<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sakin-yuzey-derin-akinti-80147</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakin yüzey, derin akıntı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçmişteki şoklara nazaran mutlak butlan kararından sonra finansal piyasalar sakin kaldı. Görünen o ki ekonomi yönetimi dalgalanmalara karşı hazırlığını yapmış. Zaten savaş kaynaklı maliyet enflasyonuyla uğraşan Merkez Bankası, bu kararın orta vadeli olumsuz yansımalarını dengelemek adına duruşunu sıkılaştırdı. Dezenflasyon programı kapsamında kredilere uygulanan aylık büyüme sınırlarını düşürerek paraya erişimi zorlaştırdı. Ek sıkılaştırma tedbirleri, uygulanan para politikasındaki kararlılığın kanıtıdır.</p>
<p>Ancak yüzeydeki bu dinginlik, derinlerdeki riskleri yok etmiyor. Kredi musluklarının kısılması siyasi belirsizlik algısıyla birleştiğinde piyasa faizleri yükselebilir. TCMB’nin 11 Haziran’daki toplantısında faiz artırımı olasılığı kuvvetlendi. Tabii daralacak kanallar, reel sektörün finansman yükünü ve piyasadaki sıkışıklığı artıracaktır. Sanayi üretimini ve istihdam piyasasını zayıflatacaktır. Kontrollü döviz kuru politikasının sürdürülecek olması şikâyetlerin dozunu artıracaktır. Bu durum, dış ticarette rekabetçilik tartışmasına boyut kazandıracaktır.</p>
<p>Üretim çarklarındaki yavaşlama, geniş toplumsal kesimlerin refah düzeyini daha da sarsabilir. Siyasi iktidarların seçimlerde başarılı olması, halkın gelirinin yükselmesine bağlıdır. Oysa mevcut veriler, kitlelerin alım gücünün yakın vadede bu hayat pahalılığını pek karşılayamayacağını gösteriyor. Baskın seçim spekülasyonu yapılsa da ekonomik göstergeler böyle bir senaryoya zemin hazırlamıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sakin-yuzey-derin-akinti-80147</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakin yüzey, derin akıntı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-erivana-orta-dogu-ve-kafkaslara-yeni-duzen-80145</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz’den Erivan’a; Orta Doğu ve Kafkaslara yeni düzen</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Görünen o ki Washington, İran’ı tamamen sistem dışına itmek yerine kontrollü biçimde yeniden küresel ekonomiye entegre etmenin yollarını arıyor. ABD Başkanı sıfatını taşırken bile işadamı olduğunu hiç unutmayan Trump, bunu yaparken de, “yatırım fonundan” Amerikalı girişimcilerin yararlanmasının önünü açmaya çalışıyor.</strong></p>
<p>Bir tarafta ABD ile İran arasında savaşın ardından şekillenmeye başlayan yeni müzakere süreci, diğer tarafta Suriye’nin kendisini bölgesel ticaret ve enerji koridorlarının merkezine yerleştirme çabası, bir başka tarafta ise ABD ile İsrail arasında benzeri görülmemiş ölçüde derinleşen savunma ve teknoloji iş birliği…</p>
<p>Orta Doğu’da son aylarda yaşanan gelişmeler ilk bakışta birbirinden bağımsız krizler ve diplomatik girişimler gibi görünse de, aslında hepsi bir bütünün parçası. Ortadoğu’nun ekonomik, askeri ve jeopolitik altyapısı yeniden tasarlanıyor.</p>
<p>ABD ile İran arasında görüşülmekte olan uzlaşma taslağının en önemli maddesini Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması oluşturuyor. Taslağa göre İran, boğazdaki mayınları temizleyecek, ticari geçişleri yeniden serbest bırakacak ve nükleer programına ilişkin yeni müzakerelere başlayacak. Buna karşılık ABD yönetimi de yaptırımların kademeli olarak hafifletilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması ve İran ekonomisine yönelik büyük çaplı bir yatırım mekanizmasının oluşturulması yönünde adımlar atacak.</p>
