<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/robotlar-fabrikadan-cikiyor-kuresel-ekonominin-yeni-donusum-dalgasi-90539</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Robotlar fabrikadan çıkıyor: Küresel ekonominin yeni dönüşüm dalgası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekânın dijital dünyadan fiziksel üretime taşınmasını sağlayan genel amaçlı robotik, küresel ekonomide yeni bir üretkenlik devriminin kapısını aralıyor. ABD, Çin ve Japonya arasındaki teknoloji yarışı hızlanırken robotlar; üretimden lojistiğe, sağlıktan ticarete kadar pek çok alanda iş yapış biçimlerini ve küresel tedarik zincirlerini yeniden şekillendirmeye hazırlanıyor.</strong></p>
<p>Yapay zekâ devriminin ilk aşaması dijital dünyada yaşandı. Büyük dil modelleri ve üretken yapay zekâ uygulamaları bilgi üretiminden müşteri hizmetlerine kadar birçok alanda dönüşüm yaratırken, bugün aynı teknolojik sıçrama fiziksel dünyaya taşınıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise "General Purpose Robotics" yani Genel Amaçlı Robotik yer alıyor.</p>
<p>Uzun yıllar boyunca robotlar belirli görevler için tasarlanmış, kapalı üretim ortamlarında çalışan sistemler olarak değerlendirildi. Ancak yapay zekâ, sensör teknolojileri ve gelişmiş işlem kapasitesindeki ilerlemeler sayesinde robotlar artık çevrelerini algılayabilen, öğrenebilen ve farklı görevler arasında geçiş yapabilen çok yönlü sistemlere dönüşüyor. Bu nedenle birçok uzman, genel amaçlı robotları yalnızca yeni bir teknoloji kategorisi değil, küresel ekonominin bir sonraki büyük üretkenlik devrimi olarak görüyor.</p>
<p>Projeksiyonlarına göre bugün henüz başlangıç aşamasında bulunan genel amaçlı robotik pazarı, 2040 yılına kadar yüz milyarlarca dolarlık bir ekonomik büyüklüğe ulaşabilir. Ancak asıl önemli olan, ortaya çıkacak değerin yalnızca robot satışlarından ibaret olmamasıdır. Söz konusu dönüşüm; yazılım, veri, yapay zekâ, sensör teknolojileri ve yeni hizmet modellerini kapsayan geniş bir ekonomik ekosistemin oluşumuna işaret ediyor.</p>
<p><strong>Yapay zekânın fiziksel dünyaya açılan kapısı</strong></p>
<p>Yeni nesil robotları önceki kuşaklardan ayıran temel unsur, yapay zekâ ile fiziksel hareket kabiliyetinin birleşmesi. "Embodied AI" olarak adlandırılan bu yaklaşım sayesinde robotlar yalnızca programlanmış komutları yerine getirmiyor; çevrelerini yorumlayabiliyor, deneyimlerinden öğrenebiliyor ve değişen koşullara uyum sağlayabiliyor.</p>
<p>Bu gelişme, robotları otomasyon araçları olmaktan çıkararak potansiyel iş arkadaşlarına dönüştürüyor. Depolarda ürün taşıyan, fabrikalarda montaj yapan, hastanelerde lojistik destek sağlayan veya yaşlı bakımında görev alan robotlar artık geleceğin değil, bugünün teknolojik gündeminin parçası haline gelmiş durumda.</p>
<p><strong>Yeni teknoloji yarışının merkezinde kim var?</strong></p>
<p>Genel amaçlı robotik alanında küresel rekabet üç büyük aktör etrafında şekilleniyor: ABD, Çin ve Japonya.</p>
<p>Japonya, onlarca yıldır robotik donanım, hassas mühendislik ve otomasyon teknolojilerindeki üstünlüğüyle sektörün lider ülkelerinden biri oldu. Ancak rekabetin ağırlık merkezi giderek mekanik sistemlerden yapay zekâ ve yazılıma kayıyor. Bu nedenle Japonya, sahip olduğu mühendislik birikimini yeni nesil yapay zekâ tabanlı robotik sistemlerle bütünleştirmek zorunda...</p>
<p>ABD ise yapay zekâ ekosistemindeki üstünlüğü sayesinde önemli bir avantaj elde etmiş durumda. Nvidia, Tesla, Figure AI, Boston Dynamics ve OpenAI gibi şirketler robotik ile yapay zekâyı birleştiren çözümler geliştirerek sektörün teknolojik standartlarını belirlemeye çalışıyor.</p>
<p>Bununla birlikte son dönemin en dikkat çekici yükselişi Çin'den geliyor. Elektrikli araç sektöründe olduğu gibi robotik alanında da büyük ölçekli üretim kapasitesi, devlet destekleri ve agresif yatırım politikaları Çin'i önemli bir oyuncu haline getiriyor. Özellikle maliyet avantajı sayesinde Çinli üreticilerin kısa süre içinde küresel pazarda belirleyici bir konuma ulaşması bekleniyor. Bu durum, önümüzdeki yıllarda küresel robotik değer zincirlerinin önemli ölçüde yeniden şekillenebileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Robotik devrimi neden şimdi gerçekleşiyor?</strong></p>
<p>Robot teknolojileri uzun süredir gündemde olmasına rağmen son yıllarda sektörün önündeki temel engeller hızla ortadan kalkıyor.</p>
<p>İlk olarak, yapay zekâ modellerinin karar verme ve çevresel farkındalık kapasitesi önemli ölçüde gelişti. Robotların karmaşık görevleri yerine getirebilmesi için gereken bilişsel yetenekler artık çok daha erişilebilir durumda. İkinci olarak, sensörler, işlemciler, bataryalar ve mekanik bileşenlerde yaşanan maliyet düşüşleri robotları ticari olarak uygulanabilir hale getiriyor. Özellikle humanoid robotların üretim maliyetlerinde gözlenen düşüşler, teknolojinin yaygınlaşmasını hızlandırıyor. Üçüncü ve belki de en önemli unsur ise demografik dönüşüm. Japonya, Güney Kore, Avrupa Birliği ve giderek Çin, yaşlanan nüfus ve daralan işgücü nedeniyle ciddi ekonomik baskılarla karşı karşıya bulunuyor. Bu ülkelerde robotlar artık yalnızca verimlilik sağlayan araçlar değil, ekonomik sürdürülebilirliğin önemli bir bileşeni olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Küresel ticaretin kuralları değişebilir</strong></p>
<p>Genel amaçlı robotların en önemli etkilerinden biri uluslararası ticaret düzeninde ortaya çıkabilir. Son kırk yılda küresel üretim büyük ölçüde düşük işgücü maliyetlerine dayalı olarak şekillendi. Şirketler üretim tesislerini ucuz iş gücü sunan bölgelere taşırken küresel tedarik zincirleri de bu model üzerine kuruldu. Ancak robotların insan emeğine alternatif hale gelmesi, bu denklemi değiştirme potansiyeline sahip. Üretim kararlarında işçilik maliyetlerinin önemi azalırken enerji altyapısı, teknoloji ekosistemi, veri merkezleri ve lojistik ağlar daha belirleyici faktörler haline gelebilir. Bu süreç, son yıllarda sıkça tartışılan "reshoring" ve "nearshoring" eğilimlerini hızlandırabilir. Üretimin gelişmiş ekonomilere geri dönmesi veya tüketim merkezlerine daha yakın bölgelere kaydırılması, küresel ticaret haritasında yeni dengeler oluşturabilir.</p>
<p><strong>Geleceğin stratejik kaynağı: Robot verisi</strong></p>
<p>Robotik ekonomisinin geleceğinde asıl rekabet yalnızca donanım üretimi üzerinden şekillenmeyecek. Milyonlarca robotun evlerde, fabrikalarda, depolarda ve sağlık kuruluşlarında topladığı veriler yeni dönemin en değerli ekonomik varlıklarından biri haline gelebilir. Nasıl ki internet çağında kullanıcı verileri dijital ekonominin temelini oluşturduysa, robot ekonomisinde de fiziksel dünyaya ilişkin veriler benzer bir stratejik önem kazanacak. Bu nedenle geleceğin liderleri yalnızca robot üreten şirketler değil; robot işletim sistemlerini, veri platformlarını ve yapay zekâ altyapılarını kontrol eden aktörler olacak. Sektördeki rekabet giderek donanımdan yazılıma ve veriye doğru kayıyor.</p>
<p><strong>Toplumsal dönüşüm ve yeni meslekler</strong></p>
<p>Her büyük teknolojik dönüşüm gibi robotik devrimi de işgücü piyasasında önemli değişiklikler yaratacak. Bazı mesleklere olan talep otomasyon nedeniyle azalırken, robot bakım uzmanları, robot filo yöneticileri, yapay zekâ eğitmenleri, insan-makine etkileşimi tasarımcıları ve robot güvenlik mühendisleri gibi yeni uzmanlık alanları ortaya çıkacak. Bununla birlikte veri güvenliği, mahremiyet, etik kullanım ve otonom karar alma süreçleri yeni düzenleme alanları olarak önem kazanacak. Robotların günlük yaşamın daha görünür bir parçası haline gelmesiyle birlikte teknoloji politikalarının da yeniden şekillenmesi kaçınılmaz görünüyor.</p>
<p><strong>Türkiye için stratejik bir yol ayrımı</strong></p>
<p>Türkiye açısından genel amaçlı robotik dönüşümü hem fırsatlar hem de riskler barındırıyor. Emek yoğun sektörlerde düşük maliyet avantajına dayalı rekabet modelinin zayıflaması önemli bir risk oluştururken, otomotiv, makine, beyaz eşya, lojistik ve savunma sanayi gibi alanlarda robotik dönüşüm yüksek katma değerli üretim fırsatları yaratabilir.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye'nin önündeki temel mesele robotları kullanıp kullanmamak değil, robotik değer zincirinin hangi aşamasında yer alacağı. Yapay zekâ yazılımlarından sensör teknolojilerine, veri altyapısından robotik bileşen üretimine kadar uzanan geniş ekosistemde güçlü bir konum elde edebilen ülkeler, geleceğin sanayi ve teknoloji rekabetinde avantaj sağlayacak.</p>
<p>Henüz erken aşamada olmasına rağmen sektörün gelişim hızı, önümüzdeki on yıl içinde üretimden lojistiğe, sağlıktan perakendeye kadar birçok alanda köklü değişimler yaşanabileceğini gösteriyor. Bu dönüşüm yalnızca yeni bir teknoloji pazarının doğuşunu değil, küresel üretim sisteminin, ticaret düzeninin ve işgücü yapısının yeniden şekillenmesini ifade ediyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde ülkelerin rekabet gücünü belirleyecek unsurlardan biri, robotları ne kadar etkin kullandıkları kadar, robotların çalışmasını sağlayan yapay zekâ, veri ve yazılım ekosistemlerinde ne kadar söz sahibi oldukları olacak. General purpose robotics, bu yönüyle yalnızca bir sanayi teknolojisi değil, 21. yüzyılın ekonomik ve jeopolitik dengelerini şekillendirecek stratejik bir güç olarak yükseliyor.</p>
<p><strong>Buhar makinesi Sanayi Devrimi'ni, elektrifikasyon kitlesel üretimi, internet ise bilgi ekonomisini mümkün kıldı. Genel amaçlı robotik ise yapay zekâyı fiziksel dünyaya taşıyarak yeni bir ekonomik çağın kapılarını aralıyor.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/robotlar-fabrikadan-cikiyor-kuresel-ekonominin-yeni-donusum-dalgasi-90539</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Robotlar fabrikadan çıkıyor: Küresel ekonominin yeni dönüşüm dalgası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cin-ofansifi-ve-avrupa-savunmasi-90538</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin ofansifi ve Avrupa savunması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çin’in sayısal, fiyat ve teknoloji odaklı ofansifine karşı Avrupa duygusal miras, uygun fiyatlı elektrikli araçlar ve güvenilir hizmet ağıyla karşılık veriyor. Ancak; Avrupalılar, Çin’de kaybettikleri kârlılığın yerine Türkiye gibi üretim ve ihracat köprülerini “genişletilmiş Avrupa” içinde konumlandırarak yeni dengeyi kurmalı!</strong></p>
<p>Önceki haftaki Paris Mondial de l’Automobile, küresel otomotiv güç dengelerinin yeniden yazıldığı strateji sahnesiydi. 19 markayla Çinli üreticiler artık figüran değil ana aktördü; fuarın yaklaşık %40’ı, 2024’e göre iki katından fazla Çinli katılım ve binek otomobillerin yaklaşık üçte biri…</p>
<p>Avrupa’da yeni satılan araçların %10’u Çin’den ithal; Çinli markaların Fransa payı 2024’te %3,1’den 2026’nın ilk yedi ayında %11’in üzerine çıktı. Çin için; iç pazarı daralırken ve ABD tarifelerle fiilen kapanırken Avrupa’ya ihracat zorunlu büyüme kanalı. BYD’nin Avrupa satışları bu yıl iki katından fazla arttı; Chery ve Leapmotor hızla yükseliyor; Xiaomi Almanya’yı Avrupa açılımının sıçrama tahtası hedefliyor. Çinli markalar futbol sponsorlukları ve “Avrupa için doğdu”, “Avrupa’da, Avrupa için” söylemleriyle yerelleşiyor. Fiyat/donanım en doğrudan baskı; eşdeğer Avrupalı rakiplere göre %15-30 düşük fiyat; Xpeng L03 35.000 € seviyesiyle Renault Mégane E-Tech ve Volkswagen ID.3’ün altında.</p>
<p>Avrupa’nın savunması üç eksende. Birincisi, taklit edilemeyen kültürel miras ve nostalji; Citroen 2CV, Renault 8 Gordini ve Peugeot 205 T16’nın yeniden yorumu, elektrikliye geçişte geçmişe duygusal bağ, avantaj… İkincisi, uygun fiyatlı elektrikli araçlarla yeniden iddialı olmak üzere 15.000-25.000 € bandına dönüş; Citroen’in 15.000 Euro’luk elektrikli 2CV ve 17.900 €’luk Dacia Spring. Üçüncüsü, satış sonrası hizmet ve güven; Renault Grup CEO’su François Provost’un “5 yıl sonra da bu otomobilleri tamir edecek olan yine aynı servis olacak” sözü, hizmet ağı üstünlüğü vurgusu.</p>
<p>Rekabet yalnızca fiyat değil; Çinliler hızlı şarj, batarya ve yazılımda yenilikçi, Avrupalılar şasi, sürüş dinamikleri ve tarihsel mirasta iddialı. Çinliler yazılım ve bataryada üstünken Avrupalılar onlarca yıllık marka geçmişi ve deneyimine sahip.</p>
<p>Ancak tablo tek yönlü de değil; Renault-Geely ve Stellantis-Leapmotor işbirlikleri, Çin ofansifine karşı “çift taraflı oyun” veya zorunlu ittifak görünümü veriyor.</p>
<p>Asıl mesele, Avrupalıların Çin’de kaybettiği zeminin telafisinin nereden geleceğinde… Volvo yönetiminin “Batı’da geliştirilen otomobilleri Çin’de satma olasılığı büyük ölçüde ortadan kalktı; Çin artık karlılığa katkı sağlamıyor” tespiti yeni gerçeği özetliyor. Volvo’nun üçüncü çeyrekte Çin satışları %40,6; Volkswagen 2026’nın ilk dokuz ayında 2025’e göre %30,2 geriledi; BMW %21,8, Mercedes üçüncü çeyrekte %31 kayıp yaşadı. Porsche 2021’de Çin’de neredeyse 96.000 araç satarken 2025’te 42.000’in altına, bu yılın ilk dokuz ayında 21.493’e düştü.</p>
<p>ABD gümrükleri ve sanayi politikaları Avrupa’dan hizmeti zorlaştırırken Avrupa pazarı kaybedilen hacimleri absorbe edemeyecek ve Çinli markalara karşı kendini savunmak zorunda kalacak. Gelişmekte olan pazarlarda da aynı rakipler daha düşük maliyetli ürünlerle sahada; yani eski kâr marjlarını garanti edecek yeni piyasalar yok! Bu nedenle Avrupalılar rekabetçiliği yeniden kazanmak, yeni teknolojilere finansman sağlamak, geliştirme döngülerini kısaltmak ve geçmişin büyük hacimleri için tasarlanmış fabrikaları yeniden yapılandırmak zorunda. Üretimi ve mühendisliği düşük maliyetli bölgelere kaydırmak, katma değerin ne kadarının Avrupa’da kalacağı sorusunu da ayrıca doğuruyor.</p>
<p>Türkiye ve Renault örneği, bu denklemin Avrupa’nın güneydoğusundaki mikrokozmosu. Renault CEO’su Fabrice Cambolive’in çerçevesi, bir ayağı yerel pazarda diğer ayağı Avrupa’ya ihracatta olan Türkiye’nin geçmişte kazan-kazan çözümü ürettiğini hatırlatıyor. Renault’nun Brüksel nezdinde savunduğu pozisyon, Türkiye’nin Gümrük Birliği üyeliği ve Avrupa ile bütünleşme bağlarıyla gelecek düzenlemelerde “genişletilmiş Avrupa”nın parçası sayılması; örneğin otomobil sayılarının Avrupa ile Türkiye gibi ortak ülkeler arasında aynı havuzda toplanması öneriliyor. Cambolive’e göre Türkiye’nin en iyi katkısı, hibritlerin ÖTV’de avantajlı kategoriye alınması gibi yerel pazarın tam potansiyelini açacak düzenlemeler: “Türkiye’de üretilen fakat pahalı olmaması gereken Clio hibritin iç pazarda da satılabilmesi Brüksel’deki pozisyonu güçlendirir… Yeni satış fırsatları için Clio, Boreal ve Duster’ı içeren tam hibrit hattında maliyet rekabetçiliğini artırmalıyız.”</p>
<p>Çin’in sayısal, fiyat ve teknoloji odaklı ofansifine karşı Avrupa duygusal miras, uygun fiyatlı elektrikli araçlar ve güvenilir hizmet ağıyla karşılık veriyor. Ancak; Avrupalılar, Çin’de kaybettikleri kârlılığın yerine Türkiye gibi üretim ve ihracat köprülerini “genişletilmiş Avrupa” içinde konumlandırarak yeni dengeyi kurmalı! Nostaljinin ötesinde endüstriyel rekabetçiliği yeniden inşa etmek, bilançoları sürdürülebilir kılmak “dar görüş”le olmaz!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cin-ofansifi-ve-avrupa-savunmasi-90538</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/otomotiv-otomobil-1770179983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin ofansifi ve Avrupa savunması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dogu-akdenizde-yeni-denge-arayisi-90537</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğu Akdeniz’de yeni denge arayışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Libya’nın doğusundaki parlamentonun yedi yıllık itirazın ardından Türkiye ile deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, Ankara’nın Doğu Akdeniz’deki diplomatik hareket alanını genişletiyor. Ancak bu gelişme, Mısır ve Yunanistan’la deniz yetki alanları rekabetinden Orta Doğu’daki güvenlik işbirliklerine kadar uzanan karmaşık bölgesel dengeleri yeniden gündeme taşıyor.</strong></p>
<p>Libya’nın doğusundaki parlamentonun, yedi yıllık itirazın ardından Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatını onaylaması, Ankara açısından önemli bir diplomatik kazanım. Ancak kararın asıl anlamı, yalnızca Libya’daki dengelerin değişmesinde değil, Mısır’dan Yunanistan’a, Suudi Arabistan’dan Avrupa’ya uzanan ilişkilerin yeniden şekillenmesinde yatıyor.</p>
<p>Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da ülkeler arasındaki ilişkiler, çoğu zaman göründüğünden daha karmaşık. Bugün aynı masada buluşan ülkeler, başka bir başlıkta karşı karşıya gelebiliyor. Dün rakip olan aktörler, değişen koşullarda işbirliği arayışına girebiliyor. Libya’daki son gelişme de bu gerçeğin yeni bir örneği.<br /><br />Libya Parlamentosu’nun 7 yıllık itirazı neden sona erdi?</p>
