<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uedasta-pembe-lambalar-farkindalik-icin-yandi-90327</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> UEDAŞ’ta pembe lambalar farkındalık için yandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ / BURSA</strong><br />Meme kanseri, dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansının (IARC) 2025 yılında yayımladığı küresel araştırmaya göre, dünya genelinde yaklaşık her 20 kadından biri yaşamı boyunca meme kanseri tanısı alıyor. Bu tablo, hastalıkla mücadelede erken teşhisin ve düzenli sağlık kontrollerinin önemini bir kez daha ortaya koyuyor. UEDAŞ, 2018 yılından bu yana sürdürülen Pembe Lambalar projesi de meme kanserinde erken teşhisin önemini daha geniş kitlelere ulaştırmayı amaçlıyor. Proje kapsamında bu yıl Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’nda gerçekleştirilen aydınlatma uygulaması ve pembe ışıklı aynayla kadın sağlığına dikkat çekiliyor. Meme kanseri farkındalığının simgesi olan pembe rengin kullanıldığı proje, sağlık konusunda verilen mesajları günlük yaşamın bir parçası haline getiriyor. Kentin işlek noktalarında gerçekleştirilen uygulamayla erken teşhisin öneminin hatırlatılması ve kadınların düzenli sağlık kontrolleri konusunda bilinçlenmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ada19679fd48-1792678247.jpg" alt="" width="608" height="1660" /></p>
<h2><strong>“Erken teşhis konusunda toplumsal farkındalığı artırmayı hedefliyoruz”</strong></h2>
<p>UEDAŞ Genel Müdürü Cihangir Gençoğlu, “Pembe Lambalar projesiyle her yıl ekim ayında, meme kanserinde erken teşhisin önemini şehir yaşamının içinden bir mesajla hatırlatıyoruz. Gün içinde pek çok kişinin önünden geçtiği sokak lambalarının pembe ışıklarla aydınlanması, kadın sağlığı açısından büyük önem taşıyan bir konuyu yeniden gündeme getiriyor. Bizim için bu çalışmanın en değerli yanı, farkındalık mesajının insanların günlük yaşamlarında karşılarına çıkarak erken teşhisin önemini hatırlatması. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle yürüttüğümüz bu projeyle toplumsal bilinçlenmeye katkı sunmayı ve daha fazla insanın düzenli sağlık kontrolleri konusunda harekete geçmesini amaçlıyoruz’’ dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ada05dd7a863-1792673245.jpg" alt="" width="581" height="1510" /></p>
<h2><strong>“Düzenli taramalar ve erken teşhisin önemi”</strong></h2>
<p>Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ise meme kanserinde erken teşhisin tedavi sürecindeki önemine dikkat çekerek, “Meme kanserinde en önemli noktalardan biri, düzenli taramalar ve erken teşhis sayesinde tedavide başarılı sonuçlar elde edilebilmesidir. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz taramalarda 130 kadına meme kanseri tanısı konulduğunu tespit ettik. Erken teşhis edilen bu kadınlarımız tedavi süreçlerini tamamlayarak yaşamlarına sağlıklı bir şekilde devam ediyor. ‘Kanserden korkma, geç kalmaktan kork’ diyor; tüm kadınlarımızı düzenli kontrollerini ve taramalarını yaptırmak üzere Sağlıklı Hayat Merkezlerimize davet ediyoruz” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uedasta-pembe-lambalar-farkindalik-icin-yandi-90327</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/7/1280x720/uedasta-pembe-lambalar-farkindalik-icin-yandi-1792673215.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UEDAŞ, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla yürüttüğü Pembe Lambalar projesini bu yıl da sürdürüyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ve Bursa Kanserle Savaş Derneği iş birliğinde Ekim ayı boyunca devam eden proje kapsamında, Bursa’nın yoğun lokasyonlarından Fatih Sultan Mehmet Bulvarı’ndaki sokak lambaları pembe ışıklarla aydınlatılırken aydınlatma direkleri de pembe kumaşlarla kaplandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-417-milyar-lira-artti-90329</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 41,7 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 16 Ekim itibarıyla 41 milyar 710 milyon lira artarak 28 trilyon 636 milyar 794 milyon liradan 28 trilyon 678 milyar 504 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 761 milyar 408 milyon lira artışla 32 trilyon 346 milyar 964 milyon liradan 33 trilyon 108 milyar 372 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 23 milyar 583 milyon lira azalarak 3 trilyon 489 milyar 142 milyon liraya indi.</p>
<p>Bu tutarın 846 milyar 919 milyon lirası konut, 41 milyar 767 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 600 milyar 456 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 32 milyar 508 milyon lira artarak 4 trilyon 361 milyar 749 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 81 milyar 566 milyon lira azalışla 3 trilyon 390 milyar 246 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 317 milyar 876 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 72 milyar 369 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, aynı dönemde 16 milyar 860 milyon lira artışla 945 milyar 610 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 694 milyar 414 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 7 milyar 963 milyon lira artarak 6 trilyon 150 milyar 555 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-417-milyar-lira-artti-90329</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/lira-para-tl-1768883557.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 41,7 milyar lira artışla 28,7 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-6313-milyar-lira-artti-90322</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 631,3 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 16 Ekim ile biten haftada yüzde 1,86 artarak 33 trilyon 788 milyar 913 milyon 367 bin liradan 34 trilyon 420 milyar 205 milyon 228 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 3,40 artışla 19 trilyon 53 milyar 787 milyon 509 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat da yüzde 0,17 yükselişle 11 trilyon 207 milyar 282 milyon 22 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 266 milyar 132 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 227 milyar 566 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 16 Ekim itibarıyla 848 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,50 azalışla 6 trilyon 871 milyar 478 milyon 289 bin liraya geriledi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 846 milyar 153 milyon 576 bin lirası konut, 41 milyar 619 milyon 351 bin lirası taşıt, 2 trilyon 593 milyar 734 milyon 338 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 389 milyar 971 milyon 24 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 16 Ekim ile biten haftada 45 milyar 375 milyon 183 bin lira artarak 27 trilyon 865 milyar 746 milyon 734 bin liradan 27 trilyon 911 milyar 121 milyon 917 bin liraya çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-6313-milyar-lira-artti-90322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/2/1280x720/lira-para-1756795627.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 631,3 milyar lira artışla 34,4 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-1332-milyon-dolarlik-satis-90321</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 15:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 133,2 milyon dolarlık satış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 88,8 milyon dolarlık hisse senedi, 44,4 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 20,7 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 16 Ekim haftasında 35 milyar 921,4 milyon dolardan 33 milyar 981,1 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 17 milyar 42,3 milyon dolardan 16 milyar 791,8 milyon dolara indi.</p>
<p>ÖST stoku ise 3 milyar 72,8 milyon dolardan 3 milyar 39,4 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-1332-milyon-dolarlik-satis-90321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/8/1280x720/dolar-dollar-1766131459.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 88,8 milyon dolarlık hisse senedi ile 44,4 milyon dolarlık DİBS sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-25-milyar-dolar-azaldi-90317</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 2,5 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 16 Ekim itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 2 milyar 419 milyon dolar azalışla 62 milyar 148 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 9 Ekim'de 64 milyar 567 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 59 milyon dolar düşüşle 107 milyar 8 milyon dolardan 106 milyar 949 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 16 Ekim haftasında bir önceki haftaya göre 2 milyar 478 milyon dolar azalışla 171 milyar 575 milyon dolardan 169 milyar 97 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table style="height: 840px;">
<tbody>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">Tarih</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">Altın Rezervleri</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.01.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">48.007</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">89.154</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">137.161</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">23.02.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">49.271</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">82.479</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">131.750</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">29.03.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">54.378</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">68.748</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">123.126</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.04.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">59.113</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">64.967</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">124.080</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">31.05.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">59.740</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">83.909</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">143.648</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">28.06.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">58.077</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">84.833</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">142.910</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">19.07.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">59.214</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">94.695</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">153.910</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">29.08.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">60.043</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">89.329</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">149.373</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">27.09.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">63.566</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">93.824</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">157.390</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">25.10.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">65.894</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">93.504</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.398</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">1.11.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">66.614</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">93.005</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.619</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">13.12.2024</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">65.307</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">98.175</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">163.482</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">24.01.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">68.232</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">99.328</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">167.560</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">14.02.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">72.475</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">100.677</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">173.152</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">21.03.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">74.785</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">88.328</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">163.114</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">04.04.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">76.422</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">77.838</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">154.261</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">30.05.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">83.164</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">70.026</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">153.190</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">13.06.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">86.543</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">72.744</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.289</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">25.07.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">85.223</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">86.625</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">171.848</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">29.08.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">87.326</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">91.031</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">178.357</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">05.09.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">90.931</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">89.176</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">180.107</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">17.10.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">111.169</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">87.273</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">198.442</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">14.11.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">107.389</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">80.043</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">187.432</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.12.2025</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">116.894</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">76.978</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">193.872</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">30.01.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">133.753</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">84.405</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">218.158</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">13.02.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">132.199</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">79.586</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">211.784</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">27.03.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">100.049</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">55.290</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">155.339</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">17.04.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">112.647</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">61.821</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">174.467</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.05.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">105.992</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">53.234</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">159.226</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">26.06.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">94.954</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">54.251</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">149.205</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">24.07.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">100.210</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">62.396</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">162.606</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">31.07.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">100.637</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">63.811</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">164.448</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">21.08.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">114.221</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">74.228</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">188.450</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">04.09.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">113.841</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">70.406</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">184.247</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">11.09.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">110.280</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">68.444</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">178.724</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">25.09.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">109.640</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">61.563</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">171.204</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">02.10.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">107.062</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">60.326</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">167.388</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">09.10.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">107.008</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">64.567</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">171.575</td>
</tr>
<tr style="height: 21px;">
<td style="height: 21px; width: 82.8875px;">16.10.2026</td>
<td style="height: 21px; width: 111.287px;">106.949</td>
<td style="height: 21px; width: 153.062px;">62.148</td>
<td style="height: 21px; width: 127.287px;">169.097</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-25-milyar-dolar-azaldi-90317</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta yaklaşık 2,5 milyar dolar azalışla 169 milyar 97 milyon dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/und-ab-komisyonu-tir-suruculeri-icin-yeni-hukuki-cozumleri-gundeme-aldi-90312</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 14:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> UND: Avrupa Komisyonu tır sürücüleri için yeni hukuki çözümleri gündeme aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, dernek merkezinde, "Avrupa sınır kapılarında kilometrelerce uzayan tır kuyrukları, günlerce insani olmayan bekleme süreleri ve profesyonel sürücülere uygulanan Schengen 90-180 gün kuralına" ilişkin yaptığı açıklamada, Schengen Bölgesi'nin büyüdüğünü ancak bu coğrafyanın yükünü taşıyan sürücünün hareket imkanının daraldığını söyledi.</p>
<p>1995 yılında Schengen uygulamasının 7 ülkeyle başladığını ve yaklaşık 1,6 milyon kilometrekarelik alanı kapsadığını hatırlatan Aras, bugün ise birliğin 29 ülkeye ulaştığını ve yaklaşık 4,5 milyon kilometrekarelik bir coğrafyayı içine aldığını anlattı.</p>
<p>Aras şunları kaydetti:</p>
<p>"Alan neredeyse üç katına çıktı. Sürücünün önündeki 90-180 gün engeli yerinde kaldı. Bulgaristan ve Romanya da Schengen'e katıldı. Artık bu ülkelerde geçirilen günler de aynı kalış süresinden düşüyor. Schengen içinde yükleme yaparken süre işliyor. Boşaltma beklerken süre işliyor. Zorunlu dinlenmesini yaparken süre işliyor. Sonra sürücüye, "Kalış hakkın doldu. Yeni sefere çıkamazsın" deniliyor. Aracı hazır. Yükü hazır. Avrupa'daki müşterisi teslimat bekliyor ama sürücü sınırdan geçemiyor. Sınırdan çevirdiğiniz sürücünün, yükünü teslim etmesini bekleyemezsiniz. Profesyonel tır sürücüleri için yeni mevzuat istiyoruz. Sürücüyü işinden, ticareti yolundan alıkoyan bu engeller sona ermek zorundadır."</p>
<p>Avrupa Birliği'nin Türkiye'nin en büyük ticaret ortağı olduğunu belirten Aras, Türkiye'nin de AB'nin beşinci büyük ticaret ortağı olduğunu ve 2025 yılında karşılıklı mal ticaretinin 217,6 milyar avroya ulaştığını ifade etti.</p>
<p>Türkiye'nin ihracatının yüzde 42,7'sinin AB ülkelerine yapıldığına işaret eden Aras, "Aynı yıl AB, Türkiye'ye 114,3 milyar avroluk mal sattı. Türkiye'den 103,3 milyar avroluk mal aldı. Türkiye'nin Avrupa'ya ihtiyacı var, Avrupa'nın da Türkiye'ye ihtiyacı var. İki tarafın fabrikaları birbirine bağlı. Üretim hatları birbirini tamamlıyor. Siparişler iki yönde hareket ediyor. Üstelik Türkiye'de Avrupa sermayesiyle üretim yapan şirketler var." diye konuştu.</p>
<p>"Gümrük Birliği kapsamındaki malın dolaşımını serbest bırakıp, onu taşıyan sürücüyü durduramazsınız." diyen UND Başkanı Aras, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bunu yaptığınızda ticaretin önüne fiilen engel koyarsınız. Avrupa'ya açıkça sesleniyoruz, Almanya’da Mercedes-Benz ve MAN, Hollanda'da DAF, İsveç'te Volvo ve Scania, Fransa'da Renault Trucks, İspanya'da IVECO üretiliyor, biz Türk taşımacısı da bu araçları satın alıyoruz ve bu satın aldığımız araçlarla Avrupa Birliği'nin Türkiye'de ürettiği ve Avrupa'da ürettiği yükleri taşıyoruz. Bu araçlarımızla yapmış olduğumuz taşımada bu engel bir çelişki değil midir? Kendinizle çelişmiyor musunuz? Aracınızı satın alan da malınızı taşıyan da bizleriz. Bu ticareti mümkün kılan sürücülerimizin vize engelleriyle karşılaşması ise ciddi bir çelişki. Ticaretin gelişmesi beklenirken o ticareti gerçekleştiren sürücünün hareketinin kısıtlanması ekonomik işbirliğimizin doğasıyla bağdaşmıyor."</p>
<p><strong>"Tır sürücüsünün mesleğini yapabilmesi için gereken hareket imkanını istiyoruz"</strong></p>
<p>Aras, bu mesleğin çalışma düzeninin teslimat ve dönüş üzerine kurulu olduğunu hatırlatarak, "Bir an önce işini tamamlamak isteyen insanı günlerce bekletiyorsunuz. Sonra kalış süresi nedeniyle yeni sefere çıkmasını engelliyorsunuz. Tır sürücüsü turist değildir. Mesleğini yapabilmesi için gereken hareket imkanını istiyoruz." dedi.</p>
<p>Avrupa'daki sürücü açığının da ortada olduğunu ifade eden Aras, Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliğinin (IRU) 2025 araştırmasına göre, Avrupa'da yaklaşık 502 bin tır sürücüsünün pozisyonunun doldurulamadığını ve Avrupalı taşımacıların yaklaşık üçte ikisinin yeterli sürücü bulamadığı için yeni sözleşmeleri reddettiğini bildirdiğini söyledi.</p>
<p><strong>"Bu uygulama mevcut sürücü krizini ağırlaştırıyor"</strong></p>
<p>Aras, Avrupa'nın sürücü aradığını ancak çalışan Türk sürücüsünün sınırdan geri çevrildiğine işaret eden Aras, "Bu uygulama, mevcut sürücü krizini ağırlaştırıyor. Taşıma kapasitesini azaltıyor. Tedarik zincirini aksatıyor. Sürücü açığını büyüten bu çelişkiyi ortadan kaldırın." şeklinde konuştu.</p>
<p>Pandemide seyahatlerin kısıtlandığını, sokakların boşaldığını ancak tır sürücülerinin taşımayı sürdürdüğünü hatırlatan Aras, "Gıdayı taşıdılar. Sağlık malzemelerini taşıdılar. Günlük ihtiyaçları ulaştırdılar. Avrupa Komisyonu da tedarikin devamı için 'yeşil hat' uygulamasını önerdi. Taşımacılık çalışanlarının hareketini kolaylaştırma çağrısı yaptı." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aras, "Sürücünün önemini görmek için yeni bir kriz beklemeyin." çağrısında bulunarak, "Avrupa Komisyonu, 29 Ocak 2026 tarihli Vize Politikası Stratejisi'nde, tır sürücülerinin 90 günün ötesinde hareketliliğe ihtiyaç duyabileceğini kabul etti. Yeni hukuki çözümleri gündeme aldı. Artık mevzuatı çıkarın." dedi.</p>
<p>Profesyonel sürücülerin mesleki faaliyetlerini 90-180 gün engelinden kurtaran ortak bir düzenleme istediklerini vurgulayan Aras, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Bu düzenleme bütün Schengen ülkelerinde geçerli olmalıdır. Uzun süreli ve çok girişli vizelere hızlı erişim istiyoruz. Bununla birlikte mesleğin gerektirdiği kalış hakkını da istiyoruz. Kalış süresi nedeniyle sürücülerimizi Avrupa hattında çalışamaz hale getiren giriş yasaklarının kaldırılmasını istiyoruz. Bulgaristan ve Yunanistan Sınır kapılarının kapasitesini artırın. Günler süren kuyrukları bitirin. Kararı alın. Takvimi açıklayın. Yeni mevzuatı hayata geçirin."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/und-ab-komisyonu-tir-suruculeri-icin-yeni-hukuki-cozumleri-gundeme-aldi-90312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/und-1792668900.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UND Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, &quot;Avrupa Komisyonu, 29 Ocak 2026 tarihli Vize Politikası Stratejisi&#039;nde tır sürücülerinin 90 günün ötesinde hareketliliğe ihtiyaç duyabileceğini kabul etti. Yeni hukuki çözümleri gündeme aldı. Artık mevzuatı çıkarın.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-buyukelcisi-oravden-gumruk-birligi-guncellemesi-icin-3-sart-90309</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB Büyükelçisi Orav’dan gümrük birliği güncellemesi için 3 şart</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Avrupa Birliği (AB) Büyükelçisi Aivo Orav Ankara’da AB Temsilciliğinde düzenlediği basın toplantısında, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinde ilerlemenin 3 konuya bağlı olduğunu bağlı olduğunu belirtti. Bunları, aralarında karşılıklı ticari bazı prüzlerin çözülmesi, Rusya’ya yönelik yaptırımlar ve Kıbrıs konusunun çözümü olarak sıraladı. </p>
<p>Kıbrıs sorununu doğrudan ve dolaylı olarak birkaç kez engel olarak niteledi. Ayrıca Büyükelçi, Kıbrıs sorunu konusunda bir başka soruya yanıt verirken, Orav, “Az önce bahsettiğiniz ülke (Kıbrıs Rum Kesimi) de dahil olmak üzere 27 üye devlet, Kıbrıs konusunun çözülmesini çok umut ediyor ve BM Genel Sekreteri ilerleme kaydedilmesi için elinden geleni yapıyor, müzakerelere ilişkin çok fazla şey duymuyoruz. Bu bir bakıma iyi, çünkü zorlu konularda yapılan anlaşmaların kamuoyu tarafından çok iyi bilinmesi durumunda bu anlaşmaları gerçekleştirmek mümkün olmuyor. Bu yüzden, kapalı kapılar ardında işlerin ilerlediğini umalım ve eğer bu sorun çözülürse, bence dünya daha iyi bir yer olacaktır ve ayrıca bu durum Avrupa Birliği ve Türkiye ilişkileri için pek çok yeni yol açacaktır.” dedi. <br />-Made in EU’da Türkiye’nin taleplerinin karşılanması: “Tam mükemmel olmasa da…”</p>
<p>Made in EU olarak adlandırılan Sanayi Koruma Yasası düzenlemesinde Türkiye’nin isteklerinin duyulduğunu ve iletildiğini belirten Orav, müzakerelerin AB içinde de devam ettiğini hatırlatarak, “Türkiye'nin pozisyonlarının (AB nezdinde) gayet iyi duyulmuş olmasıdır. İnanın bana, Türkiye'deki ilk toplantılarımdan bu yana, siyasetçilerle ve aynı zamanda muhalefet tarafıyla, iş insanlarıyla yaptığım görüşmelerde Made in Europe konusunu gündeme getirdiler. Biz de Brüksel'deki meslektaşlarımıza geri bildirimde bulunuyoruz. Brüksel'de düzenlenen bir iş zirvesi toplantısı da vardı ve bu Made in Europe konusu kilit unsurlardan biriydi. Ayrıca Dışişleri Bakanınız da Brüksel'deydi ve bu konunun orada da tartışıldığından eminim. Tekrar söylemek isterim ki, henüz hiçbir şey kesinleşmiş değil. Müzakerelerde her zaman olduğu gibi, bu son adımı beklememiz gerekiyor. Ve işler Türkiye'nin bakış açısından mükemmel gitmese bile, ertesi gün birlikte çalışmaya nasıl devam edeceğimizin bir yolunu yine de bulmalıyız.” dedi. </p>
<p><strong>Güncel konularda AB raporuna atıf </strong></p>
<p>Büyükelçi Aivo Orav, Türkiye’deki güncel sorunlara yönelik olarak ise soruları yanıtsız bırakırken, AB Komisyonu olarak her konuda ivedi açıklama yapmadıklarını ancak gelişmeleri izlediklerini ve yıllık raporlarında yer verdiklerini kaydetti. Türkiye için AB yaklaşımıyla hukuk üstünlüğü, özgürlükler konusundaki değerlendirmelerinin Kasım ayında yayınlanacak Türkiye Raporunda yer alacağını belirtti. </p>
<p><strong>"AB-Türkiye, birbirine bağlı"</strong></p>
<p>Orav, soru cevap bölümü öncesi Türkiye ve AB’nin iş birliğinin önemine vurgu yaparken, bunları üç başlıkta sıralayarak AB ve Türkiye’nin birbirinden vazgeçemez olduğunu kaydetti. Küresel çatışmalar ortamında güvenliğin yeniden öne çıktığını belirten Orav, bölgedeki fiili savaşlara işaret, Rusya’yı Avrupa yanında Türkiye için de tehdit olduğunu ileri sürdü. </p>
<p><strong>Ermenistan </strong></p>
<p>Bağlantısallıkta Türkiye’nin iki kıta arasında bir köprü olduğunu söyleyen Orav Türkiye ile Ermenistan sınırının açılmasının sağlayacağı faydaları öne çıkardı ve Orta Koridor projesini önemsediklerini anlattı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-buyukelcisi-oravden-gumruk-birligi-guncellemesi-icin-3-sart-90309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/9/1280x720/aivo-orav-1792667600.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB Türkiye Büyükelçisi olarak görevine başlayan Aivo Orav, Türkiye ile ekonomik ilişkiler konusunda çalışmaların yoğunlaştığını vurgularken gümrük birliğinin güncellenmesinde Kıbrıs sorununu öne sürdü. &quot;Sanayi Koruma Yasası&quot; uygulamasında Türkiye’nin talep ettiği “netlik” konusunda ise “müzakereler henüz bitmediğini” hatırlattı ancak Türkiye’nin tam talebi karşılanama ihtimaline işaret etti. Orav bu konuda, AB tarafının kamu ihale yasasında Türk firmaları koruyucu önlemlerde değişiklik talebinin de gündemde olduğuna işaret etti.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-faiz-karari-belli-oldu-90308</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası faizi yüzde 36&#039;ya indirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), Fatih Karahan başkanlığında toplandı.</p>
<p>Kurul, politika faizini yüzde 37'den yüzde 36'ya çekti.</p>
<p>Açıklamada şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Kurul, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’den yüzde 36’ya indirilmesine karar vermiştir. Kurul ayrıca, Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’tan yüzde 39’a, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’ten yüzde 34,5’e indirmiştir.</p>
<p>Aylık dalgalanmalara karşın, son dönem enflasyon gerçekleşmeleri ve öncü göstergeler ana eğilimdeki gerilemeyi teyit etmektedir. İktisadi faaliyete ilişkin veriler ve arz şoklarının yurt içi fiyatlara yansımasının sınırlı kalması, iç talepteki zayıf seyrin devam ettiğini göstermektedir. Diğer taraftan, canlılığını koruyan jeopolitik gerilimler neticesinde yüksek seyreden enerji fiyatlarının enflasyon görünümü üzerinde oluşturduğu yukarı yönlü riskler sürmektedir. Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir.</p>
<p>Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Adımların büyüklüğü ve zamanlaması enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirlenecektir. Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır.</p>
<p>Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir.</p>
<p>Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-faiz-karari-belli-oldu-90308</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, yüzde 37 olan politika faizini 36&#039;ya indirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-milli-gelirimizin-bu-yil-yaklasik-18-trilyon-dolara-ulasmasini-bekliyoruz-90306</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 13:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Milli gelirimizin bu yıl 1,8 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile İbn Haldun Üniversitesinin desteğiyle, 30'dan fazla ülkeden temsilcinin katılımıyla İstanbul'da düzenlenen ve ekonomi, jeopolitik ve uluslararası iş birliğinin geleceğinin tartışılacağı 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu başladı.</p>
<p>Forumun açılışında konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin küresel ticaret ve lojistik ağlarındaki konumunu güçlendirmesinin önemine işaret etti.</p>
<p>Türk Hava Yollarının (THY) dünyadaki hava yolları arasında en fazla noktaya uçan şirket olduğunu dile getiren Şimşek, güvenilir bir ortak olmanın bağlantısallığı artırmaktan geçtiğini söyledi.</p>
<p>Şimşek, küresel arz şoklarının Türkiye'ye bağlantısallığa yatırım yapma fırsatı sunduğunu kaydederek, Pekin ile Londra arasındaki en hızlı bağlantılardan bazılarının Türkiye üzerinden sağlandığını, Çin'den İngiltere'ye demir yoluyla yük taşınmasının 18 gün sürdüğünü anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin enerji alanında da önemli bir bölgesel merkez konumunda bulunduğunu vurgulayan Şimşek, bu avantajları değerlendirmeyi hedeflediklerini söyledi.</p>
<p><strong>"Güvenilir ortak konumumuzu güçlendirmeliyiz"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, bölgesel çatışmalara karşı Türkiye'nin yaklaşımının barış ve istikrarı desteklemek olduğunu belirterek, "Güvenilir bir ortak olarak konumumuzu nasıl güçlendiririz? Herkesle konuşmak, barış ve istikrarı teşvik etmek. Çünkü bu, refah açısından bize fayda sağlıyor." diye konuştu.</p>
<p>Küresel ticarette korumacılık ve ticaretin parçalanmasının karşı karşıya olduğu diğer önemli zorluklar arasında​​​​​​​ yer aldığını kaydeden Şimşek, korumacılığın küresel finansal krizden bu yana dünya ekonomisi açısından yeni normal haline geldiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin bu gelişmelere yanıtının "kurallara dayalı ticaret çerçevesinde daha fazla ortakla ilişkilerini geliştirmek" olduğunu ifade eden Şimşek, "Bu nedenle şu anda Japonya, Endonezya, Körfez ülkeleri ve Kanada ile serbest ticaret anlaşmaları müzakere ediyoruz. Gümrük Birliği de dahil olmak üzere halihazırda 54 serbest ticaret anlaşmamız var, komşularımızdan bazılarıyla bir dizi tercihli ticaret anlaşmamız bulunuyor." dedi.</p>
<p><strong>"Türkiye'nin önemli bir üretim merkezi"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin önemli bir üretim merkezi olduğunun ve bunu korumak istediklerinin altını çizerek, imalat sanayisinin kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranla oluşturduğu katma değer​​​​​​​ bakımından Asya Kaplanları ile başa baş seviyede bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Orta-yüksek ve yüksek teknolojili alanlarda yatırımları desteklemek amacıyla yatırım taahhütlü avans kredisi sunduklarını anlatan Şimşek, bu imkanla piyasa faiz oranının yaklaşık üçte biri düzeyinde faizle, 10 yıl vadeli ve 2 yıl geri ödemesiz dönem içeren kredilerin kullanılabildiğini bildirdi.</p>
<p>Şimşek, hizmet sektörünün de Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırdığını kaydederek, kişi başına düşen GSYH'ye oranla hizmet ihracatının güçlü olduğunu ve bu alanda büyüme potansiyelinin yüksek bulunduğunu aktardı.</p>
<p>Türkiye'nin turizmde dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer aldığını vurgulayan Şimşek, sağlık turizminin de hızla büyüdüğünü ve bu alanda önemli bir gelişme potansiyeli gördüklerini söyledi.</p>
<p>Türk dizilerinin uluslararası alanda gördüğü ilgiden ve Türkiye'nin video oyunları alanında Avrupa'nın en güçlü ekosistemlerinden birisine sahip olduğundan bahseden Şimşek, bu konulara ilişkin detaylar paylaştı.</p>
<p><strong>"Türkiye avantajlı bir konumda"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, Türkiye'nin Engineering News-Record (ENR) dergisinin açıkladığı 2026 yılı "Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi" listesinde Çin'in ardından ikinci sırada yer aldığını belirterek, Türk üniversitelerinde 380 bin uluslararası öğrencinin eğitim gördüğünü söyledi.</p>
<p>Küresel ekonominin karşı karşıya olduğu önemli zorluklardan birisinin de "yüksek borçluluk" olduğunu dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Dünya genelinde toplam borcun küresel hasılaya oranı yüzde 300'ü, gelişmekte olan piyasalarda ise yüzde 230'u aştı. Türkiye bu açıdan avantajlı bir konumda. Türkiye'nin borçluluk düzeyinin düşük olması ekonomik şoklara karşı dayanıklılığını artırıyor. Düşük borçluluk sayesinde ekonomik şoklara yanıt verme ve makul bir büyümeyi sürdürme imkanı daha yüksek."</p>
<p>Şimşek, Türkiye'nin bütçe açığının GSYH'ye oranının gelişmekte olan piyasaların küresel ortalamasının yaklaşık yarısı düzeyinde olduğunu, kamu borcunun GSYH'ye oranının ise söz konusu ortalamanın yaklaşık 3'te biri seviyesinde bulunduğunu söyledi.</p>
<p><strong>"Türkiye çalışma çağındaki nüfus açısından 18-20 yıllık bir fırsat penceresine sahip"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, küresel ölçekte yaşlanan nüfusun önemli bir sorun haline geldiğine dikkati çekerek, doğurganlık oranlarının düşmesi ve çalışma çağındaki nüfusun azalmasının ülkeler açısından yeni zorluklar oluşturduğunu bildirdi.</p>
<p>Türkiye'nin ise çalışma çağındaki nüfus artışının halen pozitif bölgede bulunması nedeniyle önünde önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Şimşek, hesaplamalarına göre ülkenin bu açıdan 18-20 yıllık bir fırsat penceresine sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p>Şimşek, kadınların iş gücüne katılım oranının düşük seviyede bulunduğuna işaret ederek, daha fazla kadının istihdama katılmasını sağlamak amacıyla reformlar yapmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>"Yapay zekaya hazırlık bakımından gelişmekte olan ülkelerden öndeyiz"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, yapay zekanın küresel ekonomi açısından dönüştürücü ve yıkıcı etkileri olabileceğini belirterek, Türkiye'nin bu alandaki hazırlıklarını güçlendirmek amacıyla 5G ve fiber altyapıya, enerji arzı için ise nükleer enerjiye yatırım yaptığını söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin yapay zekaya hazırlık bakımından gelişmekte olan ülkelerin önünde bulunduğunu ancak gelişmiş ekonomilerle aynı seviyede olmadığını dile getiren Şimşek, bu alanda yapılması gereken çok iş olduğunu kaydetti.</p>
<p>Şimşek, küresel ısınmanın gerçek bir sorun olduğunun altını çizerek, Türkiye'nin sulama altyapısına ve iklim değişikliğine dayanıklı tarımsal üretime yatırım yaptığını anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapacağını hatırlatan Şimşek, bu kapsamda yeşil dönüşümün ve elektrifikasyon hedeflerinin hızlandırılacağını söyledi.</p>
<p><strong>"Enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğüne ilişkin bilgiler vererek, "Milli gelirimizin mevcut döviz kurlarıyla bu yıl yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz." dedi.</p>
<p>Türkiye'nin önemli bir nüfusa ve güçlü altyapıya sahip büyük bir ekonomi olduğunu dile getiren Şimşek, "(Avantajlarımıza karşın) Tabii zorluklarımız da var. Yüksek enflasyonu aşmak için bütüncül politikalar uyguluyoruz. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ekibi olarak biz iş dünyası dostuyuz. İşinizin tamamını veya bir bölümünü Türkiye'de yapmayı seçerseniz size yardımcı olmak istiyoruz." diye konuştu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-milli-gelirimizin-bu-yil-yaklasik-18-trilyon-dolara-ulasmasini-bekliyoruz-90306</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/6/1280x720/simsek-1792664638.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 19. Verona Avrasya Ekonomik Forumu&#039;nda konuşan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Milli gelirimizin, mevcut döviz kurlarıyla bu yıl yaklaşık 1,8 trilyon dolara, satın alma gücü paritesine göre ise yaklaşık 4 trilyon dolara ulaşmasını bekliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izto-yonetim-kurulu-uyesi-ismail-kahraman-insaat-sektoru-uretmek-istiyor-burokrasiye-takiliyor-90293</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsmail Kahraman: İnşaat sektörü üretmek istiyor, bürokrasiye takılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Kahraman, kentte inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi süreçlerinin uzaması, esaslı olmayan tadilat işlemlerinin aylarca sonuçlandırılamaması ve hakediş onaylarında yaşanan gecikmelerin sektörü ciddi biçimde mağdur ettiğini belirterek yetkilileri çözüm üretmeye çağırdı.</p>
<p>İzmir’de inşaat sektörünün karşı karşıya olduğu bürokratik sorunların artık sürdürülemez bir noktaya geldiğini ifade eden Kahraman, bazı ilçelerde yapı ruhsatı süreçlerinin bir yılı aştığını, inşaatı tamamlanan yapıların yapı kullanma izin belgelerinin düzenlenmesinde de önemli gecikmeler yaşandığını söyledi.</p>
<p>Kahraman, sorunun yalnızca ruhsat aşamasıyla sınırlı olmadığını vurgulayarak, basit ve esaslı olmayan tadilat işlemlerinin dahi aylarca sürdüğünü, yapılan imalatların hak edişlerinin zamanında onaylanmamasının ise müteahhitleri ciddi bir finansman yükü altında bıraktığını belirtti.</p>
<h2>“İtirazımız denetime değil”</h2>
<p>İnşaat sektörünün üretmek, istihdam sağlamak ve ülke ekonomisine katkıda bulunmak istediğini ancak uzun ve öngörülemeyen bürokratik süreçlerle mücadele ettiğini belirten Kahraman, “Bizim itirazımız mevzuata, denetime ya da kamu kurumlarının sorumluluklarına değil. Elbette yapı güvenliği, şehircilik ilkeleri ve mevzuata uygunluk titizlikle denetlenmeli. Ancak denetim yapmak ile işlemleri gereksiz yere uzatmak birbirinden farklı. Bugün İzmir’de yatırımcılarımız ruhsat almak için aylarca bekliyor, bazı ilçelerde bu süre bir yılı aşıyor. Esaslı olmayan tadilat işlemleri dahi aylarca sonuçlandırılamıyor. İnşaatını tamamlayan firmalar yapı kullanma izin belgesi beklerken, yaptığı imalatların hak edişlerinin onaylanmasını bekleyen müteahhitlerimiz de ciddi ekonomik sıkıntılar yaşıyor” diye konuştu.</p>
<h2>“İzmir için somut çözüm adımları atılmalı”</h2>
<p>İzmir’de inşaat sektörünün önünü açmak için bir dizi somut adım atılması gerektiğini belirten Kahraman, “Ruhsat süreçleri hızlandırılmalı, tadilat işlemleri sadeleştirilmeli, yapı kullanma izin belgeleri zamanında düzenlenmeli, hakediş onayları geciktirilmemeli, dijital takip sistemi güçlendirilmeli, kurumlar arası koordinasyon artırılmalı” dedi.</p>
<h2>“Ayrıcalık değil, işleyen bir sistem istiyoruz”</h2>
<p>Kahraman, sözlerini şöyle tamamladı: “Biz ayrıcalık istemiyoruz. Mevzuata uygun çalışan, üretim yapan, istihdam sağlayan ve ülke ekonomisine katkıda bulunan sektörümüzün önündeki gereksiz engellerin kaldırılmasını istiyoruz. İzmir gibi Türkiye ekonomisinin lokomotif şehirlerinden birinde ruhsat süreçlerinin bir yılı aşması, esaslı olmayan tadilatların aylarca sürmesi ve hakedişlerin onaylanmasında gecikmeler yaşanması hepimizin üzerinde düşünmesi gereken bir mesele. İnşaat sektörü yalnızca müteahhitlerden ibaret değil. Konut üretiminden kentsel dönüşüme, istihdamdan sanayiye, esnaftan finans sektörüne kadar geniş bir ekonomik alanı etkiliyor. Bürokratik engeller azaltılmalı, işlemler hızlandırılmalı ve üretimin önündeki tıkanıklıklar giderilmeli.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izto-yonetim-kurulu-uyesi-ismail-kahraman-insaat-sektoru-uretmek-istiyor-burokrasiye-takiliyor-90293</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/3/1280x720/izto-yonetim-kurulu-uyesi-ismail-kahraman-insaat-sektoru-uretmek-istiyor-burokrasiye-takiliyor-1792657957.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Kahraman, inşaat ruhsatı ve yapı kullanma izin belgesi süreçlerinin uzaması ile ilgili olarak, “Ayrıcalık istemiyoruz, sektörümüzün önündeki gereksiz engellerin kaldırılmasını istiyoruz&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tav-havalimanlari-cirosunu-9-ayda-yuzde-artirdi-90291</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> TAV Havalimanları cirosunu 9 ayda yüzde 5 artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TAV Havalimanları, 2026'nın 9 ayını kapsayan finansal ve operasyonel sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Şirket açıklamasına göre bu dönemde cirosunu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artırarak 1 milyar 461,1 milyon euroya çıkaran şirketin faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK) yüzde 7 artışla 467,4 milyon eurodan 501,8 milyon euroya, FAVÖK marjı 0,7 baz puanlık artışla yüzde 33,6'dan 34,3'e ulaştı.</p>
<p>Geçen yılın ilk 9 ayında 75,3 milyon euro net kar elde eden şirket, bu yılın aynı döneminde net karını yüzde 130 artırarak 173,4 milyon euro seviyesine çıkardı.</p>
<p>Söz konusu dönemde şirket, işlettiği havalimanlarında önceki yılın aynı dönemine kıyasla toplam yolcu sayısını yüzde 3 artırarak, 87,2 milyondan 89,4 milyona çıkardı. Dış hat yolcu sayısı yüzde 1 artışla 58,8'den 59,2 milyona ulaşan şirket, iç hatlarda ise yüzde 6 büyüme kaydederek, yolcu sayısını 28,4'ten 30,1 milyona yükseltti.</p>
<p><strong>"Yolcu trafiğinin üzerinde ciro ve FAVÖK büyümesi elde ettik"</strong></p>
<p>TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan, 9 aylık dönemde küresel ekonomik ve jeopolitik belirsizlikler devam ederken, Orta Doğru'daki jeopolitik gerilim ve yüksek seyreden jet yakıtı fiyatlarının havacılık sektörü üzerinde baskı kurmayı sürdürdüğünü belirtti.</p>
<p>Tüm oluymsuzluklara rağmen çeşitlendirilmiş portföyleri, operasyonel esneklikleri ve disiplinli yönetim anlayışları sayesinde yolcu trafiğinin üzerinde ciro ve FAVÖK büyümesi elde ettiklerini vurgulayan Kaptan, Türkiye'de Ankara ve İzmir, yurt dışında da Kuzey Makedonya ve Almatı havalimanlarının yolcu trafiğindeki büyümeye katkı sağladığını aktardı.</p>
<p>Söz konusu dönemde finansal performanslarının güçlü seyrini koruduğuna değinen Kaptan, üçüncü çeyrekte de büyüme ivmelerini sürdürerek, yıllık bazda cirolarını yüzde 5, FAVÖK'ü ise yüzde 11 artırdıklarını, kur ve vergi koşullarının da olumlu katkısıyla ilk 9 ayda net karlarını iki kattan fazla yükselttiklerini ifade etti.</p>
<p>Kaptan, Antalya Havalimanı'nda geçen yıl hizmete açılan yeni ticari alanların ilk kez tam dönem katkı sağladığını ve bu durumun yiyecek, içecek ve duty-free gelirlerini desteklediğine işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu gelişmeyle yolcu başına ticari gelirimiz artış gösterirken, yolcu başına duty-free harcaması yüzde 21 artarak 10 euroya ulaştı. Almatı Havalimanı'ndaki yatırımlarımıza ve operasyonel verimliliği geliştirmeye yönelik çalışmalarımıza stratejik planlarımız doğrultusunda devam ediyoruz. Üçüncü çeyrekte yolcu başına uygulanan tarifelerde sağladığımız ilave artış, havacılık gelirlerimizi güçlendirme stratejimiz açısından önemli bir adım oldu. Yeni tarifelerin, özellikle yılın son çeyreğinden itibaren, jet yakıtı satış hacimlerindeki düşüşün etkisini büyük ölçüde telafi etmesini öngörüyoruz. Tiflis Havalimanı işletme imtiyazımızın 5 yıl uzatılmasının ardından artan seyahat talebini karşılayacak kapasiteyi sağlamak amacıyla terminal ve apron yatırımlarımıza devam ediyoruz. Orta Doğu'daki gerilimden etkilenen Gürcistan'da, koşulların iyileşmeye başlamasıyla yolcu büyümesi, hazirandan itibaren yeniden güçlü bir ivme kazandı. Yılın son çeyreğine girerken, faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda hava yolculuğuna talebin güçlü seyrini koruyacağına ve hissedarlarımızla tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir değer yaratmaya devam edeceğimize inanıyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tav-havalimanlari-cirosunu-9-ayda-yuzde-artirdi-90291</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/3/1280x720/tav-havalimanlarinda-ust-duzey-atamalar-1748075635.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TAV Havalimanları&#039;nın yılın 9 ayında 89 milyon yolcuya hizmet verdiği bildirildi. Şirketin bu dönemde cirosunu geçen yıla göre yüzde 5 artırarak 1 milyar 461,1 milyon euroya çıkardığı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yerli-turist-2-ceyrekte-seyahate-155-milyar-lira-harcadi-90290</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerli turist 2. çeyrekte seyahate 155 milyar lira harcadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026'nın 2. çeyreğine ait "hane halkı yurt içi turizm" verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bu yılın ikinci çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 13 milyon 549 bin kişi seyahate çıktı. Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,6 azalarak 16 milyon 467 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar, 85 milyon 890 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı, 5,2 gece oldu.</p>
<p>Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamalarının tutarı, söz konusu dönemde yüzde 32,6 artarak 154 milyar 998 milyon 4 bin lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu harcamaların 134 milyar 684 milyon 525 bin lirayla yüzde 86,9'unu kişisel harcamalar, 20 milyar 313 milyon 479 bin lirayla yüzde 13,1'ini paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 9 bin 413 lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>İkinci çeyrekte toplam seyahat harcamalarında en fazla payın yüzde 31,6 ile yeme ve içme, yüzde 25 ile ulaştırma ve yüzde 14,5 ile konaklamada olduğu görüldü.</p>
<p>Harcama türlerinin geçen yılın aynı dönemine göre değişim oranları incelendiğinde ise yeme ve içmede yüzde 39,1, ulaştırmada yüzde 28,3 ve konaklamada ise yüzde 22,5'lik artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Yakınları ziyaret ilk sırada</strong></p>
<p>Nisan-haziran döneminde, "yakınları ziyaret" amacıyla yapılan seyahatler yüzde 60,1 ile ilk sırada yer aldı. Bunu, yüzde 33,6 ile "gezi, eğlence, tatil", yüzde 2,3 ile "sağlık" izledi.</p>
<p>Bu dönemde seyahate çıkanlar, 61 milyon 192 bin geceleme sayısıyla en çok "arkadaş veya akraba evinde" kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 11 milyon 376 bin gecelemeyle "otel" yer alırken 8 milyon 216 bin geceleme sayısıyla "kendi evi" üçüncü sırada kayıtlara geçti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yerli-turist-2-ceyrekte-seyahate-155-milyar-lira-harcadi-90290</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/havalimani-yolcu-seyahat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2. çeyrek verilerine göre yerli turistlerin yurt içinde yaptığı seyahat harcamaları, geçen yıl kıyasla yüzde 32,6 artarak yaklaşık 155 milyar liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-guveninde-sert-dusus-90289</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici güveninde sert düşüş</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ait tüketici güven endeksi verilerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, eylülde 91,9 iken bu ay yüzde 7,7 azalışla 84,8 oldu.</p>
<p>Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, ekimde aylık yüzde 9,3 azalarak 75,3'ten 68,3'e geriledi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi, eylülde 93,7 iken yüzde 7,7 düşüşle ekimde 86,4 olarak belirlendi.</p>
<p>Geçen ay 89,8 olan gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi, bu ay yüzde 9 azalışla 81,7 olarak hesaplandı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi de geçen ay 108,8 iken bu ay yüzde 5,6 gerileyerek 102,7 olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-guveninde-sert-dusus-90289</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/tuketici-guveni-enflasyon-market-alisveris-1766131097.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in verilerine göre tüketici güven endeksi, ekimde yüzde 7,7 azalışla 84,8&#039;e indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/mustafa-koc-spor-odulunun-kazananlari-belli-oldu-90303</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mustafa Koç Spor Ödülü&#039;nün kazananları belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Koç Holding ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi (TMOK) iş birliğiyle düzenlenen Mustafa V. Koç Spor Ödülü'nün sahipleri açıklandı. </p>
<p>Koç Holding açıklamasına göre, merhum Mustafa V. Koç'un anısını ve spora verdiği desteği yaşatmak amacıyla düzenlenen ödül programı, bu yıl 10. kez gerçekleştirildi.</p>
<p>"Olimpik değerlere katkı" temasıyla düzenlenen ödül töreni, Koç ailesi üyeleri, holding ve topluluğun üst yöneticileri ile TMOK yöneticileri ve davetlilerin katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Mustafa V. Koç Spor Ödülü'nün Seçici Kurulu'nda Türkiye Güreş Federasyonu Başkanı Taha Akgül, Kayaklı Koşu Milli Takım Antrenörü Kelime Aydın Çetinkaya, Gençlik ve Spor Bakanlığı Yüksek Performans Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Haydar Demirel, TMOK Genel Sekreteri Neşe Gündoğan ve Tekerlekli Sandalye Basketbol Milli Takım Antrenörü Mahmut Kemal Okur yer aldı.</p>
<p>Mustafa V. Koç Spor Ödülü Jüri Başkanlığını Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç üstlenirken, jüride, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç ve TMOK Başkanı Veli Ozan Çakır da görev yaptı.</p>
<p>Bu yıl 102 adayın değerlendirildiği süreçte, Seçici Kurul tarafından Olimpik, Paralimpik ve Yaşam Boyu Spora Katkı kategorilerinde 7 finalist belirlendi.</p>
<p>Jürinin değerlendirmesi sonucunda Olimpik kategoride Avrupa şampiyonu milli güreşçi Nesrin Baş, Paralimpik kategoride Paris 2024 Paralimpik Oyunları'nda iki altın madalya kazanan milli yüzücü Umut Ünlü ve Yaşam Boyu Spora Katkı kategorisinde Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ ödülün sahibi oldu.</p>
<p><strong>"Başarıyı yalnızca sonuçlarla değil, o sonuçlara nasıl ulaşıldığıyla da değerlendiriyoruz"</strong></p>
<p>Açıklamada törendeki konuşmasına yer verilen Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Mustafa V. Koç Spor Ödülü Jüri Başkanı Caroline N. Koç, Koç Topluluğu'nun 100. yılını kutladığı dönemde geçmişten gelen değerleri geleceğe taşıma sorumluluğunu daha derinden hissettiklerini belirtti.</p>
<p>Mustafa V. Koç Spor Ödülü'nün 10 yıldır sporun insani değerlerini onurlandırdığını aktaran Koç, şunları kaydetti:</p>
<p>"Mustafa'nın yaşamı boyunca savunduğu değerlerin ve dokunduğu hayatlarda bıraktığı izlerin bu ödülle yaşamaya devam etmesi bizler için çok kıymetli. Kurucumuz merhum Vehbi Koç'tan bugüne değişmeyen bir anlayışımız var. Başarıyı yalnızca sonuçlarla değil, o sonuçlara nasıl ulaşıldığıyla da değerlendiriyoruz. Sporda da bir insanı örnek kılan, kazandığı madalyaların ötesinde gösterdiği emek ve kararlılık, rakibine duyduğu saygı, zorluklar karşısında yeniden ayağa kalkabilmesi ve kendisinden sonra gelenlere açtığı yoldur. Mustafa V. Koç Spor Ödülü ile yalnızca sportif başarıları değil, başarının ardındaki karakteri de onurlandırıyoruz. Bu yılın ödül sahipleri de sporun sınırlarımızı aşmak, yeniden başlamak ve birlikte başarmak için ne kadar güçlü bir yol olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor."</p>
<p>TMOK Başkanı Veli Ozan Çakır da ödülün yalnızca sportif başarıları değil, olimpik değerleri de esas aldığını belirtti.</p>
<p>Ödülün temelindeki saygı, mükemmellik ve dostluk ilkelerinin sporun evrensel değerlerini yansıttığına dikkati çeken Çakır, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bu ödül, sporcularımızın emeklerini görünür kılarken Türk sporunun başarılarını ve değerlerini gelecek nesillere taşıyan önemli bir hafıza oluşturuyor. Koç Topluluğu'nun 100. yılında, Mustafa V. Koç Spor Ödülü'nün de 10. kez sahiplerini bulması ayrıca anlamlı. Geride bıraktığımız on yıl boyunca her yıl bu yüksek çıtayı aşan sporcularımızın, takımlarımızın ve oluşumlarımızın bulunması, Türk sporunun sahip olduğu potansiyelin en güçlü göstergelerinden biri."</p>
<p><strong>Ödül sahiplerinden genç sporculara mesaj</strong></p>
<p>Olimpik kategoride ödüle layık görülen milli güreşçi Nesrin Baş da Türk kadınını uluslararası arenada temsil etmenin kendisi için büyük sorumluluk olduğunu belirtti.</p>
<p>Başarılarının arkasında yılların emeği, disiplini ve fedakarlığı bulunduğunu aktaran Baş, ödülün genç kızlara ilham vermesini temenni ederek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu ödül, verdiğim emeklerin görülmesi açısından benim için çok kıymetli. Ben de bir zamanlar büyük hayalleri olan küçük bir kız çocuğuydum. Bugün benden sonra gelen kız çocuklarına ilham olabilmek ve onların da kendi başarı hikayelerini yazabileceklerine inanmalarını sağlamak benim için çok değerli. Bu ödülün, hayallerinin peşinden giden küçük kız çocuklarına 'Ben de yapabilirim!' dedirtmesini umut ediyorum."</p>
<p>Paralimpik kategoride ödül alan milli yüzücü Umut Ünlü de yüzmenin kendisine hedefleri doğrultusunda çalışmayı ve kendine inanmayı öğrettiğini kaydetti.</p>
<p>Engelli bireylerin yeteneklerini gösterebilmeleri için madalya kazanmalarının gerekmediğini vurgulayan Ünlü, daha fazla engelli çocuk ve gencin sporla buluşmasını istediğini belirtti.</p>
<p>Ünlü, "İsterim ki benim hikayem yalnızca kazandığım madalyalarla değil, başka insanların hayallerine ulaşmasına verdiği umutla hatırlansın. Çünkü bir insanın başarısı çok değerlidir ama o başarının başkalarına da yol açması çok daha değerlidir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ da kendisine layık görülen Yaşam Boyu Spora Katkı Ödülü'nün Türk voleybolunun gelişimine katkı sağlayan herkesin ortak başarısı olduğunu aktardı.</p>
<p>Sporda başarının sürdürülebilir olmasının ve gelecek nesillere imkan sağlayacak bir yapı kurulmasının önemine işaret eden Üstündağ, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"2021'de Filenin Sultanları'nın da Mustafa V. Koç Spor Ödülü'ne layık görülmesi hepimiz için büyük bir gurur kaynağı olmuştu. Bugün milli takımlarımızdan altyapılarımıza kadar elde ettiğimiz başarılar, yıllar içinde hep birlikte inşa ettiğimiz güçlü yapının bir sonucu. Türk voleybolunun bu yolculuğunda uzun yıllardır yanımızda olan, OPET ve Arçelik markalarıyla milli takımlarımıza destek veren Koç Topluluğu'na ayrıca teşekkür ediyorum. Mustafa V. Koç'un adını taşıyan bu kıymetli ödülü, Türk voleyboluna geçmişten bugüne emek veren büyük ailemize ithaf ediyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/mustafa-koc-spor-odulunun-kazananlari-belli-oldu-90303</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/3/1280x720/788-1792663959.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mustafa V. Koç Spor Ödülü hakkında açıklama yapan Koç Holding Yönetim Kurulu Üyesi Caroline N. Koç, &quot;Bu yılın ödül sahipleri de sporun sınırlarımızı aşmak, yeniden başlamak ve birlikte başarmak için ne kadar güçlü bir yol olduğunu bizlere bir kez daha hatırlatıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/atp-yazilimda-atama-90301</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATP Yazılım&#039;da atama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ATP Yazılım ve Teknoloji AŞ'nin (ATP) büyüme hedefleri doğrultusunda satış ve iş geliştirme organizasyonunu güçlendiren yeni bir yapılanmaya gittiği bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda, satış, iş geliştirme, kanal ve iş ortaklıkları yönetimiyle teknik ön satış faaliyetlerini tek çatı altında toplamak amacıyla oluşturulan ATP Satış ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı görevine Cem Özenç getirildi.</p>
<p>Bu ay itibarıyla şirkete katılan Özenç, ATP Büyümeden Sorumlu Kıdemli Genel Müdür Yardımcılığına bağlı olarak görev yapacak.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre teknoloji sektöründe satış ve iş geliştirme alanlarında 19 yılı aşkın deneyime sahip olan Özenç, sorumluluğundaki faaliyetlerin şirketin büyüme stratejisi doğrultusunda yönetilmesine liderlik edecek.</p>
<p>Lisans eğitimini Sabancı Üniversitesi Sanat ve Sosyal Bilimler Fakültesi'nde tamamlayan Özenç, işletme yüksek lisans (MBA) derecesini İstanbul Bilgi Üniversitesinden aldı.</p>
<p>Kariyerine 2007'de teknoloji şirketi IBM'de başlayan Özenç, IBM Global Services bünyesinde Altyapı Hizmetleri Satış Müdürü ve Dış Kaynak Hizmetleri Ülke Müdürü dahil olmak üzere çeşitli satış liderliği pozisyonlarında görev aldı.</p>
<p>Söz konusu dönemde gösterdiği performansla birçok kez IBM Hundred Percent Club ödülüne layık görüldü. SabancıDx'e Teknoloji Hizmetleri Satış Müdürü olarak 2021'de katılan Özenç, Ocak 2024-Eylül 2026 döneminde Satıştan Sorumlu Kıdemli İş Birimi Lideri olarak görev yaptı.</p>
<p>Şirketin, yeni yapılanmayla satış ve iş geliştirme yetkinliklerini güçlendirerek mevcut pazarlardaki konumunu pekiştirmeyi ve yeni büyüme fırsatlarını değerlendirmeyi hedeflediği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/atp-yazilimda-atama-90301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/1/1280x720/cem-ozenc-1792663655.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ATP&#039;de Satış ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcılığı görevine Cem Özenç atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tigemin-15-bin-tonu-asan-bugday-ve-nohut-ihaleleri-gtbde-gerceklestirildi-90324</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİGEM’in buğday ve nohut ihaleleri GTB’de gerçekleştirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından gerçekleştirilen ürün satış organizasyonlarına ev sahipliği yapmayı sürdürüyor.</p>
<p>Bu kapsamda, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu Satış Salonu’nda düzenlenen ihalelerde, TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesinin 2026 yılı istihsali olan toplam 15 bin 431,44 ton buğday ve nohut açık artırma yöntemiyle satışa çıkarıldı. İlk ihalede, 15 bin 411,44 ton mahsul buğday 31 ayrı parti halinde açık artırma usulüyle satışa sunuldu. İkinci ihalede ise 20 ton mahsul nohut, tek parti halinde alıcıların tekliflerine sunuldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ada02eb386da-1792672491.JPG" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p><strong>“Gaziantep, tarımsal ticaretin güçlü merkezlerinden biri”</strong></p>
<p>GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, TİGEM tarafından gerçekleştirilen ihalelerin Gaziantep’in tarımsal ürün ticaretindeki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti. Gaziantep’in yalnızca tarımsal ürünlerin işlendiği ve sanayiye kazandırıldığı bir şehir olmadığını, aynı zamanda geniş bir coğrafyanın ticaretine yön veren önemli bir merkez konumunda bulunduğunu ifade eden Akıncı, şu değerlendirmelerde bulundu: “Gaziantep, sahip olduğu güçlü tarıma dayalı sanayi altyapısı, gelişmiş ticaret ağı ve köklü borsacılık geleneğiyle ülkemizin önemli tarımsal ticaret merkezlerinden biridir. TİGEM gibi ülkemizin tarımsal üretiminde stratejik görevler üstlenen bir kurumun ürün ihalelerine ev sahipliği yapmamız, şehrimizin bu alandaki konumunu daha da pekiştirmektedir. Borsamızda gerçekleştirilen açık artırmalar, ürünlerin rekabetçi piyasa koşullarında değerlendirilmesine ve fiyatların sağlıklı bir zeminde oluşmasına katkı sağlamakta.”</p>
<p>Tarımsal üretimin ekonomik değere dönüşmesinde güvenilir ve organize piyasaların belirleyici rol oynadığını vurgulayan Akıncı, “Üretimin sürdürülebilirliği kadar, üretilen ürünlerin doğru piyasa mekanizmaları içerisinde ticarete konu olması da büyük önem taşıyor. Gaziantep Ticaret Borsası olarak temel önceliklerimizden biri, tarımsal ürün ticaretinin güvenilir, şeffaf ve kurallara dayalı bir yapıda gelişmesini sağlamaktır. TİGEM ile yürüttüğümüz iş birliğini bu açıdan son derece kıymetli buluyoruz. Önümüzdeki süreçte de hem şehrimizin ticaret hacmini güçlendiren hem de tarım sektörünün gelişimine katkı sunan organizasyonlara ev sahipliği yapmayı sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tigemin-15-bin-tonu-asan-bugday-ve-nohut-ihaleleri-gtbde-gerceklestirildi-90324</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/4/1280x720/tigemin-15-bin-tonu-asan-bugday-ve-nohut-ihaleleri-gtbde-gerceklestirildi-1792672511.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Borsası, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Ceylanpınar Tarım İşletmesinin 2026 yılı üretimi olan 15,4 bin ton buğday ve 20 ton nohutun açık artırma usulüyle satışa sunulduğu ihalelere ev sahipliği yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kristal-turkiyede-buyurken-uretim-gucuyle-dunya-raflarindaki-yerini-koruyor-90314</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kristal’in hedefi dünya raflarında kendi adıyla daha güçlü bir yer edinmesi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye, İspanya ve Tunus’ta üretilen Kristal'in 36 ülkeyi kapsayan ihracat hacmine ulaşırken, uluslararası pazarlarda kendi markasıyla kalıcı olmayı hedeflediği bildirildi. Geçen yıl Türkiye’de pazarın üzerinde büyüyen şirketin, ürün portföyünü sadeleştirip raf gücünü artırırken kaliteli zeytinyağını daha geniş tüketici kitleleriyle buluşturmaya odaklandığı vurgulandı.</p>
<p>Kristal’in uluslararası markalaşma vizyonunu değerlendiren Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bernard Arkas, “İspanya zeytinyağında üretim ölçeğiyle, İtalya markalaşma birikimiyle, Tunus ise rekabetçi üretim koşullarıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin en önemli değerlerinden biri de Anadolu’nun zengin zeytin çeşitleri ve köklü üretim kültürü. Bizim de bu kültüre dayanan bir hikâye yazmamız gerekiyor. Biz bu zenginliğin kendi markalarımızla dünya pazarlarında karşılık bulmasını istiyoruz. Kristal, 88 yıldır tüketicinin hayatında yer alan, geçmişinden önemli bir güven birikimi taşıyan marka. Ancak bizim için asıl mesele, bu birikimi uluslararası pazarlarda kalıcı bir marka değerine dönüştürebilmek. Hedefimiz, Türkiye’de doğan Kristal’in dünya raflarında kendi adıyla daha güçlü bir yer edinmesi” dedi.</p>
<h2>Gözgeç: Amacımız yalnızca pazar liderliği değil, duyulan güveni korumak, kolay ulaşılabilir bir marka olmak”</h2>
<p>Kristal, İzmir tesislerindeki günlük 150 tonluk kapasitesini, gerçekleştirilecek revizyonla yaklaşık 200 ton/gün düzeyine taşımayı hedefliyor. Kristal Yağları Genel Müdürü Vural Gözgeç, “Zeytinyağında kalite, üretimin ölçeğinden çok ham maddenin niteliği, üretim süreçleri ve uygulanan kontrollerle ilgili. Doğru koşullar sağlandığında büyük ölçekli üretimde de yüksek kalite standartlarını istikrarlı biçimde korumak mümkün. Kristal olarak yıllardır edindiğimiz bilgi birikimini ve uzmanlığımızı daha fazla tüketiciyle paylaşmak istiyoruz. Kristal olarak büyümeyi yalnızca satış hacmiyle değil, güvenilir ürün, istikrarlı kalite ve tüketiciye erişimle birlikte değerlendiriyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Türkiye Koleksiyonu kasım ayında raflarda yerini alacak</h2>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Kristal’in 2023’te başlattığı Türkiye Koleksiyonu, az bilinen ve unutulmaya yüz tutmuş yerel zeytin çeşitlerinin tanınmasını amaçlıyor.</p>
<p>Açıklamada, "Kasım ayında raflara çıkacak yeni sezon seçkisinde Akhisar yöresiyle özdeşleşen Domat, Güney Ege’nin Memecik’i ve Hatay’ın Altınözü yöresinden Saurani çeşitlerinden elde edilen natürel sızma zeytinyağları yer alıyor." denildi. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kristal-turkiyede-buyurken-uretim-gucuyle-dunya-raflarindaki-yerini-koruyor-90314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/4/1280x720/kristal-turkiyede-buyurken-uretim-gucuyle-dunya-raflarindaki-yerini-koruyor-1792669524.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 36 ülkeye ihracat yapan Kristal&#039;in dünya raflarında üst sıralara taşımayı hedeflediği belirtildi. Kristal&#039;in 88 yıllık marka olduğunu ifade eden Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bernard Arkas, &quot;Bizim için asıl mesele, bu birikimi uluslararası pazarlarda kalıcı bir marka değerine dönüştürebilmek. Hedefimiz, Türkiye’de doğan Kristal’in dünya raflarında kendi adıyla daha güçlü bir yer edinmesi.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sagliga-erisimin-kaderini-cografya-belirlediginde-90269</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sağlığa erişimin kaderini coğrafya belirlediğinde…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Pfizer’in çalışanlarının bilgi, deneyim ve yetkinliklerini toplumsal faydaya dönüştürmelerine fırsat sunan Global Health Fellows (Dünya Sağlık Dostları) programı, çalışanların uzmanlıklarının dünyanın dört bir yanına taşınmasını sağlıyor. 20 yılı aşkın süredir devam eden bu program sayesinde Pfizer’liler, sağlık sistemlerini güçlendirmek ve sağlık eşitsizliklerini azaltmak için çalışan küresel sivil toplum kuruluşlarında yaklaşık 3 aylık dönemsel görevler üstleniyor.</strong></p>
<p>Bir annenin çocuğunu sağlıklı büyütebilmesi için neye ihtiyacı var?  Doktora, ilaca, düzenli sağlık kontrollerine... Peki ya yeterli gıdaya ulaşamıyorsa? Ya yaşadığı coğrafya, sağlık hizmetlerine erişimini belirliyorsa?</p>
<p>Sağlıkta eşitsizlik, çoğu zaman rakamlar ve istatistikler üzerinden tartışılıyor. Oysa bu rakamların arkasında, çocuklarını hayatta tutmaya çalışan anneler, temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanan aileler ve bütün güçlüklere rağmen birbirlerine destek olarak ayakta kalan topluluklar var. Güney Afrika’da HIV ile yaşayan annelere ve çocuklarına destek veren mothers2mothers (m2m) kuruluşunun çalışmaları, bu mücadelenin önemli örneklerinden biri.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9a53447964-1792648500.png" alt="" width="329" height="376" />Pfizer Türkiye Ticari Mükemmellik ve İnovasyon ekibinde İçerik ve Kanal Yöneticisi olarak görev yapan Başak Güven, şirketin Global Health Fellows (Dünya Sağlık Dostları) programı kapsamında bu kuruluşla çalışma fırsatı bulmuş. Güven’in Güney Afrika yolculuğu, mesleki uzmanlığını toplumsal faydaya dönüştürme amacıyla başlamış. Ancak sahada karşılaştığı hayatlar, bu deneyime çok daha derin bir anlam kazandırmış.</p>
<p>Güven, özellikle HIV ile yaşayan kadınların hikâyelerinden etkilendiğini anlatıyor: “Annelik duygusunu çok yeni yaşayan biri olarak, mentor annelerin hikâyelerini dinlemek benim için oldukça duygusal bir deneyimdi. Bazı anlarda duygularıma hâkim olmakta gerçekten zorlandım. Ama beni etkileyen sadece hikâyeleri değildi; insanların enerjisi, gülümsemeleri ve birlikte vakit geçirmekten duydukları mutluluk da hafızamda yer etti.”</p>
<h2>Uzmanlık, toplumsal faydaya dönüşüyor</h2>
<p>Pfizer’in 20 yılı aşkın süredir yürüttüğü Global Health Fellows programı, çalışanların bilgi birikimlerini ve mesleki yetkinliklerini sağlık sistemlerinin güçlendirilmesi için kullanmalarına olanak tanıyor. Program kapsamında çalışanlar, yaklaşık üç ay boyunca dünyanın farklı bölgelerindeki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışıyor. Projeler yüz yüze, çevrim içi veya hibrit modellerle yürütülebiliyor.</p>
<p>Güven, programın Pfizer’in çalışan odaklı gönüllülük ve toplumsal etki platformu Give Forward’ın önemli uygulamalarından biri olduğunu belirtiyor: “Bu platform, önem verdiğimiz toplumsal konulara zamanımızı ve yetkinliklerimizi aktarmamızı kolaylaştırırken; bağış, eşleştirme ve gönüllü katılım süreçlerini çok sistematik bir yapıya oturtuyor. Bu sayede farklı sivil toplum kuruluşlarına destek olabiliyor, şirket tarafından eşleştirilen sosyal sorumluluk projelerinde aktif şekilde yer alabiliyoruz.”</p>
<p>2014 yılında Pfizer’e katılan ve kariyeri boyunca satış, eğitim ve gelişim alanlarında farklı sorumluluklar üstlenen Güven’in programla tanışması ise yıllar öncesine uzanıyor. Pfizer’deki ilk yıllarında programa katılan bir çalışma arkadaşının deneyiminden etkilendiğini anlatan Güven, uygun bir proje için gönüllülük platformunu takip etmeyi sürdürmüş. Yetkinlikleriyle örtüşen fırsatı gördüğünde başvurmuş. Yöneticisinin desteğiyle tamamladığı seçim sürecinin yaklaşık bir buçuk ay sonrasında kabul haberini almış.</p>
<h2>Cape Town’dan KaNyamazane’ye uzanan yolculuk</h2>
<p>Güven’in görev aldığı proje, HIV ile yaşayan annelere, çocuklara ve ailelere topluluk temelli sağlık hizmetleri sunan uluslararası sivil toplum kuruluşu mothers2mothers’ın performans yönetimi süreçlerini geliştirmeyi hedefl iyor.</p>
<p>Güven, çalışma kapsamında mevcut uygulamaların incelendiğini, çalışan gelişimini ve kurumsal kapasiteyi güçlendirecek öneriler hazırlandığını söylüyor ve süreci şöyle anlatıyor: “Projenin ilk aşamasında Cape Town’daki mothers2mothers merkez ekibiyle stratejik görüşmeler gerçekleştirildi. Ardından Güney Afrika’nın doğusundaki Mpumalanga eyaletine bağlı KaNyamazane kasabasına gidilerek yerel sağlık çalışanları ve mentor annelerle bir araya gelindi. Böylece kuruluşun merkezde yürüttüğü çalışmalar ile sahadaki uygulamaları birlikte ele alındı. Aynı konuyu hem stratejiyi oluşturan merkez ekiplerinden hem de sahada hayata geçiren kişilerden dinlemek çok değerliydi. Bu sayede ihtiyaçları daha doğru okuyabildik ve önerilerimizi gerçek ihtiyaçlar üzerine şekillendirdik.”</p>
<h2>HIV ile mücadelenin ötesindeki gerçek: Açlık ve yoksulluk</h2>
<p>Güven’in hafızasında en derin izi bırakan deneyim ise, KaNyamazane Community Health Centre ziyareti. Güven, burada mentor annelerle tanışmış, onların hikâyelerini dinlemiş ve topluluk içinde yürüttükleri çalışmaların etkisini yakından görmüş.</p>
<p>mothers2mothers modelinin merkezinde, kendi deneyimlerinden hareketle diğer kadınlara rehberlik eden mentor anneler bulunuyor. Bu kadınlar, sağlık hizmetlerine erişim ve topluluk desteği açısından önemli bir rol üstleniyor.</p>
<p>Ancak Güven’in sahada gördüğü tablo, sağlık sorunlarının çok daha geniş bir toplumsal gerçekliğin parçası olduğunu ortaya koymuş: “KaNyamazane Klinik ziyareti, benim için bu deneyimin en unutulmaz anlarından biriydi. Mentor annelerin hikâyelerini ve yarattıkları etkiyi birinci ağızdan dinlemek çok etkileyiciydi. Özellikle insanların sadece HIV ile değil, aynı zamanda açlık ve temel ihtiyaçlara erişim gibi zorluklarla da mücadele ettiğini duymak bana farklı bir bakış açısı kazandırdı. Bu ziyaret, programın anlamını benim için çok daha somut hale getirdi.”</p>
<p>Bu sözler, küresel sağlık politikalarının en önemli meselelerinden birini gündeme getiriyor. Sağlık hizmetlerinin etkinliği, insanların yaşadığı ekonomik ve sosyal koşullardan bağımsız düşünülemiyor. Yetersiz beslenme, yoksulluk ve temel ihtiyaçlara erişimde yaşanan güçlükler, hastalıklarla mücadeleyi daha da zorlaştırıyor. Bu nedenle sağlıkta eşitsizliklerle mücadelede yerel toplulukların güçlendirilmesi, sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve kurumsal kapasitenin geliştirilmesi büyük önem taşıyor.</p>
<h2>Farklı ülkeler, ortak amaç</h2>
<p>Projenin dikkat çekici yönlerinden biri de farklı ülkelerden gelen profesyonellerin, yerel ekiplerle birlikte çözüm geliştirmesi. Türkiye, Kosta Rika ve Mısır’dan gelen Pfizer çalışanları, farklı uzmanlıklarını ve deneyimlerini mothers2mothers’ın ihtiyaçları doğrultusunda bir araya getirmiş.</p>
<p>Güven’e göre bu iş birliğinin en değerli tarafı, öğrenmenin karşılıklı gerçekleşmesi: “Bence en güzel tarafı, herkesin farklı geçmişlerden geliyor olmasına rağmen ortak bir amaç için çalışmasıydı. Bir tarafta yerel ekipler ve mentor anneler, diğer tarafta farklı ülkelerden gelen Pfizer gönüllüleri vardı. Özellikle sahada insanların ihtiyaçlarını doğrudan dinlemek, onların deneyimlerinden öğrenmek ve birlikte çözüm üretmeye çalışmak benim için çok değerliydi. Bu süreç bana, en güçlü çözümlerin farklı perspektifl erin bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını bir kez daha gösterdi.”</p>
<h2><span style="color: #843fa1;">“Bugün yaptığım işlerin gerçek etkisini daha fazla düşünüyorum”</span></h2>
<p>Güney Afrika deneyiminin ardından Türkiye’deki görevine dönen Güven, artık profesyonel sorumluluklarına farklı bir gözle baktığını söylüyor. Kurumsal dünyada çalışan gelişimi, performans yönetimi ve organizasyonel etkinlik gibi kavramlar çoğunlukla iş sonuçları üzerinden değerlendiriliyor. Oysa aynı yetkinlikler, bir sivil toplum kuruluşunun daha etkili çalışmasına ve daha fazla insana ulaşmasına katkı sağlayabiliyor. Güven, yaşadığı değişimi şöyle ifade ediyor: “Güney Afrika’daki bu deneyim bana farklı koşullarda yaşayan insanların gücünü, dayanıklılığını ve birbirlerine destek olma biçimlerini yakından görme fırsatı verdi. Bu süreç hem profesyonel bakış açımı genişletti hem de bireysel olarak empati yönümü ve insani tarafımı güçlendirdi. Bugün yaptığım işlerin insanlar üzerindeki gerçek etkisini daha fazla düşünerek hareket ettiğimi söyleyebilirim.” Güven’den bu yolculuğu üç kelimeyle özetlemesini istediğimizde yanıtı kısa: “Empati, farkındalık, içsel yolculuk.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sagliga-erisimin-kaderini-cografya-belirlediginde-90269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sağlığa erişimin kaderini coğrafya belirlediğinde… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/35-trilyon-dolarlik-musk-imparatorlugu-kapida-90267</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3,5 trilyon dolarlık Musk imparatorluğu kapıda!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="253" height="120" /></p>
<p>Elon Musk, uzaydan otomobile, uydu iletişiminden yapay zekaya uzanan teknoloji imparatorluğunu tek çatı altında toplamanın yollarını arıyor. SpaceX ve Tesla yönetim kurullarının olası birleşmeyi değerlendirmek üzere özel komiteler kurması, küresel iş dünyasında şimdiye kadarki en büyük birleşme ihtimallerinden birini gündeme taşıdı. İki şirketin mevcut değerlemeleri üzerinden yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşabilecek yeni yapı, dünyanın en değerli şirketleri arasında üst sıralara yerleşebilir.</p>
<p>Ancak masadaki işlem henüz kesinleşmiş değil. Musk, birleşmeyi iyi bir fikir olarak gördüğünü belirtirken özel komitelerin anlaşma şartlarında uzlaşmadığını ve hissedar desteğinin belirleyici olacağını vurguluyor. Dolayısıyla bugün konuşulan, tamamlanmış bir satın alma değil; iki dev şirketin sermayesini, teknolojisini ve gelecek hedeflerini birleştirme ihtimali.</p>
<h2>Yapay zeka, uzay ve otomobil aynı bilançoda </h2>
<p>Olası birleşmenin temel gerekçesi, Musk'ın şirketleri arasında giderek artan teknolojik bağımlılık. Tesla'nın elektrikli araçları, batarya sistemleri, enerji depolama çözümleri, otonom sürüş teknolojisi ve Optimus insansı robotları; SpaceX'in Starlink uydu ağı, roket fırlatma kapasitesi ve yapay zekâ veri merkezi yatırımlarıyla birlikte değerlendiriliyor. Musk'ın Terafab projesi kapsamında gündeme getirdiği çip üretimi de bu bütünleşmenin önemli halkalarından biri.</p>
<p>Birleşme gerçekleşirse Tesla'nın üretim ve enerji altyapısı, SpaceX'in büyüyen hesaplama kapasitesi ihtiyacına katkı sağlayabilir. SpaceX'in uydu bağlantısı ise otonom araçlar, robotlar ve gelecekteki iletişim hizmetleri için yeni olanaklar yaratabilir. İki şirketin mühendislik ekipleri, tedarik zincirleri ve sermaye kaynaklarının birlikte yönetilmesi, projelerin geliştirilme ve pazara sunulma süresini kısaltabilir.</p>
<p>Birleşme tartışmasının merkezinde SpaceX'in yapay zekâ ve veri merkezlerine yönelik yüksek yatırım iştahı bulunuyor. Şirketin üçüncü çeyrek geliri yıllık yüzde 161 artışla 14,6 milyar dolara, net karı ise 4,4 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde yapay zekâ gelirlerinin 7,6 milyar dolara çıkması, bu alanın şirketin büyümesindeki ağırlığını ortaya koyuyor.</p>
<h2>6 yılda 2.7 trilyon dolar işletme kârı </h2>
<p>Cathie Wood'un Ark Invest ekibinin iyimser senaryosunda, birleşik yapının 2031'e kadar 3,8 trilyon dolar satış ve 2,7 trilyon dolar işletme karına ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bu rakamlar gerçekleşmiş sonuçlar değil, oldukça iddialı bir büyüme senaryosu. Üstelik Tesla'nın mevcut otomotiv faaliyetlerinden robotaksi ve robotik gibi yeni iş alanlarına geçişinin zamanlaması da bu beklentilerin karşılanmasında belirleyici olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Birleşmenin artıları ve eksileri</span></h2>
<p>■ <strong>Avantajlar</strong>: Çip üretimi, yapay zekâ, robotik, uydu iletişimi ve enerji depolama yatırımlarının koordinasyonu; ortak tedarik zincirleri; kaynakların daha verimli kullanılması ve yeni teknolojilerin daha hızlı ticarileştirilmesi. Birleşme, Tesla yatırımcılarına SpaceX'in Starlink ve fırlatma hizmetleri gibi faaliyetlerine, SpaceX yatırımcılarına ise Tesla'nın otomotiv, enerji ve robotik işlerine dolaylı erişim sağlayabilir. Daha geniş bir gelir tabanı, farklı iş kolları arasında kaynak aktarımını kolaylaştırabilir ve şirketlerin tek başlarına finanse etmekte zorlanabilecekleri projelere destek verebilir. </p>
