Bursa Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz ve Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Deniz Köken ile kentin önde gelen isimlerinin yanı sıra kamu, iş dünyası, kültür-sanat çevreleri ve basın mensupları katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad134d10a22-1789727565.jpeg" alt="" width="583" height="388" /></p>
<p>Programda projenin Bursa ayağında yürütülen araştırma, saha ve belgeleme çalışmalarına ilişkin bilgiler paylaşılırken; kentin vakıf eserlerini tarihî, mimari ve görsel bir bütünlük içinde derleyen “Bursa Vakıf Eserleri Kitabı” davetlilere tanıtıldı. “Bir Rüyanın İzinde” fotoğraf ve deneyim sergisi de lansmanın ardından ziyarete açıldı. Kitaptan seçilen 320 eserin fotoğrafının yer aldığı sergi, Bursa’nın yüzyıllara uzanan vakıf birikimini görsel bir perspektiften anlatıyor.</p>
<h2>385 vakıf eseri, 34 bin 952 fotoğraf karesiyle belgelendi</h2>
<p>Vakıf Katılım’ın 2022 yılında “Hatay Vakıf Eserleri Kitabı”yla başlattığı Vakıf Eserleri Envanter Projesi, ardından “Konya Vakıf Eserleri Kitabı”yla devam etti. Projenin üçüncü durağı olan Bursa’da ise kent genelindeki 385 vakıf eserinin, yürütülen kapsamlı saha çalışmaları sonucunda 34 bin 952 fotoğraf karesiyle kayıt altına alındığı bildirildi. Şehrin vakıf mirasını bütüncül bir bakışla ele alan kitapla hem kültürel hafızanın korunmasına katkı sunulması hem de tarih, sanat tarihi, mimarlık ve şehir araştırmaları alanlarında yapılacak çalışmalara kaynak oluşturulması amaçlanıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aad136326b27-1789727587.jpeg" alt="" width="501" height="333" /></p>
<h2>“Vakıf eserleri, bir medeniyet tasavvurunun hafızasıdır”</h2>
<p>Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, projeye ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Vakıf eserleri, yalnızca geçmişten günümüze ulaşan mimari yapılar değil; şehirlerin hafızasını, toplumsal dayanışma anlayışını ve medeniyet tasavvurunu bugüne taşıyan kıymetli tanıklardır. Bursa da vakıf kültürünün bir şehrin sosyal ve kültürel dokusunu nasıl şekillendirdiğini bütün zenginliğiyle görebildiğimiz müstesna şehirlerimizdendir. Nitekim Hanlar Bölgesi, Sultan Külliyeleri ve Cumalıkızık ile 2014’te UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Bursa, zanaat ve halk sanatları alanındaki köklü birikimiyle de UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na 2021 yılında dâhil olmuştur. Bu uluslararası kabuller, Bursa’nın tarihî ve kültürel mirasının evrensel ölçekte taşıdığı değeri ortaya koyuyor. Böylesine kıymetli bir mirasın doğru biçimde belgelenmesi ve gelecek kuşaklara aktarılması da ayrı bir önem taşıyor. Biz de bu doğrultuda, Bursa’daki vakıf eserlerini yalnızca tespit etmekle kalmadık; tarihsel bağlamları, mimari nitelikleri ve mevcut durumlarını sistemli biçimde belgeledik.”</p>
<p>‘Bursa Vakıf Eserleri Kitabı’nın, kıymetli mirası kayıt altına almanın ötesinde, gelecekte yapılacak araştırmalara da kaynaklık edecek kalıcı bir eser olduğuna inandıklarını vurgulayan Akben şunları söyledi: “Çalışmamızı, kitapla sınırlamadık; fotoğraf sergisiyle farklı bir anlatım alanına da taşıdık. Vakıf Katılım olarak kurumsal kimliğimizde taşıdığımız vakıf anlayışının bize yüklediği sorumlulukla, geçmişle gelecek arasında köprü kuran çalışmalara önümüzdeki dönemde de katkı sunmayı sürdüreceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vakif-katilim-bursanin-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-87828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/8/1280x720/vakif-katilim-bursanin-vakif-mirasini-gelecege-tasiyor-1789727620.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vakıf Katılım’ın Vakıf Eserleri Envanter Projesi kapsamında Bursa’da yürüttüğü çalışmalar, Tayyare Kültür Merkezi’nde düzenlenen lansmanla kamuoyuna tanıtıldı. Bursa’daki 385 vakıf eserinin 34 bin 952 fotoğraf karesiyle belgelendiği çalışma sonucunda hazırlanan “Bursa Vakıf Eserleri Kitabı” okurla buluşurken, projeden seçilen fotoğraflardan oluşan “Bir Rüyanın İzinde” adlı fotoğraf ve deneyim sergisi de ziyarete açıldı. Vakıf Katılım Genel Müdürü Mehmet Ali Akben, &quot;Bursa’daki vakıf eserlerini yalnızca tespit etmekle kalmadık; tarihsel bağlamları, mimari nitelikleri ve mevcut durumlarını sistemli biçimde belgeledik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-hedefi-yetmiyor-sermaye-proje-ariyor-87781</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklim hedefi yetmiyor, sermaye proje arıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye COP31’e hazırlanırken iklim finansmanında tartışma “ne kadar kaynak var?” sorusundan “sermayeyi hangi koşullarda harekete geçirebiliriz?” sorusuna kayıyor. 2023’ten bu yana Türkiye’de 750 milyar TL’yi aşan yeşil ve sürdürülebilir borçlanma aracı ve kira sertifikası ihraç edildi. Uluslararası yatırımcılar ise, istikrarlı politikalar, güvenilir geçiş planları ve yatırım yapılabilir projeler bekliyor. </strong></p>
<p>COP31’e iki aydan az süre kala Türkiye açısından iklim gündeminin en kritik başlıklarından biri finansman. Çünkü hedeflerin açıklanması ile bu hedeflerin fabrikaya, enerji yatırımına, altyapıya ve teknolojiye dönüşmesi arasında hâlâ önemli bir finansman boşluğu var.</p>
<p>İstanbul Finans Merkezi’nde Entegre Raporlama Derneği Türkiye (ERTA) ve Principles for Responsible Investment (PRI) iş birliğiyle, VakıfBank ev sahipliğinde gerçekleştirilen “Pre-COP31 Sustainable Finance &amp; Investment Forum”un odak noktası da buydu: İklim hedefleri nasıl yatırım yapılabilir projelere dönüştürülecek ve özel sermaye bu dönüşüme nasıl çekilecek?</p>
<p>Forumda kamu, finans kuruluşları, uluslararası yatırımcılar, kalkınma finansmanı kurumları ve reel sektör temsilcilerinin mesajları ortak bir noktada buluştu: Finansman tek başına yeterli değil. Sermayenin harekete geçebilmesi için güvenilir veri, öngörülebilir politika, güçlü kurumlar ve finansmana hazır proje portföyleri gerekiyor.</p>
<p><strong>750 milyar TL’yi aşan yeşil finansman</strong></p>
<p>Türkiye’de sürdürülebilir finans piyasası son yıllarda önemli bir büyüklüğe ulaşmış durumda.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Erdurmuş’un verdiği bilgiye göre, 2023’ten bu yana ilgili düzenlemeler kapsamında 750 milyar TL’nin üzerinde yeşil ve sürdürülebilir borçlanma aracı ile kira sertifikası ihracı gerçekleştirildi.</p>
<p>Erdurmuş, yeşil dönüşümün uzun vadeli ve yüksek tutarlı yatırımlar gerektirdiğine dikkat çekerek, sermaye piyasalarının bu dönüşümün finansmanında temel unsurlardan biri olduğunu vurguluyor. Bundan sonraki adım ise reel sektör şirketlerinin bu araçlardan daha fazla yararlanabilmesi ve yatırımcı tabanının genişletilmesi.</p>
<p><strong>“Temel mesele yatırım yapılabilirlik”</strong></p>
<p>Uluslararası yatırımcı açısından bakıldığında da benzer bir tablo var. PRI Chief Sustainable Systems Off icer Nathan Fabian’a göre gelişmekte olan piyasalara sermaye akışının hızlandırılması, dönüşümün en önemli sınavlarından biri. Ancak Fabian, temel meselenin “yatırım yapılabilirlik” olduğuna dikkat çekiyor. Uluslararası sermayenin harekete geçebilmesi için istikrarlı politikalar, güvenilir geçiş planları ve risk-getiri dengesini iyileştiren finansman araçları gerekiyor.</p>
<p>ERTA Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Güler Aras da Türkiye açısından fırsatın tam bu noktada bulunduğunu söylüyor.</p>
<p>Aras’a göre Türkiye; sanayi altyapısı, finansal sistemi, sermaye piyasaları, yenilenebilir enerji potansiyeli ve girişimcilik kapasitesiyle güçlü bir zemine sahip. Ancak bu potansiyelin küresel yatırımcı açısından “güvenilir, anlaşılabilir ve yatırım yapılabilir bir dönüşüm hikâyesine” dönüştürülmesi gerekiyor.</p>
<p>Aras, “Dönüşümün gerçek ölçüsü, taahhütlerin yatırıma ve somut etkiye dönüşmesidir” diyor.</p>
<p><strong>Bankalar da portföylerini dönüştürüyor</strong></p>
<p>Dönüşüm yalnızca sermaye piyasaları üzerinden ilerlemiyor. Bankaların bilançoları ve uluslararası finansmana erişimi de düşük karbonlu ekonomiye geçişte önemli bir kanal oluşturuyor.</p>
<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, bankanın mayıs ayında yüzde 110’un üzerinde yenileme oranıyla 1,2 milyar dolarlık sürdürülebilirlik temalı sendikasyon kredisi sağladığını belirtiyor.</p>
<p>Arslan, önümüzdeki dönemde yeşil ve sürdürülebilir varlıkların portföy içindeki payını artırmayı ve müşterilerin düşük karbonlu üretim modellerine geçişini desteklemeyi hedeflediklerini söylüyor.</p>
<p>Bu yaklaşım şirketler açısından da yeni bir döneme işaret ediyor. Finansmana erişimde yalnızca bilanço ve yatırımın ekonomik getirisi yeterli olmuyor. Dönüşüm planının güvenilirliği, iklim risklerinin nasıl yönetildiği ve sürdürülebilirlik verilerinin niteliği de giderek daha önemli hale geliyor.</p>
<p><strong>COP31 için kritik soru</strong></p>
<p>Forumda kalkınma finansmanından sermaye piyasalarına, sürdürülebilirlik açıklamalarından reel sektör yatırımlarına kadar farklı başlıklar ele alınsa da tartışmalar aynı soruya bağlandı:</p>
<p>Türkiye iklim hedeflerini nasıl finanse edilebilir projelere dönüştürecek?</p>
<p>İklim finansmanında yeni dönemin en kritik kavramı “yatırım yapılabilirlik” olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-hedefi-yetmiyor-sermaye-proje-ariyor-87781</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/1/1280x720/636-1789711808.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim hedefi yetmiyor, sermaye proje arıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/isvicreli-on-turkiyede-magazalasmaya-hazirlaniyor-87779</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsviçreli On, Türkiye’de mağazalaşmaya hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Koşu ayakkabılarıyla küresel spor giyim pazarının hızlı büyüyen oyuncularından On, Türkiye’de yeni bir aşamaya geçiyor. Ürünleri seçili perakende noktalarında satılan marka, şimdi kendi markalı fiziksel mağaza ağı için hazırlık yapıyor. Türkiye’deki tek yetkili distribütörü Satürn Spor’un yayımladığı “Head of Retail” ilanında, perakende operasyonlarını sıfırdan kurup büyütecek yönetici arandığı belirtildi. Yöneticinin mağaza açılışları, taşımalar ve yenileme projelerini yönetmesi bekleniyor. Mağazaların sayısı, lokasyonları ve açılış tarihleri henüz açıklanmadı.</p>
<h2>Türkiye’ye 2025’te girdi </h2>
<p>2010’da İsviçre’de kurulan On, koşu ayakkabılarında geliştirdiği teknolojilerle büyüdü. Türkiye pazarına 2025 ilkbahar/yaz sezonunda giren markanın ürünleri Beymen, Vitruta, SPX, Sneaks Up, Vakkorama, Yalı Spor ve Wunder gibi seçili satış noktalarında tüketiciyle buluştu. Marka, Haziran 2026’da İstanbul Modern’de Türkiye lansmanını gerçekleştirdi. Türkiye operasyonunu yürüten Satürn Spor, On’un Türkiye’deki tek yetkili distribütörü.</p>
<h2>5 yılda satışlarını yaklaşık 4’e katladı </h2>
<p>On’un Türkiye’de mağazalaşma hazırlığı, küresel ölçekte hızlı büyüdüğü bir döneme denk geliyor. Şirketin net satışları 2023’te 1,79 milyar İsviçre frangından 2024’te 2,32 milyar franga, 2025’te ise yüzde 30 artışla 3,01 milyar franga ulaştı. Böylece tarihinde ilk kez 3 milyar frank satış sınırını aştı. Brüt kâr marjı yüzde 62,8’e yükseldi. Ayakkabı satışları 2025’te yüzde 27,5 artarak 2,80 milyar franga çıktı ve toplam cironun yaklaşık yüzde 93’ünü oluşturdu. 2026’nın ilk yarısında toplam satışlar yüzde 14 artarak 1,68 milyar franga, ayakkabı satışları yüzde 11,5 artışla 1,55 milyar franga çıktı. Şirket, 2026’da kur etkisinden arındırılmış satışlarının yüzde 20’lerin düşük bandında büyümesini bekliyor.</p>
<p>Şirket son dönemde Sao Paulo ve Kopenhag'daki ilk mağazalarını açtı. İkinci çeyrekte doğrudan tüketiciye satışlar yüzde 26 artarak 388,4 milyon franga çıkarken, bu kanal toplam satışların yüzde 45,7'sine ulaştı. Türkiye için verilen yeni iş ilanı da markanın küresel olarak izlediği doğrudan perakende büyüme stratejisinin Türkiye'ye taşınmaya hazırlandığına işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dünyada mağaza sayısı 67’yi aştı</span></h2>
<p>On, çok markalı satış noktalarının yanı sıra doğrudan tüketiciye satış kanalına da ağırlık veriyor. Şirketin 2025 sonu itibarıyla dünya genelinde 67 kendi perakende noktası bulunuyordu. Bunların 14’ü Amerika kıtasında, 10’u Avrupa’da, 5’i Çin dışındaki Asya-Pasifik ülkelerinde ve 38’i Hong Kong dâhil Çin’de faaliyet gösteriyordu. Doğrudan tüketiciye satışların toplam satışlardaki payı yüzde 41,8’e ulaştı. Markayı rakiplerinden ayıran unsurlar arasında CloudTec, CloudTec Phase, Helion superfoam ve Speedboard teknolojileri bulunuyor. LightSpray teknolojisinde ayakkabının üst kısmı robot tarafından filament püskürtülerek tek parça hâlinde oluşturuluyor. On’a göre robot bu parçayı yaklaşık üç dakikada üretebiliyor.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">FEDERER 2019’DA ORTAK GİRİŞİMCİ OLDU</span></h2>
<p>On’un küresel bilinirliğini artıran gelişmelerden biri İsviçreli tenisçi Roger Federer’in markaya katılması oldu. Federer, 2019’da klasik sponsorluk yerine On’a “co-entrepreneur”, yani ortak girişimci olarak dâhil oldu ve The Roger ürün ailesinin geliştirilmesinde görev aldı. Bugün spor giyim markasına dönüşen On, koşu, outdoor, antrenman, tenis ve günlük kullanım kategorilerinde faaliyet gösteriyor. Ürünleri 90’dan fazla ülkede satılan markanın Türkiye’de açtığı yeni yönetici pozisyonu, distribütör ve çok markalı satış noktalarıyla başlayan operasyonun fiziksel mağazacılıkla büyütülmeye hazırlandığını gösteriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/isvicreli-on-turkiyede-magazalasmaya-hazirlaniyor-87779</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/9/1280x720/isvicreli-on-1789711505.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye pazarına geçen yıl giren İsviçreli spor giyim markası On, fiziki mağaza açmaya hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bakan-ersoy-bazen-mitten-yardim-istiyoruz-87775</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Ersoy: Bazen MİT’ten yardım istiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SADİ ÖZDEMİR</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, yurt dışına yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarımızın ülkemize getirilmesi için çok kapsamlı çalıştıklarını belirterek, “2026’da 26 eserimizin iadesini sağladık. 2002’den bu yana ülkemize kazandırılan eser sayısı 13 bin 474’e ulaştı. Bunların 9 binden fazlasını son 8 yılda geri getirdik. Bu başarı, bilimsel araştırma, hukuk ve diplomasiyi birlikte yürüten kararlı çalışmalarımızın sonucu. Hâlâ yurt dışındaki çok sayıda eserimiz var ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bazen MİT’ten rica ediyoruz, istiyoruz. ‘Şu konu, şu eser’ diyoruz” dedi. Bakan Ersoy ile Kahramanmaraş’taki buluşmamızdan önce sohbet ettiğimiz bazı Bakanlık bürokratları, Türkiye topraklarından kaçırılmış tarihi ve kültürel varlıkların, vatanına iadesinde ABD’nin son derece olumlu yaklaştığı ve en fazla iadenin bu ülkeden sağlandığını söylediler. Türkiye’den en fazla eserin sergilendiği İngiltere ve Almanya ise bu konuları konuşmaya bile yaklaşmıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacd0df34ecb-1789710559.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>"Marcus Aurelius’u topuğundan yakaladık"</h2>
<p>Eser takibinde sonuç almanın bazen yıllar sürdüğünü anlatan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Marcus Aurelius heykelinin 65 yıllık bir mücadelenin ardından ülkemize dönmesi bunun en güçlü örneklerinden. Topuğundaki bir parçayı biz ortaya koyduk ve heykel ile ‘yap-boz gibi uyumunu’ kanıtladık. Adeta topuğundan yakaladık, ikna ettik. Şimdi Marcus Aurelius’u ve Boubon Antik Kenti’nden yasa dışı yollarla çıkarılmış diğer eserleri Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’nde halkımızla buluşturduk. Aynı sergide yurt dışından iade edilen eserleri, yurt içinde kaçakçılıktan kurtarılan kültür varlıklarını ve bilimsel kazılarda gün yüzüne çıkarılan buluntuları bir araya getirdik. Bunların tamamı kültürel mirasımıza sahip çıkma mücadelemizin farklı parçaları. Bizim için eserin büyüğü küçüğü yok. Bazen küçük bir kandil ya da aşınmış bir sikke, geçmişte insanların nasıl yaşadığını, ürettiğini ve ticaret yaptığını anlamamız açısından çok önemli bilgiler verebilir. Bu nedenle bu topraklara ait her kültür varlığının izini aynı titizlikle sürüyoruz. Eserlerimizi bulmak için bazen MİT’ten yardım rica ediyoruz, destek alıyoruz. Büyükelçiliklerimiz de bu konuda ayrıca çok sıkı takipte” dedi.</p>
<p>Kültür varlığı kaçakçılığının sınır aşan ve örgütlü bir suç olduğunu vurgulayan Bakan Mehmet Nuri Ersoy, bu mücadelede güçlü uluslararası iş birlikleri gerektiğini ifade etti. Bakan Ersoy, “Osmanlı döneminde 1903’te ilk kanunumuz çıkmış ve bu tarihten sonra yurt dışına çıkarılan eserlerimiz için hukuki zeminimiz daha güçlü. Ancak önceki yıllar için zorluklar çıkarıyorlar. Bizim kanıtlamamızı istiyorlar. Biz de bugüne kadar 14 ülkeyle ikili anlaşma imzaladık. ABD ile 2021 yılında başlattığımız iş birliğini de 24 Mart 2026’da beş yıl daha uzattık. Amerikan makamlarıyla yürüttüğümüz ortak çalışmalar devam ediyor. Biz bu meseleye yalnızca kendi eserlerimizin iadesi açısından bakmıyoruz. Başka ülkelerden yasa dışı yollarla çıkarılmış kültür varlıklarının da ait oldukları topraklara dönmesini savunuyoruz. Bu yıl Etiyopya kökenli bir el yazmasını Etiyopya makamlarına teslim ettik.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Kesintisiz takipteyiz"</span></h2>
<p>Yurt dışındaki Türkiye kökenli kültür varlıklarını çok yakından takip ettiklerini söyleyen Bakan Ersoy, “Uzmanlarımız müzeleri, özel koleksiyonları ve uluslararası müzayedeleri düzenli olarak inceliyor. Akademik yayınlar ve arşiv belgeleri üzerinden eserlerin geçmişini araştırıyor. Sosyal medyada alarmlarımız var. Bir eserin ülkemizden yasa dışı yollarla çıkarıldığına ilişkin bilimsel ve hukuki verileri ortaya koyduğumuz anda ilgili ülke makamları nezdinde iade sürecini başlatıyoruz. Biz girişimde bulununca muhtemel alıcılar da geri çekiliyor ve satıcılar sıkıntı yaşamaya başlıyor” diye konuştu. Ersoy son dönemdeki iadelerle ilgili şu bilgileri aktardı: “Bunun en güncel örneklerinden biri, Çingene Kızı mozaiğine ait 13’üncü panel. Bilimsel incelemeler, bu panelin Zeugma’daki büyük taban mozaiğinin bir parçası olduğunu ortaya koydu. Eseri uluslararası sanat piyasasında takibe aldık. İlk girişimimizde alıcı bilgilerine ulaşılamadığı için süreci sonuçlandıramadık ancak dosyayı kapatmadık. Uzmanlarımızın sürekli müzayede takibi sayesinde panelin yeniden satışa çıkarıldığını tespit ettik ve iade sürecini yeniden harekete geçirdik. Girişimlerimizi yeniledik ve eserin bu yıl ülkemize dönmesini sağladık.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bakan-ersoy-bazen-mitten-yardim-istiyoruz-87775</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/mehmet-nuri-ersoy.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son 8 yılda yurt dışına çıkarılmış-kaçırılmış tarihi eserlerden 9 binden fazlası ülkeye getirildi. En fazla eser iadesi ABD’den sağlandı. İngiltere ve Almanya iadeyi konuşmak bile istemiyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Bazen biz MİT’ten rica ediyoruz, istiyoruz. ‘Şu konu, şu eser’ diyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/e-ihracat-lojistigi-0-5-kilogram-arasina-sikisti-87773</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;E-ihracat lojistiği 0-5 kilogram arasına sıkıştı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Küresel e-ticaret satışlarının toplam ticaretteki oranının yüzde 21 seviyesine ulaşacağı tahmin ediliyor. Türkiye’de ise e-ticaretin toplam ticaretteki oranı yüzde 20, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’daki payı ise yaklaşık yüzde 7 düzeyinde. Kargo kırılımlarında ise 0-5 kilogramlık yüklerin toplam içerisindeki payı ise yüzde 90 düzeyinde.</p>
<p>Navlungo’nun kurucu ortağı ve CEO’su İsa Korkmaz, ağır gönderi lojistiğinde ciddi pazar boşlukları olduğunda dikkat çekerek, “Ülkemizdeki e-ihracatçıların büyük kısmı 0-5 kg arasındaki küçük paketlere ve ABD pazarına sıkışmış durumda. İhracat konusunda daha rekabetçi olmak adına farklı pazarları ve yeni fırsatları kovalamamız gerekiyor. Lojistiğin sürecin sonunda değil, en başında bir pazarlama silahı olarak kurgulanması gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu. Korkmaz, ABD’nin Çin’e uyguladığı yaptırımların Türkiye’de birçok sektör için yeni fırsat kapıları aralayabileceğine dikkat çekerek, bu durumun e-ihracat tarafına da yansıyabileceğini kaydetti.</p>
<h2>“İade süreçleri yeniden satış fırsatı olarak görülmeli” </h2>
<p>Asset GLI Yönetim Kurulu Üyesi Avşar Dada, Avrupa’ya gönderilen paketlerde ortalama yüzde 38, Amerika’da ise yüzde 27- 28 arasında iade oranlarının bulunduğuna dikkat çekerek, “Yani her 10 paketten yaklaşık 4’ü iade ediliyor. İade süreçlerini bir kayıp değil, ‘yeniden satış’ fırsatı olarak görmeliyiz. Örneğin Berlin›de iade edilen bir ürünün doğru lojistik partneri ve dijital stok yönetimi sayesinde depoda okutulup Sırbistan’daki başka bir müşteriye daha iyi fiyattan satabiliriz” ifadelerini kullandı. Almanya’ya gönderilen paketlerde sadece navlun fiyatlarına odaklanılmaması gerektiğine vurgu yapan Dada, “Öncelikle ürün kategorisi, hedef müşteri segmenti eve teslimat ve tüketici alışkanlıklarının da göz önünde bulundurulması gerekiyor” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Yanlış lojistik seçimleri mağaza kapanmasına neden olabilir </h2>
<p>Lojistiğin sadece bir maliyet kalemi değil, operasyonel bir yönetim süreci olduğunu ifade eden Korkmaz, ihracatçıların kendi depolarını açmaya çalışmasının veya uygunsuz depoları kullanmasının maliyetleri katladığını söyledi. İsa Korkmaz, online pazaryerlerinin hizmet kalitesi ve teslimat hızı konusunda bazı olumsuzluklar oluşturabileceğini, yanlış lojistik seçimlerinin ise mağazaların kapanmasına yol açabileceğini dikkat çekti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/e-ihracat-lojistigi-0-5-kilogram-arasina-sikisti-87773</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/e-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Navlungo CEO’su İsa Korkmaz, &quot;Ülkemizdeki e-ihracatçıların büyük kısmı 0-5 kg arasındaki küçük paketlere ve ABD pazarına sıkışmış durumda. İhracat konusunda daha rekabetçi olmak adına farklı pazarları ve yeni fırsatları kovalamamız gerekiyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aktif-degeri-62-trilyonu-gecti-42-milyarlik-payi-elden-cikardi-87770</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aktif değeri 6,2 trilyonu geçti, 4,2 milyarlık payı elden çıkardı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Son beş çeyreklik bilançolara göre ortalama aktif büyüklüğü 400 milyar TL’nin üzerinde olan 25 firma borsada işlem görüyor. Bunlardan onu 2 trilyon TL sınırını aştı. Ancak enflasyonist bir ortamda rakamın ne kadarının gerçek bir üretimi yansıttığını incelemeden hareket edilmemeli.</strong></p>
<p>Açıklanan altı aylık verilere göre firmalarının son beş çeyreklik ortalama aktif büyüklükleri netlik kazandı. Koç Holding 5,6 trilyon TL ve Vakıflar Bankası 5,26 trilyon TL ile ilk sırasında yer alıyorlar. 25 şirketin 400 milyar TL sınırını aştığı tabloda, THY 1,99 trilyon TL ile banka ve holdinglerin ilk 11’i doldurduğu tabloda 9. sıradan girmeyi başardı. Firmaların sahip olduğu tesisler ve nakitler toplam varlığı artırıyor. Ancak enflasyonist dönemlerinde sadece aktiflerin büyümesinde bakarak yatırım yapmak yanıltıcıdır. Firmaların faaliyet geliri ile kârlılığı da göz önünde bulundurmalı.</p>
<h2>Nakit pozisyonunu güçlendiriyor</h2>
<p>Koç Holding, 5,6 trilyon TL aktif büyüklüğüyle borsadaki şirketlerden aktif büyüklüğü en güçlü firma konumunda. Geniş varlık portföyüyle öne çıkan şirket, eylülün ilk haftası elindeki Tüpraş paylarından 11 milyon lotu yaklaşık 4,2 milyar TL’ye sattı. Bu hamleyle nakit pozisyonunu güçlendirirken, bağlı iştirakiyle birlikte Tüpraş’ın %50,1’ine sahip. Listenin ikinci sırasındaki Vakıflar Bankası, 5,26 trilyon TL aktif hacmiyle bankacılık sektöründeki ağırlığını hissettiriyor. Yüksek varlık tabanına sahip bankanın fiyatında son bir ayda yukarı yönlü bir ivme gözleniyor. Son dönemde fonların bankanın hissesindeki payları %11,12 artarak 132,6 milyon lota çıktı. Konumlanan fon sayısı da 90’a çıktı.</p>
<h2>Büyümeyi gölgeleyen kur baskısı</h2>
<p>Pegasus, 402,9 milyar TL aktif büyüklükle listeye son sıradan girdi. Ağustos ayında yolcu sayısını %5 artırıp 4,51 milyona çıkaran şirket, büyük varlık tabanına rağmen kârlılık noktasında zorlanıyor. Yönetim, gelirlerin euro, giderlerin dolar olması sebebiyle paritedeki değişimin operasyonel bilançoyu olumsuz etkilediğinin altını çiziyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacca780a1bd-1789708920.png" alt="" width="999" height="546" />ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KV BORÇLA BÜYÜME Mİ, UV BORÇLA BÜYÜME Mİ?</strong></p>
<p><strong>Kısa vadeli borçla büyüme</strong>; hızlı ivme, düşük finansman, esnek adaptasyon. Nakit baskısı, finansman riski, yetersiz ölçek, tahsilat sorunu, stres.</p>
<p><strong>Uzun vadeli borçla büyüme</strong>; makro büyüme, rahatlık, avantaj, güvence, sabitleme. Ağır faiz yükü, yükümlülük, esneklik kaybı, ağırlaşan bilanço.</p>
<p><strong>Düşen satışlar ve yüksek maliyetler zarar ettirdi; artan borçsa mali yapıyı zorluyor</strong></p>
<p>Koleksiyon Mobilya yeni iş bağlantılarına rağmen neden zarar ediyor? ● Naci Giritli</p>
<p>Naci, Koleksiyon Mobilya 2026 yılında toplam 529,4 milyon TL büyüklüğünde yeni iş anlaşmalarını yatırımcısıyla paylaştı. Açıkladığı yeni işlerin toplam tutarı yıllık gelirinin ancak %22,7’si seviyesinde. Bu itibarla zayıf bir performans söz konusu. Bunun yansımasını mali tablolarında da gözlemek mümkün. Yılın ilk yarısında geliri %13 azalarak 1,05 milyar TL’ye indi. Esas faaliyetlerinden 57,2 milyon TL zarar yazması maliyet yönetiminde sorun olduğunu gösteriyor. Finansal borçların %25 artarak 918,5 milyon TL’ye çıkması da mali yapısını zorluyor.</p>
<p><strong>Gümrük işlemlerini hızlandıran belgeyle verimliliği artırıp avantaj elde edecek</strong></p>
<p>Özyaşar Tel’in aldığını duyurduğu sertifika ne işe yarayacak? ● İbrahim Demirci</p>
<p>İbrahim, Özyaşar Tel ağustosta yaptığı açıklamayla %51 bağlı ortaklığı Çokyaşar Tel’in Ticaret Bakanlığından Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası almaya hak kazandığını duyurdu. Bu belge şirkete gümrük süreçlerinde kolaylaştırılmış uygulamalardan yararlanma imkanı verecek. Yılın ilk yarısında 4 milyar TL’nin üzerinde satış geliri elde eden şirket, dış ticaret ve lojistik aşamalarındaki operasyonel verimliliğini artırmayı amaçlıyor. Gümrüklerde sağlanacak hız ve zaman tasarrufu, şirketin ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü artıracak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>HOY fonu yabancı BYF’lere yatırımda bulunarak getirisini artırmak istiyor</strong></p>
