<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-start-uplari-ingilterede-buyuyor-89918</guid>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 08:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk start-up’ları İngiltere’de büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türk start-up’ları İngiltere pazarına açılmak için Londra’yı tercih ediyor. Ulaşım uygulaması Ride Nuff’tan siber güvenlik şirketi Privia Security’ye, Türk unicorn’u Insider’dan müzik-fintek start-up’ı Kahuna’ya kadar farklı alanlardan girişimler Londra’da şirket kurdu, ofis açtı ya da yatırım aldı.</p>
<p>▶ Ride Nuff , Uber’e komisyonsuz modelle rakip oldu: Tayfun Keskin’in CEO’su ve kurucu ortağı olduğu Ride Nuff , Londra Ulaşım İdaresi’nden (TfL) lisans alarak özel kiralık araç pazarına girdi. Şirket sürücülerden komisyon almıyor. Haftalık 25 sterlin abonelik ve yolculuk başına 50 peni ücret uyguluyor. Ekim 2024’te başlayan sürücü kayıtları lansman öncesinde 3 bin 500’ü aştı. </p>
<p>▶ Privia Security 25 ülkede hizmette: Siber güvenlik şirketi Privia Security, 17 Nisan 2025’te Londra ofisini açtı. Şirket 25 ülkede 300’ü aşkın müşteriye hizmet veriyor.</p>
<p>▶broadAngle İngiltere’de şirket kurdu: İngiltere, ABD ve Türkiye›de faaliyet gösteren yazılım geliştirme şirketi broadAngle, 5 Haziran 2025'te Londra›da BROADANGLE LIMITED'i tescil ettirdi. </p>
<p>▶Insider’ın Londra ofisi: Türk unicorn’u Insider, Londra’nın Fitzrovia bölgesindeki ofisiyle İngiltere pazarında faaliyet gösteriyor. Şirket, 30’u aşkın şehirde 2 binden fazla müşteriye hizmet veriyor. </p>
<p>▶Kahuna’ya yeni yatırım: Barış Can Aktepe, Barın Özmen ve Gülce Sinem Aktepe Levent’in kurduğu Londra merkezli müzik-fintek start-up’ı Kahuna, bağımsız sanatçılara yayın gelirlerine dayalı finansman sağlıyor. 4 binden fazla sanatçıya hizmet veren start-up’ın tohum turuna Ağustos 2026’da Yapay Zeka Fabrikası katıldı. </p>
<p>▶Safahat.ai hukuk teknolojileriyle açılacak: Yapay zeka tabanlı hukuk teknolojileri alanında faaliyet gösteren Türk girişimi Safahat. ai, Türk hukukuna özel geliştirdiği teknolojiyi İngiltere pazarına uyarlamak için çalışıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-start-uplari-ingilterede-buyuyor-89918</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/8/1280x720/6754-1792216896.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaşımdan siber güvenliğe, müzik finansmanından pazarlama teknolojisine kadar farklı alanlarda faaliyet gösteren Türk start-up’ları, Londra’da şirket kurup ofis açıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/msci-bistteki-endeks-degisikliklerinin-bir-bolumunu-gecici-olarak-dondurdu-89917</guid>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> MSCI, BİST&#039;teki endeks değişikliklerinin bir bölümünü geçici olarak dondurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, Türkiye hisse senedi piyasasına ilişkin endeks değişikliklerinin bir bölümünü geçici olarak dondurduğunu açıkladı.</p>
<p>15 Ekim 2026 tarihli açıklamaya göre karar yürürlüğe girdi ve ikinci bir duyuruya kadar geçerli olacak. MSCI, kararın gerekçesi olarak kurumsal yatırımcıların bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakından bağlantılı fonların sahip olduğu paylar üzerinden koordineli alım satım yapılabileceğine ilişkin endişelerini gösterdi. Kuruluşa göre bu tür işlemler, şirketlerin gerçek halka açıklık oranlarının hesaplanmasını zorlaştırabilir ve piyasa bütünlüğüne ilişkin soru işaretleri yaratabilir. MSCI, Türkiye’de son dönemde yapılan düzenlemeleri dikkate almakla birlikte, piyasadaki yapısal sorunların giderildiğinin anlaşılması için daha fazla zamana ve somut ilerlemeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti. MSCI’nin kararı kapsamında Türk hisse senetlerine ilişkin üç tür endeks değişikliği uygulanmayacak.</p>
<p>Buna göre MSCI, Yabancı Dahil Etme Faktörü (FIF) ve endeks hesaplamalarında kullanılan hisse sayısındaki (NOS) artışları gerçekleştirmeyecek. Ayrıca MSCI Türkiye Yatırım Yapılabilir Piyasa Endeksi’ne (IMI) yeni hisse senetleri eklenmeyecek ve şirketlerin büyüklük segmentleri arasında daha üst kategorilere geçişleri uygulanmayacak. Söz konusu kısıtlama, endeks incelemeleri veya kurumsal işlemler sonucunda ortaya çıkabilecek belirtilen değişiklikleri kapsıyor. Karar, Borsa İstanbul’daki işlemlerin durdurulduğu ya da MSCI Türkiye endekslerinin tamamının askıya alındığı anlamına gelmiyor.</p>
<h2>Halka açıklık güvenilirliği </h2>
<p>MSCI, 2026 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi kapsamında kurumsal yatırımcıların, bazı küçük ölçekli şirketlerle yakından ilişkili fonların payları üzerinden koordineli işlem yapılabileceğine yönelik ciddi endişelerini gündeme getirdiğini bildirdi. Kuruluşa göre bu tür işlemler, şirketlerin halka açık dolaşımdaki paylarının doğru hesaplanmasını güçleştirebilir. Halka açıklık oranlarının güvenilirliği, endeks hesaplamaları ve uluslararası yatırımcıların piyasa değerlendirmeleri açısından önem taşıyor. MSCI, sorunların giderilmesi için nihai pay sahipliğine ilişkin ayrıntılı ve zamanında bilgi paylaşılmasını, koordineli işlemlere karşı etkili gözetim ve yaptırım mekanizmalarının oluşturulmasını istedi. Ayrıca yapısal olarak bozulmuş halka açıklık oranlarına sahip menkul kıymetlerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi için şeffaf, kurallara dayalı bir çerçeveye ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>
<h2>Düzenlemelerin etkisi izlenecek </h2>
<p>MSCI’nin açıklamasına göre Türk yetkililer, bu endişelerin ardından çeşitli adımlar attı. Bunlar arasında, gerçek faydalanıcısı zaten halka açıklık hesaplamalarının dışında tutulan payların, fonlar üzerinden tutulan kısmının da ilgili hesaplamalarda dışarıda bırakılmasını öngören bir çerçeve yer alıyor. Ancak MSCI, alınan önlemlerin başlangıç niteliğinde olduğunu belirtti. Kuruluş, kurumsal yatırımcıların koordineli işlemlere karşı güvenilir ve kalıcı yaptırımların uygulandığını görmesi gerektiğini kaydetti. Ayrıca Türk hisse senetlerinin halka açıklık oranlarının bağımsız olarak doğrulanmasına imkân sağlayacak bilgi paylaşımı standartlarının geliştirilmesi ve bu standartların piyasanın tamamında tutarlı biçimde uygulanması gerektiğini bildirdi. MSCI, düzenlemelerin yatırımcıların beklediği yapısal iyileştirmeleri sağlayıp sağlamadığını değerlendirmek amacıyla Türk hisse senedi piyasasını izlemeyi ve piyasa katılımcılarından görüş almayı sürdürecek.</p>
<h2>Piyasa statüsü değerlendirilebilir </h2>
<p>MSCI, Haziran 2027’ye kadar yeterli ilerleme sağlandığına ilişkin somut bulgular elde edilememesi durumunda ek önlemleri değerlendireceğini açıkladı. Bu önlemler arasında, MSCI Türkiye Endeksleri’nin mevcut “Gelişmekte Olan Piyasa” (Emerging Market) statüsünden “Sınır Piyasası” (Frontier Market) veya “Bağımsız Piyasa” (Standalone Market) statüsüne geçirilmesi ihtimaline ilişkin bir danışma süreci başlatılması da bulunuyor. Kuruluş, Türkiye endekslerinin durumunun MSCI 2027 Yıllık Piyasa Sınıflandırma İncelemesi kapsamında yeniden değerlendirileceğini bildirdi.</p>
<p>Olası bir statü değişikliği, Türkiye hisselerine yatırım yapan ve gelişmekte olan piyasalar endekslerini takip eden uluslararası fonlar açısından önem taşıyabilir. Ancak MSCI’nin 15 Ekim tarihli kararı, Türkiye’nin piyasa statüsünün hâlihazırda düşürüldüğü anlamına gelmiyor. Böyle bir değişiklik, ilerleyen dönemde yapılacak değerlendirmeler ve olası danışma süreci sonucunda gündeme gelebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/msci-bistteki-endeks-degisikliklerinin-bir-bolumunu-gecici-olarak-dondurdu-89917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/7/1280x720/msci-1792216547.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MSCI, kurumsal yatırımcıların bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakından bağlantılı fonların sahip olduğu paylar üzerinden koordineli alım satım yapılabileceğine ilişkin endişelerini gerekçe göstererek BİST&#039;teki endeks değişikliklerinin bir bölümünü geçici olarak dondurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-sektore-2027-butcesinden-658-milyar-liralik-kaynak-89916</guid>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel sektöre 2027 bütçesinden 658 milyar liralık kaynak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL- MEHMET KAYA</strong></p>
<p>2027 yılı bütçesinin TBMM’ye sunulması öncesi Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel’in de hazır bulunduğu toplantıda basına bilgi verdi.</p>
<p>Yılmaz, 2027 yılında reel sektör destekleri için tarım hariç 658 milyar TL destek öngörüldüğünü açıkladı. Bir önceki yıl başlangıç bütçesinde tutar 493 milyar TL düzeyindeydi. Yıl içindeki artışlarla birlikte bu tutar daha yüksek ya da düşük gerçekleşebiliyor. </p>
<p>Sunumda, sosyal konut vurgusuna dikkati çeken Yılmaz, dirençli şehirler kapsamındaki harcamalar yanında, kiralık ve satış amaçlı sosyal konut yatırımlarının hızlandırılmasına işaret ederek, bu alandaki harcamalara ayrılan tutarın yüzde 150 artırılarak 250 milyar TL’ye çıkarıldığını belirtti. Yılmaz, sağlık primi, 65 yaş üstü bakım, engellilere bakım, yakınlarına destek, doğum yardımı çocuklar için aile yardımı ve diğer sosyal harcamalar için 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayrıldığını da açıkladı. Yılmaz, sunumunda başta fon krizi olmak üzere herhangi bir güncel yorum yapmadı. Toplantıda soru-cevap bölümü de olmadı. Yaptığı sunumda, 2026 bütçe açığının tahminin altında gerçekleşeceğine işaret eden Yılmaz, “Program’da (OVP) 2026 yılı bütçe giderleri 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirleri 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı ise yüzde 3,1 olarak revize edilmiştir. Bütçe açığımızın başlangıçtaki öngörülere göre 0,4 puan düşüş göstermesinde gelirlerimizin giderlerimize göre daha yüksek oranda artması etkili olmuştur. Başlangıçta öngörülenden daha iyi bir sonuçla kapatacağız” yorumunu yaptı. 2026 değerlendirmesinde, dış etkilere vurgu yapan Yılmaz, bölgesel savaşlar, küresel ekonomideki yavaşlama, Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki zorluklara rağmen olumlu sonuçlar elde edildiğini söyledi.</p>
<p>Cevdet Yılmaz, 2027 bütçesinde kamu yatırımlarına ayrılan tutarı 2 trilyon 849 milyar TL olarak açıkladı. 2026 bütçesinde tutar 2.07 trilyon TL düzeyindeydi. Yıl içinde de buna yakın seyretti ancak yedek ödeneklerden bir miktar ilave artış yapıldığı biliniyor. Bu tutar aynı zamanda geçen yıl yine başlangıç bütçesinde yüzde 10,6 paydaydı. Bu yıl ise payı yüzde 10,4 olarak belirlendi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, reel sektöre yönelik olarak “seçici yönde” finansal destekler verilmeye devam edileceğini açıkladı. Bunun yanında, devam eden çeşitli programlar altında reel sektöre verilecek desteklere ilişkin de, 2027 bütçesinde SGK işveren prim desteği için 351, Halkbank esnaf faiz sübvansiyonu için 92, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın teşvik programları için 73, ihracat destekleri için 65, diğerleri için 78 milyar TL olmak üzere toplamda 658 milyar TL kaynak ayrıldığını duyurdu.</p>
<p>Cevdet Yılmaz’ın sunumuna göre, enerji üreticilerini de ilgilendiren, hane faturalarına verilen destekler kapsamında enerji sübvansiyonları için 605 milyar TL kaynak ayrıldı. Meskenlerdeki düşük kademe doğalgaz bedellerinde yüzde 56, elektrikte yüzde 53 oranında sübvansiyon olduğu açıklandı. Mahsup yoluyla işverenlere ödenen asgari ücrete kadar olan ücret desteği kapsamında 2027 yılında 1 trilyon 460 milyar lira ödenek ayrıldığını belirten Cevdet Yılmaz, doğalgaz, elektrik ve prim desteğiyle birlikte bu kalemlerdeki harcama tutarının 3.4 trilyon TL olduğunu belirtti. Yılmaz, 2027 yılında tarım destekleri için 1.3 trilyon TL ayrıldığını belirtirken, mahalli idareler için 2 trilyon 384 milyar TL ödenek öngörüldüğünü vurguladı. </p>
<h2>Savunma sanayi yatırımları </h2>
<p>Cevdet Yılmaz, savunma sanayiine yatırımların artmaya devam edeceğini belirterek, Milli Savunma Bakanlığı’nın silah, mühimmat, silah sistemleri ve diğer savunma araçları alımlarına ilişkin ödeneklerine yüzde 229 artış yapıldığını ve diğer harcamalarla birlikte 2.2 trilyon TL kaynak ayrıldığını belirtti. İç güvenlik harcamalarıyla birlikte savunma-güvenlik bütçesi ise 3 trilyon 454 milyar TL’ye ulaştı.</p>
<h2>Kentsel dönüşüme kaynak büyütüldü </h2>
<p>Cevdet Yılmaz, deprem harcamalarındaki azalmayla birlikte dirençli şehirlere ağırlık verildiğini belirterek, bu alanda ayrılan ödeneğin yüzde 176 artırılarak 276 milyar TL belirlendiğini duyurdu. Yılmaz, “Dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırıyoruz. Kira artışlarını sınırlandırmak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracağız. Burada sadece 500 bin konut seferberliği değil, yerel yönetimin, özel sektörlerin daha fazla katılmasıyla, sosyal konut üzerinde daha fazla duracağız" dedi.</p>
<h2>"Enflasyonda gidişat iyi yolda" </h2>
<p>Cevdet Yılmaz sunumunda ekonomideki gelişmelerde dış gelişmelerin etkisine vurgu yaparken, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini OVP ve bütçe planlamalarıyla dezenflasyona katkı verdiklerini kaydetti. Gelirler politikası ve mali disiplini öne çıkaran Cevdet Yılmaz, “2024 yılı Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedilmiştir. 2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edeceğiz" dedi.</p>
<h2>"Kademeli büyüme gerçekleşecek" </h2>
<p>Cevdet Yılmaz, ekonomideki yavaşlamaya ilişkin olarak, küresel ekonomideki yavaşlamaya ve savaşlara rağmen Türkiye’nin büyümesini sürdürmesine vurgu yaptı. Yılmaz büyümeye ilişkin olarak “Program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve 2029 yılında yüzde 5 seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz. Bu süreçte üretim faktörlerinin daha etkin kullanımını sağlayacak, toplam faktör verimliliğini artıracak, teknolojik dönüşümü hızlandıracak ve yenilikçilik kapasitesini güçlendireceğiz” dedi.</p>
<h2>Yüksek-orta yüksek teknolojili ihracat </h2>
<p>Yılmaz, ihracatta küresel gelişmelere rağmen artışın yaşandığını ve yıllıklandırılmış bazda Ocak-Eylül döneminde OVP revize tahmininin üstüne çıkıldığını belirtti. Yılmaz teknoloji düzeyine göre ihracata vurgu yaparak, “İhracatımızdaki artış yalnızca miktar bakımından değil, nitelik bakımından da önemli bir dönüşüme işaret etmektedir. Yüksek ve orta-yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayii ihracatımızdaki payı yüzde 44'e yaklaşmıştır. Bunu yüzde 50 üzerine çıkardığımızda ekonomimizin niteliksel dönüşümü çok daha belirgin hale gelecektir” dedi.</p>
<p>Yılmaz, gelecek dönemde ticaret diplomasisinin artırılacağını, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırma ile finansmana erişimi kolaylaştırmaya devam edeceklerini seçici bazı sektörlere de finansal destek verileceğini duyurdu.</p>
<p>2027 bütçesindeki gelir ve gider kalemleri</p>
<p><strong>GELİR</strong></p>
<p>● Gelir Vergisi 5 trilyon 533 milyar lira,<br />● Kurumlar Vergisi 2 trilyon 223 milyar lira,<br />● Özel Tüketim Vergisi 3 trilyon 284 milyar lira,<br />● Katma Değer Vergisi 5 trilyon 681 milyar lira,<br />● Diğer Vergi Gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira,<br />● Vergi Dışı Gelirler ise 3 trilyon 502 milyar lira.</p>
<p><strong>GİDER</strong></p>
<p>● Personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira,<br />● Mal ve hizmet alım giderleri<br />2 trilyon 184 milyar lira,<br />● Cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira,<br />● Sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira,<br />● Sermaye transferleri 750 milyar lira,<br />● Borç verme giderleri 613 milyar lira,<br />● Yedek ödenekler 542 milyar lira,<br />● Faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar lira.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-sektore-2027-butcesinden-658-milyar-liralik-kaynak-89916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/6/1280x720/67547-1792215933.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027 yılı bütçe giderlerinin 19.6 trilyon, gelirlerinin ise 17 trilyon olacağını açıkladı, tarım hariç reel sektöre 658 milyar destek öngörüldüğünü bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-sel-ve-su-baskini-sonrasinda-yapilmasi-gerekenleri-acikladi-89922</guid>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSB, sel ve su baskınından sonra yapılması gerekenleri açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sigorta Birliği (TSB), sel ve su baskınlarının ardından can güvenliğinin korunması, hasarların belgelenmesi, sigorta süreçlerinin yürütülmesi ve olası zararların azaltılması için dikkat edilmesi gerekenleri duyurdu.</p>
<p>Birlikten yapılan açıklamaya göre, şiddetli yağış, sel ve su baskınları konut, iş yeri, araç ve sanayi tesislerinde önemli zararlara yol açabildiğinden​​​​​​​ hasar sonrasında can güvenliğinin korunması, zararların büyümesinin önlenmesi ve sigorta işlemlerinin doğru şekilde yürütülmesi için çeşitli hususlara dikkat edilmesi önem taşıyor.</p>
<p>Su baskını yaşanan binalara, bodrum katlarına ve kapalı otoparklara güvenli olduklarından emin olmadan girilmemesi, elektrik tesisatının suyla temas etmesi durumunda elektrik düğmelerine, prizlere ve elektrikli cihazlara dokunulmaması gerekiyor. Elektrik ve doğal gaz tesisatlarının gerekli kontrollerinin yetkili kişilere yaptırılması, yetkili kurumların uyarılarının takip edilerek riskli alanlardan uzak durulması ve acil tehlike durumunda 112 Acil Çağrı Merkezi'ne başvurulması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Konut, iş yeri veya araçlarda sel ve su baskını nedeniyle hasar oluşması halinde ilgili sigorta şirketi veya acenteyle iletişime geçilmesi, hasar ihbarında bulunularak dosyanın açılmasının sağlanması, poliçe numarası, hasarın gerçekleştiği adres ve hasarın niteliğinin paylaşılması, sigorta şirketinin yönlendirmelerinin takip edilmesi ve hasar dosyası numarasının saklanması adımlarının izlenmesi tavsiye ediliyor.</p>
<p>Hasarın zamanında bildirilmesi, ekspertiz ve tazminat süreçlerinin daha hızlı ilerlemesine katkı sağlıyor. Poliçelerde belirtilen ihbar sürelerine dikkat edilmesi de önem taşıyor.</p>
<p><strong>Hasar, fotoğraf ve videolarla belgelenmeli, tespit tamamlanmadan eşyalar elden çıkarılmamalı</strong></p>
<p>Hasar tespitinin sağlıklı yapılabilmesi için güvenli koşullarda su basan alanların fotoğraf ve videolarının çekilmesi, zarar gören mobilya, beyaz eşya, elektronik cihaz ve diğer eşyaların belgelenmesi, iş yerlerinde zarar gören stok, makine, ekipman ve demirbaşların kayıt altına alınması gerekiyor. Mümkünse zarar gören eşyaların marka, model ve yaklaşık değerlerini içeren bir liste hazırlanması, varsa satın alma faturaları, servis kayıtları ve diğer belgelerin saklanması öneriliyor.</p>
<p>Hasar tespiti tamamlanmadan zarar gören eşyaların mümkün olduğunca elden çıkarılmaması, zorunlu olarak uzaklaştırılması gereken malzemelerin ise önceden belgelenmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>Hasarın artmasını önlemek için gerekli tedbirler alınmalı</strong></p>
<p>Sigortalıların hasarın artmasını önlemek amacıyla makul ve güvenli tedbirleri almaları önem taşıyor.</p>
<p>Güvenli olması halinde suyun tahliyesinin sağlanması, zarar görmemiş eşyaların güvenli alanlara taşınması, elektrikli cihazların kontrol edilmeden kullanılmaması ve daha büyük zararlara yol açabilecek tehlikelerin yetkili kişiler aracılığıyla giderilmesi gerekiyor. Temizlik, tahliye ve acil müdahale masraflarına ilişkin faturaların da saklanması gerektiği vurgulanıyor.</p>
<p>Acil ve zorunlu müdahaleler için eksperin gelmesinin beklenmemesi belirtilirken, kapsamlı onarım, tadilat veya zarar gören malzemelerin tamamen kaldırılması öncesinde mümkünse sigorta şirketiyle görüşülmesi isteniyor.</p>
<p><strong>Binayı sigortalatmış olmak, evdeki bütün eşyaların teminat altında olduğu anlamına gelmiyor</strong></p>
<p>Konut sigortasında sel ve su baskını teminatı bulunuyorsa poliçenin kapsamına göre bazı zararlar karşılanabiliyor. Bunlar duvar, zemin, kapı ve sabit tesisatlarda meydana gelen zararlar, parke, mutfak dolapları ve diğer sabit donanımlardaki hasarlar, mobilyalar, halılar ve beyaz eşyalar, elektronik cihazlar ve diğer sigortalı ev eşyaları olarak sıralanıyor.</p>
<p>Bina ve eşya teminatları ayrı ayrı düzenlenebilirken yalnızca binayı sigortalatmış olmak, evdeki bütün eşyaların da teminat altında olduğu anlamına gelmiyor. Kiracılar da kendi eşyalarını sigortalatabiliyor. Binaya ve eşyalara ilişkin zararlar, ilgili poliçeler kapsamında ayrı ayrı değerlendiriliyor.</p>
<p>İş yeri sigortasında sel ve su baskını teminatı bulunuyorsa poliçe kapsamına göre iş yerinin binasında ve sabit tesisatında meydana gelen zararlar, ticari mallar ve stoklar, makine, ekipman ve üretim hatları, elektronik cihazlar ve demirbaşlar teminat kapsamında değerlendirilebiliyor.</p>
<p>Ayrıca işletmenin faaliyetinin durması nedeniyle oluşan gelir kayıpları, ilgili şartları sağlayan iş durması veya kar kaybı teminatı bulunması halinde karşılanabiliyor. İşletmelerin zarar gören stok ve makineleri ayrıntılı şekilde belgelemeleri, mümkünse envanter kayıtlarını ve faturalarını hazırlamaları önem taşıyor.</p>
<p><strong>Suya maruz kalan motorun çalıştırılması zararın büyümesine neden olabiliyor</strong></p>
<p>Sel ve su baskını nedeniyle zarar gören araçlarda özellikle dikkatli olunması gerekiyor.</p>
<p>Suya maruz kalan motorun çalıştırılması, mevcut zararın daha da büyümesine neden olabiliyor.</p>
<p>Bu nedenle suya maruz kalan aracın kesinlikle çalıştırılmaması, hareket ettirilmeye veya motorunun yeniden çalıştırılmaya zorlanmaması, güvenli koşullarda aracın mevcut durumunun fotoğraflanması ve kasko sigortası mevcutsa sigorta şirketine hasar bildiriminde bulunulması önem taşıyor.</p>
<p>Aracın çekilmesi ve servise götürülmesi konusunda sigorta şirketinin yönlendirmelerinin takip edilmesi, can güvenliğini sağlamak ve zararın büyümesini önlemek için gerekli acil kurtarma ve koruma işlemleri dışında, sigorta şirketinin onayı ve gerekli incelemeler olmadan kapsamlı onarıma başlanmaması gerekiyor.</p>
<p>Elektrikli araçlarda batarya ve elektrik aksamına müdahale edilmemesi, aracın çalıştırılmaması veya şarja bağlanmaması gerekiyor. Sigorta şirketiyle iletişime geçilerek uygun çekici desteği talep edilmesi öneriliyor.</p>
<p>Sel ve su baskını zararları, ilgili teminatı içeren kasko poliçeleri kapsamında poliçe şartlarına göre karşılanabiliyor.</p>
<p><strong>Hasar bildiriminin ardından eksper atanarak hasarın nedeni, kapsamı ve tutarı belirleniyor</strong></p>
<p>Hasar bildiriminin ardından sigorta şirketi tarafından hasar dosyası açılıyor ve eksper atanarak hasarın nedeni, kapsamı ve tutarı belirleniyor. Eksper, hasarın niteliğine göre gerekli incelemeleri yaparak zarar gören kıymetleri değerlendiriyor.</p>
<p>Ödenecek tazminat belirlenirken poliçedeki teminatlar, sigorta bedelleri ve teminat limitleri, muafiyet ve diğer poliçe koşulları ile ekspertiz sonucunda belirlenen zarar tutarı dikkate alınıyor.</p>
<p>Her hasar, ilgili poliçenin koşullarına göre değerlendiriliyor. Bu nedenle poliçenin kapsamının kontrol edilmesi önem taşıyor.</p>
<p><strong>Önceden tedbir almak büyük önem taşıyor</strong></p>
<p>Sel ve su baskınlarının oluşturabileceği zararları azaltmak için önceden tedbir almak büyük önem taşıyor. Konut ve iş yerlerinde su baskını riskinin değerlendirilmesi, bodrum katlarında ve su baskını riski yüksek alanlarda değerli eşyaların ve kritik ekipmanların mümkünse yüksek seviyelerde bulundurulması öneriliyor.</p>
<p>Drenaj ve su tahliye sistemlerinin düzenli bakımının yaptırılması, meteorolojik uyarıların takip edilmesi, sigorta poliçesinin düzenli olarak gözden geçirilmesi, sel ve su baskını teminatının bulunup bulunmadığının kontrol edilmesi tavsiye ediliyor. Sigorta bedellerinin güncel değerleri yansıttığından emin olunması önem taşıyor.</p>
<p>Sigorta, afet sonrasında oluşan maddi kayıpların karşılanmasında önemli bir güvence sağlıyor. Ancak zararların azaltılması için afet öncesinde alınacak tedbirler de en az sigorta güvencesi kadar önemli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-sel-ve-su-baskini-sonrasinda-yapilmasi-gerekenleri-acikladi-89922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/2/1280x720/543-1792221875.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta Birliğinden yapılan açıklamaya göre, hasar tespitinin sağlıklı yapılabilmesi için güvenli koşullarda su basan alanların fotoğraf ve videolarının çekilmesi, zarar gören mobilya, beyaz eşya, elektronik cihaz ve diğer eşyaların belgelenmesi, iş yerlerinde zarar gören stok, makine, ekipman ve demirbaşların kayıt altına alınması gerekiyor. Aracın çalıştırılmaması, suya maruz kalan aracın hareket ettirilmeye veya motorunun yeniden çalıştırılmaya zorlanmaması, güvenli koşullarda aracın mevcut durumunun fotoğraflanması ve kasko sigortası mevcutsa sigorta şirketine hasar bildiriminde bulunulması önem taşıyor. Suya maruz kalan motorun çalıştırılması, mevcut zararın daha da büyümesine neden olabiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/risk-merkezi-raporuyla-ilgili-islemler-e-devletten-yapilabilecek-89921</guid>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Risk Merkezi Raporu&#039;yla ilgili işlemler e-Devlet&#039;ten yapılabilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Bankalar Birliği (TBB), mevcut durumda bir murise ait rapor başvurularının, mirasçılık belgesiyle birlikte rapor başvurusuna aracılık eden banka şubeleri veya posta kanalıyla yapılabiliyorken, 15 Ekim itibarıyla başvurular www.turkiye.gov.tr adresi veya e-Devlet mobil uygulamasından da gerçekleştirilebileceğini bildirdi.</p>
<p>Başvurular, "Varis Hizmetleri" menüsü altında yer alan "Diğer Hizmetler" bölümünden "Türkiye Bankalar Birliği - Risk Merkezi Raporu (Mirasçısı Olduğunuz Kişi Adına)" adımından yapılabilecek.</p>
<p>Bu hizmet kapsamında, her bir murise ait Risk Merkezi Raporu ücretsiz olarak günde en fazla 1 adet, ayda 4 adet ve bir takvim yılında 24 adet alınabilecek.</p>
<p>Raporda, güncel/cari dönem günlük kredi limit ve borç bilgileri, bireysel kredi başvuru bilgileri, telefon ve internet gecikmeli fatura bilgileri, ihale yasaklısı bilgileri, senet bilgileri, çek bilgileri, çek yasaklama ve kaldırma karar bilgileri, kurul kararını aşan kredi bilgileri ve Risk Merkezi Raporu başvuru ve teslim bilgileri yer alıyor.</p>
<p>İlgili raporlara ve ayrıntılı bilgilere www.riskmerkezi.org internet adresinden ulaşılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/risk-merkezi-raporuyla-ilgili-islemler-e-devletten-yapilabilecek-89921</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/e-devlet.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBB, Risk Merkezi Raporu&#039;nun mirasçısı olunan kişi adına başvuru ve teslim işlemlerine e-Devlet Kapısı üzerinden erişim imkanı sağlandığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sanmar-denizcilike-45-milyon-euro-finansman-89920</guid>
            <pubDate>Sat, 17 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanmar Denizcilik&#039;e 45 milyon euro finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akbank'ın uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiği işbirlikleri ve yenilikçi finansman çözümleriyle ticari müşterilerinin yatırım ve uzun vadeli büyüme hedeflerini desteklediği belirtildi.</p>
<p>Bu kapsamda bankanın, EBRD ile Sanmar Denizcilik'in yatırımları için 45 milyon euro tutarında finansman paketi oluşturduğu bildirildi.</p>
<p>Finansmana ilişkin Akbank, EBRD ve Sanmar Denizcilik yetkililerinin katılımıyla imza protokolü düzenlendi.</p>
<p>Paketin 22,5 milyon eurosu Akbank, 22,5 milyon eurosu ise EBRD tarafından karşılanacak. Sağlanacak finansmanla Sanmar Denizcilik'in mevcut faaliyetlerinin ve geleceğe yönelik yatırımlarının desteklenmesi hedefleniyor.</p>
<p>Söz konusu finansman, Akbank ile EBRD'nin yürüttüğü Risk Paylaşım Çerçevesi kapsamında gerçekleştirilen en büyük işlemlerden biri olma özelliğini taşıyor.</p>
<p>Akbank ile EBRD, 2021'den bu yana devam eden program kapsamında, sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda belirli ölçekteki işletmelerin yatırımlarını, üretim kapasitelerini, finansal yapılarını ve ekonomik güçlerini desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Taraflar, söz konusu işbirliğiyle şirketlerin faaliyet gösterdikleri pazarlardaki konumlarını finansal açıdan ileri seviyeye taşımasına katkı sunuyor. Programa yüksek uyum sağlayan Sanmar Denizcilik ise Risk Paylaşım Çerçevesi kapsamında desteklenebilecek işletmeler adına örnek oluşturuyor.</p>
<p><strong>"Geliştirdiğimiz iş birliklerini reel sektörün hizmetine sunmayı önemsiyoruz"</strong></p>
<p>Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, müşterilerin büyüme ve yatırım yolculuğunda ihtiyaç duyduğu finansmana erişimini kolaylaştırmayı ve uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdikleri güçlü iş birliklerini reel sektörün hizmetine sunmayı önemsediklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"EBRD ile denizcilik sektörünün güçlü oyuncularından Sanmar Denizcilik için sağladığımız finansmanın da bu yaklaşımımızın önemli bir örneği olduğuna inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de müşterilerimizin rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyümesini destekleyecek finansman çözümleri geliştirmeye devam edeceğiz."</p>
<p>EBRD Türkiye Başkan Vekili İdil Gürsel de Türkiye'nin, endüstriyel inovasyon ve yeşil yatırım merkezi olarak gücünü ortaya koymaya devam ettiğini aktardı.</p>
<p>Sanmar Denizcilik ve Akbank ile ortaklıkları sayesinde ileri teknolojiye sahip elektrikli denizcilik çözümlerinin geliştirilmesini desteklerken, deniz taşımacılığı sektörünün karbonsuzlaşmasına katkıda bulunduklarına dikkati çeken Gürsel, "Rekabetçilik, inovasyon ve iklim eylemini odağına alan Sanmar Denizcilik'e sağlanan bu finansman, EBRD'nin Türkiye'deki önceliklerini tam olarak yansıtıyor." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sanmar-denizcilike-45-milyon-euro-finansman-89920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/0/1280x720/sanmar-1792221177.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akbank ile EBRD, Sanmar Denizcilik&#039;e 45 milyon euro tutarında finansman sağlayacak. Akbank Ticari Bankacılık Genel Müdür Yardımcısı Özlem Atik, &quot;Önümüzdeki dönemde de müşterilerimizin rekabet gücünü ve sürdürülebilir büyümesini destekleyecek finansman çözümleri geliştirmeye devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbank-karamanda-depolamali-ges-kuracak-89908</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 16:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkbank Karaman&#039;da depolamalı GES kuracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halkbank'ın, kamu bankacılığı misyonuyla Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak stratejik adımlar atmaya devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Banka açıklamasına göre, Halkbank bağlı ortaklığı Halk Elektrik Üretim AŞ aracılığıyla Karaman'da 100 megavat (MW) kapasiteli, yaklaşık 120 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına eş değer enerji üretmesi hedeflenen "depolamalı güneş enerjisi santrali" (DGES) yatırımı yapacak.</p>
<p>Kurulacak yeni santralle Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılmasına ve enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p><strong>"120 bin hanenin yıllık enerji ihtiyacını karşılayacak"</strong></p>
<p>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, projeyle yaklaşık 120 bin hanenin yıllık elektrik ihtiyacına karşılık gelen miktarda yenilenebilir enerji üretmeye hedefledeklerini belirtti.</p>
<p>Özdil, projenin yılda yaklaşık 175 bin ton karbon emisyonunu önlemesini ve yaklaşık 3 milyon ağacın yıllık karbon tutumuna eşdeğer çevresel fayda oluşturmasını öngördüklerini aktardı.</p>
<p>Yatırımın çevresel ve stratejik kazanımlarının yanı sıra Halkbank Grubu açısından da ekonomik değer oluşturmasını hedeflediklerini vurgulayan Özdil, "Bu yatırımla bağlı ortaklığımızın faaliyetlerini çeşitlendirmeyi ve finansal yapısını güçlendirmeyi hedefliyoruz. Santralimizin faaliyete geçmesiyle oluşturacağı ekonomik değerin, bağlı ortaklığımızın finansal performansını desteklemesini ve orta-uzun vadede Bankamızın iştirak gelirlerine katkı sağlamasını öngörüyoruz. Dolayısıyla bu projeyi yalnızca bir enerji yatırımı olarak değil, aynı zamanda sürdürülebilir ekonomik değer üreten uzun vadeli stratejik bir yatırım olarak değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Ülkemizin enerji dönüşümünün desteklenmesini öncelik olarak görüyoruz"</strong></p>
<p>Enerji arz güvenliği ve sürdürülebilir üretimin Türkiye ekonomisi açısından stratejik öneminin giderek arttığını belirten Özdil, "Türkiye, yenilenebilir enerji kaynakları bakımından önemli bir potansiyele sahip. Bu potansiyelin ekonomiye kazandırılmasını, enerji arz güvenliğimizin güçlendirilmesini ve ülkemizin enerji dönüşümünün desteklenmesini stratejik bir öncelik olarak görüyoruz. Kamu bankacılığı anlayışımız doğrultusunda finansal gücümüzü ülkemizin uzun vadeli kalkınma hedefleriyle buluşturmayı önemsiyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Yatırımın Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi ile Orta Vadeli Program ve On İkinci Kalkınma Planı kapsamında ortaya konulan yeşil dönüşüm politikalarıyla uyumlu olduğuna dikkati çeken Özdil, şunları kaydetti:</p>
<p>"Halkbank olarak finansal gücümüzü ülkemizin stratejik öncelikleriyle buluşturmaya devam edeceğiz. Enerji arz güvenliğini destekleyen, yenilenebilir enerji kaynaklarımızın ekonomiye kazandırılmasını sağlayan, dışa bağımlılığın azaltılmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunan yatırımlarda sorumluluk üstlenmeyi önemsiyoruz. Karaman'da hayata geçireceğimiz bu yatırımın ülkemize, Karaman'a ve Bankamıza hayırlı olmasını diliyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbank-karamanda-depolamali-ges-kuracak-89908</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/8/1280x720/recep-suleynam-ozdil-1792157660.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karaman&#039;da kurulacak 100 megavat kapasiteli depolamalı güneş enerjisi santrali hakkında açıklamada bulunan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, &quot;Santralimizin faaliyete geçmesiyle oluşturacağı ekonomik değerin, bağlı ortaklığımızın finansal performansını desteklemesini ve orta-uzun vadede bankamızın iştirak gelirlerine katkı sağlamasını öngörüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buuye-30-bin-metrekarelik-modern-derslik-yatirimi-89901</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 15:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUÜ’ye 30 bin metrekarelik derslik yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ), eğitim ve araştırma altyapısını güçlendirecek yeni yatırımlarını hizmete aldı. Yaklaşık 30,2 bin metrekare inşaat alanına sahip Merkezi Derslik Binası’nın yanı sıra Sanat Galerisi açılırken, üniversitenin kuruluşundan bugüne uzanan 50 yıllık tarihini kayıt altına alan “50. Yıl Kitabı” da tanıtıldı. Üniversitenin farklı fakültelerinden öğrencileri aynı çatı altında buluşturacak Merkezi Derslik Binası, eğitim altyapısına yönelik önemli bir yatırım olarak öne çıkıyor. Dört katlı ve 30 bin 199 metrekare inşaat alanına sahip yapı, farklı disiplinlerdeki öğrencilerin temel bilim derslerini ortak bir merkezde almasına imkan sağlayacak. Hizmete açılan yeni binada 4 büyük amfi, 5 küçük amfi, 5 büyük salon derslik ve 7 laboratuvar bulunuyor. Tıp, diş hekimliği, mühendislik, mimarlık, fen-edebiyat ve ziraat başta olmak üzere farklı fakültelerin öğrencilerinin kullanacağı tesis, lisansüstü öğrenciler için kameralı tez savunma salonunu da bünyesinde barındırıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad21d76d3014-1792154998.jpg" alt="" width="764" height="519" /></p>
<h2><strong>“Araştırma üniversitesi vizyonu”</strong></h2>
<p>BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, yatırımların üniversitenin araştırma üniversitesi vizyonuna katkı sağlayacağını belirterek, farklı dönemlerdeki üniversite yönetimlerinin katkılarıyla başlatılan projenin tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Yılmaz, temel hedeflerinin üniversiteyi ulusal ve uluslararası alanda daha güçlü bir konuma taşımak olduğunu ifade etti. Üniversitenin yeni Sanat Galerisi’nin açılışı da aynı program kapsamında gerçekleştirildi. Galerinin yanı sıra hazırlanan “50. Yıl Kitabı”, BUÜ’nün kurumsal geçmişini ve gelişim sürecini gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad21d95caebb-1792155029.jpg" alt="" width="724" height="547" /></p>
<h2><strong>“50 yıllık kurumsal hafıza kayıt altında”</strong></h2>
<p>Kitabın editörlerinden BUÜ Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hacer Karabağ Arslan, çalışmanın üniversite fikrinin ortaya çıktığı 1965 yılından başlayarak kuruluş ve gelişim aşamalarını kapsadığını belirtti. Arşiv belgeleri, eski gazete kayıtları ve dönemin aktörleriyle yapılan görüşmeler üzerinden hazırlanan eser, Bursa’da üniversite kurulması için yürütülen çalışmaların tarihsel sürecini ortaya koyuyor. Bursa Uludağ Üniversitesi’nin kuruluş süreci 11 Nisan 1975’te resmiyet kazanırken, kitapta üniversitenin kuruluşuna katkı sunan siyasetçi, bürokrat ve kent dinamiklerinin rolüne de yer veriliyor. Program, Sanat Galerisi ile “50 Yıllık Zaman Cetveli” sergisinin gezilmesi ve çalışmalara katkı sunan akademisyenlere plaket verilmesinin ardından sona erdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buuye-30-bin-metrekarelik-modern-derslik-yatirimi-89901</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/1/1280x720/buuye-30-bin-metrekarelik-modern-derslik-yatirimi-1792154971.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Uludağ Üniversitesi’nde 30 bin metrekarelik Merkezi Derslik Binası hizmete açıldı. Dört katlı binada 4 büyük, 5 küçük amfi, 5 büyük salon derslik ve 7 laboratuvar yer alırken, üniversitenin 50 yıllık tarihini anlatan kitap ile Sanat Galerisi de kamuoyuna tanıtıldı. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, yatırımların üniversitenin araştırma üniversitesi vizyonuna katkı sağlayacağını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-ve-12-ay-sonrasi-icin-enflasyon-beklentisi-artti-89888</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜFE&#039;de yıl sonu beklentisi yüzde 29,63</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni açıkladı.</p>
<p>Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi'nde (TÜFE) yıl sonu artış beklentisi yüzde 29,61'den yüzde 29,63'e yükseldi.</p>
<p>TCMB, reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 71 katılımcıyla gerçekleştirdiği ekim ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay yüzde 1,97 olan ekim ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 2,11'e çıktı.</p>
<p>TÜFE'de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 29,61'den yüzde 29,63'e, 12 ay sonrası için yüzde 23,70'ten yüzde 23,89'a yükselirken 24 ay sonrası için ise yüzde 18,32'den yüzde 17,94'e geriledi.</p>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,5716'dan 51,5471'e inerken, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 58,6049'dan 59,2596'ya çıktı.</p>
<p>Bir önceki anket döneminde 50,1 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi 48,5 milyar dolara geriledi, gelecek yıl için de 44,4 milyar dolardan 43,8 milyar dolara indi.</p>
<p><strong>Cari yıl için büyüme beklentisi geriledi</strong></p>
<p>Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi yüzde 3'ten yüzde 2,9'a gerilerken gelecek yıl için yüzde 3,9 oldu.</p>
<p>Ankette TCMB'nin politika faizine ilişkin ilk toplantı beklentisi yüzde 36 olurken ikinci toplantı beklentisi yüzde 35'e, üçüncü toplantı beklentisi yüzde 34,35'e, 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi de yüzde 29,01'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-ve-12-ay-sonrasi-icin-enflasyon-beklentisi-artti-89888</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın Piyasa Katılımcıları Anketi&#039;ne göre, TÜFE&#039;de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 29,61&#039;den yüzde 29,63&#039;e, 12 ay sonrası için yüzde 23,70&#039;ten yüzde 23,89&#039;a yükselirken 24 ay sonrası için ise yüzde 18,32&#039;den yüzde 17,94&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tuketim-harcamalarinin-4te-biri-istanbuldan-89886</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketim harcamalarının 4&#039;te biri İstanbul&#039;dan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı hane halkı tüketim harcaması (bölgesel) araştırmasının sonuçlarını paylaştı. </p>
<p>"Hanehalkı Bütçe Araştırması"nın 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait verilerinin birleştirilmiş sonuçlarına göre, toplam tüketim harcamalarının büyük bölümünü konut ve kira, gıda ve alkolsüz içecekler ile ulaştırma harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Türkiye'de geçen yıl toplam tüketim harcamalarının yüzde 25,6'sı İstanbul'da yaşayan hane halkları tarafından yapıldı. İstanbul'u, yüzde 14,5 ile Ege Bölgesi, yüzde 12,6 ile Akdeniz Bölgesi takip etti. Toplam hane halkı tüketim harcamalarında en düşük pay, yüzde 1,4 ile Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nin oldu. Bu bölgeyi, yüzde 2,5 ile Ortadoğu Anadolu, yüzde 2,8 ile Doğu Karadeniz Bölgesi izledi.</p>
<p>İstanbul, eğitim hizmetleri harcamalarının yüzde 38,3'ünü, lokantalar ve konaklama hizmetleri harcamalarının yüzde 32,2'sini, konut ve kira harcamalarının yüzde 28,4'ünü, eğlence, spor ve kültür harcamalarının yüzde 27,3'ünü yaptı.</p>
<p>Hane halkı tüketim harcamaları içindeki payıyla ikinci sırada yer alan Ege Bölgesi'nde ise alkollü içecekler, tütün ve tütün ürünleri harcamalarının yüzde 17,9'u, sağlık harcamalarının yüzde 15,9'u, mobilya ve ev eşyaları harcamaları ile eğlence, spor ve kültür harcamalarının yüzde 15,5'i yapıldı.</p>
<p>Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi'nin gıda ve alkolsüz içecekler ile alkollü içecekler, tütün ve tütün ürünleri harcamalarından aldığı pay yüzde 1,9 olurken, bölge giyim ve ayakkabı harcamalarından yüzde 1,8 pay aldı.</p>
<p>Tüketim harcamalarından en düşük ikinci payı alan Ortadoğu Anadolu bölgesinin ise gıda ve alkolsüz içecekler, giyim ve ayakkabı ile bilgi ve iletişim harcamalarından aldığı pay yüzde 3,4 olurken, mobilya ve ev eşyaları harcamalarından yüzde 2,9 pay aldığı belirlendi.</p>
<p><strong>Gıdaya en yüksek payı Güneydoğu Anadolu bölgesi ayırdı</strong></p>
<p>Konut ve kira harcamalarında en yüksek pay yüzde 29,6 ile İstanbul'un, en düşük pay yüzde 22,1 ile Kuzeydoğu Anadolu'nun oldu.</p>
<p>Ulaştırma harcamalarının en büyük kısmı yüzde 23,3 ile Batı Marmara Bölgesi'nde, en düşük kısmı yüzde 16,5 ile Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yapıldı.</p>
<p>Hane halkı tüketim harcamaları içinde gıda ve alkolsüz içecek harcamalarının en yüksek olduğu bölge yüzde 27,1 ile Güneydoğu Anadolu, en düşük olduğu bölge yüzde 14,2 ile İstanbul olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Bölgelerin kendi tüketim harcamaları içindeki dağılımları</strong></p>
<p>Bölgelerin kendi tüketim harcamaları içindeki dağılımlara bakıldığında ise konut ve kira harcamalarına en yüksek payı ayıran bölge yüzde 30,2 ile İzmir iken en düşük payı ayıran bölge yüzde 19,6 ile Van, Muş, Bitlis, Hakkari oldu.</p>
<p>Ulaştırma harcamalarına (motorlu taşıt alımları, akaryakıt, yolcu taşımacılığı, araç bakım ve onarımı ve benzeri) en yüksek payı yüzde 25 ile Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova bölgesi ayırırken, en düşük payı ayıran bölge yüzde 12,9 ile Şanlıurfa, Diyarbakır olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Hanehalkı tüketim harcamaları içinde gıda ve alkolsüz içecekler harcamaları payının en yüksek olduğu bölge yüzde 29,6 ile Şanlıurfa, Diyarbakır iken en düşük olduğu bölge yüzde 14,2 ile İstanbul oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tuketim-harcamalarinin-4te-biri-istanbuldan-89886</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/6/1280x720/istanbul-1754580280.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre geçen yıl toplam tüketim harcamalarının yüzde 25,6&#039;sı İstanbul&#039;daki haneler tarafından yapıldı. İstanbul&#039;u, yüzde 14,5 ile Ege Bölgesi, yüzde 12,6 ile Akdeniz Bölgesi takip etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-eylulde-yuzde-12-artti-89885</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut fiyatları eylülde yüzde 1,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), eylül ayına ait Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE (2023=100), eylülde bir önceki aya göre yüzde 1,2 artarak 239,4 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,3 artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 5,7 azaldı.</p>
<p>KFE eylülde aylık bazda İstanbul'da yüzde 2, Ankara’da yüzde 0,1 ve İzmir’de yüzde 1 artış gösterdi. Endeks değerleri eylülde yıllık bazda İstanbul'da yüzde 26,8, Ankara'da yüzde 22 ve İzmir’de yüzde 21 arttı.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması'na göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, eylülde en yüksek yıllık artış yüzde 26,8 ile İstanbul bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 15,3 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde gözlendi.</p>
<p>Eylül ayında bir önceki aya göre yüzde 2,1 artan YKKE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 26,6 yükselirken reel olarak yüzde 2,4 azaldı.</p>
<p>YKKE, eylülde İstanbul'da yüzde 3,5, Ankara’da yüzde 0,6 ve İzmir’de yüzde 1,1 artış kaydetti.</p>