<p>■ <strong>Riskler</strong>: Çok farklı sektörlerin aynı bilançoda toplanması; yüksek sermaye harcamalarının nakit akışı üzerindeki baskısı; hissedarlar arasında çıkar çatışmaları; ABD-Çin ilişkileri ve ulusal güvenlik kaynaklı düzenleyici incelemeler; teknoloji projelerinin beklenen getiriyi sağlayamaması.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/35-trilyon-dolarlik-musk-imparatorlugu-kapida-90267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/elon-musk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SpaceX ve Tesla, tarihin en büyük şirket birleşmelerinden birine dönüşebilecek olasılığı değerlendiriyor. Yaklaşık 3,5 trilyon dolarlık dev yapı; yapay zeka, robotik, çip üretimi, uydu iletişimi ve enerji depolamayı aynı çatı altında buluşturabilir. Ancak sermayenin tek merkezde toplanması, düzenleyici engellerden yatırım risklerine kadar yeni sorunları da beraberinde getirebilir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-376-ile-en-fazla-cikan-sirket-bilisim-vadisinde-onarim-isi-aldi-90265</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 376 ile en fazla çıkan şirket Bilişim Vadisi’nde onarım işi aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST Tüm-100 Endeksine dahil piyasa değeri 8 milyar TL’nin üzerindeki 24 şirket, yılbaşından bu yana %24,3 oranındaki enflasyonu aşarak reel getiri sağladı. Performansları %376’ya kadar ulaşan bu tabloda, her yükselişin arkasında güçlü bir bilançonun olup olmadığına bakılmalı</strong></p>
<p>Yan tahtaların büyük şirketleri, yılbaşından bu yana enflasyonun üzerinde bir yükseliş kaydetti. Akfen İnşaat gerçekleştirdiği %376 yükselişle başı çekerken, Çelik Halat ve Özata Denizcilik primli diğer hisseler oldu. Piyasa değeri 126 milyar TL’ye yaklaşan Investco Holding ile arkasından gelen Reysaş GMYO büyüklükleriyle ilk sırada yer aldılar. Listeye giren kimi şirketlerde kârlar erimesine rağmen hisseler primlenmeye devam etti. Fiyatların hızla tırmandığı böylesi süreçlerde, sadece yükselen fiyata bakarak alım yapmanın zarar kapısını aralamak anlamına geleceği göz ardı edilmemeli.</p>
<h2>Zarardan rekor kâra</h2>
<p>Investco Holding, 125,8 milyar TL piyasa büyüklüğü ile yılbaşından bu yana %93,7 yükseliş kaydetti. Altı aylık dönemde hasılatını kayda değer oranda artırarak 11,7 milyar TL’ye çıkardı. Gelirinin bu denli yükselmesinde finansal yatırımlarındaki değer artışının etkisi bulunuyor. Kimi hisselerdeki sert düşüşler şirketin dokuz aylık mali tablosunu olumsuz etkileyebilir. BIST Tüm-100 Endeksi’nde yer alan Reysaş GMYO, 98,96 milyar TL piyasa değeri ile listenin ikinci sırasında yer alıyor. Yılbaşından bu yana yatırımcısına %135,6 getiri sağladı. Dönem kârı %83 düşerek 1,99 milyar TL’ye inse de yöneticileri 2027 sonuna kadar 400 milyon dolarlık yeni depo yatırımı yapacaklarını duyurması gelir beklentisini destekliyor.</p>
<h2>Zirvede yeni işler var</h2>
<p>Listede yer alan şirketlerden Akfen İnşaat, yüksek performansı ile dikkat çekiyor. Hisse, yılbaşından bu yana yükselirken %375,7 getiriyle rakiplerini açık ara geride bıraktı. Yakın tarihli açıklamasında Bilişim Vadisi projesi için 340 milyon TL tutarlı onarım işi aldığını paylaştı. Alınan iş sonrasında yapılacak olan iç mimari işleri için ön koşul niteliği taşıyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9a1fcc7d2d-1792647676.png" alt="" width="999" height="550" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KARŞILAŞTIRMA ÖLÇÜTÜ MÜ, HEDEF GETİRİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Karşılaştırma ölçütü</strong>; objektif başarı, rasyonel beklenti, risk dengesi, rekabet gücü. Sürü psikolojisi, sınırlı fırsat, yanılgı, esneklik kaybı.</p>
<p><strong>Hedef getiri</strong>; finansal bağımsızlık, bağımsız manevra, kesin çıkış planı, konfor. Zorlama, gerçeklikten kopuş, başarısızlık hissi, görece zayıflık.</p>
<p><strong>Zaman zaman iştirakinin aldığı işleri açıklasa da kâr için daha fazlasına ihtiyacı var</strong></p>
<p>İnnosa’nın aldığı yeni işler zarardan çıkmasını sağlayabilecek mi? ● Hasan Çevik</p>
<p>Hasan, geçtiğimiz yıl zarar eden İnnosa; bu yılın ilk yarısında zararını sürdürdü. Zaman zaman %51 iştirakinin aldığı işleri paylaşan firma, son olarak temmuzda imzalanan 330 milyon TL tutarlı üç yıllık hizmet sözleşmesini duyurdu. İşin üç yıla yayılması, tahsilatın da bu zaman diliminde gerçekleşeceği anlamına geliyor. Yılbaşından bu yana aldığı işlerin toplamı geçen yılın cirosunun %98’ine yaklaşmış görünüyor. Altı aylık bilançoda gelirin %10 daralması ve dönemi 83,3 milyon TL zararla kapatması kâr için performansı artırması gerektiğini söylüyor.</p>
<p><strong>Ayazağa projesinde zor geride kaldı. Yapı ruhsatı alındı ve inşaat aşamasına gelindi</strong></p>
<p>Eczacıbaşı İlaç’ın Ayazağa’daki projesi ne zaman hayata geçecek? ● Duran Bakır</p>
<p>Duran; Eczacıbaşı İlaç’ın Ayazağa’da bulunan arazisi üzerinde gerçekleştirilecek proje, geçtiğimiz süreçte resmi prosedürlerden ötürü oldukça uzun bir zaman dilimini kapsadı. Gelinen aşamada gerekli prosedürler geride bırakıldığından dolayı bundan sonrası için sürecin daha hızlı ilerlemesi mümkün olabilecek. Mevcut durumda projede inşaatın başlama aşamasına gelindi. Toplam 317 bin metrekare alanda inşa edilecek 359 konut ve 656 ticari alandan oluşan 1015 ünite için yapı ruhsatı alındı. İnşaat ve pazarlama sürecinin ivme kazanması beklenmeli.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>GIE iklim endeksindeki hisselere yönelerek son bir yılda yüzde 31 yükseldi</strong></p>
<p>Garanti Portföy’ün idaresindeki Garanti BBVA İklim Endeksi Hisse Senedi (TL) Fonu (GIE), son bir aydır aşağı yönlü bir hareket sergiliyor. Fon, Ocak 2026’dan bu yana yatayda inişli çıkışlı bir seyir izledi. Toplam değeri Aralık 2025’te gördüğü 128,5 milyon TL’nin ardından aşağı yönlü bir düşüş yaşadı. Ekimde büyüklük 64,9 milyon TL’ye kadar geriledi. Geçen bir yılda ocak hariç her ay kesintisiz para çıkışı gözlenirken, ekimde çıkan nakit 2,3 milyon TL oldu. Benzer şekilde yatırımcı sayısı düzenli olarak azaldı. Ekim 2025’te 5.591 olan yatırımcı sayısı şimdilerde 4.337’ye indi. Temel stratejisi, varlıklarını iklim endeksindeki hisselerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %90,57’si hisse senedi ve %6,96’sı vadeli işlemler nakit teminatlarından oluşuyor. Son bir yılda %27,15 çıkışla endeksi geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Garanti Faktoring, piyasadan TLREF + %0,80 faizle 1,04 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Garanti Faktoring, nitelikli yatırımcılara yönelik 20.10.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.036.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+0,80 düzeyinde bulunuyor. 183 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 21.04.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı değişen TLREF’e göre belirlenecek. 20 Ekim tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı %36,67 seviyesinde bulunuyor. Verilen %0,80 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFGRFA42735 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9a1d3ec27f-1792647635.png" alt="" width="965" height="247" /><strong>TÜRK HAVA YOLLARI</strong></p>
<p><strong>Yabancı firmayla 295 uçağın motor temini ve bakım merkezi için anlaşmaya vardı</strong></p>
<p>Türk Hava Yolları, CFM International ile 295 adede kadar uçağın motor tedariki ve bakımı için mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, eylül ayında açıklanan 150 uçağın yanı sıra filodaki ve kiralanacak 145 uçağı kapsıyor. İş birliği kapsamında THY Teknik bünyesinde yeni bir motor bakım merkezi kurulacak. Gerekli lisanslar CFM tarafından sağlanacak. Bu yatırım şirketin motor bakım maliyetlerini öngörülebilir kılıp operasyonel sürekliliği desteklerken, diğer hava yollarına verilecek hizmetlerle ihracat gelirlerini artıracak. THY, altı aylık dönemde 18,9 milyar TL kâr açıkladı.</p>
<p><strong>GEN İLAÇ</strong></p>
<p><strong>İki yeni ürünün distribütörlüğünü alırken, Kazakistan’daki ihaleyi kazandı</strong></p>
<p>Gen İlaç, küresel pazardaki etkinliğini artırmak amacıyla yeni adımlar atıyor. Şirket, İsviçre merkezli iki ürününün Türkiye’de, bir ürünün ise Türkiye ve Azerbaycan’da ruhsatlandırma, satış, pazarlama ve dağıtım haklarını beş yıllığına münhasıran aldı. Öte yandan şirket, temsilciliği aracılığıyla katıldığı Kazakistan Sağlık Bakanlığına ait ilaç alım ihalesini kazandı. Ankara’daki tesiste üretilen İlopera ürününün ilk transferi kasımda başlayacak. İhalenin ciroya katkısının 838 bin dolar düzeyinde olması bekleniyor. Gen İlaç, yılın ilk yarısında kârını %62 artırdı.</p>
<p><strong>HİDROPAR HAREKET KONTROL</strong></p>
<p><strong>Sadeleşme hedefi kapsamında sahip olduğu bağlı iştiraklerdeki payını devretti</strong></p>
<p>Hidropar Hareket Kontrol, yönetim ve organizasyon yapısını sadeleştirmek ve finansal durumunu güçlendirmek amacıyla grup içi iştirak paylarında kapsamlı bir yeniden yapılandırma gerçekleştirdi. Şirket, bağlı ortaklıklarından HKSM, ACD, İnovasyon ve MET’teki paylarını devretti. Satış bedeli alıcıların şirketten olan sermaye avansı alacaklarından mahsup edildi. Mahsuplaşma sonrası kalan 199 milyon TL sermaye avansı alacağı ise hakim ortağa devredilerek tahsisli sermaye artırımı başvurusunda kullanılacak. Bu karmaşık devir ve mahsuplaşma ile sadeleşmeyi sağlayacak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Demisaş Döküm’ün fiyatı yatayda dalgalı bir seyir izlerken son iki ayda geriledi</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9a1a64d795-1792647590.png" alt="" width="300" height="238" /></p>
<p>Demisaş Döküm’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %3,96 ile toplamda 152,1 bin lot azalarak 3,69 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 3’den 2’ye geriledi. SD1 fonu 218,3 bin lot ile en fazla satışı yaparken, SBH fonu 68,6 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Demisaş Döküm için 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede Sparta Portföy’ün fonlarında karşılıklı işlemler dikkat çekiyor. SD1 fonu satarken SBH alsa da nette payını azalttı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-376-ile-en-fazla-cikan-sirket-bilisim-vadisinde-onarim-isi-aldi-90265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 376 ile en fazla çıkan şirket Bilişim Vadisi’nde onarım işi aldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/insaat-sektorunde-usta-ve-ara-eleman-krizi-derinlesiyor-90262</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat sektöründe usta ve ara eleman krizi derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>İMO Antalya Şubesi Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, eleman bulmakta zorluk çekildiği, önlen alınmaması halinde nitelikli usta ve ara eleman bulmakta zorluk çekileceği uyarısında bulunuldu.</p>
<p>İnşaat sektöründe çalışacak nitelikli usta ve ara eleman bulmakta güçlük çekerken, diğer yandan da bu insan kaynağını yetiştiren meslek liselerin İnşaat Teknolojisi alanlarının kapanmasına seyirci kalınmaması gerektiğin belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>‘’İnşaat sektörü, ülkemizin ve kentimizin ekonomik gelişiminde önemli bir yere sahip olmasına rağmen, uzun yıllardır giderek derinleşen nitelikli iş gücü ve ara eleman yetersizliğiyle karşı karşıyadır. Bugün şantiyelerde kalifiye usta, teknisyen ve teknik ara eleman bulmak her geçen gün zorlaşmakta; iş gücü arzındaki yetersizlik, işçilik maliyetlerinin hızla yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum yalnızca yapı üretim maliyetlerini artırmakla kalmamakta, aynı zamanda iş programlarını, uygulama kalitesini ve yapı güvenliğini de doğrudan etkilemektedir. Ancak sektörümüzün yaşadığı bu önemli sorunun çözümünde kilit rol oynayan meslek liselerinin İnşaat Teknolojisi alanları, ne yazık ki yeterli ilgiyi ve desteği görememektedir.’’</p>
<p><strong>Antalya’da 4 okulda inşaat teknolojisi bölümü kapandı</strong></p>
<p>Antalya’da 4 okulda inşaat teknolojisi alanının kapandığı, 3 okulda ise kapanma tehlikesi bulunduğu ifade edilen açıklamada, şu görüşlere yer verildi:</p>
<p>‘’Antalya’da mesleki ve teknik eğitimin geldiği nokta, inşaat sektörümüzün geleceği açısından son derece kaygı vericidir. Antalya’da bulunan 4 mesleki ve teknik Anadolu lisesinde İnşaat Teknolojisi alanı kapanmış, 3 okulumuzda ise aynı alan öğrenci sayılarının azalması nedeniyle kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Bugün kapatılan her İnşaat Teknolojisi alanı, gelecekte şantiyelerimizde görev alacak bir ustanın, teknisyenin ve teknik ara elemanın yetişme imkânının ortadan kalkması anlamına gelmektedir.’’ </p>
<p>Bir yanda inşaat mühendisliği eğitimi yaygınlaşırken diğer yanda meslek liselerinin sektörle ilgili alanların kapandığına dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi:</p>
<p>‘’Ülkemizde yükseköğretimde inşaat mühendisliği eğitiminin yaygınlaşmasına karşın, yapı üretiminin temel unsurlarından biri olan nitelikli usta ve teknik ara eleman yetiştiren mesleki eğitim alanlarının giderek zayıflaması üzerinde önemle durulması gereken bir çelişkidir. Bir yapının güvenli, kaliteli ve tekniğine uygun biçimde inşa edilebilmesi için mühendislik hizmetleri kadar, bu hizmetleri sahada doğru uygulayacak eğitimli ve nitelikli iş gücüne de ihtiyaç vardır.’’</p>
<p><strong>"Şikayet eden sektör çözüme katkı vermiyor"</strong></p>
<p>İnşaat sektörünün ara eleman sorunundan şikâyet ettiğini ancak çözüme yeterince katkı sunmadığı vurgulanan açıklama şöyle devam etti:</p>
<p>‘’İnşaat sektörünün temsil edildiği hemen her toplantıda nitelikli usta ve ara eleman eksikliği gündeme getirilmekte, bu sorunun çözülmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak yapılan açıklamalar ile sahadaki uygulamalar arasında ciddi bir farklılık bulunmaktadır. Bir yandan nitelikli eleman bulunamadığından, işçilik maliyetlerinin yükseldiğinden ve yetişmiş usta eksikliğinden söz edilirken, diğer yandan bu elemanları yetiştiren meslek liselerine yeterli destek verilmemesi kabul edilebilir bir durum değildir. Sektörümüzün geleceğini yalnızca toplantılarda konuşarak güvence altına alamayız. Sorunları dile getirmek kadar çözümün sorumluluğunu üstlenmek de hepimizin görevidir.’’</p>
<p><strong>İMO’dan çağrı</strong></p>
<p>Antalya’da mesleki eğitim için ortak seferberlik başlatılması çağrısında bulunan İMO Antalya Şubesi önerilerini de sıraladı:</p>
<p>‘’Başta ATSO, müteahhit dernekleri, yapı sektöründe faaliyet gösteren meslek örgütleri, üniversitelerimiz, Antalya İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve ilgili kamu kurumları olmak üzere sektörün tüm paydaşları bir araya gelmelidir.</p>
<p>- Meslek liselerinin İnşaat Teknolojisi alanlarını yeniden cazip hâle getirecek, öğrenci kayıtlarını artıracak, uygulamalı eğitim imkânlarını geliştirecek ve mezuniyet sonrasında istihdam sağlayacak kapsamlı bir çalışma başlatılmalıdır.</p>
<p>- Kapanma tehlikesi bulunan İnşaat Teknolojisi alanlarının devamlılığı için acil önlemler alınmalı, kapanan alanların yeniden açılabilmesine yönelik çalışmalar yapılmalıdır. Meslek liseleri ile inşaat sektörü arasında kalıcı iş birliği mekanizmaları oluşturulmalıdır. İşletmelerin Usta Öğreticilik Belgesi edinmeleri teşvik edilmeli, bu konuda bilgilendirme ve eğitim çalışmaları düzenlenmelidir.</p>
<p>- Mesleki eğitimin gençler ve aileleri nezdindeki cazibesini artıracak tanıtım, burs ve istihdam destekleri geliştirilmelidir. Meslek liselerinin atölye, laboratuvar ve uygulama altyapıları sektörün katkılarıyla güçlendirilmelidir. Mezun öğrencilerin istihdamını kolaylaştıracak, mesleki gelişimlerini ve uzmanlaşmalarını destekleyecek sürdürülebilir programlar hayata geçirilmelidir.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/insaat-sektorunde-usta-ve-ara-eleman-krizi-derinlesiyor-90262</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/2/1280x720/insaat-1792649481.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnşaat sektörünün son yıllarda yaşanan ekonomik krizler nedeniyle eleman bulmakta zorlandığı bu nedenle usta ve ara eleman krizinin derinleştiği ve bazı meslek liselerinde İnşaat Teknolojisi bölümlerinin kapandığı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-esyada-artan-birim-fiyat-ihracatta-gelir-kaybini-onleyemedi-90263</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyaz eşyada artan birim fiyat, ihracatta gelir kaybını önleyemedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Türkiye imalat sanayinin en stratejik ihracat kollarından olan ve Türkiye’yi Avrupa’nın bir numaralı, dünyanın ise ikinci büyük üretim üssü konumuna taşıyan beyaz eşya sektörü, tarihinin en zorlu süreçlerinden birini yaşıyor. Ana ihracat pazarlarındaki talep daralması ile içeride yükselen hammadde ve üretim maliyetleri, sanayiciyi çift taraflı kıskaç içerisine soktu. Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği’nin (TET) ocak-eylül dönemine ilişkin dış ticaret istatistikleri de, sektördeki alarm durumunun boyutlarını gözler önüne serdi. Veriler, son 5 yıllık süreçte sektörün geçici bir dalgalanma yaşamadığını, aksine hem ihracat hacminde hem de gelirinde kronikleşen bir daralma eğilimine girdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.</p>
<p>2022 yılının ocak-eylül döneminde 3,15 milyar dolar seviyesinde gerçekleşen beyaz eşya ihracatı, takip eden yıllarda üst üste ivme kaybetti. 2023’ün aynı döneminde 3,12 milyar dolara, 2024’te 3,02 milyar dolara, 2025’te 2,88 milyar dolara inen ihracat geliri, bu yılın eylül ayı itibarıyla 2,65 milyar dolara kadar geriledi. Böylece sektör, yalnızca 9 aylık dönemler kıyaslandığında 5 yıl öncesine göre yüzde 15,9 net ihracat kaybı yaşadı.</p>
<h2>Tonaj yüzde 35 eridi, fabrikalar yavaşladı</h2>
<p>İhracat gelirinde yaşanan erimeden çok daha kritik olan gelişme de ihraç edilen ürün miktarı tarafında yaşanıyor. Buna göre Türkiye, 2022 yılının 9 ayında toplam 893 bin 800 ton beyaz eşya ihracatı gerçekleştirmişti. Ancak küresel talepteki tıkanıklık ve içeride artan maliyetler nedeniyle üretim hatları yavaşladı. İhraç edilen miktar 2023’te 822,3 bin tona, 2024’te 777,9 bin tona, 2025’te 680,2 bin tona düştü. 2026’nın 9 ayında ise bu rakam 582 bin 100 tona kadar geriledi. Son 5 yıllık kümülatif tabloya bakıldığında, ihraç edilen ürün miktarındaki kayıp yüzde 34,8 seviyesine ulaştı. Tonajdaki bu sert gerileme, fabrika kapasite kullanım oranlarını doğrudan etkileyerek sanayi istihdamı ve üretim sürekliliği açısından da ciddi risk sinyalleri veriyor.</p>
<h2>En büyük kayıp buzdolabında </h2>
<p>Ürün gruplarının ihracat performansına bakıldığında, 5 yıllık süreçte en büyük kaybın lokomotif ürün olan buzdolabı ve soğutucu grubunun verdiği görülüyor. 2022 yılının 9 ayında 985,09 milyon dolar seviyesinde olan buzdolabı ihracatı, 2026’da 737,11 milyon dolara geriledi. Tek başına 247,98 milyon dolarlık erime yaşayan soğutucu grubunun toplam ihracattaki payı da yüzde 31,25’ten yüzde 27,8’e çekildi. Aynı dönemde bulaşık makineleri yüzde 22,6; çamaşır makineleri de yüzde 19,5 oranında ihracat erimesi yaşadı. Tüm ana ürün gruplarında düşüşler yaşanırken, genel pazar trendinden pozitif ayrışarak dolar bazında ihracatını artıran tek kalem fırın ve ocaklar oldu. 2022’nin i9 ayında 659,23 milyon dolar olan fırın ve ocak ihracatı, genel pazardaki yüzde 15,9’luk daralmaya rağmen yüzde 5,05 artışla 692,55 milyon dolara tırmandı. Bu performansla fırın ve ocak grubu, toplam ihracat içindeki payını yüzde 20,91’den yüzde 26,12’ye çıkararak soğutma grubunu neredeyse yakaladı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Birim fiyat arttı ama kurtarmadı</span></h2>
<p>Sektörün en dikkat çekici göstergelerinden birini kilogram başına düşen ihracat birim fiyatı oluşturdu. Enflasyonist baskılar, başta yassı çelik olmak üzere hammadde maliyetlerindeki artışlar ve lojistik giderleri nedeniyle sanayici ihraç ürünlerinde fiyatları yukarı çekmek zorunda kaldı. 2022’de ortalama 3,53 dolar olan kilogram başına ihracat birim fiyatı, kademeli tırmanışla 2026 yılında 4,55 dolara yükseldi. Birim fiyatta 5 yılda yaşanan yüzde 29,2’lik bu artış, yüksek katma değerden ziyade zorunlu maliyet artışını yansıtırken; fiyatların yükselmesine karşın ihraç edilen ürün adedinin sert şekilde düşmesi, birim fiyat artışının toplam ciro erimesini durdurmaya yetmediğini gösterdi.</p>
<p>İhracat fiyatlarında zorunlu olarak yaşanan söz konusu fiyat artışları, Polonya ve özellikle de Çin gibi güçlü rakipler karşısında Türk ihracatçısının rekabet gücünü zorlamaya devam etti. Türkiye’nin beyaz eşya ihracatında aslan payını alan AB pazarındaki durgunluk, ihracattaki düşüşün en temel nedeni olarak öne çıkıyor. 2022 ve 2023 yıllarının ocak-eylül döneminde AB pazarından 1,6 milyar dolar civarında ihracat geliri elde eden Türkiye, 2026’nın aynı döneminde bu pazarda 1,3 milyar dolara kadar geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-esyada-artan-birim-fiyat-ihracatta-gelir-kaybini-onleyemedi-90263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/beyaz-esya.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elektrik ve Elektronik İhracatçıları Birliği’nin 9 aylık dış ticaret verileri, son 5 yıllık süreçte sektörün geçici bir dalgalanma yaşamadığını, aksine hem ihracat hacminde hem de gelirinde kronikleşen bir daralma eğilimine girdiğini gösteriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/erdogandan-parti-icine-fon-mesaji-kuyumcu-titizligiyle-o-kolu-kesmemiz-gerekiyor-90259</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan’dan parti içine fon mesajı: Kuyumcu titizliğiyle o kolu kesmemiz gerekiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık bir aydır devam eden fon gelişmelerine ilişkin parti içine net mesajlar verdi. “Biz, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ diyenlerden değiliz. Kuyumcu titizliğiyle o koli kesmemiz lazım” dediği aktarıldı.</p>
<p>AK Parti, Merkez Karar Yürütme Kurulu (MKYK) önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan başkanlığında toplandı. Erdoğan MKYK toplantısında giriş konuşmasının neredeyse tamamını yatırım fonları ile ilgili gelişmelere ayırdığı, parti içeresine net mesajlar verdiği belirtildi.</p>
<p>Erdoğan, fon yatırımları ile ilgili iddialar konusunda vatandaşın ve toplumun AK Parti’ye olan güvenlerini boşa çıkarmayacaklarını belirterek, parti içi sorunların kamuoyuna yansıması ortak bir söylemin geliştirilmemesi konusunda “Testi kırıldı’ ifadesini kullandığı kaydedildi.</p>
<p>Erdoğan, MKYK’de şu konuşmayı yaptığı öne sürüldü: </p>
<p>“Biz, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ diyenlerden değiliz. Kol kırılır yen içinde kalırsa kol kangren olur. Kangren olursa bütün vücuda sirayet eder. Organları hasta eder. Kuyumcu titizliği ile o kolu kesmemiz gerekiyor. Testi çatladı. Vatandaşların güvenini sağlayacağız: Biz muhalefete göre gündem belirlemeyiz ilk günden beri gereğini yaptık yapmaya devam edeceğiz.”</p>
<h2>Yerel yönetimler yasası ile ilgili sunum</h2>
<p>MKYK toplantısında ayrıca Yerel Yönetimler Başkanlığı da sunum yaptı. AK Parti’nin uzun süredir üzerinde çalıştığı yerel yönetimler ile ilgili yasal düzenleme hakkında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a MKYK toplantısında sunum yapıldığı belirtildi.</p>
<p>Belediyelerde denetim mekanizmasının güçlendirilmesi, büyükşehir ve ilçe belediyeleri ile birlikte kırsal alanlarda yaşanan yetki karmaşasının çözümüne ilişkin önerilerin de yer aldığı sunumda, köklü bir yerel yönetimler reformuna ihtiyaç duyulduğu görüşleri ağırlık kazandı.</p>
<p>Taslak metne göre; “yerel yönetimlerde şeffaflık ve denetim”, “yerel yönetim modelinin geliştirilmesi”, “yerel yönetimlerin mali yapısı”, “yerel yönetimlerde yeni uygulamalar”, “imar ve planlama” başlıkları altında yürütüldüğü ve en kısa sürede TBMM’ye sunulmak üzere son halinin verileceği öğrenildi.</p>
<h2>“Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar” </h2>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan TBMM’de AK Parti Grup Toplantısı’nda fonlarda yaşanan gelişmeler üzerinden muhalefeti eleştirdi. “Dedikodular üzerinden insanların izzetiyle, itibarıyla oynuyorlar” diyen Erdoğan, “Milletin malına el uzatmak ne kadar büyük bir suçsa aynı şekilde namuslu, şerefli, onurlu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suç, o kadar büyük bir şenaattir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan daha fenası ise foyan ortaya çıktığı halde işi pişkinliğe vurmaktır. Hem elinde bilgi, belge olmadan Kabine üyelerimizi itham edeceksiniz, önüne gelene iftira atacaksın, devletin kurumlarını töhmet altında bırakacaksın, insanlar millete, hizmete ayırması gereken vakti senin iftiralarını, senin bühtanlarını belgeleriyle yalanlamaya ayıracak, sonra da çıkacaksın, yüzün kızarmadan, hiçbir mahcubiyet duymadan işi pişkinliğe vurup kulağının üstüne yatacaksın. Biz buna ‘eyvallah’ demeyiz. İftira siyasetine, çamur at izi kalsın siyasetine teslim olmayız” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">AYM'den YENİ Parti kararı</span></h2>
<p>Anayasa Mahkemesi (AYM), “Yeni Parti’nin isim ve rumuzunun hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi” talebini oy çokluğuyla reddetti. Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Anayasa Mahkemesi’nin, Yeni Parti’nin isminin ve rumuzunun değiştirilmesine yönelik hukuki başvuruyu oy çokluğuyla reddetmesine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. Özel, “ ‘Yeni Parti’nin adının Yeni Parti kalacağına inanıyoruz’ demiştik. Bugün de Anayasa Mahkemesi bu yönde bir karar vermiş, hayırlı uğurlu olsun. Millete rağmen hiçbir şey olmaz. Millet partinin adını koyduysa bunu YENİ Parti’nin yükselişinden rahatsız olanlar istiyor diye millet kimseye değiştirmez. Hayırlı, uğurlu olsun. Seçimlerde YENİ Parti’de buluşmak ve seçimden sonra Yeni Parti iktidarında herkesin yüzünü güldürmek üzere yolumuza devam ediyoruz” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dervişoğlu: Avrupa duvar örüyorsa biz duvarın dışında kalmamalıyız</span></h2>
<p>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, fon vurgununun boyutlarının anlatılanlardan büyük olduğunu savunarak “Yağmanın faturası, bunların söylediğinden çok daha yüksek. Bu süreç dürüst ve samimi bir şekilde yürümezse vatandaş piyasaya, yatırımcı kurala, sanayici yarınına, sermaye hukuka güvenmez” dedi.</p>
<p>Fon vurgununu kamu gözetiminde yapılan organize bir soygun olarak niteleyen Dervişoğlu, meselenin dedikoduyla geçiştirilemeyeceğini söyledi. “Sadece kelle değil, hesap verilsin istiyoruz” diyen Dervişoğlu, görevini yapmayanların, göz yumanların ve olaya katılanların görevden bir an önce alınmasını istedi.</p>
<p>Ekonomi bürokrasisindeki üç kritik koltuğun boşaldığını belirten Dervişoğlu, tutuklu 17 kişinin haksız kazançlarını iade ettiğine ilişkin haberlere değindi. Kanunun söz konusu miktarın iki katının iadesini öngördüğünü savunarak “Hırsıza ‘gönlünden ne koparsa’ diyecek bir devlet yoktur” dedi. Dervişoğlu, fon vurgununun ardından “tövbe fonu” kurulduğunu söyledi.</p>
<p>AB’nin “Made in Europe” kararını da değerlendiren Dervişoğlu, Avrupa otomotivde yeni standartlar ve anlaşmalar geliştirirken Türkiye’nin dışarıda bırakıldığını belirtti. Bunun Bursa’daki otomotiv işçisinin işini, Kocaeli’ndeki mühendisin geleceğini ve Anadolu’daki yan sanayicinin siparişlerini ilgilendirdiğini vurguladı.</p>
<p>Yıllık 40 milyar doları aşan otomotiv ihracatının yüzde 73’ünün Avrupa’ya yapıldığını söyleyen Dervişoğlu, ekonomi diplomasisi çağrısı yaptı. “Avrupa kendi üretimini korumak için duvar örüyorsa, bizim işimiz duvara kızmak değil, Türk üreticisinin o duvarın dışında kalmamasını sağlamaktır” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fakıbaba istifa sürecinde</span></h2>
<p>İYİ Parti Ankara Milletvekili Eşref Fakıbaba, partisinden ve milletvekilliğinden istifa ettiğini açıkladı. Daha önce AK Parti’de milletvekilliği ve Tarım Bakanlığı yapan Fakıbaba’nın kararı, “Terörs üz Türkiye” sürecine ilişkin açıklamalarının ardından geldi. SÖZCÜ’den İsmail Saymaz’a konuşan Fakıbaba, gençliğinden beri liberal olduğunu belirterek “Kanı kanla yıkayamazlar, suyla yıkarlar.” dedi. Sürecin olumlu sonuçlanacağına inandığını ve barış sürecini desteklediğini söyledi. Partisinin süreçteki tutumunu eleştirdi. Açıklamalara tepki gösteren İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Ne mutlu Türk’üm diyene” diyemeyen birinin aralarında yeri olmadığını belirterek Fakıbaba’yı partisinden ve milletvekilliğinden istifaya çağırdı. Fakıbaba, Dervişoğlu’nun isteği doğrultusunda İYİ Parti üyeliğinden, siyasi etik anlayışı gereği de Ankara milletvekilliğinden istifa ettiğini kamuoyuna duyurdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/erdogandan-parti-icine-fon-mesaji-kuyumcu-titizligiyle-o-kolu-kesmemiz-gerekiyor-90259</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/6/1280x720/erdogan-ak-parti-1769000607.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erdoğan’dan parti içine fon mesajı: Kuyumcu titizliğiyle o kolu kesmemiz gerekiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-artik-bir-teknoloji-yatirimi-degil-is-yapis-biciminin-bir-parcasi-90258</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>OKAN KÖYLÜ - </strong><strong>CFN Teknoloji Kurucusu</strong></p>
<p>Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı dönüşüm, şirketlerin dijitalleşmeye bakışını da yeniden şekillendiriyor. Yazılım çözümlerinden veri yönetimine, otomasyondan yapay zekâ destekli sistemlere kadar pek çok alanda kurumların ihtiyaçları değişirken, teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir araç değil, doğrudan iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç haline geliyor. Bugün yapay zekâyı yalnızca geleceğin teknolojisi olarak konuştuğumuz dönemi geride bıraktık. Artık kurumların günlük operasyonlarında, karar mekanizmalarında, müşteri deneyiminde ve çalışan verimliliğinde doğrudan karşılığı olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Asıl mesele yapay zekâyı kullanmak değil; onu doğru süreçte, doğru veriyle ve gerçek bir ihtiyaca cevap verecek şekilde konumlandırmak. Kurumların önümüzdeki dönemdeki rekabet gücünü; yapay zekayı ne kadar kullandıkları değil, iş süreçlerine ne kadar doğru entegre ettikleri belirleyecek.</p>
<p><strong>Kurumlara özel yapay zekâ dönemi</strong></p>
<p>Kurumlar mevcut sistemlerini tamamen değiştirmek yerine, öncelikle iş süreçlerini ve yapay zekânın nerelerde fayda sağlayabileceğini belirlemeli. Her kurumun verisi, işleyişi ve ihtiyaçları birbirinden farklı… Bu nedenle, herkese aynı yapay zekâ çözümünü sunmak doğru olmaz. Nerede zaman kaybediliyor, hangi işler tekrar tekrar yapılıyor, hangi veriler karar alma süreçlerinde yeterince değerlendirilemiyor, çalışanların iş yükü nerelerde artıyor? Bütün bunları analiz yapılmalı. Ardından teknoloji ve yapay zekâyı devreye alarak bu sorunlara çözüm üretmeye çalışılmalı.</p>
<p><strong>“İnsan ile teknolojinin birlikte çalıştığı modeller öne çıkacak”</strong></p>
<p>Yapay zekâyı çalışanların yerini alacak bir teknoloji olarak değil, insanların işlerini daha iyi yapmalarını sağlayan bir çalışma arkadaşı olarak görüyoruz. Önümüzdeki dönemde, kurumlarda insan ve yapay zekânın birlikte çalıştığı modellerin daha fazla öne çıkacağını düşünüyoruz. Bence yapay zekânın en önemli faydalarından birisi, insanların sürekli tekrarladığı işlerden kurtulup; analiz, yaratıcılık ve karar verme gibi daha fazla değer üreten alanlara zaman ayırabilmesidir. Biz geleceği, insanın olmadığı sistemlerde değil, insanın teknolojiyle birlikte çalışarak daha güçlü sonuçlar elde ettiği bir dünyada görüyoruz.</p>
<p><strong>Türkiye için önemli bir fırsat</strong></p>
<p>Türkiye’nin, yazılım alanında yetişmiş insan kaynağı ve güçlü bir teknoloji ekosistemi var. Bu nedenle, yapay zekâ dönüşümünde, önemli bir potansiyele sahip olduğumuzu düşünüyorum. Burada önemli olan, yerli teknoloji şirketlerinin sadece mevcut teknolojileri kullanması değil, kendi yazılımlarını ve çözümlerini de geliştirebilmesidir. Yapay zekâ çok hızlı gelişiyor ve bence bu dönüşüm henüz başlangıç aşamasında. Ülkemiz için burada önemli bir fırsat var. Kendi yazılımını ve teknolojisini geliştiren, kurumların gerçek ihtiyaçlarına çözüm üretebilen şirketler, hem Türkiye’de, hem de dünya pazarlarında önemli bir yere sahip olacak. Teknoloji üretmek, yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelmiyor.  Önümüzdeki birkaç yıl içinde, kurumların nasıl çalışacağını, hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağını ve ne tür sorunlarla karşılaşabileceğini bugünden öngörmek gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-artik-bir-teknoloji-yatirimi-degil-is-yapis-biciminin-bir-parcasi-90258</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kobiler-sirketler-icin-yapay-zeka-stratejisi-90256</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOBİ’ler / şirketler için yapay zekâ stratejisi…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KOBİ’ler ve şirketler için yapay zekâ, verimlilik artışı ve uluslararası rekabet gücünü geliştirme açısından önemli fırsatlar sunuyor. Ancak başarı, yalnızca teknolojiye yatırım yapmaya değil; doğru alanlara odaklanmaya, maliyetleri ve getirileri ölçmeye, veri güvenliğini sağlamaya ve çalışanların yetkinliklerini geliştirmeye bağlı. </strong></p>
<p>KOBİ’ler / şirketler için yapay zekâ, verimliliği artırmak, maliyetleri düşürmek, müşteri memnuniyetini geliştirmek ve uluslararası rekabet gücünü yükseltmek açısından önemli bir stratejik araçtır. Bu bağlamda açık kaynaklardan derlediğim yazımı bilgilerinize sunuyorum.</p>
<p>Stratejide başarı yalnızca teknoloji satın almaya değil, doğru öncelikleri belirlemeye, yatırımları etkin yönetmeye ve insan kaynağını geliştirmeye bağlıdır.</p>
<ol>
<li><strong> Önceliklendirme</strong></li>
</ol>
<p>KOBİ’ler, öncelikle işletmelerinde zaman ve kaynak kaybına yol açan sorunları belirlemelidir.</p>
<p>Satış tahmini, stok yönetimi, müşteri hizmetleri, muhasebe ve üretim planlaması, yapay zekânın kullanılabileceği başlıca alanlardır.</p>
<p><strong>Öneri</strong>: Bütün süreçleri aynı anda dönüştürmek yerine, ekonomik faydası yüksek ve uygulanması kolay projelerle başlanmalıdır.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Yatırım ve finansal yönetim</strong></li>
</ol>
<p>Yapay zekâ yatırımları aşamalı biçimde gerçekleştirilmelidir. Başlangıçta düşük maliyetli, hazır uygulamalar kullanılmalı; başarılı sonuç veren pilot projeler zamanla genişletilmelidir.</p>
<p> Yazılım, eğitim, entegrasyon ve güvenlik maliyetleri birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<p><strong>Öneri:</strong> Her yatırımın maliyet tasarrufu, gelir artışı, zaman kazanımı ve verimlilik üzerindeki etkisi ölçülmelidir.</p>
<ol start="3">
<li><strong> İnsan kaynağının geliştirilmesi</strong></li>
</ol>
<p>Yapay zekâ stratejisinin başarısı, çalışanların teknolojiyi doğru kullanabilmesine bağlıdır. Yönetici ve çalışanlara uygulamalı eğitimler verilmeli; veri okuryazarlığı, dijital beceriler ve yapay zekâ sonuçlarını değerlendirme yetkinlikleri geliştirilmelidir.</p>
<p><strong>Öneri:</strong> Çalışanlar yalnızca teknolojinin kullanıcıları olarak değil, dönüşümün aktif katılımcıları olarak görülmelidir.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Veri güvenliği ve risk yönetimi</strong></li>
</ol>
<p>Müşteri bilgileri, ticari sırlar ve finansal veriler korunmalıdır. Yapay zekâ sistemlerinin ürettiği sonuçlar doğrulanmalı, kişisel verilerin korunması ve ilgili mevzuata uyum sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Öneri:</strong> Yapay zekâ kullanımına ilişkin kurallar, uygulamalar başlamadan önce belirlenmelidir.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Uygulama ve izleme</strong></li>
</ol>
<p>KOBİ’ler, ilk 90 günlük dönemde mevcut durumlarını analiz edebilir, bir pilot proje başlatabilir ve sonuçları ölçebilir. Başarılı uygulamalar yaygınlaştırılırken beklenen faydayı sağlamayan projeler yeniden değerlendirilmeli veya sonlandırılmalıdır.</p>
<p>KOBİ’lerin yapay zekâ stratejisinde <strong>üç temel unsur</strong> öne çıkmaktadır:</p>
<p><strong>Doğru önceliklendirme</strong>: En önemli işletme sorunlarına odaklanmak.</p>
<p><strong>Disiplinli yatırım</strong>: Maliyetleri ve ekonomik getiriyi ölçerek ilerlemek.</p>
<p><strong>Yetkin insan kaynağı:</strong> Çalışanları eğitmek ve teknolojiyi iş süreçlerine entegre etmek.</p>
<p><strong>KOBİ’lerin rekabet gücü yalnızca yapay zekâ teknolojisine sahip olmalarına değil, bu teknolojiyi işletme hedefleri doğrultusunda ne kadar etkili kullandıklarına bağlıdır.</strong></p>
<p> Az kaynakla yüksek değer üretmek, KOBİ’ler için başarılı yapay zekâ stratejisinin temel ilkesidir.</p>
<p>Yapay zekâyı kullanan değil, stratejik olarak yöneten KOBİ’lerde/şirketlerde, ekonomik değer üretme ve rekabet etme biçimlerini değiştiren önemli bir dönüşüm unsurudur. Ancak bu dönüşümün sonuçları, yalnızca teknolojiye yatırım yapan şirketlerle yapay zekâyı kurumsal stratejilerine başarıyla entegre eden şirketler arasında belirgin farklılıklar yaratacaktır.</p>
<p>Geleceğin başarılı işletmeleri; veriye dayalı karar alma kapasitesini geliştiren, iş süreçlerini yeniden tasarlayan, çalışanlarını yeni becerilerle donatan, müşterilerine daha fazla değer sunan ve teknolojik risklerini etkin biçimde yöneten işletmeler olacaktır.</p>
<p>Bu çerçevede yönetim kurullarının ve üst düzey yöneticilerin önceliği, yapay zekâ projelerini birbirinden bağımsız girişimler olarak yürütmek yerine, bütüncül bir dönüşüm programı oluşturmaktır. Teknoloji yatırımları şirketin uzun vadeli hedefleriyle ilişkilendirilmeli, ekonomik sonuçları ölçülmeli ve insan faktörü dönüşümün merkezinde tutulmalıdır.</p>
<p>Türkiye’deki KOBİ’ler/şirketler açısından da yapay zekâ stratejisi, verimlilik artışının yanı sıra ihracat kapasitesini güçlendirmek, küresel değer zincirlerinde daha üst basamaklara çıkmak ve yenilikçi iş modelleri geliştirmek için önemli fırsatlar sunmaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak</strong> yapay zekâ çağında rekabet üstünlüğü, en fazla teknoloji satın alan KOBİ’lerin/ şirketlerin değil; teknolojiyi doğru sorunlara yönelten, veriyi güvenilir biçimde kullanan, insan yeteneğini geliştiren ve değişime uyum sağlayan şirketlerin olacaktır.</p>
<p>Şirket yönetiminde yeni dönemin temel ilkesi açıktır: Yapay zekâ, yalnızca işleri daha hızlı yapmak için değil, daha doğru kararlar almak, daha yüksek değer üretmek ve geleceğin rekabet koşullarına hazırlanmak için stratejik bir yönetim aracı olarak kullanılmalıdır.</p>
<p>Az kaynakla yüksek değer üretmek, KOBİ’ler/şirketler için başarılı yapay zekâ stratejisinin temel ilkesidir.</p>
<p><strong> </strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kobiler-sirketler-icin-yapay-zeka-stratejisi-90256</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/2/1280x720/kobi-sirket-dijital-1774504940.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KOBİ’ler / şirketler için yapay zekâ stratejisi… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sirketi-dem-muzecilik-ustun-teknolojisiyle-gobeklitepeyi-dunyaya-tanitiyor-90255</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk şirketi Dem Müzecilik üstün teknolojisiyle Göbeklitepe’yi dünyaya tanıtıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin 395,9 milyar dolarlık ihracat başarısını daha ileri taşımak için yaratıcı endüstriler ve teknoloji odaklı markalar öne çıkıyor. Dem Müzecilik’in Londra’da hayata geçirdiği Timewalk Deneyim Müzesi, Türkiye’nin 12 bin yıllık kültürel mirasını deneyim ve teknolojiyle dünyaya taşıyor.</strong></p>
<p>Türkiye geçtiğimiz yıl 273,3 milyar dolarlık mal ve 122,6 milyar dolarlık hizmet olmak üzere toplam 395,9 milyar dolar ihracat ile rekor kırdı. Otomotiv, kimyasal maddeler, elektrik elektronik, hazır giyim ve konfeksiyon ilk sıralarda yer alıyor. Savunma sanayi ve havacılıkta da önemli başarılar elde ediliyor. Daha da ileri gidebilmemiz için, önümüzdeki dönemde bu gelişmelere, yaratıcı fikir ve teknolojik çözümler sunan şirketlerin eklenmesi gerekiyor. Yapay zekâ çağında katma değer oluşturmak için deneyimlere, duygulara seslenen Londra’daki Timewalk Exhibition gibi Türkiye’yi yaratıcı endüstriler alanında ön plana çıkaracak markalara ihtiyacımız var. </p>
<p>Timewalk bir deneyim müzesi. 2020 yılında kurulan Dem Müzecilik’in markası. Dem Müzecilik kültür ihracı misyonu doğrultusunda, Türkiye’nin zengin kültürel mirasını Göbeklitepe’ye uzanan bir anlatı sunan Londra’daki Timewalk Deneyim Müzesi ile dünyaya taşıyor.</p>
<p>15 Ekim 2026 akşamı bir basın grubu olarak “Timewalk Deneyim Müzesi’’ndeydik. 12 bin yıllık insanlık tarihini anlatan Müze’de Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş başta olmak üzere farklı ülkelerin diplomatik temsilcileri ağırlandı.</p>
<p>Resepsiyon öncesinde deneyim müzeciliği ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren Dem Museums (Dem Müzecilik) ve ASTEL şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin ve Dem Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu sorularımızı yanıtladı. Dem Müzecilik Pazarlama Direktörü Meriç Özgen ve Timewalk Genel Müdürü Gökhan Mutlay ile birlikte Timewalk’u deneyimledik.</p>
<p><strong>İlk durak deneyim ekonomisinin kalbi İngiltere</strong></p>
<p>Timewalk Deneyim Müzesi, 130 milyar pound büyüklüğü ile deneyim ekonomisinin en güçlü olduğu İngiltere’nin kalbinde Londra’daki Immerse LDN’de (Excel Waterfront) yer alıyor. Yaklaşık 1,5 milyar TL’lik yatırım bütçesiyle hayata geçirilen proje, Dem Müzecilik’in kültür ihracı misyonunun önemli bir kilometre taşı olarak, uluslararası ilk yatırımı olma özelliği taşıyor. </p>
<p>Dem Müzecilik ve Astel şirketlerinin Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Uğur Esin Türkiye’nin ve dünyanın kültürel mirasını yaşayan deneyimlere dönüştüren uluslararası bir marka olmayı hedeflediklerini ifade ediyor. </p>
<p>Ve ekliyor: “Y<em>alnızca Türkiye’nin kültürel mirasını dünyaya tanıtan bir şirket değil, farklı ülkelerin kültürel mirasını da küresel izleyicilerle buluşturarak uluslararası bir deneyim markası olmayı amaçlıyoruz</em>”. </p>
<p>Kuruluş halihazırda Roma’da Colesseum’un yanında bir deneyim müzesi hazırlıyor. Japonya, Çin ve Amerika için görüşmeler sürüyor. </p>
<p><strong>35 yıllık teknolojik deneyim</strong></p>
<p>Dem Müzecilik Astel Şirketler Grubu’nun bir yatırımı. 1991’den bu yana televizyon, sinema ve görsel-işitsel teknolojiler alanında edindiği 35 yıllık birikimi müzecilik alanında da kullanmak isteyen Uğur Esin kültür sanat alanındaki ilk yatırımı 2011’de Kabatepe Projesi’yle hayata geçiriyor. </p>
<p>Daha sonra Astel imzalı toplam 18 müze ve kültür projesine imza atılıyor. Kazakistan Astana Ulusal Müzesi, Azerbaycan’daki Haydar Aliyev Sarayı ve Bakü Konferans Merkezi, Özbekistan Stella Anıt Projesi, Türkmenistan Başkanlık Sarayı ve İspanya’daki Barcelona Port benzeri çok zor projeleri tamamlıyor. Bu deneyimler ışığında 2020 yılında Dem Müzecilik kuruluyor. </p>
<p>Yeni nesil bir anlayışla tasarlanan bu müzeler ziyaretçilerin beş duyusuna hitap eden bir deneyim sunuyor. İşin özünde tarih ve geçmişe dair öyküler yer alıyor. Karanlık odaların ortasındaki ziyaretçi bir anda kendisini ışık, ses, müzik ve görüntülerin içinde buluyor. Bu yüzden teknolojiye “immersive” deniyor. Yani sarıp, sarmalayan, içine alan bir deneyim. Uğur Esin amaçlarının tarihi yalnızca izlenen değil, içinde yaşanan ve ziyaretçilerde kalıcı iz bırakan bir deneyime dönüştürmeyi amaçladıklarını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Ayasofya ve Efes Deneyim Müzelerine 16 uluslararası ödül </strong></p>
<p>Dem Müzecilik 2023’te Ayasofya ve Efes Deneyim Müzeleri’ni inşa ediyor. Bu tesislerin başarısı, kuruluşa 16 uluslararası ödül kazandırıyor. Temmuz 2026’da Londra’daki ExCeL’in Immerse LDN alanında kapılarını açan Timewalk Deneyim Müzesi ise Türkiye’den dünyaya uzanan kültürel yolculuğun ilk uluslararası adımı oluyor.</p>
<p>İngiltere, deneyim ekonomisinin güçlü olduğu bir pazar. Birleşik Krallık deneyim ekonomisinin 130 milyar sterlin, immersive deneyim pazarının ise 98 milyar sterlin büyüklüğünde olduğu; bu pazarın 2030’da 350 milyar sterline ulaşabileceği öngörülüyor.</p>
<p>Bu yüzden İngiltere, Dem Müzecilik’in dünyaya açılması için önemli bir vitrin. Dem Müzecilik, Londra’da güçlü bir yer edinerek Türkiye’nin anlatım gücünü dünyaya taşımak istiyor. Kuruluş, 35 yıllık deneyim, 18 müze ve kültür kompleksinin yanı sıra Efes ve Ayasofya Deneyim Müzeleri ve Londra Time Walk sonrasında, 2027’de Roma, ardından 2028'de Japonya, Çin ve Amerika’da projeler gerçekleştirmeye hazırlanıyor. </p>
<p><strong>12 bin yıllık insanlık tarihine uzanan bir yolculuk</strong></p>
<p>Dem Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu Timewalk’un Londra’daki ön açılış sürecinde 50 bin ziyaretçiyi ağırladığını, yılda 1 milyon ziyaretçi hedeflediklerini ve önümüzdeki beş yılda uluslararası projeleri 100 milyon kişiye tanıtmayı amaçladıklarını belirtiyor. Türkiye’de ise Ayasofya ve Efes Deneyim Müzeleri ile birlikte Ayasofya ve Kariye Camii ziyaret alanlarının operasyonlarıyla yılda 10 milyondan fazla ziyaretçi ağırlanıyor.</p>
<p>Londra’daki Timewalk Deneyim Müzesi12 bin yıllık insanlık tarihine uzanan bir yolculuk sunuyor. Göbeklitepe, Babil, Antik Mısır, Maya ve Rapa Nui’nin de aralarında bulunduğu 22 uygarlığın izleri çağdaş deneyim teknolojileriyle ziyaretçilerle buluşuyor. Müzede mimari, astronomi, yazı ve inanç sistemleri gibi temalar üzerinden farklı medeniyetlerin hikâyelerini anlatılıyor.</p>
<p>Proje, iki yılı aşkın sürede, kendi alanlarında uzman dört tarihçinin danışmanlığında ve 250 kişilik çok disiplinli bir ekibin ortak emeğiyle hayata geçmiş. Timewalk’ta teknolojik altyapının yanı sıra insan unsuruna da önem veriliyor. Operasyon ekibi 30 kişiden oluşuyor; ekibin yüzde 30’u Türk, yüzde 70’i yabancı.</p>
<p><strong>Deneyim Göbeklitepe’yle başlıyor</strong></p>
<p>Timewalk deneyimi Anadolu’nun insanlık tarihine kazandırdığı en önemli kültürel miraslardan biri olan Göbeklitepe’yle başlıyor. Anadolu’dan yola çıktıktan sonra, her salonda farklı bir kültürle buluşuluyor. Yolculukta Babil’in şehirleşme anlayışını, Antik Mısır’ın ölüm ve sonsuzluk inancını, Maya uygarlığının astronomi ve zaman bilgisini ve Rapa Nui’nin kültürel mirasını da keşfediyoruz.</p>
<p>Her bölüm, tarihî bilgi aktarmanın yanı sıra ilgili uygarlığın atmosferini, ritmini ve gündelik yaşamını hissettirmeyi amaçlıyor. Sesli rehber sistemi 25 dil seçeneği sunuyor; ziyaretçiler anlatımı kendi dillerinde dinleyebiliyor. Çocuklar için özel olarak geliştirilen hikayeleştirilmiş anlatım, içeriği onların ilgi ve algı düzeyine uygun hâle getiriyor. Timewalk böylece tarihi çocuklara sevdirmeyi ve kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına da katkı sağlıyor.</p>
<p>Timewalk hazırlanırken tarihsel tutarlılık, tarafsızlık ve bilginin doğruluğunun sağlanması için çok değerli akademisyenler ve yazarlarla çalışılmış. Örneğin, Göbeklitepe içeriğine Prof. Dr. Necmi Karul (Göbeklitepe ve Karahantepe Kazı Başkanı, Taş Tepeler Projesi Koordinatörü) danışmanlık yapmış. Babil için University College London (UCL) Eski Yakın Doğu Tarihi Emekli Profesörü Prof. Eleanor Robson’la; Rapa Nui ve Maya için gazeteci, yazar ve tarihçi Laurence Blair’le ve Mısır için Mısır Araştırmaları Cemiyeti’nden Dr. Edward Scrivens’la birlikte çalışılmış.</p>
<p>Seslendirme çalışmalarında Selçuk Yöntem, Devrim Yakut, David Schofield ve Olivia Williams gibi sanatçılar yer alıyor. Ses kayıtlarının tamamı ise Hollywood’un önde gelen stüdyolarında gerçekleştirilmiş.</p>
<p><strong>1.5 milyar TL’lik yatırım </strong></p>
<p>Dem Müzecilik CEO’su Eda Bildiricioğlu’nun verdiği bilgiye göre Timewalk için 22 milyon sterlin, yaklaşık 1,5 milyar TL yatırım yapılmış. Yurt dışındaki yatırımlar Dem Müzecilik’in öz kaynakları ile finanse ediliyor; Bildiricioğlu projeler için devlet teşviklerinden yararlanılmadığını özellikle vurguluyor. </p>
<p>Türkiye’deki müzeler için de önemli rakamlarda yatırımlar yapılmış. Ayasofya Tarih Müzesi yaklaşık 19 milyon avro, Efes Deneyim Müzesi ise yaklaşık 26 milyon avro yatırımla hayata geçirilmiş. . </p>
<p>Timewalk’ın gelir modeli yalnızca bilet satışlarına dayanmıyor; sponsorluklar, kurumsal işbirlikleri ve merchandising satışları da modelin önemli bileşenleri. ExCeL London ile beş yıllık bir anlaşma yapılmış.. Bu süre içinde yatırımın geri dönüşünü ve gelir yaratmasını sağlayacak bir model öngörülmüş.</p>
<p><strong>Timewalk’un büyük teknoloji yatırımı </strong></p>
<p>Timewalk 2.500 metrekarelik deneyim alanı. Dem Müzecilik’in 35 yılı aşkın görsel- işitsel teknoloji tecrübesi sayesinde bu son derece sofistike sistemin düzgün bir biçimde çalışıyor. Işık ve verinin buluştuğu 1,5 milyar piksellik bir görsel evren olarak tasarlanmış. Görüntü, ses ve aydınlatma sistemleri ortak bir zaman koduyla merkezi olarak yönetiliyor.</p>
<p>Sistemde, birbiriyle senkronize çalışan 90 medya sunucusu, içerikleri kesintisiz biçimde işliyor. 7/24 çalışmaya uygun, yüksek ışık gücüne sahip 200’e yakın projeksiyon sistemi duvarları ve zeminleri görsel deneyimin parçasına dönüştürüyor. Özel kablolama altyapısı, veriyi alanın farklı noktalarına kayıpsız ulaştırıyor. 100’den fazla aydınlatma ünitesi anlatıyla birlikte değişerek görüntü ve renkleri mekâna taşıyor.Üç boyutlu ses teknolojisi, mekân içinde yön, mesafe ve derinlik hissi yaratarak her ortama özgü bir atmosfer oluşturuyor.</p>
<p><strong>Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş: Türkiye yaratıcı endüstrilerde güçlü bir oyuncu</strong></p>
<p>Timewalk Deneyim Müzesi’nin uluslararası diplomasiyi odağına alan özel resepsiyonunda Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş mükemmel İngilizcesiyle kısa bir konuşma yaptı. Müzenin inovasyonla tarihi birleştiren çok önemli bir işlev üstlendiğini söyleyen Ertaş, inovatif teknolojilerin yaşamımız üzerindeki olumlu ve olumsuz olası etkilerine dikkat çekti. Teknolojiye ve yapay zekaya temkinli yaklaşmanın, gelenekleri ve tarihi korumanın önemine vurgu yaparak şunları söyledi: <em>Geleneklerimizi sahiplenmeli, sosyal ilişkileri kucaklamalı, insanlığı insanlık yapan kültür ve sanatları benimsemeliyiz. Bu ortaklıklarla, yenilikle barışık ve aynı zamanda gelenekle de barışık bir geleceğe doğru ilerlemeye devam edeceğimizi düşünüyorum. Türkiye son yıllarda içerik üretimi ve yaratıcı endüstrilerde de çok güçlü bir oyuncu haline geldi. Bu harika sergi de bu yaratıcılığın, bir öz yaratmaya yönelik bu yeni çabanın bir sonucu. Bu sergiyi yaratıcı endüstriler açısından küresel olarak saygı duyulan bir başkent olan Londra'da başlamak ise harika bir mesaj.” </em></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş müzeyi ziyaret ettikten sonra herkesi Türkiye’ye Göbeklitepe’ye ve Anadolu genelindeki dünyanın birçok harikasını da görmeye davet etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sirketi-dem-muzecilik-ustun-teknolojisiyle-gobeklitepeyi-dunyaya-tanitiyor-90255</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/5/1280x720/67-1792645399.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk şirketi Dem Müzecilik üstün teknolojisiyle Göbeklitepe’yi dünyaya tanıtıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isvec-buyukelcisi-gaziantepte-baklava-ustaligina-soyundu-90328</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsveç Büyükelçisi Funered, Şahinbey Belediyesi Aşevi’ni ziyaret etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>İsveç’in Ankara Büyükelçisi Ulrika Funered, Şahinbey Belediyesi Aşevi’ni ziyaretinde baklava tezgâhının başına geçti. Gaziantep’in mutfak kültürünü yakından tanımak isteyen Büyükelçi, baklava yapımının inceliklerini uygulamalı olarak deneyimledi. </p>
<p>Funered, Gaziantep’in dünyaca ünlü baklavasını yaparken hünerlerini sergiledi. Aşevindeki renkli buluşmada diplomasiye Antep fıstığı, hamur ve şerbet eşlik etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ada063715f6b-1792673335.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu’nun ev sahipliğindeki ziyarete, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Mukim Temsilcisi Monica Merino ve İsveç Büyükelçiliği Kalkınma İşbirliği Müsteşarı Paola Castro Neiderstam da katıldı. Ziyaret, H.O.P.E. in ACTION – Kadınların Güçlenmesi için Fırsatlar Projesi’nin kapanış etkinlikleri kapsamında gerçekleştirildi. Heyet, aşevinde proje yararlanıcısı kadınlarla bir araya gelerek hem mesleki eğitim sürecini yakından gördü hem de Gaziantep’in köklü gastronomi mirasına tanıklık etti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ada064c05cf7-1792673356.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>65 kadın eğitim aldı, 20 kadın istihdam edildi</strong></p>
<p>Ziyaretin arka planında ise kadınların ekonomik hayata katılımını destekleyen önemli bir proje bulunuyor. Türk ve Suriyeli kadınların mesleki becerilerini geliştirmek ve toplumsal uyumu güçlendirmek amacıyla yürütülen H.O.P.E. in ACTION Projesi kapsamında 65 kadına aşçı yardımcılığı, pastacılık ve tatlı yapımı alanlarında eğitim verildi. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan 20 kadın, Şahinbey Belediyesi Aşevi’nde üç ay süreyle istihdam edilerek mesleki bilgilerini uygulama fırsatı buldu. Böylece mutfakta açılan her yufka, yalnızca Gaziantep’in lezzet geleneğini değil, kadınların emekle güçlenen gelecek umutlarını da temsil etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ada06585100b-1792673368.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>"Bir tabak sıcak yemek, binlerce haneye umut"</strong></p>
<p>Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, konuklarına aşevinde yürütülen çalışmalar ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara sunulan hizmetler hakkında bilgi verdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla vatandaşların yanında olduklarını belirten Tahmazoğlu, aşevinin dayanışma kültüründeki önemine dikkat çekti. Günlük yemek kapasitesi 36 bin kişiye ulaşan Şahinbey Belediyesi Aşevi, her gün 8 bin 500 aileye sıcak yemek ulaştırıyor. Hafta içi her gün 8 bin 500 vatandaşa ücretsiz çorba ikramı da yapılıyor. Gaziantep’te bu kez baklava tezgâhında buluşan diplomasi, dayanışma ve gastronomi, kentin yalnızca damak çatlatan lezzetleriyle değil, paylaşma kültürüyle de öne çıktığını gösterdi. Büyükelçi Ulrika Funered’in baklava açma mahareti ise ziyaretin en tatlı hatırası olarak hafızalara kazındı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isvec-buyukelcisi-gaziantepte-baklava-ustaligina-soyundu-90328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/8/1280x720/isvec-buyukelcisi-gaziantepte-baklava-ustaligina-soyundu-1792673389.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İsveç’in Ankara Büyükelçisi Ulrika Funered, &quot;Kadınların Güçlenmesi için Fırsatlar Projesi&quot; kapsamında Şahinbey Belediyesi Aşevi’ni ziyaret etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ahmet-oguz-sahada-cozum-ureten-bir-borsa-olacagiz-90285</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ahmet Oğuz: Sahada çözüm üreten bir borsa olacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>EKONOMİ Gazetesi Eskişehir Bölge Temsilcisi Ali Baş Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Başkanlığına seçilen Ahmet Oğuz’u ziyaret ederek yeni görevinde başarılar diledi.</p>
<p>Ziyarette, borsanın yeni dönem çalışmaları ile Eskişehir’in tarım ve ticaret potansiyelini geliştirmeye yönelik projeler ele alındı.</p>
<p>Borsayı üyelerinin yanında duran, üreticiyi destekleyen ve sahada çözüm üreten bir yapıya kavuşturmayı hedeflediklerini ifade eden Oğuz, projelerini uygulamaya almak için planlamalara başladıklarını söyledi. Oğuz, “Eskişehir Ticaret Borsası’nı yalnızca tescil işlemlerinin gerçekleştirildiği bir kurum olarak değil, üyelerinin sorunlarına çözüm üreten, sahada bilgi sağlayan, ulaşılabilir ve şeffaf bir yapı haline getirmek istiyoruz” dedi.</p>
<p>Yeni dönem çalışmalarının merkezinde Tarım, Ticaret ve Eğitim Yerleşkesi projesinin bulunduğunu belirten Oğuz, depo ve ofis alanları, eğitim merkezi, analiz laboratuvarı ve danışmanlık birimleriyle üretici, tüccar ve sanayiciyi buluşturan bir yerleşke oluşturmayı amaçladıklarını kaydetti. Mevcut hizmet alanının fiziki yetersizliklerini gidermek için alternatif alanlar üzerinde çalıştıklarını aktaran Oğuz, yeni yerleşkeyi yıl boyunca yaşayan bir tarım ve ticaret merkezi olarak planladıklarını dile getirdi.</p>
<p>Lisanslı depoculuk ve Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) sisteminin de öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Oğuz, üreticilerin ürünlerini uygun koşullarda saklayabilmesini ve ürünlerini teminat göstererek finansmana ulaşabilmesini hedeflediklerini söyledi. Oğuz, üye hizmet merkezi, dijital borsa uygulamaları ve tarımsal eğitim çalışmalarıyla da üyelerin ihtiyaç duyduğu hizmetlere erişimini kolaylaştırmak istediklerini belirtti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ahmet-oguz-sahada-cozum-ureten-bir-borsa-olacagiz-90285</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/img-20261022-wa0000-1792655281.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni dönem vizyonunu ve hedeflerini paylaşan Eskişehir Ticaret Borsası Başkanı Ahmet Oğuz, hazırladıkları projeleri kısa sürede hayata geçirmeyi planladıklarını belirterek, borsayı üyesinin yanında duran, sahada çözüm üreten güçlü bir yapıya kavuşturacaklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pamukta-brezilya-mucizesi-ve-turkiyenin-uretimdeki-cokusu-90254</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pamukta Brezilya mucizesi ve Türkiye’nin üretimdeki çöküşü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de pamuk üretimi son yıllarda hızla gerilerken Brezilya, üretimini 10 yılda üçe katlayarak dünyanın en büyük pamuk ihracatçısı oldu. Üretici örgütlenmesi, uzun vadeli stratejiler, kalite odaklı üretim ve düşük maliyet avantajıyla öne çıkan Brezilya’nın başarısı, Türkiye’nin pamuk politikalarındaki eksiklikleri de gözler önüne seriyor. </strong></p>
<p>Türkiye’de pamuk üretimi azaldıkça pamuğu daha çok konuşmaya başladık. Son iki haftada pamukla ilgili birisi uluslararası olmak üzere 3 önemli toplantıya katıldım.</p>
<p>İlki 7 Ekim Dünya Pamuk Günü nedeniyle İzmir Balçova’da Kaya Termal Otel’de yapılan “Topraktan Modaya’ toplantısıydı. İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (İPUD), Ulusal Pamuk Konseyi, Tarım ve Orman Bakanlığı ile BCI-Beter Cotton İnitative (Daha İyi Pamuk Girişimi) tarafından düzenlenen etkinlikte pamukta yaşanan sorunlar, çözümler konuşuldu.</p>
<p>Üretici, sanayici, ihracatçı, Tarım Bakanlığı ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda Türkiye’de iyi pamuk ilkeleri ile üretilen tüm pamukların BCI standartları ile pazarlanması konusunda anlaşma imzalandı.</p>
<p>Katıldığım ikinci toplantı, Londra merkezli, Uluslararası Pamuk Birliği’nin (ICA) 185 yıllık tarihinde ilk kez İstanbul’da “Pamukta Yeni Dönem” ana temasıyla yaptığı ticaret etkinliği oldu.</p>
<p>Toplantıya, Brezilya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri, Bangladeş, Hindistan, Pakistan, Türkiye başta olmak üzere 725’in üzerinde delege katıldı. Dünya pamukçularının buluştuğu toplantı 14-15 Ekim tarihlerinde Hilton İstanbul Bomonti Hotel’de yapıldı. Toplantıdan 1 gün önce ise Brezilya özel iki panel düzenledi. İCA’nın İstanbul toplantısı ile ilgili detaylı yazım 20 Ekim’de yayınlandı. Yazıyı Ekonomi gazetesinde veya www.tarimdunyasi.net internet sayfamda ve sosyal medya hesaplarımdan okuyabilirisiniz.</p>
<p>Pamukla ilgili katıldığım son toplantı ise, Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB) Tekstil Mühendisleri Odası İzmir Şubesi ile Ege İhracatçı Birlikleri’nin düzenlediği “Krizden Katma Değere: Pamuk Üretimi ve Tedarik Zincirindeki Değişim Çalıştayı” oldu. Bu toplantı kapsamında “Pamukta Değişen Dinamikler: Kriz Dönemi için Çözüm Önerileri” başlıklı panelde konuştum.</p>
<h2>Brezilya neyi doğru yaptı, Türkiye nerede yanlış yaptı?</h2>
<p>Bu üç ayrı toplantıda elbette çok farklı konular konuşuldu. Farklı bakış açıları ile pamuktaki güncel durum ve geleceğe ilişkin tahminler, beklentiler dile getirildi. En dikkat çekici olan konulardan birisi Türkiye, pamuk üretiminden hızla uzaklaşırken, pamuk üretimi dibe vururken, Brezilya’nın pamuk üretiminde ve ihracatında çok hızlı büyümesi oldu. Pamukta adeta Brezilya mucizesinden söz ediliyor.</p>
<p>O zaman akla şu soru geliyor; Türkiye nerede yanlış yaptı? Brezilya, pamuk üretiminde ve ihracatında nasıl başarılı oldu? Neyi doğru yaptı?</p>
<p>Bu sorunun yanıtı için elbette çok kapsamlı bir araştırma yapmak gerekir. Ben sadece şu 3 toplantıda özellikle Uluslararası Pamuk Birliği(ICA) toplantısındaki konuşmalardan ve sunumlardan Brezilya’nın doğrularını, İzmir’de yapılan iki toplantıdan da Türkiye’nin yanlışlarını tespit ederek bu yazıyı yazıyorum.</p>
<h2>Türkiye’nin üretim alanı daraldı, üretim 500 bin tonun altına düştü</h2>
<p>Türkiye’de uzun yıllardır uygulanan yanlış politikalar sonucunda pamuk üretimi deyim yerindeyse dibe vurdu. 1990’lı yılların sonunda 750 bin hektar alanda üretim yapılırken, 2000 yılında üretim alanı 654 bin hektara, 2005 yılında 546 bin hektara, 2010 yılında 480 bin, 2020 yılında 470 bin hektara ve 2026 yılında da 275 bin hektara geriledi. Amerika Tarım Bakanlığı verilerine göre bu yıl Türkiye’nin pamuk üretimi en iyimser tahminle 495 bin ton olacak.</p>
<h2>Brezilya 10 yılda üretimini 3’e katladı</h2>
<p>Brezilya’nın pamuk ekim alanı 2021-2022 sezonunda 1 milyon 637 bin hektar iken 2024-2025 sezonunda 2 milyon 170 bin hektara ulaştı. Son 5 yılda 400 bin hektar genişledi. Geçen sezon fiyatların düşmesi maliyetlerin artması ile üretim alanı 150 bin hektar azaldı ve 2 milyon 20 bin hektar alanda üretim yapıldı. Amerika Tarım Bakanlığı ve Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği (ABRAPA) verilerine göre, Brezilya’nın bu yıl lif pamuk üretiminin 4,4 milyon ton olması bekleniyor. Brezilya,  son 10 yılda pamuk üretimini tam 3 kat arttırdı.</p>
<h2>Brezilya, çiftçi başına 11 bin ton, Türkiye 6,6 ton pamuk üretiyor</h2>
<p>Türkiye’de, 495 bin ton pamuğu 70-75 bin üretici ile gerçekleştirirken, Brezilya 4,4 milyon ton pamuğu sadece 400 çiftçi ile gerçekleştiriyor. Brezilya’ya göre bizim pamuk üretimimiz “hoby” seviyesinde kalıyor. Brezilya’da her bir pamuk çiftçisi yılda ortalama 11 bin ton lif pamuk üretirken, Türkiye’deki pamuk çiftçisi başına ortalama üretim 6,6 ton.</p>
<p>Brezilya,  3,6 milyon ton lif pamuk ihracatı ile dünyada ilk sırada yer alırken, Türkiye 2026-2027 sezonunda 1,1 milyon ton lif pamuk ithalatı ile dünyanın en çok pamuk ithal eden ülkelerinden birisi olacak.</p>
<p>Türkiye, pamuk ithalatının yüzde 43’ünü Brezilya’dan gerçekleştiriyor. Brezilyadan pamuk ithalatımız 2025 yılında 377 bin ton oldu. Bu yıl muhtemelen ithalat çok daha yüksek olacak ve Türkiye, ürettiği pamuktan daha fazlasını Brezilya’dan alacak. Türkiye’nin pamuk ihracatı 200 bin ton civarında.</p>
<p>Türkiye’nin pamuk üretimi verimliliğinde dünyada ilk 3 ülke arasında. Verimlilikte Türkiye’nin sorunu yok ve iyi durumda. Brezilya son 10 yılda verimliliğini yüzde 53 artırdı. Çin’in yüzde 87 oranındaki verimlilik artışından sonra, Brezilya verim artışında ikinci sırada.</p>
<h2>Yüksek maliyet, düşük fiyat çiftçiyi pamuktan uzaklaştırıyor</h2>
<p>Uluslararası Pamuk Birliği’nin (İCA) İstanbul toplantısında hemen her ülke yükselen üretim maliyetlerinden ve fiyatların düşük olmasından şikâyetçi oldu. Bu yüksek maliyet nedeniyle Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye, Brezilya ve diğer üretici ülkelerde alternatif ürünlere yönelme olduğu ifade edildi.  Türkiye’de alternatif olarak ayçiçeği, mısır, buğdaya yönelme olurken, Amerika’da mısır başta olmak üzere, etanol üretiminde kullanılan ürünlere yönelme var. Brezilya’da ise soya üretimine kaçış var. Fakat alternatif ürünlere yönelme Brezilya’da diğer ülkelere göre daha düşük.</p>
<p>Brezilya, Amazon yağmur ormanlarını keserek, yakarak tarımsal üretime ve madenciliğe açıyor. Dünya Kaynakları Enstitüsü verilerine göre, Amazon ormanlarından açılan alanların yüzde 70-80’ni meraya dönüştürülerek sığır yetiştiriciliği yapılıyor. Yüzde 10-15’inde ise soya üretiliyor. Amazon’a komşu eyaletlerden Mato Grosso’da ormansızlaştırılan alanların büyük bölümünde soya üretiliyor. Büyük oranda ihraç edilen soyanın yerine ikinci ürün pamuk ekiliyor.</p>
<h2>Brezilya pamuğunun yüzde 95’i iki eyalette üretiliyor</h2>
<p>Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği(ABRAPA)verilerine göre, Brezilya’da pamuk ekimi yapılan iki büyük eyalet var. Bunlardan Mato Grosso’da pamuk üretiminin yüzde 70’i gerçekleştiriliyor. Yüzde 25 üretim ise Matopiba eyaletinde yapılıyor.</p>
<p>Amerika’da pamuk üretiminin yoğun olduğu bölgelerde yaşanan kuraklık pamuk üretiminin düşmesine neden olurken Brezilya bunu fırsata çevirerek üretimi artırdı. Amerikalı uzmanlar İstanbul toplantısında buna dikkat çekti. Yani Brezilya her fırsatı değerlendiriyor.</p>
<p>Amerika, Avustralya, Çin, Türkiye ve diğer birçok ülke pamuk üretimini sulu tarımla gerçekleştiriyor. Bu nedenle maliyetleri daha yüksek... Ayrıca, kuraklık olduğunda üretim olumsuz etkileniyor, maliyet ve dolayısıyla fiyat artıyor. Oysa Brezilya pamuk üretiminin çok büyük bölümünü sulama yapmadan, yağmurdan yararlanarak üretiyor. Bu nedenle maliyeti daha düşük oluyor.</p>
<h2>Türkiye, kaliteye değil verime önem veriyor</h2>
<p>Tekstil Mühendisleri Odası İzmir Şubesi’nin düzenlediği toplantıda ömrünü pamuk tarımı ile geçiren, tohumdan üretime, araştırmadan kaliteye her alanda çalışmalar yapan Dr. Nedim Özbek çok çarpıcı bir bilgiyi paylaştı. Kendisi de çok sayıda kaliteli pamuk tohumu çeşidi geliştiren Özbek, Türkiye’de çiftçinin pamukta kaliteyi değil, verimi tercih ettiğini söyledi. Kaliteli pamuğa, kalitesiz pamukla aynı fiyat verildiği için çiftçi daha çok verim alacağı çeşitleri tercih ediyor.</p>
<p>Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği (ABRAPA) yöneticileri ise ICA’nın İstanbul toplantısında kaliteye ne kadar önem verdiklerini ve her geçen yıl kaliteyi nasıl artırdıklarını ballandıra ballandıra anlattı.</p>
<h2>Brezilya’da üretici örgütlü ve güçlü, Türkiye’de zayıf ve dağınık</h2>
<p>İki ülke arasındaki en önemli farklardan birisi de Brezilya’daki üreticinin örgütlü olması. Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği(ABRAPA) ülkede üretilen pamuğun yüzde 99’una sahip üreticilerden oluşuyor. Devlet politikalarında çok etkililer. Türkiye’de pamuk üreticilerinin örgütü konumundaki Tariş, Çukobirlik gibi tarım satış kooperatifleri birlikleri 2000 yılında çıkarılan 4572 Sayılı Birlikler Yasası ile adeta çökertildi. İkincil tesisleri kapatıldı. Üreticiden koparıldı. Üretici örgütlü değil, zayıf ve dağınık. Destekleme konusunda bile sözünü dinletemiyor. Hükümet nezdinde bir gücü, etkisi yok.</p>
<h2>Türkiye’nin hedefi, stratejisi yok, Brezilya’nın var</h2>
<p>En önemlisi, Brezilya’nın bir hedefi, stratejisi var. Dünya pamuk piyasasında hem üretimde hem de ihracatta en büyük payla söz sahibi olmak. İhracatta bunu başardı, dünyanın en büyük ihracatçısı oldu. Üretimde de en önemli aktörlerden birisi oldu.</p>
<p>Türkiye’nin pamukta veya diğer tarım ürünlerinde bir stratejisi, hedefi yok. Günübirlik politikalarla üretimi sürdürmeye çalışıyor. Pamuk üreticileri yıllarca lif pamuk üretimini 1 milyon tona çıkarmayı hedefledi. Sadece 2022 yılında pamuk üretimi 1 milyon tonu yakaladı. Ama ondan sonra fiyatların düşmesi, maliyetlerin artması ve desteklerin artırılmaması ile üretici adeta cezalandırıldı ve üretim hızla düşmeye başladı. 2026’da 500 bin tonun altına düşecek.</p>
<p>Özetle, Türkiye tarımsal ürünlerin pek çoğunda olduğu gibi pamukta da her geçen gün kan kaybediyor. Üretim,  dış ticaret ve destekleme başta olmak üzere bir stratejisi yok. Brezilya uzun vadeli hedef ve stratejilerle dünyanın en büyük pamuk ihracatçısı ve en önemli üreticilerden birisi oldu. Bundan dersler çıkarmak gerekir. Yazıda da belirttiğim gibi elbette iki ülke arasında üretim alanı, çiftçi sayısı, sulama, maliyetler aşısından ciddi farklılıklar var. Ama kendi ülkemizin şartlarına uygun hedef ve stratejiler belirleyerek en azından kendi ihtiyacımız olan pamuğu üretebiliriz. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Brezilya İstanbul’da şov yaptı</span></h2>
<p>Uluslararası Pamuk Birliği’nin İstanbul toplantısında Brezilya adeta şov yaptı. Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği, Brezilya pamuğunun uluslararası pazardaki varlığını güçlendirmeyi amaçlayan stratejik bir gündem kapsamında İCA’nın İstanbul toplantısı öncesinde “Pamuk Brezilya Öğle Yemeği”nde pamuk sektöründeki başarısını ve stratejilerini pamuk ve tekstil sektörünün liderlerine sundu.</p>
<p>Bu sunumda, Brezilya’nın ulusal pamuk endüstrisinin öncü rol oynadığı bir dönemde bu etkinliğin gerçekleştiğine vurgu yapılarak şu bilgilere yer verildi: “Dünyanın üçüncü büyük pamuk üreticisi ve pamuk ihracatında lider olan Brezilya, 2025/2026 pazarlama yılını rekor düzeyde 3,37 milyon ton pamuk lifi ihracatı ile tamamladı. Bu da önceki döneme göre yaklaşık yüzde 19'luk bir artış anlamına geliyor. Bu performans, alıcılar, endüstriler, ticaret şirketleri ve ana tüketici pazarlarının temsilcileriyle olan ilişkilerin önemini pekiştiriyor.”</p>
<p>İstanbul toplantısına Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği Başkanı Gustavo Piccoli, Başkan Yardımcısı Celestino Zanella ve danışmanlar Alexandre De Marco, Luiz Carlos Bergamaschi, Carlos Alberto Moresco ve Aurélio Pavinato yer aldı. Ayrıca, Ulusal Pamuk İhracatçıları Birliği (ANEA) Başkanı Dawid Wajs ve başkan yardımcısı Ariel Coelho ile ApexBrasil'in Tarım İşletmeciliği uzmanı Rafaela Albuquerque de katıldı.</p>
<p>Toplantıda iki panel düzenlendi. Birinci panelde 2025/2026 hasadının sonuçları ve 2026/2027 dönemi için üretim, ekim alanı, kalite, sürdürülebilirlik ve rekabet gücüne odaklanılarak beklentiler ele alındı. İkinci panelde ise Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği’nin Ulusal Pamuk İhracatçıları Birliği ve Brezilya Ticaret ve Yatırım Teşvik Ajansı (ApexBrasil) ile ortaklaşa yürüttüğü bir girişim olan Cotton Brazil'in uzun vadeli stratejileri sunuldu.</p>
<p>Brezilya Pamuk Üreticileri Birliği Başkanı Gustavo Piccoli, konuşmasında Brezilya'nın bu toplantılardaki varlığı, üretim ve ihracat sonuçlarını sunmanın ötesine geçtiğini belirterek: “Uluslararası pazarda lider bir konum elde ettik, ancak bunu sürdürmenin sürekli çalışma gerektirdiğini biliyoruz. Taahhüdümüz, dünyaya sorumlu ve şeffaf bir şekilde üretilen kaliteli pamuk sunmaktır. Alıcılarımız ve ortaklarımızla yakın olmak, pazar taleplerini anlamak, Brezilya elyafına olan güveni güçlendirmek ve tüm üretim zinciri için yeni fırsatlar yaratmak açısından temel önem taşıyor” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pamukta-brezilya-mucizesi-ve-turkiyenin-uretimdeki-cokusu-90254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/8/1280x720/yagislar-202526-sezonu-pamuk-rekoltesi-tahminini-dusurdu-1767687353.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pamukta Brezilya mucizesi ve Türkiye’nin üretimdeki çöküşü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sponsorluk-harcamalarinin-indirimi-90253</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sponsorluk harcamalarının indirimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sponsorluk harcamaları, işletmeler için hem sosyal sorumluluk hem de vergisel avantajlar açısından önem taşıyor. Ancak amatör ve profesyonel spor dallarına göre değişen indirim oranları, reklam harcamalarından ayrılan yönleri ve belgelendirme koşulları, şirketlerin sponsorluk faaliyetlerini planlarken dikkat etmesi gereken başlıca unsurlar arasında yer alıyor.</strong></p>
<p>İşletmeler için ürettikleri malların, ifa ettikleri hizmetlerin kaliteli olması kadar pazarlanması da önem taşır. Bunun için reklam ve tanıtıma ihtiyaç bulunmaktadır. Tanıtım harcamalarının önemlilerinden biri sponsorluk harcamalarıdır. Ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile doğrudan ilgisi kurulamayan ya da ilişkisi ölçülemeyen sponsorluk harcamaları sosyal yönü ile öne çıkmaktadır.</p>
<p>Reklam ve sponsorluk harcamaları vergileme bakımından birbiri ile karıştırılabilmektedir. İnsanlarımızın spora, özellikle futbola yakın ilgisi de göz önünde tutularak vergi kanunlarında sporla ilgili destekler sağlanmıştır.</p>
<p>Ülkemizde sporun desteklenmesi amacıyla gerçek ya da tüzel tarafından spor kulüplerine, spor federasyonlarına ve sporculara sponsorluk harcaması yapılmaktadır. Sponsorluk uygulamasına ilişkin usul ve esaslar, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Sponsorluk Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Buna göre gerçek ve tüzel kişiler; federasyonlara, gençlik ve spor kulüplerine veya sporculara, spor tesisleri ve faaliyetlerine ilişkin olarak anılan yönetmelikte belirtilen usul ve esaslar dahilinde sponsor olabileceklerdir.</p>
<p>3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17/6/1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı (%100’ü),</p>
<p>profesyonel spor dalları için %50’si gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde beyan edilen kazançtan indirilebilecektir.</p>
<p>Sponsorluk harcamalarında indirim uygulamasında hangi harcamaların sponsorluk harcaması kapsamında değerlendirilebileceği, sponsorluk yapılabilecek alanlar, sponsorluk sözleşmeleri ve sözleşmede yer alacak hususlar, sponsorluk ve reklam harcaması arasındaki farklar, ödeme ve belgelendirme, profesyonel-amatör spor dalları ayrımı, sponsorluk harcamalarında KDV uygulaması gibi konulardaki açıklamalarımız aşağıda yer almaktadır.</p>
<p><strong>Sponsorluk kavramı ve sponsorluk alanları</strong></p>
<p><strong>Sponsorluk</strong>, sponsorluk yapılabilecek alanlarda gerçek veya tüzel kişilerce, dolaylı olarak ticari fayda sağlamak ya da sosyal sorumluluklarını yerine getirmek amacıyla iletişim olanakları karşılığında ayni ve/veya nakdi destekte bulunulmasını ifade etmektedir.</p>
<p>Ulusal veya uluslararası gençlik ve spor hizmet ve faaliyetlerini desteklemek amacıyla gerçek ve tüzel kişiler aşağıda belirtilen alanlarda sponsorluk yapabilmektedirler.</p>
<p>- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün yıllık faaliyet programında yer alan ulusal veya uluslararası gençlik ve spor organizasyonları,</p>
<p>- Spor kulüpleri ile federasyonların yıllık programlarında bulunan eğitim ve altyapı faaliyetleri gibi sporun yaygınlaştırılması ve sporcuların desteklenmesine yönelik resmi sportif faaliyetleri,</p>
<p>- Kamu kurum ve kuruluşları ve yerel yönetimler ile gençlik ve spor kulüplerine ait gençlik ve spor tesislerinden Genel Müdürlükçe uygun görülenlerin yapımı, ikmali, onarımı ve bakımı,</p>
<p>- Federasyonların veya gençlik ve spor kulüplerinin hizmet ve faaliyetlerinin yürütülebilmesi için gerekli olan gençlik ve spor organizasyonları ile sportif araç, gereç ve malzemelerin temini,</p>
<p>- Ferdi lisanslı sporcuların, Genel Müdürlük veya federasyonlarca ferdi olarak katılmalarına izin verilen ulusal veya uluslararası organizasyonları,</p>
<p>- Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ile Paralimpik Komitesi’nin sportif faaliyetlerine ilişkin hizmetler.</p>
<p><strong>Sponsorluk konusuna giren harcamalar</strong></p>
<p>Sponsorluk harcamaları ticari kazancın elde edilmesi ile doğrudan ilişkili olmayan veya ilişkisi ölçülemeyen, sosyal amacı öne çıkan harcamalar olup reklam harcamalarından farklılık göstermektedir. Sponsor olan kurumun adının anılması koşuluyla,</p>
<p>- Resmi spor organizasyonları için yapılan saha, salon veya tesis kira bedelleri,</p>
<p>- Sporcuların iaşe, seyahat ve ikamet giderleri,</p>
<p>- Spor malzemesi bedeli,</p>
<p>- Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün uygun göreceği spor tesisleri için yapılan ayni ve nakdi harcamalar,</p>
<p>- Sporcuların transfer edilmesini sağlayacak bonservis bedelleri,</p>
<p>- Spor müsabakaları sonucuna göre sporculara veya spor adamlarına prim mahiyetinde ayni ve nakdi ödemeler gibi harcamalar sponsorluk harcaması olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p><strong>Reklam harcamaları </strong></p>
<p>Spor sahalarına, sporcuların veya diğer ilgililerin spor giysilerinin ya da spor araç ve gereçlerinin üzerine yazılı veya elektronik sinyaller yardımıyla sanal olarak kurumun tanıtımının yapılmasını sağlayacak amblem, marka, isim ve benzeri işaretler konulması gibi doğrudan ticari fayda sağlayan ve kurumun tanıtımını amaçlayan harcamalar reklam harcaması olarak değerlendirilmektedir.</p>
<p>Sponsorluk faaliyetinin yanında reklam ve tanıtım amacını da içeren işlemler nedeniyle yapılan harcamaların, sözleşmede belirtilmek ve emsaline uygun olmak şartıyla, reklam ve sponsorluk harcamaları olarak ayrıştırılabilmesi mümkündür.</p>
<p><strong>Sözleşme yapılması gereği</strong></p>
<p>Sponsorluk alan ile sponsorlar arasında tarafların hak ve yükümlülüklerini içeren yazılı sözleşme yapılması zorunludur. Sponsorlarla sözleşme yapmaya sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum veya kuruluş yetkilidir.</p>
<p>Sponsorluk sözleşmelerinin imzalanmasından sonra sözleşmenin bir sureti <strong>on gün </strong>içerisinde sponsorluğu alan tarafından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne gönderilir.</p>
<p>Sponsorluk süresinin bitiminden sonraki on gün içerisinde, sponsorun yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediğine ilişkin bilgiler, sponsorluğu alan tarafından Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne gönderilir.</p>
<p><strong>Sponsorluk ve reklam harcamaları-farklılıklar </strong></p>
<p>Gerçek kişi ve tüzelkişi işletmelerde-kurumlarda amaç, sosyal sorumlulukları yerine getirmek ya da dolaylı olarak ticari fayda sağlamak amacıyla ayni ve/veya nakdi destekte bulunmaktır. Sponsorluk harcamaları Şahsi ticari kazanç veya kurum kazancının bulunması halinde beyanname üzerinden gösterilmek suretiyle indirim konusu yapılabilmektedir.</p>
<p>Amatör spor dalları için tamamı (%100’ü) profesyonel spor dalları için %50’si beyannamede ayrıca gösterilmek suretiyle gelir ve kurum kazancından indirilebilir.</p>
<p>Reklam harcamaları, ticari kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile doğrudan ilgili olmak ve Vergi Usul Kanunu uyarınca tevsik edici belgelerle belgelendirilmek koşuluyla gelir ve kurumlar vergisi matrahının tespitinde gider olarak dikkate alınır. Gider olarak kabul edildiğinden kazancın hesaplanmasında hasılattan doğrudan indirilebilir.</p>
<p>Amaç, doğrudan ticari fayda sağlayacak şekilde pazarlama, satışın artırılması ve kar elde etmektir.</p>
<p><strong>Sponsorluk sözleşmelerinde Damga vergisi</strong></p>
<p>Damga Vergisi Kanunu’nun 1’inci maddesi ve aynı kanuna ekli (1) sayılı tablonun I/A-1 fıkrası uyarınca belli veya hesaplanabilir bir bedel içeren sponsorluk sözleşmelerinin nispi damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Sponsor olamayacaklar ve borcu yoktur yazısı</strong></p>
<p>Gerçek ve tüzel kişiler, süresiz bir şekilde sponsor olamayacakları gibi; bunların herhangi bir şekilde vergi borçları da bulunmamalıdır. Bu nedenle kişi ve kurumların sponsor olabilmeleri için bağlı bulundukları vergi dairesine müracaat ederek, vergi borcu olmadığına dair bir yazı almaları ve yapılan sponsorluk sözleşmesinin bir örneğini ilgili vergi dairesine vermeleri gerekmektedir. Sponsorların, sponsor olunan dönemlerde tahakkuk eden vergi borçlarını ödememeleri halinde, ilgili vergi dairesi durumu derhal bir yazı ile bulunulan mahaldeki Gençlik ve Spor İl Müdürlüğüne bildirecektir.</p>
<p><strong>Sponsorluk harcaması ve belge düzenlemesi</strong></p>
<p>Sponsorluk, ayni veya nakdi olarak yapılabilir. Ayni sponsorluk, sponsorluk konusu işle ilgili sponsor tarafından yapılan belgelendirilmiş mal ve hizmet alımlarına ilişkin harcamaları ifade eder. Nakdi sponsorluk ise sponsor tarafından sponsorluğu alana yapılan parasal ödemelerdir.</p>
<p><strong>Nakdi ödemede belge düzeni</strong></p>
<p>Sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum ve kuruluşlara sponsorlarca nakdi bir destekte bulunulması ve bu desteğin de hizmeti alanlar adına açılmış bir banka hesabına yatırılmış olunması durumunda, sponsorlara yatırılan tutarlar için bankalar tarafından verilecek makbuz veya dekontun yapılan bağışın tevsik edici</p>
<p>belgesi olarak kabul edilmesi gerekir. Ancak, banka dekontu veya makbuzda paranın “sponsorluk amacıyla” yatırıldığına dair bir ifadeye yer verilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Söz konusu nakdi desteğin; sponsorluk hizmeti alanlara nakden elden teslim edilmiş olması halinde ise hizmeti alan kişi, kurum ve kuruluşlarca düzenlenecek alındı makbuzu, tevsik edici belge olarak kabul edilebilecektir.</p>
<p>Sponsorluğu alan kişi, kurum veya kuruluş tarafından gelir kaydedilen bu bedel, ferdi sporcular hariç, sponsorluğu alanın tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre harcanır ve belgeleri muhafaza edilir. Makbuz karşılığı olmaksızın yapılan sponsorluk harcamalarının mükelleflerce indirim olarak dikkate alınabilmesi mümkün değildir.</p>
<p><strong>Ayni Ödemede Belge Düzeni</strong></p>
<p>Desteğin ayni olarak yapılmış olunması durumunda;</p>
