<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/narenciye-konservesi-ihracatinda-yeni-hedef-50-milyon-dolar-88476</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Narenciye konservesi ihracatında yeni hedef 50 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin narenciye konserveleri ihracatı yüzde 28’lik artışla 30 milyon dolardan, 38,5 milyon dolara yükseldi. Türkiye, yılın kalan 4 aylık döneminde narenciye konservesi ihracatında 50 milyon doları geçmek için mesai verecek. Türkiye’nin meyve sebze mamulleri ihracatında lider olan Ege Bölgesi, Narenciye konservesi ihracatında da zirveyi kaptırmadı. Ege Bölgesi’nin narenciye konservesi ihracatı yüzde 68’lik sıçramayla 11,6 milyon dolardan 18,6 milyon dolara tırmandı. Ege Bölgesi, Türkiye’nin narenciye konservesi ihracatından yüzde 48,5 pay aldı.</p>
<p>2026 yılının Ocak - Ağustos döneminde Türkiye’nin narenciye ürünleri ihracatının yüzde 79’luk artışla 520 milyon dolardan 933 milyon dolara çıktığı bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, narenciye sektöründe hem taze hem de konserve ihracatında rekor kırdıklarını dile getirdi.</p>
<p>Narenciye konservesinde en çok ihraç edilen ürünün 32,5 milyon dolarla mandalina konservesi olduğunu paylaşan Uçak, “Greyfurt konservesi’nden 2,8 milyon dolar döviz getirisi elde ettik” diye konuştu.</p>
<p>İhraç pazarları hakkında da bilgi veren Uçak sözlelerini şöyle tamamladı; “Almanya 24 milyon dolarla en büyük ihraç pazarımız. İngiltere’ye 4,5 milyon dolarlık, Hollanda’ya 3 milyon dolarlık narenciye konservesi ihracatı gerçekleştirdik. Yılın kalan 4 aylık diliminde yapacağımız ihracatla 50 milyon doları aşmayı hedefliyoruz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/narenciye-konservesi-ihracatinda-yeni-hedef-50-milyon-dolar-88476</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/6/1280x720/ege-bolgesi-narenciye-rekoltesinde-yuzde-34luk-azalis-1754816635.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Narenciye konservesi ihracatında yüzde 28’lik artışla 38,5 milyon dolara ulaşılırken, sektör yıl sonunda 50 milyon dolar ihracat hedefliyor. Ege Bölgesi ise 18,6 milyon dolarlık ihracatla Türkiye toplamından yüzde 48,5 pay aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/jeotermal-sektorunden-yasama-yili-oncesinde-tbmmye-cagri-88475</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Jeotermal sektöründen yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin jeotermal enerji potansiyelini daha etkin kullanmayı hedefleyen sektör, yeni yasama yılı öncesinde TBMM’nin gündemine alınmasını istediği düzenlemeleri açıkladı.</p>
<p>Jeotermal Enerji Derneği (JED), yatırımların önünü açacak mevzuat değişiklikleri, izin süreçlerinin hızlandırılması, arama ve sondaj faaliyetlerine yönelik desteklerin artırılması ve sektörün tek merkezden koordine edilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Jeotermal Enerji Derneği (JED) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sektörün ilk ve en öncelikli gündem maddesinin Yenilenebilir Enerji Kaynakalrı Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki santrallerin işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030 tarihinden 2040 yılına uzatılması olduğunu vurguladı.</p>
<p>Güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi, jeotermalin entegre kullanımının teşvik edilmesi ve tesislerin bulunduğu sahalarda yerele doğrudan pay sağlayacak devlet hakkı uygulamaları önerdiklerini kaydeden Kındap, “Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’mıza ilettiğimiz öneriler arasında; stratejik mineraller ve Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler konusunda da yeni düzenlemeler, jeotermal enerji santrallerinin ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin tek merkezden koordine edilmesi yer alıyor. Arama ve sondaj yatırımlarında risk paylaşımı ve sigorta modeli dahil olmak üzere, petrol ve doğal gazda olan teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi, yatırımcıya uzun vadeli öngörülebilirlik sağlanması da sektörümüzün altı çizilmesi gereken talepleri arasında bulunuyor.” dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tüm dünyaya ilan edilen 2035 yılı Ulusal Enerji Hedefi politika belgesinde, bugün bin 800 Megavat (MW) seviyesinde olan jeotermal enerji kurulu gücünün 9 yıl sonra iki buçuk kat artışla 4 bin 500 MW’a yükselmesinin öngörüldüğünü anımsatan Kındap, Türk jeotermal sektörünün motivasyon, finansal güç ve yetişmiş insan kaynağı başlıklarında bu büyük yatırım ajandasını gerçekleştirmeye hazır olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Mevcut bürokratik yapıda jeotermal yatırımlarının, merkezi ve yerel yönetim kurumlarında farklı uygulamayla karşı karşıya kaldığını belirten Kındap, bu durumun yatırım sürelerini uzattığını, maliyetleri artırdığını ve denetimde ortak kuralların ve standartların uygulamasını zorlaştırdığını söyledi.</p>
<p>Yeni yasama yılının jeotermal yatırımlar için bir dönüm noktası olabileceğinin altını çizen Kındap, “TBMM’de temsil edilen tüm siyasi partilerimize çağrıda bulunuyoruz. İklim koşullarından bağımsız, yüksek kapasite faktörüyle kesintisiz üretim yapabilen, şebeke dostu, tamamen yerli, temiz ve çok amaçlı olan jeotermal kaynaklarımızın ülkemize çok daha</p>
<p>yüksek seviyede değer yaratmasını istiyoruz. Türkiye’nin enerji arz güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve net sıfır hedefleri açısından jeotermalin taşıdığı değer, yalnızca kurulu güç rakamıyla ölçülemez. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımıza sunduğumuz önerilerin, yeni yasama yılında TBMM’nin ortak iradesiyle kalıcı düzenlemelere dönüşmesini bekliyoruz. Kamu yararını, çevresel sürdürülebilirliği, yerel kalkınmayı ve yatırım güvenliğini aynı zeminde buluşturan yeni bir dönem başlatabiliriz. Türk jeotermal sektörünün yarım asra yaklaşan birikimini, bugünün enerji güvenliği ve iklim hedefleriyle buluşturacak yeni bir hukuki çerçeveye ihtiyacımız var” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/jeotermal-sektorunden-yasama-yili-oncesinde-tbmmye-cagri-88475</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/5/1280x720/jeotermal-sektorunden-yasama-yili-oncesinde-tbmmye-cagri-1790585507.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Jeotermal Enerji Derneği, yeni yasama yılı öncesinde TBMM’ye çağrıda bulunarak YEKDEM süresinin 2040’a uzatılmasını, izin ve ruhsat süreçlerinin tek merkezden yürütülmesini, arama ve sondaj yatırımlarına yönelik teşviklerin artırılmasını ve sektör için bütüncül bir Jeotermal Kanunu hazırlanmasını talep etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmaris-turizmde-rotayi-12-aya-cevirdi-88474</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmaris turizmde rotayı 12 aya çevirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı (ITF 2026), 29 ülkeden 345’in üzerinde firma ve 39 ülkeden 300 uluslararası turizm profesyonelinin katılımıyla Yenikapı’da kapılarını açtı. Dünyanın farklı noktalarından seyahat acenteleri, tur operatörleri, oteller, turizm işletmeleri, belediyeler ve sektör temsilcilerini bir araya getiren fuarda, bölgelerin yerel turizm değerleri ve yeni turizm fırsatları ele alındı. Marmaris Belediyesi de fuarda paydaşlarıyla birlikte yerini aldı.</p>
<p>Fuarın ilk gününde Muğla Büyükşehir Belediyesi Destinasyon Oturumu gerçekleştirildi. Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın moderatörlüğündeki oturumda Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü’nün yanı sıra Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, Didim Belediye Başkanı Hatice Gençay ve Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin konuşmacı olarak yer aldı. Paneli uluslararası tur operatörleri, seyahat acentesi temsilcileri, otel yatırımcıları ve turizm basını da takip etti.</p>
<p>Oturumda Marmaris’in turizm vizyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ünlü, markalaşma çalışmalarına ve sürdürülebilir turizm anlayışına dikkat çekti. Marmaris’in turizm yaklaşımına farklı bir bakış açısı getirmeye çalıştıklarını belirten Ünlü, “Biz turizme bakış açımızı değiştiriyoruz. Çok turistten ziyade daha nitelikli, sayısı belki az ama harcaması yüksek, kalış süresi uzun turist için kendimizi yeniliyoruz” dedi. Marmaris’in sadece deniz turizmi değil farklı türdeki turizm çeşitliliği için de ideal bir kent olduğunu ifade eden Başkan Ünlü, Marmaris’in doğal yapısının farklı spor dalları için önemli bir potansiyel taşıdığının altını çizerek, “Marmaris doğal bir spor tesisi. Yüzme, kano, kürek, yelken, koşu, bisiklet; hepsini yapabilirsiniz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sürdürülebilirliğin Marmaris’in turizm geleceği açısından önemine vurgu yapan Ünlü, doğal değerlerin korunarak geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Ünlü, “Tüketerek büyüyemeyeceğimizi biliyoruz. Bizim en büyük sermayemiz doğamız. Marmaris’in kendisi. Bunu tüketmeden geliştirmemiz gerekiyor” diye konuştu. Marmaris’i üç ay turizm yapılan bir kentten, yılın 12 ayı yaşayan bir kente dönüştürmek istediklerini belirten Ünlü, sözlerini şöyle sürdürdü, “Artık Marmaris’i sadece bir turizm kenti değil, bir yaşam kenti olarak kodluyoruz. Yani 3 ay turizmin yapıldığı bir kentten 12 ay yaşanan bir kente ulaştırmak istiyoruz. Kent ne kadar gelen ziyaretçilerimiz için cazipse yaşayanlar için de cazip olmalı. Turizmi 12 aya yayan ve sorumluluğu da paydaşlarla paylaşan bir anlayışla yola devam ediyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmaris-turizmde-rotayi-12-aya-cevirdi-88474</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/4/1280x720/marmaris-turizmde-rotayi-12-aya-cevirdi-1790585390.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü, İstanbul Turizm Fuarı’nda Marmaris’in turizm vizyonunu anlattı. Ünlü, daha nitelikli ve yüksek harcama yapan turist profilini hedeflediklerini belirterek, doğal değerleri koruyarak turizmi 12 aya yaymak istediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-418-milyar-tllik-yeni-otoyol-yatirimi-88470</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 11:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’ya 41,8 milyar TL’lik yeni otoyol yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın ulaşım altyapısında 41,8 milyar TL’lik yeni bir yatırımın daha düğmesine basıldı. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilmesi planlanan Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Ovaakça-Konaklı Kesimi için hazırlanan ÇED raporunda projenin güzergâhı, teknik özellikleri ve yatırım bedeli netleşti. Osmangazi, Mudanya ve Nilüfer ilçelerini kapsayan projenin toplam yatırım bedeli 41 milyar 871 milyon 177 bin 726,90 TL olarak belirlendi. 24 Eylül 2026 tarihinde sunulan ÇED raporuna göre yeni otoyolun ana güzergâhı yaklaşık 33,8 kilometre olacak. Otoyolun 2x4 şeritli olarak ve 140 kilometre/saat proje hızıyla inşa edilmesi planlanıyor.</p>
<h2>33,8 kilometrelik güzergâh</h2>
<p>Projenin ana güzergâhının yaklaşık 11 kilometresi Osmangazi, 17,85 kilometresi Mudanya ve 4,98 kilometresi Nilüfer ilçe sınırlarından geçecek. Ovaakça’dan başlayacak güzergâh, mevcut Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’nun Bursa Kuzey Gişeleri’nin yaklaşık 300 metre batısından başlayacak. Bursa’nın ve Bursa Kuzey Çevre Yolu’nun kuzeyinden İzmir yönüne ilerleyecek otoyol, yaklaşık 13. kilometrede Bursa-Mudanya Devlet Yolu ile kesişecek. Güzergâhın ardından Çağrışan ve Mürsel mahallelerinin kuzeyinden batıya yönelmesi, mevcut çevre yoluna paralel ilerleyerek Konaklı bölgesinde güneybatı yönünde devam etmesi planlanıyor. Proje, burada Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’na bağlanacak.</p>
<h2>4 tünel, 12 viyadük</h2>
<p>Yeni otoyol yalnızca ana güzergâhtan oluşmayacak. ÇED raporunda projeye ilişkin 6 kavşak, 4 tünel, 4 köprü, 27 alt geçit, 10 üst geçit ve 12 viyadük planlandığı belirtiliyor. Otoyolun yaklaşık 26. kilometresinde, Mudanya ilçe sınırları içerisinde her iki yöndeki trafiğe hizmet verecek bir hizmet tesisi de yapılması öngörülüyor. Ana güzergâha ek olarak toplam 4,899 kilometrelik iki bağlantı yolu da projeye dahil edilecek. İlk bağlantı yolu 1,769 kilometre uzunluğunda olacak ve Bursa-Mudanya yoluna ulaşacak. 3,130 kilometrelik ikinci bağlantı yolu ise Bursa Çevre Yolu üzerindeki Görükle Kavşağı’na bağlanacak. Bağlantı yollarının 2x2 şeritli ve 110 kilometre/saat proje hızına uygun olarak tasarlanması planlanıyor.</p>
<h2>“3 yıllık inşaat öngörüsü”</h2>
<p>ÇED raporunda proje ve etüt çalışmalarının yaklaşık 2 yılda, inşaat faaliyetlerinin ise yaklaşık 3 yılda tamamlanması öngörülüyor. İnşaat döneminde üç ayrı şantiye kurulması ve şantiyelerde toplam yaklaşık 150 kişinin istihdam edilmesi planlanıyor. Raporda yer alan sürelerin proje planlamasına ilişkin öngörüler olduğu, kesin yapım başlangıç ve tamamlanma tarihleri anlamına gelmediği belirtiliyor. Raporda otoyol yatırımının tarım ve mera alanları, ormanlar, su kaynakları, flora ve fauna, gürültü, trafik ve yerleşim alanları üzerindeki olası etkileri ile alınması planlanan önlemler değerlendirildi. Son şekli verilen ÇED raporu, yönetmelik kapsamında 10 takvim günü boyunca halkın görüş ve önerilerine açık olacak. Süreç içerisinde iletilecek görüş ve önerilerin proje hakkında verilecek kararda dikkate alınacağı bildirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-418-milyar-tllik-yeni-otoyol-yatirimi-88470</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/0/1280x720/bursaya-418-milyar-tllik-yeni-otoyol-yatirimi-1790582942.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’nın ulaşım altyapısında yeni bir otoyol yatırımı gündeme geldi. Ovaakça-Konaklı Kesimi Otoyolu için ÇED süreci başladı. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilmesi planlanan projenin 33,8 kilometrelik güzergâhta 4 tünel, 12 viyadük, 6 kavşak ve 4 köprü yapılması planlanıyor. Projenin yatırım bedeli 41 milyar 871 milyon TL olarak açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/desanin-yeni-sayfasinda-toskana-ve-biyomalzeme-var-olmazi-oldurmak-88458</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> DESA’nın yeni sayfasında Toskana ve biyomalzeme var: &#039;Olmazı oldurmak…&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DESA’nın hikâyesi bir markalaşma hikâyesi ile sınırlı değil… Üretimden vazgeçmeden markalaşmanın, Türkiye’den İtalya’ya doğru tersine yatırım yapmanın ve zanaatı küresel lüksün içine taşımanın hikâyesi. Şirket, bir taraftan lüks modanın en köklü üretim merkezlerinden Toskana’da kendine yer açarken, diğer taraftan kendi köklerini, üretim bilgisini ve deri konusundaki deneyimini geleceğin malzemelerine taşıyor. </strong></p>
<p>DESA’nın 54 yıllık yolculuğunu anlatan kitabın adı, “Olmazı Oldurmak - Deri Modasında Dünya Markası Olma Yolunda Desa’nın İlham Veren Hikayesi.”</p>
<p>Milano’da DESA CEO’su Burak Çelet’i dinlerken, ardından Toskana’nın küçük kasabası Poppi’deki Desa fabrikasını gezerken bu başlık sık sık aklıma geldi. Çünkü bazen bir şirketin hikâyesini rakamlardan çok, izlediği yol anlatıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba02c8c932c-1790575304.png" alt="" width="403" height="321" />1972’de Türkiye’de yola çıkan bir deri markasının, yarım asır sonra Toskana’da dünyanın en büyük markaları için “Made in Italy” üretim yapan bir fabrika kurması, bu fabrikada Türkiye’de yetiştirdiği ustaların çalışıyor olması ve Milano Moda Haftası sırasında dünyanın moda ve lüks sektörüne yön veren isimlerle aynı platformda yer alması…</p>
<p><strong>Aslında “olmazı oldurmak” tam da böyle bir şey…</strong></p>
<p>Burak Çelet, 21-22 Eylül’de Milano’nun simge yapılarından Torre Velasca’da düzenlenen Milano Fashion Global Summit’te konuşmacıydı. Bu yıl 25’incisi gerçekleştirilen zirvenin teması da DESA’nın hikâyesiyle ilginç biçimde örtüşüyordu: “Roads and Roots” -Yollar ve Kökler.</p>
<p>Zirvede Ermenegildo Zegna, Antoine Arnault, Moncler Yönetim Kurulu Başkanı Remo Ruff ini gibi küresel lüks sektörünün önemli isimleri vardı. Burak Çelet ise “Global Market Overview” oturumunda değişen tüketici dinamiklerini, tedarik zincirindeki dönüşümü ve küreselleşirken kökleri korumanın önemini anlattı.</p>
<p><strong>Moda devlerinin stratejik çözüm ortağı</strong></p>
<p>Milano’daki konuşmasında Burak Çelet’in üzerinde durduğu konulardan biri, küreselleşirken kökleri korumaktı. Çelet, “Kurulduğumuz ilk günden bu yana Türk deri işleme sanatını ve tasarım gücünü dünyaya tanıtmayı kendimize misyon edindik” derken, bugün gelinen noktayı şöyle tanımlıyor: “Tekirdağ Çorlu, Düzce ve İstanbul Sefaköy’deki fabrikalarımızın yanı sıra, İtalya Poppi tesisimizle dünya moda devlerinin en stratejik çözüm ortağı konumunda bulunuyoruz. DESA, Türkiye’nin İtalya’ya gerçekleştirdiği saraciye ve deri mamulleri ihracatının yüzde 50’den fazlasını tek başına gerçekleştiriyor ve üretiminin yüzde 70’i İtalya’ya ihraç ediyor.”</p>
<p>Bu sözlerin sahadaki karşılığını, Milano’dan sonra Toskana’ya, DESA’nın Poppi’deki fabrikasına gidince görmek mümkün. DESA, dünya markalarıyla iş birliklerini geliştirmek, deri çanta ve saraciye ürünlerinde üretim ve satış hacmini büyütmek amacıyla 2022’nin ikinci yarısında Toskana’da yatırım kararı aldı. Casentino Vadisi’nde, Arezzo’ya bağlı Poppi’de bulunan tesis, 5 dönümlük arazi üzerinde yaklaşık bin 900 metrekare kapalı alana sahip. Satın alma süreci Mart 2023’te tamamlanan fabrika bugün hem Ar-Ge hem de üretim merkezi olarak faaliyet gösteriyor. Poppi’de kalıp oluşturma ve prototiplemeden bitmiş deri çanta ve küçük saraciye ürünlerine kadar üretimin tüm aşamaları aynı çatı altında gerçekleştiriliyor. Endüstri 4.0 uyumlu dikiş, işleme, kesim ve yapıştırma makineleriyle başta İtalyan ve Fransız lüks markaları olmak üzere Avrupa pazarı için yüksek katma değerli üretim yapılıyor.</p>
<p><strong>Dünyanın en güçlü lüks moda ekosisteminin içinde</strong></p>
<p>Aslında Poppi yatırımının anlamı fabrikanın metrekaresinden çok daha büyük. Çünkü İtalya, DESA’nın son 20 yıldır ana ihracat pazarı. Toskana ise yüzlerce yıllık deri zanaatkârlığının merkezi. Dolayısıyla burada üretim yapmak müşteriye yakınlaşmak kadar, dünyanın en güçlü lüks moda ekosistemlerinden birinin içine girmek anlamına geliyor. Poppi aynı zamanda DESA’ya ürün geliştirme süreçlerini hızlandırma ve “Made in Italy” üretim kabiliyeti kazandırıyor.</p>
<p><strong>Deriden gelen 54 yıllık bilgiyi derinin ötesine taşımak </strong></p>
<p>Burak Çelet sadece Milano’daki konuşmasında sadece Poppi fabrikasından değil, aynı zamanda sektörün geleceğini belirleyebilecek bir adımdan da bahsetti. Bu adım aslında, bir deri şirketi açısından ilk bakışta oldukça anlamlı: Yeni nesil biyomalzeme. Sürecin anlamlı bir diğer tarafı ise, ABD’de faaliyet gösteren bir Türk start-up’la birlikte ilerlemesi. Çelet şu bilgileri veriyor: “Bu yeni malzeme yolculuğunun arkasında Türk girişimci Ece Gözen’in kurduğu biyoteknoloji girişimi Gözen var. İstanbul ve San Francisco merkezli olarak gelişen Gözen, hayvansal deri ve fosil bazlı sentetik malzemelere alternatif biyomalzemeler geliştiriyor. 2025 sonunda Gozen Bioworks ve Gozen Institute ile yeni nesil biyomalzemelerin geliştirilmesi, üretilmesi ve küresel pazarlarda ticarileştirilmesi amacıyla ortak girişim için mutabakat zaptı imzaladı. İş birliğinin merkezinde nano-selüloz bazlı Lunaform bulunuyor. Yeni malzeme, DESA’nın mevcut tabakhane ve üretim altyapısında işlenebiliyor. Malzemenin üretimi yaklaşık yedi gün sürüyor. Her üretim tepsisinden yaklaşık 1,1 metrekare, her üretim odasından ise yaklaşık 55 metrekare malzeme elde ediliyor. Şu anda pilot ölçekte çalışan beş üretim odasının haftalık kapasitesi yaklaşık 275 metrekare. Yıllık kapasite 15 bin metrekare seviyesinde. Sistemin modüler olması ise talep arttıkça kapasitenin büyütülmesine imkân veriyor. Uzun vadeli hedef, mevcut alanı daha büyük ölçekli bir biyofabrikasyon tesisine dönüştürmek.”</p>
<p>Bir dünya markası olmanın yolu yalnızca daha fazla ülkeye ihracat yapmaktan geçmiyor. Doğru ekosistemin içinde olmak, üretim bilgisini korumak ve bir yandan da bugünkü işinizi gelecekte değiştirebilecek teknolojiye yatırım yapmak gerekiyor. DESA için “Olmazı Oldurmak”ın bundan sonraki bölümü çoktan yazılmaya başlamış: Milano’da küresel lüksün masasına oturmak, Toskana’da üretmek ve deriden gelen 54 yıllık bilgiyi derinin ötesine taşımak…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Dönüşüm sadece yeni malzemeden ibaret değil</strong></span></p>
<p>DESA’nın Lunaform ile yeni nesil biyomalzemelere yönelmesi, şirketin sürdürülebilirlik tarafında attığı daha geniş adımların da bir parçası. Şirket, bir yandan derinin geleceğine alternatif malzemeler üzerinden bakarken, diğer yandan mevcut üretimin çevresel etkisini azaltmaya çalışıyor. 2025 Sürdürülebilirlik Raporu’na göre Çorlu’daki LWG Gold sertifikalı tabakhanede üretimin yüzde 90’ında yenilenebilir enerji kullanılıyor. Şirket, 2024’ü baz alarak Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2030’a kadar yüzde 15 azaltmayı hedefliyor. Sürdürülebilirlik yol haritasında yönetişim, çevre ve sosyal alanlarda 29 proje bulunurken; su stresi, aşırı hava olayları ve taşkın gibi fiziksel iklim riskleri de üretim tesisleri bazında izleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/desanin-yeni-sayfasinda-toskana-ve-biyomalzeme-var-olmazi-oldurmak-88458</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/8/1280x720/54-1790575377.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DESA’nın yeni sayfasında Toskana ve biyomalzeme var: &#039;Olmazı oldurmak…&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yilmaz-turkiyenin-sahip-oldugu-altin-potansiyeli-yeniden-hesaplanmali-88456</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: Türkiye’nin sahip olduğu altın potansiyeli yeniden hesaplanmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/RİZE</strong></p>
<p>Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, Türkiye’nin altın rezervine yönelik çalışmaların 1990’lı yılların başında yapıldığını hatırlatarak, yeni incelemelere ihtiyaç olduğunu söyledi. Mehmet Yılmaz, 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması için bulunduğu Rize’de bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı. 1990’lı yıllarda jeolojik verilere dayalı yapılan bir modellemeyle 6 bin 500 ton dolayında bir altın potansiyeli tahmin edildiğini hatırlatan Yılmaz, bu miktarın bir “rezerv” (jeolojik olarak varlığı ispatlanmış, çıkarılması teknolojik olarak mümkün ve karlı olabilecek miktar tahmini) olmadığını kaydetti. Türkiye Kanada İş Konseyi Başkanı da olan Yılmaz, Türkiye ile Kanada arasındaki ilişkilerin çok iyi bir seviyeye geldiğini, özellikle küçük nükleer santrallere yönelik işbirliğinin öne çıktığını, teknoloji transferinin dahi masada olduğunu belirtti.</p>
<p>Dünyada altın fiyatlarının geldiği seviye, daha da yükselme ihtimaline işaret eden Mehmet Yılmaz, “O günkü koşullarda (1990’lı yıllar başında yapılan çalışma sırasında) 300 dolar (ons fiyatı) üzerinden belli bir alana cevher diyebiliyordunuz. Ancak altının onsu şu anda 4 bin dolara çıktıysa, eskiden ekonomik bulmayıp 'çöp' diye baktığınız şeyler de artık cevher niteliği kazandı ve bu potansiyel alan genişledi” yorumunu yaptı. </p>
<h2>Nevada altın yataklarına benziyor </h2>
<p>Geçen zaman içinde güncelleme yapılmama nedenine yönelik soruya Mehmet Yılmaz, “Aslında o güncelleme devlet tarafından yapılabileceği gibi özel sektör ya da üniversiteler tarafından da yapılabilecek bir çalışmadır. Bana göre çok iyi bir akademik tez veya doçentlik tezi konusu olabilir. Yapılması da son derece mümkündür. Tekrar aynı konuya döneceğim, o dönem 6.500 ton olarak ifade ettiğimiz potansiyelin biz yaklaşık 1.500 tonluk kısmını ürettik” dedi.</p>
<p>Önceki çalışmanın Türkiye’nin jeolojik yapısına benzeyen ABD Nevada’da altın yatakları bulunan Carlin Kuşağı (Carlin Trend) ile benzerliğinden de faydalanılarak yapıldığını anlatan Yılmaz, yeni çalışma ihtiyacına vurgu yaparak, “MTA gibi kurumlarımız var, MTA buna bakar, gerçekçi bir rakam ortaya koyar, sizi de beni de ikna eder ve spekülasyon ortadan kalkar. Size kesin ve net başka bir veri daha söyleyeyim. Bugün Türkiye'de, ruhsat sahiplerinin elinde bulunan, izin bekleyen ve açılmak üzere olan irili ufaklı altın yataklarını toplarsak, Türkiye yılda çok rahat 50 ton altın üretebilecek kapasitededir” dedi. Türkiye’de üretilen altının 2025’te 28 ton olarak gerçekleştiğini, bu yıl için de yakın bir miktar beklendiğini vurgulayan Mehmet Yılmaz, üretilen altının tamamının Merkez Bankası tarafından alındığını hatırlattı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"ALTIN DEĞERİNİ KORUYOR, MUTLAKA FATURALI OLMASINA DİKKAT EDİLMELİ"</span></h2>
<p>Mehmet Yılmaz, altın fiyatlarındaki dalgalanmayı işaret ederek, ziynet eşyası olmayan altının hala bir güçlü bir yatırım alternatifi olup olmadığı sorusuna, altının değerini uzun vadede koruyan bir araç olduğunu belirterek, özellikle Türkiye ve TL söz konusu olduğunda avantaj yarattığını vurguladı. Dünyada altın ons fi yatı ile ABD dolarının ters yönlü hareket ettiğini, nadiren ikisinin aynı anda yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, “Ancak Türkiye’de dolar kuruyla altının aynı anda yükseldiği durumlar çok sık yaşanmaya başladı. Bu da basketboldaki ‘double double’ tabiri gibi çifte etki yaratıyor. Dünyada dolar zayıflasa bile Türkiye'deki ekonomik dinamikler çok farklı işliyor. Bunun temel sebebi dış ticaret açığıdır, çünkü sürekli yurt dışına döviz akıtıyoruz ve maalesef madencilik ürünleri ithal ediyoruz. Konu buraya nasıl geldi diyeceksiniz, aslında çok basit. Yaklaşık 105-110 milyar dolar dış ticaret açığımız var. Bunun 45 milyar dolarlık kısmını oluşturan doğal gaz ve petrolü çıkardığınızda, geriye kalan açık büyük ölçüde madencilik kaynaklıdır. İthal edilen madencilik ürünlerinin de neredeyse yarısını altın oluşturuyor. Hal böyle olunca, döviz kuru ile altın fi yatları çok uzun zamandır birlikte hareket ediyor.” yorumunu yaptı. Yılmaz, her türlü altın alımında da bireyleri mutlaka kayıtlı, faturalı olarak satın alma ve faturasını da saklama tavsiyesinde bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Kanada ile nükleer iş birliği çok önemli" </span></h2>
<p>TMD başkanlığı yanında, DEİK Türkiye- Kanada İş Konseyi Başkanı da olan Mehmet Yılmaz, bu ülke ile ilişkilerin çok iyi bir seviyede olduğunu belirterek, özellikle nükleer enerji alanındaki işbirliğinin dikkat çekici olduğunu vurguladı. Kanada’nın Trump yönetiminin tutumu nedeniyle, ikili ekonomik ilişkilerini çeşitlendirme arayışı içinde olduğunu, yeni seçilen Kanada Başbakanı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın farklı zamanlardaki görüşmelerinin de ilişkilere ivme kazandırdığını belirten Mehmet Yılmaz, özellikle nükleer enerji alanındaki işbirliğinin önemine dikkat çekerek şu yorumu yaptı:</p>
<p>“Açıkçası (iki ülke dış ticaret hacmi) utanç verici bir seviyede. Yaklaşık 2,5-3 milyar dolar civarında kalmış durumda. Fakat çok kritik bir aşamaya girdik. Eğer söz konusu iş birliği (nükleer enerji) gerçekleşirse, Kanada ile en az 100 yıl sürecek köklü bir ilişkimiz olacak, bu iş birliğinin temeli nükleer enerjiye dayanıyor. Nükleer enerji alanında Kanadalılarla bir ön anlaşma imzaladık. Bunun sebebi, Kanada’ya ait CANDU teknolojisinin dünyadaki en makul ve aynı zamanda teknoloji transferine olanak tanıyan bir sistem olmasıdır. Rusya ve Çin’in sunduğu teklifler maalesef bu imkanı sağlamıyor. Bizim Kanada'ya yönelmemizin asıl nedeni de tam olarak budur (teknoloji transferi). Rusya ve Çin ‘Size nükleer teknolojiyi vermem’ diyor. Bu, santralin yakıtını da sürekli olarak onlardan almak zorunda kalacağımız anlamına geliyor. Ancak Kanada'nın CANDU teknolojisi böyle bağımlılıklar yaratmıyor. Ayrıca SMR (Küçük Modüler Reaktör) sistemleri var. Bunlar daha küçük boyutlu, mobil yapılabilen ve ham uranyumu doğrudan yakıt olarak kullanabilen reaktörlerdir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yilmaz-turkiyenin-sahip-oldugu-altin-potansiyeli-yeniden-hesaplanmali-88456</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/5/1280x720/tmd-baskani-mehmet-yilmaz-1758725692.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, 1990’lı yıllarda 6 bin 500 ton olarak hesaplanan altın potansiyelinin güncel koşullarda yeniden incelenmesi gerektiğini belirterek, Türkiye’nin mevcut sahalarla yılda 50 ton altın üretebilecek kapasiteye sahip olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/21-milyara-fabrikalari-satiyor-haftalik-yukselisi-yuzde-28-oldu-88455</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2,1 milyara fabrikaları satıyor, haftalık yükselişi yüzde 28 oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsa geçtiğimiz haftayı %2,90 kayıpla kapatırken, 80 hisse %20 ve üzeri geriledi. Tasfiyeye tabi fonların portföyünde bulunan ya da bu fonlarla ilişkili olan 41 hissedeki düşüş %40’ı geçti. Yüksek kayba rağmen alıcıların bu hisselere mesafeli durması gerilemenin süreceğini gösteriyor. </strong></p>
<p>Tasfiye sürecine alınan 131 fonun etkisiyle sert düşüşler yaşayan sığ hisselerde haftalık kayıplar %40’ı aşsa da BIST 100 Endeksi %2,90 geriledi. Derinliği zayıf tahtalarda nakde dönme isteği 41 hissenin hafta boyunca tabanda kalmasına yol açtı. Anel Elektrik ve Lydia Yeşil Enerji gibi hisseler %40’ın üzerinde geriledi. Buna karşın 10 hisse %17’nin üzerinde yükseliş kaydetti. Hareket Proje ve Tuğçelik %28’i aşan getirisiyle öne çıktı. Riskin yükseldiği dönemlerde, defter değerinden uzaklaşan abartılı fiyatlamalara karşı daima tedbirli olunmalı.</p>
<h2>Haftanın yükselenleri</h2>
<p>Geçtiğimiz hafta %30,93 yükselen Hareket Proje, düşen piyasada en fazla kazandıran oldu. Umman ve BAE pazarında toplam 8,8 milyon dolarlık yeni sözleşmeler imzalayan firma, nakit girişini destekliyor. Geçen iki yılda zarar eden firma, son açıkladığı altı aylık dönemde satışlarını %20 artırdı. Dönem sonunda da %438’lik artış ile 204,6 milyon TL kâr elde etti. Tuğçelik, haftalık %28,15 primle düşüşten uzak kalan şirketlerden biri oldu. Firma, Kocaeli, Gebze ve Sancaktepe’deki fabrikalarını toplam 2,1 milyar TL bedelle satıp eş zamanlı olarak 10 yıllığına kiralayacağı haberi dikkat çekti. Geçen yıl zarar eden şirket, altı aylıkta da zararını sürdürdü. Fiyatı, Ekim 2023’te en yüksek 10,58 TL’yi test ederken geçen sürede arada çıkışları olsa da sürekli geriledi.</p>
<h2>Satış baskısı kırılamadı</h2>
<p>Anel Elektrik, 9 Eylül günü en yüksek 229,40 TL’ye kadar çıkarken sonrasında sürekli taban serilerle 62,10 TL’ye kadar indi. Haftalık kaybı %40,91 oldu. Yılın ilk yarısında gelirini %80 düşüren firma, dönem sonunda 2,25 milyar TL zarar yazdı. Fiyattaki düşüşe rağmen PD/DD oranının 23,36 seviyesinde olması satış baskısının sürme olasılığını gündemde tutuyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9ffb42fb57-1790574516.png" alt="" width="999" height="527" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>YATIRIM FONU MU, HİSSE SENEDİ Mİ?</strong></p>
<p>Yatırım fonu; profesyonel yönetim, geniş çeşitlendirme, zaman tasarrufu, psikolojik konfor. Yönetim ücreti, kontrol noksanlığı, fiyatlama gecikmesi. Hisse senedi; maksimum kazanç, tam hakimiyet, anlık işlem gücü, temettü, odaklanmış başarı. Yüksek risk, analiz yükü, ağır stres, çeşitlendirme engeli.</p>
<p><strong>Ağustosta yönünü aşağı çeviren hissede yaşanan sert satış, düşüşü daha da hızlandırdı</strong></p>
<p>Batıçim Çimento neden son bir aydır çok sert bir düşüş yaşıyor? ● İbrahim Aygün</p>
<p>İbrahim, Batıçim Çimento (BSOKE) 11 Ağustos’ta en yüksek 37,16 TL’yi test ederken sonrasında hızla geriledi. Bir ayda değer kaybı %73,13 oldu. Satıcılı piyasada 3 Eylül günü Bulls Portföy’ün yönettiği fonların yüklü satışları öne çıktı. Bir günde toplam 59,6 milyon adet hisse satarken paylarını anılan tarihte sıfırlayarak nakde çevirdiler. Toplu yapılan hızlı çıkış hissedeki düşüş ivmesini artırdı. Halihazırda 13 fon 15 milyon lot hisseyi portföyünde tutarken İstanbul Portföy ile Ziraat Portföy’ün dört fonu toplam 11,9 milyon lotu elinde bulunduruyor.</p>
<p><strong>Aktif toplamının üçte birine denk gelen iş merkezini satın alarak portföyüne dahil etti</strong></p>
<p>Deniz GMYO aldığı iş merkezini kârını üzerine koyup satmaya mı niyetli? ● Mehmet Aydın</p>
<p>Mehmet, geçtiğimiz haziran ayında Deniz GMYO ekspertiz değeri 2,73 milyar TL olan Ümraniye’deki 42 bağımsız bölümlü iş merkezini 2,54 milyar TL’ye portföyüne kattığını duyurdu. Denizbank ve Akbank’ın ortaklığındaki gayrimenkulün devri tamamlanırken, alım bedeli şirketin aktif toplamının %33,3’üne denk geliyor. Firma gayrimenkulü nasıl değerlendireceğine dair bilgi paylaşmadı. Ancak böylesine hacimli bir işlemi al sat beklentisiyle yapması beklenmemeli. İş merkezi olması ve 42 bağımsız bölümden oluşması kira geliri beklentisini öne çıkarıyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>GTA fonu kıymetli madenler piyasasına yatırımla bir yılda %27 kazandırdı</strong></p>
<p>Garanti Portföy’ün idaresindeki Altın Fonu (GTA), ocak ayının son günü en yüksek 1,89 TL’yi test ettikten sonra geriledi. Geçen sürede arada yukarı çıkışları olsa da bir daha ocaktaki seviyesini yakalayamadı. Fonun toplam değeri ağustos ayında bir miktar yükselmiş olsa da nisandan bu yana küçülüyor. Eylülde toplam değeri 23,95 milyar TL’ye geriledi. Düzenli nakit çıkışı yaşanan fonda, eylülde çıkan tutar 408,13 milyon TL oldu. Yatırımcısı benzer şekilde sınırlı olmakla birlikte azalıyor. Şimdilerde 66.843’e inen bir yatırımcı sayısı bulunuyor. Temel stratejisi, fon varlıklarını borsada işlem gören altın ve altına dayalı varlıklarda değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %58,78’i kıymetli maden kamu kira sertifikası ve %39,61’i kıymetli madenlerden oluşuyor. Yıllık getirisi %27,03 düzeyinde.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Misyon Yatırım Bankası, %42,88 bileşik faizle 565 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Misyon Yatırım Bankası, 24.09.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 565.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %39, bileşik faizi %42,88 olarak belirlendi. 179 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 22.03.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %19,13 düzeyinde. 24 Eylül itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,72 seviyesinde bulunuyor. Bankanın verdiği %39 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 2,28 puan üzerinde yer alıyor. Oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFMSYN32710 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba000a2e3c4-1790574602.png" alt="" width="975" height="237" /><strong>ORGE ENERJİ</strong></p>
<p><strong>İnşaatı süren veri merkezi ihalesini kazanırken otel projesinde bütçeyi artırdı</strong></p>
<p>Orge Enerji, inşası devam etmekte olan Ankara’daki Turkcell Veri Merkezi’nin elektrik işleri ihalesini 4,95 milyon euroya kazandı. Tutar yaklaşık 276 milyon TL’ye denk geliyor. 10 ayda tamamlanacak proje, firmanın teknoloji ve taahhüt odaklı işlerdeki referansını güçlendirecek. Diğer taraftan firma, Bodrum Hillside Hotel projesinde 564 milyon TL olan sözleşme tutarının, ilave işlerle birlikte artarak 649,2 milyon TL’ye çıktığını belirtti. Yılın ilk yarısında gelirini %26 büyütüp 2,6 milyar TL’ye yükselten firma; dönem sonu kârını da %93 artışla 478,2 milyon TL’ye çıkardı.</p>
<p><strong>PETKİM PETROKİMYA</strong></p>
<p><strong>Yatırım hedefinde bir aşama daha geride kaldı. Son aşama 2027 içinde tamamlanacak</strong></p>
<p>Petkim, uzun süredir üzerinde çalıştığı Master Plan yatırımı kapsamında lisans ve mühendislik sözleşmelerini imzalayarak FEED (Uç Mühendislik Tasarımı) aşamasına geçti. Technip, Univation ve Lummus ile imzalanan sözleşmeler kapsamında polietilen ve polipropilen üniteleri projelendirilecek. Nihai yatırım kararı öncesindeki son aşamanın 2027 sonuna kadar tamamlanması ve bu süreçte 70 milyon dolar harcanması planlanıyor. Yüksek katma değerli üretime geçişi hedefleyen projenin hayata geçirilmesi, Petkim’in uzun vadeli kapasite ve kâr marjlarına katkı sağlayacak.</p>
<p><strong>MLP SAĞLIK</strong></p>
<p><strong>Samsun Medikal’in kalan hisselerini de devralarak 7 hastanenin kontrolünü aldı</strong></p>
<p>MLP Sağlık, iştirakleri üzerinden Samsun Medikal Grup’un sermayesinin %20’sini daha satın alarak şirketin %100 hakimi oldu. Hazırlanan değerleme raporu nazara alınarak gerçekleştirilen satın almada 115 milyon dolar ödeme yapılacak. Bu işlemle birlikte MLP Sağlık, daha önce sahip olduğu hisselerin yanına kurucu ortaklara ait yönetim hakları ve imtiyazları da ekleyerek toplam yedi hastaneyi bünyesinde bulunduran Samsun Medikal üzerinde tek kontrol sahibi konumuna geldi. Peşin ödemeyle tamamlanan işlem, ciro konsolidasyonu sayesinde firmanın kârlılığını destekleyecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Besler Gıda mayıstan bu yana dalgalı bir seyirle aşağı yönlü hareket ediyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9ffee9a501-1790574574.png" alt="" width="292" height="231" />Besler Gıda’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %4,13 ile toplamda 86,45 bin lot azalarak 2 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 9’dan 11’e çıktı. DFC fonu 90 bin lot ile en fazla satışı yaparken, TPR fonu 16,5 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse için bugüne kadar 1 aracı kurum öneride bulunurken, model portföyüne alan olmadı. Değerlendirmede bulunan Alnuş Yatırım 24,39 TL ile “Al” önerisi verdi. Hedef fiyatı %110 yükseliş potansiyelini işaret ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/21-milyara-fabrikalari-satiyor-haftalik-yukselisi-yuzde-28-oldu-88455</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2,1 milyara fabrikaları satıyor, haftalık yükselişi yüzde 28 oldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/altinda-tahvil-stresi-derinlesiyor-88452</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altında &#039;tahvil stresi’ derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9faa232891-1790573218.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Altın piyasası, karmaşık bir sınavdan geçiyor. Normal koşullarda tahvil getirilerinin yükselmesi, faiz kazancı sunmayan altının cazibesini azaltıyor. Nitekim ABD’de enflasyon baskılarının ve Fed’in faiz artırımlarına devam edebileceği beklentisini güçlendirdiği dolar altının önündeki engelleri büyütüyor. Diğer taraftan Batı’da kamu borçlanma ihtiyacı ve devasa devlet borçları tahvile alternatif bir güvenli liman talebi yaratarak altına alan açabilir.</p>
<p>Ons altın geçtiğimiz haftayı 4.285 dolar civarında tamamlarken haftalık kayıp yüzde 1’i aştı. Düşüş ABD’de tahvil faizindeki artış tetikledi. ABD’nin 10 yıllık tahvil getirisinin yüzde 5,1’in üzerine çıkması ve 10 yıllık reel getirinin yaklaşık yüzde 2,78’e ulaşması, altın üzerindeki baskıya alevlendirdi. Şubat sonunda İran savaşının başlamasından bu yana iki ve beş yıllık tahvil getirilerinde yaklaşık 150 baz puanlık artış yaşandığı belirtiliyor. Doların güçlenmesi de altını ABD dışındaki yatırımcılar için pahalılaştırıyor.</p>
<h2>Yeni faiz arışı kapıda olabilir </h2>
<p>Piyasa fiyatlamaları, Fed’in faiz artırımlarına devam edebileceği beklentisinin güçlendiğine işaret ediyor. CME FedWatch verilerine göre yatırımcılar ekim ve aralık aylarında faiz artışı olasılığını yüksek görüyor. Bu beklenti, kısa vadede altının yukarı yönlü hareket alanını daraltıyor. Goldman Sachs da Fed’in faiz artışlarının yükselişi tamamen sona erdirmekten çok yavaşlatabileceği görüşüyle 2026 sonu altın tahminini 4.900 dolardan 4.650 dolara indirdi; 2027 sonu için 5.400 dolarlık öngörüsünü ise korudu.</p>
<h2>Tahvil tehdit olmaktan çıkabilir </h2>
<p>Öte yandan bazı uzmanlara göre tahvil piyasasındaki her yeni gerilim, altın açısından yalnızca bir tehdit anlamına gelmiyor. Altını baskılayan yüksek tahvil faizleri, uzun vadede değerli metalin lehine bir dinamik de yaratabilir. ABD’nin sürdürülemez kamu maliyesi, İngiltere, Fransa ve Japonya’nın zayıflayan mali dengeleri, devlet borçlarının güvenli liman niteliğine ilişkin soru işaretlerini artırıyor. Ekonomist Desmond Lachman’a göre, bu ülkelerin mali yapılarındaki bozulma, tahvillerin ABD Hazine tahvillerine alternatif olma kapasitesini sınırlıyor. Lachman, “Altının uzun vadeli fiyat görünümü için yıldızlar nadiren bugünkü kadar iyi bir şekilde hizalanmıştır” değerlendirmesinde bulunuyor. Borç yükünün çevrilmesinin pahalılaşması ve kamu maliyesine yönelik kaygıların derinleşmesi, yatırımcıları devlet tahvillerinden uzaklaştırarak altına yöneltebilir. Böylece yükselen faizler kısa vadede altını baskılarken, tahvil piyasalarındaki güven aşınması uzun vadede altına destek sağlayabilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Küresel ETF varlıkları ağustosta 121 bin ton arttı</span></h2>
<p>Bu nedenle bazı yatırımcılar, yükselen getirilerin yarattığı baskıya rağmen altını portföylerinde tutmayı sürdürüyor. Dünya Altın Konseyi verilerine göre küresel altın ETF’lerinin varlıkları ağustosta 121 ton artarak 4.189 tonla rekor seviyeye ulaştı. Eylül ayındaki güçlü talep de altına yönelik yatırım iştahının yalnızca kısa vadeli faiz hareketleriyle açıklanamayacağını ortaya koyuyor. Çin’in 2026’nın ilk sekiz ayında 1.000 tonu aşan altın ithalatı da bu talebin önemli dayanaklarından biri.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Altını baskılayan üç unsur</span></h2>
<p>■ Yükselen reel faiz: Faiz getirisi olmayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini artırıyor. </p>
<p>■ Güçlenen dolar: Altını dolar dışındaki yatırımcılar için pahalılaştırarak talebi sınırlayabiliyor. </p>
<p>■ Fed’in sıkılaşma beklentisi: Faiz indirimlerinin ötelenmesi veya yeni artış olasılığı, altının kısa vadeli yükselişini zorlaştırıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Altını destekleyebilecek faktörler</span></h2>