<p>20 Ekim’de Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi, 2019’da Türkiye ile Trablus merkezli Ulusal Mutabakat Hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatını oybirliğiyle onayladı. Ankara’yla ilişkileri uzun süre mesafeli tutan ve Halife Hafter’in etkisi altındaki siyasi çevrelerin ağırlık taşıdığı parlamentonun bu kararı, önceki tutumdan belirgin bir uzaklaşma anlamına geliyor.</p>
<p>Türkiye, 2019 mutabakatıyla Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin tezlerini Libya üzerinden hukuki ve siyasi bir zemine oturtmayı hedeflemişti. Ancak Trablus hükümetiyle yapılan anlaşma, Libya’nın doğusundaki yönetim tarafından kabul görmemiş, Yunanistan ve Mısır başta olmak üzere bazı ülkelerin itirazlarıyla karşılaşmıştı.<br />Şimdi Bingazi’den gelen onay, Ankara’nın yıllardır aşmaya çalıştığı siyasi engellerden birini ortadan kaldırıyor. Bununla birlikte, Libya parlamentosunun kararı bütün uluslararası hukuk tartışmalarını sona erdirmiyor. Mutabakatın diğer ülkelerce tanınması ve sahadaki sonuçları ayrı bir mücadele alanı olmaya devam edecek.<br /><br />Hafter’in hesabı değişti…</p>
<p>Türkiye, 2021’den itibaren Libya’nın doğusunu dışlayan bir ilişki modelinden vazgeçip, ülkenin farklı güç merkezleriyle temas kurmaya yöneldi. Hafter cephesiyle ilişkiler de  kademeli biçimde geliştirildi.  Özellikle Hafter’in oğlu Saddam Hafter’in Ankara’yla temasları, askeri işbirliği ve savunma sanayisi üzerinden yeni bir yakınlaşma zemini oluştuğuna işaret etti.</p>
<p>Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ağustos ayında hem Trablus’u hem Bingazi’yi ziyaret etmesi, Hafter ve ailesiyle temaslarda bulunması bu politikanın parçasıydı. MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın 20 Ekim’deki temaslarına ilişkin haberlerin ardından ise Bingazi'deki parlamentonun anlaşmayı onay haberi geldi. <br />Hafter cephesi açısından ise Türkiye’yle yakınlaşmanın motivasyonu savunma sanayi işbirliği, ekonomik ilişkiler ve uluslararası meşruiyet arayışında yatıyor.  Ankara’yla ilişkilerin geliştirilmesi, Hafter ailesinin Libya’nın geleceğinde daha güçlü bir rol üstlenme hedefine de kapıyı açabilir. </p>
<h2>Tek mesele Libya değil…</h2>
<p>Ankara'nın Hafter cephesiyle yakınlaşmasını sadece Libya-Türkiye deniz yetki alanları anlaşması üzerinden okumak eksik kalır; Libya, Doğu Akdeniz’deki rekabetin yanı sıra Kuzey Afrika ve Sahel’e uzanan güvenlik dengelerinin de merkezinde yer alan bir ülke<br />Libya’daki gelişmelerin bölgesel anlamını ortaya koyan en önemli unsur, ülkeler arasındaki ilişkilerin değişkenliği. Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de hiçbir ülke bir başlıkta kurduğu işbirliğini bütün alanlara taşımıyor. Aynı aktörler, bir konuda ortak hareket ederken başka bir konuda karşı karşıya gelebiliyor.<br />Mısır bunun güncel örneği. Kahire, cuma günü Türkiye’yle birlikte Avrupa ülkelerinin de yer aldığı bölgesel temaslarda masaya oturdu. Ancak aynı dönemde, Yunanistan’la  bir olup, Türkiye-Libya mutabakatını kendi deniz yetki alanlarını ve kıta sahanlığı haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle reddetti. </p>
<h2>Meis yeniden denkleme girer mi?</h2>
<p>Mısır ile Yunanistan’ın deniz yetki alanları konusunda imzalamış oldukları anlaşmayı "doğuya doğru genişletmekten" bahsetmeye başlamaları, Türkiye açısından yeni bir sorunun habercisi gibi;  İki ülke 2020’de imzaladıkları deniz yetki alanları anlaşmasında Meis Adası’nı kapsam dışında bırakmıştı. Türkiye’nin güney kıyılarına çok yakın konumdaki ada, Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması tartışmasının en hassas başlıklarından biri.<br />Şimdi deniz yetki alanlarının doğuya doğru genişletilmesi seçeneğinin gündeme gelmesi, Meis’in olası yeni bir düzenlemeye dahil edilip edilmeyeceği sorusunu da beraberinde getiriyor. Böyle bir adım, Türkiye’nin Libya üzerinden kurduğu deniz yetki alanı denklemine karşı yeni bir siyasi ve hukuki hamle niteliği taşıyabilir.</p>
<h2>Savunma Bakanı’nın Mısır çıkışı ters teper mi?</h2>
<p>Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in Mısır’a yönelik yaptığı son çağrının ise “ters tepme” olasılığını da dikkate almakta fayda var;</p>
<p>Libya Parlamentosu’nun Türkiye ile deniz yetki anlaşmasını onaylamasının ardından Bakan Güler Mısır'a “Yunanistan’la değil bizimle deniz sınırlandırma anlaşması yaparsanız, 15 bin km² daha fazla denizalanı kazanırsınız” çağrısı yaptı. Ancak bu çağrı Yunanistan ile Mısır’ın yetki anlaşmasını imzalamadan önce de yapılmış, Kahire yönetimi tarafından hiç ciddiye alınmamıştı. Üstelik Türkiye Mısır’a deniz yetki alanı anlaşması konusundaki ilk çağrıyı yaptığında iktidarda Ankara’daki AK Parti Hükümeti ile son derece iyi ilişkilere sahip Mursi yönetimi vardı. O yönetimi bile ikna edilemedi. </p>
<p>Mısır ve Yunanistan’ın deniz yetki anlaşmasını imzaladıkları 2020’de mevcut hükümet yine Kahire’ye “eğer anlaşmayı bizimle yapsaydınız, daha fazla alan kazanırdınız” mesajı göndermişti. O dönemde Mısır’da yönetimde Sisi vardı, şimdi de yine Sisi Cumhurbaşkanı. Türkiye’nin çağrılarına rağmen Atina ile anlaşmaya imza koyan Sisi yönetimi, şimdi vatandaşlarına dönüp “kusura bakmayın, biz o zaman yanlış yapmışız. Mısır’ın çıkarlarını iyi koruyamamışız, Yunanistan’la anlaşma imzalayarak ülkemizin Akdeniz’de daha fazla alan kazanmasını sağlayamamışız. Şimdi Türkiye’nin Milli Savunma Bakanı bizim hakkımızı bizden iyi koruyor” der mi? Kahire’ye “yanlış yapmışsınız, gelin biz size doğrusunu gösterelim” mesajı vermek, Türkiye’nin Orta Doğu’da kurmaya çalıştığı politikada kilit önem taşıyan Mısır’ı daha da uzaklaştırmaya yol açmaz mı?</p>
<p>Yaşar Güler’in çıkışı bu açıdan son derece talihsiz bir açıklama olarak tarihe geçecek gibi…</p>
<h2>Sahada olanı yok sayarak düzen kurulmuyor</h2>
<p>Libya’da Türkiye’nin hem Trablus hem de Bingazi ile ilişkilerini geliştirerek Doğu Akdeniz’de hareket alanını genişletmesi, bölgesel güç siyasetinin temel bir gerçeğini yeniden ortaya koydu: Sahadaki güçleri yok sayarak kalıcı bir düzen kurulamıyor. </p>
<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın İran’a ilişkin açıklamaları da Washington’ın bu gerçeği yeniden hatırladığının işareti gibi. </p>
<p>Barrack, 20 Ekim’de Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen Global Security Forum’da yaptığı açıklamalarda, İran’ın geleceğine İran halkının karar vermesi gerektiğini söyledi, ancak İran halkı ile ülkenin dinî yönetimini birbirinden ayırdı; Devrim Muhafızları’nın İsrail’e karşı düşmanca rolünü eleştiren Barrack, Libya, Afganistan, Suriye ve Irak örneklerini anarak dış müdahale ve rejim değiştirme politikalarının başarısızlıklarına dikkat çekti. </p>
<p>Bu sözleri ABD’nin 2003 Irak işgalinden çıkardığı dersle birlikte okumak mümkün; İşgalin ardından Irak'ta yönetimdeki Baas Partisi üyelerinin ve devlet kadrolarının geniş ölçekte tasfiye edilmesi, devlet kapasitesinin zayıflamasına ve güvenlik boşluğunun büyümesine katkıda bulunmuştu. Belli ki, İran’da da mevcut devlet yapısının tümüyle dağıtılmasının benzer sonuçlar doğurabileceği düşüncesi, Washington’ın hesaplarına girmeye başlamış. </p>
<p>Türkiye’nin Libya’da attığı adımlar ile Washington’ın İran’a ilişkin yaklaşımı arasındaki benzerlik de burada ortaya çıkıyor. Ankara, Doğu Akdeniz’deki çıkarlarını korumak için yalnızca Trablus yönetimiyle ilişkilerini sürdürmekle yetinmedi; yıllarca karşı cephede duran Hafter ailesiyle de temas kurdu. Nitekim sahadaki etkili aktörleri dışlamak yerine onlarla ilişki kurmak, Türkiye’nin diplomatik hareket alanını da genişletti.</p>
<p><strong>Libya’dan İran’a uzanan ortak ders şu: Bir ülkenin geleceğini şekillendirmek isteyen güçler, sahadaki gerçekleri ve mevcut güç merkezlerini hesaba katmak zorunda.</strong> Bu, her aktörle uzlaşmak ya da bütün taleplerini kabul etmek anlamına gelmiyor. Asıl mesele, muhatapları baştan devre dışı bırakmanın doğuracağı sonuçları görebilmek ve çıkarları koruyacak bir denge kurabilmek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Mekke Anlaşması’ndan Sudan’a uzanan hat</span></h2>
<p>Bölgesel dengelerin değişkenliği güvenlik alanında da görülüyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın 7 Ağustos’ta imzaladığı Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenlik işbirliğinin yeni bir boyut kazandığını gösterdi. Mısır’ın da Suudi Arabistan’ın güvenliği, Yemen ve deniz ulaşımı gibi başlıklarda yürütülen temaslarda yer alması, farklı aktörlerin ortak kaygılar etrafında bir araya gelebildiğini ortaya koyuyor.<br />Sudan dosyası, Türkiye-Mısır ilişkileri bakımından ayrıca önemli... İki ülke Sudan’da orduya destek verirken, Libya’nın doğusunun çatışmanın diğer tarafıyla bağlantılı olabileceğine ilişkin iddialar da gündeme geliyor. Hafter cephesiyle yakınlaşmanın Ankara’ya sağlayacağı etkinin, bu tür bölgesel dosyalara yansıyıp yansımayacağı önümüzdeki dönemde izlenmesi gereken konulardan biri.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dogu-akdenizde-yeni-denge-arayisi-90537</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/568-1792990284.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğu Akdeniz’de yeni denge arayışı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-antalyaya-akdeniz-gundemi-yakisir-90536</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31, Antalya’ya Akdeniz gündemi yakışır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupa’da su seviyelerinin düşmesi, ticaret yollarındaki kırılganlıklar ve iklim değişikliğinin artırdığı maliyetler, Türkiye ile Avrupa sanayisinin iş modellerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Made in Europe sürecinde Türk sanayisinin konumunu güçlendirmek için sektör bazında önceliklerin belirlenmesi ve Avrupalı iş ortaklarıyla birlikte hareket edilmesi gerekiyor.</strong></p>
<p>COP31, 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da toplanacak. Böylece aslında küresel iklim değişikliği gündemi ilk kez Akdeniz kıyısındaki bir kentte ele alınacak. <strong>Akdeniz havzası, küresel ortalamaya kıyasla yüzde 20 daha hızlı ısınan </strong><strong>ve iklim değişikliğinden en yoğun etkilenen yerlerden biri</strong>. Onu da söyleyeyim.</p>
<p>Manalı aslında. Akdeniz’in derdi çok, iklim değişikliği, kuraklık, çölleşme ve biyoçeşitlilik diye başlayınca.</p>
<p><strong>COP31 ile iklim değişikliği gündemi ilk kez Akdeniz kıyısında bir kentte</strong></p>
<p>Bundan önce de Akdeniz ülkelerinde toplanan COP’lar oldu olmasına ama hiçbiri Akdeniz kıyı şeridindeki bir kentte değildi. Mesela COP7 ve COP22, Fas’ın Marakeş kentindeydi. COP9, İtalya’nın Milano kentinde yapıldı. İklim değişikliğiyle mücadele açısından milat sayılan Paris Anlaşması, yine bir Akdeniz ülkesi olan Fransa’da, COP21 kapsamında imzalanmıştı. COP25 ise İspanya’nın başkenti Madrid’deydi. Ama bunlardan hiçbiri Akdeniz kıyısında değil, hepsi karada. Buralarda deniz kıyısında en son Mısır’ın Şarm el-Şeyh kentindeki COP27 vardı. Ama orası da Kızıldeniz kıyısındaydı.</p>
<p>Doğrusu ya, böyle bakıldığında COP31, Akdeniz’in iklim değişikliği kaynaklı meselelerini gündeme taşımak için son derece elverişli bir zemin, bana sorarsanız. Akdeniz kıyısındaki bir şehirde düzenlenen ilk taraflar konferansı, COP31.</p>
<p>Akdeniz’in iklim değişikliği derdi çok boyutlu. Mesela, iklim değişikliği nedeniyle yağışların azalması, artan nüfus ve turizm nedeniyle büyüyen su talebi, Akdeniz’in küresel su stresi gündeminde önemini artırıyor.</p>
<p>Aynı zamanda, yağışların azalması, artan sıcaklık ve yaygınlaşan orman yangınları Akdeniz’de pek çok bölgenin, özellikle de Antalya’nın turizme dayalı iş modelini tartışmaya açmak için önemli bir fırsat. Kim yaygınlaşan orman yangınlarının ortasında tatil planı yapmayı düşünür ki?</p>
<p>Antalya’da COP31 demek, bütün bir Akdeniz havzasının, iklim değişikliği gündemi nedeniyle iş modelini olanca ağırlığıyla gündeme yerleştiriyor. Adil geçiş stratejilerinin ne kadar kapsamlı biçimde düşünülmesi gerektiğine de işaret ediyor. Nedir adil geçiş stratejisi? Bu bölgede bundan böyle hayatı idame ettirmek için ne tür yatırımlar yapmak gerekir diye düşünmek demek.</p>
<p>Türkiye’de adil geçiş stratejisi deyince aklımıza hala ilk önce kömürden çıkış sonrası kömür bölgelerinin iş modelinin ne olabileceği konusu geliyor olabilir. Almanya’da adil geçiş komisyonun adının Kömür Komisyonu olması da yanıltıcı elbette. Ama Akdeniz havzasında artan orman yangınları, turizm bölgelerimizi nasıl yeniden yapılandırmamız gerektiğini de tartışmaya başlamamız gerektiğini gösteriyor aslında.</p>
<p>Yalnızca Akdeniz havzasının meselesi değil bu su meselesi. Akdeniz’de şimdilerde iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesi, kıyılarda heyelan riskinin artması filan bekleniyor. Ama kuzeyde Hazar Denizi’nde su seviyesinin alçalması kaynaklı başka bir problemimiz var. Hazar’da su seviyesinin alçalması demek, Rusya ile Çin arasındaki Orta Asya ekonomilerinin güçlendirilmesi sürecini zorlaştıracak faktörlerden bir tanesi. Kötü yani.</p>
<p><strong>İpek Yolu tek bir koridor değil, bir koridorlar manzumesinin ortak adıydı</strong></p>
<p>Aynı durum, Avrupa’nın iç su yolları için de geçerli. Hem Tuna Nehri’nde hem de Ren Nehri’nde su seviyesinin düşüyor olması, Avrupa sanayisinin lojistik maliyetlerini ciddi surette artırıyor. Bunlar hep Avrupalı şirketlerle birlikte çözüm aramamız gereken meseleler aslında.</p>
<p>Neden? Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz girişindeki Babülmendep Boğazı kapanınca Asya-Avrupa ticaret yolları bir nevi yeniden düşünülmeye başlanmıştı. Akla hemen gelen yollardan biri, Umman’dan karaya çıkıp Kızıldeniz kıyısından Mafrak, Ürdün’e gelmek ve oradan sola dönüp İsrail’in Hayfa limanına varan Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Ekonomik Koridoru (India–Middle East–Europe Economic Corridor, IMEC) fikriydi. Mafrak’tan sola dönmeyip, Ürdün’den Suriye’ye geçerseniz kıyıdan Mersin’e ulaşmak mümkün, bu arada.  </p>
<p>Geçenlerde “İpek Yolu tek bir koridordan ibaret değildi, birbirleriyle rekabet eden bir koridorlar manzumesinin ortak adıydı” diye ifade etmeye çalıştığım buydu aslında. Yine öyle olacak IMEC konusunda da. Nasıl İpek Yolu tek bir koridor değilse, IMEC de tek bir koridor olmak zorunda değil. Önem taşıyan husus, her bir rotanın maliyetlerini nasıl düzenlediğiniz.</p>
<p>Yol Mersin’e ulaştıktan sonra da pek çok seçenek var aslında. Ben, Mersin-Filyos hattının önem taşıyabileceğini düşünüyorum. Filyos’tan Köstence’ye ulaştıktan sonra hem demiryolu hem de Tuna Nehri üzerinden gidip, Avrupa’nın iç su yollarını kullanmak da mümkündü alternatif IMEC koridorları için doğrusu. Aynı İpek Yolu’nda olduğu gibi…</p>
<p>Ancak şimdi Avrupa’nın nehirlerinde su seviyesinin düşmeye başlaması, seçenekleri sınırlandırmayı zorunlu kılabilir. Buna da ayrıca bakmak lazım. Su kısıtı yalnızca Akdeniz’e özgü değil sonuçta. Hem Güney Kafkasya’da hem de Avrupa’nın içlerinde benzer bir meselemiz var.</p>
<p>Ama iklim değişikliği kaynaklı etkinin, iş modellerine etkisi ortak aslında… Akdeniz bölgesinde de Avrupa’nın iç bölgelerinde de mevcut iş modellerini yeni baştan ele almak, yeniden düzenlemek gerekecek. Bugüne kadar yapmaya alıştığımız işleri eskisi gibi sürdürmek, artan maliyetler ve azalan talep nedeniyle artık değişebilir.</p>
<p>Son günlerde yoğun biçimde tartışılan Made in Europe sürecinde ve AB Sanayi Hızlandırıcı Yasası teklifine ilişkin tartışmalarda, iş modellerinin nasıl örgütleneceği meselesi önemli aslında. Ben bu nedenle, konunun siyasetçiler tarafından daha az, şirketler kesimiyle daha çok ele alınmasında fayda olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Avrupa, sanayisini güçlendirmek için adım atmaya çalışıyor. Türk sanayisi de Avrupa sanayisinin ayrılmaz bir parçası, benim gördüğüm. Özellikle Alman sanayisinin. Şimdi Avrupa sanayisinde öncelikler değişiyorsa, Türk sanayisi için değişeni de partnerlerimizle konuşarak tespit etmemiz gerekir doğrusu. Sektör sektör odaklanmamız gereken konuları listelemekte fayda var.</p>
<p>Bu nedenle TEPAV’da, TOBB iş birliğinde hazırladığımız Made in Europe Raporu’nu 3 Kasım’da düzenleyeceğimiz bir toplantıyla tartışmaya açacağız. Sektörel müzakere başlıklarını belirlemek önemli.</p>
<p><strong>Adil Geçiş Komisyonu yerelde nasıl örgütlenmeli?</strong></p>
<p>Türkiye özelinde baktığınızda, iklim değişikliği gündemi, farklı bölgeleri farklı biçimlerde etkileyeceğine ve kararların yerel düzeyde alınması önemli olduğuna göre, yalnızca ulusal düzeyde değil, il bazında adil geçiş komisyonları ya da Türkiye’deki taslak çalışmada olduğu gibi istişare kurulları oluşturulması son derece önemli. Şimdilerde her bölge için ayrı ayrı düşünmeye başlamakta fayda var.</p>