<p>HSBC Portföy’ün idaresindeki Yabancı BYF Fon Sepeti Fonu (HOY), geçtiğimiz hazirandan bu yana yatayda sıkışık bir hareket sergiliyor. Fonun toplam değerinde belirgin bir değişim gözlenmiyor. Eylülün üçüncü haftasında hacmi 1,35 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Temmuzdan bu yana para çıkışının yaşandığı fondan eylülde çıkan nakit tutarı 445,7 bin TL oldu. Yatırımcı sayısında belirgin bir değişim yaşanmazken sayı şimdilerde 2.539 ve doluluk oranı %18,48 seviyesinde. Temel stratejisi, fon varlıklarının uzun vadeli getiri hedefine iki aşamalı varlık dağılımı yoluyla ulaşmak üzerine kurulu. Portföyün %82,84’ü yabancı BYF’ler ile %4,7’si yabancı hisselerden oluşuyor. Uluslararası piyasalarda çeşitlendirme arayanlara hitap ediyor. Yıllık bazda %30,64 getiri sağlayan fon, endeksin üzerinde bulunuyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Opet Petrolcülük, piyasadan TLREF + %0,9 faizle 3,5 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Opet Petrolcülük, nitelikli yatırımcılara yönelik 16.09.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 3.500.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%0,9 olarak belirlendi. 364 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 4 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 15.09.2027 olarak açıklandı. 16 Eylül itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,91 seviyesinde bulunuyor. Opet’in verdiği %0,9 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFOPAS92715 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacca4924c58-1789708873.png" alt="" width="967" height="243" /></strong><strong>LİLA KAĞIT</strong></p>
<p><strong>Enerji altyapısını yenileyen firma, Ergene rüzgar santrali için gerekli onayı aldı</strong></p>
<p>Lila Kağıt, halka arz geliriyle planladığı 6,5 MW kapasiteli Ergene RES projesi için teknik onayı aldı. TEİ- AŞ’ın bağlantı anlaşmasına çağrı mektubu alınmasıyla ilgili süreç ise devam ediyor. Şirket diğer taraftan da Çorlu’da bulunan sanayi tesisinin enerji ihtiyacını karşılamak için kojenerasyon santralinde yenilemeye gidiyor. Santraldeki 5 gaz motoru devreden çıkarılarak yerine 0,751 MWm gücünde dizel jeneratör kurulması için EPDK’dan lisans onayını aldı. Enerji altyapısındaki bu iki yönlü modernizasyon adımı, uzun vadede enerji maliyetlerini düşürmesini sağlayacak.</p>
<p><strong>METROPAL KURUMSAL</strong></p>
<p><strong>Bilet platformunun çoğunluk hissesini alırken, yapay zeka yatırımını büyütüyor</strong></p>
<p>Geçtiğimiz mart ayında borsada işlem görmeye başlayan Metropal Kurumsal, büyüme hedefi doğrultusunda bilet.com’un %51 oranındaki kontrol hissesini devralmak üzere sözleşme imzaladı. Aynı anlaşmayla şirket yöneticileri de bilet platformundan toplam %21,5 pay edindi. Diğer taraftan şirket, İmros Yapay Zeka firmasının sermaye artırımına katılarak şirketteki %2,09 olan payını %11,21’e çıkaracağını duyurdu. Gerçekleştirilen girişimler, şirketin dijital platform ve yapay zeka alanındaki pazar payını desteklerken, uzun vadede gelir çeşitliliğine katkıda bulunacak.</p>
<p><strong>ERCİYAS ÇELİK BORU</strong></p>
<p><strong>Yat limanı ve deniz iskelesi projelerine yönelik 21 milyon dolarlık sipariş aldı</strong></p>
<p>Erciyas Çelik Boru, Muğla Milas’ta inşası devam eden Kaplankaya Yat Limanı Revizyonu Projesi için 9 milyon dolarlık satış anlaşması imzaladı. Şirket, projenin deniz yapılarında kullanılmak üzere 516 çelik kazık borunun üretimini ve sevkiyatını yıl sonuna kadar tamamlayacak. Erciyas Çelik Boru, MSB’ye ait proje kapsamında da Çanakkale Boğazı’nda inşa edilen iskele için 563 çelik kazık üretecek. Sevkiyatının 2027’nin ilk çeyreğinde tamamlanması hedeflenirken, siparişin toplam bedeli yaklaşık 12 milyon dolar oldu. Yıl sonunda Milas’taki işin ciroya katkısı gözlenebilecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Beta Enerji temmuzdan bu yana satış baskısı altında kalırken satıcılar daha aktif</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacca2a9112e-1789708842.png" alt="" width="309" height="245" />Beta Enerji’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %20,20 ile toplamda 155,41 bin lot azalarak 613,78 bine indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 18’den 11’e geriledi. MHF fonu 130 bin lot ile en fazla satışı yaparken, ICH fonu 80 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse için 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede 12 fon satış yaparken 9’u payını sıfırladı. Buna karşın Pardus Portföy’ün ICH fonu ile Nurol Portföy’ün NPH fonu ilk defa alım yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aktif-degeri-62-trilyonu-gecti-42-milyarlik-payi-elden-cikardi-87770</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aktif değeri 6,2 trilyonu geçti, 4,2 milyarlık payı elden çıkardı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dem-partiden-meclis-1-ekimi-beklemeden-toplansin-cagrisi-87767</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> DEM Parti&#039;den &#039;Meclis, 1 Ekim’i beklemeden toplansın&#039; çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, kronik hale gelen enflasyon, artan iflaslar, büyüyen borç yükü, akaryakıt fiyatlarındaki artışlar ve Borsa İstanbul’da yaşanan gelişmelere ilişkin yaptıkları açıklamada, “Türkiye ekonomisinde artık uyarı sesleri değil alarm zilleri çalıyor” uyarısında bulunarak, TBMM’nin 1 Ekim’i beklemeden olağanüstü toplanması çağrısında bulundu. Yapılan yazılı açıklamada BIST 100’de yaşanan yüzde 6'dan fazla değer kaybını hatırlatarak, “Bu, son yılların en büyük kayıplarından birine yol açtı. Şimdi cevaplanması gereken sorular ortadadır: Bu riskler ne zamandır biliniyordu? Denetleyici kurumlar ne yaptı? Yatırımcıların zararının büyümesi neden engellenemedi? “ dedi. Borsa İstanbul'daki kaos ve vurgun, FED'in 16 Eylül'de gerçekleştirdiği faiz artışı, yüksek enerji fiyatları, bölgesel savaşların büyüttüğü küresel belirsizlik, artan borç yükü ve umutsuzlukla birleşince Türkiye ekonomisinin üzerindeki baskını daha da arttığı belirtilen açıklamada, “Bu tabloya karşı sorumluluk almak, 86 milyonun yararına gerekli kararları alıp uygulamak yalnızca iktidarın değil, TBMM'nin ve siyaset kurumunun tamamının acil ve asli görevidir. Bu krizin ve daha derindeki yapısal krizin nedenlerini ortadan kaldırmak, parti fark etmeksizin Meclis'in ortak sorumluluğudur” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>DEM Parti Eş Genel Başkanları, ekonomik krize karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:</p>
<p>“Akaryakıtın yükünü küçük üreticinin sırtından alacak, çiftçinin ve küçük üreticinin kullandığı akaryakıtı sübvanse ederek üretim maliyetlerini düşürecek, kamu kaynaklarını rant ve ayrıcalık yerine emeğin ve üretimin desteklenmesi için kullanacak tedbirler almak, sermaye piyasalarında denetimi objektif ve sıkı biçimde gerçekleştirmek, başta bankalar olmak üzere faizden ve ranttan kazanç sağlayanlara yüksek vergi getirmek, kurumsal erozyona karşı liyakati esas alan kamu politikaları üretmek, şirketleri değil mağdurları, sermaye sahiplerini değil yurttaşı koruyan tedbirler almak, çiftçilerin, üreticilerin, KOBİ'lerin ve yurttaşların borçlarının faizlerini silerek yeniden yapılandırmak ve sübvanse etmek, bütçede devasa boyutlara ulaşan faiz yükünü azaltmak, vergide adaleti sağlamak, yoksulların ve emekçilerin insan onuruna yaraşır bir gelir elde etmelerini sağlayacak tedbirler almak gibi öncelikli adımları istişareyle ve ortak akılla atmanın zamanı gelmiştir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dem-partiden-meclis-1-ekimi-beklemeden-toplansin-cagrisi-87767</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/7/1280x720/bakirhan-1762266856.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEM Parti&#039;den &#039;Meclis, 1 Ekim’i beklemeden toplansın&#039; çağrısı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hane-butcesinde-gecim-mucadelesi-derinlesiyor-87766</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hane bütçesinde geçim mücadelesi derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ekonomisinin en önemli gündemlerinden biri yalnızca enflasyonun kaç puan olduğu değil, hayat pahalılığının vatandaşın günlük harcama düzenini nasıl değiştirdiğidir. Çünkü yoksulluk, sadece gelirin düşük olması anlamına gelmiyor. Yoksulluk aynı zamanda insanların gıdadan konuta, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye kadar temel ihtiyaçlarını karşılamak için gelirlerinin ne kadarını harcamak zorunda kaldığıyla da yakından ilgili.</p>
<p>Bugün Türkiye'de hane bütçelerinin önemli bölümü zorunlu harcamalara ayrılıyor. Gelir yükselse bile temel ihtiyaçların fiyatları daha hızlı artıyorsa vatandaşın gerçek anlamda rahatlaması mümkün olmuyor. İşte bu nedenle yoksulluk harcamalarını değerlendirirken yalnızca maaşlara veya kişi başına gelire bakmak yeterli değildir.</p>
<p>TÜİK'in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri, eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert medyan gelirinin yüzde 40'ı esas alındığında yoksulluk oranının yüzde 6,2 olduğunu, medyan gelirin yüzde 70'i esas alındığında ise oranın yüzde 28,7 olarak gerçekleştiğini gösteriyor. Ayrıca nüfusun yüzde 27,9'u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunuyor. Bu oran 0-17 yaş grubunda yüzde 36,8'e kadar çıkıyor.</p>
<p>Bu rakamlar bize önemli bir gerçeği anlatıyor: Yoksulluk meselesi sadece bugünkü gelirle değil, hanenin geleceğe ne kadar güvenle bakabildiğiyle de ilgilidir.</p>
<p><strong>En büyük yük: Gıda ve konut</strong></p>
<p>Hane bütçesinin en zorlayıcı kalemlerinin başında gıda geliyor. Gıda fiyatlarındaki artış, düşük ve sabit gelirli vatandaşları doğrudan etkiliyor. Çünkü gıda, ertelenmesi mümkün olmayan bir harcama. Bir aile otomobil alımını, mobilya değişimini veya tatilini erteleyebilir; ancak ekmek, süt, yumurta, sebze, et ve diğer temel gıdaları tamamen hayatından çıkaramaz.</p>
<p>TÜRK-İŞ'in Mayıs 2026 araştırmasında dört kişilik aile için aylık gıda harcaması 35 bin 174 TL, gıda dışındaki zorunlu harcamalar da dahil edildiğinde yoksulluk sınırı 114 bin 576 TL olarak hesaplandı. Aynı araştırmada bekâr bir çalışanın aylık yaşama maliyeti 45 bin 488 TL'ye ulaştı.</p>
<p>Bu rakamlar resmi yoksulluk oranından farklı bir kavramı ölçüyor. Burada amaç, belirli bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenme ile konut, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gereken harcama düzeyini ortaya koymak. Dolayısıyla iki farklı göstergeyi birbirinin yerine kullanmamak gerekiyor.</p>
<p>Konut giderleri de yoksulluk harcamalarının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Özellikle kiracı hanelerde kira, elektrik, su ve ısınma giderleri gelir üzerinde ciddi baskı yaratabiliyor. Gelirin önemli bölümü konuta gittiğinde geriye gıda, eğitim, sağlık, ulaşım ve diğer ihtiyaçlar için daha az para kalıyor.</p>
<p><strong>Yoksulluk sadece düşük gelir değildir</strong></p>
<p>Bana göre Türkiye'deki yoksulluk tartışmasının en önemli noktalarından biri de burada ortaya çıkıyor. Bir vatandaşın nominal geliri artabilir ancak satın alma gücü aynı oranda yükselmiyorsa ekonomik refahında gerçek bir iyileşme meydana gelmeyebilir.</p>
<p>Ücret artışlarının ardından birkaç ay içinde gıda, kira, ulaşım ve diğer zorunlu giderlerin yükselmesi, yapılan artışın etkisini azaltabilir. Bu nedenle mücadele sadece gelirleri artırmaya değil, fiyat istikrarını sağlamaya da dayanmalıdır.</p>
<p>Gelir dağılımı açısından da tablo dikkat çekici. TÜİK'in 2025 verilerine göre yıllık ortalama eşdeğer hane halkı kullanılabilir fert geliri 332 bin 882 TL olurken bölgeler arasında önemli farklılıklar bulunuyor. En yüksek ortalama gelir Ankara bölgesinde 449 bin 618 TL, en düşük gelir ise Van, Muş, Bitlis ve Hakkâri’yi kapsayan bölgede 172 bin 552 TL olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu farklılıklar bize yoksullukla mücadelenin yalnızca ulusal ölçekte değil, bölgesel olarak da ele alınması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Çocuk yoksulluğuna özellikle dikkat</strong></p>
<p>Yoksulluk harcamalarının belki de en önemli sonucu çocuklar üzerindeki etkidir. TÜİK verilerinde 0-17 yaş grubunun yoksulluk veya sosyal dışlanma riski yüzde 36,8 ile diğer yaş gruplarının üzerinde bulunuyor.</p>
<p>Çocukların yeterli beslenememesi, eğitim olanaklarına erişimin sınırlanması, sosyal faaliyetlerden uzak kalması ve sağlık harcamalarının ertelenmesi yalnızca bugünün değil, geleceğin de sorunudur.</p>
<p>Çünkü çocukluk dönemindeki yoksunluk, eğitim ve beceri kazanımını etkileyerek ilerleyen yıllarda gelir düzeyine de yansıyabilir. Böylece yoksulluk kuşaktan kuşağa aktarılabilir.</p>
<p><strong>Çözüm sadece sosyal yardımlarla sınırlı olmamalı</strong></p>
<p>Türkiye'de sosyal yardımların ihtiyaç sahibi vatandaşların yaşamını sürdürmesinde önemli bir işlevi var. Ancak kalıcı çözüm için sosyal yardım politikalarının yanında istihdam, verimlilik, eğitim, mesleki beceri ve bölgesel kalkınma politikalarının birlikte yürütülmesi gerekiyor.</p>
<p>Özellikle çalışan yoksulluğu konusu ayrıca ele alınmalı. Bir kişinin çalışıyor olması otomatik olarak yoksulluk riskinden uzak olduğu anlamına gelmiyor. Ücret ile temel yaşam maliyeti arasındaki makas açıldığında çalışan kesimin de bütçesi zorlanıyor.</p>
<p>Bunun yanında kayıtlı istihdamın artırılması, kadınların işgücüne katılımının güçlendirilmesi, gençlerin mesleki becerilerinin geliştirilmesi ve küçük işletmelerin verimliliğinin artırılması uzun vadede hane gelirlerini destekleyebilir.</p>
<p>Sonuç olarak Türkiye'de yoksulluk harcamalarını sadece “vatandaş ne kadar para kazanıyor?” sorusuyla değerlendirmek eksik kalır. Asıl soru, kazanılan paranın ne kadarının zorunlu ihtiyaçlara gittiğidir.</p>
<p>Gıda, kira, enerji, ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri yükseldikçe hanelerin tasarruf yapma, yatırım yapma ve geleceğe hazırlanma imkânı azalıyor. Bu nedenle yoksullukla mücadelede kalıcı başarı; fiyat istikrarı, gelir artışı, istihdam, eğitim, sosyal destekler ve bölgesel kalkınmanın birlikte değerlendirilmesine bağlı.</p>
<p>Ekonominin büyümesi elbette önemlidir. Ancak büyümenin vatandaşın sofrasına, evine ve bütçesine yansıması da en az büyüme kadar önemlidir. Çünkü gerçek ekonomik refah, yalnızca milli gelir rakamlarında değil, insanların ay sonunda temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesinde ve geleceğe güvenle bakabilmesinde ortaya çıkar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hane-butcesinde-gecim-mucadelesi-derinlesiyor-87766</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hane bütçesinde geçim mücadelesi derinleşiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/20-yil-sonra-findigi-kim-toplayacak-87765</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> 20 yıl sonra fındığı kim toplayacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tarımla ilgili tartışmalar, ülkemizde genellikle kamunun belirlediği ürün alım fiyatlarına odaklanır. Son yıllarda yüksek seyreden gıda enflasyonuyla ilgili tartışmalar ise genelde tedarik zincirindeki aracılık maliyetlerine odaklanıyor. Kuşkusuz bunların hepsi son derece önemli ama kısa vadeli meseleler. Tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamadığımız sürece 20 yıl sonrada  u meseleleri konuşacağız</strong></p>
<p>İstanbul’a taşınınca yerleştiğim İstinye’de çok Karadenizli olduğu için fındık ve çay hasadının birçok İstanbullu nazarında ne denli önemli olduğunun farkına vardım. Burada tanıdığım birçok kişi ağustos sonunda ortalıktan kayboluyor. Sonradan memleketlerine fındık toplamaya gittiklerini öğrendim. Bu işleri yapan biri yok mu diye sorduğumda “Aileden kimse kalmadı, artık mevsimlik işçi de bulamıyoruz.” diyorlar.</p>
<p>Hakikaten, memleketten bir desteğiniz yoksa İstanbul’da normal maaşlarla geçinmek de çok zor. Ama tanıdıklarımın memleketlerine gidip fındık hasadına girişmelerinin bir nedeni de bir zamanlar aile büyüklerinin yaşadıkları topraklarla bağlarının henüz tam olarak kopmamış olması. 2022’de Giresun’da yapılan bir araştırmaya göre, fındık yetiştiren çiftçilerin %45’i bahçelerinin yakınında yaşamıyor. Sadece hasat zamanı gidip fındık toplayıp ürünlerini tüccara satıp geri dönüyorlar. Esasen ağaç bakımı için de yıl boyunca memlekette bulunmak gerekiyor. Başka bir araştırmanın sonuçlarına göre, sahibinin başka bir yerde yaşadığı fındık işletmeleri %20-25 daha düşük verimde ürün veriyor.</p>
<p>Türkiye’de çiftçilerin ortalama yaşı 57. Halimize şükredebiliriz, zira Japonya’da çiftçi yaşı ortalama 70, İspanya ve Portekiz’de ise çiftçilerin yarıya yakını 65 yaş üzerinde. Yani bu ülkelerdeki çiftçiler Türkiye’de devlet memuru olsalar, yaş haddinden emekli olmaları gerekecekti. Mesele şu ki ne Türkiye’de ne de dünyada gençler tarımla ilgileniyor. Örneğin, İrlanda’da tarlasını bir sonraki nesle devretmek isteyen çiftçilerin ortalama yaşı 74’ken, devralacakların ortalama yaşı 57. Çiftçiliğin genç nesillere devredilmesi ne yazık ki mümkün görünmüyor.</p>
<p>Akla ilk gelen fikirlerden biri, devletin genç çiftçilere para vermesi. Nitekim Türkiye’de böyle bir destek programı da uygulandı. 2016’da Tokat, Amasya, Çorum ve Samsun’da yapılan araştırmanın sonuçlarına göre, destek alan genç çiftçilerin %64’ünün işletmesini aile büyükleri yönetiyor. Yani muhtemelen artık köyde yaşamayan gençler, bu işletmelerin ayakta kalması için bir aile büyüğünden destek alıyor. Dünyada çiftçilere en çok destek veren kurumlardan biri olan Avrupa Birliği, desteklerin genç çiftçiler üzerindeki etkilerini değerlendiren yeni bir rapor yayımladı. Raporda “En iyi genç çiftçi paketleri bile, çiftçilik gençleri çekecek yeterli bir yaşam standardı ve kalitesi sunamıyorsa etkisiz kalacaktır.” deniyor. Nitekim gençler artık köyde/kasabada maddi sıkıntı çektikleri için değil, büyük kentlerdeki sosyal seçenekleri iyi bildikleri ve buralarda kendilerinin olmasa bile çocuklarının yükselmesi için belki de bir şans olduğuna inandıkları için tarımı terk ediyor. Çiftçilikte kariyer imkânları sınırlı, Karadeniz’deki gibi küçük arazileri işleyerek elde edilecek gelir de bir aile için gerekli ekonomik refahı sağlamaya yetmiyor!</p>
<p>Gençleri zorla toprağa bağlayamayacağımıza göre ne yapacağız? Bir yöntem, tarımda makineleşme. Ancak o da her yerde ve her üründe olmuyor. Mesela benim İstanbul’dan tanıdıklarımın Karadeniz’deki fındık bahçeleri dik bir yamaçta olduğu için fındıkları makineyle toplamak mümkün değilmiş. Bazen de işletmenin ölçeği veya finansmana erişim imkânları makineleşmeyi sınırlıyor.</p>
<p>Tarımda istihdam edilen nüfusun giderek yaşlanmasının ötesinde, iklim değişikliğinin yol açtığı sorunlar da var. Yarın kimin işleteceği belli olmayan bir bahçenin ve tarlanın iklim değişikliğinin neden olacağı yeni şartlara hazırlanmasını bekliyoruz. Zaten dünyada sınırlı zamanı kalmış çiftçilerin artan anormal meteorolojik olaylar, su yokluğu, toprağın bozulması gibi meselelerle uğraşmaları bekleniyor. Üstüne üstlük bir de karbon ayak izini azaltmak gerekiyor! Zaten tarlasını devredebilecek kimsesi kalmayan çiftçilerin bu meselelere uyum sağlamasını beklemek pek de gerçekçi değil. İklim değişikliğinin etkileri gerçekten ağırlaştığında zaten bu dünyadan göçmüş olacaklar.</p>
<p>Tarımla ilgili tartışmalar, ülkemizde genellikle kamunun belirlediği ürün alım fiyatlarına odaklanır. Son yıllarda yüksek seyreden gıda enflasyonuyla ilgili tartışmalar ise genelde tedarik zincirindeki aracılık maliyetlerine odaklanıyor. Kuşkusuz bunların hepsi son derece önemli ama kısa vadeli meseleler. Öyle ki Türkiye’de gıda güvenliğini konuşurken 20 yıl sonra hâlâ tarlalarda, bahçelerde çalışan çiftçilerimiz olacağını varsayıyoruz. Gençleri köye döndürmek,  sadece maddi desteklerle çiftçiliği cazip bir hayat haline getirmek mümkün değil. Her şeyi makinelere yaptırmak da (henüz) mümkün değil.</p>
<p>Peki, yirmi yıl sonra bugün çiftçi dediğimiz kişilerin yerini kimler alacak? Bunun cevabıyla ilgili bir fikrimiz yoksa iklim uyumu, verimlilik, destek politikası gibi tartışmalar da anlamsızlaşıyor. Bu kadar yaşlanan ve devamı gelmeyen tarımsal nüfusla gıda güvenliğimizi sağlamamız mümkün değil. Gıdamızın çoğunu bulabilirsek, ithal etmemiz gerekecek. Ne olacak? Şu an Türkiye’deki çobanların önemli bir kısmı Afganistan’dan geliyor. Gidişat böyle olursa tarımda çalışacak nüfusumuzu da (muhtemelen Afrika’dan) ithal etmek zorunda kalacağız. Önce sezonluk olarak gelecekler, sonra bir kısmı da yerleşik düzene geçecek. Toplum olarak buna hazır mıyız?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/20-yil-sonra-findigi-kim-toplayacak-87765</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 20 yıl sonra fındığı kim toplayacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyaset-dugumu-nasil-cozulur-87764</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siyaset düğümü nasıl çözülür?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gordion Düğümü başlıklı önceki yazıda bıraktığımız yerden devam edelim…</p>
<p>Şöyle yazmıştım:</p>
<p>Ankara’daki ana tartışmanın düğümü de Erdoğan sonrasında ne olacağı sorusu!</p>
<p>Herkesin bir cevabı var. Her cevap da sahibinin çıkarına uygun… Bu kadar çok cevap ve bu kadar çok kişisel çıkar kaçınılmaz olarak çatışma yaratıyor.</p>
<p>Bu çerçevede muhalefet kanadına bakmıştık, sırada iktidar kanadı var… İktidar kanadı deyince aklınıza BBP’den HÜDA PAR’a her parti gelmesin, sadece AK Parti’yi anlatmaya çalışacağım.</p>
<p>Önce bir durum tespiti yapalım.</p>
<p>Şu anda AK Parti 24 yıl öncesinin siyasi yapılanması değil. Kendi hareketinin kurucuları, büyüme yıllarını yöneten ekonomistler, küresel anlaşmaları müzakere eden diplomatlar; Yaşar Yakışlar, Mehmet Aydınlar, Ertuğrul Yalçınbayırlar, Abdüllatif Şenerler, Kürşat Tüzmenler, Vecdi Gönüller, Cemil Çiçekler, Ali Çoşkunlar ve daha niceleri artık yok…</p>
<p>Hepsi gitti. Bazıları tasfiye edildi, bazıları sessizce uzaklaştı, bazıları ise şu aralar haklarındaki soruşturmalar ile uğraşıyor…</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte devlet adamlarının yerini külliye bürokratları aldı, ekonomistlerin yerini alanların son başarılarını(!) ise hep beraber görüyor ve yaşıyoruz.</p>
<p>Siyaset Cumhurbaşkanlığı etrafında merkezileştikçe milletvekilleri, parti teşkilatları, belediyeler, yerel siyaset ve sivil toplum devlet mekanizması karşısında eski ağırlıklarını kaybetmeye başladı.</p>
<p>Eskiden ilindeki, ilçesindeki, köyündeki sorunu milletvekilleri aracılığı ile hükümete duyuran, hastasından işe girecek evladına, köyün yolundan ilçenin okuluna kadar her sorununu Meclis ve milletvekili üzerinden iktidarla kurduğu ilişki sayesinde çözmeye çalışan ahalinin hükümetle ilişkisi kesildi. Beştepe güçlenirken aşağıdaki siyaset zayıfladı.</p>
<p>Üst düzey bürokrasi doğrudan Cumhurbaşkanlığı’na bağlanınca önce AK Parti kadrolarıyla devlet kadroları eşitlendi. Sonra gittikçe siyasileşen bürokrasi elindeki devlet gücüyle bu eşitliği lehine doğru çevirmeye başladı.</p>
<p>Bunun sonucunda ortaya, bürokratlar, parti profesyonelleri, eskisiyle yenisiyle siyaset kadroları ve tabii ki aile üyelerinden oluşan gruplar/klikler çıktı. Bu klikleşmenin üzerine birde bu yapıların “biz ne olacağız” ve “Erdoğan sonrasında ne yapacağız” sorularına verilen cevaplarla şekillenen gruplar oluştu. Kendi içinde geçişkenlikleri olsa da bu gruplar son tahlilde dahil oldukları kliklere uygun davranıyorlar.</p>
<p>Şimdi bu gruplar yukarıdaki soruların yanıtlarını bulmak için yol haritaları oluşturup kamuoyunun ve cumhurbaşkanının kulağına su kaçırmaya çalışıyorlar.</p>
<p>Kabaca özetlersek; bazıları Erdoğan sonrasında rövanşist bir yeni iktidarın ortaya çıkmasını engellemek ve AK Parti’nin varlığını sürdürerek bu günkü kadrolara kalkan olması için daha itidalli politikalar izlenmesi gerektiğini düşünüyor. Bu çevreye göre misal CHP’li belediyelere yapılan operasyonlar muhalefeti zayıflatmıyor, aksine güçlendiriyor. Yine bu çevrelere göre, yarı başkanlık sistemi, parlamentonun canlandırılması gibi adımları atmak zorunlu…</p>
<p>Diğer bazıları içinse Erdoğan’ın ömrünün sonuna kadar iktidarda kalması için ne gerekiyorsa yapılabilir. Seçim, ertelenebilir; muhalefet, tutuklanabilir…</p>
<p>Bir başka klik ise kimsenin aklına gelmeyen(!) fikirler peşinde. Misal; anayasa değişikliği ile Erdoğan’ın görev süresi eskiden olduğu gibi 7 yıla çıkarılsa. 2030’da duruma bakılsa… Hem zaten, mevcut ekonomik durumun rehabilitesi için de zaman lazım… Misal; Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu dış tehdit, iç cephenin güçlendirilmesi ve bu çerçevede toplumsal uzlaşının gerekliliği öne sürülerek bazı muhalif partilerin de içinde yar alacağı bir ittifakın kurulması…</p>
<p>Örnekleri çoğaltmak mümkün… Zaten sizde özellikle sosyal medya mecralarında çeşitli örneklerini görüyorsunuzdur.</p>
<p>Evet, herkes kendine göre bir yol haritası belirlemeye çalışıyor. Bu haritalar külliyede ne kadar etkili olur bilemem ama düğümün nasıl çözüleceği konusundaki son kararı Erdoğan’ın bizzat kendisi verecektir!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyaset-dugumu-nasil-cozulur-87764</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Siyaset düğümü nasıl çözülür? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-uyeligi-artik-oncelik-degil-87763</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB üyeliği artık öncelik değil!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin AB ile 1995’te imzaladığı Gümrük Birliği’nin üzerinden 30 yıl geçti. Malların ve sermayenin serbest dolaşımında önemli bir mesafe alınırken, hizmetler ve özellikle kişilerin serbest dolaşımı hâlâ sorunlu. Oysa kişilerin serbestçe hareket edemediği bir entegrasyonun tam üyelik hedefini ve ekonomik bütünleşmenin yaratacağı fırsatları ne ölçüde karşılayabileceği tartışılıyor.</strong></p>
<p>AB ile ‘tam üyelik’ hedefli entegrasyonun ‘dört’ ön koşulu vardı. Malların, sermayenin, hizmetlerin ve bir de kişilerin serbest dolaşımı…</p>
<p>Üretenler ve ihraç edenler açısından AB ile anlaşma büyük bir fırsat yaratacaktı. Ayrıca bu büyük ‘entegrasyon’ dünyaya açılmış, refah içinde, çağdaş bir hayat anlamına geliyordu. Kapalı bir ekonomi içinde yaşama geçmişiniz uzun yıllar almışsa, bunlar cazip hedeflerdi. En çok da ‘serbest dolaşım’… Kişilerin serbest dolaşımı; ‘AB vatandaşlarının başka bir üye ülkede çalışma, yaşama, ikamet etme ve emeklilik haklarına sahip olması’ anlamına geliyordu. En bunaldığın zamanda, “Bir başka ülkede, bir başka hayat kurma” şansı!… 60 yılı aşkın bir süredir kurulan bir hayal, bugün hayal olmaktan çıkmış olsa da, yine de güzeldi.</p>
<p>Tam üyelik yolunda her nedense bize farklı bir prosedür uygulandı. Avrupa ile ne yaşadıysak ilk kez biz yaşadık. Çünkü bizden önce gidenlerin yolu farklıydı. Öncelikle tam üye olup, sonra gümrük birliği yapıp, asimetrik ilişki nedeniyle entegrasyondan doğacak kaybımızı, tam üyelikten kaynaklanacak başka gelirlerle dengeleyecektik. Zaten AB üyeleri için genel kural, önce tam üye olunması ve gümrük birliği gibi entegrasyonların bu üyeliğin doğal bir parçası olarak veya üyelikle beraber gerçekleşmesiydi.</p>
<p>Olmadı. Türkiye örneği dünyada bu konuda istisnai ve tekil bir uygulama oldu. Öyle ki Türkiye, tam üye olmadan önce Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması 1995 yılında imzalanmış ve 1 Ocak 1996 itibarıyla gümrük birliği başlamıştı. Sonrasında 30 yıl geçti.</p>