<p>Endeks değerleri bir önceki yılın aynı ayına göre, İstanbul'da yüzde 35,5, Ankara'da yüzde 25,1 ve İzmir'de yüzde 23,7 arttı.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflaması'na göre bölgelerin yıllık yeni kiracı kira endeksi değişimleri incelendiğinde, eylülde en yüksek yıllık artış yüzde 35,5 ile İstanbul bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 18,8 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde gözlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-eylulde-yuzde-12-artti-89885</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/konut-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın eylül verilerine göre Konut Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 1,2, yıllık bazda ise yüzde 22,3 artış gösterdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsekten-fon-aciklamasi-yasal-duzenlemeleri-2027-basina-kadar-tamamlamayi-planliyoruz-89907</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek&#039;ten &#039;fon&#039; açıklaması: Yasal düzenlemeleri 2027 başına kadar tamamlamayı planlıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından fon piyasası düzenlemeleriyle ilgili paylaşım yaptı.</p>
<p>Sermaye piyasalarında şeffaflığı artıran ve yatırımcı güvenini güçlendiren önemli düzenlemelerin ilgili kurumlar tarafından yapıldığına işaret eden Şimşek, "Uluslararası endeks sağlayıcıların değerlendirmelerini de dikkate alarak Sermaye Piyasası Kurulunun düzenlemeleriyle bilgi akışı güçlendi, nihai pay sahipliği daha şeffaf hale geldi. Ağustos ayı sonunda açıklanan Fon Rehberi'yle, serbest fonların portföylerini haftalık açıklaması, TEFAS’ta işlem gören fonlarda belirli pay sahipliği eşiklerinin aşılması veya altına düşülmesinin duyurulması sağlandı." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Gereken ilave adımlar gecikmeden atılacak"</strong></p>
<p>Şimşek, fonlara yoğunlaşma limitleri getirildiğine, borçlanma işlemlerinin organize piyasalarda ve teminatlı yapılmasının zorunlu olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Düzenlemelerin sonuçlarını yakından izleyerek, tüm paydaşlarımızla istişare içinde gereken ilave adımlar gecikmeden atılacaktır. Önceliğimiz, sorunlu fonların tasfiyesini tamamlamak ve yatırımcıların haklarını korumaktır. Piyasaların adil ve rekabetçi işleyişini bozanlara karşı yaptırımlar kararlılıkla uygulanacaktır. Fonların koordineli işlemleri dahil sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi güçlendirecek yasal düzenlemeleri, 2027 yılı başına kadar tamamlamayı planlıyoruz. Amacımız yatırımcı haklarının korunduğu şeffaf, güvenilir ve etkin bir sermaye piyasası oluşturmaktır."</p>
<p>Öte yandan, küresel endeks sağlayıcılarından MSCI, Türkiye'ye ilişkin basın açıklamasında, hisse senedi piyasasındaki bazı endeks değişikliklerinin ikinci bir duyuruya kadar dondurulduğunu belirtmişti. Türk otoritelerinin, sermaye piyasalarında attığı adımlara işaret eden MSCI, alınan bu önlemlerin, yatırımcıların beklediği yapısal iyileşmeleri sağlayıp sağlamadığının değerlendirilebilmesi için ilave zamana ihtiyaç duyulduğunu kaydetmişti. Bu doğrultuda MSCI, Türkiye pay piyasasının işleyişine ilişkin piyasa katılımcılarından görüş ve geri bildirim almaya devam edeceğini aktararak, Haziran 2027'ye kadar sürecin izleneceğini ifade etmişti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsekten-fon-aciklamasi-yasal-duzenlemeleri-2027-basina-kadar-tamamlamayi-planliyoruz-89907</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/7/1280x720/bakan-simsek-abdde-yatirimcilarla-bir-araya-geldi-1745305977.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon düzenlemeleri hakkında açıklama açıklama yapan Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Fonların koordineli işlemleri dahil sermaye piyasası suçlarıyla mücadeleyi güçlendirecek yasal düzenlemeleri 2027 yılı başına kadar tamamlamayı planlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-kilo-basina-ihracat-1-dolar-73-sente-yukseldi-89906</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 14:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: Kilo başına ihracat 1 dolar 73 sente yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Innovation Week 2026 (Türkiye İnovasyon Haftası-TIW26) Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi'nde düzenleniyor.</p>
<p>Bu yıl "Humanity 6.0-İnsanlığın Yeni Evresi" temasıyla gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, bu yıl 13'üncüsü düzenlenen Türkiye Innovation Week'te sadece yeni teknolojilerin, ürünlerin ve iş modellerinin konuşulmadığını, dünyanın nereye gittiğini ve Türkiye'nin bu dünyanın neresinde olacağının da konuşulduğunu söyledi.</p>
<p>Bilişim ve teknolojide yaşanan değişime işaret eden Bolat, gelişmenin anahtarının AR-GE, yenilik, marka, tasarım ve katma değer olduğu yeni bir çağın içinde bulunduklarını, Ticaret Bakanlığı olarak TİM ve benzeri tüm kuruluşlarla bu konular üzerindeki çalışmaları teşvik etmek amacıyla bu organizasyonları yaptıklarını dile getirdi.</p>
<p>Bakan Bolat, son birkaç yılın en popüler konuları arasında yer alan yapay zekanın insan hayatını çoktan değiştirmeye başladığını, bilgiye ulaşmanın ve erişimin çok hızlandığını belirterek şöyle devam etti:</p>
<p>"TIW26'nın ana teması 'Humanity 6.0-İnsanlığın Yeni Evresi'. Niçin bu başlık belirlendi? Çünkü teknolojinin insanın yerine geçmesini hedeflemiyoruz. İnsanın teknolojiyi kullanması ve daha üretken bir hayat ve ekonomik sistem içinde çalışmasını hedefliyoruz. İnsanın yapay zekayı nasıl kullanacağının ve yapay zekanın meydana getireceği zenginliğin nasıl daha adil bir şekilde paylaşılabileceğinin cevabı aranıyor. Bunun için tema İnsanlığın Yeni Evresi."</p>
<p><strong>"Türkiye, ekonomik istikrarını korudu"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, yapay zekanın küresel büyümeye katkısına işaret ederek, "Yapay zekanın 2040 yılına kadar küresel ticareti yüzde 40 artırabileceği düşünülmektedir. Teknolojik dönüşüm ve yapay zeka yatırımları çok hızlanırken tedarik zincirleri değişiyor." dedi.</p>
<p>Küresel ticarette yaşanan olumsuzluklara, bölgesel çatışmalara, ticaretteki aşırı korumacılığa ve emtia fiyatlarındaki artışların sonuçlarına değinen Bolat, "Bu şartlar altında baktığımızda Türkiye'miz siyasi sıcak savaşların ortasında yer almasına ve 44 yıldır çok büyük kayıplara yol açan bir terörle mücadele sürecinde olmasına rağmen terörle mücadeleyi kazandı, ekonomik istikrarını korudu ve ekonomik gelişmesini devam ettirdi." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, büyümenin 16 yıldır kesintisiz sürdüğünü, 1,7 trilyon dolarlık milli gelire ve 18 bin 300 dolarlık kişi başına milli gelire ulaşmanın çok önemli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Eylül ayının ihracat için güzel ve bereketli bir dönem olduğunu dile getiren Bolat, "Yılın 9 ayının 5'inde aylık rekorlar kırdık ve 6 ayında artışlarımız oldu. Eylül itibarıyla ihracatımız yıllıklandırılmış olarak yüzde 5,2 artarak 283,7 milyar dolara ulaştı ve yıl sonu hedefi olan 282 milyar doları 1,7 milyar dolar aşmış durumdayız. Yıl sonu daha güzel rakamlara ulaşmayı birlikte hedefliyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Kilogram başına ihracat fiyatında artış</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, mal ve hizmetler ihracatında yıl sonu hedefinin 410 milyar dolar olduğunu, eylül itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 409 milyar dolara ulaştıklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Burada inovasyonun, teknolojinin, AR-GE'nin katkılarını en çok görebileceğimiz alan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız olmaktadır. 2002'de yüzde 30,4 olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının toplam mal ihracatındaki payı 10 milyar dolardı. Bu rakam geçen yıl sonunda 112 milyar dolara geldi. Bu yıl da ilk 9 ay itibarıyla 86,5 milyar dolara yükseldi. Pay olarak da yüzde 43,7'ye ulaştık. Amacımız geleneksel, emek yoğun ve Türkiye'nin rekabet gücü olan ürünlerdeki ihracatımızı artırma hedefimizi bir kanadımızla devam ettirirken bir kanadımızla da katma değeri, marka değeri, inovasyon değeri ve yüksek teknolojik değeri olan ürünleri artırmak."</p>
<p>Bolat, Türkiye'nin kilogram başına ihracat birim değerindeki artışa ilişkin şunları söyledi:</p>
<p>"Geçen yıl ortalama kilogramı 1 dolar 53 sent olan ihracatımız bu yıl ilk 9 ay sonunda 1 dolar 73 sente yükseldi. Çimento, mermer gibi tonajda çok büyük ama daha düşük değerde olan ihracat kalemlerini düştüğümüzde kilogram ihracatımız 2 dolar 11 sente yükselmiş oldu. Savunma sanayisinde 61,5 dolar, yani Türkiye ortalamasının 39 katı, ilaç sektöründe 25 dolar, gemi ve yat sektöründe 14 dolar, otomotiv sektöründe 9 dolar. Hatta hazır giyimde 80 dolar, 100 dolara kadar yükselen kilogram değeri olan ihracatımız bulunmakta. Bu rakamlar, Türkiye'nin ihracatındaki inovasyon ve katma değer katkısının nasıl yükseldiğini en çarpıcı şekilde gösteriyor."</p>
<p><strong>"30 milyar dolar katma değerli üretimi geliştirmeyi hedefleyen yatırımlara tahsis edildi"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, son 23 yılda AR-GE harcamalarında, patent başvurularında, teknopark ve nitelikli üretim bölgesi ile sanayi ve tasarım merkezi ile araştırmacı sayılarında yaşanan artışa dikkati çekerek, bu artışların nitelikli ihracata katkısına işaret etti.</p>
<p>Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı ile HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı'nın detaylarını paylaşan Bolat, "Vergi teşvikleri, hibe destekleri, düşük maliyetli finansman destekleriyle 30 milyar dolarlık bir kaynak Türkiye'nin teknolojisini ve katma değerli üretimini geliştirmeyi hedefleyen yatırımlara tahsis edilmektedir." dedi.</p>
<p>Bolat, Türkiye'nin inovasyon ve benzeri alanlarda küresel endekslerde kaydettiği ilerlemeye değinerek, ihracatçılara sunulan desteklerle ilgili örnekler verdi. Bakan Bolat, "Son 20 ayda 1,8 trilyon liralık ihracat reeskont kredisi ve ihracat sigortası desteklerimizle ihracatçılarımıza tam 480 milyar liralık bir kolaylık sağladık." ifadesini kullandı.</p>
<p>Konuşmaların ardından İnovaLİG Ödül Töreni ve Stratejik Partnerler Plaket Takdim Töreni yapıldı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-kilo-basina-ihracat-1-dolar-73-sente-yukseldi-89906</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/6/1280x720/3466-1792156653.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Innovation Week 2026&#039;da konuşan Ticaret Bakanı Bolat, &quot;Geçen yıl ortalama kilogramı 1 dolar 53 sent olan ihracatımız bu yıl ilk 9 ay sonunda 1 dolar 73 sente yükseldi. Çimento, mermer gibi tonajda çok büyük ama daha düşük değerde olan ihracat kalemlerini düştüğümüzde kilogram ihracatımız 2 dolar 11 sente yükselmiş oldu.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-matli-ve-meclis-baskani-daglioglu-gorevi-devraldi-89880</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkanı Matlı ve Meclis Başkanı Dağlıoğlu görevi devraldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) seçimlerin ardından yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığında devir teslim töreni Oda Ana Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Devir teslim töreninde konuşan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, yeni dönemde Bursa iş dünyasının gücünü daha ileriye taşımak için çalışacaklarını ifade etti. BTSO Başkanı Özer Matlı, “Seçim döneminden sonra bugün bakanlarımızın da başkanlarımızın da huzurunda bir yeni dönem başlıyor. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin bir parçası olan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası da Odalar ve Borsalar Birliği'ndeki kanun maddesindeki 5174'e göre süreci devam ettirecektir. İbrahim Bey'le başlayan projeler, şehrin projeleridir. Şehrin projeleri devam edecektir. Yeni yönetimle beraber yeni dünyanın gerekliliklerine göre otomotivde ve tüm sektörlerde her zaman dönem değişiyor. Bunların üzerine ihtiyaçlara ve sektörlere göre ilave koyacaklarımız ne varsa, Bursa güçlü ve kadim bir şehir, daha iyi şeyleri hep birlikte yapılacağına inanıyoruz. Bursa’nın ilk 4’teki yerini ana hedefimiz 2. ve 3. sıraya çıkarmak olacaktır” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1fc1a9c884-1792146458.jpeg" alt="" width="589" height="380" /></p>
<h2><strong>“Aldığımız bayrağı daha yukarı taşımak, ana hedefimiz”</strong></h2>
<p>Başkan Özer Matlı, seçimlerin ardından aldıkları bayrağı daha ileri noktaya taşıyacaklarını belirterek, “Bütün geçmiş ekibimize, meclisimize, sekreteryaya, başta Osman Fevzi Efendi'den itibaren bugüne getiren tüm yöneticilerimize minnet ve saygı duyuyorum. Bu emanet bu saatten sonra bizde. Aldığımız bayrağı daha yukarı çıkarmak ana hedefimiz. Biz üyemizin sesini dinleyeceğiz. O talepleri geçmiş dönemdeki gibi alacağız. Sayın bakanımızın kapısını, vekillerimin kapısını aşındırmaya devam edeceğiz. Bursa için el birliği içerisinde çalışmayı sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1fc39ae5ea-1792146489.jpeg" alt="" width="558" height="372" /></p>
<h2><strong>“BTSO güçlü bir kurum”</strong></h2>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Geçmiş Dönem Başkanı İbrahim Burkay, 137 yıllık köklü bir tarihi olan BTSO’da demokrasi şöleni havasında geçen bir seçimi geride bıraktıklarını ifade ederek, “13 yıldır hem Bursa ekonomisine hem de Türkiye ekonomisine hizmet etme şansını bulduğumuz bu güzel kurumda, artık görevi devrediyoruz. Bu 13 yıl boyunca, özellikle hem Bursa ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi için gerçek anlamda rol model olan birçok projeyi hayata geçirdik. Gönül istiyor ki bu projelerin de yeni yönetimle birlikte aynen sürdürülmesi ve bunların üzerine ilave projelerle geliştirilerek hem Bursa'ya hem Türkiye'ye hizmete devam etmesi. BTSO güçlü bir kurum. Bursa, üretimde de ticarette de hizmette de her alanda Türkiye ekonomisine yön veren çok güçlü bir kent. Türkiye ekonomisinin yüzde 8.6'sını üreten bir şehir Bursa. Özer başkanımızın başkanlığında yeni yönetim hem Bursa'ya hem de ülkemize hizmetlerine devam edecek. Ben tekrar bu yeni dönemin hayırlı olmasını temenni ediyorum. Rabbim güzel hizmetler yapmayı nasip etsin” dedi.</p>
<h2><strong>“Seçimler iş dünyamız için hayırlı olsun”</strong></h2>
<p>Programa, Bursa Milletvekili ve TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da katıldı. Bursa Milletvekili Mustafa Varank, “BTSO seçimleri şehrimize, iş dünyamıza hayırlı uğurlu olsun. Ben iki arkadaşımıza da gösterdikleri demokratik olgunluk sebebiyle teşekkür etmek istiyorum. Ama bu arkadaş cümlesi öylesine söylenmiş cümle değil. Gerçekten ikisi de yıllardır beraber çalıştığımız, gayret gösterdiğimiz, bu şehre, Türkiye ekonomisine katkı sağlamak için beraberce yol yürüdüğümüz arkadaşlarımız. Onlar bu dönemde yanlarına kendi ekiplerini alarak sahaya indiler ve gerçekten demokratik bir mücadele verdiler. Çok büyük gayret gösterdiler. Kendilerinin ortaya koyduğu performans için de seçimde kendilerine teşekkür ediyorum. Bütün samimiyetimle söylemek isterim ki biz bunu kazananın kaybedenin olduğu bir yarış olarak görmüyoruz. Bu adeta bir bayrak yarışıdır. Bundan önceki tüm BTSO yönetimleri bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterdiyse bundan sonra da yeni BTSO yönetimi bu şehre katkı sağlamak için gayret gösterecek. Bu bayrağı ileri taşımak için gayret gösterecek. Bu kurumlar bugün ortaya çıkan kurumlar değil. Hep üstüne koyarak devam eden kurumlar. Dolayısıyla buradaki her bir geçmiş yönetimin arkadaşımızın burada katkısının üstüne inşallah koyarak devam edecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1fc5d6f141-1792146525.jpeg" alt="" width="563" height="412" /></p>
<p>Devir teslim töreninin ardından BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, önceki dönem başkanı İbrahim Burkay’a; Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu da önceki dönem Meclis Başkanı Ali Uğur’a plaket ve çiçek takdim etti. Programa Bursa Milletvekili Refik Özen, AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan ve BTSO Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Faik Çelik de katıldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-matli-ve-meclis-baskani-daglioglu-gorevi-devraldi-89880</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/0/1280x720/btso-baskani-matli-ve-meclis-baskani-daglioglu-gorevi-devraldi-1792146582.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda seçimlerin ardından yönetim kurulu başkanlığı ve meclis başkanlığında devir teslim töreni gerçekleştirildi. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, görevi İbrahim Burkay’dan, Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu ise görevi Ali Uğur’dan devraldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ucretsiz-tren-seyahatlerinde-dijital-dogrulama-donemi-29-ekimde-baslayacak-89904</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretsiz tren seyahatlerinde &#039;dijital doğrulama&#039; dönemi 29 Ekim&#039;de başlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, engelli, ağır engelli, gazi, gazi yakını, şehit yakını, vazife malulü ve devlet sporcusu ünvanına sahip vatandaşların tren yolculuklarında hayata geçirilecek yeni uygulamayla ilgili yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>TCDD Taşımacılık AŞ ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında yürütülen veri entegrasyonu çalışmalarının tamamlandığını belirten Uraloğlu, "Ücretsiz tren seyahatlerinde, 29 Ekim itibarıyla dijital doğrulama dönemi başlayacak. Uygulama engelli, ağır engelli, gazi, gazi yakını, şehit yakını, vazife malulü ve devlet sporcusu gibi ücretsiz seyahat hakkına sahip vatandaşları kapsayacak. Engelli, gazi, şehit yakını ve diğer ücretsiz seyahat hakkı bulunan vatandaşlarımız, T.C. kimlik numaralarıyla hak sahipliği doğrulaması yaparak ücretsiz biletlerini alabilecek." bilgilerini verdi.</p>
<p>Uraloğlu, vatandaşların TCDD Taşımacılık AŞ'nin internet sitesi, mobil uygulamalar veya gişeler üzerinden bilet alabileceklerine işaret ederek, T.C. kimlik numarası girilip ilgili tarife seçildiğinde, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının veri tabanı üzerinden anlık hak sahipliği sorgulamasının otomatik olarak yapılacağını aktardı.</p>
<p>Sorgulamanın olumlu sonuçlanması halinde, ücretsiz biletin otomatik olarak oluşturulacağını vurgulayan Uraloğlu, dijital doğrulama sistemi üzerinden bilet alan vatandaşların yolculuk sırasında ayrıca hak sahipliği belgesi göstermelerine gerek kalmayacağını kaydetti.</p>
<p>Vatandaşların trenlere kabul ve yolculuk sırasındaki kontrollerde, biletleriyle birlikte yalnızca T.C. kimlik kartlarını ibraz etmelerinin yeterli olacağını bildiren Uraloğlu, engelli, gazi veya şehit yakını kartı gibi fiziki belgelerin ayrıca istenmeyeceğini belirtti.</p>
<p><strong>"Yolculuk sırasındaki kontroller daha hızlı olacak"</strong></p>
<p>Pasaport veya sürücü belgesi gibi alternatif kimlik belgeleriyle seyahat eden vatandaşların ise hak sahipliği kartlarını veya Engelsiz Mobil uygulaması üzerinden oluşturulan anlık ve canlı karekodlu dijital kimlik belgelerini göstermeleri gerektiğini aktaran Uraloğlu, ekran görüntüsü, fotoğraf ve PDF formatındaki belgelerin geçerli olmayacağını ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, yeni sistemin devreye alınmasıyla, bilet satış sisteminde 2014'ten bu yana oluşturulan ve ücretsiz veya indirimli seyahat paketi tanımlanan mevcut kayıtların pasif hale getirileceğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"İlgili vatandaşlar geçiş süreci ve yeni uygulama hakkında SMS ve diğer iletişim kanalları aracılığıyla bilgilendirilecek. Ücretsiz seyahat hakkı sorgusu olumsuz sonuçlanan vatandaşlar ise hak sahipliği güncelleme ve veri doğrulama işlemleri için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının il ve ilçe müdürlüklerine yönlendirilecek. Yeni uygulamayla vatandaşların seyahat süreçlerini kolaylaştırmayı hedefliyoruz. Ücretsiz seyahat hakkı bulunan vatandaşlarımızın bilet alma işlemlerinden yolculuk sırasındaki kontrollere kadar tüm süreçlerini daha hızlı, kolay ve konforlu hale getiriyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ucretsiz-tren-seyahatlerinde-dijital-dogrulama-donemi-29-ekimde-baslayacak-89904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/yht.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, engelli, gazi, şehit yakını ve diğer ücretsiz seyahat hakkı bulunanlar için tren seyahatlerinde, 29 Ekim&#039;den itibaren dijital doğrulama döneminin başlayacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gso-baskani-unverdi-sanayimizin-surdurulebilirligi-icin-finansman-konusu-ivedi-olarak-cozume-kavusturulmalidir-89879</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ünverdi: Sanayimizin sürdürülebilirliği için finansman konusu ivedilikle çözülmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, sanayinin sürdürülebilirliği için ticari kredilerde büyüme sınırlarının artırılması, KGF ve İGE desteklerinin genişletilmesi, borçların yapılandırılmasına yönelik yeni mekanizmaların oluşturulması ve politika faizinde indirim beklentilerini içeren çözüm önerilerini paylaştı.</p>
<p>Sanayide ve ihracatta yıllar içerisinde elde edilen kazanımların korunmasının önemine işaret eden Ünverdi, finansman sorununun kalıcı hale gelmesinin üretim, yatırım ve istihdam üzerinde daha büyük sonuçlar doğurabileceğini belirterek, çözümün reel sektörün ihtiyaçlarını gözeten, uygulanabilir ve sürdürülebilir destek mekanizmalarından geçtiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Sanayicimiz üretmek istiyor, ancak finansman yükü her geçen gün ağırlaşıyor”</strong></p>
<p>Ünverdi, “Sanayicilerimiz tüm zorluklara rağmen üretimden, ihracattan ve istihdamdan vazgeçmemek için büyük bir mücadele veriyor. Ancak yüksek faizler, artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar işletmelerimizi olumsuz etkiliyor. Sanayicimizin işletme sermayesi ihtiyacını karşılayacak, rekabet gücünü koruyacak ve üretim kapasitesini sürdürecek adımların gecikmeden atılmasını istiyoruz. Bu doğrultuda, Merkez Bankası’nın 22 Ekim’de açıklayacağı politika faizi kararında, enflasyon rakamlarında son gelen olumlu verileri de göz önünde bulundurarak indirime gitmesini ve bunun önümüzdeki aylarda da devam etmesini arzu ediyoruz. Bankacılık sektöründen de faiz artışları nasıl ki anında kredi faizlerine yansıyorsa, indirimlerin de hızla ticari kredilere yansıtılmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Ticari kredilerde büyüme sınırı artırılmalı</strong></p>
<p>Sanayicilerin üretimlerini sürdürebilmeleri için ihtiyaç duydukları işletme sermayesine erişimin kolaylaştırılması gerektiğini belirten Ünverdi, bankalara uygulanan kredi büyüme sınırlarının sanayi ve üretim firmaları için artırılmasının önemine dikkat çekti. Ünverdi, kredi büyüme sınırlarının üretim yapan işletmelerin ihtiyaçları dikkate alınarak yeniden düzenlenmesinin, sanayicilerin kredi limitlerine erişimini kolaylaştıracağını ve finansman sıkıntılarının hafifletilmesine katkı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p><strong>“KGF ve İGE destekleri genişletilmeli”</strong></p>
<p>Sanayicilerin teminat yetersizliği ve yüksek finansman maliyetleri nedeniyle yaşadığı sorunların aşılmasında Kredi Garanti Fonu (KGF) ve İhracatı Geliştirme A.Ş. (İGE) mekanizmalarının daha etkin kullanılabileceğini belirten Ünverdi, bu desteklerin kapsamının genişletilmesi gerektiğini kaydetti. Ünverdi, “KGF ve İGE mekanizmaları daha etkin şekilde devreye alınarak sanayicilerimize uzun vadeli ve belirli bir süre geri ödemesiz kredi imkanları sunulabilir. Yeni destek paketlerinde, firmalara sağlanacak finansmanın, istihdamı koruma şartına bağlanması da değerlendirilebilir. Böylece verilen destekler doğrudan üretime, istihdama ve ekonomik canlılığa katkı sağlayacaktır” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Üreten kesim uygun koşullu, düşük faizli krediye ulaşabilmeli</strong></p>
<p>Ünverdi, açıklamasının son bölümünde sanayideki üretim kapasitelerinin korunması, istihdamın ve ihracatın sürdürülerek pazar payının muhafaza edilmesi ve rekabet gücünü kaybetmemek için sanayicilere yönelik uzun vadeli, kabul edilebilir oranlarda ve ödemesiz dönemi olan finansman kaynağı oluşturulması gerektiğini belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gso-baskani-unverdi-sanayimizin-surdurulebilirligi-icin-finansman-konusu-ivedi-olarak-cozume-kavusturulmalidir-89879</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/9/1280x720/gso-baskani-unverdi-sanayimizin-surdurulebilirligi-icin-finansman-konusu-ivedi-olarak-cozume-kavusturulmalidir-1792146047.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Ünverdi, iç ve dış piyasalardaki ağırlaşan koşullar, parasal sıkılaşma sürecinin uzamasıyla birlikte finansmana erişim ve yüksek maliyetlerin sanayicilerin üretim gücünü giderek zorladığını belirterek, “Sanayicimizin üretim, ihracat ve istihdam kapasitesini koruyabilmesi için finansmana erişim konusunda vakit kaybetmeden somut adımlar atılmalıdır” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogunun-hububat-sektoru-ihracati-9-ayda-28-milyar-dolar-89876</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 13:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneydoğu’nun hububat sektörü ihracatı 9 ayda 2,8 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi eylül ayında 300,3 milyon dolarlık hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihraç etti. Yılın ilk üç çeyreğinde sektörel ihracatı yüzde 5,6 artışla 2,8 milyar dolara yükselen Güneydoğu, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatındaki yüzde 30,9’luk payla bölgesel liderliğini korudu.</p>
<p>Miktar bazında ihracatın yüzde 3,7 yükselişle 3,3 milyon ton olarak gerçekleştiği dokuz aylık süreçte 931,1 bin ton makarna, 568,6 bin ton buğday unu ve 338,6 bin ton ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 26,1 artış ile 563 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 13,1 artışla 502,7 milyon dolar olarak gerçekleşti. Sektörün en büyük pazarı Orta Doğu’ya ihracat 1,2 milyar dolara yaklaşırken, Afrika ülkelerine toplam 984 milyon dolar tutarında ihracat yapıldı.</p>
<p><strong>“İhracat verilerindeki değişim, hedef ülkelerdeki dönüşümle bağlantılı”</strong></p>
<p>Yılın ilk üç çeyreğine ilişkin ihracat sonuçlarını değerlendiren TİM Yönetim Kurulu Üyesi ve GAİB Hububat Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, sektörün performansını yalnızca toplam ihracatın ulaştığı değer üzerinden okumanın yeterli olmadığını ifade ederek şunları söyledi: “Sektörün ihracat performansının gerisinde, ülkeden ülkeye değişen farklı dinamikler bulunuyor. Çünkü bölgesel savaşların gölgesinde farklı pazarların talep yapıları, tüketim tercihleri ve dış ticaret koşulları birbirinden belirgin biçimde ayrışıyor. Özellikle satın alma gücü, dövize erişim ve temel gıdaya olan ihtiyaç gibi unsurların öne çıktığı hassas ekonomilerde, ithalat eğiliminin farklılaştığını görüyoruz. Afrika’da bazı ülkelerde döviz likiditesinin zayıflamasıyla temel gıda niteliğindeki un ve bitkisel yağlara yönelimin güçlenmesi, buna karşılık daha yüksek katma değerli ve ambalajlı ürünlerde alımların daha temkinli hale gelmesi bunun somut örneklerinden biri. Bu nedenle ihracat stratejimiz içinde yalnızca ticaret hacmine değil, o hacmi oluşturan talebin niteliğine de odaklanmamız gerekiyor. Farklı gelir gruplarına, tüketim alışkanlıklarına ve ekonomik koşullara sahip pazarlardaki değişimi hızlı okuma özelliğiyle öne çıkan bölgemiz, ürün ve ihracat tercihlerini şartlara göre şekillendiriyor.”</p>
<p><strong>“Değişen ticaret koşullarına hazırlıklı olmaya çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Talebin yapısındaki farklılaşmaya, hedef pazarların kendi gıda ve ticaret politikalarındaki değişimleri de eklemek gerektiğine dikkat çeken Kadooğlu şunları ifade etti: “Başlıca ihracat pazarlarımızın bazılarında ithalatın finansmanı ve ödeme koşulları yeniden düzenlenirken, bazıları gıda ürünlerinde yerli üretimi güçlendirecek politikalar geliştirmeye çalışıyor. Farklı coğrafyalarda yeni üretim kapasitelerinin devreye girmesi, bugüne kadar ithalata dayalı olan ticaretin yönünü değiştirme potansiyeli taşıyan önemli bir unsur. Irak’ta ithalat vergilerinin sevkiyat öncesinde peşin ödenmesine ilişkin yeni uygulama, Cezayir gibi bazı ülkelerin makarna ve bisküvi gibi ürünlerde yurt içinde üretimi teşvik eden yaklaşımı veya Mısır’ın buğdayın hem üretimini hem de ithalatını artırarak un ihracatını özellikle Doğu Afrika’ya doğru büyütme hedefi, birbirinden farklı olmakla birlikte bağlantılı bir dönüşüme işaret ediyor. Bu gelişmeleri, gıda arzının ve ticaretinin ülkelerin kendi öncelikleri doğrultusunda yeniden şekillendiği daha geniş bir sürecin parçaları olarak değerlendirmek gerekiyor. Bu yüzden hangi pazarda hangi ürünle, hangi ticaret modeliyle ve nasıl bir yerel rekabet ortamı içinde varlık göstereceğimizi bugünden öngören bir ihracat stratejisi geliştirmeye çalışıyoruz. Güneydoğu’nun farklı coğrafyalardaki güçlü pazar birikimi ve deneyimiyle bu dönüşümü yakından izleyerek ticaretin değişen şartlarına hazırlıklı olmaya devam etmek istiyoruz.” </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogunun-hububat-sektoru-ihracati-9-ayda-28-milyar-dolar-89876</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/6/1280x720/guneydogunun-hububat-sektoru-ihracati-9-ayda-28-milyar-dolar-1792145241.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#039;nin 9 aylık hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı yüzde 5,6 artışla 2,8 milyar dolara yükseldi. GAİB Hububat Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, &quot;Hangi pazarda hangi ürünle, hangi ticaret modeliyle ve nasıl bir yerel rekabet ortamı içinde varlık göstereceğimizi bugünden öngören bir ihracat stratejisi geliştirmeye çalışıyoruz. Güneydoğu’nun farklı coğrafyalardaki güçlü pazar birikimi ve deneyimiyle bu dönüşümü yakından izleyerek ticaretin değişen şartlarına hazırlıklı olmaya devam etmek istiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-93-azaldi-89870</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut satışları yıllık yüzde 9,3 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), eylül ayına ait konut ve iş yeri satış istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde satılan ilk el konut sayısı, eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3,9 artarak 51 bin 519'a yükseldi. İkinci el konut sayısı aynı dönemde yüzde 15,3 azalışla 90 bin 871 oldu.</p>
<p>Böylece, geçen ay satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 9,3 düşüşle 142 bin 390 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 36,2, ikinci el olanların payı yüzde 63,8 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İpotekli satışlar arttı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,1 artarak 23 bin 397 olarak hesaplandı.</p>
<p>Diğer konut satışları ise eylülde yıllık bazda yüzde 11,6 azalışla 118 bin 993 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 16,4, diğer satışların payı yüzde 83,6 oldu.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, 2025'in aynı ayına göre ilk el konut satışları yüzde 3,8 artarken ikinci el konut satışları yüzde 15,4 azaldı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde de bir önceki aya göre ilk el konut satışları yüzde 5,5 yükselirken ikinci el konut satışları aynı kaldı.</p>
<p><strong>Yabancılara 2 bin 167 konut satıldı</strong></p>
<p>Yabancılara yapılan konut satışları, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 9,9 artarak 2 bin 167 oldu. Eylülde, toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,5 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Geçen ay uyruklarına göre en fazla konut satışı 388 ile Rusya, 166 ile Irak, 162 ile Almanya vatandaşlarına yapıldı.</p>
<p><strong>Ocak-eylül dönemi</strong></p>
<p>Bu yılın ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla ilk el konut satış sayısı yüzde 0,6 azalarak 359 bin 913 oldu. İkinci el konut satış sayısı aynı dönemde yüzde 10 azalışla 733 bin 6'ya geriledi. Böylece söz konusu dönemde satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 7,2 azalışla 1 milyon 92 bin 919 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>İpotekli konut satışı, ocak-eylül döneminde yüzde 24,7 artarak 212 bin 210'a çıktı. Bu yılın 9 aylık döneminde diğer konut satışları, yüzde 12,5 azalışla 880 bin 709'a geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yabancılara yapılan konut satışları, geçen yılın ocak-eylül dönemine göre yüzde 4,3 azalarak 15 bin 308 oldu.</p>
<p><strong>Satılan toplam iş yeri sayısı yüzde 3,8 azaldı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ilk el iş yeri satış sayısı eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 13,2 artarak 5 bin 789, ikinci el iş yeri satışı sayısı da yıllık bazda yüzde 10,5 azalarak 11 bin 556 oldu.</p>
<p>Böylece geçen ay satılan toplam iş yeri sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 3,8 düşüşle 17 bin 345 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ülke genelinde ipotekli iş yeri satışları, eylülde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 37,7 artarak 683 olurken diğer iş yeri satışları yüzde 5 azalışla 16 bin 662 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise bir önceki aya göre ilk el iş yeri satışları yüzde 3,3 artarken, ikinci el iş yeri satışları yüzde 1 azaldı.</p>
<p><strong>Ocak-eylül dönemi</strong></p>
<p>Türkiye'de ocak-eylül döneminde ilk el iş yeri satış sayısı, yıllık bazda yüzde 4,2 artarak 40 bin 632, ikinci el iş yeri satışları da yüzde 8,6 azalarak 94 bin 911 oldu.</p>
<p>Böylece yılın 9 ayında satılan toplam iş yeri sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 azalışla 135 bin 543 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde ipotekli iş yeri satışı yüzde 61,8 artışla 6 bin 35'e çıktı. Aynı dönemde diğer iş yeri satışları ise yüzde 6,9 düşüşle 129 bin 508'e geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-93-azaldi-89870</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/konut-1758522292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in eylül verilerine göre, ülke genelinde satılan konut sayısı geçen yıla kıyasla yüzde 9,3 azalarak 142 bin 390&#039;a geriledi. Bu dönemde satılan iş yeri sayısı da yüzde 3,8 azalışla 17 bin 345&#039;e düştü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kamu-ihalelerinde-vergi-ve-prim-borcu-limiti-10-kat-artti-89869</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu ihalelerinde vergi ve prim borcu limiti 10 kat arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu İhale Kurumu (KİK) tarafından hazırlanan, "Kamu İhale Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğle, Kamu İhale Kanunu kapsamında ihaleye katılan aday ve isteklilerin kesinleşmiş vergi ve prim borçlarının belirlenmesine ilişkin parasal limitlerde güncellemeye gidildi.</p>
<p>Buna göre, isteklilerin "kesinleşmiş sosyal güvenlik prim borcu" ile "kesinleşmiş vergi borcu" kapsamında değerlendirilmeyen borç tutarı 5 bin liradan 50 bin liraya çıkarıldı.</p>
<p>Söz konusu tebliğ hükümleri, 30 gün sonra yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kamu-ihalelerinde-vergi-ve-prim-borcu-limiti-10-kat-artti-89869</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/8/1280x720/10-jeotermal-kaynak-arama-ruhsat-sahasi-icin-ihale-yapilacak-1741161754.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, kamu ihalelerine katılan isteklilerin, ihale dışı bırakılmasına yol açan kesinleşmiş sosyal güvenlik prim ve vergi borcu sınırı 5 bin liradan 50 bin liraya yükseltildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/9-ayda-249-milyon-lira-yaniltici-reklam-cezasi-89865</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> 9 ayda 249 milyon lira yanıltıcı reklam cezası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Reklam Kurulu'nun tüketicilerin sağlık ve güvenliği ile ekonomik menfaatlerinin korunması amacıyla inceleme ve denetimlerini aralıksız sürdürdüğünü bildirdi.</p>
<p>Kurulun, 8 Ekim'de yapılan toplantıda 161 dosyayı karara bağladığı, mevzuata aykırı bulunan 136 dosyada durdurma cezası ile toplam 17 milyon 176 bin 744 lira idari para cezası verildiği ifade edildi.</p>
<p>Yılın ocak-eylül döneminde ise 33 binin üzerinde başvurunun değerlendirildiği, tüketicileri aldatıcı reklamlar ve haksız ticari uygulamalar nedeniyle kesilen toplam idari para cezasının 249 milyon lirayı aştığı bilgisi verildi.</p>
<p><strong>Gerçeğe aykırı indirimli satışlar için yaptırım</strong></p>
<p>Gelişen ticari hayat ve internet kullanımındaki artış doğrultusunda, Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde önemli düzenlemeler yapıldığı ve bu değişikliklerin 1 Ağustos'ta yürürlüğe girdiği anımsatılan açıklamada, hedefli reklamcılık, yapay zekayla oluşturulan reklamlar, sosyal medya etkileyicilerinin tanıtımları ve indirimli satışlar başta olmak üzere pek çok alanda yeni kuralların getirildiği vurgulandı.</p>
<p>Kurulun ekim ayı toplantısında öne çıkan başlıklardan birinin indirimli satış reklamları olduğu belirtilen açıklamada, şu bilgiler verildi:</p>
<p>"Yapılan incelemelerde, kampanyalarda yüzde 75 gibi yüksek oranlarda gerçeği yansıtmayan indirim vaatlerinde bulunulduğu, üzeri çizili fiyat olarak indirim başlangıç tarihinden önceki son 10 gün içinde uygulanan en düşük fiyatın esas alınmadığı ve kolay erişilebilir sadakat kartı programlarına ilişkin reklamlarda indirimli satış mevzuatındaki yükümlülüklerin yerine getirilmediği tespit edilmiştir. Mevzuata aykırı olduğu belirlenen söz konusu reklamlar hakkında idari yaptırımlar uygulanmıştır."</p>
<p><strong>Sosyal medya etkileyicilerine sıkı denetim</strong></p>
<p>Yönetmelik kapsamında sosyal medya etkileyicilerinin reklam ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin kuralların açıkça belirlendiğine işaret edilen açıklamada, menfaat, indirim veya hediye karşılığı yapılan paylaşımlarda, reklam veya tanıtım ifadesinin açıkça yer alması gerektiği belirtildi.</p>
<p>Bu doğrultuda Kurul'un 32 sosyal medya hesabındaki paylaşımları resen incelemeye aldığı, reklam ibaresi kullanma zorunluluğunun ve belirlenen diğer kriterlerin yerine getirilmediğinin saptandığı ve söz konusu paylaşımlar konusunda durdurma cezası verildiği kaydedildi.</p>
<p>- Kuyumculuk sektöründe sahte indirim vaatlerine durdurma</p>
<p>Mücevherat sektöründe yüksek oranlı indirim vaatleriyle yayımlanan reklamların da mercek altına alındığının altı çizilen açıklamada, değerlendirmeler neticesinde mevzuat hükümlerini ihlal ettiği tespit edilen 9 firma hakkında durdurma cezası kararı alındığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, Bakanlığın tüketicilerin haklarının korunması, yanıltıcı reklamların önlenmesi ve piyasalarda adil rekabet ortamının tesis edilmesi amacıyla denetim ve yaptırım faaliyetlerini kararlılıkla sürdüreceği vurgulandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/9-ayda-249-milyon-lira-yaniltici-reklam-cezasi-89865</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/5/1280x720/ticaret-bakanligi-1752063094.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Reklam Kurulu, tüketicileri yanıltıcı reklamlar ile haksız ticari uygulamalara karşı yılın 9 ayında 33 binin üzerinde başvuruyu değerlendirirken, 249 milyon liradan fazla idari para cezası uygulanmasını kararlaştırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyukakin-afad-koordinasyon-toplantisina-katildi-89910</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükakın, AFAD Koordinasyon Toplantısı’na katıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, Ankara’da gerçekleştirilen Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanlık seçiminin ardından Kocaeli’ye dönerek yoğun programına kaldığı yerden devam etti.</p>
<p>Başkan Büyükakın, sabah saatlerinde ilk olarak Kocaeli Valisi İlhami Aktaş başkanlığında düzenlenen AFAD Koordinasyon Toplantısı’na katıldı.</p>
<p>Toplantıda, hafta başından itibaren Kocaeli’yi etkisi altına alan sağanak yağışların yol açtığı olumsuzluklar, müdahale çalışmaları, su baskınları, kurtarma ve tahliye faaliyetleri ile ulaşımın güvenli şekilde sağlanması amacıyla alınan tedbirler değerlendirildi. Vatandaşların can güvenliğinin korunması, yağışların neden olduğu sorunların giderilmesi ve günlük yaşamın yeniden normale dönmesi için sahada devam eden çalışmaların yanı sıra ilgili kurumlar arasındaki koordinasyon da ele alındı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyukakin-afad-koordinasyon-toplantisina-katildi-89910</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/0/1280x720/buyukakin-afad-koordinasyon-toplantisina-katildi-1792158686.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Belediyeler Birliği başkanlık seçiminin ardından Kocaeli’ye dönen Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Vali İlhami Aktaş başkanlığında düzenlenen AFAD Koordinasyon Toplantısı’na katıldı. Toplantıda, sağanak yağışların yol açtığı olumsuzluklar, sahadaki müdahale çalışmaları ve kurumlar arası koordinasyon değerlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-bu-butce-turkiye-yuzyili-vizyonumuzun-somut-bir-yansimasidir-89891</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: Bu bütçe Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun somut bir yansımasıdır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde, 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni'nde konuştu.</p>
<p>Yılmaz, 2027 yılı bütçe kanunu teklifini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisine (TBMM) sunacaklarını söyledi.</p>
<p>2027 yılı bütçesini makroekonomik istikrarı koruyan, dezenflasyon sürecini destekleyen, kamu kaynaklarını etkin kullanan, yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı güçlendiren, ekonominin dış şoklara karşı dayanıklılığını artıran ve toplumsal refahı gözeten bir anlayışla hazırladıklarını belirten Yılmaz, ortak akıl ve ilgili paydaşların katkılarıyla şekillendirilen bütçenin, Türkiye'nin küresel rekabet gücünü daha da ileri taşırken, büyüme ve refah artışının toplumun tüm kesimlerine daha güçlü, dengeli ve kapsayıcı biçimde yansıtılmasını sağlayacağını ifade etti.</p>
<p>"2027 yılı bütçemiz, zorlu bölgesel ve küresel koşullar karşısında, ekonomimizin güvenliğini ve direncini pekiştiren, Türkiye'nin üretim gücünü ve rekabet kapasitesini dönüştüren, kazanımlarımızı kalıcı sosyal refaha taşıyan bir 'dayanıklılık, refah ve dönüşüm' bütçesidir." diyen Yılmaz, 2027 yılı bütçesinin AK Parti hükümetlerinin 25'inci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin 9'uncu, Türkiye Yüzyılı'nın 4'üncü bütçesi olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Cevdet Yılmaz, şöyle konuştu:</p>
<p>"Geçmiş kazanımlarımız zemininde 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz, yeşil ve dijital dönüşüm politikaları ile üretim süreçlerinde verimliliği ve rekabetçiliği bütüncül olarak artırmayı amaçlayan bir bütçedir. 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifimiz çiftçisiyle, işçisiyle, esnafıyla, sanayicisiyle, çalışanı ve emeklisiyle, kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla, genciyle, yaşlısıyla ve engellisiyle toplumun tüm kesimlerinin ihtiyaçları ve talepleri gözetilerek hazırlanmış, her kaleminde 81 ilimizin, ülkemizin ve milletimizin gereksinimleri düşünülmüştür.</p>
<p>Bütçemiz, kamu hizmetlerinin kaliteli, adil ve kapsayıcı bir şekilde sunulmasını esas alarak yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı destekleyen ve sosyal refahı artıran bir yaklaşımla hazırlanmıştır. Asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz depremden etkilenen bölgelerde yeniden yapılanma süreci büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu bütçe ve sonraki bütçelerimizde şehirlerimizi afetlere dirençli hale getirmek temel önceliklerimizden olmaya devam edecektir. 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artışla 276 milyar liraya yükseltiyoruz."</p>
<p>Yılmaz, dar gelirlilere, engellilere ve yeni evlenecek gençlere yönelik sosyal konut yapımını hızlandırdıklarını, kira artışlarını sınırlandırmak ve barınma ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sosyal konut ve kiralık sosyal konut imkanını yaygınlaştıracaklarını dile getirerek savunma ve güvenlik kapasitesini, ülkenin içinde bulunduğu stratejik coğrafya ve çevresindeki güvenlik risklerini de dikkate alarak güçlendirmeyi sürdüreceklerini bildirdi.</p>
<p>Savunma sanayisinde, kritik savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın azaltılmasını, sürdürülebilir teknolojik üstünlüğün sağlanmasını, katma değerli ihracatın desteklenmesini ve bu alandaki kazanımların sivil alana, sivil endüstrilere yayılmasını hedeflediklerini anlatan Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Geçtiğimiz yıl Orta Vadeli Program'ın hazırlanmasından sonra küresel görünümde önemli değişimler yaşanmıştır. Ticaret ortaklarımızın büyüme beklentileri önemli oranda aşağı yönlü güncellenirken, Orta Doğu'da artan jeopolitik gerilimler enerji piyasalarında yeni riskler ortaya çıkarmış ve petrol fiyatlarında belirgin yükselişlere neden olmuştur. Bu gelişmeler küresel büyüme ve ticaret görünümünü zayıflatırken, enerji maliyetleri ve yeniden güçlenen enflasyon baskıları birçok ülkede sıkı finansal koşulların beklenenden daha uzun süre devam etmesine yol açmıştır."</p>
<p><strong>"Yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik"</strong></p>
<p>Uluslararası Para Fonunun (IMF) açıkladığı son tahminlere göre, küresel büyüme oranının 2025 yılındaki yüzde 3,5'ten 2026'da yüzde 3,1'e gerileyeceğinin beklendiğini aktaran Yılmaz, 2027 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3,4'e, küresel ticaret hacmi artışının ise yüzde 4,7'ye yükselerek bir miktar toparlanmasının beklendiğini söyledi.</p>