<p>■ <strong>Borçlanma maliyetleri:</strong> Yüksek faizler kamu ve özel sektörün finansman yükünü artırıyor. </p>
<p>■ <strong>Tahvil talebinde kırılganlık:</strong> Zayıf ihaleler ve uzun vadeli borç için talep edilen yüksek getiriler, yatırımcıların daha fazla risk primi istediğine işaret edebiliyor. </p>
<p>■ <strong>Güvenli liman talebi:</strong> Mali sürdürülebilirlik ve jeopolitik risk kaygıları, faiz baskısına rağmen altın talebini canlı tutabiliyor. </p>
<p>■ <strong>Yatırımcı akışı:</strong> Dünya Altın Konseyi’ne göre küresel altın ETF’lerinin varlıkları ağustosta 121 ton artarak 4.189 tonla rekor kırdı. Bu, altın talebinin güçlü kaldığını gösteren önemli bir işaret.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/altinda-tahvil-stresi-derinlesiyor-88452</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/6/1280x720/dolaraltin-gold-1779164059.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD tahvil getirilerindeki yükseliş ve Fed’in faiz artırımı beklentileri altını kısa vadede baskı altında bırakıyor. Ons altın geçen hafta yüzde 1 geriledi. Ancak ABD, Fransa, Japonya ve İngiltere gibi devlerde artan borç yükü tahvile karşı yeni bir güvenli liman talebi yaratıp rotayı yeniden altına kırdırabilir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hurdaya-gelen-zam-insaat-demirini-atesledi-88451</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hurdaya gelen zam inşaat demirini ateşledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR/İSTANBUL</strong></p>
<p>Bölgesel ve küresel ölçekte artan jeopolitik riskler, tedarik zincirlerinde yaşanan aksaklıkların yanı sıra hammadde, enerji ve lojistik maliyetlerini de yukarı çekiyor. Bu gelişmelerden en fazla olumsuz etkilenen sektörlerden biri de inşaat. İnşaat sektöründe maliyet baskısı, ana girdilerde peş peşe gelen fiyat artışlarıyla yeniden belirginleşti.</p>
<p>Demir-çelik üretiminde önemli bir girdi olan hurdada fiyatların son iki ayda yaklaşık yüzde 14 yükselmesi, üretici maliyetleri üzerinden inşaat demiri fiyatlarına da yansıdı. Temmuz başında tonu 26 bin 500 lira olan 12-32 milimetre nervürlü inşaat demiri, eylül ortasında 30 bin 540 liraya ulaşırken, iki aylık artış 4 bin 40 lirayı buldu. Aynı dönemde hazır betonun metreküp fiyatı 500 lira, çimentonun ton fiyatı da 500 lira yükseldi. C30 hazır betonun metreküpü 3 bin 850 liradan 4 bin 350 liraya, fabrika teslim fiyatı 3 bin 500 lira olan dökme çimentonun tonu da 4 bin liraya yükseldi.</p>
<p>İki ayda yüzde 13,5 artış İnşaat demirinde fiyat artışının önemli unsurlarından biri hurda fiyatındaki yükseliş trendi. Üretiminde demir cevherinin yanı sıra büyük ölçüde hurda kullanan sektörün hurda maliyeti son iki ayda yaklaşık yüzde 14 arttı. Hurdanın yanı sıra enerji, akaryakıt ve navlun maliyetlerindeki yükseliş de üreticilerin toplam maliyetlerini yukarı çekti. Girdi maliyetlerinde yaşanan bu artış, nihai ürün fiyatlarına da yansıdı. İnşaat demirinde ürün gruplarına göre son iki ayda ton başına 2 bin ila 4 bin lira arasında fiyat artışı görüldü.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9fa2107907-1790573089.png" alt="" width="639" height="518" />Nervürlü demir 30 bini aştı </h2>
<p>7 Temmuz'da tonu 26 bin 500 lira olan 12-32 milimetre nervürlü inşaat demiri, 16 Eylül itibarıyla 30 bin 540 liraya yükseldi. Böylece iki aylık dönemde ton fiyatında 4 bin 40 liralık artış gerçekleşti. Aynı dönemde 5,5 milimetrelik kangal demirin ton fiyatı da 625 dolardan 665 dolara çıktı. İnşaat demirindeki yükselişin önemli bir bölümünde küresel hurda piyasasındaki hareketlilik ve üretim maliyetlerindeki artış etkili olurken, sektör temsilcileri açısından kritik soru ise maliyet artışının nihai ürün fiyatına ne ölçüde yansıdığı oldu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Fiyat artışını nihai ürüne aynı oranda yansıtamıyoruz”</span></h2>
<p>Hurda fi yatlarında son iki ayda yaşanan yüzde 13,5'lik artışın, hurda kullanan demir-çelik üreticilerinin ton başına maliyetlerine ne ölçüde yansıdığı ve bu maliyet artışının inşaat demiri fi yatlarına hangi oranda geçtiği, önümüzdeki dönemde fi yatların seyrini belirleyecek. Hurdanın yanı sıra elektrik, doğalgaz, akaryakıt ve navlunda yaşanan fi yat artışının da üretici maliyetlerini yukarı çektiğini ifade eden Ekol Soğuk Çekme Demir Çelik AŞ CEO’su Elif Tükay Korkmaz, hurda fi yatındaki artışı nihai çelik fi yatına aynı oranda yansıtamadıklarını söyledi. “Hurda yüzde 13,5 arttı diye nihai çelik fi yatı da yüzde 13,5 artacak gibi birebir bir denklem yok” diyen Korkmaz, “üreticinin elektrik, doğalgaz, elektrot, işçilik, lojistik ve finansman gibi çok sayıda maliyet kalemi var.. Hurda artışı ciddi bir maliyet baskısı yaratıyor ancak bunun nihai ürüne ne ölçüde yansıyacağını piyasa koşulları belirliyor” dedi. Fiyat oluşumundaki mekanizmayı anlatan Korkmaz, hurda fi yatındaki artışın öncelikle üreticinin maliyetini yükselttiğini, ardından bu maliyetin ne kadarının ürüne yansıyacağını piyasa koşullarının belirlediğini söyledi. Korkmaz, enerji, lojistik, kur, arz-talep ve stok maliyetlerinin de nihai fi yat üzerinde etkili olduğunu kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hurdaya-gelen-zam-insaat-demirini-atesledi-88451</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/hurda.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Demir-çelik üretiminin temel girdilerinden hurdada son iki ayda yaşanan yaklaşık yüzde 14’lük artış, inşaat demiri fiyatlarını yukarı taşıdı. Kardemir’in hurda alım fiyatı ton başına 2 bin 50 lira yükselirken, 12-32 milimetre nervürlü inşaat demirinin ton fiyatı 4 bin 40 lira artarak 30 bin 540 liraya çıktı. Demirin yanı sıra çimento ve hazır betondaki artışlar da inşaat maliyetleri üzerindeki baskıyı güçlendirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meclis-1-ekimde-aciliyor-yeni-donem-secim-hazirliginin-hizlandigi-bir-yil-olacak-88450</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Meclis 1 Ekim’de açılıyor; yeni dönem seçim hazırlığının hızlandığı bir yıl olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>1 Ekim’de yeni yasama yılına başlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Meclisin açılışı nedeniyle düzenlenecek özel oturumda milletvekillerine hitap edecek. Erdoğan’ın, Meclis konuşmasında Terörsüz Türkiye, ekonomi, iç ve dış politikaya ilişkin vereceği mesajlar dikkatle izlenecek. Seçimin en erken Kasım 2027 ya da 2028’in Mart-Nisan ayında yapılacağı dikkate alındığında bu yasama yılı iktidarın seçime hazırlandığı bu kapsamda ‘seçim yatırımı ‘olarak da nitelendirilebilecek yasal düzenlemeleri Meclise getireceği bir yıl olacak. Ne eğitimde ne istihdamda (NEET) yer alan ve “ev genci” olarak bilinen gençlerin iş gücüne kazandırılması amacıyla hazırlanan Genç İstihdam Hamlesi, yine kamuoyunda ‘vatandaşlık maaşı’ olarak da adlandırılan gelir düzeyi düşük ailelerin desteklenmesi amacıyla uygulamaya geçirilecek olan Gelir Tamamlayıcı Aile Destek Sistemi (GETAD) için yapılacak yasal düzenlemelerin 2027 yılında Meclise gelmesi öngörülüyor. İnfaz düzenlemesinin de yılbaşından sonra yapılması planlanıyor. Terörsüz Türkiye kapsamında Meclis'te kurulacak izleme komisyonunun kurulmasına ilişkin çalışmalar Meclisin açılmasıyla birlikte hızlanacak. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, komisyonun yapısı ve çalışma prensiplerinin siyasi partilerle yapılacak müzakereler sonucunda belirleneceğini açıkladı.</p>
<h2>Kızılay Yasası ile başlanacak</h2>
<p>6 Ekim’de çalışmalarına başlayacak olan Meclis, Türk Kızılay’nın görev ve yetkileri ile hak ve muafiyetlerini kapsayan yasa teklifini öncelikle kanunlaştıracak. Meclise sunulan yabancı dijital konaklama platformlarının faaliyet şartlarını düzenleyen teklifinde kısa sürede kanunlaştırılması bekleniyor. Süresiz nafakanın da yer alacağı 13. Yargı paketi de yılbaşından önce çıkarılacak. Pakette, sosyal medyada kimlik doğrulama da yer alacak. Okul ve hastaneler başka olmak üzere kamu kurumlarında sigara yasağını genişletecek yasal düzenlemede Meclis gündemine gelecek. Yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandırmaya dönük yasa teklifi üzerinde de çalışmalar sürüyor. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından Mekke’de imzalanan kolektif güvenlik ve savunma iş birliğini içeren Mekke Ortak Savunma Anlaşması da ekim ayında Meclise sunulacak. AK Parti’nin yeni anayasa konusunda yaptığı çalışmanın ekim ayında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulması bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meclis-1-ekimde-aciliyor-yeni-donem-secim-hazirliginin-hizlandigi-bir-yil-olacak-88450</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/tbmm-meclis-1786343285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meclis 1 Ekim’de açılıyor; yeni dönem seçim hazırlığının hızlandığı bir yıl olacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ve-isletmelerin-isgucu-ihtiyacinin-karsilanmasi-88449</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ ve işletmelerin işgücü ihtiyacının karşılanması </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><span data-contrast="auto">Prof. Dr. MUSTAFA HİLMİ ÇOLAKOĞLU - </span></strong><strong><span data-contrast="auto">Cappadocia Innovation Institute</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:100,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İşletmelerin yeni mezunlarının bilgi ve beceri düzeyinden memnun olmadıkları, mezunların ise işsizlikte yakındıkları yıllardır bilinir. Bu konuda meslek kuruluşlarına önemli görev düşmektedir. OECD’nin “Yapay Zekâ ile Mesleki Eğitim ve Öğretimin Geliştirilmesi” ve “Uzman Odaklı Yapay Zekâ, Daha İyi Politika Oluşturma Süreçleri İçin Değerlendirme Verilerinden Nasıl Yararlanılmasını Sağlayabilir?” başlıklı seminerleri, okul programlarının güncel beceri ihtiyaçlarına dayanması ve verilerin somut kararlara dönüştürülmesi gerektiğini gösteriyor. Yapay zekâ, iş gücü piyasasındaki değişimleri incelemeyi, becerileri eşleştirmeyi ve değerlendirme verilerindeki öğrenme açıklarını belirlemeyi çok hızlandırabilir. Ancak hangi becerilerin öğretileceği ve programların nasıl değiştirileceği konusunda nihai karar; eğitimcilerin, meslek uzmanlarının ve işverenlerindir. Nitelikli çalışan ihtiyacı tarafındaki meslek kuruluşları, işletmeler ile eğitim kurumları arasında iş birliği köprüsü kurmalıdır. Görevleri işletmelerin genel beklentilerini okullarda öğretilebilir ve ölçülebilir yeterliliklere dönüştürülmesi sürecini ısrarla takip etmektir; </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- İşletmelerin iş ilanları önemli bir veri kaynağıdır. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Staj geri bildirimleri, mezunların işe geçişi ve işverenlerin beceri değerlendirmeleri programların güncellenmesinde çok önemlidir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Çalışanların günlük iş görevleri ve kullandıkları ekipman, yazılım ve teknolojilerin gerekleri</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- İş sırasında en sık karşılaşılan sorunlar, hatalar ve güvenlik riskleri</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Yeni işe başlayanlarda eksik görülen beceriler</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Yakın dönemde kullanılmaya başlanacak teknolojiler ve değişecek iş süreçleri</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- İşe alımda aranan yeterlilikler ve çalışanlara verilen ek eğitimlerin niteliği</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yapay zekâ güncel ve sağlam verileri sınıflandırmak, eğilimleri fark etmek ve müfredat taslakları hazırlamak için kullanılabilir. Meslek kuruluşları önerileri alan uzmanlarıyla doğrulamalıdır. Araştırmalara küçük, orta ve büyük işletmeleri; farklı bölgeleri ve sektörün farklı uzmanlık alanları dâhil edilmelidir. İşletmelere yalnızca “Hangi beceriler gerekli?” diye sormak yetersizdir. Bir çalışanın hangi görevi, hangi araçla ve hangi kalite ölçütüne göre yapması gerektiğini örneklerle açıklamalarını istenmelidir. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Somut verilerle</span> <span data-contrast="auto">desteklenen ihtiyaçları “dijital beceri” veya “problem çözme” gibi genel ifadeler olarak eğitim kurumlarına iletmek sonuçsuz kalacaktır. Her ihtiyacı, öğrencinin yapabilmesi beklenen bir iş göreviyle tanımlanmalıdır. Örneğin, öğrenci:</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Belirli bir makineyi güvenlik talimatlarına uyarak çalıştırabilmeli,</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Ölçüm sonuçlarını yorumlayıp kalite hatalarını belirleyebilmeli,</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- İş yerinde kullanılan bir yazılımla temel işlemleri gerçekleştirebilmeli,</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Yapay zekâ aracının önerisini kontrol edip uygun olup olmadığına karar verebilmeli.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu görevleri öğrenme çıktıları, ders içerikleri, uygulama çalışmaları ve değerlendirme ölçütleriyle eşleştirmelisiniz. Öğrencinin yalnızca konuyu bilmesini değil, bilgiyi gerçekçi iş koşullarında kullanması becerisi kazanmasını vurgulamalısınız.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Meslek okulları, mesleki eğitim merkezleri, öğretmenler, işletmeler, işyeri eğiticileri, öğrenciler ve mezunların katıldığı sektör-eğitim kurullarına somut, açık ve net olarak tanımlanmış görevler verilmelidir. Örneğin işin gerektirdiği beceri ihtiyaçlarını incelemek, ders ve uygulama önerileri hazırlamak, stajların niteliğini değerlendirmek ve program güncellemelerini takip etmek.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kurulları yılda bir yapılan danışma toplantılarıyla sınırlamayın. Düzenli toplantı takvimi, sorumlu kişiler, karar kayıtları ve takip edilecek göstergeler belirleyin. Farklı ölçeklerdeki işletmeleri temsil edin; böylece programlar yalnızca büyük şirketlerin teknolojilerine göre şekillenmesin.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Üye işletmeleri gerçek iş süreçlerini eğitim kurumlarıyla paylaşmaya teşvik edin. İşletmeler; iş yeri ziyareti, staj, işbaşı öğrenme, güncel vaka örnekleri, ekipman veya yazılım desteği ve uzman katkısı sağlayabilir. Öğretmenler için de işletmelerde kısa süreli gözlem ve mesleki güncelleme imkânları oluşturun. Öğretmenler işyerindeki üretim teknolojisini, yönetim anlayışını ve beklentileri bizzat yerinde görmeli ki eğitim programlarının yeterlik düzeyinde somut olarak kavrayabilsin.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Eğitimin başarısını yalnızca mezun sayısıyla değerlendirmek hatalı ve eksik kanaat oluşturur. Öğrencilerin iş görevlerini yapabilme düzeyini, stajların kalitesini, mezunların işe geçişini, işveren memnuniyetini ve mezunların işe başladıktan sonra ihtiyaç duyduğu ek eğitimi izlenmelidir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Eksiklik tespit edildiğinde sorunu doğrudan tanımlayın ve uygun değişikliği yaptırın. Meslek kuruluşların eğitim kuruluşlarına pratik uygulama süresini artırılmasını, ders içeriğinin yenilenmesini, öğretmen eğitimi sağlanmasını, staj görevlerinin iyileştirilmesini, değerlendirme yönteminin gerçek iş görevlerine yaklaştırılmasını güçlü biçimde aksettirmelidir. Değişikliğin etkisi ölçme sonuçlarıyla kontrol edilmeli ve süreklilik kazandırılmalıdır. Meslek kuruluşları böylece işletmelerin güncel ihtiyaçlarını açık öğrenme çıktıları hâline getirir, işletmeleri uygulamalı eğitime katar ve sonuçları izleyerek programların yenilenmesine öncülük eder. Eğitim kurumlarına verilen yönlendirme somut verilere, ölçülebilir becerilere ve düzenli geri bildirime dayandığında meslek okullarında öğretilenler işletmelerde karşılık bulur; işletmeler de ihtiyaç duydukları becerilere sahip çalışanlara kavuşur.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ve-isletmelerin-isgucu-ihtiyacinin-karsilanmasi-88449</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ ve işletmelerin işgücü ihtiyacının karşılanması  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gumruk-birliginde-yeni-bir-vizyon-sart-88448</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gümrük Birliği’nde yeni bir vizyon şart </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MURAT YAPICI - <em>MYADVISOR Danışmanlık Kurucusu</em> </strong></p>
<p><span data-contrast="auto">“Gümrük Birliği'nin Güncellenmesi İçin Türkiye'nin Gerekçeleri Hâlâ Geçerli mi?” başlıklı önceki yazımda, Gümrük Birliği'nin güncellenmesini gündeme getiren serbest ticaret anlaşmalarına (STA) erişim ve AB-ABD arasındaki Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı'na (TTIP) dahil olma gibi gerekçelerin büyük ölçüde geçerliliğini yitirdiğini, Türkiye'nin Gümrük Birliği'ne bağlanma iradesinin zayıfladığını ve ticaret politikasında daha korumacı bir çizgiye yöneldiğini ortaya koymaya çalışmıştım.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ancak mesele artık yalnızca Gümrük Birliği'nin kapsamının genişletilmesi değildir. Değişen küresel ticaret düzeni ve AB'nin giderek daha fazla sanayi politikası araçlarını kullandığı yeni dönemde, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin yeniden konumlandırılması gerekmektedir. Özellikle Yeşil Dönüşüm ve Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında gündeme gelen “Made in Europe” yaklaşımı ve gelecekte geliştirilebilecek korumacı politikaların Türkiye'nin AB'ye ihracatı ve doğrudan yabancı sermaye yatırımları üzerindeki etkileri, Türkiye'nin AB değer zincirleri ve yeni Avrupa sanayi politikaları içindeki konumunu daha önemli hale getirmiştir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Alternatif modeller siyasi engellere takılıyor</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">AB ile siyasi ve ekonomik bütünleşmeyi hedefleyen üyelik müzakereleri fiilen donmuştur. Demokrasi, temel hak ve özgürlükler ile hukukun üstünlüğüne ilişkin sorunlar, Gümrük Birliği'nin kapsamlı biçimde güncellenmesinin önünde de önemli bir engel oluşturmaktadır. Bu nedenle, AB'nin karar alma mekanizmalarına ve bütçesine katılım sağlanmaksızın; </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">1) İmtiyazlı Ortaklık, </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">2) Birleşik Krallık benzeri kapsamlı bir ticaret anlaşması, </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">3) İsviçre modeliyle Tek Pazar'ın belirli alanlarına erişim</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">veya </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">4) Norveç ve İzlanda örneğinde olduğu gibi Avrupa Ekonomik Alanı üzerinden Tek Pazar'a katılım gibi daha ileri ekonomik bütünleşme modelleri, mevcut siyasi koşullarda kısa vadede mümkün görünmemektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Öte yandan, geçmişte yapılan kapsamlı analizlerde, malların serbest dolaşımı ilkesine dayanan Gümrük Birliği'nin menşeye dayalı bir STA'ya dönüştürülmesinin Türkiye'nin ihracatı açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceği ortaya konulmuştur.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu şartlarda, mevcut kazanımları koruyarak ihtiyaç duyulan alanlarda modüler anlaşmalarla ekonomik entegrasyonu derinleştirmek daha gerçekçi bir yaklaşım olacaktır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Gümrük Birliği'ni modüler olarak derinleştirmek</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Otomotiv sektörü başta olmak üzere ihracatçılarımız için büyük önem taşıyan "Made in Europe" yaklaşımının bir parçası olabilmek için, kamu alımları alanında AB ile bir anlaşma yapılması önemli bir adım olacaktır. Böyle bir anlaşma, Gümrük Birliği'nin modüler olarak derinleştirilmesine yönelik somut bir örnek oluşturacaktır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ancak, 2001 krizi sonrasında gerçekleştirilen yapısal reformlar kapsamında, önemli ölçüde AB müktesebatıyla uyum sağlama amacı da taşıyan Kamu İhale Kanunu, zaman içerisinde kapsamı genişleyen istisnalar nedeniyle başlangıçtaki şeffaflık ve rekabet hedeflerinden uzaklaşan bir yapıya dönüşmüştür. Büyük altyapı ve yatırım projelerinde ihale dışı veya özel düzenlemelere dayalı modellerin yaygınlaşması ve yerli isteklilere tanınan yüzde 15'e kadar fiyat avantajı da AB ile kamu alımları alanındaki uyum bakımından sorun oluşturan başlıca konular arasında yer almaktadır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu bağlamda, 31 Temmuz 2026'da Kamu İhale Kanunu'na eklenen hüküm, yerli istekliler ve yerli mallara tanınan hak ve avantajların, mütekabiliyet çerçevesinde AB’ye tanınması konusunda Cumhurbaşkanı'na yetki vermektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Esasen, kamu alımlarında AB'ye uyumlu bir yapı oluşturulması iki açıdan da zorunludur: hem "Made in Europe" yaklaşımının parçası olabilmek, otomotiv başta olmak üzere kritik sektörlerimizin AB değer zincirlerindeki yerini korumak için bir ön koşul teşkil etmekte, hem de kamu ihale sisteminde yıllar içinde genişleyen istisnalarla aşınan şeffaflık ve rekabet ilkelerinin yeniden tesisi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı açısından başlı başına bir gerekliliktir. Gümrük Birliği'nin kamu alımları alanına modüler bir Ortaklık Konseyi Kararı ile genişletilmesi bu açıdan bir fırsat sunmaktadır: hem AB pazarına erişim korunacak, hem de kamu alımları alanında reform gerçekleştirilecektir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Tahkim mekanizmasının kurulması gündeme gelecektir</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bununla beraber, Gümrük Birliği'nin ister bütüncül ister modüler biçimde güncellenmesinde, işleyen ve yaptırım gücüne sahip bir tahkim mekanizmasının kurulması gerek AB'nin talepleri gerekse Türkiye'nin gelecekteki ihtiyaçları açısından zorunlu olacaktır. Ancak böyle bir mekanizmanın kurulması, Türkiye'nin de Gümrük Birliği'nin temel ilkeleriyle çelişen bazı ticaret ve sanayi politikalarını gözden geçirmesini gerektirecektir. Asıl soru da burada ortaya çıkmaktadır: Türkiye, Gümrük Birliği'nin sağladığı kazanımları ve serbest dolaşım ilkesini güçlendirecek böyle bir mekanizma karşılığında hangi politikalardan vazgeçmeye hazırdır?</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gumruk-birliginde-yeni-bir-vizyon-sart-88448</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gümrük Birliği’nde yeni bir vizyon şart  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-fabrikalari-ile-gelecegi-tasarlamak-88447</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ fabrikaları ile geleceği tasarlamak </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HPE’nin Yüksek Performanslı Hesaplama ve Yapay Zeka Pazarlamasından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Suresh Babu ile GITEX Ai Türkiye 2026’da yapay zekânın yarattığı değişim üzerine konuştuk. </strong></p>
<p><span data-contrast="none">HPE’nin Yüksek Performanslı Hesaplama ve Yapay Zeka Pazarlamasından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Suresh Babu ile GITEX Ai Türkiye 2026’da yapay zekânın yarattığı değişim üzerine konuştuk. Gündemimiz süper bilgisayarlar ve bunların yapay zekâ çağına nasıl bir katkı yapacağı olacaktı ancak yapay zekâ çağında hayatın gerçekleri olarak adlandıracağımız bir sohbet oldu. Kökenlerden başlayıp bugünkü büyük değişime kadar geldik. Türkiye yapay zekâ yolculuğuna çıkmak isterken iyi bir sohbet oldu. Konuyu daha iyi anlamamıza hizmet etmesini diliyorum.  </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Öncelikle HPE’nin bu alandaki kökleri ve nasıl bir değişimin yaşandığına odaklanmak istedim. Babu, yapay zekâ fabrikalarının, adının böyle konmadığı dönemden başlayıp GPU’lar ile bugünkü şeklini aldığı döneme kadar uzanan tarihçesini alışık olmadığımız maliyet boyutuna odaklanarak anlattı: </span><span data-contrast="auto">“Bence HP ile ilgili iyi olan şuydu; sizin de haklı olarak belirttiğiniz gibi, biz otuz-kırk yılı aşkın süredir süper bilgisayarlar, yüksek performanslı bilgisayarlar ve exascale (muazzam işlem gücüne sahip) bilgisayarlar üzerine çalışıyoruz. Bir müşteri kapımızı çaldığında, bir hayali oluyor; örneğin belli miktarda petaflop veya exaflop seviyesinde işlem yapmayı hedefliyorlar. Biliyorsunuz, hava durumunu tahmin etmek, yangınları öngörmek ya da bir uçağın aerodinamiğini veya türbülansını analiz etmek istiyorlar. Pek çok kullanım alanı var, değil mi? Bizim başından beri yaptığımız iş buydu. Bu yüzden oldukça küçük ve odaklanmış bir yapıdaydık. Ve... bir bakıma, biraz da pahalıydık, değil mi? Bu, Silicon Graphics'ten kalan bir miras. Bu, Cray'in mirası. Bu, yeni HPE'nin değil, eski HP’nin mirası. Hepimiz —süper bilgisayar ve yapay zekâ fabrikası benzeri işlerin (o zamanlar adı böyle konmamış olsa da) yüzde 70-80'lik büyük bir kısmını— yürütüyorduk. Sonra, üç dört yıl önce GPU’lar ana akım haline geldi.”</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Buradaki önemli değişim bugünkü adıyla yapay zekâ fabrikalarının ne olduğu bilinmeyen bir “kara kutu” olmaktan çıkması oluyor. Buradaki önemli noktalardan biri bu: yapay zekâ fabrikaları içinde ne olduğu bilinen bir hal alıyor. Babu, bugüne kadar yaşanan büyük değişimin süper bilgisayarlar ya da yüksek performanslı bilgi işlem arasındaki farkın kapanması ile çok daha etkileyici bir noktaya taşınacağını söylüyor. Bu değişimin en önemli kısmını ise, kara kutudan anlaşılır bir sisteme geçiş oluşturuyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Babu, “Yavaş yavaş farkı kapatmaya başladık; çünkü eskiden bu teknolojiler sadece büyük kurumlar, bilimsel kuruluşlar veya bazı durumlarda sadece devletler içindi. Bu değişirken ortada bir boşluk vardı; bilgi eksikliği, beceri eksikliği, her açıdan bir boşluk. Sonra GPU'lar devreye girince NVIDIA işi bir adım öteye taşıyıp ‘yapay zeka fabrikası’ (AI factory) kavramını ortaya attı; hani az önce gösterdiğim o entegre çözümden bahsediyorum. Bu; yazılım, altyapı, hizmetler ve yazılım yığınının bir bütün halinde sunulması gibi bir şey. Şu anda hâlihazırda pek çok yerde kullanıma sunulmuş yapay zekâ fabrikası kurulumlarımız mevcut. İşte bu yüzden oturumu şu sözlerle tamamladım: ‘Bakın, bu bir 'kara kutu' değil.’ Artık bir kara kutu olmaktan çıktı. Bence sistemi gayet iyi anlıyoruz; içeri ne girdiğini ve dışarı ne çıktığını biliyoruz. Aradaki süreçlerde de destek sağlayabiliyoruz. Sanırım asıl ivme kazanan nokta da bu. Nvidia bu alana kesinlikle büyük bir ivme kazandırdı, değil mi? Dolayısıyla, bu ivmenin giderek arttığını kesinlikle görüyoruz; HP de çalışmalarını sürdürüp duruma uyum sağlıyor ve dünya genelindeki pek çok yapay zekâ fabrikasına destek oluyor.” diyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Doğru sonuca ulaşmak için doğru yaklaşım gerekiyor</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir süre önce SpaceX Ai’ın hisse değeri ile ilgili bir grafik oluşturmaya çalışırken yapay zekânın güncel veriye değil, 2024’teki veriye dayanarak bir grafik oluşturduğunu anlattım. İnsanlar da işle ya da başka konularla ilgili analiz yaparken ilgili dönemi değil başka bir dönemi ya da farklı kriterleri dikkate alarak yanlış sonuçlara ulaşabiliyor. Babu bu duruma yabancı değil ve kendi deneyiminden yola çıkarak büyük şirketlerin yapay zekâyı kullanırken nasıl davranması gerektiği konusunda bir hikâye çıkarıyoruz: </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">“Bir gazeteci olarak bunu çok iyi bilirsiniz; pek çok insan gerçekleri ayırt etmekte zorlanıyor, değil mi? Çok yakın zamanda bir aile üyem için daire bakıyordum ve tam karşımda bir tren yolu olduğunu gördüm. ChatGPT'ye sordum: ‘Burada duruyorum, karşımda bir tren yolu var. Genelde ne kadar gürültü oluyor ya da tren trafiği ne yoğunlukta?’ ChatGPT bana orada bir tren yolu olmadığını, olsa bile yaklaşık 30 mil (yaklaşık 48 km) uzakta olduğunu söyledi. Yani endişelenmeme gerek olmadığını belirtti; oysa ben tam da o yolun önünde duruyordum. Bu durumda ne yaparsınız? Evet, ne yaparsınız? Yapabileceğimiz tek şey bir nevi ‘bilgi doğrulama’ bildirimi göndermek; yani ‘Bakın, bu bilgi yanlış, lütfen güncelleyin’ demek. Ve çoğu zaman bunu yaptığınızda size ‘haklısınız’ diyor. Sizi biraz olsun rahatlatıyor. ‘Bunu düzelteceğim, böylece daha profesyonel ve iyi bir hale gelecek; geri bildiriminiz için teşekkürler’ diyor. Evet, sistem sürekli eğitiliyor. Umarız bir gün, belki yıllar sonra daha iyi bir noktaya gelir. Ama bence yapay zekâ fabrikalarında (kurumsal yapay zekâ çözümlerinde) bu sorun yaşanmıyor; çünkü bu sistemlerin sınırları ve işlevleri çok net tanımlanmış durumda. Bir işletme olarak tam olarak ne istediğinizi tanımlıyorsunuz. İstediğiniz veri setini sağlıyorsunuz ve ardından ortaya çıkan sonuca, yani ölçeklenebilir zekâya odaklanıyorsunuz. Bence kurumsal tarafta işler yolunda ama bireysel/ticari kullanım söz konusu olduğunda durum biraz daha zorlu.”</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Çıkarım çağında yapay zekânın anlamı</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yapay zekânın dayandığı büyük dil modellerini (LLM) ele alırken, bunların hep üniversite mantığı ile inşa edildiğinden şikayet ediyorum. Oysa ki aslında hayat, üzerinize bir köpek koşarken yere mi çömeleceğiniz ya da koşmaya mı başlayacağınız gibi çok da karmaşık olmayan sorunlarla şekilleniyor. Babu, benim bu sorunumla ilgili daha iyimser bir tavır sergiliyor. Aynı tavır, benim Türk şirketlerinin kârlı olmaması nedeniyle doğru yatırımları yapamadığı görüşüm konusunda da geçerli. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Babu, “Daha önce bahsettiğim gibi, çok daha fazlasını yapabilirsiniz. Son otuz-kırk yılda inşa ettiğimiz tüm süper bilgisayarlarda GPU yoktu; tamamen CPU gücüyle çalışıyorlardı. Ancak bence GPU'lar pek çok şeyi çok daha ilginç kılıyor ve sistemi daha ölçeklenebilir hale getiriyor; böylece daha karmaşık sorunları çözebiliyorsunuz. Daha önce bir modelin çalışıp sonuç vermesi belki bir hafta sürerken, şimdi bunu birkaç saatte, hatta birkaç dakikada yapabiliyorsunuz. Ölçek farkı bu. Sizin değindiğiniz ‘bunu kim karşılayabilir, parasını kim öder’ konusuna gelince; en iyi araçları sunabiliriz ama karar işletmelere kalıyor. Onlara söylediğimiz şey şu: ‘Fırsatı kaçırma korkusuna kapılmayın.’ 15 dakikalık konuşmamda bu mesaj ne kadar iyi anlaşıldı bilemiyorum ama bu çok önemli bir nokta. Anahtar kelimeler ‘zekâ’ ve ‘ölçek’. Evet, ve bence zamanlama çok kritik. Aslında son zamanlarda tam da bu konu üzerinde, belki de bir soru işareti teşkil eden bir alan üzerinde çalışıyorum. Yani, bir şeyin sadece ‘gürültü’ (gereksiz veri) olduğuna karar verip onu bir kenara bırakmanız gerekiyor. Artık o bilgiye ihtiyacınız yoksa onu unutmalısınız. Odak noktanızı bir sonraki ortama çevirmelisiniz. Ancak işletmenizle ilgili bazı şeyler elbette çok önemli; pazarlama, reklamcılık ve benzeri alanlar gibi. Bence mesele kapasiteyle ilgili; muazzam miktarda bilgiyi tarayıp size en iyi sonucu sunabiliyoruz. ‘Çok fazla bilgi’, ‘daha fazla bilgi’ veya ‘en fazla bilgi’ değil, doğru bilgi önemli. Şu an çıkarım (inference) çağındayız; belki de sadece ‘hangi yöne gitmeliyim?’ diye sormamız ve gerisini sistemin halletmesine izin vermemiz gerekiyor.” şeklinde konuşuyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Kullanım senaryoları ve sürekli sınama ile işi geliştirme </span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Babu’nun benimle görüşmesinin hemen öncesinde gerçekleştirdiği müşteri görüşmesi, işin kurumsal tarafındaki boyutunu anlamak için çok yararlı bir bakış açısı sunuyor. Babu bunu, “Siz gelmeden hemen önce müşterinizle görüşüyorduk. Perakende sektöründeki uç nokta (edge) kullanım senaryolarından bahsediyorlardı; mağaza içinde veya depoda neler olup bittiği gibi konular... İşin başarılı mı olacağını yoksa başarısız mı olacağını belirleyecek olan şeyler bunlardır; çünkü iş yapış şeklinizi anlamak bizim için son derece önemli. Diyelim ki Türkiye'de 500 mağazanız var ve siz veri toplayıp analiz etmek, yani bir nevi denetim yapmak istiyorsunuz. Normalde bunun için manuel bir kaynağın 500 mağazadaki işlem eğilimlerini ve kalıplarını araştırması gerekirdi. Ancak elinizde bir yapay zekâ ajanı olduğunu varsayalım; bu ajan işlem verileri, müşteri bilgileri, trafik ve satış verileri gibi tüm giriş-çıkış verilerini alıp hızla çok değerli ve kapsamlı iç görüler üretebiliyor. Elbette yine de kontrol etmeniz gerekir; çünkü işi yıllardır belli bir yöntemle yürütüyorsunuz ve sistemi doğrulama ihtiyacı duyarsınız. Örneğin Ankara'dan gelen bilgilerle mağaza durumunu teyit edersiniz; böylece şirketin mağazayı gerçekten iyi tanıdığını görürsünüz. Aylık gelir veya günlük satış gibi verilerle o ilk veri setini bir nevi doğrularsınız; ardından benzer örneklerle süreci pekiştirirsiniz. Sonuçta, size gerçek zamanlı iç görüler sunan güvenilir bir ajana sahip olduğunuzu anlarsınız. İşte bu, üzerinde konuştuğumuz kullanım senaryolarından biri, değil mi? Sektöre bağlı olarak pek çok kullanım senaryomuz var; örneğin ilaç sektörü, klinik deneyler ve ilaç test süreçleri gibi... Peki, temel olarak şu anki işleyişinizde darboğaz nerede? Peki; ister bir etkileyici (influencer), ister bir LLM ya da bir ajan olsun, darboğazı nasıl ortadan kaldırabilirsiniz?”</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Darboğazları aşmayı bilmek, bugün sürdürülebilirlik olarak tanımlanan başarı kriterinin temelinde yatan olguyu oluşturuyor. Babu ile konuşurken bu noktada konuyu bir teknoloji problemi olmanın ötesinde bir iş problemi olarak ele alıyoruz ve Babu bu notada stratejik akıl düzeyinde bir değerlendirme yapıyor: </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">“Ben, işin doğasını anlamadan hiç kimse için herhangi bir altyapı tasarlamam. Odaya girdiğimizde —biliyorum, bu çok eski bir soru ama— her zaman şu soruyla başlarız: Hangi sorunu çözmeye çalışıyorsunuz? Ya da sizin ilk sorunuza veya ilk yorumunuza dönersek; hangi sorunu ortadan kaldırmaya, yani geride bırakmaya çalışıyorsunuz? Değil mi? Temelde, neyi yok etmek ve neyi yaratmak istiyorsunuz? Çok basit: Neyi yok etmek ve neyi yaratmak istiyorsunuz? Ve hangi sorunu çözmeye çalışıyorsunuz? Her zaman çok temel, basit sorularla işe başlarsınız. Sorun kendini belli eder ve genellikle çözümler birden fazla yolla üretilebilir. Biliyorsunuz, tekrar tekrar söylediğim gibi, her şeyin yapay zekâya ihtiyacı yok. Öyle değil mi? Ancak mesele bir ölçek sorunuysa veya daha hızlı bir geri dönüş süresi gerektiriyorsa —mesela iş sürecinizin bir posta gönderimi ve dönüşü gibi üç ila beş gün sürdüğü bir durumdan bahsediyorsak— o zaman bu konuyu değerlendiririm. Eskiden, işin ilk dönemlerinde, insanlar bilgisayarı kapatıp gider, sabah geri dönüp tekrar açarlardı; böyle durumlar vardı. Şimdiyse sistemler sürekli açık kalıyor, değil mi? Peki, gündüz ve gece saatlerindeki işlem kapasitesini nasıl kullanıyorsunuz? Bundan nasıl yararlanabilirsiniz? Aynı anda birden fazla iş yapabilir misiniz? Yaptığınız yatırımla birden fazla sorunu çözebilir misiniz? İşte bu yüzden, iş birimlerinin neyi çözmeye çalıştıklarını çok net bir şekilde açıklamaları ve BT tarafının da bunu hayata geçirme konusunda harika bir ortak olması gerekir. Genellikle de böyle olur; genellikle durum böyledir. Ancak bazen, yanlış sorunu çözmek istemezsiniz. Verdiğiniz örnek de bunun klasik bir vakası, değil mi? İşte bu nedenle, bir şirket olarak en güçlü yanımızın iş birimleriyle çok derin bir entegrasyon içinde olmamız gerektiğine yürekten inanıyorum. Sürekli teknoloji diliyle konuşmaya çalışmıyoruz; bunun yerine, işin ihtiyaçlarının ve hedeflenen iş sonuçlarının ne olduğunu konuşmaya ve bunları anlamlandırmaya gayret ediyoruz. Bu da bizim temel hedeflerimizden biri.”</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sohbeti tamamlarken işi biraz da felsefi bir boyuta taşıyoruz. Babu, kapanış yorumu olarak, “Her şeyin üretimi giderek kolaylaşıyor. Bu yüzden de odak noktası çok çabuk kaybedilebiliyor. Kesinlikle. Hızlıca hata yapıp bir kısır döngüye girmek istemezsiniz, değil mi? İşte bu yüzden sürekli tekrarlıyorum: Her iş yükü yapay zekâ gerektirmez. Ancak yapay zekâ gerektiren iş yükleri, sizi hiç hayal etmediğiniz veya asla ulaşabileceğinizi düşünmediğiniz yerlere taşır.” sözlerini sarf ediyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Kapanışta konuyu yapay zekâ ile analiz ettim</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yazıyı kapatırken Gemini’dan kendisini Babu’nun yerine koymasını ve Babu’nun sunumundan yola çıkarak yapay zekâ fabrikalarını ve nasıl bir değişim yaratacağını anlatmasını istedim. Gemini şu metni oluşturdu:</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Merhabalar! Hazırladığım sunumda da detaylıca ele aldığımız üzere, yapay zeka dünyasında artık buluttan şirket içi altyapılara ve "Egemen Yapay Zekâ" (Sovereign AI) çözümlerine doğru çok büyük bir evrilme yaşanıyor. Pazar araştırmaları da bu trendi destekliyor; örneğin işletme liderlerinin büyük bir kısmı verilerini ve yapay zekâ iş yüklerini şirket içine (on-prem) taşımayı planlıyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Sunumumda anlattığım çerçevede HPE Yapay Zekâ Fabrikaları (AI Factories) ve yarattığı değişimler temel olarak şu sütunlar üzerinde yükseliyor:</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<ol>
<li><strong><span data-contrast="none"> HPE yapay zeka fabrikası nedir?</span></strong></li>
</ol>
<p><span data-contrast="none">HPE AI Factories; HPC (Yüksek Başarımlı Hesaplama), Yapay Zeka, IT ve Güvenliği tek bir çatı altında birleştiren, uçtan uca, ölçeklenebilir ve güvenli bir altyapı çözümüdür. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">- Temel Tanım: Veriyi ve modelleri alıp ölçeklenebilir bir zekaya dönüştüren entegre bir sistemdir. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">- Teknolojik Mimari: NVIDIA (GPU'lar ve BlueField DPU'lar gibi hızlandırılmış bileşenler), gelişmiş depolama, ağ çözümleri, veri merkezi güç/soğutma sistemleri ile NVIDIA AI Enterprise ve Run:ai gibi yazılım yığınlarını harmanlar. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">- Kapsayıcı Yetenekler: Donanım katmanından operasyonel katmana (konteyner platformları, yönetim ve otomasyon motorları) ve yapay zeka iş yüklerine kadar her şeyi barındırır; ayrıca yönetişim, gözlemlenebilirlik (observability) ve güvenlik standartlarını en üst düzeyde sağlar. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<ol start="2">
<li><strong><span data-contrast="none"> Nasıl bir değişim yaratacak? (İş dünyasına ve operasyonlara etkisi)</span></strong></li>
</ol>
<p><span data-contrast="none">Bu fabrikalar, sadece teknolojik bir donanım güncellemesi değil; iş yapış biçimlerini, rollerini ve operasyonel verimliliği kökten yeniden tanımlayan bir dönüşüm yaratıyor:</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">- Çalışma biçimlerinin yeniden tanımlanması (Redefining What Work Is):</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<ol>
<li><span data-contrast="none">a) IT Operasyonları: Reaktif yaklaşımlardan, öngörülebilir ve otonom sistemlere geçiş.</span></li>
<li><span data-contrast="none">b) Yazılım geliştirme: Manuel kodlamadan, yapay zeka destekli birlikte üretmeye (co-creating) evrilme.</span></li>
<li><span data-contrast="none">c) Siber Güvenlik &amp; IT Servisleri: Kural tabanlı sistemlerden uyarlanabilir zekaya (adaptive intelligence) geçilerek sıfır gün saldırılarının hızla tespiti ve akıllı iş akışları.</span></li>
<li><span data-contrast="none">d) Süreçler: Yönetişim ve uyumluluğun manuel kontrollerden sürekli ve gerçek zamanlı denetime dönüşmesi.</span></li>
</ol>
<p><strong><span data-contrast="none">- Organizasyonel ve kültürel dönüşüm:</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<ol>
<li><span data-contrast="none">a) Ekiplerimiz artık sadece destek veren birer birim değil, çözümün co-creator'ı (birlikte yaratıcısı) haline geliyor.</span></li>
<li><span data-contrast="none">b) Odak noktası performans optimizasyonundan doğrudan somut iş sonuçlarına (outcomes) kayıyor.</span></li>
<li><span data-contrast="none">c) Altyapı sağlayıcısı konumundan platform sahipliğine, sistem yönetiminden ise ajan orkestrasyonuna (agent orchestration) doğru bir evre yaşanıyor.</span></li>
</ol>
