<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turizme-120-milyar-liralik-kredi-paketi-76275</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm ve ihracatçı sektörlere 120 milyar liralık kredi paketi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığının, ekonomi programının finansal istikrar hedefleriyle uyumlu olarak kredi garanti sistemini uyguladığı belirtildi.</p>
<p>Bakanlık, kredi garanti sistemine ilişkin yeni paket ve limit güncellemesi çalışmaları yaparken, reel sektörün finansmana erişiminin kesintisiz sürdürülmesi hedefleniyor.</p>
<p>Şimdi Bakanlık, küresel konjonktür ve bölgesel risklerin ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini minimize etmek amacıyla Hazine Destekli Kefalet Sistemi kapsamında stratejik bir adım daha atacak.</p>
<p>Bakanlık, ekonomi programında yer alan yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisi çerçevesinde 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini ekonomiye kazandıracak.</p>
<p>Bu adım, yoğun talep nedeniyle limitleri dolan İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) ve Katılım Finans Kefalet AŞ (KFK) paketlerinin güncellenmesi amacıyla atılacak.</p>
<p><strong>Turizm sektörü için 60 milyar liralık paket</strong></p>
<p>Böylece, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin Türkiye'nin en önemli döviz kazandırıcı hizmet sektörü olan turizm üzerindeki olası dolaylı etkilerine ilişkin önlem alınması amaçlandı.</p>
<p>Turizm Destek Paketi'yle, turizm işletmelerinin operasyonel verimliliğini korumak amacıyla 60 milyar lira kredi imkanı oluşturuldu. Bu kaynakla, bölgesel dalgalanmaların sektör üzerindeki baskısının önceden göğüslenmesi hedefleniyor.</p>
<p>İhracatta Atılım Destek Paketi'yle ihracatçılar için İGE üzerinden kullandırılmak üzere 30 milyar liralık kredi imkanı belirlendi. İhracatçılar için 12 milyar lira da KFK üzerinden kullanıma açılacak.</p>
<p>Ayrıca KFK aracılığıyla yürütülen mevcut destek paketine 18 milyar lira ek limit tanımlandı. Bu limitle, işletmelerin artan maliyetler karşısında ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine hızlı ve uygun maliyetli erişim sağlanması öngörülüyor.</p>
<p><strong>"Reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılıyor"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, söz konusu paketlerin, dezenflasyon süreci ve seçici kredi politikasıyla tam bir eşgüdüm içerisinde tasarlandığına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"İlave hacim, doğrudan üretimi, döviz kazandırıcı faaliyetleri ve ekonomik dayanıklılığı artıracak 'hedef odaklı' alanlara kanalize edilecek. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor. Böylece, bir yandan reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılırken, diğer yandan makroekonomik istikrar hedeflerinden taviz verilmeksizin büyümenin sürdürülebilirliği güvence altına alınıyor."</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turizme-120-milyar-liralik-kredi-paketi-76275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/6/1280x720/turizm-turistjpg-1755529499.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığının, jeopolitik ve bölgesel gelişmelerin etkisini minimize etmek amacıyla kredi garanti sistemi kapsamında turizm ve ihracat yapan sektörlere yönelik 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini devreye alacağı bildirildi. Bakan Şimşek, &quot;Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/10-sirkete-dis-ticaret-sermaye-sirketi-statusu-verildi-76272</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 şirkete &#039;dış ticaret sermaye şirketi&#039; statüsü verildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsü Verilmesine İlişkin Karar Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Kararla 10 şirkete daha "dış ticaret sermaye şirketi" statüsü verildi. Böylece, dış ticaret sermaye şirketi statüsü bulunan şirket sayısı 103'e çıktı.</p>
<p>Buna göre listeye eklenen şirketler, Oyak Horse Makine Ekipmanları Ticaret ve Sanayi AŞ, Coşkunöz Dış Ticaret AŞ, Jantsa Jant Sanayi ve Ticaret AŞ, Aytek Konfeksiyon Dış Ticaret AŞ, Tosyalı Toyo Çelik AŞ, Tatmetal Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ, Hitachi Energy İhracat Ticaret ve Elektrik Sanayi AŞ, Ahlatcı Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret AŞ, SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri AŞ ve Agromey Gıda ve Yem Sanayi Ticaret AŞ oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/10-sirkete-dis-ticaret-sermaye-sirketi-statusu-verildi-76272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından 10 şirkete daha &quot;dış ticaret sermaye şirketi&quot; statüsü verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elektrik-piyasasinda-14-lisans-verildi-76271</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik piyasasında 14 lisans verildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">
<div class="card-title cardTitle ltr">Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</div>
</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre, elektrik piyasasında 13 üretim lisansı ve 1 toplayıcılık lisansı verildi. Aynı piyasada 3 üretim lisansı sonlandırılırken, 1 şirketin şarj ağı işletmeci lisansı sona erdirildi.</p>
<p>Şarj hizmetleri piyasasında ise 1 şirkete şarj ağı işletmeci lisansı verildi.</p>
<p>Karar kapsamında, lisans alan şirketler arasında güneş (GES), rüzgar (RES) ve biyokütle enerji projeleri yer aldı.</p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elektrik-piyasasinda-14-lisans-verildi-76271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, elektrik piyasasında toplam 14 lisans verirken, 1 şirkete ise şarj ağı işletmeci lisansı verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasiyla-ilgili-esaslar-duzenlendi-76270</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarım arazilerinin korunması ve kullanılmasıyla ilgili esaslar düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, geliştirilmesi, toprağın korunması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve uygulanması ile çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazilerin planlı kullanımının sağlanmasına yönelik usul ve esaslar düzenlendi.</p>
<p>Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım taleplerinde birden çok kişiyi ilgilendiren ve birden çok fonksiyonu içeren planlara yönelik çalışmalara başlanmadan önce, planlamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşları veya plan yapma yetkisine sahip kamu kurum ve kuruluşlarınca yetkilendirilen plan müellifleri tarafından Tarım Arazileri Değerlendirme ve Bilgilendirme Sistemi (TAD Portal) kullanılarak il müdürlüklerine başvuru yapılacak.</p>
<p>Gerçek veya tüzel kişiler tarafından tarım arazilerinin tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanım talepleri için arazinin belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olması durumunda belediyelere, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olması durumunda ise il özel idarelerine veya diğer plan yapma yetkisine sahip kuruluşlara başvurulacak.</p>
<p>Arazi incelemesi sonucu hazırlanan arazi etüt raporlarında tarımsal arazi kullanım bütünlüğünün bozulduğunun tespit edilmesi durumunda, talep reddedilecek ve konu, Toprak Koruma Kurulu gündemine alınmayacak.</p>
<p><strong>Toprak Koruma Kurulu ayda en az bir kez olağan toplanacak</strong></p>
<p>Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'da belirtilen istisnalar hariç olmak üzere arazi kullanım planlarında belirtilen amaçları dışında kullanılamayacak. Arazi kullanım planlaması yapılan alanlarda amaç dışı kullanımlara ayrılan yerler bulunması halinde, buralar alternatif alan olarak değerlendirilecek.</p>
<p>Tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasına yönelik inceleme, değerlendirme ve izleme yapmak, ortaya çıkan olumsuzlukları belirlemek, toprağı korumak ve toprakla ilgili sorunları giderici önlemleri almak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak için görüş oluşturmak amacıyla ayda en az bir kez olağan toplanacak Toprak Koruma Kurulu, en az 9 üyeden oluşacak.</p>
<p>Kurulun üye tam sayısı ile toplanması esasken, zorunluluk halinde en az 6 üye ile toplantı yapılabilecek. Kurul gündemindeki konular hakkındaki görüşün olumlu sayılması için en az 6 üyenin olumlu yönde oy kullanması gerekecek.</p>
<p>Büyük ova koruma alanı olarak belirlenen alanlarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamayacak. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla Bakanlıkça izin verilebilecek.</p>
<p><strong>İzinsiz yapılar bir ayda yıkılacak</strong></p>
<p>Tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunlu olacak.</p>
<p>İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilecek. İlgili belediye veya il özel idaresi bir ay içinde yıkımı yapacak ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlayacak.</p>
<p>Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilecek veya yıktırılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasiyla-ilgili-esaslar-duzenlendi-76270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/8/1280x720/kinik-organize-tarim-bolgesi-yatirimcilari-bekliyor-1768727335.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmeliğe göre, tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu&#039;da belirtilen istisnalar hariç olmak üzere arazi kullanım planlarında belirtilen amaçlar dışında kullanılamayacak. Tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunlu olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/arazi-kullanim-planlari-hazirlanacak-76269</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arazi kullanım planları hazırlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren arazi kullanım planı (AKUP) hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor.</p>
<p>Buna göre, her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesi de göz önüne alınarak sistematik değerlendirilmesi için AKUP hazırlanacak.</p>
<p>AKUP süreci, veri toplama ve analiz çalışmaları, açıklama raporu, hükümlerin hazırlanması, kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşacak.</p>
<p>Söz konusu aşamaların onaylanması çalışmaları bakanlıkça, AKUP'un kontrolü ise valiliklerce veya bakanlıkça yapılacak. Bakanlık, arazi kullanım planlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere ihtiyaca göre valiliklere devredebilecek.</p>
<p>AKUP'lar 1/25000 veya 1/5000 ölçekli hazırlanabilecek. Söz konusu planlar hazırlanırken toprağın niteliği, iklim, topoğrafya, fizyografya ve su potansiyeli gibi unsurlar dikkate alınacak.</p>
<p>Arazi ve toprakların, sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak doğal veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre ayrılması için arazi kullanım kabiliyet sınıflaması da yapılacak.</p>
<p>Planlama yapılırken tarım alanları, toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak önem sınıflaması kriterlerine göre, "mutlak tarım arazileri", "özel ürün arazileri", "dikili tarım arazileri" ve "marjinal tarım arazileri" olarak ayrılacak.</p>
<p><strong>Büyük ova koruma alanları ilan edilecek</strong></p>
<p>Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar, o ildeki toprak koruma kurulunun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile "büyük ova koruma alanı" olarak belirlenebilecek.</p>
<p>Büyük ova koruma alanı ilan edilen parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine "büyük ova alanı"na girdiğine dair şerh konulması, valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilecek. Ayrıca söz konusu ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için bakanlık gerekli tedbirleri alabilecek.</p>
<p><strong>Erozyona duyarlı alanlar belirlenecek</strong></p>
<p>Öte yandan, doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığına ilişkin çalışmalar bakanlık veya il müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek.</p>
<p>Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar bakanlığa gönderilecek.</p>
<p>Söz konusu alanlar, uygun bulunması halinde Cumhurbaşkanı Kararı ile "erozyona duyarlı alan" olarak ilan edilebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/arazi-kullanim-planlari-hazirlanacak-76269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/tarim-arazisi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Toprağın niteliği gözetilerek uygun arazi kullanım planı hazırlanması kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yekdem-maliyetleri-revize-edildi-76268</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> YEKDEM maliyetleri revize edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik" kapsamında, tedarik edilen birim enerji miktarı başına öngörülen YEKDEM maliyetleri güncellendi.</p>
<p>2026 yılı için öngörülen Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) maliyetleri nisan ayında megavatsaat başına 574,54 lira, mayısta megavatsaat başına 602,51 lira, haziranda ise megavatsaat başına 580,99 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Öte yandan, YEKDEM maliyeti temmuzda megavatsaat başına 189,15 lira, ağustosta 213,89 lira, eylülde 330,66 lira olarak hesaplanırken, ekimde 332,82 lira, kasımda 302,57 lira ve aralıkta 224,02 lira olarak öngörüldü.</p>
<p><strong>Son Kaynak Tedarik Tarifesi güncellendi</strong></p>
<p>EPDK, ayrıca Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında tanımlanan düşük tüketimli tüketiciler ile görevli tedarik şirketleri tarafından "Yeşil Tarife"yi seçen tüketicilere uygulanacak tarife tablolarını belirledi.</p>
<p>Buna göre, bugünden itibaren geçerli olacak yeni tarife tablosu kapsamında, alçak gerilim seviyesinde tek zamanlı aktif enerji bedeli iletim sistemi kullanıcıları için kilovatsaat başına 312,4942 lira olarak belirlenirken, sanayi aboneleri için 290,9687 lira, kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler için 326,2024 lira, mesken aboneleri için 203,6685 lira ve tarımsal faaliyetler için 243,7156 lira olarak uygulanacak.</p>
<p>Orta gerilim seviyesinde ise tek zamanlı aktif enerji bedeli sanayi aboneleri için kilovatsaat başına 290,9687 lira, kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler için 326,2024 lira, mesken aboneleri için 203,6685 lira ve tarımsal faaliyetler için 243,7156 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Dağıtım bedeli alçak gerilim için kilovatsaat başına 107,0498 lira, orta gerilim için ise 108,2655 lira olarak uygulanacak. Reaktif enerji bedeli ise tüm abone grupları için kilovatsaat başına 349,3698 lira olarak tarifede yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yekdem-maliyetleri-revize-edildi-76268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, nisan ayı ve sonrası için geçerli olacak YEKDEM maliyetlerini revize etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-uretiminde-hesaplama-esaslari-guncellendi-76265</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenebilir enerji üretimi hesaplama esaslarında değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, yenilenebilir enerji tesislerinde ön lisans ve üretim lisansına esas alınacak yıllık azami üretim miktarının belirlenmesinde kaynak bazlı kriterler güncellendi.</p>
<p>Kararla birlikte hidroelektrik santrallerde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından bildirilen yıllık azami üretim miktarı esas alınacak. Ancak fiili üretimin bu değeri aşması halinde, gerçekleşen üretim dikkate alınabilecek.</p>
<p>Hidroelektrik dışındaki yenilenebilir enerji tesislerinde ise kapasite faktörü esaslı bir hesaplama yöntemi uygulanacak. Bu kapsamda rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal kaynaklara ilişkin yıllık üretim hesaplamasında belirlenen saat ve kapasite faktörü değerleri kullanılacak.</p>
<p>Yeni düzenlemeye göre, rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisleri için kapasite faktörü yüzde 45,7 ve yıllık 4 bin saat, güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri için yüzde 28,5 ve yıllık 2 bin 500 saat, biyokütleye dayalı üretim tesisleri için yüzde 85,6 ve yıllık 7 bin 500 saat, jeotermal enerjiye dayalı üretim tesisleri için ise yüzde 91,3 ve yıllık 8 bin saat esas alınacak.</p>
<p><strong>Çok kaynaklı ve depolamalı tesislere özel düzenleme</strong></p>
<p>Birden fazla kaynağa dayalı elektrik üretim tesislerinde, ön lisans veya üretim lisansına dercedilecek yıllık elektrik enerjisi üretim miktarının tespitinde ana kaynağa ilişkin kapasite faktörü karşılığı üretim miktarı esas alınacak. Ancak fiili üretimin lisansa dercedilen değerlerden farklı gerçekleşmesi halinde, talep üzerine gerçekleşen üretim miktarı dikkate alınabilecek.</p>
<p>Depolamalı elektrik üretim tesislerinde ise ön lisans veya üretim lisanslarına ya da mevcut lisanslar kapsamındaki üretim tesislerine bütünleşik elektrik depolama ünitesi eklenmesi durumunda, lisanslara dercedilecek yıllık azami üretim miktarının belirlenmesinde ana kaynağa ilişkin kapasite faktörü esas alınacak.</p>
<p>Güneş enerjisine dayalı üretim tesislerinde ise ana kaynak mekanik kurulu gücü ile depolama ünitesi kapasitesinin ana kaynak elektriksel kurulu gücünden büyük olması halinde, yıllık azami üretim miktarı kurul kararında yer alan hesaplama yöntemi çerçevesinde belirlenecek.</p>
<p>Söz konusu düzenlemeyle yenilenebilir enerji tesislerinin üretim kapasitelerinin daha gerçekçi şekilde belirlenmesi, lisans süreçlerinde standardizasyon sağlanması ve sistem planlamasının daha sağlıklı yapılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-uretiminde-hesaplama-esaslari-guncellendi-76265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/yenilenebilir-enerji.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararına göre, rüzgar santralleri için kapasite faktörü yüzde 45,7, güneş santralleri için yüzde 28,5, biyokütle santralleri için yüzde 85,6 ve jeotermal santraller için yüzde 91,3 olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-tutuklandi-76264</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 31 Mart'ta gözaltına alınan ve dün adliyeye sevk edilen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile 56 zanlının savcılık sorguları tamamlandı.</p>
<p>Bu kişilerin dışında "rüşvet, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi suçlamalardan 14 Ekim 2025'te tutuklanan eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 8 zanlı, bu soruşturma kapsamında şüpheli olarak ifade verdi.</p>
<p>Savcılıkta ifadeleri alınan Mustafa Bozbey, kardeşi R. Bozbey ve 51 şüpheli tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderildi.</p>
<p>Bozbey, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, diğerlerinin işlemleri sürüyor.</p>
<p>Savcılık, Mustafa Bozbey'in eşi S. Bozbey, kızı S. Bozbey G, kardeşi E. Bozbey ile Z.E.D, M.A.D, E.D, C.P.Ç, Y.A, F.Ç, Y.I. ve S.G'yi de adli kontrol şartıyla sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hakimlik, bu 11 şüphelinin adli kontrol şartıyla salıverilmesine karar verdi.</p>
<p>Şüphelilerden birinin de savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında Nilüfer ilçesinde dönemin Nilüfer Belediye Başkanları Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem ile bazı belediye çalışanlarının inşaat projelerinde rüşvet karşılığında usulsüz emsal artışları yaparak kendilerine ve proje sahiplerine maddi menfaat sağladıkları iddiası üzerine 31 Mart'ta Mustafa Bozbey'in yanı sıra eşi S. Bozbey, kızı S.G, kardeşleri R. Bozbey ve E. Bozbey ile bazı belediye çalışanları ve rüşvet verdiği iddia edilen çok sayıda iş insanının da yer aldığı 57 şüpheli gözaltına alınmıştı. Yurt dışında bulunan Ş.G. ve T.K'nin de yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenilmişti.</p>
<p>Ayrıca "rüşvet, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi suçlamalardan yürütülen soruşturma kapsamında Ekim 2025'te eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 17 zanlı tutuklanmıştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-tutuklandi-76264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/1/1280x720/bozbey-bursayi-turizmde-ilk-akla-gelen-kent-yapacagiz-1751611237.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sebze-ve-meyvede-fahis-fiyat-artisina-966-milyon-lira-ceza-76254</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sebze ve meyvede fahiş fiyat artışına 96,6 milyon lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunun 3 Nisan'da yılın ikinci toplantısını gerçekleştirdiğini duyurdu.</p>
<p>Açıklamaya göre toplantıda, toptancı halleri ve marketlerde yapılan sebze ve meyve ürünlerine yönelik denetimlere ilişkin tespitler değerlendirildi.</p>
<p>Tüketicilerin korunması ve piyasada adil fiyat oluşumunun sağlanması amacıyla denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Gerçekleştirilen kapsamlı denetimler sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen ulusal zincir marketler ile sebze ve meyve toptan ticaretiyle iştigal eden toplam 183 işletme hakkında işlem tesis edilmiştir. Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, söz konusu işletmelere 96,6 milyon lira tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sebze-ve-meyvede-fahis-fiyat-artisina-966-milyon-lira-ceza-76254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/7/1280x720/subat-ayinda-domates-sebze-ve-meyve-miktari-azaldi-fiyatlari-artti-1772439005.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen ulusal zincir marketler ile sebze ve meyve toptancısı 183 işletme hakkında işlem yapıldığı, toplamda 96,6 milyon liralık ceza kesildiğini bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyukgoz-her-alanda-guclu-bir-gebze-olusturduk-76252</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükgöz: Her alanda güçlü bir Gebze oluşturduk</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE ESİN ADIGÜZEL/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, düzenlediği basın toplantısında görev süresinin ikinci döneminde geride bırakılan iki yılı değerlendirdi. Kentte “sessiz devrim” olarak nitelendirdiği çalışmaların zamanla daha iyi anlaşılacağını ifade eden Büyükgöz, “Kullandığımız kavramlar bugün daha net karşılık buluyor. Gebze’de sağlam işler yaptık, geleceği güvence altına aldık. İki yılı geride bıraktık. Gebze halkının teveccühüyle ikinci dönemimize başladık” diye konuştu.</p>
<p>Gebze’nin dijitalleşme alanında önemli bir noktaya geldiğini belirten Büyükgöz, “Birçok hizmetimizi dijital ortama taşıdık. Avrupa ve Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir noktadayız. İnteraktif çözümler ve dijital belediyecilik en güçlü başlıklarımızdan biri” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Büyükgöz, “Yüzde 92 oranında dijital hizmet sunuyoruz. Akıllı kent sistemleriyle Türkiye’de öncü konumdayız” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/1-xgxd.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>17 bin metrekarelik atık kompost tesisi</h2>
<p>Zinnur Büyükgöz, çevre yatırımları kapsamında hayata geçirilen atık kompost tesisine ilişkin, “Pelikli bölgesinde kurduğumuz tesis, 45 bin metrekarelik parsel içerisinde yaklaşık 17 bin metrekarelik aktif kullanım alanına sahip olacak. Pazarlardan toplanan sebze ve meyve atıkları, park ve bahçelerden çıkan budama artıkları ile organik materyaller burada işlenerek yüksek kaliteli kompost gübreye dönüştürülecek. Bu sayede hem atıkların ekonomiye kazandırılmasını sağlayacağız hem de çevre kirliliğinin önüne geçerek sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Önce insan dedik”</h2>
<p>Sosyal belediyecilik anlayışına dikkat çeken Büyükgöz, “Önce insan dedik ve bunu rakamlarla ortaya koyduk. İhtiyaç sahibi ailelere desteklerden engelsiz hizmetlere kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürüttük” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-qd73.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>“Gebze sadece sanayi kenti değil”</h2>
<p>Gebze’nin kimliğini yeniden tanımladıklarını ifade eden Büyükgöz, “Yıllarca ‘sanayinin başkenti’ olarak anılan Gebze’yi, tarih, turizm, bilişim ve inovasyon kenti olarak konumlandırıyoruz” dedi.</p>
<p>Tarihi değerlerin yeniden gün yüzüne çıkarılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Büyükgöz, “Hannibal Mezarı ve Hünkar Çayırı gibi önemli mirasları turizme kazandırmak için girişimlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Kültür ve sanat faaliyetleri arttı</h2>
<p>Kültürel etkinliklerin önemli ölçüde arttığını söyleyen Büyükgöz, “Kitap fuarlarımız 569 bin ziyaretçiye ulaştı. Kültür merkezlerimizde milyonun üzerinde katılım sağlandı” dedi.</p>
<h2>Altyapı ve imarda büyük artış</h2>
<p>İmar ve mülkiyet alanında önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Büyükgöz, “Geçmiş 100 yılda 5 bin 800 hektar alan planlanmışken, son 7 yılda bu rakamı 6 bin 300 hektara çıkardık. 50 bine yakın vatandaşımızı tapusuna kavuşturmuş olacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-mppp.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Kentin ulaşımına nefes aldıracak projelere değinen Büyükgöz, “Gebze’nin kuzey-güney aksında en önemli arterlerinden biri olacak yol projesi onaylandı. Ulaştırma Bakanlığı ihale sürecini yürütüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Üst yapı dönemi başlıyor”</h2>
<p>Altyapı yatırımlarının büyük ölçüde tamamlandığını belirten Büyükgöz, “Artık üst yapı çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Metro devreye girdikten sonra kent merkezinde yeni ulaşım düzenine geçeceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Sosyal tesisler ve yeşil alanlar arttı</h2>
<p>Kentte sosyal yaşam alanlarının artırıldığını söyleyen Büyükgöz, “Göreve geldiğimizde sosyal tesis yoktu, bugün 10 farklı noktada hizmet veriyoruz. Ayrıca 638 bin metrekare yeni yeşil alan kazandırdık” dedi.</p>
<h2>“Gerçek belediyecilik görünmeyeni yapmaktır”</h2>
<p>Eğitim ve kamu yatırımlarına sağlanan katkılara da değinen Büyükgöz, “43 okulun mülkiyet sorununu çözdük. Bunlar görünmez ama kentin geleceğini belirleyen hizmetlerdir. Gerçek belediyecilik budur. Her gün 450 aileye iki öğün yemek ulaştırıyoruz. Bunu sessizce, kimseyi incitmeden yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-uzja.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>“Arama kurtarma ekibimiz ulusal düzeyde çalışıyor”</h2>
<p>Göreve geldikten sonra kurulan arama kurtarma ekibinin akredite olduğunu vurgulayan Büyükgöz, “Kocaeli’de ilk akredite ekiplerden biri olduk. Hatay, Kahramanmaraş, Kastamonu Bozkurt sel felaketi, Elazığ depremi ve orman yangınlarında aktif görev aldık. AFAD’a düşen ihbar aynı anda bize de geliyor ve ihtiyaç halinde ekiplerimiz hızla yola çıkıyor” diye konuştu.</p>
<p>Bu yapının daha da genişletileceğini belirten Büyükgöz, “STK’larla, fabrikalarla ve mahallelerle iş birliği yaparak daha yaygın bir arama kurtarma ağı oluşturacağız” dedi.</p>
<h2>Aile ve eğitim odaklı projeler</h2>
<p>Aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Büyükgöz, “Baba-çocuk ve anne-çocuk atölyeleriyle aile içi bağları güçlendiriyoruz. Enderun Çocuk Atölyeleri ile eğitim desteği sunuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gebze’de okuma alışkanlığını artırmaya yönelik projelere dikkat çeken Büyükgöz, “Her ay 1071 kitap dağıtıyoruz. Aileler kitapları okuyup analiz ediyor, ardından yazarlarla bir araya geliyor. Bu proje aile içinde okuma kültürü oluşturdu” diye konuştu.</p>
<h2>Gençlik ve eğitim yatırımları</h2>
<p>Gençlere yönelik yatırımlara değinen Büyükgöz, “Üniversiteye yeni başlayan öğrencilere 10 bin lira destek veriyoruz. YKS başvuru ücretlerini karşılıyoruz” dedi.</p>
<p>Kentte 7 kütüphane bulunduğunu ve bu sayının artacağını belirten Büyükgöz, “68 bin kayıtlı üyemiz var, günlük 2 bin 500 ziyaretçi ağırlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Spor yatırımlarına da değinen Büyükgöz, “Göreve geldiğimizde 7 bin civarında lisanslı sporcu vardı, bugün bu sayı 39 bin 400’e ulaştı. 33 farklı branşta faaliyet yürütülüyor” dedi.</p>
<p>Gebzespor’un yeniden ayağa kaldırıldığını, voleybol takımının üst liglere yükseldiğini belirten Büyükgöz, “Gebze artık spor kenti olarak anılıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-1wfo.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>Uluslararası organizasyonlar düzenleniyor</h2>
<p>Kentte ilk kez birçok spor organizasyonunun düzenlendiğini vurgulayan Büyükgöz, “BMX Türkiye Şampiyonası, ultra trail maratonu, off-road festivali gibi etkinlikleri hayata geçirdik” dedi.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek projeleri de paylaşan Büyükgöz, emeklilere yönelik “Vefa Kafe”, gastronomi atölyesi, kadın ve çocuk eğitim merkezleri ile kompost tesisi gibi yatırımların gerçekleşecegini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyukgoz-her-alanda-guclu-bir-gebze-olusturduk-76252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/2/1280x720/buyukgoz-her-alanda-guclu-bir-gebze-olusturduk-1775287289.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, ikinci döneminin iki yıllık değerlendirmesinde dijital dönüşümden sosyal projelere, altyapıdan spora kadar birçok alanda önemli adımlar attıklarını belirterek, “Gebze’yi sadece sanayiyle değil, yaşam kalitesiyle de öne çıkan bir kent haline getiriyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/silivri-ve-tuz-golu-depolama-tesisleri-icin-tarifeler-belirlendi-76267</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Silivri ve Tuz Gölü depolama tesisleri için tarifeler belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) bünyesindeki Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesislerinin 2026-2027 dönemine ilişkin tarife ve gelir gereksinimlerini belirledi.</p>
<p>EPDK'nin Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesislerine ilişkin kurul kararları Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi için 4'üncü tarife uygulama dönemi 2026-2027 olarak belirlenirken, söz konusu döneme ilişkin itfa süresi 22 yıl olarak tespit edildi. Tesis için reel getiri oranı yüzde 13,99, düzeltilmiş reel getiri oranı ise yüzde 13,08 olarak belirlendi.</p>
<p>Bu kapsamda, Silivri Depolama Tesisi için yıllık gelir gereksinimi 2026 için 11 milyar 19 milyon 890 bin 744 lira, 2027 yılı için ise 11 milyar 650 milyon 32 bin 700 lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Enerji giderleri kapsamında doğal gaz gideri 2026 için 418 milyon 962 bin 740 lira, 2027 yılı için 466 milyon 512 bin 758 lira, elektrik gideri ise 2026 yılı için 50 milyon 251 bin 97 lira, 2027 için 55 milyon 954 bin 326 lira olarak belirlendi. Söz konusu döneme ilişkin yıllık yatırım tavanı ise her iki yıl için 0 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Tuz Gölü tesisi için gelir tavanı 26,5 milyar lira</strong></p>
<p>Tuz Gölü Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi için ise 2026 bütünleşik gelir tavanı 26 milyar 566 milyon 553 bin 455 lira olarak onaylandı.</p>
<p>Karar kapsamında 2026 için geçerli olacak depolama tarifeleri üst sınırları da belirlendi. Buna göre kapasite bedeli 4,086611 TL/standart metreküp (Sm³), enjeksiyon bedeli 0,168354 TL/Sm³, geri üretim bedeli 0,015426 TL/Sm³ olarak tespit edildi. Ayrıca enjeksiyon gaz takas bedeli 0,008418 TL/Sm³, geri üretim gaz takas bedeli 0,000771 TL/Sm³ olarak belirlendi.</p>
<p>Bunun yanı sıra enjeksiyon hizmet kesinti bedeli 0,084177 TL/Sm³, geri üretim hizmet kesinti bedeli 0,007713 TL/Sm³ olurken, günlük kapasite bedeli 0,022392 TL/Sm³ ve günlük geri üretim bedeli 0,030852 TL/Sm³ olarak açıklandı.</p>
<p>Kararda, söz konusu bedellerin TL/Sm³ cinsinden belirlendiği ve BOTAŞ tarafından TL/kWh bazında ayrıca düzenleneceği, hesaplamalarda doğal gazın 9155 kcal/m³ üst ısıl değerinin esas alınacağı belirtildi. Ayrıca belirlenen fiyatlara Katma Değer Vergisi dahil edilmediği ifade edildi.</p>
<p>Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi'ne ilişkin karar 1 Ocak 2026, Tuz Gölü Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi'ne ilişkin karar ise 1 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/silivri-ve-tuz-golu-depolama-tesisleri-icin-tarifeler-belirlendi-76267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ bünyesindeki Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesisleri için yeni dönem tarife ve gelir gereksinimleri belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-76250</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan (EPDK) yapılan açıklamada, evlerde kullanılan elektrik ve doğal gaza yüzde 25, ticari kuruluşlar ile orta gerilim kullanan sanayi kuruluşlarına sırasıyla yüzde 17,5 ve yüzde 5,8 oranlarında zam yapıldığı belirtildi. Aynı açıklamada, yine meskenlerde tüketilen doğal gaza da yüzde 25 artış olduğu kaydedildi. </p>
<p>EPDK açıklamasında, uzun süredir tartışılan ve adaletli bir sistem kurulması yönünde uyarılar bulunan doğal gazda tarifeli fiyat da devreye girdi. Doğal gaz tarifesi ve kademeli sistem uygulaması BOTAŞ’ın satış fiyatlarına bağlı değişiyor. Bu tarifelere ilişkin BOTAŞ bülten ve duyuruları da internet sitesinde yayımlandı.  </p>
<p><strong>4 Nisan'dan itibaren geçerli</strong></p>
<p>Elektrikte yeni tarifeler 4 Nisan gününden itibaren geçerli olacak. BOTAŞ tarifelerinde de aynı günden geçerli yeni fiyatlar uygulanacak. Ayrıca kademeli doğal gaz fiyatına ilişkin de 4 Nisan yeni hesaplama sisteminin devreye girdiği gün olarak belirlendi ve yeni modele göre hesaplamalar bu tarihten sonraki günler için geçerli olacak. </p>
<p><strong>İş için kullanılan elektrik de zamlandı</strong></p>
<p>EPDK'dan yapılan açıklamada, elektrikte evlerde kullanılan elektriğe yüzde 25, alçak gerilimdeki ticarethaneler-bürolara yüzde 17,5, orta gelirim sanayi abonelere yüzde 5,8 ve orta gerilimden bağlı tarımsal faaliyetler abonelere yüzde 24,8 zam yapıldı. Açıklamada örnek olarak "100 kWh elektrik tüketen bir evin elektrik faturasının 323,8 TL olacağı” belirtildi.</p>
<p><strong>Doğal gaza zam</strong></p>
<p>Aynı açıklamada BOTAŞ'ın da aylık tarifesini yayınladığı belirtilerek, konut tüketicilerinin kullandığı doğal gazına ortalama yüzde ortalama yüzde 25, sanayi abonelerine yüzde 18,61, elektrik üretim santrallerinin kullandığı doğal gaza yüzde 19,42 oranında zam yapıldığı duyuruldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-76250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/elektrik-faturasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Evlerde kullanılan elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam yapıldı. Ticari kuruluşlar ile orta gerilim kullanan sanayi kuruluşlarına zam oranı ise yüzde 17,5 ve yüzde 5,8 olarak belirlendi. Yeni fiyat tarifesi bugünden itibaren geçerli olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogalgazda-kademeli-tarife-uygulamasinin-ayrintilari-76249</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gazda &#039;kademeli tarife&#039; uygulaması başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA </strong></p>
<p>Elektrikte olduğu gibi doğal gazda da kademeli faturaya geçildi. Bu yöntem, belirli bir miktarın üzerinde tüketim yapanların daha yüksek bedel ödemesi anlamına geliyor. Kademeli tarife sadece ev tüketicileri için uygulanacak. Resmi adı “Kademeli Fiyat Uygulaması (KFU) olarak konulan yeni yöntemin işleyişine ilişkin BOTAŞ internet sitesi üzerinden açıklama yaptı. Bu sistem, zamla birlikte 4 Nisan günü uygulanmaya başlandı. Doğal gazda kademeli fiyatlama için, ağır kış şartları nedeniyle ısınma için daha fazla gaz tüketen abonelere haksızlık yapılacağı söyleniyordu. BOTAŞ her il için limit belirledi. Bu limiti aşanlar yüksek fatura ödeyecek. </p>
<p><strong>İkinci kademe yüzde 69,41 zamlı uygulanacak</strong></p>
<p>BOTAŞ'ın bülteninde meskenler için yüzde 25 zamlı birinci tarife ile limitlerin aşılmasıyla uygulanacak zamlı tarife de açıklandı. Buna göre, meskenlerde kullanılan doğalgazın santimetreküp birim fiyatı yani Kadame-1 fiyatı 10,625000 TL oldu. Limit aşılması halinde uygulanacak zamlı tarife ise bunun yüzde 69,41 oranında daha yüksek seviyede, 18,000000 TL olarak tespit edildi.</p>
<p><strong>Kademeli sistem nasıl olacak?</strong></p>
<p>BOTAŞ açıklamasına göre, dağıtım şirketleri 4 Nisan 2026 günü için bir ilk okuma tarihi belirleyecek. İl bazında limitlere göre kademe uygulanacak. Her bir abone için Kademe 1 ve Kademe 2 fiyatlaması uygulanacak. Yüksek kademeye geçiş için EPDK’nın her bir il için belirlediği aylık ortalama tüketim bedeli limit olacak. Kendi ilindeki limiti yüzde 75 oranında aşan tüketiciler yüksek tarifeden fatura ödeyecek. </p>
<p><strong>Nasıl hesaplanacak: Tek bir faturada iki ayrı tarifeden fiyat hesaplama ihtimali var</strong></p>
<p>BOTAŞ açıklamasına göre aylık bir hesap yapılsa da ay geçişleri hesabı biraz karıştırıyor. Açıklamanın teknik detayı, iki ayrı ayı kapsayan bir faturalama döneminde, limit hesaplamasının da ilgili ayın tarifesine göre yapılmasını öngörüyor. Bu da tüketicinin dikkat etmemesi halinde, örneğin havaların birden soğuduğu bir dönemde, kısa da olsa çok yüksek miktarda gaz tüketen birinin, kendi hesabına göre aylık limit içinde kaldığını zannettiği bir dönemde, faturasının bir kısmının zamlı hale gelmesi sonucunu doğurabilecek.</p>
<p>Burada kritik nokta ise ilgili ayda aştığı limit kadarının zamlı tarifeye geçecek olması, biraz daha adaletli bir yöntem olarak ortaya çıkıyor. </p>
<p><strong>Tüketiciler ay geçişlerinde ve yüksek tüketim yaptığı dönemlerde dikkatli olmalı</strong></p>
<p>BOTAŞ açıklamasında teknik dille ifade edilen hesaplama yöntemi, tüketicinin çok dikkatli olması gereken bir durumu ortaya çıkardı.</p>
<p>Aylık hesaplama basit görünse de hesaplama yöntemi, tüketicinin limit dahilinde olduğunu düşündüğü bir ortamda, bir miktar daha fazla tutarla karşılaşma riskini taşıyor. <br />Hesaplama, EPDK'nın her bir il ve her bir ay için belirlediği aylık limiti baz alıyor. Bu limitler BOTAŞ tarafından ilan edildi.</p>
<p>Sayaç okunduğunda, abonenin o fatura döneminde tükettiği toplam gaz miktarı, ilgili gün sayısına bölünerek bir günlük tüketimi hesaplanıyor. Belirlenen günlük tüketim takvim ayı içindeyse hesaplama basit: O ay için ilan edilmiş limitin yüzde 75 fazlasının altındaysa, zamlı tarife uygulanmayacak.</p>