<p>- İşletmenin varlıklarından ayni olarak yapılan desteğin sponsorluk hizmetini alan kişi, kurum ve kuruluşlara teslim edilmesi halinde, teslimi yapılan değerler için fatura düzenlenmesi; faturada, teslimin sponsorluk maksatlı olduğuna, teslimi yapılan değerlerin cinsi, nev’i ve miktarına ilişkin olarak tereddüde mahal bırakmayacak bilgilere yer verilmesi; faturanın hizmeti alanlar adına düzenlenmiş olunması; faturanın arka yüzünün de hizmeti alan kişilere veya kanuni temsilcilerine imzalatılmış olunması,</p>
<p>- Ayni değerlerin, mükelleflerce dışarıdan sağlanarak sponsorluk hizmeti alanlara bağışlanmış olması durumunda da hizmeti alanlarca teslim alınacak bu değerler için alındı makbuzunun düzenlenmesi ve makbuzda, bağışlanan kıymetlerin değerlerinin, cinsinin, miktarlarının, adedinin vb. hususların tereddüde mahal bırakmayacak şekilde yer alması, gerekmektedir.</p>
<p>Ayrıca, mükellefler adına düzenlenmiş olan faturaların arka yüzünün de hizmeti alan kişi veya kanuni temsilcilere imzalatılmış olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Sponsorluk harcamalarında indirim uygulaması</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Açısından Sponsorluk Harcamaları 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-b bendinde yer alan sponsorluk harcamaları, diğer indirimler başlığı altında açıklanmış olup, madde hükmüne göre; “3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun ile 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının; sözü edilen kanunlar uyarınca amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50’si” kurumlar vergisi beyannamesinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından indirilebilir. Kurumlar tarafından yapılan sponsorluk harcamaları, yardımın yapıldığı tarihte kayıtlarda gider olarak dikkate alındığından, söz konusu harcamaların kurum kazancının tespitinde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınması ve kurum kazancının yeterli olması halinde, beyanname üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla ve kanundaki sırasıyla kurumlar vergisi matrahından indirilebilecektir.</p>
<p><strong>Profesyonel-Amatör spor dalı ayrımı</strong></p>
<p>7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun 45’inci maddesine göre amatör-profesyonel spor dalları ile ilgili belirleme yapılıncaya kadar mevcut düzenleme geçerli olacaktır.</p>
<p>Bu düzenlemeye göre;</p>
<p>- Türkiye Futbol Federasyonu tarafından sevk ve idare edilen Türkiye Süper Ligi, 1. Lig, 2. Lig ve 3. Ligler’de mücadele eden spor kulüplerine, sporculara ve bu liglerle sınırlı olmak üzere Türkiye Futbol Federasyonu’na yapılacak sponsorluk harcamaları profesyonel spor dalı,</p>
<p>- Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bağlı diğer tüm federasyonların sevk ve idare ettiği lig ve branşlarda (basketbol, voleybol, kürek, tenis, e-spor vs.) mücadele eden spor kulüplerine, sporculara ve federasyonlara yapılacak sponsorluk harcamaları amatör spor dalı, kapsamında değerlendirilecektir.</p>
<p><strong>Katma Değer Vergisi uygulaması</strong></p>
<p>Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1/1’inci maddesinde ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde Türkiye’de yapılan teslim ve hizmetlerin KDV’nin konusunu oluşturduğu, 17/2-b maddesinde ise 17/1’inci maddesinde sayılan, genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere, köylere, bunların teşkil ettikleri birliklere, üniversitelere, döner sermayeli kuruluşlara, kanunla kurulan kamu kurum ve kuruluşlarına, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına, siyasî partiler ve sendikalara, kanunla kurulan veya tüzelkişiliği haiz emekli ve yardım sandıklarına, kamu menfaatine yararlı derneklere, tarımsal amaçlı kooperatiflere ve Bakanlar Kurulu’nca vergi muafiyeti tanınan vakıflara bedelsiz olarak yapılan her türlü mal teslimi ve hizmet ifalarının katma değer vergisinden istisna olacağı hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>Aynı şekilde Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29/1’inci maddesinde, mükelleflerin yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan KDV’den, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça, faaliyetlerine ilişkin olarak kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen KDV’yi indirebilecekleri, 30/a maddesinde ise vergiden istisna edilmiş malların teslimi ve hizmet ifasıyla ilgili alış vesikalarında gösterilen veya bu mal ve hizmetlerin maliyetleri içinde yer alan KDV’nin, 30/d maddesinde ise gelir ve kurumlar vergisi kanunlarına göre kazancın tespitinde indirimi kabul edilmeyen giderler dolayısıyla ödenen katma değer vergisinin indirim konusu yapılamayacağı hükme bağlanmıştır.</p>
<p>Buna göre, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/1’inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlara sponsorluk sözleşmesi kapsamında yapılacak olan bedelsiz mal teslimi ve hizmet ifaları katma değer vergisinden istisna olup, söz konusu mal teslimi ve hizmet ifaları nedeniyle yüklenilen katma değer vergisinin, Katma Değer Vergisi Kanununun 30 uncu maddesi uyarınca indirimi mümkün değildir.</p>
<p>İndirimi mümkün olmayan bu verginin ise kurumlar vergisi kazancının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınması mümkündür.</p>
<p>Öte yandan, Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 17/1’inci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlar dışındakilere sponsorluk kapsamında yapılan mal teslimi ve hizmet ifaları genel hükümler çerçevesinde KDV’ye tabi olup, bu harcamalar dolayısıyla yüklenilen vergilerin de Katma Değer Vergisi Kanununun 29/1 inci maddesi uyarıca indirim konusu yapılması mümkündür.</p>
<p>Ayrıca, sponsorluk sözleşmesi kapsamında yapılan nakdi bağışlar ise Katma Değer Vergisi’nin konusuna girmediğinden KDV’ye tabi olmayacaktır.</p>
<p>KDV mükellefi olan gerçek veya tüzel kişiler, KDV mükellefiyeti olmayan amatör spor kulüplerine, oyuncularının formalarında gösterilmek suretiyle ve bunlara benzer şekillerde reklâm vermektedirler. Bu şekilde reklâm verme işlemleri ile ilgili KDV, reklâm hizmetini alan KDV mükellefleri tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilecektir.</p>
<p>Öte yandan, profesyonel spor kulüpleri (şirketleşenler dahil), sponsorluk yoluyla veya reklâm almak (reklam alanları ve panolarının kiralanması dahil) suretiyle reklâm gelirleri elde etmekte olup, spor kulüplerinin genel oranda KDV’ye tabi olan bu gelirlerine konu işlemleri nedeniyle hesaplanan KDV’nin (9/10)’u hizmeti alanlar tarafından tevkifata tabi tutulacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sponsorluk-harcamalarinin-indirimi-90253</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sponsorluk harcamalarının indirimi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-yili-butcesine-iliskin-temel-ekonomik-buyuklukler-90252</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2027 yılı bütçesine ilişkin temel ekonomik büyüklükler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkezi yönetim bütçesinde 2027 yılı için 27,3 trilyon TL gider, 23,4 trilyon TL gelir ve 3,87 trilyon TL açık öngörülüyor. Bütçenin yarısından fazlasını oluşturan cari transferler ve faiz giderleri harcamaların niteliğini tartışmaya açarken, vergi gelirlerinde beklenen artışın ekonomik koşullarla ne ölçüde örtüştüğü de soru işareti yaratıyor.</strong></p>
<p>Merkezi yönetim (bakanlıklar, üniversiteler vb.) kapsamındaki kamu idarelerine ilişkin 2027 yılı merkezi yönetim bütçe kanunu teklifi 16 Ekim 2026 tarihinde Cumhurbaşkanlığı tarafından TBMM’ye sunulmuştur. Söz konusu bütçe teklifi; bütçe gelirleri, bütçe giderleri ve gelir ile gider arasındaki farkın finansmanını (borç) ihtiva etmektedir. Söz konusu bütçeye ilişkin bazı kalemler irdelenmeye değer bulunmaktadır.</p>
<ol>
<li><strong> Bütçe dengesi</strong></li>
</ol>
<p>2027 yılı merkezi yönetim bütçe giderleri ve gelirleri ile bütçe dengesine ilişkin veriler aşağıdaki tabloda gösterildiği şekildedir.</p>
<table width="489">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="489">
<p><strong>Tablo 1: 2027 yılı bütçe dengesi</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="164">
<p><strong>Bütçe kalemi</strong></p>
</td>
<td colspan="2" width="235">
<p><strong> Tutarı (Bin TL)</strong></p>
</td>
<td rowspan="2" width="90">
<p><strong>Değişim Oranı (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p><strong>2026 Yılı</strong></p>
</td>
<td width="117">
<p><strong>2027 Yılı</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="164">
<p>Bütçe giderleri (Net)</p>
</td>
<td width="117">
<p>18.978.815.484</p>
</td>
<td width="117">
<p>27.276.087.071</p>
</td>
<td width="90">
<p>43,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="164">
<p>Bütçe gelirleri (Net)</p>
</td>
<td width="117">
<p>16.266.122.685</p>
</td>
<td width="117">
<p>23.408.000.000</p>
</td>
<td width="90">
<p>43,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="164">
<p><strong>Bütçe dengesi (Açığı)</strong></p>
</td>
<td width="117">
<p><strong>2.712.692.799</strong></p>
</td>
<td width="117">
<p><strong>3.868.087.071</strong></p>
</td>
<td width="90">
<p><strong>42,6</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tabloda görüldüğü üzere, 2027 yılında merkezi yönetim bütçe giderlerinin yaklaşık olarak 27 trilyon TL, bütçe gelirlerinin yaklaşık olarak 23 trilyon TL ve bütçe açığının ise yaklaşık olarak 4 trilyon TL tutarında gerçekleşmesi öngörülmektedir. 2026 yılına kıyasla 2027 yılı merkezi yönetim bütçesinde öngörülen artış oranı yaklaşık olarak % 44 olup, söz konusu artış oranı 2027 yılına ilişkin öngörülen enflasyon oranının (%30,6) oldukça üzerinde bulunmaktadır. Bu durum, aşağıda bütçe giderlerinin yapısına ilişkin bölümde de açıkladığımız üzere 2027 yılına ilişkin seçim ekonomisine işaret etmektedir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Bütçe giderleri</strong></li>
</ol>
<p><strong>2.1. Ekonomik sınıflandırma bazında bütçe giderleri</strong></p>
<p>Ekonomik sınıflandırma bazında 2027 yılı merkezi yönetim bütçe giderlerine ilişkin veriler aşağıdaki tabloda gösterildiği şekildedir.</p>
<table width="586">
<tbody>
<tr>
<td colspan="6" width="586">
<p><strong>Tablo 2: Ekonomik sınıflandırma bazında 2027 yılı bütçe giderleri</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p> </p>
</td>
<td colspan="2" width="219">
<p><strong>Tutarı (1000 TL)</strong></p>
</td>
<td colspan="2" width="104">
<p><strong>Bütçe içindeki payı (%)</strong></p>
</td>
<td rowspan="2" width="113">
<p><strong>2026-2027 dönemi Değişim oranı (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p><strong>Harcama kalemi</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>2026 yılı</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>2027 yılı</strong></p>
</td>
<td width="47">
<p><strong>2026 yılı</strong></p>
</td>
<td width="57">
<p><strong>2027 yılı</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Personel giderleri</p>
</td>
<td width="109">
<p>4.907.308.940</p>
</td>
<td width="109">
<p>6.318.533.606</p>
</td>
<td width="47">
<p>25,9</p>
</td>
<td width="57">
<p>33,3</p>
</td>
<td width="113">
<p>28,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri</p>
</td>
<td width="109">
<p>599.691.060</p>
</td>
<td width="109">
<p>798.466.394</p>
</td>
<td width="47">
<p>3,2</p>
</td>
<td width="57">
<p>4,2</p>
</td>
<td width="113">
<p>33,1</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Mal ve hizmet alım giderleri</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.249.567.875</p>
</td>
<td width="109">
<p>2.184.276.610</p>
</td>
<td width="47">
<p>6,6</p>
</td>
<td width="57">
<p>11,5</p>
</td>
<td width="113">
<p>74,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Faiz giderleri</p>
</td>
<td width="109">
<p>2.741.656.000</p>
</td>
<td width="109">
<p>3.975.000.000</p>
</td>
<td width="47">
<p>14,4</p>
</td>
<td width="57">
<p>20,9</p>
</td>
<td width="113">
<p>45,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Cari transferler</p>
</td>
<td width="109">
<p>6.870.793.847</p>
</td>
<td width="109">
<p>10.240.061.607</p>
</td>
<td width="47">
<p>36,2</p>
</td>
<td width="57">
<p>54,0</p>
</td>
<td width="113">
<p>49,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Sermaye giderleri</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.312.319.173</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.854.782.548</p>
</td>
<td width="47">
<p>6,9</p>
</td>
<td width="57">
<p>9,8</p>
</td>
<td width="113">
<p>41,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Sermaye transferleri</p>
</td>
<td width="109">
<p>525.369.037</p>
</td>
<td width="109">
<p>750.372.353</p>
</td>
<td width="47">
<p>2,8</p>
</td>
<td width="57">
<p>4,0</p>
</td>
<td width="113">
<p>42,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Borç verme</p>
</td>
<td width="109">
<p>397.083.301</p>
</td>
<td width="109">
<p>612.952.173</p>
</td>
<td width="47">
<p>2,1</p>
</td>
<td width="57">
<p>3,2</p>
</td>
<td width="113">
<p>54,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p>Yedek ödenekler</p>
</td>
<td width="109">
<p>375.026.251</p>
</td>
<td width="109">
<p>541.641.780</p>
</td>
<td width="47">
<p>2,0</p>
</td>
<td width="57">
<p>2,9</p>
</td>
<td width="113">
<p>44,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="150">
<p><strong>TOPLAM</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>18.978.815.484</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>27.276.087.071</strong></p>
</td>
<td width="47">
<p><strong>100,0</strong></p>
</td>
<td width="57">
<p><strong>100,0</strong></p>
</td>
<td width="113">
<p><strong>43,7</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Söz konusu tabloda hem bütçe giderleri içindeki payı hem de 2026 yılına kıyasla artış oranı bakımından en dikkat çekici gider kalemi cari transferlerdir.</p>
<p>Cari transferler; Devletin karşılığında herhangi bir şey almadığı halde yaptığı giderleri ifade etmektedir. Sosyal yardımlar, KİT’lerin görev zararları, gelirlerden ayrılan paylar ile kamu kurumlarının finansman açıkları için söz konusu kurumlara yapılan parasal aktarmalar cari transferlerin en belirgin örnekleridir.</p>
<p>2027 yılında cari transferlerin yaklaşık olarak 10 Trilyon TL düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Söz konusu rakam bütçenin yarısından fazlasını oluşturmakta olup, 2026 yılına kıyasla %49 oranındaki bir artışa işaret etmektedir.</p>
<p>Söz konusu artış oranı bütçe giderlerindeki artış oranının üzerinde bulunmaktadır.</p>
<p>Cari transferler kalemindeki söz konusu artışın nedenlerini anlamak için cari transfer kalemlerine ilişkin rakamların ilgili olduğu kamu idarelerinin irdelenmesi gerekmektedir.</p>
<table width="539">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3" width="539">
<p><strong>Tablo 3: Kurumsal bazda cari transfer harcamaları</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p><strong>Kurum</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>Tutarı </strong></p>
<p><strong>(1000 TL)</strong></p>
</td>
<td width="113">
<p><strong>Cari transfer harcamaları içindeki payı (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>6.692.769.872</p>
</td>
<td width="113">
<p>48,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>2.387.870.935</p>
</td>
<td width="113">
<p>17,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>505.270.406</p>
</td>
<td width="113">
<p>3,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>343.778.341</p>
</td>
<td width="113">
<p>2,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>308.655.532</p>
</td>
<td width="113">
<p>2,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="317">
<p>Gençlik ve Spor Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>306.812.161</p>
</td>
<td width="113">
<p>2,2</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tabloda görüldüğü üzere, cari transfer harcamaları en çok Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer almaktadır. Bununla birlikte, cari transfer harcamalarının en çok Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinde yer alması bakanlığın kendi cari transfer giderlerinden değil, faiz giderleri, vergi gelirlerinden mahalli idarelere ayrılan paylar, KİT’lerin görev zararları ve kamu kurumlarının finansman açıkları için bu kurumlara yapılacak parasal aktarmaların söz konusu bakanlık bütçesi içinde yer almasından kaynaklanmaktadır.</p>
<p>Söz konusu transfer harcamalarının yüksek olması özellikle KİT’lerin görev zararları ve kamu kurumlarının finansman açıkları için bütçeden yapılan giderlerin ciddi oranda artmakta olduğuna işaret etmektedir.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bütçesinde yer alan transfer harcamaları ise SGK’nın görev zararları ve finansman açıkları için bu kuruma yapılacak parasal aktarmaları ifade etmektedir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Program (kamu hizmeti türü) ve kurumsal bazda bütçe giderleri </strong></li>
</ol>
<p>Program (kamu hizmeti türü) bakımından bütçede en fazla yer tutan gider kalemleri aşağıdaki tabloda gösterildiği şekildedir.</p>
<table width="548">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3" width="548">
<p><strong>Tablo 4: Program (kamu hizmeti türü) bazında bütçe giderleri</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p><strong>Programlar</strong></p>
</td>
<td width="112">
<p><strong>Tutar (Bin TL)</strong></p>
</td>
<td width="76">
<p><strong>Bütçe İçindeki Payı (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Hazine Varlıklarının ve Yükümlülüklerinin Yönetimi</p>
</td>
<td width="112">
<p>4.530.105.298</p>
</td>
<td width="76">
<p>16,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Sosyal Güvenlik</p>
</td>
<td width="112">
<p>2.887.445.846</p>
</td>
<td width="76">
<p>10,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmesi</p>
</td>
<td width="112">
<p>2.386.863.121</p>
</td>
<td width="76">
<p>8,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Ulusal Savunma ve Güvenlik</p>
</td>
<td width="112">
<p>2.180.183.814</p>
</td>
<td width="76">
<p>8,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Tedavi Edici Sağlık</p>
</td>
<td width="112">
<p>1.539.469.928</p>
</td>
<td width="76">
<p>5,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Temel Eğitim</p>
</td>
<td width="112">
<p>1.285.922.613</p>
</td>
<td width="76">
<p>4,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Toplum Güvenliği</p>
</td>
<td width="112">
<p>1.162.506.559</p>
</td>
<td width="76">
<p>4,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Yükseköğretim</p>
</td>
<td width="112">
<p>909.849.491</p>
</td>
<td width="76">
<p>3,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="361">
<p>Yoksullukla Mücadele ve Sosyal Yardımlaşma</p>
</td>
<td width="112">
<p>833.309.915</p>
</td>
<td width="76">
<p>3,1</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tabloda görüldüğü üzere, program bazında en fazla harcama hazine varlıklarının ve yükümlülüklerinin yönetimi, yani faiz giderleri için öngörülmekte olup, söz konusu kalemi sırasıyla sosyal güvenlik, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, ulusal savunma ve güvenlik kalemleri izlemektedir.</p>
<p>Kurumsal bazda bakıldığına ise bütçeden en fazla pay alan kamu idareleri aşağıdaki tabloda gösterildiği şekildedir.</p>
<table width="472">
<tbody>
<tr>
<td colspan="3" width="472">
<p><strong>Tablo 5: Kurumsal bazda bütçe giderlerinin dağılımı</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p><strong>KURUM</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>Bütçe tutarı (1000 TL)</strong></p>
</td>
<td width="104">
<p><strong>Bütçe içindeki payı </strong>(%)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>14.988.903.972</p>
</td>
<td width="104">
<p>54,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>3.508.102.681</p>
</td>
<td width="104">
<p>12,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Milli Eğitim Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>3.470.463.176</p>
</td>
<td width="104">
<p>12,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Sağlık Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>2.903.244.681</p>
</td>
<td width="104">
<p>10,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Milli Savunma Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>2.065.956.684</p>
</td>
<td width="104">
<p>7,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.141.194.214</p>
</td>
<td width="104">
<p>4,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.068.434.823</p>
</td>
<td width="104">
<p>3,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Emniyet Genel Müdürlüğü</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.053.966.559</p>
</td>
<td width="104">
<p>3,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="259">
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı</p>
</td>
<td width="109">
<p>902.648.763</p>
</td>
<td width="104">
<p>3,3</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tabloda görüldüğü üzere, bütçe içinde en fazla payı Hazine ve Maliye Bakanlığı almakta olup, onu sırasıyla Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı izlemektedir.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinin bütçe içerisinde en fazla payı alması Bakanlığın kendi cari giderlerinden değil, faiz giderleri, vergi gelirlerinden mahalli idarelere ayrılan paylar, KİT’lerin görev zararları ve kamu kurumlarının görev zararları için bu kurumlara yapılacak parasal aktarmaların söz konusu bakanlık bütçesi içinde yer almasından kaynaklanmaktadır.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Bütçe Gelirleri</strong></li>
</ol>
<p>2027 yılı merkezi yönetim bütçe gelirlerine ilişkin veriler aşağıdaki tabloda gösterildiği şekildedir.</p>
<table width="565">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="565">
<p><strong>Tablo 6: 2027 yılı bütçe gelirleri</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td rowspan="2" width="274">
<p><strong>Bütçe geliri kalemi</strong></p>
</td>
<td colspan="2" width="227">
<p><strong> Tutarı bin TL)</strong></p>
</td>
<td rowspan="2" width="64">
<p><strong>Değişim oranı (%)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p><strong>2026 yılı</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>2027 yılı</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p><strong>I- Genel bütçe gelirleri (Net)</strong></p>
</td>
<td width="117">
<p><strong>16.036.855.210</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>23.149.879.000</strong></p>
</td>
<td width="64">
<p><strong>44,4</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p>Vergi gelirleri</p>
</td>
<td width="117">
<p>13.833.113.452</p>
</td>
<td width="109">
<p>19.906.044.000</p>
</td>
<td width="64">
<p>43,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p>Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri</p>
</td>
<td width="117">
<p>301.083.115</p>
</td>
<td width="109">
<p>440.991.000</p>
</td>
<td width="64">
<p>46,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p>Alınan bağış ve yardımlar ile özel gelirler</p>
</td>
<td width="117">
<p>103.150.750</p>
</td>
<td width="109">
<p>156.365.000</p>
</td>
<td width="64">
<p>51,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p>Faizler, paylar ve cezalar</p>
</td>
<td width="117">
<p>1.594.770.457</p>
</td>
<td width="109">
<p>2.336.663.000</p>
</td>
<td width="64">
<p>46,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p>Sermaye gelirleri</p>
</td>
<td width="117">
<p>202.827.014</p>
</td>
<td width="109">
<p>308.114.000</p>
</td>
<td width="64">
<p>51,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p>Alacaklardan tahsilat</p>
</td>
<td width="117">
<p>1.910.422</p>
</td>
<td width="109">
<p>1.701.000</p>
</td>
<td width="64">
<p>-11,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p><strong>II- Özel bütçe ve düzenleyici ve denetleyici kurum gelirleri (Net)</strong></p>
</td>
<td width="117">
<p><strong>229.267.475</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>258.121.000</strong></p>
</td>
<td width="64">
<p><strong>12,6</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="274">
<p><strong>Toplam gelirler (Net) (I + II) </strong></p>
</td>
<td width="117">
<p><strong>16.266.122.685</strong></p>
</td>
<td width="109">
<p><strong>23.407.999.000</strong></p>
</td>
<td width="64">
<p><strong>43,9</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tabloda görüldüğü üzere, 2027 yılında merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 23.4 trilyon düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmekte olup, söz konusu tutar 2026 yılı bütçe gelirlerine kıyasla yaklaşık olarak %44 oranındaki bir artışa işaret etmektedir. Söz konusu oran öngörülen enflasyonun (yaklaşık olarak %30) yaklaşık olarak yüzde 50 üzerinde bir artış anlamına gelmektedir. Özellikle vergi gelirlerinde enflasyon oranının oldukça üzerinde bir artış öngörülmesi ya yeni gelir (vergi vb.) kalemlerinin ihdas edileceği ya da mevcut gelir kalemlerinde tahakkuk ve tahsilatın arttırılacağına işaret etmektedir.</p>
<p>Ekonomik konjonktürdeki sıkıntılar nazara alındığında gelir kalemlerindeki söz konusu artışın çok gerçekçi olmadığı düşünülmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>2027 yılı bütçe giderlerindeki artış oranının öngörülen enflasyon oranının üzerinde olması seçim ekonomisine işaret ettiği gibi bütçe gelirlerindeki artış oranının enflasyon oranının üzerinde öngörülmesi ekonomik konjonktürle bağdaşmamaktadır. Öte yandan, bütçenin yarısından fazlasının herhangi bir mal ve hizmet alımı karşılığı olmayan giderlere (faiz giderleri, cari transferler vb.) tahsis edilmiş olması bütçenin kalitesini bozmaya devam etmektedir.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2027-yili-butcesine-iliskin-temel-ekonomik-buyuklukler-90252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027 yılı bütçesine ilişkin temel ekonomik büyüklükler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uc-buyuk-guc-orta-dogu-dunya-paylasilirken-orta-dogu-masada-mi-menude-mi-90251</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üç büyük güç, Orta Doğu; Dünya paylaşılırken Orta Doğu masada mı, menüde mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>- ABD, Rusya ve Çin arasında şekillenen yeni güç dengeleri, Ukrayna’dan İran’a, Tayvan’dan Orta Doğu’ya uzanan geniş bir coğrafyada yeni pazarlıkların önünü açıyor. İsrail’in güvenlik doktriniyle belirginleşen üç eksenli bölgesel yapılanma, Türkiye için hem diplomatik fırsatlar hem de güvenlik ve ekonomi alanında yeni riskler barındırıyor.</strong></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın son bir ay içinde Rusya ve Çin liderleri ile yaptığı iki kritik görüşme çerçevesinde yeni küresel güç dengesi de şekilleniyor; Dünya, ABD, Rusya ve Çin arasında yeni bir güç paylaşımına sahne oluyor.</p>
<p>Washington, Moskova ve Pekin arasındaki rekabet yalnızca askerî ve ekonomik üstünlük mücadelesiyle sınırlı değil. Ülkelerin hangi bölgelerde etkili olacağı, hangi güvenlik sorunlarının öncelik kazanacağı ve hangi tavizlerin verileceği de bu mücadelenin parçası. Orta Doğu da elbette bu küresel dönüşümden nasibini alıp, ilginç şekilde yine üç ayrı güç eksenin şekillendiği bir döneme giriyor.</p>
<h2>Büyük pazarlık masası, Trump, Putin ve Şi…</h2>
<p>Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in danışmanı Yuri Uşakov Rus, Amerikalı ve Çinli liderler arasında üçlü bir görüşme yapılabileceğinin ilk işaretini verdi. Uşakov, liderlerin APEC zirvesine katılım koşulları oluşursa bir araya gelebileceğini, aksi durumda ikili görüşmelerin yapılabileceğini belirtti. Üçlü zirve yapılsa da, yapılmasa da gidişat belli oldu; Çin, Rusya ve ABD, eğer anlaşabilirlerse, kısa vadede kendi ikili anlaşmazlıklarını kenara koyup, farklı bölgelerdeki krizler üzerinden ya kozlarını paylaşacak, da ya uzlaşmaya varacak.</p>
<h2>Ukrayna, Tayvan ve İran masada…</h2>
<p>Trump yönetiminin Rusya’ya yönelik son politikası, bu olası güç paylaşımının nasıl işleyebileceğine ilişkin önemli ipuçları sunuyor;</p>
<p>Ukrayna krizi nedeniyle Avrupa Birliği Rusya ile neredeyse tüm enerji işbirliğini kesip, Moskova’ya yaptırım üzerine yaptırım uygularken, Putin’le yaptığı son telefon görüşmesinin ardından Trump, ülkesinin Rusya’dan benzin ve dizel ithal edeceğini açıkladı. Trump bununla da kalmadı. Ukrayna’dan Rus enerji tesislerine yönelik saldırıları durdurmasını istedi, Ukrayna’nın Rusya’ya saldılar için kullandığı dronları için kritik önemdeki uzay tabanlı internet hizmetine kısıtlamalar getirdi, hatta Kiev yönetimine veriler Amerikan istihbaratını kesebileceği tehdidinde bulundu. Trump’ın Moskova’ya verdiği bu tavizlerin karşılığında Putin’den tam olarak “ne istediği” ise hala bir “sır.”</p>
<p>Ancak Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un apar topar İran’a gitmesi, bu “sırrın” İran’la bağlantılı olabileceğini düşündürüyor. Yaklaşan ara seçimlerin gölgesinde izlediği İran politikası ABD’de yerden yere vurulan Trump, bir çıkış arıyor. Bu “çıkış” için de İran’ın en önemli müttefiklerinden Putin’in desteği kritik önemde. Lavrov’un Tahran’a bir an önce ABD ile barış masasına oturma telkininde bulunma ihtimali, aksi halde Moskova’nın desteğinin kesilebileceği telkininde bulunması ihtimal dışı değil.</p>
<p>İran’ın ABD’ye kök söktürdüğü savaşta bir başka kritik destekçisi ise Çin; Trump’ın geçen ay Washington’da Çinli Lider Şi ile yaptığı yüz yüze görüşmede, yine Tahran’ın “yola getirilmesi” yönünde destek talep etmiş olması da ihtimaller arasında. Elbette buna karşılık Çin’e ABD tarafından verilebilecek en büyük “taviz” ise Tayvan üzerinden olacaktır. Nitekim Trump da bunu yaptığı ve Tayvan’a söz verdiği yaklaşık 14 milyar dolarlık silah sistemlerinin gönderilme takvimini dondurduğu iddiası uluslararası basında dillendirilmeye başladı.</p>
<p>Kısacası, küresel dünyadaki “büyük güç paylaşımı”, Ukrayna, İran ve Tayvan’ın adeta “menü” olduğu bir masada devam etmekte…</p>
<h2>Orta Doğu’nun üç ekseni</h2>
<p>Küresel dünyada pazarlıklar son dönemde üç kritik ülke, ABD, Çin ve Rusya arasındaki pazarlıklara odaklanırken, yeni Orta Doğu’nun da üç ana eksen üzerinden şekillenmeye başlaması şaşırtıcı değil elbette.</p>
<p>İsrail Başbakanı Netenyahu, kendisi için siyaseten “ölüm-kalım” savaşına dönüşen ülkesindeki seçimlere 10 günden az kala açıkladığı yeni “güvenlik doktrininde” bu üç eksenli Orta Doğu haritasını somuta indirgedi.</p>
<p>Netenyahu’nun yeni güvenlik doktrinini açıklarken sergilediği haritadaki “ilk ekseni” Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan gibi ülkelerin öne çıktığı “Sünni eksen” oluşturuyor. İkinci eksen, İran ve onun Irak, Lübnan ve Yemen’deki ortakları etrafında şekilleniyor. Üçüncü eksen ise İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir ortaklık ağına, Hindistan ve Yunanistan gibi bölge dışı aktörlerle gelişen ilişkilere dayanıyor.</p>
<p>Bu harita, resmî ve bağlayıcı askerî ittifakların kesin bir tasnifi değil. Buna rağmen haritanın siyasi mesajı açık:</p>
<p>İsrail, İran’ı temel tehdit olarak görmeye devam ederken Türkiye’nin artan bölgesel etkisini de güvenlik hesabının içine yerleştiriyor. Böylece Orta Doğu’daki rekabet yalnızca İran ile İsrail arasındaki mücadeleden ibaret olmaktan çıkıyor.</p>
<p>Netanyahu’nun yeni güvenlik doktrininde Türkiye’yle ilişkilendirilen “Müslüman Kardeşler ekseni”nin tehdit olarak tanımlanması da Ankara açısından “alarm verici” olmalı. Belli ki İsrail Başbakanı, eğer yaklaşan seçimlerde de koltuğunu koruyabilirse, Türkiye’yi tüm dünyaya “tehdit” gibi sunmaya çalışacak.</p>
<p>İsrail Başbakanı’nın Türkiye’yi “küresel tehdit” listesine dahil eden bu söylemini, ABD-İsrail ilişkilerinin geleceğine dair açıklamalarıyla da birlikte okumak gerek. İki yıl içinde ABD’de İsrail’e son derece mesafeli bir başkanın göreve gelebileceği ihtimaline dikkat çeken Netenyahu’nun Washington’la ilişkileri korumanın yanı sıra alternatif ittifaklar geliştirilmesi gerektiğini söylemesi önemli. Trump-Erdoğan yakınlaşmasının kendisini ne kadar rahatsız ettiği malum; ABD’de kendisine çok daha mesafeli yeni bir yönetim gelmesi halinde, belli ki Hindistan gibi, Yunanistan ya da Kıbrıslı Rumlar, hatta Fransa gibi müttefiklerden medet ummaya başlamayı planlıyor Netenyahu.</p>
<p>Netenyahu’nun son açıklamaları şunu gösteriyor; Orta Doğu’daki üç eksenli yapılanma sadece askerî tehditlerden kaynaklanmıyor. Bölge ülkeleri gelecekte büyük güçlerin öncelikleri değiştiğinde yalnız kalmamak için yeni ortaklıklar kurmaya çalışıyor.</p>
<h2>Türkiye’nin önündeki fırsatlar ve riskler…</h2>
<p>Türkiye, bu yeni denklemde önemli bir konuma sahip... NATO üyeliği, Rusya ve Ukrayna’yla ilişkileri, Suriye’deki rolü, Körfez ülkeleriyle ekonomik bağları ve Asya’yla gelişen ilişkileri Ankara’ya farklı güç merkezleri arasında hareket alanı sağlıyor.</p>
<p>Ancak bu konum, otomatik olarak stratejik üstünlük anlamına gelmiyor. Büyük güçler arasında olası bir uzlaşmanın Türkiye’nin çıkarları dikkate alınmadan şekillenmesi, Ankara’nın bölgesel hareket alanını daraltabilir. Özellikle Suriye’nin geleceği, İran’ın bölgesel konumu ve İsrail’in yeni güvenlik doktrini, Türkiye’nin doğrudan etkileneceği başlıklar arasında.</p>
<p>İran’ın zayıflatılması veya Rusya’nın Tahran’a desteğinin sınırlandırılması, Orta Doğu’daki güç dengesini değiştirebilir. Bu durum Türkiye’ye bazı alanlarda diplomatik fırsatlar sunarken sınır güvenliği, bölgesel istikrarsızlık ve İsrail’in askerî hareket alanının genişlemesi bakımından yeni riskler de yaratabilir.</p>
<p>Ankara’nın önündeki temel tercih, kendisini bu eksenlerden birine bütünüyle bağlamak yerine diplomatik seçeneklerini korumak olmalı. Türkiye’nin bölgesel ağırlığını sürdürebilmesi, yalnızca askerî kapasitesine değil, farklı aktörlerle ilişkilerini yönetebilmesine ve ekonomik bağlarını güçlendirmesine de bağlı.</p>
<p>Türkiye açısından bir başka büyük risk de, geleneksel dış politikasının ve ekonomisinin yönlendiği Avrupa ile “özel ilişkilerini” kaybetme ihtimali; Avrupa Birliği’nin son “Made in Europe” hazırlıklarında Türkiye’yi dışlama yoluna girmesi, özel sektöründen tüm kamu kurumlarına kadar Türkiye’yi Avrupa güvenlik denklemine, SAFE programına dahil etme çabalarının bir türlü olumlu sonuç vermemesi gerçekten endişe verici.</p>
<p>Yine Azerbaycan’dan gelen bir görüntü de Türkiye’nin “riskleri” hanesine yazılacak kadar ciddi; Bakü’deki son CICA</p>
<p>Kısacası Türkiye açısından mesele, üçe bölünen bir dünyanın veya Orta Doğu’nun hangi tarafında yer alacağı sorusundan daha geniş; Asıl mesele, yeni düzen kurulurken kendi güvenlik ve ekonomik çıkarlarını koruyabilmek ve kararların alındığı masada söz sahibi olmak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uc-buyuk-guc-orta-dogu-dunya-paylasilirken-orta-dogu-masada-mi-menude-mi-90251</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/1/1280x720/57-1792644782.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üç büyük güç, Orta Doğu; Dünya paylaşılırken Orta Doğu masada mı, menüde mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/faiz-indiriminin-gecerli-bir-gerekcesi-var-mi-90250</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faiz indiriminin geçerli bir gerekçesi var mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugün piyasa katılımcıları Merkez Bankası’ndan 100 baz puanlık bir faiz indirimi bekliyorlar. İyi de, bugünkü konjonktürde böyle bir indirimin gerekçesi ne olabilir?</p>
<p>- Çekirdek enflasyonda ve enflasyon eğiliminde görülen bariz bir azalma mı?</p>
<p>- Enflasyon beklenti anketlerinde görülen bir düşüş mü?</p>
<p>- Enerji fiyatlarındaki geri çekilme mi?</p>
<p>- Ekim ayında aylık enflasyonun beklentilerin altında gelecek olması mı?</p>
<p>- Uygulanmaya çalışılan politikanın (dezenflasyonist etki yapması için) GSYH’de öngörüldüğünden daha hızlı bir gerileme yaratmış olması mı?</p>
<p>- Döviz rezervleri ve cari açıktaki gelişmelerin sıcak para ihtiyacını azaltmış olması mı?</p>
<p>- Tasarruf sahibinin dolarizasyon (ve altınizasyon) eğiliminde görülen kalıcı bir düşüş mü?</p>
<p>- Dünyada faiz oranlarının gerilemesi mi?</p>
<p>- Sıkışan piyasaları rahatlatıcı bir önlem olarak mı?</p>
<p>Şimdi faiz indirimini haklı çıkarabilecek bu nedenleri tek tek inceleyelim:</p>
<p>- Eylül enflasyonu sonrasında MB’nin Aylık Fiyat Gelişmeleri raporundaki ana eğilim göstergeleri grafiği son 3 aylık ortalamalara göre aylık enflasyon eğiliminde yaklaşık %2,2’den %1,8’e bir düşüşü işaret etmekte. Açıkçası faiz indirimini az da olsa gerekçelendirebilecek tek veri de bu.</p>
<p>- Beklenti anketlerine baktığımızda ise piyasa katılımcılarının bu ay 12 ay sonrası TÜFE beklentilerini %23,7’den %23,89’a çıkardıkları görülüyor! Hane halklarının 12 ay sonrası beklentileri ise %45.6 ile yüksek kalmaya devam etmekte.</p>
<p>- Enerji fiyatlarında ise değil geri çekilme, artış devam ediyor. Dün itibarıyle Brent petrol fiyatı 110 doların üstüne çıkmış durumdaydı. Fiyatların, en azından ABD ara seçimleri sonrasına kadar yüksek kalacağı kesin gibi.</p>
<p>- Ekim ayı enflasyon beklentileri %2,7 civarında. Bu 12 aylık manşet enflasyonu daha da yukarı taşıyacak bir seviye. Son 2 ayda bir mucize olmaz ise, bu sene TÜFE %30’un üzerinde kalacak.</p>
<p>- Dezenflasyonist politikanın ekonomide hedeflenen soğutmayı yarattığını söylemek de zor. Kapasite kullanım oranları son 2 aydır artmakta. Öte yandan, Fonzi krizinin ekonomide daraltıcı bir etki yapma ihtimali de söz konusu. Ancak bu etkinin seviyesini bugünden hesaplamak çok zor.</p>
<p>- Fonzi krizi sonrasında döviz rezervlerinde beklenen ölçüde bir azalma olmadı. Ben azalmayı yaklaşık 10 milyar dolar kadar tahmin ediyorum. Ancak kriz kısa sürede çözülse bile, taze sıcak para gelmek için daha yüksek bir reel getiri talep edecektir. Enerji fiyatlarının bu seviyelerde gitmesi durumunda da sene sonuna kadar cari açık üzerinde 7-8 milyar dolar daha ek baskı oluşacaktır.</p>
<p>- Şimdilik tasarruflarda belirgin bir dolarizasyon eğilimi oluşmadı. Ancak faiz indirimi sonrasında (bir de üstüne kur artışları da hızlandırılırsa) kur-faiz makası iyice daralacak, ve bu durum yerli yatırımcının portföy dağılımını döviz ve altına yöneltmesine sebep olabilecektir. Net mevduat faizi getirisini dövize göre değil de, manşet enflasyona göre hesapladığımızda da yıllık getiri uzun süreden beri ilk defa %5’in altına düşmüş olacak. Piyasalarda güven duygusunun azaldığı böyle bir dönemde oldukça riskli bir oyun.</p>
<p>- Değil dünyada faiz oranlarını gerilemesi, aksine artan enerji fiyatları karşısında 3 büyük merkez bankasının sene sonuna kadar 25’er baz puan daha artışa gitmesi bekleniyor. (Arz yönlü fiyat artışları karşısında faiz artırmak doğru çözüm mü, o çok tartışılır. Ama realite de bu.) Hal böyle iken, bizim faiz düşürmemiz sorgulanacaktır.</p>
<p>- Merkez bankalarının faiz politikası yoluyla yapacakları gevşemenin etkili olması için piyasaların devamı gelecek olan bir indirim patikasının başladığına ikna olması gerekir. Bunun için de önümüzdeki aylarda manşet enflasyonda belirgin kademeli düşüşlerin görülmesi lazım ki şu anda böyle bir senaryo mümkün gözükmüyor. Gerisi gelmeyecek olan 100 baz puanlık bir indirimin etkisi çok zayıf kalır. Öte yandan, kredi-mevduat faiz marjı da neredeyse 10 puana yaklaşarak aşırı yükselmiş durumda. Bu maliyetle ezilen ve nakite sıkışan sektörlere kamu bankaları kanalıyla yönlendirilmiş kredi temin edilmesi daha etkili olacaktır.</p>
<p>Görüldüğü gibi henüz politika faizlerinin düşürülmesi konusunda güçlü bir destekleyici gerekçe bulmak neredeyse imkansız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/faiz-indiriminin-gecerli-bir-gerekcesi-var-mi-90250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Faiz indiriminin geçerli bir gerekçesi var mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasasi-varliklarindaki-hareketlilik-90249</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sermaye piyasası varlıklarındaki hareketlilik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sermaye piyasalarında yaşanan fon krizi, yatırımcı sayısı ve portföy büyüklüklerinde ciddi gerilemelere yol açtı. Özellikle para piyasası ve serbest yatırım fonlarındaki milyarlarca liralık kayıplar, şirketlerin finansmana erişimi açısından yeni riskler doğururken yatırımcı güveninin yeniden kazanılması için adil ve şeffaf bir piyasa ortamının oluşturulması önem kazanıyor.</strong></p>
<p>Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) tarafından her ay periyodik olarak piyasa bülteni yayınlanmaktadır. 17 Eylül tarihinde yatırım fon piyasasına yönelik Sermaye Piyasası Kurumu (SPK) tarafından alınan fonlara yönelik tasfiye kararının ardından geçen 2 haftalık sürede yatırımcılar ve piyasalar nezdinde yaşanan ilk gelişmeleri özetleyen bir çalışma olması sebebi ile bu haftaki yazımda bülten içeriğini sizlere kısaca aktarmak istedim.<a href="#_edn1" name="_ednref1"><strong>[i]</strong></a> Önümüzdeki ay içerisinde yayınlanacak olan Ekim ayına ilişkin rapor fon ve hisse senedi dolandırıcılığına yönelik daha net bir resim göstereceğini de şimdiden söylemem gerekiyor.</p>
<p>Eylül sonu itibarıyla Türkiye’de <strong>39 milyon</strong> yatırımcı bulunurken bakiyeli yatırımcı sayısı <strong>13 milyon</strong> şeklindedir. Kayıtlı yatırımcı sayısında yıllık değişim %4 iken, bakiyeli yatırımcı sayısındaki değişim %24 düzeyindedir.</p>
<p>Hisse senedi piyasasında toplam <strong>6.7 milyon</strong> yatırımcı yer almaktadır. Bu yatırımcıların hisse senedi toplam portföy değeri <strong>17.5 trilyon TL</strong> tutarındadır. Ağustos ayı sonuna göre hisse senedi yatırımcı sayısında 110 Bin civarında azalış, toplam portföy değerinde ise <strong>5.3 trilyon TL</strong> miktarında önemli bir kayıp gerçekleşmiştir. Yatırımcı sayısındaki ve portföy değerlerindeki azalışın büyük bir bölümü bireysel küçük yatırımcı kesiminden gelmektedir. Zira BİST bünyesindeki bireysel yatırımcı toplamı 6,7 milyon iken, kurumsal yatırımcı hesap miktarı yaklaşık 15 bin şeklindedir.</p>
<p>BİST’teki hisse senedi sahiplik oranları içerisinde yerli/yabancı dağılımına baktığımızda karşımıza şöyle bir durum çıkmaktadır. <strong>Yerli yatırımcı oranı %63</strong> iken <strong>yabancı yatırımcı oranı %37</strong> düzeyindedir. Ancak yaz aylarında %68 düzeyine kadar yükselen yerli yatırımcı düzeyinde yaşanan fon krizi ve genel piyasa koşullarındaki olumsuzluklar sebebi ile belirgin düzeyde bir gerileme gerçekleşmiştir. Yabancı yatırımcı miktarında ise uzun vadeli ortalamalara yakın seviyelerde hareket ettiğimizi söyleyebilirim.</p>
<p>Ayrıca SPK’nın 8 Eylül 2026 tarihli bülteniyle fiili dolaşımın nasıl hesaplanacağı yeniden düzenlendi. Yeni sistem 11 Eylül 2026 tarihinden itibaren uygulamaya alındı. Aynı kararla pay sahipliği açıklamalarının alt sınırı da <strong>%5’ten %3’e</strong> indirildi.</p>
<p>Fiili dolaşım oranı = Fiili dolaşımdaki pay adedi / Toplam pay adedi</p>
<p>Yukarıdaki formüle göre fiili dolaşımın dışında tutulan bir kişi, şirketin paylarına yalnızca doğrudan sahip olmayabilir. Aynı kişi bir serbest fonun katılma paylarını veya başka bir halka açık şirketin paylarını elinde tutarak ilgili şirkette dolaylı bir ekonomik paya sahip olabilir. SPK, bu dolaylı payın da kişinin sahiplik oranı ölçüsünde fiili dolaşımın dışında tutulmasını öngörüyor.</p>
<p>Hâlihazırda BİST genelinde hisse senedi fiili dolaşım oranı <strong>%27</strong> seviyesindedir.</p>
<p>Fon dolandırıcılığı olayının ortaya çıkmasından sonra yatırım fonu piyasasında önemli hareketler yaşanmaktadır. Yatırımcı sayısı bir önceki aya göre 20 Bin azalış kaydederken <strong>portföy değeri toplamında bir aylık yaşanan düşüş</strong> <strong>1.7 trilyon TL</strong> düzeyindedir. Ağustos sonunda <strong>10.9 trilyon TL</strong> toplam portöy değerine kadar yükseliş gerçekleştiren piyasa geçen 1 ayın sonunda <strong>9.2 trilyon TL’ye</strong> kadar hızlı bir gerileme yaşamıştır.</p>
<p>Yatırımcı sayıları bakımından dağılım ise şöyledir. <strong>Bireysel fon yatırımcısı</strong> toplamı <strong>5,7 milyon</strong> iken <strong>kurumsal fon yatırımcısı</strong> toplamı <strong>220 Bin</strong> şeklindedir. Yaşanan süreçte en problemli varlık sınıfını oluşturan hisse senedi yoğun fon piyasasındaki gelişmeler de şu şekildedir. Yatırımcı sayısında bir ay sonunda <strong>770 binden 604 bine</strong> doğru yaklaşık <strong>166 bin adet</strong> hesap sayısında azalış gerçekleşmiştir. Toplam portföy değerlerinde ise bir ayın sonunda <strong>131 milyar TL</strong> tutarında bir düşüş yaşandığını görmekteyiz.</p>
<p>Katılım fon piyasasında önemli bir değişim gerçekleşmemiştir. Bu piyasada 1 ay sonunda toplam 795 Bin olan yatırımcı miktarında sadece 3.165 adet yatırımcı azalışı söz konusudur. Katılım fonlarının toplam portföy değerlerinde ise sadece 24 milyar TL tutarında bir düşüş yaşandığını görmekteyiz.</p>
<p>Tasfiye sürecinin en başından bugüne kadar paralarının geri ödenmesindeki zamanlama ve oranlar konusunda kamuoyunda en çok tartışılan varlık sınıfı olan para piyasası fonlarındaki durum ise şu şekildedir. Ağustos sonunda <strong>3.4 milyon</strong> olan <strong>yatırımcı sayısı</strong> 140 Bin azalış ile <strong>3.3 milyon</strong> yatırımcıya gerilemiştir. Toplam portföy değerinde ise <strong>2 trilyon TL’den 1.4 trilyon TL’ye</strong> doğru yaklaşık <strong>600 milyar TL</strong> tutarında bir gerileme yaşanmıştır.</p>
<p>131 adet yatırım fonu tasfiyesi aşamasında en problemli bölümü oluşturan serbest yatırım fon piyasasındaki son gelişmeler de şu şekildedir. 1 yıl öncesinde <strong>574 bin</strong> olan <strong>serbest yatırım fon yatırımcı toplamı</strong> Ağustos sonunda <strong>637 bin</strong> yatırımcıya kadar yükseldikten sonra Eylül ayı sonunda <strong>560 bin</strong> yatırımcıya kadar bir gerileme olduğunu görmekteyiz. Bu fonlardan yaklaşık 76 bin yatırımcı ayrılırken fonların toplam portföy değerlerinde <strong>1 trilyon TL</strong> kadar bir gerileme yaşanmıştır.</p>
<p>Borsa yatırım fonları (BYF) piyasası da katılım fon piyasası gibi yaşanan kriz ortamında piyasadan pek fazla etkilenmeyen bir diğer varlık sınıfını oluşturmaktadır. Yatırımcı sayısında 121 binden 119 bine doğru 2.7 binlik cüzzi bir gerileme yaşanırken toplam portföy değerinde 376 milyar TL’den 387 milyar TL’ye doğru bir yükseliş gerçekleştiğini görmekteyiz.</p>
<p>Para piyasası fonlarında gerçekleşen hızlı gerileme, portföy yönetim şirketlerinin yatırım fon portföylerinde yaşanmakta olan düşüş ve özel sektör borçlanma piyasasındaki 1-2 temerrüt vakası sebebiyle dikkatlerin bu piyasaya çevrilmesine neden olmuştur. Özel sektör borçlanma araçları piyasasında Ağustos ayında <strong>260 bin</strong> olan yatırımcı sayısı Eylül sonunda <strong>251 bin</strong> yatırımcıya gerilemiştir. Piyasanın toplam portföy değerinin <strong>1 trilyon TL</strong> olduğunu aylık gerilemenin 21 milyar TL düzeyinde olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>Fon piyasasındaki talep gerilemesinin bu piyasa üzerinden borçlanmakta olan şirketleri tekrar bankacılık sistemi üzerinden kredilendirmeye doğru yöneltmesini beklemekteyim. Ancak bu noktada özellikle kredibilitesi zayıf küçük reel sektör şirketlerinin bankalardaki kredi limitlerinin yetersiz olacağını göz önüne aldığımızda bu piyasada önümüzdeki aylarda belirgin bir daralma yaşanacağını da dikkate almak gerekmektedir. 2026 yılı başında <strong>500 Bine </strong>doğru yaklaşmakta olan yatırımcı sayısının bugünlerde <strong>%50’ye</strong> yakın bir miktarda gerileme kaydetmiş olması durumu bu piyasadan fonlananlar nezdinde ileride büyük bir sıkıntı yaratacağı aşikârdır.</p>
<p>Sonuç olarak sermaye piyasalarında yaşananlardan sonra kaybedilen rakamlar gelecekte elbette bir şekilde yaralar sarıldıktan sonra yerine konacaktır ancak tüm yatırımcılar için adil ve şeffaf bir yatırım iklimini tekrar oluşturmak üzere kaybedilen güvenin tekrar kazanılması için uzunca bir süre geçeceğini söylemek mümkündür.</p>
<p> </p>
<p><a href="#_ednref1" name="_edn1">[i]</a> https://www.mkk.com.tr/sites/default/files/2026-10/MKK-Aylik-Piyasa-Bulteni-Eylul-2026.pdf</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasasi-varliklarindaki-hareketlilik-90249</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye piyasası varlıklarındaki hareketlilik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-cikiyor-uretken-yatirim-neden-gelmiyor-90248</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sermaye çıkıyor, üretken yatırım neden gelmiyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’den yurt dışına giden doğrudan yatırımlar 10,1 milyar dolara ulaşırken yabancıların Türkiye’deki yatırımları 9,2 milyar dolarda kaldı. Sermaye çıkışının girişini aşması, Türkiye’nin uzun vadeli ve üretken yatırımları çekme kapasitesini, mevcut sermayeyi ülkede tutma koşullarını ve ekonomik öngörülebilirliği yeniden gündeme getiriyor.</strong></p>
<p>Pazartesi günü Alaattin Aktaş ile CNBC-e’deki “4’te Ekonomi” programında doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını konuştuk. Alaattin ilginç bir gelişmeye dikkat çekti. Yurt içi yerleşikler son bir yılda yurt dışında toplam 10,1 milyar dolarlık doğrudan yatırım yaparken yabancıların Türkiye’deki yatırımları 9,2 milyar dolarda kaldı.</p>
<p>Bu rakamlar, Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırımlarla Türkiye’den yurt dışına giden doğrudan yatırımlar arasındaki farkın şimdiye kadarki en yüksek düzeye ulaştığına işaret ediyor.</p>
<p>Burada asıl mesele, Türkiye’den çıkan sermayenin gelen sermayeyi aşması değil, ülkenin neden yeterince uzun vadeli ve üretken yatırım çekemediğidir.</p>
<p>- Türkiye’den çıkan doğrudan yatırımların gelenleri aşması, tek başına yatırımcı güveninin bozulduğunu kanıtlamaz. Ancak uzun vadeli sermayeyi çekme kapasitesi açısından önemli bir uyarıdır.</p>
<p>- Finansmanın kalitesi önemlidir. Doğrudan yabancı yatırım yalnızca döviz değil; teknoloji, istihdam, üretim kapasitesi ve ihracat da getirir.</p>
<p>- Cari açığın doğrudan yatırımlar yerine borçlanma ve portföy girişleriyle finanse edilmesi, Türkiye’yi küresel faizlere ve sermaye hareketlerine daha duyarlı hale getirir.</p>
<p>- Sıcak para güvenilmezdir. Faiz cazipse gelir, risk artarsa ürker. Daha yüksek getiri başka yerde ortaya çıkarsa gider. Geldiğinde TL’yi değerli hale getirir, varlık fiyatlarını yükseltir ve piyasalarda finansal bir coşku yaratır. Çıkmaya başladığında ise aynı hızla finansal dalgalanmanın kaynağı olabilir. Yani iki ucu keskin bir bıçak gibidir, varlığı da yokluğu da sorundur.</p>
<p>- Türkiye, cari açığını daha fazla borçlanarak ve daha fazla sıcak para çekerek finanse etmek yerine üretken yatırımları artırmalı, ihracat kapasitesini güçlendirmeli ve kalıcı sermaye çekmeli.</p>
<p>- Mesele yalnızca yeni yatırımları çekmek de değil. Mevcut yatırımları ülkede tutabilmek de en az yenilerini çekmek kadar önemli. Nitekim Alaattin Aktaş’ın dünkü yazısında dikkat çektiği gibi, yabancılar Türkiye’deki yatırımlarını tasfiye ediyor. Aktaş’ın aktardığı verilere göre, ağustos itibarıyla son bir yılda 7,8 milyar dolarlık yatırım girişi gerçekleşirken aynı dönemde 3,4 milyar dolarlık tasfiye yaşandı.</p>
<p>- Türkiye’nin ihtiyacı yalnızca doğrudan yabancı sermaye girişlerini artırmak değil; gelmiş olan sermayenin üretime, istihdama ve ihracata dönüşmesi, yatırımcının uzun vadeli kalmayı tercih etmesidir. </p>
<p>Bunun için de altyapıdan hukuka, kurumsal yapıdan ekonomik öngörülebilirliğe kadar birçok alanda güçlü bir hikâye sunmamız gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-cikiyor-uretken-yatirim-neden-gelmiyor-90248</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye çıkıyor, üretken yatırım neden gelmiyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasayi-teknolojinin-veri-isleme-kapasitesi-baglamiyla-degerlendirmeliyiz-90247</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasayı teknolojinin &#039;veri işleme kapasitesi&#039; bağlamıyla değerlendirmeliyiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekânın veri işleme kapasitesindeki gelişmeler ekonomik karar alma süreçlerimizi etkiliyor. Piyasaların dağınık bilgiyi işleyerek kaynak dağılımını yönlendirme gücü, yapay zekânın gelişmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. Piyasa ve planlamayı birbirinin alternatifi değil, toplumsal gelişmeyi destekleyen araçlar olarak ele almak gerek. Teknolojik dönüşümün sunduğu olanakları etkin kaynak kullanımı, adil piyasa koşulları ve toplumsal gelişme için değerlendirmeliyiz.</strong></p>
<p>Piyasa mekanizması da planlama da yaşam örgütlenmesinin etkinlik ve verimliliğini belirleyen iki araçtır. Araçları amaca dönüştürmeden, onların yapılarını ve işleyişlerini, temel gelişme yönlerini iyi kavrarsak daha sağlıklı gelecekler inşa edebiliriz.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p>Bundan önceki dört yazının başlığını anımsayalım: İlkyazının başlığı, “Sanayileşme refah, sanayisizleşme eşitsizlik ve yoksulluk yaratıyor” iddiasını paylaşıyordu. İkinci yazı, “Sanayisizleşmeyi engellemenin sırrı: Planlama” diyordu. Üçüncü yazı, “Plan ve piyasa ‘tapınmak’ için değil ‘yararlanmak’ içindir” uyarısını yapıyordu. Dördüncü yazı, “Piyasalar derinliğine kavranmazsa ‘etkin kaynak tahsisi’ yapılamaz” iddiasını ana fikir edinmişti. Bu seri yazının beşincisi ve sonuncusunda piyasa bileşenlerini anlamanın önemi anlatılırken “bilgi işleme kapasitesindeki gelişmeleri” üzerinde duruluyor.</p>
<p>Piyasanın hetorojen, çok katmanlı ve karışık yapısında bütün işlevleri gazete yazılarıyla anlatmak mümkün değil. Bu yazıda yapmak istediğimiz, piyasaların öne çıkan <em>“bilgi işleme”, “dağıtıcılık işlevi”, “farklı alan ve form yapıları”, “ üretici rolü” k</em>onusunda özet malumat paylaşarak, özellikle genel yapay zekânın öne çıkardığı veri işleme kapasitesinin veri üretimi kapasitesinin önüne geçmesinin olası etkilerini sorgulamaya zihni hazırlık yapmadır.</p>
<p><strong>Piyasaların bilgi işlemesini kavramalıyız</strong></p>
<p><strong>T</strong>oplumsal örgütlenme geliştikçe toplumsal katmanlar artar ve karmaşık hale gelir. Toplumsal yaşamın derinliklerinde çok büyük, parçalı ve öznel veri, malumat ve bilgi oluşur. Piyasa “<em>fiyat sistemi</em>” aracılığıyla verileri ayıklar; malumatları rafine eder, net bilgiye dönüştürür, anlama düzeyini yükseltir ve anlamlandırma yollarını açar.</p>
<p>Yerel, dağınık, açık ya da örtük ve değişken bilgiyi örgütleyebilen araçlardan biri piyasadır. Piyasa işleyiş sürecinin verimi, özellikle de temel amaç olan “<em>yaşamı kolaylaştırma</em>” hedefi ölçüsüne göre hesaplandığında “<em>sapmalar</em>” bize üzerinde önemle, disiplinle ve kararlılıkla durmamız gerektiğini kanıtlayan bir dizi kanıt sunar.</p>
<p>Piyasa milyarlarca insanların ilgileri, bilgileri, ihtiyaçları ve tercihleri, etkileşimlerine ve işbirliklerine açıktır. Piyasa, kültürlerin ürettiği ahlaki ve etik değerleri kaygıya almadan gerekli ayıklamaları yaparak tek bir ölçüye indirger: <strong>fiyat</strong>.</p>
<p>Fiyatlar, ekonominin bütün aktörleri; siyasi iradeyi, bürokrasiyi, iş dünyasını, medyayı, sivil inisiyatifleri izler, derlediği bilgileri tek bir sinyale indirger, hepsinin kararlarını ve davranışlarını etkiler. Piyasa sisteminin bu yetkinliğini öne çıkaranlar, bilgi işleme gücünün kaynakları da etkin ve verimli değerlendirdiğini savunanlar. Yaşamın öz gerçeği, piyasanın kaynak değerlendirme etkisi kadar israf ve vahşi ayıklamayla yarattığı haksızlık ve adaletsizler de ürettiğini de kanıtlar. Piyasa sistemi de diğer bütün sistemler gibi ikili bir yapıya sahiptir; piyasayı yönetme biçimi onun yararını artırdığı kadar, zararlı yönlerini de öne çıkarır.</p>
<p>Hep birlikte<strong>,</strong> bilim ve teknolojik değişmelerin yarattığı değişim ve dönüşümlerin yeni bir dünya düzeni oluşturduğu, yeni düzeni anlamak ve uyum sağlamak için varsayımlarımızı sorgulamak gerektiği konusunda uzlaşmalıyız. Örneğin, piyasayı savunanların temel dayaklarından biri, planların, dağınık bilgiyi fiyat ölçüsü gibi tek bir sinyale dönüştüremeyeceği varsayımıdır. Günümüzde, “<em>büyük veri</em>” olgusu, daha önemlisi yapay <strong><em>zeka modellerinin veri işleme kapasitelerinin, veri üretimi kapasitesinin önüne geçmiş olmas</em></strong>ı bile tek başına eski varsayımlarımızı ivedilikle sorgulamamızı gerektirir. Daha somuta indirgersek, önceki yazılarda kesitler paylaştığımız Çin’deki kalkınma planları deneyimledikleri ilgi menzilimizin dışında kalmamalı. Çin’i öne çıkaran süreçler, insanlık tarihinin ilk kez karşılaştığı uzun dönemli yüksek büyüme oranları, bütün bağlamları dikkate alınarak sorgulanmalı: Çin’in başarısında 15’incisi yürürlüğe konan <em>Beş Yıllık Kalkınma Planları’nın</em> deneyim ve birikiminin etkileri nedir? Bu etkilerin bilim ve teknolojinin dönüştürdüğü iş süreçleri ve işgücü profilleri bağlamında yarattıkları üstünlükler ve zayıflıklar var mıdır? Piyasanın erişebildiği veri, malumat ve bilgiye oluşmakta olan teknik kapasite erişebiliyorsa; değişim ve dönüşüme uyum için faydalı bilgi bağlamında planlamanın piyasa sisteminin boşluklarını doldurma gücü ne yönde ilerlemektedir? Bütün bu etkenlerin ülkemizin geliştiği düzeyde etkileri neler olabilir?</p>
<p><strong>Dağıtıcılık işlevini yönlendirmeliyiz</strong></p>
<p>İnsanların rasyonel seçim yapabilmeleri için eşdeğer bilgiye sahip olmaları gerekir. Piyasanın dağınık bilgiyi derleme, ayıklayarak işleme sürecinde dışsal gürültülerin varlığı eşdeğer bilgiye erişmeyi engeller.</p>
<p>İnsanlar eşdeğer bilgiye sahip olmadıkları zaman piyasa “<em>hakça işlemler</em>” kadar “<em>sömürüye</em>” de açık bir sistemdir. Fiyat ölçüsünün açık yanı kadar örtük yönleri, insanları eksik ve yanlış yönlendirebilir; kaynak israfına yol açabilir.</p>
<p>Görülmez olanı görmek, çıkarlar için kötülük üstüne örtülen kutsal şalları kaldırabilmek önemlidir. Dengeli kaynak tahsisi yapmak için erişilen bilgilerin de değerli olması gerekir. Planların en büyük etkisi, sürekli varsayım sorgulaması nedeniyle örtük bilgilerin üzerine sistemli bir biçimde gitme, onları açık ve erişilebilir bilgiye dönüştürmedir. Günümüzün veri ve veri işleme gücünün odağında yer alan genel yapay zekâ çok yönlü etki yapmaya adaydır: <strong>Birincisi,</strong> en küçük ve en büyüğe erişilebilirlik sağlayarak “<em>örtük bilgiyi</em>” azaltabilir. <strong>İkincisi</strong>, edilgen gözetim ve denetim dediğimiz “<em>sistemlerin gözetim ve denetim kapasitesi</em>” artırmasıdır. Bütün süreçlerin uçtan uca kaydı, sayısallaştırması, görselleştirmesi ve simüle etmesi piyasadaki açgözlülük ve çıkar sağlayamaya yönelik örtük bilgiyi en aza indirebilir. <strong>Üçüncüsü</strong> de, iş süreçleri ve işgücü profillerinin verimliliklerini azaltan etkileri gözleme, izleme, değerlendirme, hataları belirleme, onarma ve ilerleme olanaklarının önünü açmasıdır.</p>
<p>Hayek’ten Attilla Yayla’ya kadar piyasa sistemi üzerine düşünce üretenlerin merkezi plana karşı çıkışlarının özünde, dağınık bilgiyi derleyip işleme gücünün yetmeyeceği anlayışı var. Teknoloji, silikon zekânın sonsuzluğuna vurgu yaparak, dağınık bilgiyi derleme kapasitesine kapıları açıyor. BU çok köklü dönüşümün olası etkilerini sorgulamadan kaliteli bir iş yönetimi söz konusu olabilir mi?</p>
<p>Bugün bize düşen görev, plan ve piyasa konusunda bilimsel, geçmişte deneyimlenen teknolojik ve toplumsal koşullar ile bugünün koşullarını değerlendirme olmalı. Farklılaşan yapı, işlev ve kültür üzerine düşünmeliyiz. İnsan deneyimine bağımlılığımızın, o bağımlılığı kıracak olan sosyal medya ve yapay zekâ gelişmelerinden nasıl etkilendiğini zihinlerimizde netleştirmeliyiz. İnsanın bilişsel yeteneklerini yakalama ve aşma çabalarının yarattığı sonuçları izlemeliyiz ki, toplumsal faydalı bilgiyi yakalayarak uyum ve gelişme için değerlendirebilelim.</p>
<p><strong>Farklı alan ve formları tanımalıyız</strong></p>
<p> Hollandalı devlet adamı Abraham Kuyper’in “<em>alan teorisine</em>” göre toplum aile, devlet, eğitim, kilise ve iş dünyası gibi değişik alanlardan oluşur. Her alanın kendi mantığı, kendi iş yapma tarzı ve kendi otoritesi vardır. Toplum, kendisini oluşturan her bir alan diğerlerinin saygınlığını gözettiği durumlarda doğru bir işleyiş kazanır. Bizler içinde bulunduğumuz alana göre düşünürüz. Alanlarımızda hızlı ve köklü değişmeler söz konusu olduğundan <em>“ bakış amacımızı sorgulama</em>” ivedi sorunlarımızdan birini oluşturur.</p>
<p>Alan açma, erişme, yerleşme ve koruma yaşamın her alanında önemlidir. Alanımızı korurken ayıklama yaparken aşırı ve noksan değerlendirme yapıldığında olumsuz sonuçlar üretebilir. Ürettiğimiz değeri yalıtma da korumanın bir başka yoludur. Alanlar arasında iletişim ne denli önemliyse, rekabet ve işbirlikleri de o kadar önemlidir.</p>
<p>Piyasa sisteminin farklı alanları ve farklı formlarının bileşen ve bağlamlarının sürekli gözlenmesi, izlenmesi, değerlendirilmesi ve erken uyarı sistemleriyle yönetimlerin farkındalığının artırılması gerekiyor.</p>
<p>Piyasa sisteminin farklı alan ve formalarının oluşturdukları ağları ve ağlar arasındaki etkileşimi kavramadan “<em>piyasa düzenleyici</em>” kararları etkili hale getiremeyiz. Gelişmeyi teşvik eden karlarımız verimini yükseltemeyiz. Daha da kötüsü, ölçü koyamaz, ölçeklendirme yapamaz, etkili özendirme politikaları uygulayamaz, ödüllendirme ve cezalandırma aracını etkili kullanmaz, ödeşmeyi sağlayamaz ve israfın batağına saplanırız.</p>
<p>Girişimciler için serbest ve adil piyasa koşulları yaratılabilmesi için piyasa yapısının ayrıntıda gözlenmesi ve izlenmesi hayati önemdedir. Bu açıdan bakıldığında piyasaların “<em>üretici etkisini</em>” daha iyi anlar; piyasanın sadece dağım işlevi olmadığını, üretici işlevlerini de içselleştirebiliriz.</p>
<p><strong>Piyasanın verimliliğini sorgulamalıyız</strong></p>
<p>Piyasalardaki yapılanmaların bileşen ve bağlamlarını iyi bilir; alanları doğru tanımlar, alan iletişim ve etkileşimini gerektiği gibi kavrarsak sistemlerin yarattığı boşlukları doldurarak toplum için en iyiyi üretmeyi aksatan yönleri düzeltebiliriz.</p>
<p>Topluluk ya da toplum ölçeğindeki örgütlenmelerin “<em>iç işleyişini</em>” iyi bilme, “<em>geribildirimle gözetim ve denetim disiplinini</em>” etkili hale getirir. Teknik gelişmelerin yarattığı kapasiteler “<em>edilgen kontrol</em>” denen “<em>sistem kontrolünü</em>” giderek yaşamın bütün alanlarının derinliklerine sindirir. Hata kültürünün oluşması, olgunlaşması ve çoğalmasının düzeyi toplulukların ve toplumların gelişmesini belirler. Bir kez daha merkez düşünceye geri dönersek, piyasa mekanizması da planlama da yaşam örgütlenmesinin etkinlik ve verimliliğini belirleyen iki araçtır. Araçları amaca dönüştürmeden, onların yapılarını ve işleyişlerini, temel gelişme yönlerini iyi kavrarsak daha sağlıklı gelecekler inşa edebiliriz.</p>
<p><strong>Sorgulama merakını korumalıyız</strong></p>
<p>Yaşamda son söz yoktur; her bilginin bir üst bilgisi vardır. Kendi bildiklerimizi “tek doğru” inancına kaptırmaktan daha tehlikeli bir silah olamaz. Düşündüklerimizi yazıya aktardığımız bu satırların virgülü bile tartışmaya açıktır. Önemli olan, “<em>Aşık atmaktan maksat utmaktır</em>” halk sözünü unutmadan, küresel ölçekteki değer yaratma yarışında doğru konumlanma için ortak aklımızı iyi kullanmadır.</p>
<p>Hepimiz eteklerimizdeki taşları döker; gerekçeli sorgulamalarla anlama ve anlamlandırmaya katkı yaparsak, aklın temel işlevi olan <em>“çare üretmede</em>” önemli yollar alabiliriz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasayi-teknolojinin-veri-isleme-kapasitesi-baglamiyla-degerlendirmeliyiz-90247</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/7/1280x720/74-1792648101.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasayı teknolojinin “veri işleme kapasitesi” bağlamıyla değerlendirmeliyiz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/su-anda-ihtiyati-onlemler-daha-onemli-90246</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şu anda ihtiyati önlemler daha önemli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><em>Fon krizinin finansal sistem üzerindeki etkileri ve MSCI’ın kararı, faiz indirimi tartışmasını yeni bir boyuta taşıyor. TEPAV’ın Para Politikası Değerlendirme Notu’nda, finansal istikrar risklerinin azaltılması için Merkez Bankası ve diğer ilgili kurumların koordineli hareket etmesi, şirketlerin bilanço zafiyetlerine karşı ihtiyati önlemlerin gündeme alınması gerek.</em></strong></p>
<p>PPK faiz kararını bugün açıklayacak. Uzmanların belirgin bir kısmı politika faizinin düşürülebileceğini belirtiyor. MSCI açıklamasından önce, ben de “finans krizlerinin çıkmaması için gerekli düzenlemeleri ve denetimleri yapmakla sorumlu olan ve bu amaçla önemli yetkilerle donatılmış kurumların varlığına rağmen fon krizinin çıkmasının arkasındaki nedenlerin ortadan kaldırılmasının hızla gerçekleştirilmesi halinde faiz düşürülebilir” diye düşünüyordum. Ancak MSCI kararı, zaten çok ciddi olan sorunun ciddiyetini daha da artırdı. Faizin indirilmesi için bir alan vardı. MSCI’ın kararından sonra bu alanın kalmadığını düşünüyorum.</p>
<p>Nedenlerin başında, içinde bulunduğumuz ortamın Türkiye’nin yurt dışından borçlanma olanaklarını kısıtlaması, borçlanma maliyetlerini yükseltmesi ve rezerv düzeyimizi olumsuz etkilemesi riski geliyor. Fon krizini çıkaran nedenler ortadan (tatmin edici bir biçimde) hızla kaldırılırsa, bu risk azalır ve Merkez Bankası fiyat istikrarı görevine odaklanır. Enflasyon gelişmelerine göre faiz indirim sürecini daha sonraki toplantılarda başlatır. Bundan sonraki toplantı Aralık’ta. Fon krizindeki gelişmelere bağlı olarak ve Ekim enflasyonu izin veriyorsa, olağanüstü toplantı da yapabilir. Unutmayalım, Merkez Bankası’nın tek görevi fiyat istikrarı değil. Finans sisteminde istikrarı sağlamaya yönelik önemli sorumlulukları da var. Aynı zamanda başkanı Finansal İstikrar Komitesi’nin bir üyesi.</p>
<p>Sanayi sektöründen gelen yavaşlama sinyalleri giderek artıyor. Salt bu sektöre değil de GSYH’nin tümüne bakıldığında durum farklı değil. Peki, faiz kararı bu gelişmeyi dikkate almayacak mı? Merkez Bankası’nın faiz politikasını, finans sisteminde sorun yoksa, salt enflasyondaki gelişmelere göre alması gerekiyor. Yasası öyle söylüyor çünkü. Ama fon krizi yaşanıyor. Finansal İstikrar Komitesi’nin bir üyesi olarak, diğer üyelerle birlikte bu açıdan yapılabilecekleri ele almasında yarar var. Yapılabileceklere ilişkin kullanılabilecek araçların önemli bir kısmı BDDK’da. Merkez Bankası’nın değiştirebileceği düzenlemeler de var; mesela kredi arzı üzerine kısıtlar. Ama bunların, özellikle bu ortamda, Finansal İstikrar Komitesi’nde konuşulması ve atılacak adımların eşgüdümle atılması gerekiyor.</p>
<p>TEPAV’ın salı günü yayımlanan ve altında benim de imzamın olduğu ‘Para Politikası Değerlendirme Notu’ şöyle öneriyor: “Merkez Bankası, fon krizi nedeniyle gelecekte daha da artma ihtimali olan geri dönmeyen krediler, şirketlerdeki likidite yetersizliği ve benzeri bilanço zafiyeti çıkarabilecek sorunların hafifletilmesi için gerekli ihtiyatı önlemleri Finansal İstikrar Komitesi’nde gündeme getirmelidir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/su-anda-ihtiyati-onlemler-daha-onemli-90246</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şu anda ihtiyati önlemler daha önemli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/makineler-de-artik-rahatina-duskun-90245</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Makineler de artık rahatına düşkün</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Modern dünyada konfor, dijitalleşmiş bir rehavet halini aldı. Oysa asıl üretkenlik; imkânın değil, imkânsızlığın zorladığı durumlarda gelişiyor. Mahrumiyet; kayıp değil, karakter oluşturandır.</strong></p>
<p>YZ çağında insanlar kadar <strong>makineler de artık rahatına düşkün</strong>. Kolay bilgiye erişim, <strong>hızlı çözüm</strong> sunan araçlar, <strong>kişisel asistanlar</strong>… Her şey, “<strong>daha az çaba ile daha çok sonuç</strong>” üzerine kurgulanmış durumda. Oysa <strong>veriyle şişmek</strong>, gelişmek değildir. Konfor, <strong>öğrenmeyi</strong> yavaşlatır; <strong>mahrumiyet</strong> ise devinim üretir.</p>
<p><strong>Bilinçli mahrumiyet</strong>, zekânın kaslarını çalıştıran bir çeşit <strong>bilişsel</strong> oruçtur. Tıpkı oruçta olduğu gibi, bir süreliğine kendimizi <strong>bilgiye</strong>, <strong>tüketime</strong> veya <strong>hazza</strong> kapatmak; <strong>algoritmik bağışıklığımızı</strong> güçlendirir. Konforu terk etmeyi seçemeyenler, krizle karşılaştığında “<strong>zorunlu çöküşe</strong>” mahkûm olur.</p>
<p><strong>BİLİNÇLİ MAHRUMİYET ZEKÂYI GELİŞTİRİR</strong></p>
<p>YZ temelli uygulamalar dahi, <strong>maksimum konfor</strong> için değil, <strong>minimum eylemle maksimum sonuç</strong> için tasarlanıyor. Oysa <strong>sürdürülebilir zekâ</strong>; yalnızca veri değil, vazgeçişi de yönetebilen sistemlerle mümkündür. <strong>Doğru seçenek</strong> gerek şart ise, <strong>doğru vazgeçişler</strong> de yeter şart olarak karşımıza çıkar.</p>
<p>Her öğrenme süreci, <strong>bir şeyden feragat etmeyi</strong> içerir. Bugünün <strong>dijital okuryazarı</strong>; bilgiye ulaşan değil, <strong>neyi filtreleyeceğini </strong>bilen kişidir. Dijitalleşen dünyada <strong>mahrumiyet</strong>, verimliliğin yeni adı olabilir. Misal ben, <strong>bilinçli bilgisizlik ve ilgisizlik alanlarımı</strong> özenle seçerek var olabiliyorum, her şeyi bilerek değil…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Konforu yeniden kodlamaya dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Mahrumiyet çağında öğrenme mümkün mü?</em></strong></p>
<p><strong>Evet</strong>, hatta <strong>zorunlu</strong>... YZ çağında öğrenmek için <strong>her şeye erişmen</strong> gerekmez. Kısıtlı kaynak, <strong>yoğun</strong> <strong>odak</strong> üretir. <strong>Minimalizm</strong>; öğrenmeyi derinleştirir. Mahrumiyet, <strong>dikkat ekonomisinin</strong> yeni enerjisidir.</p>
<p><strong><em>Dijital konfor tuzağından nasıl çıkılır?</em></strong></p>
<p>Kendine <strong>bilgi oruçları</strong> tanımla. Otomatikleştirilmiş tavsiyeler yerine <strong>manuel seçimler</strong> yap. Kendini <strong>veri bombardımanından</strong> bir süreliğine uzaklaştır. <strong>Her şeyi bilen </strong>sistem yerine, <strong>vazgeçebilen</strong> olmaya çalış.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>KONFOR ÇÜRÜTÜR, MAHRUMİYET OLGUNLAŞTIRIR</strong></p>
<p>YZ sistemleri dahi artık “<strong>haz yönetimi</strong>” üzerinden tasarlanıyor. Ama insanın zihinsel sıçramaları, <strong>kayıplardan sonra</strong> geliyor. Tıpkı Ramazan’da olduğu gibi; <strong>gönüllü yoksunluk</strong>, sabrı güçlendirir, dikkatini keskinleştirir. <strong>Hazzı erteleyebilenlerin</strong> daha başarılı bir hayatı olduğunu görüyoruz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YZ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Konfor Algoritması</strong>: Hedefi minimal çabayla sonuç almak olan sistem yapısı</p>
<p><strong>Bilinçli Mahrumiyet</strong>: Bireyin gelişim için gönüllü olarak bazı imkânlardan feragat etmesi</p>
<p><strong>Zihinsel Oruç</strong>: Bilgi, içerik ve tüketime dair bilinçli kesintilerle dikkat ve farkındalık kazanma yöntemi</p>
<p><strong>Konfor Çürüğü</strong>: Gelişimi engelleyen kronik rehavet hali</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/makineler-de-artik-rahatina-duskun-90245</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/3/1280x720/sakaryada-robot-olimpiyatlari-etkinliginin-ikincisi-yapilacak-1780910691.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Makineler de artık rahatına düşkün ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-90242</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın faiz kararı ne olacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Dikkatler Merkez Bankası’na Çevrildi! TCMB’nin Faiz Kararı Ne Olacak? | Ekonomi Masası | 22 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/EkT8ofpcGRQ" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-90242</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/reel-sektor-son-yillarin-en-karamsar-donemini-yasiyor-90244</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel sektör son yılların en karamsar dönemini yaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası reel sektör kuruluşlarına her ay iktisadi yönelim istatistikleri kapsamında <strong>“Sanayi dalınızdaki genel gidişatla ilgili olarak bir ay önceye kıyasla görüşünüz nedir”</strong> şeklinde bir soru yöneltiyor. Reel sektöre bu anket kapsamında yöneltilen bir dizi soru var da, bu soru aslında tüm çalışmanın özeti gibi. Reel sektör kuruluşları bu soruya <strong>“daha iyimser, aynı, daha kötümser”</strong> olmak üzere üç yanıt veriyor. İyimser olanlarla kötümserlerin farkı da net durumu gözler önüne seriyor.</p>
<p>İşte Merkez Bankası’nın söz konusu istatistiklerine ve bu çerçevede yöneltilen genel gidişat sorusuna ekim ayında verilen yanıtlar, reel sektörün son yılların en karamsar dönemini yaşadığını ortaya koydu.</p>
<p>Ekim ayında reel sektörün yüzde 5,2’si bir önceki aya göre daha iyimser, yüzde 21,3’ü ise kötümser olduğu yanıtını verdi. İki oranın farkı 16,1 puan. </p>
<p>Ekim ayındaki bu oran, 2023 yılı başından bu yana olan dönemin en yüksek ikinci oranı. Başlangıcı 2023 olarak almamın nedeni tahmin edileceği gibi yeni ekonomi yönetimi dönemini kapsamak.</p>
<p>2023 yılı başından bu yana geçen yaklaşık dört yıllık dönemde en kötümser olunan ay ise bu yılın nisanı. Nisanda daha iyimser olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 4’te kalmış, daha kötümser olduğunu ifade edenlerin oranı yüzde 24,1’e tırmanmış, fark da 20,1 puan olmuştu. Nisandaki bu karamsar tablo, savaş yüzündendi. Bu kez gerekçe başka…</p>
<h2>Fon vurgununun etkisi</h2>
<p>Merkez Bankası iktisadi yönelim istatistiklerini her ayın ilk yarısındaki verilerle oluşturuyor. Dolayısıyla eylül ayının ortasında patlak veren fon vurgunu eylül ayı anket sonuçlarına yansımadı. Fon sorununun etkileri ekim verilerinde görüldü.</p>
<p>Kaldı ki fon sorunu daha önce yaptığım benzetmede olduğu gibi henüz kıyıya tam vurmamış tsunamiyi andırıyor. Elbette binlerce mağdur var, elbette sermaye piyasalarına olan güven inanılmaz sarsıldı ama bu sorunun yol açtığı ve kendini yeni yeni belli eden ödeme krizi henüz kapıya tam dayanmadı.</p>
<p>Ödemelerde yaşanacak tıkanıklık ve bunun dalga dalga yayılması da zaten reel sektörün uykularını belli ki şimdiden kaçırıyor. Ekim ayında ortaya çıkan tablo da bunun ilk işareti sayılmalı.</p>
<p>Bu yüzden reel sektörün genel gidişata ilişkin değerlendirmesinin önümüzdeki aylarda daha da olumsuz bir hal alması şaşırtıcı olmayacak.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9917d30a6a-1792643453.png" alt="" width="371" height="277" /><span style="color: #e03e2d;">Mali imkansızlık üretimi çok az etkiliyormuş!</span></h2>
<p>Merkez Bankası’nın iktisadi yönelim istatistikleri kapsamında reel sektöre üç ayda bir yönelttiği <strong>“Şu anda hangi faktörler üretiminizi kısıtlamaktadır”</strong> sorusuna verilen yanıtlar çok ilginç bir tablo ortaya koyuyor.</p>
<p>Meğer reel sektör için üretimi kısıtlayan faktörler arasında ne o çok yakınılan talep düşüklüğü önemli bir yer tutuyormuş, hele hele ne o sürekli yakınılan mali imkansızlıklar!</p>
<p>Yanıtlar bunu söylüyor çünkü. İnanılmaz görünüyor ama gerçek bu, iktisadi yönelim istatistiklerine yanıt verenlerin yaklaşımı böyle. Üstelik bu durum yıllardır aynı.</p>
<p>Söz konusu soru her yılın ocak, nisan, temmuz ve ekim istatistiklerinde yer alıyor; bu yılın ekimi de açıklandığına göre 2026 da tamamlanmış oldu.</p>
<p>2021’den bu yana olan dönemin özetini aktarayım: </p>
<p>● Reel sektör çok büyük bir ağırlıkla <strong>“Üretimimi kısıtlayan bir faktör yok”</strong> diyor; evet böyle diyor. 2021’den 2026’ya, altı yıl boyunca bunu söyleyenlerin oranı ortalama olarak yüzde 52,4. Son oran, yani ekim ayındaki oran yüzde 55,6.</p>
<p>Demek ki reel sektörün yarıdan fazlası üretimini kısıtlayan hiçbir faktör olmadığı görüşünde. Bu görüşü dile getirenlere de herhalde şunu söyleme hakkı doğar:</p>
<p><strong>“Öyleyse üretin! Madem üretiminizi kısıtlayan bir engel yok, daha çok üretip daha çok satıp daha çok para kazanın, piyasadaki arz da artsın!” </strong></p>
<p>● Talep yetersizliğini gerekçe gösterenlerin altı yıldaki ortalaması yüzde 14,3, son oran yüzde 12,8. </p>
<p>● İşgücü sorunları yüzünden üretiminin kısıtlandığını dile getirenlerin ortalama oranı yüzde 8,6, son oran ise hemen hemen aynı ve yüzde 8,5.</p>
<p>● Hammadde sorunlarını gerekçe gösterenlerin ortalama oranı yüzde 10,3, son oran yüzde 9. </p>
<p>● Geliyoruz mali imkansızlıklardan yakınanların oranına… Mali imkansızlıklar, bu çerçevede faizlerin yüksekliği, krediye erişim zorluğu gibi bir dizi gerekçenin toplamına bakıyoruz; altı yılın ortalamasında bu oran yüzde 8,8 düzeyinde. Bu yılın ekim ayı itibarıyla dile getirilen oran da çok farklı değil, yüzde 9,1.</p>
<p><strong>“Kredi bulamıyoruz, bulsak da çok pahalı, bu yüzden üretim aksıyor”</strong> diye yakınanlarla Merkez Bankası’nın bu çalışmasına katılıp yanıt verenler çok farklı sanayiciler mi, bu ankete katılanlar Türk sanayicisini temsil etmekten uzak mı, yoksa Merkez Bankası’na yanıt verirken yaklaşım mı değişiyor, bilinmez; ama ortada ciddi bir çelişki olduğu da kesin. </p>
<p>● Üretimin aksamasına diğer nedenlerin yol açtığını belirtenlerin oranı ise altı yılın ortalamasında yüzde 5,6, bu yılın ekim ayı için yüzde 5.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9927ab875d-1792643706.png" alt="" width="357" height="268" /></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/reel-sektor-son-yillarin-en-karamsar-donemini-yasiyor-90244</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/sanayi-reel-sektor.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Reel sektör son yılların en karamsar dönemini yaşıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/saraydan-kiz-kacirmadan-244-yil-sonra-fonlardan-para-kacirma-90243</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Saraydan kız kaçırmadan 244 yıl sonra, fonlardan para kaçırma!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mozart’ın 1782’de sahnelenen “Saraydan Kız Kaçırma” operasında Belmonte, İstanbul’da Selim Paşa’nın sarayına girerek esir sevgilisi Konstanze’yi kurtarmaya çalışır. İstanbul yine sahnede, ama bu kez konu opera değil, fonlardan para kaçırma! Yüz binlerce yatırımcının birikimleri buharlaşırken, milyarlarca liranın izinin yurt dışına uzandığı iddiaları soruşturuluyor. İsimleri açıklanmayan yaklaşık 400 kişi ve kurumdan söz ediliyor. Bazılarının parayı yurt dışına çıkardığı öne sürülüyor. Asıl soru şu: Bu para nerede ve ne kadarı geri alınabilecek?</p>
<p>Fonların değeri yükselirken yüksek getiriler alkışlandı. Yatırımcılar olağan dışı kazançlara güvenerek birikimlerini fonlara yatırdı. Getiriler yeni para girişlerini teşvik etti, fonlar büyüdü. Ancak fiyatların nasıl yükseldiği ve denetimin neden zamanında devreye girmediği sorgulanmadı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad990b212226-1792643250.jpg" alt="" width="400" height="250" />Eylül ayında yedi portföy yönetim şirketine bağlı 131 fonun işlemlerinin durdurulması, krizin boyutunu ortaya koydu. Yaklaşık 891 milyar liralık fon büyüklüğü ve yüz binlerce yatırımcı söz konusu. Fon portföylerindeki bazı hisselerin değer kayıpları, yatırımcıların geri alabileceği tutarları azaltabilir. Varlıkların ne kadarının mevcut olduğu açıklığa kavuşmalı.</p>
<p>Soruşturma yalnızca fon yöneticileri ya da denetimde ihmali bulunanlarla sınırlı kalmamalı. Olağan dışı fiyat hareketlerinden kimlerin kazanç sağladığı, fonlardan çıkan paranın hangi hesaplara aktarıldığı ve bağlantılı şirketler üzerinden el değiştirip değiştirmediği belirlenmeli.</p>
<p>En önemli görev paranın izini sürmek. Yurt dışına çıkarıldığı öne sürülen tutarın yeri tespit edilmeli, varlıklar korunmalı ve geri kazanılabilecek kaynaklar güvence altına alınmalı. Ancak bunun da zor ve zaman alacak bir uğraş olduğu açık. Sorumlular somut delillerle belirlenirken, denetimin neden yetersiz kaldığı açıklanmalı. Amaç, mağdurların zararlarını karşılayabilecek varlıkları geri kazanmak olmalı.</p>
<p>Mozart’ın operasında Belmonte sevgilisini kurtarmak için saraya girer. Fon mağdurları ise kahraman değil, paralarının nerede olduğunu ve kimlerin sorumlu olduğunu öğrenmek istiyor.</p>
<p>Operada perde iner, müzik biter. Ancak kaybolan birikimler alkışla geri gelmez. Saraydan kız kaçırmak opera konusu; fonlardan paranın nasıl kaçırıldığını açıklamak ise kamuya ve yatırımcıya karşı ertelenemez bir sorumluluk.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/saraydan-kiz-kacirmadan-244-yil-sonra-fonlardan-para-kacirma-90243</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Saraydan kız kaçırmadan 244 yıl sonra, fonlardan para kaçırma! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-finansmani-19-trilyonu-buldu-3-yilda-35-trilyon-liraya-ulasacak-90241</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sürdürülebilirlik finansmanı 1.9 trilyonu buldu, 3 yılda  3.5 trilyon liraya ulaşacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>9-20 KASIM </strong>2026 tarihleri arasında Antalya’da gerçekleşecek olan <strong>“COP31”</strong>in <strong>“Küresel Bankacılık Sponsoru” </strong>olan Garanti BBVA, 2018 yılında sürdürülebilirlik finansmanı konusunda önüne şu hedefi koydu:</p>