<p>ABD’nin vaatleri arasında bulunan İran’a yönelik 300 milyar dolarlık yatırım fonu tartışmaları özellikle dikkat çekici. İran bunu kendi iç kamuoyuna savaş tazminatına benzer bir mekanizma olarak sunarken, ABD tarafı “uluslararası yatırım fonu” tanımını tercih ediyor. Görünen o ki Washington, İran’ı tamamen sistem dışına itmek yerine kontrollü biçimde yeniden küresel ekonomiye entegre etmenin yollarını arıyor. ABD Başkanı sıfatını taşırken bile işadamı olduğunu hiç unutmayan Trump, bunu yaparken de, o “yatırım fonundan” Amerikalı girişimcilerin -özellikle de kendisine yakın duran isimlerin- yararlanmasının önünü açmaya çalışıyor.</p>
<p><strong>Koridorlar savaşı ve </strong><strong>Suriye’ye yeni rol</strong></p>
<p>İran savaşı ve Hürmüz Boğazı krizi, dünyanın enerji ve ticaret sisteminin ne kadar kırılgan olduğunu da ortaya çıkardı. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık dörtte biri, LNG ticaretinin ise beşte biri Hürmüz’den geçiyor. Boğazın kapanması sadece enerji piyasalarını değil, Körfez ülkelerinin gıda güvenliğini bile tehdit etti. Bu nedenle artık tartışılan konu sadece Hürmüz’ün yeniden açılması değil. Asıl soru, dünyanın Hürmüz’e olan bağımlılığını nasıl azaltacağı.</p>
<p>Tam bu noktada Suriye’nin giderek daha çok öne çıkmakta olduğunu söylemek yanlış olmaz. </p>
<p>Eskinin teröristi, şimdinin “devlet başkanı” Colani/Ahmed Şara yönetimi, son bir yıldır Suriye’yi bir çatışma sahası olmaktan çıkarıp bölgesel bir bağlantı merkezine dönüştürmeye çalışıyor. Şam’ın yeniden gündeme getirdiği “Dört Deniz Projesi”, Akdeniz, Karadeniz, Hazar Denizi ve Basra Körfezi’ni birbirine bağlayacak kara ve enerji koridorları öngörüyor.</p>
<p>Bu vizyonun gerçekleşmesi kısa vadede pek mümkün görünmese de dikkat çekici olan şey, bölgesel aktörlerin bu fikri giderek daha ciddi biçimde değerlendirmeye başlaması. Türkiye’nin Ermenistan’la ticaret kısıtlamalarını kaldırmasını, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski’nin Şam ziyaretini, Körfez ülkelerinin Suriye’ye yönelik yatırım ilgisini ve Avrupa’nın enerji güvenliği arayışlarını aynı stratejik resmin parçaları olarak okumak mümkün.</p>
<p><strong>Washington’ın ikili stratejisi; </strong><strong>İsrail’le iki devlet, tek ordu...</strong></p>
<p>Bütün bu gelişmeler yaşanırken ABD’nin aynı anda iki farklı eksende hareket ettiği ortada;</p>
<p>Bir tarafta Washington, İran’la kontrollü bir normalleşme süreci başlatmaya çalışıyor. Amaç İran’ı tamamen sistem dışına itmekten çok, bölgesel istikrarı tehdit etmeyecek bir çerçeve içinde tutmak. Hürmüz’ün açılması, petrol akışının yeniden başlaması ve ekonomik baskının kısmen azaltılması bu stratejinin parçaları.</p>
<p>Diğer tarafta ise ABD, İsrail’le ilişkilerini daha önce görülmemiş ölçüde kurumsallaştırıyor. Kongre’de görüşülen 2027 Savunma Yetkilendirme Yasası’nın 224’üncü maddesi, iki ülke arasında yeni bir “Savunma Teknolojileri İşbirliği Girişimi” kurulmasını öngörüyor.</p>
<p>Tasarı füze savunma sistemlerinden yapay zekâ destekli platformlara, elektronik harp teknolojilerinden siber güvenlik altyapılarına kadar geniş bir iş birliği alanı oluşturuyor. Resmi olarak “orduların birleşmesi” olarak tanımlanmasa da, ortaya çıkacak yapının ABD ile İsrail arasındaki savunma entegrasyonunu tarihte görülmemiş bir seviyeye taşıyacağı açık.</p>
<p>Bu durum aynı zamanda İsrail Başbakanı Netanyahu’nun son dönemde yaptığı dikkat çekici açıklamaları da anlamlı hale getiriyor. İsrail’in yıllık 3,8 milyar dolarlık Amerikan askeri yardımına artık ihtiyaç duymadığını söylemesi ilk bakışta şaşırtıcı görünse de, Washington ile Tel Aviv arasında kurulan yeni mekanizma düşünüldüğünde farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Doğrudan yardımın azalması, savunma sanayii ve teknoloji alanındaki çok daha büyük ölçekli ortaklıklarla telafi edilmeye çalışılıyor olabilir.</p>