<p>Neden bize bir istisna uygulandı? “Önce tam üye olsaydık, sonra gümrük birliği yapsaydık farkı ne olurdu?” diye de kafa yormadık. O günlerin  ‘zafer sarhoşluğu’ bunları hiç düşündürmedi.</p>
<p>Bugün ‘dört’ serbestiyetin mallar bölümü çalışıyor. (Karayolundaki engellemeler kalkarsa ticaretin 3-5 milyar Euro artacağı tahmin ediliyor) Sermayenin serbest dolaşımında da bir sorun yok. Hizmetlerin serbest dolaşımı çalışmıyor. Kişilerin serbest dolaşımı çalışmıyor.</p>
<p>Bu süreçte gümrük birliği sonrası ilk yıllarda yoğun bir yabancı sermaye gelmesi en önemli teselli olarak kabul edilebilir. AB’den gelen sermaye için toplam 150 milyar dolar gibi bir rakamdan söz ediliyor. Bu süreçte yoğun şirket satın almaları, ortaklıklar, tabela değişiklikleri olduğunu da hatırlayalım. Gelen yabancı sermayenin üretimin ve ihracatının son durağının da yine AB ülkeleri olduğunu bir kenara yazalım. AB’ye ihracatımızı 9,5 kat artırmamız, ithalatımızın 6,5 kat artması, kazandığımız direnç ve kalite de artılarımız arasında olsun. Ancak önce tam üye olsaydık ‘komşu gibi’ en az bu kadar katkı almaz mıydık? O zaman üretimde, ihracatta, teknolojide çok daha büyük sıçramalar yapmaz mıydık?</p>
<p>Üstelik önce tam üye olup sonra gümrük birliği yapsaydık bazı sorunları hiç yaşamayacaktık. Bir kere önce tam üye olsaydık ‘karar masasında’ olacaktık. Yani diğerleri ve hatta siyasi konular bir yana AB’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları karşısında da elimiz kolumuz bağlı olmayacaktı.</p>
<p>Ancak ‘istisna’ planlayanlar nedeniyle tam üyelik haklarından elde edeceğimiz para gelmediği gibi, bugün bu entegrasyonun birikimli negatif maliyetinin 400 milyar dolara doğru gidiyor. Üstelik bugün ürettiğimiz malın Avrupa malı ‘olup olmadığı’ ve de ‘olup olmayacağı’ tartışılıyor. Avrupa malı kabul edilmesi için de bir ‘bedel’ isteniyor.</p>
<p>İki gün önce katıldığım bir toplantıda AB’nin önde gelen ülkelerinden birine mensup ekonomi diplomatları ve diğer kurumsal temsilcileri, sanayicilerimize ‘bize gelin’ diyerek yatırım çağrısı yaptılar.</p>
<p>Parasal teşvikler, vergisel teşvikler, istihdam teşvikleri, kredisinden sigortasına ihracat teşvikleri, düşük enflasyon, düşük faizli işletme ve yatırım kredileri, destekli ar-ge ortamı, patentler, düşük enerji maliyetleri, kalifiye işçilik ve diğerleri…. Ne varsa saydılar. Tüm bu kriterlerde aynı rejime tabi oldukları diğer AB ülkelerinden daha ileri bir yatırım ve üretim ortamına sahip olduklarını tablo, tablo anlattılar ve “Eğer Avrupa’ya gelecekseniz, bize gelin” dediler.</p>
<p>Soru cevap bölümünde bir sanayici diplomatik temsilciye enteresan bir soru sordu. Adeta “Gelelim de!…”  diyerek ekledi: “Biz sizle aynı milliyetteniz. Türkiye’de çalışıyoruz. Hatta şirketimizde ülkemiz kamu sektörünün hisseleri bile var. Yani ülkemizin buradaki sermayesiyiz. Tepe yöneticimizin yeşil pasaportu var, sorunu yok. Ancak 100’den fazla çalışanımızın çeşitli nedenlerle sürekli merkeze ve diğer tesislere gidip gelmesi gerekiyor. Sürekli olarak davet mektupları ile temsilciliklerle, aracılarla vizeyle uğraşıyoruz. Olmuyor, kendi ülkemizin temsilciliklerinden vize alamıyoruz.” Bir başka katılımcı yıllar sonra, uzun yıllara sari vize almayı başardıklarını ancak bu kez eş ve çocuklar için vize alamadıklarını anlattı. Sonra diğer vize öyküleri, vize şikâyetleri başladı ve toplantıya damgasını vurdu.</p>
<p>Dört hedeften biri olan kişilerin serbest dolaşımının karşılıklı ticareti büyültmesi gerekirken, hoyratça önlenmesi çoktan beridir; yatırımın, üretimin, ihracatın önünde engel oldu. Olmaya devam ediyor. Bunların dışında Kıbrıs’ın Güney’inin bugünkü konumunu Türkiye’ye ‘tanıtmaya’ yönelik formüller, yeni devlet senaryoları ve Akdeniz’in enerji kaynaklarının paylaşımı konusunda bir havuca dönüştürülmek istenmesi… Vize konusunda bunlara hiç girmeyelim.</p>
<p>Ancak kişilerin serbest dolaşımı mümkün olmadan AB tam üyeliği mümkün olamayacağı, kişilerin serbest dolaşımı mümkün olmadan gümrük birliğinin ‘eski nesil’ kalacağı, pastayı büyütmenin zor olacağı da ortada.</p>
<p>İşçilerin serbest dolaşımı ile başlayan özgürlük arayışı, bugün kadın voleybolcuların ya da mühendislerin dolaşımını önler duruma gelmişse, buna ‘ne gam’ diye yanıt verildiğinde; “AB üyeliği artık önceliğimiz değil” açıklamasının doğallığı da ortada.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-uyeligi-artik-oncelik-degil-87763</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB üyeliği artık öncelik değil! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-eksik-gun-bildirimi-uygulamasi-ve-hukuki-sonuclari-87761</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK eksik gün bildirimi uygulaması ve hukuki sonuçları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sosyal güvenlikte kayıt dışılık; çalışanların tamamen sigortasız çalıştırılması, prime esas kazançlarının gerçek ücretlerinden düşük bildirilmesi veya <strong>ay içindeki prim ödeme gün sayısının 30 günden az gösterilmesi</strong> şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, ayın tamamında fiilen çalışan bir sigortalının yalnızca 5 ya da 10 gün üzerinden bildirilmesi, daha az prim ödenmesi sonucunu doğuran kayıt dışı uygulamalardan biridir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 2025 yılı istatistiklerine göre (Tablo:1), asgari ücret üzerinden primi ödenen sigortalıların aylık ortalama prim gün sayısının daha düşük kaldığını, ücret seviyesi yükseldikçe bu sayının 30 güne yaklaştığını göstermektedir. SGK’ya bildirilen tüm sigortalılar esas alındığında ise primlerin ortalama <strong>25 gün üzerinden</strong> ödendiği, başka bir ifadeyle ayda ortalama 5 günlük eksik bildirim bulunduğu görülmektedir.</p>
<p>Bu veriler, eksik gün bildiriminin yalnızca teknik bir prim işlemi olmadığını, kayıt dışılıkla mücadele bakımından da yakından izlenmesi gereken bir alan olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, her eksik bildirim hukuka aykırı değildir. Çalışma ilişkisinin niteliği veya ay içindeki fiilî durum, sigortalının 30 günden az bildirilmesini haklı ve belgelendirilebilir kılabilir. Belirleyici olan, eksik günün gerçeğe uygun kodla bildirilmesi ve geçerli dayanak belgelerle desteklenmesidir.</p>
<p><strong>Eksik gün bildiriminin yasal dayanağı</strong></p>
<p>Eksik gün bildiriminden kaynaklanan kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla, sosyal güvenlik mevzuatında ilk kez 4447 sayılı Kanun’la işverenlere, 1 Ocak 2000 tarihinden itibaren çalışanların ay içindeki eksik gün ve kazanç bildirimlerinin nedenlerini belgelendirme yükümlülüğü getirilmiştir. Bu yükümlülük, zaman içinde değişen mevzuat çerçevesinde günümüze kadar varlığını korumuştur.</p>
<p>Eksik gün bildirimi uygulamasının yasal dayanağını 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86’ncı maddesinde yer alan düzenleme oluşturmaktadır.</p>
<p>Kanun’daki çerçevenin uygulamaya nasıl yansıyacağı ise Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde somutlaştırılmıştır. Yönetmelikte, sigortalıların 30 günden az çalışmasına ilişkin nedenler, bu nedenleri kanıtlayan belgeler ve uygulamada izlenecek usuller ayrıntılı biçimde düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Hangi hallerde eksik gün bildirimi yapılabilir?</strong></p>
<p>Bu düzenlemeler doğrultusunda SGK, sigortalıların 30 günden az çalışmasına dayanak oluşturabilecek durumları belirli kodlarla sınıflandırmıştır. Dolayısıyla bildirimin, somut olaya uygun eksik gün kodu seçilerek yapılması gerekir. Kabul edilen nedenler ve bunlara karşılık gelen kodlar Tablo:2’de gösterilmiştir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aaccf8c59f19-1789710220.png" alt="" width="627" height="611" /></p>
<p>Ancak doğru kodun seçilmesi tek başına yeterli değildir. Bildirimin hukuken geçerli kabul edilebilmesi için eksik çalışma nedeninin uygun belgelerle de kanıtlanması gerekmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda, ay içinde 30 günden az çalışan veya eksik ücret ödenen sigortalılar bakımından aşağıdaki belgeler kabul edilmektedir:</p>
<ol>
<li>a) Kurumca elektronik ortamda alınabilenler hariç kurumca yetkilendirilmiş sağlık hizmeti sunucularından veya işyeri hekimlerinden alınmış istirahatli olduğunu gösteren rapor,</li>
<li>b) Sigortalı ve işverenin imzasını taşıyan ücretsiz veya aylıksız izinli olduğunu kanıtlayan izin belgesi,</li>
<li>c) Sigortalıya tebliğ edilen disiplin cezası uygulamasına ilişkin belge,</li>
</ol>
<p>ç) Gözaltına alınma ile tutukluluk hâline ilişkin belgeler,</p>
<ol>
<li>d) Kısmi süreli çalışmalara ait sigortalı ve işverenin imzasını taşıyan yazılı iş sözleşmesi,</li>
<li>e) Sigortalının imzasını taşıyan puantaj kayıtları,</li>
<li>f) Grev, lokavt, genel hayatı etkileyen olaylar, doğal afetler nedeniyle işyerinde faaliyetin durdurulduğunu veya işe ara verildiğini gösteren ilgili resmî makamlardan alınan yazı örneği,</li>
<li>g) İşe devamsızlığa ilişkin belgeler,</li>
</ol>
<p>ğ) İş sözleşmesinin feshedildiği tarihte çalışılmadığına dair belge,</p>
<ol>
<li>h) Kısa çalışma ödeneği alındığına dair ilgili resmî makamlardan alınan belge,</li>
</ol>
<p>ı) 5434 sayılı Kanun’un mülga ek 76 ve mülga geçici 192’nci maddelerine tabi olunduğunu gösterir belge,</p>
<ol>
<li>i) Yarım çalışma ödeneği alındığına dair ilgili resmî makamlardan alınan belge,</li>
<li>j) İş Sağlığı ve Güvenliği Kayıt, Takip ve İzleme Programı İSG-KATİP üzerinden alınan sözleşmeler,</li>
</ol>
<p>Yukarıda sayılanlar, eksik çalışmanın kanıtlanmasında SGK tarafından kabul edilen başlıca belgelerdir. Bu belgelerin nasıl bildirileceği, ne şekilde muhafaza edileceği ve Kuruma ne zaman sunulacağı ise ayrıca önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Belgeler ne zaman düzenlenmeli ve SGK’ya sunulmalıdır?</strong></p>
<p>Mevzuata göre eksik gün nedeninin, aylık prim ve hizmet belgesinde veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesinde ilgili kodla gösterilmesi yeterlidir. Dayanak belgeler ilgili ayda düzenlenmeli, ancak rutin olarak her ay SGK’ya gönderilmemelidir. Buna karşılık belgelerin, Kurumca talep edildiğinde süresinde ibraz edilebilmesi için işyerinde düzenli ve erişilebilir biçimde muhafaza edilmesi gerekmektedir. Bu noktada, belgelerin saklama süresi ayrı bir önem kazanmaktadır.</p>
<p><strong>Eksik gün belgeleri ne kadar süreyle saklanmalıdır?</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatı uyarınca işverenler ve işyeri sahipleri, işyeri defter, kayıt ve belgelerini, ilgili oldukları yılı izleyen yılbaşından itibaren <strong>10 yıl</strong>; kamu idareleri <strong>30 yıl</strong>; tasfiye ve iflas idaresi memurları ise <strong>görevde bulundukları süre boyunca</strong> saklamakla yükümlüdür. Kurumun denetim ve kontrolle görevlendirilen memurlarınca talep edilmesi hâlinde bu kayıt ve belgelerin 15 gün içinde ibraz edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, işyeri kayıt ve belgeleri arasında yer alan <strong>ay içindeki eksik günleri kanıtlayan belgeler</strong> de belirtilen süreler boyunca muhafaza edilmelidir. Saklama ve ibraz yükümlülüğüne uyulmaması ise yalnızca belgenin geçersiz sayılmasıyla sınırlı kalmayıp sigorta primi ve idari para cezası yaptırım risklerini de beraberinde getirmektedir.</p>
<p><strong>Hatalı veya belgesiz bildirimin hukuki ve mali sonuçları</strong></p>
<p>Sigortalıların 30 günden az çalıştığını gösteren bilgi ve belgeler, <strong>Kurumca yapılan tebligata rağmen 15 gün içinde ibraz edilmezse</strong> veya <strong>belirlenen usul ve esaslara uygun düzenlenmemişse</strong> geçersiz sayılmaktadır. Böyle bir durumda, eksik bildirilen sürelere ilişkin prim belgeleri SGK tarafından re’sen düzenlenmekte ve ilgili primler gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte tahsil edilmektedir.</p>
<p>Bunun yanı sıra, eksik günler için düzenlenen ek prim belgeleri nedeniyle, aylık asgari ücretin iki katını aşmamak kaydıyla, her bir ek belgede kayıtlı sigortalı başına aylık asgari ücretin yarısı tutarında idari para cezası uygulanmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, çalışanların prim gün sayılarının veya kazançlarının SGK’ya eksik bildirildiğinin tespit edilmesi, işyerinin 6661-asgari ücret desteği iptal edilmekte ve destek tutarları gecikme cezası ile gecikme zammıyla birlikte geri tahsil edilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak; eksik gün bildirimi, kayıt dışı istihdamla mücadelede önemli bir denetim aracı olup, eksik gün nedeninin gerçeğe uygun kodla bildirilmemesi ya da dayanak belgelerin usulüne uygun biçimde düzenlenerek süresinde ibraz edilememesi ek prim tahakkuku, gecikme cezası ve gecikme zammı, idari para cezası ve yararlanılan desteklerin iptali gibi sonuçlar doğurduğundan işverenlerin, eksik gün bildirimlerini fiilî çalışma durumuyla uyumlu şekilde yapmaları, dayanak belgeleri zamanında düzenleyerek yasal saklama süreleri boyunca muhafaza etmeleri hususuna dikkat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-eksik-gun-bildirimi-uygulamasi-ve-hukuki-sonuclari-87761</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK eksik gün bildirimi uygulaması ve hukuki sonuçları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-buyumesi-cok-fazla-eger-ve-belki-iceriyor-87759</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2027 büyümesi çok fazla &#039;eğer&#039; ve &#039;belki&#039; içeriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OVP’nin 2027 yılı için yüzde 4,2’lik büyüme hedefi, Türkiye ekonomisinin önünde oldukça iddialı bir patika çiziyor. Haziran 2026’dan 2027 sonuna kadar altı çeyrek boyunca yüzde 4’ün üzerinde büyüme gerektiren bu hedefin, yüksek faiz, kredi kısıtlamaları ve sınırlı iç talep ortamında hangi mekanizmalarla gerçekleştirileceği ise önemli bir soru işareti. </strong></p>
<p>Orta Vadeli Program’da (OVP) 2027 yılı için büyüme hedefi yüzde 4,2 olarak açıklandı. Bu rakam Türkiye’nin potansiyel büyüme oranı civarında, hatta onun biraz üzerinde. Yine OVP’ye göre 2026 sonunda büyüme rakamımız tahminen yüzde 3,3 olacak. Bu iki tahmin bakın bize neler söylüyor.</p>
<p>Türkiye için açıklanan son büyüme verisi Haziran 2026’ya ait. Orada çeyreklik büyüme hızımız yüzde 2,3, yıllık büyüme hızımız ise yüzde 3,1. İşte bu 3,1’in yılsonunda 3,3’e çıkacağı tahmin ediliyor. 2026 yılının sonunda yıllık büyüme hızımızın yüzde 3,3’e çıkması için yılın son iki çeyreğinde en az yüzde 4 büyümemiz gerekiyor.</p>
<p><strong>OVP 6 çeyrek boyunca yüzde 4’den hızlı büyüme hedefliyor</strong></p>
<p> 2027 yılında ise yüzde 4,2 büyüme hedeflendiğine göre, bu yılın her dört çeyreğinde yine ortalama yüzde 4’ten fazla büyüme görmemiz gerekiyor. Yani OVP’nin bize büyüme hakkında söylediği şu: Haziran 2026’dan 2027 yılının sonuna kadar arka arkaya 6 çeyrek boyunca yüzde 4’den daha hızlı büyüyeceğiz.</p>
<p>Bu çok iddialı bir hedef... Gerçekleştirip gerçekleştiremeyeceğimizi anlamak için örnek olması açısından yakın geçmişe, örneğin son 10 çeyrekteki yıllık büyüme hızımıza bir bakalım.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacc306710ae-1789707014.png" alt="" width="327" height="263" />Grafikte gördüğünüz düz çizgi Türkiye’nin son on çeyrekte gerçekleştirdiği büyüme. Kesikli çizgi ise 6 çeyrek boyunca sürdürmemiz gereken büyüme hedefini gösteriyor. Gördüğünüz gibi son 10 çeyreğin 7 tanesinde yüzde 4 sınırının altında kalmışız. Ayrıca yıllık büyüme hızı düşmüş. Çeyreklik veriler daha zayıf. Son 10 çeyreğin sadece 2 tanesinde yüzde 4’ü geçebilmişiz. Hatta son 10 çeyreğin beşinde büyüme oranımız yüzde 3’ün bile altında.</p>
<p><strong>Mevcut büyüme inşaat ve ticaretten geliyor</strong></p>
<p>Bir de son on çeyrekte yaşanan büyümenin hangi sektörlerden kaynaklandığına bakalım. Büyüme büyük oranda inşaat ve ticaret sektörlerinden gelmiş. İnşaat 2024 ve 2025 yıllarında büyümenin taşıyıcısı olmuş, fakat 2026’dan itibaren inşaat ve ticaret de dahil bütün sektörlerde büyüme zayıflamış. Yani son on çeyrekte elde ettiğimiz zayıf büyüme genele yayılmış ve çok sağlıklı bir büyüme rakamı da değil. Sanayi ve tarım gibi pek çok sektörde büyüme çok yetersiz kalmış.</p>
<p><strong>Büyüme artarken cari açık nasıl küçülecek</strong></p>
<p>OVP’nin büyüme hedeflerine ulaşmak için toplam tasarruflarımızın bir kısmının tüketime ya da yatırıma yönlendirilmesi gerekiyor. Bu da cari işlemler açığının büyümesi demek. Öte yandan OVP’ye baktığımızda cari işlemler açığının hem nominal olarak hem de milli gelire oran olarak ciddi ölçüde küçüldüğünü görüyoruz. OVP 2026’dan daha hızlı bir ihracat artışı ve daha yavaş bir ithalat artışı öngördüğü için cari açığın küçüleceğini tahmin etmiş. Büyüme hızlanırken cari açığın küçülmesi çok zor.</p>
<p>Eğer kredi kısıtlamaları ve yüksek faiz devam edecekse, TL kura karşı değerli kalacaksa, kamu kesimi açığı artmayacaksa (artmasın da zaten) Türkiye hangi kanaldan, hangi mekanizmayla yüzde 4,2 büyüyecek?</p>
<p>OVP’yi incelediğimizde büyümeyi destekleyecek üç önemli varsayım görüyoruz. Birincisi Dünya genelinde -ve tabii ki Avrupa’da da- kademeli bir büyüme. Diğer varsayım ise kamu alımları. OVP’de tam beş yerde kamu alımları yoluyla belirli sektörlerin destekleneceği yazıyor. Üçüncü varsayım 76 dolarlık ortalama Brent petrol fiyatı.</p>
<p>Yani Avrupa büyüyecek. Böylece bizim Avrupa’ya ihracatımız artacak. İçeride ise kamu alımları yoluyla belli sektörler desteklenecek, iç talep de canlı kalacak ve yüzde 4,2 büyüyeceğiz. Tabii bu arada petrol fiyatı da 2026’ya göre düşeceği için enerji faturamız küçülecek. Anlaşılan OVP’de büyümeyi destekleyecek senaryo bu. Çok fazla “eğer” ve “belki” var bu senaryoda.</p>
<p>Umarız gerçek olur ama Avrupa’da öngörülen yüzde 1,2’lik büyüme, 76 dolarlık petrol fiyatı gerçekleşse ve kamu alımları etkin bir araç olarak kullanılabilse bile, Türkiye’deki büyüme rakamını yüzde 4,2’ye çekmek için yeterli olmayabilir. Bu seneki OVP’de büyüme hedefini tutturmak için çok fazla şansa ihtiyacımız olacak gibi görünüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-buyumesi-cok-fazla-eger-ve-belki-iceriyor-87759</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027 büyümesi çok fazla &#039;eğer&#039; ve &#039;belki&#039; içeriyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bordroda-yer-almasi-gereken-bilgiler-87758</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bordroda yer alması gereken bilgiler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutardır.</p>
<p>Bir iş sözleşmesine dayanarak çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir.</p>
<p>İş ilişkisinde işçi, iş görme edimini yerine getirmekle yükümlü olurken, işveren ise ücret ödemekler yükümlüdür. Dolayısıyla ücret, işçinin iş görme edimi karşılığında işveren tarafından ödenen temel alacaklarından biridir.</p>
<p>Bordro ise ücretin ödenmesine ilişkin temel belgelerden biridir. Türk Dil Kurumu tarafından bordro, çalışanların bir aylık hizmet bedelini, vergi matrahını ve kesintileri ile aylık net ücretini gösteren cetvel olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>Diğer bir ifadeyle bordro, işçi ve işveren arasında imzalanan sözleşmeye istinaden belirli bir dönemi kapsamak üzere çalışana ödenmesi gereken ücret bedeli ve bu ücret üzerinden yapılan yasal ve özel kesintilerin gösterildiği belgedir.</p>
<p>Bordroya ilişkin hükümler ile bordroda bulunması gereken bilgiler çeşitli kanunlarda düzenlenmiştir.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu uyarınca, işveren iş yerinde veya bankaya yaptığı ödemelerde işçiye ücret hesabını gösterir imzalı veya iş yerinin özel işaretini taşıyan bir pusula vermek zorundadır. Bu doğrultuda bordroda, ödemenin günü ve ilişkin olduğu dönem ile fazla çalışma, hafta tatili, bayram ve genel tatil ücretleri gibi asıl ücrete yapılan her çeşit eklemeler tutarının ve vergi, sigorta primi, avans mahsubu, nafaka ve icra gibi her çeşit kesintilerin ayrı ayrı gösterilmesi esastır.</p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatında ise işverenlerin Sosyal Güvenlik Kurumu’na, Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi (MUHSGK) ile yapılan bildirimleri doğrulayıcı nitelikte belgeleri düzenlemesi ve muhafaza etmesi gereklidir. </p>
<p>Bu bağlamda, işverenler tarafından ibraz edilen aylık ücret tediye bordrosunda; iş yerinin sicil numarası, bordronun ilişkin olduğu ay, sigortalının adı, soyadı, sigortalının sosyal güvenlik sicil numarası, ücret ödenen gün sayısı, sigortalının ücreti, ödenen ücret tutarı ve ücretin alındığına dair sigortalının imzasının bulunması zorunludur. </p>
<p>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında ücret bordrosunda ticaret sicil numarası, MERSİS, ticaret unvanı, işletmenin merkez adresi ve internet sitesi oluşturma yükümlülüğüne tabi ise tescil edilmiş internet sitesine yer verilmesi uygun olacaktır.</p>
<p>213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, işverenlerin her ay ödedikleri ücretler için ücret bordrosu tutma yükümlülüğünü hüküm altına alınmıştır. Ücret bordrolarına aşağıdaki bilgilerin yer alması ise zorunludur:</p>
<p>- Bordronun baş kısmında hangi aya ait olduğu,</p>
<p>- Çalışanın soyadı, adı; ücretin alındığına dair imzası veya mührü,</p>
<p>- Varsa vergi karnesinin tarih ve numarası,</p>
<p>- Birim ücreti (Aylık, haftalık, gündelik, saat veya parça başı ücreti),</p>
<p>- Çalışma süresi veya ücretin ilgili olduğu süre,</p>
<p>- Ücret üzerinden hesaplanan vergilerin tutarı.</p>
<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu uyarınca, işverenlerin, ücretlerden yaptıkları vergi tevkifatını, ücret bordrosunda göstermeleri zorunludur.</p>
<p>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu kapsamında, her ücret ödenmesinde işçiye, bir hesap özeti verilmeli, hesap özetinde kesintilerin miktarı ve sebebi de gösterilmelidir.</p>
<p>Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik’e göre, Türkiye genelinde en az üç çalışanı bulunan işverenler; işçi, gazeteci ve gemi adamlarına yapılacak ücret, prim, ikramiye ve benzeri ödemelerin kanuni kesintiler sonrası net tutarını banka aracılığıyla ödemekle yükümlüdür.</p>
<p>Nihayetinde, ücret bordrosunun düzenlenmesi, şekil şartlarına uyulması ve işçiye verilmesi yalnızca idari bir işlem olarak değerlendirilmemelidir. Bordronun ücretin, ek ödemelerin, yasal ve özel kesintilerin, çalışma süresinin ve ödeme döneminin ispatı bakımından temel belgelerden biri olduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle işverenlerin bordroda yer alması gereken bilgileri eksiksiz göstermesi, bordro kayıtları ile banka ödemeleri ve SGK bildirimleri arasında uyum sağlaması, olası denetim ve uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlayacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bordroda-yer-almasi-gereken-bilgiler-87758</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bordroda yer alması gereken bilgiler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gorunmeyen-tehlike-abd-10-yilliklari-ezber-bozuyor-87757</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görünmeyen tehlike: ABD 10 yıllıkları ezber bozuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD’de 10 yıllık Hazine tahvili getirilerindeki yükseliş, yalnızca tahvil piyasasını değil, şirketlerden hane halklarına ve gelişmekte olan ülkelere kadar küresel finansal koşulları da etkiliyor. Artan bütçe açığı, yüksek borçlanma maliyeti ve savaş kaynaklı enerji baskısı, uzun vadeli faizlerdeki yükselişin kalıcı olup olmayacağı tartışmasını güçlendiriyor.</strong></p>
<p><strong>Hafta başında Amerikan 10 yıllık Hazine tahvili faizlerinin 2027 yılından bu yana en yüksek seviyesini görmesiyle, Amerikan Merkez Bankası Fed’in Çarşamba günkü toplantısında faiz artırımına gideceği neredeyse kesinleşmişti. </strong></p>
<p>Nitekim Fed, beklentilere paralel olarak federal fonlama faizini 3,50-3,75 bandından 3,75-4,00 bandına çıkardı. Bana kalırsa, zaten Fed’in Haziran toplantısında açıkladığı projeksiyonlarda 2026 yılı için bir faiz artışı, faiz tavanı yükseltildiği için hesaplamalara dahil edilmesi gerekiyordu. Haziran projeksiyonlarında bir faiz artışı cepte ikinci de olabilir demiştim. Bu kez Eylül projeksiyonu bu yıl ikinci faiz artışını da mümkün kılması açısından çok önemli.</p>
<p><strong>Fed Başkanı Kevin Warsh, 17 Haziran 2026'da Federal Rezerv Başkanı sıfatıyla düzenlediği ilk basın toplantısının soru-cevap bölümünde denklemi bozan taraf olmuştu. </strong></p>
<p><strong>Warsh, yüksek hazine bonosu ve tahvil getirilerini, merkez bankasının gevşeme adımları atmasını gerektiren bir sıkılaşma koşulu olarak görmek yerine, bunların Fed'in sıkılaştırma yönündeki işlevinin bir kısmını fiilen üstlendiğini belirtmesi nedeniyle,</strong> o gün bozulan dengenin, mevcut küresel koşullar dikkate alındığında, yeniden kurulmasının oldukça zor ve sıkıntılı bir patikaya işaret ettiğini gördük ve hâlâ da görmeye devam ediyoruz.</p>
<p><strong>Tahvil piyasaları Amerika için çok önemli</strong></p>
<p><strong>Küresel olarak, ABD Hazine tahvilleri ve bonoları, dünyanın en derin ve en likit sabit gelirli enstrümanları olarak kabul edilir.</strong> Amerikan 2, 5 ve 10 yıllık tahvilleri, küresel finans piyasalarında neredeyse her şeyin fiyatlandırılmasında kullanılan risksiz varlık göstergeleri ve Fed'in para politikasını uygulamak için kullandığı başlıca araçlardan biridir. <strong>Başka hiçbir devlet tahvili piyasası işlem hacmi, derinliği veya küresel teminat olarak kullanımı açısından Amerikan tahvillerinin yanına bile yaklaşamaz.</strong></p>
<p><strong>Amerikan Hazine’si de likiditeyi aktif olarak yönetir. </strong>Örneğin; uzun vadeli tahvillerde derinliği ve fiyatlandırmayı desteklemek amacıyla, Eylül 2026'dan itibaren uzun vadeli likidite geri alımlarını işlem başına en az 4 milyar dolara çıkarmıştı. <strong>Başarılı olup olmadığı konusu elbette ayrı bir tartışma; ancak Hazine’nin getiri eğrisinin uzun tarafını yönetmesinin yalnızca kendisine bağlı koşullardan oluşmadığını, küresel dengelerin de bu yönetme işlevine doğrudan müdahil olduğu bir dönemi yaşıyoruz. </strong></p>
<p><strong>Özellikle Finansal Ekonomi dersi alan öğrenciler için ders niteliğinde haftalar yaşıyoruz ve bu sürecin daha da devam edeceğini düşünüyorum. </strong></p>
<p>Amerikan 10 yıllık Hazine tahvillerinin neden önemli olduğunu bir kere daha hatırlamakta fayda var bence.</p>
<p>Öncelikle; güvenilir ve düşük riskli getiriler elde etmek amacıyla emeklilik planları, yatırım fonları, borsada işlem gören fonlar (ETF), bireysel emeklilik hesapları (IRA) ve diğer yatırım araçları üzerinden yatırım yapan bireyler de dahil olmak üzere, ABD’li bireysel ve kurumsal yatırımcılar sermaye piyasalarında geniş bir yatırım varlığına sahip. Bu piyasanın çöküşü, bir anlamda sosyal çöküşü de beraberinde getirebilecek bir potansiyeli bünyesinde barındırıyor.</p>
