<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kaybettireni-borsa-ve-altin-88390</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 11:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa haftayı yüzde 2,90 kayıpla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,90 azalışla 12.899,35 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.840,20 puanı, en yüksek 13.370,03 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 9,86 azalışla 15.841,82 puana, sanayi endeksi yüzde 4,50 düşüşle 17.318,57 puana, teknoloji endeksi yüzde 2,23 kayıpla 40.488,44 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 2,06 gerileyerek 11.312,83 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 24,46 ile Tukaş oldu. Onu yüzde 18,21 ile Balsu Gıda ve yüzde 13,36 ile Tekfen Holding izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında bu hafta en çok değer kaybeden ise yüzde 40,91 ile Ral Yatırım Holding olurken onu yüzde 40,88'lik gerilemeyle​​​​​​​ Katılımevim Tasarruf Finansman ve Pasifik Eurasia Lojistik takip etti.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 697 milyar 460 milyon lirayla ASELSAN, 782 milyar 279 milyon 12 bin 788 lirayla Tüpraş ve 549 milyar 21 milyon 927 bin 825 lirayla Koç Holding oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 1,61 azalışla 6 bin 716 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,33 düşüşle 43 bin 860 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,42 altında 11 bin 15 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,38 artarak 48,9660 liraya çıkarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,18 azalışla 55,8560 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 65,1550 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,37 azalışla 64,9170 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,11 değer kaybederek 59,1190 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kaybettireni-borsa-ve-altin-88390</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-istanbul.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,90 azalışla kapatırken, 24 ayar külçe altının gramı yüzde 1,61, cumhuriyet altını yüzde 1,33, çeyrek altın da yüzde 1,42 geriledi. Doların satış fiyatı yüzde 0,38 artarken, euro yüzde 0,18 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbank-bige-projesinde-2-donem-tamamlandi-88391</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkbank BİGE projesinde 2. dönem tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halkbank'ın kız öğrencileri bilim, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) ve girişimcilik alanlarında güçlendirmeyi hedeflediği Bilim Kızlarla Gelecek (BİGE) projesinin ikinci dönemi, "Demo Day" etkinliğiyle sona erdi.</p>
<p>Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen projenin Hızlandırma Programını başarıyla tamamlayan 10 finalist takım, İstanbul'da Halkbank Kuleleri'nde düzenlenen etkinlikte jüri ve yatırımcıların karşısına çıktı.</p>
<p>Proje kapsamında eğitim ve mentörlük desteği alan kız öğrencilerin yapay zeka, eğitim, enerji ve sağlık gibi alanlarda geliştirdiği projeler, inovatif yaklaşım, özgünlük, uygulanabilirlik ve teknik yeterlilik kriterleriyle değerlendirildi.</p>
<p>Final puanlamaları sonucunda, BİGE-Demo Day'de birinciliği görme engelli bireylerin renk temelli sanatlara daha bağımsız biçimde katılabilmesi için geliştirilen "Moonlight" projesi elde etti. Konuşma geriliği veya telaffuz güçlüğü yaşayan çocuklara yönelik yapay zeka tabanlı mobil uygulama "Andremoda" ikinci, akıllı şehirlerde dağıtık enerji üretimini destekleyen mikro ölçekli rüzgar enerjisi sistemi "Indexis" ise üçüncü oldu.</p>
<p>Dereceye giren takımlar, maddi ödüllerin yanı sıra Generation Unlimited ve Entrepreneurship World Cup gibi prestijli uluslararası genç girişimcilik programlarına yönlendirilme imkanı elde edecek.</p>
<p>Birincilik ödülüne layık görülen Moonlight, yapay zeka destekli sesli yönlendirme sistemi, hissedilebilir konturlara sahip kalemler, dokunsal yüzeyli tuvaller ve sinestezi yaklaşımıyla geliştirilen kokulu boyalarla çalışıyor. Bu sayede kullanıcılar çizim sürecini ses, doku ve koku üzerinden deneyimleyebiliyor.</p>
<p>İkincilik ödülünün sahibi Andremoda, çocukları sadece ekrandan izleyerek yapılan pasif uygulamalardan farklı olarak, onlarla sesli diyalog kuruyor ve konuşma pratikleri yapmalarını sağlıyor. Çocukların gelişim aşamalarını ve duygu durumlarını takip eden sistem, elde edilen verileri terapist ve psikologlardan oluşan uzman klinik ekiplerle paylaşılabilecek raporlara dönüştürüyor.</p>
<p>Üçüncü Indexis ise kompakt ve modüler yapıya sahip türbinleriyle enerjinin tüketildiği noktada üretilmesini sağlayarak, şehirlerde yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasını ve yüksek elektrik verimi elde edilmesini hedefliyor.</p>
<p><strong>"BİGE mezunları için bir mobil uygulama geliştirdik"</strong></p>
<p>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, etkinlikte yaptığı konuşmada, BİGE projesini hayata geçirirken temel hedeflerinin gençlerin STEM alanlarındaki becerilerini geliştirmek olduğunu söyledi.</p>
<p>Özdil, bu yolculuğa eşlik etmekten büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Geleceğe inancımız tam. Çünkü yarının liderleri olacak siz gençlerin potansiyeline güveniyoruz. Biliyoruz ki güçlü bir gelecek, yalnızca finansal kaynaklarla değil, bilgiyle kuşatılmış bir vizyonla, cesur adımlarla ve fırsat eşitliğiyle inşa edilir." dedi.</p>
<p>Teknoloji varlığının her geçen gün daha çok artmasının, bu alanda yetişen insan kaynağına ihtiyacı da beraberinde getirdiğine dikkati çeken Özdil, bu doğrultuda STEM alanlarında gençlerin hem eğitime hem de istihdama katılımını artırmayı öncelikleri olarak gördüklerini vurguladı.</p>
<p>Özdil, gençlerin teknolojiyi yalnızca kullanan değil, tasarlayan, geliştiren ve yarının dünyasını şekillendiren liderler olmasını arzu ettiklerini aktararak, bu amaçla finansmanın yanı sıra eğitim ve mentörlük desteği sunan yapılar oluşturduklarını ifade etti.</p>
<p>BİGE mezunları için bir mobil uygulama geliştirdiklerini aktaran Özdil, şöyle devam etti:</p>
<p>"Mezunlarımız bu platform üzerinden bilgi ve deneyim paylaşabilecek, mentörlük ve kariyer fırsatlarına erişebilecek. Böylece BİGE'yi dönemsel bir eğitim programı olmaktan çıkarıp, kariyerleri boyunca dahil olabilecekleri bir ekosisteme dönüştürmeyi planlıyoruz. Bir diğer müjdemiz ise BİGE ilham buluşmalarımızla ilgili. 2027'de bu kıymetli buluşmaları faaliyet gösterdiğimiz diğer ülkelerde de düzenleyerek, uluslararası alana taşıyacağız. Gençlerin yolculuğunun yeni başarılarla devam edeceğine inanıyoruz. Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesindeki değerli katkıları için Habitat Derneği'ne, proje boyunca gençlerimize rehberlik eden eğitmen ve mentorlarımıza, jüri üyelerimize ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum."</p>
<p><strong>"İki yılda 2 bin 887 genç kıza ulaştık"</strong></p>
<p>Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nesrin Serin Onkardeşler de etkinliğe katılan tüm genç kızların kazandığını vurgulayarak, "Projeye verdikleri destekten ötürü paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tüm kızlarımızın kazanması için böyle güzel bir projede bizimle olan Halkbank, gerçekten çok değerli bir sonuca imzasını atıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bugünden sonra ne olacağı sorusunun en önemli gündem maddesi olduğunu, proje kapsamında geride kalan iki yılda 2 bin 887 genç kıza ulaştıklarını ve birçok fikrin hayata geçirilmesine destek olduklarını kaydeden Onkardeşler, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Projenin ismi, öylesine bulunmadı. Bugün yaşadığımız teknoloji, yapa zeka konuları ve geleceğimize yaptığımız yatırımlarda kadınlarımızın öncelikli olmasını göstermek, gerçekten beni bir kadın olarak gururlandırıyor. Son iki yılda düzenlenen ilham buluşmalarında 36 ilham veren kadını, genç kızlarla buluşturduk. En büyük hayalimiz, bugün sahnede olan kızların ileride jüri üyesi veya ilham veren konuşmacılar olarak yer alması. BİGE'nin gerçek başarısı, kendi rol modelleriyle yetiştirdiği kızlarımızı günün sonunda ödüller aldığı, uluslararası camiada isim oldukları, Türkiye'de isim yaptıkları noktalara getirmek."</p>
<p>Moonlight proje geliştiricilerinden Cansu Karaoğlu, süreç boyunca aldıkları mentörlüklerin en etkili şey olduğunu vurgulayarak, ödülü değerlendirip projeyi geliştirmeyi ve görme engellilere katkı sağlamayı düşündüklerini aktardı. Ekipten Elifnaz Çiçek de yarı finalde İstanbul'a gelmeleri için Halkbank ve Habitat Derneği'nin destek sunduğunu belirterek, "İlerleyen süreçte uygulamamızı, Halkbank'ın sağladığı destekle şirketlerle işbirliği yapıp, daha sürdürülebilir bir proje haline getirmek istiyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Andremoda proje geliştiricilerinden Aynur Yörük, aldıkları 3 aylık mentörlük ve eğitim sürecinin kendileri için çok verimli geçtiğini ve ödülü aldıkları için mutlu olduklarını kaydetti. Havva Sude Yıldız ise projeyi geliştirmeye odaklandıklarını ve Habitat ile Halkbank'ın her zaman yanlarında olduğunu ifade etti.</p>
<p>Indexis proje geliştiricilerinden Rabia Aybüke Akgün, aylar süren emeklerin sonucunda takdir edilmenin büyük bir mutluluk yaşattığını belirterek, mentörlük süreçlerinde yetkililerle devamlı iletişim halinde olduklarını dile getirdi. Asena Şahin de atanan mentorlar sayesinde hem motivasyon olarak hem de prototip geliştirmede yardım aldıklarını vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbank-bige-projesinde-2-donem-tamamlandi-88391</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/2/1280x720/halk-katilim-bankasi-as-halkbank-1749032373.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilim Kızlarla Gelecek projesi kapsamında düzenlenen &quot;Demo Day&quot; etkinliğinde konuşan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, &quot;Biliyoruz ki güçlü bir gelecek, yalnızca finansal kaynaklarla değil, bilgiyle kuşatılmış bir vizyonla, cesur adımlarla ve fırsat eşitliğiyle inşa edilir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londradaki-kapsul-otel-turkiyede-tutar-mi-88385</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra’daki kapsül otel Türkiye&#039;de tutar mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Londra’nın en yoğun meydanı Piccadilly Circus’ta, Grade II koruma statüsündeki tarihi London Pavilion binasında geçen yıl eylülde açılan Zedwell Capsule Hotel, 1.000’i aşkın uyku kapsülüyle dünyanın en büyük kapsül oteli olarak tanıtılıyor. Bir kapsülün 1×2 metre taban alanı kapladığını haberin başında belirtelim. Meydandaki dev reklam panosunda yer alan “Piccadilly hiç uyumaz, ama bu reklamın arkasında 1.000 kişi uyuyor” mesajı, işletmenin iş modelini de özetliyor.</p>
<p>Beş kata yayılan tesiste kapsüller, 4 kişilikten 100 kişiliğe kadar değişen ortak koğuşlarda yer alıyor. Doğal meşeden üretilen kapsüllerde Hypnos marka yataklar, filtrelenmiş hava ve kişisel aydınlatma bulunuyor; banyo ve duşlar ise her katta ortak kullanımda. Tesiste pencere yok; marka bunu bir eksiklik değil, uyku kalitesini artıran bir tasarım tercihi olarak sunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab76d6a37c56-1790405994.png" alt="" width="414" height="281" /></p>
<h2>30 sterlin mi, 151 sterlin mi? </h2>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab76d7907a24-1790406009.png" alt="" width="322" height="467" />Asıl mesele fiyat. Kapsül otelin ilan edilen başlangıç fiyatı gecelik 30 sterlin. HotelMonitor’ün 803 canlı tarama üzerinden hesapladığı Londra otel ortalaması yıllık bazda gecelik 151 sterlin. PwC’nin 2026 Londra ortalama günlük oda fiyatı tahmini ise 193,5 sterlin.</p>
<p>Bu tabloya göre merkezi konumdaki bir kapsül, ortalama bir Londra otel odasından yaklaşık yüzde 80 daha ucuz. Yani aynı parayla beş gece kalınabiliyor. Aynı markanın klasik otel formatı Zedwell Piccadilly’de ise penceresiz odaların fiyatı 178 sterlinden başlıyor.</p>
<h2>Küresel pazar 307 milyon dolar </h2>
<p>Zedwell markası, milyarder yatırımcı Asif Aziz’in yönettiği ve 9 milyar doların üzerinde varlığa sahip Criterion Capital’e ait. Şirketin iş modeli, atıl kalmış ofis ve mağaza binalarını yıkmadan otele dönüştürmeye dayanıyor. Penceresiz tasarım, bina içindeki her metrekarenin oda olarak kullanılabilmesini sağlayarak dönüşüm esnekliği yaratıyor. Zedwell’in İngiltere genelindeki yatırım hattı 9 bin odayı aştı. Grand View Research verilerine göre küresel kapsül otel pazarı 2024’te 262,9 milyon dolardı. 2026 için 307,5 milyon dolar, 2030 için 432,5 milyon dolar öngörülüyor. Pazarın yüzde 58’i, konseptin doğduğu Asya-Pasifik bölgesinde yoğunlaşıyor.</p>
<h2>Türkiye’de de transit yolcu kullanıyor </h2>
<p>Türkiye’de kapsül konaklama kavramı yeni değil. Ancak Londra’daki gibi şehir merkezi bütçe oteli olarak değil, havalimanı transit hizmeti olarak konumlanmış durumda. Yaklaşık 3,5 metrekarelik uyku kabinlerinde akıllı TV, ergonomik yatak, çalışma masası ve evrensel priz üniteleri bulunuyor. İstanbul’un tarihi yarımada ve Galata çevresinde “kapsül otel” etiketiyle listelenen birkaç küçük işletme de bulunuyor. Bunların gecelik fiyatları 58 dolar civarında.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londradaki-kapsul-otel-turkiyede-tutar-mi-88385</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/5/1280x720/kapsul-1790405982.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piccadilly Circus’ta 1.000 kapsüllü İngiltere’nin en büyük kapsül oteli, geceliği 30 sterlinden (2 bin TL) konaklama sunuyor. Zedwell’in arkasındaki Criterion Capital’in iş modeli, atıl kalmış ofis ve mağaza binalarını yıkmadan otele dönüştürmeye dayanıyor. Peki kapsül otel Türkiye’de tutar mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esgiad-fon-yatirimcilari-icin-seffaflik-cagrisi-yapti-88384</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESGİAD Başkanı Eldem: Yatırımcının belirsizliği giderilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, sermaye piyasalarında geniş bir yatırımcı kitlesini etkiledi. SPK’nin açıkladığı verilere göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunurken, Eskişehir Genç İş İnsanları Derneği (ESGİAD) sürece ilişkin değerlendirme ve taleplerini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p class="isSelectedEnd">ESGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Batuhan Eldem, yatırımcıların aileleri ve sermaye piyasalarında işlem yapan diğer tasarruf sahipleri de dikkate alındığında gelişmelerin etkisinin daha geniş bir kesime yayıldığına dikkat çekti. Sürecin yatırımcı güveni açısından da önem taşıdığını belirten Eldem, tasfiye işlemlerinin şeffaflık ve yatırımcı haklarının korunması ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h3>“Yatırımcılar doğru bilgiye ulaşmalı”</h3>
<p class="isSelectedEnd">Para piyasası fonlarının da yaşanan süreçten etkilenmesine dikkat çeken Eldem, bu fonların özellikle birikimlerini kısa vadede değerlendirmek ve ihtiyaç halinde nakde ulaşmak isteyen tasarruf sahipleri tarafından tercih edildiğini ifade etti. Bazı yatırımcıların satış talimatlarının karşılığını alamadığını belirten Eldem, “Yatırımcıların kendi tasarruflarına ne zaman ve hangi tutarda ulaşabileceklerine ilişkin belirsizliğin giderilmesi gerekiyor. Tasfiye kapsamındaki her fonun güncel net varlık değeri, borç ve alacak durumu, likit varlık oranı, portföy bileşimi ve tahmini ödeme takvimi ayrı ayrı açıklanmalı. Yatırımcıların süreç boyunca doğru ve güncel bilgiye ulaşması sağlanmalı” dedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">SPK, 18 Eylül’de yaptığı açıklamada 2025 yılının son çeyreğinde bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden, fiili dolaşım oranı düşük paylarda şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal göstergeleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlemlendiğini bildirdi. Kurul ayrıca söz konusu gelişmelerin Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi gündemine geldiğini ve daha sonraki dönemde çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini açıkladı.</p>
<h3>Satış talimatları için açıklama istedi</h3>
<p class="isSelectedEnd">Sermaye piyasalarının sağlıklı gelişiminde öngörülebilirlik, etkin denetim ve şeffaflığın önemine işaret eden Eldem, karar öncesinde veya karar tarihinde verilmesine rağmen gerçekleştirilemeyen satış talimatlarına ilişkin esasların da netleştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Eldem, “Gerçekleştirilemeyen satış talimatlarının hangi tarih, fiyat ve öncelik sırasına göre ödeneceği tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanmalı. Tasfiye kapsamında yapılacak varlık satışlarının miktarı, satış fiyatı, masrafları ve fonun kalan varlıkları üzerindeki etkisi de düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşılmalı. Yönetim ve tasfiye giderlerinin yatırımcıların zararını artırmayacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p class="isSelectedEnd">SPK, 21 Eylül’de tasfiye sürecine ilişkin ayrıca bir düzenleme yaparak fon tasfiye usul ve esaslarındaki 3 aylık süreyi 6 aya çıkardı. Kurul, değişikliğin fon portföylerinin piyasa koşulları dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun şartlarda satılmasına imkân sağlamak amacıyla yapıldığını, bunun tasfiyenin mutlaka 6 ay süreceği anlamına gelmediğini bildirdi.</p>
<h3>Merkezi bilgilendirme mekanizması önerisi</h3>
<p class="isSelectedEnd">Tasfiye sürecinin tamamlanmasının ardından kurumsal sorumlulukların da ortaya konulmasını isteyen ESGİAD, denetim, gözetim, değerleme, saklama ve kamuyu aydınlatma süreçlerinin bütün yönleriyle incelenmesi gerektiğini bildirdi. Dernek ayrıca yatırımcıların güncel bilgiye tek kanaldan ulaşabilmesi amacıyla SPK, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank ve tasfiye yetkilisi bankaların katılımıyla merkezi ve düzenli güncellenen bir bilgilendirme mekanizması kurulmasını talep etti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yargılama sonucunda hukuka aykırı işlem yaptığı ve haksız kazanç sağladığı kesin olarak belirlenen kişi ve kuruluşlardan tahsil edilecek tutarların yatırımcı zararlarının giderilmesinde kullanılabilmesine yönelik etkili bir hukuki mekanizma oluşturulması gerektiğini de belirten Eldem, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için denetim ve gözetim sistemlerinin gözden geçirilmesini istedi.</p>
<h3>İş dünyası ve STK’lara çağrı</h3>
<p>İş dünyasını temsil eden kuruluşlar başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine de çağrıda bulunan Eldem, “Fon yatırımcılarının haklı taleplerine destek verilmesini, yatırımcıların sesinin duyurulmasını ve Türkiye sermaye piyasalarına duyulan güvenin korunması için gerekli uyarıların açık biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını önemsiyoruz. Sürecin yatırımcılar, aileleri ve diğer piyasa aktörleri açısından mümkün olan en az zararla sonuçlanmasını bekliyoruz. Benzer bir durumun yeniden yaşanmaması için gerekli idari, hukuki ve yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esgiad-fon-yatirimcilari-icin-seffaflik-cagrisi-yapti-88384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/8/1280x720/batuhan-eldem-1790070535.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu’nun 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesinin ardından ESGİAD, yatırımcıların haklarının korunması ve tasfiye sürecinin şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu. ESGİAD Başkanı Batuhan Eldem, fonların mali durumları ile ödeme takvimlerinin kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmasını istedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-sorusturmasinda-hesaplar-2019-yilindan-itibaren-incelenecek-88381</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon soruşturmasında hesaplar 2019 yılından itibaren incelenecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon soruşturmanın para trafiği ayağında fon yöneticilerinin yanı sıra bağlantılı kişi ve yakınlarının para ve malvarlığı hareketleri mercek altına alındı. Büyük tutarlı para giriş- çıkışları, fonların performansıyla uyumsuz görülen kazançlar ve olağandışı fiyat hareketlerinin yaşandığı hisselerde işlem yapan hesapların 2019'dan itibaren incelenmeye başlandığı öğrenildi. </p>
<p>Tasfiye sürecini yürüten İş Bankası ve Ziraat Bankası bünyesinde kurulan özel ekipler, olağandışı fiyat hareketleriyle bağlantılı hesapları ve yüksek kazançları MASAK'a bildiriyor. MASAK tarafından yapılan incelemelerde Pusula Finans, Tera Yatırım, Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile bağlantılı 117 yöneticinin finansal hareketleri değerlendirilerek hazırlanan iki analiz raporu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Fonların TEFAS'ta işlem görmediği ve yatırımcı erişiminin sınırlı olduğu dönemdeki pay sahiplerine ilişkin bilgiler de savcılığa ve ilgili kurumlara iletildi. MASAK yetkilileri, çalışmaların finansal sistemin güvenliğinin korunması, şüpheli malvarlığı hareketlerinin önlenmesi ve olası malvarlığı kaçırma girişimlerinin tespit edilmesi amacıyla sürdürüldüğünü bildirdi. Soruşturmaya ilişkin görüşleri merakla beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyaretinin son gününde yaptığı açıklamada “Sorumlu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır” ifadelerini kullandı. Daha önce de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunun fon piyasasının yaklaşık yüzde 10'luk bölümünde yoğunlaştığını belirtirken, “Yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak” mesajını vermiş, Adalet Bakanı Akın Gürlek de hukuken sorumluluğu tespit edilen kim olursa olsun hesap vereceğini ve suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürüleceğini açıklamıştı. Öte yandan fon soruşturmasında 3. dalga operasyon dün gerçekleştirildi. Pusula Holding Kapalı Fon sisteminde hesabı bulunan 7 şüpheliden 6'sı yakalanarak gözaltına alındı. Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 45'e ulaştı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-sorusturmasinda-hesaplar-2019-yilindan-itibaren-incelenecek-88381</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon soruşturmasında incelemenin kapsamı alanı genişliyor. Edinilen bilgiye göre, fonların kurulduğu 2019&#039;dan itibaren gerçekleşen olağandışı fiyat hareketleriyle bağlantılı hesaplar ve yüksek kazançlar incelenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kurumsal-sermaye-anadolunun-uretimiyle-birbirine-baglanmali-88383</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kurumsal sermaye Anadolu&#039;nun üretimiyle birbirine bağlanmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ’da başladı.</p>
<p>"Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık" temalı zirvenin ilk gününde kamu, yerel yönetimler, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Yaklaşık 500 kişiyi buluşturan zirveye TÜSİAD da geniş bir heyetle katılım gösterdi. Heyette TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, yönetim kurulu üyeleri ve geçmiş dönem başkanları yer aldı. Zirvenin onur konuşmacısı ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç oldu.</p>
<p>Teknolojinin gelişim hızı, iklim krizi ve jeopolitik risklerin, sermayenin ve üretimin niteliği ile ticaretin matematiğini değiştirdiğini söyleyen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, “Avrupa’da yaygınlaşan yakından tedarik eğilimi, yakın coğrafyamızdaki yeniden yapılanma süreci ve Türkiye’yi uluslararası bir transit ticaret odağına dönüştürmeyi hedefleyen düzenlemeler; ülkemizin üretim, ticaret ve yatırımın yeni coğrafyasındaki yerini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Bu, Türkiye için bir kriz yönetme dönemi değil, krizlere dayanıklı bir ekonomi inşa etme dönemi. Ancak bu süreçte ekonomimiz büyüse de sanayinin büyümeye katkısı arzu edilen seviyeye bir türlü yaklaşamıyor. KOBİ’lerin yeşil-dijital dönüşüm hedeflerindeki aksamalar ise ihracat kapasitesinde aşınma gibi pek çok sonuç doğuruyor. Biz iş dünyası olarak kalıcı istikrarın değerini biliyoruz. Bu nedenle de dezenflasyon sürecinde muazzam bir bedeli taşımaya razı geliyoruz. Ancak reel sektörün sürdürülebilir büyüme ve ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücü olduğunun unutulmaması gerektiğini her zamankinden daha güçlü şekilde vurgulamak istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Refahın ağırlık merkezini değiştirebilecek güce sahibiz”</strong></p>
<p>Türkiye’nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu’ya yayılmış üretim sermayesinin daha sistematik biçimde birbirine bağlanması gerektiğine değinen Sönmez, TÜSİAD-TÜRKONFED iş birliğinin yeni dönemin stratejik ihtiyacı olduğunu kaydetti. İki kurumun yöneticilerinin ve üye iş insanlarının Anadolu’da hayata geçirdiği yatırımlardan örnekler veren Sönmez, “Bugün geldiğimiz noktada biliyoruz ki, bu büyük aile bir arada hareket ettiğinde, Türkiye’de refahın ağırlık merkezini değiştirebilecek bir güce sahip. Gelin, yıllardır il il, bölge bölge büyüttüğümüz bu iradeyle Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki başarı hikayesini hep birlikte yazalım” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bir yanda eşitsizlikler diğer yanda çalışma inadımız ve barış kararlılığımız var”</strong></p>
<p>İş dünyasının üstlenmesi gereken toplumsal ve teknolojik sorumluluklara da dikkat çeken Sönmez konuşmasını şöyle sürdürdü; “Cumhuriyetimizin ilk yüzyılı bizi çağdaş dünyayla buluşturdu. İkinci yüzyılda eşit vatandaşlık, kamu yararı, hukuk ve fırsat eşitliği gibi kurucu değerlerimizi bugünün toplumsal gerçekliği içinde yeniden tanımlamalıyız. Ülkemizin yapay zekâyı geliştiren, veriyi işleyen, temiz enerjiyi üreten, veri merkezlerini ve yeni nesil sanayi altyapısını kuran ülkeler arasında yer almasını sağlamalı; teknolojinin kullanıcısı değil, üreticisi haline gelmeliyiz. Ekonomik sıkışmalarımız, bütçe açıklarımız, fırsat eşitsizliklerimiz ve gelişmişlik farklarımız var. Ancak bitmeyen çalışma inadımız, bir olma gücümüz, değerlerimiz ve burada dile getirmekten ayrıca memnuniyet duyduğum barış kararlılığımız da var. Bugün ve daima yapmamız gereken, Atatürk’ün dediği gibi Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemektir.”</p>
<p><strong>Yasemin Açık: Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de oraya akıyor</strong></p>
<p>Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yıllarca korku, acı ve göçle anıldığını, bugün ise bölgenin enerjisini üretime, yatırıma ve istihdama yöneltebileceği yeni bir dönemin başladığını belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, bu değişimin ekonomik karşılık bulması için sermayenin Anadolu’ya yayılması gerektiğini söyledi. Toplam banka kredilerinin yarısından fazlasının yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplandığına işaret eden Prof. Dr. Açık, “Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de gelecek de oraya akıyor ve akacak. Oysa yeni dünya düzeninde, ekonomik gücünü ülkenin dört bir yanına yayabilen ülkeler öne çıkıyor. Bu nedenle Türkiye’nin bir sonraki büyüme hikâyesi İstanbul’un dışında, Anadolu’da yazılmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İş insanlarımızı Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum”</strong></p>
<p>Bölgenin ihtiyaç duyduğu iki temel unsurun ölçek ve sermaye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Açık şöyle devam etti; “Elazığ Malatya, Bingöl ve Tunceli’yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası; güçlü yatırım teşvikleri, ham maddeye yakın üretim imkânı, mevcut sanayi birikimi, genç insan kaynağı ve henüz yeterince değerlendirilmemiş yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor. Fırat Havzası bu hikâyeyi yazmaya hazır. Bu havzada, kurulmuş bir yay gibi gerilmiş muazzam bir potansiyel birikti. Artık o yayı serbest bırakmanın, yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır. Burada yapılacak her yatırım, gençlerimize doğdukları yerde çalışma, üretme ve gelecek kurma fırsatı sunacak, kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak, bölgedeki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını sağlayacaktır. Bugün bu salonda ülkemizin sanayi tarihini yazmış isimler var. Sizleri bu bölgeye yatırım yapmaya, Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum.”</p>
<p><strong>Ömer Koç'tan kalıcı istikrâr için "demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu</strong></p>
<p>Zirvenin onur konuşmacısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, dünyada öngörülebilirliğin giderek zorlaştığını, krizlerin istisnâ değil, ‘yeni normal’ hâline geldiğini belirterek, “Krizlerin biri bitmeden diğeri başlıyor; jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği kaynaklı hâdiseler ve iktisâdî dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesîrler yaratıyor. Dolayısıyla dayanıklılık artık sürekli belirsizlik ortamında isâbetli kararlar alabilme, değişen şartlara sürâtle ayak uydurabilme ve her şartta istikrârı koruyabilme becerisidir” diye konuştu.</p>
<p>Şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğuna vurgu yapan Koç, “Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin önündeki fırsat ve beraberinde getirdiği sorumlulukları da değerlendiren Ömer Koç, sahip olunan birikimin yüksek katma değerli üretim ve güçlü insan sermâyesiyle ileri taşınması gerektiğini vurguladı. Koç, “Başarı için; yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün kılacak beşerî sermâyeye yatırım yapmak esâstır. Sâdece üreten değil; teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu.</p>
<p>Koç, “Ülkemizin, Cumhûriyetin kuruluşundan itibâren geliştirdiği sanâyi ekosistemi ve farklı sektörlerde sâhip olduğumuz üretim yetkinliği kayda değer bir kıymettir. Bugün bizi misâfir eden Elâzığ da dâhil olmak üzere Anadolu'nun dört bir yanında üretim yapan KOBİ'lerimiz, tarîf ettiğim birikimin güçlü temsîlcileridir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kurumsal-sermaye-anadolunun-uretimiyle-birbirine-baglanmali-88383</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/3/1280x720/turkonfed-elazig-1790403819.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elazığ&#039;da düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi&#039;nde konuşan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, &quot;Türkiye&#039;nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu&#039;ya yayılmış üretim sermayesinin daha sistematik biçimde birbirine bağlanması gerekiyor.&quot; dedi. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğunu belirterek, “Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir.” dedi.&quot; ifadelerini kullandı. FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık ise iş dünyasını bölgeye yatırım yapmaya davet etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-dunyanin-butun-ulkeleriyle-dis-ekonomik-iliskilerimizi-buyuk-bir-gayretle-yurutuyoruz-88382</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: Dünyanın bütün ülkeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi büyük bir gayretle yürütüyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Merkezi'nde düzenlenen Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu'na katıldı.</p>
<p>Bolat burada yaptığı konuşmada, MÜSİAD EXPO 2026 Uluslararası Ticaret Fuarı ve Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu'nu düzenlediği için MÜSİAD'a teşekkür etti.</p>
<p>MÜSİAD EXPO'nun dünyanın dört bir yanından uluslararası katılımcıların yoğun iştirakiyle 2 yılda bir yapıldığını söyleyen Bolat, Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinden gelen katılımcı ve ziyaretçilerin bu etkinliklerden fayda sağlamasını temenni etti.</p>
<p>Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte kamu ve özel sektörden geniş bir heyetle 3 gün boyunca New York'ta olduklarını belirterek, "Cumhurbaşkanı'mız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı önemli konuşmada mevcut Birleşmiş Milletler sisteminin eksikliklerinin altını çizdi. Ayrıca İsrail'in 3 yıldır saldırılarını sürdürdüğü Filistin, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki durumu gündeme getirdi." diye konuştu.</p>
<p>Burada tanık oldukları önemli bir gelişmenin çok sayıda dünya liderinin Filistinlilere yönelik dayanışma mesajları vermesi ve İsrail'in saldırılarının durdurulması yönünde görüş bildirmesi olduğunu dile getiren Bolat, "BM oturumunda dikkati çeken üçüncü gelişme ise İsrail Başbakanı konuşmaya başladığında Genel Kurul salonunun boş olmasıydı. Bunlar, bu yılki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun en fazla öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"New York'ta ticaret ve yatırım konferansları gerçekleştirdik"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, New York'ta çeşitli vesilelerle ticaret ve yatırım konferansları da gerçekleştirdiklerini belirterek, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun açılış toplantıları için New York'a geldiğimizde bu etkinlikleri her yıl düzenliyoruz. Ayrıca ABD'de oldukça güçlü bir Türk diasporası bulunuyor. Onlarla da bir araya geldik." diye konuştu.</p>
<p>Kuzey Amerika, Orta Amerika ve Güney Amerika ülkeleriyle ekonomik ilişkileri her alanda geliştirmenin Türkiye'nin ticaret politikası stratejilerinden birini oluşturduğunu söyleyen Bolat, "Cumhurbaşkanı'mız Erdoğan'ın yaklaşık 24 yıllık görev süresi boyunca Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Avustralya dahil dünyanın bütün bölgeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirdik. Bu doğrultuda çalışmalarımızı büyük bir gayret ve kararlılıkla sürdürüyoruz." dedi.</p>
<p>Bolat, pazartesi sabahı Brüksel'de olacağını ve Avrupa Komisyonu'nun bazı komiserleriyle önemli görüşmeler yapacağını dile getirerek, "Avrupa Birliği, Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerinde son derece özel ve önemli bir yere sahip." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"Libya'nın başkenti Trablus'ta Afrika Liderler Zirvesi gerçekleştirilecek"</strong></p>
<p>Aralık ayının başında Libya'nın başkenti Trablus'ta Afrika Liderler Zirvesi düzenleneceğini belirten Ömer Bolat, "Türkiye olarak din veya etnik köken ayrımı gözetmeksizin Afrika'nın tamamıyla dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirdik. Afrika'daki 55-56 ülke, Türkiye'nin dostluğuna ve kalkınma, ticaret ve yatırım alanlarındaki ortaklık yaklaşımına tanıklık ediyor." diye konuştu.</p>
<p>Bakan Bolat, Afrika ile ticari ilişkilerin 11 kattan fazla arttığına dikkati çekerek şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye'nin Afrika'ya sunduğu yaklaşım dostluk, kardeşlik, kalkınma, birlikte büyüme ve birlikte zenginleşme anlayışına dayanıyor. Ayrıca Asya ülkeleri ve Uzak Doğu Asya ülkeleriyle de uzun süredir yürüttüğümüz, 'Uzak Ülkeler Stratejisi' olarak adlandırdığımız bir ticaret stratejimiz bulunuyor. Bu kapsamda söz konusu ülkelerle çok yakın ilişkiler sürdürüyoruz. Buna Avustralya ve Yeni Zelanda ile giderek gelişen ilişkilerimizi de ekleyebilirim."</p>
<p>Avrupa Birliği ile 30 yıldır devam eden bir Gümrük Birliği ilişkilerinin bulunduğunu söyleyen Bolat, "Bunun sonucunda AB, en büyük ticaret ortağımız konumunda bulunuyor. Dünyanın farklı bölgelerindeki ülkelerle 24 serbest ticaret anlaşmamız var. Bunun yanında çeşitli ülkelerle 5 tercihli ticaret anlaşmamız bulunuyor." dedi.</p>
<p>Bakan Bolat, hedeflerinin dünyadaki bütün ülkelerle dost ve ortak olmak olduğunu belirterek, "Dostluk ve ortaklık için elimizi uzatıyoruz. Temel felsefemiz, dış ekonomik ilişkilerimizi kazan-kazan ilkesi doğrultusunda yürütmektir. Yaklaşımımız 'biz kazanalım, siz kaybedin' ya da 'biz kaybedelim, siz kazanın' değildir." ifadesini kullandı.</p>
<p>İşbirliğine ve ortak çalışmaya dayalı yaklaşımın büyük bir dostluk ve ortaklık ortamı oluşturduğunu dile getiren Bolat, "MÜSİAD ve Türkiye'deki diğer iş dünyası kuruluşları bu yolda bizim dostlarımız ve ortaklarımızdır. Dünyaya açıldıkları her yerde kendilerine azami desteği sağlıyoruz. Kapılarımız dünyanın bütün ülkeleriyle işbirliği ve ortaklığa açıktır." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, dünyanın siyasi, jeostratejik ve ekonomik açıdan, ayrıca ticaret politikaları bakımından son derece sancılı ve ayrıştırıcı sınamalardan geçtiğini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Dünya ekonomisinin bu yıl daha düşük bir büyüme oranıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde küresel ticaret de güçlü korumacılık eğilimleri ve ayrıştırıcı ticaret politikalarıyla karşılaşıyor. Bu nedenle ticaretteki korumacılığa ve ticaret savaşlarına karşı tercihli ticaret anlaşmaları oluşturmak ve bölgesel işbirliği blokları kurmak, içinde bulunduğumuz dönemde kritik önem taşıyor. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığı olarak dünyanın bütün ülkeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi büyük bir dikkat ve gayretle yürütüyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-dunyanin-butun-ulkeleriyle-dis-ekonomik-iliskilerimizi-buyuk-bir-gayretle-yurutuyoruz-88382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/856-1790402938.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD&#039;ın Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu&#039;nda konuşan Ticaret Bakanı Bolat, &quot;Ticaretteki korumacılığa ve ticaret savaşlarına karşı tercihli ticaret anlaşmaları oluşturmak ve bölgesel iş birliği blokları kurmak kritik önem taşıyor. Ticaret Bakanlığı olarak dünyanın bütün ülkeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi büyük bir dikkat ve gayretle yürütüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/camur-baraji-su-tutmaya-basladi-88386</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çamur Barajı su tutmaya başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>​​​​​​​Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce Gümüşhane'nin Kelkit ilçesine bağlı Çamurlu köyünde yapılan 53 metre gövde yüksekliğine, 12,72 hektometreküp depolama kapasitesine sahip barajda, "su tutma" töreni düzenlendi.</p>
<p>Törene katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, 56 bin 500 dekar tarım arazisini suyla buluşturması planlanan barajın, Gümüşhane'ye son 25 yılda yapılan yüzlerce hizmetten biri olduğunu belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab76f6eca4e7-1790406510.jpg" alt="" width="700" height="467" />Suların boşa akmadığını ifade eden Gizligider, hem berekete dönüştüğünü hem de ekonomiye yıllık 1 milyar lira katkı sağladığını vurguladı.</p>
<p>Millete hizmetin ve eser bırakmanın önemine işaret eden Gizligider, barajın yapımında emeği geçenleri kutladı.</p>
<p>Gizligider, Türkiye'de şu an 18 bini aşkın sulama tesisi olduğunun altını çizerek, "Bunlardan yaklaşık 11 bini son 25 yılda yapıldı. İstikrar olursa, milletin gücü olursa, milletin parası yine millete dönerse işte bu hizmetler oluyor ve olmaya da devam edecek." dedi.</p>
<p>Dörtte üçü sularla kaplı 8 milyar nüfuslu dünyada kullanılabilir su oranının yüzde 1 olduğunu ifade eden Gizligider, "İşte bu yüzde 1'lik suyu kullanırken artık çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Son 50 yılda dünyanın nüfusu ikiye katlandı ama kaynaklar ikiye katlanmadı." diye konuştu.</p>
<p>Gizligider, devletin su kaynaklarını son derece iyi şekilde korumak, kullanmak ve geleceğe aktarabilmek için yatırımlara büyük önem verdiğine dikkati çekti.</p>
<p>Türkiye'de sulanabilir alan miktarının 10,5 milyon hektar olduğunu belirten Gizligider, sulanan alanda 7,3 milyon hektara ulaştıklarını, bundan sonraki ilk hedeflerinin 9 milyon hektar, sonrasında ise 10 milyon hektar olduğunu kaydetti.</p>
<p>Türkiye'nin sulanabilir bütün üretim alanlarını berekete kavuşturmak istediklerini vurgulayan Gizligider, eski tip sulama sistemlerini modernize ettiklerini, son 25 yılda yapılan sulama sistemlerinin tamamının kapalı olduğunu aktardı.</p>
<p>Bakanlık ve DSİ tarafından 66 il ve 85 ilçe merkezinde son 25 yılda 436 tesis inşa edildiğini belirten Gizligider, 5,5 milyar metreküp içme suyu temin edildiğini söyledi.</p>
<p>Gümüşhane'ye 23 yılda 56 milyar liralık 128 su ve sulama tesisi kazandırıldığını ifade eden Gizligider, bunlardan 31'inin baraj ve gölet, 14'ünün ise hidroelektrik santrali olduğunu kaydetti.</p>
<p>Gümüşhane'de 21 sulama tesisiyle 22 bin 65 hektar arazinin suyla buluşturulduğunu vurgulayan Gizligider, "Yaklaşık 5,5 milyon metreküp içme ve kullanma suyu tesisimizi yine Gümüşhane'mize kazandırdık. 61 taşkın kontrol tesisi kazandırarak, 3 bin 87 hektar araziyi zararlardan kurtarmış olduk." dedi.</p>
<p>Gizligider, kentte yapılan ve devam eden diğer çalışmalarla ilgili de bilgi vererek, "Gümüşhane'de 97 çalışma sürüyor. Bugüne kadar bu işler için 9 milyar lira harcandı. Yine önümüzdeki günlerde 11 milyar liralık yatırımı daha şehrimize kazandıracağız. Bu yıl içinde 1 milyar liralık ödeneği harcamış olacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Çamur Barajı ile bölgeye bereket geleceğini belirten Gizligider, "Sulama tesisleriyle birlikte toplam 5 bin 650 hektar alanın sulanmasından bahsediyoruz." dedi.</p>
<p>Gümüşhane Valisi Cevdet Atay ise vatandaşa hizmetin devam ettiğini belirterek, projeler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.</p>
<p>Törene, Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, Kelkit Kaymakamı Mahmut Sami Yılmaz, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, bazı ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/camur-baraji-su-tutmaya-basladi-88386</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/6/1280x720/camur-1790406498.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Kelkit ilçesinde yapılan 53 metre gövde yüksekliğine, 12,72 hektometreküp depolama kapasitesine sahip Çamur Barajı&#039;nda &quot;su tutma&quot; töreni düzenlendi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Türkiye&#039;de sulanabilir alan miktarının 10,5 milyon hektar olduğunu belirterek, sulanan alanda 7,3 milyon hektara ulaştıklarını, bundan sonraki ilk hedeflerinin 9 milyon hektar, sonrasında ise 10 milyon hektar olduğunu bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tasarruf-finansmanin-daha-guclu-bir-guven-zemininde-gelisimini-surdurmesini-bekliyoruz-88366</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tasarruf finansmanın daha güçlü bir güven zemininde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Emlak Katılım Tasarruf Finansman’ın Katılımevim Tasarruf Finansman ve Birevim Tasarruf Finansman’ı devralması hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada, tasarruf finansman sektörünün son yıllarda BDDK gözetim ve denetimi altında kurumsallaşma, sermaye yapısı, risk yönetimi, şeffaflık ve müşteri haklarının korunması alanlarında önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekildi.</p>
<p>Finansal Kurumlar Birliğinin yılın ilk yarı verilerine göre tasarruf finansman sektörünün aktif büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 188 artarak 501 milyar TL’ye, müşteri sayısı ise 1,5 milyonun üzerine çıktı.</p>
<p>Sektör, konut, taşıt ve iş yeri ediniminde tasarrufa dayalı finansman modeline yönelik artan taleple birlikte finansal sistem içerisindeki ağırlığını artırmayı sürdürürken gelecek dönemde büyümenin niteliği kadar güvenin korunması, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve müşteri odaklı standartların yükseltilmesi de sektörün temel gündem başlıkları arasında yer alacak.</p>
<p><strong>"Konut ya da araç edinimine yönelik bir finansman modeli olmanın ötesine geçiyor"</strong></p>
<p>FKB Başkanı Ali Emre Ballı, Emlak Katılım Tasarruf Finansmanın Katılımevim ve Birevim’i bünyesine katmasını, tasarruf finansman sektörünün kurumsal yapısını daha da güçlendirecek önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Tasarruf finansmanının bugün yalnızca konut ya da araç edinimine yönelik bir finansman modeli olmanın ötesine geçtiğini aktaran Ballı, "Genişleyen müşteri tabanı, büyüyen bilanço yapısı ve artan ürün çeşitliliğiyle Türkiye’nin finansman mimarisinde kendine daha güçlü bir yer açıyor. Bundan sonraki dönemde sektör açısından temel mesele yalnızca büyümek değil, bu büyümeyi güven, şeffaflık ve güçlü kurumsal standartlarla birlikte taşımak olacak." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>"Sektörün geleceğini yalnızca işlem hacmi ya da aktif büyüklük üzerinden okumuyoruz"</strong></p>
<p>Sektörün geleceğini yalnızca işlem hacmi ya da aktif büyüklük üzerinden okumadıklarını aktaran Ballı, asıl değerin tasarrufların ekonomiye kazandırılması, finansmana erişimin çeşitlendirilmesi ve bireylerin uzun vadeli planlarını daha öngörülebilir bir yapıyla hayata geçirebilmesinde ortaya çıktığını kaydetti.</p>