<p><span data-contrast="none">Özetle; HPE Yapay Zekâ Fabrikaları, kurumların kendi verileri üzerinde tam egemenlik kurmasını, yapay zeka modellerini güvenle ve ölçeklenebilir bir şekilde kendi bünyelerinde çalıştırmasını sağlayarak geleceğin akıllı işletmelerinin omurgasını oluşturuyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto"> </span></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-fabrikalari-ile-gelecegi-tasarlamak-88447</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ fabrikaları ile geleceği tasarlamak  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pilot-calisiyor-sirket-degismiyor-yapay-zeka-projeleri-neden-takiliyor-88445</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pilot çalışıyor, şirket değişmiyor: Yapay zeka projeleri neden takılıyor? </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TOLGA EŞİZ - </strong><strong><span data-contrast="auto">Paperwork Kurucu Ortağı</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İş dünyasında son dönemde giderek daha sık karşılaşılan tanıdık bir örüntü var: Şirketler büyük heveslerle bir yapay zekâ projesine başlıyor, sunulan demolar yönetimden tam not alıyor ancak proje bir noktadan sonra arafta kalıyor. Ne tamamen rafa kaldırılıyor ne de şirket geneline yayılarak beklenen dönüşümü yaratabiliyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sahadaki bu tabloyu küresel araştırmalar da net bir şekilde doğruluyor. BCG'nin 2024 yılına ait araştırmasına göre şirketlerin yarısına yakını yapay zekâ süreçlerinde hâlâ pilot aşamasında. Somut değer üretenlerin oranı beşte bire, gerçek anlamda ölçülebilir sonuç alanların oranıysa yirmide bire kadar düşüyor. McKinsey'nin 2025 yılı raporu da şirketlerin büyük çoğunluğunun en az bir alanda yapay zekâ kullandığını, ancak yöneticilerin çok büyük bir kısmının bunun kâra henüz somut bir katkı sağlamadığını düşündüğünü ortaya koyuyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu tablo, teknolojinin işe yaramadığını değil, projelerin kurgulanma biçiminde temel hatalar olduğunu gösteriyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Yapay zeka kullanmak bir hedef olamaz</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yapay zekâ projelerindeki en yaygın hata, işe teknolojiyle başlamaktır. Oysa öncelik her zaman iş problemini tanımlamak olmalıdır. Müşteri hizmetlerinde yapay zekâ kullanmak başlı başına bir strateji değildir. Yanıt süresini mi kısaltmayı hedefliyorsunuz, yoksa talepleri doğru ekibe yönlendirme oranını mı iyileştireceksiniz? Bu iki senaryo birbirinden tamamen farklı projeler gerektiriyor, ancak çoğu ekip işe başlarken bu ayrımı netleştirmiyor. RAND Corporation’ın uzmanlarla yaptığı araştırmanın sonuçları da bu durumu destekliyor: İş birimiyle teknik ekip, çözülmesi gereken problemi baştan farklı anlıyor ve model kusursuz çalışsa bile kimse onu gerçek iş akışına oturtamıyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bir diğer kritik engel ise veri kalitesi... Şirketlerin ellerinde yılların birikimi olan veriler bulunsa da bunların eksik, dağınık veya güncelliğini yitirmiş olması süreci baltalıyor. IBM’in 2025 CEO araştırmasında yöneticilerin yarısının, hızlı teknoloji yatırımlarının aslında birbirinden kopuk sistemler yarattığını kabul etmesi, altyapıdaki bu veri entegrasyonu sorununu açıkça gözler önüne seriyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Asıl kırılma noktası: Çıktı nereye düşüyor?</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sahadaki uygulamalarda en can alıcı nokta entegrasyon eksikliğidir. Model doğru sonuç üretse bile, o sonuç ayrı bir ekranda kalıyorsa hiçbir şey değişmiyor. Çalışanların bilgiyi kopyalayıp e-postayla gönderdiği veya sonucu başka bir sisteme elle girdiği senaryolarda yapay zekâ bir çıktı üretse de kimsenin iş yükü azalmıyor. McKinsey verilerine göre yapay zekâ kullanan şirketlerin sadece beşte biri iş akışlarını bu teknolojiye göre yeniden tasarlamış durumda. Oysa finansal sonuçla en güçlü ilişkiyi gösteren uygulama tam olarak bu yeniden tasarım sürecidir. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İşe yarayan projelerdeki ortak başarı formülü şu şekilde özetlenebilir: Sorun çoğu zaman modelin zekâsı değil, çıktının bir yere bağlı olmamasıdır. Tedarikçi teklifleri karşılaştırma tablosuna düşünce ilgili kişiye otomatik görev açılmıyorsa, bir arıza bildirimi girildiğinde bakım ekibine anında haber gitmiyorsa, o 'akıllı' sistem ayrı bir raporlama aracından ibaret kalıyor. Başarılı projelerde yapay zekâ platforma dışarıdan eklenen bir yama gibi değil, her fonksiyonun LLM tarafından tetiklenebildiği bir katman olarak kurgulanıyor. Örneğin, bir kullanıcı Teams'ten 'açık işlerim' yazdığında karşısına sadece chatbotun ürettiği bir metin değil, gerçek ve işlevsel bir onay ekranı çıkmalı. Bu küçük gibi görünen fark, aslında pilotun neden şirket geneline yayılamadığının cevabını barındırıyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Doğruluk tek başına yetmiyor, ölçüm şart</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yapay zeka projelerinde başarıyı tanımlarken yapılan bir diğer hata da sadece modelin doğruluk oranına odaklanmaktır. Modelin %95 doğru çalışması projenin bittiği anlamına gelmez. Kalan %5'lik yanılma payının nerede hataya yol açtığının ve bunun şirkete maliyetinin bilinmesi gerekiyor. Proje başlamadan önceki işlem süresi, hata oranı ve yeniden işleme maliyetleri ölçülmeden, uygulamanın getirdiği değer anlaşılamıyor. Nitekim McKinsey araştırması, şirketlerin beşte birinden azının üretken yapay zeka için açık bir performans göstergesi (KPI) takip ettiğini gösteriyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Özetle; şirketlerin yapay zeka yolculuğunda kendilerine sormaları gereken ilk soru "Hangi modeli kullanalım?" olmamalıdır. Bunun yerine, odaklanılması gereken temel sorular şunlardır: "Hangi işi, hangi veriyle, ne kadar iyileştirmek istiyoruz ve sonucu nasıl ölçeceğiz?". </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu sorulara net bir cevap verilmeden teknoloji seçimine geçilmesi, projelerin asılı kalmasındaki en büyük etkendir. </span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pilot-calisiyor-sirket-degismiyor-yapay-zeka-projeleri-neden-takiliyor-88445</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pilot çalışıyor, şirket değişmiyor: Yapay zeka projeleri neden takılıyor?  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/susan-strangein-casino-capitalism-tezi-isiginda-gunumuz-kuresel-ekonomi-politigi-88444</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Susan Strange’ın Casino Capitalism tezi ışığında günümüz küresel ekonomi politiği </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel ekonomi artık yalnızca finansal piyasaların serbestleşmesiyle şekillenmiyor; ABD-Çin rekabeti, teknoloji savaşları, yaptırımlar ve tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması yeni bir jeoekonomik döneme işaret ediyor. Strange’in “yapısal güç” yaklaşımı ise finans, teknoloji ve ticaretin kesiştiği bu yeni mücadele alanını anlamak için hâlâ güçlü bir çerçeve sunuyor. </strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Uluslararası ekonomi politik disiplininin kurucu isimlerinden biri olan Susan Strange, 1986 yılında yayımladığı Casino Capitalism adlı eserinde küresel finans sisteminin giderek üretimden kopan, spekülatif ve istikrarsız bir yapıya dönüştüğünü ileri sürmüştü. Strange’e göre II. Dünya Savaşı sonrasında kurulan düzenin temel sütunlarından biri olan finansal denetim mekanizmalarının zayıflaması, uluslararası sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ve devletlerin finans piyasaları üzerindeki kontrolünü kaybetmesi, dünya ekonomisini devasa bir kumarhaneye dönüştürmüştü. Bu nedenle kitap yalnızca bir finans eleştirisi değil, aynı zamanda devlet, piyasa ve küresel güç ilişkileri üzerine bir ekonomi politik analiz olarak değerlendirilir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Casino Capitalism’in temel tezi</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Strange’in temel argümanı, finansal piyasaların reel ekonomiden daha hızlı büyümesi ve giderek kendi mantığıyla hareket eden özerk bir güç haline gelmesidir. Ona göre üretim, ticaret ve yatırımların ihtiyaçlarını karşılamak için var olması gereken finans sektörü, zamanla ekonominin efendisi konumuna yükselmiştir. Böylece sermaye, mal ve hizmet üretiminden elde edilen kazançlardan ziyade döviz işlemleri, faiz arbitrajları, türev ürünler ve kısa vadeli spekülasyonlardan gelir elde etmeye yönelmiştir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu dönüşümün en önemli sonucu ise sistemik istikrarsızlıktır. Finansal aktörlerin beklentileri, korkuları ve spekülatif davranışları ekonomik temellerden bağımsız biçimde fiyatları şekillendirmekte; bu durum krizleri kaçınılmaz hale getirmektedir. Strange, devletlerin bu süreç üzerinde yeterli kontrol kapasitesine sahip olmadığını ve küresel finansın ulusal egemenlik alanlarını aşındırdığını savunmuştur.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Günümüz küresel ekonomisi: Strange’in öngörülerinin gerçekleşmesi</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Aradan geçen kırk yıla yakın sürede yaşanan gelişmeler Strange’in birçok tespitinin doğrulandığını göstermektedir. Özellikle 1997 Asya Finans Krizi, 2008 Küresel Finans Krizi, Avrupa borç krizi ve son yıllardaki finansal dalgalanmalar, sermaye hareketlerinin ekonomi üzerindeki belirleyici etkisini ortaya koymuştur.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">2008 krizi bu açıdan Casino Capitalism tezinin en güçlü kanıtlarından biri olarak değerlendirilebilir. Reel ekonomik değer yaratmayan karmaşık finansal araçların küresel ölçekte yayılması, risklerin görünmez hale gelmesine yol açmış ve sonuçta dünya ekonomisi büyük bir çöküş yaşamıştır. Strange’in yıllar önce dikkat çektiği "finansın üretim üzerindeki tahakkümü" bu krizle somut biçimde görünür olmuştur.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bugün dünya finans piyasalarında günlük işlem hacimleri, küresel mal ticaretinin katbekat üzerindedir. Döviz piyasaları, hedge fonlar, algoritmik işlemler ve dijital finans araçları, üretim ve ticaret süreçlerinden bağımsız bir büyüklüğe ulaşmıştır. Bu durum Strange’in "casino capitalism" metaforunu daha da güncel kılmaktadır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Ticaret savaşları ve jeoekonominin yükselişi</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ancak günümüz ekonomi politiği yalnızca finansal serbestleşme ile açıklanamaz. Son yıllarda küresel ticaret ilişkileri, giderek artan ölçüde jeopolitik rekabet tarafından şekillendirilmektedir. Özellikle Amerika Birleşik Devletleri ile Çin arasındaki stratejik rekabet, küresel ticaret sistemini dönüştürmektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Serbest ticaretin küresel refahı artıracağı yönündeki neoliberal varsayımlar yerini "ekonomik güvenlik" anlayışına bırakmaktadır. Kritik teknolojiler, yarı iletkenler, enerji kaynakları ve tedarik zincirleri artık yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik meseleler olarak görülmektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu gelişme Strange’in devletlerin tamamen güç kaybettiği yönündeki yorumunu kısmen yenilemeyi gerektirse de onun "yapısal güç" kavramıyla uyumludur. Strange, uluslararası sistemde asıl gücün yalnızca askeri kapasiteden değil; finans, üretim, bilgi ve güvenlik yapılarının kontrolünden kaynaklandığını savunuyordu. Günümüzde teknoloji savaşları, yaptırımlar ve ihracat kısıtlamaları tam da bu yapısal güç mücadelelerinin bir yansımasıdır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Küreselleşmenin yeni evresi: Parçalanma mı, yeniden yapılanma mı?</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Son dönemde "friend-shoring", "near-shoring" ve "de-risking" gibi kavramlar küresel ekonomi tartışmalarının merkezine yerleşmiştir. Şirketler yalnızca maliyet avantajlarını değil, siyasi riskleri ve tedarik güvenliğini de dikkate almaktadır. Bu nedenle küresel ticaret tamamen ortadan kalkmamakta, fakat yeni siyasi hatlar boyunca yeniden örgütlenmektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Strange’in perspektifinden bakıldığında burada dikkat çekici nokta, piyasaların kendi başına işleyen mekanizmalar olmadığıdır. Ekonomik faaliyetler her zaman güç ilişkileri tarafından şekillendirilmektedir. Dolayısıyla günümüzde küresel arenada yaşanan dönüşüm, serbest piyasanın sonu değil; piyasa ile devlet arasındaki ilişkinin yeni bir biçim almasıdır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Dijital kapitalizm </span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Strange’in yaşadığı dönemde bulunmayan dijital varlıklar ve kripto para piyasaları ise Casino Capitalism tezine yeni bir boyut kazandırmıştır. Kripto varlıkların önemli bir bölümü, herhangi bir üretim faaliyetinden ziyade gelecekteki fiyat beklentilerine dayalı olarak işlem görmektedir. Bu durum, finansal spekülasyonun dijital çağdaki yeni biçimi olarak değerlendirilebilir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ayrıca yapay zekâ destekli işlemler, yüksek frekanslı ticaret sistemleri ve küresel yatırım fonlarının devasa büyüklüğü, finansal piyasaların reel ekonomi üzerindeki etkisini daha da artırmaktadır. Finansal kararlar artık saniyeler içinde küresel ölçekte milyarlarca dolarlık sermaye hareketlerine yol açabilmektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Netice itibariyle, Susan Strange’in Casino Capitalism adlı eseri, günümüz küresel ekonomi politiğini anlamak için hâlâ güçlü bir analitik çerçeve sunmaktadır. Strange’in temel uyarısı, finansal piyasaların kontrolsüz büyümesinin ekonomik istikrarı tehdit edeceği yönündeydi. Günümüzde finansal krizler, dijital spekülasyonlar ve sermaye hareketlerinin ekonomi politikaları üzerindeki etkisi bu öngörünün büyük ölçüde gerçekleştiğini göstermektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bununla birlikte çağımızın ekonomi politiği, Strange’in analizine ek olarak jeopolitik rekabet, teknolojik egemenlik ve ekonomik güvenlik boyutlarını da içermektedir. Dünya ekonomisi artık yalnızca bir "casino" değil; aynı zamanda büyük güçlerin finans, teknoloji ve ticaret alanlarında rekabet ettiği bir jeoekonomik mücadele sahasıdır. Yine de bu mücadelenin merkezinde finansal gücün yer alması, Strange’in en önemli tezinin geçerliliğini koruduğunu göstermektedir: Küresel ekonomiyi anlamak için üretimden çok finansın, piyasalardan çok güç ilişkilerinin ve devletlerden çok yapısal otoritenin nasıl işlediğine bakmak gerekir. Bu nedenle Casino Capitalism, yalnızca geçmişin değil, günümüzün ve muhtemelen geleceğin küresel ekonomi politiğini anlamak için de temel eserlerden biri olmaya devam etmektedir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/susan-strangein-casino-capitalism-tezi-isiginda-gunumuz-kuresel-ekonomi-politigi-88444</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Susan Strange’ın Casino Capitalism tezi ışığında günümüz küresel ekonomi politiği  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tali-yolda-polonya-88443</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tali yolda Polonya </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupa otomotivinde “Made in EU” ve yakın tedarik baskısı güçlenirken, Türkiye’nin otomobil üretimindeki kapasitesi ile Polonya’nın komponent ve mühendislik gücü birbirini tamamlayabilecek bir yapı ortaya koyuyor. İki ülke arasındaki ticaretin büyümesi ve Togg’un Avrupa’da ölçek arayışı, Türkiye-Polonya işbirliğini Avrupa otomotiv tedarik zincirinde yeni bir ortaklık alanına dönüştürebilir. </strong><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Euro bölgesi yüzde 0,5, Almanya yüzde 0,7 iken 2026 için reel GSYİH büyümesi yüzde 3,7 olan Polonya’nın, AB'nin en hızlı büyüyen ekonomilerinden birinin otomotivine yakından bakalım…</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">1970'lerde Polonya ve Türkiye otomotiv sanayileri aynı noktadan, bir Fiat lisansından yola çıktı. Türkiye Tofaş ile Murat 124 ve Şahin/Doğan'ı üretip kendi markasını yaratma hedefiyle tam bir araç endüstrisi inşa ederken; Polonya FSO ve FSM ile Polski Fiat 125p ve Maluch'u üretti, ardından Avrupa'nın en büyük otomotiv bileşen üreticilerinden biri haline geldi. Bugün bu iki yol Avrupa tedarik zincirinde yeniden kesişiyor… Türkiye TOGG ile kendi markamızı yaratmaya odaklanırken, Polonya "Avrupa'nın komponent güç merkezi" olarak Avrupalı OEM'lerin kritik parçalarını üretiyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Tümüyle Polonyalıların sermayesindeki, yüzde 90'ı aile şirketi otomotiv üreticilerinin kurumsal çatı irtibat derneği Polish Automotive Group (PGM), Polonya hükümetince "Ulusal Anahtar Küme" tanınan ve Avrupa Küme Mükemmelliği Girişimi'nce Gümüş Etiket ile ödüllendirilmiş. PGM, 100'den fazla üyesiyle komponent üreticileri, takım tezgahları, mühendislik ve test firmalarını bir araya getiriyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Kilometrelerce bisiklet otobanı inşa etmeyi de ihmal etmeyen Polonya pazarında 2026'da Ocak-Ağustos'ta 463 binden fazla yeni binek ve hafif ticari araç satılırken, yüzde 9,9 artış başarmış. AB ortalaması yüzde 5,7'de kalırken; Polonya pazarında yeni binek otomobiller yüzde 9,4 artmış. Fakat bineklerin üretimi yüzde 14 düşmüş. Üretim üssü olmaktan, Avrupa içinde büyüyen bir tüketim pazarına yeniden ekosistemi şekilleniyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sektörün bel kemiği komponentlerle 2025'te otomotiv üretimi 226,7 milyar PLN (yaklaşık 52,2 milyar Euro) olmuş; bunun 118,8 milyar PLN'si (27,4 milyar Euro) parça ve aksesuardan gelmiş. Polonya dünyanın yedinci büyük otomotiv parçası ihracatçısı ve üretiminin yüzde 75'inden fazlası ihraç ediliyor. Metal ve işleme, elektronik ve güç, güç aktarma ve kimyasallar, test ve mühendislik olarak dört sütunda çeşitlenen ekosistemlerindeki paradoks ise, karlılık… Polonyalı parça üreticilerinin yüzde 60,8'i satışlarını artırken, yüzde 5'i anlamlı karlılık iyileşmesi bekliyor. Maliyet enflasyonu, enerji, ücretler, OEM fiyat baskısı ve model geçişiyle yüzleşen Avrupalı tedarikçilerin yüzde 76'sı 2026 için yüzde 5'in altında kar, yüzde 24'ü zarar öngörüyor. Konuşulanlar ise, para tasarrufu, risk azaltma, hızlı hareket…</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İthalat tarifelerine rağmen Çinliler ise Polonya'da 2025 ilk yarısında yüzde 5,82 paylarını 2026 ilk yarısında yüzde 12,69'a çıkarmışlar. Yıllık yüzde 138,3’lük artışı Polonya pazarda, Türkiye üretici olarak hissediyor. Hız, yerel varlık, farklılaştırılmış teknoloji ve AB menşeinden geçiyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Diğer yanda; birden fazla mimaride kullanılan parçaların ustası olmuş Polonya için artık hibrit araçlar öncelik kazanmış. 2026 ilk yarısında PHEV satışları yüzde 97,3 artmış; Ağustos'ta HEV ve MHEV payı yaklaşık yüzde 50'ye ulaşmış. Ancak, BEV kayıtları yüzde 33,8 düşmüş.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Temmuz 2026’ya kadar yüzde 50,2'si DC olmak üzere 13.454 şarj noktası, 158 bine ulaşmış tam elektriklilerin parkına hizmet ediyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Polonya ve Türkiye ikili ticareti 2025'te 10,5 milyar Euro iken; bu yıl 15 milyar Dolar hedefleniyor. Polonya'da 159 Türk sermayeli şirket olsa da Polonya'nın Türkiye'ye ihracatında elektro-makine payı yüzde 60,3. Ancak, Polonya'nın ticaret açığı 2,7 milyar Euro… Togg, Avrupa'da ölçek yoluna direksiyon çevirirken; AB menşeli, kaliteli ve yakın tedarikçilere ihtiyaç duyuyor; böylece Polonya ve PGM üyeleri akla geliyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Polonyalı tedarik sanayiinin kozları ise; AB standartları ve menşei (IATF 16949/ISO, REACH), Batı Avrupa genel giderleri olmadan Avrupa kalitesi, derin mühendislik ve Ar-Ge, esneklik, çeşitlilik, AB içi yakınlık. Bir düşük maliyet üssü değil; maliyet açısından rekabetçi bir Avrupa mühendislik merkezi… Hibrit ve PHEV ölçeklenmesi, EV şarj ekosistemi, batarya değer zinciri, çift kullanımlı/savunma, ticari araçlar ve e-otobüsler, otomotiv elektroniği ve SDV, aftermarket, takım tezgâhları ve hassas işleme, fırsatlar ve geçişler portföyü gibi…</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">PGM, dağıtım, özel etiket, ortak geliştirme, montaja tedarik, teknik iş birliği sunarken, ihtiyaca göre yaklaşık 100 üyesi arasında eşleştirmeler yapıyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">AB Komisyonu’nda masalara oturabilen Polonya’nın 300’den fazla üyesi olan Yeni Mobilite Derneği PSNM ise, 300'den fazla üyesiyle, 20 milyonluk parkları içinde 10 yılda 240 kat artan elektrikli araç payının yüzde 4,7’e ulaştığını açıklıyor… 2.800 sıfır emisyonlu otobüs; 8.000 elektrikli teslimat aracı; 15.000 mikro mobilite aracı; 640 hidrojenli araç, 13 hidrojen istasyonu da ayrıca notlarımızda. 846 bin kamyonla Polonya, Avrupa'nın üçüncü büyük filosuna sahip. 170 bin şirket, 700 bin istihdam ve GSYİH'nin yüzde 8'i de söz konusu olunca, hükümetleri de 1,5 milyar Euro'luk sübvansiyon programı başlatmış. Bu doğru mobilite stratejisinin 2035'e kadar Polonya GSYİH'sine yüzde 5 daha katkı sağlayacağı tahmin ediliyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Mesela; bu yıl 76 elektrikli otobüs satın alan GZM Metropolü, 250’si elektrikli 1.700 otobüsle Polonya'nın en büyük toplu taşıma sistemini işletiyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Polonya’nın yeni nesil enerji işindeki örneklerinden biri de, Solaris dahil Avrupalı otobüs üreticilerine batarya sağlayan Impact Clean Power Technology, bugüne kadar 30 binden fazla sistem teslim etmiş, 6 binden fazla elektrikli otobüsü güçlendirmiş ve şimdi de Pruszków'da GigafactoryX'i kurmuş. </span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Polonya Yatırım ve Ticaret Ajansı’nın (PAIH) "Poland Business Forward" programını ve Katowice'deki New Mobility Congress ile Polonya'nın yarım asırdır Türkiye gibi aynı güçte otomotiv tedarik zincirine sahip olduğu tablosunu yerinde inceledik. Türkiye otomobil yapıyor, Polonya parça üretiyor… “IAA ve Made in EU” stresine karşı, keşke her iki ülke Avrupa tedarik zincirinde daha çok el ele verse, entegre çalışsa…</span><span data-ccp-props="{&quot;134245417&quot;:false,&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240,&quot;469777462&quot;:[566,1133,1700,2267,2834,3401,3968,4535,5102,5669,6236,6803],&quot;469777927&quot;:[0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0,0],&quot;469777928&quot;:[1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1,1]}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tali-yolda-polonya-88443</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tali yolda Polonya  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayiye-nefes-alani-acilmasi-icin-10-15-yillik-strateji-gerekli-88453</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayiye &#039;nefes alanı&#039; açılması için 10-15 yıllık strateji gerekli!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından Elazığ’da düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi’nde reel sektördeki son durum masaya yatırılırken, iş dünyası liderleri sanayiyi bekleyen tehlikelere dikkat çekerek çözüm önerilerini paylaştı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9fe7e4222a-1790574206.jpeg" alt="" width="800" height="533" />Zirvede konuşan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, “Son üç yıldır makroekonomik dengelenme ve istikrar arayışındayız” derken, enflasyonla mücadelenin bu çerçevenin vazgeçilmezi olduğunu, ancak kalıcı başarı için para ve maliye politikalarının yanında reform ve sanayi politikası ayağını da tamamlamak gerektiğini söyledi.</p>
<p>Diren, “Talep koşulları dengelenirken orta vadede üretim kapasitesini, verimliliği ve teknolojik etkinliği artırmak zorundayız. Sanayimizin kayıtlı istihdamını ve ihracatımızın nefes alanını genişletmeliyiz” dedi. TÜSİAD Maliyet Bazlı Rekabet Endeksi'nin son yayınlanan verilerinin de bu ihtiyacın altını çizdiğine işaret eden Diren, “Son 5 yıllık süreçte tüm sektörler ciddi bir rekabet gücü kaybı ile karşı karşıya. Bu tablo, rekabetçiliğin yalnızca kurdan ve faizden ibaret olmadığını gösteriyor. Elbette teknoloji, inovasyon, enerji verimliliği, sürdürülebilirlik ve nitelikli istihdam da rekabetçiliğin asli unsurlarıdır. Ama maliyetler kalıcı biçimde bozulduğunda şirketlerin bu alanlara yatırım yapma gücü de zayıflar” diye konuştu. Dezenflasyon hedefini korurken üretici, ihracat ve dönüşüm yatırımları için hedefli, seçici, şeffaf ve ölçülebilir finansman imkanları oluşturulması gerektiğini vurgulayan Diren, desteklerin başarısını da kullandırılan kaynakla değil; verimlilik, ihracat, teknoloji, enerji tasarrufu ve nitelikli istihdam üzerindeki etkisiyle ölçmek gerektiğini savundu.</p>
<h2>"Türkiye’nin konumunu güçlendirmeliyiz"</h2>
<p>Küresel ekonomide jeopolitik, teknolojik ve maliyet esaslı baskıların da giderek arttığını hatırlatan Diren, “Sanayimizde uzun vadeli dayanıklılık için kamunun liderliğinde ve iş dünyası paydaşlarının iş birliğiyle 10-15 yıllık bir sanayi stratejisi planlamalıyız. Hangi pazarlarda derinleşeceğiz, hangi teknolojilerde yetkinlik oluşturacağız, hangi sektörlerde ve hangi bölgelerde ölçek büyüteceğiz; bunları netleştirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Dayanıklılığın bir diğer boyutunun, değişen küresel ekonomik düzende Türkiye’nin konumunu korumak ve güçlendirmek olduğunu anlatan Diren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Avrupa Birliği’nde yeni sanayi politikaları ve ticaret düzenlemeleri, başta Sanayi Hızlandırıcı Yasası olmak üzere, rekabet koşullarımızı doğrudan etkileyecek. AB’nin üçüncü ülkelerle genişleyen serbest ticaret anlaşmaları da bu tabloyu şekillendiriyor. Bu süreçte Türkiye, Gümrük Birliği ve Avrupa üretim ağlarıyla kurduğu derin entegrasyon doğrultusunda, yeni Avrupa sanayi mimarisinin doğal bir parçası olarak görülmeli.”</p>
<p>Bugün ekonomik programın başarısını ölçmekte, enflasyonun kalıcı biçimde düşmesine bakmanın çok önemli olduğunu vurgulayan Diren, “Ama bunun yanında sanayinin nabzı kaçta atıyor, üreticinin yatırım iştahı ne durumda, gençlerimiz geleceğin üretiminde kendilerine nasıl bir yer görüyor, ihracatçımız küresel pazarda hangi katma değerle rekabet ediyor; bu soruların cevapları da en az makro göstergeler kadar önemlidir” diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<h2>"Fon krizi geçici bir sorun, yapısal bir sorunla karşı karşıya değiliz, makro ekonomik temellerimiz sağlam"</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, zirvede yaptığı konuşmada son günlerde gündemi sarsan fon krizi ile ilgili konuştu. "Makroekonomik temellerimiz sağlam, ekonomimizde bir problem yok" diyen Yılmaz, "Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada. Ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun. Ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek" dedi. Yapısal bir sorunla karşı karşıya olunmadığını söyleyen Yılmaz, "Sermaye piyasalarımızın da yapısı oldukça sağlıklı. Ama geçici bir sorunumuz var. Bu sorunla ilgili de ilgili tüm kurumlarımız koordinasyon içinde üzerlerine düşeni gerçekleştiriyorlar. İnşallah bu sorunu atlattığımız zaman güçlü bir şekilde sermaye piyasalarımız yoluna devam edecek; ondan da hiç şüpheniz olmasın" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Sönmez: Şu anda en aciliyetli konu üretim kapasitesinin korunması</h2>
<p>TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, zirvede yaptığı konuşmada, ekonomik görünüme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasında makro ekonomik gelişmelere değinen Sönmez, enflasyon ve cari dengedeki sapmaların önemli bir bölümünün, bölgesel savaşın enerji ve emtia fiyatları üzerinde yarattığı geçici etkilerle açıklandığını söylerken, “Savaşın etkileri elbette gerçektir. Bununla birlikte, son dönemde ülkemizde finansal kırılganlıklar da azalma eğilimindedir. Diğer yanda, enflasyon takviminin ötelenmesi, reel sektör için sadece teknik bir revizyon değil, beklenti yönetimi ve yatırım güveni meselesidir. Enflasyon patikasının, maliye politikasının ve yönetilen fiyatların birbirini desteklediği ve hedeflerin belirlenen takvim dahilinde gerçekleştiği bir uygulamanın kritik olduğunu düşünüyoruz. Yatırım kararını da, üretim planını da, ihracatçının ufkunu da belirleyen şey, bu olacaktır” dedi.</p>
<h2>Sanayisizleşmenin toplumsal sonuçları olur</h2>
<p>2027-29 Orta Vadeli Program’da belirlenen reform başlıklarının iş dünyasının işaret ettikleriyle örtüşmesinin önemine dikkat çeken Sönmez, şu anda en aciliyetli konunun, üretim kapasitesinin korunması olduğunu vurguladı. Yıl içerisinde açıklanan kredi destek paketleri gibi politikaların meyvelerini vermesini sabırsızlıkla beklediklerini söyleyen Sönmez, ihracat ve yatırım yapan işletmelere hedefli ve geçici araçlarla nefes alanı açılmaya devam edilmesini de, çok önemli bulduklarını aktardı.</p>
<p>“Dünya yeniden sanayileşmenin yollarını ararken, dezenflasyon sürecinin üretim mirasımızı aşındırması, konjonktürel bir ekonomik sorun değil, stratejik bir risk olur” diyen Sönmez, şöyle devam etti: “Sanayisizleşme, toplumsal sonuçlar da doğurur. Nitelikli istihdamın zayıflaması, orta sınıfın daralması, gençlerin ve kadınların işgücüne katılımının sınırlanması ve bölgesel eşitsizliklerin sürmesi gibi riskler taşır. Bu nedenle üretimi korumak, toplumsal güveni ve dayanıklılığı da korumak demektir.”</p>
<h2>Daha yaygın ve derinlikli destek</h2>
<p>“Neyi ne kadar ürettiğimiz kadar, nerede ürettiğimizi de konuşmamız gerekiyor” diyen Sönmez, “Çünkü üretimin coğrafyası, refahın coğrafyasını belirliyor. Bu noktada, Anadolu’ya sanayi göçü planı üretim gücümüzü ülke geneline yayacak çok önemli bir adım. TÜRKONFED olarak sık sık dile getirdiğimiz ‘Fabrika yapan TOKİ’ modelinin, sanayiyi Anadolu’ya taşımada önemli bir rol üstleneceğini düşünüyoruz. KOBİ’lerin bina yatırım yükünü azaltmak, verimliliğe ve ikiz dönüşüme yatırım yapma şanslarını da artıracaktır” diye konuştu.</p>
<p>Bunun beraber büyümeyi Anadolu’ya, Anadolu’yu ise dünyaya bağlamak gerektiğine vurgu yapan Sönmez, şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’de ihracatçı KOBİ sayısı yaklaşık 170 bine ulaşmış durumda. Ancak ihracat yapan KOBİ’ler, toplam girişimlerimizin yalnızca yüzde 4’ü. Hala dünyaya açılmayı bekleyen çok büyük bir potansiyelimiz var.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Koç Holding YKB Ömer Koç: Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmadı</span></h2>
<p>Zirvenin ilk günkü etkinliğinde onur konuşmacısı olarak yer alan Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, güncel jeopolitik ve ekonomik görünüme ilişkin açıklamalarda bulundu. Konuşmasında Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sınırların yeniden cebren değişebildiği bir dönemi gösterdiğini anlatan Koç, Gazze’deki soykırımı ilişkin de kritik değerlendirmelerde bulundu. Gazze'de yaşanan soykırımın insanlık trajedisine dönüştüğüne; uluslararası hukukun ve uluslararası kurumların düştüğü aczi de gözler önüne serdiğine dikkat çeken Koç, “ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği'nin İsrail'i koşulsuz olarak desteklemesi, Batı'nın yüzkarası olan bu hunhar soykırımı mümkün kıldı. Maalesef artık Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır ve bunun da hepimizi etkileyen çok vahim neticeleri olacaktır” diye konuştu.</p>
<p>Konuşmasında yüksek enflasyon gündemine ilişkin de açıklamalarda bulunan Koç, “Enflasyon maalesef halen çok yüksek seyrediyor. Finansman maliyetleri de reel sektör üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Bu ortam sanayimiz açısından büyük bir dezavantaj yaratıyor. Nitekim üçüncü ülkelerde stratejik sektörler yalnız jeopolitik avantajlılıktan değil, ucuz kredi gibi desteklerle de önemli ölçüde destekleniyor. Dolayısıyla fiyat istikrarının kalıcı olarak tesis edilmesi, finansman maliyetlerinin yatırımı destekleyecek seviyelere inmesi rekabet gücümüz açısından hayati önem taşıyor.”</p>
<p>İhracatta da rekabet şartlarının ağırlaştığının altını çizen Koç, “Dünya, Çin'in ölçeği ve maliyet avantajı karşısında zorlanırken, Türk lirasının son dönemde reel olarak değer kazanması ihracatçımızın üzerindeki baskıyı artırmıştır. Uzun vadede bu baskıyı aşmanın yolu; derinliği ve katma değeri artıran rekabet gücümüzü daha sağlam bir zemine taşımaktan geçiyor. Fakat üretim yapısındaki böyle köklü bir dönüşüm uzun yıllar alacaktır. Dolayısıyla bu geçişi, mevcut sanayi altyapımızı ve istihdamımızı gözeten bir anlayışla yönetmek mecburiyetindeyiz. Bütün bu dönüşümleri destekleyecek yapısal reformları artırmak, makroekonomik dengelerde kademeli bir denge kurabilmek için şarttır” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Aras: Yerelde güçlü olacağız ki dünyaya daha güçlü bağlanalım</span></h2>
<p>Zirvenin konuk konuşmacısı TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, yeni dönemde verimlilik kavramının da yeniden tanımlanması gerektiğini söyleyerek, “Yeni dünyada en verimli şirket yalnızca en düşük maliyetle çalışan şirket değildir. Şok geldiğinde üretmeye devam edebilen şirkettir. İşte bu bizi dayanıklılığın temel unsurlarından birine getiriyor: Çeşitlilik. Enerji kaynaklarını çeşitlendirmek. İhracat pazarlarını çeşitlendirmek. Tedarikçileri çeşitlendirmek. Üretim merkezlerini çeşitlendirmek. Teknoloji kaynaklarını çeşitlendirmek. Çünkü çeşitlilik dayanıklılık yaratır. İşte tam burada yerelin gücü devreye giriyor. Türkiye’nin dayanıklılığını sadece merkezden inşa edemeyiz. Çünkü Türkiye’nin ekonomik gücü tek bir yerde değil. Türkiye’nin ekonomik gücü yaygın. Bursa’da otomotiv var. Denizli’de tekstil var. Gaziantep’te güçlü bir sanayi kültürü var. Diyarbakır’da tarım var, tarıma dayalı sanayi potansiyeli var. Kayseri’de girişimcilik var. Ege’de tarım, sanayi ve ihracat var. Akdeniz’de turizm, enerji ve lojistik var. Ve bugün bulunduğumuz Elazığ’ın da kendine özgü çok önemli kaynakları var. İşte bu çeşitlilik Türkiye’nin büyük avantajlarından biridir” şeklinde konuştu.</p>
<p>“Burada yerelin gücü derken içe kapanmayı kastetmiyorum” diyen Aras, şöyle devam etti: “Tam tersine. Yerelde güçlü olacağız ki dünyaya daha güçlü bağlanalım. Yerel tedarikçilerimizi geliştireceğiz. Ara malı üretimimizi artıracağız. Bölgesel kümelenmeler oluşturacağız. Teknolojiyi Anadolu’daki KOBİ’lere etkin götüreceğiz. Ve bütün bunları küresel değer zincirlerine bağlayacağız. Yakınlık yeniden değer kazanıyor.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Açık: Bölgemizin gerçeklerine uygun özel bir kalkınma planına ihtiyaç var</span></h2>
<p>Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’nin özel bir dönemden geçtiğini, yıllarca bu coğrafyanın enerjisini korku, acı ve göçün tükettiğini, şimdiyse huzurun ve umudun yeşerdiği, yörenin sosyoekonomik olarak gelişeceği yeni bir dönemin eşiğinde olunduğunu dile getirdi. Bölgede de yeni bir dönem başladığını, bu noktada devletin sağladığı teşviklerin de son derece kıymetli olduğunun altını çizen Açık, “Şimdi bölgemizin gerçeklerine göre hazırlanmış özel bir kalkınma planına ihtiyacımız var. Elazığ, Malatya, Bingöl ve Tunceli’nin güçlü olduğu sektörleri, yatırım önceliklerini ve ihtiyaçlarını birlikte belirleyelim. Hepimizin aynı masada olduğu ortak bir çalışma yapısı kuralım. FIRATSİFED olarak, bölgenin ihtiyaçlarını ve imkânlarını yakından biliyoruz. Sahadaki birikimimizle bu yönde yapılacak bir çalışmaya katkı vermeye ve üzerimize düşen sorumluluğu sonuna kadar almaya hazırız. Biz nereye gittiğimizi biliyoruz… Yolumuz ortak akıl, dayanışma ve üreten bir Anadolu’dur.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayiye-nefes-alani-acilmasi-icin-10-15-yillik-strateji-gerekli-88453</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/6/1280x720/ozan-diren-1773722104.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elazığ&#039;da düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi’nde konuşan iş dünyasının önde gelen liderleri, ‘erken sanayisizleşme’ riskine tekrar dikkat çekti. TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez, sanayisizleşmenin toplumsal sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulunurken, TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, sanayiye, istihdama ve ihracata nefes alanı açılmasına ve 10-15 yıllık sanayi stratejisinin hazırlanması gerektiğine işaret etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-duzen-kurulurken-turkiye-hangi-masada-88442</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni düzen kurulurken; Türkiye hangi masada? </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD ile Çin arasındaki rekabet küresel sistemin ana eksenlerinden biri olmayı sürdürürken, orta güçler kendi çıkarlarını koruyabilecekleri yeni işbirliği alanları arıyor. Türkiye de BM reformundan yeni güvenlik ortaklıklarına ve Avrupa’nın değişen güvenlik mimarisine kadar uzanan bu arayışta, yalnızca gelişmeleri izleyen değil, yeni düzenin şekillenmesinde ağırlık koyan bir aktör olma sınavıyla karşı karşıya. </strong></p>
<p><span data-contrast="auto">New York’ta geçen hafta gerçekleşen Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu, yalnızca savaşların, krizlerin ve diplomatik gerilimlerin gölgesinde liderlerin birbirlerine yönelttiği sert mesajlardan ibaret değildi. Genel Kurul’un perde arkasında, çözülmekte olan mevcut uluslararası düzene alternatif oluşturabilecek yeni ortaklıkların ve yeni güç dengelerinin arayışı da vardı.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Aynı hafta içinde, New York ile Washington'da yapılan toplantı ve temaslar arasında ortaya çıkan diplomatik tablo ise, yeni uluslararası düzen tartışmasının en çarpıcı görüntülerinden birini oluşturdu. Dünya liderleri New York’ta çok taraflılığın, BM’nin ve küresel yönetişimin geleceğini tartışırken, dünyanın iki büyük gücü ABD ve Çin’in liderleri Washington’da bir araya geldi.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Lideri Şi Cinping’in 24 Eylül’de Beyaz Saray’da gerçekleştirdiği görüşme, iki ülke arasındaki rekabeti sona erdirmedi. Tam tersine, ticaret, teknoloji, yapay zekâ, nadir toprak elementleri ve güvenlik gibi başlıkların büyük ölçüde Washington-Pekin ilişkileri üzerinden ele alınması, ABD-Çin hattının küresel sistemin en belirleyici eksenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü ortaya koydu. Zirvenin ardından Çin, iki ülkenin 30 milyar dolarlık karşılıklı gümrük vergisi indirimi düzenlemesi üzerinde anlaştığını ve yapay zekâ konusunda diyalog başlatacağını açıkladı. Bunun yanında mevcut ticaret ateşkesinin de uzatıldığı bildirildi.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Orta güçler kendi alanlarını oluşturmaya çalışıyor</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Küresel dünyanın "orta güçleri" ise Çin-ABD'nin kimi zaman rekabeti, kimi zaman da işbirliğini öne çıkaran ikili ilişkilerinin gölgesinde, kendi alanlarını yaratmaya çalıştılar. Avrupa Birliği, Avustralya, Barbados, Brezilya, Kanada, Hindistan ve Kenya’nın öncülük ettiği Partners for Multilateralism (P4M) girişimi, bu arayışın en somut örneklerinden biri. Türkiye de 21 Eylül tarihli deklarasyonu imzalayan ülkeler arasında yer aldı. Deklarasyonda çok taraflı sistemin daha temsilî, kapsayıcı ve etkin hale getirilmesi, BM’nin reforme edilmesi ve küresel yönetişimin değişen koşullara uyarlanması çağrısı yapıldı. İklim, yapay zekâ, sağlık, kalkınma finansmanı, ekonomik dayanıklılık ve tedarik zincirleri gibi alanlarda yeni işbirliği mekanizmaları oluşturulması da gündeme getirildi.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Burada ortaya çıkan tablo aslında yeni bir güç mücadelesinin habercisi…</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">ABD ve Çin, sahip oldukları ekonomik, teknolojik, askeri ve diplomatik kapasiteyle sistemin ana eksenlerinden biri olmayı sürdürüyor. Orta güçler ise bu iki merkez arasında yalnızca tercih yapmak zorunda kalmayacakları, kendi çıkarlarını ve önceliklerini birlikte savunabilecekleri mekanizmalar oluşturmaya çalışıyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Türkiye açısından asıl fırsat…</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın BM Genel Kurulu öncesinde ve Genel Kurul’da yaptığı reform çağrıları bu nedenle daha geniş bir çerçevede değerlendirilmeli. Erdoğan New York toplantılarından hemen önce yabancı basına yaptığı açıklamalarda, BM Güvenlik Konseyi’nin veto sisteminin kaldırılmasını, daimi üyelik yapısının sona erdirilmesini ve Konsey’in Genel Kurul tarafından seçilen üyelerden oluşturulmasını önerdi. “Dünya beşten büyüktür” yaklaşımı böylece Türkiye tarafından, yalnızca mevcut yapıya yönelik bir itiraz olmaktan çıkarılıp alternatif bir kurumsal model önerisine dönüştürülmeye çalışıldı. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ancak Türkiye açısından bundan sonraki mesele, mevcut sistemi eleştirmek kadar kolay değil elbette; Ankara’nın önündeki temel soru, BM içindeki reform çabalarında ya da orta güçlerin kendilerine alan açma çalışmalarında sadece imza atan ülkelerden biri olmak yerine, bu yeni mekanizmaların şekillenmesinde ağırlık koyup koyamayacağı.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Türkiye’nin son dönemdeki dış politika hamleleri, bu ikinci seçeneğe yönelik bir arayış bulunduğunu gösteriyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Suudi Arabistan ve Pakistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması bunun önemli örneklerinden biri. Anlaşma, üç ülke arasında savunma ve güvenlik alanında daha kurumsal bir işbirliği zemini oluşturuyor. Nitekim New York’ta da üç ülkenin dışişleri bakanları bir araya gelerek anlaşmanın mekanizmalarının işletilmesini görüştü.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu tablo, Türkiye’nin kendisini yalnızca NATO-ABD hattı veya Avrupa ekseni içinde tanımlamak yerine, Körfez’den Güney Asya’ya uzanan yeni güvenlik ağlarının da parçası olmaya çalıştığını gösteriyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ancak bunun bir başka boyutu daha var.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Orta güç olmak yalnızca daha fazla diplomatik alan kazanmak anlamına gelmiyor, aynı zamanda daha fazla sorumluluk almak anlamına geliyor. Kızıldeniz, Yemen, İran, Suriye ve Gazze gibi kriz alanları, Türkiye’nin aynı anda birçok farklı aktörle ilişki yürütmesini gerektiriyor. Ankara’nın yeni güvenlik ortaklıkları oluştururken bu krizlerin doğrudan tarafı haline gelmemesi, diplomatik hareket alanını koruması da önem kazanıyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Türkiye Avrupa masasında yer alacak mı?</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Türkiye açısından ikinci kritik alan ise Avrupa…</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’nda Avrupa’nın Türkiye olmadan güvenlik mimarisini güçlendiremeyeceği yönündeki mesajı, Ankara’nın Avrupa ile ilişkilerinde yeni bir güvenlik denklemine işaret ediyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ukrayna savaşı sonrasında Avrupa’nın savunma kapasitesini artırmaya çalıştığı, ABD’nin Avrupa güvenliğindeki rolünün yeniden tartışıldığı bir dönemde Türkiye’nin askeri kapasitesi, savunma sanayii, Karadeniz’den Doğu Akdeniz’e uzanan jeopolitik konumu ve bölgesel diplomasi ağı Avrupa açısından önem taşıyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ancak jeo-politik önem bir ülkeyi ancak bir yere kadar taşır; Asıl mesele, Türkiye’nin Avrupa’nın yeni güvenlik, enerji, savunma sanayii ve ekonomik mimarisinin neresinde yer alacağı olacak. Gölgede Fransa tarafından desteklenen Rum-Yunan ikilisinin vetoları sürdükçe, Türkiye'nin Avrupa masasında söz sahibi olma ihtimali hala ufukta görünmüyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yeni uluslararası düzen yalnızca tanklar, füzeler ve ittifaklardan oluşmuyor; Teknoloji, yapay zekâ, enerji, finans, kritik mineraller, tedarik zincirleri ve ticaret kuralları da artık jeopolitik gücün parçaları. Türkiye'nin bir yandan diplomatik alanını geliştirirken, diğer yandan bu alanlara eğilmesi artık bir zorunluluk… Ancak bunu yaparken, Ortadoğu ya da Afrika bataklıklarında, başka ulusların çıkarlarını korumaya kalkıp, kendi gücünü boşa harcamaması da elzem. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Daha açık yazmak gerekirse; Türkiye'nin Suudi Arabistan çöllerinde, Husilerle çarpışmasına da, İran'ı karşısına almasına da gerek yok. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Çin-ABD zirvesinin sonuçları</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Washington’daki Trump-Xi zirvesinden büyük bir ticaret anlaşması ya da Çin-ABD rekabetini sona erdirecek bir uzlaşma çıkmadı. Buna karşılık daha önemli bir sonuç ortaya çıktı: İki taraf, rekabeti yönetebilmek için ilişkide bir istikrar çerçevesini koruma konusunda mutabık kaldı. Nitekim Çin tarafı bunu açık biçimde “saygı, adalet ve karşılıklılık temelinde yapıcı stratejik istikrar” olarak tanımladı.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Zirvenin en somut çıktısı ticaret ateşkesinin 10 Ocak 2027’ye kadar uzatılması oldu. Böylece yeni bir tarife savaşının kapısı şimdilik kapatılırken, nadir toprak elementleri ve kritik minerallerin tedariki, ABD’nin Çin’e yönelik ticaret ve teknoloji politikaları ve Amerikan tarım ürünlerinin Çin pazarına erişimi gibi başlıklar müzakere edilmeye devam edecek.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İkinci kritik başlık yapay zekâydı; Taraflar, yapay zekânın riskleri ve güvenliği konusunda diyaloğu sürdürme ve krizlerde doğrudan iletişim kanalları oluşturma yönünde ilerledi. Ancak bu alan, aynı zamanda iki ülkenin en sert teknoloji rekabetlerinden biri olmaya devam ediyor. Dolayısıyla burada ortaya çıkan tablo işbirliğinden çok, rekabet ile işbirliğinin aynı anda yürütülmesi.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dikkat çekici başlıklardan biri ise İran oldu. Çin, İran’ın nükleer silah geliştirmemesi ve uluslararası suyollarında geçiş ücreti uygulanmaması konusunda ABD ile görüş birliğini resmen ortak metne yazdırdı. Resmi metin Hürmüz Boğazı’nın adını vermese de, düzenleme doğrudan bölgedeki krizin en kritik başlıklarından birine işaret ediyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bunun karşılığında Washington’ın Tayvan konusunda ne verdiği ise açık değil. Ancak Çin açısından Tayvan’ın zirvenin en hassas başlığı olduğu biliniyor. Bu nedenle İran konusunda verilen mesajların, ABD’nin Tayvan politikasında beklediği karşılıkla birlikte okunması mümkün. Bu, ilan edilmiş bir pazarlık değil; fakat zirvenin perde arkasındaki olası pazarlık alanlarından biri olarak değerlendirilebilir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Zirvenin sembolik tarafı da önemli. Trump’ın Xi’yi Joint Base Andrews’ta bizzat karşılaması, ardından askeri tören ve devlet yemeği düzenlenmesi, Washington’ın ziyarete verdiği önemi gösterdi. Fakat görüntünün ötesinde asıl mesaj, iki liderin de “teması koparmama” konusunda ısrarcı olmasıydı.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dolayısıyla zirveden çıkan temel sonuç şu: Çin-ABD rekabeti bitmedi; fakat taraflar, bu rekabeti yönetilebilir tutmak için masayı devirmemeyi tercih etti. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-duzen-kurulurken-turkiye-hangi-masada-88442</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/2/1280x720/74-1790571834.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni düzen kurulurken; Türkiye hangi masada?  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tuketici-guveni-8-yilin-en-yuksek-duzeyine-nasil-cikti-88441</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici güveni 8 yılın en yüksek düzeyine nasıl çıktı? </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tüketici güvenindeki yükselişin arkasında yalnızca mevcut ekonomik koşullar değil, enflasyon beklentilerindeki gerileme, kurdaki istikrar ve faiz indirimlerinin devam edeceğine ilişkin beklentiler de bulunuyor. Özellikle otomobil alma ve konutta tamirat-tadilat yapma niyetindeki artış, hane halkının önümüzdeki döneme ilişkin algısındaki değişimin tüketim tercihlerine de yansımaya başladığını gösteriyor. </strong></p>