<p><strong>10 yıllık Hazine tahvili getirisi, ABD ekonomisindeki uzun vadeli borçlanmanın büyük bir bölümü için referans orandır.</strong> Yüzde 5'in üzerinde kalıcı bir hareketin, genel olarak reel sermaye maliyetini artırması sanırım en korkulan konu. Bunun yanında, yüksek faiz oranlarıyla etkileşim içinde olan artan bütçe açıkları, borç servisi maliyetleri ve özel yatırımların "dışlanması" konusunda da endişelere yol açıyor. Yüksek getiriler, hükümetlerin yeni ve yenilenen borçlar için ödediği faizi artırıyor. <strong>Tahvil piyasalarına yönelik asıl endişe duyulması gereken konu bence bu.</strong> <strong>Bunun anlamı, bütçe açığının daha da artması ve bu nedenle daha fazla borçlanmayı gerektirmesi.</strong> Borçlanma ihtiyacının artması, gelecekte getirilerin daha da artacağı anlamına geliyor. Bence piyasalar bu dinamik döngüyü yakından takip ediyor, çünkü bu döngü kendi kendini besleme özelliğine sahip. <strong>Buna basitçe kartopu etkisi diyebiliriz.</strong></p>
<p><strong>Reel sektör açısından baktığımızda ise daha dramatik bir durum ortaya çıkıyor.</strong> <strong>Uzun vadeli tahvil finansmanına dayanan şirketler, sermaye harcamalarını finanse etmek, vadesi gelen borçları yeniden finanse etmek (refinansman) ve birleşme ve devralmaları gerçekleştirmek için daha yüksek maliyetlerle karşı karşıya kalıyor.</strong> Faiz oranlarına duyarlı sektörler genellikle en çok etkilenenler oluyor. Konut inşaatçıları, ticari gayrimenkul, kamu hizmetleri ve sermaye yoğun üreticiler bu dönemin en riskli sektör temsilcileri olarak görünüyor. Örneğin, Amerikan borsalarında yapay zekâ yatırımlarının patlamasının arkasına gizlenen konut inşaatçısı şirketlerin hisseleri, piyasadaki konut talebinin zayıflayacağı beklentisini yansıtarak, faiz baskısının artmasıyla birlikte önemli düşüşler yaşadı. <strong>Elbette konut sektörünü hiç konuşmadık; ancak uzun zamandır devam eden konut fiyatlarındaki geri çekilme, Amerikan ekonomisi açısından bir uyarı niteliği taşıyor. </strong></p>
<p><strong>Yapay zekâ altyapısına bağlı özel sermaye harcamalarındaki artışın kendisi de tahvil arzının bir kaynağı oldu ve reel ekonominin bir bölümündeki patlamanın, faiz oranına daha duyarlı sektörleri tehdit eden faiz baskısına katkıda bulundu.</strong> Bana kalırsa, yapay zekâ teması balon mu gerçek mi tartışmasından çok daha derin bir konuyu çoğumuz gözden kaçırdık.</p>
<p><strong>Hane halkları için, 10 yıllık tahvil getirisi, 30 yıllık sabit faizli ipotek oranlarıyla olan yakın ilişkisi nedeniyle çok büyük öneme sahip. Amerika’da günlük hayat büyük ölçüde krediyle dönüyor.</strong> Evet, çoğumuzun hayal etmekte zorlanacağı bir varlığa sahip birçok Amerikalı var, ancak bunun karşılığında muazzam bir borç yükü altındalar. Kredi verenler ipotekleri 10 yıllık hazine tahvilinin üzerinde bir faiz oranıyla fiyatlandırıyorlar. <strong>Yaklaşık yirmi yıldır görülen en yüksek faiz oranlarına doğru kademeli geçiş, ev satın alma, ipotek yeniden yapılandırma, araba finansmanı, kredi kartı ve diğer değişken faizli borçların maliyetini artırıyor.</strong> <strong>Ayrıca, Amerika’nın birçok bölgesinde konut fiyatlarının yükselmesi, konutların satın alınabilirliğini azaltıyor. Daha da önemlisi, eskiden alınan düşük faizli ipotekleri olan mevcut ev sahiplerinin yüksek faiz oranları nedeniyle sat-geri-kirala konusunda isteksiz olmasına neden oluyor.</strong> Tam bir <strong>"kilitlenme etkisi"</strong>. Bu da konut piyasasının devir hızını ve arzını kısıtlıyor. Amerikan yönetiminin hiç istemeyeceği gelişmeler bunlar.</p>
<p>ABD'nin Ağustos ayı bütçe açığı yaklaşık 167 milyar dolar olarak gerçekleşti. Yılbaşından bu yana açık yaklaşık 1,9 trilyon dolara yaklaştı. Bütçe açığının GSYH’ye oranı ise yüzde 5,9. <strong>Daha fazla tahvil arzı, ihraççıların alıcıları çekmek için daha yüksek getiriler sunması gerektiği anlamına geliyor. </strong></p>
<p><strong>ABD-İran savaşı ve akabinde yaşanan belirsizlik, Suudi Arabistan’a yönelik Husilerin saldırıları, petrol akışını aksatıyor. Ham petrol fiyatları yeniden keskin bir şekilde yükseldi.</strong> Stratejistler, uzun dönemli tahvil fiyatlarındaki artışın en büyük etkeni olarak savaşı görüyor.</p>
<p><strong>Buna ben de katılıyorum. Savaşın en başından beri sermaye piyasalarının gelecekte ortaya çıkması muhtemel ekonomik sorunları hafife aldığını, ancak doğru fiyatlamanın para piyasasında yapıldığını çok kez ifade ettim.</strong> Enerji fiyatlarının, Avrupa tahvil piyasası hareketlerinin en önemli itici gücü olduğu yadsınamaz. <strong>Savaşın etkilerini modelleyen araştırmalar, Hürmüz Boğazı'ndaki aksaklıkların birkaç çeyrek daha sürmesi durumunda manşet enflasyona yaklaşık 1 puan daha ekleyebileceğini gösteriyor</strong>.</p>
<p>Tahvillerdeki bu hareket, klasik "<strong>resesyon korkusu"</strong> hikâyesine pek benzemiyor.</p>
<p><strong>Alışılagelmiş şekilde, eğer büyüme korkusu varsa, yatırımcılar güvenli limana kaçıp faiz indirimlerini beklerken uzun vadeli tahvil getirileri düşer. Şimdi ise tam tersi oluyor. Yani, bazı ekonomik veriler olumlu gelse bile, uzun vadeli tahvil getirileri yükseliyor. </strong></p>
<p><strong>Bizim açımızdan baktığımızda, yüksek ABD tahvil getirilerinin, küresel sermayeyi dolar varlıklarına çekme eğilimi nedeniyle doların güçlenmesi anlamını taşıyor</strong>. Zaten küresel ölçekte dolar bazında oldukça yüksek faiz verdiğimiz için yabancıların Türkiye’den hemen çıkmaya istekli olacağını düşünmüyorum. Fakat dolarla borçlanan gelişmekte olan piyasalarda finansal koşulları sıkılaştırarak borç ödeme maliyetlerinin ve yerel para biriminin değer kaybı riskinin artma eğiliminde olabileceğini söyleyebiliriz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gorunmeyen-tehlike-abd-10-yilliklari-ezber-bozuyor-87757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/7/1280x720/56-1789710079.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Görünmeyen tehlike: ABD 10 yıllıkları ezber bozuyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/800-milyar-tllik-buyuk-tasfiye-87756</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> 800 milyar TL’lik büyük tasfiye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Finansal piyasalarda yaşanan çalkantının ardından yedi portföy yönetim şirketindeki 130 fonun tasfiyesine karar verilirken, yaklaşık 800 milyar TL’lik varlığın nasıl ve hangi değer üzerinden nakde çevrileceği kritik bir soru olarak öne çıkıyor. Dünyadaki benzer örnekler, tasfiyenin zamana yayılmasının ve zarar paylaşımının sürecin en hassas başlıkları olacağını gösteriyor.</strong></p>
<p>Bu hafta finansal piyasalarda yaşanan çalkantı, sadece buradan etkilenen yatırımcıları değil, aynı zamanda Türkiye’nin ekonomi tarihine geçecek önemli gelişmeleri de içeriyor. Öncelikle neler olduğuna bakalım. Piyasada artan risk algısı ve buna geçtiğimiz hafta sonu eklenen adli suçlara ilişkin haberlerin de eklenmesiyle, 14 Eylül Pazartesi günü konuya dahil portföy yönetim şirketlerinden sert çıkışlar gördük. Bu fonların toplam büyüklüğünün, TEFAS kapsamında işlem gören toplam fonların onda biri gibi oldukça yüksek bir orana sahip olması, piyasa genelinde likiditenin sıkışmasına ve Türkiye’nin devasa büyüklükteki firmalarının Borsa İstanbul pay piyasası değerlerinin de etkilenmesine sebep oldu.</p>
<p>Şişeden çıkan cin, kamu otoritelerinin konuya müdahil olmalarını gerektirdi. 17 Eylül Perşembe günü yapılan Finansal İstikrar Toplantısı’nın akabinde Merkez Bankası, SPK ve BDDK bir dizi önlem açıkladı. Bu önlemler piyasa genelindeki sistemik riski kontrol altına almaya odaklandı.</p>
<p><strong>Merkez Bankası’ndan likidite tedbirleri</strong></p>
<p>Merkez Bankası, piyasadaki likidite sorununu çözmek amacıyla haftalık repo fonlamasını artırdı. Fonlamanın artırılması, piyasaya daha fazla TL sağlayarak repo, para piyasası ve takas işlemlerinde finansmanı rahatlatacak önemli bir adım oldu.</p>
<p>İkinci olarak TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalar arası Para Piyasası’nda bankaların borç alabilme limitleri güncellendi. Bankaların borçlanma limitlerinin yükseltilmesi, gün içi ve gecelik nakit sıkışmasının azaltılması ve fon satış bedellerinin banka ve dağıtıcı kuruluşlar üzerinden aktarımında sistemsel tıkanma riskinin düşürülmesi açısından önemli.</p>
<p>Üçüncü olarak TCMB bünyesinde yer alan piyasalarda geçerli olan teminat iskonto oranları gözden geçirildi. Teminat iskonto oranlarının azaltılması, aynı teminat karşılığında daha fazla TL alınabilmesini sağlayarak bankaların tahvil ve diğer uygun menkul kıymetleri zorunlu olarak satma ihtiyacını azaltır.</p>
<p><strong>SPK’dan sert satış ve yayılma riskini önleyici tedbirler</strong></p>
<p>SPK, sermaye piyasalarında sağlıklı işleyişin sağlanması ve yatırımcı haklarının korunmasını teminen iki önemli tedbiri hayata geçirdi.</p>
<p>Bunlardan ilki, kredili işlemlerde asgari özkaynak koruma oranının %35’ten %20’ye indirilmesi oldu. Bu uygulama, teminat tamamlama çağrılarını ve hisse senetlerindeki zorunlu satışları azaltıcı bir adım oldu.</p>
<p>İkinci olarak sorunlu fonlara sahip portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu ve katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonlarının TEFAS’ta alım ve satım yönünde işleme kapatılmasına karar verildi. Bu PYŞ’ler Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1 Capital, Pardus ve Bulls. Ayrıca bu portföy yönetim şirketlerine ait 130 fonun tasfiyesine karar verildi.</p>
<p>Merkez Bankası ve SPK tarafından yapılan duyuruların fiyatlamalar üzerindeki ilk etkileri olumlu oldu. BIST 100 ve bankacılık endeksleri bir önceki günkü kayıplarının önemli bir bölümünü geri aldı.</p>
<p><strong>BDDK’dan bankalara sermaye desteği</strong></p>
<p>Bu çerçevede öğleden sonra BDDK tarafından gelen düzenleme de bankacılık sisteminin sağlıklı işleyişi adına önemli bir çerçeve sundu. BDDK, halka açık bankaların 16 Eylül’den itibaren piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisselerinin yılsonuna kadar çekirdek sermayeden indirilmemesine imkân tanıdı. Kararla bankaların sermaye yeterliliği oranı hesaplamasında esneklik sağlandı.</p>
<p><strong>Şimdi gelelim 800 milyar TL’lik büyük soruya</strong></p>
<p>Alınan kararla yedi portföy yönetim şirketinde yer alan 130 fonun tasfiyesine karar verildi. Bu fonlarda son bir haftalık değer kayıplarına karşın yaklaşık 800 milyar TL’lik varlık bulunuyor. Bu varlıkların sahiplerinin şu anda beklediği en büyük soru ise paralarını ne zaman ve hangi değerle geri alacakları.</p>
<p>Bu konudaki düzenlemeler SPK tarafından henüz açıklanmadı. Ancak süreç olarak değerlendirirsek bu kadar büyük bir portföyün piyasa üzerindeki etkisini sınırlandırmak için tasfiyenin zamana yayılmasını beklemek pek de şaşırtıcı olmayacaktır.</p>
<p>İkinci olarak önceliğin daha likit varlıklara verilmesi, yüksek riskli ve likiditesi düşük varlıkların tasfiyesinin ise daha sonraya bırakılması olası tercihlerden biri olacaktır.</p>
<p><strong>Şimdi gelelim değerlemeye</strong></p>
<p>Finansal piyasalarda alım-satım işlemlerinde ortaya çıkan fiyat, işlemin bir sonuç değeridir. Tasfiye sırasında oluşacak değer kayıplarının karşılanmasında ise bunu üstlenecek tarafın kim olacağı ve yükün nasıl paylaşılacağı süreç içinde en çok konuşulan ve değerlendirilen konulardan biri olacaktır.</p>
<p>Bu çerçevede üç taraf öne çıkıyor: süreci başlatan yapı, yatırımcı ve kamu.</p>
<p>Dünyada daha önce yaşanan örnekler, bu büyüklükteki tasfiyelerde nasıl bir yöntem izlenebileceği konusunda bize önemli ipuçları veriyor. Bunlardan biri 2015 yılında ABD’de yaşanan Third Avenue Focused Credit Fund vakası.</p>
<p><strong>Third Avenue: Likit olmayan varlıklar nasıl tasfiye edildi?</strong></p>
<p>Fon, önemli ölçüde yüksek getirili ve likiditesi düşük borçlanma araçlarına yatırım yapıyordu. Yatırımcıların fondan çıkışlarının hızlanmasıyla fonun nakit ihtiyacı arttı. Ancak portföyde bulunan bazı varlıkların kısa sürede satılması ciddi fiyat kayıplarını beraberinde getirdi.</p>
<p>Nitekim SEC verilerine göre fon 2015 yılı başından 9 Aralık’a kadar yaklaşık 1,1 milyar dolarlık net çıkış yaşamıştı. Bu tutar, 9 Aralık itibarıyla fonun net varlık büyüklüğünün %145’inden fazlasına karşılık geliyordu. Fon yönetimi, kalan yatırımcıların daha fazla zarar görmesini engellemek amacıyla geri alımları durdurdu ve tasfiye sürecine girdi. SEC de 16 Aralık’ta geri alımların askıya alınmasına izin verdi.</p>
<p>Buradaki amaç, likit olmayan varlıkların kısa sürede ve düşük fiyatlardan satılmasını engellemekti. Fonun ilk aşamada yatırımcılara yaptığı nakit dağıtımı 69 milyon dolar ile sınırlı kaldı. Kalan varlıklar ise zamana yayılarak tasfiye edildi.</p>
<p>Third Avenue örneğinin bize verdiği önemli bir mesaj var. Bir fonun bilançosunda belirli bir değerde varlık bulunması, bu varlıkların aynı değer üzerinden hemen nakde çevrilebileceği anlamına gelmiyor.</p>
<p><strong>Ponzi vakalarında zarar kimin üzerinde kalıyor?</strong></p>
<p>Burada daha farklı ve uç bir örnek olarak Ponzi sistemlerine de bakmakta fayda var. Bunun dünyadaki en bilinen örneği Bernard Madoff vakası. Madoff sisteminde yeni yatırımcılardan gelen paralar mevcut yatırımcılara ödeme yapmak için kullanılıyordu. Sistem çöktüğünde yatırımcı hesaplarında görünen değerlerin önemli bölümü gerçek finansal varlıklara dayanmıyordu. Tasfiye sürecinde bu nedenle kâğıt üzerinde görünen kazançlardan ziyade yatırımcıların sisteme yatırdığı ve sistemden çektiği gerçek para akışları esas alındı.</p>
<p>Daha sonra Madoff ve bağlantılı kişi ve kuruluşlardan, çeşitli uzlaşmalardan ve hukuki yollarla geri kazanılan varlıklardan büyük bir fon oluşturuldu. Ağustos 2026 itibarıyla SIPA kayyımı yaklaşık 15,5 milyar dolar geri kazanmış veya geri kazanmak üzere anlaşmaya varmış durumda. Bunun yaklaşık 14,8 milyar doları hak sahibi yatırımcılara dağıtıldı.</p>
<p>Bu iki uluslararası örnek aslında iki farklı soruna işaret ediyor. Third Avenue’da temel sorun, varlıkların var olmasına rağmen likiditelerinin yatırımcılara verilen günlük çıkış imkânıyla uyumsuz olmasıydı. Madoff’ta ise sorun çok daha temeldi: yatırımcı hesaplarında görünen varlıkların önemli bölümü gerçekte mevcut değildi.</p>
<p><strong>Türkiye’deki tasfiye süreci</strong></p>
<p>Türkiye’deki tasfiye sürecinde de zarar paylaşımının nasıl yapılacağına karar vermeden önce fonların gerçek varlık yapısının, bu varlıkların likiditesinin ve varsa değerleme sorunlarının ortaya konulması gerekiyor. Bu analiz de yükün nasıl paylaşılacağı konusunda önemli bir başlangıç olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/800-milyar-tllik-buyuk-tasfiye-87756</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/6/1280x720/677-1789710138.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 800 milyar TL’lik büyük tasfiye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balon-patladi-simdi-sira-tasfiyede-87755</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Balon patladı, şimdi sıra tasfiyede!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Beklenen oldu ve sonunda balon patladı. Ortalık toz duman. SPK’nın eski yönetiminin “Gözlerimi kaparım, vazifemi yapmam” politikası, köşeyi kolayca dönmek isteyen yatırımcıların hırsının aklının önüne geçmesi ve dokunduğunu altın eden harika çocukların (!) fon yönetmesi sonucu bu noktaya geldik.</p>
<p>7 şirketin yönettiği 200’ün üzerindeki fonda alım satımlar durduruldu. 127 fon için ise tasfiye kararı verildi.</p>
<p>Ancak asıl zor kısım şimdi başlıyor. Şimdi mesele, tasfiye sürecinde yüz milyarlarca liralık varlığın piyasayı daha fazla bozmadan nasıl nakde çevrileceği.</p>
<p>TEFAS bilgilerine göre tasfiye kapsamındaki fonların son bilinen büyüklüğü 827 milyar lira. Bunun yaklaşık 500 milyar lirası hisse senetlerinde. Kalan bölüm mevduat, repo, nakit ve devlet kağıtlarında tutuluyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aacc13deb44c-1789706557.png" alt="" width="339" height="186" />
<figcaption><strong>7 şirketin yönettiği 200’ün üzerindeki fonda alım satımlar durduruldu. 127 fon için ise tasfiye kararı verildi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Endişe veren taraf ise hisse portföylerinin yapısı. Çünkü bu portföyün önemli bölümü fiyatları şişirilmiş, işlem hacimleri düşük hisselerden oluşuyor. Nitekim SPK kararının açıklandığı dün sabah saatleri itibarıyla bu hisselerde yok denecek kadar az işlem vardı.</p>
<p>Sorun tam da burada. Piyasada işlem hacmi sığ bir hisseyi büyük miktarda satmak, almak kadar kolay değil. Fonlar güçlü dönemlerinde bu hisselerde ciddi pozisyonlar taşıyabiliyor, istedikleri gibi operasyon çekip fiyatı gönüllerinden geçen düzeylere yükseltebiliyorlardı. Ancak şimdi durum değişti. Hele aynı miktarda hisseyi satmak gerektiğinde karşı tarafta yeterli alıcı bulunup bulunmadığı asıl mesele oluyor.</p>
<p>Tasfiye için bu hisselerin nakde çevrilmesi gerekiyor. Ancak düşük işlem hacmine sahip hisselerde yüklü satış emirlerinin fiyat üzerinde ciddi baskı yaratması kaçınılmaz. Üstelik SPK’nın düzenlemeleri nedeniyle herkes hangi fonun portföyünde hangi hisselerin olduğunu biliyor.</p>
<p>Bu nedenle tasfiyenin kısa sürede tamamlanması ve paraları fonlarda kilitli kalan yatırımcıların dertlerinin sona ermesi mümkün değil. Bazı hisselerin elden çıkarılması aylar sürebilir ya da mümkün olmayabilir.</p>
<p>Yatırımcı, parasını fonun bugünkü toplam değerinden değil tasfiyenin tamamlandığı günkü değeri üzerinden alacak. Satışlar fiyatları aşağı çektikçe fonlar da küçülebilir. Hisselerin ve dolayısıyla fonun değeri çok düştüyse aldığı para devede kulak kalabilir .</p>
<p>Yani bugün ekranda görünen rakam ile tasfiye sonunda kasaya girecek para arasındaki fark, bu hikâyenin en ağır faturası olabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balon-patladi-simdi-sira-tasfiyede-87755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/iflas-piyasa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Balon patladı, şimdi sıra tasfiyede! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-daglari-ben-yarattim-sendromu-87754</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Küçük dağları ben yarattım&#039; sendromu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kendine lider diyebilmen için; Ya yol açacaksın, ya da yoldan çekileceksin. Ancak tek adamlık iddiasında isen, güç devşirerek egonu şişirecek ve sonra da kurumunu, ülkeni batıracaksın.</strong></p>
<p>Dikkat ediyor musunuz, herkes <strong>siyasette tek adamlıktan şikâyet</strong> ediyor ama şikâyetçilerin çoğu da <strong>kendi şirketinde tek adam</strong> tutumunda… <strong>Gölgesinde ot dahi bitmesine izin vermeyen</strong> kurucu babalar, yönetim tepesine kurulup <strong>kararını delege etmeyen</strong>, <strong>her şeyi bilen</strong>, kadiri mutlak patronlar…</p>
<p><strong>Tek adam olmak lidere ve şirkete ne sağlar</strong>? Lidere kısa süre için <strong>ikbal</strong> ama şirkete orta ve uzun vadede <strong>yıkım</strong> getirir. Her şeyi bilen tavrı, diğer yöneticilerden koşulsuz “<strong>biat</strong>” talebi, onu <strong>kibir abidesine</strong> çevirir. Ancak <strong>şirketin karar süreçleri kalitesi</strong> bozulur ve yönettiği her neyse, yıkılıverir.</p>
<p><strong>HER YER “TEK ADAM”</strong></p>
<p><strong>Ekonomi gazetesi</strong> olarak ülkenin her köşesini dolaşıyoruz. Şirketlerinde; <strong>yönetişim ilkeleri</strong> üzerinden <strong>kurumsallaşma gayretinde</strong> olanlar kadar, “<strong>burada benim borum öter</strong>” tavrıyla hareket edenler var. Küçük dağları onlar yaratmış, büyüklerine de sponsormuşcasına <strong>yönetim kibriyle</strong> estirip duruyorlar.</p>
<p>Oysa <strong>mezarlıklar, kendilerini vazgeçilmez sananların isimleriyle doludur</strong> ve bu ‘<strong>tek adamlar</strong>’ sanki sonsuza dek hüküm süreceklermiş gibi, yerlerini alacak olanlara <strong>yetki devrinde cimri</strong> davranıyorlar. Ancak söz siyasete gelince, <strong>parti liderliğinde</strong>, kamu yönetiminde ‘<strong>tek adam</strong>’ eleştirisindeler.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Tek adamlığa dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Tek adamlık nasıl oluşur?</em></strong></p>
<p>Kendilerine atfettikleri güçlerle <strong>egoları şişmeye </strong>başlıyor. Kazanılan başarıları da <strong>kendilerine</strong> <strong>adresliyorlar</strong>. Etrafında da <strong>kraldan çok kralcı tipler</strong> biriktiriyor ve kendilerine <strong>kutsallık</strong> atfediyorlar.</p>
<p><strong><em>Tek adamlardan nasıl kurtulunur?</em></strong></p>
<p><strong>Ona kutsiyet atfetmeyerek</strong>… Hatalı kararlarını onaylamak yerine <strong>itiraz</strong> ederek. <strong>Kurumsallaşmayı hakkıyla yapmaya gayret</strong> ederek. <strong>Haysiyetli davranıp</strong> terfi adına <strong>şişkin egosunu</strong> beslemeyerek…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>TEK ADAM KARARLARININ NİTELİKSİZLİĞİ FATURASIYLA YÜZLEŞİR</strong></p>
<p>Tek adamlık, <strong>karar süreçlerinde hız</strong> getirse de <strong>ortak akıl üretmenin önüne geçtiği için</strong> çok fazla <strong>risk</strong> barındırır. Kendisini; “<strong>leviathan</strong>” tavrıyla “<strong>kararları sorgulanamaz</strong>” noktasına taşıyan şirket patronları, daha sonra aldıkları <strong>kararların niteliksizliği faturasıyla yüzleşmek</strong> zorunda kalacaklardır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TEK ADAM LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Benciliderlik</strong>: Bencil kişiliğin liderlik kurumuyla buluşması sonucu aklın vicdanın terk edilişi</p>
<p><strong>Şişkin ego:</strong> Düğüne gitse damat, cenazeye gitse tabut olma saplantısında olma hali</p>
<p><strong>Tek adamlık</strong>: Tüm karar süreçlerini kendine bağlamak ve etrafında herkesten biat beklemek</p>
<p><strong>Büyük usta</strong>: Öncelikle ustasını geçmek ve ardından kendini geçecek çırak yetiştirmek</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-daglari-ben-yarattim-sendromu-87754</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/4/1280x720/gucu-kibirden-tevazu-ile-arindir-1740986479.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Küçük dağları ben yarattım” sendromu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akaryakittaki-bu-zamlarin-ornegi-pek-yok-87753</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akaryakıttaki bu zamların örneği pek yok!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Motorin fiyatlarında çok önemli görülen 100 lira eşiği aşıldı. Fiyatın örneğin 99 liradan 101 liraya çıkması da psikolojik yönden tabii ki önemli ama bu kez 100 liranın üstüne öyle 99 liralardan çıkılmadı, daha şunun şurasında ağustos sonunda 77 lira düzeyinde bulunuluyordu.</p>
<p>77 liradan 100 liraya… İki haftada yüzde 30’a yaklaşan bir artış…</p>
<p>Benzinde ise durum görece daha iyi. Ağustos sonunda 74 lira olan fiyat şimdi 80 lira dolayında ve artış yüzde 8 düzeyinde.</p>
<h2>Enflasyona etki </h2>
<p>Akaryakıt fiyatlarındaki artışın enflasyona olan doğrudan etkisini hesaplamak kolay sayılır. Ama bu etkiyi hesaplarken akaryakıtın biraz önce aktardığım ay sonları itibarıyla (mevcut fiyatlar eylül sonunda da aynı kalırsa) olan fiyatının değil, ay ortalamasındaki fiyatının esas alındığını bir kez daha belirteyim. </p>
<p>Bugünkü fiyatlar ay sonuna kadar hiç değişmezse eylülde motorin yüzde 30, benzin yüzde 8 zam görmüş olacak ama TÜFE hesabında bu oranlar dikkate alınmayacak.</p>
<p>Mevcut fiyat düzeyine göre hesaplanan aylık ortalama fiyat benzinde ağustosa göre yüzde 11,5, motorinde yaklaşık yüzde 18 artışa işaret ediyor. Bu oranlar TÜFE’de 0,40 puan kadar bir artışa yol açacak. Ama bir kez daha vurgulamak istiyorum; bugünkü fiyatlar ay sonuna kadar sabit kalmak kaydıyla…</p>
<h2>Vatandaşın baktığı başka</h2>
<p>Aylık enflasyon hesaplamasında elbette aylık ortalama fiyat dikkate alınıyor, öyle de yapılması gerekir ama vatandaş böylesine teknik hesaplamalara hiç mi hiç girmiyor, girmesi de beklenmez zaten.</p>
<p>Vatandaş açısından önemli şu: <strong>“Benzin ve motorin geçen ay sonunda kaç liraydı, şimdi kaç lira? Bir depo kaç liraya doluyordu, şimdi kaç liraya doluyor?”</strong></p>
<p>Hani hep dolaylı etki diyoruz ya, işte o dolaylı etki belli tarihlerin kıyaslamasıyla bulunan artışla gündeme geliyor.</p>
<p>Dolayısıyla vatandaş akaryakıttaki fiyat artışını mal ve hizmetlerine yansıtırken enflasyon hesaplamasındaki gibi <strong>“aylık ortalama fiyatı”</strong> değil, doğal olarak son fiyatı ve bunun ne kadar arttığını gözetiyor.</p>
<p>Bu açıdan değerlendirildiğinde maliyet anlamında girdi niteliği benzine göre çok daha ağır basan motorinde iki haftada kaydedilen yüzde 30’luk artış çok büyük önem taşıyor. Üstelik bu artış sonucu 100 lira gibi bir eşik aşılmışsa…</p>
<h2>Son yıllarda böyle zam pek görülmedi</h2>
<p>TÜFE’de 2005’in ocak ayından bu yana olan dönemin akaryakıt fiyatları açıklanıyor. Başlangıç ocak olduğu için de şubattan itibaren aylık değişim oranları var. Bu eylül için ise EPDK verilerinden yola çıkarak ve yine altını çiziyorum, bugünkü fiyatların ay sonuna kadar sabit kaldığını varsayarak aylık değişim hesaplamak mümkün.</p>
<p>2004 şubatından bu yılın eylülüne… Çeyrek yüzyıla, 23 yıla yakın bir dönem; tam 272 ay…</p>
<p><strong>Eylül ayında motorine gelen yüzde 17,80’lik ortalama zam, bu 272 aylık dönemin en yüksek yedinci oranı. Benzine gelen yüzde 11,50’lik zam da bu dönemin en yüksek dokuzuncu oranı.</strong></p>
<p>Kaldı ki biraz önce de belirttiğim gibi aylık ortalama oranlar TÜFE hesabında geçerli olan. Dolaylı etki söz konusu olduğunda bu oranların hiçbir önemi yok.</p>
<p>Vatandaş oturup ortalama fiyat hesaplayacak değil ya! Akıllarda hep son fiyat var. Örneğin eylül ayı için motorinde ortalama fiyat 94 lira dolayında oluşacak ama vatandaş hem bu oranı bilmez -ki bu gayet normaldir- hem bilse de önemsemez.</p>
<p>Motorin kaç lira, 100 lira; o kadar! Hatta bazı yerlerde 100 liranın da üstünde, 101-102 lira. Hele ki böylesine kritik bir eşik aşılmışsa kesinlikle akılda kalacak olan budur.</p>
<p>Fiyatlama davranışlarında esas alınacak olan da bu 100 lirayı aşan düzey ve kaydedilen yüzde 30’a yakın artıştır.</p>
<h2>Zincirleme reaksiyon gibi</h2>
<p>TÜFE’ye gelecek doğrudan etkinin 0,40 puan dolayında olduğunu belirttim. Yalnızca iki kalemden gelecek bu etki çok yüksek.</p>
<p>Ama motorindeki yüzde 30’luk zamla ortaya çıkacak dolaylı etki öyle anlaşılıyor ki çok daha yüksek olacak.</p>
<p>Bu oran ekonomiye duyulan güvenin daha da bozulması demek. Yetmezmiş gibi son dönemde özellikle bazı yatırım fonlarında ortaya çıkan sorunlar ve sermaye piyasasına dönük algı bozulması da ekonomiye olan güvensizliğin adeta tuzu biberi oldu.</p>
<p>Böyle bir ortamda bakalım eylül ayı enflasyonu ne gelecek? Geçen yılın eylülündeki yüzde 3,23’ün altında kalınır kalınmaya da fark ne kadar olur, bilinmez. Bu arada yeri gelmişken hatırlatayım; geçen yılın eylülünde benzin ve motorin fiyatları ay ortalaması bazında yaklaşık yüzde 3 artmıştı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbfea3c472-1789706218.png" alt="" width="413" height="579" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akaryakittaki-bu-zamlarin-ornegi-pek-yok-87753</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/yakit-benzin-mazot-motorin-utts.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akaryakıttaki bu zamların örneği pek yok! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-87752</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Borsada En Kötüsü Geride Mi Kaldı? Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 18 Eylül" src="https://www.youtube.com/embed/wlvaRr3okEo" width="850" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-87752</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/75-centlik-filmasini-alip-civata-yapiyor-3-4-dolara-ihrac-ediyor-87751</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> 75 cent’lik filmaşini alıp cıvata yapıyor 3-4 dolara ihraç ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SAMSUN</strong>’da yatılı öğrenci olarak liseyi bitiren <strong>Abdullah </strong>Bey (<strong>Tecdelioğlu</strong>), babadan kalma demirci ustalığının da etkisiyle 1913 yılında memleketi Malatya’da hırdavat dükkanı açtı. Çok geçmeden Birinci Dünya Savaşı sırasında askere gitti. Askerliği toplam 11 yıl sürdü. <strong>Kazım Karabekir</strong>’in yaverliğini de yaptı.</p>