<p>Ballı, bu yapının sürdürülebilirliğinin ise güçlü sermaye, etkin denetim, sağlıklı likidite yönetimi ve müşteri güveninin sürekli korunmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kamu ve özel sektör oyuncularının birlikte güçlendiği, rekabetin hizmet kalitesini ve kurumsal standartları yukarı taşıdığı bir yapının sektörün güvenilirliğini ve finansal sistem içerisindeki konumunu daha da güçlendireceğine işaret eden Ballı, "Önümüzdeki dönemde tasarruf finansman sektörünün daha sağlam kurumsal yapılar, daha yüksek hizmet standartları ve daha güçlü bir güven zemini üzerinde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz." dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tasarruf-finansmanin-daha-guclu-bir-guven-zemininde-gelisimini-surdurmesini-bekliyoruz-88366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/4/1280x720/ali-emre-balli-1779366377.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım Tasarruf Finansman&#039;ın Katılımevim ve Birevim’i bünyesine katmasını, tasarruf sektörün kurumsal yapısını daha da güçlendirecek önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirten Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı, &quot;Önümüzdeki dönemde tasarruf finansman sektörünün daha sağlam kurumsal yapılar, daha yüksek hizmet standartları ve daha güçlü bir güven zemini üzerinde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz.&quot; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-130-milyar-liralik-fon-hacminin-olusmasini-temin-ettik-88365</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önemli paydaşlarını bir araya getiren "Terminal İstanbul: Ekosistem Buluşması", Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımıyla Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Terminal İstanbul'un ev sahipliğinde düzenlenen programda başta Meta, Google, AWS, Samsung, Microsoft, Trendyol, Rasmal Ventures, Techstars Istanbul, ASELSAN, ROKETSAN, Turkish Technology ve Disrupt olmak üzere teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önde gelen şirket ve kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundu.</p>
<p>Bakan Kacır, yaptığı konuşmada teknolojide yaşanan paradigma değişimine, başta yapay zeka olmak üzere biyoteknoloji, yarı iletkenler ve kuantum teknolojilerine değindi.</p>
<p>Asırlık şirketlerin dahi iş yapma modellerini yeniden gözden geçirdiklerine dikkati çeken Kacır, şöyle konuştu:</p>
<p>"Teknolojide yaşanan paradigma değişimi, üretimden ticarete, güvenlikten sosyal yaşama kadar hayatın hemen her alanını yeniden şekillendiriyor. Özellikle yapay zeka, biyoteknoloji, yarı iletkenler ve kuantum gibi yenilikçi ve yıkıcı niteliğiyle öne çıkan teknolojiler, geleneksel sektörleri ve iş modellerini köklü biçimde dönüştürürken yeni değer zincirleri, yeni pazarlar ve yeni rekabet alanları oluşturuyor. Asırlık şirketlerin dahi iş yapma modellerini yeniden kurgulamak zorunda kaldığı bu dönemde rekabette söz sahibi olmak isteyen iş dünyası için AR-GE ve inovasyon yatırımları, rekabet gücünü korumanın ve gelecekte var olmanın temel şartıdır."</p>
<p>Kacır, çeviklikleri, yeniliği hızla hayata geçirme ve teknolojiyi ekonomik değere dönüştürme kabiliyetleri sayesinde teknoloji girişimlerinin bu dönüşüme öncülük ettiğini söyledi.</p>
<p>"Bizler de Türkiye'den küresel ölçekte iddia sahibi teknoloji girişimlerinin doğmasını, büyümesini ve dünyaya açılmasını sağlayacak güçlü bir girişimcilik ekosistemi inşa etmeyi, daha müreffeh ve daha güçlü bir Türkiye'nin anahtarı olarak görüyoruz." diyen Kacır, şunları dile getirdi:</p>
<p>"Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde son 23 yılda hayata geçirdiğimiz bütüncül AR-GE ve inovasyon altyapısı, Türkiye'den daha fazla küresel başarı hikayesi çıkarmamızın ve teknolojiye yön veren girişimler yetiştirmemizin güçlü zeminini oluşturuyor. Bugün 115 teknoparkımızda 13 binden fazla teknoloji girişimi, birçok yeni fikri ürüne ve teknolojiye dönüştürüyor. Bin 700'ü aşkın AR-GE ve tasarım merkezimizde binlerce araştırmacımız ve mühendisimiz, sanayimizin inovasyon kabiliyetini ileriye taşıyor."</p>
<p><strong>"Genç nüfus, teknolojiye daha hızlı uyum sağlıyor"</strong></p>
<p>Bakan Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin ortanca yaşı 35 olan nüfusuyla Avrupa'nın birçok ülkesinden 10 ila 15 yıl daha genç nüfusa sahip olduğunu vurgulayarak, teknolojiye hızla uyum sağlayan, öğrenme kabiliyeti yüksek ve güçlü girişimcilik ruhuna sahip insan kaynağına dikkati çekti.</p>
<p>Her yıl bir milyona yakın gencin üniversitelerden mezun olarak yetenek havuzuna katıldığını anlatan Kacır, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık Programları ve Milli Teknoloji Atölyeleri gibi projelerle gençleri geleceğin yetkinlikleriyle buluşturduklarını ifade etti.</p>
<p>Kacır, ayrıca 2018'den bu yana düzenlenen TEKNOFEST ile milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna dahil ettiklerini ve organizasyondaki yarışmalarda filizlenen binlerce yenilikçi fikrin girişime dönüşmesini sağladıklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>"5,8 milyar liralık kamu kaynağı girişimlerin büyüme yolculuğuna yönlendirildi"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, girişimcilik ekosistemini güçlendiren finansman adımlarına da değinerek, her aşamadaki girişimin ihtiyaçlarına yanıt veren mekanizmalar oluşturduklarını vurguladı.</p>
<p>Fonların fonu ve eş finansman modelleriyle bugüne kadar 5,8 milyar liralık kamu kaynağını girişimlerin büyüme yolculuğuna yönlendirdiklerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:</p>
<p>"Kamu kaynaklarımızın oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik. Bu fonların desteğiyle bin 91 teknoloji girişimimiz, toplam 175 milyar lira yatırım aldı. Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir ferdimizin hayallerini bu topraklarda gerçeğe dönüştürmesine imkan tanıyan uçtan uca destek mimarimizle Türkiye, teknoloji girişimciliğinde altın çağını yaşıyor."</p>
<p>Kacır, yapay zekadan uzay ve havacılığa, biyoteknolojiden finans teknolojilerine pek çok alanda Türk girişimlerin sayısız başarı hikayesine imza attığını belirterek, "2019'a kadar henüz unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz, bizim deyimimizle 8 Turcornumuz bulunuyor." dedi.</p>
<p>Bu başarıların nihai nokta olmadığını vurgulayan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Hedefimiz, 2030 yılına kadar ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğması ve Turcornlarımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolara ulaşmasıdır. Bu hedefe ulaşmamızı mümkün kılacak güçlü, dinamik ve küresel ölçekte rekabetçi bir girişimcilik ekosistemini kararlılıkla inşa ediyoruz. Girişimlerimizin küresel pazarlara açılmasında ihtiyaç duydukları destekleri sunan "Turcorn 100 Programı"nı devreye aldık. Türkiye'yi dünyanın dört bir yanındaki nitelikli girişimciler ve teknoloji profesyonelleri için bir çekim merkezi haline getirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte Türkiye TechVisa Programı'nı hayata geçirdik. Ülkemize değer katacak küresel yeteneklerin çalışma izinlerini iki hafta gibi kısa bir sürede almalarını mümkün kılan programımızla 5 bin 500'ü aşkın teknoloji profesyonelini ülkemizin girişimcilik ekosistemine kazandırdık. Kamu kaynaklarının yönlendirici etkisini artırmak ve daha bütüncül bir destek mimarisi oluşturmak hedefiyle kurguladığımız fon yatırımları stratejimizle, 300 milyon dolarlık ilave kamu kaynağını girişim sermayesi fonlarına aktarmak üzere harekete geçtik."</p>
<p><strong>"İstanbul'un sahip olduğu potansiyel daha ileriye taşınacak"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, Türkiye'yi teknoloji girişimciliğinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasına taşıma hedefinde İstanbul'un önemli rol oynadığına dikkati çekti.</p>
<p>İstanbul'u, tarihi ve kültürel zenginliği, güçlü ulaşım bağlantıları ve farklı kültürleri buluşturan kimliğiyle dünyanın dört bir yanından yetenekleri, girişimcileri ve yatırımcıları kendine çeken cazibe merkezi olarak nitelendiren Kacır, şehre yönelik desteklerle ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Asırlardır iki denizin ve iki kıtanın buluştuğu yerde cihan yüzüğünün pırlantası gibi ışıldayan İstanbul, girişim sermayesi fonları, melek yatırım ağları, hızlandırma programları, GO girişim ofisleri ve ortak çalışma alanlarıyla, 22 TEKMER'iyle, toplam 30 milyon metrekare büyüklüğündeki 19 teknoparkta faaliyet gösteren 4 bin 100'ü aşkın teknoloji girişimiyle teknoloji ve girişimcilikte Türkiye'nin dünyaya açılan en parlak vitrini. 7 Turcornumuzun İstanbul'dan doğmuş olması, şehrimizin bilgi birikimini, sermaye gücünü ve girişimci yeteneklerini aynı ekosistemde buluşturma kabiliyetinin en somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, İstanbul'un sahip olduğu bu muazzam potansiyeli çok daha ileriye taşıyarak şehrimizi, dünyanın dört bir yanından teknoloji girişimlerinin, yatırımcıların ve küresel yeteneklerin buluştuğu küresel bir girişimcilik merkezine dönüştürmek."</p>
<p>Bakan Kacır, Terminal İstanbul Projesi'yle Atatürk Havalimanı terminal alanını, girişimlerin büyüyeceği, yenilikçi teknolojilerin hayat bulacağı dünyanın en büyük girişimcilik ve inovasyon merkezine dönüştüreceklerini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle Atatürk Havalimanı Terminali'ni "Terminal İstanbul" markasıyla teknoloji ve girişimcilik fabrikasına dönüştürdüklerini belirten Kacır, şunları dile getirdi:</p>
<p>"Yaklaşık 200 bin metrekare kapalı alanda binlerce teknoloji firmasına ev sahipliği yapacak bu merkez, her ölçekteki girişimin ihtiyaç duyduğu tüm imkanları tek çatı altında sunacak. Modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, dünyanın önde gelen girişimcilik kuruluşlarının yürüteceği hızlandırma ve mentörlük programları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile AR-GE laboratuvarlarına ev sahipliği yapacak bu teknoloji üssünde yenilikçi fikirler geliştirilecek, yeni teknolojiler tasarlanacak, prototiplenecek ve test edilecek. Burada filizlenen ve büyüyen fikirler, üniversitelerimizin bilgi birikimi, sanayimizin üretim kabiliyeti ve yatırımcılarımızın sermayesiyle buluşarak dünya pazarlarında karşılık bulan ürünlere, küresel ölçekte rekabet eden teknoloji şirketlerine dönüşecek. Dünyanın önde gelen AR-GE ve teknoloji şirketleri de geleceğin teknolojilerine yön verecek öncü projelerini Terminal İstanbul'da geliştirecek, araştırma ve inovasyon faaliyetlerini girişimlerimizle kuracakları stratejik ortaklıklarla daha ileriye taşıyacak."</p>
<p>İki yıl önce ortaya koydukları vizyon doğrultusunda önemli mesafe katettiklerini anlatan Kacır, ilk aşamada yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda girişimciler ile ekosistem paydaşlarının bir araya geleceği yapıyı hayata geçirdiklerini söyledi.</p>
<p>Kacır, Terminal İstanbul'un gelecek yıl tüm fonksiyonlarıyla devreye alınmasının hedeflendiğini vurguladı.</p>
<p>Bugünkü etkinlikle küresel teknoloji şirketleri, sanayi devleri, yatırım fonları, teknoparklar ve STK'lerin de aralarında bulunduğu 60'tan fazla kurum ve kuruluşun aynı mutabakat metninde buluştuğunu belirten Kacır, teknoloji dünyasının "Şampiyonlar Ligi"ni Terminal İstanbul çatısı altında bir araya getirdiklerinin altını çizdi.</p>
<p>Kacır, ortak akıl ve üretim hedefiyle atılan bu tarihi imzaların, yenilikçi fikirleri filizlendirip gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürme yolculuğuna büyük güç katacağını söyledi.</p>
<p>Etkinlik, "Ekosistem İş Birliği İmza Töreni"nin ardından Bakan Kacır ve beraberindeki heyetin Terminal İstanbul alanını gezmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-130-milyar-liralik-fon-hacminin-olusmasini-temin-ettik-88365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/5/1280x720/kacir-1790337547.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Terminal İstanbul: Ekosistem Buluşması&quot;nda konuşan Bakan Kacır, &quot;Kamu kaynaklarımızın oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik. Bu fonların desteğiyle bin 91 teknoloji girişimimiz toplam 175 milyar lira yatırım aldı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/volkswagen-28-milyon-araci-geri-cagiriyor-88376</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Volkswagen 2,8 milyon aracı geri çağırıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Almanya Federal Motorlu Taşıtlar Dairesi (KBA), ülkede Volkswagen ve yan kuruluşu Audi'ye ait yaklaşık 1 milyon aracı etkileyebilecek, direksiyon sisteminin kilitlenmesine yol açan ciddi üretim hatası saptandığını duyurdu.</p>
<p>Alman haber ajansı DPA'nın haberine göre, söz konusu araçların direksiyon mekanizmasındaki bir vidanın kırılması, sürüş esnasında direksiyon kontrolünün tamamen yitirilmesine neden olabiliyor.</p>
<p>Yaşanabilecek olası kazaların ve riskin ortadan kaldırılması için direksiyon cıvatasının paslanmaya karşı daha dayanıklı yeni bir parça ile değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>
<p><strong>Milyonlarca araç inceleme altında</strong></p>
<p>Almanya Otomobil Kulübü (ADAC) tarafından geri çağırma ve teknik inceleme kapsamına giren marka, model ve üretim tarihlerine ilişkin detaylar da paylaşıldı.</p>
<p>Buna göre, Volkswagen Grubu bünyesinde 24 Eylül 2013 ile 1 Temmuz 2024 tarihleri arasında üretilen VW Tiguan, Touran, Golf Variant, Caddy ve Golf modelleri kronik arıza riski taşıyor.</p>
<p>Söz konusu teknik aksaklığın dünya genelinde yaklaşık 2,8 milyon, Almanya'da ise 900 binin üzerinde aracı etkilemesi bekleniyor.</p>
<p>Benzer bir teknik problemin Audi Grubu'nda da saptandığı bildirildi.</p>
<p>31 Ekim 2017 ile 23 Mayıs 2024 tarihleri arasında banttan indirilen Audi Q3 modellerini kapsayan sözkonusu arıza, dünya genelinde yaklaşık 700 bin, Almanya'da ise 58 bin 555 aracı doğrudan ilgilendiriyor.</p>
<p>Alman makamları ve otomotiv üreticileri, sürücü güvenliğini doğrudan tehlikeye atan bu durum karşısında, listedeki araçlara sahip vatandaşların herhangi bir mağduriyet yaşamamaları adına en kısa sürede resmî yetkili servislere başvurması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/volkswagen-28-milyon-araci-geri-cagiriyor-88376</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/6/1280x720/volkswagen-1790347044.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Volkswagen Grubu 2,8 milyon aracı geri çağıracağını duyurdu. VW Tiguan, Touran, Golf Variant, Caddy ve Golf&#039;te kronik arıza riski tespit edilirken aynı sorunun Audi Q3 modellerinde de bulunduğu duyuruldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-turkiye-tarim-gida-sektorunun-istihdam-ve-kirsal-refah-icin-donusum-projesi-basladi-88362</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye Tarım, Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi başladı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Edirne'de bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir restoranda düzenlenen "Türkiye Buluşmaları Kardeşlikle Kenetlenen İstikrarla Güçlenen Türkiye" adlı basın buluşmasında yaptığı konuşmada Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığının çok aşikar olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin vizyonunu ve hedeflerini sürekli büyütmüş, çıtayı sürekli yükseltmiş bir ülke olduğunu ifade eden Yumaklı, "Bunun en somut ifadelerinden biri, Türkiye Yüzyılı hedefini önümüze koymuş olmamızdır. Bu bizim, yeniden tarih yazan bir aktör olarak ortaya çıkma iddiamızdır. Bu konuda ülkemizin ve milletimizin potansiyeline güveniyoruz." dedi.</p>
<p>Terörsüz Türkiye sürecinde ise önemli bir eşiğin geçilmek üzere olduğuna vurgu yapan Yumaklı, sürecin Türkiye'yi gerçek gücüne daha da yaklaştıracağının altını çizdi.</p>
<p>Sürecin milli birlik, kardeşlik ve demokrasi adına büyük bir kazanım olacağına işaret eden Yumaklı, "Bundan böyle Türkiye’nin büyümesi hızlanacak, yatırım ve hizmet gücü artacaktır. Güvenlik için ayrılan kaynaklar bilim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya kanalize edilecektir. Türkiye’nin hem bölgemizde hem de küresel zeminde ağırlığı ve prestiji artacaktır." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyoner siyaseti dünyada hissediliyor"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyoner siyasetinin, bölge ve dünya üzerinde etkisinin güçlü şekilde hissedildiği bir dönemden geçildiğini ifade eden Yumaklı, bu durumun en sıcak örneğinin son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olduğunu belirtti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin güçten değil haktan yana olduğunu bir kez daha, en çarpıcı şekilde ifade ettiğine vurgu yapan Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sayın Cumhurbaşkanımız katliamlara, haksızlığa, sömürüye karşı hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünya düzeni için vicdanlara seslenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Biz, haktan ve haklıdan yana olmayı milletimiz için, ülkemiz için 'bir onur meselesi' diye görüyoruz. Bunun için, AK Parti davası, başından beri güçlülerin değil milletin davası oldu. Bu dava, Edirne’den Gazze’ye, Gazze’den Arakan’a gönül köprüleri kuranların, dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun gözyaşını silme derdinde olanların davasıdır. Büyük mütefekkir Cemil Meriç'in ifadesiyle 'zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur' anlayışını benimseyen, tarihin doğru tarafında yer alma cesareti olanların davasıdır. Nitekim dünya sussa da biz susmuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber bu gür sedayı vermeye devam edeceğiz."</p>
<p><strong>"Tarım diplomasisi diplomasinin önemli bir unsuru"</strong></p>
<p>Yumaklı, dünyada güçlenen diplomasi anlayışının önemli unsurlarından birinin de tarım diplomasisi olduğunu belirtti.</p>
<p>Son üç haftada tarım diplomasisi alanında önemli adımlar atıldığına dikkati çeken Yumaklı, "Bu süreçte, Çin, Almanya ve Rusya ile temaslarımızı güçlendirdik. Bu görüşmeleri imzaladığımız karşılıklı anlaşmalarla somut sonuçlara dönüştürdük. Buraya da Rusya’dan ayağımızın tozuyla geldik." dedi.</p>
<p>Yumaklı tüm çalışmaların amacının gıda arz güvenliğini küresel gelişmelere ve yeni koşullara karşı daha dayanıklı hale getirmek olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Tarımsal hasılada yeni rekor kırıldı</strong></p>
<p>Üreticinin de önünü açarak tarım ve gıda ürünleri ihracatçıya yeni pazarlar kazandırdıklarını ve Türk tarımının dünyadaki gücünü artırdıklarını vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti:</p>
<p>"Verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlar, çiftçimizin de emeği ile birleşti ve 2025 yılında tarımsal hasılada 83,2 milyar dolarla yeni bir rekor kırdık. 24 yıl önce 12. sırada olan konumumuzu, 5 basamak yükselterek 7. sıraya çıkarttık. Bu başarıda emeği geçen üreticilerimize, çiftçilerimize, sanayicimize, ihracatçımıza, tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 2026 yılı ise tarımsal üretimimiz için bereketli bir yıl olmaya devam ediyor. İklim koşullarının iyi gitmesi ve sektöre kazandırdığımız alt yapı sayesinde, bu yıl 140 milyon tondan fazla bitkisel üretim rekoltesi bekliyoruz. Bu rakamın Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakam olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yeni üretim sezonuna başladığımız bu dönemin, hasat sezonu gibi bereketli geçmesini diliyorum."</p>
<p><strong>"Müjdeyi Edirne'den duyuruyorum"</strong></p>
<p>Yumaklı, yeni bir gelişmeyi duyuracağını ifade ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 Mayıs'ta çiftçilerle buluşmada açıkladığı "Türkiye Tarım, Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'nin" finansman paketi için imzaların atıldığını, projenin başladığını bildirdi.</p>
<p>Bakan Yumaklı projeyle ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Bu projeyle, gıda ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Bu finansman desteği, tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine ekipman yatırımlarına verilecek. Bu projeyi biz, tarımda planlamanın ikinci safhası olarak görüyoruz. Bu yeni aşamada, artık tarımsal yatırımları da planlıyor olacağız. Bu projeyle inşallah, çiftçilerimizin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi hayata geçireceğiz. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin, Dünya Bankası tarafından onaylanan ilk 750 milyon dolarını bu yıl içinde girişimlerimizin kullanımına açacağız. Projenin başvuru şartları ve diğer detaylarını önümüzdeki günlerde ayrıca kamuoyuyla paylaşacağız. Projenin sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum."</p>
<p><strong>Edirne'ye yapılan yatırımlar</strong></p>
<p>Yumaklı Edirne'nin tarımdaki önemine de değinerek son 24 yılda Edirne’ye tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 136 milyar liralık destek ve yatırım sağlandığına işaret etti.</p>
<p>Edirne'ye yapılan yatırımlara değinen Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:</p>
<p>"Su ve sulama alanında 235 tesisi hizmete aldık. Bu tesislerle 687 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Bu araziler, ekonomiye 11,5 milyar lira ek gelir artışı sağladı. Kırsal Kalkınma desteklerimiz ve ORKÖY kapsamında hibe ve kredi sağlayarak yaklaşık 6 bin projeyi destekledik. 24 yılda Edirne’de 37 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 713 bin dekar alana sahip 7 ovamızı koruma altına aldık. Ayrıca yaklaşık 340 bin dekar alana sahip 5 ovamızı daha koruma altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Böylece Edirne’de 1 milyon dekardan fazla alana sahip 12 ovamızda sadece tarımsal üretim yapacağız. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Edirneli üreticilerimizi modern tarım uygulamalarıyla buluşturduk ve üretimde verimliliği artırdık. Bu sayede, bitkisel üretim miktarımızı yüzde 39, küçükbaş varlığımızı ise yüzde 113 artırdık. Tarımsal hasılamızı 26 milyar liraya yükselttik ama Edirne için daha yapacağımız çok iş var. Özellikle sulama alanında yeni projeleri art arda hayata geçirerek, Edirneli kardeşlerimizle buluşturacağız. "</p>
<p>Yumaklı, bunlara ek olarak 1,3 milyar liraya mal olacak Çömlekköy Barajı'nın 2028 yılında tamamlanacağını duyurdu.</p>
<p>Çömlekköy Barajı Sulaması işinde de sözleşme imzalandığını bildiren Yumaklı, "Edirneli çiftçilerimizin hasretle beklediği, 2,7 milyar lira maliyetli Çömlekköy Barajı Sulaması işinde sözleşmeyi geçen ay imzaladık. Merkez ve Meriç ilçemize hizmet verecek, 2,7 milyar lira maliyetli arazi toplulaştırma ile çeltik sahaları, yol ve eksik imalatların yapımını kapsayan 4 projenin de sözleşmelerini imzaladık. 7,8 milyar lira maliyetli Aşağı İpsala Hamzadere Barajı Sulaması’nı bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Bu sayede 192 bin dekar alanı daha sulamaya açmış olacağız." bilgilerini verdi.</p>
<p><strong>Çiftçiler için 2 önemli gelişme</strong></p>
<p>Yumaklı, Trakya’da üreticinin tarımsal yatırım yapmasını kolaylaştırmak için çevre düzeni planında değişiklik yaptıklarını, bu sayede tarımsal yapılarda imar planı şartını kaldırıldığını belirtti.</p>
<p>Hayvancılık tesislerinde emsal oranının yüzde 60’a, diğer tarımsal yapılarda yüzde 10 ila yüzde 30’a çıkardıklarını bildiren Yumaklı, "Böylece üreticimizin yatırım maliyetlerini düşürerek, yeni yatırımların önünü açmış olduk. İnşallah bu düzenlemenin, özellikle hayvancılığa yönelik yatırımların artmasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum." dedi.</p>
<p><strong>"Çeltikte elektrik aboneliği sorunu çözüldü"</strong></p>
<p>Diğer önemli gelişmenin ise çeltik üreticilerinin önemli bir sorunu olan elektrik aboneliği meselesinin çözümüne ilişkin olduğunun altını çizen Yumaklı, "Ülkemizde çeltiğin yüzde 40’ını üreten Edirne’de, hasat döneminde kullanılan seyyar çeltik kurutma makineleri için geçici (4 ay) elektrik aboneliği vereceğiz. Bu sayede üreticimizin önemli bir sorununu daha çözüme kavuşturmuş olduk." diye konuştu.</p>
<p>Toplantıda, AK Parti İstabul Milletvekili ve MKYK Üyesi Seyithan İzsiz, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulu Üyesi Hüseyin Bürge, Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Ayşe Deniz Çelik, Batı Marmara Bölge Koordinatörü Furkan Topaloğlu, AK Parti İl Başkanı Belgin İba, MHP Edirne İl BaşkanI Ahmet Biçer de yer aldı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-turkiye-tarim-gida-sektorunun-istihdam-ve-kirsal-refah-icin-donusum-projesi-basladi-88362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/2/1280x720/54-1790335980.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türkiye Tarım, Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi&#039;nin&quot; finansman paketi için imzaların atıldığını, projenin başladığını duyuran Bakan Yumaklı, &quot;Bu projeyle, gıda ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracağız.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2025te-22-bin-113-mali-araci-kurulus-faaliyet-gosterdi-88357</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 13:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;te 22 bin 113 mali aracı kuruluş faaliyet gösterdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait mali aracı kuruluş istatistiklerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, mali aracı kuruluşlar sektöründe 2025 yılında 22 bin 113 girişim faaliyette bulundu. Finansal hizmet faaliyetlerinde 273, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında 74, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde ise 21 bin 766 girişim hizmet verdi.</p>
<p>Söz konusu kuruluşların faktör maliyetiyle katma değeri 2 trilyon 993 milyar lira, üretim değeri de 4 trilyon 610 milyar lira oldu.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda toplam katma değerin yüzde 80'i finansal hizmetler, yüzde 11,1'i sigorta, reasürans ve emeklilik fonları, yüzde 8,9'u da finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerden oluştu.</p>
<p>Üretim değerinin de yüzde 74,9'unu finansal hizmetler, yüzde 17,3'ünü sigorta, reasürans ve emeklilik fonları, yüzde 7,8'ini finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetler oluşturdu.</p>
<p><strong>"Faktör maliyetiyle katma değer arttı"</strong></p>
<p>Bir önceki yıla göre faktör maliyetiyle katma değer yüzde 70,9, üretim değeri yüzde 61,2 artış gösterdi.</p>
<p>Faktör maliyetiyle katma değer 2025'te bir önceki yıla göre finansal hizmet faaliyetlerinde yüzde 69,3, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 64,1, sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde yüzde 89,7 yükseldi.</p>
<p>Üretim değeri de aynı dönemde finansal hizmet faaliyet​​​​​​​lerinde yüzde 62,7, sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde yüzde 57,1, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 56,5 artış gösterdi.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda 2024'te 352 bin 597 olan yıllık ortalama çalışan sayısı, 2025'te 360 bin 745'e çıktı. Toplam istihdamın yüzde 65,9'unu finansal hizmet faaliyetleri, yüzde 7,7'sini sigorta, reasürans ve emeklilik fonları, yüzde 26,4'ünü finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde çalışanlar oluşturdu.</p>
<p>Personel maliyeti, söz konusu yılda 712 milyar 175 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Mali aracı kuruluşların personel maliyetinin yüzde 77'si finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 9,8'i sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında, yüzde 13,2'si ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde gerçekleşti. Mali aracı kuruluşların personel maliyetinin yüzde 84,8'i maaş ve ücretlerden, yüzde 15,2'si sosyal güvenlik masraflarından oluştu.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda 2025'te ücretli olarak istihdam edilen kadın personel sayısı 174 bin 949 iken, erkek personel sayısı 176 bin 328 olarak kayıtlara geçti. Ücretli kadın çalışan oranı yüzde 49,8, ücretli erkek çalışan oranı ise yüzde 50,2 oldu.</p>
<p>Söz konusu kuruluşlarda sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değeri, 157 milyar 495 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değerinde en yüksek pay, yüzde 78,8 ile finansal hizmet faaliyetlerinde gerçekleşti. Sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında bu pay yüzde 7 iken, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 14,2 olarak belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2025te-22-bin-113-mali-araci-kurulus-faaliyet-gosterdi-88357</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ekonomik-guven-endeksi-kalem-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre, mali aracı kuruluşlar sektöründe faaliyet gösteren girişim sayısı, geçen yıl 22 bin 113 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yuksek-guclu-sarj-istasyonlarinda-depolama-sistemleri-icin-duzenleme-88355</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüksek güçlü şarj istasyonlarında depolama sistemleri için düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), şarj istasyonlarına bütünleşik elektrik depolama tesislerinin, şarj istasyonunun anlaşma gücünden daha yüksek araç şarj gücünde kurulabilmesine imkan sağlayan yeni bir düzenleme yaptığını duyurdu.</p>
<p>Açıklamaya göre, şarj istasyonlarına bütünleşik elektrik depolama tesisleri, şarj istasyonunun anlaşma gücünden daha yüksek araç şarj gücünde kurulabilecek.</p>
<p>Böylece özellikle yüksek güçlü şarj istasyonlarında, şebeke bağlantı kapasitesinin artırılmasına ihtiyaç kalmadan doğrudan elektrik depolama sistemlerinden yararlanılarak şarj hizmeti sunulabilecek.</p>
<p>Önceki uygulamada, şarj istasyonuna bütünleşik olarak kurulabilecek depolama tesisinin kurulu gücü tüketim tesisinin anlaşma gücüyle sınırlıydı.</p>
<p>Bu durum, özellikle yüksek güçlü şarj istasyonları bakımından depolama yatırımlarının şarj altyapısının ihtiyaç duyduğu gücü karşılamada etkin şekilde kullanılmasını sınırlandırabiliyordu.</p>
<p>Yeni düzenlemeyle birlikte anlaşma gücünden daha yüksek deşarj gücünde depolama tesisi kurmak isteyen ve şarj ünitesini de bu tesisle beslemek isteyenlere imkan sağlandı.</p>
<p>Şebeke güvenliğinin korunması için de şebekeye enerji verilmesini önleyen ve şebekeden enerji çekilmesinde mevcut anlaşma gücünün aşılmasını engelleyen otomatik güç kontrol ve enerji kesme sistemlerinin kurulması şartı getirildi.</p>
<p><strong>Depolama sistemleri şebeke yatırımlarına alternatif oluşturabilecek</strong></p>
<p>Depolama entegreli şarj istasyonlarının yaygınlaşması, her lokasyonda yüksek maliyetli şebeke yatırımlarının yapılmasını zorunlu olmaktan çıkarabilecek bir alternatif oluşturuyor.</p>
<p>Özellikle yeni trafo ve bağlantı yatırımlarının yüksek maliyetli olduğu veya anlık ve dönemlik şarj ihtiyacının yüksek olduğu, şarj kuyruklarının oluştuğu lokasyonlarda depolama sistemlerinin kullanılması, yatırımların hayata geçirilmesini ve kullanıcılara hizmet sunulmasını kolaylaştırabiliyor.</p>
<p>Bu model aynı zamanda mevcut elektrik dağıtım altyapısının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacak.</p>
<p>Şarj talebinin yüksek olduğu kısa süreli dönemlerde depolama sistemlerinin devreye girmesi, şebekeden çekilen gücün anlaşma gücü içerisinde tutulmasına yardımcı olurken, şarj istasyonlarının daha yüksek kurulu güçte şarj ekipmanlarına sahip olabilmesine imkan tanıyor.</p>
<p>Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle otoyollar, dinlenme tesisleri, akaryakıt istasyonları ve yoğun kullanılan ticari alanlarda yüksek güçlü şarj altyapısına olan ihtiyaç artıyor.</p>
<p>Bu istasyonların şebekeye bağlanabilmesi için gerekli kapasitenin oluşturulması, bazı lokasyonlarda yeni şebeke ve trafo yatırımlarını gündeme getirecek.</p>
<p>Depolama sistemlerinin şarj istasyonlarıyla birlikte kullanılması, bu noktada alternatif bir çözüm sunuyor.</p>
<p>Şebekeden belirli bir güç seviyesinde elektrik çekilirken depolama sisteminin şarj talebinin yüksek olduğu anlarda devreye girmesi, şarj istasyonunun ihtiyaç duyduğu anlık gücün daha etkin şekilde karşılanmasına imkan sağlayabiliyor.</p>
<p>Örneğin, anlaşma gücü yüksek güçlü şarj istasyonunun toplam anlık talebini karşılamaya yeterli olmayan bir lokasyonda, depolama sistemi düşük talep dönemlerinde şebekeden enerji depolayarak şarj talebinin yükseldiği dönemlerde şarj işlemine destek olabiliyor.</p>
<p>Böylece aynı anda birden fazla aracın yüksek güçte şarj edilmesi sırasında ortaya çıkabilecek güç ihtiyacı depolama sistemi üzerinden karşılanabiliyor.</p>
<p><strong>Elektrikli araç şarj altyapısının gelişimini destekleyecek</strong></p>
<p>Düzenlemenin özellikle yüksek güçlü şarj istasyonlarının yaygınlaşması bakımından önemli bir yatırım esnekliği sağlaması bekleniyor.</p>
<p>Şarj ağı işletmecileri, lokasyonun şebeke bağlantı kapasitesi, yatırım maliyeti ve şarj talebini birlikte değerlendirerek şebeke kapasitesinin artırılması ile depolama yatırımı arasında daha etkin bir yatırım tercihi yapabilecek.</p>
<p>Böylece elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaç duyduğu hızlı ve yüksek güçlü şarj altyapısının, şebekenin mevcut kapasitesi ve yatırım koşulları dikkate alınarak daha fazla lokasyonda kurulabilmesinin önü açılmış oluyor.</p>
<p>Yeni uygulama, elektrikli araç şarj altyapısı ile elektrik depolama teknolojilerinin birlikte kullanılmasını teşvik ederken, şarj istasyonlarının şebekeye entegrasyonunda daha esnek, verimli ve yatırım açısından uygulanabilir bir modelin oluşmasına katkı sağlayacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yuksek-guclu-sarj-istasyonlarinda-depolama-sistemleri-icin-duzenleme-88355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/6/1280x720/bursa-otomobilde-elektrikliyi-sevdi-1742982688.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK tarafından yapılan yeni düzenlemeyle, şarj istasyonlarına bütünleşik elektrik depolama tesisleri, şarj istasyonunun anlaşma gücünden daha yüksek araç şarj gücünde kurulabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/faruk-yigit-gelecegin-savunma-sanayisini-insan-kabiliyetini-katlayan-sistemler-belirleyecek-88353</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faruk Yiğit: Geleceğin savunma sanayisini insan kabiliyetini katlayan sistemler belirleyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Roketsan’ın Ankara’da düzenlediği “Yapay Zekâ Hackathonu” genç yazılımcıların katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yiğit yarışma öncesi düzenlenen açılış töreninde, şirket olarak yapay zekayı sadece teknoloji alanı olarak görmediklerini belirterek, “Biliyoruz ki geleceğin savunma sanayisini yalnızca daha hızlı roketler daha akıllı sistemler veya daha güçlü platformlar belirlemeyecek. Geleceği veri anlamlandırabilen, öğrenebilen, karar verebilen ve insanın kabiliyetini katlayabilen sistemler belirleyecek ve bu dönüşümün merkezinde yapay zeka var. Yapay zeka bir teknoloji değil, yeni bir çağın altyapısıdır. Yapay zeka bugün hayatımızın pek çok alanında dönüşüm yaratıyor ancak savunma sanayi açısından baktığımızda yapay zekanın anlamı çok daha büyük. Çünkü savunma sanayinde saniyeler önemlidir. Doğru kararlar önemlidir. Güvenilirlik önemlidir. Öngörü önemlidir” dedi. </p>
<p><strong>Roketsan’ın yapay zeka alanında aradığı yetenekler</strong></p>
<p>Roketsan’ın küresel savunma sanayii ortamında tam bağımsızlık ve gelecek teknolojileri bağımsız olarak üretme alanında yoğun bir rekabet içinde olduğunu hatırlatan Yiğit, bu nedenle mühendislik altyapısına yapay zekanın da aralarında bulunduğu yeni yeteneklerin eklenmesi için çalıştıklarını kaydetti. Faruk Yiğit, aradıkları yeteneğin doğru problemi seçme, doğru soruyu sorabilme, farklı disiplinleri bir araya getirebilme ve geliştirilen teknolojiyi gerçek hayattaki bir ihtiyaca dönüştürebilme olduğunu vurguladı. Yiğit, “Bunu daha hızlı nasıl yaparız sorusunun yanında; bunu daha önce hiç düşünülmemiş bir yöntemle nasıl yapabiliriz diye sormanızı istiyoruz. Çünkü inovasyon çoğu zaman bir cevaptan değil doğru sorudan başlar. Bu nedenle burada başarıyı yalnızca ortaya çıkacak kodun, algoritmanın veya prototipin performansıyla ölçmeyeceğiz. Elbette teknik başarı önemli ama bizim için en az onun kadar önemli olan merakınız, cesaretiniz, problem çözme yaklaşımınız, takım çalışmanız ve sınırları zorlayan düşünce biçiminizdir” dedi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/faruk-yigit-gelecegin-savunma-sanayisini-insan-kabiliyetini-katlayan-sistemler-belirleyecek-88353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/3/1280x720/547-1790329984.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yiğit, savunma sanayisinde gelecek dönemde ana dönüşümün merkezinde yapay zekanın bulunduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocasinan-belediyesinden-64-megavatlik-ges-yatirimi-88349</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocasinan Belediyesi’nden 6,4 megavatlık GES yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kocasinan Belediyesinin, belediyenin tüm tesisleri, işletmeleri ve elektrikli araçlarının enerji ihtiyacını karşılayacak 104 bin metrekare alanda 6,4 megavat enerji üretimi yapacak Güneş Enerji Santrali’ni (GES) devreye almaya hazırlandığı bildirildi.</p>
<p>Cırgalan Mahallesi’nde 15 futbol sahası büyüklüğünde alana kurulan tesis ile ilgili bilgiler veren Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, “Projemiz 6,4 megavat gücünde ve 10 bin 872 güneş paneli var. Yılda yaklaşık 11 milyon kilovatsaat enerji üretmesini bekliyoruz. Bu yatırım sayesinde hem belediyemizin enerji giderlerinin tamamını karşılamış olacağız hem de yaklaşık 3 bin 500 hanenin yıllık elektrik tüketimine denk gelecek bir enerji üreterek yaklaşık 4 bin 700 ton karbon salınımının önlenmesini öngörüyoruz” dedi. Belediyenin ana binası ve tüm tesislerinin elektrik ihtiyacının belediye kasasından ek ödeme yapılmadan karşılanacağını belirten Çolakbayrakdar, sistemin en kısa sürede devreye alınacağını kaydetti.</p>
<p>“Kocasinan artık yalnızca hizmet üreten değil, enerjisini de üreten bir şehir modeli ortaya koyuyor” diyen Başkan Çolakbayrakdar, “Bundan sonraki hedefimiz, araç filomuzu da temiz enerjiyle çalışan bir yapıya dönüştürmek. Yakıtını güneşten alan, çevresine duyarlı, tasarruf odaklı ve kendi kendine yeten bir belediye anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz. Bu yatırımın sağlayacağı her tasarruf yeniden vatandaşımıza hizmet olarak dönecek. Daha güçlü Kocasinan, daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Agrega Tesisi, Kocasinan Belediyesi’ne 83 milyon TL tasarruf ettirdi  </strong></p>
<p>Ahmet Çolakbayrakdar, Kocasinan Belediyesi olarak 2023 yılında hayata geçirdikleri Kayseri’de tek, Türkiye’de ise sayılı örneklerden biri olan Agrega Üretim Tesisi’nin de GES yatırımı gibi hem Kocasinan hem de Kayseri’nin enerji projeleri açısından önem taşıdığını vurguladı. Kocasinan’da “kendi kendine yetebilen belediye” yaklaşımıyla çalıştıklarını belirten Ahmet Çolakbayrakdar, Agrega Üretim Tesisi’yle ilgili yaptığı açıklamada, iki yılda tesiste üretilen 1 milyon 75 bin ton agregayla 83 milyon TL tasarruf sağladıklarını, böylelikle tesisin hem amorti edildiğini hem de yüzde yüz kâr elde edildiğini belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab63b95d8335-1790327701.JPG" alt="" width="518" height="291" /></p>
<p>Tesisin yüzde yüz belediyenin öz sermayesi ile kurulduğunu aktaran Çolakbayrakdar, “Kocasinan’ın ikinci fabrikası olarak adlandırdığımız üretim tesisimiz, ilçenin geleceğine yönelik büyük bir yatırım ve kazanç. Dağdan çıkan malzemeyi işleyerek yaklaşık 40 bin araç dolusu agregayı Kocasinan’ın dört bir yanına ulaştırdık. Burada çevreci ve dünya standartlarındaki tesisimizde kırılan mıcır, asfaltla birleştiğinde adeta altın değerinde bir malzeme hâline geliyor. Kaliteli kalker cinsindeki taş, kırılıp ayrıştırıldıktan sonra asfalt plentinde bitümle birleştirildiğinde, yolları yapanlar için son derece kıymetli bir malzeme ortaya çıkıyor. Yolların uzun ömürlü olabilmesi için bu malzeme çok değerli. Profesyonel bir ekiple bu işi yürütüyoruz. Böyle bir tesis, kamu kurumları arasında yalnızca Kocasinan Belediyesi’nde bulunuyor” dedi. </p>
<p>Tesisin, Kocasinan’ın en az 20 yıllık yol yapım ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede, saatte 250 ton, yılda ise 750 bin ton üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Ahmet Çolakbayrakdar, “Hem ihtiyaç duyduğumuz elektrik enerjisini hem de ilçemizin yapılanmasında ihtiyaç duyduğumuz agregayı kendimiz üretiyoruz. Yatırımlarımızla kendi kendine yeten bir Kocasinan Belediyesi inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocasinan-belediyesinden-64-megavatlik-ges-yatirimi-88349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/kocasinan-belediyesinden-64-megavatlik-ges-yatirimi-1790327751.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocasinan Belediyesi, Cırgalan Mahallesi’nde 6,4 megavat enerji üretimi yapacak güneş enerji santralini devreye almaya hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mizrak-makine-inegolde-satis-agini-buyuttu-88369</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mızrak Makine, İnegöl’de satış ağını büyüttü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Ahşap işleme ve mobilya makineleri sektöründe yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Mızrak Makine, satış ve satış sonrası hizmet ağını genişletme stratejisi kapsamında İnegöl’de yeni bir fabrika satış mağazası açtı.</p>
<p>İstanbul’da iki, Ege Bölgesi’nde bir satış noktası bulunan şirket, İnegöl yatırımıyla Türkiye genelindeki doğrudan satış noktası sayısını dörde çıkardı.</p>
<p>Mızrak Makine İnegöl Fabrika Satış Mağazası’nın açılışı, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin katıldığı törenle gerçekleştirildi. Açılışa İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, AK Parti İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, AK Parti İnegöl İlçe Başkanı Mustafa Durmuş, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ ile sektör ve meslek kuruluşlarının temsilcileri katıldı.</p>
<h2>“Hedef, üreticiye daha yakın olmak”</h2>
<p>Bursa’da üç ayrı tesisinde üretim gerçekleştiren Mızrak Makine; panel ebatlama, kenar bantlama, CNC ahşap işleme, çizicili yatar daire ve kapı üretim makineleri başta olmak üzere mobilya ve ahşap sektörünün farklı ihtiyaçlarına yönelik makine çözümleri geliştiriyor. İnegöl’de açılan yeni mağazayla birlikte şirket, özellikle Bursa ve çevresindeki mobilya üreticilerine ürünlerine daha hızlı erişim sağlamayı ve satış sonrası teknik hizmetlerini güçlendirmeyi hedefliyor. Mızrak Makine Pazarlama ve Satış Müdürü Mert Mızrak, şirketin üretim yolculuğunun 1976 yılında Bursa’da başladığını belirterek bugün üç tesiste üretim faaliyetlerinin sürdüğünü söyledi. İstanbul’da iki, İzmir’de bir fabrika satış mağazalarının bulunduğunu ifade eden Mızrak, İnegöl mağazasının şirketin dördüncü satış noktası olduğunu kaydetti. İnegöl’ün Türkiye mobilya sektöründeki konumuna dikkat çeken Mızrak, yeni yatırımla bölgedeki üreticilere daha hızlı ulaşmayı ve teknik destek kapasitesini artırmayı amaçladıklarını belirtti. Mızrak, “Bu mağaza bizim için sadece bir yatırım değil, İnegöl’deki üreticilerimize daha yakın olma adımıdır” dedi.</p>
<h2>“İnegöl büyürse Bursa, Bursa büyürse Türkiye büyür”</h2>
<p>Açılışta konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, İnegöl’ün mobilya ve sanayi üretimindeki gücüne dikkat çekerek, kentte gerçekleştirilen yatırımların üretim, ihracat ve istihdama katkı sunduğunu ifade etti. Mızrak Makine’nin sektörde uzun yıllara dayanan üretim geçmişine sahip olduğunu belirten Salman, İnegöl’deki yeni yatırımın bölge ekonomisi açısından da önemli olduğunu söyledi. Salman, “İnegöl büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür” ifadelerini kullandı. AK Parti İzmir Milletvekili Mustafa Bilici de Mızrak ailesini yatırımları nedeniyle tebrik etti. Mızrak Makine’nin yaklaşık yarım asırlık üretim geçmişine vurgu yapan Bilici, şirketin Türkiye’deki yapılanmasının yanı sıra yurt dışındaki büyümesini de sürdürmesini temenni etti.</p>
<h2>“Markalar İnegöl’den, Bursa’dan çıkmalı”</h2>
<p>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, ilçenin mobilya ve ahşap işleme sektöründeki üretim gücünün yeni yatırımlarla desteklenmesinin önemine dikkat çekti. İnegöl’ün yalnızca mobilya üretiminde değil, bu sektörün ihtiyaç duyduğu makine ve yan sanayi alanlarında da önemli bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Taban, yerli markaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Taban, “Hizmetler ve markalar önce İnegöl’den çıksın, İnegöl’den çıkmıyorsa Bursa’dan, Bursa’dan da çıkmıyorsa Türkiye’den çıksın. Bizim markalarımız olsun” dedi.</p>
<h2>“İnegöl mobilyanın üretim ve ihracat merkezi”</h2>
<p>İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ ise İnegöl’ün Türkiye mobilya sektörünün önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Mobilyanın yanı sıra makine ve metal sektörlerinin de ilçe ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uğurdağ, Mızrak Makine’nin İnegöl’de fabrika satış mağazası açmasını sektör açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Uğurdağ, yeni mağazanın Mızrak Makine ile İnegöl’deki üreticiler arasındaki ticari ve teknik etkileşimi güçlendireceğini ifade etti.</p>
<h2>“Mirası geleceğe taşıyacağız”</h2>