<p>Ancak, fatura okuma dönemleri ay değişimlerine denk gelebiliyor. Böyle bir durum olursa, günlük tüketim hesaplandıktan sonra, limitin aşılıp aşılmadığı, denk geldiği ayın günlük tüketim limitlerine göre ayrı ayrı hesaplanıyor. Yine bu toplam açıklanmış limitlerdeki günlük tüketim miktarı ile karşılaştırılıyor. </p>
<p>Burada kritik unsur ise fatura hesaplamada, limit aşımı ya da limit altı kalma durumu, ilgili ayın tüketimiyle karşılaşıyor. Yani bir tüketicinin sayacı 15 Ocak ile 15 Şubat arasında okunduysa ve 15 Ocak 31 Ocak günleri arasında limitleri aşmış ancak 1 Şubat 15 Şubat günleri arasında limitleri aşmadıysa, sadece Ocak ayındaki 15 günlük tüketimini zamlı tarifeden, Şubat ayındaki 15 günlük tüketimini normal tarifeden hesaplanıyor ve toplam fatura bedeli oluşturuluyor. </p>
<p>Bu durum, havaların birden kötüleşip doğal gaz tüketiminin arttığı bir geçiş döneminde, <a href="/storage/uploads/0/0/0/69d0b99393752-1775286675.pdf" target="_blank" rel="noopener">normal limitleri aşan bir tüketici</a> için birden zamlı tarifeye geçme ihtimalini doğuruyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogalgazda-kademeli-tarife-uygulamasinin-ayrintilari-76249</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/dogal-gaz-ocak.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğal gazda kademeli tarife sadece ev tüketicileri için uygulanacak. Uygulamaya geçilen tarifeyle ilgili BOTAŞ her il için limit belirledi. Bu limiti aşanlar yüksek fatura ödeyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyuksehir-turkoglu-atiksu-aritma-tesisinin-kapasitesini-artirdi-76257</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükşehir, Türkoğlu Atıksu Arıtma Tesisinin kapasitesini artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi tarafından Türkoğlu İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nde gerçekleştirilen kapasite artırım çalışmaları tamamlandı.</p>
<p>Kılılı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin 2. etap çalışmaları tamamlanarak hizmete alındı. Yaklaşık 30 Milyon TL’lik yatırımla hayata geçirilen kapasite artırımı sayesinde tesisin hem hizmet alanı hem de arıtma performansı önemli ölçüde yükseltildi. Modern, çevreye duyarlı ve ekonomik arıtma yöntemleriyle donatılan tesiste, Türkoğlu genelinde oluşan atıksular ileri biyolojik arıtma süreçlerinden geçirilerek doğaya güvenli şekilde deşarj ediliyor.</p>
<p><strong>Hizmet ve Arıtma Kapasitesinde Önemli İyileştirme</strong></p>
<p>Yeni yatırımla birlikte tesisin hizmet kapasitesi 30 bin kişiden 44 bin kişiye çıkarılırken, günlük arıtma kapasitesi de 6 bin 18 metreküpten 8 bin 233 metreküpe yükseltildi. Böylece artan nüfus ve gelişen yerleşim alanlarının ihtiyaçlarına daha güçlü bir altyapıyla cevap verilmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>Modern Üniteler ve Akıllı Sistemlerle Güçlendirildi</strong></p>
<p>2. etap kapsamında tesise; bio fosfor havuzu, havalandırma havuzu ve çökeltme havuzu gibi kritik arıtma üniteleri kazandırıldı. Ayrıca blower, pompa, mikser, vana ve borulama sistemleri de yenilenerek tesisin teknik altyapısı güçlendirildi. Tüm bu sistemler otomasyon sistemine entegre edilerek süreçlerin daha verimli ve kontrollü şekilde yürütülmesi sağlandı. Uzun havalandırmalı aktif çamur prosesiyle çalışan tesiste, atıksular fiziksel ve biyolojik arıtma aşamalarından geçirilerek ileri arıtma ünitelerinde işleniyor. Elde edilen arıtılmış su ise çevre mevzuatına uygun şekilde Aksu Çayı’na deşarj edilerek doğanın korunmasına katkı sunuyor.</p>
<p><strong>“Doğayı Koruyor, Şehrimizin Geleceğine Sahip Çıkıyoruz”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Şehrimizin her ilçesinde olduğu gibi Türkoğlu’nda da çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve uzun vadeli çözümler üretmeye devam ediyoruz. Kılılı Mahallemizde bulunan İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisimizin 2. etap kapasite artışını tamamlayarak hizmete aldık. Bu yatırımla birlikte hem artan nüfusun ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de doğamızı koruma noktasında önemli bir adım atıyoruz. Gelişmiş arıtma teknolojileri sayesinde atıksuların doğaya zarar vermeden bertaraf edilmesini sağlıyor, su kaynaklarımızı koruyoruz. Amacımız; gelecek nesillere daha temiz, daha yaşanabilir bir Kahramanmaraş bırakmak. Bu doğrultuda altyapıdan çevre yatırımlarına kadar her alanda çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyuksehir-turkoglu-atiksu-aritma-tesisinin-kapasitesini-artirdi-76257</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/7/1280x720/buyuksehir-turkoglu-atiksu-aritma-tesisinin-kapasitesini-artirdi-1775291159.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Görgel, “Bu yatırımla birlikte hem artan nüfusun ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de doğamızı koruma noktasında önemli bir adım atıyoruz. Gelişmiş arıtma teknolojileri sayesinde atıksuların doğaya zarar vermeden bertaraf edilmesini sağlıyor, su kaynaklarımızı koruyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-korfez-ulkelerine-ihracati-70-dustu-76246</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 23:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya’nın Körfez ülkelerine ihracatı yüzde 70 düştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, Sakarya’dan 2026 Mart döneminde önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 15,1’lik düşüşle 338 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiğini söyledi.</p>
<p>Çalışan, üreten, rekabet ortamına ve coğrafik gerilimlere rağmen dünyayla rekabet etmek için çabalayan tüm iş dünyasına teşekkür eden Başkan Altuğ, artan gerilimlerin ticarete darbe vurduğunu söyledi.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d02427c43ba-1775248423.jpg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p>Günümüzde ihracat yapma modelinin sadece üret-pazarla-sat denkleminden çok daha fazlasını gerektirdiğini ifade eden Altuğ şunları söyledi: “Artan gerilimler en çok da dünya ticaretine darbe vuruyor. İşleyen sistemler, planlanan üretim ve sevkiyat süreçleri 1 günde tamamen yerle bir oluyor; bunun güncel örneğini ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimde yaşıyoruz. Körfez ülkelerine ihracatımızda düşüş oranı yüzde 70’lerde, ham madde ithalatını bu bölgeden sağlayan iş dünyamız yeni çözüm yolları arıyor. Bu zor koşullarda rekabetçi konumumuzu daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Savaşla birlikte artan petrol ve ham madde fiyatlarına ilişkin ciddi sorun yaşayan iş dünyamıza desteklerin hızlı bir şekilde devreye alınması gerekiyor. Ülkemiz yanı başında yaşanan gerilimlere rağmen altyapısı güçlü şekilde güvenli üretim ve ticaret limanı olarak görülüyor. Bu süreçte rekabetçiliğimizi kaybetmememiz adına destek şart.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-korfez-ulkelerine-ihracati-70-dustu-76246</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/6/1280x720/sakaryanin-korfez-ulkelerine-ihracati-70-dustu-1775248457.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, &quot;Artan gerilimler en çok da dünya ticaretine darbe vuruyor. İşleyen sistemler, planlanan üretim ve sevkiyat süreçleri 1 günde tamamen yerle bir oluyor. Bunun güncel örneğini ABD-İsrail ve İran arasındaki gerilimde yaşıyoruz. Körfez ülkelerine ihracatımızda düşüş oranı yüzde 70’lerde, ham madde ithalatını bu bölgeden sağlayan iş dünyamız yeni çözüm yolları arıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/adapazari-hendek-arasi-demiryolu-ulasimi-icin-calismalara-baslandi-76245</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 23:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Adapazarı-Hendek arası demiryolu ulaşımı için çalışmalara başlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Adapazarı-Hendek hattına demiryolu ağı kazandırılması için çalışmalara başlandı.</p>
<p>Konu ile ilgili olarak bir açıklama yapan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, bu konuda ilk adımın Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü tarafından atıldığını ve inşa edilecek demiryolu hattının proje ihalesinin gerçekleştiğini söyledi.</p>
<p>İhale sonrası yatırım programına alınacak hattın projesinin çizileceğini belirtti.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d0234325e1c-1775248195.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Başkan Yusuf Alemdar, Sakarya’nın ulaşım geleceğini tek bir hatla değil, güçlü ve entegre bir sistemle planladıklarını, şehrin hangi noktasında olursa olsun, her bir vatandaşın hızlı, konforlu ve güvenli bir şekilde şehir merkezine ulaşabildiği bir ulaşım ağı kurmaya çalıştıklarını söyledi.</p>
<p><strong>Adapazarı-Serdivan Tramvay Hattı</strong></p>
<p>Başkan Alemdar şunları söyledi: “ADARAY’ı hizmete açtık, metrobüsü şehrimize kazandırdık. 24 Nisan’da ise şehrimizin uzun yıllardır beklediği Adapazarı-Serdivan Tramvay Hattı’nın yapım ihalesini gerçekleştireceğiz. Şimdi buna ek olarak doğu aksımızı merkeze bağlayacak Adapazarı–Hendek demiryolu hattını da ekliyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğümüz tarafından Adapazarı-Hendek arasında kurulacak demiryolu hattının proje ihalesi gerçekleşti. Hattın projesi hazırlanacak ve gerekli adımların ardından yatırım programı için süreç başlayacak.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/adapazari-hendek-arasi-demiryolu-ulasimi-icin-calismalara-baslandi-76245</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/5/1280x720/adapazari-hendek-arasi-demiryolu-ulasimi-icin-calismalara-baslandi-1775248254.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Adapazarı-Hendek hattına inşa edilecek demiryolu için proje ihalesinin yapıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/celal-kadooglu-guven-tazeledi-76244</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 20:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Celal Kadooğlu, güven tazeledi!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep’te, Güneydoğu Anadolu İhracatçılar Birliği (GAİB) hizmet binasında düzenlenen genel kurula TİM Başkan Vekili ve GAİB Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Bakır’ın yanı sıra çok sayıda davetli ve ihracatçı katıldı. Bölge ihracatının yönünü belirleyen isimlerin bir araya geldiği toplantı, sektör açısından önemli mesajlara sahne oldu.</p>
<p><strong>“Zorluklara rağmen üretim ve ihracattan vazgeçmedik”</strong></p>
<p>Genel kurulun açılışında konuşan Başkan Celal Kadooğlu, görev süresinin küresel ve bölgesel krizlerle gölgelendiğine dikkat çekti. Pandemi, deprem felaketi ve uluslararası çatışmaların yarattığı dalgalı ortamda ihracatçıların ciddi sınavlar verdiğini vurgulayan Kadooğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Görev süremizin önemli bir bölümünde olağanüstü koşullarla mücadele ettik. Yüksek enflasyon, düşük kur ve artan finansman maliyetleri ihracatçımızı zorladı. Buna rağmen üretimden, istihdamdan ve ihracattan geri adım atmadık. Yönetim kurulumuzla birlikte sorunların etkisini azaltmak için yoğun çaba gösterdik.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d01e15c5080-1775246869.JPG" alt="" width="700" height="391" /></p>
<p><strong>Sorun kapıya gelmeden önlem</strong></p>
<p>Birlik yönetiminin temel yaklaşımının proaktif politika üretmek olduğunu vurgulayan Kadooğlu, sektörleri geleceğe hazırlayan stratejiler geliştirdiklerini ifade etti. Tek pazar ve tek ürün bağımlılığının risklerine dikkat çeken Kadooğlu, yeni pazarlara açılmanın önemine işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Orta Doğu ağırlıklı ihracat yapımızı çeşitlendirmek adına Afrika’dan Avrupa’ya geniş bir coğrafyada temaslar gerçekleştirdik. Ön heyetler göndererek pazar analizleri yaptık, ardından alım heyetlerini Gaziantep’te ağırladık. Böylece üyelerimizin doğrudan iş bağlantıları kurmasını sağladık. Bu kapsamda Cibuti, Etiyopya, Gana, Benin, Togo gibi Afrika ülkelerinin yanı sıra Birleşik Krallık, Almanya, Sırbistan, Bosna Hersek ve Bulgaristan’dan gelen alım heyetleriyle yüz yüze iş görüşmeleri organize ettik.”</p>
<p><strong>KOBİ’lere küresel açılım desteği</strong></p>
<p>Kadooğlu, özellikle KOBİ ölçeğindeki firmaların uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmayı önceliklendirdiklerini belirterek, devlet destekli ticaret heyetlerinin bu noktada kritik rol oynadığını söyledi. “Tek başına yurt dışına açılmakta zorlanan firmalarımız, Birliğimizin organizasyonları sayesinde yeni pazarlara ulaştı” diyen Kadooğlu, bu modelin somut ihracat artışlarıyla karşılık bulduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>35 uluslararası fuar, güçlü temsil</strong></p>
<p>Görev süresi boyunca yaklaşık 35 uluslararası fuara katılım sağlandığını kaydeden Kadooğlu, bu organizasyonların hem mevcut üyelerin desteklenmesi hem de sektörün küresel görünürlüğünün artırılması açısından önemli olduğunu dile getirdi. Fuarlarda aktif rol alarak sektörün sorunlarını yerinde tespit ettiklerini belirten Kadooğlu, kamu otoriteleri nezdinde çözüm arayışlarını da sürdürdüklerini söyledi.</p>
<p><strong>“Mücadelemiz sürecek”</strong></p>
<p>Irak başta olmak üzere bazı pazarlarda yaşanan ödeme ve finansman sorunlarının henüz tam anlamıyla çözülemediğine dikkat çeken Kadooğlu, buna rağmen ihracatçının yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bugün sorunlarımız tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak bizler mücadeleyi bırakmadan, ihracatçımıza destek olmaya devam edeceğiz. Amacımız; üretimi artırmak, ihracatı büyütmek ve ülke ekonomisine daha fazla katkı sunmak” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d01e2be4101-1775246891.JPG" alt="" width="700" height="418" /></p>
<p><strong>Yeni yönetim belirlendi</strong></p>
<p>Genel kurulda yapılan seçimler sonucunda Celal Kadooğlu yeniden başkanlığa seçilirken, yönetim kurulu Ali Çoban, Mesut Acar, Mazhar Altunkaya, Fatih Tiryakioğlu, Abdullah Çakmak, Erhan Sayın, Oğuz Özmen, Abdulkadir Ercan, Hüsamettin Selçuk ve Batuhan Memiş’ten oluştu.</p>
<p>Denetim kuruluna Erhan Beken, İbrahim Sarı ve Enver Koçak seçilirken Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) delegeliklerine ise sektörün farklı temsilcilerinden oluşan geniş bir liste belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/celal-kadooglu-guven-tazeledi-76244</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/4/1280x720/celal-kadooglu-guven-tazeledi-1775246914.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin olağan genel kurulunda mevcut başkan Celal Kadooğlu, üyelerin oybirliğiyle yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/bolgesel-kalkinmada-ortak-akil-kmtsoda-bulustu-76259</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 19:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bölgesel Kalkınmada Ortak Akıl KMTSO’da Buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KMTSO) ev sahipliğinde, bölge illerinin ekonomik iş birliğini güçlendirmek amacıyla oluşturulan “Bölgesel Kalkınmada Güç Birliği Platformu”nun 27. toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıya; Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Mehmet Tuncay Yıldırım, Hatay TSO Başkanı Hikmet Çinçin, Adıyaman TSO Başkanı Mehmet Torunoğlu ve Kilis TSO Başkanı Hacı Mustafa Celkanlı ile odaların genel sekreterleri katıldı. Bölgenin ortak kalkınma hedefleri doğrultusunda gerçekleştirilen toplantıda; üretim, ihracat, yatırım ortamı ve iş dünyasının karşılaştığı güncel sorunlar ele alındı.</p>
<p>Toplantıda konuşan KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, 6 Şubat depremlerinin ardından bölge ekonomisinin yeniden ayağa kaldırılması sürecinde iller arası iş birliğinin hayati önem taşıdığını belirtti. Buluntu, “Bölgemizin yeniden güçlü bir üretim ve ihracat merkezi haline gelmesi için ortak hareket etmek zorundayız. Bu platform, sadece sorunların konuşulduğu değil, aynı zamanda çözüm odaklı adımların atıldığı önemli bir iş birliği zemini sunuyor.” dedi.</p>
<p>Bölgesel kalkınmanın ancak ortak akıl ve koordinasyonla mümkün olacağını vurgulayan Başkan Buluntu, kamu, özel sektör ve sivil toplumun birlikte hareket etmesinin sürdürülebilir büyüme açısından kritik rol oynadığını ifade etti.</p>
<p>Katılımcı oda başkanları da bölgesel iş birliklerinin güçlendirilmesi, yatırım fırsatlarının artırılması ve sanayi altyapısının geliştirilmesine yönelik görüş ve önerilerini paylaştı. Toplantıda ayrıca, bölge illerinin rekabet gücünü artıracak ortak projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/bolgesel-kalkinmada-ortak-akil-kmtsoda-bulustu-76259</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/9/1280x720/bolgesel-kalkinmada-ortak-akil-kmtsoda-bulustu-1775291722.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KMTSO) ev sahipliğinde, bölge illerinin ekonomik iş birliğini güçlendirmek amacıyla oluşturulan “Bölgesel Kalkınmada Güç Birliği Platformu”nun 27. toplantısı gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-savasin-etkisinin-enflasyona-henuz-yansimadi-76235</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Savaşın etkisi enflasyona henüz yansımadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, mart ayı enflasyon verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Mart ayında tüketici fiyat endeksi (TÜFE) beklentilerin altında yüzde 1,94 artarken, yıllık enflasyon yüzde 30,87 olarak gerçekleşti. Önümüzdeki aylarda baz etkisiyle enflasyondaki yatay seyrin devam etmesini bekliyoruz. Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise aylık bazda yüzde 2,30; yıllık bazda yüzde 28,08 oranında arttı. Üretici fiyatlarında enerji maliyetlerinin yansımalarını görüyoruz” dedi.</p>
<p>Zeytinoğlu “Savaşın etkisinin enflasyona henüz yansımadığını görüyoruz. Nisan ayında bu etkiyi daha yakından hissedebiliriz. Ancak üretici maliyetlerinin altında tutulan kur artışları nedeniyle, imalatçı ve ihracatçılarımızın rekabet gücü kaybının yılın ilk çeyreğinde de devam ettiğini görüyoruz. Bunun yansımalarını Ağustos 2024’ten bu yana sanayide yaşanan işgücü kaybından hissediyoruz. Küresel risk ve jeopolitik belirsizliklerin giderek arttığı ortamda, sanayicimizi rahatlatacak adımların atılmasını oldukça önemli buluyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-savasin-etkisinin-enflasyona-henuz-yansimadi-76235</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/5/1280x720/zeytinoglu-savasin-etkisinin-enflasyona-henuz-yansimadi-1775222692.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, mart ayında enflasyonun beklentilerin altında seyrettiğini belirterek, gelecek dönemde baz etkisiyle yatay seyrin sürebileceğini, üretici maliyetlerinde enerji etkisinin hissedildiğini ve jeopolitik risklerin sanayi üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/jed-baskani-ali-kindap-enerji-bagimsizligimizin-anahtari-jeotermal-enerjide-76232</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 16:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ali Kındap: Enerji bağımsızlığımızın anahtarı jeotermal enerjide</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin yüzde 97 oranında ithalata bağımlı olduğu doğalgazın elektrik üretimindeki payının yüzde 20 seviyesinde olduğunu hatırlatan Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, “İthal kömür ile birlikte düşünüldüğünde elektrik üretimimizin kabaca üçte biri hâlâ ithâl kaynaklara bağımlı. Son bir buçuk ayda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, enerji güvenliğinin ülkeler için gerçek bir beka sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Ülkemizin yenilenebilir enerji yolculuğunda adımlarını sıklaştırması, ithal kaynaklara bağımlılığını hızla azaltılması ve nihayetinde sonlandırılması gerekiyor” dedi.</p>
<p>Jeotermal enerjinin, baz yük konumunda olan tek yenilenebilir kaynağı olduğunu vurgulayan Kındap, sektöre yatırım yapan tüm firmaların, Türkiye’ye çok daha yüksek seviyede katma değer yaratabilmek için sorumluluk almaya hazır olduğunu söyledi.</p>
<p>Jeotermalin enerji çeşitliliği ve arz güvenliği ile temiz enerji dönüşümü açısından taşıdığı rolün tüm dünya tarafından kabul edildiğini belirten Kındap, Avrupa Birliği ülkelerinde jeotermal enerjinin konut ısıtması başta olmak üzere kullanım alanlarının hızla artış gösterdiğine dikkat çekti.</p>
<p>Bu ülkelerdeki jeotermal kaynak verimliliğinin Türkiye ile kıyaslanmayacak kadar az olduğuna işaret eden Kındap, şu değerlendirmeyi yaptı: “Yapılan bilimsel araştırmalar, Avrupa Birliği’ne üye ülkeler arasında 43 bin megavat (MW) seviyesinde yeni jeotermal kapasite geliştirilebileceğini ortaya koyuyor. Uluslararası Enerji Ajansı ve enerji alanında çalışan düşünce kuruluşları, bu kapasitenin hayata geçirilmesi halinde jeotermal enerjinin, AB’de kömür ve gazdan üretilen elektriğin yaklaşık yüzde 42’sini ikame edebilecek potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Türkiye olarak biz, Avrupa’nın tümünden daha fazla jeotermal kaynak potansiyeline sahibiz. Ancak bu kaynak ayaklarımızın altında durduğu sürece ülkemizin kalkınmasına hizmet etmiyor. Ülkemizin ithal enerji kaynaklarından uzaklaşması ve temiz enerji dönüşümünde kilit rol üstlenmeye hazırlanan jeotermal, enerji güvenliği ve iklim hedeflerimiz açısından da stratejik önemde.</p>
<h2>Jeotermal kaynaklı elektrik üretimi üç kat artabilir</h2>
<p>Türkiye’nin bugün itibarıyla enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması, termal turizm gibi alanlarda 20 bin Megavat/termal seviyesinde jeotermal kullanımı olduğunu hatırlatan Kındap, bu seviyenin keşfi yapılmış potansiyelin üçte birinden daha az olduğunu söyledi. Kındap, “Halen 1760 MWe olan jeotermal kaynaklı elektrik üretimimizi üç kat artışla 5 bin MWe’ın üzerine, jeotermal ile ısınan konut sayımızı 170 binden 1 milyona, 7 bin dönüm olan jeotermal sera alanımızı 100 bin dönüme çıkarılabiliriz” dedi.</p>
<p>Jeotermal enerjideki kurulu güç artışını sadece sayısal bir büyüme değil, çevresel etkileri gözeten sürdürülebilir enerji politikalarının bir yansıması olarak gördüklerini kaydeden Kındap, Türkiye’nin ‘2053 Net Sıfır’ vizyonuna ulaşması jeotermal enerjiden ürettiği elektrik enerjisi kurulu gücünü yaklaşık beş kat artırarak 10 bin MW/e seviyesine çıkarması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/jed-baskani-ali-kindap-enerji-bagimsizligimizin-anahtari-jeotermal-enerjide-76232</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/2/1280x720/jed-baskani-ali-kindap-enerji-bagimsizligimizin-anahtari-jeotermal-enerjide-1775221720.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji güvenliğini bir beka sorununa dönüştürdüğünü ifade eden JED Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin ‘2053 Net Sıfır’ hedefine ulaşması için jeotermal kurulu gücünü 10 bin MW/e seviyesine taşıması gerektiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pelister-ilk-3-aylik-donemde-sektor-ihracatimiz-75-milyar-dolari-asti-76230</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pelister: İlk 3 aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB), Türkiye'nin ihracatı Mart 2026'da 21,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini, kimya sektörünün ise bu dönemde 3 milyar dolarla toplam ihracattan yüzde 15,2 pay aldığını bildirdi.</p>
<p>2026 yılı hedefleri doğrultusunda mart ayında da küresel pazarlardaki etkinliğini devam ettiren sektörün, 2,7 milyar dolar olan geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 8,7 artırdığı belirtildi.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan İKMİB Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, küresel ve bölgesel jeopolitik gelişmelerin yakın coğrafyadaki sıcak savaşların etkilerine rağmen mart ayında kimya sektöründe ihracatı artırmayı başardıklarını söyledi.</p>
<p>Pelister, "İlk 3 aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı. İçinde bulunduğumuz olumsuz koşulları göz önüne aldığımızda, bu artışı büyük bir başarı olarak görüyor, ihracatçılarımızla gurur duyuyoruz. Özellikle Körfez bölgesinde yaşanan gerilimler, enerji ve petrol fiyatlarında dalgalanmalara, lojistik hatlarda aksamalara ve tedarik zincirlerinde yeniden yapılanmalara neden olabiliyor. Bu durum, enerji ve petrokimya girdilerine bağımlı olan sektörümüz açısından maliyet baskısını artıran bir unsur olarak öne çıkıyor. Diğer yandan Avrupa başta olmak üzere yakın coğrafyalarda tedarik güvenliğinin yeniden önem kazanması hem Türk kimya sektörü için hem diğer sektörlerimiz için rekabet avantajı oluşturacak." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Küresel ekonomide başta enflasyon olmak üzere pek çok olumsuz etkiye sebep olan savaşların en kısa zamanda bitmesini temenni ettiklerini belirten Pelister, "Bu süreçte İKMİB olarak yakın ve alternatif pazarlarda ihracatın artırılması, pazar çeşitliliğinin güçlendirilmesi ve ticaret heyetleri ile sektörel işbirliklerinin artırılmasına öncelik veriyor, ihracatçılarımıza destek oluyoruz." açıklamasında bulundu.</p>
<p>Adil Pelister, mevcut performanslarını daha ileri taşımak ve ihracatı artırmak için çalışmaya devam edeceklerini de vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pelister-ilk-3-aylik-donemde-sektor-ihracatimiz-75-milyar-dolari-asti-76230</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/adil-pelister-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, &quot;İlk 3 aylık dönemde sektör ihracatımız 7,5 milyar doları aştı. İçinde bulunduğumuz olumsuz koşulları göz önüne aldığımızda, bu artışı büyük bir başarı olarak görüyor, ihracatçılarımızla gurur duyuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tasarruflu-tarimsal-sulama-yatirimlarina-hibe-destegi-76228</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 15:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasarruflu tarımsal sulama yatırımlarına hibe desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı hazırlanan Kırsal Kalkınma Yatırım Programı Kapsamında Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemlerine Yönelik Yatırımların Desteklenmesi Hakkında Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Düzenlemeyle hibe desteği verilecek tasarruflu tarımsal sulama sistemlerine yönelik 81 ilde uygulanacak yatırım konuları belirlendi.</p>
<p>Buna göre tarla içi sistemlerde damla sulama, yağmurlama, mikro yağmurlama ve yüzey altı damla sulama, mekanik büyük sistemlerde center pivot/lineer sulama sistemleri, tamburlu sulama sistemleri, yenilenebilir enerji ve teknoloji odaklı sistemlerde güneş enerjili sulama (sulama sistemleri+panel) ile akıllı sulama/otomasyon sistemleri (sensör, kontrol, uzaktan yönetim) hibe desteği kapsamında olacak.</p>
<p>Başvuru sahibi ile il müdürlüğü arasında hibe sözleşmesinin imzalanmasından sonra alımı yapılan makine, ekipman ve malzemelerin 75 gün içinde tarlada montajı tamamlanacak.</p>
<p>Başvuru sahibinin, Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı olması ve ödemenin yapıldığı tarihten itibaren 5 yıl boyunca kayıtlı olma halinin devam etmesi şartı aranacak.</p>
<p><strong>Hibeye esas proje tutarı ve destekleme oranı</strong></p>
<p>Kabul edilen başvurularda, hibe sözleşmesinde belirlenen hibeye esas proje tutarının, KDV dahil yüzde 50'si ile yüzde 70'ine kadar değişen oranlarda hibe desteği verilecek.</p>
<p>Tasarruflu tarımsal sulama sistemlerine yönelik yatırımlar kapsamında kullanılacak bütçenin en az yüzde 20'si kadın ve genç girişimciler tarafından gerçekleştirilecek yatırımlar için kullanılacak.</p>
<p>Birinci derece tarımsal amaçlı örgütler, kadınlar ve gençler tarafından gerçekleştirilen başvurular öncelikli olarak değerlendirilecek.</p>
<p>Konu bazında verilecek hibe oranları tarla içi damla sulama sistemleri ile tarla içi yağmurlama sulama sistemleri için yüzde 50, tarla içi mikro yağmurlama sulama sistemleri, center pivot/lineer sulama sistemleri, tamburlu sulama sistemleri ile güneş enerjili sulama (sulama sistemleri+panel) için yüzde 60, tarla içi yüzey altı damla sulama, akıllı sulama/otomasyon sistemleri (sensör, kontrol, uzaktan yönetim) ile tarımsal açıdan yer altı sularının yetersiz seviyede ve su kısıtı olduğunun tespit edildiği havzalarda yapılacak başvurularda tüm konular için yüzde 70 olarak belirlendi.</p>
<p>Hibeye esas proje tutarı 10 milyon lirayı geçemeyecek. Satın alma bedelinin bu miktarı aşması halinde, aşan kısım faydalanıcı tarafından ayni katkı olarak karşılanacak.</p>
<p><strong>Başvuru şekli, yeri ve zamanı</strong></p>
<p>Projeler, yetkili ziraat mühendisleri tarafından hazırlanacak. Başvurular, uygulama rehberinde belirtilen tarihler arasında ve başvuru dosyası içeriğine uygun şekilde yapılacak.</p>
<p>Program kapsamında başvuruların yapıldığı her il için tahsis edilen ödenek miktarı kadar başvuruya hibe desteği sağlanacak, değerlendirme nihai kararı söz konusu ödenek esas alınarak verilecek. İllere tahsis edilecek ödenek tutarı, uygulama rehberinde belirtilen kriterler ve tarımsal üretim planlanması dikkate alınarak başvuru sayısı ve talep edilen hibe miktarına göre bütçe imkanları çerçevesinde belirlenecek.</p>
<p>Son başvuru tarihi mesai bitimine kadar teslim edilen başvurular, 30 gün içinde il proje yürütme birimi tarafından incelenerek değerlendirilecek. Onaylanan asıl ve varsa yedek başvuru listeleri, 5 gün süresince il müdürlüğü internet sitesinde ve duyuru panolarında ilan edilecek, başvuru sahiplerine ayrıca yazılı tebligat yapılmayacak.</p>
<p>Türk lirası olarak verilecek hibe desteği ödemeleri için gerekli finansman, bütçenin ilgili harcama kaleminden tahsis edilerek karşılanacak.</p>
<p>Yapılan tüm işlemler, Bakanlık tarafından denetlenecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tasarruflu-tarimsal-sulama-yatirimlarina-hibe-destegi-76228</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/8/1280x720/gaziantep-akilli-sulama-sistemlerini-nurdagi-ve-islahiyede-hayata-gecirdi-1754568157.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasarruflu sulama yatırımlarına yüzde 50 ile 70 arasında hibe desteği sağlanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-analizi-banka-kredilerindeki-gevseme-yerini-ilk-ceyrekte-sikilasmaya-birakti-76222</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Banka kredilerindeki gevşeme yerini ilk çeyrekte sıkılaşmaya bıraktı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) Banka Kredileri Eğilim Anketi'nde bankaların 2026 yılının ilk çeyreğiyle ilgili değerlendirmeleri ile 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin beklentilerini içeren "Banka Kredileri Eğilim Anketi" yayımlandı.</p>
<p>Aktif büyüklükleri dikkate alınarak belirlenen 16 bankanın katıldığı ankete göre, 2026 yılının ilk çeyreğinde, bankaların kullandırdıkları işletme kredilerine ilişkin genel değerlendirmeleri, uyguladıkları standartlarda sınırlı gevşemenin devam ettiği yönünde oldu.</p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde ölçek bakımından KOBİ’lere verilen kredilere uygulanan standartlarda gevşemenin devam ettiği gözlendi.</p>
<p>Büyük işletmelere verilen kredilere uygulanan standartlarda sıkılaşmanın yerini sınırlı gevşemeye bıraktığı, vade bakımından kısa vadeli kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin azaldığı, uzun vadeli kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin artarak devam ettiği görüldü.</p>
<p>Para cinsi bakımından ise TL kredilere uygulanan standartlardaki gevşeme eğilimi ile Yabancı Para (YP) kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşma eğiliminin devam ettiği gözlendi.</p>
<p>Aynı dönemde, konut kredilerine uygulanan standartlarda belirgin bir gevşeme gözlenirken, taşıt kredilerine uygulanan standartların temelde aynı kaldığı, diğer bireysel kredilere uygulanan standartlarda ise sınırlı sıkılaşma görüldü.</p>
<p>2026 yılının ikinci çeyreğinde, bankaların kullandırdıkları işletme kredilerine ilişkin genel beklentileri, uyguladıkları standartlardaki sınırlı gevşemenin devam edeceği yönünde oldu.</p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde ölçek bakımından KOBİ’lere ve büyük işletmelere verilen kredilere uygulanan standartlarda gevşemenin sınırlı şekilde devam edeceği, vade bakımından kısa ve uzun vadeli kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin ise sınırlı şekilde devam edeceği belirtildi.</p>
<p>Ankete göre, para cinsi bakımından TL kredilere uygulanan standartlardaki gevşemenin belirgin gerileyeceği, YP kredilere uygulanan standartlardaki sıkılaşmanın sınırlı şekilde devam edeceğinin beklendiği bildirildi.</p>
<p>Aynı dönemde, konut kredilerine uygulanan standartlardaki gevşemenin büyük oranda azalacağı, taşıt kredilerine uygulanan standartlardaki mevcut seyrin devam edeceği, diğer bireysel kredilerde ise standartlardaki sıkılaşmanın belirgin şekilde artarak devam edeceğinin beklendiği gözlendi.</p>
<p><strong>İkinci çeyrekte, işletme kredilerine olan talepteki artışın devam edeceği bekleniyor</strong></p>
<p>2026 yılının birinci çeyreğinde, işletmelere verilen kredilere olan talepteki artış güçlenerek devam etti.</p>
<p>Alt kırılımlar incelendiğinde ölçek bakımından KOBİ ve büyük işletme kredi talebi ile vade bakımından kısa vadeli kredi talebindeki artışın güçlenerek devam ettiği, uzun vadeli kredi talebindeki artışın yerini azalışa bıraktığı, para cinsi bakımından ise TL ve YP kredilere olan talepteki artışın zayıflayarak devam ettiği görüldü.</p>
<p>Aynı dönemde, konut kredi talebindeki artışın güçlenerek devam ettiği gözlenirken, taşıt kredi talebinin temelde aynı kaldığı, diğer bireysel kredi talebindeki artışın ise zayıfladığı gözlendi.</p>
<p>Stok artırımı ve işletme sermayesi işletme kredi talebini artırıcı yönde etkileyen en önemli faktör olurken, konut kredilerinde ise konut piyasasına ilişkin beklentiler talebi artıran en önemli faktör oldu.</p>
<p>2026 yılının ikinci çeyreğinde, işletme kredilerine olan talepteki artışın devam etmesi bekleniyor. Alt kırılımlar incelendiğinde ölçek bakımından KOBİ ve büyük işletme kredi talebindeki artışın sürmesi bekleniyor. Vade bakımından ise kısa vadeli kredi talebindeki artışın güçlenerek devam edeceği öngörüldü.</p>
<p>Ankete göre ayrıca, uzun vadeli kredi talebinde azalışın yerini tekrar artışa bırakacağı, para cinsi bakımından ise TL ve YP krediler için talepteki artışın güçlenerek devam edeceği bekleniyor.</p>
<p>Aynı dönemde, konut kredi talebinde artışın zayıflayarak devam edeceği, taşıt kredi talebinin sınırlı artacağı, diğer bireysel kredi talebinde güçlü bir artış görüleceği öngörüldü.</p>
<p><strong>Konut kredilerinde belirgin bir gevşeme gözlendi</strong></p>
<p>İşletmelere kullandırılan kredilere uygulanan koşul ve kurallara bakıldığında, daha riskli krediler üzerindeki kar marjında artış görüldü.</p>
<p>Konut kredilerinde kredi/teminat oranına ilişkin koşul ve kurallarda belirgin bir gevşeme gözlenen ankete göre, taşıt ve diğer bireysel kredilere uygulanan koşul ve kurallarda belirgin bir değişim görülmedi.</p>
<p>Bankaların fon sağlama imkanlarının gelişimi incelendiğinde, yurt içi ve yurt dışı fonlama koşullarında bir önceki çeyrekte görülen gevşeme yönlü değerlendirmelerin 2026 yılının birinci çeyreğinde yerini belirgin bir sıkılaşmaya bıraktığı görüldü.</p>
<p>Yurt dışı fonlama maliyeti ile diğer koşul ve kurallar, yurt dışı fonlama koşullarını sıkılaştırıcı yönde etkiledi.</p>
<p>Ankete göre, 2026 yılının ikinci çeyreğinde, yurt içi fonlama koşullarının gevşemesi, yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın ise güçlenerek devam etmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-analizi-banka-kredilerindeki-gevseme-yerini-ilk-ceyrekte-sikilasmaya-birakti-76222</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/6/1280x720/lira-para-tl-1750090645.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB Banka Kredileri Eğilim Anketi&#039;nde, &quot;Bankaların fon sağlama imkanlarının gelişimi incelendiğinde, yurt içi ve yurt dışı fonlama koşullarında bir önceki çeyrekte görülen gevşeme yönlü değerlendirmelerin 2026 yılının birinci çeyreğinde yerini belirgin bir sıkılaşmaya bıraktığı görüldü.&quot; denildi. Analizde, 2026&#039;nın ikinci çeyreğinde, yurt içi fonlama koşullarının gevşemesi, yurt dışı fonlama koşullarındaki sıkılaşmanın ise güçlenerek devam etmesi beklendiği belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/martta-en-cok-evcil-hayvan-urunlerinin-fiyati-artti-76221</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 14:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Martta en çok evcil hayvan ürünlerinin fiyatı arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ürünlerin mart ayında oluşan fiyat değişimini açıkladı. </p>
<p>Buna göre, yüzde 25,02 ile ev hayvanları ve diğer evcil hayvanlar için ürünlerdeki fiyat artışını, yüzde 23,34 ile taze veya soğutulmuş yeşil yapraklı veya saplı sebzeler ve yüzde 14,39 ile motorin (mazot) kategorileri izledi.</p>
<p>Martta fiyatı en çok artış gösteren diğer ürünler arasında, yüzde 10,94 ile hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı, yüzde 9,88 ile taksi ve sürücüsü ile birlikte kiralanmış taşıtlarla yolcu taşımacılığı, yüzde 7,95 ile benzin, yüzde 7,93 ile metro ve tramvay ile yolcu taşımacılığı yer aldı.</p>
<p><strong>Balıklar ucuzladı</strong></p>
<p>Geçen ay en fazla fiyat düşüşü, yüzde 9,94 ile canlı, taze, soğutulmuş veya dondurulmuş balıklarda gerçekleşti. Bunu, yüzde 7,27 ile diğer küçük ev aletleri, yüzde 5,21 ile sağlık sigortası, yüzde 3,03 ile tahıl unları, yüzde 2,80 ile bebek giysileri (0-2 yaş), yüzde 2,75 ile kadın ve kız çocuk giysileri, yüzde 2,73 ile erkek ve erkek çocuk giysileri takip etti.</p>
<p>TÜİK'in tüketici fiyatları endeksine göre, martta aylık bazda fiyatları en fazla artan ürünler ile bunların bir önceki aya göre değişim oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Ev hayvanları ve diğer evcil hayvanlar için ürünler</td>
<td>25,02</td>
</tr>
<tr>
<td>Taze veya soğutulmuş yeşil yapraklı veya saplı sebzeler</td>
<td>23,34</td>
</tr>
<tr>
<td>Motorin (mazot)</td>
<td>14,39</td>
</tr>
<tr>
<td>Hava yolu ile yurt dışı yolcu taşımacılığı</td>