<p><strong>Abdullah </strong>Bey’in askere gittiği dönemlere dükkânı kapanıyor, dönünce yeniden işbaşı yapıyordu. Askerlik bitiminde yine Malatya’daki hırdavatçı dükkânında işe koyuldu. Zamanla yanına oğulları <strong>Nihat </strong>ve <strong>Nevzat Tecdelioğlu</strong>’nu aldı. Oğullarıyla birlikte hırdavatçılık işi 1966 yılında vefatına kadar sürdü.</p>
<p><strong>Abdullah </strong>Bey’in vefatı sonrası <strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>kardeşi <strong>Nevzat Tecdelioğlu</strong>’yla işlerini ayırdı, kendi hırdavatçı dükkanını açtı. <strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>bir yandan hırdavatçılık yaparken, diğer taraftan üretime dönük radarını hep açık tuttu. Nitekim 1968-1969 döneminde bir eczacı arkadaşının yönlendirmesiyle İstanbul’daki Filiz İlaç’a ortak oldu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbcfb6be95-1789705467.jpg" alt="" width="800" height="503" />
<figcaption><strong>Malatya’daki fabrikadan: Çetin Tecdelioğlu (sol başta), Nihat Tecdelioğlu (sağ başta), Mustafa Tecdelioğlu (sağdan ikinci)</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Nihat Tecdelioğlu</strong>’nun daha çok üretime dönük arayışları, DYO bayiliğinin de etkisiyle Yaşar Holding’in Pınar Süt, Tuborg, Altın Yunus gibi yatırımlarını yaparken bayilerine hisse satışı zincirinin halkaları arasına girmesini de sağladı. Ancak o hisseler sembolik düzeyde kaldı.</p>
<p>Derken 1970’li yıllarda Malatya’daki esnaflar bir araya gelip art arda un fabrikası, Merbolin boya fabrikası, mobilya fabrikası ve kireç fabrikası kurdu. <strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>üretime dönük radarı hep açık olduğu için bu yatırımların da ortakları arasına girdi.</p>
<p><strong>Nihat Tecdelioğlu</strong>’nun hırdavatçı dükkanını ben de 1960’lı yılların sonları, 70’li yılların başlarında Malatya’daki oto elektrik-bobinaj ustası abim <strong>Kemal Munyar</strong>’ın yanında çıraklık yaptığım günlerden anımsıyorum. Cıvata ihtiyacı olduğunda abimin talimat sesi yükselirdi:</p>
<p>-          <strong>Tecdeli’ye git, o cıvataları al gel…</strong></p>
<p><strong>Nihat </strong>Bey, 1970’lerin ortalarında büyük oğlu <strong>Mustafa </strong>ile onun bir küçüğü <strong>Abdullah</strong>’ı İstanbul’a, Kadıköy Maarif Koleji’ne gönderdi. Bir-iki yıl sonra Malatya’da olaylar patlayınca İstanbul’a taşınma kararı aldı. İstanbul’da ilk aşamada bir un fabrikası kurmak için kolları sıvadı. Ortakları gönülsüz davranınca bir cıvata imalat atölyesi bulundu ve satın alındı.</p>
<p><strong>Nihat Tecdelioğlu, </strong>İstanbul Topçular’daki 500 metrekarelik atölyede cıvata üretimini 3-4 yıl kadar ortaklarıyla birlikte sürdürdü. 1980’lerin başlarında ortaklarından ayrıldı, cıvata üretimine işin tek sahibi olarak devam etti.</p>
<p>1985 yılında büyük oğlu <strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>ODTÜ İnşaat Mühendisliğini bitirdi, bir inşaat şirketiyle aylık 5 bin dolarlık maaşla Libya’ya gitmeyi planlarken aile işine odaklanması için teklifini yaptı:</p>
<p>-          <strong>Gel, 5 bin doları kendi fabrikamızda kazanırsın…</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbd1057538-1789705488.jpg" alt="" width="700" height="525" /></strong><strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>babasının sözünü dinledi, küçük kardeşi <strong>Çetin</strong>’in adını taşıyan Çetin Cıvata’nın pazarlama şirketini kurdu. Üretim de bu dönemde Topçular’daki 500 metrekarelik atölyeden Bayrampaşa’daki 1500 metrekarelik fabrikaya taşındı.</p>
<p>1990 yılında babası <strong>Nihat Tecdelioğlu </strong>kanser olunca Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi. Aynı yıl küçük kardeşi de Çetin Cıvata’da göreve başladı. Çatalca’daki mevcut fabrikanın bulunduğu alana ilk adım 4 bin metrekareyle atıldı.</p>
<p>Çatalca’daki tesisin büyüklüğü 60 bin metrekareye ulaşırken, 4 ayrı lokasyondaki yıllık üretim de yıllık 60 bin tonları gördü. Çetin Cıvata’nın ihracatı da 20 milyon Euro’yu aştı.</p>
<p>Geçen gün <strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’nun ev sahipliğinde <strong>İbrahim Nalbant, Cem Şirolu </strong>ve <strong>Çetin Tecdelioğlu</strong>’yla buluştuk. <strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’ndan Çetin Cıvata’nın daha önce dinlediğim öyküsünü anlatmasını istedim. Öyküyle ilgili bilgilerimi tazelerken dönemin Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı <strong>Adnan Aslan, </strong>Diler Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>İbrahim Pektaş </strong>ve <strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’yla 2018 yılı Eylül ayı başlarındaki buluşmaya uzandım.</p>
<p><strong>İbrahim Pektaş, Mustafa Tecdelioğlu</strong>’na takılmıştı:</p>
<p>-          <strong>Mustafa Bey’in işi iyi. Tonu 800 dolardan filmaşini alıyor, cıvata yapıp, tonu 3 bin 800 dolardan ihraç ediyor.</strong></p>
<p><strong>Adnan Aslan, </strong>sektörün kilo başı ihracat rakamlarından örnekler vermişti:</p>
<p>-          <strong>İnşaat demirinin kilosu 60 cent’e, yassı ürün 70 cent’e, boru 1 dolara ihraç ediliyor. Cıvata daha katma değerli bir ürün. O nedenle kilo başına ihracatı 3.8 doları buluyor.</strong></p>
<p><strong>Mustafa Tecdelioğlu</strong>’ndan bu verileri güncellemesini istedim, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Filmaşinin tonu 750 dolar. Sektörümüzün ortalama ihracat geliri ton başına 3 bin dolar dolayında. Bizde 4 bin dolara kadar çıkıyor. Filmaşin fabrikalarımızda özel işleniyor. İşlemenin de önemli maliyeti var.</strong></p>
<p>1913 yılında Malatya’da <strong>Abdullah </strong>Bey’in nalbur dükkanıyla çıktığı yolculukta rota, ikinci kuşakta <strong>(Nihat Tecdelioğlu) </strong>cıvata üretimine yöneldi. Üçüncü kuşak şirketi cıvata üretiminde Türkiye ikinciliğine taşıdı…</p>
<p>Çetin Cıvata Grubu, üçüncü ve dördüncü kuşağın kol kola girmesiyle daha büyük hedeflere doğru yol alıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Nalbur dükkanıyla çıktığı Malatya’ya cıvata fabrikasıyla döndü</span></h2>
<p><strong>KENDİSİNİ “modern dilenci” </strong>olarak tanımlayan CHP eski milletvekili, eski bankacı rahmetli <strong>Mevlüt Aslanoğlu</strong>’nun Malatya’ya yatırıma yönlendirdiği ailelerden biri de <strong>Tecdelioğlu </strong>oldu.</p>
<p><strong>Mevlüt Aslanoğlu</strong> öncülük etti, Çetin Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>kardeşleri <strong>Abdullah </strong>ve <strong>Çetin, </strong>birlikte karar verip babaları <strong>Nihat Tecdelioğlu </strong>adına Malatya’da bir ilköğretim okulu yaptırdı.</p>
<p>Böylece <strong>Tecdelioğlu </strong>Ailesi, <strong>Nihat </strong>Bey’in 1970’li yılların ikinci yarısında nalbur dükkanını kapatıp ayrıldığı Malatya’ya okul bağışıyla dönmüş oldu.</p>
<p>Rahmetli <strong>Mevlüt Aslanoğlu, </strong>okulla yetinmedi, <strong>Tecdelioğlu </strong>Ailesinin Malatya’ya bir de fabrika kurması için çaba harcadı. Çetin Cıvata’yı yöneten <strong>Mustafa </strong>ve<strong> Çetin Tecdelioğlu </strong>kardeşler, 2011 yılında Malatya OSB’deki fabrikanın ilk fazını devreye aldı. Malatya’daki fabrika da adım adım büyütüldü, 2016’da bugünkü 30 bin metrekarelik kapalı alana ulaştı.</p>
<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinin olumsuz etkisi sürse de Çetin Cıvata Grubu, Malatya’da üretimini sürdürüyor.</p>
<p><strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>Çetin Cıvata Grubu’nun dört ayrı lokasyonda üretimini sürdürdüğünü belirtti:</p>
<ul>
<li><strong>Çatalca: </strong>60 bin metrekare</li>
<li><strong>Malatya: </strong>30 bin metrekare</li>
<li><strong>Hadımköy: </strong>2 bin 500 metrekare</li>
<li><strong>Hadımköy: </strong>4 bin 500 metrekare</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">3’ten 27 milimetreye kadar bağlantı elemanı üretiyor ciro 60 milyon Euro’yu buluyor</span></h2>
<p><strong>ÇETİN </strong>Cıvata Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Tecdeliolu</strong>’na ürün yelpazesini sordum, sayı vermek yerine şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>3 milimetreden 27 milimetre kalınlığa kadar her türlü bağlantı elemanını üretiyoruz. Ürünlerimiz beyaz eşyadan otomotive, mobilyaya birçok sektörde kullanılıyor.</strong></p>
<p>Ciroyu sordum, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>60 milyon Euro dolayında ciromuz var.</strong></p>
<p>Ekonomide yaşanan sıkıntılı dönemin etkisini de şöyle ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Yıllık 60 bin tonluk üretimimiz vardı. Bu yılı muhtemelen yarısı düzeyinde üretimle kapatacağız.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Abdullah bilişime yöneldi Çetin Cıvata’da 4’üncü kuşak da görev aldı</span></h2>
<p><strong>MUSTAFA Tecdelioğlu, </strong>kardeşlerinden <strong>Abdullah Tecdelioğlu</strong>’nun Boğaziçi Üniversitesi mezunu olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Abdullah, mezuniyeti sonrasında ortaklarıyla </strong>“Boğaziçi Bilgisayar”<strong>ı kurdu. Bilişim sektörüne odaklandı.</strong></p>
<p>Ailenin dördüncü kuşağını sordum, anlattı:</p>
<ul>
<li><strong>Babamın adını taşıyan büyük oğlum Nihat, yönetim kurulu üyesi. Üretim ve ihracata bakıyor.</strong></li>
<li><strong>Çetin’in oğlu Kerem, yönetim kurulu üyesi, satış ve pazarlamada görev aldı.</strong></li>
<li><strong>Benim küçük oğlum Serhat, Hadımköy’deki tel çekme-somun fabrikasıyla ilgileniyor.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">BESİAD’ın kurucusu MEV’de Başkan, İSO’da Meclis Başkanlığı adayı</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacbce4b902c-1789705444.png" alt="" width="813" height="306" /></span><strong>MUSTAFA Tecdelioğlu, </strong>işlerinin yanı sıra sektörün, iş dünyasının sivil toplum örgütlerinde de elini taşın altına koyduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>2001 yılında Bağlantı Elemanları Sanayici ve İş İnsanları Derneği’ni (BESİAD) kurduk. Uzun süre başkanlık görevini yürüttüm. Çelik İhracatçıları Birliği’nin yönetim kurulunda görev aldım, Başkanvekilliği görevinde bulundum.</strong></p>
<p><strong>Adnan Dalgakıran</strong>’la MAKFED’i kuran ekibin içinde yer aldığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>İhracatçı Birliklerinde ve Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde (TİM) kardeşim Çetin daha etkin görevler aldı. TİM’de Başkanvekili.</strong></p>
<p>Kendisini en fazla mutlu eden sivil toplum örgütü görevinin Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Başkanlığı olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Burs verebildiğimiz öğrenci sayısı arttıkça daha çok mutlu oluyoruz. MEV’de ülkemizin gençlerinin eğitimine katkı vermeyi son derece önemsiyoruz.</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nda (İSO) Meclis Üyesi olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Yeni dönemde İSO Meclis Başkanlığına aday oldum. Deneyimlerimle Meclis Başkanlık Divanı’nda İstanbul sanayisine katkı verebileceğime inanıyorum.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/75-centlik-filmasini-alip-civata-yapiyor-3-4-dolara-ihrac-ediyor-87751</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/1/1280x720/mustafa-tecdelioglu-1789705616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 75 cent’lik filmaşini alıp cıvata yapıyor 3-4 dolara ihraç ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-yatirimlari-hizlanacak-87750</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenebilir enerji yatırımları hızlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Son dönemde yaşanan savaşlar ve jeopolitik krizler, enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından yenilenebilir ve yerli kaynakların önemini ortaya koyarken, bu alanda yatırımları hızlandırmak amacıyla yasal düzenlemeye gidilecek. Türkiye, 2035 yılına kadar güneş ve rüzgâr enerjisi kurulu gücünü 120 Gigavata (GW) çıkarmayı hedefliyor. Bu doğrultuda hem yatırımları hızlandırmak hem de enerji arz güvenliğini sağlamak amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek ve kaynak çeşitliliğini artırarak yatırımların hızlandırılmasına dönük düzenlemeleri içeren bir yasal düzenleme için çalışmalar başladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çevre Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın üzerinde çalıştığı yasa teklifinin Meclisin açılmasının ardından yasalaştırılması planlanıyor.</p>
<h2>Yüzer güneş enerjisi de yer alacak</h2>
<p>Hazırlıkları süren yasa teklifiyle yenilenebilir enerji kaynak alanlarının belirlenerek bu alanların kullanılması ve korunması konusunda yeni düzenlemeler yapılacak. Yenilenebilir enerji yatırım süreçlerini hızlandıracak düzenlemelerin yer alacağı yasa teklifinde, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması’nda (YEKDEM) yapılacak değişiklikler de öne çıkan başlıklardan birini oluşturuyor. Destek mekanizmalarında yatırımları hızlandıracak değişikliklere gidilecek. </p>
<p>Göl veya deniz üzerine kurulabilen yüzer güneş enerjisi santrallerine ilişkin yeni düzenlemelerinde yasa teklifinde yer alacağı belirtildi. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılmasının yanında yatırım ortamının iyileştirilmesi de hazırlanan yasa teklifinin öncelikli hedefleri arasında yer alıyor. Dış yatırımların artırılması için destek ve teşvik mekanizmalarının daha etkin kullanılmasına yönelik düzenlemeler üzerinde de çalışılıyor. Yasa teklifinde bu alandaki yabancı yatırımcılar için yatırım ortamının iyileştirecek düzenlemeler yer alacak. </p>
<h2>Booking teklifi hızla yasalaştırılacak </h2>
<p>1 Ekim’de çalışmalarına başlayacak olan Meclis’in hızla yasalaştırmayı planladığı diğer bir düzenlemeyi ise booking benzeri yabancı dijital konaklama platformlarının elektronik ticaret ortamı üzerinden yurt içinde faaliyette bulunabilmesine ilişkin koşulları, yükümlülükleri ve uygulanacak yaptırımları kapsayan yasa teklifi oluşturuyor. Komisyon aşamasını geçtikten sonra hızla yasalaştırılması planlanan yasa teklifine göre, yabancı dijital konaklama platformları Bakanlıktan izin belgesi almadan faaliyet gösteremeyecekler. Belge ücreti 5 milyon TL olacak ve bu tutar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere her yıl yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak. İzin belgesinin geçerlilik süresi 2 yıl olacak ve devredilemeyecek. Platformların konaklama tesislerinden alabileceği komisyon KDV hariç yüzde 17 ile sınırlandırılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-yatirimlari-hizlanacak-87750</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/yenilenebilir-enerji.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yenilenebilir enerji yatırımlarında süreçlerin hızlandırılmasını ve kaynak çeşitliliğini artırmayı öngören yasa teklifine ilişkin çalışmalar başladı. Destek mekanizmalarında değişiklik, yüzer santraller kurulması ve yatırım ortamının iyileştirilmesini de içeren teklifin, Meclisin açılmasının ardından yasalaşması bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uc-hane-krizine-tek-kurus-cozumu-87749</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üç hane krizine tek &#039;kuruş&#039; çözümü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Akaryakıt birim fiyatlarının psikolojik eşik olan 99,99 TL’yi aşmasıyla ortaya çıkan pompa uyumsuzluğunu aşmak için Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ilk adımı attı. Dağıtım şirketleri ve bayi derneklerinin başvurularını inceleyen EPDK Tarifeler Dairesi Başkanlığı, yayımladığı resmi yazıyla birim fiyat gösteriminde geçici rahatlatma sağlayacak bir formüle vize verdi. EPDK yayımladığı resmi yazıda; istasyonlarda kullanılan pompa ve dispenser ekranlarının hane kapasitesinin yetersiz kalabileceğini, yüksek yatırım maliyeti ve ekipman tedarik süreleri nedeniyle fiziki dönüşümün kısa sürede tamamlanamayacağını dikkate aldı. Kurum, tüketicinin ödeyeceği tutarın açıkça anlaşılabilir olması kaydıyla, birim fiyat gösteriminde üç hane lira ve iki hane kuruş formatının yanı sıra üç hane lira ve tek hane kuruş (XXX,Y) formatının uygulanmasında mevzuat açısından bir sakınca bulunmadığını belirtti. Tek kuruş haneli gösterimde son hanenin ‘0’ olarak kabul edilerek yuvarlama yapılabileceğini aktaran EPDK, bu gösterim farklılıkları nedeniyle istasyon işletmelerine idari yaptırım uygulanmayacağını bildirdi.</p>
<h2>Üç bakanlığın mevzuatına bakılacak </h2>
<p>EPDK’nın verdiği bu format izni sektördeki cezai yaptırım endişesini kısmen giderse de kriz tam anlamıyla çözülmüş değil. Kurum, kararın devamında geçici modelin hukuki ve teknik olarak uygulanabilmesi için üç farklı bakanlığın görev alanına giren mevzuatlara dikkat çekti.</p>
<p>Pompa ünitelerinin ölçü ve ayar niteliği ile muayene işlemleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yürüttüğü 3516 sayılı Ölçüler ve Ayar Kanunu kapsamında yer alırken, format değişiminin sayaç damgalarını geçersiz kılıp kılmayacağına Sanayi Bakanlığı karar verecek. Diğer yandan ödeme kaydedici cihazlara ilişkin teknik düzenlemeler ve kuruş yuvarlamasının vergi matrahına etkisi Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yetki alanında bulunurken, tüketicinin doğru bilgilendirilmesi ve etiket uyumu ise Ticaret Bakanlığı sorumluluğunda değerlendiriliyor.</p>
<h2>Sektör nihai onayı bekliyor </h2>
<p>EPDK, söz konusu geçici uygulamanın hayata geçebilmesi için Sanayi ve Teknoloji ile Hazine ve Maliye bakanlıklarından görüş alınmasının faydalı olacağını belirterek topu ilgili kurumlara attı. Akaryakıt dağıtım şirketleri ve bayiler, Sanayi ve Maliye bakanlıklarından yazılımsal ve teknik bir engel çıkmaması halinde pompalarda tek kuruşlu yuvarlama modeline geçerek 3 haneli fiyat krizini geçici olarak aşmayı planlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uc-hane-krizine-tek-kurus-cozumu-87749</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/akaryakit.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, akaryakıt fiyatlarının üç haneye ulaşmasıyla ortaya sayaç krizini aşmak için geçici çözüm formülüne onay verdi. Kurul; Kurum, tüketicinin ödeyeceği tutarın açıkça anlaşılabilir olması kaydıyla, birim fiyat gösteriminde üç hane lira ve iki hane kuruş formatının yanı sıra üç hane lira ve tek hane kuruş (XXX,Y) formatının uygulanmasında mevzuat açısından bir sakınca bulunmadığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlarda-ayiklama-operasyonu-basladi-87748</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlarda ayıklama operasyonu başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye piyasalarının doğal afet, savaş veya iç siyasi gelişmeler dışında yaşadığı en kötü günün ardından kamu devreye girdi ve dört bir koldan ateşi söndürmek için adımlar atıldı. Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal İstikrar Komitesi’ni topladı gerekli tüm tedbirlerin alınacağını duyurdu. Hemen ardından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası likidite sıkıntısını aşmak için teminatları gevşetti limitleri artırdı, Sermaye Piyasası Kurulu radikal bir hamleyle 7 şirketin 130 fonunu tasfiye kararı aldı, Türkiye Varlık Fonu ise Borsa İstanbul’da en iyi alıcı oldu. Tüm bu önlemleri uzmanlar oldukça olumlu ve yerinde bulurken hamlelerin sorunun yayılmasını önleyeceğine işaret etti. Borsa İstanbul’da bankacılık endeksi gün için yüzde 6’nın üzerinde, BİST100 endeksi ise yüzde 2’nin üzerinde yükseliş görüldü.</p>
<h2>Teminat tamamlama çağrısı 1.76 milyar TL </h2>
<p>SPK’nın 28 Ağustos’ta yatırım fonları rehberinde yaptığı ve küresel endeks sağlayıcıların uyarılarını karşılamaya yönelik değişikliklerin ardından bazı yatırım fonlarında likidite sorunları baş gösterdi. Bazı hisse senetleri sert satış yerken bazı yatırım fonlarından yüklü çıkışlar yaşandı. Bu çıkışlar sonrası ilk olarak Pusula Portföy bazı fonlarında temerrüde düştüğünü açıkladı bunun yayılmasından korkan yatırımcının paniği ve artan likidite sıkıntısıyla önceki gün borsada her şey satıldı. Ve Tera Portföy ile Atlas Portföy bazı fonlarında temerrüt açıklaması yaptı. Borsa sallanınca teminat tamamlama çağrıları 1.76 trilyon liraya kadar yükseldi.</p>
<h2>TCMB’nin ihalesine yoğun talep</h2>
<p>Önceki gün yaşanan sert kayıpların ardından dün kamu hemen devreye girdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal İstikrar Komitesi’ni topladı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada likidite sıkışıklığına yönelik gerekli tüm önlemlerin alınacağı vurgulanırken Borsa İstanbul’un ve sermaye piyasalarının işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığı kaydedildi. Sorunun, fon piyasasının belirli bir bölümünde yoğunlaştığı geçici ve yönetilebilir nitelikte olduğu belirtilen açıklamada tedbirlerin bulaşma riskini önlemeye yönelik olacağına da dikkat çekildi.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bu açıklamasının hemen ardından TCMB finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler dikkate alınarak likidite imkânları gözden geçirdiğini belirtti ve şu önlemleri devreye soktu: </p>
<p>■ Haftalık repo ihaleleriyle sağlanacak fonlama miktarı likidite koşulları göz önünde bulundurularak artırılacak. </p>
<p>■ TCMB bünyesinde faaliyette bulunan Bankalararası Para Piyasasında bankaların borç alabilme limitleri, bankacılık sisteminin mevcut bilanço büyüklükleri dikkate alınarak güncellenecek. </p>
<p>■ TCMB bünyesinde yer alan piyasalarda geçerli olan teminat iskonto oranları gözden geçirilerek azaltılacak.</p>
<p>Dün TCMB miktar yöntemiyle 22 Eylül vadeli 150 milyar TL tutarında, 24 Eylül vadeli 150 milyar TL tutarında 2 repo ihalesi açtı. İhalelere miktarın 3 katına yakın talep geldi. Uzmanlar TCMB’nin fonların nakit ihtiyacı için fiyata bakmadan satış yapmasını önlemek için likiditeyi bollaştırarak bankaları devreye aldığını belirterek, bankaların da fonlara daha uygun finansman sağlayabileceğini dile getirdi.</p>
<h2>İşleme kapatılan fon portföyü 1 trilyonun üzerinde </h2>
<p>SPK ise çok daha radikal bir kararla devreye girdi. SPK 7 portföy yönetim şirketinin tüm fonlarının TEFAS’ta alım satım işlemlerine kapattı, ayrıca bu 7 portföy yönetim şirketinin 130 yatırım fonuna tasfiye kararı aldı, ki bu piyasa uzmanları tarafından çok olumlu karşılandı. Tüm fonları alım satıma kapatılan 7 portföy yönetim şirketi ise şunlar: Tera Portföy, Pusula Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy. Bu portföy yönetim şirketinin 130 fonu için SPK tarafında tayin edilecek yöntem ile tasfiye kararı alındı. SPK’nın alım satıma kapattığı 7 portföy yönetim şirketinin 222 yatırım fonu bulunuyor ve bunların portföy büyüklüğü 1 trilyon lirayı aşıyor, fonlardaki toplam yatırımcı sayısı ise 934 binin üzerinde. Bu fonlar arasında En büyükleri ise tasfiye kararı alınan TLY Tera Portföy Birinci Serbest Fonu 243.6 milyar lira, TP2 Tera Portföy Para Piyasası Fonu 224.4 milyar lira ile öne çıkıyor. SPK ayrıca kredili sermaye piyasası aracı işlemlerinin devamı süresince özkaynak koruma oranının asgari yüzde 35’ten 02 Ekim seans sonuna kadar yüzde 20 olarak uygulanabilmesine karar verdi. </p>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu da aldığı karar ile halka açık bankaların 16 Eylül’den itibaren piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisse senetlerinin yılsonuna kadar çekirdek sermayeden indirilmemesine imkan sağlayarak sermaye yeterliliği oranı hesaplamasında esneklik tanıdı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacb9efec6f4-1789704687.png" alt="" width="417" height="332" /></p>
<h2>TSPB'den destek açıklaması </h2>
<p>Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nden düzenlemelere destek açıklaması geldi. Açıklamada, “Bu düzenlemeleri sermaye piyasalarımızın daha güvenli işleyişine katkı sağlayacak önemli adımlar olarak değerlendiriyoruz. Son günlerde piyasalarda yaşanan dalgalanmaların ardından bugün alınan kararları da destekliyor; söz konusu kararların piyasaya duyulan güvenin güçlendirilmesine ve istikrarın korunmasına katkı sağlayacağına inanıyoruz” denildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Önlemler bulaşma riskine karşı sistemi koruyor</span></h2>
<p>Gedik Yatırım Kıdemli Araştırma Analisti Burak Pırlanta, TCMB’nin tedbirlerinin, bazı yatırım fonlarında yaşanan son dönemdeki geri ödeme sorunlarının para piyasası fonlarında yoğun itfalara yol açması halinde ortaya çıkabilecek olası bir likidite sıkışıklığı ve bulaşma riskine karşı bankacılık sistemini korumaya yönelik olduğunu vurguladı. Söz konusu fonların, varlıklarının önemli bir bölümünü banka mevduatları, repo ve kısa vadeli borçlanma araçlarında tuttuğundan, yüksek tutarlı fon çıkışları bankaların TL likiditesini hızlı bir şekilde azaltılabileceğini vurgulayan Pırlanta, “Bu çerçevede, daha yüksek repo fonlaması ve artırılan borçlanma limitleri bankaların yeterli nakit likiditesine sahip olmasını sağlarken, daha düşük teminat iskonto oranları da varlık fiyatlarında yaşanabilecek olası düşüşlerin bankaların TCMB fonlamasına erişimini sınırlamasını engelleyecektir” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Emlak Katılım’dan Katılımevim ve Birevim hamlesi</span></h2>
<p>Tera Grubu’nun geçen hafta devir konusunda anlaşma sağlandığını açıkladığı Pusula Holding’in iştiraklerinden Katılımevim ve Birevim için Emlak Katılım devreye girdi. Emlak Katılım Bankası Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yaptığı açıklamada “Bankamız bağlı ortaklığı olan Emlak Katılım Tasarruf Finansman büyüme stratejisi kapsamında Katılımevim Tasarruf Finansman ve Birevim Tasarruf Finansman’ın satın alınmasına yönelik görüşmelere başlamıştır” denildi. Daha önce Tera Grubu’nun anlaşmaya vardığı ve regülatörlerden onay aşamasına geçtiği açıklamaları yapılmıştı bu iki kurumun devri için.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İki günde 3 milyar dolar çıktı</span></h2>
<p>Yatırım fonlarından dün zirveye ulaşan likidite sıkıntısının gölgesinde iki günde 149.3 milyar lira net para çıkışı yaşandı. 15 Eylül günü 111.4 milyar lira, 16 Eylül günü ise 92.9 milyar liralık net para çıkışları gerçekleşti. En çok para çıkışı para piyasası fonlarında gerçekleşti. Geride kalan iki iş gününde temerrüde düşen Tera Portföy Para Piyasası Fonu’nu 35.1 milyar lira, Garanti Portföy İkinci Para Piyasası Fonu’nu 25.3 milyar lira, yine temerrüde düşen Pusula Portföy Para Piyasası Fonu’nu 23.4 milyar lira, Yapı Kredi Portföy İkinci Para Piyasası Fonu’nu ise 21.6 milyar lira terk etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tera yöneticisine gözaltı</span></h2>
