<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/halka-arz-fiyatlamasi-ve-spknin-yeni-yaklasimi-1-83973</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 08:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halka arz fiyatlaması ve SPK’nın yeni yaklaşımı (1)</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SPK mevzuatı “aman dikkat edin” dese de, bizdeki halka arzlar izahname ve fiyat tespit raporu gibi kritik belgelerin incelendiği bir ortamda cereyan etmiyor. Yatırımcı açısından genelde kısa vadeli yatırım biçimi olarak görülen halka arzlardaki yatırımın akışı, 3-5 tavandan sonra kâğıttan çıkma düşüncesi üzerine kurulu olabiliyor.</strong></p>
<p>Son yıllarda halka arzlar sermaye piyasalarının en canlı gündem konularının başında geliyor. Alternatif araçlarda sürekli reel getiri elde edilememesi yatırımcı tarafındaki ilginin başlıca nedeni. Şirketler açısından ise halka arz finansal açıdan can simidi niteliğinde. SPK web sitesindeki bilgilere göre halen 129 şirket halka arz sırasının kendisine gelmesini bekliyor. Faydaları böyle olmakla birlikte, halka arz piyasasında yatırımcıyı üzen önemli fiyatlama sorunları bulunuyor. Bunu birçok halka arz kağıdında gözlemlemek mümkün. Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) geçtiğimiz günlerde bu soruna dokunan önemli bir karar aldı ve sürecin belki de en kırılgan halkası olan fiyat tahmin raporları yeniden tartışmaya açıldı.</p>
<p><strong>SPK’nın halka arz fiyatlamasına </strong><strong>yönelik idari para cezası</strong></p>
<p>SPK 16.07.2026 tarih ve 2026/45 sayılı Haftalık Bülten’de bir aracı kuruma ait halka arz fiyat tespit raporundaki<strong><sup>1</sup></strong> fiyat tahmininin mevzuata aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle yaklaşık 2,4 milyon TL tutarında bir idari para cezası (İPC) uyguladı. Bu pek de alışık olunmayan bir İPC konusu. İPC konusu eylem: “fiyat tespit raporundaki pay başına halka arz fiyatının gerçek değerinin en doğru şekilde belirlenmesi yönünde gerekli özenin gösterilmemesi” olarak belirlenmiş. Eylemin aykırılık teşkil ettiği ilgili düzenlemelerde ise (III-39.1/24-1/b ve III-37.1/54/1-e); yatırım kuruluşlarının mesleki özen yükümlülüğüne, <strong>halka arz fiyatının gerçek değerinin mümkün olduğunca doğru yansıtılmasına</strong> ve fiyat tespitinde kullanılan yöntemlerin seçiminin gerekçelendirilmesine yer veriliyor.</p>
<p><strong>Değerlemenin profesyonel </strong><strong>kalitesi sağlam olmalı</strong></p>
<p>Mevzuatta ifade edilen “tahminde olabildiğince gerçek değere yaklaşılması”, özellikle de halka kapalı şirket fiyatlamasında, pek de kolay bir iş değil. Gerçek/temel/içsel değer ve (tahmini) piyasa fiyatı doğaları gereği birbirinden farklıdır. Piyasa dinamikleri, tahmine yönelik kural-teamül seti ve tahmincinin vasıfları bu iki değeri birbirinden farklılaştırıyor. Hatırlayalım: Damadoran SpaceX’in 135 dolar (halka arz fiyatı) etmeyeceğini söylüyordu. Nitekim şimdilik haklı görünüyor.</p>
<p>Galbraith, iki tür tahminci olduğunu söylüyor: bilmeyenler ve bilmediklerini bilmeyenler.<strong><sup>2</sup></strong> Geleceği bilememek doğal. Ancak, şirket değerlemesindeki kritik unsur; bir tahmin olan şirket değerinin (halka arz fiyat tespit raporunun) profesyonel kalitesinden şüphe duyulmamasıdır. Tahmin zaten bilinmeyen bir geleceğe yönelik çıkarımlara dayalı olarak yapılıyor. Bu süreçte veriye yeterince işkence yapıldığı izlenimini veren, zorlama varsayımlarla olmayacak duaya amin dedirten bir değerleme yaklaşımının benimsenmemesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Halka arz sistemi </strong><strong>güvenilir bilgi üretmeli</strong></p>
<p>SPK mevzuatı “aman dikkat edin” dese de, bizdeki halka arzlar izahname ve fiyat tespit raporu gibi kritik belgelerin incelendiği bir ortamda cereyan etmiyor. Yatırımcı açısından genelde kısa vadeli yatırım biçimi olarak görülen halka arzlardaki yatırımın akışı, 3-5 tavandan sonra kâğıttan çıkma düşüncesi üzerine kurulu olabiliyor. Ancak, çoğu yatırımcı için durum böyle bile olsa, halka arz sisteminin şeffaf ve güvenilir bilgi üretme zorunluluğu var. Yatırımcıların asıl ihtiyacı, genel kabul görmüş şirket değerleme standartları çerçevesinde, hangi varsayımlar altında hangi değere ulaşıldığını açıkça görebilmektir.</p>
<p><strong>Halka arzda doğru soru </strong><strong>“kaç tavan gider” mi olmalı?</strong></p>
<p>Halka arz fiyatına ilişkin tartışmaların odağında “kaç tavan gider?” sorusu yerine, “bu fiyat hangi standartlar, hangi gerçekçi varsayımlar ve nasıl bir analitik muhakeme sonucunda oluştu?” sorusu olmalı. Peki, bu muhakemenin sağlamasını neye göre yapacağız? Şirket değerlemesinde herkesin üzerinde uzlaştığı evrensel bir doğru ya da standart seti var mı? Bu soruların yanıtını bir sonraki yazıya bırakıyoruz.</p>
<p> </p>
<p><strong>[1]</strong> Biçimde kaybolmayalım ama “fiyat tespiti” fazla bürokratik bir ifade. Finans mantığı fiyatın tespit değil tahmin edildiğini söylüyor.</p>
<p><strong>2</strong> https://barrister.net/learning-from-legends-21/</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/halka-arz-fiyatlamasi-ve-spknin-yeni-yaklasimi-1-83973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Halka arz fiyatlaması ve SPK’nın yeni yaklaşımı (1) ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/makro-veriler-yonetim-kararlarina-nasil-donusturulmeli-83969</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Makro veriler yönetim kararlarına nasıl dönüştürülmeli?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Her ay enflasyon açıklanıyor. Merkez Bankası’nın politika faizi yakından takip ediliyor. Döviz kuru, üretici fiyatları, İmalat PMI, Kapasite Kullanım Oranı, Sanayi Üretim Endeksi, tüketici güven endeksi ve emtia fiyatları ekonomi gündemini belirlemeye devam ediyor.</p>
<p>Peki bu veriler açıklandıktan sonra şirketlerde ne oluyor? Çoğu zaman önemli bir değişiklik yaşanmıyor.</p>
<p>Çünkü birçok işletme makroekonomik verileri düzenli olarak takip etmesine rağmen, bu verileri kendi finansal ve operasyonel göstergeleriyle sistematik biçimde ilişkilendirmiyor. Oysa makroekonomik verilerin <strong>asıl değeri</strong>, şirketin kendi performansıyla birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar.</p>
<p><strong>Şirketler büyüdükçe gösterge ihtiyacı artar</strong></p>
<p>Günümüzde kullanılan bisikletlerin çoğunda gösterge bulunmasa da sürüş sırasında bunlara sürekli ihtiyaç duyulmaz. Motosiklete geçtiğinizde hız göstergesi ve yakıt uyarısı önem kazanır. Otomobillerde motor sıcaklığı, lastik basıncı ve yağ uyarısı gibi sistemler sürücünün doğru karar almasına yardımcı olur. Otobüs, tır ve özellikle uçaklarda ise onlarca gösterge aynı anda takip edilir. Çünkü araç büyüdükçe karmaşıklık ve sorumluluk da artar; kritik göstergelerden birinin ihmal edilmesi ciddi sonuçlar doğurabilir.</p>
<p>Şirketler de bundan farklı değildir. Küçük işletmeler belirli bir noktaya kadar yöneticilerinin tecrübesiyle ilerleyebilir. Ancak şirket büyüdükçe satış hacmi, müşteri sayısı, ürün çeşitliliği, finansman ihtiyacı, tedarik zinciri ve riskler de artar. Bu noktadan sonra yalnızca sezgilere dayalı yönetim giderek yetersiz hâle gelir. Bu nedenle şirketlerin de kendilerine ait bir <strong>yönetim kokpitine</strong> ihtiyacı vardır.</p>
<p><strong>Yönetim kokpiti sadece şirket içi verilerden oluşmaz</strong></p>
<p>Bu kokpit yalnızca ciro, kârlılık veya nakit durumundan ibaret olmamalıdır. Enflasyon, döviz kuru, politika faizi, İmalat PMI, Kapasite Kullanım Oranı, Sanayi Üretim Endeksi, dış ticaret verileri, emtia fiyatları ve CDS gibi makroekonomik göstergeler de bu kokpitin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.</p>
<p>Önemli olan bu verileri yalnızca izlemek değil, şirketin kendi satış, maliyet, üretim ve finansal göstergeleriyle birlikte değerlendirmektir. Aksi takdirde açıklanan makroekonomik veriler, yönetim açısından somut bir karşılık üretmeden gündemde kalıp unutulacaktır.</p>
<p>Aşağıdaki özet tablo, temel makroekonomik göstergelerin şirket içinde hangi verilerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve yönetimin hangi soruları sormasının faydalı olacağını özetlemektedir.</p>
<p>Makro Veriler ile şirket verilerinin birlikte değerlendirilmesi</p>
<table width="100%">
<thead>
<tr>
<td width="117">
<p><strong>Makro Gösterge</strong></p>
</td>
<td width="148">
<p><strong>Şirket Verileri</strong></p>
</td>
<td width="126">
<p><strong>Yönetim Odağı</strong></p>
</td>
<td width="174">
<p><strong>Yönetimin Temel Sorusu</strong></p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td width="117">
<p>TÜFE (Enflasyon)</p>
</td>
<td width="148">
<p>Ortalama Satış Fiyatı, Satış Miktarı, Net Satışlar</p>
</td>
<td width="126">
<p>Fiyatlama Gücü ve Satış Performansı</p>
</td>
<td width="174">
<p>Enflasyon karşısında reel satış hacmimizi ve fiyatlama gücümüzü koruyabiliyor muyuz?</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p>ÜFE &amp; Emtia Fiyatları</p>
</td>
<td width="148">
<p>Birim Üretim Maliyeti, Hammadde ve Satın Alma Fiyatları</p>
</td>
<td width="126">
<p>Maliyet Yönetimi ve Satın Alma</p>
</td>
<td width="174">
<p>Maliyet baskısını ve tedarik fiyatlarını ne kadar etkin yönetebiliyoruz?</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p>Döviz Kuru &amp; Dış Ticaret</p>
</td>
<td width="148">
<p>Net Döviz Pozisyonu, İhracat/İthalat Satışları ve Girdileri</p>
</td>
<td width="126">
<p>Kur Riski ve Ticaret Yönetimi</p>
</td>
<td width="174">
<p>Kur hareketleri nakit akışımızı ve ihracat/ithalat dengemizi nasıl etkiliyor?</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p>Politika Faizi &amp; CDS</p>
</td>
<td width="148">
<p>Kredi ve Finansman Giderleri, Borç Yapısı, Nakit Akışı</p>
</td>
<td width="126">
<p>Finansman Yönetimi ve Likidite</p>
</td>
<td width="174">
<p>Finansman koşullarındaki değişimlere karşı likiditemizi ve yatırımlarımızı doğru yönetebiliyor muyuz?</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p>İmalat PMI &amp; Kapasite Kullanım Oranı</p>
</td>
<td width="148">
<p>Yeni Siparişler, Üretim Miktarı, Vardiya ve Kapasite</p>
</td>
<td width="126">
<p>Talep ve Üretim Planlaması</p>
</td>
<td width="174">
<p>Pazar talebindeki değişime göre üretim kapasitemizi ve stoklarımızı doğru planlıyor muyuz?</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="117">
<p>Sanayi Üretim Endeksi</p>
</td>
<td width="148">
<p>Üretim Miktarı, Üretim Artış Oranı, Sevkiyat Miktarı</p>
</td>
<td width="126">
<p>Üretim Performansı</p>
</td>
<td width="174">
<p>Üretim performansımız sektörün büyüme hızına uyum sağlayabiliyor mu?</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Enflasyonist büyüme yanılsaması</strong></p>
<p>Örneğin yıllık TÜFE yüzde 30 açıklanırken şirketinizin cirosu yüzde 35 artmış olabilir. Bu durum ilk değerlendirmede olumlu görünse de tek başına başarı göstergesi olarak yorumlanmamalıdır. Eğer aynı dönemde satış miktarınız yüzde 15 azaldıysa, ciro artışının önemli bölümü fiyat artışından kaynaklanıyor olabilir. Gerçek performansı değerlendirebilmek için fiyat ve satış miktarı birlikte analiz edilmelidir.</p>
<p>Benzer şekilde ÜFE yüzde 25 artarken şirketinizin hammadde maliyetleri yüzde 40 yükseliyorsa, bu fark yalnızca genel enflasyondan kaynaklanmayabilir. Satın alma süreçleri, tedarikçi yönetimi, sözleşme yapısı veya üretim verimliliği de gözden geçirilmelidir. Diğer makroekonomik verilere göre de örnekler arttırılabilir.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Bugün birçok şirket ERP sistemleri kuruyor, iş zekâsı (BI) çözümleri kullanıyor ve onlarca performans göstergesini düzenli olarak izliyor. Ancak bu göstergelerin büyük bölümü şirket içi verilerden oluşuyor. Makroekonomik gelişmeleri şirketin satış, maliyet, üretim ve finansal göstergeleriyle sistematik biçimde ilişkilendiren yönetim anlayışı ise henüz yaygın değildir.</p>
<p><strong>Asıl mesele makroekonomik verileri takip etmek değil; bu verileri şirketin kendi gerçekleriyle ilişkilendirerek yönetime karar desteği sunabilmektir. </strong>Bunu başarabilen şirketler, ekonomik dalgalanmalara yalnızca tepki veren değil, onları öngörerek hareket edebilen ve krizi fırsata çeviren işletmelere dönüşecektir.</p>
<p>Belki de şirketlerin bugün en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni bir rapor yığını değil; makroekonomik veriler ile şirket verilerini birlikte değerlendirebilecek dinamik bir yönetim kokpitidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/makro-veriler-yonetim-kararlarina-nasil-donusturulmeli-83969</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Makro veriler yönetim kararlarına nasıl dönüştürülmeli? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/halka-arzin-sihirli-rakami-fiyat-iskontosu-degil-83968</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halka arzın sihirli rakamı fiyat iskontosu değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halka arzların en çok duyulan cümlesidir: “Fiyat tespit raporunda yüzde 30 iskonto var.” Bu ifadeyi gören birçok yatırımcı da doğal olarak aynı sonuca varır: Demek ki hisse ucuz. Oysa borsada hiçbir denklem bu kadar basit işlemez.</p>
<p>Son dönemde halka açılanların fiyat tespit raporlarına bakıldığında, neredeyse tümünde şirket değerine göre yüzde 20-35 arasında iskonto uygulandığı görülüyor. Kâğıt üzerinde hepsi cazip gibi. Ancak borsa performansları aynı tabloyu yansıtmıyor. Benzer iskonto oranlarıyla halka açılanların bazıları hemen arz fiyatının üzerine çıkarken, bazıları daha ilk günden yatırımcısını üzdü. Demek ki iskonto, tek başına yatırım kararını belirleyecek bir ölçü olmamalıymış.</p>
<p>Çünkü iskonto, hisse fiyatının mutlak yükseleceğinin garantisi değil. O oran, varsayımların kullanıldığı bir değerleme çalışmasının sonucu. Varsayımlar değiştiğinde şirket değeri de değişir. Üstelik borsa yalnızca matematikle değil, beklenti ve psikolojiyle de hareket eder. Şirketin büyüme potansiyeli, kârlılığı, sektörü, halka açıklık oranı ve piyasa koşulları çoğu zaman iskonto oranından daha belirleyici olur.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a66e46632c96-1785128038.jpg" alt="" width="700" height="393" />
<figcaption><strong>Son dönemde halka açılanların fiyat tespit raporlarına bakıldığında, neredeyse tümünde şirket değerine göre yüzde 20-35 arasında iskonto uygulandığı görülüyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Bu nedenle bilinçli yatırımcı Fiyat Tespit Raporu’nun son sayfasındaki iskonto oranına değil, satır aralarına bakar: Şirket hangi varsayımlarla değerlenmiş, gelir projeksiyonları ne kadar gerçekçi, en önemlisi de halka arzdan elde edilecek kaynak nerede kullanılacak? Asıl cevap aranması gereken soru budur.</p>
<p>Yatırım içerikleri paylaşan Etre Finans'ın X hesabındaki şu değerlendirme ise dikkat çekici:</p>
<p>“Halka arz fiyatındaki o meşhur iskonto, yatırımcıya verilmiş bir hediye değildir. Yatırımcının şirketi tanımamasından doğan bilgi eksikliğini dengeleyen bir teşvik ve satışı kolaylaştıran bir pazarlama unsurudur.” Bu görüş tartışılabilir. Ancak bu tartışma yatırımcının yalnızca iskonto oranına odaklanmasının doğru olmadığı gerçeğini değiştirmiyor.</p>
<p>Bu yüzden “Fon Kullanım Yeri Raporu” da en az fiyat tespit raporu kadar dikkatle incelenmeli. Kaynağın yeni yatırımlara, kapasite artırımına, teknolojiye veya ihracata ayrılması şirketin büyüme iradesini gösterir. Buna karşılık fonun önemli bölümü banka kredilerini kapatmaya gidecekse, halka arzın amacı daha dikkatli sorgulanmalı.</p>
<p>Kısacası halka arzlarda sihirli rakam inandırılmaya çalışıldığımız gibi iskonto oranı değil. Borsada kazandıran, fiyat tespit raporundaki iskonto değil; şirketin gelecekte yaratacağı gerçek değerdir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/halka-arzin-sihirli-rakami-fiyat-iskontosu-degil-83968</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son dönemde halka açılanların fiyat tespit raporlarına bakıldığında, neredeyse tümünde şirket değerine göre yüzde 20-35 arasında iskonto uygulandığı görülüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretim-ussunde-pazar-liderligi-83967</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretim üssünde pazar liderliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir otomotiv grubunun bir ülkeye bakışını anlamak için önce sermaye tahsisine bakmak gerekir. Renault Grubu’nun 2023 sonunda OYAK ortaklığıyla açıkladığı 400 milyon Euro’luk yatırım planı, o tarihte konjonktürel bir genişleme hamlesi olarak okunmuştu. Otuz ay sonra ise tablo çok farklı; Bursa’daki Oyak Renault fabrikası bugün Renault Duster, altıncı nesil Clio, Boreal ve Dacia Striker olmak üzere dört modeli aynı çatı altında üreten, yıllık 390 bin adetlik kapasiteye sahip çok markalı bir üsse dönüşmüş durumda. Striker’ın Dacia tarihinde Romanya dışında üretilen ilk yeni model olması ve Türkiye’nin bu araç için tek küresel üretim merkezi seçilmesi, grubun ülkemiz eksenine atfettiği stratejik ağırlığı tescilliyor.</p>
<p>Satış rakamlar bu ağırlığı doğruluyor; 2026’nın ilk yarısında 829.518 adetlik küresel satışla büyüme serisini dördüncü yıla taşıyan Renault’nun dünyadaki en büyük ikinci pazarı artık Türkiye. Ocak-Haziran döneminde 74.129 adet ve yüzde 25,7’lik yıllık büyüme kaydeden pazarımız, bir önceki yılın üçüncülüğünden ikinciliğe yükselerek yapısal bir kaymaya işaret etti.</p>
<p>MAİS’in altı aylık karnesinde Renault’nun yüzde 13,3 toplam pazar payıyla liderliğini sürdürdüğünü, Haziran’da yüzde 14,7’ye ulaşarak son üç yılın en güçlü aylık performansını kaydettiğini daha önceden yazmıştık. Türkiye’nin en çok satan ilk iki modeli Clio ve Megane Sedan’ın Bursa üretiminin yanına SUV segmentinde de liderlik için Duster ve Boreal’i eklenmiş, yerli üretimin fiyat avantajıyla satış başarılarından bahsetmiştik.</p>
<p><strong>Striker ile yerli </strong><strong>üretimde yeni dönem</strong></p>
<p>Şimdi ise Oyak Renault’nun son kozu Striker’ın konumlanmasına analitik bir çerçeveden bakalım. Dacia’nın 2030’a kadar C segmenti payını yüzde 33’e çıkarma hedefinin taşıyıcı modeli olan araç, SUV yüksekliğini, station wagon hacmini ve sedan verimliliğini tek gövdede birleştiriyor. Yüzde 40’ın üzerindeki yerlilik oranı ÖTV matrahında ciddi avantaj yaratırken, Bursa’da Oyak Horse tarafından üretilen HR18 hibrit motorun kullanılması yerli katma değer zincirinin derinleştiğine işaret ediyor. Aralık 2026’da Türkiye’de satışa sunulacak modelin Avrupa geneline ihraç edilecek olması, Bursa’nın Dacia ekosistemindeki rolünü kalıcı biçimde yeniden tanımlayacak. Renault Grubu Türkiye CEO’su Lionel Jaillet’in ifadesiyle bu proje, Dacia’yı “ithalata dayalı bir yapıdan yerel üretim gücüne sahip stratejik bir oyuncuya” dönüştürüyor. 1997’de Honda’nın yatırımından bu yana yeni bir markanın Türkiye’de üretime başlamamış olduğu düşünüldüğünde, yapısal bir kırılma yaratacak Striker’ın öneminin altını çizmemiz gerek.</p>
<p>Grubun geniş perspektifinde bu yoğunlaşma, futuREady stratejisinin elektrifikasyon, değer odaklı ticari politika ve uluslararası büyüme sütunları, Türkiye’de ideal bir kesişim buluyor… Genç iç pazar, rekabetçi üretim maliyetleri, Gümrük Birliği üzerinden Avrupa’ya tarifesiz erişim ve OYAK ile 1969’a uzanan kurumsal istikrar.</p>
<p><strong>Elektrifikasyon planında </strong><strong>Türkiye’nin yeri güçleniyor</strong></p>
<p>Yenilenen elektrikli Megane’ın yolda olması, Dacia Spring’in ikinci neslinin 2027’de Türkiye’de satışa planlanması ve Alpine A390’ın pazara girmesi, elektrifikasyon gündeminin de Türkiye takvimine şimdiden işlendiğini gösteriyor.</p>
<p>Tüm bu veriler, on yıllara yayılan bir endüstriyel ortaklığın tam olarak olgunlaşma evresi!… Renault’nun Türkiye’deki liderliği artık salt pazar payı yüzdelerine indirgenemeyecek kadar çok boyutlu… Vergi rejimiyle kesişen yerli üretim avantajı, çok markalı fabrika ekosisteminin ölçek ekonomisi, bölgesel ihracat üssü işlevi ve elektrifikasyon geçişinde erken konumlanma… Striker’ın Aralık’ta banttan inmesiyle bu yapı tamamlanacak ve Fransızların “tarihi dönüm noktası” olarak nitelendirdiği süreç, Türkiye’yi Renault’nun küresel mimarisinde kalıcı bir stratejik düğüme dönüştürecek. 40 yıllık ortaklığın ardından artık sorulması gereken soru, “Renault Türkiye’de kalıcı mı?” değil; “Türkiye, bu mimaride hangi yeni rolleri üstlenecek?”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretim-ussunde-pazar-liderligi-83967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üretim üssünde pazar liderliği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/golgeden-cikan-ejderha-cin-sessizligini-bozuyor-83966</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gölgeden çıkan ejderha; Çin sessizliğini bozuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupa’nın Rusya’yı ekonomik yaptırımlarla baskı altına alma stratejisine karşı Çin’in ihracat kontrolleriyle cevap vermesi, Ukrayna savaşının ekonomik cephesinde yeni ve daha sert bir dönemin başladığına işaret ediyor.</strong></p>