<p>Mızrak Makine’nin yeni nesil temsilcilerinden Artun Topal ise şirketin yaklaşık yarım asırlık geçmişine vurgu yaptı. Mızrak Makine’nin yıllar içinde oluşturduğu üretim ve marka birikiminin yeni nesillere önemli bir sorumluluk yüklediğini belirten Topal, “Bizim görevimiz bu mirası korumak, geliştirmek ve geleceğe taşımak” dedi. Konuşmaların ardından Mızrak Makine İnegöl Fabrika Satış Mağazası hizmete girdi. Açılışa katılan davetliler mağazayı gezerek şirketin ahşap işleme ve mobilya üretimine yönelik makine çözümlerini inceleme fırsatı buldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mizrak-makine-inegolde-satis-agini-buyuttu-88369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/mizrak-makine-inegolde-satis-agini-buyuttu-1790340116.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mızrak Makine, Türkiye genelindeki satış ve hizmet ağını İnegöl yatırımıyla genişletti. Şirketin dördüncü fabrika satış mağazası, mobilya sektörünün önemli üretim merkezlerinden İnegöl’de hizmete girdi. Mızrak Makine Pazarlama ve Satış Müdürü Mert Mızrak, yeni yatırımla bölgedeki üreticilere daha hızlı ulaşmayı ve teknik destek kapasitesini artırmayı amaçladıklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-katilimevim-birevim-ve-iktisat-katilim-bankasinin-devri-icin-basvuru-yapildi-88356</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım: Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası&#039;nın devri için başvuru yapıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ tarafından, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ'nin pay devir işlemlerine ilişkin Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamada, bankanın daha önce 17 Eylül'de yaptığı özel durum açıklamasını takiben, adı geçen şirketlerin satın alınmasına yönelik gerekli resmi izin ve onaya ilişkin başvuruların yapıldığı ve pay devir işlemlerinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi.</p>
<p>Söz konusu açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bankamız ve taraflar arasında yürütülen görüşmeler neticesinde ilerleme kaydedilmiş olup Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ'nin pay devir işlemleri kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürlüğü, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde ilgili mevzuat uyarınca gerekli resmi izin ve onaya ilişkin başvurular yapılmıştır. İlgili düzenleyici ve denetleyici kurumlardan gerekli izin ve onayların alınmasını takiben pay devir işlemlerinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması hedeflenmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-katilimevim-birevim-ve-iktisat-katilim-bankasinin-devri-icin-basvuru-yapildi-88356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım, Katılımevim Tasarruf Finansman, Birevim Tasarruf Finansman ve İktisat Katılım Bankası&#039;nın pay devir işlemleri için gerekli resmi izin ve onaya ilişkin başvuruların yapıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yerli-seker-pancari-uretimi-icin-yerli-ar-ge-88370</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tarımın geleceğini Ar-Ge ile tasarlamamız gerekiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/MANİSA</strong></p>
<p>Tarımsal üretimde verimliliği artırmak ve yerli üretim kapasitesini yerinde görmek amacıyla temaslarını sürdüren Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi heyeti, Agrobest Grup'un Salihli'deki üretim ve Ar-Ge tesislerini ziyaret etti.</p>
<p>Ziyarete Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kooperatif Müdürü İbrahim Timurkaynak ve Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karahan katıldı.</p>
<p>Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eroğlu'ndan formülasyon ve üretim teknolojileri, çok aşamalı kalite kontrol süreçleri ve laboratuvar altyapısı hakkında bilgi alan kooperatif yönetimi, şeker pancarına yönelik çözümler üzerine şirket yöneticileriyle görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin odak noktalarından biri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescil edilen Agrobest Grup Ar-Ge Merkezi oldu.</p>
<h2>Faruk Eroğlu: Tarladaki verim, doğru girdiyle başlar</h2>
<p>Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eroğlu, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi'nin Türk tarımında üretimin en güçlü örneklerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Şeker pancarının, tarlada başlayıp fabrikada, hayvancılıkta ve tarımsal ekonomide devam eden bir değer zinciri olduğunun altını çizen Eroğlu, "Bu zincirin ilk halkası tarladaki verimdir. O verim doğru tohum, doğru bitki koruma ve doğru bitki besleme çözümleriyle başlar. Bizler Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi gibi köklü üretici örgütleriyle birlikte, çiftçimizin yarattığı değeri korumak için çalışıyoruz. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi, yetmiş yılı aşan birikimi ve binlerce çiftçisiyle bu ülkenin tarım hafızasının önemli bir parçasıdır. Böylesine köklü bir kurumun yönetimini tesislerimizde ağırlamaktan onur duyduk" dedi.</p>
<p>Yerli üretimin stratejik önemine dikkat çeken Eroğlu, "Salihli'de kurduğumuz yapıyla hedefimiz; stratejik bitki koruma ürünlerini kendi topraklarımızda üretmek, üreticimizi dışa bağımlılığın getirdiği maliyet ve arz risklerinden korumaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tescilli Ar-Ge Merkezimizde geliştirdiğimiz her formülasyonu sahaya çıkmadan önce titizlikle test ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki çiftçimizin bir sezonu, bir yılın emeğidir. O emeği korumak bizim sorumluluğumuzdur" diye konuştu.</p>
<p>Üretici örgütleriyle sanayi arasındaki iş birliğinin önemine değinen Eroğlu, "Kooperatiflerimiz sahanın ihtiyacını en iyi bilen kurumlardır. Biz de o ihtiyaca bilimle ve üretim gücüyle cevap vermek istiyoruz. Üretici örgütleriyle sanayinin aynı masada, aynı hedefe bakması Türk tarımının geleceği için belirleyicidir. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi ile bilgi ve deneyim paylaşımını sahada da sürdürmeyi arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Hüseyin Akay: Kooperatifimiz büyük bir ailedir</h2>
<p>Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay ise ziyaretin kooperatif açısından önemine dikkat çekti. Akay, "Kooperatifimiz yalnızca ticari bir yapı değil, binlerce çiftçimizin alın terini bir araya getiren büyük bir ailedir. Çiftçimizin verimini artıracak her gelişmeyi yakından takip ediyor, tarımın geleceğini Ar-Ge ile tasarlamamız gerektiğine inanıyoruz. Ülkemizde üretim yapan, laboratuvarına ve mühendisine yatırım yapan yerli kuruluşları yerinde görmek bizim için son derece kıymetli. Gösterdikleri misafirperverlik ve yakın ilgi için Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Faruk Eroğlu'na ve tüm ekibine teşekkür ediyoruz" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yerli-seker-pancari-uretimi-icin-yerli-ar-ge-88370</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/0/1280x720/yerli-seker-pancari-uretimi-icin-yerli-ar-ge-1790340793.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi&#039;nin üst yönetimi, Agrobest Grup Salihli Üretim Tesisleri&#039;ni ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tescilli Ar-Ge Merkezi&#039;ni ziyaret etti. Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eroğlu, &quot;Üretici örgütleriyle sanayinin aynı masada buluşması, Türk tarımının geleceği için belirleyicidir&quot; dedi. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay da, &quot;Çiftçimizin verimini artıracak her gelişmeyi yakından takip ediyor, tarımın geleceğini Ar-Ge ile tasarlamamız gerektiğine inanıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-yerel-markalarimizin-kurumsallasarak-dunyaya-acilmasini-destekliyoruz-88361</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KTO Başkanı Gülsoy: Yerel markalarımızın kurumsallaşarak dünyaya açılmasını destekliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, son dönemde hızla büyüyen ancak çeşitli risklerle karşı karşıya kalan yiyecek-içecek ve kafe sektörüyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kayseri’de ve tüm Türkiye’deki işletmelere "fiyatları makul seviyelere çekin" çağrısında bulunan Gülsoy; yerel markaların kurumsallaşması, e-ticaret pazar yerlerindeki fahiş komisyon oranları, turizm bölgelerindeki fahiş hesaplar ve genç girişimcilerin dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Kayseri’nin kadim ticaret kültüründen doğan yerel markaların sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de ve dünyada küresel ölçekte büyümesini arzuladıklarını belirten Başkan Ömer Gülsoy: "Biz yerel işletmelerimizin kurumsallaşmasını, markalaşmasını ve şubeleşerek büyümesini sonuna kadar destekliyoruz. Nasıl ki yabancı zincir markalar dünyanın her yerinde binlerce şube açıp faaliyet gösteriyorsa, bizim markalarımızın da dünya çapında şubeleşmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Globalleşmenin gereği budur. Ancak burada kritik nokta 'büyümeyi doğru yönetmektir'. Kurumsallaşamayan, alt yapısını kuramayan işletmeler maalesef uzun ömürlü olamıyor. Sektörde ayakta kalmanın tek yolu markalaşmak ve kendimize has, özgün ürünler geliştirmektir. Birbirinin fotokopisi olan işletmeler değil; kendi konseptini ve lezzetini oluşturan, kümelenme vizyonuna sahip markalar geleceğe taşınacaktır."</p>
<p><strong>"Genç girişimcilerimiz aceleci olmamalı” </strong></p>
<p>Girişimciliği "mübarek bir iş" olarak gördüklerini ve sektöre adım atan gençleri yürekten tebrik ettiklerini ifade eden Gülsoy, genç girişimcilere önemli uyarılarda bulundu: "Kafe ve restoran sektörüne giren girişimcilerimizin büyük çoğunluğu dinamik gençlerimizden oluşuyor. Gençlerimizin heyecanını anlıyorum ancak ticaret sabır ve yetenek işidir. Ticaret bir meslektir. Bilindiği üzere mesleği olan birisi bütün dünyada o mesleği icra edebilir. Sadece sermaye koyarak bu sektörde ayakta kalınmaz; yetenek geliştirmek, işin mutfağına hakim olmak ve ortaklıklarda sinerji oluşturmak şarttır. Aceleci davranıp 'Hemen para kazanayım' diyenler, kısa vadede para kazansa bile uzun vadede itibarını ve müşterisini kaybeder. Bizim Ahilik kültürümüzde ve ticari geleneğimizde itibar her şeyin üzerindedir. Kısa vadeli kazançlar uğruna yılların emeğini ve ticari itibarınızı riske atmayın."</p>
<p><strong>"Kontrolsüz fiyat artışı sektörü kısır döngüye sürüklüyor"</strong></p>
<p>Türkiye genelinde yiyecek-içecek sektöründeki fiyat artışlarının kabul edilebilir seviyelerin üzerine çıktığına ve bu durumun sektörü bir "kısır döngüye" sürüklediğine dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy: "Sektör genelinde uygulanan fiyat politikaları, maalesef Türkiye çapında kabul edilebilir ve sürdürülebilir sınırların çok üzerine çıkmıştır. Zengini, fakiri, iş insanı, öğrencisi, sanatçısı, aileler… Herkes bu fiyatlardan şikâyetçi. Vatandaşlarımız sosyal medyada adisyon ve fiş paylaşıyorsa, bu durumdan sektör olarak herkesin ders çıkarması gerekir. Fiyatlar yüksek olunca vatandaşın gitme sıklığı düşüyor. Haftada birkaç kez gelen müşteri ayda bir gelmeye başlayınca; bu kez işletmeler 'sabit giderim yüksek, maliyetimi kurtaramıyorum' diyerek fiyatı tekrar artırıyor. Bu durum sektörü tam bir kısır döngüye sokmaktadır. Sektörü korumak, önce müşteriyi korumakla başlar. Müşterinin ayağını keserseniz, uzun vadede bunun acısını tüm sektör çeker. Buradan Türkiye’deki tüm kafe ve lokanta işletmecilerine açık çağrıda bulunuyorum: Fiziksel satışlarınızda seslere kulak verin, fiyatlarınızı makul ve kabul edilebilir seviyelere çekmek için bir an önce indirim adımı atın."</p>
<p><strong>"İnternet pazar yerlerinin yüksek komisyonları düşürülmelidir"  </strong></p>
<p>Özellikle İstanbul gibi metropollerde ve turizm bölgelerinde uygulanan kontrolsüz fiyatlama politikalarına tepki gösteren Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle turizm bölgelerimizde ve İstanbul gibi metropol şehirlerimizde, yerli ve yabancı turistlerin önüne çıkartılan fahiş ötesi hesaplarla adeta 'müşteriyi soymaya çalışan' kötü niyetli işletmeleri kınıyoruz. Bu tür yaklaşımlar hem ülke turizmine hem de tüm sektörün imajına büyük zarar vermektedir. Yetkililerimizin bu fahiş hesap çıkaran işletmeleri titizlikle denetleyeceğine ve bu kötü niyetli yapılara asla göz açtırmayacağına inanıyoruz. Dürüst, ilkeli, fiyatında makul, Ahilik ahlakıyla hizmet veren tüm esnafımıza ve tüccarımıza teşekkür ediyor, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-yerel-markalarimizin-kurumsallasarak-dunyaya-acilmasini-destekliyoruz-88361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/1/1280x720/kto-baskani-gulsoy-yerel-markalarimizin-kurumsallasarak-dunyaya-acilmasini-destekliyoruz-1790335474.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, &quot;Biz yerel işletmelerimizin kurumsallaşmasını, markalaşmasını ve şubeleşerek büyümesini sonuna kadar destekliyoruz. Nasıl ki yabancı zincir markalar dünyanın her yerinde binlerce şube açıp faaliyet gösteriyorsa, bizim markalarımızın da dünya çapında şubeleşmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Globalleşmenin gereği budur. Ancak burada kritik nokta büyümeyi doğru yönetmektir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/esnek-calisma-yonetmelige-girdi-88321</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 09:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Esnek çalışma yönetmeliğe girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİANKARA</strong></p>
<p>Uzaktan çalışmanın yapılamayacağı işleri, verilerin korunması ve paylaşılmasına ilişkin işletme kurallarının uygulanmasını ve uzaktan çalışmanın usul ve esaslarını belirleşen yönetmelikte değişiklik yapıldı.</p>
<p>Yönetmeliğin ‘Çalışma süresinin belirlenmesi’ başlıklı 9’uncu maddesine esnek çalışma modelini de içeren bir fıkra eklendi. Eklenen yeni fıkraya göre çalışmanın  bir kısmı işyerinde, bir kısmı uzaktan gerçekleştirilebilecek. Bu durumda işçinin işyerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenecek.<br />Yönetmeliğe eklenen fıkra şöyle:</p>
<p>“İş görme ediminin bir kısmının işyerinde, bir kısmının uzaktan çalışma usulüyle yerine getirilmesi kararlaştırılabilir. Bu durumda işçinin işyerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenir.”</p>
<p>Son dönemlerde yayımlanan tüm OVP’lerde gündemde olan esnek çalışma konusu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından  geçen hafta gündeme getirilmişti.</p>
<p>Bakan Şimşek, 15-29 yaş nüfus, eğitimde ve iş başında olmayan nüfusu hedefleyen güçlü programlar öngördüklerini belirtirken, esnek çalışma modelinin Türkiye’ni menfaatine olduğuna yönelik ifadeler kullanmıştı.</p>
<p><strong>Hangi işte uzaktan çalışma yok?</strong></p>
<p>Mevcut yönetmeliğe göre uzaktan çalışma sadece kimyasal ve radyoaktif maddeler, biyolojik etkenlere maruz kalma riski bulunan işyerlerinde yapılamıyor.<br />Bunun dışında hizmet alımı suretiyle gördürülen işler ile millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis veya hizmetlerden hangilerinde uzaktan çalışma yapılamayacağı ise kurumlar tarafından belirleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/esnek-calisma-yonetmelige-girdi-88321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/sirket-calisan.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pandemi ile birlikte hayatımıza giren uzaktan çalışma konusunda 2021 yılında yayımlanan Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’ne esnek çalışmayı içeren bir hüküm eklendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/wyndham-turkiyede-150-otel-esigine-ulasiyor-88303</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Wyndham; Türkiye’de 150 otel eşiğine ulaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Wyndham Hotels &amp; Resorts, 138 oteliyle Türkiye’deki en büyük uluslararası otel zinciri olma ünvanını, yıl sonuna kadar açacağı 12 otelle pekiştirmeyi planlıyor. Grup, globalde en büyük 4’üncü pazarı olan Türkiye’ye Dolce Nova ve Vienna House gibi üst segment markalarını da getirme hazırlıkları yaparken, Erzincan ve Hakkari Yüksekova gibi lokasyonlarda açtığı otellerle de ülke geneline yayılmayı sürdürecek.</p>
<p>Wyndham Hotels &amp; Resorts EMEA Başkanı Dimitris Manikis ile Türkiye Ülke Direktörü Arcan Bayraktaroğlu, Türkiye turizm pazarını değerlendirmek ve yatırım hedeflerini paylaşmak için basın mensuplarıyla bir araya geldi.</p>
<h2>Türkiye'nin en güçlü yanı krize hızla adapte olması </h2>
<p>Küresel turizm sektörünün jeopolitik gerilimler ve değişen tüketici alışkanlıklarıyla şekillendiğini vurgulayan EMEA Başkanı Dimitris Manikis, Türkiye’nin en güçlü yanının gelişen krizlere hızla adapte olabilmesi olduğunu belirtti. Türkiye’nin 60 milyonun üzerindeki turist hedefine ulaşacak altyapıya sahip olduğunu kaydeden Manikis, “Türk Hava Yolları’nın genişleyen uçuş ağıyla her yıl yeni pazarlardan ziyaretçiler ağırlanıyor. Ancak Türkiye artık sadece İstanbul veya Ege’den ibaret değil. Kültür, inanç ve kış turizminin yanı sıra ikincil ve üçüncül kademe şehirlerde büyük bir potansiyel var” değerlendirmesinde bulundu. Rusya’nın ana kaynak pazar olmayı sürdürdüğünü, Balkanlar ve Bulgaristan pazarından gelen talebin ise dikkat çekici düzeyde arttığını ifade eden Manikis, Türkiye pazarının geleceğine olan inançlarının tam olduğunu söyledi.</p>
<h2>38 otellik proje stoku var </h2>
<p>Şirketin operasyonel performansı ve yatırım hedefleri hakkında bilgi veren Wyndham Hotels &amp; Resorts Türkiye Ülke Direktörü Arcan Bayraktaroğlu ise Türkiye’de halen 22 bin oda kapasiteli 138 otelle faaliyet gösterdiklerini açıkladı. Yıl sonuna kadar 12 yeni tesisi daha bünyelerine katacaklarını söyleyen Bayraktaroğlu, “2026 sonu itibarıyla 150 otel eşiğini aşmayı hedefliyoruz. Görüşme aşamasında olduğumuz 38 otellik bir proje stoku daha var. Bu projeler yaklaşık 4 bin 600 odaya denk geliyor” dedi. Sektörün mevcut durumunu da değerlendiren Bayraktaroğlu, 2026 genelinde doluluk oranlarında yüzde 2,4’lük hafif bir gerileme yaşanmasına rağmen gelir bazında geçen yılın seviyelerinin korunduğunu bildirdi. Ana hedeflerinin yılı bütçe paralelinde tamamlamak olduğunu belirten Bayraktaroğlu, “2027 yılı için yüzde 8 ila 9 oranında bir büyüme ivmesi öngörüyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Grubun 4. büyük pazarı Türkiye</h2>
<p>Türkiye’nin Wyndham’ın küresel operasyonu içinde 3 yıl önce beşinci sırada yer aldığını söyleyen Bayraktaroğlu, bugün gelinen noktada ise 4’üncülüğe yükseldiğini vurgulayarak, “Önümüzde ise Kanada, ABD ve Çin var. Bu da marka için Türkiye’nin önemini ortaya koyan çok değerli bir işaret” dedi. Bugün Türkiye’de 50 şehirde 138 otele ulaştıklarını dile getiren Bayraktaroğlu, “Sadece sahillerde değil turizmin gelişmesini istediğimiz lokasyonlarda da varız. Erzincan’da bir kayak otelimiz, Kapadokya’da bir mağara otelimiz açıldı ki, Kapadokya’daki bu konseptte ilk global otel olma özelliğini taşıyor. Hakkari Yüksekova’da da bir otelimiz var. Çünkü Türkiye bizim markamız için çok kıymetli” diye konuştu. Dünya genelinde 25 markayla faaliyet gösteren grubun Türkiye’de halen 11 markası bulunduğunu kaydeden Bayraktaroğlu, Türkiye’deki portföyü üst segment markalarla çeşitlendirmek istediklerini, bu noktada Dolce Nova ve Vienna House gibi üst segment markaları pazarına getirmek için çalışmalara başladıklarını dile getirdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye'nin pahalı ülke algısı büyük işler kaybettirdi</span></h2>
<p>Toplantıda ayrıca turizm sektöründeki son durumu değerlendirmek üzere bir panel gerçekleşti. Iniversal Dmc Yönetici Ortağı Mustafa Devrim Yalçın, paneldeki konuşmasında jeopolitik risklerin çok yoğun olduğu bir dönemden geçildiğini, buna karşın Türk turizminde kriz yönetiminin olmadığını söyledi. Baskılanan kur politikası nedeniyle oluşan ‘Türkiye pahalı ülke algısı’nın sonuçlarına da değinen Yalçın, bu algı nedeniyle sektörün son 2 yılda çok büyük işler kaybettiğini vurguladı. Yalçın, “İstanbul’da bir gala yemeği kişi başı 350 Euro iken, Almanya’da 175 Euro. Havalimanı transferleri bir yılda Euro bazında iki kat arttı. Giderler hızla artarken döviz baskılandığı için sektörde fiyatlar Euro bazında zamlandı. Turizmciler olarak dövizin normal akışında olmasını istiyoruz” dedi. Pahalılığın bir diğer sonucu olarak yerli turistlerin de yurtdışını artık daha sık tercih ettiğini dile getiren Yalçın, “Öyle ki Global Blue verilerine göre, Avrupa’da alışveriş yapan ülkeler sıralamasında Türkiye 3’üncü sıraya yükseldi. Şu an birçok Avrupa şehrinde Türk turistler için AVM’lere shuttle servisler koyuyorlar” diyerek dramatik tabloyu da gözler önüne serdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/wyndham-turkiyede-150-otel-esigine-ulasiyor-88303</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/3/1280x720/6676-1790314655.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de 138 oteliyle uluslararası zincir oteller arasında ilk sırada yer alan Wyndham Hotels &amp; Resorts, portföyünü yıl sonuna kadar 150 otele çıkarmayı hedefliyor. 2027 için yüzde 8-9 büyüme öngören grup, Dolce Nova ve Vienna House gibi üst segment markalarını pazara sunma hazırlıklarına başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/metro-grouptan-turkiyeye-daha-fazla-buyuyun-talebi-88302</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Metro Group’tan Türkiye’ye ‘daha fazla büyüyün’ talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Metro Group, Türkiye operasyonunda büyümenin hızlandırılmasını istiyor. Metro Türkiye CFO’su Erhan Çetin, Türkiye’nin grubun faaliyet gösterdiği 30’dan fazla ülke arasında hem ciro hem de kârlılık açısından ilk 5 operasyon arasında bulunduğunu belirterek, bu performansın grubun Türkiye’ye yönelik yatırım iştahını artırdığını söyledi.</p>
<p>Çetin, “Gruptan bize ‘daha fazla büyüme’ yönünde talep geliyor” dedi. Bu talep doğrultusunda Metro Türkiye yeni şehirlerde mağaza açmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki yıllar için ciddi bir yatırım planları bulunduğunu belirten Çetin, “Hangi bölgelerde büyüyeceğimizi değerlendirmeye devam ediyoruz. Türkiye genelinde henüz olmadığımız illerdeki yatırım fırsatlarını da değerlendiriyoruz. Henüz ulaşamadığımız ve ihtiyaç olduğunu öngördüğümüz şehirlere yayılmak ve yeni mağazalar açarak erişim alanımızı genişletmek ana planlarımız arasında” diye konuştu.</p>
<h2>Reel büyüme pazarın iki katı</h2>
<p>Grubun Türkiye’de büyümeyi hızlandırma kararının arkasında 2026 performansı da bulunuyor. Çetin’in verdiği bilgiye göre Metro Türkiye, 2026’da pazarın üzerinde çift haneli büyüme kaydederken büyümenin önemli bir bölümü fiyat artışından değil reel hacim artışından geldi. Yılın ilk yarısındaki reel büyüme, pazarın reel büyümesinin yaklaşık iki katı seviyesinde gerçekleşti. Büyümede özellikle şirketin ana müşteri grubunu oluşturan HoReCa ve restoranlar öne çıktı. Kategori bazında ise taze ürünler, et, balık ve donuk ürünlerde güçlü bir performans görüldü. Türkiye’deki 22 bin otelin yaklaşık yarısı ve 116 bin restoranın 33 biniyle çalışan Metro Türkiye’de satışların yüzde 50’den fazlasını HoReCa kanalı oluşturuyor. Çetin, bu yapının operasyonun büyümesi ve kârlılığında önemli rol oynadığını söyledi.</p>
<p>Büyüme planlarına karşın yüksek faiz ve parasal sıkılaşma şirketin finans yönetiminde daha temkinli bir dönemi de beraberinde getirdi. Geçmiş yıllarda müşterilerin likiditesini rahatlatmak amacıyla vadeleri uzattıklarını belirten Çetin, 2026’da ise gelecekteki büyüme ve yatırımların finansal zeminini güçlendirmek için nakit yönetimi ve finansal istikrara daha fazla ağırlık verdiklerini söyledi. Çetin, yüksek faiz ortamında finans tarafındaki en kritik konunun likidite ve nakit akışının güvenliği olduğunu belirterek, müşterilere sağlanan finansal esneklik korunurken alacak riskleri ile çalışma sermayesinin daha sıkı kontrol edildiğini ifade etti. Yüksek finansman maliyetleri ve dönemsel likidite sıkışıklığının önümüzdeki dönemde perakende ve Ho- ReCa açısından başlıca riskler arasında yer alacağını kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÖZEL MARKANIN PAYI YÜZDE 23’TEN 31’E ÇIKTI</span></h2>
<p>Metro Türkiye’nin büyüme stratejisinde özel markalı ürünlerin ağırlığı da artıyor. Yaklaşık 20 bin üründen oluşan portföyde 3 bin 500’e yakın kendi markalı ürün bulunuyor. Bu ürünlerin toplam satışlardan aldığı pay son üç yılda yüzde 23’ten yüzde 31’e yükseldi. HoReCa müşterilerinde pay yüzde 29’dan yüzde 37’ye, taze ürünlerde ise yüzde 30’dan yüzde 40’a ulaştı. Şirket önümüzdeki dönemde özel markalı ürünlerin satışlardaki ağırlığını daha da artırmayı hedefliyor. Şirket, yeni illerde mağaza fırsatlarını değerlendirirken mevcut altyapısında da kapasite artışına gidiyor. İzmir, Alanya, Bodrum, Ankara ve İstanbul’daki lojistik merkezlerinde yatırımlar gerçekleştirilirken mevcut mağazaların depo kapasiteleri de artırılıyor. Çetin, söz konusu yatırımların yeni bölgelere genişleme planlarını desteklediğini ifade etti. Şirket ayrıca 2023 yılında hayata geçirdiği bonVeno konseptinde 90’ı aşkın mağazaya ulaştı. Metro Türkiye bu formatta da mağaza ağını genişletmeyi planlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/metro-grouptan-turkiyeye-daha-fazla-buyuyun-talebi-88302</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/metro-turkiye-1768293523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Metro Türkiye, grubun faaliyet gösterdiği 30’dan fazla ülke arasında ciro ve kârlılık performansıyla ilk 5’e girerken, Türkiye’ye yönelik büyüme planlarını da hızlandırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/duzcede-5-otel-birden-aciliyor-hedef-haftada-10-bin-turist-88300</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Düzce’de 5 otel birden açılıyor, hedef haftada 10 bin turist</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ile daha çok İstanbul’da karşılaştık ve her defasında “Düzce’miz çok güzel, bekleriz, şaşıracaksınız” dedi. İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kalsın ile birlikte yola çıktık ve kendisiyle Düzce’de buluştuk. Özlü, Yıldız Teknik mezunu makine mühendisidir. Yüksek Lisans ve Doktorasını İTÜ’de yaptı. İspanya ve ABD’de (Harvard) çalıştı. Çok önemli savunma sanayi projelerinde görevler yaptı, müsteşar yardımcılığına kadar da yükseldi. 2015’te Ak Parti Düzce Milletvekili seçildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı oldu. 2019 ve 2024’te Düzce Belediye Başkanlığına seçildi. Bir dönem ‘mühendisler ideolojisi’ olarak tanımlanan ‘kalkınmacı akımın’ önemli temsilcilerindendir. 12 Kasım 1999’daki depremden sonra ‘il yapılan’ Düzce, yaraların sarılması ve hızlı kalkınması için 6. Bölge Teşvikleri kapsamına alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab604fe64b13-1790313726.png" alt="" width="800" height="417" />“35 bin sanayi çalışanımız var” Dr. Faruk Özlü’ye ‘Düzce ekonomisini’ sorarak sohbeti başlattım. Özlü şöyle girdi sohbete: “Düzce’nin nüfusu 415 bin, orman ürünlerine dayalı sanayisi bir süredir çeşitleniyor. Tarımda, fındık üretimiyle öne çıkıyoruz ve bu konuda ülke üretimimizin yüzde 13’ünü yapıyoruz. Toplam ihracatımızın 2,2 milyar doları aştığını hesaplıyoruz. Bu rakamla il olarak 19’uncu sıradayız (TİM 2025 rakamı 441,5 milyon dolar ve 39. sıra). İhracatımız orman ürünleri sanayisi ağırlıklı. Ahşap kaplama, parke, kereste, orman ürünleri sanayisinden bahsediyoruz. Türkiye’nin orman ürünleri üretiminin yüzde 14’ünü yapıyoruz. 5 tane Organize Sanayi Bölgemiz (OSB) var 3’ü aktif 2’si kurulma aşamasında. OSB’ler dışında da çok sayıda fabrikalarımız var. Mesela otomotiv yan sanayisinde dünya markalarına üretim yapılıyor. (Düzce TSO’nun 4 bin 817 üyesi bulunuyor. 491’inin kapasite raporu var, yani imalat yapan firma sayısı bu kadar olabilir.) Yeni OSB’lerde boş parsel sayısı çok az. Akçakoca’daki OSB metal ihtisas, Çilimli’deki karma oluyor. OSB’lerimizin üçü merkezde, ikisi ilçelerimizde. Sanayideki istihdam 35 bini geçiyor ki bunun 14 bin kadarı OSB’lerde gerisi OSB dışı tesislerimizdedir. Biz göç alan bir şehiriz ve nüfus artışında Türkiye ortalamasının iki misli orana sahibiz.”</p>
<h2>“Turizm yatırımları hızlandı” </h2>
<p>Dr. Faruk Özlü, Düzce’de turizmde hızlı gelişmeler olduğunu belirtiyor ve “Birkaç yıl önce başlayan yatırımlarla ilimizde 5 tane 4-5 yıldızlı uluslararası ve ulusal otel markası, bu günlerde misafir kabul etmeye başlıyor. Ramada açıldı, Hilton Hampton Şubat gibi açılacak. Radison Blue’nun inşaatı devam ediyor. Elite World yakında açılır, Dedeman iki aya inşaatını tamamlar” diyor. Turizmde nasıl bir strateji belirlediklerini soruyorum ve özetle şöyle yanıtlıyor: “Düzce’nin en bakir gelişme alanı turizmdir. Doğu ile batı Karadeniz arasında Düzce’nin güneyi ve kuzeyi farklı özelliklerde. Güneyimizde çok fazla yayla ve şelale var. Kuzeyimizde ise tarih ve deniz. Konuralp bölgesi tarihi bölgemiz. Roma öncesi Bitinya Krallığına dayanan geçmişimiz var. Kazılar yapıyoruz, 10 bin kişilik antik tiyatro ortaya çıktı. İstanbul’a en yakın en büyük antik tiyatro Düzce’de artık.</p>
<figure class="image align-center"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab60508813f0-1790313736.png" alt="" width="321" height="448" />
<figcaption><strong>Faruk Özlü</strong></figcaption>
</figure>
<p>Restorasyona başlayacağız, güzel bir de müze yapacağız. Turizm’de master plan çalışmamızı bitiriyoruz. Turizm yatırımlarının, İstanbul’dan Ankara’ya giderken Sapanca’da ve Ankara’dan İstanbul’a giderken Bolu’da bittiğini görürüz. Sapanca ile Bolu arası çok bakir bir turizm bölgesidir, adeta keşfedilmemiş bir cennet gibidir. Yaylalar, şelaleler, göller, tarih ve deniz var, dinamik bir de nüfus var. Göllerimizin en büyüğü Efteni. Kuş çeşitliliği ve endemik bitki zenginliği ile dikkat çekiyor. Koru Göl var onu turizme açtık. Başka göller de var. Topuk Yaylası var orada da güzel bir gölümüz var. Fenerbahçe Spor Kulübümüz ve farklı kulüpler burada kamp yapar. Hedefimiz Düzce’ye haftada 10 bin turist getirmek, bunların da iki gece konaklamasını sağlamak. Turizmi sadece Düzce olarak değil Batı Karadeniz Bölgesi olarak düşünüyoruz. Buna ‘Yakın Karadeniz’ diyoruz, İstanbul’a ve Ankara’ya yakın Karadeniz biziz. Pergelin ucunu Düzce’ye koyun 250 kilometre açın ve daire yapın 31 milyon nüfusa erişiyorsunuz. Bu nüfusun satın alma gücü de gayet yüksek. Düzce’de bir tane termal tesis yatırımına da ihtiyaç var. Daha önce Gölyaka’da projelendirilmiş kısmen başlanmış bir yatırım vardı. Şimdi onun tamamlanması için görüşmelere başladık.” </p>
<h2>Bütçemiz 6,5 milyar lira, altyapıyı yeniliyoruz </h2>
<p>Başkan Dr. Faruk Özlü’ye, belediyenin mali durumuyla yatırımlarını soruyorum. Şöyle yanıtlıyor: “2026 Belediye bütçemiz 6,5 milyar lira. İçme suyu şebekemizi yeniliyoruz, yaklaşık 45 milyon Euro’luk kredi kullanıyoruz. Arıtma tesisimizi yeniliyoruz 1.5 milyar liralık yatırım olacak. Köyden şehre kattığımız yerler var ki onlara da doğal gaz getirmek için ayrıca yatırım yapıyoruz. Bir taraftan da asfalt döküyoruz ve görev süremiz bitmeden önce asfaltlanmamış yolumuz kalmayacak. Şehrin içinde kalmış kamu arazilerinin tamamını da parka çeviriyoruz.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İSKİ, SUYU BİZDEN ALIYOR, DÜZCE’Yİ İHMAL EDİYOR!</span></h2>
<p>Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’de bazı sanayi yatırımlarının İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından dolaylı olarak engellendiğini söylüyor. Başkan Özlü şu bilgileri aktarıyor: “Bizim İSKİ ile sorunlarımız var. İstanbul’un içme suyunun yüzde 36’sını Düzce gönderiyor (Melen). Eğer İstanbul’da kuraklık artarsa bu oran yüzde 52’ye kadar yükseliyor. Biz susuz kalmıyoruz çünkü kullandıktan sonra denize gidecek su İstanbul’a gidiyor. Ancak İSKİ, birçok sanayi tesisinin Düzce’ye kurulmasına ‘su kaynaklarına zarar verir’ diye razı olmuyor. İSKİ ile sorunlarımızın çözülmesi lazım. Bizi İSKİ ile bir araya getirecek olan kurum da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıdır. Daha önce Su Üretimi Genel Müdürlüğü bir çalışma yaptı ve görevler verdi. 2024 yılı bu görevler için sondu ama İSKİ görevlerini yerine getirmedi. Düzce’de arıtma tesisleri yapmalıydı, yapamadı. 180 kilometre boru döşeyecekti yapamadı. İSKİ İstanbul’un suyundan sorumlu ve bu suyun yüzde 36’sı Düzce’den alınıyor ama İSKİ’nin Düzce’ye bu kapsamda yaptığı yatırım, kendi yatırım bütçesinin yüzde 2,7’sinde kaldı. Bu çok dengesiz ve adaletsiz bir tablo. Hadi yüzde 36 ayırma da bari yüzde 6’sını 10’unu ayır ki Düzce’de arıtma tamamlansın. İSKİ, Düzce’de bazı bölgelerdeki arıtma yatırımlarını yapmadığı için kanalizasyon dereye, dere Melen’e, Melen de İstanbul’a akıyor. İSKİ bu suyu İstanbul’da arıtıyor ve bunu yeterli görüyor.”</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">“Belediye otobüslerimizin tamamı elektrikli olacak”</span></h2>
<p>Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, kentin toplu ulaşımını da daha çevreci ve ucuz hale getireceklerini söylüyor. Özlü şöyle konuşuyor: “Otobüslerimizi yenileyeceğiz, mazotlu ve gazlı otobüslerin yerine elektrikli otobüslere geçeceğiz. Güneş paneli kuruyoruz orada elektrik üreteceğiz ve otobüslerimizi şarj edip seferlerimizi yapacağız. Şu andaki akaryakıt faturamız yüzde 60 azalacak. Cumhurbaşkanlığı Bütçe ve Strateji Başkanlığı ile Ulaştırma Bakanlığına projemizi sunduk ve kabul gördü. 14 milyar lira kredi kullanma hakkı tanıdılar. Biz biraz tadilat yaptık ve 6 milyar lira olarak, güneş panellerinin, şarj istasyonlarının kurulması ve 250 tane elektrikli otobüs tedariki şeklinde projeyi hayata geçireceğiz. Günde 72 bin yolcu taşıma kapasitesine ulaşacağız. Elektrikli otobüs tedariki için yerli üretici firmalarımızla görüşmelerimizi yapıyoruz.” </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/duzcede-5-otel-birden-aciliyor-hedef-haftada-10-bin-turist-88300</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Düzce’de 5 otel birden açılıyor, hedef haftada 10 bin turist ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-asya-paralarini-vurdu-88299</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol, Asya paralarını vurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab601c37325c-1790312899.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Petrol fiyatlarındaki yükselişin enerji ithalatçılarının dış ticaret dengelerini bozması, enflasyonist baskıyı artırması ve kamu maliyesini zorlaması, Asya para birimleri üzerinde büyük baskı yaratıyor.</p>
<p>MSCI gelişen piyasa para birimleri endeksi dün yüzde 0,4 gerileyerek mayıs ortasından bu yana en büyük günlük düşüşünü kaydetti.. Maybank Döviz Stratejisti Fiona Lim, petrol fiyatlarının bölge merkez bankaları açısından Fed ve ABD tahvil getirilerindeki hareketlerden bile daha önemli bir faktör haline gelebileceğine dikkat çekti.</p>
<h2>En sert darbe rupiah ve rupiye </h2>
<p>Bölgenin enerji ithalatçısı para birimleri arasında Tayland bahtı, Filipin pesosu ve Hindistan rupisi gün içinde yüzde 0,1 ila yüzde 0,3 arasında değer kaybetti. Endonezya rupisi ise yüzde 0,6’ya varan kayıpla bölgenin en zayıf performansını gösterdi ve dolar karşısında 17.900 seviyesine kadar gerileyerek ağustos başından bu yana en düşük düzeyini gördü.</p>
<p>Para birimi üzerindeki baskıda yakıt sübvansiyonlarının maliyeti, kamu harcamaları ve ekonomi politikalarına ilişkin yatırımcı endişeleri etkili olurken, Endonezya Merkez Bankası çarşamba günü faizleri sabit tuttu. Banka bu yıl faizleri toplam 100 baz puan artırmasına karşın, bundan sonraki süreçte rupiyi desteklemek için yeni faiz artışları yerine piyasa temelli araçlara ağırlık verme sinyali verdi.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab602802c44f-1790313088.png" alt="" width="200" height="491" />Asya para birimlerinin son aylardaki performansı da kırılganlığın boyutunu gösteriyor. Yılbaşından bu yana Endonezya rupisi yüzde 6,81, Hindistan rupisi yüzde 6,27, Filipin pesosu yüzde 6,21 ve Tayland bahtı yüzde 5,77 geriledi. Tayvan doları da yüzde 1,26 değer kaybetti. Buna karşılık Güney Kore wonu yüzde 5,17, Çin yuanı yüzde 4,08 ve Singapur doları yüzde 0,48 değer kazandı. Wonun performansında yapay zekâ bağlantılı sermaye girişleri etkili olurken, Çin yuanı da bölgedeki ayrışan para birimleri arasında yer aldı.</p>
<h2>Petrol ile tahvil faizi aynı anda vurdu </h2>
<p>Asya para birimleri açısından asıl sorun, petrol şokunun ABD tahvil getirilerindeki yükselişle aynı döneme denk gelmesi. Güçlü ABD imalat verileri Fed’in yeniden faiz artırabileceği beklentilerini güçlendirirken, zayıf geçen ABD Hazine tahvili ihalesi getirilerin tüm vadelerde yükselmesine yol açtı. Dolar da iki ayın zirvesine yakın seyrini korudu.</p>
<p>Yükselen ABD faizleri, yatırımcıların dolar cinsi varlıklara yönelmesini teşvik ederken gelişen Asya para birimlerini baskılıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Petrol, merkez bankalarının hesabını değiştiriyor</span></h2>
<p>Yüksek petrol fiyatlarının kalıcı hale gelmesi, Asya merkez bankalarının önündeki denklemi de zorlaştırıyor. Enerji maliyetleri yükseldikçe enflasyonun yeniden hızlanması faiz indirimleri için alanı daraltırken, para birimlerindeki değer kaybı ithal enflasyon riskini büyütüyor. Özellikle Endonezya, Hindistan, Filipinler ve Tayland gibi enerji ithalatına duyarlı ekonomilerde petrol faturası kur üzerindeki baskıyı artırıyor. Hindistan rupisi için 96 dolar seviyesi son haftalarda kritik eşik olarak izlenirken, petrol fiyatlarının düşmesi geçtiğimiz günlerde rupiyi destekleyen başlıca unsurlardan biri olmuştu. Öte yandan Güney Kore wonu gibi teknoloji ve ihracat döngüsüne daha fazla maruz kalan para birimleri petrol şokundan görece farklı etkilenebiliyor. MUFG stratejisti Lloyd Chan’a göre, teknoloji döngüsüne sınırlı maruziyeti bulunan ve yüksek enerji fiyatlarına daha duyarlı ekonomilerin para birimleri üzerindeki baskı yeniden artabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-asya-paralarini-vurdu-88299</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/9/1280x720/asya-money-1790313299.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, Asya piyasalarında yalnızca enerji maliyetlerini değil, para birimlerinin dengesini de sarsıyor. Enerji ithalatçısı Asya ekonomilerinde enflasyon endişeleri yeniden güçlenirken, bölge para birimlerinde dört aydan uzun sürenin en sert günlük kaybını beraberinde getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/225-milyarlik-zarar-dururken-29-katlik-o-carpan-tutunur-mu-88298</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2,25 milyarlık zarar dururken 29 katlık o çarpan tutunur mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada hizmet endeksinde yer alan 20 şirket, 3 seviyesinin üzerindeki PD/DD çarpanıyla dikkat çekiyor. Bunlardan üçünün göstergesi 13'ü geçerken sıralamanın en üstündekinin oranı 28'i aştı. Şirketlerden 11'i yılbaşından bu yana gerilerken pozitif tarafta duran 8 hisse bulunuyor.</strong></p>
<p>Borsada işlem gören hizmet sektöründeki kimi şirketlerin piyasa değeri ile özsermayeleri arasındaki oranda belirgin bir fark gözleniyor. PD/DD oranı 3 seviyesini aşan 20 şirket arasında Anel Elektrik 28,84 ve İhlas Haber Ajansı 16,96 rasyosuyla listenin ilk iki sırasında yer alıyor. Büyüklükteyse DO-CO 114,22 milyar TL hacimle dikkat çekiyor. Yüksek çarpanlı 20 firmadan çoğunluğun yılbaşından bu yana yatırımcısına getiri sağlayamaması asıl dikkat çekici olanı. Güçlü beklentinin olmaması halinde yüksek fiyatlardan alınan hisselerin yatırımcısını zarara uğratma ihtimali göz ardı edilmemeli.</p>
<h2>Zirveden gelen satışlar</h2>
<p>Anel Elektrik 28,84 çarpanıyla listenin ilk sırasında bulunuyor. 9 Eylül’de 229,40 TL ile zirvesini gördükten sonra gelen yoğun satışlarla peş peşe taban serileriyle geriledi. Düşüşe rağmen göstergesi hâlâ yüksek seviyede duruyor. Şirketin altı aylık dönemde 2,25 milyar TL zarar etmesi ve kurumsal fonların satışta olması düşüşü destekliyor.</p>
<p>İhlas Haber Ajansı 16,96 PD/DD ile listenin ikinci sırasında yer alıyor. Son dört yıldır kâr üretemeyen şirket, altı aylık mali dönemde de 90,1 milyon TL zarar açıkladı. Haziranda test ettiği 106 TL’nin ardından düşüşünü sürdürüyor. Hisseye dair güçlü bir beklenti bulunmuyor. Mevcut zayıf finansal yapısıyla yüksek çarpanının hakkını veremiyor.</p>
<h2>Fonların rotası değişti</h2>
<p>Birleşim Grup Enerji, 13,47 PD/DD rasyosuyla dikkat çeken bir diğer hisse. Şubat 2025’te borsaya gelen firma, halka arz sonrası yatay bir seyir izledi. Geçtiğimiz nisanda hareketlenirken ağustosun sonunda 195,90 TL’ye kadar yükseldi. Buradan fonların gerçekleştirdiği satış baskısı taban serisini getirdi. Altı aylık dönemde 4 milyon TL zarar yazan hissede değer kaybı sürüyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6012c6819a-1790312748.png" alt="" width="999" height="549" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KİRA MI, SATIŞ MI?</strong></p>
<p><strong>Kira;</strong> düzenli gelir, varlık koruması, enflasyon kalkanı, pasif kazanç, vergi avantajı. Tahsilat riski, bakım yükü, likidite hapsi, fırsat maliyeti.</p>
<p><strong>Satış;</strong> toplu nakit, sıfır operasyon, manevra özgürlüğü, zirve kârı, zihin konforu. Gelir iptali, ralli kaçırma, enflasyon erimesi, yeniden giriş zorluğu.</p>
<p><strong>Büyüyen yapısını yeni maden sahaları ve kapasite artışıyla daha da büyütmek istiyor</strong></p>
<p>Türk Altın'ın yatırımları gelir ve kârını ne oranda büyütür? ● Nezih Uras</p>
<p>Nezih, Türk Altın'ın açıklamalarından büyüme yönlü bir perspektifle hareket ettiği söylenebilir. Yılın ilk yarısında satışlarını %48 artırarak 14 milyar TL'ye, esas faaliyet kârını ise %240 yükselişle 4,9 milyar TL'ye çıkarması bunun somut işareti. Firma, büyümeyi hızlandırmak için Balıkesir ve Bilecik'teki maden ruhsatlarını 65,5 milyon dolara satın aldı. Bu adımla 76 bin ons altın rezervini eklemiş oldu. Kaymaz tesisinde kapasite artışına gidilirken, Mollakara madeni açıldı. Artan üretim kapasitesi ve yeni rezervler gelir ve kârı destekleyecek.</p>
<p><strong>Kasaya giren 1,5 milyar TL yükü hafifletecek olsa da asıl önemli olan kâr üretebilmesi</strong></p>
<p>İhlas Holding'in bedelli sermaye artırımı zararı bitirebilir mi? ● Metin Ersöz</p>
<p>Metin, İhlas Holding, haziranda %100 bedelli sermaye artırımıyla kasasına 1,5 milyar TL nakit girişi sağladı. Kaynağın 688 milyon TL'si borç kapamada kullanılırken finansal yük hafifletilmeye çalışılıyor. Azalan finansman giderini dokuz aylık bilançosunda gözlemlemek mümkün olacak. Şirketin altı aylık dönemde brüt kârı %65 daralırken, esas faaliyet zararı 1,96 milyar TL'ye çıktı. Dönem sonu zararı ise 979,6 milyon TL. Veriler sermaye girişinin tek başına bilanço sorununu çözmeye yetmeyeceğini, operasyonel kârlılık üretmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>GTH fonu ihracatçı şirketlere yoğunlaşarak son bir yılda %28 getiri sağladı</strong></p>
<p>Garanti Portföy'ün yönettiği İhracatçı Şirketler Hisse Senedi Fonu (GTH), Şubat 2025'ten bu yana işlem görüyor. İlk yıl yatayda dalgalı bir seyir izleyen fon, 2026'nın ilk yarısında yönünü yukarı çevirdi. Dalgalı olsa da yukarı trendi sürüyor. Son olarak eylülün ikinci haftasında 1,57 TL'yi test etti ve aşağı yöneldi. Fon değeri temmuzda artış kaydetti ve şimdilerde 30,68 milyon TL seviyesinde bulunuyor. Ağustosta para çıkışı, eylülde ise 2,2 milyon TL nakit girişi söz konusu. Yatırımcı sayısı önceki aya göre gerilerken sayı şimdilerde 742 kişide. Temel stratejisi, fon varlıklarının borsadaki ihracatçı şirketlerin paylarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %85,77'si hisse senedi ve %11,75'i ters repodan oluşuyor. Yıllık %27,60 getiri sağlayan fon, aynı sürede %15,55 yükselen endeksi geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>MLP Sağlık, Piyasadan TLREF + %1,75 faizle 6 milyar lira borçlandı</strong></p>
<p>MLP Sağlık, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 23.09.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 6 milyar TL olan tahvilin yıllık faizi TLREF+%1,75 olarak belirlendi. 728 gün vadeli tahvil, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 8 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 20.09.2028 olarak açıklandı. 23 Eylül günü Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı %36,67 seviyesinde bulunuyor. MLP Sağlık'ın verdiği %1,75 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Tahvil, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, firmanın uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRSMLPC92812 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab601029c4f0-1790312706.png" alt="" width="981" height="249" /></strong><strong>SMART GÜNEŞ ENERJİSİ</strong></p>
<p><strong>Maliyet ve giderleri düşürmek amacıyla güneş paneli üretimini Anadolu'ya taşıyor</strong></p>
<p>Smart Güneş Enerjisi, yüksek işletme maliyetleri ve montaj alanlarına uzaklık sebebiyle panellerin üretim operasyonlarını büyükşehirlerden GES yatırımlarının yoğunlaştığı Orta Anadolu'ya kaydırma kararı aldığını belirtti. Bu kapsamda deneme süreçleri tamamlanan üçüncü tesisin ardından, dördüncü ve beşinci tesislerin de devreye alınmak üzere olduğunu ifade etti. Açıklamada tesislerin kapasitesi ve hangi şehirlerde olduğu hakkında ek bilgi verilmedi. Şirket ayrıca rekabet gücünü artırmak amacıyla yıl sonuna kadar ABD'de bir üretim organizasyonu kurmayı planlıyor.</p>
<p><strong>ÜÇAY MÜHENDİSLİK</strong></p>
<p><strong>Franchise sistemi kapsamında 20 farklı şehirdeki 11 firmayla sözleşme imzaladı</strong></p>