<p><span data-contrast="auto">Geçtiğimiz gün açıklanan Eylül verilerine göre tüketici güven endeksi önceki aya göre 1,1 puan artışla 91,9’a yükseldi.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Mevcut düzey iki açıdan önemli... Birincisi, tüketici güveni mevcut ekonomi programının uygulamaya girdiği 2023 yılından bu yana en yüksek düzeye ulaştı. İkincisi, endeks 2018 yılından bu yana en yüksek düzeyine ulaştı. Son sekiz yılda rezervlerin eridiği 2019 dönemini, COVID-19’un küresel ekonomiyi vurduğu 2020 dönemini, kur ve enflasyonun sıçradığı 2021-2022 dönemini ve 2023’teki büyük deprem felaketini geride bıraktık. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dolayısı ile vatandaşın </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Kendi mevcut ekonomik durumu, </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Gelecek 12 ay için hanenin ekonomik durum beklentisi,</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Gelecek 12 ay için genel ekonomik durum beklentisi</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">ile</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">- Gelecek 12 ayda tüketim malı alma niyetinden oluşan tüketici güven endeksi bütün bu sorunlar yaşanmadan, ekonomideki ana dengeler bozulmadan önceki düzeyine aşağı yukarı geri dönmüş durumda.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9f40b84fce-1790571531.png" alt="" width="410" height="251" /></span><span data-contrast="auto">Hayat pahalılığı artarken, asgari ücret yoksulluk ve açlık sınırının altında iken, son birkaç haftada yüzbinlerce fon yatırımcısı sıkıntı yaşıyorken tüketici güvenindeki iyileşmeyi anlamlı bulmak güç olabilir. Ancak dikkate almamız gereken başka faktörler var.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">1- Tüketici güven endeksi tüm hanelerin ortalamasını yansıtıyor. Türkiye'de ücretli çalışanlar nüfusun önemli bir bölümünü oluştursa da, esnaf, serbest meslek sahipleri, çiftçiler, işverenler ve yüksek gelir grupları da ankete dahil. Dolayısıyla düşük gelirlilerin yaşadığı sıkıntı endekse bire bir yansımaz.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">2- Devletin, yerel yönetimlerin ve STK’ların sosyal yardımları, geçim sıkıntısını hafifleten bir olgu.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">3- Endeks sadece mevcut durumu değil, beklentileri de ölçüyor. İnsanlar "Bugün zor durumdayım ama önümüzdeki altı ayda gelirim artacak, faizler düşecek veya enflasyon gerileyecek." diye düşünüyorsa güven endeksi yükselebilir. Örneğin bizim durumumuzda hane halkının enflasyon beklentileri ile tüketici güveni arasında güçlü bir ilişki var ve hane halkı enflasyon beklentileri son 5 yılın en düşük seviyesine geriledi.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">4- Herkes aynı ölçüde tüketmiyor.</span> <span data-contrast="auto">Gelir dağılımı pek de iyi olmadığı için toplam tüketimin önemli bir kısmı orta ve üst gelir gruplarından geliyor. Bu kesimin beklentileri iyileşirse tüketici güveni de yükselebilir.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">5- Bence beklentileri olumlu etkileyen değişkenlerden biri, Merkez Bankasının piyasa fonlamasını gecelik faizden haftalık faize çekmesi ve bu yolla fiili olarak üç puanlık faiz indirimine gitmesi oldu. Ayrıca yılın kalanında da iki kez daha faiz indirimi yapılacağı yönünde güçlü bir inanış var.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">6- Detaylarda dikkat çeken bir gösterge “gelecek 12 ayda tüketim malı alma düşüncesi”nin gelmiş geçmiş en yüksek düzeyine çıkması. Şu anda 108,8 olan bu alt endeks, 2012’den bu yana hiç bu kadar büyük bir değer almamıştı. Göstergeyi bu kadar yukarı çeken faktörlerden biri otomobil alma niyetindeki güçlü artış ile yaşanan konutta tamirat-tadilat yapma niyetindeki artış.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">7- Tüketici güvenini belirleyen önemli faktörlerden biri de döviz kurları ve kurlar uzunca bir süredir stabil bir seyir izliyor. Zaman zaman beliren olumsuz gelişmelere rağmen, kurda bir sıçrama yaşanmaması, bireylerin geleceğe dönük endişelerini azaltıcı yönde etki ediyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">8- Araştırma her ayın ilk yarısında yapıldığı için fon piyasasında yaşanan olumsuz gelişmelerin tüketici güveni üzerindeki etkisi bu ayki veriye tam olarak yansımamış durumda.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:278}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tuketici-guveni-8-yilin-en-yuksek-duzeyine-nasil-cikti-88441</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüketici güveni 8 yılın en yüksek düzeyine nasıl çıktı?  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/firtina-sonrasi-sakinligi-88440</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fırtına sonrası sakinliği </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel piyasalarda tahvil getirileri ve enerji fiyatlarındaki sert yükselişin ardından tansiyon bir miktar düşerken, yurtiçinde yatırım fonu kaynaklı satış dalgası gündemdeki yerini koruyor. Piyasaların bu haftaki yönünü ise ABD istihdam ve Türkiye enflasyon verileri belirleyecek. </strong></p>
<p><span data-contrast="auto">Gelişmiş ülke tahvil getirilerinin rekor yükseldiği, Ortadoğu'da jeopolitik risklerin tırmandığı zorlu bir dönemin ardından görece sakin bir haftaya başlıyoruz. Yurtiçinde yatırım fonu yolsuzluğunun yarattığı panik Ankara’nın gecikmiş müdahalesiyle sona erdi. Suçluların cezalandırılması ve vatandaşın parasının kurtarılması zaman alacak. Ama en kötü geride kaldı. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ortadoğu’da ABD İran savaşı kaynaklı risk devam ediyor. ABD ve İran’ın Hürmüz Boğazı’nın kademeli olarak açılması için görüştüğü iddiaları ile Brent petrol 3 dolara yakın düşüşle 104 dolar seviyesinde haftayı kapattı. Hafta sonu gelen Başkan Trump’ın İran’ın teklifini reddettiği haberi ile bu hafta muhtemelen ters yönde bir hareket göreceğiz. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Enerji fiyatlarında ve tahvil getirilerinde yükselişin dünya borsalarında etkisi sınırlı ve geçici oldu. Yapay zekâ teması pay piyasaları için temel dinamik olmaya devam ediyor. Teknoloji ağırlıklı ABD, Güney Kore, Tayvan, Japonya pozitif ayrışmaya devam ediyor. Enerji bağımlılığı daha yüksek olan Avrupa negatif ayrışıyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dünyada enerji ve tahvil şoklarının, yurtiçinde yatırım fonu depreminin vurduğu Borsa İstanbul tepe noktasına %10’dan fazla gerileyerek kritik 13.000 seviyesinin altında kapandı. Yüksek betalı banka, gayrimenkul yatırım ortaklığı, havacılık, otomotiv hisseleri %10-%20 arası kayıpla satış dalgasında öncü oldu. Tasfiye edilecek fonlarda ağırlığı yüksek 100-30 ve TÜM - 100 hisselerinde kayıplar endeksi baskılamaya devam ediyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bu hafta dünya piyasalarının gündeminde Cuma günü açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi olacak. Ekonomistler güçlü Ağustos verisi sonrası Eylül ayında 100 bin istihdam bekliyor. PMI verisinde olduğu gibi pozitif bir sürpriz olursa Fed faiz artış beklentilerini güçlendirerek tahvil getirilerindeki yükselişi tetikler. Çok güçlü gelecek bir veriye hisse senedi piyasası da negatif tepki verebilir. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yurtiçi piyasaların gündeminde haftaya pazartesi açıklanacak enflasyon verisi öne çıkıyor. Genel beklentisi %2,2 civarında aylık enflasyon açıklanması. Enerji şokunun ikincil etkileri ile yukarı yönlü bir sürpriz yaşanması durumunda orta vadeli tahviller ve bankalarda satış baskısı görülür. Merkez Bankası iç talepte yavaşlama nedeniyle enerji şokunun ikincil etkilerinin sınırlı olacağını tahmin ediyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/firtina-sonrasi-sakinligi-88440</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fırtına sonrası sakinliği  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ismail-turkun-kemikleri-kesin-sizlamistir-88439</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsmail Türk’ün kemikleri kesin sızlamıştır </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>1980’lerin banker krizinin ardından yatırımcıyı korumak, piyasaları şeffaflaştırmak ve manipülasyonu önlemek amacıyla kurulan SPK, aradan yaklaşık 45 yıl geçtikten sonra yeni bir “banker krizi” tartışmasının merkezinde. O dönemde oluşturulan meslek personeli ve piyasa gözetimi odaklı kurum kültürünün bugün ne ölçüde korunduğu ise yaşanan gelişmelerle birlikte yeniden sorgulanıyor. </strong></p>
<p><span data-contrast="auto">Ben çalışma hayatıma Sermaye Piyasası Kurulu</span><span data-contrast="auto">’nda</span><span data-contrast="auto"> (SPK) başladım. Sene 1984’tü. Prof. Dr. İsmail Türk</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> SPK başkanıydı. Kurumun 1982’de faaliyete geçtiği düşünülürse, başlangıçta oradaydım. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">B</span><span data-contrast="auto">ugünlerde adına günlük yaşamda “fon krizi”</span><span data-contrast="auto"> ya da </span><span data-contrast="auto">“</span><span data-contrast="auto">P</span><span data-contrast="auto">onzi</span><span data-contrast="auto"> sistemi” de denilen “sistemli piyasa manipülasyonu” skandalı nedeniyle </span><span data-contrast="auto">Borsa İstanbul ve </span><span data-contrast="auto">SPK’nın içine düştüğü durumun </span><span data-contrast="auto">rahmetli </span><span data-contrast="auto">İsmail Türk’ün kemiklerini sızlattığını düşünüyorum</span><span data-contrast="auto"> doğrusu</span><span data-contrast="auto">.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Hoca, </span><span data-contrast="auto">1982’de o günün banker </span><span data-contrast="auto">furyasına düzen getirmek</span><span data-contrast="auto"> için Sermaye Piyasası Kurulu’nu kurmuştu. </span><span data-contrast="auto">İ</span><span data-contrast="auto">darenin </span><span data-contrast="auto">bir daha </span><span data-contrast="auto">böyle bir duruma düşmemesi için başlangıçta işi çok sıkı tutmuştu. </span><span data-contrast="auto">Şimdi geldiğimiz noktaya bakın</span><span data-contrast="auto">:</span> <span data-contrast="auto">Yaklaşık 45 yıl sonra memleket b</span><span data-contrast="auto">ir banker krizinden </span><span data-contrast="auto">bir başka banker krizine geldi. Neden?</span><span data-contrast="auto"> Gelin</span><span data-contrast="auto">,</span> <span data-contrast="auto">anlatayım.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">1980’lerin banker krizini hatırlıyor musunuz? </span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Başlangıcı hatırlıyorum. </span><span data-contrast="auto">Ortamı </span><span data-contrast="auto">size de </span><span data-contrast="auto">hatırlatayım. </span><span data-contrast="auto">Nasıl bugün </span><span data-contrast="auto">Tera</span><span data-contrast="auto">, Pusula Po</span><span data-contrast="auto">r</span><span data-contrast="auto">tföy, </span><span data-contrast="auto">Bulls</span> <span data-contrast="auto">Portföy</span><span data-contrast="auto">, </span><span data-contrast="auto">şu, bu varsa, o gün</span><span data-contrast="auto"> de</span><span data-contrast="auto"> Banker </span><span data-contrast="auto">Kastelli</span><span data-contrast="auto">, Banker </span><span data-contrast="auto">Bako</span><span data-contrast="auto">, Banker </span><span data-contrast="auto">Atalay</span><span data-contrast="auto"> ve sıra </span><span data-contrast="auto">sıra</span><span data-contrast="auto"> diğer bankerler vardı</span><span data-contrast="auto"> her kentte, her köşe başında</span><span data-contrast="auto">. Milletten </span><span data-contrast="auto">gerçek banka </span><span data-contrast="auto">mevduat sertifikası </span><span data-contrast="auto">kağıtlarıyla</span><span data-contrast="auto">kâğıtlarıyla</span> <span data-contrast="auto">para toplayıp her ay düzenli yüksek faiz ödüyorlardı. </span><span data-contrast="auto">Verdikleri faiz</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> banka mevduat faizinden </span><span data-contrast="auto">çok </span><span data-contrast="auto">yüksekti.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">B</span><span data-contrast="auto">ankerler topladıkları parayla </span><span data-contrast="auto">sözde </span><span data-contrast="auto">hisse senedi ve tahvil yatırımları yapıyor</span><span data-contrast="auto">muş gibi</span><span data-contrast="auto"> yapıyorlardı</span><span data-contrast="auto"> ve yaptıkları yatırımlardan yüksek kazanç sağlıyorlar</span><span data-contrast="auto">mış havasındaydılar</span><span data-contrast="auto">. Ortada düzenli </span><span data-contrast="auto">ve şeffaf </span><span data-contrast="auto">piyasalar olmadığı için onların yaptığı işi </span><span data-contrast="auto">takip edebilmek mümkün değildi ve </span><span data-contrast="auto">sıradan vatandaşlar </span><span data-contrast="auto">bu sihirli işlemlerden uzak kal</span><span data-contrast="auto">masınlar diye faaliyet gösteriyorlardı</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> inanırsanız.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sonunda </span><span data-contrast="auto">1982’de Banker </span><span data-contrast="auto">Kastelli</span><span data-contrast="auto"> dahil ortadaki saadet zinciri </span><span data-contrast="auto">birden </span><span data-contrast="auto">koptu. Ortada nasıl bir </span><span data-contrast="auto">Ponzi</span><span data-contrast="auto"> dolandırıcılığı olduğu, hadise patladıktan sonra ortaya çıktı. Bankerler milletten topladıkları parayla bir yatırım yapmıyor, </span><span data-contrast="auto">sisteme </span><span data-contrast="auto">son g</span><span data-contrast="auto">ir</span><span data-contrast="auto">enden aldıkları parayla </span><span data-contrast="auto">sisteme </span><span data-contrast="auto">ilk g</span><span data-contrast="auto">ir</span><span data-contrast="auto">enlerin nema ödemelerini yapıyorlardı. Sisteme girenlerin sayısı arttıkça, sistemin işlemesi</span><span data-contrast="auto">, son girenin parasıyla ilk girenlerin nemasını</span><span data-contrast="auto">n</span><span data-contrast="auto"> öde</span><span data-contrast="auto">nebilmesi</span><span data-contrast="auto"> için,</span><span data-contrast="auto"> daha çok sayıda kişinin sisteme katılması gerekiyordu. Ülke nüfusu belli bir sayı ile kısıtlı olduğuna göre, </span><span data-contrast="auto">sonunda </span><span data-contrast="auto">hadisenin patlaması mukadderdi. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">P</span><span data-contrast="auto">eki, p</span><span data-contrast="auto">atlamada, Temmuz 1981’de bankerlik faaliyetlerini kontrol altına almak amacıyla çıkarılan Sermaye Piyasası Kanunu’nun rolü var mıydı? Olsa olsa zaten batacak bir faaliyetin daha çok mağdur yaratmasını engellemiş olabilir, Sermaye Piyasası Kanunu’nun çıkması, bana sorarsanız. Gelin, hatırlatmaya devam edeyim.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">O vakitte, aynı şimdi olduğu gibi, idare, batması mukadder bir </span><span data-contrast="auto">dolandırıcılık</span><span data-contrast="auto"> karşısında seyirci kalmıştı. </span><span data-contrast="auto">Bankerlik kuruluşları </span><span data-contrast="auto">yaptıkları iş için </span><span data-contrast="auto">bir yerden izin almadan pıtrak gibi bitiyordu. Nihayet </span><span data-contrast="auto">hadisenin tehlikeli gidişi</span><span data-contrast="auto">ni engellemek için</span><span data-contrast="auto"> Temmuz</span> <span data-contrast="auto">1981’de </span><span data-contrast="auto">Sermaye Piyasası Kanunu çıkartıldı ve Sermaye Piyasası Kurulu</span><span data-contrast="auto">, Ocak 1982’de,</span><span data-contrast="auto"> “yetkilerini kendi sorumluluğunda kullanan”</span> <span data-contrast="auto">idari </span><span data-contrast="auto">bir kurum </span><span data-contrast="auto">olarak </span><span data-contrast="auto">faaliyete geçti</span><span data-contrast="auto">. </span><span data-contrast="auto">Amaç, hisse senedi ve tahvil piyasalarına bir düzen getirmek, olası bir patlamadan önce tehlikeyi bertaraf etmekti. </span><span data-contrast="auto">Ama arada patlama oluverdi ve </span><span data-contrast="auto">İsmail </span><span data-contrast="auto">H</span><span data-contrast="auto">oca</span><span data-contrast="auto">’</span><span data-contrast="auto">nın vazifesi işte bu noktadan itibaren başladı.</span><span data-contrast="auto"> Öncelikler arasına batanların tasfiyesi de girdi.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sermaye piyasalarını düzenlemek, denetlemek ve piyasa gözetiminden sorumlu olan SPK</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> aynı zamanda sermaye piyasalarını geliştirmek misyonunu da üstlenmişti. Ne kadar başarılı oldu ayrı bir konu, ona da bir gün gelirim </span><span data-contrast="auto">a</span><span data-contrast="auto">ma bugün</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> 1984’ten 1995’e kurumda çalışırken temelde ne öğrendiğimi anlatmak istiyorum.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Bir zamanlar </span></strong><strong><span data-contrast="auto">SPK demek meslek personeli demekti</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Başlangıçta m</span><span data-contrast="auto">emlekette düzenli işleyen bir menkul kıymetler piyasası yoktu. </span><span data-contrast="auto">Dünya Bankası alternatif finansman mekanizmalarına önem verilmesini </span><span data-contrast="auto">zaten </span><span data-contrast="auto">önermişti. SPK işe başlamıştı. Ama doğrusu ya, ortada </span><span data-contrast="auto">sermaye piyasalarının kurumsal altyapısı</span><span data-contrast="auto">nın tasarımı</span> <span data-contrast="auto">ve pratik işleyişi </span><span data-contrast="auto">konu</span><span data-contrast="auto">ların</span><span data-contrast="auto">dan haberdar kimse de yoktu. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">O nedenle ilk odaklardan biri bu işlerden haberdar, </span><span data-contrast="auto">hem Türkiye’nin durumunu hem de </span><span data-contrast="auto">yurt</span> <span data-contrast="auto">dışı piyasaların kurumsal altyapıs</span><span data-contrast="auto">ını bilen meslek personeli yetiştirmekti. </span><span data-contrast="auto">Meslek personeli başlangıçta kurumun temel kazanımı olarak tanımlanmıştı doğrusu. Rahmetli İsmail Türk dönemi</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> bu açıdan son derece önemliydi. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sermaye piyasası düzenlemeleri konusunda en çok aklımda kalan ilk kural şöyleydi: SPK ve SPK benzeri düzenleme ve denetleme kurumlarının temel işlevi “yatırımcının aptal yerine konmasını” engellemekti. Y</span><span data-contrast="auto">ani</span><span data-contrast="auto"> amaç “yatırımcının aptalca yatırımlar yapmasını” engellemek değildi. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Başkalarının yatırımcıyı düpedüz kandırmasını</span><span data-contrast="auto">, parasını türlü dolaplarla, yalan yanlış bilgilerle elinden almasını engellemekti işimiz. </span><span data-contrast="auto">Sahtekarlığı</span><span data-contrast="auto">Sahtekârlığı</span> <span data-contrast="auto">engellemenin yolu, her tür işlemin</span><span data-contrast="auto">, malumatın</span><span data-contrast="auto"> şeffaflaştırılması, </span><span data-contrast="auto">yani, </span><span data-contrast="auto">kamuyu aydınlatmaydı. İşlemlerin ayrıntıları ile ilgili malumat seti ortada olursa, yatırımcının aptal yerine konmasının önüne geçilebilirdi.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İkincisi</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> “spekülasyon serbest, manipülasyon yasak” kuralıydı, o günlerden aklımda kalan. Aslında ikinci kural, birinci kuralın devamıydı. </span><span data-contrast="auto">Kısa vadede elbette fiyat beklentilerine dayalı işlemler yapılabilirdi. </span><span data-contrast="auto">İleride fiyat performansının daha iyi olacağını düşünerek, bugünlerde fiyatı yerlerde sürünen finansal varlıklara yatırım yapabilirdiniz. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ama yanlış malumat yayarak, </span><span data-contrast="auto">dedikodu çıkartarak </span><span data-contrast="auto">bir finansal varlığın fiyatı ile oynayıp yapay</span> <span data-contrast="auto">piyasa oluşturmak suçtu. </span><span data-contrast="auto">Her işin bir kuralı, her düzensizliği tespit etmenin</span><span data-contrast="auto"> de</span><span data-contrast="auto"> bir yöntemi vardı. </span><span data-contrast="auto">SPK</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> işte piyasa gözetiminde bu tür düzensizlikleri tespit etme </span><span data-contrast="auto">odaklı</span><span data-contrast="auto"> örgütlenmişti. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Üçüncüsü ise meslek personelinin yazdığı raporun, kurum</span><span data-contrast="auto"> kültürünün ayrılmaz bir parçası </span><span data-contrast="auto">olduğu ilkesiydi. Meslek personelinin hazırladığı değerlendirme, inceleme ve denetleme raporları, </span><span data-contrast="auto">k</span><span data-contrast="auto">urulun</span> <span data-contrast="auto">konuyla ilgili kararı ne olursa olsun, sonradan değiştirilemezdi. Kurul, meslek personelinin görüşüne uymak zorunda değildi ama meslek personelinin yazdığı rapor kayıtlara ilk haliyle girerdi. Meslek personeli odaklı bir kurum oluşturmanın ne demek olduğunu </span><span data-contrast="auto">Prof. Dr. </span><span data-contrast="auto">İsmail Türk biliyordu.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Nereden çıktı bu ikinci banker krizi?</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şimdi diyeceksiniz ki, hal böyleyse, biz buraya nasıl geldik?  Ortada böyle bir kurum kültürüne sahip bir idare varsa bu olanlar nasıl oldu? </span><span data-contrast="auto">Doğru ya, ilk banker krizi sırasında, böyle bir kurumsal kültürümüz, sermaye piyasaları konusunda bir fikrimiz yoktu. Ama şimdi olup bitenin hiçbir özrü yok esasen. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Mesele ayan beyan ortada</span><span data-contrast="auto">.</span><span data-contrast="auto">…</span> <span data-contrast="auto">Tıpkı</span><span data-contrast="auto"> Abdurrahman Yıldırım’ın geçenlerde yazdığı gibi, finansal piyasalarda mesele kanunda, düzenlemelerde ne yazdığı değil, o kanunun nasıl uygulandığıdır. Aynı biçimde, o kanunu uygulamakla, piyasalardaki düzensizlikleri takip etmekle görevli birimlerin vazifelerini </span><span data-contrast="auto">y</span><span data-contrast="auto">t</span><span data-contrast="auto">erine getirip getirmedikleri ile alakalıdır.  </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Doğrusu ya, ben, 4</span><span data-contrast="auto">4</span><span data-contrast="auto"> yıl aradan sonra patlak veren bu ikinci banker faciasının, Türkiye’nin </span><span data-contrast="auto">özellikle </span><span data-contrast="auto">son dönemde</span><span data-contrast="auto"> hızlanan </span><span data-contrast="auto">kurumsal kapasite erozyonunun </span><span data-contrast="auto">doğrudan bir </span><span data-contrast="auto">eseri</span><span data-contrast="auto"> olduğu kanaatindeyim. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İdare, vazifesini yapmamıştır. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">SPK’nın yaptığı açıklamaya göre, birileri, bu işi önlemekle görevli idare</span><span data-contrast="auto">ler</span><span data-contrast="auto">in</span><span data-contrast="auto">, </span><span data-contrast="auto">özellikle </span><span data-contrast="auto">SPK ve Borsa İstanbul’un</span><span data-contrast="auto"> gözleri önünde, yaklaşık </span><span data-contrast="auto">456 </span><span data-contrast="auto">bin yatırımcıyı</span><span data-contrast="auto">,</span><span data-contrast="auto"> piyasalardaki fiyatları manipüle ed</span><span data-contrast="auto">ip, ortada yüksek getiri elde etmeye </span><span data-contrast="auto">imkan</span><span data-contrast="auto">imkân</span><span data-contrast="auto"> veren bir mesnet olduğu izlenimi yaratarak</span> <span data-contrast="auto">düpedüz</span> <span data-contrast="auto">aldatmış</span><span data-contrast="auto"> ve </span><span data-contrast="auto">sahtekarlık</span><span data-contrast="auto">sahtekârlık</span><span data-contrast="auto"> yapmıştır</span><span data-contrast="auto">.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Piyasaları düzenlemek ve denetlemekle görevli birimlerimizin çalışmadığını yerli/yabancı herkes görmüştür.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Açıklamalara göre 131 yatırım fonunda işlemler durdurulduğuna göre, Türk piyasaları açısından ortadaki h</span><span data-contrast="auto">asar büyüktür.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">1993 yılında SPK meslek personelinin </span><span data-contrast="auto">dönemin</span><span data-contrast="auto"> Cumhurbaşkanı rahmetli Demirel’e çıkıp yakındığı kurumsal kapasite erozyonu işin daha çok başıydı. </span><span data-contrast="auto">Bir gün size SPK meslek personelinin, o dönemdeki haysiyet mücadelesini, rahmetli dostum İbrahim Kurban’ı da anarak anlatayım nasipse. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ben 1995 yılında SPK’dan ayrılırken meslek personelinin yazdığı raporların sonradan değiştirilmesine yönelik talepler, yanlış yapıldığının farkında olunduğunu gösteren utangaç girişimlerden ibaretti.</span> <span data-contrast="auto">İşte oradan geldik bugüne.</span><span data-contrast="auto"> “İsmail Türk’ün kemikleri kesin sızlamıştır”</span> <span data-contrast="auto">dediğim o işte. Her şey göz göre göre oldu.</span> <span data-contrast="auto">Her şey </span><span data-contrast="auto">son dönemde </span><span data-contrast="auto">müsteşarlıkların </span><span data-contrast="auto">kaldırılmasıyla hızlandı</span><span data-contrast="auto">.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Şimdi yapacak çok iş var doğrusu</span><span data-contrast="auto"> ortalığı toparlamak için</span><span data-contrast="auto">. </span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ismail-turkun-kemikleri-kesin-sizlamistir-88439</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/9/1280x720/5747-1790573784.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İsmail Türk’ün kemikleri kesin sızlamıştır  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/suctan-dogan-servete-el-konulsun-88438</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Suçtan doğan servete el konulsun </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><span data-ccp-props="{"><strong>Bu ülkede küçük yatırımcı risk alsın diye cesaretlendirilir, büyük oyuncu ise kaybederse “sistemik risk” diye korunur. Kaybeden vatandaştır, kazanan yandaş ve iktidarın piyonu açgözlü bürokrattır.</strong></span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">1- SORUN</span></strong><span data-contrast="auto">: Yüzbinlerin birikimini emanet ettiği fonlar bir gecede </span><strong><span data-contrast="auto">şişirilmiş</span></strong><span data-contrast="auto">, sonra boşaltılmış. </span><strong><span data-contrast="auto">Hep aynı</span></strong> <strong><span data-contrast="auto">TERANE</span></strong><span data-contrast="auto"> dediğimiz süreçte </span><strong><span data-contrast="auto">yatırımcıyı fonuna kadar soydular</span></strong><span data-contrast="auto">. Kazananlar lüks araçlarla yurtdışı hesaplarla, siyaset gölgesiyle dolaşırken kaybedenler “</span><strong><span data-contrast="auto">tasfiye süreci</span></strong><span data-contrast="auto">” diye resmen avutuluyor.</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">2- ETKİSİ</span></strong><span data-contrast="auto">: Bu bir </span><strong><span data-contrast="auto">piyasa kazası</span></strong><span data-contrast="auto"> değil; </span><strong><span data-contrast="auto">denetimsizliğin</span></strong><span data-contrast="auto">, </span><strong><span data-contrast="auto">yakınlığın</span></strong><span data-contrast="auto"> ve </span><strong><span data-contrast="auto">açgözlülüğün</span></strong><span data-contrast="auto"> organize ettiği bir </span><strong><span data-contrast="auto">servet transferi</span></strong><span data-contrast="auto">… Halkın alın teri birikmiş, birileri servet biriktirmiş. Si</span><strong><span data-contrast="auto">yasetin gücüyle vatandaş dolandırılmış</span></strong><span data-contrast="auto">. Tıpkı 2 anahtar vadeden </span><strong><span data-contrast="auto">KEY</span></strong><span data-contrast="auto"> ve </span><strong><span data-contrast="auto">Zor-Tas</span></strong><span data-contrast="auto"> öneren kamu maliyesinin yaptığı gibi…</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">ZENGİNLEŞME SUÇUN MEYVESİ İSE O MEYVE DALINDA BIRAKILAMAZ</span></strong><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">3- ÇÖZÜM</span></strong><span data-contrast="auto">: Fon vurgunundan servet edinenlerin malı, mülkü, hesabı, şirketi, yakınına devrettiği her şey </span><strong><span data-contrast="auto">müsadere</span></strong><span data-contrast="auto"> edilsin. </span><strong><span data-contrast="auto">Helal kazanç değilse, devlet onu korumasın</span></strong><span data-contrast="auto">. Kaçırılan para yurt dışına gitmişse </span><strong><span data-contrast="auto">geri getirilsin</span></strong><span data-contrast="auto">; getirilemiyorsa burada kalan her varlık </span><strong><span data-contrast="auto">hazineye</span></strong><span data-contrast="auto">, mağdura ve </span><strong><span data-contrast="auto">kamuya iade</span></strong><span data-contrast="auto"> edilsin.</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">4- YÖNTEM</span></strong><span data-contrast="auto">: </span><strong><span data-contrast="auto">SPK yargılansın</span></strong><span data-contrast="auto">. Çünkü görev, kriz patladıktan sonra açıklama yapmak değildir. Görev, </span><strong><span data-contrast="auto">usulsüzlük büyürken</span></strong><span data-contrast="auto"> durdurmaktır. Savcılık aylar önce yazı yazmış, piyasada anormal hareketler gözlenmiş, fonlar şişmiş, </span><strong><span data-contrast="auto">küçük yatırımcı</span></strong><span data-contrast="auto"> içeri çekilmiş… </span><strong><span data-contrast="auto">SPK dokunulmaz değildir</span></strong><span data-contrast="auto">, hesap versin.</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Müsadereye dair…</strong> </span></p>
<p><strong><em><span data-contrast="auto">Müsadere nedir?</span></em></strong><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İşlenen bir suçla ilgili olan eşya veya </span><strong><span data-contrast="auto">kazançların mülkiyetinin</span></strong><span data-contrast="auto">, mahkeme kararıyla </span><strong><span data-contrast="auto">devlete geçirilmesi</span></strong><span data-contrast="auto"> demektir. Diğer bir adıyla </span><strong><span data-contrast="auto">zoralım</span></strong><span data-contrast="auto"> olarak bilinir ve </span><strong><span data-contrast="auto">suç imparatorlarının servetleri</span></strong><span data-contrast="auto"> devletin malı olur.</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><em><span data-contrast="auto">Kim el koymalı?</span></em></strong><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Devlet erkini elinde tutan </span><strong><span data-contrast="auto">siyasiler</span></strong><span data-contrast="auto"> veya </span><strong><span data-contrast="auto">muktedirler</span></strong><span data-contrast="auto"> değil, </span><strong><span data-contrast="auto">yasalarla belirlenmiş</span></strong><span data-contrast="auto">, bağımsızlığı ve </span><strong><span data-contrast="auto">adaletinden emin olunan mahkemeler</span></strong><span data-contrast="auto"> buna karar vermeli. Zira son derece ağır bir müeyyidedir.</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">MÜSADERE EDİN, YİNE BİZE ÖDETMEYİN</span></strong><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Darbeci </span><strong><span data-contrast="auto">Kenan Evren</span></strong><span data-contrast="auto">, dövizzedelerin külfetini halka ödetmişti. </span><strong><span data-contrast="auto">KKM’nin 60 milyar $’ını</span></strong><span data-contrast="auto"> biz ödedik. Halkın alın teri birikmiş, birileri servet biriktirmiş. Hukuk işleyecekse önce şu netleşsin: </span><strong><span data-contrast="auto">Kim bu parayı aldı</span></strong><span data-contrast="auto">? Kim bu yükselişi görüp durmadı? </span><strong><span data-contrast="auto">Kim milletin birikimini kişisel servete çevirdi</span></strong><span data-contrast="auto">? Bize ödetmeyin.</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>MÜSADERE LÛGATI</strong> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Eşya müsaderesi</span></strong><span data-contrast="auto">: Suçtan kullanılan, işlenmesine tahsis edilen, eşya ve aracın devlete geçmesi</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Kazanç müsaderesi</span></strong><span data-contrast="auto">: Suç işlenerek elde edilen maddi menfaatlerin ve paranın devlete aktarılması</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Güvenlik tedbiri</span></strong><span data-contrast="auto">: Türk Ceza Kanunu’nda müsadere, bir ceza değil, kalıcı bir güvenlik tedbiridir</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Genel müsadere</span></strong><span data-contrast="auto">: Yasaktır. Kişinin tüm mal varlığına el konulamaz, suçla bağlantılıları alınır</span><span data-ccp-props="{"> </span></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/suctan-dogan-servete-el-konulsun-88438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/1/1280x720/lira-para-1763620411.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Suçtan doğan servete el konulsun  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/imar-bankasi-mi-fonlar-mi-hangisi-daha-buyuk-rezillik-88437</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> İmar Bankası mı, fonlar mı; hangisi daha büyük rezillik!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Biraz hafızamı yokladım, oturdum arşiv karıştırdım, sağa sola telefon edip eski dostlardan eksik bilgileri tamamlamaya çalıştım. İkisi de büyük rezillikti de hangisi daha büyüktü; bu soruya yanıt aradım. İmar Bankası mı, fonlar mı?</p>
<p>Al birini vur öbürüne denir ya, durum biraz öyle.</p>
<p>Temel farkları şu: İmar Bankası vurgunu çok daha uzun sürdü, fon krizi ise daha kısa sürede patlak verdi.</p>
<p>Temel benzerlikleri ise şu: İki vurgun da kamunun gözü önünde yaşandı; yani kamu, denetim görevini gereği gibi yerine getirmedi. Zaten böylesine büyük soygunları gerçekleştirebilmek denetim mekanizmaları iyi işlese, gerektiği gibi işlese mümkün mü? Hatta daha ötesi; denetim mekanizmalarının iyi işletilmemesi bir yana, o denetimi yapmak durumunda olanların -hem bürokrasi, hem siyasetçi- görmezden gelmesi söz konusu olmasa böylesine yıllar alan ve herkesin gözü önünde olan soygunlar yaşanabilir mi?</p>
<h2>13 yıl süren soygun olur mu?</h2>
<p>İmar Bankası rezaleti neredeyse çoktan unutuldu. Biraz hatırlayalım.</p>
<p>Devlet tahvili ve Hazine bonosu satma yetkisi 1990 yılında elinden alınan İmar Bankası 2003 yılına kadar bu satışa devam etti. Hem de televizyon ve gazetelerdeki reklamlarda yüksek faiz verdiğini ilan ede ede! Banka geliştirdiği çifte kayıt sistemiyle yatan paranın önemli bölümünü gizliyordu ve normal denetimlerde her şey yolunda ve yasal görünüyordu. (Yetki 1990’da iptal edildi ama banka karşı davayla bu yetkiyi yeniden elde etti, ancak SPK’nın temyiziyle bu hakkı tekrar düştü.)</p>
<p><strong>“Sen artık devlet tahvili ve Hazine bonosu satamazsın”</strong> denilmiş ama banka satışa devam ediyordu. Bu tuhaf durum inceleme konusu olmuyor sanmayın, tabii ki oluyordu.</p>
<p>Ama nasıl?</p>
<p>Hazine SPK’ya <strong>“Bak yetkileri yok, satış yapıyorlar”</strong> diyordu. </p>
<p>SPK ise <strong>“Satış yetkisi olmadığına göre benim alanıma girmez, neyi inceleyeceğim”</strong> diye yanıt veriyordu.</p>
<p>İki kamu kuruluşu <strong>“Yetki bende değil sende”</strong> oyunu oynarken(!) birileri dünyaları götürdü. 2003 yılında bankaya el konulduğunda tablo ortaya çıktı. Resmi kayıtlara göre bankanın mevduatı yaklaşık 1 milyar dolardı ama gizli çifte kayıtlar incelendiğinde aslında 8-9 milyar dolar para toplandığı anlaşıldı. Bu para tabii ki ortada yoktu; ya bazı yatırımlar için kullanılmış ya da çoktan yurt dışına çıkarılmıştı.</p>