<p>İran savaşı uzadıkça Çin sessizliğini bozuyor; Pekin artık sadece izlemiyor, oyunun kurallarını da değiştirmeye yönelik hamleler de yapıyor.</p>
<p>İran savaşı başladığında uluslararası kamuoyunun dikkati İsrail ve ABD üzerindeydi.  Çin ise savaşın ilk haftaları boyunca alışılmış stratejisini izledi; düşük profilli açıklamalar yaptı, doğrudan askeri söylemlerden kaçındı ve ekonomik ilişkilerini ön plana çıkaran dikkatli bir diplomasi yürüttü.</p>
<p>Ancak son günlerde yaşanan gelişmeler, bu sessizliğin sona erdiğini gösteriyor. Birbiriyle ilk bakışta ilgisiz görünen birçok gelişme aslında aynı büyük resmin parçaları haline gelmeye başladı. ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e İran konusunda açık tehditte bulunması, Pekin’in buna alışılmadık sertlikte cevap vermesi, Avrupa savunma sanayisini hedef alan Çin yaptırımları, Tayvan üzerinden Washington’a verilen mesajlar, Hürmüz Boğazı etrafındaki enerji mücadelesi ve Pekin’in aldığı önlemler hep birlikte okunmalı;</p>
<p>Çin artık yalnızca ekonomik bir güç olarak değil, jeopolitik bir aktör olarak da sahaya çıkıyor. Üstelik bunu doğrudan ABD’nin en hassas cephesinde, Ortadoğu üzerinden yapıyor.</p>
<p><strong>Trump ilk kez Çin’i </strong><strong>doğrudan hedef aldı</strong></p>
<p>Nitekim ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları, Washington’un Çin’i artık İran dosyasının dışında tutmadığını gösteriyor. Trump’ın, “Çin İran’a silah sağlamayı bırakmalı” uyarısını diplomatik bir çağrıdan çok stratejik bir uyarı olarak yorumlamak mümkün. Trump’ın bu açıklamasındaki “Bin füze hazır bekliyor. Füzeler bayrak kontrolü yapmaz” cümlesi de kritik önemde. ABD Başkanı’nın bu açıklamayla sadece Pekin’i değil, Çin üzerinden İran’a destek vermeyi düşünebilecek tüm aktörleri uyardığı son derece açık.</p>
<p>Trump’ın bu açıklamasını yeni bir eşiğin ilanı olarak görmek yanlış olmaz; Washington, İran’a yapılacak dolaylı askeri desteği artık bölgesel bir mesele değil, doğrudan Amerikan güvenliğine yönelik bir meydan okuma olarak değerlendireceğinin sinyalini verdi.</p>
<p><strong>Pekin yönetimi geri atmadı</strong></p>
<p>Ancak bu kez Pekin’den çok değişik bir ses geldi. Çin yönetimi Trump’ın uyarıları üzerine geri adım atmak yerine söylemini sertleştirdi. Çin Dışişleri Bakanlığı  Trump’ın suçlamalarına karşılık  “Biz İran’ın yanında değiliz, ticaret yapıyoruz” yanıtını verdi. Ancak Pekin bu yanıtla da yetinmedi. Trump’ın, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kendisine “İran’a silah satılmayacağı” yönünde güvence verdiği iddiası da doğrudan reddedildi. Pekin bunun yerine İran’ın “egemenliğini, güvenliğini ve ulusal onurunu” desteklediğini ilan etti.</p>
<p>Çin diplomasisi uzun yıllardır sert ifadeler kullanmaktan özellikle kaçınan bir geleneğe sahip. Bu nedenle kullanılan dilin tonu sıradan bir diplomatik açıklamanın çok ötesinde.</p>
<p><strong>Hürmüz tartışması </strong><strong>yeni cepheye dönüştü</strong></p>
<p>Çin’deki söylem değişikliğinin bir başka örneği Hürmüz Boğazı konusunda yaşandı.</p>
<p>Trump’ın “Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmanın maliyeti günde iki milyar dolar” sözlerine karşılık da Çin Dışişleri Bakanlığı, boğazın savaş öncesinde açık olduğunu, bugünkü krizin ise ABD’nin İran’a yönelik askeri operasyonlarının sonucu olduğunu savunan bir açıklama yaptı.  Böylece ilk kez dünyanın en büyük iki ekonomisi, yalnızca enerji güvenliği konusunda değil, uluslararası meşruiyet konusunda da birbirini açık şekilde suçlama yönüne girdi.</p>
<p>Bu tartışma özellikle Küresel Güney ülkeleri açısından önem taşıyor. Washington kendisini “küresel deniz ticaretini koruyan güç” olarak yansıtmaya çalışırken, Pekin tam tersine ABD’yi küresel enerji krizinin mimarı olarak gösterme yoluna girmiş duruyor.</p>
<p><strong>Çin’in sessiz hazırlığı</strong></p>
<p>Savaşın en dikkat çekici boyutlarından biri de küresel enerji piyasasında yaşanıyor.</p>
<p>Çin, İran savaşının  ilk aylarında petrol ithalatını yaklaşık yarıya indirdi. Bu durum Çin’in ekonomik yavaşlaması olarak yorumlandı.</p>
<p>Ancak daha yakından bakıldığında farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Pekin, yıllardır oluşturduğu stratejik petrol rezervlerini kullanarak ithalatını önemli ölçüde azalttı. Böylece hem fiyat şoklarından korunmaya çalıştı hem de küresel piyasadaki talep baskısını sınırladı. Şimdilerde ise Çin yeniden petrol ithalatını artırmaya başladı.</p>
<p>Bu durum, Pekin’in rezervlerini kontrollü biçimde kullandığını ve savaşın uzamasına hazırlıklı olduğunu düşündürüyor. Başka bir ifadeyle Çin, enerji savaşına aylar öncesinden hazırlanmış görünüyor.</p>
<p><strong>Washington’un hareket alanı daralıyor</strong></p>
<p>ABD açısından ise tablo daha karmaşık. Son dönemde Amerikan stratejik petrol rezervlerinin hızla eridiğine ilişkin değerlendirmeler dikkat çekiyor.</p>
<p>Bazı ekonomistler, mevcut tüketim eğiliminin sürmesi halinde rezervlerin sonbaharda kritik seviyelere yaklaşabileceğini öne sürüyor. Nitekim Washington’un bir yandan sert askeri söylemler kullanırken, diğer yandan ateşkes ve yeni mutabakat arayışlarını gündemde tutmaya çalışmasını da rezerv erimesiyle açıklamak mümkün.</p>
<p>Üstelik enerji fiyatlarının yeniden sert yükselişe geçmesi yalnızca küresel ekonomiyi değil, doğrudan Amerikan iç siyasetini de etkileyecek. Ara seçimlere yaklaşan Trump yönetimi açısından petrol fiyatları en az savaş kadar stratejik bir konu haline gelmiş durumda.</p>
<p><strong>İran’a giden </strong><strong>gemiler ne taşıyor?</strong></p>
<p>Tam bu tartışmalar sürerken dikkat çekici başka iddialar da gündeme geldi. Çin’den İran’a hareket eden bazı yük gemilerinin füze yakıtı üretiminde kullanılabilecek kimyasallar taşıdığı öne sürüldü. Bu iddialar henüz bağımsız kaynaklar tarafından doğrulanmış değil. Ancak zamanlaması son derece dikkat çekici. Washington’un Çin’e yönelik sert uyarıları ile bu sevkiyat haberlerinin aynı döneme denk gelmesi, iki ülke arasındaki gerilimin askeri boyuta taşınabileceği endişelerini de artırıyor.</p>
<p>Bu tür haberlerin dolaşıma girmesi bile psikolojik savaşın yeni aşamaya geçtiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Avrupa’nın zayıf noktası</strong></p>
<p>Rusya’ya yönelik yaptırımlarını genişleten Avrupa Birliği ile Çin arasındaki ekonomik ve stratejik gerilim de yeni bir aşamaya taşındı. Çin Ticaret Bakanlığı, aralarında Alman savunma devi Rheinmetall’in de bulunduğu 14 Avrupa şirketini ihracat kontrol listesine aldığını açıkladı. Karar derhal yürürlüğe girerken, söz konusu şirketlere çift kullanımlı (hem sivil hem askeri amaçlarla kullanılabilen) ürünlerin ve bazı kritik nadir toprak elementlerinin ihracatı durduruldu.</p>
<p>Pekin’in kararından Almanya’nın Rheinmetall şirketinin yanı sıra Çek savunma üreticisi Tatra Trucks, Polonyalı elektronik firması Vigo Photonics, İtalyan motor üreticisi Lafert ile Hollanda, Bulgaristan ve Litvanya’dan çeşitli şirketler etkilendi. Çin ayrıca bu ürünlerin üçüncü ülkeler üzerinden söz konusu şirketlere ulaştırılmasını da yasakladı. İstisnai durumlarda ise yalnızca özel devlet izniyle ihracata izin verilecek.</p>
<p>Bu adım, Avrupa Birliği’nin bir gün önce kabul ettiği 21. yaptırım paketine doğrudan karşılık niteliğinde. AB’nin söz  konusu yaptırım paketinde Çin ana karası ve Hong Kong merkezli 14 şirket de yaptırım listesine alınmıştı. Çin Ticaret Bakanlığı, AB’nin kararını “kabul edilemez” ve “aşırı” olarak nitelendirdi.</p>
<p>Bu gelişme, Pekin’in Ukrayna savaşında Rusya’ya doğrudan askeri destek verdiği anlamına gelmese de, Çin’in elindeki sanayi ve tedarik zinciri gücünü Avrupa’nın savunma sektörüne karşı stratejik bir baskı aracı olarak kullanmaya hazır olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda savaşın artık yalnızca cephede değil, kritik hammaddeler, sanayi üretimi ve küresel tedarik zincirleri üzerinden de şekillendiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Avrupa’nın Rusya’yı ekonomik yaptırımlarla baskı altına alma stratejisine karşı Çin’in ihracat kontrolleriyle cevap vermesi, Ukrayna savaşının ekonomik cephesinde yeni ve daha sert bir dönemin başladığına işaret ediyor. Bu süreci Pekin’in Moskova ile doğrudan askeri ittifak kurmasından ziyade, Rusya’ya karşı uygulanan Batı baskısını dengelemeye yönelik ekonomik ve endüstriyel araçlarını daha görünür biçimde devreye soktuğunu gösteren son örneklerden biri olarak değerlendirmek yanlış olmaz.</p>
<p><strong>Tayvan dosyası da ısınıyor</strong></p>
<p>Çin açısından Tayvan meselesi de artık yalnızca Asya-Pasifik dosyası olmaktan çıkıyor.</p>
<p>F-16 Block 70 savaş uçaklarının teslimatındaki gecikmeler nedeniyle Tayvan’ın ABD’den tazminat talep etmeye hazırlandığı yönündeki haberler Pekin tarafından dikkatle izleniyor.</p>
<p>Washington aynı anda Ukrayna’yı, İsrail’i ve Tayvan’ı destekleyecek üretim kapasitesine sahip değil. Çin’in Tayvan adası etrafındaki askeri hareketliliğini giderek arttırması, hemen her ay yeni tatbikatlara girişmesi de Tayvan dosyasının ısınmaya başladığına işaret ediyor.</p>
<p><strong>Çin öne çıkmak için </strong><strong>neden bu zamanı seçti?</strong></p>
<p>Sadece son birkaç haftaki gelişmeler bile, Çin’in sessiz tavrını değiştirip, alanda ve söylemde daha etkili olmak yönünde harekete geçtiğini gösteriyor. Peki neden şimdi ?</p>
<p>Bu sorunun yanıtı Trump yönetiminin sürekli “cepheyi genişletmesinde” gizli olabilir.</p>
<p>Pekin ilk kez Washington’un aynı anda birkaç cephede zorlandığını düşünüyor; İran savaşı, Ukrayna’daki maliyetler, Tayvan baskısı, enerji krizi ve savunma sanayisindeki üretim sıkıntıları ABD’nin küresel kapasitesini test ediyor.</p>
<p>Çin ise doğrudan çatışmaya girmeden bu yıpranmayı hızlandırabilecek her alanda baskı kurmaya çalışıyor; Enerjide rezervlerini kullanıyor; Avrupa’nın savunma sanayisini nadir toprak elementleri üzerinden sıkıştırıyor;  İran konusunda Washington’un söylemine meydan okuyor;  Tayvan dosyasında Amerikan güvenilirliğini sorgulatıyor.</p>
<p>Ve bütün bunları tek bir “büyük stratejinin” parçaları olarak yürütüyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Türkiye’nin dikkatli </strong><strong>olması gereken dönem</strong></span></p>
<p>Çin’in Batı’ya karşı sessizliğini bozması ve hareketlenmesi, Türkiye açısından da dikkatle izlenmesi gereken yeni bir dönemin habercisi.</p>
<p>İran savaşı uzadıkça yalnızca enerji güvenliği değil, küresel tedarik zincirleri, savunma sanayisi ve ticaret koridorları da yeniden şekillenecek.</p>
<p>Bugün yaşananlar, yalnızca İran savaşıyla sınırlı bir kriz değil; Dünya, uzun yıllar boyunca ekonomik yükselişini sessizlik üzerine inşa eden Çin’in, ilk kez jeopolitik ağırlığını açık biçimde sahaya sürdüğü yeni bir döneme giriyor.</p>
<p>Ve görünen o ki, savaşın bundan sonraki aşamasında asıl belirleyici soru İran’ın ne yapacağı değil; Çin’in ne kadar ileri gitmeye hazır olduğu olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/golgeden-cikan-ejderha-cin-sessizligini-bozuyor-83966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/6/1280x720/4t-1785127583.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gölgeden çıkan ejderha; Çin sessizliğini bozuyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracattaki-istemsiz-pahalilasmanin-resimli-hikayesi-83965</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracattaki istemsiz pahalılaşmanın resimli hikayesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Şeytanın bacağı bu kez kırılacak. 2026 sonunda muhtemelen, Türkiye ihracatında birim fiyatlar, şu ana kadarki en yüksek düzeyine ulaşmış olacak. Fakat iki sorun var. Bir; bu yükselişin sorumlusu bu kez başka bir aktör: “Değerli TL”. İki; bu pek de hoşa giden bir yükseliş değil.</strong></p>
<p>Dış ticaretten sorumlu bakanların, idarecilerin, STK başkanlarının, yaklaşık 15 yıldan beri ortak söylemlerinden biri ihracat fiyatlarımızın artırılması gereğine işaret ediyor. Kamu tarafı bu amaçla destekler verirken, STK’lar ihracatçıları bilinçlendirmeye ve cesaretlendirmeye yönelik organizasyonlar yapıyor.  Bununla birlikte, kimi yıllar bu alanda güzel performans göstermiş olmakla birlikte; Türkiye’nin ihracat fiyatlarındaki artış, muadili olan ülkelerin gerisinde kaldı.  İhracatın ortalama kilogram fiyatı, birkaç defa 1,60 $ seviyesini görse de daha üzerine çıkamadı.</p>
<p>Şeytanın bacağı bu kez kırılacak. 2026 sonunda muhtemelen, Türkiye ihracatında birim fiyatlar, şu ana kadarki en yüksek düzeyine ulaşmış olacak. Fakat iki sorun var. Bir; bu yükselişin sorumlusu bu kez başka bir aktör: “Değerli TL”. İki; bu pek de hoşa giden bir yükseliş değil.</p>
<p><strong>Lira, uzunca bir süredir </strong><strong>değerlenme eğiliminde</strong></p>
<p>Önce kısa bir parantez açalım: Dezenflasyon programının bir ayağı sıkı para politikasına bir ayağı da dövizin tutulması ve kurlarda stabil ve kısıtlı bir yükseliş üzerine kurulu. Kimileri kategorik olarak buna karşı olsa da; sınırlı bir süre ile uygulanmak kaydıyla ben bunun doğru bir tercih olduğunu düşünüyorum. Ancak bu ikisi dışında, ihtiyaç duyulan diğer düzenlemeler geciktiği/yapılmadığı için, hem yüksek faiz, hem de değerli TL süreci çok uzadığı için, tarım, sanayi ve hizmet sektörlerindeki işletmelerimizi ciddi ölçüde tehdit etmeye başladı.</p>
<p>Konuya dönelim… Lira, uzunca bir süredir değerlenme eğiliminde. Özellikle son yıllarda içeride üretim maliyetleri hızla arttı. Şirketlerin bir kısmı müşteri kaybetmemek adına, artan maliyetleri satış fiyatlarına tam olarak yansıtmadı, karlılığı aşağı çekti. Diğer tarafta yüksek faiz oranları nedeniyle artan finansman giderleri zaten düşmekte olan karları daha da eritti ve maliyet artışları mecburen fiyatların da aynı oranlarda yükselmesine neden oldu.  Bu noktaya kadar iç piyasaya çalışan ve ihracata çalışan firmalar aynı kaderi yaşadı. Ancak kur artışı enflasyonun altında kaldığı için, maliyet artışları, döviz bazında daha yüksek fiyatlar ile ihracata yansıdı. Daha doğrusu firmalar bunu yapmak zorunda kaldı.</p>
<p><strong>Alttaki </strong>grafik Türkiye’de ve dünyada imalat sanayi ihracat birim fiyat endekslerini gösteriyor. Endekslerin baz yılları farklı ancak önemli olan bu değil. Dikkatimizi çekmesi gereken nokta 2024 sonlarından itibaren Türkiye’nin arz ettiği ürün fiyatlarının diğer ülkelerden ayrışarak hızla yükseliyor olması.</p>
<p><strong>2024 sonundan bugüne dünyada fiyat </strong><strong>artışı yüzde 5 iken bizde yüzde 21</strong></p>
<p>2020 başından bugüne dünya imalat sanayii ihracat fiyatlarında yüzde 14’e yakın artış varken, Türkiye’nin fiyatlarındaki artış yüzde 44 düzeyinde.  Ayrışmanın hızlandığı 2024 sonundan bugüne gelirken, dünyada fiyat artışı yüzde 5 iken bizde yüzde 21.</p>
<p>Birim fiyatlarımızdaki bu artışta savunma sanayimizdeki gelişimin de etkisi var muhakkak. Ancak bu alandaki satışlarımız henüz toplam ihracatımızda yüzde 4 paya sahip olduğu için fiyat artışı üzerindeki etkisi sınırlı.</p>
<p>Ülkemizin dolar bazlı ihracat birim fiyat endeksi tam 25 aydır kesintisiz yükseliyor. İhracatçı firma, küresel tedarik zincirlerine ne kadar entegre olursa, fiyat üzerindeki kontrol gücünü de o denli kaybeder; fiyat daha çok müşteri tarafından belirlenir. İhraç ettiğiniz ürünlerin niteliğinde bir gelişme yokken, fiyatlardaki artışı müşterilere kabul ettirmek, aynı malı daha yüksek fiyata satabilmek mümkün değil. İşte bu nedenle Türkiye’deki ihracat fiyat artışı son dönemde ihraç ettiğimiz mal miktarının gerilemesine neden oluyor. Bu yılın ilk 5 ayında ihraç ettiğimiz toplam ürün miktarında yüzde 11’e yakın düşüş var. Gıda, tekstil, hazır-giyim, plastik, mobilya, ana metal ve elektrikli teçhizat satışlarımız yüzde 6 ila yüzde 19 arasında değişen oranlarda geriledi.</p>
<p>Sözün özü;</p>
<p>İhracat fiyatlarımızın yükselmesini hepimiz isteriz. Ama bu yükselişin arkasında teknoloji, tasarım, marka ve akıl olmalı. Bizim yaşadığımız ise nitelik artışından doğan bir artış değil; TL'nin değerlenmesiyle duvara sıkışan üreticinin fiyat yükseltmek zorunda kalması. Ve veriler net bir biçimde gösteriyor ki; bu yükseliş artık müşteri ve pazar kayıplarına neden oluyor. İşte bu nedenle, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın geçen hafta altını çizdiği “Türkiye için erken sanayisizleşme riski” konusu, yaklaşmakta olan bir tehdidin ötesinde, fiilen yaşamakta olduğumuz ciddi bir sorun.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracattaki-istemsiz-pahalilasmanin-resimli-hikayesi-83965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracattaki istemsiz pahalılaşmanın resimli hikayesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyasetteki-tikaniklik-illerin-kalkinma-yolunu-da-tikiyor-83964</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siyasetteki tıkanıklık, illerin kalkınma yolunu da tıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de son yirmi yılda illerin kabiliyetlerinde belirgin bir değişiklik olmuyor. Zenginleşme sürecinde eski halden yeni hale belirgin bir biçimde yönelen bir ilimiz bulunmuyor. Siyasetteki tıkanıklık, illerimizin gelişme potansiyelini de tıkamış gibi duruyor.</strong></p>
<p>Ardahan valisinin “hiç vali tayt giyer mi?” krizi ile görevden alınması, aslında son derece zihin açıcı oldu benim açımdan. Doğrusu ya, hep birlikte milletvekillerinin temsil ettikleri illerin nasıl zenginleşebileceği konusunda pek bir fikir sahibi olmadıklarını görmüş olduk.</p>
<p>Diyeceksiniz ki, bir tek milletvekillerinin mi? Doğrusu, memleketin hastanesi nasılsa postanesi de öyle olur. Yıllardır mesela doğu illerimiz için kalkınma stratejisi diye pek fazla düşünmeden tekstil fabrikası filan kurduk sağa sola. Olmadı.</p>
<p>Ama öyle anlaşılıyor ki, kimse yapılan hatalardan belirgin bir ders çıkarmamış hala. Ortada bir tıkanıklık var. Ankara’daki tıkanıklık, siyasetteki tıkanıklık, illerin kalkınma yolunu da tıkıyor, bana sorarsanız.</p>
<p><strong>Her çiçeğin bir mevsimi, </strong><strong>her işin bir usulü vardır</strong></p>
<p>Halbuki nedir? Her ilin imkanlar seti ve sıçrama kabiliyeti, ötekinden farklı olabilir. Bir ilde işe yarayan bir çözüm, ötekinde yaraya merhem olmayabilir. Her ili ayrı ayrı düşünmek gerekir. Bu çerçevede, görevden alınan Ardahan valisi Çiçekli’nin Ardahan Bisiklet Festivaline etkin katılımı, Ardahan için son derece doğrudur. </p>
<p>Bakın alttaki grafik, 2009 yılında illerimizi sahip oldukları imkanlar seti ve sıçrama kabiliyetlerine göre kümelere ayırıyor. Buradan illeri dört ayrı gruba ayırabilmek mümkün aslında. Kolaylık olsun diye dört elbette. Yoksa daha da ayrıntılı bakmak mümkün.</p>
<p>Sağ üst grupta imkanlar seti geniş ve sıçrama potansiyeli yüksek iller var. Bu tür illerin süratle zenginleşebilmesi için, memlekette üretilen tüm ürünlere doğru sıçrayabilecek yarışma ortamını sağlayacak doğru politikalara ihtiyaç var. Şirketler, ortam sağlandığında üzerlerine düşeni yaparlar diye düşünmek mümkün.</p>
<p>Sağ alt grupta kalan iller ise memlekette üretilebilen tüm ürünleri üretebilme kabiliyetine zaten sahipler. Bundan sonra daha fazla zenginleşebilmeleri ve sıçrayabilmeleri için yeniliklere, inovasyona ihtiyaçları var.  Nedir? Şu anda üretilmeyen ürünleri keşfedip üretecekler, bir nevi.</p>
<p>Tasnifte sol üst grupta yer alan illerin ise imkan seti sınırlı. Bu sınırlı imkan seti ile bazı yakın sektörlere sıçrayabilme kabiliyetine sahip olabilir bu iller. Bu sınırlılığın farkında olan birilerinin buradaki işletmelere yakın sektörler ve ürünler konusunda yol göstermesi gerekebilir elbette.</p>
<p>Sol alt grupta yer alan iller ise zenginleşebilmek için stratejik tercihe ihtiyaç duyan iller. Ne demek? Kabiliyet havuzu, imkanları sınırlı olan bu illerde, bugüne kadar olmayan, hiç denenmemiş bir yeni işe yoğun kamu destekleriyle birlikte odaklanmak lazım.</p>