<p>Yatırım fonlarına yönelik düzenleyici kurumların adımlarının yanı sıra adli soruşturma ve operasyonlar da sürüyor. Önceki gece İnfo Yatırım ve Hedef Holding Yönetim Kurulu Başkanı Namık Kemal Gökalp gözaltına alınırken, dün de Tera Yatırıma yönelik operasyon gerçekleştirildi. İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, Tera Holding Genel Müdür Yardımcısı İbrahim Bekçi'yi gözaltına aldı. Operasyon kapsamında Destek Holding, Destek Finans, Destek Kripto Varlık ve Destek Yatırım’da da arama yapıldığı ve bazı yöneticilerin ikametlerinde de arama yapıldığı öğrenildi.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">SPK’dan Pusula ve Tera yöneticilerine suç duyurusu</span></h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu dünkü önlem açıklamasından önce bülteninde Pusula Portföy yöneticilerine Katılımevim ve Gündoğdu Gıda’da Tera Portföy yöneticisine ise Destek Finans Faktoring hissesinde gerçekleştirdiği işlemlere ilişkin suç duyurusunda bulundu ve haklarında işlem yapma yasağı ile lisanslarının iptal edilmesi yaptırımlarının uygulanmasına karar verdi. Ayrıca Pusula Portföy’e de iki yıl işlem yasağı getirildi. SPK’nın dün gece açıkladığı bültende aralarında Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız ve şirketin eski genel müdürü Ayşe Seher Aydın da olmak üzere çok sayıda kişi hakkında SPK’nın 107/1 maddesine atıfta bulunarak suç duyurusunda bulunulduğu belirtildi. Buna göre, “işlem bazlı piyasa dolandırıcılığı” başlıklı SPK’nın 107. maddesinin birinci fıkrasına aykırılığa işaret edilerek Katılımevim hissesindeki işlemler nedeniyle 12 kişi, Gündoğdu Gıda hissesindeki işlemleri nedeniyle 8 kişi, Destek Finans hissesindeki işlemleri sebebiyle 1 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Katılımevim için yürütülen başka bir inceleme de 27 kişiye daha suç duyurusu yapıldı.</p>
<p>Bültende, hakkında suç duyurusu bulunulanların etkin pişmanlıktan yararlanmak için elde ettiği veya elde edilmesine sebep olduğu menfaatin iki katı parayı 15 gün içinde yatırabilecekleri belirtildi. SPK, Pusula Portföy Yönetimi’nin yanı sıra çok sayıda kişiye de “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği” kapsamında 2 yıl boyunca işlem yasağı getirildi. Bu üç hissedeki işlemleri sebebiyle toplamda 11 kişinin ise işlem yasağı boyunca tüm lisanslarının iptal edildiği belirtildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlarda-ayiklama-operasyonu-basladi-87748</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/piyasa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım fonlarının likidite sıkıntısının yarattığı enkazı toplamak için kamu kolları sıvadı. Hazine ve Maliye Bakanlığı gerekli tedbirler alınacak derken TCMB likidite limitlerini artırdı, SPK radikal bir hamle ile 7 portföy yönetim şirketinin tüm fonlarını alım satıma kapattı, 130’unu tasfiye kararı aldı. Ayrıca borsada en iyi alıcı da Türkiye Varlık Fonu oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fon-tasfiyesinin-ardindan-portfoy-yonetim-sirketlerinden-aciklama-87811</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon tasfiyesinin ardından portföy yönetim şirketlerinden açıklama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından fonları işleme kapatılan ve bazı fonlarının tasfiyesine karar verilen 7 portföy yönetim şirketinden (PYŞ) 6'sı açıklama yaptı.</p>
<p>Borsa İstanbul AŞ piyasalarında yaşanan gelişmeler doğrultusunda yatırımcıların hak ve yararlarının korunması amacıyla yeni tedbirler açıklayan SPK, bu kapsamda 7 portföy yönetim şirketine yönelik kararlar almıştı.</p>
<p>Alınan ilke kararları doğrultusunda Tera Portföy Yönetimi AŞ, Pusula Portföy Yönetimi AŞ, Hedef Portföy Yönetimi AŞ, Atlas Portföy Yönetimi AŞ, A1 Portföy Yönetimi AŞ, Pardus Portföy Yönetimi AŞ ve Bulls Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu ve katılma payları Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'nda (TEFAS) işlem gören tüm yatırım fonlarının işleme kapatılmasına ve bazı yatırım fonlarının tasfiye edilmesine karar verilmişti.</p>
<p>Bu gelişmenin ardından söz konusu 7 şirketten 6'sı açıklama yaptı.</p>
<p>Bulls Portföy Yönetimi AŞ'den yapılan açıklamada, şirketin son dönemde medyaya yansıyan riskli işlemlere benzer herhangi bir işleminin bulunmadığı ve fonlarında likidite sorunu olmadığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, 28 Ağustos'ta Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'de yapılan düzenlemelere büyük ölçüde uyum sağlandığı, geçiş süreleri doğrultusunda tam uyumun sağlanacağı kaydedildi. Şirketin yönettiği fonlarda bugüne kadar herhangi bir pay repo işlemi yapılmadığı, tüm serbest fonların incelendiği ve iki serbest fonda yeni düzenlemelere geçiş süresi beklenmeden uyum sağlandığı aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, "TEFAS'a açık fonlarımızın durdurulan satım işlemlerinin açılması için gerekli izinlerin verilmesi halinde yatırımcıların fon satış talepleri karşılanabilecektir." ifadesi kullanıldı. Şirketin 16 Eylül gün sonu itibarıyla TEFAS'ta işlem gören 13 fonunun büyüklüğünün 4,8 milyar lira, işlem görmeyen 15 fonunun büyüklüğünün ise 9,8 milyar lira olduğu bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, fonlarda riskli varlık ve işlemlerin bulunmadığı, herhangi bir temerrüt ve sistemik risk olmadığı savunuldu.</p>
<p><strong>"Fonlarımızın ödeme gücü açısından herhangi bir likidite problemi bulunmuyor"</strong></p>
<p>Hedef Portföy Yönetim Şirketi'nden yapılan açıklamada, SPK kararının şirketin finansal yükümlülüklerini yerine getirme kapasitesine ilişkin bir durumdan veya temerrüdünden kaynaklanmadığı belirtildi.</p>
<p>Hedef Portföy'ün faaliyetlerinin devamlılığı ve fonlarının ödeme gücü açısından herhangi bir likidite problemi bulunmadığı vurgulanan açıklamada, şirketin faaliyetlerini kesintisiz sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Tasfiyesi gereken fonlara ilişkin sürecin Kurul tarafından belirlenecek esas ve yöntemler doğrultusunda yürütüleceği kaydedilen açıklamada, yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunmasının temel öncelik olduğu belirtildi.</p>
<p><strong>"Önceliğimiz yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumaktır"</strong></p>
<p>Atlas Portföy'den yapılan açıklamada, şirketin kurucusu ve yöneticisi olduğu 29 menkul kıymet fonu, 5 girişim sermayesi yatırım fonu ve 9 gayrimenkul fonu bulunduğu, bir emeklilik yatırım fonunun da portföy yönetiminin gerçekleştirildiği aktarıldı.</p>
<p>Tasfiyesi açıklanan fonlara ilişkin sürecin mevzuat, SPK tarafından belirlenecek esas ve yöntemler ile fon bilgilendirme dokümanları doğrultusunda, yatırımcı menfaati gözetilerek ve şeffaf şekilde yürütüleceği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, "Kurucusu ve yöneticisi olduğumuz 43 fondan 16'sının tasfiye sürecinde kurumumuz saklamacı kuruluş işbirliğinde SPK'nin talimatlarına uygun hareket edilecektir. Önceliğimiz yatırımcıların hak ve menfaatlerini korumaktır." denildi.</p>
<p><strong>"İzin verilmesi halinde tüm yatırımcılarımızın talepleri derhal karşılanacaktır"</strong></p>
<p>A1 Capital Portföy'den yapılan açıklamada, SPK kararı kapsamında şirketin TEFAS'ta işlem gören fonlarının alım ve satım işlemlerinin durdurulduğu hatırlatıldı.</p>
<p>Sürecin mevzuat, SPK tarafından belirlenecek esas ve yöntemler ile fon bilgilendirme dokümanları doğrultusunda yürütüleceği, yatırımcıların menfaat ve haklarının korunmasının temel öncelik olduğu vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, şirketin karara uyum için gereken adımları attığı belirtilerek, şirketin likidite açısından herhangi bir sıkıntısının bulunmadığı ve SPK tarafından gerekli izinlerin verilmesi halinde yatırımcıların taleplerinin derhal karşılanacağı bildirildi.</p>
<p><strong>"Temel önceliğimiz yatırımcıların hak ve menfaatlerinin korunması"</strong></p>
<p>Pardus Portföy Yönetimi AŞ'den yapılan açıklamada, tasfiyesi açıklanan fonlara ilişkin sürecin mevzuat, SPK tarafından belirlenecek esas ve yöntemler ile fon bilgilendirme dokümanları doğrultusunda yürütüleceği, yatırımcıların menfaat ve haklarının korunmasının temel öncelik olduğu bildirildi.</p>
<p>Şirketin karara uyum için gereken adımları attığı aktarılan açıklamada, şirketin likidite açısından herhangi bir sıkıntısının bulunmadığı ve gerekli izinlerin verilmesi halinde yatırımcıların taleplerinin karşılanacağı belirtildi.</p>
<p><strong>"Yatırımcıların sorularını iletebileceği iletişim kanalları açık"</strong></p>
<p>Tera Portföy'den yapılan açıklamada ise SPK'nin kararı kapsamında şirketin 5 yatırım fonunda TEFAS alım-satım işlemlerinin durdurulduğu ve söz konusu fonlar için Kurul tarafından belirlenecek esaslar çerçevesinde tasfiye sürecinin öngörüldüğü bildirildi.</p>
<p>Sürecin mevzuat, fon bilgilendirme dokümanları ve SPK tarafından belirlenecek yöntem doğrultusunda, yatırımcıların hak ve menfaatleri korunarak yürütüleceği belirtilen açıklamada, kararın yalnızca belirtilen fonlarla sınırlı olduğu, diğer Tera Portföy fonları ile Tera Grubu bünyesindeki diğer finansal kuruluşların faaliyetlerinin karardan doğrudan etkilenmediği aktarıldı.</p>
<p>Şirketin operasyon, yatırımcı ilişkileri ve portföy yönetimi birimlerinin faaliyetlerini sürdürdüğü, yatırımcıların sorularını iletebileceği iletişim kanallarının açık olduğu kaydedilen açıklamada, sürecin düzenleyici kurumlarla işbirliği ve koordinasyon içinde yürütüleceği vurgulandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fon-tasfiyesinin-ardindan-portfoy-yonetim-sirketlerinden-aciklama-87811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK tarafından yatırım fonları işleme kapatılan ve bazı fonlarının tasfiyesine karar verilen Tera Portföy, Hedef Portföy, Atlas Portföy, A1 Capital Portföy, Pardus Portföy ve Bulls Portföy süreç hakkında açıklama yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itso-baskani-celik-ispartanin-sanayilesmesi-ortak-bir-sehir-meselesidir-87794</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ITSO Başkanı Çelik: Isparta’nın sanayileşmesi ortak bir şehir meselesidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkanı Metin Çelik yaptığı açıklamada, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ün, Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin genişleme süreci üzerinden kamuoyuna yansıyan açıklamalarını ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne verdiği soru önergesini dikkatle takip ettiklerini belirtti.</p>
<p>Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesi’nin, yalnızca bir “Deri OSB” olmadığına dikkat çeken Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bölgenin adı ve hukuki statüsü açıkça Isparta Deri İhtisas ve Karma Organize Sanayi Bölgesidir. Bugün bölgede deri sektörünün yanı sıra mobilya, metal, ağaç, kozmetik ve benzeri farklı sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler bulunmaktadır. Dolayısıyla Isparta’nın sanayi geleceğini yalnızca ‘deri sektörü’ üzerinden değerlendirmek, bölgenin bugünkü yapısını ve geleceğe yönelik vizyonunu eksik değerlendirmek anlamına gelir.’’</p>
<p>Isparta’nın sanayileşmesinin ortak bir şehir meselesi olduğunu vurgulayan Çelik, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Isparta’nın sanayi alanlarının geliştirilmesi, yeni yatırımların şehrimize kazandırılması, mevcut işletmelerimizin büyütülmesi, istihdamın artırılması ve üretim kapasitemizin güçlendirilmesi konusunda Isparta’daki kurumlarımızın ve siyasetçilerimizin ortak bir irade ortaya koymasını son derece değerli buluyoruz. Nitekim Deri İhtisas ve Karma OSB’nin yeni yatırım alanlarının oluşturulması sürecinde Isparta Valiliğimiz, Isparta Belediyemiz, İl Özel İdaremiz ve Isparta Ticaret ve Sanayi Odamız ve OSB Yönetimimiz birlikte hareket etmiş; sanayicilerimizin arsa ihtiyacının karşılanması için ortak çalışmalar yürütülmüştür.’’</p>
<p>Bugün de aynı anlayışın devam etmesi gerektiğine inandıklerini ifade eden Metin Çelik, ‘’Isparta’nın sanayisi siyasi rekabetin değil, ortak aklın konusu olmalıdır. Elbette çevre konusu hepimizin ortak hassasiyetidir. Üretim ile çevrenin birbirinin alternatifi olmadığına; güçlü altyapıya, etkin denetime ve sürdürülebilir üretim anlayışına dayalı bir sanayileşmenin mümkün olduğuna inanıyoruz’’ dedi.</p>
<p>Teknik ve hukuki süreçler devam ederken, Isparta’nın sanayi yatırımları üzerinden kamuoyunda tek taraflı veya eksik bir algı oluşmasına da müsaade edilmemesi gerektiğini söyleyen Çelik, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Isparta Ticaret ve Sanayi Odası olarak bizim önceliğimiz nettir: Isparta üretsin, Isparta yatırım alsın, Isparta’nın gençleri iş sahibi olsun, işletmelerimiz büyüsün, ihracatımız artsın. Bunun yanında çevre altyapısının da aynı kararlılıkla geliştirilmesini savunuyoruz. Biz ‘sanayi mi çevre mi?’ şeklinde bir tercih yapılması gerektiğine inanmıyoruz. Biz hem sanayi hem çevre diyoruz. Hem yatırım hem istihdam diyoruz. Hem üretim hem sürdürülebilirlik diyoruz.’’</p>
<p>Başka bir ilin milletvekilinin Isparta’nın sanayisini gündeme taşımasını manidar bulduklarını anlatan Metin Çelik, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Bu noktada ayrıca şu hususun da kamuoyunun takdirine sunulması gerektiğini düşünüyoruz: Isparta’nın kendi kurumlarının, yerel yönetimlerinin, ilgili kamu kuruluşlarının ve şehirdeki siyasi aktörlerinin yakından takip ettiği bir sanayi yatırımının ve genişleme sürecinin, başka bir ilin milletvekili tarafından Isparta’daki ilgili kurumlarla herhangi bir istişare yapılmadan TBMM gündemine taşınmasını manidar buluyoruz. ITSO olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Isparta’nın üretim, yatırım, istihdam ve ihracat kapasitesinin artırılması için üzerimize düşen sorumluluğu yerine getireceğiz. Şehrimizin sanayileşme hedefini destekleyen tüm kurumlarımızla ve tüm siyasi aktörlerimizle Isparta’nın ortak menfaatleri doğrultusunda birlikte hareket etmeye devam edeceğiz. Kimseyle polemik arayışında değiliz. Ancak Isparta’nın sanayisi, yatırım potansiyeli ve geleceği söz konusu olduğunda da sessiz kalmayacağız. Isparta’nın sanayisi üzerinden algı oluşturulmasına izin vermeyeceğiz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itso-baskani-celik-ispartanin-sanayilesmesi-ortak-bir-sehir-meselesidir-87794</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/4/1280x720/itso-baskani-celik-ispartanin-sanayilesmesi-ortak-bir-sehir-meselesidir-1789713656.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Çelik, Isparta’nın sanayisi üzerinden algı oluşturulmasına izin vermeyeceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/21-isci-filmleri-festivali-antalyada-basliyor-87789</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 21. İşçi Filmleri Festivali Antalya’da başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Uluslararası İşçi Filmleri Festivali Antalya Düzenleme Kurulu tarafından yapılan açıklamada, bu yıl 21 yılına giren Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin (İFF), 1 Mayıs’ta  İstanbul, Ankara ve İzmir’de başladığı anımsatıldı. Açıklamada, festivalin Antalya gösterimleri, 26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında yapılacağı bildirildi.</p>
<p>Bu yıl, ’Kes-tik. Baştan çekiyoruz’ temasıyla izleyicinin karşısına çıkacak Uluslararası İşçi Filmleri Festivalinin Antalya gösterimlerinin sponsor almadan, tamamen gönüllülerin emeğiyle hazırlandığı belirtildi.</p>
<p>Yarışmasız, biletsiz, ücretsiz  festivalin, her ne kadar büyük sinema salonlarının dışında kalsa da dost kurumların gösterim için kapılarını açtığı vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi.</p>
<p>‘’Bu yıl festivale dünyanın dört bir yanından 490 film başvurdu ve festival komitesi tarafından bu filmler arasından 73 filmlik bir İFF 2026 Seçkisi oluşturuldu. Antalya’da gala gecesi ile başlayıp bir hafta sürecek festival boyunca 20’si belgesel 53 film izleyici ile buluşacak. Ayrıca panel ve söyleşiler yapılacak.’’</p>
<p><strong>Gala gecesi 26 Eylül’de</strong></p>
<p>21. Uluslararası İşçi filmleri Festivali’nin Antalya gösterimleri 26 Eylül cumartesi saat 20.00’de, Konyaaltı Nazım Hikmet Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapılacak. Galada yerli yapım  ‘Gece Mesaisi’ ve İspanya’dan ‘Takım Elbise ve Yemek Kabı’ kısa kurmaca filmlerin yanı sıra İsveç’ten bir örgütlenme ve direniş belgeseli olan ‘Zafer Treni’ gösterilecek. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/21-isci-filmleri-festivali-antalyada-basliyor-87789</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/9/1280x720/21-isci-filmleri-festivali-antalyada-basliyor-1789713276.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin Antalya gösterimleri, 26 Eylül-4 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/boya-sektorunde-rekabetin-rengi-yeniden-sekilleniyor-87777</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Boya sektöründe rekabetin rengi yeniden şekilleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aacd20831323-1789710856.png" alt="" width="999" height="135" />Boya deyince akla ilk olarak evlerin, binaların ve yaşam alanlarının rengi geliyor. Oysa sektörün kullanım alanı bunun çok ötesinde. Otomotivden mobilyaya, beyaz eşyadan makineye, metalden savunma sanayisine kadar çok sayıda alanda boya ve kaplama ürünleri kullanılıyor. Bu nedenle boya sektörünün performansını yalnızca inşaat ve konut yatırımlarına bakılarak değerlendirmek doğru değil. Türkiye'deki sanayi üretiminin seyri, sektörün talebini de doğrudan etkiliyor. Türkiye'nin burada önemli bir avantajı var. Geniş bir iç pazarın yanında sahip olduğu güçlü sanayi altyapısı.</p>
<p>Boya Sanayicileri Derneği (BOSAD) verilerine göre küresel boya pazarının 2026’da yaklaşık 198 milyar dolar büyüklüğe ve 48 milyon tonluk hacme ulaşması, 2030’a gelindiğinde ise pazarın 227 milyar dolara ve 52,7 milyon tona çıkması bekleniyor. Türkiye boya sektörü ise yaklaşık 926 bin tonluk iç pazar hacmine ve 2,47 milyar dolarlık ekonomik büyüklüğe sahip. Üretim hacmi yaklaşık 1 milyon tona ulaşan sektör, dünya boya pazarının da yaklaşık yüzde 2’sini oluşturuyor. Türkiye, Avrupa’daki boya üretiminde ise Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya’nın ardından beşinci sırada yer alıyor. Bu tablo, sektörün yalnızca iç talebe hizmet eden bir yapıdan çıkıp bölgesel ve küresel pazarlarda daha fazla ağırlık kazanma potansiyelini de gösteriyor. </p>
<h2>İhracatta 1,5 milyar dolar aşıldı </h2>
<p>Sektörün geldiği noktayı görmek için ihracat rakamlarına bakmak yeterli. İKMİB verilerine göre boya, vernik, mürekkep ve müstahzarları grubunun 2025 yılı ihracatı 1,518 milyar dolara ulaştı. Böylece ihracat 2024'e göre yüzde 3,1 arttı. 2026'nın ilk aylarında da ihracat devam etti. İhracat ocakta 105,6 milyon dolar, şubatta 121,4 milyon dolar, martta 127,4 milyon dolar, nisanda 154,9 milyon dolar ve mayısta 130,5 milyon dolar oldu. Böylece yılın ilk beş ayında ihracat yaklaşık 639,9 milyon dolara çıktı. Üstelik ihracat yalnızca tek bir ürün grubundan oluşmuyor. Dekoratif boyaların yanı sıra endüstriyel boyalar, kaplamalar, mürekkepler, macunlar ve farklı kullanım alanlarına yönelik ürünler de dış pazarlara gönderiliyor. Bu çeşitlilik, sektörü tek bir alandaki talep değişimine karşı daha dayanıklı hale getiriyor.</p>
<h2>Katma değerli üretim artmalı </h2>
<p>Boya sektöründe artık sadece daha fazla üretmek yetmiyor. Küresel pazarda fiyat rekabetinin giderek zorlaştığı bir ortamda, ürünün ne sunduğu daha fazla önem kazanmış durumda. Boya ve kaplama ürünleri bugün yalnızca yüzeyi renklendirmek ya da korumak için kullanılmıyor. Ürünün kullanım alanına göre korozyona dayanıklı olması, daha uzun ömür sunması, ısı ve enerji verimliliğine katkı sağlaması veya belirli teknik özellikleri karşılaması da tüketicinin beklentileri arasına girdi. Özellikle otomotiv, makine, metal, savunma ve beyaz eşya gibi sektörlerde bu ihtiyaçlar daha da belirgin hale geldi. Bu da Ar-Ge'yi sektörün öncelikli başlıklarından biri haline getiriyor.</p>
<h2>Hammadde maliyeti kritik başlık </h2>
<p>Ancak sektörün önünde çözülmesi gereken önemli bir sorun da var: Hammadde. İKMİB'in sektör raporunda yer alan verilere göre, boya sanayisinde kullanılan hammaddelerin yaklaşık yüzde 35'i yerli kaynaklardan karşılanıyor. Yani üretimin önemli bir bölümü ithal girdiye dayanıyor. Dolayısıyla döviz kurundaki hareketler, küresel hammadde ve enerji fiyatlarındaki değişimler üretim maliyetlerine hızlı biçimde yansıyor. Bu nedenle yerli hammadde üretiminin artırılması sektör açısından önemli bir başlık. Özellikle yüksek teknolojili ve özel amaçlı boya ve kaplama ürünlerinde bu konu daha da önem kazanıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yeni rekabet alanı yeşil 1 dönüşüm olacak</span></h2>
<p>Boya sektöründe son yıllarda öne çıkan başlıklardan biri de sürdürülebilirlik. Özellikle Avrupa pazarında çevresel kriterlerin ağırlığının artması, ihracat yapan firmaların üretim süreçlerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kıldı. İKMİB ve Boya Sanayicileri Derneği tarafından hazırlanan sürdürülebilirlik çalışmaları da sektörün bu alandaki dönüşümünü ortaya koyuyor. Enerji ve kaynak verimliliği, atıkların azaltılması, emisyonların düşürülmesi ve daha çevreci ürünlerin geliştirilmesi sektörün önündeki temel başlıklar arasında. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın Kimya Sanayii Çalışma Grubu Raporu'nda da boya sektöründe çevresel düzenlemelerin etkisinin artacağına dikkat çekiliyor. Raporda uçucu bileşen emisyonlarının azaltılması ve solvent bazlı kaplamalardan su bazlı kaplamalara geçiş gibi dönüşümlerin önemine işaret ediliyor. Bu dönüşümün sektör için iki tarafı var. Bir yandan yeni yatırımlar ve yeni üretim süreçleri için maliyet yaratıyor. Diğer yandan ise firmalara yeni ürünler geliştirmek ve ihracat pazarlarında farklılaşmak için fırsat sunuyor. Çevresel etkisi daha düşük, mevzuata uyumlu ve performansı yüksek ürünler, önümüzdeki dönemde daha fazla talep görebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/boya-sektorunde-rekabetin-rengi-yeniden-sekilleniyor-87777</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/7/1280x720/68856-1789710910.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye boya sanayisi, güçlü üretim altyapısı ve yakın pazarlara erişim avantajıyla büyümesine hız kattı. 2025&#039;te 1,5 milyar doların üzerinde ihracat yapan sektörün 2026 gündeminde ise hammadde maliyetleri, yüksek katma değerli ürünler, Ar-Ge ve yeşil dönüşüm var. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-trumpi-takmadi-faizi-artirdi-87771</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed Trump’ı takmadı, faizi artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aaccb1c6b4ea-1789709084.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD Merkez Bankası, küresel piyasaların yönünü değiştirebilecek bir karar aldı. Fed, politika faizini 25 baz puan artırarak yüzde 3,75-4 aralığına yükseltti. Bu, Temmuz 2023’ten bu yana yapılan ilk faiz artırımı oldu. Daha dikkat çekici olan ise kararın oybirliğiyle alınması ve Fed’in kapıyı yeni bir faiz artışına açık bırakmasıydı.</p>
<p>Böylece Kevin Warsh’ın Fed başkanlığındaki ilk faiz hamlesi, Trump yönetiminin düşük faiz talebiyle doğrudan karşı karşıya geldi. Trump, karar öncesinde ABD faizlerinin yüzde 1 veya daha düşük olması gerektiğini savunurken, Fed enflasyonla mücadeleyi öne çıkararak tam ters yönde hareket etti. Kararın ardından Trump, Warsh’a güveninin sürdüğünü belirtse de faizlerin düşürülmesi yönündeki çağrısını yineledi.</p>
<h2>‘Bir faiz artışı daha’ mesajı </h2>
<p>Fed’in karar metninden çok ekonomik projeksiyonlar piyasaların dikkatini çekti. 18 FOMC üyesinden 16’sı 2026’da en az bir faiz artışı daha öngörüyor. Fed’in medyan projeksiyonu da bu yıl bir ek artışa işaret ediyor. 2027 için ise medyan politika faizi yüzde 4,125 seviyesinde tutuluyor. Bu tablo, piyasalara Fed’in enflasyon tamamen kontrol altına alınmadan gevşeme döngüsüne dönmeyeceği mesajını veriyor.</p>
<p>Fed’in enflasyon tahminlerini yukarı çekmesi de kararın arkasındaki temel gerekçeyi ortaya koyuyor. Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, tarifelerin maliyetlere etkisi ve güçlü ekonomik faaliyet, fiyat baskılarının beklenenden daha kalıcı olabileceği endişesini artırıyor. Fed, enflasyonun yüzde 2 hedefine dönüşünün daha zamanında gerçekleşmesini desteklemek için sıkılaştırma adımı attığını belirtti.</p>
<h2>Warsh’ın ilk bağımsızlık sınavı </h2>
<p>Karar aynı zamanda Warsh için Fed’in bağımsızlığı konusunda kritik bir sınav niteliğinde. Trump’ın faizlerin hızla düşürülmesi yönündeki ısrarlı çağrılarına rağmen faiz artırımı yapılması, merkez bankasının fiyat istikrarını önceliklendirdiğini gösteren güçlü bir adım olarak yorumlandı.</p>
<h2>Piyasaya şahin mesaj </h2>
<p>Piyasaların ilk tepkisi de kararın şahin algılandığını gösterdi. ABD’nin 2 yıllık tahvil getirisi karar sonrasında yaklaşık 7,5 baz puan yükselerek yüzde 4,74’e yaklaşırken, 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5 seviyesini test etti. Dolar endeksi de yükseldi. Hisse senetleri ise Fed’in yeni sıkılaştırma sinyaliyle baskı altında kaldı.</p>
<h2>Asıl risk enerji </h2>
<p>Fed’in önündeki en büyük belirsizliklerden biri enerji fiyatları. Ortadoğu’daki savaşın petrol arzını tehdit etmesi ve Brent’in 100 doların üzerinde kalması, enflasyonun yeniden hızlanması riskini canlı tutuyor. Bu nedenle piyasanın bundan sonraki fiyatlamasında yalnızca istihdam ve çekirdek enflasyon değil, petrolün seyri ve Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmeler de belirleyici olacak.</p>
<h2>Altın da Fed şokunu atlattı</h2>
<p>Fed’in 2023’ten bu yana ilk faiz artışı, faiz getirisi olmayan altın üzerinde ilk etapta baskı oluşturdu. Ons altın kararın ardından 4.200 doların altını test ederken, enerji arzına ilişkin endişelerin hafiflemesi ve Suudi Arabistan’ın petrol akışını artırma planlarının etkisiyle yeniden 4.300 doların üzerine çıktı. Fed kararı sonrasında altındaki hareket, piyasanın faiz artışından çok bundan sonraki faiz patikası ve petrol fiyatlarını birlikte fiyatladığını gösterdi. Reuters verilerine göre spot altın Çarşamba günü 4.263 dolar civarında kapandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fed-trumpi-takmadi-faizi-artirdi-87771</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/5/1280x720/trump-1770099011.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed, enflasyonun hedefin üzerinde kalması ve enerji şokunun fiyat baskılarını yeniden artırması üzerine politika faizini 25 baz puan yükseltti. 2023’ten bu yana ilk faiz artırımına imza atıldı. Fed, faizi yüzde 3,75-4 aralığına çıkarırken yıl bitmeden bir artış sinyali daha verdi. Karar, Trump’ın “faizleri yüzde 1 veya altına indirin” çağrısına rağmen alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kemer-ve-bodrumda-iki-orman-arazisi-turizme-tahsis-ediliyor-87769</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kemer ve Bodrum’da iki orman arazisi turizme tahsis ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığının Turistik bölgelerde bulunan 7 taşınmazın turizm amaçlı yatırımcılara tahsisine ilişkin ilanı Resmi Gazete’de yayımlandı.</p>