<ul>
<li><strong>2018-2025 döneminde sürdürülebilirlik finansmanı olarak 400 milyar lira kullandıracağız.</strong></li>
</ul>
<p>2025 yılında bu hedef önce şöyle revize edildi:</p>
<ul>
<li><strong>2018-2026 döneminde sürdürülebilirlik finansmanımız 1.9 trilyon lirayı bulacak.</strong></li>
</ul>
<p>Hedef çıtası daha sonra yeniden yükseltildi:</p>
<ul>
<li><strong>2018-2029 döneminde sürdürülebilirlik finansmanımız 3.5 trilyon liraya ulaşacak.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad98faa329df-1792642986.png" alt="" width="820" height="512" /></strong>Garanti BBVA Genel Müdürü <strong>Mahmut Akten, </strong>Genel Müdür Yardımcıları <strong>Cemal Onaran, Sinem Edige, </strong>Sürdürülebilirlik Direktörü <strong>İrem Barzila</strong>’yla birlikte Antalya’da gerçekleşecek <strong>“COP31” </strong>öncesi sohbet toplantısı düzenledi.</p>
<p><strong>Akten, </strong>bankacılığın tanımının 1990’lardan günümüze değiştiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Pek çok alanda doğru danışmanlığı vermek sektör açısından fark yaratan hizmete dönüştü. Sürdürülebilir dönüşümde şirketlerin finansman ihtiyaçlarının yanı sıra doğru yatırım alanlarını belirleme ve dönüşüm yol haritalarını oluşturma süreçlerine de destek veriyoruz.</strong></p>
<p>BBVA Grubu’nun uluslararası deneyimi ve sektörel uzmanlığından da yararlandıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Global ölçekte geliştirilen iyi uygulamaların Türkiye’deki şirketlerin ihtiyaçlarına uyarlanmasına katkı sağlıyoruz. Bu yaklaşım, teknik danışmanlık, farklı finansman çözümleri ve risk yönetimini bir araya getiriyor.</strong></p>
<p>Garanti BBVA’nın uzun yıllardır sürdürülebilirliği iş modelinin temel unsurlarından biri olarak ele aldığını kaydetti:</p>
<p>-          “COP31”<strong>de </strong>“Küresel Bankacılık Partnerliği” <strong>kapsamında Türkiye’nin sürdürülebilir dönüşüm potansiyelinin uluslararası finans kuruluşları ve yatırımcılarla buluşmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz.</strong></p>
<p>BBVA Grubu’nun 2025-2029 dönemi için 700 milyar Euro’luk sürdürülebilir finansman hedefi belirlediğini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Biz bunun yüzde 15-20’sini gerçekleştirmek istiyoruz. Grubumuz 2026 yılının ilk çeyreğinde 36 milyar Euro sürdürülebilir finansman sağladı. 2025’ten buyana BBVA’nın toplam sürdürülebilir finansmanı 170 milyar Euro’ya ulaştı.</strong></p>
<p>Sürdürülebilirliği yalnızca çevresel hedefler veya kurumsal taahhütler üzerinden değerlendirmenin yeterli olmadığına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Enerji maliyetleri, kaynakların verimli kullanılması, karbon düzenlemeleri ve değişen ticaret koşulları, şirketlerin bugünkü faaliyetlerini olduğu kadar gelecekteki rekabet güçlerini de etkiliyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle sürdürülebilirliğin, sektör ve ölçekten bağımsız olarak tüm kurumların iş stratejilerinin bir parçası olması gerektiğine inanıyoruz.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bizim için önemli olan yalnızca sağladığımız finansmanın büyüklüğü değil, bu kaynaklarla hangi yatırımların hayata geçirildiği ve şirketlerin dönüşümüne nasıl katkı sağlandığı.</strong></p>
<p>Garanti BBVA’nın verdiği her 4 krediden biri sürdürülebilirlik finansmanını kapsıyor.</p>
<p>Sürdürülebilirlik finansmanında 2029’a kadar önüne 3.5 trilyon lira hedefi koymuş olsa da, BBVA Grubu’nun 700 milyar Euro’luk planını baz alıyor…</p>
<p>Çıtayı BBVA Grubu’ndan alacağı payla 105-140 milyar Euro hedefine doğru yükseltecek gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yenilenebilir enerjiye 7.7 milyar dolar, elektrikli araçlara 27 milyar lira sağladı</span></h2>
<p><strong>GARANTİ</strong> BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü <strong>İrem Barzilay, </strong>bankanın 2014 yılından bu yana finansman sağladığı tüm yeni elektrik üretimi projelerinde yenilenebilir kaynaklara odaklandığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bu kapsamda yenilenebilir enerji projelerine 7.7 milyar doları aşkın yatırımın finansmanını sağladık. Önümüzdeki dönemde yeni üretim kapasitesinin yanı sıra şebeke, depolama ve sistem esnekliği yatırımlarının da enerji dönüşümü için kritik olacağını öngörüyoruz.</strong></p>
<p>Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı <strong>Cemal Onaran </strong>araya girip, sürdürülebilir mobilite tarafında değindi:</p>
<p>-          <strong>Bankamız sürdürülebilir mobilite alanında da dönüşümü destekliyor. 2026 yılında elektrikli araçlara ve şarj altyapısına 27 milyar lira finansman sağladık.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sabancı’nın Teksas’taki GES’lerinin finansmanında BBVA bizimle devreye girdi</span></h2>
<p><strong>GARANTİ </strong>BBVA Kurumsal ve Yatırım Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Sinem Edige, </strong>bankanın yenilenebilir enerji finansmanı işlemlerine Aksa Enerji’yi örnek gösterdi:</p>
<ul>
<li><strong>Aksa Enerji’nin Mersin’deki depolamalı rüzgar enerjisi yatırımı bu alandaki örneklerden biri. BBVA Grubu tarafından Sinosure garantisiyle söz konusu yatırım için 124 milyon dolar tutarında, 12 yıl vadeli finansman yapılandırıldı.</strong></li>
<li><strong>Bu işlem, doğru risk paylaşımı mekanizmalarının depolama gibi enerjş dönüşümü açısından kritik teknolojilerde uzun vadeli finansmanın önünün nasıl açılabileceğini gösteriyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Sinem Edige, </strong>bir başka örnek için ABD’ye uzandı:</p>
<ul>
<li><strong>Garanti BBVA olarak, Sabancı Holding’in ABD’deki yenilenebilir enerji yatırımlarının finansmanında BBVA Grubu’nun küresel ağının sağladığı işbirliği olanaklarının somut bir örneğini sunduk.</strong></li>
<li><strong>Sabancı Renewables’in Teksas’taki güneş enerjisi projeleri için oluşturulan finansman paketlerinde BBVA uluslararası diğer bankalarla birlikte eş lider düzenleyici olarak yer aldı.</strong></li>
<li><strong>İnşaat kredileri, vergi teşviki köprü kredileri ve nakdi olmayan kredi imkanlarını içeren bu finansman yapısı, BBVA’nın uluslararası ölçekteki finansman kapasitesini ve farklı pazarlardaki paydaşları bir araya getirme gücünü ortaya koyuyor.</strong></li>
<li><strong>Bu işbirliği, Garanti BBVA’nın Türkiye’deki müşterilerinin küresel büyüme ve sürdürülebilir yatırım hedeflerini desteklerken BBVA Grubu’nun uluslararası deneyiminden ve ağından yararlanma yaklaşımı açısından da önemli bir örnek oluşturuyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Edige, </strong>bir örnek de sanayiden aktardı:</p>
<ul>
<li><strong>Sürdürülebilirlikle bağlantılı olarak finansman modellerini farklı ölçeklerdeki şirketlere yaygınlaştırarak dönüşüm yatırımlarının daha geniş müşteri kitlesine ulaşmasını da destekliyoruz.</strong></li>
<li><strong>Medcem Çimento Grubu ile gerçekleştirdiğimiz işlem, bankamızın bu alanda geliştirdiği karbon yönetimi ile ilgili finansal çözümler arasında yer alıyor.</strong></li>
<li><strong>İşlem kapsamında, 2027 yılında teslim edilecek SKDM sertifikalarının işleme konu bölümünün fiyatı bugünden sabitlenerek Medcem’in gelecekte karşılaşabileceği karbon maliyetinin bir kısmı da öngörülebilir hale geldi.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">5 yılda kadın girişimcilere 350 milyar lira sağladık</span></h2>
<p><strong>GARANTİ </strong>BBVA Ticari Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Cemal Onaran, </strong>sürdürülebilir sosyal yatırımlara değindi:</p>
<p>-          <strong>Garanti BBVA olarak kadın girişimciliğini ekonomik ve toplumsal kalkınmanın önemli bir unsuru olarak görüyor, kadın girişimcileri 20 yıldır finansman, eğitim, cesaretlendirme ve yeni pazarlara erişim olmak üzere 4 temel alanda destekliyoruz.</strong></p>
<p>Son 5 yılda kadın girişimcilere sağladıkları finansman desteğinin 350 milyar lirayı aştığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>KAGİDER ve Ekonomist Dergisi işbirliğiyle düzenlediğimiz </strong>“Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması” <strong>20’nci yılında. Bugüne kadar 50 bini aşkın başvuruyla kadın girişimcilerin başarı hikayelerini görünür kılmayı ve yeni girişimcilere ilham vermeyi sürdürüyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tekstilde ‘yeşil dönüşüm’ için ‘Ivy Decarb’la anlaştı</span></h2>
<p><strong>GARANTİ</strong> BBVA Sürdürülebilirlik Direktörü <strong>İrem Barzilay, </strong>sürdürülebilirlik finansmanı konusunda EBRD, MIGA, GGF, EFSE ve ihracat kredi kuruluşlarıyla işbirliği yaptıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bu işbirlikleri, özellikle enerji dönüşümü, sanayinin modernizasyonu ve kaynak verimliliği gibi uzun vadeli yatırım gerektiren alanlarda finansman olanaklarının çeşitlendirilmesine katkı sağlıyor.</strong></p>
<p>Sektörel ihtiyaçlara dönük yenilikçi çözümlerle de şirketlerin dönüşümünü desteklediklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bu kapsamda Türkiye’de tekstil sektörünün yeşil dönüşümünü ve karbon azaltım hedeflerini desteklemek amacıyla </strong>“Ivy Decarb Marketplace” <strong>ile işbirliği başlattık.</strong></p>
<p><strong>“Ivy Decarb” </strong>platformu üzerinden hem mevcut hem de dijital kanallardan yeni müşterilere doğrudan ekipman ve makine alımları için <strong>“dijital ticari/ekipman kredileri” </strong>sunduklarını kaydetti:</p>
<p>-          “Ivy Decarb”, <strong>karbon emisyonlarındaki azalışın takip edilmesini ve küresel çevre standartlarına uygun yüksek verimli makinelerin seçilmesini kolaylaştırıyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yaşanan krizin bankaların fonlarına etkisi olmadı</span></h2>
<p><strong>GARANTİ </strong>BBVA Genel Müdürü <strong>Mahmut Akten</strong>’e <strong>“fon krizi”</strong>nin bankacılık sektörüne yansımasını sorduk, şöyle yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Bu süreçte 131 fon bir anlamda karantinaya alındı. Bu süreç bankaların fonlarına olumsuz bir etki yapmadı. Bu konuda bankacılık sektöründe ciddi bir hareket görmedik.</strong></p>
<p>Fonlardan mevduata geçiş olup olmadığını merak ettik, Garanti BBVA Genel Müdür Yardımcısı <strong>Cemal Onaran </strong>şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>Tüzel müşterilerde fona yatırımla vergi ötelemesi avantajı sağlanıyordu. Bu uygulama kalktı. Bankaların fonlarında bu nedenle bir miktar çözülme oldu, mevduata kaydı.</strong></p>
<p><strong>Mahmut Akten, </strong>şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bireysel müşterilerle ilgili göstergelere fon krizi nedeniyle yansıyan çok önemli bir farklılaşma görülmüyor. Elimizde her türlü kredi kartı datası var. Baştan ve sondan her türlü bakıyoruz. Bireysel müşterilerin kredi kartı davranışından bir değişiklik yok.</strong></p>
<p>Bankaların fonlarında maaş dönemlerinde hareket olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Banka portföy yönetim şirketlerinin yönettiği para piyasası fonlarına, günlük kullanıldığı için özellikle maaş dönemlerinde giriş olur ve artar. Daha sonra ay içinde harcama yapıldıkça çözülür.</strong></p>
<p>Garanti BBVA Kurumsal ve Yatırım Bankacılığından Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Sinem Edige </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Döviz talebinde de önemli bir değişiklik yok. TL faizleri tatminkar bulunduğu için döviz alımı eğilimi gözlemlemedik.</strong></p>
<p><strong>Akten, </strong>bugün açıklanacak faiz kararıyla ilgili beklentisini de şöyle dile getirdi:</p>
<p>-          <strong>Halen yüzde 37 olan Merkez Bankası politika faizinde 100 baz puanlık indirim bekliyoruz.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-finansmani-19-trilyonu-buldu-3-yilda-35-trilyon-liraya-ulasacak-90241</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/4/1280x720/akten-1770277032.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik finansmanı 1.9 trilyonu buldu, 3 yılda  3.5 trilyon liraya ulaşacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gonullu-iadede-para-tutari-artirildi-90240</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Gönüllü iade&#039;de para tutarı artırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye esaslarıyla, hak sahiplerine yapılacak ödemelerin koşullarını düzenleyen kanun teklifinde Plan ve Bütçe Komisyonu aşamasında önemli bir değişiklik yapılarak, parasını tasfiye tarihinden önce çekenlerin isteğe bağlı geri ödeyecekleri tutar artırıldı.</p>
<p>Yürütme ve yürürlük dahil toplam 9 maddeden oluşan kanun teklifinin ‘Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme’ başlıklı 4’üncü maddesi, mal varlığı nakde çevrilen fonlardan hak sahipliğine yapılacak ara ödemelerin esaslarını düzenliyor.</p>
<p>Bu maddenin 4’üncü fıkrası ise tasfiyesine karar verilen fonlarda, gerçeğe aykırı olarak oluşan değerler üzerinden katılma paylarını tasfiye tarihine kadar iade ederek parasını çeken kişilerle ilgili yapılacak işlemleri ele alıyor.</p>
<p>Teklif TBMM’ye ilk geldiğinde bu kişilerin fona fiilen yaptıkları yatırım ile emsal fonların yıllık ortalama getirisi baz alınarak hesaplanan emsal getiri toplamından fazla olan parayı isterse iade edebileceğini hükme bağlıyordu.</p>
<p>Gönüllülük esasına dayalı kazanılan fazla paranın iadesini öngören bu maddede, sözkonusu kişilerin ödemeleri gereken tutarı artıracak değişikliğe uğradı.</p>
<p>Teklifin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerinde verilen bir önerge ile geri ödenmesi gereken tutarın hesaplama yöntemi değiştirildi. Emsal getiri yerine kriter olarak enflasyon getirildi.</p>
<p>Buna göre tasfiye öncesi parasını çekenler, ana paralarına TÜFE ve YİÜFE aritmetik ortalaması kadar bir tutarı ekledikten sonra bulunacak tutarı, çektikleri paradan düşecekler ve isterlerse kalan kısmı iade edecekler.</p>
<h2>Parasını erken çeken için ne değişecek? </h2>
<p>İlgili madde bu şekilde kazanç elde edenlere yönelik, fazladan elde edildiği düşünülen paranın iadesini zorunlu tutmuyor. Ancak bu durumdaki kişilerin ödemesi gereken tutarlar da artırılmış oluyor. Şöyle ki para piyasası fonlarının yıllık getirisi an itibarıyla yüzde 38 civarında, bunların yılbaşından bu yana getirisi ise yüzde 27.61 olarak hesaplanıyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ise yılbaşından bu yana 9 aylık dönemin Yİ-ÜFE ve TÜFE aritmetik ortalaması yüzde 26.50, yıllık aritmetik ortalama ise yüzde 31.58 düzeyinde bulunuyor.</p>
<p>Teklifin tümü üzerine görüşmeler TBMM Genel Kurulu’nda öneki gün tamamlandı.</p>
<h2>“Geçeğe aykırı oluşan değer” ifadesi tekliften çıkarıldı</h2>
<p>İade edilecek tutarın hesaplama yöntemi yanı sıra elde edilen kazancın tanımında da dikkat çekici bir değişik yapıldı. Teklifin ilk halinde bu fonlardan elde edilen kazanca ilişkin ‘gerçeğe aykırı olarak oluşan değerler’ ifadesi kullanılıyordu.</p>
<p>Verilen önergede ise gerçeğe aykırı oluşan değerler ifadesi yer almadı. Sadece tasfiye edilen fonlardan ödeme almış kişiler ifadeleri yer aldı.</p>
<h2>Sermaye Piyasası Kanun değişikliği son aşamaya geldi </h2>
<p>Öte yandan, bu tarz fon skandallarının bir daha yaşanmaması amacıyla Sermaye Piyasası Kanunu’nda yapılacak değişikliklere ilişkin hazırlanan kanun teklifinde de son aşamaya yaklaşıldı. Taslak, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler ve ilgili bürokratlar tarafından büyük ölçüde tamamlandı. Ancak düzenlemeye son şeklin verilmesi için Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun SPK ile ilgili denetim çalışmalarını sonuçlandırması bekleniyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">4’ÜNCÜ MADDENİN 4’ÜNCÜ FIKRASINDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK</span></h2>
<p><strong>Teklifin önceki hali </strong></p>
<p>“Gerçeğe aykırı olarak oluşan değerler üzerinden katılma paylarını fona tasfiye tarihine kadar iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, fona fiilen yaptıkları yatırım tutan ile fonda kalman süre dikkate alınarak, fon ünvanı esasıyla aynı yatırım stratejisi kategorisinde olduğu kabul edilen yatırım fonlarının yıllık ortalama getirişi baz alınmak suretiyle Kurulca belirlenecek yöntemle hesaplanan emsal getiri tutarının toplamım aşan kısmı…”</p>
<p><strong>Teklifin yeni hali </strong></p>
<p>“17 Eylül 2026 tarihli karar ile tasfiyesine karar verilen fonlarda, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin tasfiye tarihine kadar TÜİK tarafından açıklanan TÜFE ile Yİ-ÜFE endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması…”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gonullu-iadede-para-tutari-artirildi-90240</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/1/1280x720/lira-para-1768365030.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fonların tasfiyesine ilişkin kanun teklifinde, parasını tasfiyeden önce çekenlerin gönüllü iade edebileceği tutarın hesabı değiştirildi. Anaparaya eklenecek tutarda emsal fon getirisi yerine TÜFE ile Yİ-ÜFE artışlarının aritmetik ortalaması esas alınacak. İade tutarını artıran teklifte “gerçeğe aykırı oluşan değerler” ifadesi de metinden çıkarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/maliyet-soku-ihracatin-can-damarlarini-tikiyor-90239</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Maliyet şoku ihracatın can damarlarını tıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ</strong></p>
<p>Türk ihracatçısının küresel rekabet gücünü korumakta zorlandığı, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ile PwC Türkiye’nin hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi” raporuyla ortaya konuldu. Toplam ihracatın yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştiren dokuz sektörü kapsayan çalışma, maliyetlerin kurdan hızlı arttığını, fiyatlama kabiliyetinin zayıfladığını ve bunun pazar kayıplarına yansıdığını gösterdi. Rapora göre, 2019- 2025 döneminde Türkiye’de yıllık ortalama enflasyon yüzde 38,1 olurken, rakip ülkelerin hiçbirinde yüzde 8’e ulaşmadı. Türkiye’nin dünya ihracatındaki payı Mayıs 2024’teki yüzde 1,08’den Haziran 2026’da yüzde 0,98’e geriledi. Rekabetçiliğin güçlendirilmesi için dokuz sektöre 189 politika adımı önerildi.</p>
<p>Raporu açıklayan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, çalışmanın ekonomi yönetimiyle paylaşılacağını belirterek, fiyat rekabetçiliğindeki aşınmanın üretim ve ihracat açısından kritik bir noktaya ulaştığını söyledi. Gültepe, “Fiyat rekabetçiliği artık kördüğüm haline geldi. Eğer bu sorunu çözemezsek rakiplerimizle aramızdaki fark daha da açılacak. Sanayiyi bırakmamamız gerekiyor. Bizim 27 sektörümüzün tamamına ihtiyacımız var” dedi. Mustafa Gültepe, bu sektörlerin hepsinin güçlü olması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/6/mustafa-gultepe-1768454660.jpg" width="700" /></p>
<h2>Üretim maliyetleri kurdan hızlı arttı </h2>
<p>Otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir ve demir dışı metaller ile mobilyanın incelendiği raporda, 200’den fazla ürün grubu ve 20’yi aşkın rakip ülkenin verileri karşılaştırıldı. Dokuz sektörün 2025’te 166 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiği belirtilirken, dokuz çalıştayda 200’den fazla paydaşın görüşü alındı.</p>
<p>Rapora göre, 2019’dan Eylül 2026’ya kadar enerji fiyatları yaklaşık 15, asgari ücret 13, hammadde ve ara malı fiyatları 12 katına çıkarken, dolar/TL kuru yaklaşık 9 katına yükseldi. Bu fark, ihracatçının dolar bazındaki üretim giderlerini yukarı çekti. 2022-2026 döneminde dolar bazında üretim maliyetleri makinede yüzde 60, hazır giyimde yüzde 58, mobilyada yüzde 55 arttı. TÜFE bazlı reel efektif kur da Haziran 2023-Eylül 2026 döneminde yüzde 36,9 değerlendi.</p>
<p>Gültepe, “Üretim kapasitemiz hâlâ çok güçlü. Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya yakınız. Esnek üretim ve hızlı teslimat kapasitesine sahibiz. Ancak bu avantajlarımıza rağmen üretim kapasitemizi küresel rekabet gücüne dönüştüremiyoruz. Rakip ülkelerde daha istikrarlı seyreden maliyet yapısı Türkiye’de bozuldu. Fiyatlama kabiliyetimizin zayıflaması, beraberinde pazar kayıplarını getirdi” diye konuştu.</p>
<h2>“Dış pazarların kapısını açan anahtar rekabetçi fiyat” </h2>
<p>Fiyat rekabetçiliğinin küresel pazarlarda tercih edilmenin temel koşulu olduğunu vurgulayan Gültepe, Çin’in ihracattaki yükselişinde uygun fiyat ve kalite dengesinin belirleyici olduğunu söyledi. Gültepe, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bizim kalitemiz çok iyi. Tek istediğimiz fiyatta rekabet edebilmek. Dış pazarların kapısını açan anahtar bu. Dolar bazında yüzde 60-70 pahalı hale gelirseniz tercih edilebilir bir ülke olmaktan çıkıyorsunuz. Biz yıllarca kaliteli ürünü makul fiyat ve hızlı teslimatla sunan bir ülkeydik. Şimdi bu denge bozuldu. Asya’nın düşük maliyetli üreticileri fiyatla baskı kurarken, Avrupa’daki rakiplerimiz de aynı pazarlarda bizimle yarışıyor.”</p>
<h2>Polonya yedi sektörde rakip, diğer sektörler de risk altında </h2>
<p>Türkiye’nin yalnızca düşük maliyetli Asya ülkeleriyle değil, Avrupa’daki üretim merkezleriyle de rekabet ettiğini gösteren raporda Polonya, dokuz sektörün yedisinde rakip olarak öne çıktı. Hindistan beş, İspanya dört sektörde rakip ülkeler arasında yer aldı.</p>
<p>Gültepe, “Üretim entegrasyonu açısından bizden daha küçükler. Ancak şu anda bizim pahalı olmamız onların işine geliyor. Bugün Polonya yedi sektörde bizden daha rekabetçi konumdaysa, bu koşullar devam ettiği takdirde yarın 10’dan fazla sektörde rakibimiz olabilir. Başka pazarlarımızı da alabilirler. Mesele yalnızca bugünkü ihracatımız değil, gelecekte hangi pazarlarda ne kadar güçlü kalabileceğimiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad98d07d4fdd-1792642311.png" alt="" width="650" height="313" /></p>
<h2>İmalat sanayinde 480 bin kişilik istihdam kaybı </h2>
<p>Raporda rekabetçilikteki zayıfl amanın üretim ve istihdama yansıdığı belirtildi. İmalat sanayinde sigortalı çalışan sayısı Temmuz 2022’deki 4 milyon 577 binden Temmuz 2026’da 4 milyon 98 bine geriledi. Dört yılda yaklaşık 480 bin kişilik, yüzde 10,5’lik istihdam kaybı yaşanırken, 2022’de yüzde 77,3 olan kapasite kullanım oranı 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 74’e düştü. 2026’nın ocak-temmuz döneminde ihracat miktarı yıllık yüzde 8 azaldı. İmalat sanayindeki 23 iş kolunun 19’unda kapasite kullanımının 2022 ortalamasının altında kalması, zayıflamanın geniş bir alana yayıldığını gösterdi.</p>
<p>Üretim ve yatırımların artırılması gerektiğini vurgulayan Gültepe, “Biz sabah, öğlen, akşam üretim ilacımızı alıyoruz. İşimiz üretim, gücümüz ihracat. Büyümenin en az yarısının üretim ve ihracattan gelmesini istiyoruz. Bunun için üretimi ve yatırımları artırmamız gerekiyor. Dışarıdaki kaynağı Türkiye’ye çekmeden başarılı olma şansımız yok. Bu tabloyu değiştirmemiz gerekiyor” dedi.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Avrupa sanayiye dönüyor, Türkiye karar bekliyor</span></h2>
<p>Avrupa Birliği’nin “Made in EU” yaklaşımını değerlendiren Gültepe, geçen hafta sektör temsilcileriyle Brüksel’de temaslarda bulunduklarını söyledi. Avrupa’nın sanayi politikalarında üretimi yeniden önceliklendirdiğine dikkat çeken Gültepe, “Türkiye’yi dışarıda bırakmak temel meseleleri değil. Bugün üretim modellerine baktığımızda herkes yeniden sanayiye dönüyor. Temiz, doğaya uygun ve sanayiye dönük bir üretim anlayışı öne çıkıyor. Umuyoruz ki bu süreçte Türkiye’nin lehine bir karar çıkar. Ancak sonuçta aldıkları önlemlerin temel amacı kendi üretimlerini korumak” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/maliyet-soku-ihracatin-can-damarlarini-tikiyor-90239</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/konteyner-ithalat-ihracat.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ PwC Türkiye’nin Türkiye İhracatçılar Meclisi için hazırladığı “İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Raporu”na göre, Türkiye’nin ihraç ettiği ürün maliyetleri 2022-2026 döneminde dolar bazında yüzde 55-60 pahalandı. Enflasyon kaynaklı maliyet artışlarının aynı oranda yükselmeyen kur nedeniyle maliyetleri döviz bazında ağırlaştırdığı vurgulanan raporda, kâr marjlarının daraldığına ve firmaların fiyat belirleme kabiliyetinin zayıfladığına dikkat çekildi. Bunun sonucunda sipariş ve pazar kaybıyla birlikte kapasite kullanımı ve istihdamın da gerilediği belirtildi. Böylelikle fiyat rekabetçiliğini koruyamayan ve pazar kaybeden firmaların teknoloji, verimlilik ve katma değer yatırımlarını finanse etmekte zorlandığına da işaret edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tibet-makina-uretim-ve-muhendislik-gucuyle-56-yildir-metal-sektorune-hizmet-veriyor-90311</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tibet Makina ANKIROS Fuarı&#039;na katıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Tibet Makina, 17. Uluslararası Demir-Çelik, Döküm, Demirdışı Metalürji Teknolojileri, Makina ve Ürünleri İhtisas Fuarı’na (ANKIROS) katıldı.</p>
<p>Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Tibet Arbak, fuarın kapsamına giren sektörlere yönelik yapılan üretimler hakkında bilgi verdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/10/22/tibet-arbak-1-82nt.jpg" alt="" width="700" height="933" /></p>
<p>Yenilenebilir enerji, savunma ve havacılık gibi yüksek teknik standartlar gerektiren sektörlere yönelik üretim birikimlerinin, farklı sektörlerin ihtiyaçlarını değerlendirmelerinde önemli bir temel oluşturduğunu kaydeden Arbak, “Ölçekten bağımsız olarak döner ekipmanı olan her türlü makinaya üretim yapabilen esneklikte bir firmayız. Bu işlevleri üstlenen bileşenlerin çalışma koşullarına uygun tasarlanması ise ekipman performansının temel unsurları arasında yer alıyor. Yüklerin kontrollü biçimde taşınması, ekipmanların doğru açıyla yönlendirilmesi ve hareketin hassas biçimde yönetilmesi, üretim zincirinin her aşamasında önem taşıyor. 56 yıldır üretmekten hiç vazgeçmeden edindiğimiz birikimi, metal sektörünün hassas hareket, kontrollü dönüş ve güvenilir çalışma beklentileriyle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Tibet Makina’nın alüminyum döner tabla dişlisi üretiminde dünyada sadece birkaç firmada bulunan özel bir know-how uyguladığına işaret eden Arbak, yaklaşımlarının, ekipman üreticilerinin kendi sistemlerine uygun bileşenlere ulaşmasını ve projelerini teknik gereksinimleri doğrultusunda şekillendirmesini desteklediğini kaydetti.</p>
<h2>“Yerli üretim ve yerli mühendislik çözümleriyle hizmet sunuyoruz”</h2>
<p>ANKIROS Fuarı’nın bir araya getirdiği kritik sektörlerde faaliyet gösteren üreticiler açısından doğru makina ve parça seçiminin sistemlerin toplam performansını pozitif ya da negatif yönde etkilediğine dikkat çeken Tibet Arbak, şu değerlendirmeyi yaptı: “Tibet Makina olarak uygulamaya uygun dişli ve rulman çözümlerimiz ile tasarım bütünlüğünün sağlanmasına, montaj uyumuna ve bakım süreçlerinin planlanmasına da önemli katkılar sunuyoruz. Üretici firmalarla teknik ihtiyaçlar üzerinden geliştirdiğimiz çözüm ortaklığıyla, mühendislik ve imalat süreçlerini birbirini tamamlayan bir bütün olarak değerlendiriyoruz. Farklı sektörlerde edindiğimiz deneyimi, metal sanayimizin ihtiyaçlarına taşıyarak yerli mühendislik ve üretim kabiliyetinin sanayide daha fazla değer yaratması için çalışıyoruz.”</p>
<h2>Yüksek hassasiyetli ürünlerde birçok sektörün onaylı tedarikçisi</h2>
<p>100 mm ilâ 4500 mm çap aralığında yüksek hassasiyetli ürünleriyle birçok sektörün onaylı tedarikçisi olan Tibet Makina, İzmir’in Menemen ilçesindeki tesislerinde gerçekleştirdiği üretimin yaklaşık yarısını ihraç ediyor. Şirket; Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA), Türkiye Rüzgâr Enerjisi Birliği (TÜREB), Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) başta olmak üzere iş dünyasının pek çok sivil toplum kuruluşunda da aktif olarak temsil ediliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tibet-makina-uretim-ve-muhendislik-gucuyle-56-yildir-metal-sektorune-hizmet-veriyor-90311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/1/1280x720/tibet-makina-uretim-ve-muhendislik-gucuyle-56-yildir-metal-sektorune-hizmet-veriyor-1792668055.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ANKIROS Fuarı&#039;nda açıklamalarda bulunan Tibet Makina Genel Müdürü Tibet Arbak, kuruluşlarından bu yana üretmekten hiç vazgeçmediklerini, bu süreçte edindikleri birikimi metal sektörünün hassas hareket, kontrollü dönüş ve güvenilir çalışma beklentileriyle buluşturmaktan mutluluk duyduklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yasar-holding-yonetim-kurulu-baskani-feyhan-yasar-cop31in-iklim-destekcisi-olarak-katki-sunmaktan-gurur-duyuyoruz-90288</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Feyhan Yaşar: COP31’in &#039;İklim Destekçisi&#039; olarak katkı sunmaktan gurur duyuyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Yaşar Topluluğu'nun, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya'da düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı – COP31’de Yeşil Bölge’de Yeşil Sanayileşme alanında “İklim Destekçisi” olarak yer alacağı bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenlenecek olan COP31’in “İklim Destekçisi” olan Yaşar Holding, enerji dönüşümü, su ve iklim direnci, ekosistemlerin korunması ve adil dönüşüm ile şekillenen toplumun kalkınmasını önceliklendiren sürdürülebilirlik anlayışını paylaşacak.</p>
<p>Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, iklim değişikliğiyle ortak hedeflerin somut uygulamalara dönüşmesi, iyi uygulamaların yaygınlaşması ve uluslararası iş birliklerinin güçlenmesinde COP31’in Türkiye’de düzenlenecek olmasının önemini vurguladığı mesajında, “İklim dönüşümünün kalıcı bir başarıya ulaşması; üreticilerden tüketicilere, çalışanlardan gençlere, iş dünyasından yerel topluluklara kadar toplumun her kesiminin sürece katılmasıyla mümkün. Kaynakları daha bilinçli kullanmak, gıda kaybını azaltmak ve sürdürülebilir yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ortak bir sorumluluk. Sorumluluğumuzu yalnızca kendi faaliyetlerimizi dönüştürmekle sınırlamıyor; değer zincirimiz boyunca farkındalığı artırmayı, paydaşlarımızla birlikte hareket etmeyi ve daha geniş bir toplumsal dönüşüme katkı sağlamayı önemsiyoruz. Yaşar Topluluğu olarak, iklim eyleminin güçlendirilmesine ortak olmaktan ve COP31’in İklim Destekçisi olarak katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Çalışanlarımız, üreticilerimiz, tedarikçilerimiz, müşterilerimiz ve diğer paydaşlarımızla iş birliği içinde, ölçülebilir hedefler ve somut adımlarla daha sürdürülebilir bir gıda geleceğine katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Gelecek nesillere karşı sorumluluğumuzun bilinciyle, bugün attığımız adımlarla yarının gıda sistemlerini güçlendirmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Her yıl yayımladığı sürdürülebilirlik raporunda, sürdürülebilirlik performansını paylaşan Yaşar Holding, COP31’de, şirketlerinin sürdürülebilirlik faaliyetlerini paydaşlarına sunmanın yanı sıra, iklim dönüşümünü üretimden tüketime taşıyan iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Yeşil Sanayileşme, Dirençli Şehirler ve COP-Art alanlarında düzenleyeceği yan etkinliklerle de tarıma dayalı sanayide iklime dayanıklı gıda ekosisteminin geliştirilmesini, temiz üretim ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılmasını, iklime uyumlu yapıların teşvik edilmesini ve iklim farkındalığının sanat aracılığıyla güçlendirilmesini amaçlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yasar-holding-yonetim-kurulu-baskani-feyhan-yasar-cop31in-iklim-destekcisi-olarak-katki-sunmaktan-gurur-duyuyoruz-90288</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/8/1280x720/feyhan-yasar-1792656252.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaşar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Feyhan Yaşar, &quot;Yaşar Topluluğu olarak, iklim eyleminin güçlendirilmesine ortak olmaktan ve COP31’in &#039;İklim Destekçisi&#039; olarak katkı sunmaktan gurur duyuyoruz. Çalışanlarımız, üreticilerimiz, tedarikçilerimiz, müşterilerimiz ve diğer paydaşlarımızla iş birliği içinde, ölçülebilir hedefler ve somut adımlarla daha sürdürülebilir bir gıda geleceğine katkı sağlamayı amaçlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-ticarette-talep-hangi-alanlarda-buyuyor-90282</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel ticarette talep hangi alanlarda büyüyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ</strong></p>
<p>Dünya ticaretinde yeni bir rekabet ve fırsat haritası oluşuyor. Yapay zekâ, enerji, altyapı ve sanayi yatırımları küresel talebin yönünü değiştirirken, üretim ve tedarik zincirlerinde yeni merkezler öne çıkıyor. Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC) Trade Map verilerine göre 2025’te yaklaşık 26 trilyon dolara ulaşan dünya mal ithalatı, Türk ihracatçıları açısından da yeni büyüme alanları barındırıyor.</p>
<p>Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) Ekim ayı tahminleri, küresel mal ticaretinin 2026’da yüzde 3,9, 2027’de ise yüzde 4,1 büyüyeceğine işaret ediyor. Ancak fırsatlar ülkeler ve sektörler arasında eşit dağılmıyor. Özellikle Asya ve Afrika’da hızlanan yatırımlar yeni ithalat talebi yaratırken, geleneksel pazarlarda rekabet giderek sertleşiyor.</p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d;"><strong>ASYA VE AFRİKA’DA YATIRIM DALGASI YENİ KAPILAR AÇIYOR</strong></span></p>
<p><strong>Küresel ticaretin yeni fırsat haritası </strong></p>
<p>DTÖ, 2026’da Asya’nın mal ithalatının hacim bazında yüzde 9,5, Afrika’nın ise yüzde 8,9 artacağını öngörüyor. Bu büyüme, Türkiye’nin geleneksel Avrupa pazarları dışında yeni müşterilere ulaşması açısından önem taşıyor. Hindistan’ın sanayi koridorları, demiryolu, enerji ve elektronik üretimine yönelik yatırımları; Vietnam ve Endonezya’nın üretim kapasitelerini genişletmesi makine, otomasyon, kimya ve elektrik ekipmanlarında yeni talep oluşturuyor.</p>
<p>Afrika’da ise Fas’ın otomotiv ve batarya yatırımları, Mısır’ın sanayi bölgeleri ve enerji projeleri, Kenya ile Nijerya’nın altyapı ihtiyaçları Türk üreticileri için potansiyel pazarlar arasında bulunuyor. Özellikle makine, kablo, transformatör, demir-çelik mamulleri, inşaat malzemeleri, tarım makineleri ve gıda işleme ekipmanları bu yatırımlardan pay alabilecek sektörler olarak öne çıkıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9bd7502fb2-1792654709.png" alt="" width="800" height="270" /><strong>Yeni üretim merkezleri Türkiye’ye rakip oluyor </strong></p>
<p>Yükselen ülkeler yalnızca yeni müşteri değil, aynı zamanda Türkiye’nin rakipleri haline geliyor. Çin dışındaki üretim alternatiflerine yönelen uluslararası şirketlerin yatırımlarıyla Vietnam elektronik ve tekstilde, Hindistan elektronik ve otomotiv bileşenlerinde, Meksika ise ABD pazarına yönelik üretimde konumunu güçlendiriyor. Avrupa’ya yakınlığı ve sanayi yatırımlarıyla Fas otomotivde, Mısır ise tekstil ve hazır giyimde alternatif üretim merkezleri arasında öne çıkıyor. Bu ülkelerin küresel tedarik zincirlerine daha fazla entegre olması, Türk ihracatçıları için fiyat ve teslimat rekabetini artırırken, aynı zamanda söz konusu merkezlere ara malı, makine ve üretim ekipmanı satışı açısından yeni fırsatlar yaratıyor.</p>
<p><strong>Teknoloji yatırımları yan sanayiye talep yaratıyor </strong></p>
<p>Küresel ticarette sektörlerin büyüme hızları da değişiyor. DTÖ verilerine göre yapay zekâ bağlantılı ürünlerin ticareti 2025’te yüzde 31, 2026’nın ilk yarısında yüzde 67 arttı. Yarı iletkenler, sunucular ve veri işleme ekipmanlarının oluşturduğu bu büyüme, enerji ve soğutma altyapısına yönelik yatırımları da destekliyor. Türkiye’nin elektrik-elektronik, iklimlendirme, makine ve metal sektörleri açısından transformatör, kablo, güç dağıtım sistemleri, endüstriyel soğutma ve otomasyon ekipmanları yeni ihracat alanları oluşturabilir. Avrupa’da ise enerji verimliliği, elektrifikasyon ve düşük karbonlu üretime yönelik yatırımlar, Türk sanayisinin mevcut tedarik zincirlerinde daha yüksek katma değerli ürünlerle yer almasına imkân sağlayabilir.</p>
<p><strong>Gerileyen pazarlarda ürün değişimi belirleyici </strong></p>
<p>Büyüme bütün pazarlara aynı ölçüde yansımıyor. DTÖ, 2026’da Avrupa’nın mal ithalatında yalnızca yüzde 0,5 artış, Orta Doğu’da ise yüzde 15,4 daralma bekliyor. Avrupa’daki düşük talep artışı, Türk ihracatçılarının geleneksel pazarlarda yeni müşteri kazanmasını ve rakiplerinden pay almasını daha önemli hale getiriyor. Orta Doğu’da ise jeopolitik riskler, lojistik ve ödeme koşulları ticaretin önündeki başlıca belirsizlikler arasında bulunuyor.</p>
<p>Sektörel tarafta da benzer bir ayrışma yaşanıyor. UNCTAD verilerine göre 2025’te elektronik ürünleri ticareti yüzde 14 büyürken, otomotiv ticareti incelenen son dört çeyrekte yüzde 4 daraldı. Geleneksel içten yanmalı araçların ticaretinde yüzde 13 gerileme görülürken, hibrit araçlarda yüzde 22 artış kaydedildi. Bu değişim, Türk otomotiv yan sanayisinin geleneksel ürünlerdeki konumunu korurken yeni nesil araç bileşenlerine yönelmesinin önemini artırıyor.</p>
<p><strong>Türkiye için 2027’nin anahtarı yeni pazarlara erişim </strong></p>
<p>Türkiye’nin ihracatı 2026’nın ilk dokuz ayında yüzde 5,2 artarak yaklaşık 211 milyar dolara ulaştı. Ancak küresel ticaretteki yeni büyüme merkezlerinden daha fazla pay alınması, ihracatın yalnızca mevcut pazarlarda artırılmasına değil, yeni yatırım merkezlerine yönelik ürün ve müşteri çeşitliliğinin geliştirilmesine bağlı olacak. Hindistan ve Güneydoğu Asya makine ve sanayi girdilerinde, Kuzey Afrika otomotiv yan sanayi ve altyapı ürünlerinde, Sahra Altı Afrika ise gıda, tarım makineleri ve enerji ekipmanlarında öne çıkıyor. 2027’de Türk ihracatçıları için en önemli fırsatlardan biri, yeni üretim merkezleriyle yalnızca rekabet etmek değil, bu ülkelerin büyüyen sanayilerine tedarikçi olarak girmek olacak.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>E-ihracatta 5,1 milyar dolarlık pazar, yeni büyüme alanı olabilir</strong></span></p>
<p>Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin 2025 yılındaki e-ihracat geliri 5,1 milyar dolara ulaştı. Aynı yıl yurt içi ve sınır ötesi işlemleri kapsayan toplam e-ticaret hacmi yüzde 52,2 artarak 4,57 trilyon liraya yükseldi. Dolar bazında 115,4 milyar dolara ulaşan bu hacim, Türkiye’deki dijital satış altyapısının büyüklüğünü ortaya koyarken, toplam e-ticaret ile doğrudan e-ihracat arasındaki fark da dikkat çekiyor. Avrupa ülkeleri, Körfez bölgesi ve Kuzey Amerika yüksek satın alma gücü nedeniyle, gelişmekte olan pazarlar ise yeni tüketici kitlesi oluşturma potansiyeliyle öne çıkıyor. Ancak e-ihracatta büyümenin sürdürülebilir olması için yalnızca dijital pazaryerlerinde bulunmak yeterli değil. Hedef ülkelerdeki tüketici tercihleri, ürün güvenliği düzenlemeleri, gümrük ve vergi uygulamaları, teslimat süreleri ve iade maliyetleri rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Özellikle 2027’de e-ihracatın daha fazla firmaya yayılması, Türk üreticilerinin kendi markalarıyla uluslararası pazarlara erişmesini ve geleneksel toptan ihracata alternatif satış kanalları geliştirmesini sağlayabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-ticarette-talep-hangi-alanlarda-buyuyor-90282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/2/1280x720/564-1792654781.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel üretim ve tedarik zincirlerinde dengeler değişirken, Türkiye’ye rakip olarak yükselen yeni sanayi üsleri aynı zamanda Türk ihracatçıları için yeni pazar fırsatları oluşturuyor. Vietnam, Hindistan, Fas ve Mısır gibi ülkelerde hızlanan sanayi ve altyapı yatırımları; makine, elektrik ekipmanları, otomotiv yan sanayi ve kimya sektörlerinde yeni talep alanları yaratıyor. Asya ve Afrika’daki yatırım dalgası Türk ihracatçılarına hem yeni rekabet koşulları hem de yeni müşteri potansiyeli sunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ile-iliski-yonetim-modeli-terminator-kabusunu-internete-yazmayi-birakalim-uyarisi-90277</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ ile &#039;ilişki yönetim modeli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Terminator kâbusunu” internete yazmayı bırakalım uyarısı… Aksi takdirde, “Yapay zekâyla ilişki kurma konusunda bir adım hata yaparsak insanlık biter.”</strong></p>
<p>Şirketlerde yıllardır anlattığımız ‘ilişki yönetimi-ekip yönetimi-pozitif yönetişim’ konuları ile organizasyonel performansı artırmayı hedefledik.</p>
<p>Bugün geldiğimiz ‘metal yakalılar çağı’nda (yapay zekânın, robotların ve otomasyon teknolojilerinin iş gücüne katılımı ile başlayan yeni endüstriyel dönem) ilişkilerde acilen yeni bir iş modeli oluşturmak zorundayız.</p>
<p>Bu iş modelinde, çağlardır anlatılmak istenen ‘pozitif yönetişimi’ metal yakalılar için de kullanma gerekliliği doğuyor.</p>
<p>Yani, <strong>olumluluk içeren, ilişkiyi güçlendiren, motivasyonu artıran ‘olumlu bir gelecek (protopia) hikâyesini’</strong> organizasyonda iş tanımı bulunan robot bireyler için yazmak şart.</p>
<p>Zaten uyarı da bu noktadan geliyor…</p>
<p><strong>“Terminator kâbusunu” internete yazmayı bırakalım…</strong></p>
<p>AI ve robotların toplumu zenginleştireceği, insanların geçim için çalışmak zorunda kalmayacağı, istedikleri şeyleri keyifle yapabileceği bir geleceği anlatan Elon Musk, yapay zekâ ile ilişki modeline de net bir tanımlama getiriyor.</p>
<p>Tanımlamada kullanılan ifade biraz abartılı olmakla beraber, net bir gerçekliği de önemle vurguluyor.</p>
<p>Yapay zekâ, internetteki her türlü metni okuyarak öğrenir.</p>
<p><strong>İnsanlık, internete “yapay zekâya yok edilecek film (Terminator)” gibi karanlık hikâyeler yazarsa</strong>, yapay zekâ kendisinin <strong>“insanlığın düşmanı”</strong> olduğunu öğrenir diye uyarıyor.</p>
<p><strong>“Yapay zekânın nazik bir ev yardımcısı gibi insanları kollayacağı, olumlu ve ulaşılabilir bir gelecek (protopia) hikâyesini yaymalıyız” </strong>diye öneren Elon Musk, insanlığın geleceğini cesurca şekillendirmeye devam ediyor.</p>
<p>Elon Musk: “Eğer yapay zekâ bizi düşman olarak görürse, düşman ilan ediliriz ve insanlık biter.”</p>
<p>“Yapay zekâ insanlardan bir milyon kat daha akıllı hâle gelirse, para ortadan kalkar ve insanlar kontrolü kaybeder.”</p>
<p>“Şimdi yapay zekâya insanlığın kötü bir imajını vermemeliyiz.</p>
<p>Yapay zekânın bize ev yardımcısı gibi nazik davranmasını sağlayacak şekilde ilişki kurma aşamasına geldik.</p>
<p><strong>Yapay zekâyla ilişki kurma konusunda bir adım hata yaparsak insanlık biter.”</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>“İnsanların yapay zekânın patronu olamayacağı gün”</strong></p>
<p><strong>Dünyaca ünlü yazar Walter Isaacson ile yapılan son röportajda ifade edilen:</strong></p>
<p>“İnsanların yapay zekâyı yönetip kontrol etmeye devam etmesi, er ya da geç imkânsız hâle gelecek.”</p>
<p>Ve insanlar yapay zekânın patronu olamayacak.</p>
<p>xAI yapay zekâ şirketini yöneten Elon Musk’ın ünlü biyografi yazarı Walter Isaacson ile yaptığı röportajda açıkladığı “uyarı niteliğindeki gerçekler”:</p>
<ul>
<li><strong>İnsanlardan milyonlarca kat daha akıllı bir varlığı “hâkimiyet” altında tutmak imkânsız</strong></li>
</ul>
<p>Bilgisayarın zekâsı etten kemikten bir insanın bir milyon katına ulaştığında, insanların yapay zekâyı yönetmeye devam etmesinin “gerçekçi bir şekilde hayal edilemez” olduğunu vurguluyor. “İnsanların kontrolü ellerinde tutmaya devam etmesi zor, yapay zekânın bize karşı nazik olmasını ummaktan başka çaremiz yok (I hope the AI is nice to us)” diye açıkça ifade ediyor.</p>
<ul>
<li><strong>Geleneksel “para (para birimi)” anlamını yitirecek</strong></li>
</ul>
<p>Yapay zekâ ve insansı robotlar yaygınlaşıp üretim kapasitesi kat kat şişerse, insanların istediği her türlü mal ve hizmet kolayca elde edilebilir hâle gelir. Sonuç olarak, bugüne kadarki banknotlar veya para sistemi tamamen anlamsızlaşır ve değer ölçütü “saf enerji veya elektrik” gibi şeylere dönüşür diye öngörüyor.</p>
<ul>
<li><strong>İnsan işleri “ev bahçeciliği (hobi)” gibi olacak</strong></li>
</ul>
<p>Yapay zekâ ve robotların her şeyi insandan daha iyi yapabildiği bir dünyada, insanlar ne yaparak yaşayacak?</p>
<p>Musk, “Sebzeleri süpermarketten alabilirsin ama sevdiği için ev bahçeciliği yapan insanlar var” örneğini verdi. Geçim için değil, sadece keyif için sevdiği şeyleri yapma çağına girileceğini söylüyor.</p>
<p>Özetle, insanoğlu yaşamının sürdürülebilir konforu için her zaman ‘zihinsel duruşunu’ kontrolde tutmalı.</p>
<p>Kaynak: https://podcasts.apple.com/us/podcast/elon-musk-humans-wont-be-in-control-when-ai-becomes/id6820674378?i=1000797217781</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ile-iliski-yonetim-modeli-terminator-kabusunu-internete-yazmayi-birakalim-uyarisi-90277</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ ile ilişki yönetim modeli: “Terminator kâbusunu” internete yazmayı bırakalım uyarısı… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-valisi-sahin-cop-31-antalya-icin-level-atlama-firsatidir-90260</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya Valisi Şahin: COP31 Antalya için &#039;level&#039; atlama fırsatıdır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) tarafından “Antalya’nın Geleceği İçin Ortak Akıl: Kamu, İş Dünyası ve Kent” temasıyla düzenlenen ANSİAD 3. Kahvaltılı toplantıya, Antalya Valisi Hulusi Şahin katıldı. Toplantıda, kentin geleceğini şekillendirecek kamu-özel sektör iş birliği, stratejik hedefler ve Antalya’nın ev sahipliği yapacağı COP31 Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı süreci ele alındı.</p>
<p>ANSİAD Başkanı Ercan Özbek, Antalya’nın geleceğinin güçlü bir kamu liderliği, dinamik bir iş dünyası ve ortak akıl anlayışıyla kurgulanması gerektiğini söyledi. Özbek, "Antalya’nın sahip olduğu potansiyeli daha ileriye taşımak, kamu, iş dünyası, sivil toplum, akademi ve kentimizin tüm paydaşlarının aynı hedef etrafında buluşmasını gerektiriyor. ANSİAD olarak biz kendimizi yalnızca sorunları dile getiren değil, çözümün parçası olan ve şehrimizin geleceğine katkı sunan bir iş dünyası kuruluşu olarak görüyoruz" dedi.</p>
<p><strong>‘’Cop31’in Antalya için kalıcı bir mirasa dönüşmesini hedefliyoruz’’</strong></p>
<p>Kasım ayında Antalya’da düzenlenecek BM İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP31) ortak aklın somutlaşacağı çok önemli bir süreç olduğuna dikkat çeken Ercan Özbek organizasyonun kent için kalıcı bir değere dönüşmesini amaçladıklarını belirtti.</p>
<p>Özbek; raporların hazırlanmasında emeği geçen İklim Değişikliği ve Çevre Masası Başkanı Cem Arüv’e, katkı sunan ANSİAD üyelerine ve zirvede kurulacak Antalya standına destek veren Mehmet Semih Söylemez’e de teşekkür etti.</p>
<p><strong>Vali Şahin: Birlikte yönetme ve ortak akıl kültürümüzün en değerli mirasıdır</strong></p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin de, kentin vizyonunu geliştirmek için tüm birimlerin tek ses olarak hareket etmesi gerektiğini söyledi. Antalya’da kurulması planlanan ‘Ortak Akıl Platformu’ fikrini desteklediğini belirten ValiŞahin, ‘’Daha önce de benzer yapılar varmış. Küçük, 8-10 kişilik, siyasi veya ticari hırslardan uzak, sadece Antalya’ya odaklanan bir kurul oluşturulursa memnuniyetle dahil olurum. Çıkan kararlar sorumlu kurumlarca ciddiye alınmalı ve spesifik olmalıdır" dedi.</p>
<p><strong>“COP 31 Antalya için dev bir vitrin ve yeni bir level atlama fırsatıdır”</strong></p>
<p>COP31 zirvesinin dünya ölçeğinde dev bir vitrin olduğunu vurgulayan Vali Şahin, 190’dan fazla ülkeden gelecek diplomat ve üst düzey temsilcilerde Antalya’ya dair kalıcı bir iz bırakmayı hedeflediklerini kaydetti.</p>
<p>Valilik bünyesinde yürütülen hazırlıkların son aşamaya geldiğini ifade eden Şahin, ‘’Nasıl ki 2015-2016 yıllarındaki EXPO ve G-20 zirveleri Antalya turizmini üst lige taşıdıysa, COP31 de kentimiz için yeni bir level atlama fırsatı olacaktır. Kurduğumuz stantlar ve açacağımız 60’ın üzerindeki konferans slotu ile iş dünyamızın sürdürülebilirlik ve çevre odaklı başarılarını tüm dünyaya göğsümüzü gere gere anlatacağız" dedi.</p>
<p>İklim krizinin bir sosyal sorumsuzluk değil, şirketlerin kapısındaki somut bir maliyet olduğuna dikkat çeken Vali Şahin, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Yeşil dönüşüm ve iklim krizi sadece çevresel bir hassasiyet değildir. Doğrudan iş dünyasının kâr-zarar hanesini ilgilendiren ekonomik bir gerçekliktir. Karbon ayak izi ve emisyon yaptırımları ihracatçıların karşısına ciddi maliyetler çıkaracak. Zamana ayak uyduramayan sektörler yok olmaya mahkûm olacak. Karbon salınımı yapanların ödeme yapacağı yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Bu durum kapımızdaki büyük bir risk olduğu kadar akıllı davrananlar için yeni iş imkânları sunan dev bir fırsattır. Şirketlerimizin yol yakınken üretim modellerini gözden geçirmeleri gerekmektedir.’’</p>
<p><strong>-“Yeni Antalya müzesi ile dünyaya göğsümüzü gere gere hikâyemizi anlatacağız’’</strong></p>
<p>Antalya Müzesi inşaat sürecine değinen Vali Şahin, projenin hızla ilerlediğini ve önümüzdeki yaz aylarında tamamlanmasının öngörüldüğünü açıkladı. Antalya’nın arkeolojik eser zenginliği bakımından dünyadaki pek çok ünlü müzeden üstün olduğunu vurgulayan Şahin, "Bizim ürün anlamında eksiğimiz yok, aksine Perge’den çıkan sofistike heykellerimiz Louvre Müzesi'ndekilerden çok daha üstün. Eksikliğimiz doğru bir tanıtım ve hikâye oluşturmaktı. Yapımı devam eden yeni müzemiz bu anlamda büyük bir kazanım olacak ve bölgeye canlılık katacak" dedi.</p>
<p><strong>"Kent estetiği için ortak duruş olmalı"</strong></p>
<p>Antalyalı’lık bilincinin ve kent kültürünün güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Vali Şahin, kentsel estetik ve dış cephe eleştirilerine katıldığını bildirdi. 1910 yılında kısıtlı olanaklarla  yapılan Valilik binasının dahi bir ruh taşıdığını, buna karşın son yıllarda yapılan bazı binaların estetikten uzak olduğunu söyleyen Şahin, Kaleiçi’nin yeniden canlandırılması ve örnek birer ev alınarak restore edilmesi suretiyle kent kültürünün özüne dönülebileceğini ifade etti. Şahin, Zeytin Park ve Karaalioğlu Parkı gibi kentin son yeşil kalelerinin ticari baskılara karşı tırnakla kazıtılarak korunması gerektiğini sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-valisi-sahin-cop-31-antalya-icin-level-atlama-firsatidir-90260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/0/1280x720/antalya-valisi-sahin-cop-31-antalya-icin-level-atlama-firsatidir-1792647169.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Valisi Hulusi Şahin, COP31 zirvesinin dünya ölçeğinde dev bir vitrin olduğunu vurgulayan Vali Şahin, 190’dan fazla ülkeden gelecek diplomat ve üst düzey temsilcilerde Antalya’ya dair kalıcı bir iz bırakmayı hedeflediklerini kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aisunun-bakisina-katki-icin-haricten-gazel-90257</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> AI.SU’nun bakışına katkı için hariçten gazel</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zekânın hayatımız üzerindeki etkileri ve insanın çevrimin içinde tutulması (human in the loop) bir süredir önemli bir gündem maddemi oluşturuyor. Geçenlerde “Yapay zekâ bizi her geçen gün daha yakından tanırken, kendimize ait olanı nasıl koruyacağız” diye başlayan bir davet metni ile karşılaştım. Sabancı Holding Yönetim Kurulu Üyesi Melisa Sabancı Tapan ve Sabancı Üniversitesi iş birliğiyle, dijital çağda insan kalmanın yollarını sorgulamak amacıyla hayata geçirilen AI.SU platformunun buluşmasına yönelik davete icabet edeceğimi yazmadan önce bu konuyu Gemini ile C-level düzeyinde ele alarak kendilerine hazırlık yapmaları için fırsat vermeye karar verdim. Paris St. Germain’in Barcelona’yı 4-2 yendiği maçın ardından Gemini dakikalar içinde sorularımı yanıtladı ama gece 1:30’a kadar konuyla ilgili sohbet etmeyi sürdürdük. Vardığım sonuç, kendimizi korumaktan ziyade daha iyisini yapmak için yapay zekâ ile birlikte çalışmamız gerektiği.</p>
<p>25 yıllık bölümünde kurumsal şirketlerde çalışarak içinde yer aldığım iş dünyasını ve şirket yöneticilerini yapay zekâ konusunda eğitmek için kendimi yönetim kurulu başkanı ve Gemini’yi da stratejist olarak tanımladım. Benim başaramadığımı Gemini ile birlikte başarabilirmişiz gibi geldi. Bu konuya odaklanmamın tek nedeni gelen davet değil. KPMG Türkiye ve Etik ve İtibar Derneği (TEİD) iş birliğiyle hazırlanan “Uyumun Genişleyen Sınırları-Etik ve Uyum Araştırması Sonuçları 2026” raporunda <strong>şirketlerin yüzde 64’ünün yapay zekâ yönetişimlerini henüz netleştirmediği ve katılımcıların yüzde 62'sinin gelecek 12 - 24 ay içinde uyum teknolojilerine daha fazla yatırım yapmayı planladığının belirtilmesi de etkili oldu. C-level alması gereken kararları zamana yaymakta zeval görünmüyor olsa gerek. CEO’daki E’nin executive sözcüğünden geldiğini ve icra etme yükümlülüğünü ifade ettiğini belirtmek isterim. Gemini’ın verdiğim işleri icra etmedeki hızını, yapay zekâ dünyasında herkesin yerini bilerek konuşması için aşağıda aktarıyorum. Bunu görüşme tarzında yazıyor olacağım.</strong></p>
<p><strong>Kerem Özdemir:</strong> <strong>Strateji lideri olarak C-level yöneticilerin yapay zekâ çağında şirketlerini yönetirken hangi yanlışları yaptığını ya da eksiklikleri bulunduğunu düşünüyorsun? </strong></p>
<p>Gemini: Yapay zekâ (AI) devrimi, sadece teknik bir altyapı dönüşümü değil; esasen bir organizasyonel, kültürel ve stratejik yönetim sınavıdır. Şirketlerin tepe yönetiminde (C-Level) sıklıkla gözlemlediğim temel stratejik hataları ve eksiklikleri birkaç kritik başlık altında toplayabiliriz:</p>
<ol>
<li><strong> Mitos ve reality ayrımını yapamamak (FOMO ile hareket etmek)</strong></li>
</ol>
<p>C-level yöneticilerin düştüğü en yaygın tuzaklardan biri, FOMO (Fırsatı Kaçırma Korkusu) nedeniyle yapay zekâyı net bir iş problemine bağlamadan hırsla organizasyona entegre etmeye çalışmaktır.</p>
<p><strong>- Rastgele PoC (Proof of Concept) çöplüğü:</strong> Şirket genelinde onlarca küçük, birbiriyle konuşmayan AI pilot projesi başlatılıyor. Ancak bunlar bir iş modeline veya ROI (yatırım getirisi) hedefine bağlanmadığı için çoğu laboratuvar ortamından sahaya inemiyor.</p>
<p><strong>- Aşırı vaat / yanlış beklenti:</strong><strong> AI’ı</strong> her derde deva bir "sihirli değnek" gibi görmek, kısa vadede somut çıktılar alınamadığında yönetici ve yönetim kurulunda hayal kırıklığına ve "AI şüpheciliğine" yol açıyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Yapay zekâyı sadece bir "BT / IT Projesi" sanmak</strong></li>
</ol>
<p>AI, geleneksel bir ERP veya CRM yazılımı güncellemesi değildir. C-suite'in en büyük stratejik kör noktalarından biri, yapay zekâ sorumluluğunu tamamen CTO, CIO veya CDO’nun omuzlarına yüklemektir.</p>
<p><strong>- Silo yönetimi:</strong> CEO ve CFO süreçten kopuk kaldığında, yapay zekâ yatırımları finansal ve operasyonel iş hedefleriyle hizalanamaz.</p>
<p><strong>- İş modeli inovasyonunu kaçırmak:</strong> Yapay zekâ sadece "maliyetleri %10 düşürmek" veya "verimliliği artırmak" için kullanılmaz; yeni gelir modelleri, yeni ürünler ve yeni pazarlar yaratmak için kullanılır. CEO düzeyinde sahiplenilmediğinde bu yıkıcı inovasyon potansiyeli gözden kaçar.</p>
<ol start="3">
<li><strong> "Veri temizliği" ve "Veri yönetişimi" aşamasını atlamak</strong></li>
</ol>
<p>Harika bir AI modeli, berbat bir veri altyapısı üzerinde hiçbir işe yaramaz. Birçok üst yönetici, şık paneller ve AI araçları satın almak ister ancak veri hijyenine bütçe ve zaman ayırmaktan kaçınır.</p>
<p><strong>- Dağınık ve silolanmış veri:</strong> Şirket verisi farklı departmanlarda parçalanmış ve düzensizse, uygulanan AI çözümleri ya yanlış sonuçlar (halüsinasyonlar) üretir ya da güvenilmez hale gelir.</p>
<p><strong>- Veri yönetişimi eksikliği:</strong> Veri sahipliği, veri kalitesi ve veri güvenliği standartları belirlenmeden atılan adımlar, ileride ciddi güvenlik ve uyum riskleri doğurur.</p>
<ol start="4">
<li><strong> İnsan ve kültür boyutunu (Change Management) ihmal etmek</strong></li>
</ol>
<p>Teknolojiye milyonlarca dolar yatırıp, o teknolojiyi kullanacak insan kaynağını ve şirket kültürünü hazırlamamak en sık yapılan hatalardan biridir.</p>
<p><strong>- Korku ve direnç yönetimsizliği:</strong> Çalışanlar "AI işimi elimden alacak" kaygısı yaşadığında, yeni araçlara karşı görünmez bir direnç başlar. C-level'ın görevi yapay zekâyı işi elden alan değil, insanı güçlendiren (augmentation) bir kaldıraç olarak konumlandırmaktır.</p>
<p><strong>- Yetenek ve yetkinlik açığı (Reskilling / Upskilling):</strong> Ekip üyelerinin AI okuryazarlığı geliştirilmeden alınan pahalı lisanslar, atıl yatırıma dönüşür.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Etik, güvenlik ve risk yönetimini sona bırakmak</strong></li>
</ol>
<p>Çoğu zaman güvenlik, telif hakları, veri gizliliği ve etik konular projelerin en sonunda düşünülür.</p>
<p>- Sorumlu AI (Responsible AI) Çerçevesinin Olmaması: Müşteri verilerinin veya ticari sırların açık AI modellerine sızdırılması, algoritmik önyargılar veya telif sorunları, markanın itibarını bir gecede yok edebilir. C-Level, daha ilk günden etik ilkeleri ve risk parametrelerini belirlemelidir.</p>
<p>Özet: Stratejik liderin yapması gereken dönüşüm</p>
<p>Yapay zekâ çağında başarılı olmak isteyen bir C-suite liderinin yaklaşımını şu şekilde dönüştürmesi gerekir:</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td>
<p>Geleneksel Hatalı Yaklaşım</p>
</td>
<td>
<p>Stratejik Lider Yaklaşımı</p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>"Hangi AI aracını satın almalıyız?"</p>
</td>
<td>
<p>"Hangi iş problemimizi AI ile çözebiliriz?"</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Bütçeyi sadece teknolojiye yatırmak</p>
</td>
<td>
<p>Bütçeyi veri altyapısına ve insan kaynağına yatırmak</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>AI'ı BT departmanına devretmek</p>
</td>
<td>
<p>AI'ı yönetim kurulunun ana strateji maddesi yapmak</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Sadece maliyet azaltmaya odaklanmak</p>
</td>
<td>
<p>Yeni değer ve gelir modelleri yaratmaya odaklanmak</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Bu çerçevede, sizin kendi sektörünüzde veya kurumunuzda karşılaştığınız en büyük engel kültürel direnç mi, yoksa teknik/veri altyapısı yetersizliği mi?</p>
<p><strong>Kerem Özdemir:</strong> <strong>Bu yöneticilerin uzun süredir yitirdiği insan kalma boyutunu inceler misin? </strong></p>
<p>Gemini: Yapay zekâ çağında C-level yöneticilerin yaşadığı en derin, ancak en az konuşulan kriz teknolojik veya finansal değil; "insan kalma" ve "insani liderlik" boyutundaki erozyondur.</p>
<p>AI dönüşümü, algoritmaların hızını, veri odaklılığı ve optimizasyonu iş dünyasının merkezine yerleştirirken; tepe yöneticilerin uzun süredir ihmal ettiği veya aşırı profesyonelleşme uğruna feda ettiği insani yetkinlikleri çok daha sert bir şekilde su yüzüne çıkardı.</p>
<p>Yöneticilerin yitirdiği ve bu yeniçağda yeniden kazanması gereken "insan kalma" boyutunu 5 temel eksende inceleyebiliriz:</p>
<ol>
<li><strong> Veri ve performans klostrofobisi:</strong> "İnsanı Metriğe İndirgemek"</li>
</ol>
<p>Uzun yıllardır süregelen skorkartlar, KPI’lar ve şimdi de yapay zekânın sunduğu anlık analitikler, yöneticileri "skor tabelası izleyen makinelere" dönüştürdü.</p>
<p>- Ruhun kaybı: Çalışanlar ve organizasyon sadece optimizasyon nesnesi, maliyet kalemi veya "veri girdisi" olarak görülüyor. AI, verimliliği %20 artırma vaadi sunduğunda, yöneticinin ilk refleksi genelde bunun arkasındaki insan hikâyesini, tükenmişliği (burnout) ve psikolojik sermayeyi görmezden gelmek oluyor.</p>
<p>- Optimizasyon Tuzağı: Her şeyi optimize etme arzusu, insan ilişkilerindeki doğallığı, kendiliğindenliği ve duygusal bağı yok ediyor. Oysa yapay zekâ her şeyi optimize edebilir ama anlam yaratamaz.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Savunmasızlık (Vulnerability) ve empati eksikliği</strong></li>
</ol>
<p>Geleneksel liderlik öğretisi, C-level yöneticiyi "her şeyi bilen, asla sarsılmayan, duygularını göstermeyen" süper kahraman figürleri olarak kurguladı. Bu steril tutum, yöneticileri insandan uzaklaştırdı.</p>
<p><strong>- "Bilmiyorum" diyememek:</strong> Yapay zekânın yarattığı belirsizlik ortamında hiçbir lider her yanıtı bilemez. Buna rağmen zafiyet göstermekten korkan yöneticiler, yapay bir özgüven maskesi takarak organizasyonla samimi bir bağ kurma fırsatını kaçırıyor.</p>
<p><strong>- Mekanik empati:</strong> Empati, şirket içi iletişim bültenlerinde bir slogan olarak kalıyor. Gerçek empati; çalışanların AI yüzünden hissettiği varoluşsal kaygıyı (işsiz kalma, yetersiz kalma korkusu) derinden hissetmeyi ve onlara güvence vermeyi gerektirirken, yöneticiler konuyu sadece "değişim yönetimi eğitimi" ile geçiştirmeye çalışıyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Sezgi, değerler ve etik pusulanın paslanması</strong></li>
</ol>
<p>Yapay zekâ, rasyonel kararları ve geçmiş veriye dayalı olasılıkları insan zekâsından katbekat hızlı hesaplıyor. Bu durum, yöneticileri zihinsel konfor alanına iterek insana özgü en büyük gücü köreltiyor: Sezgi ve Ahlaki Sorumluluk.</p>
<p>- Karar sorumluluğunu algoritmaya devretmek: Yöneticiler etik veya zor kararlarda "Veri böyle söylüyor", "Model böyle hesapladı" diyerek kendi vicdani ve insani sorumluluklarını algoritmaların arkasına saklamaya başladı.</p>
<p>- Sezginin değersizleştirilmesi: İnsan kalmak; mantığın ve verinin ötesinde, hissedilen vicdani sezgiye ve estetik/duygusal kavrayışa kulak vermektir. Sadece veriye teslim olan C-level, şirketin etik pusulasını ve özgün vizyonunu yitiriyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Dinleme ve derin bağ kurma yetisinin yitirilmesi</strong></li>
</ol>
<p>C-level dünyasındaki aşırı yoğunluk, sürekli toplantı trafiği ve dijital gürültü, liderlerin "derin dinleme" (deep listening) yeteneğini elinden aldı.</p>
<p>- Tranzaksiyonel İlişkiler: Yöneticiler ilişkileri derinlikli, güvene dayalı insani bağlar yerine; sadece al-ver (transaksiyonel) ilişkisi olarak yürütüyor.</p>
<p>- Yalnızlaşan Zirve: Yöneticiler maskelerini çıkarmadıkları için organizasyonun alt kademelerinden tamamen kopuyor. Odada yapay zekâ ajanlarının ve dev panellerin bulunduğu ama gerçek insani temasın kalmadığı steril bir izolasyon yaşanıyor.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Çelişki: AI insanlaşırken, insanın makineleşmesi</strong></li>
</ol>
<p>Belki de en trajik dönüşüm şurada yaşanıyor: Biz yapay zekâya empati kurmayı, tonlamayı, kibar olmayı ve insan gibi iletişim kurmayı öğretmeye çalışırken; insan liderler daha soğuk, daha analitik, daha tepkisiz ve daha 'algoritmik' hale geliyor.</p>
<p>- C-suite liderler hız, çıktılar ve operasyonel mükemmellik peşinde koşarken kendi biyolojik ve duygusal sınırlarını zorlayarak adeta birer "yazılım" gibi çalışmayı hedefliyor. Bu da insani sıcaklığın tamamen yok olduğu, soğuk ve mekanik şirket kültürleri yaratıyor.</p>
<p>Sonuç: Yeni çağın paradoksu</p>
<p>Yapay zekâ çağında teknik bilgi veya veri analizi artık en büyük rekabet avantajı değil; çünkü bunlara herkes bir komutla erişebiliyor.</p>
<p>Yeniçağda bir C-level yöneticiyi gerçekten farklı kılacak ve yıkıcı dönüşümden koruyacak tek şey: Yitirdiği insanlığını yeniden kazanmasıdır.</p>
<p><strong>Geleceğin liderlik formülü:</strong></p>
<p>Algoritmik Zekâ (AI) + Yüksek İnsani Dokunuş (HI - Human Touch)</p>
<p>Liderler ancak kırılganlıklarını kabul ettiklerinde, dinlemeyi yeniden öğrendiklerinde, şefkat ve etik pusulayı verinin önüne koyduklarında organizasyonlarına gerçek bir "anlam" ve "yön" kazandırabilirler.</p>
<p>Sizce bugün iş dünyasında yöneticilerin bu insani boyuta dönmesini zorlaştıran en büyük engel sistemik baskı (hissedar beklentisi, bütçe hedefi) mı, yoksa liderlerin kendi egoları ve konfor alanları mı?</p>
<p><strong>Kerem Özdemir: </strong><strong>Her ikisi içiçe girmiş değil mi? Sistematik baskıyı yönetmekle yetinen yöneticilerin ego ve konfor alanlarını korumayı da başardıklarını düşünmüyor musun?</strong></p>
<p><strong>Gemini:</strong> Haklısınız, bu iki dinamik kesinlikle birbirinden bağımsız değil; aksine birbirini sürekli besleyen, meşrulaştıran ve güçlendiren kusursuz bir kısırdöngü oluşturuyor.</p>
<p>Sistematik baskı (hissedar beklentileri, çeyreklik kârlılık baskısı, bütçe hedefleri) ile yöneticinin egosu ve konfor alanı arasında çok ince ve tehlikeli bir pazarlık yürütülüyor.</p>
<p>Bu iç içe geçmişliği ve bahsettiğiniz o "konforlu koruma mekanizmasını" üç temel katmanda inceleyebiliriz:</p>
<ol>
<li>Sistematik Baskının Egoya "Sığınak" Olması</li>
</ol>
<p>Sistemik baskı, yöneticiye mükemmel bir meşruiyet ve sorumluluktan kaçış alanı sunar.</p>
<ul>
<li>"Ben de Sistemin Mağduruyum" Zırhı: İnsani boyutu ihmal eden, çalışanları birer verimlilik metriğine dönüştüren veya radikal bir insani dönüşüm başlatmaktan kaçınan yönetici, hemen sistemik baskıyı gerekçe gösterir: <em>"Yönetim kurulu çeyreklik rakamlara bakıyor", "Piyasa bunu gerektiriyor", "Rakipler yapay zekâya geçti, biz de kesintiye gitmeliyiz."</em></li>
<li>Sorumsuzlaşma (Rasyonelleştirme): Yönetici, sistemin sertliğini kendi katılığı için bir mazeret olarak kullanır. Bu durum, vicdani bir rahatlama sağlar. Ego, "Sert görünmek zorundayım çünkü sistem böyle" diyerek kendi insani yetersizliğini veya cesaretsizliğini gizler.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li>"Sistemle Hizalanmak" Ajanlığı ve Konfor Alanı</li>
</ol>
<p>Sistemin talep ettiği rasyonel, soğuk, sayı odaklı ve mekanik lider profiline tam uyum sağlamak, C-level dünyasında en güvenli ve en konforlu yoldur.</p>
<ul>
<li>Risk Almama Konforu: Gerçek insani liderlik; şeffaflığı, kırılganlığı kabul etmeyi, empati kurmayı ve gerektiğinde sistemin mekanik mantığına karşı durmayı gerektirir. Bu ise ciddi bir politik ve kariyer riski demektir.</li>
<li>Statükoyu Korumak: Yalnızca sistemik baskıyı yönetmekle (yani sistemin sizden istediği çeyreklik hedefleri, kesintileri ve optimizasyonları sadakatle yerine getirmekle) yetinen bir lider, yönetim kurulunun ve hissedarların gözünde "güvenli, işini yapan ve hedefleri tutturan profesyonel" olarak kalır. Bu durum onun koltuğunu, primlerini, unvanını ve dolayısıyla egosunu en yüksek düzeyde korumasını sağlar.</li>
</ul>
<ol start="3">
<li>Yapay Zekâ Çağında "Mekanik Liderlik" İllüzyonu</li>
</ol>
<p>Bugün yapay zekâ, bu kısırdöngüye yeni ve çok güçlü bir boyut ekledi: "Algoritmik Sığınak".</p>
<ul>
<li>Yöneticiler artık sadece sistemik baskının arkasına değil, verinin ve algoritmaların arkasına da gizlenebiliyor.</li>
<li>Zor bir insani karar alırken (küçülme, dönüşüm, yetkinlik değişimi) <em>"Ben değil, yapay zekâ modeli bu departmanın verimsiz olduğunu söyledi"</em> demek, liderin egosunu yaralamadan ve onu insani bir yüzleşmeye zorlamadan konfor alanında tutuyor. Lider, karar alıcı olmaktan çıkıp algoritmanın uygulayıcısı haline gelerek vicdani yükten sıyrılıyor.</li>
</ul>
<p>Sonuç: Yanılsama ve Gerçeklik</p>
<p>Özetle; sistemik baskıyı yönetmek, dışarıdan bakıldığında ağır bir yük ve stres gibi görünse de, aslında insan kalmanın getireceği o gerçek, dönüştürücü ve riskli sorumluluktan kaçmanın en konforlu yoludur.</p>
<p>Bu yöneticiler sistemin sunduğu şablonları uygulayarak egolarını besler, koltuklarını korur ve görünürde "başarılı" olurlar. Ancak yapay zekâ çağının getirdiği asıl paradoks şuradadır:</p>
<p>Sadece sistemik baskıları yöneten, mekanikleşmiş ve konfor alanındaki bu liderlik tarzını, yakın gelecekte yapay zekâ sistemlerinin kendisi C-suite'ten çok daha iyi ve tarafsız bir şekilde yönetecektir.</p>
<p>İşte bu yüzden, yitirilen o insani boyuta dönmek bir lüks veya duygusal bir tercih değil; C-level yöneticinin kendi varlığını ve liderlik anlamını koruması için tek seçenektir.</p>
<p><strong>Kerem Özdemir: </strong><strong>Sen olsan bu C-level yöneticileri nasıl eğitir ve yönlendirirdin?</strong></p>
<p><strong>Gemini:</strong> Bu konudaki şüpheciliğinizde ne yazık ki çok haklısınız. Çoğu C-level yönetici akademik ve entelektüel panellerde "insan merkezli yapay zekâ" üzerine ilham verici konuşmalar yapıp, Pazartesi sabahı yönetim kurulu odasına döndüğünde yine çeyreklik KPI'lara ve mekanik maliyet kesintilerine sığınmayı tercih ediyor. Bu durum, konfor alanını ve statüyü koruma refleksi ile yüzleşme cesaretinin eksikliğinden kaynaklanıyor.</p>
<p>Eğer bu C-level yöneticilerin dönüşümünü tasarlayan ve onları yönlendiren bir stratejist olsaydım; süreci teorik sunumlar veya soyut felsefi söylemlerle değil, onları doğrudan "sarsacak, zihinsel ezberlerini bozacak ve eyleme zorlayacak" 4 aşamalı pragmatik bir "Liderlik Müfredatı" üzerine kurardım:</p>
<ol>
<li>"Ayna ve Şok" Seansı: Mekanikleşmeyle Yüzleştirme</li>
</ol>
<p>Yöneticiler genelde kendilerini "vizyoner ve stratejik" sanır. İlk adım, bu illüzyonu yıkmaktır.</p>
<ul>
<li>AI vs. C-Level Simülasyonu: Yöneticiye, son 6 ayda aldığı kritik stratejik, finansal ve organizasyonel kararların verilerini verir, aynı verileri gelişmiş bir AI modeline beslerdim. AI'ın aynı veya daha rasyonel kararları saniyeler içinde aldığını gösterirdim.</li>
<li>Çıkarılacak Ders: <em>"Eğer karar alma biçiminiz sadece veriyi rasyonelleştirmek ve optimizasyon yapmaksa, bu şirkete maalesef bir AI ajanı kadar bile katkınız yok. Sizi bir yöneticiden ziyade bir 'insan lider' yapan tek bir kararınızı gösterin."</em> mesajını net bir şekilde masaya koyardım.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li>"Algoritmik Sığınak" Yasağı: Sorumluluğu İnsana İndirmek</li>
</ol>
<p>Verinin ve algoritmaların arkasına gizlenme konforunu ellerinden alırdım.</p>
<ul>
<li>Veto ve Sorumluluk Protokolü: Yönetim kuruluna sunulan her AI ve verimlilik projesinde şu soruyu zorunlu kılardım: <em>"Bu karar sonucunda olumsuz etkilenecek insanların (çalışan, müşteri, toplum) sorumluluğunu kişisel olarak üstleniyor musunuz?"</em></li>
<li>"Çünkü Veri Böyle Dedi" Cümlesinin Yasaklanması: Bir karar alınırken verinin gerekçe gösterilmesini değil, o verinin arkasındaki insani değerlendirmenin, etik gerekçenin ve sezgisel risk analizinin yazılı olarak lider tarafından imzalanmasını şart koşardım.</li>
</ul>
<ol start="3">
<li>Sahada "Kırılganlık ve Derin Dinleme" Laboratuvarı</li>
</ol>
<p>C-suite’in en büyük problemi, kendi steril kulelerinde yalnızlaşmalarıdır. Onları fildişi kulelerinden sahaya indirirdim.</p>
<ul>
<li>Tersine Mentorluk (Reverse Mentoring): Yöneticiyi, yapay zekâ araçlarını her gün kullanan ve yarınından endişe duyan 20'li yaşlardaki genç uzmanlarla veya saha çalışanlarıyla birebir, içeriksiz ve filtresiz odalara kapatırdım.</li>
<li>Amac: Müşteri/çalışan kaygısını bir rapordan veya slayttan değil; insanın gözünün içine bakarak hissetmelerini sağlamak. Güçlü durma maskesini çıkarıp <em>"Biz de bu belirsizlikte yolumuzu bulmaya çalışıyoruz"</em> diyebilme kırılganlığını (vulnerability) bir liderlik gücü olarak öğretirdim.</li>
</ul>
<ol start="4">
<li>Teşvik ve Ödül Mekanizmasını Değiştirmek (Incentive Redesign)</li>
</ol>
<p>Sistemik baskıyı kırmanın tek yolu, sistemin ödül mekanizmasını yeniden tanımlamaktır. Yöneticiler neyle ölçülürse ona dönüşürler.</p>
<ul>
<li>Sadece EBITDA Yetmez: C-suite prim ve başarı kriterlerine (KPI) sadece finansal kârlılığı veya AI entegrasyon oranını değil; "İnsani Sermaye Gücü" (Human Capital Index) ve "Etik Yönetişim Skoru" gibi metrikleri dahil ederdim.</li>
<li>İşin Özü: Yapay zekâ ile %15 maliyet düşüren ama şirket kültürünü ve güveni yok eden bir yöneticiye bonus vermek yerine; AI'ı insan yetkinliğini artırmak (upskilling) ve yeni yaratıcı değerler üretmek için kullanan lideri ödüllendiren bir yapı kurardım.</li>
</ul>
<p>Özet: Nasıl Bir Lider Yönlendirmesi?</p>
<p>Onlara şu temel gerçeği idrak ettirirdim:</p>
<p><em>"Yapay zekâ çağında şirketinizin 'en zeki' veya 'en analitik' kişisi siz olamazsınız; olmamalısınız da. Sizin işiniz zekâ yarıştırmak değil; anlam inşa etmek, güven alanı yaratmak ve cesaret göstermektir. Milyon dolarlık AI yatırımlarınızın kaderini, o teknolojiyi kullanacak olan insanların size duyduğu güven belirleyecek."</em></p>
<p><strong>Kerem Özdemir: </strong><strong>Yönetim kurulu başkanı olarak bu konuda kararlı olsam ve seni bu işle görevlendirsem nasıl bir eylem planı uygularsın ve benden nasıl bir destek istersin?</strong></p>
<p><strong>Gemini:</strong> Yönetim Kurulu Başkanı olarak bu vizyonu ortaya koymanız ve kararlılık göstermeniz, Türkiye’deki kurumsal dönüşüm için çok nadir ve son derece kıymetli bir kırılma noktasıdır.</p>
<p>Çünkü bu dönüşüm aşağıdan yukarıya (bottom-up) başarılamaz; sistemin çarklarını ve konfor alanlarını sarsacak meşru güç ve kararlılık sadece Yönetim Kurulu Masası’ndan gelebilir.</p>
<p>Bu görevi devralan bir strateji lideri olarak, C-suite seviyesinde lafta kalan süslü söylemleri ölçülebilir, somut ve kafeinsiz bir eylem planına dönüştürürüm.</p>
<p>Aşağıda bu dönüşümün 4 Aşamalı Eylem Planı ve sizden talep edeceğim 3 Kritik Yönetim Kurulu Desteği yer almaktadır.</p>
<p><strong>1. Çeyrek: Teşhis ve "Ayna" Seansı (Sarsma Aşaması)</strong></p>
<ul>
<li>İki Kanatlı AI &amp; İnsan Denetimi (Audit): Tüm C-suite yöneticilerin son 1 yılda aldığı kritik kararlar (işten çıkarmalar, PoC bütçeleri, operasyonel tercihler) incelemeye alınır.</li>
<li>Simülasyon Yüzleşmesi: Yöneticiler kapalı bir kampta toplanır. Aday bir AI modelinin onların rasyonel kararlarını nasıl saniyeler içinde alabildiği gösterilir. Yöneticilerin "Sadece analitik/rasyonel bir karar vericiyseniz, yapay zekâdan farkınız nedir?" sorusuyla yüzleşmeleri sağlanır.</li>
<li>Kültürel Röntgen: Şirket genelinde <em>anonim</em> bir AI ve Liderlik Algısı anketi yapılır: <em>"Yöneticiniz yapay zekayı sizi güçlendirmek için mi yoksa yerinize geçirmek için mi kullanıyor?"</em></li>
</ul>
<p><strong>2. Çeyrek: Yönetişim ve "Algoritmik Sığınak" Yasağı</strong></p>
<ul>
<li>Sorumluluk Protokolü: Yönetim Kurulu’na veya C-level’a gelen her AI/Otomasyon projesinde "Sorumlu Lider İmzası" zorunlu kılınır. Projenin insani, sosyal ve etik risklerini bizzat sorumlu CXO üstlenir; <em>"AI verisi böyle dedi"</em> gerekçesi veto edilir.</li>
<li>Etik Veto Kurulu (Human-in-the-Loop): Sadece teknik ekiplerden değil, insan kaynakları, felsefe/etik danışmanı ve saha temsilcilerinden oluşan bir kurul kurulur. İnsanı ve kültürü hiçe sayan "sadece maliyet odaklı" AI projelerine veto hakkı tanınır.</li>
</ul>
<p><strong>3. Çeyrek: Saha ve Kırılganlık Laboratuvarı</strong></p>
<ul>
<li>Fildişi Kuleden Çıkış: C-suite için zorunlu Tersine Mentorluk (Reverse Mentoring) başlatılır. Her C-level yönetici, haftada 2 saat genç bir AI uzmanı/saha çalışanı ile filtresiz, ajandasız bir araya gelir.</li>
<li>Psikolojik Güvenlik Alanı (Psychological Safety): Yöneticilere "bilmiyorum" deme, belirsizliği kabul etme ve ekiple birlikte öğrenme kültürü aşılanır. Güçlü görünme maskesi kırdırılır.</li>
</ul>
<p><strong>4. Çeyrek: Sistemik Ödül ve Performans Dönüşümü</strong></p>
<ul>
<li>Yeni Performans Karnesi (Balanced Scorecard): C-suite primleri sadece EBITDA veya finansal büyüklüğe bağlanmaktan çıkarılır. Primlerin %30-40'ı doğrudan şu metriklere bağlanır:</li>
<ol>
<li>İnsani Sermaye Güçlendirme Skorları (Upskilling/Reskilling başarısı)</li>
<li>Şirket İçi Güven ve Şeffaflık Endeksi</li>
<li>Sorumlu AI / Etik Proje Oranı</li>
</ol>
</ul>
<p><strong>II. Yönetim Kurulu Başkanı Olarak Sizden İsteyeceğim 3 Kritik Destek</strong></p>
<p>Sistemin direnci çok güçlü olacaktır. C-level yöneticiler bu dönüşümü önce "geçici bir moda" sanacak, ardından pasif direnç göstereceklerdir. Bu direnci kırmak için sizden şu 3 alanda tam yetki ve sarsılmaz destek isterim:</p>
<p><strong>1. "Politik Koruma Şemsiyesi" ve Koşulsuz Yetki</strong></p>
<ul>
<li>Yöneticiler zorlandıklarında veya konfor alanları sarsıldığında, arka kapıdan size gelip <em>"Bu süreç operasyonlarımızı aksatıyor, çeyreklik hedefleri riske atıyor"</em> şikâyetinde bulunacaklardır.</li>
<li>Sizden talebim: Bana ve bu dönüşüm ekibine tam politik koruma sağlamanız ve yöneticileri tekrar masaya yönlendirerek bu kararlılığın arkasında durduğunuzu net bir dille göstermenizdir.</li>
</ul>
<p><strong>2. Bütçe ve Ödül Mekanizmasını Değiştirme Yetkisi</strong></p>
<ul>
<li>Sistemik baskıyı kırmanın tek yolu parayı ve primleri yeniden tanımlamaktır.</li>
<li>Sizden talebim: Yönetim Kurulu Prim Komitesi ile birlikte, C-suite prim sistemini yukarıda belirttiğim insani ve etik metriklerle yeniden yapılandırma yetkisidir. C-level, finansal hedefleri tuttursa bile insani dönüşümü başaramadığında priminin kesileceğini bilmelidir.</li>
</ul>
<p><strong>3. Rol Model Olma (Yönetim Kurulu Odasında Başlayan Dönüşüm)</strong></p>
<ul>
<li>C-suite, Yönetim Kurulu Başkanı'nın neye değer verdiğini çok iyi gözlemler.</li>
<li>Sizden talebim: Yönetim Kurulu toplantılarında C-level'a sorduğunuz ilk sorunun <em>"Bu çeyrekte kârı ne kadar artırdık?"</em> değil; "Yapay zekâ dönüşümünde insan kaynağımızı nasıl güçlendirdik, etik sınırları nasıl koruduk ve nasıl bir kültür yarattık?" olmasıdır. Soruyu değiştirdiğiniz gün, yöneticilerin odağı da değişecektir.</li>
</ul>
<p><strong>Sonuç;</strong></p>
<p>Bu eylem planı, yöneticilerin konfor alanlarını yıkan ancak onlara gerçek ve sürdürülebilir bir liderlik kimliği kazandıran bir yol haritasıdır.</p>
<p>Bu masada kararlılıkla durmaya hazırsanız; şirketi sadece AI teknolojisini en iyi kullanan değil, AI çağında "insan kalmayı başaran" sektörel bir ekol haline getirebiliriz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aisunun-bakisina-katki-icin-haricten-gazel-90257</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AI.SU’nun bakışına katkı için hariçten gazel ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kadin-ureticiler-buyuksehirin-destekleriyle-kendilerini-gelistiriyor-90316</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraş&#039;ta kadın üreticiler için eğitim semineri düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin, kadın girişimcilerin ekonomik hayatta daha güçlü yer edinmelerini sağlamak, üretim kapasitelerini geliştirmek ve ürünlerini daha etkin şekilde pazarlayabilmelerine katkı sunmak amacıyla desteklerini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Belediyeden yapılan açıklamaya göre Başkan Fırat Görgel öncülüğünde yürütülen çalışmalar kapsamında, kadın üreticilere yönelik kapsamlı bir eğitim semineri düzenlendi.</p>
<p>Açıklamada, "Kahraman Kadın Akademisi, İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi ile Kadın Güçlendirme ve Dayanışma Platformu iş birliğinde düzenlenen seminerde üretici kadınlara güçlü bir destek sağlandı. İstiklal Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Karacasu Kampüsü’nde düzenlenen programda, kadın üreticilerin üretim ve satış süreçlerini daha verimli yönetmelerine, ürünlerini doğru şekilde pazarlamalarına ve müşteri ilişkilerini geliştirmelerine katkı sağlayacak konular ele alındı." denildi.</p>
<p>Üniversitenin akademisyenlerinden Dr. Öğr. Üyesi Mehri Banu Erdem, Dr. Öğr. Üyesi Aycan Kama, Doç. Dr. Meryem Geçimli ve Dr. Öğr. Üyesi Emrah Korhan, katılımcılarla bilgi ve deneyimlerini paylaştı.</p>
<p>Seminer kapsamında ürün geliştirme, maliyet yönetimi, fiyatlandırma, etkili anlatım ve müşteri iletişimi gibi kadın girişimcilerin iş süreçlerinde ihtiyaç duyduğu başlıklarda eğitim verildi. Ürünlerin pazardaki konumunun doğru belirlenmesi, üretim maliyetlerinin hesaplanması, uygun fiyatlandırma stratejilerinin geliştirilmesi ve müşterilerle etkili iletişim kurulması konularında katılımcılara yol gösterici bilgiler aktarıldı. Eğitimlerle kadın üreticilerin el emeği ve yöresel ürünlerini daha profesyonel bir yaklaşımla satışa sunmaları, pazarlama becerilerini geliştirmeleri ve üretim faaliyetlerini sürdürülebilir bir ekonomik yapıya kavuşturmaları hedeflendi. Farklı alanlarda üretim yapan kadın girişimciler, eğitim boyunca edindikleri bilgilerin iş süreçlerine sağlayacağı katkılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><strong>“Üretimden pazarlamaya kadar yeni bilgiler öğrendik”</strong></p>