<p>Bu nedenle Washington’ın bölgesel stratejisi artık sadece müttefiklerini desteklemekten ibaret değil. ABD, bir taraftan İsrail merkezli yeni bir güvenlik mimarisi kurarken diğer taraftan İran, Suriye ve Körfez ülkelerini içine alan yeni ekonomik koridorları destekliyor.</p>
<p><strong>Kafkasya da denkleme giriyor</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki koridor rekabetinin bir uzantısı da Güney Kafkasya’da yaşanıyor. Ermenistan’da 7 Haziran seçimleri öncesinde ülkenin jeopolitik yönelimi yeniden tartışma konusu olurken, Rusya ve Avrasya Ekonomik Birliği üyeleri Erivan üzerindeki baskıyı artırmış durumda. Moskova, Ermenistan’ın Avrupa Birliği standartlarına yönelmesinin Avrasya Ekonomik Birliği üyeliğiyle bağdaşmayacağını savunurken, ABD ise tam tersine Ermenistan’ı Batı merkezli yeni ulaşım ve ticaret ağlarına entegre etmeye çalışıyor.</p>
<p>Bu çerçevede Washington ile Erivan arasında geçen hafta imzalanan yeni stratejik ortaklık anlaşması dikkat çekici. Kritik mineraller, altyapı yatırımları ve Ermenistan-Azerbaycan normalleşme sürecini destekleyen projeleri içeren anlaşma, Güney Kafkasya’nın Avrupa, Karadeniz ve Orta Asya arasında yeni bir bağlantı koridoru olarak görüldüğünü ortaya koyuyor. Son dönemde Türkiye’nin Ermenistan’a yönelik ticaret kısıtlamalarını kaldırmasını ve sınırların açılmasına yönelik hazırlıkların hızlanmasını da bu daha geniş jeopolitik tablonun parçaları arasında değerlendirmek mümkün.</p>
<p>Washington belli ki Ermenistan üzerinden Hazar, Karadeniz ve Avrupa’yı birbirine bağlayacak yeni ulaşım hatlarını destekleyerek Rusya’nın bölgesel ağırlığını dengeleme arayışında. Böylece Hürmüz’den Şam’a uzanan yeni koridor tartışmaları, Kafkasya’da da farklı bir cephe açmış durumda.</p>
<p><strong>Türkiye’nin konumu kritik</strong></p>
<p>Bu denklemin önemli aktörlerinden biri de Türkiye. Ankara, Suriye’nin yeniden inşası, Irak üzerinden uzanan enerji hatları ve Kafkasya bağlantıları konusundaki rolü nedeniyle Washington’ın bölgesel hesaplarında merkezi bir konuma yerleşmiş durumda. Tom Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliği görevinden ayrılmasına rağmen Suriye ve Irak dosyalarının koordinasyonunda etkili olmaya devam edecek olması da bunun göstergelerinden biri.</p>
<p>Orta Doğu’nun yeni rekabeti artık sadece sınırlar veya askeri güç üzerinden yürümüyor. Asıl mücadele, Asya’dan Avrupa’ya uzanan enerji akışını, ticaret yollarını, veri koridorlarını ve teknolojik alt yapıyı kimin kontrol edeceği üzerinde şekilleniyor. Hürmüz’den Şam’a, Tel Aviv’den Ankara’ya ve Erivan’a uzanan yeni jeopolitik hikâye de tam olarak burada başlıyor.</p>
<p><strong>Barrack’ın ünvanı gitti, etkisi bitmedi</strong></p>
<p>ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Suriye Özel Temsilciliği görevinin sona erdirilmesi ilk anda Washington’ın Suriye politikasında yeni bir döneme girildiği izlenimi yaratmıştı. Ancak ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Barrack’ın Suriye ve Irak dosyalarında aktif rol oynamaya devam edeceğini, üstelik bir değil, iki ayrı sosyal medya paylaşımıyla açıklaması, bunun bir politika değişikliğinden çok görev tanımındaki bir düzenleme olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Kararın satır aralarında üç önemli mesaj var: Birincisi, ABD’nin Suriye’ye yönelik temel yaklaşımında kayda değer bir değişiklik bulunmuyor. İkincisi, Washington artık Suriye dosyasını özel temsilcilikler yerine daha geleneksel diplomatik kanallar üzerinden yürütmek istiyor. Bu durum, ABD’nin Şam’daki diplomatik varlığının zamanla güçlendirilmesinin önünü açabilir. Üçüncü ve belki de Ankara açısından en dikkat çekici mesaj ise Barrack’ın Ankara Büyükelçisi sıfatıyla Suriye ve Irak dosyalarında etkisinin devam edecek olması. Bu da, ABD’nin bölge politikasında Türkiye’yi önemli bir koordinasyon ortağı olarak görmeyi sürdürdüğüne işaret ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-erivana-orta-dogu-ve-kafkaslara-yeni-duzen-80145</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/5/1280x720/67-1780288955.