<p>Dün burada ne yapardık, bundan sonra hayatımızı nasıl örgütlemeliyiz? Made in Europe sürecinde şirketlerimiz Avrupa’daki partnerleri ile müzakere edecekler. Yerel adil geçiş komisyonlarında ise sosyal taraflar ülke içinde birbirleriyle müzakere edecekler. Bunların hepsinin kurumsal altyapısını şimdiden düşünmeye başlamak lazım. Hangi şartlarda? İklim değişikliği sürecinin getirdiği şartlar altında.</p>
<p>Antalya’ya Akdeniz gündemi yakışır derken kastettiğim de bu aslında. Turizmden sanayiye, su kullanımından ticaret yollarına kadar değişen şartlar altında hayatımızı nasıl sürdüreceğimizi birlikte düşünmemiz gerekiyor. COP31’i, Akdeniz’de hangi yatırımlara ve bu kararları birlikte alacağımız hangi yerel yapılara ihtiyaç duyduğumuzu konuşmak için değerlendirebiliriz. Antalya’dan başlayarak.</p>
<p>Yapacak çok işimiz var.</p>
<p>Peki, memleketin gündemini yapılması gereken işlere odaklamak kolay mı?</p>
<p>Hayır.</p>
<p>Çok işimiz var.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-antalyaya-akdeniz-gundemi-yakisir-90536</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31, Antalya’ya Akdeniz gündemi yakışır ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abde-pazar-payimiz-geriliyor-90535</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB’de pazar payımız geriliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dünya ticaretinde büyüme sürerken Türkiye’nin Avrupa pazarındaki performansı alarm veriyor. AB’nin motorlu kara taşıtları ithalatı yüzde 10,4, elektriksiz makine ithalatı yüzde 18,8 artarken Türkiye’den alımlarındaki artış sırasıyla yüzde 4,2 ve yüzde 2’de kaldı. İhracatın küresel payındaki gerileme de rekabet gücündeki kaybı ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>İran Savaşı, Rusya-Ukrayna Savaşı, Hürmüz Boğazı’ndaki durum, artan petrol fiyatları nedeniyle dünya ekonomisinde işlerin hiç de iyi gitmediğini, küresel ticaretin zayıf olduğunu düşünenler varsa yanılıyor. Ülkelerin dış ticaret verileri ile Dünya Ticaret Örgütü’nün açıkladığı veriler durumun tam tersi olduğunu gösteriyor. Küresel büyüme de ticaret de güçlü seyrediyor.</p>
<p>Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’nin ithalatı bu yılın ilk yedi ayında yüzde 11,1 artmış durumda. Bu dönemde AB’nin Çin’den ithalatı yüzde 15,6, ABD’den ithalatı yüzde 10,1 artarken, Türkiye’den ithalatı sadece yüzde 2,9 yükseldi. Bu, Türkiye’nin AB pazarında güç kaybettiğini gösteriyor.</p>
<p>En büyük ihracat kalemimiz olan motorlu kara taşıtlarında AB’nin toplam ithalatı yüzde 10,4 yükselirken, bizden yaptığı alımlarda artış yüzde 4,2.</p>
<p>Kazan, makine ve elektriksiz aletlerde AB’nin toplam ithalatı yüzde 18,8 artarken, bizden alımları sadece yüzde 2 yükselmiş.</p>
<p>Örme giyimde, AB’nin toplam ithalatı yüzde 4,9 artmış ancak bizden alımları yüzde 6,5 gerilemiş. Dokuma giyim ürünlerindeki durum buna benzer.</p>
<p>Demir-çelik, mobilya, inorganik kimyasallar gibi kalemlerde de önemli farklar var.</p>
<p>Plastik ve bazı gıda ürünleri dışındaki başlıklarda bu yıl durum aleyhimize gelişmiş.</p>
<p>Önde gelen fasıllara göre tabloyu aşağıda görebilirsiniz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adedb12efc1d-1792989970.png" alt="" width="323" height="477" /><br />Daha önceki yazılarımda detaylıca değindiğim için bugün tekrar etmeyeceğim ancak bu tablodaki oranlar, dolar bazında ticaret verilerindeki değişimi gösteriyor. İhraç ettiğimiz mal miktarındaki durumumuz, tablodakine göre daha zayıf.</p>
<p>Geçen hafta, Türkiye’nin ihracat pazarlarında rekabet gücünün zayıfladığına işaret eden TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin “Küresel ihracattan aldığımız pay, iki yılda yüzde 1,08’den yüzde 0,98’e geriledi” ifadesi bu açıdan, son derece kıymetli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abde-pazar-payimiz-geriliyor-90535</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB’de pazar payımız geriliyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gozler-orta-doguda-gelismeler-ile-fed-ve-ecb-toplantilarinda-90534</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gözler Orta Doğu’da gelişmeler ile Fed ve ECB toplantılarında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bu hafta yurtdışı gündemde, Orta Doğu'daki gelişmeler ve G3 merkez bankalarının faiz kararları izlenecek. Enerji fiyatlarının yükselmesi ve ürün spredlerinin yüksek kalması durumunda rafineri hisseleri değer kazanırken, havacılık baskı altında kalabilir. </strong></p>
<p>Orta Doğu kaynaklı ihracatın savaş öncesi seviyelere yaklaşmasına rağmen enerji fiyatlarının yükseldiği bir ortamda haftaya başlıyoruz. Husilerin Suudi Arabistan’da enerji kaynaklarını hedef alan saldırıları ve İran’ın körfezdeki gemileri vurması ABD seçimleri sonrası Orta Doğu’da savaş ihtimalini artırdı.</p>
<p>Aralık vadeli aktif Brent kontratı 117 dolar ile Nisan sonundan beri gördüğü en yüksek seviyeye ulaştı. Vadeli piyasalar petrol fiyatının Mayıs ayına kadar 100 doların üzerinde kalacağını fiyatlıyor. Enerji uzmanları mevcut fiyatların 20-25 dolarlık kısmının jeopolitik risk primi kaynaklı olduğunu tahmin ediyor. </p>
<p>Enflasyonda yukarı yönlü riskin arttığı bir ortamda Fed (Çarşamba), ECB (Perşembe), BoJ (Cuma) faiz kararlarını izleyeceğiz. Tahvil faizlerinde yükseliş ve yapay zekâ kaynaklı riskten kaçış finansal koşulları sıkılaştırarak merkez bankalarının işini kısmen yaptı. Fed, ECB ve BoJ ikincil etkileri görmek için muhtemelen Ekim toplantılarını pas geçecek. </p>
<p>Çip, hafıza, yazılım hisselerinde Cuma günü seçici yükseliş yapay zekâ satış dalgasının sonuna yaklaştığımıza işaret ediyor. Ama muhteşem yedi hisselerinin harekete katılmaması, finans, havayolu, otomotiv, sağlık hisselerinde satış riskten kaçışın devam ettiğine işaret ediyor. </p>
<p>Savaş bölgesine yakın, enerji ve faiz duyarlılığı yüksek Borsa İstanbul geçen hafta en sert gerileyen gelişmekte olan borsalar arasında yer aldı. Ankara’nın aldığı önlemlere rağmen MSCI’nın Türkiye’yi beklemede tutması ve PPK açıklamasında para politikası görünümü paragrafına “adımların büyüklüğü ve zamanlaması” ifadesinin eklenmesi Borsa İstanbul’u baskıladı. </p>
<p>Cuma günü 10,700 seviyesine gerileyen endeks, kapanışa doğru gelen güçlü alımla 11.000 desteğinin üzerinde haftayı bitirdi. Bankalar kapanışa doğru gelen alımda en çok yükselenler arasındaydı. Büyümeye duyarlı beyaz eşya, demir-çelik, otomotiv haftalık bazda en çok gerileyenler arasında yer aldı. </p>
<p>Bu hafta yurtdışı gündemde, Orta Doğu'daki gelişmeler ve G3 merkez bankalarının faiz kararları izlenecek. Enerji fiyatlarının yükselmesi ve ürün spredlerinin yüksek kalması durumunda rafineri hisseleri değer kazanırken, havacılık baskı altında kalabilir. </p>
<p>Fed, ECB ve BoJ’un politika faizlerini değiştirmesi beklenmiyor. Ama önümüzdeki toplantılarda faiz artışının sınırlı olacağına yönelik sinyaller, kısa-orta vadeli tahvil getirilerinde gerilemeyi ve dünya borsalarında tepki alışlarını destekler. Küresel risk iştahına duyarlı bankalar harekete güçlü katılır. </p>
<p>Yurtiçi gündemde fonların tasfiye süreci ve haksız kazanç elde edenlerden yapılan tahsilatlar izlenecek. Şirket sahiplerinden yapılacak tahsilatın artması belirsizliği azaltarak son bir ayda çok değer kaybeden büyük şirketleri destekleyebilir. Ancak geçtiğimiz haftalarda satış yönünde olan yabancı yatırımcılar ve teminat tamamlama satışının hızlanması nedeniyle olası tepki alışı seçici olacaktır. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gozler-orta-doguda-gelismeler-ile-fed-ve-ecb-toplantilarinda-90534</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gözler Orta Doğu’da gelişmeler ile Fed ve ECB toplantılarında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/the-bodrum-cupin-gelecek-rotasi-90533</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> The Bodrum Cup’ın gelecek rotası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tarihi kültürel miras, doğal kaynaklar ve yerel kabiliyetlerin buluşmasıyla bölgeye ve ülkeye değer katıyoruz. The Bodrum Cup, bunun parıltılı örneği ve artık bir gelenek haline gelmiş durumda.</strong></p>
<p>Gelenek, <strong>gelene ek</strong> demektir. Eğer gelen, değer üreten bir şey ise ona ek yapan, sürekliliğidir. <strong>The Bodrum Cup </strong>1988’den beri her yıl düzenlenen uluslararası bir <strong>yelken festivali</strong> ve yarışı… Gelenek oluşumu için yeterli süreyi geride bırakmış, <strong>Bodrum’a</strong>, <strong>bölgeye</strong> ve <strong>ülkeye</strong> katkı sunar hale gelebilmiş…</p>
<p><strong>Era Bodrum Yelken Kulübü</strong> kurucu ve onursal başkanı <strong>Erman Aras</strong>, ömrünü buna adamış, Akdeniz’in en büyük <strong>yelken organizasyonu</strong> olmayı başarmış. Bodrum’un <strong>geleneksel ahşap tekne üretimini</strong>, denizcilik kültürünü, <strong>mavi yolculuk</strong> geleneğini yaşatabilmiş. Sadece spor yarışı değil <strong>kültürel festival</strong>…</p>
<p><strong>BODRUM GEMİSİ TÜRKİYE’NİN VİZYON TAŞIYICISI</strong></p>
<p><strong>The Bodrum Cup</strong> Organizasyon Komitesi Başkanı <strong>Süleyman Uysal</strong>’ı dinliyoruz; “<em>Gayretimizi en büyük meyvesi; devlet talimatıyla değil, Bodrum halkının, yerel ustaların, gönüllülerin birlikteliğiyle 2001’de suya inen <strong>Bodrum Gemisi</strong>’dir</em>.” Ülkemizin tanıtımında gelenekten geleceğe uzanan <strong>Türkiye vizyonu</strong>…</p>
<p>The Bodrum Cup, <strong>76 gönüllü iş insanın organizasyonu</strong>. Komite; yarış haftası boyunca yaklaşık <strong>200</strong> kişilik saha ve operasyon ekibini yönetiyor. Yarışa katılan her yatta, <strong>3 ila 7 arasında personel</strong> görev yapıyor. Dolayısıyla organizasyon, hem karada hem de denizde <strong>geniş bir ekibin çalışmasını</strong> sağlıyor.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / The Bodrum Cup’a dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Bodrum’a ekonomik katkısı?</em></strong></p>
<p>Katılımcı sayısına bağlı olarak organizasyon süresince yaklaşık <strong>1,5 ila 2 milyon Euro ekonomik hareketlilik </strong>oluştuğunu tahmin ediyoruz. Yalnızca Bodrum’a değil <strong>yarış rotasındakilere</strong> kazandırıyor.</p>
<p><strong><em>Bölge turizmine katkısı?</em></strong></p>
<p>Yarışların 9 yıldır sponsoru <strong>Four Seasons</strong> otelleri yatırımcısı <strong>Tay Group</strong> Kurumsal İletişim Direktörü <strong>Burçin Özer</strong>; turizm, yat çeşitlenmesine desteğini vurguluyor. <strong>Sezonu sonbahara uzatması</strong> da cabası…</p>
<p>Turizm ve <strong>yat çeşitlenmesini</strong> destekliyor. <strong>Sezonu sonbahara uzatıyor</strong>. Ekim ayında bölgeyi, yerli ve yabancı ziyaretçiler için <strong>cazibe merkezi</strong> haline getiriyor. <strong>Denizcilik kültürünün kök salmasını</strong> sağlıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>TÜRKİYE’NİN FARKLI ALANLARDAKİ KABİLİYETİNİ KÜREYE TAKDİM ETMEK</strong></p>
<p><strong>Bodrum</strong>, ülkemizin değerlerinden biri… Doğal güzellikleri, koylarıyla <strong>denizcilik kültürünün yeşertilmesi</strong>, yaşatılmasında seçkin bir rolü var. Yarış sırasında çekilen <strong>fotoğraf</strong> ve <strong>videolar</strong>, ulusal ve uluslararası basın ve sosyal medya aracılığıyla yaklaşık <strong>50 milyon görüntülenmeye</strong> vesile oluyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>BODRUM THE CUP LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Yelkencilik</strong>: Yelkenli bir tekneyle su üzerinde ilerleme, rüzgârla manevra yapma, seyahat etme</p>
<p><strong>Bodrum Gemisi</strong>: Türkiye’nin çeyrek asırlık ilk ve tek yelkenli eğitim ve okul gemisi</p>
<p><strong>Bodrum Boat Show</strong>: 15-20 mt tekne ve 30 mt üzeri lüks yatların buluştuğu uluslararası organizasyon</p>
<p><strong>The Bodrum Cup</strong>: Her yıl Bodrum’da düzenlenen Akdeniz’in en prestijli ahşap tekne ve yat yarışları</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/the-bodrum-cupin-gelecek-rotasi-90533</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ The Bodrum Cup’ın gelecek rotası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-vurgunu-bu-borclanmalari-golgelemesin-90532</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon vurgunu bu borçlanmaları gölgelemesin!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye neredeyse bir buçuk aydır fon vurgunuyla yatıyor, fon vurgunuyla kalkıyor. Bu gayet normal. İlk bakışta yarım milyon insan bu vurgundan etkilenmiş gibi görünüyor ama dolaylı etkilenenlerin sayısı en az çarpı üç, hatta çarpı dört.</p>
<p>Bu kadarla kalsa iyi, bir de fonla hiç işi olmadığı halde borsada fon portföyüne alınmış ve fiyatı şişirilmiş hisse senetlerinde yakalananların var. Ayrıca bilançosu çok iyi, fiyatı birkaç yıl önceki düzeyde seyreden borsanın lokomotifi konumundaki hisse senetlerine yatırım yapmış ama bu vurgundan dolayı kayba uğramış olanlar var.</p>
<p>Aradan geçmiş bir buçuk ay; sorunun büyüklüğünü ve ekonomiyi nasıl etkilemekte olduğunu, giderek daha fazla nasıl etkileyeceğini hâlâ tam kavrayamamış olanlar ya da mezarlıktan geçerken ıslık çalarcasına kavramaktan kaçınanlar, birilerinin üç beş milyar iade etmesiyle sorunun geride kalabileceğini sanıyor. Öyle olmayacağını yaşayarak göreceğiz.</p>
<p>Türkiye fon vurgunuyla yatıp kalkarken ekonomi diğer alanlarda nasıl gidiyor diye bakmak, hatta belki daha bir dikkatli bakmak gerekiyor.</p>
<p>Yıl içinde neredeyse her ay bıkmadan, usanmadan ele aldığım, alınmasını da gerekli gördüğüm bir konu var: </p>
<p><strong>“İç borçlanmada, özellikle sabit faizli iç borçlanmada taahhüt edilen faiz.”</strong></p>
<h2>İmzalar atıldı mı, geçmiş olsun! </h2>
<p>Hazine iç borçlanmada çeşitli araçlar kullanır. Bunların bir kısmı değişken faizli araçlardır, bir kısmı ise ihalenin yapıldığı gün vade sonuna kadar faizin sabitlendiği araçlar. İşte sabit faizli senet ihaleleri faizin sabitlendiği bir borçlanma yöntemidir ve bu borçlanmada oluşan faizi daha sonra değiştirmek mümkün değildir.</p>
<p>Ne enflasyon öngörüleni çok aştı diye bu borcu verenler ek faiz talep edebilir, ne de enflasyon öngörülenin çok altında kalırsa Hazine’nin bir talebi olabilir. İhale yapıldığında imzalar atılmış, taahhüt kesinleşmiştir.</p>
<h2>Dokuz yıla yüzde 35 faiz </h2>
<p>Hazine bu yıl sabit faizli 25 ihale yaptı. Bu ihalelerde faiz çok yüksek. Hazine’nin taahhüt ettiği faizle enflasyon hedefi olarak ortaya konulan oranları yan yana getirmek bile mümkün değil.</p>
<p>Bu yılki 25 ihalede en düşük faiz yüzde 29,09. Ama bu faiz ocak ayında yapılan ihalede 2035 yılına kadar olan dönem için taahhüt edildi. Daha beter durum ise şu. Vadesi 5 Eylül 2035 tarihinde dolacak bu kağıt 14 Ocak’ta yüzde 29,09 faizle ihraç edildi ama aynı kağıt bu kez 19 Ağustos’ta tabii ki yine aynı vade tarihiyle bu kez yüzde 35,12 faizle ihraç edilmek durumunda kalındı. Aynı vadeli kağıt, ocaktan ağustosa gelinmiş ve faiz 6 puan birden artmış. Ocaktan ağustosa ne değişti? Bu tipik durumu ikinci grafiğin son iki kutusunda ve çizgisinde görebilirsiniz.</p>
<p>Aynı eğilim çok somut olarak Nisan 2031 vadeli kağıt ihraçlarında da izleniyor. Söz konusu kağıt bu yıl içinde yedi kez ihraç edilmiş ve faiz oranı genel olarak yukarı gidiyor.</p>
<p>İhraç tarihine ve vadeye göre sıralı ihaleler ve bu ihalelerdeki faiz oranının nasıl seyrettiği ikinci grafikte yer alıyor.</p>
<h2>Yine aynı soru… </h2>
<p>Bu yılın enflasyon tahmini yüzde 28,4, 2027, 2028 ve 2029’un hedefleri ise yüzde 21, yüzde 13,5 ve yüzde 9. 2029’da yüzde 9’luk bir hedef olduğuna göre en kötümser senaryoda sonraki yıllar için de bu oran öngörülüyor demektir.</p>
<p>Yüzde 9 enflasyon öngörülen yıllar için yüzde 35’e, 36’ya ulaşan faiz taahhüdüne niye giriliyor peki?</p>
<p>OVP’de ortaya konulan enflasyon hedefine mi inanılmıyor, yoksa enflasyon hedefi konusunda kuşku yok ama bugünlerde öyle bir çaresizlik yaşanıyor ki teklif edilen bu faizi kabul etmekten başka çare mi bulunamıyor? Ya da acaba iki olasılık da mı geçerli?</p>
<p>Borçlanmada faizin bu düzeylerde seyretmesi karşısında şu görüşü savunanlar olabilir:</p>
<p><strong>“Hazine borç yükünü uzun vadeye yaymak için faizin yüksek olmasını göze alıyor. Ayrıca borçlanma sırasında içinde bulunulan dönemin enflasyonu da göz önünde bulundurulur.”</strong></p>
<p>Bu görüşler pek geçerli görünmüyor.</p>
<p>Bir kere yaklaşık bir buçuk, iki yıllık vadeler için bile yüzde 40’a yakın, hatta bu düzeyi aşan faiz verildi. Herhalde bu vadeler için uzun demek mümkün değil.</p>
<p>Ayrıca geçmişte uzun vade için çok daha düşük faizle borçlanılıyordu. Üstelik o dönemlerdeki enflasyon da şimdikinden daha yüksekti. Dolayısıyla borçlanma dönemindeki enflasyon faiz üstünde o kadar da belirleyici olmuyormuş.</p>
<h2>Sorun çok büyük </h2>
<p>Girişte de belirttim; fon vurgunu çok büyük bir sorun. Hele hele doğrudan parasını yitirenler için çok çok büyük bir sorun. İnsanlar yılların birikimini kaybetti. Ama bu sorun tüm Türkiye açısından düşünüldüğünde ve özellikle toplumun büyük bir kesiminin finansal okuryazarlığı dikkate alındığında sanki biraz önemini yitiriyor.</p>