<p>Üçay Mühendislik, operasyonel verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla hayata geçirdiği Üçay360 Franchise Sistemi kapsamında önemli bir adım attığını duyurdu. Şirket, şubeleri üzerinden yürüttüğü enerji, e-mobilite ve iklimlendirme sistemleri faaliyetleri için Türkiye genelinde 20 farklı ilde hizmet veren toplam 11 şirketle franchise sözleşmesi imzaladı. Bayileşme modeliyle şube kaynaklı genel giderlerin azaltılması şirketin faaliyet gösterdiği bölgelerde sürdürülebilir büyümesine zemin hazırlayacak. Bu yolla pazar payını genişletmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>ERSU MEYVE VE GIDA</strong></p>
<p><strong>2024 yılına ilişkin denetim sonucunda yaklaşık 18,5 milyon TL vergi cezası aldı</strong></p>
<p>Ersu Gıda, 2024 yılı hesap dönemi vergi incelemesi sonucunda Vergi Denetim Kurulu tarafından vergi cezası kesildiğini duyurdu. Cezanın gerçekleştirilen taşınmaz satışından doğan kazanca ilişkin olduğu ifade edildi. İnceleme neticesinde, 6,2 milyon TL vergi aslı, 6,3 milyon TL vergi ziyaı cezası ve 5,9 milyon TL geçici vergi ziyaı cezası olmak üzere toplam 18,5 milyon TL civarında bir ceza kesildi. Altı aylık dönemde gelirini %73 düşürüp dönem sonunda zarar yaşayan Ersu Gıda, yasal haklarını değerlendirdiğini ve hukuki yollara başvurması halinde bunu paylaşacağını açıkladı.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Aztek Teknoloji hazirandan bu yana sürekli gerileyen bir seyirle hareket ediyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab600e3ba6c2-1790312675.png" alt="" width="312" height="252" />Aztek Teknoloji'de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %13,99 ile toplamda 2,21 milyon lot azalarak 13,61 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 13'ten 12'ye geriledi. ICZ fonu 2 milyon lot satışla hisseden çıktı. TTE fonu 147,5 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Aztek hakkında bugüne kadar bir aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Deniz Yatırım 6 TL hedef fiyatla "Tut" önerisinde bulundu. Hedefe göre hissenin %72 yükseliş potansiyeli var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/225-milyarlik-zarar-dururken-29-katlik-o-carpan-tutunur-mu-88298</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2,25 milyarlık zarar dururken 29 katlık o çarpan tutunur mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cevdet-yilmaz-enflasyonla-mucadelede-uretim-kapasitesini-koruyacagiz-88328</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cevdet Yılmaz: Enflasyonla mücadelede üretim kapasitesini koruyacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa'da TEKNOSAB Lojistik Park Temel Atma Töreni ve Hepsiburada İş Birliği Protokolü İmza Töreni’nin ardından Bursa Ticaret Sanayi Odası’nda iş insanlarıyla bir araya geldi. Yılmaz’a AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve BTSO Başkanı İbrahim Burkay eşlik etti. Toplantıda iş insanlarına hitap eden Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin makro temellerinin sağlam olduğunu belirterek, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürüleceğini söyledi. Yılmaz, genel finansal koşulları iyileştirme hedefinden vazgeçmeden imalatçı, ihracatçı, KOBİ, esnaf ve çiftçiyi seçici politikalarla desteklemeye devam edeceklerini açıkladı. Yılmaz, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonomide jeopolitik gerilimlerin, savaşların ve korumacı politikaların arttığı bir dönemden geçildiğini belirten Yılmaz, ABD ile Çin arasındaki tarife savaşları ve Avrupa Birliği’nin sanayisini korumaya yönelik adımlarının yeni bir ekonomik döneme işaret ettiğini söyledi. Yılmaz, küresel ekonomik ve siyasi dönüşümün yanı sıra yeşil ve dijital dönüşümün de ülkelerin rekabet gücünü belirleyeceğini ifade etti. Buna sosyal dönüşümün de eklendiğini belirten Yılmaz, dijital, yeşil ve sosyal dönüşümü gerçekleştirebilen ülkelerin yeni dönemde daha güçlü konuma geleceğini kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab61c19086a4-1790319641.jpeg" alt="" width="614" height="409" /></p>
<h2><strong>Pazarlarındaki büyüme ihracatı zorluyor</strong></h2>
<p>Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki büyümenin küresel büyümenin gerisinde kaldığına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 70’inin Avrupa Birliği ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerin yüzde 90’ından fazlasında bu yılki büyüme beklentisinin yüzde 1,6 düzeyinde olduğunu belirten Yılmaz, AB için beklentinin yüzde 1,2, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi için ise yüzde 0,5 daralma yönünde olduğunu ifade etti. Bu tabloya rağmen Türkiye’nin ihracat performansını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 280 milyar doları, hizmet ihracatının ise 125 milyar doları aştığını söyledi. Böylece mal ve hizmet ihracatının toplamının 405 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Yılmaz, ihracatın niteliğinde de iyileşme yaşandığını belirterek, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payının 2024’te yüzde 40 iken 2026’da yüzde 44’e yükseldiğini açıkladı. Miktar bazında ihracatın sınırlı artmasına karşın kilogram başına ihracat değerinin yükseldiğini belirten Yılmaz, “Hem ihracatımızı artırıyoruz hem de ihracatın niteliğini artırıyoruz” dedi. </p>
<h2><strong>“Makroekonomik temellerimiz sağlam”</strong></h2>
<p>Türkiye ekonomisinin temel göstergelerinin güçlü olduğunu savunan Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında bulunduğunu belirtti. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının makul seviyelerde tutulduğunu ifade eden Yılmaz, cari açığın da yönetilebilir düzeyde olduğunu söyledi. Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sona erdiğini belirten Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin ve bankacılık sisteminin güçlü seviyelerde bulunduğunu ifade ederek, “Makroekonomik temellerimiz sağlam, Türkiye’nin ekonomik temelleri sağlam” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab61c35a2821-1790319669.jpeg" alt="" width="684" height="456" /></p>
<h2><strong>Büyüme beklentisi yüzde 3,3</strong></h2>
<p>Türkiye ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, bu yıl için büyüme beklentisinin küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle yüzde 3,3’e çekildiğini açıkladı. Büyümenin iç ve dış talebin dengelendiği bir kompozisyonda sürdüğünü belirten Yılmaz, yatırımların büyümeye katkısının tüketimden daha yüksek olduğunu söyledi. Özellikle verimliliği artırmaya yönelik yatırımların hızlandığını kaydeden Yılmaz, bunun toplam faktör verimliliğine de yansıdığını ve Türkiye’nin büyüme potansiyelini uzun vadede desteklediğini ifade etti. </p>
<h2><strong>“Programın ana çerçevesini değiştirmeyeceğiz”</strong></h2>
<p>Konuşmasının ekonomi politikalarına ilişkin bölümünde enflasyonu temel öncelik olarak gösteren Yılmaz, son dönemde enflasyonda yataylaşma görüldüğünü söyledi. En son yüzde 31,5 seviyesindeki enflasyonun önemli bölümünün savaş kaynaklı kalemlerden etkilendiğini belirten Yılmaz, savaşın etkilerinin ortadan kalkmasıyla enflasyondaki aşağı yönlü eğilimin yeniden belirginleşmesini beklediklerini kaydetti. Yılmaz, enflasyonla mücadele programının ana çerçevesinin değişmeyeceğini, ancak değişen şartlara göre programda uyarlamalar yapılabileceğini vurguladı. “Genel finansal koşulları iyileştirme mücadelemizden, ana çerçevemizden vazgeçmeden seçici olarak imalatçımızı, ihracatçımızı, KOBİ’lerimizi, esnafımızı, çiftçimizi, üretken kesimleri koruma politikasındayız” diyen Yılmaz, bu yaklaşımın kredi ve destek mekanizmalarıyla sürdürüldüğünü ifade etti. </p>
<h2><strong>Arz tarafında dört öncelik</strong></h2>
<p>Enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasıyla yürütülemeyeceğini belirten Yılmaz, maliye politikaları ve arz yönlü politikaların da devrede olduğunu söyledi. Bu kapsamda konut, gıda, enerji ve lojistik alanlarına dikkat çekti. Konut maliyetlerinin yanı sıra gıda ve ulaşımın vatandaşların harcamalarında önemli bir ağırlığa sahip olduğunu belirten Yılmaz, özellikle gıda arzının artırılmasının enflasyonla mücadele açısından önem taşıdığını ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması ve lojistik altyapının güçlendirilmesinin de üretim maliyetleri ve rekabetçilik açısından önem taşıdığını söyledi.  Yılmaz, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye açısından istikrar ve öngörülebilirliğin korunmasının temel öncelik olduğunu belirterek, kamu ve özel sektörün istişare içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cevdet-yilmaz-enflasyonla-mucadelede-uretim-kapasitesini-koruyacagiz-88328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/8/1280x720/cevdet-yilmaz-enflasyonla-mucadelede-uretim-kapasitesini-koruyacagiz-1790319705.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadele programının ana çerçevesinin korunacağını belirterek, genel finansal koşulların iyileştirilmesi hedefinden vazgeçmeden imalatçı, ihracatçı, KOBİ, esnaf ve çiftçiye seçici desteklerin sürdürüleceğini söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin makro temellerinin sağlam olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/surdurulebilir-ekonomi/riskler-caginda-surdurulebilirlik-bir-varlik-meselesi-88304</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Riskler çağında sürdürülebilirlik bir varlık meselesi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Sustainable Brands Türkiye bu yıl kesişen riskleri odağına alıyor. 29-30 Eylül’de İstanbul’da 14’üncüsü gerçekleştirilecek buluşma, “All Rise: Kesişen Riskler Çağında Kolektif Yükseliş” temasıyla düzenlenecek. Zirvede değişen tüketici davranışları, marka iletişimi, sürdürülebilir iş modelleri ve COP31 süreci ele alınacak.</p>
<p>Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Sustainable Brands Türkiye Başkanı Semra Sevinç ile riskler çağında şirketlerin dönüşümünü ve sürdürülebilirliğin yönünü konuştuk. Sevinç’e göre bugünün dünyasını çevresel, sosyal, ekonomik, jeopolitik ve teknolojik olmak üzere beş ana risk grubu şekillendiriyor. Bu risklerin hiçbirinin diğerinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Sevinç, “Bu riskler birbirini tetikliyor, besliyor ve güçlendiriyor. Kurumsal stratejiyi ve yaratılan etkiyi birlikte yönetmek gerekiyor. All Rise, risklerden birlikte çıkmayı ve birlikte yükselmeyi anlatıyor” diyor.</p>
<h2>Sürdürülebilirlik var olmanın koşulu </h2>
<p>Ekonomik belirsizlik arttığında şirketlerin ilk refleksi, sürdürülebilirlik yatırımlarını ertelemek oluyor. Sevinç’e göre bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin çevresel bir yükümlülük ve ek maliyet olarak görülmesinden kaynaklanıyor: “Sürdürülebilirlik çevre yönetimi değildir. Bir kurumun iyi olma hali de değildir. Bugünün kurumları için varlığını sürdürebilmenin koşuludur. İklim riskini dikkate almadan fabrika kuramaz, çalışanınıza refah sağlayamazsınız. Jeopolitik riskleri dikkate almadan yalnızca küresel kaynaklara dayalı bir tedarik zinciri oluşturamazsınız. Bugünün dünyasında dayanıklı bir tedarik zincirine ihtiyacınız var.”</p>
<h2>İyi rapor, yanlış yatırımı kurtarmıyor </h2>
<p>Türkiye’de sürdürülebilirlik gündemi uzun süre raporlama ve mevzuata uyum ekseninde ele alındı. Semra Sevinç, raporlamayı şirketin yaptıklarını görünür kılan bir araç olarak tanımlasa da tek başına dönüşüm anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p>
<p>“Ne kadar iyi raporlama yaparsanız yapın, yatırımlarınızı çevresel ve sosyal etkiyi dikkate almadan gerçekleştiriyorsanız değer yaratamaz, iş modelinizin devamlılığını sağlayamazsınız. İş modelinizi dönüştürmeden yalnızca iyi göstermek için raporlama yapıyorsanız, raporlamayı amacına uygun kullanmıyorsunuz demektir. Sürdürülebilirlikte iki kavramı ayırmak gerekiyor: Kurumsal sürdürülebilirlik mevzuata ve raporlama yükümlülüklerine uyumu kapsıyor. Sürdürülebilir iş ise şirketin varlığını nasıl devam ettireceğiyle ilgili. Bunun için riskleri yönetirken değer üretmeniz, ürününüzü, hizmetinizi ve iş modelinizi yeniden tanımlamanız gerekiyor. Bugün finansmana erişim, önemli ölçüde sürdürülebilirlik stratejinize ve iş modelinizi bu doğrultuda dönüştürmenize bağlı. Bu dönüşüm, daha uygun maliyetli fonlara ulaşmanın da önünü açıyor. Dolayısıyla mesele raporlamanın çok ötesinde.”</p>
<h2>Hikâyeden önce kanıt gerek </h2>
<p>Avrupa Birliği’nde çevresel iddialara yönelik kurallar sıkılaşırken Türkiye’de de yanıltıcı beyanların önüne geçmeyi amaçlayan düzenlemeler uygulanıyor. Sevinç’e göre denetimin artması iletişim dünyasında iki farklı eğilim doğuruyor: Çevresel performansını olduğundan güçlü gösteren markalar yeşil badana yaparken, gerçekten adım atan bazı şirketler ise eleştirilme endişesiyle sessiz kalıyor.</p>
<p>“İletişim dünyasının artık hikâyeyi anlatmaktan önce hikâyeyi doğru yapmaya odaklanması gerekiyor. İçeride alınan yanlış bir kararı iletişimle parlatmak, markanın güvenilirliğine ve itibarına zarar verir. Yeşil badana korkusu nedeniyle susmayı tercih eden kurumların sayısı da arttı. Ancak iyi örnekler karşılık buldukça şirketlerin yeniden konuşacağını düşünüyorum. Bu örnekler başka kurumlar için de önemli bir itici güç olacak.”</p>
<h2>COP31, taahhütleri eyleme taşıyacak</h2>
<p>Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’in şirketlerin dönüşümünü nasıl etkileyeceği de zirvenin ana başlıklarından biri. Sevinç, COP31’i yeni taahhütlerden çok, daha önce verilen sözlerin uygulanmasına odaklanması gereken bir “uygulama COP’u” olarak tanımlıyor:</p>
<p>“Geçmiş COP’larda herkes azaltım taahhüdünde bulundu. Ancak geçen süre, bu hedeflerin çoğunun gerçekleşmediğini gösterdi. Artık yapılanlara odaklanmak ve eylemi hızlandıracak planları konuşmak gerekiyor. COP31’in Türkiye’de düzenlenmesi, şirketlerin farkındalığını artıracak. Kurumlar sürdürülebilir iş modelinin finansmana erişimde sağladığı avantajı gördükçe risklerini daha iyi analiz edecek ve dönüşümlerini hızlandıracak.”</p>
<p>Zirvede “Road to COP31” başlığı altında, hayata geçirilen uygulamalardan hareketle Türkiye’nin COP31 eylem gündemi, kamunun hazırlıkları ve iş dünyasının süreçte üstleneceği rol ele alınacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">85’i aşkın üyeyle dönüşüm ağı</span></h2>
<p>Global Sustainable Brands topluluğunun Türkiye partneri olan Sürdürülebilirlik Akademisi, 16 yıldır şirketlerin sürdürülebilir iş modellerine geçişini hızlandırmak amacıyla çalışıyor. Akademi bünyesindeki Sustainable Business Network, 85’i aşkın kurumsal üyeden oluşuyor. Yeşil ve dijital dönüşüm, tedarik zinciri, insan ve kültür ile iletişim olmak üzere beş alanda faaliyet gösteriyor. Ayrıca iş yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği ve mekanların çevresel etkisine yönelik bağımsız belgelendirme programları yürütülerek sertifika programları ile sürdürülebilir etkinlik ve pazarlama çalışmalarında kurumlara destek veriyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/surdurulebilir-ekonomi/riskler-caginda-surdurulebilirlik-bir-varlik-meselesi-88304</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/4/1280x720/semra-sevinc-1790315060.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belirsizlikler çağında yarını öngörmek iş dünyası için giderek zorlaşıyor. Ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve iklim krizi şirketler için birbirini besleyen risklere dönüşüyor. Sustainable Brands Türkiye Başkanı Semra Sevinç’e göre sürdürülebilirlik artık iş modelini, tedarik zincirini ve finansmana erişimi de belirleyen bir varlık meselesi haline geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kirklareliye-lisansli-depo-ve-bugday-analiz-laboratuvari-kuracagiz-88301</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kırklareli&#039;ye lisanslı depo ve buğday analiz laboratuvarı kuracağız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Kırklareli Ticaret Borsası’nda 2002 yılında başlayan başkanlık görevini dört dönemdir sürdüren Turhan Altıntel, beşinci dönem için 1 Ekim’de yapılacak seçimlerde yeniden aday. Altıntel, yeniden adaylık kararının temelinde, bugüne kadar gerçekleştirilen yatırımların yanı sıra borsanın önünde tamamlanması gereken yeni projelerin olduğunu söyledi. Başkanlığı döneminde sınırlı bütçeye rağmen önemli yatırımlara imza attıklarını belirten, yeni hizmet binasının yanı sıra buğday laboratuvarı, canlı hayvan borsası, mezbaha ve soğuk hava deposunu borsaya kazandırdıklarını hatırlatan Altıntel, “Cüzi bir borsa bütçesiyle, özel sektör zihniyetiyle risk alarak, borçlanarak veya hibe alarak üyelerimize hizmet verecek yatırımları yapmaya çalıştık” dedi.</p>
<p><strong>“Tamamlanması gereken işler var”</strong></p>
<p>Yeniden adaylık kararının arkasındaki en önemli nedenlerden birinin yeni projeler olduğunu ifade eden Altıntel, “Özellikle lisanslı depo projesi öncelikli. Hayvan borsasının arkasında yaklaşık 15 dönümlük bir alan üzerinde 36 bin ton kapasiteli lisanslı depo projesi hazırladık. Projenin mevcut maliyetlerle yüksek bir yatırım gerektiriyor. Faizler düştüğü zaman borsa ve borsacıların ortaklığıyla bu lisanslı depoyu inşallah yapacağız. Ben yapacağım, sözünü kestim” dedi. Borsanın yatırımlarını yalnızca kendi bütçesiyle gerçekleştirmediğine dikkat çeken Altıntel, geçmiş dönemde de kalkınma ajansları ve diğer kurumların desteklerinden yararlandıklarını, yeni dönemde de yeni projeler üretmeye devam edeceklerini belirtti.</p>
<p><strong>“Borsanın bütçesi sınırlı, proje üretmek zorundayız”</strong></p>
<p>Kırklareli Ticaret Borsası’nın yaklaşık 300 üyesi bulunduğunu ve bütçesinin sınırlı olduğunu ifade eden, buna rağmen hizmet üretmek için farklı finansman modellerinden yararlandıklarını söyleyen Altıntel, borsanın yatırım kapasitesini anlatırken, “Gelirimiz belli. Cüzi bir borsa bütçesinde risk alarak, borçlanarak, hibe alarak bütçemizle tam hizmet verme hedefindeyiz” diye konuştu. Bu anlayışla laboratuvar yatırımlarında da farklı bir yöntem izlediklerini belirten Altıntel, “Toprak analizi ve et-süt ürünlerinin analizleri konusunda üniversite ve diğer kurumlarla protokoller yaptık. Analiz ücretlerinin yüzde 50’si borsamızca karşılanacak. Böylece yüksek yatırım ve işletme maliyetlerinin önüne geçtik. Ayçiçeği analizinde de benzer bir yöntem üzerinde çalışmaktayız. Gerekli analiz cihazının bir proje kapsamında temin edilmesi için girişimlerimiz sürüyor” dedi.</p>
<p><strong>Hayvancılıkta yeni pazar hedefi</strong></p>
<p>Borsanın hayvancılık alanındaki çalışmalarına da değinen Altıntel, “ Canlı hayvan borsasının ardından hayvan satışlarını daha düzenli ve şeffaf hale getirecek yeni bir pazar oluşturacağız. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan gerekli izinleri aldık. Hayvan borsasının yanında haftada bir gün kurulacak pazarla üreticinin hayvanını daha aleni bir ortamda satabilmesini hedefliyoruz. Bu sistemle üreticinin satışına ve fiyat oluşumuna katkı sağlayacağız. Veterinerlik hizmetleri de sistem içerisinde yer alacak. Veterinerlik hizmetleri üyelerimize ücretsiz verilecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ticarette ‘Yeter ki anlaşmazlığı çözün’ anlayışıyla hareket ediyoruz”</strong></p>
<p>Üretici ile tüccar arasında yaşanan anlaşmazlıklara da değinen Altıntel, “Bunlardan biri buğday ticaretinde görülüyor. Özellikle lisanslı depolara ürün tesliminde analiz sonuçlarının farklı çıkması üreticiler açısından sorun oluşturuyor. Bizde Borsa olarak daha aktif bir denetim ve takip mekanizması oluşturduk. Anlaşmazlıkların çözümü için borsa bünyesinde uyuşmazlıkları çözen bir yapı oluşturduk. Tobb Uyum Kırklareli Ticaret Borsası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi ile ticari uyuşmazlıkları mahkemeye gitmeden hızlı ve etkin şekilde çözüme kavuşturuyoruz. Ücretsiz hizmet veriyor. ‘Yeter ki anlaşmazlığı çözün’ anlayışıyla hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Uluslararası fuar için İstanbul ve Avrupa avantajını kullanmalıyız”</strong></p>
<p>Kırklareli’nin İstanbul’a ve Avrupa’ya yakınlığının bölge açısından önemli bir avantaj olduğunu belirten Altıntel, bu avantajın tarım ve hayvancılık ürünlerinin pazarlanmasında daha etkin kullanılması gerektiğini söyledi. Kırklareli’nin özellikle İstanbul gibi büyük bir pazara yakınlığının yanı sıra Avrupa’ya açılan kapı olması üretici açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Altıntel’in yeni dönemde üzerinde durduğu başlıklardan birinin de Kırklareli Tarım, Hayvancılık, Gıda Sanayi ve Otomotiv Fuarı. 2022 yılında başlayan fuarın kısa sürede önemli bir organizasyona dönüştüğünü belirten Altıntel sözlerine şöyle devam etti; “20 bin metrekarelik kapalı alanda düzenlediğimiz fuara yönelik talep her yıl artıyor. Fuarın gelecek dönemde uluslararası niteliğe kavuşturulması için çalışmalarımız devam ediyor. Bu sene uluslararası yapacağım. Uluslararası yapmam için 10 tane odanın katılması lazım. Durmadık, başladık. Bulgaristan, Kosova, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Romanya ve Yunanistan başta olmak üzere farklı ülkelerle temaslar kurduk. Rusya'nın da dahil edilmesiyle uluslararası katılımı daha da genişletmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Altıntel’in yeni dönemin üç somut hedefi</strong></span></p>
<p>Kırklareli Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel, yeniden seçilmesi halinde yeni dönemin sonunda gerçekleştirmiş olmak istediği üç temel projeyi ise şöyle sıraladı:</p>
<p>- 36 bin ton kapasiteli lisanslı depo.</p>
<p>- Kırklareli Tarım, Hayvancılık, Gıda Sanayi ve Otomotiv Fuarı’nı uluslararası bir organizasyona dönüştürmek.</p>
<p>- Üyelere modern laboratuvar hizmetleri sunan, bütün sektörlere daha kapsamlı hizmet veren bir ticaret borsası oluşturmak.</p>
<p>Altıntel, yeni dönemin sonunda bu üç hedefi gerçekleştirmiş bir borsa bırakmak istediğini belirterek, “Üçü bu. Tam teşekküllü bir ticaret borsası” dedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Coğrafi işaret alınan ürünler</strong></span></p>
<p>Altıntel coğrafi işaretli ürünler hakkında ise, "Kırklareli Beyaz Peyniri için Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte ortak başvuru yapılarak tescil alındı. Kırklareli Köftesi doğrudan borsamızın başvurusuyla coğrafi işaret alındı. Karahıdır Kirazı’da başvurusu gerçekleşti, şuanda tescil sürecindedir." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kirklareliye-lisansli-depo-ve-bugday-analiz-laboratuvari-kuracagiz-88301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/1/1280x720/turhan-alt-1790316471.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Görev süresince yeni hizmet binası, buğday laboratuvarı, canlı hayvan borsası, mezbaha ve soğuk hava deposu gibi yatırımları hayata geçirdiklerini belirten Turhan Altıntel, yeni dönemde ise 36 bin ton kapasiteli lisanslı depo, uluslararası fuar ve üyelerine daha geniş hizmet sunacak modern laboratuvar yatırımlarını gerçekleştirmeyi hedeflediğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-partiden-fonlarin-tasfiyesiyle-ilgili-15-maddelik-kanun-teklifi-88297</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> YENİ Parti’den fonların tasfiyesiyle ilgili 15 maddelik kanun teklifi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale imzasıyla kapatılan fonların tasfiyesine yönelik TBMM’ye bir kanun teklifi sunuldu. Teklifin en önemli unsurunu, tasarrufçuların tasfiye sırasında alacağının nasıl hesaplanacağı oluşturuyor. Özlale, öncelikle her vatandaşın önce ne kadar yatırdığı, ne kadar para çektiğinin belirleneceğini, tutarların enflasyona göre güncelleneceğini ve gerçek para hareketlerine bakılarak mağduriyet tablosu oluşturacaklarını aktardı.</p>
<p>İşin içinde kamu bürokrasisi ve siyasetçilerin de olduğunu iddia eden Ümit Özlale, “Kamu bürokrasisi ile siyaset olmadan, bütün uyarılarımıza rağmen, bütün bu bizim daha önceden isim isim açıklamamıza rağmen herhangi bir önlem alınmaması manidardır. Bu kadar büyük bir kriz ancak ve ancak üst düzey bürokrasinin ve siyasetçinin yol vermesiyle meydana gelmiştir” diye konuştu.</p>
<p>Fon mağdurlarının önemli kısmının düşük ve alt-orta gelirli tabakadan oluştuğunu söyleyen Ümit Özlale, sundukları kanun teklifiyle mağdurlarının paralarının yüzde 80’ini kurtarmasını öngördüklerini bildirdi. Mevcut yöntemde paraların yüzde 15’inin ancak alınabileceğini vurgulayan Özlale, "YENİ Parti olarak Hazineye başvurmadan, kamu bankalarına zarar yüklemeden, vatandaşa ek vergi çıkmadan doğru bir tasfiye süreciyle bu mağdurların paralarının yüzde 80'inden daha fazlasının alınabileceği bir yöntemi bugün kanun teklifiyle kamuoyuna sunuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu arada Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin "isim ve rumuzunun hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi" talebini 29 Eylül'de görüşecek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>CHP fon soruşturmasına yönelik üç maddelik uyarı yaptı</strong></span></p>
<p>CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, fon soruşturmasında, faturanın millete değil, vurgunculara kesilmesi gerektiğini belirterek, “Hukuk parayı gittiği yere kadar takip etmelidir” dedi. Öztrak, açıklamasında, “Tek kişilik rejim, ülkemize Cumhuriyet tarihimizin en büyük finansal rezaletlerinden birini yaşattı” dedi. Öztrak, devletin saygınlığının, finansal sistemin güvenilirliğinin korunması için şu önerileri getirdi:</p>
<p>“Fatura Millete Değil, Vurgunculara Kesilmelidir: Bu düzenden fahiş kazanç elde edenlerin, fon şirketlerinin sahiplerinin, ilişkili kişi ve şirket yöneticilerinin varlıklarına el konulmalıdır. Vatandaşların mağduriyeti, el konulan mal varlıklarından elde edilecek gelirlerle tazmin edilmelidir. Hukuk, parayı gittiği yere kadar takip etmelidir. Sorumlular Hesap Vermelidir: Unvanlar, makamlar ve Saray’daki bağlantılar kimseye fiili bir dokunulmazlık sağlamamalı, görevini yapmayan, inceleme raporlarını sümen altı eden ve manipülasyona göz yuman tüm geçmiş ve mevcut yetkililer hakkında idari ve adli soruşturmalar eksiksiz yürütülmelidir.</p>
<p>TBMM Bünyesinde Araştırma Komisyonu Kurulmalıdır: Skandalın boyutlarının, "içeriden öğrenenlerin ticareti" iddialarının ve siyasi-bürokratik bağlantıların ortaya çıkarılması için TBMM Başkanlığı’na sunduğumuz önerge çerçevesinde bir Meclis Araştırma Komisyonu vakit geçirmeden kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır.”</p>
<p>Öte yandan CHP’nin Bolu Abant’ta gerçekleştirilecek kampı bugün başlayacak. Milletvekilleri, Parti Meclisi Üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri, Gençlik Kolları ve Kadın Kolları Başkanlarını katılımıyla gerçekleştirilecek olan kamp pazar günü sona erecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-partiden-fonlarin-tasfiyesiyle-ilgili-15-maddelik-kanun-teklifi-88297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/tbmm-meclis-1786343285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YENİ Parti’den fonların tasfiyesiyle ilgili 15 maddelik kanun teklifi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkuaz-kart-uygulamasi-ve-etkinlik-sorunu-88295</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkuaz Kart uygulaması ve etkinlik sorunu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bilgi, teknoloji, sermaye ve yetenek hareketliliğinin hızlandığı günümüzde ülkeler yalnızca işgücü açığını kapatmaya değil, <strong>yenilik üretme kapasitesi yüksek, yatırım ve ihracata katkı sağlayabilecek, bilimsel veya kültürel değeri bulunan</strong> kişileri çekmeye de odaklanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de bu amaca hizmet eden en seçici araçlardan biri, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nun 11’inci maddesi ile Turkuaz Kart Yönetmeliği temelinde oluşturulan Turkuaz Kart sistemidir. Sistem, klasik çalışma izninden farklı olarak yabancının bireysel niteliğini, ülkeye sağlayacağı katma değeri ve faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini merkeze almaktadır.</p>
<p><strong>Turkuaz Kartın hedef kitlesi</strong></p>
<p>Turkuaz Kart, yabancıya Türkiye’de <strong>süresiz çalışma ve ikamet hakkı</strong> sağlayan, yabancı eş ile kendisinin veya eşinin ergin olmayan ya da bağımlı çocuklarına ise <strong>ikamet hakkı</strong> veren bir belgedir.</p>
<p>Kartın hedef kitlesi beş grupta toplanmaktadır.</p>
<ul>
<li>Yüksek nitelikli işgücü,</li>
<li>Yüksek nitelikli yatırımcı,</li>
<li>Stratejik alanlarda çalışan bilim insanı veya araştırmacı,</li>
<li>Kültür-sanat ya da spor alanında uluslararası başarı sahibi kişiler.</li>
<li>Türkiye’nin veya Türk kültürünün uluslararası tanınırlığına katkı sunan yabancılar.</li>
</ul>
<p>Bu çerçevede, Turkuaz Kart kitlesel bir göç veya genel çalışma izni programı değil, <strong>seçici ve katkı odaklı</strong> bir yetenek çekme mekanizmasıdır.</p>
<p><strong>Başvuru, belgelendirme ve puanlama sistemi</strong></p>
<p>Başvuru, Türkiye’de yasal olarak bulunan yabancılar bakımından elektronik sistem üzerinden; yurt dışında ise yabancının vatandaşı olduğu veya yasal olarak bulunduğu ülkedeki Türk dış temsilciliği aracılığıyla yapılabilmektedir. Yetkili aracı kurumlar da yabancı adına başvuru gerçekleştirebilmektedir.</p>
<p>Başvuru dilekçesi ve pasaport suretine ek olarak, ilgili kişinin dahil olduğu kategoriye göre diploma, iş sözleşmesi, özgeçmiş, mesleki deneyim belgeleri, yatırım ve ihracat göstergeleri, patent veya lisanslar, akademik çalışmalar, ödüller ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin kanıtlar sunulmaktadır.</p>
<p>Değerlendirme, uluslararası işgücü politikası doğrultusunda oluşturulan puanlama sistemiyle yapılmaktadır. Eğitim kurumunun niteliği, ücret düzeyi, uzmanlık ve Ar-Ge deneyimi, yatırımın büyüklüğü, oluşturulacak istihdam, ihracat kapasitesi, patent ve inovasyon faaliyetleri, uluslararası başarı ve etki alanı gibi ölçütler başvuru kategorisine göre farklı ağırlık taşıyabilmektedir.</p>
<p><strong>Üç yıllık geçiş süresi ve süresiz statüye dönüşüm</strong></p>
<p>Turkuaz Kart <strong>ilk üç yılı geçiş süresi</strong> olmak üzere verilmektedir. Bu dönemde kart sahibinin faaliyetleri ve başvuru sırasında sunduğu taahhütler Bakanlıkça görevlendirilen uzman tarafından izlenmektedir. İstenen bilgi ve belgelerin süresinde sunulmaması veya tespit edilen eksikliklerin verilen süre içinde giderilmemesi, geçiş süresinin sonlandırılmasına ve kartın iptaline yol açabilmektedir.</p>
<p>Geçiş süresi kaydının kaldırılması için başvurunun, üç yıllık sürenin dolmasına 6 ay kalmasından itibaren ve her durumda süre sona ermeden yapılması gerekmektedir. Nihai uzman raporunun olumlu olması ve kartın geçiş döneminde iptal edilmemiş bulunması halinde kayıt kaldırılarak <strong>Turkuaz Kart</strong> <strong>süresiz hale</strong> gelmektedir.</p>
<p><strong>Kart sahibi ve yakınlarına sağlanan haklar</strong></p>
<p>Turkuaz Kart sahibi, süresiz çalışma izninin sağladığı haklardan yararlanmaktadır. Çalışma ve ikamet izni harcı alınmaması da önemli bir mali kolaylıktır. Kart sahibinin yabancı eşi ile ergin olmayan veya bağımlı çocuklarına verilen yakın kartı, Turkuaz Kartın geçerlilik süresince ikamet izni yerine geçmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan Turkuaz Kart statüsü, Türk vatandaşlığıyla eşdeğer değildir. Bu çerçevede, kart sahipleri askerlik yükümlülüğünden muaf olup, seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme haklarından yararlanamamaktadır. Özel kanunlarda Türk vatandaşı olma şartına bağlanan haklardan da yararlanamamaktadırlar. Sosyal güvenlik bakımından ise Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler saklı kalmak üzere 5510 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerin süresinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Geçiş süresi kaydı kaldırılan kart sahibi ve yakını, millî güvenlik ve kamu düzeni açısından engel bulunmaması ve Bakanlıkça teklif edilmesi şartıyla istisnai vatandaşlık sürecine konu olabilmektedir. Ancak bu durum otomatik bir vatandaşlık hakkı doğurmamaktadır.</p>
<p> <strong>Başvurunun reddi, sınırlama ve iptali</strong></p>
<p>Başvurunun puanlama ölçütlerini karşılamaması, uluslararası işgücü politikasına uygun bulunmaması, sahte veya yanıltıcı belge sunulması, Türk vatandaşlarına hasredilmiş meslekler için yapılması ya da kamu düzeni, güvenliği ve sağlığı bakımından sakınca bulunması gibi nedenlerle talep <strong>reddedilebilmektedir.</strong></p>
<p>Ayrıca, Bakanlığın başvuruları sektör, meslek, işkolu veya coğrafi alan itibarıyla <strong>sınırlandırma</strong> ya da <strong>geçici olarak durdurma</strong> yetkisi bulunmaktadır.</p>
<p>Kartın verilmesinden sonra da statünün korunması belirli koşullara bağlıdır. Kartın başlangıç tarihinden itibaren 6 ay içinde Türkiye’ye gelinmemesi, mücbir sebep olmaksızın 2 yıldan uzun süre kesintisiz yurt dışında kalınması, kayıt dışı çalışma, en az bir yıl kesintisiz çalışmama, geçiş döneminde istenen belgelerin sunulmaması veya kart sahibinin aranan niteliği kaybetmesi <strong>iptal sonucunu</strong> doğurabilmektedir.</p>
<p><strong>Verilen Turkuaz Kart sayıları ve veri şeffaflığı </strong></p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın 13 Haziran 2026 tarihli açıklamasına göre, Turkuaz kart programı kapsamında bu tarihe kadar Türkiye’ye yatırım yapan veya ülkenin uluslararası alanda tanınırlığına katkı sağlayan nitelikli yabancı yatırımcılar, şirket yöneticileri ve sporcular dâhil toplam <strong>52 kişiye</strong> Turkuaz Kart verilmiştir. Açıklama kümülatif bir toplam vermekte, yıllara, başvuru türüne, vatandaşlığa, sektöre veya kartın geçiş/süresiz statüsüne göre ayrıntılı dağılım içermemektedir.</p>
<p>Bu veri, Turkuaz Kartın seçici ve sınırlı ölçekli bir program olarak uygulandığını göstermektedir. Bununla birlikte 52 sayısı, başvuru veya kabul oranını değil, 13 Haziran 2026 itibarıyla kart verilen kişilerin toplamını ifade etmektedir. Programın etkililiğinin daha ayrıntılı değerlendirilebilmesi için yıllar itibarıyla başvuru, kabul, ret, iptal, geçiş süresi devam eden ve süresiz hale gelen kart sayılarının, ayrıca kategori, sektör ve vatandaşlık dağılımlarının yayımlanması yararlı olacaktır.</p>
<p>Ayrıca, uygulamanın başladığı 10 yıla yakın bir sürede Turkuaz Kart verilen kişi sayısının sadece 52 kişi de kalmış olması hedef kitle dikkate alındığında uygulanmakta olan başvuru değerlendirme kriterleri ve puanlanma sisteminin tekrar gözden geçirilmesini, kısacası uygulamanın etkinliğinin sorgulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong> Turkuaz Kart, Türkiye’nin yüksek nitelikli işgücü, yatırımcı, araştırmacı ve uluslararası başarı sahibi yabancıları çekme hedefi bakımından güçlü bir hukuki altyapı sunmaktadır. Aile üyelerine ikamet kolaylığı, harç muafiyeti, süresiz çalışma imkânı ve belirli şartlarla istisnai vatandaşlığa teklif edilebilme olanağı programın cazibesini artırmaktadır.</p>
<p>Programın gerçek politika etkisinin görünür hale gelmesi için başvuru ve kart sayılarına ilişkin düzenli, ayrıştırılmış ve karşılaştırılabilir resmi verilerin yayımlanması gerekmektedir. Böyle bir veri seti, Turkuaz Kartın yalnızca normatif açıdan değil, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı ve yatırım çekme performansı bakımından da sağlıklı biçimde değerlendirilmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkuaz-kart-uygulamasi-ve-etkinlik-sorunu-88295</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkuaz Kart uygulaması ve etkinlik sorunu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-iran-savasini-sona-erdirme-arayisi-88294</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD-İran savaşını sona erdirme arayışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Orta Doğu’da aylardır devam eden ABD-İran savaşı, yalnızca iki ülkenin geleceğini değil, bölgenin güvenliğini, enerji piyasalarını ve küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Şubat 2026’da başlayan çatışmaların ardından taraflar zaman zaman ateşkes ve diplomasi girişimlerinde bulunsa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. Ancak son günlerde New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yürütülen temaslar, savaşın sona erdirilmesi konusunda yeni bir diplomatik pencere açmış durumda.</p>
<p>ABD açısından savaşın uzaması önemli maliyetler oluştururken, İran da askeri ve ekonomik baskı altında bulunuyor. ABD Kongresi araştırma birimi tarafından aktarılan verilere göre Amerikan askeri operasyonlarının maliyeti 1 Ağustos 2026 itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaşmış durumda. Bunun yanında çatışmanın bölgeye yayılması, ABD'nin Körfez'deki üslerini ve müttefiklerini de risk altında bırakıyor.</p>
<p>Bu nedenle Washington açısından artık yalnızca askeri hedeflerin değil, savaşın nasıl sona erdirileceğinin de önemli bir gündem maddesi olduğu görülüyor.</p>
<p>Son gelişmelerin en dikkat çekici tarafı ise tarafların doğrudan olmasa bile yeniden iletişim kanallarını açması. Reuters'ın 23 Eylül tarihli haberine göre ABD ve İran arasında aylar sonra ilk kez arabulucular üzerinden mekik diplomasisi gerçekleştirildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD tarafındaki Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın arabulucular üzerinden temas kurduğu bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump da görüşmenin yapıcı geçtiğini belirtti.</p>
<p>Bu gelişme, savaşın sona erdirilmesi için diplomasiye yeniden ağırlık verilmesi açısından önem taşıyor.</p>
<p>Ancak masada çözülmesi gereken çok sayıda sorun bulunuyor. İran, özellikle ABD'nin askeri baskısının ve liman ablukasının kaldırılmasını istiyor. Tahran yönetiminden yapılan açıklamalara göre Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da ABD'nin askeri baskıyı azaltması ve İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırmasıyla ilişkilendiriliyor. İranlı bir yetkili, uygun şartların oluşması halinde boğazın yedi gün içinde yeniden açılabileceğini Reuters'a söyledi.</p>
<p>Burada Hürmüz Boğazı'nın ayrı bir önemi var. Çünkü dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan bu bölgedeki güvenlik sorunu, petrol ve doğal gaz fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla ABD ile İran arasında sağlanabilecek bir ateşkes yalnızca savaşın taraflarını değil, enerji ithalatçısı ülkeleri ve küresel piyasaları da yakından ilgilendiriyor.</p>
<p>İran'ın talepleri bununla da sınırlı değil. Son haftalarda Tahran tarafından dile getirilen şartlar arasında savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, deniz ablukasının kaldırılması ve ABD'nin İran'ın iç işlerine müdahale etmemesi gibi başlıklar bulunuyor. Bu şartlar İran'ın müzakere masasındaki temel önceliklerini ortaya koyuyor.</p>
<p>Washington'un yaklaşımı ise İran'ın nükleer kapasitesi, bölgesel askeri faaliyetleri ve güvenlik konularını kapsayan daha geniş bir çerçeve oluşturma yönünde. Dolayısıyla tarafların öncelikleri arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Bu farklılıkların nasıl aşılacağı, görüşmelerin kaderini belirleyecek.</p>
<p>Bir başka önemli konu da daha önceki ateşkes deneyiminin yarattığı güvensizlik. ABD ile İran arasında Haziran ayında bir mutabakat yapılmış, ancak bu süreç daha sonra çökmüştü. Kongre Araştırma Servisi'nin değerlendirmesine göre Haziran 2026'da imzalanan mutabakatın ağustos ayında sona ermesinin ardından çatışmalar yeniden yoğunlaştı.</p>
<p>Bu nedenle yeni bir anlaşmanın yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerekiyor. Tarafların birbirlerinin verdiği sözlere güvenmesini sağlayacak denetim mekanizmaları, aşamalı uygulamalar ve üçüncü tarafların garantileri gündeme gelebilir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bu süreçte önemli bir diplomatik zemin oluşturduğu da görülüyor. Körfez ülkelerinin ABD ile İran arasında üst düzey görüşme sağlanması için girişimlerde bulunduğu bildiriliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington'un İranlılarla görüşmeye açık olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen diplomatik temasların başlamış olması, savaşın kesin olarak sona ereceği anlamına gelmiyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında İran'ın teslim olmayacağını söylerken diplomasinin hâlâ mümkün olduğunu belirtti. Böylece Tahran bir yandan müzakereye kapıyı açık tutarken diğer yandan askeri ve siyasi pozisyonundan geri adım atmadığını gösteriyor.</p>
<p>Bence bugün gelinen noktada en önemli mesele, tarafların birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışmasından çok, savaşın maliyetini azaltacak bir çıkış yolu bulabilmesidir. Çünkü uzayan her savaş yalnızca silah ve asker maliyeti yaratmıyor; petrol fiyatlarından taşımacılığa, sigorta giderlerinden gıda fiyatlarına kadar geniş bir ekonomik zinciri etkiliyor.</p>
<p>Türkiye açısından da gelişmeler yakından izlenmeli. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin azalması enerji maliyetleri açısından önemli olabilir. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek düşüş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını ve dolayısıyla cari dengeyi etkileyebilir. Aynı zamanda bölgedeki tansiyonun düşmesi, ticaret yollarının normalleşmesi ve yatırımcı güveninin güçlenmesi açısından da önem taşıyor.</p>
<p>Sonuç olarak ABD ile İran arasında yeniden başlayan diplomatik temaslar, savaşın sona erdirilmesi açısından yeni bir aşamaya işaret ediyor. Fakat önümüzde hâlâ çok zorlu bir müzakere süreci bulunuyor. Hürmüz Boğazı, yaptırımlar, nükleer program, güvenlik garantileri ve karşılıklı askeri faaliyetler masanın en ağır başlıkları olacak.</p>
<p>Diplomasinin yeniden devreye girmesi önemli bir gelişme. Bundan sonraki aşamada asıl belirleyici olan ise tarafların savaş meydanındaki söylemlerinden müzakere masasındaki somut adımlara geçip geçemeyecekleri olacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-iran-savasini-sona-erdirme-arayisi-88294</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD-İran savaşını sona erdirme arayışı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-otomotivde-surpriz-yapar-mi-88292</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB otomotivde sürpriz yapar mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara yönelik önlemler konusunda DTÖ'de kaybedilen dava, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini etkileyebilir. Çinli taşıtların Türkiye pazarına girişinin kolaylaşması, AB'nin kontrol mekanizmaları kurmasına yol açabilir.</strong></p>
<p>Sanayi ürünlerinde AB’nin doğu sınırını oluşturan Türkiye’nin Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara uyguladığı önlemlere karşı Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde açılan davayı kaybetmesi, AB ile ilişkileri nasıl etkiler? Öyle ya; Çin menşeli araçlara yönelik ithalat koşulları gevşetilir ya da kaldırılırsa doğal olarak Çinli araçların Türkiye pazarına girişi kolaylaşır. Bu durumda bir şekilde Türkiye üzerinden AB’ye ‘sızma’ imkânı kazandırılabilecek araçlar, AB’nin Çin’e karşı koruma önlemlerini aşmak için de ‘yol’ bulmuş olur. Muhtemelen bu da AB’nin Türkiye üzerinde yeni kontrol mekanizmaları tesis etmesine yol açar. Üstelik DTÖ’nün kararı kesinleştiğinde bir ‘emsal’ de oluşturabilir. DTÖ nezdinde AB’nin Çin’e karşı aldığı önlemler açısından yeni bir hukuki direnç doğabilir. Öte yandan Çin firmaları yatırım için Türkiye yerine AB içindeki çeşitli ülkeleri de tercih edebilir. Dahası Türkiye’nin otomotivde AB içindeki rolü de gerileyebilir. Hatta gümrük birliği kapsamındaki ürünlere ilişkin ‘AB’de üretilmiştir’ uzlaşısı daha da flu hâle gelebilir.</p>
<p><strong>Elektrikli araçta son </strong><strong>sözü batarya söyler</strong></p>
<p>Öyle olur, böyle olur! Konu elektrikli araçlar ise son sözü teknoloji ve fiyatın ana belirleyicisi olan batarya söyler. Çünkü batarya sadece teknik bir bileşen değil; aracın maliyetini, performansını, menzilini ve üretici markanın pazardaki rekabet gücünü doğrudan belirleyen ana unsur.</p>
<p>Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) hazırlattığı bir rapor da bu tespiti doğruluyor. AB’de batarya talebi önemli ölçüde artıyor. AB’nin yerlileşme odaklarından otomotiv sanayi şimdiden yüzde 70’lik Made in EU hedefinin rahatlıkla tutturulacağı görüşünde. Hatta fazladan 13-19 puanlık bir yerlilik marjına sahip olduklarını iddia ediyorlar. Ancak yerlilik kriterinin kolaylıkla tutturulmasına karşın araştırma raporları, AB sınırları içinde üretilen araçların maliyetlerinin yoğun sübvansiyon nedeniyle yüzde 15-35 pahalı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle de yerlilik konusunda yeterliliklerine rağmen sektör destek istemeye devam ediyor.</p>
<p>İşin odağındaki batarya, AB açısından bir dizi açmazın kaynağını oluşturuyor. Artan talep karşılanamadığı gibi her aşamada ithalat bağımlılığı sürüyor. Bu bağımlılık, bataryaların bileşenlerinden ham maddelerin çıkarılması ve işlenmesine kadar her aşamayı içeriyor.</p>
<p>Biraz daha somutlaştıracak olursak: AB küresel batarya üretiminin ancak yüzde 7’sini yapabiliyor. ABD’nin payı yüzde 6, Çinli üreticilerin payı yüzde 83. AB batarya üretim kapasitesinin sadece yüzde 15’i Avrupa merkezli şirketler tarafından yönetiliyor. Üretimin yüzde 75’i Kore şirketlerine ait.</p>