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’den Erivan’a; Orta Doğu ve Kafkaslara yeni düzen ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalar-kades-anlasmasini-satin-aliyor-80144</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar, Kadeş Anlaşması’nı satın alıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye piyasaları bayram tatili dolayısıyla kapalı olduğumuz için olumlu gelişmeleri (beklentileri) satın alamadı. CHP kurultayı için alınan mutlak butlan kararının yarattığı belirsizlik de hiç şüphesiz risk iştahını baskıladı.</strong></p>
<p>Enerji fiyatlarında sert gerileme, tahvil ve hisse piyasasında güçlü yükseliş ile bayram tatili sonrası haftaya başlıyoruz.  ABD ve İran’ın  olası bir anlaşmaya yakın olduğu beklentisi ile Brent petrol geçtiğimiz iki hafta içinde 20 dolardan fazla değer kaybetti. Tahvil getirileri 20- 25 baz puan geriledi. Hisse senedi endeksleri %3-4 yükselişle yeni zirveler yaptı.</p>
<p>Fiili durum, piyasalardaki iyimser havayı teyit etmiyor. Zenginleştirilmiş uranyum, Hürmüz Boğazı’nın kontrolü, İran yaptırımları gibi kilit konularda bir anlaşma sağlanmış değil. ABD yönetimi yüksek perdeden başladığı barış görüşmelerinde hiç bir ilerleme sağlayamadı.  Hürmüz Boğazı’nda zaman zaman iki taraf arasında çatışmalar oluyor. </p>
<p>Zamanın kendi lehine işlediğinin farkında olan İran yönetimi  Hürmüz Boğazı’nın kontrolünün elinde olduğu, barışçıl nükleer programının devam ettiği, zenginleştirilmiş uranyumun ülkede kaldığı ve İran üzerinde yaptırımların kaldırıldığı bir anlaşma istiyor. </p>
<p><strong>Cumhuriyetçilere olan destek </strong><strong>dip seviyelere geriledi</strong></p>
<p>ABD yönetiminin normal şartlar altında bu anlaşmayı elinin tersi ile itmesi, ekonomik yaptırımlara devam etmesi ve ağır bir saldırıyı başlatması gerekir. Ama yüksek pompa fiyatları, Cumhuriyetçilere olan desteğin dip seviyelere gerilemesine neden oldu. Parti içinde Başkan Trump’a olan muhalefet artıyor. </p>
<p>Kasım başındaki ara seçimler öncesi Başkan Trump’ın savaşa devam gibi radikal bir karar alması zor gözüküyor.  Askeri hedeflerine ulaşan ama İran rejimini değiştirmekte başarısız olan ABD  yönetimi, yüzünü kurtaracak bir anlaşma ile, savaşı bitirmek istiyor. Muhtemelen iki tarafın da kendini galip ilan edeceği Kadeş anlaşmasına benzer bir sonuçla bu iş sonuçlanacak. </p>
<p>Olası bir anlaşmada Brent petrolün ilk aşamada 86 dolar ile ilk tur barış görüşmeleri öncesi gördüğü seviyelere gerilemesi bekleniyor.  Hürmüz Boğazı’nın Haziran ortasında açıldığı  pozitif senaryoda fiyatlar 80 dolara kadar gerileyebilir. </p>
<p>Kasım başındaki ABD ara seçimlerini eğer Cumhuriyetçiler  kazanırsa Başkan Trump yarım bıraktığı işi tamamlamak için tekrar düğmeye basabilir. Bu nedenle petrol piyasasında 10-15 dolarlık bir jeopolitik risk priminin kalması bekleniyor. </p>
<p><strong>Sistematik riske duyarlı </strong><strong>banka hisseleri %25 aşağıda</strong></p>
<p>Türkiye piyasaları bayram tatili dolayısıyla kapalı olduğumuz için bu olumlu gelişmeleri (beklentileri) satın alamadı. CHP kurultayı için alınan mutlak butlan kararının yarattığı belirsizlik de hiç şüphesiz risk iştahını baskıladı. Mevcut fiyatlamalar ile savaş öncesi gördüğü seviyelere göre 10 yıllık tahvil getirisi 550 baz puan yukarıda, sistematik riske duyarlı banka hisseleri %25 aşağıda işlem görüyor. </p>