<p>Vatandaşların bir bölümü hâlâ sıfır atılmamış parayla konuşuyor ve bunun sonucunda 2 milyar haksız kazanca dudak bükerek <strong>“Benim maaşım bile 23 milyar”</strong> yaklaşımı sergileyen bile çıkabiliyor. Ya da belli kaynaklardan aktarılan yanlı ve yanlış bilgilerle fonlardaki paranın Hazine’ye gideceği, oradan da emekliye aktarılacağını ileri sürenlere bile rastlanıyor. Sonuçta bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde fon konusunu sulandırmak için her şey yapılıyor.</p>
<p>Finansal okuryazarlık sorunu fon vurgununu algılamayı bile engelliyor, dolayısıyla Hazine’nin çok büyük bir yük altına girmesi hiç mi hiç görülmüyor. Bu sorun anlatıldığında verilen tepkiler de genellikle aynı:</p>
<p><strong>“Sorun, Hazine’nin sorunu, bize göre bir şey yok ki!”</strong></p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aded9d821746-1792989656.png" alt="" width="319" height="602" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6aded9dfc965a-1792989663.png" alt="" width="494" height="713" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-vurgunu-bu-borclanmalari-golgelemesin-90532</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon vurgunu bu borçlanmaları gölgelemesin! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/haber/canli-ekonomi-masasi-90530</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Canlı - Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek?  | Ekonomi Masası | 26 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/Kts-IA2oduY" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/haber/canli-ekonomi-masasi-90530</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/4/1280x720/talip-cipa-1784524336.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsada-ilk-ayin-faturasi-135-milyar-dolar-90531</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsada ilk ayın faturası: 135 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Piyasada denetim olmayınca “köpeksiz köyde değneksiz gezen” gözü doymazlar sayesinde bugünleri yaşıyoruz. Sermaye piyasasının denetlendiğini zanneden, birikimlerini değerlendirmek için bazen de gözü kapalı hareket eden binlerce yatırımcı, bugün nasıl çözüleceği belli olmayan bir sorunun tam göbeğinde.</p>
<p>Borsa İstanbul’da yalnızca çöp hisseler değil, ekonominin gözbebeği olan şirketler de bu durumdan etkilendi. Devletin kimi günler yaptığı “adı konmamış” desteğe rağmen kanama sürüyor. Ne zaman sona ereceği, yatırımcının güveninin nasıl yeniden tesis edileceği konusunda ortada somut bir yanıt yok. Her gün kapanışta aynı hesabı yapıyoruz: Borsa bugün ne kadar düştü, toplam piyasa değerinden ne kadar buharlaştı?</p>
<p>Phoenix Danışmanlık kurucusu İris Cibre Lostar’ın dört gün önceki grafikli sosyal medya paylaşımı, yıllardır süren “Hem gözlerimi kapatayım hem de vazifemi yapmayayım” şeklindeki denetim anlayışının piyasayı nerelere getirdiğini ortaya koyuyor:</p>
<p>“Şu 1 ayda 21%'lik aşağı yönlü Bist hareketi var ya...</p>
<p>Bu hareket başlamadan önce krediler tarihi zirve seviyedeydi.</p>
<p>İnsanlar servet, tüm birikimlerini bıraktı burada. Yan kağıtlardaysa portföyler en az 50% eridi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aded7b17df31-1792989105.png" alt="" width="399" height="486" />Ağustos sonundan itibaren dünkü değerlerle Yıldız+Anapazar+Altpazar tam olarak 135 MLR USD erimiş durumda.</p>
<p>Çok büyük darbe yedi borsa yatırımcısı, çok büyük..."</p>
<p>Bu rakamların her biri, yalnızca ekranlarda kırmızıya dönen fiyatları anlatmıyor. Bir ev almak, çocuğunu okutmak, emekliliğini güvenceye almak ya da yıllarca çalışarak biriktirdiği parayı değerlendirmek isteyen insanların kayıplarını da dile getiriyor. Üstelik krediyle hisse alanların zararı, fiyatlardaki düşüşle sınırlı kalmıyor; borç yükü de altından kalkamayacakları kadar ağırlaşıyor.</p>
<p>Asıl soru şu: Bu kadar büyük kayıplar yaşanmadan önce var olduğu iddia edilen denetim mekanizmalarından hangileri çalıştı, hangi riskler görüldü ve yatırımcı neden korunamadı? Sorumluların ortaya çıkarılması, denetimin kâğıt üzerinde kalmaması ve benzer olayların önüne geçecek adımların atılması şart.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsada-ilk-ayin-faturasi-135-milyar-dolar-90531</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsada ilk ayın faturası: 135 milyar dolar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/is-stoku-350-milyon-dolari-buldu-helikoptere-havada-yakiti-kaana-kuyruk-eyleyici-gelistirdi-90529</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş stoku 350 milyon doları buldu, ‘helikoptere havada yakıt’ı Kaan’a ‘kuyruk eyleyici’ geliştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ALTINAY </strong>Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hakan Altınay, </strong>grubun başta savunma olmak üzere ulaştığı teknoloji geliştirme, üretim kabiliyetlerini anlatırken önce dünyadaki gelişmelere işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Dünyada çok dramatik bir teknolojik dönüşüm yaşanıyor. Araçlarda 2. ve 3. </strong><strong>s</strong><strong>eviye otonom sürüş altyapılarıyla güvenle seyahat edebiliyoruz. </strong>“Nöral yonga” <strong>çalışmalarıyla insan beynine entegre elektronik altyapılar, insansı robotlarla yeni bir dünya düzeni inşa ediliyor.</strong></p>
<p>Sonra 1990 yılına döndü:</p>
<p>-          <strong>1990’da İTÜ’den akademisyen arkadaşlarımla Türkiye’nin ilk endüstriyel robotu </strong>“Altınay-1”<strong>i geliştirdik. Dönemin Devlet Bakanı Adnan Kahveci’nin yönlendirmesiyle 1991 sonunda </strong>“İTÜ TEKMER” <strong>kuruldu. Biz de orada </strong>“Altınay Robotik Otomasyon”<strong>u kurduk.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aded63f8ab11-1792988735.jpg" alt="" width="800" height="438" /></strong>Sağlanan 44 bin dolarlık ilk destekle sanayi robotu geliştirdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Altınay’ın hikayesi o yıllardaki vizyon ve inançla başladı. 30 Ağustos 1993’te dünyadaki benzerlerine denk endüstriyel robotumuz </strong>“Altınay-HSR4”<strong>ü kamuoyuna ilan ettik.</strong></p>
<p>1994 yılında İTÜ’deki görevinden ayrılıp <strong>“Altınay Robotik ve Otomasyon A.Ş.”</strong>yi kurduğunu anımsadı:</p>
<p>-          <strong>O günlerde 5 bin mark bile bulamayınca seri robot üretimine geçemedik. Derin mühendislik birikimini sanayiye aktararak otomotiv sektörüne devasa kabiliyetler geliştirdik.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aded6533b815-1792988755.jpg" alt="" width="800" height="533" /></strong>2001 yılında girdikleri gövde teknolojileri alanında 2010’lu yıllarda dünyadaki ana üreticilerin gövde hatlarını kurabilen küresel bir güç haline geldiklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bugün Ford, BMW, Mercedes’e üretim hatları tasarlıyoruz. Ford Otosan’da kurduğumuz hattın içerisinde 550 endüstriyel robot çalışıyor. Her 90 saniyede bir araç gövdesi üretiyor.</strong></p>
<p><strong>Hakan Altınay, </strong>Altınay Teknoloji Grubu’nun ulaştığı aşamayı, Savunma Grubu’nun atılımlarını paylaşmak üzere sohbet toplantısı düzenledi. <strong>Altınay</strong>’a, Savunma Grubu CEO’su <strong>Burak Mercan, </strong>Altınay Savunma Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkan Vekili <strong>Enis Ata, </strong>Altınay Teknoloji Grubu İcra Kurulu Üyesi <strong>Dilara Altınay, </strong>Ürün Yönetimi ve Pazarlama Direktörü Dr. <strong>Gül Yazıcı, </strong>Kurumsal İletişim Yöneticisi <strong>Ahmet Vatansever </strong>eşlik etti.</p>
<p><strong>Hakan Altınay, </strong>Savunma Grubu’na değinirken 1974 Kıbrıs Barış Harekatı günlerine uzandı:</p>
<p>-          <strong>9-10 yaşında </strong>“Kendi Uçağını Kendin Yap” <strong>pulu biriktirirdim. İTÜ’de havacılık okudum, robotik ve eyleyici teknolojisinde uzmanlaştık. Kaan’ın ek kritik alt sistemini geliştiriyoruz.</strong></p>
<p>Grubun TAAC adlı şirketi üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>TAAC’da yüzde 50 Altınay Savunma Teknolojileri, yüzde 50 TUSAŞ hissesi var. Bu şirketimiz Kaan uçağımızın kritik alt sistemlerini geliştiriyor.</strong></p>
<p>Altınay Savunma Grubu’nun Türkiye’nin kritik teknolojiler alanında <strong>“vakıf şirketleri”</strong>nden sonra gelen teknoloji hazinelerinden biri olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Altınay Savunma Teknolojileri’ni 2014 yılında kurduğumuzda 14 kişilik bir ekip vardı. Bugün grubun 1200 kişilik kadrosunun 700’e yakını doktoralı ve uzman mühendislerden oluşuyor.</strong></p>
<p>Kaan uçağı ile ilgili bir örnek verdi:</p>
<p>-          <strong>Kaan uçağının kuyruk tarafında yer alan devasa bir </strong>“dümen eyleyicisi” (actuator) <strong>vardır. Amerikalı uzmanlar ve uluslararası çevreler </strong>“Böyle bir eyleyici bu boyutlarda ve bu performans kriterleriyle tasarlanamaz” <strong>raporu vermişti.</strong></p>
<p>Altınay ekibi olarak <strong>“tasarlanamaz” </strong>denilen <strong>“Kaan’ın kuyruk eyleyicisi”</strong>ni tasarladıklarını ve başarıyla teslim ettiklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Şu günlerde o kritik </strong>“eyleyici”, <strong>Kaan’ımızın kuyruğunda gökyüzüyle buluşmak için gün sayıyor. Türk mühendisliğinin sınır tanımayan gücü tam da budur.</strong></p>
<p>Altınay Savunma Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkan Vekili <strong>Enis Ata </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Bir uçak üzerinde hareket eden herhangi bir yeri incelediğinizde, o hareketi tahrik eden çok kritik bir alt sistem görürsünüz. Biz bütün alt sistem ve bileşenleri tasarlayıp üretiyoruz. Kaan için tasarladığımız </strong>“eyleyici”, <strong>uçağın havada manevra yapmasını sağlar.</strong></p>
<p>TAAC’ın geliştirdiği sistemleri sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Kaan’ın Ana Uçuş Kontrol Eyleyicileri, İkincil Uçuş Kontrol Eyleyicileri, Silah Kapağı Eyleyicileri, Kanopi Eyleyicisi.</strong></li>
<li><strong>Hürjet’te İkincili Kontrol Eyleyicileri, Kanopi Eyleyicisi, Speed Brake Eyleyicisi.</strong></li>
<li><strong>Hürkuş’ta Kanopi Eyleyicisi, Speed Brake Eyleyicisi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Burak Mercan </strong>da MİLGEM’de yer alan bir başka kritik sistemin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Altınay Savunma Teknolojileri’nin geliştirdiği </strong>“JP5 Yakıt Transfer Sistemi”, <strong>helikoptere havada veya güvertede yüksek basınçla güvenli yakıt transferi yapan özel bir sistem.</strong></p>
<p>Deniz ortamının tuzlu su ve yüksek nem nedeniyle son derece korozif ve zor olduğuna vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle helikopterdeki yakıtın periyodik olarak çekilip temizlenmesi ve yeniden basılması gerekir. Alev alma ve patlama riski barındıran, çok sıkı uluslararası sertifikasyonlar gerektiren ve dünyada çok az firmanın yapabildiği üründür.</strong></p>
<p>Bugün itibariyle 350 milyon dolarlık iş stokuna sahip olduklarını paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Küresel pazardaki ivmemiz doğrultusunda iş stokunu 700 milyon dolar ve üzerine çıkarmayı, zamanla küresel 100 savunma teknolojileri şirketi arasına girmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Finansal performans açısından da son derece sağlıklı büyüme patikasında olduklarını irdeledi:</p>
<p>-          <strong>2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 48 büyüyerek 79.5 milyon dolar ciroya ulaşmıştık. Bu yılı yüzde 27 büyüyerek 101.1 milyon dolar ciro ile tamamlamayı öngörüyoruz.</strong></p>
<p>1990 yılında Türkiye’nin ilk robotunu İTÜ’den akademisyen arkadaşlarıyla birlikte üreten <strong>Altınay, </strong>36 yılda teknoloji geliştirmede dünya devleriyle yarışan bir şirketler grubuna imza attı…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İTÜ’de ‘Kimya Araştırma Merkezi’ kurdu, ‘batarya kimyası’na odaklandı</span></h2>
<p><strong>ALTINAY </strong>Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hakan Altınay, </strong>batarya kimyasının öncelikli alanlardan biri olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Batarya kimyasından kasıt, bir batarya hücresini üretebilmek için sahip olmanız gereken üretim mühendisliği gücüdür. Çinliler bu alanı çok önceden gördüler, bugün dünyanın en büyük altyapısına sahipler.</strong></p>
<p>Türkiye’de de bu alanda önemli adımların atıldığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Altınay Teknoloji Grubu olarak İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kimya-Metalürji Fakültesi’nde batarya malzemeleri kimya araştırma merkezi kurduk: </strong>“Enerji Depolama Teknolojileri Malzeme Araştırma ve Geliştirme Laboratuvarı.”</p>
<p>Doç. <strong>Billur Deniz Karahan</strong>’ın önderliğinde bu konularda araştırmalar yürüttüklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Amacımız hacim ve ağırlık olarak daha düşük, ancak enerji depolama kapasitesi çok daha yüksek olan katı hal bataryaları gibi daha nitelikli batarya teknolojilerini ülkemize kazandırmak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">DASAL, kamikaze ve kargo dronları yapıyor</span></h2>
<p><strong>ALTINAY </strong>Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hakan Altınay, </strong>Altınay Savunma’nın kritik iştiraklerinden DASAL’a değindi:</p>
<p>-          <strong>DASAL, insansız hava sistemleri alanında ulusal ve uluslararası seviyede nitelikli altyapıya sahip. DASAL, kamikaze ve kargo dronları da dahil olmak üzere ihtiyaç duyulan tüm kritik teknolojileri geliştirip Savunma Sanayi Başkanlığımıza teslim etmiştir.</strong></p>
<p>Mühendislik iddialarını kendi içlerinde derinleştirdiklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizin savunma ekosisteminde dengeli pozisyonu koruyoruz. Bazı kritik teknolojilerdeki başarılarımız sayesinde son dönemde uluslararası alandan ve yurt dışından yoğun davetler alıyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yüzde 100 yerli mühendislikle yeni nesil motosiklet üretti</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aded66ce0ca8-1792988780.jpg" alt="" width="800" height="504" /></span><strong>ALTINAY </strong>Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hakan Altınay, </strong>bilgisayarını açtı, bir motosikletin deneme sürüşünü gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Mobilite ve şehir içi lojistik alanındaki dönüşümü öngörerek hayata geçirdiğimiz bir başka stratejik projemiz yeni nesi motosiklet markamız </strong>“Actio” <strong>ve ilk modeli </strong>“Ulti” <strong>oldu.</strong></p>
<p>Kargo taşımacılığında ve kurye sektöründe kullanılan araçların ithalat oranının yüksekliğine işaret etti:</p>
<p>-          “Actio Ulti”<strong>de motor teknolojisinden sürücü elektroniğine, yazılımından gövde altyapısına kadar tamamen yerli mühendislikle geliştirilmiş bir altyapı ortaya koyduk. Sadece batarya hücrelerini yurt dışından tedarik ediyoruz.</strong></p>
<p><strong>“Actio Ulti”</strong>de taşınabilir batarya kurguladıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Batarya çıkarılıp evde veya ofiste şarj edilebiliyor. Ayrıca batarya değişim istasyonları da planlıyoruz.</strong></p>
<p>Motosikletin menzili üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Testlerimizde 170 kilometreye ulaşan menzil sunduk. Bu menzili daha da artırmayı hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Kasım ayında motosikletin seri üretiminin başlayacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Aralık ayı başında da satışa sunmayı planlıyoruz. Letven Capital’in yatırımcı olduğu </strong>“Actio”<strong>nun kurucu ortakları </strong>“Driventure”, “Devinno” <strong>ve </strong>“Altınay Elektromobilite”.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Geleceğin Teknoloji Kampüsü’ne 55 milyon dolar yatırım yapıyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aded67e5b4c1-1792988798.jpg" alt="" width="800" height="450" /></span><strong>ALTINAY </strong>Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Hakan Altınay, </strong>Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde geçen yıl <strong>“Teknoloji Kampüsü”</strong>nün temelini attıklarını anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Kampüsün kapalı alanını 33 bin metrekareye çıkardık. Savunma ve TAAC’ın üretim tesisleri hariç, grubumuzun tüm mühendislik, Ar-Ge ve üretim altyapısını bu tesise topluyoruz.</strong></p>
<p>Kampüsün 55 milyon dolara mal olacağını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bunun yanı sıra Altınay Savunma’nın Dilovası’nda kurduğumuz üretim teknolojileri tesisimize de bugüne kadar 44 milyon dolarlık yatırım yaptık.</strong></p>