<p>Şimdi böylesine büyük bir soygun yalnızca Hazine, SPK ve 2000 yılında faaliyete geçen BDDK üçgenindeki zafiyetle açıklanabilir mi? Arkasında siyasetçi olmayan, sırtını oraya dayamayan bürokrat böylesine bir soygun karşısında sessiz kalabilir mi? Ya da daha önemlisi bürokratı adeta bir köşeye itip işini siyasetçiyle görenlerin önünde kim durabilir; bürokratın böyle bir gücü olabilir mi?</p>
<h2>Göz göre göre…</h2>
<p>1992 yılından çok tipik bir örnek hatırlatayım. 1992 yılında belli ki banka içinden bir ihbar yapılır. Buna göre daha sonra da kesin olarak belirlendiği gibi İmar Bankası çifte kayıt tutmaktadır. Herhangi bir hesaba yatırılan 100 lira o mudinin hesabında 100 lira olarak yer almakta, ancak genel merkezde kurulan bir bilgi işlem sistemi sayesinde o 100 lira 10 liraya dönüşmekte, kalan 90 lira başka hesaba aktarılmaktadır. İhbar üzerine Meclis’te bir soruşturma komisyonu kurulur ama bir sonuç çıkmaz. 1992’den 2003’e işte böyle gelinir.</p>
<p>İmar Bankası eliyle bu sahtekarlıklar sergilenirken bankanın sahibi bir parti kurar ve 2002 seçimlerinde yüzde 7,25 gibi çok yüksek bir oy alır.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ya bugün; ya fon soygunu!</span></h2>
<p>İmar Bankası olayını aktarırken, bürokrasi kendisini bir kenara itip siyasetçiyle iş tutan, tutmuyorsa bile birlikte hareket ediyormuş algısı oluşturan birinin önünde durabilir mi, diye sormuştum.</p>
<p>Aynı soru hiç kuşkusuz bugün için de geçerlidir. Bürokratı atlayıp işini siyasetçiyle görenin, görmüyorsa bile öyle gösterenin önünde durmak mümkün mü? Hele işin içinde bir de bürokrasiden gelen örtülü destek varsa…</p>
<p>Malum fonun böylesine palazlanması, böylesine pervasızca işlem yapması, yapabilmesi üç beş bürokratın göz yummasıyla olabilir mi?</p>
<p>Bundan siyasetçilerin de haberi vardı, her şey onların onayıyla oldu demek mümkün değil, çünkü elde somut kanıt yok, olamaz da zaten ama en azından şu algıyı yaratmak bile çok önemli:</p>
<p><strong>“Bu fonu yönetenler iktidar partisiyle içli dışlı, onlara hiçbir şey olmaz, kimse dokunamaz, demek ki bu fonlar yüksek kazanç sağlamaya devam edecek.”</strong></p>
<p>Kulaktan kulağa yayılan bu bilgi ya da algı zincirleme bir reaksiyon doğurdu:</p>
<p><strong>“Bak gel beni dinle; ben şu kadarcık sürede şu kadar kazandım, bunların arkası çok sağlam, gel sen de kazan!”</strong></p>
<p>İyi niyetle herkes birbirinin kurdu oldu, birbirini bir anlamda tuzağa düşürdü. Bu sırada birileri de olan biteni el ovuşturarak izledi.</p>
<p><strong>Doğrudan hisse senedi alanlar</strong></p>
<p>Fon rezaletinin iki boyutu var… Biri fonlarda ortaya çıkan kayıp. Bir diğeri ise fonların portföyünde yer alan hisse senetlerini doğrudan almış olanların kaybı.</p>
<p>İkinci durum için yapılabilecek hiçbir şey yok. Borsada hisse senedi alınmış ve o hisse senetleri dur durak bilmeksizin düşüyor. Hele hele tepe ya da tepeye yakın düzeylerden alanlar için geri dönüşü olmayan bir zarar söz konusu. 3 kuruş etmeyen senetleri <strong>“Daha da gidecek”</strong> düşüncesiyle ya da yaratılan algıya inanarak 333 kuruştan alanlar için ne yapılabilir ki.</p>
<p>Bu hisse senetlerinin son dönemdeki düşüşü elbette fon kriziyle bağlantılı. Ama fon krizi olmasaydı da bu senetler gün gelecek bu hızda olmasa da yine düşecekti. Hiçbir göstergesi iyi olmayan bir şirketin hissesinin olmadık fiyatlara ulaşmasına şaşmak gerekirken düşüşe şaşmak ne kadar doğru?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fon soygunu ile KKM çok başka</span></h2>
<p>Bu iki konuyu, fon soygunu ve ona bağlı olarak bazı hisse senetlerinde yaşanan çöküşü ve kur korumalı mevduat uygulamasını karşılaştırmak ve hangisinin daha büyük bir sorun oluşturduğunu ya da daha büyük boyutlu olduğunu tartışmak pek doğru değil. </p>
<p>Bir kere KKM, ekonomik açıdan doğru bir tercih olmasa bile belli bir mevzuata dayanan yasal bir uygulamaydı. Ayrıca KKM hesabı açanların hepsi çok zengin kişiler değildi. Bu uygulamayı eleştirmek adına KKM’den yalnızca zengin olanların yararlandığını dile getirmek doğru değil. Küçük tasarruf sahipleri de KKM hesabı açtırıp sağlanan bu olanaktan yararlandı. Tamam; en çok yararı yüksek tutarlı hesap sahipleri sağlamıştır ama KKM’den yararlanan binlerce küçük tasarruf sahibi de oldu.</p>
<p>Ayrıca bir kez daha vurgulamak gerek; ekonomik yönüyle yanlış bir tercihti ama KKM yasaldı.</p>
<p>Oysa fon soygunu mevzuata aykırı işlem yapılmasından kaynaklandı. Dolayısıyla fon ve KKM yan yana bile getirilemeyecek çok farklı konulardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/imar-bankasi-mi-fonlar-mi-hangisi-daha-buyuk-rezillik-88437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/lira-para-tl-1768883557.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İmar Bankası mı, fonlar mı; hangisi daha büyük rezillik! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-skandalina-william-shakespeare-de-karisti-88436</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon skandalına William Shakespeare de karıştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ali İhsan Karacan’ı bugün yeniden hatırlamak için iyi bir nedenimiz var. 1994- 1997 arasında SPK Başkanlığı yapan Karacan, aracı kurumların sermaye yeterliliğinden portföy yönetimine, repo-ters repodan yatırım danışmanlığına kadar düzenlemelerin şekillendiği dönemin önemli aktörlerinden biriydi.</p>
<p>Aradan 30 yıl geçti. Karacan yazıları ve sosyal medya paylaşımlarıyla görüşlerini kamuoyuyla paylaşıyor. 2025’te yayımladığı bir yazısında kamuda şeffaflık sorununu ele aldı. Halkın parasını kullanan kamu kurumlarının düzenli bilgi vermesi, önemli bilgilerin talep edilmeden açıklanması gerektiğini savundu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9ef873e4a0-1790570375.png" alt="" width="443" height="338" />
<figcaption><strong>Karacan’ın yaptığı paylaşımda Shakespeare özür ile telafi arasındaki farkı anlatıyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Bunu fon tartışmasının yanına koyduğunuzda mesele daha anlamlı hale geliyor. Yatırımcı parasının nerede değerlendirildiğini, hangi riskleri ve yaşananların nedenlerini bilmek istiyor. Instagram’da bir paylaşımın 255 bin görüntülenmeye ulaşması da bu bilgi açlığının göstergelerinden biri. Tam da bu nedenle, Karacan’ın son gelişmeler üzerine yaptığı ve hepimizi düşündüren paylaşımı da dikkat çekici. Aynen aktarıyorum:</p>
<p>“Fon” ve “Evim” skandallarıyla ilgili bundan sonra bol bol özür ve mazeret dinleyeceğiz. Biraz şiir arası verelim.</p>
<p>William Shakespeare’in 34. sonesinden üç dize:</p>
<p><em>“Though thou repent, yet I have still the loss: The off ender’s sorrow lends but weak relief. To him that bears the strong off ence’s cross.”</em></p>
<p>Yani:</p>
<p>“Sen pişman olsan da yine kaybım var: Suçlunun üzüntüsü zayıf bir tesellidir, Ağır bir suçun yükünü taşıyan için.” Karacan’ın paylaşımında Shakespeare özür ile telafi arasındaki farkı anlatıyor. Birinin pişmanlığı, zarar görenin kaybını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor. Şair sevgilinin gözyaşlarına farklı bir anlam verse de şiirin asıl meselesi değişmiyor: Zarara neden olanın pişmanlığı ile zarara uğrayanın kaybı aynı şey değil.</p>
<p>Fon yatırımcısının bugünkü sorusu da bununla bağlantılı. Yaşananların ardından kim ne kadar üzgün, kim ne kadar pişman, bunlar elbette önemli. Ama yatırımcının asıl ihtiyacı kaybın nedenini, parasının durumunu, sorumluluk zincirini ve bundan sonra ne olacağını açık biçimde öğrenmek. Karacan’ın 30 yıl önce savunduğu şeffaflık anlayışı ile bugün dile getirdiği kamuyu aydınlatma önerisinin ortak noktası burada ortaya çıkıyor: Bilgi, çanak çömlek patladıktan sonra değil, yatırımcı ve vatandaş kararını vermeden önce ulaşılabilir olmalı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-skandalina-william-shakespeare-de-karisti-88436</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon skandalına William Shakespeare de karıştı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/onlarin-gazinin-maliyeti-daha-uygun-abd-ile-dis-ticarette-6-milyar-dolar-fark-olustu-88435</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Onların gazının maliyeti daha uygun, ABD ile dış ticarette 6 milyar dolar fark oluştu </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><span data-contrast="none">DIŞ </span></strong><span data-contrast="none">Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) davetiyle </span><strong><span data-contrast="none">“19. Türkiye Yatırım Konferansı” </span></strong><span data-contrast="none">için gittiğim New York’ta Ticaret Bakanı Prof. </span><strong><span data-contrast="none">Ömer Bolat</span></strong><span data-contrast="none">’la 4 meslektaşımla birlikte sohbet fırsatı bulduk.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Prof. </span><strong><span data-contrast="none">Bolat, </span></strong><span data-contrast="none">New York’taki toplantılarda verdiği şu mesajla söze girdi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Türkiye, çevresindeki savaşlara rağmen tam bir istikrar adası, güvenli liman. Kişi başına geliri 20 bin dolar olan 86 milyon nüfuslu bir pazar.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Yabancı yatırımcılar için cazip teşvikler uygulandığını anımsattı:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Ayrıca yakın dönemde İstanbul Finans Merkezi’ni (İFM) baz alan Kurumlar Vergisi muafiyeti de devreye girdi.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9eeb8ae4e1-1790570168.jpg" alt="" width="900" height="269" /></span><span data-contrast="none">Türkiye’nin dış ticaret hacmine işaret etti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Mal ve hizmetleri kapsayan dış ticaret hacmimiz 860 milyar doları buluyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">DEİK/TAİK’in Citi’nin merkezindeki </span><strong><span data-contrast="none">“19. Türkiye Yatırım Konferansı” </span></strong><span data-contrast="none">başta olmak üzere</span><strong><span data-contrast="none"> “TABA-AmCham” </span></strong><span data-contrast="none">etkinliği, ASKON buluşması, </span><strong><span data-contrast="none">“Global Turks” </span></strong><span data-contrast="none">paneli gibi toplantılara katılım Türkiye’yi anlattığını bildirip, şu verilerin altını çizdi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Ülkemizde ABD kökenli şirketlerin toplam 2 bin 345 yatırımı var. Getirdikleri sermaye 16.5 milyar dolar. Toplam yatırımları 60 milyar doları buluyor. Amerikalı şirketler Türkiye pazarını çok iyi biliyor. Ülkemizde faaliyet gösterenler vergi ödüyor, istihdam yaratıyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Cumhurbaşkanı </span><strong><span data-contrast="none">Recep Tayyip Erdoğan </span></strong><span data-contrast="none">ile ABD Başkanı </span><strong><span data-contrast="none">Donald Trump</span></strong><span data-contrast="none">’ın önceki dönemde koydukları 100 milyar dolar ikili ticaret hacmi hedefi üzerinde durdu:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">2025 yılında Türkiye-ABD ticaret hacmi 38.5 milyar dolar oldu. ABD’nin 6 milyar dolar fazlası var. Bu da uçak ve LNG alımından kaynaklanıyor. Ayrıca petrol ve gaz fiyatlarının artışının etkisi de var. Yine de ABD gazının maliyeti daha uygun. BOTAŞ’ın alımı sürüyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Türkiye-ABD ticaret hacminin bu yıl 42-43 milyar doları bulmasını beklediklerini kaydetti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Bu trend aynen devam edecek gibi görünüyor. Dolayısıyla 2028 yılı sonunda rakam 50 milyar dolara ulaşır. ABD, Almanya’dan sonra ülkemizin ikinci büyük ticaret partneri oldu.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Türkiye’nin ABD’ye ihracatında öne çıkan sektörlere işaret etti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Ülkemizden ABD’ye ihraç edilen ürünlerin başında inşaat malzemeleri, makine ve makine ürünleri, mobilya, halı, tekstil, konfeksiyon, otomotiv ve yan sanayi ürünleri, mücevher yer alıyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9eec4d2efd-1790570180.jpg" alt="" width="500" height="531" /></span><span data-contrast="none">Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyonda</span><span data-contrast="none">,</span><span data-contrast="none"> tasarımın da devreye girmesiyle katma değeri önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Türk tekstil ve konfeksiyon ürünleri kalite-marka algısıyla tercih edilmeye devam ediyor. Hazır giyimde kilo başına ihracat değeri, 60-70 doları, hatta bazı ürünlerde 100 doları buluyor. Moda ve tasarım odaklı üretim Türkiye’yi bu alanda üst lige taşıdı.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Türk ve ABD’li şirketlerin üçüncü ülkelerde işbirliğini irdeledi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Türk ve Amerikan şirketleri arasında güçlü bağlar var. Üçüncü ülkelerde işbirliği yapmaları konusundaki potansiyel üzerinde durmak gerekiyor. Bölgesel gerilimle özellikle Ortadoğu’da iş yapmayı zorlaştırıyor. Buna rağmen güçlü işbirliği örnekleri görüyoruz.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Geçen yıl yine Başkanlığını </span><strong><span data-contrast="none">Murat Özyeğin</span></strong><span data-contrast="none">’in yürüttüğü TAİK’in davetiyle New York’a gittiğimde 24 Eylül 2025’te yayınlanan yazıma şu başlığı atmıştım:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<ul>
<li><span data-contrast="none">       </span><strong><span data-contrast="none">ABD’den 43 milyar dolarlık LNG alımı için imza atılacak…</span></strong></li>
</ul>
<p><span data-contrast="none">Yazıda şu detay üzerinde durmuştum:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<ul>
<li><span data-contrast="none">       </span><strong><span data-contrast="none">Bu durumda 2045 yılına kadar ABD’de yılda 2 milyar 150 milyon dolarlık LNG ithalatı söz konusu olacak.</span></strong></li>
<li><span data-contrast="none">       </span><strong><span data-contrast="none">LNG, bu haliyle de ABD-Türkiye arasındaki 100 milyar dolarlık ticaret hedefinin önemli kalemleri arasına girecek.</span></strong></li>
</ul>
<p><span data-contrast="none">Ticaret Bakanı Prof. </span><strong><span data-contrast="none">Bolat</span></strong><span data-contrast="none">’ın ortaya koyduğu veriler, gaz ve uçak alımlarının aramızdaki dış ticarette ABD’yi 6 milyar dolar öne geçirdiğini gösteriyor…</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Farkın büyümesine karşın ABD ile dış ticaretin Rusya-Türkiye ve Çin-Türkiye ticaretleriyle karşılaştırıldığında </span><strong><span data-contrast="none">“dengeye daha yakın” </span></strong><span data-contrast="none">yol alınacağını ortaya koyuyor…</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Üretici birlikleri teşvik edilecek sebze-meyvede aracı sayısı azalacak, kayda giriş artacak </span></h2>
<p><strong><span data-contrast="none">TİCARET </span></strong><span data-contrast="none">Bakanı Prof. </span><strong><span data-contrast="none">Ömer Bolat, </span></strong><span data-contrast="none"> Türkiye’de 177 halin devrede olduğunu, belediyeler tarafından işletildiğini belirtti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Hal Yasası’nda en son 2012’de değişiklik yapılmıştı. O değişiklikler önemliydi ama yasa çıkarmak tek başına yeterli olmuyor. Yine de önümüzdeki dönemde yeni değişiklikler için hazırlıklarımız sürüyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Piyasadaki bazı aktörlerin iklim koşulları ve arz-talep dengesini haksız ticaretlerine gerekçe gösterdiklerini bildirdi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Hal Yasası’nda yeni düzenlemenin ana hedefi aracı sayısını azaltmak, kayda giren ürün sayısı ve miktarını artırmak. Düzenlemenin temel amacı üretici birliklerini teşvik etmek olacak. Böylece çiftçiden perakendeye uzanan zincirdeki aracı sayısını aşağı çekmek.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Hal kayıt sisteminin etkin kullanılmasının önemine işaret etti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Fiyatların üreticiden başlayarak kayıt içine alınması, haksız fiyat oluşumunu önlemede kritik rol oynayacak.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Taşıma maliyetlerinin de sebze-meyve fiyatları üzerinde önemli etkisi olduğunu kaydetti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:231}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Ürünün başlangıç fiyatı çok düşük olsa bile kilo başına 7-8, hatta 10 lira nakliye maliyeti biniyor. Üstüne ayrıca yolda, tezgahta oluşan fire de fiyatlar üzerine ekleniyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;201341983&quot;:2,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559740&quot;:231,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Made in EU’da kamu alımları ve e-ticaret  başlıkları öne çıkıyor </span></h2>
<p><strong><span data-contrast="none">TİCARET </span></strong><span data-contrast="none">Bakanı Prof. </span><strong><span data-contrast="none">Ömer Bolat</span></strong><span data-contrast="none">’a Avrupa Birliği (AB) ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ile </span><strong><span data-contrast="none">“Made in EU” </span></strong><span data-contrast="none">görüşmelerinin seyrini sorduk, anlattı:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve </span></strong><span data-contrast="none">“Made in EU” </span><strong><span data-contrast="none">kapsamındaki düzenlemeleri birlikte ele alıyoruz. </span></strong><span data-contrast="none">“Made in EU” </span><strong><span data-contrast="none">sürecinde kamu alımları, yatırımlar ve e-ticaret başlıkları öne çıkıyor.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Türkiye’nin kamu alımları konusunda AB ile karşılıklılık temelinde benzer mevzuatı uygulamaya hazır olduğunu belirtti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">31 Temmuz 2026’da TBMM’den geçen kanunla sayın Cumhurbaşkanımıza verilen yetki kapsamında, karşılıklılık şartıyla kamu alımlarında AB’ye paralel adımlar atılabilecek. AB Komisyonu ile bu konuda teknik müzakereler başladı.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">30 yıllık Gümrük Birliği döneminin etkisine dikkat çekti:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Türkiye, 30 yıllık Gümrük Birliği süreci ile Avrupa ekonomik entegrasyonunun parçası oldu. Otomotiv başta olmak üzere tedarik zincirleri iç içe geçti. AB’deki karar vericilere bu durumun korunması gerektiğini anlatıyoruz.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bakan </span><strong><span data-contrast="none">Bolat, </span></strong><span data-contrast="none">bugünkü görüşme trafiğinin bilgisini de verdi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">AB Komisyon Başkan Yardımcısı Stephane Sejourne ve Genişlemeden Sorumlu Komisyon Üyes Marta Kos ile 28 Eylül 2026’da görüşeceğiz. Görüşmelerde e-ticaret, kamu alımları ve Gümrük Birliği başlıkları üzerinde duracağız.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Amerikan Eximbank’tan 3.1 milyar dolar kullanıldı, daha da artmasını istedik   </span></h2>
<p><strong><span data-contrast="none">DIŞ </span></strong><span data-contrast="none">Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı </span><strong><span data-contrast="none">Nail Olpak </span></strong><span data-contrast="none">ve Türkiye-ABD İş Konseyi Başkanı </span><strong><span data-contrast="none">Murat Özyeğin</span></strong><span data-contrast="none">’le New York’taki sohbetimizde </span><strong><span data-contrast="none">“19. Türkiye Yatırım Konferansı” </span></strong><span data-contrast="none">ve görüşmeleri değerlendirdik.</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="none">Nail Olpak, </span></strong><span data-contrast="none">Cumhurbaşkanı </span><strong><span data-contrast="none">Recep Tayyip Erdoğan </span></strong><span data-contrast="none">ve beraberindeki bakanların katıldığı, 30 Amerikalı şirket-kurum tepe yöneticisinin yer aldığı </span><strong><span data-contrast="none">“Yuvarlak Masa” </span></strong><span data-contrast="none">toplantısında değindi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Toplantının katılımcıları arasında U.S. Exim Bank’ın CSO’su Jeff Wilson da vardı. Türk şirketlerine 3.1 milyar dolarlık kaynak kullandırmış olduklarını belirtti.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="none">Olpak, </span></strong><span data-contrast="none">U.S. Exim Bank’ın harcanmamış kaynağının 115 milyar dolar olduğunu öğrendiklerini aktardı:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Jeff Wilson’a bu kaynaktan Türk şirketlerine yeni pay ayrılması ve kullandırılması beklentimizi ilettik. Özellikle Türk ve ABD’li şirketlerin üçüncü ülkelerde birlikte üstlenecekleri projelerde bu kaynak devreye girebilir.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="none">Olpak, </span></strong><span data-contrast="none">bu talebi şu sözlerle perçinlediğini bildirdi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><span data-contrast="none">“Türk iş insanının, müteahhidinin gözü karadır. İşini de hızlı ve kaliteli yapar. Sıkıntı, zorluk düzeyi yüksek bölgelerde siz para koyun, Türk şirketlerinin üstlendiği projelere finansman desteği verin” </span><strong><span data-contrast="none">dedik.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="none">Murat Özyeğin, </span></strong><span data-contrast="none">New York’taki toplantıların önemli bir bölümüne ev sahipliği yapan Citi Group’un yöneticilerinin Cumhurbaşkanı </span><strong><span data-contrast="none">Erdoğan</span></strong><span data-contrast="none">’la toplantıda verdiği şu mesaj üzerinde durdu:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Citi Türkiye’nin en çok Kurumlar Vergisi ödeyenler listesinde ilk 10’da yer aldığının altını çizdiler.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="none">Özyeğin, “Yuvarlak Masa” </span></strong><span data-contrast="none">toplantısına ilgi ve katılımla ilgili şu bilgiyi verdi:</span><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">-</span><span data-contrast="none">          </span><strong><span data-contrast="none">Toplantıya katılanlar bitiminde, </span></strong><span data-contrast="none">“Seneye bizi listeye almayı unutmayın” </span><strong><span data-contrast="none">diye TAİK Başkanı olarak bana beklentilerini ilettiler.</span></strong><span data-ccp-props="{&quot;134233117&quot;:false,&quot;134233118&quot;:false,&quot;335557856&quot;:16777215,&quot;335559685&quot;:720,&quot;335559738&quot;:0,&quot;335559739&quot;:0,&quot;335559991&quot;:360}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/onlarin-gazinin-maliyeti-daha-uygun-abd-ile-dis-ticarette-6-milyar-dolar-fark-olustu-88435</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/bakan-bolat-1766914820.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Onların gazının maliyeti daha uygun, ABD ile dış ticarette 6 milyar dolar fark oluştu  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88434</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu hafta piyasada yönü ne belirleyecek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 28 Eylül" src="https://www.youtube.com/embed/KeSW5exHXMU" width="850" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88434</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/4/1280x720/talip-cipa-1784524336.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-fon-krizinin-cozumu-icin-ortak-masa-kurulmali-88433</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özgür Özel: Fon krizinin çözümü için ortak masa kurulmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL - CANAN SAKARYA - HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, gündem konularına ve partisinin ekonomi politikasına ilişkin EKONOMİ gazetesine özel açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Özgür Özel, fon krizinde sorunun muhalefetle birlikte ortak akıl ve eşgüdüm içinde çözülmesi için ortak bir masa kurulması önerisinde bulundu. Özel, “Mesele bu kadar kritik ve bu kadar çok boyutluyken tüm siyasi partilerin bu konudaki uzman milletvekillerinin davet edildiği bir ortak akıl eş güdüm ve birlikte tartışma toplantısı olabilir. Bunu yapmalarını öneririm” dedi.</p>
<p><strong>Uzun süredir sahadasınız, vatandaş cephesinde enflasyon ve hayat pahalılığı, diğer taraftan KOBİ’ler ve sanayicilerin finansmana erişim başta olmak üzere bir dizi sorun gündeme getiriliyor, sahadan tespitleriniz nelerdir çözüm için ne öneriyorsunuz?</strong></p>
<p>Kasım 2023'te yaklaşık bundan 3 yıl önce, önceki partimizde göreve gelirken vatandaşın sorunlarını masa başında konuşmayacağımızı daima sahada olacağımızı söylemiştik. Hem 19 Mart darbesi sonrası İstanbul’da yoğun mitingler yaptık. Bunlar tepki mitingleriydi ve ekonomi öne çıkmıyordu. Anadolu’ya geçtiğimizde ise ekonominin payı yüzde 80’e çıktı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab9ec95ced1b-1790569621.jpg" alt="" width="800" height="533" />Arkadaşlarımıza “il ve ilçelere gideceksiniz, esnafla, KOBİ’lerle, büyük ölçekli işletmelerle, OSB yönetimleriyle, esnaf odalarıyla, sanayi ticaret odalarıyla, ticaret borsalarıyla bir araya gelip hem sektörel hem ilinize özgü sorunları toplayıp onların da çözüm önerilerini bize ileteceksiniz” dedik.</p>
<p>Bunun yanında şimdi Ekonomi Eşgüdüm Konseyi olarak nitelendirdiğimiz Türkiye'de hemen hepsi kamuoyu tarafından da çok yakından bilinen, takip edilen 11 ekonomist arkadaşımız ziyaretler gerçekleştirdi. Bursa, Kocaeli, Gebze, Tekirdağ, Çorlu, Kayseri, Kars'a yaptığımız ziyaretler var, oralarda hem sorunları hem onların çözüm beklentilerini dinliyoruz. Ben bizim parti programımız hakkında bilgi veriyorum. Oradan da çok önemli geri dönüşler alıyoruz. Soruları da uzmanlık alanlarına göre arkadaşlarımız yanıtlıyorlar.</p>
<h2>“Asgari ücret alana düşük, verene yüksek”</h2>
<p>Burada bir kere üzerinde çok ortaklaşılan sıkıntılar var. İki büyük açmaz direkt göze çarpıyor. Bir tanesi asgari ücret meselesi. Bilhassa tekstil, dericilik, ev tekstili gibi alanlarda asgari ücret alan için çok düşük, veren için çok yüksek. Çünkü dışarıyla kıyaslandığı ülke Mısır olunca, Afrika ülkeleri olunca dolar bazında başka bir noktaya geliyor. İkincisi, döviz kuru. Bu da normalde bizler için yüksek ama ihracatçı için katlanılamaz düzeyde düşük. Kar etmek bir yana kendini döndürmekten alıkoyuyor. Para kazanamayınca yatırım erteleniyor. Yatırım ertelenince teknoloji geriliyor veya ihtiyaç duyulan büyüme kapasite artışı sağlanamıyor ya da kapasite korunamıyor. Bu sefer yurt dışında pazar kaybıyla karşı karşıya geliyor. Bu da istihdamı vuruyor, işsizliğe dönüşüyor. Bu iki büyük açmaz her yerde ortak sorun. En başta Devlet Planlama Teşkilatını önce ismen ortadan kaldırdılar. Eleştirilere de dediler ki; “Kalkınma Bakanlığı bünyesinde devam edecek” sonra o işlevi de kaybettirildi. Şu an Türkiye'de aranan elemanın sorunu tamamen bir planlama sorunu.</p>
<p><strong>Asgari ücret verene yüksek alana düşük dediniz nedir öneriniz? Bölgesel asgari ücreti doğru buluyor musunuz?</strong></p>
<p>Elbette sektörel ya da bölgesel asgari ücretin sakıncaları, emek dünyasının buna itirazları çok önemli. Ama belli alanları korurken, bakarken örneğin oralarda sosyal güvenlik destek primlerinin devlet tarafından karşılanması, sosyal güvenlik desteklerinin verilmesi ve gelen prim tahsilatının belli sektörlere doğrudan teşvik olarak aktarılması gibi sektörleri koruyucu bir takım tedbirler almak lazım.</p>
<p>Bölgesel asgari ücret tartışmalarındaki rezervlere hak veriyoruz ama sektörlere yönelik piyasa da istihdamı korumaya yönelik teşvikler lazım. Biz onu ‘alan için 39 veren için 29 bin lira asgari ücret öneriyoruz’ diyerek formüle etmiştik. Bunun Anadolu'daki KOBİ’lerde çok büyük bir karşılığı olduğunu görüyoruz. Çünkü şöyle söylüyor, “Ben verdiğim asgari ücretten utanıyorum. Ama verirken de elim titriyor’ diyor. Asgari ücret artsın ama yük bizim sırtımızdan alınsın diye bakıyorlar.</p>
<h2>“Gıda enflasyonu da planlama eksikliğinden kaynaklı”</h2>
<p>Gıda enflasyonunda da en önemli sorunlarından bir tanesi planlama meselesi, doğru ürüne yönlendirmek için doğru teşviklerin verilmemesi, yanlış zamanda ithalat izinlerinin verilmesi, bilhassa gümrük vergilerinin güya o alanda fiyatı regüle etmek için tam hasat zamanı kaldırılması sıkıntı yaratıyor. Sektör sektör, ürün ürün bakarsanız mesela Yalova'da kivi üreticisi diyor ki; “Kiviyi tam 80-90 liradan satacağız ve para kazanacağız. O sırada İran'dan 40 liraya kalitesi düşük kivi geliyor. Kars'a gidiyorsunuz, et ithalatına verilen izin bizi mahvetti fiyatlar düştü” diyor. Manisa'da üzüm üreticisi geçen sene sattığının üçte biri fiyata üzüm satmak zorunda kalıyor. O gün için fiyatı düşürüyor, tüketiciyi rahatlatıyor gibi görünüyor ama üretici şikayet ediyor. Her şeyin başında planlamama sorunu ortaya çıkıyor.</p>
<h2>“Selektif kredilerde siyasi kayırmacılık”</h2>
<p>Bir de zaman zaman selektif kredi diye hep söyledikleri, iyi bir ekonomi yönetiminde kredilerin doğru yerle buluşturulması diye teoride konuşulan meselede, kredilerin siyasi saiklerle yönlendirildikleri, krediye ulaşma konusunda kayırmacılıkların yapıldığı gibi şikayetleri de duyuyoruz. Bu ortak sorunlarda finans ve işletme yanında yüksek girdi maliyetleri enerji maliyetleri, tahsilat süreçleri yatırım iştahını zayıflatıyor.</p>
<h2>“30 yıllık birikimi 3 yılda harcayanlar yatırım yapamıyor”</h2>
<p>Özellikle tahsilat sorunları ve kurdaki düşüklük yani maliyetine çalışma. “Pazarımı, işçimi, fabrikamı kaybetmemek için 30 yıllık birikimimi 3 yıldır harcıyorum, sırf ayakta kalmak için” diyorlar. “Ama bu sefer de yatırım yapamıyorum, teknoloji çok hızlı değişiyor, teknoloji yatırımını yapamadığımız için oyunun dışında kalmaya başladık” diyorlar. İşte sanayisizleşme meselesinde işin önemli bir boyutu bu. Yani sahada iş dönüp dolaşıp aynı yere gidiyor. Hep doğru zamanda doğru planlama yapılmaması.</p>
<p><strong>Bu dile getirdiğiniz sorunların üstesinden nasıl gelmeyi düşünüyorsunuz? Planlama ile mi başlayacaksınız?</strong></p>
<p>Devlet Planlama Teşkilatı gibi Türkiye Planlama Kurumu'nu kuracağız. Türkiye Planlama Kurumu baştan aşağıya devlet planlama teşkilatının ruhuyla ama çağın gereklerine uygun olarak hem yüksek teknolojiyi kullanarak yapay zekanın olanaklarıyla aylar yıllar sürecek analizleri, çok hızlı yapabilecek çağdaş bir devlet planlama teşkilatını, Türkiye Planlama Kurumu'nu oluşturmak birinci hedefimiz. İkincisi hem tarımda hem yatırımda doğru hedeflere doğru yönlendirme yapmak için kamunun burada rol alması, inisiyatif kullanması gerekiyor. Özellikle Türkiye'nin tekstil meselesine ayrı bir yerden yaklaşmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Finansmanla ilgili KOBİ’lerin sıkıntısı var, gelir dağılımı bozuldu, ekonomide kaynak dönüşümünü nasıl yaratmayı, kaynağı nereden sağlamayı planlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Bir kere çok adaletsiz bir vergi düzeni var. Dolaylı vergilerin yüzde 64 düzeyinde olduğu bir yerde ne toplumsal refahtan ne vergi adaletinden söz etmek mümkün değil. Dört sütun üzerinde yükselecek bir adalet kavramına ihtiyaç var. Bunlardan bir tanesi hiç şüphe yok ki yargı adaleti. Buna tabii ekonomi açısından baktığımızda hukuki öngörülebilirlik, herkes açısından hukuk güvencesi ve memlekette yatırım yapacak kişinin önünü görmesi.</p>
<p>Türkiye'de 47 yıl sonra ana muhalefet partisi birinci parti oldu, ekonominin yüzde 84'üne dokunacak belediyeleri kazandı. O günden sonra operasyonlar başladı. En son o kazanan yönetimi değiştirdiler. Yerine işte mutlak butlan getirdiler. Bunlar yargı kararı ama doğrudan ekonomiyi etkileyen kararlar. Siyasi saiklerle yapılan tutuklamalara tanık üretmek için insanların şirketlerine el koyuyorlar. Eğer itirafçı olursan mal varlığını iade ederiz diyorlar. Şimdi bunların hepsine bakıldığında Türkiye'ye kim gelecek? Parasını sokacak, Türk parasına çevirecek, fabrika için arsa alacak, bina yapacak, borçlanacak, eleman bulacak. Türkiye'de yatırım yapacak.</p>
<p>Dört sütun üzerinde yükselen, sosyal adaleti sağlayacak, vergi adaletini sağlayacak, gelir dağılımını adil yapacak ve bunların hepsinin içinde olmazsa olmaz belki de en ortadaki taşıyıcı kolon olarak bir hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi önemli.</p>
<h2>"Düşük enflasyon için siyasi iradenin huzur vermesi lazım"</h2>
<p><strong>17 milyon emekli var, bunlar her sene bütçeyi bekliyor. İşte ne kadar zam olacak, ne olacak? Bunu toptan çözecek bir öneriniz var mı? Bunun dışında enflasyon ana meselemiz nasıl indireceksiniz?</strong></p>
<p>Enflasyon maalesef bu dünya tarihinin en büyük servet transferine dönüştü. Hepimizin cebindeki para belli bir kesimin cebine aktarıldı ve bir seçim kazanmak uğruna, Türkiye yüksek enflasyonla tanıştı. Bizim bu yüksek enflasyonla nasıl mücadele edileceğini bilen konusunda çok iyi yetişmiş kadrolarımız var. Türkiye'de enflasyonla mücadele konusunda dünyanın yaptığı doğrulan yapma konusunda liyakatli kadrolar var ve göreve hazır. Ama siyasi iradenin bir huzur vermesi, önünü açması, rahat vermesi lazım. Mehmet Şimşek'in gelip uygulamaya başladığı birçok yönüyle eleştirilebilecek ama belli bir süre için anti-enflasyonist program noktasında tam sonuç almaya yönelik göstergeler varken 19 Mart darbesi geldi ve işte dünya kadar rezerv yakıldı. Maalesef Mehmet Şimşek'te bu rezervler bu günler için biriktirildi diyerek darbenin finansörü olarak işin finans boyutunu üstlenmiş oldu.</p>
<p>Enflasyonda şöyle bir ikileme giriliyor. Diyorlar ki; biz bu enflasyonla mücadele programını uygularsak kısa dönemde ekonomi küçülür. Önümüzde seçim var. Onun için tedricen daha yüksek bir enflasyonu devam etmeyi göze alıyoruz. Hep böyle oldu bugüne kadar. Siz bu siyasi basireti gösterebilecek misiniz? Yani siyasi kaygıları bırakarak, enflasyonun daha hızlı düşmesine izin verecek misiniz?</p>
<p>Siyasi tercihlerle, iktidarda kalmak için yaptıkları bir takım yanlışlarla Türkiye'nin CDS'i yükseldi, o dönemde sadece devletin değil herkesin borçlanmasında risk primi bir maliyet olarak geldi. Halen daha onun bedelini hep birlikte ödüyoruz. O maliyetlerin her bir tanesinin bir fiyatlanması var. O fiyatlanmanın karşılığı enflasyon. Ama biz iktidar olduğumuzda, birincisi Türkiye'de hukuki öngörülebilirliğin olmadığı riskler ortadan kalkacak. Yargıya siyasi baskı ortadan kalkacak. Birinci hedefi Avrupa Birliği'ne tam üyelik olan bir iktidar gelecek. Biz dünyaya demokrasi, istikrar, kalkınma ve güvenilir bir ekonomi vadediyor olacağız. Bunun getireceği katkı çok büyük olacak. Dünya piyasaları, iç piyasadaki yatırımcılar, tüm ekonomi çevreleri, finans çevreleri bir kredi açacak, O krediyi doğru kullanmak ve heba etmemek çok çok önemli.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Bizim iktidarımızda fon krizi olmazdı"</span></h2>
<p><strong>Siz iktidarda olsanız bu fon krizini nasıl yönetirdiniz? Bir yasa teklifi de Meclise sundunuz, fon soruşturmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p>Biz iktidarda olsaydık böyle bir fon krizi olmazdı. Belli bir süredir bu piyasalardaki manipülasyonlara, bu tip kötü niyetli organizasyonlara karşı zaten hükümet uyarılıyordu. Uyarılar bir yıldır çok açık ortadayken düzenlemeleri Ağustos ayına kadar bıraktılar ve bu iyi niyetli bir bırakma değildi. Esas olarak bu düzenlemelerle artık oyunu eskisi gibi oynayamayacaklarını gördüler. Bu kurdukları, var ettikleri, köpürttükleri, büyüttükleri fonu vatandaşın sırtına bıraktılar ve kaçtılar. Doğru piyasa düzenlemelerini yapmak lazım. 2008 yılında Amerika'da bu yaşandı ve Amerika buna karşı tedbiri aldı.</p>
<p>Biz bir kanun teklifi verdik, teklifin esası Madoff krizini Amerika'nın çözdüğü gibi. Şimdi bu kapalı dönemde bu fon büyüyor, büyüyor, büyüyor. Türkiye'deki fon herhâlde 940 kat büyümüş kapalı dönemde. Bir efsane olarak da işte bu fon yönetim şirketleri konuşuluyor. Maalesef burada işin iki yönüyle de en çok bu işin mağdurlarının AK Parti'ye yakın seçmen olduğu söyleniyor, faiz yerine diğer yatırım araçlarına yönelen bir seçmen olarak söyleniyor. Bunu da anlıyoruz ve bu da çok üzüntü verici. Seçmen, böyle bir duyguyla yöneldiği fonda dolandırıldı. Bu asrın dolandırıcılığı. Siyasetten isimlerle anılan fon yöneticileri var. Kendileri için yerli ve milli bir ponzi alanı tanımlamışlar ve orada kendi kendilerine şakalaşa şakalaşa milletin geleceğini kararttılar. Madoff 'ta yapıldığı gibi geriye gitmek lazım. Kapalı dönemde kim kazandı? Açık dönemde kim kazandı? Kim ne para koydu, ne kadar koydu? Herkese koyduğu parayı geri verip, orada elde ettiği fahiş karları tahsil edip, fona koyup, ondan sonra fona yatırım yapanlara bölüştürmek lazım. Bu Madoff krizi Amerika'da bu şekilde çözüldü. İki şey oldu. Bir, mağduriyet minimize edildi. İki, benzer facialar, felaketler yaşanmamaya başladı. Çünkü yanına kar kalmayacağını biliyor artık oradaki yatırımcı. Bu konuda Sayın Ümit Özlale'nin imzasıyla 11 ekonomist arkadaşın 4 gündür çalıştıkları 15 maddelik bir kanun teklifini Meclise sunduk. Bütün partilerin incelemesine sunuyoruz. Biz bu kanun teklifini diğer partilerle görüşeceğiz. Kabul edilmesi noktasında 1 Ekim günü Meclis açıldıktan sonra ilk geçirilecek kanun olarak görüşülmesini önereceğiz. Bizim teklifimiz hemen gündeme gelip kanunlaştırılabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-fon-krizinin-cozumu-icin-ortak-masa-kurulmali-88433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/ozgur-ozel-1784978589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EKONOMİ gazetesine özel açıklamalarda bulunan YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, fon krizinde sorunun muhalefetle birlikte ortak akıl ve eşgüdüm içinde çözülmesi için ortak bir masa kurulması önerisinde bulundu. Fon skandalını “asrın dolandırıcılığı” olarak niteleyen Özel, siyasi bağlantılara dikkat çekti. Özel, elde edilen fahiş kârların tahsil edilip fona konulması ve fon yatırımcılarına bölüştürülerek mağduriyetin en aza indirilmesi gerektiğini söyledi. Özgür Özel, Türkiye’de yargı kararlarının ekonomiyi olumsuz etkilediğine de işaret etti ve “Taşıyıcı kolon olarak bir hukuk devletinin yeniden inşa edilmesi”nin önemine dikkat çekti. Enflasyonun önemli bir bölümünün seçimin finansmanından kaynaklandığını ifade eden Yeni Parti lideri, iktidar olmaları halinde “Türkiye Planlama Kurumu”nu kuracaklarını kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-odemelerinde-oncelik-1-milyon-liranin-altindaki-hesaplara-88432</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon ödemelerinde öncelik, 1 milyon liranın altındaki hesaplara</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Toplam büyüklüğü 20 milyar dolara ulaşan ve 450 binin üstündeki hesap sahibini doğrudan ilgilendiren fon kriziyle ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma giderek derinleştirilirken, kapatılan fonların tasfiyesine ilişkin koşullar da netleşmeye başladı. Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ekonomi kurmaylarıyla yaptığı toplantıda, öncelikli olarak 1 milyon lira ve altındaki fon paylarının ödenmesi yönünde karar çıktığı ifade ediliyor. Son üç aylık dönem başta olmak üzere soruşturmaya konu fonlardaki tüm hesap hareketleri detaylıca incelenecek. Devam eden soruşturmada tutuklu sayısı 51’e yükselirken, 46 düzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı ise kaçırma, değer azaltma, üçüncü kişilere devrin önlenmesi amacıyla donduruldu.</p>
<h2>Kapsamda hangi fonlar var? </h2>
<p>Son dönemlerde çok sayıda operasyona imza atan Adalet Bakanlığı’nın en kapsamlı soruşturmasını fonlarla ilgili sürdürülen soruşturma oluşturuyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçları kapsamında yürüttüğü fon soruşturmasında, 7 yatırım şirketine ait fonların para ve yatırımcı trafiğinin ortaya çıkarılması için Merkezi Kayıt Kuruluşuna müzekkere yazdı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen 2026/149004 sayılı fon soruşturması kapsamında 22 Eylül’de Merkezi Kayıt Kuruluşu’ndan fonlara ilişkin ayrıntılı yatırımcı ve işlem kayıtlarını istedi.</p>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı MKK’ya yaptığı başvuruda, Pusula Finans Anonim Şirketi, Tera Yatırım Menkul Değerler A.Ş., Hedef Portföy Yönetimi A.Ş., Bulls Yatırım Menkul Değerler A.Ş., A1 Capital Menkul Değerler A.Ş., Atlas Menkul Kıymetler Yatırım Ortaklığı ile Pardus Menkul Kıymetler A.Ş. ile bağlantılı fonlara ilişkin kayıtların incelenmesini istedi. TCK’nın suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ile 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na muhalefet suçları kapsamında yürütülen soruşturmada tasfiye tarihine kadar yapılan yatırımcı bazlı tüm hareketlerin tespiti istendi.</p>
<h2>Para hareketleri ortaya çıkarılacak </h2>
<p>Yatırımcıların fonlardaki alım-satım işlemlerinin TL karşılıkları, mevcut hesaplardaki katılma payı değerleri, pay oranları ve benzeri nitelikteki kayıtları isteyen İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, fonlardaki yatırımcı hareketlerinin dönemsel olarak ortaya çıkarılarak, para trafiğinin ayrıntılı biçimde incelenmesini hedefliyor. Savcılığın MKK’dan talebinde 1 Temmuz ile 16 Eylül tarihleri arasında fondan çıkış yapan yatırımcılara yönelik, adet, tutar, bakiye bilgilerinin ise öncelikli olarak gönderilmesi istendi. Bu kayıtlarla, tasfiye sürecine yaklaşılırken fonlardan gerçekleşen çıkışların büyüklüğü, zamanlaması ve yatırımcı bazındaki dağılımı soruşturma dosyasında incelenecek. Soruşturmaya ilişkin sosyal medya hesabından değerlendirmede bulunan Adalet Bakanı Akın Gürlek, amacın birikimlerin istismarına izin vermemek ve mağduriyetin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesinin amaçlandığını bildirdi. Bakan Gürlek, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından "suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma", "nitelikli dolandırıcılık", “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” ve "sermaye piyasası kanununa muhalefet" suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü aktardı.</p>