<p><strong>Elektrikli otomobilin değerinin </strong><strong>%40’ını batarya hücresi oluşturuyor</strong></p>
<p>AB, 2023 yılında yaklaşık 27 milyar avro değerinde batarya ithalatı yaptı. Bu ithalatın yüzde 90’ı üç Asya ülkesinden geldi. Çin tek başına toplam ithalatın yüzde 87’sini karşıladı.</p>
<p>Batarya hücreleri, ortalama bir elektrikli otomobilin değerinin yüzde 40’ına karşılık geliyor. Anot ve katot aktif malzemeleri, pil hücrelerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 10 ve yüzde 50’sini oluşturuyor. Çin, küresel kurulu katot aktif malzeme üretim kapasitesinin neredeyse yüzde 90’ına ve anot aktif malzeme üretim kapasitesinin yüzde 97’sinden fazlasına sahip.</p>
<p>Çin, dünya batarya hücrelerinin yüzde 76-85’ini üretiyor. AB ve ABD’nin payı her biri için yaklaşık yüzde 5 civarında. 2028 yarı iletken çip ve mikro işlemci kapasite gelişim projeksiyonlarına göre Çin’in payı yüzde 52 iken ABD yüzde 10, AB yüzde 8 paya sahip.</p>
<p>Ham maddeler açısından baktığımızda, AB’nin temel batarya malzemeleri için ithalat bağımlılığı doğal grafitte yüzde 99, manganezde yüzde 96, kobaltta yüzde 81, lityumda yüzde 81, nikelde yüzde 31. İşleme ve rafinasyon sürecinde AB, kobalt işlemede küresel olarak yüzde 12’lik bir paya sahip. Lityum, grafit ve nikelin işlenmesi tümüyle Çin’in hâkimiyetinde. Çin, küresel lityum ve kobalt işleme kapasitesinin yüzde 50’sinden fazlasını kontrol ediyor.</p>
<p>AB’nin rafine edilmiş malzemeler için ithalata bağımlılığı: Lityumda yüzde 100, nikelde yüzde 75, manganezde yüzde 66, kobaltta yüzde 1. AB’nin geri dönüşümden elde edilen ikincil üretimi, nadir toprak elementleri dâhil birçok malzeme için sıfıra yakın. Kobaltta yüzde 22, nikelde yüzde 16, manganezde yüzde 9, nadir toprak malzemesinde yüzde 1, lityumda yüzde 0.</p>
<p>ACEA’nın görevlendirdiği Mobility Global tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre düşük, orta ve yüksek talebi içeren tüm senaryolarda, Avrupa’da pil hücresi üretiminin 2032 yılına kadar 306 GWh’ye ulaşması beklenmesine rağmen arzın talebi karşılaması beklenmiyor.</p>
<p><strong>Batarya arzında 3 milyon </strong><strong>araç için teşvik riski</strong></p>
<p>Sınırlı arz, “AB’de üretilmiştir” teşviklerinden yararlanmaya hak kazanacak araç sayısının artırılmasının önündeki en önemli kısıtlama olarak görülüyor. IAA’nın 2028’de yürürlüğe girmesi hâlinde yaklaşık 3 milyon aracın arz yetersizliği nedeniyle ilgili teşviklerden yararlanamayacağı vurgulanıyor. Orta ve ağır ticari araçlar için bu zorluk daha da belirgin. Arz-talep açığı 2032 yılına kadar genişlemeye devam ederek 23 GWh’ye ulaşacak ve Avrupa’daki mevcut arzın yaklaşık dört katı kadar talep oluşacak.</p>
<p>Bu durumda otomotiv sanayisindeki bu boşluğu AB’nin yerli üreticileri dolduramayacak. Göründüğü kadarıyla 30 yıllık gümrük birliği paydaşı olarak AB menşeli ortaklara sahip bizim otomotiv sanayimize de bir rol düşmeyecek. Hatta Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın da ‘Fransa Ülke Günü’ etkinliğindeki konuşmasında altını çizdiği gibi, gümrük birliği ülkelerinden gelen içeriklerin Birlik menşeli sayılmasına karşın bu uygulama “açık”, “öngörülebilir” ve “uygulamada garanti altına alınmış” olmayacak.</p>
<p>Yani otomotivde sürpriz şaşırtmayacak...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-otomotivde-surpriz-yapar-mi-88292</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB otomotivde sürpriz yapar mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/goz-gore-gore-gelen-krizler-ve-gec-kalan-otoriteler-88291</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Göz göre göre gelen krizler ve ‘geç kalan’ otoriteler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>MSCI, borsa, sabit getirili menkul kıymetler ve sürdürülebilirlik endeksleri oluşturan büyük bir finansal hizmet şirketi.</p>
<p><strong>MSCI endeksi ise belirli küresel piyasaların, bölgelerin veya sektörlerin hisse senedi performansını ölçen ve MSCI Inc. (eski adıyla Morgan Stanley Capital International) tarafından oluşturulan bir referans gösterge. </strong>Bu endekste yer almak önemli, zira kurumsal yatırımcılar, yatırım fonları ve borsa yatırım fonları (ETF'ler), piyasa getirilerini izlemek ve yatırım portföylerine yön vermek amacıyla bu endeksleri standart bir kıstas olarak kullanıyorlar.</p>
<p>21 Ağustos 2026 tarihli yazımda bu konuyu ele almış ve aşağıdaki satırları sizinle paylaşmıştım:</p>
<p><strong>18 Haziran 2026'da yayımlanan Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi Raporu'nda MSCI, Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğunu vurgulamış ve Türkiye'nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekmişti.</strong></p>
<p>Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi Raporu'nda Türkiye'ye yönelik öne çıkan risk başlıkları şu şekilde belirtilmişti:</p>
<p><strong>1- Ortaklık yapısında şeffaflık eksikliği:</strong> MSCI raporunda, şirketlerin ortaklık yapılarının yeterince şeffaf olmamasının yatırımcılar açısından önemli bir sorun oluşturduğu, <strong>özellikle bazı şirketlerde gerçek pay sahipliği bilgilerinin net şekilde ortaya konulamamasının yatırımcıların sağlıklı analiz yapmasını zorlaştırdığı</strong> belirtilmişti.</p>
<p><strong>2- Koordineli işlem şüphesi:</strong> Uluslararası kurumsal yatırımcılar, Türkiye'deki bazı küçük şirketlerle yakından ilişkili fon pozisyonlarını içeren ve fiili dolaşımdaki pay tahminlerini yapay olarak şişiren olası eşgüdümlü (koordine) işlem davranışlarının tekrarlanan örneklerini bildirmişti. <strong>Fiili halka açıklık oranının tam olarak bilinememesi ve fonlar üzerinden ilişkili taraf işlemleri nedeniyle likidite-risk-fiyatlama dinamiklerinin bozulmasına yol açıldığı</strong> belirtilmişti.</p>
<p><strong>3- Döviz piyasasında yaşanan sorunlar: </strong>Döviz işlemlerindeki bazı takas gecikmeleri ve piyasaya yönelik müdahaleler sorun teşkil ediyordu.</p>
<p><strong>4- Mevzuata yönelik sorunlar</strong>: <strong>Şirket açıklamalarının her zaman İngilizce yayımlanmaması ve mevzuatın tamamının İngilizceye erişime açık olmaması, uluslararası yatırımcıların karşılaştığı </strong>önemli sorunlar arasında görülüyordu. Bunun yanı sıra, saklama sistemlerinde omnibus hesap yapısının bulunmaması ve hisse ödünç piyasasının yeterince gelişmemiş olması da yatırım araçlarına erişimi sınırladığı için eleştiri konusu oldu.</p>
<p><strong>MSCI, Türkiye sermaye piyasalarında Kasım 2026'daki MSCI Endeks Gözden Geçirmesi'ne kadar yeterli düzeyde somut ve güvenilir ilerleme kaydedilmemesi halinde, Türkiye ve Türkiye kaynaklı endekslere dahil edilmeye uygun menkul kıymetlere yönelik yaklaşımın değerlendirilmesi amacıyla bir istişare süreci başlatabileceği uyarısında da bulunmuştu.</strong></p>
<p><strong>MSCI uyarıları öncesinde Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), ‘Uyuyan Güzel Masalı’ndaki Prenses Aurora'nın, Kötü Peri'nin büyüsü yüzünden parmağına iğne batmasıyla yüz yıllık derin bir uykuya daldığı gibi, derin bir uykudaydı.</strong></p>
<p>Belirtilen tarihe kadar gerekli düzenlemeler yapılmazsa Türkiye'nin gelişen piyasa statüsünü kaybederek <strong>"Frontier Markets"</strong>, yani <strong>“Sınır Piyasalar”</strong> ligine düşme riskinin ne kadar önemli olduğu fark edilince, <strong>Sermaye Piyasası Kurulu, 28 Ağustos 2026 tarihli ve 52/1589 sayılı kararı ile serbest fonlar, yatırım fonları rehberi, borsadaki pay satışları ve portföy yönetim şirketlerine yönelik kapsamlı düzenlemeler getirdi.</strong></p>
<p><strong>Türkiye sermaye ve para piyasalarında yaşanan finansal kriz, bize özgü (home-made) bir kriz; ancak temelinde piyasa profesyonellerinin defalarca yaptıkları uyarıların düzenleyici kurum tarafından dikkate alınmaması, adeta yaşananlara seyirci kalınması ve eyleme geçmek için MSCI'nin bir nevi sopayı göstermesi gerektiğini de unutmamak gerekiyor.</strong></p>
<p>Düzenleyici otoritelerin, yaşananlar gözler önündeyken gelişmelere seyirci kalması sadece bize özgü bir konu değil. Finansal piyasaların çok güçlü olduğu, dünyanın sermaye akımlarının göz bebeği ülkelerinde de geçmişte benzer durumlar yaşandı.</p>
<p>Tartışmasız dünyanın en önemli para ve sermaye piyasalarına ev sahipliği yapan Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) bile düzenleyici otoritenin geç kaldığı ya da göz göre göre gerçekleşen çok sayıda finansal kriz görüyoruz.</p>
<p>Örneğin:</p>
<p><strong>SEC'in Bernard Madoff'un yaklaşık 65 milyar dolarlık Ponzi şemasını tespit edememesi, kurumun en büyük başarısızlıklarından biridir.</strong> <strong>Harry Markopolos, 2000, 2001 ve 2005 yıllarında SEC'i Madoff hakkında uyarıp destekleyici belgeler sunmasına rağmen, SEC her seferinde onu görmezden geldi ya da sunduğu kanıtları yalnızca yüzeysel bir incelemeye tabi tuttu.</strong> Markopolos, Madoff dolandırıcılığını ortaya çıkarmasını konu alan “<strong>No One Would Listen: A True Financial Thriller” </strong>adlı kitabında, defalarca yapılan ihbarlara rağmen Madoff dolandırıcılığını ortaya çıkaramadığı ve denetimi altındaki büyük şirketleri gerektiği şekilde soruşturmadığı gerekçesiyle SEC'i eleştirmişti.</p>
<p>19 Ekim 1987'de (Kara Pazartesi) Dow Jones Sanayi Endeksi tek bir işlem seansında yüzde 22 oranında düştü. SEC ve diğer düzenleyiciler, kısmen programlı işlemlerden kaynaklanan bu tür tek günlük, piyasa genelinde bir çöküşü tahmin edememişlerdi. Ayrıca önceden herhangi bir devre kesici mekanizma da yoktu. <strong>Olayın ardından, aşırı tek günlük düşüşler sırasında işlemleri otomatik olarak durdurmak için Ekim 1988'de piyasa çapında devre kesiciler devreye alındı.</strong> Devre kesici, 1987'de yaşanan krizi durdurmak için mevcut değildi; ancak bir sonraki benzer olayı hafifletmek için hemen uygulamaya sokuldu.</p>
<p>İnternet balonu ve çöküşü (2000-2002), <strong>SEC'in kural koyma faaliyetlerinden bağımsız olarak gerçekleşti; bu da SEC'in araçlarının varlık fiyat balonlarını değil, piyasa davranışını ve bilgi bütünlüğünü hedeflediğini vurgulaması açısından başka bir örnek oldu.</strong></p>
<p><strong>Enron, WorldCom ve diğer birçok muhasebe skandalı, SEC'in yine önceden tespit edemediği kurumsal muhasebe ve denetim gözetimindeki başarısızlıklardı.</strong> Bunun üzerine 2002 tarihli Sarbanes-Oxley Yasası geldi ve özellikle SEC gözetimi altında PCAOB (Halka Açık Şirketler Muhasebe Denetim Kurulu) kuruldu.</p>
<p><strong>2008 krizi, finans tarihinde hâlâ en çok incelenen ve küresel ölçekte herkesi etkileyen krizlerden biri oldu. SEC krizi önleyemedi. </strong>SEC'in büyük finans kuruluşlarındaki risk yönetimine ilişkin sonradan yaptığı incelemede, denetlediği firmalar genelinde <strong>“risk yönetimi zayıflıkları”</strong>, <strong>“uyumsuz teşvikler”</strong> ve <strong>“etkisiz piyasa disiplini”</strong> tespit edildi.</p>
<p><strong>Aradaki farkın, yaşanan her finansal krizden ders alınarak yeni düzenlemeler gerçekleştirmek, düzenleyici otoriteyi daha aktif hale getirmek, kuralları ve cezalandırma sistemini herkes için eşit şekilde işletmek ve en önemlisi bu tür kurumların yöneticilerini eş, dost, akraba yerine konunun uzmanı, liyakatli kişilerden oluşturmak olduğunu görüyoruz.</strong></p>
<p>Kurumların başına liyakatli kişileri getirmek aslında hükümetler açısından da en doğru iş olmalı. <strong>Her kurumda, özellikle de ekonomiyi vasatlıktan çıkarmak için, bu tür görevlendirmelerin eş, dost, akraba, partili, bizden yaklaşımının ötesine taşınması mutlak şart olmalı. </strong>Çünkü yaşanan finansal krizlerin etkileri tek başına ekonomik etkiler olmuyor. Finansal krizler bulaşıcılık etkisiyle her katmana yayılabiliyor. <strong>Finansal krizler, kişilerin tasarruflarının erimesine neden olduğu için, bu krizlerin ekonomik etkilerinin yanında sosyal ve psikolojik etkileri de yaygın olarak hissediliyor. </strong>Elbette bu tür finansal kayıpların siyasal etkileri de olabiliyor.</p>
<p><strong>O nedenle siyasetçilerin finansal riskleri en aza indirmek ve olası sosyal, psikolojik ve siyasal riskleri bertaraf etmek adına, bu tür düzenleyici kurumların liyakatli kişilerden oluşmasının en çok kendilerinin işine yarayacağı gerçeğini bir kez daha vurgulamak gerekir.</strong></p>
<p><strong>Elbette tasarruflarını, varlıklarını ve hatta belki de geleceklerini kaybedenlerin bir kısmı için kâr hırsları yoktu ya da büyük getirinin büyük riskle oluştuğunu bilmiyorlardı diyemeyiz. </strong>Böyle bir kayıp anında kişiler kendilerini en son suçlayıcı konumda görürler. Bu da bence normaldir; zira düzenleyici otorite, kişilerin bu hırslarının varlığını da bilerek düzenlemeleri gerçekleştirmeli ve bunun da sıkı takipçisi olmalıdır.</p>
<p><strong>Finansal piyasalarda şeffaflığın sağlanması, yatırımcının korunması adına sert önlemlerin alınması, piyasa bozucu eylemlerde bulunanların takibi ve gerekli cezai müeyyidelerin herkes için eşit uygulanması konusunda düzenleyici otoritenin, yaşananlara yönelik öz eleştiri yapması da bence çok önemli.</strong></p>
<p>Umarım bütün bu yaşananlardan herkes kendine düşen sorumluluğu üstlenir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/goz-gore-gore-gelen-krizler-ve-gec-kalan-otoriteler-88291</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Göz göre göre gelen krizler ve ‘geç kalan’ otoriteler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-degisikliginde-zurnanin-zirt-dedigi-yer-finansman-88290</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> İklim değişikliğinde zurnanın zırt dediği yer finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Malumunuz, bu sene Birleşmiş Milletlerin çevre görüşmelerinin yapıldığı COP zirvesi Antalya’da yapılacak. Bu vesileyle, son dönemde küresel çevre sorunları ülkemizde gündemin üst sıralarına tırmanmış durumda. Ben de kasım ayına kadar küresel çevre konularının iş dünyamızı ilgilendiren yönlerine dair yazacağım.</p>
<p>Bu hafta da aynı konuda toplantılar için New York’taydım. Türkiye, COP içinde özel bir “business” ayağı kurarak bugüne kadar benim “iklim dünyasının Talibanı” dediğim bazı iklim aktivistlerinin elindeki gündemi, çözüme yönelik makul tartışmaların yapılabileceği bir zemine çekiyor. Bu sürecin organizasyonunu da TOBB yapıyor. Hatırlarsanız TOBB, on yıl önce G20 toplantıları Antalya’da yapıldığında da benzer bir süreci Business 20 için yapmıştı.</p>
<p>Dünya nüfusunun kabaca üçte ikisinin yaşadığı, dünya ekonomisinin üçte birini oluşturan gelişmekte olan ülkeler, iklim finansmanının ancak %16’sını alıyor. Türkiye de bu grubun içinde. Öte yandan, finansmana erişim kolaylığının yanı sıra maliyetler açısından da kalkınmış ekonomilerdeki oyuncular daha şanslı. Zira borçlanma süreleri ve hibeler göz önüne alındığında, finansmana erişimin kolaylığına ek olarak başka avantajlar da söz konusu.</p>
<p>Örneğin, Çin’den alınan ürünlerle Almanya’da kurulacak bir güneş santralinin aynı ölçekteki bir benzerini Türkiye’de daha yüksek maliyetlerle finanse edebiliyorsunuz. Ya da benzer ölçekteki iki sanayi tesisinin karbon ayak izini azaltmak için modernize ederseniz Türkiye’de Almanya’dakinden daha yüksek finansman maliyetleriyle karşılaşıyorsunuz. Bu maliyet farkı 2-3 kata kadar çıkıyor.  </p>
<p>Finansman maliyetlerindeki farkın ana sebebi, gelişmekte olan ülkelerin daha riskli olması. Hem ülke riski var hem de döviz riski. Yani başka yatırımlarda finansman maliyetleri gelişmekte olan ülkelerde gelişmiş ülkelere nazaran neden yüksekse iklim finansmanında da o nedenle daha yüksek. Finansman sağlayan kurumlar gelişmekte olan ekonomileri gelişmiş ülkelere göre daha riskli görüyor. Oysa iklim değişikliği küresel bir mesele. Yani karbon salınımı hangi ülkeden kaynaklı olursa olsun, tüm dünyadaki iklimi değiştiriyor.  </p>
<p>İkinci neden, gelişmekte olan ülkelerdeki şirketlerin, Türkiye’den de çok iyi bildiğimiz gibi, büyük ölçüde KOBİ olmaları. Bunlar, iklim finansmanında hem bulundukları ülkenin şartlarından hem de KOBİ’lerin kurumsal yapılarının zayıflığından dolayı kaybediyor. Bu şirketlerin çoğu zaten iklim finansmanına ulaşabilecek proje geliştirmeyi de bilmiyor. Bilenlerin ise yapacağı projeler çok küçük ölçekli kalıyor ve bunları birleştirip beraber fonlayacak mekanizmalar bulunmuyor. Geçenlerde konuştuğum Afrika’nın en büyük bankalarından birinin yetkilisi, Dünya Bankası’ndan aldıkları iklim kredilerini dağıtamadıklarından yakınıyordu. Türkiye’de de durumun çok farklı olduğunu sanmıyorum.</p>
<p>İklim finansmanını sadece şirketlerle ilgili bir mesele olarak düşünmeyin. Herkesin iklim finansmanına ihtiyacı var. En basit iklim çözümlerinden biri, binaların enerji verimliliğini artırmak. Bunun en yaygın yollarından biri de gayet pahalı bir iş olan mantolama yapmak. Üstelik bina sadece size ait değilse mali yükü komşular arasında paylaşmanız gerekiyor. Genelde bina sakinlerinin kimisi emekli oluyor, kimisinin ise durumu müsait olmuyor. Mesela Türkiye’de apartmanların hükmi şahsiyeti olmadığı için bu işler için kredi alabilmeleri mümkün değil. Bazı apartmanların tapusu ya da ruhsatı bile yok! Enerji verimliliğini artıracak yatırımların nasıl paylaşılacağı ve nasıl finanse edileceği belli olmadığından gelişmekte olan ülkelerde bu yatırımlar asla yapılamıyor.</p>
<p>Karbon ayak izini azaltmak için gerekli yatırımları yap(a)madığınızda ne oluyor? Eğer bir sanayiciyseniz, ürününüzü Avrupa’ya sattığınızda sınırda karbon vergisiyle karşılaşıyorsunuz. Ancak bu vergi Avrupa’daki kamu harcamaları için kullanılıyor. Yani gelişmekte olan ülkelere bir faydası yok. Aksine, Türkiye gibi ülkelerdeki KOBİ’lerin kredi skorları, sınırda karbon vergisinin getirdiği belirsizlikler nedeniyle daha da düşüyor. Bir de buna yeni çıkan ve bankaların sermaye yeterliliğini düzenleyen Basel III ve IV sistemlerini ekleyin. Bu düzenlemelerle bankaların “riskli” kredilere ayırmak zorunda oldukları karşılık oranları artırıldı. Tüm bunlar, en gerekli olduğu zamanda iklim finansmanını kıtlaştıracak düzenlemeler. Küresel finansal sistemi düzenleyen bürokrasi, finansal sistemin istikrarlı kalması için bizim gibi ülkelerin iklim finansmanına erişimini kısıtlıyor.</p>
<p>Küresel kuralların yeniden belirlendiği masalarda hep en sona kaldıkları için önemsenmeyen gelişmekte olan ülkelerin ve KOBİ’lerin iklim finansmanına erişim meselesine bir çözüm getirilemezse, iklim değişikliğinin faturası tamamen bu ülkelere, yani bize çıkacak. Bu sene COP’un Antalya’da yapılması, bu gibi konularda teknik bilgilerimizi artırarak masaya daha güçlü gelmemizin önünü açacaktır diye ümit ediyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iklim-degisikliginde-zurnanin-zirt-dedigi-yer-finansman-88290</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İklim değişikliğinde zurnanın zırt dediği yer finansman ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinin-sosyoekonomik-yuzu-88289</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon krizinin sosyoekonomik yüzü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Makro-finansal sıkılaştırmaya rağmen enflasyonun yüzde 30 bandının üzerinde seyretmesi, birikimini korumaya çalışanları daha yüksek getiri arayışına itti. Enflasyon karşısında geriye düşme korkusu, yatırımcı davranışını anlamak için önemli bir başlangıç noktası olarak karşımızda duruyor.</strong></p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Kurulun 23 Eylül’de Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine dayanarak açıkladığı rakama göre, bu fonlarda 455 bin tekil yatırımcı bulunuyor.</p>
<p>Son günlerde bu fonlara yatırım yapanlara sıkça şu soru yöneltildi: “Piyasa ortalamasının çok üzerinde getiri sağlayan bu fonlara neden yatırım yaptınız?”</p>
<p>Riskin sorgulanması elbette gerekli. Ancak bu soruya cevap ararken yatırım kararlarının alındığı ekonomik koşulları göz ardı edemeyiz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5fc7e67387-1790311550.png" alt="" width="666" height="303" /><strong>1- Yüksek enflasyon</strong></p>
<p>Türkiye’nin en büyük makroekonomik sorunlarından biri yüksek enflasyondur. Pandemi sonrasında yurt içinde uygulanan politikalar ve küresel arz şoklarının etkisiyle yükselen fiyatlar, özellikle maaş, ücret ve aylıkla geçinen hanelerin satın alma gücünü aşındırdı.</p>
<p>Makro-finansal sıkılaştırmaya rağmen enflasyonun yüzde 30 bandının üzerinde seyretmesi, birikimini korumaya çalışanları daha yüksek getiri arayışına itti. Enflasyon karşısında geriye düşme korkusu, yatırımcı davranışını anlamak için önemli bir başlangıç noktası olarak karşımızda duruyor.</p>
<p><strong>2- Düşük ücretler</strong></p>
<p>İkinci sorun, ücretlerin geçim giderleri karşısında yetersiz kalmasıdır. Yıl başlarında asgari ücrete yapılan yüksek artışlara rağmen ücretler, yüksek enflasyonun etkisiyle yaz ayları itibarıyla, fiyat artışlarının baskısı altında kaldı. Yıl içinde sabit kalan bir ücretin satın alma gücü yüksek enflasyonun etkisiyle her ay hızla eriyen bir yapıya döndü. Yazımdaki grafikte de görünen sivri tepecikler ve hızla aşağı inen patikalar enflasyonun satın alma gücünü nasıl erittiğinin net bir resmidir.</p>
<p>Geliri temel ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalan bir hane için, bu fonların bir tasarruf aracı olarak değil, hanelere temel ihtiyaçlarını karşılamak adına önemli bir havuç sunduğunu görmekte fayda var.</p>
<p><strong>3- Sınırlı iş imkânları</strong></p>
<p>İstihdamın niteliği de bu tabloya ekleniyor. Yalnızca işsizlik oranına bakmak, çalışmak istediği hâlde iş bulamayanları veya istediği kadar çalışamayanları bütünüyle göstermiyor. Zamana bağlı eksik istihdamı, potansiyel iş gücünü ve işsizleri birlikte ele alan âtıl iş gücü oranı, sorunun daha geniş olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>4- Satın alma gücündeki gerileme</strong></p>
<p>TÜİK’in 2025 Yoksulluk ve Yaşam Koşulları İstatistikleri’ne göre nüfusumuzun yüzde 27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Bu gösterge, tek başına göreli yoksulluk oranıyla aynı şey değil; hanelerin karşı karşıya olduğu ekonomik ve sosyal kırılganlığın daha geniş bir ölçüsü.</p>
<p>Günlük hayatın baskısı, tüketici araştırmalarına da yansıyor. Ağustos 2026’da 1.500 Hopi kullanıcısıyla yapılan Hopi Pulse araştırmasına göre katılımcıların yaklaşık yüzde 60’ının maaşı üçüncü hafta itibarıyla tükeniyor. Ay sonunda maaşından para kaldığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 16. Bu sonuçlar tüm Türkiye’yi temsil eden resmî bir istatistik olarak okunmamalı; yine de araştırmaya katılanların yaşadığı geçim baskısını görünür kılıyor.</p>
<p>Bütün bunlar, yüksek getirili fonlara yönelişi açıklamaya yardımcı oluyor.</p>
<p>Eğilimi açıklamak, riski ortadan kaldırmıyor. “Bu fonların getirisi hangi risklerle üretildi, bu riskler nasıl sunuldu ve nasıl denetlendi” sorularını da aynı açıklıkla sormalıyız. Fon krizinden çıkarılacak ders, yatırımcıyı suçlamak değil; hem haneleri yüksek getiri arayışına iten ekonomik koşulları hem de sermaye piyasasındaki gözetim ve şeffaflık eksiklerini gidermektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinin-sosyoekonomik-yuzu-88289</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/9/1280x720/hisse-temettu-finans-1790401769.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon krizinin sosyoekonomik yüzü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neden-yuzde-30-enflasyon-ve-yuzde-3-buyumede-saplanip-kaldik-88288</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Neden yüzde 30 enflasyon ve yüzde 3 büyümede saplanıp kaldık?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Son yıllarda bizim tasarruflarımızın gerilemesinde en etkili faktör tabii ki reel gelirleri kemiren değerli TL. TL dövize karşı değer kazanırken, mallara karşı kaybediyor. Bu da ciddi bir pahalılık yaratarak tasarruf edilebilecek geliri azaltıyor.</strong></p>
<p>Ekonomi bir bilim değil, disiplindir. Bu nedenle ekonomideki her kuralın her zaman ve her yerde işleyeceğini söyleyemiyoruz. Üniversitede bize öğretilen bilgileri her ekonominin özel durumuna göre yorumlamak zorundayız. Hemen buna somut bir örnek vereyim.</p>
<p>Gelir dağılımının çok bozuk olduğu, nüfusun yüzde 20’sinin milli gelirin yüzde 50’sini elde ettiği Türkiye gibi bir ülkede enflasyonu düşürmek istiyorsanız, tüketimi baskılamaya güvenemezsiniz. Tüketimi düşürme politikalarınız zengine işlemez ve ekonominin yüzde 50’si baştan politikanın etkisinin dışında kalır. Böyle bir ekonomide tüketimi düşürmeye değil, tasarrufu artırmaya odaklanmalısınız.</p>
<p><strong>Türkiye’de enflasyonu düşürecek temel </strong><strong>araç tasarrufların artırılması olmalı</strong></p>
<p>Tüketimi düşürmek ve tasarrufu artırmak aynı şey değil mi? Gelir dağılımının bozuk olduğu bir ülkede değil. Burada tüketimi ve tasarrufu farklı gruplar yapacak çünkü. Bu nedenle Türkiye’de enflasyonu düşürecek olan temel araç tasarrufların artırılması olmak durumunda.</p>
<p>En başta ekonomideki her kurala her yerde ve zamanda güvenemeyiz demiştik. Yine de her yerde ve zamanda çalışan bir kural var. O kural finansal sistem, yani tasarruflar büyüdükçe büyümenin güçlendiğini söylüyor bize.</p>
<p>Tasarrufları finansal varlıkları milli gelire oranlayarak ölçüyoruz. Uzun vadeli araştırmalar finansal varlıkların milli gelire oranı arttıkça, büyümenin hızlandığını ve enflasyonun da -dışsal bir sebep olmadıkça- ılımlı seviyelerde kaldığını gösteriyor.</p>
<p>Milli gelir hepimizin bir yıl boyunca kazandığı paranın toplamıdır. Finansal varlıklar ise birbirimize güvenip, ödünç verdiğimiz tasarrufların toplamıdır. Dolayısıyla finansal varlıkların milli gelire oranı birikmiş tasarrufumuzun gelirimize oranıdır.</p>
<p>Bu oran yükseldikçe ekonomideki büyüme potansiyeli ve tasarruf eğilimi artar. Tabii bu aşırı basitleştirilmiş bir bilgi ama ana mantığı anlamamız için yeterli. </p>
<p>Peki Türkiye’de durum nedir acaba? Tabloda 2022 yılından bu yana finansal varlıklar/gsyh rasyosunun gelişimini ve bazı alt kalemlerini görüyorsunuz.  </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5fcb23f921-1790311602.png" alt="" width="659" height="196" />Yurtiçi yerleşiklerin elindeki finansal varlıkların milli gelire oranı 2022 yılında yüzde 96 iken Haziran 2026’da yüzde 68’e düşmüş. Bu gerilemenin yaklaşık yarısı düşük riskli TL (mevduat ve TL DİBS) kaleminde meydana gelirken, kalanın büyük kısmı döviz (DTH, eurobond ve kıymetli maden hesapları) kaleminde meydana gelmiş. Riskli TL (pay senedi ve özel sektör borçlanma tahvilleri vb) kaleminde ise gerileme daha ılımlı ama yine var. Bu arada yurtdışı yerleşiklerin bize verdiği finansal borçların milli gelirimize oranı da yüzde 8,8’den yüzde 7,6’ya gerilemiş.</p>
<p>Şimdi büyük kısmında dezenflasyon politikası uyguladığımız bir dönemde tasarruflarımızda yaşanan bu devamlı ve güçlü gerilemeyi nasıl yorumlayabiliriz? Öncelikle şunu söyleyelim ki burada gördüğümüz gerilemenin yaklaşık yarısı 2024 yılında milli gelirde görülen sıra dışı nominal büyümeden geliyor ve dikkate alınmamalı ama kalan etki de yeterince net ve sistematik.</p>
<p><strong>TL dövize karşı değer kazanırken </strong><strong> mallara karşı kaybediyor</strong></p>
<p>Son yıllarda bizim tasarruflarımızın gerilemesinde en etkili faktör tabii ki reel gelirleri kemiren değerli TL. TL dövize karşı değer kazanırken, mallara karşı kaybediyor. Bu da ciddi bir pahalılık yaratarak tasarruf edilebilecek geliri azaltıyor. Tasarruflardan alınan (stopaj gibi) yüksek vergiler, tasarruflardaki getirinin riske göre düşük kalması, kredi kısıtları gibi distortion yaratan miktar kısıtlamaları diğer faktörler.</p>
<p>Peki yabancıların bize verdiği borçlar neden düşüyor? Değerli TL ve bazı vergiler hariç diğer faktörler onlar için de geçerli de ondan. Demek değerli TL’nin ve vergi kolaylıklarının etkisi yabancı finansal yatırımları artırmaya yetmiyor.</p>
<p>Uzun süredir yüzde 30 enflasyon ve yüzde 3 civarında bir büyümede çakıldık ve bu denge noktasından kurtulmak istiyorsak, gerileyen tasarrufları sağlıklı bir finansal sistem ile artırmalıyız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neden-yuzde-30-enflasyon-ve-yuzde-3-buyumede-saplanip-kaldik-88288</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/5/1280x720/enflasyon-kobi-tanimini-da-eritti-guncelleme-zamani-geldi-1741795360.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Neden yüzde 30 enflasyon ve yüzde 3 büyümede saplanıp kaldık? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yavasin-secimi-88287</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yavaş’ın seçimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yavaş artık devleti ve hükümetiyle uyumlu bir şekilde belediye başkanlığını yapar! Hatta bir de bakmışız, iktidarı, muhalefetiyle bütün partilerin açık ya da örtülü bir şekilde desteklediği bir aday olarak bir kez daha Başkent Belediye Başkanı olmuş.</strong></p>
<p>Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın CHP’den istifa etmesi muhalefet kanadında yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>
<p>Yapılan yorumlara bakarsak, kimi Yavaş’ın “çatı aday” olacağını söylüyor, kimi CHP’den ayrılmakta geç kaldığını savunuyor…</p>
<p>Oysa biraz soğukkanlı bakan herkesin göreceği bir tablo var ortada… Gelin, madde madde üzerinden geçelim.</p>
<p>Öncelikle, kaç kez yazdım hatırlamıyorum ama tekrar edeyim: Özgür Özel, İmamoğlu’nun adaylığı için imza toplayıp onu (o zamanki) CHP’nin “cumhurbaşkanı adayı” olarak lanse ettiğinde zaten Yavaş’ı elemişti.</p>
<p>Yavaş, imza toplanmasına ve adayın erkenden açıklanmasına sesini yükseltmeden itiraz etmiş, bu itirazı kayıtlara geçirmiş, ardından da asli işine odaklanan bir profil sergilemişti.</p>
<p>O dönemde kulislerde (o zamanki) CHP’nin cumhurbaşkanlığı adayının “mecburen” Özel olacağı defalarca ve çeşitli isimlerce dile getirilmişti. Hoş, Özel bunu birkaç kez yüksek sesle reddetti ama günü vakti geldiğinde, “görev” kaçılamaz olduğunda kaç(a)mayacağını da Ankara’daki herkes biliyor. Malum, “halkımız/örgütümüz böyle istiyor” bahanesi…</p>
<p>İlerleyen süreçte Yavaş, birkaç kez “asli işinin ve odağının Ankara’ya hizmet etmek olduğunu” deklare etti. Nitekim günün birinde (ki o gün CHP’nin kuruluş yıl dönümüydü) bir baktık ki Yavaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Ankara’nın sorunlarını, belediyenin projelerini görüşüyor!</p>
<p>Bu görüşme muhalefet cephesinde küçük çaplı bir şok yarattı. Yavaş’ın hem CHP Genel Başkanı’nı hem de Yeni Parti Genel Başkanı’nı görüşmeden haberdar ettiği söylentileri de Özel’in “Tabii haberim vardı, hatta izin de verdim” türünden gayriciddi açıklamaları da muhalefet tabanının burukluğunu gidermedi. Hatta o taban sanki böyle bir şey hiç yaşanmamış gibi davranmayı tercih etti.</p>
<p>Aradan çok az bir zaman geçince, bu kez CHP’nin kerameti kendinden menkul sözcüsünün “Hiç kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün değildir ve kendisini Cumhuriyet Halk Partisi’nden üstün görmemelidir. Bir belediye başkanımız bir işlem yaparken, kendi genel başkanı dışında başka bir partinin genel başkanına da bilgi verdiğini söyleyemez” sözleri üzerine adeta balıklama atlayan Yavaş, partiden istifa ettiğini açıkladı. Düne kadar randevu istese vermeyeceği Sarı’nın sözlerini nasıl bu kadar ciddiye aldı, kendisinin gönlünü almak için arayan Kılıçdaroğlu’na ne dediği muamma. Tabii bir başka muamma da istifa kararı aldığını yine Özel ile paylaşıp paylaşmadığı, paylaştıysa “onayını” alıp almadığı! Şaka bir yana, Yavaş kendisi için tam da zamanında yaptı hamlesini: Artık bağımsız bir belediye başkanı olarak tıpkı İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay gibi “hür general”…</p>
<p>Yavaş artık devleti ve hükümetiyle uyumlu bir şekilde belediye başkanlığını yapar! Hatta bir de bakmışız, iktidarı, muhalefetiyle bütün partilerin açık ya da örtülü bir şekilde desteklediği bir aday olarak bir kez daha Başkent Belediye Başkanı olmuş.</p>
<p>Kendisinin, bazılarının zannettiği gibi “çatı aday” olması söz konusu değil. Çünkü ortada bir çatı yok. Eğer yükseklerden esen rüzgârlar aday olmasının “iyi” ya da “uygun” olacağını kulağına fısıldarlarsa, o zaman “çatı”nın değil, başını İYİ Parti’nin çektiği bir ittifakın adayı olur. Zafer Partisi’nin, Demokrat Parti’nin kendisine olan sempatileri sır değil.</p>
<p>Haa, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyaset sahnesinden çekildiği gün, “herkesin adayı” olarak ortaya çıkmaz mı, çıkar. Tehlikesiz, risksiz bir şekilde cumhurbaşkanı olmak ister mi? Kuşkusuz evet. Eh, ne de olsa rövanşist olmayan bir geçiş dönemi için kendisinden daha iyi bir isim olamaz. Ama o gün gelir mi, onu da kimse bilemez!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yavasin-secimi-88287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yavaş’ın seçimi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tahvil-bono-gibi-dostun-olsun-88286</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tahvil-bono gibi dostun olsun</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD tahvil faizlerindeki yükseliş sadece enflasyonla açıklanamıyor. 2021'den bu yana diğer gelişmiş ülkelerde de süren yükseliş, merkez bankalarının faiz indirimlerine rağmen durmadı. Enflasyon beklentileri sakinleşirken piyasanın fiyatladığı riskleri anlamak için vade-risk primine bakmak gerekiyor.</strong></p>
<p>Son yıllarda ABD 10 yıllıkları %4’ü her aştığında, panik olanlara aynı şeyi söyledim: Eğer bir kez panik olma hakkım varsa, ben onu bu faizler %1’in altına düştüğü zaman kullanmıştım. %4’ün üstü beni rahatsız etmiyor. (%5 için yorum vermedim)</p>
<p>Deutsche Bank’ın küresel makro araştırmalarının başındaki Jim Reid da 7 Eylül’de Financial Times’ta “Tahviller yeniden tahvil oldu” başlığıyla yayımladığı yazısında benzer bir şey söylüyor: Tahvil faizleri yükselerek tam olarak yapmaları gerekeni yapıyor, fiyatlamaları gerekeni fiyatlıyor.</p>
<p>Pişti!</p>
<p><strong>Tahvil-bono piyasası “bir </strong><strong>cisim yaklaşıyor” demiş</strong></p>
<p>Mevzu ABD faizleri üzerinden konuşuluyor ama Grafik-1, tahvil faizlerinin aslında 2021’den beri başka gelişmiş ülkelerde de yükseldiğini gösteriyor. Bu dönemin bir kısmında merkez bankalarının faiz artırdığını gördük, elbette bunun etkisi var. Ama Grafik-1’in gösterdiği üzere, 2024’ün sonunda başlayan ve faiz platosunu aşağı çeken faiz indirimleri (grafikteki siyah çizgi) ikincil piyasayı etkilememiş. Merkez bankalarından bağımsız olarak, tahvil-bono piyasası “Bir cisim yaklaşıyor.” demiş. Mesele, piyasa faizlerinin yükselişine neden olan o cismin ne olduğunu anlamak.</p>
<p>Grafik-1, birkaç sebeple önemli. İlk olarak, tahvil-bono piyasasındaki yükselişin yeni olmadığını, bir süredir devam eden bir eğilimin bizi bu noktaya getirdiğini gösteriyor. İkincisi, politika faiz platosundan ayrışan yükselişin, merkez bankalarının kontrolünde olmayan bir şeyle ilgili olabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>ABD örneği üzerinden ilerleyelim ve ikincil piyasa faizlerinin neden yükseldiğini anlamaya çalışalım. Elbette akla ilk gelen şey enflasyon. Savaş kaynaklı arz şokuyla birlikte enflasyon beklentilerinin yükseldiğini gördük. Ben özellikle 5Y-5Y (5 yıl sonra, onu takip eden 5 yıl için beklenen enflasyon) rakamına bakıyorum. Kayda değer bir zirve yaptıktan sonra şimdi sakinleşti. Farklı vadeler için başa baş enflasyon oranları da bir yükselişin ardından artık daha itidalli (Grafik-2).</p>
<p>Enflasyondaki gelişmeler Fed’i faiz artırımına zorlayacak noktadaysa, ikincil piyasayı da etkileyecek noktadadır. Lakin enflasyon beklentilerinin düşüşe geçmesi nedeniyle, piyasa faizlerindeki yükselişi sadece enflasyonla açıklayamayacağımızı söyleyenlere de katılıyorum. Ama zaten Grafik-1, tahvil-bono faizlerindeki yükselişin merkez bankalarının kontrolünde olmayan bir faktör de barındırdığını, yani enflasyon dışında bir yere bakmamız gerektiğini söylüyordu. Neye şaşırdık, niye şaşırdık?</p>
<p>Faiz seviyesini kabaca enflasyon beklentisi artı reel faiz olarak düşünerek, “Enflasyon beklentisi artmıyorsa, o halde artan reel faizdir, dağılabiliriz.” diyenler de var. Lakin o açıklamaların ömrü, biri çıkıp “Reel faizler neden artmış güzel kardeşim?” diye sorana kadar…</p>
<p>Reel faiz yükselişinin genellikle iki temel gerekçesi vardır. Nominal faizlerin enflasyondan daha hızlı artması bir gerekçe olabilir ama şu an parmak hesabı tutmuyor. Daha sık rastlanan gerekçe ise büyüme beklentisinin artmasıdır. Trump’ı en çok destekleyen eski Fed üyesi Miran, durumun böyle olduğunu düşünüyor örneğin. Yapay zekâ yatırımları nedeniyle büyüme senaryolarının ve haliyle reel faizin de yukarı geldiğini iddia ediyor. Lakin henüz hiçbir büyüme tahmini bunu yansıtmıyor. (Büyüme canlı, yakında bunun da tahminlere yansıdığını görebiliriz.)</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5fb2435d4f-1790311204.png" alt="" width="831" height="871" /><strong>Vade-risk primi, tam </strong><strong>bugünlerde lazım oluyor</strong></p>
<p>Velhasıl ECON322, reel faizden daha anlamlı bir açıklama bulmaya zorluyor bizi. Derslerimizden bir ipucu: Faiz aslında enflasyonun, vadenin, riskin ve benzeri bileşenlerin fiyatıdır. Bu bileşenlerin sadece birinin faizi yükselttiğini genellikle görmeyiz. Yani aslında faiz yükselişinin arkasında enflasyon dışında bir neden olması normal ve bize düşen, onun adını koymak için biraz emek sarf etmek.</p>
<p>Faiz bileşenleri içerisinde ölçemediğimiz ama tahmin ettiğimiz vade-risk primi, tam bugünlerde lazım oluyor işte. Sayısallaştırma şekli çok tartışmalı olduğu için ben genellikle kullanmam. Ama içinden geçtiğimiz belirsizlik ortamı zaten sayısallaştıramamakla ilgili olduğu için, bakmamız gereken gösterge bence tam da bu.</p>
<p>Grafik-3, risk priminin her vadede arttığını ama özellikle uzun vade için daha çok arttığını gösteriyor. Sanırım artık elimizde, faiz artışlarının gerekçesine dair bir ipucu var. Enflasyonu, merkez bankalarının sıkılaşacak olmasını zaten koyduk masaya ama ortaya karışık, sayısallaştırmadığımız riskleri de eklememiz gerek… Bunların içinde teknoloji yatırımlarının sermaye çekişi de yapay zekânın tahmin edemediğimiz etkileri de ekosistem krizinin yansımaları da var. Lakin reel faiz artışı açıklamasını yeterli bulmadığımızda imdada koşan merkez bankalarının yayınları ve yakın dönem akademik çalışmalar (Rangvid, 2026; Bi et al., 2026; Bhatt et al., 2026), artan borç yükünün de risk primi üzerinden ikincil piyasa faizlerini yukarı çekebileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Reel faiz sebepsiz </strong><strong>hareket etmez</strong></p>
<p>Dikkat! Bu son kısmı yeterince konuşmuyoruz. İkincil piyasa faizleri topyekûn bir risk yükselişi fiyatlarken, buna artan borç miktarı ve zayıf mali görünümü de dâhil ettiği için uzun vadeyi baskılıyor. Devam ederse, rahatsız olmamız gereken noktalara varacak. Dost acı söyler. Dileğim odur ki gözünüzün içine bakıp “Risk arttı kardeşim, belirsizlik çok yüksek, mali tarafa dikkat!” diyebilecek tahvil &amp; bono gibi dostunuz olsun. Reel faiz sebepsiz hareket etmez, onun da canı sağ olsun.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tahvil-bono-gibi-dostun-olsun-88286</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/6/1280x720/67-1790311230.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tahvil-bono gibi dostun olsun ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/455-bin-yatirimciya-ne-olacak-88285</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> 455 bin yatırımcıya ne olacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yüksek getiri, yüksek risk gerçeğini bir kez daha unutuverdik ve milyarları birilerinin ütmesini sağladık. En az 2 yıl sürer bu pisliğin temizlenmesi… Failleri ise seçimden sonra aklanır, paklanır.</strong></p>
<p><strong>TERA</strong> battı. <strong>HEP AYNI TERANE... </strong>Önce “<strong>yerli ve milli</strong>” hikaye. Sonra <strong>uçan fonlar</strong>, şişen hisseler; <strong>spekülatif saldırı</strong> açıklamaları… En sonda da <strong>temerrüt</strong>, <strong>taban</strong>, gözaltı... <strong>Para içeri girerken herkes vizyoner. Para çıkmaya başlayınca herkes mağdur. </strong>Bu film defalarca çekildi. <strong>Sadece afiş değişiyor</strong>.</p>
<p>Eğer bu <strong>finansal faciadan</strong> ders çıkaramazsak, halkı, <strong>FONUNA KADAR</strong> soymaya devam edecekler. <strong>Külfeti de vatandaşa yıkarak</strong>… Belli ki bu pisliğin temizlenmesi <strong>en az 2 yıl</strong> alacak. <strong>455 bin yatırımcı</strong> en iyi ihtimalle <strong>koyduğunu alacak</strong> ama umduklarını ise unutsun. Aşık Sümmani’ye kulak verelim; şimdi:</p>
<p><strong>SPK VE KAP DIŞINDAKİ AÇIKLAMALARA KULAK ASMAYIN SAKIN</strong></p>
<p>“<strong>Ben razı değilim soyguna fona</strong> / Garibanı halden hale salan var / <strong>Çocukluktan beri çözüm beklerim</strong> / El zanneder uzaklarda kalan var. <strong>Sümmani'yem Yarab gönlüm hoş eyle</strong> / Ya sabır ver ya da bağrım taş eyle / <strong>Ya bir çift kanat ver ya da kuş eyle </strong>/ Tez ulaşam memlekette talan var.” <strong>Çok net değil mi</strong>?</p>
<p>Peki, bu süreçte kime kulak vermeli? <strong>SPK</strong> ve <strong>KAP</strong> dışındakilere itibar etmeyin derim. <strong>Çiftlikbank</strong>’ı hatırla: “<strong>50 bin lirana ayda 20 bin veririm</strong>” diyerek <strong>2 milyar</strong> toplamış, Uruguay’a kaçmıştı. Sonra birileri “<strong>ben paranı geri alırım</strong>” vaadiyle <strong>Çiftlikbank</strong>’ın dolandırdıklarını <strong>ikinci kez soymayı</strong> başarmıştı.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / FON faciasına dair…</strong></span></p>
<p><strong>Yatırımcı ne yapsın?</strong></p>
<p><strong>Hiçbir şey</strong>… Tepkisini gösterir elbette ancak süreç, <strong>başvuru</strong> gerektirmiyor, işleri <strong>bankalar</strong> yürütüyor. Arada yapılan resmi, gayri <strong>resmi açıklamaları</strong> da akıl süzgecinden geçirin ve <strong>peşinen inanmayın</strong>.</p>
<p><strong>Sorumlular kim?</strong></p>
<p>Başta <strong>SPK</strong>. Devamında <strong>BDDK</strong>, bakanlık, <strong>borsa yönetimi</strong> ve diğerleri… Fonları soyan <strong>12 kişi</strong> varmış. <strong>İblisin bu 12 havarisi dâhil</strong>, tüm sorumluların, soyguncuların <strong>malları serveti müsadere edilmeli</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>EKONOMİK, SİYASİ, SOSYOLOJİK SONUÇLARI OLACAK KADAR BÜYÜK FACİA</strong></p>
<p><strong>Haddini aşan, zıddına döner</strong>. Döndü de… <strong>100 lirana 4 bin vereceğini </strong>söyleyen birine güvenilir mi? <strong>SPK</strong> gözetiminde(!) olsa bile. Cumhurbaşkanına komplo kurulmuşçasına <strong>siyaseti de etkiler</strong> bu olay. <strong>Faizi tırmandırıp</strong>, <strong>enflasyonu beslemesi</strong> cabası… Piyasadan uçup giden güven geri gelmez.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>FON FACİASI LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Foncu</strong>: Yüksek getiri vaadiyle yatırımcıyı yanıltan ve 131 fonun tasfiyesine yol açan hırslı insanlar</p>
<p><strong>Yancı</strong>: Hırslı foncuları denetlemeyen, göz yuman, onlara dair tedbiri geç açıklayan bürokratlar</p>
<p><strong>Servet kümesi</strong>: Yatırımcının parasına çöken ve bu sayede küresel servet edinen yandaşlar güruhu</p>
<p><strong>Hırs kurbanları</strong>: Yüzde 4 bin gelir vaadine kanıp parasını fonculara yatıran yüksek gelir tutkunları</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/455-bin-yatirimciya-ne-olacak-88285</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/borsa-istanbul-bist-halka-arz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 455 bin yatırımcıya ne olacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88283</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100 Sert Düştü! Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 25 Eylül" src="https://www.youtube.com/embed/fgfwNfJnLpo" width="888" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/4/1280x720/talip-cipa-1784524336.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masasında... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hangisi-yanlis-88284</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hangisi yanlış?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine’nin sekiz, dokuz, on yıl sonrası için taahhüt ettiği borçlanma faizi mi yanlış, yoksa birkaç yıl sonra inileceği vadedilen enflasyon mu?</p>
<p>Ya da soruyu <strong>“Hangisi doğru”</strong> diye sorsak…</p>
<p>Bakın o zaman yanıt kendiliğinden ortaya çıkıyor.</p>
<p>Hazine’nin yıllar sonrası için taahhüt ettiği faizin tartışılır bir tarafı yok.</p>
<p>Yok, çünkü ihale sabit faizli olarak yapılmış, yani bu faiz taahhüt edilmiş, imzalar atılmış. Hazine vade sonuna kadar o dönemde enflasyon ne olursa olsun bu faizi ödemeyi garanti etmiş.</p>
<p>Dolayısıyla aslında bu oranın doğru mu yanlış mı olduğu konusunda bir tereddüt kalmamış durumda.</p>
<p>Hazine’nin borçlanma faizi kesin ve vade sonuna kadar değişmeyecek. Bu bilgi zaten kamuya açık kaynaklarda yer alıyor ve Maliye Bakanlığı tarafından her ay resmi olarak ilan ediliyor.</p>
<p>Sonuçta Hazine’nin sekiz, dokuz, hatta on yıl sonrasına uzanan borçlanmada o yıllar için öngörülen enflasyonla kıyaslandığında çok yüksek faiz taahhüdü altına girdiği çok açık.</p>
<p> Birkaç örnek vereyim…</p>