<p>Cevdet Yılmaz, küresel ekonomideki bu gelişmelere karşı Türkiye'nin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde uyguladığı istikrarlı politikalar, güçlü altyapısı, stratejik konumu ve kurumsal kapasitesi sayesinde sağlam duruşunu koruduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<p>"Makroekonomik temellerimiz sağlamdır. Zorlu küresel ve bölgesel koşullara rağmen Programımızın kararlılıkla uygulanması sayesinde yatırım, istihdam, üretim ve ihracatta önemli kazanımlar elde ettik. Ekonomimiz, küresel finansal koşulların sıkılaştığı, dış talebin zayıfladığı ve maliyet baskılarının arttığı bir dönemde dahi büyümesini sürdürmüştür. 2025 yılında yüzde 3,7 oranında büyüyen ekonomimizin 2026 yılını yüzde 3,3 büyüme ile kapatmasını bekliyoruz. Bu dönemde yatırımların özel tüketimden daha hızlı artması, üretim kapasitemizi güçlendirmiş ve büyümenin niteliğini iyileştirmiştir. Bu görünüm, enflasyonla mücadeleyle uyumlu, dengeli ve sağlıklı bir büyüme kompozisyonunun oluştuğunu göstermektedir. 2027 yılında küresel görünümde beklenen iyileşmenin ve dış talepteki toparlanmanın katkısıyla büyümemizin yüzde 4,2 seviyesine yükseleceğini öngörüyoruz. Özellikle 2027'nin ticaret ortaklarımızda büyümenin ivmeleneceği bir yıl olacağı tahmin edilmektedir. Bu da ihracatımız ve dengeli büyüme perspektifimiz açısından bizlere önemli bir imkan sunmaktadır. Program dönemi boyunca verimlilik odaklı politikalarla büyümenin kademeli olarak hızlanmasını ve program dönemi sonunda yüzde 5 seviyesine ulaşmasını hedefliyoruz."</p>
<p><strong>"Orta-yüksek ve yüksek teknolojinin ihracatımızdaki payı yüzde 44'e yükselmiş durumdadır"</strong></p>
<p>Bu süreçte üretim faktörlerinin daha etkin kullanımını sağlayacaklarını, toplam faktör verimliliğini artıracaklarını, teknolojik dönüşümü hızlandıracaklarını ve yenilikçilik kapasitesini güçlendireceklerini belirten Yılmaz, tarımda verimliliği, sanayide teknoloji yoğunluğunu ve hizmetler sektöründe yüksek katma değerli faaliyetleri destekleyerek, ekonominin üretim kapasitesini kalıcı biçimde artıracaklarını ifade etti.</p>
<p>Yılmaz, beşeri sermayenin niteliğini güçlendiren politikaları sürdürürken kamu yatırımlarının özel sektör yatırımlarını tamamlayıcı ve harekete geçirici rolünü daha da güçlendireceklerinin altını çizerek şunları kaydetti:</p>
<p>"İş gücü piyasamızın dirençli yapısı korunmaktadır. 2026 yılında istihdamın artış eğilimine girmesini ve işsizlik oranının yüzde 8,1 seviyesine gerilemesini bekliyoruz. 2027 yılında büyümedeki ivmelenmenin etkisiyle istihdamın 657 bin kişi artacağını, iş gücüne katılım oranının yüzde 53,4'e yükseleceğini ve işsizlik oranının yüzde 8'e gerileyeceğini öngörüyoruz. Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere rağmen ihracatımız güçlü performansını sürdürmektedir. 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde, ihracatımız yüzde 5,2 artışla 211 milyar dolara ulaşmış, yıllıklandırılmış bazda ise 283,7 milyar dolar ile tarihi yüksek seviyesine çıkmıştır. 125 milyar dolar seviyesine ulaşan hizmet ihracatımızı da dikkate aldığınızda, toplam mal ve hizmet ihracatımızın 410 milyar dolar seviyelerine çıkmasını bekliyoruz. Yıllıklandırılmış ihracatın yıl sonu tahminimizi aşmış olması, ihracat performansımızın olumlu seyrini ortaya koymaktadır."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, ihracattaki artışın yalnızca miktar bakımından değil, nitelik bakımından da önemli bir dönüşüme işaret ettiğini belirterek, "2000'li yılların başında orta-yüksek ve yüksek teknolojinin ihracatımızdaki payı yüzde 28 civarındayken bugün geldiğimiz noktada bu yıl için bu pay yüzde 44'e yükselmiş durumdadır. Bunu yüzde 50'nin üzerine çıkardığımızda ekonomimizin niteliksel dönüşümü çok daha belirgin bir hale gelecektir. Cari açığımızın ise savaş kaynaklı geçici yükselişe rağmen 2026 yılında yüzde 2,6 düzeyinde oldukça yönetilebilir seviyede kalması beklenmektedir." dedi.</p>
<p>Gelecek dönemde ticaret diplomasisini güçlendirmeye, ürün ve pazar çeşitliliğini artırmaya, markalaşmayı desteklemeye, yeşil ve dijital dönüşümü hızlandırmaya ve ihracatçıların finansmana erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini bildiren Yılmaz, "Genel finansal koşullardaki iyileşmeye paralel bir şekilde seçici bazda reel sektörümüzü destekleyici finans programlarını devreye almayı sürdüreceğiz. Hizmet ihracatında yakaladığımız güçlü performansı da koruyarak dış dengemize katkı sağlayacağız." diye konuştu.</p>
<p>Gelecek yıl cari açığın yeniden yüzde 2'nin altına inmesini beklediklerini söyleyen Yılmaz, "Bölgesel gelişmeler ve enerji fiyatlarındaki yükselişin ithalat değeri üzerindeki baskısı geçici olup dış ticaretimizi daha sağlam temellere kavuşturmak amacıyla ihracatı artıran, enerji arz güvenliğini güçlendiren ve enerji ithalatına bağımlılığı azaltan politikalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Enerji bizim için en öncelikli alanlardan biri olmaya devam edecektir." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır"</strong></p>
<p>"Orta Vadeli Programla uyumlu şekilde dezenflasyon sürecini destekliyor, bütçe açığını kademeli olarak azaltıyor ve kamu borçluluğunu güçlü görünümünü koruyacak seviyede tutuyoruz" diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"2024 Haziran ayında başlayan dezenflasyon sürecinde önemli ilerleme kaydedilmiştir. 2026 yılında enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmeler nedeniyle dönemsel dalgalanmalar yaşansa da enflasyonun ana eğilimindeki iyileşme devam etmektedir. Programımızın temel önceliği fiyat istikrarıdır. Bu doğrultuda para politikasındaki kararlı duruşu mali disiplin ve gelirler politikalarıyla desteklemeye devam edilecektir. Uzun bir aradan sonra eylülde yüzde 30'un altına inen enflasyon oranının, yıl sonunda yüzde 28,4 olacağını tahmin ediyoruz. Sosyal konut ve gıda başta olmak üzere arz yönlü politikalar ile bu düşüşü devam ettireceğiz. Bu politika çerçevesiyle tüketici enflasyonunun 2027 yılı sonunda yüzde 21 seviyesine gerilemesini öngörüyoruz. Orta vadede ise kalıcı tek haneli enflasyona ulaşmayı hedefliyoruz."</p>
<p>Mali disiplin, fiyat istikrarı ve yapısal dönüşümü birlikte ilerleten bu yaklaşımın, ekonominin dayanıklılığını güçlendirirken sürdürülebilir büyüme ve kalıcı sosyal refah hedeflerine ulaşmanın da temel güvencesi olacağını vurgulayan Yılmaz, böylece üretim, verimlilik ve ihracat odaklı dönüşümü sürdürerek fiyat istikrarıyla uyumlu, dengeli, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyüme anlayışını daha da güçlendireceklerini söyledi.</p>
<p>Cevdet Yılmaz, "Elde edilen kazanımların toplumun tüm kesimlerine yansıdığı, ekonomik güvenliğin ve toplumsal refahın güçlendiği bir ortamda Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz." dedi.</p>
<p><strong>"Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik"</strong></p>
<p>2026 bütçesinde 18 trilyon 979 milyar lira gider, 16 trilyon 266 milyar lira gelir öngörüldüğünü hatırlatan Yılmaz, bütçe açığının ise gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak tahmin edildiğini belirtti.</p>
<p>2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'da 2026 bütçe giderlerinin 19 trilyon 660 milyar lira, bütçe gelirlerinin 17 trilyon 28 milyar lira, bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı ise yüzde 3,1 olarak revize edildiğini kaydeden Yılmaz, gelirlerin de giderlerin de yukarı doğru revize edildiğini söyledi.</p>
<p>Ancak gelirlerin oransal olarak giderlerden daha fazla artması sonucunda bütçe açığının milli gelire oranında 0,4 puan civarında bir düşüşün söz konusu olduğuna işaret eden Yılmaz, "Başlangıçta öngörülen göre çok daha iyi bir bütçe açığıyla bu yılı kapatacağımızı öngörüyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Yakın coğrafyada ve dünyada yaşanan savaş ve gerginlikler sonucunda petrol başta olmak üzere enerji ve emtia fiyatlarında önemli artışlar yaşandığının altını çizen Yılmaz, yaşanan gelişmelerden kaynaklı enflasyon etkisi nedeniyle kamu personel ve sosyal güvenlik giderlerinde ilave harcama yapma gerekliliği doğduğunu belirtti.</p>
<p>Girdi fiyatlarındaki artışa bağlı olarak enerji desteklerinde ilave maliyetler oluştuğunu da belirten Yılmaz, enerji fiyatlarındaki artış etkisinin bu kalemlerle sınırlı kalmadığını, mal ve hizmet alımları başta olmak üzere bütçenin diğer giderlerinde de artışlara sebep olduğunu kaydetti.</p>
<p>Petrol fiyatlarının yükselmesinden vatandaşın sınırlı düzeyde etkilenmesini teminen akaryakıttan alınan özel tüketim vergisinde indirim sağlandığını hatırlatan Yılmaz, "Tüm bu olumsuz gelişmelere rağmen bütçe disiplininden taviz vermedik. Bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 3,1 seviyesinde gerçekleşeceğini öngörüyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz şunları kaydetti:</p>
<p>"2021'den bu yana, ülkemizde yaşanan depremin bütçe açığına etkisinin yüksek olduğu, 2023 hariç bütçe açığının gayri safi yurt içi hasılaya oranını bütçede öngördüğümüz rakamların altına indirmeyi başardık. 2024, 2025 ve 2026'da başlangıçta öngördüğümüz bütçe açığından daha iyi sonuçla yılı kapatmış olduk. Bu da mali disipline verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir. 2024'te hayata geçirilen tasarruf tedbirleri ile izleme, denetleme, raporlama ve yaptırım modelini güçlü ve kararlı bir şekilde uygulamaktayız. Tasarruf tedbirleri kapsamındaki harcamaların bütçe içindeki payının, uzun dönem ortalaması olan yüzde 4,6'dan, 2024 yılında yüzde 3,1, 2025 yılında ise yüzde 2,9 seviyesine düşmesi sağlanmıştır. Bu da tasarruf genelgelerimizin etkinliğini ortaya koyan önemli bir rakamdır. Kamu borcunun milli gelire oranı, son yıllardaki olağanüstü afet harcamalarına rağmen tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunmakta ve uluslararası karşılaştırmalarda güçlü görünümünü korumaktadır. 2002 yılında AB tanımlı genel devlet borç stokunun gayrisafi yurtiçi hasılaya oranı yüzde 71'in üzerindeyken, 2026 yılının ilk çeyreğinde bu oran yüzde 23,1'e, ikinci çeyreğinde ise yüzde 22,3'e gerilemiştir."</p>
<p>Cevdet Yılmz, 2002'de faiz giderlerinin bütçe içindeki payının yüzde 43,2 iken 2026 itibarıyla yüzde 14,4 olmasının beklendiğini belirterek, "Dünyamızda risklerin, belirsizliklerin arttığı, dönüşüm ihtiyacının güçlendiği bir dönemde düşük kamu borçluluk oranıyla Türkiye'nin bu sürece girmiş olması, geleceğe dönük en önemli avantajlarımızdan bir tanesidir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Yıl sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir"</strong></p>
<p>2023-2026 döneminde, deprem bölgesinin ihyası için güncel fiyatlarla 5,4 trilyon lira harcandığını, bunun 104 milyar dolara karşılık geldiğini bildiren Yılmaz, 6 Şubat depremleri sonrasında vatandaşın ihtiyaçlarının hızla karşılandığını, imar ve ihya çalışmalarına ivedilikle başlandığını anımsattı.</p>
<p>Toplam 455 bin 357 bağımsız bölümün inşası tamamlanarak tesliminin yapıldığını dile getiren Yılmaz, organize sanayi bölgeleri, şehir altyapıları, okullar, hastaneler ve kamu binalarının yenilendiğini hatırlattı.</p>
<p>Cevdet Yılmaz, 2023'te bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranının yüzde 5,1 olarak gerçekleştiğini, deprem harcamaları hariç bu oranın yüzde 1,6 seviyesinde olduğunu belirterek, 2024'te yüzde 4,7 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 3 seviyesinde olduğunu kaydetti.</p>
<p>2025'te yüzde 2,9 olarak gerçekleşen bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının, deprem harcamaları hariç tutulduğunda yüzde 2,1 seviyesinde olduğunu, "2026 yılı sonunda bütçe açığının gayrisafi yurt içi hasılaya oranı yüzde 3,1 olarak öngörülmektedir. Deprem harcamaları hariç bu oran yüzde 2,3 seviyesindedir." bilgisini verdi.</p>
<p><strong>2027 Yılı Bütçe Teklifine ilişkin temel rakamlar</strong></p>
<p>Bütçe kanun teklifinin, kamu idarelerine ait ödenek tutarları ve gelir kalemlerine ilişkin tahminleri içerecek şekilde hazırlandığını dile getiren Yılmaz, 2027 Yılı Bütçe Teklifine ilişkin temel rakamları paylaştı.</p>
<p>2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi kapsamında, 230 kamu idaresinin bütçesinin bulunduğunu bildiren Yılmaz, "Önümüzdeki yıl milli gelirimizin 111 trilyon lira seviyesinde olmasını bekliyoruz. Bu büyüklük içinde, 2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını öngörmekteyiz. 2027 yılında bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 3,5 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Deprem harcamaları hariç bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranının yüzde 2,8 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz." bilgisini paylaştı.</p>
<p>Bütçenin, düşük bir oranda da olsa 2025'ten başlayarak faiz dışı fazla verdiğine dikkati çeken Yılmaz, gelecek yıl da bu eğilimin devam etmesini öngördüklerini belirtti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz şunları kaydetti:</p>
<p>"2027 yılı bütçe gelirlerinin alt kalemleri şu şekildedir; gelir vergisi 5 trilyon 533 milyar lira, kurumlar vergisi 2 trilyon 223 milyar lira, özel tüketim vergisi 3 trilyon 284 milyar lira, katma değer vergisi 5 trilyon 681 milyar lira, diğer vergi gelirleri 3 trilyon 184 milyar lira, vergi dışı gelirler ise 3 trilyon 502 milyar liradır. 2027 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı şu şekildedir: Personel giderleri 7 trilyon 117 milyar lira, mal ve hizmet alım giderleri 2 trilyon 184 milyar lira, cari transferler 10 trilyon 240 milyar lira, sermaye giderleri 1 trilyon 855 milyar lira, sermaye transferleri 750 milyar lira, borç verme giderleri 613 milyar lira, yedek ödenekler 542 milyar lira, faiz giderleri 3 trilyon 975 milyar liradır."</p>
<p>Yılmaz, gelecek hafta TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yapacağı sunumda bütçe teklifine ilişkin daha detaylı bilgiler paylaşacağını, ancak temel politika alanlarına ayırdıkları kaynaklara ilişkin de bazı önemli bilgileri paylaşmak istediğini ifade etti.</p>
<p>AK Parti hükümetleri ve Cumhur İttifakı olarak eğitimi her zaman en öncelikli mesele olarak gördüklerini vurgulayan Yılmaz, "Milli Eğitim Bakanlığına 2027 yılı bütçesinde 2 trilyon 459 milyar lira ödenek öngördük. 2002 yılında Milli Eğitim Bakanlığında öğretmen sayısı yaklaşık 510 bin kişi iken 2026 Ekim ayı itibarıyla öğretmen sayımız 1 milyon 40 bin kişiye ulaşmıştır. Yükseköğretim kurumları bütçelerini 2027 yılında 872 milyar liraya çıkarıyoruz. Yükseköğretimi de dahil ettiğimizde eğitim bütçemizi 2027 yılında 3 trilyon 747 milyar liraya yükseltiyoruz. Böylece merkezi yönetim bütçesinden yüzde 13,7 oranıyla en büyük payı yine eğitime ayırıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'nin, PISA 2025 sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında puanını en fazla artıran ülke olduğuna işaret eden Yılmaz, "Bu rastgele veya 1 yıllık bir çabayla oluşmuş bir sonuç değil. Son çeyrek asırda eğitime yaptığımız yatırımlar, öğretmeniyle, altyapısıyla, müfredatıyla gerçekleştirdiğimiz gelişmeler bu sonucun alınmasına zemin hazırlamıştır. Başta Cumhurbaşkanı'mız ve Milli Eğitim Bakanlarımız olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"Sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz"</strong></p>
<p>Yılmaz, AK Parti hükümetleri döneminde eğitimle birlikte en fazla önem verdikleri konuların başında sağlığın geldiğini belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerinden en iyi şekilde yararlanmasını sağlamak amacıyla merkezi yönetim bütçesinden sağlık hizmetleri için 2 trilyon 134 milyar lira kaynak ayırıyoruz. Sağlık Bakanlığı ve yükseköğretim kurumları ile Sosyal Güvenlik Kurumundan yapılacak sağlık harcamaları da dikkate alındığında sağlık alanına ayrılan toplam kaynak 4 trilyon 532 milyar liraya ulaşmaktadır." dedi.</p>
<p>Sosyal devlet anlayışıyla, ülkenin ürettiği refahı toplumun her kesimine adil ve kapsayıcı biçimde ulaştırmayı hedeflediklerini dile getiren Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>"Sosyal yardım ve destekler için 2027 yılı bütçemizde 1 trilyon 341 milyar lira kaynak ayırdık. Bu tutar 2027 yılı bütçesinin yüzde 4,9'una denk gelmektedir. 2027 yılında sosyal konut finansmanının desteklenmesi amacıyla geçen yıla göre yüzde 150 artışla 250 milyar lira, ödeme gücü olmayan vatandaşlarımızın sağlık primi giderlerini karşılamak amacıyla 186 milyar lira, 65 yaş üstü yaşlılarımız, bakıma ihtiyacı olan engelli vatandaşlarımız ve yakınlarına bağlanan aylıklar kapsamında 132 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın evde bakımına destek amacıyla 109 milyar lira, engelli vatandaşlarımızın eğitim desteği için 90 milyar lira, doğum yardımı ödemeleri için 84 milyar lira, ekonomik yoksunluk içinde olan çocuklarımızın aileleri yanında yetişmelerine imkan sağlayan sosyal ve ekonomik destek ödemeleri için 29 milyar lira, engellilerin eğitim taşıma giderleri için 19 milyar lira, koruyucu aile uygulaması kapsamında ise yaklaşık 4 milyar lira kaynak ayırdık."</p>
<p><strong>"Enerji sübvansiyonlarına 605 milyar lira kaynak öngörülüyor"</strong></p>
<p>Yılmaz, vatandaşların refahını artırmak üzere bütçede yer alan diğer sosyal destek kaynaklarına da değindi.</p>
<p>Enerji sübvansiyonlarına 2021'de başlandığını hatırlatan Yılmaz, vatandaşların daha ucuz elektrik ve doğal gaz kullanabilmeleri için 2027 yılı bütçesinde yüzde 62 artışla 605 milyar lira kaynak öngörüldüğünü söyledi.</p>
<p>Yılmaz, 2027'de yüzde 3,5 olması öngörülen bütçe açığının gayri safi yurtiçi hasılaya oranının 0,5 puanlık kısmının enerji sübvansiyonları desteklerinden kaynaklandığını belirterek, "Ekim ayında mesken aboneleri için düşük kademede doğal gazda yüzde 56, elektrikte düşük kademede yüzde 53 oranında faturalarda devlet desteği uygulandığını ifade etmek istiyorum." diye konuştu.</p>
<p>2022 yılından itibaren asgari ücrete kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı bırakıldığına dikkati çeken Yılmaz, "Bu kapsamda vergi istisnası yoluyla 2027 yılında tüm çalışanlarımızın gelirlerine 1 trilyon 460 milyar lira katkı sağlamış oluyoruz. Doğal gaz ve elektrikteki devlet destekleri ile asgari ücret tutarına kadar olan tüm ücretlerin vergi dışı tutulmasını da dikkate aldığımızda sosyal harcamalara ayrılan kaynağın toplamda 3 trilyon 406 milyar liraya ulaştığını görüyoruz. Bu tutarın bütçemize oranı yüzde 12,5 seviyesindedir." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"Tarım sektörü yatırım ödenekleri için 268 milyar lira imkan sağlıyoruz"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, tarımı stratejik bir sektör olarak ele aldıklarını ve bu doğrultuda 2027 yılı bütçesinde toplam 1 trilyon 305 milyar lira imkan sağladıklarını belirterek, "Bu kapsamda, tarım sektörü vergi harcamaları için 342 milyar lira, tarımsal kredi desteği için 325 milyar lira, tarım sektörü yatırım ödenekleri için 268 milyar lira, tarımsal destek programları için 235 milyar lira, tarımsal KİT'lerin finansmanı, müdahale alımları ve ihracat destekleri için 135 milyar lira imkan sağlıyoruz." dedi.</p>
<p>Çiftçinin mazot maliyetinin yüzde 50'sini, gübre maliyetinin ise yüzde 25'ini karşıladıklarını hatırlatan Yılmaz, şunları söyledi:</p>
<p>"Tarımsal kredilerde faiz giderinin ortalama yüzde 70'i Hazinemiz tarafından karşılanmaktadır. Son 2 yıl içinde önemli ölçüde artırdığımız reel sektör desteklerine 2027 yılında da devam ediyoruz. Yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı ve dengeli büyüme stratejimizi sürdürüyoruz. Reel kesim destekleri için bütçemizde tarımsal krediler sübvansiyon desteği hariç 658 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Bu kapsamda, Sosyal Güvenlik Kurumu işveren prim desteği ödemeleri için 351 milyar lira, Halk Bankası esnaf kredileri sübvansiyon desteği için 92 milyar lira, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı teşvik ödemeleri için 73 milyar lira, ihracat destekleri için 65 milyar lira, diğer reel sektör destekleri için 78 milyar lira kaynak ayırdık."</p>
<p><strong>"Türkiye Cumhuriyeti bir değişim değil, bir devrim yaşamıştır"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, 2027 yılı bütçesinde deprem hasarlarının giderilmesi ve afetlere karşı dirençliliğin artırılması için 769 milyar lira tutarında ödenek öngörüldüğünü bildirdi.</p>
<p>Türkiye sanayisinin en önemli ve kritik alanlarından olan savunma sanayi ekosisteminin dışa bağımlılığını asgari seviyeye indirdiklerini belirten Yılmaz, "Bu alanda son çeyrek asırda Türkiye Cumhuriyeti bir değişim değil, bir devrim yaşamıştır. Bugün dünyamızın geldiği şartlar bu tercihi zamanında yapmış olmamızın ne kadar kıymetli olduğunu göstermektedir. Bu da rastgele olmamıştır. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın güçlü iradesiyle ve öngörüsüyle gerçekleşmiştir." diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, şöyle dedi:</p>
<p>"Milli Savunma Bakanlığı bütçesinde savunma harcamalarının önemli bir kısmını oluşturan silah, mühimmat, silah sistemleri ve diğer savunma araçları alımlarına ilişkin ödeneklerde yüzde 229 artış yapılmıştır. Diğer savunma harcamaları ile birlikte toplam savunma harcamaları için 2 trilyon 206 milyar lira, iç güvenlik harcamaları için ise 1 trilyon 248 milyar lira ödenek öngörüyoruz. Mahalli idarelerimizi de güçlendirmeye devam ediyoruz. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ayırdığımız toplam kaynağı 2 trilyon 384 milyar liraya çıkarıyoruz. 2002 yılında yerel yönetimlere ayrılan kaynağın bütçe içindeki payı yüzde 4 civarındaydı, bugün geldiğimiz noktada bu oran yüzde 8,7'ye çıkmış durumdadır. Sulama projelerinden demir yollarına, iltisak hatlarından deniz yolu yatırımlarına, petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerinden madencilik projelerine kadar pek çok alanda yatırımlarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. 2027 yılı bütçemizde yatırımlara ayırdığımız kaynağı 2 trilyon 849 milyar liraya yükseltiyoruz. Bu tutar, 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4'üne denk gelmektedir."</p>
<p><strong>"Güçlü ve itibarlı Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz"</strong></p>
<p>2027 yılı bütçesini insan odaklı ve sosyal adaleti gözeten bir anlayışla hazırladıklarını belirten Yılmaz, bütçeyi Anayasa'da öngörülen süresi içinde TBMM'nin takdirlerine sunduklarını dile getirerek, "Bu bütçe, güçlü aile, güçlü ülke, dijital kalkınma, sosyal adalet ve yeşil dönüşüm ilkeleri etrafında şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun somut bir yansımasıdır. 2027 yılı bütçemizle, eğitimi, sağlığı, enerjiyi, tarımı ve sanayiyi kapsayan bütüncül kalkınma vizyonumuz doğrultusunda güçlü ve itibarlı Türkiye yürüyüşümüzü sürdüreceğiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Yılmaz, 2027 yılı bütçesiyle ülkenin ekonomik gücünü ve uluslararası rekabet kapasitesini artırırken, dış politikada milli çıkarları gözeten, barış ve istikrara katkı sunan dengeli ve vizyoner bir anlayışla Türkiye'nin küresel etkinliğini daha da güçlendireceklerini söyledi.</p>
<p>2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi'nin hayırlı olmasını dileyen Yılmaz, "Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a güçlü liderliği, kararlılığı ve ortaya koyduğu vizyon için şükranlarımı sunuyorum. Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı başta olmak üzere bütçe teklifinin oluşturulmasına katkıda bulunan tüm kamu kurum ve kuruluşlarımıza gönülden teşekkür ediyor, hepinizi bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz'ın konuşmasının ardından Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İsmail İlhan Hatipoğlu ile Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel'in katılımıyla bütçe bağlama töreni yapıldı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-bu-butce-turkiye-yuzyili-vizyonumuzun-somut-bir-yansimasidir-89891</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/1/1280x720/74-1792151967.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2027 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Bağlama Töreni&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı, &quot;Bu bütçe, güçlü aile, güçlü ülke, dijital kalkınma, sosyal adalet ve yeşil dönüşüm ilkeleri etrafında şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun somut bir yansımasıdır.&quot; dedi.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makinede-guvenlik-sartlari-ile-serbest-dolasim-kurallari-belirlendi-89868</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Makinede güvenlik şartları ile serbest dolaşım kuralları belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının "Makine Emniyeti Yönetmeliği", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yönetmelikle makinelerin, ilgili ürünlerin ve kısmen tamamlanmış makinelerin tasarımı ile yapımına ilişkin sağlık ve güvenlik şartları ile bu ürünlerin serbest dolaşımına yönelik kurallar düzenlendi.</p>
<p>Buna göre, Bakanlık, makine ile ilgili ürünlerin kurulumu ve kullanımı sırasında, işçiler dahil insanların korunmasını sağlamak için gereklilikler belirleyebilecek ancak bu kurallar, makinenin veya ilgili ürünün, yönetmeliğe aykırılık teşkil edecek şekilde değişikliğe tabi tutulmasına izin vermeyecek.</p>
<p>Makine veya ilgili ürünler, usulüne uygun kurulduğu, bakımı yapıldığı ve amacına uygun koşullar altında kullanıldığında, piyasada bulundurulup hizmete sunulabilecek.</p>
<p>Kısmen tamamlanmış makineler, ilgili temel sağlık ve güvenlik gerekliliklerini karşılıyorsa piyasada bulundurulabilecek.</p>
<p>İmalatçılar, makine veya ilgili ürünü piyasaya arz ederken veya hizmete sunarken belirlenen temel sağlık ve güvenlik gerekliliklerine uygun tasarlanmasını ve imal edilmesini sağlayacak.</p>
<p>Dağıtıcılar, makine veya ilgili ürünü piyasada bulundurmadan önce bunun teknik mevzuatta yer alan ilgili gerekliliklere uygun olduğunu gösteren CE işaretini taşıdığını, Avrupa Birliği uygunluk beyanının ürüne eşlik ettiğini doğrulayacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makinede-guvenlik-sartlari-ile-serbest-dolasim-kurallari-belirlendi-89868</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelik ile, makine ve ilgili ürünlerin tasarım ve yapımına ilişkin sağlık ve güvenlik şartları ile bu ürünlerin serbest dolaşımına yönelik kurallar belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/4-ildeki-tasinmazlarin-satisina-onay-89866</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 ildeki taşınmazların satışına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), 4 ilde bulunan bazı taşınmazların satışına onay verdi.</p>
<p>Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Maliye Hazinesine ait Ankara'nın Çankaya ilçesi Alacaatlı Mahallesi'ndeki 15 bin 492,55 metrekare taşınmazın, 950 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren En-Ez İnşaat AŞ-SRL İnşaat Limited Şirketi Ortak Girişim Grubu'na satılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Yine Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Diyarbakır'ın Ergani ilçesi Şirinevler Mahallesi'ndeki 26 bin 843,84 metrekare taşınmaz ve üzerindeki yapıların, en yüksek teklifi veren Yücesan Enerji Mühendislik İnşaat Elektrik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne ihale şartnamesi çerçevesinde satılmasına karar verildi.</p>
<p>İstanbul'un Eyüpsultan ilçesi Kemerburgaz köyünde ÖİB adına kayıtlı 4 bin 46,98 metrekare taşınmaz, 258 milyon lira ile en yüksek teklifi veren Han İnşaat Reklamcılık ve Dış Ticaret Limited Şirketi'ne satıldı.</p>
<p>Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Sakarya'nın Arifiye ilçesine bağlı Arifbey Mahallesi'ndeki 20 bin 556,81 metrekare taşınmazın, 250 milyon lira ile en yüksek teklifi veren Harun-Salih Sandıkçı Ortak Girişim Grubu'na satılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/4-ildeki-tasinmazlarin-satisina-onay-89866</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Ankara&#039;nın Çankaya, Diyarbakır&#039;ın Ergani, İstanbul&#039;un Eyüpsultan ile Sakarya&#039;nın Arifiye ilçelerinde bulunan taşınmazların satışına onay verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtu-13-ulusal-hidroloji-kongresine-ev-sahipligi-yapti-89912</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTÜ, 13. Ulusal Hidroloji Kongresi’ne ev sahipliği yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), Türkiye Ulusal Hidroloji Komisyonu (TUHK), Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK iş birliğiyle düzenlenen 13. Ulusal Hidroloji Kongresi, GTÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen açılış töreniyle başladı. Su kaynaklarının planlanması ve yönetimi, kuraklık, taşkınlarla mücadele ve iklim değişikliğine uyum gibi konuların ele alındığı kongre, kamu yöneticileri, akademisyenler, sektör temsilcileri ve araştırmacıları bir araya getirdi.</p>
<h2>“Türkiye’nin öncü araştırma üniversitelerinden biri olarak bilimsel üretkenliğimizi sürdürüyoruz”</h2>
<p>GTÜ Rektörü Prof. Dr. Hacı Ali Mantar, açılış konuşmasında üniversitenin 30 yılı aşkın araştırma kültürüne ve kurumsal vizyonuna dikkat çekerek, üniversitelerin yalnızca teorik bilgi aktaran değil, yeni bilgi üreten ve stratejik sorunlara çözüm geliştiren kurumlar olması gerektiğini ifade etti. GTÜ’nün Türkiye’nin öncü araştırma üniversiteleri arasında yer aldığını belirten Mantar, “Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü olarak 1992 yılında atılan temellerimiz üzerinde, bugün Türkiye’nin öncü araştırma üniversitelerinden biri olarak bilimsel üretkenliğimizi sürdürüyoruz. Üniversitemizin ülkemizin en kritik sanayi ve teknoloji havzasında yer alması, araştırmacılarımızın toplumun, sanayinin ve kamu kurumlarının karşılaştığı gerçek problemlerle birebir temas etmesini sağlıyor” dedi.</p>
<p>Su kaynaklarının korunması, kuraklık yönetimi ve iklim değişikliğinin hem küresel hem de ulusal geleceği doğrudan ilgilendiren konular olduğunu vurgulayan Mantar, “Karar vericiler ile bilim insanlarını kampüsümüzde buluşturan 13. Ulusal Hidroloji Kongresi’ne ev sahipliği yapmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Üniversite, kamu ve sektör iş birliğini güçlendiren bu organizasyonun ülkemizin su politikalarına ve bilim dünyasına somut katkılar sunacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Hidroloji Kongresi’nde 121 bildiri sunulacak</h2>
<p>Kongre Düzenleme Kurulu adına açılış konuşmasını yapan GTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Akay, “Üç gün sürecek kongremizde Mavi ve Kırmızı salonlarda eş zamanlı olarak düzenlenecek oturumlarda toplam 121 bildiri sunulacak. Bu bildirilerden 8’i, TÜBİTAK 2224-B Yurt İçi Bilimsel Etkinliklere Katılımı Destekleme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Türkiye’nin dört bir yanından 277</p>
<p>yazarın bilimsel çalışmalarıyla katkı sunduğu kongremizin hazırlık sürecinde, 1 Ekim 2025’te yayımlanan özet çağrısından itibaren bildirileri titizlikle inceleyen 55 kişilik Bilim Kurulumuz görev yaptı” dedi.</p>
<p>Kongrenin düzenlenmesinde öğrencilerin ve araştırma görevlilerinin de aktif rol üstlendiğini ifade eden Akay, “GTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü lisans ve lisansüstü öğrencilerimiz ile araştırma görevlilerimizden oluşan ‘Hidroloji Gönüllüleri’ ekibimiz, organizasyonun koordinasyonuna önemli katkı sağladı. Bilimsel çalışmaların paylaşılmasına ve hidroloji alanındaki araştırmaların geliştirilmesine imkân sunan kongremizin başarılı geçmesini diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Akademik Birikim ve Kamu İş Birliği Vurgusu</h2>
<p>GTÜ İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Toprak, açılış konuşmasında hidrolojinin su kaynaklarının yönetimi, kuraklık ve taşkın kontrolü ile afetlere dayanıklı şehirlerin oluşturulmasındaki rolüne dikkat çekti. Bilimsel çalışmalar sonucunda geliştirilen modellerin uygulamaya geçirilmesinin önemini vurgulayan Toprak, hidroloji alanındaki araştırmaların sahadaki sorunların çözümüne katkı sunması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Türkiye Ulusal Hidroloji Komisyonu Üniversiteler Temsilcisi ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hafzullah Aksoy da 1979’dan bu yana devam eden kongrenin zaman içinde ulusal bir marka haline geldiğini ifade etti. Aksoy, başta Devlet Su İşleri (DSİ) olmak üzere kamu kurumlarıyla kurulan iş birliğinin hidroloji alanındaki çalışmalar açısından taşıdığı öneme değindi.</p>
<p>Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği İnşaat Mühendisleri Odası adına konuşan Doç. Dr. Ayşe Pekrioğlu Balkıs ise Akdeniz havzasında giderek önem kazanan su stresi ve kuraklık sorunlarına dikkat çekerek bu sorunlarla mücadelede mühendislik çözümlerinin gerekliliğini dile getirdi.</p>
<h2>Sulamada kapalı sistemlerin payı yüzde 38’e ulaştı</h2>
<p>DSİ Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Han Kılıçaslan, açılışta yaptığı konuşmada kurumun kongreye yaklaşık 35 katılımcı ve 9 bildiriyle katkı sunduğunu belirterek, iklim krizinin su yönetimini daha kritik hale getirdiğini ifade etti. Aşırı hava olaylarının su kaynaklarının planlanması ve yönetiminde yeni yaklaşımları gerekli kıldığını vurgulayan Kılıçaslan, “İklim krizine bağlı aşırı hava olayları, su kaynaklarının etkin ve sürdürülebilir yönetimini her geçen gün daha önemli hale getiriyor. Türkiye genelindeki 25 havzanın 10’unda havza master planlarına yönelik ihale süreçleri devam ediyor. Tarımsal sulamada kapalı basınçlı sistemlerin payı yüzde 38’e ulaştı. Otomasyon projeleriyle de su kullanımında yüzde 65’e varan tasarruf sağlanabiliyor” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtu-13-ulusal-hidroloji-kongresine-ev-sahipligi-yapti-89912</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/2/1280x720/gtu-13-ulusal-hidroloji-kongresine-ev-sahipligi-yapti-1792159228.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Teknik Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen 13. Ulusal Hidroloji Kongresi’nde su kaynaklarının yönetimi, kuraklık, taşkınlarla mücadele ve iklim değişikliğine uyum konuları ele alındı. Üç gün sürecek kongrede 121 bildiri sunulurken, akademisyenler ve kamu temsilcileri sürdürülebilir su yönetimi için bilimsel çalışmaların ve kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-sanayisinde-karlar-eriyor-yatirim-istahi-dusuyor-89850</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 09:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa sanayisinde kârlar eriyor, yatırım iştahı düşüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) Ekonomi Platformu tarafından hazırlanan 2026 yılı ikinci Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi, Bursa sanayisinde yavaşlama ve durgunluk eğilimlerinin sürdüğünü ortaya koydu. Otomotiv, tekstil, hazır giyim, makine ve metal sanayisi başta olmak üzere farklı sektörlerden firmaların katıldığı araştırmaya göre, üretim, ciro ve kârlılık performansları zayıflarken yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri ve iç talepteki daralma yatırım kararlarını olumsuz etkiliyor. Anketin bu dönem daha geniş bir katılımla gerçekleştirildiğini belirten BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, katılımcıların yaklaşık yüzde 40'ının BUSİAD üyesi olmayan iş dünyası temsilcilerinden oluştuğunu söyledi. Altı bölüm ve 45 sorudan oluşan anketin sonuçlarına göre, Bursa imalat sanayinde kapasite kullanımı yüzde 50-65 bandında yoğunlaşıyor. İç talepteki zayıflama nedeniyle cirolar yatay seyrederken veya azalırken artan maliyetlerin satış fiyatlarına yeterince yansıtılamaması kârlılığı daha belirgin biçimde baskılıyor. İstihdamda da yatay veya daralan bir görünüm dikkat çekiyor. Finansmana erişim güçlükleri, yüksek kredi faizleri ve tahsilat sürelerinin uzaması işletmelerin nakit akışını zorlaştırırken firmaların önümüzdeki altı aya ilişkin yatırım iştahını da azaltıyor. Özellikle yeni bina ve tesis yatırımlarında zayıflama görülürken sanayiciler kapasite artırmaktan çok maliyetleri düşürmeye ve verimliliği yükseltmeye odaklanıyor.</p>
<h2>Hatunoğlu: Maliyet-kur dengesizliği rekabeti zorluyor</h2>
<p>Anket sonuçlarını değerlendiren BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, üretim maliyetlerindeki artışın döviz kurundaki yükselişin üzerinde seyretmesinin özellikle ihracatçı firmaları zorladığını belirtti. Hatunoğlu, “Üretim maliyetlerimiz ile döviz kuru arasındaki dengesizlik, sanayimizin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. İşçilik, enerji, hammadde ve diğer üretim maliyetleri artarken döviz kurunun bu artışların gerisinde kalması, özellikle ihracatçılarımız açısından ciddi bir sorun oluşturuyor” dedi. Bu durumun kârlılık kaybının yanı sıra pazar kaybı ve yatırımların ertelenmesi riskini de beraberinde getirdiğini vurgulayan Hatunoğlu, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliğini gözeten, öngörülebilir ekonomi politikalarına ihtiyaç duyulduğunu ifade etti. BUSİAD Başkanı Hatunoğlu da bu dönüşümün önemine dikkat çekerek, “Artık yalnızca daha fazla üretmek yeterli değil. Daha verimli, daha teknolojik, daha sürdürülebilir ve daha yüksek katma değerli üretmek zorundayız” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1c0eb4f025-1792131307.jpeg" alt="" width="584" height="779" /></p>
<h2>Sanayicinin enflasyon beklentisi yüzde 30'un üzerinde</h2>
<p>Araştırmaya göre sanayicilerin 2026 yıl sonu enflasyon beklentisi, Orta Vadeli Program'daki yüzde 28,4'lük tahminin üzerinde, ağırlıklı olarak yüzde 30-32,9 aralığında yoğunlaştı. Yıl sonu politika faizi beklentisi yüzde 37 olurken dolar/TL kurunun 51-53 lira, euro/TL kurunun ise 58-60 lira aralığında gerçekleşmesi bekleniyor. Anket, sektörlerin ekonomik koşullardan farklı düzeylerde etkilendiğini de gösterdi. Otomotiv ve yan sanayi güçlü ihracat ağı sayesinde görece avantajlı konumunu korurken tekstil ve hazır giyimde artan işçilik maliyetleri ve döviz kuru politikaları rekabet baskısını artırıyor. Makine ve metal sanayisi ise maliyet artışlarının yanı sıra iç talep ve yatırımlardaki yavaşlamadan etkileniyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1c109bbe82-1792131337.jpeg" alt="" width="457" height="610" /></p>
<h2>Yatırımın önceliği verimlilik ve dijital dönüşüm</h2>
<p>BUSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Ekonomi Komitesi Sorumlusu Ali Kerem Alptemoçin, ekonomik belirsizliklerin kısa süreli olduğu beklentisinin büyük ölçüde sona erdiğini belirterek şirketlerin değişen koşullara uyum sağlaması gerektiğini söyledi. Ankette yatırım planlayan şirketlerin çoğunluğunun verimlilik artışını önceliklendirdiğini vurgulayan Alptemoçin, “İçinde bulunduğumuz şartlar, aynı zamanda elimizdeki kaynakları daha verimli kullanma becerilerimizi geliştirmek için fırsatlar da sunmaktadır” dedi. Araştırmada firmaların yeni kapasite yatırımlarında temkinli davranmasına karşın yapay zekâ, veri analitiği, enerji verimliliği ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik yatırımlara ilgilerini korudukları görüldü.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-sanayisinde-karlar-eriyor-yatirim-istahi-dusuyor-89850</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/0/1280x720/bursa-sanayisinde-karlar-eriyor-yatirim-istahi-dusuyor-1792131393.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BUSİAD’ın Ekonomik Gösterge ve Eğilim Anketi, Bursa sanayisinde üretim ve kârlılık üzerindeki baskının sürdüğünü ortaya koydu. İmalat sanayinde kapasite kullanımı yüzde 50-65 bandında yoğunlaşırken yüksek finansman maliyetleri ve zayıf talep yatırımları sınırlıyor. BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, üretim maliyetleri ile döviz kuru arasındaki dengesizliğin rekabet gücünü zayıflattığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-otomotivde-cin-rekabeti-ve-made-in-europe-kiskacinda-89847</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye otomotivde Çin rekabeti ve &#039;Made in Europe&#039; kıskacında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Çin’de otomotiv fabrikalarının 50 milyon araçlık kapasitesine karşılık üretimi 30 milyonda kalıyor. Kullanılmayan kapasite Çinli üreticileri dış pazarlara iterken, Avrupa’daki markalar pazar payı kaybıyla karşı karşıya kalıyor. Boston Consulting Group (BCG) Yönetici Direktörü ve Kıdemli Ortağı Dr. Albert Waas’a göre bu rekabet, yeni ortaklıkların da önünü açabilir. Avrupa’da atıl fabrikalar bulunuyor, Çinli şirketler ise Avrupa’da üretim yapmak istiyor.</p>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1bbab75f0d-1792129963.png" alt="" width="233" height="276" />İstanbul’da düzenlenen Mobility Vision 2040 kapsamında sorularımızı yanıtlayan Albert Waas, Türkiye’nin işçilik ve enerji maliyetleri ile mevcut otomotiv altyapısının yatırım çekmek için güçlü bir avantaj olduğunu söyledi. Ancak Türkiye’de üretilen araçların “Made in Europe” kapsamında kabul edilip edilmeyeceği henüz net değil. Waas’a göre bu belirsizlik, yeni üretim yatırımlarının Türkiye’ye mi, AB ülkelerine mi yöneleceğini etkileyebilir.</p>
<h2>Yüzde 30 vergi Çinli aracın fiyat avantajını silmiyor </h2>
<p>Albert Waas, Çin’de yaklaşık 50 milyon araçlık kurulu kapasiteye karşılık üretimin 30 milyon civarında kaldığını belirterek, kapasite fazlasının dış pazarlara yöneldiğini söyledi. ABD pazarının büyük ölçüde kapalı olduğunu vurgulayan Waas, “Otomobil ihracatı açısından Çin’in en büyük ticaret ortağı Avrupa. Diğer pazarlarda büyüme var ama Avrupa açık ara en büyük pazar” dedi.</p>
<p>Çin’de iç pazardaki binek araç satışlarının 2026’nın ilk yarısında yaklaşık yüzde 20 gerilediğini, lüks segmentte de talebin zayıf kaldığını söyleyen Waas, küresel otomobil satışlarının 100 milyon adede doğru büyümesini beklediklerini belirtti. Bu büyümenin ağırlıkla Güney Amerika ve diğer pazarlardan geleceğini ifade etti. Çin’de yaklaşık 300 marka bulunduğunu belirterek, “Sürdürülebilir bir iş için bir milyon araçlık satış hacmine ulaşmanız gerekiyor. Bu nedenle Çin’de çok sayıda şirket piyasadan çekilecek” değerlendirmesini yaptı. Waas’a göre ithalat vergileri, Çinli araçlar açısından fiyat avantajını ortadan kaldırmıyor. Xiaomi SU7 için yaptıkları hesabı örnek göstererek “Yüzde 10 temel ithalat vergisinin üzerine yüzde 20 ek vergi varsaydık. Toplam yüzde 30 vergiyle bile bu aracı yaklaşık 60 bin euroya satabilirsiniz. Menzil, şarj hızı, batarya ve bilgi-eğlence sistemi açısından çok rekabetçi bir paket elde ediyorsunuz” değerlendirmesinde bulundu. Çinli araçların sunduğu erişilebilir lüksün yarattığı rekabeti ve Avrupalı markaların buna nasıl yanıt vereceğini sorduğumuz Waas, şöyle konuştu:</p>
<p>“Türkiye dahil Avrupa kıtasında herkes pazar payı için mücadele ediyor. Bir otomobil üreticisi olarak herhangi bir segmentte rekabet etmemek gibi bir lüksünüz yok. Ancak elektrikli araçlara geçişte batarya teknolojisi ve daha fazla çip kullanımı maliyetleri yükseltti. Bu da Avrupa’nın köklü üreticilerinin rekabet etmesini zorlaştırdı. Çinli üreticiler düşük maliyetli tedarik zincirinden yararlanıyor. Araç geliştirme yöntemleri de maliyetleri düşürüyor. Ayrıca müşterinin önem verdiği alanlara daha fazla değer katıyorlar. Sportif sürüş özelliklerinden biraz ödün verebiliyorlar ama iç mekan kalitesi daha yüksek veya daha fazla deri kullanımı ve güzel dikiş detayları görebiliyorsunuz. Çok makul bir fiyata, yüksek kalitede bir otomobil alıyorsunuz. Avrupalı üreticiler de bu rekabetten öğrenerek daha iyi ve daha ucuz araçlar geliştirecek. Uyum sağlamak biraz zaman alıyor. Sonuçta kazançlı çıkan tüketici oluyor" dedi. </p>
<h2>"Avrupa bataryada geri dönüşümle arayı kapatabilir" </h2>
<p>Çin’in bir diğer avantajı ise otomobil üretiminin yanı sıra batarya ve ham madde tedarikindeki konumu. Uluslararası Enerji Ajansı’nın 2026 raporuna göre, 2025’te küresel batarya üretiminin yüzde 80’ den fazlası Çin’de gerçekleşti. Çin’in kritik mineral işleme ve batarya üretimindeki üstünlüğünü Avrupa’nın nasıl yakalayabileceğini sorduğumuz Waas, şu yanıtı verdi:</p>
<p>“Ham maddelerin önemli bir bölümü Afrika’dan geliyor, ancak bunları işleme kapasitesinin büyük bölümü Çin’de bulunuyor. Bu altyapıyı kısa vadede kurmak mümkün değil. Büyük yatırım ve uzun süre gerekiyor. Avrupa’da sürdürülebilirlik düzenlemeleri ve kamuoyunun yaklaşımı nedeniyle büyük ölçekli açık ocak madenciliği yapabileceğiniz çok fazla yer yok. Çözümün bir tarafında yenilikçilik var. Farklı motor tasarımları ve batarya kimyalarıyla belirli malzemelere bağımlılığı azaltabiliriz. Batarya geri dönüşümü de Avrupa için büyük bir fırsat. Geri dönüşüm çözümün bir parçası olmak zorunda. Burada öncü olabilir ve geliştirdiğimiz teknolojileri ihraç edebiliriz.”</p>
<h2>AB’nin üretim şartı </h2>
<p>Türkiye’yi dışarıda bırakabilir AB’nin Sanayi Hızlandırma Yasası teklifi, kamu alımları ve teşviklerde Avrupa üretimine öncelik vermek için araçların montaj yeri, parça ve batarya tedarikine şartlar getiriyor. Türkiye’nin kapsamda olup olmayacağı ise henüz net değil. Waas, “Nihai montajın AB içinde yapılması şartı Türkiye’yi dışarıda bırakır. Tanımın yalnızca AB’yi değil, Avrupa kıtasını kapsaması gerekiyor” dedi. Parça ve batarya tedarikinde ise daha geniş bir kapsamın görüşüldüğünü belirterek, “Hangi ülkelerin dahil olacağı hâlâ tartışılıyor. Kapsam geniş tutulmazsa üreticiler yüzde 70 yerel içerik şartını karşılayamaz. Çünkü tedarik zincirleri küresel” diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin işçilik ve enerji maliyetleri ile mevcut tedarikçi ağı sayesinde Çinli üreticilerin yatırımlarını çekebileceğini söyleyen Waas, Türkiye’de üretilecek araçların Avrupa’nın yanı sıra Kuzey Afrika pazarlarına da yönelebileceğini belirtti. Ancak Türkiye’nin teknoloji geliştirmede de ilerlemesi gerektiğini vurguladı: “Yerleşik bir otomotiv sektörü ve çok yetenekli insanlar var. Ancak bazı alanlarda odak hâlâ gerçek yenilikçilikten çok, verilen tasarım ve teknik çizime göre üretim yapmakta” dedi. Türkiye ile AB’nin yenilikçiliği destekleyecek ortak bir sanayi politikası geliştirmesini öneren Waas, tüm bu süreçte Avrupalı ve Amerikalı üreticilerin küçülmeye rağmen daha güçlü çıkacağına inandığını söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Her 5 tüketiciden biri Çinli otomobil almayı düşünüyor</span></h2>