<h2>Toplam 104 mal varlığı donduruldu</h2>
<p>Bakan Gürlek’in verdiği bilgilere göre 1 Temmuz-16 Eylül tarihleri arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelendi. İnceleme sonucunda; 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı donduruldu. Haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulandı.</p>
<p>Akın Gürlek, ilgili tüm kuruluşlara müzekkere yazılarak; devir, temlik, satış, bağış, ipotek ve rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, EFT/havale ve malvarlığını azaltıcı diğer işlemlerin önlenmesi; sermaye piyasası araçlarının dondurulması ve şüpheli işlemlerin gecikmeksizin adli makamlara bildirilmesinin talep edildiğini aktardı.</p>
<p>Soruşturma konusu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasının önlenmesini öngördüklerini dile getiren Gürlek, “Malların el değiştirmesine veya üçüncü kişiler üzerine geçirilmesine imkân vermemek; suçtan elde edildiği tespit edilen değerleri güvence altına almak ve mağdur vatandaşlarımızın haklarına kavuşmasını sağlamayı amaçlıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Kimsenin mal kaçırmasına ve mağdur vatandaşların haklarına ulaşmasını engellemesine müsaade edilmediğinin altını çizen Bakan Gürlek, “Tüm fon sahipleri ile yönetici kademelerinde yer alan şüphelilerin mal varlıklarına el konulmuştur. Birinci derece yakınlarının mal varlıkları dondurulmuştur” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Fatma Betül Sayan Kaya istifa etti </h2>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Para hangi hesaba aktarılmış, malvarlığı hangi şirketin veya kişinin üzerine geçirilmiş olursa olsun; izini sonuna kadar süreceğiz. İyi niyetli vatandaşlarımızın yılların emeğiyle oluşturduğu birikimlerin birtakım kişi ve yapılar tarafından istismar edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz” açıklaması dikkat çekerken, bundan kısa süre sonra AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya ile ilgili iddialar ortaya çıktı. YENİ Parti Sözcünü Zeynel Emre, eski Aile Bakanı Kaya’nın 255 lira seviyesinden 250 bin adet Özata hissesi aldığını, bu işlem için 63 milyon 359 bin lira yatırım yapıldığını ve hisselerin Eylül ayında yaklaşık 4 bin 482 lira seviyesinden satıldığını bildirdi. Emre, Kaya’nın 1 milyar 344 milyar lirayı soruşturmalardan hemen öne çektiğini öne sürdü.</p>
<p>Bunların üzerine AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Fatma Betül Sayan Kaya, ortaya atılan iddiaların hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan görevden affını istediğini bildirdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tera Portföy YKB Özel ve Tera Portföy CEO'su Sarpyener gözaltına alındı</span></h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen fon soruşturması kapsamında, daha önce hakkında yurt dışına çıkış yasağı tedbiri uygulanan Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel ve Tera Portföy CEO'su Emir Münir Sarpyener gözaltına alındı. Bugüne kadar yürütülen operasyonlarda toplam 76 şüpheli hakkında adli işlem yapılırken, 45 şüpheli tutuklanmış, 5 şüpheli hakkında adli kontrol kararı uygulandı. 12 şüpheli hakkında ise yakalama işlemleri başlatılırken, gözaltındaki 14 şüphelinin adli işlemleri devam ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sermaye Piyasası Kurulu'ndan 500 bin liraya etkin pişmanlık yolu</span></h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Cuma akşamı Özata Denizcilik hakkında yapılan inceleme sonucunda 11 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu duyurdu. Bu kapsamda İbrahim Bekçi, Ethem Umut Beytorun, Erdin Özel, Haldun Saffet İnal, Bülent Uygun, Emre Tezmen, Emir Münir Sarpyener, Kadir Boy, Kerem Alkin, Gül Ayşe Çolak ve Abdülkadir Özkan hakkında suç duyurusunda bulunuldu. Suç duyurusuna ilişkin bültende suç duyurusu kararı alınan şahısların en az 500 bin lira olmak üzere elde ettikleri veya elde edilmesine sebep oldukları menfaatin iki katı miktarı 15 gün içinde yatırmaları şartıyla etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilecekleri ifade edildi. SPK ayrıca suç duyurusunda bulunulan kişiler ile birlikte Tera Portföy Yönetim A.Ş ile Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’ye iki yıl süreyle işlem yasağı getirdi. İbrahim Bekçi, Ethem Umut Beytorun, Bülent Uygun, Emir Münir Sarpyener ve Gül Ayşe Çolak’ın işlem yasağı boyunca lisanslarını da iptal etti.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Çelik: Ekonomiye yönelik sistemik risk bulunmuyor</span></h2>
<p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, fon krizi olarak adlandırılan sürece ilişkin değerlendirme yaptı. Ömer Çelik, fon krizi olarak adlandırılan gündemin her bir maddesi ve detayının, Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla ilk andan itibaren partideki yetkili kurumlar tarafından titizlikle takip edilip değerlendirildiğini belirtti. Çelik, değerlendirmelerde temel ilkenin Cumhurbaşkanı ve Genel Başkan’ın “sorumluluğu olan kim varsa hesap sorulacaktır” ifadesi olduğunu belirterek, bu ilke çerçevesinde her türlü yanlış, yolsuzluk, istismar ve usulsüzlükle mücadelenin “tavizsiz” verileceğini ifade etti. </p>
<p><strong>"Yanlış yapan hesap verecek"</strong></p>
<p>Fon krizi olarak adlandırılan süreçten olumsuz etkilenen vatandaşların hak ve hukukunun titizlikle ele alınacağını belirten Çelik, Cumhurbaşkanı’nın talimatlarıyla Adalet Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere tüm kurumların tam bir koordinasyon içinde kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü bildirdi. Çelik, bu çalışmaların olayların tüm boyutlarını açığa çıkaracağını, karanlıkta hiçbir şey kalmayacağını ve gereğinin yapılacağını belirterek, “Ortada bir iddia varsa araştırılacaktır. Tüm usulsüzlükler ortaya çıkarılacaktır. Yanlış yapanlar, hukuk önünde hesabını verecektir” dedi.</p>
<p><strong>"Hiçbir taviz söz konusu değil" </strong></p>
<p>Çelik, “Finansal sistemimize ve Türkiye ekonomisine yönelik sistemik bir risk yoktur. Temellerimiz sağlamdır. Sermaye piyasalarının sınırlı bir bölümünde, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundur” ifadelerini kullandı. Bu sorunun üzerine gidilirken, Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği gibi, “benzer bir problemin yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa bunların da hayata geçirilmesini sağlayacak” çalışmaların kapsamlı bir şekilde yapıldığını belirtti. Tüm denetim kurumlarının görevinin başında olduğunu belirten Çelik, şeffaflık, denetim ve hesap verilebilirlik ilkelerinin korunacağını ve güçlendirileceğini ifade etti. Çelik, “Milletimizin her alandaki emanetine sahip çıkma irademiz tamdır. Milletimizin emanetine sahip çıkarken hiçbir taviz, istisna ve kararsızlık söz konusu olamaz. AK Parti’mizde ‘siyasetimizin alfabesi’ her türlü yanlışla sonuna kadar mücadele etmektir” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-odemelerinde-oncelik-1-milyon-liranin-altindaki-hesaplara-88432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/2/1280x720/lira-para-1756795627.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen fon soruşturması giderek derinleşirken haklarında adli işlem başlatılan 76 kişiden 51&#039;i dün itibarıyla tutuklandı. Eski Aile Bakanı Kaya yüksek kâr sağladığı iddiaları üzerine AK Parti’deki tüm görevlerinden istifa etti. Fon zararlarının ödenmesinde önceliğin küçük hesaplara verileceği belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/iskur-holding-ar-ge-ile-tekstilde-donusumun-pesinde-88477</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSKUR Holding, Ar-Ge ile tekstilde dönüşümün peşinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Çukurova Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü ev sahipliğinde Adana’da gerçekleştirilen UÇTEK 2026 – Ulusal Çukurova Tekstil Kongresi, akademi ve tekstil sanayisini aynı platformda buluşturdu. </p>
<p>Tekstil sektörünün geleceğine ilişkin bilimsel ve endüstriyel çalışmaların ele alındığı UÇTEK 2026, sektörün dönüşüm gündemine ışık tuttu. Çukurova Üniversitesi Tekstil Mühendisliği Bölümü’nün ev sahipliğinde düzenlenen kongrede, sürdürülebilir üretim ve döngüsel ekonomi başta olmak üzere tekstil sektörünün geleceğini şekillendiren başlıklar masaya yatırıldı.</p>
<p>Kongrede İSKUR Holding bünyesinde bulunan İSKUR Tekstil Enerji AŞ. Ar-Ge Müdürü Dr. Mehmet Kertmen ile birlikte Hülya Kesici, Dr.Halil İbrahim Olucak, Umut Fındık ve Turan Erdoğan tarafından hazırlanan çalışmalar da katılımcılarla paylaşıldı.</p>
<p>Çalışmalarda; “Pamuklu Tekstil Atıklarının Geri Dönüşümü: Döngüsel Ekonomi ve SKA Entegrasyonu”, “Sürdürülebilir Tekstil İçin Pamukta LCA ve Karbon Ayak İzi Değerlendirmesi” ve “Tekstilde Polyester Elyafı ve SDG: Mevcut Uygulamalar ve Stratejik Yaklaşımlar” başlıkları öne çıktı.</p>
<p><strong>“Sürdürülebilirlik artık tercih değil”</strong></p>
<p>Dr. Mehmet Kertmen, tekstil sektöründe sürdürülebilirliğin artık geleceğe yönelik bir hedef olmanın ötesinde, üretimin temel unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, akademi-sanayi iş birliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Kertmen, kongrede gerçekleştirilen çalışmaların sektörün dönüşüm sürecine katkı sunduğunu ifade ederek, “Tekstil sektörünün geleceğini yalnızca üretim kapasitesi ve rekabet gücü üzerinden değerlendirmek yeterli değil. Kaynakların verimli kullanılması, atıkların yeniden ekonomiye kazandırılması, karbon ayak izinin ölçülmesi ve üretimin yaşam döngüsü boyunca değerlendirilmesi artık sektörün temel gündem maddeleri arasında yer alıyor” dedi.</p>
<p><strong>“Atığı yeniden değere dönüştürmeliyiz”</strong></p>
<p>Pamuklu tekstil atıklarının geri dönüşümü konusunda yürütülen çalışmaların önemine işaret eden Kertmen, döngüsel ekonominin tekstil sektöründe giderek daha fazla önem kazandığını söyledi.</p>
<p>Kertmen, “Tekstil atıklarını yalnızca bertaraf edilmesi gereken bir unsur olarak görmek yerine, yeniden üretim süreçlerine kazandırılabilecek değerli bir kaynak olarak değerlendirmeliyiz. Döngüsel ekonomi yaklaşımı, hem kaynak verimliliği hem de çevresel etkilerin azaltılması açısından sektörümüze önemli fırsatlar sunuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Karbon ayak izi ve LCA vurgusu</strong></p>
<p>Kongrede ele alınan bir diğer önemli konu ise pamuk üretimi ve tekstil süreçlerinde Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi (LCA) ile karbon ayak izi ölçümleri oldu.</p>
<p>Dr. Kertmen, tekstil ürünlerinin çevresel etkisinin doğru şekilde ortaya konulmasının sürdürülebilir üretim açısından kritik olduğunu belirterek, “Bir ürünün sürdürülebilirliğini değerlendirebilmek için üretimin bütün aşamalarına bakmak gerekiyor. Hammadde aşamasından başlayarak üretim, kullanım ve ürünün yaşam sonuna kadar olan süreçleri birlikte ele alınmalı. Ölçemediğimiz bir etkiyi doğru şekilde yönetmemiz mümkün değil” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Akademi ile sanayi aynı zeminde buluşmalı”</strong></p>
<p>UÇTEK 2026’nın akademik çalışmalar ile sanayinin ihtiyaçlarını aynı zeminde buluşturması açısından önemli olduğunu vurgulayan Kertmen, üniversite-sanayi iş birliğinin güçlendirilmesinin tekstil sektörünün dönüşümünü hızlandıracağını ifade etti.</p>
<p>Kertmen, “Bilimsel çalışmaların üretim hayatındaki karşılığını görmek, sanayinin ihtiyaçlarının da akademik çalışmalara yansımasını sağlamak büyük önem taşıyor. Bu tür kongreler, bilgi paylaşımının yanı sıra yeni iş birliklerinin ve ortak projelerin de önünü açıyor” dedi.</p>
<p>İSKUR Holding olarak Ar-Ge ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmaların devam edeceğini belirten Kertmen, genç mühendisler ve akademisyenlerle birlikte sektörün geleceğine yönelik çözümler geliştirmeye devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>Kongrede gerçekleştirilen çalışmalara katkı sağlayan akademisyen, öğrenci ve sektör temsilcilerine teşekkür eden Kertmen, “Tekstilin geleceğini bugünden şekillendirmek zorundayız. Bunun yolu da bilim, teknoloji, sürdürülebilirlik ve güçlü bir akademi-sanayi iş birliğinden geçiyor” mesajını verdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/iskur-holding-ar-ge-ile-tekstilde-donusumun-pesinde-88477</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/7/1280x720/iskur-holding-ar-ge-ile-tekstilde-donusumun-pesinde-1790585879.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UÇTEK 2026 – Ulusal Çukurova Tekstil Kongresi&#039;nde İSKUR Tekstil Enerji AŞ Ar-Ge Müdürü Dr. Mehmet Kertmen ve çalışma arkadaşları, sürdürülebilir tekstil, geri dönüşüm, karbon ayak izi ve yaşam döngüsü değerlendirmesi konularındaki çalışmalarıyla yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dirinler-dokum-turkiyede-ilk-olan-79-tonluk-motor-govdesi-uretti-88472</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dirinler Döküm, 8 tonluk motor gövdesi üretti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin ağır sanayi ve yüksek katma değerli üretim kapasitesine yönelik çalışmalarını sürdüren Dirinler Döküm'ün, yaklaşık 2,5 MW gücündeki HUM 12V tipi içten yanmalı motor için 7 bin 980 kilogram ağırlığında motor gövdesi ürettiği bildirildi. Şirket açıklamasına göre, EN GJL 250 malzemeden imal edilen ve 4 bin 800 milimetre uzunluğa, 1.100 milimetre genişliğe ve 850 milimetre yüksekliğe sahip motor gövdesinin tasarım, üretim ve nihai ürün aşamaları yaklaşık üç ayda tamamlandı.</p>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba2834ef858-1790584884.jpeg" alt="" width="356" height="424" />Dirin, söz konusu üretimin yalnızca büyük hacimli bir döküm parçası olmadığını, yüksek mühendislik deneyimi ve hassas proses kontrolünün bir arada uygulandığı bir çalışma olduğunu belirtti.</p>
<p>Motor gövdesinin yaklaşık 2,5 MW gücündeki HUM 12V tipi içten yanmalı motor için üretildiğini aktaran Dirin, parçanın petrol ve doğal gaz üretim sistemlerinde kullanılacağını ifade ederek, “Bu büyüklükte ve silindir çapında bir motor gövdesinin Türkiye’de ilk kez üretildiğini söyleyebiliriz. Üretim, yüksek ağırlıklı ve kompleks parçaların Türkiye’de geliştirilebildiğini göstermesi açısından önemli” dedi.</p>
<h3>“7 bin 980 kilogramlık parça, kapasitemizin bir göstergesi”</h3>
<p>Dirinler Döküm’ün sfero dökümde 15 bin kilogram, pik dökümde ise 25 bin kilogram kapasiteye sahip olduğunu belirten Dirin, geçmişte 25 bin kilograma kadar tek parça üretim gerçekleştirdiklerini söyledi. Dirin, 7 bin 980 kilogramlık motor gövdesinin firmanın bugüne kadar ürettiği en ağır parça olmadığını ancak motor bloğu grubundaki en ağır üretimlerden biri olduğunu kaydetti.</p>
<h3>Üç aylık mühendislik ve üretim süreci</h3>
<p>Motor gövdesinin nihai ölçülerinin 4.800x1.100x850 milimetre olduğunu belirten Dirin, tasarım, üretim ve nihai ürün aşamalarının yaklaşık üç ayda tamamlandığını söyledi.</p>
<p>Üretim sürecinde mühendislik deneyimi ile gelişmiş döküm teknolojilerinin birlikte kullanıldığını vurgulayan Dirin, projenin en önemli teknik aşamasının Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilen bu üretim için doğru prosesin belirlenmesi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Dirin, “Mühendislik deneyimimiz ve farklı üretim yöntemlerini değerlendirerek uygun prosesi belirledik. Dökümden nihai ürüne kadar tüm aşamalar kalite kontrol prosedürleriyle takip edildi” diye konuştu.</p>
<h3>"EN GJL 250 tercih edildi"</h3>
<p>Motor gövdesinin üretiminde kullanılan EN GJL 250 malzemenin titreşim sönümleme, ısı dağılımı ve uygun mekanik özellikleri nedeniyle tercih edildiğini belirten Dirin, malzemenin motor gövdeleri açısından uygun özellikler sunduğunu ifade etti.</p>
<h3><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba2e8c1ce90-1790586508.jpeg" alt="" width="700" height="467" />"Üretilen motor gövdesi ihraç edilecek"</h3>
<p>Üretilen motor gövdesinin ihraç edileceğini açıklayan Dirin, projenin Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim ve ihracat kapasitesine katkı sağlayacağını söyledi. Dirinler Döküm’ün üretiminin yaklaşık yüzde 90’ını ihraç ettiğini belirten Dirin, “Proje, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim ve ihracat kapasitesine katkı sağlarken Dirinler Döküm’ün uluslararası üretim kabiliyetini de ortaya koyuyor” dedi.</p>
<p>Dirinler Döküm’ün gelecek dönem hedefinin daha büyük, daha kompleks ve yüksek katma değerli parçalar üretmek olduğunu vurgulayan Dirin, Her yeni projeyi, ‘Türkiye’de bunu da üretebiliriz’ diyebilecekleri yeni bir yetkinlik olarak gördüklerini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dirinler-dokum-turkiyede-ilk-olan-79-tonluk-motor-govdesi-uretti-88472</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/2/1280x720/dirinler-dokum-1790586492.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dirinler Döküm, Türkiye’de ilk olan yaklaşık 2,5 MW gücündeki içten yanmalı motorlar için 7 bin 980 kilogram ağırlığında motor gövdesi ürettiğini duyurdu. Yönetim Kurulu Başkanı Melih Dirin, projenin yüksek katma değerli üretim ve ihracat açısından önemli bir kazanım olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-gorgel-dunyanin-en-guzel-biberi-maras-biberi-hasadimiz-hayirli-ve-bereketli-olsun-88469</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başkan Görgel; Maraş biberi hasadımız hayırlı ve bereketli olsun</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Dulkadiroğlu Doğanlıkarahasan Mahallesi’nde gerçekleştirilen Maraş biberi hasadı programına katıldı. AK Parti İl Başkanı Muhammed Burak Gül, AK Parti Dulkadiroğlu İlçe Başkanı Ali Çam,  İl Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Bilir, bölge muhtarları ve üreticilerin yer aldığı programda Başkan Fırat Görgel, hasadın bereketli olmasını diledi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba1b92ad4e2-1790581650.JPG" alt="Maraş Biberi" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>“13 Bin fekarlık alanda 30 bin tonluk üretim yapılıyor”</strong></p>
<p>Maraş biberi hasadı programında konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Görgel, “Kahramanmaraş’ımızın bereketli topraklarında geçmişimizden geleceğe miras olan coğrafi işaretli ürünlerimizden Maraş biberimizin hasadını gerçekleştiriyoruz. Kahramanmaraş’ta tarımsal üretimin güçlü olduğu alanlardan bir tanesi de biber üretimi. Bugün yaklaşık 13 bin dekarlık alanda Maraş biberi üretimi yapılıyor ve yıllık 30 bin tona yakın üretim gerçekleştiriliyor. 500’ün üzerinde çiftçimiz ile bu üretimin içerisinde yer alıyor. Bizler, Maraş biberinin geldiği noktayı daha ileriye taşımak istiyoruz” dedi.</p>
<p>Kahramanmaraş’ın tarım potansiyelini artırmak adına üreticilere desteklerin sürdürüldüğünü ifade eden Başkan Görgel, “Bu yıl üreticilerimize 660 bin biber fidesini yüzde 100 hibe ile ulaştırdık. Sulama başta olmak üzere tarımsal üretime yönelik farklı desteklerimiz ile birlikte bu yıl tarıma verdiğimiz destek 150 milyon TL’yi aştı. Bizim için önemli olan üreticilerimizin tarladaki emeğinin karşılığını alabilmesi, üretimin devam etmesi, çiftçimizin önünü görebilmesi ve Kahramanmaraş’ımızın tarımsal potansiyelinin daha iyi değerlendirilmesi için Büyükşehir Belediyesi olarak elimizden gelen gayreti gösteriyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Yeni ürünlerde Coğrafi İşaret sürecini başlattık”</strong></p>
<p>Üreticilerin emeğini koruyarak tarım ürünlerinin yeni pazarlara ulaşması adına gayret gösterdiklerini ifade eden Başka Görgel, “Maraş biberinin şehir ekonomisinde önemli bir yeri var. Ürünümüz; pul biber, toz biber, ipek pul biber ve isot olarak işleniyor. Ürünümüz bu anlamda da farklı pazarlara da ulaşıyor. Kahramanmaraş bugün biber yetiştiriciliğinde Türkiye’de önemli bir noktada yer alıyor. Pul biber üretiminde ise ülke genelinde ilk sırada bulunuyor. Bir taraftan üretimi artırmaya çalışırken diğer taraftan da Kahramanmaraş’ın coğrafi işaretli ürünlerinin sayısını ve bu ürünlerin ekonomik değerlerini yükseltmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Şehrimizin şu anda 31 coğrafi işaretli ürünü bulunmakta ve yeni ürünlerimizin de coğrafi işaret alması için süreçlerimizi başlattık. Maraş biberi hasadımızın üreticilerimiz için hayırlı ve bereketli olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-gorgel-dunyanin-en-guzel-biberi-maras-biberi-hasadimiz-hayirli-ve-bereketli-olsun-88469</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/baskan-gorgel-dunyanin-en-guzel-biberi-maras-biberi-hasadimiz-hayirli-ve-bereketli-olsun-1790581692.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Coğrafi işaretli Maraş biberi hasadına katılan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Dünya’nın en güzel biberi. Coğrafi işaretli ürünümüz Maraş Biberi hasadının bereketli olmasını diliyorum” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sofranin-ardindaki-cografya-88446</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sofranın ardındaki coğrafya </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><span data-contrast="auto">Dağların, toprağın ve denizin kuracağı sofra</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bir kentin mutfağını tanımak için bazen tabağın biraz gerisine bakmak gerekir. O yemeğin piştiği ocağa, ürünün yetiştiği toprağa, mutfakta kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiye… Adana, böyle bakıldığında önümüzde gittikçe genişleyen bir sofra açıyor. Toroslar’ın yamaçlarından Çukurova’nın bereketli topraklarına, Seyhan ve Ceyhan’ın hayat verdiği üretim alanlarından Karataş kıyılarına kadar uzanan bir sofra bu. Her köşesinde başka bir mevsimin, başka bir emeğin izi var.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Elbette kebabın ateşi, şalgamın kendine özgü tadı bu sofranın güçlü çağrısı. Ancak o çağrının peşine düştüğümüzde, Adana mutfağının zenginliğini besleyen çok daha geniş bir dünyayla karşılaşıyoruz. Kentin gastronomisini konuşurken tarımdan, üreticiden, coğrafyadan ve birlikte yaşama kültüründen söz etmemizin nedeni de bu.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Uluslararası Adana Lezzet Festivali, onuncu yılında bu birikimi yeniden gündeme taşıyor. İstanbul Feriye’de gerçekleştirilen tanıtım buluşmasında açıklanan program, festivalin bu yılki rotasını da ortaya koydu: Dağlardan ovaya, ovadan denize uzanan lezzetlerin izini sürmek… “Acısıyla Tatlısıyla 10. Yıl, On’ca Lezzet” temasıyla düzenlenecek festival, 9–11 Ekim’de Adana Merkez Park’ta gastronomi meraklılarını ağırlayacak.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Programda benim özellikle ilgimi çeken, Adana Lezzet Sahnesi’nin üç coğrafi başlık etrafında şekillenecek olması: Toroslar, Çukurova ve Karataş Denizi. Çünkü bir mutfağı anlamanın en güzel yollarından biri, onun coğrafyasını okumak. Dağın koşullarıyla ovanın imkânları aynı değil; denizin sundukları ise sofraya bambaşka bir çeşitlilik katıyor. Bu farklılıkların yemeklere nasıl yansıdığını görmek, bildiğimizi düşündüğümüz bir kenti yeniden tanımamıza da yardımcı olabilir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bu yazımın devamı ve köşemdeki diğer yazılarımın ayrıntıları için lütfen </span><a href="https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi"><span data-contrast="none">https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi</span></a><span data-contrast="none"> adresine geçiniz...</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Bir kâse yoğurdun dünyaya anlatacakları var</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Sofraya konulan bir kâse yoğurdun bize anlatabileceklerini ne kadar düşünüyoruz? Mayasını, kıvamını, tadını konuşuyoruz elbette. Bazen çocukluğumuzdaki bir sofrayı hatırlıyoruz onu kaşıklarken; evde yoğurt mayalanan günleri, üzeri örtülüp beklemeye bırakılan tencereyi… Oysa o kâsenin içinde, kişisel hatıralarımızın çok ötesine uzanan bir birikim var. Göçlerin, hayvancılığın, coğrafyanın, halk tıbbının, edebiyatın birbirine karıştığı uzun bir hikâye.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Gastronomi kültürü yazarı </span><strong><span data-contrast="auto">Süleyman Dilsiz</span></strong><span data-contrast="auto">, yıllara yayılan araştırmasında bu hikâyenin izini sürmüş. Üç kıtada ve Anadolu’da yaptığı, toplam yolculukların birikimiyle ortaya çıkan </span><em><span data-contrast="auto">Yoğurt Uygarlığı</span></em><span data-contrast="auto">, Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayınlar Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanmıştı. Geçtiğimiz günlerde de kitabın İngilizcesi basıldı. Dilsiz için bu gelişme, yıllardır üzerinde çalıştığı Türk gastronomisinin kültürel kimliğini farklı ülkelerin okurlarına anlatabilmek açısından özel bir anlam taşıyor. Söyleşimizin merkezinde yoğurt var; ama sözü açtıkça onun etrafında kocaman bir dünya beliriyor. Sofradan kültürel belleğe, araştırmadan yayıncılığa, yerel değerlerden gastronomi turizmine uzanan bir dünya…</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Bursa’nın bağlarında, mevsimin sofrasındaydık</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Kırda yemek yemenin kendine özgü bir tadı vardır. Henüz sofraya bir şey gelmeden başlar üstelik. Açık havada iştahımıza karışan kokular, yaprakların arasından süzülen ışık, akşam serinliğini haber veren hafif bir esinti… Bir süre sonra çevremizde olup bitenlerle birlikte yemeye başlarız. Günün nasıl yavaşça çekildiğini fark eder, şehirde çoğu zaman gözümüzden kaçan küçük değişiklikleri izleriz. Sofranın saati, biraz da doğanın saatine uyar.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Çocukluğumuzun kır sofralarını düşünelim. Evde hazırlanıp özenle taşınan yiyecekleri, örtünün üzerine yerleştirilen tabakları, elden ele dolaşan ekmeği… Hafızamızda kalan, yediklerimizle birlikte orada geçirdiğimiz zamandır. Uzayan sohbet, bir türlü kalkılmayan sofra, dönüş yoluna kadar bizimle gelen açık hava duygusu. Yemeğin keyfini belirleyen şeyler arasında nerede ve kimlerle yediğimizin ne büyük payı olduğunu böyle anlarda daha iyi anlarız.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Bir bağın içinde kurulan sofra, bu yakınlığa başka bir anlam daha katıyor. Çevremizdeki asmalar, emek verilerek yetiştirilen, mevsim boyunca bakılan canlılar. Toprağın hazırlanmasından budamaya, meyvenin olgunlaşmasını beklemekten hasada kadar uzanan bir çalışma var orada. Biz birkaç saatliğine sofraya otururken, aylar boyunca süren bu emeğin içine konuk oluyoruz. Önümüzdeki yemeğe bakışımız da bulunduğumuz yerle birlikte değişiyor.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Tola Restaurant’ın kurucu ortağı ve mutfak şefi </span><strong><span data-contrast="none">Atakan Özen</span></strong><span data-contrast="none"> tarafından hayata geçirilen Tola Bağ Yemekleri’nde Bursa’nın ürünlerinden, üreticilerinden ve bağ kültüründen yola çıkan buluşmalar, mutfağın coğrafyayla ilişkisini sofraya taşıyor.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">2026 yazı boyunca cumartesi akşamları bağların arasında düzenlenen yemekler, 12 Eylül’deki sezon finaliyle tamamlandı. Her buluşmanın menüsü, o dönemin ürünlerine göre yeniden hazırlandı. Bursa ve çevresinin sebzeleri, meyveleri, bağ ürünleri, mevsimin sunduğu çeşitlilik içinde değerlendirildi. Aynı yerde kurulan sofralar, yaz ilerledikçe değişen tatlara açıldı.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Bir avluda İstanbul’un katmanları</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">İstanbul’u bazen bir yapının hikâyesinden okuyabilirsiniz. Değişen işlevler, gelip geçen insanlar, kapıların ardında biriken hatıralar, şehrin büyük tarihine açılan küçük yollar oluşturur. Hele o yapı Sultanahmet’teyse… Çevresindeki sokaklar, kubbeler, taşlar, birbirinin üzerine eklenmiş yüzyıllarla konuşur. Dinlemek için biraz durmak gerekir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Four Seasons Hotel Sultanahmet’in 30. yıl buluşmasına, İstanbul dışında olduğum için katılamadım. Ancak geceye ilişkin paylaşılanları ve hazırlanan menüyü okurken, üzerinde durmak istediğim bir ilişkiyle karşılaştım: Bir yapının hafızasıyla bir şehrin mutfak hafızasının aynı akşam içinde ele alınması. Kadim dostum, sevgili </span><strong><span data-contrast="none">Sunay Akın</span></strong><span data-contrast="none">’ın anlatımıyla şef </span><strong><span data-contrast="none">Özgür Üstün</span></strong><span data-contrast="none"> ve ekibinin hazırladığı yemekler, İstanbul’u farklı yönlerden düşünmeye davet ediyordu.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Böyle bir buluşmanın Sultanahmet’te gerçekleşmesinin ayrıca anlamı var. İstanbul’un tarihini burada yalnızca anıtsal yapılarda aramayız. Bir sokağın dönüşünde, eski bir kapının önünde, gündelik hayatın akışında da geçmişle karşılaşırız. Şehrin hafızası, bakmayı bildiğimizde ayrıntılardan belirir.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><strong><span data-contrast="auto">Anadolu lezzetleriyle dünyaya uzanan bir restoran</span></strong><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Anadolu mutfağının zenginliği, yalnızca tariflerde değil, o tarifleri yaşatan coğrafyalarda, geleneklerde ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak bilgisinde saklı. Bu birikimin çağdaş yorumlarla dünya sofralarına taşınması, Türkiye’nin gastronomi alanındaki görünürlüğü açısından da önem taşıyor. Çırağan Palace Kempinski’de kapılarını açan Rüya İstanbul’un, seyahat dergisi </span><em><span data-contrast="none">Travel + Leisure</span></em><span data-contrast="none"> tarafından dünyanın öne çıkan 25 yeni otel restoranı arasında gösterilmesi, bu yönde dikkat çeken bir gelişme.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-contrast="none">Cannes ve Dubai’nin ardından İstanbul’da açılan Rüya, yayının yeni otel restoranlarına odaklanan ilk seçkisinde Türkiye’yi temsil eden tek restoran oldu. </span><em><span data-contrast="none">“The 25 Best Hotel Restaurants in the World”</span></em><span data-contrast="none"> başlıklı liste, 17 ülkeden 120 aday arasından belirlenen 25 mekânı bir araya getiriyor.</span><span data-ccp-props="{}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{}"> </span></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sofranin-ardindaki-cografya-88446</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sofranın ardındaki coğrafya  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalyali-ihracatcilar-orta-avrupaya-cikarma-yapti-88431</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalyalı ihracatçıların hedefinde Orta Avrupa pazarı var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) tarafından gıda sektörüne yönelik Çekya’nın başkenti Prag ile Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye 21 firma temsilcisi ile birlikte ‘’Sektörel Ticaret Heyeti’’ programı düzenlendi. </p>
<p>BAİB Yönetim Kurulu Üyesi Akın Veziroğlu, Denetim Kurulu Üyelerimiz Ebru Kocaacar ve İsmail İnanç yönetimindeki Antalyalı ihracatçılar programın ilk günü Macar iş dünyasının meslek örgütünü ziyaret etti. İhracatçılar daha sonra yaş meyve sebze halinde incelemelerde bulundu ve Macaristan’ın süpermarket zinciri temsilcileri ile yaş meyve sebze sektör profesyonelleriyle B2B masasında bir araya geldi. Yaş meyve sebze, narenciye, reçel ve dondurulmuş gıda ile içecek alanında faaliyet yürüten firma temsilcileri, Macar iş insanlarıyla 100'e yakın iş görüşmesi gerçekleştirdi.</p>
<p>B2B etkinliğine, Türkiye Cumhuriyeti Budapeşte Büyükelçisi Gülsun Erkul ve Ticaret Müşavirleri Nilüfer Kılıç ile Sedat Karaoğlu da katıldı:</p>
<p>Programın ikinci gününde Antalyalı ihracatçılar, Çekya’nın başkenti Prag’da Çek iş insanları ile bir araya geldi. İhracatçılar Çekyalı iş insanlarıyla da B2B görüşmeleri gerçekleştirdi. Prag’daki etkinliğe Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ile Ticaret Müşaviri Arzu Yıldırım da katıldı.</p>
<p>İhracatçılar, B2B görüşmelerinin ardından Prag ve Slovakya’nın başkenti Bratislava’da süpermarketler ile toptancı hallerini ziyaret ederek ürün fiyatları ile kalite konularında değerlendirmede bulundu.</p>
<p>BAİB Yönetim Kurulu üyesi Akın Veziroğlu,  Budapeşte, Bratislava ve Prag’da gıda ve yaş meyve sebze sektörel ticari heyeti kapsamında üye firmalarıyla  yoğun ve verimli B2B görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Veziroğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Üç şehirde gerçekleştirilen temaslarda firmalarımız yeni iş bağlantıları kurarken, Avrupa pazarındaki fırsatları ve iş yapma modellerini de yakından görme imkânı buldu. Bizim için asıl hedef, bu görüşmeleri yalnızca bir ziyaret olarak bırakmayıp somut ticari iş birliklerine ve sürdürülebilir ihracat bağlantılarına dönüştürmek.</p>
<p>Bu süreçte bizlere destek veren Budapeşte ve Prag Büyükelçilerimize ve Ticaret Ateşelerimize, Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğümüzün uzmanına teşekkür ediyorum. BAİB olarak firmalarımızı yeni pazarlara taşıyan, ihracat ağımızı genişleten ve bölgemizin küresel ticaretteki gücünü artıran çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalyali-ihracatcilar-orta-avrupaya-cikarma-yapti-88431</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/1/1280x720/antalyali-ihracatcilar-orta-avrupaya-cikarma-yapti-1790544092.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz ve maliyet baskısı altında rakipleriyle rekabet etmeye çalışan Antalyalı ihracatçılar, Çekya, Macaristan ve Slovakya’ya çıkarma yaparak ihracat pazarlarını korumak ve genişletmek için çalışıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/altin-portakalda-en-iyi-filme-5-milyon-tl-odul-88430</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın Portakal’da finale kalan filmler belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye’nin en köklü film festivali olan Antalya Altın Portakal Film Festivali 24-31 Ekim 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.</p>
<p>Festivalde ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda 12 film yer alıyor. Seçkideki bütün filmler Türkiye’deki ilk gösterimini yapacak, toplam 8 film ise dünya ilk gösterimini Antalya’da gerçekleştirecek.</p>
<p>Bu yıl toplam 11 milyon TL’lik ödül desteğiyle sinemaya güçlü bir katkı sunacak festivalde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması En İyi Film ödülü ise 5 milyon TL olarak belirlendi. Altın Portakal’da Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması Jüri Başkanlığı görevini ise Derviş Zaim üstlenecek.</p>
<p><strong>16 dalda ödül verilecek</strong></p>
<p>Altın Portakal Film Festivalinde, ‘En İyi Film’,  ‘Dr. Avni Tolunay Jüri Özel Ödülü’, ‘Behlül Dal En İyi İlk Film Ödülü’, ‘En İyi Yönetmen’, ‘Cahide Sonku Ödülü’, ‘En İyi Senaryo’, ‘En İyi Görüntü Yönetmeni’, ‘En İyi Müzik’, ‘En İyi Kurgu’, ‘En İyi Sanat Yönetmeni’, ‘En İyi Kadın Oyuncu’, ‘En İyi Erkek Oyuncu’, ‘En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu’, ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, ‘Sungu Çapan Eleştirmenler Jürisi En İyi yerli Film Ödülü’ ve ‘Film-Yön En İyi Yönetmen’’ ödülleri verilecek.</p>
<p><strong>12 film yarışacak</strong></p>
<p>Post prodüksiyon şirketi yöneticisi, stüdyo ve yapım koordinatörü Ahmet Seyrekbasan,  yapımcı Derya Tarım ve akademisyen Prof. Dr. Zeynep Çetin Erus’un ön jürisini oluşturduğu Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda sinema kültürüne katkı sunan, özgün anlatımı ve sanatsal yaklaşımıyla öne çıkan filmler yarışacak.</p>
<p>Festivalde yarışacak filmlerin yönetmen ve oyuncu isimleri şöyle:</p>
<p>Film adı: Artakalan,  Yönetmen Yeşim Ustaoğlu, başrol oyuncular, Öykü Karayel, Metin Akdülger, Ali Kayra Kul ve İlyas Salman.                                                                           </p>
<p>Film adı: Bekle Bizi Brüksel, Yönetmen Necmi Sancak, başrol oyuncular Caner Cindoruk, Can Bartu Arslan, Deniz Işın, Hande Doğandemir, Deniz Dumanlı ve Menderes Samancılar.</p>
<p>Film adı: Bir Anne Hakkında. Yönetmen Büşra Bülbül,  başrol oyuncular Sevda Erginci, Duygu Köse, Ümran Şakır, Osman Doğan ve Ahmet Çelik.</p>
<p>Film Adı: Cinlerin Düğünü, Yönetmen Ferit Karahan, başrol oyuncular Demet Özdemir, Kaan Yıldırım, İlhan Şen, Sarp Bozkurt, Helin Kandemir ve Evliya Aykan</p>
<p>Film adı: Düğün Şarkıcısı, Yönetmen Emre Aybek, başrol oyuncular Yasemin Sakallıoğlu, Mehmet Korhan Fırat, Yiğit Özşener, Ali Aksöz, Hande Doğandemir ve Tuğba Çom.</p>
<p>Film adı: Elisa, Yönetmen Sinan Sertel, başrol oyuncular Berfu Öngören, Cemil Büyükdöğerli, Defne Doğar, Ekin Türkmen, Mehmet Çepiç, Sabahattin Yakut, Serkan Altıntaş ve Ulvi Kahyaoğlu.</p>
<p>Film adı: Hakikatin Ölümü, Yönetmen Hüseyin Karabey, başrol oyuncular Mert Fırat, Mehmet Günsür, Yağmur Elif Seber, Ümit Çırak ve Emre Yıldızlar.</p>
<p>Film Adı: Kadim Mavi, Yönetmen Emir Ziyalar, başrol oyuncular Umut Aksoy, Tülin Özen, Barış Kolik, Yaşar Karakulak, Öykü Su Okur ve Bilgi Nur Aydoğmuş.</p>
<p>Film Adı: Ölü Arının İğnesi, Yönetmen Aydın Orak, başrol oyuncular Cansel Elçin, Zeynep Tuğçe Bayat, Tim Seyfi ve Ali Congun.</p>
<p>Film adı: Selma, Yönetmen Emre Kavuk, başrol oyuncular Sumru Yavrucuk, Şifanur Gül, Nilsu Yılmaz ve Öykü Güven.</p>
<p>Film adı: Taş ve Tüy, Yönetmen Ragıp Türk, başrol oyuncuncular Melda Tuzluca, Özgür Meriç, Onur Gözeten, Duygu Aktoprak ve Tuğba Kürükoğlu.</p>
<p>Film adı: Tatlı Maya, Yönetmen Biket İlhan, başrol oyuncular Ayça Bingöl, Cansu Tosun, Suna Yıldızoğlu, Erdem Kaynarca ve Emre Altuğ.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/altin-portakalda-en-iyi-filme-5-milyon-tl-odul-88430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/0/1280x720/altin-portakalda-en-iyi-filme-5-milyon-tl-odul-1790543939.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yıl 63. düzenlenecek Antalya Altın Portakal Fil Festivali’nde Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda finale kalan 12 film belirlendi. Bu yıl birinci olan ‘En İyi Film’e 5 milyon lira ödül verilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dasktan-26-yilda-700-binden-fazla-dosya-icin-odeme-88479</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DASK&#039;tan 26 yılda 700 binden fazla dosya için ödeme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), 1999 Marmara Depremi'nin ardından Türkiye'de depremin yol açtığı maddi kayıplara karşı finansal güvence sistemi oluşturulması amacıyla kurulan Kurum, 27 Eylül 2000'de faaliyetlerine başladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre Türkiye'nin depreme karşı finansal hazırlığında önemli bir rol üstlenen DASK, aradan geçen 26 yılda mevzuatını değişen ihtiyaçlar doğrultusunda güncellerken finansal ve operasyonel kapasitesini de geliştirdi.</p>
<p>Kurum, bu süreçte Zorunlu Deprem Sigortası etrafında paydaşlarıyla birlikte geniş bir sigorta ekosistemi oluşturdu.</p>
<p>Halihazırda 11 milyon 710 bin 514 konuta depreme karşı finansal güvence sağlayan DASK'ın, kuruluşundan bugüne hasar ödemesine konu olan 1403 depremde 891 bin 774 hasar ihbarı alırken, 701 bin 696 dosya için ödeme gerçekleştirdiği, Kurumun 26 yılda gerçekleştirdiği toplam hasar ödemesinin de 42 milyar lirayı aştığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre DASK, bu süreçte hasar ödeme kapasitesini destekleyen finansal yapısını da sigortalılığın yaygınlaşmasına paralel olarak güçlendirdi. Bugün poliçelerden elde edilen fonların büyüklüğü 30 milyar liraya ulaşırken, kurumun toplam portföyü güçlü bir reasürans korumasıyla destekleniyor.</p>
<p>Açıklamanın devamında şu bilgilere yer verildi: "DASK'ın fonları ve alınan reasürans koruması, gerektiğinde devreye giren devlet desteğiyle birlikte, bir yıl içinde meydana gelebilecek iki büyük ölçekli depremin hasarlarını ayrı ayrı karşılayabilecek düzeyde finansal kapasite sağlıyor.</p>
<p>Finansal kapasitesinin yanı sıra operasyonel altyapısını da sürekli geliştiren DASK, 26 yılda poliçe üretiminden hasar yönetimine, dijital hizmetlerden kurumlar arası veri paylaşımına kadar pek çok alanda yenilik hayata geçirdi.</p>
<p>Teknolojik gelişmeler doğrultusunda atılan adımlarla vatandaşların sigortaya erişiminin kolaylaştırılması, sigortalılık kontrollerinin etkinleştirilmesi ve deprem sonrası süreçlerin hızlandırılması amaçlandı.</p>
<p>DASK, sistem altyapısını ve kurumlar arası entegrasyonlarını güçlendirerek hasar tespiti, zorunlu deprem sigortası kontrolleri ve vatandaşların dijital hizmetlere erişimini kolaylaştırdı."</p>
<p><strong>"Mevcut poliçelerin yenilenmesi de önem taşıyor"</strong></p>
<p>DASK Genel Sekreteri Balkır Demirkan, 26 yılda gerçekleştirdikleri hasar ödemelerinin 42 milyar lirayı aştığını belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu ödemeler 26 yıllık bir döneme yayılıyor. Farklı tarihlerde yapılan ödemelerin, ödeme tarihlerindeki döviz kurları üzerinden hesaplanan toplam karşılığı ise yaklaşık 2 milyar dolar. Bu büyüklük, DASK'ın sigortalılarına sağladığı finansal güvencenin önemli göstergelerinden biri. Bugün 11,7 milyon konut Zorunlu Deprem Sigortası kapsamında. Sigortalılığın daha geniş bir tabana yayılması kadar mevcut poliçelerin yenilenmesi de önem taşıyor."</p>
<p><strong>"DASK'ta yapay zeka ve veri kullanımı artırılacak"</strong></p>