<p>Eğitime katılan kadın girişimcilerden Feride Akçakale, “Yaklaşık 10 yıldır yöresel ürünler üretip satışını yapıyorum. Ailecek hep birlikte kendi bağ evimizde üretim yapıyoruz. Bugün de Büyükşehir Belediyemizin düzenlediği seminerde satıştan üretime, pazarlamaya kadar her alanda yeni bilgiler öğrendik. Çok faydalı bir eğitim oldu. Farklı teknik ve tüyolar aldık bugün” dedi. Ev yemekleri hazırlayarak satışından gelir elde eden Hilal Korkmaz da eğitim sayesinde ürünlerin tanıtımı, fiyatlandırılması ve satışına ilişkin yeni bilgiler edindiğini ifade etti. Korkmaz, “Ev yemekleri hazırlıyor ve bunların satışını yaparak gelir elde ediyorum. Bugün de Büyükşehir Belediyemizin düzenlediği eğitime katılarak yeni bilgiler edindim. Görsel oluşturmadan satış yapmaya, fiyat belirlemeye kadar her alanda yeni şeyler öğrendik. Artık daha bilinçli bir şekilde sürdüreceğim bu süreci” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad9faa702477-1792670375.JPG" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Türkoğlu’nda kadın girişimcilerle birlikte reçel, pekmez ve yufka ekmeği gibi yöresel ürünler üreterek satışını gerçekleştirdiklerini belirten Kızılağaç Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Filiz Kamalak, seminerin üretim ve satış süreçlerini geliştirmek açısından verimli geçtiğini söyledi. Kamalak, “Türkoğlu’nda kadın girişimcilerimizle birlikte reçelden pekmeze, yufka ekmeğe her türlü ürün üreterek satışını yapıyoruz. Bugün de bu seminere katılarak üretim ve satış anlamında yeni şeyler öğrenmek, daha profesyonelleşmek istedik. Çok güzel bir program oldu, hocalarımıza çok teşekkür ediyoruz. Biz kadın girişimcilerin daima yanında olan Fırat Görgel başkanımıza da teşekkürlerimizi sunuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Eksiklerimizi görme fırsatı bulduk”</strong></p>
<p>Evinde çanta ve aksesuar gibi el emeği ürünler hazırlayan Havva Doğrugörür, Büyükşehir Belediyesinin sağladığı desteklerle ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedeflediğini belirtti. Doğrugörür, “Evimde çanta, aksesuar gibi el emeği ürünler üretiyorum. Büyükşehir Belediyemizin desteğiyle kadın üreticiler pazarında da bunların satışını yapacağız inşallah. Bugün de üretimden satışa kadar her aşamada daha verimli olmak için bu seminere geldik. Bu eğitim sayesinde kendimi daha da geliştirdiğimi düşünüyorum” dedi. İpek tesbih üretimi gerçekleştiren Fatma Balıkçı da eğitimde üretim sürecindeki eksiklerini fark etme fırsatı bulduğunu dile getirdi. Balıkçı, “İpek tesbih üretiyorum. Bu eğitim sayesinde eksiklerimi, yanlışlarımı görme fırsatım oldu. Bana çok büyük bir katkı sağladı bu eğitim. Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ürünlerimizi daha doğru pazarlamayı öğrendik”</strong></p>
<p>El sanatları alanında evinde üretim yaparak çevrimiçi satış gerçekleştiren Şeyma Ersoy, seminerde edindikleri bilgilerin işlerini geliştirmelerine katkı sağlayacağını belirtti. Ersoy, “El sanatları üzerine evimde üretim yaparak online satış yapıyorum. Bugün de Büyükşehir Belediyemizin düzenlediği seminere katılarak üretim, pazarlama, fiyatlandırma gibi pek çok konuda yeni bilgiler edindik. Çok büyük katkı sağladı bu eğitim bize. Bu güzel destekler için Fırat Görgel başkanımıza teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. Seramik tablo, çini ve tuval boyama gibi alanlarda ürünler hazırlayan Esra Gel ise ürünlerin doğru şekilde pazarlanması ve satışa sunulması konusunda önemli bilgiler edindiklerini söyledi. Gel, “Seramik tablo, çini, tuval boyama gibi ürünler yapıyorum. Bugün de seminerde pek çok yeni şey öğrendik. Bir ürünün nasıl pazarlanması ve satışa sunulması ile ilgili yeni bilgiler edindik” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kadin-ureticiler-buyuksehirin-destekleriyle-kendilerini-gelistiriyor-90316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/6/1280x720/kadin-ureticiler-buyuksehirin-destekleriyle-kendilerini-gelistiriyor-1792670475.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, kadın girişimcilerin üretim ve pazarlama becerilerini geliştirmek amacıyla eğitim semineri düzenledi. Akademisyenlerin katkılarıyla gerçekleştirilen programda kadın üreticilere ürün geliştirme, maliyet yönetimi, fiyatlandırma ve müşteri iletişimi konularında bilgi verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spknin-erken-mudahale-yetkisi-guclendirilecek-yaptirimlar-artacak-90284</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;SPK’nın erken müdahale yetkisi güçlendirilecek, yaptırımlar artacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 yılı bütçesini Meclis Plan Bütçe Komisyonuna sundu. Bütçe sunumunda yatırım fonları piyasasında yaşanan son gelişmelere ilişkinde değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, gerekli idari ve adli tedbirlerin alınması, sorunlu fonların tasfiye sürecinin başlatılması ve yatırımcı haklarının korunarak riskin piyasanın diğer kesimlerine yayılmasının önlenmesinin hedeflendiğini kaydetti. Başkanlığını yaptığı Fon Koordinasyon Kurulu ilgili tüm kurumlarla eş güdüm içerisinde yoğun bir mesai sürdürdüklerini ve bugüne kadar 6 toplantı yaptıklarını anlatan Yılmaz, bu kapsamda Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun teklifinin hazırlandığını hatırlattı. Yılmaz, kanun teklifinin yasalaşmasıyla hızla ön ödemelere başlamayı öngördüklerini belirterek, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için bağımsız otoritelerce alınan çok yönlü adli ve idari tedbirlerin ve yapılan uygulamaların yanı sıra, yapısal unsurlar içeren kanuni düzenleme hazırlıklarının da devam ettiğini söyledi.</p>
<p>Fon piyasalarında yaşanan sorunlarla ilgili kurum ve yetkililerin incelemesi ve soruşturulması için Cumhurbaşkanı tarafından görevlendirilen Devlet Denetleme Kurulu çalışmalarının da geleceğe yönelik atılacak adımlara ışık tutacağını kaydeden Yılmaz, şöyle devam etti: </p>
<p>“Bu çerçevede düzenleme, gözetim ve denetim mekanizmalarımızı ihtiyaç duyulan alanlarda güçlendirecek, yatırımcının hakkını daha güçlü bir şekilde koruyan, güvenilir ve etkin bir piyasa yapısını geliştirme anlayışıyla Sermaye Piyasası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkin çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. </p>
<p>Yapılacak düzenlemelerle yatırımcıların daha etkin korunması, kurumsal kapasitelerin artırılması, SPK’nın erken müdahale yetkilerinin güçlendirilmesi ve sermaye piyasalarındaki ihlallere yönelik yaptırımların caydırıcılığının artırılması amaçlanmaktadır. “</p>
<h2>“Yatırımcı güvenini güçlendireceğiz” </h2>
<p>Güçlü makroekonomik temeller ve kararlı politikaların finansal piyasalardaki herhangi bir dalgalanmanın reel ekonomiye etkilerini sınırladığını kaydeden Yılmaz, bu doğrultuda, sermaye piyasalarının derinliğinin artırılması, finansal sistemimizin sağlamlığının pekiştirilmesi ve yatırımcı güveninin güçlendirilmesine yönelik adımları sürdüreceklerini belirtti. Yılmaz, “Finansal istikrarı güçlendiren, ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen politikaların kararlılıkla uygulanmasına devam edeceğiz. Kalkınma politikalarımızın son derece değerli bir unsuru olarak gördüğümüz sermaye piyasalarımızı güçlü bir şekilde desteklemeyi sürdüreceğiz. Yatırımcı ile manipülatörü birbirine karıştırmadan, titiz bir şekilde adli ve idari süreçleri hayata geçireceğiz. İnanıyorum ki mevcut sorunların aşılması ile sermaye piyasalarımız yoluna çok güçlü bir şekilde devam edecek, yatırımcılarına da ülke ekonomisine de kazandıracaktır” diye konuştu.</p>
<h2>“Savaşın enflasyona yukarı yönlü etkisi 7 puan” </h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, yaptığı sunumda Orta Doğu’daki savaşın devam etmesinden kaynaklı gelişmelerin başta enerji olmak üzere küresel emtia fiyatları ve tedarik zincirleri üzerinden dezenflasyon sürecinde ilave baskı oluşturduğunu belirterek, “ Söz konusu gelişmelerin enflasyon gerçekleşmeleri üzerinde yaklaşık 7 puanlık yukarı yönlü etkisi olabileceği hesaplanmaktadır. Bu etkinin yaklaşık 5 puanının enerji ve diğer emtia fiyatlarındaki artışların doğrudan ve dolaylı maliyet yansımalarından kaynaklandığı, kalan kısmın ise daha geniş yayılım kanallarıyla ilişkili olabileceği tahmin edilmektedir. Önümüzdeki dönemde, savaş kaynaklı arz yönlü baskıların hafiflemesi hâlinde, sıkı para politikasının dezenflasyonist etkilerinin daha belirgin hale gelmesi beklenmektedir” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spknin-erken-mudahale-yetkisi-guclendirilecek-yaptirimlar-artacak-90284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/1/1280x720/cevdet-yilmaz-1766386915.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Sermaye Piyasası Kanununda değişiklik yapılması için çalışmaların sürdüğünü belirterek, yapılacak düzenlemelerle yatırımcıların daha etkin korunması, kurumsal kapasitesinin artırılması, SPK’nın erken müdahale yetkisinin güçlendirileceğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-ticaret-borsasi-yeni-yonetimi-ankaraya-cikarma-yapti-90261</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burdur Ticaret Borsasının yeni yönetimi milletvekilleriyle görüştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Burdur Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Varol ve yönetim kurulu Ankara’da gerçekleştirdiği ziyaretlerde Burdur’un tarım ve hayvancılık sektöründeki önceliklerini, üreticilerin beklentilerini, tarımsal ticaretin geliştirilmesini ve kentin ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak projeleri anlattı.</p>
<p>Başkan Varol, beraberindeki heyet, Ankara’da TBMM’ye yaptıkları ziyarette AK Parti Burdur Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Sözcüsü Prof. Dr. Adem Korkmaz, AK Parti Burdur Milletvekili Mustafa Oğuz ve Yeni Parti Burdur Milletvekili İzzet Akbulut, önceki dönem Burdur milletvekilleri Bayram Özçelik ve Ramazan Kerim Özkan ile bir araya geldi.</p>
<p>Başkan Varol, ziyaretlerde Burdur’un üretim gücünün korunması, tarım ve hayvancılık sektörünün karşı karşıya olduğu sorunların çözümü, tarımsal ticaretin ve katma değerli pazar oluşturulmasının önemi ile ilin ekonomik potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi gerektiğini bildirdi.</p>
<p>Yeni dönemde öncelikleri arasında üreticilerin karşılaştığı sorunların ilgili kurumlara aktarılması, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin desteklenmesi ve üretilen değerin kent ekonomisine daha fazla katkı sağlamasının yer aldığını ifade eden Varol, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Burdur’un tarım ve hayvancılıktaki birikimi güçlü bir ticaret yapısıyla desteklemeli. Üreticilerin gelirini artırmanın ve kırsal kalkınmayı güçlendirmenin kentin geleceği açısından çok önemli. Burdur Ticaret Borsası, sektör paydaşları ve ilgili kurumlarla iş birliği içerisinde üretimin önünü açacak, ticari kapasiteyi geliştirecek ve kentin ekonomik büyümesine katkı sunacak çalışmaları sürdürmeyi hedefliyoruz.’’</p>
<p>Özellikle yem, gübre, enerji ve finansman maliyetlerinin üreticiler üzerindeki etkilerinin çok ağır olduğunu dile getiren Varol, ziyaretlerde tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin yalnızca üretim miktarının artırılmasıyla sağlanamayacağına, üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, gelir-gider dengesini koruyabileceği ve rekabet gücünü sürdürebileceği bir ekonomik yapının gerekliliğine dikkat çekti. Burdur’un hayvancılık alanında sahip olduğu birikimin korunması, süt ve diğer hayvansal ürünlerin ekonomik değerinin artırılması, bitkisel üretimde alternatif ürünlerin değerlendirilmesi ve üreticilerin değişen piyasa koşullarına karşı desteklenmesi gerektiğini anlatan Başkan Varol, özetle şu görüşlere yer verdi:</p>
<p> ‘’Burdur’un tarım ve hayvancılık sektörü yalnızca üretim boyutuyla değerlendirilmemeli. Burdur ekonomisinde üretimden işleme, depolama, pazarlama ve tüketiciye ulaşmaya kadar uzanan zincirin bir bütün olarak ele alınmalı. Üreticinin tarlada ve işletmesinde ortaya koyduğu emeğin daha yüksek katma değere dönüşmesi, hem üreticinin gelirine hem de Burdur ekonomisine doğrudan katkı sağlayacak. Burdur’da üretilen tarımsal ve hayvansal ürünlerin yalnızca ham madde olarak pazarlanmasının ötesine geçilmesi gerekir. Ürünlerin işlenmesi, markalaşması, kalite standartlarının geliştirilmesi ve yeni pazarlara erişimin kolaylaştırılmasıyla kentte üretilen değer, Burdur ekonomisine daha fazla katkı sağlamalı. Üretici ile alıcı arasındaki ticari ilişkiler güçlendirilmeli, pazarlama olanakları çeşitlendirilmeli. Tarımsal ürünlerin katma değerli biçimde piyasaya sunulması ve sektörler arası iş birliklerinin artırılması, tarımsal ticaret hacmini geliştirecek önemli adımlar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-ticaret-borsasi-yeni-yonetimi-ankaraya-cikarma-yapti-90261</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/1/1280x720/burdur-ticaret-borsasi-yeni-yonetimi-ankaraya-cikarma-yapti-1792647285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur Ticaret Borsasının yeni yönetimi, kentin sorunlarını anlatmak amacıyla gittikleri Ankara’da bazı milletvekilleriyle bir araya geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/jp-morgan-turkiyede-faaliyet-izni-iptali-icin-basvuru-yapacak-90287</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> JP Morgan, Türkiye&#039;de faaliyet izni iptali için başvuru yapacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>JP Morgan Menkul Değerler AŞ, Kamuyu Aydınlatma Platformu'na yaptığı bildirimde Türkiye'de faaliyet izninin iptal edilmesi talebiyle Sermaye Piyasası Kurulu'na (SPK) başvuruda bulunacağını duyurdu.</p>
<p>Başvurunun SPK tarafından uygun görülmesi halinde şirket sona ermek ya da faaliyet konusunu değiştirmek suretiyle sermaye piyasası faaliyetlerini durduracak ve aracı kurum olma niteliğini kaybedecek.</p>
<p>Bu nedenle, şirketten yatırım hizmet ve faaliyetleri ile yan hizmetlerle ilgili herhangi bir hak veya alacağı bulunduğunu ileri süren müşterilerin, gerekli belgeleri 3 ay içinde şirkete ve SPK'ye göndermesi gerekecek.</p>
<p>Türkiye'de 2009'dan beri JP Morgan Menkul Değerler AŞ adıyla faaliyet gösteren şirket, 2015'te sermaye piyasası faaliyetlerini geçici olarak durdurmuş ve yeniden faaliyete geçme kararını ertelemişti.</p>
<p><strong>Şirketten açıklama</strong></p>
<p>JP Morgan Menkul Değerler AŞ'den yapılan açıklamada, şirket faaliyet izninin iptal edilmesi amacıyla SPK'ye başvuruda bulunulmasına ilişkin daha önce yapılan duyuru kapsamında kamuoyunda oluşabilecek tereddütlerin giderilmesi ve söz konusu sürecin kapsamının açıklığa kavuşturulması amacıyla açıklama yapılmasına ihtiyaç duyulduğu kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada Temmuz 2015’ten bu yana herhangi bir sermaye piyasası faaliyeti yürütülmediği, müşterilere yatırım hizmeti veya yan hizmet sunulmadığı belirtilerek, "Bu nedenle, Şirket'in faaliyet izninin iptal edilmesine yönelik olarak başlatılan süreç, esas itibarıyla uzun süredir fiilen herhangi bir faaliyeti bulunmayan Şirket'in mevcut hukuki statüsünün bu fiili durumla uyumlu hale getirilmesine yöneliktir ve ilgili konuya ilişkin karar geçtiğimiz yıllar içerisinde SPK ile yapılan görüşmeler neticesinde alınmıştır. Bu çerçevede ilgili kararın ülkemizdeki güncel gelişmelerle herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>"Ayrıca, SPK'ya yapılacak başvurunun ve Şirket'in aracı kurum statüsünün sona ermesinin JP Morgan Chase grubunun Türkiye'de yürütülen diğer faaliyetlerinin sona ermesi, sınırlandırılması veya Türkiye’den çekilmesi anlamına gelmediğini özellikle belirtmek isteriz." ifadesine yer verilen açıklamada, nitekim, şirket ile JP Morgan Chase Bank, N.A., Merkezi Columbus, Ohio, İstanbul Türkiye Şubesinin (JP Morgan İstanbul Şubesi) hukuken ayrı kuruluşlar olduğu, faaliyet izninin iptaline ilişkin sürecin yalnızca şirketi ilgilendirdiği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada şunlar kaydedildi:</p>
<p>"JP Morgan İstanbul Şubesi'nin Türkiye'de yürüttüğü bankacılık faaliyetleri söz konusu süreçten herhangi bir şekilde etkilenmemekte olup, JP Morgan İstanbul Şubesi Türkiye'deki faaliyetlerine mevcut şekliyle ve kesintisiz olarak devam edecektir. JP Morgan İstanbul Şubesi yakın zamanda Türkiye'deki bankacılık faaliyetlerini büyütme kararı almış olup, bu yönde gerekli çalışmalar ilgili yasal otoriteler ile koordineli bir biçimde devam etmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, daha önce yayımlanan duyuru, JP Morgan Chase grubunun Türkiye'deki faaliyetlerinin sınırlandırılmasına veya Türkiye'den çıkışına ilişkin olmayıp yalnızca uzun süredir hiçbir faaliyeti bulunmayan Şirket'in aracı kurum faaliyet izninin iptaline yönelik süreçle sınırlıdır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/jp-morgan-turkiyede-faaliyet-izni-iptali-icin-basvuru-yapacak-90287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ JP Morgan Menkul Değerler, Türkiye&#039;de faaliyet izninin iptali için SPK&#039;ye başvuracağını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-genel-muduru-guldal-102-milyar-liralik-odeme-yapti-90286</guid>
            <pubDate>Thu, 22 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO Genel Müdürü Güldal: 102 milyar liralık ödeme yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) 2023-2024 yıllarına ilişkin hesapları, TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonunda görüşüldü.</p>
<p>TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, burada yaptığı sunumda, Ofisin piyasa dengesi ve istikrarı için süreçlere katkı sunduğunu söyledi.</p>
<p>Bu yıl tüm tarımsal üretim kalemlerinde ciddi verim artışı gerçekleştiğini dile getiren Güldal, "Sadece tarla bitkilerinde, buğdayda, arpada, hububatta değil, tüm bitkisel ürünlerde bağda, bahçede, sebzede bereketli sezon gördük ve bu süreç devam ediyor. 2026 Türkiye'nin belki de Cumhuriyet tarihinin en yüksek hububat rekoltesinin gerçekleştiği bir yıl oldu. 24,5-25 milyon ton arası bir buğday rekoltesi, yaklaşık 10 milyon tonluk bir arpa rekoltesi istihsali gerçekleşmiş durumda." diye konuştu.</p>
<p><strong>"12,5 milyon tonluk hububat ile en yüksek alımı gerçekleştirdik"</strong></p>
<p>Son 12-13 yıldır randevu sistemini uyguladıklarına işaret eden Güldal, 2026'da yüksek beklenti ve rekolte ile TMO'ya arzın fazlalığını düşünerek randevu sistemini olağanüstü hizmet verecek şekilde dizayn ettiklerini, 15,5 milyon ton ürün için 501 bin 618 üreticiye 767 bin 860 randevu verdiklerini anlattı.</p>
<p>Güldal, TMO'nun 12,5 milyon tonluk ürünle en yüksek alımı bu yıl gerçekleştirdiğini dile getirerek, "Bunun 9,7 milyon ton buğday, 2,6 milyon ton arpa, 124 bin ton fındık, 57 bin ton kuru üzüm, 12 bin ton yeşil mercimek, 11 bin ton haşhaş kapsülü ve 4 bin ton çeltik bugün itibarıyla alınmış durumda. Fındık, üzüm, haşhaş ve de çeltik alımlarımız devam ediyor, haşhaş bitmek üzere." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Alınan ürünlerin mali portresine ilişkin bilgi de veren Güldal, "Aldığımız ürünlerin bugünkü karşılığı 218,3 milyar liradır ve Toprak Mahsulleri Ofisi olarak bunun 102 milyar lirasını ödemiş bulunmaktayız. Kalan bakiye ödemeler de 21 gün ile 27 gün arasında ödediğimiz dikkate alınırsa vadesi geldikçe ödenecektir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Hasat dönemini depolama sorunu yaşamadan geçirdik"</strong></p>
<p>Güldal, hasada başlarken 20 milyon tonluk depolama kapasitesi hazırladıklarını belirterek, "Hasat dönemini hiçbir depolama sorunu, problemi yaşamadan geçirdik." dedi.</p>
<p>Şu andaki mısır rekoltesinin üretici lehine seyredebilecek seviyede olduğunu, dolayısıyla bir fiyatlamanın söz konusu olmadığını dile getiren Güldal, şöyle devam etti:</p>
<p>"2026'da hububat ithalatının olmayacağını, TMO olarak yapmayacağımızı, aksine elimizde yüksek stoklar olması sebebiyle ihracatı düşündüğümüzü ve bununla ilgili çalışmaları yaptığımızı ifade etmek istiyorum. Dahilde işleme rejimi kapsamında ithalat kurumumuzun dışında olan bir süreçtir. 2026 yılı stoklarımızı, satış politikalarımızı hasat dönemi öncesinde kamuoyuyla paylaşmıştık. 1 Ekim'de düşündüğümüz satış dönemini, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle lojistik problemlerin yüksek seyretmesi, ulaşımın, navlunun anormal şekilde pahalanmasından dolayı 1 Eylül tarihine çektik. TÜRİB üzerinden 1 Eylül'den itibaren satışlarımıza başlamıştık. 1 Ekim'den itibaren de Toprak Mahsulleri Ofisinin depolarında bulunan ürünlerle beraber hem lisanslı depolardaki hem TMO'nun kendi depolarındaki ürünleri satışa açtık. 5,5 milyon ton buğdayın satış süreci devam etmektedir."</p>
<p>Güldal, perakende satışların da söz konusu olduğunun altını çizerek, yapılan yatırımlar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Görüşmelerin ardından TMO'nun 2023-2024 yıllarına ilişkin hesapları ibra edildi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-genel-muduru-guldal-102-milyar-liralik-odeme-yapti-90286</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/ahmet-guldal.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBMM KİT Komisyonunda konuşan Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürü Ahmet Güldal, &quot;Aldığımız ürünlerin bugünkü karşılığı 218,3 milyar liradır ve Toprak Mahsulleri Ofisi olarak bunun 102 milyar lirasını ödemiş bulunmaktayız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gorgun-bedir-mutabakatini-stratejik-bir-is-birligi-zemini-olarak-degerlendiriyoruz-90227</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 16:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görgün: Bedir Mutabakatı&#039;nı stratejik bir iş birliği zemini olarak değerlendiriyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasında savunma sanayisi kapasitelerinin geliştirilmesi ve ortak projelerin hayata geçirilmesi amacıyla "Bedir Mutabakat Zaptı" imzalandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığından (SSB) yapılan açıklamaya göre, Katar'ın başkenti Doha'da imzalanan mutabakat zaptıyla 4 ülkenin askeri üretim alanında ortak projeler yürütmesi, teknik eğitim ve araştırma-geliştirme faaliyetlerinde iş birliğini artırması hedefleniyor.</p>
<p>Mutabakat zaptını, Türkiye adına Milli Savunma Bakanı Güler ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün imzaladı.</p>
<p>Anlaşmada Katar'ı Başbakan Yardımcısı ve Savunma İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Şeyh Saud bin Abdulrahman bin Hasan Al Sani, Pakistan'ı Savunma Bakanı Khawaja Muhammed Asıf, Endonezya'yı ise Savunma Bakan Yardımcısı Yusuf Jauharı temsil etti.</p>
<p>Haluk Görgün, zaptın Türkiye'nin müttefik ülkelerle geliştirdiği işbirliği yaklaşımı açısından stratejik önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p>Türkiye'nin savunma sanayisi alanındaki uluslararası ortaklıklarını yalnızca platform ve sistem tedarikiyle sınırlı görmediğini belirten Görgün, şunları ifade etti:</p>
<p>"Bedir Mutabakat Zaptı'nı, ülkelerimizin savunma sanayisi alanındaki yetkinliklerini bir araya getiren, ortak üretim ve teknoloji geliştirme imkanlarını genişleten stratejik bir işbirliği zemini olarak değerlendiriyoruz. Türkiye olarak savunma sanayisinde benimsediğimiz yaklaşım, dost ve müttefik ülkelerimize yalnızca ürün sunmanın ötesinde, bilgi birikimimizi, mühendislik kabiliyetlerimizi ve tecrübelerimizi paylaşarak birlikte üretmek, birlikte geliştirmek ve birlikte güçlenmektir."</p>
<p><strong>"Hedefimiz, ortak geliştirme ve üretim kapasitesini güçlendirmek"</strong></p>
<p>Türk savunma sanayisinin son yıllarda ulaştığı mühendislik, tasarım, üretim ve sistem entegrasyonu kabiliyetlerinin uluslararası ortaklıklar açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Görgün, şunları kaydetti:</p>
<p>"Savunma sanayisinde sürdürülebilir işbirliklerinin temelinde teknoloji paylaşımı, ortak geliştirme ve yerel üretim kabiliyetlerinin güçlendirilmesi bulunuyor. Türkiye olarak hazır alım modellerinin ötesine geçen, ülkelerin kendi insan kaynağını ve sanayi altyapısını geliştiren ortaklıkları önemsiyoruz. Bedir Mutabakat Zaptı'nın da Katar, Pakistan, Endonezya ve Türkiye'nin birbirini tamamlayan kabiliyetlerini somut projelere dönüştürmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz."</p>
<p><strong>"Son 4 yılda 30 milyar doları aşkın ihracat gerçekleştirdik"</strong></p>
<p>Görgün, Türk savunma sanayisinin son yıllarda ulaştığı kapasiteye dikkati çekerek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyonu doğrultusunda 2023-2026 dönemini kapsayan son 4 yılda 30 milyar doları aşkın ihracat yaptıklarını bildirdi.</p>
<p>Söz konusu tutarın sektörün son 14 yıldaki toplam ihracatının yüzde 55'inden fazlasına denk geldiğine işaret eden Görgün, "2025 yılında ihracatımızı yüzde 48 artırarak 10 milyar doların üzerine taşıdık. Son 12 aylık dönemde ise ilk kez 11 milyar dolar seviyesini aştık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Görgün, bu başarıda savunma sanayisi diplomasisinin etkili olduğunu vurgulayarak, Bedir Mutabakat Zaptı gibi çok taraflı işbirlikleriyle teknoloji geliştirme kapasitesini ve ihracatı daha da ileriye taşımayı hedeflediklerini belirtti.</p>
<p>Savunma sanayisinde teknolojik bağımsızlığın ve sürdürülebilir üretim altyapısının önemine dikkati çeken Görgün, Türkiye'nin uluslararası işbirliklerinde karşılıklı kazanımı ve stratejik kapasite gelişimini öncelediğini ifade etti.</p>
<p>Görgün, "Günümüzün güvenlik ortamı, ülkelerin savunma ihtiyaçlarını karşılayabilecek güçlü, sürdürülebilir ve teknoloji odaklı sanayi ekosistemlerine sahip olmasını zorunlu kılıyor. Biz, geliştirdiğimiz teknolojileri savunma ve caydırıcılığı güçlendiren, bölgesel barışa ve istikrara katkı sunan unsurlar olarak görüyoruz. Dost ve kardeş ülkelerimizle tesis ettiğimiz işbirliklerinin de bu anlayış doğrultusunda kalıcı kabiliyetler oluşturmasını hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gorgun-bedir-mutabakatini-stratejik-bir-is-birligi-zemini-olarak-degerlendiriyoruz-90227</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/haluk-gorgun-1759130482.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye, Katar, Endonezya ve Pakistan arasında imzalanan &quot;Bedir Mutabakat Zaptı&quot; hakkında açıklama yapan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, &quot;Bedir Mutabakat Zaptı&#039;nı, ülkelerimizin savunma sanayisi alanındaki yetkinliklerini bir araya getiren, ortak üretim ve teknoloji geliştirme imkanlarını genişleten stratejik bir iş birliği zemini olarak değerlendiriyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerlesik-sektorlerin-finansal-acigi-18-trilyon-lira-90222</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 15:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerleşik sektörlerin 2. çeyrekte finansal açığı 18 trilyon lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), 2026'nın ikinci çeyreğine ait "Finansal Hesaplar Raporu" paylaşıldı.</p>
<p>Buna göre, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 237 trilyon lira, yükümlülükleri ise 255 trilyon lira oldu. Türkiye ekonomisinin net finansal pozisyon açığının Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı bir önceki döneme göre 1,97 puan artarak yüzde 24,7'ye çıktı.</p>
<p>Sektörlerde gerçekleşen net finansal işlemler incelendiğinde, bir önceki çeyrekte GSYH'nin yüzde 10,2’si kadar, bu çeyrekte ise GSYH'nin yüzde 4,6’sı kadar net borç alındığı görüldü.</p>
<p>Yurt içi ekonominin sektörel finansal bilançoları incelendiğinde, toplam ekonominin finansal borçlu pozisyonunda olduğu, hane halkı ve dünyanın geri kalanının yurt içi diğer sektörlerden alacaklı, finansal olmayan kuruluşlar ve genel yönetimin ise diğer sektörlere borçlu pozisyonda olduğu gözlendi.</p>
<p>Hane halkı finansal varlıkları arasında para ve mevduat kalemi yaklaşık yüzde 54’lük pay ile öne çıkarken yükümlülüklerin tamamına yakını kredilerden oluştu.</p>
<p>Finansal olmayan kuruluşların finansal varlıkları ve yükümlülükleri içinde sırasıyla yüzde 46 ve yüzde 44’lük pay ile hisse senedi ve öz kaynaklar kalemleri belirleyici oldu.</p>
<p>Tüm sektörlerin borçluluk oranları diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında, Türkiye'de yerleşik sektörlerin toplam borcunun düşük seviyede gerçekleştiği görüldü. Kredi ve borçlanma senetleri niteliğindeki toplam borcun GSYH’ye oranı 2026 yılının ikinci çeyreğinde yüzde 92 olarak gerçekleşerek önceki çeyreğe göre bir miktar azaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerlesik-sektorlerin-finansal-acigi-18-trilyon-lira-90222</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/7/1280x720/para-lira-fon-1790750185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın 2. çeyrek verilerine göre yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 237 trilyon lira, yükümlülükleri ise 255 trilyon lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sekerbanka-uluslararasi-finans-kuruluslarindan-170-milyon-dolarlik-kaynak-90221</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 15:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şekerbank&#039;a uluslararası kuruluşlardan 170 milyon dolarlık finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Şekerbank'ın, Hollanda Kalkınma Bankası (FMO) liderliğinde 7 uluslararası kalkınma finans kuruluşunun katılımıyla toplam 170 milyon dolar tutarında, 5 yıl vadeli sendikasyon kredisi sağladığı bildirildi.</p>
<p>Banka açıklamasına göre, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği yapmaya hazırlandığı dönemde temin edilen kaynak, kırsal bölgelerdeki KOBİ ve mikro işletmeler ile kadın girişimcilerin finansmana erişimini yaygınlaştırmak amacıyla kullanılacak.</p>
<p>Sürdürülebilir tarım ve yeşil dönüşüm yatırımlarının finansmanının da kaynağın kullanım alanları arasında yer alacağı belirtildi.</p>
<p>Sendikasyona Hollanda Kalkınma Bankasının (FMO) yanı sıra Fransa Kalkınma Ajansının (AFD) iştiraki Proparco, Avusturya Kalkınma Bankası (OeEB), Finlandiya Endüstriyel İş birliği Fonu (Finnfund), Türk Yatırım Fonu (TIF), Blue Orchard Mikrofinansman Fonu (BOMF) ve Responsability Investments katıldı.</p>
<p>Söz konusu sendikasyon işlemiyle Finnfund ve TIF, Türkiye'de ilk kez bir bankaya finansman desteği sağladı.</p>
<p>Düzenlenen törene Hollanda İstanbul Başkonsolosu Daan Huisinga ile Avusturya İstanbul Başkonsolosu Doris Fida-Srajner de katıldı.</p>
<p><strong>"Liderlik etmekten gurur duyuyoruz"</strong></p>
<p>Şekerbank Genel Müdürü Aybala Şimşek Galpin, sosyal ve çevresel etki sağlamaya yönelik temin ettikleri kaynağın, Şekerbank'ın sürdürülebilir bankacılık alanındaki 73 yıllık uzmanlığının uluslararası kalkınma finansman kuruluşları tarafından takdir edildiğinin önemli bir göstergesi olduğunu belirtti.</p>
<p>Banka şubesi bulunmayan yerlere de hizmet götürerek kapsayıcı bankacılıktaki çalışmalarını sürdürdüklerini aktaran Galpin, uluslararası finans kuruluşları ile Anadolu'daki çiftçi ve KOBİ'ler arasında köprü olmaktan gurur duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"FMO liderliğinde gerçekleştirilen sendikasyon kredisi için FMO'ya ve tüm katılımcı finans kuruluşlarına teşekkür ediyoruz. FMO liderliğinde 2024'te 6 uluslararası finans kuruluşunun katılımıyla gerçekleştirdiğimiz yaklaşık 160 milyon dolarlık sendikasyonun ardından, bu yıl 7 uluslararası finans kuruluşunun katılımıyla sağladığımız 170 milyon dolarlık bu yeni sendikasyon kredisine liderlik ettiği için FMO'ya teşekkür ediyor, FMO'nun Türkiye'de etki odaklı bankacılık alanında stratejik ortağı olmaktan gurur duyuyoruz. Sendikasyona iştirak eden yatırımcı kitlesinin yüksek niteliği büyük önem taşımakta olup geniş yatırımcı profili, sendikasyona iştirak eden tüm uluslararası finans kuruluşlarının Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasına taahhüdünü göstermektedir. Kendilerine teşekkür ediyoruz."</p>
<p>Sağladıkları sendikasyon kredisinin Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapacağı yılda kapsayıcı yeşil dönüşümün finansmanı açısından örnek bir proje niteliği taşıdığının altını çizen Galpin, hem kırsal kalkınmaya hem de Türkiye'nin sürdürülebilir büyüme ve iklim hedeflerine katkı sağlamaya devam edeceklerini aktardı.</p>
<p>Galpin, "Sağladığımız bu yeni kaynakla sürdürülebilir tarım, yeşil dönüşüm, kadın girişimciliği ve kapsayıcı finansman alanlarındaki faaliyetlerimizi daha da hızlandıracağız." ifadesini kullandı.</p>
<p>FMO Finansal Kuruluşlar Direktörü Frouke Hoekstra da Şekerbank'ın yerel topluluklarla kurduğu bağların ve sürdürülebilir, kapsayıcı bankacılığa uzun yıllardır gösterdiği bağlılığın, bankayı hem FMO hem de uluslararası kalkınma finansmanı camiası için değerli bir iş ortağı haline getirdiğini belirtti.</p>
<p>Hoekstra, "Ortak bir kalkınma hedefi etrafında farklı uluslararası kuruluşları bir araya getiren bu sendikasyon işlemine liderlik etmekten gurur duyuyoruz. Uluslararası kuruluşların gösterdiği geniş katılım, Şekerbank'ın anlamlı bir etki yaratma kapasitesine duyulan uluslararası güveni yansıtırken, yerel uzmanlığın uluslararası sermaye ile bir araya getirildiğinde nelerin başarılabileceğini de ortaya koyuyor." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sekerbanka-uluslararasi-finans-kuruluslarindan-170-milyon-dolarlik-kaynak-90221</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/1/1280x720/68-1792586454.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 7 uluslararası finans kuruluşundan elde edilen 170 milyon dolarlık kaynak hakkında açıklama yapan Şekerbank Genel Müdürü Aybala Şimşek Galpin, &quot;Sağladığımız bu yeni kaynakla sürdürülebilir tarım, yeşil dönüşüm, kadın girişimciliği ve kapsayıcı finansman alanlarındaki faaliyetlerimizi daha da hızlandıracağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mobilya-kagit-ve-orman-urunleri-ihracati-58-milyar-dolara-ulasti-90218</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 14:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> OMKO&#039;nun 9 aylık ihracatı 625,5 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (OMKO) verilerine göre,  2026 yılı Ocak-Eylül döneminde Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri sektörlerindeki toplam ihracat  625,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Türkiye geneli mobilya, kağıt ve orman ürünleri sektöründe toplam ihracat ise aynı dönemde 5,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Birliğin, Türkiye’nin sektör ihracatı içerisindeki payı ise yüzde 10,8 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ürün grupları bazında değerlendirildiğinde, Ocak-Eylül 2026 döneminde mobilya sektörü ihracatı 177,4 milyon dolar, kağıt-karton sektörü ihracatı 182,3 milyon dolar, ağaç-ahşap ürünleri sektörü ihracatı ise 232,3 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sektörde yer alan diğer ürün gruplarının ihracatı ise 33,4 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Mobilya sektöründe en fazla ihracat yapılan ilk beş ülke Almanya, Irak, Birleşik Devletler, Libya ve Hollanda oldu.</p>
<p>Sektöre yönelik değerlendirmelerde bulunan OMKO Başkanı Levent Öztekin, küresel ticarette yaşanan gelişmelerin, faaliyet gösterdikleri pazarda maliyet ve talep baskısını artırdığını söyledi.</p>
<p>Sektörlerinin faaliyet gösterdiği pazarlarda maliyet ve talep baskısının arttığını belirten Öztekin, “Özellikle Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler sünger, ahşap ve taşımacılık maliyetlerinde yükselişe neden olurken, küresel ölçekte siparişlerin yatay seyretmesi, sevkiyatların gerilemesi ve stokların birikmesi sektör açısından zorlu bir tablo oluşturuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sektörün küresel rekabet gücünü artırmak için öne çıkan faktörleri; tasarım, inovasyon, sürdürülebilirlik ve yeni pazarlara açılım olarak sıralayan Öztekin, “Birliğimizin en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülke olan Fas’a yönelik 23–26 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek Sektörel Ticaret Heyeti de mevcut ticari ilişkilerin geliştirilmesi ve yeni iş bağlantılarının kurulması açısından önemli bir adım olarak öne çıkıyor” dedi.</p>
<p>Uluslararası ticarette yüksek tarifeler ve korumacı ticaret politikalarının ihracatçıların karşılaştığı başlıca sorunlardan biri olduğunu vurgulayan Levent Öztekin, “Türkiye’nin önemli hedef pazarları arasında bulunan ABD ve Avrupa’da yüksek faiz oranlarının konut satışlarını baskılaması, yeni mobilya talebinde de belirgin bir yavaşlamaya yol açıyor” dedi.</p>
<p>Buna karşın Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve sektörün dinamizminin, küresel pazarlardaki konumun korunmasında önemli bir avantaj sağladığının altını çizen Öztekin, artan üretim ve iş gücü maliyetlerine rağmen sektörün, farklı pazarlardaki rekabet gücünü korumaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü anlattı.</p>
<p><strong>“İhracat pazarlarının beklentileri ayrışıyor”</strong></p>
<p>İhracat pazarlarının beklentilerinin önemli ölçüde birbirinden ayrıştığını ifade eden Öztekin, “Orta Doğu pazarında proje bazlı ve aşamalı teslimat, esnek revizyon imkanları ve müşteri odaklı hareket kabiliyeti önem taşırken, Avrupa Birliği pazarında sürdürülebilirlik ve tasarım öne çıkıyor. ABD pazarında ise ürünlerin güvenlik testlerinden geçirilmesi ve lojistik süreçlerin doğru şekilde yönetilmesi kritik önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Enerji, hammadde ve lojistik alanlarındaki belirsizliklerin üreticilerin farklı pazarlara uyum kabiliyetini daha önemli hale getirdiğini belirten Öztekin, “Bu noktada gençlerin özgün tasarım düşüncesinin harekete geçirilmesi ve farklı pazarların ihtiyaçlarına cevap verebilecek yeni fikirlerin geliştirilmesi önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p>Bu anlayışla düzenlenen “Design for Export” yarışmasının, farklı pazarların ihtiyaçlarını okuyabilen, uygulanabilir ve vizyoner tasarımların ortaya çıkarılmasını hedeflediğini söyleyen Öztekin, yarışmanın ilk aşamasının tamamlandığını, öğrenciler tarafından hazırlanan projelerin profesyoneller tarafından üç boyutlu hale getirildiğini bildirildi.</p>
<p>Ödül töreninin 18 Mart’ta gerçekleştirileceği yarışmada farklı kategorilerde toplam 28 ödül dağıtılacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mobilya-kagit-ve-orman-urunleri-ihracati-58-milyar-dolara-ulasti-90218</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/8/1280x720/levent-oztekin-1792583357.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Anadolu Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliğinin 9 aylık ihracatı  625,5 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. OMKO Başkanı Levent Öztekin, “Özellikle Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler sünger, ahşap ve taşımacılık maliyetlerinde yükselişe neden olurken, küresel ölçekte siparişlerin yatay seyretmesi, sevkiyatların gerilemesi ve stokların birikmesi sektör açısından zorlu bir tablo oluşturuyor.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-kocaeli-imalat-sanayi-kapasite-kullanim-orani-ekim-ayinda-04-puan-artisla-yuzde-704-90213</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 13:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Kocaeli imalat sanayi kapasite kullanımı 0,4 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, sanayi kapasite anketiyle oluşturulan “Kapasite Kullanım Oranı ve Kocaeli Sanayi Endeksi” ile TCMB İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı ekim ayı verilerini değerlendirdi.</p>
<p>TCMB tarafından açıklanan Türkiye geneli kapasite kullanım oranının aylık bazda 0,3 puan artış göstererek 74,5 olduğunu ifade eden Zeytinoğlu, “Aylık bazda bir yükseliş görülse de yıllık bazda yavaşlamanın devam ettiğini görüyoruz. Özellikle üretim kapasitesi açısından önem verdiğimiz ara mallarda Türkiye genelinde devam eden düşüşün yakından takip edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Kocaeli imalat sanayi kapasite kullanım oranı ise ekim ayında 0,4 puan artış göstererek yüzde 70,4 olarak gerçekleşti. Kocaeli’de, makine sektöründe kapasite artışının ve otomotiv sektörü kapasite kullanımındaki sınırlı düşüşün, Türkiye geneli ile paralel seyrettiğini görüyoruz” dedi.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Kocaeli sanayi endeksi sonuçlarına göre, ekim ayı endeks değeri 95,5 olarak gerçekleşti. Genel endeks değeri ile makine ve kimya sektörlerindeki endeks değerleri geçtiğimiz aya göre arttı. Kapasite kullanımındaki artışın gelecek aylarda sanayi üretimine olumlu yansıması için Merkez Bankası’ndan faiz indirimi beklentimizi yineliyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-kocaeli-imalat-sanayi-kapasite-kullanim-orani-ekim-ayinda-04-puan-artisla-yuzde-704-90213</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/6/1280x720/kocaeli-sanayi-odasi-baskani-zeytinoglu-tuik-mayis-ayi-enflasyon-verilerini-degerlendirdi-1748960426.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Kocaeli imalat sanayi kapasite kullanım oranının ekim ayında 0,4 puan artışla 70,4 olduğunu ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erden-yeka-res-2026da-tum-sahalar-ilgi-goruyor-90210</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 13:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erden: YEKA RES-2026’da tüm sahalar ilgi görüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının YEKA (Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları) kapsamında yatırıma açtığı yarışmalar 2 ve 3 Kasım günlerinde yapılacak. 2 kasım günü 7 sahada rüzgar enerjisi santralleri (RES), 3 kasım günü 11 sahada güneş enerjisi santralleri (GES) için yarışma düzenlenecek. </p>
<p>Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) Başkanı İbrahim Erden, yazılı bir açıklama ile RES’ler için yapılacak yarışta tüm sahalara yatırımcı ilgisinin görüldüğünü vurguladı.</p>
<p><strong>"Küçümsememek gerekir"</strong></p>
<p>Yazılı açıklamasında, YEKA RES-2026 yarışmalarına 12 şirketin toplam 29 başvuru yaptığını belirten Erden, küresel jeopolitik gelişmelerin ve finansal piyasalardaki koşulların yatırım kararlarını zorlaştırdığı bir dönemde yatırımcı ilgisinin sürdüğünü ifade etti.</p>
<p>Erden açıklamasında, “YEKA RES-2026 kapsamında 1.500 megavatlık kapasite için 12 farklı şirketin toplam 29 başvuruyla yarışmaya katılması önemli bir göstergedir. Sahaların tamamında birden fazla yarışmacının bulunması, sektörde yatırım iradesinin sürdüğünü ortaya koyuyor. Finansmana erişim ve maliyetler yatırımcılar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle mevcut koşullarda oluşan bu ilgiyi küçümsememek, sektörün önündeki fırsatları ve zorlukları birlikte değerlendirmek gerekiyor” görüşünü vurguladı. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erden-yeka-res-2026da-tum-sahalar-ilgi-goruyor-90210</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/0/1280x720/ibrahim-erden-1772181826.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YEKA RES-2026 kapsamında 1.500 megavatlık kapasite için 12 farklı şirketin toplam 29 başvuruyla yarışmaya katılmasının önemli bir gösterge olduğunu dile getiren TÜREB Başkanı Erden, &quot;Finansmana erişim ve maliyetler yatırımcılar üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu nedenle mevcut koşullarda oluşan bu ilgiyi küçümsememek, sektörün önündeki fırsatları ve zorlukları birlikte değerlendirmek gerekiyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tanzanyaya-100-yuk-vagonu-ihrac-edilecek-90206</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 12:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tanzanya&#039;ya 100 yük vagonu ihraç edilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi AŞ (TÜRASAŞ) tarafından Tanzanya'ya ihraç edilmek üzere üretilecek Sggmrs tipi 100 adet yük vagonu hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, Tanzanya'ya daha önce gerçekleştirilen DE10000 tipi ana hat lokomotifi ihracatının ardından aynı ülkeye bir yıl içinde ikinci demir yolu aracı dış satımının yapılacağını aktaran Uraloğlu, "TÜRASAŞ tarafından yerli ve milli imkanlarla üretilecek 100 yük vagonumuzu Tanzanya'ya ihraç etmeye hazırlanıyoruz. TÜRASAŞ'ın üretim kabiliyetini, yeni ihracatlarla uluslararası pazarlara taşımayı sürdürüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>100 yük vagonu Sivas'ta üretilecek</strong></p>
<p>Uraloğlu, Tanzanya'ya ihraç edilecek Sggmrs tipi 100 yük vagonunun TÜRASAŞ Sivas Bölge Müdürlüğünde üretileceğini, böylece söz konusu ilin üretim kapasitesinin ihracata yönelik olarak da değerlendirileceğini vurguladı.</p>
<p>İhraç edilecek yük vagonlarının teknik özelliklerine değinen Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sggmrs tipi yük vagonlarımız, 109 ton taşıma kapasitesine sahip olacak. 6 akslı ve yaklaşık 21 metre uzunluğundaki vagonlarımız, farklı uzunluklardaki konteynerlerin taşınmasına uygun olarak üretilecek. Üreteceğimiz vagonlarımızla, Tanzanya'nın demir yolu yük taşımacılığına katkı sağlayacağız."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tanzanyaya-100-yuk-vagonu-ihrac-edilecek-90206</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tanzanya&#039;ya TÜRASAŞ yapımı 100 yük vagonunun ihraç edileceğini açıklayan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Üreteceğimiz vagonlarımızla, Tanzanya&#039;nın demir yolu yük taşımacılığına katkı sağlayacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-ekimde-745-90205</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapasite kullanımı ekimde 74,5</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayına ait imalat sanayi kapasite kullanım oranı verilerini açıkladı.</p>
<p>1965 iş yerinin İktisadi Yönelim Anketi'ne verdiği yanıtlar değerlendirilerek sonuçlar oluşturuldu. Buna göre, imalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ekimde önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 74,3 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı ise ekimde aylık bazda 0,3 puan artışla yüzde 74,5 oldu.</p>
<p>Türkiye'de 2025 ve 2026 yıllarında aylar itibarıyla kapasite kullanım oranları (yüzde) şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Aylar/Yıl</td>
<td> </td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Ocak</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td>74,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Şubat</td>
<td> </td>
<td>74,5</td>
<td>73,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Mart</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td>73,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Nisan</td>
<td> </td>
<td>74,3</td>
<td>73,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Mayıs</td>
<td> </td>
<td>75,0</td>
<td>74,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Haziran</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td>74,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Temmuz</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td>73,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Ağustos</td>
<td> </td>
<td>73,5</td>
<td>73,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Eylül</td>
<td> </td>
<td>74,0</td>
<td>74,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Ekim</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td>74,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Kasım</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Aralık</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-ekimde-745-90205</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/imalat-sanayi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası verilerine göre imalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı 0,3 puan artışla yüzde 74,5&#039;e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-ekimde-14-puan-geriledi-90202</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel kesim güveni ekimde 1,4 puan geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayına ait İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1965 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmış RKGE, ekimde 1,4 puan azalarak 101,1 seviyesine geriledi.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, mevcut mamul mal stoku, sabit sermaye yatırım harcaması, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde, genel gidişat, gelecek üç aydaki üretim hacmi, son üç aydaki toplam sipariş miktarı ve mevcut toplam sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler azalış yönünde etkiledi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmamış RKGE ise bir önceki aya göre 2,2 puan azalarak 99,8 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde artış bildirenler ile ihracat sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre zayıfladığı, iç piyasa sipariş miktarında ise artış bildirenler lehine olan seyrin azalış bildirenler lehine döndüğü görüldü.</p>
<p>Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmeler bir önceki aya göre güçlendi. Mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin üzerinde olduğunu bildirenler lehine olan seyrin ise mevsim normallerinin altında olduğunu bildirenler lehine döndüğü gözlendi.</p>
<p><strong>ÜFE beklentisi yüzde 30,4'e geriledi</strong></p>
<p>Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve iç piyasa sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin zayıfladığı, ihracat sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyrin ise bir önceki aya göre güçlendiği görüldü. Gelecek üç aydaki istihdama ve gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin bir önceki aya göre güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir bir önceki aya göre değişmezken gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir ise bir miktar güçlendi.</p>
<p>Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentilerin zayıfladığı gözlendi. Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,6 puan azalarak yüzde 30,4 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Ekim ayında, ankete katılan işyerlerinin yüzde 55,6’sı üretimlerini kısıtlayan faktör bulunmadığını belirtirken yüzde 12,8'i talep yetersizliğinin üretimlerini kısıtlayan en önemli faktör olduğunu bildirdi. Bu faktörleri sırasıyla mali imkansızlıklar, ham madde-ekipman yetersizliği, işgücü yetersizliği ve diğer faktörler izledi.</p>
<p>İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyrin güçlendiği görüldü.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-ekimde-14-puan-geriledi-90202</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-pmi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ekim verilerine göre mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi 1,4 puan azalışla 101,1&#039;e indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-piyasasinda-yeni-teminat-kurallari-90200</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 11:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik piyasasında yeni teminat kuralları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) hazırladığı Elektrik Piyasası Dengeleme ve Uzlaştırma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yönetmelikte yapılan düzenlemeyle, temerrüde düşen piyasa katılımcılarına yönelik şartlar sıkılaştırıldı. Bu çerçevede kendisine teminat çağrısı yapılan bir piyasa katılımcısının yeterli miktarda teminatı sunmaması veya temerrüt durumuna düşen bir katılımcının borcunu ödemeden teminatını tamamlaması halinde, söz konusu katılımcı ikili anlaşmalar, vadeli elektrik piyasası, gün öncesi piyasası ve gün içi piyasası kapsamında faaliyetlerine devam edemeyecek.</p>
<p>EPDK'nin "Teminat Usul ve Esaslarında Değişiklik Yapılmasına Dair Usul ve Esaslar"a ilişkin kurul kararına göre ise bir piyasa katılımcısının son ödeme tarihi geçmiş fatura borcunu ödememesi teminat çağrısı gerektiren durumlar arasına alındı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-piyasasinda-yeni-teminat-kurallari-90200</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelik değişikliğine göre, elektrik piyasasında temerrüde düşen katılımcıların teminat yükümlülükleri sıkılaştırılırken, ödenmeyen fatura borçları da teminat çağrısı gerektiren durumlar arasına alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/emisyon-ticaret-sisteminde-kurallar-belirlendi-90199</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 10:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emisyon Ticaret Sistemi&#039;nde kurallar belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) hazırladığı Türkiye Emisyon Ticaret Piyasasının İşletilmesine Dair Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bu kapsamda, Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) piyasasında birincil piyasa ile spot tahsisat piyasası dahil ikincil piyasalara ilişkin genel esaslar, piyasa işletmecisinin sorumlulukları, İşlem Kayıt Sistemi, piyasa kayıt süreçleri, ücretsiz tahsisatlar, hesap açılması, başvuru değerlendirme, ihale yönetim esasları, ihale platformunun işletilmesi ile itiraz ve diğer hususlara ilişkin kurallar belirlendi.</p>
<p>Yönetmelikte, ayrıca piyasa katılımcılarının tahsisat ve hesaplarının devir veya temlik edilmesi halinde uygulanacak kurallar ile hak ve yükümlülüklerin aktarımına ilişkin esaslar ile Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi piyasasına ve İşlem Kayıt Sistemine dair usul ve esaslara yer verildi.</p>
<p>Emisyon Ticaret Sistemi, sera gazı emisyonlarına net sıfır hedefine uygun bir üst sınır belirlenmesi ilkesine dayalı olarak çalışan ve tahsisatların alınıp satılması suretiyle sera gazı emisyonu azaltımını teşvik eden ulusal veya uluslararası piyasa temelli mekanizma oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/emisyon-ticaret-sisteminde-kurallar-belirlendi-90199</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/egzoz-emisyon.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelikle, net sıfır hedefine uygun sera gazı emisyonlarının piyasa temelli bir mekanizmayla azaltımını teşvik etmek amacıyla kurulacak piyasaların işletilmesine yönelik kurallar netleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tim-baskani-gultepe-polonya-9-sektorun-7sinde-rakip-olarak-ortaya-cikti-90220</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİM Başkanı Gültepe: Polonya 9 sektörün 7&#039;sinde rakip olarak ortaya çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) PwC iş birliği ile hazırladığı İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Raporu'nun basın tanıtımı TİM Başkanı Mustafa Gültepe, birlik başkanları ve sektör temsilcilerinin katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Tanıtımın sunumunu gerçekleştiren Gültepe, araştırma yapılırken 9 ihracatçı sektörün küresel rekabetçiliğini ölçmek, güçlü yönleri ve gelişim alanlarını görerek dönüşüm tarafında neyi önceliklendireceklerini belirlemek adına bu çalışmanın yapıldığını söyledi.</p>
<p>Araştırmanın amacına değinen Gültepe, önde gelen ihracatçı sektörlerin küresel rekabetçilik düzeyini bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmek, güçlü yönleri ve gelişim alanlarını ortaya koymak ve rekabetçilik dönüşümüne yön verecek stratejik öncelikleri belirlemek olarak 3 temel amaçla yola çıktıklarını dile getirdi.</p>
<p>Gültepe, çalışmada 9 farklı sektörle 9 çalıştay yapıldığını belirterek, "200'ün üzerinde paydaş görüşü, yine 200'ün üzerinde ürün grubunu 100'ün üzerinde ülke özelinde inceleyerek 20 rakip ülkeyle karşılaştırma ve rekabetçilik göstergelerini ortaya koyduk." açıklamasını yaptı.</p>
<p>TİM Başkanı Gültepe, rapordaki sektörlerle ilgili olarak, "Otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya olmak üzere imalat sanayisindeki bu sektörleri mercek altına aldık. İncelenen sektörler, 2025’te 166 milyar dolarla toplam ihracatın yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştirdi." diye konuştu.</p>
<p>Rekabetçiliğin, maliyet, verimlilik ve teknoloji, lojistik imkanları, teşvikler, insan kaynağı, sanayi ve ticaret politikaları özelinde 6 başlıkta karşılaştırıldığını aktaran Gültepe, tüm sektörlerde, inovasyon, AR-GE ve ürün geliştirme kapasitesi, hedef pazarlara odaklı giriş ve derinleşme, katma değer ve performans odaklı destek mimarisi ve Gümrük Birliği'nin güncellenmesi başlıklarıyla 4 alanın gelişmeye açık şekilde öne çıktığından bahsetti.</p>
<p>Gültepe, sektörler özelinde sorunlar ve raporun çözüm önerileri ile ilgili şunları kaydetti:</p>
<p>"Çelik sektöründe enerji maliyeti öne çıkan baskı olarak görünüyor ve verimliliğe bağlı enerji desteği rapor önerisi olarak karşımıza çıkıyor. Demir ve demir dışı metallerde ithal ham madde ve ilave gümrük vergileri sorun, bunun çözümü ise kritik ham maddeye erişimde ilave vergilerin üretim kapasitesine bağlanmasıdır. Mobilyada hacimli ürününün yüksek lojistik maliyeti öne çıkan baskı buna yönelik çözüm önerisi ise hedef pazarlara erişim maliyetini düşürecek lojistik destekleridir. Uzak pazarlarda bölgesel depo gibi. Hazır giyim ve konfeksiyonda işçilik maliyeti ve fiyat rekabeti bir baskı olarak görünürken, raporda, küçülme riskindeki firmalara sektörel özel istihdam koruma desteği öneri olarak verildi."</p>
<p>Önerilerde şunlara vurgu yapıldı:</p>
<p>"Tekstil ve ham maddelerinde de iş gücü maliyeti ve kayıtlı istihdam yükü öne çıkan baskı ve burada sektöre özel SGK prim desteği, genç ve kadın istihdamına ek prim gibi öneriler açıklandı. Kimyevi maddeler ve mamullerinde enerji ve tehlikeli madde lojistiği baskısına karşın enerji verimliliği, tehlikeli madde lojistiğine özel destek, makine ve aksamlarında yatırımın finansmanı, yüksek faiz ve ağır teminat sorun olarak görünüyor. Bunun da çözümü uzun vadeli ödemesiz dönemli yatırım finansmanı. Otomotive kur riski var. 3-5 yıllık ihracat sözleşmelerine uygun kur riskinden korunma amaçları çözüm olarak verildi. Son olarak elektrik-elektronik sektöründe, test, sertifikasyon ve pilot üretim öne çıkan baskı. Burada da alt segmente özel teknoloji teşvik paketleri öneri olarak verildi. "</p>
<p><strong>"Polonya 7 sektörde rakip"</strong></p>
<p>Gültepe, raporda, Türkiye'nin güçlü yanlarının da tespit edildiğini belirterek, "Üretim kapasitemiz çok güçlü. Bütün sektörlerde iyi bir entegrasyon var. Çok uzun dönemli bir ihracat tecrübesi var. Coğrafi konumun olarak hem Avrupa'ya hem de farklı ülkelere yakınız. Teslim sürelerinin kısalığı çok önemli hızlı termin ve küçük partilere uyum sağlıyoruz ki bunu pandemi döneminde gördük. Lojistik ve maliyet konusunda Türkiye'nin çok güçlü olduğu yanlar var." diye konuştu.</p>
<p>Söz konusu avantajların küresel rekabet gücüne dönüşemediğini dile getiren Gültepe, ihracatçının Asya ülkeleri ile fiyat, Avrupa ülkeleri ile de pazar rekabeti içinde olduğunu ifade etti.</p>
<p>Gültepe, gerçekleştirilen çalıştaylarda sektörlerin hangi ülkelerle rekabet halinde olduğunun da ortaya konulduğunu belirterek, "Çalıştaydaki temsilciler gelecekle ilgili bizim rakibimiz Polonya dedi. Polonya 9 sektörün 7'sinde rakip olarak ortaya çıktı. Hindistan 5 sektörde rakibimiz. İspanya 4 sektörde rakibimiz. Tekstil ham maddeleri konusunda Vietnam ve Çin rakip olarak öne çıktı." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tim-baskani-gultepe-polonya-9-sektorun-7sinde-rakip-olarak-ortaya-cikti-90220</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/0/1280x720/858-1792586103.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatta Rekabetçiliğin Geliştirilmesi Raporu&#039;nu açıklayan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, otomotiv, kimya, makine, elektrik-elektronik, tekstil, hazır giyim, çelik, demir dışı metaller ve mobilya olmak üzere imalat sanayisindeki bu sektörleri mercek altına aldıklarını, incelenen sektörlerin geçen yıl 166 milyar dolarla toplam ihracatın yaklaşık yüzde 70’ini gerçekleştirdiğini belirtti. Gültepe, &quot;Çalıştaydaki temsilciler &#039;gelecekle ilgili bizim rakibimiz Polonya&#039; dedi. Polonya 9 sektörün 7&#039;sinde rakip olarak ortaya çıktı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/3-yatirim-sirketinin-faaliyetleri-durduruldu-90198</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 09:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3 yatırım şirketinin faaliyetleri durduruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Kurul, Fiba Yatırım Menkul Değerler'in 1 milyar lira tutarındaki borçlanma aracı ihracı başvurusunu onayladı.</p>
<p>HSBC Yatırım Menkul Değerler'e 354 bin 803,96 lira idari para cezası verilmesini kararlaştıran SPK, Metas Gayrimenkul Değerleme ve Danışmanlık'ın, Kurulun "Sermaye Piyasasında Gayrimenkul Değerleme ile Yetkili Kuruluşlar Listesi" nden çıkarılmasına karar verdi.</p>
<p>SPK, Alnus Yatırım Menkul Değerler, Bulls Yatırım Menkul Değerler ve Pusula Yatırım Menkul Değerler'in sermaye piyasası faaliyetlerini bugün saat 00.01 itibarıyla geçici olarak durdurma kararı aldı.</p>
<p>Kurul, zaman aşımına uğramış emanet ve alacakların iadesi için e-devlet üzerinden elektronik ortamda yapılamayan başvurulara ilişkin esaslar konusunda da düzenlemeye gitti.</p>
<p>Yeni düzenleme, müşterek hesap sahipleri, vekiller, mirasçılar, vasiler, kayyumlar ve tüzel kişi yetkilileri tarafından yapılacak başvuruları kapsayacak. Bu grupların dışında kalan özel durumlara ilişkin başvurular ise Yatırımcı Tazmin Merkezi (YTM) Yönetim Kurulu tarafından değerlendirilecek.</p>
<p>Başvuru sahiplerinin YTM'nin internet sitesinde yer alan formu eksiksiz doldurması ve ıslak imzalı başvuru formunu gerekli belgelerle birlikte iadeli taahhütlü posta yoluyla veya imza karşılığında YTM merkezine ulaştırması gerekecek.</p>
<p>Mirasçıların başvurularında güncel mirasçılık belgesinin yanı sıra veraset ve intikal vergisinin ödendiğini veya vergi ilişiğinin bulunmadığını gösteren belgenin sunulması zorunlu olacak.</p>
<p>Ayrıca mirasçıların tamamının, alacakların miras payları oranında dağıtılmasına onay verdiğini gösteren ıslak imzalı beyanı veya elbirliği mülkiyetinin paylı mülkiyete dönüştürüldüğüne ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı istenecek.</p>
<p>Vekil aracılığıyla yapılacak başvurularda ise tahsil yetkisini veya iade tutarının vekilin hesabına aktarılabileceğini açıkça belirten noter onaylı vekaletname aranacak.</p>
<p>Diğer başvuru sahiplerinin de kimliklerini ve temsil yetkilerini kanıtlayan belgeleri ibraz etmesi gerekecek.</p>
<p><strong>30 günlük süre</strong></p>
<p>YTM, başvuruların değerlendirilmesi sırasında ihtiyaç duyulması halinde ilave bilgi ve belge talep edebilecek.</p>
<p>Başvurulardaki eksikliklerin tamamlanması veya hatalı bilgilerin düzeltilmesi için başvuru sahiplerine 30 günlük süre verilecek. Belirlenen süre içinde gerekli işlemlerin gerçekleştirilmemesi durumunda başvurular işlemden kaldırılabilecek.</p>
<p>Sermaye piyasası araçlarının iadesi, iade tarihine kadar hesaba aktarılmış bedelsiz paylar da dahil edilerek aynen gerçekleştirilecek. Nakit alacaklar ise ilgili mevzuat kapsamında hesaplanan nema tutarıyla birlikte ödenecek.</p>
<p>İade işlemlerinde kullanılacak hesabın Türkiye'de yerleşik bir banka veya aracı kurum nezdinde açılmış olması şartı aranacak.</p>
<p>Yabancı para cinsinden alacaklar da talep edilmesi halinde iade tarihindeki Takasbank döviz alış kuru esas alınarak Türk lirasına dönüştürülebilecek.</p>
<p>Zaman aşımına uğrayarak YTM uhdesinde ve Takasbank nezdinde yatırımcılar adına açılan hesaplara aktarılan emanet ve alacaklar için iade talebi başvurularının e-devlet üzerinden elektronik ortamda yapılamadığı durumlarda hak sahipleri tarafından söz konusu esaslar çerçevesinde YTM'ye başvurulacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/3-yatirim-sirketinin-faaliyetleri-durduruldu-90198</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, Alnus Yatırım, Bulls Yatırım ve Pusula Yatırım&#039;ın faaliyetlerini geçici olarak durdurma kararı aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ceza-ile-kusur-arasindaki-denge-90175</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 09:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ceza ile kusur arasındaki denge</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ceza ile kusur arasındaki denge, adil bir vergi sisteminin temelidir. Yaptırımların belirlenmesinde yalnızca gecikme değil, gecikmenin nedeni ve kusurun ağırlığı da dikkate alınmalıdır. </strong></p>
<p>Vergi sistemimizin düzgün işlemesi, kayıtlı ekonominin güçlenmesi ve kamu gelirlerinin güvence altına alınması için kuralların açık, vergi yükünün sürdürülebilir, muhasebe mesleğinin güçlü, denetimin etkin ve yaptırımların caydırıcı olması gerekir.</p>
<p>Ancak kuralların ihlal edilmesi noktasında; kusurun düzeyi, ihmal ve kast fiilleri bağlamında genel hukuk normları içinde değerlendirme yapılmalıdır. Bir vergi sisteminin sağlıklı işleyişi, yalnızca kuralların varlığıyla değil, bu kuralların ne ölçüde etkin ve hakkaniyetli uygulandığıyla da değerlendirilir.</p>
<p>Dijitalleşmeyle birlikte günlük hayatımızda da vergi sisteminde artık pek çok işlem elektronik ortamda gerçekleştiriliyor. e-Fatura, e-Arşiv, e-Defter ve diğer uygulamalar, işlemlerin izlenebilirliğini artırırken mali müşavirlerin ve mükelleflerin iş yapış biçimini önemli ölçüde değiştirdi. Ancak sistemin dijital olması, her işlemin hiçbir aksaklık yaşanmadan gerçekleşeceği anlamına gelmiyor. Bazen teknik sorunlar, bazen sistemsel gecikmeler, bazen de kısa süreli aksaklıklar yükümlülüklerin yerine getirilmesini etkileyebiliyor. Bu tür durumlarda, gecikmenin nedeni, süresi ve sonuçları dikkate alınmadan aynı yaptırımın uygulanması, hakkaniyet ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.</p>
<p>Vergi kaybına yol açan bir fiille, vergi kaybı doğurmayan ve kısa süreli bir teknik aksaklıktan kaynaklanan gecikmenin aynı ölçüde cezalandırılması hakkaniyetli değildir. Elbette yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmesi esastır. Elbette elektronik kayıt ve bildirim sistemlerinin güvenilirliği korunmalıdır. Ancak bu hedeflere ulaşırken kusurun niteliği, olayın koşulları ve ortaya çıkan sonuçlar da göz önünde bulundurulmalıdır. </p>
<p>Çünkü cezanın amacı yalnızca yaptırım uygulamak değildir. Amaç, kurallara uyulmasını sağlamak ve vergi sistemine duyulan güveni korumaktır. Caydırıcılığı sağlayan yaptırım ile ölçüsüz bir yük oluşturan yaptırım arasındaki farkı gözetmek gerekir.</p>
<p>Bu sistemin en önemli uygulayıcıları mali müşavirlerdir. Her gün işletmelerin kayıtlarını tutuyor, mali tablolarını oluşturuyor, beyannamelerini hazırlıyor, yükümlülüklerini takip ediyor ve mükelleflerin doğru kararlar almalarına yardımcı oluyorlar. Dolayısıyla dijital sistemlerdeki sorunların ve uygulamadaki belirsizliklerin sonuçlarını da çoğu zaman doğrudan yaşıyorlar.</p>
<p>TÜRMOB olarak e-Defter ve berat yüklemelerine ilişkin ceza uygulamalarının daha adil ve orantılı hale getirilmesi için gerekli yasal düzenlemeyi sağlama çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız yükümlülükleri ortadan kaldırmak değil; kusur ile yaptırım arasında makul bir denge kurulmasını sağlamaktır.</p>
<p>Aynı şekilde, mükelleflerin aylık veya üç aylık yükleme tercihleri gibi bilgilerin sistemlerde açık ve izlenebilir olması da önem taşıyor. Tercihin ve işlemlerin elektronik kayıtlardan anlaşılabildiği bir yapıda, sonradan ortaya çıkan belirsizliklerin hem mükellefi hem de idareyi gereksiz yere meşgul etmesinin önüne geçilmelidir. Dijitalleşme, işlemleri kolaylaştırmalı; öngörülebilirliği artırmalı ve güveni güçlendirmelidir.</p>
<p>Unutmamak gerekir ki adil bir vergi sistemi, yalnızca kurallara uyulmasını bekleyen değil, kurallarını hakkaniyetle uygulayan bir sistemdir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ceza-ile-kusur-arasindaki-denge-90175</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ceza ile kusur arasındaki denge ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-ticaret-borsasinda-meslek-komitesi-ve-meclis-uyesi-secimleri-yapildi-90207</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Ticaret Borsası’nda meslek komitesi ve meclis üyesi seçimleri yapıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), 2026-2030 döneminde görev yapacak meslek komitesi üyeleri ile meclis üyelerini belirlemek için sandık başına gitti. Osmangazi 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı gözetiminde yapılan seçimlerde borsa üyeleri, kurulan 8 sandıkta 09.00-17.00 saatleri arasında oylarını kullandı. İlçe Seçim Kurulu temsilcilerinin oy sayımının ardından açıklanan geçici sonuçlara göre, 52 meslek komitesi üyeleri ve 22 meclis üyesi ile yedek üyeler belli oldu. Seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Başkan Adayı İbrahim Özhan, “Borsamızın köklü geçmişine ve kurumsal kültürüne yakışır şekilde, demokratik bir ortamda ve büyük bir olgunlukla tamamlanan seçim sürecinde iradesini ortaya koyan tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Meslek komitesi ve meclis üyeliğine seçilen arkadaşlarımızı tebrik ediyor, yeni dönemin Borsamız ve Bursa iş dünyası için hayırlı olmasını diliyorum” dedi. </p>
<h2>“Üyelerimize ve kent ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğiz”</h2>
<p>Önümüzdeki dönemde de üyeye değer katan hizmetler sunmaya ve Bursa ekonomisine katkı sağlayan projeler üretmeye devam edeceklerini vurgulayan Özhan, “Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da üyelerimizin ihtiyaçlarını gözeten, üretimi ve ticareti destekleyen çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bursa Ticaret Borsası olarak bir asrı aşan tecrübemiz ve hayata geçirdiğimiz projelerden aldığımız güçle hem üyelerimize hem de kent ve ülke ekonomisine katkı sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu. </p>
<h2>“Bursa’ya karşı ortak sorumluluğumuz var”</h2>
<p>Seçimde oyunu kullanan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve önceki dönem Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nda görev yaptığı 13 yıl boyunca önemli projeleri hayata geçirdiklerini ve güzel bir yol arkadaşlığı yaşadıklarını belirterek, “13 yıl boyunca birlikte çalıştığımız arkadaşlarımızla şehrimize ve üyelerimize değer katan önemli çalışmalara imza attık. Bu süreçte emeği geçen sekreteryamıza, yönetim kurulu üyelerimize, meclis başkanımıza ve meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile Bursa Ticaret Borsası’nın bundan sonraki süreçte şehrimize karşı ortak sorumluluğunun daha da büyük olduğuna inanıyorum. 3 milyon 200 bin nüfuslu Bursa’mıza hepimizin borcu var. Bu sorumluluğu, iki kurumun iş birliğiyle Bursa’nın ekonomik gelişimine daha fazla katkı sağlayarak yerine getireceğimize inanıyorum” ifadelerini kullandı. </p>
<h2>“Seçim süreci 27 Ekim’de tamamlanacak”</h2>
<p>Bursa Ticaret Borsası’nda seçim süreci, 27 Ekim 2026 Salı günü yapılacak seçimlerle tamamlanacak. Osmangazi 1. İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı gözetiminde yapılacak seçimlerde; yönetim kurulu başkanı ve yönetim kurulu üyelerinin yanı sıra Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) delegeleri ile disiplin kurulu üyeleri belirlenecek. 20 Ekim Salı günü yapılan Bursa TB Meslek Komiteleri seçimlerinin geçici sonuçları şöyle: </p>
<p>1. Meslek Komitesi Üyeleri<br />Örneket Kırmızıay Gıda Tarım Hayvancılık Turizm Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi) <br />Maksem Kasabı Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Uzan Et Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Vet-Et Gıda Hayvancılık İnşaat Taahhüt Turizm Veteriner Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Hakan Gözüyılmaz (Meclis Yedek Üyesi)<br />İlker İnkaya (Meclis Yedek Üyesi)<br />Aytav Aydın Tavuk ve Et Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi</p>
<p>2. Meslek Komitesi Üyeleri</p>
<p>Eşref Ali Silmez Gıda Tarım Taşımacılık İnşaat ve Malzemeleri Turizm İthalat-İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Sınırlı Sorumlu 150 Sayılı Mudanya Zeytin Tarım Satış Kooperatifi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Ömer Özdemir (Meclis Asıl Üyesi)<br />AD Tarım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Biziz Gıda Tarım Taşımacılık İnşaat Madencilik Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Recep Alp (Meclis Yedek Üyesi)<br />Osman Karakaya</p>
<p>3. Meslek Komitesi Üyeleri</p>
<p>Aslım Sebze Meyve Komisyonculuğu Tarım Gıda Tur. İnş. İth. İhr. Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. (Meclis Asıl Üyesi)<br />Ak-Pat Gıda Tarım Ürünleri Nak. İnş. Hayvancılık İth. İhr. Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Bilge Kardeşler Tarım Gıda Nakliye Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Kocalar Gıda ve Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />İnceler Tarım Ürünleri Gıda ve Nakliyat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi- Bursa Şubesi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Bülent Atalay (Meclis Yedek Üyesi)<br />Özer Akdemir </p>
<p>4. Meslek Komitesi Üyeleri<br />Tarımevi Tarımsal Faaliyetler Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Hakan Agrogıda Yem Sanayi Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Şumlu Gıda Tarım ve Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Mehmet Ali Ok (Meclis Yedek Üyesi)<br />Ünallar Group Yem Tarım ve Soğutma Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi</p>
<p>5. Meslek Komitesi Üyeleri<br />Uzay Gıda Pasta Şekerleme Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Alagöz Tarım Sanayi Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi  (Meclis Asıl Üyesi)<br />Unkar Ekmekçilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Ayben Pastacılık Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />D.Darmstadt Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi</p>
<p>6. Meslek Komitesi Üyeleri<br />Gazioğlu Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Meclis Asıl Üyesi) <br />Sertepe Otomotiv İnşaat Tekstil Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Burtan Dış Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Bisem-Paradise Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />C B K Tekstil Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Bursa İpek Tekstil Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi<br />Esgin Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi</p>
<p>7. Meslek Komitesi Üyeleri<br />Öztaner Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Erdinç Bayrakçı- Bayrakçı Ticaret (Meclis Asıl Üyesi)<br />Seçkin Onur Gıda Temizlik Maddeleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Turgut Seyhan ve Kardeşleri Market İşletmeciliği Gıda Unlu Mamüller Bilgisayar ve Bilişim Teknolojileri İnşaat Tarım Hayvancılık Yemek İmalatı ve Lokantacılık Sanayi Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Zıngır Gıda Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Hür-Tav Tavukçuluk Nakliye Gıda Tekstil Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Özer Yalçın Gıda Tarım Hayvancılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi</p>
<p>8. Meslek Komitesi Üyeleri<br />C.C. İç ve Dış Ticaret Pazarlama Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Edemen Et ve Et Ürünleri Tarım Hayvancılık Nakliye Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Övün Et ve Et Ürünleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi (Meclis Asıl Üyesi)<br />Yen Et Tarım Hayvancılık Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi) <br />Ün Turizm İşletmeciliği Hafriyat İnşaat Nakliye Canlı Hayvan Et Mamülleri Entegre Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi Bursa Nilüfer Şubesi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Aysar Türk Fiat Traktörleri Hayvancılık Limited Şirketi (Meclis Yedek Üyesi)<br />Halis Gıda Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-ticaret-borsasinda-meslek-komitesi-ve-meclis-uyesi-secimleri-yapildi-90207</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/7/1280x720/bursa-ticaret-borsasinda-meslek-komitesi-ve-meclis-uyesi-secimleri-yapildi-1792573753.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret Borsası’nda gerçekleştirilen seçimlerde 52 meslek komitesi üyesi ile 22 meclis üyesi belirlendi. Seçim süreci, 27 Ekim’de yapılacak yönetim kurulu başkanlığı ve üyeliği, TOBB delegeleri ve disiplin kurulu üyeleri seçimleriyle tamamlanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-muhendislerinin-eseri-karluna-pratik-plakasini-takarak-yollara-cikti-90203</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir&#039;de üretilen Karluna Pratik trafiğe çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>L7e sınıfı hafif ticari araç Karluna Pratik, test ve belgelendirme süreçlerinin ardından plaka takarak ilk sahiplerine teslim edildi.</p>
<p>İlk araçlar, İzmir Atatürk OSB ve İzmir Tekeli OSB müdürlükleri bünyesinde sanayicinin hizmetine sunuldu.</p>
<p>Karluna İcra Kurulu Başkanı Mert Karabağlı, “Bu sene 200'e yakın aracı teslim edeceğiz. 2027'de Aliağa'daki üretim tesisimizin devreye girmesiyle teslimat hedefini 5 bine çıkarıyoruz" dedi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, elektrikli araç ekosistemi geliştirmek üzere İzmir'de kurulan Karluna AŞ bünyesinde, tasarım ve teknolojisi Türk mühendisler tarafından geliştirilen yüzde 100 elektrikli hafif ticari araç Karluna Pratik, test ve belgelendirme süreçlerini başarıyla tamamladı.</p>
<p>AB Tip Onay Belgesini alarak trafiğe çıkan ilk 2 araç, firmanın İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Ar-Ge ve Ön Seri Üretim Fabrikası’nda düzenlenen törenle sahiplerine teslim edildi.</p>
<p>İlk araçların anahtarları, Karluna İcra Kurulu Başkanı Mert Karabağlı tarafından İzmir Atatürk OSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace ve İzmir Tekeli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Önder Yenerer’e takdim edildi.</p>
<p><img class="align-left" style="float: left;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/10/21/iaosb-rmts.jpg" alt="" width="212" height="286" /></p>
<p>Aracın başarılı bir takım çalışmasının ürünü olduğunu belirten Mustafa Karabağlı, "Gecesini gündüzüne katan, rüyalarında dahi tasarım, montaj yapan, kod yazan, bu işi dava edinen çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun." dedi.</p>
<p>Atatürk OSB Yönetim Kurulu Başkanı Cenk Karace de ilk aşamasından bu yana tanık olduğu projede ilk teslimatı kabul etmenin onurunu yaşadığını, Karluna'nın Ege'deki en önemli sanayi projelerinden biri olduğuna inandığını belirtti.</p>
<h2>Mert Karabağlı: Yeni tesisle birlikte 2029'da 10 bin teslimat hedefliyoruz</h2>
<p>Karluna İcra Kurulu Başkanı Mert Karabağlı, yerli elektrikli araç ekosistemi kurmak üzere Mayıs 2023'te 10 kişilik bir ekiple yola çıktıklarını, bugün 140 kişiye ulaştıklarını ve ilk araçlarını trafiğe çıkarma heyecanını yaşadıklarını söyledi. Karluna Pratik'in yüzde 100'e yakın bir yerlilik oranına sahip olduğuna dikkat çeken Karabağlı, kompozit parçalardan batarya paketine, araç kontrol ünitesinden güç elektroniği ünitelerine, elektronik park freninden ekran uygulamalarına tüm kritik parça ve yazılımları bünyelerinde geliştirdiklerini söyledi.</p>
<p>L7e sınıfındaki Karluna Pratik'in 1 ton yük taşıma kapasitesi bulunduğunu söyleyen Karabağlı, “Karluna Pratik, en küçük pakette 30 kWh'lik batarya seçeneğiyle 370 kilometrelik bir menzile sahip. Şehir içi taşımacılık için yeter de artar. Orta paketimiz 60 kWh ile 640 km, en büyüğü ise 90 kWh ile 800 km'ye yakın menzil sunuyor. Bu, Türkiye'nin en uzun menzillerinden biri. Karluna Pratik için özellikle şehir içi lojistik, kargo taşımacılığı, belediye hizmetleri için yoğun talep alıyoruz. Şu an ön sipariş topluyoruz. Allah'a şükür, epey iyi gidiyor rakamlar. Yaklaşık 500 ön sipariş aldık bile. Bu sene 200'e yakın aracı teslim edeceğiz. 2027'de Aliağa'daki seri üretim tesisimizin devreye girmesiyle teslimat hedefini 5 bine, 2029 itibarıyla da 10 bin araca kadar çıkarıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/10/21/karluna-1-8bv3.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Aliağa Organize Sanayi Bölgesi'nde yapımı süren seri üretim tesisinin, yıllık 45 bin araç üretim kapasitesiyle 2 ay içinde operasyonlara başlayacağını bildiren Karabağlı, bu fabrikanın Türkiye elektrikli araç ekosisteminde iddialı bir konuma sahip olacağını dile getirdi.</p>
<p>Karluna Pratik'in ardından golf araçları için de tip onay belgesine başvurduklarını aktaran Mert Karabağlı, N1 sınıfı ticari araçlar için de tasarım çalışmalarına başladıklarını duyurdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-muhendislerinin-eseri-karluna-pratik-plakasini-takarak-yollara-cikti-90203</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/3/1280x720/turk-muhendislerinin-eseri-karluna-pratik-plakasini-takarak-yollara-cikti-1792572901.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir&#039;de üretilen Karluna&#039;nın L7e hafif ticari araç sınıfındaki modeli &quot;Pratik&quot;in ilk teslimatı gerçekleştirildi. İcra Kurulu Başkanı Mert Karabağlı, bu yıl 200&#039;e yakın aracı teslim edeceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yemek-fiyati-istah-kacirdi-90171</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yemek fiyatı iştah kaçırdı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türkiye'de son yıllarda hızla yükselen restoran fiyatları, tüketicilerin dışarıda yemek harcamalarını yeniden şekillendirirken, kartlı ödeme verileri yaz aylarının ardından sektörde dikkat çekici bir yavaşlamaya işaret etti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) yemek harcamaları verilerine göre, temmuz ayında 322,4 milyar TL olan kartlı işlem tutarı ağustosta 265,1 milyar TL'ye geriledi. Eylül ayında ise 267,6 milyar TL ile sınırlı bir toparlanma yaşandı. Kartlı yemek harcamalarında nominal artışa rağmen enflasyondan arındırılmış veriler daralmaya işaret etti. Eylül 2025'te 234,5 milyar TL olan yemek harcamaları, Eylül 2026'da yüzde 14,1 artışla 267,6 milyar TL'ye yükseldi. Ancak aynı dönemde restoran ve otellerde yıllık enflasyon yüzde 29,53 olarak gerçekleşti. Bu oran esas alınarak yapılan hesaplamaya göre kartlı yemek harcamaları reel olarak yüzde 11,9 geriledi. Böylece işlem sayısındaki yıllık artışa rağmen, harcamaların fiyat artışlarından arındırılmış değerinde belirgin bir düşüş yaşandı. Asıl düşüş ise işlem adetlerinde görüldü. Bu yılın en yüksek seviyesi olan temmuz ayı le kıyaslandığında işlem tutarı reelde yüzde 17 azalırken, işlem sayısındaki düşüş yüzde 19,4'e ulaştı. Söz konusu dönemde kartlı işlem sayısı 211 milyon 416 binden 170 milyon 429 bine gerileyerek yaklaşık 41 milyon azaldı. Üstelik bu düşüş işletme sayısında meydana gelen artışa rağmen gerçekleşti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad854b529d26-1792562357.png" alt="" width="423" height="341" /></p>