<p>BCG’nin Avrupa’da yaklaşık 10 bin kişiyle yürüttüğü ankete göre: sahip olduğu otomobille aynı marka araç almak isteyenlerin oranı %30 Almanya’da ise %50. Bir sonraki otomobilini Çinli bir markadan almayı düşünenlerin oranı %20. Almanya’da her iki kişiden biri otomobilinin nerede üretildiğini bilmiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-otomotivde-cin-rekabeti-ve-made-in-europe-kiskacinda-89847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çinli markaların Avrupa’da büyümesi, otomotivde yeni üretim ortaklıklarını gündeme getiriyor. BCG Yönetici Direktörü ve Kıdemli Ortağı Dr. Albert Waas’a göre Türkiye, rekabetçi maliyetleri ve tedarikçi ağıyla bu yatırımları çekebilir. Ancak AB’nin “Avrupa’da üretim” şartı Türkiye’yi dışarıda bırakırsa yatırımın adresi de değişebilir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ciftci-kredi-borcunu-odeyemiyor-erteleme-istiyor-89844</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Çiftçi kredi borcunu ödeyemiyor, erteleme istiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Tarımsal üretimde artan maliyetler, düşük ürün fiyatları ve pazarlama sorunları çiftçinin finansman yükünü ağırlaştırıyor. Narenciye üretiminin önemli merkezlerinden Yüreğir'de Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, ihracat kanallarındaki aksaklıklar ve ürün fiyatlarındaki gerileme nedeniyle üreticinin zor bir dönemden geçtiğini söyledi.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1b9dac3f6a-1792129498.png" alt="" width="225" height="289" />Çiftçinin hem borçlarını ödemek hem de yeni sezona hazırlanmak zorunda olduğunu belirten Doğan, finansman koşullarının yeniden düzenlenmesini istedi. Sıkıntıların tedarik zincirindeki işletmeleri de etkileyebileceğini vurgulayan Doğan, hükümete önlem alma çağrısında bulundu. Üreticinin maliyet baskısı altında kaldığını söyleyen Doğan, desteklerin önemini vurguladı. Doğan, çözümün bölge ticareti açısından da önem taşıdığını ifade etti.</p>
<h2>Anapara ertelensin, çiftçi faizini ödesin </h2>
<p>Çiftçinin Ziraat Bankası'na olan kredi borçlarını ödemekte zorlandığını belirten Doğan, mevcut uygulamada üreticinin anaparayı kapattıktan sonra tekrar kredi kullanabilmek için kaynak bulması gerektiğini söyledi. Bu kaynağı bulamayanların yüksek faizli özel banka kredilerine yönelebildiğini ifade eden Doğan, anapara ödemelerinin ertelenmesini istedi. Doğan, “Çiftçinin bankaya 1 milyon lira borcu varsa, bu parayı bulup anaparayı kapatması, faizini ödemesi ve ardından yeniden kredi başvurusu yapması gerekiyor. Oysa anapara ertelense, çiftçi yalnızca yıllık faizini ödeyerek borcunu sürdürebilse üretici üzerindeki baskı azalır” dedi. Finansmana uygun koşullarda erişimin üretimin devamlılığı açısından önemine dikkat çeken Doğan, faiz yükünün de üreticinin ödeme gücüne göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Borcunu kapatmak için yeni borca yönelen üreticinin finansman yükünün arttığını söyleyen Doğan, bu döngünün kırılması gerektiğini vurguladı. Karadeniz'de gemi trafiğinin aksamasının ihracat maliyetlerini artırdığını kaydeden Doğan, Rusya ve Ukrayna'ya karayoluyla gönderilen bir TIR'ın nakliye maliyetinin 9-10 bin dolara ulaştığını, gemi taşımacılığında ise bu tutarın yaklaşık 3 bin dolar olduğunu söyledi. Aradaki farkın üreticinin gelirini doğrudan etkilediğini belirten Doğan, Karadeniz'deki gemi trafiğinin tekrar işler hale getirilmesini, bunun mümkün olmaması durumunda ihracatçılara navlun desteği sağlanmasını istedi. Türkiye'nin narenciye ihracatının yaklaşık yüzde 60-70'inin Rusya ve Ukrayna pazarlarına yöneldiğini belirten Doğan, alternatif pazarlara erişimin de artırılması gerektiğini söyledi. İhracattaki aksaklıkların paketleme tesislerinin çalışma kapasitesine de yansıdığını dile getirdi. Doğan, taşımacılıktaki maliyet farkının ihracatın rekabet gücünü de zayıflattığına işaret etti.</p>
<h2>Üretici fiyatı 2 liraya kadar düştü </h2>
<p>Narenciyede fiyatların üreticiyi memnun etmediğine dikkat çeken Doğan, limonun kilogram fiyatının boy ve kaliteye göre 2-6 lira arasında değiştiğini, mandalinada ilk hasatta 8-10 lira olan fiyatların 2-7 liraya kadar gerilediğini aktardı. Tüccarların bazı alımlarda yalnızca belirli büyüklükteki meyveleri topladığını, kalan ürünlerin ağaçta bırakıldığını belirten Doğan, bunun çiftçiye ek maliyet yüklediğini söyledi. Ürünün tamamının alınmaması nedeniyle üreticinin ikinci kez toplama masrafı yapmak zorunda kalabildiğini kaydeden Doğan, dalda kalan meyvenin gelecek sezonun verimini ve bahçe bakımını da olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Soya biçim ücreti dekar başına 370 lira</span></h2>
<p>Mehmet Akın Doğan, soya üreticilerinin talepleri doğrultusunda Tarsus Ziraat Odası yetkililerinin de katılımıyla 13 Ekim’de toplantı gerçekleştirilen toplantıda, Adana’da 2026 yılı soya hasadında tavsiye edilen biçerdöver ücretlerini, dekar başına düz biçimde 350 TL, kırıcılı biçimde ise 370 TL olarak belirlediklerini söyledi. Çiftçilerin mazot, gübre, ilaç, sulama ve işçilik gibi kalemlerde artan üretim maliyetleriyle mücadele ettiğini, biçerdöver işletmecilerinin de yakıt, bakım, yedek parça ve işletme giderleri bulunduğunu belirten Doğan, belirlenen ücretlerin tavsiye niteliğinde olduğunu, her iki tarafın haklarını gözeten, karşılıklı anlayışa dayalı bir hasat süreci hedeflediklerini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ciftci-kredi-borcunu-odeyemiyor-erteleme-istiyor-89844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/tarim-ciftcijpg-1752681783.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anapara ödemelerinin ertelenmesi çağrısında bulunan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, mevcut uygulamada üreticinin anaparayı kapattıktan sonra tekrar kredi kullanabilmek için kaynak bulması gerektiğini, bu kaynağı bulamayanların yüksek faizli özel banka kredilerine yönelebildiğini vurgulayarak, “Çiftçinin bankaya 1 milyon lira borcu varsa, bu parayı bulup anaparayı kapatması, faizini ödemesi ve ardından yeniden kredi başvurusu yapması gerekiyor. Oysa anapara ertelense, çiftçi yalnızca yıllık faizini ödeyerek borcunu sürdürebilse üretici üzerindeki baskı azalır.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dericilerden-ozel-kredi-ve-doviz-destegi-talebi-89843</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dericilerden özel kredi ve döviz desteği talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Güven Karaca, son 3,5 yıldır yeterince dayak yediklerini belirterek, sektörde maliyet baskısı ve kur-enflasyon dengesizliğinin müşteri, üretim kapasitesi ve istihdam kaybına yol açtığını belirtti. Sektöre özel kredi paketi ve koşulsuz yüzde 10 döviz dönüşüm desteği isteyen Karaca, mevcut desteklerden yararlanmakta zorlandıklarını söyledi. İDMİB, 2025 yılı ihracat performanslarıyla öne çıkan 257 firmayı “İhracatta Fark Yaratanlar 2025” töreninde ödüllendirdi. Törenin açılışında konuşan Güven Karaca, Türkiye’nin kalite, tasarım, hızlı ve esnek üretimde güçlü bir konuma sahip olduğunu belirtti. ancak son yıllarda artan üretim maliyetleri ve finansman koşullarının fiyat rekabetini zorlaştırdığına dikkat çeken Karaca, “Ancak fiyatta rekabet edemediğimiz noktada maalesef müşteri kaybediyoruz ve istihdam kaybediyoruz. Bugün kaybettiğimiz üretim kapasitesini ve nitelikli iş gücünü yarın yeniden kazanmamız zor” diye konuştu.</p>
<h2>"Uygulama kriterleri sadeleştirilmeli" </h2>
<p>Deri ve deri mamullerinin yüksek katma değer üreten, emek yoğun bir sektör olduğunu vurgulayan Karaca, istihdamı koruma destekleri ile döviz dönüşüm desteğinin uygulama kriterlerinin sadeleştirilmesini istedi. Döviz dönüşüm desteğinde yüzde 10 taleplerinin karşılanmadığını belirten Karaca, mevcut uygulamaya ilişkin, “Yüzde 10’luk talebimiz maalesef yüzde 3’lerde kaldı ve yeni uygulamayla bunu da kullanamaz hale geldik” değerlendirmesini yaptı. Bu konuda Merkez Bankası ile yoğun istişare yürütüldüğünü ifade eden Karaca, desteğin koşulsuz olarak yüzde 10’a sabitlenmesini talep etti. “Son 3,5 yıldır yeterince dayak yedik” diyen Karaca, sektörün özel faiz oranları ve teminat koşulları içeren bir kredi paketine ihtiyaç duyduğunu söyledi. Sanayicinin yatırım motivasyonunun zayıfladığına da işaret eden Karaca, imalat sanayisini yönlendirecek ve destekleyecek dinamik politikaların devreye alınması gerektiğini belirtti. Kur ve enflasyon arasındaki dengesizliğin müşteri, kapasite ve iş gücü kaybına yol açtığını dile getiren Karaca, insan kaynağını koruyacak yeni politikalara da ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>
<h2>İhracat kaybı yüzde 0,8’e geriledi </h2>
<p>Karaca’nın verdiği bilgilere göre, Türkiye’nin toplam ihracatı 2025’te yüzde 4,5 artarak 273 milyar dolara ulaşırken, deri ve deri mamulleri sektörünün ihracatı yüzde 5 düşüşle 1,5 milyar dolar oldu. 2026’nın ilk dokuz ayında 1,1 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini açıklayan Karaca, yıla yüzde 8-9 seviyelerinde ihracat kaybıyla başladıklarını, gelinen noktada ise geçen yılın aynı dönemine göre gerilemenin yüzde 0,8’e kadar indiğini söyledi.</p>
<p>Karaca, “Yıl sonuna kadar ihracat kaybı yaşamadan, 2025 yılıyla aynı rakamda bu yılı da kapatmayı umuyoruz” dedi. Bu dönemde deri ve kürk konfeksiyonunda yüzde 14, mamul deri ve kürkte yaklaşık yüzde 13 büyüme sağlandığını aktaran Karaca, ayakkabı aksamları ve saraciyede daralmanın sürdüğünü belirtti. Karaca, “Dengelenme yılı olan 2026, sektörümüzde toparlanma işaretleri gösterse de henüz istediğimiz noktada değiliz. Hedefimiz ihracatta yeniden kalıcı büyümeyi yakalamak” diye konuştu.</p>
<h2>Birim ihracat değeri 16 doları geçti </h2>
<p>Dünya deri ve deri mamulleri pazarının 300 milyar dolar büyüklüğünde olduğunu belirten Karaca, Türkiye’nin deri ve deri ürünleri imalatında Avrupa’da üçüncü sırada bulunduğunu söyledi. Yaklaşık 200 ülkeye ihracat yapan sektörün, Türkiye’nin birim ihracat değeri en yüksek dördüncü sektörü olduğunu ifade eden Karaca, kilogram başına ihracat değerinin 2025’te yaklaşık 14 dolar iken bu yıl 16 doların üzerine çıktığını söyleyen Karaca, üyeleri arasında bin 100 dolarlık kg başına ihracat değerine sahip şirketlerin yer aldığını aktardı. 2025’te Amerika kıtasına ihracatın yaklaşık yüzde 15, ABD’ye ihracatın ise yüzde 17 arttığını aktaran Karaca, ABD’nin sektörün ilk 20 ihracat pazarı arasında kilogram başına 51 dolarlık ihracat değeriyle öne çıktığını belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÖKSÜZ: BİRİM FİYAT ARTIYOR, SEKTÖR RAHATLAMIYOR</span></h2>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkan Vekili Ahmet Öksüz, deri ve deri mamulleri sektörünün Türkiye ortalamasının 10 katından fazla birim değerle ihracat yaptığını vurgulayan Öksüz, “Artan maliyetler, özellikle enfl asyonun altında kalan döviz kuru artışları sektörümüzün en büyük sorunu” dedi. Döviz dönüşüm desteğine erişimde yaşanan güçlükleri TİM yönetimi olarak Merkez Bankası Başkanı ile yaptıkları görüşmede gündeme getirdiklerini belirten Öksüz, sektörde faaliyet karının yok denecek kadar az olduğunu ifade etti. Destek hesaplamasında işçiliğin ağırlığının artırılmasını önerdiklerini aktaran Öksüz, döviz kredisi kullanan firmaların destekten yararlanmasını engelleyen koşulun da kaldırılmasını istediklerini söyledi. Yılın ilk dokuz ayında İtalya’ya ihracatın yüzde 18, ABD’ye ihracatın yüzde 25 arttığına dikkat çeken Öksüz, 2026 sonunda geçen yılın ihracatının bir miktar aşılmasını beklediklerini kaydetti. Kazlıçeşme’deki tabakhanelerden Gedikpaşa’daki ayakkabı atölyelerine uzanan üretim birikiminin korunması gerektiğini vurgulayan Öksüz, yüksek birim değerli ihracatın ve markalaşmanın önemine işaret etti. Öksüz, “İhracatımızın geleceği açısından ne kadar sattığımız değil, hangi değerle sattığımız da büyük önem taşıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dericilerden-ozel-kredi-ve-doviz-destegi-talebi-89843</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/deri.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İDMİB Başkanı Güven Karaca, deri sektöründe maliyet baskısı ve kur-enflasyon dengesizliğinin müşteri, üretim kapasitesi ve istihdam kaybına yol açtığını belirtirken son 3,5 yıldır yeterince dayak yediklerini söyledi, sektöre özel kredi paketi ve koşulsuz yüzde 10 döviz dönüşüm desteği istediklerini kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/dizelde-kriz-2027ye-uzaniyor-89841</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dizelde kriz 2027’ye uzanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="224" height="106" /></p>
<p>Orta Doğu’dan ham petrol akışı son bir ayda artmasına karşın Brent’in varil fiyatının 100 doların üzerinde kalması, enerji piyasasındaki rahatlamanın sınırlı olduğunu gösteriyor. Dizelde ise tablo daha da ağır: Atlantik’in iki yakasında fiyatlar varil başına 200 doların üzerine çıkarken, rafine ürün arzındaki açık küresel ekonomi için tehdit oluşturuyor. </p>
<h2>İhracat kaybı yüzde 4.5 </h2>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), dizel piyasasındaki sıkışıklığın 2027’nin ilk yarısında da sürebileceği uyarısı yaptı. Ajansın aylık raporuna göre Orta Doğu ve Rusya kaynaklı dizel ihracat kayıpları eylülde günlük 1,3 milyon varile ulaştı. Bu miktar, ajansın 2026 için öngördüğü küresel dizel ve gazyağı talebinin yaklaşık yüzde 4,5’ine karşılık geliyor.</p>
<h2>Rafinerilerde toparlanma açığı kapatmayacak </h2>
<p>IEA, küresel rafineri faaliyetlerinde yıl sonuna doğru beklenen toparlanmanın stokların yeniden oluşturulmasına katkı sağlayacağını, ancak orta distilat ürünlerde biriken açığı kapatmaya yetmeyeceğini öngörüyor. Dizel, gazyağı ve jet yakıtını kapsayan bu grupta arz-talep dengesinin 2027’nin ilk yarısında sıkı kalması, yılın ikinci yarısında ise gevşemesi bekleniyor.</p>
<p>Dizel rafinaj marjı eylülde varil başına yaklaşık 95 dolarla rekor seviyeye çıktı. Çarşamba günü ise yaklaşık 85,42 dolar düzeyinde seyretti. Bu yüksek marjlar, ham petrol ile nihai yakıt fiyatları arasındaki kopukluğun sürdüğüne işaret ediyor.</p>
<h2>Stok nefes aldırabilir</h2>
<p>IEA üyesi ülkeler, mart ayında arz şokunu sınırlamak amacıyla acil rezervlerden 400 milyon varil petrol çıkarılması konusunda anlaşmış, taahhütler daha sonra 426 milyon varile yükseltilmişti. Eylül sonuna kadar yaklaşık 331 milyon varil piyasaya verildi. Avrupa’nın 46 milyon, Amerika kıtasının 40 milyon, Asya-Pasifik’in ise 10 milyon varillik miktarı henüz devreye girmedi. Piyasada şimdi gözler, kalan stokların hangi hızla kullanılacağına çevrildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dizel, benzinden daha büyük ekonomik risk</span></h2>
<p>Benzin fiyatlarındaki artış sürücüleri zorlarken, dizeldeki arz sıkıntısı küresel ekonomi için çok daha geniş bir tehdit oluşturuyor. Kamyonlardan tarım makinelerine, inşaat ve madencilik ekipmanlarından fabrikalara kadar pek çok faaliyet dizel yakıtla çalışıyor. Denizcilik, havacılık ve ısıtma sektörlerinde kullanılan orta damıtma ürünleri de bu baskıyı artırıyor. Sonuç olarak, yüksek dizel fiyatları gıda ve ham maddelerden imalat ürünlerine kadar malların üretim ve nakliye maliyetlerini doğrudan etkiliyor. Ham petrol sevkiyatlarının toparlanması da tek başına yeterli değil; rafinerilerin kullanılabilir yakıt üretmesi için uygun ham petrole, işleyen altyapıya ve yeterli kapasiteye ihtiyacı var. Dizel talebinin kısa vadede azaltılması da benzine kıyasla daha güç. Bu nedenle yüksek fiyatlar, taşımacılık ve üretim maliyetleri üzerinden gıda ve sanayi ürünlerine yansıyabiliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Avrupa’da dizel ithalatı geriledi</span></h2>
<p>Avrupa’nın dizel arzında dış kaynaklara bağımlılığı, stok kararlarını daha kritik hale getiriyor. Kpler verilerine göre Avrupa Birliği’nin mart-eylül dönemindeki dizel ve gazyağı ithalatı günlük 390 bin varil azaldı. Dört aya yayılan 50 milyon varillik dizel salımı, hesaplamalara göre günlük yaklaşık 400 bin varillik arz sağlayarak ithalattaki düşüşü karşılayabilir. Ancak Avrupa’nın acil rezervleri, net ithalatın en az 90 günlük miktarını veya tüketimin 61 günlük karşılığını kapsama kurallarına tabi. Bu nedenle hükümetlerin piyasayı rahatlatmak için kullanabileceği stok miktarı sınırlı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/dizelde-kriz-2027ye-uzaniyor-89841</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/dizel.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası Enerji Ajansı, Orta Doğu ve Rusya kaynaklı arz kayıpları nedeniyle küresel dizel piyasasındaki sıkışıklığın 2027’ye uzanabileceği uyarısında bulundu. Eylülde günlük 1,3 milyon varile ulaşan ihracat kaybı, rekor rafineri marjları ve eriyen stoklar sanayiden tarıma, taşımacılıktan gıda fiyatlarına kadar geniş bir alanda maliyet baskısını artırıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cimento-sektoru-yuzde-27-gerilerken-akcansanin-yuzde-22-yukselisi-surer-mi-89840</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çimento sektörü yüzde 27 gerilerken Akçansa’nın yüzde 22 yükselişi sürer mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST Taş Toprak Endeksi yılbaşından bu yana %26,80 gerilerken sektördeki şirketlerden 15'i %10 ve üzeri değer kaybı yaşadı. En fazla düşüş Batıçim Çimento'da gözlendi. İki şirket pozitif tarafta kalmayı başarırken, Akçansa performansıyla diğerlerine açık ara fark attı.</strong></p>
<p>Çimento ve beton üreticisi şirketlerin getirileri sektör içi sert bir farklılaşmaya işaret ediyor. Akçansa yılbaşından bu yana yatırımcısına %21,68 kazandırırken, onu Nuh Çimento sadece %0,34’lük artışla pozitif bölgede tutunmayı başararak takip edebildi. Batıçim Çimento ise %63,74 eriyerek listenin en zayıf halkası konumunda bulunuyor. Sektördeki 15 firma %10’un üzerinde düşüş yaşadı. Operasyonel kârlılık üretmekte zorlanan bu şirketleri genel ekonomideki sıkışmayla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Fiyatı gerileyen hisselere yönelmeden önce, şirketlerin mali performansını okumayı temel alışkanlık haline getirmek gerekiyor.</p>
<h2>Yükselse de zararda</h2>
<p>Akçansa, yılbaşından bu yana %21,68 yükselişle sektördeki diğer hisselerin üstünde yer aldı. Firmanın sermayesindeki %39,72 Sabancı Holding payı, geçtiğimiz haziranda 427,8 milyon dolara yabancı ortağa geçti. Heidelberg’in payı %94,8’e yükseldi. Akçansa yılın ilk yarısında satışını 13,7 milyar TL’ye çıkarsa da 96,4 milyon TL dönem zararı açıkladı.</p>
<p>Nuh Çimento’nun hissesi yılbaşından bu yana %0,34 yükseliş kaydederek artıda kalmayı başaran sektördeki iki şirketten biri oldu. İki yıldır yurt içi ve yurt dışı yatırım imkanlarını araştıran şirket, henüz bir adım atabilmiş değil. Yılın ilk yarısında satışları 9,7 milyar TL’ye gerileyen Nuh Çimento, dönem sonunda 405,4 milyon TL zarar yazdı.</p>
<h2>En fazla kaybettiren</h2>
<p>Batıçim Çimento yılbaşından bu yana %63,74 gerileyerek sektörde en fazla kaybettiren hisse konumunda. Geçtiğimiz ağustosta 37,16 TL bölgesinde işlem gören hissenin son üç aydaki erimesi %84’e yaklaştı. Altı aylık dönemde geliri 3,1 milyar TL’ye inen Batıçim, dönem sonu 139,8 milyon TL zarar etti.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1b14d38678-1792127309.png" alt="" width="999" height="549" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KAZANÇ ODAKLI MI, KORUMA ODAKLI MI?</strong></p>
<p><strong>Kazanç odaklı;</strong> agresif büyüme, fırsat büyütme, yüksek getiri, dinamik yönetim. Sermaye erimesi, ağır stres, spekülasyon tuzağı, kârı geri verme.</p>
<p><strong>Koruma odaklı;</strong> sermaye güvenliği, kriz dayanıklılığı, istikrarlı planlama, pasif kazanç. Yavaş büyüme, fırsat kaybı, durağanlık, maliyet dezavantajı.</p>
<p><strong>Üç ay önceki değerlemede elindeki taşınmazların toplam değeri 31,7 milyar TL'ye çıktı</strong></p>
<p>Kayseri Şeker'in elindeki taşınmazların ne kadarı yatırım amaçlı? ● Zeki Teker</p>
<p>Zeki; üç ay önce hazırlanan değerleme raporlarına göre Kayseri Şeker'in sahip olduğu gayrimenkullerinin toplam değeri 31,7 milyar TL düzeyinde bulunuyor. Bunun 16,1 milyar TL'si yatırım, 15,5 milyar TL tutarındaki kısmı ise kullanım amaçlı taşınmazlardan oluşuyor. Bilanço takvimi 1 Mayıs - 30 Nisan arasındaki dönemi kapsayan firmanın ilk çeyrekte toplam varlıkları 71,2 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Açıklanan tutarlarla taşınmazların bilanço içindeki ağırlığı %44 seviyesinde duruyor. Dönem sonunda ise zararı %26 artırarak 2,2 milyar TL'ye çıktı.</p>
<p><strong>Yeo Teknoloji 18 milyar liralık yeni işle yıllık cirosunu yakalamak üzere</strong></p>
<p>Yeo Teknoloji'nin yeni iş anlaşmaları büyümeyi nasıl etkiler? ● Buğra Engin</p>
<p>Buğra; Yeo Teknoloji, yıl içinde yakın tarihlerde başta Azerbaycan, İngiltere ve Kosova gibi ülkeler olmak üzere yurt içi ve yurt dışında toplamı 18,18 milyar TL'yi bulan sözleşmelere imza attığını belirtti. Alınan işlerin toplamı, yıllık hasılatının %93'üne ulaştı. Yılın ilk yarısında satışlarını %48 artıran firma, dönemi 669,7 milyon TL kârla kapattı. Batarya enerji depolama ve santral projelerindeki hacim artışı, operasyonel kârlılığı desteklerken, yurt dışı pazarlarda da etkinliğini güçlendirmesini sağlayacak konuma gelmesine olanak veriyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>RRA kısa vadeli para piyasasına yatırım yaparak yıllık yüzde 48 yükseldi</strong></p>
<p>Rota Portföy'ün idare ettiği Para Piyasası Serbest Fon (RRA), istikrarlı bir yükselişe sahip. Büyüklüğü martta 3,2 milyar TL düzeyinde bulunurken sonrasında küçülen bir ivme öne çıktı. Ekimde fonun toplam hacmi 666,1 milyon TL seviyesine indi. Mayıstan bu yana para çıkışının öne çıktığı fonda, ekimde çıkan tutar 82 milyon TL düzeyinde. Yıl içinde yatırımcısının en yüksek olduğu mayısta sayı 241'i bulurken şimdilerde 136 kişiye inmiş görünüyor. Doluluk oranı ise %4,19 seviyesinde. Temel stratejisi, varlıklarını yüksek likiditeli kısa vadeli para piyasası araçlarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %41,49'u ters repo ve %38,07'si finansman bonosundan oluşuyor. Yüksek volatiliteden kaçınıp istikrarlı kazanç arayan yatırımcılara hitap ediyor. Yıllık %48,16 getiri ile borsayı geride bıraktı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>QNB Finansal Kiralama, TLREF + %0,75 faizle 600 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>QNB Finansal Kiralama, nitelikli yatırımcılara yönelik 14.10.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 600.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%0,75 olarak belirlendi. 182 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 2 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 14.04.2027 olarak açıklandı. 14 Ekim itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,77 seviyesinde bulunuyor. Verilen %0,75 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için uygun bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFQFKR42725 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1b11fe0219-1792127263.png" alt="" width="963" height="238" /><strong>SARKUYSAN</strong></p>
<p><strong>Yapı ruhsatını aldığı santral yatırımını yılın son çeyreğinde devreye alıyor</strong></p>
<p>Sarkuysan, Diyarbakır Silvan'da yıllık 22 bin MWh elektrik üretecek GES projesinde arsa tapularını tescil ettirerek yapı ruhsatını aldı. İdari ve yasal süreçlerin öngörülen süreyi aştığı belirtilen yatırımın devreye alınma planı, 2026'nın son çeyreğinde gerçekleşeceği belirtildi. İzin süreçlerinin tamamlanmasıyla birlikte projedeki belirsizlikler büyük ölçüde ortadan kalkmış oldu. Tesisin faaliyete geçmesiyle enerji giderlerinde sağlanacak tasarruf, operasyonel maliyetlerini uzun vadede dengeleme olanağı bulacak. Şirket, yılın ilk yarısında kârını %28 düşürdü.</p>
<p><strong>GEN İLAÇ</strong></p>
<p><strong>Yatırım kuruluşuyla ortaklaşa hayata geçirilen üretim tesisi faaliyete geçti</strong></p>
<p>Gen İlaç ile Azerbaycan Yatırım Şirketi (AIC) ortaklığıyla kurulan Gen Caucasus tarafından Azerbaycan'da gerçekleştirilen ilaç üretim tesisi faaliyete geçti. 2023 yılında temeli atılan tesis, ülkenin en büyük ilaç üretim fabrikası konumunda bulunuyor. Şirket açıklamasında, söz konusu adımla Azerbaycan'ın yerel ilaç ihtiyacının karşılandığını ve 30 yıllık sektör tecrübesini uluslararası üretime taşıma stratejisi ile hareket ettiğini ifade etti. Tesisin devreye alınmasıyla birlikte, çevre pazarlardaki uzun vadeli faaliyetlerin güçlendirilmesi de mümkün olabilecek.</p>
<p><strong>BEYAZ FİLO</strong></p>
<p><strong>Dokuz aylıkta sıfır araç satışını artırıp payını büyütse de zarardan kurtulamadı</strong></p>
<p>Beyaz Filo, bayisi olduğu 6 farklı marka üzerinden yılın ilk 9 aylık döneminde toplam 13.420 adet sıfır kilometre araç sattığını duyurdu. Gerçekleşen bu satışlarla birlikte firmanın otomobil ve hafif ticari araç pazarındaki payı, geçen yılın aynı dönemindeki %1,65 seviyesinden %1,67'ye yükseldi. Daralan otomotiv pazarında satış hacmini artırarak payını genişletmesi, operasyonel olarak güçlü kaldığını gösteriyor. Pazarını büyütmesine rağmen Beyaz Filo yılın ilk yarısında gelirini %8 düşürerek 10,5 milyar TL'ye geriletti. Dönem sonunda da 177,3 milyon TL ile zarara döndü.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Borusan Yatırım şubattan bu yana geriliyor. Fonlar satış tarafında yer alıyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1b0fe89080-1792127230.png" alt="" width="300" height="244" /></p>
<p>Borusan Yatırım'da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %8,96 ile toplamda 971 bin lot azalarak 9,87 bine indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 5 ile sabit duruyor. SLG fonu bin lot ile en fazla satışı yaparken, alım tarafında yer alan kurum gözlenmedi. Borusan hakkında yıl içinde öneride bulunan kurum bulunmuyor. Hissede QNB Portföy'ün yönettiği SLG fonu satış yapmakla birlikte hâlâ elindeki 8,2 bin lot pay ile en fazla konumlanan pozisyonunu koruyor. Diğer fonlar ise hareketsiz kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cimento-sektoru-yuzde-27-gerilerken-akcansanin-yuzde-22-yukselisi-surer-mi-89840</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çimento sektörü yüzde 27 gerilerken Akçansa’nın yüzde 22 yükselişi sürer mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/almanya-ile-savunma-is-birligi-gercek-bir-sicrama-olabilir-mi-89838</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Almanya ile savunma iş birliği gerçek bir sıçrama olabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ile Almanya yeni bir “bahar havasına” hazırlanıyor olabilir. Almanya’nın Başbakanı olması beklenen Kuzey Ren-Vestfalya Başbakanı Hendrik Wüst’ün haftalar önce yaptığı Türkiye ziyareti, eyalet ziyaretinin ötesinde bir protokole sahne oldu. Verilen mesajlar son derece sıcaktı. Önceki gün TOBB’un ev sahipliğinde Alman Türk Ticaret Odası (AHK) işbirliğiyle gerçekleşen 4. Türk-Alman Ekonomi Konferansı’nda ilişkilerin “ilerleyeceğinin” en büyük göstergesi savunma sanayii işbirliğine yönelik çok güçlü mesajlar verilmesi oldu. Türkiye ve Almanya öteden beri savunma sanayiinde yoğun işbirliği içinde. TSK başta Leopard tankları olmak üzere çok sayıda Alman platform, sistem, alt sistemlerinin kullanıcısı. Geçmişte, özellikle 90’lı yılların başında en büyük krizlerden biri de bu alanda patlak vermiş, Almanya, bazıları hibe kendi tanklarının ve bazı ürünlerinin terör örgütüne karşı yurt dışı operasyonlarda kullanımını engelleyip ambargo koymuştu. Yine tank temelli güç paketi sorunu (her ne kadar şirket çok uluslu görünse de) da hafızalarda. Türkiye AB temelli Avrupa savunma sistemine Yunanistan ve Rum Kesimi engellemesi nedeniyle tam entegre olamıyor. Gelecekte de olamayacak. Diğer yandan başta Doğu Avrupa ülkeleri, İspanya ve İtalya önemli programlarda Türkiye ile çalışmaya başladı. Almanya’nın bir başka gündemi enerji. Türkiye’nin sürekli masasındaki konu “enerji bağımsızlığı” ve “arz güvenliği” her zaman Almanya’nın da gündeminde. Yenilenebilir enerjiyle başlayan Almanya’nın teknoloji girişimleri bugünlerde hidrojen teknolojileriyle ilerliyor. Bir dönem tamamen kapatılması için çalışılan nükleer santraller de yeni yatırımlarla gündemde.</p>
<p>Almanya Türkiye’nin tarihi olarak en büyük ticaret partneri. Bazen kriz aşamasına kadar ulaşan bozulmalar olsa da her iki taraf da birbirine uzun süre küs kalamayacağının bilincinde. Taraflar, çıkarların ortaklaştığı anda tüm dişlilerin hemen çalışmaya başlaması gerektiğinin de farkında. Türkiye’nin siyasal iklimindeki “sınamalar” için AB’nin yeniden bir çıpa ve standart olması pekala mümkün. Avrupa’nın özgürlükler yönünde irtifa kaybettiği, kendilerince büyük olarak niteledikleri tehditlere verdikleri bazıları aşırı tepkiler nedeniyle dünyaya hediye ettikleri demokratik standartlardan uzaklaşma, hatta bunları umursamadan siyasal-diplomatik ilişkiler geliştirme yönünde eğilim görülse de Almanya başta olmak üzere yine özgürlükler ve demokrasi temelli bir AB gündemi pekala mümkün. Almanya’nın başını çekeceği böyle bir Avrupa, Türkiye için de iyi olabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/almanya-ile-savunma-is-birligi-gercek-bir-sicrama-olabilir-mi-89838</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/savunma-sanayi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Almanya ile savunma iş birliği gerçek bir sıçrama olabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-aclik-endeksi-89837</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel Açlık Endeksi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Açlık, insanlığın yalnızca insani ve sosyal bir sorunu değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmanın, gelir dağılımının ve küresel adaletin en önemli göstergelerinden biridir. Dünyada üretilen gıdanın insanlığın ihtiyaçlarını karşılayabilecek düzeyde olmasına rağmen milyonlarca insanın yeterli ve sağlıklı beslenememesi, üzerinde düşünülmesi gereken büyük bir çelişkidir. İşte Küresel Açlık Endeksi, bu çelişkinin boyutlarını ortaya koyan önemli göstergelerden biridir.</p>
<p>Küresel Açlık Endeksi, ülkelerdeki açlığın düzeyini ve zaman içindeki değişimini ölçmek amacıyla hazırlanan uluslararası bir göstergedir. Endeks, yalnızca insanların yeterince yemek yiyip yiyemediğine bakmaz; çocukların beslenme durumunu, büyüme geriliğini ve çocuk ölümlerini de dikkate alır. Böylece açlığın toplumların geleceği üzerindeki etkilerini daha kapsamlı biçimde değerlendirmeye imkân tanır.</p>
<p>Endeks dört temel gösterge üzerinden hesaplanır: Yetersiz beslenme, beş yaş altındaki çocuklarda bodurluk, çocuklarda zayıflık ve beş yaş altı çocuk ölümleri. Bu göstergeler, açlığın yalnızca bugünkü yaşam koşullarını değil, gelecek kuşakların fiziksel ve zihinsel gelişimini de etkilediğini gösterir.</p>
<p><strong>Açlık neden hâlâ çözülemiyor?</strong></p>
<p>Dünya ekonomisi teknolojik gelişmeler, yapay zekâ, otomasyon ve üretim kapasitesi bakımından önemli bir noktaya ulaşmış durumda. Tarımda verimliliği artıran yöntemler, gelişmiş sulama sistemleri ve dijital üretim teknikleri sayesinde daha fazla gıda üretmek mümkün. Buna rağmen açlık sorununun devam etmesi, meselenin yalnızca üretim yetersizliğiyle açıklanamayacağını ortaya koyuyor.</p>
<p>Asıl sorunlardan biri, gıdanın üretilmesi ile ihtiyaç duyan insanlara ulaştırılması arasındaki dengesizliktir. Bir ülkede tarımsal üretim yüksek olsa bile düşük gelir, işsizlik, yüksek gıda fiyatları ve yetersiz sosyal destekler, insanların yeterli beslenmesini engelleyebilir. Başka bir ifadeyle, gıdanın bulunması herkesin ona ulaşabildiği anlamına gelmez.</p>
<p>Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, siyasi istikrarsızlıklar ve zorunlu göçler de açlık riskini artırıyor. Tarım alanlarının zarar görmesi, tedarik zincirlerinin kesintiye uğraması ve enerji maliyetlerinin yükselmesi, gıda fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Özellikle gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda kalan yoksul aileler, bu gelişmeler karşısında daha kırılgan hâle geliyor.</p>
<p>İklim değişikliği ise sorunu daha karmaşık bir noktaya taşıyor. Kuraklık, sel, aşırı sıcaklık ve düzensiz yağışlar tarımsal üretimi olumsuz etkiliyor. Üretimdeki düşüş, yalnızca çiftçinin gelirini azaltmıyor; aynı zamanda tüketicinin daha pahalı gıdayla karşılaşmasına neden oluyor. Dolayısıyla iklim politikaları ile açlıkla mücadele politikalarını birbirinden bağımsız düşünmek mümkün değildir.</p>
<p><strong>Küresel ekonominin görünmeyen maliyeti</strong></p>
<p>Açlıkla mücadelede ekonomik büyüme tek başına yeterli değildir. Büyümenin toplumun geniş kesimlerine nasıl yansıdığı, ücretlerin satın alma gücü ve temel gıdalara erişim imkânları en az büyüme oranı kadar önemlidir. Ekonomik büyüme yaşanırken gelir dağılımı bozuluyor, gıda fiyatları gelirlerden daha hızlı artıyor ve sosyal destekler yetersiz kalıyorsa açlık riski devam edebilir.</p>
<p>2025 Küresel Açlık Endeksi, ülkelerin durumunu değerlendirirken farklı yıllara ait verileri belirli bir yöntemle bir araya getiriyor. Bu nedenle raporun yayımlandığı yıl ile verilerin ait olduğu yılları birbirinden ayırmak gerekiyor. Endeksin 2025 değerlendirmesinde yetersiz beslenme verileri 2022-2024 dönemini, çocuk ölümleri verileri ise 2023 yılını esas alıyor</p>
<p>Türkiye açısından tabloya baktığımızda, 2025 endeksinde ülkemizin açlık düzeyi düşük olarak sınıflandırılan ülkeler arasında yer aldığını görüyoruz. Türkiye'nin puanı 5'in altında bulunuyor. Ancak bu sonuç, ülkedeki bütün hanelerin yeterli ve dengeli beslenebildiği anlamına gelmiyor. Ulusal düzeydeki göstergeler, haneler arasındaki gelir farklılıklarını ve gıdaya erişimde yaşanan güçlükleri tek başına açıklayamaz.</p>
<p> Bu nedenle Türkiye'de gıda güvenliğini değerlendirirken yalnızca üretim miktarlarına ve genel endeks sonuçlarına bakmak yeterli değildir. Asgari ücretlilerin, emeklilerin, işsizlerin ve dar gelirli ailelerin mutfak harcamaları da dikkate alınmalıdır. Pazara, markete veya kasaba giden vatandaşın satın alma gücü düşüyorsa, beslenme kalitesinin korunması giderek zorlaşabilir.</p>
<p><strong>Çözüm üretimden adil dağıtıma uzanıyor</strong></p>
<p>Açlıkla mücadelede ilk adım, tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılmasıdır. Çiftçinin üretim maliyetleri kontrol altına alınmalı, sulama yatırımları güçlendirilmeli, verimlilik artırılmalı ve tarım arazilerinin korunmasına öncelik verilmelidir. Bunun yanında hasat sonrası kayıpların azaltılması ve gıda tedarik zincirinin iyileştirilmesi de büyük önem taşıyor.</p>
<p>İkinci adım, dar gelirli kesimlerin gıdaya erişimini güvence altına almaktır. Çocukların okulda yeterli beslenmesini sağlayan programlar, ihtiyaç sahibi ailelere yönelik hedefli destekler ve yerel üreticiyi tüketiciyle buluşturan uygulamalar bu açıdan etkili olabilir. Sosyal yardımların yalnızca geçici rahatlama sağlaması değil, ailelerin uzun vadeli ekonomik dayanıklılığını da artırması gerekir.</p>
<p>Üçüncü adım ise uluslararası iş birliğidir. Savaşların sona erdirilmesi, insani yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması ve iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerinin azaltılması, küresel açlıkla mücadelede belirleyici olacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak Küresel Açlık Endeksi bize önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Bir ülkenin gerçek zenginliği yalnızca millî gelirinin büyüklüğüyle ölçülemez. Çocukların sağlıklı büyüyebilmesi, ailelerin yeterli gıdaya ulaşabilmesi ve insanların gelecek kaygısı yaşamadan temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi de kalkınmanın ayrılmaz parçalarıdır.</p>
<p><strong>Açlık, yalnızca daha fazla gıda üreterek değil, üretilen gıdaya herkesin erişebilmesini sağlayarak sona erdirilebilir.</strong> Ekonomik politikaların başarısı da tam bu noktada ortaya çıkar. Çünkü sofradaki ekmeğin miktarı kadar, o ekmeğe ulaşabilme imkânı da toplumsal refahın temel ölçülerinden biridir.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-aclik-endeksi-89837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel Açlık Endeksi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekaya-turk-gibi-yaklasmak-89836</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâya Türk gibi yaklaşmak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Şirketlerde yapay zekâ kullanımı yaygınlaşırken, uygulamalara erişim sağlamak dijital dönüşüm için tek başına yeterli olmuyor. Yekta Özözer, verimlilik artışının ölçülmesi, iş süreçlerinin yeniden tasarlanması ve üst yönetimin dönüşümü sahiplenmesi gerektiğine dikkat çekerek, teknoloji kullanımının artmasıyla verimlilik artışının aynı şey olmadığını vurguluyor.</strong></p>
<p>Kendimize dışarıdan bakmak için söyleşinin başlığını “Yapay Zekâya Türk Gibi Yaklaşmak” koydum... Zeki, hızlı, pratik olduğumuzu söylemeyi seviyoruz; kestirmeye olan düşkünlüğümüzü de bilmeyen yok… bakalım biz ne yapmışız;</p>
<p>Şirketi yapay zekâyla tanıştırdık; aynı işi aynı onaylardan geçiriyor muyuz… aynı bilgiyi aynı kişiden bekliyor muyuz… toplantıda aynı sorunları konuşuyor muyuz?…</p>
<p>Yapay zekâyı ne sanıyoruz; bu bir teknoloji… bu bir dönüşüm! Yok yok bu bir kuş!...</p>
<p>Konunun adını koyabiliyor, ne değişti, söyleyebiliyor muyuz?</p>
<p>Yöneticilere sorduğunuzda çoğunlukla iyi giden bir hikâye dinliyorsunuz. Dönüşmüş, geleceğe hazırlanıyorlar. Bir kısım da “biz yaptık, sonuç alamadık” diyor. Ne yaptınız siz acaba? Çalışan bilgisayarına uygulama eklemek kolay; yönetimin alışkanlıklarına dokunmak zor.</p>
<p>Farklı sektörlerdeki uygulamaları gören birine sormak istedim: Biz gerçekten ne yapıyoruz? Yekta Özözer, mühendislik ve finans eğitiminin ardından bankacılık, mali işler ve yönetim alanlarında çalışmış; uzun yıllardır kurumlara inovasyon, dijital dönüşüm ve değişim yönetimi konusunda danışmanlık ve eğitim veriyor. Teknolojiyi, yatırımın hesabını ve insanların çalışma biçimini birlikte değerlendirebilen bir geçmişi var.</p>
<p><strong>Uçur bizi yapay süper zek</strong><strong>â</strong></p>
<p>İlk sorum, yaygın bir kanı olan Gemini, Claude, ChatGPT, Perplexity Copilot ve veya benzeri uygulamaları kullanmanın yeterli olup olmadığıydı. Bir uygulamayı kullanmak elbette yapay zekâyla çalışmak anlamına geliyor. Fakat şirketin dijital dönüşümünü gerçekleştirdiğini, verimliliğini artırdığını, yatırımının karşılığını aldığını söylemek için başka yanıtlar aramalı.</p>
<p>“Dijital dönüşüm eşittir yapay zekâ değildir. Ama dijital dönüşümün çok önemli bir faktörü yapay zekâ olarak yer almaktadır” dedi Özözer. Açıklamasını şöyle özetlemeye devam edeyim; bu ayrımı kaçırınca şirketin bütün sorunları için aynı reçeteyi yazmaya başlıyoruz. Oysa bir yerde gereksiz onay zinciri, başka yerde eksik veri, bir başkasında paylaşılmayan bilgi var. Bunların üzerine YZ yerleştirmek, sorunu ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Özözer uyarıyor; “Yeni teknoloji eski aksaklığı büyütebilir. Süreç iyileştirilmeden uygulanan dijital dönüşüm ve yapay zekâ, karmaşıklığı artırıp verimliliği düşürebiliyor.”</p>
<p>Yaklaşımında dört unsur birlikte çalışıyor.</p>
<p>- Strateji, şirketin hangi ekonomik sorunu çözmek istediğini belirliyor.</p>
<p>- Ölçüm, başlangıçtaki durumla uygulama sonrasındaki sonucu karşılaştırmayı sağlıyor.</p>
<p>- Kültürel dönüşüm, insanların yeni çalışma biçimini öğrenmesini ve yönetimin bunu desteklemesini kapsıyor.</p>
<p>- Süreçlerin iyileştirilmesi, işin hangi adımlardan geçtiğini, nerede beklediğini, hangi işlemin tekrarlandığını ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Bunlardan birini atladığınızda diğerlerinin ne kadar güçlü olduğu da tartışmalı hâle geliyor. Yazılım çalışabilir; şirketin ondan beklediği sonuç gerçekleşmeyebilir.</p>
<p><strong>Şirketin YZ’ye hazırlığını nasıl anlayacağız?</strong></p>
<p>Özözer, yapay zekâ olgunluk analizi ile bütünsel dijital dönüşüm olgunluk analizini, kurumun mevcut durumunu görmek için kullandığını anlattı. İnceleme yalnızca kullanılan teknolojiye bakmıyor; şirketin stratejisi, verileri, satış ve müşteri yönetimindeki sorunları, kültürel hazırlığı birlikte değerlendiriliyor. Amaç, “Ben şirket olarak neredeyim?” sorusuna cevap vermek. Aynı teknoloji başlığının altında farklı ekonomik ihtiyaçlar var. Rakibin aldığı uygulamayı almak, rakibin elde ettiği sonucu satın almak anlamına gelmiyor.</p>
<p><strong>İlk Adım: </strong>Hangi sorunu çözmek istediğimizi bilmemiz gerekiyor. Şirketin müşterisi mi gidiyor, üretimi mi duruyor, stokları mı birikiyor, çalışanı aynı bilgiyi farklı yerlere tekrar tekrar mı giriyor? “Soruları sormadan çözüm almaya gidiyorsak teknolojinin yeteneğiyle kendi hazırlığımızı birbirine karıştırıyoruz” diyor.</p>
<p><strong>Sahada Ne Oluyor?  </strong>Gördüğü başlangıçlar tanıdık; …Rakip yapmış, bir toplantıda duyulmuş, şirket içinde konuya meraklı bir çalışan önermiş… Bir önerinin neden o şirket için öncelikli olduğunun açıklanması gerekir. Örneğin, şirketler soğuk zincirini korumak, üretimini artırmak, müşterisini kaybetmemek için mi bu işe giriyor, yoksa “Benim de bir yapay zekâm olsun” diye mi?</p>
<p><strong>Organizasyon şeması işin yolunu gösteriyor mu?</strong></p>
<p>Özözer, uçtan uca iş süreçlerini anlatan bir görselle ifade etti.  Şunu söyleyebilirim alıştığımız, tepede genel müdürün bulunduğu, aşağıya doğru kutuların sıralandığı organizasyon şemasına benzemiyor. Karmaşık, bağlantılarla dolu bir yapı… Tedarikçiler, mali işler, teknoloji, farklı bölümler birbirine bağlanıyor. Eski usul bir elektrik ya da telefon panosunun içi gibi…</p>
<p>Unvanların yerini biliyoruz ama işin nerede beklediğini göremiyoruz? Müşteriye ulaşacak ürünün, hizmetin veya kararın hangi bölümden nasıl geçtiği, kimin elinde ne kadar kaldığı, nerede tekrarlandığımı anlatıyor aslında… Dijital dönüşümün müdahale edeceği yerler bu bağlantıların içinde.</p>
<p>“Uçtan uca süreç” te satın alma, üretim, operasyon, mali işler ve teknoloji aynı sonucun farklı aşamalarında yer alıyor. Organizasyon şeması yetkinin yukarıdan aşağıya dağılımını gösterirken iş, bu bölümlerin arasında yatay ilerliyor.</p>
<p><strong>Token tüketimini başarı diye mi yazıyoruz?</strong></p>
<p>Sonuç ölçmek de yetmiyor. YZ projesinden sonra işler iyiye gitmiş olabilir. Peki, ne sayesinde? Döviz kurunun etkisi, yeni bir ürünün katkısı, başka bir maliyet azaltma çalışmasının sonucu ayrıştırılmış mı? Bütün iyileşmeyi yeni teknolojiye yazarsak başarılı görünen bir yatırımın hesabını yanlış yapabiliriz. Kullandığı ifade “dış faktör izolasyonu”. Şirketin iyi sonucundan YZ’nin payını ayırmak. Örneğin yurt dışında çalıştığı bir projede çok fazla token tüketildiğini, buna rağmen ilk yılın sonunda verimliliğin henüz artmadığını anlattı.</p>
<p>Ne kadar çok token o kadar verim mi? Yanıt “hayır”. Öncesi bilinmeyen, sonrasındaki bütün kazancı kendisine yazan bir projenin getirisi ne kadar güvenilir hesaplanabilir?</p>
<p>Şirkette kaç kişinin uygulamaya eriştiği, kaç işlemin yapıldığı, kaç eğitimin tamamlandığı da sonuç hakkında tek başına yeterli bilgi vermiyor. Faaliyet artarken kullanılabilir çıktının, kalitenin, kazancın ne olduğunu ayrıca ölçmek gerekiyor. Üstelik ücretsiz kullanılan aracın başında geçirilen zaman da bir maliyet. Para ödemediğimiz için hesabını tutmadığımız bir çalışma, şirket açısından bedelsiz olmayabilir. Özözer, “…çalışanın zamanının bir maliyet olduğunu unutmayalım. Kullanım için ücret ödenmemesi, o işi hazırlayan, yürüten ve sonuçlandıran kişinin emeğini ortadan kaldırmıyor. Teknoloji kullanımının artmasıyla verimlilik artışının aynı şey olmadığını unutmamak gerekiyor” diye özetledi düşüncelerini.</p>
<p><strong><em>Aynı YZ her sektörde aynı işe yaramıyor</em></strong></p>
<p><strong><em>- Otomotiv:</em></strong><em> Üretimin devamlılığı, arızaların önceden görülmesi ve kestirimci bakım.</em></p>
<p><strong><em>- Cam ve demir çelik:</em></strong><em> Fırınların çalışma koşulları ve üretim sürekliliği.</em></p>
<p><strong><em>- Bozulabilir gıda:</em></strong><em> Soğuk zincirin korunması.</em></p>
<p><strong><em>- Bankacılık:</em></strong><em> Müşteri kaybının analizi ve suistimal tespiti.</em></p>
<p><strong><em>- Telekom:</em></strong><em> Müşteri kaybı, sistemin işleyişi ve baz istasyonlarının oluşturduğu maliyetler.</em></p>
<p><strong>Canı acıyorsa tamamdır</strong></p>
<p>Peki, şirketler ne zaman bu hesapla ilgilenmeye başlıyor? Özözer’in söylediği, bizim pek çok alanda tanıdığımız bir davranışı tarif ediyor: “Genellikle Türkiye ortamında canı acıyorsa giriyor.”</p>
<p>Kaybı göstermek, ileride elde edilebilecek kazancı anlatmaktan daha etkili olabiliyor. Müşteri gitmiş, maliyet yükselmiş, makine durmuş; artık değişimin gerekçesi tartışılmıyor. Ne var ki sorun büyüdükten sonra başlayan dönüşümün acelesi de başka oluyor. Zaman baskısı altında çözüm satın alırken, hazırlık gerektiren işleri yine sonraya bırakma ihtimali doğuyor.</p>
<p><strong>Alışmadık vücutta “dijital dönüşüm” durur mu?</strong></p>
<p>Özözer’in pek çok sektörde başarısızlıkla sonuçlanan YZ macerasını özetleyen şahane bir tespiti var: “Alışmadık vücutta dijital dönüşüm durmaz.”</p>
<p>Kültür meselesi böyle anlaşılır hâle geliyor. Çalışana eğitim verip yeni bir aracı kullanmasını istemenin ötesinde, yönetimin işi nasıl devrettiği, bilgiyi nasıl koruduğu, hatayı nasıl gördüğünü konuşalım. Şirket teknolojiye para harcarken kendi çalışma biçimine ne kadar yatırım yapıyor?</p>
<p><strong>Bu işin elçisi CEO mu, CTO mu olacak? </strong></p>
<p>Kim kimi dinleyecek? Özözer, önce sahiplenmek gerektiğini söylüyor. Hepimizin bildiği ve sınandığı bir örnek size; kilo vermek istiyoruz, yeterince fedakârlık yapmıyoruz… Her yöneticinin bir YZ sınavı var: Dönüşmek isteyebilir; isteğinin gerektirdiği kararı veriyor mu?</p>