<p>Balkır Demirkan, veri ve teknolojinin DASK'ın operasyonel süreçlerinde daha etkin kullanılacağını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Önümüzdeki dönemde kurumlar arası veri paylaşımını güçlendirmeyi ve teknolojinin sunduğu imkanlardan daha fazla yararlanmayı hedefliyoruz. Hasar değerlendirme süreçlerinde yapay zekanın kullanılması ve poliçe üretiminde tapu verilerinden daha etkin yararlanılması üzerinde çalıştığımız başlıklar arasında yer alıyor. e-Devlet hizmetlerinde DASK poliçelerinin görüntülenmesini sağladık, yine e-Devlet altyapısı üzerinden DASK poliçesi yenilemelerinin hatırlatılmasını ve takibini kısa zamanda yapmayı hedefliyoruz. TCKN bazlı tapu sorgulamasıyla sigorta yaptırmak isteyen kişinin ilgili konutun tapu sahibi olup olmadığının otomatik olarak doğrulanabilmesini hedefliyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dasktan-26-yilda-700-binden-fazla-dosya-icin-odeme-88479</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/dask-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DASK, 26 yıllık faaliyet döneminde hasar ödemesine konu olan 1403 depremde 701 bin 696 dosya için ödeme gerçekleştirdiğini bildirdi. DASK&#039;ın 26 yılda gerçekleştirdiği toplam hasar ödemesinin 42 milyar lirayı aştığı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/agustosta-535-firmaya-dahilde-isleme-izni-88478</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ağustosta 535 firmaya dahilde işleme izni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının ağustos ayına ait dahilde işleme, yurt içi satış ve teslim, hariçte işleme ile firma talebine istinaden iptal edilen dahilde işleme izin belgesi listeleri, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay 535 firmaya dahilde işleme izin, 10 firmaya yurt içi satış ve teslim, 3 firmaya hariçte işleme izin belgeleri verildi.</p>
<p>Firmaların talebine istinaden 16 izin belgesi de iptal edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/agustosta-535-firmaya-dahilde-isleme-izni-88478</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı ağustos ayında 535 firmaya dahilde işleme izin belgesi verildiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/alvin-yapinin-buyume-rotasi-enerji-verimliligi-88462</guid>
            <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alvin Yapı’nın büyüme rotası enerji verimliliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da faaliyet gösteren Alvin Yapı, son iki yılda makine parkına yaptığı 20 milyon liralık yatırımla üretim kapasitesini üç katına çıkardı.</p>
<p>Yeni nesil ebatlama tezgâhları, dört kafa kaynak hatları ve alüminyum profil kesme makineleriyle üretim altyapısını yenileyen şirketin, yıllık 4 bin 500 konut ve 20 bin pencere sistemi üretme kapasitesine ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Yönetim Kurulu Başkanı Alinur Aktaş ve Başkan Yardımcısı Hilmi Safa Aktaş, Bursa’daki basın mensuplarını tesislerinde ağırlayarak güncel gelişmelerle ilgili bilgi verdi. Alinur Aktaş, yenilenen üretim altyapısının kalite ve verimlilikte önemli kazanımlar sağladığını belirterek, üretim kapasitesindeki artışın yanı sıra enerji verimliliği yüksek yapı çözümlerine odaklandıklarını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba0d8bdecda-1790578059.jpeg" alt="" width="611" height="368" /></p>
<h2>Yapılarda ısı kaybını azaltan çözümler öne çıkıyor</h2>
<p>Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat kapsamında uygulamaya aldığı düzenlemelerin inşaat sektöründe enerji performansını daha önemli hale getirdiğine dikkat çeken Aktaş, modern doğrama ve cephe sistemlerinin binalardaki ısı kaybının azaltılmasında önemli rol oynadığını ifade etti. Aktaş, Fit for 55 ve Döngüsel Ekonomi politikalarının yapı sektöründe enerji verimliliğini öncelikli başlıklardan biri haline getirdiğini belirterek, nitelikli kapı, pencere ve cephe sistemlerinin binaların enerji tüketiminin ve buna bağlı karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sunduğunu kaydetti. Aktaş, PVC doğrama üretiminde yerli marka Asaşpen ile uluslararası pazarda kullanılan Kömmerling profillerini tercih ettiklerini belirterek, farklı profil seçenekleriyle projelerin teknik gereksinimleri ve enerji performansı hedeflerine uygun çözümler geliştirdiklerini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aba0da719257-1790578087.jpg" alt="" width="621" height="327" /></p>
<p>Alvin Yapı PVC üretimini sürdürürken, alüminyum profil ve cephe giydirme projelerini iki yıl önce kurulan Ferah Cephe markası altında yürütüyor. Böylece tasarım, üretim ve montaj süreçleri aynı yapı içinde yönetiliyor. Aktaş, mimar ve mühendislerden oluşan ekipleriyle projelere özel alternatif cephe tasarımları geliştirdiklerini belirterek, tasarım aşamasının da üretim ve uygulama süreçleriyle birlikte ele alınmasının teknik ve operasyonel açıdan avantaj sağladığını söyledi. İç pazardaki konumunu koruyan şirket, ABD ve Avrupa pazarlarına yönelik ihracatını da artırıyor. Alvin Yapı ve Ferah Cephe, enerji verimliliği ve çevresel performansı yüksek yapı bileşenlerine yönelik talebin ihracat pazarlarında da büyüme alanı oluşturmasını hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/alvin-yapinin-buyume-rotasi-enerji-verimliligi-88462</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/2/1280x720/alvin-yapinin-buyume-rotasi-enerji-verimliligi-1790578115.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’da 8 bin metrekarelik tesisinde üretim yapan Alvin Yapı, son iki yılda gerçekleştirdiği 20 milyon liralık makine yatırımıyla kapasitesini üç katına çıkardı. Şirket, yeni yatırımlarla enerji verimliliği yüksek kapı, pencere ve cephe sistemlerine odaklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-is-dunyasi-yapay-zeka-ve-yeni-nesil-ticaret-icin-bulustu-88423</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 15:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep iş dünyası yapay zekâ ve yeni nesil ticaret için buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası (GTO) ve Oniki iş birliğiyle düzenlenen “Gaziantep Yapay Zekâ ve Yeni Nesil Ticaret Forumu”, Türkiye’nin farklı şehirlerinden ve yurt dışından iş dünyası temsilcilerini Gaziantep’te bir araya getirdi.</p>
<p>Yapay zekâ teknolojilerini iş süreçlerine entegre etmek, e-ticaret ve e-ihracatla büyümek, yeni pazarlara ulaşmak isteyen KOBİ, üretici, sanayici, girişimci, satıcı ve marka sahiplerinin buluştuğu forum, 33 farklı il ve 7 ülkeden yaklaşık 1.500 katılımcıyla gerçekleşti.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, forum kapsamında Oniki’nin yapay zekâ destekli eşleştirme teknolojisiyle 1.376 B2B eşleşme gerçekleştirilirken, yapılan görüşmeler sonucunda 1 milyar 242 milyon TL’lik potansiyel ticari değer ortaya çıktı. Gün boyunca gerçekleştirilen oturumlarda alanında uzman isimler, yapay zekânın iş dünyasındaki güncel kullanım alanlarını ve yeni nesil ticaretin sunduğu fırsatları somut örnekler üzerinden katılımcılarla paylaşırken; yapay zekâ entegrasyonu, teknoloji, dijital dönüşüm, e-ticaret, e-ihracat, finans ve lojistik alanlarında çözüm sunan firmalar da bölge iş dünyasıyla bir araya geldi. Forum kapsamında Oniki’nin yapay zekâ destekli eşleştirme teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen birebir B2B görüşmeler ise katılımcılara yeni ticari bağlantılar kurma ve potansiyel iş birliklerini değerlendirme imkânı sundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab90d7607b0e-1790512502.JPG" alt="" width="800" height="671" /></p>
<p><strong>“Yapay zekâyı kullananlar, kullanmayanların önüne geçecek”</strong></p>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını gerçekleştiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, iş dünyasında rekabetin temel unsurlarından birinin artık teknolojiyi ne kadar hızlı benimseyip kullanabildiği olduğuna dikkat çekerek, yapay zekânın şirketler açısından bir tercih olmaktan çıkarak yeni dönemin temel araçlarından biri hâline geldiğini söyledi. Yıldırım, “Yapay zekâ konuşulmaya başladığında hepimizin aklında 'yapay zekâ işimizi elimizden mi alacak?’ sorusu vardı. Bugün artık cevabı daha net görüyoruz. Yapay zekâ değil; yapay zekâyı kullananlar, kullanmayanların önüne geçecek. Mesele insanın yerini yapay zekânın alması değil, yapay zekâyı kullanabilen insanın rekabette avantaj sağlamasıdır” dedi.</p>
<p>Yeni dönemde şirketlerin rekabet gücünde hız ve adaptasyon kabiliyetinin çok daha belirleyici olacağını ifade eden Yıldırım, “Yakın gelecekte şirketlerin en büyük avantajlarından biri yalnızca büyüklük değil, hız ve çeviklik olacak. Yeni teknolojiyi, yeni satış kanallarını ve değişen tüketici davranışlarını ne kadar hızlı fark edip iş süreçlerimize taşıyabilirsek o kadar güçlü olacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Üyelerimiz değişimin seyircisi değil, parçası olsun istiyoruz”</strong></p>
<p>Gaziantep’in değişime hızlı adapte olabilen güçlü bir ticaret kültürüne sahip olduğunun altını çizen Başkan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gaziantep değişime yabancı bir şehir değil. Değişeni görür, öğrenir, dener ve işe yarıyorsa hızla kullanırız. Dün farklı yöntemlerle müşteri bulurken bugün e-ticaret, dijital platformlar ve e-ihracatla dünyanın farklı noktalarına ulaşıyoruz. Şimdi bu sürecin üzerine yapay zekâ geliyor. Özellikle KOBİ’lerimiz açısından burada çok önemli fırsatlar görüyorum. Çünkü yapay zekâ yalnızca büyük şirketlerin kullanabileceği bir teknoloji değil. Doğru kullanıldığında küçük işletmelerin de elini güçlendirebilir.”</p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası olarak üyelerini teknolojik dönüşümün dışında bırakmamak için çalıştıklarını belirten Yıldırım, “Bu akıl almaz hızdaki değişim sürecinde üyelerimiz seyirci değil, değişimin parçası olsun istiyoruz. Amacımız yalnızca bugünün teknolojilerini konuşmak değil; üyelerimizin bu teknolojileri kendi işlerine nasıl taşıyabileceklerini göstermek ve Gaziantep’i yarının ticaretine bugünden hazırlamak” şeklinde konuştu. Etkinliğin hazırlanmasında katkı sunan GTO Bilişim Teknolojileri Meslek Komitesi ile Mimarlar, Mühendisler ve Yapı Denetim Firmaları Meslek Komitesinin çalışmalarına da dikkat çeken Yıldırım, Oniki ekibi ile birlikte sponsor firmalar ve organizasyona katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab90d9c756df-1790512540.JPG" alt="" width="800" height="732" /></p>
<p><strong>“Katılımcılar Gaziantep’ten yeni bağlantılarla ayrıldı”</strong></p>
<p>Oniki Kurucu Ortağı ve CEO’su Ziya Kızıltan ise forumun hem katılım düzeyi hem de oluşturduğu iş birliği ortamıyla önemli bir buluşmaya dönüştüğünü belirterek, “Gaziantep Ticaret Odası ev sahipliğinde gerçekleştirdiğimiz Gaziantep Yapay Zekâ ve Yeni Nesil Ticaret Forumu’na Türkiye’nin 33 farklı şehrinden ve 7 ülkeden yaklaşık 1.500 iş insanının gösterdiği ilgi bizi çok mutlu etti” dedi. Forum boyunca gerçekleştirilen sunumların yapay zekânın iş dünyasında nasıl kullanılabileceğine ilişkin katılımcılara somut örnekler sunduğunu söyleyen Kızıltan, “Katılımcılarımız yapay zekâyı kendi iş süreçlerine nasıl entegre edebileceklerine yönelik yeni fikirler edinirken, Oniki’nin yapay zekâ destekli B2B eşleştirme altyapısıyla gerçekleştirilen birebir görüşmeler de yeni iş birlikleri ve ticari fırsatlar için önemli bir zemin oluşturdu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kızıltan, forumun en önemli çıktısının bilgi paylaşımının ötesinde yeni ticari ilişkilerin oluşması olduğunu vurgulayarak, “Bizim için bu forumun en değerli sonucu; katılımcıların edindikleri bilgilerin yanında, işlerini büyütebilecekleri yeni bağlantılarla Gaziantep’ten ayrılması oldu. Gaziantep Ticaret Odasına ve organizasyona katkı sunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” diye ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-is-dunyasi-yapay-zeka-ve-yeni-nesil-ticaret-icin-bulustu-88423</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/3/1280x720/gaziantep-is-dunyasi-yapay-zeka-ve-yeni-nesil-ticaret-icin-bulustu-1790512567.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Gaziantep Yapay Zekâ ve Yeni Nesil Ticaret Forumu”nda konuşan GTO Başkanı Yıldırım, &quot;Yakın gelecekte şirketlerin en büyük avantajlarından biri yalnızca büyüklük değil, hız ve çeviklik olacak. Yeni teknolojiyi, yeni satış kanallarını ve değişen tüketici davranışlarını ne kadar hızlı fark edip iş süreçlerimize taşıyabilirsek o kadar güçlü olacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-sahin-turkiyenin-en-prestijli-tugayini-gaziantepe-kazandiriyoruz-88422</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 14:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başkan Şahin: Türkiye’nin en prestijli tugayını Gaziantep’e kazandırıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen proje kapsamında, mevcut tugayın şehir dışına taşınması ve askeri personelin ihtiyaçlarına cevap verecek modern bir tesis alanının oluşturulması hedefleniyor.</p>
<p>Çalışmayla birlikte şehir planlaması ve ulaşım açısından da önemli düzenlemeler hayata geçirilecek. Yeni nesil tugay imkanlarının yer alacağı alandaki çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Fatma Şahin, projenin son durumu hakkında bilgi aldı.</p>
<p>Yaklaşık 20 milyon metrekarelik alana sahip proje kapsamında, 500 bin metrekarelik alanda inşaat çalışması gerçekleştirilecek. Sosyal donatıların, askeri binaların ve eğitim alanlarının yer alacağı projede 376 bina inşa edilecek, 66 kilometre yol yapılacak. Çalışmalar tamamlandığında, askeri personelin ihtiyaçlarına cevap veren, modern imkanlarla donatılmış yeni tugay alanının Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hizmetine sunulacağı belirtildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab900d51ce2b-1790509269.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>Mevcut tugay arazisi, millet bahçesine dönüştürülecek</strong></p>
<p>Verilen bilgilere göre, mevcut tugay arazisi doğal yapısı korunarak vatandaşların kullanımına açılacak. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, şehircilik açısından önemli bir dönüşüm gerçekleştirerek yaklaşık 3 milyon metrekarelik mevcut ormanlık alanı millet bahçesine dönüştürecek. Çalışmayla birlikte mevcut ulaşım akslarının rahatlatılması ve kent içi ulaşımın hızlandırılması amacıyla yeni bağlantı ve by-pass yolları da oluşturulacak.</p>
<p>İncelemelerinin ardından açıklamalarda bulunan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, mevcut tugay yapılarının 1965 yılında inşa edildiğini ve yapılan onarımlarla bugüne kadar kullanıldığını ifade ederek şunları söyledi: “Şehir planlaması, şehircilik açısından bizim ustalık dönemimiz açısından olağanüstü büyük bir işin temeli atıldı. Yeni nesil Tugay’a ne lazımsa içerisindeki bütün ihtiyaçların giderildiği, sosyal donatılarının olduğu, eğitim çalışmalarının yapıldığı bu alanın 500 bin metrekaresi de inşaat alanı olacak. İşin büyüklüğünü anlamak ve görmek açısından çok büyük bir iş. Ama bittiği zamanda eğitiminden sosyal donatısına bir askeri alanda ihtiyacı olan temel ihtiyaçlara yeni nesil askeri ihtiyacımızın giderildiği Türkiye’nin en prestijli tugayı olacak.”</p>
<p><strong>500 Personel ve 200 iş makinesi çalışıyor</strong></p>
<p>Başkan Fatma Şahin, konuşmasının devamında mevcut tugay arazisinde yapılacak çalışmalara değinerek sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bizim açımızdan da eski tugayın olduğu yerde 3 milyon metrekare yeşil alan var. Aslında Central Park gibi düşünün. Onu halka açacağız ve Tugayın etrafında dönüp duruyoruz. Oradan bay-pass yeni yollar açacağız. Bir çevre yolu bağlantısının sağlandığı yeni ulaşım hatlar oluşacak ve organize açısından, şehrin ulaşılabilirliği açısından bize yeni alanlar oluşturacak. Lojmanlarımızı da çok güzel bir şekilde yapacak şekilde planlayacağız. Şu anda burada 500 personel 200 iş makinesi çalışıyor. Burayı tamamladığımız ve eski tugayımızın da büyük bir millet bahçesi olarak, yeni ulaşım akslarıyla şehre kazandırılacağız.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-sahin-turkiyenin-en-prestijli-tugayini-gaziantepe-kazandiriyoruz-88422</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/2/1280x720/baskan-sahin-turkiyenin-en-prestijli-tugayini-gaziantepe-kazandiriyoruz-1790509299.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, kentte bulunan 5’inci Zırhlı Tugay için Şehitkamil ilçesi Akçagöze Mahallesi’nde yapımı sürdürülen yeni tugay alanında incelemelerde bulundu. Şahin, &quot;Eğitiminden sosyal donatısına bir askeri alanda ihtiyacı olan temel ihtiyaçlara yeni nesil askeri ihtiyacımızın giderildiği Türkiye’nin en prestijli tugayını Gaziantep&#039;e kazandırıyoruz&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/onaylar-grouptan-izmire-620-milyon-dolar-yatirim-hedefi-88414</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Önaylar Group’tan İzmir’e 620 milyon dolar yatırım hedefi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Gayrimenkul yatırımlarını İnci Projeleri markası altında büyüten Önaylar Group’un İzmir ve Ege Bölgesi’nde devam eden ve planlanan gayrimenkul yatırımlarının toplam büyüklüğünün 620 milyon dolar seviyesine ulaşması hedefleniyor.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, bu yatırım vizyonunun önemli adımlarından biri olan İnci Mega ile İzmir’in yeni kent merkezinde yeni nesil bir yaşam modeli hayata geçiriliyor. Açıklamada, "İnci Mega, yalnızca yüksekliğiyle değil, farklı yaşam fonksiyonlarını tek bir merkezde buluşturan yaklaşımıyla öne çıkıyor. Zemin + 63 katlı olarak planlanan İnci Mega; konut, ofis, home-ofis, ticari alanlar, alışveriş, gastronomi ve sosyal yaşam alanlarını tek bir merkezde buluşturacak." denildi. Projenin; yaşam, çalışma, sosyalleşme ve şehir deneyimini tek bir çatı altında buluşturarak İzmir’e yeni bir değer kazandırmayı hedeflediği belirtildi. Toplam 130 bin metrekarelik inşaat alanına sahip olan İnci Mega’da, binin üzerinde bağımsız bölüm yer alıyor. Projede teslimlerin Aralık 2029’da başlaması planlanıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab8bf97a1817-1790492567.jpeg" alt="" width="700" /></p>
<p> </p>
<p>İnci Mega’nın Önaylar Group’un yatırım vizyonunda özel bir yere sahip olduğunu belirten Önaylar Group Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Önay, projenin yalnızca fiziksel büyüklüğüyle değil, sunduğu yaşam modeliyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Seyfi Önay, “Biz İnci Mega’yı insanların yalnızca yaşayacağı bir yapı olarak değil, hayatlarının önemli bir bölümünü geçirebilecekleri yeni nesil bir yaşam merkezi olarak tasarlıyoruz. İnsanların çalışabileceği, sosyalleşebileceği, alışveriş yapabileceği; spordan sağlığa, gastronomiden sosyal yaşama kadar farklı ihtiyaçlarını aynı merkez İçerisinde karşılayabileceği bütüncül bir yaşam alanı oluşturmayı hedefliyoruz” dedi. İnci Mega’nın farkını yalnızca yüksekliği değil, dikey bir yapı içerisinde farklı şehir fonksiyonlarını bir araya getiren yaşam modeli oluşturduğunu belirten Önay, “İzmir’in yeni kent merkezinin kalbinde konumlanan İnci Mega’yı tasarlarken lokasyondan mimariye, ulaşım imkânlarından sosyal alanlara, güvenlikten enerji verimliliğine kadar birçok kriteri birlikte değerlendiriyoruz. Amacımız, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına cevap veren değil, geleceğin yaşam biçimine de uyum sağlayan bir proje geliştirmek” diye konuştu.</p>
<h2>“Hedefimiz geleceğe değer katacak yaşam alanları tasarlamak”</h2>
<p>İzmir’in kendileri için yalnızca yatırım yapılan bir şehir olmadığını vurgulayan Seyfi Önay, “İzmir hepimizin yaşamaktan ve İzmirli olmaktan gurur duyduğu bir kent. Bizim için burada yatırım yapmak yalnızca bir proje geliştirmek anlamına gelmiyor. Amacımız İzmir’in yaşam anlayışına ve kent algısına uygun, sosyal konutlar ile güçlü ve geleceğe değer katacak yaşam alanları tasarlamak” olduğunu ifade etti.</p>
<h2>“İzmir’i uluslararası yatırımcılar açısından daha güçlü bir merkez haline getirmek istiyoruz”</h2>
<p>İnci Mega’nın Önaylar Group’un yatırım stratejisindeki önemli adımlardan biri olduğunu belirten Seyfi Önay, İzmir’in ekonomik ve sosyal potansiyelinin uluslararası ölçekte daha görünür hale gelmesini hedeflediklerini söyledi. Önay, “Öncelikli hedefimiz, İzmir’deki yatırımlarımızı büyütmek ve İnci markasının gayrimenkul alanındaki konumunu daha güçlü bir noktaya taşımaktır. İzmir’in uluslararası yatırımcılar açısından daha güçlü bir cazibe merkezi haline gelmesini istiyoruz. Yaptığımız yatırımlarla bu sürece katkı sağladığımıza inanıyoruz.” dedi. Önay, grubun uzun vadeli vizyonunu ise şu sözlerle ifade etti: “Hedefimiz yalnızca büyümek değil, kalıcı değer üretmek. Farklı sektörlerde güçlü markalar ve sürdürülebilir iş modelleri geliştirerek Türkiye’nin önde gelen yatırım gruplarından birisi olmayı hedefliyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/onaylar-grouptan-izmire-620-milyon-dolar-yatirim-hedefi-88414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/4/1280x720/onaylar-grouptan-izmire-620-milyon-dolar-yatirim-hedefi-1790492577.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Önaylar Group, İzmir’de hayata geçireceği yeni projesi İnci Mega’yı duyurdu. Önaylar Group Yönetim Kurulu Başkanı Seyfi Önay, &quot;Öncelikli hedefimiz, İzmir’deki yatırımlarımızı büyütmek ve İnci markasının gayrimenkul alanındaki konumunu daha güçlü bir noktaya taşımaktır. İzmir’in uluslararası yatırımcılar açısından daha güçlü bir cazibe merkezi haline gelmesini istiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sarigozoglu-7inci-fabrikasinin-temelini-atti-88413</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 09:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sarıgözoğlu, 7. fabrikasının temelini attı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h3>EKONOMİ/İZMİR</h3>
<p>Başta otomotiv olmak üzere farklı sektörlere hizmet veren Sarıgözoğlu’nun Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçireceği yeni fabrikanın temel atma töreni, şirketin dört kuşağını bir araya getirdi. Başta Manisa olmak üzere 4 farklı bölgede fabrikaları olan Sarıgözoğlu 7. fabrikasının temelini attı. Yaklaşık 17 bin 500 metrekarelik arazi üzerinde kurulacak fabrikanın, 2027’de üretime geçmesi hedefleniyor.</p>
<p>1957 yılında İzmir’de İsmail Sarıgözoğlu tarafından kurulan şirketin, yeni yatırımıyla üretim kapasitesini ve istihdam gücünü artırmayı hedeflediğini aktaran Sarıgözoğlu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıgözoğlu, 1957’de atılan ilk adımın bugün büyük bir sanayi yolculuğuna dönüştüğünü belirterek, “Geçmişimizin mirasını gelecek nesillere taşıyacak yeni bir temel atıyoruz” dedi.</p>
<h3>Manisa’daki yatırımla büyüme hedefi</h3>
<p>Sarıgözoğlu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Levent Sarıgözoğlu ise yeni tesisin Türkiye’nin üretim gücüne ve istihdamına katkı sağlayacağını söyledi. Sarıgözoğlu, Manisa OSB’de gerçekleştirilecek yatırımın şirketin büyüme hedeflerinde önemli bir adım olduğunu ifade ederek, “Sanayinin geleceğine inanıyor, her yeni yatırımımızı ülkemizin üretim gücüne ve istihdamına sunduğumuz bir katkı olarak görüyoruz” diye konuştu.</p>
<p>1957 yılında İzmir’de kurulan Sarıgözoğlu, bugün dört farklı şehirdeki fabrikalarıyla faaliyet gösteriyor. Şirket; kalıp tasarımı ve üretimi, presli imalat ve montaj alanlarında, başta otomotiv olmak üzere farklı sektörlere hizmet veriyor. Otomotiv sektöründe Ford, Tofaş, Mercedes, Renault, Bosch, BMW, Volkswagen, Audi, Bentley, Jaguar ve Porsche gibi OEM’lere hizmet veren şirket, beyaz eşya sektöründe ise Bosch için kombi üretiminde kullanılan iç ve dış sac aksamlarına yönelik kalıp ve seri üretim çalışmaları gerçekleştiriyor.</p>
<p>Sanayinin nitelikli ara eleman ihtiyacına katkı sağlamak amacıyla Manisa ve Bursa fabrikaları bünyesinde Mesleki Eğitim Merkezleri kuran Sarıgözoğlu, üretimin yanı sıra mesleki eğitime yönelik çalışmalarını da sürdürüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sarigozoglu-7inci-fabrikasinin-temelini-atti-88413</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/3/1280x720/sarigozoglu-7inci-fabrikasinin-temelini-atti-1790492438.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotiv ve beyaz eşya sektörlerine hizmet veren Sarıgözoğlu, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde 17 bin 500 metrekarelik alanda kurulacak 7’nci fabrikasının temelini attı. 2027’de üretime geçmesi planlanan ve şirketin 4 kuşağını bir araya getiren yeni tesisle birlikte üretim kapasitesi ile istihdamın artırılması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-bolgesinin-ihracati-8-ayda-292-milyar-dolara-ulasti-88412</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 09:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege Bölgesi’nin ihracatı 8 ayda 29,2 milyar dolara ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin ihracatına en büyük ikinci katkıyı sağlayan Ege Bölgesi’nin ihracatı ağustos ayında yüzde 3,13 artışla 3 milyar 625 milyon dolara yükseldi. Egeli ihracatçılar, 2026 yılının Ocak-Ağustos döneminde ise ihracatlarını yüzde 2’lik artışla 28,6 milyar dolardan 29 milyar 154 milyon dolara taşıdılar.</p>
<p>Denizli, Balıkesir, Muğla ve Uşak ihracat artışlarıyla Ege Bölgesi’nin ihracatına pozitif yönde katkı sağlarken, Manisa ve Afyonkarahisar’ın ihracat düşüşü bölge ihracatının artış hızını aşağı çekti.</p>
<p>İzmir, Ege Bölgesi’nin ihracatını domine etmeyi sürdürdü. İzmir’in Ocak-Ağustos 2026 dönemindeki ihracatı yüzde 2,06 artışla 15 milyar 618 milyon dolara yükseldi. İzmir, Ege Bölgesi’nin ihracatında yüzde 53,6 pay aldı. İzmir’in ağustos ayı ihracatı ise geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,24 gerileyerek 1 milyar 842 milyon dolar oldu. Ege Bölgesi’nde Ocak-Ağustos döneminde ihracatını artıran iller arasında en yüksek oranlı artış yüzde 13,61 ile Muğla’da gerçekleşirken, Muğla’yı yüzde 13,15 ile Uşak, yüzde 12,48 ile Denizli ve yüzde 12,35 ile Balıkesir takip etti.</p>
<h2>Muhammet Öztürk: İhracattaki artışın hızını artırmamız gerekiyor</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab8be72d02f5-1790492274.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin ihracatındaki artışın memnuniyet verici olduğunu ancak küresel ticarette rekabetin giderek zorlaştığı bir dönemde artış hızının çift haneli seviyelere taşınması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Türkiye’nin ihracatının üretim gücü, istihdam ve döviz kazandırıcı faaliyetler açısından stratejik önem taşıdığını belirten Öztürk, ihracatçıların maliyet baskısı ve finansmana erişim koşulları nedeniyle zorlu bir süreçten geçtiğine dikkat çekti.</p>
<p> “Ege Bölgesi olarak 8 aylık dönemde 29,2 milyar dolarlık ihracata ulaştık” diyen Öztürk, “Ağustos ayında da 3,6 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Özellikle Denizli, Balıkesir, Muğla ve Uşak’ın ihracat artışları bölge açısından olumlu bir tablo ortaya koyuyor. Ancak ihracatımızı daha yüksek bir ivmeyle artırmamız gerekiyor.   İhracatçımızın küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi için üretim maliyetleri, finansmana erişim ve enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengenin korunması büyük önem taşıyor. İhracatçının önünü görebildiği, yatırım ve üretim kararlarını daha sağlıklı alabildiği bir ekonomik ortam, ihracat hedeflerimize ulaşmamız açısından kritik. Ege Bölgesi olarak katma değerli, teknoloji yoğun ve markalı ihracatı artırmaya; yeni pazarlara açılmaya ve mevcut pazarlarımızdaki payımızı büyütmeye devam edeceğiz. Hedefimiz yalnızca ihracat rakamını artırmak değil, Türkiye’nin kilogram başına ihracat değerini yükseltecek bir ihracat yapısına katkı sağlamak. Ege Bölgesi olarak ihracatımızı 50 milyar dolara çıkaracak potansiyele sahibiz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-bolgesinin-ihracati-8-ayda-292-milyar-dolara-ulasti-88412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/2/1280x720/ege-bolgesinin-ihracati-8-ayda-292-milyar-dolara-ulasti-1790492328.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Bölgesi, 2026’nın 8 aylık döneminde ihracatını yüzde 2 artırarak 29,2 milyar dolarlık hacme ulaştı. Bölge ihracatının yarısından fazlasını tek başına üstlenen İzmir liderliğini korurken; Muğla, Uşak ve Denizli performanslarıyla öne çıkan iller oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-istanbul-antalya-yht-projesinde-yer-almak-istiyor-88410</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Isparta, İstanbul-Antalya YHT projesinde yer almak istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu, Isparta’ya gelerek bir dizi toplantılara katılarak incelemelerde bulunurken, ulaştırma sektörü temsilcileriyle de bir araya geldi.</p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkanı Metin Çelik, toplantıda, kentin ekonomik gelişimini doğrudan etkileyen ulaşım ve lojistik alanındaki öncelikleri aktararak, iş dünyasının beklentilerini dile getirdi. Çelik, daha sonra Isparta’nın ulaşım altyapısına ilişkin talepleri içeren kapsamlı bir dosyayı Bakan Uraloğlu’na takdim etti.</p>
<p>kentin ekonomik gelişimini doğrudan etkileyen ulaşım ve lojistik başlıklarındaki öncelikleri aktararak, iş dünyasının beklentilerini Bakan Uraloğlu ile paylaştı.</p>
<p>Bakan Uraloğlu’na sunulan dosyada, Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’nın daha etkin kullanılması, hava kargo altyapısının aktif hale getirilmesi, hızlı tren bağlantısında Isparta’nın yer alması ve karayolu yatırımlarının hızlandırılması başta olmak üzere beş öncelikli talep yer aldı.</p>
<p>Raporda, hava yolu, demiryolu ve karayolu yatırımları Isparta’nın ticaret, sanayi, tarım, turizm ve eğitim potansiyelini destekleyecek bütüncül bir ulaşım ağı olarak ele alındı.</p>
<p><strong>"İstanbul-Antalya YHT projesine Isparta’da dahil edilsin"</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hazırlanan raporda, iş dünyasının beş temel talebi öne çıktı. Isparta iş dünyasının talepleri şöyle:</p>
<p>‘’İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı ile Isparta Süleyman Demirel Havalimanı arasında haftanın yedi günü karşılıklı, düşük maliyetli tarifeli uçuşların başlatılmalı. İstanbul Havalimanı ile Isparta arasındaki mevcut tarifeli uçuşların haftanın yedi güne çıkarılmalı. Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’ndaki kargo terminalinin aktif olarak işletilmesi için işletici ve taşıyıcılarla gerekli görüşmeler yapılarak koordinasyon sağlanmalı. İstanbul–Antalya hızlı tren çalışmalarında Isparta bağlantısının değerlendirilmesi ve uygun güzergâh ile proje takvimi netleştirilmeli. Isparta–Konya ve Isparta–Antalya karayollarındaki duble yol çalışmaları yatırım önceliği ve uygulama planı çerçevesinde değerlendirilmeli.’’</p>
<p>Raporda, Isparta Süleyman Demirel Havalimanı’nın bölgesel potansiyeline uygun şekilde değerlendirilmesi, hava kargo altyapısının etkin kullanılması ve demiryolu bağlantılarının güçlendirilmesinin yanı sıra karayolu yatırımlarının hızlandırılmasının da bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>Isparta’nın sanayi ve tarımsal üretim kapasitesi, turizm ve eğitim hareketliliği ile ticari bağlantıları dikkate alınarak hazırlanan raporda, özellikle zaman duyarlı tarımsal ürünlerin daha hızlı ve etkin şekilde pazarlara ulaştırılabilmesi açısından alternatif lojistik imkânların geliştirilmesinin önemine dikkat çekildi. Ulaşım altyapısının güçlendirilmesinin yalnızca Isparta’nın değil, çevre illerle birlikte bölgenin ticari ve ekonomik hareketliliğine katkı sağlayacağına dikkat çekildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isparta-istanbul-antalya-yht-projesinde-yer-almak-istiyor-88410</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/0/1280x720/isparta-istanbul-antalya-yht-projesinde-yer-almak-istiyor-1790459327.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta iş dünyası, sanayinin kalbi İstanbul ile Isparta arasında demiryolu ve havayolu ulaşımı altyapı sorunlarının giderilmesini istiyor. Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Çelik, kentin demiryolu, havayolu ve karayolu ulaşımında yaşanan sıkıntıları anlatan dosyayı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadiroğlu’na verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atsonun-kurakliga-dayanikli-peyzaj-uygulamasi-ornek-gosterildi-88409</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATSO’nun kuraklığa dayanıklı peyzaj uygulaması örnek gösterildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) tarafından yapılan açıklamada, Antalya’nın sıcak ve kurak iklim koşullarına uygun, su tüketimini azaltan ve sürdürülebilir bir peyzaj uygulamasında farkındalık yaratmak amacıyla hizmet binası bahçesinde yeni bir peyzaj düzenlemesini hayata geçirdi.</p>
<p>Antalya Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan incelemede ATSO peyzaj düzenlemesinin, su kaynaklarının etkin ve verimli kullanılması, sulama ihtiyacının azaltılması ve sürdürülebilir peyzaj yaklaşımının yaygınlaştırılması bakımından iyi uygulama örneği olduğu belirtildi.</p>
<p>ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, su kaynaklarının korunmasının Antalya’nın geleceği açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, “Hizmet binamızın bahçesinde hayata geçirdiğimiz kurakçıl peyzaj uygulaması, suyun verimli kullanılması konusunda attığımız somut adımlardan biri. Uygulamamızın, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından iyi bir örnek olarak değerlendirilmesinden memnuniyet duyuyoruz” dedi.</p>
<p>Antalya’nın iklim değişikliği ve su kaynakları açısından önemli bir süreçten geçtiğini vurgulayan Hacısüleyman, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Kurumlarında kendi hizmet alanlarında da su verimliliğini gözeten uygulamaları hayata geçirmesi gerekir. Antalya, iklim koşulları nedeniyle su kaynaklarını daha dikkatli ve verimli kullanmak zorunda olduğumuz bir kent. Bu nedenle kendi hizmet binamızın bahçesinde de klasik peyzaj anlayışı yerine, su tüketimini azaltan ve Antalya’nın iklimine uyum sağlayan bir yaklaşımı tercih ettik. Bitki seçiminden çim alanların sınırlandırılmasına, sulama zonlarından suyun kontrollü kullanılmasına kadar bütün süreci bu anlayışla ele aldık.”</p>
<p><strong>"Farkındalık oluşturmak istedik"</strong></p>
<p>Uygulamanın yalnızca ATSO’nun kendi alanındaki bir düzenleme olmadığını anlatan Başkan Hacısüleyman, “Biz burada aynı zamanda bir farkındalık oluşturmayı hedefledik. Su verimliliği konusunda konuşmanın yanında, bunu kendi alanımızda uygulayarak göstermenin daha değerli olduğuna inanıyoruz. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan incelemede uygulamamızın kurakçıl peyzaj ilkeleriyle uyumlu ve iyi bir örnek olarak değerlendirilmesi de bu açıdan bizim için önemli” dedi.</p>
<p>Suyun verimli kullanılmasının bireysel ve kurumsal bir sorumluluk olduğunu dile getiren Yusuf Hacısüleyman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Suyu korumak bugünün değil, geleceğin meselesi. Antalya’da su kaynaklarımızı korumaya yönelik doğru uygulamaların yaygınlaşmasına katkı sunmak istiyoruz. ATSO olarak kendi çalışmalarımızda da bu anlayışı sürdürmeye devam edeceğiz. Uygulamada, Antalya’nın sıcak ve kurak yaz koşullarına dayanıklı, düşük ve orta düzeyde su ihtiyacına sahip bitki türleri ağırlıklı olarak tercih edildi. Çim alanlar kullanım ihtiyacına göre sınırlandırılırken, kurakçıl bitkisel alanlar artırıldı.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atsonun-kurakliga-dayanikli-peyzaj-uygulamasi-ornek-gosterildi-88409</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/9/1280x720/atsonun-kurakliga-dayanikli-peyzaj-uygulamasi-ornek-gosterildi-1790459240.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası tarafından hizmet binası bahçesinde kuraklığa dayanıklı peyzaj uygulaması, Tarım İl Müdürlüğü tarafından örnek gösterildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/karmetal-yuksek-performansli-kesim-teknolojileri-ile-maktek-fuarinda-olacak-88429</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karmetal, MAKTEK Fuarı’na katılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Karmetal, daha fazla ülkede bilinen bir Türk teknoloji markası haline gelmeye odaklanırken 2026 yılını üretim ve satışta geçen yılın üzerinde bir performans ile tamamlamayı hedefliyor. 1975 yılında kurulan şirketin, yarım yüzyıllık sürede makine imalatı tecrübesini yeni nesil üretim teknolojileriyle birleştirerek güçlü bir altyapı oluşturduğu belirtildi.</p>
<p>Karmetal Yurt Dışı Satış Direktörü Semih Kar, Türkiye’den dünyaya teknoloji ihraç eden firma konumuna ulaştıklarını belirterek geldikleri bu seviyeyi daha da güçlendirmek istediklerini söyledi.</p>
<p>Semih Kar, ticari olarak da hem Türkiye'den hem de yurt dışından yeni müşteriler, yeni proje fırsatları ve özellikle ihracat pazarlarında yeni iş ortaklıkları kazanmaya yönelik stratejiler geliştirdiklerini de ifade etti.</p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab94cd44a127-1790528724.jpg" alt="" width="800" height="450" /></strong></p>
<p>Türkiye'nin yüksek katma değerli ve teknolojik üretim hedefleri açısından takım tezgâhları sektörünün önemli rol üstlendiğini de ifade eden Semih Kar, şunları söyledi. “Bir ülkenin yüksek teknoloji üretmesi için öncelikle yüksek teknoloji üreten makineleri geliştirebilmesi gerekiyor. Bu nedenle makine imalatını sadece bir sektör olarak değil, sanayinin çarpan etkisi yüksek stratejik alanlarından biri olarak değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin bundan sonraki aşamada daha fazla makine üretmesi kadar, daha yüksek teknoloji içeren makineler üretmesi ve bunları ihraç etmesi önemli. Karmetal olarak bizim hedefimiz de burada Türk mühendisliğinin uluslararası pazarda daha fazla görünür olması. Bu nedenle MAKTEK Avrasya 2026 bizim için yalnızca ürün sergilediğimiz bir fuar değil; müşterilerimizle, bayilerimizle ve uluslararası iş ortaklarımızla bir araya geldiğimiz önemli bir platform. Fuarda özellikle yüksek performanslı kesim teknolojilerimizi ve otomasyon çözümlerimizi ön plana çıkaracağız. VORTEX ve diğer yüksek teknolojiye sahip CNC kesim çözümlerimizin yanında, otomasyon tarafındaki deneyimimizi de ziyaretçilerle paylaşacağız. Bizim için fuarın en önemli konusu aslında ürünleri yan yana göstermekten çok, müşterinin üretim prosesini uçtan uca değerlendirebilmek. Bir müşterinin yalnızca testere makinesine değil, malzeme depolama, otomatik besleme, kesim, boşaltma ve fabrika içi lojistik süreçlerinin tamamına yönelik ihtiyacı olabiliyor. Karmetal olarak bu noktada tek bir makinenin ötesine geçerek çözüm sunmak istiyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/karmetal-yuksek-performansli-kesim-teknolojileri-ile-maktek-fuarinda-olacak-88429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/9/1280x720/657-1790575891.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karmetal Yurt Dışı Satış Direktörü Semih Kar, &quot;MAKTEK Avrasya 2026 bizim için yalnızca ürün sergilediğimiz bir fuar değil; müşterilerimizle, bayilerimizle ve uluslararası iş ortaklarımızla bir araya geldiğimiz önemli bir platform. Fuarda özellikle yüksek performanslı kesim teknolojilerimizi ve otomasyon çözümlerimizi ön plana çıkaracağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yasam-hastanelerine-altin-akreditasyon-belgesi-88411</guid>
            <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yaşam Hastaneleri’ne Altın Akreditasyon Belgesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Yaşam Hastaneler Grubu’na bağlı Antalya, Alanya ve Vakıf (ASV) Hastanelerine Sağlık Bakanlığına bağlı olan Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından Altın Sertifikasyon Belgesi almaya hak kazanması nedeniyle tören düzenlendi. Törene TÜSKA Başkanı Bayram Demir, Antalya Sağlık İl Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Yaşam Hastaneleri Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cemal Özkan ile 3 hastanenin yöneticileri katıldı.</p>
<p>Yaşam Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Özkan, Antalya’nın ilk özel sağlık kuruluşu olduklarını belirterek, yaklaşık 30 yıllık süreçte bugün 6 hastaneye ulaştıklarını, 220 doktor ve bin 670 çalışan ile Antalya halkına ve yabancı hastalara hizmet verdiklerini söyledi.</p>
<p>Uluslararası standartlarda hizmet verdiklerini ifade eden Özkan, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Uluslararası sağlıkta kalite ödülü almak bizim için büyük gurur kaynağı olmuştur. Şu anda 3 hastanemiz TÜSKA’dan Altın Akreditasyon Belgesi almaya hak kazandı. Aynı zamanda Türkiye’de TÜSKA2Dan Altın Akreditasyon Belgesi alan kurum olduk. Yaşam Hastaneler Grubu olarak bundan sonraki süreçte de hasta güvenliği ve memnuniyetini merkeze alan, bilimsel ve uluslararası standartlarla uyumlu sağlık hizmeti sunma anlayışını sürdürmeye devam edeceğiz.’’</p>
<p>TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir de, TÜSKA’nın 2015 yılında kurulduğunu ve kamu adına görev yaptığını, Türkiye’de halen 260’tan fazla hastane ve sağlık merkezinin Uluslararası Akreditasyon Belgesi almak üzere denetim talebinin bulunduğunu bildirdi. Antalya’da da halen 6 hastanenin akredite denetimlerinin devam ettiğini ifade eden Demir, ‘’TÜSKA  kar amacı gütmeyen bir kamu kuruluşuyuz. 4 ülke ile işbirliğimiz var’’ dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından Yaşam Hastaneler Grubu’na bağlı, Antalya, Alanya ve Vakıf (ASV) Yaşam Hastaneleri’ne Altın Akreditasyon Belgeleri, TÜSKA Başkanı Doç. Dr. Bayram Demir tarafından Yaşam Hastaneler Grubu yetkililerine takdim edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yasam-hastanelerine-altin-akreditasyon-belgesi-88411</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/1/1280x720/yasam-hastanelerine-altin-akreditasyon-belgesi-1790459413.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya’nın ilk özel sağlık hizmetleri kuruluşu olan Yaşam Hastaneleri, sağlık hizmetlerinde kalite ve hasta güvenliği alanındaki çalışmalarından dolayı Altın Akreditasyon Belgesi almaya hak kazandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gurlek-46-tuzel-kisi-18-fon-ve-42-gercek-kisinin-mal-varligi-donduruldu-88407</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gürlek: 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığı donduruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sermaye piyasası işlemleri soruşturmaları hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Gürlek, "Vatandaşımızın hukukuna sahip çıkıyoruz" başlığıyla yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakından takip ettiği fon soruşturmasında önceliklerinin vatandaşların haklarını korumak, birikimlerinin istismar edilmesine izin vermemek ve uğradıkları mağduriyetlerin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesini sağlamak olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma', 'nitelikli dolandırıcılık', “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' ve 'sermaye piyasası kanununa muhalefet' suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda bugün yeni bir adım daha atılmış; 1 Temmuz-16 Eylül tarihleri arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı dondurulmuş; haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.</p>