<p>Şimdi bu tasnifte, her grup için kamuya bir vazife düşüyor. Ama kamuya en çok vazife, ne iş yapılacağını belirlemek ve o tercihe uygun kamu destekleri setini tasarlamak dahil, sol alt kümede düşüyor, bana sorarsanız. Diğer kümelerde farklı derecelerde kolaylaştırıcı bir işlev üstlenen kamu, sol alt grupta belirleyici ve seçici bir konumda. İmkanlar setinin hali pür melali kamuyu daha aktif bir role zorluyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66e185eadb0-1785127301.png" alt="" width="805" height="370" /></p>
<p>Böyle bakarsanız Türkiye’de özellikle İstanbul, artık memlekette üretilen tüm malları üretebilecek imkanlara sahip; zenginleşmek için inovasyon ve yeni teknolojilere ihtiyacı var. Türkiye’nin ürün gamını genişleten bir tür lokomotif.</p>
<p>Ama bugün sol alt kümeye bakalım. Kars, Ardahan, Ağrı, Iğdır hep burada. Böyle bakarsanız Kars’ın Ardahan’dan pek bir farkı yok. Her iki ilin zenginleşmesi için de bir stratejik tercihe ihtiyaç var doğrusu.</p>
<p><strong>Son on beş yılda illerimizin imkanlar seti ve sıçrama kabiliyetlerinde belirgin bir değişiklik olmuyor.</strong></p>
<p>Bakın bu ikinci grafik, illerimizi imkanlar seti ve sıçrama kabiliyetleri açısından bu kez 2023 yılında kümelere ayırıyor. Ne görüyoruz? İllerimizin imkanlar setinde ve sıçrama kabiliyetlerinde 2009’dan 2023’e, son on beş yılda belirgin bir değişiklik yok. Bunu son yirmi yıl için yapsanız da durum aynı. Türkiye’de son yirmi yılda illerin kabiliyetlerinde belirgin bir değişiklik olmuyor. Zenginleşme sürecinde eski halden yeni hale belirgin bir biçimde yönelen bir ilimiz bulunmuyor. Siyasetteki tıkanıklık, illerimizin gelişme potansiyelini de tıkamış gibi duruyor, bir nevi. </p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66e172b9eac-1785127282.png" alt="" width="805" height="368" /></strong>Sol alt küme için baktığınızda durum nedir? Bu illerimizin zenginleşebilmesi için bir stratejik tercih gerekiyor. Ben o stratejik tercihin doğrusu turizm olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Bu illerde yaşayanların turizm için tarıma ve hayvancılığa, turizm sanayisine odaklanmalarında fayda var. Özellikle Ermenistan-Türkiye arasındaki sınır kapılarının işler hale gelmesiyle birlikte, Ermenistan’a gelen Amerikalı ve Batı Avrupalı turistlerin hem kültürel turizm hem de eko-turizm için Türkiye’ye doğrudan getirilebilmesi imkan dahiline girecek.</p>
<p>Terörden önce, Türkiye'nin hem içinden hem de dışından yoğun bir doğu turizmi hareketi vardı; bilenler bunu hâlâ hatırlar. Bu alanda uzmanlaşmış tur operatörleri hem içeride hem de dışarıda faaliyet gösteriyordu. Ardından can güvenliğine ilişkin endişeler bu turizm kolunu adeta kuruttu. Şimdi ise Doğu turizmini yeniden canlandırmanın tam zamanı.</p>
<p><strong>Mevcut tesis inşaatına dayalı turizm </strong><strong>stratejisi ile satıh turizmi olmaz</strong></p>
<p>Ama burada kamunun birden çok konuda harekete geçmesi gerekiyor. Bunlardan biri, Ermenistan sınırının açılması elbette. Turistleri sınırdan yürüyerek geçirmek, bu amaçla, eski köprüyü onarmak hep düşünülmesi gereken noktalar.</p>
<p>Sınırın açılması ile ilgili hazırlık bir yandan sürerken öte yandan her iki ülkede Doğu turizmine odaklanacak seyahat acenteleri ile turizm operatörlerini birbirlerine tanıtmak, iş birliğini kolaylaştırmak gerekiyor.  </p>
<p>Üçüncüsü, doğu illerinde kültürel ve ekoturizme destek olacak yeni bir turizm stratejisini tasarlamak gerekiyor. İnşaat desteklerine dayalı mevcut turizm teşvik sistemini süratle elden geçirmek, KOBİ’lere ve onların üreteceği hizmetlere dayalı yeni bir turizm stratejisi tasarlamak gerekiyor.</p>
<p>Dün, Antalya için tasarlanan turizm stratejisi tesis odaklıydı. Artık tesis değil, satıh odaklı yeni bir turizm stratejisi lazım bize. O satıh ise bütün bir Doğu Anadolu. Turistler gelecek, dolaşacak, birkaç günlük turlara katılacak ve bölgeyi deneyimleyecekler.</p>
<p>Tesis inşaatına odaklı bir turizm stratejisinden, turistin bütün bölgeyi karış karış gezmesini sağlayacak bir satıh turizmi stratejisine geçme zamanı geldi.</p>
<p>Çok işimiz var çok.</p>
<p>Ama Ankara’da heyecan yok. Neden acaba?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyasetteki-tikaniklik-illerin-kalkinma-yolunu-da-tikiyor-83964</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/4/1280x720/5747-1785127379.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Siyasetteki tıkanıklık, illerin kalkınma yolunu da tıkıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-iran-savasinda-kisa-bir-mola-83963</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD-İran savaşında kısa bir mola...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Net enerji ithalatçısı Türkiye için ham petrolün ve petrol ürünlerinin nerede dengeleneceği çok önemli. Cari açığı kontrol altında tutarak dezenflasyon programı uygulayan Ankara, kalıcı bir enerji şoku ile karşılaştığında programı revize etmek durumunda kalabilir. </strong></p>
<p>Husilerin Babülmendep Boğazı’nı fiilen kapatmaları sonrası enerji piyasasında satışlar sertleşti. Brent petrol, barış görüşmeleri sırasında gördüğü dip seviyeden %38 yükselerek 99 doların hemen altında haftayı bitirdi. </p>
<p>ABD’nin İran’a ateşkes teklifi götürdüğü ve saldırıları durdurduğu haberi olmasa muhtemelen petrol fiyatları 100-120 dolar bandında kalırdı. ABD’nin 13 gün sonra İran’a saldırıyı durdurması ateşkes görüşmelerinin mi habercisi, yoksa kısa bir mola mı bilmiyoruz. Ama piyasalar bu türlü haber akışını, inanmasa da kısmen satın alıyor. </p>
<p>Merak ettiğimiz konu İran, Babülmendep Boğazı’nı kapalı tutmaya devam edecek mi? Babülmendep Boğazı’nın kapatılması ile Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak Kızıldeniz’in güney çıkışını kullanma şansı kalmadı. Suudi Arabistan,  doğu batı boru hattını kullanarak Yanbu terminali üzerinden günde 4,5-5 milyon varil petrol ve petrol ürünü ihraç ediyordu. Husilerin saldırısı sonrası Kızıldeniz’in güney çıkışı kapandı. Süveyş Kanalı, süper tanker diye isimlendirilen 2 milyon varil ve üzeri kapasiteli gemilerin geçemeyeceği kadar sığ. Ama kuzeyde normalde tercih edilmeyecek pahalı seçenekler mevcut. </p>
<p><strong>Mevcut şartlarda </strong><strong>Suudi Arabistan ve </strong><strong>İsrail işbirliği kimseyi şaşırtmaz</strong></p>
<p>Eğer Kızıldeniz’in kuzeyi Husi saldırılarına karşı güvenliyse, Suudi petrolü Mısır’ın kontrolünde Sumed  ve İsrail’in kontrolünde Ashkelon boru hatlarını kullanarak Akdeniz’e ulaştırılabilir.  Normal şartlar altında Suudi Arabistan ve İsrail’in işbirliği yapması beklenmez. Ama mevcut olağanüstü şartlarda ABD’nin iki müttefikinin işbirliği yapması kimseyi şaşırtmaz. </p>
<p>Sumed boru hattı 2,5 milyon, Ashkelon 1,2 milyon varil ile Suudilerin ihracatının %75-80’ini karşılayabiliyor. Geriye kalan 1-1,2 milyon varil Süveyş Kanalı’ndan Suezmax diye isimlendirilen 1 milyon varilden daha az yük taşıyan gemiler ile taşınabilir. </p>
<p>Enerji piyasası Nasrettin Hoca’nın borcunu ödemesine benzeyen bu hikaye ile uzun süre sakin kalır mı? Bu sorunun cevabı enerji talebinin ne kadar gerileyeceğine ve ülkelerin stratejik rezervlerini ne kadar kullanacağına bağlı. </p>
<p>Geçmiş veri, rezervlerin harcanması ile enerji piyasasında sağlanan dengenin istikrarlı olmadığını, ama talebin azalması ile sağlanan dengenin daha kalıcı olduğunu gösteriyor.  Elektrikli araçlara yönelmedeki hızlanma talepteki daralmanın daha kalıcı olabileceğine işaret ediyor. Talebin zayıflayacağı sonbahar aylarında bu görüş fiilen test edilecek. </p>
<p>Net enerji ithalatçısı Türkiye için ham petrolün ve petrol ürünlerinin nerede dengeleneceği çok önemli. Cari açığı kontrol altında tutarak dezenflasyon programı uygulayan Ankara, kalıcı bir enerji şoku ile karşılaştığında programı revize etmek durumunda kalabilir. </p>
<p>Ankara mevcut stratejisini savaşın geçici olduğu varsayımı üzerine kurdu. Rezerv satarak sıcak paranın kuru zıplatmadan ülkeden çıkması sağlandı. Eşel mobil sistemi ile enerji şokunun enflasyon etkisi düşürüldü. Stratejik sektörler desteklenerek dışsal şokun büyüme üzerindeki maliyeti azaltıldı. </p>
<p>Kısa süreli bir şok karşısında işe yarayacak bu strateji, uzun süreli ve derin bir şok senaryosunda yangının büyümesine yol açar. Küresel risk iştahının bozulması ile gelişmekte olan ülkelerden kaçış yaşanırsa Türkiye bu dalgadan payına düşeni alır. Ankara kuru tutarak rezerv kaybını  engelleyemez, tam tersine hızlandırır. </p>
<p>Enerji fiyatlarındaki kalıcı ve sert artış sonrasında dezenflasyon hedefleri yukarı çekilmek durumunda kalır. Yavaşlayan bir küresel ekonomide daha rekabetçi olmak isteyen Ankara kur artışını kontrollü bir şekilde hızlandırmak zorunda kalır. İşlerin kontrolden çıktığı bir senaryoda bu revizyonun ilk işaretlerini sepet döviz kurunun günlük-haftalık artış hızında ve Ağustos ayındaki enflasyon raporunda görürüz. </p>
<p><strong>TACO beklentisi piyasalarda </strong><strong>fırsat penceresi açıyor</strong></p>
<p>Geçici bir şok karşısında mıyız, yoksa kalıcı bir şok mu bizi bekliyor? Bu soruların cevabı Başkan Trump’ın seçimler öncesi U dönüşü yapıp yapmayacağına bağlı olarak belirlenecek. Başkan Trump’ın geçmiş dönemde defalarca geri adım atmasına güvenen bizim gibi TACO (Trump her zaman geri adım atar) taraftarları için mevcut  satış dalgası enerji ve tahvil piyasasında önemli bir fırsat penceresi yaratıyor. Hisse senedi piyasasında etki endekslerde sert hareketten daha çok sektörel havacılık al, demir-çelik, petrokimya, rafineri al benzeri  rotasyon ile sınırlı.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-iran-savasinda-kisa-bir-mola-83963</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD-İran savaşında kısa bir mola... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bolgesel-asgari-ucret-iyi-niyetli-degil-83962</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bölgesel asgari ücret iyi niyetli değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gizli amaç; asgari ücreti düşürme aracı mı üretmektir? MÜSİAD’ın ısrarı her ne kadar satın alma gücünü artırmak üzerine olsa da çözdüğünden daha fazla sorun üreteceği kesin bir çalışma bu.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Bir kısım işveren örgütleri, bölgesel ve sektörel asgari ücret için <strong>hükümete baskı</strong> yapıyor. Savundukları şu; “<em>çalışanların satın alma gücünün korunması ile üretimin ve istihdamın sürdürülebilir şekilde desteklenmesi…</em>” Ancak <strong>1951-74</strong> arası denedik ve <strong>çözdüğünden daha fazla sorun</strong> çıkarmıştı.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: <strong>Türk-iş</strong> bu öneriye tepki gösteriyor; “<em>bölgesel asgari ücreti gündeme getirmek ya da bunu savunmak, işçiye de emekçiye de ülkeye de kötülüktür. Konuşulması gereken asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir</em>.” Asıl amaç; işverenin “<strong>daha çok kâr</strong>” için <strong>emekten kırpması mı</strong> acaba?</p>
<p><strong>“BAZI PATRONLAR MEVCUT RAKAMI BİLE ÇOK GÖRÜYOR”</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Türk-İş Başkanı <strong>Ergün Atalay</strong>; bazı patronların mevcut rakamı bile çok gördüğünü vurguluyor; “<em>konuşulması gereken, asgari ücretin geçim ücretine dönüştürülmesidir</em>” diyor. Asgari ücreti bazı şehirlerde yüksek bulanların <strong>emeğin payından kendi kârlarına aktarmak</strong> istedikleri açık…</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Türk-İş; hayatını emeğiyle sürdüren herkesin bu plana karşı durması gerektiğini söylüyor. <strong>Hak-iş de aynı kanaatte</strong>. Bu öneri, tüm ülkede <strong>ayrışmalara</strong> neden olabilecek, <strong>gerilimi</strong> arttırabilecek, toplumsal <strong>huzuru</strong> zedeleyebilecek, <strong>son derece riskli</strong> ve bu öneride bulunanlar <strong>art niyetli</strong> görünüyor.</p>
<p><span style="color: #3598db;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP /Bölgesel asgari ücrete dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kim öneriyor?</em></strong></p>
<p><strong>MÜSİAD</strong>, 2026’da “<em>asgari ücreti %25’ten fazla arttırırsak ülke batar</em>” diyordu. Yeni başkan; “<strong>2027’de en az %30 artmalı</strong>” dedi. Şimdi ne olduysa bölgesel ve sektörel olarak <strong>farklı ücret dayatmasındalar</strong>…</p>
<p><strong><em>Sakıncaları?</em></strong></p>
<p>Saymakla bitmez. <strong>Yoğun göç</strong> ve büyük şehir sorunları, <strong>idari uygulama zorlukları</strong>, bölgelerin nasıl tanımlanacağı belirsizlikleri, <strong>dengesiz kalkınma</strong>, SGK prim gelir farkları, <strong>az gelişmiş bölgelerin inşası</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>“ASGARİ ÜCRET TESPİT KOMİSYONUNDAN BU YÜZDEN ÇEKİLDİK”</strong></p>
<p><strong>Türk-İş Başkanı Ergün Atalay</strong>, öneriyi son derece <strong>riskli</strong> buluyor. Konfederasyonun asgari ücret tespit <strong>komisyonundan çekildiğini</strong> de hatırlatıyor ve <strong>yöntemin sorgulanması gerektiğini</strong> savunuyor. Asgari ücretin <strong>bir geçim ücreti olmadığını</strong> sıkça dile getirdiler. Ama <strong>gözünü kâr hırsı bürümüşler</strong> fazlalaştı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>SEKTÖREL ÜCRET FARKI LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>İşgücü hareketliliği</strong>: Daha fazla ücret ödeyen sektörlere doğru akım, diğerlerini istihdamsız bırakabilir</p>
<p><strong>İşçisi pahalı sektör</strong>: Katma değer mi yoksa ciro, ihracat ve kârlılık mı pahalı istihdamı belirleyecek?</p>
<p><strong>Bölgesel farklılık</strong>: Aynı bölgedeki doğal, çevre ve kaynaklar, binlerce farklı bölge tanımayacaktır</p>
<p><strong>Hukuki sorunlar</strong>: Eşitlik, liyakat gibi farklılıklar, çalışan sözleşmelerinde adaleti zedeleyebilecektir</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bolgesel-asgari-ucret-iyi-niyetli-degil-83962</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bölgesel asgari ücret iyi niyetli değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-83959</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Canlı - Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 27 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/MIWKOooobnI" width="700" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-83959</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/4/1280x720/talip-cipa-1784524336.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-tahminleri-hedefin-hala-cok-ustunde-83961</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon tahminleri hedefin hâlâ çok üstünde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası’nın sektörel enflasyon beklentileri kapsamında derlediği veriler, çalışmaya dahil edilen üç kesimde de enflasyon tahmininin gerilediğini gösteriyor. Bu elbette iyi bir gelişme. Ancak gerileme çok yavaş ve tahminler resmi enflasyon hedeflerinin çok uzağında.</p>
<p>Açıklanan son veri temmuz ayına ait. Buna göre bir yıl sonrası için, yani Temmuz 2027 için piyasa katılımcıları yıllık bazda yüzde 23,95, reel sektör yüzde 32,50, hanehalkı ise yüzde 44,94 enflasyon tahmin ediyor.</p>
<p>Lütfen dikkat, bu oranlar bu yıl sonuna ilişkin değil, bir yıl sonrasının tahmini.</p>
<p>Bu yılın enflasyon hedefi yüzde 24 ama bunun gerçekleşmeyeceği belli. Varsayalım yüzde 30 civarında bir gerçekleşme oldu.</p>
<p>2027 yılının resmi hedefi mevcut durumda yüzde 15. Bu yıl yüzde 30 ile kapatılır, 2027 hedefi ise yüzde 15’te tutulursa 2027’nin temmuzunda yüzde 20’lere doğru inen bir oran görmek gerekir ki yıl sonu yüzde 15 olabilsin.</p>
<p>Yani bir anlamda yüzde 20 dolayında enflasyon hedeflenen Temmuz 2027 için dile getirilen oranlara bakıyoruz; piyasa katılımcılarını ayrı düşünürsek çok yüksek bir tahmin söz konusu.</p>
<h2>Tahmin-gerçekleşme dengesi ne söylüyor? </h2>
<p>2022 yılının ocak ayından bu yılın temmuz ayına kadar yapılan tahminler, üç kesimin tahmin ortalamasının reel sektörün dile getirdiği oranla neredeyse örtüştüğünü gösteriyor. Dolayısıyla hangi tahminin daha gerçekçi olduğu sorusunun yanıtı belli; reel sektörün.</p>
<p>Ama tüm tahminleri kapsamak adına üç tahminin ortalaması da alınabilir; nitekim grafikler için öyle bir yöntem izledim.</p>
<p>Sektörel enflasyon beklentileri (ya da tahminleri) genellikle tahminin yapıldığı dönemdeki enflasyonla kıyaslanıyor. Enflasyon hangi düzeyde, tahmin hangi düzeyde, buna bakılıyor.</p>
<p>Tahminin ne ölçüde tuttuğunu görebilmek için asıl bakılması gereken tahminle hedef alınan tarihteki, yani bir yıl sonraki gerçekleşmenin ne olduğu. Yani tahmin- gerçekleşme dengesi.</p>
<p>Örneğin açıklanan en son enflasyon bu yılın haziranına ait. Acaba bir yıl önce bu haziran için hangi düzeyde tahmin yapılmıştı?</p>
<p>2025’in haziranında 2026’nın haziranı için piyasa katılımcıları yüzde 24,56, reel sektör yüzde 39,80, hanehalkı yüzde 52,99 düzeyinde enflasyon tahmin etmişti. Bu haziran itibarıyla gerçekleşen yıllık artış yüzde 32,11.</p>
<p>Tüm kesimler yanılmış ama en yakın tahmin yine de reel sektörün.</p>
<h2>Tahmin de, gerçekleşme de dar patikada </h2>
<p>Son bir yıldaki enflasyon yüzde 30,7 ile yüzde 33,5 arasına sıkıştı. Bu çok belirgin bir yapışkanlık. Peki tahminlerde durum ne? Benzer bir eğilim tahminde de gözleniyor. Son bir yıldaki ortalama tahmin yüzde 34 ile yüzde 38 arasında oluştu.</p>
<p>Bu oranlar hiç iyiye işaret etmiyor. Enflasyonda büyük bir direnç var. Zaten gerçekleşme ve tahmindeki gerileme eğiliminin nasıl yavaşladığı grafiklerde de çok somut olarak görülebiliyor.</p>
<h2>Tahmin yapılırken gözetilenler</h2>
<p>Merkez Bankası yaklaşık iki yıl önce yaptığı bir çalışmada enflasyon tahmininde bulunan üç kesimin de bir yıl sonrasına ilişkin beklentilerini oluştururken temelde gerçekleşen enflasyona baktığına dikkat çekti.</p>
<p>Sektörel karşılaştırmada ise farklı bir hassasiyet ortaya çıkıyor. Merkez Bankası’nın bu konudaki değerlendirmesi şöyle:</p>
<p><strong>“Aylık enflasyon gerçekleşmesine hassasiyetin en yüksek firmalarda, döviz kuruna olan hassasiyetin ise en yüksek tüketicilerde olduğu görülmektedir. Profesyonellerin her iki makroekonomik değişkene olan duyarlılığı ise diğer sektörlere kıyasla daha sınırlı kalmaktadır. Bu durum, tüketicilerin beklenti oluşumunda günlük olarak gözlemledikleri döviz kurunu karşı daha duyarlı olduklarını göstermektedir.”</strong></p>
<p>Merkez Bankası reel sektörün enflasyon tahminini çok önemsiyor:</p>
<p><strong>“Firmalar, enflasyon beklentileri doğrultusunda fiyatlama, ücret belirleme, stok tutma ve yatırım stratejilerini oluştururlar. Bu çerçevede fiyat belirleme gücüne de sahip olmaları nedeniyle firmaların enflasyon beklentileri, enflasyonun gelecekteki seyri açısından büyük önem arz etmektedir.” </strong></p>
<p>Peki Merkez Bankası hanehalkının tahmini konusunda nasıl bir değerlendirme yapıyor:</p>
<p><strong>“Para politikası için önem arz eden bir diğer beklenti ise tüketicilerin enflasyon beklentileridir. İşgücüne katılım, portföy tercihleri ve tüketim- tasarruf kararları üzerinde önemli olan tüketici beklentileri de yakından takip edilmektedir. Örneğin, tüketicilerin enflasyon beklentilerinin yüksek olması talebin öne çekilmesi yoluyla ekonomideki toplam talep düzeyi üzerinden doğrudan enflasyonist bir etki yapabilmektedir.”</strong></p>
<p>Bu değerlendirmeye bir ek yapmak gerek. Hanehalkının bir kısmı da esnaf kimliğiyle fiyat belirleme gücüne sahip. Dolayısıyla onların enflasyon tahminlerinin yüksekliği de fiyatlar üzerinde bir baskı unsuru demek. Ama tabii ki hanehalkının fiyat belirleme gücü reel sektör kadar değil, olamaz da.</p>
<p>Piyasa katılımcılarının tahminleri ise hem çok iyimser, hem de Merkez Bankası’nın da örtülü biçimde kabul ettiği gibi enflasyonda pek de belirleyici değil:</p>
<p><strong>“Piyasa katılımcılarının enflasyon beklentileri ise özellikle finans alanında karar alıcı uzmanların tahminlerini yansıttığı için finansal piyasalardaki fiyatlamalar üzerinde belirleyici olabilmektedir.”</strong></p>
<h2>“Kur artışı beklentileri bozuyor”</h2>
<p>Merkez Bankası’nın çalışmasında, beklentilerin hangi dönemde ve hangi nedenle bozulduğuna ilişkin olarak tahmin edilmesi pek de zor olmayan şu saptama yer alıyor:</p>