<p>Bizim temel piyasa görüşümüzde farklılık yok. Baz senaryomuzda,  ABD ve İran’ın kendilerini galip ilan ettiği bir Kadeş anlaşması ile Hürmüz Boğazı Haziran ortasında açılıyor.  Küresel piyasalarda savaş döneminde çok dayak yiyen tahvil piyasası ve havacılık hisseleri bu senaryoda en çok kazanan yatırım araçları olur. Türkiye piyasasında en pozitif tepki devlet iç borçlanma tahvillerinde ve banka hisselerinde görülür. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalar-kades-anlasmasini-satin-aliyor-80144</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasalar, Kadeş Anlaşması’nı satın alıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ithalat-artisi-mi-yapisal-donusum-mu-80143</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> İthalat artışı mı, yapısal dönüşüm mü?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi sektörlerimiz, özellikle 2021 yılı sonrasında makroekonomik dengelerde yaşanan hızlı değişimler ve kur hareketlilikleriyle ilginç bir süreçten geçiyor. Yerli üretimin desteklenmesine yönelik politikalara ve gümrük vergisi düzenlemelerine rağmen, çok sayıda nihai tüketim malının ithalatında sıçrama yaşanıyor.</p>
<p>Geleneksel olarak Türkiye’nin güçlü olduğu ya da çok basit üretim süreçleriyle yurt içinde karşılanabileceği düşünülen sektörlerde dahi, ithal ürünlerin pazar payı hızla artıyor. Bu durum, sadece lüks tüketimde değil; ayakkabı, şapka gibi temel giyim kuşam ürünlerinden, termos gibi günlük yaşam standardı haline gelen küçük ev ve kamp aletlerine kadar geniş bir yelpazede kendini gösteriyor.</p>
<p><strong>Üretim üssünde ayakkabı </strong><strong>ithalatı paradoksu </strong></p>
<p>Türkiye, güçlü bir ayakkabı üretim altyapısına ve hatırı sayılır ihracat potansiyeline sahip bir ülke olarak bilinir. Ancak 2021 yılından itibaren sektörde tersine dönen bir trend göze çarpıyor. Yurt içinde hammadde maliyetlerinin artışı, işçilik giderlerindeki yükseliş ve üreticilerin küresel ölçekte fiyat rekabetçiliğini kaybetmesi, ithalatın cazibesini artırdı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d0c95cf71f-1780288661.png" alt="" width="800" height="239" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d0ca31670f-1780288675.png" alt="" width="450" height="272" /></p>
<p>Uzak Doğu ve Güney Asya menşeli ürünlerin yanı sıra küresel spor markalarının hazır giyim ve ayakkabı segmentindeki agresif pazarlama stratejileri, özellikle genç nüfusta ithal ayakkabı talebini katladı. Son beş yılda ayakkabı ithalatı 500-600 milyon dolardan 1,7 milyar dolara yükseldi.</p>
<p><strong>Sokak modası ve şapka</strong></p>
<p>Tekstil ve konfeksiyon denildiğinde akla ilk gelen ülkelerden biri olan Türkiye’nin, şapka ve benzeri aksesuarlardaki ithalat artışı da size şaşırtıcı gelebilir. Veriler, 2021 sonrasındaki tüketim alışkanlıklarındaki dönüşümün ne denli derin olduğunu kanıtlar nitelikte. Kültürel trendler, sokak modasının yükselişi ve spor giyimin günlük hayatın merkezine oturmasıyla şapka kullanımı bir ihtiyaçtan ziyade kimlik tamamlayıcı bir unsur haline geldi.</p>
<p>Yerli tekstil fabrikalarının katma değeri daha yüksek ana giyim segmentlerine odaklanması, aksesuar üretimini büyük oranda Çin ve Vietnam gibi düşük maliyetli ülkelere bıraktı. Sosyal medya platformları üzerinden yayılan küresel hazır giyim trendleri, tüketiciyi doğrudan ithal markaların ürünlerine yönlendirdi. 2021’den bu yana, şapka ve başlık ithalatında, 40 milyon dolardan 125 milyon dolara sıçrama, şaşırtıcı olduğu kadar düşündürücü.</p>
<p><strong>Yeni yaşam tarzının getirdiği termos patlaması </strong></p>
<p>Son yılların belki de en çarpıcı ithalat kalemlerinden biri termos ve yalıtımlı kaplar grubunda yaşanıyor. Pandemi dönemiyle başlayan doğaya dönüş, kamp kültürünün yaygınlaşması ve kahve tüketiminin bir yaşam tarzı haline gelmesi, termosları gündelik hayatın vazgeçilmez bir parçası yaptı. İş yerlerine, okullara, parklara taşınan bu ürünlerde Türkiye, büyük oranda dışa bağımlı bir yapı sergiliyor.</p>