<td>10,94</td>
</tr>
<tr>
<td>Taksi ve sürücüsü ile birlikte kiralanmış taşıtlarla yolcu taşımacılığı</td>
<td>9,88</td>
</tr>
<tr>
<td>Benzin</td>
<td>7,95</td>
</tr>
<tr>
<td>Metro ve tramvay ile yolcu taşımacılığı</td>
<td>7,93</td>
</tr>
<tr>
<td>Deniz ve iç sularda yolcu taşımacılığı</td>
<td>7,31</td>
</tr>
<tr>
<td>Kişisel bakıma yönelik elektrikli aletler</td>
<td>7,09</td>
</tr>
<tr>
<td>Otobüs ile yolcu taşımacılığı</td>
<td>7,05</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Martta fiyatı en fazla düşen seçilmiş maddeler ile bir önceki aya göre değişim oranları ise şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Balıklar, canlı, taze, soğutulmuş veya dondurulmuş</td>
<td>-9,94</td>
</tr>
<tr>
<td>Diğer küçük ev aletleri</td>
<td>-7,27</td>
</tr>
<tr>
<td>Sağlık sigortası</td>
<td>-5,21</td>
</tr>
<tr>
<td>Tahıl unları</td>
<td>-3,03</td>
</tr>
<tr>
<td>Bebek giysileri (0-2 yaş)</td>
<td>-2,80</td>
</tr>
<tr>
<td>Kadın ve kız çocuk giysileri</td>
<td>-2,75</td>
</tr>
<tr>
<td>Erkek ve erkek çocuk giysileri</td>
<td>-2,73</td>
</tr>
<tr>
<td>İçkiler ve likörler</td>
<td>-2,64</td>
</tr>
<tr>
<td>Margarin</td>
<td>-2,63</td>
</tr>
<tr>
<td>Çikolata, kakao, kakao bazlı gıda ürünleri</td>
<td>-2,44</td>
</tr>
<tr>
<td>Mücevherat ve kol saatleri</td>
<td>-2,43</td>
</tr>
<tr>
<td>Başka yerde sınıflandırılmamış tatlılar ve diğer şekerlemeler</td>
<td>-1,92</td>
</tr>
<tr>
<td>Isıtıcılar, klimalar</td>
<td>-1,83</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/martta-en-cok-evcil-hayvan-urunlerinin-fiyati-artti-76221</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/tuketici-guveni-enflasyon-market-alisveris-1766131097.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre tüketici fiyatları bazında fiyatı en çok artan ürünler yüzde 25 ile ev hayvanları ve diğer evcil hayvanlar için ürünler olurken, balık yüzde 9,94 ile en çok ucuzlayan ürün oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-martta-ihracatindaki-8-siradaki-yerini-korudu-76210</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Denizli&#039;nin ihracatı martta yüzde 6,2 geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DENİZLİ</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) verilerine göre, Denizli'nin ihracatı mart ayında yüzde 6,2 azalışla 390 milyon dolara geriledi. Kent, gerilemeye rağmen Türkiye ihracatında 8. sıradaki yerini korudu. Denizli İhracatçılar Birliği'nce kayda alınan ihracat ise yüzde 2,2 artışla 308 milyon dolara ulaştı. Ocak-mart döneminde ise Denizli ihracatı yüzde 0,9 artışla 1 milyar 147 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Denizli, yılın ilk iki ayında yakalanan ivmeyi mart ayında bir miktar yavaşlatmış olsa da önümüzdeki dönemde ihracatımızın yeniden hedeflerimizle uyumlu bir seyir izleyeceğini temenni ediyoruz” dedi.</p>
<p>Memişoğlu, Mart ayında, Denizli’nin tekstil-konfeksiyon ihracatının yüzde 13,5 azalışla 100 milyon dolar, elektrik-elektronik ihracatı yüzde 2,7 azalışla 88 milyon dolar, demir-demir dışı metaller ihracatı yüzde 12,2 artışla 72 milyon dolar, tarım ihracatı yüzde 7,9 azalışla 29 milyon dolar, madencilik ihracatı yüzde 1,5 artışla 24 milyon dolar olduğunu aktardı.</p>
<p>Orta Doğu’daki gerilimlerin enflasyonist baskıları artırması ve talebin zayıflaması sonucu imalat sektörünün yeni siparişlerinde yavaşlamanın belirginleştiğini dile getiren Memişoğlu, “Buna bağlı olarak firmaların üretim ve satın alma faaliyetlerini azalttığı görüldü. Savaşın en önemli olumsuz etkilerinden biri olan tedarik zincirlerinde gecikme ve fiyatlardaki yükseliş de yeni siparişlerin yavaşlamasında etkin rol oynadı. Savaşın yarattığı belirsizlik, ihracatçının öngörülebilirliğini azaltıyor. En kısa zamanda küresel anlamda savaşın bittiği ve öngörülebilirliğin arttığı bir ihracat ortamı temenni ediyorum” diye konuştu.</p>
<h2>Bayramdaki eksik iş günü ve körfez savaşı ihracatımıza olumsuz yansıdı</h2>
<p>2025’te ihracatçıların birçok belirsizlikle mücadele ettiğini, 2026’ya daha öngörülebilir bir küresel ortam beklentisiyle başladıklarını ancak Orta Doğu’daki gelişmelerin beklentileri kısmen zayıflattığını dile getiren Memişoğlu, “Denizli, 83 ülkeye ihracat yapıyor. Ancak Körfez Bölgesi ve Avrupa Birliği pazarındaki talep daralması ve artan korumacı politikalar ihracatımızı olumsuz etkiliyor. Bu süreçte pazar çeşitlendirmesi kritik önem taşıyor. Denizli’nin bu noktada hem sektör hem de pazar çeşitliliği bakımından güçlü yapısı, mevcut riskleri yönetme noktasında önemli bir avantaj sağlıyor. Küresel ölçekte belirsizliklerin azaldığı, öngörülebilirliğin arttığı bir döneme en kısa sürede ulaşmayı diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Zirve İngiltere'nin</h2>
<p>Martta Denizli ihracatında lider konumda olan İngiltere'ye ihracatın yüzde 35 oranında artışla 70 milyon dolar olarak kaydedildiğini söyleyen Memişoğlu, “Ardından gelen Almanya’ya ihracatımız yüzde 7,5 artışla 32 milyon dolar oldu. İlimiz ihracatında üçüncü sırada yer alan İtalya'ya ihracatımız yüzde 9,7 oranında azalışla 31 milyon dolar olarak gerçekleşti” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-martta-ihracatindaki-8-siradaki-yerini-korudu-76210</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/5/1280x720/huseyin-memisoglu-1748940705.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli&#039;nin ihracatı mart ayında yüzde 6,2 azalışla 390 milyon dolara geriledi. DENİB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Memişoğlu, “Denizli, yılın ilk iki ayında yakalanan ivmeyi mart ayında bir miktar yavaşlatmış olsa da önümüzdeki dönemde ihracatımızın yeniden hedeflerimizle uyumlu bir seyir izleyeceğini temenni ediyoruz.” açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-ihracatci-birlikleri-mart-ayinda-1-milyar-552-milyon-dolarlik-ihracata-imza-atti-76209</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege İhracatçı Birlikleri&#039;nden mart ayında 1,5 milyar dolarlık ihracat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri, mart ayında 1 milyar 552 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirerek geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2 geride kaldı. 2026’nın ilk çeyreğinde 4 milyar 468 milyon dolarlık ihracata ulaşan EİB, yıllık bazda yüzde 2 artışla ihracatını 18,2 milyar dolardan 18,5 milyar dolara çıkardı. Türkiye genelinde mart ayı ihracatı yüzde 6,4 düşüşle 21,9 milyar dolara gerilerken, EİB’nin kaybı daha sınırlı kaldı. Aynı dönemde sanayi sektörleri 869 milyon dolar, tarım sektörleri 574 milyon dolar, madencilik ise 110 milyon dolarlık ihracat yaptı.</p>
<p><strong>“Bugünkü konjonktürü fırsata çevirme zamanı”</strong></p>
<p>2026 yılının ilk çeyreğindeki ihracat performansını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, yılın ilk üç ayını negatif ihracat rakamlarıyla tamamladıklarını bu tablonun oluşmasında Körfez’de yaşanan savaşın etkili olduğunu dile getirdi. Eskinazi, “Ancak Türkiye olarak, küresel kriz ortamında sahip olduğumuz avantajları kullanarak bu olumsuz durumu pozitife çevirebiliriz. Bu noktada, bugünkü konjonktürü fırsata çevirme zamanıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>"Döviz dönüşüm desteği 1 yıl daha uzatılmalı"</strong></p>
<p>Türk ihracatçılarının ve sanayicilerinin üç yıldır ihracat üzerindeki kur baskısı nedeniyle zor günler geçirdiklerinin altını çizen Eskinazi “Sanayi ve ihracat sektörünün bir nebze rahatlatılması büyük önem taşıyor. Enflasyonu düşürmek amacıyla uygulanan ve sınırlı fayda sağladığını gözlemlediğimiz tedbirlerin, ihracat üzerindeki olumsuz etkilerinin hafifletilmesi ve özellikle ihracatçılarımızın teşvik edilmesi, hedeflerimize ulaşmamıza katkı sağlayacak. Ayrıca, Sanayi Bakanlığımız tarafından sağlanan 3.500 liralık istihdam desteğinin şartlarının yeniden gözden geçirilmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ihracatçılara sağladığı ve nisan ayında sona erecek olan yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin şimdiden bir yıl daha uzatılacağının ilan edilmesi gibi adımlar, ihracatçılarımıza moral verecek ve ihracatımıza olumlu katkı sunacak” dedi.</p>
<p>Mart ayında; Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında 9’unun ihracatı düşerken, 3 tanesi ihracatını artırmayı başarısı gösterdi.</p>
<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği 210 milyon dolarlık ihracatla mart ayında liderliğini korurken, Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği yüzde 13 artışla 135 milyon dolara ulaşarak en fazla artış sağlayan birlik oldu. Ege Maden İhracatçıları Birliği 110 milyon dolarla üçüncü sıradaki yerini korurken, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 98,6 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>
<p>Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği 97 milyon dolar, Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ise 86 milyon dolarlık ihracata imza attı. İklim krizinin etkilediği Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 81,4 milyon dolarda kalırken, Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 71,7 milyon dolarla onu takip etti.</p>
<p>Ege Tütün İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 7 artırarak 61,8 milyon dolara çıkarırken, Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 30 milyon dolar, Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği 18,3 milyon dolar ve Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği 12 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>
<p>EİB bünyesinde yer almayan sektörler incelendiğinde, kimya sektörü mart ayında ihracatını yüzde 29 artırarak 190 milyon dolara yükseltti ve pozitif ayrıştı. Otomotiv sektörü yüzde 18 artışla 93,3 milyon dolara, iklimlendirme sektörü ise yüzde 10 artışla 82 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Elektrik-elektronik 67,3 milyon dolar, makine sektörü 45,5 milyon dolar ihracat gerçekleştirirken, çimento cam seramik sektörü ihracatını yüzde 100 artırarak 20,6 milyon dolara çıkardı.</p>
<p>Mart ayında Ege İhracatçı Birlikleri’nden en fazla ihracat 150 milyon dolarla Almanya’ya yapılırken, ABD’ye ihracat yüzde 12 düşüşle 128 milyon dolara geriledi ancak ikinci sıradaki yerini korudu. İtalya’ya ihracat ise yüzde 9 artışla 114,6 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>İspanya’ya ihracat yüzde 37,5 artarak 89,8 milyon dolara çıktı ve ülke dördüncü sıraya yükselirken, İngiltere 80,5 milyon dolarla beşinci sıraya geriledi. EİB mart ayında 193 ülkeye ihracat yaparken, 93 ülkede artış, 100 ülkede ise düşüş kaydedildi.</p>
<p>Körfez Bölgesi’ndeki savaşın etkisiyle EİB’nin bu ülkelere ihracatı yüzde 48 düşerek 102 milyon dolardan 53,3 milyon dolara geriledi. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ve Kuveyt başta olmak üzere tüm ülkelerde ciddi kayıplar yaşandı.</p>
<p>Buna karşılık Avrupa Birliği, yüzde 10 artışla 792 milyon dolara ulaşarak EİB ihracatındaki payını yüzde 51’e çıkardı. Amerika, Afrika ve Asya-Okyanusya bölgelerine ihracatta ise çift haneli düşüşler görüldü.</p>
<p>Ege Bölgesi’nin mart ayı ihracatı 2 milyar 310 milyon dolar olurken, yılın ilk çeyreğinde yüzde 1,2’lik düşüşle 6 milyar 661 milyon dolara geriledi.</p>
<p>İl bazında İzmir yüzde 4 artışla 1,2 milyar dolara ulaşarak liderliğini sürdürürken, Uşak da artış gösteren iller arasında yer aldı. Denizli ve Manisa yaklaşık 390 milyon dolarlık ihracatla İzmir’i takip etti.</p>
<p>Balıkesir yüzde 25’lik düşüşle en sert kaybı yaşarken; Aydın ve Afyonkarahisar’da da gerileme görüldü. Muğla ihracatını yatay seyrederken, Kütahya 35 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-ihracatci-birlikleri-mart-ayinda-1-milyar-552-milyon-dolarlik-ihracata-imza-atti-76209</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/jak-eskinazi-1-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege İhracatçı Birlikleri, mart ayında 1,55 milyar dolarlık ihracatla sınırlı bir gerileme yaşadı. Küresel kriz ve Körfez’deki savaşın etkilerine rağmen AB pazarındaki artışla dengelenen ihracatta, sektörler ve iller bazında farklılaşan bir tablo ortaya çıktı. Türk ihracatçılarının ve sanayicilerinin üç yıldır ihracat üzerindeki kur baskısı nedeniyle zor günler geçirdiklerini belirten Koordinatör Başkanı Eskinazi, &quot;Sanayi Bakanlığımız tarafından sağlanan 3.500 liralık istihdam desteğinin şartlarının yeniden gözden geçirilmesi ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ihracatçılara sağladığı ve nisan ayında sona erecek olan yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğinin şimdiden bir yıl daha uzatılacağının ilan edilmesi gibi adımlar, ihracatçılarımıza moral verecek ve ihracatımıza olumlu katkı sunacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pek-cok-baharat-ve-tohum-turu-ithalat-denetimi-kapsamina-alindi-76223</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pek çok baharat ve tohum türü ithalat denetimi kapsamına alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Tarım ve Orman Bakanlığının Kontrolüne Tabi Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğ, insan sağlığı ve güvenliği ile hayvan ve bitki varlığı ve sağlığı yönünden Tarım ve Orman Bakanlığının kontrolüne tabi listeli ürünlerin ithalatına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.</p>
<p>Buna göre, tohum, fide, fidan ve çiçek soğanları gibi çoğaltım materyalleri ile zirai karantina kontrolüne tabi ürünlere yönelik listeye, anason, Çin anasonu, rezene, kişniş, kimyon veya karaman kimyonu tohumları, ardıç meyveleri (yalnız tohumluk olanlar), zencefil, safran, zerdeçal (curcuma), kekik, defne yaprakları, köri ve diğer baharat (yalnız tohumluk olanlar) eklendi.</p>
<p>Karantina kontrolüne tabi ürünlere ilişkin listeden, "zencefil, ezilmemiş ve öğütülmemiş (taze olanlar)" çıkarıldı.</p>
<p>Bu ürünlere yönelik denetim kuralları, 1 Temmuz itibarıyla uygulamaya konulacak.</p>
<p>Öte yandan, tıbbi ve kimyasal bir etken madde olan "pregabalin" ile hayvan beslenmesi amacıyla kullanılan "kalkerleşmiş deniz algi", ilgili ithalat denetimi listelerinden hariç tutuldu.</p>
<p>Tebliğin, bu ürünlere ilişkin maddeleri ise yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pek-cok-baharat-ve-tohum-turu-ithalat-denetimi-kapsamina-alindi-76223</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğ ile, anason, Çin anasonu, rezene, kişniş, kimyon veya karaman kimyonu tohumları, ardıç meyveleri, zencefil, safran, zerdeçal, kekik, defne yaprakları, köri ve diğer baharatlar (yalnız tohumluk olanlar) ithalat denetimi kapsamına alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/azotlu-ve-kompoze-gubrelerin-gumruk-vergileri-de-sifirlandi-76208</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergileri de sıfırlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Üre gübresinin ardından bazı temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergilerinin de sıfırlanmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığından karara ilişkin yapılan açıklamada, gıda ve tarım sektörünün hammaddelerinde arz güvenliğinin sağlanması, spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ve üretici-tüketici refahının dengeli şekilde korunabilmesi amacıyla gerekli tedbirlerin dinamik olarak alındığı belirtildi.</p>
<p>Bölgede yaşanan mevcut küresel gerilimden kaynaklı olarak tarımsal girdilerde fiyat artışı gözlemlendiğine işaret edilen açıklamada, gübre arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve sektörün olası maliyet artışlarına karşı korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak üre cinsi eşyanın gümrük vergisinin sıfırlandığı anımsatıldı.</p>
<p>Açıklamada, bölgedeki gelişmelerin takip edilerek tedarik süreçlerine yönelik etkilerinin değerlendirildiği ve fiyat hareketlerinin anlık izlendiği bildirilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Yaşanabilecek olası spekülatif fiyat hareketliliklerinin önceden önlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak gübre ürün grubunda yer alan bazı temel nitelikteki azotlu ve kompoze gübrelerin de gümrük vergileri sıfırlanmıştır. Bakanlığımız, bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık takip etmekte, fiyat hareketliliklerini yakından izlemekte, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı ülkemizdeki üreticilerin ve tüketicilerin refahını dengeli şekilde koruyacak gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/azotlu-ve-kompoze-gubrelerin-gumruk-vergileri-de-sifirlandi-76208</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/1/1280x720/tarifeler-gubre-sektorunu-sarsiyor-1754496095.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üre gübresinin ardından azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergileri de sıfırlandı. Ticaret Bakanlığı, &quot;Bakanlığımız, bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık takip etmekte, fiyat hareketliliklerini yakından izlemekte, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı ülkemizdeki üreticilerin ve tüketicilerin refahını dengeli şekilde koruyacak gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uibten-mart-ayinda-34-milyar-dolarlik-ihracat-76205</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> UİB’den mart ayında 3,4 milyar dolarlık ihracat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>UİB’in 2026 Mart ayı ihracat rakamları açıklandı. Mart ayındaki ihracatı 3 milyar 427 milyon 599 bin dolar olan UİB’in, yılın ilk çeyreğindeki ihracatı geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 5,20 artarak 10 milyar 334 milyon 980 bin dolar olarak gerçekleşti. Rakamları değerlendiren UİB Koordinatör Başkanı Baran Çelik, “Bölgemizde yaşanan gerginlikler ve yakın coğrafyamızdaki savaşların da etkisiyle Mart ayında yaşanan düşüşe rağmen ihracattaki başarımız sürüyor. 2026 yılı ilk çeyreğini yüzde 5 artış ile kapattık. Geçen yıl dünya genelinde yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen ihracatımızı rekorla kapatmıştık. Aynı başarıyı bu yıl da sürdürmek için çalışıyoruz” dedi.</p>
<h2>OİB'in ihracatı 2,9 milyar dolar</h2>
<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) Mart ayında ihracatı 2 milyar 940 milyon 988 bin dolar olarak gerçekleşirken, yılın ilk çeyreğindeki ihracatı geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 6’lık artışla 8 milyar 856 milyon 214 bin dolara ulaştı.</p>
<h2>UTİB'in ihracatı 101 milyon dolar oldu</h2>
<p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği’nin (UTİB), Mart ayı 101 milyon 29 bin dolar olarak gerçekleşirken, yılın ilk çeyreğindeki ihracatı ise 301 milyon 431 bin dolara ulaştı.</p>
<h2>UHKİB'den 61,7 milyon dolar ihracat</h2>
<p>Mart ayı ihracatı 61 milyon 759 bin dolar olan Uludağ Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği'nin (UHKİB), yılın ilk çeyreğindeki ihracatı ise 190 milyon 358 bin dolar seviyelerinde gerçekleşti.</p>
<h2>UMSMİB'in ihracatı 15,3 milyon dolar</h2>
<p>Mart ayında 15 milyon 375 bin dolar ihracat yapan Uludağ Meyve Sebze Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin (UMSMİB), yılın ilk çeyreğindeki 52 milyon 276 bin dolar düzeyinde gerçekleşti.</p>
<h2>UYMSİB'den 10,1 milyon dolarlık ihracat</h2>
<p>Mart ayında geçtiğimiz 10 milyon 121 bin dolar ihracat gerçekleştiren Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (UYMSİB), yılın ilk çeyreğinde 37 milyon 553 bin dolarlık dış satışa imza attı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uibten-mart-ayinda-34-milyar-dolarlik-ihracat-76205</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/5/1280x720/uibten-mart-ayinda-34-milyar-dolarlik-ihracat-1775205835.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin Genel Sekreterlik bazında en fazla ihracat yapan ikinci birliği olan Uludağ İhracatçı Birlikleri’nin (UİB) 2026 yılı Mart ayı ihracatı, 3 milyar 427 milyon 599 bin dolar olarak gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/bakan-ersoy-bin-300-halk-kutuphanesiyle-800-bin-metrekareye-ulasarak-rekor-kirdik-76233</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Ersoy: Bin 300 halk kütüphanesiyle 800 bin metrekareye ulaşarak rekor kırdık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 23. Ankara Kitap Fuarı’nın açılışına katıldı.</p>
<p>Ersoy, burada yaptığı konuşmada, kütüphanelerin yalnızca kitap ödünç verilen alanlar olmaktan çıkarıldığını belirtti. Kütüphanelerin “yaşam boyu öğrenmenin, sosyal etkileşimin ve kültürel üretimin merkezleri” haline getirildiğini ifade eden Ersoy, bu dönüşümün yayıncılık sektörüyle güçlü bir bağ kurduğunu dile getirdi.</p>
<p>2025 yılı içerisinde 52 yeni veya yenilenmiş halk kütüphanesinin hizmete alındığını kaydeden Ersoy, ülke genelinde 1300’ün üzerinde kütüphaneyle hizmet sunulduğunu aktardı. Kütüphane kullanım alanlarının ise son 8 yılda 325 bin metrekareden 800 bin metrekareye çıkarıldığına dikkat çekti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cfbe88bd9a1-1775222408.jpeg" alt="" width="700" height="394" />Bakan Ersoy konuşmasında Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen destek programlarına da geniş yer ayırdı. 2025 yılında merkezi ve yerel kitap alımları ile süreli ve elektronik yayın desteklerinin toplam 241 milyon TL’ye ulaştığını belirten Ersoy, “Uluslararası fuar katılım destekleri, çeviri destekleri ve eser üretimi destekleri de eklendiğinde toplam destek miktarı 318 milyon TL’yi aşmıştır.” dedi. Bu desteklerin yalnızca kültürel değil ekonomik katkı da sağladığını vurgulayan Ersoy, kamu desteklerinin sektörün sürdürülebilirliği açısından vazgeçilmez olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>"Dijital yayıncılıkta dönüşüm hızlandı"</strong></p>
<p>Konuşmasında dijitalleşme projelerine de değinen Ersoy, “e-Kitabım” ve “Kitap+” platformlarıyla okurun kitaba erişiminin kolaylaştırıldığını belirtti. Türk klasiklerinin dijital ortama aktarılmasıyla kültürel mirasın yeni nesillere ulaştırıldığını kaydeden Bakan Ersoy, bu çalışmaların çağın gerekliliklerine uygun bir dönüşüm sunduğunu söyledi. Ayrıca EDES – İlk Eser Desteği Programı kapsamında 610 eserin desteklendiğini ifade eden Ersoy, yeni yazarların sektöre kazandırılmasının öncelikli hedefler arasında yer aldığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Türk edebiyatı dünya sahnesinde</strong></p>
<p>Uluslararası alandaki faaliyetlere de değinen Ersoy, TEDA programı kapsamında 4 bin 599 eserin 99 ülkede 66 dile çevrildiğini belirtti. 2025 yılında 10 uluslararası kitap fuarına katılım sağlandığını söyleyen Ersoy, bu süreçte yaklaşık 7 bin 600 eserin dünya okuruyla buluşturulduğunu aktardı.</p>
<p>Ersoy, 2002–2025 yılları arasında 34 ülkede düzenlenen 219 uluslararası kitap fuarına katılım sağlandığını, bu fuarların 15’inde Türkiye’nin “Onur Konuğu” olduğunu belirterek, 1.597 yazar, çizer, çevirmen ve yayıncının uluslararası hareketliliğinin desteklendiğini, 236 binin üzerinde eserin ise dünya vitrinine taşındığını ifade etti, söz konusu faaliyetlerin yayıncılık sektörüne somut ekonomik katkılar sunduğunu vurguladı.</p>
<p>Ersoy, “Türk yayıncılığını hem ulusal ölçekte güçlendirmeye hem de küresel ölçekte görünür kılmaya kararlılıkla devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Okuyan nesiller güçlü geleceğin teminatıdır”</strong></p>
<p>Konuşmasında fuarın önemine de değinen Ersoy, kitap fuarlarının kültürel etkileşim açısından önemli platformlar olduğunu vurguladı. Özellikle gençlere yönelik etkinliklerin altını çizen Bakan, “Okuyan, düşünen ve sorgulayan nesiller, güçlü bir geleceğin en sağlam teminatıdır.” sözleriyle konuşmasını sürdürdü.</p>
<p>Bakan Ersoy, fuarın “Onur Yazarı” olarak seçilen Ayla Kutlu’yu tebrik ederek, edebiyata sunduğu katkılar dolayısıyla teşekkür ettiğini belirtti. Ersoy, fuarın konuk ülkesi Kırgızistan ile TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev’in katılımının kültürel bağları daha da güçlendireceğine inandıklarını ifade etti. 23'üncü Ankara Kitap Fuarı’nın hayırlı olmasını dileyen Ersoy, organizasyonda emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ederek sözlerini tamamladı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/bakan-ersoy-bin-300-halk-kutuphanesiyle-800-bin-metrekareye-ulasarak-rekor-kirdik-76233</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/3/1280x720/54-1775222369.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 23. Ankara Kitap Fuarı’nın açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, kütüphane yatırımları, yayıncılık destekleri ve dijital dönüşüm projelerine dikkat çekti. Ülke genelinde bin 300’ün üzerinde kütüphaneyle hizmet sunulduğunu vurgulayan Ersoy, kütüphane kullanım alanlarının ise son 8 yılda 325 bin metrekareden 800 bin metrekareye çıkarıldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuik-verileri-mart-enflasyonu-yuzde-194-76197</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 10:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜİK açıkladı: Mart enflasyonu yüzde 1,94</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Mart 2026'ya ait enflasyon verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), aylık yüzde 1,94, yıllık yüzde 30,87 oldu.</p>
<p>Mart ayında TÜFE bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 10,04 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,82 arttı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf6aec0b98a-1775201004.png" alt="" width="800" height="155" /></p>
<p><strong>Yİ-ÜFE aylık yüzde 2,30 arttı</strong></p>
<p>Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) mart ayında bir önceki aya göre yüzde 2,30, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 7,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,08 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 25,98 artış gösterdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf695390183-1775200595.png" alt="" width="800" height="139" /></p>
<p><strong>Kira artış oranı yüzde 32,82</strong></p>
<p>Mart enflasyonunun açıklanmasıyla kira artış oranı da belli oldu. Ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 32,82 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık yüzde 32,36 arttı</strong></p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 32,36, ulaştırmada yüzde 34,35 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 42,06 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,25, ulaştırmada 5,45 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 6,04 yüzde puan oldu.</p>
<p><strong>TÜFE gıda ve alkolsüz içeceklerde aylık yüzde 1,80 arttı</strong></p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 1,80 artış, ulaştırmada yüzde 4,52 artış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 1,91 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,46, ulaştırmada 0,75 ve konutta 0,22 yüzde puan oldu. </p>
<p>Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) 2026 yılı Mart ayı itibarıyla, 40 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 7 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 127 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Özel kapsamlı TÜFE göstergesi yıllık yüzde 30,11 arttı</strong></p>
<p>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,45 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 8,03 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 30,11 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,50 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde yıllık yüzde 29,43 arttı</strong></p>
<p>Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 32,28, imalatta yüzde 29,43, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 14,32 ve su temininde yüzde 38,25 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 25,84, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,45, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 31,95, enerjide yüzde 27,78 ve sermaye mallarında yüzde 27,18 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Yİ-ÜFE imalat ürünlerinde aylık yüzde 3,28 arttı</strong></p>
<p>Aylık veriler baz alındığında sanayinin dört sektöründe madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 1,83, imalatta yüzde 3,28 artış olurken; elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7,51 azalış ve su temininde yüzde 2,94 artış merdana geldi.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 2,07, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,89, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 2,56, enerjide yüzde 4,65 ve sermaye mallarında yüzde 0,68 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuik-verileri-mart-enflasyonu-yuzde-194-76197</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/market-alisveris-enflasyon-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre enflasyon, aylık bazda yüzde 1,94, yıllık bazda yüzde 30,87 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ugdde-yeni-donem-ithalati-yavaslatti-uretim-zinciri-baski-altinda-76188</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÜGD’de yeni dönem ithalatı yavaşlattı, üretim zinciri baskı altında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT / BURSA</strong><br />Ürün Güvenliği ve Denetimi (ÜGD) tebliğlerinin 2026 yılıyla birlikte devreye alındığını ve böylece ithalat süreçlerinde yeni bir dönemin başladığını belirten Kabataş Gümrük Müşavirliği A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Kabataş, özellikle makine ve ekipman ithalatında uygulanan ön izin mekanizmasının sahada ciddi darboğazlar oluşturduğunu ifade etti. Kabataş, birçok makine grubunda ithalat öncesi uygunluk zorunluluğunun devreye girmesiyle birlikte, yatırım planlarının ve üretim süreçlerinin öngörülemeyen gecikmelerle karşı karşıya kaldığını söyledi. Özellikle TAREKS üzerinden yürütülen işlemlerin daha fazla belge ve çok aşamalı değerlendirme gerektirdiğini belirten Kabataş, bu durumun ithalatı planlanabilir olmaktan uzaklaştırdığını dile getirdi.</p>
<h2><strong>“Ardiye ve demuraj maliyetleri katlanıyor”</strong></h2>
<p>Yeni düzenlemelerin yalnızca zaman kaybı yaratmadığını vurgulayan Kabataş, bedeli ödenmiş ürünlerin limanlardan çekilememesinin firmaların nakit akışını zorladığını kaydetti. Limanlarda oluşan ardiye ve demuraj giderlerinin doğrudan maliyet kalemine dönüştüğünü belirten Tufan Kabataş, ithal edilen makinelerin çoğunun üretim hattının ana ekipmanı olması nedeniyle yaşanan her gecikmenin üretime doğrudan yansıdığını söyledi. Üretim hatlarında yaşanan aksaklıkların sipariş terminlerini etkilediğini ifade eden Kabataş, bunun hem iç pazarda hem de ihracat tarafında rekabet gücünü zayıflattığını belirtti.</p>
<h2><strong>Hava kargoda da benzer tablo yaşanıyor</strong></h2>
<p>Sorunun yalnızca limanlarla sınırlı olmadığını belirten Kabataş, hava kargo ile gelen ürünlerde de benzer gecikmeler yaşandığını söyledi. Acil ihtiyaç kapsamında ithal edilen makine ve yedek parçaların denetim süreçleri nedeniyle havaalanı depolarında beklediğini kaydeden Kabataş, birkaç gün içinde teslim alınması gereken ürünlerin günlerce depoda kalmasının yüksek terminal ve depolama maliyetlerini beraberinde getirdiğini ifade etti. Özellikle üretim duruşu riski bulunan işletmeler için bu gecikmelerin etkisinin çok daha ağır hissedildiğini belirten Kabataş, kritik ekipmanların zamanında devreye alınamamasının sanayi açısından zincirleme sonuçlar doğurduğunu dile getirdi.</p>
<h2><strong>“Sorun sadece belge hatası değil, sistemin katılığı”</strong></h2>
<p>Yeni sistemin gerekçesi olarak sıkça dile getirilen yanlış evrak yükleme sorununa da değinen Kabataş, geçmiş yıllarda da benzer hataların yaşandığını ancak sistemin firmalara düzeltme imkânı tanıdığını söyledi. Bugün ise küçük bir belge eksikliğinin dahi sürecin baştan başlamasına yol açtığını ifade eden Kabataş, ön izin mekanizması nedeniyle aynı hataların haftalar süren gecikmelere dönüştüğünü kaydetti. Kabataş, “Bugün ise aynı tür hatalar, sürecin başa dönmesine neden olabiliyor. Ön izin mekanizmasının devreye girmesiyle birlikte, küçük bir belge hatası dahi haftalar süren gecikmelere yol açabiliyor. Bu da sorunun yalnızca evrak hatalarından kaynaklanmadığını, sistemin giderek daha katı ve esneklikten uzak bir yapıya dönüştüğünü gösteriyor. Elbette ürün güvenliği vazgeçilmez bir konu. Ancak güvenliği sağlarken üretimi yavaşlatan, maliyetleri artıran ve öngörülebilirliği ortadan kaldıran bir sistemin sürdürülebilir olması mümkün değil. Daha dengeli bir yaklaşım ile hem denetim etkinliği korunabilir hem de sanayicinin üzerindeki yük hafifletilebilir” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ugdde-yeni-donem-ithalati-yavaslatti-uretim-zinciri-baski-altinda-76188</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/8/1280x720/ugdde-yeni-donem-ithalati-yavaslatti-uretim-zinciri-baski-altinda-1775197757.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kabataş Gümrük Müşavirliği A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Tufan Kabataş, 2026’da yürürlüğe giren Ürün Güvenliği ve Denetimi düzenlemelerinin özellikle makine ithalatında süreçleri uzattığını belirterek, liman ve havaalanlarında oluşan beklemelerin sanayici üzerinde hem maliyet hem de üretim takvimi açısından ciddi baskı yarattığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmirdeki-iki-iskeleyle-ilgili-imar-degisikliklerine-onay-76206</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir&#039;deki iki iskeleyle ilgili imar değişikliklerine onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ'ye ait İzmir'deki iki taşınmaza yönelik imar planı değişikliği kararlarına onay verildi.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre özelleştirme kapsam ve programında bulunan Türkiye Denizcilik İşletmeleri AŞ'ye ait, İzmir'in Konak ilçesi Konak Mahallesi'nde yer alan Konak İskelesi'ne, "Yolcu iskelesi kullanım kararı" getirilmesine yönelik hazırlanan koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği uygun bulundu.</p>
<p>Aynı şekilde İzmir'in Karşıyaka ilçesi Tuna Mahallesi'nde yer alan Karşıyaka İskelesi'ne, "İskele alanı kullanım kararı" getirilmesine yönelik hazırlanan nazım ve uygulama imar plan değişiklikleri onaylandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmirdeki-iki-iskeleyle-ilgili-imar-degisikliklerine-onay-76206</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/resmi-gazete-1746862710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir&#039;de Türkiye Denizcilik İşletmelerine ait Konak İskelesi&#039; ve Karşıyaka İskelesi&#039;yle ilgili imar planı değişikliklerine onay verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tek-kullanimlik-plastik-yasagi-maliyetleri-zorlayacak-76180</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tek kullanımlık plastik yasağı maliyetleri zorlayacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Yılsonunda yürürlüğe girmesi planlanan tek kullanımlık plastik ürünleri yasağına sektör ve tüketici örgütlerinden farklı tepkiler geliyor. EKONOMİ’ye açıklamada bulunan sektör temsilcileri plastik kirliliğini azaltma ve döngüsel ekonomi hedefleriyle açıklanan düzenlemenin, kısa süreli ve doğrudan yasak biçiminde uygulanmasının, üretim süreçleri, yatırım planları ve tüketici fiyatları üzerinde ciddi etkiler yaratabileceğini vurguluyor. Tüketicilerde çevre dostu ürünlere yönelik farkındalığın arttığını vurgulayan sektör temsilcileri buna karşın fiyat faktörünün hâlâ belirleyici olduğunu, alternatif ürünlerin yüksek maliyeti nedeniyle piyasada hızlı bir dönüşümün zor göründüğünü dile getirdiler.</p>
<h2>Ciddi yatırım maliyeti çıkaracak</h2>
<p>Plastik sanayinin ambalajdan otomotive, gıdadan sağlığa çok sayıda sektör için ara malı üreten stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz, söz konusu düzenlemenin özellikle tek kullanımlık ürün üreten firmalar için üretim hatlarında dönüşüm zorunluluğu getireceğini kaydetti. Bunun yeni makine yatırımları, hammadde değişimi ve Ar-Ge süreçleri anlamına geldiğini ifade eden Karadeniz, “Bu dönüşüm sektör açısından önemli bir yatırım maliyeti doğuracaktır. Birçok işletme için bu maliyetlerin kısa vadede karşılanması oldukça zor olabilir” dedi.</p>
<p>Kağıt, bambu ve mısır nişastası gibi alternatif malzemelerle üretimin maliyet ve sürdürülebilirlik açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Karadeniz, “Bu ürünler genellikle plastikten daha pahalı. Hammadde tedariki, üretim kapasitesi ve çevresel etkiler de sanıldığı kadar basit değil. Çözüm yalnızca malzeme değişimi değil; geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi yaklaşımı güçlendirilmeli” dedi.</p>
<p>Sektör ile kamu arasında güçlü bir diyalog kurulmasının kritik önem taşıdığını söyleyen Karadeniz, “dönüşümün planlı ve kademeli yürütülmesi gerek. Yeni yatırımlar için teşvikler devreye alınmalı, Ar- Ge desteklenmeli ve geri dönüşüm altyapısı güçlendirilmeli. Sanayicinin dönüşüm yatırımlarını yapabilmesi için uygun koşullarda finansmana erişimin kolaylaştırılmalı” dedi.</p>
<h2>"Yeterli istişare yapılmalı"</h2>
<p>Türk Plastik Sanayicileri Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu da yasak kararının Çevre Bakanlığı tarafından alınırken Sanayi ve Ticaret Bakanlıkları ile yeterli istişare yapılmadığını, sivil toplum kuruluşlarının sürece dahil edilmediğini söyledi. Eroğlu, düzenlemenin yalnızca çevresel gerekçelerle sunulduğunu, sektörel, ekonomik ve tüketici boyutlarının dikkate alınmadığını belirtti. Taslağın AB uygulamalarıyla doğrudan örtüşmediğini kaydeden Eroğlu “AB 2019’da bazı tek kullanımlık ürünleri kısıtladı, ama sahada hâlâ Türkiye menşeli ürünler serbestçe satılıyor. Türkiye ise kendi üreticilerini ve ihracatçılarını hedef alıyor” dedi. Türkiye’nin AB pazarında tek kullanımlık plastik ürün lideri olduğunu vurgulayan Eroğlu, “AB’nin 27 üyesinin 20’sinde pazar hakimi biziz. Bu düzenleme, ihracatımızı ve iç piyasa kapasitemizi olumsuz etkileyecek” dedi. Yasakla birlikte önerilen cam, seramik ve bambu alternatiflerinin de sorunlu olduğunu belirten Eroğlu, “Bambu iklimimize uygun değil, cam ve seramik pratik değil ve maliyeti artırıyor. Günlük kullanılan ürünler 6-7 kat pahalı hale gelirse tüketici ciddi zarar görecek” dedi. Tek kullanımlık plastiklerin pandemi ve toplu kullanımda hijyen sağladığını hatırlatan Eroğlu, “Şırınga gibi sağlık ürünleri yasaklanmıyor çünkü bertaraf ve geri dönüşümü sağlanıyor. Aynı mantık tek kullanımlık plastik için de geçerli; öncelik atık yönetimi ve geri dönüşüm olmalı” dedi.</p>