<p>Özözer, sahiplenmenin altına bir görev düzeni de koyuyor. Üst yönetimin desteğiyle birlikte, projelerin ilerleyişini ve kaynak kullanımını takip edecek bir sponsor gerekiyor. Bu rolü şirketin yapısına göre CEO, genel müdür yardımcısı veya teknoloji yöneticisi üstlenebiliyor. Proje liderleri ve farklı bölümlerdeki dönüşüm gönüllüleri bu yapıya bağlanıyor. Çalışanların projelere katkısının performans değerlendirmesine de girmesini öneriyor.  Özözer’in eleştirdiği yaklaşım, “Siz bu projeyi yapın ama biz bunu yönetim toplantısında gündeme getirmeyelim.” Şirket dönüşümü istiyor, toplantısında yer açmıyor.</p>
<p><strong>Dönüşümü kim takip edecek?</strong></p>
<p><strong>- Üst yönetim</strong> dönüşümü sahipleniyor ve gerekli zamanı, kaynakları ayırıyor.</p>
<p><strong>- Proje sponsoru</strong> ilerlemeyi, ihtiyaçları ve kaynak kullanımını takip ediyor.</p>
<p><strong>- Proje liderleri</strong> çalışmaları yürütüyor; sponsorla bağlantılı hareket ediyor.</p>
<p><strong>- Bölümlerdeki YZ ve dijital dönüşüm gönüllüleri</strong> fırsatları belirliyor, proje öneriyor ve öğrenilenleri çalışma arkadaşlarına taşıyor.</p>
<p><strong>- Koordinasyon görevi</strong> projelerin birbirinden kopmasını önlüyor. PMO -proje yönetim ofisleri üzerinden ilerlemenin ve eksiklerin görüşülmesi.</p>
<p><strong>Çalışanı mı değiştireceğiz çalışma biçimini mi?</strong></p>
<p>Çalışan işini elinden alabilecek bir YZ fikrini neden öne çıkarsın? Özözer, projeye başlamadan patron veya genel müdüre, verimlilik artışına yardımcı olan çalışanların işten çıkarılıp çıkarılmayacağını sorduğunu söyledi. İki projeyi reddetmiş. Kendini geliştiren, dönüşüme katkı veren kişinin kurum içinde kalması gerektiğini savunuyor. Çalışanı dönüştürmekle işi dönüştürmenin birlikte düşünülmesi gerektiği açık...</p>
<p><strong>Vicdan ve verimlilik </strong></p>
<p>Güç patronun veya genel müdürün elinde olabilir; kritik bilgiyi kendinde tutan çalışanın elinde de olabilir. İnsanların yerini ve katkısını değerlendiren ölçülerin bozulduğu bir yapıda, yalnızca teknolojiyi değiştirerek nasıl sağlıklı sonuç alacağız? Özözer “Bıçağın yönünü etik ve regülasyon belirler. Biz sadece bıçağı keskinleştirme derdindeyiz” dedi. Ben de bu cümleyle sonlandırmak istiyorum. Yöneticilerin ve dahi çalışanları çok faydalanacağını düşündüğüm bu söyleşiyi <a href="https://www.youtube.com/watch?v=yxkrO7eYzPw">Youtube</a>’da bulabilirsiniz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekaya-turk-gibi-yaklasmak-89836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâya Türk gibi yaklaşmak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/susmak-mi-ifsa-etmek-mi-calisani-kim-koruyacak-89835</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Susmak mı, ifşa etmek mi: Çalışanı kim koruyacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dr. NURCAN ÖNDER</strong></p>
<p>Bir çalışan, işyerinde yolsuzluğa, usulsüzlüğe ya da insan hayatını tehlikeye atan bir uygulamaya tanık olduğunda ne yapmalı? İşini ve geleceğini korumak için susmalı mı, yoksa gördüğü hukuka aykırılığı bildirerek risk almalı mı? Bu soru, yalnızca çalışan haklarını değil, toplumsal denetim ve hesap verebilirliği de ilgilendiriyor.</p>
<p>Uluslararası literatürde <em>whistleblowing</em> olarak adlandırılan uygulama, bir çalışanın görev yaptığı kurumda karşılaştığı hukuka aykırı, etik dışı veya kamu yararını tehdit eden faaliyetleri bildirmesini ifade ediyor. Kara para aklama, kamu kaynaklarının kötüye kullanılması, çevre suçları ve hasta güvenliğini tehlikeye atan uygulamalar bu kapsama girebiliyor.</p>
<p>Temel sorun ise şu: Çalışanın işverene karşı sadakat yükümlülüğü nerede bitiyor, kamu yararını koruma sorumluluğu nerede başlıyor?</p>
<p><strong>Sadakat mi, kamu yararı mı?</strong></p>
<p>Çalışanın işverenin meşru menfaatlerini gözetme ve ticari sırları koruma yükümlülüğü var. Ancak bu yükümlülük, hukuka aykırılıklar karşısında koşulsuz sessizlik anlamına gelmiyor.</p>
<p>Elbette her ifşa hukuken korunamaz. Bildirimin makul ve doğrulanabilir olgulara dayanması, meşru amaç taşıması ve uygun kanallardan yapılması önemli. Kötü niyetli, asılsız suçlamalar veya ihbarla ilgisi olmayan ticari sırların açıklanması hukuki sorumluluk doğurabilir. Mesele sınırsız bir ifşa özgürlüğü değil, kamu yararını gözeten bildirimlerin korunmasıdır.</p>
<p><strong>Dünyada ihbarcılar nasıl korunuyor?</strong></p>
<p>Avrupa Birliği'nin 2019/1937 sayılı İhbarcıların Korunması Direktifi, belirli AB hukuku ihlallerini bildiren kişilere güvenli bildirim kanalları, kimlik gizliliği ve misillemeye karşı koruma sağlanmasını öngörüyor. İngiltere'de 1998 tarihli Kamu Yararı Kapsamında Bilgi Açıklama Yasası (PIDA), belirli koşullardaki bildirimleri koruyor. Almanya'nın 2023'te yürürlüğe giren İhbarcıları Koruma Kanunu da benzer güvenceler içeriyor.</p>
<p>Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2011 tarihli <em>Heinisch/Almanya</em> kararı da dikkat çekici. Yaşlı bakımındaki ciddi eksiklikleri bildiren bir çalışanın işten çıkarılmasını inceleyen Mahkeme, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Karar, kamu yararını ilgilendiren bildirimlerin işverenin çıkarları karşısında otomatik olarak ikinci plana atılamayacağını gösterdi.</p>
<p><strong>Türkiye'de hukuki güvence yeterli mi?</strong></p>
<p>Türkiye'de kamu ve özel sektörü bütüncül biçimde kapsayan genel bir ihbarcı koruma kanunu bulunmuyor. Bununla birlikte, mevcut mevzuat belirli güvenceler sağlıyor.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu'nun 18. maddesi, işçinin haklarını takip etmek veya yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla işveren aleyhine idari ya da adli makamlara başvurmasını geçerli fesih nedeni saymıyor. Somut olayın niteliğine göre ifade özgürlüğü ve eşit davranma ilkesi gibi güvenceler de gündeme gelebiliyor.</p>
<p>Ancak mevcut hükümler; ihbarcıların kimliğinin gizlenmesi, misillemeden korunması ve bildirimlerin bağımsız biçimde incelenmesi bakımından bütünlüklü bir sistem oluşturmuyor.</p>
<p><strong>Susmanın bedeli</strong></p>
<p>Finansal usulsüzlük iddiaları ve kamuoyunda “Yenidoğan Çetesi” olarak bilinen olay, kurum içindeki hukuka aykırılıkların zamanında ortaya çıkarılmasının önemini hatırlatıyor. Güvenilir bildirim mekanizmaları, ihlallerin erken tespit edilmesine ve daha ağır sonuçların önlenmesine katkı sağlayabilir.</p>
<p>Çünkü bir çalışanın fark ettiği usulsüzlük, yalnızca bir şirketi değil, insanların birikimlerini, toplum sağlığını ve yaşam hakkını ilgilendirebilir. Buna rağmen çalışanlar işini kaybetme, dışlanma veya baskı görme korkusuyla susabilir.</p>
<p>Türkiye'nin ihtiyacı, kamu ve özel sektörde güvenli bildirim kanalları oluşturan, ihbarcıların kimliğini koruyan ve misillemeye karşı etkili güvenceler sağlayan kapsamlı bir düzenlemedir. Bu sistem, ticari sırları ve hakkında bildirim yapılan kişilerin haklarını da gözetmelidir.</p>
<p><strong>Asıl mesele, çalışanın ifşa yapıp yapamayacağı değil; kamu yararını ilgilendiren bir hukuksuzluğu bildirdiğinde işini ve geleceğini kaybetmek zorunda kalıp kalmayacağıdır.</strong> Hukuka aykırılıkların ortaya çıkarılmasını istiyorsak, önce onları bildirenleri korumalıyız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/susmak-mi-ifsa-etmek-mi-calisani-kim-koruyacak-89835</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Susmak mı, ifşa etmek mi: Çalışanı kim koruyacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gaziantepte-pastaciligin-yeni-kusagi-89834</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep’te pastacılığın yeni kuşağı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir pastanenin hikâyesi bazen kapısındaki isimden başlar. Gaziantep’teki Nenno Bakery’nin ki de öyle… <strong>Zeynep Özgüler Onuk</strong>, küçükken kendi adını söyleyemediği için kendisine Nenno dermiş. Evdekiler de onu böyle çağırmaya başlamış. Özellikle geçtiğimiz yıllarda kaybettiği kardeşi <strong>Emre</strong>… Yıllar sonra eşi <strong>Berk Onuk</strong>’la kendi yerlerini açmaya karar verdiklerinde, çocukluğun bu sözcüğünü kapıya taşımışlar. Kardeşinin de burada bir izi, bir dokunuşu olsun istemiş Zeynep.</p>
<p>Bu küçük ayrıntıyı önemsiyorum. Çünkü Nenno’yu anlamak için pastaların, kruvasanların, ekşi mayalı ekmeklerin gerisindeki insanlara, onların yetiştiği mutfaklara da bakmak gerekiyor.</p>
<p>Zeynep pastacı. 60 yıldır kentte hizmet veren Orkide Pastaneleri’nin sahiplerinden <strong>Murat Özgüler</strong>’in kızı. Murat Bey’in kardeşi <strong>Mustafa Özgüler</strong> de Orkide’nin sahiplerinden; onun oğlu <strong>Emir</strong> de Nenno’da çalışıyor. Gaziantep’in pastacılık hayatında yer edinmiş bir ailenin birikimi, gençlerin kurduğu bu mutfakta devam ediyor.</p>
<p>Zeynep’in çocukluk hatıralarında dedesinin tezgâhı var. Daha küçük yaşta tepsilere poğaça dizdirirmiş ona. Cuma günleri kaldığı babaannesinin evinde de birlikte yemek yaparlarmış. Hamurun, tepsinin, mutfaktaki hazırlığın hayatına girmesi için meslek seçme yaşına gelmesi gerekmemiş.</p>
<p>Yine de aileden bir mesleği devralmak, onu sevmeyi kendiliğinden getirmiyor. Üstelik ailesi işin güçlüklerini bildiğinden bu yolu seçmemesi için kendisini uyarmış. Zeynep ise başka bir meslek düşünmemiş. Pastacılıktan söz ederken kullandığı <em>“tutku”</em> sözcüğünün arkasında, çocukluktan bugüne uzanan bu isteği buluyorum.</p>
<p>Özyeğin Üniversitesi - Le Cordon Bleu’ya giden yolunda dedesinin getirdiği bir gazete küpürü var. Okulun İstanbul’a geldiğini o küpürden öğreniyor. Liseliler arasındaki cupcake yarışması, katıldığı bir atölye ve orada okumaya verdiği karar birbirini izliyor. Ardından eğitim, Four Seasons’daki staj ve çalıştığı mutfaklar… Öğrendikçe kendi ürünlerini geliştirme isteği de büyüyor.</p>
<p>Nenno, bu isteğin somutlaştığı yer.</p>
<p>Zeynep’in pastacılığıyla Berk’in ekmek ve fermantasyon üzerine çalışmaları burada aynı üretim düzeninin içinde buluşuyor. İkisinin de kendi alanında deneyeceği, geliştireceği şeyler var. Birbirlerini tamamlayan bu mesleki ilişkiye, birlikte kurdukları hayat da eşlik ediyor.</p>
<p>Başlangıçta Gaziantep’i düşünmemişler. Urla’da yer aramışlar; dükkânlara, kiralara, imalathane kurulabilecek alanlara bakmışlar. Sonra Gaziantep’e geldiklerinde imkânlar başka türlü görünmeye başlamış. Orkide’nin üretim desteği, ailenin deneyimi ve malzemeye yakınlık kararlarını kolaylaştırmış.</p>
<p>Orkide’de bazı ürünleri denemişler daha önce. Fakat oranın yıllar içinde oluşmuş bir çizgisi, müşterisinin bildiği tatları var. Zeynep ve Berk kendi mutfak anlayışlarına alan açmak istemişler. Aileden gelen kalite duygusuyla, öğrendikleri teknikleri kullanarak başka ürünler geliştirmek…</p>
<p>Bunun en belirgin örneklerinden biri kruvasanlar.</p>
<p>Bir kruvasanın hazırlanması Nenno’da dört güne yayılıyor. Önce “poolish” denilen ön maya kuruluyor. Ertesi gün hamur hazırlanıyor; bir gece de o dinleniyor. Sonra tereyağlı katların oluşturulmasına geçiliyor, pişirme aşamasına kadar süreç devam ediyor.</p>
<p>Vitrindeki ürüne baktığımızda arkasındaki bu günleri görmüyoruz. Oysa pastacılıkta sonuç, çoğu zaman bekleme sürelerinde, sıcaklıkta, ölçüde, aynı işi her defasında aynı dikkatle yapabilmekte belirleniyor. Zeynep’in üretme heyecanının yanında bu sabrı da taşıması gerekiyor.</p>
<p>Kruvasanlarındaki yerel tatlar, Gaziantep’te bulunmalarının ürünlere nasıl yansıdığını gösteriyor. Fıstıklı kruvasanın yanında muhammara, humus, şakşuka ve Antep kırma zeytin piyazıyla kurulan birliktelikler var. Zeynep, şehrin sıcak mutfağından da hafif dokunuşlarla yararlanmak istiyor.</p>
<p>Babaannesinin mutfağında tanıdığı lezzetleri, aldığı pastacılık eğitiminin teknikleriyle yeniden düşünmesi bana bu işin en canlı tarafı gibi geliyor. Bildiği bir tadı başka bir hamurla, başka bir sunumla ele almak; denerken malzemenin neye izin verdiğini görmek…</p>
<p>Pastalarında, tatlılarında ve kruvasanlarında sürdürmek istediği üretme arzusunu kendi sözleri çok iyi anlatıyor: “Her şeyi birbirine katıp üretmek istiyorum.” Burada, yeni tarifler geliştirmek için duyulan heves var. Sevilen ürünler kalacak, aralarına yenileri girecek. Mutfak çalıştıkça vitrinin de değişmesi, gelişmesi mümkün olacak.</p>
<p>Yine Özyeğin Üniversitesi - Le Cordon Bleu mezunu olan Berk’in tarafında ise tahıl ve maya var.</p>
<p>Kendi kurduğu ekşi mayayı yaklaşık dokuz yıldır besliyor. Bu sürede farklı unlarla yaptığı denemeler mayanın karakterini de değiştirmiş. Eğitiminde ve çalıştığı yerlerde ekmeğe yönelirken, işin bilimini anlamaya özellikle önem vermiş. “Ezberi iş yapmayı sevmiyorum” demesi, üretime yaklaşımını anlatıyor.</p>
<p>Siyez, kavılca, Horasan buğdayı gibi atalık tahılların bir bölümü kendi değirmenlerinde öğütülüyor. Taze unla başlayan çalışma, hamurun hazırlanması ve fermantasyonla sürüyor. Tam buğdaylı, cevizli, zeytinli ekmeklerin yanında farklı çeşitler çıkıyor. Gün, onlar için sabaha karşı dörtte başlıyor.</p>
<p>Bu ekmeklerin Gaziantep’te karşılık bulması da bir öğrenme süreci olmuş. İlk günlerde ekşi maya tadını fazla keskin bulan müşteriler çıkmış. Berk, maya oranını ve fermantasyonu yeniden çalışmış; daha yumuşak, kendi anlatımıyla yoğurdumsu, meyvemsi aromalar taşıyan bir ekmeğe ulaşmış.</p>
<p>Üreticinin müşterisini dinlediği böyle anlar kıymetli. Kendi bilgisini kullanırken karşısındakinin damak alışkanlığını anlamaya çalışıyor; ürünü yeniden ele alıyor. Söyleşiyi yaptığımız günlerde henüz ikinci aylarındalardı. İlk haftalarda yaklaşık yirmi olan günlük ekmek üretimi seksene ulaşmıştı. Ekmeklerini arayan bir müşteri topluluğunun oluşması onları da sevindirmişti.</p>
<p>Berk için Gaziantep’e yerleşmek, günlük hayatını yeniden düzenlemek anlamına da geliyor. İstanbul’un iş, yol ve ev arasında geçen günlerinden yorulmuş. Zeynep’le birlikte çalışabilecekleri, sevdikleri şeylere zaman ayırabilecekleri bir hayat istemiş. Nenno, mesleki olduğu kadar kişisel bir kararın da sonucu.</p>
<p>Mekânın hikâyesinde Mezopotamya’ya uzanan bir taraf var. Sümer mitolojisinden esinlenen figürler, tahılın, bereketin ve mevsimlerin döngüsünü hatırlatıyor. İnternet sitelerindeki anlatı da ilk tohumdan başlayıp zanaata uzanıyor. Bu düşüncenin gündelik karşılığı ise değirmende, dinlenen hamurda, kruvasanın katlarında, hazırlanan pastalarda bulunuyor.</p>
<p>Gaziantep gibi güçlü bir mutfak kültürüne sahip şehirlerde gençlerin açtığı yerlere bu gözle de bakıyorum. Aileden ne getirmişler, eğitimlerinden ne öğrenmişler, bunlarla ne yapmak istiyorlar? Zeynep ve Berk’in mutfağında bu soruların karşılığı, her gün üzerinde çalışılan ürünler.</p>
<p>Orkide’nin deneyimi arkalarında. Murat ve Mustafa Özgüler’in çocukları, şimdi kendi emeklerini bu birikime katıyorlar. Zeynep’in pastacılığı, Berk’in ekmekçiliği ve birlikte geliştirdikleri Nenno, Emir’in de mutfağa katkılarıyla aile hikâyesine yeni bir sayfa açıyor.</p>
<p>Zeynep’in küçükken tepsilere poğaça dizdiği günleri düşünüyorum. Bugün kendi mutfağında hazırladığı pastalarla, dört güne yayılan kruvasan üretimiyle o ilk tezgâh arasında uzun bir yol var. Çocuklukta başlayan yakınlık, eğitimle ve çalışmayla mesleğe dönüşmüş.</p>
<p>Gaziantep’in lezzet hayatını canlı tutan da biraz bu: Yeni kuşağın mutfağa kendi merakıyla girmesi, tezgâhın başına geçmesi…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gaziantepte-pastaciligin-yeni-kusagi-89834</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/4/1280x720/676-1792126196.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep’te pastacılığın yeni kuşağı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hey-gidi-gunler-her-secime-bir-kalkinma-hikayesi-89833</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hey gidi günler: Her seçime bir kalkınma hikâyesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bugünün sanayicisi mevcut üretimini sürdürmeye çalışırken yarının teknolojisine yatırım yapmak zorunda. Otomasyon, yapay zekâ, enerji verimliliği, karbon azaltımı ve çalışanların yeni beceriler kazanması aynı yatırım bütçesinde yarışıyor.</strong></p>
<p>Önümde 9 Eylül 1991 tarihli bir Milliyet gazetesi kupürü görseli. Tansu Çiller, Türkiye'nin ekonomik geleceğini anlatıyor: “Enflasyon bir yılda yüzde 30'a inecek. Ekonomi yüzde 7-8 büyüyecek. İstihdam artacak, sermaye tabana yayılacak. Her aile bir ev ve bir araba sahibi olacak.”</p>
<p>Nilüfer'in şarkısı çınlıyor kulağımda: <em>“Hey, hey gidi günler!”</em></p>
<p>Bir ev, bir araba... Hem de her aileye. Enflasyonun yüzde 30'a indirilmesi de büyük hedef. Gazete kupürünü bugünün ekonomi haberleriyle yan yana koyuyorum. Enflasyon, büyüme, yatırım, ihracat, istihdam... Kelimeler tanıdık. Sanki aynı şarkının farklı düzenlemelerini dinliyoruz.</p>
<p>Biraz daha geriye gidince repertuvar iyice zenginleşiyor.</p>
<p>Her dönemin kendi dili, kendi ekonomik hayali var. Bir dönem orta direği güçlendiriyoruz, başka bir dönem limon gibi sıkılmaya isyan ediyoruz. Sonra ev ve araba sahibi oluyoruz. Derken yüzyıl değişiyor, hedefler büyüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1abffa1a3a-1792125951.png" alt="" width="629" height="284" />Peki, hiçbir şey mi gerçekleşmedi?</p>
<p>Elbette gerçekleşti. Türkiye sanayileşti, kentleşti, dünya ekonomisiyle bütünleşti. Üretim kapasitesi büyüdü, ihracat çeşitlendi, altyapı gelişti. Bugünün Türkiye'si 1950'lerin Türkiye'si değil.</p>
<p>Ama tam da bu nedenle daha zor bir soru sormamız gerekiyor: Bu kadar büyüyen bir ekonomi neden hâlâ benzer refah vaatlerine ihtiyaç duyuyor?</p>
<p>Belki sorun vaatlerin hiç tutulmaması değil. Tutulan vaatlerin kalıcı bir üretkenlik ve refah artışına yeterince dönüşmemesi.</p>
<p><strong>Fabrikalar büyüdü. Peki, verimlilik?</strong></p>
<p>Türkiye'nin büyüme hikâyesinde sermaye birikiminin önemli bir yeri var. Fabrikalar kurduk, makineler aldık, yollar, konutlar yaptık. Ancak üretim kapasitesini artırmakla aynı kaynaklardan daha fazla değer yaratmak farklı şeyler.</p>
<p>OECD'nin 2025 Türkiye incelemesi tam da bu ayrımı gösteriyor. Türkiye'nin yatırım oranı görece yüksek. Buna karşılık toplam faktör verimliliği artışı sınırlı. Fikrî mülkiyet ürünlerine yapılan yatırımların toplam sabit sermaye yatırımlarındaki payı yaklaşık yüzde 10; Avrupa'da ise yüzde 20 civarında. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat ihracatındaki payı da uzun yıllardır yaklaşık yüzde 3,5 düzeyinde.</p>
<p>Elbette orta-yüksek teknolojili üretimde ilerleme var. Ama üretim ölçeğindeki büyüme, teknolojik derinleşmeyle aynı hızda gitmiyor.</p>
<p>Demek ki mesele yalnızca ne kadar yatırım yaptığımız değil, neye yatırım yaptığımız.</p>
<p>Bu ayrım siyasi vaatlerde pek görünmez. Yeni fabrika, yeni üretim tesisi, yeni organize sanayi bölgesi, yeni istihdam... Hepsi somut, sayılabilir, fotoğraflanabilir. Açılışları yapılır, kurdeleleri kesilir.</p>
<p>Peki, o yatırımlar beş yıl sonra ne kadar verimli çalışıyor? İhracatta ne kadar yerli katma değer yaratıyor? Destek olmadan uluslararası pazarlarda rekabet edebiliyor mu?</p>
<p>Bu soruların -varsa eğer- cevapları, açılış törenleri için çok da uygun olamayabiliyor.</p>
<p><strong>Sanayicinin bilançosunda üç ayrı ekonomi</strong></p>
<p>Bugün sanayicinin karşısında tek bir ekonomik sorun yok. Birbirine bağlı, fakat farklı politika araçları gerektiren üç sorun var.</p>
<p>İlki, nakit akışı. Finansman maliyetleri, işletme sermayesi ihtiyacı, tahsilat süreleri ve siparişlerdeki dalgalanmalar günlük faaliyetleri belirliyor. Firma kâğıt üzerinde kârlı görünse bile likidite sıkışıklığı yaşayabiliyor.</p>
<p>İkincisi, fiyat rekabeti. Ücretler, enerji ve diğer TL maliyetler yükselirken kurun seyri ihracatçının fiyatlama alanını daraltabiliyor. Ancak kurun değer kaybetmesi de sihirli değnek değil. İthal girdiye bağımlı üretimde maliyetleri artırıyor, döviz borcu olan firmaların bilançolarını zorluyor.</p>
<p>Üçüncüsü ise belki en önemlisi: Üretim yapısını değiştirme zorunluluğu.</p>
<p>Bugünün sanayicisi mevcut üretimini sürdürmeye çalışırken yarının teknolojisine yatırım yapmak zorunda. Otomasyon, yapay zekâ, enerji verimliliği, karbon azaltımı ve çalışanların yeni beceriler kazanması aynı yatırım bütçesinde yarışıyor.</p>
<p>Üstelik bu üç sorun birbirini besliyor. İşletme sermayesi sıkışan firma teknoloji yatırımını erteliyor. Teknoloji yatırımını erteleyen firma verimlilik artışı sağlayamıyor. Verimlilik artışı sağlayamayan firma maliyet rekabetine daha bağımlı hale geliyor. Sonra yeniden ucuz kredi, kur desteği ve teşvik talep ediyor.</p>
<p>Böylece kısa vadeli finansman sorunu, uzun vadeli rekabet gücü sorununu derinleştirebiliyor.</p>
<p>Bu bir kısır döngü. Ve bin kere gördük: yalnızca faiz indirerek kırılmıyor o döngü.</p>
<p><strong>Teşvik değil, davranış değişikliği</strong></p>
<p>Sanayi politikasının temel sorusu ne kadar destek dağıtıldığı değil, desteklerin firmalara ne yaptırdığı olmalı.</p>
<p>Bir işletmeye ucuz kredi verdiğimizde yeni teknolojiye mi yatırım yapıyor, yoksa zaten yapacağı yatırımı kamu kaynağıyla mı finanse ediyor? Teşvik sayesinde ihracatta yeni bir pazara mı giriyor, yoksa mevcut üretimini biraz daha mı büyütüyor?</p>
<p>İktisadi açıdan asıl soru şu: Kamu desteği olmasaydı gerçekleşmeyecek ne gerçekleşti?</p>
<p>Bu soruya cevap veremiyorsak, teşvikin maliyetini biliyor ama getirisini bilmiyoruz demektir.</p>
<p>Üstelik sanayi politikası her firmayı sonsuza kadar yaşatma politikası değildir. Verimli firmaların büyümesi, yeni firmaların piyasaya girmesi, verimsiz faaliyetlerden kaynakların daha üretken alanlara kayabilmesi de kalkınmanın parçasıdır.</p>
<p>Bu dönüşüm elbette maliyetsiz değil. İşgücünün yeniden eğitilmesi, tedarik zincirlerinin korunması, bölgesel istihdam kayıplarının yönetilmesi gerekiyor. Ama dönüşümün maliyetli olması, mevcut üretim yapısını süresiz korumanın daha ucuz olduğu anlamına gelmez.</p>
<p>Asıl mesele destek vermekle dönüşümü finanse etmeyi birbirine karıştırmamak.</p>
<p><strong>Teşviklerin görünmeyen tarafı</strong></p>
<p>Sanayi teşviklerinin görünür kazananları vardır: Destek alan fabrikalar, genişleyen tesisler, korunan istihdam. Bir de görünmeyenler: Henüz kurulmamış şirketler, finansman bulamamış girişimciler, geliştirilmemiş teknolojiler.</p>
<p>Mevcut firmaların odaları, birlikleri, temsilcileri vardır. Henüz doğmamış firmaların ise ne lobisi ne de sesi. Bu nedenle kamu destekleri, geleceğin üretim yapısını kurmak yerine bugünkünü korumaya yönelebilir.</p>
<p>İyi sanayi politikası yalnızca kimin destekleneceğine değil, desteğin ne zaman sona ereceğine de karar verebilmelidir. Destek alan firma beş yıl sonra daha üretken ve rekabetçi değilse ne olacak?</p>
<p>Çünkü kaynak dağıtmak siyasi başarıdır; kaynakları yeniden tahsis etmek ise siyasi cesaret gerektirir.</p>
<p><strong>Seçimin takvimi, yatırımın takvimi</strong></p>
<p>Bir de zaman meselesi var.</p>
<p>Siyaset birkaç yıllık seçim döngüleriyle çalışıyor. Sanayi yatırımları ise çok daha uzun vadeli. Bugün kurulan fabrikanın, alınan makinenin, geliştirilen teknolojinin ekonomik ömrü on yıllarla ölçülüyor.</p>
<p>Üstelik bu yatırımların önemli bölümü geri döndürülemez. Yeni teşviklerin, daha avantajlı kredi koşullarının veya farklı vergi düzenlemelerinin beklendiği bir ortamda beklemenin kendisi ekonomik bir değer kazanabiliyor.</p>
<p>İktisatta buna reel opsiyon değeri diyoruz.</p>
<p>Dolayısıyla yeni yatırım desteklerinin açıklanacağı beklentisi, bugünkü yatırımı her zaman hızlandırmıyor. Bazen tam tersine erteliyor.</p>
<p>Ama daha kritik sorun şu: Belirsizlik yalnızca yatırımın ne zaman yapılacağını değil, hangi yatırımın yapılacağını da etkiliyor.</p>
<p>Kuralların sık değişebileceği bir ortamda uzun vadeli teknoloji geliştirme projeleri yerine kısa sürede geri dönüş sağlayan yatırımlar tercih edilebilir. Sermaye, en yüksek toplumsal getiriyi sağlayacak alanlara değil, mevcut koşullarda en hızlı veya en güvenli getiriyi sunan alanlara yönelebilir.</p>
<p>İşte burada seçim ekonomisiyle sanayinin yapısal dönüşümü birbirine bağlanıyor.</p>
<p>Mesele yalnızca yatırım iştahı değil. Sermayenin tahsisi.</p>
<p><strong>2028'e doğru: Yeni paket mi, yeni üretim yapısı mı?</strong></p>
<p>Önümüzde yeni bir seçim dönemi var. Uzak gelmesin size. O gün çok hızlı bugün olur. Yeni büyüme hedefleri, yeni yatırım programları, yeni istihdam vaatleri duyabiliriz.</p>
<p>Ama sanayicinin karşı karşıya olduğu dünya artık farklı.</p>
<p>Avrupa pazarında karbon maliyetleri ve ürün standartları değişiyor. Dijitalleşme ve yapay zekâ üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor. Küresel tedarik zincirleri yeniden kuruluyor. Enerji dönüşümü, teknoloji yatırımı ve nitelikli işgücü ihtiyacı giderek birbirine bağlanıyor.</p>
<p>Bu koşullarda bir sonraki sanayi hamlesinin başarısı açıklanan teşvik tutarıyla değil, yaratılan üretkenlik artışıyla ölçülmeli.</p>
<p>Ne kadar yatırım yapıldı? Önemli. Ama hangi teknolojiye yapıldı? Daha önemli.</p>
<p>Kaç firma desteklendi? Önemli. Ama kaçı destek sona erdiğinde uluslararası pazarlarda rekabet edebiliyor? Daha önemli.</p>
<p>Kaç kişiye istihdam sağlandı? Önemli. Ama o işlerde yaratılan katma değer ve ödenebilen reel ücretler ne kadar yükseldi? Daha önemli.</p>
<p>Çünkü kalıcı refah, yalnızca daha fazla üretmekten değil, emeğin ve sermayenin üretkenliğini artırmaktan doğuyor.</p>
<p>Nilüfer soruyor: “Bizler mi bilmem ki yoksa zaman mı değişti?”</p>
<p>Zaman değişti. Teknoloji değişti. Dünya pazarları değişti. Sanayicinin rekabet koşulları değişti.</p>
<p>Belki artık vaatlerin de değişmesi gerekiyor. Türkiye'nin ihtiyacı her seçimde yeni bir sanayileşme hikâyesi dinlemek değil, seçimlerden bağımsız olarak geleceğini planlayabilen bir sanayi yapısı kurmak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hey-gidi-gunler-her-secime-bir-kalkinma-hikayesi-89833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/kalkinma-1792126026.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hey gidi günler: Her seçime bir kalkınma hikâyesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracatta-hedef-okyanuslar-asmak-olacaksa-89832</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatta hedef okyanuslar aşmak olacaksa…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye sanayisinin rekabet gücünü artırması için fason üretimden markalaşmaya, ithal enerji bağımlılığından yüksek katma değerli teknoloji üretimine geçmesi gerek. Sanayi alanlarının artırılması ve üretimin ülke geneline dengeli yayılması önemli, kimsenin yapamadığı ya da dünyanın size bağlı olduğu bir ürün üretmeliyiz. Bunun için girişimciliğin desteklenmesi, teşviklerin verimli kullanılması ve yerli üreticinin korunması gerekiyor.</strong></p>
<p>Bir yanda ‘erken sanayisizleşme’ tehlikesi, diğer yanda Çin faktörünün yanı sıra yerine konulamayacak ‘çevre’nin kaybından doğan yeni küresel zorunluluklar. Bir yanda da İstanbul gibi bir metropolde altyapısız fabrikalarda yüzlerce işçiye yağmur sonrası onlarca saat mahsur kalmayı daha büyük bir trajediye dönüşmeden yaşatan üretim iklimi gerçeği. Avrupa’da planlı sanayi alanlarının toplam alanlar içindeki payı yüzde 4,8 iken bizde yüzde 0,34. Demek ki işin başındayız. Sanayi alanları içinde ‘mega’ özellikli olup, lojistikten, ar-ge’ye, insan kaynağından teknolojik birikime imkanlar sunan bir ekosistem olarak düşünüldüğünde muhtemelen Gebze en önlerde.</p>
<p>130 bin çalışanın sağlıklı koşullarda üretim yapabildiği 10 organize sanayi bölgesi, binlerce üretici, limanlar, serbest bölge, demiryolu, havalimanı, üniversitesi, teknokenti ile gıpta edilecek bir altyapıya sahip bir mega endüstri bölgesi.</p>
<p>Neyi, nasıl yapmak gerekli? En gelişmiş ekosistemin yönetiminde rolü olan Gebze Ticaret Odası Başkanı Abdurrahman Aslantaş sanayisizleşme tehlikesinin altını çizerken, bir yandan sanayinin dengeli bir şekilde yurt sathına yayılması gerekliliğine, sanayileşme adına Gebze’de bu altyapının bile gelecekte yetmeyeceğine vurgu yapıyor. Bu nedenle yüzde 2,8’lik sanayi alanı payına sahip Kocaeli içinde çok daha önlerde olan Gebze’nin sanayi alanlarının daha da artırılması, hatta katlanması gerektiğini savunuyor.</p>
<p>Yıllık 35 milyar dolarlık ihracat, en büyük üretici ve ihracatçılar içinde 70’e yakın firma, Gebze’nin endüstriyel yaşamı ve vizyonunu da küresel kılıyor.</p>
<p>Abdurrahman Aslantaş verimlilik ve sonuç odaklı bir mühendislik yaklaşımı ile sorunları, riskleri, tehditleri, fırsatları, yetenekleri anlatırken, bir ucu en çok 100 yılık bir üretim birikimine, diğer uçları AB ve ABD’den, Çin’e kadar uzanan değerlendirmeler yapıyor.</p>
<p>“Çıkış için ne yapmalı?” sorusuna; “Markalaşma konusunda sıkıntılarımız var. Fason üretici konumundan çıkıp, marka üreten bir sanayi sistemini yaygınlaştırabilsek, krizlerden en az etkilenen toplum olacağız.” yanıtını veriyor.</p>
<p>“Başarı için daha fazlası mümkün mü?” arayışına iki alternatifli çözüm yolu öneriyor: “Modelimiz ithal girdiye bağımlı. Katkılarla ihraç ediyoruz. Bu noktada kendimize yetebiliriz. Hatta artıya geçebiliriz. Ancak bunun için ithal enerjiye para vermeyip, kendimiz üretmemiz gerekiyor.</p>
<p>Bir başka çıkış yolu katma değeri çok çok yüksek bir ürün üretmek. Yani kimsenin yapamadığı bir ürün olabilir ya da dünyanın size bağlı olduğu bir ürün… Nadir elementlere, çip üretimine bu şekilde bakmalıyız.”</p>
<p>Devamında ithalatı cazip olmaktan çıkarıp üretimi ve ihracatı teşvik edecek bir şeyler yapmak gerekliliğine dikkat çekerek, bunları yapamadığımız takdirde; “Eğer artıya geçemezsek borç sarmalıyla ömrümüzü bitireceğiz gibi gözüküyor.” diyerek ve de bu durumda , ‘finansmana erişim sorununun her zaman yakıcılığı koruyacağına’ işaret ederek bu faslı bitiriyor.</p>
<p>‘Sorunlar’ belli ve ‘istikrardaki dalgalanma’ ile kendini gösteren kronik sorunlar… “Uzun süren bir durgunluk ve belirsizlik içinde, daralma dönemindeyiz. Üstelik dünya dönüşüyor, ulusalcılık, korumacılık ön plana çıkıyor. Şu anda Türkiye Cumhuriyeti tarihinin işçilik birim fiyatlarının toplam ciroya oranının en yüksek olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Yani yüzde 12-15'lerde olan oran, şu anda 35-40'lara gelmiş durumda. Bu bizim rekabet gücümüzü kaybettiğimiz anlamına gelir. Biz bu saatten sonra emek yoğun işlerle Avrupa'ya mal satamayız.</p>
<p>Üstelik Türkiye her yıl ortalama 70-100 milyar dolar arası bir açık veriyor. Bunun da temel sebebi aslında enerji bağımlılığı. Bizim üretim maliyetlerimizi artıran bir başka temel sebep.”</p>
<p>Bize rekabet avantajı sağlayan yetenekler için neler söylenebilir? “Aslında toplum olarak yani biz krizlerden, sıkıntılardan çok daha kolay sıyrılabilme ya da pozisyon alabilme ya da çözüm üretebilme kültürüne sahibiz. Enflasyonun yüzde 100'leri geçtiği, faizlerin binleri gördüğü dönemlerde bile ufak bir sendelenmeden sonra tekrar yolumuza girebilmeyi tecrübe ettik. Fakat bu enerjideki ya da kritik hammaddelerindeki dışa bağımlılığımız, finansal anlamda da güçsüz olmamıza sebep oluyor.</p>
<p>Girişimcilik iklimi nasıl?: “Girişimcilik işin özü. Girişimci olacak ki yeni projeler yapılabilsin. Devletin ciddi teşvikleri var. İşte URGE yapıyoruz. Sektörel tecrübeyi paylaşmak, verimliliği yakalayabilmek, hatta networkü bile paylaşarak firmaları öne çıkarma şansı yaratıyoruz.</p>
<p>Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi: “Benim bir fikrim var, projem var” diyeni dinleyen, projesini ticarileştiren bir sistemi geliştirmeliyiz. Bugün Bilişim Vadisi'nde olan da ona benzer bir şey. Melek yatırımcı olsun, girişimcilik fonları olsun. Bunlarla muazzam cevherimizi ortaya çıkarıp desteklemek zorundayız. Bu nedenle Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi kurmak istiyoruz.</p>
<p>Dünyayı yakalamak mümkün mü?: “Aslında bugüne kadar yapılan hep mevcudu, olanı biteni takip etmek idi. Ve siz bir seviyeye geldiğinizde, başkaları o seviyenin birkaç kat üstü seviyelere ulaşmış oluyordu. Bu takibe ne ömrünüz, ne bütçeniz yetiyordu. Artık devlet ve de özel sektör bunu anladı, öne geçme iradesi oluştu. Türkiye hem yetişmiş insan kaynağıyla hem şirketlerin ulaşmış olduğu know how ile ciddi bir ivme yakalamış durumda.</p>
<p>TOGG mu BHD mi?: Üretime, sanayiye yeni yeni başlayan bir toplumuz. En yaşlı üretici firma olsa olsa 100 yaşında. Togg'u bu anlamda çok önemsiyoruz. Neden? Elektrikli araç doğru bir hamle, yan sanayiyi de geliştirecek. Bu hamle Devrim aracıyla başlamış olsaydı, bugün dünya çapında en az iki-üç tane daha markamız olurdu. Togg zarar ediyor ama ümit veriyor. Kâr 2028’den sonra başlayacak. Bana göre BHD'nin veya bir başkasının teşvik edilmesi doğru değil .</p>
<p>Korumacılık gerekli: Siz eğer markanızın bir an önce kâra geçmesini, kendisini geliştirmesini istiyorsanız biraz korumacılık yapmanız lazım. Şu anda Avrupa yapıyor, gümrük birliği demode kalıyor. Çin’e karşı da kendi üreticinize bir pozitif ayrımcılık yapmanız gerekiyor.</p>
<p>Çin faktörü: Binlerce yıl önce yaşamış stratejist general ve filozof Şunsu’dan gelen stratejik aklı bugün bile uyguluyorlar. Önce dünyaya en ucuz ülke imajını yaydılar. Gelen global firmalar daha fazla kâr edebilecekti. Fabrikalar kurulunca işçi kılıklı mühendisler ve tersine mühendislikle gelenleri geçmeyi başardılar. Dünyanın hammaddelerini kapattılar. Şimdi dünyayı bağımlı olmasa bile ‘bağlı’ duruma getirdiler. Bana göre şu anda olan savaş tamamen Amerika'nın birinciliği Çin'e kaptırmama savaşıdır diye düşünüyorum.</p>
<p>Teşvikler: Bu mücadele sırasında kamunun elindeki kaynakları nasıl kullandığı, verimli alanlara yatırılması gerektiği tartışılmaz. Özel sektörün gelişmesi için teşvikler önemli. Ancak bunun takibi ve doğru kişiye gittiğinin tespit ve takibi de çok önemli. Bir de kamudaki verimlilik oranı ile özel sektör arasında verimlilik farkını gidermeliyiz. Bunun için yapay zekâdan da yararlanabiliriz<strong>.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracatta-hedef-okyanuslar-asmak-olacaksa-89832</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatta hedef okyanuslar aşmak olacaksa… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kismi-sureli-calisanlarin-sgk-gun-sayisi-nasil-hesaplanir-89831</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısmi süreli çalışanların SGK gün sayısı nasıl hesaplanır?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kısmi süreli çalışmada SGK’ya bildirilecek prim gün sayısı, işçinin ay içinde işyerine geldiği gün sayısına göre değil, toplam çalışma süresi ve sözleşmenin niteliğine göre belirleniyor. Yanlış hesaplama, işverenler açısından prim farkı ve idari para cezası riskini beraberinde getiriyor.</strong></p>
<p>Kısmi süreli çalışma, çalışanların iş ve özel yaşam dengesini kurmasına imkân sağlayan, işverenlere de işgücü planlamasında esneklik kazandıran önemli çalışma modellerinden biridir.</p>
<p>Ancak bu modelde ücretin, çalışma süresinin ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilecek prim gün sayısının doğru belirlenmesi gerekmektedir. Uygulamada en sık karşılaşılan hata, işçinin ay içinde işyerine geldiği gün sayısı ile SGK’ya bildirilecek prim gün sayısının aynı kabul edilmesidir. Oysa kısmi süreli çalışmada prim günü hesabı, sözleşmenin niteliğine ve toplam çalışma saatine bağlı özel kurallara tabidir.</p>
<p><strong>Kısmi süreli çalışma</strong></p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’na göre, işçinin <strong>normal haftalık çalışma süresinin tam süreli emsal işçiye göre önemli ölçüde daha az belirlenmesi halinde</strong> kısmi süreli iş sözleşmesi söz konusudur.</p>
<p>İş Kanunu’na İlişkin Çalışma Süreleri Yönetmeliği, bu ölçütü <strong>emsal çalışmanın üçte ikisi oranına kadar</strong> yapılan çalışma olarak açıklamaktadır. İşyerinde tam süreli emsal çalışma haftada 45 saat ise 30 saate kadar olan çalışma iş hukuku bakımından kısmi süreli sayılmaktadır.</p>
<p>Kısmi süreli çalışan işçi, sırf çalışma süresi daha kısa olduğu için tam süreli emsal işçiye göre farklı işleme tabi tutulamaz. Bölünebilir nitelikteki ücret ve diğer menfaatler, çalışılan süreyle orantılı olarak hesaplanır. Bu ilke işçilik haklarının hesabı bakımından önem taşımakla birlikte, SGK prim gün sayısının belirlenmesi ayrı ve teknik bir kurala tabidir. Başka bir ifadeyle işçinin haftada kaç gün işyerine geldiği, tek başına bildirilecek prim gün sayısını belirlemez; sözleşmenin niteliği, ücretin belirlenme biçimi ve ay içindeki toplam çalışma saati birlikte dikkate alınır.</p>
<p><strong>Prim günü hesabında 7,5 saat kuralı</strong></p>
<p>İş sözleşmesi saat ücreti karşılığı yapılmışsa, ay içinde çalışılan toplam süre 7,5 saate bölünmekte ve bulunan sonuç prim ödeme gün sayısını vermektedir. Bölme sonucunda artan süre bulunması hâlinde bu süre, 7,5 saatten az olsa da bir güne tamamlanmaktadır. Dolayısıyla hesaplama günlük giriş sayısı üzerinden değil, ay sonundaki toplam çalışma saati üzerinden yapılmalıdır.</p>
<p>Örneğin, bir işçi ay içinde toplam 75 saat çalışmışsa 75 saatin 7,5 saate bölünmesi sonucunda 10 prim günü bildirilecektir. Toplam çalışma 76 saat olduğunda ise sonuç 10,13 gün olmakta, kalan bir saat bir güne tamamlandığı için bildirim 11 gün üzerinden yapılmaktadır. Benzer şekilde ay içinde 13 gün, günde beş saat çalışan bir işçinin toplam çalışma süresi 65 saattir. 65 saatin 7,5 saate bölünmesiyle bulunan 8,66 günlük süre, 9 prim gününe tamamlanacaktır.</p>
<p>Burada önemli olan, her çalışma günündeki eksik saatin ayrı ayrı bir güne tamamlanmamasıdır. İşçi ay içinde on farklı günde üçer saat çalışmışsa on gün değil, toplam 30 saatin 7,5 saate bölünmesiyle 4 prim günü bildirilecektir.</p>
<p><strong>854 sayılı Deniz İş Kanunu</strong> ile <strong>5953 sayılı Basın İş Kanunu</strong> kapsamındaki çalışanlarda ise toplam süre 8 saate bölünmekte ve sekiz saatten az kalan süre yine bir güne tamamlanmaktadır.</p>
<p><strong>Puantaj kaydı ile kısmi süreli sözleşme aynı şey değil</strong></p>
<p>Uygulamada iki çalışma biçimi sıklıkla birbirine karıştırılmaktadır. Geçerli bir kısmi süreli iş sözleşmesi bulunmayan işçinin, puantaj kayıtlarında bazı günler birkaç saat çalışmış görünmesi, çalışma saatlerinin toplanarak 7,5 saate bölüneceği anlamına gelmemektedir. Sosyal güvenlik uygulamalarına göre puantaj usulü çalışmada, çalışma bulunan her gün, süre bir saat dahi olsa, bir prim günü kabul edilmektedir. Örneğin tam süreli sözleşmeyle çalışan bir işçi ay içinde sekiz ayrı günde ikişer saat çalışmışsa toplam 16 saati 7,5’a bölerek üç gün bildirim yapılamaz; çalışılan sekiz günün her biri prim günü sayılır.</p>
<p><strong>Çağrı üzerine çalışmada prim gün sayısı hesabı</strong></p>
<p>Çağrı üzerine çalışma da kısmi süreli çalışmanın özel bir türüdür. Sözleşmede çalışma süresi gün, hafta veya ay olarak belirlenmişse SGK bildirimi bu süre üzerinden yapılmaktadır. Çalışma süresi belirlenmemişse İş Kanunu gereğince haftalık 20 saat kararlaştırılmış sayılmaktadır. İşçinin fiilen sözleşmede belirlenen süreden daha fazla çalışması halinde ise düşük sözleşme süresine bağlı kalınmamakta, fiilî çalışma dikkate alınmaktadır. Örneğin sözleşmede ayda 60 saat öngörülmesine rağmen 68 saat çalışılmışsa, 68 saatin 7,5 saate bölünmesiyle 10 prim günü bildirilmelidir.</p>
<p><strong>Belge düzeni ve fiili çalışma uyumlu olmalı</strong></p>
<p>Doğru hesaplama tek başına yeterli değildir. Kısmi süreli çalışmanın yazılı sözleşme, çalışma çizelgesi, giriş-çıkış kayıtları, ücret bordrosu ve banka ödemeleriyle desteklenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesi’nde bildirilen gün sayısı ve eksik gün nedeni de bu belgelerle uyumlu olmalıdır. Sözleşmede haftalık çalışma süresinin, çalışma günlerinin, saat ücretinin ve varsa çağrı usulünün açıkça gösterilmesi, denetim ve uyuşmazlık riskini önemli ölçüde azaltacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak; kısmi süreli çalışmada SGK prim gün sayısı, işçinin işyerine kaç gün geldiğine bakılarak değil, gerçek bir kısmi süreli sözleşme altında ay içinde çalışılan toplam sürenin mevzuatta belirlenen günlük süreye bölünmesiyle hesaplanmaktadır. İşverenlerin sözleşme türünü doğru belirlemesi, çalışma saatlerini eksiksiz kaydetmesi ve bordro ile SGK bildirimini aynı veriler üzerine kurması gerekmektedir. Çalışanların da hizmet dökümlerini düzenli olarak kontrol etmeleri önemlidir. Küçük görünen bir hesaplama veya belge hatası, ilerleyen dönemde prim farkı, idari para cezası ve hizmet tespiti uyuşmazlığı olarak işverenin karşısına çıkabilmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kismi-sureli-calisanlarin-sgk-gun-sayisi-nasil-hesaplanir-89831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kısmi süreli çalışanların SGK gün sayısı nasıl hesaplanır? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dizel-fiyatlari-tum-dengeleri-altust-ediyor-89830</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dizel fiyatları tüm dengeleri altüst ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel arz kesintileri, Rusya-Ukrayna Savaşı ve artan nakliye maliyetleri dizel fiyatlarını rekor seviyelere taşırken, motorin üretimindeki teknik maliyetler de fiyat baskısını artırıyor. Dizeldeki yükseliş, lojistikten tarıma uzanan etkisiyle enflasyonu besliyor.</strong></p>
<p>Rafineri çıkışlı standart ve düşük kükürtlü (Euro Diesel standartlarına uygun) dizel yakıtın Türkçe teknik ve resmi tanımına Motorin adını veriyoruz. İçeriğinde kükürt oranı yüksek ağır yakıtlar ya da çiftçilerin ve balıkçıların kullandığı yakıtlar, bizde mazot olarak adlandırılıyor. Mazot deyince benim aklıma doğrudan tarım ve tarımda kullanılan makineler geliyor. Dizel ise daha çok otomotiv sektöründe kullanılıyor. <strong>Başka dillerde, bizdeki gibi farklı kelimelerle ifadeler var mı bilmiyorum; ama her üç kelimeyle de kastettiğimiz şey tek bir şey: ‘Dizel Yakıt’.</strong></p>
<p>Dizel fiyatlarının benzin fiyatlarını geçmesi ve ham petrolden elde edilme maliyetlerindeki artış hem rafineri teknik süreçlerinden hem de küresel arz-talep dengelerinden kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Tarihsel olarak dizel, ham petrolün işlenmesi sırasında benzine göre daha alt kademelerde elde edilen daha "kaba" bir yakıt olduğu için daha ucuzdu. </strong></p>
<p><strong>Ancak günümüzde bu durumun değiştiğini görüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Ham petrolden dizele ulaşma süreci, gelişen çevre standartları nedeniyle benzine kıyasla daha karmaşık ve maliyetli hale gelmiş durumda.</strong> Ultra düşük kükürtlü motorin (örneğin Euro 6 standartlarında dizel) üretmek için yakıtın yüksek sıcaklık ve basınç altında hidrojen gazı ile işlenmesi gerekiyor. Hidrojen üretimi ve bu tesislerin işletme maliyeti oldukça yüksek.</p>
<p>Ham petrol distilasyon kulesine girdiğinde, benzin gibi hafif fraksiyonlar daha düşük sıcaklıklarda buharlaşıp ayrışıyor. Dizel ise daha ağır hidrokarbon zincirlerine sahip... <strong>Ağır molekülleri kaliteli dizele dönüştürmek için yüksek enerji ve sermaye gerektiren ikincil rafineri süreçlerinin kullanılması gerekiyor.</strong></p>
<p><strong>Kış aylarında dizelin donmasını önlemek için içine özel katkı maddeleri eklemek gerekiyor. Bu katkılar üretim birim maliyetini artırıyor. </strong></p>
<p><strong>Üretim süreçlerinden doğan maliyet artışlarına, ham petrolün artan taşıma maliyetlerine, Avrupa rafinelerinin kapasite eksikliğine, Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle uygulanan yaptırımlara, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın son dönemde karşılıklı olarak enerji santrallerini ve limanları yok etme yarışına dönüşmesine gibi etmenleri de eklediğimizde gerçekten adeta uçuşa geçmiş dizel fiyatlarıyla karşı karşıyayız. </strong></p>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı’nın Ekim 2026 <strong>‘Petrol Piyasası Raporu’</strong> 15 Ekim 2026’da yayınlandı. <strong>Rapor çok çarpıcı veriler içeriyor. </strong></p>
<p>Rapora göre; uzun süreli arz kesintilerinin, sonbahar rafineri bakımları ve kış aylarındaki zirve talep dönemi öncesinde mevsim normallerine aykırı stok düşüşlerini zorunlu kılmasıyla motorin piyasaları önemli bir baskı altında kaldı. <strong>Rusya ve Orta Doğu kaynaklı günlük 1,3 milyon varillik kaybın diğer kaynaklardan sağlanan yüksek arzla yalnızca kısmen telafi edilebilmesi nedeniyle, Eylül ayındaki küresel motorin ihracatı yıllık bazda günlük 700 bin varil daha düşük gerçekleşti. </strong></p>
<p><strong>Küresel dizel fiyatları, Eylül ayında ulaşılan varil başına 200 doların üzerindeki tüm zamanların en yüksek seviyelerinden gerilemiş olsa da, referans fiyatlar ham petrolün ve kriz öncesi seviyelerin neredeyse iki katı düzeyinde seyretmeye devam ediyor.</strong></p>
<p>Singapur'da toptan dizel fiyatları Eylül ayı ortasında varil başına 200 doları aşarken, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri'nde varil başına yaklaşık 220 dolarla tüm zamanların en yüksek seviyelerine ulaşmış durumda.</p>
<p><strong>Perakende dizel fiyatları da buna paralel olarak çoğu büyük ekonomide rekor seviyelere yükseldi. </strong></p>
<p>Ancak Eylül ayında navlun oranlarının hızla artması ve ham petrolün teslimat maliyetinin sert bir şekilde yükselmesiyle birlikte, Avrupalı rafineler için dizel fiyat farkları varil başına 100 dolardan Ekim ayı başı itibarıyla 60 dolar seviyelerine gerilemiş. <strong>Ham petrol navlun piyasalarındaki gerilimin diğer tanker kategorilerine de sıçramasıyla birlikte, başlıca ithalat pazarları olan Avrupa, Afrika ve Latin Amerika'da teslimat bazlı dizel fiyatlarının önümüzdeki haftalarda yeniden yükselmesi bekleniyor. </strong></p>
<p><strong>Küresel benzin ve dizel talebi ile fiyat hareketleri, makroekonomik açıdan belki de en hassas ve en öncü göstergelerden biri. Benzin tüketimi daha çok bireysel tüketim ve seyahat alışkanlıklarını yansıtırken, dizel talebi imalat sanayinin, uluslararası ticaretin ve lojistiğin nabzını tutar. </strong></p>
<p><strong>Doğrudan enflasyon yaratıcı bir etkiye sahip</strong></p>
<p>Küresel dizel talebi ekonomik faaliyetlerle sıkı sıkıya bağlantılı... O nedenle bu girift yapı talebin fiyata karşı esnek olmamasını doğuruyor.</p>