<p>Savunma sanayinin en büyük darboğazlarından biri olan kalifikasyon ve test süreçlerine yönelik stratejik bir yatırıma daha imza attıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>6 milyon dolar kaynak ayırdığımız yeni nesi test merkezimiz ile savunma ve havacılık ürünlerinin geçmek zorunda olduğu tüm EMC ve çevre koşulları testlerini kendi bünyemizde gerçekleştireceğiz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/is-stoku-350-milyon-dolari-buldu-helikoptere-havada-yakiti-kaana-kuyruk-eyleyici-gelistirdi-90529</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/9/1280x720/477-1792988856.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş stoku 350 milyon doları buldu, ‘helikoptere havada yakıt’ı Kaan’a ‘kuyruk eyleyici’ geliştirdi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ikinci-el-ticaride-atil-stok-buyuyor-90528</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkinci el ticaride atıl stok büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Reel sektörün içinde bulunduğu nakit sıkışıklığı, yüksek işletme giderleri ve tırmanan dükkan kapanmaları ticari gayrimenkul pazarında kartların yeniden dağıtılmasına yol açtı. TÜİK verilerine göre bu yılın ocak-eylül döneminde Türkiye genelinde toplam iş yeri satışları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 azalarak 142 bin 798 adetten 135 bin 543 adede geriledi. Ancak pazarın genelindeki bu daralmaya karşın, alt segmentlerde yaşanan zıt yönlü hareketlilik, piyasanın ‘işletme’ amacından çıkıp ‘sermaye koruma’ ve ‘ finansman arayışı’ eksenine kaydığını gösteriyor.</p>
<h2>İkinci el dükkan piyasası kilitlendi </h2>
<p>Piyasadaki kepenk kapatmalar ve yeni işletme açma iştahının kesilmesi, ikinci el iş yeri satışlarına doğrudan darbe vurdu. Yılın 9 ayında ikinci el iş yeri satışları yüzde 8,6 azalarak 94 bin 911’e düştü. Eylül ayındaki tekil düşüş ise yüzde 10,5 oldu. Sektör temsilcileri, ikinci eldeki kan kaybının arka planında artan kiralama maliyetleri, tadilat ve devir masraflarının yanı sıra düşen tüketici talebi olduğunu belirtiyor. Kapanan dükkanların bıraktığı boş ticari alan stoku şehir merkezlerinde birikirken, yüksek yenileme maliyetleri yüzünden girişimciler var olan dükkanları devralmaktan kaçınıyor. Piyasa aktörlerine göre, ikinci el ticari gayrimenkul, alıcı bulmakta zorlanan atıl bir stok haline geliyor.</p>
<h2>Sıfır projelerin payı 5 yılın zirvesinde </h2>
<p>İkinci el kanadındaki kilitlenmeye karşın, ilk el yani sıfır iş yeri satışları piyasadan tamamen ayrıştı. Yılın 9 ayında ilk el iş yeri satışları yüzde 4,2 artışla 40 bin 632 adede yükseldi. Eylül ayındaki tekil artış ise yüzde 13,2’yi buldu. Son 5 yılın (2022-2026) ocak-eylül verileri incelendiğinde sıfır projelerin toplam pazar içindeki payında tarihi bir rekor dikkat çekiyor. 2022’nin 9 ayında satıştaki payı yüzde 25,5 olan ilk el iş yerleri; 2023’te yüzde 26, 2024’te yüzde 28,1, 2025’te yüzde 27,3 olurken; 2026’nın aynı döneminde yüzde 30 seviyesine ulaşarak 5 yılın zirvesini yakaladı. Bu tablo, pazarda esnaf ve küçük işletmecinin yerini sermaye gücü yüksek alıcıların aldığını doğruluyor. Sektör temsilcilerine göre, enflasyona karşı birikimini korumak isteyen yatırımcılar ile inşaat firmalarının sunduğu esnek vadeli ödeme modellerini değerlendiren alıcılar, sıfır projeleri ‘güvenli liman’ olarak görüyor. Verilerin en dikkat çekici detaylarından biri ise ipotekli (kredili) satışlar kanadında yaşandı. Kredi maliyetlerinin zirvede seyrettiği bir ortamda, 9 aydaki ipotekli iş yeri satışları yüzde 61,8 rekor artışla 6 bin 35 adede ulaştı.</p>
<h2>Yabancı yatırımcı ticariden çekildi</h2>
<p>TÜİK’in yabancılara yapılan gayrimenkul satış verileri, ticari alanda yabancı ilgisinin de eridiğini ortaya koydu. Buna göre, 2022 yılının 9 ayında yabancılara 3 bin 14 adet iş yeri satılırken ve yabancının toplam satıştaki payı yüzde 2,14 seviyesindeyken; bu rakam kademeli olarak geriledi. 2023’ün 9 ayında 1324’e, 2024’te 988’e düşen yabancıya iş yeri satışı, 2026’nın ocak-eylül döneminde 991 adette kaldı. Yabancıların toplam satıştaki payı ise yüzde 0,73’e geriledi. Vatandaşlık alımındaki limit düzenlemeleri, döviz bazlı yüksek mülk fiyatları ve küresel yavaşlama, yabancı yatırımcının çekilmesine neden olurken; yabancı tarafında yaşanan bu erime, pazarın tüm yükünün iç pazardaki yerli yatırımcının omuzlarına kaldığını gösterdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ikinci-el-ticaride-atil-stok-buyuyor-90528</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/gayrimenkul-ticari-is-yeri.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonomik aktivitedeki yavaşlama, artan işletme maliyetleri ve iş yeri kapanmaları ticari gayrimenkul piyasasını daralttı. Ocak-eylül döneminde toplam iş yeri satışları yıllık yüzde 5,1 düşüşle 135 bin 543’e geriledi. İkinci el satışlardaki kayıp yüzde 8,6’ya ulaşırken ilk el satışlar ise yüzde 4,2 artış kaydetti. Yüksek yenileme maliyetleri ve zayıf talep ikinci el piyasasını baskılarken, yeni iş yeri satışlarının toplamdaki payı yüzde 30’a yükseldi. Uzmanlar, ikinci el ticari gayrimenkulün, alıcı bulmakta zorlanan atıl bir stok haline geldiğine dikkat çekiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/takipteki-krediler-trilyona-gidiyor-90527</guid>
            <pubDate>Mon, 26 Oct 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Takipteki krediler trilyona gidiyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe son iki yılın en önemli gündem maddesi, takipteki alacak bakiyesindeki yükseliş. Bu durum bankaların tahsili gecikmiş alacak satışını hızlandırdı. Bu yıl 23 Ekim itibarıyla bankacılık sektörünün tahsili gecikmiş alacak satışı 75 milyar liraya ulaştı. BDDK verileri ise bankacılık sektöründe TL cinsi takipteki alacak bakiyesinin 933,8 milyar liraya yükseldiğini gösteriyor. Bankalar satış yapmasaydı tarihte ilk kez TL cinsi tahsili gecikmiş alacak bakiyesi 1 trilyon lirayı aşacaktı. Sektörde TL cinsi toplam takipteki alacak oranı yüzde 5,12 ile 17 Aralık 2021’den bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı. Yine TL cinsi tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarında takipteki alacak oranı, yüzde 5,72 ile ölçüm tarihinden bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6aded2c947bb1-1792987849.png" alt="" width="320" height="1044" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6aded2d3da2d1-1792987859.png" alt="" width="312" height="462" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6aded2da2f6f2-1792987866.png" alt="" width="315" height="281" /></p>
<h2>4 ayda 30 milyar liraya varan satış </h2>
<p>EKONOMİ’nin Kamuyu Aydınlatma Platformu’na yapılan açıklamalardan yaptığı hesaplamalara göre 1 Temmuz ile 23 Ekim arasında bankaların varlık yönetim şirketlerine yaptığı tahsili gecikmiş alacak satışı 29 milyar 223,5 milyon lira oldu. Finansal Kurumlar Birliği verilerine göre ise bu yılın ilk çeyreğinde bankaların tahsili gecikmiş alacak satışı 17 milyar 51,9 milyon lira, ikinci çeyreğinde ise 28 milyar 652,8 milyon liraydı. 1 Temmuz sonrasında ise bu rakam 29 milyar lirayı aştı. Bu yılın yaklaşık 10 ayındaki satış da 74 milyar 928,1 milyon liraya ulaştı. 1 Temmuz’dan sonra özellikle Garanti BBVA, İş Bankası ve DenizBank’ın tahsili gecikmiş alacak satışları öne çıktı. Bu yıl hiçbir kamu bankası tahsili gecikmiş alacak satışı yapmazken Yapı Kredi’nin de 1 Temmuz sonrası tahsili gecikmiş alacak satışı ihalesine çıkmaması dikkat çekti. Öte yandan, Ak Yatırım’ın bu yılın üçüncü çeyreğine ilişkin bankacılık sektörü bilanço beklentilerinde, sorunlu kredi hacmindeki büyümenin ikinci çeyreğe göre yüzde 50’nin üzerinde olduğuna işaret edildi. Yine Ak Yatırım, üçüncü çeyrekte sorunlu kredi hacmindeki artışın 145 milyar lira olduğuna ve bu çeyrekte özellikle kamu bankalarının sorunlu kredilerindeki büyümenin daha belirgin olduğuna dikkat çekti.</p>
<h2>TL cinsi bakiye 1 trilyonu aşacaktı </h2>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun haftalık verilerine göre 16 Ekim’de biten hafta itibarıyla bankacılık sektöründe TL cinsi takipteki alacak bakiyesi 933 milyar 791,9 milyon lira seviyesinde. Bankacılık sektöründe bu yıl 75 milyar liraya ulaşan tahsili gecikmiş alacak satışı gerçekleştirilmeseydi bu rakam, TL cinsi olarak tarihte ilk kez 1 trilyon lira sınırını aşacaktı. BDDK verilerine göre TL cinsi takipteki alacak oranı yüzde 5,12 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, 17 Aralık 2021 haftasından bu yana görülen en yüksek seviye. 5 yılın zirvesine gelen takipteki alacak oranı, 2020 sonunda yine TL cinsinden yüzde 8,58 ile zirvesini görmüştü. Bankacılık sektörünün tahsili gecikmiş alacak satışı olmasaydı takipteki alacak oranı da yüzde 5,53’e kadar yükselecekti.</p>
<p>BDDK verilerine göre tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarında TL cinsi takipteki alacak oranı ise yüzde 5,72 ile veri başlangıç tarihi olan 2024’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü. TL cinsi tüketici kredileri ve bireysel kredi kartlarında en düşük oran, yüzde 1,58 ile Haziran 2023’te gerçekleşmişti. İhtiyaç kredilerinde ise TL cinsi takipteki alacak oranı yüzde 7,05’e çıkarak yine veri başlangıcından bu yana en yüksek seviyesini gördü. Bireysel kredi kartlarında takipteki alacak oranı ise yüzde 6,13 ile Eylül 2019’dan bu yana görülen en yüksek seviyeye yükseldi.</p>
<p>Öte yandan ticari tarafta da sorun büyüyor. BDDK verilerine göre TL cinsi ticari ve diğer kredilerde takipteki alacak oranı, yüzde 4,75 ile 17 Haziran 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Taksitli ticari kredilerde yüzde 5,58’e çıkan TL cinsi takipteki alacak oranı da 23 Eylül 2022’den sonra görülen en yüksek seviyeye işaret ediyor. Kurumsal kredi kartlarında TL cinsi takipteki alacak oranı, 16 Ekim itibarıyla yüzde 3,41’e geldi. Bu oran, 20 Kasım 2020’den sonra görülen en yüksek seviye. KOBİ kredilerinde de 16 Ekim itibarıyla yüzde 5,10 olan TL cinsi takipteki alacak oranı, 3 Haziran 2022’den sonra görülen en yüksek seviyeye çıktı.</p>
<p>Bu yıl tahsili gecikmiş alacak satışında rekor beklentisi yılbaşından bu yana gündemdeydi. Ancak 23 Ekim itibarıyla ulaşılan 74 milyar 928,1 milyon liralık tutar, geçen yılın tamamını geride bıraktı. Geçen yıl Finansal Kurumlar Birliği verilerine göre bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacak satışı 64 milyar 709,8 milyon lira seviyesindeydi ve bu da bir rekora işaret ediyordu. Bu yılın yaklaşık 10 ayında 75 milyar liraya gelen tahsili gecikmiş alacak satışı, geçen yılın tamamının yüzde 15,8 üzerinde bulunuyor. Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre bu yıl tarihte ilk kez bankacılık sektöründe tahsili gecikmiş alacak satışının 100 milyar lira sınırını aşması muhtemel.</p>
<h2>Kamu bankalarında tahsili gecikmiş alacak satışı yok </h2>
<p>Kamu bankaları tahsili gecikmiş alacak satışı ihalesi düzenlemiyor. EKONOMİ’nin araştırmalarına göre en son Halkbank, Şubat 2024’te tahsili gecikmiş alacak satışı ihalesi düzenledi. VakıfBank ve Ziraat Bankası’nın ise yakın dönemde bir satışı yok. BDDK verilerine göre kamu bankalarında TL cinsi takipteki alacak bakiyesi, 16 Ekim itibarıyla 358 milyar 662,7 milyon liraya yükseldi. Haziran sonundan bu yana artış 88 milyar 267,3 milyon lira oldu. Yine BDDK verilerine göre kamu bankalarının toplam TL cinsi kredileri ise 8 trilyon 126,3 milyon lira seviyesinde. Haziran sonundan 16 Ekim’e kadar bu kredilerdeki artış ise 686 milyar 878,1 milyon lira.</p>
<h2>Garanti BBVA ihaleyi Birikim Varlık’tan geri aldı </h2>
<p>EKONOMİ’nin KAP bildirimlerinden yaptığı hesaplama, Garanti, İş Bankası, Deniz- Bank ve Akbank’ın tahsili gecikmiş alacak satışlarına haziran sonrasında da devam ettiğini ortaya koyuyor. Varlık yönetim şirketlerinde Gelecek Varlık öne çıkarken Garanti BBVA’nın 24 Eylül’de düzenlediği tahsili gecikmiş alacak ihalesindeki bir iptal dikkat çekti. Garanti BBVA, 23 Ekim’de KAP’a yaptığı açıklamada, 24 Eylül itibarıyla toplam anapara ve akdi faiz bakiyesi 548 milyon 984 bin 638,80 TL olan tahsili gecikmiş alacakların faizleriyle birlikte 56 milyon lira bedelle Birikim Varlık’a temlik edilmesinin öngörüldüğünü belirtti. Banka, aldığı karar doğrultusunda söz konusu portföyün 54 milyon lira bedelle Gelecek Varlık’a temlik edilmesine karar verildiğini duyurdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/takipteki-krediler-trilyona-gidiyor-90527</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/8/1280x720/para-lira-tl-1778253433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bankacılık sektörünün TL cinsi takipteki alacak bakiyesi 934 milyar liraya ulaşırken, bu alacakların toplam kredilere oranı da yüzde 5,1 ile 5 yıla yakın sürenin zirvesini gördü. Bankaların aynı dönemde satışını gerçekleştirdiği 75 milyar lira tutarındaki tahsili gecikmiş alacaklar da dahil edildiğinde, rakam 1 trilyon liranın üzerine çıkıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebzede-125-binici-cumhuriyet-bayrami-icin-yaristi-90522</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 18:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gebze’de 125 binici Cumhuriyet Bayramı için yarıştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı dolayısıyla Gebze Atlı Spor Kulübü tesislerinde düzenlenen uluslararası at yarışlarına ev sahipliği yaptı.</p>
<p>Yaklaşık 100 ulusal ve 25 uluslararası olmak üzere toplam 125 binicinin kupa ve madalya için mücadele ettiği organizasyonda, bu yıl ilk kez Gebze Gazeteciler Cemiyeti adına iki ayrı kategoride yarış düzenlendi. Gebze Gazeteciler Cemiyeti Kupası kapsamında dereceye giren sporculara kupa ve madalyaları Cemiyet Başkanı Levent Altun tarafından takdim edilirken, yarışmalar kapsamında Kocaeli Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu (KASKF) ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi adına da yarışlar gerçekleştirildi.</p>
<p>Gebze Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Levent Altun, organizasyonun Gebze’nin tanıtımı için güzel bir fırsat olduğunu belirterek, “Cemiyet olarak mesleğimize ve meslektaşlarımıza yönelik çalışmalar yaparken, bölgemizi tanıtan sportif ve kültürel etkinliklere de destek veriyoruz. Yarışmalarda emeği geçenleri kutluyorum. Atlı Spor Kulübü Başkanı Esra Sönmez ve Türkiye Binicilik Federasyonu yönetim kurulu üyesi Halit İpek’e ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<h2>“Çocuklarımızın ve gençlerimizin binicilik sporuyla tanışmasına katkı sunmak istiyoruz”</h2>
<p>Gebze Atlı Spor Kulübü Başkanı Esra Sönmez, Gebze’nin doğasını ve misafirperverliğini sporla buluşturduklarını belirterek, ““Cumhuriyetimizin kuruluşunu kutladığımız bu anlamlı dönemde, ulusal ve uluslararası sporcuları Gebze’de ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Çocuklarımızın ve gençlerimizin binicilik sporuyla tanışmasına, doğayla ve atlarla bağ kurmasına da katkı sunmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye Binicilik Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Halit İpek, “Gebze’nin uluslararası binicilik organizasyonlarına ev sahipliği yapması hem binicilik sporunun gelişimi hem de bölgemizin tanıtımı açısından önemli. Bu tür organizasyonlar, yarış heyecanının yanı sıra yerel yönetimler, federasyon ve spor kulüpleri arasındaki iş birliğini de güçlendiriyor. Çocuklarımızın ve gençlerimizin binicilikle tanışmasını, bölgemizde bu spora duyulan ilginin artmasını özellikle önemsiyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebzede-125-binici-cumhuriyet-bayrami-icin-yaristi-90522</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/2/1280x720/gebzede-125-binici-cumhuriyet-bayrami-icin-yaristi-1792943078.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kapsamında Gebze Atlı Spor Kulübü tesislerinde düzenlenen uluslararası at yarışlarında 125 binici mücadele etti. Bu yıl ilk kez Gebze Gazeteciler Cemiyeti adına iki ayrı kategoride yarış düzenlenirken, organizasyonun Gebze’nin tanıtımına ve gençlerin binicilik sporuna yönelmesine katkı sunması hedeflendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ali-osman-sonmez-devlet-hastanesi-hasta-kabulune-basladi-90483</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 13:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, hasta kabulüne başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da yapımı tamamlanan Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, hasta kabulüne başladı.</p>
<p>Ana blok ile entegre ek bloklardan oluşan ve 1315 yatak kapasitesiyle planlanan hastanede, 25 Ekim itibarıyla kademeli olarak hizmete geçildi. İlk aşamada Kadın Hastalıkları ve Doğum, Kalp ve Damar Cerrahisi ile Çocuk Hastalıkları dışındaki tüm birimler randevu sistemine açıldı. Diğer hastanelerle yürütülecek çalışmaların tamamlanmasının ardından tüm branşlarda randevu alınabilecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, geçiş sürecinde yataklı servisler, yoğun bakım üniteleri ve palyatif bakım merkezinde tedavi gören hastaların, hasta güvenliği gözetilerek yeni hastaneye nakillerinin eksiksiz tamamlandığını belirtti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addd7d5d61b0-1792923605.jpg" alt="" width="712" height="456" /></p>