<h2>10 milyar dolarlık risk var</h2>
<p>Türkiye’de tek kullanımlık plastik sektörünün 4–5 milyar dolarlık üretim hacmine ve 3 milyar dolarlık ihracata sahip olduğunu belirten Eroğlu, son 30 yılda yapılan 10 milyar dolarlık makine ve ekipman yatırımlarının yasa yürürlüğe girince büyük ölçüde kullanılamaz hâle geleceğini vurgularken “35 bin doğrudan çalışan ve tedarik zinciriyle birlikte 100 bin kişi işsiz kalabilir, 400 bin aile etkilenebilir” uyarısında bulundu.</p>
<p>EGEPLASDER Yönetim Kurulu Başkanı ve PLASFED Başkan Yardımcısı Şener Gençer de, taslağın kısa uygulama takvimi, eksik teknik ve ekonomik analizler ile altyapı belirsizlikleri nedeniyle üretim, tedarik zinciri ve tüketici maliyetleri üzerinde ciddi etkiler doğurabileceğini belirtti. Ayrıca, ikame ürünlerin her zaman beklenen çevresel faydayı sağlamayabileceğini ve yaşam döngüsü analizinin önemini hatırlatan Gençer, Türkiye’de düzenlemenin geri dönüştürülebilirlik, yeniden kullanım ve üretici sorumluluğu gibi araçlarla desteklenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Kirleten plastik değil, bilinçsiz tüketim”</span></h2>
<p>Temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşamanın evrensel bir hak olduğunu vurgulayan Tüketici Konfederasyonu Başkanı Aydın Ağaoğlu, sorunun çözümünün yasak değil, kullanıldıktan sonra plastiklerin doğaya bırakılmasının önlenmesi olduğunu söyledi. Gıdadan içeceğe, temizlik ürünlerinden kişisel bakım ürünlerine kadar çok geniş bir alanda kullanılan tek kullanımlık plastiklerin tercih edildiğini belirten Ağaoğlu, alternatif malzemelerin çevresel ve ekonomik açıdan sorunlu olduğunu dile getirerek şöyle devam etti; “Metal ve cam ambalajların üretiminde yüksek enerji tüketildiği için karbon ayak izleri plastikten daha yüksek. Ahşap ve kâğıt bazlı ürünler ise hijyen ve kullanım açısından sorunlu. Çoğu plastik kaplama ile piyasaya sunulmakta ve geri dönüşümleri neredeyse imkânsız. Atık yönetimi sisteminin işler hale getirilmesi, tüketici bilincinin artırılması ve geri dönüşümü teşvik eden mekanizmaların kurulması şart .Bu süreçte akademisyenlerin, sektör temsilcilerinin ve tüketici örgütlerinin yer aldığı etkin bir çevre komisyonu rol almalı. Aksi halde hem çevre kirliliği, hem de pahalılık artacak.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tek-kullanimlik-plastik-yasagi-maliyetleri-zorlayacak-76180</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/plastik-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tek kullanımlık plastik ürünleri yasağına sektör temsilcileri tepki gösterdi. Temsilcileri sorunun çözümünün yasaklar değil, etkin atık yönetimi ve bilinçli kullanım olduğunu savunarak, yasa taslağının üretim maliyetlerini ve tüketici fiyatlarını yükseltebileceği uyarısında bulundular. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuzun-kapatilmasi-kuzey-rotasina-ilgiyi-artirdi-76178</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz&#039;ün kapatılması Kuzey Rotası&#039;na ilgiyi artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE</strong></p>
<p>Avrupa’dan Asya’ya giden gemiler için rotayı yüzde 40 azaltan NSR’nin alternatif kanallara göre riskler yönünden çok avantajlı olduğu belirtiliyor. Rotadaki kargo trafiği son 10 yılda 5 kat artmış durumda. Küresel ticaretin yüzde 80’inden fazlası deniz yoluyla gerçekleştiriliyor.  Ancak yüzyıllardır kullanılan geleneksel rotalar artık ‘alarm’ veriyor. Uzmanlara göre Orta Doğu’daki bitmek bilmeyen jeopolitik gerilimler, Süveyş Kanalı çevresindeki artan güvenlik riskleri, güney deniz yolu boyunca korsanlık tehditleri, küresel devleri daha güvenli alternatiflere doğru yönlendiriyor. </p>
<p>Lojistiğin öngörülebilirliği ve güvenliği hayati öncelik olarak değerlendirilirken, Rosatom’un alt yapı işletmeciliğini yaptığı Kuzey Deniz Rotası (NSR) burada devreye giriyor. Verilere göre Deniz taşımacılığında, 5.600 kilometrelik Arktik Okyanusu’nun buzlu suları, küresel ekonominin yeni ana arteri olarak ortaya çıkıyor. Yüzde 40 zaman tasarrufu ve nükleer buzkıran gemilerinin gücüyle, ticaretin rotası artık kuzeye kırılıyor. Derlenen bilgilere göre, 2016’da 7 milyon ton olan NSR’deki kargı trafiği 2025 yılında 37 milyon tona yükseldi. Rusya’nın nükleer buzkıran filosunun desteklediği bu koridorda, kargo hacminin 2030 yılından sonra 150 milyon tona ulaşması bekleniyor. </p>
<h2>Küresel lojistik dengeleri değişti</h2>
<p>Uzmanlar,  Batı Avrasya ile Asya-Pasifik bölgesi arasındaki en kısa rota olan NSR’nin küresel lojistik dengelerini değiştirmesinin temel nedenini, sağladığı zaman tasarrufuna bağlıyor. Geleneksel Güney Rotası’nda seyahat süresi yaklaşık 35-50 gün sürerken, NSR ile bu süre yüzde 30-40 oranında kısalıyor. Uzmanların verdiği bilgiye göre, Ekim 2025’te Çin’in Ningbo limanından İngiltere’nin Felixstowe limanına seyahat eden ve ardından Rotterdam ve Hamburg limanlarına uğrayan bir geminin seyahat süresini 2 kat kısalttı. Geçen yıl gemi, seyahat süresini sadece 20 günde tamamladı. Bu sadece yakıt tasarrufu sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda küresel tedarik zincirindeki ‘bekleme’ krizine de etkili bir çözüm sunuyor değerlendirmesi yapılıyor. </p>
<p>NSR’nin, Türk ihracatçıları için Uzak Doğu pazarlarına ulaşmak adına stratejik bir yedek geçiş kapısı” işlevi gördüğüne dikkat çeken uzmanlara göre, “NSR, giderek daha istikrarsız hale gelen güney koridorlarına olan bağımlılığı azaltırken tedarik zinciri çeşitliliğini artıran bir lojistik alternatifi haline geliyor. Bu ilgi şimdiden uygulamaya da yansıyor. Yakın zamanda Murmansk limanından Türkiye’ye 2,5 milyon ton kömür sevk edildi”. Kuzey Deniz Rotası, Kara Boğazı’ndan, Bering Boğazına uzanan yaklaşık 5 bin 600 kilometre uzunluğuna sahip.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuzun-kapatilmasi-kuzey-rotasina-ilgiyi-artirdi-76178</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/4/1280x720/hurmuz-tanker-1774414029.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla birlikte yüzyıllardır kullanılan birçok rotanın alarm verdiğine dikkat çekiliyor. Avrupa ile Asya arasındaki en kısa deniz taşımacılığı rotası olan Kuzey Denizi Rotası (NSR) ise bu dönemde lojistik süresini yüzde 40 kısaltmasıyla en avantajlı rota olarak görülüyor.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isverenin-calisma-belgesi-verme-yukumlulugu-ve-yaptirimi-76174</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşverenin çalışma belgesi verme yükümlülüğü ve yaptırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma belgesi, iş ilişkisinin sona ermesiyle birlikte işçiye verilen ve işçinin çalışma süresi ile yaptığı işin niteliğini ortaya koyan önemli bir hukuki belgedir.</p>
<p>Bu yükümlülük, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 28. maddesinde düzenlenmiş olup, işveren açısından hem bir borç hem de ihlali halinde yaptırıma bağlanan bir sorumluluktur.</p>
<p><strong>Çalışma belgesinin hukuki niteliği</strong></p>
<p>İş Kanunu’na göre çalışma belgesi, işçinin işten ayrılmasıyla birlikte işveren tarafından düzenlenmesi gereken bir belgedir.</p>
<p>Bu belge, işçinin yaptığı işin türünü ve çalışma süresini içermesi gerekmektedir.</p>
<p>Çalışma belgesi, işçinin gelecekteki iş hayatında referans niteliği taşıması bakımından işçinin mesleki itibarı ve iş bulma imkanı üzerinde doğrudan etkilidir.</p>
<p>Akademik çevrede, çalışma belgesi; <strong>“alelade çalışma belgesi”</strong> ve <strong>“nitelikli çalışma belgesi (bonservis)”</strong> olarak ikiye ayrılmaktadır.</p>
<p>Alelade belge yalnızca işin türü ve süresini içerirken, nitelikli belge işçinin davranışları ve performansına ilişkin değerlendirmeleri de kapsamaktadır.</p>
<p>Ancak, İş Kanunu kapsamında işverenin nitelikli çalışma belgesi (bonservis) verme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu nitelikte belge verme yükümlülüğü 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 426’ncı maddesindeki <em>“İşveren, işçinin isteği üzerine her zaman, işin türünü ve süresini içeren bir hizmet belgesi vermekle yükümlüdür. <strong>İşçinin açıkça istemde bulunması hâlinde</strong>, hizmet belgesinde onun iş görmedeki becerisi ile tutum ve davranışları da belirtilir. Hizmet belgesinin zamanında verilmemesinden veya belgede doğru olmayan bilgiler bulunmasından zarar gören işçi veya işçiyi işe alan yeni işveren, eski işverenden tazminat isteyebilir</em>”. Şeklindeki düzenlemeye dayanmaktadır.</p>
<p><strong>Yükümlülüğün doğumu ve kapsamı</strong></p>
<p>Çalışma belgesi verme yükümlülüğü, iş sözleşmesinin sona ermesiyle birlikte doğmaktadır.</p>
<p>Bu bağlamda, sözleşmenin hangi nedenle sona erdiğinin önemi yoktur. İş sözleşmesi ister işçi ister işveren tarafından feshedilmiş olsun, ister belirli süreli iş sözleşmelerinde süre sonunda kendiliğinden sona ersin, işverenin bu belgeyi düzenleme yükümlülüğü bulunmaktadır.</p>
<p>Dolayısıyla, bu yükümlülük işçinin talebine bağlı olmayıp, işveren işçi talep etmese dahi çalışma belgesini vermek zorundadır.</p>
<p><strong>Çalışma belgesinde bulunması gereken unsurlar</strong></p>
<p>Çalışma belgesinin geçerli sayılabilmesi için bazı temel unsurları içermesi gerekmektedir.</p>
<p>Çalışma belgesinden bulunması gereken bilgiler aşağıda belirtilmiştir.</p>
<p>- İşçinin yaptığı işin türü</p>
<p>- Çalışma süresi</p>
<p>- İş ilişkisinin başlangıç ve bitiş tarihi</p>
<p>- Belgenin düzenlenme tarihi</p>
<p>- İşveren veya yetkili temsilcisinin imzası</p>
<p><strong>Yükümlülüğe aykırılık </strong></p>
<p><strong>ve hukuki sonuçları</strong></p>
<p>İşverenin çalışma belgesi verme yükümlülüğüne aykırı davranması halinde idari para cezası ve tazminat sorumluluğu şeklinde iki temel yaptırım gündeme gelmektedir.</p>
<p><strong>a) İdari para cezası</strong></p>
<p>İşverenin çalışma belgesi düzenleme yükümlülüğüne aykırı davranması halinde idari para cezası gündeme gelebilmektedir.</p>
<p>İş Kanunu’nun 99/c maddesi uyarınca, çalışma belgesi düzenleme yükümlülüğüne aykırı davranan işveren veya işveren vekiline her bir işçi için idari para cezası (<strong>2026 yılı için 2.531 TL</strong>) uygulanmaktadır.</p>
<p>Bu yaptırımın uygulanabilmesi için işçinin zarar görmesi şart değildir. Yani salt yükümlülüğün ihlali, idari yaptırım için yeterli sayılmaktadır.</p>
<p><strong>b) Tazminat sorumluluğu</strong></p>
<p>İş Kanunu’na göre, çalışma belgesinin zamanında verilmemesi veya gerçeğe aykırı bilgiler içermesi halinde işçi veya yeni işveren, eski işverenden tazminat talep edebilmektedir.</p>
<p>Ancak, tazminat talebi için aşağıdaki üç şartın birlikte gerçekleşmesi aranılmaktadır.</p>
<p><strong>1-</strong> Bir zararın doğmuş olması</p>
<p><strong>2-</strong> Bu zararın çalışma belgesiyle ilgili ihlalden kaynaklanması</p>
<p><strong>3-</strong> İhlal ile zarar arasında illiyet bağının bulunması</p>
<p>Örneğin, işçinin iş bulamaması veya daha düşük bir pozisyonda çalışmak zorunda kalması gibi durumlar maddi zarar kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca bazı durumlarda manevi zararların da tazmini gündeme gelebilir.</p>
<p>Burada önemli bir nokta, işçinin kendi kusurunun bulunması halinde tazminatın azaltılabileceği veya tamamen ortadan kalkabileceğidir.</p>
<p>Çalışma belgesi, hem işçinin mesleki geleceği açısından kritik öneme sahip bir belge olması, hem de yükümlülüğün ihlali halinde idari para cezası ve tazminat şeklinde yaptırımlar söz konusu olduğundan işverenlerin bu belgeyi doğru, eksiksiz ve zamanında düzenleme konusuna dikkat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isverenin-calisma-belgesi-verme-yukumlulugu-ve-yaptirimi-76174</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşverenin çalışma belgesi verme yükümlülüğü ve yaptırımı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuksek-faiz-ortami-zorlarken-borcsuzlar-marji-buyutuyor-76169</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüksek faiz ortamı zorlarken, borçsuzlar marjı büyütüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yüksek faiz ortamında finansal borç/özkaynak oranını %100’ün altına çeken şirketlerden, esas faaliyet kâr büyümesini %50’nin ve FAVÖK marjını %25’in üzerine çıkaran 24 firma bulunuyor. Bu şirketler borçlarını kontrol altında tutarak marjlarını büyütüyor.</strong></p>
<p>Finansman giderlerinin şirket bilançolarını kemirdiği bir ortamda 24 şirket, satışlarını artırmanın yanı sıra hem yüksek kâr marjıyla hareket ediyor hem de bankaların esiri olmadan faaliyetlerini yürütüyor. Listeye giren Oncosem, esas faaliyet kârını %1.652 artırarak diğer şirketlere fark attı. Escort Teknoloji’nin sıfır finansal borç ve %99’u aşan FAVÖK marjı operasyonel gücünü gösteriyor. Paranın pahalı olduğu bir dönemde, borç sarmalına girmeden esas işlerinden kâr üretebilen bu firmalar, olası riskleri de minimize etmekte.</p>
<h2>Finansal borcu olmayanlar</h2>
<p>Finansal borcu olmayan Escort Teknoloji, önceki döneme göre özkaynaklarını %53 büyüterek 3,3 milyar TL’ye çıkardı. Satışlarını %245 büyüten firma, esas faaliyet kârını %253 artırırken dönem sonunda zarardan kâra geçti. Yılbaşından itibaren fiyatı artan hisse, martın ilk haftası en yüksek 6,93 TL’yi test ettikten sonra gelen kâr satışlarıyla birlikte geriledi.</p>
<p>Merit Turizm, finansal borcu olmayan bir diğer şirket. Bir önceki döneme göre özkaynağı %6 büyüttü. Geçtiğimiz yıl gelirini %65 artırırken yıl sonunda da net kârını %61 yükselterek 755 milyon TL’ye ulaştırdı. Hissede zaman zaman Net Holding’in alımları gözleniyor. Son olarak 15,47-15,55 Fiyat aralığında alım yaparken sahip olduğu hisse miktarı %70,83’e çıktı.</p>
<h2>Esas faaliyet kârını büyütenler</h2>
<p>Listenin ilk sırasında yer alan Oncosem, esas faaliyet kârını %1.652 büyütürken, finansal borcunu 86,8 milyon TL gibi oldukça makul ve kontrol edilebilir bir seviyede tutuyor. Şirket mart sonu itibariyle toplamda 178,9 milyon TL yeni iş bağlantısı açıkladı. Tutar yıllık gelirinin %25,3’ü seviyesinde bulunuyor. Hissenin fiyatı ise ocak ayının ikinci haftası test ettiği 376 TL’nin ardından geriledi.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf4bab83432-1775193003.png" alt="" width="999" height="551" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KÜRESEL Mİ, YEREL Mİ?</strong></p>
<p>Küresel; çeşitlilik, döviz getirisi, alternatiflik, sınırsız pazar, yüksek likidite. Vergi karmaşası, kur riski, mesafe, işlem maliyeti, siyasi krizler. Yerel; tam hakimiyet, vergi kolaylığı, düşük masraf, hızlı bilgi, anlaşılırlık. Yoğun risk, sınırlı hacim, kur baskısı, dar seçenek, enflasyon yükü.</p>
<p><strong>Büyük ortağın satış bedeli piyasa fiyatının üzerinde gerçekleşince hisseye ilgi arttı</strong></p>
<p>Işık Plastik’te büyük ortağın hisse satmasıyla çıkan fiyat daha da sürer mi? ●Merih Demir</p>
<p>Merih, Işık Plastik’in hakim ortağı Erpet Turizm sahip olduğu 62 milyon payı 12,50 TL fiyatla 18 Mart günü Alnus Yatırım’a satarken, 31 Mart günü takas işlemi gerçekleşti. Böylece ortağın payı %60,26’dan %54’e indi. Satışın borsadaki günlük işlemlerden bağımsız olarak Toptan Alış Satış Pazarı üzerinden yapılması, tahtada oluşabilecek satış baskısının önüne geçti. Satış fiyatının anlaşma günü piyasa fiyatından yukarıda olması, hisseye yönelik ilgiyi artırdı. Talep, hisseyi yukarı taşımada etkili olurken beklentiye bağlı dalgalanmalar yaşanabilir.</p>
<p><strong>Aldığı yeni işler yıllık gelirinin dörtte birine denk geliyor. İvmesini artırabilmeli</strong></p>
<p>Forte Bilgi’nin üç ayda aldığı işlere göre bu yıl sonunda gelirde büyüme ne boyutta olur? ● Eren Kaplan</p>
<p>Eren, martta tek bir iş bağlantısı paylaşan Forte Bilgi’nin yılın ilk üç ayında açıkladığı yeni işlerin toplamı 756,5 milyon TL’yi buldu. Tutar, yıllık gelirinin %31’ine denk geliyor. Oran iyi bir başlangıca işaret ediyor. Alınan siparişlerin büyük kısmının döviz cinsinden olması, gelirlerini kur dalgalanmalarına karşı koruyacak önemli bir avantaj olarak değerlendirmeli. İş bağlantıları yıllık cironun yaklaşık üçte birini garantiliyor. Aynı ivmenin sürmesi halinde gelirlerinin artacağının işareti olarak görmeli. Geçen yıl satışları %5 artmıştı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>OPH fonu, borsa ağırlıklı stratejisiyle son bir yılda endeksin gerisinde kaldı</strong></p>
<p>Osmanlı Portföy’ün idare ettiği Birinci Hisse Senedi Fonu (OPH), uzunca bir süre yatayda dalgalı bir seyirle hareket etti. Geçtiğimiz aralıkta fiyatındaki yükseliş şubatın ikinci yarısında yönünü aşağı çevirdi. Halihazırda 713,1 milyon TL büyüklüğe sahip olan fon, şubat ayına göre küçüldü. Portföyünün %99,38’i hisse senedinden oluşuyor. AKBNK, MGROS, BIMAS, THYAO ve CCOLA ağırlıklı pozisyon aldığı hisseler arasında yer alıyor.</p>
<p>Martta 48,3 milyon TL nakit çıkışı yaşanırken yatırımcı sayısı azalarak 2.800’e geriledi. Güç kaybeden OPH, %3,20 doluluk oranına sahip. Hisse senetlerine yatırım stratejisiyle hareket eden fon, 6 risk değerine sahip. Risk alabilen yatırımcı profiline hitap ediyor. Son bir yılda %21,66 getiride kaldı. Aynı sürede BIST 100 Endeksi’nin yükselişi %33,94 düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Tacirler Yatırım, piyasadan %48,81 bileşik faizle 400 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Tacirler Yatırım Menkul Değerler, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 01.04.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını gerçekleştirdi. Toplam 400.000.000 TL tutarlı bononun yıllık basit faizi %42,25, bileşik faizi ise %48,81 olarak belirlendi. 111 gün vadeli bononun vadeye isabet eden faizi %12,85 düzeyinde ve itfa tarihi 21.07.2026 olarak açıklandı.</p>
<p>1 Nisan itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Tacirler Yatırım’ın verdiği %42,25 basit faiz oranı, TLREF’in 2,26 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılarken, piyasada TRFTCMD72612 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf4b885f0a9-1775192968.png" alt="" width="233" height="187" /><strong>AG Anadolu Holding’de fonlar satış ağırlıklı. Sekiz kurum ise öneride bulunuyor</strong></p>
<p>AG Anadolu Holding’de fonlar satış ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki hisseler %11,83 ile toplamda 1,77 milyon lot azalarak 13,22 milyona indi. Hisseyi portföyünde bulunduran fon sayısı 46’den 45’e düştü. GMA fonu 1,1 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, GBH 600 bin lot ile en fazla alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 8 aracı kurum öneride bulunurken bir kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Yapı Kredi Yatırım 50 TL ile verdi. En düşük öneri 37,30 TL ile HSBC Yatırım’dan geldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf4b71ac671-1775192945.png" alt="" width="983" height="240" /><strong>ONCOSEM ONKOLOJİK SİSTEMLER</strong></p>
<p><strong>İstanbul’daki kemoterapi ihalesinin fiyat farkı onaylandı. Ek gelir sağlayacak</strong></p>
<p>Oncosem, %100 bağlı ortaklığı Santek Sağlık aracılığıyla İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ile yürüttüğü kemoterapi hizmet alımı ihalesinde talep ettiği fiyat farkının onaylandığını duyurdu. 30 aylık süreyi kapsayan ve Anadolu yakasındaki sağlık tesislerine hizmet veren proje kapsamında, şirket lehine toplam 78,3 milyon TL fark ödemesi yapılacak. Şirket, enflasyonist ortamda kamu ihalelerinden doğan haklarını koruyarak ilave kaynak girişi temin etmiş oldu. Oncosem, 2025’te 709 milyon TL gelir sağlarken, yılbaşından bu yana 179 milyon TL yeni iş bağlantısı gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>OTTO HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Azerbaycan devlet şirketi ile mühimmat tedarik sözleşmesini fiiliyata geçiriyor</strong></p>
<p>Otto Holding, benimsediği yerlileştirme stratejisini uluslararası savunma sektöründeki teknoloji ve mühimmat tedariki alanlarına doğru genişlettiği bilgisini paylaştı. Artan jeopolitik riskler doğrultusunda vizyonunu güncellediğini ifade eden firma, bağlı ortaklığı OTTO Girişim üzerinden Azerbaycan Savunma Bakanlığına bağlı şirket ile iş birliği ve mühimmat tedarik sözleşmesini fiiliyata geçirdiğini duyurdu. Bu çerçevede uzman kadronun oluşturulduğu ve atamaların yapıldığı belirtildi. Açıklamada sözleşmenin detayı ve parasal boyutu hakkında bilgi verilmedi.</p>
<p><strong>KATILIMEVİM</strong></p>
<p><strong>İştirak olarak kurduğu bankanın faaliyet izni çıktıktan sonra ana ortağa devrediyor</strong></p>
<p>Katılımevim, bağlı ortaklığı İktisat Katılım Bankası paylarının tamamını çatı şirket Pusula Finans Holding’e devrediyor. Belirlenen 12,4 milyar TL değer esas alınarak devir gerçekleştirilecek. Transfer ile grup içi finansal yapılanmanın daha etkin hale geleceği belirtildi. Yatırımcısı ise iştirak konumundaki bankadan önemli bir beklentiye sahipti. Banka faaliyet iznini almasının akabinde satılmış oldu. Şirket ise tekrar ana faaliyet alanına odaklanacak. Katılımevim’in ana ortaklıkta payı olmadığından bankanın performansından istifade etme koşulu bulunmuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuksek-faiz-ortami-zorlarken-borcsuzlar-marji-buyutuyor-76169</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüksek faiz ortamı zorlarken, borçsuzlar marjı büyütüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/daralan-pazarda-voltaj-yukseliyor-76168</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Daralan pazarda voltaj yükseliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYSEL YÜCEL</strong></p>
<p>Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD), mart ayı otomobil ve hafif ticari araç satış rakamlarını açıkladı. Orta Doğu’daki savaşın etkisiyle iç pazarda daralma derinleşirken, elektrikli araçlara yönelik talep ise akaryakıta gelen zamlarla birlikte hızlandı. ODMD verilerine göre mart ayında otomobil ve hafif ticari araç satışları, 2025 yılı mart ayına göre yüzde 12,75 oranında daralarak 101 bin 997 adet oldu. Geçen ay otomobil satışları yüzde 13 düşüşle 79 bin 857 adet olurken, hafif ticari araç pazarı da yüzde 11,69 daralarak 22 bin 140 adette kaldı. İlk çeyrek toplamında ise otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 3,94 küçülerek 265 bin 398 adet olarak gerçekleşti. Aynı dönemde otomobil satışları yüzde 5,86 düşüşle 210 bin 688 adede inerken, hafif ticari araç pazarı yüzde 4,23 artışla 54 bin 710 adede yükseldi.</p>
<p>Pazardaki genel küçülmeye rağmen asıl dikkat çeken gelişme elektrikli araçlarda yaşandı. Geçen yılın ilk üç ayında 29 bin 573 adet olan tam elektrikli otomobil satışları, bu yılın aynı döneminde 38 bin 420 adede yükseldi. Böylece segment yıllık bazda yaklaşık yüzde 30 büyüme kaydetti. Elektrikli araçların toplam otomobil pazarı içindeki payı da yüzde 13,2’den yüzde 18,2’ye çıktı. Şubat sonunda ise elektrikli araçların toplam satışlardaki payı yüzde 17,8 seviyesindeydi.</p>
<p>Özellikle 160 kW altı elektrikli otomobillerde talep artışı belirginleşti. Sektör temsilcileri, bu yükselişte vergi avantajı, fiyat seviyesi ve değişen tüketici tercihlerinin etkili olduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Motor tiplerine göre dağılımda benzinli araçların ağırlığı sürse de pay kaybı devam etti. Benzinli otomobil satışları ilk çeyrekte 110 bin 931 adetten 88 bin 688 adede gerileyerek yaklaşık yüzde 20 düşüş gösterdi. Dizel araçlar ise 13 bin 326 adetle toplam pazarda yalnızca yüzde 6,3 pay alabildi.*** Buna karşılık hibrit otomobiller yükselişini sürdürdü. Geçen yılın ilk çeyreğinde 63 bin 905 adet olan hibrit satışları bu yıl 69 bin 504 adede çıktı. Böylece hibrit araçlar yüzde 33’lük pay ile benzinli modellerin ardından en çok tercih edilen ikinci motor tipi oldu.</p>
<h2>ÇATIŞMALARIN İLK SOMUT ETKİSİ</h2>
<p>ODMD Başkanı Hakan Tiftik, mart ayındaki yüzde 12,75’lik daralmada Ramazan ayı ve bayram tatili nedeniyle perakende günlerinin azalması ile küresel çatışmaların ilk somut etkilerinin görülmesinin belirleyici olduğunu söyledi. Çevreci araçlara talebin arttığını söyleyen Tiftik, “Türkiye, 2025 sonu itibarıyla Avrupa’nın en büyük üçüncü elektrikli araç pazarı konumuna yükselerek tarihi bir eşiği aştı. Bu ivme 2026’nın ilk çeyreğinde de sürmüş; tam elektrikli ve hibrit araçların toplam payı yüzde 51,2’ye ulaşarak pazarın yarısını domine etti. Düşük emisyonlu araçlara olan bu ilginin artık geri dönülemez bir trend olduğunu görüyoruz” dedi. 2026’nın ikinci yarısı için senaryolarda öngörülen jeopolitik risklerin, beklenenden daha hızlı realize olduğunu gözlemlediklerini belirten Tiftik, “Savaşın uzaması ve petrol fi yatlarının yüksek kalması maliyetleri arttırabilir, tedarik zincirinin kırılma riskini ortaya çıkarabilir ve lojistik maliyetlerinin yukarı çıkmasına neden olabilir. Savaş süresinin uzaması ve petrol fi yatlarının yüksek kalması otomotiv pazarını aşağı yönlü etkileyecektir. Savaşın seyrine bağlı olarak ikinci yarıda daha dalgalı bir patika bizi beklese de belirsizliklerin yönetilebilir kaldığı baz senaryomuzda, yılı 1 milyon 350 bin adet seviyelerinde, yani geçtiğimiz yılın hemen eşiğinde tamamlamayı hedefliyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/daralan-pazarda-voltaj-yukseliyor-76168</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/6/1280x720/bursa-otomobilde-elektrikliyi-sevdi-1742982688.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın etkisiyle iç pazarda daralma derinleşirken, elektrikli araçlara yönelik talep ise akaryakıta gelen zamlarla birlikte hızlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyanin-enerji-dengesi-bozuldu-76182</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya’nın enerji dengesi bozuldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Aslında “enerji dengesizliği” dediğimiz şey, iklim krizinin en sade tarifi. Dünya, aldığı kadar enerjiyi geri verebilseydi denge korunurdu. Ama insan faaliyetleri, özellikle fosil yakıt kullanımı, çelik, çimento, plastik üretimi ve tarımsal emisyonlar, atmosferde ısıyı tutan gazların yoğunluğunu tarihi seviyelere çıkardı. </strong></p>
<p>İklim krizini yıllardır sıcaklık rekorları, kuraklık, sel ve yangınlar üzerinden okuyoruz. Oysa şimdi bilim bize daha temel, daha sarsıcı bir şey söylüyor: Dünya sadece ısınmıyor; aynı zamanda aldığı enerjiyi geri veremiyor.</p>
<p>Dünya Meteoroloji Örgütü’nün ilk kez “enerji dengesizliği”ni ana göstergeler arasına alması, iklim krizinin artık yeni bir eşikte konuşulması gerektiğini gösteriyor.</p>
<p>Dünya Meteoroloji Örgütü’nün 2025 raporu, 2015-2025 döneminin kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olduğunu, 2025’in de sanayi öncesi dönemin yaklaşık 1,43 derece üzerinde seyrettiğini ortaya koyuyor. Ama raporun asıl sarsıcı yanı, bu verilerin ötesinde kurduğu yeni anlatı. Artık sadece sıcaklığa değil, sistemin içine kilitlenen fazla enerjiye bakıyoruz. Ve bu bakış açısı, iklim krizini daha sert, daha inkâr edilemez hale getiriyor. Çünkü raporda yorum değil, fizik kuralları ön plana çıkıyor. Ne kadar enerji giriyor, ne kadarı çıkıyor? Aradaki fark büyüyorsa, geri kalan her şey zaten onun sonucu oluyor.</p>
<p><strong>Sistemin içinde biriken ısı hayatın ritmini değiştiriyor </strong></p>
<p>Bu rapor önümüze daha net bir tablo koyuyor: Dünya’nın enerji dengesi bozuldu. Güneşten gelen enerji ile uzaya geri gönderilen enerji arasındaki fark açılıyor. Aradaki bu fark büyüdükçe, sistemin içinde biriken ısı da büyüyor. Ve o ısı, yalnızca havayı değil, okyanusu, toprağı, buzu, üretimi, kentleri ve hayatın ritmini değiştiriyor.</p>
<p>Aslında “enerji dengesizliği” dediğimiz şey, iklim krizinin en sade tarifi. Dünya, aldığı kadar enerjiyi geri verebilseydi denge korunurdu. Ama insan faaliyetleri, özellikle fosil yakıt kullanımı, çelik, çimento, plastik üretimi ve tarımsal emisyonlar, atmosferde ısıyı tutan gazların yoğunluğunu tarihi seviyelere çıkardı.</p>
<p><strong>Esas yükü okyanuslar taşıyor </strong></p>
<p>Gezegen, içine aldığı ısıyı dışarı atmakta zorlanıyor. Bu yüzden de kriz sadece “daha sıcak yazlar” meselesi olmaktan çıkıyor; sistemik bir yük birikimine dönüşüyor. İnsanların doğrudan hissettiği hava sıcaklığı, bu biriken enerjinin çok küçük bir kısmı. Esas yükü okyanuslar taşıyor. WMO’ya göre son yirmi yılda okyanuslar her yıl, insanlığın yıllık enerji tüketiminin yaklaşık 18 katına denk bir ısıyı emdi. Bu yüzden denizler sadece ısınmıyor; genişliyor, akıntılar etkileniyor, buzullar daha hızlı eriyor, deniz seviyesi yükseliyor. Kısacası termometrede gördüğümüz değer, hikâyenin tamamı değil; sadece yüzeye vuran kısmı.</p>
<p><strong>Enerji bilançosu bozulan bir gezegen </strong></p>
<p>Bir başka deyişle, bugün dünyanın farklı yerlerinde yaşanan aşırı yağışlar, uzun kuraklık dönemleri, tarımsal verim kayıpları ve dayanılmaz sıcak hava dalgaları birbirinden kopuk olaylar değil. Hepsi aynı büyük bozulmanın farklı yüzleri. Bir yerde toprağın suyu tutamaması, başka bir yerde bir kentin birkaç saatlik yağmurla felç olması, başka bir yerde sigorta maliyetlerinin artması… Bunların hepsi enerji bilançosu bozulan bir gezegenin ekonomik ve sosyal faturası. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres’in “her temel iklim göstergesi kırmızı alarm veriyor” çıkışı da tam burada anlam kazanıyor. Çünkü alarm veren şey sadece hava değil; gezegenin işleyiş mantığı. Bu yeni çerçeve Türkiye için de önemli. Çünkü enerji dengesizliği bizim gündemimize bilimsel bir kavram olarak değil; kuraklık, gıda fiyatı, su stresi, orman yangını, kıyı baskısı ve üretim riski olarak giriyor. Tarımdan enerjiye, turizmden şehir planlamasına kadar pek çok alan artık iklim değişikliğini soyut bir çevre başlığı olarak değil, doğrudan ekonomik dayanıklılık meselesi olarak ele almak zorunda. Önümüzdeki dönemde asıl fark yaratacak olan da tam bu olacak: İklimi yalnızca “çevre haberi” olarak görenlerle, onu yeni ekonominin merkezine yerleştirenler arasındaki fark.</p>
<p>Belki de bundan sonra iklim krizini konuşurken en çok bu kavramı hatırlayacağız: Enerji dengesizliği. Bizim çağımızı da belki derece artışından çok, bu görünmeyen birikim tanımlayacak. Gezegenin içinde sessizce biriken, okyanuslara inen, buzulları çözen, toprağı kurutan, şehirleri zorlayan o fazla enerji… Kısacası, dünyanın yeni hikâyesi yalnızca ısınma değil, dengeyi kaybetme. En korkutucu tarafı ise, bu dengesizliğin gözümüzün önünde değil, sistemin derinliklerinde büyüyor olması.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyanin-enerji-dengesi-bozuldu-76182</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/2/1280x720/dunya-enerji-1775195977.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya’nın enerji dengesi bozuldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/derimod-2030-vizyonuna-odaklandi-76181</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Derimod 2030 vizyonuna odaklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Perakende sektörünün yüksek faiz ve enflasyonla mücadele politikalarının gölgesinde şekillendiği 2025 yılı, birçok oyuncu için zorlayıcı geçerken, Derimod bu dönemi büyümeyle kapatan markalardan biri oldu. Şirket, yılı yüzde 35’lik artışla tamamlayarak cirosunu 8 milyar TL’nin üzerine taşıdı. Dolar bazında ise ilk kez 200 milyon dolar eşiği aşıldı. Son 5 yılda cirosunu iki katına çıkaran marka, adet bazında da büyümesini sürdürerek Türkiye’de AB segmenti ayakkabı ve deri giyimde liderliğini korudu. Derimod CEO’su Murat Zaim, 2025’in hem küresel hem de Türkiye özelinde öngörülen zorluklarla başladığını belirterek, gelir dağılımındaki değişim, tüketici alışkanlıklarının dönüşümü ve teknolojinin hızla ilerlemesinin sektörü derinden etkilediğini söyledi. Türkiye’de uygulanan enflasyonla mücadele politikaları ve yüksek faiz ortamının perakende için zor bir yıl yarattığını ifade eden Zaim, “2025 yönetmesi zor ve çok değişkenli bir yıldı. 2026 da benzer dinamiklerle ilerliyor” dedi. </p>
<h2>200 milyon dolar sınırı aşıldı </h2>
<p>Zorlu makroekonomik koşullara rağmen geride bıraktığımız yıl güçlü bir performans sergilediklerini vurgulayan Zaim, “Enflasyonun üzerinde, yüzde 35 civarında büyüdük ve 8 milyar TL ciroyu aştık. İlk kez 200 milyon dolar barajını geçtik. Son 5 yılda dolar bazında ciromuzu yaklaşık iki katına çıkardık” ifadelerini kullandı. Bilançonun ve nakit pozisyonunun korunmasının önemine dikkat çeken Zaim, 2025’i iyi yönetilmiş bir yıl olarak tanımladı. Şirketin yeni dönem stratejisinin merkezinde ise “Vizyon 2030” hedefleri yer alıyor. 2030 yılında 300 milyon dolar ciroya ulaşmayı hedeflediklerini belirten Zaim, 2030 vizyonu kapsamında diğer hedeflerini metrekare bazında her yıl yüzde 30 büyüme, yurtdışında mağazalaşma ve kendi markası ile yola devam etme ve bu kapsamda yaklaşık 3 milyon ayakkabı, 300 bin giysi ve aksesuarla beraber bir adet büyüme hedefi diye açıkladı. Bu süreçte en kritik kararın kendi markasına yatırım yapmak olduğunu vurgulayan Zaim, geçmişte gündeme gelen distribütörlük ve farklı marka yatırımlarından tamamen vazgeçtiklerini ifade etti.</p>
<h2>Ortalama metrekare 300’ü geçti</h2>
<p>Derimod’un konumlandırmasını “moda odaklı, ulaşılabilir fiyatlı premium” olarak tanımlayan Zaim, Türkiye’de tüketicinin fiyat–kalite dengesine her zamankinden daha fazla önem verdiğini belirtti. Zaim, satın almanın yüzde 70’ini Türkiye’den yaptıklarını, güçlü üretim ağı ve yüksek adetli alım gücü sayesinde maliyet artışlarını sınırlı ölçüde müşteriye yansıttıklarını söyledi. Mağazacılık tarafında ise büyümenin odağında sayıdan çok metrekare ve deneyim bulunuyor. Fiziksel mağazaların hala işin kalbi olduğunu belirten Zaim, online ve offline kanalların birbirini tamamladığını ifade etti. Son 10 yılda ortalama mağaza metrekarelerinin 150’den 300’e çıkarıldığını aktaran Zaim, “Mağazacılık ve online tarafı birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan kanallardır. Müşteri gündüz caddede ürünü görüp akşam online’dan alabiliyor ya da tam tersi. Bizim için mağazalar işin kalbi olmaya devam ediyor. Her sene yaklaşık 5 yeni mağaza açma planımız var ancak burada sayıya takılmıyoruz; bizim için esas olan metrekare büyüklüğüdür. Bizi ifade etmeyen küçük mağazalardan çıkıp daha büyük metrekareli alanlara dönüşüyoruz. Son 10 yılda ortalama metrekarelerimizi 150’den 300’e çıkardık; hedefimiz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>En büyük mağaza Bağdat Caddesi'nde </h2>
<p>Şirketin en önemli yatırımlarından biri ise Bağdat Caddesi’ne dönüş olacak. 2015 yılında kapatılan lokasyonda, bu yıl haziran ayında 800 metrekarelik yeni bir “flagship” mağaza açılacak. Bu mağazanın, Derimod’un son yıllardaki dönüşümünü ve teknoloji odaklı perakende anlayışını yansıtacak bir deneyim merkezi olması hedefleniyor. Teknoloji yatırımlarına da dikkat çeken Zaim, her yıl cironun yaklaşık yüzde 1’inin bu alana ayrıldığını belirterek, yapay zekayı insanın alternatifi değil, çalışanların destekçisi olarak konumlandırdıklarını söyledi. Geliştirilen dijital uygulamalar sayesinde mağaza içi operasyonların hızlandığını ve müşteri deneyiminin iyileştirildiğini ifade etti.</p>
<h2>İlk yurtdışı mağaza Azerbaycan’a</h2>
<p>Yurt dışı büyüme tarafında ise daha temkinli ve stratejik bir yaklaşım benimsediklerini vurgulayan Zaim, “Küçük Türkiye” olarak tanımladıkları pazarlara odaklandıklarını belirtti. Yurtdışında ise ilk büyük operasyonun Azerbaycan’da kurulacağını aktaran Zaim, Avrupa’da ise pazar yerlerine ek olarak kendi e-ticaret sitelerini devreye alacaklarını söyledi. Zaim, h2030 vizyonunda hali hazırda yüzde 5 olan yurt dışı cironun payını yüzde 10 seviyesine çıkarmayı hedeflediklerini dile getirdi. Tüketici tarafında süet ürünlerin yeniden öne çıktığını ve sneaker kategorisinde daha şık, günlük kullanıma uygun modellerin yükseldiğini belirten Zaim, markaların artık yalnızca ürünle değil sosyal etkiyle de değerlendirildiğini vurguladı. Bu kapsamda kurulan Derimod Vakfı ile özellikle kız çocuklarının eğitimine destek verdiklerini ifade etti. Finansal olarak güçlü nakit pozisyonunun şirketin en önemli avantajlarından biri olduğunu belirten Zaim, “1.100 kişilik ekibimizle, uzun vadeli hedeflerimize odaklanarak büyümeye devam edeceğiz. Bizim yönümüz hep ileri, hep yukarı” dedi.</p>
<h2>Avrupa’da kendi online satış sitesini açacak</h2>
<p>Derimod, online tarafa da önemli yatırımlar yapan markalardan biri. Murat Zaim, online satışın toplam satışlar içinden aldığı payın yüzde 20!nin üzerine çıktığını anlattı. Zaim, “Bunun yarısı bizim kendi web sitemizden geliyor. Yarısı da pazar yerlerinden geliyor. Ve onu da böyle hani dengeli tutmaya çalışıyoruz. Bu yine 5 yıllık yolculukta online'ın payının 25'lere kadar çıkmasını 2030'da mı planlıyoruz” dedi. Marka Avrupa’da da online satışlara devam ediyor. Bölgede pazar yerleri ile çalıştıklarını dile getiren Zaim, “Bu senenin yine projelerinden biri Avrupa'da, Almanya'da, Fransa'da, Hollanda'da Derimod'un kendi web sitesini açmak. Çünkü pazar yerleri tamam ama kendi web sitenizle müşteriye doğrudan ulaşmak da önemli. Bizim için stratejik</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/derimod-2030-vizyonuna-odaklandi-76181</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/1/1280x720/murat-zaim-1775195635.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zorlu ekonomik koşullara rağmen yüzde 35 büyüyen Derimod, cirosunu 8 milyar TL’nin üzerine taşıyarak dolar bazında ilk kez 200 milyon doları aştı. Şirket, kendi markasına odaklanan stratejisiyle 2030’da 300 milyon dolar ciro hedefliyor. Yeni dönemde büyümenin odağında ise yurt dışı açılımı ve deneyim odaklı mağazacılık yer alıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/engel-orani-yuzde-40-ve-uzeri-olan-engellilere-de-otv-istisnasi-getirildi-76167</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan engellilere de ÖTV istisnası getirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı 1 Nisan’da Ankara Notları’nda “Maliye engelli araç ÖTV’sinde krizi fırsata mı çevirdi? ÖTV'siz araçta Maliye kazandı engelliler kaybetti” başlığıyla duyurulan konuyla ilgili eşitsizliği giderdi. TBMM’de görüşülen torba kanuna eklenen bir madde ile engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan (yani yüzde 90-yüzde 40 arasında olanlar) ortopedik engelliler de araç alımında Özel Tüketim Vergisi ( ÖTV) istisnasından yararlanabilecekler.</p>