<p><strong>“2018 ve 2021 yıllarında yaşanan döviz kuru artışları ve sonrasında enflasyonda yaşanan yüksek seyir tüm sektörlerin beklentilerinde bozulmaya yol açmıştır.”</strong></p>
<p>Son dönemde yine kurun patlamak üzere olduğu yolundaki görüşler pek revaçta ya, acaba böyle bir durumun yaşandığı, hatta yaşanmasa bile bunun gerçekleşeceğine toplunun ikna olduğu bir süreçte enflasyon tahmini de, enflasyon gerçekleşmesi de nerelere gider?</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66df812ec96-1785126785.png" alt="" width="656" height="315" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66df8f5c833-1785126799.png" alt="" width="323" height="317" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-tahminleri-hedefin-hala-cok-ustunde-83961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon tahminleri hedefin hâlâ çok üstünde ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/farnborough-airshowdan-1-milyar-dolara-yakin-ek-siparis-sinyaliyle-dondu-83960</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Farnborough Airshow’dan 1 milyar dolara yakın ek sipariş sinyaliyle döndü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜRK </strong>Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi  Başkanı Prof. <strong>Murat Şeker </strong>ile Genel Müdürü <strong>Ahmet Olmuştur</strong>’un davetiyle gittiğimiz, Londra’ya 55 kilometre mesafedeki eski havaalanında gerçekleşen <strong>“Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı”</strong>nda dikkat çeken Türk üreticilerinden bir de Alp Havacılık oldu.</p>
<p>Alp Havacılık Ankara Koordinatörü ve Alpteknik Havacılık Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı <strong>Yılmaz Güldoğan</strong>’a <strong>“Farnborough Airshow”</strong>nasıl geçtiğini sordum, önce fuarın önemine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>İngiltere’de 20-24 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenen ve dünyanın en prestijli fuarlarından biri olarak bilinen </strong>“Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı”, <strong>çok sayıda ülkeden havacılık ve savunma endüstrisinin önde gelen şirketlerini bir araya getirdi.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66dc5f0e958-1785125983.png" alt="" width="700" height="345" /></strong>Fuar kapsamında sergilenen sivil ve askeri hava araçlarının gerçekleştirdikleri uçuş gösterileriyle kabiliyetlerini sergilediğini vurguladı, Alp Havacılık’ın tarihçesine uzandı:</p>
<p>-          <strong>Alp Havacılık, 1998 yılında Eskişehir’de kuruldu. Havacılık ve uzay sanayisine özgü, bu sanayinin yüksek teknoloji, kalite, tasarım, mühendislik ve üretim standartları altında, dünyanın değişik bölgelerindeki müşterileri için uçuş kritik/döner komponent alt sistem ve sistem imalatı yapıyor.</strong></p>
<p>Alp Havacılık’ın <strong>“Farnborough Airshow”</strong>da 4’üncü salonda ziyaretçilerini ağırladığını ve ilgi odağı olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Alp Havacılık ayrıca birçok milli proje içinde kendi mühendisleri ile tasarım yapıyor, üretiyor ve gökyüzünde yerli milli platformlarda önemli bir oyuncu olarak yer alıyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin <strong>“savunma ve havacılık alanında teknoloji geliştiren, üreten ve ihraç eden bir ülke” </strong>yönündeki politikalarıyla uyumlu olarak faaliyetlerini geliştirdiklerinin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Özellikle hava araçları motorlarının kritik bileşenleri, transmisyon, dişli ve dişli kutuları ile iniş takım ve bileşenlerinin üretimi konusunda uzmanlaşmış durumdayız. Standımızda bu ürünlerin örnekleri ile kabiliyetlerine yönelik görselleri sergilendi.</strong></p>
<p>Sergiledikleri ürünlerden örnekler verdi:</p>
<p>-          <strong>Milli gururumuz TAI’nin KAAN uçağı için tasarlayıp ürettiğimiz </strong>“pedal assemblesi” <strong>ile </strong>“yakıt dozajlama sistemi”, <strong>TEI’nin milli motoru </strong>“TS1400” <strong>için geliştirilen </strong>“dişli kutusu” <strong>sergilenen ürünler arasındaydı.</strong></p>
<p>Ürün örneklerini sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Çeşitli kara ve deniz platform ile radar sistemlerinde kullanılan, patenti Alp Havacılık’a ait olan </strong>“gelişmiş halka dişli” (advanced slewing bearing”, <strong>kullanıcılara artırılmış performans ve hassasiyet sağlamasıyla ilgi çekti.</strong></p>
<p>Türkiye’nin lider ve öncü şirketleri TAI, TEI, Aselsan, Baykar ve Roketsan için milli programlar kapsamında bir kısmı kendi tasarımları olan alt sistemler ve uçuş-kritik bileşenleri ürettiklerini bir kez daha irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Yıllardan beri Kuzey Amerika ve Avrupa’daki lider havacılık şirketleri için de benzer komponentler üreterek ihraç ediyoruz. 2025 yılı verilerine göre havacılık sektörü ihracatında ilk 3 şirket arasına girdik.</strong></p>
<p>Rekabette üstünlük sağlamak ve ihracat payını artırabilmek amacıyla üretim teknolojileri alanında çalışan ekiplerinin <strong>“Alp Cutting Tools” </strong>adı altında patenti Alp Havacılık’a ait <strong>“kombine seramik kesici takımlar” </strong>geliştirdiğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu takımların özellikle nikel ve titanyum alaşımlı malzemelerden yapılan </strong>“kritik motor bileşenleri”<strong>nin üretiminde kullanılmasıyla üretim sistemlerinde çok önemli iyileştirmeler sağlanabiliyor.</strong></p>
<p>Üretimde otomasyon üzerinde de durdu:</p>
<p>-          <strong>Diğer taraftan yazılım ve sistem entegrasyonu tamamen Alp Havacılık tarafından geliştirilen </strong>“lights-out” <strong>tesisimizin </strong>(karanlık fabrika) <strong>de hizmete alınmasıyla büyük ölçüde otomasyona geçtik.</strong></p>
<p>Müşterileriyle yaptıkları görüşmeleri konusunda şu detayı paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Müşterilerin düşünceleri, memnuniyetleri ve geleceğe dönük ihtiyaç ve planlamaları bizim için çok önemlidir. Rutin toplantılar dışında her yıl en az iki defa tüm müşterilerimizi ziyaret ederiz. İngiltere’deki </strong>“Farnborough Airshow” <strong>ve Fransa’daki </strong>“Paris Havacılık Fuarı”<strong>na iştirak ederiz.</strong></p>
<p>Fuarlarda tüm müşterilerinin üst düzey yöneticileri ile görüşü yeni proje ve işbirlikleri için değerlendirme yaptıklarına işaret edip sağlanan olumlu etkiyi ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Alp Havacılık’ın 4.5 milyar dolar mertebesindeki bekleyen sipariş hacmi don dönemde </strong>“Farnborough Airshow”<strong>un da olumlu etkisiyle 5.5 milyar dolara yaklaştı.</strong></p>
<p><strong>“Farnborough Airshow”</strong>daki stantlarında görüştükleri önemli şirketleri sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Aralarında Lockheed Martin, Sikorsky, Airbus, Rayheon, Pratt &amp; Whitney, Collins Aerospace, Rolls-Royce, GE Aeropace, Honeywell, L3 Harris, Piaggio, Moog, ITP, HDI’nin bulunduğu 50’den fazla şirket ile toplantı ve görüşmeler yaptık.</strong></p>
<p>Alp Havacılık’ın <strong>“bekleyen sipariş” </strong>hacmini 5.5 milyar dolara yükseltmesi, havacılık sektörüne dönük üretim gücünü, ulaştığı yüksek teknoloji düzeyini ortaya koyuyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fazıl Say, caz turnesinde Skoda ile kol kola girdi</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66dc7e1f321-1785126014.png" alt="" width="700" height="258" /></span><strong>MESSAGE </strong>İletişim’in kurucusu <strong>Taçnur Atasir Aydın </strong>ile ekibinden <strong>Eray Kınay, </strong>Yüce Auto-Skoda Türkiye Genel Müdürü <strong>Zafer Başar</strong>’ın davetini iletti:</p>
<ul>
<li><strong>Skoda sponsorluğunda gerçekleşen </strong>“Fazıl Say Jazz Quintet” <strong>turnesinin Efes Antik Tiyatro’da gerçekleşecek bölümüne bekliyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Bir grup meslektaşımla konseri izledik. Öncesinde <strong>Zafer Başar</strong>’la proje üzerine sohbet ettik. Sohbete Yüce Auto-Skoda Pazarlama Müdürü <strong>Burcu Bozkurt </strong>da yer aldı. <strong>Başar, </strong>Skoda’nın sanatın dönüştürücü gücüne olan inancı doğrultusunda kültür ve sanat alanındaki desteklerini sürdürdüğünü belirtti:</p>
<p>-          <strong>Fazıl Say’ın yeni caz projesi </strong>“Say Plays Jazz on Tour with Skoda”<strong>nın ana destekçisi olarak turneye eşlik ediyoruz. Projede yalnızca sponsor değil yol arkadaşı yaklaşımıyla hareket ediyoruz.</strong></p>
<p>Turnenin Pozitif Müzik organizasyonuyla 7 farklı şehirde 10 konserden oluştuğunu bildirdi:</p>
<p>-          “Say Plays Jazz on Tour with Skoda”, <strong>Fazıl Say’ın bugüne kadarki en kapsamlı caz projesi oldu. Fazıl Say, klasik müzikteki yaratıcı anlatımını cazın özgür ve doğaçlamaya dayalı yapısıyla buluşturuyor.</strong></p>
<p><strong>Eray Kınay, </strong>sohbet sırasında turne ile ilgili bilgi notu da gönderdi. Bilgi notunda <strong>Say</strong>’ın bu projede cazla kurduğu bağı besteci kimliği ile derinleştirdiğine işaret edildi:</p>
<p>-          <strong>Turne repertuvarında caz beşlisi için özel olarak bestelenen yeni eserlerin yanı sıra, geçmiş dönem çalışmalarının da caz düzenlemeleri de yer alıyor. Konserler 75-80 dakika sürüyor. Parçalar arasında ara verilmeden tek bir müzikal anlatı gerçekleşiyor.</strong></p>
<p><strong>Fazıl Say</strong>’ın projeyi, <strong>“Beş çok özel müzisyenin buluştuğu ve tek yürek olduğu, dinleyenler için gerçek bir müzik deneyimi” </strong>olarak tanımladığı vurgulandı:</p>
<p>-          <strong>Projenin ilerleyen dönemde albüm olarak kaydedilmesi ve uluslararası sahnelere taşınması hedefleniyor.</strong></p>
<p><strong>“Fazıl Say Jazz Quinted”</strong>de güçlü ve çok yönlü vokaliyle <strong>Ezgi Alaş, </strong>flütün büyüleyici tınısıyla <strong>Aslıhan And Say, </strong>saksafonda <strong>Serdar Barçın </strong>ve cazın en önemli davulcularından <strong>Ferit Odman, Fazıl Say</strong>’a eşlik ediyor.</p>
<p>27 Eylül 2026’ya kadar sürecek turne takvimi de şöyle:</p>
<ul>
<li><strong>24 Temmuz: </strong>Çeşme Açıkhava Tiyatrosu (İzmir)</li>
<li><strong>25 Temmuz: </strong>Efes Antik Tiyatrosu (İzmir)</li>
<li><strong>26 Temmuz: </strong>Bodrum Antik Tiyatro (Muğla)</li>
<li><strong>2 Eylül: </strong>Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu (İstanbul)</li>
<li><strong>3 Eylül: </strong>Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu (İstanbul)</li>
<li><strong>13 Eylül: </strong>İzmir Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu (İzmir)</li>
<li><strong>16 Eylül: </strong>Herapolis Antik Tiyatrosu (Denizli)</li>
<li><strong>17 Eylül: </strong>Antalya Açıkhava Tiyatrosu</li>
<li><strong>27 Eylül: </strong>Bilkent Odeon (Ankara)</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’de yollarda 185 bin Skoda var, yaş ortalaması 41’e düştü</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66dc8b5e95f-1785126027.png" alt="" width="181" height="205" /></span><strong>YÜCE </strong>Auto-Skoda Genel Müdürü <strong>Zafer Başar</strong>, 1989 yılından bu yana Skoda’nın Türkiye distribütörlüğünün Yüce Auto A.Ş. tarafından yürütüldüğünü anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Orhan Yüce tarafından kurulan şirket 1999 yılında Doğuş Otomotiv ile ortak oldu.</strong></p>
<p>Skoda Türkiye’nin pazara sunduğu markaları sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Fabia, Scala, Octavia, Suberb, Kamiq, Karog, tamamen elektrikli Enyaq Coupe, Enyaq SUV, Elroq…</strong></p>
<p>Türkiye genelinde 55 yetkili satıcı ve 62 yetkili servisle hizmet verdiklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>İç pazarda satışlar geçen yılın biraz altında kalacak gibi görünüyor. Buna rağmen biz geçen yıl 43 bini bulan satışlarımızda bu yıl için 45 bin hedef koyduk. Satışlarımızın yüzde 65’i İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya’da gerçekleşiyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de yollarda 185 bin Skoda otomobilin bulunduğunu kaydedip şu veriyi paylaştı:</p>
<p>-          <strong>10 yıl önce Skoda kullanıcılarının yaş ortalaması 52’ydi. Bugün 41’e inmiş durumda.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/farnborough-airshowdan-1-milyar-dolara-yakin-ek-siparis-sinyaliyle-dondu-83960</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/0/1280x720/yilmaz-guldogan-1785126178.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Farnborough Airshow’dan 1 milyar dolara yakın ek sipariş sinyaliyle döndü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlara-degerleme-ayari-geldi-83958</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlara değerleme ayarı geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Bazı yatırım fonlarında büyük oranda yer alan gayrimenkul yatırım fonları ve girişim sermayesi yatırım fonlarında borsa fiyatı ile kurucunun açıkladığı fiyat arasındaki büyük fark Sermaye Piyasası Kurulu’nu harekete geçirdi. 23 Temmuz’da aldığı kararla SPK GYF ve GSYF paylarının borsa fiyatıyla değir kurucunun ay sonu açıkladığı birim pay değerine göre değerleme yapılmasını istedi. Yeni yönteme 31 Temmuz itibariyle geçilecek. Aşırı fiyatlanmış GSF ve GSYF’lerin bundan olumsuz etkilenmesi öngörülürken fonlarda tek seferlik bir düzeltme görülmesi bekleniyor.</p>
<h2>31 Temmuz’a kadar değerleme değiştirilecek </h2>
<p>Sermaye Piyasası Birliği 23 Temmuz’da aldığı ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’ne gönderdiği yazıda yatırım fonları portföylerinde yer alan, katılma payları borsada işlem gören gayrimenkul yatırım fonu ve girişim sermayesi yatırım fonu katılma paylarının SPK’nın II-14.2 sayılı Yatırım Fonlarının Finansal Raporlama Esaslarına İlişkin Tebliğ'inin "Fiyat raporlarına ilişkin portföy değerleme esasları" başlıklı 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b/3) alt bendinde yer alan “Fon katılma payları, değerleme günü itibarıyla en son açıklanan fiyatları esas alınarak değerlenir” hükmünde değişiklik yaptı. SPK bu hüküm kapsamında payların kurucu portföy yönetim şirketi tarafından en son açıklanan birim pay değerine göre değerlenmesine, fiyat raporlarında söz konusu katılma paylarını borsada oluşan fiyatlara göre değerleyen yatırım fonlarının uyum sağlamasını teminen söz konusu fonlara en geç 31.07.2026 tarihine kadar süre verilmesine karar verdi. Ve bu hususların birlik üyelerine duyurulmasını ve sonrasında Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Kolektif Yatırım Kuruluşu Portföylerinde Yer Alan Varlıkların Değerleme Esaslarına İlişkin Yönerge'de gerekli düzenlemenin yapılmasını teminen TSPB’ne bilgi verilmesini uygun buldu.</p>
<h2>Tek seferlik etki ya da portföyden çıkış </h2>
<p>Bu karar son dönemde piyasada oldukça sık konuşulan bir soruna da SPK’nın el attığı sonucunu doğurdu. İşlem hacmi ve pay sayısı oldukça sınırlı olan içindeki emlak fiyatlarında büyük değişiklikler olmasa da tek bir işlemle borsada sert hareketler yapan GYF ile GYSF’lere bir düzenleme geldi. Karar doğrultusunda artık borsada işlem gören GYF ve GSYF payları yatırım fonları portföylerinde artık borsa fiyatıyla değil kurucu portföy yönetim şirketinin açıkladığı son birim pay değeriyle değerlenecek. 31 Temmuz’a kadar bu payları portföylerinde bulunduran yatırım fonlarının da değerlemeleri yeniden hesaplaması gerekecek.</p>
<p>Borsada kurum tarafından açıklanan pay fiyat değerinin çok çok üzerinde işlem göre piyasaya göre suni fiyatlanmış GYF ve GSYF’ler bu karardan olumsuz etkilenecek. Bu payları fon portföyünde yüksek ağırlıklı olarak taşıyan yatırım fonlarında ise tek seferlik bir değerleme etkisi yaşanabilecek. Ya da yatırım fonları 31 Temmuz’a kadar portföyündeki bu tür yatırım araçlarını başka bir fonuna satarak fonun getirisinin etkilenmemesini sağlayabilir. Piyasa uzmanları yatırım fonlarının ay sonuna kadar bir vakti olduğunu yatırım fonunun getirisinin etkilenmemesini sağlamak için zamanları bulunduğunu vurguladı.</p>
<h2>Borsa fiyatıyla açıklanan fiyat farkı yüksek </h2>
<p>Piyasa uzmanları fon portföyünde yüksek ağırlıklı GYF taşıyan yatırım fonlarına en büyük örnek olarak Tera Portföy’ün TLY Birinci Serbest Fonu’nu gösteriyor. TEFAS verilerine göre TLY fonunda gayrimenkul yatırım fonları katılma payı yüzde 14,31 seviyesinde bir ağırlık taşıyor. Bu gayrimenkul yatırım fonu da Tera Portföy Konut Alfa Katılım GYF kısaltması da TPKGY. Aylık olarak kurucu Tera Portföy tarafından en son 30 Haziran itibariyle açıklanan fiyatı ise TPKGY'nin 8.122,13 TL. Borsa değeri ise 24 Temmuz kapanış itibariyle 690.000 TL. Son 1 yılda borsada TPKGYF1 yüzde 14 bin 965 yükseliş gösterdi. Yılbaşından bu yana da yükseliş yüzde 364,65 seviyesinde. Kurum tarafından açıklanan fiyat ile borsa fiyatı arasında oldukça yüksek bir fark bulunuyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">MSCI uyarısı sonrası bir adım daha atıldı</span></h2>
<p>Piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre bu tür GYF’ler 1 pay satılarak yükseliş sağlanıyor ve bu da yatırım fonunda yüksek getiri kaynağı oluyordu. 31 Temmuz’dan sonra artık bu günlük işlemlerle oluşturulan fiyatlar yatırım fonunun içindeki ürünün getirisine yansımayacak. Fonun içindeki ürünlerin getirisi veya toplam değeri kadar açıklanan fiyat yatırım fonunda değerlemede kullanılacak. Piyasa uzmanları SPK’nın küresel endeks sağlayıcı MSCI’nın uyarıları sonrası üst üste adımlar attığına dikkat çekerek bu hamlenin de o kapsamda değerlendirilmesi ve suni fiyat oluşumlarına karşı önlem alınması olarak yorumladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlara-degerleme-ayari-geldi-83958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/9/1280x720/spk-aciga-satis-yasagini-uzatti-1748672835.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, piyasada suni fiyat oluşumlarına karşı adımlar atmaya devam ediyor. SPK son kararıyla yatırım fonları portföylerinde yüksek ağırlıkla taşınan ve tek bir işlemle borsa fiyatı artırılabilen gayrimenkul yatırım fonları ile girişim sermayesi yatırım fonlarında değerlemeyi değiştirdi. Artık borsa fiyatı değil kurucunun açıkladığı birim fiyatı fon değerlemesinde kullanılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gozler-2-trilyon-dolarlik-ab-kamu-alim-pazarinda-83957</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB kamu ihalelerine giriş kapısı aralandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Pandeminin ardından dünya genelinde başlayan korumacılık politikaları, Avrupa Birliği’nde de kendisini gösterirken, 2022 yılında yapılan bir düzenlemeyle kamu alımları yoluyla AB firmalarına ayrımcılık uygulayan ülkelerin firmalarına ihale katılım yasağı veya fiyat dezavantajı getirildi. Bu kapsamda ilk yaptırım Çin tıbbi cihaz firmalarına karşı uygulandı.</p>
<p>Bunu takip eden 2023 yılında ise yine Türk firmalarını etkileyebilecek bir düzenleme hayata geçirildi. Yabancı Sübvansiyonlar Tüzüğü kapsamında AB dışından devlet desteği alan firmalara bildirim zorunluluğu getirildi. Türkiye ise AB’nin getirdiği bu korumacılık önlemlerini Türk firmaları yönünden aşabilmek için mevzuat değişikliğini gündemine aldı.</p>
<h2>Mevcut düzenleme yeterli değil </h2>
<p>Kamu İhale Kanunu’nda yerli isteklilere yüzde 15 fiyat avantajı sağlanmasına ilişkin bir hüküm bulunuyor. Bu hükmün uygulanması, AB firmalarına açık ihalede o firmaları etkileyeceği için AB’nin yaptırımlar listesine Türk firmalarının da girebilmesi riskini taşıyor. Kanunun 53’üncü maddesi ise Kamu İhale Kurumu’na, uluslararası ihalelere yönelik bir yetki veriyor. Yerli isteklilerin, yabancı ülkelerde açılan ihalelere katılmalarına engel olunduğunun tespit edilmesi halinde, bu uygulamanın yapıldığı ülkenin isteklilerinin de, bu Kanun kapsamında yapılan ihalelere katılmalarının önlenmesine yönelik tedbirlerin alınması noktasında Cumhurbaşkanına teklifte bulunma yetkisi veriliyor. Yani bu hüküm mütekabiliyet esasları çerçevesinde sadece Türkiye’nin negatif etkilendiği durumlarda mütekabiliyet uygulanması noktasında yetki veriyor.</p>
<h2>AB firmalarına ‘avantaj’ yetkisi </h2>
<p>Mecliste kabul edilen Torba Kanunda yapılan düzenleme ise AB’nin yaptırım listesine Türk firmalarının girmesini engellemek amacıyla Cumhurbaşkanına yetki veriliyor. Buna göre, 4734 Sayılı Kamu İhale Kanuna ‘Kamu alımlarında mütekabiliyet’ başlıklı ek bir madde eklendi. Alımlarda yerli istekliler, yerli malı ve bu malı teklif eden istekliler lehine tanınan hak ve avantajların, Avrupa Birliği üyesi devletlerde yerleşik isteklilere, Avrupa Birliği menşeli mala ve bu malı teklif eden isteklilere de mütekabiliyet esasları çerçevesinde ülke ve/veya ürüne göre kısmen ya da tamamen tanınması konusunda Cumhurbaşkanı yetkili olacak.</p>