<h2><strong>“Uluslararası standartlarda yüksek kalitede sağlık hizmeti”</strong></h2>
<p>Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’nin özellikli ameliyatların yapılacağı ve nitelikli sağlık hizmetlerinin bir arada sunulacağı bir merkez olacağını ifade eden Çetin, “Her birimiyle uluslararası standartlarda, en yüksek kalitede sağlık hizmeti sunacak. Bursa’ya sağlık hizmetleri anlamında büyük katkı sağlayacak hastanemizi vatandaşlarımızın hizmetine sunduk ve hasta kabulüne başladık. Bursamıza hayırlı olsun” diye konuştu. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addd7f4532f7-1792923636.jpg" alt="" width="645" height="568" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ali-osman-sonmez-devlet-hastanesi-hasta-kabulune-basladi-90483</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/3/1280x720/ali-osman-sonmez-devlet-hastanesi-hasta-kabulune-basladi-1792923582.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Acemler’de yapımı tamamlanan 1315 yatak kapasiteli Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi, hasta kabulüne başladı. İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Çekirge Devlet Hastanesi’nin mevcut binasındaki faaliyetlerinin sonlandırılmasıyla burada tedavi gören hastalar, Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi’ne nakledildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-somon-ihracatinda-hedefi-dunya-genelinde-ilk-uce-girmek-90458</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 11:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin somon ihracatında hedefi dünyada ilk üç</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türk somonu ihracatında son yıllarda dikkat çekici bir başarı hikayesine imza atan Türk su ürünleri sektörü, 4 yıllık süreçte yakaladığı ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya gibi ülkeleri geride bırakarak dünya genelinde 11. sıraya yükseldi. Türkiye'nin hedefi,  somon ihracatında yeni hedefi dünya genelinde ilk üçe girmek.</p>
<p>Türk somonu, 2019 yılında Türk su ürünleri ihracatından yüzde 2,8 pay alıyorken, 2026 yılında Türk su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü temsil eder hale geldi. Türk somonu ihracatçıları, somon ihracatında dünya ihracatının üçte birini tek başına yapan Norveç’in tanıtım ve pazarlama stratejisine yön veren Norveç Deniz Ürünleri Konseyi’nin çalışma modelini hayata geçirmek istiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addb8ff3d4ea-1792915711.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk somonunun 40 ülkeye ihraç edilir konuma geldiğini, 2026 yılının ocak-eylül dönemindeki 1 milyar 810 milyon dolarlık su ürünleri ihracatının yüzde 24’ünü Türk somonunun temsil ettiğini, Türk somonu ihracatının 9 aylık dönemde 431 milyon dolara ulaştığını dile getirdi.</p>
<p>Somon ihracatının dünya genelinden 39 milyar doları aşan bir hacme sahip olduğunu söyleyen Kızıltan, “Norveç, 12,5 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer alıyor. Şili 6,4 milyar dolar, İsveç 4,8 milyar dolarla takip ediyor. Türkiye 2025 yılı sonunda dünya somon ihracatından yüzde 1,7’lik payla 11. sırada. 2021 yılı sonrasında yakaladığımız ivmeyle Çin, Fransa, Almanya, Litvanya, Rusya Federasyonu, Avustralya’yı geride bıraktık. 2021 yılında dünya somon ihracatında yüzde 0,8 pay alıyorken 2025 yılı sonunda yüzde 1,7’ye yükseldik” diye konuştu.</p>
<p>Kızıltan, Norveç Deniz Ürünleri Konseyi 2025 yılında çoğunluğu Norveç somonu için olmak üzere 43,5 milyon dolarlık tanıtım bütçesine sahip olduğunu belirterek, “2026 bütçesi 45 milyon dolara yükseldi. 19 milyar dolara ulaşan somon tanıtım bütçesiyle ABD, İtalya, İspanya, Çin, Güney Kore ve Fransa başta olmak üzere çok sayıda ülkede Norveç somonu tanıtım çalışmaları yapılıyor. Dünya genelinde reklam ve sosyal medya çalışmaları yapılıyor. Türk somonu için Norveç somonuna benzer bir tanıtım programını hayata geçirdiğimiz takdirde dünyanın en çok somon ihraç eden ilk üç ülkesinden biri olacak güce sahibiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-somon-ihracatinda-hedefi-dunya-genelinde-ilk-uce-girmek-90458</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/8/1280x720/turkiyenin-somon-ihracatinda-hedefi-dunya-genelinde-ilk-uce-girmek-1792915750.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, Türk somonu için Norveç somonuna benzer şekilde bir tanıtım programının hayata geçirilmesiyle, Türkiye’nin en çok somon ihraç eden ilk üç ülkesinden biri olacak güce sahip olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marsifedden-filenin-sultanlarina-cumhuriyet-odulu-90457</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 11:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> MARSİFED’den Filenin Sultanları’na Cumhuriyet ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (MARSİFED), Cumhuriyet’in 103. yılını iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini buluşturan tören ve baloyla kutladı. Bu yıl spor temasıyla düzenlenen gecede, Türkiye’yi uluslararası arenada başarıyla temsil eden A Milli Kadın Voleybol Takımı, “Cumhuriyete Değer Katanlar Ödülü”ne layık görüldü. Nilüfer Podyum Davet’te gerçekleştirilen programa TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, BTSO Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu, Bursa Barosu Başkanı Yener Poroy ile iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addb81c10ba1-1792915484.JPG" alt="" width="713" height="547" /></p>
<h2><strong>“Aynı takımın oyuncularıyız”</strong></h2>
<p>MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, sporun takım ruhu, dayanışma ve ortak hedefler açısından iş dünyasına da önemli mesajlar verdiğini söyledi. Şirketlerin ve sektörlerin farklı olmasına rağmen ortak hedefin Bursa, Marmara Bölgesi ve Türkiye'nin ekonomik gücünü artırmak olduğunu belirten Akın, “Birlikte hareket ettiğimizde bireysel gücümüzün çok ötesinde bir güç ortaya çıkıyor” dedi. Cumhuriyet’in yalnızca geçmişin mirası değil, geleceği inşa etme iradesi olduğunu vurgulayan Akın, Cumhuriyet’in sağladığı özgürlük ve imkânlarla iş dünyasının yatırım yaptığını, üretim gerçekleştirdiğini, ihracat yaptığını ve teknoloji geliştirdiğini ifade etti. “Cumhuriyete Değer Katanlar” ödülleriyle yalnızca başarıları değil, emeği, cesareti, vizyonu ve topluma bırakılan izleri de ödüllendirdiklerini kaydeden Akın, gençlere güçlü ve geleceğe güvenle bakabilecekleri bir Türkiye bırakmanın sorumluluğuna dikkat çekti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addb83a5579c-1792915514.JPG" alt="" width="714" height="590" /></p>
<h2><strong>“Ekonomik bağımsızlık vurgusu”</strong></h2>
<p>TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez de Cumhuriyet’in 103. yılını kutlamanın gururunu yaşadıklarını belirterek, Cumhuriyet’in özgürlük, bağımsızlık ve çağdaşlaşma iradesinin temel dayanağı olduğunu söyledi. Ekonomik bağımsızlık, stratejik otonomi, fırsat eşitliği, nitelikli eğitim ve üretimin Türkiye'nin geleceği açısından önem taşıdığını vurgulayan Sönmez, bölgesel kalkınmanın öncü aktörleri olan federasyonların ülkenin geleceğine yön veren önemli bir güç olduğunu ifade etti. Cumhuriyet değerlerini yeni nesillere aktarmak ve birliktelik kültürünü güçlendirmek açısından Cumhuriyet balolarının önemine işaret eden Sönmez, MARSİFED yönetimini organizasyon dolayısıyla kutladı. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ise Cumhuriyet’in kuruluşunda emeğin, alın terinin ve ekonomik bağımsızlık hedefinin belirleyici olduğunu söyledi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addb85bed0ba-1792915547.JPG" alt="" width="692" height="485" /></p>
<h2><strong>“Ödülü Mehmet Akif Üstündağ aldı”</strong></h2>
<p>Gecenin en önemli bölümünde MARSİFED’in “Cumhuriyete Değer Katanlar Ödülü”, A Milli Kadın Voleybol Takımı’na verildi. Ödülü MARSİFED Başkanı Osman Akın, Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’a takdim etti. Ödüle layık görülmekten duydukları memnuniyeti dile getiren Üstündağ, milli takımın uluslararası başarılarının Türkiye'de dayanışma ve birliktelik duygusunu güçlendirdiğini söyledi. Lig müsabakaları nedeniyle milli voleybolcuların törene katılamadığını belirten Üstündağ, milli oyuncu Melissa Vargas'ın formasını MARSİFED ailesine hediye etti. Milli takım kaptanı Eda Erdem Dündar da törene video konferans yöntemiyle katılarak geceye eşlik etti. Gecede organizasyona destek veren ana, platin ve altın sponsorlara teşekkür plaketleri sunuldu. Ana sponsor Trex Digital Manufacturing olurken, Eyrice Dental Grubu, LEXUS Nilüfer ve small Declarations platin sponsorlar arasında yer aldı. Kayra Yemek masa isimlik, Lothbrog Cumhuriyet Yolu sponsorluğunu üstlendi. Arena Eğitim Kurumları, Besa Gümrük Müşavirliği, Dialog Concept Gayrimenkul, Ekonomi Kuyumculuk ve Teracity ise altın sponsor olarak organizasyona katkı sağladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marsifedden-filenin-sultanlarina-cumhuriyet-odulu-90457</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/7/1280x720/marsifedden-filenin-sultanlarina-cumhuriyet-odulu-1792915442.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MARSİFED, Cumhuriyet’in 103. yılını “Cumhuriyete Değer Katanlar Ödül Töreni ve Balosu” ile kutladı. Gecede, uluslararası başarılarıyla Türkiye’yi temsil eden A Milli Kadın Voleybol Takımı’na “Cumhuriyet’e Değer Katanlar Ödülü” verildi. Türkiye Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ’ın ödülü aldığı gecede MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, “Hep birlikte daha büyük başarılara, daha güçlü bir Türkiye&#039;ye ve Cumhuriyetimizin nice yüzyıllarına. Yaşasın Cumhuriyet” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matli-bursanin-gelecegi-icin-birlikte-calisacagiz-90456</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 10:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özer Matlı: Bursa’nın geleceği için birlikte çalışacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’yı makamında ziyaret etti.</p>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa’nın sanayiden tarıma, ticaretten turizme uzanan güçlü bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu belirterek, bu birikimin daha ileriye taşınmasında kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Bursa’nın ekonomik gelişimine yön verecek çalışmalarda fikir alışverişi içinde hareket edeceklerini vurgulayan Matlı, şunları söyledi: “Bursa’mızın sahip olduğu üretim gücünü ve ekonomik potansiyelini daha ileriye taşımak hepimizin ortak hedefi. Bu doğrultuda sektörlerimizin mevcut durumunu, gelişim alanlarını ve öncelikli ihtiyaçlarını değerlendiriyoruz. Özellikle üretim, ticaret ve lojistik alanlarında atılacak adımların kentimizin geleceği açısından büyük önem taşıdığına inanıyoruz. Bursa’nın ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunacak çalışmalarda Büyükşehir Belediyemiz başta olmak üzere tüm kent paydaşlarımızla yakın iş birliği içerisinde olmayı önemsiyoruz. Yeni dönemde Bursa’mıza değer katacak çalışmaları birlikte hayata geçireceğimize inanıyor, Sayın Şahin Biba’ya nazik ev sahipliği için teşekkür ediyorum.”</p>
<h2>“Biba’dan iş dünyasıyla iş birliği mesajı”</h2>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, kentin ekonomik potansiyelinin geliştirilmesinde yerel yönetimler ile iş dünyası arasındaki güçlü iletişim ve iş birliğinin önemini vurguladı. Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan Şahin Biba, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Özer Matlı ile belediyemizde bir araya geldik. Bursa’mızın üretim gücü, sanayisi ve ekonomik geleceği üzerine verimli bir görüş alışverişinde bulunduk. Nazik ziyaretleri için değerli Başkanımıza teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.” ifadelerini kullandı. Ziyarette, Bursa’nın ekonomik gelişimini destekleyecek ortak çalışmaların ve kurumlar arası diyaloğun güçlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matli-bursanin-gelecegi-icin-birlikte-calisacagiz-90456</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/6/1280x720/ozer-matli-bursanin-gelecegi-icin-birlikte-calisacagiz-1792914823.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ile Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, kentin üretim ve ticaret kapasitesinin geliştirilmesi, sanayi ve lojistik altyapısının güçlendirilmesi ile kent ekonomisine katkı sağlayacak iş birliği alanlarını ele aldı. Matlı, “Bursa’mıza değer katacak çalışmaları birlikte hayata geçireceğimize inanıyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ulutek-girisimcilerinden-otomotivde-cifte-odul-90454</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 10:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> ULUTEK girişimcilerinden otomotivde çifte ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın Ar-Ge ve inovasyon ekosistemi, otomotivin geleceğine yönelik projelerle ödüllendirildi.</p>
<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) tarafından “Endüstriyel Mobilite” temasıyla düzenlenen 15. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’nda ULUTEK Teknopark girişimlerinden Icarbon ikincilik, NuManufacturing ise dördüncülük ödülünü kazandı. Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) de yarışmaya en çok proje gönderen üniversite unvanını korudu. Otomotiv sektörünün üretim ve teknoloji ihtiyaçlarına yönelik geliştirilen projeler, Bursa’nın girişimcilik ve üniversite-sanayi iş birliği kapasitesini ortaya koydu. Icarbon, otomotiv parçası üretiminden kaynaklanan atıkları yüzde 90’a varan saflıkta geri dönüştürerek yeniden yüksek kaliteli parça üretiminde kullanılmasını sağlayan patentli teknolojisiyle ikinciliğe ulaştı. NuManufacturing ise malzeme hazırlama, üretim ve son ürün kalite kontrolünü tek sistemde birleştiren projesiyle dördüncü oldu. Farklı sensörlerden elde edilen verileri yapay zekâyla analiz eden sistem, üretim süreçlerinde kalite kontrol kararlarının alınmasını sağlıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addb09d7c6d5-1792913565.jpeg" alt="" width="748" height="636" /></p>
<h2><strong>“BUÜ’den 41 proje başvurusu”</strong></h2>
<p>Yarışmada Bursa Uludağ Üniversitesi de en çok proje gönderen üniversite ödülünü aldı. ULUTEK Teknopark ve BUÜ Teknoloji Transfer Ofisi aracılığıyla yapılan 41 proje başvurusundan ikisinin ilk beş arasında yer alması, üniversitenin otomotiv teknolojilerine yönelik Ar-Ge çalışmalarındaki başarısını ortaya koydu. Ödülü alan BUÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, otomotiv sektörünün merkezi konumundaki Bursa’da bu alana yönelik yatırımları sürdürdüklerini belirterek, üniversite ve teknopark olarak yarışmaya yeni projelerle katılmaya devam edeceklerini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6addb0c1ee751-1792913601.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2><strong>“Projelerin ekonomik değere dönüşmesini destekliyoruz”</strong></h2>
<p>ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz ise iki girişimcinin derece elde etmesinin kendileri için gurur verici olduğunu söyledi. Projelerin üretim atıklarının değerlendirilmesinden kalite kontrolüne kadar otomotiv sanayisinin somut ihtiyaçlarına çözüm geliştirdiğine dikkat çeken Karagöz, akademik bilginin üretime aktarılmasının önemini vurguladı. Karagöz, ULUTEK olarak girişimcilerin geliştirdiği fikirlerin sanayide karşılık bulması ve ekonomik değere dönüşmesi için desteklerini sürdüreceklerini ifade etti. Dereceye giren ilk beş projeye toplam 5 milyon TL nakdi ödül verildi. Helios 1,5 milyon TL ile birinci olurken, Icarbon 1 milyon TL ile ikinci, Gibrin eDrive 900 bin TL ile üçüncü, NuManufacturing 850 bin TL ile dördüncü, TUSMEC ise 750 bin TL ile beşinci sırada yer aldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ulutek-girisimcilerinden-otomotivde-cifte-odul-90454</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/4/1280x720/ulutek-girisimcilerinden-otomotivde-cifte-odul-1792913522.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OİB’in 15. Otomotivin Geleceği Tasarım Yarışması’nda ULUTEK girişimlerinden Icarbon ikincilik, NuManufacturing dördüncülük ödülü kazandı. Bursa Uludağ Üniversitesi ise en çok proje gönderen üniversite oldu. ULUTEK Teknopark Genel Müdürü Prof. Dr. İrfan Karagöz, akademik bilginin üretime aktarılmasının önemini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/au-rektoru-ozkan-yeni-yapilan-900-yatakli-hastanemize-engel-olmak-isteyenler-oldu-90451</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 09:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özlenen Özkan: Yeni yapılan hastanemize engel olmak isteyenler oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Yörük Sanayici ve İş İnsanları Derneği (YÖRSİAD) ekim ayı üye toplantısına Akdeniz Üniversitesi (AÜ) Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan konuk konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>YÖRSİAD Başkanı Av. Mustafa Alper Oral, Akdeniz Üniversitesi’nin Antalya’nın gururu, Akdeniz’in bilim ve akıl meşalesi ile ülkeye muazzam vizyon sunduğunu söyledi.</p>