<p>Ankara Notları’nda 1 Nisan tarihinde, engellilik oranı yüzde 90’ın altına olup yüzde 40 ve üzeri engelli olanların ÖTV’siz araç imkanından yararlanmalarını engelleyen düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği ve yeni düzenleme için hükümete 9 ay süre verildiği bildirilmişti. Bu süre 26 Mart itibarıyla dolarken, herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığı için de yüzde 90’ın altında engellilik oranına sahip olan bireylerin ÖTV’siz araç alma imkanı tamamın ortadan kalkmıştı.</p>
<p>Bu yazının yayımladığı günün gecesinde, Ekonomi Paketinin Meclis Genel Kurulu’ndaki görüşmeleri sırasında AK Parti tarafından verilen önergeyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda engellilere ÖTV indirimi yeniden düzenlendi. Anayasa Mahkemesi, ÖTV Kanunu’nun engellilere ÖTV’siz araç satışını düzenleyen 7’nci maddesinde engellilik derecesine bakılmaksızın, “bizzat kullanımı için araçta hareket ettirici özel tertibat yaptırması zorunlu olanların” ÖTV’siz araç alabileceğine ilişkin hükmü iptal etti. İptale gerekçe olarak ise engellilik derecesi yüzde 90’ın altında olanların bu imkandan yararlanamamasının Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gösterildi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>"Mahfi Eğilmez ile ayışığında röportaj yaptığımız Hazine binası yıkılıyor"</strong></span></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı binası sadece içindeki bürokratların değil, gazetecilerin de koridorlarını aşındırdığı bir mekandı. Kah ekonomik kriz, kah IMF ziyaretleriyle geçen 2000’lerin başına kadar gazetecilerin de en fazla uğradığı yerlerden biriydi. Kriz yıllarında, içeride toplantı varken, bütçe hazırlık toplantılarında, önemli günlerde saatlerce hatta bazen sabahın ilk ışıklarına kadar çalışan bürokratlar dışarı çıkarken “haber” olacak üç-beş bilgi/ cümle için beklemişliğimiz var. Hatta dönemin Hazine Müsteşarı Mahfi Eğilmez ile ayışığında röportaj bile yapmıştık.</p>
<p>Bu bina gazetecilerin sadece basın kartını kampus resepsiyonunda “basın” yazılı giriş kartıyla değiştirip tüm binada serbestçe dolaşabildikleri bir döneme de tanıklık etti. Pek bilinmez, aynı serbestlik eskiden başbakanlık binasında da vardı. Basın kartın varsa girip sizi kabul eden herkesle konuşabilirsiniz! Şimdiler için “masal” neredeyse... Derken Devlet Bakanı Kemal Derviş bu binaya serbest girişi durdurdu ama bahçesini iyileştirdi, hatta arada sırada hava güzelken bahçede çalışmaya başladı. Yüksek güvenlikli kuruluşlar (güvenlik kuvvetleri, Cumhurbaşkanlığı vb.) hariç tüm kamuda basın kartı içeri girmek için yeterliyken, Hazine’den başlayan randevunun kapıya bildirilmiş olması vs. uygulamalar yaygınlaştı, sonrasında neredeyse binaların önünden geçilemez oldu. Gücü yeten de “akreditasyon” u zorunlu kıldı.</p>
<p>İşte bu bina yıkılıyor. Kasım 2023’te personele boşaltma emri verildi. O arada ne olduğunu bilmiyoruz ama Mart 2026 sonunda fiili olarak “yıkım” başladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/engel-orani-yuzde-40-ve-uzeri-olan-engellilere-de-otv-istisnasi-getirildi-76167</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/9/1280x720/otomobil-otomotiv-arac-1767154907.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan engellilere de ÖTV istisnası getirildi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-tasarruf-moduna-gecti-76166</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya tasarruf moduna geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69cf4736e7659-1775191862.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel enerji piyasalarında yaşanan arz daralması, ülkeleri benzeri görülmemiş bir “tasarruf ekonomisine” sürüklüyor. İran savaşı sonrası petrol ve doğalgaz fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, özellikle ithalata bağımlı ekonomilerde alarm durumuna geçilmesine yol açtı. Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyat aksaklıkları ve enerji altyapısındaki hasar, fiyatların uzun süre yüksek kalabileceği endişesini güçlendirirken, hükümetler hızla talebi kısmaya yönelik adımlar atıyor.</p>
<p>Ekonomistler, bu sürecin yalnızca enflasyonu artırmakla kalmayıp büyümeyi de aşağı çekeceği görüşünde. Yükselen yakıt maliyetleri tüketimi ve yatırımları baskılarken, kamu maliyesi üzerinde de ciddi yük oluşturuyor. Özellikle enerji yoğun üretime dayalı Asya ekonomileri, krizin ilk ve en sert hissedildiği bölge konumunda.</p>
<p>Talepteki zorunlu daralma; işletmelerin faaliyetlerini kısmalarına, hanehalkının harcamalarını ertelemesine ve bazı sektörlerde istihdam kayıplarına yol açıyor. IMF verileri, enerji krizlerinin orta vadede kalıcı ekonomik hasar bırakabileceğine işaret ederken, birçok ülke “sübvansiyon mu, daralma mı?” ikilemiyle karşı karşıya.</p>
<h2>Talep daralması yeni normal olabilir</h2>
<p>Küresel ölçekte ortaya çıkan tablo, enerji krizinin artık yalnızca fiyatlarla değil, doğrudan tüketim alışkanlıklarıyla yönetildiğini gösteriyor. Uzmanlara göre, talep tarafında yaşanan bu kontrollü daralma, kısa vadede ekonomik büyümeyi aşağı çekerken, uzun vadede enerji verimliliği ve alternatif kaynaklara geçişi hızlandırabilir.</p>
<p>1970’lerdeki petrol krizine benzer şekilde, mevcut şokun da tüketim kalıplarında kalıcı değişimlere yol açabileceği belirtiliyor. Yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması beklenirken, krizin süresi ve jeopolitik gelişmeler bu dönüşümün yönünü belirleyecek en kritik faktör olmaya devam ediyor.</p>
<h2>Trump’ın savaş tırmandırma tehditleri petrolü dalgalandırıyor</h2>
<p>Petrol fiyatları, iki günlük düşüşün ardından dün yine sert bir şekilde toparlanarak yüzde 5’ten fazla yükseldi. Bu yükselişin nedeni, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’la savaşı daha da tırmandırma tehdidinde bulunması ve enerji piyasalarına yeni bir belirsizlik getirmesiydi. Trump’ın ulusa sesleniş konuşmasının ardından Brent petrol varil başına 107 doların üzerinde, WTI petrol ise varil başına 106 doların üzerine çıktı. Başkan, ABD’nin önümüzdeki iki ila üç hafta içinde İran’a “son derece sert” bir darbe indireceğini ve ülkenin “her bir” enerji santralini hedef alabileceğini söyledi. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Küresel çapta enerji tasarrufu adımları</span></h2>
<p><strong>Filipinler</strong>: Ulusal enerji acil durumu ilan edildi. Uzaktan çalışma yaygınlaştırıldı, kamu ve özel sektörde yakıt tasarrufu önlemleri devreye alındı. </p>
<p><strong>Tayland</strong>: Kamu çalışanlarına evden çalışma imkânı sağlanırken, klima kullanımının azaltılması için halk uyarıldı. </p>
<p><strong>Vietnam</strong>: Bisiklet kullanımı ve araç paylaşımı teşvik edilerek yakıt talebi düşürülmeye çalışılıyor. </p>
<p><strong>Endonezya</strong>: Haftada bir gün uzaktan çalışma uygulaması başlatıldı, LPG ve yakıt tüketimi için tasarruf çağrısı yapıldı.</p>
<p><strong>Bangladeş</strong>: Kamu kurumlarında elektrik kullanımı sınırlandırıldı. Gereksiz aydınlatma ve klima yasaklandı, akaryakıt arzında kesintiye gidildi.</p>
<p><strong>Zambiya</strong>: Yakıt krizine karşı acil durum ilan edildi. Vergiler askıya alınsa da fiyat artışları sürüyor. </p>
<p><strong>Pakistan</strong>: Yakıt tasarrufu amacıyla sosyal ve ekonomik faaliyetlerde dolaylı kısıtlamalar uygulanıyor. </p>
<p><strong>Fas</strong>: İthalata bağımlılık nedeniyle sübvansiyon ve talep yönetimi politikaları öne çıkıyor. </p>
<p><strong>Singapur</strong>: Yüksek mali gücü sayesinde spot piyasadan tedarik stratejisiyle krizi yönetmeye çalışıyor. </p>
<p><strong>Avustralya</strong>: Akaryakıt vergileri düşürüldü, taşımacılık maliyetleri hafifletildi, toplu taşıma kullanımına yönlendirme yapıldı. </p>
<p><strong>İspanya</strong>: Enerjide KDV indirildi, yakıt fiyatlarına doğrudan destek sağlandı, stratejik petrol rezervleri piyasaya sunuldu. </p>
<p><strong>Almanya – Fransa – Macaristan</strong>: Akaryakıt fiyatlarına müdahale edildi, bazı ülkelerde tavan fiyat uygulamaları devreye alındı. </p>
<p><strong>İngiltere – İrlanda</strong>: Hanehalkına enerji desteği sağlanırken, tüketimi azaltmaya yönelik kamu çağrıları yapıldı. </p>
<p><strong>Hindistan</strong>: LPG arzı öncelikli sektörlere yönlendirilerek yakıt dağılımı kontrol altına alındı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-tasarruf-moduna-gecti-76166</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/6/1280x720/petrol-tasarruf-1775192166.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu’daki savaşın tetiklediği petrol şoku, ülkeleri eş zamanlı önlemlere zorluyor. Vergi indirimlerinden uzaktan çalışmaya kadar genişleyen tedbirler, küresel ekonomide yavaşlama sinyali veriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-europe-bir-virgulle-disarida-kalabiliriz-76165</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Made in Europe: Bir virgülle dışarıda kalabiliriz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Brüksel’de lobi savaşları çoktan başlamış durumda. Örneğin, Fransa’nın otomotiv yan sanayicileri derneği CLIFA, Made in Europe sadece 27 AB üye ülkesini kapsasın diye açıklama yaptı.</strong></p>
<p>Made in Europe ile ilgili şubat ayında ilk taslak ortaya çıktığında “tamam bu iş oldu” dendi. Oysa tartışma henüz bitmiş değil, aksine, daha yeni başlıyor. Henüz Türkiye’nin konumuyla ilgili verilmiş bir karar yok. Taslak Türkiye’yi dışlamıyor gibi görünse de asıl mesele bu değil. Gelin anlatayım.</p>
<p>AB’nin açıkladığı taslakta Made in Europe’a dahil edilen AB üyesi olmayan tek ülke Türkiye değil. Aslında metin öyle bir yazılmış ki kimi ararsanız dahil edilmiş. Birinci grup, AB ile serbest ticaret anlaşması olan ülkeler; böyle 40’tan fazla ülke var. İkinci olarak, Dünya Ticaret Örgütü’nün Kamu İhaleleri Anlaşması’nı onaylayan ülkeler. AB ile serbest ticaret anlaşması olmadığı halde bu anlaşmaya dahil olan ekonomiler arasında ilk aklıma gelenler Amerika Birleşik Devletleri ve Hong Kong. Oysa AB ile Gümrük Birliği anlaşması imzalayan tek ciddi ülke biziz; diğerleri Andorra ve San Marino. Taslağı okuyunca pek de özel bir muamele görmemişiz gibi görünüyor.</p>
<p><strong>İstisnalar kanunla değil, </strong><strong>bürokratik kararlarla getirilecek</strong></p>
<p>Gelelim zurnanın zırt dediği yere: Made in Europe’un kapsamı bu kadar genişlerse, tabiatın etki-tepki prensibi gereği, sonradan yapılacak müdahalelerde bu kapsamın daraltılacağını söylemek yanlış olmaz. Şimdi herkes kendi lobisini yapıp işine gelmeyen sektörleri veya ülkeleri Made in Europe dışına çıkarmak isteyecektir. Bu da teknik kriterlerle olacaktır. Mesela arabalarda kullanılan filanca cıvatalarda bir bakmışız, Türk ürünleri “Made in Europe” değil ama Hint ürünleri “Made in Europe” kapsamına alınmış! Gerekçe aramak isterseniz, bulmak çok kolay! Siber güvenlik riski var; şu ülkeye çok bağımlı hale geldik; bir diğer ülke bize karşı tedbir alıyor; mütekabiliyet esasına göre biz de tedbir alalım gibi birçok şey diyebilirsiniz. Bu istisnalar kanunla değil, bürokratik kararlarla getirilecek.</p>
<p>Bu aşamada üye ülkelerin izleyeceği siyaset de belirleyici olacak. Zira Avrupalı ülkelerin derdi de hangi içerik hesaplama düzenlemesiyle kendi sanayicilerinin daha çok kazanacağı ile ilgili. Özellikle elektrikli araçlarda yerli içeriğin nasıl hesaplanacağı müzakerelerin merkezinde yer alacak. Mesela kural şöyle mi konacak?: “Bir elektrikli aracın Made in Europe kapsamına alınması için batarya hariç parçalarının en az %70’inin AB veya ‘güvenilir ortak’ ülkelerde üretilmiş olması gerekir.”  Kural şöyle de konabilir: “Aracın batarya dahil toplam değerinin %60’ı AB veya güvenilir ortak menşeli olacak, batarya hücrelerinin en az %40’ı AB üye ülkelerinde üretilecek.” İkinci hesapta batarya hücreleri Kore’den, paketleme ve montaj Türkiye’den, gövde ve motor Fransa’dan olsa bile, toplam değer hesabı yapıldığında, bu otomobil bir anda ‘Made in Europe’ dışında kalabilir.</p>
<p>Bu aşamada Brüksel’de lobi savaşları da çoktan başlamış durumda. Örneğin, Fransa’nın otomotiv yan sanayicileri derneği CLIFA, Made in Europe sadece 27 AB üye ülkesini kapsasın diye açıklama yaptı. CLIFA diyor ki, “Paketi sulandırmak ciddiyeti bozar, beklenen fayda ortaya çıkmaz.” Fransa’nın TÜSİAD’ı MEDEF ise “Made in Europe geniş tutulsun, bizim sanayicilerimiz sadece Avrupalı yan sanayiye mahkûm olursa rekabet avantajını iyice kaybederiz” diyor. Avrupa otomotiv sanayicilerinin derneği CLEPA ise ortada duruyor. Çünkü bu kurumun içinde hem üreticiler hem de yan sanayiciler var.</p>
<p><strong>“Türkiye’den vazgeçerseniz </strong><strong>maliyetiniz artar” dedirtmek gerek</strong></p>
<p>Lobiciler tartışadursun, Renault elektrikli araç üretimini Fransa’nın kuzeyindeki Douai, Maubeuge ve Ruitz kasabalarında toplama kararı aldı. Batarya üretimi de aynı yerlere taşınıyor. Yakında başka parçaların da bu yörelerden tedarik edilmesi kararı alınırsa, biz Made in Europe ne olacak diye tartışırken atı alan Üsküdar’ı geçebilir.</p>
<p>Peki, ne yapmalıyız? <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gumruk-birliginin-sessiz-sonu-made-in-europe-made-without-turkey-71263" target="_blank" rel="noopener">30 Ocak’ta bu köşede</a> yazdığım gibi, Brüksel’de “Türkiye mağdur!” demek işe yaramaz. “Türkiye’den vazgeçerseniz maliyetiniz artar” dedirtmek gerek. Bunu da Avrupalıların kendisine dedirtmek lazım. Yoksa bir sabah uyanıp bakarız: Mevzuatta bir virgül değişmiş, Hindistan Made in Europe’a dahil olmuş, Gümrük Birliği üyesi Türkiye dışarıda kalmış.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-europe-bir-virgulle-disarida-kalabiliriz-76165</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Made in Europe: Bir virgülle dışarıda kalabiliriz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabancinin-anlayip-yerlinin-anlamadigi-mesele-76164</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancının anlayıp, yerlinin anlamadığı mesele</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de Merkez Bankası’nın tek muhatabı yurtiçi aktörler değil. Mevcut ve potansiyel yabancı yatırımcılar da Merkez Bankası’nın hedef kitlesi içerisinde bulunuyor. Bunun en önemli nedeni, yetersiz yurtiçi tasarruflarımız nedeniyle, sürdürülebilir büyüme yolunda yabancı tasarruflara da ihtiyaç duymamız.</strong></p>
<p>Başarılı bir merkez bankası için iletişim çok önemlidir. Bu konuda yazılmış onlarca makale, yüzlerce vaka çalışması bulmak mümkün. Türkiye’de de Merkez Bankası’nın son dönemde iletişime özel bir önem verdiğini biliyoruz. Üst düzey bir Merkez Bankası yöneticisinin son demeçleri ışığında, konuyla ilgili görüşlerimi paylaşmak istiyorum.</p>
<p>Merkez Bankası iletişimi dediğimizde biraz daha açık bir ifade kullanmakta fayda var. İletişimden kastettiğimiz tam olarak nedir?  Merkez Bankası kiminle iletişim kuracak? Bir başka ifadeyle, Merkez Bankası’nın mesajlarını iletmeyi hedeflediği kitle, kimlerden oluşuyor? Dünyadaki birçok ülkede merkez bankasının iletişimdeki hedefi, yurtiçindeki ekonomik aktörlerdir. Yani merkez bankaları, aldıkları kararlar ve yaptıkları açıklamalarla, yurtiçindeki bireylerin, bankaların, şirketlerin ve genel kamuoyunun davranışlarını şekillendirmeye çalışır. Türkiye’de ise Merkez Bankası’nın tek muhatabı yurtiçi aktörler değil. Mevcut ve potansiyel yabancı yatırımcılar da Merkez Bankası’nın hedef kitlesi içerisinde bulunuyor. Bunun en önemli nedeni, yetersiz yurtiçi tasarruflarımız nedeniyle, sürdürülebilir büyüme yolunda yabancı tasarruflara da ihtiyaç duymamız. İlaveten, yurtiçi tasarruflarımızın yarıya yakının döviz cinsinden olması da, Merkez Bankası’nın sadece kendi bastığı para olan TL üzerinden değil, yabancı para birimleri üzerinden de düşünmesi ihtiyacını doğuruyor. Dolayısıyla, Merkez Bankası yetkililerinin yurtdışındaki ekonomik aktörlerle de sıkı bir iletişim içinde olması hem kaçınılmaz hem de sağlıklı.</p>
<p>Peki, Merkez Bankası’nın uygulamakta olduğu politikalar ve söylemleri, aynı zaman diliminde hem yurtiçi hem de yurtdışı ekonomik aktörlerin beklentilerini karşılayabilir mi? Yerli ve yabancı oyuncuların Merkez Bankası’ndan beklentileri birbiriyle uyumlu olmazsa, Merkez Bankası hangi grubun beklentilerini karşılamayı önceliklendirir? İşin iletişim boyutuna gelirsek, Merkez Bankası meramını anlatmaya çalışırken, yerli oyuncular ve yabancı oyuncularla aynı iletişim stratejisini kullanabilir mi?</p>
<p><strong>Merkez Bankası yetkilisi: Kurduğumuz </strong><strong>iletişim yurtiçinde anlaşılmadı</strong></p>
<p>Şimdi sadede gelelim: Yukarıda bahsettiğim Merkez Bankası yetkilisi, 2023 Mayıs seçimlerinden sonra görevi devraldıklarında, bir ekonominin hayat damarı olan parasal aktarım mekanizmasının nasıl çökmüş durumunda olduğunu, Merkez Bankası ile ekonomik faaliyetler arasındaki linkin nasıl koptuğunu çok doğru bir şekilde bizlere anlattı. Parasal aktarım mekanizmalarının onarılması ve Merkez Bankası’nın eylem ve söylemlerinin ağırlığının artırılması için harcanan çabalar ve iletişimin bu çerçevede sürdürülmesi bence de çok doğru ve faydalı oldu. Fakat bahsi geçen yetkili, yaptıkları iletişimin yurtdışında hemen anlaşıldığını, lakin Türkiye’dekilerin bunu anlamadıklarını söyleyince beni bir düşünce aldı. Elin yabancısı nasıl olur da bizim merkez bankamızı bizden daha iyi anlar diye bayağı dertlendim. Burada oryantalist çözümlemelere falan girecek değilim tabii; o nedenle o kısmı pas geçiyorum. Bu durumda, “rasyonel bir insan olarak tanıdığımız Merkez Bankası yetkilisinin bu söyleminin arkasında ne olabilir acaba?” diye ciddi ciddi düşündüm. Sonunda vardığım sonuç, bir önceki paragrafta sorduğum soruların yanıtlarında gizli.</p>
<p>İlk önce şu tespiti yapmak lazım: Kısa vadeli bir bakış açısıyla, spekülatif kazanç peşindeki bir yabancı portföy yöneticisinin Merkez Bankası’ndan beklentisiyle, uzun vadeli bir bakış açısıyla Türkiye’de yatırım ve iş yapan bir reel sektör şirketinin Merkez Bankası’ndan beklentisi birbirlerinden, gayet doğal olarak, çok farklıdır. Basit bir örnek ile konuyu somutlaştırayım: Sıcak para yatırımcısı diye tabir ettiğimiz portföy yöneticisi, dolar cinsinden yüksek getiri elde edebilmek için hem yüksek reel faiz, hem de reel anlamda değer kazanan bir döviz kuru ister. Türkiye’de yerleşik bir reel sektör şirketi ise, enflasyonla uyumlu artan bir kur ve kabul edilebilir seviyede bir faiz ister. Merkez Bankası, bu farklı beklentileri göz önünde bulundurarak, kendisince gerekli olan politikaları uygular ve ona göre bir iletişim kurgular.</p>
<p><strong>Merkez Bankası, yerel aktörlerle </strong><strong>aynı frekansı tutturamadı</strong></p>
<p>2023 Mayıs seçimlerinden sonra işbaşına gelen Merkez Bankası yönetiminin, yukarıda bahsettiğim türden yabancı yatırımcıların beklentilerini daha fazla karşılama eğiliminde olduğunu gördük. Dolayısıyla iletişimde kullanılan dil de daha çok yabancı yatırımcıların beklentilerini karşılayacak bir kurguda ilerledi. Bu süreçte yurtiçindeki ekonomik aktörler kendilerince itirazlarını dile getirseler de, özellikle kur politikası konusunda kendilerine pek muhatap bulamadılar. Böyle bir ortamda, Merkez Bankası yabancılarla çok iyi bir iletişim kurarken, yerel aktörlere aynı frekansı bir türlü tutturamayan bir görüntü verdi.</p>
<p>Bu nedenle, “yabancılar bizi anladı ama yerliler bizi anlamadı” gibi bir söylem yerine, “acaba bu yerli oyuncuların ne derdi var da bizi bir türlü anlamak istemiyorlar?” diye sormak bence daha doğru bir yaklaşım olurdu. Konu bizim Merkez Bankası’nı anlamamamız değil de, anladığımızı beğenmememiz olmuş olamaz mı mesela?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabancinin-anlayip-yerlinin-anlamadigi-mesele-76164</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yabancının anlayıp, yerlinin anlamadığı mesele ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kur-artsin-mi-iki-defa-dusunmek-lazim-76163</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kur artsın mı? İki defa düşünmek lazım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kurdaki artış veya TL’nin değer kaybı hemen maliyetlere yansıdığı için kur kaynaklı talep artışını kârlılığa çevirmek çok zor. Sadece TL sabit ücret veya sözleşmeye dayalı TL alımlar sayesinde operasyonel kâr 300-500 baz puan artabilir görünüyor.</strong></p>
<p>Uzun zamandır devam eden TL’nin değer kazanma ve ihracat ve döviz kazandırıcı faaliyetlere etkisi sorununa farklı açıdan bakmak istiyorum. <strong>Biz gerçekten kurun artmasını istiyor muyuz</strong>? Veya istemeli miyiz? Bence hayır. Çünkü şirketlerin finansal tabloları farklı şeyler söylüyor.</p>
<p>TCMB 2026 Ocak verilerine göre şirketlerin açık pozisyonu 197,6 milyar dolar. 2023 verilerine göre 128 milyar dolar arttı. 2023 yılının ikinci yarısından sonra artan politika faizi ve reel faiz şirketlerin kredi kullanımında tercihlerini değiştirdi, dolar ve Euro para cinsinden yabancı para krediler kullanıldı. 2023 yılında 207 milyar dolar olan toplam yabancı para kredi kullanımı 105 milyar dolar artarak 312 milyar dolar ile pik yaptı. Buna karşılık şirketler döviz mevduatını 22 milyar dolar azalttılar. Yabancı para yükümlülükler artarken yabancı para varlıkların azalması şirketlerin açık pozisyonunu artırdı ve gittikçe işin içinden çıkılamaz hale getirdi. Şirketler 312 milyar dolar yabancı para kredi kullanırken aktiflerinde sadece 78 milyar dolar mevduat var. 53,7 milyar dolar ihracat alacağını saymıyorum çünkü 50,3 milyar dolar da ithalat borcumuz var.</p>
<p><strong>Kur yüzde 50 değerlendiğinde </strong><strong>zararımız 4,4 trilyon TL</strong></p>
<p>Bu nedenle “kurda artış artık şirketlerin yararına değil” pozisyonundayız. Tabii açık değil de artı veya nötr pozisyonda olan şirketler hariç. “Kaç tane bu pozisyonda şirket var?” derseniz bana göre yüzde 5-10’u geçmez. Bir hesap yapalım 1 Nisan 2026 güncel USD/TL kuru 44.3961. Örneğin, devalüasyon oldu ve TL yüzde 50 değer kaybetti ve USD/TL kuru 66.5942 oldu. Bilançomuza etkilerini hesaplayalım. Önce varlıklarımızı değerlendirelim toplamı 183,4 milyar dolar (mevduat, ihracat, yurt dışı yatırımlar ve türev dahil). Yeni kur ile varlıklarımızda 4 trilyon 71 milyar TL artış olur iken yükümlülüklerimiz 8 trilyon 468,6 milyar TL artacak. Kur farkı zararımız nette 4 trilyon 397,6 milyar TL olacak. Bu zarar ile şirketlerin 2026 yılını karlı bitirmeleri mümkün değil. ( 2025 yılı karlılığı tahminen 3 trilyon TL civarında). Özetle kur yüzde 50 değerlendiğinde zararımız 4,4 trilyon TL oluyor. Bu bilançomuza olan etki.</p>
<p>Peki satışlarımıza ve gelir tablomuza etkisi nasıl olacak? TL’nin değer kaybı ile yurt dışı satışlarda artış olmaya başlayacak talep artacak. Ancak TL’nin değer kaybı ÜFE’yi artırmaya başlayacak. Bizim hesaplarımıza göre toplam SMM içinde yurt dışından yapılan hammadde ithalatının toplamı 74,5 milyar dolar (Kimya, plastik, bakır, alüminyum, kauçuk, organik kimya, demir çelik gibi). Bu ithalatın TL maliyetleri artacak. Bunun yanında kur ile artan enflasyon ithalat dışındaki SMM içindeki diğer girdilerin de payını artıracağından kurdaki artışın karlılığa etkisi az olacaktır.</p>
<p>Sizlere 2021-2025 yılı arasında ÜFE ve TL’nin USD karşısında değer kaybına birkaç örnek vereyim. Yıl 2021, TL yüzde 71 değer kaybetmiş, ÜFE yüzde 80 artmış. Yıl 2022, TL yüzde 40 değer kaybetmiş ÜFE yüzde 98 artmış. Yıl 2023, TL yüzde 57 değer kaybetmiş, ÜFE yüzde 44 artmış, Yıl 2024 TL yüzde 20 değer kaybetmiş ÜFE yüzde 29 artmış ve son olarak da Yıl 2025, TL yüzde 21 değer kaybetmiş ÜFE yüzde 28 artmış. Kısaca kurdaki artış veya TL’nin değer kaybı hemen maliyetlere yansıdığı için kur kaynaklı talep artışını karlılığa çevirmek çok zor görünüyor. Sadece TL sabit ücret veya sözleşmeye dayalı TL alımlar sayesinde operasyonel kar 300-500 baz puan artabilir görünüyor. Kurdan gelen avantajlar maliyet artışı ile kendini “off-set” ediyor. Unutmayalım 2020 yılında kur farkı zararının öz kaynak kaybı sayılmaması tebliği çıkmıştı şirketlere olan olumsuz etkiyi azaltmak için. TL’nin değer kaybındaki yavaşlama yabancı para kredi kullananlara ödül oldu. 2026’nin ilk üç ayında TL, dolara karşı yüzde 3,6, Euro’ya karşı yüzde 1,13 değer kaybetti. İlk üç aylık TL, dolar ve Euro bazlı borçlanma maliyeti sırasıyla yüzde 11,5, yüzde 5,6 ve yüzde 2,6 oldu. Kısaca açık pozisyon riski alanlar kazandı.</p>
<p><strong>Kurun artmasının ihracatçıya </strong><strong>etkisi, negatif hale geldi</strong></p>
<p>Sonuç olarak enflasyon ile mücadele eden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın para politikası nedeniyle yüksek seyreden politika ve piyasa faizi, risk alarak açık pozisyon alan ve yabancı para kredi kullanan firmalara fırsat sağladı. Açık pozisyon o kadar çok arttı ki artık kurun artmasının ihracat yapan firmalara etkisi negatif hale geldi. TL yüzde 50 değer kaybetse kur farkı zararı 4.4 trilyon TL oluyor (100 milyar dolar) ve ihracata katkısından çok zararı olacak hale geldi. Döviz fazlası olan şirketler hariç.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kur-artsin-mi-iki-defa-dusunmek-lazim-76163</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kur artsın mı? İki defa düşünmek lazım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/372-dolarlik-kabus-80-dolarlik-teselli-76162</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> 372 dolarlık kâbus, 80 dolarlık teselli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Beyaz Saray’a yakın çevrelerden sızan bilgilere göre Trump, Hürmüz Boğazı’ndaki akışı yeniden tesis etmenin mümkün olmayabileceğini kurmaylarına ifade etmiş. Husilerin sürece dâhil olmasıyla, gemilerin Orta Doğu’dan ayrılmak için geçmek zorunda olduğu Babülmendep Boğazı ikinci tıkanıklık noktası olabilir. Bu dar su yollarının kontrolü İran ve Husilerde oldukça, ekonomik faturanın kabarması kaçınılmaz gözüküyor.</p>
<p>Trump’ın dün yaptığı açıklamalar ekonomik sancıları dindirmeyebilir. Çatışmanın bitmesi petrol fiyatında fazla bir rahatlama sağlamayabilir. Tahran yönetimi, elindeki en güçlü kaldıracın Hürmüz olduğunun farkında. Tedarik rotaları kapalıyken ve altyapıya yönelik saldırı tehdidi sürerken, petrol fiyatının yarattığı baskı artık bir ‘‘uç risk’’ sayılamaz. Nobel ödüllü ekonomist Paul Krugman bir model oluşturmuş. Brent petrol için en iyimser senaryoyu 99 dolar olarak belirlemiş. Orta seviye tahmini 152 dolar. Aşırı arz kesintisi durumunda fiyatın 372 dolara çıkabileceğini söylüyor.</p>
<p>TCMB Başkanı Karahan bu hafta ‘‘Yaptığımız analizlere göre, petrol fiyatında yüzde 10 düzeyindeki bir artış, büyüme oranında bir yıllık dönemde 0,4 ila 0,7 puan gerilemeye neden oluyor.’’ dedi. Petrol fiyatı yılbaşından beri yüzde 80 arttı. Krugman’ın en iyimser senaryosunu bile alsak, Türkiye ekonomisinde 2026’da büyüme anlamında pek bir şey kalmıyor. Diğer taraftan, olumlu bir pencereden bakmak isterseniz, Brent petrolün Aralık 2026 vadeli sözleşmesi 80 dolardan işlem görüyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/372-dolarlik-kabus-80-dolarlik-teselli-76162</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 372 dolarlık kâbus 80 dolarlık teselli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savas-ortaminda-nakit-yonetimi-76161</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaş ortamında nakit yönetimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Belirsizliğin yüksek, oynaklığın kalıcı olduğu ve risklerin yukarı yönlü olduğu bu yeni konjonktürde, likiditeyi güçlü tutmak ve esnek hareket edebilmek her zamankinden daha kritik hale geliyor.</strong></p>
<p>Amerika ve İsrail’in İran’la başlattığı savaşın üzerinden yaklaşık bir ay geçti. Bu kısa sürede finansal piyasalarda, enerji ve emtia fiyatları ile faiz ve borsa olmak üzere, son derece sert dalgalanmalara tanıklık ettik.</p>
<p>Hafta başında ABD tarafından gelen açıklamalar, Başkan Trump’ın savaşın sonlanmasını istediği ve Hürmüz Boğazı geçişine ilişkin yeni bir adım beklenmediği yönündeydi. Bu mesajlar, piyasalarda savaşın kısa sürede sona erebileceğine dair bir iyimserlik yarattı.</p>
<p>Ancak bu iyimser hava uzun sürmedi. Trump’ın çarşamba akşamı yaptığı konuşmada gerilimin önümüzdeki haftalarda daha da artacağına işaret etmesi dengeleri yeniden değiştirdi. Hatta “önümüzdeki iki üç hafta içinde onları ait oldukları taş devrine geri döndüreceğiz” ifadesi, çatışmanın sertleşebileceğine dair güçlü bir sinyal verdi. Nitekim son haftalarda ABD’nin bölgedeki askeri varlığını hızla artırması da bu söylemi destekleyen bir gelişme idi.</p>
<p><strong>Belirsizlikte artan oynaklık</strong></p>
<p>Savaşın kısa sürede sona ereceğine yönelik beklentilerin zayıflamasıyla birlikte piyasalardaki oynaklık yeniden yükseldi. Bu hafta içerisinde tahvil faizlerinden emtia fiyatlarına kadar birçok göstergede sert yükseliş ve geri çekilmeler gördük.</p>
<p>Bu tablo, önümüzdeki dönemde de finansal piyasalarda yüksek oynaklığın devam edeceğine işaret ediyor. Belirsizliğin bu denli arttığı bir ortamda, yatırımcıların ve şirketlerin nakit tutma eğiliminin hızla arttığını gözlemliyoruz.</p>
<p><strong>İş dünyası için temkinli dönem</strong></p>
<p>Savaşın seyrine ilişkin öngörülerin zayıf olduğu bu dönemde gerek bireylerin gerekse firmaların büyük ölçekli kararlar konusunda daha temkinli davranması kaçınılmaz görünüyor.</p>
<p>Zira çatışmanın iki üç hafta içinde sona ermesi ihtimali gerçekleşse bile bölgedeki gerilimin tamamen ortadan kalkacağını söylemek oldukça iyimser olur. İsrail’in Orta Doğu’daki genişlemeci politikaları, İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol kararlılığı ve Körfez ülkelerinde yaşanan altyapı kayıpları, başta enerji piyasaları olmak üzere küresel ticaret ve taşımacılıkta uzun süreli etkiler yaratma potansiyeli taşıyor.</p>
<p><strong>Enflasyon ve faizde yukarı yönlü riskler</strong></p>
<p>Bu gelişmeler, yılın geri kalanında enflasyon ve faiz tarafında yukarı yönlü risklerin belirgin şekilde arttığını gösteriyor. Aynı zamanda küresel ticaret hacminde ve ekonomik aktivitede potansiyelin altında bir gerçekleşme ihtimali de güçleniyor.</p>
<p><strong>Yeni dönemin ana teması: Nakit</strong></p>
<p>Tüm bu çerçevede, önümüzdeki dönemin en belirleyici başlıklarından birinin “nakit yönetimi” olacağını söylemek yanlış olmayacaktır.</p>
<p>Belirsizliğin yüksek, oynaklığın kalıcı olduğu ve risklerin yukarı yönlü olduğu bu yeni konjonktürde, likiditeyi güçlü tutmak ve esnek hareket edebilmek her zamankinden daha kritik hale geliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savas-ortaminda-nakit-yonetimi-76161</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaş ortamında nakit yönetimi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kredi-piyasasinda-savas-etkisi-76160</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kredi piyasasında savaş etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Savaş kredi piyasasını nasıl etkiledi?  Kredi piyasasındaki davranış değişiklikleri büyümenin yanı sıra aynı zamanda enflasyon, özellikle konut fiyatları için de belirleyici olacak gibi görünüyor. Buradaki veri henüz kısıtlı bir zaman dilimini kapsıyor ama yine de bize bir öngörü sağlayabilecek durumda.</p>
<p>O halde buyurun tablodaki verilere bir göz atarak başlayalım. Tablonun en sağında gördüğünüz sütun Şubat ayında kredi türlerinin haftalık artış miktarını gösteriyor. Savaştan önceki aydaki gerçekleşmeleri gösteren bu sütunu referans olarak alarak, savaştan sonraki haftalarda bu sütundan ne kadar sapma olmuş diye bakabiliriz.</p>
<p><strong>Seçilmiş TL kredi kalemlerinde değişim (milyon TL)</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="114">
<p> </p>
</td>
<td width="113">
<p><strong>19 Mart</strong></p>
</td>
<td width="114">
<p><strong>13 Mart</strong></p>
</td>
<td width="113">
<p><strong>6 Mart</strong></p>
</td>
<td width="113">
<p><strong>Şubat ort.</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p><strong> </strong></p>
</td>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
<td width="114">
<p> </p>
</td>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p><strong>Kredi Kartları </strong></p>
</td>
<td width="113">
<p>-40.829</p>
</td>
<td width="114">
<p>3.333</p>
</td>
<td width="113">
<p>-6.279</p>
</td>
<td width="113">
<p>13.070</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p><strong>İhtiyaç</strong></p>
</td>
<td width="113">
<p>-44.995</p>
</td>
<td width="114">
<p>34.270</p>
</td>
<td width="113">
<p>7.000</p>
</td>
<td width="113">
<p>7.019</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p><strong>Konut</strong></p>
</td>
<td width="113">
<p>3.549</p>
</td>
<td width="114">
<p>7.769</p>
</td>
<td width="113">
<p>7.573</p>
</td>
<td width="113">
<p>6.132</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p> </p>
</td>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
<td width="114">
<p> </p>
</td>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p><strong>Ticari  </strong></p>
</td>
<td width="113">
<p>20.137</p>
</td>
<td width="114">
<p>107.528</p>
</td>
<td width="113">
<p>80.743</p>
</td>
<td width="113">
<p>82.923</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="114">
<p><strong> KOBİ </strong></p>
</td>
<td width="113">
<p>8.380</p>
</td>
<td width="114">
<p>48.489</p>
</td>
<td width="113">
<p>37.818</p>
</td>
<td width="113">
<p>53.798</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Bireysel kredilerde sert fren:</strong> Savaş nedeniyle yapılan en sert fren kesinlikle bireysel kredilerde. Savaştan önce her hafta ortalama 13 milyar TL artan kredi kartları bakiyesi 19 Mart haftasında 41 milyar TL azalmış. Benzer şekilde haftada 7 milyar TL artan ihtiyaç kredileri de aynı haftada 45 milyar TL azalmış. Kalabalık olmasın diye tabloya almadığımız kredili mevduat hesabı gibi diğer bireysel kredi türlerinde de benzer gelişme söz konusu.</p>
<p>Savaşın başlamasıyla beraber kredi büyümesinde yavaşlama veya doğrudan düşüş bekleniyordu elbette ama bu düşüş neden öncelikle bireysel kredilerde ortaya çıktı? Bireysel kredilerdeki gerilemede iki ayrı faktör etkili olmuş gibi görünüyor. Hem bu kredi türleri daha kısa vadeli olduğu için olumsuz etki daha hızlı ortaya çıkmış hem de (ticari kredilerden farklı olarak) kredi müşterilerinden gelen talep azalmış gibi görünüyor. Bu iki unsur bir araya gelince bireysel krediler sert bir fren yapmış.  </p>
<p><strong>Konut kredileri biraz ayrık duruyor ama: </strong>Konut kredileri bireysel kredilerdeki bu genel eğilimden biraz ayrık duruyor. Konut kredilerinde de haftalık artış oranı gerilemekle beraber, doğrudan bir düşüş söz konusu değil. Hala kredi stokunda artış var. Yine de bu veriye çok büyük anlam yüklemek doğru değil. Her şeyden önce Risk Merkezi verilerine göre yeni konut kredisi kullanan kişi sayısı çok uzun süredir aylık 15-16.000 bandında seyrediyor. Bu rakam Ocak ayında 13.000 kişiye kadar düşmüştü. Bu verilerden hareketle yapılacak bir tahmin bize savaşın başlamasından sonra en fazla 5.000 – 6.000 kişinin kredi kullanmış olabileceğini düşündürüyor. Ayrıca bu yeni kullandırılan kredilerin ortalama bakiyesi de oldukça düşük görünüyor.</p>
<p>Konut piyasasını tek bir piyasa gibi değil, gelir gruplarına göre farklılaşan ayrı piyasalar olarak görmek daha doğru. Örneğin lüks konut piyasası ile düşük gelirlilere hitap eden konut projeleri birbirinden tamamen farklı değişkenlerden etkileniyor. Bu nedenle konut kredilerindeki göreli canlılık, konut piyasasında canlılığa dönük bir gösterge olarak yorumlanamaz.    </p>
<p><strong>Ticari kredilerde yavaşlama:</strong> Ticari kredilerde ise net bir yavaşlama var. Bu yavaşlama hem kurumsal firmalar hem de KOBİ tarafında geçerli. Başvuru ve değerlendirme süreçleri bireysel kredilere göre daha uzun olan ticari kredilerin savaştan sonraki iki haftada pek etkilenmediği ama 19 Mart haftasına gelindiğinde önemli ölçüde yavaşladığı görülüyor. KOBİ kredilerinde yavaşlama eğilimi ticari kredilere oranla daha da belirgin. Savaş ve enflasyon riskiyle beraber kredi faizlerinin de yükselmeye başladığını da hatırlayalım.</p>
<p><strong>Kredi yavaşlaması güçlenecek gibi görünüyor: </strong>Önümüzdeki dönemde kredi piyasasında etkili olacak iki faktör daha var. İlk faktör son haftalarda düzenli bir şekilde azalan açık piyasa işlemleri bakiyesinin, bayramdan sonra eksiye dönmesi. Savaş riski devam ettiği sürece burada sıkılık devam edecek anlaşılan. Bu sıkılığı teyit eden diğer faktör ise Merkez Bankası’nın kredi kısıtlamalarına getirilen muafiyetleri daralttığı yönündeki haberler. Bu düzenleme de Merkez Bankası tarafından alınan diğer tedbirlerle uyumlu ve doğru bir adım olarak gözüküyor.</p>
<p>Dünyadan ithal edilecek olan maliyet kaynaklı ek enflasyon ve kredi yavaşlamasının büyümeyi sınırlandıracak olması zor bir manzara. Bu manzaradan çıkış ise ilk bakışta çelişkili görünse bile, TL’yi riskler devam ettiği sürece sıkı tutabilmeyi gerektiriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kredi-piyasasinda-savas-etkisi-76160</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kredi piyasasında savaş etkisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-birinci-ayi-sonunda-bilanco-76159</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaşın birinci ayı sonunda bilanço</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel ölçekte en korkulan olası gerçekleşmeler, büyümede yavaşlama, petrol fiyatlarının 100 dolar/varil üzerinde kalıcı olması nedeniyle hem enerji maliyetleri hem de gıda fiyatları üzerinden bir yeni enflasyon dalgası doğurması, tedarik zinciri kesintisi nedeniyle firmalara doğrudan olumsuz etkiler olarak gözüküyor.</strong></p>