<p>Yani hangi sektörlerin kapsamda olacağı metne yazılmayacak, gelişmelere göre KİK sektör bazında Cumhurbaşkanına teklifte bulunacak. Böylece, uluslararası sözleşmelerden ve ikili anlaşmalardan doğan hak ve yükümlülüklerin ifası ile ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde mütekabiliyet ilkesini pozitif yönde de işletebilme yetkisi verilmiş olacak. Teklifin gerekçesinde; düzenlemeyle, Avrupa Birliğinin korumacı politikalarının yol açabileceği olumsuz etkilerin ortadan kaldırılarak yerli üreticilerin ihracat gücünün korunması, yerli istekliler ve yerli ürünlerin Avrupa Birliği pazarına erişim hakkının mütekabiliyet temelinde güvence altına alınarak pazar payının artırılmasının hedeflendiği kaydedildi.</p>
<h2>Alım yapan kamu idaresi sayısı 250 bini buluyor </h2>
<p>Yasal düzenlemeyle birlikte Türk şirketlerinin de katılabileceği AB pazarının bu alandaki büyüklüğü 2 trilyon Euro civarında bulunduğu ifade ediliyor. </p>
<p>Türkiye’de ise 2025 yılında ihale dokümanında yerli istekli ve yerli malı lehine fiyat avantajı uygulanacağı belirtilen 6 bin 762 adet ihale gerçekleştirildi. Bunların toplam sözleşme tutarı ise yaklaşık 1.12 trilyon liraya ulaştı. Aynı yıl içerisinde 38 bin 283 adet Türkiye Cumhuriyeti uyruklu, 70 adet AB uyruklu ve 73 adet diğer ülke uyruklu yüklenici ile sözleşme imzalandı. AB’nin kamu alımları pazarının yıllık büyüklüğünün ise yaklaşık 2 trilyon Euro olup alım yapan kamu idaresi sayısının ise yaklaşık 250 bin olduğu kaydedildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Türk firmalarının sıkıntı yaşamaması için düzenleme yapılıyor"</span></h2>
<p>Kamu İhale Kurumu Başkanı Hamdi Güleç, teklifin Plan ve Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında yaptığı değerlendirmede, AB’nin yaptırımlarından etkilenmemek için iki yöntem bulunduğunu bildirmişti. Bunlardan ilkini Dünya Ticaret Örgütü’nün ikili serbest ticaret anlaşmasına taraf haline gelmek olarak kaydeden Güleç, diğerinin ise gümrük birliğine hizmet ve yapım işlerinin de dahil edilmesi olduğunu kaydetti. Her iki yolunda zaman alacağının altını çizen Güleç, önümüzdeki süreçte Türk firmalarının mevcut pazarlarda sıkıntı yaşamaması için bu yetkinin alındığını aktardı. Güleç konuyu şöyle örneklendirdi: “Mesela İtalya'da bir ürün teklif edilecek, Cumhurbaşkanlığı makamına tanınan yetkiyle şu sektörde şu ürünler Türkiye'de Avrupa Birliği menşeli firmalarca teklif edilirse yerli firma ya da yerli ürün addedilir diye bir karar hızlıca üretme şansı olacak.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gozler-2-trilyon-dolarlik-ab-kamu-alim-pazarinda-83957</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/7/1280x720/dolar-dollar-1766051989.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk şirketlerinin, 2 trilyon dolarlık AB kamu alımı pazarında söz sahibi olmasının önünü açacak düzenleme TBMM&#039;de kabul edildi. Böylece Uluslararası Kamu Alımları Aracı ile AB firmalarına ayrımcılık yapan ülkelerin firmalarına ihaleye katılma yasağı veya fiyat dezavantajı getirilen düzenlemeden Türk şirketlerinin etkilenmemesi sağlanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekali-sosyal-ticaret-83972</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâlı sosyal ticaret</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sosyal ticaret üzerine bir süredir yazmıyordum ama yapay zekâ uzun süredir her yazımın odağında yer alıyor. Mağazanolsun.com’un son dönemde yaptıkları bu iki tarafı birleştiren bir yazı yazmaya olanak tanıyor. Şirketin geliştirdiği yapay zekâ MAI ve yurtdışı açılım ile e-ihracata katkı sunma çabası bu şirketi incelemenin zamanının geldiğini gösteriyor.</p>
<p>E-ticarete girmek isteyen girişimciler ile ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak isteyen üretici/toptancıları buluşturan bir stoksuz e-ticaret (dropshipping) ve anahtar teslim mağaza platformu olan Magazanolsun.com, geleneksel e-ticaretin karmaşık süreçlerini ortadan kaldırmayı amaçlayan bir iş modelini uyguluyor. Bu iş modeli bir sacayağı üzerine oturtulmuş durumda:</p>
<ul>
<li>Mağaza Sahipleri (Girişimciler): İnternetten satış yapmak isteyen ancak sermayesi, ürünü, deposu veya teknik bilgisi olmayan bireyler.</li>
<li>Tedarikçiler (Üretici ve Toptancılar): Ürünleri, depoları ve stokları bulunan ancak bunları daha fazla satış kanalında değerlendirmek isteyen işletmeler.</li>
<li>Platform (Magazanolsun): Taraflar arasında köprü kuran; altyapıyı, ödeme yöntemlerini, kargo entegrasyonlarını ve ürün havuzunu yöneten teknoloji sağlayıcısı.</li>
</ul>
<p>Operasyon ise beş başlık altında özetleniliyor. Platform, e-ticaret altyapı sağlayıcıları ile pazaryerlerinin sunduklarını birleştirerek uçtan uca bir çözüm sunuyor.</p>
<ol>
<li>Anahtar Teslim Mağaza Kurulumu: Girişimci, platformdan bir paket seçerek kısa süre içinde (genellikle bir gün içinde) hazır bir e-ticaret sitesi sahibi oluyor. Bu sitenin içinde binlerce hazır ürün, ödeme altyapısı ve güvenlik sertifikaları (SSL) entegre bir şekilde gelir.</li>
<li>Ürün Seçimi ve Listeleme: Mağaza sahibi, platformun sunduğu geniş tedarikçi havuzundan (binlerce ürün arasından) kendi mağazasında satmak istediklerini seçiyor.</li>
<li>Pazarlama ve Satış: Mağaza sahibi, teknik operasyonlarla uğraşmak yerine tamamen sosyal medya, dijital pazarlama ve müşteri çekme odaklı çalışmalar yaparak ürünlerin tanıtımını ve satışını gerçekleştiriyor.</li>
<li>Sipariş ve Lojistik Süreci:
<ul>
<li>Müşteri, girişimcinin e-ticaret sitesinden sipariş verir ve ödemeyi yapıyor.</li>
<li>Ödeme platform tarafından güvenli bir şekilde alınıyor.</li>
<li>Sipariş ve detayları otomatik olarak ilgili ürünün tedarikçisine iletiliyor.</li>
<li>Tedarikçi, ürünü doğrudan müşteriye kargoluyor.</li>
</ul>
</li>
<li>Ödeme ve Kazanç Paylaşımı: Müşteri ürünü teslim alıp onay verdikten sonra, satıştan elde edilen kâr marjı (komisyon/kazanç) mağaza sahibinin hesabına aktarılıyor.</li>
</ol>
<p>Gemini bu modelin sağladığı faydaları şu başlıklar altında özetliyor:</p>
<ul>
<li>Stok ve Depo Maliyeti Yoktur: Girişimci önceden ürün satın alıp evinde ya da bir depoda stok tutmak zorunda kalmaz.</li>
<li>Şirket Kurma Zorunluluğu Olmaması: Modelin yapısı gereği, bireyler şirket kurma ve muhasebe gibi başlangıç maliyetleriyle vakit kaybetmeden sisteme dahil olabilmektedir.</li>
<li>Operasyon Yükünün Olmaması: Kargo, paketleme, faturalandırma ve iade gibi süreçlerle doğrudan tedarikçi ve platform ilgilenir.</li>
<li>Eğitim ve Destek: Platform, e-ticarete yeni başlayanlara rehberlik etmek üzere dijital eğitimler, danışmanlık ve topluluk desteği sunar.</li>
</ul>
<p>Özetle Magazanolsun.com; e-ticaret yapmak isteyenlere "ürün ve altyapı derdi olmayan hazır bir dükkan", üreticilere ise "ürünlerini binlerce farklı dijital kanalda sattırabilecek bir satış ordusu" sunan bir hizmet olarak e-ticaret (EaaS - E-commerce as a Service) ekosistemidir.</p>
<p><strong>Yapay zekâ MAI ile açılan yeni dönem</strong></p>
<p>Eşi Yasemin Çil ile birlikte Mağazanolsun.com’un temellerini atan Kubilay Çil, “Biz ihracata öncelik verirken yapay zekâ gündemimize öyle hızlı giriş yaptı ki, iki sene önce biz yapay zeka takımını kurup kendi planımızı  ve yol haritamızı oluşturduk çünkü biz yapay zekâ olmadan yaptıklarımızın bir anlam ifade etmeyeceğini öngördük. İşe çocuklarımıza eğitmekten başlayıp işimizi yapay zekâ altyapısıyla çalışacak bir mekanizmaya dönüştürmek için adımlar attık. Şimdi bu araçları pazara sürme noktasına gelmiş bir firmayız. Yani ihracatta varız, yapay zekâda varız ve şu an yani yılbaşına yaptığımız hazırlıklar inşallah netice verdiğinde çok daha farklı bir iş modeliyle karşılaşacağız.” diyor.</p>
<p>Kızları Fatma Ceren, “Yetiştirdikten sonra mesela Fatma Ceren’in yapay zekâsı çıksın ve satışı arka planda o tamamlasın diye planlıyoruz. Kişi uyandığında bir baksın veri tabanına satış düşmüş. Örneğin İtalya'da bir aşçıya mağaza satışı yapsın. Bunu yapsa nasıl olur? Böyle bir sisteme evirmeye çalışıyoruz. MAI dediğimizde tam olarak bu aslında. Chat bot halinde kullanıcıya özel tanımlanmış paket satışı yapan çözümler oluşturduk ve bunu yayına çıkacağız. O sayede ne olacak? Türkçeden başlayıp 23 dile kadar çıkabilen bir yapay zekâ yapmış olacağız. Yapay zekâ mağaza sahibinin görüntüsüyle ve sesiyle satış yapabilecek.” diyor.</p>
<p>Bunun operasyonda yaratacağı fark, bir mağaza sahibi eşiyle kavga edip iş odağını kaybettiğinde de yapay zekânın çalışmayı sürdürmesi olacak. Bu simgesel örneği, insan ile yapay zekâ arasındaki farkı anlatmak açısından açıklayıcı olduğu için aktarıyorum. </p>
<p>Bu bakış açısını aktardıktan sonra Gemini ile birlikte Mağazanolsun.com’un yapay zekâ alanında yaptıklarını analiz etme ihtiyacı ortaya çıkıyor. Gemini yapılanları şöyle özetliyor:</p>
<p>E-ticaret süreçlerini hızlandırmak ve otomatikleştirmek amacıyla yapay zekayı altyapısına ve sunduğu hizmetlere entegre eden bir yaklaşım izleyen Magazanolsun.com’un yapay zekâ odaklı çözümleri ve stratejileri temel olarak şu alanlarda yoğunlaşmaktadır:</p>
<h3>1. MAI (Yapay Zekâ Destekli Ticaret Çözümleri)</h3>
<p>Platform, girişimcilerin iş yükünü hafifletmek için MAI adı verilen yapay zeka destekli çözümler sunar.Bu sistemler aracılığıyla:</p>
<ul>
<li>İçerik Üretimi:E-ticaret siteleri ve sosyal medya kanalları için ürün tanıtımları, kısa videolar ve dijital pazarlama metinleri pratik bir şekilde oluşturulabilir.</li>
<li>Mağaza Yönetimi:Ürünlerin vitrin düzenlemeleri, hedef kitle analizleri ve dijital iletişim stratejileri yapay zeka araçlarıyla desteklenir.</li>
</ul>
<h3>2. SEO Uyumlu Ürün Açıklamaları ve Optimizasyon</h3>
<p>Özellikle platformdaki tedarikçiler için yapay zeka, ürün görünürlüğünü artırmada kritik bir rol oynamaktadır.Tedarikçilerin sisteme yüklediği ürünlerin başlıkları ve açıklamaları yapay zeka tarafından Google arama motorlarında üst sıralara çıkacak (SEO uyumlu olacak) şekilde optimize edilir.</p>
<h3>3. Yapay Zeka Destekli Avatar ve Agent (Ajan) Sistemleri</h3>
<p>Magazanolsun, küresel pazarlara açılma ve e-ihracat hedefleri doğrultusunda yapay zeka destekli avatar ve agent sistemlerini bünyesine entegre etmiştir. Çoklu dil desteğiyle (6 farklı dil) birlikte çalışan bu yeni nesil teknolojiler; özellikle uluslararası pazarlarda müşteri iletişimini, satış süreçlerini ve dijital pazarlamayı otomatikleştirerek küresel ölçekte büyümeyi kolaylaştırmayı amaçlamaktadır.</p>
<p><strong>E-ihracat boyutu ile yapay zekâ etkisi güçleniyor</strong></p>
<p>Kubilay Çil, yapay zekâdan önce başlayan ve yapay zekâ ürünleri ile daha etkili olmayı planladıkları e-ihracat alanında “Bizim 3 senedir süren bir ihracat çalışmamız var. Burada e-ihracat konsorsiyumu olmanız lazım. Biz de bu yönde hareket edip Ticaret Bakanlığı'nın 13. İhracat konsorsiyum statüsü alan firması olduk.” diyor. Bu alan yapay zekâ ile birlikte çok daha büyük bir etki yaratılmasını sağlayacak gibi görünüyor. Gemini, e-ihracat boyutunu dört başlık altında analiz ediyor.</p>
<p>Mağazanolsun, yerel pazarda kurduğu başarılı "anahtar teslim stoksuz e-ticaret" modelini küresel ölçeğe taşımak amacıyla e-ihracat odaklı kapsamlı bir yurt dışı açılım stratejisi yürütmektedir. Şirketin bu süreçteki temel planları ve adımları şu başlıklar altında şekillenmektedir:</p>
<h3>1. İngiltere ve Avrupa Pazarıyla Başlangıç (Fornium.uk)</h3>
<ul>
<li>Platform, küresel açılımın ilk somut adımını İngiltere merkezli olarak atarak uk markasını hayata geçirmiştir.</li>
<li>Şirket yöneticileri, en zorlu regülasyonlara sahip pazarlardan biri olan İngiltere'yi pilot bölge olarak seçerek altyapılarını test etmiştir. Nüfusunun büyük bir kısmının online alışveriş yaptığı bu pazarda, Türk satıcıların uluslararası arenada hızla yer alabilmesi için köprü kurulmuştur.</li>
<li>İngiltere modelinin ardından Avrupa’nın diğer ülkeleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Kanada, Türki Cumhuriyetler ve Ortadoğu pazarlarına da kademeli olarak açılma planları yürütülmektedir.</li>
</ul>
<h3>2. Dil Bariyerini Kaldıran Yapay Zekâ Entegrasyonu (23 Dil Desteği)</h3>
<ul>
<li>Yurt dışına açılırken karşılaşılan en büyük engellerden biri olan yabancı dil sorunu, şirketin geliştirdiği yapay zeka asistanları ve ajan sistemleriyle çözülmektedir.</li>
<li>Kullanıcıların ve influencerların Rusça, Almanca, İngilizce veya farklı dilleri bilmesine gerek kalmadan, 23 farklı dile kadar otomatik içerik üretebilen, sosyal medya postları hazırlayabilen ve gelen müşteri sorularına hatasız yanıt verebilen akıllı altyapılar devreye alınmıştır.</li>
</ul>
<h3>3. Operasyonel ve Teknik Engellerin Ortadan Kaldırılması</h3>
<ul>
<li>Geleneksel e-ihracatta şirket kurma, uluslararası depolama, gümrük, kargo ve yerel pazaryeri entegrasyonları gibi süreçler girişimciler için çok maliyetli ve karmaşıktır.</li>
<li>Mağazanolsun; tıpkı Türkiye modelinde olduğu gibi yurt dışında da şirket kurulumundan depolamaya, kargolamadan rakip araştırmasına kadar tüm operasyonel yükü kendi üstlenmektedir. Böylece bireysel girişimciler, aylar süren bürokratik engellerle uğraşmadan kısa süre içinde e-ihracatçı olabilmektedir.</li>
</ul>
<h3>4. Üreticileri Küresel Pazarla Buluşturma Vizyonu</h3>
<ul>
<li>Türkiye'deki güçlü üretim potansiyelini (özellikle kozmetik, gıda takviyesi, tekstil vb. alanlarda) küresel taleple buluşturmak temel hedefler arasındadır.</li>
<li>Üreticilerin ve bireysel satıcıların, hatalı stratejiler veya lojistik maliyetleri yüzünden zarar etmesini önlemek amacıyla, 2027 yılına kadar tamamlanması hedeflenen 30'un üzerinde yapay zekâ aracıyla doğru fiyatlama, hedef kitle analizi ve pazar uyumu sağlanmaktadır.</li>
</ul>
<p>“Geleneksel e-ticaret süreçlerinin yerini yapay zeka odaklı sistemlerin aldığını, geleceğin tamamen otomatize edilmiş ve yapay zekâ ile güçlendirilmiş ‘AI ticaret’ dönemine evrildiğini” belirten Yasemin Çil, 2027’ye gelindiğinde yaklaşık 30 yapay zekâ aracının üreticilerin özellikle e-ihracatta yaşadığı zorlukları ve “tökezleme taşlarını” ortadan kaldırmak için devrede olmasını planladıklarını söylüyor.</p>
<p><strong>AI ticaret ve sosyal ticaretin dinamikleri </strong></p>
<p>Yasemin Çil’in bahsettiği AI ticaret, halihazırda e-ticarete göre çok daha fazla dikkat çekici bir gelişme kaydeden sosyal ticaretin bir sonraki sıçrama tahtasını oluşturacak. Bu konuyu Germini ile değerlendirdiğimizde şu sonuçları vurgulamak gerektiği sonucuna vardık:</p>
<p>Sosyal ticaret (social commerce) ile geleneksel e-ticaret (pazaryerleri ve bağımsız e-ticaret siteleri), dijital ekonominin iki büyük ve birbirini tamamlayan gücüdür. Aralarındaki temel farklar, pazar dinamikleri ve büyüme potansiyelleri şu başlıklar altında incelenebilir:</p>
<ol>
<li>Temel Tanım ve Dinamik Farkı</li>
</ol>
<ul>
<li>Geleneksel E-Ticaret (Talep Yakalama - Demand Capture): Kullanıcının zaten bir satın alma niyeti vardır. Google'da arama yaparak, bir pazaryerine (Trendyol, Hepsiburada vb.) girerek veya doğrudan bir markanın web sitesini ziyaret ederek aradığı ürünü bulur ve satın alır. Amaç, var olan talebi en az sürtünmeyle siparişe dönüştürmektir.</li>
<li>Sosyal Ticaret (Talep Yaratma - Demand Creation): Kullanıcı o an alışveriş yapmayı düşünmüyorken, sosyal medya akışında gezinirken (Instagram, TikTok vb.) bir içerikle karşılaşır ve anlık bir istek (plansız satın alma) geliştirir. Keşif, ilham, influencer önerileri ve canlı yayınlar (live shopping) odaklıdır. Uygulamadan çıkmadan (uygulama içi ödeme ile) alışveriş tamamlanır.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li>Pazar Karşılaştırma Tablosu</li>
</ol>
<table>
<thead>
<tr>
<td>
<p>Özellik</p>
</td>
<td>
<p>Geleneksel E-Ticaret</p>
</td>
<td>
<p>Sosyal Ticaret</p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>Ana Odak</p>
</td>
<td>
<p>Arama, kıyaslama, geniş ürün kataloğu ve güvenli lojistik.</p>
</td>
<td>
<p>İçerik, eğlence, topluluk etkileşimi ve dürtüsel (spontane) satın alma.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Tüketici Niyeti</p>
</td>
<td>
<p>Yüksek niyetli ("İhtiyacım var, almalıyım").</p>
</td>
<td>
<p>Düşük/sıfır niyetli ("Gördüm, beğendim, aldım").</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Kritik Araçlar</p>
</td>
<td>
<p>SEO, Google Reklamları, pazaryeri algoritmaları, detaylı ürün sayfaları.</p>
</td>
<td>
<p>Kısa videolar (Reels/TikTok), canlı yayınlar, influencer iş birlikleri (KOL), sosyal kanıt.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Satın Alma Adımları</p>
</td>
<td>
<p>Çok adımlı (Arama-Sepet-Üye Ol-Ödeme).</p>
</td>
<td>
<p>Tek tıkla / sürtünmesiz (Uygulama içinde keşfet ve bitir).</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Güçlü Olduğu Sektörler</p>
</td>
<td>
<p>Elektronik, beyaz eşya, kitap, genel ihtiyaç ve süpermarket ürünleri.</p>
</td>
<td>
<p>Moda, aksesuar, kozmetik/kişisel bakım, ev dekorasyonu ve dikey/niş trend ürünler.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<ol start="3">
<li>Pazar Büyüklüğü ve Potansiyel</li>
</ol>
<ul>
<li>E-Ticaretin Olgunluğu: Küresel e-ticaret pazarı trilyonlarca dolarlık devasa bir hacme sahip olup, toplam perakende içindeki payı istikrarlı bir şekilde büyümektedir (Türkiye'de perakendenin %20'den fazlası online'a kaymıştır). Büyüme hızı geleneksel çizgide oturmuş ve öngörülebilir bir yüzdeyle ilerlemektedir.</li>
<li>Sosyal Ticaretin Patlama Potansiyeli: Sosyal ticaret, genel e-ticarete kıyasla kat kat daha hızlı bir büyüme ivmesine Özellikle Gen Z (Z Kuşağı) ve Y Kuşağı tüketicilerin alışveriş alışkanlıklarını doğrudan sosyal medyaya taşıması, pazarın hacmini hızla büyütmektedir. Günlük ortalama saatlerce sosyal medyada vakit geçiren kullanıcılar, arama motorlarından ziyade sosyal platformları birer arama ve alışveriş motoru olarak kullanmaya başlamıştır.</li>
</ul>
<ol start="4">
<li>Sonuç ve Gelecek Yönelimi</li>
</ol>
<p>Sosyal ticaret, geleneksel e-ticaretin yerini tamamen alacak bir alternatif değil; onun en güçlü ön safrası (talep yaratma motoru) konumundadır.</p>
<ul>
<li>Başarılı markalar ve satıcılar artık bu iki dünyayı entegre yönetmektedir: Ürün sosyal medyada (video, canlı yayın veya influencer aracılığıyla) keşfedilip sevdirilir (sosyal ticaret), ödeme ve operasyonel arka plan ise sağlam e-ticaret altyapılarıyla çözülür.</li>
<li>Gelecekte, yapay zeka destekli kişiselleştirilmiş akışlar ve uygulama içi ödeme kolaylıkları arttıkça, sosyal ticaretin e-ticaret içerisindeki payının çok daha agresif bir şekilde artması beklenmektedir.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekali-sosyal-ticaret-83972</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâlı sosyal ticaret ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/eksim-holding-40-yilinda-yeni-nesil-bir-kurumsal-marka-insa-ediyor-83971</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eksim Holding 40. yılında yeni nesil bir kurumsal marka inşa ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>40. yıl kutlamalarına hazırlanan Eksim Holding, yenilenebilir enerji, elektrik dağıtımı, teknoloji ve gıda ve girişim ekosistemi gibi farklı alanlardaki istikrarlı yatırımlarıyla büyümeye devam ediyor. Son dönemde gençlere yönelik projeleri, dijital medyadaki iletişim çalışmaları ve geleceğe yatırım yaklaşımıyla öne çıkan kuruluş,  bütünleşik marka yatırımlarıyla da dikkat çekiyor.  </p>
<p>Geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir basın buluşmasında, Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman,  Holding’in iletişim stratejileri, insan merkezli marka yönetimi anlayışı, veri odaklı pazarlama yaklaşımı ve gelecek dönem hedeflerini paylaştı.  Eksim Enerji, Dicle Elektrik, Eksun Gıda gibi 20’ye yakın iştirakinin yanı sıra Sinangil Unları ve Aslı gibi köklü markaları bünyesinde barındıran Eksim Holding’in köklü  kurumsal birikimini yeni nesil iletişim yaklaşımlarıyla güçlendirdiğine dikkat çekti.  Şirketin vizyonunu ise “<em>Her markamızın kendi hikayesini yeniden yorumlayarak insan merkezli bir strateji oluşturuyoruz. Böylece holdingimizin ortak marka değerini daha görünür hale getiriyoruz</em>”cümlesiyle özetledi.</p>
<p><strong>Marka Yönetiminde Önceliğimiz İnsanla Güçlü Bağ Kurmak”</strong></p>
