<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akgun-altug-sakarya-tsoda-ucuncu-defa-guven-tazeledi-90443</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 16:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya TSO’da Akgün Altuğ başkanlığa yeniden seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA </strong></p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (SATSO) 2026-2030 döneminin yeni yönetimi belli oldu.</p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nda 88 meclis üyesinin tamamının oy kullandığı seçim yarışının ardından yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ oldu.</p>
<p>Rakibi Yılmaz Dünya’nın 43 oy aldığı Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı seçimini 45 oyla Akgün Altuğ kazandı ve 3. kez başkanlık koltuğuna oturdu.</p>
<p>Seçim sonuçlarının ardından bir açıklama yapan Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı A.Akgün Altuğ, zor bir süreci geride bıraktıklarını belirterek şunları söyledi: “Seçimleri tamamladık. Artık bütün meclis üyeleri bizim meclis üyelerimiz. Bütün Oda üyelerimiz bizim üyelerimiz. Biz onların menfaatini korumak için bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok daha azimle çalışacağız. Planladığımız projelerimiz var. Sakarya için Sakarya’nın ekonomisi için üyelerimiz için çalışmaya devam edeceğiz”.</p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası hizmet binasında yapılan seçimlerde A.Akgün Altuğ başkanlığındaki yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Cem Gün, Gökhan Tiryaki, Behlül Bayrak, Aydın Yılmaz, Levent Bal, Oktay Topçu, Orhan Gazi Kılıçaslan, Fevzi Gürsoy, Emre Beşir, Nihat Nama.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akgun-altug-sakarya-tsoda-ucuncu-defa-guven-tazeledi-90443</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/3/1280x720/akgun-altug-sakarya-tsoda-ucuncu-defa-guven-tazeledi-1792847742.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı seçimini Akgün Altuğ kazanarak 3. kez başkanlık koltuğuna oturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tarim-fuari-5-kasimda-yapilacak-90439</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 14:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya Tarım Fuarı 5 Kasım’da yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya'da tarım ve hayvancılık sektörünü buluşturacak 8. Tarım ve Hayvancılık Fuarı 5-8 Kasım 2026 tarihlerinde Hendek'te düzenlenecek.</p>
<p>Fuar organizasyonu ile ilgili olarak bilgiler veren Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Genç, Hendek Belediyesi çok amaçlı kapalı fuar alanında gerçekleştirilecek olan fuarın geçmişten bugüne sürekli gelişerek daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi.</p>
<p>Mustafa Genç, fuarda tarım makineleri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, tohumculuk, seracılık ile et ve süt teknolojilerine yönelik ürünlerin tanıtılmasının planlandığını, tarım sektöründeki yeniliklerin üreticilerle buluşturulacağını belirtti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tarim-fuari-5-kasimda-yapilacak-90439</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/9/1280x720/sakarya-tarim-fuari-5-kasimda-yapilacak-1792840531.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Genç, Hendek Belediyesi çok amaçlı kapalı fuar alanında gerçekleştirilecek 8. Tarım ve Hayvancılık Fuarı&#039;nın geçmişten bugüne sürekli gelişerek daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hatay-havalimanindaki-calismalarin-yil-sonunda-tamamlanmasi-hedefleniyor-90438</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 12:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatay Havalimanı&#039;ndaki çalışmaların yıl sonunda tamamlanması hedefleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hatay Havalimanı'nda yürütülen onarım ve geliştirme çalışmaları hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, deprem sonrası onarım ve yenileme çalışmaları ile yeni binaların yapımı ve apron genişletilmesi olmak üzere iki ayrı proje yürütüldüğünü ifade eden Uraloğlu, mevcut altyapının yenilenmesine yönelik önemli imalatların tamamlandığını, havalimanının operasyonel ihtiyaçlarını karşılayacak yeni tesislerde ise çalışmaların sürdüğünü bildirdi.</p>
<p>Uraloğlu, Hatay Havalimanı'nın operasyonel altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni tesislerin inşa edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Hatay Havalimanı'nda yeni binaların yapımı ve apron genişletilmesini kapsayan projemizi 2026 yılı sonunda tamamlamayı hedefliyoruz. Proje kapsamında 2 bin 133 metrekarelik yeni itfaiye binası, 1745 metrekarelik kuvvet santrali ve 88 metrekarelik ana nizamiye binası yer alıyor. 43 bin 36 metrekarelik ilave apron ve 10 bin 800 metrekarelik kamu havacılık apronu da proje kapsamında bulunuyor. 43 bin 36 metrekarelik ilave apron alanında genişletme çalışmalarını ve ana nizamiye binasının yapımı ve terminal binasında yürütülen tadilat ve onarım çalışmaları tamamlandı. Yeni itfaiye binasının elektrik ve mekanik tesisatı ile kuvvet santralinin elektrik altyapısında çalışmalarımız devam ediyor."</p>
<p><strong>"Deprem sonrasında 3 bin metrelik pistimizi yeniledik"</strong></p>
<p>Apron bariyer binasının yapımı, terfi havuzları ve pompalar ile yağmur suyu ve atık su sistemlerine yönelik çalışmaların sürdüğüne dikkati çeken Uraloğlu, kara tarafı altyapı imalatlarının da devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, yeni tesislerle havalimanının itfaiye, enerji ve işletme altyapısının güçlendirileceğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Deprem sonrasında 3 bin metrelik pistimizi yeniledik, yeni paralel taksi yolu ve bağlantı taksi yollarını tamamladık. 2 bin 720 metre uzunluğundaki yeni paralel taksi yolunun yanı sıra hızlı çıkış ve bağlantı taksi yolları ile mevcut apronun yenileme çalışmaları tamamlandı. Terminal ve lojman binalarının güçlendirme çalışmaları da bitirildi. Sedde sızdırmazlık duvarı ve zemin altı geçirimsiz perde imalatlarını tamamladık.</p>
<p>Isı merkezi ve regülatör binası ile çevre aydınlatması ve güvenlik yolu çalışmalarımızı da bitirdik."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hatay-havalimanindaki-calismalarin-yil-sonunda-tamamlanmasi-hedefleniyor-90438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/8/1280x720/hatay-havalimani-1755170873.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Uraloğlu, Hatay Havalimanı&#039;nda yeni binaların yapımı ve apron genişletilmesini kapsayan projeyi yıl sonunda tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tuprastan-ustda-ile-is-birligi-90437</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüpraş&#039;tan USTDA ile iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüpraş'ın, 2050'de karbon nötr bir enerji şirketine dönüşme hedefi kapsamında sürdürülebilir rafinaj, sürdürülebilir havacılık yakıtları, sıfır karbonlu elektrik ve yeni nesil enerji teknolojileri alanlarında çalışmalar yürütdüğü bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda Tüpraş, küçük modüler reaktör (SMR) teknolojilerinin teknik, ekonomik ve potansiyel endüstriyel kullanım alanlarını incelemek üzere ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile iş birliği anlaşması imzaladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, USTDA ile yapılacak çalışma kapsamında SMR teknolojilerinin gelişimini ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarını inceleyecek.</p>
<p>Yaklaşık bir yıl sürmesi planlanan çalışma kapsamında farklı SMR teknolojilerinin teknik olgunluk seviyeleri, lisanslama durumları, emniyet ve güvenlik yaklaşımları, yakıt tedarik zinciri gereksinimleri ve ekonomik performansları değerlendirilecek.</p>
<p>İncelemede, söz konusu teknolojilerin sanayideki olası kullanım alanlarının yanı sıra kaynak verimliliği, atık yönetimi ve su tüketimi gibi çevresel sürdürülebilirlik kriterleri de ele alınacak. Çalışmanın sonunda, incelenen teknolojilere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırlanacak.</p>
<p>Verilen bilgiye göre geleneksel nükleer santrallere kıyasla daha küçük kapasitelere sahip olan ve modüler üretim yaklaşımıyla geliştirilen SMR'ler, elektrik üretiminin yanı sıra sanayide proses ısısı sağlanması ve düşük karbonlu hidrojen üretimi gibi alanlarda da kullanılabiliyor. Operasyon sırasında doğrudan karbon emisyonu oluşturmayan nükleer enerji, düşük karbonlu enerji seçenekleri arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>Dünyanın farklı bölgelerinde geliştirme, lisanslama ve ticarileşme çalışmaları devam eden SMR teknolojileri, farklı kapasite seçenekleri ve modüler yapılarıyla enerji sektöründe alternatif üretim seçenekleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Türkiye'nin 2050'ye kadar 5 bin megavat elektrik (MWe) küçük modüler reaktör kapasitesine ulaşma hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar da değerlendirme sürecinin kapsamını oluşturuyor.</p>
<p>Hazırlanacak raporun, Tüpraş'ın SMR teknolojilerine ilişkin olası adımlarını ve endüstriyel uygulama seçeneklerini değerlendirme sürecinde kullanılması planlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tuprastan-ustda-ile-is-birligi-90437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/6/1280x720/tupras-1757833602.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüpraş, ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı ile yapılan anlaşma kapsamında, SMR teknolojilerinin gelişimini ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarını inceleyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bu-hafta-borsa-ve-altin-kaybettirdi-90434</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa ve altın haftayı kayıpla tamamladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 5,16 azalışla 11.116,99 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 10.707,18 puanı ve en yüksek 11.806,76 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 2,16 azalışla 35.464,77 puana, sanayi endeksi yüzde 8,47 düşüşle 13.561,97 puana, mali endeks yüzde 6,64 kayıpla 12.933,69 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 5,53 azalışla 9.597,27 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 3,31 ile Aksa Akrilik oldu.</p>
<p>Onu yüzde 1,99 ile Halkbank ve Sabancı Holding izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 22,22 ile 1000 Yatırımlar Holding, yüzde 20,27 ile Türkiye Sigorta, yüzde 19,92 ile Gübre Fabrikaları olarak sıralandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 541 milyar 280 milyon lirayla ASELSAN, 695 milyar 91 milyon lirayla Tüpraş ve 531 milyar 300 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 4,18 azalışla 6 bin 370 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,34 düşüşle 41 bin 880 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 3,37 altında 10 bin 520 liraya düştü.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,36 artarak 49,7060 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,03 yükselişle 55,7790 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 66,1350 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,69 artışla 66,5890 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,34 değer kazanarak 60,3750 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bu-hafta-borsa-ve-altin-kaybettirdi-90434</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/4/1280x720/borsa-altin-1792830496.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul haftayı yüzde 5,16 azalarak 11.116,99 puandan kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 4,18, cumhuriyet altını yüzde 3,34, çeyrek altın yüzde 3,37 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,36, euronun satış fiyatı yüzde 0,03 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-ulkemiz-mali-seffaflikta-en-ust-siralarda-yer-aldi-90433</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Ülkemiz mali şeffaflıkta en üst sıralarda yer aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Mali Şeffaflık Değerlendirmesi'ne ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye’nin mali istatistikler, bütçe yönetimi, mali riskler ve hesap verebilirlik alanlarındaki uygulamalarının incelendiği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi IMF tarafından yayımlandı.</p>
<p>Türkiye, 2015 yılındaki değerlendirmede Mali Şeffaflık Kodu’nda yer alan ilkelerin yaklaşık yarısında iyi veya ileri uygulama düzeyindeyken bu oran üçte ikiye yükseldi.</p>
<p>Böylece ülkemiz mali şeffaflıkta, Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.</p>
<p>Bu önemli başarı, 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün somut bir sonucudur. Mali şeffaflığı daha da artıracak yapısal reformlara yönelik çalışmalarımız devam ediyor." </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-ulkemiz-mali-seffaflikta-en-ust-siralarda-yer-aldi-90433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/mehmet-simsekk-imf.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF&#039;nin değerlendirmesi hakkında açıklama yapan Bakan Şimşek, &quot;Ülkemiz mali şeffaflıkta Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz&#039;in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/anadolu-isuzudan-yedasa-60-adet-arac-teslimati-90447</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anadolu Isuzu’dan YEDAŞ’a 60 adet araç teslimatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Anadolu Isuzu'nun, Orta Karadeniz bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti sunan Yeşilırmak Elektrik Dağıtım AŞ’ye (YEDAŞ), 60 adet Isuzu D-Max 4x4 V-Life AT teslimatı yaptığı bildirildi.</p>
<p>Teslimat töreninde YEDAŞ Elektrik Dağıtım A.Ş.’den Tedarik Zinciri Direktörü Emrah Ayvaz, Filo Müdürü Mehmet Bozkuş, Kurumsal İletişim Müdürü Emin Genç’in yanı sıra Isuzu Trabzon ve Ordu Yetkili Satıcısı Yılköy Otomotiv’in sahipleri Ahmet Yılmaz ve Veysel Köybaşı yer aldı. Törene Anadolu Isuzu’dan Yurt İçi Satış, Pazarlama ve Bayi Geliştirme Direktörü Bülent Güler, Yurt İçi Kamyon ve Pick-up Satış Müdürü Umut Akın ile Filo ve Kilit Müşteri Yöneticisi Hamdi Toker katıldı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, teslim edilen 60 araç Amasya, Ordu, Samsun, Sinop ve Çorum illerindeki elektrik dağıtım faaliyetlerinde kullanılacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/anadolu-isuzudan-yedasa-60-adet-arac-teslimati-90447</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/7/1280x720/557-1792853230.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu Isuzu tarafından YEDAŞ&#039;a teslim edilen araçlar, Amasya, Ordu, Samsun, Sinop ve Çorum illerindeki elektrik dağıtım faaliyetlerinde hizmet verecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2119-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satilacak-90432</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 10:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> 211,9 ton yağlık ayçiçeği açık artırma ile satılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Altınova Tarım İşletmesi Müdürlüğü yağlık ayçiçeği satışı yapacak.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 2026 yılı istihsalinin 172,74 tonu LG50480 çeşidi, 39,16 tonu Kalamis olmak üzere toplam 211,9 ton ayçiçeği partiler halinde açık artırma usulüyle satılacak.</p>
<p>İhale 6 Kasım'da gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2119-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satilacak-90432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/aycicegi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİGEM Altınova Tarım İşletmesi Müdürlüğü, 211,9 ton yağlık ayçiçeğini ihale ile satacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/7-ildeki-tasinmazlar-ozellestirilecek-90430</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 ildeki taşınmazlar özelleştirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mülkiyeti Hazineye ait olan bazı taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Ankara'nın Pursaklar, İstanbul'un Sarıyer, İzmir'in Buca, Kayseri'nin Kocasinan, Muş'un Merkez, Samsun'un İlkadım ve Siirt'in Merkez ilçelerindeki bazı taşınmazlar özelleştirilecek.</p>
<p>Özelleştirme sürecinde satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme haklarının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçı birlikte uygulanacak.</p>
<p>Taşınmazların özelleştirme işlemleri, 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanacak.</p>
<p>Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı, taşınmazların tahsis edildiği kurumun bina, tesis, lojman yapımı ve onarımı gibi inşaat işleriyle yatırım programında kullanılmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde ilgili kurum adına bu amaçla açılacak özel hesaba aktarılacak.</p>
<p><strong>Kırşehir'de acele kamulaştırma kararı</strong></p>
<p>Kırşehir'de tesis edilecek 154 kilovolt (kV) enerji iletim hattı projesi kapsamında bazı taşınmazlar kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, bağlantı anlaşması kapsamında gerçekleştirilecek "154 kV (Kızılırmak TM-Kırşehir TM) Brş.N-Alıç DGES TM (Girdi-Çıktı) Enerji İletim Hattı Projesi" için ilgili haritada gösterilen güzergahlara isabet eden taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/7-ildeki-tasinmazlar-ozellestirilecek-90430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri, Muş, Samsun ve Siirt&#039;teki bazı taşınmazlar özelleştirilecek. Kırşehir&#039;de yapılacak enerji iletim hattı projesi kapsamında ise bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imf-turkiye-mali-seffaflikta-son-10-yilda-onemli-gelisme-kaydetti-90429</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> IMF: Türkiye mali şeffaflıkta son 10 yılda önemli gelişme kaydetti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) ülkelerin mali istatistik, bütçe yönetimi, mali risk yönetimi ve hesap verebilirlik gibi kamu mali yönetimi uygulamalarını incelediği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi güncellemesi kapsamında Türkiye'ye ilişkin raporu yayımlandı.</p>
<p>Türkiye'nin mali şeffaflık alanında son 10 yılda önemli gelişme kaydettiği belirtilen raporda, ülkenin kamu mali yönetiminde son yıllardaki ilerleme seviyesiyle değerlendirme süreci tamamlanan ve aralarında Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz'in de bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldığı kaydedildi.</p>
<p>Raporda, Türkiye'nin kamu mali yönetimindeki ilerlemesinde, mali istatistiklerinin sürekli geliştirilmesi, performans esaslı program bütçe uygulanması ve uluslararası kamu muhasebe standartlarının hayata geçirilmesine yönelik reformların etkili olduğu vurgulandı.</p>
<p>Fonun raporunda, Türkiye'nin mali şeffaflık alanındaki gelişimi 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün sonucu olarak değerlendirildi.</p>
<p>IMF'nin 2000 yılında gerçekleştirdiği mali raporlama ve standartlara ilişkin ilk incelemede, bütçe hazırlama ve uygulama süreçlerinde eksiklikler bulunduğu, kamu mali raporlamasının büyük ölçüde nakit esaslı bütçe bilgisine dayandığı, bilanço bilgilerinin sınırlı olduğu ve mali risklerin yeterince açıklanmadığı tespit edilmişti.</p>
<p>2015 yılındaki değerlendirmede ise hukuki çerçevenin önceki dönemlere göre güçlendiği, orta vadeli bütçeleme uygulamalarının geliştirildiği ve mali raporlama kapsamının genel yönetim sektörünü içerecek şekilde genişletildiği ortaya konulmuştu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imf-turkiye-mali-seffaflikta-son-10-yilda-onemli-gelisme-kaydetti-90429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/imf-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF tarafından açıklanan Mali Şeffaflık Değerlendirmesi&#039;ne göre, Türkiye kamu mali yönetiminde son yıllarda kaydettiği ilerlemeyle Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz&#039;in de olduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/bist-100-kritik-esigin-altini-gordu-90426</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> BIST100 kritik eşiğin altını gördü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon krizinin gölgesinde satış baskısı yaşayan Borsa İstanbul’da değer kaybı dün de devam etti. BIST 100 Endeksi gün içinde 10.715’e kadar geriledi ve 5 Aralık 2025’ten bu yana en düşük seviyesini gördü.</p>
<p>Birçok endekste gün içi düşüşler yüzde 2’yi aşarken, bazı endekslerdeki kayıp yüzde 3’ün de üzerine çıktı. Yaşanan dalgalı seyrin ardından kapanışa yakın gelen alımlarla toparlanma yaşansa da, pay endekslerinin tamamı günü ekside kapattı. 11.000 üstünde tutunmaya çalışan BIST100 günü yüzde 0,92 puan kayıpla 11.117 puandan kapattı. Bankacılık endeksi yüzde 1.58 ve sanayi endeksi yüzde 1,69 değer yitirdi.</p>
<p>BIST 100’de dünkü kapanış değeri, mayıstaki zirve seviyesinden bu yana yüzde 30’a yakın düşüşe işaret etti. Öte yandan yatırımcıların hisse senedi satış dalgası sırasında değerli metali elden çıkarmasıyla, altının ons fiyatı da 4.000 doların altını gördü. Dün de aşağı yönlü seyir izleyen altın, yüzde 0,9 gerilemeyle ons başına 3.990 doların da altına inerek temmuz ortasından bu yana en düşük seviyesini gördü. Ardından sınırlı toparlanmayla yeniden 4.000 doların üzerine çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/bist-100-kritik-esigin-altini-gordu-90426</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;da BIST100 Endeksi dün 10.715’e kadar gerileyerek 2025’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Dalgalı seyrin ardından kapanışa yakın alımlarla toparlanma olsa da pay endekslerinin tamamı günü ekside kapattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/londra-2-sirasini-korudu-istanbul-42-basamak-yukseldi-90445</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra 2. sırasını korudu, İstanbul 42 basamak yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Merkezi Londra’da bulunan araştırma kuruluşu Oxford Economics, Küresel Şehirler Endeksi 2026 raporunu yayımladı. Endeks, 1.000 şehri ekonomi, beşeri sermaye, yaşam kalitesi, çevre ve yönetişim olmak üzere beş kategoride değerlendiriyor.</p>
<p>Endekste New York 1’inci, Londra 2’nci, Paris 3’üncü oldu. İlk üç sıra geçen yılki endeksle aynı kaldı. İstanbul ise genel sıralamada 106’ncı sıradan 64’üncü sıraya çıktı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adcb3080920b-1792848648.png" alt="" width="700" height="341" /></p>
<h2>İstanbul ekonomide 52 basamak yükseldi </h2>
<p>İstanbul’un en büyük ilerlemesi ekonomi kategorisinde oldu. Şehir bu kategoride 121’inci sıradan 69’uncu sıraya yükseldi. İstanbul beşeri sermayede 15’inci sıradan 11’inci sıraya, çevrede 511’inci sıradan 480’inci sıraya çıktı. Yaşam kalitesinde ise 178’inci sıradan 180’inci sıraya geriledi.</p>
<p>Londra ise beşeri sermayede 1’inci sırasını korudu. Ekonomide 8’inci sıradan 7’nci sıraya, çevrede 66’ncı sıradan 64’üncü sıraya yükseldi. Londra yaşam kalitesinde 144’üncü sıradan 147’nci sıraya, yönetişimde 81’inci sıradan 140’ıncı sıraya geriledi.</p>
<p>Yönetişim kategorisi şehir düzeyinde değil ülke düzeyinde ölçülüyor ve aynı ülkedeki tüm şehirlere aynı puan veriliyor.</p>
<h2>“Bölgesel lider” şehirler arasında </h2>
<p>Endeks, İstanbul’u Dubai, Lizbon, Stockholm ve Zürih’in de aralarında bulunduğu 72 “Bölgesel Lider” şehir arasında sınıflandırdı. Londra ise “Küresel Lider”, “Kültür Başkenti” ve “Sürdürülebilir Şehir” kategorilerinde yer aldı.</p>
<h2>Türkiye’nin diğer şehirleri de yükseldi </h2>
<p>Listede Türkiye’den 19 şehir yer aldı. Ankara 277’nci sıradan 201’inci sıraya, İzmir 441’inci sıradan 333’üncü sıraya, Antalya 374’üncü sıradan 342’nci sıraya, Bursa ise 405’inci sıradan 362’nci sıraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/londra-2-sirasini-korudu-istanbul-42-basamak-yukseldi-90445</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/5/1280x720/istanbul-bogazi-1763454183.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oxford Economics’in 1.000 şehri karşılaştırdığı Küresel Şehirler Endeksi 2026’da İstanbul, geçen yılki 106’ncı sıradan 64’üncü sıraya yükseldi. Londra ise genel sıralamada 2’nci sıradaki yerini korudu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/48-kisi-hakkinda-daha-suc-duyurusu-90428</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 48 kişi hakkında daha suç duyurusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Altınkılıç Gıda ve Süt Sanayi Ticaret AŞ (ALKLC) ile Anel Elektrik Proje Taahhüt ve Ticaret AŞ (ANELE) pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle 48 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu; 48 kişi ve 5 şirkete 2 yıl işlem yasağı uygulanmasına karar verdi.</p>
<p>SPK’nın 22 Ekim 2026 tarihli bülteninde yer alan kararlara göre, ALKLC işlemleri nedeniyle Bülent Uygun, Ecem Tuğçe Akçay, Emre Alkin, Erdin Özel, Ethem Umut Beytorun, Haldün Saff et İnal, İbrahim Bekçi ve Okan Uzunoğlu hakkında suç duyurusu ve işlem yasağı kararı alındı.</p>