<p>ABD-İsrail-İran savaşının 5. haftasını sonlandırmak üzereyiz. Kabaca bir ay bitti. <strong>Önceki İsrail-İran çatışmasına hiç de benzemeyen bir durumla karşı karşıyayız. İran hepimizi yanılttı. </strong>Önceki İsrail saldırılarına karşı zayıf görünümlü, askeri gücü sorgulanan İran’dan eser yok. İran, hem İsrail’e hem de ABD’ye önemli zayiatlar verdi ve vermeye devam ediyor. ABD ve İsrail’de İran’a kalıcı hasar bırakacak bombardımanlarda bulundu.</p>
<p><strong>Geçtiğimiz bir ayın sonunda, Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi trafiği çökmüş durumda. </strong>Transit geçişler yüzde 95’in üzerinde azaldı, bu da enerji ve gübre akışlarını aksattı. Enerji fiyatları sert şekilde yükseldi. <strong>Fiyatlar ABD Başkanı Trump’tan gelen açıklamalarla bir yukarıda bir aşağıda. Öngörüde bulunabilmek çok zor.</strong></p>
<p><strong>En olumlu senaryoyu geride bıraktık</strong></p>
<p><strong>Diğer taraftan, çatışma bölgesi hem üretim hem de önemli bir ticaret yolu olarak küresel gübre arzının merkezinde yer alıyor. Artan enerji, gübre ve ulaşım maliyetleri, gıda üretimi, arzı ve fiyatları için riskleri artırmış durumda.</strong> İran ve Körfez ülkeleri de dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı bölgesini etkileyen çatışmanın tırmanması, gübre piyasalarına giderek daha fazla yansıyor; enerji ve nakliyedeki aksaklıkları tarım piyasalarına, gelecekteki gıda arzına ve ticarete bağlıyor.</p>
<p>Senaryolar tablosunda öngörülen <strong>‘en olumlu senaryoyu’</strong> geride bıraktık. <strong>Bu savaşın kısa sürede sonlanması ve Hürmüz Boğazı’nın açılmasıyla petrol ve doğalgaz sevkiyatlarına başlanmasıydı. </strong>Bu senaryoya göre; petrol fiyatları kısa sürede 75-80 dolar/varil fiyatına geleceği, ekonomilerde önemli tahribatlar yaratmayacağı, toparlanmanın kısa sürede olacağı ve olası zararların yönetilebilir bir seviyede kalınacağı geniş bir kabul görmüştü.</p>
<p><strong>Şimdi pek de öyle olmayacağı anlaşılıyor. </strong>Atlantik Paktı yıkılmış gözüküyor. <strong>ABD ve İsrail’in ortak savaşı sadece onların savaşı olarak kaldı.</strong> Bu savaşta ne Avrupa ülkeleri var ne de Amerika’nın kadim dostu İngiltere.</p>
<p><strong>Merkez bankaları, piyasaların </strong><strong>olası barış iyimserliğini paylaşmıyor</strong></p>
<p><strong>Piyasalar yine de tüm bu olup bitenlere karşı son derece iyimser ve her fırsatta olası bir barış iyimserliğini satın alıyor. Fakat ne yazık ki, merkez bankaları aynı iyimserliği paylaşmıyor. </strong></p>
<p>Örneğin <strong>St. Louis Fed Başkanı Alberto G. Musalem, 1 Nisan 2026 tarihinde, Amerikan Girişim Enstitüsü’nde yaptığı konuşmada</strong>, ‘Ortadoğu çatışmasından kaynaklanan belirsizlik ve çözümlenmemiş tarife politikasının, yılın ilk yarısında tüketici ve işletme harcamalarını olumsuz etkileyebileceğine, akaryakıt, alüminyum ve gübre fiyatlarındaki artışın da aynı şekilde etkili olabileceğine, bu fiyatların özellikle bölgedeki tedarik zinciri aksamalarına karşı hassas olduğuna, St. Louis Fed analistlerinin tahminlerine göre, çatışmanın başlangıcından bu yana akaryakıt fiyatlarındaki artışın, tüketicilere çeyrek başına 125 ila 185 dolar arasında fazladan maliyet yükleyebileceğine’ dikkat çekti.</p>
<p><strong>ABD’de ortalama benzin </strong><strong>fiyatları 4 dolar/galonu geçti</strong></p>
<p>St. Louis Fed’in hesaplamalarına referans olan yakın tarihli veriler, Mart 2026’da benzin fiyatlarının sert bir şekilde yükseldiğini, normal benzinin ortalama galon fiyatının 3,48 dolara (Şubat ayındaki 2,78 dolar/galondan) ve dizelin ise 4,92 dolar/galona çıktığını gösteriyor. <strong>ABD’de, ortalama benzin fiyatları bu hafta içerisinde pek çok kişi tarafından eşik değer olarak gözüken 4 dolar/galonu geçmiş durumda.</strong></p>
<p><strong>Gelişmelerin şimdilik finansal istikrara yönelik bir tehdit oluşturmadığını söyleyebiliriz.</strong></p>
<p>Küresel ölçekte en korkulan olası gerçekleşmeler, büyümede yavaşlama, petrol fiyatlarının 100 dolar/varil üzerinde kalıcı olması nedeniyle hem enerji maliyetleri hem de gıda fiyatları üzerinden bir yeni enflasyon dalgası doğurması, tedarik zinciri kesintisi nedeniyle firmalara doğrudan olumsuz etkiler olarak gözüküyor.</p>
<p><strong>Mevcut sorunlar makro dengeleri </strong><strong>bozmak için fazlasıyla yeterli</strong></p>
<p><strong>Benzer endişeleri Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol da paylaşıyor.</strong></p>
<p>Birol, Norveç Varlık Fonu Başkanı Nicolai Tangen ile yaptığı bir podcast yayınında,</p>
<p>“Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması sebebiyle petrol arzının giderek azaldığını, <strong>Ortadoğu kaynaklı enerji tedarikindeki aksamaların nisan ayında artarak Avrupa’yı ağır etkileyeceğini, nisanda yaşanacak petrol darboğazının, mart ayındakinin iki katı olacağını, buna sıvılaştırılmış doğalgazdaki (LNG) darboğazın da ekleneceğini, en büyük sorunun jet yakıtı ve dizel tarafında yaşandığını, şimdilik bunu Asya’da gördüğümüzü, ancak Nisan ya da Mayıs aylarında bu sorunun Avrupa’ya da sirayet edeceğini düşündüğünü</strong>” belirterek, çok ciddi uyarılarda bulundu.</p>
<p><strong>Savaş yarın bitse bile, mevcut sorunlar hem içeride hem de dışarıda makro dengeleri bozmak için fazlasıyla yeterli. </strong></p>
<p>Savaşın ne zaman biteceğini tahmin edebilmek ise mümkün gözükmüyor.</p>
<p><strong>Başkan Trump, geçen hafta perşembe akşamı yaptığı ulusa seslenişte, İran’ı kastederek</strong>;</p>
<p><strong>“Önümüzdeki iki üç hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz.</strong> Onları ait oldukları Taş Devri’ne geri getireceğiz. Bu arada görüşmeler devam ediyor. Rejim değişikliği hedefimiz değildi. Hiçbir zaman rejim değişikliği demedik, ancak tüm eski liderlerin ölümü nedeniyle rejim değişikliği gerçekleşti” dedi.</p>
<p>Fakat arkasından;</p>
<p>“Amerika’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılımı bir yıl, yedi ay ve beş gün sürdü. İkinci Dünya Savaşı üç yıl, sekiz ay ve 25 gün sürdü. Kore Savaşı üç yıl, bir ay ve iki gün sürdü. Vietnam Savaşı 19 yıl, beş ay ve 29 gün sürdü. Irak Savaşı sekiz yıl, sekiz ay ve 28 gün sürdü. Biz bu askeri operasyonda, en güçlü ülkelerden birine karşı 32 gündür çok güçlü, çok parlak bir şekilde mücadele ediyoruz” demesi, savaşın kısa sürede sonlanabileceğine dair ümitleri yine tersine çevirdi.</p>
<p><strong>Yeniden Roller-Coaster piyasaların içine düştük.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-birinci-ayi-sonunda-bilanco-76159</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/9/1280x720/savas-1775196508.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın birinci ayı sonunda bilanço ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/verimli-kullanabilene-5g-76158</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Verimli kullanabilene 5G</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>5G gelmiş neyime, zam damlar yüreğime… Teknoloji hızlandı ama bizim bu hızı ekonomik faydaya çevirecek ortamımız uygun mu? Yoksa sadece yavru kedi videolarını daha hızlı mı indirebileceğiz?</strong></p>
<p>İletişimde Türkiye; <strong>alâyi valâ ile 5G’ye geçti</strong>. Gösterişli, törenli, tantanalı… Teknolojinin tüm nimetleri önümüze seriliverdi. <strong>Şimden gerû</strong>; üretimden ihracata, teknolojiden endüstriye dek “<strong>mucizeler</strong>” yaşayacakmışız. Yoksa abartıyor muyuz? <strong>Kedi videolarını daha hızlı indirmek dışında faydası ne</strong>?</p>
<p>5G'nin gerçek gücü, <strong>ultra düşük gecikme</strong> (1 milisaniye civarı), <strong>yüksek kapasite</strong> (aynı anda milyonlarca cihazı bağlama) ve <strong>güvenilir bağlantı</strong> sayesinde yeni nesil uygulamaları mümkün kılması. 1 Nisan’da resmen başladık, 2 yıl içinde <strong>81 ile</strong> yayılacak, <strong>dijital dönüşüm</strong> hızlanacak, ekonomiye katkı sunacak.</p>
<p><strong>EKRAN 5G, FATURA 7G, HIZ 3G İSE YANDIK</strong></p>
<p><strong>3G’ye geçiş önemliydi</strong>. Zira makul hızda videolar ancak iletilebiliyordu. Sonra <strong>4G geldi</strong> fakat biz ilerisine gidip; <strong>4.5G dedik</strong>. Sosyal medyanın patladığı, <strong>dijital dönüşümün tetiklendiği</strong> bu dönemde faturalar da güncellendi(<strong>!</strong>) ama dünyanın <strong>en yavaş</strong> interneti bizde dünyanın <strong>en pahalısı</strong> oluverdi.</p>
<p>Şimdi cihazından baz istasyonuna dek tüm <strong>GSM altyapısında 5G yatırımları</strong> devreye alınacak. Eğer verimli kullanıp vaat ettikleri gerçekleşecekse <strong>harika</strong> olur. Fakat endişem odur ki <strong>faturalarımız 7G</strong> mertebesinde pahalı, <strong>iletişim hızımız da 3G kabiliyetli</strong> sınırlı kalacak. Zira <strong>tecelli</strong> <strong>hep</strong> böyle oluyor.-</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / 5G’ye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kullanıcının talebi önemli mi?</em></strong></p>
<p><strong>Elbette</strong>… Ancak ülkenin diğer kurumlarının da <strong>5G hızına uygun</strong> olması beklenir. Eğitimin <strong>1G</strong>, Tarımın <strong>2G</strong>, Üretimin <strong>3G</strong>, Toplumun <strong>4G</strong> olduğu ülkemizde iletişimin <strong>5G </strong>olması, fazlaca fayda getirmeyecektir.</p>
<p><strong><em>Verimli kullanmanın yolları?</em></strong></p>
<p>Öncelikle 5G’ye yaptığımız, yapacağımız yatırımların “<strong>operatörlere daha fazla kazandırmak</strong>” dışında faydasına odaklanmak gerekir. <strong>Üretime</strong>, <strong>yaratıma</strong>, <strong>eğitime</strong>, <strong>sağlığa</strong>, <strong>yönetişime</strong> fayda sunması gerek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>5G’NİN 2030’A DEK VAAT ETTİĞİ FAYDALAR ÖYLESİNE FAZLA Kİ…</strong></p>
<p><strong>1</strong>-Ekonomik büyüme, verimlilik; 100 milyar $. <strong>2</strong>-İhracata katkısı; 103 milyar $. <strong>3</strong>-Sanayi ve üretim; %30 maliyet düşüşü. <strong>4</strong>- Tarım; sensör, hassas üretim ile 50 milyar $. <strong>5</strong>- Ulaşım, akıllı şehirler; otonom araçlar, trafik, çevre. <strong>6</strong>- Sağlık; Uzaktan cerrahi. <strong>7</strong>- Eğitim; artırılmış gerçeklik. <strong>Say say bitmez gibi</strong>…</p>
<p><strong>5G LÛGATI</strong></p>
<p><strong>Geniş band</strong>: son derece yoğun verinin son derece kısa sürede son derece uzun menzile iletilme yolu</p>
<p><strong>Sıfır gecikme</strong>: Veri iletişimde hızın hayati derecede önemli olduğu, sağlık, güvenlik alanındaki önemi</p>
<p><strong>Baz istasyonu</strong>: Yüksek iletişimi sağlayacak direkler ve 5G’yi çalıştıracak ileri teknoloji ekipmanları</p>
<p><strong>Yüksek fatura</strong>: Hızlı ve yoğun trafik sağlamanın maliyetiyle kullanıcılara yüklenecek maddi külfetler</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/verimli-kullanabilene-5g-76158</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/cep-telefonu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Verimli kullanabilene 5G ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-guzel-akaryakit-zamlari-artik-enflasyona-yol-acmiyor-76157</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ne güzel, akaryakıt zamları artık enflasyona yol açmıyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Neydi o eski günler, akaryakıta zam yapıldı mı, diğer tüm mal ve hizmetlerin fiyatı da adeta sıraya girerdi, itiş kakış! Herkes akaryakıt zammı ayarlı zam kuyruğunda sıralanırdı.</p>
<p>Oysa artık öyle mi, hiç değil!</p>
<p>Değil, çünkü akaryakıt zamları diğer mal ve hizmet fiyatlarının artmasına yol açmıyor, o günler geride kaldı.</p>
<p>İnanmayan oranlara baksın!</p>
<p>Geçen yılın mart ayı… TÜİK’e göre benzin fiyatı şubata kıyasla yüzde 3,1, motorin fiyatı yüzde 2 ucuzladı. EPDK ise bu oranları yine ucuzlama yönünde yüzde 2,4 ve yüzde 1,8 olarak açıkladı.</p>
<p>TÜİK’in oranları tüm Türkiye’deki ortalama fiyattaki, EPDK’nın oranları ise en yüksek işlem hacimli sekiz dağıtıcı firmanın İstanbul Avrupa yakasındaki bayilerinin uyguladığı ortalama fiyattaki değişimi gösteriyor. TÜİK ve EPDK oranları arasındaki farklılığın nedeni bu. Aslında her iki kuruluş da değişim oranı açıklamıyor ama ilan edilen fiyat üzerinden bu oranlar hesaplanabiliyor.</p>
<p>Geçen yıl mart ayında durum böyleydi; akaryakıt ucuzlamıştı. TÜFE’nin <strong>“kişisel ulaşım araçları için yakıtlar ve yağlar”</strong> alt grubundaki düşüş de yüzde 2 olarak ilan edilmişti.</p>
<p>Peki geçen yıl mart ayında akaryakıtta bu ucuzlama yaşanırken genel artış oranı ne olmuştu?</p>
<p>Hemen hatırlayalım; tüketici fiyat artışı TÜİK’e göre yüzde 2,46 olmuş, İTO’ya göre İstanbul’daki artış ise yüzde 3,12 düzeyinde oluşmuştu.</p>
<p>Hep vurguladım; akaryakıtın TÜFE’deki ağırlığı yüzde 3 dolayında ve doğrudan etki bu yüzden çok sınırlı. Akaryakıtta yüzde 10 indirim ya da aynı oranda artış olsa bile bu durum TÜFE’yi kabaca eksi 0,3 ya da artı 0,3 etkiler. Yüzde 10’luk bir harekette bile.</p>
<p>Dolayısıyla yüzde 2’lik, yüzde 3’lük artış ya da düşüşlerin TÜFE üstünde doğrudan çok büyük etkisi olmaz. Bu oranlar dolaylı olarak da fazla etki yapmaz.</p>
<h2>Ya yüksek oranlar?</h2>
<p>Yüzde 2’ler, 3’ler önemsiz! Aslında önemli de önemsiz! Bütün yılda fiyatların bu düzeyde arttığı bir ülkede bu oranlar tabii ki çok önemli ama Türkiye gibi yıllık oranın yüzde 30’ların altına bir türlü indirilemediği bir ülke için 2’nin, 3’ün lafı olmaz!</p>
<p>Geçen yıl mart ayında akaryakıt fiyatları ucuzladığı halde biraz önce belirttiğim gibi TÜFE yüzde 2,46, İTO’nun oranı ise yüzde 3,12 artmıştı.</p>
<p>Bu yılın mart ayı geride kaldı ve akaryakıta ne kadar zam geldiği de kesinleşti.</p>
<p>TÜİK’in akaryakıttaki zam hesabını bugün öğreneceğiz ama en azından EPDK’nın İstanbul Anadolu yakası için açıkladığı ortalama fiyatlar ve buna göre olan değişim oranı ortada.</p>
<p>Aynı bazda olması açısından EPDK fiyatlarına göre olan değişimi aktarayım.</p>
<p>Geçen yıl martta yüzde 2,4 ucuzlayan benzin bu yıl yüzde 8 zam gördü.</p>
<p>Geçen yıl martta yüzde 1,8 ucuzlayan motorine ise bu yıl yüzde 16,2 zam yapıldı.</p>
<h2>“Var mı bunun başka izah tarzı!”</h2>
<p>Akaryakıtın ucuzladığı geçen yılın martında yüzde 3,12 artan İTO’nun İstanbul için hesapladığı TÜFE, akaryakıtın yüklü bir zam gördüğü bu yıl daha düşük oranda yüzde 2,97 artış gösterdi.</p>
<p><strong>“Bu nasıl oldu”</strong> diye düşünmeye gerek yok!</p>
<p>Çünkü akaryakıt zamları artık enflasyona yol açmıyor!</p>
<p>TÜİK’in bugün açıklayacağı mart ayı artışına ilişkin tahminler de (benim tahminim değil) yüzde 2 ile yüzde 2,5 arasında.</p>
<p>Enflasyonun, akaryakıta çok zam yapılan bir ayda, akaryakıtın ucuzladığı bir aydakinden daha az artması, nasıl oluyor!</p>
<p><strong>“Öyle şey olur mu”</strong> demeyin, oluyor işte!</p>
<p>Bir kez daha söylüyorum; artık akaryakıt zamları enflasyona yol açmıyor.</p>
<p>Rahmetli Demirel’in ifadesiyle <strong>“Var mı bunun başka izah tarzı”</strong> demekten başka çare yok. (Var kelimesinden r’yi atıp a’yı uzatarak okuyun lütfen.)</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dış ticarette beklenen gidişat…</span></h2>
<p>Savaş dış ticaretteki ilk etkisini gösterdi.</p>
<p>Mart ayında ihracat geçen yılın yüzde 6,4 altında kalırken, ithalat yüzde 8,4 arttı. Bunun sonucunda geçen yılın mart ayında 7,2 milyar dolar olan ticaret açığı yüzde 57’ye yakın artarak 11,3 milyar dolara çıktı.</p>
<p>İlk çeyrek itibarıyla ise ihracat geçen yılın yüzde 3,1 altında. Buna karşılık ithalat yüzde 4,7 artış kaydetti.</p>
<p><strong>Yıllık açık 98 milyar</strong></p>
<p>Bu köşede iki gün önce (1 Nisan) iki aylık dış ticaret verilerini değerlendirirken yıllık açığın basamakları birer birer çıktığını vurgulamıştım.</p>
<p>Mart ayı verileri, artık basamakların ikişer ikişer çıkıldığını ortaya koydu. Şubat sonunda 94 milyar dolar olan yıllıklandırılmış ticaret açığı mart sonunda 98,3 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Savaşın şiddetine ve süresine bağlı olarak ticaret açığı daha da büyüyecek, bu kesin. 100 milyar dolar sınırı çok muhtemeldir ki nisanda aşılacak.</p>
<p>İhracatın mayısta düşük gerçekleşeceği de bir anlamda şimdiden kabul ediliyor. Kurban Bayramı dolayısıyla mayıs ayının neredeyse üçte biri tatille geçecek ve bu da ihracatın Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın ifadesiyle dalgalı seyretmesine yol açacak. Buradaki dalgalı ifadesini düşük diye okumak da pek yanlış olmasa gerek.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki aylarda ihracat aşağı gidecek, buna karşılık ithalat tırmanacak ve ticaret açığı ucu açık bir şekilde büyümeye devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-guzel-akaryakit-zamlari-artik-enflasyona-yol-acmiyor-76157</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/akaryakit.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ne güzel, akaryakıt zamları artık enflasyona yol açmıyor! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-76153</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Ekonomi Masası | 03 NİSAN" src="https://www.youtube.com/embed/c1OCeB6PQxU" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-76153</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/0/1280x720/ekonominin-gundemi-ekonomi-masasinda-1741210330.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/4-yilda-25-milyar-euro-yatirdi-yillik-ihracati-115-milyar-dolara-cikti-76156</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 yılda 2.5 milyar Euro yatırdı, yıllık ihracatı 11.5 milyar dolara çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GEÇEN </strong>hafta bir grup meslektaşımla birlikte Ford Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt </strong>ve<strong> </strong>Koçfinans Genel Müdürü <strong>Pınar Kitapçı </strong>ile buluşmaya giderken, Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Ford Otosan Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ali Y. Koç</strong>’un davetiyle geçen yıl Mart ayında Craiova’daki (Romanya) tesislerine gidip döndüğümde yazdığım yazıyı gözden geçirdim. Yazının alt başlıklarından biri şöyleydi:</p>
<ul>
<li><strong>Ford Otosan’ın üretim kapasitesi 1 milyona dayandı…</strong></li>
</ul>
<p><strong>Ali Koç, </strong>Koç Holding CEO’su <strong>Levent Çakıroğlu, </strong>Otomotiv Grubu Başkanı <strong>Haydar Yenigün </strong>ve Ford Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt</strong>’la gittiğimiz Craiova’daki fabrikadan dönerken şirketin Mart 2025 itibariyle verilerini özetlemişti:</p>
<ul>
<li><strong>2021-2026 dönemi için taahhüt ettiğimiz 2 milyar Euro’luk yatırımın yüzde 95’ini tamamladık. Yeniköy’de 405 bin, Gölcük’te 207 bin olmak üzere Kocaeli’deki üretim kapasitemiz 612 bini buldu.</strong></li>
<li><strong>2021 yılında 6.2 milyar dolar olan ihracatımız 2024 yılında 9.4 milyar dolara ulaştı. Türkiye’nin otomotiv ihracatının yüzde 25’ini oluşturdu. İstihdam 19 bini buldu.</strong></li>
<li><strong>Türkiye’nin ilk tam elektrikli ticari aracını 2022’de Gölcük’te ürettik. Kocaeli, Ford’un Avrupa’daki elektrikli ticari araç üretim üssü oldu. Batarya montaj tesisi devreye girdi.</strong></li>
<li><strong>Volkswagen’in yeni nesil 1 tonluk ticari aracının üretimini de 2024’te gerçekleştirdik.</strong></li>
<li><strong>Ford Otosan olarak üretim kapasitemiz 1 milyona çok yaklaştı. (934 bin 500 adet)</strong></li>
</ul>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69cf437c49f84-1775190908.jpg" alt="" width="700" height="467" />
<figcaption><strong>Pınar Kitapçı</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Güven Özyurt </strong>ve <strong>Pınar Kitapçı </strong>ile geçen haftaki buluşmaya Ford Otosan Mali İşler Lideri <strong>Gül Ertuğ, </strong>Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Lideri <strong>Burçak Türkeri </strong>ile Kurumsal Marka Lideri <strong>Gökçe Demirel </strong>eşlik etti. <strong>Özyurt, </strong>Ford Otosan’ın iki yıl sonra 100. yılını kutlayacağını kaydedip, üretim merkezlerine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Ford Otosan, Kocaeli’nde Gölcük ve Yeniköy fabrikaları, Eskişehir fabrikası (kamyon) ve Craiova’daki fabrikası ile 2 ülkede 4 ana üretim merkezine sahip.</strong></p>
<p>4 fabrikada ürettikleri modelleri sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Yeni nesil 1 ton Transit Custom </strong>(dizel, şarj edilir hibrit ve tam elektrikli)<strong>, yeni Ford Tourneo Custom </strong>(dizel, şarj edilir hibrit ve tam elektrikli)<strong>, yeni nesil Transit Courier </strong>(dizel ve tam elektrikli)<strong>, Ford Puma</strong> (içten yanmalı ve tam elektrikli),<strong> yeni nesil VW 1 tonluk ticari araç.</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69cf43bd822ac-1775190973.jpg" alt="" width="700" height="465" />
<figcaption><strong>Gül Ertuğ</strong></figcaption>
</figure>
<p>Ford Otosan’ın Ford’un Avrupa’daki en büyük ticari araç üretim merkezi olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>2025 yılında toplam üretim 730 bin araca ulaştı. Ford’un dünyadaki toplam üretiminin yüzde 13-14’ünü Ford Otosan üstlendi. Türkiye’de ticari araç üretiminin yüzde 83’ünü, ticari araç ihracatının yüzde 87’sini ve toplam araç üretiminin yüzde 32’sini gerçekleştiriyoruz.</strong></p>
<p>Ford’un Avrupa’da sattığı ticari araçların yüzde 79’unun, binek araçların yüzde 41’inin Ford Otosan üretimi olduğunu irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Ford Otosan, 94 ülkeye araç ve parça ihraç ediyor. Craiova’daki fabrika dahil 2025 yılında toplam 15.4 milyar dolar ihracat geliri elde ettik.</strong></p>
<p>2025 yılında Türkiye’den yaptıkları ihracatın 11.6 milyar dolar olduğunu bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Son 14 yıldır otomotiv sektörünün ihracat lideriyiz. 2025 yılı sonu itibariyle 19.4 milyar dolar ciroyla Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kuruluşuyuz.</strong></p>
<p>2 bini aşkın Ar-Ge çalışanıyla Türkiye otomotiv sektörünün en yetkin Ar-Ge merkezlerinden birine sahip olduklarına vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Ayrıca Türk otomotiv üretim şirketleri arasında en yüksek kadın istihdamına sahibiz.</strong></p>
<p>2021-2025 döneminde Türkiye’de 2.5 milyar Euro, Romanya’da da 500 milyon Euro yatırım yaptıklarına değindi:</p>
<p>-          <strong>935 bin adetlik kapasitenin yüzde 75’ini aktif kullanıyoruz. Son iki yıl içinde 190 bin 350 adet elektrikli ve hibrit araç ürettik. Ford Otosan’ın 2025 yılı itibariyle üretim miksinde elektrikli araçların payı yüzde 9.8’e yükseldi.</strong></p>
<p>Yatırım stratejilerinde Avrupa’daki emisyon regülasyonlarının belirleyici rol oynadığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Ford’la geliştirilen üretim yaklaşımı, elektrikli, içten yanmalı ve hibrit araçların aynı üretim hattında üretilebilmesi üzerine kuruldu. Bu kararın stratejik önemi 2025’te daha net ortaya çıktı. Avrupa’da elektrikli araç penetrastonu yüzde 35-37 beklenirken</strong><strong>,</strong><strong> yüzde 17.4’te kaldı.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Böyle bir tabloda yalnızca elektrikli üretim için tasarlanmış tesislerde ciddi kapasite kullanım sorunları oluştu. Üretim bantlarımızdaki esneklik ciddi bir rekabet avantajı sağlıyor.</strong></p>
<p>Koç Grubu’nun Ford’la eşit paylara sahip ortaklıkla izlediği yatırım, üretim, ihracat stratejisi, Ford Otosan’ı Avrupa’nın en büyük ticari araç üreticisi konumuna taşıdı…</p>
<p>14 yıldır Türk otomotiv sektöründe ihracat şampiyonu olması, Ford Otosan’ın çizdiği yol haritasının başarısını ortaya koyuyor…</p>
<h2>Toplam hasılatı 830 milyar lirayı aştı, 630 bin adetlik ihracat planladı</h2>
<p><strong>FORD</strong> Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt, </strong>şirketin 2025 yılı sonuçları üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>2025 yılı toplam hasılatımız yüzde 6.7 artışla 830.83 milyar lira olarak gerçekleşti. Net kârımız 33.99 milyar lira oldu. 2024’teki 50.87 milyar liralık kâra göre yüzde 33’lük gerilemede vergi ve kur etkileri belirleyici oldu.</strong></p>
<p>Serbest nakit akışının 2024’teki 0.5 milyar liradan 2025’te 80 milyar liraya yükseldiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yurt içi perakende satışlarda 2025 yılı 117 bin araçla son 10 yılın rekor seviyesi oldu. Toplam ticari araç pazarında payımız yüzde 28.6 olarak gerçekleşti.</strong></p>
<p><strong>Özyurt, </strong>2026 hedeflerini de paylaştı:</p>
<ul>
<li><strong>2026 için perakende satış hedefi 90-100 bin adet olarak belirlendi.</strong></li>
<li><strong>Bu yılı toplam ihracat hedefimizi 580-630 bin adet aralığında tuttuk. Bunun 390-420 bin adedinin Türkiye’den, 190-210 bin adedinin ise Romanya’dan gerçekleşeceğini öngörüyoruz. 690-740 bin adet aralığında üretim hedefledik.</strong></li>
</ul>
<p>Temettü politikasına da değindi:</p>
<p>-          <strong>Olağanüstü ekonomik koşullar, 2001 krizi ve COVID-19 pandemi dönemi gibi istisnai dönemler hariç olmak üzere dağıtılabilir kârın en az yüzde 50’sini temettüye ayırma yaklaşımımızı koruyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Pahalı Euro’ duasına çıkmak sonuç vermez, proaktif verimlilik öne çıktı</span></h2>
<p><strong>FORD</strong> Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt, “güçlü TL” </strong>politikasının sürdürülmesinin maliyetler açısından dezavantaj yarattığına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>TL bazlı maliyetlerin dolar ve Euro cinsinden yükselmesi, Ford Otosan’ı kağıt üzerinde yurt dışındaki rakiplerine göre daha zayıf gösterdi. Bu nedenle verimlilik seviyelerini daha ileri seviyelere taşıyoruz.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          “Pahalı Euro duası”<strong>na çıkmak gibi yaklaşımların sonuç vermeyeceği çok açık. Rekabetçiliği geri kazanmanın tek yolu proaktif verimlilik ve teknolojik dönüşüm olarak öne çıkıyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’de otomobil pazarında rekabet ciddi şekilde kızıştı</span></h2>
<p><strong>FORD</strong> Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt, </strong>Türkiye otomobil pazarında son bir-iki yılda ciddi bir rekabet oluştuğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Araç arzı belirgin şekilde arttı. Kredi imkanlarının daralmasına rağmen Türkiye pazarı araç alımını güçlü biçimde sürdürdü. İthal araçların Türkiye pazarındaki göreli fiyat rekabetçiliği de arttı.</strong></p>
<p>Tüketicilerin araçları aynı zamanda yatırım aracı gördüğüne işaret etti:</p>
<p>-          “Dolar artmıyor ama araç değerini koruyor” <strong>algısı satın alma davranışını destekledi. Özellikle ticari müşteriler için araçlar işletme sermayesinin bir parçası haline geldi.</strong></p>
<p>Geçen yıl Türkiye’de toplam otomobil satışlarının 1.4 milyona çıktığını anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Avrupa’da üretilip Türkiye’ye gelen araçlar enflasyondan Türkiye’de üretilen araçlar kadar etkilenmedi. İthal araçlarla yerli üretim arasındaki fark önemli ölçüde daraldı.</strong></p>
<p>Avrupa’daki yeni regülasyon yapısının farklı bir baskı yarattığına değindi:</p>
<p>-          <strong>Artık belirli sayıda içten yanmalı araç satabilmek için buna karşılık belirli sayıda elektrikli araç satma zorunluluğu oluştu.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Made in Europe’ yerine ‘Made with Europe’ yaklaşımı benimsenmeli</span></h2>
<p><strong>FORD</strong> Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt, </strong>Avrupa Komisyonu’nun <strong>“Made in Europe” </strong>şeklinde tanımlanan yasa taslağına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>AB ile Gümrük Birliği ve serbest ticaret anlaşması olan ülkeler </strong>“Made in Europe” <strong>kapsamı içinde tutuldu. Taslak açıklandıktan sonra 30 revizyon geçirdi.</strong></p>
<p><strong>Özyurt, </strong>bu konuda şu öneriyi gündeme getirdi:</p>
<p>-          “Made in Europe” <strong>ifadesi </strong>“Made with Europe” <strong>çerçevesine taşınmalı. Bu söylem, Türkiye’yi Avrupa değer zincirinin içinde ve güvenilir üretim üssü olarak konumlandırır.</strong></p>
<p>Ardından belirsizliklere dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Ancak, bu konuda kritik belirsizlikler sürüyor. Kamu alımları, özel şirket alımları ve menşe/orijin tanımı başlıklarında hâlâ netlik ihtiyacı bulunuyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Koçfinans, 137 milyon dolara Ford Otosan’a bağlı şirkete dönüşüyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf43e8930fb-1775191016.jpg" alt="" width="700" height="465" /></span><strong>FORD</strong> Otosan Genel Müdürü <strong>Güven Özyurt, </strong>Koç Finansman A.Ş.’nin (Koçfinans) yüzde 100 hissesini devralmak üzere 13 Mart 2026’da sözleşme imzaladıklarına değindi:</p>
<p>-          <strong>Satın alma bedeli 137 milyon dolar seviyesinde bulunuyor ve ödeme peşin, nakit yapılacak. Hisse devir yapısında Koç Holding yüzde 50, Arçelik yüzde 47, diğer Koç Topluluğu şirketleri yüzde 3 paya sahip. Rekabet Kurulu onayı sonrası işlemler tamamlanacak.</strong></p>
<p>Koçfinans Genel Müdürü <strong>Pınar Kitapçı, </strong>Koçfinans’ın bilanço büyüklüğünün 50 milyar lirayı aştığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Ford Otosan yıllardır en büyük perakende finansman iş ortağımız konumunda bulunuyor. Ayrıca en büyük müşterimiz.</strong></p>
<p><strong>Güven Özyurt, </strong>bu satın almaya Ford Otosan penceresinden baktı:</p>
<p>-          <strong>Koçfinans satın alması, entegre mobilite yaklaşımın bir parçası. Özellikle kamyon tarafında değer yaratmanın asıl yolu bütüncül hizmet sunabilmekten geçiyor. Koçfinans’ın bünyeye katılması, müşterilere daha güçlü ve entegre finansman çözümleri sunulmasını sağlayacak.</strong></p>
<p>Koçfinans Genel Müdürü <strong>Pınar Kitapçı, </strong>planlanan entegrasyon modelini anlattı:</p>
<p>-          <strong>Koçfinans’ın tüzel kişiliği ve çok markalı yapısı korunacak. Türkiye’de kendi distribütörlüğü bulunmayan markalar Koçfinans’tan hizmet almaya devam edecek. Ford müşterileri için ilerleyen dönemde </strong>“Ford Finans” <strong>deneyimi sunmayı planlıyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/4-yilda-25-milyar-euro-yatirdi-yillik-ihracati-115-milyar-dolara-cikti-76156</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/6/1280x720/guven-ozyurt-1775190866.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 4 yılda 2.5 milyar Euro yatırdı, yıllık ihracatı 11.5 milyar dolara çıktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerli-yatirimcidan-altina-hucum-76155</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerli yatırımcıdan altına hücum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Orta Doğu’yu karıştıran savaşın etkisiyle altın fiyatlarındaki düşüşü yurtiçi yerleşikler alım fırsatına çevirdi. Gram altın fiyatlarında geçen hafta altının ons fiyatına paralel yaşanan yüzde 2,5’lik gerileme yurtiçi yerleşiklerin kıymetli maden mevduatında artışa yol açtı. Merkez Bankası verilerine göre 27 Mart ile biten haftada yurtiçi yerleşiklerin parite etkisinden arındırılmış olarak kıymetli maden hesapları 2 milyar 389 milyon dolar artış gösterdi. Bu yükseliş kıymetli maden mevduatlarını parite etkisi 8 milyar dolar aşağı çektiğinde yaşandı.</p>
<p>Analistler son dönemde altın fiyatlarındaki düşüş nedeniyle hem para piyasası fonundan hem de TL mevduattan çıkışın altına yöneldiğine dikkat çekiyordu. Merkez Bankası verileri de bu alımın geçen hafta hızlandığını ortaya koydu. Haftalık para ve banka istatistiklerine göre yurtiçi yerleşiklerden gerçek kişilerin kıymetli maden mevduatı geçen hafta parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 865 milyon dolar, tüzel kişilerin kıymetli maden mevduatı da parite etkisinden arındırılmış 525 milyon dolar arttı. Yurtiçi yerleşiklerin toplam yabancı para mevduatı da çoğunluğu kıymetli maden mevduatındaki artıştan kaynaklı olarak parite etkisinden arındırılmış olarak 2 milyar 211 milyon dolar yükseliş gösterdi. Gerçek kişilerin yabancı para mevduatında parite etkisinden arındırılmış büyüme 1 milyar 832 milyon dolar olarak hesaplandı.</p>
<h2>Yabancı 3 hafta sonra hissede alıcı </h2>
<p>Savaşın etkisiyle TL varlıklardan çıkışını hızlandıran yabancı yatırımcı 3 haftanın ardından 27 Mart ile biten hafta itibariyle hisse senedinde ilk kez net alıcı olurken TL devlet tahvillerinde sert satışı devam etti. Merkez Bankası haftalık menkul kıymet verilerine göre hisse senedinde geçen hafta yabancı yatırımcının net alımı 137.1 milyon dolar oldu. Devlet tahvillerinden net çıkışı ise 1 milyar 370 milyon dolar olarak devam etti. Savaş öncesi olan 27 Şubat haftasından bu yana yabancı yatırımcının devlet tahvillerinden net çıkışı 6 milyar 103 milyon doları buldu. Hisse senedinde ise aynı dönemde net satış 1 milyar 78 milyon dolar olarak hesaplandı. Hisse ve tahvilden yabancının savaş dönemi satışı da böylece 7 milyar 181 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Yabancı yatırımcının satışları portföylerindeki TL cinsi menkul kıymet stoklarının da gerilemesine neden oldu. Merkez Bankası haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre 19 Mart’ta yurt içi piyasa toplam stok değeri de 58 milyar 74,5 milyon dolar olan yabancı yatırımcının 27 Mart haftasında 55 milyar 488,2 milyon dolara indi. Hisse senedi stoku 39 milyar 567 milyon dolardan 38 milyar 627,3 milyon dolara, DİBS stoku ise 16 milyar 559,6 milyon dolardan 14 milyar 997,6 milyon dolara geriledi.</p>
<h2>Merkez Bankası rezervleri 155.3 milyar dolar </h2>
<p>Merkez Bankası rezervlerinde gerileme geçen hafta da devam etti. Merkez Bankası toplam rezervleri 27 Mart haftasında bir önceki haftaya göre 22 milyar 119 milyon dolar azalarak 155 milyar 339 milyon dolara geriledi. Merkez Bankası döviz rezervleri 6 milyar 2 milyon dolar düşüşle 55 milyar 290 milyon dolara indi. Döviz rezervleri, 19 Mart’ta 61 milyar 292 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri de 16 milyar 117 milyon dolar azalışla 116 milyar 166 milyon dolardan 100 milyar 49 milyon dolara geriledi. Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 27 Mart haftasında bir önceki haftaya göre 22 milyar 119 milyon dolar azalışla 177 milyar 458 milyon dolardan 155 milyar 339 milyon dolara indi. Aynı hafta TCMB’nin net uluslararası rezervleri de 22 milyar 326 milyon dolar düşüş ile 35 milyar 81 milyon dolar indi ve Mayıs 2025 başındaki seviyesine döndü. Swap hariç net rezerv ise 19 Mart haftasında 43 milyar dolar iken 27 Mart haftasında 20.2 milyar dolara indi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">KKM hesapları 1.53 milyar liraya indi</span></h2>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre kur korumalı mevduat hesapları geçen hafta 33 milyon lira azalarak 1 milyar 533 milyon liraya geriledi. BDDK haftalık bültenine göre bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 27 Mart itibarıyla 227 milyar 111 milyon lira azalarak 24 trilyon 318 milyar 846 milyon liradan 24 trilyon 545 milyar 956 milyon liraya indi. Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 285 milyar 833 milyon lira azalarak 27 trilyon 928 milyar 268 milyon liraya geriledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerli-yatirimcidan-altina-hucum-76155</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/5/1280x720/altin-1754583795.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın fiyatlarındaki düşüş yerli yatırımcının alım fırsatına döndü. Merkez Bankası haftalık para ve banka istatistiklerine göre yurtiçi yerleşiklerin kıymetli maden hesapları geçen hafta parite etkisinden arındırılmış olarak 2.4 milyar dolar artış gösterdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bedava-domatesin-istanbula-girisi-20-tl-76154</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bedava&#039; domatesin İstanbul’a girişi 20 TL!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYSEL YÜCEL/İSTANBUL</strong></p>
<p>Ortadoğu’daki savaşla birlikte hızla artan akaryakıt maliyetleri, sofralara yansımaya başladı. Lojistik maliyetlerindeki artış mutfaktaki enflasyonu kemikleştiriyor. Başta domates, salatalık ve biber gibi temel gıda ürünlerinde Antalya- İstanbul hattındaki nakliye ve üretim maliyetleri sürdürülebilir sınırları aştı. Sektör paydaşlarına göre, lojistik giderlerdeki artış sadece nihai fiyatı yükseltmekle kalmıyor, aynı zamanda üretimin devamlılığını da tehdit ediyor.</p>
<p>Antalya Toptancı Hal Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan, sorunun sadece tarlada değil, “yol maliyetinde” olduğunu vurguladı. Akcan, İstanbul’da ucuz sebze tüketme döneminin kapandığını belirterek, “Antalya’dan domatesi bedava alsanız dahi paketleme, işçilik, gübre ve nakliye maliyetleri eklendiğinde İstanbul’a giriş rakamı 18-20 lirayı buluyor. Domates pahalı değil, üretim ve lojistik maliyeti pahalı. Çiftçinin batma ihtimali son 10 yılda hiç olmadığı kadar arttı. Eğer üreticiyi koruyamazsak, 2-3 yıl sonra paranızla dahi ürün bulamayacağız” uyarısında bulundu.</p>
<h2>Kamyoncu esnafı da zorda</h2>
<p>Lojistik tarafındaki maliyet baskısı, özellikle kısa mesafe ve parsiyel taşımacılıkta daha sert hissediliyor. İstanbul Halciler Derneği Başkanı Numan Dayan, nakliye tarafında yaşanan artışın ürün fiyatlarını doğrudan yukarı çektiğini belirtti. Dayan, “Ocak ayında nakliyeler ortalama bazda seyrediyordu, ancak bugün kamyoncu esnafı mevcut rakamlarla dahi ayakta kalamadığını söylüyor. Masraf kalemleri sadece mazotla sınırlı değil; plastik sandık ve ambalaj gibi yan kalemlerdeki artışla birlikte, Ocak ayında 10 liraya mal ettiğimiz ürünü bugün 20 liraya ancak getirebiliyoruz” dedi. Türkiye Nakliyeciler Derneği (TND) Yönetim Kurulu Başkanı Hakkı Başman, akaryakıt maliyetlerinin toplam iş hacmi içindeki payının kritik seviyeye geldiğini vurguladı. Ocak-Mart döneminde mazot fiyatlarında yaşanan yüzde 45’lik zammın navlunlara zorunlu yansımasını değerlendiren Başman, “Kamyoncu tarafı maliyeti çok daha sert hissediyor ancak kurumsal firmalar olarak enflasyonu körüklememek adına maliyetin sadece üçte birini fiyatlara yansıttık. Bu kapsamda Nisan ayı itibarıyla nakliye fiyatlarında yüzde 15’lik bir revizeye gittik” bilgisini paylaştı.</p>
<h2>Piyasada hacim daralıyor </h2>