<p>Eksim Holding CMO’su Ahmet Yaman’la  basın toplantısı sonrasında Ekonomi Gazetesi için bir söyleşi gerçekleştirdik. Ahmet Yaman, konuşmaya “<em>Eksim Holding olarak, tüm paydaşlarımızla  iletişimimizin temelinde  insan odaklı marka yönetim anlayışı bulunuyor</em>” cümlesiyle başladı. </p>
<p>Kuruluşun  iştiraklerindeki operasyonel başarılarının,  yanı sıra iletişim ve marka yönetimi tarafında da önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiklerini ifade etti;   <em>“40. yılımızı kutlarken, Eksim Holding’in köklü geçmişini geleceğin dünyasına taşıyan yenilikçi iletişimlerimizi sürdürüyoruz. Bugün geldiğimiz noktada yalnızca üretim kapasitesiyle değil; sürdürülebilirlik yaklaşımı, teknoloji yatırımları ve insanla bağ kuran marka anlayışıyla öne çıkan bir yapı inşa ediyoruz.”</em></p>
<p>Ahmet Yaman görüşmemizde, Eksim Holding’in markaları aracılığıyla paydaşlarıyla yaptığı projelerden bahsetti. İnsan Kaynakları ve pazarlama bölümlerinin yürüttüğü ortak çalışmalar ve şirketin sürdürülebilirlik çalışmalar hakkında ayrıntılar paylaştı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a66e5c7c82c3-1785128391.PNG" alt="" width="700" height="394" /><strong>Bölge halkını ortak duygularda buluşturan reklam kampanyası </strong></p>
<p>İlk konuştuğumuz konu Eksim Holding’in enerji gibi kritik bir alanda faaliyet gösteren şirketi Dicle Elektrik oldu.  2,5 milyondan fazla aboneye ve toplamda 6,5 milyon insana elektik dağıtım hizmeti sunan Dicle Elektrik,  2025 yıl sonu itibarıyla 39 bin 104 LED tesis ve dönüşüm uygulamasıyla modern aydınlatmada Türkiye’deki 21 elektrik dağıtım şirketi arasında ilk sırada yer alıyor.  8 bin kişiye istihdam sağlıyor.  </p>
<p>Dicle Elektrik, geleneksel pazarlama anlayışına göre, nihai kullanıcılara yönelik reklam kampanyaları yapması gereken bir kuruluş değil. Ancak, son dönemde pazarlama bölümünün yaptırdığı müşteri memnuniyeti ve tüketici araştırmaları sonuçları doğrultusunda,  yapılan yatırımların ve gelişmenin daha geniş kitlelere erişerek anlatılması kararı alınmış.  Ahmet Yaman, bu yaklaşımın geri planındaki yaklaşımı şu cümlelerle açıklıyor; </p>
<p><em>“Bizim için enerji insanların günlük yaşamını doğrudan etkileyen kritik bir alan. Sahada gece gündüz çalışan çok büyük bir ekibimiz var. Elektriğin kesintisiz şekilde ulaştırılması için verilen emeği, şehirlerdeki gözle görülür değişimi ve bunun sonucunda bölge insanımızın hayatındaki dönüşümü daha sıcak bir anlatımla görünür kılmak istedik.”</em></p>
<p><strong>Aydınlık kentler, mutlu insanlar</strong></p>
<p>Sıcak bir anlatım dili bulma vizyonuyla yola çıkan yaratıcı ekip, kampanyayı “Aydınlık” kavramı üzerine kurmuş. Elektriğin sunduğu aydınlık dünya, “Gözün aydın” sloganıyla desteklenmiş.  Bu doğrultuda, 2000’li yılların başında Diyarbakırspor’un teknik direktörü olan Yılmaz Vural’ı merkeze alan bir yaratıcı iş ortaya çıkmış. Bölgedeki şehirlerin daha aydınlık, güvenli ve estetik bir görünüme kavuştuğu olgusu Vural’ın enerjik ve sıcak üslubuyla aktarılmış. </p>
<p>Çalışmada,  Diyarbakır’ın simge noktalarından başlayan anlatım Mardin, Şanlıurfa, Batman, Şırnak ve Siirt’i de kapsayan geniş bir bölgesel dönüşüm hikayesine bağlanıyor. Finalde “Gözümüz aydın! Işığımız bol, neşemiz daim olsun!” mesajıyla kentteki modern şehircilik vurgusu öne çıkıyor. </p>
<p>Reklam filmi kuruluşun çalışanlara, iş ortaklarına, bölge halkına ve tüm Türkiye’ye erişebilecek bir iletişim diline sahip. Tüm hedef kitlelerde olumlu duygular yaratıyor. Tekrar izleme ve paylaşma isteği uyandırıyor.</p>
<p><strong>Çocuklar ve gençleri teknolojiyle buluşturan DicleFest</strong></p>
<p>Dicle Elektrik iki yıldır “DicleFest”  adı altında düzenlediği geniş kapsamlı enerji ve teknoloji odaklı festivallerle de farklılaşıyor. Bugüne kadar Diyarbakır, Şanlıurfa, Batman ve Siirt’te 350 bine yakın kişiye ulaşan DicleFest’ler,  atölyeler, etkinlikler ve konserlerle bölgeye dinamizm getiriyor. Çocuklar ve gençler enerji teknolojilerini yerinde deneyimleme fırsatı buluyorlar. Önümüzdeki dönemde festivalin Şırnak ve Mardin’de düzenlenmesi planlanıyor.  Ahmet Yaman festivallerle ilgili çok olumlu geri dönüşler aldıklarını anlatıyor ve ekliyor:<em>“Yalnızca bir festival gerçekleştirmedik; bölge halkıyla aynı duyguda buluşan, güvene ve samimiyete dayalı bağlarımızı güçlendirdik. İnsanların hayatına dokunan bu yaklaşımımızın marka algımızı güçlendiren en önemli unsurlardan biri olduğuna inanıyoruz.”</em>.</p>
<p><strong>Uçurtma festivali ile enerji farkındalığı</strong></p>
<p>Eksim Holding’in yenilenebilir enerji yatırımlarına odaklanan kuruluşu Eksim Enerji de, kendi tesislerinin olduğu bölgelerde bir başka festivale imza atıyor. Rüzgar enerjisi alanında Türkiye’nin üçüncü büyük yatırımcısı olan kuruluş, “Rüzgar” merkezli renkli ve dinamik bir etkinlik olan Uçurtma Festivaliyle dikkat çekiyor.  </p>
<p>Çocuklara enerji bilincini kazandırmayı hedefleyen Uçurtma Festivallerinin ilki  İzmir Seferihisar'da gerçekleştirildi, serinin devamı Amasya Merzifon'da bulunan Kayadüzü Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) sahasında düzenlendi.</p>
<p><strong>Gıda sektöründeki dikkat çeken dönüşüm</strong></p>
<p>Eksim Holding gıda sektöründeki Sinangil ve Aslı markaları ise nihai tüketicilere yönelik pazarlama çalışmalarına  odaklanıyor.  63 yıllık geçmişiyle Türkiye’nin en bilinen un markalarından biri olan Sinangil, farklı nesillere erişmek için segmentasyon çalışmaları yapıyor. Sahada ve dijital kanallarda genç tüketicilere yönelik etkinliklere ağırlık veriyor.</p>
<p>Kuruluşun ürün ve hizmet sunan kafe-fırın markası Aslı da modernleşme yolculuğunda başarılı adımlarla ilerliyor. Son dönemde yapılan yeni mağaza tasarımları ve ürün çeşitliliği sayesinde, 33 yıllık bir marka olan Aslı markası, kent hayatı içinde mola imkanı sunan ve özellikle gençlerin tercih ettiği bir adrese dönüştü. ‘Aslı’da Dükkan Senin’ franchise kampanyasıyla  girişimcilere daha erişilebilir ve uygun koşullu yatırım imkanları sunmaya başlayan kuruluş hızla büyümeye devam ediyor. </p>
<p><strong>Takım çalışması işveren markasına yansıyor</strong></p>
<p>Eksim Holding kurumsal marka çalışmalarında, işveren markası yönetimine de büyük önem veren bir yapıya sahip. Güçlü bir marka inşa etmenin yolunun öncelikle çalışan deneyiminden geçtiğini belirten Ahmet Yaman, Pazarlama ve İletişim ekiplerinin İnsan Kaynakları ile yakın iş birliği içinde çalışmasının kısa sürede   olumlu sonuçlar doğurduğunu belirtiyor.  Örneğin, departmanlar arasındaki sinerji sonucunda geliştirilen Genç Enerji kampanyası gençler tarafından yoğun bir ilgiyle karşılaşmış. Şirkette çalışmak için başvuru yapanların sayısı bir önceki yıla göre 3 kat artarak 15 bine ulaşmış. Ahmet Yaman, bu artışın gençlerin Eksim Holding'i geleceklerini birlikte kurabilecekleri güçlü bir marka olarak görmeye başladıklarının da bir göstergesi olduğunu dile getiriyor. </p>
<p><strong>Odakta sürdürülebilirlik yer alıyor</strong></p>
<p>Eksim Holding’in pazarlama ve iletişimde yaşadığı dönüşümün sonuçları,  çevresel, sosyal ve yönetişim odaklı hedeflere de olumlu bir şekilde yansıyor. 2025’te Eksim Enerji ve Eksun Gıda için  ilk kez  Sürdürülebilirlik Raporları yayınlayan kuruluş, yakın bir dönemde Eksim Holding olarak  ilk Entegre Faaliyet Raporunu basınla paylaşacak. </p>
<p>Raporlarda yer alan çevresel, sosyal ve yönetişim odaklı hedeflerin  pazarlama ve iletişim stratejilerinin de önemli parçalarından birini oluşturduğunu belirten Ahmet Yaman, “<em>bu raporlarımızla şeffaflık ve sürdürülebilirlik odağımızı daha görünür hale getirdik. Çünkü günümüzde markalar için ekonomik başarının yanı sıra topluma ve geleceğe sunduğu katkı da değerinde belirleyici oluyo</em>r” yorumunu yapıyor..</p>
<p><strong>Sonuç olarak…</strong></p>
<p>Pazarlama departmanları için en zor işlerden birisi Holding iletişimi yapmaktır. Kurumsal marka yönetimi ürün veya hizmet pazarlamasına göre çok daha karmaşık süreç yönetimi gerektirir. Tüketim ürünlerinde çoğu kez hedef kitleyi net bir biçimde tanımlamak mümkün olur. Oysa, kurumsal marka pek çok farklı hedef kitlelere erişmek zorundadır.  Bu yüzden kurumsal marka, yalnızca pazarlama departmanının değil, bir şirketin tüm yönetim anlayışının, kurum kültürünün, liderlik yaklaşımının ve yıllar içinde biriken güvenin ortak ürünüdür. </p>
<p>Eksim Holding, farklı hedef kitlelerle onlara uygun bir iletişim diliyle ilişki kurmayı başarıyor. Bir yanda Aslı ve  Sinangil gibi doğrudan tüketiciye erişen iki köklü markasıyla, diğer yanda yenilenebilir enerji santralleri yatırımlarıyla ve Dicle Elektrik gibi bir 2.5 milyon aboneye ulaşan dev bir elektrik dağıtım ağıyla çok geniş yelpazedeki yatırımlarının iletişimini stratejik bir planlamayla yürütüyor. Böylece, sürdürülebilirlik vizyonunu daha  görünür kılıyor.</p>
<p>İnsan odaklı iletişim yaklaşımı sayesinde ise kurumsal markanın itibarı ve güvenirliği artıyor. Festivaller ve dijital kampanyalar Holding markalarının algısını gençleştiriyor. Çalışanların şirketlerine  duydukları yakınlık ve gurur duygusu ise aynı zamanda genç yeteneklerin kuruma olan ilgisinin artmasına da yardımcı oluyor.  </p>
<p>Tüm bunların sonucunda, Eksim Holding 40. Yılında, kurumsal markasını teknolojiyi başarıyla kullanan, verimlilik odaklı, dijital dönüşümü benimseyen bir yapı altında konumlandırıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/eksim-holding-40-yilinda-yeni-nesil-bir-kurumsal-marka-insa-ediyor-83971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/1/1280x720/675-1785128345.JPEG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eksim Holding 40. yılında yeni nesil bir kurumsal marka inşa ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanat-mutfak-ve-sehir-hikayeleri-83970</guid>
            <pubDate>Mon, 27 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanat, mutfak ve şehir hikâyeleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Antik kentlerden dijital hayaletlere: Perili Köşk’te yeni sezon</strong></p>
<p>İstanbul Boğazı’nın en etkileyici yapılarından Perili Köşk, eylül ayında kapılarını iki yeni sergiyle açmaya hazırlanıyor. Borusan Contemporary’nin yeni sezon programında, İtalyan sanatçı <strong>Olivo Barbieri</strong>’nin Türkiye’deki ilk kişisel sergisi <em>“Zaman Mekân Geometri”</em> ile Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan hazırlanan <em>“Perili / Haunted”</em> yer alıyor. Biri fotoğrafın ölçek ve perspektifle kurduğu oyuna, diğeri dijital çağın tekinsiz imgelerine odaklanan sergiler, ziyaretçileri gerçekliğe alışılmışın dışında bakmaya çağırıyor.</p>
<p>Küratörlüğünü <strong>Fırat Arapoğlu’</strong>nun üstlendiği sergi Olivo Barbieri’nin kırk yılı aşan üretiminden beş tematik seriyi bir araya getiriyor. Seçkide ayrıca Borusan Çağdaş Sanat Koleksiyonu’nun özel siparişiyle hazırlanan ve Anadolu’nun antik kentlerine odaklanan yeni eserler de ilk kez izleyiciyle buluşuyor.</p>
<p>Barbieri’nin objektifi antik kentlerden kalabalık metropollere, görkemli şelalelerden Alp zirvelerine ve Capri kıyılarına uzanıyor. Sanatçı, ölçek ve perspektifle oynayarak bildiğimizi düşündüğümüz manzaraları şaşırtıcı, zaman zaman da gerçeküstü görüntülere dönüştürüyor. Böylece yalnızca dünyaya bakmayı değil, gördüklerimizi yeniden düşünmeyi de öneriyor.</p>
<p>Bu yazımın devamı ve köşemdeki diğer yazılarımın ayrıntıları için lütfen <a href="https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi">https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi</a> adresine geçiniz...</p>
<p><strong>Umut Mutfağı’nda gelecek pişiyor</strong></p>
<p>Bir mutfakta yalnızca yemek pişmez. Bazen umut büyür, yetenek keşfedilir, dayanışma güçlenir ve geleceğe uzanan yepyeni bir yol açılır. <strong>Mattia Ahmet Minguzzi</strong>’nin anısını yaşatmak amacıyla hayata geçirilen <em>Umut Mutfağı Projesi</em> de gençlerin hayatına gastronomi aracılığıyla dokunan bu özel hikâyelerden biri.</p>
<p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının himayesinde; İstanbul Valiliğinin katkıları, Uluslararası Servis ve Lezzet Akademisi (USLA) ile Efsanevi Gastronomi Masası’nın iş birliğiyle yürütülen proje, devlet koruması altındaki gençleri mutfağın dönüştürücü gücüyle buluşturuyor.</p>
<p>Projenin eğitim ayağında, USLA Akademi Genel Müdürü Şef <strong>Çiğdem Alagök</strong>’ün vizyoner yaklaşımı ve güçlü desteği önemli bir rol üstleniyor. Gastronomi alanındaki birikimini toplumsal faydayla buluşturan Alagök, gençlerin yalnızca mesleki beceriler kazanmasına değil, kendi potansiyellerini keşfederek geleceğe güvenle hazırlanmasına da öncülük ediyor. Eğitime, fırsat eşitliğine ve gençlerin istihdamına verdiği değer, <em>Umut Mutfağı</em>’nı bir aşçılık programının ötesine taşıyarak kalıcı ve ilham verici bir sosyal dayanışma modeline dönüştürüyor.</p>
<p>Gençler; temel mutfak tekniklerinden hijyen standartlarına, yerel üretimden sıfır atık bilincine, ekip çalışmasından meslek disiplinine kadar gastronominin farklı yönlerini uygulamalı olarak öğreniyor. Türk mutfağının yanı sıra dünyanın farklı mutfak kültürlerini de tanıyan öğrenciler, bu süreçte yalnızca yemek yapmayı değil; üretmenin, paylaşmanın ve birlikte başarmanın değerini deneyimliyor.</p>
<p><strong>Salon’un yeni adı, yeni heyecanı: Fiba Salon İKSV</strong></p>
<p>İstanbul’un kültür-sanat haritasındaki en sevdiğimiz duraklardan Salon İKSV, sonbahara yalnızca yeni bir programla değil, yeni adı ve genişleyen dünyasıyla hazırlanıyor. İKSV ile Fiba Grubu’nun başlattığı uzun soluklu işbirliği sonucunda mekânın yeni adı artık <strong>Fiba Salon İKSV</strong>.</p>
<p>Şişhane’nin kendine özgü atmosferinde 2010’dan bu yana müzikseverleri bir araya getiren Salon, yeni sezonda sınırlarını biraz daha genişletiyor. Konserlere tiyatro oyunları, edebiyat ve bilim sohbetleriyle caz kulübü akşamları eşlik edecek. Kısacası Fiba Salon İKSV, haftanın farklı günlerinde uğramak için bize çok daha fazla neden verecek.</p>
<p>İKSV Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Bülent Eczacıbaşı</strong>, Salon’un 2010’dan bu yana İstanbul’un önemli müzik buluşma noktalarından biri olduğunu vurguluyor. Özellikle gençlerin İKSV ile ilk kez tanıştığı mekânlardan biri olan Salon’un, yeni işbirliği sayesinde birikimini güçlendirerek çok daha çeşitli bir program sunacağını belirtiyor.</p>
<p>Fiba Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Özyeğin</strong> ise grubun 40’ıncı yılına yaklaşırken eğitim alanındaki sosyal yatırımlarını kültür ve sanatla çeşitlendirmeyi hedeflediğini söylüyor. Fiba Salon İKSV’nin genişleyen programıyla farklı izleyici gruplarını buluşturmasını ve özellikle gençlerin müziğin yanı sıra tiyatro ve edebiyat gibi disiplinlerle daha sık temas kurmasını amaçladıklarını ifade ediyor.</p>
<p>Sonbahar programının tamamı eylül ayında açıklanacak. Şimdiye kadar duyurulan konserlerin biletleri ise satışta.</p>
<p><strong>Boğaz’ın değişen renklerinde aynı sofrada</strong></p>
<p>Üsküdar’dan keyifli bir deniz yolculuğu sonucunda ulaştığım Okyanus teknesi, Bebek ile Rumelihisarı arasında, Aşiyan’da sahile bağlıydı…</p>
<p>Güneş alçalmaya başlamıştı. Boğaz sakindi; önümüzden tekneler geçiyor, martılar suyun üzerinde dolaşıyor, Aşiyan’ın yeşile yaslanan kıyıları günün son ışıklarını bekliyordu.</p>
<p>ID Fine ve Swissôtel The Bosphorus İstanbul iş birliğiyle düzenlenen Fine Tides ’26 için bir araya gelmiştik. Geçtiğimiz yıl başlayan buluşmanın ikincisi, şefleri ve yeme-içme dünyasının farklı alanlarından isimleri aynı sofranın çevresinde buluşturuyordu.</p>
<p>Biz daha hareket etmeden hava değişmeye başladı. Önce bulutlar çoğaldı, ardından rüzgâr çıktı. Biraz önce güneşin altında parlayan deniz kısa süre içinde koyulaştı. İstanbul’un başka kesimlerine düşen yağmuru Boğaz’ın üzerinden izliyorduk. Koyu gri yağmur perdeleri kimi zaman tepeleri, kıyıları ve uzaktaki yapıları görünmez kılıyordu.</p>
<p>Bir süre sonra yağmur bize de ulaştı. Damlalar güverteye ve denizin yüzeyine düşerken Boğaz maviden kurşuniye, kurşuniden yeşile çalan tonlara büründü. Sağanak uzun sürmedi; tekne hareket etmeden önce geldiği gibi geçti. Sonradan, aynı saatlerde şehrin bazı bölgelerinde fırtınanın ağaçları devirecek kadar sert estiğini öğrendik.</p>
<p>İstanbul’un havası, birkaç kilometre içinde birbirinden farklı hikâyeler yazmıştı.</p>
<p>Yağmurun ardından bulutlar hafifledi. Hava serinlemiş, denizin üzerindeki pus dağılmaya başlamıştı. Islanan güverte, kıyıdaki ışıkları yansıtıyordu. Tekne hareket ettiğinde akşam yavaş yavaş geceye dönüyordu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanat-mutfak-ve-sehir-hikayeleri-83970</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanat, mutfak ve şehir hikâyeleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-surdurulebilir-kalkinmada-dunyaya-ornek-potansiyele-sahip-83951</guid>
            <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Antalya, sürdürülebilir kalkınmada dünyaya örnek potansiyele sahip&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Valiliği, Sıfır Atık Vakfı, Akdeniz Üniversitesi ve Antalya Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle düzenlenen Sıfır Atık, Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı, Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. ‘’Yerelden Ulusala İsraf, Atık ve Kaynak Yönetimi’’ temasıyla düzenlenen çalıştayda, COP31 sürecinde çevre politikaları ve sıfır atık vizyonu değerlendirildi.</p>
<p>“Antalya Sıfır Atık Çalıştayı Sonuç Konferansı” öncesinde hazırlık niteliği taşıyan program; il düzeyinde kaynakların verimli kullanılması, israfın önlenmesi, çevre bilincinin yaygınlaştırılması, sıfır atık uygulamalarının güçlendirilmesi ve yerel aktörlerin katkılarının belirlenmesini amaçlıyor.</p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, açılışta yaptığı konuşmada, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın (COP 31) tarihi bir fırsat olduğunu söyledi.</p>
<p>Hızla artan dünya nüfusunun ekosistem üzerindeki baskıyı ciddi ölçüde artırdığına dikkat çeken Vali Şahin, “Endüstri Devrimi'nden sonra insan nüfusu 8 milyara ulaştı. Bu nüfus, ekosisteme çok daha fazla yük bindirmeye başladı ve dünya bunu kaldıramaz hâle geldi. Son 20-30 yılda insanlar, dünyaya nasıl bir yük bindirdiklerini ve ne tür zararlar verdiklerini konuşmaya başladı’’ dedi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler öncülüğünde uluslararası anlaşmaların hayata geçirildiğini. COP süreçlerinin de bunun bir devamı olduğunu anlatan Vali Şahin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 31'incisine Antalya olarak ev sahipliği yapacağını ifade ederek, bunu hem çok büyük bir sorumluluk hem de büyük bir fırsat olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>"Antalya, dünyaya örnek uygulamalara sahip"</strong></p>
<p>Antalya'nın sürdürülebilir kalkınma konusunda dünyaya örnek olabilecek bir potansiyele sahip olduğuna dikkat çeken Vali Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bugün Antalya olarak yaklaşık 3 milyon nüfusa sahibiz. Dünyanın en büyük turizm operasyonlarından biri burada yürütülüyor. Aynı zamanda Türkiye'nin gıda üretiminin önemli bir kısmını karşılıyor, tarım yapıyor, ticaret gerçekleştiriyor ve ciddi bir sanayi üretimi ortaya koyuyoruz. Bunu çevreyi kirleterek, doğayı yok ederek ve ne pahasına olursa olsun daha fazla kazanmak anlayışıyla yaparsak, kanserli bir hücreden farkımız kalmaz. Biz, sürdürülebilir bir anlayışla üreterek ve paylaşarak da başarabileceğimizi göstermek zorundayız.”</p>
<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş da, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan liderliğinde başlatılan sıfır atık hareketinin Türkiye'nin 81 ilinde ve dünyanın 193 ülkesinde karşılık bulan global bir harekete dönüştüğünü söyledi. Ağırbaş, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Plastik kirliği ülkemiz ve dünyamızın en büyük problemleri arasında yer alıyor. Doğmamış çocukların kanında mikroplastiğe rastlıyoruz. BM’nin verilerine göre 2050 yılı sonrasında denizlerde balıklardan çok plastiklerin olması öngörülüyor. Dünya bu yükü daha fazla taşıyacak durumda değil. Bizler bu dünyada yaşayan insanlar olarak elimizi taşın altına koymak zorundayız.”</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise, Antalya nüfusunun 3 milyona ulaştığını, nüfusunun 10 katı kadar 30 milyona yakında turist ağırladığını anımsattı. Prof. Dr. Özkan, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya’da sadece insan yaşamıyor. Burada dünyanın en büyük operasyonlarından biri, turizm operasyonlarından biri yürütülüyor. Türkiye’nin neredeyse gıdasının önemli bir kısmı bu şehirden karşılanıyor. Ticaret ve sanayi yapıyoruz. Ama bunu tüketerek, yok ederek, kazanmayı, başarmayı, sadece ne pahasına olursa olsun daha fazla kazanmak olarak algılarsak sonunda bir kanser hücreden farkımız olmaz. Ama biz başarmayı paylaşarak, sürdürülebilir bir şekilde kazanarak da yapabileceğimizi göstermeliyiz.”</p>