<p>Bu yılın son ihalesi. 16 Eylül valörlü ve vadesi Eylül 2034’te dolacak olan sekiz yıl vadeli kağıt yıllık bileşik yüzde 35,19 faizle ihraç edildi. Sekiz yıl boyunca yüzde 35,19 sabit faiz ödenmesi garanti edildi.</p>
<p>19 Ağustos valörlü olarak ihraç edilen ve vadesi Eylül 2035’te dolacak olan dokuz yıl vadeli kağıdın yıllık bileşik faizi ise yüzde 35,12.</p>
<p>Faiz, vade dönemi için öngörülen enflasyonla kıyaslandığında zaten yüksek, bir de bu yüksek faizde artış eğilimi var. 19 Ağustos valörlü kağıdın bir önceki ihracı ocak ayında gerçekleştirilmişti. Vadesi 5 Eylül 2035 olan bu kağıt ocak ayında on yıla yaklaşan bir vade ile ihraç edilmişti ve yıllık bileşik faizi yüzde 29,09’du. Bu kez aynı kağıt ağustos ayında dokuz yıl vadeli olarak yüzde 35,12 faizle ihraç edildi.</p>
<h2>Faizin yüzde 40’ı aştığı da oldu</h2>
<p>Altı ayda bir kupon ödemeli sabit faizli borçlanmada yıllık bileşik faizin yüzde 40’ı aştığı ihaleler de var. Bu ihalelerde vade bir buçuk yıl dolayında.</p>
<p>Yıl içinde son olarak temmuz ve ağustos ayında yapılan bu ihalelerde faiz yüzde 42’ye yaklaştı.</p>
<h2>Nerede kaldı enflasyon hedefi</h2>
<p>2027-2029 orta vadeli programına göre enflasyon hedefi 2027 için yüzde 21, 2028 için yüzde 13,5, 2029 için yüzde 9 ve belli ki sonrasında yüzde 5. Hani o hiç değişmeyen hedef, yüzde 5. Hadi 5’e inilemesin de uzun yıllar boyunca yüzde 10 dolayında gidilsin.</p>
<p>Bir yandan enflasyonun üç yıl sonra 2029’da tek haneye ineceğini öngörecek, ama diğer yandan da 2034, 2035 yılı için bile yüzde 35 faiz taahhüt edeceksiniz.</p>
<p><strong>“Biraz”</strong> çelişik bir durum bu değil mi!</p>
<p>Şirket olsanız ve on yıl vadeyle sabit faizle bu orandan borçlansanız ama enflasyon tek hanelere inse mutlaka batarsınız. Öyle ya, geliriniz en fazla enflasyon kadar artış gösterirken ödediğiniz borca bu enflasyonun üç-beş katı daha fazla faiz öderseniz ayakta kalmanız mümkün değildir.</p>
<p>Ama devlet tabii ki batmaz. Enflasyon öngörüldüğü gibi düşerse bu faizin müthiş bir yükü olur ya da böyle bir yük oluşmaması için enflasyon pek de düşürülmez. Enflasyonla bu faiz arasında bir fark olur olmaya da daha az olur.</p>
<p>Şimdi bu açıdan bakıp soralım: <strong>“Acaba enflasyonun çok hızlı düşmesini istemeyenlerin başında kim geliyor olabilir?”</strong></p>
<h2>Çaresizliğin itirafı mı?</h2>
<p>Borçlanma faizinin bu düzeylerde oluşması karşısında tabii ki kimse el ovuşturmuyordur. Hele hele borçlanan Maliye hiç!</p>
<p>Öyleyse oran niye bu düzeylere fırlıyor? Sakın çaresizlikten olmasın! Sakın enflasyon hedefiyle hiç bağdaşmayacak şekilde böylesine yüksek faize razı olunmasının altında mutlaka borç alma gereğinin yatması ama düşük faizle borç vermeye kimsenin yanaşmaması yatıyor olmasın!</p>
<p>Öyle bir açmaz ki; o borç alınmak zorunda ve borç alabilmek için de o faiz taahhüt edilmek zorunda…</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5f9b660145-1790310838.png" alt="" width="323" height="569" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5f9c546988-1790310853.png" alt="" width="411" height="391" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hangisi-yanlis-88284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/1/1280x720/lira-para-1768365030.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hangisi yanlış? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/15-milyardan-13-trilyona-destek-finansta-gozlerini-kapatip-servet-seyretme-hikayesi-88282</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> 15 milyardan 1.3 trilyona: Destek Finans’ta “gözlerini kapatıp servet seyretme” hikâyesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hakim ortağı olduğu Destek Finans Faktoring’in piyasa değeri Türkiye’nin sanayi devlerini, bankalarını geride bırakıncaya kadar pek tanıyanı olmayan Altunç Kumova’nın savcılık ifadesi, yaşanan olağanüstü yükselişle ilgili acı gerçekleri önümüze seriyor. Kumova, şirket değerinin 15 milyar liradan 1,3 trilyon liraya çıkmasını “Anormal bir rakam” diye nitelendiriyor ama ne hikmetse bu durum yaşanırken sesini hiç çıkarmıyor. Yani kimse kusura bakmasın, ortada öyle tamamen "günahsız" bir yapı yok. Destek Faktoring’in sahibi, tutuklanmadan önce verdiği ifadesinde hisselerin neden bu kadar yükseldiğini anlamadığını söylüyor. Hadi anlamadın diyelim; örneğini gördüğümüz gibi hisseler uzaya çıkarken aklına hiç piyasaya çıkıp Sasa’nın patronu gibi "Yahu benim şirketim bu kadar para etmez" demek gelmedi mi? Ya da madem fiyat bu kadar uçtu, "Fırsat bu fırsat, ikinci bir halka arz yapalım" diye neden düşünmedi? Çok basit: Gözlerini kapatıp kendisini 25.5 milyar dolarlık şirket sahibi zannetmenin keyfini çıkarmak çok daha tatlı geldi ya da kendisi de yatırımcılara kurulan tuzağın planlayıcılarındandı. Hissesinin suni şekilde yükselen fiyatının, Tera’nın fonlarının değerini şişirmesini ve yatırımcıların o göz kamaştırıcı kâr illüzyonuna üşüşmesini sadece seyretti.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5f74c091c1-1790310220.jpg" alt="" width="700" height="400" />
<figcaption><strong>Kumova, ifadesinde şirket değerinin 15 milyar liradan 1,3 trilyon liraya çıkmasını “Anormal bir rakam” diye nitelendiriyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Millet de kağıt üzerinde kâr ettiği için sevinçliydi </strong></p>
<p>Temmuz ayında bu köşeden, “Sermaye piyasalarında ayrık otlarının çoğalmasına göz yumarsanız, günün sonunda tüm tarla kurur” diye haykırdığımızda bizi kuruntulu sananlar vardı. SPK nihayet uyanıp Tera’nın da dahil olduğu 131 fonu tasfiye etme kararı aldı. Sadece kapatılan 5 Tera fonunda 323 binden fazla yatırımcının 11 milyar doları rehin kaldı. Üstelik bu fonlarda Destek hisselerinin ağırlığı yüzde 4 ile 8 arasındaydı. Satan az olunca fiyatı şişirip "bal tutan parmağını yalar" hesabı kağıt üstünde servet yarattılar. Millet de kağıt üzerinde kâr ettiği için sevinçliydi. Yani bizim gibi kuruntulular dışında herkes memnundu ancak haklılığımızın faturası maalesef çok ağır oldu, sermaye piyasası yangın yerine döndü.</p>
<p>Sonuç ne mi oldu? Binlerce yatırımcı perişan oldu, endeksin dengesini bozan Destek Finans nihayet BIST 30 endeksinden atıldı. "Haberim yoktu, bu işi anlamadım” diyen patron ise şimdi hesap vermeye hazırlanıyor, dediğimiz gibi tarla kuruyor ve millet de parasını kurtarmak için dört dönüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/15-milyardan-13-trilyona-destek-finansta-gozlerini-kapatip-servet-seyretme-hikayesi-88282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 15 milyardan 1.3 trilyona: Destek Finans’ta “gözlerini kapatıp servet seyretme” hikâyesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/netflix-turkiyeye-10-milyar-lira-yatiracak-88281</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Netflix, Türkiye’ye 10 milyar lira yatıracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DIŞ </strong>Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin New York’taki <strong>“19. Türkiye Yatırım Konferansı” </strong>kapsamındaki 3 günlük toplantı dizisinin ilk günüydü.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı <strong>Mehmet Şimşek </strong>ile Merkez Bankası Başkanı <strong>Fatih Karahan, </strong>Citi Group’un New York’taki merkezinde sabah 09.00’da başlayan <strong>“Türkiye’nin Ekonomik Görünümü ve Yatırım Fırsatları” </strong>toplantısında birer sunum yaptı.</p>
<p><strong>Mehmet Şimşek, </strong>6 Eylül 2026’da açıklanan Orta Vadeli Program’la (OVP) ortaya konulan 3 yıllık yol haritasını özetledi, Türkiye’nin yatırım ortamı ile öne çıkan sektörleri anlattı. Merkez Bankası Başkanı<strong>Karahan </strong>da para politikası ve makroekonomik durumla ilgili bilgiler aktardı.</p>
<p><strong>Mehmet Şimşek, </strong>ABD’li doğrudan yatırımcıların ağırlıklı olarak katıldığı toplantıda zorlu küresel koşullara ve bölgemizde yaşanan savaşa rağmen Türkiye ekonomisinin güçlü ve dayanıklı olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını destekleyen sağlam temeller var. Sabit sermaye yatırımlarımız kişi başına gelirimize oranla yüksek. Son iki yılda verimlilik artışında da güçlü bir ivme yakaladık.</strong></p>
<p>Bu iki unsurun orta vadeli büyüme görünümünü desteklediğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Toplam borçluluk oranımızın düşüklüğü, kamu maliyesindeki hareket alanımız, azalan dış kırılganlıklar, artan uluslararası rezervler ve KKM’den çıkış da ekonomimizin dayanıklılığını artırdı.</strong></p>
<p><strong>Şimşek, </strong>Türkiye’nin yatırımcılara sunduğu fırsatlara değindi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye büyük ve emsallerine kıyasla güçlü büyüyen bir ekonomi, stratejik konumumuz, gelişmiş imalat ve hizmet sektörümüz, güçlü altyapımız ve nitelikli iş gücümüz sayesinde güvenilir tedarikçiyiz.</strong></p>
<p>Yeşil ve dijital dönüşümü, sanayide dönüşümü ve üretken altyapı yatırımlarını hızlandırdıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Son açıkladığımız vergi teşvikleriyle de yatırım ve ihracat ortamını güçlendiriyoruz. Savunma sanayi, turizm, sağlık turizmi, televizyon dizileri ve mobil oyunlar başta olmak üzere dijital hizmet ihracatında önemli fırsatlar görüyoruz.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Savunma sanayi, imalat sanayimizin dönüşümünde de önemli bir itici güç…</strong></p>
<p><strong>Şimşek </strong>ve <strong>Karahan</strong>’ın sunumları sonrası Amerikalı katılımcılar arasında ilk söz alanlardan biri Netflix Chief Global Affairs Officers (Küresel İlişkiler Başkanı) <strong>Clete Williems </strong>oldu:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’ye 10 milyar liralık yatırım planımızı netleştirdik. Bu kararımızı burada sizlerle paylaşmak istedim.</strong></p>
<p>TAİK Yönetim Kurulu Üyesi bir Türk iş insanı hemen Netflix’in yatırım planının dolar karşılığını hesapladı:</p>
<p>-          <strong>200 milyon doların biraz üzerinde bir yatırım söz konusu olacak…</strong></p>
<p>Aynı iş insanı, Netfix’in bu yatırımı hangi alana yapacağı konusunda da kafa yordu:</p>
<p>-          <strong>Netflix, Türkiye’de de dizi ve film yatırımları yapıyor. Ancak, 200 milyon doları aşan bu yatırım, Türkiye’de film platosu için olacak gibi görünüyor.</strong></p>
<p>Netflix’in New York’ta kutlama vesilesi yaptığı bu yatırım kararı üzerine Antalya’nın önceki Büyükşehir Belediye Başkanlarından <strong>Menderes Türel</strong>’in kentte dünya çapında dikkatleri çekecek film platosu projesini anımsadım. <strong>Türel, </strong>söz konusu projeyi <strong>Mehmet Ali Yalçındağ </strong>ile birlikte bir ABD seyahatinde tanıtmışlardı.</p>
<p>Bu projeyi TAİK yönetim kurulu üyesi iş insanına anımsattım, gülümsedi:</p>
<p>-          <strong>İstanbul ve yakınlarında mevcut platolardan birine yatırım yapma ihtimalleri daha yüksek gibime geliyor.</strong></p>
<p>Uluslararası reyting kuruluşlarının Türkiye’yi, <strong>“yatırım yapılabilir ülke” </strong>statüsüne yükseltmemiş olsa da Netflix’in yatırım kararı, birçok uluslararası kuruluşa <strong>“fırsatları kaçırmayın” </strong>mesajı verecek gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ne varsa OVP’ye konuldu, onun dışında bir seçim ekonomisi uygulanmayacak</span></h2>
<p><strong>HAZİNE </strong>ve Maliye Bakanı <strong>Mehmet Şimşek, </strong>hem ABD’li doğrudan yatırımcılarla hem de finans kuruluşlarıyla düzenlenen toplantıda şu noktanın altını özellikle çizdi:</p>
<p>-          <strong>Alınmış bir karar yok. Ancak, ülkemizde 2027 Kasım ayı veya 2028 ilkbaharında bir erken seçim ihtimalini aranızda konuşuyorsunuz, biliyoruz. Merak ettiğiniz konuyu hemen belirteyim, Orta Vadeli Program dışında bir seçim ekonomisi söz konusu değil.</strong></p>
<p><strong>Şimşek, </strong>üstüne basa basa yineledi:</p>
<p>-          <strong>2027, 2028 ve 2029 yılındaki harcama, gelir hedefleri OVP’ye konuldu. Söz konusu hedeflerimizi dikkate alın. Onun dışında bir politika söz konusu değil.</strong></p>
<p><strong>Şimşek</strong>’in bu mesajını öğrenince OVP’nin açıklanması sonrasında Prof. <strong>Burak Arzova</strong>’nın EKONOMİ Gazetesi’nde yer alan yazısını anımsadım:</p>
<ul>
<li><strong>OVP’nin harcama ve gelir öngörüsü seçimin zamanını bize söylüyor…</strong></li>
</ul>
<p>Prof. <strong>Arzova, </strong>bu konudaki saptamalarını şöyle sıralamıştı:</p>
<ul>
<li><strong>2026’dan 2027’ye geçtiğimizde faiz hariç harcamaların yüzde 37 artması öngörülmüşken, 2027’den 2028’e geçerken faiz hariç harcamaların artış beklentisi yüzde 19. Harcamaların 2027’de yüksek oranda artacak olması bence seçimin ilk habercisi.</strong></li>
<li><strong>2026’dan 2027’ye geçerken yüzde 37 oranında gelir artışı öngörüsü, 2027’den 2028’e geçişte yerini yüzde 19’luk bir gelir artışı öngörüsüne bırakıyor. Gelir kalemlerinin 2027’de yüzde 36 artacağının öngörülmesi bir vergi barışı veya yeniden yapılandırma sinyali veriyor.</strong></li>
<li><strong>Transfer harcamalarına baktığımızda, 2027 yılı içinde yüzde 33.1’lik bir artış öngörülmüş. 2028’de bu artış oranı yüzde 15.1’e, 2029’da ise yüzde 12.4’e iniyor. Bu da seçimin üçüncü habercisi. Emeklinin gönlü alınacak gibi görünüyor.</strong></li>
</ul>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı <strong>Mehmet Şimşek</strong>’in, <strong>“Her şey OVP’de yer alıyor” </strong>dediği bu olsa gerek değil mi?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Enflasyonla mücadele programı kararlılıkla sürdürülecek bundan emin olabilirsiniz</span></h2>
<p><strong>NAİL Olpak</strong>’ın Başkanlığını yürüttüğü Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), <strong>Murat Özyeğin</strong>’in başkanı olduğu Türkiye-ABD İş Konseyi ile <strong>Hamdi Ulukaya</strong>’nın başkanlığını yürüttüğü Amerikan Ticaret Odası bünyesindeki Amerika-Türkiye İş Konseyi’nin New York’ta düzenledikleri en önemli etkinlik 29 uluslararası şirketin tepe yöneticilerinin Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>’la buluşması oldu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan, </strong>Dışişleri Bakanı <strong>Hakan Fidan, </strong>Ticaret Bakanı Prof. <strong>Ömer Bolat, </strong>Hazine ve Maliye Bakanı <strong>Mehmet Şimşek, </strong>Adalet Bakanı <strong>Akın Gürlek, </strong>Sanayi ve Teknoloji Bakanı<strong>Mehmet Fatih Kacır, </strong>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı <strong>Alparslan Bayraktar, </strong>Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı <strong>Ahmet Burak Dağlıoğlu </strong>ve Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü <strong>Arda Ermut </strong>eşliğinde New York’taki Türkevi’nde <strong>“Yuvarlak Masa Toplantısı”</strong>nda 29 uluslararası şirketin tepe yöneticileriyle buluştu.</p>
<p>Toplantıya katılan yöneticiler şöyleydi:</p>
<ul>
<li><strong>Jeff Wilson: </strong>U.S. Eximbank CSO</li>
<li><strong>Susan Pointer:</strong> Amazon, Vice President</li>
<li><strong>Jamshid Ehsani:</strong> Apollo Global Management</li>
<li><strong>James Wolf:</strong> ARC Clean Technology, CEO</li>
<li><strong>Brendan Nelson: </strong>Boeing, President</li>
<li><strong>Hakan Yılmaz:</strong> Carrier Energy, Predident</li>
<li><strong>John C.</strong> <strong>Dugan: </strong>Citigroup Inc.</li>
<li><strong>Jim Baumbick:</strong> Ford Europe President</li>
<li><strong>Flevio Gregorio:</strong> GE Aerospace Vice President</li>
<li><strong>Jason Lemme:</strong> Hartree Partners Group, Managing Director</li>
<li><strong>Umar Faroog:</strong> J.P. Morgan</li>
<li><strong>Craig Vosburg:</strong> MasterCard Vice Chair</li>
<li><strong>Caroline Berson:</strong> PepsiCo, Vice President</li>
<li><strong>Selina Jackson:</strong> Vice President</li>
<li><strong>Madhu Kannan:</strong> Uber, CBO</li>
<li><strong>Frank Gibeao:</strong> Zynga President-CEO</li>
<li><strong>Raj Subranamiam: </strong>Fedex President &amp; CEO</li>
<li><strong>Michael Goltzman: </strong>The Coca-Cola Company Vice President</li>
<li><strong>Nick Smythe: </strong>Lockheed Martin, Vice President</li>
<li><strong>Sergey Zverev: </strong>MSD, EEMEA President</li>
<li><strong>Teresa Hutson: </strong>Microsoft Corporate Vice President</li>
<li><strong>Steve Ziff: </strong>Nova Power Solutions President &amp; CEO</li>
<li><strong>Cooper Cullen: </strong>Honeywell Aerospace EMEAI President</li>
<li><strong>Bijan Khosrowshahi: </strong>Fairfax International Presidant</li>
</ul>
<p>Cumhurbaşkanı <strong>Erdoğan, </strong>Türkevi’nde 1.5 saat süren <strong>“Yuvarlak Masa Toplantısı”</strong>nın açılışında söze şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>Hepinizin aklındaki soruyu ilk başta cevaplandırayım. Ekonomi programımızı kararlılıkla sürdürüyor, uyguluyoruz. Enflasyonla mücadele programımız devam ediyor. Sürdürülebilir cari açık hedefimiz, mali disiplin de dahil aynen geçerli.</strong></p>
<p><strong>Erdoğan, </strong>şu noktaların altını çizdi:</p>
<ul>
<li><strong>Beyler, enerji yolları yeniden çiziliyor.</strong></li>
<li><strong>Ticaret koridorları değişiyor. (Örnek, orta koridor, kalkınma yolu)</strong></li>
<li><strong>Bölgemizde yeni imar, limanlar, yollar gündeme gelecek.</strong></li>
<li><strong>Savunma ve ileri teknoloji öne çıkıyor.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ford: Made in EU biz elimizden geleni yaptık desteğinizi bekliyoruz</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5f6bab8590-1790310074.png" alt="" width="900" height="152" /></span><strong>CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan</strong>’ın başkanlığındaki <strong>“Yuvarlak Masa Toplantısı”</strong>nda Amerikalı şirketlerin temsilcilerinin tamamı söz alıp konuştu. Toplantının moderatörlüğünü DEİK Başkanı <strong>Nail Olpak </strong>ile TAİK Başkanı <strong>Murat Özyeğin </strong>birlikte yürüttü.</p>
<p>Ford Europe Başkanı <strong>Jim Baumbick, “Made in EU” </strong>konusunu gündeme getirdi:</p>
<p>-          <strong>Made in EU’da Türkiye’nin kapsamın dışında kalmaması için biz özel sektörü temsilen elimizden geleni yapıyoruz. Ancak, bizim elimizden gelen bir yere kadar etkili oluyor. Türkiye’de Koç Grubu ile birlikte önde gelen otomotiv yatırımcısıyız.</strong></p>
<p><strong>Jim Baumbick </strong>sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Özel sektör olarak etkili olabileceğimiz alanlar belli. Made in EU konusunda sizin doğrudan devreye girmeniz konusunda adımlarınızı bekliyoruz.</strong></p>
<p>TAİK New York toplantılarının sponsoru olan şirketlerin temsilcileri söz almazken, Koç Holding Başkanvekili <strong>Ali Koç, </strong>ek bilgiler vermek üzere araya girdi, <strong>“Made in Europe” </strong>dışında kalma konusunda tedirginlik yaşadıklarını bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/netflix-turkiyeye-10-milyar-lira-yatiracak-88281</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/1/1280x720/356-1790310095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Netflix, Türkiye’ye 10 milyar lira yatıracak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/12-trilyon-liralik-belgenin-sadece-yuzde-15i-az-gelismis-bolgelere-gitti-88280</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> 1.2 trilyon liralık belgenin sadece yüzde 15’i az gelişmiş bölgelere gitti!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Yatırım eğilimindeki artış hızı enflasyonun çok altında kaldı. Teşvik sisteminin yenilendiği geçen yıl Haziran ayından bu yana toplam 1.2 trilyon liralık yatırım yapıldı. Ancak toplam yatırımın sadece yüzde 13.5’i az gelişmiş V ve VI’ncı bölgelerdeki illere yapıldı. Yatırımların artırılması suretiyle işsizliğin azaltılması yanı sıra bölgeler arasındaki gelişmişlik farkının giderilmesi ve Türkiye’nin teknoloji alanında verdiği dış ticaret açığının kapatılmasını öngören teşvik sistemi kapsamında yapılan yatırımlar, bu amaçları karşılayamadı.</p>
<h2>Üç ana temel üzerine kuruldu</h2>
<p>Geçen yıl Mayıs ayından itibaren teşvik sistemi değiştirilirken, yeni sistem; Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi, Sektörel Teşvik Sistemi ve Bölgesel Teşvikler olmak üzere üç ana temel üzerine kuruldu. Ancak yeni sistemde de yatırım projelerinin tutarı beklenen seviyeyi yakalayamadı. EKONOMİ’nin hesaplamalarına göre, geçen yıl Ocak-Temmuz döneminde 4 bin 378 belge karşılığında 441 milyar liralık yatırım öngörülürken, bu yıl aynı dönemde öngörülen yatırım tutarı sadece yüzde 18.3 arttı ve 522 milyar liraya yükseldi. Buna karşılık teşvik belgesine bağlanan yatırım sayısı yüzde 33.2 azalarak 2 bin 890’a geriledi. Teşvikli yatırımlar kapsamında öngörülen istihdam ise yüzde 13.3 azalarak 75 bin 447’ye geriledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5f47e1fdca-1790309502.png" alt="" width="544" height="246" />Geçen yıl yenilenen teşvik sisteminde ilk kez Haziran ayında teşvik belgesi düzenlendi. Yeni dönemin ilk ayında teşvik belgesi sayısı sınırlı kaldı, sadece 1 milyar 593 milyon liralık yatırım öngören 27 belge verilirken, Temmuz’da 78.3 milyar liralık yatırım öngören 435 belge düzenlendi.</p>
<h2>En çok yatırımın adresi değişmedi </h2>
<p>Yeni teşvik sistemi kapsamında 1 yılda toplam 1 trilyon 205 milyar liralık yatırım öngören 5 bin 651 teşvik belgesi düzenlendi. Bu belgeler kapsamında toplam 135 bin 503 kişilik istihdam öngörülüyor. Ancak yeni teşvik sisteminde her zaman olduğu gibi en çok yatırım yine en gelişmiş illerin bulunduğu I ve II’nci bölgelere geldi. Yatırımların yüzde 38.4’üne karşılık gelen 462 milyar lirası I’inci bölgeye, yüzde 19.4’üne karşılık gelen 234.3 milyar lirası II’nci bölgeye yapıldı. 3’üncü bölgenin yatırımları 145.7 milyar lira ile yüzde 12.1’ini oluşturdu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/12-trilyon-liralik-belgenin-sadece-yuzde-15i-az-gelismis-bolgelere-gitti-88280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/8/1280x720/lira-para-1761201598.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni teşvik sistemi, bölgelerarası gelişmişlik farkını iyileştirme işlevinde zorlanıyor. Sistemin yenilendiği geçen yıl hazirandan bu yana 1,2 trilyon liralık yatırım öngören 5 bin 651 teşvik belgesi düzenlenirken, 5 ve 6’ncı bölgeye yönelik yatırım belgelerinin payı yüzde 15,5’te kaldı. En gelişmiş illeri kapsayan 1 ve 2’nci bölgeler ise toplam yatırımın yüzde 57,8’ini çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eurobond-tahvilin-yuzde-25i-yerliye-satildi-88279</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eurobond tahvilin yüzde 25’i yerliye satıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı dış borçlanma programı çerçevesinde dün dolar cinsinden 10 yıl vadeli 1.5 milyar dolarlık ESG sürdürülebilir tahvil ihraç etti. İhraca bakanlığın açıklamasına göre 3 katı talep gelirken tahvilin yüzde 25’i Türkiye’ye tahsis edildi. İhraç sonrası ilk işlemlerde uzmanların verdiği bilgiye göre satışların başlamasıyla fiyat 1 dolar aşağıdan işlem yapıldı. Uzmanlar uzun süredir böyle bir tahvil açılış fiyatlaması görmediklerini, 10 yıllık ABD tahvil faizlerindeki yükseliş döneminde yapılmasının da talihsizlik olduğunu vurguladı. Türkiye’deki yatırımcılara yüzde 25 tahsisat ise son yılların en yüksek seviyesine işaret ediyor.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre dolar cinsinden 2037 vadeli bir ESG tahvil (Sürdürülebilir) ihracı için önceki gün BNP Paribas, Citibank, ING Bank ve J.P. Morgan'a yetki verildi. Söz konusu ihraç aynı gün sonuçlandı ve ihraç tutarı 1.5 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhraç tutarı 30 Eylül’de bakanlık hesaplarına girecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5f386062ef-1790309254.png" alt="" width="609" height="198" /></p>
<h2>Son üç yılın en yüksek tahsisat oranı </h2>
<p>30 Ocak 2037 vadeli sürdürülebilir tahvilin kupon oranı yüzde 7,500, getiri oranı yüzde 7,650 oldu. İlk fiyatlamalar yüzde 7,85 seviyelerinde bulunuyordu. İhraca 100'ün üzerinde yatırımcının, ihraç tutarının üç katından fazla talep gösterdiği belirtilen bakanlık açıklamasında tahvilin yüzde 32'sinin Birleşik Krallık, yüzde 30'unun ABD, yüzde 25'inin Türkiye, yüzde 9'unun diğer Avrupa ülkeleri ve yüzde 4'ünün diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildiği yer aldı. En son Nisan 2023’te yapılan sürdürülebilir tahvil ihracında 2.5 milyar dolarlık satış yapılmış ve o dönem yüzde 19’u Türkiye’deki yatırımcılara tahsis edilmişti. 2023’ten bu yana Hazine’nin yurtdışı tahvil satışları göz önüne alındığında bu sürdürülebilir tahvilde yüzde 25 Türkiye’deki yatırımcılara tahsis en yüksek orana işaret ediyor. Diğer uluslararası tahvil ve kira sertifikası ihraçlarında Türkiye’deki yatırımcılara yüzde 2-19 arasında tahsis yapılmış durumda. Bazı uluslararası tahvil ihraçlarında ise Türkiye’deki yatırımcılara tahsisat yapılmadığı da öne çıkıyor.</p>
<p>Uzmanların verdiği bilgiye göre ABD tahvil faizlerindeki hareketlilik gelişmekte olan tüm ülke tahvil piyasalarını olumsuz etkiliyor ve Hazine’nin diğer eurobondlarında özel bir satış eğilimi bulunmuyor. Gelişmekte olan diğer ülkelerin tahvil piyasasıyla paralel hareketler gözlense de yeni ihracın açılış gününde olumsuz fiyatlanması dikkat çekici diyen uzman talihsiz zamanlamaya işaret etti.</p>
<h2>12.2 milyar dolar ile hedef aşıldı </h2>
<p>Hazine açıklamasında tahvilin, Hazine’nin uluslararası sermaye piyasalarında ihraç ettiği ikinci ESG (Çevresel, Sosyal ve Yönetişim - Environmental, Social and Governance) tahvil ihracı iken, 2023 yılından bu yana gerçekleştirilen ilk ESG tahvili oldu. Bu tahvil ihracıyla birlikte 2026 yılında uluslararası sermaye piyasalarından toplam 12.2 milyar dolar tutarında finansman sağlandı. Yılbaşında bakanlık 11 milyar dolarlık bir dış finansman hedefi açıklamıştı. Bu yıl da geçen yıl olduğu gibi Hazine ve Maliye Bakanlığı dış borçlanma hedefinin üzerine çıktı.</p>
<p>Uzmanların 20 Eylül’de yenilenen CDS’in 241 seviyelerinde ve önceki ihraçlardakinin 5 puan üzerinde olduğunu belirtirken ihraca gelen talebin de zayıf kaldığını dile getirdi. İlk fiyatlamadan sadece 20 baz puanlık bir faizle ihracın sonuçlanmasının da talepteki zayıflığı ortaya koyduğunu vurgulayan uzmanlar, bunun son yıllardaki en düşük daralma olduğunu vurguladı. Ekim başında Hazine’nin 3 milyar doları aşan itfası bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar ABD 10 yıllık tahvil faizlerinin yüksek olduğu bir zamana denk gelmesinin ise talihsizlik olduğunu kaydetti.</p>
<h2>TL devlet tahvillerinde yabancı satışı </h2>
<p>Öte yandan yatırım fonu kriziyle birlikte gösterge tahvil faizlerinde de yön yukarıya çevrildi. Dün itibariyle 2 yıl vadeli TL gösterge tahvil faizi yüzde 40,02’yi gördü, 5 yıl vadeli tahvil yüzde 38,11’e, 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 35,27’ye yükseldi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da fon kriziyle birlikte tahvil alımlarını hızlandırdı. Bu arada TCMB haftalık verilerine göre fonlarda likidite krizinin zirveye ulaştığı 18 Eylül ile biten geçen hafta yabancı yatırımcı devlet tahvillerinde net 116.9 milyon dolarlık, hisse senetlerinde net 109.8 milyon dolarlık satış gerçekleştirdi. Özel sektör tahvillerinde ise satış daha güçlü 331.7 milyon dolar oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eurobond-tahvilin-yuzde-25i-yerliye-satildi-88279</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/borclanmaya-tek-adres-tahvil-1740949908.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine 2023 sonrası ilk sürdürülebilir tahvil ihracında 1.5 milyar dolar borçlandı, yatırımcıya getiri yüzde 7,650 oldu. Yüzde 25’i Türkiye’deki yatırımcılara tahsisat oranıyla son yılların en yüksek seviyesi görülen tahvil ihracında ilk fiyatlamaya göre sadece 20 baz puanlık gerileme yaşandı, ihraç 1 dolara yakın düşüşle işlem görmeye başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ekonominin-rotasi-eskisehirde-konusulacak-88352</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonominin rotası Eskişehir’de konuşulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<p>Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve Eskişehir Müteşebbis İşadamları Derneği’nin (ESMİAD), “2026 Eskişehir Yılı” etkinlikleri kapsamında “2026 Eskişehir Yılında Ekonominin Rotası” programını düzenleyecek. Programda ekonomik beklentiler ile sanayi ve iş dünyasının geleceğine ilişkin değerlendirmeler paylaşılacak.</p>
<p>Ekonomist ve yazar Beste Uyanık, sanayici ve iş insanı Umut Rallas ile ekonomist ve yazar Ahmet Mert Başaran, “Ekonominin Rotası” başlığı altında katılımcılarla buluşacak. Konuşmacılar, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelerin yanı sıra Eskişehir’in ekonomik potansiyelini ele alacak. Program, 26 Eylül 2026 Cumartesi günü saat 19.00’da Atatürk Kültür, Sanat ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. </p>
<p> </p>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div> </div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div> </div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ekonominin-rotasi-eskisehirde-konusulacak-88352</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/2/1280x720/ekonominin-rotasi-eskisehirde-konusulacak-1790329125.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Eskişehir Müteşebbis İşadamları Derneği’nin 26 Eylül&#039;de düzenleyeceği programda, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeler, sanayinin geleceği ve Eskişehir’in ekonomik potansiyeli ele alınacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rumelisiaddan-ulkeye-deger-katanlara-odul-88340</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> RUMELİSİAD’dan ülkeye değer katanlara ödül</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR / BURSA</strong></p>
<p>Rumeli kültürünün yaşatılması, ekonomik ve kültürel bağların güçlendirilmesi amacıyla faaliyetlerini sürdüren Rumelili Yönetici, İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği (RUMELİSİAD), 109. Rumeli Buluşması’nı “2. Ülkemize Değer Katan Rumelililer Ödül Töreni” ile gerçekleştirdi. Podyum Davet’te düzenlenen gecede, farklı alanlarda Bursa ve Türkiye’ye katkı sağlayan altı isim ödüle layık görüldü.</p>
<p>Gecenin açılışında konuşan RUMELİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Murat Evke, ödüllerin yalnızca bireysel başarıları değil, topluma ve ülkeye yapılan katkıları görünür kılmayı amaçladığını söyledi. Evke, “Bu akşam vereceğimiz ‘Ülkemize Değer Katan Rumelililer’ ödülleri tam olarak bu anlayışın bir ifadesidir. Buradaki isimler yalnızca kendi alanlarında başarılı olmuş insanlar değildir. Onlar, yaptıkları işin ötesine geçerek ekonomiye, kültüre, eğitime, sanata, spora ve ülkemizin geleceğine katkı sunmuş değerlerdir. Başarılarını yalnızca kendileri için değil, çevreleri ve ülkeleri için anlamlı hale getirmiş insanlardır” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab62574a136b-1790322036.jpg" alt="" width="731" height="600" /></p>
<h2><strong>“20 yıllık birikim”</strong></h2>
<p>RUMELİSİAD’ın 20 yıllık geçmişine de dikkat çeken Evke, derneğin geçen süre içerisinde iş dünyası ile sosyal ve kültürel hayat arasında güçlü bir bağ oluşturduğunu belirtti. Evke, “20 yıl boyunca bu çatı altında çok sayıda insanı bir araya getirdik. Dostluklar ve iş birlikleri geliştirildi, yeni nesiller ortaya çıktı, gençler desteklendi. Bursa ile Balkanlar arasındaki ekonomik ve kültürel bağların güçlenmesi için önemli adımlar atıldı” ifadelerini kullandı. RUMELİSİAD’ın Bursa ve Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve kültürel hayatına katkı sunan güçlü bir sivil toplum kuruluşu haline geldiğini belirten Evke, “Bizler de Bursa’mıza ve ülkemize ilham kaynağı olmak için çalışıyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab625984b2da-1790322072.jpg" alt="" width="771" height="591" /></p>
<h2><strong>“Ülkemize değer katanlara ödül”</strong></h2>
<p>Bu yıl ikinci kez gerçekleştirilen “Ülkemize Değer Katan Rumelililer Ödül Töreni”nde iş dünyası, ihracat, spor ve eğitim başta olmak üzere farklı alanlarda katkı sunan isimler ödüllendirildi. RUMELİSİAD eski Başkanı Zarif Alp, Yeşim Grup CEO’su Şenol Şankaya, Bursaspor ve Milli Takım eski kaptanı Sedat Özden, Uludağ İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar, Durmazlar Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma Durmaz Yılbirlik ve Emine Örnek Eğitim Kurumları Kurucu Başkanı Emine Demirel Örnek ödüle layık görüldü. Gecede Fatma Durmaz Yılbirlik’in şehir dışında olması nedeniyle katılamadığı gecede ödülünü Burçin Tosun aldı. RUMELİSİAD’ın 109. Rumeli Buluşması, ödül sahipleri ve RUMELİSİAD Yönetim Kurulu üyelerinin geceyi ölümsüzleştirmek adına hep birlikte hatıra fotoğraf çektirmesiyle son buldu. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab625b53bc3a-1790322101.jpg" alt="" width="772" height="533" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rumelisiaddan-ulkeye-deger-katanlara-odul-88340</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/0/1280x720/rumelisiaddan-ulkeye-deger-katanlara-odul-1790322007.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rumelili Yönetici, İş İnsanları ve Sanayicileri Derneği, 109. Rumeli Buluşması kapsamında düzenlediği “2. Ülkemize Değer Katan Rumelililer Ödül Töreni” ile Bursa ve Türkiye’ye ekonomik, sosyal, kültürel ve sportif alanlarda katkı sunan isimleri ödüllendirdi. RUMELİSİAD Başkanı Murat Evke, “Başarı taklit edildiğinde çoğalır, örnek gösterildiğinde ise bir nesil için ilham kaynağı olur” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-2027-turk-dunyasi-kultur-baskenti-2029-dunya-spor-baskenti-oldu-88315</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri, 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ve 2029 Dünya Spor Başkenti oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Kayseri’nin 6 bin yıllık tarihi, zengin kültürel mirası, doğal güzellikleri, gastronomisi, spor ve sağlık turizmi potansiyeliyle Türkiye’nin önemli turizm destinasyonlarından biri olduğunu vurguladı.</p>
<p>Büyükkılıç, “2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ve 2029 Dünya Spor Başkenti Kayseri, sadece bir şehir değildir. Kayseri, Anadolu’nun hafızasıdır, önsözüdür. Geçmişin ve geleceğin buluştuğu, medeniyetlerin izlerini taşıyan büyük bir kültür ve turizm merkezidir” dedi.</p>
<p>Kayseri’nin Asur ve Hititlerden Roma ve Bizans’a, Danişmendli ve Selçuklulardan Osmanlı’ya ve Cumhuriyet dönemine kadar birçok medeniyete ev sahipliği yaptığını belirten Büyükkılıç, kentin bu zengin mirasıyla adeta yaşayan bir açık hava müzesi olduğunu söyledi. “Kültepe Kaniş-Karum’da binlerce yıl öncesinin ticaret hayatına, Selçuklu eserlerinde kadim medeniyetimizin mimari ve sanat anlayışına, camilerimizde, medreselerimizde, kümbetlerimizde ve kervansaraylarımızda tarihimizin derin izlerine şahit oluyoruz” diyen Başkan Dr. Büyükkılıç, Kayseri’nin ilim, irfan, sanat ve kültürün buluştuğu önemli bir merkez olduğunu ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab612e522dcb-1790317285.jpeg" alt="" width="427" height="284" /></p>
<p><strong>Kültepe Kaniş-Karum’un turizm potansiyeli güçlendiriliyor</strong></p>
<p>Kayseri’nin dünya tarihine ışık tutan en önemli değerlerinden Kültepe Kaniş-Karum’un turizm potansiyelini güçlendirmek için önemli projeler yürüttüklerini belirten Büyükkılıç, Kültepe Müzesi, 14 evden oluşan Asurlu Tüccarlar Sokağı ve Kültepe Ziyaretçi Merkezi projeleriyle bölgenin yeniden ayağa kaldırıldığını söyledi. Büyükkılıç, binlerce yıl öncesinin ticaret hayatını günümüze taşıyan Kültepe’nin yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından daha güçlü şekilde deneyimlenmesi için çalışmaların sürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Hunat Hatun Camii, Sahabiye Medresesi, Hacı Kılıç Camii, Battal Gazi Camii ve Çifte Kümbet gibi eserlerin Kayseri’nin tarihsel kimliğinin önemli parçaları olduğunu belirten Büyükkılıç, “Kayseri’nin taşlarında tarih, kültür ve medeniyet konuşuyor. Kayı, Salur, Dodurga, Afşar ve Karaevli gibi Oğuz boylarının izlerini taşıyan eserlerimiz, bu şehrin Türk tarihindeki güçlü yerini ortaya koyuyor” dedi.</p>
<p>Kayseri’nin kültürel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması amacıyla restorasyon ve müzecilik çalışmalarına da önem verdiklerini belirten Büyükkılıç, Ağırnas’taki Mimar Sinan Evi ile Koramaz Vadisi Müzesi’nin yanı sıra Selçuklu Uygarlığı ve Gevher Nesibe Tıp Tarihi Müzesi, Milli Mücadele Müzesi, Ahi Evran Esnaf ve Sanatkârlar Müzesi, Veli Altınkaya Basın Müzesi ve İncesu Kent Müzesi’nin şehrin hafızasını geleceğe taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Koramaz’dan Kapuzbaşı’na doğa turizmi </strong></p>
<p>Kayseri’nin doğal güzellikleriyle de güçlü bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Büyükkılıç; UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Koramaz Vadisi’nin yanı sıra Soğanlı Vadisi, Sultan Sazlığı, Kapuzbaşı Şelaleleri, Aladağlar ve Hacer Ormanları’nın önemli doğal destinasyonlar olduğunu belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6125151fc4-1790317137.jpeg" alt="" width="699" height="422" /></p>
<p><strong>Erciyes’te hedef turizmi 12 aya yaymak</strong></p>
<p>Erciyes’in Kayseri’nin turizm vizyonunda özel bir yere sahip olduğunu belirten Büyükkılıç, Türkiye’nin önemli dağ ve kış turizmi merkezlerinden Erciyes’i 12 ay yaşayan bir turizm ve spor destinasyonu haline getirmek için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Erciyes’in yaz aylarında kamp, yürüyüş, bisiklet, doğa sporları, gastronomi ve macera aktiviteleriyle de ziyaretçilerini ağırladığını belirten Büyükkılıç, Erciyes A.Ş. tarafından gerçekleştirilen tanıtım çalışmalarıyla yaz turizmi potansiyelinin ulusal ve uluslararası pazarlara aktarıldığını kaydetti. Erciyes’te turizm çeşitliliğini artıracak yeni yatırımların da sürdüğünü belirten Büyükkılıç, Türkiye’nin en uzun ve en iddialı dağ kızağı tesislerinden birinin Erciyes’e kazandırılması için gerekli adımların atıldığını açıkladı. Erciyes’te otel sayısının 20’nin üzerine çıktığını ve kayak merkezinin bir sezonda 3 milyon 300 bin ziyaretçiyi ağırladığını belirten Büyükkılıç, Tekir Kapı bölgesindeki trafik yoğunluğunun çözümü için Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile alternatif yol ve by-pass projesinin de hayata geçirildiğini söyledi.</p>
<p><strong>Örenşehir Yamula’da turizmden hak ettiği değeri alacak </strong></p>
<p>İncesu Örenşehir’de yürütülen kazılarda İç Anadolu’nun en büyük mozaikli yapısının gün yüzüne çıkarıldığını hatırlatan Büyükkılıç, Örenşehir Mozaikli Yapı’nın “ören yeri” ilan edildiğini belirtti. Büyükkılıç, bu gelişmenin Kayseri’nin kültür ve turizm vizyonuna yeni bir değer kazandırdığını ifade etti. Yamula Barajı çevresindeki fosil kazılarının ise Kayseri’nin tarihinin insanlık geçmişinden çok daha eskiye uzandığını ortaya koyduğunu belirten Büyükkılıç, bölgede yaklaşık 7,5 milyon yıllık fosil buluntularına ulaşıldığını kaydetti.</p>
<p><strong>Kayseri mutfağı dünyaya açılıyor </strong></p>
<p>Kayseri’nin gastronomi turizmindeki gücüne de dikkat çeken Büyükkılıç, kentin UNESCO Türkiye Milli Komisyonu Kreatif Şehirler Ağı’nda gastronomi şehri olarak yer aldığını hatırlattı. Mantı, pastırma, sucuk, yağlama ve nevzine başta olmak üzere Kayseri mutfağının şehrin kültürel kimliğinin önemli bir parçası olduğunu belirten Büyükkılıç, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’ndeki Mutfak Sanatları Merkez, Mülhemi ile Gastronomi Günleri’nin bu değerlerin tanıtımına katkı sunduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Camikebir’de tarih gün yüzüne çıkıyor</strong></p>
<p>Suriçi Camikebir Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında yürütülen arkeolojik araştırma kazılarına da değinen Büyükkılıç, Camikebir ile Hatuniye Medresesi arasındaki kazılarda Melikgazi Külliyesi’ne ait olduğu değerlendirilen medrese kalıntılarının gün yüzüne çıkarıldığını belirtti. Büyükkılıç, ortaya çıkarılan tarihî eserlerin Kayseri’nin kadim geçmişinin anlaşılması ve şehir merkezinin turizm potansiyelinin güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6127747783-1790317175.jpeg" alt="" width="601" height="338" /></p>
<p><strong>Kayseri’nin turizm geleceği master planla şekilleniyor</strong></p>
<p>Kayseri Turizm Master Planı 2025-2030’un yayımlandığını belirten Büyükkılıç, 232 sayfa ve 11 bölümden oluşan planın Kayseri Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde, Kayseri Valiliği’nin destekleri ve üniversitelerin bilimsel katkılarıyla hazırlandığını söyledi. Turizmde dijitalleşmeye de önem verdiklerini belirten Büyükkılıç, Büyükşehir Belediyesi Coğrafi Bilgi Sistemi üzerinden yenilenen Kayseri Turizm Haritası’nın ziyaretçilerin hizmetine sunulduğunu söyledi. Kayseri’nin turizm portalı kayseri.com.tr’nin ise gezilecek yerlerden gastronomi duraklarına, gezi rotalarından doğal ve kültürel güzelliklere kadar geniş bir içerik sunduğunu belirten Büyükkılıç, “Kayseri’nin Sıra Dışı Turizm Rehberi” anlayışıyla tanıtım çalışmalarının sürdüğünü kaydetti. Kayseri’nin spor turizmi potansiyeline de değinen Büyükkılıç, Erciyes’in yanı sıra Tomarza Böke Kano Projesi gibi çalışmalarla spor ve doğanın buluştuğu yeni turizm deneyimleri oluşturulduğunu söyledi. Kayseri Kent Konseyi Turizm Çalışma Grubu toplantılarında da şehrin turizm potansiyeline yönelik fikir ve projelerin değerlendirildiğini belirten Büyükkılıç, kamu, üniversite, özel sektör ve sivil toplum kuruluşları arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Kayseri, 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildi</strong></p>
<p>Kayseri’nin TÜRKSOY tarafından 2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinin uluslararası kültür ve turizm vizyonu açısından önemli olduğunu belirten Büyükkılıç, bunun Türkiye ve Türk dünyasının ortak başarısı olduğunu ifade etti. 2027 yılında Kayseri’nin Türk dünyasının farklı coğrafyalarından sanatçıları, kültür insanlarını ve ziyaretçileri ağırlayacağını belirten Büyükkılıç, kentin Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan ortak kültürün buluşma noktalarından biri olacağını söyledi.</p>
<p><strong>Avrupa Spor Şehri Kayseri,</strong> <strong>2029 Dünya Spor Başkenti oldu </strong></p>
<p>Altın Bayrak Ödüllü Avrupa Spor Şehri Kayseri’nin 2029 Dünya Spor Başkenti ilan edildiğini ve bu doğrultuda çalışmaların sürdüğünü belirten Büyükkılıç, spor turizmi ile kültür turizminin birbirini tamamlayan alanlar olduğunu ifade etti. Kayseri’nin uluslararası organizasyonları, spor tesisleri, Erciyes’i ve doğal güzellikleriyle bu alandaki potansiyelini geliştirmeye devam edeceğini kaydetti.</p>
<p>Kayseri’nin kültür ve sanat hayatının yıl boyunca canlı tutulması için de önemli organizasyonlara ev sahipliği yaptığını belirten Büyükkılıç, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 5-13 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin şehrin kültür, sanat ve turizm değerlerinin daha geniş kitlelere ulaşmasına katkı sunduğunu ifade etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-2027-turk-dunyasi-kultur-baskenti-2029-dunya-spor-baskenti-oldu-88315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/5/1280x720/kayseri-2027-turk-dunyasi-kultur-baskenti-2029-dunya-spor-baskenti-oldu-1790317227.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, “2027 Türk Dünyası Kültür Başkenti ve 2029 Dünya Spor Başkenti Kayseri, sadece bir şehir değildir. Kayseri, Anadolu’nun hafızasıdır, önsözüdür. Geçmişin ve geleceğin buluştuğu, medeniyetlerin izlerini taşıyan büyük bir kültür ve turizm merkezidir” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/termal-turizmin-yeni-adresi-bayramhaci-olacak-88312</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Termal turizmin yeni adresi &#039;Bayramhacı&#039; olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kocasinan Belediyesi, eşsiz doğal güzellikleri, bir yanında denizi, diğer yanında peri bacalarıyla dikkat çeken Bayramhacı Mahallesi’ndeki turizm potansiyelini gün yüzüne çıkarmak ve bölgedeki termal su kaynaklarını etkin şekilde değerlendirmek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Bayramhacı Mahallesi sınırları içerisinde yer alan ve Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığına (YİKOB) ait Jeotermal Kaynak Arama Ruhsatı sahasında, Kocasinan Belediyesi tarafından yapılması planlanan “Yeşil Dönüşüm Kapsamlı Stratejik Turizm Projesi” yatırımlarında kullanılmak üzere sondaj yapma hakkı Kocasinan Belediyesi’ne verildi.</p>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Bayramhacı’nın uzun süredir üzerinde çalıştıkları önemli projelerden biri olduğunu belirterek, bölgenin sahip olduğu doğal ve jeotermal zenginliklerle Kayseri ve Türkiye turizmine kazandırılacağını söyledi. Bölgedeki su havzası, yer altı suyu ve jeotermal kaynakların araştırılması ve değerlendirilmesi konusunda önemli bir adım attıklarını ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, “Uzun süredir üzerinde çalıştığımız konulardan bir tanesi Bayramhacı'dır. Bayramhacı'nın bir turizm lokasyonu olarak şehrimize, şehir ekonomimize ve ülke ekonomimize kazandırılması amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. YİKOB ile yapılacak iş birliğiyle bölgedeki jeotermal kaynaklar etkin şekilde değerlendirilecek. Bahse konu alan 3 bin hektar, toplam alan ise yaklaşık 15 bin hektar ve alanın büyük kısmı Belediyemize ait. 3 bin hektarlık alanı da YİKOB ile iş birliği içerisinde ve belediyemizin kontrolünde birlikte yönetmiş olacağız. Bu durum, bölgedeki jeotermal kaynakların belediyemiz eliyle işletilmesini sağlayacak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6115a13de5-1790316890.jpg" alt="" width="572" height="322" /></p>