<p>İç piyasada ise genel bir durgunluk hakim. Yuda Yurtiçi Dağıtım Genel Müdürü Kemal Dağcı, yurt içi parsiyel taşımacılıkta yüzde 20’ye yakın bir daralma yaşandığını belirtti. Dağcı, piyasadaki durumu şu sözlerle özetledi: “Küçük esnaf nakit akışını korumak için stok yapmıyor, ihtiyacı kadar mal çekiyor. Öte yandan büyük ithalatçılar döviz riskinden korunmak adına depoları doldurmuş durumda. Ancak bu doluluk bir hareketliliğin değil, belirsizlik halinin bir sonucu.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kriz döneminde ÖTV tamamen kaldırılmalı</span></h2>
<p>Sektörün ortak talebi, akaryakıt üzerindeki ağır vergi yükünün hafifletilmesi yönünde birleşiyor. Nakliyeciler, gıda ve ticaret zincirinin kopmaması için özellikle nakliye sektörüne yönelik kriz aşılana kadar ÖTV’nin kriz aşılana kadar tamamen kaldırılması gerektiğini savunuyor. Sektör temsilcilerine göre, akaryakıt maliyetleri sübvanse edilmediği sürece, tarlada ürün bollaşsa dahi lojistik bariyeri nedeniyle mutfaklardaki yangının sönmesi mümkün görünmüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bedava-domatesin-istanbula-girisi-20-tl-76154</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/4/1280x720/domates-tarim-lojistik-1775190111.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sert yükselen akaryakıt fiyatları, üretimin yanı sıra lojistik maliyetlerini yukarı çekiyor. Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Nevzat Akcan’a göre “meyve sebzenin kendisi değil, lojistiği pahalı” hale geldi. Akcan, “Antalya’dan domatesi bedava alsanız dahi paketleme, işçilik, nakliye eklendiğinde İstanbul’a kilogram giriş maliyeti 18-20 lirayı buluyor” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/platform-kapitalizminden-kamusal-degere-76183</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Platform kapitalizminden kamusal değere</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapay zeka gazeteciliğe de geldi. Ama mesele gazetecilik değil. Oxford Internet Institute’un AI in the News çalışması çok net bir şeyi ortaya koyuyor: Yapay zeka haber üretiminden çok daha fazlasını dönüştürüyor. İçeriğin filtrelenmesi, sıralanması, önerilmesi ve görünür kılınması artık algoritmaların kontrolünde. Bilgi ekosistemi yapısal bir yeniden tasarım sürecinden geçiyor ve bu yeniden tasarımın merkezinde güç var.</p>
<p>Platform şirketleri raporda “landlord” yani ev sahibi olarak tanımlanıyor altyapıyı, veriyi ve hesaplama kapasitesini kontrol ediyorlar. Haber kuruluşları ise bu ekosistemde giderek kiracı konumuna sürükleniyor. Zero click results gibi uygulamalar kullanıcıyı kaynağa yönlendirmeden bilgiyi özetleyerek sunuyor. Bu yalnızca bir ürün tercihi değil ekonomik değer akışının yeniden yönlendirilmesi demek.</p>
<p>Soruyu doğru sormamız gerekiyor: Yapay zeka bilgi üretimini mi demokratikleştiriyor yoksa değeri mi merkezileştiriyor? Yeni ekonomi perspektifi tam da burada devreye giriyor. Onarıcı ve dağıtıcı ekonomi değerin yalnızca üretim hızına değil, kime aktığına, nasıl paylaşıldığına ve hangi kamusal amacı güçlendirdiğine bakar.</p>
<p>Bugün yapay zeka verimlilik vaat ediyor ama rapor açıkça söylüyor: Bu verimlilik otomatik değil. Büyük dil modelleri düşünmüyor olasılık hesaplıyor. Gazetecilikte bağlam kurma, anlam üretme, kamusal önemi tartma kapasitesi hâlâ insana ait. Bu bize şunu gösteriyor: Yapay zeka emeği tamamen ikame etmiyor aslında emeği yeniden konumlandırıyor.</p>
<p>Yapay zeka altyapıları kamusal yatırım alanı görülmeli Mesele şu: Yapay zekadan doğan üretkenlik kazancı kime ait olacak? Platformlara mı yoksa kamusal bilgi altyapısına mı? Eğer bu kazanç birkaç büyük teknoloji şirketinin bilançosuna yazılıyorsa bu adil değil. Bu dijital çağın yeni bir tekel ekonomisi. Ama eğer bu kazanç yerel haber odalarının güçlenmesine, araştırmacı gazeteciliğin desteklenmesine, veri altyapısının kamusal erişimine ve yurttaşların bilgiye güvenli erişimine hizmet ediyorsa o zaman yapay zeka kamusal değeri büyütebilir. Onarıcı ekonomi yalnızca doğayı değil bilgiyi de kapsar. Bilgi ekosistemi bir müşterek yani öyle olmalı. Eğer algoritmalar kamusal alanı şekillendiriyorsa bu alanın yönetişimi de kamusal değer ilkelerine dayanmalı.</p>
<p>Dağıtıcı ekonomi perspektifi ise şu soruyu sorar: Güç ve veri yoğunlaşmasını nasıl kırarız? Raporda rekabet hukuku ve veri koruma yasalarının güçlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ben buna bir adım daha ekliyorum: Yapay zeka altyapılarının kamusal yatırım alanı olarak görülmesi gerekiyor. Nasıl ki geçmişte demiryolları, enerji ve telekom altyapıları kamusal stratejik alanlardı bugün de veri ve algoritma altyapıları öyle.</p>
<p>Bu yalnızca teknoloji politikası değil sanayi politikası. Bu yalnızca medya meselesi değil demokrasi meselesi. Piyasa tek başına kamusal alanı koruyamaz. Ama devlet de mevcut haliyle büyük bir katalizör ve inovatör olabilme kapasitesine rağmen tek başına inovasyonu taşıyamaz. Hibrit, işbirlikçi, çok paydaşlı bir mimariye ihtiyaç var. Kamu, özel sektör ve sivil toplum birlikte değer tasarlamalı ama değer ölçümü yalnızca finansal getirilerle değil toplumsal etkiyle yapılmalı.</p>
<p>Bilgi üretiminden doğan değer kim için üretilecek? Eğer cevabımız kamusal değer ise o zaman yapay zekayı yalnızca bir verimlilik aracı olarak değil demokratik altyapı olarak tasarlamak zorundayız. Çünkü geleceğin bilgi ekonomisi ya platform kapitalizminin yeni katmanı olacak ya da kamusal değeri büyüten yeni bir ekonomik tasarımın başlangıcı. Ve bu tasarım teknik değil politik bir tercihtir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/platform-kapitalizminden-kamusal-degere-76183</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Platform kapitalizminden kamusal değere ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-borcumuz-azaldi-ama-enflasyondan-ne-haber-76177</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış borcumuz azaldı ama enflasyondan ne haber?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TEPAV’dan iktisatçı Coşkun Cangöz’ün bir sosyal medya platformundaki yazısı ilk bakışta yüreklere su serpen türden. Ortadoğu’daki savaşın başlangıcından bu yana rezervler 55 milyar dolar azalırken, Merkez Bankası’ndan dış borcun da düştüğüne dair açıklama gelmesi dikkat çekici bir “tesadüf” olarak öne çıkıyor. Cangöz bu durumu irdeleyince, işin arkasında 12 Mart’ta yapılan metodolojik değişiklikler olduğunu ortaya koyuyor ve özetle şunları anlatıyor:</p>
<p>“Yeni düzenlemeyle iki önemli değişiklik yapıldı. İlki, borcun kimden alındığına bakışın değişmesi. Artık tahvili kimin ihraç ettiğinden çok, kimin elinde tuttuğu esas alınıyor. Yani Hazine’nin yurt dışında ihraç ettiği tahvilleri Türkiye’deki yatırımcılar aldıysa bunlar dış borç sayılmıyor, buna karşılık, yurt içinde ihraç edilip yabancıların aldığı tahviller dış borç kapsamına giriyor. İkinci değişiklik ise değerleme yöntemiyle ilgili. Daha önce sabit anapara değeri esas alınırken, artık piyasa değeri dikkate alınıyor. Böylece borç stokunun değeri, piyasa koşullarına göre anlık olarak değişebiliyor.</p>
<p>Bu yeni yaklaşım, borç verilerini adeta “canlı yayın” haline getiriyor. Tahvil fiyatları ülke riskine göre düşerse borç da istatistiksel olarak azalıyor, yükselirse artıyor. Ancak burada kritik nokta şu: Vade sonunda Hazine’nin ödeyeceği tutar değişmiyor. Yani görülen düşüş ya da artış, gerçek yükümlülüğün azaldığı ya da arttığından daha çok “bugün ödemek istesek ne kadar öderdik?” sorusunun cevabını yansıtıyor. Bu değişiklikle Türkiye’nin dış borcu kağıt üzerinde yaklaşık 65 milyar dolar daha düşük görünüyor.”</p>
<p>Cangöz’e “Şapkadan tavşan mı çıkarttık?” diye sorduğumda ise yanıt net: Hayır. OECD ülkelerinin zaten kullandığı bir yönteme geçilmiş durumda.”</p>
<p>Ancak o zaman insanın aklına şu da gelmiyor değil: “Keşke aynı uyumu, onların yüzde 3,7 civarındaki enflasyon oranlarına yaklaşma konusunda da gösterebilseydik.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-borcumuz-azaldi-ama-enflasyondan-ne-haber-76177</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/tcmb-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dış borcumuz azaldı ama enflasyondan ne haber? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzde-kim-kazaniyor-savas-stagflasyon-ve-yatirimcinin-acmazi-76176</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz’de kim kazanıyor? Savaş, stagflasyon ve yatırımcının açmazı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf585c24f52-1775196252.jpeg" alt="" width="233" height="138" /></strong><strong>DR. GÖZDE SARAK - Anadolu Yatırım Araştırma Yönetmeni</strong></p>
<p><em><strong>Rusya’nın petrol geliri yükselirken, Çin, İran’dan yuan karşılığı enerji satın alarak petro-dolar düzenini sessizce aşındırıyor. Kısa vadeli kayıp, uzun vadeli masa gücü mü? Büyük oyunlarda en akıllı hamle bazen hamle yapmamaktır.</strong></em></p>
<p>Petrol krizleri ekonomilere iki şey kazandırdı: Her seferinde derin bir yara, her seferinde kalıcı bir ders. 1973’te Arap ambargosu dünyayı hazırlıksız yakaladığında stratejik rezerv diye bir şey yoktu. O krizden Uluslararası Enerji Ajansı doğdu. 1979’da İran Devrimi geldi, çeşitlendirme zorunlu hale geldi. 1990’da Körfez Savaşı ile beraber, vadeli piyasalar olgunlaştı. 2022’de Rusya Ukrayna’ya harekat başlattı, enerji dönüşümü öne çekildi.</p>
<p>Her kriz bir reçete bıraktı. Her reçete teknikti ve her seferinde, bir sonraki kriz o reçetenin tam açığından sızdı. Şimdi Hürmüz’deyiz ve bu kriz farklı bir şey söylüyor.</p>
<p>Sahneye bakalım. 28 Şubat’ta başlayan operasyonlarla Brent petrol bir ayda Kuveyt işgalini bile geride bıraktı. Ama rakamlar hikâyenin yalnızca kabuğu.</p>
<p>Asıl soru şu; tarafların her ikisi de bu tablonun sürdürülemez olduğunu biliyor. Peki öyleyse nereye kadar?</p>
<p>Oyun teorisi buna mahkumun ikilemi der. Her iki taraf iş birliğinin akılcı olduğunu biliyor; ama birbirinin niyetine güvenemiyor. Bizler ise bireysel akılcılığın, kolektif çılgınlığa dönüşmesini tüm dünya olarak izliyoruz ve tam bu kilitlenme anında sahne dışındaki oyuncular devreye giriyor. Rusya’nın petrol geliri yükselirken, Çin, İran’dan yuan karşılığı enerji satın alarak petro-dolar düzenini sessizce aşındırıyor. Kısa vadeli kayıp, uzun vadeli masa gücü mü? Büyük oyunlarda en akıllı hamle bazen hamle yapmamaktır.</p>
<p><strong>Tarihi bir hamle</strong></p>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı’nın 32 üye ülkesi 11 Mart’ta oybirliğiyle acil rezervlerden 400 milyon varil petrolün piyasaya sürülmesine karar verdi. Ama beklenen rahatlatıcı etki görülmedi. Neden? Çünkü sorun miktardan ziyade, coğrafyada. Fiziksel rezerv, fiziksel ablukayı geçemiyor. Çeşitlendirme de aynı sınırla karşılaşıyor, alternatif rotaların büyük çoğunluğu ya Hürmüz’den ya Babül Mendep’den geçiyor. İki boğaz aynı anda kilitlendiğinde, haritayı ne kadar çeşitlendirirseniz çeşitlendirin, darboğaz coğrafyada.</p>
<p><strong>Enerji dönüşümü de </strong><strong>doğru ama eksik bir ders</strong></p>
<p>2022’de Rusya kaynaklı gübre krizi tarımsal enflasyonu nasıl tetiklediyse, aynı mekanizma bugün farklı bir coğrafyadan sessizce devreye giriyor. Gıda enflasyonu para politikasıyla en zor müdahale edilen, en uzun yapışan kalemdir. Stagflasyonun görünmez ama en inatçı kanalı tam buradan geçiyor.</p>
<p><strong>Altın her şeyi biliyor</strong></p>
<p>Merkez bankaları bu tabloda klasik bir açmaza düştü. Faiz artırırlarsa zaten yavaşlayan büyümeyi öldürürler. İndirirlerse arz kaynaklı enflasyonu körüklerler. Çatışmaların hazirana sarkması halinde Brent’in 200 dolara ulaşma ihtimali yüzde 40 olarak hesaplanıyor. 200 dolar talep yıkımı demek; enflasyon ile durgunluğun aynı anda en sert biçimde buluştuğu senaryo. 1970’lerde bu kördüğümden çıkış yıllar ve büyük bir sosyal bedel istedi.</p>
<p>Piyasalar bunu konuşmuyor ama fiyatlıyor. Altın stagflasyon dönemlerinde eşsizdir, nitekim 1970’lerin ABD stagflasyonunun yıldızı altındı. Hem enflasyona hem durgunluğa karşı aynı anda korunma sağlayan ender varlık sınıfı. Merkez bankalarının rezervlerini dolardan çeşitlendirerek altına yönelmesi bu talebi yapısal bir zemine oturtmuş durumda.</p>
<p><strong>Piyasa paniği değil, sistem </strong><strong>değişikliğini fiyatlamaya başlıyor</strong></p>
<p>Her krizden teknik bir ders çıkardık: Stok yap, çeşitlendir, hedge et, dönüştür. Hepsini uyguladık. Hürmüz 2026 gösteriyor ki bu teknik yanıtların hepsi aynı anda yetersiz kalabiliyor.</p>
<p>Bu krizin dersi bu yüzden farklı. Enerji, gıda, gübre, para sistemi hepsi birbiriyle bağlantılı, hepsi aynı kırılganlığı taşıyor ve üstüne üstlük İran’ın yuan ile ödeme talep etmesi, merkez bankalarının dolardan altına kayması, petro-dolar düzeni ilk kez bu kadar açık biçimde sorgulanıyor. Bunu ne stokla ne çeşitlendirmeyle ne de vadeli sözleşmeyle yönetemezsiniz.</p>
<p>Bazen en iyi strateji rakibin hamlesini değil, oyunun yapısını anlamaktan geçer. Bugün küresel ekonomi yeni oyunun kurallarını henüz yazmıyor, hâlâ keşfediyor. Türkiye bu denklemin dışında değil, tam ortasında. Sahne dışı kazananlar arasında yer almak için önce sahneyi doğru okumak gerekiyor.</p>
<p>Ve şu an sahne çok kalabalık.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzde-kim-kazaniyor-savas-stagflasyon-ve-yatirimcinin-acmazi-76176</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’de kim kazanıyor? Savaş, stagflasyon ve yatırımcının açmazı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankarada-bir-gece-76175</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara’da bir gece</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara, İstanbul gibi sizi ilk anda büyülemez, İzmir gibi sarıp sarmalamaz. Ama bir bakarsınız ki bir anda bütün kapılarını açmış. İşte o akşam, ODTÜ kampüsünde, 6 yıl aradan sonra Türkiye İş Bankası’nın katkılarıyla yeniden perdelerini açan <strong>ODTÜ Sanat</strong> kapsamında, <strong>Kerem Görsev Quartet &amp; Fatih Erkoç</strong>’un sahne aldığı o ilk konserde, Ankara bana tam da bunu yaptı.</p>
<p>Ama bu hikâyeyi yalnızca sahnedeki iki ustayla anlatmak eksik olur. Çünkü o gece aslında bir konserden çok daha fazlasıydı: Bir kurumsal vizyonun, bir kültür politikasının ve uzun vadeli bir <em>“kültürel yatırım” </em>anlayışının somutlaşmış haliydi.</p>
<p><strong>Bir hafızanın yeniden uyanışı</strong></p>
<p>Altı yıllık sessizlik, ODTÜ’nün o devasa bozkırında sadece sanatsal bir boşluk değil, bir kuşak kopukluğu da yaratmıştı. Kampüs, sadece öğrencilerin değil, hatıraların da mekânıdır. Ve hatıralar, tekrar edilmedikçe silinir.</p>
<p>Şimdi bu festivalle birlikte, bir üniversitenin sadece bilim ve teknik değil, aynı zamanda duygu inşa eden bir mekân olduğu gerçeğiyle yeniden yüzleşiyoruz. Rektör Prof. Dr. <strong>Ahmet Yozgatlıgil</strong>’in açılışta vurguladığı <em>“70. yıl vizyonu”,</em> ODTÜ’nün köklü geleneğini bugünün diliyle yeniden kurma çabasını açıkça ortaya koyuyor. Ama burada bir parantez açmak gerekir: Bu tür büyük dönüşümler, sadece niyetle değil, güçlü desteklerle mümkün olur.</p>
<p><strong>Kültürel yatırım olarak sanat</strong></p>
<p>ODTÜ Sanat’ın yeniden hayata geçmesinde Türkiye İş Bankası’nın katkısı, yalnızca bir sponsorluk ilişkisi olarak okunmamalı. Bu, çok önemli bir anlayışın örneği: Sanatı <em>“desteklenecek bir alan”</em> değil, <em>“yatırım yapılacak bir değer”</em> olarak görmek. Türkiye İş Bankası’nın yıllardır sürdürdüğü kültür-sanat politikası -müzelerden yayıncılığa, konserlerden sergilere uzanan geniş yelpazesi- bu tür girişimlerde kendini daha da net gösteriyor. Çünkü burada desteklenen şey yalnızca bir etkinlik değil; bir ekosistem.</p>
<p>Bir üniversite kampüsünün yeniden sanatla buluşması, gençlerin bu deneyime doğrudan dahil olması ve farklı disiplinlerin aynı zemin üzerinde buluşması, kısa vadeli bir “<em>etkinlik başarısı”</em> değil; uzun vadeli bir kültürel altyapı inşasıdır. Ve belki de en kıymetlisi şu: Bu destek, görünür olmayı değil, sürdürülebilir olmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>İki usta, tek dil: Müzik</strong></p>
<p><strong>Kerem Görsev</strong>’in piyanoya o karakteristik, zarif dokunuşuyla başlayan gece, aslında bir sahne performansından ziyade eski dostların bir araya geldiği bir salon sohbeti gibiydi. <strong>Fatih Erkoç</strong> sahneye geldiğinde ise o sohbet başka bir derinliğe büründü. Onun sesi, Türkiye’de cazın sadece belli bir kesime değil, sokağa ve halkın kalbine dokunduğu o ince eşiktir. Teknik disiplinle doğaçlama özgürlüğünün bu denli kardeşçe buluştuğu anlar, dinleyici için bir <em>“performans”</em> değil, kolektif bir <em>“hal”</em>e dönüşüyor. </p>
<p>Gecenin en zarif detaylarından biri de <strong>Fatih Erkoç</strong>’un müzisyen kimliğinin yanına <em>"tanıklık"</em> arzusunu eklemesiydi. Konser boyunca bir yandan o muazzam vokaliyle salonu büyülerken, diğer yandan elinden düşürmediği fotoğraf makinesiyle sahnedeki sanatçı arkadaşlarının fotoğraflarını çekti. O anları vizöründen ölümsüzleştirmesi, sahnede paylaşılan dostluğun ve o eşsiz gecenin hafızaya sadece notalarla değil, karelerle de kaydedilme çabası gibiydi…</p>
<p>Caz, biraz da hafıza müziğidir; geçmişi taşır ama her seferinde yeniden kurar. O gece de tam olarak bu oldu.</p>
<p><strong>Kampüsün her köşesinde sanat izleri</strong></p>
<p>Festival sadece Kemal Kurdaş Salonu’nun o ağırbaşlı atmosferine hapsolmuş değil. Fuaye alanına adım attığınızda; <strong>Ecem Dilan Köse</strong>’nin dijital dünyası, <strong>Küntay Tarık Evren</strong>’in fiziksel yerleştirmeleri ve <strong>Molektif</strong>’in <em>“Yersiz Düşler”</em>i sizi karşılıyor. Sanatın sadece izlendiği değil, içinden geçildiği, dokunulduğu ve algoritmalara dönüştüğü bir deneyim bu.</p>
<p>Kampüsün farklı noktalarında gerçekleşen atölyeler, film gösterimleri ve söyleşiler, sanatın gündelik hayatla kurduğu bağı güçlendiriyor. <strong>Urbanwalks Ankara</strong>’nın "Alle" rotası yürüyüşleri ise mekânın hafızasını adımlarla yeniden yazıyor. Burası artık sadece bir kampüs değil; yaşayan, nefes alan bir kültür alanı.</p>
<p><strong>Son iki gün</strong></p>
<p>Bu yazı yayımlandığında, festival ritmini çoktan bulmuş olacak. Ancak final maratonu, Ankara’nın o gri havasını dağıtacak cinsten:</p>
<ul>
<li><strong>3 Nisan Cuma:</strong> Ankara’nın ortasında bir Havana rüzgârı esecek; <strong>Buena Vista All Stars – Una Noche En La Habana</strong>, şehri Latin ritimleriyle ısıtacak.</li>
<li><strong>4 Nisan Cumartesi:</strong> Ve final... <strong>Dhafer Youssef</strong>’in Doğu ve Batı’yı, tasavvufi derinlikle cazın özgürlüğünü buluşturan sesiyle 70. yıl kutlamaları zirvede noktalanacak.</li>
</ul>
<p><strong>Sanatla kurulan köprü</strong></p>
<p>Etkinliğin en önemli noktalarından biri de şu: Bu festivalin biletli etkinliklerinden elde edilen her kuruş, <em>ODTÜ Öğrenci Burs Fonu’na </em>aktarılıyor. Yani dinlediğiniz her nota, alkışladığınız her performans, aslında bir gencin hayatına dokunuyor. Sanat burada sadece estetik bir deneyim değil; toplumsal bir dayanışma modeli.</p>
<p><strong>Ankara’nın sessiz gücü</strong></p>
<p>Ankara’nın kültür hayatı üzerine yıllardır konuşulur. <em>“Sessiz şehir” </em>denir, <em>“memur şehri”</em> denir… Oysa gerçek şu: Ankara, doğru anda doğru sesi bulduğunda, çok güçlü bir yankı üretir. O gece o yankıyı hissettim. Salonun içindeki sessizlikte… Bir solo bitiminde kopan alkışta… Bir parçanın sonunda oluşan o kısa, derin boşlukta… Bu şehir aslında dinlemeyi biliyor. Ve belki de bu yüzden caz, Ankara’ya bu kadar yakışıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankarada-bir-gece-76175</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/5/1280x720/67-1775194071.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara’da bir gece ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ulke-guvenligini-ilgilendiren-konularin-aciklanmasi-tesaduflere-terk-edilmemeli-76172</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ülke güvenliğini ilgilendiren konuların açıklanması, tesadüflere terk edilmemeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET FATİH CEYLAN - Emekli Büyükelçi</strong></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69cf501e17b22-1775194142.webp" alt="" width="233" height="131" /></strong><strong>İstanbul Boğazı girişinde kurulması öngörülen Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamındaki komutanlığın şimdilik özel bir yapılanma içinde olsa da ileride bir şekilde NATO’yla bağlantılı olarak faaliyet göstermesi öngörülebilir.</strong></p>
<p>NATO Çokuluslu Kolordu Karargâhı (MNC-TÜR) ve İstanbul Boğazı girişinde çok uluslu Deniz Unsur Komutanlığı’nın kuruluş hazırlıkları sürecinde resmî makamların zamanında ve yeterince kamuoyunu bilgilendirmemelerinin bugün zihin karışıklığına meydan verdiği görülmektedir. Ülke güvenliğini ilgilendiren bu tür konuların açıklanmasının tesadüflere terkedilmesi devlet ciddiyetiyle bağdaşan bir yaklaşım değildir.</p>
<p><strong>MNC-TÜR ve Deniz Unsur Komutanlığı </strong><strong>NATO’nun şekillendirdiği unsurlar</strong></p>
<p>Öte yandan, Türkiye açısından da şekillenmekte olan kritik bir konunun geçmişini bilmeden ve süreci bütünlüğü içinde resmetmeden yapılan kimi çarpık yorumlara da itibar edilmemesi gerekir.</p>
<p>Bu temel gözlemler saklı kalmak kaydıyla MNC-TÜR ve Deniz Unsur Komutanlığı’na ilişkin olarak NATO bünyesinde ne tür düzenlemelerin öngörüldüğünü sorgulamak konuyu takip edenler için doğal ve meşrudur. Bu çerçevede, İstanbul Boğazı girişinde kurulması öngörülen Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu kapsamındaki komutanlığın şimdilik özel bir yapılanma içinde olsa da ileride bir şekilde NATO’yla bağlantılı olarak faaliyet göstermesi öngörülebilir. Çünkü söz konusu gönüllüler koalisyonunun her hâl ve kârda NATO içinde faaliyet gösteren ve kararlarını Türkiye dahil çoğu NATO üyesinin şekillendirdiği bir varlık olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla, söz konusu yapılanmayı NATO’nun tamamen dışındaki bir oluşum olarak görmek yanıltıcı bir sonuç doğurur.</p>
<p>Öncelikle bu birimlerin NATO bünyesinde nasıl bir komuta-kontrol düzenine tabi tutulacağının açıklığa kavuşturulması gereklidir. Operasyonel komuta (OPCOM) ile operasyonel kontrol (OPCON)  düzenlemeleri için nasıl bir yapılanmanın öngörüldüğü uygun bir çerçevede açıklanmalıdır. Bu düzenlemeye dair müzakerenin NATO içinde tamamlanmış olması gerektiği “bilinen bir sırdır”!</p>
<p>Bu karargâhların/komutanlıkların görev yönergelerinin (Terms of Reference) ana unsurlarının, iltisaklı bulundukları bölgesel savunma planlarının gizlilik derecesine halel getirmeyecek bir çerçeve içinde kamuoyuna açıklanması mevcut karmaşıklığın aşılmasında yararlı olacaktır. Keza, öngörüldüğü varsayımından hareketle her iki komutanlığın sorumluluk sahalarına (Area of Resposibility) açıklık getirilmesi de sağlanmalıdır. Her hâl ve kârda bunların sorumluluk sahalarının, NATO’nun temel bölgesel sorumluluk sahasını aşamayacağı, dolayısıyla örneğin Ortadoğu’ya uzanamayacağı açıktır. İttifakın korumaktan sorumlu olduğu alan kurucu antlaşma olan Washington Antlaşmasıyla belirlenmiştir. Uluslararası meşruiyetten yoksun bir temelde, dolayısıyla BMGK kararı olmaksızın, NATO’nun kendi sorumluluk sahası dışında operasyon yapması mümkün değildir. Trump’ın, NATO’yu İran operasyonuna müdahil etme yolundaki çağrısının Avrupalı müttefiklerde karşılık bulmamasının gerisinde yatan temel unsur esasen budur.</p>
<p>Kuşku yok ki her şey yerli yerine oturduğunda söz konusu iki komutanlık birimine dair ana hususlar uygun bir çerçevede NATO tarafından kamuoylarıyla paylaşılacaktır. Bu da NATO’nun yaygın bir uygulamasıdır. Bu açıdan bakıldığında Türk resmî çevrelerinin şimdiden gerekli bilgileri kamuoyuna aktarmak suretiyle ön alması tabiatıyla tercihe şayan olurdu.</p>
<p>Deniz Unsur Komutanlığı’na gelince; 2014 sonrasındaki gelişmeler doğrultusunda özellikle Romanya Karadeniz güvenliğinde NATO’nun daha görünür olması yönünde bir çizgi izlemeye başlamış; Türkiye ise Montrö rejimini esas alarak Karadeniz’de artan gerilimle ilgili bilgilerin İngiltere’deki Deniz Komutanlığı bünyesinde değişimine/eşgüdümüne karşı çıkmamış, ancak Karadeniz’i odak alan daimî bir askerî yapılanmaya doğal olarak itiraz etmiştir. Bunun üzerine zamanında Northwood Karargâhında bir eşgüdüm hücresi kurulmasıyla yetinilmiş, sırf Karadeniz’e özgü bir NATO yapılanmasından kaçınılmıştır.</p>
<p><strong>İnsansız hava ve deniz sistemleri </strong><strong>Montrö çerçevesine yerleştirilemez</strong></p>
<p>Son birkaç yıldır Karadeniz’de insansız hava ve deniz araçlarının savaşan taraflarca yoğun şekilde kullanılması ve bunlardan birkaçının ya Türkiye hava sahasını ihlâl ettikleri, ya da Karadeniz sahillerimize sürüklendikleri görülmektedir. İnsansız bu sistemlere karşı da gerekli önlemlerin alınması doğal olacaktır.</p>
<p>İnsansız hava ve deniz sistemlerini/platformlarını  Montrö rejimi çerçevesine yerleştirmek mümkün gözükmemektedir. Çünkü, Montrö rejimi geleneksel deniz platformlarını kapsayan bir çerçevedir. Üstelik Karadeniz’e sahildar ülkeler başta Ukrayna olmak üzere bu sistemleri geliştirmeyi veya bunları edinmeyi hedeflemektedirler. Kıyıdaş olmayan ülkeler de örneğin Romanya ve Bulgaristan’ın bu yeteneklere erişimini kolaylaştırmakta veya bu ülkelerdeki tesislerden yararlanmaktadırlar. Bu bağlamda, Ankara’nın sözkonusu insansız sistemlerin kullanımını Karadeniz güvenliğini etkilemeyecek yönde bugünkü şartlarda tek başına kontrol etmesinin pratik zorlukları ortadadır. Bunların takibinin (istihbarat-keşif-gözetleme-ISR)  eşgüdümünde Montrö rejimini sorgulatmayacak ve/veya tehlikeye sokmayacak bir çerçevenin tesis edilmesinde ön alması ise gerekli ve yerinde olacaktır. Zira, Türkiye bu süreçte ön alıcı bir rol üstlenmezse, mevcut olan veya bulunduğu varsayılan boşluğu bugünkü ortamda başkaları doldurmaya yöneleceklerdir. O takdirde Montrö rejiminin uygulanması bakımından güçlüklerle karşılaşılması olasıdır.</p>
<p>Geçmiş yıllardaki tecrübeler ve devlet geleneği ışığında Türk resmî çevrelerinin, Deniz Unsur Komutanlığı’ndan yola çıkarak hadimi (custodian) olduğu Montrö rejiminin gevşetilmesine göz yummaları beklenmemelidir. Bunun aksi bir yaklaşım izleneceğini varsayanların beklentilerinin gerçekleşmemesi galip olasılıktır.</p>
<p>Sonuç olarak ortada her iki çok uluslu komuta biriminin hayata geçirilmesi sürecinde resmî makamların gerekli ölçüde bilgi paylaşmamalarının meydan verdiği kimisi doğal ve meşru, kimisi ise hamaset illetiyle malûl yorumların dolaşıma girmesinde sözü edilen makamların büyük pay sahibi oldukları açıktır.</p>
<p>Bu tür meselelerde şeffaflıktan uzaklaşmaya veya çeşitli saiklerle bunları gölgelemeye dayalı tercihlerde bulunmanın hiç kimseye fayda sağlamayacağı anlayışını temel alan bir yaklaşım izlenmesinin daha doğru bir yöntem olacağı kuşkusuzdur.</p>
<p>* <em>Yazı apm.org.tr sitesinden alınmıştır.</em></p>
<p><strong><em>Mehmet Fatih Ceylan kimdir?</em></strong></p>
<p><em>Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesinde uluslararası ilişkiler öğrenimi yaptı. Üniversite mezuniyetini takiben ABD Rutgers/Princeton Üniversitelerinde lisansüstü çalışmalarda bulundu ve Master’s derecesi aldı. 1979 Kasım ayında Dışişleri Bakanlığına girdi. Diplomaside geçirdiği yaklaşık kırk yıllık kariyeri sonunda 2019 Şubat ayında kendi isteğiyle emekli oldu. Emekli olduktan sonra çeşitli düşünce kuruluşlarında ve medya organlarında dış politikayla ilgili değişik konularda çalışmaları yayımlandı. Büyükelçi düzeyinde Sudan’da (2006-2009), son olarak Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’nda (NATO-2013-2018) Daimi Temsilci, Büyükelçi olarak görev yaptı. Sırasıyla önceki yurtdışı görev yerleri: İslamabad, Deventer (Hollanda), Brüksel (Belçika), Düsseldorf (Almanya), Brüksel (Batı Avrupa Birliği ve Avrupa Birliği nezdindeki Türk misyonlarında Daimi Temsilci Yardımcısı) ve son olarak yine Brüksel. Ankara’daki son merkez görevinde ikili siyasi ilişkilerden sorumlu Müsteşar Yardımcısı (2010-2013) olarak görev yaptı.</em></p>
<p><strong>Türkiye, caydırıcılığın idamesinde </strong><strong>kendi iradesiyle önemli rol oynadı</strong></p>
<p>Türkiye, Soğuk Savaş sonrası dönemin başlamasından bu yana yapageldiği üzere, Karadeniz’e sahildar müttefik (Bulgaristan ve Romanya) ve ortak ülkelerin (Ukrayna ve Gürcistan) donanma kapasitelerinin ve yeteneklerinin geliştirilmesine diğer müttefik ülkelerle kıyaslanmayacak ölçüde önemli katkılar yapagelmiştir. Sahada gerilimin yükseldiği anlarda, örneğin serbest dolaşan mayınların etkisiz hale getirilmesi için Türkiye-Bulgaristan-Romanya üçlü iş birliğiyle mayın karşı tedbirleri görev gücünün kurulmasına ön ayak olmuştur. Bu suretle NATO’nun güney bölgesinin korunmasında ve caydırıcılığın idamesinde kendi iradesiyle  önemli bir rol üstlenmiştir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ulke-guvenligini-ilgilendiren-konularin-aciklanmasi-tesaduflere-terk-edilmemeli-76172</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/2/1280x720/nato-1775193795.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ülke güvenliğini ilgilendiren konuların açıklanması, tesadüflere terkedilmemeli ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bombalanan-ilkokul-kuflenen-ekmek-musilaj-buyrun-size-entropi-haritasi-76171</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bombalanan ilkokul, küflenen ekmek, müsilaj; buyrun size entropi haritası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Savaş, ekonomideki kırılganlık, denizde müsilaj, plastik adalar, veri merkezlerinin enerji iştahı, dezenformasyon, çocukların gelişim kaybı, ihracat ürünlerinin geri dönmesi, çöp dağları, ruh sağlığındaki bozulma…</p>
<p>Devam etmeyeceğim, liste çok çok uzun. Sorum şu: ABD-İsrail-İran savaşının maliyetini biliyor musunuz, denizin neden müsilajla boğulduğunu, ekonominin neden işlemediğini, kadın erkek ya da çocuk kaybının bilanço kaleminde kaç dolar-euro olduğunu tahmin edebiliyor  musunuz? </p>
<p>Biliyoruz, dünya daha kırılgan. Kayıplar birbirine ekleniyor. Geri dönüş daha pahalı. Ve daha daha tehlikeli olan, çözülmenin yeni normalimiz olma tehlikesi.</p>
<p><strong>“Entropi” ne demek  </strong></p>
<p>Entropi, evrendeki her yerde, her işlemde ortaya çıkan, geri döndürülemeyen enerji ve madde kayıplarını (fireler) ifade ediyor. Ve kayıp miktarının her zaman arttığı kabul ediliyor. Fizik alanında entropi, enerjinin kullanımı sırasında ısı olarak kaybedilmesi yani enerjinin bir kısmının kullanılamaz hale gelmesi.</p>
<p>Aslında doğa kendi haline bırakıldığında canlılar yaşamak ve büyümek için çevreden değerli enerji ve besin maddelerini alıyor. Çevreye boşaltım ve solunum yoluyla atıklarını bırakıp entropinin artmasına katkıda bulunuyorlar. Doğa kaybedilen enerji ve besinleri yeniden üretiyor.</p>
<p>Bu döngü, biz doğayı rahat bırakırsak olabiliyor.</p>
<p>Entropi örneklerine günlük hayatımızdan görece masum örneklerle başlıyorum; trafikte dur-kalk sırasında boşa israf edilen yakıtın ısıya dönüşmesi kullanılabilir enerji kaybına ve aracın aşınmasına neden olur. Bunun yanında atmosferin kirlenmesine ve iklim değişikliğine katkı yapar.</p>
<p>Doğada ekmeğin küflenmesi, elmanın çürümesi geri döndürülemiyor. Çürük yumurtadan civciv çıkmıyor. Bunlar da entropi ama masum. Doğa doğuruyor. Doğayı rahat bırakmayan insan entropinin hayal gücümüzü zorlayan noktalara ulaşmasına vesile oluyor.</p>
<p>Daha önce de görüşlerine başvurduğum, her seferinde ilginç bilgilerle bana farklı bir dünyanın kapısını aralayan Prof. Dr. Talat Çiftçi’yle buluşturmak istiyorum sizleri. Çiftçi’yle, yukarıda ve aşağıda sıraladığım ve sıralayacağım büyük küçük kriz başlıkların altındaki ortak mekanizmayı entropi perspektifiyle konuştuk. Söyleşimizde dünyanın kriz yaşamadığını, çözüldüğünü anlattı; ben de nasıl ve neden diye sordum. Görünmeyen fireleri, geri alınamayan kayıpları ve biriken düzensizliği tarif eden entropiyi anlaşılır ve günlük Türkçe’ye çevirmeme vesile olan Çiftçi, eğitim hayatını Türkiye ve ABD’de geçirmiş. Akademik çalışmalarını ABD’de tamamlamış. Sonrasında bu ülkede ilaç sektöründe çalışmış üst düzey görevlere ulaşmış, bir süre sonra yurda dönmeyi tercih etmiş ilaç seköründe Türkiye’nin bir elin parmaklarını geçmeyen yerli kurumlarında üst düzey yöneticilik yapmış. Akademiye geçmiş, iki farklı üniversitede rektör yardımcısı olarak devam etmiş kariyerine. Artık kitap yazıyor. Merakını dizginlemediğinden sakin bir hayatı yok. Örneğin bana entropi kavramını bulaştırdı.</p>
<p><strong>Entropi tek bir alana ait değil</strong></p>
<p>Çiftçi, entropiyi,en temel haliyle düzensizlik ve enerji kaybı olarak tanımladı. Entropinin makineler üzerine yapılan çalışmalarda ete kemiğe büründüğünü ifade etti: “..bir sistemi çalıştırmak için verilen enerjinin büyük bir bölümü faydalı işe dönüşmüyor; bazen yüzde 60 -70’e varan kısmı çevreyi ısıtarak kayboluyor. Sistem işliyor gibi görünüyor, işlemiyor. Kaybın hesabı, burada başlıyor. Aynı mantık kimyada geri dönüşü olmayan reaksiyonlarda da ortaya çıkıyor. Asit ve baz birleştiğinde oluşan tuz kendi başına tekrar asit ve baza dönüşemiyor. Sütün bozulması ya da nehir suyunun denize karışması da aynı şekilde geri çevrilemez bir kayıp yaratıyor. Entropinin sert yanı burada: kayıp anlık değil ve çoğu zaman geri alınamaz…”</p>
<p>Çiftçi, açtığı paranteze bilgi sistemlerini de ilave etti. Tam benim konum. Gözlerim yuvalarından fırladı. Claude Shannon’ın iletişim sistemlerindeki gürültü ve kalite kaybı üzerinden tarif etti; teknik bir bozulmayı değil, kasten çarpıtılmış bilgi akışını, dezenformasyonu ve yapay zekâ ile üretilen yanıltıcı içeriklerle oluşan bilgi entropisini tarifledi. Belki bir başka zaman üzerinde daha çok durabiliriz. Düşünsenize; en masumu bilginin yanlış aktarılması. Bugün bilgi, bilerek kirletiliyor; yeni düzensizliğimiz kasti kirlenme. Kaldı ki, veri merkezlerinin enerji tüketimi Japonya’nın yıllık enerji tüketimi kadar. Devasa boyutta. Dijital dünya, enerji yutuyor, gerçekliği bozuyor, hiç… hiç masum değil.</p>
<p><strong>Savaş entropisi</strong></p>
<p><strong><em>Savaş, karşı tarafa en büyük entropiyi yaşatma çabası. Hedef askeri zafer elde etmek ve düzeni bozmak, kapasiteyi kırmak, sistemi işlemez hale getirmek. Bu yüzden savaşın maliyeti cephaneyle ya da operasyon bütçesiyle ölçülemiyor. Savaş, altyapıyı, sağlığı, eğitimi, ekonomiyi, morali ve geleceği hedef alıyor. Buna “Wisdom Warfare” deniyor, karşı tarafı yanlış karar almaya sürüklemeyi amaçlayan yaklaşım. Savaş, bilişsel ve enformasyonel bir mücadele. </em></strong></p>
<p><strong>Irak savaşının maliyeti 3 trilyon dolar</strong></p>
<p>Joseph Stiglitz ve Linda Bilmes’in Irak savaşı üzerine yaptığı çalışma kritik. Amerikan hükümeti 2003 Irak savaşının maliyetini başlangıçta 600-800 milyar dolar arasında öngörürken, Stiglitz-Bilmes hesabın yalnızca doğrudan askeri harcamaları yansıttığını gösterdi. Ölenlerin tazminatlarını, yaralananların ve sakat kalanların uzun süreli tedavi giderlerini, savaşta imha edilen araçların ve altyapının yerine konmasını, savaşın tali ama belirleyici maliyetleri topladıklarında ortaya çıkan rakam dudak uçuklatıyordu: 3 trilyon dolar.</p>
<p><strong><em>Bize anlatılan 600 milyar dolar, gerçek 3 trilyon dolar. Fark, bir muhasebe hatası değil; görünmeyen entropi hesabı. Devletler savaşı önce mühimmat üzerinden anlatıyor, toplumlar savaşı sağlık, iş gücü, altyapı, psikoloji ve nesiller boyu süren bozulma üzerinden ödüyor. Stiglitz ve  Bilmes’in yaptığı hesap bu. Savaşı bütçe kalemlerinden çıkarıp hayatın tam içine yerleştirmek.</em></strong></p>
<p><strong>Stiglitz çarpanı ve potansiyel kaybı</strong></p>
<p>Çiftçi, “Stiglitz çarpanı” diyormuş. Temel düşünce; bir silahın fiyatı, onun toplam toplumsal maliyetini temsil etmiyor; tersine, zarar çoğu zaman saldırana geri dönüyor. Bunun silahın kendi bedelinin yaklaşık beş katına kadar çıkabildiğini söyledi. Geri tepmeyi şöyle okuyun; tazminatlar, sağlık giderleri, ekonomik aksaklıklar, uzun vadeli bakım yükümlülükleri ve siyasi sonuçlar...</p>
<p>Daha çarpıcı örnek ise küresel ölçekteki izdüşüm. Dünyada yıllık askeri harcama 2,5 trilyon dolar düzeyinde. Bunun yalnızca bir bölümü bile savaşa dönüşse, bu çarpan etkisiyle dünya genelinde yaklaşık 10 trilyon dolarlık hasar üretilebiliyor. Rakam, dünya gayrisafi hasılasının yaklaşık yüzde 10’una denk geliyor.</p>
<p><strong><em>Savaş, bir bütçe kalemi değil; küresel verimliliği emen, üretim kapasitesini bozan ve gelecek zamanın imkânlarını tüketen devasa kayıp mekanizması. Savaşın en ağır sonucu, ne trilyon dolarlık bütçelerde ne de sigorta tablolarında görünüyor. “Potansiyel Kaybı” deniyor. <br />Son -umarım son olur- İran’da saldırıda yaklaşık 150 -160 küçük kız çocuğunun öldürülmesi, can kaybı mı? Geleceğin yok edilmesi olarak okunmalı. </em></strong></p>
<p><strong>İnsan hayatı 1-10 milyon dolar</strong></p>
<p>Çiftçi, İran’ın dünyaya bugüne kadar iki Nobelli kadın ve bir Fields Madalyası sahibi bilim insanı armağan ettiğini hatırlattı;  “… Kim bilebilir; öldürülen o çocuklardan biri, yarının Nobel ya da Fields madalyalı bilim insanı olabilirdi…”</p>
<p>Sigorta sistemleri bir insan hayatını 1 ila 10 milyon dolar arasında tazminatla ifade ediyor; peki bir insanın gelecekte insanlığa sunabileceği bilgi, keşif, sanat ya da toplumsal katkının değerini hangi sistem hesaplayabiliyor?... Entropinin en sert yüzü bence bu: kayıp, yalnızca bugünle sınırlı kalmıyor; olasılıkları öldürüyor. Bu yüzden savaşın bilançosu sadece ölü ve yaralı sayısıyla değil, hiç gerçekleşmeyecek hayatların ve hiç üretilmeyecek fikirlerin de hesabıyla düşünülmeli.</p>
<p><strong>Savaşta çocuk boyu kısalıyor</strong></p>
<p>Savaşın insan bedeni üzerindeki uzun vadeli etkilerini unutmayalım. Japonya örneği bunun için biçilmiş kaftan. İkinci Dünya Savaşı yıllarında büyüyen çocukların beslenme ve stres koşulları nedeniyle bir sonraki nesle göre yaklaşık 12 santimetre daha kısa boylu kaldığı gözlemlenmiş. Savaşın insan gelişimini bedensel olarak da küçülttüyor. Savaşta yoksulluk artıyor, beslenme bozuluyor, sağlık hizmeti aksıyor, eğitim kesintiye uğruyor ve bir neslin fizyolojisi değişiyor.</p>