<p><strong>Sanayi üretimi ve küresel mal ticareti arttıkça dizel tüketimi hızla artar. Ekonomik durgunluk dönemlerinde ise küresel dizel talebinin düşmesine tanık oluruz. Lojistik maliyetlerindeki artış, özellikle maliyet kaynaklı mal enflasyonuna yol açar. </strong></p>
<p><strong>Dizel, tarımda en önemli girdilerden biridir.</strong> Dizel fiyatlarındaki artış tarımsal ürünlerin üretim maliyetini artırır ve ürünler artık tarladan soframıza daha yüksek bir fiyatla gelir.</p>
<p><strong>Kısacası, dizel fiyatlarındaki artış doğrudan enflasyon yaratıcı bir etkiye sahiptir. </strong></p>
<p>Rapora geri döndüğümüzde,</p>
<p><strong>Rapor, aşırı yüksek fiyatlar ve birçok ülkede ekonomik görünümün kötüleşmesi nedeniyle teslimatların azaldığını belirtiyor.</strong> Çin ve Avrupa'nın düşüşte aslan payını aldığı, 2026'nın ikinci çeyreğinde yıllık bazda 1,1 milyon varil/günlük düşüşle 28,5 milyon varil/gün seviyesine gerileyen teslimatların, üçüncü çeyrekte yıllık bazda 750 bin varil/günlük bir daralmayla 28,7 milyon varil/gün seviyesine indiği, yine rapor içerisindeki tespitler. <strong>Savaşın başlamasından bu yana, ulaştırma sektörü dışındaki gazyağı teslimatları belirgin şekilde azalmış.</strong></p>
<p><strong>İşte tüm bu sayılan nedenlerle, 9 Ekim 2026’da Başkan Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmenin ardından Rusya'nın küresel pazarlara 4 milyon tondan fazla dizel yakıt tedarik edeceğini duyurdu.</strong> ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeline yönelik yaptırımları hafifleten bir lisans yayımladı. İki gün sonra Başkan Trump, Rusya ve Ukrayna arasında <strong>"derhal yürürlüğe girecek"</strong> bir <strong>"enerji ateşkesi"</strong> ilan etti.</p>
<p>Rusya’ya yönelik olarak Başkan Trump’ın 18 Eylül 2026 tarihinde, Rusya'nın enerji ihracatına yönelik ABD yasal yaptırımlarını, ikincil yaptırımları ve gümrük vergisi yetkilerini yasalaştırıp genişleten <strong>"Lindsey O. Graham Rusya ve İran'a Yaptırım Yasası"</strong>nı imzalayarak yürürlüğe koyduğunu da not olarak düşelim.</p>
<p>Bir karar alıp ardından tam tersine başka bir karara varmaya biz kendi içimizde çok alışığız; ancak Batı’da kısa süreli böyle savrulmalara pek rastlamayız. <strong>Başkan Trump Amerika’yı Büyük Türkiye yapacak derken fazla da abartmadık sanırım. </strong></p>
<p><strong>Buradaki değişikliğin temel nedeni 20 günden az kalan 3.Kasım.2026’da gerçekleşecek ABD ara seçimleri. </strong></p>
<p><strong>Anketlerde Başkan Trump’ı onaylayanların oranı yüzde 37’ye kadar düştü. </strong>Yine anketlere göre, Demokratların hem Meclis’i hem de Senato’yu kazanma ihtimali yüzde 64’e yükselmiş görünüyor. Demokratların tek başına Meclis’i alma ihtimali ise yüzde 91. <strong>Üstelik önemli eyaletlerde (örneğin Teksas) Demokrat senatör adayları anketlerde önde. </strong></p>
<p><strong>Başkan Trump’ın politikalarının Amerikan halkının yaşam maliyetlerini artırdığına inananların oranı yüzde 70’lerin üzerinde.</strong> Benzin fiyatlarının kişiler üzerinde büyük bir sıkıntı yarattığını söyleyenlerin oranı da yüzde 70’e yakın. Buna karşılık, ekonominin iki sene öncesine göre daha kötü olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 40’a yakın.</p>
<p><strong>Benzin fiyatları ve motorin kaynaklı tüketim malı enflasyonu, seçimler öncesi geri vitesin temel nedeni gibi görünüyor. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dizel-fiyatlari-tum-dengeleri-altust-ediyor-89830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/0/1280x720/677-1792128354.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dizel fiyatları tüm dengeleri altüst ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rubiodan-fukuyamaya-yerli-ve-milli-olmak-nedir-89829</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rubio’dan Fukuyama’ya: Yerli ve milli olmak nedir?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD dünyada nasıl kabul görecek? Rubio’nun konuşmasında söylediğine göre bunun en cazip yollarından biri, artık Amerikan milli gücünün ayrılmaz bir unsuru haline gelen Amerikan teknoloji şirketlerinin dünyada kuralları koyması.</strong></p>
<p>7 Ekim günü ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Atina’da arkasına Akropol’ü de alarak bir konuşma yaptı. Bana göre bu konuşmayı, aynı zamanda 2028 seçim kampanyasının başlangıcı ve Trumpizmin nasıl devam edeceğine dair bir bildiri olarak okumalı. Konuşmada Amerikalı bakan mealen dedi ki: Antik Çağ’da Atina’da kurulan demokrasi, Hristiyanlıkla bir araya gelerek Batı medeniyetini oluşturmuştur. Liberallerin iddiasının aksine, insanlar bir topluluğa bağlanmak ve o toplulukla birlikte kendilerini ifade etmek isterler; o yüzden milliyetçilik asla bitmez. Biz de Batı medeniyetini yüceltmeye devam edeceğiz.</p>
<p>Konuşmadan birkaç hafta önce Francis Fukuyama, “Son İnsanın Aleminde” (In the Realm of the Last Man) adlı bir anı kitabı yayımlamıştı. Kitap 73 yaşındaki Profesör Fukuyama’nın kendi düşünceleriyle hesaplaşmasını içeriyor. Takip edenler bilir, Fukuyama 1989’da “Tarihin Sonu ve Son İnsan” (<em>The End of History and the Last Man</em>) eserinde insanlığın son ideolojisinin liberal demokrasi olacağını iddia etmişti. Hayatının kalanını da öngörüsündeki nüansları açıklayarak, aslında haklı olduğunu ispat etmeye çalışmakla geçirdi.</p>
<p><strong>Rubio, thymos kavramını </strong><strong>ulus düzeyine taşımış</strong></p>
<p>Tahminleri tutsun ya da tutmasın, Fukuyama asrımızın en büyük düşünürlerinden biri. Düşüncelerinin merkezine ise Antik Yunan’daki “<em>thymos</em>” kavramını yerleştirmiş. İlginç biçimde Rubio da konuşmasını bu kavram üzerine kurmuştu. <em>Thymos</em> şu manaya geliyor: İnsanlar sadece hayatta kalmak ve zenginleşerek rahat etmekle yetinmez, aynı zamanda tanınma arzusu da vardır. İnsan doğasının ruhsal boyutu başkaları tarafından eşit ve saygın görülmek ister. Hatta bazıları için bu daha üstün kabul edilme isteğine dönüşür. Rubio, bu kavramı kişilerden ulus düzeyine de taşımış. Diyor ki, birinin zenginleşmesi uluslararası sistemde yeterince saygı görmesi için yeterli olmayabilir. ABD’nin durumundan bahsediyor.</p>
<p>ABD dünyada nasıl kabul görecek? Rubio’nun konuşmasında söylediğine göre bunun en cazip yollarından biri, artık Amerikan milli gücünün ayrılmaz bir unsuru haline gelen Amerikan teknoloji şirketlerinin dünyada kuralları koyması. Bu şirketlerin eskiden devletler arasında tarafsız davranırken, son iki yıldır nasıl Amerikan yönetimiyle ittifak halinde hareket ettiklerini <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zuck-thiel-ve-musk-silikon-vadisi-ile-siyasetin-dansi-51238" target="_blank" rel="noopener">daha önce yazmıştım</a>.</p>
<p>Amerikan teknoloji şirketlerinde öne çıkan liderlere yakından baktığımızda, 1989’da ortaya çıkacağı iddia edilen “son insan”dan bayağı uzak olduklarını görebiliriz. Mesela, hakkında daha önce de yazdığım <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trump-ve-entelektuel-kirilganligin-bedeli-45586" target="_blank" rel="noopener">Peter Thiel</a>. PayPal, Facebook ve Palantir gibi birçok yatırımla akıl almayacak bir servet kazandığı hâlde rahat duramadı. Yanında yetiştirdiği JD Vance'ı Amerikan başkan yardımcısı yaptı. Mart ayında Roma’da verdiği kapalı bir konferansta ise teknolojinin frenlenmesine dair görüşleriyle tanınan Papa Leo XIV’ü “deccal”in (<em>anti-christ</em>) amaçlarına hizmet etmekle itham etti.</p>
<p>Thiel gibi yerinde duramayan bir diğer Silikon Vadisi lideri de Elon Musk. Malumunuz, Musk SpaceX ve Tesla’nın sahibi ve dünyanın en zengin adamı. Buna rağmen, geçen sene işi gücü bırakıp Amerikan devletindeki bürokrasiyi azaltmayı amaçlayan DOGE adlı kurumun başına geçti. Ama bürokrasiye uzun süre dayanamayıp istifa etti. Son dönemdeki açıklamalarına bakınca, bürokrasiye karşı düşüncelerinin bu süreçte daha da keskinleştiği görülüyor. Hatta geçen hafta Hindistan’da SpaceX’in uydu üzerinden doğrudan internet bağlantısı sunan hizmeti Starlink’in izinleri bir türlü tamamlanamadığı için doğrudan Hindistan Başbakanı Narendra Modi ve Hindistan’ın en zengin işadamı Mukesh Ambani’yi hedef alan sosyal medya paylaşımları yaptı.</p>
<p><strong><em>Thymos</em></strong><strong> bazen analitik </strong><strong>düşüncenin önüne geçebiliyor</strong></p>
<p>Aslında Modi ve Rubio’nun (Trumpizmin) ideolojileri birbirine çok benzer. Her ikisi de etnik ve dinî ortaklıkta buluşan ulusların önemli olduğunu, toplumların huzurunun ve ilerlemesinin ancak bu anlayışla sağlanabileceğini düşünüyor. Ancak iki farklı ulusun siyasi liderliğinde olunca, hele hele bu uluslardan biri küresel teknolojide lider, diğeri ise takipçi durumda olunca, bu ideolojik yaklaşım belli noktalarda çatışıyor. Modi, belki kendine yakın iş insanlarının menfaatleri yüzünden, belki de milli egemenliğini korumak için Amerikan teknoloji şirketlerine kapıyı kapalı tutuyor. Çoğu zaman bu iki gerekçe arasındaki farkları ayırt etmek de pek mümkün değil! <em>Thymos</em> bazen analitik düşüncenin önüne geçebiliyor.</p>
<p><em>Thymosun</em> ana unsur olduğu bir küresel ekonominin yeni kuralları şunlar: Milli güvenlik, malların ve sermayenin serbest dolaşımından üstündür. Şirketler bir ülkeye yatırım yaparken kararlarındaki en önemli parametre, kuralların yarın nasıl değişebileceğidir. Benzer şekilde, devletler de yabancı yatırımlara sadece iş ve aş sağlama açısından değil, milli güvenlik perspektifinden de bakar. Bu kurallar teknoloji alanında daha da sıkı tatbik edilir.</p>
<p>Peki, teknolojik açıdan her şeyi kendi yapmanız mümkün değilse ve orta ölçekli bir ekonomiye sahipseniz, bu kuralları nasıl uygulamalısınız? Hindistan ya da Türkiye gibi orta ölçekli ekonomilerin şirketlerini büyütmesi için hem Amerikan hem Avrupa hem de Asyalı şirket ve devletlerle karşılıklı menfaate dayalı ilişkiler kurması gerekiyor. Öyleyse <em>thymos</em>un önemini bilirken kendimizi <em>thymos</em>a hapsetmeyelim! Milliyetçiliğin yükseldiği küresel ekonomide</p>
<p>Türkiye, hangi alanlarda kendi gücüne dayanacağını, hangi alanlarda başkalarıyla iş birliği yapacağını, milli güvenliğin ne zaman kendi teknolojisine ne zaman alternatif teknolojilere erişim kabiliyeti anlamına geldiğini tespit etmelidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rubiodan-fukuyamaya-yerli-ve-milli-olmak-nedir-89829</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rubio’dan Fukuyama’ya: Yerli ve milli olmak nedir? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelir-vergisi-istisnasi-bulunan-odemeler-89828</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gelir vergisi istisnası bulunan ödemeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yemek, yol, çocuk ve kreş yardımlarından özel sağlık sigortasına kadar çalışanlara sağlanan ek menfaatlerde gelir vergisi istisnaları, ödeme türüne ve belirlenen sınırlara göre değişiyor. İşverenlerin istisna tutarlarını ve uygulama koşullarını doğru değerlendirmesi, bordro hatalarının ve olası vergi risklerinin önüne geçiyor.</strong></p>
<p>İşverenler tarafından çalışanlara ücretin yanında yemek, yol, çocuk yardımı, kreş desteği, sigorta primi, ölüm, doğum ve evlenme yardımı gibi çeşitli ek menfaatler sağlanabilmektedir. Bu ödemelerin vergilendirilmesinde ödemenin nakdi veya ayni olması, hangi amaçla yapıldığı, mevzuatta özel bir istisnanın bulunup bulunmadığı ve varsa istisna için belirlenen şart ve sınırlar önem taşımaktadır. 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na göre işverene bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığında para veya ayın olarak sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler kural olarak ücret niteliğindedir. Bununla birlikte işveren tarafından sağlanan bazı ücret, gider karşılığı, tazminat ve yardımlar gelir vergisinden tamamen veya belirli sınırlar dahilinde istisna edilmiştir.</p>
<p><strong>- Çocuk yardımı: </strong>Çocuk yardımı gelir vergisi istisna tutarı, 01.07.2026-31.12.2026 döneminde 0-6 yaş grubundaki çocuklar için aylık 787,76 TL, 6 yaşından büyük çocuklar için 393,88 TL’dir.</p>
<p><strong>- Kreş ve gündüz bakımevi yardımı: </strong>2026 yılında her bir çocuk için uygulanabilecek aylık gelir vergisi istisnası tutarı, brüt asgari ücretin %50’si olan 16.515 TL’dir.</p>
<p><strong>- Yemek yardımı: </strong>İşveren tarafından iş yerinde veya müştemilatında yemek verilmesi suretiyle sağlanan menfaatler gelir vergisinden istisnadır.</p>
<p>İş yerinde yemek verilmemesi durumunda ise fiilen çalışılan günlere ilişkin günlük yemek bedelinin gelir vergisi istisnası KDV hariç 300 TL’dir. Bu tutarı aşan ödemelerde ise aşan kısım gelir vergisine tabi tutulacaktır.</p>
<p><strong>- Yol yardımı: </strong>İşveren tarafından servis sağlaması halinde, sağlanan menfaat tutarı gelir vergisinden istisnadır. Servis hizmetinin sağlanmadığı durumlarda toplu taşıma kartı, bileti, aylık abonman veya bu amaçla kullanılabilen ödeme araçlarıyla yapılan yardımlar bakımından 2026 yılı için fiilen çalışılan her gün başına 158 TL’ye kadar gelir vergisi istisnası uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>- Stajyerlere yapılan ödemeler: </strong>Sigortası okulları tarafından yapılan öğrencilere yapılan ücret ödemelerinin, brüt asgari ücreti aşmayan tutarı gelir vergisinden istisnadır. Brüt asgari ücretin üzerindeki ödeme tutarından gelir vergisi kesintisi yapılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>- Özel sağlık ve hayat sigortaları: </strong>Türkiye’de kurulu ve merkezi Türkiye’de bulunan bir sigorta şirketi nezdinde düzenlenen poliçeler bakımından, birikim primi alınan hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si, ölüm, kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık ve doğum gibi şahıs sigortalarına ödenen primlerin ise %100’ü dikkate alınabilir.</p>
<p>Ancak indirilebilecek toplam tutar, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak brüt asgari ücretin yıllık tutarını aşamaz.</p>
<p><strong>- Ölüm, doğum ve evlenme yardımları: </strong>Ölüm nedeniyle yapılan tazminat ve yardımlar gelir vergisinden istisnadır.</p>
<p>Doğum ve evlenme nedeniyle çalışana yapılan yardımlarda ise istisna çalışanın iki aylık ücreti veya buna karşılık gelen gündelik tutarıyla sınırlıdır.</p>
<p>Sonuç olarak, çalışanlara sağlanan ek ödeme ve yan hakların tamamı gelir vergisi istisnası bakımından aynı uygulamaya tabi değildir. Gelir vergisi istisnasının uygulanabilmesi için ödemenin niteliği, nakdi veya ayni olması, hangi amaçla yapıldığı ve mevzuatta öngörülen tutar ile şartların birlikte değerlendirilmesi esastır.</p>
<p>Bu nedenle çocuk, kreş, yemek, yol, sigorta, ölüm, doğum ve evlenme yardımları gibi ödemelerde yalnızca yardımın adı değil, istisna sınırı ve uygulama koşulları da dikkate alınmalıdır. İstisna sınırını aşan veya gerekli şartları taşımayan ödemelerin ise aşan ya da tamamı üzerinden gelir vergisine tabi tutulması gerekecektir.</p>
<p>Bordro uygulamalarında ise bu ayrımların doğru yapılması, hangi ödemelerin vergi matrahına dahil edileceğinin doğru belirlenmesi açısından önem taşımaktadır. İstisna sınırlarının hatalı uygulanması, eksik veya fazla vergi kesintisine yol açabileceğinden, bordro hesaplamalarında ödeme türü ve ilgili mevzuat hükümleri bütünsel olarak değerlendirilmelidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelir-vergisi-istisnasi-bulunan-odemeler-89828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gelir vergisi istisnası bulunan ödemeler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-bir-kuresel-finansal-krizin-esiginde-miyiz-89827</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni bir küresel finansal krizin eşiğinde miyiz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel piyasalarda yüksek borçluluk, enerji fiyatlarındaki artış, yeniden yükselen enflasyon ve hisse senetlerindeki satış baskısı finansal kırılganlıkları artırıyor. Birbirini besleyen bu riskler, yeni bir küresel finansal kriz ve gelişmiş ekonomilerde sert yavaşlama ihtimalini gündeme getiriyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de son dönemde finansal piyasaların ana gündemini ‘<em>Fon Krizi’</em> oluşturuyor. Ancak bu günlerde en az bu konular kadar önemli gelişmeler küresel finansal piyasalarda yaşanıyor. Yüksek borçluluk, aşırı değerli hisseler ve artan enflasyonun yarattığı yüksek kırılganlık ortamı, karşımıza dikkatle izlenmesi gereken bir tablo çıkıyor.</p>
<p><strong>Peki, bu gelişmeler yeni bir küresel finansal krizin habercisi olabilir mi?</strong></p>
<p>Bu soruyu yanıtlamak için küresel ekonomide birbirini besleyen altı temel risk alanına bakalım.</p>
<p><strong>1. Enerji fiyatlarında arz şokları</strong></p>
<p>Küresel ekonomide en önemli risklerin başında enerji fiyatları geliyor. Orta Doğu’da devam eden çatışmalar, Hürmüz Boğazı çevresindeki enerji taşımacılığını ve Körfez ülkelerinin üretim altyapısını tehdit ediyor. Ayrıca, Rusya ile Ukrayna arasında enerji altyapısını hedef alan karşılıklı saldırılar da arz güvenliği endişelerini artırıyor.</p>
<p>Bu gelişmeler petrol fiyatlarının yüksek seyretmesine neden olurken doğalgaz piyasalarında da arz kesintisi ve fiyat oynaklığı riskini artırıyor. Üstelik arz kesintilerini hafifletmek amacıyla kullanılan stratejik rezervlerin azalması, yeni şokları karşılama kapasitesini de zayıflatıyor.</p>
<p><strong>2. Enflasyon yeniden yükselişte</strong></p>
<p>Enerji fiyatlarındaki artışın en önemli sonuçlarından biri küresel enflasyon görünümünün bozulmasıdır. Bunun en güncel örneğini ABD’de görüyoruz. ABD’de eylül ayında tüketici enflasyonu aylık %0,6 artış ile son beş ayın en yüksek aylık artışını kaydetti. Artışın ana kaynağı enerji fiyatlarıydı. Benzin fiyatları yalnızca eylül ayında %9,1 artarken, enerji fiyatlarındaki aylık artış %5,2’ye ulaştı.</p>
<p>Enerji fiyatlarındaki yükselişin enflasyona dolaylı etkileri de oluyor. Yükselen üretim ve taşımacılık maliyetleri diğer mal ve hizmetlerin fiyatlarına da yansıyor. Ayrıca, tarımsal üretimde kullanılan gübre ve lojistik maliyetlerinin artması, gıda enflasyonu üzerinde de risk yaratıyor.</p>
<p><strong>3. Merkez bankalarında faiz artışı dönemi</strong></p>
<p>Yakın zamana kadar küresel finansal piyasalarda beklenti, enflasyondaki gerilemeyle birlikte faiz indirimlerinin devam edeceği yönündeydi. Ancak enerji fiyatlarında yaşanan artış, bu beklentiyi önemli ölçüde değiştirdi. Avrupa, Amerika ve birçok gelişmiş ülke merkez bankası, enflasyon görünümündeki bozulma sebebiyle faiz artışına yöneldi. Beklentiler, faiz artışlarının devamı yönünde şekilleniyor.</p>
<p><strong>4. Yüksek borçluluk ve artan tahvil faizleri</strong></p>
<p>Küresel ekonomide bir diğer önemli risk, yüksek borçluluk ile artan finansman maliyetlerinin aynı döneme denk gelmesidir. IMF, yüksek kamu borçluluğu, daralan mali alan ve artan borçlanma maliyetlerini küresel ekonomi üzerindeki temel riskler olarak sıralıyor.</p>
<p>Borçlanma maliyetlerindeki artışın en dikkat çekici örneklerinden biri ABD tahvil piyasasıdır. 14 Ekim itibarıyla iki yıllık tahvil faizi yaklaşık %4,8, 10 yıllık tahvil faizi %5,2 ve 30 yıllık tahvil faizi ise %5,6 ile tarihi yüksek düzeylere ulaştı. Küresel finansman koşulları için temel referans niteliğinde olan ABD tahvil faizlerindeki yükseliş, diğer ülkelerin ve özel sektörün borçlanma maliyetlerine de yansıyor.</p>
<p>Avrupa tarafında ise durum çok daha kritik... Yüksek kamu borcu ve artan siyasi belirsizlik ortamıyla, Fransa ve İtalya devlet tahvili faizlerinde yaşanan artış, Avro Bölgesi'nin borç haritasını kökten değiştirerek kamu borçlanma maliyetlerini son 20 yılın en yüksek seviyelerine taşıdı. Gelişmiş ülkelerde yaşanacak sert mali konsolidasyon; ticari ve finansal kanallarla tüm dünyayı etkileme potansiyeline sahiptir.</p>
<p><strong>5. Hisse senedi piyasalarında satış baskısı</strong></p>
<p>Artan tahvil faizleri ve finansman maliyetleri, hisse senedi piyasalarında etkisini gösteriyor. Ayrıca, yapay zekâ ve teknoloji şirketlerinin değerlemelerine ilişkin artan endişeler de borsa üzerindeki satış baskısını artırıyor. Nitekim bu hafta ABD ve Asya borsalarında önemli satışlar yaşandı. 14 Ekim'de ABD'de teknoloji hisselerindeki satışların etkisiyle NASDAQ endeksi %1,9, S&amp;P 500 endeksi ise %1,1 geriledi. Asya tarafında ise Japonya'nın Nikkei endeksinde %5, Güney Kore'nin KOSPI endeksinde %8 civarında düşüşler yaşandı.</p>
<p>Hisse senedi piyasalarındaki sert düşüşler, hane halklarının finansal varlıklarını azaltırken şirketlerin sermaye piyasalarından finansman sağlama imkânlarını da zayıflatıyor. Üstelik varlık fiyatlarındaki düşüşün kredi piyasalarına yansıması, finansal koşulları daha da sıkılaştırabilir. Dolayısıyla teknoloji hisselerinde başlayan bir satış dalgasının, finansal sistemin diğer alanlarına yayılma riski bulunuyor.</p>
<p><strong>6. Gelişmiş ekonomilerde sert fren riski</strong></p>
<p>Tüm bu gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimizde, küresel ekonomide birbirini besleyen bir risk mekanizması ortaya çıkıyor. Yüksek enerji fiyatları enflasyonu artırıyor. Artan enflasyon merkez bankalarını faiz yükseltmeye yöneltiyor. Yükselen faizler borçlanma maliyetlerini artırırken tahvil ve hisse senedi fiyatlarını baskılıyor. Bunun sonucunda hane halklarının satın alma gücü ve finansal varlıkları azalıyor. Şirketlerin nakit akışları zayıflıyor, yatırım kararları erteleniyor. Kamunun ise artan faiz giderleri nedeniyle ekonomiyi destekleme kapasitesi sınırlanıyor. Böyle bir ortamda büyümenin beklenenden daha sert yavaşlaması mümkün…</p>
<p><strong>Ekonomi tarihi bize ne söylüyor?</strong></p>
<p>1970'lerde yaşanan petrol krizleri, enerji fiyatlarındaki sert artışların yüksek enflasyon ve düşük büyümeyi aynı anda tetikleyebileceğini gösterdi. Özellikle 1979 petrol şokunun ardından uygulanan sıkı para politikaları, 1980'lerin başında gelişmiş ekonomilerde ciddi ekonomik daralmalara neden oldu.</p>
<p>2008 küresel finansal krizinde ise temel sorun, finansal sistemde biriken aşırı borçluluk ve varlık fiyatlarındaki bozulmaydı. Finansal kuruluşların bilançolarında yaşanan kayıplar kredi piyasalarına yayılarak küresel ekonomide sert bir daralmaya yol açtı.</p>
<p>Bugünkü tabloda, enerji kaynaklı enflasyon baskıları ile varlık değerlemelerine ilişkin endişeler aynı anda gündemde. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yalnızca enflasyon ve faiz kararlarını değil, tahvil piyasalarındaki fiyat hareketlerini, şirketlerin borç ödeme kapasitesini ve finansal kuruluşların likidite koşullarını da yakından izlemek gerekiyor.</p>
<p>Özetle; sadece yurt içinde değil, aynı zamanda yurt dışındaki gelişmeleri de yakından takip etmemiz gereken bir dönemden geçiyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-bir-kuresel-finansal-krizin-esiginde-miyiz-89827</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/4/1280x720/piyasa-finans-1768974835.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni bir küresel finansal krizin eşiğinde miyiz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/acelemiz-var-yavas-gidelim-89826</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Acelemiz var, yavaş gidelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Hız tamam ama aşırısı cana mala ziyan… Kaldı ki mucize; ne yolu kısaltmak ne de hız ile gereğinden fazla risk üstlenmemektir. Yavaş yavaş acele et derken temkinli yol almak, herkese önerilir.</strong></p>
<p>Hızı kim sevmez! Hele ki hızla değişen dünyada; <strong>rekabet avantajının</strong> olmazsa olmazıdır. <strong>Büyük balığın küçük balığı yuttuğu</strong> eski ekonominin yerini, <strong>hızlı balığın yavaş balığı yuttuğu</strong> küresel ekonomi okyanusu aldı. Hız üzerinden dönen yapay zekâ rekabeti, <strong>2 nanometre çiplere kadar</strong> inmiş durumda…</p>
<p>Hıza methiyeye ara verip; “<strong>hız ikliminin</strong>” dinamiklerinden bahsedelim. Hız iyidir de riski arttırır. <strong>Tedbirsiz hız</strong>; felakete koşmanın öteki adı… Altınızda ister bisiklet ister yarış arabası olsun; <strong>hız zaman kazandırdığı gibi kontrolü zorlaştırır</strong>, denetimi daha da <strong>elzem</strong> kılar. Bu yüzden <strong>optimal hız</strong> önerilir.</p>
<p><strong>FREN PEDALI BUGÜN GAZ PEDALINDAN ÖNEMLİ</strong></p>
<p>Bizim <strong>inşaatlarda</strong> durum tam da budur. Hızla bitirip biran önce satışa geçme baskısı, hızın “<strong>tedbir ihtiyacını</strong>” da atırdığı gerçeğini unutturuyor. <strong>Unutmayın ki fren; gaz pedalının hemen yanı başına konulmuştur</strong>. Üstelik o 2 pedaldan gaz olanından daha hayati olan; şüphesiz <strong>hız kesme</strong> pedalıdır.</p>
<p>İkinci sorun; bizde <strong>sertifikalı işçi anlayışı </strong>olmamasıdır<strong>. 40 saatlik eğitim gerektiren pozisyon</strong> için <strong>1 saatlik üstünkörü alıştırma</strong> ile yetinirsen, iki tonluk asansörü yere çakarsın.  Eğitimsiz işgücü ile <strong>akıllı bina yapacağını</strong> sanmak, ahmaklıktır. <strong>Binanın akıllısı olmaz</strong>, müteahhidin, <strong>mühendisin akıllısı olur</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Aşırı hıza dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Hızlanmamak mümkün mü?</em></strong></p>
<p><strong>Bir yere kadar</strong>… Ne iş olsa yaparım diyen inşaat işçisi çağı geride kaldı. <strong>Betonu göz kararı karmak</strong> ve kova ile kalıba dökme dönemi geride kaldı ve yerini <strong>üstün standartlar</strong> aldı. Ne yazık ki getiremedik…</p>
<p><strong><em>Aşırı hızı kontrol etsek?</em></strong></p>
<p><strong>İnşaatında kim kaza ister ki</strong>? Bir tek işçinin dahi burnunun kanamasını istemez hiçbir patron. Üstelik asansör kazalarındaki gibi <strong>işyeri güvenliğine dair bütün tedbirleri aldığını </strong>düşünür ama almamıştır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ERİŞİR MENZİLİ MAKSÛDUNA ÂHESTE GİDEN, TİZ REFTÂR OLANIN PÂYİNE DÂMEN DOLAŞIR</strong></p>
<p>Divan şairi <strong>Hâtemi</strong>’nin ünlü beyti kadar <strong>zarif aşırı hız uyarısı</strong> yoktur sanırım. Günümüz Türkçesine dil içi tercüme edersek dediği şu; “<em>Amaçladığı hedefe yavaş ve temkinli bir şekilde giden insan ulaşır. Hızlı giden kişinin ayağına eteği dolaşır</em>.” Gayet net bir uyarı… Hız tamam ama <strong>aşırısı cana mala ziyan</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>HIZ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Hız</strong>: Yol bölü zaman… Birim zamanda alınan yol. Fiziğin temel sorunsallarından biri</p>
<p><strong>Aşırı hız</strong>: Kontrol edilemeyecek düzeye ulaşmış hız, felâkete götüren faktör</p>
<p><strong>Işık hızı</strong>: Işığın 1 saniyede aldığı yol. Tam rakamı: 299 bin 792 metre / saniye.</p>
<p><strong>Düşünce hızı</strong>: Kararların niteliğini düşürmeden en kısa sürede oluşturulma süreci</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/acelemiz-var-yavas-gidelim-89826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Acelemiz var, yavaş gidelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/haber/canli-ekonomi-masasi-89825</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 16 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/WHZG1vxSl_c" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/haber/canli-ekonomi-masasi-89825</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/parasini-harcamak-isteyen-de-yok-kullandirmak-isteyen-de-89824</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Parasını harcamak isteyen de yok kullandırmak isteyen de…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon vurgununun yol açtığı sarsıntı, açık denizde meydana gelen bir depremin yarattığı tsunamiye benziyor. Kıyıdan örneğin 100 km uzakta meydana gelen bir depremden kaynaklanan tsunami açık denizde hemen hemen hiç fark edilmeden ilerler ve yalnızca küçük dalgalar oluşturur. O küçük dalgalar balıkçı tekneleri tarafından elbette hissedilir ama büyük gemiler olan bitenin farkına bile varmaz; en fazla bir-iki metrelik dalgadır çünkü onlar. Açık deniz için hiçbir şey.</p>
<p>Ama açık denizde neredeyse hiç hissedilmeyen o küçük dalgalar karaya yaklaştıkça, yani suyun gideceği yer kalmayınca büyür büyür ve depremin şiddetine bağlı olarak devasa bir hal alır.</p>
<p>Fon vurgunundaki durum da aynen buna benziyor. Deprem olduğunda tsunaminin başlangıcına açık denizde yakalanan küçük balıkçı tekneleri, küçük yatırımcılar olan biteni tabii ki fark etti. Telsizlerden iletilen yardım çağrıları da karaya dalgadan önce ulaştı.</p>
<p>Türkiye bugüne kadar o yardım çağrılarını dinledi, <strong>“Acaba bu iş ne kadar büyük”</strong> diye tartıştı, fonda ya da fon bünyesinde yer alan şirketlerin hisse senetlerinden yatırımı bulunmayanlar olan biteni yalnızca izledi.</p>
<p>İzleyicilerin bir kısmı “Yazık olmuş” dedi, bir kısmı <strong>“Biraz daha temkinli olsalardı”</strong> diye gecikmiş bir tavsiyede bulundu, bir kısmı ise <strong>“O riske girmişler, şimdi de ceremesini çeksinler”</strong> diye yaklaştı.</p>
<p>Fonda ya da hisse senedinde para kaybedenleri adeta <strong>“Oh olsun”</strong> yaklaşımıyla izleyenler kendilerini bu olan bitenin tümüyle dışında görüyordu. Onlara göre zarar, para yatıranındı, kendilerini ilgilendiren bir şey yoktu. Öyle sanıyorlardı. Oysa o minik dalgalar çoktan kıyıya yaklaşmaya başlamıştı. Henüz gelmemişti ama gelecekti. Gelecekti çünkü o devasa su kütlesinin gideceği bir yer yoktu ki.</p>
<p>Tsunaminin etkisini bilenler telaşlı, yakın zamanda çok büyük sorunlar yaşanacağının farkında. Bu farkındalığa sahip olanlar zaten çoktan önlemlerini almaya başladı bile.</p>
<h2>Herkes parasına sımsıkı sarıldı! </h2>
<p>Herkes paranın sıcaklığını hissetmek istiyor, kimse zorunlu olanlar dışında harcama yapmaya yanaşmıyor. Bu görünürde bir sorun değil, hatta ekonomi yönetiminin isteyeceği bir durum. Yıllardır talebi aşağı çekebilmek adına yürütülen politika bir anda meyvesini vermiş gibi bir durum ortaya çıktı. Üstelik bu gönüllü bir şekilde yapılıyor. </p>
<p>Ama tüketim zincirinin son halkasındaki vatandaşın harcamasını ertelemesi o kadar da önemli değil. </p>
<p>Asıl sorun piyasalardaki ödeme zincirinin kesintiye uğraması.</p>
<p>Arkadaşım Merve Yiğitcan Ekonomi gazetesinin dünkü sayısında bu konuda yaşananları ve piyasadaki sorunları çok iyi özetledi.</p>
<p>Parasının bir kısmı fonlarda kalmış ve bu yüzden ödeme güçlüğü içine düşmüş olanlar var. Ama bir de fonla hiç ilgileri olmadığı halde kendilerini fonzede olarak gösteren ve bu yüzden ödeme yapamayacaklarını ileri sürenler var.</p>
<p>Yani fon vurgununu gerekçe olarak ileri sürmek ve ödemesini geciktirmek isteyen kötü niyetliler için şahane bir ortam oluştu.</p>
<h2>Faktoring olanağı iyice daralırsa…</h2>
<p>Ekonomideki kaynak ihtiyacının giderek artması karşısında bankalar adeta <strong>“Bize güvenmeyin”</strong> demek durumunda. Merkez Bankası’nın getirdiği kredi artış sınırlaması yüzünden bankacılık kesimin eli kolu bir anlamda bağlı.</p>
<p>Şirketler için bu durumda geriye faktöring kalıyor. Zaten nakit sıkıntısını aşmak için çokça başvurulan faktöring, şu dönemde çok daha önem kazandı</p>
<p>Kazandı ama o olanak da fazlasıyla daralmış durumda.</p>
<p>Üstelik gidişat o kanalın daha da daralma olasılığının günden güne artacağına işaret ediyor.</p>
<p>Tüm gerçek ve tüzel kişiler, ayrıca kaynak kullandırabilecek durumda olan finansal kuruluşlar ellerindeki paranın sıcaklığını hissetmek istiyor. Kimse parasını ne harcamaya niyetli, ne birilerine kullandırmaya.</p>
<p>Piyasada kaynak yok ve olanın da fiyatı, yani faizi giderek artıyor. Bu gidişle daha da artacak.</p>
<p>Bu koşullarda tüm gözler tabii ki Merkez Bankası’nın 22 Ekim’deki Para Politikası Kurulu toplantısına çevrildi. O toplantıya ilişkin genel beklenti faizin indirileceği yönünde. Aksi yaşanır, yani Merkez Bankası faizi değiştirmezse bu çok büyük bir sürpriz olacak gibi, bu yüzden de faizin indirileceğinden hemen herkes emin görünüyor.</p>
<p>En iyisi birkaç gün daha bekleyip gelişmeleri gözledikten sonra değerlendirme yapmak…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/parasini-harcamak-isteyen-de-yok-kullandirmak-isteyen-de-89824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/1/1280x720/lira-para-1768365030.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Parasını harcamak isteyen de yok kullandırmak isteyen de… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketi-kurtarmaya-gelen-baskanin-hissesi-neden-yok-89823</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şirketi kurtarmaya gelen başkanın hissesi neden yok?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hafta başında Kontrolmatik Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Ceyhan’ın yatırımcı sohbetine katıldım. Şirketin içinde bulunduğu zor dönemi, yapılanları ve bundan sonrasına ilişkin planlarını anlattı. Soruları da yanıtladı.</p>
<p>Fakat konuşmasının başında söylediği bir cümle, bütün anlattıklarının önüne geçti: “Benim bir tane bile Kontrolmatik hissem yok.”</p>
<p>Doğrusu bunu yadırgadım. Çünkü Ceyhan, Kontrolmatik’in kolay günlerinde değil, ciddi sıkıntılar yaşadığı bir dönemde yönetimin başına getirildi. Kendisine verilen hedef, şirketi toparlamak ve kurtarmaktı. Tam da bu nedenle insanın aklına şu soru geliyor: Şirketi kurtarmak için göreve getirilen başkan, şirketin hissesini neden almıyor?</p>
<p>Kendisine de salonda açıkça sordum: Kontrolmatik’in geleceğine güveniyorsanız elinizi taşın altına koyun ve hisse alın. Neden almadınız?</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1a6dd645cf-1792124637.png" alt="" width="416" height="312" />
<figcaption><strong>Mustafa Ceyhan</strong></figcaption>
</figure>
<p>Elbette bir yönetim kurulu başkanının yönettiği şirkette mutlaka hisse sahibi olması gerektiğini söylemiyorum. Hukuken böyle bir zorunluluk da yok. Mesele başka. Mesele, yöneticinin şirketin geleceğine ilişkin söylediği sözlerle kendi ekonomik pozisyonunun ne kadar örtüştüğü. </p>
<p><strong>Dünyada örnekleri çok</strong></p>
<p>Dünyada bunun karşılığı var. “Skin in the game” denilen yaklaşım, yöneticinin yönettiği şirketin başarısında kendi parasının da risk altında olmasını anlatıyor. ABD’nin en büyük hisse senedi yatırımcısı Warren Buff ett’ın Berkshire Hathaway’deki büyük hissesi bunun en bilinen örneklerinden. Oracle’ın kurucusu Larry Ellison şirketin önemli hissedarlarından. JPMorgan CEO’su Jamie Dimon’ın da şirkette ciddi oranda hissesi var. Hisse sahibi olmak elbette başarı garantisi değil. Ama yatırımcıya çok açık bir mesaj verir: “Sizinle aynı riski taşıyorum.”</p>
<p>Kontrolmatik yatırımcısı bugün zaten ciddi bir belirsizliğin içinde. Şirketin finansal sonuçları ortada. Toparlanma planları anlatılıyor. Yatırımcıdan güvenmesi ve sabretmesi isteniyor.</p>
<p>Böyle bir tabloda başkanın “Bir hissem bile yok” demesi ister istemez soru işareti yaratıyor. Hele bunu bir eksiklik değil, övünülecek durum gibi anlatıyorsanız soru daha da büyüyor.</p>
<p>Şirketi kurtarmak için göreve gelen yönetici, yatırımcıdan mali fedakârlık beklerken kendisi neden bu riskin dışında duruyor?</p>
<p>Borsada güven sözle kurulmaz. Özellikle zor zamanda davranışla kurulur. Kontrolmatik yatırımcısının da bugün görmek istediği tam olarak budur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketi-kurtarmaya-gelen-baskanin-hissesi-neden-yok-89823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketi kurtarmaya gelen başkanın hissesi neden yok? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gumruk-birligi-eskidi-ama-hukuki-baglayiciligi-gecerliligini-koruyor-89822</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gümrük Birliği eskidi, ama hukuki bağlayıcılığı geçerliliğini koruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DIŞ </strong>Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türkiye-Avrupa İş Konseyleri, <strong>“European Business Summit” (EBS-Avrupa İş Zirvesi) </strong>işbirliği ile Brüksel’de (Belçika) düzenlenen <strong>“II. EU-Türkiye Business Summit” (II. AB-Türkiye İş Zirvesi”</strong>nde Ticaret Bakan Yardımcısı <strong>Mustafa Tuzcu</strong>’nun sunumu dikkat çekiciydi.</p>
<p><strong>Mustafa Tuzcu, </strong>Avrupa Birliği’nin (AB) küresel rekabetçiliği artırma hedefini desteklediklerini belirterek söze girdi:</p>
<p>-          <strong>Ancak, uygulanan yöntemlerden derin endişe duyuyoruz. En büyük hayal kırıklığımız, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunda yaşanan duraksamadır. Avrupa Komisyonu’nun yetki talebinin üzerinden 10 yıl geçti ama resmi müzakereler hâlâ başlatılamadı.</strong></p>
<p><strong>Tuzcu, “Otuz Yılın Ardından: Yeni Bir Ticaret Dönemi İçin AB-Türkiye Gümrük Birliği’nin Yeniden Kalibre Edilmesi” </strong>başlıklı oturumdaki sunumunda 1963 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye, 1963 yılından bu yana Avrupa’nın stratejik vizyonunun bir parçası. Gümrük Birliği, bu yolculuğun temel taşı. Ulaşılan entegrasyon düzeyinin takdir edilmesi gerekiyor.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1a619359d2-1792124441.png" alt="" width="700" height="442" /></strong>Ulaşılan entegrasyon düzeyini verilerle ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Son 30 yılda ikili ticaret hacmimiz yaklaşık 10 kat artarak 23 milyar dolardan 233 milyar dolara ulaştı. Bu rakamın arkasında sınır ötesi entegre üretim ekosistemimiz yer alıyor.</strong></p>
<p>Otomotiv, makine ve elektrikli teçhizat sektörlerinin karşılıklı işleyen küresel üretim ağlarına bağlı olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu iki yönlü ilişki her iki tarafta da istihdam yaratıyor ve teknoloji transferi sağlıyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin AB tam üyeliği adayı olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve yeşil dönüşümü kapsayacak modern bir çerçeveye ihtiyaç duyulurken, AB tarafındaki siyasi irade eksikliğini anlamlandırmak zordur. Gümrük Birliği’nin kapsamı eskimiş olsa da hukuki bağlayıcılığı mutlaktır.</strong></p>
<p>AB’nin <strong>“Net Sıfır Sanayi Yasası” </strong>gibi politikalarında kısıtlayıcı <strong>“Made in Europe” </strong>gibi kurallar getirmesinin entegre değer zincirlerini riske attığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu durum, Avrupa’nın güçlendirmek istediği sanayi ekosisteminde maliyetleri artırır. AB’nin yeni çelik rejimi ve </strong>“Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması”<strong>nın (SKDM) oluşturduğu mevzuat karmaşıklığı da özel sektör için büyük zorluktur.</strong></p>
<p>Yaşanan sorunlara rağmen Türkiye ile AB arasındaki karşılıklı ekonomik bağımlılığın hayati önem taşıdığını vurgulayıp, <strong>“Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu” </strong>mekanizması kapsamında ilişkileri geleceğe taşıyacak 6 maddelik stratejik öncelik listesini irdeledi:</p>
<ul>
<li><strong>Gümrük Birliği’nin kurallarına bağlı kalınması ve mevcut kuralların korunması gerekiyor. Hizmetler, dijital ticaret, tarım ve işlevsel bir anlaşmazlık çözümü mekanizması sürece dahil edilmeli.</strong></li>
<li><strong>Karşılıklı kamu alımları konusundaki görüşmeler kademeli ve ilerleyici bir yaklaşımla olumlu seyirde sürdürülmeli.</strong></li>
<li><strong>E-ticaret pazarının hızla büyüdüğü bu dönemde dijital ticaret ve ürün güvenliği konularında yakın diyalo</strong><strong>ğu</strong><strong>devam ettirilerek modern bir dijital ortaklık kurulmalı.</strong></li>
<li><strong>Makine sektörü ve dijital ürün pasaportu örneklerinde olduğu gibi, sanayi üretiminde de kesintisiz uyum sağlanarak ortak standartlar güvence altına alınmalı.</strong></li>
<li><strong>Paris Anlaşması’nı onaylayan ve ulusal iklim kanununu çıkaran Türkiye, yerel emisyon ticaret sistemini de devreye aldı. </strong>“Yeşil dönüşüm”<strong>ün bir çatışma alanı değil, işbirliği sahası olması gerekiyor.</strong></li>
<li><strong>Güvenlik, savunma, enerji ve teknoloji gibi alanlarda sektörel ve bölgesel ortaklıklar artırılmalı. Türkiye, </strong>“Global Gateway” (Küresel Geçit) <strong>projeleri kapsamında Kafkasya ve Orta Asya ile olan bağlantılarda da stratejik katkı sunmaya hazır.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Tuzcu, </strong>tarihin kapıları kapatmanın ağır maliyetleri gösterdiğini anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Geçmişimiz neleri başarabileceğimizi gösterirken, ilerleme hızımızın ortaklığımızın gücünü yansıtmaması bizi üzüyor.</strong></p>
<p>Geleceğe yine de umutla baktıklarını aktarıp, sözlerini şu mesajla noktaladı:</p>
<p>-          <strong>Çünkü, stratejik uyumumuz, aramızdaki geçici sürtüşmelerden çok daha güçlüdür. Birlikte başarılı bir ekonomik ilişki inşa ettik. Şimdi daha da güçlü bir geleceği birlikte kurabiliriz.</strong></p>
<p>30 yıldır AB tarihinin tek örneği olan, 10 yıl önce Avrupa Komisyonu’nun <strong>“güncelleme müzakeresi” </strong>için yetki talep ettiği Gümrük Birliği’nde daha iyi bir geleceğe doğru yol almayı beklerken karşımıza <strong>“Made in Europe” </strong>çıktı…</p>
<p>Hem Türkiye’nin <strong>“Made in Europe” </strong>kapsamına üye ülkelerle eşit düzeyde alınması hem de <strong>“güncelleme” </strong>için AB’nin ilgili makamlarıyla görüşmeler yürütülürken Gümrük Birliği’nin hukuki kurallarının bağlayıcılığını sürekli anımsatmakta yarar var…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Harekete geçmek için her anlaşmazlığı çözmek zorunda değiliz</span></h2>
<p><strong>DEİK/</strong>Türkiye-Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı <strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>Brüksel’deki Egmont Sarayı’nda <strong>“EU-Türkiye Business Summit”</strong>i organize ederken koydukları hedefin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecini yeniden canlandırmayı ve bu meseleyi yeniden gündemin merkezine taşımayı hedefledik.</strong></p>
<p>Şu noktaya işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Avrupa’nın kendisini ve dünyadaki rolünü yeniden tanımladığı bu dönemde, Türkiye ile birlikte çok daha güçlü, değerli ve dünyaya faydalı bir gelecek inşa edebileceğimizi hem muhataplarımıza hem de Avrupa kamuoyuna anlatmak istiyoruz.</strong></p>
<p><strong>Mehmet Ali Yalçındağ, </strong>Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı <strong>Maxime Prevot</strong>’un katıldığı toplantının açılış bölümünde şu noktaya dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Avrupa, Türkiye’yi şirketlerin halihazırda birlikte faaliyet gösterdiği alanın dışında tutarak daha rekabetçi hale gelemez. Avrupa, değer zincirlerinin içerisinde yeni sınırlar çizerek değil, bu zincirleri güçlendirerek büyüyebilir.</strong></p>
<p>Karşı karşıya bulunulan zorlukların küresel nitelikte olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bugün yapacağımız tercihler geleceğimizi şekillendirecek. Türkiye-AB ilişkilerinde hem önemli ilerlemeler hem de ciddi güçlükler yaşandı. Ancak, ilişkilerimizin taşıdığı potansiyel, bugün karşı karşıya olduğumuz sorunların çok ötesinde.</strong></p>
<p>Türk ve Avrupalı şirketlerin her gün birlikte çalıştığını anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Avrupa değer zincirleri içerisinde yatırım yapıyor, üretiyor, yenilik geliştiriyor ve ihracat yapıyorlar. Siyasi ve kurumsal çerçevenin de bu gerçeği yansıtması gerekiyor.</strong></p>
<p>Siyasi diyalogun, güven ve somut işbirliğinin birlikte ilerleyebileceğini irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Harekete geçmek için her anlaşmazlığı çözmek zorunda değiliz. İhtiyacımız olan ortak bir yön, karşılıklı sorumluluk ve bir sonraki adımı atacak güvendir. Türkiye’nin Avrupa’daki geleceğine yönelik açık bir taahhüt, bu yönü sağlayabilir.</strong></p>
<p>Bu taahhütleri de şöyle sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Gümrük Birliği’nin modernizasyonu, iş insanlarının seyahatlerinin ve vize süreçlerinin kolaylaştırılması, teknoloji, enerji, ulaştırma, savunma ve yeşil dönüşüm alanlarında daha yakın işbirliğinin önünü açabilir.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye, AB pazarı için asla bir ‘arka kapı’ değildir</span></h2>
<p><strong>KOÇ </strong>Holding CEO’su <strong>Levent Çakıroğlu, </strong>jeopolitik ve jeoekonomik gelişmelerin küresel kararları şekillendirdiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>AB’nin sanayi politikalarının arkasındaki endişeleri anlıyoruz. Ancak, Türkiye bu sorunun bir parçası değildir.</strong></p>
<p>Avrupalı iş ortaklarıyla görüştüklerinde ana endişenin Çinli oyunculara karşı rekabet olduğunu gördüklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Çin’in Türkiye’deki doğrudan yabancı yatırım tutarı yaklaşık 3 milyar dolar seviyesindeyken AB’de bu rakam 117 milyar dolardır. Dolayısıyla Türkiye, AB pazarı için asla bir </strong>“arka kapı” <strong>rolü oynamamaktadır.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türk savunma sanayinde mükemmel örnekler var</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1a605bbd48-1792124421.png" alt="" width="515" height="443" /></span><strong>NATO </strong>Genel Sekreter Yardımcısı <strong>Radmila Shekerinska, “NATO ve Avrupa: Ankara Zirvesinin Ardından Güvenlik Mimarisi” </strong>oturumunda Ankara’da 7-8 Temmuz 2026’da gerçekleşen zirveye değindi:</p>
<p>-          <strong>Avrupalı müttefikler ve Kanada, 2025-2026’da savunmaya ilave 250 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı. Ankara’da savunma harcamalarının yanı sıra sözleşmeler ve savunma alanındaki işbirliği de arttı, 50 milyar dolarlık sözleşme imzalandı.</strong></p>
<p>Savunma sanayi üzerinde durulduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Türk savunma sanayinde de mükemmel örneklerimiz var. Çünkü burada yalnızca son birkaç yıldır değil, daha uzun süredir adeta bir sanayi devrimine tanık oluyoruz.</strong></p>