<p><strong>"Akdeniz çevre krizinin merkezinde"</strong></p>
<p>Akdeniz Havzasının küresel ortalamadan yüzde 20 daha hızlı ısındığını belirten Prof. Dr. Özkan, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’İklim krizinin artık uzak geleceğin veya sadece bilimsel raporların konusu değil, soluduğumuz hava, içtiğimiz su ve soframızdaki ekmek kadar somut bir gerçek. Antalya ekonomisinin temel direkleri olan turizm ve tarım doğrudan doğaya dayanıyor. Suyumuzu, toprağımızı, denizimizi ve ormanlarımızı koruyamazsak ekonomik geleceğimizi de koruyamayız. Artık çevreyi tüketmeyi bırakmak zorundayız. Doğanın da tedaviden önce korunmaya ihtiyacı var. Bir hekim olarak meslek hayatım boyunca şunu gördüm. En değerli olan, ortaya çıkan bir hastalığı tedavi etmekten önce onun ortaya çıkmasını önlemektir. Doğa için de durum farklı değildir. Kirlenen bir denizi temizlemekten önce onu kirletmemek, tükenen kaynakları geri kazanmaya çalışmadan önce onları bilinçli kullanmak zorundayız. Çünkü doğanın da tedaviden önce korunmaya ihtiyacı vardır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-surdurulebilir-kalkinmada-dunyaya-ornek-potansiyele-sahip-83951</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/1/1280x720/antalya-surdurulebilir-kalkinmada-dunyaya-ornek-potansiyele-sahip-1785055433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın sürdürülebilir kalkınmada dünyaya örnek olabilecek potansiyele sahip olduğunu belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-en-buyuk-tarim-teknokenti-faaliyete-basliyor-83950</guid>
            <pubDate>Sun, 26 Jul 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin en büyük Tarım Teknokenti faaliyete başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Akdeniz Üniversitesi tarafından kurulan Antalya Teknokent Tanıtımı üniversite yerleşkesi Kır Cafe Tesislerinde gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Antalya Tarım Teknokenti’nin, Türkiye’nin tarım teknolojileri alanında üretim ve inovasyon merkezi olmaya hazırlandığını bildirdi.</p>
<p>Rektör Prof. Dr. Özkan, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile üniversitesinin Aksu'daki bin 100 dönümlük alanın, Eylül 2025'te Tarım Teknokenti ilan edildiğini anımsattı. Prof. Dr. Özkan, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Üniversite yerleşkesinde 365 dönümlük mevcut bir teknokentimiz var. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren Aksu'daki alanı tarıma ve teknolojiye nasıl kazandırabilmek için Tarım Teknopark projemizi özel sektör temsilcileriyle de paylaştık. Tarım Teknokenti fikrine herkes çok sıcak baktı. Bu süreçte başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sanayi ve Teknoloji Bakanımıza destekleri için teşekkür ediyoruz. Konuyu ilettiğimizde hemen destek verdiler ve bu alan Tarım Teknokenti ilan edildi."</p>
<p>Aksu ilçesinde eski EXPO şimdiki adıyla COP31 alanı ile BATEM'in yanında yer alan verimli bölgenin Tarım Teknokent ilan edilmesiyle bu bölgenin yapılaşmaya açılmayacağını belirten Prof. Dr. Özjan, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya Tarım Teknokent bünyesinde Türkiye tarımının geleceği de belirlenecek ve şekillenecek. Ar-Ge ve Ür-Ge merkezleri, laboratuvarlar, ofisler, sera ve deneme alanları kurulacak. Bitki ıslahı, izolat çalışmaları ve gen bankası gibi stratejik araştırmalar yürütülecek. Günümüzde asıl hedef sadece üretim yapmak değil, daha az suyla daha verimli tarım yapabilmek. Kuraklığa dayanıklı tohum çeşitlerinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir tarım uygulamaları büyük önem taşıyor. Ziraat Fakültesinde önemli projeler yürütülüyor. Tarım Teknokenti,  üniversite, bilim ve özel sektörü aynı çatı altında buluşturacak. Burada gerçekten Ar-Ge yapacak firmaların yer almasını istiyoruz. Antalya Tarım Teknokenti hem ülkemize ve Antalya'ya hem tarıma hem de bilime önemli katkılar sağlayacak stratejik bir yatırım olacak. Ar-Ge odaklı girişimci ve firmalara tahsis edilecek alanların kiralama süreci önümüzdeki 6 ay içinde başlayacak.’’</p>
<p>Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, ilerleyen süreçte Antalya Tarım Teknokent alanında uluslararası tarım proje fuarlarının da düzenlenebileceğini, inovasyon ve kuluçka merkezlerinin yer alacağı güçlü bir ekosistem oluşturmayı hedeflediklerini belirterek, buranın Antalya’da Kasım ayında yapılacak COP31 İklim Değişikliği kongresine yetiştirilmesinin hedeflendiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>"Antalya Teknopark firma ciroları 18 milyar liraya ulaştı"</strong></p>
<p>Antalya Teknokent Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Yavuz da, Türkiye'nin en büyük ve en başarılı 7 teknokenti arasında olduklarını açıkladı. Antalya Teknokent’te 276 firmanın faaliyet gösterdiğini, 2 binden fazla Ar-Ge çalışanı bulunduğunu anlatan Yavuz, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Antalya Teknokent’te yürütülen 391 Ar-Ge projesinde 80 akademisyen ve 34 öğrenci firması yer alıyor. Bu firmaların toplam cirosu 18 milyar liraya ulaştı. Metrekare başına düşen Ar-Ge geliri de oldukça yüksek. Antalya'nın en yüksek Ar-Ge üretilen alanı Teknokent. Bugüne kadar 105'in üzerinde patent üretildi. Ar-Ge ihracatı gelişiyor. 182 milyon dolarlık Ar-Ge ihracatı gerçekleştiriyoruz. Bu ihracat, klasik üretimden değil, tamamen Ar-Ge ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu yönüyle büyük önem taşıyor."</p>
<p><strong>Teknoloji ve bilişim şehri Antalya</strong></p>
<p>‘Teknoloji ve Bilişim Şehri Antalya’ temasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini anlatan Prof. Dr. Yavuz, milli teknoloji hamlesinin yalnızca yazılım, yapay zekâ ve savunma sanayisiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Tohum teknolojisinin de bu vizyonun önemli bir parçası olduğuna dikkat çeken Yavuz, yerli, yüksek verimli ve bilimsel altyapıya sahip tohum geliştirmenin stratejik önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Antalya Tarım Teknokenti ile bin 100 dönümlük alanın yasal güvence altına alınarak tamamen tarımsal Ar-Ge faaliyetlerine ayrıldığına dikkat çeken Yavuz, ‘’Antalya'nın bitkisel üretimde Türkiye birincisi, tarımsal katma değerde üçüncü, örtü altı yetiştiricilikte ise yüzde 41 payla lider konumda bulunmaktadır. Türkiye'de bu ölçekte böyle bir alan bulunmuyor’’ dedi.</p>
<p>İlk etapta 35 firma kiralama için anlaşma yaparken, kuluçka firmalarla birlikte 400 firmanın yer almasının hedeflenen Antalya Tarım Teknokent içinde yönetim ofisi, sergi ve fuar alanları, sosyal tesisler, sera ve açık tarımsal deneme alanları, Ar-Ge ve Ür-Ge laboratuvarları, bitki ıslahı, izolat ve gen bankası, botanik bahçesi, Tarım İnovasyon Kuluçka Merkezi, Yapay Zekâ ve Akıllı Tarım Merkezi, Tarım Makinaları Tasarım ve Prototipleme Merkezi ile Gıda Biyoteknoloji ve Tarım Akademisi yer alacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-en-buyuk-tarim-teknokenti-faaliyete-basliyor-83950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/turkiyenin-en-buyuk-tarim-teknokenti-faaliyete-basliyor-1785055337.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ülke tarımının geleceğini şekillendirecek olan ve Türkiye’nin en büyüğü olan Antalya Tarım Teknokenti, COP31 İklim Değişikliği Konferansı açılışına yetiştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yeni-partinin-myksi-belli-oldu-83932</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 14:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni Parti&#039;nin MYK&#039;si belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yeni Parti'de Parti Meclisi (PM), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında Anadolu Kulübü'nde toplandı.</p>
<p>Partinin basın biriminden yapılan açıklamaya göre toplantıda, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri belirlendi.</p>
<p>9 kişiden oluşan MYK üyeleri şu isimlerden oluştu:</p>
<p>"Genel Sekreter: Yunus Emre, Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ensar Aytekin, İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Özgür Ceylan, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Yaşar Tüzün, Hukuk, Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gizem Özcan, Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Utku Çakırözer, Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Aylin Yaman, Parti Sözcüsü: Zeynel Emre."</p>
<p><strong>Yeni Parti'den Anıtkabir ziyareti</strong></p>
<p>Özgür Özel, partisinin Kurucular Kurulu üyeleriyle Anıtkabir'i ziyaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a649c8d448b5-1784978573.jpg" alt="" width="700" height="471" />Özgür Özel, beraberindeki heyetle Aslanlı Yol'dan yürüyerek Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı, saygı duruşunda bulundu.</p>
<p>Fotoğraf çekiminden sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçen Özel, burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı.</p>
<p>Daha sonra beraberindeki heyetle İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Anıtkabir'deki mezarını ziyaret eden Özel, çiçek bırakıp saygı duruşunda bulundu.</p>
<p>(AA-HM)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yeni-partinin-myksi-belli-oldu-83932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/ozgur-ozel-1784978589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni Parti Başkanı Özgür Özel&#039;in başkanlığında yapılan PM toplantısında 9 kişilik MYK belirlendi. Buna göre, Genel Sekreter Yunus Emre, Parti Sözcüsü ise Zeynel Emre oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuad-baskani-arslan-kamu-kurumlariyla-guclu-iletisim-ve-is-birligini-onemsiyoruz-83931</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> KÜAD Başkanı Arslan: Kamu kurumlarıyla güçlü iletişim ve iş birliğini önemsiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan öncülüğündeki heyetin, sektörün gelişimine katkı sağlayacak iş birliklerini güçlendirmek, güncel düzenlemeleri değerlendirmek ve kozmetik sektörünün beklentilerini ilgili kurumlara aktarmak amacıyla kamu kurumları ve sektör temsilcilerine ziyaretler gerçekleştirdiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre heyet, temaslar kapsamında Ticaret Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ile İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinden (İKMİB) önemli isimlerle görüştü.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Perakende Ticaret Daire Başkanı Burak Kaplan ve beraberindeki yetkililerle bir araya gelen heyetin görüşmesinde, "Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı" kapsamında sektörün değerlendirmeleri paylaşıldı. Toplantıda, kozmetik sektörünün perakende kanalındaki gelişimi, sektör paydaşlarının beklentileri ve düzenlemelerin sektöre sağlayacağı katkılar ele alınırken, uygulamaya yönelik görüş ve öneriler de yetkililere aktarıldı.</p>
<p>KÜAD heyeti, Ticaret Bakanlığından Reklam Denetim 1 Dairesi Başkanı Fazıl Şal ve Reklam Denetim 2 Dairesi Başkanı Erhan Turhan ile de bir araya geldi.</p>
<p>Görüşmede, "Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği"nde yapılan güncel değişiklikler başta olmak üzere reklam sektörünü yakından ilgilendiren düzenlemeler değerlendirildi. Toplantıda, kozmetik sektörünün reklam iletişiminde karşılaştığı güncel uygulamalar, mevzuata uyum süreçleri ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesine yönelik yaklaşımlar ele alınırken, KÜAD'ın yürüttüğü projeler ve sektörel bilgilendirme faaliyetleri hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı tarafından 3–5 Eylül'de Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenecek İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX) 2026'nın ön bilgilendirme toplantısına ise KÜAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Mutaf katıldı.</p>
<p>Programda, e-ihracatın geliştirilmesine yönelik çalışmalar, dijital pazarlama uygulamaları ve yeni nesil teknolojilerin sektöre sağlayacağı katkılar üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda, Türk kozmetik sektörünün dijital kanallar aracılığıyla uluslararası pazarlardaki etkinliğinin artırılmasına yönelik fırsatlar ve e-ihracat ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak uygulamalar hakkında görüş alışverişi gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>İhracat ve markalaşmada iş birliği mesajı</strong></p>
<p>KÜAD heyeti, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Kozmetik Ürünler Daire Başkanı Esra Gizem Türkcanoğlu ve ekibini de ziyaret etti. Görüşmede, "Sorumlu Teknik Eleman Yönetmeliği" kapsamında yürütülen çalışmalar ile kozmetik sektöründeki güncel gelişmeler değerlendirildi.</p>
<p>Toplantıda düzenlemelerin sektöre yansımaları, uygulama süreçleri ve paydaş beklentileri ele alınırken, mevzuatın etkin uygulanmasına yönelik görüş ve öneriler karşılıklı olarak paylaşıldı. Görüşme, kamu ile sektör arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerle tamamlandı.</p>
<p>Heyetin İKMİB Başkanı İbrahim Aracı'yı ziyaretinde ise kozmetik sektörüne yönelik işbirliği fırsatları, markalaşma çalışmaları ve hayata geçirilebilecek ortak projeler ele alındı.</p>
<p>Sektörün uluslararası rekabet gücünü artıracak çalışma alanlarına ilişkin görüş alışverişinde bulunulan toplantıda, ihracatı destekleyecek ortak çalışmalar, uluslararası tanıtım faaliyetleri ve Türk kozmetik sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırabilecek projeler değerlendirildi.</p>
<p>"Ortak çalışma kültürü, sektörün uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendirecek"</p>
<p>KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Arslan, gerçekleştirilen temasların sektör açısından önemli bir iş birliği zemini oluşturduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Kamu kurumlarıyla güçlü iletişim ve işbirliğini önemsiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde hem güncel düzenlemeleri değerlendirme hem de sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan paylaşma fırsatı bulduk. Kamu ile sektör arasında kurulacak ortak çalışma kültürünün, Türk kozmetik sektörünün rekabet gücünü ve uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendireceğine inanıyoruz."</p>
<p>Arslan, bu ziyaretlerle, kozmetik sektörünün ihtiyaç ve beklentilerini ilgili kurumlara doğrudan aktarmayı ve sektörel işbirliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydederek, kozmetik sektörünün sürdürülebilir büyümesine katkı sunacak çalışmaları sürdüreceklerini bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuad-baskani-arslan-kamu-kurumlariyla-guclu-iletisim-ve-is-birligini-onemsiyoruz-83931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/1/1280x720/564-1784977469.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, TİTCK ve İKMİB ile görüşmeler hakkında açıklama yapan  Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan, &quot;Kamu kurumlarıyla güçlü iletişim ve iş birliğini önemsiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde hem güncel düzenlemeleri değerlendirme hem de sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan paylaşma fırsatı bulduk.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tkybnin-ilk-yari-net-kari-5-milyar-lirayi-asti-83929</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> TKYB&#039;nin ilk yarı kârı 5 milyar lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), 2026'nın ilk altı ayına ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bankanın aktif büyüklüğü 214,6 milyar liraya ulaşırken, kredi hacmi de 126,4 milyar seviyesine çıktı. Aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,52 düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Güçlü aktif kalitesini koruyan bankanın altı aylık dönem kârının 5 milyar liranın üzerinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>Bankanın ortalama öz kaynak karlılığı yüzde 30 seviyesinde olurken, net karı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artışla 5 milyar liranın üzerinde gerçekleşti.</p>
<p>TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, yılın ilk yarısında uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla iş birliklerini yeni kaynak anlaşmalarıyla güçlendirdiklerini ve sağlanan finansmanın Türkiye'nin üretim kapasitesini ve yeşil dönüşümünü destekleyen yatırımlarda kullanılacağını belirtti.</p>
<p>Avrupa Yatırım Bankası ile 100 milyon euro, Dünya Bankası ile 200 milyon euro, Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası ile 350 milyon dolar ve Fransız Kalkınma Ajansı ile 200 milyon euro tutarında kredi anlaşmaları gerçekleştirdiklerini aktaran Öztop, şöyle devam etti:</p>
<p>"Uluslararası finansman kuruluşlarından sağladığımız bu kaynaklar, KOBİ'lerin temiz enerji ve enerji verimliliği yatırımlarından altyapı yatırımlarına, düşük karbonlu üretimden kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendiren uygulamalara kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bu iş birlikleriyle uluslararası finansman kapasitemizi artırırken, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p>Öztop, yılın ilk yarısında yatırım bankacılığı faaliyetlerini etkin şekilde sürdürdüklerini vurgulayarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile yürüttükleri projeler kapsamında Tekirdağ Çeşmeli Limanı özelleştirme ihalesinin açık artırma sürecini başarıyla tamamladıklarını kaydetti.</p>
<p>Sermaye piyasaları alanında ise Vakıf Leasing'in toplam 1,8 milyar lira tutarında sukuk ihracına aracılık ederek şirketlerin alternatif finansman kaynaklarına erişimine katkı sunduklarına değinen Öztop, "Özel sektöre sunduğumuz finansal danışmanlık hizmetleri kapsamında girişimlerin yatırım süreçlerine de destek vermeyi sürdürdük." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosistemine sağlanan desteğin ikinci çeyrekte de artarak devam ettiğini ve veri bilimi, pazarlama teknolojileri, enerji teknolojileri ve yapay zeka alanlarında faaliyet gösteren girişimlere yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çekti.</p>
<p>Yenilikçi ve İleri Teknolojiler GSYF portföylerine ise ileri teknoloji alanında faaliyet gösteren bir girişimi dahil ettiklerini belirten Öztop, "Kuruluşunu yılın ilk çeyreğinde duyurduğumuz, Ticaret Bakanlığı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği işbirliğiyle kurulan Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu'nun (OİB GSYF) lansmanını gerçekleştirdik. Otomotiv sektöründeki teknoloji girişimlerine yönelik oluşturduğumuz OİB GSYF ile girişim sermayesi ekosistemine yeni bir fon kazandırdık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla bugüne kadar girişimcilik ekosistemine aktarılan toplam kaynağın 95,9 milyon dolara ulaştığını vurgulayarak, yeni yatırımlar ve alt fonlarla Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini desteklemeyi sürdüreceklerini aktardı.</p>
<p>Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini aktaran Öztop, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96'sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı. Finansman sağladığımız yenilenebilir enerji projeleriyle yaklaşık 4 milyon ton sera gazı emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. Sürdürülebilir finans yaklaşımımız doğrultusunda, kaynaklarımızı uzun vadeli değer yaratan yatırımlara yönlendirerek ülkemizin düşük karbonlu, rekabetçi ve dirençli ekonomik yapısının güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğiz."​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tkybnin-ilk-yari-net-kari-5-milyar-lirayi-asti-83929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/7/1280x720/oztop-1770710358.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TKYB&#039;nin yılın ilk yarısında 5 milyar liranın üzerinde kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür İbrahim Öztop, &quot;Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96&#039;sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kazandirani-altin-ve-doviz-83925</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 11:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın kazandıranı altın ve döviz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,27 azalışla 13.943,87 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.875,58 puanı, en yüksek 14.228,02 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde sanayi endeksi yüzde 2,42 artışla 19.215,35 puana ve teknoloji endeksi yüzde 7,98 yükselişle 50.692,54 puana çıkarken, mali endeks yüzde 3,08 azalışla 18.911,72 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 1,14 kayıpla 12.673,48 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 22,28 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ'yi yüzde 17,62 ile Odine Teknoloji ve yüzde 15,01 ile Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ izledi.</p>