<p>Çocuklukta yaşanan stresin, eksik beslenmenin ve sürekli güvensizlik duygusunun ileriki hayat üzerindeki etkileri burada sadece bir boy ölçüsüyle bile görünür hale geliyor. Veri, entropinin doğrudan biyolojik bir gerçeklik olduğunu göstermesi bakımından kıymetli.</p>
<p><strong>Ağaçlara gizlenen Vietnam askerleri</strong></p>
<p>Amerikan ordusunu pek çok kabusundan biri göremedikleri Vietnamlı askerlerdi. Vietnam savaşında kullanılan “Agent Orange” adlı kimyasal silah, savaşın ekolojik entropisini en yoğun haliyle gösteren acımasız bir örnekti. Bu kimyasal, ormanlık alanları görünür kılmak ve karşı tarafın hareket alanını açığa çıkarmak amacıyla Amerikan ordusu tarafından kullanılmış. Sonucu hedefin çok ötesine geçmiş stratejik bir araç; ormanlar kalıcı biçimde tahrip oldu, kimyasala maruz kalan askerlerde ağır hastalıklar görüldü, Vietnam halkı üzerinde nesiller süren etkiler bıraktı.</p>
<p>Zararın tamamı klasik muhasebe yöntemleriyle hesaplanamadı. Bir ormanın değeri nasıl hesaplanır? Toprağa, suya ve bedenlere geçen bir toksik maddenin birkaç nesil sonra ortaya çıkacak etkisi hangi kalem altında yazılır? Agent Orange “teraziye koyulamayan” bir entropi.</p>
<p><strong>Bizim müsilaj</strong></p>
<p>Marmara Denizi’nde görülen müsilaj, ekolojik entropinin Türkiye ölçeğinde çarpıcı ve görünür sembollerinden biri. Artan nüfus, doğanın kendi kendini dengeleyebildiği sınırı aşıyor. Marmara gibi çok kıymetli bir iç deniz, toplanmayan çöpler, tarlalardan akan gübreli sular ve sanayi atıklarıyla kirletiliyor. Sisteme giren maddeler faydalı ürüne dönüşmek yerine birikiyor, çürüyor, bozuyor ve sonunda müsilaj tablosu ortaya çıkıyor.</p>
<p>Konu görünürde denizin yüzeyini kaplayan yapışkan kütle. Görünmeyen ise sistemin taşıma kapasitesinin aşılmış olması. Müsilaj, denizde kalmayan bir kriz. Tarımda kullanılan pestisitler ve insektisitler gıda zincirine karışıyor. İhraç edilen bazı ürünlerin Avrupa kapılarından geri dönmesi tesadüf değil. Mikroplastiklerin insan damarlarına kadar ulaşmış olması, ekolojik entropinin insan bedenine de geçtiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Pasifikteki plastik ada</strong></p>
<p>Bir annenin “bana ne” deme lüksü var mı? Yok; o ada parçalanarak bebeklerin geleceğine kadar uzanan bir hattın parçası. Büyük şehirlerin çevresinde oluşan çöp dağları, belediyelerin topladığının yedi-sekiz katı kadar atığın gelişigüzel biçimde doğaya saçılması ve ayrıştırılamayan kimyasal atıkların birikmesi, birbirine bağlanan hikâyenin parçaları: sistem, içeri aldığı şeyi işleyemiyor; taşırıyor, biriktiriyor, bozuyor.</p>
<p><strong>Bilgi entropisi</strong></p>
<p>Dijital alanda ise başka türden bir aşırılık karşımıza çıkıyor. Shannon’ın iletişim sistemlerindeki gürültü tanımı, dezenformasyonla, deepfake üretimleriyle ve yapay zekâ destekli yanıltma operasyonlarıyla geniş bir alanda. Karşı tarafa sürekli yanlış ve sahte bilgi pompalanarak karar alma sistemleri bozuluyor.</p>
<p>Dijital sistemlerin maliyeti küçümsenemeyecek düzeyde. Veri merkezlerinin enerji tüketimi, Japonya’nın toplam yıllık tüketimi kadar. Dijital dünya gerçeği bozuyor, gezegeni ısıtıyor. Teknik verimsizlikten söz etmiyoruz; toplumsal güvenin, meslek hayatlarının, çocukların doğal hayattan kopuşunun ve kamu aklının bozulmasından söz ediyoruz. Bir kişinin gerçek olmayan bir görüntüyle itibarını kaybetmesi, bir çocuğun sosyal medya nedeniyle anlamlı hayattan uzaklaşması ya da bütün bir toplumun sahte içerikler arasında yön duygusunu yitirmesi, bilginin entropiye dönüştüğü alanlar.</p>
<p><strong>Entropiyle mücadele mümkün</strong></p>
<p>Çiftçi’nin aktardığına göre Alexander Fleming bilim insanı olarak mikroorganizmalarla oynarken, onları adeta birer boya gibi kullanan meraklı bir zihindi. Penisilinin keşfi de bu meraklı, yarı sanatsal uğraş sırasında mümkün oldu. Entropi yalnızca bozulma değil; sistemler arasındaki kör duvarların yıkılması anlamına da geliyor. Disiplinlerarası yaklaşım muhtemel onarım yollarını gösteriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bombalanan-ilkokul-kuflenen-ekmek-musilaj-buyrun-size-entropi-haritasi-76171</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bombalanan ilkokul, küflenen ekmek, müsilaj; buyrun size entropi haritası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/6-sirketin-borclanma-araci-ihracina-onay-76220</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 6 şirketin borçlanma aracı ihracına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayınladı.</p>
<p>Buna göre, Adil Varlık Yönetim AŞ'nin 500 milyon liralık, Koç Finansman AŞ'nin 650 milyon liralık, Hektaş Ticaret Türk AŞ'nin 15 milyar liralık, Bien Yapı Ürünleri Sanayi Turizm ve Ticaret AŞ'nin 3 milyar liralık, Kartonsan Karton Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 2 milyar liralık ve Ünlü Yatırım Holding AŞ'nin 1 milyar liralık borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verildi.</p>
<p>Kurul, Halk Varlık Kiralama AŞ'nin 3 milyar liralık, Ata Varlık Kiralama AŞ'nin 2 milyar liralık, Aktif Bank Sukuk Varlık Kiralama AŞ'nin 2 milyar liralık ve GY Varlık Kiralama AŞ'nin 275 milyon liralık kira sertifikası ve VİDMK ihracı başvurusunu onayladı.</p>
<p>Ayrıca, yeni faaliyet izinleri kapsamında Inveo Portföy Yönetimi AŞ’nin "Inveo Portföy Yönetimi AŞ Boryal Gayrimenkul Yatırım Fonu"nun kuruluşuna izin verilmesi ve katılma paylarının ihracına ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebi de olumlu karşılandı.</p>
<p>SPK, Garanti Emeklilik ve Hayat AŞ’nin "Garanti Emeklilik ve Hayat AŞ Temiz Enerji Hisse Senedi Emeklilik Yatırım Fonu", "Garanti Emeklilik ve Hayat AŞ Blokzincir ve Fintek Teknolojileri Değişken Emeklilik Yatırım Fonu" ve "Garanti Emeklilik ve Hayat AŞ Altın Emeklilik Yatırım Fonu"nun kuruluşlarına izin verilmesi ve söz konusu fonların paylarının Kurul kaydına alınması taleplerinin olumlu karşılandığını duyurdu.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu, Marka Yatırım Holding AŞ hakkında yapılan incelemeler sonucunda söz konusu şirkete 893 bin 242 lira idari para cezasının uygulanmasına karar verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/6-sirketin-borclanma-araci-ihracina-onay-76220</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adil Varlık, Koç Finansman, Hektaş, Bien Yapı, Kartonsan ve Ünlü Yatırım&#039;ın borçlanma aracı ihraç başvurusuna onay verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-ihracati-yuzde-165-geriledi-76196</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındık ihracatı yüzde 16,5 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 1 Eylül 2025-31 Mart 2026 döneminde yurt dışına 1 milyar 445 milyon 4 bin 870 dolar karşılığında 111 bin 710 ton fındık satıldığını bildirdi.</p>
<p>Açıklamada, geçen yılın aynı döneminde 212 bin 416 ton fındık ihracatından 1 milyar 732 milyon 557 bin 100 dolar gelir sağlandığı kaydedildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-ihracati-yuzde-165-geriledi-76196</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/findik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fındık ihracatından 7 aylık dönemde yaklaşık 1 milyar 445 milyon dolar gelir elde edilirken, bu rakam geçen yıl 1,7 milyar dolar civarındaydı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-firat-gorgel-istiklal-madalyasi-aziz-ecdadin-sanli-zaferinin-edebi-bir-tescilidir-76262</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fırat Görgel: İstiklal Madalyası, aziz ecdadın şanlı zaferinin edebi bir tescilidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, kurtuluş mücadelesindeki destansı direnişiyle Anadolu’da bağımsızlık meşalesini yakan ve tüm mazlum milletlere umut olan Kahramanmaraş’a Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Madalyası verilişinin 101’inci yıl dönümü dolayısıyla kutlama mesajı yayımladı. Başkan Fırat Görgel mesajında, “İstiklal mücadelemizin destanlaşan şehirlerinden biri olan Kahramanmaraş’ımızın, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından İstiklal Madalyası ile onurlandırılışının 101. yıl dönümünü büyük bir gurur, coşku ve derin bir minnet duygusuyla idrak ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Anadolu’da Bağımsızlık Mücadelesinin Kıvılcımı Kahramanmaraş’ta Yandı”</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ın Millî Mücadelesinin Anadolu’nun diğer şehirlerine ilham olduğunu vurgulayan Başkan Görgel, “Kahramanmaraş, kurtuluş mücadelesinin en çetin günlerinde sergilediği eşsiz direnişle yalnızca kendi kaderini tayin etmekle kalmamış; Anadolu’nun dört bir yanında bağımsızlık ateşinin harlanmasına öncülük etmiş, tüm mazlum milletlere umut olan bir direnişin adı olmuştur. Sütçü İmam’ın yaktığı ilk kıvılcımla başlayan bu kutlu mücadele, kadınından gencine, yaşlısından çocuğuna kadar topyekûn bir millet iradesine dönüşmüş; iman, cesaret ve vatan sevgisiyle yazılan bir kahramanlık destanı olarak tarihe altın harflerle kazınmıştır. 12 Şubat 1920’de elde edilen şanlı zaferin ardından, bu büyük mücadelenin nişanesi olarak şehrimize topluca tevcih edilen İstiklal Madalyası; aziz ecdadın bağımsızlık uğruna gösterdiği fedakârlığın, sarsılmaz iradesinin ve birlik ruhunun en güçlü sembollerinden biridir. Bu madalya; esareti reddeden bir milletin onurunun, direncinin ve kararlılığının ebedi bir tescilidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Bu Gurur Hepimizin, Bu Onur Tüm Milletimizin”</strong></p>
<p>Başkan Fırat Görgel mesajın devamında, “Bugün bizlere düşen en büyük görev; ecdadımızdan devraldığımız bu kutlu mirasa sahip çıkmak, onların bizlere emanet ettiği vatanı aynı inanç, azim ve sorumluluk bilinciyle geleceğe taşımaktır. Kahramanmaraş’ımızı her alanda daha güçlü, daha dirençli ve daha müreffeh bir şehir haline getirmek; geçmişin şanlı mirasını geleceğin vizyonuyla buluşturmak en temel hedefimizdir. Bu doğrultuda, birlik ve beraberlik içinde, şehrimizi daha aydınlık yarınlara taşımak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu anlamlı yıl dönümünde; başta milli mücadelemizin kahraman neferleri olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyor; gazilerimize sağlıklı ve huzurlu ömürler diliyorum. Kahramanmaraş’ımızın İstiklal Madalyası ile onurlandırılışının 101. yıl dönümü kutlu olsun. Bu gurur hepimizin, bu onur tüm milletimizindir” cümlelerini kaydetti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-firat-gorgel-istiklal-madalyasi-aziz-ecdadin-sanli-zaferinin-edebi-bir-tescilidir-76262</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/2/1280x720/baskan-firat-gorgel-istiklal-madalyasi-aziz-ecdadin-sanli-zaferinin-edebi-bir-tescilidir-1775294149.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şehre İstiklal Madalyası verilişinin 101. yıl dönümü dolayısıyla bir kutlama mesajı yayımlayan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Görgel, “12 Şubat 1920’de elde edilen şanlı zaferin ardından, bu büyük mücadelenin nişanesi olarak şehrimize topluca tevcih edilen İstiklal Madalyası; aziz ecdadın bağımsızlık uğruna gösterdiği fedakârlığın, sarsılmaz iradesinin ve birlik ruhunun en güçlü sembollerinden biridir. Kahramanmaraş’ımızın İstiklal Madalyası ile onurlandırılışının 101. yıl dönümü kutlu olsun. Bu gurur hepimizin, bu onur tüm milletimizindir” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/kmtso-yuksek-istisare-kurulu-toplandi-76260</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KMTSO Yüksek İstişare Kurulu Toplandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yüksek İstişare Kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirildi. Toplantıda, Kahramanmaraş’ın ekonomik dönüşüm süreci, üretim altyapısının güçlendirilmesi ve geleceğe yönelik stratejik hedefler ele alındı.</p>
<p>KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu’nun başkanlığında düzenlenen toplantıda; şehrin deprem sonrası yeniden yapılanma süreci, sanayide dönüşüm, ihracatın artırılması ve yüksek katma değerli üretime geçiş konuları kapsamlı şekilde değerlendirildi. Kurul üyeleri, sahip oldukları tecrübe ve birikimle Kahramanmaraş’ın kalkınma yolculuğuna katkı sunacak görüş ve önerilerini paylaştı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Başkan Mustafa Buluntu, Yüksek İstişare Kurulu’nun şehrin ortak akıl platformlarından biri olduğunu vurgulayarak, “Kahramanmaraş’ımızın geleceğini şekillendirirken istişare kültürünü esas alıyoruz. Alanında yetkin isimlerden oluşan Yüksek İstişare Kurulumuz, bizlere yol gösteren önemli bir danışma mekanizmasıdır. Bununla birlikte, ele alınan konuların mahiyetine göre alanında ehil isimleri de toplantılarımıza davet ederek istişare sürecimizi daha da güçlendireceğiz. Şehrimizi daha güçlü bir üretim ve ihracat merkezi haline getirmek için kararlılıkla çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Toplantıda ayrıca, Avrupa Birliği Delegasyonu ile yürütülen iş birliği ve çalışmalar başta olmak üzere KMTSO’nun yürüttüğü projeler ve önümüzdeki döneme ilişkin planlanan çalışmalar hakkında da kurul üyelerine bilgilendirme yapıldı. Özellikle yüksek teknoloji yatırımları, uluslararası rekabet gücünün artırılması ve istihdam odaklı projeler öncelikli başlıklar arasında yer aldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/kmtso-yuksek-istisare-kurulu-toplandi-76260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/0/1280x720/kmtso-yuksek-istisare-kurulu-toplandi-1775291890.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yüksek İstişare Kurulu, ilk toplantısını gerçekleştirildi. Toplantıda, Kahramanmaraş’ın ekonomik dönüşüm süreci, üretim altyapısının güçlendirilmesi ve geleceğe yönelik stratejik hedefler ele alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-gorgel-vali-unluer-ile-il-koordinasyon-toplantisina-katildi-76258</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başkan Görgel, Vali Ünlüer ile İl Koordinasyon Toplantısına Katıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Vali Mükerrem Ünlüer başkanlığında gerçekleştirilen koordinasyon toplantısına katılan Başkan Görgel, “Vatandaşlarımıza daha kaliteli ve hızlı hizmet sunabilmek için tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde çalışmaya devam ediyoruz” dedi.</p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Vali Mükerrem Ünlüer başkanlığında gerçekleştirilen İl İdare Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. Valilik Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen programa; Vali yardımcıları, kaymakamlar, ilçe belediye başkanları ve kurum temsilcileri katıldı. Toplantının ana gündem maddesini, deprem sonrası şehrin yeniden ayağa kaldırılmasına yönelik yürütülen çalışmalar oluşturdu. Altyapıdan üstyapıya, ulaşımdan sosyal donatılara kadar pek çok başlıkta gelinen son durum detaylı şekilde masaya yatırıldı. Kurum temsilcileri, kendi sorumluluk alanlarına ilişkin yürüttükleri faaliyetler hakkında bilgi verirken, karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri de karşılıklı istişareyle değerlendirildi. Toplantıda ayrıca kamu hizmetlerinin daha verimli sunulması için atılması gereken adımlar da gündeme geldi. Vatandaş odaklı hizmet anlayışının güçlendirilmesi, bürokratik süreçlerin hızlandırılması ve sahadaki uygulamaların etkinliğinin artırılması yönünde değerlendirmeler yapıldı.</p>
<p><strong>“Hedefimiz Her Alanda Daha Gelişmiş Kahramanmaraş”</strong></p>
<p>Toplantıya dair değerlendirmelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Şehrimizin yeniden inşa ve ihya sürecini tüm kurumlarımızla birlikte büyük bir hassasiyetle sürdürüyoruz. Bugün Valimiz Sayın Mükerrem Ünlüer başkanlığında gerçekleştirdiğimiz koordinasyon toplantısı hem mevcut çalışmalarımızı değerlendirmek hem de haritamızı netleştirmek açısından son derece verimli geçti. Kahramanmaraş’ımızın ihtiyaçlarını en doğru şekilde tespit ederek, kaynaklarımızı etkin ve planlı bir şekilde kullanmayı hedefliyoruz. Bu noktada kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon en büyük gücümüz. Vatandaşlarımıza daha kaliteli ve hızlı hizmet sunabilmek için tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde çalışmaya devam edeceğiz. Kahramanmaraş’ı her alanda daha güçlü, daha yaşanabilir bir şehir haline getirmek için kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-gorgel-vali-unluer-ile-il-koordinasyon-toplantisina-katildi-76258</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/8/1280x720/baskan-gorgel-vali-unluer-ile-il-koordinasyon-toplantisina-katildi-1775291421.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vali Mükerrem Ünlüer başkanlığında gerçekleştirilen koordinasyon toplantısına katılan Başkan Görgel, “Vatandaşlarımıza daha kaliteli ve hızlı hizmet sunabilmek için tüm paydaşlarımızla uyum içerisinde çalışmaya devam ediyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/deprem-konutlari-ile-bedelli-askerlik-duzenlemelerini-kapsayan-kanun-teklifi-kabul-edildi-76204</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Deprem konutları ile bedelli askerlik düzenlemelerini de içeren kanun teklifi kabul edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TBMM Genel Kurulunda, ekonomiye ilişkin düzenlemeleri de içeren Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi kabul edilerek yasalaştı.</p>
<p>Kanunla, Gelir Vergisi Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Buna göre, her türlü şans ve bahis oyunlarına ilişkin verilen ilan ve reklam giderleri, gelir vergisi mükelleflerinin ticari kazancının tespitinde gider olarak kabul edilmeyecek.</p>
<p>Yükseköğretim Kanunu'ndaki düzenlemeyle, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren sağlık kuruluşları kurumlar vergisi muafiyetinin kapsamı dışında tutulacak.</p>
<p>Katma Değer Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflarca kurulan yükseköğretim kurumlarına bağlı hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarına sağlanan KDV istisnası kaldırılıyor.</p>
<p>Serbest Bölgeler Kanunu'ndaki değişiklikle, serbest bölgelerde üretim faaliyetinde bulunan mükelleflerin bu bölgelerde imal ettikleri ürünlerin yurt dışına, serbest bölge içine veya diğer serbest bölgelere satışından elde ettikleri kazançları gelir veya kurumlar vergisinden istisna olacak.</p>
<p>İşsizlik Sigortası Kanunu'ndaki değişikliğe göre, işsizlik sigortası primindeki yüzde 1 devlet payını yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak.</p>
<p>Kanunla, Doğal Gaz Piyasası Kanunu'na, Boru Hatları İle Petrol Taşıma Anonim Şirketi'ne (BOTAŞ) ilişkin geçici madde ekleniyor.</p>
<p>Buna göre, BOTAŞ'ın, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine vadesi geldiği halde ödenmemiş her türlü vergi, fon ve paylar, idari para cezaları ile bunlara bağlı gecikme zammı ve gecikme faizi borçları BOTAŞ'ın Hazine'den görevlendirme bedeli alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığınca terkin edilecek. Bu kapsamda mahsuba konu olacak borçlara bu hükmün yayımlandığı tarihten sonra feri alacak hesaplanmayacak.</p>
<p>BOTAŞ'ın, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Ticaret Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödemesi gereken her türlü vergi, fon ve paylar, BOTAŞ'ın Hazine'den 31 Aralık 2026 sonuna kadar oluşan veya oluşacak görevlendirme alacaklarına karşılık, merkezi yönetim bütçesinin gelir ve gider hesaplarıyla ilişkilendirilmeksizin mahsup suretiyle Ticaret Bakanlığınca aylık olarak terkin edilecek ve terkin edilecek her türlü vergi asıllarına ilişkin feri alacak hesaplanmayacak.</p>
<p>Yapılacak mahsup işlemine konu görevlendirme bedeli hesaplamasında BOTAŞ'ın muhasebe kayıt ve belgeleri esas alınacak. Görevlendirme uygulamasının son bulmasını müteakip Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nde öngörülen teşebbüslerin uygulayacakları fiyatlar ve görev zararı uygulamasına ilişkin usule uygun yapılan inceleme sonucunda hesaplanan görevlendirme bedelinin Ticaret Bakanlığınca yapılan terkin tutarlarından az olduğunun tespit edilmesi halinde BOTAŞ tarafından yükümlülükler faizsiz yerine getirilecek ve söz konusu tutar genel bütçeye gelir kaydedilecek.</p>
<p>Hüküm kapsamında yapılacak mahsup ve terkin işlemleri, terkin kararı alınması nedeniyle mahsup edilecek tutarlar dışında kalan görevlendirme bedellerinin ödenmesine engel teşkil etmeyecek, idarenin bu bedellere ilişkin ödeme yetkisini ortadan kaldırmayacak veya zamanını sınırlandırmayacak.</p>
<p>BOTAŞ'ın Hazine'den olan görevlendirme bedeli alacağı tutarını tespit etmeye ve mahsup suretiyle yapılacak terkin işlemlerini belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanı yetkili olacak.</p>
<p>Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'da yapılan düzenlemeyle, Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli 2, 3 ve 4 sayılı cetveller kapsamındaki kamu idareleri ve bu idarelere bağlı, ilgili ve ilişkili kamu kurum ve kuruluşları ile kurdukları birlik, müessese, şirket ve işletmeler, fonlar, döner sermayeler, Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'ye tabi olup özelleştirme kapsam ve programında bulunmayan kamu iktisadi teşebbüsleri ile bunların doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte ya da ayrı ayrı sermayesinin yarısından fazlasına sahip oldukları her çeşit kuruluş, müessese, birlik, işletme ve şirketlerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlar ilgili idarelerin talebi halinde özelleştirme kapsam ve programına alınarak Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında özelleştirilebilecek.</p>
<p>Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı ilgili idare muhasebe birimi hesabına aktarılacak ve bütçesine gelir kaydedilecek. Kaydedilen bu gelirlerin karşılığını, ilgili idare bütçesine ödenek kaydetmeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak. Yatırım niteliğindeki ödenekler yılı yatırım programıyla ilişkilendirilebilecek.</p>
<p>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda yapılan değişiklikle, engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ortopedik engellilerden ortopedik engelleri nedeniyle hakkında sürücü belgesi alamayacağına karar verilen engelli bireylere de Kanun kapsamında belirlenen taşıtların ilk iktisabında 10 yılda bir defaya mahsus olmak üzere ÖTV istisnası uygulanacak.</p>
<p><strong>Defterdarın görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenleme</strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesinin iptal kararı doğrultusunda Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'da defterdarın görev ve sorumluluklarına ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre, defterdar, bulunduğu ilde Hazine ve Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri sıfatını haiz olup, bulunduğu ilde Bakanlığın taşra teşkilatındaki işlemlerin mevzuat hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi, merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulmasından görevli ve sorumlu olacak.</p>
<p>Kanunla, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun "prime esas kazançlar" hükmüne ilişkin düzenleme yapılıyor.</p>
<p>Buna göre, ayni yardımlar, ölüm, doğum, evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler, keşif ücreti, kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin yüzde 30'unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, işverence iş yerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 lirasına kadar olan kısmı, prime esas kazanca tabi tutulmayacak.</p>
<p>Bu tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak Vergi Usul Kanunu'nun ilgili fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılarak uygulanacak. Bu şekilde hesaplanan tutarın yüzde 5'ini aşmayan kesirler dikkate alınmayacak.</p>
<p>Kanunla, Kurumlar Vergisi Kanunu'nda yapılan değişikliğe göre, kurum kazancının tespitinde her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri, gider olarak kabul edilmeyecek.</p>
<p><strong>Bedelli askerlik ücreti yüzde 25 artıyor</strong></p>
<p>Kanunla, bedelli askerlik yapmak üzere başvuranlardan tahsil edilecek tutar yüzde 25 artırılıyor.</p>
<p>Askeralma Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle, istekli ve askerliğe elverişli olanlardan Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyacı dikkate alınarak Milli Savunma Bakanlığınca belirlenecek sayıda yükümlü, 300.000 gösterge rakamının ödemenin yapıldığı gün geçerli olan memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak bedel tutarını silahaltına alınmadan önce Bakanlıkça belirlenecek sürede peşin ödemeleri ve bir aylık temel askerlik eğitimini tamamlamaları halinde askerlik hizmetini yerine getirmiş sayılacak.</p>
<p>Bedelli askerlik uygulaması kapsamında tahsil edilen tutarlar Milli Savunma Bakanlığı merkez muhasebe birimi hesabına yatırılacak. Bu tutarın 240.000 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı sonucu bulunacak kısmı genel bütçeye gelir kaydedilecek, kalan kısmı Savunma Sanayii Destekleme Fonu'na aktarılacak. Ek bedel olarak tahsil edilen tutarlar genel bütçeye gelir kaydedilecek.</p>
<p><strong>Afet konutları ve iş yerlerinin borçlanma bedellerine indirim</strong></p>
<p>Kanunla, afetin yol açtığı olağanüstü koşulların etkilerini hafifletmeye yönelik geçici ve istisnai bir mali kolaylık sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p>Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun'a eklenen geçici maddeyle, 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen ulusal ve uluslararası projeler kapsamında üretilen konutlara ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin, Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun ve Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında hak sahibi olarak kabul edilenler tarafından 31 Aralık 2026'ya kadar defaten ödenmesi halinde bu bedele, en fazla bir konut için yüzde 74, en fazla bir iş yeri için yüzde 48 oranında indirim uygulanacak.</p>
<p>Bu çerçevedeki projeler kapsamında üretilen iş yerleri bakımından da Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'daki "emanet, ihale veya evini yapana yardım yoluyla inşa edilen veya edilecek olan binaların, afet tertiplerinden faydalananların borçları, ilgililerin geçim durumları ve bölgenin özelliği dolayısıyla bina maliyetlerini artırıcı yönden unsurların tesir derecesi göz önünde bulundurularak, zorunlu hallerde Cumhurbaşkanı kararıyla maliyet ve borçlandırma bedellerinin yarısına kadar indirim yapılabilmesine" yönelik hüküm uygulanacak.</p>
<p>Kentsel Dönüşüm Kanunu kapsamındaki alanlara Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun kapsamında hak sahibi olanlara verilecek konut ve iş yerlerinin borçlandırılmaları Kentsel Dönüşüm Kanunu'nun ilgili hükümlerine göre yapılacak.</p>
<p>Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu'nun ilgili maddesi kapsamında belirlenen talep sahipleri tarafından iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedelleri teslim tarihinden itibaren en geç 6 ay içinde defaten ödenmesi halinde iş yerleri için belirlenen indirim oranı uygulanacak. Düzenlemenin yürürlük tarihinden önce teslim edilen iş yerleri hakkında 6 aylık süre yürürlük tarihinden itibaren başlayacak.</p>
<p><strong>Bir madde çıkarıldı</strong></p>
<p>TBMM Genel Kurulunda teklifin görüşmeleri sırasında tabii inci veya kültür incileri, işlenmiş olsun olmasın elmaslar, kıymetli taşlar veya yarı kıymetli taşlar, sentetik veya terkip yoluyla elde edilen kıymetli veya yarı kıymetli taşlar, tabii veya sentetik kıymetli veya yarı kıymetli taşların toz ve pudraları ile tabii inci veya kültür incilerinden kıymetli ya da yarı kıymetli taşlardan eşyalar için ÖTV oranının yüzde 20 olmasına ilişkin madde Danışma Kurulu kararıyla, tekriri müzakere önergesiyle yeniden ele alındı. AK Parti'nin kabul edilen önergesiyle bu madde çıkarıldı.</p>
<p>Genel Kurulda düzenlemenin kabul edilerek yasalaşmasının ardından TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, birleşimi 7 Nisan Salı günü saat 15.00'te toplanmak üzere kapattı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/deprem-konutlari-ile-bedelli-askerlik-duzenlemelerini-kapsayan-kanun-teklifi-kabul-edildi-76204</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/1/1280x720/meclis-tbmm-1765871745.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBMM Genel Kurulunda kabul edilen kanun teklifine göre, 6 Şubat depremlerinin ardından inşa edilen konutlar ve iş yerlerine ilişkin borçlandırma bedellerinin 31 Aralık 2026&#039;ya kadar defaten ödenmesi halinde bu bedele, en fazla bir konut için yüzde 74, en fazla bir iş yeri için yüzde 48 oranında indirim uygulanacak. Bedelli askerlik tutarı yüzde 25 oranında artırılacak. Kurum kazancının tespitinde her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri, gider olarak kabul edilmeyecek. Engel oranı yüzde 40 ve üzeri olan ortopedik engelliler için taşıtlarda ÖTV istisnası uygulanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/taksici-esnafi-yeni-vergi-duzenlemeleri-sonrasi-ne-yapmali-76201</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Taksici esnafı yeni vergi düzenlemeleri sonrası ne yapmalı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYDIN YILMAZ - Yeminli Mali Müşavir</strong></p>
<p>Taksici esnafımızın son birkaç ay içerisinde yapılan vergi düzenlemeleri sonrası nasıl hareket edeceğine dair bazı sorulara cevap aradığını görüyorum. Bu sebeple bu yazımda özellikle hangi taksici esnafımızın nasıl vergilendirileceği, 2026’dan itibaren taksilerde taşıma hizmeti verenlerin nasıl cihazlar kullanacağı ve hangi dönemlerden itibaren yeni düzenlemelerin geçerli olduğuna dair bir çerçeve çizeceğim.</p>
<p>Taksi işletmelerinin “gerçek usulde” veya “basit usulde” vergilendirilmesine ilişkin esaslar, Resmî Gazete’de 9 Eylül 2025 ve 10 Aralık 2025 tarihlerinde yayımlanan 10380 sayılı ve 10679 sayılı Cumhurbaşkanı Kararları ile belirlenmiştir. Bu kapsamda, taksi ile yolcu taşımacılığı hizmeti, ülkemizdeki büyükşehir belediyelerinin 30 bini geçen ilçelerinde yürütülmesi durumunda 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren, gerçek usulde vergiye tabi tutulacaktır. Bu tarih öncesinde, taksi işletmelerinin çoğunlukla basit usulde vergilendirildiği bilinmektedir.</p>
<p>Öte yandan gerçek usulde vergilendirilen ve perakende satış yapan işletmeler için Yeni Nesil Ödeme Kaydedici Cihaz (YN-ÖKC) kullanma zorunluluğu bulunmaktadır. Yukarıda belirtilen Cumhurbaşkanı Kararnamelerine istinaden taksici esnafımızın bir kısmı, “Yeni düzenlemeler sonrası bizim de YN-ÖKC kullanmamız gerekecek” gibi bir çıkarımda bulunsa da bu durum gerçeği yansıtmamaktadır. Zira, Hazine ve Maliye Bakanlığınca 21 Nisan 1985 tarihinde 18732 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Katma Değer Vergisi Mükelleflerinin Ödeme Kaydedici Cihazları Kullanmaları Mecburiyeti Hakkında Kanunla İlgili Genel Tebliğ’in 2. Maddesinin c bendine göre, “Kara, Hava, Deniz ve Demiryolları ile yapılan yolcu ve yük taşımacılığı işi ile uğraşanlar” için ÖKC kullanım zorunluluğu bulunmadığı belirtilmektedir.  Bu hükme göre güncel durumda taksici esnafımızın YN-ÖKC kullanma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>
<p>Ancak geçtiğimiz haftalarda yayımlanan 591 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği sonrası taksici esnafımız taksi mali cihazlarına dair yeni bir düzenleme olduğunun da farkındadır. Bu düzenlemeye göre taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükellefler (ticari kazançları basit usulde tespit edilenler dâhil) 1/9/2026 tarihine kadar, ilgili Tebliğ ve yayımlanacak teknik kılavuzlarda belirlenen teknik özellikleri taşıyan ve Bakanlıkça onay verilmiş “taksi mali cihazları” satın alarak kullanmaya başlamak zorundadır. Fakat henüz Tebliğ ile ilgili teknik kılavuz yayımlanmadığı için bu cihazlara dair detaylar net bir şekilde bilinmemektedir. Bu yüzden, bugün YN-ÖKC alan mükellefler 1/9/2026 tarihi itibarıyla bu cihazları kullanamayabilirler.</p>
<p>Bütün bu bilgiler ışığında naçizane tavsiyem, taksici esnafımızın mevcut ödeme ve belgelendirme yöntemlerini kullanmaya devam etmesi ve 591 sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile ilgili detaylar netleştikten sonra (tarih ertelenmediği durumda) 1 Eylül 2026 tarihi itibarıyla belirlenecek yeni düzene geçiş yapması yönündedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/taksici-esnafi-yeni-vergi-duzenlemeleri-sonrasi-ne-yapmali-76201</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Taksici esnafı yeni vergi düzenlemeleri sonrası ne yapmalı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enerjide-tarihi-sok-kuresel-kuruluslari-harekete-gecirdi-76170</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 23:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjide tarihi şok küresel kuruluşları harekete geçirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan savaşta Hürmüz Boğazı’nın kapanması ve körfezde petrol- gaz üreticisi ülkelere de saldırıların oluşmasıyla doğan enerji ve emtia sorunlarına karşı küresel ekonomik kuruluşlar harekete geçti. IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Enerji Ajansı ortak bir grup kurarak, bu krize yanıt verilmesi kararı aldıklarını duyurdu.</p>
<p>Üç kurumdan yapılan ortak açıklamada, oluşturulan grubun sadece izleme değil aktif politika da üretecek olması dikkat çekti. Bu aktif politikalar arasında ekonomik olarak görece daha az gelişmiş ancak enerji ve emtiada dışa bağımlı ülkelere finansal yardımların koordinasyonu da dahil edildi. Oluşturulan grubun çalışma alanları; verilerin izlenmesi, değerlendirilmesi ve böylece karar alıcılar için veri seti oluşturulması ana unsur olarak dikkati çekti.</p>
<h2>Küresel risk arasına “enflasyon” konuldu</h2>
<p>Açıklamada, gelişmekte olan piyasaları ve ülkeleri öne çıkardı. Açıklamada, “Etki büyük, küresel ölçekte ve son derece asimetriktir; özellikle düşük gelirli ülkeler başta olmak üzere enerji ithalatçısı ülkeleri orantısız şekilde etkilemektedir” denildi.</p>
<p>Etkilerin petrol, doğalgaz ve gübre fiyatlarını artırma, gıda fiyatı endişelerini tetikleme, helyum, fosfat, alüminyum ve diğer emtialar dâhil olmak üzere küresel tedarik zincirlerinin etkilenmesinin yarattığı enflasyon baskısına dikkat çekildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Grup neler yapacak? </span></h2>
<p>● Enerji piyasaları ve fiyatlarına, ticaret akımlarına, maliye ve ödemeler dengesi üzerindeki baskılara, enflasyon eğilimlerine, kilit emtialara yönelik ihracat kısıtlamalarına ve tedarik zinciri aksaklıklarına ilişkin verilerin koordineli paylaşımı yoluyla, etkilerin ülkeler ve bölgeler bazında ciddiyetini değerlendirmek. </p>
<p>● Hedefli politika tavsiyelerini, olası finansman ihtiyaçlarının değerlendirilmesini ve buna bağlı olarak finansal destek sağlanmasını (imtiyazlı finansman dâhil) ve uygun durumlarda risk azaltıcı araçların kullanılmasını içerebilecek bir yanıt mekanizmasını koordine etmek. </p>
<p>● İhtiyaç duyan ülkelere koordineli ve etkin destek sağlamak üzere diğer çok taraflı, bölgesel ve ikili ortaklar dâhil olmak üzere ilgili paydaşları harekete geçirmek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enerjide-tarihi-sok-kuresel-kuruluslari-harekete-gecirdi-76170</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/0/1280x720/enerji-1775193361.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Enerji Ajansı ortak bir grup kurarak, savaştan kaynaklanan enerji krizine yanıt verilmesi kararı aldıklarını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogu-anadolu-kuru-meyve-ve-mamulleri-ihracatcilari-birliginde-yeni-donem-76148</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Apr 2026 18:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nde yeni dönem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin seçimli olağan genel kurul toplantısı yapıldı. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen genel kurula TİM Başkan Vekili ve GAİB Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci, Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu ve yönetim kurulu üyeleri, Gaziantep Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Akıncı, Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, davetliler ve Birlik üyesi ihracatçılar katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69ce8ad7a7315-1775143639.JPG" alt="" width="700" height="412" /></p>
<p>Tek liste halinde gidilen seçimlerde Murat Bakır başkanlığa seçilirken, Muttalip Akkılıç, Mehmet Alagöz, Özgür Atakan, Aziz Doğan, Abdulkadir Çıkmaz, Remzi Kırıcı, Yunus Özpineci, Bahattin Kılıç, Ahmet Öğüt ve Yalçın Geyik yönetim kurulu üyesi seçildi. Genel kurulda, denetim kurulu üyeliklerine Fatih Altunses, Hakkı Kılıç ve Mehmet Mete Sezer getirilirken, Mehmet Çıkmaz da TİM delegesi seçildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69ce8af167d1f-1775143665.JPG" alt="" width="700" /></p>
<p><strong>BAŞKAN BAKIR’DAN ÜYELERE TEŞEKKÜR</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinin yeni başkanı Murat Bakır, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından üyelere bir teşekkür konuşması yaptı. Başkan Bakır, “Genel kurulumuza katılarak destek veren herkese teşekkür ediyorum. Birliğimizin kuruluşundan bu yana görev alan, ihracatımızın artması için çaba gösteren tüm yöneticilerimize verdikleri emekler için teşekkür ediyorum. Bizler yönetim kurulundaki arkadaşlarımızla birlikte, önümüzdeki dönemde üyelerimizle sürekli iletişim halinde olarak, bir taraftan onların yaşadığı sorunların çözülmesi, diğer taraftan da ihracatın önündeki engellerin kaldırılması ve yeni pazarların bulunması için çalışacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogu-anadolu-kuru-meyve-ve-mamulleri-ihracatcilari-birliginde-yeni-donem-76148</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/8/1280x720/guneydogu-anadolu-kuru-meyve-ve-mamulleri-ihracatcilari-birliginde-yeni-donem-1775143703.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği’nin tek liste halinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısında Murat Bakır, birliğin yeni başkanı seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