<p>Metalurji ve plastik sanayiinde gelişmiş bir ülke olmamıza rağmen, paslanmaz çelik vakum teknolojisine sahip tüketici odaklı termos üretimi yerli sanayide yeterli karşılığı bulamadı. Küresel çapta popülerleşen markaların adeta birer statü sembolüne dönüşmesi ile son beş yılda ithalatımız 20 milyon dolardan 90 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Rastgele seçilmiş bu üç örneğe çok daha fazlasını eklemek mümkün. Ayakkabı, şapka ve termos gibi birbiriyle doğrudan ilişkisi olmayan üç farklı kalemde de aynı keskin yükseliş trendinin görülmesi, sorunun sektörel değil makroekonomik olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Risk, tüketim malı ithalatındaki artışın, uzun süreli olması durumunda, sanayi sektörlerimizde yapısal bir bozulmaya dönüşmesi. Bunu engellemek ya da yavaşlatmak için doğrudan sebebe odaklanmalıyız. Bir sorun, ancak ona sebep olan faktörleri ortadan kaldırarak çözülebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ithalat-artisi-mi-yapisal-donusum-mu-80143</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İthalat artışı mı, yapısal dönüşüm mü? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-80146</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Canlı - Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 01 HAZİRAN" src="https://www.youtube.com/embed/6w_p11YiSWE" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-80146</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/3/1280x720/berfin-cipa-talip-aktas-1771825245.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/memleketin-hastanesi-nasilsa-postanesi-de-oyle-olur-80142</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Memleketin hastanesi nasılsa postanesi de öyle olur</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de daha fazla çocuk isteyenlerin önce geleceği herkes için ama en çok gençler için daha öngörülebilir hale getirmeye çalışmaları gerekir. Türkiye’nin artık geyiğe değil, ülkenin önünü açacak icraata ihtiyacı var.</strong></p>
<p>Geçen haftanın bir numaralı abukluğu Türk Dil Kurumu’nun (TDK) Nurullah Ataç’la ilgili sosyal medya gönderisiydi. Nurullah Ataç, Türkçe’nin yılmaz savunucusu, dilde yalınlaşma ve yabancı kelimelerden arınma sürecinin önemli isimlerinden biriydi. Ataç’ı 17 Mayıs 1957’de kaybetmiştik. TDK, Ataç’ın ölüm yıldönümünde bir sosyal medya mesajı yayımladı. Buraya kadar her şey normal.</p>
<p>Bundan sonrası ise Türkiye’nin kurumsal kapasite erozyonuna güzel bir örnek esasen. Neden? Birincisi, TDK’nın Nurullah Ataç sosyal medya mesajındaki fotoğraf Ataç’a değil, Amerikan asıllı İngiliz şair ve denemeci T.S. Eliot’a aitti. Nurullah Ataç, bakın aslında o ikinci resimdeki şahıs.</p>
<p>İkincisi, son üç yıldır her 17 Mayıs’ta TDK Nurullah Ataç’ı vefatının yıldönümünde anarken hep o aynı T.S. Eliot fotoğrafını kullanıyordu. Üçüncüsü, her yıl birileri sosyal medya mesajları ile TDK’yı uyardığı halde hep aynı hata hep aynı biçimde işlenmeye devam ediyor. Daha ne diyeyim? Vahim bir durum idare açısından. En azından derin bir ciddiyetsizlik bu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d0b529dddb-1780288338.png" alt="" width="606" height="557" />Şimdi bu abukluğun, geçen haftanın bir numaralı abukluğu olarak seçtiğim Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Bilgi Üniversitesi’ni daha dönem kapanmadan, sınavlar bitmeden, en azından dördüncü sınıf öğrencileri mezun olmadan kapatmaya kalkmaktan bir farkı var mı? Yok.</p>
<p>Her ikisinde de idarenin lay lay lom hali, sallapatiliği, beceriksizliği ortada. TDK’da kimse “Bir mesaj yayımlıyoruz Ataç için. Çünkü Ataç bizim için, Türkçe için önemli. Bakalım bu mesaj uygun mu, fotoğraf güzel mi?” diye bakmıyor demek ki. Laf olsun diye iş yapıyorlar. Ciddi bir kurum yok ortada. Çadır devleti olmuşuz işte.</p>