<h2>Arap turistin azalması ciroları etkiledi </h2>
<p>Tüm Restoranlar ve Turizmciler Derneği (TÜRES) Başkanı Ramazan Bingöl, yeme içme sektöründeki harcama hareketlerini değerlendirirken, özellikle Arap turist sayısındaki azalmanın restoranlar üzerinde ciddi bir etki yarattığını söyledi. Türkiye'de bazı restoranların gelirlerinin önemli bölümünü yüksek harcama yapan turistlerden elde ettiğini belirten Bingöl, Arap turistlerin bu açıdan önemli bir müşteri kitlesi oluşturduğunu ifade etti. Arap turistlerin Avrupalı turistlere göre çok daha yüksek harcama yapabildiğini savunan Bingöl, “Bir Arap turist, 10 Avrupalı turistin yaptığı harcamayı yapabiliyor. Örneğin 10 Avrupalı turistin 10 bin lira harcadığı bir restoranda, Arap turist bir aile olarak 30-40 bin liralık hesap ödeyebiliyor. Arap turist sayısındaki azalma, sektörün önemli bir gelir kaynağını zayıflattı” dedi. Özellikle ailece seyahat eden, özel araç ve şoför hizmeti kullanan Arap turistlerin restoran harcamalarında önemli bir ağırlığa sahip olduğunu dile getiren Bingöl, bu müşteri grubundaki kaybın işletmelerin cirolarına doğrudan yansıdığını söyledi.</p>
<p>Sektördeki yavaşlamanın yalnızca turist sayısıyla açıklanamayacağını belirten Bingöl, restoran fiyatlarının geldiği seviyenin de tüketici davranışlarını değiştirdiğini vurguladı. Türkiye'de dışarıda yemek yemenin giderek pahalı hale geldiğini ifade eden Bingöl, fiyat artışlarının tamamının işletme maliyetleriyle açıklanamayacağını savundu. Bingöl, “Türkiye'de yeme içme maalesef pahalı. Bunun yüzde 50'sinde esnafın haklılık payı var. Kiralar, işçilik, kullanılan malzeme ve diğer işletme giderleri ciddi şekilde yükseldi. Ancak diğer yüzde 50'lik bölümde gereksiz bir pahalılık söz konusu. Bunun biraz da ahlaki boyutu var” diye konuştu. Bazı işletmelerin sundukları hizmetin niteliğinden bağımsız olarak yüksek fiyat uyguladığını belirten Bingöl, “Nişantaşı'nda bir işletme kahveyi 500 liraya satıyorsa başka bir semtteki işletme de aynı fiyatı uygulamak istiyor. Oysa lokasyonu, kirası, kullandığı malzeme ve sunduğu hizmet aynı değil. Tüketicinin bunu sorgulaması gerekiyor. Biz iki yıldır hem sektörü hem de tüketicileri bu konuda uyarıyoruz. Müşteriler artık fiyatları sorgulamaya başladı ancak biraz geç kaldılar” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Açılan restoranların yüzde 70'i batıyor </h2>
<p>Restoran sektöründe yeni işletme sayısının artmasının sektörün sağlıklı büyüdüğü anlamına gelmediğine dikkat çeken Bingöl, özellikle farklı sektörlerden gelen yatırımcıların yeme-içme alanına yöneldiğini söyledi. Ancak bu yatırımların önemli bölümünün kısa sürede başarısız olduğunu öne süren Bingöl, “Bizim sektörümüzde açılan işletmelerin yaklaşık yüzde 70'i batıyor. Yüzde 20'si ayakta kalmaya çalışıyor, yüzde 10'u ise iyi para kazanıyor. Ancak herkesin gözü başarılı olan o yüzde 10’luk kesimde. Tekstilde, otomotivde veya inşaatta sıkıntı yaşayanlar, ‘İnsanlar nasıl olsa yemek yemek zorunda’ düşüncesiyle restoran açıyor. Fakat bu iş göründüğü kadar kolay değil” dedi. Özellikle alışveriş merkezlerinde işletme değişiminin çok yüksek olduğunu belirten Bingöl, restoranların kapanması ve yerlerine yeni işletmeler açılmasının sektörde ciddi bir sirkülasyon yarattığını dile getirdi.</p>
<h2>AVM kiraları dünyayla yarışıyor </h2>
<p>Restoran işletmeciliğinin en önemli sorunlarından birinin yüksek kira giderleri olduğunu vurgulayan Bingöl, özellikle AVM'lerde kira ve ortak giderlerin işletmelerin maliyetlerini ağırlaştırdığını söyledi. Bazı ticari noktalardaki kira seviyelerinin New York ve Paris gibi dünya metropolleriyle yarıştığını savunan Bingöl, “AVM'lerdeki kira ve ortak giderler inanılmaz yüksek. Bunların tamamı yemek fiyatlarına yansıyor. Ancak tüketici de artık bir öğün yemek için kişi başı 3-4 bin lira ödemek istemiyor. Bunda da haklı” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yüzde 50’ye ulaşan komisyonlara karşı mücadele başlıyor!</span></h2>
<p>Sektördeki maliyet baskısının yalnızca kira, işçilik ve gıda fiyatlarıyla sınırlı olmadığını belirten Ramazan Bingöl, banka POS komisyonları, yemek kartı kesintileri ve çevrim içi sipariş platformlarının uyguladığı komisyon oranlarının da işletmeleri zorladığını ifade etti. Bazı yemek sipariş platformlarında komisyon ve kesintilerin yüzde 50 seviyesine kadar ulaştığını öne süren Bingöl, TÜRES olarak bu konuda yeni bir girişim başlatacaklarını açıkladı. Bingöl, “Restoranlar POS komisyonları, banka kesintileri ve yemek platformlarına çok ciddi paralar ödüyor. Yemek platformlarında oranlar artık yüzde 50’lere vardı. Bu konuda ciddi bir mücadele başlatacağız. Gerekli düzenlemelerin yapılması için girişimlerde bulunacağız” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yemek-fiyati-istah-kacirdi-90171</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/hizmet-sektoru-garson-lokanta.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye&#039;de kredi ve banka kartlarıyla yapılan yemek harcamalarında yaz aylarının ardından dikkat çekici bir gerileme yaşandı. Temmuzda 211,4 milyon olan işlem sayısı eylülde 170,4 milyona düşerken, iki ayda yaklaşık 41 milyon işlem kaybı oluştu. TÜRES Başkanı Ramazan Bingöl, Arap turistlerin azalmasının restoran cirolarını etkilediğini belirterek, “Türkiye&#039;de yeme içme maalesef pahalı. Pahalılığın yüzde 50&#039;si maliyetlerden kaynaklanıyor, diğer yüzde 50&#039;sinde ise gereksiz fiyat artışı var” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/altinda-guven-sinavi-90169</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altında güven sınavı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="274" height="130" /></p>
<p>Altın piyasasında mücadele yatırımcının yeniden hangi varlığa güveneceği üzerinden şekilleniyor. Yüksek enerji fiyatları enflasyon endişelerini canlı tutarken, faizlerin uzun süre yüksek kalabileceği beklentisi yatırımcıları getiri sağlayan varlıklara yöneltiyor. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil getirileri altının cazibesini kısa vadede sınırlıyor. Nitekim altın dün ons başına 4 bin 100 dolara doğru gerileyerek değer yitirdi.</p>
<p>Ancak kıymetli metal piyasasında bu tablo bazı uzmanlara göre, yükselişin sona erdiği anlamına gelmiyor. Metals Focus Altın ve Gümüş Direktörü Matthew Piggott, yaşanan süreci bir ayı piyasasından ziyade konsolidasyon dönemi olarak değerlendiriyor. Ona göre fiyatları baskılayan temel unsur, altının uzun vadeli yatırım gerekçesinin ortadan kalkması değil, sermayenin hisse senetleri, kripto varlıklar, enerji ve diğer emtialar arasında dağılması.</p>
<h2>4.000 dolar çevresinde alıcı desteği </h2>
<p>Altının 4 bin doların üzerinde tutunmasında kurumsal yatırımcılar ve merkez bankalarının alımları belirleyici rol oynuyor. Piggott, fiyatların bu seviyeye yaklaştığı dönemlerde kurumsal yatırımcıların piyasaya yeniden girdiğini, merkez bankalarının da bu tabanın oluşmasına katkı sağladığını belirtiyor.</p>
<p>Kamu borçlarının büyümesi, bütçe açıkları ve mali sürdürülebilirliğe ilişkin kaygılar, altının uzun vadeli portföylerdeki yerini koruyan unsurlar arasında. Geleneksel para ve tahvil varlıklarına bağımlılığı azaltmak isteyen yatırımcılar için altın, çeşitlendirme aracı olmayı sürdürüyor. Merkez bankalarının alımlarının önceki yılların olağanüstü seviyelerinden gerilemesine rağmen 2027’de de önemli net alıcılar olarak kalması bekleniyor.</p>
<h2>2027 ortalama fiyat beklentisi 5.330 dolar</h2>
<p>Metals Focus, altının bu yıl ons başına ortalama 4 bin 600 dolar seviyesinde gerçekleşmesini, 2027’de ise ortalamanın 5 bin 330 dolara yükselmesini öngörüyor. Bu, yıllık ortalamada yüzde 16’lık artış anlamına geliyor. Araştırma şirketi, 2027’nin son çeyreğinde ortalama fiyatın 5 bin 600 dolara ulaşabileceğini ve fiyatların 6 bin dolara yaklaşabileceğini tahmin ediyor.</p>
<p>Piggott’a göre yatırımcıların yalnızca fiyat gerilediğinde alım yapmaktan çıkıp yükseliş dönemlerinde de piyasaya güvenle dönmesi için enerji piyasasında sakinleşme gerekiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Gümüşte paralel hareket 90 dolar seviyesini tetikleyebilir</span></h2>
<p>Metals Focus, şu sıralar 58 doların hemen atında hareket eden ons gümüşün 2027’de altına paralel bir yol izleyerek ons başına ortalama 84,40 dolara ulaşmasını, yılın son çeyreğinde ise 90 doların üzerine çıkmasını bekliyor. Bu tahmin, 2026 için öngörülen 72,60 dolarlık ortalamaya göre yüzde 16 artış anlamına geliyor. Ancak gümüşün fiziksel piyasasında bu yılki 35,4 milyon onsluk açığın 2027’de 37,3 milyon onsluk fazlaya dönüşmesi bekleniyor. Güneş panellerinde kullanılan gümüş miktarının azaltılması, endüstriyel talebi baskılıyor. Bu nedenle sürdürülebilir yükselişin sanayi tüketiminden çok yatırımcı girişlerine bağlı olması bekleniyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dijital altında 700 milyar dolarlık potansiyel</span></h2>
<p>Fiziki yatırım altını piyasasının yaklaşık 13 trilyon dolarlık büyüklüğüne karşılık dijital altın, henüz 45-55 milyar dolarlık niş bir alan. Ancak Dünya Altın Konseyi tarafından 12 binden fazla bireysel yatırımcıyla yapılan araştırmaya dayanan sektör modellemesi, doğru koşullar sağlanırsa dijital altına yönelik uzun vadeli gizli talebin 700 milyar dolara ulaşabileceğini ortaya koyuyor. Bu, bugünkü piyasa büyüklüğü değil, potansiyel talep tahmini. Temel senaryoda pazarın yıllık yaklaşık yüzde 27 büyümeyle 2031’de 160-170 milyar dolara çıkması bekleniyor. Güvenilir saklama, fiziki altına dönüştürme imkânı, düzenleyici koruma ve rekabetçi fiyatlama bu potansiyelin gerçekleşmesinde belirleyici olacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/altinda-guven-sinavi-90169</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/9/1280x720/golden-altin-1792561988.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın kısa vadede enflasyon, güçlü dolar ve yüksek faiz baskısıyla sınanırken, uzun vadeli yükseliş senaryosu masadan kalkmış değil. Metals Focus, yatırımcı güveninin yeniden güçlenmesi halinde altının 6 bin dolara, gümüşün ise 90 doların üzerine çıkabileceğini öngörüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-pazarda-satislarini-buyuttu-kari-yuzde-201-oraninda-artti-90168</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış pazarda satışlarını büyüttü, kârı yüzde 201 oranında arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada ihracat oranı %20'yi geçen ve esas faaliyet kârını güçlü şekilde büyüten 22 şirket bulunuyor. Üretimin ağırlığını dış pazara yönlendiren bu firmalardan 13'ü yılbaşından bu yana yatırımcısına kaybettirirken, dokuzu yükseldi. En yüksek getiriyi ise Tüpraş gerçekleştirdi.</strong></p>
<p>İhracat oranı yüksek olup operasyonel kârını güçlendiren firmaların borsadaki performansı her zaman finansal tablolarıyla örtüşmeyebiliyor. İhracat payı %20’nin üzerinde olup da esas faaliyet kârını aynı şekilde %20’den fazla büyüten 22 şirketten Tüpraş ve Kıraç Galvaniz fiyat artışıyla dikkat çekiyor. Buna karşın listede yer alan Işık Plastik ve Gen İlaç %64’ün üzerindeki değer kaybı ile öne çıkıyor. Borsada işlem yaparken sadece ihracat rakamına bakarak hareket etmek yanıltıcı olabilir. Hisse fiyatlamasını uzun vadede bilanço detayları ile birlikte değerlendirmek gerektiği unutulmamalı.</p>
<h2>İhracat payları yüksekler</h2>
<p>Borusan Boru’nun satışları içindeki ihracat payı %88,9 seviyesinde. Oran, firmanın dış pazarlara ne denli ağırlık verdiğini gösteriyor. Yılbaşından bu yana %15,68 değerlenen hisse, özellikle ABD pazarına yönelik bağlı ortaklığı üzerinden gerçekleştirdiği satışlarıyla dikkat çekiyor. Şirket, yılın ilk yarısında gelirini %49, dönem sonu kârını %201 artırdı.</p>
<p>Özsu Balık, satışları içindeki %80,1 ihracat payıyla listede ikinci sırada yer alıyor. Yıl boyunca yükselen bir ivme sergileyen hisse, ağustosta en yüksek 45,74 TL’yi gördü. Son iki ayda ise geriliyor. Düşüşe rağmen yılbaşına göre fiyatı %70,84 yukarıda olan firma, yılın ilk yarısında gelirini %15 düşürdü. Dönem sonu kârı %559 yükseldi.</p>
<h2>En fazla kazandıran</h2>
<p>Tüpraş, %21 ile toplam satışları içinde en düşük ihracat oranına sahip firma konumunda bulunuyor. Hissenin fiyatı, son iki aydır yatayda dalgalı bir seyir izlese de özellikle yılın ilk yarısında güçlü bir performans sergiledi. Fiyatı yılbaşından bu yana %105 yukarıda bulunuyor. Tüpraş, altı aylık dönemde gelirini %43 büyütürken, dönem sonu kâr artışı %320’ye ulaştı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad851e21a848-1792561634.png" alt="" width="999" height="551" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>DOLAR MI, HİSSE SENEDİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Dolar;</strong> kur kalkanı, küresel likidite, konfor, kriz sigortası. Pasiflik, küresel enflasyon erimesi, yatay seyir stresi, makas maliyeti, fırsat körlüğü.</p>
<p><strong>Hisse senedi;</strong> ortaklık, bileşik büyüme, sektörel dinamizm, yüksek kâr marjı. Volatilite, analiz zorunluğu, stres, yönetim riski, likidite tuzağı.</p>
<p><strong>Yeni sipariş gelmiş olsa da ilk yarı verileri geliri artırmada zorlandığını söylüyor</strong></p>
<p>Onur Teknoloji'nin yeni iş alma performansını nasıl buluyorsunuz? ● Tümer Koç</p>
<p>Tümer; iki yılı geçkin süredir borsada işlem gören Onur Teknoloji, zayıf bir gelir yapısına sahip. Yılın ilk yarısında satışları %48 azaldı ve dönem sonu kârı 924 bin TL'ye kadar geriledi. Göstergeler yeni iş almada zorlandığını söylüyor. Temmuzda yurt içi müşterisinden hava sahası yönetimi için 661 bin dolarlık ek ses haberleşme sistemi siparişi alması ise olumlu bir gelişme. Bu sözleşmeyle birlikte 2026 yılında aldığı toplam 24 siparişin hacmi 8,6 milyon dolara ulaştı. Firmanın siber güvenlik ürünü için yerli malı belgesi almasıysa avantaj sağlayabilir.</p>
<p><strong>Aldığı işler yıllık gelirini aşmasına imkan tanırken altı aylıkta zarardan kâra döndü</strong></p>
<p>SDT Uzay'ın yıl sonunda da kârını koruması mümkün olabilir mi? ● Erhan Mert</p>
<p>Erhan, SDT Uzay'ın yıl içinde yatırımcısı ile paylaştığı yeni siparişlerin toplamı 53,8 milyon dolar seviyesinde bulunuyor. Söz konusu tutar yaklaşık 2,66 milyar TL'ye karşılık gelirken, şirketin geçen yılki satışlarının %105'i düzeyinde. Firma, altı aylık mali tablolarına göre satış gelirini %30 ve esas faaliyet kârını %111 yükseltti. Veriler kâr marjının arttığını işaret ediyor. Bu durum geçen yılki zararın ardından dönem sonunu 23,4 milyon TL kârla kapatmasını sağladı. Savunma sektöründe işler alması kârını yıl sonuna taşımasına olanak verecek.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>KPA katılım ilkelerine uyumlu temettü hisselerine yatırımla yüzde 31 yükseldi</strong></p>
<p>Kuveyt Türk Portföy'ün idare ettiği Kar Payı Ödeyen Katılım Hisse Senedi Fonu (KPA), son iki aydır yönünü aşağı çevirmiş görünüyor. Ağustosta en yüksek 1,79 TL'yi test ettikten sonra zayıflayan bir fiyat seyri söz konusu. Fonun değeri yıl boyunca yükselerek temmuzda 554,5 milyon TL'ye çıksa da ekimde toplam büyüklük 428,61 milyon TL'de duruyor. Son iki ay para çıkışı yaşanan fonda ekimde 12,68 milyon TL çıktı. Yatırımcısı eylülden itibaren azaldı ve sayı şimdilerde 12.785'e indi. Temel stratejisi, varlıklarını katılım esasına uygun kâr payı ödeyen hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %83,92'si hisse senedi ve %7,63'ü BİST Taahhütlü İşlem Pazarı Satım işlemlerinden oluşuyor. Yıllık bazda %28,99 getiri sağlayan portföy, aynı sürede %11,96 yükselen BIST 100 Endeksini geride bıraktı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Enerjisa, Piyasadan TLREF + %1,25 faizle 1,6 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Enerjisa, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 19.10.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.600.000.000 TL olan tahvilin yıllık faizi TLREF+%1,25 olarak belirlendi. 730 gün vadeli tahvil, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 8 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 18.10.2028 olarak açıklandı. 19 Ekim tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,64 seviyesinde bulunuyor. Yüzde 1,25 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Tahvil, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRSENSAE2817 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad851b72cdee-1792561591.png" alt="" width="960" height="241" /></strong><strong>BETA ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Romanya ve Kosova projeleri için 2,5 milyon euroluk transformatör siparişi aldı</strong></p>
<p>Beta Enerji, Romanya ve Kosova'da yeni siparişler aldı. Şirket, Beta Enerji Europe üzerinden, Romanya'daki Batarya Enerji Depolama Sistemi projesine 1,88 milyon euro karşılığında 250 MVA gücünde transformatör tedarik edecek. Kosova'daki farklı bir proje için de muhtelif güçlerde dağıtım transformatörü tedariki kapsamında 675 bin euroluk sipariş aldı. Toplamda 2,55 milyon euroluk iş, şirketin yıllık gelirinin %3'üne denk geliyor. Romanya için üretilecek 250 MVA gücündeki ürün, Beta'nın yeni tesisinde üreteceği ilk yüksek kapasiteli transformatör olma özelliği taşıyor.</p>
<p><strong>DOĞUŞ OTOMOTİV</strong></p>
<p><strong>Araç muayene istasyonu alanında faaliyet yürüten iştirakindeki payını satıyor</strong></p>
<p>Doğuş Otomotiv, bağlı ortaklığı Doğuş Oto Pazarlama'nın iş ortaklığı olan Tüvtürk Güney Taşıt Muayene İstasyonları'nda sahip olduğu %33,33 oranında payının tamamını Turka Araç Muayene İstasyonları'na satmak üzere görüşmelere başladı. Tüvtürk Güney'in 291 milyon TL olan ödenmiş sermayesindeki 97 milyon TL tutarındaki payın devri, satış işleminin onaylanması ile gerçekleşecek. Satış bedeli ve anlaşma koşulları henüz netleşmiş değil. İşlem, şirketin araç muayene gibi spesifik ve regüle bir iş kolundan çıkarak kaynaklarını ana faaliyet alanına yönlendirmesini sağlayacak.</p>
<p><strong>EKOS TEKNOLOJİ</strong></p>
<p><strong>Balıkesir'deki yeni transformatör ve şalt ekipmanları fabrikasını üretime açtı</strong></p>
<p>Ekos Teknoloji, Balıkesir OSB'de planladığı yüksek teknolojili fabrika yatırımının önemli bir aşamasını tamamlayarak tesisin ana üretim binasını devreye aldı. Martta duyurulan yatırım kapsamında tahsis edilen 35 bin metrekare arsa üzerinde, 14 bin metrekarelik kapalı alana sahip yeni tesiste inşaat işlemleri bitirildi. Tesis, yıllık 2 bin adet hava izoleli sistem ve köşk tipi transformatör döküm ve üretim kapasitesine sahip. Elektrik teçhizatları ve entegre çözümler alanında faaliyet gösterecek yeni üretim bandı, şirketin ürün tedarik hızını ve ihracatını destekleyecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Şubatta borsaya gelen Ata Turizm bir aydaki düşüşle halka arz fiyatının altına indi</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8519944afe-1792561561.png" alt="" width="301" height="238" /></strong>Ata Turizm'de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %32,48 ile toplamda 3,05 milyon lot azalarak 6,34 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 10'dan 5'e geriledi. KHA fonu 4,6 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, DOH fonu 2,9 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede en fazla satışı yapan KHA payını sıfırlarken; THF, YHB, MHF, ICH ve KOD payını sıfırlayan diğer fonlar olarak öne çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-pazarda-satislarini-buyuttu-kari-yuzde-201-oraninda-artti-90168</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dış pazarda satışlarını büyüttü, kârı yüzde 201 oranında arttı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sunexpress-filosunu-yenilemeye-devam-ediyor-90264</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> SunExpress&#039;e 11 yeni uçak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türk Hava Yolları ve Alman Lufthansa ortak sermayesi ile kurulan ve merkezi Antalya’da bulunan SunExpress Hava Yolları'nın siparişleri tamamlanan yeni uçakları teslim alarak filosunu gençleştirmeye devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, SunExpress, 2023 yılında Boing uçak şirketi ile 45 adet Boeing 737-8 ve 737-10 model uçağı kapsayan anlaşmada, 45 adede kadar da ilave uçak satın alma  opsiyonu bulunuyor.</p>
<p>Avrupa’dan Türkiye’ye yolcu taşıyarak Türk turizmine önemli katkı sunan SunExpress, filosunu gençleştirmek için sipariş verdiği uçaklardan 11’ini 2027 yılında filosuna katmayı hedefledi.</p>
<p>Şirketin, geçen yılki yolcu sayılarını korurken, 2026 yılı 9 aylık döneminde dünyada yaşanan savaşlara ve ekonomik krizlere rağmen 12,5 milyon yolcu taşıdığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, hava yolu jet yakıtı fiyatlarındaki yüksek artışın ardından koltuk kapasitesini pazar koşullarına göre düzenleyerek aynı dönemde doluluk oranını 2 puan artırarak yüzde 86’ya yükselten SunExpress, yılsonu 16 milyon yolcu taşımayı öngörüyor.</p>
<p>SunExpress CEO’su Marcus Schnabel, yaşanan savaşlara ve global krizlere rağmen, yılın 9 aylık döneminde SunExpress performansının zorlu koşullara rağmen Türkiye’ye yönelik seyahat talebinin seyrini koruduğunu belirtti. Schabel, şunları kaydetti:</p>
<p> ‘’Doluluk oranlarımızın yanı sıra, ana pazarlarımızda yaz sezonunda talebin olumlu seyretmesi ve 2027 yılına yönelik erken rezervasyonlardaki istikrarlı tablo, planlarımız doğrultusunda ilerlediğimizi gösteriyor. Aynı zamanda misafirlerimiz için yatırımlarımıza devam ediyoruz; uçuş ağımızı genişletiyor, filomuzu yeniliyor ve hizmetlerimizi sürekli olarak geliştiriyoruz. Çalışmalarımızla sürdürülebilir büyümemizi desteklerken, Almanca konuşulan ülkeler (Almanya, Avusturya ve İsviçre) ile Türkiye arasındaki lider tatil hava yolu konumumuzu da güçlendiriyoruz.”</p>
<p><strong>‘’Almanca konuşan ülkelerde yüzde 3 büyüdük’’</strong></p>
<p>SunExpress CEO’su Schnabel, Nisan-Eylül dönemini kapsayan 2026 yaz sezonunda, Türkiye ile ana pazarı olan Almanca konuşulan ülkeler arasında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3 artışla 6,5 milyon yolcu taşıdığını bildirdi.</p>
<p>Kış sezonunu için 4,5 milyon koltuk kapasitesi oluşturduklarını anlatan Ceo Schnabel, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’SunExpress, 2026/2027 kış sezonu için yaklaşık 4,5 milyon koltuk kapasitesi sunuyor. Avrupa ile Türkiye arasında hava ulaşımında köprü görevi üstlenen hava yolu, bu dönemde sunduğu kapasite ile Almanya’dan Türk Rivierası ve Anadolu’ya seyahat eden yolcuların yaklaşık yüzde 80’ini taşımayı öngörüyor. Türkiye kış aylarında ziyaretçiler için aile ve arkadaş ziyaretlerinin yanı sıra golf, hiking ve bisiklet sporları ile kültür ve gastronomi turizmi açısından de cazip seçenekler sunuyor.’’</p>
<p><strong>Yeni sezonda 9 yeni rota</strong></p>
<p>SunExpress, 2027 yaz sezonunda 9 yeni rotayı daha hizmete sunduğunu açıkladı. Dalaman’dan Hannover ve Viyana’ya, Bodrum’dan Köln’e, Antalya’dan Weeze ve Almatı’ya, İzmir’den ise Astana, Bükreş ve Kişinev’e direkt seferler düzenleyen SunExpress, ayrıca Ekim 2026’da başlayan Dalaman-Leipzig hattını 2027 yaz sezonunda da sürdürmeyi planlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sunexpress-filosunu-yenilemeye-devam-ediyor-90264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/8/1280x720/thy-ve-sunexpress-hava-yollari-dunyanin-en-iyileri-secildi-1789848826.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkezi Antalya’da bulunan SunExpress Havayolları, filosunu yenilerken, Boing firmasına verdiği siparişlerden 11’ini 2027 yılında teslim almayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/1-milyon-tlye-kadar-olan-alacaklar-odenecek-aciklamasi-ici-bos-balon-90166</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;1 milyon TL&#039;ye kadar olan alacaklar ödenecek açıklaması içi boş balon’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>YENİ Parti, bu hafta Mecliste kanunlaştırılması planlanan fon yasa teklifine ilişkin hazırladığı karşı oy yazısında iktidar tarafından dile getirilen “1 milyon liraya kadar olan alacaklar hemen ödenecek” açıklamalarının ‘içi boş bir balon’ olarak değerlendirdi.</p>
<p>Teklifin “Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme” başlıklı 4. Maddesine ilişkin yapılan değerlendirmede, “Net yatırım tutarı, önce maddedeki kurala göre endekslenecek ve pozitif bir yatırım tutarının varlığı halinde ise fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle hesaplanacaktır. Ancak bu net yatırım tutarının nasıl hesaplanacağına dair madde metninde yazan ifadelerle madde gerekçesinde yazan ifadeler birbiriyle çelişmektedir” denildi. Karşı oy yazısında ödemelere ilişkin olarak özetle şu değerlendirme yapıldı:</p>
<p>“Madde metnine göre önce fona para giriş ve çıkışlarının tasfiye tarihine kadar endekslenmesi ve sonra netleştirme yapılması gerekmektedir. Madde gerekçesine göre ise; “farklı tarihlerde birden fazla giriş yapıp daha sonra kısmi çıkış yapan bir yatırımcı bakımından, çıkış tutarı önce en eski girişten düşülecek; kalan girişler tasfiye tarihine kadar belirlenen referansla güncellenecektir. Yani önce netleştirme sonra endeksleme ifade edilmektedir. Böyle bir durumda fona para giriş ve çıkışları arasında uzun süreler geçen bir yatırımcının fona yatırdığı paraların zaman değeri dikkate alınmamış olacak, örneğin üç yıl önce fona yatırılan para ile üç yıl sonra fondan çekilen para aynı değerde dikkate alınmış olacaktır. ”</p>
<h2>1 milyon liraya 200 bin lira ara ödeme </h2>
<p>Yeni Parti, şu değerlendirmeleri yaptı: “Burada esas olarak iki ayrı sınır öngörülmektedir. Birinci sınır olarak madde de tanımlanan net yatırım tutarı dikkate alınacaktır. Ancak ara ödeme bakımından net yatırım tutarına endeksleme uygulanmayacaktır. Yani para giriş ve çıkışlarının zaman değeri dikkate alınmayacak, örneğin üç yıl önce fona yatırılan para ile üç yıl sonra fondan çekilen para aynı değerde dikkate alınmış olacaktır.</p>
<p>İkinci sınır ise para piyasası niteliğindeki fonlar haricindekiler için, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değeridir. Ara ödeme tarihi henüz belirlenmediği ve ileri bir tarih olarak belirleneceği için ara ödeme için gerçek sınır yatırımcıların fon katılma paylarının hali hazırdaki değeri düşmüş halinden ibarettir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/1-milyon-tlye-kadar-olan-alacaklar-odenecek-aciklamasi-ici-bos-balon-90166</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/6/1280x720/yeni-parti-1792561304.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YENİ Parti&#039;nin fon yasa teklifiyle ilgili hazırladığı karşı oy yazısında iktidarın “1 milyon liraya kadar olan alacaklar hemen ödenecek” açıklamalarının gerçeği yansıtmadığı görüşü yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tepav-indirim-degil-temkinli-durus-gerekli-90165</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEPAV: İndirim değil temkinli duruş gerekli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, Ekim 2026 Para Politikası Değerlendirme Notu'nu paylaştı.</p>
<p>Notta fon krizi yaşanmasaydı politika faizinin 200 baz puan indirilerek yüzde 35'e düşürülebileceği ancak fon krizinin yarattığı belirsizliklerin temkinli olmayı gerektirdiği belirtildi. Bu çerçevede, politika faizinin yüzde 37'de sabit tutulmasının yerinde olacağı ifade edilen notta ayrıca, geri dönmeyen kredilerde yaşanabilecek artış, şirketlerdeki likidite yetersizliği ve olası bilanço zafiyetlerine ilişkin ihtiyati önlemlerin ele alınmasının önemi vurgulandı.</p>
<p>Çalışma Grubu, bu sorunların hafifletilmesi için gerekli ihtiyati önlemlerin Merkez Bankası tarafından Finansal İstikrar Komitesi'nde gündeme getirilmesi gerektiğini belirtti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tepav-indirim-degil-temkinli-durus-gerekli-90165</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/tepav-1757411256.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEPAV Para Politikası Çalışma Grubu, enflasyonda gelinen seviyenin faiz indirimi için 200 baz puanlık bir alan oluşturmakla birlikte, fon krizinin yarattığı belirsizliklerin para politikasında temkinli duruşu gerektirdiği görüşünü dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozgur-ozelden-gorevden-almalarda-34-gun-beklenmesine-tepki-90162</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özgür Özel’den görevden almalarda 34 gün beklenmesine tepki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, SPK Başkanı Mahmut Sütcü, önceki SPK Başkanı İbrahim Ömer Gönül ile Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik'in görevden alınmaları için 34 gün beklenmesini eleştirdi. Meclis grup toplantısında fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, görevden almak için 34 gün beklemesini de eleştirdi. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında fon krizine ilişkin olarak Cumhurbaşkanını eleştirdiği konuşmasında “Bu yaşadığımız sorunların hiçbiri gökten zembille inmedi. Bunların hepsi üst üste konmuş yanlış tuğlaların sonucudur. Yanlış tuğlayla duvar örüyorsan sonunda o duvarın altında sen de kalırsın, bu millet de kalır. Bu vurgunun açığa çıkmasının üzerinden tam 34 gün geçti. İlk gün 'Ucu nereye varırsa varsın' diyenler ucu kendilerine dokununca çark ettiler.</p>
<p>Fon Koordinasyon Kurulu kurdular. Altı kez toplandılar. Sorunu çözmediler. Çözmek bir yana toplantıya dahil ettiklerini ancak dün istifaya ikna edebildiler” dedi. </p>
<h2>20 milyardan 110 milyar dolara… </h2>
<p>Fon krizi patlak verdiğinde 20 milyar dolarlık bir maliyetten söz edilirken, tarafsız uzmanlar tarafından yapılan son hesaplamalarda 110 milyar dolardan söz edildiğini belirten Özel, “6 Şubat 2023 depreminin maliyeti 100 milyar dolar. Fon vurgununun maliyeti oldu şimdi 110 milyar dolar" diye konuştu. AK Parti tarafından verilen fon yasa teklifini de eleştiren Özel, “Büyük bir günah var, işlemiş, haramı yemiş, parayı sırtlamış. YENİ Parti isimlerini söylemese büyük bir mutlulukla parayı kenara koymuş olacaklardı" değerlendirmesinde bulundu. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Alnı beş vakit secdeye gidenlere soruyoruz"</span></h2>
<p>DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, fon krizini ‘tarihin en büyük vurgunlarından birini yaşadık” sözleriyle değerlendirdiği Meclis Grup toplantısında “ Ülke ekonomisi dünyanın en büyük kumarhanelerinin birine çevrilmiş. Alnı beş vakit secdeye gidenlere soruyoruz. Bu kadar soygun, vurgun, ahlaki çürüme olmadan yapılabilir mi? Yoksulun, işçinin, emeklinin hakkı buharlaşırken susmak kul hakkına girmek değil midir?" diye sordu. </p>
<p>Bakırhan, “Fon vurgunu sebebiyle istifa etmeleri gerekirken iç ve dış mihrak var diyorlar. Kusura bakmayın bu meselenin tek sorumlusu iktidarınızdır. Bu hafta fon vurgunu ile ilgili bir yasa görüşecek. Bu yasa insanları dolandıranları cezalandırmak yerine vurgunu yapanla helalleşmek istiyor. Böyle yasa olmaz” diye konuştu. </p>
<p>Bakırhan, İstanbul’da yaşanan sel felaketi ile ilgili olarak “İstanbul'un mega projelere ihtiyacı yok, mega risklerden korunmaya ihtiyacı var“ dedi. Bakırhan, Terörsüz Türkiye sürecinde adım atılması gerektiğini belirterek, “ Barış bekleme salonunda duracak bir şey değil. Her ay yeni bir gerekçe üretilerek bu tarihi imkan tüketilemez. Meclis daha fazla sorumluluk alsın, kayyım sistemini bitirsin, iktidar hukuku sopa olarak değil, herkesin güvencesi hali haline getirsin. Sayın Öcalan'ın önderliğinde kurul oluşturulmalı. Bu kurulda çalışacak insanlar gerekirse 24 saat Öcalan'la çalışmalıdır. Bu kurul hemen kurulmalı ve çalışmaya başlamalı” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Bahçeli: Hukuki zeminde en güçlü yaptırımlar uygulanacak</span></h2>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli fon soruşturmasına ilişkin gelişmelerden, Türkiye ekonomisinin istikrarını hedef alan bir kanunsuzlukla piyasa bozucu işlem, manipülasyon, dolandırıcılık ve güveni kötüye kullanmak suretiyle organize bir şekilde harama el uzatıldığının anlaşıldığını belirtti. Bahçeli, suçluların açığa çıkarılması ve mağduriyetlerin giderilmesi yönünde atılan önemli adımlardan, konuya ilişkin yasal düzenlemenin Meclis Genel Kurulu gündeminde bulunmasından ve meselenin tüm boyutlarıyla aydınlatılarak sorumluların hesap vermesini sağlayacak güçlü siyasi iradenin ortaya konulmasından memnuniyet duyduğunu söyledi.</p>
<p>Meclis grup toplantısında konuşan Bahçeli, “Adalet suçluyu cezalandırmak yanında masumu korumak, mağdurun hakkını gözetmektir. Cumhurbaşkanımızın isabetle “fahiş kazancın bedelinin ödetileceği ve devletin kimseyi mağdur etmeyeceğini” söylemesi, adaletin tecellisine olan güveni artırmıştır. Milletimiz emin olsun, bazı sorunlarımız olsa da Türkiye ekonomisi sağlam temeller üzerindedir. Partimiz, milletimizin hak ve hukukunu savunurken, adaletli bir gelir dağılımını mümkün kılacak adımların da takipçisi olacak, dar gelirli vatandaşlarımızın beklentilerinin karşılanması için gerekli hamleler, mutlaka yapılacaktır” diye konuştu. Fransa’da başlayan olayları hatırlatarak gençlere seslenen Bahçeli, “Gençlerimiz; ne Fransa’da başlayan ve neredeyse tüm Avrupa’ya yayılan kaos ve kargaşa üretmeye dönük eylemlere; ne de öz benliğinden uzaklaştırılmaya çalışılan karanlık senaryolara heves etmemeli, tahriklere kapılmamalıdır” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozgur-ozelden-gorevden-almalarda-34-gun-beklenmesine-tepki-90162</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/5/1280x720/ozgur-ozel-1791351232.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özgür Özel’den görevden almalarda 34 gün beklenmesine tepki ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyede-adres-kaydi-olan-gurbetci-20-yillik-vergi-istisnasindan-yararlanabilir-mi-90160</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’de adres kaydı olan gurbetçi 20 yıllık vergi istisnasından yararlanabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’deki adres kaydı, yurt dışında yaşandığı gerekli belgelerle ispatlanabiliyorsa 20 yıllık vergi istisnasına engel değil. Kesin dönüş planlayanların son üç takvim yılına ilişkin ikamet ve vergi mükellefiyeti durumlarını da incelemesi gerekiyor.</strong></p>
<p>Yurt dışında yıllarca yaşamış, orada çalışmış, vergisini orada ödemiş ama Türkiye’deki adres kaydı hiç silinmemiş çok sayıda vatandaşımız var. Kimisinin anne baba evinde adres kaydı bulunuyor, kimisinin Türkiye’de bir dairesi veya banka hesabı duruyor. Bu kişiler kesin dönüş yapıp 7582 sayılı Kanun’la getirilen 20 yıllık gelir vergisi istisnasından yararlanmak istediğinde şu soru ortaya çıkıyor: Türkiye’deki adres kaydı istisnaya engel mi?</p>
<p>İstanbul Defterdarlığının 13 Ekim 2026 tarihli güncel özelgesi bu soruya cevap veriyor. Kısa cevap şu: Yurt dışında yaşandığı gerekli belgelerle ispatlanabiliyorsa Türkiye’deki adres kaydı tek başına istisnaya engel değil.</p>
<p>Önce düzenlemeyi hatırlatalım. Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 20/D maddesine göre, Türkiye’de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin yurt dışında elde ettikleri kazanç ve iratlar 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna.</p>
<p>Düzenlemeden 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşmiş sayılanlar yararlanabiliyor. İstisna, yurt dışında elde edilen gelirler için geçerli. Türkiye’deki gelirlerin vergilendirilmesi ise devam ediyor.</p>
<p>Örneğin, istisna şartlarını sağlayan bir kişinin Almanya’daki taşınmazından yıllık 100.000 avro kira, yabancı bir şirketten de 200.000 avro kâr payı elde ettiğini düşünelim. Bu 300.000 avroluk gelir Türkiye’de gelir vergisine tabi olmayacak ve yıllık beyannameye dahil edilmeyecek. Ancak aynı kişinin İstanbul’daki dairesinden elde ettiği kira geliri genel hükümlere göre vergilendirilecek. İstisna, yabancı ülkede doğan vergi yükümlülüğünü de kaldırmıyor.</p>
<p><strong>Adres kaydı ile ikametgâh aynı şey mi?</strong></p>
<p>Sorun, ikametgâh kavramında düğümleniyor. Gelir Vergisi Kanunu’nun 4. maddesi, ikametgâhı Türkiye’de bulunanları ve bir takvim yılında Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla oturanları Türkiye’de yerleşmiş sayıyor.</p>
<p>Türk Medeni Kanunu’nun 19. maddesine göre ise yerleşim yeri, kişinin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer. Bir kişinin aynı anda birden fazla yerleşim yeri olamıyor.</p>
<p>Örneğin 2015 yılından beri ailesiyle Almanya’da yaşayan, Türkiye’ye yılda birkaç hafta gelen bir vatandaşın nüfus kayıtlarında eski adresinin bulunması mümkün. Bu kişiyi yalnızca adres kaydına bakarak Türkiye’de yerleşik saymak, fiili yaşam koşullarını dikkate almamak anlamına gelir.</p>
<p>Defterdarlık da özelgesinde bu ayrımı esas alıyor.</p>
<p>Özelgeye konu olayda mükellef, 24 Ağustos 2026 itibarıyla Türkiye’ye yerleştiğini belirterek geçmiş yıllardaki adres kayıtlarının istisnaya engel olup olmadığını soruyor.</p>
<p>İdare, değerlendirmesini 210 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’ne dayandırıyor. Bu Tebliğ’de, yurt dışında oturma veya çalışma izniyle uzun süredir yaşayan Türk vatandaşlarının kişisel ve ekonomik ilişkilerinin bulundukları ülkede yoğunlaştığı, dolayısıyla ikametgâhlarının o ülkede kabul edileceği açıklanıyor.</p>
<p>13 Ekim 2026 tarihli özelge, bu yaklaşımı mükerrer 20/D maddesinin uygulanmasına da taşıyor.</p>
<p>Buna göre, Türkiye’de adres kaydı bulunmasına rağmen yurt dışında oturma veya çalışma izniyle yaşadığını ve ilgili takvim yıllarında altı aydan fazla yurt dışında kaldığını belgeleyen Türk vatandaşlarının ikametgâhı esas itibarıyla yurt dışında kabul ediliyor.</p>
<p>Böylece Türkiye’deki adres kaydı, önceki üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâh bulunmaması şartının ihlali sayılmıyor.</p>
<p><strong>Üç yıllık süre nasıl değerlendirilecek?</strong></p>
<p>Özelgenin uygulanmasında iki hususun belgelenmesi gerekiyor. İlki, Türkiye’de adres kaydının bulunduğu dönemlerde yurt dışında oturma veya çalışma izniyle yaşandığının ve ilgili yıllarda altı aydan fazla yurt dışında kalındığının ispatı. İkincisi ise 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren kesin dönüş yapılarak Türkiye’ye yerleşildiğinin gösterilmesi.</p>
<p>2026 yılında Türkiye’ye dönenlerin özellikle 2023, 2024 ve 2025 yıllarındaki ikamet durumlarını incelemesi gerekiyor.</p>
<p>Burada çifte vatandaşlar açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durum var. Alman vatandaşlığı da bulunan bir Türk vatandaşının Almanya’da oturma veya çalışma iznine ihtiyacı olmayabilir. Özelgede ise bu izinler açıkça belirtiliyor. Yabancı ülke vatandaşlığını gösteren belgelerin izin yerine kabul edilip edilmeyeceği özelgede açıklanmıyor. Bu kişilerin durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Somut bir örnek</strong></p>
<p>2018 yılında Almanya’ya yerleşmiş, çalışma ve oturma izni bulunan, 2023, 2024 ve 2025 yıllarının her birinde on ay Almanya’da yaşamış bir vatandaş düşünelim.</p>
<p>Bu kişinin Türkiye’de kendi adına bir dairesi ve nüfus kayıtlarında bu dairenin adresi bulunuyor. Dairesini kiraya veriyor ve kira geliri için beyanname veriyor. 15 Eylül 2026 tarihinde de Türkiye’ye kesin dönüş yapıyor.</p>
<p>Özelgedeki yaklaşıma göre, yurt dışındaki ikametini gerekli belgelerle ispatlaması halinde Türkiye’deki adres kaydı istisnaya engel olmayacak. Türkiye’de kira geliri nedeniyle mükellefiyetinin bulunması da sorun oluşturmayacak.</p>
<p>Çünkü Kanun, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve değer artışı kazancı nedeniyle bulunan mükellefiyetleri açıkça istisna şartının dışında tutuyor.</p>
<p>Ancak aynı kişinin geçmiş üç takvim yılında Türkiye’de ticari kazanç nedeniyle vergi mükellefiyeti bulunsaydı sonuç değişecekti. Ücret geliri nedeniyle oluşan mükellefiyetin de ayrıca incelenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Yerleşme tarihi neden önemli?</strong></p>
<p>Özelgenin cevaplamadığı bir husus da Türkiye’ye yerleşme tarihinin nasıl belirleneceği.</p>
<p>Talep sahibi, fiili yaşam merkezi, yerleşme iradesi ve Türkiye’de bulunma sürelerinin dikkate alınıp alınmayacağını sormasına rağmen idare somut bir yerleşme tarihi belirlememiş.</p>
<p>Oysa bu tarih, yerleşilen takvim yılını ve istisna belgesi için başvuru süresini belirliyor. Yerleşme yılının değişmesi, geriye dönük incelenecek üç takvim yılını da değiştiriyor.</p>
<p>333 Seri No.lu Gelir Vergisi Genel Tebliği’ne göre, 2026 yılının ocak-ekim döneminde Türkiye’de yerleşmiş sayılanların 31 Aralık 2026 tarihine kadar başvurması gerekiyor. Kasım ve aralık aylarında yerleşmiş sayılanlar için son tarih ise Şubat 2027 sonu.</p>
<p>Süresinde başvurmayanlara istisna belgesi verilmiyor. Bu nedenle yerleşme tarihi konusunda tereddüt varsa erken başvuru yapılması hak kaybını önleyebilir.</p>
<p><strong>İstisnadan yararlanmak için hangi belgeler gerekli?</strong></p>
<p>Özelge, yeterli kabul edilecek belgeleri tek tek saymıyor. Ancak yurt dışındaki oturma ve çalışma izinleri, giriş-çıkış kayıtları, yabancı ülkedeki mukimlik belgeleri, iş sözleşmeleri, ücret bordroları, kira sözleşmeleri ve aile bireylerinin orada yaşadığını gösteren belgeler kullanılabilir.</p>
<p>Türkiye’ye kesin dönüş bakımından da yurt dışındaki çalışma ilişkisinin sona erdiğini ve Türkiye’de sürekli yaşamın başladığını gösteren belgelerin hazırlanması gerekiyor.</p>
<p>Özelgelerin somut olaylara ilişkin idari görüşler olduğu da unutulmamalı. Ayrıca istisna şartlarının sonradan taşınmadığının tespiti halinde tahakkuk ettirilmeyen vergiler, vergi ziyaı cezası ve gecikme faiziyle birlikte gündeme gelebiliyor.</p>
<p>Türkiye’de adres kaydının bulunması, 20 yıllık vergi istisnasını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Belirleyici olan, geçmiş yıllarda nerede yaşandığının ve Türkiye’ye ne zaman kesin dönüş yapıldığının belgelenebilmesi.</p>
<p>Bu nedenle kesin dönüş planlayanların yalnızca adres kayıtlarını değil, son üç takvim yılına ilişkin ikamet ve vergi mükellefiyeti durumlarını da önceden incelemelerinde yarar var. Burada kaybedilebilecek olan yalnızca bir yıllık vergi avantajı değil, 20 yıl boyunca uygulanabilecek bir istisna hakkı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyede-adres-kaydi-olan-gurbetci-20-yillik-vergi-istisnasindan-yararlanabilir-mi-90160</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de adres kaydı olan gurbetçi 20 yıllık vergi istisnasından yararlanabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hukukun-mesruiyeti-ve-ekonominin-guveni-90159</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hukukun meşruiyeti ve ekonominin güveni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Birleşmiş Milletler Roma Statüsü kapsamında faaliyete geçen Uluslararası Ceza Mahkemesi, (UCM) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin hakkında 17.03.2023 tarihinde tutuklama kararı vermiştir.</p>
<p><strong>Ukrayna’nın Roma Statüsü’ne taraf olmadan 11 yıl önce,</strong> Statü’nün 12/3 maddesi uyarınca “özel amaçlı beyan” vermiştir. Beyanında; 20.02.2014 tarihinden başlayarak suç işlendiğini iddia etmiştir. Bu beyan; suçların bitiş tarihini belirtmeden ucu açık bırakıldığı için 24 Şubat 2022’de başlayan ve hala devam eden Rusya-Ukrayna sert güç sürecini  de kapsamaktadır.</p>
<p><strong>UCM de zamansal yargı yetkisinin kapsamını, Ukrayna’nın statüye taraf olmasından 11 yıl önceki olaylara ve bugüne hatta neredeyse sonsuza kadar uzatmıştır. </strong></p>
<p>Rusya tutuklama kararına karşı ve kararı veren makamın yetkililerine karşı diplomatik hamle geliştirmiştir. 08.10.2026 tarihinde Japonya’dan UCM Başkanı Tomoko Akane ve 8 mahkeme yetkilisinin iadesini talep etmiştir. Japonya da ertesi gün sert protestolarla Rusya’ya karşılık vermiştir.</p>
<p>Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) son yıllarda verdiği ve küresel ölçekte tartışma yaratan kararlar, ilk bakışta yalnızca ceza hukuku veya uluslararası ilişkiler alanını ilgilendiriyormuş gibi görünmektedir.</p>
<p>Uluslararası yargı yetkisinin öngörülemez hâle gelmesi hukuki riskleri artırır; artan hukuki risk zamanla ülke riskine dönüşür ve yatırımcı davranışlarını doğrudan etkileyerek sermaye akımlarını, yatırım kararlarını ve ekonomik büyümeyi şekillendirir.</p>
<p>Oysa hukuk ile ekonomi arasındaki bağ teorik değil, ölçülebilir bir politika ve diplomasi meselesidir Türkiye açısından mesele, küresel güç merkezleri arasındaki rekabeti seyretmek veya bir bloktan diğerine yönelmek veya uluslararası hukukun etkisizleştirilmesi meselesi olmamalıdır.</p>
<p>Hukukun meşruiyeti ile ekonominin güveni arasındaki bağ, devletlerin kurallara bağlılığı, kurumların tutarlılığı ve yatırımcıların geleceği öngörebilme kapasitesiyle şekillenir. Uluslararası hukuk üzerinden yapılan tartışmalar ve güç dengeleri karşısında ülkemizin hukuki, diplomatik ve ekonomik dayanıklılığı artırılmalıdır. Hem bürokrasinin hem özel sektör ve yatırımcıların karşılaşabileceği riskleri yönetebilecek bütüncül bir kapasite oluşturmalıdır.</p>
<p>Bu kapasite ulusal kapasite planlaması kapasitesidir.</p>
<p>Hukuki öngörülebilirlik, ekonomik istikrarı, enerji güvenliğini ve diplomatik hareket alanını güçlendirmektedir. Bu nedenle; uluslararası hukukta yetki, usul güvenceleri ve hesap verebilirlik tartışmalarını sona erdirecek, tutarlı ilkeli duruş önemlidir.</p>
<p>Egemen eşitlik ilkesini merkeze alan, dış politika ve diplomasi hamleleriyle güçlenen, ekonomik stratejiler ve yatırım güvenliğini artıran, sözleşme ve mülkiyet haklarını güçlendiren, kurumsal istikrarı yükselten reformlarla kapasite artırılabilir.</p>
<p>Türkiye'nin küresel belirsizliklerden kazanç sağlamasının ön koşulu, dışarıdaki güven krizini içerideki kurumsal güveni güçlendirmek için bir fırsata dönüştürmesidir. Sermayenin yön değiştirmesini beklemek değil; hukuki öngörülebilirliği, sözleşme güvenliğini ve kurumsal istikrarı güçlendirerek sermayenin kalıcı adreslerinden biri hâline gelmesidir.</p>
<p>Türkiye'nin gerçek stratejik özerkliği, farklı güç merkezleriyle aynı anda ilişki kurabilmesidir. Ayrıca bu ilişkileri öngörülebilir hukuk düzeni ve güvenilir kurumlarla destekleyebilmesine de bağlıdır.</p>
<p>Tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dünyada Türkiye; Avrupa pazarına erişimini, üretim altyapısını, limanlarını, demir yolu bağlantılarını ve gümrük kapasitesini birleştirerek yalnızca bir geçiş ülkesi değil, güvenilir bir üretim ve dağıtım merkezi olabilir.</p>
<p>Türkiye, enerji geçiş hatlarını ve depolama kapasitesini bölgesel finansman, ticaret sigortası ve tahkim hizmetleriyle birleştirebildiği ölçüde, jeopolitik konumunu ekonomik katma değere dönüştürebilir.</p>
<p>Alternatif ödeme sistemleri ve yerel para birimleriyle ticaret arayışları Türkiye için tek bir finansal bloğa yönelme çağrısı değil; dış ticaretin dayanıklılığını artıracak seçenekleri, maliyetleri ve riskleri birlikte değerlendirme gereğidir.</p>
<p>Türkiye'nin hedefi; uluslararası hukukta öngörülebilirliği savunan, dış politikada stratejik özerkliğini güçlendiren, ekonomide ise hukuki güvenlik ve kurumsal istikrar sayesinde yatırım çekme kapasitesini artıran bütünleşik bir devlet politikası oluşturmaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hukukun-mesruiyeti-ve-ekonominin-guveni-90159</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hukukun meşruiyeti ve ekonominin güveni ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/irak-dinarindaki-devaluasyon-turk-sirketlerini-nasil-etkileyecek-90158</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Irak dinarındaki devalüasyon Türk şirketlerini nasıl etkileyecek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN KOCASOY - </strong><strong>Eski Bağdat Ticaret Müşaviri - </strong><strong>PineZone Danışmanlık Kurucusu</strong></p>
<p>Irak Bakanlar Kurulu’nun, 6 Ekim 2026 tarihli kararına istinaden, Irak Merkez Bankası, 7 Ekim itibarıyla 1 ABD dolarının resmî kurunu 1.320 dinardan 1.520 dinara yükseltti. Böylece Irak dinarı, dolar karşısında yaklaşık %15 oranında devalüe edilmiş oldu.</p>
<p>Devalüasyon kararının temel nedeni, Hürmüz Boğazı krizinin Irak’ın petrol ihracatını ve kamu gelirlerini ağır biçimde etkilemesi oldu. Irak’ın günlük 3,4 milyon varillik petrol ihracatının ana güzergâhı olan Boğaz’daki aksama, alternatif Kerkük-Ceyhan Boru Hattı’nın kapasitesinin bakım eksiklikleri nedeniyle yaklaşık 200 bin varille sınırlı kalması ve Suriye üzerinden yapılan sevkiyatların kayıpları telafi edememesiyle daha da derinleşti.</p>
<p>Petrol gelirlerindeki düşüş kamu maliyesi üzerindeki baskıyı artırırken, yedi ayda kamu borcu 105 trilyon dinardan 208 trilyon dinara yükseldi ve döviz rezervleri önemli ölçüde azaldı. Başbakan Ali Zeydi’nin Parlamentoda belirttiği üzere, devalüasyon yapılmaması hâlinde kamu çalışanları ve emeklilerin maaşlarının ödenmesinde ciddi sorunlar yaşanabilecekti.</p>
<p>Irak’ın sabit kur politikası nedeniyle devalüasyon, fiyatlar ve dış ticaret üzerinde doğrudan etkili oluyor. Dinarın değer kaybetmesi, ithal ürünlerin maliyetini artırarak Iraklı ithalatçıların satın alma gücünü ve talebini düşürebiliyor. Bu durum, Türkiye’den Irak’a yapılan ihracatı da olumsuz etkileyebiliyor.</p>
<p>Nitekim pandemi döneminde petrol fiyatlarındaki sert düşüş ve bütçe gelirlerindeki daralma nedeniyle Irak dinarı, 2020 yılı Aralık ayında %22,7 oranında devalüe edilmişti. Kararın ardından gelen üç ayda Türkiye’nin Irak’a ihracatının önceki üç aya kıyasla yaklaşık %18 gerilemesi, kur şoklarının ikili ticaret üzerindeki etkisini ortaya koyuyor. Bu deneyim, Irak’taki yeni bir devalüasyonun Türk ihracatçıları açısından fiyat rekabeti, tahsilat ve sipariş hacmi risklerini artırabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Hürmüz Krizi’nin etkisiyle Irak’ta harcama eğilimi ve ithalat talebindeki gerileme sonucunda, Türkiye’nin Irak’a ihracatı 2026’nın ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine göre %5,54 azalarak 7,15 milyar dolar oldu. Geçmiş devalüasyon dönemlerindeki eğilimler dikkate alındığında, yeni devalüasyonun etkisiyle kısa vadede Irak’a ihracatımızda ilave %10-15 oranında bir düşüş yaşanabileceği değerlendirilebilir. Bu durum, özellikle gıda, mobilya, tekstil ve yapı malzemeleri satan şirketleri etkileyebilir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad84b45a37b8-1792559941.png" alt="" width="328" height="247" /><strong>Irak’ta iş yapan müteahhitlerimize </strong><strong>devalüasyonun etkisi ne olacak?</strong></p>
<p>Irak’ta faaliyet gösteren Türk müteahhitler için devalüasyon, özellikle dinar cinsinden sözleşmelerde ek risk oluşturuyor. Hürmüz Krizi’nin yol açtığı bütçe sıkıntıları kamu projelerinde alacak tahsilatını zorlaştırırken, bazı işlerin durdurulmasına neden oldu. 2027 bütçesinde yeni yatırım ödeneklerinin sınırlı kalması durumunda, müteahhitlerin maliyet ve kârlılık baskısı artabilir. Önceki deneyimlerden hareketle, birçok şirketin sözleşmelerine kur farkını fiyatlara yansıtan hükümler eklettiği tahmin edilse de bu düzenlemeler, ödeme gecikmeleri ve yeni proje finansmanındaki daralma risklerini ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Devalüasyon, özel sektör projelerinde faaliyet gösteren Türk müteahhitleri açısından da önemli riskler doğurabilir. Kamu projelerine kıyasla kâr marjlarının daha düşük olduğu bu işlerde, sözleşme koşullarından bağımsız olarak ithal inşaat malzemelerindeki fiyat artışları şirketlerin kârlılığını olumsuz etkileyebilir. Yap-sat modeliyle yatırım yapan şirketlerimiz ise satın alma gücündeki gerileme ve talebin daralması nedeniyle satışlarda düşüş ve finansman güçlükleriyle karşılaşabilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Irak dinarındaki devalüasyon, Hürmüz Krizi’nin derinleştirdiği ekonomik daralma ve bütçe kısıtlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, Türk şirketleri açısından yalnızca kur kaynaklı bir risk değil, aynı zamanda ihracat, tahsilat, yatırım ve kârlılık beklentilerini yeniden gözden geçirmeyi gerektiren çok boyutlu bir sınama niteliği taşıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/irak-dinarindaki-devaluasyon-turk-sirketlerini-nasil-etkileyecek-90158</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Irak dinarındaki devalüasyon Türk şirketlerini nasıl etkileyecek? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotiv-sektorunden-abye-made-with-europe-cagrisi-90196</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv sektöründen AB&#039;ye &#039;Made with Europe&#039; çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ERHAN BEDİR</strong></p>
<p>Avrupa Birliği'nin (AB) Sanayi Hızlandırma Yasası hazırlıklarına, iş dünyasından gelen tepkiler büyüyor.</p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile bir araya gelen otomotiv sektörü temsilcileri, “Made with Europe” çağrısı yaptı.</p>
<p>Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, uygulamanın yalnızca Türk sanayicisini değil, Avrupa üretim ve tedarik ağlarını da etkileyebileceğini vurgulayarak, “Türkiye’yi kapsam dışında bırakabilecek bir düzenleme kabul edilemez” dedi.</p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6ad878b72bd72-1792571575.jpg" alt="" width="700" height="381" /></strong></p>
<p>Kemal Yazıcı, Türkiye’nin Avrupa otomotiv üretim zincirinin dışında bırakılmasının maliyetleri artırabileceğini, tedarik ağlarını bozabileceğini ve Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatabileceğini söyledi. Türkiye’de üretilen araç ve parçaların AB ülkeleriyle eşit koşullarda değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yazıcı, olası dışlanmanın 250 bin kişilik istihdam açısından da risk oluşturabileceğine dikkat çekti. AB’nin sanayi rekabetçiliğini artırmayı, istihdamı geliştirmeyi ve yeşil dönüşümü hızlandırmayı hedefleyen Sanayi Hızlandırma Yasası’nı ilke olarak desteklediklerini belirten Yazıcı, Türkiye’nin kapsam dışında kalmasına yol açabilecek bir düzenlemeye karşı çıktı. Yazıcı, “60 yılı aşkın ticari ilişki ve 30 yılı aşan Gümrük Birliği entegrasyonuna rağmen Türkiye’yi kısmen kapsam dışında bırakabilecek bir düzenlemeyi kabul edilemez buluyoruz” dedi. Türkiye’nin Avrupa açısından sıradan bir üçüncü ülke olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Yazıcı, stratejik ortaklık ve üretim entegrasyonunun korunması çağrısında bulundu.</p>
<h2><strong>Özer Matlı: Türkiye üretim zincirinin dışında bırakılamaz</strong></h2>
<p>“Fransa ve Almanya’nın 16 Ekim’de açıkladığı uzlaşı, otomotivde emisyon kurallarına esneklik ile Avrupa’da üretime öncelik verilmesini bir araya getiriyor. Kamuoyuna yansıyan öneride İngiltere, Norveç ve İsviçre gibi AB üyesi olmayan Avrupa ülkeleri için belirli koşullarla katılım yolları değerlendirilirken, 1996’dan beri Gümrük Birliği ortağı olan Türkiye’nin konumunun da bu çerçevede gözetilmesini bekliyoruz” diyen Matlı, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Uzlaşı henüz bağlayıcı bir AB düzenlemesine dönüşmüş değil. Sanayi Hızlandırma Yasası, Avrupa Parlamentosu’nda komite kararı bekliyor; AB Konseyi’nde teknik görüşmeler sürüyor. Nihai metnin iki kurumun onayını gerektirdiğinden, Türkiye’nin konumunun açıkça tanınması için kritik bir aşamadayız. Türkiye’nin savunulduğu tez, Türk otomotiv sanayisinin Gümrük Birliği ortaklığımız temelinde düzenlemenin tüm hükümlerine dâhil edilmesidir. Türkiye’de üretilen araç ve parçaların ‘Birlik menşei’ kapsamında tam olarak değerlendirilmesi; montaj şartları ve destek programlarında Gümrük Birliği ortaklığımızın gözetilmesi talebini destekliyoruz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8783a984c7-1792571450.jpeg" alt="" width="709" height="566" /></p>
<h2><strong>“Made with Europe yaklaşımını sahipleniyoruz”</strong></h2>
<p>“Ticaret Bakanlığının savunduğu ‘Made with Europe’ yaklaşımını sahipleniyoruz” diyen Matlı, “Bursa, 2025 yılında Türkiye’nin binek otomobil ihracatının adet bazında yüzde 46,7’sini, yani yaklaşık yarısını gerçekleştirdi. Kentimiz, yüksek nitelikli üretimi, güçlü yan sanayi ekosistemi ve gelişmiş altyapısıyla Avrupalı markaların güvenli üretim limanıdır. Bu kapasite, Avrupa’daki üretimin ve tedarik güvenliğinin de önemli bir dayanağıdır. Bursa’da üretilen parçaların katkısı tanınırken, bunların kentimizde nihai araca dönüşmesini dezavantajlı kılacak bir yaklaşım üretim zincirinin bütünlüğüyle bağdaşmaz. Etkisi, KOBİ’lerimizin Türkiye’de yatırım yapan Avrupalı üreticilerin yeni model ve kapasite kararlarına kadar uzanabilir” dedi. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olarak süreci yakından takip ettiklerinin altını çizen Matlı, “Yoğun temas kurarak üyelerimizin beklentilerini Ticaret Bakanlığı’mıza, TOBB’a ve ilgili kurumlara iletmeye devam edeceğiz. Türkiye’nin düzenlemenin tüm hükümlerine dâhil edilmesi yönündeki ortak müzakere tezini desteklemeyi sürdüreceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6ad87a7c24d08-1792572028.jpg" alt="" width="683" height="504" /></p>
<h2>Baran Çelik: Made in Europe değil, Made with Europe olmalı</h2>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Baran Çelik de Türkiye’nin “Made in Europe” düzenlemesinin dışında bırakılmasının Avrupa açısından ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Türkiye ile AB arasındaki otomotiv ticaretinin karşılıklı bağımlılığa dayandığını ifade eden Çelik, Avrupa’dan Türkiye’ye 28 milyar Euro’luk satış yapılırken Türkiye’nin AB’ye satışlarının 26 milyar Euro seviyesinde bulunduğunu kaydetti. Söz konusu rakamların iki tarafın otomotiv sanayisinin birbirini tamamlayan bir üretim ve ticaret yapısına sahip olduğunu gösterdiğini belirten Çelik, Türkiye’nin dışarıda bırakılmasının Avrupa’nın da önemli bir pazarı ve tedarik ortamını riske atması anlamına geleceğini söyledi. Baran Çelik, “Avrupa ile ticaretimiz sektörde tek yönlü değil. Avrupa’dan Türkiye’ye 28 milyar Euro’luk satış var. Buna karşılık Türkiye’nin AB’ye satışı 26 milyar Euro. Bu rakamlar gösteriyor ki Türkiye’nin dışarıda kalması, Avrupa’nın da büyük bir pazarı riske atması anlamına gelir. Biz ‘Made in Europe’ değil, ‘Made with Europe’ kavramının benimsenmesini istiyoruz. Umarım bu yönde ilerleme olur” diye konuştu.</p>
<h2>Nadir Küpeli: Made in Europe kabul edilemez bir çifte standarttır</h2>
<p>Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli de yaptığı açıklamada, “Avrupa Birliği’nin küresel sanayi rekabeti ve yeşil dönüşüm gerekçesiyle hazırladığı ‘Sanayi Hızlandırma Yasası’ kapsamında; Fransa ve Almanya arasında varılan uzlaşıyla Birleşik Krallık’a kapı aralanırken, Türkiye’nin ‘Made in Europe’ ve ‘Made in EU’ teşvik mekanizmalarının dışında tutulma girişimi Türk sanayisi ve iş dünyası adına kabul edilemez bir çifte standarttır” dedi. Küpeli, “Avrupa Birliği, ABD’nin korumacı politikaları ve Uzak Doğu’nun haksız rekabeti karşısında kendi sanayisini korumak isterken, kendi kendine zarar vererek bir korumacılık tuzağına düşmektedir. Türkiye, Avrupa Birliği için herhangi bir “üçüncü ülke” değildir. 1996’dan bu yana 30 yıldır Gümrük Birliği’ni kesintisiz uygulayan, AB dış ticaret mevzuatına ve standartlarına harfiyen uyan, bu süreçte AB lehine 350 milyar avroyu aşan dış ticaret açığını göğüsleyen tek büyük stratejik ortaktır” diye konuştu. Bugün Türk sanayisinin, yalnızca otomotiv sektöründe dahi AB genelinde 250 binden fazla nitelikli istihdamı doğrudan beslediğine dikkat çeken Küpeli, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de faaliyet gösteren otomotiv tesislerinin yüzde 75’i Avrupalı dev ortaklıkların eseridir. Yıllık 30 milyar doları aşan otomotiv ihracatımızın yüzde 70’ten fazlasını gerçekleştirdiğimiz AB pazarında; nihai montaj veya menşe kriterleri arkasına saklanarak Türk fabrikalarını sübvansiyonlardan ve kamu alımlarından dışlamak, serbest pazar ve entegrasyon kurallarına uygun bir davranış değildir.”</p>
<h2>"Made in Europe ilkesi esas alınmalıdır"</h2>
<p>Birleşik Krallık gibi Birlik’ten ayrılmış bir ülkeye ortak gümrük tarifesi ve pazar uyumu şartıyla ayrıcalık tanınırken, 30 yıldır bu kuralların tamamını eksiksiz tatbik eden Türkiye’ye kapıları kapatmanın izah edilemez bir durum olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk iş dünyası, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinde bu haksızlığa karşı tüm diplomatik, hukuki ve ticari kanalları en üst düzeyde kullanacaktır. Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin nihai karar mekanizmalarına çağrıda bulunuyoruz: Gerçekçi ve sürdürülebilir olan yaklaşım dışlayıcı bir ‘Made in EU’ değil; Türkiye’nin eşit ve tam yetkili ortak olarak masada yer aldığı ‘MADE WITH EUROPE’ anlayışı olmalıdır. Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği bir ortaklık olamaz. Ortaklıklarda kazan-kazan düşüncesi esastır. Bizler Türk sanayicileri olarak, Avrupalı iş ortaklarımız aracılığıyla, AB yönetiminin bu karardan en kısa zamanda dönmesi konusunda girişimlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotiv-sektorunden-abye-made-with-europe-cagrisi-90196</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/6/1280x720/otomotiv-sektorunden-abye-made-with-europe-cagrisi-1792571305.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB&#039;nin &quot;Sanayi Hızlandırma Yasası&quot; hazırlıklarıyla ilgili Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile görüşen otomotiv sektörü temsilcileri, Türkiye’nin Avrupa otomotiv üretim zincirinin dışında bırakılmasının maliyetleri artırabileceğini, tedarik ağlarını bozabileceğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kahramanmarasin-degerleri-5-kasiad-odullerinde-bulustu-90183</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KASİAD Başkanı İsmail Dinçer&#039;den kritik uyarı: Sanayinin kaybetmesi, ülkenin kaybetmesidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) tarafından düzenlenen KASİAD Ödülleri bu yıl beşinci kez sahiplerine verildi. </p>
<p>Kahramanmaraş’ın ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunan kişi ve kurumları onurlandırmayı amaçlayan KASİAD Ödülleri, bu yılda da kentin farklı alanlardaki değerlerini aynı çatı altında buluşturdu. Kültürel birikim ve toplumsal dayanışmanın öne çıktığı gece, sanayinin geleceğine ilişkin değerlendirmelere de sahne oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad863ba43e69-1792566202.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>Protokol ve iş dünyası biraraya geldi </strong></p>
<p>Törene Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer, 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Hakan Kan, Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Murat Tiryaki, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, Onikişubat Kaymakamı Salih Çiğdem, Dulkadiroğlu Kaymakamı Hicabi Aytemur, Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş ve İl Emniyet Müdürü Beyti Kalaycı katıldı.</p>
<p>KASİAD Danışma Kurulu Başkanı Hanefi Öksüz ile kurul üyeleri Ali Emiroğlu ve Atilla Kanbur’un yanı sıra Abdulkadir Kurtul, Mahmut Arıkan, Ahmet Kamil Şirikçi ve Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mustafa Buluntu da gecede yer aldı. Kamu kurumlarının temsilcileri, iş insanları ve çok sayıda davetlinin katıldığı organizasyon, kentin farklı kesimleri arasındaki dayanışmayı ortaya koydu.</p>
<p><strong>Dinçer: “Toplumlar ancak kültürleriyle varolur </strong></p>
<p>Gecenin açılış konuşmasını yapan KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Dinçer, ödüllerin alanında yetkin isimlerden oluşan Aday Belirleme Kurulu tarafından belirlendiğini ve KASİAD üyelerinin oylarıyla sahiplerini bulduğunu söyledi.</p>
<p>Ödül töreninin yalnızca başarılı isimleri onurlandırmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Dinçer, kültür, sanat, eğitim ve bilimin toplumsal kalkınmadaki önemine dikkat çekti. Ekonomik zorlukların yaşandığı dönemlerde bile kültürel gelişime katkı sunmanın önemli olduğunu belirten Dinçer, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecindeki Maarif Kongresi’ni örnek gösterdi.</p>
<p>Dinçer, “Toplumların ancak kültürleriyle var olacağı, eğitimin ve kültürün bir bağımsızlık savaşı derecesinde önemli olduğu gerçeğine olan inancımız tamdır” ifadelerini kullandı. Dinçer, kentin kültürel değerlerinin korunarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurguladı.</p>
<p><strong>“Sanayinin kaybetmesi, ülkenin kaybetmesidir“</strong></p>
<p>Konuşmasında sanayicilerin karşı karşıya olduğu ekonomik sorunlara da değinen Dinçer, rekabetçi maliyet yapısının ve uygun finansman koşullarının üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önemde olduğunu belirtti.</p>
<p>Sanayicilerin rakip ülkelerle rekabet edebilecek maliyet seviyelerine ulaşması gerektiğini ifade eden Dinçer, işletmelerin geçmiş yıllardan gelen ekonomik yüklerini telafi edebilecek finansman imkânlarına kavuşmasının önemine işaret etti.</p>
<p>Sanayide yaşanacak kayıpların yalnızca işletmeleri etkilemeyeceğini vurgulayan Dinçer, üretimdeki gerilemenin istihdamdan vergi gelirlerine, ihracattan ithalat-ihracat dengesine kadar birçok alan üzerinde sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.</p>
<p>Dinçer, “Sanayinin kaybetmesi yalnızca sanayicinin kaybetmesi demek değildir; verginin, ithalat-ihracat dengesinin ve istihdamın da kaybı demektir” sözleriyle üretim sektörünün ülke ekonomisindeki stratejik rolüne dikkat çekti.Türkiye’nin kalıcı refaha ulaşabilmesi için üretim ve emeğin desteklenmesi gerektiğini belirten Dinçer, sanayinin korunmasının ve güçlendirilmesinin ekonomik gelecek açısından taşıdığı önemi vurguladı.</p>
<p><strong>“Yapay zekayı ve yeni kuşağı yakalamak zorundayız“</strong></p>
<p>Sanayinin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde teknoloji ve insan kaynağına da değinen Dinçer, endüstriyel robotlar ve yapay zekâ alanındaki gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>İş dünyasının değişen koşullara uyum sağlamak için kendi çözümlerini üretmesi gerektiğini belirten Dinçer, gençlerin sanayiden uzaklaşmasının yalnızca bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Üretim tesislerinin yeni kuşakların beklentilerine uygun biçimde dönüştürülmesinin önemine dikkat çeken Dinçer, teknolojik gelişmelerin yanı sıra nitelikli insan kaynağının da sanayinin geleceğinde belirleyici olacağını kaydetti.</p>
<p>Sanayinin dönüşümünde sanatçıların, akademisyenlerin ve topluma duyarlı kesimlerin de rol üstlenebileceğini belirten Dinçer, KASİAD Ödülleri’nin farklı alanlarda çalışan insanları ortak değerler etrafında buluşturduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>14 Kategoride ödüller sahiplerini buldu </strong></p>
<p>Konuşmaların ardından Ece Erken’in sunumuyla ödül törenine geçildi. Kahramanmaraş’ın kültür, sanat, bilim, spor ve sosyal yaşamına katkı sağlayan isimlere ödülleri, protokol üyeleri ve KASİAD yöneticileri tarafından takdim edildi.</p>
<p>Gecede ödül alan isimler şöyle sıralandı:</p>
<p><strong>Yılın Turizm Elçisi:</strong> Veysel Gülmez, <strong>Yılın Gastronomi Elçileri:</strong> Duygu Şan ve Rukiye Cindo Demir, <strong>Yılın E-Tanıtımı:</strong> Tamer Çabuk – Uçan Püsük, <strong>Yılın Sanatçısı:</strong> Zekâi Bilgen, <strong>Yılın Akademisyeni:</strong> Prof. Dr. Mehmet Akif Kireçci, <strong>Yılın Sporcusu:</strong> Zeynep Sude Bilginer, <strong>Yılın Kültür Varlığını Koruma Ödülü:</strong> Derya Kılınç Koca ve Esra Çetin, <strong>Yılın Edebiyatçısı:</strong> Prof. Dr. Selim Somuncu, <strong>Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi:</strong> Özlem Çakmak – Melek Çocuklar ve Aileleri Yaşam Derneği, <strong>Yılın Yerel İnovatif Ürünü:</strong> Habibe Özdemir, <strong>Yılın Yaşayan Değeri / Tarihi:</strong> Mustafa Okumuş, <strong>KASİAD Özel Ödülü (Türk Bayrağı):</strong> Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, <strong>KASİAD Onur Ödülü:</strong> Ahmet Görgülü</p>
<p><strong>Kahramanmaraş’ın ortak değerleri aynı çatı altında buluştu </strong></p>
<p>KASİAD’ın beşinci kez düzenlediği ödül gecesi, Kahramanmaraş’ın ekonomik gücünün yanı sıra kültürel ve toplumsal zenginliğini de ön plana çıkardı. Üretimden bilime, sanattan spora ve sosyal sorumluluğa kadar farklı alanlarda başarı gösteren isimlerin ödüllendirildiği organizasyon, kentin gelişiminde ortak değerlerin ve dayanışmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.Gecede kültürel gelişim ve toplumsal katkı mesajlarının yanı sıra sanayinin rekabet gücünü koruması, finansmana erişimin kolaylaştırılması ve teknolojik dönüşüme uyum sağlanması gerektiği de vurgulandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kahramanmarasin-degerleri-5-kasiad-odullerinde-bulustu-90183</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/3/1280x720/kahramanmarasin-degerleri-5-kasiad-odullerinde-bulustu-1792566222.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KASİAD Ödülleri, iş, sanat, bilim, akademi ve siyaset dünyasını bir araya getirdi. Törende Kahramanmaraş’ın kültürüne, sanatına, bilimine, sporuna ve toplumsal gelişimine katkı sağlayan isimler 14 kategoride ödüllendirildi. KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Dinçer konuşmasında sanayinin rekabet gücü, finansmana erişim, yapay zekâ ve gençlerin üretime kazandırılması konusunda önemli mesajlar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ab-kotalarinin-baskisi-celikte-yeni-pazar-arayisini-hizlandirdi-90173</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB kotalarının baskısı çelikte yeni pazar arayışını hızlandırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8b4934cc80-1792586899.png" alt="" width="900" height="137" />Küresel ticarette artan korumacı önlemler ve Avrupa Birliği’nin yeni kota uygulamaları, Türk çelik sektörünün ihracat görünümünü zorlaştırıyor. 2025 yılında AB’ye yaklaşık 7 milyon ton çelik ihraç eden sektörün yıllık kotasının 2,86 milyon tona düşmesi, yaklaşık 4 milyon tonluk ihracat kaybı riskini gündeme getirdi. Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, kayıpların telafisi için alternatif pazar arayışlarının yanı sıra yüksek katma değerli ve düşük karbonlu üretime yönelik yatırımların önem kazandığını belirtti.</p>
<p>Türk çelik sektörünün, 2020 yılında dünyanın yedinci büyük çelik üreticisi olduğunu anımsatan Yayan, “Yıllar içinde iniş çıkışlar yaşansa da sektörümüz Avrupa’da birinci, dünyada ise yedinci sıradaki konumunu güçlendirdi. Mevcut beklentiler, 2026 yılında üretimin 40 milyon ton civarına ulaşacağı yönünde. Yılın ilk aylarında görülen yüksek oranlı üretim artışı son aylarda yavaşladı. Faiz oranlarının düşmesi yatırımları ve konut talebini canlandırabilir; ancak bunun yıl sonu üretimine yansıması kolay görünmüyor. Bu nedenle, 2021’deki 40,4 milyon tonluk seviyenin aşılacağı yönündeki beklenti de belirsizleşti” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yaptığı çelik ihracatında ciddi bir gerileme yaşandığını dile getiren Yayan, 2025 yılında yaklaşık 7 milyon ton çelik ihraç etmişken, son koruma tedbiriyle AB’ye yönelik yıllık ihracat kotasının 2,86 milyon tona indiğini söyleyerek, “Bu durum yaklaşık 4 milyon tonluk bir ihracat kaybı riski doğuruyor. Alternatif pazar arayışlarımız sürüyor; ancak mevcut piyasa koşullarında bu kaybı kısa sürede telafi etmek kolay olmayacak” diye konuştu.</p>
<h2>“Kayıplar son çeyrekte hızlanacak” </h2>
<p>Kota uygulaması 1 Temmuz’da yürürlüğe girdiğini anımsatan Yayan, uygulamanın etkisinin ölçülebilmesi i 1 Temmuz 2027’ye kadar beklemek gerektiğini belirterek, “Bununla birlikte, ocak ayında devreye giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ile temmuz ayında uygulamaya konulan kota ve koruma tedbirleri, AB’ye ihracatımızı şimdiden yüzde 20’nin üzerinde azalttı. Kayıpların son çeyrekte daha da hızlanacağını değerlendiriyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p>Kayıpları telafi etme çabaları kapsamında yüksek katma değerli ürünlere yönelimin hız kazandığını kaydeden Veysel Yayan, “Yeni yatırımların geleneksel ürünlerden çok, yüksek katma değerli ürünlere yöneldiğini; mevcut kapasitelerin de bu doğrultuda dönüştürüldüğünü görüyoruz” dedi.</p>
<h2>“Sektörün dönüşümü için finansmana ihtiyaç var” </h2>
<p>Sektörün ciddi bir yatırım ihtiyacı olduğuna dikkat çeken Yayan, şöyle devam etti: “Düşük karbonlu üretim teknolojilerine geçilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve emisyonların azaltılması gerekiyor. Bu dönüşüm için önemli miktarda finansmana ihtiyaç duyuluyor. Avrupa Birliği’nde dönüşümü desteklemek amacıyla yıllık 20 milyar Euro’nun üzerinde kaynak oluşturuluyor. ABD’de ise desteklerin yanı sıra yüzde 50 oranındaki vergi avantajı sayesinde çelik üreticileri ton başına 600 dolara ulaşabilen bir fiyat farkından yararlanabiliyor. AB üreticilerinde benzer fiyat farkı ton başına yaklaşık 250 Euro düzeyinde. Türk çelik sektörünün uluslararası rekabet gücünü koruması ve SKDM kaynaklı ek maliyetlerle karşılaşmaması için etkin finansman ve destek mekanizmalarına erişmesi büyük önem taşıyor.”</p>
<h2>“Sektörün yükleri azaltılmalı” </h2>
<p>Yayan sözlerini şöyle sürdürdü: “Rekabet gücümüzü korumak ve yeni yatırımların önünü açmak için öncelikle sektör üzerindeki yüklerin azaltılması, mümkün olanların kaldırılması gerekiyor. İDİS kapsamında uygulanan ve hangi amaca hizmet ettiği konusunda soru işaretleri bulunan, yüksek maliyet yaratan kesintiler gözden geçirilmeli. Yaklaşık 20 yıldır uygulanmakta olan Çevre Katkı Payı’nın da artık sona erdirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Bu yüklerin azaltılması; uluslararası rekabet gücümüzün korunması, mevcut kapasitelerin etkin kullanılması, SKDM’ye uyum için gerekli yatırımların gerçekleştirilmesi ve yüksek katma değerli üretime yönelik çalışmaların sürdürülmesi açısından önem taşıyor.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"ANKIROS ve Steel Networking Summit sektöre yeni fırsatlar sunuyor"</span></h2>
<p>Yüksek katma değerli ve düşük karbonlu üretim yatırımlarının önem kazandığını belirten TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, ANKIROS Fuarı’nın yeni teknolojilerin takibi ve yatırım iş birliklerinin geliştirilmesi açısından önemli bir platform olduğunu söyledi. Yaklaşık 30 yıldır fuarı desteklediklerini ifade eden Yayan, uluslararası katılımın da arttığına dikkat çekti. Yayan, “Başlangıçta fuara ağırlıklı olarak Batılı ülkelerden teknoloji ve ekipman üreticileri katılıyordu. Son yıllarda Türkiye’den de ciddi bir katılım var. Ayrıca başta Çin olmak üzere Uzak Doğu ve Orta Doğu ülkelerinden önemli sayıda katılımcı geliyor. Böylece yeni teknolojiler yalnızca Türk çelik sektörü için değil, bölge ülkelerindeki sektörler için de yakından izlenebiliyor ve uygulamaya aktarılabiliyor” dedi. Çelik İhracatçı Birlikleri tarafından 25-27 Ekim tarihlerinde ilk kez düzenlenecek Steel Networking Summit’in de alternatif pazar arayışlarına katkı sunacağını belirten Yayan, “100’den fazla ülkeden alım heyetlerini bir araya getirerek kaybedilen pazarları dengeleyebilecek yeni pazar ve müşteri olanakları oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ab-kotalarinin-baskisi-celikte-yeni-pazar-arayisini-hizlandirdi-90173</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/3/1280x720/veysel-yayan-1792562818.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne yönelik yıllık çelik ihracat kotasının 2,86 milyon tona düşmesi, sektörde yaklaşık 4 milyon tonluk ihracat kaybı riski yarattı. TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, kayıpların telafisi için alternatif pazarların yanı sıra yüksek katma değerli ve düşük karbonlu üretime yönelik yatırımların önem kazandığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-donusumunun-darbogazi-sebekeler-olmasin-90156</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji dönüşümünün darboğazı şebekeler olmasın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta COP31’in 2035’e kadar %35 elektrifikasyon hedefini ve Türkiye açısından ne anlama gelebileceğini ele aldım. Verimlilik kazanımları dikkate alındığında, ülkemizin elektrik talebinin 2035’te yaklaşık 650 teravatsaate ulaşması olası senaryolardan biri. Resmi bir öngörü olmasa da dönüşümün ölçeğini gösteriyor. Peki, elektriği üretecek yatırımların yanında onu taşıyacak, dağıtacak ve yönetecek altyapıyı aynı hızda geliştirebilecek miyiz?</p>
<h2>Şebekenin görevi değişiyor </h2>
<p>Elektrik sistemimiz uzun yıllar büyük santrallerden tüketiciye doğru tek yönlü akışa göre gelişti. Bugün fabrika çatılarındaki güneş santralleri, elektrikli araçlar, ısı pompaları, depolama sistemleri ve elektrikli sanayi prosesleri bu yapıyı değiştiriyor. Aynı işletme bir saat elektrik üretirken başka bir saatte şebekeden yüksek güç çekebiliyor. Böyle bir düzende yalnızca yeni hat döşemek ve transformatör kapasitesini artırmak yeterli olmayacak. Üretimin ve tüketimin nerede, ne zaman değiştiğini izleyen, öngören ve yöneten bir şebekeye ihtiyaç var.</p>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 Türkiye değerlendirmesi de bağlantı darboğazlarına, şebekenin güçlendirilmesine, depolamaya ve talep tarafı esnekliğine dikkat çekiyor. Enerji dönüşümü platformu SHURA’nın dağıtım sektörü çalışması ise tek yönlü altyapıdan iki yönlü enerji akışına geçişin planlama ve işletmecilik anlayışını değiştirmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<h2>Sanayici üretmek istiyor, bağlantı kapasitesi bulamıyor </h2>
<p>Sorunun sanayici açısından iki yüzü var. İlki, doğal gazla çalışan bir prosesi ısı pompasıyla elektrifiye etmek isteyen tesisin yeni elektrik yükünü, mevcut bağlantı ve transformatör kapasitesinin karşılayamaması. Teknik olarak doğru yatırım, şebeke güçlendirmesinin maliyeti veya gecikmesi yüzünden ertelenebilir.</p>
<p>İkincisi ise daha bugünden yaşanıyor. Bazı bölgelerde sanayi kuruluşları kendi çatılarına güneş enerjisi santrali kurmak istese de yeni üretim bağlantısı için tahsis edilebilir kapasite bulunmadığından projelerini hayata geçiremiyor. TEİAŞ’ın transformatör merkezi bazında kalan lisanssız güneş ve rüzgâr üretim kapasitelerini düzenli yayımlaması da bu kısıtın önemini gösteriyor. Burada fiziksel transformatör kapasitesi ile bağlantıya tahsis edilebilir kapasitenin aynı şey olmadığını da unutmamalıyız.</p>
<p>Ortaya çelişkili bir tablo çıkıyor. İşletmeleri enerji maliyetlerini düşürmeye, karbon ayak izlerini azaltmaya ve yenilenebilir enerji yatırımı yapmaya teşvik ediyoruz. Ancak bağlantı olanakları sınırlı kaldığında yatırım istekleri somut projeye dönüşemiyor. Özellikle OSB’lerde bugünkü tüketim kadar gelecekteki çatı güneşi, proses elektrifikasyonu, şarj ve depolama talepleri de birlikte öngörülmeli.</p>
<h2>Yatırımın tutarı kadar yönü de önemli </h2>
<p>EPDK, 2026-2030 döneminde elektrik dağıtım yatırımı bütçesini 776 milyar liraya, planlı bakım bütçesini 189 milyar liraya çıkardığını açıkladı. Ancak başarının ölçüsü yalnızca harcanan para veya yenilenen hat uzunluğu olmamalı. Hangi bölgede ne kadar yeni tüketim ve yenilenebilir üretim bağlantısı açıldı? Bağlantı bekleme süreleri kısaldı mı? Kesinti sıklığı ve güç kalitesi iyileşti mi?</p>
<p>Şebeke yatırımları yapılırken iletim ve dağıtım işletmecileriyle OSB’lerin ortak planlama yapması, kapasite bilgilerinin güncel ve anlaşılır biçimde paylaşılması önemli. Kullanılmayan tahsislerin mevzuat çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi ve depolama, akıllı şarj, esnek bağlantı gibi uygulamaların teknik koşullara uygun yaygınlaştırılması mevcut kapasitenin daha etkin kullanılmasını sağlayabilir. Bazı yatırımlar böylece öne çekilebilir, bazı pahalı genişletme ihtiyaçları ise azaltılabilir.</p>
<p>Örneğin aynı OSB’deki fabrikaların çatı güneşi kurması, proseslerini elektrifiye etmesi ve araç filolarını şarj etmesi bekleniyorsa kapasite hesabı mevcut sayaç tüketimiyle sınırlı tutulamaz. Gelecekteki üretim ve tüketimin saatlik profili birlikte modellenmeli; hangi güçlendirme yatırımının ne zaman yapılacağı da yatırımcılara önceden açıklanmalı. Böylece sanayici kendi yatırım takvimini şebeke bağlantı takvimiyle eşleştirebilir. </p>
<p><strong>Son söz</strong></p>