<p>ANELE işlemleri nedeniyle bu 8 kişinin yanı sıra Abdülkadir Özkan, Adem Karatepe, Ahmet Burak Akbulut, Ahmet Özcan, Ali Cesur, Anıl Tokat, Ayşe Seher Aydın, Cem Gürkan Alpay, Emir Münir Sarpyener, Emre Tezmen, Enes Yazıcı, Evren Uçar, Fatma Nurcan Taşdelenler, Feryal Köker, Furkan Açar, Gül Ayşe Çolak, Halil İbrahim Ege, İsa Çoşkun, İsmail Erdem, Kadir Boy, Kerem Alkin, Mehmet Nuri Gökalp, Mehmet Selim Tunçbilek, Muhammed Yarız, Mustafa Zeki Kayahan, Müjdat Ede, Neda Soydan, Nilgül Sarıçalı, Oğuz Tezmen, Oğuzhan Özerkaya, Onur Göğebakan, Orçun Berkay Kaya, Ömer Eryılmaz, Özgür Altan, Rüstem Karakaya, Sezai Bekgöz, Sibel Gökalp, Şemsihan Karaca, Tansu Sesli ve Yusuf Ege hakkında aynı kararlar verildi. </p>
<p>ALKLC işlemleri nedeniyle Tera Portföy Yönetimi AŞ’ye de 2 yıl işlem yasağı getirildi. Şirketin yasağı, ALKLC payında kendi nam ve hesabına gerçekleştirdiği işlemlerle sınırlandırıldı. ANELE işlemleri kapsamında ise Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ, Tera Yatırım Bankası AŞ, Tera Yatırım Holding AŞ ve Century City Securities SA hakkında da 2 yıl işlem yasağı uygulanacak. Tera Yatırım Menkul Değerler ve Tera Yatırım Bankası için yasak, ANELE pay piyasasında kendi nam ve hesaplarına gerçekleştirdikleri işlemleri kapsayacak. </p>
<p>28 kişinin lisansları iptal Kurul, iki pay piyasasına ilişkin kararlar kapsamında 28 kişinin sahip olduğu tüm lisansların işlem yasağı süresince iptal edilmesine hükmetti. ALKLC işlemleri nedeniyle Bülent Uygun, Ecem Tuğçe Akçay, Ethem Umut Beytorun, İbrahim Bekçi ve Okan Uzunoğlu’nun tüm lisansları iptal edilecek. ANELE işlemleri kapsamında aynı 5 kişiyle birlikte Adem Karatepe, Ahmet Özcan, Ali Cesur, Anıl Tokat, Ayşe Seher Aydın, Emir Münir Sarpyener, Enes Yazıcı, Evren Uçar, Feryal Köker, Furkan Açar, Gül Ayşe Çolak, İsmail Erdem, Mehmet Nuri Gökalp, Mehmet Selim Tunçbilek, Mustafa Zeki Kayahan, Müjdat Ede, Nilgül Sarıçalı, Oğuzhan Özerkaya, Onur Göğebakan, Orçun Berkay Kaya, Ömer Eryılmaz, Sezai Bekgöz ve Tansu Sesli’nin lisansları iptal edilecek. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Etkin pişmanlık için 15 gün</span></h2>
<p>Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmak isteyenlerin, 500 bin TL’den az olmamak üzere elde ettikleri veya elde edilmesine neden oldukları menfaatin iki katını, Kurul kararından itibaren 15 gün içinde Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın e-tahsilat hesabına yatırmaları gerekiyor. Ödeme belgelerinin de aynı süre içinde SPK’ya iletilmesi zorunlu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fon soruşturmasında tutuklu sayısı 99’a çıktı</span></h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sermaye piyasası işlemlerine yönelik yürüttüğü fon soruşturmasında, aralarında portföy yönetim şirketleri ve aracı kurumların yönetici ve çalışanlarının bulunduğu 11 şüpheli daha tutuklandı. Son kararlarla soruşturma kapsamında toplam tutuklu sayısı 99’a yükseldi.</p>
<p>Tutuklananlar arasında A1 Capital Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Terzi, Alnus Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Tahir Özek ve Başkan Vekili Metin Kartal Emür, Pardus Portföy Genel Müdürü Mehmet Selim Tunçbilek, Atlas Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Hakan Avdan, Pirnus Yapı Gayrimenkul AŞ’nin Fatih Şubesi Müdürü Çetin Genç ve Tera Finans Faktoring’in eski Genel Müdür Yardımcısı Ümit Yılmaz bulunuyor.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarına ilişkin kanun kabul edildi</span></h2>
<p>Tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarıyla ilgili kanun teklifi Meclis’te kabul edildi. 455 bin 758 yatırımcıyı ilgilendiren düzenleme, Cumhurbaşkanı’nın onayı ve Resmî Gazete’de yayımıyla uygulanacak. Tasfiye, Sermaye Piyasası Kurulu’nun gözetim ve denetiminde yürütülecek. Kurul varlık tespiti, değerleme, nakde çevirme, pay sahipliği ve ödeme esaslarını belirleyecek. Yatırımcı menfaati ve piyasa koşulları gözetilecek. Borsa fiyatı gerçek değeri yansıtmaz veya tasfiyeyi geciktirirse SPK kararıyla farklı fiyat marjları ve yöntemler uygulanabilecek. Kurul, talep üzerine borsa dışında satışa izin verebilecek. 17 Eylül 2026 ve öncesinde Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu’na iletilen, temerrüt veya pay fiyatının açıklanmaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar kapsamında payları bloke edilenler de tasfiyeye dahil edilecek. Tasfiye geliri, kararın önceki gün sonundaki pay fiyatıyla hesaplanan toplam tutarı karşılamazsa net yatırım tutarı esas alınacak. Merkezi Kayıt Kuruluşu, nakit giriş ve çıkışlarını tasfiye tarihine kadar tüketici ve yurt içi üretici fiyat endekslerindeki değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncelleyip çıkışları ilk giren ilk çıkar esasına göre düşerek tutarı hesaplayacak. Belirlenen fonlarda net yatırımı 1 milyon liranın altındakilere bu tutarda, 1 milyon lira ve üzerindekilere en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek. Para piyasası fonları dışında ödeme, önceki gün sonundaki pay değerini aşamayacak. Zorunlu giderler düşülerek tahsilatlar tasfiye malvarlığına, tasfiye sonrasındakiler geri kazanım hesabına aktarılacak. İlgili soruşturmalarda el koyma kararı verilebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/48-kisi-hakkinda-daha-suc-duyurusu-90428</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle 48 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Suç duyurusu kararı verilenler, en az 500 bin TL olmak üzere sağladığı menfaatin iki katını 15 gün içinde ödeyerek etkin pişmanlıktan yararlanabilecek 5 şirkete 2 yıl işlem yasağı getirilirken 28 kişinin tüm lisansları iptal edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/toggun-yeni-modeli-tanitildi-90417</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 16:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Togg&#039;un yeni modeli tanıtıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Togg'un satışa sunulacak yeni modeli T10F 4More Kehribar serisi tanıtıldı.</p>
<p>Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'ndan (TOGG) yapılan açıklamaya göre, T10F 4More Kehribar serisi, 7 farklı gövde rengi seçeneğiyle piyasaya sürülecek. </p>
<p>Açıklamada, "Ayder, Seyhan, Urla, Kula, Oltu, Gemlik ve Mardin olmak üzere 7 gövde rengiyle sunulan Kehribar serisi, ışığa göre değişen yansımalarıyla T10F 4More'un görünümüne sofistike bir karakter kazandırıyor." denildi. </p>
<p><strong>Bakan Kacır'da paylaşım</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Togg'un gelecek yıl satışa sunulacak T6X ve bugün tanıtımı yapılan T10F 4More Kehribar serisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Kacır, sosyal hesabından yaptığı paylaşımda Togg Üretim ve Teknoloji Kampüsü'nde yeni modeli incelediklerini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Kampüste önümüzdeki yıl satışa sunulacak olan T6X ile bugün tanıtımı yapılan T10F 4More Kehribar serisine yönelik çalışmaları inceledik. 10 çalışana 1 endüstriyel robot ortalamasıyla otomotiv sektörümüzün en dijital altyapısına sahip tesisi olan Togg, günde 375 araç üretim hızıyla yoluna güçlü şekilde devam ediyor."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/toggun-yeni-modeli-tanitildi-90417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/7/1280x720/kacir-1792764852.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Togg&#039;un satışa çıkacak yeni modeli T10F 4More Kehribar serisinin tanıtımı yapıldı. Yeni model ile birlikte T6X&#039;i de yerinde inceleyen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, &quot;10 çalışana 1 endüstriyel robot ortalamasıyla otomotiv sektörümüzün en dijital altyapısına sahip tesisi olan Togg, günde 375 araç üretim hızıyla yoluna güçlü şekilde devam ediyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/9-aylik-makine-ihracati-213-milyar-dolar-90406</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 15:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> 9 aylık makine ihracatı 21.3 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Ocak-Eylül 2026 dönemine ait dış ticaret verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Türkiye’nin makine ihracatı bir önceki yıl aynı döneme göre yüzde 1,5 oranında artarak 21.3 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>MAİB’in tüm makine gruplarını derleyerek yaptığı hesaplamada, tutar olarak artış sağlandığını, miktar (ağırlık) bakımından ise yüzde 6 düşüş olduğunu belirterek, böylece KG başına ortalama ihracat birim fiyatının 8,7 dolara yükselmesinin sağlandığı kaydedildi. Bu dönemde makine ithalatı da 47 milyar dolar olarak belirlendi. </p>
<p>MAİB’den yapılan yazılı açıklamada, En fazla ihracat yapılan Almanya’ya yapılan satışların tutarının 2,5 milyar doların üzerine çıktığı belirtilirken, ABD’ye yapılan makine ihracatı yüzde 27,6 artışla 1,8 milyar dolar olduğu kaydedildi. </p>
<p>Ürün türlerine göre, içten yanmalı motor ve aksamları 1,8 milyar dolar olurken, inşaat ve madencilik makineleri, pompalar ve kompresörler, yıkama ve kurutma makineleri, traktörler, tarım ve ormancılık makineleri ile türbin, turbojet ve hidrolik silindirler 1 milyar dolar eşiğini aşan diğer alt dallar oldu. Yıllıklandırılmış makine ihracatı 28,8 milyar dolar olurken, makine ithalatı aynı dönemde yüzde 4,6 artışla 47 milyar dolar olarak kaydedildi. </p>
<p><strong>“Avrupa’ya ihracatta yeni rekabet alanları açılıyor”</strong></p>
<p>Küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği bu yıl, uluslararası ticarette yeni rekabet alanlarının geliştiğine dikkat çeken Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz şunları söyledi:</p>
<p>Çin-ABD dış ticaret hacminde yüzde 20 gerileme sonrası, Çin’in tüm dünyada rekabet baskısı yarattığını, Avrupa’nın da buna karşı önlem almaya başladığını vurguladı. Bu süreçte Türkiye’nin de rekabet gücünü koruması gerektiğini, Avrupa’nın menşe, standart, net-sıfır hedefleri ile başlattığı koruma önlemlerine karşı mevzuat uyumu öneren Yılmaz, AB 2023/1230 sayılı Tüzüğüne uyum için yapılan Makine Emniyeti Yönetmeliği’ne dikkat çekti. Yılmaz, “Yönetmelik, imalatçılarımızın ürün güvenliğini ve teknik mevzuata uygunluğu ortaya koyma sorumluluklarını genişletiyor. İmalatçılarımızın mevcut ürünlerinin yeni gereklilikleri ne ölçüde karşıladığını belirleyerek eksiklikleri giderecek somut uyum planları hazırlamaları gerekiyor. Ancak mevzuata uyum, işletmelerin yalnızca kendi imkânlarıyla yürütecekleri bir çalışma olarak görülmemeli; hazırlıkların kamu ve özel sektör arasındaki koordinasyonla yürütülmesi sağlanmalı” görüşünü öne çıkardı. </p>
<p>Mevzuat hazırlıklarının başka alanlara da yayılması ihtiyacı olduğunu, Siber Dayanıklılık Tüzüğü ve Veri Tüzüğü gibi bağlantılı AB düzenlemelerinin de gecikmeden mevzuata taşınması gerektiğini kaydetti. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/9-aylik-makine-ihracati-213-milyar-dolar-90406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/0/1280x720/sevda-kayhan-yilmaz-1790070470.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MAİB yılın 9 aylık döneminde makine ihracatının yıllık bazda yüzde 1,5 artışla 21.3 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Başkan Sevda Kayhan Yılmaz, küresel ekonomide büyüme beklentilerinin aşağı yönlü revize edildiği bu yıl, uluslararası ticarette yeni rekabet alanlarının geliştiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/togg-cop31in-mobilite-sektor-ortagi-oldu-90415</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOGG, COP31&#039;in &#039;Mobilite Sektör Ortağı&#039; oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TOGG'un Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı'nın (COP31) "Mobilite Sektör Ortağı" olduğu bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, mobiliteyi erişilebilir ve kullanıcı odaklı bir teknoloji ekosistemi olarak ele alan TOGG, COP31'de elektrikli mobiliteye geçişin iklim hedeflerine katkısını, bu dönüşümü destekleyen enerji ve dijital hizmetlerle birlikte ortaya koyacak.</p>
<p>TOGG'un, üretimden günlük kullanıma uzanan uygulamalarını paylaşırken, sürdürülebilir mobilite çözümlerinin yaygınlaşması için uluslararası paydaşlarla yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlayacağı belirtildi.</p>
<p>Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Türkiye'nin, COP31'e ev sahipliği yaparak iklim değişikliğiyle mücadelede küresel sorumluluk üstlenme iradesini ve sürdürülebilir bir geleceğe yönelik güçlü vizyonunu bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının öncülüğünde gerçekleşecek bu önemli buluşmanın, Türkiye'nin üretim yetkinliklerini, teknoloji geliştirme kapasitesini ve yeşil dönüşüm hedeflerini uluslararası ölçekte ortaya koyması açısından da önemli bir fırsat sunduğunu bildiren Tosyalı, şunları kaydetti:</p>
<p>"TOGG, bu anlayışın ülkemizde hayat bulmuş en güçlü örneklerinden biri. Doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızdan şarj altyapımıza, Gemlik'teki üretim tesisimizden geliştirdiğimiz teknolojilere kadar tüm çalışmalarımızı bu bütüncül yaklaşımla sürdürüyoruz. COP31'de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız."</p>
<p>TOGG Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş da COP31'de, mobilitenin dönüşümünün iklim hedeflerine nasıl katkı sağladığını geliştirdikleri çözümleri ve elde ettikleri sonuçları paylaşmak istediklerini belirtti.</p>
<p>Karakaş, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Kuruluşumuzdan bu yana dünyanın sayılı, Avrupa'nın en temiz tesislerinden biri olan Gemlik Teknoloji Kampüsü'nde kendi bataryamızı üretiyor, doğuştan elektrikli akıllı cihazlarımızı, temiz enerji çözümlerimiz ve dijital deneyim platformumuzla birlikte geliştiriyoruz. Bugün yollardaki 130 bin adede yaklaşmış akıllı cihazımızla 600 bin tona varan karbondioksit (CO₂) emisyonunun önüne geçilmiş olması, bu yaklaşımın somut sonuçlarından biri. Türkiye’nin en büyük ultra hızlı şarj ağı Trugo ile yüzde 100 yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanan enerjiyi 81 ilde kullanıcılarla buluşturuyor, Gemlik'te üretimin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalarımızı geliştiriyoruz. Trumore ile de kullanıcıların bu ekosistemden günlük yaşamlarında kolayca yararlanmasını sağlıyoruz. COP31, deneyimimizi uluslararası paydaşlara aktarmak ve birlikte daha ileriye taşımak için önemli bir buluşma. Girişimlerle aynı göz hizasında çalışarak yeni fikirleri kullanıcıya değer yaratan çözümlere dönüştürüyoruz. Start-up Zone'da yer almamızın amacı da iklim hedeflerine katkı sağlayabilecek bu çözümlerin yeni işbirlikleriyle büyümesine alan açmak."</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/togg-cop31in-mobilite-sektor-ortagi-oldu-90415</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/5/1280x720/tosyali-t6x-1788172133.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, &quot;COP31&#039;de Türkiye’nin mobilite ortağı olarak, kendi teknolojisini geliştiren, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik hedeflerini somut adımlarla destekleyen Türkiye vizyonunun parçası olacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yuksekogretim-mezunlarinin-beyin-gocu-orani-yuzde-22-90403</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı yüzde 2,2</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025'e ait yükseköğretim beyin göçü istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı 2025'te bir önceki yıla göre artarak yüzde 2,2 oldu. Bu oran, kadınlarda yüzde 1,8, erkeklerde ise yüzde 2,7 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Yükseköğretim beyin göçü oranının en yüksek olduğu il 2025'te yüzde 4 ile İstanbul olurken, bu kenti sırasıyla İzmir, Ankara, Eskişehir ve Yalova izledi. Yükseköğretim beyin göçü oranının en düşük olduğu il ise yüzde 0,2 ile Siirt olurken, bunu sırasıyla Hakkari, Kilis, Van ve Bitlis takip etti.</p>
<p>Bu oranın erkeklerde en yüksek olduğu ilk beş il, yüzde 4,7 ile İstanbul, yüzde 4,4 ile İzmir, yüzde 3,6 ile Ankara, yüzde 2,9 ile Eskişehir ve yüzde 2,8 ile Yalova oldu. Yükseköğretim beyin göçü oranının kadınlarda en yüksek olduğu ilk beş il, yüzde 3,4 ile İstanbul, yüzde 2,8 ile İzmir, yüzde 2,4 ile Ankara, yüzde 1,7 ile Eskişehir ve yüzde 1,5 ile Bursa olarak sıralandı.</p>
<p><strong>En yüksek beyin göçü bilişim ve iletişim teknolojilerinde</strong></p>
<p>Devlet üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024 yılında yüzde 1,7 iken, 2025'te yüzde 1,9'a yükseldi.</p>
<p>Vakıf üniversitesi mezunlarında beyin göçü oranı 2024'te yüzde 4,3 iken, 2025'te yüzde 4,4'e çıktı.</p>
<p>Vakıf üniversitesi mezunları arasında 2025'te en yüksek beyin göçü oranı yüzde 8,6 ile tam burslu eğitim alanlarda gözlemlenirken, bunu yüzde 3,8 ile kısmi burslu eğitim alanlar ve yüzde 3,7 ile ücretli eğitim alanlar izledi.</p>
<p>En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, yüzde 7 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olarak belirlendi. Bu alanı yüzde 4,8 ile mühendislik, imalat ve inşaat ve yüzde 3 ile doğa bilimleri, matematik ve istatistik takip etti.</p>
<p>En yüksek beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı, erkeklerde yüzde 8,2, kadınlarda yüzde 5,1 ile bilişim ve iletişim teknolojileri olurken, en düşük beyin göçü oranına sahip eğitim ve öğretim alanı erkeklerde yüzde 0,8 ile tarım, ormancılık, balıkçılık ve veterinerlik, kadınlarda yüzde 0,7 ile eğitim olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, en yüksek beyin göçü oranına sahip lisans programı yüzde 13,1 ile moleküler biyoloji ve genetik olarak saptandı. Bu bölümü yüzde 13 ile işletme mühendisliği, yüzde 11 ile matematik mühendisliği, yüzde 10,9 ile elektronik mühendisliği ve yüzde 10,2 ile fizik mühendisliği izledi.</p>
<p>Öğrenim diline göre mezunların beyin göçü oranları incelendiğinde, Fransızca eğitim alan mezunlar yüzde 10,5 ile en yüksek beyin göçü oranına sahip oldu. Fransızcayı, yüzde 7,5 ile Almanca, yüzde 6,8 ile İngilizce ve yüzde 5 ile Rusça takip etti.</p>
<p><strong>Mezunlar en çok Almanya'ya gitti</strong></p>
<p>Bir lisans programını tamamlayanların göç etmeyi en çok tercih ettikleri ülke, yüzde 22 ile Almanya oldu. Almanya'nın ardından yüzde 16,9 ile ABD, yüzde 10,5 ile Birleşik Krallık, yüzde 5,2 ile Hollanda ve yüzde 5,2 ile Kanada geldi.</p>
<p>Almanya'ya göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı bilgisayar mühendisliği olurken, Birleşik Krallık ve Hollanda'yı en fazla tercih eden mezunlar arasında da yine aynı bölüm öne çıktı.</p>
<p>ABD'ye göç eden mezunlar içinde en büyük paya sahip lisans programı elektrik-elektronik mühendisliği, Kanada'ya göç etmeyi tercih eden mezunlar arasında en fazla paya sahip lisans programı işletme olarak kayıtlara geçti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yuksekogretim-mezunlarinin-beyin-gocu-orani-yuzde-22-90403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/2/1280x720/universite-1766378870.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre, yükseköğretim mezunlarının beyin göçü oranı yüzde 2,2 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tahil-ve-meyvede-artis-sebzede-azalis-bekleniyor-90401</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tahıl ve meyve üretiminde artış, sebzede azalış bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılına ait "Bitkisel Üretim 2. Tahmini"ni açıkladı.</p>
<p>Buna göre üretim miktarlarının, geçen yıla kıyasla tarla ürünleri olan tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde (yem bitkileri hariç) yüzde 17,3, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde yüzde 60,8 artacağı, sebzelerde ise yüzde 0,8 azalacağı hesaplandı.</p>
<p>Yaklaşık üretim miktarlarının tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde 78,6 milyon ton, sebzelerde 33 milyon ton, meyveler, içecek ve baharat bitkilerinde ise 31,5 milyon ton olarak gerçekleşeceği öngörüldü.</p>
<p>Tahıl ürünleri üretim miktarlarının 2025'e göre yüzde 30,9 artışla yaklaşık 44,8 milyon ton olacağı tahmin edildi.</p>
<p>Geçen yıla göre buğday üretiminin yüzde 37,9 artarak yaklaşık 24,8 milyon tona, arpa üretiminin yüzde 66,7 yükselişle 10 milyon tona, çavdar üretiminin yüzde 21,5 artışla 247 bin tona, yulaf üretiminin yüzde 3,9 artarak 298,7 bin tona çıkacağı, mısır üretiminin ise yüzde 4,7 azalışla 8,1 milyon ton olacağı öngörüldü.</p>
<p>Kuru baklagiller grubunda nohut, kuru fasulye ve kırmızı mercimek üretiminin sırasıyla 525 bin ton, 204,3 bin ton ve 368,6 bin ton olacağı hesaplandı. Yumru bitkilerden patatesin ise 2025'e göre yüzde 3,1 azalarak 6,2 milyon ton üretileceği tahmin edildi.</p>
<p>Yağlı tohumlardan soya üretiminin yüzde 14,3 azalışla 127,6 bin ton, ayçiçeği üretiminin ise yüzde 21,8 artışla 2,4 milyon ton olacağı öngörüldü.</p>
<p>Şeker pancarı üretiminin yüzde 5,8 artarak 22 milyon ton olarak gerçekleşeceği hesaplandı.</p>
<p><strong>Sebze üretiminde azalma beklentisi</strong></p>
<p>Sebze ürünleri üretim miktarının 2026 yılında 33 milyon ton olacağı öngörüldü. Sebzeler grubu ürünlerinden hıyarda yüzde 10,2, havuçta yüzde 7,5, beyaz lahanada yüzde 9,1, karnabaharda yüzde 13,7 üretim artışı ve kuru soğanda yüzde 30,8, sakız kabakta yüzde 5,2, kıvırcık marulda yüzde 13, taze soğanda yüzde 12,6 üretim azalışı olacağı öngörüldü.</p>
<p>Meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının 2026'da geçen yıla kıyasla yüzde 60,8 artarak yaklaşık 31,5 milyon ton olacağı tahmin edildi.</p>
<p>Meyveler grubunda geçen yıla göre elmada yüzde 97,4, şeftalide yüzde 109,2, nektarinde yüzde 114,9, kirazda yüzde 289,7, üzümde yüzde 60,5 üretim artışı hesaplandı.</p>
<p>Turunçgil meyvelerinden mandalinada yüzde 36, portakalda yüzde 76,4, limonda yüzde 65 üretim artışı öngörüldü. Sert kabuklu meyvelerden fındıkta yüzde 62,6, cevizde yüzde 86,8 ve Antep fıstığında yüzde 42,6 üretim artışı olacağı tahmin edildi.</p>
<p>Muz üretiminin geçen yıla göre yüzde 2,4 azalacağı, zeytin üretiminin ise yüzde 75,5 artacağı öngörüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tahil-ve-meyvede-artis-sebzede-azalis-bekleniyor-90401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/8/1280x720/tarim-1775795375.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in bitkisel üretim 2. tahminine göre tahıl ürünleri üretim miktarlarının geçen yıla kıyasla yüzde 30,9 artışla yaklaşık 44,8 milyon ton olacağı, meyveler, içecek ve baharat bitkileri üretim miktarının yüzde 60,8 artarak yaklaşık 31,5 milyon tona ulaşacağı tahmin edildi. Sebze ürünleri üretim miktarının ise 33 milyon tona gerileyeceği öngörüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/finansal-hizmetlere-guven-32-puan-azaldi-90399</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Finansal hizmetlere güven 3,2 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayına ait Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi (FHGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Finans sektöründe faaliyet gösteren 150 kuruluşun yanıtlarının sektördeki ağırlıklarının dikkate alınarak birleştirilmesiyle elde edilen anket sonuçlarına göre FHGE, ekimde 3,2 puan azalışla 155,2 seviyesine geriledi.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son 3 aydaki iş durumu ile hizmetlere olan talebin FHGE'yi azalış yönünde, gelecek 3 aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin ise artış yönünde etkilediği görüldü.</p>
<p>İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre son 3 ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmeler bir önceki aya kıyasla zayıfladı.</p>
<p>Son 3 ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmeler zayıflarken, gelecek 3 ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentiler bir miktar güçlendi.</p>
<p>İstihdama ilişkin değerlendirmelere bakıldığında son 3 ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler ile gelecek 3 ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine seyrin zayıfladığı gözlendi.</p>
<p>Karlılığa ilişkin değerlendirmelere göre son 3 ayda karlılıkta artış olduğunu bildirenler lehine olan seyir zayıfladı.</p>
<p>Öte yandan, gelecek 3 ayda karlılıkta artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir bir önceki döneme kıyasla güçlendi.</p>