<p>Aynı, Cumhurbaşkanlığı’nda, kimsenin “Şimdi koskoca Cumhurbaşkanı’na bir kağıt imzalatıp üniversite kapatıyoruz; acaba bu dosya tekemmül etmiş bir dosya mı? İmzaya açtığımız kararname metni bu işe uygun mu?” diye merak etmediği gibi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d0b9ed31ac-1780288414.png" alt="" width="605" height="335" />
<figcaption><strong>Nurullah Ataç </strong></figcaption>
</figure>
<p>Ne oluyor sonuçta? “Bilgi Üniversitesi’ni kapattım” kararnamesinin yayımladığının ertesi günü, aynı imzayla “Bilgi Üniversitesi’ni açtım” kararnamesi yayımlıyorsun. Eliot’u Ataç zannettiğini de herkes ti’ye alıyor. İdaremizin pulları dökülüyor. Ayıp oluyor.</p>
<p><strong>Ramallah’ta olan, </strong><strong>Ankara’da neden olamıyor?</strong></p>
<p>İşte bu gibi durumlarda benim aklıma hemen başlıktaki ifade geliyor. “Memleketin hastanesi neyse postanesi de öyle olur.” Hakikaten öyle oluyor ama.</p>
<p>Bu nedenle mesela ben yıllardan beri Filistin Devleti’ndeki kurumsal gelişmeyi takip edebilmek için rahmetli Yasir Arafat’ın mezarını ziyaret ediyorum. Arafat’ın mezarı Ramallah’ta, Filistin Devleti’nin karargahı olan El Mukataa kompleksinin bahçesi  içinde. Nedir? Ziyaret için öncelikle karargaha girmeniz gerekir. En azından başında öyleydi.</p>
<p>İlk kez 2004 yılında El Mukataa nizamiyesine bir minibüsle gittiğimi hatırlıyorum. Demir kapı kapalıydı. Bir süre yumrukladıktan sonra kapıyı pejmürde halde bir Filistin gerillası açtı. Pejmürde dediysem, elinde makineli tüfek, ağzında sigara, üç günlük sakalı olan bir “asker”. Derdimizi anlatınca kapıyı açtı, mezarın yerini işaret etti ve biz minibüsle karargaha girerken o da yandaki binaya girdi, bizi yalnız bıraktı.</p>
<p>Nedir? Ortada bir Filistin Devleti vardı. Ama daha ana karargahta yakın zamanda vefat eden liderin mezarını ziyaret etmeye dair belirgin bir protokol yoktu. Minibüsü aramadılar bile. Kapıyı açan “asker” mezarın yanına benimle gelmedi bile. Şaşırdığımı ifade edeyim.</p>
<p>Sonra her Ramallah gezisinde aynı mezar ziyaretini tekrarladım. Arada rahmetli Arafat’ın basit mezarı, bir anıt mezar kompleksine dönüştü. İçeri araçla girme imkanı sınırlandı. Ziyaretin protokolü yıl yıl oturdu. Anıt mezara girişle, karargaha girişin kapısı ayrıldı. Bir nevi anıt mezar karargah kompleksinin dışına alındı.</p>
<p>Ama doğrusu ya, Filistin’de olanın bizim burada nasıl hâlâ olamadığını anlamakta güçlük çekiyor insan. Ben baktığımda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin idareye hiç de iyi gelmediğini düşünüyorum doğrusu. İdare işini yapıyor olsa, böyle abukluklar olmaz.</p>
<p>Bilgi Üniversitesi’nin kapanması için hazırlanan kararnameyi sistem içinde biri durdurur. TDK’nın sosyal medya mesajlarına İletişim Başkanlığı bir yerde “olmaz” der. Öyle olmuyor ama.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi diye bir nevi “Bütün Kağıtları Ben İmzalayayım” düzenlemesi yaptığınızda, hele hele sistem içinde yetkileri dağıtmayıp hepsini bir yerde topladığınızda, kimse hata düzeltmek için bile devreye girmiyor. Herkes “nemelazım” diye müdahale etmekten kaçınıyor.</p>
<p>Eskiden sistemimizde idarelerin yetkileri ve sorumlulukları vardı. Mesela eskiden idarenin aldığı bir karardan dolayı mağdur olan kişi, ilgili bakanı dava edebilirdi. O nedenle, kararlar uzun uzun incelenirdi.</p>
<p>Şimdi artık mağdur olan varsa idarenin aldığı bir karardan dolayı, herhalde doğrudan Cumhurbaşkanı aleyhine dava açılması gerekiyor. Siz hiç böyle bir dava duydunuz mu? Bu durumda idarede herkes nemelazımcı. “Ört ki ölem” dediğim buydu işte, geçen hafta. Bana sorarsanız, hak aramak için eski Türkiye daha iyiydi.</p>