<p>Antalya İli Kemer İlçesi Çamyuva Mahallesindeki Hazineye ait orman arazisi, 1000 yataklı 5 yıldızlı otel yapılması amacıyla tahsis edilecek.</p>
<p>Muğla ili Bodrum ilçesi Kızılağaç Mahallesindeki arazi 5 yıldızlı otel veya tatil köyü yapılması amacıyla tahsis edilecek.</p>
<p>Ayrıca bu tahsiste 2 bin 392.9 m2’lik kapalı alan şartı da bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kemer-ve-bodrumda-iki-orman-arazisi-turizme-tahsis-ediliyor-87769</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kemer ve Bodrum Kızılağaç’ta iki orman alanını toplam 2 bin 200 yataklı otel yapımı amacıyla yerli ve yabancı katılımcılara açık olarak turizme tahsis edecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbul-kulturle-yarisabilir-mi-87762</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul kültürle yarışabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir kenti dünya kenti yapan nedir? Nüfusu mu, ekonomisinin büyüklüğü mü, gökdelenleri, alışveriş merkezleri, otelleri mi? Kuşkusuz bunların hepsinin bir karşılığı var. Ama bana sorarsanız bir şehrin dünyadaki gerçek yerini belirleyen unsurlardan biri de kültür ve sanat alanında yarattığı çekim gücüdür. Çünkü kültür yalnızca bir kentin bugününü anlatmaz; hafızasını korur, kimliğini biçimlendirir ve geleceğe ilişkin nasıl bir iddiası olduğunu da gösterir.</p>
<p>İstanbul bu açıdan dünyanın en şanslı şehirlerinden biri… Yüzyıllardır farklı kültürlerin, dillerin, inançların, düşüncelerin kesiştiği bir coğrafyada yaşıyoruz. Fakat böylesine zengin bir geçmişe sahip olmak tek başına yeterli değil. Mesele o mirası vitrinde sergilemek değil; bugünün dünyasıyla konuşturabilmek, yeni kuşaklara aktarabilmek ve yeni üretimlerin parçası haline getirebilmek. Bu nedenle İstanbul’da gerçekleştirilen nitelikli uluslararası kültür ve sanat etkinliklerine yalnızca takvimde birkaç gün süren organizasyonlar olarak bakmamak gerektiğini düşünüyorum. <em>Contemporary Istanbul</em> da bunlardan biri.</p>
<p>2006’da başlayan yolculuk bu yıl 21. edisyona ulaşıyor. 23-27 Eylül tarihleri arasında Tersane Istanbul’da gerçekleştirilecek fuarda 16 ülkeden 70 galeri, 736 sanatçı ve 1.372 eser bir araya gelecek. Bu galerilerin 22’si fuara ilk kez katılıyor. <em>New Grounds</em> bölümüyle son beş yıl içinde kurulmuş dokuz galeriye alan açılması da yeni kuşak galericiliğin ve güncel üretimin görünürlüğü açısından önemli. Rakamlar etkileyici ama beni asıl ilgilendiren, bunların arkasında oluşabilecek kültürel dolaşım.</p>
<p><strong>Güçlenen şehir algıları</strong></p>
<p>Bugünün büyük kentleri yalnızca yatırımı, sermayeyi ya da turisti çekmek için yarışmıyor. Sanatçıyı, yazarı, tasarımcıyı, müzisyeni, küratörü ve koleksiyoneri de kendi çevrelerinde toplamak istiyorlar. Çünkü yaratıcı dünyanın hareketliliği beraberinde yeni ekonomik ilişkiler, yeni düşünceler, yeni iletişim ağları ve giderek güçlenen bir şehir algısı getiriyor. Paris’i Paris yapan yalnızca Eyfel Kulesi değil. Londra’yı Londra yapan yalnızca finans merkezi olması değil. Berlin’in bugün dünyadaki kimliğini galerilerinden, sanatçılarından, müzelerinden ve kültürel özgürlüğünden ayırabilir miyiz? New York’u Broadway’den, MoMA’dan, Guggenheim’dan, sanat piyasasından çıkarırsanız geriye aynı şehir kalır mı? İstanbul’un önündeki mesele de burada başlıyor.</p>
<p>Contemporary Istanbul’un 21. edisyonu öncesindeki basın toplantısına Contemporary Istanbul Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ali Güreli</strong>, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Rabia Bakıcı Güreli</strong> ve Akbank Marka ve İletişim Başkanı <strong>Seçil Demiralp</strong> katıldı.</p>
<p><strong>Ali Güreli</strong>, sanat piyasasının geleceğini yalnızca nerede daha fazla eser satıldığının değil, sanatçıların, galerilerin, koleksiyonerlerin ve fikirlerin nerede buluştuğunun belirleyeceğini söylüyor.</p>
<p>Sanatı yalnızca satılan eser, müzayede fiyatı ya da koleksiyon değeri üzerinden okuduğumuzda kültürün en önemli yanlarından birini gözden kaçırıyoruz: İnsanların karşılaşmasını.</p>
<p>Bir sanat fuarı sanatçılarla galerilerin, galerilerle koleksiyonerlerin, küratörlerle kurumların bir araya geldiği bir alan. Bugün bir fuar koridorunda başlayan sohbet yıllar sonra başka bir ülkedeki sergiye dönüşebilir; bir sanatçı uluslararası bir galeri tarafından fark edilebilir, bir kurum yeni bir iş birliğinin temelini atabilir.</p>
<p>23-24 Eylül tarihlerindeki <em>CIF Dialogues</em> programını da bu çerçevede okumak gerekiyor. Asya’nın değişen kültürel konumundan yeni kuşak koleksiyonerliğine, kültür kurumlarının dönüşümünden mimarlık, teknoloji ve sanat arasındaki ilişkilere uzanan tartışmalar fuarı yalnızca eserlerin sergilendiği bir alan olmaktan çıkarıp düşünsel bir buluşmaya da dönüştürüyor. Mesele yalnızca duvara asılan eser değil; o eserin çevresinde oluşan dünya.</p>
<p><strong>İstanbul’dan Asya’ya</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul’un bu yıl bana göre en dikkat çekici başlıklarından biri <em>Focus Asia.</em></p>
<p>Uzun yıllar uluslararası sanat dünyasının merkezini Avrupa ve Amerika üzerinden okuduk. Oysa ağırlık noktaları değişiyor. Asya, sanat üretiminden koleksiyonculuğa, galericilikten müzeciliğe kadar giderek daha görünür bir aktör haline geliyor. Hong Kong, Tokyo, Seul, Singapur, Yeni Delhi gibi kentler yeni sanat merkezleri oluşturuyor.</p>
<p>İstanbul için burada önemli bir fırsat var. Biz bu şehrin Doğu ile Batı arasındaki benzersiz konumundan söz etmeyi seviyoruz. Hatta bunu o kadar çok tekrarladık ki zaman zaman içini boşalttığımızı düşünüyorum. Çünkü coğrafi konum tek başına avantaj değildir; o coğrafyayı ilişkiye dönüştürebiliyorsanız anlamlıdır.</p>
<p>Focus Asia’nın değerini de burada görüyorum. Program yalnızca Asya’dan galerileri İstanbul’a getirmeyi değil; Türkiye ile Asya arasında sanatçılar, kurumlar, küratörler, galeriler ve koleksiyonerler üzerinden iki yönlü bir kültürel ağ kurmayı amaçlıyor. Hong Kong ve Şanghay’dan Tokyo, Seul, Yeni Delhi ve Singapur’a uzanan galerilerin fuarda yer alması kuşkusuz önemli.</p>
<p>Ancak asıl ölçü, bunun sonrasında kurulacak bağlar olacak.</p>
<p>İstanbul’da başlayan bir tanışıklık Tokyo’da bir sergiye, Hong Kong’da bir temsiliyete, Singapur’da ortak bir projeye dönüşüyorsa uluslararasılaşmadan söz edebiliriz. Aksi halde birkaç günlüğüne birbirimizi ziyaret etmiş oluruz.</p>
<p><strong>Sanat duvarların dışına çıktığında</strong></p>
<p>Sanat fuarları zaman zaman kendi dünyalarının içine kapanma riski taşırlar. Galericiler, koleksiyonerler, sanatçılar, küratörler birbirlerini tanır; aynı çevreler aynı mekânlarda buluşur. Oysa sanatın canlı kalabilmesi için yalnızca o dünyanın insanlarına değil, kente de dokunması gerekir. Bu nedenle sanatı kamusal alana taşıyan girişimleri önemsiyorum.</p>
<p>Contemporary Istanbul x Tersane Istanbul Heykel Parkuru bu yıl 12 eseri fuar stantlarının dışına çıkarıyor. <strong>Jaume Plensa</strong>’nın yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki <em>Juana</em> adlı yapıtının Haliç kıyısında izleyiciyle buluşması da bunun dikkat çekici örneklerinden biri.</p>
<p>Herkes galeriye gitmeyebilir, herkes müze alışkanlığı edinmemiş olabilir, herkes bir çağdaş sanat fuarına bilet almayabilir. Bu nedenle fuarın 24 ve 25 Eylül tarihlerinde 17.00-20.00 saatleri arasında lisans, yüksek lisans ve doktora öğrencilerine ücretsiz giriş olanağı sunması önemli. Gençlerin çağdaş sanatla doğrudan karşılaşması, geleceğin izleyicisinin, koleksiyonerinin, sanatçısının ya da küratörünün ilk temaslarından biri olabilir.</p>
<p>Ama sanatla karşılaşmak için mutlaka fuarın içine girmek de gerekmiyor. Yürüdüğünüz bir meydanda, geçtiğiniz bir sokakta ya da deniz kıyısında karşınıza çıkan bir yapıt sizi durdurabilir; merak ettirebilir, sanatçısının adını öğrenmeye yöneltebilir. Kültürle kurulan ilişkinin başlangıcı bazen böylesine küçük bir karşılaşmadır.</p>
<p><strong>21 yılın anlamı</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul’un üzerinde durulması gereken bir başka yanı da sürekliliği.</p>
<p>Türkiye’de kültür sanat dünyasının en temel sorunlarından birinin sürdürülebilirlik olduğunu yıllardır düşünüyorum. Çok iyi fikirlerle başlayan nice festivalin birkaç yıl sonra sona erdiğine, dergilerin kapandığına, büyük umutlarla açılan kültür mekânlarının zamanla unutulduğuna tanık olduk. Oysa kültür sabır, kurumlaşma ve hafıza ister. Bir etkinliğin uluslararası sanat takviminde kendisine yer açması, koleksiyonerlerin seyahatlerini ona göre planlaması, galerilerin yıllık programlarına girmesi birkaç yılda gerçekleşmiyor.</p>
<p>Bu nedenle 21 yıl küçümsenecek bir süre değil.</p>
<p>Contemporary Istanbul’un ilk edisyonundan bu yana ana partnerliğini sürdüren Akbank’ın bu uzun soluklu birliktelikteki rolü de burada önem kazanıyor. Akbank Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Suzan Sabancı</strong>, çağdaş sanatın dünyaya yeni gözlerle bakmanın en güçlü yollarından biri olduğunu vurgularken İstanbul’un sanatın geleceğinin konuşulduğu önemli merkezlerden biri haline geldiğine dikkat çekiyor. Contemporary Istanbul’un farklı coğrafyalardan sanatçıları, galerileri ve koleksiyonerleri İstanbul’da buluşturduğunu belirten Sabancı, Akbank’ın 21 yıldır süren ana partnerliğiyle bu yolculuğa eşlik etmesinden duydukları memnuniyeti de dile getiriyor.</p>
<p>Burada benim için önemli olan yalnızca bir kurumun bir sanat etkinliğine destek vermesi değil. Kültür sanat alanında gerçek etki, kısa süreli sponsorluklardan çok, yıllara yayılan ve kurumsal hafıza oluşturan birlikteliklerle ortaya çıkıyor.</p>
<p>Kültüre destek yalnızca bir etkinliğin afişinin altına logo koymak değildir; asıl değer devamlılıktadır.</p>
<p><strong>Sonraki durak Almanya</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul şimdiden gelecek yılın yönünü de belirlemiş durumda.</p>
<p>2027’de gerçekleştirilecek 22. edisyonda <em>Focus Germany</em> başlığı kullanılacak. Türkiye ile Almanya arasındaki toplumsal ve kültürel bağların derinliği düşünüldüğünde son derece geniş bir çalışma alanından söz ediyoruz. 2027’nin, 1957’de imzalanan Türkiye-Almanya Kültür Anlaşması’nın 70. yılına ve aynı zamanda documenta’nın gerçekleştirileceği yıla denk gelmesi programa ayrıca anlam kazandırıyor.</p>
<p>Berlin’den Köln’e, Düsseldorf’tan Frankfurt ve Kassel’e uzanan sanat ortamıyla İstanbul arasında kurulabilecek yeni ilişkiler yalnızca galeriler için değil, iki ülkenin yeni kuşak sanatçıları açısından da önemli olabilir.</p>
<p>Çünkü kültürel diplomasinin en güçlü yanı tam da burada ortaya çıkıyor. Resmî heyetlerin ulaşamadığı yere bazen bir roman ulaşır; siyasetin açamadığı kapıyı bazen bir sergi açar. Bir müzik parçası, bir film ya da bir heykel insanlar arasında diplomatik metinlerden çok daha kalıcı bağlar kurabilir.</p>
<p><strong>Aslında mesele fuar değil</strong></p>
<p>Contemporary Istanbul üzerine düşünürken dönüp dolaşıp yine İstanbul’a geliyorum.</p>
<p>Bu tür organizasyonların başarısını yalnızca kaç kişinin ziyaret ettiğiyle, kaç eserin satıldığıyla ya da kaç galerinin katıldığıyla ölçmemek gerektiğini düşünüyorum. Bunlar elbette önemli veriler ama tek başlarına yeterli değiller.</p>
<p>Şunu da sormalıyız:</p>
<p><em>İstanbul bütün bunlardan ne kazanıyor?</em></p>
<p>Bu yıl uluslararası VIP programı kapsamında 37 ülkeden 1.430 konuğun ve 148 kurumun temsilcisinin İstanbul’a gelmesi bekleniyor. Burada önemli olan, bu ziyaretlerin şehirde nasıl bir iz bırakacağı. Konuklar İstanbul’un galerilerini görüyor, sanatçılarını tanıyor, müzelerine gidiyor, yeni bağlantılar kuruyor, ortak projelerin ilk adımlarını burada atıyorsa fuarın etkisi kapılarının çok ötesine geçiyor.</p>
<p>İşte şehirlerin kültürle yarışması dediğim şey tam da budur.</p>
<p>Bir şehir geçmişte sahip olduklarıyla sonsuza kadar yaşayamaz. İstanbul’un Bizans’ı, Osmanlı’yı, sarayları, camileri, kiliseleri, hanları ve çarşıları elbette paha biçilmez. Ama dünya kentleri yalnızca geçmişlerinden güç almazlar; bugün ne ürettikleriyle ve yarına ne bıraktıklarıyla da var olurlar.</p>
<p>Mesele bir sanat fuarının başarılı olup olmamasından daha büyük. Asıl soru, İstanbul’un kültürü kalkınmanın, turizmin, uluslararası ilişkilerin ve şehir yaşamının asli unsurlarından biri olarak görüp görmeyeceği.</p>
<p>23-27 Eylül’de Tersane Istanbul’da galeriler kurulacak, sanatçılar gelecek, koleksiyonerler dolaşacak, eserler satılacak, tartışmalar yapılacak. Birkaç gün sonra stantlar sökülecek ve fuar sona erecek. Peki sonra? İstanbul’un gerçek sınavı işte o sorudan sonra başlıyor. Bir kültür kentini büyük yapan, yılın birkaç gününde dünyayı ağırlaması değildir. <em>Dünyanın, yılın geri kalanında da o kente dönmek istemesidir.</em></p>
<p>Contemporary Istanbul’un 21 yıllık yolculuğunu önemli kılan da İstanbul için canlı tuttuğu bu ihtimal. Çünkü sanat fuarları birkaç gün sürer; <em>bir şehrin kültürle kurduğu gelecek ise kuşaklar boyunca devam eder.</em></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbul-kulturle-yarisabilir-mi-87762</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/2/1280x720/574-1789707322.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul kültürle yarışabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guven-nadir-bir-element-olabilir-mi-87760</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güven, nadir bir element olabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <ul>
<li>Güvene fiyat etiketi yapıştırılabilir mi?</li>
<li>Güvensizliğin faturası olur mu?</li>
<li>Toplumda güven, eşit dağılır mı ya da dağıtılır mı?</li>
<li>İnsan, güven duygusunu, yaşadığı coğrafya, gelir, aile ya da cinsiyetten bağımsız kendisine hak görür, yakıştırabilir mi?</li>
<li>Güveni, “Benim güvenim”, “Senin güvenin” diye birbirimizle yarıştırabilir miyiz?</li>
</ul>
<p>Dünya üzerinde güven duygusu örselenmiş toplumlar arasında yer alsak da özgüvenimiz yüksek gibi dolaşıyoruz. Güven konusunu konuşmayı sevmiyor, güvene dayalı fikirler beyan ediyor; hatta  sık sık cümle içinde geçirebiliyoruz.</p>
<p>Güven denilen olgu elle tutulmuyor, gözle görülmüyor. Bilançoda ayrı bir satırı, piyasada günlük kuru yok. Güven bireyler arası ilişkinin, aile içi dinamiklerin, kurumsal büyümenin, ülkelerin kalkınmasının ve uluslararası ekonominin kaldırım taşlarının yerleştirilmesinde kullanılan yapı taşı.</p>
<p>Güvenin kendisini olmasa da güvensizliğin maliyetini ölçebiliriz. Örneğin, güvensizlik, denetimi artırıyor, kurum ya da bireyler arasında sözleşme ve dokümantasyonu uzatıyor, sigorta maliyetini büyütüyor, kararları yavaşlatıyor. Kurumları ihtiyatlı, ülkeleri içe kapalı, insanları kuşkucu yapıyor.</p>
<p>Güvenin nerede yeşerdiğinden nasıl fiyatlandığına; bir anda kaybedilip kazanılabilmesine uzanan geniş tartışma alanını iktisatçı Doç. Dr. Orkun Saka ile Fikir Buluşmaları’nda konuştuk. Saka, City St George’s University of London’da öğretim üyesi, London School of Economics’te araştırmacı. Çalışmaları güvenin ekonomik kararlar, bankacılık, krizler, enflasyon beklentileri, medya ve yapay zekâ üzerindeki etkilerini somut verilerle inceliyor. Başka bir ifadeyle, soyut sandığımız güveni davranışlar ve sonuçlar üzerinden görünür kılıyor.</p>
<p>Bu söyleşide ele aldığım güven konusuna dair çok güzel ve net diye tarif edebileceğim fikirlere sahip oldum. Bunlardan biri şüphesiz, “Güven ekonominin görünmeyen tutkalı.”  Diğeri dünyanın “güven öbekleri”ne ayrılmasıyla ilgili. Ülkeler arasındaki fiziki sınırları da aslında “güven” çiziyor. Ekonomik değerine gelince, her konuda olduğu gibi güvende de varlığıyla avunuyoruz, yokluğunu yorumlamaktan uzağız. Aynı sokakta farklı gerçeklikler yaşadığımızdan güven ayarlarımız bozuk.</p>
<p><strong>Nadir Olan Hangisi; Güven mi Onu Koruyabilmek mi?</strong></p>
<p>Güven nadir bir element mi? “Evet... ama!” diyerek başlayayım; “…nadir olan, onu bir kez kurduktan sonra koruyabilme becerisi.”</p>
<p>Güven, ailede, kurumda, piyasada ve uluslararası düzende aynı temel kurala bağlı; yavaş kuruluyor, hızla yıkılıyor kaybedildiğinde bugünün yanı sıra geleceği de pahalılaştırıyor. Güvenin fiyatını tek bir rakamla açıklayamıyoruz. Buna karşılık güvensizliğin faturasını her yerde okuyabiliyoruz: Daha fazla kontrol, daha az yatırım, daha kapalı ticaret, daha parçalı medya gerçeklikleri, bilime duyulan kuşku ve YZ’nin kendinden emin cevabı karşısında vazgeçilen insan muhakemesi.</p>
<p><strong>Güven, Risksiz Yatırımda Bile Kendini Ele Veriyor </strong></p>
<p>Saka'nın Barry Eichengreen'le (California Üniversitesi) yaptığı bir çalışma, güvenin soyut bir kavram olmaktan çıkıp doğrudan fiyata dönüştüğü çıplak bir örnek. Araştırma, Avrupa'da faaliyet gösteren bankaların şube ağlarının, o bankaların hangi ülkeye ne kadar güvendiğini belirleyip belirlemediğine bakıyor. Örneğin İngiliz bankası HSBC'nin Fransa'da, RBS'in ise İrlanda'da şubeleri; ikisi de İngiliz bankası ama kültürel "temas noktaları" farklı. Saka ve Eichengreen, bu iki bankanın İtalya ve Yunanistan'a, devlet tahvili yatırımlarını karşılaştırmış.</p>
<p>Saka'nın kendi ifadesiyle: <em>"Devlet tahvilleri, riskten muaf olan bir yatırım kategorisi. Dolayısıyla bu iki banka arasında yatırım eğiliminde hiçbir fark olmamalı… ama yarattığını buluyoruz."</em> Farkın kaynağı bankanın şubelerinden merkeze akan bilgi: <em>"Şubelerin bankanın merkezine ilettiği bilgide bir ön yargı ortaya çıkıyor… ön yargılar karışıyor bilginin içerisine."</em> Taraflar, kendi kültürel merceğinden bakıyor. Güven, devlet tahvilinin fiyatına karışan bir değişken.</p>
<p><strong>Merkez Bankası mı, Ana Haber mi?</strong></p>
<p>Saka'nın, Prof. Dr. Selva Demiralp (Koç Üniversitesi) ile (Kısa süre önceki söyleşimde de ifade bulan, iletişim üzerinden okuduğum bulgu) Michael Weber (Purdue Üniversitesi)’le beraber yürüttüğü, çalışması doğrudan bugünün Türkiye'sine bakıyor. Koç Üniversitesi'nin 2024 başından beri sürdürdüğü anket serisiyle, insanların hangi haber kanalını izlediği ile enflasyon beklentileri arasındaki ilişki inceleniyor. <em>"Kendisini hükümete yakın hisseden insanların yüzde 70'i hükümete yakın kanal izliyor."</em></p>
<p>Bulgu şu; hükümete yakın kanallar enflasyondan neredeyse hiç söz etmezken, muhalefete yakın kanallar sürekli ve yüksek perdeden konuşuyor. Aynı ülkede, aynı veriyle farklı fikirlere sahip olabiliyoruz. Saka konuyu güven meselesine bağlıyor: <em>"İnsanlar bir güven sorunu, bir güven krizi yaşıyorlar. Eğer baştaki otoriteye, ekonomiyi yöneten Merkez Bankasına güvenemiyorsanız, kendi kişisel tecrübelerinize daha fazla inanır hâle gelebiliyorsunuz."</em> Sonuç olarak iki farklı siyasi kesim, akşam ana haberini izleyip ekonomi hakkında tamamen farklı iki dünyaya çekiliyor. Saka'nın deyişiyle, medya <em>"birinin güven duygusunu pekiştirirken öbürününkini erozyona uğratıyor."</em></p>
<p><strong>Güven Tuğla Tuğla İnşa Edilir, Bir Anda Yıkılır</strong></p>
<p>Saka'nın, “Wellcome Global Monitor” anketine (75 binin üzerinde katılımcı, 130'un üzerinde ülke) dayanan çalışması, "etkilenebilir yıllar" dediği 18-25 yaş aralığında bir salgın deneyimleyen kişilerin, hayatlarının geri kalanında bilim insanlarına duydukları güvende yüzde 10 üzerinde kayıp yaşadığını gösteriyor. Çarpıcı olan, kayıp  kendiliğinden onarılamıyor. Araştırmaya göre eski seviyesine dönüş 20 yıla kadar uzayabiliyor.</p>
<p>Saka bunu şöyle özetliyor: <em>"Güven aslında çok yavaş inşa edilen, tuğla üzerine tuğla koymak gibi, bir ev inşa etmek gibi bir şey. Ama tek bir patlamada tamamen darmadağın edebileceğiniz bir yapı."</em> Belirleyici olanın salgının kendisi değil, ona verilen siyasi tepki olduğuna dikkat çeken Saka, <em>"Asıl mesele; epideminin yönetilememesi" dedi.</em></p>
<p><strong>Yapay Zekâ Kendinden Emin Konuşunca</strong></p>
<p>Saka'nın içinde yer aldığı geniş kapsamlı bir çalışma, 300'e yakın akademisyeni 100'den fazla gruba ayırıp aynı sosyal bilim makalelerini üç farklı koşulda; "yapay zekâ yasak", "isteğe bağlı", "zorunlu" tekrar ürettirmeye (replike) çalışmış. Sonuç: insan içeren gruplar, yalnız insan ya da insan ve yapay zekanın birlikte olduğu gruplar yüzde 90'ın üzerinde başarı sağlarken, yalnızca yapay zekâya bırakılan gruplarda bu oran yüzde 40'a kadar düşmüş. Saka şöyle ifade etti; <em>"Yapay zekâ çok kendinden emin konuşunca, “insan” altını kontrol etme gereği duymuyor… aşırı güven."</em> Yapay zekâya  duyulan abartılı güven, denetimi gevşetiyor.</p>
<p><strong>Güvenin Bir Sınıfı Var</strong></p>
<p>Final sorum; "Güven eşit dağılır mı?" Saka <em>"Eğer bir gelir adaletsizliği varsa, o ülkede bir güven adaletsizliğine de yol açar"</em> karşılığını verdi.</p>
<p>Güven konusuyla istemsiz dostluğumuz, akademik çalışmaların da yardımıyla daha mesafeli bir ilişkiye dönebildiğinde kullanımı şüphesiz normal, adil ve şeffaf olacak. Daha çok sayıda araştırma farklı açılardan elde edilen bulgular ile bunlara bağlı yapılacak çeşitli değerlendirmelerin güveni yaşamın içinde kullandığımız kolaycılıktan kurtaracağını umuyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/guven-nadir-bir-element-olabilir-mi-87760</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güven, nadir bir element olabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-ibrahim-burkaydan-ayakkabicilara-yabanci-alim-heyeti-ve-ur-ge-mujdesi-87809</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkanı Burkay’dan &#039;yabancı alım heyeti&#039; ve &#039;UR-GE&#039; açıklaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, BTSO 33. Meslek Komitesi Çalışma Grubu ile birlikte Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nda sektör temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p>Ramazan Kuneroğlu, Kuddusi Çetin, Veys Faruk Balkanoğlu, Mehmet Demir, Murat Güler’in de yer aldığı BTSO 33. Meslek Komitesi Çalışma Grubu üyeleri ve çok sayıda sektör temsilcisinin katılımıyla gerçekleştirilen buluşmada, ayakkabı ve saraciye sektörünün üretim, ihracat, insan kaynağı ve ticaret altyapısını güçlendirmeye yönelik BTSO’nun 2030 Vizyonu kapsamındaki eylem planı paylaşıldı.</p>
<h2>“Ayakkabı sektörümüz için güçlü bir yol haritası hazırladık”</h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Bursa’nın köklü üretim kültürünün önemli parçalarından biri olan ayakkabı ve saraciye sektörünün yeni dönemde daha güçlü bir ticaret ve ihracat yapısına kavuşmasını hedeflediklerini söyledi. Sektör temsilcilerinin görüş ve beklentileri doğrultusunda kapsamlı bir çalışma yürüttüklerini belirten Başkan Burkay, “BTSO 33. Meslek Komitesi Çalışma Grubumuzla birlikte sektörümüzün geleceğine ilişkin önemli bir yol haritası oluşturduk. 2030 Vizyonumuz kapsamında üreticilerimizin yeni pazarlara açılmasını, ticaret hacimlerini büyütmesini, nitelikli insan kaynağına erişimini ve modern ticaret altyapısına kavuşmasını sağlayacak adımları hızla hayata geçireceğiz” dedi.</p>
<h2>“Kasım ayında 250 kişilik alım heyeti Gençosman’a gelecek”</h2>
<p>Sektörün ticaret hacmini artırmak amacıyla "Ticari Safari Projesi" kapsamında önemli bir organizasyona hazırlandıklarını açıklayan Burkay, “Kasım ayında Gençosman Ayakkabıcılar Çarşımızı yurt içi ve yurt dışından 250 kişilik güçlü bir alım heyetiyle buluşturacağız. Alıcılarımızı doğrudan sektörümüzün üreticileriyle bir araya getirerek yeni ticaret bağlantılarının kurulmasını hedefliyoruz. Gençosman’ın ticaret hareketliliğini yeniden güçlendirecek bu buluşmayı sektörümüz adına önemli bir başlangıç olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Afrika ve balkan pazarlarına açılım”</h2>
<p>BTSO’nun Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürüttüğü UR-GE projelerinin sektörlerin ihracat kabiliyetine önemli katkılar sağladığını belirten Burkay, ayakkabı ve saraciye sektörünün de bu imkânlardan yararlanmasını sağlayacaklarını söyledi. Başkan Burkay, “Firmalarımızın ihracat yolculuğunda yanlarında olacağız. UR-GE çalışmalarımızla özellikle Afrika ve Balkan pazarlarına yönelik yurt dışı pazarlama faaliyetlerimize hız vereceğiz. Üreticilerimizi hedef pazarlardaki alıcılarla doğrudan buluşturarak Bursa’dan dünyaya uzanan yeni ticaret kanalları oluşturacağız.” dedi. Ayakkabı, saraciye, kalıp ve model hazırlama alanlarında çıraklık eğitimlerinin güçlendirileceğini belirten Burkay, “Sektörlerimizin geleceğini konuşurken insan kaynağını ayrı değerlendiremeyiz. Usta-çırak kültürümüzü yeni nesil eğitim modelleriyle desteklemek ve sektörümüzün ihtiyaç duyduğu nitelikli çalışanları yetiştirmek istiyoruz. BTSO olarak sahip olduğumuz eğitim altyapısını bu alanda da sektörümüzün hizmetine sunacağız” diye konuştu.</p>
<h2>“TEKNOSAB’da Ayakkabıcılar Organize Ticaret Bölgesi”</h2>
<p>Sektörün uzun vadeli gelişimi açısından en önemli adımlardan birinin TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgesi’nde hayata geçirilmesi planlanan Ayakkabıcılar Organize Ticaret Bölgesi olduğunu ifade eden Başkan Burkay, projenin sektörün üretim ve ticaret kapasitesine yeni bir boyut kazandıracağını söyledi. İbrahim Burkay, “Ayakkabıcılar Organize Ticaret Bölgesi ile sektörümüzü modern ticaret, lojistik ve üretim altyapısıyla buluşturmayı hedefliyoruz. Firmalarımızın ölçek büyütebileceği, daha güçlü ticaret yapabileceği ve küresel pazarlara daha rahat ulaşabileceği yeni bir yapı oluşturacağız. Üretim gücümüzü ihracatla, nitelikli insan kaynağımızı güçlü bir ticari altyapıyla buluşturarak ayakkabı sektörümüzün Bursa ekonomisindeki yerini daha da güçlendireceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>“Gençosman’ın ticari gücünü yeniden yükselteceğiz”</h2>
<p>Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nın Bursa’nın ticaret hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, sektör temsilcileriyle ortak akıl içerisinde hareket edeceklerini belirtti. Burkay, “Gençosman’ı yeniden güçlü bir ticaret merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunun için elimizde somut bir eylem planı var. Alım heyetlerinden yurt dışı pazarlama faaliyetlerine, mesleki eğitimden yeni ticaret alanlarına kadar birbirini tamamlayan çalışmalarımızı sektörümüzle birlikte gerçekleştireceğiz” dedi. </p>
<h2>“Başkanımız projelerimizin sonuna kadar arkasında durdu”</h2>