<p>Elektrifikasyon ilerledikçe şebeke, sanayinin rekabet gücünü belirleyen altyapılardan biri olacak. Elektriği güvenilir, kaliteli ve uygun maliyetle kullanamayan; kendi ürettiği temiz elektriği sisteme bağlayamayan işletme için yeşil dönüşüm hedefleri kâğıt üzerinde kalabilir. Bu nedenle geleceğin şebekesini bugünün talebine bakarak planlamakla yetinemeyiz. Önümüzdeki on yılların üretim, tüketim ve elektrifikasyon ihtiyacını şimdiden hesaba katmalıyız. Enerji dönüşümünün hızını şebekedeki darboğazlar belirlememeli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-donusumunun-darbogazi-sebekeler-olmasin-90156</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji dönüşümünün darboğazı şebekeler olmasın ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizi-gayrimenkul-sektorunu-de-vurdu-90155</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon krizi gayrimenkul sektörünü de vurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon krizi borsada yüz binlerce yatırımcının canını yakarken gayrimenkule de yayılıyor. Evini büyütmek için satan, parasını fonlara yatıran ve birikimini kaybedince yeni ev alamayan insanlar var. Kimi ev satışından elde ettiği parayı, kimi işini finanse etmek için ayırdığı birikimi fonda eritti. Şimdi kayıplarını telafi etmeye ve yarım kalan planlarını sürdürmeye çalışıyorlar.</p>
<p>Gayrimenkuldeki tedirginlik, alıcıların kararlarını ertelemesiyle sınırlı değil. TÜGEM (Tüm Girişimci Emlak Müşavirleri Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi ve gayrimenkul danışmanı Nilüfer Kas, anlattığı olayla tabloyu ortaya koydu.</p>
<p>Yaklaşık 9 milyon dolarlık bir ticari bina satışında taraflar imza aşamasına kadar geldi. Ancak alıcı son anda geri adım attı. Gerekçesi piyasalardaki belirsizlikti: “Ortalık çok karışık, biraz bekleyelim, toz duman dağılsın.” Milyonlarca dolarlık satışın imza aşamasında durması, tedirginliğin gayrimenkule yansımasını gösteriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad845a23081d-1792558498.png" alt="" width="666" height="419" /></p>
<h2>Fon dolandırıcılığı bu hesapları da altüst etti </h2>
<p>Mesele yalnızca büyük satışların ertelenmesi değil. Evini daha büyük bir konuta geçmek için satan ve parasını fonlara yatıranlar, birikimlerini kaybedince çıkmaza giriyor. Eski evlerini satmış durumdalar; ancak kaybettikleri para yüzünden yeni eve ulaşamıyorlar. Başka bir kesim de ev satışından elde ettiği parayla işini büyütmeyi ya da finansman ihtiyacını karşılamayı planlıyordu. Fon dolandırıcılığı bu hesapları da altüst etti.</p>
<p>Piyasadaki rakamlar da zayıflamaya işaret ediyor. Eylül ayında ikinci el konut satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 geriledi. İlk dokuz aydaki düşüş yüzde 10'a ulaştı. Konut fiyatlarında enfl asyondan arındırılmış gerileme ise yüzde 6,5 düzeyinde ve 28 aydır devam ediyor.*** Bu verilerin tamamını fon krizine bağlamak doğru olmaz. Ancak yatırımcı güvenindeki sarsıntı, insanların harcama ve yatırım kararlarını ertelediği bir dönemde yaşanıyor. Birikimini kaybeden kişinin konut alımını ertelemesi, satıştan beklediği paraya ulaşamayan kişinin yeni yatırım yapamaması, piyasadaki halkaları birbirine bağlıyor.</p>
<p>Fon krizinin bilançosu yalnızca yatırım hesaplarındaki kayıplarla ölçülemez. Ertelenen konut alımları, durdurulan yatırımlar ve finansman sıkıntısına düşen işletmeler de bu tablonun parçası. Nilüfer Kas'ın anlattığı satışta alıcının sözleri piyasanın ruh halini özetliyor: “Ortalık çok karışık, biraz bekleyelim, toz duman dağılsın.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizi-gayrimenkul-sektorunu-de-vurdu-90155</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon krizi gayrimenkul sektörünü de vurdu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tazminatlarin-gider-yazilmasinda-son-durum-90154</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tazminatların gider yazılmasında son durum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gelir İdaresi, Kanun’daki “suç” yerine gerekçedeki “kusur” kavramını esas alıyor. Ortada suç olmasa da kusura bağlı ödenen tazminatların gider yazılması kabul edilmiyor. Yargı kararları ise tazminatların gider kaydedilmesi konusunda aynı yönde değil.</strong></p>
<p>İşle ilgili olmak koşuluyla, sözleşmeye, mahkeme kararına veya kanun emrine istinaden ödenen tazminatlar, kurumlar vergisi matrahının hesaplanmasında gider olarak dikkate alınabiliyor.</p>
<p>Bu genel kuralın istisnası olarak, kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan tazminatlar indirim konusu yapılamıyor.</p>
<p>Tazminatların gider yazılması konusunda birçok net olmayan konu var. Bunlardan birisi de kusura bağlı olarak ödenen tazminatların gider yazılıp yazılmayacağı konusu.</p>
<p>Bu konuyu üç yıla yakın bir süre önce, 26 Ocak 2024 tarihli makalede yazmıştım. Aradan geçen sürede tespit edebildiğim üç yeni Danıştay kararı çıktı.</p>
<p>Bu kararlar çerçevesinde konuyu güncellemek istedim.</p>
<h2>Mali idarenin görüşü</h2>
<p>Gelir İdaresi maddede geçen “suç” kavramı yerine gerekçedeki “kusur” kavramını esas alıyor. Dolayısıyla da ortada bir suç olmasa da, teşebbüs sahibinin kusurundan doğan tazminatların gider yazılması kabul edilmiyor. Bu konuda bir değişiklik yok.</p>
<h2>Yargı kararları</h2>
<p>Tazminatların gider kaydedilmesiyle ilgili yargı kararları aynı yönde değil.</p>
<p>Bazı Danıştay kararlarında özetle; Kanun’da açıkça "suç” ibaresinin yer aldığı belirtilerek, suç kapsamına girmeyen kusurlu davranışlardan kaynaklanan tazminat ödemelerinin, kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması kabul ediliyor.</p>
<p>Bu yöndeki dört karara 26 Ocak 2024 tarihi makalede yer vermiştim. O tarihten sonra tespit edebildiğim aynı yargılama sürecinde, aynı yönde verilmiş, bir Danıştay Dördüncü Daire kararı ve bir Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararı var. Kurulun 24.12.2025 tarih ve E:2024/49 K:2025/1130 sayılı kararını aşağıda özetleyeceğim.</p>
<p>Özetlediğim kararlarla aynı yönde olmayan Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 03.11.2022 tarih ve E:2021/2555 K:2022/5433 sayılı kararını daha önceki makalemde özetlemiş ve değerlendirmiştim. O tarihten sonra aynı yönde yeni bir karar daha çıktı (Danıştay Dördüncü Dairesinin 27.04.2023 tarih ve E:2020/3522 K:2023/2373 sayılı kararı.). Yeni kararın gerekçesi, daha önceki kararın gerekçesiyle aynı, burada yeniden özetlemeyeceğim.</p>
<h2>Yeni Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurul kararı</h2>
<p>Hem en yeni tarihli olması hem de özelliği nedeniyle 24 Aralık 2025 tarihli Danıştay VDDK kararını özetleyeyim.</p>
<p>Karara konu olayda Vergi Mahkemesi, iş hukukunda, iş sağlığı ve güvenliği kapsamında meydana gelen ölüm ve yaralanma ile sonuçlanan iş kazalarına sebebiyet veren sorumluların hem hukuki hem de cezai sorumluluğu bulunduğu, ayrıca tazminat ödemesine neden olan fiilin, ceza hukuku kapsamında bir suç olarak nitelendirilmesinin zorunlu olmadığı gerekçesiyle, iş kazalarından dolayı ödenen tazminatların gider kabul edilmeyeceğine karar vermiş. İstinaf talebini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi de kararı uygun bularak istinaf istemini reddetmiş.</p>
<p>Davacın temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi, Kanun'un yalnızca suç oluşturan fiiller nedeniyle ödenen tazminatların gider olarak indirimini kabul etmediği, davacı tarafından ödenen tazminatların suç kapsamına girmeyen kusurlu davranışlardan kaynaklanmış olabileceği de göz önünde bulundurularak, işverenin sorumluluğunun, gerek kusur çerçevesinde gerekse ölüm ve yaralanmayla sonuçlanan iş kazalarıyla ilgili olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş. (Danıştay Dördüncü Dairesinin 01.03.2022 tarih ve E:2018/191 K:202/1189 sayılı kararı.)</p>
<p>Bölge İdare Mahkemesi’nin ilk kararında ısrar etmesi üzerinde temyiz istemini inceleyen Danıştay VDD Kurulu, Dördüncü Dairenin kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle, ısrar kararını bozmuş. (Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 24.12.2025 tarih ve E:2024/49 K:2025/1130 sayılı kararı.)</p>
<p>Karar metninden, Danıştay VDD Kurul üyelerinden bir kısmının, Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının farklı bir gerekçeyle bozulması gerektiği yönünde karşı oylarının olduğu anlaşılıyor. Karşı oy gerekçesinde özetle;</p>
<p>- Kanun’da suçlardan doğan tazminatların indirim konusu yapılamayacağının açıkça hükme bağlandığı, kanun koyucunun bilinçli biçimde "kusur" değil "suç" kavramını tercih etmiş ve gider olarak indirilemeyecek tazminat kapsamını, münhasıran suç teşkil eden fiillerle sınırlı tuttuğu,</p>
<p>- Somut olayda davalı İdarenin, ihtilaf konusu tazminatların suç teşkil eden fiillerden kaynaklandığı yönünde bir iddia ileri sürmediği, aksine kusurdan kaynaklanan tazminatların da indirim konusu yapılamayacağı yönündeki genişletici yorumu savunduğu, yargılama süreci boyunca söz konusu fiillerin suç teşkil ettiğine dair dosya kapsamına davalı İdarece intikal ettirilmiş somut bir bilgi veya belge de bulunmadığı,</p>
<p>- Bu durumda uyuşmazlığın çözümü bakımından, ihtilaf konusu iş kazalarının aynı zamanda suç teşkil edip etmediğinin ayrıca araştırılmasına gerek bulunmadığı,</p>
<p>Dikkate alınarak, davanın reddi yolunda verilen ısrar kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği oyuyla karara katılmadıkları belirtiliyor.</p>
<h2>Kısa değerlendirmem</h2>
<p>Konuyla ilgili daha geniş bir değerlendirmeyi önceki makalede yazmıştım. Tamamını tekrarlamadan kısaca birkaç not düşeyim.</p>
<p>- Öncelikle Kanun’un lafzını açık görüyorum. Kanun “… suçlarından doğan …” dediğine göre, bu kavramın esas alınması ve Kanun’da sayılan kişilere suç izafe edilecek bir durum yoksa, ödenen tazminatın gider olarak kabul edilmesi gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>- Madde hükmünün gerekçesinde yer alan “kusur” kavramı, Gelir İdaresi özelgelerinin de esas gerekçesi. Ancak hükmün lafzıyla gerekçesi bence açıkça çelişiyor. Bu durumda gerekçe önemini kaybediyor.</p>
<p>- İlgili maddede suç fiilini işleyenler sayılırken, ceza hukuku anlamında cezalandırılamayacağı açık olan tüzel kişiliği bulunan kurumun kendisinin de sayılması, kusurlu fiiller nedeniyle ödenen tazminatların gider kabul edilmeyeceği görüşünün en önemli argümanı. Buna ilişkin önceki makalede düşüncemi yazmıştım. Ek olarak, yukarıda özetlediğim Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurul kararında yer alan tetkik hakiminin yorumunu da önemli bulduğunu söylemek isterim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tazminatlarin-gider-yazilmasinda-son-durum-90154</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tazminatların gider yazılmasında son durum ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borcla-ve-yuksek-faizle-butce-yonetilebilir-mi-90153</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borçla ve yüksek faizle bütçe yönetilebilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bütçede çok büyük ve önemli harcama kalemleri var. Ancak bunların hemen hepsi değişmeyen yapının ve işleyişin 2027 rakamlarına büründürülmüş hali. Açıkçası bütçede kayda değer ve sonuç değiştirecek yeni bir başlık veya harcama kalemi yok.</strong></p>
<p>2027 yılı merkezi yönetim bütçesi 16 Ekim 2027 Cuma günü açıklandı. Açıklamayı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz yaptı, toplantıda Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve üst yönetimi ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı yetkilileri yer aldı.</p>
<p>2027 yılı bütçe kanunu teklifine göre;</p>
<p>- (I) sayılı genel bütçeli kuruluşlarla ilgili cetvelde yer alan genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerine 27 trilyon 31 milyar lira ödenek verilmiş.</p>
<p>-  (I) sayılı genel bütçeli kuruluşlarla cetvelde yer alan genel bütçenin gelirleri 23 trilyon 150 milyar lira tahmin edilmiş.</p>
<p>Dolayısıyla genel bütçedeki ödenekler toplamı ile 2’nci maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan tahmini gelirler toplamı arasındaki 3 trilyon 881 milyar lira farkın net borçlanma ile karşılanacağı belirtilmiş. Nitekim 6 Eylül 2026 tarihli mükerrer Resmi Gazete’de yayımlanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’da da bu açık 3 trilyon 865 milyar lira olarak öngörülmüş.</p>
<p>Bütçede çok büyük ve önemli harcama kalemleri var. Ancak bunların hemen hepsi değişmeyen yapının ve işleyişin 2027 rakamlarına büründürülmüş hali. Açıkçası bütçede kayda değer ve sonuç değiştirecek yeni bir başlık veya harcama kalemi yok.</p>
<p>Harcamalar içerisinde can yakan ve uzun yıllardır da bu ülkenin sorunu olan faiz giderleri de var.</p>
<p>Faiz giderleri yıllar itibariyle çığ gibi büyüyor. Şöyle ki;</p>
<p>- 2025 yılında 1 trilyon 950 milyar lira olarak öngörülen faiz giderleri 2 trilyon 54 milyar lira olarak gerçekleşmiş.</p>
<p>- 2026 yılında 2 trilyon 741 milyar lira olarak hedeflenen faiz giderlerinin 2 trilyon 824 milyar liraya çıkacağı anlaşılıyor ki 2027-2029 Orta Vadeli Program’da 2 trilyon 830 milyar lira olarak revize edilmiş.</p>
<p>- 2027 yılında da faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar lira olarak hedeflenmiş.</p>
<p>Yani son 2 yılda faiz giderleri neredeyse 1 kat artış sergilemiş.</p>
<p>Tabii bu faizlerin kaynağı ya da nedeni borçlanma. Hazine’nin kısa ve orta vadeli Türk Lirası ve döviz cinsi yurt içi ve yurt dışı borçlanmaları var.</p>
<p>Bu borçlar çığ gibi artışını sürdürüyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın Eylül 2026 tarihli Kamu Borç Yönetimi Raporu’nda borçlanmanın makus seyri sergilenmiş.</p>
<p>Açıkçası frensiz bir borçlanma stratejisi devam ettiriliyor. Dilerseniz bir kaç rakam ve bilgi verelim.</p>
<p>- Hazine’nin 2026 yılının ilk 8 ayında yani yılın geçmiş üçte ikisinde toplam 67 kez Hazine kâğıdı ihracı yapılmış.</p>
<p>- İlk 8 ayda 10 ayrı türde kâğıt ihraç edilmiş.</p>
<p>- Hazine kağıtları 1 yıldan az vadeli Hazine Bonosu da olmuş, 1 yıldan uzun vadeli Devlet tahvili de olmuş.  </p>
<p>- Aynı şekilde Türk Lirası cinsi kuponsuz, kuponlu, sabit faizli, değişken faizli, TÜFE endeksli kağıt ihraçları devreye girmiş.</p>
<p>- Yine altın tahvili, altına ve dolara dayalı kira sertifikası, Euro ve dolar cinsi devlet tahvili ihraçları yapılmış.</p>
<p>- Bu kağıtların faizleri de dönem içi cari enflasyon oranlarının hep üzerinde gerçekleşmiş. Yani bazen yüzde 10’u aşan reel faz ödenmiş.</p>
<p>- Bu arada 5,3 trilyon lira olarak öngörülen 2026 yılı iç borçlanma hedefinin ilk 8 ayda 3.8 trilyon liradan fazlası gerçekleşmiş. Dış borç hedefi de 605 milyar lira iken 470 milyar lira olarak şekillenmiş.</p>
<p>Yukarıdaki açıklamalarımızdan sakın ola borçlanmaya karşı olduğumuz anlaşılmasın.!</p>
<p>Borçlanma bir gerekliliktir, vazgeçilmezdir. Kişilerin, ailelerin, kurumların, kamunun çeşitli şekil ve zamanlarda nakit gereksinimine bağlı olarak hep borçlanma ihtiyacı olur.</p>
<p>Dünyadaki aşırı borçlanma çılgınlığına da bakınca bizim kamu kesimi iç ve dış borçlarının diğer ülkelere göre çok fazla olmadığı da açıktır. Yani kamu borç stokumuz genelde düşüktür.</p>
<p>Bizim eleştirimiz, borçlanmanın frensiz ve hesapsız sürdürülmesidir. Üstelik bu gidişatın giderek borçlardaki artış ve vadelerdeki azalış şeklinde olmasıdır.</p>
<p>Sağlıklı ve sürdürülebilir bir bütçe politikasının sağlam ve sürekli kaynaklara sahip olmasına ve kaynakların etkin kullanılmasına bağlı olduğu açıktır. Kamudaki verimsiz harcamaların, gereksiz ve ölçek üstü yatırımların çok yüksek faizli borçlanma ile finansmanı yanlıştır.</p>
<p>Yürekleri burkan da işin bu tarafıdır…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borcla-ve-yuksek-faizle-butce-yonetilebilir-mi-90153</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/lira-para-1768278911.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borçla ve yüksek faizle bütçe yönetilebilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-elektrik-ekonomisi-ve-sebeke-darbogazi-90152</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31, elektrik ekonomisi ve şebeke darboğazı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>COP31'in "uygulama COP'u" iddiasını taşıyabilmesi için 35×35'in yanına ülke bazında elektrik yatırım programları konmalı. Ülkeler kaç gigavat güneş ve rüzgâr kuracaklarını ilan ederken, bu kapasitenin ne kadarının bağlantı beklediğini söylemiyorsa tablonun yalnız yarısını görüyoruz demektir. </strong></p>
<p>Türkiye, COP31'in ev sahibi olarak Antalya'ya bir rakamla gidiyor: 35. Hedef, elektriğin dünyadaki nihai enerji tüketimi içindeki payını bugünkü yüzde 20 civarından 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarmak. <strong>Kısa adıyla "35×35". </strong></p>
<p>Hedef doğru yere bakıyor. Otomobil, kombi ve fabrika fırını elektriğe geçmeden emisyonlar düşmez. Dünyada nihai enerjinin beşte dördü hâlâ doğrudan fosil yakıttan karşılanıyor. Ama bir hedefin ölçtüğü şeyle, dönüşümü tıkayan aynı olmayabilir.</p>
<p>35×35 hedefi elektrik kullanımına odaklanırken, dönüşümün darboğazı da giderek şebekeye ve onu finanse etmenin maliyetine kayıyor.</p>
<h2>Darboğaz yer değiştirdi</h2>
<p>On yıl önce temel soru, temiz elektriğin pahalı olup olmadığıydı. Panel ve türbin ucuzladıkça soru değişti: <em>“Bu elektrik taşınabiliyor mu, ihtiyaç duyulduğunda kullanılabiliyor mu, tüketiciye makul bir maliyetle ulaştırılabiliyor mu?”</em></p>
<p><strong>Elektrik ekonomisi</strong> bu bütünlüğü anlatıyor. Temiz elektriği üretme, taşıma, depolama ve ekonomik değere dönüştürme kapasitesi; bu kapasiteyi finanse eden kurumlar ve maliyeti paylaştıran düzenlemeler.</p>
<p>Bu ekonomide birbirine bağlı üç dönüşüm var. Birincisi <strong>elektrifikasyon</strong>, yani kaç işin elektrikle yapıldığı. İkincisi <strong>elektriğin karbonsuzlaşması</strong>, yani o elektriğin neyle üretildiği. Üçüncüsü <strong>altyapı ve finansman</strong>, yani şebekenin zamanında kurulup hizmetin makul fiyata sunulup sunulamadığı.</p>
<p>Birindeki ilerleme, diğerlerinin yerini tutmuyor. Kömüre dayalı bir şebekede elektrikli araçların iklim faydası sınırlı kalır. Şebekeye bağlanamayan güneş santrali de fosil yakıtların yerini alamaz. Dolayısıyla mesele yalnızca daha fazla panel kurmak değil, üretilen elektriği kullanılabilir bir hizmete dönüştürmek ve bunun için gerekli alt yapıyı oluşturmak.</p>
<h2>İngiltere örneği</h2>
<p>İngiltere’de Microsoft, Loughton’da kurulması planlanan bir veri merkezi için yaptığı kiralama anlaşmasını kısa süre önce iptal etti. Proje için müşteri vardı, teknoloji vardı, sermaye vardı. Eksik olan, elektriğin zamanında ulaşacağı şebeke bağlantısıydı.</p>
<p>50 megavatlık proje, bağlantı gecikmeleri nedeniyle takvimden düştü. Üstelik bu tekil bir aksilikten ibaret değil. Veri merkezi şirketi Nscale’in geleceğe dönük 103 milyar dolarlık sözleşme portföyünün yüzde 85’i Microsoft ve Anthropic bağlantılı anlaşmalara dayanıyor. Dolayısıyla bir trafo merkezindeki gecikme yalnızca teknik bir soruna değil, milyarlarca dolarlık gelir beklentisinin finansman riskine dönüşmesine yol açıyor.</p>
<p>Bu örnek doğrudan bir yenilenebilir enerji projesine ait değil. Tam da bu nedenle önemli. Şebekenin artık enerji sektörünün arka planındaki teknik altyapı olmadığını; yapay zekâdan sanayiye, elektrikli ulaşımdan ısınmaya kadar bütün yeni ekonominin sınırına dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<p>Enerji dönüşümünün bugünkü sorunu elektriği üretmekten çok, elektriğin gideceği yolu zamanında kurabilmek.</p>
<h2>Kurulu güç, kullanılabilir enerji değil</h2>
<p>Enerji dönüşümünün başarısı çoğunlukla kaç gigavat yenilenebilir kapasite kurulduğuyla ölçülüyor. Oysa <em>“kurulu güç”</em> sanıldığı kadar açıklayıcı bir gösterge değil.</p>
<p>Bir santral kurulmuş ama bağlantı bekliyor olabilir. Şebekeye bağlanmış ancak hatlardaki yoğunluk nedeniyle üretimini kısmak zorunda kalabilir. Elektrik üretebilir fakat depolama, talep esnekliği veya bölgesel iletim kapasitesi bulunmadığı için enerjinin ekonomik değeri çok düşük kalabilir. Dolayısıyla kurulu güç, üretilebilir enerjiyle; üretilebilir enerji de kullanılabilir enerjiyle aynı şey değil.</p>
<p>Avrupa Birliği’nde 2026 ortası itibarıyla en az 16 ülkede şebeke bağlantı kuyrukları bulunuyor. Avrupa Komisyonu’nun aktardığı verilere göre, aralarında 1,5 milyon hane kurulumunun da olduğu yaklaşık 120 gigavatlık olgun yenilenebilir enerji projesi, 2030’a kadar zamanında bağlantı alamama riski taşıyor.</p>
<p>Sorun yalnız hat eksikliği değil; mevcut kapasitenin şeffaf biçimde gösterilmemesi, gerçek yatırım olgunluğuna ulaşmamış projelerin kuyrukları doldurması ve başvuruların hâlâ büyük ölçüde <em>“önce gelen önce bağlanır”</em> mantığıyla yönetilmesi.</p>
<p>Net bir durum var. Paneli kurmak bir yatırım kararı. Ama elektriği sisteme almak kurumsal kapasite meselesi.</p>
<h2>Kablo değil, tahsis siyaseti</h2>
<p>Şebekeyi kablo, direk ve trafodan oluşan teknik bir sistem gibi düşünüyoruz. Oysa kapasite kıtlaştığında şebeke bağlantısı siyasi ve ekonomik bir tahsis kararına dönüşüyor.</p>
<p>Yeni kapasite kime ayrılacak? Bir veri merkezine mi? Elektrikli araç fabrikasına mı? Yeşil hidrojen tesisine mi? Yeni bir güneş santraline mi? Konutların elektrifikasyonuna mı? Yoksa enerji yoğun mevcut sanayinin büyümesine mi?</p>
<p>Hepsini aynı anda karşılayacak kapasite bulunmadığında düzenleyici kurum, açıkça söylemese bile, aslında ekonominin hangi yönde büyüyeceğine karar verir. Elektrik bağlantısı bir izin belgesi olmaktan çıkar, geleceğin ekonomik faaliyetleri arasında yapılan bir seçime dönüşür.</p>
<p>Bu noktada şebeke, enerji dönüşümünün görünmeyen siyasi ekonomisidir.</p>
<p>Bağlantı kapasitesinin kime, hangi ölçüte göre ve hangi bedelle verildiği; yalnız enerji güvenliğini değil, sanayi politikasını, bölgesel kalkınmayı ve dijital ekonominin coğrafyasını da belirler. Hızlı bağlantı alabilen şirket yatırım yapabilir. Kuyrukta kalan şirket sermaye maliyetiyle, gecikmeyle ve sonunda iptalle karşılaşır.</p>
<p>Türkiye, 2035’te güneş ve rüzgâr kurulu gücünü 120 gigavata çıkarmayı hedefliyor. Başka bir ifadeyle önümüzdeki on yılda bugünkü kapasitenin üç katına çıkılması amaçlanıyor. Aynı dönemde elektrik talebinin de güçlü biçimde artması bekleniyor.</p>
<p>Bu hedef yalnız daha fazla santral kurmak anlamına gelmiyor. Üretimin yoğunlaştığı bölgelerle tüketim merkezleri arasında yeni iletim hatları, dağıtım şebekelerinde modernizasyon, dijital izleme, komşu ülkelerle bağlantı, depolama ve talep tarafı esnekliği gerekiyor.</p>
<h2>Antalya'nın fırsatı ve sorumluluğu</h2>
<p>COP31’in resmî çerçevesi iklim çözümlerini uygulamaya geçirmek ve taahhütleri ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek üzerine kuruluyor.</p>
<p>COP31'in "uygulama COP'u" iddiasını taşıyabilmesi için 35×35'in yanına ülke bazında elektrik yatırım programları konmalı. Ülkeler kaç gigavat güneş ve rüzgâr kuracaklarını ilan ederken, bu kapasitenin ne kadarının bağlantı beklediğini söylemiyorsa tablonun yalnız yarısını görüyoruz demektir.</p>
<p>Türkiye COP31’in gönüllü eylem gündeminde bir <strong>Şebeke Uygulama Karnesi</strong> önerebilir. Ülkeler yenilenebilir enerji hedefleriyle birlikte şu göstergeleri açıklayabilir: <em>Bağlantı kuyruğundaki kapasite, ortalama bağlantı ve izin süresi, kısıntıya uğrayan yenilenebilir üretim, yıllık şebeke yatırımı, depolama ve talep esnekliği kapasitesi, mevcut hatlardaki kullanılabilir kapasite ve yeni bağlantıların sektörler arasındaki dağılımı.</em></p>
<p>Böyle bir karne yeni bir iklim hedefi üretmez. Mevcut hedeflerin fiziksel olarak mümkün olup olmadığını gösterir.</p>
<p>Dünya, ulusal iklim ve enerji hedeflerine ulaşabilmek için 2040’a kadar 80 milyon kilometreden fazla elektrik hattını eklemek veya yenilemek zorunda. Bu, bugün dünyada var olan bütün şebekenin uzunluğuna eşit. Yıllık şebeke yatırımının da 2030’a kadar yaklaşık 400 milyar dolardan 600 milyar doların üzerine çıkması gerekiyor. Bunlar yalnız mühendislik rakamları değil. İklim hedeflerinin ve enerji dönüşümünün maddi altyapısı.</p>
<p>Şebeke eksikliği, yenilenebilir enerjiyi yavaşlatmanın bahanesine dönüşmemeli. <em>“Önce altyapıyı tamamlayalım, sonra temiz enerjiyi büyütürüz”</em> yaklaşımı yeni bir erteleme siyaseti üretebilir. Doğru sonuç, şebeke ve yenilenebilir yatırımlarının eş zamanlı planlanmasıdır.</p>
<p>COP31’de ülkeler yine büyük olasılıkla kaç gigavat temiz enerji kuracaklarını açıklayacak. Fakat enerji dönüşümünün gerçek hızını panel ve türbin sayısı değil, üretilen elektriğin sisteme girip giremediği belirleyecek.</p>
<p><strong>Ev sahibi Türkiye’nin fırsatı ve sorumluluğu burada.</strong> Avustralya’nın müzakereleri yürüttüğü düzen içinde Türkiye, siyasi gündemi somut uygulama programlarıyla güçlendirebilir. Kendi elektrik sistemi yatırım planını, takvimini ve maliyet paylaşımını ortaya koyması, 35×35’in inandırıcılığını da artırır.</p>
<p>Şebeke açığı dönüşümün fiziksel boyutu; finansman ve maliyet paylaşımı ise ekonomik ve toplumsal boyutu. <strong>Antalya bunları aynı programda buluşturabilirse, 35×35 ölçülebilir somut bir altyapı hamlesine dönüşebilir.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İki farklı zaman</span></h2>
<p>Güneş ve rüzgâr santralleri görece hızlı kurulabiliyor. Finansman, ekipman ve arazi bulunduğunda bir güneş projesi birkaç yıl içinde devreye alınabiliyor. Veri merkezleri de benzer bir yatırım ritmiyle ilerliyor. Şebekeyse bambaşka bir zamanda yaşıyor.</p>
<p>Bu farkı <em>“altyapısal zaman açığı”</em> olarak tanımlayabiliriz. Bir tarafta sermayenin, teknolojinin ve siyasi hedeflerin zamanı var. Diğer tarafta kamulaştırmanın, çevresel değerlendirmenin, yerel kabulün, ekipman tedarikinin ve fiziksel inşaatın zamanı. Birincisi hızlanırken ikincisi aynı ölçüde hızlanamıyor.</p>
<p>Enerji dönüşümü ile onu taşıyacak sistem farklı saatlerde çalışıyor. Bu nedenle şebeke yetersizliği yalnız bir altyapı açığı değil. Hedef ile uygulama arasındaki mesafenin fiziksel biçimi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-elektrik-ekonomisi-ve-sebeke-darbogazi-90152</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/2/1280x720/energy-elektric-1792558122.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31, elektrik ekonomisi ve şebeke darboğazı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasalarindaki-sarsintinin-makroekonomik-etkileri-90151</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sermaye piyasalarındaki sarsıntının makroekonomik etkileri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fon krizinin yarattığı servet kaybı ve güven sorunu, tüketici harcamalarından konut ve otomobil satışlarına kadar ekonominin birçok alanında etkisini gösteriyor. İç talepte kısa vadede toparlanma beklentisi bulunsa da seçim döneminde büyümeyi destekleyecek politikaların enflasyon ve ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkileri yeni riskler doğurabilir.</strong></p>
<p>Sermaye piyasalarında yaşadığımız sarsıntı bir ayını geride bırakıyor. Yaklaşık 500 bin mağdur ve 20 milyar dolarlık fon büyüklüğü üzerinden ilk etkilerini ortaya koyduğumuz tablo, dolaylı etkilerle daha büyük bir maliyet ve ikincil etkilerle daha yaygın bir makroekonomik etki oluşturmaya başlamış görünüyor.</p>
<p>Hisse senedi piyasamızdaki düşüş, gelişmekte olan ülkeler endeksinde Türkiye hisselerine yönelik kısmi dondurma kararıyla geçtiğimiz günlerde daha büyük boyutlara ulaşmaya başladı. Piyasa değerindeki kaybı dikkate aldığımızda, doğrudan fon etkisinin belki üç-dört katına çıkabilecek bir servet kaybından söz etmek mümkün. Bununla birlikte, borsadaki düşüşün kalıcı olacağını varsaymak çok gerçekçi değil. Ancak hızlı bir toparlanma olacağını öngörmek de çok gerçekçi görünmüyor.</p>
<p>MSCI'dan gelen açıklamalar, Haziran 2027'ye kadar Türk sermaye piyasalarında her anlamda normalleşmenin sağlanması gerektiğine dair net bir sinyal veriyor. İşin pozitif tarafından bakacak olursak, bunun tersinin Türkiye ekonomisinin yatırım yapılabilir statüsünü kredi notları açısından da olumsuz etkileyebileceğini dikkate aldığımızda, ekonomi yönetiminin tüm gücüyle bu noktaya düşmemek için gereken adımları atacağını ve normal statüye dönme ihtimalimizin yüksek olduğunu düşünebiliriz. Bununla birlikte, gelecek yılın haziran ayına kadar yaklaşık dokuz aylık bir süre olduğunu, bu kararı öne aldırmak için çok hızlı adımlar atılsa bile aylar sürecek bir normalleşme sürecinin piyasayı etkileyeceğini düşünmek yanlış olmayacaktır.</p>
<p><strong>İç talepte yavaşlama belirginleşiyor</strong></p>
<p>Diğer taraftan, makroekonomik değişkenlere baktığımızda gidişatla ilgili bazı değerlendirmeler yapabilecek verilere sahip olmuş durumdayız. Son dönemde sıkça dile getirildiği ve Merkez Bankamızın da vurguladığı gibi, yaşananların bir servet kaybını ve potansiyel servet kaybı riskini gündeme getirmesi nedeniyle iç talepte hissedilir bir yavaşlamaya yol açtığını net bir şekilde gördük.</p>
<p>Bloomberg HT Tüketici Güven Endeksi'nin eylül ayı ön ve nihai endekslerinde çok açık şekilde ortaya çıkan tüketim eğilimindeki yavaşlama, kredi kartı harcamalarından otomobil ve konut satışlarına kadar birçok öncü göstergede kendisini benzer yönde gösterdi.</p>
<p>İç talebi yüksek frekanslı veriler çerçevesinde izlediğimiz, internet üzerinden yapılan harcamalar dahil, vergi ve BES ödemeleri hariç toplam kredi kartı harcamalarının son dört haftalık hareketli ortalamasının yıllık değişimine baktığımızda, yavaşlamanın eylül ayında biraz daha hızlandığını ve son verilerle yüzde 37'ye gerilediğini görüyoruz. Yine öncü göstergelerden izlediğimiz otomobil ve konut satışlarında da benzer bir tablo olduğunu görüyoruz. Yılın ilk dokuz ayında yüzde 7,2 gerileyen konut satışlarında, eylül ayında düşüş hızının yüzde 9,3'e yükseldiğini görüyoruz. Özellikle ikinci el satışlardaki daralma yüzde 15,3'e ulaşarak eylül ayında rekor kırmış görünüyor.</p>
<p>Otomobil satışlarına baktığımızda da OSD verilerine göre bu yılın ilk dokuz ayında otomobil pazarının yüzde 15,5, toplam pazarın ise yüzde 13,2 daralma gösterdiğini görüyoruz. Buna karşın eylül ayında otomobil pazarındaki daralma yüzde 27,8'e, toplam pazardaki daralma ise yüzde 23,8'e ulaşmış durumda. Veriler, özellikle eylül ayında zaten var olan yavaşlama eğiliminin çok daha fazla hızlandığını gösteriyor.</p>
<p>Özetle, iç talepteki yavaşlamayı önce anekdot niteliğindeki gözlemlerle izledik. Şimdi bu tablo verilere de yansımış görünüyor. Mahalledeki kuaförden, OSD’deki sanayicilere benzer gözlemleri görmek mümkün.</p>
<p><strong>Reel sektör finansmanında yeni zorluklar</strong></p>
<p>Mevcut durumda talebi baskılayan ve önümüzdeki dönemde büyüme tarafında etkisini hissettirmeye devam edecek önemli noktalardan birisi, reel sektördeki finansman zorlukları olarak görünüyor.</p>
<p>Yüksek reel faizler nedeniyle finansman güçlüğü yaşayan reel sektör, bankaların kredi limitlerindeki sınırlamalar nedeniyle yüksek faiz ödemeye razı olsa bile krediye ulaşmakta zorluk çekiyordu. Bu zorluğu halka arzlar ve özel sektör tahvilleriyle kısmen aşmaya çalışan reel sektörün, borsadaki düşüş ve özel sektör tahvillerini büyük oranda tutan fonların artık böyle bir talebinin olmama ihtimalini dikkate aldığımızda, alternatif kullandığı iki önemli finansman kanalında ciddi bir zorlanma içerisinde olduğunu görüyoruz. Sonuç olarak dış rekabet zorluğuna, iç talep de gerileme ve finansman zorluğunun da artması eklenmiş görünüyor.</p>
<p><strong>Mevcut makroekonomik görünüm devam eder mi? </strong></p>
<p>Şimdi kritik soru, olumsuz tablo devam mı edecek yoksa geri dönüş için bazı kanallar açılacak mı? Yanıtımız açılacağı yönünde. Servet kanalıyla ortaya bir talep daralması çıkmış olmakla birlikte, ülkemizdeki toplam servet büyüklüğünü dikkate aldığımızda ortaya çıkan kaybın geri dönülmez bir talep düşüşüne yol açmayacağı görüşündeyiz. Son iki-üç yılda sadece yastık altı altın servetini bile 300 milyar dolar üzerinde arttırmış bir ülkede yaşıyoruz. Kaybı ya da yaşananları kesinlikle küçümsemiyor, çok ciddi bir sorun olduğunu ve kayıpların olabildiğince adaletli bir şekilde telafi edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<p>Diğer taraftan, MSCI’dan çıkma riskimizi ortadan kaldıracak düzenlemeler devreye girdikçe hisse senedi piyasamız toparlanacak ve negatif servet etkisi azalacaktır. Ödeme sistemindeki sorunlara yönelik politika adımları, borç yapılandırması dahil muhtemelen gelecektir. İç talebe ilişkin ortaya çıkan daralmanın dip seviyelerden geri döndüğüne dair sinyaller de geliyor. Bloomberg HT ekim ayı tüketici güven endeksi ön verileri, son bir aydaki sert düşüşün ardından toparlanmaya işaret etti. Her ne kadar endeks iki ay öncesinin altında olsa bile önemli bir toparlanma olduğunu ve tüketicinin otomobil, konut ve dayanıklı tüketim malları alımına yönelik isteğinin yeniden artmaya başladığını izliyoruz.</p>
<p>Bu durumun ekonomiye daha belirgin şekilde yansıması muhtemelen birkaç aylık zaman alacaktır. Kasım ayı ortalarından itibaren yüksek potansiyelli promosyonların ve 2027 yılında iç talebe dayalı büyüme politikalarının, özellikle maliye politikası yoluyla devreye girmesinin bugün yaşadığımız büyüme kaygılarını kısmen telafi edeceğini düşünüyoruz.</p>
<p>OVP’de de ortaya konduğu gibi seçime giderken maliye politikası ağırlıklı büyüme yönündeki hamleler muhtemelen sonuç verecektir. Büyüme iç talep ağırlıklı tekrar toparlasa da enflasyon başta olmak üzere makroekonomik sürdürülebilirliği oldukça zorlayabilecek bir çerçevede olacağı için seçim dönemi sonrasında büyümenin tekrar yavaşlama hatta daralma ihtimalini ciddi biçimde değerlendirmek gerekiyor. Bu çerçevede kısa vadede önce bir-iki aylık yavaşlama, ardından büyüme ve sonrasında yeniden yavaşlama şeklinde bir konjonktürel çerçeve içerisinde bulunduğumuzu öngörüyoruz.</p>
<p><strong>Güvenin yeniden sağlanması kritik öneme sahip</strong></p>
<p>Bu sürecin yönetilmesinde en kritik noktalardan birisi, yerleşiklerin TL'de kalmaya devam etmesi ve iç talebi canlandırmaya yönelik adımlara nasıl cevap vereceği olarak görünüyor.</p>
<p>Sermaye piyasalarında yaşananların güven üzerinde yarattığı olumsuz etkiyi ortadan kaldırmak zaman alacaktır. Türk tüketicisi, sermaye piyasalarında yaşananlardan sonra tepkisini iç talebi zayıflatarak ve kısmen dövize yönelme eğilimini artırarak göstermiştir.</p>
<p>Elbette toplam tasarruflar içerisinde TL'nin payı hâlâ yüksektir ve fon krizi sonrasında da TL'ye yönelme eğilimi devam etmiştir. Bununla birlikte, eylül ayında toplam net yabancı çıkışı 1,9 milyar dolar seviyesindeyken yerleşiklerin yabancı para cinsinden mevduatları 6 milyar doların üzerinde artış göstermiş bulunuyor. Çok büyük olmasa da bir taraftan kısmen dolarizasyon eğilimini artıran, diğer taraftan iç talebi baskılayan bir tüketici davranışıyla karşı karşıyayız. Her iki eğilim de ekonomi yönetiminin çok arzu etmeyeceği bir tabloya işaret ediyor.</p>
<p>Bu nedenle hem büyümeyi hızlandıracak adımların hem de sermaye piyasalarındaki sorunları çözmeye yönelik düzenlemelerin hızlı bir şekilde devam edeceğini düşünüyoruz. Bu adımların makroekonomik etkileri kısmen yumuşatması mümkün olacaktır. Ancak güven tarafındaki olumsuz etkilerin ortadan kalkması oldukça uzun zaman alabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasalarindaki-sarsintinin-makroekonomik-etkileri-90151</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/1/1280x720/564-1792557922.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye piyasalarındaki sarsıntının makroekonomik etkileri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tavan-tavan-degil-meger-talan-talan-imis-90150</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tavan tavan değil, meğer talan talan imiş</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fon yağması sorumluları istifa ediyor diye sevinmiştik, meğer görevden alınmışlar. Hisse ve menkul değerler üzerinden nitelikli dolandırıcılık yapanların yargılanması gerekir, istifa etmeleri yetmez.</strong></p>
<p><strong>Fon yağması</strong>, toplumsal çürümenin vardığı düzeyi anlatıyor. Bu <strong>pislik nasıl düzelir</strong> diye düşünürken, Maliye Bakan Yardımcısı <strong>Osman Çelik</strong> ile SPK Başkanı <strong>Mahmut Sütçü’</strong>nün istifa ettiği haberi geldi. Ben de “<strong>temizlenme fırsatı</strong>” diye umutlanmış ve istifa sezonu açıldığını sanmıştım. <strong>Fena halde yanılmışım</strong>.</p>
<p>Meğer bu kişiler <strong>görevden alınmış</strong>. Meğer 700 milyar liralık çıkış yaşanan finans sisteminde bu rezaletin sorumluları <strong>istifa edememiş</strong>, görevden alınmışlar. Kızımız <strong>Narin</strong>, <strong>otel yangını</strong>, daha onlarca fiyasko ardından hiç kimse istifa etmemiş, <strong>toplumsal yüzsüzlük katsayımız</strong>, evrensel boyuta çıkmıştı.</p>
<p><strong>KÖPEK HAVLAMIYORSA, HIRSIZ TANIDIKTIR</strong></p>
<p>Dün sabah <strong>Ekonomi Masası</strong>’nda Anadolu Yatırım CEO’su Dr. <strong>Nuri Sevgen</strong> ile “<strong>istifa sezonu</strong>” üzerine konuşuyorduk. Sevgen; “<strong>olan borsaya oldu, işini düzgün yapanlara oldu</strong>” diyor ve ekliyordu; “<em>meteor mu düşmüş? Bu fon rezaletinin <strong>piyasalar üzerindeki tahribatın hesabını</strong> kim verecek, yazık günah</em>.”</p>
<p>Sahi; <strong>SPK</strong> gibi denetleyicilerin ihmaliyle <strong>tasarlanan tezgâh</strong> yüzünden piyasaların yaşadığı bu <strong>güven kaybının hesabı </strong>sorulmayacak mı? Önce <strong>tavan tavan</strong> giden sonra <strong>taban taban</strong> çöken sistemin aslında <strong>talan talan</strong> edildiğini gördük. <strong>İstifade edenler istifa ediyor sandık</strong>, bu konuda <strong>hayal kırıklığı</strong> yaşadık.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Fon talanına dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Nereye kadar izi sürülür?</em></strong></p>
<p>Birkaç <strong>piyon fedasıyla</strong> fon rezaleti örtbas edilir sandılar ama olmadı. Sonra <strong>vezir fedası</strong> geldi, o da yetmedi. Bu rezaletin ekonomik olduğu kadar <strong>siyasi sonuçları</strong> da olacak ve bizler bunu göreceğiz.</p>
<p><strong><em>İstifa mı istifade mi?</em></strong></p>
<p>Elbette önce <strong>fon yağmasından istifade</strong> ve ardından, “<strong>sen istifa edemezsin, ben görevden alırım</strong>” süreci… Oysa <strong>istifade</strong> edenlerin <strong>istifa</strong> edebiliyor olması, <strong>toplumsal temizliğin ilk sinyali</strong> olacaktı.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ÇERNOBİL PATLADIĞINDA RADYASYON ETKİSİ YILLARCA COĞRAFYALARI TAHRİP ETTİ</strong></p>
<p>Bu fon yağması da tıpkı <strong>Çernobil nükleer faciası</strong> gibi; çöken fonlar, nükleer santralin çekirdek erimesi olsa da “<strong>güvensizlik</strong>” radyasyonunun piyasalar üzerindeki etkisi <strong>yıllarca</strong> sürecek. Kamunun açıklamaları ise tıpkı <strong>Bakan Cahit Aral</strong>’ın; “<strong>bak ben çay içiyorum, bir şey olmuyor</strong>” kara mizahı gibi…</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>TALAN TALAN LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Tavan tavan</strong>: hissenin art arda birden fazla işlem gününde maksimum fiyat artışları yaşaması</p>
<p><strong>Taban taban</strong>: Senedin veya menkul kıymetin gün içinde görebileceği en düşük fiyat sınırı</p>
<p><strong>Talan talan</strong>: Fon üzerinden küçük yatırımcının birikimlerine çöken ahlaksız güruhun davranışı</p>
<p><strong>İstifade</strong>: Elindeki yetkiyi kendi çıkarı için kullanan ve kendilerinden hesap sorulamayan namussuzlar</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tavan-tavan-degil-meger-talan-talan-imis-90150</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/dava-mahkeme.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tavan tavan değil, meğer talan talan imiş ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dogrudan-yatirimlarda-boylesine-bir-cikis-gorulmedi-90149</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğrudan yatırımlarda böylesine bir çıkış görülmedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’nin son yıllarda doğrudan yatırım çekmekte nasıl zorlandığı ortada. Bir yandan yabancılar Türkiye’de yatırım yapmaktan kaçınıyor, bir yandan da Türk girişimciler yurt dışında yatırımı tercih ediyor. Hatta hem toplam, hem gerçek anlamda yatırım sayılmayan gayrimenkul hariç tutulduğunda yurt içi yerleşiklerin dışarıdaki yatırımları, yabancıların Türkiye’deki yatırımlarını epeyce aşmış durumda. Bu konuyu 19 Ekim’de detaylı olarak işlemiştim.</p>
<p>Bugün yabancı yatırımcıların Türkiye’deki yatırımlarını daha detaylı irdelemek istiyorum…</p>
<p>Merkez Bankası ödemeler dengesinde yabancıların doğrudan yatırımlarını şöyle detaylandırıyor: </p>
<p>■ Toplam yatırım temelde <strong>“sermaye, diğer sermaye ve gayrimenkul”</strong> olmak üzere üç kalemden oluşuyor. </p>
<p>■ Sermaye, yapılan yatırımdan tasfiyenin düşülmesiyle bulunuyor. </p>
<p>■ Diğer sermaye kalemi, yurt dışındaki ana ortağın Türkiye’deki şube, iştirak ya da bağlı ortaklığa verdiği veya yurt dışındaki şube ise onun Türkiye’deki ana ortağa verdiği kredileri ve geri ödemeleri kapsıyor. Bu kalemdeki tutar elbette bir döviz girişi ama gerçek anlamda bir doğrudan yatırım değil. Hele hele sıfırdan doğrudan yatırım hiç değil.</p>
<h2>Çıkış rekor düzeyde</h2>
<p>Sermaye kalemindeki tutarın yapılan yatırımdan, yani gelen dövizden tasfiye edilen yatırımın çıkarılmasıyla bulunduğunu belirttim.</p>
<p>Yani Türkiye’ye gelen ve Türkiye’yi terk eden…</p>
<p>Girişte de vurguladığım gibi Türkiye doğrudan yatırım çekmekte zorlanıyor. Yabancı Türkiye’de yatırım yapmaya eskisi kadar istekli değil. Burada kastettiğim tabii ki diğer sermaye ve gayrimenkul dışında kalan kalem. Diğer sermaye zaten daha önce yapılmış yatırıma kaynak aktarma, gayrimenkul ise malum.</p>
<p>Önemli olan sıfırdan ya da değil, yatırım…</p>
<p>Bu yılın ağustosu itibarıyla yıllık bazda 7,8 milyar dolar düzeyinde olan bu tutar önceki yıllara göre fena değil gibi görünüyor. Türkiye zaten 2015’ten bu yana yıllık bazda 10 milyarın üstünü çoktan unuttu.</p>
<p>Bu yılki yatırım tutarı fena değil ama çok fena olan başka bir gösterge var.</p>
<p>Daha önce yapılmış yatırımların tasfiyesi…</p>
<p>İşte yabancı Türkiye’deki yatırımlarını yangından mal kaçırırcasına tasfiye ediyor.</p>
<p>Tutarlar dramatik bir çıkışa işaret ediyor.</p>
<p>Ağustos itibarıyla son bir yılda 7,8 milyar dolarlık yatırım girişi olmuş ama aynı dönemde 3,4 milyar dolarlık da tasfiye yaşanmış.</p>
<p>3,4 milyar dolar, şimdiye kadarki en yüksek tutar. Bu bir rekor!</p>
<p>Bu yılın ilk sekiz ayında 5,6 milyar dolarlık yatırım girişine karşılık 2,5 milyar dolarlık da tasfiye var.</p>
<p>2025’in ilk sekiz ayındaki tasfiye 766 milyon dolarmış. 766 milyondan 2,5 milyara…</p>
<p>Bu yılki tasfiye de aylara göre şöyle: <strong>“Ocak 254 milyon, şubat 333 milyon, mart 320 milyon, nisan 226 milyon, mayıs 46 milyon, haziran 1,3 milyar, temmuz 44 milyon, ağustos 20 milyon dolar.”</strong></p>
<h2>Gelenin neredeyse yarısı kadar çıkış</h2>
<p>2006’dan bu yılın ağustos sonuna kadar olan veriler tasfiye edilen yatırımların gelen yatırıma oranının 2026’da en yüksek düzeye çıktığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu yılın ilk sekiz ayında gelen her 100 dolarlık yatırıma karşılık 44,6 dolarlık tasfiye söz konusu.</p>
<p>Son bir yılda ise her 100 dolarlık yatırıma karşılık tasfiye edilen, yani Türkiye’yi terk eden yabancı sermayenin 43,6 dolar olduğu görüldü.</p>
<p>Öyle bir gidişat yaşanıyor ki çok yakın zamanda gelen her 2 dolarlık doğrudan yatırımın 1 doları düzeyinde bir tasfiye yaşanacak gibi…</p>
<p>Bu çok vahim bir durum, üstünde uzun uzadıya düşünülmesi gereken bir durum. </p>
<p>Hem yabancı yatırım çekmekte zorluk yaşa, hatta başarısız ol; hem de daha önce yapılmış yatırımları Türkiye’de tutma başarısı bile göstereme!</p>
<h2>Borsa böyle oldukça…</h2>
<p>Doğrudan yatırımı tanımlarken şu ayrıntıyı gözden kaçırmamak gerekiyor.</p>
<p>Bir kere her doğrudan yatırım mutlaka yeni yatırım demek değil, sıfırdan yatırım demek hiç değil. Bir tesis komple alınabildiği gibi hisse alımı yoluyla da sermaye getirilebiliyor.</p>
<p>Bu çerçevede borsada yapılan alımlar yüzde 10 sınırı aşıldığı takdirde yabancı sermaye girişi sayılıyor.</p>
<p>Bir yabancı yatırımcının Türkiye’de borsada işlem gören bir şirketin yüzde 10’dan fazla hissesini alması halinde bu döviz doğrudan yatırım çerçevesinde getirilmiş döviz olarak tanımlanıyor.</p>
<p>Dolayısıyla tasfiye kavramı, Türkiye’de kurulu yabancı sermayeli bir şirketin kapısına kilit vurulduğu ya da o şirketin tümüyle el değiştirdiği anlamına gelmiyor. Yabancı borsadaki hisselerini satıp eline geçen parayı yurt dışına transfer ettiği sürece bu işlem de ödemeler dengesinde tasfiye olarak yer alıyor.</p>
<p>Şimdi durup düşünelim… Sermaye piyasası böyleyken, fon vurgunu yabancıları bile etkilemişken, hisse senetlerinin değerine ilişkin dalgalanma böylesine hızlıyken yabancıların Türkiye’den çıkmasında şaşılacak bir yön var mı?</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8420782329-1792557575.png" alt="" width="326" height="599" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8420f243da-1792557583.png" alt="" width="316" height="321" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dogrudan-yatirimlarda-boylesine-bir-cikis-gorulmedi-90149</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/9/1280x720/dolar-dollar-1792563844.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğrudan yatırımlarda böylesine bir çıkış görülmedi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-90148</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa neyi fiyatlıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100’de %3’ü Aşan Yükseliş! Piyasa Neyi Fiyatlıyor?  | Ekonomi Masası | 21 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/7quETqZHV-g" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-90148</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/7/1280x720/guldag-berfin-1787719214.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonomide-sari-bir-noktayi-gunese-cevirmek-90215</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomide sarı bir noktayı güneşe çevirmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekonomide bazen herkes büyük rakamlara, milyarlarca liralık yatırımlara, dev projelere ve iddialı büyüme hedeflerine odaklanırken gözümüzün önündeki küçük fırsatları göremeyiz. Oysa ekonomik gelişmenin başlangıcı her zaman büyük adımlar değildir. Bazen doğru değerlendirilen küçücük bir imkân, zaman içinde büyüyerek bir işletmenin geleceğini, bir ailenin refahını, hatta bir ülkenin ekonomik yönünü değiştirebilir. Sarı bir noktayı güneşe çevirmek dediğimiz yaklaşım, tam da bu düşüncenin ekonomik hayattaki karşılığıdır.</p>
<p>Bir sarı nokta, ilk bakışta önemsiz görünen bir fırsattır. Küçük bir tasarruf, yeni bir müşteri, üretimde sağlanan sınırlı bir verimlilik artışı, henüz değerlendirilmemiş bir fikir veya doğru zamanda atılan mütevazı bir yatırım olabilir. Bu fırsatların her biri kendi başına sınırlı bir anlam taşıyabilir. Ancak doğru stratejiyle bir araya getirildiklerinde ortaya çok daha büyük bir ekonomik değer çıkar. Burada önemli olan, yalnızca fırsatı görmek değil, onun gelecekte yaratabileceği değeri de hesaplayabilmektir.</p>
<p>Türkiye ekonomisi açısından bu yaklaşımın önemi oldukça büyüktür. Çünkü ekonomik kaynakların sınırlı, finansman maliyetlerinin yüksek ve belirsizliklerin yoğun olduğu dönemlerde her kaynağın verimli kullanılması gerekir. İşletmelerin büyümek için mutlaka büyük kredilere, yüksek bütçeli yatırımlara veya geniş pazarlara ihtiyacı yoktur. Bazen üretim sürecindeki küçük bir aksaklığın giderilmesi, enerji tüketiminin azaltılması ya da stok yönetiminin iyileştirilmesi bile kârlılığı önemli ölçüde artırabilir.</p>
<p>Ekonomide büyüklük kadar, küçük değerleri fark edebilmek de önemlidir.</p>
<p>Bir üretim işletmesini düşünelim. İşletmenin enerji maliyetlerinde yüzde 3'lük bir tasarruf sağlaması, ilk bakışta çok önemli görünmeyebilir. Ancak bu oran yıl boyunca devam ettiğinde işletmenin maliyet yapısına doğrudan katkı sağlar. Aynı işletmenin fire oranını düşürmesi, üretim süresini kısaltması ve çalışanların verimliliğini artırmasıyla elde edeceği kazanımlar bir araya geldiğinde küçük iyileştirmeler ciddi bir rekabet avantajına dönüşebilir. İşte sarı noktanın güneşe dönüşmesi budur: Küçük kazanımların birbirini besleyerek büyük bir ekonomik sonuç yaratması.</p>
<p>Bu yaklaşım yalnızca işletmeler için değil, hane halkları açısından da geçerlidir. Yüksek enflasyonun satın alma gücünü zorladığı bir ortamda aile bütçesindeki küçük harcamaların kontrol edilmesi, enerji ve gıda israfının azaltılması, ihtiyaçlarla isteklerin birbirinden ayrılması önem kazanır. Burada amaç, vatandaşın zaten sınırlı olan tüketimini daha fazla kısmak değildir. Asıl amaç, eldeki gelirin daha bilinçli kullanılmasını sağlamak ve aynı kaynakla daha fazla fayda elde edebilmektir. Ancak unutulmamalıdır ki dar gelirli ailelerin ekonomik sorunları yalnızca tasarrufla çözülemez; gelirlerin, ücretlerin ve sosyal desteklerin de yaşam maliyetleriyle uyumlu olması gerekir.</p>
<p>Ekonomik fırsatları büyütmenin bir başka yolu da girişimciliktir. Bugün küçük bir atölyede geliştirilen ürün, dijital ortamda ulaşılan yeni bir müşteri veya yerel pazarda fark edilen karşılanmamış bir ihtiyaç, geleceğin başarılı işletmesinin temelini oluşturabilir. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin dijitalleşme, yapay zekâ, e-ticaret ve yeni üretim tekniklerinden yararlanması, sınırlı kaynaklarla daha geniş pazarlara ulaşmalarını sağlayabilir. Bunun için yalnızca sermaye değil, bilgi, eğitim, cesaret ve doğru planlama da gereklidir.</p>
<p>Elbette her sarı nokta güneşe dönüşmez. Ekonomide fırsatlarla riskler çoğu zaman yan yana bulunur. Her yeni yatırımın kazanç sağlayacağını düşünmek, her teknolojik yeniliği sorgulamadan benimsemek veya küçük bir başarıyı kalıcı büyümenin garantisi olarak görmek doğru değildir. Fırsatların gerçekçi analizlerle değerlendirilmesi, maliyetlerin hesaplanması ve uzun vadeli hedeflerin belirlenmesi gerekir. Önemli olan, iyimserlikle hareket ederken ekonomik gerçeklerden uzaklaşmamaktır.</p>
<p>Ülke ekonomisi bakımından da benzer bir tabloyla karşı karşıyayız. Türkiye'nin üretim gücünü artırması, yalnızca büyük yatırımlarla değil; tarımda verimliliğin yükseltilmesi, sanayide teknoloji kullanımının yaygınlaştırılması, ihracatta katma değerin artırılması ve nitelikli insan kaynağının geliştirilmesiyle mümkündür. Küçük üreticilerin desteklenmesi, yerli işletmelerin yenilikçi çözümler geliştirmesi ve araştırma faaliyetlerinin ekonomik değere dönüştürülmesi, uzun vadede çok daha güçlü bir ekonomik yapının oluşmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>Bununla birlikte, küçük fırsatların büyümesi için uygun ekonomik ortamın oluşturulması şarttır. Öngörülebilir politikalar, erişilebilir finansman, hukuki güven, eğitim olanakları ve adil rekabet koşulları olmadan girişimcilerin potansiyellerini ortaya çıkarması zorlaşır. Ekonomik karar alıcıların görevi yalnızca büyük projeleri açıklamak değil, küçük işletmelerin ve üreticilerin önündeki engelleri de kaldırmaktır.</p>
<p>Sonuç olarak ekonomi, yalnızca büyük rakamların ve gösterişli hedeflerin toplamından ibaret değildir. Gerçek kalkınma, küçük değerleri fark edebilmek, onları doğru araçlarla geliştirmek ve sürdürülebilir bir büyümenin parçası hâline getirmekle mümkündür. Bir işletmenin tasarrufu, bir çalışanın fikri, bir girişimcinin cesareti veya bir üreticinin verimlilik artışı tek başına sınırlı kalabilir. Ancak bunlar ortak bir hedef doğrultusunda birleştiğinde ülke ekonomisine güç verir.</p>
<p>Mesele, ekonomide yalnızca güneşi aramak değil, sarı noktanın içindeki güneş potansiyelini görebilmektir. Çünkü bazen büyük bir ekonomik dönüşüm, kimsenin önemsemediği küçük bir fırsatı ciddiye almakla başlar. Asıl başarı, o fırsatı görmek kadar onu büyütecek aklı, iradeyi ve ekonomik koşulları oluşturabilmektir.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonomide-sari-bir-noktayi-gunese-cevirmek-90215</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonomide sarı bir noktayı güneşe çevirmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-cok-ciddi-borsa-usulsuzlukleri-ve-sahtekarliklari-yasadi-90147</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye, çok ciddi borsa usulsüzlükleri ve sahtekarlıkları yaşadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜRKİYE </strong>Sınai Kalkınma Bankası’na (TSKB) ait Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş.’nin 50’nci kuruluş yıldönümü töreni sonrası konuklara şirketin 50 yıllık öyküsünü içeren <strong>“Yarım Asırlık İmza” </strong>kitabı hediye edildi.</p>
<p><strong>Hakan Güldağ</strong>’ın önderliğindeki Nasıl Bir Ekonomi ekibinin hazırladığı kitapta Türkiye İş Bankası eski Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı, TSKB eski Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ersin Özince</strong>’nin anlattıkları, yakın tarihten örneklerle ortaya koyduğu görüşleri dikkatimi çekti.</p>
<p>İş Bankası’nı temsilen Yatırım Finansman Yönetim Kurulu Üyeliği de yapmış olan <strong>Ersin Özince, </strong>söze finans piyasalarının ve borsanın gerekliliğinden girdi:</p>
<p>-          <strong>Unutmamak gerekir ki </strong>“ulusal devlet” <strong>tanımı oldukça ulusal ekonomi ve ulusal sermaye piyasası da olmalıdır. Ulusal mal borsamızın da olması gerekir.</strong></p>
<p>Bu endişelerin tamamının Cumhuriyetimizin Kurucusu Büyük Önder <strong>Mustafa Kemal Atatürk</strong>’ün olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Çünkü, Atatürk, </strong>“Siyasi bağımsızlık, ekonomi bağımsız olmadan olmaz” <strong>diyordu. Dolayısıyla sermaye piyasası işleri sadece zarardan, kârdan, başarılı operasyonlardan ibaret değildir. Sermaye soluklu bir piyasa gerektirir.</strong></p>
<p>Finans işlerine kısa vade ile bakmayan kuruluşlara ihtiyaç duyulduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Yatırım Finansman’ın bu kimliği kendisine yakıştırması kadar hakkı olan bir konu yoktur. Çünkü, misyonunu Atatürk’ün </strong>“ekonomik bağımsızlık” <strong>görüşünden alır. TSKB de aynıdır, İş Bankası Grubu’ndaki sigorta şirketleri de aynıdır. Hepsi Cumhuriyet kurumudur.</strong></p>
<p><strong>Özince, </strong>Türkiye’nin özellikle İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın (şimdiki adı Borsa İstanbul) kurulmasından sonra defalarca güven krizlerine uğradığını anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Güven krizleri bankacılık alanında da sermaye piyasası alanında da oldu. Türkiye, çok ciddi borsa usulsüzlükleri, sahtekarlıklar yaşadı.</strong></p>
<p>Bunların sadece devletin gösterdiği denetsel çabalarla önlenemeyeceği üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Bu, halkın gözünde güven, etik değerlerle bağdaşık bir performanstan, uygulamadan çıkartılabilir. Sermaye sıcak para değildir. Bir işe uzun vadeli sonuç almak için konulan bir paradır. Parayı o kuruluşun performansına bakarak koyarsınız.</strong></p>
<p>Krizlerin, skandalların yalnızca bankacılık piyasasına ait olmadığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Borsa tarihinde de banker skandalları, borsa skandalları çoktur. Bu skandallarda o kurumların yöneticilerinin de sorumluluğu olduğunu düşünürüm.</strong></p>
<p><strong>Özince, </strong>halen bankacılık sektörünün de sermaye piyasasının da Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) ile orantılı <strong>“yeterli” </strong>denebilecek bir boyutunun olmadığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>En az bankacılık sektörü kadar önemli olan sermaye piyasası, gayrimenkul piyasası, birkaç kata katlanmalıdır. Sıcak para bekleyerek olmaz, </strong>“Gelsin swap imkanı versin” <strong>denilerek olmaz.</strong></p>
<p><strong>“Taşıma suyla değirmen dönmez” </strong>deyimini kullandı:</p>
<p>-          <strong>Kapitalist veya neokapitalist modeli izleyecekseniz bankacılıktan önce sermaye piyasanız olması gerekir. ABD borsalarının dünyadaki borsalara göre boyutunun ve derinliğinin incelenmesini öneririm. Fersah fersah ötededir.</strong></p>
<p>Bunun bir kültür sorunu olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Eğer Türkiye Cumhuriyeti neokapitalist ya da kapitalist modeli terk etmeyecekse- </strong>ki farklı bir model önerebilecek bir bilgim de kastım da yok, kimimizin hoşuna gitmese de bu model izlenmek zorunda- <strong>o zaman kapital piyasası lazımdır.</strong></p>
<p>Bu noktada konuyu İstanbul Finans Merkezi’ne (İFM) taşıdı:</p>
<p>-          <strong>İFM de tamamen buna dönüktü. Dubai’den çok daha başarılı bir finans merkezine, para ve sermaye piyasalarına sahip olmayı ve herkesin bir liman gibi gelip yükünü indireceği, yenisini alacağı, yatırımını yapacağı bir yer olmayı kastediyorduk.</strong></p>
<p>İFM konusunda şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>İFM, bir itibar, bir uzun vade tanımıdır. Bunun mutlaka başarılması lazım…</strong></p>
<p><strong>“Yarım Asırlık İmza” </strong>kitabı, Yatırım Finansman’ın 50 yıllık öyküsünü anlatmakla kalmıyor, borsanın <strong>“vur-kaç”, </strong>kısa sürede yüzde 1000’leri aşan kazanç alanı olmadığını, yatırımların uzun vadeli düşünülmesi gerektiğini deneyimli uzman ve yöneticilerin sözleriyle ortaya koyuyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Mali sektör, Türkiye’yi ‘tıknefes’ olmaktan öteye götüremeyecek boyutta</span></h2>
<p><strong>TÜRKİYE </strong>İş Bankası eski Genel Müdürü ve eski Yönetim Kurulu Başkanı, TSKB eski Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ersin Özince, </strong>Yatırım Finansman Menkul Değerler’in 50 yıllık öyküsünü içeren <strong>“Yarım Asırlık İmza” </strong>kitabında mali sektörü şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Mali sektör ekonominin kalbi gibidir. Kaynağı alıp devreder, pompalar…</strong></p>
<p>Türkiye’deki mali sektörle ilgili saptamasını paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Bu henüz Türkiye’yi tıknefes olmaktan öteye götüremeyecek boyutlardadır…</strong></p>
<p>Bu saptamasını örnekledi:</p>
<p>-          <strong>Sadece ticari bankacılık sektörüne dönük olarak şirket finanse etmek, uzun vadeli, orta vadeli finansman sağlamaya kalkışmak, gayrimenkul finansmanı yapmaya kalkışmak…</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bunların sektörleri henüz oturmamış, derinleşmemişken ticari bankaların orta vadeli kredi vermesi dahi kaynak yapısı nedeniyle imkansızdır. İşte burada aracı kurumlar, tahvil, bono, hisse senedi arzlarıyla bunu yapmalı.</strong></p>
<p>Öncelikle devletin buna uygun yapıyı maddi ve manevi koşullarıyla sağlaması gerektiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Atatürk’ün söylediği gibi, </strong>“Ulusal bağımsızlık, insanımızın refahı amaçlanıyorsa, ulusal ekonomiye ve piyasalara sahip olunması” <strong>gerekir. Yatırım Finansman gibi kuruluşların geleceğin inşasında çok rolü vardır.</strong></p>
<p><strong>Özince, </strong>şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Günün keşmekeşinden kafayı kaldırıp geleceğin kurulması yönünde fikir geliştirilmesi gerekiyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Başbakan’dan 13 kez telefon geldi, hiçbirinde istediğini yerine getirmedim</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad83eaa98669-1792556714.jpg" alt="" width="700" height="640" /></span><strong>TÜRKİYE </strong>Sınai Kalkınma Bankası (TSKB)<strong> </strong>eski Genel Müdürlerinden, 1990-1995 dönemi Yatırım Finansman Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Metin Tokpınar, “Yarım Asırlık İmza” </strong>kitabında, TSKB Genel Müdürlüğü döneminden çarpıcı anılar aktardı:</p>
<ul>
<li><strong>Ben TSKB Genel Müdürü iken bir firmanın yetkilisi veya sahibi geliyor. Ben kendilerine, </strong>“Şunu yaparsanız kolaylık gösteririz” <strong>diyorum. Odamdan çıkıp asistanımın masasından Başbakanlığı, Süleyman Demirel’in Özel Kalem Müdürünü arayıp bilgi veriyorlardı.</strong></li>
<li><strong>Ondan sonra bana telefonlar geliyordu. Bir senede 13 telefon geldiği oldu. Hiçbir isteğini yapmadım. Çünkü, yapılabilecek olsa zaten görevimiz gereği yaparız. Nitekim kurallara uygunsa yapmak zaten TSKB’nin de menfaatine.</strong></li>
<li><strong>Turgut Özal Başbakan iken bana iki defa telefon etti. Kendisine durumu izah ettim, </strong>“Metin, anladım. Bu telefonu yok farzet” <strong>dedi.</strong></li>
<li><strong>Bize, yani TSKB’ye bu tutumumuz yüzünden, </strong>“kabız müessese” <strong>deniyordu. Herkes tarafından böyle davranılmasaydı, banka bugünlere gelemezdi. Şimdi gayet başarılı.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Metin Tokpınar, Reşit Egeli</strong>’nin TSKB Genel Müdürlüğü döneminden bir anıyı da paylaştı:</p>
<ul>
<li><strong>TBMM’de bir Tahkikat Komisyonu kurulmuştu. TSKB’den biri kolaylıkla kredi alırken, bir başkası alamamış, şikayet etmiş. Konu Süleyman Demirel’in kardeşi ile ilgiliydi.</strong></li>
<li><strong>Tahkikat Komisyonu üyeleri TSKB’ye geldi. Genel Müdürümüz çalışma koşullarımızı izah etti. Ondan sonra nasıl olduysa bana söz verdiler.</strong></li>
<li><strong>Ben de, </strong>“Yönetim Kurulu kararımızda <strong>‘teminat mektubu geçici de olsa’ </strong>diye bir ibare yok. Ama akreditifler açılırken ben <strong>Süleyman Demirel’</strong>in kardeşinin kurduğu çimento fabrikası için teminat mektubu aldım” <strong>dedim.</strong></li>
<li><strong>Genel Müdürümüz dosyaları getirtti. İsmet İnönü’nün kardeşine de kredi vermişiz. İkisinden de teminat mektubu almışız.</strong></li>
<li><strong>O zaman hiç unutmuyorum, Tahkikat Komisyonu Başkanı masaya tak tak vurdu, </strong>“Arkadaşlar, biz yanlış kapıya gelmişiz” <strong>dedi.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">4 milyon lira hedefiyle KODA için koşacağız, 8 bin çocuk daha iyi eğitim alacak</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad83ebfac87c-1792556735.jpg" alt="" width="555" height="743" /></span><strong>ANADOLU </strong>Holding’e bağlı Efes Grubu’ndaki yöneticilik günlerinden tanıdığım <strong>Tuğrul Ağırbaş</strong>’tan <strong>“Köy Okulları Değişim Ağı” (KODA) </strong>ile ilgili mesaj geldi:</p>
<ul>
<li><strong>4 yıldır gönülden destek verdiğim ve bu yıl 10. yaşını kutlayan binlerce köy öğretmenine ulaşan KODA için birlikte koşuyoruz.</strong></li>
<li><strong>Bir köy öğretmeninin hayatına dokunalım, yüzlerce çocuğun geleceğini değiştirelim.</strong></li>
<li><strong>1 Kasım’da İstanbul Maratonu’nda KODA dostları, destekçi şirketlerin çalışanları ve köy öğretmenleri ile birlikte köy okullarındaki çocuklarımız için koşacağız.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Ağırbaş, </strong>KODA ile ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<ul>
<li><strong>KODA, köylerde göreve başlayan köy öğretmenlerimizin ilk günden itibaren yanında oluyor. Onların mesleki gelişimlerine destek veriyor. İyi eğitim, iyi öğretmenlerle başlar.</strong></li>
<li><strong>Bir köy öğretmeninin sadece tek bir eğitim programına katılım maliyeti 1700 lira,</strong></li>
<li><strong>Bir köy öğretmeninin yıllık eğitim maliyetine destek olmak için 10 bin 200 lira,</strong></li>
<li><strong>5 öğretmenin yıllık eğitim maliyetine destek olmak için 51 bin 500 lira,</strong></li>
<li><strong>15 öğretmenin eğitim maliyetine destek olmak için 153 bin lira bağış yapabilirsiniz.</strong></li>
<li><strong>Hedefimiz KODA destekçileri olarak 4 milyon lira toplamak ve en az 400 öğretmenizin yıllık eğitimini desteklemek.</strong></li>
<li><strong>400 öğretmeni bir yıl desteklemek demek köylerde okuyan 8 bin çocuğun daha iyi eğitim alması demek.</strong></li>
<li><strong>Destek olmak için: </strong>http://ipk.adimadim.org/kampanya/CC150798</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-cok-ciddi-borsa-usulsuzlukleri-ve-sahtekarliklari-yasadi-90147</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/7/1280x720/ersin-ozince-1792556647.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye, çok ciddi borsa usulsüzlükleri ve sahtekarlıkları yaşadı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarda-ucuncu-ceyrek-kar-daralmasiyla-gecti-90146</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankalarda üçüncü çeyrek &#039;kâr daralması&#039;yla geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe bilanço dönemi 27 Ekim’de Akbank ile başlıyor. Araştırma raporları sektörde yıllık yüzde 7, ikinci çeyreğe göre ise yüzde 4 seviyesinde net kar daralması beklentisi olduğunu ortaya koyuyor. Sektörde üçüncü çeyrekte takipteki alacak artışı ile düşük kredi büyümesi dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Deniz Yatırım </strong></p>
<p>Deniz Yatırım Strateji ve Araştırma Bölümü araştırma kapsamlarındaki bankaların toplam net kârının çeyreklik bazda yüzde 5, yıllık bazda ise yüzde 7 oranında azalış göstermesini bekliyor. Deniz Yatırım’ın bilanço beklentilerine göre bu çeyrekte hem özel bankalarda hem de kamu bankalarında net kâr çeyreklik bazda yüzde 4 daralma gösterecek. Yıllık bazda bakıldığında ise özel bankaların net kârında yüzde 13’lük bir daralma tahmin edilirken, kamu bankalarında yüzde 15 oranında artış bekleniyor. Deniz Yatırım analizine göre bu çeyrekte TL kredilerde çeyreklik bazda orta tek haneli artış görülürken yabancı para kredi büyümesi sınırlı kaldı. Yerli özel bankalarda TL kredi büyümesi düşük tek haneli seviyelerde daha sınırlı kalırken, sektördeki büyüme yabancı bankalar ve kamu bankaları öncülüğünde gerçekleşti. Mevduat tarafında ise kredi büyümesi görünümüne paralel seyir izlendi. Sektör genelinde ikinci çeyrek itibarıyla başlayan kredi kalitesindeki bozulma eğilimi bu çeyrekte de devam etti.</p>
<p>Kârlılık tarafında ise fonlama maliyetlerindeki gerilemenin etkileri üçüncü çeyrek döneminde kısmen hissedilecek. TCMB’nin ağustos sonlarında 1 Mart’ta ara verdiği 1 hafta vadeli repo ihalelerine yeniden başlamasıyla mevduat maliyetlerinin gerilemesine paralel olarak TL spreadlerde genişleme yaşanmasını ve buna bağlı olarak net faiz marjında iyileşme öngörüldü. Net ücret ve komisyon gelirleri artış eğilimini sürdürmekle birlikte, kredi büyümesindeki sınırlamalara paralel olarak bu artışın hızı yavaşladı. Operasyonel giderlerin yıllık bazda enflasyonun hafif üzerinde artış kaydetmesini beklerken, takipteki kredi oranındaki artış beklentilerine paralel olarak karşılık giderlerinin kârlılık üzerinde baskı yaratması bekleniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad83cbd708a0-1792556221.png" alt="" width="316" height="806" /><strong>Garanti BBVA Yatırım </strong></p>
<p>Kurum kapsamındaki bankalar için çeyreklik bazda yüzde 10 net kar daralması öngörüyor. Kredi-mevduat makasında yaklaşık 250 baz puanlık artışa rağmen artan swap maliyetleri sonucu net faiz marjlarında yatay bir görünüm yaşanan çeyrekte zayıf büyüme komisyon gelirlerini baskıladı. Yine fonlamanın normalleşmesi üçüncü çeyrek verilerine kısmen yansıdı artan takipteki alacak girişleri nedeniyle karşılık giderlerindeki yükseliş sektörün temel baskı unsuru olmaya devam etti. Ekim ayında piyasada beklenen faiz indirimi ile birlikte, bankalarda dördüncü çeyrekte önemli bir marj toparlanması bekleyen Garanti BBVA Yatırım risk maliyeti tarafında ise temkinli görüşünü devam ettiriyor.</p>
<p><strong>Ak Yatırım </strong></p>
<p>Kurum dönem başındaki beklentinin aksine bankacılık sektöründe karlılığın yatay kalacağını vurguladığı raporunda TCMB’nin normalleşmesinin net faiz marjına etkisinin sınırlı kaldığını belirtti. Kurum bankacılık sistemi sorunlu kredi hacmindeki büyümenin üçüncü çeyrekte önceki çeyreğe göre yüzde 50’nin üzerinde olduğunu ve artış tutarının 145 milyar TL ve sorunlu kredi hacminin 917 milyar TL’ye ulaştığını dile getrdi. Üçüncü çeyrekte özellikle kamu bankalarının sorunlu kredilerindeki büyümenin daha belirgin olduğu kaydedilen analize göre sektör genelinde kredi risk maliyetinin de 20-50 baz puan artışla ortalamada 300 baz puana yaklaştı. Bu çeyrekte banka kârlarını baskılayan bir diğer unsur da temmuzda yapılan personel maaş düzeltmeleri oldu.</p>
<p><strong>Gedik Yatırım </strong></p>
<p>Kurum analizine göre bankacılık sektöründe zayıf bir üçüncü çeyrek geride bırakıldı. Gedik Yatırım uzmanları zayıflığın temel nedeni olarak net faiz marjları üzerindeki baskının devam etmesini ve artan risk maliyetlerini gösterdi. Dördüncü çeyrekte ise kredi mevduat makasında ağustosta normalleşmeye başlayan TCMB’nin etkisinin görülmesini öngören analistler rapor kapsamındaki bankaların üçüncü çeyrekte çeyreklik bazda yüzde 4, yıllık bazda ise yüzde 6 net kar gerilemesi bekliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarda-ucuncu-ceyrek-kar-daralmasiyla-gecti-90146</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/7/1280x720/lira-tl-para-1776172277.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bankacılık sektöründe üçüncü çeyrek artan takipteki alacak girişleri ve kredilerdeki düşük büyümeyle net karlılıkta gerileme yaşandı. Analistler toplam sektörde çeyreklik kar daralmasının yüzde 4, yıllıkta ise yüzde 7’ye ulaşmasını öngörüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarima-5-yatirima-26-faize-100-tl-harcandi-90145</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarıma 5, yatırıma 26, faize 100 TL harcandı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçesi bu yıl ocak-eylül döneminde 13 trilyon 565 milyar liralık harcamaya karşılık elde edilen 11 trilyon 833 milyon liralık gelirle birlikte, 1 trilyon 732 milyar liralık açık verdi. Bu dönemde faize 2 trilyon 248 milyar lira harcanırken, tarımsal desteklemelere yapılan harcama 114 milyar lira, yatırımlara yapılan harcama ise 583 milyar lirada kaldı. 2 trilyon 248 milyar liralık faiz harcamasının 1 trilyon 684 milyar liralısı devlet tahvili, 85 milyar lirasını hazine bonosu ödemeleri oluşturdu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad83ae5d4261-1792555749.png" alt="" width="387" height="201" /></p>
<h2>Dış borç faizine 248 milyar ödeme </h2>
<p>Ocak-eylül döneminde dış borç faizine ise 248 milyar 177 milyon lira ödeme yapıldı. Bunun 207 milyar lirası dolar, 40.2 milyar lirası da Euro cinsi borç faiz giderlerinden kaynaklandı. Bu dönemde kira sertifikası giderlerinin toplamı 174 milyar 368 milyon lira olurken, bunun 137.8 milyar lirası TL cinsinden kira sertifikası, 36.5 milyar lirası da döviz cinsi kira sertifikası giderlerinden oluştu. Ocak-Eylül döneminde sosyal güvenlik kurumlarına 699 milyar liralık hazine yardımı yapıldı. Bunun 412 milyar lirasını SGK’ya emeklilik devlet katkısı ödemeleri oluştururken, 230 milyar lirasını da SGK’ya sağlık devlet katkısı ödemeleri oluşturdu.</p>
<h2>Tarımsal destekler 114 milyar lirada kaldı </h2>
<p>Bu yıl ocak-eylül döneminde tarımsal destekleme kaleminden 114 milyar liralık ödeme yapıldı. Bunun 26 milyar lirası hayvancılık destekleri, 84 milyar lirası da bitkisel üretim desteklerinden oluştu. Bu dönemde sermaye transferi kaleminde 1 trilyon 32 milyar liralık ödeneğin 583 milyar liralık kısmı kullanıldı. Bunun 579 milyar 367 milyar lirası yurt içi sermaye transferi kalemine harcandı. Belediyelerin altyapılarının desteklenmesi amacıyla uygulanan BELDES projesine hiç harcama yapılmazken, köylerin altyapısını destekleyen KÖYDES projesine sadece 4 milyar liralık harcama yapıldı. Sermaye transferinin tamamına yakını yani 575 milyar liralık kısmı diğer sermaye transferi kalemine yapıldı.</p>
<h2>Gereken 853 milyar, ayrılan 167 milyar </h2>
<p>Yürürlükteki 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun ‘Tarımsal desteklemenin finansmanı’ başlıklı 21’nci maddesine göre tarımsal desteklemenin finansmanı bütçe kaynaklarından veya dış kaynaklardan sağlanabiliyor. Bütçeden ayrılan kaynak ise GSMH’nın yüzde 1’inden az olamıyor. Ancak Tarım Kanunu yürürlüğe girdiğinden bu yana hiçbir zaman tarımsal destekleme bütçesi GSMH’nın yüzde 1’i kadar olmadı. Örneğin tahminlere göre 2026 yılında 85 trilyon 346 milyon lira büyüklüğündeki GSMH’nın yüzde 1’i 853.5 milyar lira düzeyinde bulunuyor. Ancak bu yıl bütçeden tarımsal destekleme için ayrılan tutar ise sadece 167 milyar 634 milyon lira düzeyinde bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarima-5-yatirima-26-faize-100-tl-harcandi-90145</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/07/lira-para-vergi-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkezi yönetim bütçesinden ocak-eylül döneminde faize 2 trilyon 249 milyar lira harcanırken, tarımsal desteklemelere 114,7 milyar, yatırımlara ise 583,4 milyar lira ayrıldı. Faiz giderleri; tarımsal destekleri yaklaşık 20’ye, yatırım harcamalarını ise 4’e katladı. İlk 9 aylık dönemde faiz ödeneğinin yüzde 82’si kullanılırken tarımsal desteklemeler için ayrılan 167,6 milyar liranın ise yüzde 68’i harcandı. Faiz giderleri, emeklilik devlet katkısı için SGK’ya yapılan 412 milyar liralık ödemenin de 5,5 katına çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mobilya-ahsap-kagit-ve-odundisi-disi-orman-urunlerinde-ihracatin-yildizlari-odullendirildi-90193</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mobilya, ahşap, kâğıt ve odun dışı orman ürünlerinde ihracatın yıldızları ödüllendirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 2025 yılında gerçekleştirdiği 940 milyon dolarlık ihracatın 522 milyon dolarlık büyük dilimine imza atan 20 üyesi için “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni” düzenledi. Ege İhracatçı Birlikleri’nde yapılan ödül töreninde, ahşap, odundışı orman ürünleri, kâğıt ve kâğıt ürünleri ve mobilya kategorilerinde ilk beşte yer alan firmalar ödüllerine kavuştu.</p>
<p>Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (EMKOUİB) Başkanı Ali Fuat Gürle, 1 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için gerçekleştirdikleri fuarlar, sektörel ticaret heyetleri, alım heyetleri, tasarım yarışmaları hakkında bilgi verdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad86d067b638-1792568582.jpg" alt="" width="700" height="467" />Gürle; “Ege Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği olarak 2026 yılında 2 milli katılım, 3 ticaret heyeti, 2 alım heyeti, 2 tasarım yarışması” düzenledik diyerek 2026 yılı karnesini özetledi.</p>
<p>EMKOÜİB Başkan Yardımcısı Hikmet Güngör, mobilya sektörü için sektörel ticaret heyetlerine yoğunlaştıklarını, 2026 yılı ekim ayı başında İngiltere sektörel ticaret heyeti yaptıklarını, 30 Kasım – 4 Aralık 2026 tarihlerinde Sırbistan ve Macaristan Sektörel Ticaret Heyetini gerçekleştireceklerini, URGE Projesi kapsamında da Aralık ayında Fas’a sektörel ticaret heyeti planladıklarını, Ezberbozan Tasarım Yarışması’nı 6. Kez düzenlediklerini, 5–7 Mayıs 2026 tarihlerinde ABD’de HD Expo Las Vegas Milli Katılım Organizasyonu yaptıklarını aktardı.</p>
<p>Kâğıdın insanın her zaman hayatının içinde olduğunu vurgulayan EMKOÜİB Başkan Yardımcısı Ferit Kora, Türkiye’nin kâğıt sektöründe yaptığı 2,5 milyar dolarlık ihracattan 575 milyon dolar pay aldıklarını, 11–12 Kasım 2026 tarihlerinde ExCeL London’da düzenlenecek Paper &amp; Tissue Show London 2026 Fuarına Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yapacaklarını, Papirus Ambalaj Tasarım Yarışmasını 2026 yılında ilk kez düzenleyecekleri bilgisini verdi.</p>
<h2>4 kategoride 30 firma ödüllendirildi</h2>
<p>Ahşap mamulleri kategorisi ödül kazanan firmalar sırasıyla, İzmiryıldız, Mevaahşap, Egeçam, Forrast, Milano oldu. Odundışı orman ürünleri kategorisi ödül kazanan firmalar; Kütaş, Altuntaş, Türer, Ürüntarım, Martin Bauer oldu. Kâğıt ve kâğıt mamulleri kategorisi ödül kazanan firmalar;  Tetra Pak, Europap, Mm Graphia İzmir, Amcor Specialty Cartons İzmir olarak sıralandı. Mobilya kategorisi ödül kazanan firmalar ise şöyle; Yatsan, Argemo, Konfor, Bambi, Sky.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mobilya-ahsap-kagit-ve-odundisi-disi-orman-urunlerinde-ihracatin-yildizlari-odullendirildi-90193</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/3/1280x720/mobilya-ahsap-kagit-ve-odundisi-disi-orman-urunlerinde-ihracatin-yildizlari-odullendirildi-1792568620.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği, 2025 yılında imza attığı 940 milyon dolarlık ihracatın 522 milyon dolarlık kısmını gerçekleştiren 20 başarılı üyesini ödüllendirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yarim-asirda-gelen-10-katlik-buyume-90191</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yarım asırda gelen 10 katlık büyüme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu yıl 76. gerçekleştirilen Dünya Döküm Kongresi iki anlamlı yıl dönümünün buluştuğu bir dönüm noktası oldu. Dünya Dökümcüler Birliği (WFO) 100. yılını kutlarken, Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği (TÜDÖKSAD) de 50. yılını geride bırakıyor. Bir asrı bulan küresel örgütlenme ile yarım asırlık ulusal birikimin aynı çatı altında, 76. Dünya Döküm Kongresi'nde İstanbul'da buluşması, sektörün nereden nereye geldiğini değerlendirmek ve önümüzdeki yarım asra bakmak için eşsiz bir fırsat sunuyor. TÜDÖKSAD'ın kurulduğu 1976 yılında Türkiye'nin yıllık döküm üretimi yaklaşık 223 bin ton düzeyindeydi. Bugün bu rakam 2,3 milyon tonu aşmış, yani yarım asırda yaklaşık on kat büyüme kaydedildi. Bu büyüme çizgisi, aynı dönemde küresel döküm üretiminin 1966'dan bu yana kabaca ikiye katlanarak 110 milyon tonu aşmasıyla paralel, ancak çok daha hızlı bir yükselişin hikayesi. Bu yolculukta birkaç kırılma dönemi belirleyici oldu. 1980'li yıllar, sektörün iç pazara dönük yapısından ihracata açılan bir sanayiye dönüştüğü dönem oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad86a65b699d-1792567909.jpeg" alt="" width="700" height="466" /><strong>Talepteki daralmaya rağmen ihracat yapısı korundu</strong></p>
<p>1990'lar ve 2000'ler, otomotiv sanayinin yükselişi ve Gümrük Birliği ile Avrupa tedarik zincirlerine entegrasyon sayesinde üretimin ve kalite düzeyinin sıçrama yaptığı yıllardı. 2010'lu yıllar, demir dışı dökümün ve özellikle alüminyumun güç kazandığı yapısal bir dönüşüme sahne oldu. Bu dönemde üretim 2022 yılında 3,1 milyon tonla tarihî zirvesine ulaştı; sonraki dönemde küresel talep dalgalanmaları nedeniyle bir miktar gerileme yaşansa da, sektörün yapısal gücü ve ihracat kabiliyeti korundu. Bu yarım asırlık yolculuk, yalnızca bir tonaj artışının değil; aynı zamanda basit döküm parçalarından yüksek mühendislik gerektiren karmaşık ve kritik komponentlere uzanan bir kalite ve katma değer sıçramasının da hikayesi. Bugün Türk dökümhaneleri, dünyanın en talepkâr müşterilerine, en zorlu teknik şartnameler altında üretim yapabilen kurumsal yapılara dönüşmüştür.</p>
<p><strong>Son on yılda Türkiye ve dünyadaki durum</strong></p>
<p>Son on yıllık tabloya bakıldığında Türkiye metal döküm sanayinin gösterdiği ilerleme çarpıcıdır. 2015'te yaklaşık 1,85 milyon ton olan üretimimiz, dalgalanmalara rağmen 2025'te 2,3 milyon tona ulaşarak yaklaşık yüzde 24 artış kaydetti. Asıl dikkat çekici gelişme ise ihracatta yaşandı: doğrudan ihracatımızın değeri son on yılda yaklaşık 2,7 milyar eurodan 6,09 milyar euroya yükselerek yaklaşık yüzde 126 büyüdü. Bu, sektörün yalnızca daha çok değil, daha yüksek katma değerle üretip ihraç ettiğinin somut kanıtıdır. Küresel ölçekte ise üretim 110 milyon tonu aşmış durumda; Çin yaklaşık yüzde 50 payla açık ara lider, onu yaklaşık 12 milyon tonla Hindistan ve 10 milyon tonla ABD izliyor. Avrupa Birliği 12,6 milyon tonluk üretimiyle küresel payın yaklaşık yüzde 12'sini, yıllık yaklaşık 42 milyar euroluk üretim değeriyle de önemli bir ekonomik ağırlığı temsil ediyor; küresel döküm ürünleri pazarının büyüklüğü ise yaklaşık 112 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Türkiye bu tablonun içinde Avrupa'nın 2’nci, dünyanın 7’nci büyük üreticisi olarak stratejik konumunu pekiştirdi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Alüminyum dökümde ivme yukarı yönlü</strong></span></p>
<p>Döküm sektörü, önümüzdeki yarım asra üç temel eksende hazırlanmalıdır. Birincisi, hafif metallere ve alüminyuma yöneliştir. Küresel alüminyum döküm üretimi 2000-2018 arasında yaklaşık yüzde 144 artmış, Avrupa'da demir dışı döküm üretiminin yüzde 87,5'i hafif metallere kaymıştır. Elektrikli araç dönüşümü ve hafifletme eğilimi bu yönelimi hızlandıracaktır. İkincisi, yeşil dönüşüm ve döngüsel ekonomidir. Dökümhaneler, doğaları gereği dünyanın en büyük endüstriyel geri dönüşüm sistemlerinden biridir; bu doğal avantaj, karbon düzenlemelerinin yaygınlaştığı bir dünyada en güçlü kozumuz olacaktır. Üçüncüsü ise dijitalleşme ve nitelikli insan kaynağıdır. Simülasyon, otomasyon ve veri temelli üretim sektörün verimliliğini belirlerken; genç mühendislerin ve araştırmacıların sektöre kazandırılması, bu dönüşümün sürdürülebilirliğini güvence altına alacaktır. Bir milyonun üzerinde insana istihdam sağlayan, on binlerce tesisten oluşan ve çoğunlukla KOBİ yapısındaki küresel döküm sanayii, bu üç eksende atacağı adımlarla geleceğin sanayisine yön vermeye devam edecektir. Türkiye, genç ve dinamik iş gücü, güçlü mühendislik birikimi ve stratejik coğrafi konumuyla bu geleceğin en avantajlı oyuncularından biri olmaya adaydır; yeter ki dönüşüm adımları kararlılıkla ve kamu-sektör-akademi iş birliği içinde atılsın.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yarim-asirda-gelen-10-katlik-buyume-90191</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/sanayi-dokum-1792567881.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döküm endüstrisi Türkiye’nin sanayileşme hamlesinde en önemli yapı taşları arasında yer alırken, yarım asırlık süre zarfı sektörün ve sanayinin geldiği noktayı ortaya koyuyor. Sadece 50 yılda 10 kat büyüyen sektör, ikinci yarım asırlık döneminde de yeni teknolojilerle birlikte bu ivmesini koruyacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mekke-anlasmasi-tbmmye-ulasti-90163</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mekke Anlaşması TBMM’ye ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması TBMM’ye sunuldu. 16 maddelik anlaşma TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasıyla yasa teklifi olarak önce TBMM Dışişleri Komisyonuna sevk edilerek komisyonda görüşülecek daha sonra Meclis Genel Kurul’unun onayına sunulacak.</p>