<p>Ekim ayında NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre "Finans ve Sigorta Faaliyetleri" sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre "64-Finansal Hizmet Faaliyetlerinde (sigorta ve emeklilik fonları hariç)" 2,2 puanlık, "65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonlarında (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)" 1,2 puanlık ve "66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetlerde" 81,5 puanlık azalış görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/finansal-hizmetlere-guven-32-puan-azaldi-90399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/8/1280x720/ekonomi-endeks-hesap-1760684409.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre Finansal Hizmetler Güven Endeksi, ekimde 3,2 puan azalarak 155,2&#039;ye geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/danimarkali-perakende-zinciri-ankarada-iki-magaza-acti-90398</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Danimarkalı perakende zinciri Ankara’da iki mağaza açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Danimarka Merkezli ev eşyası perakendecisi JYSK Ankara’da iki ayrı alışveriş merkezinde eş zamanlı mağazalarını açtı.</p>
<p>Bunların İç Anadolu bölgesindeki ilk mağazalar olduğu belirtildi.</p>
<p>Mağaza açılışında konuşan JYSK Türkiye Ülke Direktörü Fatih Tezcan, firmanın Anadolu’ya açılma vizyonu kapsamında çalışmalar yürüttüğünü vurguladı. Türkiye’de bu aşamada toplamda 18 şubeye ulaştıklarını belirten Tezcan, “Ankara’da iki mağazamızı aynı gün hizmete açmamız, büyüme stratejimizi yeni bir bölgeye taşımanın ötesinde, markamızın Türkiye’deki gelişimi açısından da önemli bir adımı oluşturuyor. Başkentten başlayarak İç Anadolu Bölgesi’nde daha fazla tüketiciyle buluşmayı hedefliyoruz” dedi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/danimarkali-perakende-zinciri-ankarada-iki-magaza-acti-90398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/8/1280x720/jsyk-1792754664.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Danimarka Merkezli ev-yaşam perakendecisi JYSK Ankara’da iki ayrı alışveriş merkezinde mağaza açtı. Ülke Direktörü Fatih Tezcan, &quot;Başkentten başlayarak İç Anadolu Bölgesi’nde daha fazla tüketiciyle buluşmayı hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/biletinialin-yeni-ceosu-aysen-uz-90397</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biletinial’da Ayşen Uz dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’nin etkinlik ve eğlence sektöründe faaliyet gösteren Biletinial'ın yeni dönem hedefleri doğrultusunda üst yönetiminde değişikliğe gittiği bildirildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, pazarlama, satış, ticari strateji ve genel yönetim alanlarında 27 yıllık deneyime sahip Ayşen Uz, Biletinial CEO’su olarak göreve başladı.<br /> <br />Kariyeri boyunca farklı sektörlerde üst düzey yöneticilik sorumlulukları üstlenen Uz'un, ticari performansın geliştirilmesi, iş geliştirme, marka yönetimi ve müşteri deneyimi alanlarındaki birikimini genel yönetim perspektifiyle birleştirdiği belirtildi. Uz'un şirketteki yeni görevinde şirketin stratejik önceliklerinin belirlenmesine, operasyonel ve ticari performansının geliştirilmesine ve yeni büyüme fırsatlarının değerlendirilmesine liderlik edeceği ifade edildi.<br /> <br />Uz’un liderliğinde Biletinial’ın, değişen tüketici beklentileri ve dijitalleşmenin sunduğu fırsatlar doğrultusunda rekabet gücünü artırması, operasyonel verimliliğini geliştirmesi ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/biletinialin-yeni-ceosu-aysen-uz-90397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/7/1280x720/aysen-uz-1792754391.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ayşen Uz, Biletinial&#039;ın CEO&#039;luğuna getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eximbank-ile-kanadali-edc-arasinda-mutabakat-zapti-90414</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eximbank ile Kanadalı EDC arasında mutabakat zaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk Eximbank ile bu ülkenin ihracat destek kuruluşu EDC'nin mutabakat zaptı imzaladığını duyurdu. </p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ile İstanbul'da bir araya geldiğini belirten Bolat, görüşmede, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi ile Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakereleri konularını ele aldıklarını ifade etti.</p>
<p>Bolat, STA müzakerelerinin ilk turunun 30 Kasım haftasında başlayacak olmasından duydukları memnuniyetin altını çizerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türk Eximbank ile Kanada'nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında, ihracat kredileri alanındaki iş birliğimizi güçlendirecek, Türk ve Kanadalı şirketlerin Afrika, MENA (Orta Doğu ve Kuzey Afrika) ve Orta Asya başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirmelerini destekleyecek mutabakat zaptı imzalandı. Hayırlı olmasını diliyoruz. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik işbirliğini derinleştirmek ve şirketlerimiz için yeni fırsatlar oluşturmak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Kanada Dışişleri Bakanı Sayın Anita Anand ile bugün, İstanbul’da bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede, ikili ticari ve ekonomik ilişkilerimizin geliştirilmesi ve Türkiye-Kanada Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri konularını ele aldık. STA 1. Tur müzakerelerinin 30 Kasım 2026 haftası başlayacak olmasından duyduğumuz memnuniyeti ifade ettik. Görüşmemizin ardından, Türk Eximbank ile Kanada’nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında, ihracat kredileri alanındaki iş birliğimizi güçlendirecek ve Türk ve Kanadalı şirketlerin Afrika, MENA ve Orta Asya başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirmelerini destekleyecek Mutabakat Zaptı imzalandı. Hayırlı olmasını diliyoruz. İki ülke arasındaki ticari ve ekonomik iş birliğini derinleştirmek ve şirketlerimiz için yeni fırsatlar oluşturmak üzere çalışmalarımızı sürdüreceğiz.</p>
— Prof. Dr. Ömer Bolat (@omerbolatTR) <a href="https://x.com/omerbolatTR/status/2113543637573226624?ref_src=twsrc%5Etfw">October 23, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eximbank-ile-kanadali-edc-arasinda-mutabakat-zapti-90414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/4/1280x720/346346-1792762480.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanı Ömer Bolat,  &quot;Türk Eximbank ile Kanada&#039;nın ihracat destek kuruluşu EDC arasında, ihracat kredileri alanındaki iş birliğimizi güçlendirecek, Türk ve Kanadalı şirketlerin Afrika, MENA ve Orta Asya başta olmak üzere üçüncü ülke pazarlarında ortak projeler geliştirmelerini destekleyecek mutabakat zaptı imzalandı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-4425-milyon-dolarlik-ihracat-anlasmasi-90413</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 13:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN&#039;dan 442,5 milyon dolarlık ihracat anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) 442,5 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladığını açıkladı.</p>
<p>Açıklamada, şirketin uluslararası bir müşterisiyle radar, İHA karşı tedbir, komuta ve kontrol sistemlerinin satışına ilişkin toplam tutarı 442,5 milyon dolar olan ihracat sözleşmesi imzaladığı belirtildi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-4425-milyon-dolarlik-ihracat-anlasmasi-90413</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN, uluslararası bir müşterisiyle 442,5 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbvadan-400-milyon-euroluk-finansman-90412</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 12:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA&#039;dan 400 milyon euroluk finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Garanti BBVA'nın, yurt dışı borçlanma programı kapsamında uluslararası piyasalardan 1907 ve 2 bin 547 gün vadeli, toplam 400 milyon euro tutarında havale akımlarına dayalı finansman (DPR) sağladığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, bankanın 2019'dan bu yana gerçekleştirdiği ilk DPR finansmanı olma özelliği taşıyan işlem kapsamında, kadın ve genç girişimcilerin yatırım ve büyüme ihtiyaçlarını desteklemek amacıyla toplam 100 milyon euro kaynak ayrıldı.</p>
<p>İşlem kapsamında 50 milyon euro, kadınların sahip olduğu veya yönettiği küçük ve orta ölçekli işletmelere aktarılacak. Kalan 50 milyon euro ise, 35 yaş altındaki girişimcilerin sahip olduğu veya yönettiği mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansman ihtiyaçları için kullanılacak.</p>
<p>Bankanın mevcut ve gelecekteki döviz cinsinden ödeme emirlerine dayanan DPR yapısı, uzun vadeli fonlama sağlarken toptan fonlama kaynaklarının çeşitlendirilmesine katkıda bulunuyor.</p>
<p>Garanti BBVA, bu işlemle uzun vadeli uluslararası kaynaklara erişimini güçlendirerek fonlama yapısını çeşitlendiriyor. Sağlanan finansman, bankanın işletmelerin yatırım ve büyüme ihtiyaçlarına yanıt verme kapasitesini destekleyerek reel ekonomiye sunduğu katkıyı güçlendiriyor.</p>
<p>Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, uluslararası piyasalardaki güçlü ilişkileri ve farklı finansman kaynaklarına erişim kabiliyetlerinin, uzun vadeli fonlama stratejilerinin temel unsurları arasında yer aldığını belirtti.</p>
<p>Ayrıca 400 milyon euroluk DPR işlemiyle fonlama kaynaklarını çeşitlendirirken, uluslararası iş birliklerini de güçlendirdiklerini vurgulayan Akten, "Kadın ve genç girişimcilere yönelik finansman ile danışmanlık ve gelişim desteklerinin, işletmelerin büyümesine ve rekabet gücüne katkı sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesini destekleyen çözümler sunmayı sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbvadan-400-milyon-euroluk-finansman-90412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/mahmut-akten-1765515728.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti BBVA&#039;nın, yurt dışı borçlanma programı kapsamında uluslararası piyasalardan toplam 400 milyon euro tutarında havale akımlarına dayalı finansman temin ettiği duyurulu. Genel Müdür Mahmut Akten, &quot;Kadın ve genç girişimcilere yönelik finansman ile danışmanlık ve gelişim desteklerinin, işletmelerin büyümesine ve rekabet gücüne katkı sağlayacağına inanıyoruz. Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümesini destekleyen çözümler sunmayı sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/korgun-kursunlu-kara-yolu-acildi-90416</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Korgun-Kurşunlu kara yolu açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Çankırı'da düzenlenen Korgun-Kurşunlu Yolu Açılış Töreni'ne katıldı.</p>
<p>Uraloğlu, burada yaptığı konuşmada, İç Anadolu ile Karadeniz arasında geçiş noktasında bulunan Çankırı'nın doğal güzellikleri, sanayi ve ticaret potansiyeliyle ülkenin lojistik ve ekonomik kalkınmasında stratejik konuma sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Kentin tarihi ve kültürel değerleriyle alternatif turizm açısından önemli potansiyele sahip olduğunu belirten Uraloğlu, bu potansiyeli geliştirmek amacıyla ulaşım yatırımlarına devam ettiklerini anlattı.</p>
<p>Korgun-Kurşunlu yolunun resmi açılışını gerçekleştirdiklerine işaret eden Uraloğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>"2002 yılından bu yana Çankırı'nın ulaşım ve iletişim altyapısına 55 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık. 2002'de sadece 18 kilometre bölünmüş yol vardı, bugün 256 kilometre bölünmüş yolumuz var. Sıcak asfalttan sadece 4 kilometre vardı, bugün 253 kilometre var. Belediyemizin, İl Özel İdaremizin yaptığı bunun dışında. Ankara, Karabük, Bolu, Kastamonu ve Kırıkkale olmak üzere tüm komşu illere bölünmüş yollarla Çankırı'mızı bağladık. 2016 yılında hizmete açtığımız Ilgaz 15 Temmuz İstiklal Tüneli ile özellikle kış aylarında zorlukla aşılan Ilgaz Dağı'nı yük ve yolcu taşıyan sürücüler için konforlu bir geçişe dönüştürdük. Kastamonu-Çankırı güzergahında yıl boyunca güvenli ve yüksek standartlı bir ulaşım imkanı sağladık. Yalnızca iki il arasındaki yolu iyileştirmekle kalmadık, Kastamonu ve Sinop gibi sahil kentlerinin iç kesimlerle olan bağlantısını güçlendirdik, Karadeniz'den Akdeniz'e kadar kesintisiz, güvenli ve yüksek standartlı bir ulaşım ağı oluşturduk."</p>
<p><strong>"Seyahat süresini 45 dakikadan 24 dakikaya düşürdük"</strong></p>
<p>Kurşunlu'nun bereketli ovalarını Korgun'un sanayi gücüyle, Çankırı'yı ise çok daha güçlü yarınlarla buluşturduklarını dile getiren Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Korgun-Kurşunlu yolunu 29 kilometre uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı bir yol olarak inşa ettik. Yolumuzun 3,4 kilometresini bölünmüş, yaklaşık 25,6 kilometresini ise gidiş-gelişli ve emniyet şeritli yol olarak tamamladık. Projemiz kapsamında 47 metrelik Kurşunlu Farklı Seviyeli Kavşağı'nı, toplam 89 metre uzunluğunda 3 köprüyü ve 33 metrelik çelik menfezi hizmete sunduk. Yüksek rakımlı ve zorlu coğrafyadan geçen güzergahta yolun fiziki ve geometrik standartlarını yükselterek ulaşım güvenliğini artırdık, yol kullanıcılarına daha hızlı ve konforlu ulaşım imkanı sunduk. Yolun platform genişliğini 6-7 metreden 12 metreye, yani iki katına çıkardık. Tasarım hızını da saatte 50 kilometreden 70 kilometreye yükselttik. Sarp kayalık ve dik arazi yapısının olduğu kesimlerde 66 bin metrekarelik çelik ağ uygulaması yaparak ulaşım güvenliğini artırdık. Projenin ilk kilometrelerinde yer alan Kurşunlu Kavşağı'nı farklı seviyeli kavşak haline getirip güzergah üzerindeki demir yolu alt geçidini çelik menfezle geçerek akıcı ulaşım sağladık."</p>
<p>Bakan Uraloğlu, tüm bu çalışmalarla güzergah uzunluğunu 2 kilometre kısaltarak 29 kilometreye, seyahat süresini ise 21 dakika azaltarak 45 dakikadan 24 dakikaya düşürdüklerini anlatarak, "Böylece zamandan 381 milyon lira, akaryakıttan 179 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 560 milyon lira tasarruf ettik. Buraya harcadığımız parayı 4-5 yılda kazanmış oluyoruz. Çevreye zarar veren araçların karbon emisyonunu ise 8 bin 800 ton azaltarak doğanın korunmasına katkı sunacağız. Yine bu projemiz sayesinde Korgun-Kurşunlu yolunun ulaşımda daha çok tercih edilebilir hale getirilmesiyle Çankırı'dan yola çıkan bir aracın Korgun üzerinden Kurşunlu'ya ve D-100 Devlet Yolu'na güvenle bağlanmasını sağladık. Bu sayede bu kesimdeki güzergahı yaklaşık 40 kilometre kısaltmış olduk." dedi.</p>
<p>Korgun-Kurşunlu yolunun yanı sıra Çankırı'da 8 ayrı kara yolu projesinde çalışmaların sürdüğünü vurgulayan Uraloğlu, "Buraya gelmeden önce Orta-Şabanözü yolundaki çalışmalarımızı da inceledik. 27 kilometre uzunluğunda projelendirdiğimiz bu yolumuzun 5 kilometresini ve Bastak Köprüsü'nü 2025 yılında trafiğe açtık. Yapımı devam eden Orta Çevre Yolu tarafındaki 3 kilometrelik kesimini de hizmete alıyoruz. Çevre yolumuzun Kenbağı mevkisinden başlayıp Yapraklı yolu ayrımına kadar uzanan 6,5 kilometrelik kesimini 2 yıl kadar önce hizmete açmıştık. Şu anda ise Yapraklı Kavşağı'ndan Eldivan Kavşağı'na kadar olan 6 kilometrelik kesimde çalışmalarımız sürüyor. Bu kesimin de tamamlanmasıyla Çankırı şehir merkezini tamamen bypass ederek transit trafiği il merkezinden çevre yoluna almış olacağız. İnşallah buradaki çalışmalarımızı da 2027 yılı içerisinde tamamlamayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Demir yolu yatırımları ve Turistik Tuz Ekspresi</strong></p>
<p>Kara yolu yatırımlarının yanı sıra Çankırı'nın demir yolu altyapısını da güçlendirdiklerini belirten Uraloğlu, Kırıkkale-Çankırı-Karabük-Zonguldak Demir Yolu'nun sinyalizasyon çalışmalarının tamamlandığını söyledi.</p>
<p>Uraloğlu, güzergahtaki demir yolu tünellerini revize ederek modern elektrikli trenlerin kullanımına uygun hale getirmeyi planladıklarını aktararak, bu çalışmaların ihracata da katkı sağlayacağını dile getirdi.</p>
<p>Çankırı'da hızlı tren makas fabrikası kurduklarını hatırlatan Uraloğlu, "Çankırı hızlı tren makas fabrikasını kurduk. Türkiye'de ilktir, bu da Çankırı'ya nasip oldu. VADEMSAŞ ile daha önceleri Türkiye'de üretilmeyen her türlü konvansiyonel ve yüksek hıza uygun tren makaslarını Çankırı'da üretmeye başladık. 2024 yılında Çankırı Valiliğimizle iş birliği yaparak Çankırı'nın turizm faaliyetlerinin lokomotiflerinden biri olan Turistik Tuz Ekspresi seferlerini de başlattık." dedi.</p>
<p>Uraloğlu, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek, "Bu yol sadece bir ulaşım projesi değil, Çankırı’nın bereketini, sınır ticaretini, sanayi ve tarım potansiyelini Türkiye Yüzyılı vizyonuna taşıyan bir kalkınma hamlesidir. Çiftçilerimizin ürünlerini daha hızlı pazarlara ulaştırması, esnafımızın ticaretinin artması, sanayimizin büyümesi, turizmin canlanması demektir." diye konuştu.</p>
<p>Törende Vali Hüseyin Çakırtaş, AK Parti Çankırı Milletvekili ve Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu ve Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen de konuşma yaptı.</p>
<p>Konuşmaların ardından dua edilip kurdele kesilerek yol ulaşıma açıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/korgun-kursunlu-kara-yolu-acildi-90416</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/6/1280x720/korgun-kursunlu-1792763876.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çankırı&#039;da Korgun-Kurşunlu Yolu Açılış Töreni&#039;nde konuşan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu, &quot;Bu yol sadece bir ulaşım projesi değil, Çankırı’nın bereketini, sınır ticaretini, sanayi ve tarım potansiyelini Türkiye Yüzyılı vizyonuna taşıyan bir kalkınma hamlesidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cacpefin-yatirim-fonuna-kurucu-ortak-olacak-90404</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> OYAK, CACPEF&#039;in yatırım fonuna kurucu ortak olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>OYAK'ın, Orta Asya ve Kafkasya Özel Sermaye Fonu'nun (CACPEF) kurucu ortakları arasında yer almak üzere uluslararası yatırım ve finans kuruluşlarıyla iş birliğine yönelik niyet beyanı imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, OYAK, Çin Yatırım Kurumu (CIC), Umman Yatırım Otoritesi (OIA), Avrasya Kalkınma Bankası (EDB) ve Özbekistan Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Fonu (UFRD) öncülüğünde kurulması planlanan fona ilişkin niyet beyanı, Çin'in başkenti Pekin'de düzenlenen törenle imzalandı.</p>
<p>Törene, OYAK Genel Müdürü Murat Yalçıntaş ile fonun diğer kurucu ortaklarının üst düzey yöneticileri katıldı.</p>
<p>Orta Asya ve Kafkasya'da büyüme potansiyeli taşıyan şirketlere uzun vadeli sermaye sağlamayı amaçlayan fon, Çin, Orta Doğu ve Orta Asya'daki kurumsal yatırımcıların sermayesini, deneyimini ve iş ağlarını bir araya getirecek.</p>
<p>Bölgedeki sanayi yatırımlarını ve ekonomik kalkınmayı desteklemesi hedeflenen fonun, yatırım yapacağı şirketlere finansmanın yanı sıra sektör uzmanlığı, teknoloji ve uluslararası pazarlara erişim imkanı da sunacağı belirtildi. </p>
<p>İmza töreninde konuşan kurum temsilcileri, Orta Asya'nın ekonomik potansiyeline dikkati çekerek, Çin ile bölge ülkeleri arasında gelişen ekonomik ilişkilerin yeni yatırım fırsatları sunduğunu belirtti.</p>
<p><strong>Türkiye'de yeni ortak yatırımlar hedefleniyor</strong></p>
<p>OYAK'ın uluslararası yatırım ağını güçlendirmesi beklenen iş birliğinin, Türkiye'de yeni ortak yatırımların gerçekleştirilmesine de zemin hazırlaması öngörülüyor.</p>
<p>Çin, Umman ve bölgedeki finans kuruluşlarıyla geliştirilen ortaklığın, Türkiye'nin uluslararası yatırım ağlarıyla ilişkilerinin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p>
<p>Fonun kuruluşunda yer alan kurumlardan Çin Yatırım Kurumu, 2007'de Çin'in döviz varlıklarını çeşitlendirmek amacıyla kuruldu. Kurum, hisse senedi, tahvil, özel sermaye, gayrimenkul, altyapı ve doğal kaynaklar gibi alanlarda uluslararası yatırımlar gerçekleştiriyor.</p>
<p>Umman'ın egemen yatırım kurumu olarak 2020'de kurulan Umman Yatırım Otoritesi, ülke içindeki ve dışındaki varlıkların yönetimi ve geliştirilmesi alanında faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Özbekistan Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Fonu, ülkedeki ekonomik yeniden yapılanma, sanayinin modernizasyonu ve altyapı yatırımlarını desteklerken, Avrasya Kalkınma Bankası da üye ülkeler arasında ekonomik kalkınmayı, bölgesel işbirliğini ve ticari ilişkileri geliştirmeye yönelik finansman sağlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cacpefin-yatirim-fonuna-kurucu-ortak-olacak-90404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/4/1280x720/47-1792756619.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OYAK, Orta Asya ve Kafkasya Özel Sermaye Fonu&#039;nun kurucu ortakları arasında yer almak üzere uluslararası yatırım ve finans kuruluşlarıyla iş birliğine yönelik niyet beyanı imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-enflasyon-beklentisi-artti-hane-halkinin-geriledi-90385</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 11:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın enflasyon beklentisi arttı, hane halkının geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2026 yılı ekim ayı "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi ekimde önceki aya göre piyasa katılımcıları için 0,19 puan artarak yüzde 23,89'a yükselirken hanehalkı için 1,85 puan azalarak yüzde 43,75'e, reel sektör için 0,70 puan düşerek yüzde 31,80'e geriledi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı ise önceki aya göre 0,31 puan artarak yüzde 16,56 oldu.</p>
<p><strong>Hanehalkı Beklenti Anketi</strong></p>
<p>Merkez Bankası, 3 bin 152 hane halkı tarafından yanıtladığı ekim ayı "Hanehalkı Beklenti Anketi" verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, hane halkının ekim ayında 12 ay sonrası için yıllık enflasyon beklentisi bir önceki aya göre 1,85 puan azalarak yüzde 43,75'e geriledi.</p>
<p>Hane halkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "yakıt ve enerji" ile "gıda" oldu.</p>
<p>Yakıt ve enerjiyi, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı, bir önceki aya göre 2,7 puan artarak yüzde 38,9'a çıktı.</p>
<p>Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi, bir önceki aya (Eylül 2026) göre 0,33 puan azalarak yüzde 30,36'ya geriledi.</p>
<p>12 ay sonrası dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0,96 lira artarak 56,86 lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 0,3 puan artarak yüzde 43,3 oldu.</p>
<p>İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 2 puan artarak yüzde 35,6'ya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-enflasyon-beklentisi-artti-hane-halkinin-geriledi-90385</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/market-perakende-enflasyon-1766746186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ekim verilerine göre, 12 ay sonrası için enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için yükselirken hane halkı ve reel sektör için geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ile-samsung-5g-is-birligini-uzatti-90405</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 11:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell ile Samsung 5G iş birliğini uzattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'de 5G teknolojisini yaygınlaştırmayı hedefleyen Turkcell'in Samsung ile iki yıldır yürüttüğü stratejik iş birliğini yeni bir anlaşmayla güçlendirdiği bildirildi.</p>
<p>İki şirketin bu kapsamdaki iş birliğini Güney Kore'de imzalanan yeni mutabakatla 2027 yılına kadar genişlettiği duyuruldu.</p>
<p>Turkcell'den yapılan açıklamaya göre Samsung'un Güney Kore'deki genel merkezinde imzalanan mutabakatla 2027'ye kadar uzatılan anlaşma, 5G uyumlu tüm Samsung modellerini kapsıyor. İki şirket, iş birliği kapsamında en az 200 bini premium segmentte olmak üzere toplam 650 bin 5G uyumlu Samsung akıllı telefonu Turkcell müşterilerine sunmayı planlıyor.</p>
<p>İş birliğinin başlıklarından birini de 5G uyumlu cihaz dönüşümü oluşturuyor. Turkcell'in 4.5G uyumlu telefon kullanan müşterilerinin 5G'ye geçişini kolaylaştırmak amacıyla "Eskisini Getir, Yenisini Götür" programı başlatılıyor.</p>
<p><strong>"5G uyumlu cihazlara erişim büyük önem taşıyor"</strong></p>
<p>Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, 5G'yi yaygınlaştırmak için güçlü altyapı kadar 5G uyumlu cihazlara erişimin de büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Samsung ile devam eden uzun soluklu işbirliğinin temelinde de söz konusu yaklaşımın olduğunu aktaran Koç, şunları kaydetti:</p>
<p>"Güney Kore'de imzaladığımız yeni mutabakatla ortak hedeflerimizi daha ileri taşıyoruz. Hedefimiz, 2027 yılı sonuna kadar toplam 650 bin Samsung 5G uyumlu cihazı Turkcell'lilerle buluşturmak. Kasım 2026'da başlayıp, 2027 boyunca devam edecek cihaz değişim programımızla da müşterilerimizin 5G'ye geçişini kolaylaştıracağız. Yeni nesil teknolojileri daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve ülkemizin dijital geleceğine yatırım yapmayı sürdüreceğiz."</p>
<p>Samsung Electronics Türkiye CEO'su Billy Kim de katlanabilir teknolojide yıllara yayılan uzmanlıklarını ve mühendislik birikimlerini her yeni nesilde daha ileri taşıdıklarını aktardı.</p>