<p><strong>Shekerinska, </strong>şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Ticaretin ve işbirliğinin önündeki engellerin mümkün olduğunca azaltılmasını, Atlantik’in iki yakasındaki savunma sanayilerinin yanı sıra AB üyesi olmayan müttefiklerin kapasitelerinden de yararlanılmasını destekliyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gumruk-birligi-eskidi-ama-hukuki-baglayiciligi-gecerliligini-koruyor-89822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/2/1280x720/mustafa-tuzcu-1792124461.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gümrük Birliği eskidi, ama hukuki bağlayıcılığı geçerliliğini koruyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancinin-carry-trade-stoku-40-milyar-dolar-89821</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancının carry trade stoku 40 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Uygulanan para politikasının da etkisiyle son yıllarda hem yurtiçi yerleşikler hem de yurtdışı yerleşikler için TL yatırımın cazibesi arttı. QNB ekonomistleri yabancı yatırımcının carry trade stokunun yaklaşık 40 milyar dolar ile 2019’dan bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın olduğunu vurgularken, yabancının toplam TL yatırım pozisyonunun ise 132 milyar dolara ulaştığını, bunun 93 milyar doları faiz getirili araçlardan, 39 milyar doları hisse senetlerinden oluştuğunu kaydetti.</p>
<p>QNB ekonomistleri Erkin Işık, Deniz Çiçek ve Şakir Oktay Gür’ün hazırladığı analizde son yıllarda TL yatırımlarının cazibesinin artmasıyla yurt dışı yerleşiklerin fon girişlerinin de güçlendiğine dikkat çekildi. Birçok gelişmekte olan ülkede olduğu gibi Türkiye’de de kısa vadeli faiz getirisi sağlamaya yönelik yatırımların, özellikle türev işlemlerle oluşturulan carry trade pozisyonlarının payının arttığına işaret eden analiz bu işlemlere ilişkin doğrudan veri yayımlanmadığından, bankaların bilanço dışı pozisyonları gibi dolaylı veriler kullanılarak göstergeler oluşturulabildiği kaydedildi. Ekonomistler Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun açıkladığı verileri kullanarak yurt dışı yerleşiklerin toplam TL yatırımlarının tarihsel gelişimini gösteren bir veri seti oluşturdu.</p>
<h2>En yüksek seviye 63 milyar dolar </h2>
<p>Analizde son verilere göre şirketlerin temmuz itibarıyla net 7.8 milyar dolarlık döviz kısa pozisyonu bulunduğu yer aldı. Analize göre bankaların aynı tarihte vadeli döviz ve swap işlemlerinin de 48.3milyar dolarlık uzun pozisyonu, TCMB’nin ise 0.2 milyar dolarlık vadeli döviz satım pozisyonu olduğu dikkate alındığında, yabancılarla yapılan türev işlemlerden kaynaklanan net pozisyonun yaklaşık 40 milyar dolar olduğu hesaplandı. TCMB Başkanı Fatih Karahan da 12 Şubat tarihli Enfl asyon Raporu sunumunda carry trade stokunun 40 milyar dolara ulaştığını belirttiği hatırlatılan analizde hesaplanan bu yıl ocak sonu carry tutarının, 43 milyar dolar ile bu rakama yakın olduğuna dikkat çekildi. Son durumda carry trade stokunun yine yaklaşık 40 milyar dolar olduğu vurgulanan analizde bu tutarın, 2019’dan bu yana görülen en yüksek seviyelere yakın bulunduğu kaydedildi. Tarihsel zirve ise 2018’de 63 milyar dolar ile kaydedildi.</p>
<p>Analize göre 2018 yılı sonrasında bankaların yurt dışı yerleşiklerle yaptıkları türev işlemlere getirilen sınırlamalar, bu kanaldan alınabilecek pozisyonları kısıtlıyor. Bununla birlikte, benzer şekilde kısa vadeli ve düşük riskli faiz getirisi sağlamaya yönelik başka yatırım araçları da bulunuyor. TL cinsi kısa vadeli devlet ve özel sektör tahvilleri, para piyasası fonları gibi faiz getirisi sağlayan yatırım fonları ve mevduat bu araçların başında geliyor.</p>
<h2>TL mevduat stoku 27.5 milyar dolar </h2>
<p>Eylül sonu itibarıyla yabancıların devlet iç borçlanma senedi (DİBS) portföyü 17.1 milyar dolar, yurt içi özel sektör tahvili portföyü ise 3.6 milyar dolar düzeyinde. Analize göre temmuz ayı uluslararası yatırım pozisyonu verilerine göre yatırım fonu portföyü 10.6 milyar dolar olurken, ödemeler dengesi verileri ağustos ayında bu kalemde 0.6 milyar dolarlık artışa işaret ediyor. Bu kalemle paralel hareket eden MKK verilerinde ise eylül ayında 6 milyar dolarlık düşüş gözlendi.</p>
<p>Eylül ayındaki düşüş, son düzenlemelerle kurumsal yatırımcıların para piyasası fonlarından elde ettikleri kazançlara getirilen stopajla ilişkili olduğu vurgulanan analizde temmuz itibarıyla yurt dışı yerleşiklerin 27.5 milyar dolarlık TL mevduatı bulunduğuna dikkat çekildi. Analizde “Bunun tamamı carry trade gibi hızlı hareket eden bir yatırım olarak düşünülmeyebilir; ancak son 3 yılda bu tutarın neredeyse iki katına çıkmış olması, TL yatırım tercihlerinin burada etkili olduğunu düşündürmektedir” denildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">10 milyardan 93 milyar dolara çıktı</span></h2>
<p>Kısa vadeli faiz getirisi sağlamaya yönelik olan yabancı yatırımcı pozisyonunun 93 milyar dolara ulaştığı belirtilen analizde eylül sonu itibariyle 39 milyar dolarlık hisse senedi portföyü de eklendiğinde yurt dışı yerleşiklerin toplam TL pozisyonunun 132 milyar dolar seviyesinde olduğu kaydedildi. Fon girişlerinin başladığı 2023 ortasında yurt dışı yerleşiklerin toplam TL pozisyonunun 32 milyar dolar, hisse senedi hariç faiz getirisi sağlamak hedefli TL pozisyonu ise 10 milyar dolar olduğuna dikkat çekilen analizde “Buna göre, toplam TL pozisyonu son üç yılda yaklaşık 100 milyar dolar artarken, bu artışın 83 milyar dolarlık büyük bölümü faiz ödeyen yatırım araçlarında gerçekleşmiştir. En belirgin artış 47 milyar dolar ile türev işlem pozisyonlarında (carry) görülürken, iç borçlanma senetlerindeki artış da 20 milyar dolar olmuştur” denildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancinin-carry-trade-stoku-40-milyar-dolar-89821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TL cazibesine kapılan yabancı yatırımcının carry trade pozisyonu 40 milyar dolar ile 2019’dan bu yana görülen en yüksek seviyelere yaklaşırken yabancının kısa vadeli faiz getirisine yönelik yatırımı ise 93 milyar dolara yükseldi. 2023 ortalarında bu rakam 10 milyar dolar seviyesindeydi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tasfiye-hisselerinde-dikkat-ceken-donus-89820</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasfiye hisselerinde dikkat çeken dönüş!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Tasfiye sürecindeki yatırım fonları portföyünde yer alan hisse senetlerinin bazıları taban serisine devam ederken bazı hisseler ise son günlerde tavan serisine başladı. Tavan serisi başlatan başta Hedef Holding hisseleri 1 Ekim’den bu yana yüzde 158,17 yükseldi. 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar ise hisse fiyatları yüzde 70,70 gerilemişti.</p>
<p>Hedef Holding gibi tavan serisini sürdürmese de tasfiyedeki fonlarda yer alan bazı hisseler 1 Ekim’den bu yana yönünü yukarıya çevirdi. Bu hisseler arasında yer alan Temapol Plastik 1 Ekim’den bu yana yüzde 73,32, Skyalp Finansal Teknolojiler yüzde 48,08, Pasifik Eurasia yüzde 32,52, İnfo Yatırım hisseleri yüzde 39,77, Efor yüzde 29,79 yükseldi. Fonları tasfiye olan portföy yönetim şirketleriyle ilişkilendirilen hisselerden Lydia Yeşil Enerji yüzde 50,67 yukarı yönlü hareket sergiledi.</p>
<p>Aynı hisselerin 15 Eylül 1 Ekim tarihleri arasındaki hareketleri ise sürekli düşüş şeklindeydi. 15 Eylül -1 Ekim arasında Temapol Plastik yüzde 71,66, Skyalp Finansal Teknolojiler yüzde 67,09, Pasifik Eurasia yüzde 59,03, İnfo Yatırım yüzde 63,64, Efor yüzde 29,46 düşmüştü. Lydia Yeşil Enerji ise yüzde 66,98 kayıp yaşamıştı.</p>
<h2>15 Eylül’den bu yana yüzde 90’ı gitti </h2>
<p>Tasfiye sürecindeki fon portföylerinde yer alan diğer hisselerde ise taban serisi ve kayıplar devam ediyor. Bu hisselerin bazılarındaki düşüş yüzde 90’ı aştı. Tera Finansal Yatırım Holding, Altınkılıç Gıda, Birleşim Grup Enerji, Özata Denizcilik, Destek Finans Faktoring, Işıklar Enerji, Tera Yatırım Teknoloji Holding ve Gündoğdu Gıda hisseleri 15 Eylül’den bu yana yüzde 90’ın üzerinde kayıp yaşadı. Anel Elektrik, Tera, Ral Yatırım Holding, Odine gibi şirketlerin hisseleri de yüzde 89’a gelen kayıplarını sürdürdü.</p>
<p>1 Ekim’den bu yana yükseliş eğilimine girseler de hisselerde 15 Eylül ile başlayan kayıplar henüz giderilemedi. Hedef Holding yüzde 24,36, İnfo Yatırım yüzde 49,17, Pasifik Eurasia yüzde 45,65, Efor yüzde 8,90 düşüşte. Lydia Yeşil Enerji ise hala yüzde 50,24 kayıp yaşamış durumda.</p>
<h2>Piyasa hareketleri anlamlandıramıyor </h2>
<p>Piyasa uzmanları da birbirine tamamen zıt farklı hareketleri anlamlandırmaya çalışıyor. Bir süredir piyasanın da en önemli gündem maddesi bu. EKONOMİ’ye konuşan uzmanlar herkesin bu soruya yanıt aradığına dikkat çekiyor. Yaşanan yükseliş hareketlerine yönelik somut bir gelişme veya analiz yapamasalar da uzmanlar olasılıklar üzerinden yorum yapıyor. Uzmanlara göre tasfiye sürecindeki fonlarda hisseleri yer alan bazı şirketlerin veya portföy yönetim şirketlerinin kamu yönetimine geçmesi ihtimali bulunuyor. Bu ihtimali düşünen yatırımcılar oldukça düşük fiyata gelmiş bu hisselere yönelmiş olabilir uzmanlara göre. Bir diğer uzman ise bilanço değerleme veya overall yükseltme yani yatırımının varlık değerini yükseltmek amaçlı hareket yaşanıyor olabileceğine dikkat çekerken bazı yükselen hisselerde ise şirket yöneticilerinin talimatı olabileceğini ileri sürdü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tasfiye-hisselerinde-dikkat-ceken-donus-89820</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/1/1280x720/ekonomik-buyume-piyasa-faiz-1789122081.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasfiye sürecindeki fonların portföylerinde bulunan hisse senetleri ile bazı ilişkili hisselerde sert ayrışma yaşanıyor. 15 Eylül’den 1 Ekim’e kadar ağır kayıplar yaşayan hisselerden bazılarında ekim başından itibaren sert artışlar dikkat çekiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-uretim-aydinda-kadin-ciftcilerle-incirin-gelecegini-guclendiriyor-89884</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aydın’da incir şenliği düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/AYDIN</strong></p>
<p>Enerjisa Üretim'in, enerji yatırımlarının yarattığı değeri faaliyet gösterdiği bölgelerin sosyal ve ekonomik gelişimiyle buluşturmayı sürdürdüğü bildirildi. Yapılan açıklamaya göre şirketin Mart 2026’da hayata geçirdiği Onarım Enerjisi programının ilk uygulama alanı Aydın’da, incir üreticileriyle yürütülen çalışmalar özel bir buluşmayla devam etti.</p>
<p>15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü kapsamında Aydın’da düzenlenen İncir Şenliği’nde, incir üretiminde iklim değişikliğine uyum, toprak sağlığı ve sürdürülebilir tarım konuları ele alındı. İncir üreticileri ve proje paydaşlarının katıldığı etkinlikte, Enerjisa Üretim’in Onarım Enerjisi programı kapsamında yürütülen çalışmalar ve programın gelecek dönem planları paylaşıldı. Program kapsamında, farklı köylerden kadın üreticilere yönelik “Kırsalda Kadın Girişimciliği ve Liderlik” eğitimleri ve atölyeleri düzenlendi. Eğitimlere katılan kadın üretici grupları, İncir Şenliği’nin hazırlık sürecinde de görev aldı.</p>
<p>Programın ilk yılında Aydın, Çanakkale, İzmir ve Balıkesir’deki rüzgâr enerjisi santrallerinin etki alanında bulunan 20 köyde yaklaşık 300 üreticiye ulaşılması hedefleniyor. Kadın ve genç üreticilerin bilgi ve becerilerinin geliştirilmesini amaçlayan programın ilerleyen dönemde Muğla ve Edirne’yi de kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanıyor.</p>
<p>Genç İşi Kooperatifi, İncir Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü, köy muhtarları ve öncü üreticilerin iş birliğiyle yürütülen programda, yerel üreticilerin ihtiyaçları ile teknik uzmanlığın bir araya getirilmesi amaçlanıyor. Aydın’da uygulanan modelin farklı bölgelere taşınarak yaygınlaştırılması planlanıyor.</p>
<p>Enerjisa Üretim Sürdürülebilirlik Lideri Tuğçe Tuğlu Özalpay, Onarım Enerjisi kapsamında enerji teknolojileri ile yerel üretim ihtiyaçlarını bir araya getirdiklerini belirtti.</p>
<p>Enerjisa Üretim olarak yenilenebilir enerji yatırımlarını faaliyet gösterdikleri bölgelerde yarattıkları sosyal ve ekonomik değerle birlikte ele aldıklarını söyleyen Özalpay “Onarım Enerjisi ile enerji, tarım ve teknolojiyi buluşturarak toprağın iyileştirilmesine, doğal kaynakların verimli kullanılmasına ve yerel üretimin güçlenmesine katkı sağlıyoruz. Aydın’ın en kıymetli değerlerinden biri olan incirin geleceğini korumak için üreticilerimizle birlikte çalışıyoruz. 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü’nde kadın üreticilerimizle bir araya gelmek ise bizim için ayrı bir anlam taşıyor. Kadınların emeği, bilgi birikimi ve liderliği, sürdürülebilir tarımın ve kırsal kalkınmanın geleceğinde önemli bir güç. Bu yaklaşımla Aydın’da geliştirdiğimiz uygulamaları farklı bölgelere taşıyarak yerel üretimin dayanıklılığını artırmayı ve kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-uretim-aydinda-kadin-ciftcilerle-incirin-gelecegini-guclendiriyor-89884</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/4/1280x720/enerjisa-uretim-aydinda-kadin-ciftcilerle-incirin-gelecegini-guclendiriyor-1792148599.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aydın’da düzenlenen incir şenliğinde, incir üretiminde iklim değişikliğine uyum, toprak sağlığı ve sürdürülebilir tarım konuları ele alındı. Enerjisa Üretim Sürdürülebilirlik Lideri Tuğçe Tuğlu Özalpay, &quot;Kadınların emeği, bilgi birikimi ve liderliği, sürdürülebilir tarımın ve kırsal kalkınmanın geleceğinde önemli bir güç. Bu yaklaşımla Aydın’da geliştirdiğimiz uygulamaları farklı bölgelere taşıyarak yerel üretimin dayanıklılığını artırmayı ve kalıcı değer yaratmayı hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turkiye-sigorta-genel-muduru-taha-cakmak-istifa-etti-89862</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak istifa etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak, görevinden istifa etti.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden konuya ilişkin açıklama yapıldı.</p>
<p>Türkiye Sigorta AŞ tarafından yapılan açıklamada, "Şirketimiz Genel Müdürü Taha Çakmak, 15 Ekim 2026 tarihi itibarıyla görevinden istifa etmiştir. Genel Müdürlük görevine henüz atama yapılmamış olup, bu konuda bir gelişme olması durumunda kamuoyuyla paylaşılacaktır." denildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turkiye-sigorta-genel-muduru-taha-cakmak-istifa-etti-89862</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/6/1280x720/taha-cakmak-1766916757.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta Genel Müdürü Taha Çakmak&#039;ın görevinden istifa ettiği duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sasiadin-yeni-baskani-sevket-caliskan-oldu-89860</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SASİAD’ın yeni başkanı Şevket Çalışkan oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (SASİAD) yeni başkanı Kromel AŞ’nin Genel Müdürü Şevket Çalışkan oldu. 17. olağan genel kurulu üyelerin katımıyla şaheser düğün toplantı sarayında yapılan kongrede önceki dönem başkanlık görevini yürüten Ali Tamer Birlik, bayrağı Şevket Çalışkan’a devretti.</p>
<p>Yapılan açıklamada, 35 yıllık köklü geçmişiyle Sakarya sanayisinin gelişiminde önemli bir rol üstlenen SASİAD’da yeni dönemin, ortak akıl, iş birliği ve sürdürülebilir projeler hedefiyle başladığı bildirildi.</p>
<p>Genel Kurul Divan Başkanlığını 8. Dönem SASİAD başkanlarından Hakan Alkan’ın üstlendiği toplantıda, divan başkan yardımcılıklarını Günay Güneş ve Bülent Esmer yaptı. Genel kurula SASİAD’ın önceki dönem başkanları İsmet Çalışkan, Ahmet Çubuk, Ahmet Öztürk Hacıeyüpoğlu, Onur Döver, Ümit Karayaka ve Ali Tamer Birlik’in yanı sıra dernek üyeleri katıldı.</p>
<p>Genel kurulda ayrıca SASİAD’ın 2022-2024 dönemi çalışma raporu, hesap raporları ve yeni dönemde gerçekleştirilmesi planlanan faaliyetler, Genel Sekreter Ferhat Ateş tarafından üyelere sunuldu.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1db352bb29-1792138037.JPG" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>Sakarya’nın ilk iş insanları derneği</strong></p>
<p>24 Temmuz 1991 tarihinde Sakarya’nın ilk iş insanları derneği olarak kurulan SASİAD, 35 yıllık geçmişi boyunca Sakarya sanayi ve iş dünyasının gelişimine yönelik önemli çalışmalara imza attı.</p>
<p>Görevini devreden önceki dönem başkanı Ali Tamer Birlik, genel kurulda yaptığı konuşmada görev süresi boyunca yönetim kurulu ve dernek üyeleriyle birlikte önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirterek şunları söyledi: “SASİAD, kuruluşundan bu yana üyelerimizin, şehrimizin ve ülkemizin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla çok sayıda toplantı, etkinlik, yurt içi ve yurt dışı iş gezisi, seminer ve fuar düzenlemiştir. Ayrıca çatı kuruluşumuz Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası, ekonomi tabanlı sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yerel yönetimlerle iş birliği yaparak birçok projenin hayata geçirilmesine katkı sağlamıştır. Bu bir bayrak yarışıdır. SASİAD’ın yeni seçilen başkanı ve yönetim kuruluyla birlikte yüksek bir enerjiyle Sakarya’mıza daha iyi hizmetler sunacağına inanıyorum.”<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad1dafdf204f-1792137981.JPG" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p><strong>100’den fazla ülkeye ihracat</strong></p>
<p>SASİAD’ın yeni başkanı seçilen Şevket Çalışkan ise yaptığı konuşmada, kendisine duyulan güven için teşekkür ederek yeni dönemde ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla çalışacaklarını vurguladı.</p>
<p>Çalışkan, hedeflerinin yeni dönemde SASİAD’ı ve Sakarya’yı ileriye taşıyacak projeler etrafında bir araya gelerek bayrağı daha ileriye taşımak olduğunu söyledi.</p>
<p>SASİAD’ın Sakarya ekonomisindeki temsil gücüne de dikkat çeken Başkan Şevket Çalışkan, derneğin 142 nitelikli üyesiyle önemli bir ekonomik değeri temsil ettiğini belirtti. Üyelerin toplamda 8 bin 200 kişiye istihdam sağladığını ve 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini belirtti.</p>
<p><strong>Yeni Yönetim Kurulu</strong></p>
<p>Genel kurul sonucunda Şevket Çalışkan başkanlığında belirlenen yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu: Tunç Özüuğurlu, Nihat Güngör, Ufuk Demircioğlu, Abdullah Kara, Ümit Karayaka, Zafer Şükür, Recai Sandıkçı, Nizamettin Sarı, Suat Kayaalp, Ceyhun Eser, Haluk Erol, Timuçin Mert Çelikkoparan, Ali Atalar ve Mesut Cebeci.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sasiadin-yeni-baskani-sevket-caliskan-oldu-89860</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/0/1280x720/sasiadin-yeni-baskani-sevket-caliskan-oldu-1792138075.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Sanayicileri ve İşadamları Derneği&#039;nin yeni Başkanı Şevket Çalışkan oldu. Çalışkan, yeni dönemde ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla çalışacaklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-14-bin-metrekarelik-karavan-parki-89859</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’ya 14 bin metrekarelik &#039;Karavan Parkı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin ekim ayı toplantısında, Nilüfer ilçesi Ürünlü Mahallesi’nde yer alan 2712 ada 1 parsel numaralı taşınmazın kullanımına ilişkin Plan ve Bütçe Komisyonu raporu görüşüldü.</p>
<p>Belediye mülkiyetindeki 13 bin 964,69 metrekarelik alanın karavanların park edilmesi ve depolanması amacıyla değerlendirilmesi oy birliğiyle kabul edildi. Yaklaşık 200 karavanın park ederek hizmet alabileceği projede, sosyal donatı alanları, park, kafe, mutfak ve duş gibi alanlarından olması planlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba’nın Ankara’da bulunması nedeniyle toplantıya Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz başkanlık etti.</p>
<h2>“Belediye taşınmazı otopark olarak değerlendirilecek”</h2>
<p>İmar planında sosyal tesis alanında kalan taşınmazın, karavan depolama parkı amacıyla otopark alanı olarak kullanılması gündeme geldi. Düzenlemeyle belediyeye ait arazinin farklı bir kullanım modeliyle işletilmesinin önü açılırken, alanın işletme sorumluluğunun BURULAŞ’a verilmesi planlanıyor. Karar, Bursa’da karavanların park edilmesi ve depolanmasına yönelik belediye hizmetlerinin geliştirilmesi açısından yeni bir adım niteliği taşıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde ayrıcı, Osmangazi ilçesi Hamitler Mahallesi’ndeki 15 bin 640 metrekarelik alanın da park, otopark ve yeşil alan olarak düzenlenmesi kararı alındı.</p>
<h2>“İşletme BURULAŞ tarafından yürütülecek”</h2>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kabul edilen düzenleme, taşınmazın karavan depolama parkı olarak değerlendirilmesine ve işletme hakkının BURULAŞ Genel Müdürlüğü’ne devredilmesine ilişkin süreci kapsıyor. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi Başkan Vekili ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın başkanlık ettiği toplantıda 50 önerge, 80 gündem maddesi ve komisyonlardan gelen evraklar görüşüldü. Ürünlü’deki karavan depolama parkı düzenlemesi de oy birliğiyle kabul edilen kararlar arasında yer aldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-14-bin-metrekarelik-karavan-parki-89859</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/9/1280x720/bursaya-14-bin-metrekarelik-karavan-parki-1792137561.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi, Nilüfer Ürünlü Mahallesi’nde bulunan 14 bin metrekarelik taşınmazı karavan depolama parkına dönüştürmek için karar aldı. Belediye Meclisi’nde oy birliğiyle kabul edilen düzenleme kapsamında alanın işletme hakkının BURULAŞ Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi öngörülüyor. 200’den fazla karavanın park edebileceği projede kapsamında sosyal donatı alanları, park, kafe, mutfak ve duş gibi alanların yer alması planlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yeni-spk-yasasi-teklifi-butceden-sonra-meclis-gundemine-gelecek-89839</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni SPK yasası teklifi bütçeden sonra Meclis gündemine gelecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifinin görüşmeleri sırasında AK Parti ve bazı kurumların temsilcileri muhalefet milletvekillerinin sorularını yanıtladı. AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, toplam 117 kişi hakkında şu ana kadar SPK tarafından piyasa dolandırıcılığından suç duyurusunda bulunulduğunu, toplam 117 gerçek kişi ve 5 tüzel kişi hakkında borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda iki yıl işlem yapma yasağı uygulandığını, toplam 64 kişi hakkında sahip oldukları tüm lisansların işlem yapma yasağı süresi boyunca iptal edildiğini bilgisini verdi.</p>
<h2>Şirketlere kesilen cezalar </h2>
<p>Aksu, SPK tarafından şirketlere kesilen cezalar ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “A1 CAPİTAL hakkında 1 Ocak 2025 tarihinden itibaren 5 ayrı kurul kararıyla 15 milyon 560 bin 796 TL idari para cezası, ALNUS hakkında 8 Mayıs 2025 tarihli kararıyla 9 milyon 244.134,90 TL idari para cezası, BULLS hakkında 19 milyon 559 bin 623,37 TL idari para cezası, Hedef Portföy Yönetim hakkında 13 Şubat 2025 tarihi itibarıyla 1,5 milyon lira idari para cezası, TERA Portföy AŞ hakkında da ve yöneticisi Ayşegül Kaya hakkında 23 Ekim 2005 tarihli kararıyla 8 milyon 878 bin 298 TL idari para cezaları tesis edilmiştir, yine TERA Yatırımla ilgili olarak 4 ayrı kurul kararıyla 5 milyon 576 bin 640 TL, İstanbul Portföy Yönetim AŞ hakkında 2 ayrı kurul kararıyla 4 milyon 590 bin 595 TL idari para cezaları takdir edilmiş ve tesis edilmiş. PARDUS Portföy Yönetim AŞ hakkında da 17 Haziran 2026 tarihli kararla 6 milyon 162 bin 756 lira 60 kuruş idari para cezası, PARDUS Yönetim AŞ hakkında yine piyasa bozucu eylemler vesair karar organının 14 Şubat 2023 tarihli kararıyla 26 milyon 634 bin 894,21 TL, TERA Portföy Yönetim AŞ hakkında 17/6/2026 tarihli kararıyla 4 milyon 435 bin 27,79 TL idari para cezaları tesis edilmiştir.”</p>
<h2>"Soğuk cüzdanı izlemek mümkün değil"</h2>
<p>Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı İlhan Hatipoğlu da, daha önce geçmiş piyasalarda yaşanan fon vakalarının da kanun teklifi hazırlanırken incelendiğini söylerken MASAK Başkanı Hasan Kaymak, milletvekillerinin fon soruşturması kapsamında bazı mal varlıklarının kripto üzerinden yurt dışına çıkarılıp çıkarılmadığının tespitini sorması üzerine kripto varlığın soğuk cüzdana alınmasını izleyebilmenin mümkün olmadığını söyledi. Kaymak şöyle devam etti:</p>
<p>“Bahsedilen miktarlara ilişkin işleme dair en ufak bir iz yok. O büyük rakamlarda Türkiye'de işlem yapacak kripto varlık hizmet sağlayıcısı da yok. Bunu yurt dışındaki hesaptan yurt dışındaki başka hesaba bir şekilde bilgisayar üzerinden soğuk cüzdana da aktarmış olabilir. Biz merkezi kripto varlık hizmet sağlayıcılarını da tekrar tekrar uyarıyoruz. 'Sizde böyle bir işlem var mı yapıldı mı?' diye. İşlem yapılmadan görmek mümkün değil, talep etmek mümkün değil. Bankaların günde binlerce yaptığı yurt dışı transferi konusunda 'işlem yapmadan bize bildirin de bizden geçsin' deme ihtimalimiz ekonomik de değil hukuki de değil. Ne yazık ki tüm dünya standardı bu şekilde. Senede 600 binden fazla şüpheli işlem bildirimi alan bir kurumuz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yeni-spk-yasasi-teklifi-butceden-sonra-meclis-gundemine-gelecek-89839</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/1/1280x720/ersan-aksu-1792042244.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti Samsun Milletvekili Ersan Aksu, yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin ardından benzer problemlerin yeniden yaşanmaması için Sermaye Piyasası Kurulu ve diğer ilgili kuruluşların bir yasa çalışması hazırlığı içinde olduğunu duyurdu. Aksu, “bütçe görüşmelerinden sonra gündeme gelecek ve daha sermaye piyasalarının güçlendiği formatta bir düzenleme önümüzde oluşacaktır” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/adiguzeller-insaat-gaziantepin-yukselen-degerlerini-insa-ediyor-89890</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mehmet Adıgüzel: Gaziantep&#039;in gelişimine katkı sunmaya devam ediyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Yaklaşık 30 yıllık sektör deneyiminin firmaya önemli bir bilgi birikimi kazandırdığını dile getiren Adıgüzeller İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Adıgüzel, her projeye aynı titizlik ve profesyonellik anlayışıyla yaklaştıklarını söyledi. Gaziantep'in büyüyen ve gelişen yapısına değer katacak projeler üretmeyi temel hedef olarak gördüklerini ifade eden Adıgüzel, "Kurulduğumuz günden bu yana güven, kalite ve sürdürülebilirlik ilkelerinden taviz vermeden çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizim için her proje yalnızca bir yapı değil, uzun yıllar değerini koruyacak önemli bir yatırımdır" dedi.</p>
<p><strong>"İnsanların huzurla yaşayacağı projeler geliştiriyoruz"</strong></p>
<p>Şehrin farklı bölgelerinde hayata geçirdikleri Green Aura, Kaan Apartmanı, Beştepe Konutları, Gonca Sitesi ve birçok projeyle Gaziantep'e modern yaşam alanları kazandırdıklarını belirten Adıgüzel, konut üretmenin ötesinde bir anlayışla hareket ettiklerini vurguladı. Adıgüzel, "Biz yalnızca bina inşa etmiyoruz. İnsanların güvenle, huzurla ve konfor içinde yaşayabilecekleri yaşam alanları oluşturuyoruz. Estetik mimariyi, fonksiyonel yaşam alanlarını, kaliteli malzemeyi ve çağdaş yaşamın ihtiyaçlarını aynı projede buluşturmaya özen gösteriyoruz. Geliştirdiğimiz her projeyi bulunduğu bölgeye değer kazandıran uzun vadeli bir yatırım olarak görüyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ad2116750d28-1792151911.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p><strong>"Kaliteden taviz vermiyoruz"</strong></p>
<p>İnşaat sektöründe başarının güçlü mühendislik, doğru planlama ve disiplinli organizasyondan geçtiğini ifade eden Mehmet Adıgüzel, projelendirme aşamasından teslim sürecine kadar tüm çalışmaların deneyimli ekipler tarafından yürütüldüğünü söyledi. Modern mühendislik anlayışını saha tecrübesiyle birleştirdiklerini kaydeden Adıgüzel, "Kalite standartlarından hiçbir aşamada taviz vermiyoruz. Malzeme seçiminden uygulama süreçlerine kadar her detayı titizlikle takip ediyoruz. Güvenli, sağlam ve uzun ömürlü yapılar üretmek bizim en temel sorumluluğumuzdur" diye konuştu.</p>
<p><strong>"Güven bizim en büyük sermayemiz"</strong></p>
<p>İnşaat sektöründe kalıcı başarının temelinde güven duygusunun bulunduğunu dile getiren Adıgüzel, müşteri memnuniyetini en önemli başarı kriteri olarak gördüklerini belirtti. "Bizim için güven, projenin teslim edildiği gün sona eren bir kavram değildir" diyen Adıgüzel, şöyle devam etti: "Kalıcı eserler üretmenin yolu, her projede aynı kaliteyi ve aynı güven anlayışını koruyabilmekten geçiyor. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da müşterilerimize güven veren, uzun yıllar değerini koruyan projeler üretmeye devam edeceğiz."</p>
<p><strong>"Yeni projelerle Gaziantep'in gelişimine katkı sunacağız"</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde de Gaziantep'in büyüme potansiyeline inandıklarını ifade eden Mehmet Adıgüzel, yeni projeler üzerinde çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti. Modern yaşam anlayışına uygun, yüksek standartlı ve sürdürülebilir projeler geliştirmeyi hedeflediklerini kaydeden Adıgüzel, sözlerini şöyle tamamladı: "Biz yalnızca yapılar inşa etmiyoruz. İnsanların güvenle yaşayacağı, çocuklarına bırakabileceği ve gelecek nesillere değer katacak yaşam alanları oluşturuyoruz. Şehre değer katan projelerde var olmayı yalnızca bir hedef değil, Adıgüzeller İnşaat'ın en önemli sorumluluğu olarak görüyoruz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/adiguzeller-insaat-gaziantepin-yukselen-degerlerini-insa-ediyor-89890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/0/1280x720/adiguzeller-insaat-gaziantepin-yukselen-degerlerini-insa-ediyor-1792151950.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adıgüzeller İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Adıgüzel, 30 yılı aşkın sektör tecrübelerini güven, kalite ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle birleştirerek Gaziantep&#039;in gelişimine katkı sunmaya devam ettiklerini söyledi. Modern şehircilik anlayışını güçlü mühendislik altyapısıyla buluşturduklarını belirten Adıgüzel, hedeflerinin yalnızca konut üretmek değil, uzun yıllar değerini koruyacak yaşam alanları oluşturmak olduğunu ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-ve-maliye-bakan-yardimciligina-atama-89863</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine ve Maliye Bakan Yardımcılığına atama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararına göre, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcılığına Gelir İdaresi Başkanı Bekir Bayrakdar getirildi.</p>
<p>1971'de Kocaeli'de doğan Bayrakdar, 1995'te İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümünden mezun oldu.</p>
<p>Meslek hayatına 1996'da Hesap Uzmanları Kurulunda başlayan Bayrakdar, 2004'e kadar hesap uzman yardımcısı ve hesap uzmanı olarak görev yaptı.</p>
<p>2004-2008 yıllarında Kocaeli Vergi Dairesi Başkanlığında Defterdar Yardımcısı, Gelir İdaresi Grup Müdürü ve Vergi Dairesi Başkanı olarak görev yapan Bayrakdar, 2008-2014 yıllarında İstanbul Defterdarı olarak çalıştı.</p>
<p>Bayrakdar, 2014-2015 yıllarında Muhasebat Genel Müdürü, 2015-2019 yıllarında İstanbul Vergi Dairesi Başkanı olarak görev yaptı.</p>
<p>2019'da Gelir İdaresi Başkanlığına atanan Bayrakdar, Hazine ve Maliye Bakan Yardımcılığına atanmasına kadar görevini sürdürdü.</p>
<p>Bayrakdar, 22 Eylül 2023'te ASELSAN yönetim kurulu üyeliğine seçilirken mayıs itibarıyla Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlendi.</p>
<p>Yeminli mali müşavirlik sertifikası ve bağımsız denetçilik lisansı bulunan Bayrakdar'ın, kamu maliyesi, vergi yönetimi ve finans alanlarında uzun yıllara dayanan yöneticilik deneyimi bulunuyor.</p>
<p><strong>Bazı atama ve görevden alma kararları</strong></p>
<p>Öte yandan, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla bazı kurumlara ilişkin atama ve görevden alma kararları da Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü Yönetim Kurulu Üyesi Yener Yıldırım görevden alınırken boşalan üyeliğe, kalan süreyi tamamlamak üzere Göktuğ Bağlı atandı.</p>
<p>Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğünde açık bulunan yönetim kurulu üyeliğine Kutluhan Taşkın getirildi.</p>
<p>Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünde açık bulunan 6. Bölge Müdürlüğüne Mehmet Akif Kaygusuz'un ve 9. Bölge Müdürlüğüne Ömer Açıkgöz'ün ataması gerçekleştirildi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığında açık bulunan İthalat Genel Müdür Yardımcılığına Tuba Hatipoğlu, Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdür Yardımcılığına Ayşegül Şahinoğlu Yerdeş atandı.</p>
<p>Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünde açık bulunan yönetim kurulu üyeliğine Selami Yapıcı getirildi.</p>
<p>DHMİ'de açık bulunan Genel Müdür Yardımcılığına Ertuğrul Karatay'ın ataması yapıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-ve-maliye-bakan-yardimciligina-atama-89863</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakan Yardımcılığı görevine Gelir İdaresi Başkanı Bekir Bayrakdar atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/derekoy-vizyonu-ve-kirklarelinin-tarihi-donusumu-89842</guid>
            <pubDate>Fri, 16 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dereköy vizyonu ve Kırklareli’nin tarihi dönüşümü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Trakya’da taşlar yerinden oynuyor; bölgenin ekonomik omurgası ve lojistik haritası kökten yeniden çiziliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Babaeski YHT Garı’ndaki Çerkezköy–Kapıkule Hızlı Tren Hattı açılışında Kırklareli için hayati önem taşıyan Dereköy Gümrük Kapısı’nın modernizasyonuna onay vermesi, sıradan bir altyapı yenilemesi değildir. Bu karar, bölgenin ekonomik makus talihini değiştirecek, Trakya’nın küresel ticaret koridorlarındaki ağırlığını perçinleyecek stratejik bir hamledir.</p>
<p>Geçtiğimiz ay Kırklareli Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel ile bir araya gelerek bölgenin tarım, hayvancılık ve sanayi vizyonunu enine boyuna masaya yatırdığımızda, gündemin en can alıcı maddesi lojistik kilitlerin nasıl kırılacağıydı. Turhan Başkan’ın yıllardır "En büyük hayalim" diyerek adeta ilmek ilmek dokuduğu, Kırklareli Milletvekili Gökhan Sarıçam ile Ankara bürokrasisinde sergilediği kararlı ve sonuç odaklı diplomasinin meyve vermesi, bölge iş dünyası adına tarihi bir kazanımdır. Yerel aklın, doğru lobi ve kararlı bir siyasi iradeyle buluştuğunda neleri başarabileceğinin en somut tablosu tam olarak budur.</p>
<p><strong>Lojistik darboğaz aşılıyor, ihracat otobana çıkıyor </strong></p>
<p>Türkiye’nin Avrupa’ya açılan ana arterleri Kapıkule ve Hamzabeyli, hızla katlanan ihracat hacminin getirdiği ağır yük altında uzun süredir tıkanma noktasına gelmişti. Dereköy’ün modern, tam donanımlı ve yüksek geçiş kapasitesine sahip bir lojistik merkez üssüne dönüştürülmesi, Trakya sanayisine devasa bir nefes aldıracak. Çerkezköy ve Çorlu gibi dev üretim havzalarımızın katma değerli ürünleri; artık kapılardaki maliyetli beklemelere takılmadan, modernize edilmiş Dereköy üzerinden Balkanlar ve Doğu Avrupa pazarlarına çok daha hızlı ve rekabetçi koşullarla ulaşacak. Üstelik bu adım, Çerkezköy–Kapıkule Hızlı Tren Hattı ile entegre düşünüldüğünde Kırklareli’ni sıradan bir sınır şehri olmaktan çıkarıp, uluslararası bir transit ve aktarma üssüne dönüştürecek.</p>
<p><strong>Sınır ticareti ve turizmde yeni bir milat</strong></p>
<p>Madalyonun lojistik kadar kritik bir diğer yüzü ise doğrudan şehir ekonomisini ayağa kaldıracak yerel kalkınma boyutudur. Yıllardır kapının fiziki yetersizlikleri sebebiyle potansiyelini sahaya yansıtamayan sınır ticareti ve turizm, bu modernizasyon hamlesiyle kabuğunu kırıyor. Bulgaristan başta olmak üzere Balkan coğrafyasından Kırklareli’ne akacak günübirlik ve konaklamalı ziyaretçi trafiği, çarşı esnafından hizmet ve gastronomi sektörüne kadar kentin tüm ekonomik kılcal damarlarına doğrudan can suyu olacak. Kırklareli, yalnızca tırların transit geçtiği bir koridor değil; ticaretin, alışverişin ve turizmin durak noktası haline gelecek. Bölgesel kalkınma masa başı temennilerle değil; sahadaki inatçı takip, vizyoner bakış ve doğru projeksiyonlarla inşa edilir. Ticaret Bakanlığı onayından geçen Dereköy projesi, yerel dinamiklerin ortak akılda kenetlendiğinde nasıl bir sıçrama tahtası yaratabileceğinin tescilidir. Turhan Altıntel’in ısrarlı takibi ve Cumhurbaşkanlığı makamının bu vizyona sunduğu güçlü onay sayesinde Kırklareli artık yeni bir lige yükseliyor. Trakya’nın alın teri ve üretim gücü artık sınır kapılarında vakit kaybetmeyecek; Dereköy’ün açılan modern koridorundan dünya pazarlarına kesintisiz akacak. Şehrimize ve ülkemize hayırlı olsun.</p>
<p>"Sözün özü; Trakya artık kapılarda bekleyen değil, Avrupa yolunda oyunu kuran taraf olacaktır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/derekoy-vizyonu-ve-kirklarelinin-tarihi-donusumu-89842</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dereköy vizyonu ve Kırklareli’nin tarihi dönüşümü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtb-baskani-akinci-gidanin-gelecegini-korumak-insanligin-gelecegini-korumaktir-89802</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 17:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTB Başkanı Akıncı: Gıdanın geleceğini korumak, insanlığın geleceğini korumaktır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla mesaj yayımladı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından bu yıl “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanan Dünya Gıda Günü'nün, tarım ve gıda sistemlerinin geleceğine yönelik önemli bir çağrı niteliği taşıdığını belirten Akıncı, dünyanın bir yandan açlıkla mücadele ederken diğer yandan büyük miktarlarda gıdayı israf etmesinin üzerinde ciddiyetle durulması gereken küresel bir çelişki olduğunu ifade etti.</p>
<p>Küresel gıda güvenliğine ilişkin güncel verilerin, sorunun büyüklüğünü açıkça ortaya koyduğunu kaydeden Akıncı, açıklamasında şu değerlendirmelerde bulundu: “FAO'nun 2026 Dünya Gıda Güvenliği ve Beslenme Durumu Raporu'na göre, 2025 yılında dünya genelinde yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu rakam, dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Aynı rapor, yaklaşık 2,1 milyar insanın yeterli ve güvenli gıdaya erişimde orta veya şiddetli düzeyde sorun yaşadığını, 2,69 milyar insanın ise sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Bu veriler bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor. Gıda güvenliği yalnızca yeterli miktarda üretim yapmakla sağlanamaz. Üretilen gıdanın korunması, sağlıklı koşullarda işlenmesi, güvenilir biçimde tüketiciye ulaştırılması ve herkes için erişilebilir olması da en az üretim kadar önemlidir. Bugün dünyanın temel meselelerinden biri, artan gıda ihtiyacını karşılarken mevcut kaynakları koruyabilmek ve üretimin her aşamasında verimliliği artırabilmektir. Bunun yolu ise bilimsel gelişmeleri, teknolojiyi ve sürdürülebilir üretim anlayışını tarım ve gıda sektörünün bütün aşamalarına taşımaktan geçmektedir.”</p>
<p>Gıda israfının ekonomik kayıpların ötesinde, toplumsal ve çevresel sonuçları bulunan küresel bir sorun olduğuna işaret eden Akıncı, şu ifadeleri kullandı: “Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın (UNEP) Gıda İsrafı Endeksi Raporu'na göre, dünya genelinde 2022 yılında yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Tüketicilere sunulan gıdanın yaklaşık beşte birinin israf edilmesi ve bu israfın yüzde 60'ının hanelerde gerçekleşmesi, sorumluluğun ne kadar geniş bir alana yayıldığını gösteriyor. Dünyada milyonlarca insan yeterli gıdaya ulaşamazken, büyük emek ve kaynaklarla üretilen gıdaların çöpe gitmesi kabul edilebilir bir durum değildir. İsraf edilen her ürünün arkasında çiftçimizin emeği, toprağımızın bereketi, kullanılan su, enerji ve üretim maliyetleri bulunuyor. Dolayısıyla gıda israfını önlemek, yalnızca ekonomik bir tasarruf değil, aynı zamanda doğal kaynaklarımızı ve gelecek nesillerin yaşam hakkını koruma sorumluluğudur. Gıda kayıplarını azaltacak modern depolama altyapıları, gelişmiş işleme teknolojileri, etkin lojistik sistemleri ve bilinçli tüketim alışkanlıkları bu mücadelenin vazgeçilmez unsurlarıdır.”</p>
<p><strong>“Bugün koruyamadığımız gıdanın yarın telafisi olmayabilir”</strong></p>
<p>Gıda güvenliğinin ülkelerin ekonomik ve sosyal geleceği açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Akıncı, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Gıda, yalnızca ticarete konu olan bir ürün değil, insan yaşamının temelidir. Bu nedenle gıdanın geleceğini güvence altına almak, hepimizin ortak sorumluluğudur. Üreticiden sanayiciye, kamu kurumlarından tüketicilere kadar herkesin bu sorumlulukla hareket etmesi gerekiyor. Daha verimli üretmek, üretileni korumak, israfı azaltmak ve teknolojinin sunduğu imkânları doğru değerlendirmek zorundayız. Unutmayalım ki bugün koruyamadığımız gıdanın, yarın telafisi mümkün olmayabilir. Gelecek nesillere bırakabileceğimiz en değerli miraslardan biri, bereketini koruyan topraklar ve sürdürülebilir bir gıda sistemidir. Bu duygu ve düşüncelerle 16 Ekim Dünya Gıda Günü'nün, gıdanın değerine ilişkin toplumsal farkındalığın güçlenmesine ve daha güvenli, adil ve sürdürülebilir bir gıda geleceğine katkı sağlamasını temenni ediyorum.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtb-baskani-akinci-gidanin-gelecegini-korumak-insanligin-gelecegini-korumaktir-89802</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/2/1280x720/gtb-baskani-akinci-gidanin-gelecegini-korumak-insanligin-gelecegini-korumaktir-1792073214.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, küresel açlık ve gıda israfının ulaştığı boyutlara dikkat çekerek, gıda güvenliğinin sağlanmasında sürdürülebilir üretim, teknolojik dönüşüm ve kaynakların etkin kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-41-milyar-lira-artti-89794</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 15:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 4,1 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı 9 Ekim ile biten haftada yüzde 0,01 artarak 33 trilyon 784 milyar 791 milyon 41 bin liradan 33 trilyon 788 milyar 913 milyon 367 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,09 artışla 18 trilyon 425 milyar 788 milyon 326 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat da yüzde 0,18 yükselişle 11 trilyon 187 milyar 636 milyon 699 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 265 milyar 799 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 228 milyar 160 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 9 Ekim itibarıyla 324 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,7 azalışla 6 trilyon 976 milyar 701 milyon 795 bin liraya geriledi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 844 milyar 696 milyon 819 bin lirası konut, 41 milyar 757 milyon 363 bin lirası taşıt, 2 trilyon 618 milyar 690 milyon 127 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 471 milyar 557 milyon 486 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 9 Ekim ile biten haftada 14 milyar 30 milyon 905 bin lira azalarak 27 trilyon 879 milyar 777 milyon 639 bin liradan 27 trilyon 865 milyar 746 milyon 734 bin liraya indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-41-milyar-lira-artti-89794</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/2/1280x720/lira-butce-1771230710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 4,1 milyar lira artışla 33 trilyon 788 milyar liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-gecen-hafta-tahvil-aldi-hisse-satti-89792</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 15:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı geçen hafta tahvil aldı, hisse sattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 451,1 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alırken, 248,2 milyon dolarlık hisse senedi ile 479,7 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 9 Ekim haftasında 36 milyar 791,6 milyon dolardan 35 milyar 921,4 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 16 milyar 659,2 milyon dolardan 17 milyar 42,3 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>ÖST stoku ise 3 milyar 565,1 milyon dolardan 3 milyar 72,8 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-gecen-hafta-tahvil-aldi-hisse-satti-89792</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/8/1280x720/dolar-dollar-1766131459.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler geçen hafta 451,1 milyon dolarlık DİBS alırken, 248,2 milyon dolarlık hisse senedi sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-5-hafta-sonra-artti-89790</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 15:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 5 hafta sonra arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 9 Ekim itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 4 milyar 241 milyon dolar artarak 64 milyar 567 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 2 Ekim'de 60 milyar 326 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri ise 54 milyon dolar azalışla 107 milyar 62 milyon dolardan 107 milyar 8 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 9 Ekim haftasında bir önceki haftaya göre 4 milyar 187 milyon dolar artışla 167 milyar 388 milyon dolardan 171 milyar 575 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>21.08.2026</td>
<td>114.221</td>
<td>74.228</td>
<td>188.450</td>
</tr>
<tr>
<td>04.09.2026</td>
<td>113.841</td>
<td>70.406</td>
<td>184.247</td>
</tr>
<tr>
<td>11.09.2026</td>
<td>110.280</td>
<td>68.444</td>
<td>178.724</td>
</tr>
<tr>
<td>25.09.2026</td>
<td>109.640</td>
<td>61.563</td>
<td>171.204</td>
</tr>
<tr>
<td>02.10.2026</td>
<td>107.062</td>