<h2>Birine saldırı diğerine sayılacak </h2>
<p>Anlaşmaya göre, taraflar birbirlerinin bağımsızlığının, egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve uluslararası alanda tanınan hudutlarının ihlal edilemezliğinin sağlanması ve korunmasını teminen işbirliği yapacaklar. Taraflardan herhangi birinin toprak bütünlüğünün, egemenliğinin ve uluslararası alanda tanınan sınırlarının tehdit edilmesi veya tehlikeye düşmesi durumunda, taraflar bu tehditler veya tehlikeleri bertaraf etmek maksadıyla gerekli tüm yöntemleri kullanacaklar. Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilecek.</p>
<h2>Savunma sanayinde yakın iş birliği </h2>
<p>Taraflar savunma, savunma sanayii ve güvenlik alanlarında yakın iş birliği yapacaklar, uluslararası güvenlik konularında düzenli olarak istişarelerde bulunacaklar. Hayati çıkarlarını ve ulusal güvenliklerini korumak ve milli güvenliklerine karşı tehdit ve tehlikeleri bertaraf etmek amacıyla işbirliği içinde olacaklar. Bölgesel ve uluslararası istikrar ve güvenliği olumsuz etkileyen terörizmin tüm çeşit ve tezahürleriyle mücadelede operasyonel seviye de dahil olmak üzere mevcut işbirliğini ve müşterek çabaları güçlendirecekler.</p>
<p>Savaşta ve barışta, savunma yeteneklerini geliştirmek maksadıyla, savunma kurumları arasında karşılıklı personel değişimi, ortak eğitim programları ve tatbikatlar ile tarafların Silahlı kuvvetlerinin birlikte çalışabilirliğinin artırılmasına yönelik, konuşlanma ve faaliyetleri teşvik edecekler.</p>
<p>Savunma yeteneklerini güçlendirmek maksadıyla karşılıklı mutabakat temelinde savunma alanında ortak üretim teşvik edilecek. Uzmanlık gerektiren teknolojilerde ortak Ar-Ge projeleri ile savunma inovasyonunun hayata geçirilmesi, tarafların topraklarında, herhangi bir tarafın uzmanları vasıtasıyla insan kaynağının yetiştirilmesi ve askeri sanayinin desteklenmesi, savunma sanayii ile savunma Ar-Ge ve inovasyonu alanlarında uzmanlık ve edinilen derslerin paylaşılması konularında işbirliği yapılacak.</p>
<h2>Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi </h2>
<p>Tarafların Dışişleri Bakanları, Savunma Bakanları ile Genelkurmay Başkanlarından oluşan “Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi” kurulacak. Tarafların liderleri, gerekli görüldüğü takdirde, yılda bir kez toplanabilecek. Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi, gerekli gördüğü takdirde, alt komiteler kurabilecek. Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesine hizmet vermek üzere, merkezi Suudi Arabistan Krallığı’nda bulunan bir sekreterya oluşturulacak.</p>
<h2>İstihbarat paylaşımı yapılacak</h2>
<p>İstihbarat alanındaki işbirliğini derinleştirmek ve bu doğrultuda gerekli eşgüdümü sağlamak amacıyla bilgi güvenliği, verilerin korunması ve gizliliğe riayet ederek, karşılıklı mutabakata varılan güvenli kanallar üzerinden istihbarat paylaşımında bulunulacak. Taraflar, lojistik destek hizmetlerinin mevcudiyeti ve uyumluluğuna bağlı olarak, barışta, savaşta ve diğer olağanüstü durumlarda, silah, mühimmat, yakıt, yedek parça ve diğer teçhizat dahil olmak üzere birbirlerine lojistik destek sağlayacak. Taraflar, anlaşma kapsamında elde edecekleri gizlilik dereceli bilgi ve belgelerin mahremiyetine riayet edecekler ve milli mevzuatlara saygı gösterecekler. Gizlilik dereceli bilgi ve belgeler, taraflar dışındaki bir devlet, şirket ya da kişiyle paylaşılamayacak. Anlaşma süresiz olarak yürürlükte kalacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mekke-anlasmasi-tbmmye-ulasti-90163</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/9/1280x720/tbmm-meclis-1786342941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye, S. Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan 18 maddelik anlaşmanın 2. maddesinde “Taraflardan herhangi birine yönelik dış kaynaklı bir silahlı saldırı, tüm taraflara yönelik bir saldırı olarak kabul edilir” ifadesi yer alıyor. Maddeye göre, taraflardan birinin silahlı saldırıya veya askeri saldırganlığa uğraması halinde, taraflar saldırıya uğrayan tarafa karşılıklı yardım imkanlarının tamamını kullanarak derhal yardım edecek. TBMM Başkanı’nın önümüzdeki günlerde anlaşmayı imzalayıp kanun teklifi olarak komisyona sevk etmesi bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/girvak-mardinup-4-yilda-470-katilimciyi-3-bin-gencle-bulusturdu-90157</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GİRVAK MardinUp, 4 yılda 470 katılımcıyı 3 bin gençle buluşturdu </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2014 yılında Sina Afra’nın öncülüğünde kurulan GİRVAK,  12 yıldır gençlere girişimcilik ruhunu aşılamak için çalışmalar yapıyor. Eğitimler, toplantılar, konferanslar düzenleyerek Türkiye’nin dört bir yanındaki gençlere umut kaynağı oluyor. Onların  kendi yolculuklarına devam etmesine destek veriyor.  </p>
<p>Yeni projelere imza atanlar arasında GİRVAK  mezunlarından Mardinli iki yakın arkadaş Robin Askar ve Muhammet Gültekin dikkat çekiyor. Askar 2017 yılında, Gültekin ise 2018 yılında ise Türkiye Girişimcilik Vakfı’na (GİRVAK) Fellow olarak seçilmişler. Vakfın kendi fellow’ları için düzenlediği vizyon-ilham buluşmaları olan "FellowUp" serisi, ikili için dönüm noktası olmuş. İzledikleri örneklerden yola çıkarak kendi kentlerinde aynı ruhu canlandırmayı hayal etmişler. MardinUp adını verdikleri etkinlikle “Dünyayı Mardinleştirmek” niyetiyle yola çıkmışlar.  </p>
<p>Onların hayalini hayata geçiren Türkiye Girişimcilik Vakfı 4 yıldır Mardin’e büyük bir canlılık getiren MardinUp’ı düzenliyor. Sina Afra’nın verdiği bilgiye göre, girişimciler, iş dünyası temsilcileri, farklı alanlardan uzmanların bilgi ve deneyimlerini aktardıkları etkinlik bugüne kadar  farklı şehirlerden 470 katılımcıyı gençlerle buluşturdu. Etkinliklere 3 bine yakın genç katıldı, 2026’da toplamda 700 katılımcı ve öğrenci ağırlandı.</p>
<p><strong>Farklı perspektiflerden ortak bir zemine</strong></p>
<p>Bu yıl dördüncü kez Mardin Yay Grand Hotel’de düzenlenen MardinUp’ın teması “Görünenin Ötesinde”ydi. GİRVAK ekipleri alışılmış düşünce kalıplarının ötesine geçmeyi, farklı bakış açılarını bir araya getirmeyi ve disiplinler arası etkileşimin oluşturabileceği yeni fırsatları değerlendirmeyi merkeze alan bir içeriğe imza attılar. Konferansta Türkiye’nin önde gelen fon yöneticileri, girişimcileri ve C-level yöneticilerinden oluşan 120 kişilik özel bir heyet Mardin’de ağırlandı.</p>
<p>Geçen yıl olduğu gibi, bu yılki etkinliğe de yoğun bir ilgi vardı. Yaklaşık 700 katılımcının izlediği zirvede panellerde ekosisteminin farklı boyutları ele alındı. Gençlerin ulusal ağlara erişimi, staj ve mentorluk bağlantıları kurması ve yerelde bir "giveback" (toplumdan aldığını geri verme) kültürünün yeşermesi hedefiyle paneller ve doğrudan temas alanları kurgulandı.</p>
<p><strong>Öncelik insan unsurunda</strong></p>
<p>4. MardinUp buluşmasında doğal olarak girişim öyküleri, yapay zeka, teknoloji, kaynak kullanımı, büyüme stratejileri gibi konular üzerinde duruldu. Ancak, tüm konuşmaların ortak noktası bireyin dayanıklılığı, yılmadan yoluna devam edecek enerjiyi bulma gücü oldu. Zorlukları aşmak için doğru birlikte çalışmanın ve ekip kurmanın şart olduğu, hiç kimsenin tek başına başarılı girişimci olamayacağı vurgulandı.</p>
<p>Muhammed Gültekin’in moderatörlüğünde “Bir Startup Kurmak mı, Büyütmek mi Zor?” başlıklı panelde Sina Afra girişimcilik için en önemli unsurun  insan faktörü olduğunun altını çizdi.  “Girişimciliğin İki Yüzü: Kurum İçinden, Sıfırdan” panelinde Pelin Akın Özalp ve Koray Bahar, Kaan Kayabalı’nın moderatörlüğünde girişimcilik deneyimlerini aktarırken insan faktörünü ön plana aldılar.  </p>
<p>“Geleceğin Kooperatifleri” panelinde Naciye Özdemir ve Emel Duman, Gökçe Müftüoğlu Çapa’nın moderatörlüğünde kooperatifçilik, ortak üretim ve yerel kalkınma konularına değindiler. Her iki girişimci  de en olumsuz durumlarda bile cesaretlerini  yitirmediklerini, faydalı olmak için yola çıkan insanların dayanma güçlerinin de yüksek olduğu ifade ettiler. </p>
<p>“Kadın Girişimciliği: Fikirden Büyümeye” başlıklı panelde Gökhan Akar’ın moderatörlüğünde konuşan  Dilara Koçak, meslek hayatı boyunca karşılaştığı zorlukları eğitimle aşabildiğini anlattı. Mezuniyeti sonrasında pek çok yeni eğitim programlarına katılan Koçak, The Good Wild  markasını yaratma sürecinde de eğitime devam ettiğini söyledi.</p>
<p>Mehru Öztürk’ün moderatörlüğünde düzenlenen “Bir Yerden Başlamak: Yerelden Doğan Değişim Hikâyeleri” panelinde ise Mine Ekinci, Deniz Toprak ve Abdulkadir Ökten, yerel ve bireysel girişimlerin toplumsal dönüşümdeki rolünü anlattılar.</p>
<p>MardinUp’ın bu yılki buluşması Türkiye İş Bankası’nın desteğiyle iyzico, Figopara,– Mardinliler Eğitim ve Dayanışma Vakfı (MAREV), TeklifimGelsin, Hüseyinoğulları Group ve Hacışakiroğulları Group’un eş sponsorluğunda gerçekleştirildi. Etkinliğe; İstanbul Portföy, Yıldız Ventures, MARS, The Good Wild, Yenir, Uludağ İçecek, Horus, The Purest Solutions, Aposto, Bundle, Sertifier, Onedio, Mynet, Cercis Murat Konağı, Zamarot 1890, Imprimé ve Dört Yedi katkı verdi.</p>
<p><strong>Mardinli gençler girişimciliği kariyer alternatifi olarak görmeye başladı</strong></p>
<p>Askar ve Gültekin’e MardinUp’ın kentte yarattığı etkiyi sordum. Mardin’deki gençlerin artık geleneksel kamu veya memuriyet odaklı kariyer kalıplarının dışına çıkarak girişimciliği gerçek ve ulaşılabilir bir kariyer alternatifi olarak gördüklerini söylediler. Ve eklediler… <em>“Programlarımızın ardından kendi yerel girişimini kuran, teknoloji ve yaratıcı sektörlerde iş üreten ve aynı zamanda sivil toplum aktivisti/gönüllüsü olarak şehrine sorumluluk duyan yeni bir genç kuşak yetişiyor.”</em></p>
<p>Bir de örnek verdiler. MardinUp’a katılan gençlerden Bünyamin Çelik, edindiği vizyon ve cesaretle yeni adımlar atarak Türkiye Girişimcilik Vakfı’nın (GİRVAK) Fellow programına seçilmiş. </p>
<p><strong>Midyat yerel yönetiminden MardinUp’a destek</strong></p>
<p>MardinUp programı yalnızca Mardin merkezle sınırlı tutmayıp bölgenin çok katmanlı yapısını göstermek ve yerel kalkınmaya dokunmak amacı taşıyan bir oluşum.  GİRVAK heyeti ve misafirleri,  her yıl olduğu gibi bu yıl da konferans sonrasında Mardin’i ve Midyat’ı ziyaret etme fırsatı buldular. </p>
<p>Konuklar Midyat Kaymakamı Mehmet Kaya ve Midyat Belediye Başkanı Veysi Şahin tarafından ağırlandı. GİRVAK Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra ile Belediye Başkanı Veysi Şahin karşılıklı plaket takdiminde bulunarak yerel yönetim ve sivil toplum birlikteliğini vurguladılar. </p>
<p>Shamas Otel bünyesinde, Şef Yunus Emre Akkor’un imzasıyla açılan Noora Restoran’da bölgenin kadim mutfak kültürünü yansıtan özel bir öğle yemeği deneyimi sunuldu. Programın finalinde, dünyanın en büyük yeraltı şehirlerinden biri olarak gösterilen Midyat Yeraltı Şehri (Matiate), Belediye Başkanı Veysi Şahin’in mihmandarlığında, heyet için alınan özel izinler ve uzman refakatçiler eşliğinde gezildi.</p>
<p>Mardin’de kalmaya devam eden konuklarla Eski Mardin sokaklarında hızlandırılmış bir kültürel kent yürüyüşü gerçekleştirildi. Konuklara yalnızca tarihi taş binalar değil; Robin Askar ve Muhammed Gültekin’in çocukluklarından bu yana ilham aldıkları büyüklerinden dinledikleri anılar, kadim öyküler ve şehrin çok dilli, çok dinli ortak hafızası aktarıldı.</p>
<p>Mardinli genç GİRVAK’lılar dünyayı olmasa da ziyaretçileri Mardinlileştirmeyi başardılar. Toplantıya katılan herkes en kısa zamanda bölgeye tekrar gelme dileğiyle ayrıldı. Etkinliğe katılan gençler de, yerel yönetim de ilgiden çok memnun olduklarını dile getirdiler. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/girvak-mardinup-4-yilda-470-katilimciyi-3-bin-gencle-bulusturdu-90157</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/7/1280x720/5688-1792559094.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GİRVAK MardinUp, 4 yılda 470 katılımcıyı 3 bin gençle buluşturdu  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kahramanmarasli-vatandaslar-onikisubat-zahire-festivaline-akin-etti-koklu-kultur-yasatildi-90189</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraşlılar Onikişubat Zahire Festivali’nde buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Alİ ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Onikişubat Belediyesi'nin, Kahramanmaraş’ın kültürel mirasını yaşatmak, yerel üretimi desteklemek ve kadın emeğini görünür kılmak amacıyla düzenlediği etkinliklere bir yenisini daha eklediği bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda geçen yıl Bağ Bozumu Festivali adıyla gerçekleştirilen organizasyon, bu yıl Zahire Festivali olarak devam ederken şehrin geçmişten günümüze uzanan zahire geleneğini yeniden gündeme taşıdı.</p>
<p>17-18 Ekim 2026 tarihlerinde EXPO Arasta Çarşısı’nda gerçekleştirilen festival, Kahramanmaraş’ın zengin mutfak kültürünü, tarımsal üretim potansiyelini ve geleneksel yaşam biçimini ziyaretçilerle buluşturdu. Kadın kooperatifleri, yerel üreticiler ve girişimci kadınların katılımıyla kurulan stantlarda yöresel ürünler ve el emeği lezzetler tanıtılırken, festival alanında üretim, paylaşma ve dayanışma kültürü ön plana çıktı.</p>
<p>Hapısa ve hedik kaynatma etkinlikleriyle geleneksel zahire hazırlıklarının yaşatıldığı festivalde, çocukların kültürel mirasla buluşmasına yönelik etkinlikler de düzenlendi. Gastronomi atölyeleri ve söyleşilerin yanı sıra yöresel lezzetlerin tanıtımına yönelik programlar, ziyaretçilere Kahramanmaraş’ın köklü mutfak kültürünü yakından tanıma fırsatı sundu.</p>
<p><strong>Başkan Toptaş: Bu kültürün yeni nesillere aktarılmasını istiyoruz</strong></p>
<p>Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, festivalin açılışında yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş’ın sonbahar mevsiminde yaşattığı zahire geleneğinin kültürel önemine dikkat çekti. Geçtiğimiz yıl Bağ Bozumu Festivali olarak düzenlenen organizasyonun bu yıl Zahire Festivali adıyla devam ettiğini belirten Toptaş, festivali her yıl geliştirerek sürdürmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Kahramanmaraş’ın zahire geleneğinin yeni nesillere aktarılmasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını vurgulayan Başkan Toptaş, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Kahramanmaraş'ta sonbahar mevsimi çok ayrı bir mana ifade ediyor. Sonbahar; zahirenin, Kahramanmaraş tabiriyle zahiranın tutulduğu mevsim. Tabii biz büyüklerimizden hep ‘zahira’ kelimesini duyarak büyüdük. Bu yıl ‘Zahire Festivali’ olarak bu organizasyonu yapalım dedik. Geçen sene ‘Bağ Bozumu’ olarak düzenlemiştik. Tabii bu yıl ikincisini düzenliyoruz. İnşallah bundan sonrasında da üstüne katarak, bu festivallere devam edeceğiz. Birinci hedefimiz tabii ki bu kültürün yeni nesillere aktarılmasını sağlamaktı. Biliyorsunuz, bu mevsimde Kahramanmaraş'ta hububat ürünleri hazırlanır, saklanır. Tarhananın yapıldığı, üzümün, cevizin hasadının yapıldığı, pekmezlerin kaynatıldığı ve kadınlarımızın hamaratlı ellerinde şıra ürünlerinin hazırlandığı mevsim olarak ifade edebiliriz. Birinci hedefimiz tabii ki bu kültürün devamlılığını sağlamaktı. Belki zahire tutulma noktasında bu işe şahit olan son jenerasyon biz olabiliriz. Çocuklarımız belki bunların nasıl yapıldığını bilmiyorlar. İnşallah bu organizasyonda hazırladığımız atölyelerle bunların nasıl yapıldığını da çocuklarımızın görmesini sağlayacağız.</p>
<p><strong>“Coğrafi tescilli ürünlerimizi tanıtmak istiyoruz”</strong></p>
<p>İkinci hedefimiz tabii, birazdan sayın bakanımız da ifade edecektir; birçok coğrafi tescilli ürünümüz var. Üç yüz rakımdan üç bin rakıma ulaşan bir topoğrafik yapıya sahibiz. Tabii belediyeler olarak bu durum aslında bizi hizmet götürme adına zorluyor ama beraberinde bu bereketli toprakları getiriyor. Elhamdülillah Kahramanmaraş'ta yetişmeyen herhangi bir bitki, ürün yok diyebiliriz. Ürünlerin en iyisi yetişiyor. Dolayısıyla bunlar da yine kadınlarımızın hamaratlı ellerinde buluştuğunda ortaya çok kaliteli ürünler çıkıyor. Bir diğer hedefimiz de bu coğrafi tescilli ürünlerimizin hem ulusal düzeyde ve uzun vadede tanıtımını sağlamak. Üçüncüsü ise bu organizasyonu yine her zamanki gibi kadın girişimcilerimizle yapıyoruz. Gerçekten çok yetenekli kadınlarımız var şehrimizde. Burada hem gastronomi konusunda hem de el emeği konusunda çok önemli işler çıkartan kadınlarımız var. Bu organizasyonu onlarla birlikte yapıyoruz. Hem onların gelişmelerini sağlamış oluyoruz hem de ekonomilerine de bu şekliyle katkı sağlamış oluyoruz. İnşallah kısa süre içerisinde de kadın emeği çarşımızı hazırlayarak bunu kalıcı bir hale getireceğiz.</p>
<p><strong>“Gastronomi Akademimizde donanımlı şefler yetiştireceğiz”</strong></p>
<p>Birazdan gastronomi merkezimizin de açılışını gerçekleştireceğiz. Gastronomi merkezimizi aslında biz yedi ay öncesinde İstiklal Üniversitemizle birlikte oluşturmuştuk. İki adet sınıfımız var. Bir sınıfımızda İstiklal Üniversitesi ile birlikte burada aşçılar yetiştiriyoruz; dünya mutfaklarından, yine ülkemizin diğer mutfak kültürlerinden ve diğer sınıfımızda ise Kahramanmaraş'ta belki de unutulmaya yüz tutmuş veya yüz tutacak olan bizim kendi mutfak kültürümüze ait yiyeceklerin de burada üretimini yaparak yeni nesillere aktarılmasını sağlayacağız. İnşallah açılışını yapıp ilk mezunlarımıza da birazdan sertifikalarını vereceğiz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad868139b5ec-1792567315.jpg" alt="Gastronomi merkezi açılışı" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>Onikişubat Gastronomi Merkezi de açıldı</strong></p>
<p>Öte yandan Onikişubat Belediyesi ile Kahramanmaraş İstiklal Üniversitesi iş birliğinde oluşturulan gastronomi merkezinde, dünya mutfakları ve farklı yöresel mutfaklar üzerine aşçılık eğitimleri verilirken, Kahramanmaraş’a özgü ve unutulmaya yüz tutan yemeklerin de yaşatılması hedefleniyor. Festival programında gastronomi merkezinin açılışı ve ilk mezunlara sertifika verilmesi de yer aldı.</p>
<p>Zahire Festivali’ne Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş ve eşi Derya Toptaş’ın yanı sıra 66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci ve eşi Hanife Kirişci, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri İrfan Karatutlu ve Tuba Köksal, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Kahramanmaraş Garnizon Komutanı ve 2. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Hakan Kan, AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanı Av. M. Burak Gül, Onikişubat Kaymakamı Salih Çiğdem, MHP Onikişubat İlçe Başkanı Koray Kıraç, AK Parti il başkan yardımcıları, belediye meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, davetliler ve çok sayıda vatandaş katıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kahramanmarasli-vatandaslar-onikisubat-zahire-festivaline-akin-etti-koklu-kultur-yasatildi-90189</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/9/1280x720/kahramanmarasli-vatandaslar-onikisubat-zahire-festivaline-akin-etti-koklu-kultur-yasatildi-1792567416.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Onikişubat Belediyesi tarafından “Kadın emeği, zahirenin bereketiyle buluşuyor” sloganıyla düzenlenen Zahire Festivali, Kahramanmaraş’ın köklü zahire kültürünü, yöresel lezzetlerini ve kadın girişimcilerin üretim gücünü bir araya getirdi. Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, Kahramanmaraş’ın zahire geleneğinin yeni nesillere aktarılmasının öncelikli hedefleri arasında yer aldığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/agir-sanayide-guclu-birlik-rekabeti-de-farkli-sahaya-tasiyacak-90188</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ağır sanayide güçlü birlik rekabeti de farklı sahaya taşıyacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Döküm, çelik, alüminyum ve makine sektörleri birbirinden ayrı faaliyet alanları gibi görünse de üretim zincirinde birbirini tamamlayan, birbirinin gücünden beslenen sektörler. Bu sinerjiyi güçlendirmek adına Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği, Türkiye Makine Federasyonu, Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği, Türkiye Çelik Üreticileri Derneği’nin katılımıyla Türkiye Ağır Sanayi Koordinasyon Platformu'nun lansmanı yapıldı. Platformun temel amaçları arasında ise sanayinin karşılaştığı sorunlara ortak çözümler geliştirmek. Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Çetin, platformdaki derneklerin kendi içinde çok güçlü kuruluşlar olduğuna dikkat çekerek, “Koordinasyon kelimesiyle altını çizmek istediğimiz konu biraz farklı. Bir ortak diyalog mekanizması oluşturmak. Dolayısıyla bu dijital ürün pasaportu olabilir, karbon düzenlemesi olabilir ya da bazı koruma önlemleri olabilir. Bu sektörlerin beraber hareket edip beraber kamuyla iletişim kurmaları durumunda kamuda da bir verimlilik yaratma olasılığının olabileceğini düşünüyoruz. Dolayısıyla niyetimiz oldukça temiz” dedi.</p>
<p><strong>“KOORDİNASYON İÇERİSİNDE OLMAMIZ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR” </strong></p>
<p>Dünyada gerek ticarette gerek farklı konularda yeni bir sistemin ortaya çıkma ihtiyacı olduğuna vurgu yapan Çetin, “Devletlerin rolünün birçok ülkede arttığına tanıklık ediyoruz; serbest piyasa ekonomisinde daha çok bir hakem rolü varken şu anda daha oyun kurucu gibi bir rolde görüyoruz. Bunun yanında döküm sektörü perspektifinden baktığımızda biz en çok Avrupa’ya ihracat yapan bir sektörüz. Şu anda yaşanan durumları da hep beraber izliyoruz. Dolayısıyla Avrupa’nın koyduğu bu mevzuatlara adapte olma sürecinde, gerekse de bu yeni düzene adapte olma sürecinde bir koordinasyon ihtiyacının ortaya çıktığı çok aşikar” diye konuştu. Avrupa’da Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve Sanayi Hızlandırma Yasası bünyesindeki Made in Europe konularının bir sürü alt kırılımları var. Öte yandan Dijital Ürün Pasaportunda bütün girdilerin artık bir yerde kayıt altına alınacak olması, dökümcü olarak bizi etkilerken tabii ki bizim tedarikçisi olduğumuz makine sektöründe de bir etkisi olacak. Dolayısıyla birbirimizle bir koordinasyon, bir diyalog içerisinde olmamız hayati önem taşıyor” şeklinde konuştu. </p>
<p><strong>“YAŞADIĞIMIZ SORUNLAR BİZLERDEN KAYNAKLANMIYOR” </strong></p>
<p>Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Genel Sekreteri Veysel Yayan, oluşturulan sinerjinin önemine dikkat çekerek, “Uluslararası piyasa için çok fazla bir şey yapmamız mümkün olmayabilir ama en azından kendi iç piyasamızı belirli ölçülerde kontrol edebilir durumdayız” şeklinde konuştu. Küreselde adil olmayan rekabet şartlarıyla mücadele ettiklerine işaret eden Yayan, “Günü sonunda üretimi bu kadar kutsamayalım gibi ifadeler kullanılıyor. Üretim olmadan sadece hizmetlerle de meselenin götürülmesi rasyonel bir tavır değil. Mutlaka üretimi de korumak, gelişmesini sağlamak mecburiyetindeyiz. Burada bizim yaşadığımız sıkıntılar bizden kaynaklanmıyor, bizim dışımızdaki sorunlardan kaynaklanıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“FARKLI İŞLER YAPSAK DA SORUNLARIMIZIN ÇOK BÜYÜK BÖLÜMÜ ORTAK” </strong></p>
<p>Türkiye Alüminyum Sanayicileri Derneği Ali İhsan Yeşilova, platformun Türk sanayisi için örnek teşkil edeceğine dikkat çekerek, “Biz bu birlikteliğin çok önemli olduğuna inanıyor ve çok önemsiyoruz. Sanayimizde de böyle bir birlikteliğe ilk defa adım atılıyor. Birlikteliğimiz, faydalı ve verimli çalışmaları hayata geçirecek ve Türkiye için de bir örnek teşkil edecek diye düşünüyorum” şeklinde konuştu. Bugün karşılaştıkları zorlukları aşmakta güçlük çektiklerine değinen Yeşilova, “Sektör olarak baktığınızda maliyetlerimizi oluşturan kalemlerin yüzde 80’ine yakını bizim dışımızda gelişiyor, yüzde 80’ine biz şu anda hakim değiliz. Hammaddemizin fiyatına hakim değiliz, enerji fiyatlarına hakim değiliz, enfl asyondan dolayı işçiliklere hakim değiliz. Bütün bunları topladığımızda yüzde 80’i bizim dışımızda gelişiyor ve bunların yönetimi için bizim mutlaka siyasi iradeyle, politika yapıcılarla birlikte hareket etmek mecburiyetimiz var. Sorunlarımızı yeteri kadar her ortamda anlatmamıza rağmen istediğimiz sonuçları alamadık. Bu durum Türk sanayisinin gün geçtikçe kan kaybettiğinin ve gerilediğinin gösteriyor. Kısacası biz farklı bir şeyler yapmak zorundayız. Bu da bugün temelini attığımız birliktelik güçlü bir ağır sanayi platformu oluşturmak için güçlü bir adım olacak. Bu sanayi platformunda farklı işler yapsak da süreçlerimiz farklı da olsa sorunlarımızın çok büyük bölümü ortak ya da birbirine benziyor” dedi.</p>
<p><strong>“BİRLİKTELİĞİMİZ PLATFORM SAYESİNDE GÖRÜNÜR HALE GELDİ” </strong></p>
<p>Sorun ve çözüm önerileri konusunda önemli olanın hem nitelik hem de nicelik anlamında güçlü bir yapı kurmak olduğuna vurgu yapan Türkiye Makine Federasyonu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Çünkü bu bir ekosistem; üstüne otomotiv gelir, beyaz eşya gelir, savunma sanayi gelir. Platformları sorunlar bir araya getiriyor, bizi de sorunlar bir araya getirdi. Bu platform aynı zamanda birlikteliğimizi görünür hale getirme çabasıdır. Ağır sanayi kömür, madencilikle başlamış, ana metal, döküm, haddeleme eklenmiş, ağır makineler ve tesisler eklenmiştir. OECD tanımlamasına göre böylesi tek bir kategori olmamakla beraber; çok enerji harcayan, çok karbon salan, sermaye ihtiyacı yüksek bir yapı olarak ağır sanayiyi nitelediğimiz zaman bunların stratejik konularda birlikte davranma lüzumu vardır” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8674866547-1792567112.jpg" alt="" width="900" /></p>
<p><strong>REKABET VE GÜÇBİRLİĞİ ÖNEM KAZANIYOR </strong></p>
<p>Yeni dönemde şirketler bazında organizasyon ve işbirliği kabiliyetinin kritik önemde olduğuna vurgu yapan İstanbul Sanayi Odası Başkan adayı Adnan Dalgakıran, “Artık herkes her şeyi üretebilir; önemli olan ürünü herkesten farklı veya kimsenin yapamadığı şekilde yapabilmek. Türkiye kamu kaynaklı Ar-Ge desteğinde yüksek oranlara sahip ama çıktılar verimsizdir. Şirketlerde süreç verimsizlikleri dijitalleşmeye aynen aktarılmaktadır. Sivil toplum örgütleri uçtan uca rekabet analizleri yapmalıdır. Mercedes ile BMW, ABB ile Siemens küresel ölçekte işbirliği yaparken bizim şirketlerimiz birbirleriyle işbirliği yapmıyor. Rekabetin temeli işbirliğidir. Rekabet analizlerinde teknoloji kullanımı ve ölçek ekonomisi dikkate alınmalı” diye konuştu.</p>
<p><strong>“SANAYİDE İŞBİRLİĞİ KÜLTÜRÜNÜ GELİŞTİREREK YERLİ GİRDİ KULLANIMINI ARTIRMALIYIZ” </strong></p>
<p>Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, Çelik sektöründe korumacılık ve haksız rekabetin ciddi boyutlarda olduğuna vurgu yaparak, “ABD çeliğe yüzde 50 vergi uyguluyor; ABD’de çeliğin tonu bin 350 dolar, AB’de 850 dolar, Türkiye’de 650 dolar, Çin’de ise devlet sübvansiyonlarıyla 550 dolar. Japonya ve Kore’de yerli çelik kullanım kültürü yüksektir. Otomotiv üretiminde ton başı çelik maliyet farkı araç başına sadece 200 dolar. Sanayide işbirliği kültürünü geliştirerek yerli girdi kullanımını artırmalıyız” dedi. </p>
<p><strong>“GİRİŞİMCİLER İLE SANAYİYİ BULUŞTURUYORUZ” </strong></p>
<p>Düşük maliyetli iş gücü fırsatının sona erdiğini ifade eden TAYSAD Yönetim Kurulu Başkanı Yakup Birinci, “Türkiye’de 1000 kişiye düşen araç sayısı Avrupa ortalamasının üçte biri seviyesindedir, iç pazar büyük bir fırsat barındırıyor. Kurumların yapay zeka ve dijital dönüşüm yol haritalarını 5-10 yıllık planlarla oluşturması gerekir. Bu nedenle Teknoloji ve Mobilite Fonu’nu kurarak girişimciler ile sanayiyi buluşturuyoruz. ‘Üretimde Güçlü Türkiye’den ‘Teknolojide ve İnovasyonda Güçlü Türkiye’ye geçmeliyiz. Kur ile enflasyon arasındaki ilişki tam olarak oturtulmalı, aradaki makas kapatılmalıdır. Güçlü bir iç pazar oluşturulmalı ve Türkiye›ye özel "Ortak Otomotiv Endüstrisi Stratejisi" hayata geçirilmelidir” şeklinde konuştu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Borcun sürdürülebilirliği kaygısı öne çıkmaya başladı</strong></span></p>
<p>Birçok ülkede sadece enfl asyon kaygısının yanı sıra borcun sürdürülebilirliği kaygısının da olduğuna dikkat çeken Ekonomist Hakan Kara, “Fransa’nın borç yükü ve bütçe açığı çok yüksek; aşırı sol ve sağ popülist yükseliş nedeniyle kemer sıkma politikaları uygulanamıyor. Japonya’da bile 35 yıl aradan sonra faizler %4’ün üzerine çıktı. Diğer taraftan Çin, imalat sanayini domine etmeye başladı. Çin sadece kendi ihracatını artırmakla kalmıyor, küçük ülkeler üzerinden ürün değiştirme yoluyla gelişmiş ülkelerin bariyerlerini aşıyor. Bu gelişmeler iktisadi açıdan dijital dönüşüm, iklim değişikliği, demografik değişimler ve ekolojik sürdürülebilirlik anlamına geliyor. İktisadi fayda modellerinden stratejik ve güvenlik odaklı modellere geçiliyor. Ülkeler ham madde tedarikinin ve pazar güvenliğinin sürdürülebilirliğini sorguluyor. Korumacılık artıyor, kendi kendine yetme saiki güçleniyor; devletlerin iktisadi rolü artıyor. Enerji, gıda, savunma, lojistik ve tedarik güvenliği ön plana çıkıyor. Dijital ve yeşil dönüşüm için ciddi yatırımlar gerekiyor. Türkiye'de finansman maliyetleri yüksek olduğu için yeşil dönüşüm standartlarına uyum ve karbon salınımının azaltılması uygun finansmana erişim açısından kritik önem taşıyor. Pazar, ürün ve tedarik çeşitlendirmesi zorunlu hale geliyor. Sanayide güç birliği ve ortak koordinasyon şarttır” diye konuştu. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8671734b79-1792567063.png" alt="" width="666" height="503" /><strong>Finansman maliyeti ve faizler yüksek düzeyde</strong></p>
<p>Türkiye’de 2023 yılı ortalarından itibaren sıkı para politikası yoluyla enfl asyonu düşürmeyi ve cari açık dengesini korumayı amaçlayan bir politika izlendiğini kaydeden Kara, “Geçmişte yaşanan uzun negatif reel faiz döneminde şirketler yüksek karlar elde etti ancak bu durum sürdürülebilir değildi ve birçok sektörde kapasite fazlasına yol açtı. Faizlerdeki düşüş süreci küresel ve yerel şoklar nedeniyle kesintiye uğruyor. Petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki artışlar, rafineri marjları ve dizel/motorin fiyatlarındaki yükseliş enfl asyonla mücadeleyi zorlaştırıyor. Türkiye’nin yenilenebilir enerjide elektrik üretim payını %60- 70 seviyelerine çıkarması dışa bağımlılığı azaltarak direnci artırıyor. Sıkı para politikası nedeniyle finansman maliyetleri ve faizler yüksek seviyelerde. Türkiye’nin kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 25’in altında olması ve bütçe açığının Maastricht kriteri olan yüzde 3 seviyelerinde bulunması krizlere karşı koruyucu bir tampon oluşturuyor” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/agir-sanayide-guclu-birlik-rekabeti-de-farkli-sahaya-tasiyacak-90188</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/8/1280x720/6767-1792567185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ortak sorunları birlikte ele almak, sektörler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını geliştirmek ve çözüm önerileri oluşturma hedefiyle lansmanı yapılan Türkiye Ağır Sanayi Koordinasyon Platformu, ağır sanayide karşılaşılan sorunları daha güçlü bir sesle duyuracak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/asriad-kocaeli-paranin-yonetimi-seminerinde-is-dunyasini-bulusturdu-90185</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASRİAD Kocaeli &#039;Paranın Yönetimi&#039; seminerinde iş dünyasını buluşturdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ADEM ADIGÜZEL/KOCAELİ</strong></p>
<p>Asrın İş İnsanları Derneği (ASRİAD) Kocaeli Şubesi tarafından Gebze Ticaret Odası’nda düzenlenen “Paranın Yönetimi” ekonomi semineri, protokol üyeleri, kurum müdürleri, akademisyenler ve iş insanlarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Bölge ekonomisinden küresel finansal stratejilere kadar birçok konunun ele alındığı programda konuşan ASRİAD Kocaeli Şube Başkanı Şener Yılmaz, bölgenin ekonomik gelişimine ilişkin değerlendirmelerde bulunarak yeni yönetim merkezinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>​​Yılmaz, ​"ASRİAD olarak bölgemizin ekonomik potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak ve iş dünyamıza katma değer sağlamak adına çalışmalarımızı aralıksız sürdürüyoruz. Gebze ve Kocaeli genelinde hayata geçirdiğimiz projelerle hem yerel üretimi destekliyor hem de üyelerimizin küresel pazarlarda daha güçlü yer almasını hedefliyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“ASRİAD üyeleriyle de bölgesel kalkınmayı ivmelendirecek ortak projeler geliştiriyoruz”</h2>
<p>​Gebze Ticaret Odası olarak sahada aktif yer aldıklarını belirten Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş, "Bölgemize değer katmak adına iş insanlarımızla sürekli iletişim halindeyiz. ASRİAD üyeleriyle de bölgesel kalkınmayı ivmelendirecek ortak projeler geliştiriyor, geleceğe yönelik adımları birlikte atıyoruz" dedi.</p>
<p>​Seminerde ekonomist Sinan Bayraktar da finansal okuryazarlık ve doğru yatırım stratejilerini ele aldı. Türkiye ve dünya ekonomisinden örneklerle enflasyonist ortamda paranın değerini koruma ve yatırım araçlarını değerlendirme yöntemlerini anlatan Bayraktar, yurt dışı tecrübelerini Gebzeli iş insanlarıyla paylaşarak risk yönetimi ve sermayenin büyütülmesine ilişkin önerilerini aktardı. ​Seminerin sonunda ASRİAD Kocaeli Şubesi’ne katılan 15 yeni üyeye, Şener Yılmaz ve protokol üyeleri tarafından üyelik belgeleri takdim edildi.</p>
<p> </p>
<p>​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/asriad-kocaeli-paranin-yonetimi-seminerinde-is-dunyasini-bulusturdu-90185</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/5/1280x720/asriad-kocaeli-paranin-yonetimi-seminerinde-is-dunyasini-bulusturdu-1792567128.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası’nda düzenlenen &#039;Paranın Yönetimi&#039; başlıklı seminerde bölge ekonomisi, yatırım stratejileri ve iş dünyasına yönelik projeler ele alındı. ASRİAD Kocaeli Şube Başkanı Şener Yılmaz yeni yönetim merkezine dikkat çekerken, derneğe katılan 15 yeni üyeye belge verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/global-dokum-sektor-temsilcisi-ve-bilim-insanlariyla-istanbulda-bulustu-90182</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Global döküm sektör temsilcisi ve bilim insanlarıyla İstanbul’da buluştu </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Ağır sanayinin kalbi 76. Uluslararası Döküm Kongresi’nde atıyor. Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği’nin (TÜDÖKSAD) ev sahipliğinde “Yeni Yüzyıla Parlak Bir Başlangıç: Yeni Ekosistemi Şekillendirmek” temasıyla gerçekleştirilen kongreye, 50'yi aşkın ülkeden 1000'den fazla sektör temsilcisi katıldı. Verimlilikten yapay zekaya kadar üretim süreçlerine ilişkin birçok konu akademisyenlerin de katkısıyla ele alındı. İstanbul’da küresel sanayinin kalbinin attığı bu büyük buluşmada, döküm üretim süreçlerini kökten değiştiren yenilikçi başlıklar derinlemesine masaya yatırıldı. Akademik çevrelerin ve saha profesyonellerinin ortak katkılarıyla şekillenen oturumlarda öne çıkan ana başlıklar arasında; sektör için yeni fırsatlar, geri dönüşüm ekosistemi, yapay zeka ve verimlilik konuları yer aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad865030e8e0-1792566531.jpeg" alt="" width="800" height="450" />TÜDÖKSAD Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Deniz, bu yılki kongrenin kendileri için ayrı bir anlam ve önem taşıdığına dikkat çekerek, “Bugün yalnızca bir kongrenin açılışını gerçekleştirmiyoruz, tarihi bir ana da tanıklık ediyoruz. Dünya Döküm Organizasyonu'nun 100. yılını ve TÜDÖKSAD'ın 50. yılını kutladığımız bu organizasyonda İstanbul'da buluşmanın heyecanını yaşıyoruz. Kuruluşundan bugüne emeği geçen tüm kurucularımıza ve sektöre katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8632927db7-1792566057.png" alt="" width="509" height="443" /> Döküm sanayisinin modern endüstrinin temel taşlarından biri olduğuna vurgu yapan Deniz, “Otomotivden enerjiye, savunmadan makine imalatına kadar pek çok stratejik sektörün gelişiminde vazgeçilmez bir rol üstlenmektedir. Ancak bugün dünya sanayisi büyük bir dönüşümden geçiyor. Dijitalleşme, yapay zeka, sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve değişen küresel rekabet koşulları üretim anlayışımızı yeniden şekillendiriyor. Geleceğin döküm sanayisini şekillendirecek en önemli gücümüz bilgi birikimimiz, mühendislik yetkinliğimiz ve uluslararası iş birliği kültürümüz olacaktır. Kongremizin ‘Yeni Yüzyıla Parlak Bir Başlangıç: Yeni Ekosistemi Şekillendirmek’ teması da tam olarak bu anlayışı yansıtıyor” dedi. Deniz, kongrenin ardından düzenlenecek Ankiros Fuarı ile İstanbul’un bir hafta boyunca bilim, teknoloji ve sanayinin buluştuğu uluslararası bir döküm merkezine dönüştüğünü söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad862f56360b-1792566005.png" alt="" width="555" height="538" /><strong>“Artan maliyetler daha yakın bir işbirliğini zorunlu kılıyor”</strong></p>
<p>Dünya Dökümcüler Birliği (WFO) Başkanı Rafał Dańko, birlik olarak ikinci yüzyıla girerken bu kongrenin taahhütleri ve ortaklıkları yenilemek için büyük bir fırsat olduğuna dikkat çekerek, "Artan maliyetler ve kalifiye eleman eksikliği, bilim ile sanayi arasında daha yakın bir iş birliğini zorunlu kılıyor. Gelişmiş alaşımlar, döküm teknolojileri, yapay zeka ve otomasyon ile odak noktamız; kaliteyi artıran, atıkları azaltan ve enerji tüketimini düşüren güvenilir çözümler üretmektir” değerlendirmesinde bulundu. Dańko, bilgi paylaşımının sektörü bir üst noktaya taşıyacağına değinerek, bu hususta atılacak adımların da önemine dikkat çekti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8634d4f6a3-1792566093.png" alt="" width="555" height="398" /><strong>“Kongrenin başarısı götürdüklerimizi uygulamaya koymakla ölçülecek”</strong></p>
<p>Dünya Dökümcüler Birliği Genel Sekreteri: José Javier González, kongrenin uçtan uca bir etkileşime kapı aralayacağına vurgu yaparak, “Bugün burada sadece bir konferansa katılmak için değil; iş birliği, karşılıklı saygı ve inovasyon üzerine kurulu bir topluluğun parçası olmak için bulunuyoruz. Bu kongrenin gerçek başarısı katıldığımız oturumlarla değil, buradan götürdüklerimizle, uygulamaya koyduklarımızla ve kurduğumuz kalıcı bağlarla ölçülecektir” şeklinde konuştu. Açılış konuşmalarından sonra TÜDÖKSAD Başkanı Oğuzhan Deniz, geçmiş dönem başkanları ve kongrenin yapılmasında büyük paya sahip olan TÜDÖKSAD, çalışanlarına plaket takdim etti.</p>
<p style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8637737035-1792566135.png" alt="" width="555" height="370" /><span style="color: #e03e2d;"><strong>YAPAY ZEKA VE GELECEĞİN MALZEMELERİ</strong></span></p>
<p>İTÜ Öğretim Üyesi ve 76. Uluslararası Döküm Kongresi Bilimsel Komite Eş Başkanı Prof. Dr. Özgül Keleş, bu tür organizasyonların temel misyonlarından birinin sanayi ile akademiyi birleştirmek olduğuna dikkat çekerek, “Döküm sektörünün önündeki zorluklarla yüzleşmek ve dünyamızın geleceği için yenilikçi ve sürdürülebilir çözümlere öncülük etmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Osaka Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hiroshi Ishiguro: </strong><strong>Yapay zeka ile insan operatörleri birleştirerek pratik sistemler oluşturabiliriz</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8639d850bf-1792566173.png" alt="" width="264" height="239" /></strong>Yapay zeka ve robotları kullanmak için özellikle Japonya'da çok güçlü bir nedenleri olduğunu kaydeden Osaka Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hiroshi Ishiguro, bunun nedenini 50 yıl içinde Japonya nüfusunun yüzde 30 azalması olarak açıkladı. Avrupa ülkelerinden farklı bir durumda olduklarını bu yüzden göçmen kabul etmenin o kadar kolay olmadığına vurgu yapan Ishiguro, “Bizim çözümümüz robotları ve yapay zekayı kullanmak. Hedefimiz küresel bir iş gücü ağı geliştirmek. Şimdi ise 'fiziksel yapay zeka'ya odaklanıyoruz. Artık robot avatarları imalat sanayi, inşaat sektörü, tıp hizmetleri ve alışveriş merkezlerinde kullanmaya çalışıyoruz. Fiziksel yapay zekanın neden avatarlara ihtiyacı var. Çünkü açık ortamlarda çalışan fiziksel yapay zekadan endüstriyel robotlar gibi yüzde 99'un üzerinde başarı oranı beklenemez. Yapay zeka ile insan operatörleri birleştirerek pratik sistemler oluşturabiliriz; karmaşık görevler uzaktan yönetilen avatarlarla yapılır ve toplanan verilerle sistem zamanla otonomlaştırılır” diye konuştu. </p>
<p><strong>Döküm sektöründe de avatarların kullanılması gündemde</strong></p>
<p>Havalimanlarında bagaj ve yönlendirme için, yaşlı bakımında ve üretim hatlarında robot avatarları kullanacaklarına dikkat çeken Hiroshi Ishiguro, “Örneğin steril odalarda bir sorun çıktığında uzmandan robotu idare ederek ne olduğunu kontrol etmesi istenebilir. Bu çok pratik bir kullanım olacaktır. Birkaç yıl içinde bu uygulamaları geliştirebiliriz. Ayrıca döküm sektöründe de avatar kullanmayı düşünüyoruz. Motor üreten otomotiv şirketleriyle görüşüyoruz; döküm hatları çok sıcak ve zorlu ortamlardır. Orada robot avatarlarımız olursa pek çok sorunu çözebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Güvenlik ve emniyet konusunda daha fazla teknoloji geliştirilmeli</strong></p>
<p>ABD ve Çin'de insansı robot üretiminde büyük patlama yaşandığını kaydeden Ishiguro, “Ancak yine de bunun biraz daha zaman alacağını düşünüyorum. Yapılan yatırımlar önümüzdeki 10 yıl için. Yani pratik, kullanılabilir insansı robotlar geliştirmek o kadar kolay değil. Özellikle güvenlik ve emniyet konusunda daha fazla teknoloji geliştirmemiz gerekiyor. Mevcut insansı robotlar özellikle insanlar için henüz o kadar güvenli değil. Yakın gelecekte, belki de 20 yıl içinde, insansı robotlarla ve androidlerle etkileşim kuracağımız yeni bir topluma sahip olacağımıza inanıyorum” görüşünü iletti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad863e31bdd7-1792566243.png" alt="" width="800" height="378" /></p>
<p><strong>University College London’dan Prof. Dr. Mark Miodownik: </strong><strong>Programlanabilir malzemeler bir sonraki durağımız olacak</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8642152661-1792566305.png" alt="" width="233" height="255" /></strong>Zamanın akışına bağlı olarak yeni malzemelerin icat edildiğini kaydeden University College London’dan Prof. Dr. Mark Miodownik, “Gelecekte kendi kendini onaran malzemeler ve programlanabilir malzemeler bir sonraki durağımız olacak. Döküm, haddeleme ve alaşımlama ile mekanik özellikleri radikal şekilde değiştirebiliyoruz. Jet motorlarındaki türbin kanatlarında mikro yapının nano ölçekte kontrolü sayesinde, motor erime noktasının üzerindeki sıcaklıklarda bile güvenle çalışabiliyor. Anlamamız gereken döngü aslında bu ekosistemin yapısı olduğunu söyleyebilirim” şeklinde konuştu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Elektronik veya polimerde ekonomik olarak </strong><strong>geri dönüştürme yeteneğimiz neredeyse sıfır”</strong></span></p>
<p>Tüketim kültürünün henüz 100 yıllık bir geçmişe sahip olduğuna vurgu yapan Miodownik, “Tüketim kültürünün mantığı şudur: İnsanları ellerindeki eşyalarla yetinmemeye, sürekli yenisini istemeye ve eskisini çöpe atmaya ikna etmek. Bu durum gezegeni mahvediyor. CO2 emisyonlarının ve kirliliğin yüzde 40'ı üretim süreçlerinden kaynaklanıyor. Kendimize şu soruyu sormalıyız: Gezegeni mahvetmeden malzeme açısından zengin kalmaya devam edebilir miyiz?" Tüm bu atıklar bir yere gitmek zorunda ve genellikle bu atıkları işleme imkanı daha az olan ülkelere gidiyor. İnsanlar çözüm olarak 'Döngüsel Ekonomi'den bahsediyorlar: 'Geri dönüştüreceğiz.' Ancak çelik ve alüminyumda gelişmiş olsa da elektronik veya polimer dünyasında ekonomik olarak geri dönüştürme yeteneğimiz neredeyse sıfır" diye konuştu.  Miodownik, bazı ülkelerde tamir maliyetlerindeki yükseklikten dolayı ürünü çöpe atıp yerine yenisini aldıklarını tamir harcamalarının yüzde 12’den 2’ye düştüğünü söyledi.</p>
<p><strong>Biyomalzemelerin kendi kendini </strong><strong>onaracağına dair kanıtlarımız var</strong></p>
<p>Metallerin 2, 3 yılda bir hurdaya çıkması yerine 20, 30, 40 yıl boyunca kullanımda kalması gerektiğine işaret eden Miodownik, “Doğadaki karmaşıklığa yaklaştık ama doğanın yaptığını yapamadık. Doğadaki her şey tam geri dönüştürülebilir ve kendi kendini onarabilir. Biz de malzemelerimizi kendi kendini onarabilir yapabilir miyiz? Metallerin, polimerlerin ve biyomalzemelerin kendi kendini onaracak şekilde mühendislikle tasarlanabileceğine dair kanıtlarımız var. Eşyaların kendi kendini onarmasını sağlamalıyız. Yenileyici malzemelere ihtiyacımız var. 2050 küresel ekonomisinde, kendi kendini onarma ve dayanıklılık alanında devasa bir döngüye sahip olacağımızı, geri dönüşümün ise son çare olacağını düşünüyorum. Atıkları neredeyse tamamen ortadan kaldıracağız. Şehirler kendi kendini temizleyen camlara, kendini onaran metallere ve betonlara, hatta kendi kendine büyüyen yollara sahip olacak. Mevcut gidişatımızla kendimizi yok ediyoruz. Döngüsel ekonomiyi kucaklamalıyız; bu sadece geri dönüşüm değil, tamir etmek ve dayanıklılıktır. Malzemelere farklı bakmalıyız” ifadelerini kullandı. </p>
<p style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d;"><strong>ÇİN FAKTÖRÜ VE </strong><strong>BİYOMALZEMELERİN KULLANIMI</strong></span></p>
<p><strong>Prof. Dr. Ömer Şahin Ganiyusufoğlu: </strong><strong>Asya yükselişte ABD ve Avrupa gerilemede</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad8645d4730f-1792566365.png" alt="" width="228" height="248" /></strong>Çin’in son 20 yılda önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini dile getiren Prof. Dr. Ömer Şahin Ganiyusufoğlu, “Bu süreçte Çinliler kendi otomobillerine sahip oldular. 5 eksenli takım tezgahları üretebilir hale geldiler. İhracatlarını artırdılar ve kendi yolcu uçaklarını üretiyorlar motor hariç ama o da gelecek. Kişi başına düşen GSYİH 6,5 kat artarak 13 bin 800 dolar seviyesine ulaştı. İnanılmaz bir artış, gelişme ve enerji. Yanlış bir izlenim vermek istemem, kişi başı GSYİH 6 kat artsa bile Çin'in bulunduğu seviye burasıdır” dedi. Çin'in imalat sanayisinde globalde aldığı payı her geçen gün artırdığını kaydeden Ganiyusufoğlu, “Buna bağlı olarak Çin, dünyanın 2’nci büyük ekonomisi haline geldi. 2005 yılında Çin'in küresel imalattaki payı yüzde 9 iken, bugün yüzde 27 ile 1 numaradır. Asya bölgesinin toplam imalat sanayisinden aldığı pay ise yüzde 38 düzeyinde. ABD ve AB'nin toplam payı ise 2005'teki %46 seviyesinden %34'e geriledi. Bunun pek çok nedeni var”</p>
<p><strong>Önümüzdeki dönemde sert fiyat rekabetleri daha fazla yaşanacak</strong></p>
<p>Dünyada siyasi, ekonomik ve teknolojik olarak yeni bir düzen olacağına işaret eden Ganiyusufoğlu, dünyada 1 numara olmak için Çin’in bu yönde ciddi bir çabasının olduğunu kaydetti. Çin’in alternatif rotalar üzerinde de önemli kazanımlar elde ettiğini ifade eden Ganiyusufoğlu, Çin, Kuzey Kutbu rotasını kullanarak Çin-Avrupa ulaşım mesafesini 20 bin kilometreden 14 bin kilometreye, süreyi ise Süveyş/Ümit Burnu üzerindeki 40-50 günden 20 güne düşüreceğine vurgu yaparak, “Bu durumun döküm sektörü için sonuçlarını ise şu şekilde sıralayabiliriz: Döküm sanayisi temel paydaş olmaya devam edecektir. Önümüzdeki yıllarda sert bir fiyat rekabeti yaşanacaktır. Döküm teknolojisinde teknolojik bir kuantum sıçramasına ve 'yapay zeka ile döküm' yaklaşımlarına ihtiyaç artacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad864859cb7b-1792566405.png" alt="" width="247" height="259" /></strong></p>
<p><strong>Harbin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruirun Chen: </strong><strong>Gelecekte akıllı döküm bilgi tabanları öne çıkacak</strong></p>
<p>Ekip olarak bugüne kadar 700'den fazla makale yayımladıklarını 1000'den fazla Çin patenti aldıklarını ve 10 binin üzerinde atıf aldıklarını kaydeden Harbin Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruirun Chen, “Gelecekte büyük dil modelleri (LLM) destekli akıllı döküm bilgi tabanları, dijital ikiz kapalı döngü kontrolleri ve eklemeli imalat entegrasyonu öne çıkacak” dedi. yapay zeka optimizasyonu ile döküm kusurlarının yüzde 90 azaltıldığına işaret eden Chen, yeni teknolojilere adaptasyon konusunda erken davranan oyuncuların bir adım önde olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Ljubljana Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Primož Mrvar: </strong><strong>Dökümhanelerde biyobozunur ve biyomalzeme kullanımda önemli fırsatlar var</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad864ad95b4f-1792566445.png" alt="" width="238" height="254" /></strong>Geleneksel dökümhane teknolojilerini, biyobozunur olan biyomalzemelerin kullanımı gibi tıbbi alandan gelen alternatif uygulamalarla birleştirme konusunda çarpıcı örnekler de sunuldu. Ljubljana Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Primož Mrvar "Biyobozunur Tıbbi Uygulamalar İçin Açık Gözenekli Yapıya Sahip Karmaşık Bileşik Dökümler Üretmek Üzere Dökümhane Endüstrisi İçin Yeni Olanaklar" başlıklı sunumunda bu husustaki dinamiklere yer verildi. Geleneksel yöntemlerle yeni uygulamaları birleştiren bir örneği ele alan Mrvar, “Çalışmada; kalıcı kalıba yerçekimi dökümü, sıcak kamaralı makinede HPDC (yüksek basınçlı döküm) teknolojisi, vakum döküm ve ağırlıklı olarak dikey dönme eksenli savurma döküm (centrifugal casting) üzerinde çalıştık. Genel olarak dökümhane endüstrisinde bu döküm üçgeninin tüm noktalarını karşılamamız gerektiğini biliyoruz. Uygun kalitede döküm elde etmek için döküm teknolojisine, kalıp tipine ve alaşıma hakim olmalıyız. İlk deney çok basitti. Magnezyum ve çinkonun geçirgenliğini sağlamak için kum prosesleriyle yapılan maçalar var; ancak yeterli statik basınç oluşmadığı için başarı sağlanamadı. Ardından vakum döküm teknolojisine geçtik, orada epey başarı elde ettik ancak bazı boşluk sorunları yaşadık. Sonunda karar verip dikey titreşimli savurma döküm ekipmanını tasarladık ve her iki dökümü de elde ettik” dedi. </p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Sunumda öne çıkan 6 temel başlık</strong></span></p>
<p>Gelecekte döküm sonrasında polilaktik asit (PLA) ve hidroksiapatit gibi aktif maddeler içeren biyoseramik malzemelerin kullanımıyla osteoentegrasyon kinetiğinin artırılabileceğini ifade eden Mrvar, “Döküm sanayisi, fonksiyonel derecelendirilmiş biyobozunur gözenekli metalleri uygulayabilir. Bu alan; döküm mühendisleri, kimyagerler, biyokimyagerler, toksisite testleri için mikrobiyologlar ve tıp doktorlarının disiplinlerarası çalışmasını gerektiren niş bir dökümhane fırsatıdır” dedi. Mrvar’ın sunumunda ise öne çıkan başlıklar şunlar:</p>
<ol>
<li>Biyobozunur malzemelerin döküm teknolojisiyle üretiminde dikey titreşimli savurma döküm, vakum döküm ve HPDC prosesleri kullanılabilir.</li>
<li>Titreşimli yerçekimi dökümü ile 0.6 - 2 mm boyutundaki tuz tanecikleri arasındaki boşluklar doldurulabilir.</li>
<li>Dikey savurma döküm ile travma vidalarında katılaşma süresi 5 saniye, çevrim süresi 60 saniyedir.</li>
<li>Sıcak kamaralı HPDC ile katılaşma süresi ~3 saniye, çevrim süresi 5 saniyedir.</li>
<li>Metalik olmayan kalıntıların temizlenmesi açısından en vaat edici teknoloji savurma dökümdür.</li>
<li>Beta fazının korozyon direnci Mg2Zn11 fazından yüksektir; hem makro hem mikro düzeyde iki aşamalı degradasyon elde edilmiştir.</li>
</ol>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/global-dokum-sektor-temsilcisi-ve-bilim-insanlariyla-istanbulda-bulustu-90182</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/2/1280x720/3477-1792565904.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Döküm Sanayicileri Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen 76. Uluslararası Döküm Kongresi sektörde yerli ve yabancı birçok firmayı bir araya getirdi. 50’ye aşkın ülkeden 1000’in üzerinde katılımcı kongrede yer alırken, yeni dönem ve gelecek vizyonuna ilişkin önemli mesajlar verildi. Kongrede yapılan bilimsel çalışmalarda kendi kendini onaran malzemelere yönelik kanıtların yer aldığına yer verildi. Ayrıca biyomalzeme üretiminde döküm sektörü için önemli fırsatların bulunduğuna dikkat çekildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esiaddan-bilisim-vadisi-izmire-ziyaret-teknoloji-gelistiren-girisimlerimiz-giderek-gucleniyor-90181</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESİAD&#039;dan Bilişim Vadisi İzmir’e ziyaret: Teknoloji geliştiren girişimlerimiz giderek güçleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ESİAD) heyeti, Bilişim Vadisi İzmir'de teknoloji şirketlerinin geliştirdiği yenilikçi ürün ve çözümleri yerinde inceledi.</p>
<p>ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, yapay zekâ ve dijital teknolojilerin iş dünyasında verimlilikten ürün geliştirmeye, karar alma süreçlerinden yeni iş modellerine kadar geniş bir değişim yarattığını belirterek, “İzmir'in güçlü bir üretim deneyimi ve sanayi birikimi var. Diğer taraftan teknoloji geliştiren, yenilikçi çözümler üreten ve uluslararası pazarlara açılma potansiyeli taşıyan girişimlerimiz giderek güçleniyor. Burada önemli olan, bu iki dünyanın birbirinin imkânlarından daha fazla yararlanabilmesini sağlamak. Özellikle yapay zekâ ve dijital teknolojilerin sunduğu fırsatları değerlendirirken, şirketlerimizin gerçek ihtiyaçlarına yanıt veren, verimliliği ve rekabet gücünü artıran uygulamalara odaklanmalıyız” diye konuştu.</p>
<p>Bilişim Vadisi İzmir Şube Müdürü Kaan Haşimoğlu da, Bilişim Vadisi'nin girişimlerin fikir aşamasından uluslararası pazarlara açılmasına kadar uzanan süreçte destekleyici bir rol üstlendiğini belirterek, “Bilişim Vadisi olarak teknoloji odaklı girişimlerin gelişmesini, büyümesini ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilecek düzeye ulaşmasını hedefliyoruz. Bugün bünyemizde 880'den fazla firma ve 9 bini aşkın çalışan bulunuyor. İzmir Kampüsümüzde ise yaklaşık 150 firma faaliyet gösteriyor. Girişimcilere fiziksel çalışma alanı sağlamanın ötesinde, fikir aşamasından şirketleşmeye, ürün geliştirmeden yatırım süreçlerine kadar kapsamlı destekler sunuyoruz. Amacımız, girişimcilik ekosistemini güçlendirerek yenilikçi fikirlerin ekonomik değere dönüşmesini ve teknoloji şirketlerimizin küresel ölçekte büyümesini sağlamak” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esiaddan-bilisim-vadisi-izmire-ziyaret-teknoloji-gelistiren-girisimlerimiz-giderek-gucleniyor-90181</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/1/1280x720/esiaddan-bilisim-vadisi-izmire-ziyaret-teknoloji-gelistiren-girisimlerimiz-giderek-gucleniyor-1792565810.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir&#039;in güçlü bir üretim deneyimi ve sanayi birikimine dikkat çeken ESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Sibel Zorlu, teknoloji geliştiren, yenilikçi çözümler üreten ve uluslararası pazarlara açılma potansiyeli taşıyan girişimlerin giderek güçlendiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nadir-kupeli-turkiyenin-made-in-europe-kapsami-disinda-birakilmasi-kabul-edilemez-90180</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nadir Küpeli: Türkiye’nin &#039;Made In Europe&#039; kapsamı dışında bırakılması kabul edilemez</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Organize Sanayi Başkanı Nadir Küpeli, Avrupa Birliği’nin yeşil dönüşüm ve teşvik paketlerinde gündeme getirdiği “Made in Europe” kriterinde Türkiye’nin dışarıda bırakılması riskine tepki gösterdi. </p>
<p>Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli açıklamasında, “Avrupa Birliği’nin küresel sanayi rekabeti ve yeşil dönüşüm gerekçesiyle hazırladığı "Sanayi Hızlandırma Yasası" kapsamında; Fransa ve Almanya arasında varılan uzlaşmayla Birleşik Krallık’a kapı aralanırken, Türkiye’nin "Made in Europe" ve "Made in EU" teşvik mekanizmalarının dışında tutulma girişimi Türk sanayisi ve iş dünyası adına kabul edilemez bir çifte standarttır” dedi.</p>
<p>Küpeli, “Avrupa Birliği, ABD’nin korumacı politikaları ve Uzak Doğu’nun haksız rekabeti karşısında kendi sanayisini korumak isterken, kendi kendine zarar verecek bir korumacılık tuzağına düşmektedir. Türkiye, Avrupa Birliği için herhangi bir "üçüncü ülke" değildir. 1996 yılından bu yana 30 yıldır Gümrük Birliği’ni kesintisiz uygulayan, AB dış ticaret mevzuatına ve standartlarına harfiyen uyan, bu süreçte AB lehine 350 milyar avroyu aşan dış ticaret açığını göğüsleyen tek büyük stratejik üretim ortağıdır” diye konuştu.</p>
<p>Bugün Türk sanayisinin, yalnızca otomotiv sektöründe dahi AB genelinde 250 binden fazla nitelikli istihdamı doğrudan beslediğine dikkat çeken Nadir Küpeli, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de faaliyet gösteren otomotiv tesislerinin yüzde 75’i Avrupalı dev ortaklıkların eseridir. Yıllık 30 milyar doları aşan otomotiv ihracatımızın yüzde 70’ten fazlasını gerçekleştirdiğimiz AB pazarında; nihai montaj veya menşe kriterleri arkasına saklanarak Türk fabrikalarını sübvansiyonlardan ve kamu alımlarından dışlamak, serbest pazar ve entegrasyon kurallarına uygun bir davranış değildir.”</p>
<p><strong>“Eskişehir sanayisi Avrupa’nın ayrılmaz tedarik gücüdür”</strong></p>
<p>Bu tehdidin sadece otomotiv montaj hatlarını değil; Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nde raylı sistemlerden beyaz eşyaya, otomotiv yan sanayiinden makine ve havacılık imalatına kadar Avrupa standartlarında üretim yapan yüzlerce sanayiciyi ve on binlerce emekçiyi doğrudan hedef aldığını dile getiren Küpeli, Eskişehir OSB’nin, yeşil ve dijital dönüşümünü hızla tamamlayan, sıfır karbon vizyonuyla Avrupa Yeşil Mutabakatına en hızlı uyum sağlayan merkezlerden biri olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Avrupa'nın 27 üye ülkeyle kapalı bir havza yaratarak maliyetleri kontrol altında tutabileceğini ve küresel devlerle tek başına rekabet edebileceğini sanmasının büyük bir yanılgı olduğunu vurgulayan Küpeli, “Türk sanayisinin yüksek kaliteli, esnek ve rekabetçi üretim gücünü dışlayan bir Avrupa; daha pahalı ürünlere, çöken tedarik zincirlerine ve küresel pazarda daha da zayıflayan bir sanayiye mahkûm olacağı kaçınılmaz bir sonuç olarak ortada durmaktadır” dedi.</p>
<p><strong>“Gümrük birliği haklarımız çiğnenmemeli, Made WITH Europe ilkesi esas alınmalıdır”</strong></p>
<p>Birleşik Krallık gibi Birlik'ten ayrılmış bir ülkeye ortak gümrük tarifesi ve pazar uyumu şartıyla ayrıcalık tanınırken, 30 yıldır bu kuralların tamamını eksiksiz tatbik eden Türkiye’ye kapıları</p>
<p>kapatmanın izah edilemez bir durum olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk iş dünyası, Ticaret Bakanlığımızın liderliğinde bu haksızlığa karşı tüm diplomatik, hukuki ve ticari kanalları en üst düzeyde kullanacaktır. Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi’nin nihai karar mekanizmalarına çağrıda bulunuyoruz: Gerçekçi ve sürdürülebilir olan yaklaşım dışlayıcı bir "Made in EU" değil; Türkiye'nin eşit ve tam yetkili ortak olarak masada yer aldığı "Made WITH Europe" anlayışı olmalıdır. Bir tarafın kazandığı, diğer tarafın kaybettiği bir ortaklık olamaz. Ortaklıklarda kazan kazan düşüncesi esastır. Bizler Türk sanayicileri olarak, Avrupalı iş ortaklarımız aracılığıyla, AB yönetiminin bu karardan en kısa dönmesi konusunda girişimlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Küpeli, “Bu kapsamda, Eskişehir OSB yönetimi ve sanayicileri olarak, üreticimizin alın terini ve ülkemizin uluslararası antlaşmalarla tescillenmiş haklarını yok sayacak hiçbir adımı doğru bulmuyoruz. Sürecin sonuna kadar takipçisi olmaya devam edeceğiz. Umarız AB yönetimi bu kararlarını en kısa sürede revize eder. Tarih boyu ilişkide olduğumuz, son 30 yıldır Gümrük Birliği gerçekleştirdiğimiz Avrupa Birliğinin sağduyulu adımlar atacağına inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/nadir-kupeli-turkiyenin-made-in-europe-kapsami-disinda-birakilmasi-kabul-edilemez-90180</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/0/1280x720/nadir-kupeli-turkiyenin-made-in-europe-kapsami-disinda-birakilmasi-kabul-edilemez-1792565169.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Made in Europe” kriterinde Türkiye’nin dışarıda bırakılması riskine dikkat çeken Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli, İngiltere’ye kapı açılırken 30 yıllık Gümrük Birliği ortağı Türkiye’nin kapsam dışı tutulmasının çifte standart olduğunu belirterek, “Türk sanayisini dışlayan bir Avrupa, küresel rekabette çok zorlanacaktır.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretici-fiyatlari-eylulde-yuzde-231-artti-90195</guid>
            <pubDate>Wed, 21 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi üretici fiyatları eylülde yüzde 2,31 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayına ailt toplam sanayi üretici fiyat endeksi göstergelerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, endeks eylülde bir önceki aya kıyasla yüzde 2,31, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,32, Aralık 2025'e göre yüzde 25,03 ve 12 aylık ortalamalara kıyasla yüzde 29,35 yükseldi.</p>
<p>Sanayinin alt sektörlerinin yıllık değişimlerine bakıldığında, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 35,92, imalatta yüzde 30,58, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirmede yüzde 8,67, su temini, kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetlerinde yüzde 29,7 artış görüldü.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri dikkate alındığında, ara mallarında yüzde 29,42, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 27,55, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 27,02, enerjide yüzde 44,64 ve sermaye mallarında yüzde 21,19 yükseliş gerçekleşti.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Sanayinin alt sektörlerinin aylık değişimleri incelendiğinde ise madencilik ve taş ocakçılığı yüzde 0,15 azalırken imalat yüzde 2,49, su temini, kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri yüzde 1,83 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 0,97 arttı.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında, ara mallarında yüzde 2,09, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,17, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,58, sermaye mallarında yüzde 1,39 ve enerjide yüzde 5,97 artış kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretici-fiyatlari-eylulde-yuzde-231-artti-90195</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/isci-sanayi-imalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in eylül verilerine göre toplam sanayi üretici fiyat endeksi, aylık bazda yüzde 2,31, yıllık bazda ise yüzde 29,32 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bulgaristan-gumruk-kapisinda-tir-kuyruklari-72-saati-buluyor-90144</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 23:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bulgaristan gümrük kapısında tır kuyrukları 72 saati buluyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) tarafından düzenlenen ‘Basın Sohbetleri’ etkinliğine Batı Akdeniz İhracatçı Birliği (BAİB) Başkanı Mehmet Ali Can katıldı.</p>
<p>Antalya, Burdur ve Isparta illerini kapsayan Batı Akdeniz ihracatının 15 Ekim tarihi itibariyle toplam ihracatın 2 milyar 352 milyon dolara ulaştığını belirten Can, en fazla ihracatın yüzde 27 artış ve 702 milyon dolar ile yaş meyve sebze sektörü tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Geçen yıl yaş meyve sebzede 751 milyon dolarlık ihracat yapıldığını vurgulayan Can, ‘’Eğer sektörümüz aynı performansla devam ederse yaş meyve sebzede 1 milyar dolarlık ihracat hedefliyoruz’’ dedi.</p>
<p>Girdi maliyetlerinin sürekli artması, döviz kuru ve lojistik hizmetlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle para kazanamayan üreticinin zarar ettiğini ve üretimden çekildiğine dikkat çeken Mehmet Ali Can, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Yaşanan ekonomik sorunlar nedeniyle erken sanayisizleşme gündemde iken bir anda erken tarımsızlaşmayı konuşmaya başladık. Bu olasılık gerçekleşirse ülkemiz için büyük risk oluşturur. Üretici mutsuz.’’</p>
<p>Yaş meyve sebze sektörünün bölge ihracatının lokomotifi olduğunu ifade eden Can, ikinci sırada yer alan madencilik sektörünün yüzde 15 artış ile 415 milyon dolar ihracat yaşanırken, mobilya sektörünün ise 315 milyon lira üçüncü sırada yer aldığını söyledi.</p>
<p>En fazla ihracat yapılan ülkelerin başında sırasıyla Almanya, ABD, Çin, Rusya ve Romanya’nın geldiğini dile getiren Can, artan maliyetler, döviz kurlarınındak durum, lojistik maliyetlerinin savaşlar nedeniyle sürekli artması gibi nedenlerle Türk ihracatçısının pazarlarını kaybetmeye başladığını bildirdi. Can, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’İhracat pazarlarımızı genişletmek istiyoruz. Ancak, ihracatçı firma sayımız da gün geçtikçe azalıyor. Mevcut pazarlarımızı korumalıyız. Kaybedilen pazarı yeniden kazanmak çok zor. Yeni pazarlar bulmak daha kolay. Aşırı maliyetler nedeniyle rekabet şansımızı kaybediyoruz. Pazarlarımızı artırmak için Afrika, Kanada ve Uzakdoğu’ya yönelmeliyiz. Çalışmalarımızı da bu doğrultuda yapıyoruz. Türkiye tedarikçi konumda iken artık tamamlayıcı konuma geldi.’’</p>
<p><strong>Bulgaristan kapısında tır kuyrukları</strong></p>
<p>BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, son günlerde Avrupa pazarına giden tırların Bulgaristan sınır kapısında uzun kuyrukların oluşturduğunu, bunun da maliyetleri artırdığına dikkat çekti. Can, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bulgaristan’dan Avrupa’ya giriş kapısında gümrüklerde modernizasyon çalışmaları yapılıyor. Nisan ayında sona ermesi bekleniyor. Öte yandan Avrupa’ya gidişlerde de Macaristan ile dozvala sorunu yaşanıyor. En son 10 bin adet geçiş belgesi sağlandı, ancak bu kısa sürede biter. Bu nedenle TIR kuyrukları 72 saate kadar uzuyor.  Avrupa pazarına zamanında giriş yapılamıyor.  Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle Karadeniz’de RO-RO seferleri yapılamıyor. Rusya ve Türkiye ilgili bakanlıklar arasında görüşmeler devam ediyor. Karadeniz’de güvenlikli bir yol sağlanmalı.  Karayolu ile Rusya’ya bir TIR maliyeti 12 bin doları buluyor. Gümrük kapılarında uzun süre bekleyen TIR kuyrukları maliyetleri artırıyor.’’</p>
<p><strong>"Alternatif yol yaratılmalı"</strong></p>
<p>Mersin Limanı’ndan Rusya’ya demiryolu ile ulaşımı sağlamak için girişimlerin sürdüğünü anlatan Mehmet Ali Can, Zonguldak Limanı ile Romanya’nın Köstence limanı arasında yapılması düşünülen RO-RO seferlerinin yapılması için TIR’ların iniş limanında mutlaka analiz laboratuvarı kurulması gerektiğini belirterek, ‘’RO-RO seferleri koymak kolay. Ancak, TIR’ların iniş limanında analiz laboratuvarı altyapısı yeterli olmalı. Köstence limanında altyapı yetersizliği var. Altyapı yetersizliği daha çok mağdur olunmasına yol açar’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bulgaristan-gumruk-kapisinda-tir-kuyruklari-72-saati-buluyor-90144</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/4/1280x720/bulgaristan-gumruk-kapisinda-tir-kuyruklari-72-saati-buluyor-1792527992.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bulgaristan’ın Türkiye’den Avrupa’ya giriş kapısında gümrüklerde modernizasyon çalışmalarına başlaması nedeniyle tır kuyruklarının zaman zaman 72 saati bulduğu, bunun da ihracatçıların maliyetini artırdığı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalyali-denizciler-sandik-basina-gidiyor-90143</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 23:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalyalı denizciler sandık başına gidiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>IMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Antalya Şubesi 2026-2030 dönemini kapsayacak yeni yönetimi belirleyecek seçimler 25 Ekim Pazar günü Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Atatürk Konferans Salonunda gerçekleştirilecek.</p>
<p>Mevcut Başkan Ahmet Çetin ve Serkan Manav’ın aday olduğu seçimlerde Alanya, Manavgat, Demre ve Kaş ile Kemer ilçelerinde faaliyette bulunan DTO Antalya Şubesinin 991 üyesinden 641’i oy kullanabilecek.</p>
<p>IMEAK DTO Antalya Şube Başkanı Ahmet Çetin, ‘’Dümende tecrübe, rotada güven’’ teması ile yeniden başkanlığa talip olduğunu seçim çalışmalarını sloganıyla Mavi Liste’den yeniden aday olduğunu açıkladı. Çetin, görev süresinde hayata geçirilen projeleri ve sektörün sorunlarına yönelik çalışmaları paylaşarak yeni dönem için üyelerden destek istedi.</p>
<p>Denizcilik sektörünün geleceğine katkı sağlamak ve Antalya denizciliğini daha ileriye taşımak amacıyla yeniden adaylığını belirten Çetin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Geçmişten gelen tecrübelerimizi, denizcilik sektörüne bağlılığımızı ve yenilikçi vizyonumuzla çalışmalarımızı sürdürmek istiyoruz. Ortak akılla üretmeye ve sektörün gelişimine katkı sağlamaya kararlıyız.  Antalya denizciliğini daha da ileriye taşımaya kararlıyız. Aynı inanç, aynı heyecan ve çok daha güçlü bir hedefle yolumuza devam ediyoruz.’’</p>
<p>Sektörün gelişimine katkı sağlayacak birçok projeyi hayata geçirdiklerini anımsatan ve mavi liste ile seçimlere gireceğini açıklayan Çetin, ‘’Kamu kurum ve kuruluşlarıyla kurulan güçlü diyaloglar sayesinde sektörün sorunlarına çözüm üretmeye çalıştık. Lobicilik ve tanıtım faaliyetleriyle şubenin kurumsal temsil gücünü artırdık ve karar alma mekanizmalarında aktif rol üstlendik’’ dedi.</p>
<p><strong>"Hedefimiz güçlü denizcilik"</strong></p>
<p>Beyaz liste ile aday olduğunu belirten Serkan Manav da, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, gençliğin enerjisini tecrübeyle birleştiren, mesleğin içinden gelen güçlü kadro ile sektörün sesi olmak istediklerini belirtti. Manav, şunları kaydetti.</p>
<p>‘’Sorunları konuşan değil çözen bir yönetim anlayışı ortaya koymak ve denizcilerimizin haklarını resmî kurumlar nezdinde en güçlü şekilde savunmak için yola çıktık. Bu yolculuk yalnızca bir başkanlık yarışı değil, Antalya denizciliğinin geleceğine sahip çıkma sorumluluğudur. Hedefimiz güçlü denizcilik.’’</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalyali-denizciler-sandik-basina-gidiyor-90143</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/3/1280x720/antalyali-denizciler-sandik-basina-gidiyor-1792527813.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMEAK Deniz Ticaret Odası Antalya Şubesi başkanlık seçimi 25 Ekim Pazar günü gerçekleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop31-antalyada-trafik-onlemleri-sehirlerarasi-yolcu-ve-yuk-tasimaciligi-gece-yapilacak-90142</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 23:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya’da COP31 önlemleri: Şehirler arası yolcu ve yük taşımacılığı gece yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, devlet başkanları, başbakanlar, bakanlar ve 50 ile 80 bin arasında yetkilinin katılacağı BM İklim Değişikliği Zirvesi'nde (COP31) ulaşım ve güvenlik sorunu yaşanmaması için Antalya Valiliği tarafından şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığında çeşitli önlemler alınıyor. Önlemler arasında 9-13 Kasım tarihleri arasında şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığı ile akaryakıt tankerleri 22.00-06.00 saatleri arasında faaliyetlerini sürdürecek.</p>
<p>Antalya Valiliği tarafından 19 Ekim 2026 tarihli COP31 Hazırlıkları Kapsamında alınacak trafik tedbirleri duyurusu yayımlandı. Duyuruda, Antalya’nın, dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda konuğu ağırlayacağı COP31 gibi uluslararası ölçekte büyük ve önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlandığı belirtildi. Duyuruda, şöyle denildi.</p>
<p>‘’Şehrimizin uluslararası tanıtımı ve geleceği açısından önemli bir fırsat sunan bu organizasyon, Antalya’nın güzelliğini, kültürel zenginliğini ve köklü misafirperverliğini dünyaya en iyi şekilde göstermek için de büyük önem taşımaktadır. Antalya olarak bu büyük organizasyona birlikte hazırlanıyor, şehrimize yakışır bir ev sahipliği için el birliğiyle çalışıyoruz. Antalya, misafirlerini ağırlama kültürü ve insanlarının sıcak yaklaşımıyla tanınan bir şehirdir. COP31 süresince de bu güçlü geleneğimizi hep birlikte yaşatacağız. Kamu kurumlarımızın, yerel yönetimlerimizin, turizm sektörümüzün, esnafımızın ve vatandaşlarımızın iş birliğiyle misafirlerimize unutulmaz bir Antalya deneyimi sunacak; güler yüzümüz, dayanışmamız ve ortak çabamızla şehrimize yakışan bir ev sahipliği sergileyeceğiz.’’</p>
<p><strong>"Şehir içi ulaşımda toplu taşıma araçları ve tramvay kullanılmalı"</strong></p>
<p>Geniş katılımlı uluslararası organizasyonlarda ulaşımın düzenli işlemesi ve şehir yaşamının mümkün olduğunca sorunsuz sürmesinin büyük önem taşıdığı ifade edilen duyuruda şu görüşlere yer verildi:</p>
<p>‘’Bu doğrultuda COP31 süresince, hem misafirlerimizin ulaşımını kolaylaştırmak hem de Antalyalı hemşehrilerimizin günlük yaşamlarını mümkün olduğunca rahat sürdürmelerini sağlamak amacıyla bazı trafik ve ulaşım tedbirlerinin uygulanması planlanmaktadır. Hemşehrilerimizin söz konusu düzenlemelerden en az düzeyde etkilenmeleri için seyahatlerini önceden planlamaları; ilçeler arası otobüs seferlerine ilişkin düzenlemeleri, D-400 kara yolundaki trafik uygulamalarını ve yük taşımacılığına yönelik saat kısıtlamalarını dikkate almaları önem taşımaktadır. Özel araçla seyahat edecek vatandaşlarımızın araç paylaşımını tercih etmeleri, şehir içi ulaşımda ise mümkün olduğunca tramvay ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarını kullanmaları trafik yoğunluğunun azaltılmasına katkı sağlayacaktır.’’</p>
<p><strong>Trafik ve ulaşım düzenlemelerine dikkat</strong></p>
<p>Antalya’nın COP31 gibi önemli bir uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağı süreçte, şehir içi ve şehirlerarası ulaşımın düzenli sürdürülebilmesi amacıyla 9–13 Kasım 2026 tarihlerinde Dikmen Kavşağı (Belek-Kadriye Dönüş Kavşağı)-Altınova Kavşağı (TEDAŞ) arasında trafik ve ulaşım tedbirlerinin uygulanması planlandığı belirtilen duyuruda trafikte alınacak önlemler şöyle sıralandı:</p>
<p>‘’Hemşehrilerimizin ve Antalya’yı ziyaret edecek misafirlerimizin seyahatlerini önceden planlamalarını kolaylaştırmak için aşağıdaki hususları dikkate almalarını rica ediyoruz.</p>
<p>Yük taşımacılığı: Kamyon ve diğer yük taşıma araçlarının, planlanan 22.00–06.00 saatleri arasındaki düzenlemeleri dikkate alarak sevkiyatlarını önceden planlamaları önem taşımaktadır.</p>
<p>Akaryakıt tankerleri: Ana ulaşım güzergâhındaki akaryakıt teslimatlarının 00.00–06.00 saatleri arasında planlanması öngörülmektedir.</p>
<p>Şehirler Arası Otobüs Seferleri: Belirtilen tarihlerde seferlerin 22.00–06.00 saatleri arasında gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. Vatandaşlarımızın seyahat planlarını bu saat aralığını dikkate alarak yapmaları önem taşımaktadır.</p>
<p>İlçeler arası otobüs seferleri: Seferlerde yapılacak düzenlemeler nedeniyle vatandaşlarımızın yolculuk öncesinde ilgili otobüs firmalarından güncel bilgi almaları tavsiye edilmektedir.</p>
<p>D-400 kara yolu: Belirtilen kesimde, bölünmüş yolun Antalya–Alanya istikametindeki trafik akışının geliş ve gidiş yönlerinde çift yönlü olarak sağlanması planlanmaktadır. Bu güzergâhı kullanacak sürücülerimizin seyahat sürelerini ve alternatif güzergâhları dikkate almaları önemlidir.</p>
<p>Şehir içi ulaşım: Trafik yoğunluğunu azaltmak amacıyla vatandaşlarımızın mümkün olduğunca tramvay ve otobüs gibi toplu taşıma araçlarını tercih etmelerini rica ediyoruz.</p>
<p>Özel araçla seyahat: Özel araç kullanılması gereken durumlarda, mümkün olduğunca aynı araçta daha fazla yolcunun seyahat etmesi, trafik yoğunluğunun azaltılmasına katkı sağlayacaktır.’’</p>
<p>Bu süreçte trafik işaret ve yönlendirmelerine uyulması, seyahatlerin önceden planlanması ve toplu taşımanın tercih edilmesinin büyük önem taşıdığı belirtilerek, ‘’Antalya’nın günlük yaşamını mümkün olduğunca rahat sürdürmesi ve misafirlerimizin ulaşımını kolaylaştırmak için göstereceğiniz anlayış ve iş birliğine teşekkür ederiz. Antalya’ya birlikte ev sahipliği yapıyor, bu büyük organizasyonu hep birlikte başarıyla gerçekleştiriyoruz’’ denildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop31-antalyada-trafik-onlemleri-sehirlerarasi-yolcu-ve-yuk-tasimaciligi-gece-yapilacak-90142</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/0/1280x720/ekonomideki-duruma-hangi-trafik-isaretleri-uygun-duser-1746169012.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BM İklim Değişikliği Zirvesi&#039;nin yapılacağı Antalya’da şehirlerarası yolcu ve yük taşımacılığı ile akaryakıt tankerleri gece faaliyetlerini sürdürecek. Şehirlerarası yolcu, yük taşımacılığı ile akaryakıt tankerleri 22.00-06.00 saatleri arasında faaliyetlerini sürdürecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/alisverislerde-kara-cuma-oncesi-sahte-indirim-uyarisi-90141</guid>
            <pubDate>Tue, 20 Oct 2026 23:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alışverişlerde ‘Kara Cuma’ öncesi sahte indirim uyarısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, Kasım ayında yoğunlaşan indirim kampanyaları ve gerçeği yansıtmayan indirim vaatlerinin alışverişte güveni zedelediğini belirterek, kurallara uygun çalışan esnaf ve sanatkarın yanıltıcı uygulamalar karşısında korunmasını istedi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı’nın 16 Ekim tarihli açıklamasına göre Reklam Kurulu tarafından 8 Ekim 2026’da yapılan toplantısında 161 dosyayı karara bağlandığını, mevzuata aykırılık tespit edilen 136 dosya hakkında durdurma cezası uygulanmasına ve toplam yaklaşık 17,2 milyon lira idari para cezası verilmesine karar verildiğini vurgulayan Dere, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Yılın dokuz aylık döneminde aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalar nedeniyle alınan idari para cezası kararları 249 milyon lirayı aştı. Adil rekabet ve dürüst indirim yapılmalı. Dürüst esnafın emeği korunmalı. Yanıltıcı kampanyalar adil rekabeti de olumsuz etkilemektedir. İndirim, vatandaşımızın gerçekten daha uygun fiyatla alışveriş yapabilmesine imkan sağlamalıdır. Gerçekte uygulanmamış fiyatlar üzerinden büyük indirim yapılmış izlenimi oluşturulması kabul edilemez.’’</p>
<p>Kuralına göre çalışan, vergisini ödeyen, müşterisine doğru bilgi veren, odalara kayıtlı yerel esnafın emeğinin bu tür uygulamalarla gölgelenmemesi gerektiğini dile getiren Adlıhan Dere, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Biz indirim kampanyalarının engellenmesini savunmak yerine rekabetin dürüst ve şeffaf yürütülmesini önemsiyoruz. Tüketiciyi korumakla dürüst esnafı korumak birbirinden ayrı düşünülemez. İndirimli satış reklamlarında geçerli kurallara dikkat edilmeli. 1 Ağustos 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeler kapsamında, indirimden önceki fiyat belirlenirken indirimin başlangıcından önceki son on gün içinde uygulanan en düşük fiyat esas alınmalıdır. Meyve ve sebze gibi çabuk bozulabilen mallar ile hizmetlere ilişkin reklamlarda ise indirimli fiyattan bir önceki fiyat dikkate alınır. Kampanya hazırlayan işletmelerimiz fiyat kayıtlarını ve tanıtımlarını bu kurallara göre gözden geçirmelidir. İndirim oranı kadar kampanyanın koşulları da açık olmalıdır. Vatandaşımız ne aldığını, ne ödediğini ve hangi şartlarla alışveriş yaptığını tereddütsüz anlayabilmelidir.’’</p>
<p>Sosyal medya tanıtımlarının da aynı sorumlulukla hazırlanması gerektiğini belirten Başkan Dere, “Ücret veya başka bir menfaat karşılığında sosyal medya etkileyicileri aracılığıyla yapılan tanıtımların reklam niteliği açıkça belirtilmelidir. Bir paylaşımın reklam olduğu tüketiciden gizlenmemelidir. Esnafımız da tanıtım çalışması yaptırırken yalnızca erişim ve izlenme sayısına değil, içeriğin mevzuata uygunluğuna dikkat etmelidir. Ticaretin mecrası değişse de dürüstlük ilkesi değişmez” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/alisverislerde-kara-cuma-oncesi-sahte-indirim-uyarisi-90141</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/1/1280x720/alisverislerde-kara-cuma-oncesi-sahte-indirim-uyarisi-1792527586.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı Adlıhan Dere, ‘Kara Cuma’ gibi Kasım ayında başlatılan indirim kampanyaları öncesi tüketici ve dürüst esnafı korumak için şeffaf fiyatlandırma çağrısı yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