<p>Sekizinci nesil Galaxy Z serilerinde yer alan Fold8, Fold8 Ultra ve Flip8 ile farklı kullanıcı ihtiyaçlarına yanıt veren üç ayrı katlanabilir deneyim sunduklarına dikkati çeken Kim, "Turkcell ile güçlendirdiğimiz işbirliğiyle daha fazla kullanıcıyı bu yeniliklerle buluşturmayı ve 5G'ye geçişlerini kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Bu deneyimi kullanıcılara daha etkin sunabilmek için Turkcell bayileri ve mağaza çalışanlarına yönelik yeni programlar geliştirmeye de devam ediyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ile-samsung-5g-is-birligini-uzatti-90405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/5/1280x720/3636-1792757032.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell ve Samsung, 5G alanında devam eden iş birliğini 2027 yılına uzattı. Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, &quot;Hedefimiz, 2027 yılı sonuna kadar toplam 650 bin Samsung 5G uyumlu cihazı Turkcelllilerle buluşturmak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapanan-sirket-sayisi-yuzde-46-kurulan-yuzde-32-artti-90381</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 10:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapanan şirket sayısı yüzde 4,6, kurulan yüzde 3,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), eylül ayına ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, eylülde kurulan şirket sayısı, ağustos ayına kıyasla yüzde 3,2 artarak 9 bin 212'den 9 bin 506'ya yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 4,6 artarak 2 bin 212'ye çıktı. Ağustosta 2 bin 114 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Eylülde kurulan şirket sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6, kapanan şirket sayısı da yüzde 5,3 azaldı.</p>
<p><strong>Kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11,2 arttı</strong></p>
<p>Buna göre eylülde bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 9,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 2,3 artış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11,2, kooperatif sayısı yüzde 4,2 arttı.</p>
<p>Eylülde geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 2,6, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 16,9, kooperatif sayısı yüzde 49,3 azalış kaydetti. Bu dönemde kapanan şirket sayısında yüzde 5,3, kooperatif sayısında yüzde 11,9 azalış olurken gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 27,8 artış kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Eylülde tüm illerde şirket kuruldu</strong></p>
<p>Geçen ay, tüm illerde şirket kuruluşu gerçekleşti.</p>
<p>Eylülde kurulan toplam 9 bin 506 şirketin 1084'ünün anonim, 8 bin 422'sinin limitet şirket olduğu görüldü. Şirketlerin yüzde 38,8'inin İstanbul, yüzde 11'inin Ankara, yüzde 5,6'sının İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde ise toplam 86 bin 368 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan 76 bin 675 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 67,8'ini, 8 bin 643 anonim şirket ise yüzde 32,2'sini oluşturdu.</p>
<p><strong>Kurulan ticari işletmelerin çoğu toptan ve perakende ticarette</strong></p>
<p>Eylülde kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, ağustosa göre yüzde 58,2 artış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin, 3 bin 224'ü toptan ve perakende ticaret, 1290'ı inşaat ve 1162'si imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 563'ü inşaat, 311'i toptan ve perakende ticaret, 84'ü imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Eylülde kapanan şirket ve kooperatiflerin 719'unun toptan ve perakende ticaret, 327'sinin imalat ve 199'unun inşaat sektöründe olduğu kaydedildi.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 451'inin toptan ve perakende ticaret, 198'sinin inşaat, 122'sinin ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Eylülde 69 kooperatif kurulurken bunların 39'u konut yapı, 18'i işletme, 5'i de tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 799 yabancı ortak sermayeli şirketin 264'ü Suriye, 61'i İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 84'ü anonim, 715'i limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Bu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 77,1'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 1335'inin uzmanlaşmamış toptan ticaret, 617'sinin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 433'ünün uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmetleri faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 14,3'ü kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı, anonim şirketlerde yüzde 14,3, limitet şirketlerde yüzde 17, kooperatiflerde yüzde 31,3 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 15,7'si kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Eylülde kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 29,4'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 30,7'sinin 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 28,2'sinin 45-54 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerinin yüzde 30,5'i de 35-44 yaş girişimciler tarafından faaliyete geçirildi.</p>
<p><strong>9 ayda 85 bin 320 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-eylül döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 artışla 85 bin 320'ye yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 1,5 azalışla 20 bin 496'ya geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapanan-sirket-sayisi-yuzde-46-kurulan-yuzde-32-artti-90381</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/sirket-ofis-1753218589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un eylül verilerine göre kurulan şirket sayısı aylık bazda yüzde 3,2 artarak 9 bin 506, kapanan şirket sayısı ise yüzde 4,6 yükselişle 2 bin 212&#039;ye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuresel-elyaf-uretimi-rekora-kostu-donusum-yerinde-saydi-90368</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 09:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel elyaf üretimi rekora koştu, dönüşüm yerinde saydı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Textile Exchange, küresel tekstil, hazır giyim, deri ve ayakkabı sektörünün hammadde görünümünü ortaya koyan 2026 Materials Market Report’u yayımladı. Rapor, sürdürülebilirlik ve döngüsellik hedeflerine rağmen elyaf üretimindeki büyümenin büyük ölçüde yeni üretilen fosil bazlı sentetik elyaflardan kaynaklandığını ortaya koydu. Küresel üretim 2024’teki yaklaşık 132 milyon tondan 2025’te yüzde 5,3 artışla 139 milyon tona yükseldi. 2000’de 58 milyon ton olan üretim, son 25 yılda iki kattan fazla arttı. Mevcut eğilim sürerse üretimin 2030’da 172 milyon tona çıkacağı öngörülüyor. Kişi başına üretim 1975’te 8,3 kilogram iken 2025’te 17 kilograma ulaştı; 2030 tahmini ise 20,4 kilogram.</p>
<h2>Büyümenin motoru polyester </h2>
<p>Küresel pazardaki büyümede sentetik elyafların ağırlığı artıyor. 2025’te toplam sentetik elyaf üretimi yaklaşık 96,2 milyon tonla dünya üretiminin yüzde 69’unu oluşturdu. Polyester üretimi bir yılda 77,7 milyon tondan 82,5 milyon tona çıktı. Geri dönüştürülmüş polyester üretimi 9,4 milyon tondan 9,7 milyon tona yükselse de payı yüzde 12’den yüzde 11,8’e geriledi. Pamuk, polyesterin ardından en fazla üretilen ikinci tekstil elyafı olmayı sürdürdü. Küresel pamuk üretimi 2024/25 sezonunda 25,7 milyon tona, toplam pazardaki payı yüzde 18’e ulaştı. Üretimin 25,4 milyon tonunu virgin pamuk, yaklaşık 400 bin tonunu geri dönüştürülmüş pamuk oluşturdu. Geri dönüştürülmüş pamuğun payı yüzde 1 seviyesinde kaldı.</p>
<h2>Geri dönüşüm yüzde 7,6’da takıldı </h2>
<p>Raporun dikkat çekici sonuçlarından biri, hızla büyüyen üretime karşın geri dönüşümün aynı hızda ilerlememesi oldu. Geri dönüştürülmüş hammaddeden üretilen elyafl arın payı 2025’te yüzde 7,6 ile önceki yılın seviyesinde kaldı. Üstelik bunun çok büyük bölümünü tekstil atıkları değil PET şişelerden üretilen polyester oluşturdu. Dünya elyaf üretiminin yüzde 6,8’i plastik şişelerden üretilen geri dönüştürülmüş polyesterden geldi. Tekstilden tekstile geri dönüşüm ise toplam pazarın yaklaşık yüzde 1’ini oluşturdu. 2025’te eski tekstil ürünlerinden yaklaşık 1-1,5 milyon ton yeni elyaf üretildi. Geri dönüştürülmüş polyester üretiminin yüzde 97’sinde plastik şişeler ve diğer tekstil dışı kaynaklar kullanıldı. Polyesterden yeniden polyester üretiminin geri dönüştürülmüş polyester içindeki payı yüzde 3 oldu. Bu miktar toplam polyester üretiminin yüzde 0,3’üne karşılık geldi. Textile Exchange, tekstilden tekstile geri dönüştürülmüş elyaf üretiminin 2030’da 3-5 milyon tona çıkabileceğini tahmin ediyor.</p>
<h2>Teknik tekstil hazır giyimden hızlı büyüyor </h2>
<p>Raporun bu yıl ilk kez yayımlanan kullanım alanları bölümünde de önemli bir değişime işaret edildi. Hazır giyim başlıca kullanım alanlarından biri olmakla birlikte büyüme hızı ev tekstili ve teknik tekstillerin gerisinde kalıyor. Otomotiv tekstilleri, inşaat malzemeleri, medikal ürünler, filtrasyon sistemleri, jeotekstiller ve nonwoven hijyen ürünlerini kapsayan teknik tekstiller son 20 yılda en hızlı büyüyen kullanım alanı oldu. Polyester, düşük maliyeti, dayanıklılığı ve yüksek hacimli üretime uygunluğu nedeniyle hazır giyimde pamuk ve yün gibi doğal elyafların pazarından pay almaya devam ediyor. Otomotiv, jeotekstil, inşaat, filtrasyon, ambalaj ve nonwoven hijyen ürünleri polyester talebinin büyüdüğü alanlar arasında bulunuyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye 840 bin ton pamuk üretti</span></h2>
<p>Textile Exchange’in ICAC verilerine dayanan ülke tablosuna göre Türkiye’nin 2024/25 sezonundaki pamuk üretimi yaklaşık 840 bin ton oldu. Türkiye Organik Tarım mevzuatı kapsamında sertifikalı pamuğun payı yaklaşık yüzde 0,3, dönüşüm sürecindeki üretimin payı yaklaşık yüzde 1 olarak hesaplandı. Programlar arasındaki çakışmalar dikkate alındığında konvansiyonel üretimin payı yaklaşık yüzde 69 oldu. Dünya genelinde 2024/25 sezonunda organik standartlara göre sertifikalandırılan pamuk miktarı yaklaşık 720 bin ton olarak tahmin edilirken, toplam üretimdeki payı yüzde 2,8 seviyesinde kaldı. IWTO verilerine göre 2025’te yaklaşık 1,78 milyon ton yağlı koyun yünü üretildi. Çin 364 bin tonla yüzde 20, Avustralya 280 bin tonla yüzde 16 pay aldı. Türkiye, yaklaşık 84 bin 270 ton üretim ve yüzde 5 paya sahip oldu. Küresel temiz koyun yünü üretimi yaklaşık 1 milyon ton, yünün toplam elyaf pazarındaki payı yüzde 0,7 oldu. Geri dönüştürülmüş yünün toplam yün pazarındaki payı yüzde 8 seviyesinde gerçekleşti. 2025’te dünyada üretilen yaklaşık 4 bin 737 ton tiftiğin 348 tonu Türkiye’den geldi. Türkiye, yaklaşık yüzde 7 payla Arjantin ile birlikte önemli üreticiler arasında gösterildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuresel-elyaf-uretimi-rekora-kostu-donusum-yerinde-saydi-90368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/iplik-tekstil-1771913599.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel tekstil elyafı üretimi 2025’te 139 milyon tonla rekor kırarken, büyümenin ana kaynağı fosil bazlı sentetik elyaflar oldu. Polyesterin payı yüzde 59’a ulaşırken, geri dönüştürülmüş elyafların payı yüzde 7,6’da, tekstilden tekstile geri dönüşüm ise yaklaşık yüzde 1’de kaldı. Türkiye ise 840 bin tonluk pamuk üretiminin yanı sıra yün ve tiftikte de önemli üreticiler arasında yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-barut-ficisi-gibi-90367</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 09:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol barut fıçısı gibi!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="264" height="125" /></p>
<p>Petrol piyasasında fiyatlamanın merkezine yeniden jeopolitik riskler yerleşti. Suudi Arabistan’a yönelik saldırıların ardından ABD’nin İran’a karşı yeni bir askeri operasyon hazırlığında olabileceğine ilişkin haberler, arz güvenliğine yönelik endişeleri artırdı. Brent petrolü yaklaşık yüzde 3.5 günlük yükselişle 112 doların üzerine çıkarken, fiyatlar dört yılın zirvesine yaklaştı. Brent’te aylık artış yüzde 9, yıllık yükseliş ise yüzde 72’ye ulaştı.</p>
<p>Piyasadaki yükselişin arkasında, çatışmanın yalnızca İran’la sınırlı kalmayarak Basra Körfezi’ndeki enerji altyapısını ve sevkiyat güzergâhlarını daha fazla tehdit edebileceği beklentisi bulunuyor. İnsansız hava araçlarının Suudi Arabistan’daki Şeybah petrol sahasını ve Dammam Uluslararası Havalimanı’nı hedef alması, bölgesel güvenlik risklerini yeniden gündeme taşıdı. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın acil durum dışındaki hükümet çalışanları ile ailelerine Suudi Arabistan’dan ayrılmaları talimatını vermesi de gerilimin kısa sürede yatışacağına ilişkin beklentileri zayıflattı.</p>
<p>Suudi Arabistan Enerji Bakanlığı, saldırıların petrol üretimini etkilemediğini açıkladı. Bu açıklama, mevcut arzda doğrudan bir kayıp yaşanmadığına işaret etse de piyasadaki endişeleri gidermeye yetmedi. Zira fiyatlar yalnızca gerçekleşmiş üretim kayıplarına değil, gelecekte oluşabilecek kesintilerin ihtimaline ve büyüklüğüne de tepki veriyor. ABD ve İsrail’in gelecek ay yapılacak ara seçimlerin ardından İran’a yönelik kısa süreli ve yoğun bir operasyon planladığına ilişkin haberler de bu risk algısını güçlendiriyor.</p>
<p>İran'a yönelik yeni bir saldırı ya da bölgedeki enerji tesislerini ve nakliye hatlarını etkileyen daha geniş çaplı bir çatışma, fiyatları daha da tırmandırabilir.</p>
<h2>Petrol ürünlerinde artan sıkıntı </h2>
<p>Asıl sıkıntı rafine petrol ürünlerinde belirginleşiyor. Ham petrolün taşınabilmesi, benzin ve dizel gibi ürünlerin de aynı ölçüde sorunsuz sevk edildiği anlamına gelmiyor. Özellikle dizel piyasasında süren lojistik kısıtlar, enerji maliyetlerinin sanayi, taşımacılık ve tarım üzerindeki baskısını artırabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki yükseliş, yalnızca ham petrol üretimindeki olası kayıplarla değil, rafineri ürünlerinin küresel pazarlara ulaşmasındaki güçlüklerle de bağlantılı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Borsaların keyfi yeniden kaçtı</span></h2>
<p>Petrol fiyatlarındaki sıçrama, enerji maliyetlerinin enflasyonu yeniden hızlandırabileceği ve faizlerin yüksek kalmasına yol açabileceği endişesiyle küresel hisse senetlerinde satış baskısını artırdı. Çin’in CSI 300 endeksi yüzde 1,8 gerileyerek hazirandan bu yana kayıplarını yüzde 20’ye taşıdı. Japonya’nın Nikkei 225 endeksi yüzde 2,7, Güney Kore’nin Kospi endeksi yüzde 3,5 düştü. Hong Kong’da Hang Seng endeksi de yüzde 3 geriledi. Avrupa’da Stoxx 600 endeksi açılışta yüzde 1 düşerken, ABD’de Nasdaq 100 vadeli işlemleri yüzde 1,8, S&amp;P 500 vadeli işlemleri yüzde 1 kayıp yaşadı. Tahvil piyasalarında Fransa’nın 10 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,11’e yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-barut-ficisi-gibi-90367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/0/1280x720/petrol-1761080878.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Suudi Arabistan’daki petrol tesislerini hedef alan saldırılar ve ABD’nin İran’a yönelik yeni bir operasyon düzenleyebileceği endişesi, Brent petrolü günlük yüzde 3.5’e yakın artışla varil başına 112 doların üzerine taşıdı. Dört yılın zirvesine yaklaşan fiyatlar, borsa ve tahvil piyasalarına kadar finansal varlıklar üzerinde de baskı yaratıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekimde-tuketici-guveni-dibe-indi-90363</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekimde tüketici güveni dibe indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Ağustos ve eylülde uzun süredir ilk kez 90’ın üzerine çıkan Tüketici Güven Endeksi, ekim ayında büyük erozyona uğradı ve yüzde 7,7 azalarak 84,8’e geriledi. Tüm alt endekslerde gerilemenin yaşandığı ekim ayında, önümüzdeki 1 yıla ilişkin genel ekonomik durum beklentisinde yüzde 9, hanenin maddi durum beklentisinde ise yüzde 7,7’lik gerileme yaşandı. Uzmanlar, geçen ay önemli ölçüde yükselen endeksin fon krizi ortaya çıktıktan sonraki ilk ankette gerilemesini fon krizinin piyasaya olan etkilerine bağladılar.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adaf2a6d4235-1792733862.png" alt="" width="368" height="276" /></p>
<h2>Ev alma ihtimali yüzde 12,3 azaldı, borç ihtimali arttı </h2>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ilişkin Tüketici Güven Endeksi verilerini açıkladı. Eylülde 91,9 ile son yılların en yüksek seviyesine ulaşan endeks, bir ay içinde ciddi şekilde azaldı ve 84,8 puana kadar geriledi.</p>
<p>Tüketicilerin gelecek döneme ilişkin harcama planlarının da sorulduğu ankette, özellikle konut ve araba alım ihtimallerinde büyük gerileme dikkat çekti. Eylül ayında önümüzdeki 1 yıl içinde konut alma ihtimali yüzde 7,1 artarken, ekimde bu oran yüzde 12,3 azaldı . Bu dönemde otomobil satın alma ihtimali yüzde 17,6 azaldı.</p>
<p>Buna karşılık ekim ayında, önümüzdeki 3 aylık dönemde tüketimin finansmanı amacıyla borç kullanma ihtimalinde yüzde 3’lük artış dikkat çekti. Ankete katılanların önümüzdeki 1 yıllık zaman diliminde tasarruf etme ihtimali yüzde 12,8 azalırken, hanenin içinde bulunduğu maddi duruma ilişkin soruya verilen olumsuz cevaplar yüzde 2,1 geriledi.</p>
<p>Mevcut dönemin tasarruf etmek için uygun olduğuna ilişkin verilen cevaplarda yüzde 8,7 azalma yaşanırken, dayanıklı tüketim malı satın almak için uygun olduğunu söyleyenlerin oranında da yüzde 5,7’lik azalma oldu. Buna karşılık söz konusu endeks, 109,3 ile yüksek seviyesini korudu.</p>
<h2>Ekonomik durum beklentileri zayıfladı </h2>
<p>Önümüzdeki 1 yıllık zamana ilişkin genel ekonomik durum beklentisi yüzde 9 azalarak 81,7’ye geriledi. Önümüzdeki 1 yılda hanenin maddi durum beklentisi yüzde 9,3 gerilerken, geçen 1 yıllık süreçteki genel ekonomik durum beklentisi ise yüzde 7,7 gerileyerek 86,4’e düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekimde-tuketici-guveni-dibe-indi-90363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ekonomik-guven-endeksi-kalem-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüketici Güven Endeksi&#039;nin 7,7 gerilemesini yorumlayan uzmanlar, geçen ay önemli ölçüde yükselen endeksin fon krizi ortaya çıktıktan sonraki ilk ankette gerilemesini krizin piyasaya olan etkilerine bağladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurtulmustan-fon-aciklamasi-son-donemlerin-en-onemli-krizlerinden-biri-90359</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kurtulmuş’tan fon açıklaması: Son dönemlerin en önemli krizlerinden biri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM), yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri, “son dönemlerin en büyük krizi” olarak değerlendirdi.</p>
<p>Kurtulmuş, Lüksemburg Temsilciler Meclisi Başkanı Claude Wiseler ile gerçekleştirdiği ortak basın toplantısında, Türkiye-Lüksemburg ilişkileri, Avrupa Birliği üyelik süreci, bölgesel güvenlik sorunları, Filistin meselesi ve terörsüz Türkiye sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu. Açıklamasın ardından soruları yanıtlayan Kurtulmuş, yatırım fonlarında yaşanan gelişmeleri, “son dönemlerin en büyük krizi” olarak değerlendirdi. Kurtulmuş, “Uzun lafa gerek yok. Bu konuda kim haksız kazanç sağladıysa, kim milletin parasına, cebine elini soktuysa, kim arsızlık ve hırsızlık yaptıysa sonuna kadar gidilmeli. Hepsinden hesap sorulmalıdır. Ayrıca bu süreçlerde kusuru, hatası, ihmali olan kim varsa onlar da Türk yargısı önünde hesaplarını vermelidir. Mesele bu kadar açıktır. Milletin beklentisi de bu yöndedir. Burada da milletimiz müsterih olsun. Sonuna kadar gidilecek, bunun hesabı sorulacak” dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından Meclis’e gönderilen Mekke Anlaşması Tezkeresi’nin görüşme takvimine ilişkin Kurtulmuş, “Mekke Anlaşması bildiğiniz gibi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın uzlaşmaya vardığı bir anlaşma. Cumhurbaşkanlığından bu konuyla ilgili yasa teklifi bize geldiği zaman ben de hemen bunu Türkiye Büyük Millet Meclisine. Önce komisyona, sonra da Genel Kurula gelecek. Dolayısıyla önce komisyonda tartışılacak. Komisyonda kabul edilirse Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelecek ve Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan müzakereler sonrasında da kabul edilirse yasalaşacak. Süreç budur, usul budur ve her şey usulüne uygun bir şekilde işliyor.” diye konuştu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“PBLK mağdurlarına para verselerdi diğer mağdurlara verecek para kalmayacaktı”</strong></span></p>
<p>YENİ Parti’nin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi milletvekilleri, Meclis’te parlamento muhabirleri ile bir araya geldi. </p>
<p>YENİ Parti Komisyon Sözcüsü ve Antalya Milletvekili Cavit Arı, YENİ Parti Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, YENİ Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu ve YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, 2027 yılı bütçe görüşmeleri öncesi gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundular. </p>
<p>Karabat, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin üçüncü maddesinde AK Parti’nin verdiği önergeyle yapılan değişikliğin, satış talimatı verdikleri halde paralarını alamayan yatırımcıları alacaklı konumundan hissedar konumuna getirdiğini belirterek, düzenlemeyle yatırımcıların ne kadar ödeme alacağının belirsiz hale geldiğini söyledi.</p>
<p>YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, PBLK (varlığın sistemdeki güncel kayıt konumu) mağdurlarının daha da mağdur edilmesinin nedeninin ‘para olmaması” olduğunu belirterek, “Neden bu PBLK mağdurlarını daha da mağdur ediyorlar? Para yok. Eğer bu PBLK mağdurlarına bu parayı verselerdi, o zaman diğer mağdurlara verecek paraları kalmayacaktı” dedi.</p>
<p>YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, düzenlemenin amacının mağduriyetleri gidermek olduğunu, ancak son önergeyle mağdur sayısının artırıldığını söyledi. Satış talimatı verdikleri halde paralarını alamayan yatırımcıların ne zaman ve ne kadar ödeme alacağının belirsiz olduğunu ifade eden Bakırlıoğlu, ara ödeme kapsamında herkesin 1 milyon lira alacağı yönündeki açıklamaların gerçeği yansıtmadığını kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurtulmustan-fon-aciklamasi-son-donemlerin-en-onemli-krizlerinden-biri-90359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/4/1280x720/numan-kurtulmus-1748986048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurtulmuş’tan fon açıklaması: Son dönemlerin en önemli krizlerinden biri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-e-tebligat-uygulamasi-90355</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK e-Tebligat uygulaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>Teknolojinin gelişmesi ve elektronik uygulamaların yaygınlaşmasıyla birlikte kamu kurumlarının elektronik uygulamalardan her geçen gün daha fazla yararlandığı görülmektedir.</em></p>
<p><em>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) da bu uygulamalardan yararlanan ve hizmet verdiği kişi ve kurumlara elektronik başvuru yollarını açan kurumların başında gelmektedir.</em></p>
<p><em>SGK, bu alandaki önemli adımlardan biri olarak e-Tebligat uygulamasını 2021 yılında hayata geçirmiş; pilot illerde başlayan uygulamayı 1 Kasım 2022 itibarıyla tüm illerde kullanıma açmıştır.</em></p>
<p><em>Tebligatların elektronik ortamda yapılması pek çok fayda sağlamaktadır. Fiziki ortamda haftalarca süren tebligat işlemi elektronik tebligat sistemiyle saniyeler içinde tamamlanabilmekte, gönderim ücreti ortadan kalkmakta, hizmet kalitesi artmakta, bilgi güvenliği ve kişisel verilerin korunması sağlanmakta, tebligatların doğru kişiye doğru zamanda ulaştırılması güvence altına alınmakta; bunlara ek olarak kağıt, zaman ve enerji tasarrufu elde edilmektedir.</em></p>
<p><em>SGK’nın elektronik tebligat uygulamasının yasal dayanağını, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88’inci yer alan aşağıdaki hüküm oluşturmaktadır:</em></p>
<p><em>“Kurum görev alanı kapsamındaki tebliğler, bu kanunun 99’uncu maddesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla, tebliğe elverişli elektronik bir adres vasıtasıyla elektronik ortamda yapılabilir. Elektronik ortamda yapılan tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır. Kurum, elektronik ortamda yapılacak tebliğle ilgili her türlü teknik altyapıyı kurmaya veya kurulmuş olanları kullanmaya, tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye, kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkilidir. Kurum tarafından yapılacak tebliğler, Maliye Bakanlığı ile yapılacak protokol çerçevesinde 213 sayılı Kanun’un 107/A maddesi hükümlerine göre kurulan teknik altyapı kullanılarak da elektronik ortamda yapılabilir. Bu şekilde yapılan tebligatlar, 99’uncu maddenin ikinci fıkrası kapsamındaki bildirim yerine geçer.”</em></p>