<p>Sektör temsilcisi Ramazan Kuneroğlu ise Başkan İbrahim Burkay’ın çarşıya gelerek esnafı yerinde dinlemesinden büyük memnuniyet duyduklarını dile getirdi. Sektörün tüm talep ve beklentilerinin eksiksiz şekilde not alındığını aktaran Kuneroğlu, “Başkanımızla bir araya geldiğimizde, kendisine projelerimizi anlattım ve Başkanımız da bu projelerin sonuna kadar arkasında olduğunu net bir dille ifade etti. 250 kişilik alım heyeti, UR-GE destekleri, yurt dışı pazarlar ve TEKNOSAB vizyonu sektörümüze güç verecek adımlardır. Başkanımıza destekleri için teşekkür ediyoruz, bu hedefleri hayata geçirmek için her zaman sahada olacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-ibrahim-burkaydan-ayakkabicilara-yabanci-alim-heyeti-ve-ur-ge-mujdesi-87809</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/9/1280x720/btso-baskani-ibrahim-burkaydan-ayakkabicilara-yabanci-alim-heyeti-ve-ur-ge-mujdesi-1789718821.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gençosman Ayakkabıcılar Çarşısı’nda sektör temsilcileriyle bir araya gelen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, kasım ayında çarşıya 250 kişilik alım heyeti getirileceğini, Ticaret Bakanlığı destekli UR-GE çalışmalarıyla da sektörün Afrika ve Balkan pazarlarına açılmasının sağlanacağını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-elektrikten-surdurulebilir-enerji-tuketimine-sertifikali-destek-87807</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sürdürülebilir enerji tüketimine sertifikalı destek veriyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin enerji dönüşümünde yenilenebilir kaynakların payı hızla yükseliyor. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Temmuz 2026 verilerine göre, Türkiye’nin elektrik kurulu gücünün yüzde 62,8’i yenilenebilir enerji kaynaklarından oluşuyor. Enerjideki bu dönüşüm, işletmelerin kullandıkları elektriğin kaynağına ve sürdürülebilirlik çalışmalarına da daha fazla odaklanmasını beraberinde getiriyor.</p>
<p>Uludağ Elektrik'in, müşterilerinin elektrik tüketimlerini yenilenebilir enerji kaynaklarıyla ilişkilendirmelerine ve sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemelerine olanak sağladığı belirtildi. Şirket açıklamasına göre, I-REC (International Renewable Energy Certificate) ve YEK-G (Yenilenebilir Enerji Kaynak Garanti Belgesi) gibi yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmeler, kullandıkları elektriğin yenilenebilir kaynaklardan üretildiğini belgelendirebiliyor. Uluslararası Yenilenebilir Enerji Sertifikası (I-REC), yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektrik enerjisinin kaynağının takip edilmesine ve tüketimle ilişkilendirilmesine imkan sağlayan uluslararası bir sertifikasyon sistemi olarak öne çıkıyor. Sertifika; elektriğin üretildiği tesis, üretim tarihi ve enerji kaynağı gibi bilgileri içeriyor. </p>
<h2>“Yenilenebilir enerji tüketimi belgelenebiliyor”</h2>
<p>Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, yenilenebilir enerji kullanımının işletmeler açısından giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, “Enerji dönüşümünün hızlandığı bir dönemde işletmelerin enerji tüketimleri ile birlikte, bu enerjinin kaynağını da dikkate almaları gerekiyor. Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar. Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir yaklaşım değil, işletmelerin uzun vadeli iş süreçlerinin de önemli bir parçası. Biz de müşterilerimizin bu dönüşümüne enerji alanındaki çözümlerimizle eşlik ediyoruz. Yenilenebilir enerji sertifikalarıyla işletmelerin çevresel hedeflerine katkı sağlarken, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının ve gelişiminin desteklenmesine de katkıda bulunuyoruz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-elektrikten-surdurulebilir-enerji-tuketimine-sertifikali-destek-87807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/7/1280x720/uludag-elektrikten-surdurulebilir-enerji-tuketimine-sertifikali-destek-1789716372.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Elektrik Genel Müdürü Remezan Arslan, &quot;Uludağ Elektrik olarak müşterilerimizin sürdürülebilirlik yolculuklarına yenilenebilir enerji sertifikalarıyla destek oluyoruz. I-REC ve YEK-G gibi uygulamalar sayesinde işletmeler, elektrik tüketimlerini yenilenebilir kaynaklarla ilişkilendirerek çevresel hedeflerini destekleyebiliyor ve bu tüketimi belgelendirebiliyorlar.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ozuskup-yapi-tek-cati-altinda-eksiksiz-hizmet-modeliyle-buyuyor-87800</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Özüsküp Yapı tek çatı altında eksiksiz hizmet modeliyle büyüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin sanayi ve ticaret merkezlerinden Bursa’da 40 yıldır faaliyet gösteren Özüsküp Yapı'nın, hırdavat ve teknik malzeme alanında başlayan yolculuğunu, yapı ve yenileme sektörünün tüm ihtiyaçlarına yanıt veren büyük bir ürün ekosistemine dönüştürdüğü bildirildi. Firmanın; vitrifiye, klozet grupları, musluk ve bataryaların yanı sıra vida-cıvata grupları, inşaat başlangıç ekipmanları, bahçe tel ürünleri, ambalaj ve temizlik malzemeleri gibi geniş bir yelpazede perakende hizmet verdiği, fayans grubunda ise seramik kaplama malzemesinin kendisi hariç, seramik uygulaması için gerekli olan tüm harç, derz ve yardımcı sarf malzemelerini stoklarında barındırdığı belirtildi.</p>
<p>Kuruluş yıllarında ağırlıklı olarak teknik hırdavat üzerine odaklandıklarını belirtip ticari serüvenlerini aktaran Özüsküp Yapı Kurucusu İsa Vardar, zaman içerisinde pazardaki talebi doğru analiz ederek yapı malzemeleri alanına yöneldiklerini ifade etti. Vardar, gelişimi şu sözlerle özetledi: “Teknik hırdavatla başladığımız ticari serüvenimizde, müşterilerimizin yapı malzemesi tarafında önemli bir tedarik açığı yaşadığını gözlemledik. Bu doğrultuda ürün gamımızı hızla çeşitlendirerek boyadan bataryaya, vitrifiyeden elektrik malzemelerine kadar geniş bir yelpazeyi bünyemize kattık. Temel gayemiz, bir evin veya inşaatın ihtiyacı olan tüm eksikleri tek bir çatı altında toplayarak müşterimizin başka bir noktada arayışa girmesini engellemektir. Mağazamıza giren bir müşteri, altyapıdan üstyapıya kadar her türlü ihtiyacını güvenle karşılayabiliyor.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6aace454add3d-1789715540.jpg" alt="" width="700" height="429" /></p>
<h2>“Lokomotif ürün grubu su tesisatı ve boya”</h2>
<p>Satış stratejilerinde ve ürün süratinde öne çıkan kategorileri değerlendiren Vardar, su tesisat malzemelerinin işletmelerinin en dinamik ve hızlı sirkülasyona sahip kalemi olduğuna dikkat çekti. Boya grubunun sezonluk bir hareketlilik sunduğunu, su tesisatının ise yılın 365 günü kesintisiz bir ihtiyaç olduğunu belirten Vardar, firmanın lokomotif gücünü tesisat malzemelerinin oluşturduğunu kaydetti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aace290697ad-1789715088.jpeg" alt="" width="773" height="608" /></p>
<h2>“Dijital değil, birebir müşteri deneyimi ve güven”</h2>
<p>Günümüz e-ticaret dinamiklerini de değerlendiren İsa Vardar, dijital pazaryerindeki satış operasyonlarının beraberinde getirdiği karmaşa ve aksaklıklar sebebiyle online satış kanalında yer almadıklarını, doğrudan yüz yüze perakende ticaret modelini benimsediklerini vurguladı. Müşteriyle kurulan birebir iletişimin, doğru ürün yönlendirmesinin ve fiziki mağazacılık kalitesinin kendileri için her zaman öncelikli olduğunu belirten Vardar, Bursa'daki mevcut şube ve depo kapasitelerini büyüterek bölge halkına ve ustalara kesintisiz tedarik sağlamaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ozuskup-yapi-tek-cati-altinda-eksiksiz-hizmet-modeliyle-buyuyor-87800</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/0/1280x720/ozuskup-yapi-tek-cati-altinda-eksiksiz-hizmet-modeliyle-buyuyor-1789715013.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özüsküp Yapı Kurucusu İsa Vardar, inşaat ve konut yenileme süreçlerinde müşterinin tüm ihtiyaçlarını tek noktada çözmeyi başardıklarını belirtti. Vardar, boya grubunun sezonluk bir hareketlilik sunduğunu, su tesisatının ise yılın 365 günü kesintisiz bir ihtiyaç olduğunu ifade ederek, firmanın lokomotif gücünü tesisat malzemelerinin oluşturduğunu kaydetti.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-ticaret-borsasindan-350-ogrenciye-kirtasiye-destegi-87791</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burdur Ticaret Borsası’ndan öğrencilere kırtasiye desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURDUR</strong></p>
<p>TOBB öncülüğünde, Burdur Ticaret Borsası tarafından her yıl hazırlanan ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen ihtiyaç sahibi öğrencilere dağıtılan kırtasiye setleri, bu yıl ilk kez Denetimli Serbestlik Müdürlüğü aracılığıyla hükümlülerin çocuklarına da ulaştırıldı.</p>
<p>Burdur Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Gündüzalp, Başkan Yardımcıları Arif Çakır ve Cengiz Gürcan ile Genel Sekreter Naile Küçükkepeci Ergün’den oluşan heyet, İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Necmeddin Dinç ve Denetimli Serbestlik Müdürü Ali Özgür Çardak’ı ziyaret ederek, ilkokul ve ortaokul öğrencileri için hazırlanan 350 kırtasiye setini kurumlara teslim etti.</p>
<p>Eğitime yönelik desteğin her yıl olduğu gibi bu yıl da sürdürüldüğünü belirten Burdur Ticaret Borsası başkanı Gündüzalp, eğitim yatırımlarının geleceğe yapılan en değerli yatırımlar olduğunu söyledi.</p>
<p>İl merkezi ve ilçelerde maddi olanakları yetersiz öğrenciler tespit edilerek, Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından iletilen listeler doğrultusunda kırtasiye setlerini hazırladıklarını belirten Gündüzalp, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bu yıl ilk kez Denetimli Serbestlik Müdürlüğümüz aracılığıyla hükümlülerin çocuklarına ulaştırılmak üzere de kırtasiye setleri hazırladık. Eğitime ve insana yapılan yatırım, şüphesiz aydınlık geleceğe yapılan en değerli yatırımdır. Burdur Ticaret Borsası olarak imkânlarımız doğrultusunda öğrencilerimize destek olmaya, burs imkânları sağlamaya ve okullarımızın eğitim ile fiziki ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunmaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-ticaret-borsasindan-350-ogrenciye-kirtasiye-destegi-87791</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/1/1280x720/burdur-ticaret-borsasindan-350-ogrenciye-kirtasiye-destegi-1789713389.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur Ticaret Borsası tarafından yeni eğitim öğretim döneminde ihtiyaç sahibi 350 öğrenciye kırtasiye desteği sağlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turmet-dolomiti-dekoratif-boyaya-ozel-isleyerek-katma-degeri-artiriyor-87785</guid>
            <pubDate>Fri, 18 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Dekoratif boyalarda sadece rengi değil, yüzeyi de tasarlıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Turmet Endüstriyel Mineraller'in, 1992 yılından bu yana sürdürdüğü mineral üretim tecrübesini dekoratif boya ve kaplama sektörünün ihtiyaçlarına yönelik ürün geliştirme çalışmalarıyla birleştirdiği belirtildi. Kendi ocaklarından selektif madencilik çözümleriyle çıkarıp işlediği dolomiti farklı tane boyutlarında işleyen şirketin, boya üreticilerinin hedeflediği yüzey yapısına göre mikronize, granül ve özel boyutlandırılmış ürünler sunduğu bildirildi. </p>
<p>Turmet Endüstriyel Mineraller Ürün Geliştirme ve Tasarım Direktörü Mimar Nilay Rallas, dekoratif boyalarda rengin yanı sıra yüzey karakterinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Işığın geliş yönü, matlık, doku ve yüzeydeki küçük farklılıkların mekanın algısını değiştirdiğini belirten Rallas, “Boyayı yalnızca renk üzerinden değerlendirmek günümüz dünyasında artık tasarım ve fonksiyonel açıdan eksik kalıyor. Özellikle dekoratif boyalarda sadece rengi değil, yüzeyi de tasarlıyoruz. Betonun homojen olmayan yapısını, mineral sıvanın derinliğini ya da taşın doğal karakterini hatırlatan uygulamalar bu yaklaşımın sonucu olarak öne çıkıyor. Dolomit de sahip olduğu mineral özelliklerle hedeflenen yüzeylerin oluşturulmasına katkı sağlıyor” dedi.</p>
<p><strong>Aynı ham maddeden farklı yüzeyler geliştiriliyor</strong></p>
<p>Dolomitin mineral yapısı, sertliği ve farklı tane boyutlarında işlenebilmesinin dekoratif boya üreticilerine geniş bir kullanım alanı sunduğunu aktaran Rallas, ince öğütülmüş ürünlerin de daha homojen sistemlerde değerlendirilebildiğini kaydetti. Farklı tane dağılımlarının ise yüzey karakterinin daha belirgin olduğu ürünlerde kullanılabildiğini ifade eden Rallas, böylece aynı hammaddeden üretilecek boyanın özelliklerine göre farklı sonuçlara ulaşılabildiğini bildirdi.</p>
<p>Rallas, “Dolomiti dekoratif boya açısından değerli kılan özelliklerden biri, malzemenin tek bir standarda bağlı kalmadan oluşturulmak istenen yüzeye göre şekillendirilebilmesi. İnce öğütülmüş dolomit homojen bir görünüm hedefleyen sistemlerde kullanılabilirken, farklı tane dağılımları daha belirgin mineral dokuların elde edilmesine olanak tanıyor. Bu yapı, üreticinin ürün formülasyonu ve tasarladığı yüzey doğrultusunda uygun hammaddeyi seçebilmesini sağlıyor. Böylece mineral, boyanın yalnızca içeriğinde yer alan bir unsur olmaktan çıkarak yüzey tasarımının parçası haline geliyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>Doğal yüzeylere alternatif oluşturuyor</strong></p>
<p>Mimaride taş, beton, mineral sıva ve ham dokulara yönelik ilginin arttığına işaret eden Rallas, gerçek taş ile geleneksel sıva uygulamalarının ağırlık, maliyet, işçilik ve uygulama koşulları nedeniyle her projede kullanılamadığını dile getirdi. Dekoratif boyaların bu noktada yüzeye renk ile birlikte doku ve mineral karakter kazandıran bir alternatif oluşturduğunu kaydeden Rallas, dolomitin farklı tane boyut üretilebilmesinin boya ve kaplama sistemlerindeki kullanımını desteklediğini söyledi.</p>
<p>Dolomitin sert mineral yapısı ve düşük su emme özelliğinin sektör açısından önem taşıdığını belirten Rallas, “Doğal karakter taşıyan yüzeylere yönelik talep, dekoratif boya üreticilerinin kullandığı hammaddeleri de önemli hale getiriyor. Dolomitin farklı inceliklerde üretilebilmesi, hedeflenen yüzey yapısına uygun tane boyutunun belirlenmesine imkân veriyor. Üretici daha homojen bir görünüm ya da daha güçlü bir mineral doku talep ettiğinde, hammadde bu ihtiyaca göre hazırlanabiliyor. Böylece dekoratif boya, gerçek taş veya geleneksel sıvanın uygulanamadığı projelerde doku ve yüzey karakteri bakımından farklı bir çözüm sunabiliyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Müşteriye özel boyutlandırma yapıyor</strong></p>
<p>Turmet’in dolomiti yalnızca çıkarılan ve öğütülen bir hammadde olarak değerlendirmediğini vurgulayan Rallas, şirketin mineral üretimindeki birikimini müşterilerin ürün geliştirme süreçlerine aktardığını bildirdi. Kendi ocaklarından çıkardıkları dolomitin farklı tane boyutlarında işlenebildiğini anlatan Rallas, dekoratif boya gibi yüzey özelliklerinin öne çıktığı ürünlerde müşteriye özel boyutlandırmanın avantaj sağladığını dile getirdi.</p>
<p>Rallas, “Dekoratif boya üretiminde reçetede yalnızca dolomitin bulunması yeterli değil. Üretilecek boyanın yapısını, hedeflenen yüzeyin homojen ya da belirgin mineral karaktere sahip olup olmayacağını ve kullanılacak hammaddenin hangi tane aralığında bulunması gerektiğini birlikte değerlendirmek gerekiyor. Bir endüstriyel mineral üreticisi olarak bizim sunacağımız katma değer, ürünün ötesinde onun son ürün prosesinde neye dönüşebileceğini düşünmekle başlıyor. Turmet olarak sunduğumuz granül ve mikronize dolomiti müşterilerimizin üretmek istediği ürüne uygun hale getirmeye odaklanıyoruz” değerlendirmesinde bulundu. Mimarlıkta metrelerle ele alınan bir yüzeyin mineral üretiminde mikronlarla başlayan bir sürecin sonucu olduğunu belirten Rallas, doğru işlenen dolomitin uygun boya formülasyonu ve yüzey uygulamasıyla mimarinin etkili bir parçasına dönüştüğünü sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turmet-dolomiti-dekoratif-boyaya-ozel-isleyerek-katma-degeri-artiriyor-87785</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/5/1280x720/677-1789712896.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Boyayı yalnızca renk üzerinden değerlendirmenin artık tasarım ve fonksiyon açısından eksik kaldığını belirten Turmet Endüstriyel Mineraller Ürün Geliştirme ve Tasarım Direktörü Mimar Nilay Rallas, &quot;Özellikle dekoratif boyalarda sadece rengi değil, yüzeyi de tasarlıyoruz. Betonun homojen olmayan yapısını, mineral sıvanın derinliğini ya da taşın doğal karakterini hatırlatan uygulamalar bu yaklaşımın sonucu olarak öne çıkıyor. Dolomit de sahip olduğu mineral özelliklerle hedeflenen yüzeylerin oluşturulmasına katkı sağlıyor.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insanin-bir-sirketi-olmasa-bile-bir-yonetim-kurulu-olmali-87747</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 19:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsanın bir şirketi olmasa bile, bir &quot;yönetim kurulu&quot; olmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla çocukluk yıllarımızdan ve hafızamızda kalan aile sohbetlerinden söz ediyorduk. Onun anlattıkları, "üzerine daha önce hiç bu açıdan düşünmediğim" bir konuyu yeniden değerlendirmeme neden oldu. Arkadaşım, babasının oldukça yoğun bir sosyal yaşamı olduğunu anlatıyordu. Farklı sivil toplum kuruluşlarında üyelikleri ve yöneticilik sorumlulukları vardı. Çocukken evdeki bazı misafir sohbetlerine kulak kabarttığını; babasının farklı sektörlerden, farklı mesleklerden çok sayıda arkadaşı olduğunu hatırlıyordu. Annesinin de dahil olduğu kadınların sohbetleri daha çok magazin, moda, alışveriş ve gündelik hayat etrafında şekillenirken, babasının dahil olduğu erkeklerin sohbetleri çoğunlukla ekonomi, sektörlerdeki riskler, fırsatlar, şirketler, yatırımlar ve yönetim meseleleri etrafında dönüyordu. Daha da ilginci, babasının kendi şirketindeki bazı konuları yakın dostlarına danıştığını; aynı şekilde o kişilerin de kendi şirketleriyle ilgili meselelerde onun fikrini aldığını hatırlıyordu. Çocukken bunların ne anlama geldiğini elbette bilmiyordu. Bugün geriye baktığında ise bir şeyin farkına varıyordu: Babası aslında bilinçli olarak ya da olmayarak çevresinde bir “kişisel yönetim kurulu” oluşturmuştu. Bence bu, yalnızca tüccar ailelere özgü olmayan; iş dünyasında, hatta hayatın tamamında "üzerinde daha fazla düşünmemiz gereken" bir konu.</p>
<p>Bir şirketin yönetim kurulunun neden var olduğunu hepimiz biliyoruz. Şirketin günlük operasyonlarından bağımsız olarak, farklı bir bakış açısı sağlar. Yönetimin göremediği riskleri görür. Alternatifleri sorgular. Zor kararları tartışır. Bazen yön gösterir, bazen frene basar, bazen de “Bu fırsatı neden değerlendirmiyoruz?” diye sorar. Peki, insan kendi bireysel hayatını ve kariyerini yönetirken neden bundan mahrum kalsın? Ben bugün, insanın bir şirketi olmasa dahi çevresinde güvendiği, liyakat sahibi ve farklı alanlarda güçlü insanlardan oluşan bir <strong>“kişisel yönetim kurulu”</strong> bulunması gerektiğine inanıyorum. Buradaki “kişisel yönetim kurulu” elbette resmi bir yapı değil. Bir insanın kritik kararlarında düşüncelerine başvurduğu, niyetinden bağımsız olarak ona gerçeği söyleyebilen, farklı perspektifler sunabilen ve gerektiğinde itiraz edebilen güvenilir insanlardan oluşan bir çevreden söz ediyorum. İş hayatında zaman zaman çok güçlü yöneticilerin önemli bir yanılgıya düştüğünü düşünüyorum: Kendi başarılarının getirdiği özgüven, zamanla her problemi kendilerinin çözebileceğine dair bir inanca dönüşebiliyor. Oysa yöneticilik her şeyi bilmek değil, <strong>neyi bilmediğini bilmek ve doğru bilgiye ulaşacak insanları tanımaktır. </strong>Benim için liyakat sahibi insanlara danışmanın en önemli tarafı budur. Finans konusunda çok güçlü olabilirsiniz; fakat hukukta aynı ölçüde güçlü olmayabilirsiniz. Pazarlamayı iyi biliyor olabilirsiniz; ancak üretimdeki teknik bir riski sizin kadar hızlı göremeyen bir uzmanı dinlemek zorunda olabilirsiniz. Bir sektörün içinde yıllardır çalışıyor olabilirsiniz; fakat dışarıdan bakan bir akademisyenin veya başka bir sektörden gelen deneyimli bir yöneticinin size göstereceği fırsatı kendi sektör körlüğünüz nedeniyle doğal olarak fark etmeyebilirsiniz. İşte bu nedenle gerçek güç, her soruya cevap verebilmekten çok, <strong>doğru soruyu doğru insana sorabilme kabiliyetidir.</strong></p>
<p>Tüccar bir ailenin mensubu olarak bugün geriye dönüp baktığımda, bazı davranışların insanlara çocuklukta fark ettirmeden öğretildiğini düşünüyorum. Bazen masada konuşulan bir ticari meseleyi anlamasanız bile, kullanılan dili duyuyorsunuz. Riskten söz ediliyor, müşteriden söz ediliyor, kurdan, faizden, yatırımdan, rakipten, fırsattan söz ediliyor. Bir büyüğünüzün başka bir büyüğünüze “Sen olsan ne yapardın?” dediğini duyuyorsunuz. Sonra başka bir gün aynı kişinin size gelip başka bir konuda fikrinizi sorduğunu görüyorsunuz. Böylece çocuk, belki farkında olmadan şu davranışı öğreniyor: <strong>“Önemli kararlar konuşulur. Farklı fikirler alınır. Güvenilen insanlara danışılır.” </strong>Bence bu, ticari mirasın para kadar önemli ama çok daha az konuşulan bir boyutudur. Bazı aileler çocuklarına sermaye bırakır, bazıları şirket bırakır, bazıları ise bunların yanında bir de <strong>insan ağı ve istişare kültürü</strong> bırakır! Uzun vadede üçüncüsünün değerini küçümsememek gerekir.</p>
<p>Kişisel yönetim kurulu oluşturmak, çok fazla insan tanımak anlamına gelmez. Aksine, mesele çevrede çok insan olması değil; <strong>doğru insanların olmasıdır. </strong>Ben bir kişisel yönetim kurulunda birkaç temel niteliğin vazgeçilmez olduğunu düşünüyorum. İlki liyakat. İkincisi güven. Üçüncüsü bağımsız düşünme yeteneği. Dördüncüsü ise, gerektiğinde sizinle "aynı fikirde olmama" cesaretidir. Çünkü sizi her durumda onaylayan insanların bulunduğu bir çevre, size konfor sağlayabilir ama gelişim sağlamaz. Bazen ihtiyacımız olan şey destek değil, itirazdır. “Bence bu karar yanlış.” “Bu riski hafife alıyorsun.” “Bu fırsatı gereğinden fazla büyütüyorsun.” “Sen bu konuda duygusal davranıyorsun.” “Bu yöneticiyi yanlış değerlendiriyor olabilirsin.” Bunları söyleyebilecek insanlara sahip olmak, aslında büyük bir ayrıcalıktır. Kişisel yönetim kurulunun üyeleri aynı sektörden olmak zorunda değildir; hatta mümkünse olmamalı. Çünkü farklı sektörlerden insanların bakış açısı, insanın düşünce alanını genişletir. Bir sanayicinin bakışı size operasyon konusunda değer katabilir. Bir finans yöneticisi riskin başka bir boyutunu gösterebilir. Bir hukukçu, henüz gerçekleşmemiş bir problemin sonuçlarını görebilir. Bir akademisyen, günlük koşuşturmanın içinde kaybolduğunuzda daha büyük resmi hatırlatabilir. Bir girişimci, sizin imkânsız gördüğünüz bir ihtimali mümkün kılabilir. Bir insan kaynakları yöneticisi, bir şirket probleminin aslında organizasyon probleminden çok liderlik problemi olduğunu söyleyebilir. Bu nedenle kişisel yönetim kurulunun çeşitliliği, şirket yönetim kurulundaki çeşitlilik kadar değerlidir.</p>
<p><strong>En değerli danışman, sizin yerinize karar vermez; </strong>burada başka bir ince çizgi var. İstişare etmek ile kararı başkasına bırakmak aynı şey değildir. Kişisel yönetim kurulunun görevi sizin yerinize karar vermek değildir. Onların görevi, sizin "daha iyi karar vermenizi sağlamak"tır. Bazen beş kişiye danışıp yine de kendi kararınızı vereceksiniz. Bazen bir kişinin tek bir cümlesi, haftalardır düşündüğünüz bir problemi çözecek; bazen de hiç kimsenin fikrini dinlememek gerektiğini düşüneceksiniz. Ama önemli olan, kararınızı <strong>daralan bir perspektifle değil, genişleyen bir perspektifle</strong> verebilmenizdir. İş dünyasında yatırım deyince aklımıza fabrika gelir, makine gelir, teknoloji gelir, insan kaynağı gelir. Oysa kariyerimizin ve şirketlerimizin geleceğini etkileyen çok daha sessiz bir yatırım alanı var: <strong>Kendimize doğru insanlardan oluşan bir danışma çevresi kurmak. </strong>Bunun bilançosu yoktur, muhasebe kaydı yoktur, bir şirket değerleme raporunda görünmez. Ama kritik bir yatırım kararında, önemli bir yönetici atamasında, büyük bir kriz anında veya hiç beklenmedik bir fırsatın kapıyı çaldığı anda gerçek değerini gösterir. Bugün geçmişe baktığımda, çocukken duyduğumuz bazı sohbetlerin aslında ne kadar büyük bir eğitim olduğunu inanın çok daha iyi anlıyorum. Belki de ailelerin çocuklarına verebileceği en değerli eğitimlerden biri, yalnızca “nasıl başarılı olunur?” sorusunun cevabını öğretmek değil; <strong>“Hayatında kimlere danışmalısın?” sorusunun cevabını verebilmektir. </strong>Benim için kişisel yönetim kurulu tam olarak bunu ifade ediyor.</p>
<p>İnsanın bir şirketi olmasa da bir yönetim kurulu olabilir, hatta belki de özellikle şirketi yokken buna ihtiyacı vardır. Çünkü sonunda şirketler kadar insanlar da aslında yanlış kararların değil," <strong>tek başına verilmiş" yanlış kararların</strong> bedelini ödüyor. Bazen hayatta doğru kararı vermenin en iyi yolu, kendi aklınızı daha fazla kullanmak değil; <strong>etrafınızdaki doğru insanların aklından da faydalanmayı öğrenmektir…</strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insanin-bir-sirketi-olmasa-bile-bir-yonetim-kurulu-olmali-87747</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnsanın bir şirketi olmasa bile, bir &quot;yönetim kurulu&quot; olmalı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarin-hisse-geri-alimlarina-duzenleme-87735</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankaların hisse geri alımlarına düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) duyurusuna göre bugünkü toplantıda, 17 Eylül tarihli ve "E-24049440-045.01-203166" sayılı yazı incelendi.</p>
<p>Buna göre, payları Borsa İstanbul AŞ Pay Piyasası’nda işlem gören halka açık bankaların, 16 Eylül'den sonra bu piyasadan geri alım yoluyla edindikleri kendi hisse senetlerinin 31 Aralık'a kadar, Bankaların Özkaynaklarına İlişkin Yönetmeliğin 9'uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a1) bendi uygulamasında çekirdek sermayeden indirim kalemi olarak dikkate alınmamasına karar verildi.</p>
<p>Ayrıca söz konusu payların Bankaların Sermaye Yeterliliğinin Ölçülmesine ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik uygulamasında kredi riskine esas tutar ve piyasa riskine esas tutar hesaplamasına dahil edilmemesi kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarin-hisse-geri-alimlarina-duzenleme-87735</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/bddk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, bankaların 16 Eylül&#039;den sonra geri aldıkları kendi paylarının yıl sonuna kadar çekirdek sermayeden indirim kalemi olarak ve kredi ile piyasa riskine esas tutar hesaplamalarında dikkate alınmamasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-55-milyar-dolar-azaldi-87732</guid>
            <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 16:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri 5,5 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 11 Eylül itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 1 milyar 962 milyon dolar azalarak 68 milyar 444 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 4 Eylül'de 70 milyar 406 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 561 milyon dolar düşüşle 113 milyar 841 milyon dolardan 110 milyar 280 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 11 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 523 milyon dolar azalışla 184 milyar 247 milyon dolardan 178 milyar 724 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>14.08.2026</td>
<td>108.335</td>
<td>75.166</td>
<td>183.500</td>
</tr>
<tr>
<td>21.08.2026</td>
<td>114.221</td>
<td>74.228</td>
<td>188.450</td>
</tr>
<tr>
<td>04.09.2026</td>
<td>113.841</td>
<td>70.406</td>
<td>184.247</td>
</tr>
<tr>
<td>11.09.2026</td>
<td>110.280</td>
<td>68.444</td>
<td>178.724</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-55-milyar-dolar-azaldi-87732</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 5,5 milyar dolar azalarak 178,7 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