<p>Akdeniz Üniversitesi’nin, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın vizyoner liderliğinde ve tıp dünyasında çığır açan bilim insanı kimliği ile "Araştırma Üniversitesi" olma yolunda emin adımlarla ilerlediğini belirten Oral, ‘’Bu kararlı yürüyüş, üniversitemizin her alanında yükselen başarı çıtasıyla kendini göstermektedir. Tıp fakültemiz, köklü geçmişi ve yüksek standartlarıyla sadece Antalya’ya değil, tüm dünyaya şifa dağıtan bir referans merkezi olmayı sürdürmektedir’’ dedi.</p>
<p><strong>"Antalya, üniversitesi ile çekim merkezine dönüşecek"</strong></p>
<p>Marka haline gelen Antalya Teknokent ve tarımın başkenti Antalya’ya kazandırılan Antalya Tarım Teknokenti’nin tarım sektörünü heyecanlandırdığını ifade eden Oral, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Üniversitemiz yaptığı çalışmalarıyla iş dünyasının haklı takdirlerini kazanmaktadır. Elbette bu büyük akademik birikim, sanayi ve teknolojiyle buluştuğunda Antalya çok daha güçlü bir çekim merkezine dönüşmektedir. ATSO seçimleri şehrimize ve Antalya ekonomisine hayırlı olmasını diliyorum. COP31 Dünya İklim Zirvesi’ne Antalya olarak ev sahipliği yapmaktan ve bu organizasyonun bir parçası olmaktan dolayı gurur duyuyoruz.’’</p>
<p><strong>"Yeni yapılan hastaneye engel olmak isteyenler oldu"</strong></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan da, bir kentte üniversitenin güçlü olmasının o kente güç katacağını söyledi. Özkan, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Üniversite güçlü olursa Antalya da güçlü olur. Biz güçlü üniversite olursak sanayicileri ve iş dünyasını çekeriz. Tıp fakültesi ile gurur duyuyoruz. Doktorlarımızı kaptırmamak için çalışıyorum. Doktorlarımız özel sektöre giderlerse fakir halk o doktorlara ulaşamayacak. Yeni yapılan 900 yataklı hastanemiz için büyük mücadele veriyorum. Maalesef engel olmak isteyenler oldu. Hastanemizde bütün Türkiye’ye, yabancı turistlere ve yurt dışındaki hastalara hizmet veriyoruz.  Araştırma üniversiteleri liginde yer almak için çalışıyoruz. Üniversite olarak ‘Araştırma Üniversitesi’ olmaya adayız. Prestij açısından Akdeniz Üniversitesi’nin orada olması oldukça önemli. Bunun için altyapıları güçlendirdik; öğretim üyelerimizin daha iyi koşullarda araştırma yapabilmeleri adına gerekli olanakları sağladık ve çalışanlarımızı motive ettik.”</p>
<p><strong>Hastaneye güneş enerji santralı</strong></p>
<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bir aylık elektrik faturasının 30 milyon TL olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Özkan, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’50 megawatlık bir güneş enerji santrali projemiz var. Hayırsever bir iş iş insanımızın katkısı ile 4 bin 500 kişilik kongre merkezi yapıyoruz.  Antalya Teknokenti, Türkiye’deki 115 teknokent içinde altıncı sırada yer alıyor. Aksu'daki bin 100 dönümlük araziyi TOKİ istedi, vermedim. Orayı Tarım Teknokenti yaptık. İlerde çok şık uluslararası bir tarım fuarı yapmayı düşünüyoruz. Üniversitemize hep birlikte sahip çıkalım.’’</p>
<p><strong>"4. evre kanser hastalarında tedavide yüksek başarı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Rektör Prof. Dr. Özkan, YÖRSİAD üyelerine kanser tedavisinde hücresel tedavi yöntemi sunan CAR-T Cell merkezi hakkında da bilgi verdi. Özkan, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Cumhurbaşkanımızın desteğiyle bütçesi tahsis edilen hücresel tedavi merkezimizde hazırlıklar tamamlandı. Dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan bu yöntemle, evre 4 kanser hastalarında yüksek başarı oranları hedefleniyor. Türkiye’de bu altyapıyı tamamlayarak hizmete sunan ilk kurum olmanın gururunu yaşıyoruz. Hayırsever iş insanlarının desteğiyle tamamlanan Nöroloji Polikliniği ve hasta yakınlarına konaklama olanağı sunan konukevi projesi de hizmete girdi. Şehirde insan başına düşen yoğun bakım yatağı sayısını artırmak ve hizmet kalitesini yükseltmek adına mücadelemizi sürdürüyoruz. Üniversite hastanemiz, en komplike vakaların tedavi edildiği ana merkezdir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/au-rektoru-ozkan-yeni-yapilan-900-yatakli-hastanemize-engel-olmak-isteyenler-oldu-90451</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/1/1280x720/au-rektoru-ozkan-yeni-yapilan-900-yatakli-hastanemize-engel-olmak-isteyenler-oldu-1792908851.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YÖRSİAD toplantısında konuşan Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, &quot;Üniversite güçlü olursa Antalya da güçlü olur. Biz güçlü üniversite olursak sanayicileri ve iş dünyasını çekeriz. Tıp fakültesi ile gurur duyuyoruz. Doktorlarımızı kaptırmamak için çalışıyorum. Doktorlarımız özel sektöre giderlerse fakir halk o doktorlara ulaşamayacak. Yeni yapılan 900 yataklı hastanemiz için büyük mücadele veriyorum. Maalesef engel olmak isteyenler oldu.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atsoda-secim-sureci-tamamlandi-yeni-yonetim-belirlendi-90450</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 09:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATSO’da seçim süreci tamamlandı, yeni yönetim belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük odalarından olan ve 70 bin üyesi bulunan Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ATSO) 18 Ekim’de gerçekleştirilen meclis ve meslek komitelerinden sonra yönetim kurulu ve meclis başkanlığı ile meclis başkan yardımcılarının da belirlenmesiyle seçim süreci tamamlanmış oldu.</p>
<p>Dört adayın başkanlık için mücadele ettiği seçimlerde mavi listenin başkan adayı Berkay Bahar rakiplerine fark atarak kazanmıştı. Seçimleri kazanan 124 meclis üyesi önce yönetim kurulu üyelerini, daha sonra da ATSO Meclis Başkanı ve Meclis başkan yardımcılarını seçti.</p>
<p>Yapılan seçimler sonrası 11 üyeden oluşan ATSO Yönetim Kurulu Başkanlığına Berkay Bahar getirilirken yönetim kurulu üyeliklerine de Murat Totoş, Ayhan Yıldırım, Hüseyin Sarı, Mustafa Çilingiroğlu, Recep Mavi, Aziz Çiçek, Ali Demir, Cenan Demir, Şaban Tat ve İsa Ersöz seçildi.</p>
<p>ATSO Meclis Başkanlığına ise daha önce yönetim kurulu üyesi olan MÜSİAD Antalya Şubesi önceki dönem başkanlarından Boğaçhan Göksu seçildi. Meclis Başkan Yardımcılıklarına da Naci Ataseven ve Ömer Bilal, Katip üyeliğe ise Hasan Ergün seçildi.</p>
<p>ATSO Meclis Başkanlığı seçimine 124 meclis üyesinden 104'ü katılırken, 16 oy oy geçersiz sayıldı. Meclis Başkanı seçilen Boğaçhan Göksu 88 oy aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atsoda-secim-sureci-tamamlandi-yeni-yonetim-belirlendi-90450</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/0/1280x720/atsoda-secim-sureci-tamamlandi-yeni-yonetim-belirlendi-1792908717.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda geçen hafta yapılan seçim süreci yeni yönetim ve meclis başkanın belirlenmesiyle tamamlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/altin-portakal-film-festival-basladi-90449</guid>
            <pubDate>Sun, 25 Oct 2026 09:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın Portakal Film Festival başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Bu yıl 12 filmin yarışacağı ve toplam 11 milyon lira ödül dağıtılacağı 63. Altın Portakal Film Festivali kortej yürüyüşü, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir ve sinema sanatçılarının katılımıyla başladı.</p>
<p>Atatürk Kültür Merkezi önünden başlayan ve Antalya Büyükşehir Belediyesi eski hizmet binası önünde sona eren kortejde Antalyalılar ve sinemaseverler, güzergah boyunca sinema ve televizyon dizi oyuncularını görmek için caddeleri doldurdu. Sinema sanatçıları da vatandaşları selamladı. Havanın da güzel olması nedeniyle Antalya’da eğlence ve dinlence mekanları da doldu.</p>
<p><strong>"En iyi Film"e 5 milyon TL ödül</strong></p>
<p>Bu yıl 63. Düzenlenen Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda finale kalan 12 film belirlendi. Birinci olacak ‘En İyi Film’e 5 milyon lira ödül verilecek. 31 Ekim’de ödül töreni yapılacağı festivalde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 12 film yarışacak.</p>
<p>Festivalde ‘’Artakalan’’, ‘’Bekle Bizi Brüksel’’,  ‘’Bir Anne Hakkında’’, ‘’Cinlerin Düğünü’’, ‘’Düğün Şarkıcısı’’,  ‘’Elisa’’, ‘’Hakikatin Ölümü’’, ‘’ Kadim Mavi’’, ‘’Ölü Arının İğnesi’, ‘’Selma’’, ‘’Taş ve Tüy’’ ve ‘’Tatlı Maya’’ filmleri yarışacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/altin-portakal-film-festival-basladi-90449</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/9/1280x720/altin-portakal-film-festival-basladi-1792908605.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yıl 63. düzenlenen Uluslararası Altın Portakal Film Festivali geleneksel kortej yürüyüşü ile başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akgun-altug-sakarya-tsoda-ucuncu-defa-guven-tazeledi-90443</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 16:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya TSO’da Akgün Altuğ başkanlığa yeniden seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA </strong></p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (SATSO) 2026-2030 döneminin yeni yönetimi belli oldu.</p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası'nda 88 meclis üyesinin tamamının oy kullandığı seçim yarışının ardından yeni dönem Yönetim Kurulu Başkanı Akgün Altuğ oldu.</p>
<p>Rakibi Yılmaz Dünya’nın 43 oy aldığı Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı seçimini 45 oyla Akgün Altuğ kazandı ve 3. kez başkanlık koltuğuna oturdu.</p>
<p>Seçim sonuçlarının ardından bir açıklama yapan Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı A.Akgün Altuğ, zor bir süreci geride bıraktıklarını belirterek şunları söyledi: “Seçimleri tamamladık. Artık bütün meclis üyeleri bizim meclis üyelerimiz. Bütün Oda üyelerimiz bizim üyelerimiz. Biz onların menfaatini korumak için bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da çok daha azimle çalışacağız. Planladığımız projelerimiz var. Sakarya için Sakarya’nın ekonomisi için üyelerimiz için çalışmaya devam edeceğiz”.</p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası hizmet binasında yapılan seçimlerde A.Akgün Altuğ başkanlığındaki yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Cem Gün, Gökhan Tiryaki, Behlül Bayrak, Aydın Yılmaz, Levent Bal, Oktay Topçu, Orhan Gazi Kılıçaslan, Fevzi Gürsoy, Emre Beşir, Nihat Nama.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/akgun-altug-sakarya-tsoda-ucuncu-defa-guven-tazeledi-90443</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/3/1280x720/akgun-altug-sakarya-tsoda-ucuncu-defa-guven-tazeledi-1792847742.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı seçimini Akgün Altuğ kazanarak 3. kez başkanlık koltuğuna oturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tarim-fuari-5-kasimda-yapilacak-90439</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 14:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya Tarım Fuarı 5 Kasım’da yapılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya'da tarım ve hayvancılık sektörünü buluşturacak 8. Tarım ve Hayvancılık Fuarı 5-8 Kasım 2026 tarihlerinde Hendek'te düzenlenecek.</p>
<p>Fuar organizasyonu ile ilgili olarak bilgiler veren Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Genç, Hendek Belediyesi çok amaçlı kapalı fuar alanında gerçekleştirilecek olan fuarın geçmişten bugüne sürekli gelişerek daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi.</p>
<p>Mustafa Genç, fuarda tarım makineleri, hayvancılık ekipmanları, yem teknolojileri, tohumculuk, seracılık ile et ve süt teknolojilerine yönelik ürünlerin tanıtılmasının planlandığını, tarım sektöründeki yeniliklerin üreticilerle buluşturulacağını belirtti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tarim-fuari-5-kasimda-yapilacak-90439</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/9/1280x720/sakarya-tarim-fuari-5-kasimda-yapilacak-1792840531.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Genç, Hendek Belediyesi çok amaçlı kapalı fuar alanında gerçekleştirilecek 8. Tarım ve Hayvancılık Fuarı&#039;nın geçmişten bugüne sürekli gelişerek daha geniş kitlelere ulaştığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hatay-havalimanindaki-calismalarin-yil-sonunda-tamamlanmasi-hedefleniyor-90438</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 12:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatay Havalimanı&#039;ndaki çalışmaların yıl sonunda tamamlanması hedefleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Hatay Havalimanı'nda yürütülen onarım ve geliştirme çalışmaları hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, deprem sonrası onarım ve yenileme çalışmaları ile yeni binaların yapımı ve apron genişletilmesi olmak üzere iki ayrı proje yürütüldüğünü ifade eden Uraloğlu, mevcut altyapının yenilenmesine yönelik önemli imalatların tamamlandığını, havalimanının operasyonel ihtiyaçlarını karşılayacak yeni tesislerde ise çalışmaların sürdüğünü bildirdi.</p>
<p>Uraloğlu, Hatay Havalimanı'nın operasyonel altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni tesislerin inşa edildiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Hatay Havalimanı'nda yeni binaların yapımı ve apron genişletilmesini kapsayan projemizi 2026 yılı sonunda tamamlamayı hedefliyoruz. Proje kapsamında 2 bin 133 metrekarelik yeni itfaiye binası, 1745 metrekarelik kuvvet santrali ve 88 metrekarelik ana nizamiye binası yer alıyor. 43 bin 36 metrekarelik ilave apron ve 10 bin 800 metrekarelik kamu havacılık apronu da proje kapsamında bulunuyor. 43 bin 36 metrekarelik ilave apron alanında genişletme çalışmalarını ve ana nizamiye binasının yapımı ve terminal binasında yürütülen tadilat ve onarım çalışmaları tamamlandı. Yeni itfaiye binasının elektrik ve mekanik tesisatı ile kuvvet santralinin elektrik altyapısında çalışmalarımız devam ediyor."</p>
<p><strong>"Deprem sonrasında 3 bin metrelik pistimizi yeniledik"</strong></p>
<p>Apron bariyer binasının yapımı, terfi havuzları ve pompalar ile yağmur suyu ve atık su sistemlerine yönelik çalışmaların sürdüğüne dikkati çeken Uraloğlu, kara tarafı altyapı imalatlarının da devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, yeni tesislerle havalimanının itfaiye, enerji ve işletme altyapısının güçlendirileceğine işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Deprem sonrasında 3 bin metrelik pistimizi yeniledik, yeni paralel taksi yolu ve bağlantı taksi yollarını tamamladık. 2 bin 720 metre uzunluğundaki yeni paralel taksi yolunun yanı sıra hızlı çıkış ve bağlantı taksi yolları ile mevcut apronun yenileme çalışmaları tamamlandı. Terminal ve lojman binalarının güçlendirme çalışmaları da bitirildi. Sedde sızdırmazlık duvarı ve zemin altı geçirimsiz perde imalatlarını tamamladık.</p>
<p>Isı merkezi ve regülatör binası ile çevre aydınlatması ve güvenlik yolu çalışmalarımızı da bitirdik."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hatay-havalimanindaki-calismalarin-yil-sonunda-tamamlanmasi-hedefleniyor-90438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/8/1280x720/hatay-havalimani-1755170873.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Uraloğlu, Hatay Havalimanı&#039;nda yeni binaların yapımı ve apron genişletilmesini kapsayan projeyi yıl sonunda tamamlamayı hedeflediklerini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tuprastan-ustda-ile-is-birligi-90437</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüpraş&#039;tan USTDA ile iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüpraş'ın, 2050'de karbon nötr bir enerji şirketine dönüşme hedefi kapsamında sürdürülebilir rafinaj, sürdürülebilir havacılık yakıtları, sıfır karbonlu elektrik ve yeni nesil enerji teknolojileri alanlarında çalışmalar yürütdüğü bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda Tüpraş, küçük modüler reaktör (SMR) teknolojilerinin teknik, ekonomik ve potansiyel endüstriyel kullanım alanlarını incelemek üzere ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı (USTDA) ile iş birliği anlaşması imzaladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, USTDA ile yapılacak çalışma kapsamında SMR teknolojilerinin gelişimini ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarını inceleyecek.</p>