<p>En çok değer kaybeden hisseler ise yüzde 40,09 ile Şekerbank, yüzde 18,81 ile Destek Finans Faktoring AŞ ve yüzde 18,03 ile Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 733 milyar 940 milyon lirayla ASELSAN, 586 milyar 227 milyon 560 bin lirayla Tüpraş ve 532 milyar 800 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz değer kazandı</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 2,18 artışla 6 bin 185 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,69 yükselişle 40 bin 492 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,77 üzerinde 10 bin 170 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,76 artarak 47,3440 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 0,31 yükselişle 53,8590 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 63,0360 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,14 artışla 63,1230 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,51 değer kaybederek 57,9010 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kazandirani-altin-ve-doviz-83925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/doviz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,27 gerileyerek 13.943,87 puandan kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 2,18, cumhuriyet altını yüzde 1,69, çeyrek altın da yüzde 1,77 arttı. Doların satış fiyatı yüzde 0,76, euronun yüzde 0,31 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-alo-193-trafik-sigortalarinda-yeni-donemi-tamamlayacak-83924</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 11:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSB: &#039;Alo 193&#039; trafik sigortalarında yeni dönemi tamamlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından kurulan Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) hakkında değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>TSB açıklamasında uygulamanın, trafik sigortalarında yürütülen bütüncül dönüşümün önemli ve tamamlayıcı bir unsuru olduğu belirtildi.</p>
<p>OHİM'in 1 Eylül'den hizmete başlayacağı anımsatılan açıklamada, uygulamanın vatandaşların hasar bildirimlerini tek bir ortak kanal üzerinden hızlı, kolay ve güvenli şekilde gerçekleştirmesine imkan sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>Tüm sigorta şirketleriyle entegre çalışacak sistemin, vatandaşın doğru kanallara doğrudan ulaşmasını kolaylaştıracağı, hasar süreçlerinde standartlaşmayı ve hizmet kalitesini güçlendireceği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, "Son dönemde yürürlüğe giren hasar hesaplama yöntemlerinin standartlaştırılması, araç değer kaybının hasar dosyasının doğal bir parçası haline getirilmesi, akıllı sıralı eksper atama sistemi, yetkisiz hasar aracılığı faaliyetlerine yönelik tedbirler ve OHİM uygulaması birbirini tamamlayan bütüncül bir reform programının parçaları. Bu düzenlemelerin ortak hedefi vatandaşın kaza sonrasında hakkına daha hızlı, kolay ve güvenli şekilde ulaşabildiği entegre bir hasar yönetim modeli oluşturmak." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>"Vatandaşlar hasar ihbarını tek bir ortak giriş noktası üzerinden iletebilecek"</strong></p>
<p>Açıklamada, yeni sistemin sigortalılar ile sigorta şirketleri arasındaki doğrudan iletişimi güçlendireceği, hasar süreçlerini sadeleştireceği ve gereksiz uyuşmazlık alanlarını azaltacağı vurgulandı.</p>
<p>OHİM'in sigorta şirketlerinin mevcut hasar yönetim sistemlerinin yerine geçen bir yapı olmadığı belirtilen açıklamada, "Vatandaşın hasar ihbarını tek bir ortak giriş noktası üzerinden iletebilmesini sağlayan tamamlayıcı bir başvuru mekanizması. Hasarın değerlendirilmesi, eksper atamaları, tazminat süreçleri ve müşteri iletişimi her sigorta şirketinin kendi hasar yönetim sistemi ve uzman kadroları tarafından yürütülmeye devam edecek." denildi.</p>
<p>Açıklamada, OHİM'in yalnızca hasar ihbar süreçlerini kolaylaştırmayacağı, vatandaşları mağdur eden yetkisiz ve hukuka aykırı hasar takip yapılanmalarıyla mücadeleye önemli katkı sağlayacağını bildirildi.</p>
<p>Bu sayede sigortalıların korunmasının ve sektörün güvenilirliğinin güçlenmesinin hedeflendiği vurgulanan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"OHİM'in devreye alınmasının ardından da sigorta şirketleriyle teknik, operasyonel ve idari uyum çalışmaları kesintisiz şekilde sürdürülecek. SEDDK koordinasyonunda Adalet Bakanlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ve ilgili kamu kurumları ile yürütülen işbirliği vatandaş odaklı, güvenli ve etkin bir hasar yönetim sistemi oluşturulmasına katkı sağlayacak. Vatandaşın hasar ve tazminat süreçlerine güven duyduğu, hakkına doğrudan ve kolay erişebildiği güçlü bir yapı sigortacılığın temel unsurlarından biridir. SEDDK'nin ortaya koyduğu bütüncül dönüşüm vizyonunu desteklemeyi ve sigorta sistemine duyulan güveni artıracak çalışmalara katkı sunmayı sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-alo-193-trafik-sigortalarinda-yeni-donemi-tamamlayacak-83924</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/9/1280x720/otomobil-otomotiv-arac-1767154907.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta Birliği tarafından yapılan açıklamada, Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi&#039;nin, vatandaşların hasar ihbarlarını tek noktadan güvenli şekilde yapmasını sağlayan ve trafik sigortalarında yürütülen reformları tamamlayan önemli bir uygulama olduğu bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pet-resin-ithalatinda-muafiyet-ayrintilari-belli-oldu-83922</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Pet resin&#039; ithalatında muafiyetin ayrıntıları belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresine İlişkin Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre gıda ve içecek ambalajları, tekstil ürünleri, plastik şişeler, filmler, kaplar, tüpler ve daha birçok uygulamada kullanılan "pet resin" (78 ml/g veya daha fazla viskozitesi olanlar) ithalatında ek mali yükümlülük olarak uygulanan korunma önleminden muafiyet sağlanması amacıyla açılan tarife kontenjanının kullanım usul ve esasları düzenlendi.</p>
<p>Bu kapsamda tarife kontenjanı miktarı, korunma önleminin uygulanacağı süre içinde belirli ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli eşya için birinci döneminde 12 bin 41 ton, ikinci ve üçüncü döneminde her bir dönem için 24 bin 81 ton olarak belirlendi.</p>
<p>Her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için bir dönemde verilecek tarife kontenjanı miktarı, birinci dönemde 4 bin 14 tonu, ikinci ve üçüncü döneminde her bir dönem için 8 bin 27 tonu geçemeyecek.</p>
<p>Tarife kontenjanı, "ilk gelen ilk alır" yöntemiyle dağıtılacak. Bir ithal lisansında verilebilecek tarife kontenjanı miktarı 150 ton olarak belirlendi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pet-resin-ithalatinda-muafiyet-ayrintilari-belli-oldu-83922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, &quot;pet resin&quot; için tarife kontenjanı miktarı, korunma önleminin uygulanacağı süre içinde belirli ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli eşya için birinci döneminde 12 bin 41 ton, ikinci ve üçüncü döneminde her bir dönem için 24 bin 81 ton olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vezne24-tahsilat-sistemlerinin-faaliyet-izni-iptal-edildi-83923</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vezne24&#039;ün faaliyet izni iptal edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) iptal kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Vezne24 Tahsilat Sistemleri ve Ödeme Hizmetleri AŞ'ye 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında 13 Eylül 2018'de 7964 sayılı TCMB kararıyla verilen elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izni, Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iptal edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vezne24-tahsilat-sistemlerinin-faaliyet-izni-iptal-edildi-83923</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, Vezne24 Tahsilat Sistemleri ve Ödeme Hizmetleri AŞ&#039;nin faaliyet iznini iptal etti ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/nevsehir/urgupun-yeni-sehir-markasi-urgup-isi-83945</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ürgüp&#039;ün yeni şehir markası: Ürgüp İşi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/ÜRGÜP</strong></p>
<p>Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul ve OSİANA Kadın Kooperatifi iş birliğinde yerel bir kalkınma hamlesi olarak hayata geçirilen proje ile Ürgüp’ün kültürel kimliğinin çağdaş tasarım diliyle geleceğe taşınması hedefleniyor. Markanın ilk koleksiyonu, 24 Temmuz’da Erhan Ayata Güzel Atlar Müzesi’nde düzenlenen lansman ile kamuoyuna tanıtıldı. Lansman, Ürgüp’ün kültürel ve yaratıcı kimliğini yansıtan özel bir buluşma olarak sektör temsilcilerini, iş dünyasını, basın mensuplarını ve davetlileri bir araya getirdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6a65c9d226beb-1785055698.jpg" alt="" width="700" height="642" /></p>
<p>İlk koleksiyonda hoodie, tişört, ceket, şal ve yaşam stili ürünleri bulunuyor. Koleksiyonun her bir parçasının, Kapadokya’nın taş mimarisinden, kilim motiflerinden ve bölgenin zengin kültürel mirasından ilham alarak modern bir tasarım anlayışıyla hazırlandığını belirten Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul, “Kalite, sürdürülebilir üretim ve özgün tasarım anlayışı markanın temel yaklaşımını oluşturuyor. Yerel üretimi destekleyen Ürgüp İşi ile kültürel mirası ekonomik değere dönüştürürken Ürgüp’ün ulusal ve uluslararası tanıtımına da katkı sağlamayı hedefliyoruz. Tekstil koleksiyonlarının yanı sıra ev yaşamı ürünleri, aksesuarlar ve tasarım odaklı yeni projelerle büyümesi planlanan Ürgüp İşi, Ürgüp’ü yalnızca ziyaret edilen bir destinasyon değil, yaşamın içinde taşınan bir kültürel değere dönüştürmeyi amaçlıyor. Ürgüp’ü sadece gezilen değil, giyilen bir hatıraya dönüştürüyoruz” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/nevsehir/urgupun-yeni-sehir-markasi-urgup-isi-83945</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/5/1280x720/urgupun-yeni-sehir-markasi-urgup-isi-1785050984.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ürgüp Belediyesi öncülüğünde hayata geçen “Ürgüp İşi” yeni bir şehir markası olarak ilk kez kamuoyuyla buluştu. Kapadokya’nın binlerce yıllık kültürel mirasından ilham alarak hayata geçirilen marka ile yerel kültürel mirasın ekonomik değere dönüşeceği belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuz-tetikledi-ab-ve-japonyayi-elektrik-carpti-83912</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz tetikledi AB ve Japonya&#039;yı elektrik çarptı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Yıl Ortası Elektrik Sektörü Güncellemesi raporuna göre, yurt içi doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından daha fazla etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği bazı Avrupa ve Asya piyasalarında elektrik fiyatları fahiş düzeyde yükseldi. Güçlü yenilenebilir üretim, artan batarya kapasitesi, ithal LNG'nin elektrik üretimindeki sınırlı rolü ve düşük maliyetli yerli doğal gaz, küresel LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasını bazı ülkelerde sınırladı.</p>
<p>AB'de ortalama toptan elektrik fiyatı 2026'nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 15 yükseldi. Elektrik fiyatları Japonya'da ikinci çeyrekte yüzde 30'dan fazla artarken, Avustralya ve Hindistan'da yılın ilk yarısında sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 7 geriledi. Rapora göre, 2 Mart-16 Temmuz döneminde Asya spot LNG fiyatları kriz öncesi seviyelere göre ortalama yüzde 65, Avrupa’nın gösterge doğal gaz fiyatı TTF ise yüzde 50’den fazla yükseldi. IEA, LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasında iki temel unsurun öne çıktığını bildirdi.</p>
<p>Bunlardan birini, ülkelerdeki doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından ne ölçüde etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği saatlerin payı oluşturdu. Japonya'da LNG fiyatları martta kriz öncesi seviyenin termal megavatsaat başına yaklaşık 40 dolar üzerine çıktı. Bu artış, üçüncü çeyreğe yönelik elektrik vadeli fiyatlarının megavatsaat başına yaklaşık 75 dolar yükselmesine yol açtı. Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki termal megavatsaat başına yaklaşık 30 dolarlık artış, elektrik vadeli fiyatlarında İtalya'da yaklaşık 60, Birleşik Krallık'ta 40 ve Almanya'da 30 dolarlık yükselişe yansıdı. AB'de yılın ilk yarısındaki ortalama toptan elektrik fiyatı megavatsaat başına yaklaşık 105 dolar oldu. Fiyatlar İtalya'da yüzde 18, Almanya'da yüzde 17 yükselirken, güçlü rüzgar ve güneş üretimi ile yüksek hidroelektrik rezervuar seviyelerinin etkili olduğu İspanya'da yüzde 16 geriledi.</p>
<p><strong>Avustralya piyasası etkilenmedi </strong></p>
<p>Avustralya Ulusal Elektrik Piyasası'nda ortalama toptan elektrik fiyatı yılın ilk yarısında yüzde 30 düşerek megavatsaat başına 49 dolara geriledi.</p>
<p>Yeni batarya kapasitesi, gündüz saatlerinden akşam saatlerine kaydırılan elektrik miktarının 2026'nın ilk çeyreğinde üç katına çıkmasına katkı sağladı. Bu gelişme, yüksek talep saatlerinde pahalı doğal gaz ve kömür santrallerinin kullanımını azaltarak fiyat sıçramalarını sınırladı.</p>
<p>Hindistan'da ithal LNG'nin elektrik üretimindeki rolünün sınırlı olması nedeniyle Orta Doğu'daki savaşın spot elektrik fiyatları üzerinde belirgin bir etkisi görülmedi. Ülkede ortalama toptan elektrik fiyatı ilk yarıda yüzde 7 düşerek megavatsaat başına 48 dolar oldu.</p>
<p><strong>ABD'de fiyat şoku hafif atlatıldı </strong></p>
<p>ABD'de ise küresel LNG fiyatlarına kıyasla daha düşük maliyetli yerli doğal gaz, fiyat şokunun elektrik piyasasına geçişini sınırladı. Ülkede ilk yarıdaki toptan elektrik fiyatları, büyük ölçüde ocaktaki aşırı soğukların etkisiyle yüzde 10 yükselerek megavatsaat başına 52 dolara çıktı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi tahminine göre, ülkedeki ortalama toptan elektrik fiyatının yılın ikinci yarısında yüzde 8 düşerek megavatsaat başına yaklaşık 48 dolara gerilemesi bekleniyor. IEA'ya göre, Kuzey Amerika'daki yeni LNG sıvılaştırma projeleri, diğer ihracatçıların üretimlerini artırması ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının büyümesi, mevcut krizin elektrik fiyatlarına etkisinin 2022'deki enerji krizine kıyasla daha sınırlı kalmasına katkı sağladı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TÜRKİYE'DE ELEKTRİĞİN TÜKETİCİYE MALİYETİ 1 YILDA %22 YÜKSELDİ</strong></span></p>
<p>Türkiye’de elektriğin tüketiciye olan maliyeti haziran ayı itibarıyla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22.14 oranında artış gösterdi. Geçen yıl haziran ayında 2.98 lira olan elektriğin birim fiyatı, bu yıl Haziran’da 3.64 liraya yükseldi. Elektrik birim fiyatı yılbaşında bu yana ise yüzde 19.14 oranında arttı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: ekonomim.com</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuz-tetikledi-ab-ve-japonyayi-elektrik-carpti-83912</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/elektrik-1763883529.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz Boğazı üzerinden sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatındaki aksamaların tetiklediği arz şoku, tek haneli enflasyonların yaşandığı AB&#039;de elektrik fiyatlarını yılın ilk yarısında yüzde 15 yükseltti, Japonya&#039;da ise ikinci çeyrekte yüzde 30&#039;dan fazla artırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ingiltereye-72-il-ihracat-yapti-83914</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İngiltere&#039;ye 72 il ihracat yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı 2025’in ocak-haziran döneminde 6 milyar 552 milyon 972 bin dolar iken, 2026’nın aynı döneminde yüzde 4,5 artışla 6 milyar 849 milyon 366 bin dolara yükseldi. İki dönem arasındaki fark 296 milyon 395 bin dolar oldu. Yılın ilk 6 ayında ihracatta ilk 5 sırayı Almanya, ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa oluşturdu. Buna göre İngiltere, Türkiye’nin ilk yarıda en fazla ihracat yaptığı 3’üncü ülke konumunda bulunuyor.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde Türkiye’nin 81 ilinden 72’si Birleşik Krallık’a ihracat gerçekleştirdi. İngiltere’ye hiç mal satmayan 9 il ise Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Muş, Ağrı, Bitlis ve Iğdır oldu. İhracat yapan 72 ilin 42’sinde bir önceki yılın aynı dönemine göre artış kaydedilirken, 30 ilde gerileme yaşandı. İngiltere’ye ihracatı 100 milyon doları aşan il sayısı 9, 10 milyon doları aşan il sayısı 29, 1 milyon doları geçen il sayısı ise 49 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a6454218a0fa-1784960033.png" alt="" width="269" height="364" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a64542b5a8ef-1784960043.png" alt="" width="271" height="428" /></p>
<p><strong>İlk 3 il, ihracatın 3’te 2’sini yaptı</strong></p>
<p>İngiltere’ye ihracatta İstanbul, 2 milyar 363 milyon dolarla açık ara ilk sırada yer aldı. Ancak kentin ada ülkesine ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 geriledi. İstanbul’u 1 milyar 320 milyon dolarla Kocaeli izledi. Sanayi kentinin İngiltere’ye ihracatı geçen yılki seviyesini korudu.</p>
<p>Üçüncü sıradaki Ankara ise dikkat çekici bir sıçrama yaptı. Başkentin İngiltere’ye ihracatı yüzde 81,2 artışla 376 milyon dolardan 682 milyon dolara yükseldi. Bu üç il, Türkiye’nin İngiltere’ye toplam ihracatının yüzde 63,7’sini tek başına gerçekleştirdi. İlk 10 ilin toplam içindeki payı ise yüzde 90,5’e ulaştı.</p>
<p><strong>Anadolu’dan ihracatta artış </strong></p>
<p>İngiltere’ye ihracatta Denizli yüzde 37,2 artışla 418 milyon dolara, İzmir yüzde 8,7 artışla 376 milyon dolara, Gaziantep ise yüzde 14,1 artışla 278 milyon dolara ulaştı. Buna karşılık Bursa’nın İngiltere’ye ihracatı yüzde 30,3 azalarak 266 milyon dolara, Sakarya’nınki yüzde 29,4 azalarak 193 milyon dolara geriledi. Oran bazında en büyük artışlar küçük tabandan gelen illerde görüldü. Yalova’nın İngiltere’ye ihracatı 2 milyon dolardan 68 milyon dolara çıkarak yaklaşık 30 katına ulaştı. Osmaniye’de yüzde 608, Hatay’da yüzde 325,5, Nevşehir’de yüzde 121,7 ve Zonguldak’ta yüzde 114,1 artış kaydedildi.</p>
<p><strong>Otomotiv lider, çelikte yüzde 85 sıçrama </strong></p>
<p>Sektörel dağılımda otomotiv endüstrisi, 1 milyar 791 milyon dolarla İngiltere’ye ihracatın açık ara lideri oldu. Ancak sektörün ada ülkesine satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 geriledi. İkinci sıradaki elektrik ve elektronik sektörü yüzde 10,6 artışla 901 milyon dolara ulaşırken, hazır giyim ve konfeksiyon yüzde 5,7 azalışla 631 milyon dolarda kaldı. Dönemin en yüksek oranlı artışı ise çelik sektöründe yaşandı; İngiltere’ye çelik ihracatı yüzde 85,4 sıçrayarak 263 milyon dolardan 488 milyon dolara çıktı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ingiltereye-72-il-ihracat-yapti-83914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/4/1280x720/ingiltere-londra-1784960200.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı 2026’nın ilk yarısında yüzde 4,5 artışla 6 milyar 849 milyon dolara ulaştı. Ocak-haziran döneminde 81 ilin 72’si ada ülkesine mal sattı. İhracatın yüzde 63,7’sini İstanbul, Kocaeli ve Ankara gerçekleştirdi. Sektörlerde otomotiv liderliğini sürdürdü, çelik ihracatı yüzde 85 sıçradı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