<p><em>Bu yasal düzenlemeye dayanılarak hazırlanan “<strong>Sosyal Güvenlik Kurumunca Elektronik Ortamda Yapılacak Tebligata İlişkin Yönetmelik” </strong>01.10.2021 tarihinde yürürlüğe konulmuştur. </em></p>
<p><em>SGK, Yönetmeliğin <strong>“Kullanılacak elektronik tebligat sisteminin belirlenmesi”</strong> başlıklı 12’nci maddesi uyarınca elektronik ortamda yapılacak tebligat işlemlerine ilişkin kendi teknik altyapısını kurmuş; uygulamanın usul ve esaslarını da <strong>10.11.2021 tarihli ve 2021/38 sayılı SGK Genelgesi</strong> ile açıklamıştır.</em></p>
<p><em>Yönetmelik ve 2021/38 sayılı Genelgeye göre elektronik tebligat kapsamına girenler, aşağıda Tablo-1’de belirtildiği üzere <strong>“zorunlu”</strong> ve <strong>“isteğe bağlı”</strong> olmak üzere iki grupta toplanmaktadır.</em></p>
<table width="627">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="627">
<p><strong><em>Tablo-1:  Elektronik tebligat kapsamına girenler</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="313">
<p><strong><em>a) Elektronik tebligat adresi almak zorunda olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>5510 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (c) bentlerine göre sigortalı sayılan kişileri çalıştıran gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlar <strong>(işverenler)</strong></em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="313">
<p><strong><em>b) İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat adresi alabilecek olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>SGK’da işveren durumunda olmayan kişi ve kurumlar</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em>Elektronik tebligat adresi edinme yükümlülüğü, 01.10.2021 tarihinden önce işveren olanlar ile bu tarihten sonra işveren statüsüne girenler için aşağıda Tablo-2’de gösterildiği şekilde farklı sürelere bağlanmıştır.</em></p>
<table width="628">
<tbody>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>Tablo-2: Başvuru yapacak olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><strong><em>Başvuru süresi</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>a) 01.10.2021’den önce sigortalı çalıştırmaya başlayıp bu tarihten sonra da sigortalı çalıştırmaya devam eden işverenler</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>www.turkiye.gov.tr adresinden (e-Devlet üzerinden) <strong>31.01.2022 tarihine kadar</strong> başvuru yapmaları gerekiyordu. Bu süre sona ermiş olup henüz başvuru yapmamış işverenlerin gecikmeksizin başvuru yapmaları gerekmektedir.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>b) 01.10.2021’den sonra ilk kez sigortalı sayılan kişileri çalıştırmaya başlayan işverenler</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Sigortalı çalıştırmaya başlanılan ayı takip eden aydan itibaren <strong>3 ay içinde </strong>e-Devlet üzerinden başvuru yapılması gerekmektedir.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>c) İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat adresi alacak olanlar</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><strong><em>Diledikleri tarihte </em></strong><em>e-Devlet üzerinden başvuru yapabileceklerdir.</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em> </em><em>e-Devlet üzerinden elektronik tebligat başvurusu yapabilecek kişiler işverenin niteliğine göre farklılık göstermekte olup aşağıdaki Tablo-3’de tabloda özetlenmiştir.</em></p>
<table width="627">
<tbody>
<tr>
<td width="314">
<p><strong><em>Tablo-3: İşverenin niteliği</em></strong></p>
</td>
<td width="314">
<p><strong><em>e-Devlet üzerinden başvuru yapabilecek kişi</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Gerçek kişi işverenler </em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Kendisi veya işveren vekili</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Tüzel kişi işverenler (A.Ş., Ltd. Şti. vb.)</em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Yönetici / müdür / kanuni temsilciler</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Adi ortaklıklar </em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Ortaklardan herhangi biri</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Apartman yönetimi </em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Yönetici</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="314">
<p><em>Kamu kurum ve kuruluşları</em></p>
</td>
<td width="314">
<p><em>Yöneticiler</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong><em>Elektronik tebligat yönteminde tebliğ tarihi</em></strong></p>
<p><em>Elektronik tebligat yönteminde; sosyal güvenlik il müdürlüğü, sosyal güvenlik merkezi veya merkez teşkilatı tarafından tebliğ edilmesi gereken evrak, elektronik ortamda imzalandıktan sonra kurum tarafından ilgili kişinin elektronik tebligat adresine iletilmektedir.</em></p>
<p><em>Elektronik tebligat gönderildiğinde muhatabın e-Devlet sisteminde kayıtlı cep telefonu numarasına SMS ve/veya e-posta adresine bilgilendirme mesajı iletilmekte; gönderilen evrak e-Devlet’te Sosyal Güvenlik Kurumu hizmetleri altındaki <strong>“SGK e-Tebligat Sorgulama”</strong> ekranından görüntülenebilmektedir.</em></p>
<p><em>Elektronik imzalı evrak, ilgili kişinin elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen <strong>5’inci günün sonunda</strong> tebliğ edilmiş sayılmaktadır.</em></p>
<p><em>Evrak, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günden önce okunmuş olsa dahi tebliğ tarihi değişmemekte, tebligat yine ulaştığı tarihi izleyen 5’inci günün sonunda yapılmış sayılmaktadır.</em></p>
<p><em>Sosyal güvenlik mevzuatında pek çok yükümlülük belirli sürelere bağlanmış olup yasal süresinde yerine getirilmeyen veya geç yerine getirilen yükümlülükler için idari para cezası uygulanmaktadır.</em></p>
<p><em>Bu nedenle, elektronik tebligat sistemine dâhil olanların elektronik tebligat adreslerini düzenli olarak kontrol etmeleri ve süre hesabını <strong>“Elektronik imzalı evrak, ilgili kişinin elektronik ortamdaki adresine ulaştığı tarihi izleyen 5’inci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılır”</strong> kuralını dikkate alarak yapmaları gerekmektedir.</em></p>
<p><strong><em>Kendisine elektronik ortamda tebligat yapılacak olanların sorumluluğu</em></strong></p>
<p><em>SGK’ya elektronik tebligat başvurusu yapmış olanların belirli sorumlulukları bulunmaktadır.</em></p>
<p><em>Buna göre, kapsama giren kişiler;</em></p>
<p><em>- Başvurularını süresinde, eksiksiz ve doğru olarak yapmakla,</em></p>
<p><em>- Beyan ettikleri bilgilerde meydana gelecek değişiklikleri bildirmekle,</em></p>
<p><em>- Yönetmelikte belirtilen tüm şartlara uymakla,</em></p>
<p><em>- Elektronik tebligatı alacak kişilerde değişiklik olması hâlinde bu değişikliği bildirmekle</em></p>
<p><em>yükümlüdür.</em></p>
<p><em>Bu sorumlulukların yerine getirilmemesinden doğacak hukuki sonuçlar ilgili kişiye ait olacaktır.</em></p>
<p><em>Örneğin, elektronik tebligatı alacak kişilerde değişiklik olmasına rağmen bu değişiklik SGK’ya bildirilmemişse, SGK’nın önceki elektronik tebligat adresine yaptığı tebligat usulüne uygun yapılmış sayılacaktır.</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatılması</em></strong></p>
<p><em>Zorunlu veya isteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanların, aşağıdaki Tablo-4’deki durumlar dışında sistemden çıkması mümkün değildir.</em></p>
<p><em> </em></p>
<table width="628">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="628">
<p><strong><em>Tablo-4:Elektronik tebligat adresinin kullanıma kapatılmasını gerektiren durumlar</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>a) Tüzel kişilerde</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>Ticaret sicil kaydının silindiği tarih itibarıyla e-Tebligat adresi kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>b) Gerçek kişilerde</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>İlgilinin ölümü veya gaipliğine karar verildiğinin Kurum tarafından tespit edildiği durumlarda, ölüm/karar tarihi itibarıyla ilgilinin e-Tebligat adresi resen kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>c) Kısıtlılık, ceza infaz kurumuna girme veya askerlik hizmeti gibi hukuki ve fiilî sebeplerle</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>Kurum veya ilgili kişilerin başvurusu üzerine elektronik tebligat adresi kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="234">
<p><strong><em>d) Ölüm/gaiplik durumu</em></strong></p>
</td>
<td width="394">
<p><em>Mirasçıları tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na başvuru yapılması hâlinde kullanıma kapatılacaktır.</em></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>SGK elektronik tebligat uygulamasında idari para cezası yaptırımı</em></strong></p>
<p><em>SGK’nın yönetmelik, genelge ve genel yazılarında; 01.10.2021’den önce sigortalı çalıştırmaya başlayıp bu tarihten sonra da sigortalı çalıştırmaya devam eden işverenlerin<strong> 31.01.2022 tarihine kadar</strong>, 01.10.2021’den sonra ilk kez sigortalı çalıştırmaya başlayan işverenlerin ise <strong>sigortalı çalıştırmaya başlanılan ayı takip eden aydan itibaren 3 ay içinde </strong>e-Devlet üzerinden başvuru yapmaları gerektiği belirtilmiştir. Bugün itibarıyla yeni işveren olanlar bakımından uygulanan süre, ikinci kuraldaki 3 aylık süredir.</em></p>
<p><em>Ne var ki yönetmelik ile genelge ve genel yazılarda, elektronik tebligat kapsamına girenlerin belirtilen süreler içinde başvuruda bulunmalarının zorunlu olduğu ifade edilmiş olmasına rağmen, hiç başvuru yapılmamasının veya başvurunun geç yapılmasının herhangi bir idari para cezası yaptırımı bulunmamaktadır.</em></p>
<p><em>Zira 5510 sayılı Kanun’un 88’inci maddesinde SGK’nın görev alanına giren konularda elektronik tebligat yapabileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, aynı kanunun <strong>“Kurumca verilecek idari para cezaları”</strong> başlıklı 102’nci maddesinde elektronik tebligat zorunluluğuna uymayanlar için herhangi bir idari para cezası öngörülmemiştir.</em></p>
<p><em>“Kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesi gereği hiç kimse, kanunun açıkça suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; yine hiç kimse bir fiil için kanunda gösterilen ceza dışında bir ceza ile veya kanunda öngörülenden daha ağır bir ceza ile cezalandırılamaz. Bu nedenle, SGK elektronik tebligat uygulamasına öngörülen sürelerde başvurmayanlara idari para cezası uygulanması yasal olarak mümkün değildir.</em></p>
<p><em>Bu durumda, elektronik tebligat zorunluluğu kapsamında olmasına rağmen süresinde SGK’ya başvuru yapmamış olanlara, SGK tarafından eskiden olduğu gibi 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre kâğıt ortamında tebligat yapılmaya devam edilecektir.</em></p>
<p><em>Bununla birlikte, idari para cezası yaptırımı bulunmaması, yükümlülüğün ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Tebligatların zamanında öğrenilmesi ve itiraz, ödeme ve dava sürelerinin kaçırılmaması bakımından işverenlerin SGK e-Tebligat adresi edinmeleri ve SGK kayıtlarındaki adres, yönetici, ortak ve yetkili bilgilerini güncel tutmaları önem taşımaktadır.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-e-tebligat-uygulamasi-90355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK e-Tebligat uygulaması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oyundayiz-masada-degil-90354</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Oyundayız, masada değil!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB’nin “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin otomotiv ihracatı ve Avrupa’yla bütünleşmiş üretim zinciri için yeni riskler doğuruyor. Otomotiv ihracatının yüzde 72,5’ini AB’ye yapan Türkiye’nin, mevcut yatırımlarını ve tedarik zincirlerini korumak için ortak üretim gücünü somut verilerle ortaya koyması ve müzakere masasına kapsamlı bir stratejiyle oturması gerekiyor.</strong></p>
<p><em>Düşünün: Avrupa, desteklerden yararlanacak bir otomobil için parçalarının en az yüzde 70’inin Avrupa kaynaklı olmasını, bataryasının da belirli bir bölümünün Avrupa’da üretilmesini istiyor. Türkiye’de üretilen parçalar bu hesaba katılmazsa, burada üretilen araç Avrupa’daki alım desteklerinden ya da kamu ihalelerindeki tercihlerden yararlanamayabilir. Üretici açısından bu, yalnızca bir kural değişikliği değil; parçaları nereden alacağını, yeni modelini nerede üreteceğini ve yatırımını hangi ülkeye yapacağını etkileyen bir maliyet hesabı. Otomotiv ihracatımızın yüzde 72,5’inin AB’ye gittiği düşünülürse, bu hesabın Türkiye’deki fabrikalara ve tedarikçilere dokunması kaçınılmaz.</em></p>
<p>Fransa ile Almanya’nın otomotivde “Made in Europe” için vardığı uzlaşma henüz AB düzenlemesi değil; ancak Avrupa’nın sanayi politikasındaki yeni yönü gösteriyor. Destek ve kamu alımlarında üretim yerine göre tercih yapılması, Türkiye’deki fabrikaları ve tedarikçileri etkileyebilir. Türkiye’nin bu çerçevenin dışında kalması, otuz yıllık üretim ortaklığının yeni kurallarda nasıl karşılık bulacağı ve Türkiye’nin bu pazarlığa hangi güçle oturacağı sorularını gündeme getiriyor.</p>
<p><strong>Eski anlaşma, yeni ekonomi</strong></p>
<p>Türkiye ile AB arasında 1996’da yürürlüğe giren Gümrük Birliği sanayi mallarının önemli bölümünde ticareti serbestleştirdi. Ancak tarım, hizmetler ve kamu alımları aynı kapsamda değil. Türkiye, ortak gümrük tarifesi ve ilgili kurallara uyum sağlarken AB’nin bu kuralları üçüncü ülkelerle müzakere ettiği masada bulunmuyor.</p>
<p>Bu dengesizlik uzun süredir biliniyor. Modernizasyon hazırlıkları 2015’te başladı; Avrupa Komisyonu 2016’da müzakerelerin açılmasını önerdi. Konsey’deki çalışma 2017’de kesildi. 2018’de modernizasyon için yeni bir çalışma öngörülmediği açıklandı; 2019’da bu tutum tekrarlandı. Siyasi ilişkiler kötüleştikçe ticaret çerçevesi de yerinde saydı.</p>
<p>Üçüncü ülke anlaşmalarında sorun daha somut. AB, başka ülkelerle serbest ticaret anlaşması yapabiliyor. Türkiye bu müzakerelerde taraf değil; buna karşılık AB’nin ortak ticaret politikasına uyum baskısı taşıyor. AB’nin anlaşma yaptığı ülkenin Türkiye’yle ayrıca anlaşma yapma isteği zayıf: Gümrük Birliği üzerinden Türk pazarına ulaşma imkânı varken, Türkiye’ye kendi pazarında aynı erişimi vermek için neden acele etsin?</p>
<p>Bu düzenin etkisi yalnızca pazarlık masasında hissedilmiyor. Bilimsel çalışmalar da AB’nin Türkiye olmadan yaptığı anlaşmaların Türkiye’nin ticaretinde anlamlı bir artış yaratmadığını; Türkiye’nin ortak tarifeye uyumunun da bu ülkelerle ilişkide yıllarca farklılaştığını buluyor.</p>
<p>Bugünkü ilişkide karşılıklı şikâyetler de var. AB, Türkiye’nin bazı ticaret önlemlerini ve kamu alımlarındaki yerli tercihleri sorun olarak kayda geçiriyor. Türkiye ise karar süreçlerine katılamamaktan, üçüncü ülke anlaşmalarındaki asimetriden, taşımacılık kotalarından ve vize engellerinden yakınıyor. Bu başlıkların tümü aynı hukuki kategoriye girmiyor; ama hepsi ticaretin gerçek maliyetini ve öngörülebilirliğini etkiliyor.</p>
<p><strong>Önce oyunun hedefini belirlemek</strong></p>
<p>Almanya ve Fransa tarafından atılan bu yeni adıma karşılık müzakerenin hedefi “Türkiye’yi de Avrupa sayın” gibi sembolik bir talep olamaz. Hangi kurallarda eşit erişim istendiği açıkça belirlenmeli.</p>
<p>Otomotivde ilk hedef, Türkiye’deki mevcut Avrupa yatırımlarının ve bunlara bağlı tedarik zincirlerinin yeni teşvik kurallarıyla cezalandırılmamasını güvenceye almak... Sonraki hedef, belirli ve ölçülebilir koşulları karşılayan Türkiye üretiminin kamu alımları, araç teşvikleri ve ilgili destek programlarında uygun sayılması. Bu koşullar; Avrupa’yla gerçek ekonomik entegrasyonu, karbon performansını, karşılıklı pazar erişimini ve tedarik güvenliğini ölçmeli. Siyasi takvime göre çizilmiş bir tarih, tedarik zincirinin niteliğinin yerine geçmemeli.</p>
<p>Böylesi bir talep gerçekçi bir pazarlık alanına da sahip… Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği, Temmuz ayında yayımladığı görüşte Türkiye’yi bütünüyle Avrupa kapsamına alma çağrısı yapmadı; AB ve İngiltere merkezli bir coğrafi çerçeve önerirken Türkiye’deki mevcut Avrupa yatırımlarının hedefli biçimde korunmasını savundu. Toyota ise “Made with Europe” yaklaşımıyla Türkiye gibi güvenilir ortakların, karşılıklılık koşuluyla kapsama alınmasını istedi. Bu farklılık, Avrupa sanayisinin tek bir aktör gibi hareket etmediğini gösteriyor. Türkiye’nin görevi, bütün Avrupa’nın aynı talebi desteklediğini varsaymak değil; ortak çıkarın bulunduğu noktaları bulup koalisyon kurmak.</p>
<p><strong>Kim oynayacak?</strong></p>
<p>Bu müzakerenin tek bir siyasi sözcüsü ve tek bir teknik dosyası olmalı. Ticaret Bakanlığı ortak ticaret politikası, üçüncü ülke anlaşmaları ve Gümrük Birliği başlığını yürütmeli. Dışişleri Bakanlığı ve Brüksel’deki temsilcilikler, üye devletlerle ve AB kurumlarıyla siyasi kanalları işletmeli. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, otomotivdeki üretim, yatırım ve teknoloji verisini; ilgili kurumlar da karbon ve kamu desteği koşullarını ortaya koymalı. Yani koordine olunmalı!</p>
<p>İş dünyası müzakere masasının yerini almamalı; masadaki iddiaları kanıtlamalı. OİB, OSD, TAYSAD, TİM ve TOBB’un katkısıyla hangi Avrupa şirketinin Türkiye’de ne ürettiği, hangi tedarikçinin hangi fabrikaya bağlı olduğu, Türkiye’deki üretimin AB’deki istihdam ve maliyetlere nasıl katkı verdiği ölçülmeli. AB’de üretim yapan şirketlerin görüşleri de bu dosyaya eklenmeli. İstihdam ve tedarik zinciri iddiaları güçlü olabilir; ancak bağımsız ve karşılaştırılabilir verilerle müzakere gücüne dönüşür.</p>
<p>Müzakere sadece Komisyon’la yürütülemez. Komisyon teklifin hazırlayıcısı… Üye devletler Konsey’de, Avrupa Parlamentosu da yasama sürecinde belirleyici. Otomotiv üreticileri, tedarikçiler ve işçi temsilcileri ise hangi kuralın Avrupa’daki üretimi gerçekten güçlendireceği konusunda etkili. Ankara’nın ayrı ayrı açıklamalar yapmak yerine, bu aktörlere aynı veri setiyle ve aynı taleple gitmesi lazım.</p>
<p><strong>Pazarlık gücü, öfkeden değil seçenekten gelir</strong></p>
<p>Pazarlık kuramının temel sorularından biri şudur: Anlaşma olmazsa tarafların elinde hangi seçenek(ler) kalıyor? Bir tarafın “hayır” deme imkânı zayıfsa, yalnızca haklı olduğunu söylemesi pazarlık sonucunu değiştirmez.</p>
<p>Türkiye’nin AB’yle ticari bağı çok büyük. 2025’te otomotiv ihracatının yüzde 72,5’i AB’ye gitti. AB için de Türkiye önemsiz bir pazar değil: Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği verilerine göre Türkiye, 2025’te AB’nin araç ihracatında değer bakımından üçüncü büyük pazar oldu. Bu karşılıklı bağımlılık pazarlık kozu; fakat iki tarafın birbirinden eşit ölçüde vazgeçebileceği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin kendi alternatiflerini güçlendirmesi gerekiyor.</p>
<p>Bu nedenle “Gümrük Birliği’nden çıkarız” tehdidi inandırıcı değil. Türkiye’nin pazarlık gücü, Avrupa’yla üretim bağını koparacağını söylemekten değil, bu bağın kesilmesinin Avrupa şirketlerine de maliyet yaratacağını kanıtlamaktan gelir. Bunun için dış pazarları ve tedarik kaynaklarını çeşitlendirmek, yerli tedarikçilerin teknolojik kapasitesini geliştirmek ve düşük karbonlu üretime yatırım yapmak lazım. Bunlar bir gecede oluşturulacak tehditler değil. Ama zaman içinde Türkiye’nin tek seçeneğinin mevcut şartları kabul etmek olmadığını gösterir.</p>
<p><strong>İki masada aynı anda</strong></p>
<p>Robert Putnam’ın “iki düzeyli oyun” yaklaşımı, uluslararası anlaşmaların yalnızca dışarıdaki pazarlıkla sonuçlanmadığını hatırlatır. Müzakereci, dışarıda kabul edilebilir bir anlaşma ararken içeride de bu anlaşmayı uygulanabilir kılacak desteği kurmak zorundadır. Türkiye’nin sanayicisi, ihracatçısı, tedarikçisi ve kamu kurumları aynı öncelikte buluşamıyorsa, karşı taraf Ankara’nın hangi taahhüdü yerine getirebileceğini bilemez.</p>
<p>Türkiye’nin masaya yalnızca talep listesiyle değil, karşılıklı bir paketle oturması gerekir. Örneğin, Türkiye belirli kamu alımlarında karşılıklı erişimi ve önceden ilan edilmiş bir takvimle kurallara uyumu müzakere etmeli. Karşılığında AB’den otomotivde Türkiye’deki mevcut yatırımların korunmasını, yeni “Made in Europe” ölçütlerinde Türkiye üretiminin hangi şartlarla uygun sayılacağının açıkça yazılmasını ve üçüncü ülke anlaşmalarında Türkiye’nin çıkarlarını gözeten bir mekanizma kurulmasını istemeli.</p>
<p>Üçüncü ülke anlaşmaları için çözüm, Türkiye’ye her anlaşmada otomatik veto hakkı talep etmek değil. AB anlaşmayı müzakere ederken Türkiye’yle paralel görüşmeleri başlatmalı; Türkiye’nin anlaşmaya katılımı için zaman çizelgesi ve istişare usulü belirlenmeli. Bu, üçüncü ülkeyi anlaşmaya zorlamaz. Ancak Türkiye’nin pazara erişim talebini sonradan ve daha zayıf konumda iletmesini önler.</p>
<p>Aşamalı müzakere önemli. Önce mevcut yatırımların ve tedarik zincirlerinin korunacağı açık bir otomotiv düzenlemesi; ardından kamu alımları ve karşılıklılık; sonra tarım, hizmetler, taşımacılık ve uyuşmazlıkların çözümünü kapsayan daha geniş modernizasyon. Her aşamada Türkiye’nin yükümlülüğü ile AB’nin buna verdiği karşılık birlikte yürürlüğe girmeli. Takvim, ölçüt ve anlaşmazlık çözüm yolu baştan yazılmalı.</p>
<p>Bu, küresel ekonomi politiği de hesaba katmayı gerektiriyor. Avrupa, Çin’le rekabet, yeşil dönüşümün maliyeti ve tedarik güvenliği nedeniyle üretim kapasitesini kendi çevresinde tutmak istiyor. Türkiye’nin “biz zaten yakınız” demesi yetmez. Yakınlığın Avrupa’ya ne kazandırdığını göstermeli: daha dirençli tedarik, ölçek, yatırım, nitelikli üretim ve düşük karbonlu dönüşüm. Avrupa sanayisinin de Türkiye’ye ihtiyacı olduğunu söylemek yetmez; hangi tesisin, hangi girdinin ve hangi yatırımın bu ihtiyacı karşıladığını ortaya koymak gerekir.</p>
<p><strong>Nasıl kazanılır?</strong></p>
<p>Kazanmak, bütün talepleri ilk turda kabul ettirmek demek değil. Kazanmak; Türkiye’deki üretimin Avrupa teşviklerinden yararlanma koşullarını açık ve öngörülebilir hâle getirmek, üçüncü ülke anlaşmalarında Türkiye’nin pazarlık gücünü artırmak ve Gümrük Birliğini bugünün ticaretine uygun biçimde yenilemek demek.</p>
<p>Türkiye masaya öfkeyle değil, hesaplanmış bir öneriyle oturmalı. Elindeki kozu ortak üretim ağları… Kurması gereken koalisyon, bu ağların iki yakasındaki şirketleri ve çalışanları kapsamalı. Sunacağı taahhütler ölçülebilir olmalı. Karşı taraftan isteyeceği erişim de aynı açıklıkta yazılmalı.</p>
<p>***</p>
<p><em>Prof. Dr. Ayça Tekin-Koru, ABD ve Türkiye’de 30 yılı aşkın süredir sürdürdüğü akademik kariyerine TED Üniversitesi İktisat Bölümü’nde devam ediyor. Uluslararası ticaret, küreselleşme, firmalar ve sürdürülebilir kalkınma üzerine çalışıyor. Son yıllarda araştırmalarına doğal ve insan kaynaklı afetlerin ekonomik ve toplumsal etkilerini de ekledi. Ekonomim’deki yazılarında ekonomik gelişmeleri siyaset, tarih ve toplumsal dönüşümlerle birlikte ele alıyor; rakamların ne söylediği kadar neyi söylemediğiyle de ilgileniyor.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/oyundayiz-masada-degil-90354</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/4/1280x720/665-1792737799.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oyundayız, masada değil! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayide-guven-sinavi-90353</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayide güven sınavı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Reel Kesim Güven Endeksi yalnızca sanayicilerin moralini ölçen bir gösterge değildir. Siparişler, üretim beklentileri, mevcut stoklar, yatırım harcamaları, ihracat olanakları ve istihdam planları endeksin anlamlandırılmasında önemli rol oynar.</strong></p>
<p>Ekonomide geleceğe ilişkin beklentileri anlamanın en önemli yollarından biri, üretimi gerçekleştiren işletmelerin bugüne ve yarına nasıl baktığını ölçmektir. İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi, Türkiye ekonomisinin üretim cephesindeki gelişmeleri, sanayicilerin beklentilerini ve ekonomik faaliyetlerin yönünü ortaya koyan önemli göstergelerdir. Ekim 2026 verileri, imalat sanayisinde genel iyimserlik korunmakla birlikte güvenin zayıfladığını ve üreticilerin daha temkinli bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi ekim ayında bir önceki aya göre 1,4 puan gerileyerek 101,1 seviyesine indi. Mevsimsellikten arındırılmamış endeks ise 2,2 puan düşüşle 99,8 oldu. İmalat sanayisinde faaliyet gösteren 1.965 iş yerinin katılımıyla gerçekleştirilen anketin sonuçları, sanayicilerin beklentilerinde dikkatle izlenmesi gereken bir değişime işaret ediyor.</p>
<p>Endeksin 100 seviyesinin üzerinde bulunması genel olarak iyimserliğin sürdüğünü gösterse de aylık gerileme, bu iyimserliğin güç kaybettiğini ortaya koyuyor. Burada asıl önemli olan, düşüşün geçici bir dalgalanma mı olduğu, yoksa üretim ve yatırım kararlarını etkileyebilecek daha kalıcı bir eğilimin başlangıcını mı yansıttığıdır.</p>