<p><strong>“Bayramhacı, Kapadokya ve jeotermalin buluşma noktası olacak” </strong></p>
<p>Bayramhacı’nın yalnızca jeotermal kaynaklarıyla değil, doğal ve coğrafi özellikleriyle de önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Başkan Çolakbayrakdar, bölgenin Kapadokya coğrafyasının bir parçası niteliğinde olduğuna dikkat çekerek, “Kapadokya coğrafyasının bir parçası olan Bayramhacı'daki turizm potansiyelini gün yüzüne çıkarmayı hedefliyoruz. Bu turizm potansiyelinin yanı sıra bölgenin önemli bir özelliği de jeotermal kaynaklara sahip olmasıdır. Kapadokya coğrafyasına benzer bir topoğrafya burada da bulunmaktadır. Ancak buranın bir artısı da jeotermal kaynaklarının olmasıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p>Çolakbayrakdar, bölgede yapılacak sondaj çalışmalarından olumlu sonuç alınması hâlinde Bayramhacı’nın Kayseri ve Türkiye turizmi açısından önemli bir destinasyon hâline geleceğine dikkat çekerek, “İstediğimiz miktarda suyu da bulduktan sonra Bayramhacı, önümüzdeki günlerde Kayseri için yeni bir turizm kaynağı, Türkiye için ise yeni bir turizm potansiyeline sahip önemli bir nokta hâline gelecek” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/termal-turizmin-yeni-adresi-bayramhaci-olacak-88312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/termal-turizmin-yeni-adresi-bayramhaci-olacak-1790316938.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocasinan Belediyesi, Kapadokya’nın dokusunu jeotermal enerjiyle birleştiren önemli bir lokasyonda bulunan Bayramhacı’da yeni bir turizm destinasyonu oluşturmaya hazırlanıyor. Bayramhacı’nın uzun süredir üzerinde çalıştıkları önemli projelerden biri olduğunu belirten Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, YİKOB ile yapacakları işbirliğiyle bölgedeki jeotermal kaynaklar etkin şekilde değerlendirileceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/maylano-2026da-1-milyar-tl-ciro-hedefliyor-88310</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MAYLANO, 2026’da 1 milyar TL ciro hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Mobilya sektöründe 25 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren Asilev Mobilya AŞ'nin, MAYLANO markasıyla üretim kapasitesini, özgün tasarım kabiliyetini ve AR-GE çalışmalarını geliştirerek büyüme hedeflerini sürdürdüğü belirtildi. Döşemeli ve ahşap mobilya üretiminde faaliyet gösteren şirket, 2026 yılında ciroda önemli bir artış hedeflerken ihracat pazarlarını da genişletmeyi planlıyor.</p>
<p>Yönetim Kurulu Başkanı Rıdvan Kılıç, üretim altyapısı ve deneyimli kadrolarının yanı sıra tasarım ve ürün geliştirme yetkinliklerinin de büyüme stratejilerinde önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, “Orta ve uzun vadede marka bilinirliğimizi artırıp hem sektöre hem ülkeye katkı ve istihdam sağlamayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>20 bin metrekarelik tesiste üretim</strong></p>
<p>Yaklaşık 20 bin metrekarelik alanda faaliyet gösteren MAYLANO’nun tesisinin 14 bin metrekarelik bölümü kapalı üretim alanından oluşuyor. Şirket, yaklaşık 250 kişiye istihdam sağlıyor. Döşemeli mobilya ve ahşap mobilya üretimine odaklanan şirketin ürün gamında koltuk takımları, kanepeler, berjerler ve başlık gruplarının yanı sıra ahşap iskelet, torna ayak ve CNC yüzey işleme gibi üretimin farklı aşamalarına yönelik çalışmalar da bulunuyor. Şirket ayrıca boyahane altyapısıyla zigon, orta ve yan sehpa grupları ile masa ve sandalye üretimi gerçekleştiriyor.</p>
<p>Yaklaşık 40 farklı modelden oluşan ürün gamının önemli bir bölümünü Bellona ve İstikbal markaları için üretilen modeller oluştururken, şirketin Ar-Ge ve tasarım süreçlerini kendisinin yürüttüğü 20’nin üzerinde özgün modeli de bulunuyor. Döşemeli ürünlerde aylık yaklaşık 2 bin koltuk takımı, sehpa grubunda ise aylık yaklaşık bin adet üretim kapasitesine sahip olduklarını belirten Kılıç, farklı ürün gruplarında esnek ve yüksek hacimli üretim yapabilme kabiliyetine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Ar-Ge’den seri üretime uzanan süreç</strong></p>
<p>MAYLANO’nun büyüme stratejisinde AR-GE ve ürün geliştirme çalışmalarının önemli bir yer tuttuğunu ifade eden Kılıç, özgün tasarımlarda sürecin yalnızca tasarımla sınırlı olmadığını söyledi. “AR-GE sürecimizi ürünün fikir aşamasından seri üretime kadar bütün aşamalarını kapsayacak şekilde yürütüyoruz” diyen Kılıç, tasarlanan ürünlerin önce prototip olarak hazırlandığını, ardından yönetim ekibinin değerlendirmesinden geçtiğini belirtti. Gerekli revizyonların ardından ürünlerin sağlamlık, ses ve görsel açıdan çeşitli testlere tabi tutulduğunu aktaran Kılıç, başarılı sonuç alınması halinde seri üretim aşamasına geçildiğini kaydetti. Ar-Ge çalışmalarında üretim ekiplerinin deneyimlerinden de yararlandıklarını vurgulayan Kılıç, “Ar-Ge sürecine yalnızca tasarım ekibimizin değil, üretimin her prosesinde görev alan deneyimli ekiplerimizin de katkı sağlaması önemli bir avantaj. Sahadaki tecrübeyi tasarım sürecine aktararak ürünlerimizi sürekli geliştiriyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yalın üretimle verimlilik odağı</strong></p>
<p>Şirketin verimlilik çalışmalarında ise yalın üretim anlayışının son yıllarda daha fazla öne çıktığını belirten Kılıç, ürün ve modellere göre üretim hatlarının yeniden düzenlendiğini, iş akışlarının gözden geçirildiğini ve üretim süreçlerinin verimlilik odaklı geliştirildiğini anlattı. Kılıç, “Tek bir üretim sistemini bütün ürünlere uygulamak yerine, ürünün ve modelin ihtiyaçlarına göre üretim yapımızı esnek şekilde geliştiriyoruz. Hedefimiz yalnızca daha fazla üretmek değil; doğru ürünü, doğru zamanda, doğru kalitede ve mümkün olan en verimli şekilde üretmek” dedi.</p>
<p><strong>2025’te 685 milyon TL ciro</strong></p>
<p>MAYLANO, büyüme hedeflerini finansal performansına da yansıtmayı planlıyor. Şirket, 2025 yılını 685 milyon TL ciroyla tamamladı. 2026 yılı için belirlenen ciro hedefi ise 1 milyar TL. İhracat tarafında mevcut pazarların güçlendirilmesinin yanı sıra yeni pazarlara ulaşılması hedefleniyor. Şirket, üretim altyapısını ve ürün geliştirme kabiliyetini uluslararası pazarlardaki büyüme hedeflerinin önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriyor.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab60f5a3db9b-1790316378.jpg" alt="" width="539" height="340" /></p>
<p><strong>Yeni koleksiyonlar ANAMOB’da görücüye çıkacak</strong></p>
<p>MAYLANO, 2026 programında yeni ürün ve koleksiyonlarını sektör profesyonelleriyle buluşturmaya da odaklanıyor. Şirket, tasarlayıp geliştirdiği yeni ürünleri Anadolu Mobilya Fuarı’nda (ANAMOB) sergilemeye hazırlanıyor. Geçtiğimiz yıl düzenlenen fuarda MAYLANO’nun Lany modeli, “En İyi Koltuk Takımı” kategorisinde birincilik elde etti. Bu başarının şirket açısından önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu belirten Kılıç, bu yıl da premium ürünlerden oluşan yeni koleksiyonları sektör temsilcilerinin beğenisine sunacaklarını söyledi. 7-11 Ekim tarihlerinde düzenlenecek fuarda yeni koleksiyonlarını sergilemeye hazırlanan MAYLANO, fuarı hem ürünlerini tanıtmak hem de sektör profesyonelleriyle buluşmak açısından önemli bir platform olarak görüyor.</p>
<p><strong>Teknoloji yatırımları gündemde</strong></p>
<p>MAYLANO’nun gelecek dönem planlarında teknoloji ve makine yatırımları da yer alıyor. Yapay zeka çağında yaşanan teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirten Kılıç, üretim altyapısını güncel tutmaya çalıştıklarını ifade etti. Kılıç, “Yapay zeka çağında yenilikleri, gelişmeleri ve güncel teknolojiyi yakından takip ediyoruz. Bu takipler kapsamında makine yatırımımızı sürekli güncel tutmaya çalışıyoruz” diye konuştu. Şirketin geleceğe yönelik vizyonunda ise vizyoner bakış açısı, AR-GE ve tasarım kabiliyeti, güçlü kalite ekibi, entegre tesis yapısı ve yüksek üretim kapasitesi öne çıkıyor. MAYLANO, bu altyapıyı kullanarak marka bilinirliğini artırmayı, üretim kapasitesini ve pazarlarını geliştirmeyi ve sektördeki konumunu güçlendirmeyi hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/maylano-2026da-1-milyar-tl-ciro-hedefliyor-88310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/0/1280x720/maylano-2026da-1-milyar-tl-ciro-hedefliyor-1790316511.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Asilev Mobilya’nın markası MAYLANO, 2025 yılını 685 milyon TL ciroyla tamamladı. Şirket, 2026’da 1 milyar TL ciroya ulaşmayı, mevcut ihracat pazarlarını güçlendirmenin yanı sıra yeni pazarlara açılmayı hedefliyor. Yaklaşık 20 bin metrekarelik tesiste 250 kişiye istihdam sağlayan MAYLANO, Ar-Ge ve tasarıma dayalı özgün ürünlerini Anadolu Mobilya Fuarı’nda sektör profesyonelleriyle buluşturmaya hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kulturun-sessiz-krizi-88296</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kültürün sessiz krizi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Belki de bugün kültür dünyasının en büyük meselesi eksiklik değil, fazlalık. Çünkü uzun yıllar kültüre erişimin yetersizliğinden söz ettik. Kitaba ulaşmak zordu, sanat etkinlikleri sınırlıydı, sergiler belirli merkezlerde yoğunlaşıyor, konserler, tiyatrolar, festivaller bugünkü kadar çoğalmıyordu. Şimdi ise tam tersine başka bir çağdayız.</p>
<p>Her gün yeni bir etkinlik haberi geliyor. Bir sergi açılıyor, bir diğeri kapanıyor. Bir festival bitmeden yenisinin programı açıklanıyor. Kitaplar arka arkaya yayımlanıyor. Kültür kurumları birbirleriyle daha yoğun program yapma yarışına giriyor.</p>
<p>İlk bakışta sevindirici bir tablo. Ama sayı arttıkça değer de aynı ölçüde artıyor mu?</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab5fea9d47e7-1790312105.jpg" alt="" width="800" height="436" /><strong>Erişim arttı, temas azaldı</strong></p>
<p>Asıl mesele burada başlıyor. Çünkü kültür yalnızca üretilenlerin toplamı değildir. Kültür aynı zamanda o üretilenlerle kurduğumuz ilişkinin niteliğidir.</p>
<p>Bir sergiden çıktığımızda gördüklerimizin ne kadarı bizimle birlikte eve geliyor? Okuduğumuz bir kitap birkaç ay sonra hâlâ zihnimizde yaşıyor mu? Dinlediğimiz bir söyleşi düşünme biçimimizde küçük de olsa bir değişiklik yaratıyor mu? Bir konserden yalnızca birkaç telefon görüntüsüyle mi dönüyoruz, yoksa müzik gerçekten belleğimizde bir yere mi yerleşiyor?</p>
<p>Bunları sormak gerekiyor. Çünkü farkında olmadan kültürü de hızla tüketilen ürünlerden biri hâline getiriyoruz. Bir zamanlar ulaşmak zordu. Şimdi ulaşmak kolay ama yanında kalmak zor.</p>
<p>İşte ben buna kültürün sessiz krizi diyorum.</p>
<p>Bu kriz yüksek sesle gelmiyor. Bir gün kapımızı çalıp kendisini ilan etmiyor. Tam tersine, büyük bir hareketliliğin içine saklanıyor. Her şeyin yolunda gittiğini düşündüğümüz bir anda ortaya çıkıyor. Çünkü kültürel hayat çok canlı görünebilir ama kültürün kendisi aynı ölçüde derinleşmeyebilir.</p>
<p><strong>Görünürlük değerin önüne geçince</strong></p>
<p>Bugün pek çok alanda karşılaştığımız en temel sorunlardan biri bu. Görünürlük, değerin önüne geçiyor. Artık yalnızca bir şeyi yapmak yetmiyor, yaptığımızı göstermek gerekiyor. Bir sergiye gitmek kadar o sergide olduğumuzu göstermek önemli. Bir kitabı okumaktan önce kapağını paylaşabiliyoruz. Bir konseri dinlemek yerine görüntüsünü kaydediyoruz. Bir yemeğin tadına varmadan fotoğrafını çekiyoruz.</p>
<p>Bir bakıma yaşadığımız anı yaşamaktan çok onu belgelemekle uğraşıyoruz. Böyle olunca kültürün kendisinden çok kültürle kurduğumuz ilişkinin görüntüsü önem kazanıyor. Görünmek, giderek var olmakla eş anlamlı hâle geliyor.</p>
<p>Bir etkinlik sosyal medyada yeterince konuşulmadığında neredeyse yapılmamış sayılıyor. Bir sanatçı görünür değilse ürettiğinin değeri sorgulanabiliyor. Bir kitap çok paylaşılmıyorsa okunmadığı düşünülebiliyor. Bir restoranın hikâyesi yeterince güçlü değilse yemeğin lezzeti ikinci plana düşebiliyor.</p>
<p>Gastronomide bunu uzun zamandır konuşuyoruz. Hikâye büyüyor, tabak küçülüyor. Kültür dünyasında da benzer bir şey yaşanıyor. Tanıtım büyüyor. Görünürlük büyüyor. İletişim bütçeleri büyüyor. Ama içerik aynı ölçüde büyüyor mu? Bence artık bunu sormanın zamanı geldi.</p>
<p><strong>Kalıcılık gürültüyle aynı şey değil</strong></p>
<p>Çünkü kültürün değerini yalnızca kaç kişinin gördüğü belirlemez. Asıl değer, insanda bıraktığı izdir.</p>
<p>Bir roman birkaç bin kişiye ulaşır ama kuşaklar boyunca yaşamaya devam eder. Küçük bir tiyatro salonunda oynanan bir oyun, yıllar sonra bile izleyenin belleğinde kalabilir. Bir ressamın yaşarken fazla ilgi görmeyen tablosu, yıllar sonra bir dönemin ruhunu anlatabilir. Sanatın tarihi biraz da bunun tarihidir.</p>
<p>Kalıcılığın gürültüyle aynı şey olmadığını bize tekrar tekrar gösteren örneklerle doludur. Bazı eserler sessizce büyür. Bazı isimler yavaş yavaş yerleşir. Bazı düşünceler yıllar sonra değerini bulur.</p>
<p>Ama bizim çağımız yavaşlığa pek tahammül etmiyor. Üretmek yetmiyor, sürekli üretmek gerekiyor. Görünmek yetmiyor, sürekli görünmek gerekiyor. Bir başarının ömrü giderek kısalıyor. Dün konuşulan serginin yerini bugün başka bir sergi, geçen haftanın kitabının yerini bu haftanın kitabı alıyor.</p>
<p>Bu hız yalnızca izleyiciyi yormuyor. Üretenleri de yoruyor. Bir yazarın kitabı yayımlanıyor; daha kitabın kendisi üzerine doğru dürüst konuşulmadan yeni kitabının ne zaman çıkacağı soruluyor. Bir sanatçı sergisini açıyor; sergi kapanmadan sonraki projenin hazırlığı başlıyor. Kültür kurumları programlarını daha da yoğunlaştırıyor.</p>
<p>Çünkü boşluk bırakmaktan korkuyoruz.</p>
<p><strong>Kültür biraz da boşluk ister</strong></p>
<p>Oysa kültür biraz da boşluk ister. Okuduğumuz bir kitabın içimizde dolaşabilmesi için zamana ihtiyacı vardır. Bir serginin düşüncelerimize yerleşmesi için sessizlik gerekir. Dinlediğimiz bir müziğin bizde kalabilmesi için onu hemen başka bir sesle örtmememiz gerekir. Kültür yalnızca üretilmez. Kültür sindirilir. Belki de bugün kaybetmeye başladığımız şey, tam da bu sindirme zamanı. Bu yüzden kültürün bugünkü sorunlarını yalnızca ekonomiyle açıklamak yeterli değil.</p>
<p>Elbette kültür ekonomisinin sorunları var. Sanatçının geçim koşulları, yayıncılığın maliyetleri, tiyatroların ayakta kalması, kültür kurumlarının bütçeleri, bağımsız üreticilerin yaşam savaşı son derece önemli.</p>
<p>Ama bunların yanında daha görünmez bir kaybımız var. Dikkatimizi kaybediyoruz.</p>
<p><strong>Dikkat, kültürün görünmeyen sermayesi</strong></p>
<p>Ve dikkat, kültürün görünmeyen sermayesidir.</p>
<p>Bir roman yüzlerce sayfa boyunca dikkatimizi ister. Bir senfoni bizi uzun süre aynı dünyanın içinde tutmaya çalışır. Bir tablo, karşısında birkaç dakika durmamızı bekler.</p>
<p>Ama yaşadığımız çağ sürekli başka bir şey söylüyor: Daha hızlı bak. Daha hızlı tüket. Bir sonrakine geç. Ekranı kaydır. Belki kültürle dijital çağ arasındaki en önemli gerilim de burada ortaya çıkıyor. Kültür derinleşmek ister. Dijital düzen hızlandırır. Sanat dikkat ister. Algoritma dikkatimizi bölmek ister.</p>
<p>Böyle bir ortamda kültürün sessiz krizini yalnızca daha fazla etkinlik düzenleyerek çözemeyiz.</p>
<p><strong>Daha fazla değil, daha derin</strong></p>
<p>Belki de biraz daha az ama daha derin etkinliklere ihtiyacımız var.</p>
<p>Daha az kitap değil elbette. Ama kitabın yayımlandığı hafta tüketilip unutulmadığı, aylar sonra da konuşulduğu bir edebiyat ortamına ihtiyacımız var.</p>
<p>Daha az sergi değil. Ama ziyaretçinin eserin karşısında gerçekten durabildiği bir sergi kültürüne.</p>
<p>Daha az festival değil. Ama festival sona erdiğinde şehre ne bıraktığını soran bir anlayışa.</p>
<p>Çünkü kültür takvimlerdeki etkinlik sayısından ibaret değildir. Kültür bellektir. Kültür sürekliliktir. Kültür kuşaklar arasında kurulan görünmez bağdır. Ve kültür, bir toplumun kendisiyle konuşma biçimidir.</p>
<p>Bir şehir onlarca festivale ev sahipliği yapabilir ama kendi yazarını unutuyorsa orada bir problem vardır. Yüzlerce kitap yayımlanabilir ama edebiyat eleştirisi giderek zayıflıyorsa bir şey eksiktir. Yeni müzeler açılabilir ama arşivler korunamıyorsa kültürel hafızanın önemli bir bölümü kayboluyor demektir.</p>
<p><strong>Rakamların ötesinde ne kalıyor?</strong></p>
<p>Bugün belki de kültür hayatımızda en çok ihtiyacımız olan şey yeni sorular sormaktır. Kaç kişi geldi değil, ne bıraktı? Kaç kez paylaşıldı değil, ne kadar hatırlandı? Kaç etkinlik yapıldı değil, kaç düşünce doğurdu? Kaç ödül verildi değil, hangi değer korundu? Çünkü kültürün gerçek ölçüsü rakamların biraz ötesindedir.</p>
<p>Ben uzun yıllardır kültür dünyasının içindeyim. Kitapların, yazarların, sanatçıların, yayıncıların, tiyatroların, müzelerin, festivallerin nasıl değiştiğine yakından tanıklık ettim. Şunu giderek daha çok düşünüyorum:</p>
<p>Kültür dünyasının belki de yeni bir şeye değil, biraz zamana ihtiyacı var. Durmaya. Bakmaya. Dinlemeye. Hatırlamaya. Bir kitabın yanında biraz daha uzun kalmaya. Bir tabloya ikinci kez bakmaya. Bir müziği sonuna kadar dinlemeye. Bir ustanın sözünü hemen paylaşmak yerine önce üzerinde düşünmeye.</p>
<p><strong>Asıl mesele iz bırakmak</strong></p>
<p>Çünkü kültürün geleceğini yalnızca ne kadar çok ürettiğimiz belirlemeyecek. Üretilenle nasıl bir ilişki kurduğumuz belirleyecek.</p>
<p>Belki de bu sessiz krizden çıkışın yolu daha çok konuşmaktan değil, biraz daha dikkatle dinlemekten geçiyor. Ve bütün bu kültürel bolluğun ortasında kendimize sormamız gereken asıl soru galiba şu:</p>
<p><em>Daha çok kültür mü istiyoruz, yoksa hayatımızda daha fazla iz bırakan bir kültür mü?</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kulturun-sessiz-krizi-88296</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kültürün sessiz krizi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/itibar-enkazi-prla-ayaga-kalkar-mi-88293</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İtibar enkazı PR’la ayağa kalkar mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye her zaman zor bir ülkeydi. Her dönem kritik bir eşiği geçti; önünde düzlük gördüğü zamanlar kısa sürdü. Değerleriyle, ayarlarıyla, hafızasıyla oynandı. Tarihi, sınanmaların tarihi olsa da bugünkü kadar sert, hoyrat sınanmış mıydı tartışılır.</p>
<p>Ezberimizin bozulduğu bir dönem; paramız da toplumsal değerlerimiz de yitiyor. İtibar en önde koşuyor. Kişi, kurum, meslek itibarı denen şeyi unutuyoruz. Toplumu bir arada tutan vidalar birer birer dökülüyor. İtibarı, korumakla yükümlü disiplin “iletişim”. O da çok yaralı.</p>
<p><strong>İletişimi kim Onaracak? </strong></p>
<p>Sibel Asna Özesmi’yle Fikir Buluşmaları’nda iletişim, propaganda, PR’ın fonskiyonlarına; itibar, kurumsal vicdan, sürdürülebilirlik, etik kavramlarına mercek tuttuk. Şunu sordum; “İtibar bir enkazsa, iletişim onu ayağa kaldırabilir mi?”</p>
<p><strong>Öne çıkarmak istediğim önermeler:</strong></p>
<ul>
<li>İletişim, itibarın cilası değil; erken uyarı ve dönüşüm disiplinidir,</li>
<li>Vicdan ve hakkaniyet bulunmayan iletişim, propagandaya dönüşür,</li>
<li>İfade özgürlüğü, kurumsal vicdanın çalışabilmesinin güvencesidir,</li>
<li>Sosyal sorumluluk söylemi, iş süreçleriyle desteklenmediğinde “washing” riski taşır,</li>
<li>İletişimci karar alındıktan sonra değil, karar oluşturulurken yönetimde bulunmalı,</li>
<li>Etik iletişim, gerektiğinde müşteri ve gelir kaybı göze alınabilmeli,</li>
<li>Sürdürülebilirlik iletişimi şeffaflık, doğrulanabilir veri ve eleştiri üzerine kurulur.</li>
</ul>
<p><strong>Sibel Asna Özesmi,</strong> Türkiye’de halkla ilişkiler ve kurumsal iletişim mesleğinin yeşerdiği dönemlerin içinden gelen bir isim. A&amp;B İletişim’in yöneticisi, Clean Creatives oluşumunun imzacılarından ve Armaş Vakfı’nın kurucusu. İletişimin Türkiye’de yalnızca bir hizmet alanı değil, bir meslek ve sorumluluk disiplini hâline gelme çabasının tanıklarından. e-posta’larında imzası  bir cümle; <em>“Esas olan vicdan ve hakkaniyet, teminatı ise ifade özgürlüğüdür.”</em></p>
<p><strong>Mucize de olabilir, tehlike de</strong></p>
<p>“Bir iletişimci neden böyle imza kullanır?” diye sordum. “İletişimin bir büyü olduğuna, iletişimin bir mucize olduğuna, her şeyi yapabileceğine inanan bir insanım. Ama bir o kadar da iletişimden korkarım” dedi. İletişimin büyük bir toplumsal güce dönüşebildiğini, aynı gücün hakikati boğmak için kullanılabildiğini hatırlatarak şunları söyledi: “Vicdan eğer yoksa yaptığınız iletişimde, eğer hakkaniyet yoksa yaptığınız iletişimde, onun adı propagandadır.”</p>
<p>İletişim ile propaganda arasındaki sınır, sanıldığı üzere kullanılan araçta değil, niyette, yöntemde ve itiraza açılan alanda. İfade özgürlüğü süs değil, teminat. Çalışan konuşamıyorsa, gazeteci soramıyorsa, danışman patrona itiraz edemiyorsa vicdan nasıl çalır, hakkaniyet neyle sınanır?</p>
<p>Söz PR’a gelince; “PR lafından haz etmem, ben iletişim derim” dedi. Haklı bir itiraz. PR, Türkiye’de çoğu zaman parlatmak, görünür kılmak, ilişki kullanmak, krizi bastırmak ve bazen de gerçeğin üzerini örtmekle eş anlamlı kullanıldı. İletişim, bir mesajı ambalajlamaktan önce kurumu anlamak ve onun davranışına müdahale edebilmek zorunda.</p>
<p><strong>Kâr etmek başka, kârla hesaplaşmak başka</strong></p>
<p>“Bir şirketin vicdanı olabilir mi?” diye sordum. Birleşmiş Milletler’in 17 Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’na işaret etti. Çalışana, topluma, çevreye, paydaşlara ve üzerinde yaşadığımız dünyaya karşı sorumlulukların toplamını kurumsal vicdan olarak okuduğunu söyledi. Bu kavramların kurumsal vicdan tercümesi için gündelik hayata indirmek yeter; çalışanın sigortasını yapıyor musunuz? Ücretini kayıt dışından ödüyor musunuz? Üretimin atığını nereye bırakıyorsunuz? Çevreye verdiğiniz zararı hangi kampanyayla görünmez kılmaya çalışıyorsunuz?</p>
<p>Kâr etmek suç değil. Şirket zaten değer ve gelir üretmek için var. Sorun, başarıyı yalnız kâr ve büyümekle ölçmek; o sonuca hangi iş yapış biçimiyle ulaşıldığını hesaba katmamak. Şirket başarısını çalışanına, müşterisine, topluma ve çevreye bıraktığı sonuçtan kopardığımızda iletişim başarı dekoruna dönüşüyor.</p>
<p>Tüketicinin yapılan işleri anlatılan “iyilik hikâyesi”nden farklı algıladığını, alışveriş alışkanlıklarındaki işaretlerden görüyoruz. Sosyal sorumluluk iletişimi, temel iş doğru yapılmadığında inandırıcı olamıyor.</p>
<p>Özesmi’ye itibar tanımını da sordum, bildiğimiz içselleştirmediğimiz bir yerden yanıt verdi : “Ya olduğun gibi gözük ya gözüktüğün gibi ol.” Bu ifadelerini şöyle pekiştirdi; “…Aradaki mesafe açıldığında itibar yıpranıyor. Fosil yakıt faaliyeti yürüten şirket “doğaya saygı” kampanyası yapıyor. Yönetim kurulunda bağımsız ve yetkin kadınlara yer açmayan şirket kendisini “kadın dostu” ilan ediyor. Sosyal sorumluluk, iş süreçlerinden koparıldığında iyilik yıkamasına; sürdürülebilirlik, kararları değiştirmediğinde yeşil yıkamaya dönüşüyor.”</p>
<p><strong>İletişimci neden YK’da değil?</strong></p>
<p>İletişimcinin neden yönetim kurulu masasında bulunmadığını sordum. Kuruma itibar kazandırması beklenen kişi karar alınırken dışarıda, karar tartışmalı hâle geldiğinde içerideyse burada yapısal bir sorun yok mu sizce de?... Özesmi, “İletişimci eğer şirketin ve yönetim kurulu başkanının dalkavuğu ise o masada oturamaz” dedi.</p>
<p>Patron, kurucu, hissedarın YK kompozisyonunda düşünmesi gereken yalnızca özgeçmişlerin çeşitliliği olmamalı. Kurulda bağımsız düşünce var mı? İtiraz kayıt altına alınıyor mu? İletişimci, hukukçu, sürdürülebilirlik uzmanı ve çalışanların gerçeği karara girebiliyor mu? Yoksa herkes başkanın duymak istediği cümleyi mi kuruyor?</p>
<p>İletişimcinin masaya oturması da ünvanla çözülecek mesele değil. Özesmi’ye göre iletişimci finansal rapor okuyacak; atık yönetimini, enerji kullanımını, çalışma ilişkilerini ve şirket kültürünü anlayacak. Kurumun “röntgenini” çekecek. Sonra yönetime, “Bunu yaparsanız sonucu bu olur” diyebilecek. Önüne verilen propaganda sayfalarını basına gönderen kişi için hükmü kısa: “Geçmiş ola.”</p>
<p><strong>İş bilmek mi, “işini bilmek” mi?</strong></p>
<p>Türkiye’de yaşanmakta olan itibar krizinin kaynağını ararken söz, bir zamanlar bu ülkeyi yöneten şahsın, “Benim memurum işini bilir” şeklindeki ifadesine geldi. O ifade ki, zamanla memura, esnafa, müdüre ve iş insanına yayılan bir davranış koduna döndü.</p>
<p>İş bilmek; bilgi, emek, ehliyet ve sorumluluk ister. “İşini bilmek” ise Türkiye’de giderek kestirme yolu bulmak, kurala yakalanmadan etrafından dolaşmak, doğru kişiye erişmek ve sistemi kendi lehine bükmek anlamına geldi. Aynı kelimeler, iki ayrı ahlak tanımı - yaklaşımı.</p>
<p>Bugün işini bilmenin sonuçlarını ödüyoruz. Artık münferit değil sistemik sorun. Batan her şirketi ahlaksızlıkla suçlamak elbette mümkün değil. Ekonomik kriz, finansman sıkıntısı ve talep kaybı çok gerçek.</p>
<p><strong>İletişimi yeniden tarif etmek</strong></p>
<p>“İletişim nedir?” diye pek çok kez tarif yapmaya yelteniriz. “Ne değildir?” sorusunu sorunca, itibarın cilası olmadığını rahatlıkla söyleyebilmeliyiz. O iletişim, kararların sonuçlarını önceden gören, yönetime itiraz edebilen, kurumun gerçekle arasındaki mesafeyi ölçen erken uyarı ve dönüşüm disiplinidir. Bireysel vizyonu olan, kurumun misyonunu benimseyen şahısdır.</p>
<p>PR ile iletişim arasındaki farkı anlamak kolay değil, yer yer belirginleşebiliyor; PR, yalnızca görünürlüğü ve algıyı yönetmeye indirgendiğinde enkazın önüne perde çekebilir. İletişim ise enkazı gösterir, nedenini sorar, sorumluyu masaya çağırır ve yeniden yapımın hangi ilkelerle gerçekleşeceğini tartışmaya açar. Propagandaya gelirsek; iletişim gibi sorulara yer açmakla zaman yitirmez, cevapları çoğaltır. Propaganda itaat ister; iletişim itirazı korur.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik iletişimsiz kurulamaz</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler’in 17 ilkesinde iletişim ayrı bir amaç olarak yer almıyor. Adil ve etik iletişimi amaçların tümünü kesen yatay bir ilke olarak düşünmenin zamanı gelmedi mi? Hedef açıklamak yetmiyor. Verinin doğruluğu, ilerlemenin şeffaf biçimde paylaşılması, başarısızlığın saklanmaması, etkilenenlerin konuşabilmesi ve kurumun eleştiriyi duyabilmesi gerekiyor.</p>
<p>İletişim farkındalığı her mesajın bir güç ilişkisi yarattığını bilmekten geçer. Kimin konuştuğunu, kimin sustuğunu, kimin kazandığını, bedeli kimin ödediğini sormaktır. Toplum yararıyla şirket yararını düşmanlaştırmadan sıralamayı doğru kurmaktır.</p>
<p>Söyleşinin sonunda “Enkazı PR kaldıramaz” dedim. Özesmi’nin yanıtı koşullu oldu:“Eğer zihniyeti değiştirmezse, kendi kurallarını koymazsa, çizgilerini çizmezse kaldıramaz.”</p>
<p>Türkiye’nin kaybettiği itibarı tek bir meslek onaramaz. Zaten, iletişim kendi yaralarını görmeden bu onarımın parçası da olamaz. Önce dalkavuklukla danışmanlık, görünürlükle güven, işini bilmekle iş bilmek, propaganda ile iletişim arasındaki çizgiyi yeniden çekmek gerekiyor.</p>
<p>Şu soruyu sorarak final yapmalı; <em>Olduğumuz gibi mi görünüyoruz; yoksa görünmek istediğimiz şeyin iletişimini mi yapıyoruz?</em></p>
<p><strong>İletişim ajansı, vakıf şirketine dönüşür mü?</strong></p>
<p>Sibel Asna Özesmi yönetiminde A&amp;B, 53 yıllık bir şirket. Büyük soru: Kurucu gittikten sonra etik ilkeler yaşayacak mı? Bir şirketin vicdanı tek bir yöneticinin kişiliğine bağlıysa, o kişi ayrıldığında ne kalacak? Özesmi, A&amp;B kurucusu Alaeddin Asna’ya bu sorulara layıkıyla yanıt borcu olduğunu söyledi. Çok düşünmüş. Çevre, iklim, sürdürülebilirlik, iletişim ve etik alanlarında gençlere, yöneticilere ve beyaz yakalılara eğitim verme amacıyla kurduğu Armaş Vakfı ile A&amp;B’yi ilişkilendirmiş, Patagonia’nın mülkiyet modelinden ilham almış. Cesur bir kararla A&amp;B’nin mülkiyeti Armaş Vakfı’na geçmiş. Vakıf, şirketin sahibi, vakfın değerleri de şirketin değerleri. Kârın çalışanlarla vakıf arasında paylaşıldığı; çalışanların kendi kendilerini yönetmeye ilerlediği bir model. Özesmi, tamamlanmış bir başarı hikâyesi olduğunu iddia etmiyor. Yolculuk uzun. Ajansın vakfa dönüşümü, vicdanı kişiden kuruma, etik tercihi niyetten yapıya, sürdürülebilirliği kampanyadan mülkiyete taşıma çabası devam ediyor.</p>
<p><strong><em>Not: Söyleşide yer alan örnek olaylar ve araştırma sonuçlarına yaprakozer.com ve youtube’dan ulaşabilirisiniz.</em></strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/itibar-enkazi-prla-ayaga-kalkar-mi-88293</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İtibar enkazı PR’la ayağa kalkar mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-buyuksehir-belediyesi-toplu-ulasimda-enerjiyi-ruzgardan-karsiliyor-88347</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri Büyükşehir Belediyesi, toplu ulaşımda enerjiyi rüzgârdan karşılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, yenilenebilir enerji ve sürdürülebilir ulaşım alanındaki yatırımlarına güçlü bir örnek daha kazandırdı. Kayseri Ulaşım AŞ. tarafından hayata geçirilen Rüzgâr Enerji Santrali Projesi, Türkiye’de toplu ulaşım alanında yenilenebilir enerjinin doğrudan ulaşım sistemlerinde kullanıldığı öncü yatırımlardan biri olarak öne çıkıyor. Toplam 21 megavat kurulu güce sahip santral, 7 megavat gücündeki 3 rüzgâr türbininden oluşuyor. 113 metre kule yüksekliğine sahip türbinlerle gerçekleştirilen enerji üretimi, ilk işletme yılında yaklaşık 45 milyon kilovatsaat seviyesine ulaştı.</p>
<p>Santralde üretilen elektrik, öncelikli olarak Kayseri Ulaşım AŞ’nin enerji ihtiyacında değerlendiriliyor. Böylece raylı sistemlerin cer enerjisi ile elektrikli otobüslerin elektrik ihtiyacının tamamı yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Üretimin ulaşım sistemlerinin ihtiyacını aşan bölümü ise ulusal şebekeye aktarılıyor. Bu model sayesinde yenilenebilir enerji üretimi, yalnızca çevresel bir kazanım değil, aynı zamanda enerji maliyetlerinin azaltılmasına ve ekonomik değer oluşturulmasına da katkı sağlıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab63ac88b4d8-1790327496.jpeg" alt="" width="404" height="539" /></p>
<p><strong>İlk yılda 15 bin ton karbon emisyonu engellendi</strong></p>
<p>Projenin çevresel etkisi de dikkat çekici boyutlara ulaştı. Santralin temiz enerji üretimi sayesinde ilk işletme yılında yaklaşık 15 bin ton sera gazı emisyonunun önüne geçildi. Böylece Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin sürdürülebilir şehircilik yaklaşımı; yenilenebilir enerji, elektrikli ulaşım ve karbon emisyonlarının azaltılması hedefleriyle birlikte somut bir uygulamaya dönüştü. Santralin işletme süreçleri, SCADA tabanlı izleme sistemi ile anlık olarak takip ediliyor. Üretim verilerinin sürekli izlenmesinin yanı sıra kestirimci bakım uygulamalarıyla santralin verimliliği ve işletme sürekliliği destekleniyor. Bu yönüyle proje, yalnızca rüzgârdan elektrik üreten bir tesis olmanın ötesine geçerek enerji üretimi ile toplu ulaşımın aynı sistem içerisinde yönetildiği bütünleşik bir model ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Projenin başarısı ödülle tescillendi </strong></p>
<p>Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin bu vizyoner yatırımı, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından düzenlenen 2025 Verimlilik Proje Ödülleri’nde Kamu Yeşil Dönüşüm Kategorisi’nde ikincilik ödülüne layık görüldü. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Ankara’da gerçekleştirilen 11. Verimlilik Proje Ödülleri Töreni’nde ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın elinden alındı. Ödül, Kayseri Ulaşım A.Ş.’nin yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve sürdürülebilir ulaşım alanındaki çalışmalarının yanı sıra, projenin toplu ulaşım sektörüne sunduğu örnek modelin de önemli bir göstergesi oldu. Kayseri Büyükşehir Belediyesi’nin RES yatırımı; enerji maliyetlerinin kontrol altına alınması, yenilenebilir enerji kullanımının artırılması, karbon ayak izinin azaltılması ve elektrikli ulaşımın desteklenmesi hedeflerini aynı çatı altında buluşturuyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-buyuksehir-belediyesi-toplu-ulasimda-enerjiyi-ruzgardan-karsiliyor-88347</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/7/1280x720/kayseri-buyuksehir-belediyesi-toplu-ulasimda-enerjiyi-ruzgardan-karsiliyor-1790327466.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen 21 megavat kurulu güce sahip rüzgâr enerji santralinin ilk işletme yılında 45 milyon kilovatsaat elektrik üretirken raylı sistemler ve elektrikli otobüslerin elektrik ihtiyacının yüzde 100’ünü yenilenebilir enerjiden karşıladığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/trex-uretimde-dijital-donusumun-elcilerini-sahadan-yetistiriyor-88345</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;trex, üretimde dijital dönüşümün elçilerini sahadan yetiştiriyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Üretimde dijital dönüşüm, yalnızca yeni teknolojilerin ve yazılım sistemlerinin devreye alınmasıyla sınırlı kalmıyor. Teknolojinin üretim sahasında etkin kullanılması, çalışanlar tarafından benimsenmesi ve süreçlerin geliştirilmesine katkı sağlaması, yatırımların sürdürülebilir sonuçlara dönüşmesinde belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Bu yaklaşımla hareket eden trex'in, paydaşlarının çalışanlarını dönüşüm süreçlerinin aktif parçası haline getirmek amacıyla Dijital Dönüşüm Elçileri Programını başlattığı bildirildi. Programın ilk uygulaması, Konveyör çalışanlarının katılımıyla gerçekleştirilen “trex-Konveyör Üretimde Dijital Dönüşüm Elçileri Programı” ile tamamlandı. Program kapsamında çalışanların teknik bilgi ve farkındalıklarının geliştirilmesi, dijital dönüşüm uygulamalarının sahada daha etkin kullanılabilmesi ve dönüşüm kültürünün üretim organizasyonuna yayılması amaçlandı.</p>
<h2>“Teknolojiyi kullanan insanların da dönüşümün bir parçası olmalı”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6378349385-1790326659.jpeg" alt="" width="820" height="755" /></p>
<p>trex Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Özdemir, dijital dönüşüm yatırımlarının kalıcı değer yaratabilmesi için insan kaynağının sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtti. “Üretimde dijital dönüşümün yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak ele alınmasını doğru bulmuyoruz. Bir üretim işletmesinde kullanılan teknolojinin gerçek değerini ortaya çıkarabilmesi için o teknolojiyi kullanan insanların da dönüşümün bir parçası olması gerekiyor” diyen Özdemir, trex’in saha deneyiminin bu yaklaşımın temelini oluşturduğunu ifade etti. Özdemir, müşterilerinin yalnızca sistemleri kullanmasını değil, sistemlerin arkasındaki yaklaşımı anlamasını ve sahadaki uygulamalara katkı sunmasını önemsediklerini söyledi.</p>
<h2>“Üretim deneyimi dijital yetkinliğe dönüşüyor”</h2>
<p>Bu yaklaşımın trexAcademy ve Dijital Dönüşüm Merkezi ile daha kapsamlı bir yapıya dönüştüğünü belirten Özdemir, üretim ve dijital dönüşüm alanında edinilen deneyimin sektör profesyonelleriyle paylaşılmasına odaklandıklarını kaydetti. Özdemir, “trexAcademy’yi yalnızca eğitim verilen bir yapı olarak görmüyoruz. Yıllar içinde biriktirdiğimiz üretim ve dijital dönüşüm deneyimini paylaşabileceğimiz, sektör profesyonellerinin yetkinliklerini geliştirebileceğimiz bir yapı oluşturduk. Dijital Dönüşüm Merkezimiz ise bu yaklaşımın uygulamalı tarafını oluşturuyor” dedi. Konveyör ile gerçekleştirilen programın bu yaklaşımın sahadaki örneklerinden biri olduğunu ifade eden Özdemir, “Dönüşümün teknolojisini geliştirmek kadar, onu anlayacak ve sahada yaşatacak insanları yetiştirmeyi de sorumluluğumuzun bir parçası olarak görüyoruz. Üretimde dijital dönüşüm konusunda bilgi üreten, deneyimleten ve insan yetiştiren bir teknoloji şirketiyiz” diye konuştu.</p>
<h2>“Çalışanlar dönüşümün aktif parçası olacak”</h2>
<p>Konveyör Dijital Dönüşüm Genel Müdür Yardımcısı Hakan Uçar da dijital dönüşüm yatırımlarının değer üretmesinde çalışanların sürece katılımının önemine dikkat çekti. Uçar, dijital dönüşümün sistemlerin kurulmasıyla tamamlanmadığını belirterek, “Asıl değer, bu sistemlerin çalışanlarımız tarafından anlaşılması, doğru kullanılması ve üretim süreçlerimizin gelişimine katkı sağlamasıyla ortaya çıkıyor. Bu nedenle çalışanlarımızın dijital dönüşüm sürecini yakından tanımasını ve bu sürecin aktif bir parçası olmasını önemsiyoruz” dedi. trex’in gerçekleştirdiği Dijital Dönüşüm Elçileri Programı’nın ekiplerin teknolojiyi yalnızca kullanıcı olarak değil, üretim süreçleriyle ilişkisi üzerinden deneyimlemesine imkan sağladığını belirten Uçar, sahadan gelen görüş ve geliştirme önerilerinin de dönüşüm sürecine dahil edilmesinin önemli olduğunu söyledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/trex-uretimde-dijital-donusumun-elcilerini-sahadan-yetistiriyor-88345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/5/1280x720/trex-uretimde-dijital-donusumun-elcilerini-sahadan-yetistiriyor-1790326631.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ trex’in, üretimde dijital dönüşümün sürdürülebilirliğini insan kaynağıyla güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği Dijital Dönüşüm Elçileri Programı’nın ilk uygulaması Konveyör çalışanlarının katılımıyla tamamlandı. Programla çalışanların yalnızca teknoloji kullanıcıları değil, dönüşüm süreçlerinin aktif paydaşları olması hedefleniyor. trex Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Özdemir, dijital dönüşüm yatırımlarının kalıcı değer yaratabilmesi için insan kaynağının da sürece dahil edilmesi gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/itimat-kutu-ambalajda-yeni-hedef-daha-fazla-degil-daha-degerli-uretim-88341</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İtimat Kutu Ambalaj’da yeni hedef: Daha fazla değil, daha değerli üretim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Oluklu mukavva ve karton ambalaj sektöründe 20 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren İtimat Ambalaj'ın, artan ham madde, enerji, işçilik ve finansman maliyetlerinin baskısında büyüme stratejisini yeniden şekillendirdiği bildirildi. Yapılan açıklamaya göre otomotiv başta olmak üzere e-ticaret, gıda, tekstil ve inşaat sektörlerine üretim yapan şirket, esnek makine parkı, hızlı teslim kabiliyeti ve teknoloji yatırımlarıyla maliyet baskısını yönetmeye çalışırken, ikinci kuşak yönetiminde katma değeri yüksek ürünlere odaklanıyor. 2000 yılında Sami Özçağlar tarafından kurulan İtimat Kutu Ambalaj, 2019’dan bu yana Kayapa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki fabrikasında üretimini sürdürüyor. Şirket Genel Müdür Uğur Özçağlar ve Genel Müdür Yardımcısı Burcu İstek’in yönetiminde faaliyet gösteriyor.</p>
<h2>“Katma değer ve kârlılık”</h2>
<p>Sanayide büyümenin artık yalnızca üretim ve ciro artışıyla ölçülemeyeceğine dikkat çeken Genel Müdür Uğur Özçağlar, yüksek maliyet ortamında asıl göstergenin yaratılan katma değer ve kârlılık olduğunu söyledi. Özçağlar, “Sanayide büyümeyi uzun yıllar daha fazla üretmek, daha fazla satmak ve daha yüksek ciroya ulaşmak üzerinden konuştuk. Bugün ise şartlar farklı. Artık rakamların büyümesi her zaman gerçek bir büyüme anlamına gelmiyor” dedi.</p>
<h2>“Maliyet zinciri üreticiyi sıkıştırıyor”</h2>
<p>Ambalaj sanayisinde maliyet baskısının tek bir kalemden kaynaklanmadığını belirten Özçağlar, hammadde, enerji, işçilik ve lojistik giderlerinin aynı anda üreticinin maliyet yapısını yukarı çektiğini ifade etti. Finansmana erişimde yaşanan zorlukların da yatırımların karar süreçlerini doğrudan etkilediğini kaydeden Özçağlar, kur hareketleri ve küresel gelişmelerin öngörülebilirliği azalttığını söyledi. Özçağlar, “Cironuz artabilir, daha fazla satış yapabilirsiniz. Ama önemli olan bunun size ne kadar değer bıraktığı. Ambalaj sektöründe hammaddeden enerjiye, lojistikten iş gücüne kadar birçok maliyet aynı anda değişiyor. Bunları yönetirken müşterinin kalite, fiyat ve hızlı teslimat beklentilerine de cevap vermek zorundasınız” diye konuştu. Bu nedenle büyümenin yalnızca satış hacmiyle değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Özçağlar, mevcut üretim gücünü ve pazar payını korumanın dahi yüksek maliyet ortamında önemli bir başarı haline geldiğini belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6284968238-1790322761.jpg" alt="" width="686" height="1062" /></p>
<h2>“Eski yatırımlar bugün avantaj sağlıyor”</h2>
<p>İtimat Ambalaj’ın geçmiş yıllarda gerçekleştirdiği makine yatırımlarının bugünkü rekabet ortamında önemli bir avantaj oluşturduğunu belirten Özçağlar, farklı ürün gruplarına yönelik üretim yapabilen esnek makine parkının şirketin hareket kabiliyetini artırdığını söyledi. Özçağlar, “Yatırım maliyetlerinin ve finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde, farklı ürünleri üretebilecek bir makine parkına sahip olmak önemli bir avantaj. Geçmiş yıllarda yaptığımız yatırımların değerini bugün daha iyi görüyoruz” dedi. 2002 yılından bu yana oluklu mukavva sektöründe üretim yaptıklarını aktaran Özçağlar, otomotiv başta olmak üzere gıda, tekstil, inşaat ve farklı ölçeklerdeki işletmelere yönelik çözümler geliştirdiklerini ifade etti.</p>
<h2>“Fiyat rekabeti sürdürülebilir değil”</h2>
<p>Artan maliyetler karşısında fiyat rekabetinin de sektör açısından önemli bir risk oluşturduğunu dile getiren Özçağlar, maliyetin altında fiyatlarla iş almanın kısa vadede satış hacmini artırabileceğini ancak uzun vadede işletmelerin finansal yapısını zorlayacağını söyledi. Özçağlar, “Maliyetlerin arttığı bir ortamda maliyetin altında kalan fiyatlarla iş almak kısa vadede satış getirebilir ama uzun vadede sürdürülebilir değil. Rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil; verimlilik, kalite, teknoloji ve yeni ürünler üzerinden ilerlemesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Yeni dönemin kriteri: Doğru büyüme”</h2>
<p>2026’nın son çeyreğine girilirken daha temkinli bir piyasa görünümüyle karşı karşıya olduklarını belirten Özçağlar, özellikle lojistik maliyetleri ve küresel gelişmelerin sanayicinin önündeki belirsizlikleri artırdığını söyledi. Bu dönemde şirketlerin büyüme hedeflerini yeniden tanımlaması gerektiğini savunan Özçağlar, “Sanayicinin gündemi sadece ‘ne kadar büyüyeceğiz?’ değil, ‘nasıl doğru büyüyeceğiz?’ olmalı” dedi. İtimat Ambalaj’ın önümüzdeki dönemdeki hedefinin yalnızca üretim kapasitesini artırmak olmadığını belirten Özçağlar, Ar-Ge ve sürdürülebilirlik çalışmalarına ağırlık vererek yeni ürünler geliştirmeyi ve üretimde katma değeri yükseltmeyi hedeflediklerini kaydetti.</p>
<h2>“İkinci kuşağın en büyük sorumluluğu mirası büyütmek”</h2>
<p>İtimat Kutu Ambalaj’ın ikinci kuşak yönetiminde büyüme sürecinin aile açısından yalnızca ticari bir hedef olmadığını da vurgulayan Özçağlar, şirketin kurucusu ve babası Sami Özçağlar’ın bıraktığı mirasa dikkat çekti. Geçtiğimiz dönemde hayatını kaybeden Sami Özçağlar’ın şirketin bugünlere gelmesinde büyük emeği bulunduğunu belirten Uğur Özçağlar, “Bize bu işletmeyi bırakan, yıllarca birlikte çalıştığımız ve kendisinden çok şey öğrendiğimiz babamız Sami Özçağlar’a teşekkür borçluyuz. Onun emeği, tecrübesi ve bize bıraktığı değerler yolculuğumuzun en önemli mirası” dedi. Özçağlar, yaşanan kaybın büyük üzüntüsüne rağmen şirketi geleceğe taşımak için çalışmaya devam ettiklerini belirterek, ikinci kuşağın temel hedefinin mevcut mirası korumanın yanı sıra üretim yapısını daha rekabetçi ve katma değerli hale getirmek olduğunu ifade etti.</p>
<h2>“Ambalajda yeni denklem: Daha az kaynak, daha fazla değer”</h2>
<p>Ambalaj sektöründe müşteri beklentilerinin de değiştiğine dikkat çeken Genel Müdür Yardımcısı Burcu İstek ise, artık yalnızca ürünü taşıyan bir kutu üretmenin yeterli olmadığını söyledi. Burcu İstek, “Bugün bir kutudan beklenen sadece ürünü taşımak değil; daha az kaynak kullanmak, daha verimli üretmek ve müşterinin yarın ihtiyaç duyacağı çözümleri bugünden düşünebilmek” dedi. Şirketin büyüme stratejisinin üretim hacmi, kalite ve kârlılık arasında denge kurmaya dayandığını ifade eden İstek, “Daha fazla üretmek ve satmak elbette hedefimizin bir parçası. Ama bunu yaparken üretim gücümüzü, kalitemizi ve kârlılığımızı koruyamıyorsak rakamların tek başına çok fazla anlamı yok” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/itimat-kutu-ambalajda-yeni-hedef-daha-fazla-degil-daha-degerli-uretim-88341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/1/1280x720/itimat-kutu-ambalajda-yeni-hedef-daha-fazla-degil-daha-degerli-uretim-1790322733.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İtimat Ambalaj&#039;ın, Ar-Ge, sürdürülebilirlik ve esnek üretim kabiliyetiyle “daha fazla üretim” yerine “doğru büyüme” modeline geçeceği belirtildi. İtimat Kutu Ambalaj Genel Müdürü Uğur Özçağlar, “Artık önemli olan ne kadar sattığımız değil, ne kadar değer ürettiğimiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogandan-fon-sorusturmasi-hakkinda-aciklama-88276</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 18:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan&#039;dan fon soruşturması hakkında ilk açıklama: Hukuk önünde hesap sorulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York'taki Türkevi'nde değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu'na katılmak üzere New York'a yaptığı ziyaretin sonuna geldiğini belirten Erdoğan, 130'dan fazla ülkenin devlet ve hükümet başkanı düzeyinde temsil edildiği Genel Kurul etkinliklerinin, bu yıl "Güveni Yeniden İnşa Etmek, Dönüşümü Yönetmek" temasıyla gerçekleştiğini hatırlattı.</p>