<td>60.326</td>
<td>167.388</td>
</tr>
<tr>
<td>09.10.2026</td>
<td>107.008</td>
<td>64.567</td>
<td>171.575</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-5-hafta-sonra-artti-89790</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta yaklaşık 4,2 milyar dolar artarak 171,6 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-55-milyar-lira-azaldi-89789</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 15:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün kredi hacmi 5,5 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 9 Ekim itibarıyla 5 milyar 502 milyon lira azalarak 28 trilyon 642 milyar 296 milyon liradan 28 trilyon 636 milyar 794 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil, geçen hafta 17 milyar 778 milyon lira azalarak 32 trilyon 364 milyar 742 milyon liradan 32 trilyon 346 milyar 964 milyon liraya düştü.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 10 milyar 775 milyon lira artarak 3 trilyon 512 milyar 725 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bu tutarın 845 milyar 464 milyon lirası konut, 41 milyar 903 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 625 milyar 357 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 10 milyar 106 milyon lira artarak 4 trilyon 329 milyar 241 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise 61 milyar 745 milyon lira azalışla 3 trilyon 471 milyar 812 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 321 milyar 302 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 150 milyar 510 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, aynı dönemde 14 milyar 171 milyon lira artışla 928 milyar 750 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 686 milyar 795 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 7 milyon lira artarak 6 trilyon 142 milyar 592 milyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-sektorunun-kredi-hacmi-55-milyar-lira-azaldi-89789</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/7/1280x720/lira-tl-para-1776172277.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 5,5 milyar lira azalışla 28,63 trilyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-halicilara-parisin-rrdindan-milanoda-yogun-ilgi-89783</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 14:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halıcıların durağı Paris&#039;in ardından Milano oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı'nın destekleri ve Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği (GAHİB) organizasyonuyla gerçekleştirilen Halı Sektörel Dış Ticaret Heyeti, Fransa’nın başketi Paris'teki başarılı B2B görüşmelerinin ardından İtalya'nın moda ve ticaret merkezi Milano'da tüm hızıyla sürdüğü bildirildi. Yapılan açıklamaya göre, Milano'da İtalyan iş dünyasından yoğun ilgi gören Türk halı sektörü temsilcileri, program kapsamında önemli ziyaretler gerçekleştirdi.</p>
<p>Paris ve Milano'da gerçekleştirilen B2B faaliyetlerinin, sektörün gelişmesi ve Avrupa'da daha geniş bir kitleye hitap edilmesi açısından büyük önem taşıdğı vurgulandı.</p>
<p>Milano Başkonsolosu Mehmet Özöktem, Ticaret Ateşesi Gülay Babadoğan Tarakcıoğlu ve Ticaret Ataşeliği Uzmanı Gizem Yurtalan, Milano'daki temaslarını sürdüren heyeti ziyaret ederek sektörel çalışmalar hakkında bilgi aldı ve heyetle bir araya geldi. GAHİB Başkan Vekili Bekir Şahan liderliğindeki heyet, Paris ve Milano güzergâhını kapsayan bu üst düzey temaslarla Avrupa pazarındaki paylarını artırmayı ve yeni iş birliklerine imza atmayı hedefliyor. Ticaret Bakanlığı'nın destekleriyle GAHİB organizasyonunda yürütülen bu kapsamlı Avrupa çıkarmasının, sektörün uluslararası alandaki gücünü bir kez daha gözler önüne serdiği belirtildi.</p>
<p>Gerçekleştirilen heyetle ilgili değerlendirmeler yapan GAHİB Başkan Vekili Bekir Şahan, "Paris'te gerçekleştirdiğimiz temaslar ve ikili iş görüşmelerinin ardından Milano'da da Başkonsolosluğumuzun ve Ticaret Ataşeliğimizin nazik ziyaretleriyle güç bulduk. İtalyan pazarının dinamiklerini yakından inceliyor, Türk halısının kalitesini uluslararası alanda daha geniş kitlelere ulaştırmak için yeni köprüler kuruyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-halicilara-parisin-rrdindan-milanoda-yogun-ilgi-89783</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/3/1280x720/turk-halicilara-parisin-rrdindan-milanoda-yogun-ilgi-1792063225.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GAHİB Başkan Vekili Bekir Şahan, &quot;İtalyan pazarının dinamiklerini yakından inceliyor, Türk halısının kalitesini uluslararası alanda daha geniş kitlelere ulaştırmak için yeni köprüler kuruyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/tusiad-heyetinden-bruksel-temaslari-89781</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 13:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜSİAD heyetinden Brüksel temasları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) üyelerinden oluşan heyetin, 13-14 Ekim'de Brüksel'de çeşitli üst düzey temaslarda bulunduğu bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, heyet, ziyaret çerçevesinde 13 Ekim'de düzenlenen "Türkiye-AB Üst Düzey Ticaret Diyaloğu kapsamında İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı"na katıldı.</p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile AB Komisyonunun Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic'in eş başkanlığında gerçekleşen toplantıda, TÜSİAD'ın üyesi olduğu Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu BusinessEurope Genel Direktörü Markus Beyrer de bulundu.</p>
<p>TÜSİAD heyetinde ise TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Küresel İlişkiler ve AB Yuvarlak Masası Eş Başkanı Azmi Gümüşlüoğlu, Genişletilmiş Yönetim Kurulu Üyesi Levent Kömür, AB Temsilcisi Dilek Aydın ve AB Temsilci Yardımcısı Dilek İştar Ateş yer aldı.</p>
<p>Azmi Gümüşlüoğlu, Üst Düzey Ticaret Diyaloğu toplantısında, AB-Türkiye Gümrük Birliği'nin bir ticaret düzenlemesinin ötesinde otuz yıllık stratejik bir sanayi ortaklığının temeli olduğunu vurguladı.</p>
<p>Türkiye'nin "Made in Europe" kapsamında yer alması ve kamu alımlarında karşılıklılığın sağlanmasına yönelik ortak adımlar atılması, yeşil ve dijital dönüşümünde düzenleyici iş birliğinin güçlendirilmesi, Gümrük Birliği'nin etkin işleyişinin önündeki mevcut engellerin kaldırılması ve modernizasyon sürecinin ilerletilmesinin artık somut adımlara dönüştürülmesi gerektiği mesajlarını veren Gümüşlüoğlu, rekabetin Avrupa'nın kendi entegre değer zincirleri arasında değil, küresel ölçekte olduğunu hatırlattı.</p>
<p>TÜSİAD heyeti, Brüksel temasları kapsamında ayrıca AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Diplomasi Başdanışmanı Simon Mordue, Ekonomi ve Verimlilik ile Uygulama ve Sadeleştirmeden Sorumlu AB Komiseri Dombrovskis'in Kabine Şefi Michael Hager ve Avrupa Parlamentosu Milletvekili ve Türkiye Raportörü Nacho Sanchez-Amor ile görüşmeler yaptı.</p>
<p>Heyet ayrıca AB nezdinde Çekya Daimi Temsilciliği ve Romanya Daimi Temsilciliği ile de temaslarda bulundu.</p>
<p>Görüşmelerde, Türkiye'nin Avrupa'nın üretim, yatırım ve tedarik zincirlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu, mevcut sanayi entegrasyonunun Avrupa'nın küresel rekabet gücü ve ekonomik dayanıklılığı açısından stratejik değer taşıdığı vurgulandı. Ayrıca AB'nin yeni sanayi politikalarının, Türkiye ile Avrupa arasındaki köklü ekonomik bütünleşmeyi gözetmesinin her iki tarafın ortak çıkarına olduğu ifade edildi.</p>
<p>Bu çerçevede, AB'nin Sanayi Hızlandırıcı Yasası kapsamında şekillenen düzenlemelerde, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nden kaynaklanan özgün konumunun dikkate alınması ve "Made in Europe" yaklaşımına ve ilgili sektörel düzenlemelere etkin biçimde dahil edilmesinin önemi dile getirildi.</p>
<p>Kamu alımlarında karşılıklılığa yönelik müzakerelerin ilerletilmesinin ve sanayi politikaları alanında düzenleyici işbirliğinin güçlendirilmesinin mevcut değer zincirlerinin korunmasına ve ortak rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlayacağı belirtildi.</p>
<p>Temaslarda ayrıca Gümrük Birliği'nin modernizasyonunun Türkiye-AB ekonomik ilişkilerinin derinleştirilmesi açısından temel bir öncelik olmaya devam ettiği de vurgulandı.</p>
<p>Yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinde düzenleyici uyumun güçlendirilmesi ile ulaştırma, enerji ve dijital bağlantısallık alanlarında işbirliğinin geliştirilmesinin Avrupa'nın ekonomik güvenliği ve dayanıklılığı bakımından taşıdığı önem değerlendirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/tusiad-heyetinden-bruksel-temaslari-89781</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/1/1280x720/5665-1792062396.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜSİAD&#039;ın Brüksel temasları hakkında açıklamalarda bulunan Yönetim Kurulu Üyesi Azmi Gümüşlüoğlu, Türkiye&#039;nin &quot;Made in Europe&quot; kapsamında yer alması ve kamu alımlarında karşılıklılığın sağlanmasına yönelik ortak adımlar atılması, yeşil ve dijital dönüşümünde düzenleyici iş birliğinin güçlendirilmesi, Gümrük Birliği&#039;nin etkin işleyişinin önündeki mevcut engellerin kaldırılması ve modernizasyon sürecinin ilerletilmesinin artık somut adımlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vakif-universitelerinde-asil-mesele-artik-mali-surdurulebilirlik-89774</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 13:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vakıf üniversitelerinde asıl mesele artık mali sürdürülebilirlik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vakıf üniversiteleri son yıllarda daha çok öğrenim ücretleri üzerinden tartışılıyor. Oysa 2026'da peş peşe yapılan düzenlemeler birlikte okunduğunda daha temel bir mesele çıkıyor ortaya: Bu üniversitelerin mevcut gelir-gider yapısıyla faaliyetini sürdürebilme kabiliyeti.</p>
<p>Konuya dışarıdan bakan biri değilim. 2013-2019 arasında YÖK Denetleme Kurulu bünyesinde kırkı aşkın vakıf üniversitesinin denetiminde görev aldım, 2019-2023 döneminde bir vakıf üniversitesinin genel sekreterliğini yürüttüm. Bu tecrübeyle baktığımda önümüzdeki dönem önceki on yıldan oldukça farklı görünüyor.</p>
<p><strong>Gelirin artışı sınırlanıyor, giderlerin böyle bir sınırı yok</strong></p>
<p>Yükseköğretim Genel Kurulu’nun 8 Temmuz 2026 tarihli kararına göre, 2026-2027 yılında hazırlık ve birinci sınıf dışındaki öğrencilerde öğrenim ücreti artışı yüzde 25'i geçemeyecek. Ağustos sonunda açıklanan esaslar bununla da kalmadı: Dokuz aya kadar taksitlendirmede vade farkı alınamayacak, tek dersi kalan öğrenciden tam dönem ücreti istenemeyecek, tekrar alınan alt sınıf dersleri için ilave ücret talep edilemeyecek.</p>
<p>Karşılığı somut: Geçen yıl mevcut öğrencisinden 100 lira alan bir üniversite bu yıl en fazla 125 lira alabilecek; üstelik bunu dokuz aya yaydığında finansman maliyetini öğrenciye yansıtamayacak.</p>
<p>Buna karşılık personel, enerji, laboratuvar, hastane ve yatırım giderlerinde böyle bir üst sınır yok; tersine, öğrenci alabilmek için karşılanması gereken asgari yeterlilik şartları var. En büyük kalem olan akademik personelde ise yasal bir taban var: 2020'de 2547 sayılı Kanun’un ek 8'inci maddesine eklenen hükümle, vakıf üniversitesi öğretim elemanlarına unvanlarına göre devlet üniversitelerindeki emsal ücretin altında ücret verilemiyor. Yani gelirde artış sınırı varken en ağır maliyet kaleminde aşağı yönlü hareket alanı dar.</p>
<p><strong>Öğrenci tarafındaki rakamlar da rahat değil</strong></p>
<p>2024 YKS'de vakıf üniversitelerinin genel doluluk oranı yüzde 91,14 idi. 2025'te yüzde 75,8'e düştü, 2026'da yüzde 79,7'ye çıktı. Toparlanma var ama 2024'ün hayli gerisindeyiz. Aynı yıl devlet üniversitelerinde doluluk yüzde 99,52.</p>
<p>Ortalama tek başına okunduğunda bir ayrıntı gözden kaçıyor: 2026'da lisans doluluğu yüzde 78,1'de kalırken ön lisansta yüzde 81,8 oldu. Bunu yalnızca iki yıllık programların ucuz olmasıyla açıklamak zor. Aileler artık "karşılığında hangi meslek var?" diye soruyor; diplomanın karşılığı belirsizse, somut bir meslek yolu gösteren kısa program cazip hale geliyor.</p>
<p>Mali sonuç basit,,. Bütçesini 10 bin ücretli öğrenciye göre kuran bir üniversite fiilen 8 bin öğrenciye ulaşıyorsa öğrenci başına maliyet yükselir. Açığı ücret artırarak kapatma imkânı ara sınıflarda artık sınırlı. Yeni kayıtlarda böyle bir sınır yok; ancak kontenjanın boş kaldığı bir piyasada fiyat artışı gelir artışı anlamına gelmiyor.</p>
<p><strong>Hastanelerde 1 Ocak 2027'de yeni bir hesap başlıyor</strong></p>
<p>7577 sayılı Kanun’la, vakıf üniversiteleri bünyesinde bedel karşılığında sağlık hizmeti veren hastane, tıp merkezi, diyaliz ve rehabilitasyon merkezi gibi iktisadi işletmelerin kurumlar vergisi muafiyeti 1 Ocak 2027'den itibaren kaldırıldı. Aynı tarihte KDV istisnası da sona eriyor.</p>
<p>Hastane gelirinin mali yapıyı desteklediği kurumlarda bu geçiş, fiyatlamadan nakit akışına kadar yeni bir kurgu gerektiriyor.</p>
<p><strong>9 Ağustos düzenlemesi meseleyi faaliyet iznine bağlıyor</strong></p>
<p>2026'nın asıl değişikliği bence burada. 9 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 7592 sayılı Kanun, vakıf üniversitelerinin mali yapısına ilişkin denetimi çok daha somut sonuçlara bağladı.</p>
<p>Vergi ve SGK borçlarının zamanında ödenmemesi ile ücret artış oranının mevzuata aykırı belirlenmesi yaptırım sebepleri arasında. Mali tablolarda gelir, gider veya varlıkların eksik gösterilmesi ve gelirlerin akademik faaliyetler ile yatırım ve cari giderlerin finansmanında kullanılmaması ise yeni birim ve program açma taleplerinin askıya alınmasına bağlanmış.</p>
<p>Daha da önemlisi, üniversitenin muaccel ve kısa vadeli borçlarını yıllık eğitim geliriyle veya eğitim alanı dışındaki mal varlığıyla ödeyemediğinin tespiti ve kurucu vakfın da verilen sürede destek sağlayamaması hâlinde faaliyet izni geçici olarak durdurulabiliyor. Bu durumda yönetim, garantöre ya da YÖK'ün belirleyeceği aynı ildeki bir devlet üniversitesine devrediliyor.</p>
<p>Böylece mali sürdürülebilirlik, üniversitenin faaliyetine devam edebilmesinin hukuki şartlarından biri haline geliyor.</p>
<p><strong>Bir de yapay zekâ var</strong></p>
<p>Sorun yalnızca Türkiye'ye özgü değil. OECD'nin Temmuz 2026'da yayımladığı çalışma, üretken yapay zekânın yükseköğretimde öğrenmeyi, öğretimi, ölçmeyi ve kurum yönetimini birlikte değiştirdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Dünya Ekonomik Forumu'nun 2025 araştırmasına katılan işverenler ise temel becerilerin yüzde 39'unun 2030'a kadar değişeceğini öngörüyor. İşverenlerin yüzde 81'i işe alımda iş tecrübesini, yüzde 48'i beceri değerlendirmesini kullanmaya devam edeceğini söylüyor; diplomayı şart olarak aramaya devam edeceklerin oranı ise yüzde 43.</p>
<p>Bu, üniversitenin gereksizleştiği anlamına gelmiyor. Ancak öğrenci haklı olarak soruyor: "Dört yıl ve ciddi bir maliyet karşılığında bu üniversite bana ne kazandıracak?" Kısa eğitimlerin yaygınlaştığı bir ortamda cevap yalnızca "diploma" olamaz.</p>
<p><strong>Mevcut modelin devam etmesi zor</strong></p>
<p>Vakıf üniversiteleri kâr amacıyla kurulmuş işletmeler değil; ancak yeni mevzuat gelir-gider dengesini gözetmeyi açıkça zorunlu kılıyor.</p>
<p>Bir tarafta ücret artış sınırı ve faizsiz dokuz aylık tahsilat, diğer tarafta aşağı çekilmesi kolay olmayan personel ve işletme giderleri var. Buna düşük doluluk oranları, hastanelerin 2027'den itibaren doğacak vergi yükü ve 7592 sayılı Kanun’la gelen mali yeterlilik denetimi ekleniyor.</p>
<p>Bu nedenle öğrenci gelirine aşırı bağımlı, doluluğu düşük, borçluluğu artmış ve kurucu vakfından düzenli destek alamayan üniversitelerde mevcut modelin sürdürülebilir olmadığını düşünüyorum.</p>
<p>Bundan sonra mütevelli heyetlerinin önüne yalnızca geçen yılın bilançosunu koymak yeterli olmayacak. Üç-beş yıllık gelir projeksiyonu, personel maliyetinin gelire oranı, kısa vadeli borç ödeme kapasitesi ve hastanenin vergi etkisi birlikte izlenmeli.</p>
<p>Çünkü yeni mevzuatta soru artık "üniversite zarar ediyor mu?" değil. Asıl soru, üniversitenin önümüzdeki üç-beş yıl boyunca yükümlülüklerini karşılayarak eğitim faaliyetini sürdürebilecek mali yapıya sahip olup olmadığıdır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vakif-universitelerinde-asil-mesele-artik-mali-surdurulebilirlik-89774</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vakıf üniversitelerinde asıl mesele artık mali sürdürülebilirlik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/butce-acigi-eylulde-5322-milyar-lira-89765</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bütçe açığı eylülde 532,2 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, eylül ayına ait bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, eylülde bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 22,7 artarak 1 trilyon 253 milyar 149 milyon liraya yükseldi. Bütçe giderleri de yüzde 34,1 artışla 1 trilyon 785 milyar 391 milyon liraya ulaştı.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde ise bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34,5 artışla 12 trilyon 107 milyar 800 milyon liraya çıktı. Bütçe giderleri de aynı dönemde yüzde 36,4 yükselerek 13 trilyon 948 milyar 130 milyon lira oldu.</p>
<p>Merkezi yönetim bütçesi eylülde 532 milyar 242 milyon lira, ocak-eylül döneminde 1 trilyon 840 milyar 330 milyon lira açık verdi.</p>
<p><strong>Öngörülen ödeneğin yüzde 9,4'ü kullanıldı</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçe giderleri Eylül 2025'te 1 trilyon 331 milyar 1 milyon lira iken bu yılın eylül ayında yüzde 34,1 artışla 1 trilyon 785 milyar 391 milyon liraya yükseldi. Böylece, 2026'da merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 18 trilyon 978 milyar 815 milyon lira ödeneğin yüzde 9,4'ü kullanılmış oldu.</p>
<p>Faiz dışı dengede, geçen yılın eylül ayında 73 milyar 22 milyon lira, bu yılın aynı ayında da 269 milyar 202 milyon lira açık oluştu.</p>
<p>Faiz hariç bütçe giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 39,1 artarak 1 trilyon 522 milyar 351 milyon liraya yükseldi. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı da 2025'in aynı ayında yüzde 8,6 iken, geçen ay yüzde 9,4 oldu.</p>
<p>Eylülde personel giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,5 artarak 455 milyar 639 milyon lira olarak belirlenirken personel giderleri için bütçede öngörülen 4 trilyon 907 milyar 309 milyon lira ödeneğin yüzde 9,3'ü kullanıldı.</p>
<p>Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri, eylülde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17,5 artışla 58 milyar 39 milyon liraya yükseldi ve bütçede öngörülen 599 milyar 691 milyon lira ödeneğin yüzde 9,7'si kullanılmış oldu.</p>
<p>Söz konusu dönemde, mal ve hizmet alım giderleri için bütçede öngörülen 1 trilyon 249 milyar 568 milyon lira ödeneğin yüzde 10,8'i harcandı. Eylülde, yüzde 60,8 artışla 135 milyar 511 milyon lira mal ve hizmet alımı gideri gerçekleşti.</p>
<p>Cari transferler, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 48,7 artarak 679 milyar 380 milyon lira oldu. Bütçede öngörülen 6 trilyon 870 milyar 794 milyon lira ödeneğin yüzde 9,9'u kullanıldı.</p>
<p>Eylülde, 138 milyar 402 milyon lira sermaye gideri yapılırken sermaye transferi 16 milyar 218 milyon lira olarak gerçekleşti. Borç verme giderleri 39 milyar 162 milyon lira oldu.</p>
<p>Faiz giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 11,2 artarak 263 milyar 40 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Bütçe gelirleri</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçe gelirleri, geçen yılın eylül ayında 1 trilyon 21 milyar 358 milyon lira iken bu yılın aynı ayında yüzde 22,7 artışla 1 trilyon 253 milyar 149 milyon liraya yükseldi. Bütçe tahminine göre, bütçe gelirlerinin eylül ayı gerçekleşme oranı 2025'te yüzde 8 iken, geçen ay yüzde 7,7 oldu.</p>
<p>Vergi gelirleri tahsilatı, geçen ay 2025'in eylül ayına göre yüzde 21,8 artarak 1 trilyon 74 milyar 88 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı, 2025'te yüzde 7,9 iken geçen ay yüzde 7,8 olarak tespit edildi.</p>
<p>Genel bütçe vergi dışı diğer gelirleri yüzde 26,2 artarak 141 milyar 923 milyon liraya çıktı. Özel bütçeli idarelerin öz gelirleri 31 milyar 218 milyon lira, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 5 milyar 920 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Vergi türleri itibarıyla eylülde geçen yılın aynı ayına göre gelir vergisi yüzde 27,2, dahilde alınan katma değer vergisi yüzde 34,8, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 34,9, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 30,5, damga vergisi yüzde 40,5, harçlar yüzde 48,6, diğer vergiler tahsilatı yüzde 25 artarken, kurumlar vergisi yüzde 38,2, özel tüketim vergisi yüzde 7,9 azalış gösterdi.</p>
<p><strong>Ocak-eylül dönemi</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçe giderleri, Ocak-Eylül 2025 döneminde 10 trilyon 222 milyar 202 milyon lira iken bu yılın aynı döneminde yüzde 36,4 artışla 13 trilyon 948 milyar 130 milyon liraya yükseldi. Böylelikle, 2026'da merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 18 trilyon 978 milyar 815 milyon lira ödeneğin yüzde 73,5'i kullanılmış oldu.</p>
<p>Faiz hariç bütçe giderleri, ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 36,7 artarak 11 trilyon 697 milyar liraya çıktı. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı yüzde 72 olarak hesaplandı.</p>
<p>Personel giderleri, söz konusu dönemde yüzde 40,2 artışla 3 trilyon 841 milyar 30 milyon lira olurken personel giderleri için bütçede öngörülen 4 trilyon 907 milyar 309 milyon lira ödeneğin yüzde 78,3'ü kullanıldı.</p>
<p>Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri, bu dönemde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 44,3 artarak 484 milyar 741 milyon liraya yükseldi ve bütçede öngörülen 599 milyar 691 milyon lira ödeneğin yüzde 80,8'i kullanılmış oldu.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde, mal ve hizmet alım giderleri için bütçede öngörülen 1 trilyon 249 milyar 568 milyon lira ödeneğin yüzde 76,7'si harcandı. Bu dönemde yüzde 45 yükselişle 958 milyar 93 milyon lira mal ve hizmet alımı gideri gerçekleşti.</p>
<p>Cari transferler, yüzde 32,1 artarak 5 trilyon 30 milyar 822 milyon lira oldu. Bütçede öngörülen 6 trilyon 870 milyar 794 milyon lira ödeneğin yüzde 73,2'si kullanıldı.</p>
<p>Söz konusu dönemde, 883 milyar 19 milyon lira sermaye gideri, 222 milyar 668 milyon lira sermaye transferi yapıldı. Borç verme giderleri 276 milyar 627 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Faiz giderleri, yüzde 35,4 artarak 2 trilyon 251 milyar 130 milyon lira oldu.</p>
<p>Merkezi yönetim bütçe gelirleri ise geçen yılın ocak-eylül döneminde 9 trilyon 4 milyar 924 milyon lira iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 34,5 artışla 12 trilyon 107 milyar 800 milyon liraya çıktı. Bütçe tahminine göre, bütçe gelirlerinin ocak-eylül dönemi gerçekleşme oranı 2025'te yüzde 70,3 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 74,4'e yükseldi.</p>
<p>Vergi gelirleri tahsilatı, söz konusu dönemde geçen yılın ocak-eylül dönemine göre yüzde 34,2 artarak 10 trilyon 401 milyar 981 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı yüzde 75,2 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Genel bütçe vergi dışı diğer gelirleri de yüzde 38,1 artarak 1 trilyon 390 milyar 478 milyon liraya çıktı. Özel bütçeli idarelerin öz gelirleri 244 milyar 777 milyon lira, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 70 milyar 564 milyon lira olarak belirlendi.</p>
<p>Vergi türleri itibarıyla ocak-eylül döneminde, geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 48,5, kurumlar vergisi yüzde 45,3, dahilde alınan katma değer vergisi yüzde 37,3, özel tüketim vergisi yüzde 3,1, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 36,2, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 30,2, damga vergisi yüzde 50,7, harçlar yüzde 65,9 ve diğer vergi gelirleri yüzde 26,7 arttı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/butce-acigi-eylulde-5322-milyar-lira-89765</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/butce-para-tl-lira.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eylülde bütçe gelirleri 1,25 trilyon lira, giderleri 1,78 trilyon lira olarak hesaplandı. Eylülde bütçede 532,2 milyar lira, 9 aylık dönemde ise 1,84 trilyon lira açık oluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lpg-ithalati-yuzde-666-artti-89764</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> LPG ithalatı yüzde 6,66 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ağustos ayına ait "Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Sektör Raporu"nu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerince en fazla LPG ithalatı yapılan ülkeler, sırasıyla Cezayir, Suudi Arabistan, ABD, Rusya, Birleşik Arap Emirlikleri, Kazakistan, Türkiye Serbest Bölgeleri, Yunanistan ve Gürcistan olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>LPG ithalatı, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,66 artarak 317 bin 182 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerince bu dönemde gerçekleştirilen LPG ihracatı ise yüzde 73,93 artarak 64 bin 531 ton oldu.</p>
<p>Türkiye, söz konusu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, İngiltere, İsviçre, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Lübnan ve Türkiye Serbest Bölgeleri olmak üzere 9 farklı ülke ve bölgeye LPG ihraç etti.</p>
<p><strong>Satışlarda otogaz ilk sırada</strong></p>
<p>LPG üretimi ise yüzde 13,42 artarak 98 bin 810 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Dağıtıcı lisansı sahiplerince ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yapılan toplam LPG satışı 354 bin 539 ton olarak hesaplandı.</p>
<p>Satışlarda yüzde 84,19 pazar payıyla otogaz birinci sırada yer aldı. Bunu yüzde 13,32 ile tüplü LPG ve yüzde 2,49 ile dökme LPG satışları izledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lpg-ithalati-yuzde-666-artti-89764</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/4/1280x720/aygaz-lpg-gemi-1776263109.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin ağustos verilerine göre LPG ithalatı, geçen yıla kıyasla yüzde 6,66 artarak 317 bin 182 tona çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-uretimi-yillik-yuzde-08-artti-89763</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik üretimi yıllık yüzde 0,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ağustos ayına ait "Elektrik Piyasası Sektör Raporu"nu yayımladı.</p>
<p>Buna göre, lisanslı elektrik üretiminin yüzde 27,9'u hidroelektrik, yüzde 21,1'i ithal kömür, yüzde 14,4'ü rüzgar, yüzde 13,6'sı doğal gaz, yüzde 12,5'i linyit ve yüzde 3,7'si güneş enerjisi santrallerinden yapıldı. Bu kaynakları sırasıyla jeotermal, biyokütle, taş kömürü, asfaltit ve fuel-oil izledi.</p>
<p>Türkiye'nin lisanslı elektrik üretimi ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,8 artışla 32 milyon 571 bin 188 megavatsaat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Faturalanan elektrik tüketim miktarı ise aynı dönemde yüzde 0,5 artarak 28 milyon 794 bin 444 megavatsaat oldu.</p>
<p>Tüketimin yüzde 34,2'si sanayi, yüzde 28,2'si kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler ve yüzde 27,5'i mesken tarafından yapıldı. Tüketimde aydınlatmanın payı yüzde 1,5, tarımsal faaliyetlerin payı ise yüzde 8,6 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Tüketici sayısı ve kurulu güç arttı</strong></p>
<p>Elektrikte tüketici sayısı, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,6 artarak 52 milyon 758 bin 678'e ulaştı.</p>
<p>Bu dönemde, sanayi tüketicilerinin sayısında yüzde 0,25, mesken tüketicilerinin sayısında yüzde 2,6, aydınlatma tüketicilerinin sayısında yüzde 2,64, kamu ve özel hizmetler sektörü ve diğer tüketicilerin sayısında yüzde 2,88 ve tarımsal faaliyet tüketicileri sayısında yüzde 1,24 artış görüldü.</p>
<p>Türkiye'nin lisanslı elektrik kurulu gücü de bu dönemde yüzde 3,2 artarak 101 bin 254 megavat oldu.</p>
<p>Kurulu gücün yaklaşık yüzde 24,3'ünü doğal gaz, yüzde 23,6'sını barajlı hidrolik, yüzde 15'ini rüzgar, yüzde 10,3'ünü ithal kömür ve yüzde 10,1'ini linyit santralleri, kalan bölümünü ise diğer enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-uretimi-yillik-yuzde-08-artti-89763</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/4/1280x720/adm-elektrik-1779774227.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin ağustos verilerine göre lisanslı elektrik üretimi, yıllık yüzde 0,8 artışla 32 milyon 571 bin megavatsaati aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/19-yeni-kara-yolu-ekolojik-koprusu-planlaniyor-89761</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> 19 yeni kara yolu ekolojik köprüsü planlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, kara ve demir yollarında yapımı devam eden ve tamamlanan ekolojik köprüler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Biyolojik çeşitliliğin korunması ve yaban hayatının geçiş güzergahlarını koruma hedefiyle mevcut kara ve demir yolları ağında tespit ettikleri geçiş noktalarına ekolojik köprüler inşa ettiklerini belirten Uraloğlu, "Kara yolu ve demir yolu ağımız üzerinde bugüne kadar toplam 21 ekolojik köprü inşa ettik." ifadesini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, kara yolu ekolojik köprüleri kapsamında en son Erzurum Kuzey Çevre Yolu'nda yer alan ekolojik köprünün çalışmalarını tamamladıklarına dikkati çekerek, kara yolundaki ekolojik köprü sayısının 16'ya ulaştığını kaydetti.</p>
<p>Planlanan ekolojik köprülere ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, "Konya-Aksaray Devlet Yolu, Kaş-Kalkan Yolu ve Batman-Hasankeyf Yolu Suçeken Boğazı mevkisi gibi stratejik bölgelerde toplam 19 yeni kara yolu ekolojik köprüsü planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Uraloğlu, demir yolu hatlarında da yaban hayvanlarının güvenli geçişini sağlamak amacıyla ekolojik köprü uygulamalarını sürdürdüklerine işaret ederek, bu yapıların çevreye uyumlu doğal malzemelerle kaplandığını ve bölgedeki bitki örtüsüne uygun olarak tasarlandığını kaydetti.</p>
<p>Demir yolu hatlarına bugüne kadar 5 ekolojik köprü inşa ettiklerini aktaran Uraloğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>"Ankara-Eskişehir Yüksek Hızlı Tren (YHT) Hattı'nda bir, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Projesi kapsamında üç, Ankara-İzmir Hızlı Demir Yolu Projesi kapsamında Banaz-Eşme kesiminde de bir ekolojik köprüyü tamamladık."</p>
<p>Uraloğlu, Ankara-Eskişehir YHT Hattı'nın 416'ncı kilometresinde yer alan ekolojik köprünün dünyada hızlı tren hattı üzerinde inşa edilen ilk ekolojik köprü olma özelliğini taşıdığını belirterek, köprünün kızıl geyik, vaşak, yaban domuzu ve kurt gibi türlerin yoğun olarak bulunduğu bölgede yapıldığını bildirdi.</p>
<p>Ekolojik köprünün yapılacağı alanın, hattın 390 ile 420'nci kilometreleri arasındaki 30 kilometrelik kesimde yaban hayatı uzmanlarıyla gerçekleştirilen incelemeler sonucunda belirlendiğinin altını çizen Uraloğlu, hayvanların köprüden geçişlerinin ve yapıya uyum süreçlerinin fotokapan sistemleriyle izlendiğini ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, yaklaşık 2 bin 500 metrekarelik geçiş alanına sahip ekolojik köprünün yüksekliğinin 9,6 metre, taban uzunluğunun 74,15 metre, tepe uzunluğunun ise 46,55 metre olduğuna dikkati çekerek, Ankara-Eskişehir YHT Hattı'nın 393. kilometresinde bir ekolojik köprü daha yapmayı planladıkları bilgisini verdi.</p>
<p>Kırklareli-Pancarköy hattının 155. kilometresinde alt geçit, Kırklareli ile Ağayeri arasındaki hattın 171. kilometresinde ve Edirne ile Kabaağaç arasındaki hattın 181. kilometresinde üst geçit niteliğinde ekolojik köprü yaptıklarını aktaran Uraloğlu, "Üst geçitler yaklaşık 19 metre genişliğinde ve yapıların üzeri yeşillendirilerek doğal dokuya uyumlu hale getirildi. Hayvanların demir yolu hattına düşmesini önlemek amacıyla da koruyucu çitler kullanıldı." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/19-yeni-kara-yolu-ekolojik-koprusu-planlaniyor-89761</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Konya-Aksaray Devlet Yolu, Kaş-Kalkan Yolu ve Batman-Hasankeyf Yolu Suçeken Boğazı mevkisi gibi stratejik bölgelerde toplam 19 yeni kara yolu ekolojik köprüsü planlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-ureticilerine-tmodan-ek-randevu-hakki-89760</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındık üreticilerine TMO&#039;dan ek randevu hakkı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), fındık üreticilerine bir ilave randevu hakkı tanındığını duyurdu. </p>
<p>Açıklamada, olumsuz hava koşulları nedeniyle ürünlerin kurutulmasında güçlük yaşandığına işaret edildi.</p>
<p>Ürünlerini kurutmakta güçlük yaşayan ve kurutabildikleri sınırlı miktardaki ürünü kuruma teslim ederek mevcut randevu haklarını tüketen üreticilere yeni bir imkan tanındığı belirtilen açıklamada, "Üreticilerimize Çiftçi Kayıt Sistemi limitlerine göre TMO'ya teslim edebilecekleri bakiye ürün miktarı için bir ilave randevu alma hakkı tanınmıştır." denildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-ureticilerine-tmodan-ek-randevu-hakki-89760</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/6/1280x720/findik-1787577942.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO, ürünlerini kurutmakta güçlük yaşayan ve kurutabildikleri sınırlı miktardaki ürünü kuruma teslim ederek mevcut randevu haklarını tüketen üreticilere yeni bir imkan tanındığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/eylulde-trafige-kaydedilen-arac-sayisi-161-bini-asti-89759</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eylülde trafiğe kaydedilen araç sayısı 161 bini aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) eylül ayına ait motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, eylülde trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 18 azalarak 161 bin 27 oldu. Eylülde kaydı silinen taşıt sayısı ise yüzde 53,4 artışla 4 bin 932'den 7 bin 568'e yükseldi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı, eylülde 153 bin 459 artış gösterdi.</p>
<p>Eylül ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 45,1'ini motosiklet, yüzde 40'ını otomobil, yüzde 10,1'ini kamyonet, yüzde 1,7'sini traktör, yüzde 1,6'sını kamyon, yüzde 0,9'unu minibüs, yüzde 0,5'ini otobüs ve yüzde 0,1'ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p>Söz konusu ayda trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında bir önceki aya göre yüzde 6,3 azalış gerçekleşti.</p>
<p>Trafiğe kaydı yapılanların sayısı bir önceki aya göre özel amaçlı taşıtta yüzde 72,4, otobüste yüzde 18,8, minibüste yüzde 2,9, traktörde yüzde 1,1 artarken motosiklette yüzde 11,1, kamyonda yüzde 5,1, otomobilde yüzde 2,6 ve kamyonette yüzde 1,5 azalış gösterdi.</p>
<p>Eylülde geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılanların sayısı özel amaçlı taşıtta yüzde 19, otobüste yüzde 3,7 artarken minibüste yüzde 38,2, traktörde yüzde 21,4, otomobilde yüzde 19,9, motosiklette yüzde 18,4, kamyonda yüzde 14,8 ve kamyonette yüzde 5,3 geriledi.</p>
<p><strong>Trafiğe kayıtlı araç sayısı eylül sonu itibarıyla 35 milyonu geçti</strong></p>
<p>Trafiğe kayıtlı araç sayısı, eylülde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,2 artarak 33 milyon 20 bin 263'ten 35 milyon 65 bin 235'e yükseldi.</p>
<p>Eylül sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,7'sini otomobil, yüzde 21,9'unu motosiklet, yüzde 14,2'sini kamyonet, yüzde 6,7'sini traktör, yüzde 3'ünü kamyon, yüzde 1,6'sını minibüs, yüzde 0,6'sını otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Devri yapılan araçlar</strong></p>
<p>Devri yapılan toplam 957 bin 197 taşıtın yüzde 67,3'ü otomobil, yüzde 13,8'i kamyonet, yüzde 11,3'ü motosiklet, yüzde 3'ü traktör, yüzde 2'si kamyon, yüzde 1,9'u minibüs, yüzde 0,5'i otobüs ve yüzde 0,2'si özel amaçlı taşıtlar olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Eylülde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 16,1'i Renault, yüzde 9,8'i TOGG, yüzde 8,6'sı Hyundai, yüzde 7,1'i Volkswagen, yüzde 6,8'i Toyota, yüzde 5,3'ü Mercedes-Benz, yüzde 5'i Skoda, yüzde 4,5'i Kia, yüzde 3,7’si Peugeot, yüzde 3,3'ü Nissan, yüzde 2,7'si Opel, yüzde 2,7'si Fiat, yüzde 2,7'si Tesla, yüzde 2,6'sı Dacia, yüzde 2,6'sı BMW, yüzde 2,4'ü Citroen, yüzde 2'si Volvo, yüzde 1,9'u Audi, yüzde 1,6'sı Chery, yüzde 1,4'ü Honda ve yüzde 7,2'si diğer markalardan oluştu.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 14,5 azalarak 1 milyon 503 bin 161 olarak kayıtlara geçti. Trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 26,9 artarak 49 bin 209 oldu. Böylece ocak-eylül döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 1 milyon 453 bin 952 artış gerçekleşti.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde trafiğe kaydı yapılan 665 bin 220 otomobilin yüzde 40,8'ini benzinli, yüzde 31,8'ini hibrit, yüzde 18,6'sını elektrikli, yüzde 7,4'ünü dizel ve yüzde 1,4'ünü LPG yakıtlılar oluşturdu.</p>
<p>Eylül ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 18 milyon 115 bin 875 otomobilin yüzde 32'sinin dizel, yüzde 31'inin benzinli, yüzde 29,1'inin LPG'li, yüzde 5,1'inin hibrit ve yüzde 2,7'sinin elektrikli olduğu belirlendi. Otomobillerin yüzde 0,2'sinin ise yakıt türü bilinmiyor.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 30,9'u 1300 ve altı, yüzde 16,9'u 1401-1500, yüzde 13,9'u 1501-1600, yüzde 11'i 1301-1400, yüzde 7,8'i 1601-2000, yüzde 0,9'u 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip bulunuyor.</p>
<p>Söz konusu dönemde trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 41,5'i gri, yüzde 25,4'ü beyaz, yüzde 12,1'i siyah, yüzde 9,9'u mavi, yüzde 5,8'i yeşil, yüzde 3,2'si kırmızı, yüzde 1,3'ü kahverengi, yüzde 0,3'ü turuncu ve yüzde 0,3'ü sarı renkli olarak tespit edildi, yüzde 0,1'i ise diğer renk kategorisinde yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/eylulde-trafige-kaydedilen-arac-sayisi-161-bini-asti-89759</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/trafik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in eylül verilerine göre trafiğe 161 bin 27 taşıtın kaydı yapılırken, kayıtlı araç sayısı yıllık yüzde 6,2 artarak 35 milyonu geçti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretimi-agustosta-yuzde-4-artti-89757</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat üretimi ağustosta yüzde 4 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait inşaat üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, endeks ağustosta yıllık bazda yüzde 2,3 yükseldi.</p>
<p>İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde, söz konusu ayda geçen yılın aynı ayına kıyasla bina inşaatı sektörü endeksi yüzde 0,9 azalırken bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 21,8, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 0,1 arttı.</p>
<p><strong>Aylık yüzde 4 arttı</strong></p>
<p>İnşaat üretim endeksi, ağustosta aylık bazda ise yüzde 4 yükseliş gösterdi.</p>
<p>Bina inşaatı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,5, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 2,2 ve özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 3,8 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretimi-agustosta-yuzde-4-artti-89757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/7/1280x720/insaat-1768207410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre inşaat üretim endeksi, yıllık bazda yüzde 2,3, aylık bazda ise yüzde 4 yükseliş gösterdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisi-yillik-yuzde-2-yukseldi-89755</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretli çalışan sayısı yıllık yüzde 2 yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait ücretli çalışan istatistiklerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Ağustos 2025'te 16 milyon 89 bin 37 kişi olan sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, ağustosta yüzde 2 artışla 16 milyon 409 bin 588 kişiye yükseldi.</p>
<p>Aynı ayda ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 1 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 3,4 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 3,3 arttı.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, ağustosta temmuza göre değişim göstermedi.</p>
<p>Bu dönemde ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yüzde 0,2 azaldı, inşaat sektöründe değişim göstermedi ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,2 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisi-yillik-yuzde-2-yukseldi-89755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/isci-calisan-fabrika-1782452964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, geçen yıla kıyasla yüzde 2 artarak 16 milyon 409 bini aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-yillik-yuzde-23-artti-89754</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 11:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretimi yıllık yüzde 2,3 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait hizmet üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,3 arttı.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 1,8, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 2, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 9,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 1,1, idari ve destek hizmetleri yüzde 1,2 artarken gayrimenkul hizmetleri yüzde 7,5 azaldı.</p>
<p><strong>Aylık yüzde 0,2 arttı</strong></p>
<p>Hizmet üretim endeksi, ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0,2 yükseldi.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, aylık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 0,4, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 0,7, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 0,9 azalırken bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 0,3, gayrimenkul hizmetleri yüzde 2,6, idari ve destek hizmetleri yüzde 2,6 artış kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-yillik-yuzde-23-artti-89754</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/3/1280x720/otel-resepsiyon-hizmet-1765786581.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre hizmet üretim endeksi, yıllık bazda yüzde 2,3, aylık bazda yüzde 0,2 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakendede-12-ay-taksit-siniri-kaldirildi-89750</guid>
            <pubDate>Thu, 15 Oct 2026 10:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Perakendede 12 ay taksit sınırı kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Resmi Gazete’nin 15 Ekim günlü sayısında yayımlanan Ticaret Bakanlığı yönetmelik değişikliğiyle, perakende ticarette konut dışı tüm mal ve hizmetlerin taksitlendirilmesinde kapsamlı değişiklik yapıldı.</p>
<p>Daha önce 12 ay ile sınırı temel kuralken, bu süre kaldırıldı. Yine, havayolu taşımacılığı, seyahat, konaklama, mobilya ile elektronik cihazlar ve beyaz eşya için konulan özel süreler de kaldırıldı. Taksit sürelerini Ticaret Bakanlığı belirleyecek. Yönetmelik değişikliğiyle ayrıca tutarlara göre farklılaştırılan taksit düzenlemeleri de kaldırıldı. Böylece, “konut satışı haricindeki taksitli mal ve hizmet satışları”nda taksit süresi belirleme ve ilave sınırlamalar getirme tamamen Ticaret Bakanlığı’nın alacağı kararla oluşturulacak. Düzenlemenin yürürlük tarihi yayım günü (15 Ekim) olarak belirlendi. Böylece, mevcut süre ve tutarlar ortadan kalktığı için, Ticaret Bakanlığı’nın eğer yeni bir düzenleme yapılacaksa bunu hızla ilan etmesi gerekecek.  </p>
<p>Perakende Ticarette Uygulanacak İlke Ve Kurallar Hakkında Yönetmelik’in, 12/B maddesinde yapılan değişiklikle; ilgili maddenin 1 ve 2 numaralı fıkraları değiştirildi, tutar sınırlarını düzenleyen, 3, 4 ve 5. Fıkraları yürürlükten kaldırıldı. </p>
<p><strong>Bakanlıktan açıklama</strong></p>
<p>Bakanlıktan konu hakkında yapılan açıklamada, perakende ticarette taksitli mal ve hizmet satışlarına ilişkin uygulama birliğinin sağlanması ve düzenlemelerin güncel ihtiyaçlar doğrultusunda hızla hayata geçirilebilmesi amacıyla yeni bir düzenlemenin yürürlüğe konulduğu belirtildi.</p>
<p>Değişiklikle, konut hariç perakende işletmeler tarafından tüketicilere yapılan taksitli mal ve hizmet satışlarında taksitlendirme sürelerini belirleme ve bu konuda ilave sınırlamalar getirme yetkisinin Bakanlığa verildiğine dikkatin çekildiği açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Böylece, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından kredi kartı, alışveriş kredisi ve tüketici finansmanı yoluyla gerçekleştirilen satışların taksitlendirme sürelerine ilişkin alınan kararlar doğrultusunda, perakende sektöründeki diğer taksitlendirme yöntemleriyle ilgili düzenlemelerin de uyumlu hale getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda yapılan değişikliğiyle Bakanlık, BDDK tarafından alınan kararların ardından gerekli düzenlemeleri hızlı ve etkin şekilde hayata geçirebilecek."</p>
<p><strong>"Tüketicilerin ve perakende sektörünün ihtiyaçları gözetilecek"</strong></p>
<p>Açıklamada, yeni değişiklikle, tüketicilere yönelik taksitli satış uygulamalarında ihtiyaç duyulabilecek düzenlemelerin güncel ekonomik koşullar çerçevesinde ve BDDK tarafından alınan kararlarla tam uyumlu biçimde gerçekleştirilmesinin mümkün olacağına işaret edilerek, bu kapsamda alınacak kararların, Bakanlığın resmi internet sitesinde ilan edileceği ve ilgili üst meslek kuruluşlarına iletileceği aktarıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakendede-12-ay-taksit-siniri-kaldirildi-89750</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla perakendede taksitli mal ve hizmet alımında 12 ay taksit sınırı kaldırıldı. Ticaret Bakanlığı süre ve tutar sınırı belirleyebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