<p>Yaklaşık bir yıl sürmesi planlanan çalışma kapsamında farklı SMR teknolojilerinin teknik olgunluk seviyeleri, lisanslama durumları, emniyet ve güvenlik yaklaşımları, yakıt tedarik zinciri gereksinimleri ve ekonomik performansları değerlendirilecek.</p>
<p>İncelemede, söz konusu teknolojilerin sanayideki olası kullanım alanlarının yanı sıra kaynak verimliliği, atık yönetimi ve su tüketimi gibi çevresel sürdürülebilirlik kriterleri de ele alınacak. Çalışmanın sonunda, incelenen teknolojilere ilişkin kapsamlı bir değerlendirme raporu hazırlanacak.</p>
<p>Verilen bilgiye göre geleneksel nükleer santrallere kıyasla daha küçük kapasitelere sahip olan ve modüler üretim yaklaşımıyla geliştirilen SMR'ler, elektrik üretiminin yanı sıra sanayide proses ısısı sağlanması ve düşük karbonlu hidrojen üretimi gibi alanlarda da kullanılabiliyor. Operasyon sırasında doğrudan karbon emisyonu oluşturmayan nükleer enerji, düşük karbonlu enerji seçenekleri arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>Dünyanın farklı bölgelerinde geliştirme, lisanslama ve ticarileşme çalışmaları devam eden SMR teknolojileri, farklı kapasite seçenekleri ve modüler yapılarıyla enerji sektöründe alternatif üretim seçenekleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Türkiye'nin 2050'ye kadar 5 bin megavat elektrik (MWe) küçük modüler reaktör kapasitesine ulaşma hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmalar da değerlendirme sürecinin kapsamını oluşturuyor.</p>
<p>Hazırlanacak raporun, Tüpraş'ın SMR teknolojilerine ilişkin olası adımlarını ve endüstriyel uygulama seçeneklerini değerlendirme sürecinde kullanılması planlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tuprastan-ustda-ile-is-birligi-90437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/6/1280x720/tupras-1757833602.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüpraş, ABD Ticaret ve Kalkınma Ajansı ile yapılan anlaşma kapsamında, SMR teknolojilerinin gelişimini ve enerji dönüşümündeki potansiyel katkılarını inceleyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bu-hafta-borsa-ve-altin-kaybettirdi-90434</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa ve altın haftayı kayıpla tamamladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 5,16 azalışla 11.116,99 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 10.707,18 puanı ve en yüksek 11.806,76 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 2,16 azalışla 35.464,77 puana, sanayi endeksi yüzde 8,47 düşüşle 13.561,97 puana, mali endeks yüzde 6,64 kayıpla 12.933,69 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 5,53 azalışla 9.597,27 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 3,31 ile Aksa Akrilik oldu.</p>
<p>Onu yüzde 1,99 ile Halkbank ve Sabancı Holding izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 22,22 ile 1000 Yatırımlar Holding, yüzde 20,27 ile Türkiye Sigorta, yüzde 19,92 ile Gübre Fabrikaları olarak sıralandı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 541 milyar 280 milyon lirayla ASELSAN, 695 milyar 91 milyon lirayla Tüpraş ve 531 milyar 300 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 4,18 azalışla 6 bin 370 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 3,34 düşüşle 41 bin 880 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 3,37 altında 10 bin 520 liraya düştü.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,36 artarak 49,7060 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,03 yükselişle 55,7790 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 66,1350 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,69 artışla 66,5890 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,34 değer kazanarak 60,3750 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bu-hafta-borsa-ve-altin-kaybettirdi-90434</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/4/1280x720/borsa-altin-1792830496.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul haftayı yüzde 5,16 azalarak 11.116,99 puandan kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 4,18, cumhuriyet altını yüzde 3,34, çeyrek altın yüzde 3,37 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,36, euronun satış fiyatı yüzde 0,03 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-ulkemiz-mali-seffaflikta-en-ust-siralarda-yer-aldi-90433</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Ülkemiz mali şeffaflıkta en üst sıralarda yer aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan Mali Şeffaflık Değerlendirmesi'ne ilişkin açıklama yaptı.</p>
<p>Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye’nin mali istatistikler, bütçe yönetimi, mali riskler ve hesap verebilirlik alanlarındaki uygulamalarının incelendiği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi IMF tarafından yayımlandı.</p>
<p>Türkiye, 2015 yılındaki değerlendirmede Mali Şeffaflık Kodu’nda yer alan ilkelerin yaklaşık yarısında iyi veya ileri uygulama düzeyindeyken bu oran üçte ikiye yükseldi.</p>
<p>Böylece ülkemiz mali şeffaflıkta, Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz’in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.</p>
<p>Bu önemli başarı, 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün somut bir sonucudur. Mali şeffaflığı daha da artıracak yapısal reformlara yönelik çalışmalarımız devam ediyor." </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-ulkemiz-mali-seffaflikta-en-ust-siralarda-yer-aldi-90433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/mehmet-simsekk-imf.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF&#039;nin değerlendirmesi hakkında açıklama yapan Bakan Şimşek, &quot;Ülkemiz mali şeffaflıkta Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz&#039;in de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/anadolu-isuzudan-yedasa-60-adet-arac-teslimati-90447</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anadolu Isuzu’dan YEDAŞ’a 60 adet araç teslimatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Anadolu Isuzu'nun, Orta Karadeniz bölgesinde elektrik dağıtım hizmeti sunan Yeşilırmak Elektrik Dağıtım AŞ’ye (YEDAŞ), 60 adet Isuzu D-Max 4x4 V-Life AT teslimatı yaptığı bildirildi.</p>
<p>Teslimat töreninde YEDAŞ Elektrik Dağıtım A.Ş.’den Tedarik Zinciri Direktörü Emrah Ayvaz, Filo Müdürü Mehmet Bozkuş, Kurumsal İletişim Müdürü Emin Genç’in yanı sıra Isuzu Trabzon ve Ordu Yetkili Satıcısı Yılköy Otomotiv’in sahipleri Ahmet Yılmaz ve Veysel Köybaşı yer aldı. Törene Anadolu Isuzu’dan Yurt İçi Satış, Pazarlama ve Bayi Geliştirme Direktörü Bülent Güler, Yurt İçi Kamyon ve Pick-up Satış Müdürü Umut Akın ile Filo ve Kilit Müşteri Yöneticisi Hamdi Toker katıldı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, teslim edilen 60 araç Amasya, Ordu, Samsun, Sinop ve Çorum illerindeki elektrik dağıtım faaliyetlerinde kullanılacak. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/anadolu-isuzudan-yedasa-60-adet-arac-teslimati-90447</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/7/1280x720/557-1792853230.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu Isuzu tarafından YEDAŞ&#039;a teslim edilen araçlar, Amasya, Ordu, Samsun, Sinop ve Çorum illerindeki elektrik dağıtım faaliyetlerinde hizmet verecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2119-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satilacak-90432</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 10:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> 211,9 ton yağlık ayçiçeği açık artırma ile satılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Altınova Tarım İşletmesi Müdürlüğü yağlık ayçiçeği satışı yapacak.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan ilana göre, 2026 yılı istihsalinin 172,74 tonu LG50480 çeşidi, 39,16 tonu Kalamis olmak üzere toplam 211,9 ton ayçiçeği partiler halinde açık artırma usulüyle satılacak.</p>
<p>İhale 6 Kasım'da gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2119-ton-yaglik-aycicegi-acik-artirma-ile-satilacak-90432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/aycicegi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİGEM Altınova Tarım İşletmesi Müdürlüğü, 211,9 ton yağlık ayçiçeğini ihale ile satacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/7-ildeki-tasinmazlar-ozellestirilecek-90430</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 ildeki taşınmazlar özelleştirilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mülkiyeti Hazineye ait olan bazı taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Ankara'nın Pursaklar, İstanbul'un Sarıyer, İzmir'in Buca, Kayseri'nin Kocasinan, Muş'un Merkez, Samsun'un İlkadım ve Siirt'in Merkez ilçelerindeki bazı taşınmazlar özelleştirilecek.</p>
<p>Özelleştirme sürecinde satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya işletme haklarının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçı birlikte uygulanacak.</p>
<p>Taşınmazların özelleştirme işlemleri, 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanacak.</p>
<p>Özelleştirme gelirinin giderler düşüldükten sonra kalan kısmı, taşınmazların tahsis edildiği kurumun bina, tesis, lojman yapımı ve onarımı gibi inşaat işleriyle yatırım programında kullanılmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı nezdinde ilgili kurum adına bu amaçla açılacak özel hesaba aktarılacak.</p>
<p><strong>Kırşehir'de acele kamulaştırma kararı</strong></p>
<p>Kırşehir'de tesis edilecek 154 kilovolt (kV) enerji iletim hattı projesi kapsamında bazı taşınmazlar kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, bağlantı anlaşması kapsamında gerçekleştirilecek "154 kV (Kızılırmak TM-Kırşehir TM) Brş.N-Alıç DGES TM (Girdi-Çıktı) Enerji İletim Hattı Projesi" için ilgili haritada gösterilen güzergahlara isabet eden taşınmazlarda, direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/7-ildeki-tasinmazlar-ozellestirilecek-90430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara, İstanbul, İzmir, Kayseri, Muş, Samsun ve Siirt&#039;teki bazı taşınmazlar özelleştirilecek. Kırşehir&#039;de yapılacak enerji iletim hattı projesi kapsamında ise bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imf-turkiye-mali-seffaflikta-son-10-yilda-onemli-gelisme-kaydetti-90429</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> IMF: Türkiye mali şeffaflıkta son 10 yılda önemli gelişme kaydetti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) ülkelerin mali istatistik, bütçe yönetimi, mali risk yönetimi ve hesap verebilirlik gibi kamu mali yönetimi uygulamalarını incelediği Mali Şeffaflık Değerlendirmesi güncellemesi kapsamında Türkiye'ye ilişkin raporu yayımlandı.</p>
<p>Türkiye'nin mali şeffaflık alanında son 10 yılda önemli gelişme kaydettiği belirtilen raporda, ülkenin kamu mali yönetiminde son yıllardaki ilerleme seviyesiyle değerlendirme süreci tamamlanan ve aralarında Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz'in de bulunduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldığı kaydedildi.</p>
<p>Raporda, Türkiye'nin kamu mali yönetimindeki ilerlemesinde, mali istatistiklerinin sürekli geliştirilmesi, performans esaslı program bütçe uygulanması ve uluslararası kamu muhasebe standartlarının hayata geçirilmesine yönelik reformların etkili olduğu vurgulandı.</p>
<p>Fonun raporunda, Türkiye'nin mali şeffaflık alanındaki gelişimi 20 yılı aşkın süredir devam eden kurumsal dönüşümün sonucu olarak değerlendirildi.</p>
<p>IMF'nin 2000 yılında gerçekleştirdiği mali raporlama ve standartlara ilişkin ilk incelemede, bütçe hazırlama ve uygulama süreçlerinde eksiklikler bulunduğu, kamu mali raporlamasının büyük ölçüde nakit esaslı bütçe bilgisine dayandığı, bilanço bilgilerinin sınırlı olduğu ve mali risklerin yeterince açıklanmadığı tespit edilmişti.</p>
<p>2015 yılındaki değerlendirmede ise hukuki çerçevenin önceki dönemlere göre güçlendiği, orta vadeli bütçeleme uygulamalarının geliştirildiği ve mali raporlama kapsamının genel yönetim sektörünü içerecek şekilde genişletildiği ortaya konulmuştu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imf-turkiye-mali-seffaflikta-son-10-yilda-onemli-gelisme-kaydetti-90429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/imf-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IMF tarafından açıklanan Mali Şeffaflık Değerlendirmesi&#039;ne göre, Türkiye kamu mali yönetiminde son yıllarda kaydettiği ilerlemeyle Birleşik Krallık, Finlandiya, İrlanda, Avusturya ve Portekiz&#039;in de olduğu yaklaşık 40 ülke arasında en üst sıralarda yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/bist-100-kritik-esigin-altini-gordu-90426</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> BIST100 kritik eşiğin altını gördü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon krizinin gölgesinde satış baskısı yaşayan Borsa İstanbul’da değer kaybı dün de devam etti. BIST 100 Endeksi gün içinde 10.715’e kadar geriledi ve 5 Aralık 2025’ten bu yana en düşük seviyesini gördü.</p>
<p>Birçok endekste gün içi düşüşler yüzde 2’yi aşarken, bazı endekslerdeki kayıp yüzde 3’ün de üzerine çıktı. Yaşanan dalgalı seyrin ardından kapanışa yakın gelen alımlarla toparlanma yaşansa da, pay endekslerinin tamamı günü ekside kapattı. 11.000 üstünde tutunmaya çalışan BIST100 günü yüzde 0,92 puan kayıpla 11.117 puandan kapattı. Bankacılık endeksi yüzde 1.58 ve sanayi endeksi yüzde 1,69 değer yitirdi.</p>
<p>BIST 100’de dünkü kapanış değeri, mayıstaki zirve seviyesinden bu yana yüzde 30’a yakın düşüşe işaret etti. Öte yandan yatırımcıların hisse senedi satış dalgası sırasında değerli metali elden çıkarmasıyla, altının ons fiyatı da 4.000 doların altını gördü. Dün de aşağı yönlü seyir izleyen altın, yüzde 0,9 gerilemeyle ons başına 3.990 doların da altına inerek temmuz ortasından bu yana en düşük seviyesini gördü. Ardından sınırlı toparlanmayla yeniden 4.000 doların üzerine çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/bist-100-kritik-esigin-altini-gordu-90426</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;da BIST100 Endeksi dün 10.715’e kadar gerileyerek 2025’ten bu yana en düşük seviyesini gördü. Dalgalı seyrin ardından kapanışa yakın alımlarla toparlanma olsa da pay endekslerinin tamamı günü ekside kapattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/londra-2-sirasini-korudu-istanbul-42-basamak-yukseldi-90445</guid>
            <pubDate>Sat, 24 Oct 2026 08:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra 2. sırasını korudu, İstanbul 42 basamak yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Merkezi Londra’da bulunan araştırma kuruluşu Oxford Economics, Küresel Şehirler Endeksi 2026 raporunu yayımladı. Endeks, 1.000 şehri ekonomi, beşeri sermaye, yaşam kalitesi, çevre ve yönetişim olmak üzere beş kategoride değerlendiriyor.</p>
<p>Endekste New York 1’inci, Londra 2’nci, Paris 3’üncü oldu. İlk üç sıra geçen yılki endeksle aynı kaldı. İstanbul ise genel sıralamada 106’ncı sıradan 64’üncü sıraya çıktı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6adcb3080920b-1792848648.png" alt="" width="700" height="341" /></p>
<h2>İstanbul ekonomide 52 basamak yükseldi </h2>
<p>İstanbul’un en büyük ilerlemesi ekonomi kategorisinde oldu. Şehir bu kategoride 121’inci sıradan 69’uncu sıraya yükseldi. İstanbul beşeri sermayede 15’inci sıradan 11’inci sıraya, çevrede 511’inci sıradan 480’inci sıraya çıktı. Yaşam kalitesinde ise 178’inci sıradan 180’inci sıraya geriledi.</p>
<p>Londra ise beşeri sermayede 1’inci sırasını korudu. Ekonomide 8’inci sıradan 7’nci sıraya, çevrede 66’ncı sıradan 64’üncü sıraya yükseldi. Londra yaşam kalitesinde 144’üncü sıradan 147’nci sıraya, yönetişimde 81’inci sıradan 140’ıncı sıraya geriledi.</p>
<p>Yönetişim kategorisi şehir düzeyinde değil ülke düzeyinde ölçülüyor ve aynı ülkedeki tüm şehirlere aynı puan veriliyor.</p>
<h2>“Bölgesel lider” şehirler arasında </h2>
<p>Endeks, İstanbul’u Dubai, Lizbon, Stockholm ve Zürih’in de aralarında bulunduğu 72 “Bölgesel Lider” şehir arasında sınıflandırdı. Londra ise “Küresel Lider”, “Kültür Başkenti” ve “Sürdürülebilir Şehir” kategorilerinde yer aldı.</p>
<h2>Türkiye’nin diğer şehirleri de yükseldi </h2>
<p>Listede Türkiye’den 19 şehir yer aldı. Ankara 277’nci sıradan 201’inci sıraya, İzmir 441’inci sıradan 333’üncü sıraya, Antalya 374’üncü sıradan 342’nci sıraya, Bursa ise 405’inci sıradan 362’nci sıraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/londra-2-sirasini-korudu-istanbul-42-basamak-yukseldi-90445</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/5/1280x720/istanbul-bogazi-1763454183.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oxford Economics’in 1.000 şehri karşılaştırdığı Küresel Şehirler Endeksi 2026’da İstanbul, geçen yılki 106’ncı sıradan 64’üncü sıraya yükseldi. Londra ise genel sıralamada 2’nci sıradaki yerini korudu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