<p>Bu kapsamda; devir, temlik, satış, bağış, ipotek ve rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, EFT/havale ve malvarlığını azaltıcı diğer işlemlerin önlenmesi; sermaye piyasası araçlarının dondurulması ve şüpheli işlemlerin gecikmeksizin adli makamlara bildirilmesi amacıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlara müzekkereler yazılmıştır.</p>
<p>Amacımız açıktır: Soruşturma konusu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasına, el değiştirmesine veya üçüncü kişiler üzerine geçirilmesine imkân vermemek; suçtan elde edildiği tespit edilen değerleri güvence altına almak ve mağdur vatandaşlarımızın haklarına kavuşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Para hangi hesaba aktarılmış, malvarlığı hangi şirketin veya kişinin üzerine geçirilmiş olursa olsun; izini sonuna kadar süreceğiz. İyi niyetli vatandaşlarımızın yılların emeğiyle oluşturduğu birikimlerin birtakım kişi ve yapılar tarafından istismar edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. </p>
<p>Hukuka aykırı işlemleri ve bağlantılarını ortaya çıkaracak, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması için gereken bütün hukuki tedbirleri kararlılıkla uygulayacağız.</p>
<p>Vatandaşımızın hakkını, emeğini ve birikimini korumak için hukukun bize verdiği bütün imkânlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gurlek-46-tuzel-kisi-18-fon-ve-42-gercek-kisinin-mal-varligi-donduruldu-88407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/9/1280x720/akin-gurlek-1789535527.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adalet Bakanı Gürlek, &quot;1 Temmuz-16 Eylül arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığı dondurulmuş, haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/marmarabirlikte-yeni-sezon-icin-rekolte-beyan-donemi-basladi-88405</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmarabirlik’te yeni sezon için rekolte beyan dönemi başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Marmarabirlik’in 2026/2027 iş yılı ürün alım kampanyası öncesinde rekolte beyan süreci başladı. 21 Eylül’de başlayan rekolte beyanları, 23 Ekim 2026 Cuma günü mesai saati sonunda sona erecek.</p>
<p>Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere gerçek üretim miktarlarını esas alan beyanda bulunmasının sezon planlaması açısından önem taşıdığını belirtti. Rekolte beyanlarının yalnızca alınacak ürün miktarının değil, sezon boyunca ihtiyaç duyulacak depolama, işleme, lojistik ve finansman kapasitesinin planlanmasına da temel oluşturduğunu belirten Yıldız, üreticilerden doğru ve gerçekçi beyanda bulunmalarını istedi. Yıldız, yeni sezon alım planının yalnızca ortaklardan gelecek rekolte beyanlarına göre belirlenmeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Bölgesel ve Türkiye geneli rekolte, ürünün kalite ve dane yapısı, iç ve dış piyasa koşulları ile Marmarabirlik’in kapasitesi birlikte değerlendirilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye genelinde 41 ilde yürütülen rekolte tespit çalışmalarının 28 Temmuz’da başladığını hatırlatan Yıldız, süreç tamamlandığında daha net bir tablonun ortaya çıkacağını söyledi.</p>
<h2>“Ekonomik koşullar da dikkate alınacak”</h2>
<p>Yeni sezon kararlarında üretim maliyetleri, iç ve dış piyasa koşulları, tüketim ve ihracat imkanlarının yanı sıra Marmarabirlik’in mali yapısının da dikkate alınacağını ifade eden Yıldız, üreticinin emeğini korurken Birliğin sürdürülebilirliğini gözeten bir planlama yapılacağını kaydetti. Marmarabirlik’in 2025 yılında yaklaşık 6,8 milyar TL net ciro ve 35 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini belirten Yıldız, yeni sezon hazırlıklarının sürdüğünü söyledi. Yıldız ayrıca, sezon öncesinde gündeme gelen farklı rakam ve yorumlara karşı üreticilerin rekolte ve ürün alım sürecine ilişkin bilgileri Marmarabirlik ve bağlı kooperatiflerin resmi açıklamalarından takip etmeleri çağrısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/marmarabirlikte-yeni-sezon-icin-rekolte-beyan-donemi-basladi-88405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/5/1280x720/marmarabirlikte-yeni-sezon-icin-rekolte-beyan-donemi-basladi-1790435704.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmarabirlik’te yeni sezon ürün alım kampanyası öncesinde rekolte süreci başladı. Üreticilerin 23 Ekim’e kadar gerçek üretim miktarlarını esas alarak beyanda bulunması istenirken, alım planında rekoltenin yanı sıra kalite, piyasa koşulları ve Birliğin kapasitesinin de dikkate alınacağı bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere gerçek üretim miktarlarını esas alan beyanda bulunmasının sezon planlaması açısından önem taşıdığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/satin-alma-ve-tedarik-zinciri-rekabetciligin-merkezine-yerlesti-88403</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Satın alma ve tedarik zinciri rekabetçiliğin merkezine yerleşti&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Stratejik Satınalma Derneği (SSD) ve KalDer Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen SSD &amp; KalDer Bursa Etkinliği, otomotiv sektöründe satın alma ve tedarik zincirinin değişen rolünü gündeme taşıdı.</p>
<p>Etkinlikte gizli maliyetlerden yeni rekabet dinamiklerine, tedarik zincirinin geleceğinden sektör profesyonellerinin deneyimlerine kadar birçok başlık değerlendirildi. Oturumlarda Karsan Genel Müdür Yardımcısı Ergün Koru, Valeo Türkiye Ülke Başkanı ve Bursa Fabrikaları Genel Müdürü Tuna Arıncı, Renault Group Ülke Satınalma Direktörü Önder Plana ve BPlas Yönetim Kurulu Başkanı Celal Gökçen konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılışında konuşan SSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir, satın alma süreçlerinin yalnızca ürün fiyatı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Satın alma fonksiyonunun işletmeye sağladığı toplam değerin dikkate alınması gerektiğini belirten Demir, “Kalitenin bir maliyeti olduğu kadar kalitesizliğin de bir maliyeti var. Kaliteyi ucuza satın alamazsın” dedi. Bursa’nın Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri olduğunu ve kentte farklı sektörlerde küçülmeler yaşandığını ifade eden Demir, bu ortamda rekabetçiliğin ve maliyetlerin kontrolünün daha kritik hale geldiğini vurguladı. Özellikle üretim şirketlerinde çok sayıda maliyet kaleminin bulunduğuna işaret eden Demir, satın alma kararlarının projelerin kârlılığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab7dff67b415-1790435318.jpeg" alt="" width="702" height="527" /></p>
<h2>Rekabetçilik tanımı genişliyor</h2>
<p>KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez ise rekabetçiliğin uzun yıllar kalite, maliyet ve teslimat üçgeninde değerlendirildiğini, ancak günümüzde bu çerçevenin önemli ölçüde genişlediğini ifade etti. Teknolojik dönüşüm, yapay zeka, sürdürülebilirlik, karbon düzenlemeleri, jeopolitik gelişmeler, enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığının şirketlerin aynı anda yönetmesi gereken başlıklar haline geldiğini belirten Ürkmez, işletmelerin performansının artık yalnızca kendi fabrika ve organizasyonlarının sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini söyledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/satin-alma-ve-tedarik-zinciri-rekabetciligin-merkezine-yerlesti-88403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/satin-alma-ve-tedarik-zinciri-rekabetciligin-merkezine-yerlesti-1790435358.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SSD ve KalDer Bursa iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte otomotiv sektörünün dönüşen rekabet koşulları ele alındı. Uzmanlar; maliyet kontrolü, kalite, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve tedarik zinciri dayanıklılığının şirketlerin rekabet gücünde belirleyici hale geldiğine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-turkiye-ekonomisi-son-24-ceyrek-kesintisiz-buyume-yasadi-88402</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Türkiye ekonomisi son 24 çeyrek kesintisiz büyüme yaşadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen, 21. MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu Kapanış Programı'na katıldı.</p>
<p>Erdoğan burada yaptığı konuşmada, MÜSİAD'ın EXPO fuarlarını geleneksel hale getirdiğini, bu yıl 21'incisini de başarılı şekilde icra ettiğini belirtti.</p>
<p>Erdoğan, MÜSİAD ailesini bunun için yürekten tebrik ederek, "Aynı şekilde fuarın ve forumun tüm sponsorlarına, Ticaret Bakanlığımız başta olmak üzere bu programlarda emeği bulunan kurum, kuruluş ve firmalarımızın tamamına ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.</p>
<p>MÜSİAD'ın kurulduğu günden bu yana kendi içinde bir ve bütün, dünyada söz ve nüfus sahibi, etkin ve saygın, güçlü bir Türkiye için büyük fedakarlıkla çalıştığına dikkati çeken Erdoğan, "MÜSİAD ailemizin tüm mensuplarına bugün bir kez daha canıgönülden teşekkür ediyorum. Bu süre boyunca gerek MÜSİAD'a gerekse ülkemize katkı yapmış fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerime Cenabıallah'tan rahmet niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, Türkiye'nin ekonomi ve ticari potansiyelini dünyayla buluşturan MÜSİAD'ın yurt içinde ve dışında 14 binden fazla üyesiyle 60 bin işletmeyi temsil ettiğini, yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam ettiğini aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ülkemizin yanı sıra dünyanın 84 ülkesindeki 184 şube ve temsilcilikle geniş yelpazedeki faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor. İş dünyasının görüş, öneri ve beklentilerini samimiyetle aktarmaya devam eden MÜSİAD'ımızı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD EXPO fuarlarımız ise Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren, firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran, en önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor. Fuara ilgi ve katılımın bu yıl da fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD EXPO'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum."</p>
<p><strong>"Yapay zekayı geliştirirken insan faktörüne gerekli önem verilmeli"</strong></p>
<p>Erdoğan, insanlık tarihine bakıldığında bir şeyi herkesin çok net gördüğünü söyledi.</p>
<p>Bazı kritik eşiklerin bir defa aşıldığında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, son yıllarda yapay zeka başta olmak üzere teknolojide yaşanan devrim niteliğindeki dönüşümün bunlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, "Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye her alanda hissettiğimiz yapay zeka, hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Gün geliştikçe gelişen yapay zeka modelleri ve robotik teknolojiler, üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki, reel sektör yapay zekanın imkanlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlikenin, yapay zekayı geliştirirken insan faktörüne gerekli önem verilmediğinde arzu edilenin tam tersi neticelerle karşılaşılabileceği olduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:</p>
<p>"İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, milli ve manevi hasletlerimizi korumazsanız, iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız, geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar, tüm bu teknolojiler fayda değil, tam tersine zarar getirir, Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir. Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma, bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki Ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez."</p>
<p>Müslümanlar olarak ekonomik ve ticari münasebetleri hayata yön veren temel değerler ışığında sürekli gözden geçirmek durumunda olduklarını vurgulayan Erdoğan, 29. Uluslararası İş Forumu'nun "Yapay Zeka Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü" başlığıyla tertiplenmesini bu bakımdan çok kıymetli bulduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>"Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz"</strong></p>
<p>Erdoğan, forum kapsamında düzenlenen oturumlarda fikir, tespit ve önerilerini dile getiren tüm katılımcılara tebriklerini iletti.</p>
<p>Bu platformlarda yapılan ufuk açıcı istişarelerin herkes için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz. Bilhassa ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya, tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz. Yakın geçmişte fikir teatileriyle çözülen meseleler, bugün füze ve dron teatileriyle çözülmeye çalışılmaktadır. 'Gücü gücü yetene' düzeni ilk defa bu kadar uluslararası ilişkilere damga vurmaktadır." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na hitabında bu soruna özellikle dikkati çektiğini aktaran Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinden özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettiklerini anlattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getirdik. Bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyecek, dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar hakikatleri anlatmaya, mazlum ve mağdurların sesi olmaya inşallah devam edeceğiz. Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum. Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören, insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar geri adım atmayacağız. Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır. İnşallah o günler de mutlaka gelecektir."</p>
<p>Erdoğan, henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb'in hesabının hukuk önünde sorulacağına söyledi.</p>
<p>Yemek kuyruklarında, kuvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabının elbette adalete verileceğini belirten Erdoğan, "Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak, aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımız da karşılaşacak. Biz, şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız. Türkiye ve Türk milletinin aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Genel kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir"</strong></p>
<p>Erdoğan, hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananların bu mücadelenin içinde olacağına dikkati çekerek "Filistin halkı yalnız değildir, asla sahipsiz değildir. Gazzeli kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. İnsanlık ittifakının temsilcisi olarak genel kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir. Şahsımızı ve ülkemizi ahlaksız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye, vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır."</p>
<p>Genel kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik eden Erdoğan, Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceklerinin bilinmesini istediğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>"Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık"</strong></p>
<p>Erdoğan, bir yandan hem bölgeye hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken, diğer yandan ülkeyi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçirdiklerini anlattı.</p>
<p>Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardıklarını vurgulayan Erdoğan, "Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, geçen yıl Türkiye ekonomisini yüzde 3,7 oranında büyüterek 16 yıllık kesintisiz büyüme performansını sürdürdüklerini aktararak, "Ekonomimiz 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6, ikinci çeyreğinde ise yüzde 2,3 oranında büyüdü. Böylelikle Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisiyiz. 2002'de 3 bin 616 dolar olan kişi başına gelirimiz yaklaşık 5 kat artışla 2025'te 18 bin 103 dolara çıktı. Ekonomimizin büyüklüğü ise cari fiyatlarla 1 trilyon 602 milyar dolar oldu." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İhracat tarafındaki başarıları da sürdürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:</p>
<p>"2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ağustos ayındaki ihracatımız geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar doları buldu. Ocak-Ağustos döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 185 milyar dolara erişti. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ihracatımızı 280 milyar doların üzerine taşıdık. Yıllıklandırılmış hizmet ihracatımızın ise ağustos ayı itibarıyla 125 milyar dolar civarına geldiğini tahmin ediyoruz. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatımızın toplamının 405 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. İhracatçı firmalarımızın sayısına baktığımızda da tablonun bütününe yayılan başarıyı daha net görebiliyoruz. 2002'de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 binken 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu."</p>
<p><strong>"Türk Eximbank, ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı"</strong></p>
<p>Erdoğan, içinde bulunulan zorlu dönemde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla Türk Eximbank, kredi, sigorta ve garanti olmak üzere ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı. Bankamızın bu yılki ihracat destekleri Ağustos 2026 sonu itibarıyla 44 milyar dolara yaklaştı. Doğrudan yabancı yatırımlarda da önemli mesafeler katettik. Sadece geçen yıl yatırımlarda 3,3 milyar dolar net giriş elde ettik. Yurt dışındaki Türk yatırımları ise 2025 yıl sonu itibarıyla 70 milyar doları buldu. Burada saymaya vaktimizin elvermeyeceği daha pek çok başarıya, rekora MÜSİAD'ımızla ve sizlerle birlikte ulaştık. 20 gün önce açıkladığımız yeni Orta Vadeli Program'la sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerleyeceğiz."</p>
<p>Forumun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-turkiye-ekonomisi-son-24-ceyrek-kesintisiz-buyume-yasadi-88402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/2/1280x720/54-1790435039.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 21. MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu Kapanış Programı&#039;nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16&#039;ncı, Avrupa&#039;nın ise 6&#039;ncı en büyük ekonomisiyiz.&quot; dedi. Erdoğan, &quot;2002&#039;de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 binken 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-sermaye-piyasalarimizda-kisitli-bir-alanda-ortaya-cikmis-bir-sorunla-karsi-karsiyayiz-88401</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 16:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: Sermaye piyasalarımızda kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, il programı kapsamında, bir otelde düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'ne katıldı.</p>
<p>Burada konuşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu, bu yıl olumsuz koşullar altında dahi yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini, kademeli bir şekilde büyümenin artmasını ve 2029'da yüzde 5 seviyelerine ulaşmasını öngördüklerini söyledi.</p>
<p>Geçici olumsuz etkilerin ortadan kalkması ile enflasyonda ana eğilimindeki gerileme trendinin sürmesini beklediklerini dile getiren Yılmaz, "Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da eş güdüm içinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi orta vadede yine tek haneli rakamlara ulaşacağımıza inanıyoruz ve bu yönde de kararlılıkla devam ediyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, makroekonomik temellerin sağlam olduğunu belirterek, "Son 4 yılda depreme 5,4 trilyon Türk lirası para harcadığımız halde, yani bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolar ekstra bir harcama yaptığımız halde, bütçe açığımızın milli gelire oranı oldukça makul ve kabul edilebilir seviyelerde. Cari açığın milli gelire oranı son yıllarda yüzde 2'nin altına düştü. Bu yıl az önce bahsettiğim savaş etkisinden dolayı yüzde 2,6'ya çıkmasını bekliyoruz. Bunun 0,7 puanı, savaş etkisi olarak hesaplanıyor. Yani o etkiden arındırdığınız zaman yüzde 2'nin yine altındayız." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Merkez Bankası rezervlerinin de oldukça iyi bir noktaya geldiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:</p>
<p>"Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Yapısal bir sorunla karşı karşıya değiliz. Sermaye piyasalarımızın da yapısı oldukça sağlıklı. Ama geçici bir sorunumuz var. Bu sorunla ilgili de ilgili tüm kurumlarımız koordinasyon içinde üzerlerine düşeni gerçekleştiriyorlar. İnşallah bu sorunu atlattığımız zaman, çok daha, dediğim gibi, güçlü bir şekilde sermaye piyasalarımız yoluna devam edecek. Ondan da hiç şüpheniz olmasın."</p>
<p><strong>"Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Buradaki temel önceliklerinin kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak, ekonominin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığı daha da tahkim etmek olduğunu dile getiren Yılmaz, "Yanlış anlaşılmasın. Bağımlılığı azaltmakla izolasyon farklı şeyler. İzolasyondan bahsetmiyoruz. Ama daha stratejik bir şekilde ilişkilerimizi, dış dünyayla bağlantılarımızı geliştirmekten bahsediyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, Orta Vadeli Program'da yer alan ekonomik güvenlik yaklaşımının, Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı koruyacak stratejik bir perspektif oluşturduğunu vurgulayarak, "Amacımız stratejik alanlarda, tüm alanlarda değil, stratejik alanlarda kapasite oluştururken küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağları içerisindeki konumumuzu güçlendirmektir. Dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasında doğru dengeyi kurabilen ekonomiler, önümüzdeki dönemin kazananları olacaktır. Bu kapsamda son derece önem verdiğimiz alanlardan biri enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğidir. Nadir elementler, birtakım ham maddeler başta olmak üzere. Yerli kaynaklarımızın aranması, üretilmesi ve daha yüksek katma değerle ekonomimize kazandırılmasının ötesinde, enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının, gelecek dönemde ülkelerin küresel değer zincirindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacağına dikkati çeken Yılmaz, "Bu yıl COP31'i, Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı'nı Türkiye'de gerçekleştiriyoruz. Bu da çok kıymetli. Ben buradan özel sektörümüze bu sürece aktif katılmaları, katkıları noktasında bir çağrıda da bulunmak istiyorum. Bu mesele sadece devletlerin çözebileceği bir mesele değil, devletler, özel sektör, sivil toplum hep birlikte odaklanmamız gereken bir mesele." diye konuştu.</p>
<p>"Önümüzdeki dönemde kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerin yerlileştirilmesine kadar stratejik ve öncelikli alanlarda AR-GE kapasitemizi ve yurt içi üretim kapasitemizi geliştirmeye kararlıyız. Bu çerçevede de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz." diyen Yılmaz, son bütçede maden aramalarına, sondajlara yüksek oranda artış yapılmasının ana gerekçelerinden birinin de bu olduğunu kaydetti.</p>
<p>Yılmaz, gıda ve tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret ederek, "Gıda arz güvenliğini önceliklendirecek ve stratejik girdilerde yerli kapasitemizi küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkaracağız." dedi.</p>
<p>Orta Vadeli Program'da özellikle gıda üretimi ve sosyal konut alanlarında arz yönlü tedbirler de geliştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, "Ekonomik güvenliğimizin temel unsurlarından biri de kritik teknolojilerde kendi kabiliyetimizi, yerli kabiliyetimizi geliştirmek. Savunma sanayi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda AR-GE ve ÜR-GE faaliyetini artırmayı, üretim ve yenilik kabiliyetimizi ülkemizin refahını artırıcı yönde konumlandırmayı planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yılmaz, ekonomik dayanıklılığın bir diğer kritik unsurunun da dış ticaret ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi olduğunu aktararak, "Tek bir pazara, ürüne veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın oluşturabileceği riskleri azaltmak, ihracatımızda ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak önümüzdeki dönemin temel öncelikleri arasında yer alacaktır. Geleneksel ihracat kalemlerimizi ve mevcut pazarlarımızı korurken yeni ürünlere ve yeni pazarlara yöneleceğiz." şeklinde konuştu.</p>
<p>Ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinde bölgesel kalkınma perspektifini de çok önemli gördüklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu noktada bölgesel potansiyellerimizi harekete geçirmek, illerimizin, yörelerimizin mukayeseli üstünlüklerini iyi tespit edip, bunlar üzerinden hareket etmek çok önemli. Türkiye, büyük bir ülke, tek bir stratejiyle gidebileceğimiz bir ülke değil. İllerimize, bölgelerimize farklı roller dağıtmamız gerekiyor. Bir taraftan katma değeri yüksek, teknolojik içeriği yüksek, bilgi tabanlı sektörleri geliştirirken, güçlendirirken diğer taraftan istihdam yoğun sektörleri de ihmal etmemeliyiz. Onları da iyi bir şekilde konumlandırmalıyız. Her iki hat üzerinde yürümek durumundayız. Birini diğerine tercih etme lüksümüz yok bizim. Büyük bir ülkeyiz ve sermayeyi kendi içinde, ülke içinde özellikle Anadolu'ya doğru hareketlendirerek hem metropollerimizin potansiyelini daha katma değeri yüksek alanlara odaklamamız hem de Anadolu'nun enerjisini daha fazla harekete geçirmemiz mümkün."</p>
<p><strong>"İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz"</strong></p>
<p>Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine değinerek, şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>"Meclisimiz bu noktada çok değerli çalışma yaptı. Uzun bir komisyon çalışmasından sonra, aşağı yukarı bütün grupların katıldığı bir çalışma. O rapor doğrultusunda yeni bir kanun kabul etti Meclisimiz. 467 milletvekilimizin evet oyuyla. Bu çok kıymetli bir şey. Burada bir büyük mutabakat olduğunu, bir Türkiye mutabakatı olduğunu gösteriyor. Ciddi bir siyasi irade olduğunu gösteriyor. Bu çok değerli. Bu kanundan sonra çalışmalar başlamış durumda. Kanun kendi içinde iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama, silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesi. Zaten örgüt kendi içinde öyle bir karar aldı ama bunun gerçekleşmesi, sahada somut olarak gerçekleşmesi. Bu noktada gerekli mekanizmaları kurmuş durumdayız. Benim başkanlığımda bir kurulumuz var yürütmede, burada alt kurullar da oluşturduk. Birinci alt kurulumuz, bu hukuk ve adalet mekanizmasıyla ilgili bir kurul. İkinci alt kurulumuz sosyal uyum ve entegrasyon başlığını taşıyor. Üçüncü alt kurulumuz, sahada tespit, izleme mekanizmalarıyla ilgili. Dördüncü alt kurulumuz da silahsızlanma ve stratejik koordinasyonla ilgili bir alt kurul. Orada kurumlarımız arasında görevlendirmeleri yapmış durumdayız ve sahadaki gelişmeleri çok yakın bir şekilde takip ediyoruz."</p>
<p>Öncelikle sahada silahların bırakıldığı ve yapıların feshedildiğinin tespit edileceğini belirten Yılmaz, "Daha sonra Milli Güvenlik Kurulumuz da bunu teyit etmiş olacak. Milli Güvenlik Kurulunda bu teyit edilirse ikinci aşamaya geçilecek. Yani bu tespit ve teyit süreçleri tamamlanmadan ikinci aşamaya zaten geçilmiyor. Dolayısıyla kendi içinde kademelendirilmiş bir yürürlük, uygulama mekanizmasına... İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılmaz, Meclis açıldığında bu konuda bir izleme komisyonu kurulacağını bildirerek, "Bizler de yürütme olarak Meclisimizi belli periyotlarla gelişmeler hakkında bilgilendireceğiz. Yine Meclisimizin gözetiminde, denetiminde bu süreç yürüyecek." dedi.</p>
<p>Terörün gündemden kalktığı bir ortamda tüm Türkiye'nin kazanacağını ama en çok Doğu ve Güneydoğu'da yaşayanların kazanacağını dile getiren Yılmaz, özellikle son 25 yılda kamu yatırımlarını bölgenin güvenlik şartlarına bakılmadan yapıldığını anlattı.</p>
<p>Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eksiklerimiz vardır mutlaka, onlar da devam ediyor ama asıl büyük kayıp bölgede özel sektör yatırımları. Sermaye nazlı, güvenliğin olmadığı, huzurun olmadığı yerde durmuyor. Bırakın buradaki sermayenin kendi yöresine yatırım yapmasını, sermayenin bu bölgeden göç ettiğini gördük güvenlik sebebiyle, huzursuzluk sebebiyle, yatırım ortamının bozulması nedeniyle. Dolayısıyla Doğulu, Güneydoğulu birçok iş insanı gitti, Batı'da, Akdeniz'de, Marmara'da, Ege'de yatırımlar yaptı. Yapsınlar yani, yanlış anlaşılmasın. Ama ortada genel bir dinamik varsa bunu da görmemiz lazım. Şimdi yeni bir ortama giriyoruz. Bu ortamda en fazla olumlu etkilenecek alan özel sektör yatırımları, yatırım ortamının iyileşmesi." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılmaz, güçlü ekonominin güçlü toplumdan, güçlü toplumun ise sürdürülebilir refah üreten güçlü ekonomiden beslendiğini dile getirerek, "Yüksek katma değerli alanlara yönelik dönüşümlerin sağladığı kazanımların geniş toplumsal kesimlere yansıması, ekonomik refah artışının yanında toplumsal refah ve huzurun güçlenmesi en temel önceliğimizdir." diye konuştu.</p>
<p>"Türkiye bugünün belirsizliklerini aşacak tecrübeye ve önümüzdeki dönemin fırsatlarını değerlendirecek güce ve akla sahiptir. Güçlü, tecrübeli bir liderliğe, tecrübeli kadrolara sahibiz. Hükümet olarak istikrarı koruyacak, üreticimizin de girişimcimizin yanında olacak, ülkemizin rekabet gücünü ve sosyal refahı artıracak adımları kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz." ifadesini kullanan Yılmaz, bu hedeflere ulaşırken iş dünyasının sahadaki birikimini ve tecrübesini, önerilerini, politika tekliflerini her ortamda almaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-sermaye-piyasalarimizda-kisitli-bir-alanda-ortaya-cikmis-bir-sorunla-karsi-karsiyayiz-88401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/1/1280x720/747-1790434369.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &quot;Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-ilk-yerli-tarama-gemisi-suya-indirildi-88400</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Uraloğlu: İlk yerli tarama gemisi suya indirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk tersanelerinde yerli tasarımla ilk kez inşa edilen emici özellikli tarama gemisinin suya indirildiğini duyurdu. </p>
<p>Yazılı açıklamasında, ilk blok kaynağı 10 Nisan 2025'te yapılan yeni tip emici deniz dibi tarama gemisi hakkında Uraloğlu, "UAB MAVİ VATAN 85 metre boya, 20 metre tarama derinliğine ve 2 bin metreküp kapasiteye sahip. Özellikle körfezlerimizdeki tarama ve temizlik çalışmalarını Bakanlığımıza ait kendi milli gemimizle gerçekleştirebileceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p><video style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" controls="controls" width="700" height="350">
<source src="/storage/uploads/0/0/0/6ab7db14a356b-1790434068.mp4" type="video/mp4" /></video></p>
<p>Bakan Uraloğlu, UAB MAVİ VATAN'ın tam otomasyon özelliği sayesinde seyir halindeyken de tarama yapabileceğini belirterek, "Gemimizi birkaç aylık seyir tecrübesinin ardından hizmete alacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-ilk-yerli-tarama-gemisi-suya-indirildi-88400</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/0/1280x720/899-1790433915.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk tersanelerinde yerli tasarımla ilk kez inşa edilen emici özellikli tarama gemisi &quot;UAB MAVİ VATAN&quot;ın suya indirildiğini belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, geminin birkaç aylık seyir tecrübesinden sonra hizmete alınacağını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-maden-arama-kurtarma-yarismasinin-galibi-turk-altin-88404</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4. Maden Arama-Kurtarma Yarışması&#039;nın galibi Türk Altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Madenciler Derneği (TMD) tarafından Çayeli Bakır ev sahipliğinde Rize’de 22-25 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması tamamlandı. İki yılda bir yapılan yarışmanın galibi Türk Altın işletmesi oldu.</p>
<p>Yarışma sonucuna ilişkin TMD’den yapılan açıklamada, 13 maden arama-kurtarma ekibinin katıldığı yarışmada genel klasmanda Tüprag Metal Madencilik ve Öksüt Madencilik ikinciliği paylaşırken, Çayeli Bakır İşletmeleri-Eti Krom üçüncülüğü paylaştı. Yeni takım ödülünü ise Zenit Madencilik ile Eti Bakır paylaştı. Yapılan açıklamada, halkın ilgisini artırmak için yangın vb. bazı kategorilerdeki yarışmalar Rize merkezinde yapıldı. Ödüller, 25 Ekim günü yapılan gala gecesinde sahiplerine verildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab7e14c65336-1790435660.jpeg" alt="" width="800" height="397" />Ödül töreninde bir konuşma yapan TMD İkinci Başkanı Ramazan Yön, maden kurtarma ekiplerinin sadece madencilik alanında değil, ülkenin yaşadığı her türlü haza ve afette çalışma yürüttüğünü hatırlatarak, “Madencilikte ve kurtarma operasyonlarında en temel unsur iyi bir hazırlık, doğru iletişim ve birbirine koşulsuz güvenmektir. Parkurlarda sergilenen bu ortak refleksler, yarın olası afet ve kazalarda insan hayatını kurtaracak en somut kazanımdır” dedi. </p>
<p>4. Maden Kurtarma Yarışması sonuçları şöyle:  </p>
<p>Genel Klasman</p>
<p>• 1. Yarışma Şampiyonu: Türk Altın İşletmeleri  <br />• 2. Takım: Tüprag Metal Madencilik   – Öksüt Madencilik   <br />• 3. Takım: Çayeli Bakır İşletmeleri  – Eti Krom <br />• Yeni Takım: Zenit Madencilik   – Eti Bakır  </p>
<p><strong>Etkinlik Ödülleri</strong></p>
<p>• Takım Yetkinliği: Esan Eczacıbı Endüstriyel Hammaddeler – Türk Altın İşletmeleri <br />• HAZMAT (Kimyasala Müdahale): Tüprag Metal Madencilik – Türk Altın İşletmeleri <br />• Araç Kazası: Gübret Maden Yatırımları – Tüprag Metal Madencilik  <br />• Endüstriyel Yangın: Öksüt Madencilik – Eti Krom <br />• Yapısal Hasar (Deprem): Çayeli Bakır İşletmeleri – Eti Krom <br />• Yeraltı Göçük: Çayeli Bakır İşletmeleri – Def Madencilik </p>
<p><strong>Kolektif Ödüller</strong></p>
<p>• BA Takımı (Yerüstü): Acacia Maden İşletmeleri <br />• BG4 Takımı (Yeraltı): Def Madencilik <br />•  İlkyardım: Çayeli Bakır İşletmeleri <br />• Takım Güvenliği: TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret <br />• Takım Tekniği: Esan Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-maden-arama-kurtarma-yarismasinin-galibi-turk-altin-88404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/4/1280x720/78-1790435613.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Madenciler Derneğinin düzenlediği 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması&#039;nın kazananı Türk Altın işletmesi oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gunes-ve-ruzgarin-elektrikteki-payi-yuzde-342ye-yukseldi-88398</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneş ve rüzgarın elektrikteki payı yüzde 34,2&#039;ye yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün, ağustos sonu itibarıyla 126 bin 944 megavata ulaşırken, toplam kurulu gücün yüzde 62,9'una karşılık gelen 79 bin 902 megavatlık kısmı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu bildirdi. Aynı dönemde yerli kaynakların toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 72,1 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ağustos sonu itibarıyla güneş enerjisinin kurulu gücü 27 bin 914 megavata yükselirken, toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 22 oldu. Rüzgar enerjisinde ise kurulu güç 15 bin 434 megavata ulaştı ve toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 12,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Böylece güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu gücü 43 bin 348 megavata, toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 34,2'ye yükseldi.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmeyi sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün ağustos sonu itibarıyla 126 bin 944 megavata eriştiğini kaydeden Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bu gücün yüzde 62,9'u yenilenebilir kaynaklardan oluşurken, güneş ve rüzgarda toplam 43 bin 348 megavat kurulu güce ulaştık. Güneşin, kurulu gücümüz içerisindeki payı yüzde 22'ye çıktı. Temiz, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın payını her geçen gün biraz daha büyüteceğiz. Güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarımızı hızlandırarak hem enerji arz güvenliğimizi güçlendirecek hem de 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimize emin adımlarla ilerleyeceğiz. COP31 sürecinde de Türkiye'nin bu alandaki vizyonunu ve somut hedeflerini güçlü şekilde ortaya koyacağız. Enerjide tam bağımsız Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz."</p>
<p>Ağustos sonu itibarıyla Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oldu:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>KAYNAK</p>
</td>
<td>
<p>KURULU GÜÇ (MW)</p>
</td>
<td>
<p>PAY (%)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Hidroelektrik</p>
</td>
<td>
<p>32.331</p>
</td>
<td>
<p>25,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Güneş</p>
</td>
<td>
<p>27.914</p>
</td>
<td>
<p>22,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Doğal Gaz</p>
</td>
<td>
<p>25.012</p>
</td>
<td>
<p>19,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Rüzgar</p>
</td>
<td>
<p>15.434</p>
</td>
<td>
<p>12,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Yerli Kömür</p>
</td>
<td>
<p>11.565</p>
</td>
<td>
<p>9,1</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>İthal Kömür</p>
</td>
<td>
<p>10.466</p>
</td>
<td>
<p>8,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Biyokütle</p>
</td>
<td>
<p>2.424</p>
</td>
<td>
<p>1,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Jeotermal</p>
</td>
<td>
<p>1.798</p>
</td>
<td>
<p>1,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>TOPLAM</p>
</td>
<td>
<p>126.944</p>
</td>
<td>
<p>%100</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gunes-ve-ruzgarin-elektrikteki-payi-yuzde-342ye-yukseldi-88398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/2/1280x720/enerji-res-ges-gunes-1776923639.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ağustos verilerine göre, güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu gücü 43 bin 348 megavata, toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 34,2&#039;ye yükseldi. Türkiye&#039;nin elektrik kurulu gücünün bu dönemde 126 bin 944 megavata çıktığını belirten Bakan Bayraktar, &quot;Bu gücün yüzde 62,9&#039;u yenilenebilir kaynaklardan oluşurken, güneş ve rüzgarda toplam 43 bin 348 megavat kurulu güce ulaştık. Güneşin, kurulu gücümüz içerisindeki payı yüzde 22&#039;ye çıktı. Temiz, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın payını her geçen gün biraz daha büyüteceğiz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/480-bin-besilik-erkek-sigir-ithalatina-izin-verilmesi-planlaniyor-88397</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 13:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> 480 bin besilik erkek sığır ithalatına izin verilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, 2027 yılında toplam 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatının planlandığını duyurdu. </p>
<p>Kurumun internet sitesinden yapılan açıklamada, kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere 2027 yılı yeni tahsisi doğrultusunda toplam 480 bin baş besilik erkek sığırın ithalatına izin verilmesinin planlandığı belirtilerek, besi hayvanı ahırı kapasitesi 200 baş ve üzerinde olan işletmelere 380 bin baş, bu kapasitenin altında olan firmalara 100 bin baş besilik erkek sığır ithalatına izin verileceği ifade edildi.</p>
<p>İthalata ilişkin başvuruların 5-16 Ekim tarihlerinde ilgili talimatta belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda yetiştiriciler tarafından İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri aracılığıyla yapılabileceği aktarılan açıklamada, başvuruda bulunacak işletmelerin 2027 yılı başvurusuna esas işletme kapasitelerinin TÜRKVET sistemi üzerinden kontrol edileceği bildirildi.</p>
<p><strong>TÜRKVET'te kapasite bilgileri bulunmayan işletmeler başvuru yapamayacak</strong></p>
<p>Başvuru yapacak yetiştiricilerin, güncel kapasite tanımına uygun olarak işletme kapasitelerini İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurarak güncellemelerinin önem arz ettiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"TÜRKVET sisteminde kapasite bilgileri bulunmayan işletmeler başvuru yapamayacaktır. İthalat işlemleri, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Et ve Süt Kurumu (ESK) aracılığıyla gerçekleştirilecektir. Başvuru, değerlendirme, tahsis, ithalat ve hayvanların işletmelere teslimine ilişkin diğer hususlar, ilgili Başvuru ve Değerlendirme Talimatı'nda belirtilen hükümler doğrultusunda yürütülecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/480-bin-besilik-erkek-sigir-ithalatina-izin-verilmesi-planlaniyor-88397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/sigir.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere gelecek yıl için toplam 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatının planlandığı bildirildi. İthalat başvurusu ekim ayında yapılabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