<p>Görüşmelerin ikinci gününde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na hitap ettiğini anımsatan Erdoğan, "Hitabımızda ülkemizin çok taraflılığa olan desteğini vurgularken, coğrafyamızda yaşanan gelişmelerle ilgili görüşlerimizi paylaştık. Beş maddede daha kapsayıcı, daha adil ve etkili bir küresel sisteme duyulan ihtiyacın altını çizdik. Gazzeli kardeşlerimize yönelik zulmü bir kez daha insanlığın gündemine taşıdık. Maruz kaldığımız tehditlerle mücadelede bölgesel sahiplenmeyi esas alan yaklaşımımızı anlattım." diye konuştu.</p>
<p>Aynı gün Amerika ve Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerini bir araya getiren toplantıya, ABD Başkanı Donald Trump'ın daveti üzerine katıldığını anlatan Erdoğan, burada da Orta Doğu'ya güvenlik ve istikrarın getirilmesi noktasında görüş ve önerileri ifade ettiklerini söyledi.</p>
<p>Bu yılki Genel Kurul görüşmelerinde iklim eylemi ve adil geçiş konusunun da öne çıktığını dile getiren Erdoğan, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) 9-20 Kasım'da Antalya'nın ev sahipliği yapacağını hatırlattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın dört bir yanından 100 bin katılımcıyı Antalya'da misafir edeceklerini belirterek, Genel Kurul konuşmasında, eşi Emine Erdoğan'ın girişimleriyle başlatılan Sıfır Atık Hareketi ile özellikle gıda israfının önlenmesi alanlarında Türkiye'nin yürüttüğü kapsamlı projeleri de paylaştığını aktardı.</p>
<p><strong>Yoğun toplantı ve temas trafiği</strong></p>
<p>New York ziyaretinde yine yoğun bir toplantı ve temas trafiği olduğuna dikkati çeken Erdoğan şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu yıl görevi sona erecek olan Genel Sekreter (Antonio) Guterres'e ilave olarak sırasıyla Vietnam, Libya, Kuveyt, Kosova, Lübnan, Gürcistan, Katar, Senegal, Birleşik Krallık, Japonya, Polonya, Bangladeş, Ermenistan, Irak ve Ukrayna'dan muhataplarımla bir araya geldim. Görüşmelerimizde ikili konuların yanı sıra yakın çevremizde süren istikrarsızlık ve çatışmaların önlenmesi için atacağımız adımları ele aldık. New York ziyaretimizde Amerika'nın önde gelen iş çevreleri ve düşünce kuruluşlarıyla da bir araya geldim. Bu toplantılarda ülkemizdeki yatırım ve ticaret fırsatlarını anlattım. Bugün ayrıca Türk-Amerikan Müslüman toplumunun katılımıyla düzenlenen programa iştirak ederek, dost ve kardeşlerimizle kucaklaştık. Biliyorsunuz, gelecek sene Amerika ile diplomatik ilişkilerimizin tesisinin 100. yıl dönümü. İki dost ülke arasındaki bu önemli tarihi, hakkını vererek değerlendirmeyi hedefliyoruz. Sayın Trump'ın da bizimle benzer görüşlere sahip olduğunu biliyor, 2027 yılını Türk-Amerikan münasebetleri açısından bir referans haline getirelim istiyoruz. Bu düşüncelerle ziyaretimizin hayırlara vesile olmasını diliyor, şimdi sözü sizlere veriyorum."</p>
<p><strong>"Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi mümkün değildir"</strong></p>
<p>Bloomberg için kaleme aldığı makalede BM'nin reforma ihtiyaç duyduğunu, bu reformunda Türkiye'nin de göreve hazır olduğunu vurguladığı anımsatarak, "Nasıl bir BM tasavvur ediyorsunuz?" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün 190'dan fazla ülkenin iradesinin 5 ülkenin veto yetkisiyle sınırlandırıldığı bir Birleşmiş Milletler'den söz ediyoruz. Bu adaletsiz yapının, küresel istikrar ve huzuru koruyabilmesi, ortaya koyduğu temel ilkelere bağlı kalabilmesi, insanlığa vaadini yerine getirebilmesi mümkün değildir. Mesele sadece Türkiye'nin daha fazla söz sahibi olması değil, mesele Afrika'nın, Asya'nın, Latin Amerika'nın, İslam dünyasının, Avrupa'nın ve diğer bütün bölgelerin kendi tecrübeleriyle, kendi iradeleriyle bu küresel sistemde hakkaniyetli biçimde temsil edilme meselesidir." yanıtını verdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Bunun için diyoruz ki veto mekanizması kaldırılsın. Sadece 5 üyeyi koruyan Birleşmiş Milletler modelinden, bütün üyeleri kuşatan bir mekanizmaya geçiş yapalım. Genel Kurul'u güçlü, kuvvetli ve etkin kılalım. Kurulacak yeni yapıda, seçilmiş üyelerin belirli sürelerle görev yaptığı, yeniden görev almak isteyenlerin uluslararası toplumun güvenini yeniden kazanmak zorunda olduğu, daha adil bir sistem olmalıdır. Dünyanın sorunlarına 5 üye değil, bütün üyeler çözüm sunsun ve kararlar alsın. Çünkü dünyanın artık yeni duvarlara değil, yeni köprülere ihtiyacı var."</p>
<p><strong>"Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir"</strong></p>
<p>BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmadaki "Ömrüm yettiği sürece bu gerçekleri bu kürsüden konuşmaya devam edeceğim" sözü hatırlatılarak, Genel Kurul'daki ilk konuşmasından bugünkü konuşmasına kadar olan uzun yolculuğu değerlendirmesi istenen Erdoğan, "Bu yolculuk dimdik bir duruştan ibarettir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kürsüsüne ilk çıktığımızda ne söylüyor, nerede duruyorsak, bugün de hamdolsun aynı yerdeyiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Suriye'de, Irak'ta, Ukrayna-Rusya Savaşı'nda, Afrika'da, Myanmar'da ve son olarak Gazze'de yaşananların kendisinin dile getirdiği gerçeği tekrar tekrar gösterdiğini belirten Erdoğan, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın temellerinin o yıllarda atıldığını söyledi.</p>
<p>Bölgedeki birçok meselenin o günlerde atılan yanlış adımlarla büyüdüğünü, kıvılcımların adeta yangına döndüğünü dile getiren Erdoğan, "O günlerde söylediklerimize dünya kulak kabartsa ve tedbir alınsaydı, bunca can kaybedilmeyecekti. Birleşmiş Milletler reformu o yıllarda yapılmış olsaydı, bugün bölgemizde ve dünyadaki çatışmaların ve savaşların önlenmesi işten bile değildi." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın üst üste 2 yıl Birleşmiş Milletler'de bulunamaması bile başlı başına uluslararası sistemdeki adaletsizliğin ne kadar derinleştiğini gösteren bir tablo olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Bizim meselemiz hiçbir ülkeye karşı olmak değildir. Bizim meselemiz adaletsizliğe karşı olmaktır. Kendi adımıza mutluyuz ki o günlerden bu günlere hep tarihin doğru tarafında durduk, milletimizi utandıracak bir tek adım bile atmadık. Bugün dünya, bizim ilk gün söylediğimiz yere gelme eğilimindedir." dedi.</p>
<p><strong>"Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız"</strong></p>
<p>Bir gazetecinin "Hürmüz'de gemi trafiği keskin biçimde azalıyor. Bölgeden geçen gemi sayısındaki sert düşüş, krizin artık yalnızca İran meselesi değil, küresel enerji ve ticaret meselesi olduğunu gösteriyor. Türkiye'nin ABD ve İran'ı ateşkese götürecek somut bir planı var mı, taraflara ne öneriyorsunuz?" sorusuna ilişkin Erdoğan, Hürmüz'deki tablonun bu meselenin artık sadece İran ile Amerika arasındaki bir mesele olmadığını gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin bu konudaki tavrını en net şekilde ortaya koyduğunu vurgulayan Erdoğan, "Hürmüz Boğazı'nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır. Çünkü Hürmüz Boğazı'ndaki her gerilim, sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa'yı, Asya'yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor." diye konuştu.</p>
<p>Son dönemde ticari gemi trafiğinin dramatik biçimde azalmasının, meselenin boyutunu açıkça ortaya koyduğuna dikkati çeken Erdoğan, Hürmüz Boğazı'nın küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret için hayati önemde olduğunu söyledi.</p>
<p>Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinin anahtarı olarak Hürmüz'ün açılması gerektiğinin altını çizen Erdoğan, "Biz bir an evvel müzakere zeminine dönülmesinin gerektiğini bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır." dedi.</p>
<p>Karadeniz Tahıl Girişimi benzeri yeni bir güvenlik mekanizmasının kurulması ve koridorun yeniden hayata geçirilmesinin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin bir soru üzerine Erdoğan, Karadeniz'de güvenlik meselesinin hem Türkiye hem de bölge için çok önemli olduğunu belirtti.</p>
<p>Erdoğan, Karadeniz'in bu savaşın bir cephesi olmadığının, asla da olmaması gerektiğinin altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Biz taraflarla yaptığımız görüşmelerde seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanmasının gereğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyoruz. Bunun iki faydası olacak, gıda güvenliğinin sağlanması ve savaşın yayılmasının önlenmesi. Karadeniz'de ticari gemilere saldırıyı kim yaparsa yapsın kabul etmediğimizi, tarafların sorumlu davranmasını beklediğimizi net bir şekilde ilan ettik. Artık yeniden tahıl koridorunu tesis etmek için gayretlerimizi artırdık. Bunun için diplomatik adımlarımızı da hızlandırıyoruz. Konuyu Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir kez daha ele aldım ve kendisinden aldığım cevap da olumlu."</p>
<p><strong>"Tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz"</strong></p>
<p>Mekke Savunma İttifakı'nın geleceğine ilişkin soru üzerine Erdoğan, Mekke Savunma Anlaşması'nın doğru yolda atılmış güçlü bir adım olduğunu belirtti.</p>
<p>Erdoğan, "Bu kadar zorlu bir coğrafyada böylesine önemli bir girişim yapıyorsanız bazı sınamalarla karşılaşmanız sürpriz değildir. Yeni bir şey söylerseniz, yeni bir irade ortaya koyarsanız, elbette bundan rahatsız olanlar çıkacaktır. Biz, dün kurulmuş bir devlet değiliz, tahriklere gelmeyecek, tuzağa düşmeyecek kadar tecrübeli bir devletiz. Kurumsallaşma çalışmalarının tamamlanmasıyla yolumuzda daha güçlü ilerleyeceğimizden şüphem yok." şeklinde konuştu.</p>
<p>Bölgenin sorunlarına bölge kaynaklı çözümler üretecek bir zeminin temellerinin atıldığını aktaran Erdoğan, "Dışarıdan gelip bölgemize güvenlik reçetesi yazanların çoğu zaman geride daha fazla istikrarsızlık bıraktığını hep birlikte gördük. Diktiğimiz bu fidan, kısa sürede boy verecek ve bir çınara dönüşecektir. Biz ülkemize ve milletimize güveniyoruz, kardeşlerimize güveniyoruz." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin, "Geçen yıl burada BM marjında Körfez ülkeleriyle ABD Başkanı Donald Trump'ın ve sizin katıldığınız bir toplantı olmuştu. Onun çıktısı olarak Şarm El-Şeyh'te Trump, Gazze planını devreye soktu. Bu yıl da aynı toplantının bir benzeri oldu. Aslında giriş konuşmanızda bir kısmına değindiniz ama bu ikinci toplantının Şarm El-Şeyh'teki gibi yakında bir çıktısı olacak mı?" sorusuna şu yanıtı verdi:</p>
<p>"Gazze'de akan kanı durdurmadan, ateşkesi kalıcı hale getirmeden ve Filistinlilerin kendi topraklarında onurlu bir geleceğe sahip olmasını sağlamadan Orta Doğu'ya kalıcı barış gelmeyecektir. Barış planı çerçevesinde oluşan irade önemlidir ve kıymetlidir. Gazze'de kalıcı barış, huzur ve istikrar için Hamas dahil neredeyse herkes, olumlu adımlar atmış ve çözüm isteklerini ortaya koymuştur. Fakat İsrail, saldırganlığını sürdürmekte, barışı baltalamaktadır. İsrail'e, başta Amerika olmak üzere uluslararası toplum, bu plana uymak zorunda olduğunu öğretmelidir. Sadece 'Gazze'de savaş dursun' demek yetmiyor. Savaşın yeniden başlamasını engelleyecek mekanizmaları kurmamız, Gazze'nin imarını hızlandırmamız ve Filistinlilerin siyasi geleceğini güvence altına almamız gerekiyor. Gazze'deki insani felaket, dünya gözlerini kaçırsa da orada duruyor. Yıkıntılar arasında hayatta kalma mücadelesi veren insanlardan söz ediyorum. Üstelik bir gün, bir hafta, bir ay, bir yıl değil, yıllardır böyle bir durum var. Bu insanlığın ortak vicdanını ilgilendiren bir meseledir."</p>
<p><strong>"KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı üretmek istiyoruz"</strong></p>
<p>Erdoğan, Türkiye'nin F-35 programındaki son duruma ilişkin soru üzerine, ABD Başkanı Donald Trump ile bu konuyu NATO'da da görüştüklerini anımsattı.</p>
<p>"Kendisi Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz." diyen Erdoğan, bu konuda temasları sürdürdüklerini ve netice alacaklarına inandıklarını söyledi.</p>
<p>Trump ile ikili ilişkilerinin, Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine de ivme kazandırdığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"İki ülke arasındaki işbirliği, bir önceki yönetim dönemine nazaran bir hayli mesafe almış durumda. İnanıyorum ki, burada da durmayacak ve daha ileri hedeflere ulaşacağız. Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz. Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor. Türkiye'nin güvenliği, savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri var. Hedeflerimiz için çalışacak, geri adım inşallah atmayacağız."</p>
<p>Terörsüz Türkiye sürecinde gelinen aşamaya ilişkin soru üzerine Erdoğan, Terörsüz Türkiye'nin kendileri için günübirlik bir mesele olmadığını, bunun Türkiye'nin yaklaşık yarım asırlık bir sorundan kurtulması meselesi olduğunu vurguladı.</p>
<p>Bu konudaki yasal çerçeveyi Türkiye Büyük Millet Meclisinin ortaya koyduğunu anımsatan Erdoğan, ilgili mekanizmaların kurulduğunu, ilgili kurumların sahada gerekli takipleri yaptığınu söyledi.</p>
<p>Çerçeve yasanın uygulanabilmesi için örgütün fiilen silah bırakması ve tasfiye sürecinin tamamlanması gerektiğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bunun nasıl tespit ve teyit edileceği de bellidir. Süreç ilgili birimlerimizin kontrolünde adım adım ilerliyor. Meclis'imiz de yasada tanımlanmış çerçevede sürece katkı verecek ve Türkiye, inşallah, birlik ve beraberlik içinde terör defterini kapatacaktır. Buna takoz koymaya çalışanlar kuşkusuz vardır. Terör endüstrisinin paydaşları bu defterlerin kapanmasını tabii ki istemiyor. Ama biz bunlara bekledikleri fırsatı vermeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak, devlet olarak bu konuda kararlıyız. Hasılıkelam, bize yansıyan bir sorun yok. Süreç ilerliyor ve inşallah neticeye de uzak olmayan bir zamanda ulaşacağız."</p>
<p><strong>"Irak'la yeni döneme iyi başladık diyebilirim"</strong></p>
<p>Bir gazetecinin, Irak'taki yeni hükümetin başbakanı Ali Ez-Zeydi'nin bir süre önce Türkiye'ye ziyaret yaptığı hatırlatılarak, "Ankara-Bağdat arasındaki ilişkilerin seyrindeki bu olumlu hava Türkiye'nin bölgesel istikrar ve belki Türkiye içerisindeki istikrar için de tezahürünü nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna Erdoğan, "Yeni döneme iyi başladık diyebilirim. İki ülke ilişkilerini geliştireceğimize ve birlikte kazanacağımıza inanıyorum." şeklinde cevapladı.</p>
<p>Erdoğan, Türkevi'nde Zeydi ve arkadaşlarıyla bir görüşme gerçekleştirdiklerini bildirerek, şöyle konuştu:</p>
<p>"Bildiğiniz gibi PKK'nın uzun süredir Irak'ta yerleştiği Sincar bölgesinde artık Irak hükümetinin otoritesi hakim olacak. Bugün Irak makamlarıyla bölge terörden arındırıldıktan sonra kontrolünün nasıl olacağını istişare ettik. Ayrıca Başika'nın devri konusunu ele aldık. Komşumuz Irak ile artık terör konularını değil, Kalkınma Yolu'nu, karşılıklı ticaret hacmimizi artırmayı, istikrarı, huzuru ve refahı daha fazla konuşmak istiyoruz. Süreç olumlu ilerliyor. İyi bir ivme yakaladık. İnşallah neticesi de güzel olacak."</p>
<p><strong>"Bizim meselemiz Türkiye'nin hakları, güvenliği, Ege ve Doğu Akdeniz'de sulhu sükunun korunmasıdır"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yunanistan'da seçimler yaklaşırken Yunanistan Başbakanı Miçotakis'in F-35 satışına ilişkin açıklamalarda bulunduğuna işaret edilerek, "Bu mevcut gidişat, bu yumuşama ortamını, müzakere ortamını riske atar mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:</p>
<p>"Yunanistan'ın ya da başka komşularımızın iç siyasetiyle bizim zaten ilgilenmek gibi bir derdimiz yok. Yunanistan'da seçim olur, hükümet değişir, muhalefet değişir, bunlar bizim meselemiz değil. Bizim meselemiz Türkiye'nin hakları, güvenliği, Ege ve Doğu Akdeniz'de sulhu sükunun korunmasıdır. Şunu bir defa çok net söylemek isterim, Türkiye Yunanistan'ın düşmanı değildir, komşusudur, NATO şemsiyesi altında müttefikidir. İki ülke ilişkileri seçim malzemesi yapılmayacak kadar nazik ve mühimdir. Söz konusu tartışmalara bu zaviyeden bakıyoruz. Biz kendi gündemimize odaklandık, şimdi de kendi işimizle ilgileniyoruz."</p>
<p><strong>"Dünya bizim evimiz ve onu kirlenmekten korumak da görevimiz"</strong></p>
<p>Kasım ayında Antalya'da gerçekleşecek COP31'de Türkiye'nin ana önceliklerinin ne olacağına ilişkin soru üzerine Erdoğan, iklim değişikliğinin oluşturduğu sorunları görmezden gelemeyeceklerini vurgulayarak, bunun kendileri için çok önemli olduğunu söyledi.</p>
<p>Erdoğan, COP31'de, bu tedbirleri, yol haritalarını ve iklim değişikliğinin farklı coğrafyalar üzerindeki olumsuz etkileriyle mücadelede neler yapmayı planladıklarını ortaya koyacaklarının altını çizdi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler'de ayrıca iklim değişikliğiyle ilgili bir konuşma yaptığını da anımsatan Erdoğan, "Oradaki konuşmamda da bunların üzerinde durdum. Dünya bizim evimiz ve onu kirlenmekten korumak da görevimiz. COP31 sadece bir iklim konferansı değil, gelişmekte olan ülkelerin seslerini duyurabilecekleri, beklentilerini ortaya koyabilecekleri ve somut sonuçların konuşulabileceği bir platformdur." diye konuştu.</p>
<p>Finansman güçlüğü çeken ülkelerin yanında durmanın ve onları desteklemenin de gelişmiş ülkelerin sorumluluğu olduğuna işaret eden Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadelenin artık söz değil, icraat gerektirdiğini kaydetti.</p>
<p>Erdoğan, felaketlerin sınır tanımadığını, yangın, sel ve kuraklığın ülke ayrımı yapmadığına dikkati çekerek, "Biz de bu sorunların çözümü için sınırları kaldırmalıyız. İnanıyorum ki Antalya'da düzenleyeceğimiz COP31 zirvesi bu uzun yolda önemli bir kavşak olacak." dedi.</p>
<p><strong>"Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır"</strong></p>
<p>Bir gazetecinin, sermaye piyasası soruşturmalarına işaret ederek, "Hem yatırımcılara mesajınız ne olur hem de bundan sonraki yol haritasına ilişkin bize bir perspektif verebilir misiniz?" sorusunu Erdoğan şöyle yanıtladı:</p>
<p>"Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk borsasına yapılmış bir haksızlık olur. Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor.</p>
<p>Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı, bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Şunun bilinmesini isterim. Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur. Tabii, sürecin, sermaye piyasalarının yapısı gereği hem şeffaf hem de son derece hassas yürütülmesi önemlidir. Bizim de talimatımız bu yöndedir. Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogandan-fon-sorusturmasi-hakkinda-aciklama-88276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/6/1280x720/78789-1790265003.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan, fon soruşturması hakkında, &quot; Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı, bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu. Şunun bilinmesini isterim. Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır.&quot; dedi. Türkiye&#039;nin F-35 programındaki son durumuyla ilgili konuyu ABD Başkanı Trump ile NATO&#039;da da görüştüklerini hatırlatan Erdoğan, &quot;Kendisi Türkiye&#039;nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-lojistikte-guclenmeden-ihracatta-hedef-buyutemeyiz-88273</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 18:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cevdet Yılmaz: Lojistikte güçlenmeden ihracatta hedef büyütemeyiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) liderliğinde hayata geçirilen TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın temel atma töreni, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Törende konuşan Yılmaz, üretim gücünün sürdürülebilir büyümesi için lojistik altyapının kritik öneme sahip olduğunu söyledi. Bursa’nın üretim ve ihracattaki güçlü konumuna dikkat çeken Yılmaz, TEKNOSAB’ın yüksek teknolojiye ve katma değerli üretime dayalı yeni sanayi vizyonunun önemli bir parçası olduğunu ifade etti. Bursa’nın 2025 yılında 17,9 milyar dolarlık ihracatla Türkiye’nin üçüncü büyük ihracatçı ili olduğunu hatırlatan Yılmaz, TEKNOSAB’ın bu gücü daha ileri taşıyacak yatırımlara ev sahipliği yaptığını kaydetti. Bölgede 17 ana yüklenici ve 98 alt yüklenici firmanın çalıştığını, 66 parselde fabrika inşaatlarının sürdüğünü belirten Yılmaz, halen 30 firmanın üretime geçtiğini söyledi. Bu firmaların toplam yatırım büyüklüğünün 60 milyar liraya, sağladıkları istihdamın ise 7 bin 500 kişiye ulaştığını aktaran Yılmaz, 2026 sonuna kadar üretime başlayacak 12 yeni firmayla birlikte yatırım tutarının 100 milyar liraya, istihdamın ise 9 bine çıkacağını ifade etti.</p>
<h2>“650 milyon dolarlık ihracat hedefleniyor”</h2>
<p>TEKNOSAB’ın yenilenebilir enerji altyapısı, yüksek kapasiteli fiber ağı ve otoyol, demiryolu ile liman bağlantılarıyla sanayicinin rekabet gücünü artırdığını dile getiren Yılmaz, bölgedeki üretimden 650 milyon dolarlık ihracat hedeflendiğini söyledi. Küresel ticarette yaşanan gelişmelerin lojistiğin önemini daha da artırdığına işaret eden Yılmaz, savaşlar ve jeopolitik risklerin tedarik zincirleri üzerinde baskı oluşturduğunu, teslimat süreleri ile navlun maliyetlerini yükselttiğini belirtti. “Sanayicimizin ham maddeye zamanında erişmesi, üretimini kesintisiz sürdürmesi ve ürününü taahhüt ettiği sürede alıcıya ulaştırması güçlü lojistik ağlara bağlıdır” diyen Yılmaz, lojistik sektörünün yurt dışı dağıtım ağları, markalaşma ve sürdürülebilirlik programlarıyla desteklendiğini kaydetti.</p>
<h2>210 milyon dolarlık entegre lojistik yatırım</h2>
<p>Temeli atılan TEKNOSAB Lojistik Park’ın yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırım büyüklüğüne sahip olduğunu açıklayan Yılmaz, projenin otoyol, demiryolu yük istasyonu ve liman bağlantılarını depo, antrepo ve gümrük sahalarıyla entegre edeceğini söyledi. Projenin soğuk hava depoları ile e-ticarete yönelik yapay zekâ destekli akıllı depolama sistemlerini de içereceğini belirten Yılmaz, farklı sektörlerin lojistik ihtiyaçlarına cevap verecek yapının Bursa’nın üretim ekosistemine önemli katkı sağlayacağını ifade etti. Yılmaz, ayrıca yeni nesil OSB’ler planlanırken çevresinde yaşam alanlarıyla birlikte planlamasının isabetli olacağını vurguladı. Yılmaz, kentte devam eden ulaşım yatırımlarının da Bursa’nın üretim ve ihracat gücünü artıracağını vurguladı. </p>
<h2>Burkay: Bursa’nın üretim gücünü lojistikle yeni seviyeye taşıyoruz</h2>
<p>BTSO Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB Lojistik Park’ın Bursa’nın üretim, teknoloji ve ticaret kapasitesini bütünleştirecek önemli bir yatırım olduğunu söyledi. “Bursa büyürse Türkiye büyür” anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Burkay, TEKNOSAB’dan Model Fabrika’ya kadar hayata geçirilen projelerin kentin geleceğine yönelik uzun vadeli bir vizyonun parçası olduğunu vurguladı. Burkay, “Bizim için asıl değer, çarşıdaki esnafımızdan sanayi bölgelerimizdeki büyük sanayicilerimize kadar herkesin aynı projeye inanması, aynı masada buluşması ve Bursa’nın geleceğine birlikte yatırım yapmasıdır. Bursa’da hayata geçirdiğimiz her yatırımın ve geliştirdiğimiz her iş modelinin Türkiye’nin üretim, teknoloji ve ihracat kapasitesine kalıcı bir değer artışı sağlaması en önemli önceliğimiz” dedi. İbrahim Burkay, önümüzdeki yıllarda TEKNOSAB bölgesinin fabrikalar, teknoloji merkezleri, lojistik altyapı ve yeni nesil yatırımlarla üretim, teknoloji ve ticaretin bütünleştiği büyük bir merkez haline geleceğine inandığını dile getirdi. Lojistik Park yatırımının yalnızca bir altyapı projesi olmadığını vurgulayan Burkay, yatırımın Bursa’nın üretim ve ihracat kapasitesine uzun vadeli katkı sağlayacağını kaydetti.</p>
<p>Tören öncesinde TEKNOSAB ile Hepsiburada arasında iş birliği protokolü imzalanırken, törene Bursa Valisi Erol Ayyıldız, milletvekilleri, sanayici ve iş insanları da katıldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-lojistikte-guclenmeden-ihracatta-hedef-buyutemeyiz-88273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/cumhurbaskani-yardimcisi-cevdet-yilmaz-lojistikte-guclenmeden-ihracatta-hedef-buyutemeyiz-1790262727.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEKNOSAB Lojistik Teknopark’ın temel atma töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, TEKNOSAB Lojistik Park’ın Bursa sanayisinin küresel pazarlara erişimini hızlandıracağını söyledi. Yaklaşık 210 milyon dolarlık yatırımla hayata geçirilecek projenin depolama, gümrük, demiryolu ve liman bağlantılarını tek merkezde buluşturacağını belirten Yılmaz, güçlü lojistik altyapının üretim ve ihracat için stratejik önem taşıdığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-227-milyon-dolarlik-hisse-ve-tahvil-satisi-88264</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 227 milyon dolarlık hisse ve tahvil satışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 109,8 milyon dolarlık hisse senedi, 116,9 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 331,7 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 18 Eylül haftasında 42 milyar 410,9 milyon dolardan 39 milyar 355 milyon dolara indi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 18 milyar 145,7 milyon dolardan 17 milyar 432,5 milyon dolara geriledi.</p>
<p>ÖST stoku ise 4 milyar 435,7 milyon dolardan 4 milyar 87,1 milyon dolara indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-227-milyon-dolarlik-hisse-ve-tahvil-satisi-88264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/7/1280x720/yabancinin-tahvil-payi-bir-yil-oncesine-dondu-1748180806.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 109,8 milyon dolarlık hisse senedi ile 116,9 milyon dolarlık DİBS sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-gecen-hafta-4349-milyar-lira-artti-88263</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı geçen hafta 434,9 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 18 Eylül ile biten haftada 434 milyar 877 milyon 447 bin lira (yüzde 1,30) artarak 33 trilyon 456 milyar 915 milyon 974 bin liradan 33 trilyon 891 milyar 793 milyon 422 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 1,09 artarak 18 trilyon 510 milyar 543 milyon 909 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1,57 yükselişle 11 trilyon 196 milyar 301 milyon 426 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 269 milyar 568 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 230 milyar 797 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 18 Eylül itibarıyla 3 milyar 30 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,14 azalışla 6 trilyon 885 milyar 439 milyon 385 bin liraya geriledi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 834 milyar 336 milyon 274 bin lirası konut, 41 milyar 182 milyon 377 bin lirası taşıt, 2 trilyon 568 milyar 518 milyon 993 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 441 milyar 401 milyon 741 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 18 Eylül ile biten haftada 22 milyar 60 milyon 12 bin lira artarak 27 trilyon 509 milyar 336 milyon 677 bin liradan 27 trilyon 531 milyar 396 milyon 689 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-gecen-hafta-4349-milyar-lira-artti-88263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/4/1280x720/para-money-lira-tl5-1766305528.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 434,9 milyar lira artarak 33,9 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-43-milyar-dolar-azaldi-88261</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 4,3 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 18 Eylül itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 5 milyar 636 milyon dolar azalarak 62 milyar 808 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 11 Eylül'de 68 milyar 444 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri ise 1 milyar 317 milyon dolar artışla 110 milyar 280 milyon dolardan 111 milyar 597 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 18 Eylül haftasında bir önceki haftaya göre 4 milyar 319 milyon dolar azalışla 178 milyar 724 milyon dolardan 174 milyar 405 milyon dolara indi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>21.08.2026</td>
<td>114.221</td>
<td>74.228</td>
<td>188.450</td>
</tr>
<tr>
<td>04.09.2026</td>
<td>113.841</td>
<td>70.406</td>
<td>184.247</td>
</tr>
<tr>
<td>11.09.2026</td>
<td>110.280</td>
<td>68.444</td>
<td>178.724</td>
</tr>
<tr>
<td>18.09.2026</td>
<td>111.597</td>
<td>62.808</td>
<td>174.405</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-43-milyar-dolar-azaldi-88261</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 4,3 milyar dolar azalarak 174,4 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-322-milyar-lira-azaldi-88260</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 32,2 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 18 Eylül itibarıyla 32 milyar 144 milyon lira azalarak 28 trilyon 269 milyar 831 milyon liradan 28 trilyon 237 milyar 686 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 388 milyar 112 milyon lira artarak 32 trilyon 165 milyar 158 milyon liradan 32 trilyon 553 milyar 270 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 23 milyar 928 milyon lira azalarak 3 trilyon 451 milyar 206 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Bu tutarın 835 milyar 18 milyon lirası konut, 41 milyar 308 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 574 milyar 880 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 3 milyar 481 milyon lira artarak 4 trilyon 265 milyar 39 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 57 milyar 173 milyon lira azalışla 3 trilyon 440 milyar 275 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 336 milyar 385 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 103 milyar 889 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 18 Eylül itibarıyla önceki haftaya göre 9 milyar 267 milyon lira artışla 876 milyar 498 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 658 milyar 771 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 61 milyar 552 milyon lira artarak 6 trilyon 56 milyar 344 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-322-milyar-lira-azaldi-88260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 32,2 milyar lira azalışla 28,2 trilyon liraya geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ezber-bozan-tasarimlar-yaptilar-odulleri-kazandilar-88258</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nda dereceye girenler ödüllendirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Mobilya sektöründe yenilikçi tasarımcılarla katma değerli ürün ihracatını artırmak amacıyla Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği tarafından bu yıl VI. kez düzenlenen Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nda kazananlar belli oldu. 2026 yılında profesyonel kategoride Yusuf Çakar birinciliği kazanırken, Mehmet Danış Eryılmaz ikincilik, Doğa Sena Kapusuz üçüncülük mutluluğu yaşadı. Öğrenci kategorisinde birincilik Yavuz Selim Sel’in olurken, Fatıma Tuğçe Sabun ikinci, Başak Güler-Zeynep Bilge Yaman üçüncülük basamağında yer aldılar.</p>
<h2>Çevreci ve kullanıcı odaklı tema “Dönüşüm”</h2>
<p>VI. Ezber Bozan Tasarım Yarışması'nın teması, mobilya sektöründe çevre dostu ve kullanıcı odaklı çözümler geliştirilmesi amacıyla “DÖNÜŞÜM” olarak belirlediklerini dile getiren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Fuat Gürle, Ezber Bozan’ı altı yıl önce hayata geçirirken temel hedeflerinin Türk mobilya sektörünün rekabet gücünü yalnızca üretim kapasitesiyle, fiyatıyla ya da teslimat hızıyla değil; tasarımıyla, özgünlüğüyle ve yarattığı katma değerle de güçlendirmek olduğunu kaydetti.</p>
<p>Tasarımın bir ihtiyacı anlamaktan başlayarak malzeme, üretim imkânları ve kullanıcı beklentileri doğrultusunda anlamlı bir ürüne dönüşen bir süreç olduğunu belirten Gürle, “Ezber Bozan bizim için yalnızca kazananları belirlediğimiz bir yarışma değil. Bu yıl 553 geçerli başvuru aldık, 363 öğrenci ve 190 profesyonel tasarımcının katıldığı süreç sonunda 9 öğrenci ve 9 profesyonel olmak üzere 18 finalistimiz oldu. Tasarım kültürünü eğitim, panel ve buluşmalarla destekliyor, genç ve profesyonel tasarımcıları sektörle buluşturuyoruz. Çünkü Türkiye’nin küresel rekabet gücünü artırmak için yalnızca daha fazla üretmek değil, daha özgün ürünler tasarlamak, güçlü markalar oluşturmak ve yüksek katma değer üretmek gerekiyor. Tasarımcıyla sanayiciyi birbirini tamamlayan iki alan olarak görüyor, iyi tasarımın üretilebilir olması ve üretimin de tasarımla farklılaşabilmesi için bu bağı güçlendirmeyi amaçlıyoruz” dedi.</p>
<h2>Güleç: Mobilya sektörünün sanayici-tasarımcı birlikteliğine ihtiyacı var</h2>
<p>Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nın sanayiciler ile genç tasarımcıları buluşturarak sektörün ihtiyaç duyduğu birlikteliği sağladığını belirten TİM Başkan Vekili Ahmet Güleç, “Türkiye, güçlü üretim altyapısı, üretim kabiliyeti ve ihracat tecrübesiyle Türk mobilyasını dünyanın dört bir yanına ulaştırmayı başardı. Ancak artık yalnızca iyi üretmek yeterli değil; fiyatla değil değerle rekabet eden, tasarım odaklı, markalı ve yüksek katma değerli ürünler geliştirmeliyiz. Katma değer ürün fabrikadan çıktıktan sonra değil, tasarlandığı ilk anda oluşuyor. Üretim, tasarım ve ihracatı birbirinden ayrı düşünemeyiz. Tasarımcının fikri üreticinin tecrübesiyle birleştiğinde ürüne, markanın koleksiyonuna girdiğinde ise dünya pazarlarında karşılık bulan bir değere dönüşüyor. Bu nedenle yarışmanın yalnızca ödül töreniyle sınırlı kalmayıp burada başlayan ilişkilerin kalıcı iş birliklerine dönüşmesini önemsiyoruz” dedi.</p>
<p>Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’nda profesyonel kategoride birinciliği Yusuf Çakar, ikinciliği Mehmet Danış Eryılmaz, üçüncülüğü Doğa Sena Kapusuz elde ederken; Pınar Demir, Beyza Kablan Güzel-Mahmut Utku Köksaldı, İnci Shoainia, Aybüke Üyük-Çakar Sezin Seçil, Göktuğ Mert ve Meltem Özgen de ödül kazanan diğer isimler oldu. Öğrenci kategorisinde ise birinci Yavuz Selim Sel, ikinci Fatıma Tuğçe Sabun, üçüncü Başak Güler-Zeynep Bilge Yaman olurken, Selinay Yavuz, Efe Burak Karakurt, Sude Nur Koç, Hale Çidem-Nisanur Tekeli, Esra Ünsal Öğün-Nisanur Gülsüm Şahbaz ve Nisa Surahi de ödüle layık görüldü.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ezber-bozan-tasarimlar-yaptilar-odulleri-kazandilar-88258</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/8/1280x720/ezber-bozan-tasarimlar-yaptilar-odulleri-kazandilar-1790255085.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği’nin bu yıl “Dönüşüm” temasıyla düzenlediği Ezber Bozan Mobilya Tasarım Yarışması’na 553 geçerli başvuru gelirken, profesyonel ve öğrenci kategorilerinde toplam 18 finalist arasından dereceye giren tasarımcılar ödüllerini aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/moda-endustrisi-2027-icin-iki-koldan-pazarlama-ataginda-88254</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 15:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Moda endüstrisi 2027 için iki koldan pazarlama atağında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin istihdam ve ihracatında önemli paya sahip hazır giyim ve moda sektörü, küresel talepte beklenen toparlanmadan daha fazla pay almak için 2027 yılı pazarlama çalışmalarına erken başladı. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği, Türk moda sektörünün uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü ve ihracat bağlantılarını güçlendirmek amacıyla ABD ve Fransa’da düzenlenecek Première Vision fuarlarına yönelik hazırlıklarını başlattı.</p>
<p>Emek yoğun bir sektör olan hazır giyim sektöründe maliyetler/enflasyondaki artış ile kurdaki artış oranı arasındaki dengenin çok önemli olduğunu dile getiren Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, 2027-2029 dönemi için açıklanan Orta Vadeli İstikrar Programı’nda 2027’de döviz kuru ile enflasyon arasındaki makasın daralacağını, 2028 ve 2029’da da kur artışının enflasyon ile neredeyse aynı düzeye geleceğinin öngörüldüğünü, bu tablonun gerçekleşmesi halinde ihracatçının en büyük rahatsızlıklarından olan maliyet-kur dengesi sorununun azalacağını, bu sayede hazır giyim sektöründe bir rahatlama beklediklerini ve 2027 ve sonrasından umutlu olduklarını vurguladı.</p>
<p>Dış taleple ilgili olarak İran-ABD arasında yakın zamanda olası bir anlaşmanın küresel piyasalar üzerinde olumlu bir etki yaratacağı tespitinde bulunan Bağcı, “Savaşın sona ermesi özellikle ana pazarımız Avrupa Birliği’nde talep yeniden canlanabilir. Diğer önemli pazarımız ABD’ye yönelik faaliyetlerimizin olumlu seyretmesi için de ABD tarafından getirilen yüzde 12,5 ek verginin kaldırılması kritik önemde, bununla ilgili üst düzeyde girişimlerde bulunulmasını ve sonuç alınmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dünya hazır giyim talebinin 2027 yılında küresel ölçekte yukarı yönlü bir grafik çizmesinin beklendiğine dikkati çeken Bağcı, şöyle devam etti; “2027 yılında küresel hazır giyim pazarı beklentilerle uyumlu yukarı yönlü bir seyir izlerse tam bir "toparlanma ve büyüme yılı" olacak. Bu toparlanmadan Türk moda endüstrisinin daha fazla pay alması için Türk ihracatçı firmalarına 2027 yılı ocak ayında ABD ve Fransa’daki fuarlara yoğun katılım göstermelerini tavsiye ediyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/moda-endustrisi-2027-icin-iki-koldan-pazarlama-ataginda-88254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/4/1280x720/moda-endustrisi-2027-icin-iki-koldan-pazarlama-ataginda-1790253030.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazır giyim sektöründe maliyet-kur dengesindeki iyileşme beklentisi ve küresel talepte öngörülen toparlanma, 2027’ye yönelik umutları artırdı. EHKİB, Türk moda sektörünün ABD ve Fransa pazarlarındaki payını artırmak için ocak ayında düzenlenecek Première Vision fuarlarına yoğun katılım hedefliyor. Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, yeni OVP&#039;de 2027’de döviz kuru ile enflasyon arasındaki makasın daralacağını, 2028 ve 2029’da da kur artışının enflasyon ile neredeyse aynı düzeye geleceğinin öngörüldüğünü belirterek, bundan dolayı 2027 ve sonrasından umutlu olduklarını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/su-urunleri-sektoru-future-fish-eurasiada-bulustu-88252</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 15:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Su ürünleri sektörü Future Fish Eurasia’da buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Avrasya Fuarcılık tarafından düzenlenen Future Fish Eurasia-12. Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı ile AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı, Fuar İzmir’de başladı.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Akbaş, su ürünleri sektörünün gıda güvenliği, istihdam, ihracat ve ekosistemlerin korunması açısından stratejik önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 2025 yılında 1 milyon 37 bin tonla Cumhuriyet tarihinin en yüksek su ürünleri üretimine ulaştığını belirten Akbaş, bunun 627 bin tonunun yetiştiricilikten elde edildiğini, Türkiye’nin çipura ve levrek üretiminde dünyada, su ürünleri yetiştiriciliğinde ise Avrupa Birliği ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığını ifade etti. Yaklaşık 100 ülkeye ihracat yapıldığını ve 2026 yılı için 2,5 milyar dolarlık ihracat hedeflendiğini aktaran Akbaş, üretim planlamasında deniz kaynaklarının korunmasına odaklandıklarını vurguladı. İklim değişikliği ve deniz kirliliğine dikkat çeken Akbaş, “Artık ne kadar çok ürettik değil, nasıl ürettik sorusu da çok önemli olacak” diyerek sürdürülebilirlik, enerji verimliliği ve dijitalleşmenin sektörün geleceğinde belirleyici olacağını söyledi.</p>
<p><strong>İhracatta büyük dönüşüm</strong></p>
<p>Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan, su ürünleri ihracatının 1999’da yaklaşık 50 milyon dolardan bugün 2,3 milyar dolara ulaştığını belirtti. Sektörün Ege Bölgesi’nin önemli ihracat kalemlerinden biri haline geldiğini söyleyen Kızıltan, Türkiye’nin artık yurt dışına teknoloji ve Ar-Ge ihraç eden, kültür balıkçılığında farklı ülkelere yatırım ve teknoloji konusunda yön veren bir konuma ulaştığını ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/su-urunleri-sektoru-future-fish-eurasiada-bulustu-88252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/2/1280x720/su-urunleri-sektoru-future-fish-eurasiada-bulustu-1790252561.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Future Fish Eurasia – 12. Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı ile AquaFeed Eurasia Uluslararası Yem Konferansı, Fuar İzmir’de başladı. 26 ülkeden 165 firma ve markanın yer aldığı organizasyon, su ürünleri, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörünün uluslararası temsilcilerini İzmir’de bir araya getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hazir-giyimin-ihracat-sampiyonlari-aciklandi-88247</guid>
            <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 14:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazır giyimin ihracat şampiyonları açıklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (UHKİB) tarafından düzenlenen 2025 yılının başarılı ihracatçı firmalarının ödüllendirildiği İpek Böceği İhracat Ödül Töreni Uludağ İhracatçı Birlikleri’nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Törende hazır giyim ve konfeksiyon alanında 2025 yılı İhracat Şampiyonu geçen yıl olduğu gibi bu yıl da Yeşim Satış Mağazaları ve Tekstil Fabrikaları olurken; altın, gümüş, bronz kategorilerinde toplam 61 firma ödül aldı.</p>
<p>Törende konuşan UHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Özkarakaşlı, 2025 yılının küresel dinamikler açısından zorlu geçtiğine dikkat çekerek şunları aktardı: “Geride bıraktığımız 2025 yılı; küresel belirsizlikler, Avrupa’daki yavaşlama ve artan maliyetler nedeniyle sektörümüz adına kolay geçmedi. Ancak, güçlü ve esnek altyapımız sayesinde kararlılıkla ilerlemeyi sürdürdük. UHKİB olarak önümüzdeki dönemde temel hedefimiz; yalnızca fiyat rekabetine değil; sürdürülebilirlik, dijitalleşme, tasarım ve inovasyon odaklı bir dönüşümle kilogram başına ihracat değerimizi artırmaktır. Sektörümüzün küresel rekabet koşullarına uyum sağlaması ve değişen trendleri belirleyen bir yapıya kavuşması için projelerimizi kararlılıkla sürdüreceğiz.”</p>
<h2><strong>“İhracat kaslarımızı kaybetmememiz lazım”</strong></h2>
<p>Tekstil ve hazır giyimin emek yoğun yapısıyla ihracata sunduğu katkının altını çizen TİM Başkan Vekili Baran Çelik, mevcut ekonomik konjonktüre işaret etti: “Böyle bir dönemde ödül alabilmek çok kıymetli. Tekstil ve hazır giyim emeğin yoğun olduğu bir sektör. Sektörün Türkiye’nin ihracatına çok önemli katkı bulunuyor ve bu katkı her geçen yıl daha da artıyor. Bununla birlikte enflasyon ve kur politikası dolayısıyla, döviz kurunun yüksek faizin gerisinde kalması, hepimizi olumsuz etkiliyor. Ülkemizi bir vücuda benzetirsek, ihracat, vücudun kaslı bacakları gibidir. Kaslar yara alma sorunuyla karşı karşıya. Kaslarımızı kaybetmememiz lazım. 3-4 yıldır bu süreç yaşanıyor. Umarım bu süreci sonlandırırız. Ödül alan kahramanları kutluyorum” </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab50cd2b2bbb-1790250194.jpg" alt="" width="700" height="178" /></p>
<h2><strong>“Bursa değişime hızla adapte olacaktır”</strong></h2>
<p>UİB’in 45 milyar dolara yaklaşan ihracat başarısıyla Birleşmiş Milletler’e üye 135 ülkeyi geride bıraktığını hatırlatan BTSO Başkanı İbrahim Burkay, konuşmasında şu değerlendirmelerde bulundu: “UİB günümüzde 45 milyar dolara yaklaşan ihracatıyla BM’ye bağlı 135 ülkenin ihracatını geride bırakmış durumda. Son 4 yıldır makro ekonomik dengelerde seyreden yüksek enflasyon ve döviz kurundaki baskı biz ihracatçıları zor durumda bırakıyor. Dolayısıyla, Bursa’nın en güçlü kasları olan üretim ve ihracat kasları, bu dönemde ciddi oranda zayıfladı. Bursa’nın zayıflayan kaslarını güçlendirmek için özellikle dış ticaret programlarımızla elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Sektörlerdeki kayba baktığımızda yine de en az kaybın yaşandığı şehrin Bursa olduğunu görüyoruz. Konjonktürel anlamda hangi sektör ön plana çıkarsa çıksın Bursa bu değişime hızla adapte olup gücünden bir değer kaybetmeyecektir. Ülke ekonomimize kattıkları değer dolayısıyla ödül alan bütün firmalarımızı tebrik ediyorum.” Açılış konuşmalarının ardından, 2025 yılı ihracat performanslarıyla ödüle layık görülen başarılı firmalara ödülleri takdim edildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hazir-giyimin-ihracat-sampiyonlari-aciklandi-88247</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/7/1280x720/hazir-giyimin-ihracat-sampiyonlari-aciklandi-1790250168.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen İpek Böceği İhracat Ödül Töreni&#039;nde altın, gümüş, bronz kategorilerinde toplam 61 firma ödül aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