<p><strong>Güvenin arkasındaki ekonomik gerçekler</strong></p>
<p>Reel Kesim Güven Endeksi yalnızca sanayicilerin moralini ölçen bir gösterge değildir. Siparişler, üretim beklentileri, mevcut stoklar, yatırım harcamaları, ihracat olanakları ve istihdam planları endeksin anlamlandırılmasında önemli rol oynar.</p>
<p>Ekim ayı anketinde bazı değerlendirmeler endeksi yukarı yönlü etkilerken genel gidişat, son üç aya ait toplam siparişler, mevcut sipariş miktarı ve gelecek üç aylık üretim hacmine ilişkin değerlendirmeler aşağı yönlü etki yaptı. Bu ayrışma, işletmelerin bazı alanlarda umutlarını koruduğunu ancak talep ve üretim konusunda daha ihtiyatlı davrandığını gösteriyor.</p>
<p>Sanayinin temel sorunu, yalnızca üretim yapabilmek değil, ürettiği malı sürdürülebilir biçimde satabilmektir. Siparişlerin zayıflaması, kapasite kullanımını sınırlayabilir, stokların artmasına neden olabilir ve yeni yatırımların ertelenmesine yol açabilir. Dolayısıyla güven endeksindeki gerileme, gelecekteki üretim performansı açısından dikkate alınması gereken bir uyarıdır.</p>
<p><strong>Finansman maliyetleri yatırım kararlarını etkiliyor</strong></p>
<p>Türkiye'de reel sektörün karşı karşıya olduğu önemli sorunlardan biri finansmana erişim ve kredi maliyetleridir. Özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmeler, işletme sermayesi ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandıklarında üretimlerini sürdürmek için daha fazla kaynak ayırmak zorunda kalıyor. Bu durum, yeni makine yatırımları ve kapasite artışları için kullanılabilecek kaynakları daraltıyor.</p>
<p>Yüksek finansman maliyetleri yalnızca yatırım kararlarını değil, fiyatlandırmayı, stok yönetimini ve istihdam planlarını da etkiliyor. Bir işletmenin yeni sipariş alması, o siparişi kârlı biçimde üretebileceği anlamına gelmiyor. Hammadde, enerji, ücret ve kredi maliyetleri yükseldiğinde satış hacmindeki artış bile işletmenin mali yapısını güçlendirmeye yetmeyebilir.</p>
<p>Enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlanması, işletmelerin geleceği daha sağlıklı öngörebilmesi açısından büyük önem taşıyor. Bununla birlikte üretim kapasitesinin korunması, verimli yatırımların desteklenmesi ve finansmana erişimin iyileştirilmesi de ekonomik politikanın önemli hedefleri arasında bulunmalı.</p>
<p><strong>Üretimden istihdama uzanan zincir</strong></p>
<p>Sanayide güvenin ekonominin geneline yansıması, üretim ve istihdam üzerinden gerçekleşir. Talebin güçleneceğine inanan işletmeler üretim kapasitesini artırabilir, yeni çalışanlar istihdam edebilir ve teknoloji yatırımlarına yönelebilir. Beklentilerin zayıflaması durumunda ise yatırımlar ertelenebilir ve istihdam kararları daha ihtiyatlı hâle gelebilir.</p>
<p>İhracatçı işletmeler açısından dış talep özellikle belirleyicidir. Avrupa ekonomisindeki gelişmeler, küresel ticaretteki belirsizlikler ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar Türkiye'nin sanayi üretimini doğrudan etkileyebilir. Buna karşılık yüksek katma değerli üretim, dijital dönüşüm, verimlilik artışı ve yeni pazarlara erişim, sanayicinin rekabet gücünü artırabilecek temel araçlardır.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye'nin yalnızca mevcut üretim düzeyini korumaya değil, üretimin niteliğini geliştirmeye de odaklanması gerekiyor. Teknoloji kullanan, enerji verimliliğini artıran ve daha yüksek katma değer yaratan işletmeler, maliyet baskılarına karşı daha dayanıklı olabilir.</p>
<p><strong>Güveni üretime dönüştürmek gerekiyor</strong></p>
<p>Ekim 2026 Reel Kesim Güven Endeksi'nin verdiği mesaj açıktır: Sanayide iyimserlik tamamen ortadan kalkmış değildir ancak bu iyimserliğin güçlenmesi için ekonomik koşulların destekleyici olması gerekir. Öngörülebilir politikalar, fiyat istikrarı, makul finansman koşulları ve sürdürülebilir iç ve dış talep, reel sektörün geleceğe daha güvenle bakmasını sağlayabilir.</p>
<p>Sonuç olarak güven endeksindeki gerileme tek başına ekonomik daralma anlamına gelmez; ancak göz ardı edilmemesi gereken bir sinyaldir. Türkiye ekonomisinin önündeki temel hedef, sanayicinin beklentilerini gerçek siparişlere, siparişleri üretime, üretimi yatırıma ve istihdama dönüştürmektir. Çünkü güçlü bir reel sektör, yalnızca büyümenin değil, ihracatın, istihdamın ve toplumsal refahın da temelidir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayide-guven-sinavi-90353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayide güven sınavı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vioptaki-acikcilar-borsanin-cokecegini-biliyor-muydu-90352</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> VİOP’taki açıkçılar borsanın çökeceğini biliyor muydu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsada 4,6 trilyon TL buharlaştı. Yüz binlerce yatırımcı zarar etti, fonlardaki birikimler eridi. Peki, piyasalar altüst olurken bu çöküşten para kazananlar oldu mu? Bazıları yaşanacakları önceden biliyor muydu? Fon krizini araştırırken bu soruları da sormak zorundayız.</p>
<p>Stratejist Işık Ökte, APara televizyonunda yaptığı açıklamada tam da bu noktaya dikkat çekti:</p>
<p>“Böyle bir kriz yaşayacağımızın önden bilgisini alıp Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası'nda (VİOP) büyük short pozisyon açan yok mu? Ben adım gibi eminim olduğuna. Bu işlemler incelenmeyecek mi? BİST'teki 6,5 milyon yatırımcının yaşadığı kaosa bunlar da yol açmadı mı? Sadece o 31 hisse mi? Sadece fonlar mı? 92 milyar dolarlık bir değer kaybı diyorum. 4.6 trilyon TL. Bu fon tasfiyesinden çok daha büyük zarar verdi piyasaya.”</p>
<p>Ökte'nin soruları önemli. VİOP'ta yatırımcılar, fiyatların düşeceği beklentisiyle short, yani kısa pozisyon açarak düşüşten para kazanabiliyor. Piyasa gerilerken herkes kaybetmiyor; doğru pozisyon alanlar büyük kazançlar elde edebiliyor.</p>
<p>Düşüşü tahmin etmek veya short pozisyon açmak tek başına suç değil. Ancak kriz önceden bilindi mi, kamuoyuna açıklanmamış bilgilerle işlem yapıldı mı, büyük pozisyonların düşüşte etkisi oldu mu? Bunların araştırılması gerekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adaebde9d411-1792732126.png" alt="" width="676" height="555" /><strong>KİM KAZANDI, KİM KAYBETTİ?</strong></p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu'nun incelemesi, tasfiye edilen fonlarla sınırlı kalmamalı. Kriz öncesindeki VİOP pozisyonları, emir ve işlem kayıtları, açığa satışlar ve ilgili hisselerdeki hareketler birlikte incelenmeli. Kim, ne zaman pozisyon açtı, ne zaman kapattı ve ne kadar kazandı? Şüpheli işlemler belirlenirse arkasındaki kişi ve kurumlar araştırılmalı; hukuka aykırılık saptanırsa gerekli yaptırımlar uygulanmalı.</p>
<p>Borsada büyük değer kaybı yaşanırken yalnızca fon tasfiyelerine odaklanmak ve kaçırılan paranın peşine düşmek tablonun geri kalanını görmezden gelmek olur. Yatırımcıların kayıpları kadar, çöküş sırasında kazanç sağlayanların kim olduğu da önem taşıyor.</p>
<p>Işık Ökte'nin dile getirdiği iddia henüz kanıtlanmış değil. Ancak sorular ortada. Yüz binlerce yatırımcının birikimi erirken bazıları yaklaşan çöküşü önceden bilerek kazanç sağladıysa bunun ortaya çıkarılması şart. Borsada güven, bu sorular yanıtlandığında ve kurallar herkes için eşit uygulandığında yeniden kurulabilir. Denetim, bu sorulara da yanıt vermeli.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vioptaki-acikcilar-borsanin-cokecegini-biliyor-muydu-90352</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ VİOP’taki açıkçılar borsanın çökeceğini biliyor muydu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abnin-odemesi-gereken-fatura-90351</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB’nin ödemesi gereken fatura…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupalı otomotiv üreticileri on yıllardır Türkiye’de milyarlarca dolarlık yatırımlarla üretim yaparken AB’nin yeni sanayi politikası Türkiye’de üretilen araçları “Avrupa Malı” tanımının dışında bırakıyor. Bu tercih yalnızca otomotivle sınırlı kalmayabilir. Türkiye’nin Gümrük Birliği kapsamında üstlendiği yükümlülükleri, karşılığında elde ettiği hakları ve Avrupa’ya karşı kullanabileceği ekonomik kozları yeniden sorgulaması gerek.</strong></p>
<p>Avrupalı otomotiv firmalarının Çin'de ilk adımı Çinli SAIC grubuyla ortaklık kuran Volkswagen tarafından atılmış ve efsane Santana modeli üretilmiş. Firma 1991’de ikinci büyük ortaklığını FAW ile kurarak üretim ağını genişletmiş. Peugeot-Citroën 1985’te Guangzhou Peugeot ortaklığıyla pazara erken giren markalardan biri olmuş. Grup, 1992’de Dongfeng Motor ile büyük ölçekli yeni bir ortaklık kurarak Çin'deki kalıcı üretim üssünü hayata geçirmiş. Lüks segmentteki Avrupalı üreticiler Çin'de fabrika kurma dönemine biraz daha geç katılmış. BMW, 2003 yılında Brilliance Auto ile ortak girişim kurarak Shenyang'da üretime başlamış. Mercedes-Benz ise 2005 yılında BAIC Motor ortaklığıyla Pekin'de kendi üretim tesisini faaliyete geçirmiş.</p>
<p>Bugün yaşananları izah edebilecek bir dip not olarak o dönemde yürürlükte olan Çin yasaları gereği, Avrupalı markaların tek başlarına fabrika açmalarına izin verilmediği için tüm bu yatırımlar yüzde 50-50 hisselerle yerel şirket ortaklıkları şeklinde kurulmuş.</p>
<p>40 yıldan uzun bir süredir yolunda giden bu ilişkinin gerekçesi neydi? Bütün bu markalar, devasa Çin pazarındaki yüksek talepten yararlanmak ve ithalat vergilerini aşmak için mi geldiler? Bu kararlar verilirken düşük üretim ve işçilik maliyetlerinin de etkisi oldu mu? Aynı şekilde özellikle elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve araç içi dijital yazılım teknolojileri ve maliyetlerindeki gelişmeler de tercih nedeni miydi? O zamanlar Çin’de düşük maliyetlerle üretilen araçların Avrupa’ya ithal edilerek ‘yerliymiş gibi’ kamu ihaleleri yoluyla kamu kurumlarına satılabiliyor olması da gerekçelerden biri olabilir mi?</p>
<p>Avrupalı otomotivciler ABD ve Kanada’ya, Meksika’ya, Brezilya ve Arjantin’e, Fas, Cezayir ve Türkiye ile Hindistan, Tayland ve Endonezya’ya da yatırım yapmışlar. Bunlardan 1 milyonluk üretim ve 15-17 milyar Euro’luk ihracat kapasitesi ile Fas, sıyrılan ülkeler arasında yer almış. Türkiye’de de benzer bir durum var. 22 milyar dolardan fazla yatırım, 40 milyar doların üstünde ihracat.</p>
<p>Ancak bugün ‘kapıların kapatıldığı’ bir korumacılık aşamasına geçtik. Fiyat ve teknolojide geri kalan Avrupa firmaları eve dönmeye çalışırken bu kez Çin firmaları AB kapılarını zorlamaya geçti. Sorun şu ki AB sadece Çin’e değil, kendi firmalarının milyarlarca dolar yatırım yapmış olduğu  ‘bize de’ kapılarını kapatıyor.</p>
<p>Bu karar giderek kristalize olurken; Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) hakkındaki görüşünde; ‘Avrupa Malı’nın üretilebileceği ‘coğrafi kapsamı’ AB27 ülkeleri ve Birleşik Krallık ile sınırlandırıyordu. Aynı zamanda Avrupa üreticilerinin Türkiye ve Fas’taki yatırımlarını korumak gerektiğine vurgu yapıyor ve formülü; “mevcut yatırımların bir tür ‘kazanılmış hak’ olarak kabul edilmesi ve bu kapsamdaki kapasitelerin Avrupa Malı olarak kabul edilmesine izin verilmesi, yeni kapasitelerin bu haktan yararlandırılmaması” şeklinde biçimlendiriyordu.</p>
<p>Taşıt Araçları Yan Sanayicileri Derneği ‘TAYSAD’ın da üyesi olduğu Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği CLEPA ise çözümü, hiç Türkiye’den söz etmeden; “EFTA ülkeleri ve İngiltere’nin Birlik tanımı içine alınması” olarak öneriyor, bu tercihinin gerekçelerini,  ‘Otomotiv tedarik zincirlerinin yüksek düzeydeki düzenleyici uyumu, karşılıklılığı ve entegrasyonu’ olarak açıklıyordu. Her iki sektörel kuruluşun düşünceleri çakışsa da, farkları Türkiye ve Fas’taki yatırımların korunması önerisinden kaynaklanıyordu. Aksi halde AB sermayesinin ortaklığında Türkiye ve Fas’ta faaliyet gösteren otomotiv tesisleri atıl kalarak kapanacaktı.</p>
<p>En son gelişme olarak Fransa ve Almanya’nın anlaştığı duyuruldu. ‘Avrupa Malı’nın üretileceği alan 27 AB ülkesi ve İngiltere ile sınırlı tutuldu. Böylelikle bizim otomotiv sanayi ürünleri coğrafi olarak ‘Avrupa Malı’ tanımının dışında kalmış oldu. Otomotivdeki bu tercih Türkiye’de üretilen araçların AB kamu ihaleleri ve kamu teşviklerinden yararlanamayacak olmaları anlamına geliyor.</p>
<p>Bu tercihin diğer sonuçları arasında; Türkiye ile AB arasında 30 yıldır geçerli olan gümrük birliğinin yarattığı bir koruma alanının olmadığı, bu kapsamda Türkiye ile AB arasında sanayi mallarında öngörülen uygulanan serbest dolaşımın ‘yara aldığı’ da yer alıyor.</p>
<p>Ayrıca Türkiye açısından gümrük birliğinin kazanılmış hak ya da ‘hukuki güvence‘ anlamında bir bağlayıcılık içermediği, yeni sürprizlere gebe bir sürecin başladığı ortaya çıkarken, bu çerçevede gümrük birliği gereği üçüncü ülkelere karşı gümrük vergilerini AB seviyesine indirmemizin ve 30 yıllık bir uygulama döneminde 350 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı vermeye katlanmamızın anlamının da sorgulanması gerekiyor.</p>
<p>Üstelik otomotivden sonra hangi sektörlerin benzer bir akıbeti yaşayabileceğini de belirsizlik senaryolarına eklememiz gerekiyor. Öyle ya; gelecekte, çimento, demir çelik, kimyasallar için de benzer menşe tartışmaları yaşanabilir mi?</p>
<p>40-50 yıldır Çin’den ithal edilen araçları kamu ihalelerinde ‘yerli’ gibi kullanan AB, 30 yıldır aynı standartlar ile aynı mevzuata göre Türkiye’den ithal ettiği araçları yerli kabul etmeyecekse, bu benmerkezci tercihe karşı, ne tür karşı önlemleri koz olarak masaya sürebileceğimizi kurgulamış olmamız gerekir. Bu önlemlerin Türkiye’nin kamu alımlarında AB’nin bütünüyle devre dışı bırakılması ile sınırlı olmaması da bir diğer gereklilik olur.</p>
<p> Aslında, Made in EU için Türkiye’yi ‘güvenilir partner’ görmeyen AB’nin bu tercihi, Von der Leyen’in; "Avrupa kıtasını Rusya, Türkiye veya Çin'in etkisi altında kalmayacak şekilde birleştirmeyi başarmalıyız" ifadesi ile birlikte okunduğunda şaşırtmamalı. Son Türkiye-Libya Akdeniz yetki alanları anlaşması imzasına; “Deniz hukuku anlaşmasına uymuyor, hükümsüz ve geçersizdir” tepkisini vermesi ve “AB olarak Yunanistan ve Kıbrıs dayanışması içindeyiz” demesi de aynı kanıyı perçinlemeli.</p>
<p>Bütün bunları dikkate aldığımızda, tam üyesi olmadan gümrük birliğine sokulan ve yeni belirsizliklere itilen tek büyük ekonomi olan Türkiye’de yaratılacak yeni güvensizliğin AB açısından ödenmesi gereken bir bedeli olmalı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abnin-odemesi-gereken-fatura-90351</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB’nin ödemesi gereken fatura… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-ekonomide-kiyamet-alametleri-ve-turkiye-90350</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel ekonomide kıyamet alametleri ve Türkiye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tam bir sene önce, dünya ekonomisinde artan borçluluk trendine dikkat çekmiş ve varlık değerlerinin milli gelire oranının daha önceki küresel krizlerdeki seviyelere ulaştığına dair bazı verileri paylaşmıştım. O zaman demiştim ki dünyanın önünde üç seçenek var: enflasyonla borçları eritmek, yapay zekâ ile verimliliği artırıp toplam geliri yükseltmek ya da başka bir küresel krizi beklemek. Aradan bir sene geçti, borçlar daha da arttı ve yapay zekânın verimlilik üzerindeki etkilerinin görülmesi hâlâ bekleniyor. Gelin, beliren kıyamet alametlerine bakalım.</p>
<p>Malumunuz, yapay zekâ son 20 yılda yatırım yapılan birçok yazılım teknolojisinin aksine sermaye yoğun bir iş. En iyi modelleri kurmak için insan kaynağına çok para ayırmanız lazım. Ama esas sermaye gerektiren boyut veri merkezleri. Veri merkezi, bildiğiniz gibi üst düzey hassasiyet gerektiren bir inşaat işi. Beton, kablo, taşıyıcı sistemler gibi birçok para gerektiren kalem var. Sonra veri merkezine kesintisiz enerji sağlamanız gerekiyor; yani bu sistemleri besleyecek yeni enerji santrallerine ihtiyaç var. Bir de tabii bu veri merkezlerinin içine dünyanın en pahalı ürünleri olan çiplerden koymalısınız. Şu an çip veya gaz türbini almak için paranız olsa bile sıra bekliyorsunuz. Öyle zor bir iş…</p>
<p>Geçen seneki yazımı yazdığımda, yapay zekâya yatırım yapan şirketlerin finansman kaynağı büyük ölçüde kendi nakit akışları ve aldıkları sermaye yatırımlarıydı. O zamandan beri önemli bir değişiklik oldu. Bu şirketler, borcun veri merkezleri için ne kadar uygun bir finansman kaynağı olduğunu keşfettiler. Nasıl olsa bu veri merkezleri ileride çok talep görecek ve elde edilen gelir borçları ödemeye fazlasıyla yetecek!</p>
<p>Sadece 2026’da ABD’deki büyük teknoloji şirketlerinin sermaye yatırımı taahhüdü 600-700 milyar dolardı. Yılbaşından bu yana 250 milyar dolar borç almışlar. UBS’e göre, bu şirketlerin toplam borç stoğu yaklaşık 3 trilyon dolar. Borcun bir kısmı veri merkezlerine bağlı farklı finansal araçlara gizlenmiş de olabilir. Her durumda, şu an ABD’de borç deyince akla yapay zekâ geliyor. Yapay zekâ ile ilgisi olmayan şirketler de bu nedenle borçlanmakta zorluk çekiyor.</p>
<p>İsviçre’nin Basel şehrinde, “merkez bankalarının bankası” olarak bilinen BIS diye bir kurum var. İşleri, küresel piyasalardaki riskleri takip etmek… BIS bu sene iki kez “yapay zekâ işlerindeki borçlanmaya dikkat edin!” diye rapor yayımladı. BIS diyor ki yapay zekâ piyasalarında ilginç bir olgu gözlemleniyor: Şirketlerin kredilerindeki marjlar açılırken hisse değerleri de yükselmeye devam ediyor. Yani borç verenler risk görürken, hissedarlar ise hâlâ ileride çok kâr edeceklerini savunuyor. Bu durum bana 1999 dot-com veya 2008 krizlerinden hemen önceki dinamikleri hatırlatıyor.</p>
<p>Nobel ödüllü iktisatçı William Nordhaus, bugünkü yapay zekâ gibi yirminci yüzyılın ikinci yarısında gelişen bilişim teknolojilerinin, bunları geliştiren şirketlere sağladığı faydaları incelemiş. Diyor ki bu teknolojilerin sağladığı toplam ekonomik değerin yalnızca yüzde 2,2'si teknolojiyi geliştiren şirketlere kalmış. Kalanı ucuz fiyatlarla kullanılan altyapı sayesinde müşterilere ve tüketicilere akmış. Yani şirketlerin irrasyonel hareketlerle fazla yatırım yapmasıyla şişen balonlar, inovasyonun tabiatında var. Yapay zekâ balonunun ne zaman patlayacağını ise bilmiyoruz. Ancak ilk ciddi sinyalin borsadan değil, bu şirketlere borç verenlerden gelmesi muhtemel.</p>
<p>2008 krizinde Amerikan hükümeti General Motors gibi birçok özel şirketi kurtarmıştı. “Ne olacak, yapay zekâ şirketlerini de kurtarır!”, diyebilirsiniz. Ama durum pek de öyle değil. Birincisi, herkes bu şirketlerden nefret ediyor. Şu an Amerikan seçimlerinde en popüler konu “aman bizim mahallemize veri merkezi yapılmasın da elektrik fiyatları artmasın” tartışmaları. İkincisi, ABD’de son 15 yılda borçluluk o kadar arttı ki devletin kendinden başkasına hayrı yok. 2024’te ilk kez Amerikan devletinin faize ödediği para, savunma hartcamalarını geçti. Amerikan kamu borç stoğunun artışıyla yapay zekâ şirketlerinin borç yükündeki artış arasındaki çift yönlü riske dikkat edin! Her ikisi de aynı piyasada borçlandıkları için birbirlerinin faiz oranlarını yukarı yönlü hareket ettiriyor. Kriz anında ikisinin de birbirine bir hayrı olmayacağı ortada.</p>
<p>Peki, ABD’de bu riskler birikirken Çin dünya ekonomisinin yeni motoru olabilir mi? 2008’de biraz öyle olmuştu. Bu sıralar Çin’de de durumlar iyi değil. Yine geçen sene yazdığım gibi, Çin son yıllarda ekonomik büyümesini özellikle güneş paneli, pil ve elektrikli araba gibi gelecek nesil ürünlerdeki aşırı kapasite üzerine kurdu. Çin Komünist Partisi, şirketlere “kâr etmenize gerek yok, ben ucuza finansman sağlayayım, siz üretim yapın” diyor. Ama günün sonunda sistemde biriken borçları kimin ödeyeceği tam bir muamma.</p>
<p>Çin’in nüfusu hem azalıyor hem de hızla yaşlanıyor. Bugün nüfusun yüzde 15’ini oluşturan 65 yaş üstü grubun oranı 2040’ta yüzde 30’lara çıkacak. Bu zaten dar olan iç talebin daha da daralması demek. Bu nedenle son kalkınma planında yerel talebin artırılmasını önceliklendirdiler. Ancak Çin devletindeki mühendislik geleneği o kadar güçlü ki topluma yapılan mühendislik müdahaleleri bazen hiç beklenmeyen sonuçlar doğuruyor. Mesela, çok uzayan tek çocuk politikası bugünkü demografik çöküşün temel sebebi. Benzer şekilde, Çin’in Mao’dan beri uyguladığı köylülere kente yerleşme izni vermeme politikası da pek çok erkeğin ailesini köyde bırakıp şehre gelmesine, orada sosyal güvenlik sistemine kaydolmadan çalışmasına sebep olmuştu. Fabrika yurdunda yaşayan, ailesi çalışmayan ve emekliliği olmayan yüz milyonlarca kişinin Batı standartlarında tüketim yapmasını bekleyemezsiniz. Şimdi bu politikaları düzeltmeye çalışsalar da Çin’in içine girdiği durağanlıktan çıkması kolay değil.</p>
<p>Peki, tüm bunlardan bize ne? Tam makroekonomik istikrarı sağlamaya başlayacağımız dönemde, dünyada yükselen faizler borçlu şirketlerimizi daha da zor duruma sokabilir. Türkiye’de işgücü pahalandıkça, dışarıya yatırım yapacak şirketlerimiz bu yatırımları finanse edemeyebilir. Bir de aynı anda ihracat pazarlarımıza, iç talebi düşen Çinlilierin daha da ucuza mal sattıklarını düşünün. Yapay zekâ balonundan herhangi bir fayda görmediğimiz halde, küresel ekonomiyi etkileyecek bir çöküşün dalgaları altında kalabiliriz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-ekonomide-kiyamet-alametleri-ve-turkiye-90350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ekonomide kıyamet alametleri ve Türkiye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/surdurulebilir-gelecege-bilimsel-adimlar-kahramanmarasta-atiliyor-90394</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraş&#039;ta Sürdürülebilir Bilim Festivali başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ta çevresel, sosyal ve ekonomik boyutları bir arada ele alan ve sürdürülebilir kalkınma teması ile düzenlenen Sürdürülebilir Bilim Festivali (SÜRBİLFEST) etkinlikleri Piazza AVM’de başladı.</p>
<p>TÜBİTAK öncülüğünde, Büyükşehir Belediyesi, Onikişubat İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve paydaş kurumlar iş birliği ile düzenlenen bilim şenliğinde ilkokul öğreniminden lise öğrenimine kadar tüm öğrenciler sürdürülebilir yaşam konusunda erken yaşlarda bilgi ve farkındalık kazandırılması amaçlanıyor.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Bitki Kâşifleri Atölyesi, Canlıların Dünyası Atölyesi, Su Dedektifleri Atölyesi, Ekolojik Yaşam Atölyesi ve birbirinden eğlenceli 14 farklı atölyede çocuklar, sürdürülebilir kalkınma konusunu çeşitli yönleriyle değerlendirme fırsatı yakalıyor. Erken yaşlarda sürdürülebilir yaşam farkındalığı oluşturmayı amaçlayan bir öğrenme ortamı sunan SÜRBİLFEST, genç katılımcılarına doğayla uyumlu yaşam pratiklerini keşfetme imkânı sağlıyor.</p>
<p><strong>“Çocuklar için faydalı etkinlikler var”</strong></p>
<p>SÜRBİLFEST etkinliklerine katılan Okul Öncesi Öğretmeni Neslihan Cansu Salihoğlu, “SÜRBİLFEST etkinliklerinde olduğum için çok mutluyum. Burada okul öncesi öğreniminden liseye kadar birçok öğrenciye hitap eden etkinlikler düzenleniyor. Burada düzenlenecek etkinliklerin çocuklar için çok faydalı olabileceğini düşünüyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Böcekleri çocuklara sevdirmeyi çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Kurulan stantta doğada bulunan böcekleri çocuklara tanıttıklarını söyleyen KSÜ Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Ali Arda Işıkber, “Standımızda doğada bulunan böcekleri öğrencilere tanıtıyoruz. Böceklerin doğada ne tür faaliyet gösterdiklerini ve onların çok tehlikeli olmadığını belirtmeye çalışıyoruz. Böcekleri çocuklara sevdirmeyi çalışıyoruz. Çünkü doğanın bir parçası oldukları için bizim için çok değerli olduğunu belirtiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Çocuklarımızın heyecanı çok kıymetli </strong></p>
<p>Etkinliklerde çocuklara bitki yetiştiriciliği süreci hakkında bilgiler verdiklerini dile getiren Sınıf Öğretmeni Burcu Köse Özdemir, “Çocuklarımız ile bardaklara tohum ekiyoruz ve bu süreci çocuklarımıza anlatıyoruz. Can suyunun önemini, bitkilerin yetiştirilme aşaması gibi konuları çocuklarımıza aktarıyoruz. Çocukların gözündeki heyecan ve heves çok bizim için çok kıymetli. SÜRBİLFEST’te olduğumuz için çok mutluyuz” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlikler 24 Ekim Cumartesi gününe kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/surdurulebilir-gelecege-bilimsel-adimlar-kahramanmarasta-atiliyor-90394</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/4/1280x720/surdurulebilir-gelecege-bilimsel-adimlar-kahramanmarasta-atiliyor-1792752328.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜBİTAK öncülüğünde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, Onikişubat İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve paydaş kurumlar iş birliğiyle düzenlenen SÜRBİLFEST etkinliği başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ifmdeki-2-tasinmazi-165-milyar-liraya-satin-alacak-90380</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell İFM&#039;deki 2 taşınmazı 16,5 milyar liraya satın alacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ, İstanbul Finans Merkezi'nde (İFM) yer alan iki taşınmazı satın alacağını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yayımlanan açıklamasıyla duyurdu. </p>
<p>Açıklamasına göre, İstanbul Finans Merkezi'nde yer alan, TVF İFM Gayrimenkul İnşaat ve Yönetim AŞ'ye ait, İstanbul İli, Ümraniye İlçesi, Finanskent Mahallesi, 3328 Ada, 2 Parsel, B Blok adresinde yer alan taşınmaz, KDV hariç 6 milyar 983 milyon 204 bin 159 lira bedelle Turkcell İletişim Hizmetleri AŞ tarafından satın alınacak.</p>
<p>Aynı lokasyonda yer alan A Blok'taki taşınmazın ise Turkcell'in bağlı ortaklığı Turkcell Teknoloji Araştırma ve Geliştirme AŞ (TTECH) tarafından KDV hariç 9 milyar 528 milyon 495 bin 841 lira bedelle satın alınması kararlaştırıldı.</p>
<p>Böylece iki taşınmazın toplam satın alma bedeli KDV hariç 16 milyar 511 milyon 700 bin lira oldu.</p>
<p>Açıklamada ayrıca tapu devir işlemleri öncesinde satın alımın kamuya duyurulmasının süreci olumsuz etkileyebileceği ve şirketin yasal hak ve menfaatlerine zarar verebileceği dikkate alınarak, Sermaye Piyasası Kurulunun Özel Durumlar Tebliği'nin 6'ncı maddesi kapsamında 24 Eylül 2026 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla bilginin kamuya açıklanmasının ertelenmesine karar verildiği belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-ifmdeki-2-tasinmazi-165-milyar-liraya-satin-alacak-90380</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/5/1280x720/istanbul-finans-merkezi-ifm-1777263415.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell, İstanbul Finans Merkezi&#039;nde bulunan iki taşınmazın toplam 16,5 milyar liraya satın alınacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-duzenlemesi-mecliste-kabul-edildi-90379</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon düzenlemesi Meclis&#039;te kabul edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek yasalaştı.</p>
<p>Kanunla Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili hükmü uyarınca, Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından bu düzenlemenin yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kaybı ve zararının sorumlulardan tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Kanunun hükümleri, belirtilenler dışındaki diğer yatırım fonları bakımından genel veya sürekli bir tasfiye ve sorumluluk rejimi oluşturmayacak.</p>
<p>Öte yandan, düzenleme kapsamındaki bazı tanımlar ve kısaltmalar da hüküm altına alınıyor.</p>
<p>Düzenlemenin, "Tasfiyenin yürütülmesine ilişkin genel esaslar ve fon pay sahipliğinin belirlenmesi" başlıklı hükmüne göre, fonların tasfiyesi SPK'nın gözetim ve denetiminde, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından yürütülecek. Kurul, tasfiye sürecinin aşamalarını, fon varlıklarının tespitini ve nakde çevrilmesini, değerleme esaslarını, fon pay sahipliğinin belirlenme şeklini, ara ve nihai ödemeyi, dağıtım sırasını ve tasfiyeye ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olacak.</p>
<p>Tasfiye ile görevli kuruluşlar, yatırımcı menfaatini, ilgili varlığın piyasa koşullarını ve fon portföy yapılarını, fon varlıklarının korunmasını ve fon pay sahiplerinin ortak menfaatini gözeterek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amacıyla gerekli özeni gösterecek. Borsada oluşan fiyatın ilgili varlığın gerçek değerini yansıtmadığının veya tasfiyeyi geciktireceğinin Kurulca belirlendiği hallerde, tasfiye işlemlerinde geri alım, hakim ortağa satma hakkı, toptan satış ve özel işlem bildirimi yöntemleri ile geçici olarak farklı bir fiyat marjı uygulanmasına ve sermaye piyasası mevzuatı ile Borsa mevzuatında yer alan diğer yöntemlerin kullanılmasına Kurulca karar verilebilecek. Kurul, tasfiye ile görevli kuruluşların talebi üzerine ilgili varlıkların Borsa dışında satışına onay verebilecek. Bu kapsamda yapılacak satış işlemleri bakımından, Kurulun yatırım fonlarına ilişkin düzenlemelerinde yer alan kısıtlamalar uygulanmayacak. Borsada veya Borsa dışında yapılacak satış yoluyla varlıkları satın alacak yatırımcıların bu işleme konu olan varlıkları belirli bir süre Borsada satamayacağına ve bu varlıkların Borsada satılması sonucunu doğuracak şekilde herhangi bir işlemde bulunamayacağına Kurulca karar verilebilecek.</p>
<p>Tasfiye sürecinde tahsil edilen tutarlar, fonun yönetim ve tasfiyesi için yapılan zorunlu giderler düşüldükten sonra tasfiye malvarlığına dahil edilecek. Tasfiyenin tamamlanmasından sonra tahsil edilen tutarlar ise mükerrer ödemeye yol açmayacak şekilde geri kazanım hesabına aktarılacak.</p>
<p>Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK), Takasbank, Borsa İstanbul AŞ (Borsa), Türkiye Bankalar Birliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar, portföy yönetim şirketleri, portföy saklama kuruluşları ile diğer sermaye piyasası kurumları ve kamu kurum ve kuruluşları, bu düzenlemenin uygulanması için gerekli bilgi ve belgeleri Kurula, Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) ve/veya Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) talepleri üzerine gecikmeksizin vermekle yükümlü olacak. Bu kurum ve kuruluşlar özel mevzuatlarında yer alan gizlilik ve sır saklamaya ilişkin hükümlere dayanarak bilgi vermekten imtina edemeyecek.</p>
<p>Fon pay sahipliği, tasfiye ile görevli kuruluşlar tarafından MKK kayıtları ile mutabakat sağlanmak suretiyle fon ve hesap bazında tespit edilecek.</p>
<p>Kanunla katılma payı sahipleri adına Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu'na (TEFAS) iletilmiş olmakla birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirilemeyen talimatlar geçersiz hale geldiğinden TEFAS İşlem Blokaj Alt Hesabında katılma payı bulunan katılma payı sahiplerinin de fon pay sahibi sıfatıyla tasfiye kapsamında olduklarının belirlenmesi amaçlanıyor. Buna göre, tasfiyeye konu fonlara ilişkin olarak 17 Eylül 2026 tarihi ve öncesinde TEFAS'a iletilmiş olmakla birlikte, ilgili fonun temerrüdü ve/veya katılma payı fiyatının açıklanmaması nedenleriyle gerçekleştirilemeyen talimatlar bakımından katılma payları bloke edilmiş olanlar, fon pay sahibi sıfatıyla düzenlemedeki tasfiye hükümlerine tabi olacak.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillerin, Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi veya bu fonlarla birlikte hareket edilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya bu fonlarla birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlara, Kurulun sözü edilen tarihli kararları uyarınca tasfiyesine karar verilen fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak.</p>
<p><strong>"Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme"</strong></p>
<p>Kanunun "Net yatırım tutarı, ara ödeme ve nihai ödeme" başlıklı hükmüne göre, fon malvarlığının nakde çevrilmesi sonucunda elde edilen dağıtılabilir nakdin, tasfiye kararından bir önceki gün sonu itibarıyla geçerli fon birim pay fiyatı ile ödemeye esas katılma payı adetleri üzerinden hesaplanan toplam tutarı karşılamaya yeterli olmaması halinde, Sermaye Piyasası Kanunu'nun "piyasa bozucu eylemler", "bilgi suistimali", "piyasa dolandırıcılığı" başlıklı hükümlerinde düzenlenen fiillere yönelik hüküm saklı kalmak kaydıyla, tasfiye bakiyesinden yapılacak ödemelerde dikkate alınacak fon pay sahibinin net yatırım tutarı, fona, fon pay sahibi tarafından fiilen yapılan her bir nakit girişinin ve çıkışının tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak giriş ve çıkış tutarlarından, giriş tutarının çıkış tutarından fazla olması durumunda, fondan fon pay sahibine yapılan her bir nakit çıkışının tutarının ilk giren ilk çıkar esası ile düşülmesi suretiyle MKK tarafından hesaplanacak.</p>
<p>Fon pay sahiplerinin tasfiye bakiyesinden alacakları ödemelerden mahsup edilmek üzere, ilgili hüküm uyarınca hesaplanan net yatırım tutarının endeksleme uygulanmaksızın bulunan kısmını geçmemek kaydıyla, Kurulca belirlenen fonlarda, net yatırım tutarı 1 milyon Türk lirasının altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon Türk lirası ara ödeme yapılabilecek. Fon pay sahiplerine yapılacak ara ödeme tutarı, para piyasası niteliğindeki fonlar hariç olmak üzere, ara ödeme tutarının hesaplandığı tarihten bir önceki gün sonu itibarıyla hesaplanan, ilgili fon pay sahibinin hesabında bulunan fon katılma paylarının toplam değerini aşamayacak. Fonun önceki gün sonu fiyatı, ihtiyaç duyulan bilgiler tasfiye ile görevli kuruluşlardan temin edilerek, ilgili güne dair yapılan değerleme ile Takasbank tarafından hesaplanan fiyat olacak.</p>
<p>Dağıtılabilir nakdin düzenlemeye göre hesaplanan net yatırım tutarlarının ve/veya düzenlemeye göre hesaplanan ara ödeme tutarlarının tamamını karşılamaya yetmemesi halinde Kurul, mevcut nakitten mümkün olan en fazla sayıda fon pay sahibinin tam yararlanması amacıyla, net yatırım tutarı en düşük olan fon pay sahibinden başlanmak suretiyle ödeme yapılmasına ve/veya tüm fon pay sahipleri bakımından uygulanacak asgari bir ara ödeme tutarı belirlenerek bu tutara kadar ödeme yapılmasına karar vermeye yetkili olacak. Bu kapsamda yapılacak ödemelerde hiçbir fon pay sahibine net yatırım tutarını, ödeme tutarının hesaplandığı tarihten ve/veya tasfiye tarihinden önceki gün sonu itibarıyla hesaplanmış hak ve alacak tutarlarını veya düzenlemede öngörülen 1 milyon Türk lirası tutarındaki ara ödeme tavanını aşan ödeme yapılamayacak. Ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılamayacak. Söz konusu katılma payları nihai tasfiye ödemeleri sırasında iade edilecek.</p>
<p>Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlarda, tasfiye tarihine kadar katılma paylarını fona iade etmek suretiyle ödeme almış olan kişilerin, girişlerinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak miktarı aşan tutarda elde ettikleri getiri, Kurulca ilan edilen hesaplara isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Bu fonların malvarlığında yer alan ve Kurulca Sermaye Piyasası Kanunu'nun ilgili maddelerine konu edilen paylardan kazanç elde eden kişilerce, söz konusu paylardan elde edilen getirinin, payın elde tutulduğu dönemde alım maliyetinin tasfiye tarihine kadar Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan tüketici fiyat endeksi ile yurt içi üretici fiyat endeksindeki değişim oranlarının aritmetik ortalaması kıstelyevm usulü uygulanarak bulunacak tutarı aşan kısmı, Kurulca ilan edilen genel hisse iade hesabına isteğe bağlı olarak iade edilebilecek. Hüküm kapsamında, hesaplama döneminin, iade edilecek tutarın belirlenmesinde kullanılacak yöntem ile hükmün uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesine Kurul yetkili olacak.</p>
<p>Nihai ödemede, fon pay sahibine tasfiye malvarlığından, geri kazanım hesabından veya diğer hukuki yollardan daha önce yapılan ödemeler mahsup edilecek.</p>
<p>Teklif ile "Fon mal varlığından mevzuata aykırı çıkarılan değerler ve şahsi sorumluluk" başlıklı hükümle fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılan değerlerin kapsamı ve bu nedenle doğan zarara veya kayba yönelik sorumluluk düzenleniyor.</p>
<p>Buna göre, fon mal varlığından mevzuata aykırı olarak veya mevzuata şeklen uygun olsa dahi fonun menfaatine uygun gerçek bir ekonomik amacı bulunmaksızın, karşılıksız veya muvazaalı işlemlerle kredi, borç, avans, teminat, devir, temlik, alım, satım, repo, ters repo veya benzeri işlem ve sözleşmeler yoluyla ilişkili taraflar, hakim ortaklar, yöneticiler, bunların doğrudan veya dolaylı kontrol ettikleri kişiler yahut diğer üçüncü kişiler lehine çıkarılan veya aktarılan para, sermaye piyasası aracı, mal, hak ve alacaklar ile bunların yerine geçen veya değerlendirilmesi suretiyle elde edilen değerler fon mal varlığından hukuka aykırı çıkarılmış değer addedilerek fon zarara veya kayba uğratılmış sayılacak. Zarar veya kayıptan öncelikle fonun kurucusu ve/veya yöneticisi olan portföy yönetim şirketi sorumlu olacak. Bu tutarın portföy yönetim şirketinden tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya edilemeyeceğinin açıkça belli olması halinde, fonun zarara veya kayba uğratılmasında sorumluluğu Kurulca belirlenen gerçek ve tüzel kişiler ile bu kişilerle birlikte hareket ettiği tespit edilenler, şahsen sorumlu olacak.</p>
<p>Bu hüküm kapsamındaki kişilerin görevlerinden ayrılmış olmaları, görev yaptıkları veya yönetim ya da kontrolü ellerinde bulundurdukları dönemde gerçekleştirilen işlem ve kararlardan doğan sorumluluklarını ortadan kaldırmayacak.</p>
<p>Düzenlemenin "Elkonulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı" başlıklı hükmü kapsamında bulunmayan durumlar bakımından Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), tasfiye işlemleri ile denetim ve inceleme sonuçlarını dikkate alarak her bir fon bakımından zarar veya kayıp tutarını, zarar veya kayıpta sorumluluğu bulunan gerçek ve tüzel kişileri ve sorumlu oldukları tutarları belirleyerek Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) bildirecek.</p>
<p>SPK'nin bildirimi üzerine sorumluların mal varlığından geri kazanım sağlanması amacıyla Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında TMSF tarafından tahsil ve takip işlemleri başlatılacak. TMSF, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun ve Bankacılık Kanunu'nun ilgili hükümlerini uygulama yetkisine haiz olacak. Bu hüküm kapsamında açılacak davalarla ilgili olarak İstanbul idare mahkemeleri yetkili olacak.</p>
<p><strong>El konulan ve müsadere edilen mallar</strong></p>
<p>Kanunla, ceza soruşturması ve kovuşturması kapsamında elkonulan veya müsadere edilen mal varlığı değerlerinin, fonla hukuki ve ekonomik bağlantısı bulunduğu ölçüde geri kazanım sistemine dahil edilmesi sağlanacak.</p>
<p>"El konulan ve müsadere edilen mal varlığı değerleri ve geri kazanım hesabı" başlıklı hükme göre, bu düzenleme kapsamındaki fonlarla bağlantılı fiiller nedeniyle yürütülen soruşturmalar kapsamında CMK'nin ilgili hükümleri uyarınca elkoyma kararı verilebilecek. Elkonulan mal varlığı değerleri arasında, fona doğrudan iadesi hukuken mümkün olan para ve sermaye piyasası araçları bulunması halinde bunlar, CMK'nin ilgili hükümleri uyarınca ilgili fona veya geri kazanım hesabına cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkemece iade edilecek. Bu düzenleme kapsamında SPK'nin yaptığı suç duyurularına dayanak raporlar, CMK'nin ilgili hükümlerince düzenlenen suçtan elde edilen değere ilişkin rapor sayılacak.</p>
<p>Doğrudan fona devredilemeyen ve sorumlulara ait gayrimenkul gibi diğer mal varlığı değerleri bakımından TMSF'nin kayyum olarak atanabilmesine ve Bankacılık Kanunu'nda tanınan yetkileri kullanarak bu değerleri dava sonucu beklenmeksizin satmasına veya tasfiye etmesine imkan sağlanıyor.</p>
<p>Yargılama sonucunda müsaderesine karar verilen ve suçtan zarar gören fonun mal varlığından çıktığı veya fon zararının karşılığı olduğu mahkemece belirlenen değerlerin, Hazine'ye gelir kaydedilmeksizin ilgili yatırım fonuna, tasfiyenin tamamlanmış olması halinde ise geri kazanım hesabına aktarılmasına mahkemece karar verilecek.</p>
<p>Bu düzenleme kapsamında tahsil ve/veya iade edilen tutarlar ile suçla bağlantılı mal varlığı değerlerinden ilgili fona veya fon pay sahiplerine aktarılmasına karar verilen tutarlar, TMSF nezdinde her bir fon için ayrı alt hesaplarda geri kazanım hesabı olarak izlenecek. Bu tutarlar TMSF'nin kendi mal varlığından ayrı olacak.</p>
<p>Geri kazanım hesabında bulunan tutarlar yalnızca ilgili fonun tasfiyesi ve fon pay sahiplerine yapılacak ödemeler için kullanılabilecek, başka bir amaçla kullanılamayacak, teminat gösterilemeyecek ve kamu alacakları için olsa dahi haczedilemeyecek, üzerlerine ihtiyati tedbir veya ihtiyati haciz konulamayacak.</p>
<p>Geri kazanım hesabında biriken tutarlar, yapılan zorunlu masraflar düşüldükten sonra TMSF tarafından tasfiye ile görevli kuruluşa, tasfiyenin tamamlanmış olması halinde ise SPK tarafından bildirilen fon pay sahiplerine ödenmek üzere Yatırımcı Tazmin Merkezi'ne (YTM) aktarılacak. Ödemeler YTM tarafından katılma payı sahipliği oranında yapılacak. Nihai dağıtım hariç olmak üzere, dağıtım sonucunda bir fon pay sahibine yapılacak ödemenin, ödeme yöntemine ilişkin işlem ve aktarım maliyetleri dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek asgari ödeme tutarının altında kalması halinde, bu tutar fon pay sahibi adına izlenecek ve sonraki dağıtımlarda hak kazanılan tutarlara eklenecek, birikmiş tutarın asgari ödeme tutarına ulaşması halinde fon pay sahibine ödeme yapılacak.</p>
<p>Geri kazanım hesabına gelen veya aktarılan bir tutarın birden fazla fon ile bağlantılı olması durumunda fonlar arasında dağıtımına ilişkin usul ve esaslar fon türleri, likidite yeterlik oranı, fon katılma payı sahipliği yapısı, yatırımcının korunması, ilgili fonlardaki tasfiye oranı ve benzeri kıstaslar dikkate alınarak SPK tarafından belirlenecek.</p>
<p>Kanunla, düzenlemenin uygulanmasında gerekli görülen durumlarda, koşulları Kurul Karar Organı tarafından belirlenmek üzere, bu kanunun uygulanmasından doğan işler, açılacak dava ve takipler için SPK ve YTM tarafından dışarıdan avukatlık hizmeti ile muhasebe ve yazılım geliştirme hizmetleri temin edilebilecek.</p>
<p>Düzenlemenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar SPK tarafından TMSF'nin görev alanına giren hususlarda TMSF'nin görüşü alınarak belirlenecek.</p>
<p>Düzenlemede hüküm bulunmayan hallerde Sermaye Piyasası Kanunu, CMK, Bankacılık Kanunu ve ilgili diğer mevzuatın bu düzenlemeye aykırı olmayan hükümleri uygulanacak.</p>
<p>Kanun teklifinin kabul edilmesinin ardından TBMM Başkanvekili Tekin Bingöl, birleşimi, 27 Ekim Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-duzenlemesi-mecliste-kabul-edildi-90379</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/366-1792740614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meclis Genel Kurulu&#039;nda kabul edilen kanun teklifine göre, SPK tarafından belirlenen fonlarda, ilgili fonun tasfiye malvarlığından, net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılar için bu tutarda, 1 milyon Türk lirası ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon lira ara ödeme yapılabilecek. &quot;Piyasa bozucu eylemler&quot;, &quot;bilgi suistimali&quot;, &quot;piyasa dolandırıcılığı&quot; başlıklı hükümlerde düzenlenen fiillerin, SPK&#039;nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen fonlar tarafından işlenmesi veya bu fonlarla birlikte hareket edilmesi ya da fonların iştirakiyle işlenmesi halinde bu fiilleri işlediği veya birlikte hareket ettiği Kurulca tespit edilenlere bu fonların tasfiye ve geri kazanım hesabından ödeme yapılmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-kiralama-modelini-dijital-kanala-tasidi-90371</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA, kiralama modelini dijital kanala taşıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MUSTAFA KEMAL ÇOLAK</strong></p>
<p>Garanti BBVA Kirala, araç kiralamadaki deneyimini teknoloji ürünlerine taşıyarak iş modelini genişletiyor. Eylül ayında Apple Yetkili İş Ortağı olarak iPhone kiralama hizmetini devreye alan şirket, Garanti BBVA Kirala markasıyla farklı ürün kategorilerine açılmayı hedefliyor.</p>
<p>Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, “Araç seçimi, bakım, servis, iade ve ikinci el değer yönetimine uzanan bu birikimi şimdi farklı ürün kategorilerine taşıyoruz. Araç kiralama ana iş alanlarımızdan biri olmaya devam ederken, iPhone kiralama hizmetimizi de yüksek ilgiyle kullanıma açtık” dedi.</p>
<h2>Teknolojide israfı azaltmayı hedefliyor </h2>
<p>Teknoloji kiralamaya iPhone ile başlamalarının arkasında cihazların hızlı yenilenmesi ve kullanılmadan bekleyen telefonlar sorunu bulunduğunu ifade eden Göçer, “Yeni modeller çıktıkça mevcut cihazlar teknoloji açısından geride kalabiliyor. Müşteriler için sahiplikten çok güncel modele erişim önem kazanıyor. Kiralama, cihazların kullanım sonunda geri alınarak yeniden değerlendirilmesini sağlayıp israfı azaltmayı amaçlıyor” diye konuştu.</p>
<p>Bireysel Garanti BBVA müşterilerine 12 ve 24 aylık seçeneklerle sunulan hizmet, yalnızca Garanti BBVA Mobil üzerinden kullanılabiliyor. Müşteriler model, depolama kapasitesi, renk ve ödeme planını seçerken cihazlar sıfır ve orijinal kutusunda teslim ediliyor. Sigorta da kira bedeline dahil bulunuyor. Süre sonunda cihaz iade ediliyor. Satın alma seçeneği sunulmuyor. “Müşteriler, güncel koşullar ve stoklar doğrultusunda yepyeni bir iPhone için yeniden kiralama başvurusu yapabiliyor.”</p>
<h2>Net maliyette ikinci el hesabı </h2>
<p>“Kiralama ile satın almayı karşılaştırırken yalnızca etiket fiyatına bakılmaması gerektiğini vurgulayan Göçer, ödeme zamanlaması, sigorta gideri ve cihazın dönem sonundaki ikinci el değerinin de hesaba katılmasını önerdi. Şirketin örnek hesabında iPhone 18 Pro 256 GB için 137 bin 999 TL peşin fiyat karşısında, 24 ay vadeli kiralamanın KDV ve sigorta dahil aylık bedeli 5 bin 910 TL olarak verildi. Göçer’in paylaştığı hesaplamada, ikinci el satış değeri, sigorta ve ödemelerin bugünkü değeri dikkate alındığında, 24 aylık net kullanım maliyeti bugünkü değerle satın almada yaklaşık 110 bin 500 TL; 24 ay boyunca her ay 750 TL nakit iade alınması durumunda kiralamada ise 81 bin TL olarak hesaplanıyor.”</p>
<p>“Örnek hesaplama; paranın zaman değerini yansıtan aylık %4,17 faiz varsayımı esas alınmıştır. Satın almada sigorta gideri ve 24 ay sonunda 90 bin TL tahmini ikinci el satış değeri varsayımlarına dayanmaktadır. İlk kira ve sigorta ödemesi başlangıçta, nakit iadeler izleyen aylarda kabul edilmektedir. Nakit iade, kampanya koşullarının sağlanmasına bağlıdır.”</p>
<p>Kiralama modelinin sürdürülebilirliğe katkısının ürünlerin kullanım ömrünü uzatmasından kaynaklandığını kaydeden Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, araçları ikinci el satış hizmetiyle yeniden ekonomiye kazandırdıklarını, teknoloji ürünlerinde de yenileme ve sorumlu geri dönüşüm süreçleri üzerinde çalıştıklarını söyledi. Şirketin gelecek dönem planlarında bireysel araç kiralama da bulunuyor. Şirket bu hizmeti yakında dijital kanaldan sunmaya başlayacak. Otomobilin uzun yıllar yatırım aracı olarak görülmesinin bireysel kiralamanın yaygınlaşmasını zorlaştırdığını dile getiren Göçer, “Bu yatırım beklentisinin zayıflamasıyla kiralamanın daha geniş kabul göreceğine inanıyoruz. Teknoloji kiralamada ise iPhone ile başladığımız yolculuğu yeni kategorilerle sürdürecek, ürünlerin kullanım ve yeniden değerlendirme süreçlerini birlikte yöneteceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-kiralama-modelini-dijital-kanala-tasidi-90371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/1/1280x720/burak-ali-gocer-1792737328.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti BBVA Kirala’nın yaklaşık 20 yıllık araç kiralama deneyimini farklı ürün gruplarına taşıdıklarını belirten Garanti BBVA Kirala Genel Müdürü Burak Ali Göçer, iPhone kiralamayla başladıkları teknoloji yolculuğunu yeni kategorilerle büyüteceklerini söyledi. Şirket, bireysel müşterilere yönelik araç kiralama hizmetini de dijital kanala taşımaya hazırlanıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celik-ureticisinin-kari-buyudu-hissenin-cikisi-yuzde-73u-buldu-90366</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çelik üreticisinin kârı büyüdü hissenin çıkışı yüzde 73’ü buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Temettü Endeksi'ndeki piyasa değeri en yüksek 15 şirketten sadece 10'u yılbaşından bu yana yükseldi. Listenin dibindeki 10 şirket ise yatırımcısına %55'i aşan kayıplar yaşattı. Veriler, Temettü Endeksinde yer almanın fiyatın sürekli yükselmesini garanti etmediğini gösteriyor.</strong></p>
<p>Temettü Endeksi’nde yer alan firmaların piyasa değeri ile getiri performansları arasında dikkat çeken bir makas gözleniyor. Değeri en yüksek 15 şirketten sadece 10’u yılı pozitif tarafta sürdürürken, Aselsan ve Tüpraş yatırımcısına kazandıranlar arasında. Garanti Bankası %3,86 gerilerken, BİM %45,33 getiri sağladı. Listenin altındaki LDR Turizm ve Sümer Varlık gibi 10 küçük şirket ise %55’ten fazla kaybettirdi. Borsada sadece temettüye bakarak alım yapmak yetersiz kalabilir. Firmaların büyütme potansiyeliyle ileriye dönük beklentilerini de nazara almak gerekiyor.</p>
<h2>Demir çelikteki yükseliş</h2>
<p>Bu yıl yatırımcısına hisse başına 4,50 TL ile toplamda 13,05 milyar TL kâr payı ödeyen İskenderun Demir Çelik, yılbaşından bu yana %72,98 prim yaptı. Hissenin fiyatı dalgalı bir seyir izlese de yönü yılbaşından bu yana yukarı. Altı aylık dönemde kârını %203 artışla 9,22 milyar TL’ye çıkaran şirketin, temettü ödemesini sürdüreceği anlaşılıyor.</p>
<p>Piyasa değeri 255,6 milyar TL seviyesinde olan Ereğli Demir Çelik, endeksteki büyükler arasında ilk dokuzda yer alıyor. Düzenli temettü veren firma, geçtiğimiz haziranda toplamda 3,85 milyar TL kâr payı ile yatırımcısına hisse başına 55 kuruş ödeme yaptı. Hisse, temmuzda test ettiği 45,10 TL’nin ardından son üç ayda gerilese de yıl başından bu yana %55,40 yukarıda bulunuyor.</p>
<h2>Küçük tahtada sert düşüş</h2>
<p>Temettü Endeksinde yer alan LDR Turizm, 6,67 milyar TL ile piyasa değeri en düşük şirketlerden biri konumunda. Yılbaşından bu yana %88,43 oranında değer yitirdi. Nisanda en yüksek 153,75 TL’yi test eden fiyat, gelen satışlarla gerilerken temmuzda düşüş ivmesini artırdı. Ekimde ise taban bulma çabası öne çıktı. LDR Turizm, kârın %2 gibi sembolik tutarını temettü olarak veriyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adafbf96c245-1792736249.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>FAİZ RİSKİ Mİ, PAZAR RİSKİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Faiz riski;</strong> sabit maliyet, getiri potansiyeli, planlama kolaylığı, mevduat fırsatı. Borç sarmalı, büyüme freni, maliyet yansıması, nakit sıkışıklığı.</p>
<p><strong>Pazar riski;</strong> geniş fırsat, trend öncülüğü, agresif büyüme, likit piyasa, makro vizyon. Sistemik risk, öngörülemezlik, kontrolsüzlük, talep erimesi.</p>
<p><strong>Siparişleri karşılayabilmek için kapasitesini artırıyor. Oğulbey'in ilk fazı devrede</strong></p>
<p>Aselsan'ın kapasitesini büyütecek yeni yatırımları ne aşamada? ● Enver Coşar</p>
<p>Enver, üretim kapasitesini büyüten Aselsan, talebe bağlı olarak satışlarını artırıyor. Geçtiğimiz yıl Ankara Oğulbey'de 6.500 dönümlük arazi üzerinde başlatılan yeni tesis yatırımı savunma sektöründeki tek seferde yapılan en büyük yatırım niteliğini taşıyor. Avrupa'nın en büyük hava savunma tesisi olan yatırımın ilk fazı ağustosta devreye girdi. Öte yandan toplam 36 bin metrekarelik Güdüm Sistemleri Üretim Merkezi ile Akıllı Mühimmat Merkezi de hizmete girdi. Yeni tesisler teslimat kapasitesini artırırken otomasyon altyapısını güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Taşınmazları daha verimli değerlendirmek için satış ve kira gibi alternatifler masada</strong></p>
<p>Türk Telekom'un taşınmazları için değerlemeye gitmesinin amacı nedir? ● Deniz Uzun</p>
<p>Deniz, geçtiğimiz ağustosta Türk Telekom, taşınmazlarının ekonomik değerini ve kullanım verimliliğini saptamak amacıyla kapsamlı bir değerlendirme çalışması başlattığını duyurdu. Açıklama, rutinin ötesinde, şirketin sahip olduğu gayrimenkul portföyünü stratejik bir bakış açısıyla yeniden değerlendirmeye hazırlandığına işaret ediyor. Paylaşılan içerikte yer alan "kullanım verimliliği" vurgusu satış, kiralama, proje geliştirme, gelir yaratma veya finansman amaçlı yapılandırılma gibi alternatiflerin masada olabileceğini işaret ediyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>FJB blok zinciri teknolojilerine yatırım yaparak yıllık yüzde 25 yükseldi</strong></p>
<p>Fiba Portföy'ün idaresindeki Blok Zinciri Teknolojileri Serbest Fon (FJB), nisan-mayıs dönemindeki çıkışının ardından tekrar yataya dönen bir eğilimle hareket ettiği gözleniyor. Büyüklüğü son bir yılda dalgalı bir seyir izlese de küçülen yapısı daha baskın. Toplam değeri ekimde 274,54 milyon TL'ye geriledi. Temmuz ayından bu yana düzenli nakit çıkışı yaşanan fondan ekimde çıkan tutar 36,22 milyon TL. Yatırımcı sayısı bir yıldır istikrarlı şekilde azalıyor. Ekim 2025'te 1.167 olan sayı şimdilerde 620 kişiye gerilemiş durumda. Temel stratejisi, varlıklarını blok zinciri temalı hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %76,59'u yabancı hisse senedi ve %12,81'i yatırım fonlarından oluşuyor. Son bir yılda %24,73 getiri sağlayan portföy, aynı sürede %10,42 yükselen BIST 100'ü geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Nurol Yatırım Bankası, %43,44 bileşik faizle 230 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Nurol Yatırım Bankası, 20.10.2026 tarihinde nitelikli yatırımcılara yönelik finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 230.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %39,50, bileşik faizi ise %43,44 olarak belirlendi. 181 gün vadeli bononun vadeye isabet eden faizi %19,59 düzeyinde. Bononun itfa tarihi 20.04.2027 olarak açıklandı. 21 Ekim tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,85 seviyesinde bulunuyor. NYB'nin verdiği %39,50 basit faiz oranı, TLREF'in 2,65 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılayacak. Bono, piyasada TRFNURL42729 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adafbbd86924-1792736189.png" alt="" width="960" height="238" /><strong>PASİFİK HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Edirne'deki rüzgâr enerjisi santrali projesi için 40 milyon euro kredi temin etti</strong></p>
<p>Pasifik Holding'in yenilenebilir enerji iştiraki Windrogen Enerji, Keşan'da geliştirdiği Arel RES projesi için önemli bir finansman eşiğini aştı. Toplam 39,9 MWe kurulu güce ve aynı kapasitede elektrik depolama sistemine sahip olacak proje için yurt içi bir bankadan 40 milyon euro tutarında uzun vadeli finansman temin etti. Yıllık 160 milyon kWh elektrik üretim kapasitesine sahip projenin EPC süreçleri başlatılarak rüzgâr türbini siparişleri verildi. Proje kapsamında Yatırım Teşvik Belgesi alarak maliyet avantajı sağlanması, gerçekleştirilecek yatırımı rahatlatacak.</p>
<p><strong>AKSA ENERJİ</strong></p>
<p><strong>KKTC'deki enerji santralinin kapasitesini 223 MW'a yükseltmek için anlaştı</strong></p>
<p>Aksa Enerji, KKTC'de büyüme hedefiyle önemli bir kapasite artışına gidiyor. Şirket, 2023 yılında Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu ile 15 yıl süreli, dolar bazlı kiralama ve işletme sözleşmesi imzaladığı Kalecik Kombine Çevrim Elektrik Santrali'nde ek protokol uyarınca 35 MW kapasite artırımı yapacak. Genişleme ile Aksa Enerji'nin KKTC'deki toplam kurulu gücü 223 MW seviyesine ulaşacak. Firmanın yurt dışı operasyonlarında dolar bazlı ve garantili gelir akışını güçlendiren adım, kur dalgalanmalarına karşı risk yönetimi sağlarken konsolide ciro büyümesine katkıda bulunacak.</p>
<p><strong>LİNK BİLGİSAYAR</strong></p>
<p><strong>Anlaşmaya vardığı iki firmayla iş birliğine giderek hizmet ağını genişletecek</strong></p>
<p>Link Bilgisayar, işletmelerin finansal ve operasyonel süreçlerini dijitalleştirmek amacıyla iki yeni iş birliğine imza attı. Şirket, Bakiyem Ödeme Çözümleri firmasıyla KOBİ'lere yönelik bütünleşik finansal yönetim çözümleri sunmak için önemli bir ortaklık kurdu. Öte yandan Grovbi Teknoloji ile de Sanal POS, Fiziki POS, CepPOS, linkle ödeme ve pazaryeri entegrasyonu çözümlerini, başta Link Cloud ERP olmak üzere şirketin yazılım ürünleriyle entegre edecek. Söz konusu girişimler şirketin sunduğu hizmet ağını genişletirken müşteri bağlılığını artırmasına imkan verecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Bera Holding hissesinde arada yukarı tepkiler olsa da hazirandan bu yana düşüyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adafb9d45f12-1792736157.png" alt="" width="293" height="241" />Bera Holding'de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %78,22 ile toplamda 2,59 milyon lot artarak 5,9 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 9'dan 11'e yükseldi. Z30KP.F fonu 1,58 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, SVB 235,2 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Bera hakkında yıl içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Ziraat Portföy'ün ilgisi dikkat çekiyor. Kurumun Z30KP.F fonundan ayrı olarak Z30KE.F fonu da 1,5 milyon lotla hisseyi portföyüne aldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/celik-ureticisinin-kari-buyudu-hissenin-cikisi-yuzde-73u-buldu-90366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çelik üreticisinin kârı büyüdü hissenin çıkışı yüzde 73’ü buldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sanayii-made-in-eu-tehdidi-altinda-90349</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk sanayii &#039;Made in EU&#039; tehdidi altında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB’nin “Made in Europe” yaklaşımı, Türkiye’nin Gümrük Birliği avantajlarını fiilen zayıflatabilecek yeni bir sanayi politikası sınavına dönüşüyor. Kamu destekleri ve yerli üretim şartlarıyla Türk sanayisinin rekabet gücünü tehdit eden düzenleme karşısında, Türkiye’nin Avrupa menşei kapsamına alınması için diplomatik girişimlerini hızlandırması gerekiyor.</strong></p>
<p>Made in Europe ya da bilinen adıyla <strong>“Made in EU”</strong> yaklaşımı, Avrupa Birliği'nin geleneksel serbest piyasa ve serbest ticaret ilkelerinden ayrılarak stratejik otonomi ve korumacı sanayi politikalarına geçişini simgeleyen yeni nesil bir stratejik düzenleme.</p>
<p>Düzenleme yeni olsa da <strong>"Made in EU"</strong> kalıbı, birlik aidiyetini artırmak, tüketiciyi bilgilendirmek ve tüketici tercihlerinde Avrupa menşeli ürünleri ön plana çıkarmak amacıyla 2010'lu yılların başında başta Fransa ve İtalya öncülüğünde gündeme gelmiş ve oluşturulmuş bir etiketleme yaklaşımıydı aslında. <strong>Bu basit yaklaşımın bağlayıcı ve korumacı bir sanayi politikası aracına dönüşmesi son 10 yılda başlayan ve günümüzde giderek artık yeni düzene dönüşen kurallı ticaretten kuralsız ticarete geçişle oldu. </strong></p>
<p>16.08.2022 tarihinde ABD Başkanı Joe Biden’ın <strong>‘The Inflation Reduction Act (IRA)- (Enflasyonu Düşürme Yasası)’</strong>nı imzalaması mihenk taşı olarak kabul edilebilir. <strong>Enflasyonu Düşürme Yasası'nın omurgasını yeşil dönüşüm, enerji bağımsızlığı ve sağlık harcamalarının azaltılması oluşturuyordu. </strong>IRA, kamu fonları ve vergi kredileri aracılığıyla 369 milyar doları aşan iklim ve enerji bütçesi ayırarak küresel ticaret ve sanayi politikasında yeni bir dönem başlattı.</p>
<p><strong>Yasa, AB ve Doğu Asya (Güney Kore, Japonya) gibi ABD’nin geleneksel müttefiklerinde büyük rahatsızlık yarattı. Avrupalı yetkililer, ABD'nin bu korumacı teşviklerle Avrupa merkezli şirketleri (otomotiv, pil, kimya) ABD'ye çekmeye çalıştığını belirterek Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarının ihlal edildiğini savundu. Bu gelişmeye yanıt olarak AB, kendi sanayisini korumak ve yeşil yatırımları tutmak amacıyla Net Sıfır Sanayi Yasası (NZIA) ve Kritik Hammaddeler Yasası (CRMA) gibi düzenlemeleri hızla hayata geçirdi.</strong></p>
<p><strong>Bu açıdan baktığımızda; ABD’nin Enflasyonu Düşürme Yasası (IRA) ile Avrupa Birliği’nin “Made in EU” düzenlemesi arasındaki bağlantının, temelde bir etki-tepki mekanizmasına dayandığını çok net görebiliyoruz.</strong> ABD'nin IRA ile uygulamaya koyduğu korumacı yeşil teşvikler, Avrupa sanayisini doğrudan tehdit etti; AB de bu duruma kendi sanayisini korumak ve yeşil üretimde <strong>"kendi kendine yeterlilik"</strong> sağlamak amacıyla “<strong>Made in EU”</strong> merkezli tedbirler ve yasalarla yanıt verdi.</p>
<p>Bugün Avrupa Birliği (AB), küresel rekabet gücünü korumak, Amerika ve Çin karşısında açılan inovasyon makasını kapatmak ve yeşil dönüşümü finanse etmek amacıyla Sanayi Hızlandırma Yasası (IAA) ve bu yasa kapsamında şekillenen <strong>“Made in Europe” </strong>düzenlemesini hayata geçiriyor.</p>
<p><strong>Türkiye açısından ise Avrupa’nın bu yeni düzenlemesi, sıradan bir ticaret düzenlemesinin çok ötesinde, gümrük tarifelerinin ötesine geçen stratejik bir sanayi politikası sınavına dönüştü.</strong></p>
<p>Şimdi geldiğimiz noktada AB’nin <strong>“Made in EU” </strong>stratejisinin artık Gümrük Birliği Üyesi olan Türkiye’ye de zarar verebilecek bir noktaya evrildiğini görüyoruz. <strong>Gelinen nokta sadece şirketlerin tepki verebileceği ya da sivil toplum kuruluşlarının yürütebileceği basit bir süreç değil. </strong>Hükümetin tüm imkânlarıyla Türkiye’yi dışlamaya doğru giden bu süreçte, Türk ürünlerinin <strong>“Made in EU” </strong>kapsamına alınması için her türlü müzakerenin yapılması gerekiyor.</p>
<p><strong>Türkiye hızla sanayisini kaybederken, AB’nin sanayisizleşmeyi önleme, imalat sanayisini yüksek enerji maliyetleri ve küresel rekabet baskısına karşı dirençli tutma isteği de bir ironi olarak görülebilir. </strong>Bu konuyla ilgili son dönemlerde gördüğüm en derli toplu ve içeriği itibarıyla en doyurucu rapor <strong>‘Toplumsal Çalışmalar Enstitüsü’</strong> tarafından Çiğdem Gizem Okkaoğlu imzasıyla hazırlanan “<strong>Made in Europe” ve Türkiye Avrupa Birliği’nin Yeni Sanayi Politikası, Gümrük Birliği’nin Sınırları ve Türkiye için Politika Seçenekleri’</strong> başlıklı rapor.</p>
<p><strong>Rapor;</strong> kamuoyundaki ve iş dünyasındaki en büyük yanlış anlamalardan birinin, "Made in Europe" düzenlemesiyle Türkiye’den AB’ye yapılan ihracata yeniden gümrük vergisi uygulanacağı korkusu olduğunu, oysa yeni nesil korumacılık dalgasının geleneksel gümrük tarifeleri üzerinden işlemediğini, <strong>Türkiye'de üretilen araçlar ve sanayi mallarının Gümrük Birliği çerçevesinde AB pazarına gümrüksüz girmeye devam edeceğini, ancak AB’nin, pazarını gümrük vergisi koymadan; kamu alımları, tüketici teşvikleri, kurumsal filo destekleri ve karbon emisyon mekanizmaları üzerinden kendi üreticilerine açtığını, dışarıdakilere ise kotalar ve katı şartlarla kapattığını vurguluyor. </strong>Neyin ne olduğunu ve olayın adını koymak açısından bu tespiti ben de sizinle paylaşmak istedim.</p>
<p><strong>Raporda belirtildiği şekliyle, elektrikli araçlar özelinde getirilen kurallar oldukça katı. Bir aracın veya markanın AB'deki kamu desteklerinden, tüketici teşviklerinden ve kurumsal filo yardımlarından yararlanabilmesi için aracın nihai montajının AB içinde yapılması ve batarya hariç değerinin en az yüzde 70'inin AB menşeli bileşenlerden oluşması şartı aranacak.</strong> Bu durum, Türkiye açısından doğrudan bir gümrük duvarı örmek anlamına gelmese de, Türkiye'de üretilen araçları teşvik kapsamı dışında bırakarak fiyat ve rekabet avantajını sessizce ortadan kaldıracak bir durum olarak görünüyor.</p>
<p>Türkiye’nin lokomotif üretimi otomobiller üzerinden baktığımızda, <strong>Türkiye'de üretilen araçların dışlanması, doğrudan bu Avrupalı üreticilerin kârlılığına, rekabet gücüne ve küresel pazardaki ayakta kalma kapasitesine darbe vuracak gibi duruyor. </strong></p>
<p><strong>Rapora göre; Fransa ve Almanya'nın “Made in Europe” tanımını daraltma yönündeki katı tutumunun arkasındaki temel motivasyonlardan biri Çin menşeli yatırımlara ve sermayeye dönük derin endişeler.</strong> Çinli otomotiv devi BYD'nin Temmuz 2024'te Manisa'da duyurduğu 1 milyar dolarlık yatırım kararı, uluslararası basında ve AB nezdinde Çinli üreticilerin Gümrük Birliği imkânlarını kullanarak AB'nin yüksek tarifelerini aşmasını sağlayan bir <strong>"arka kapı"</strong> veya <strong>"Truva Atı" </strong>olarak değerlendirilmişti. Türkiye'nin Çinli elektrikli araçlara yüzde 40 ek vergi uygularken yatırım teşvik belgesiyle muafiyet sağlaması da bu kaygıları artırmıştı. Nitekim AB, Çin menşeli araçlara dönük korumacılık önlemlerini sadece elektrikli araçlarla sınırlı tutmayıp, Çin'den gelecek hibrit ve şarj edilebilir hibrit araçlar için de yıllık 350 bin araçlık katı kotalar getiren paralel ticaret savunması adımlarını devreye sokmuştu.</p>
<p><strong>BYD’nin bu süreçte sertleşen AB kurallarına karşı Haziran 2026’da Manisa projesini askıya alarak yatırımlarını AB içine kaydırma kararı aslında sürecin doğal bir sonucu gibi gözüküyor. </strong></p>
<p><strong>Rapora göre; AB'nin sivil sanayide "Made in Europe" ile uygulamaya koyduğu bu ayrımcı korumacılık anlayışı yeni değil.</strong> Birlik, benzer bir korumacılık duvarını savunma sanayiini finanse etmek için kurduğu SAFE (Security Action for Europe) mekanizmasında da sergiledi. SAFE çatısı altında Kanada gibi ülkeler imzaladıkları özel anlaşmalarla projelerde yüzde 80'e kadar pay alabilirken, Türkiye gibi aday ülkeler kısıtlı bir tedarikçi statüsüyle yüzde 35'lik üçüncü ülke kotasına sıkıştırıldı. <strong>"Made in Europe"</strong>, aynı mantığın şimdi sivil sanayiye sıçraması.</p>
<p><strong>Nitekim Fransa ve Almanya, 15-16 Ekim 2026 uzlaşısında "Made in Europe" teşviklerinden yararlanmak için "1 Ocak 2020 itibarıyla AB iç pazarının parçası olma" şartını getirdiler.</strong> Bu tarihsel sınırlandırma ile: Birleşik Krallık (o tarihte henüz geçiş sürecinde olduğu için) ve Norveç (AEA üyesi olarak) koşullu şekilde kapsama dahil edilmiş durumdalar. <strong>Türkiye ise 1996'dan beri Gümrük Birliği üyesi olmasına rağmen iç pazarın hukuki bir parçası sayılmadığı için adı metinde doğrudan anılmadan kapsam dışında bırakılmış durumda. </strong></p>
<p><strong>Özetle, geldiğimiz nokta yeni ve öngörülemeyen bir süreç değildi. Her alanda olduğu gibi burada da yumurta kapıya dayanınca eyleme geçme alışkanlığı maalesef peşimizi bırakmıyor. </strong></p>
<p><strong>Oysa 86 milyonluk pazarıyla Türkiye çok büyük bir ülke. </strong>Avrupalı önemli üreticiler için Türkiye hem otomobil, kamyon, otobüs, minibüs üretiminde hem de otomotiv yan sanayide üretim teknolojisi itibarıyla Avrupalı bir ülke.</p>
<p>Fakat göreceli üstünlüklerimize rağmen <strong>"Made in Europe" </strong>kapsamında dışlanma riski hem çok üzücü hem de ülkenin sanayisi için büyük bir risk. <strong>Üstelik bir kere böyle bir dışlama olursa Türkiye’nin diğer sektörlerde de (otomotiv, çelik, temiz teknoloji) dışlanma riski çok yüksek.</strong> Zaten gayrimenkul dışında bulmakta zorlandığımız doğrudan yabancı sermaye için Türkiye’nin tamamen akıllardan çıkarılması anlamına gelebilir. Tehlike büyük.</p>
<p>O<strong>ysa Türkiye hâlâ süreci müzakere masasına çekebilir. </strong></p>
<p><strong>Raporda önerilen 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 63. Maddesindeki yerli istekli fiyat avantajı uygulamalarının IAA sektörleri (otomotiv, çelik, temiz teknoloji)</strong> <strong>özelinde AB menşeli ürünler için karşılıklı esnetilmesi bence en önemli müzakere alanlarından birisi olarak gözüküyor.</strong> Bunun yanında yine raporda değinilen stratejik IAA sektörlerinde (otomotiv, çelik, temiz teknoloji) Çin sermayesinin AB kurallarını dolanmasını engelleyecek menşe doğrulama ve doğrudan yabancı yatırım tarama mekanizmalarının kurulması da hayati önem arz ediyor.</p>
<p>Ayrıca özellikle telekomünikasyon alanında Avrupa ile roaming anlaşması da sürece katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Her şey bitmiş değil, ancak süreç maalesef aleyhimize ilerliyor. </strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-sanayii-made-in-eu-tehdidi-altinda-90349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/67-1792731770.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk sanayii &#039;Made in EU&#039; tehdidi altında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasinin-faiz-indiriminde-yolun-sonuna-mi-gelindi-90348</guid>
            <pubDate>Fri, 23 Oct 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası’nın faiz indiriminde yolun sonuna mı gelindi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez Bankası’nın politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirmesi, yeni bir faiz indirim döngüsünün başladığı anlamına gelmiyor. Enflasyon riskleri, yurt içindeki finansal belirsizlikler ve küresel gelişmeler, önümüzdeki dönemde faiz indirimlerinin alanını daraltıyor.</strong></p>
<p>Merkez Bankası, ekim ayı Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37'den yüzde 36'ya düşürdü. Böylece ocak ayından bu yana ilk kez faiz indirimine gidilmiş oldu.</p>
<p>Peki, bu karar önümüzdeki dönemde yeni faiz indirimlerinin önünü açıyor mu?</p>
<p>Bu soruların yanıtını yalnızca 100 baz puanlık indirimde değil, kararın alındığı ekonomik koşullarda ve Merkez Bankası’nın karar metninde verdiği mesajlarda aramak gerekiyor. Zira Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele devam ederken, yurt içinde finansal piyasalara ilişkin belirsizlikler, yurt dışında ise jeopolitik gelişmeler ve yüksek enerji fiyatlarının yarattığı riskler önemini koruyor.</p>
<p>Bu koşullar altında Merkez Bankası’nın sınırlı bir faiz indirimine gitmesi, para politikasında belirgin bir gevşemeden ziyade mevcut duruş içerisinde yapılan ölçülü bir ayarlama olarak değerlendirilebilir.</p>
<h2>Karar metninde neler öne çıkıyor?</h2>
<p>Merkez Bankası, faiz kararı basın duyurusu metninde, bir taraftan enflasyonun ana eğiliminde iyileşme olduğunu değerlendirirken diğer taraftan bu iyileşmenin kalıcılığına yönelik risklerin devam ettiğini kabul ediyor.</p>
<p>Karar metnindeki bir başka önemli nokta ise para politikasının geleceğine ilişkin kullanılan ifadeler. Merkez Bankası, bundan sonraki faiz adımlarının büyüklüğünü ve zamanlamasını enflasyon görünümüne bağlı olarak, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla belirleyeceğini vurguluyor. Bu yaklaşım, ekim ayındaki faiz indiriminin devamının garanti olmadığını gösteriyor. Başka bir ifadeyle, Merkez Bankası yeni bir faiz indirim döngüsüne ilişkin taahhütte bulunmuyor.</p>
<h2>100 baz puanlık faiz indirimi neyi değiştirecek?</h2>
<p>Faiz kararının ekonomik etkilerini değerlendirirken indirimin büyüklüğünü de dikkate almak gerekiyor. Politika faizinin yüzde 37'den yüzde 36'ya indirilmesi, mevcut faiz seviyeleri dikkate alındığında oldukça sınırlı bir değişiklik…</p>
<p>Öncelikle, politika faizindeki 100 baz puanlık indirimin kredi ve mevduat faizlerine aynı ölçüde yansıması beklenmemeli. Bankaların fonlama maliyetleri, kredi riskleri, likidite koşulları ve makro ihtiyati düzenlemeler bu aktarımın büyüklüğünü belirlemeye devam edecek.</p>
<p>Özellikle ticari kredilerde faiz maliyetlerinin yüksek seyrettiği mevcut ortamda, 100 baz puanlık indirimin yatırım ve işletme sermayesi finansmanı üzerindeki olumlu etkisinin sınırlı kalacağını düşünüyorum. Benzer şekilde hane halkı tüketimi ve yatırım kararlarında da belirgin bir değişiklik beklemek için henüz erken.</p>
<p>Para politikasının ekonomik faaliyet üzerindeki etkileri faiz seviyesinden ziyade ekonomideki beklentilerle daha ilişkili... Bu nedenle ekim ayındaki faiz indiriminin tek başına kredi talebini, ekonomik büyümeyi veya enflasyon görünümünü belirgin biçimde değiştirmesini beklemiyorum.</p>
<h2>Faiz indirimi için riskler azaldı mı?</h2>
<p>Bana göre ekim ayı faiz kararını önceki dönemlerden ayıran en önemli unsur, kararın alındığı risk ortamı.</p>
<p>Yurt içinde son dönemde fon piyasalarında yaşanan gelişmeler, finansal istikrar ve yatırımcı güvenine ilişkin önemli sorunları gündeme getirdi. Fon piyasasındaki sorunların finansal sistemin geneline yayılmasını önlemek için likidite koşullarının ve yatırımcı davranışlarının yakından takip edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Yurt dışında ise riskler farklı bir kanaldan geliyor. Orta Doğu'da devam eden jeopolitik gerilimler ve enerji arzına ilişkin belirsizlikler, petrol ve doğal gaz fiyatlarını yüksek seviyelerde tutuyor. Üstelik küresel enflasyon risklerinin artması, gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını da etkiliyor. Bunların yanı sıra gelişmiş ülkelerde tahvil ve sermaye piyasalarında da riskin yüksek seyrettiğini görüyoruz.</p>
<p>Bu gelişmelerin Türkiye açısından önemi büyük… Küresel risk iştahındaki zayıflama, portföy girişlerini sınırlandırabilir ve Türk lirası üzerindeki baskıları artırabilir. Dolayısıyla Merkez Bankasının önümüzdeki dönemde faiz kararlarını verirken yalnızca yurt içindeki enflasyon göstergelerini değil, dış finansman koşullarını ve küresel riskleri de dikkate alması gerekecek.</p>
<h2>Yeni faiz indirimleri için alan kaldı mı?</h2>
<p>Ekim ayında alınan 100 baz puanlık faiz indiriminin ardından asıl soru, Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantılarda nasıl bir politika izleyeceği.</p>
<p>Mevcut ekonomik koşullar dikkate alındığında, faiz indirimlerine devam etmek için hareket alanının oldukça sınırlı olduğunu düşünüyorum. Enflasyon beklentilerinin yüksek seyrettiği bir ortamda para politikasındaki gevşemenin dikkatli yönetilmesi gerekiyor.</p>
<p>İkinci olarak, yurt içindeki finansal piyasa gelişmeleri likidite koşullarını ve yatırımcı güvenini etkileyebilecek riskler barındırıyor. Böyle bir ortamda faiz indirimlerinin hızlandırılması, Türk Lirası cinsi varlıklara yönelik talebi olumsuz etkileyebilir.</p>
<p>Üçüncü olarak, küresel riskin yüksek seyretmesi ve uluslararası sermaye hareketlerindeki belirsizlikler, Türkiye'nin dış finansman koşullarını zorlaştırabilir.</p>
<p>Bu üç riskin birlikte devam etmesi halinde Merkez Bankası’nın yeni faiz indirimleri için yeterli alanı olamayacağını düşünüyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasinin-faiz-indiriminde-yolun-sonuna-mi-gelindi-90348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası’nın faiz indiriminde yolun sonuna mı gelindi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