<p>Bu idari yapı ile geleceğe yönelik umudu yeniden inşa etmek/tasarlamak mümkün olmaz</p>
<p>Her gün örneklerini gördüğümüz bu abuklukların gösterdiği nedir? Türkiye’de bugün gençler hayatlarından memnun değiller, mutsuzlar, geleceğe yönelik umutları da yok. Türkiye’nin bir numaralı problemi nedir? Umudun inşası/tasarımıdır.</p>
<p>Siyasetin, ortaya koyduğu büyük fikirler ve projelerle geleceğe yönelik umudu yeniden inşa etmeye bir an önce başlaması gerekir. Var mı bugün etrafta geleceğe yönelik büyük fikirler, güven veren umudu destekleyen büyük projeler? Yok.</p>
<p>Bu idari yapıyla Türkiye’de siyasetin geleceğe dair umut verebilmesi, umudu yeniden inşa edebilmesi mümkün değil. Olsa olsa bir başka haftanın abukluğuna yol açılabilir. Ben size şimdiden söylemiş olayım. Boşa umutlanmayın.</p>
<p><strong> </strong><strong>Gençler umutlarını kaybettikçe </strong><strong>doğurganlık da geriliyor</strong></p>
<p>Geçen hafta bir de kadınlarda doğurganlık oranının yeni bir dip yaptığını öğrendik. Nedir? Ben doğduğumda 1961 yılında kadınlarda doğurganlık oranı 6,4’tü. Bir kadın hayatı boyunca ortalama 6,4 çocuk yapıyordu. Şimdi bu oran 2025 yılında 1,42’ye düştü.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d0bcbc1971-1780288459.png" alt="" width="450" height="608" />Eskiden ben doğurganlık oranını şehirleşme oranı ile bir grafiğe yerleştirip anlatırdım. Ama müsaadenizle bugün Türkiye geneli mutluluk düzeyi ile aynı grafiğe koyayım. İlk grafik, Türkiye geneli için. İkincisi ise 18-24 yaş grubu gençler için.</p>
<p>Ne oluyor? 18-24 yaş grubunda ve genel olarak Türkiye’de hayattan memnuniyet gerilerken doğurganlık oranı da düşüyor. Mutsuz insanlar giderek daha az çocuk yapıyorlar, bir nevi.</p>
<p>Türkiye’de daha fazla çocuk isteyenlerin önce geleceği herkes için ama en çok gençler için daha öngörülebilir hale getirmeye çalışmaları gerekir. Türkiye’nin artık geyiğe değil, ülkenin önünü açacak icraata ihtiyacı var. Ben kendi hesabıma Turgut Bey’in “İcraatın İçinden” programlarını bile özler oldum etraftaki yavanlığa bakınca.</p>
<p>Ama nedir? İcraat için öncelikle gençlerin derdini anlamak lazım bugünlerde. Doğrusu ya, ben, siyasetin giderek ihtiyarlar arası bir koltuk kapma yarışına dönmesinin gençlerin umutsuzluğunu perçinlediğini düşünüyorum.</p>
<p>Unutmayın, an itibariyle AKP ve CHP genel başkanlarının yaş ortalaması 62’den 74’e çıktı. AKP, MHP ve CHP genel başkanlarının yaş ortalaması ise 76 oldu. İhtiyarlar birbirlerinin “kariyer planı derdini” daha iyi anlıyor olabilirler ama arada olan gençlere oluyor doğrusu.</p>
<p>Ne yapsın şimdi bu çocuklar, bu önümüzdeki “iktidarda olmak için iktidarda olmak” dönemine bakarak?</p>
<p>Niye umutlansınlar? Hayırlısı artık bakalım.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/memleketin-hastanesi-nasilsa-postanesi-de-oyle-olur-80142</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Memleketin hastanesi nasılsa postanesi de öyle olur ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabanci-yatirimci-turkiyeye-neden-gelsin-80141</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı yatırımcı Türkiye’ye neden gelsin?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sahi, şu dış güçler amma da nazlı… <strong>Gelin diyoruz</strong> gelmiyorlar. <strong>Naza mı çekiyorlar</strong> anlayan beri gelsin. <strong>Türkiye raporlarına</strong> bakıyorsunuz; “<strong>ülke uçtu uçacak</strong>” gibi gaz veriyorlar. <strong>Gel yatırım yap</strong> diyorsun, “<strong>radarımızdasınız</strong>” diye geçiştiriyor, “<strong>yapısal reform</strong>” istiyor, “<strong>henüz ikna olmadık</strong>” diyorlar.</p>
<p><strong>Mehmet Şimşek’in işi sahiden zormuş</strong>. Körfeze gidiyor kaynak istiyor; “<strong>önce Kanal İstanbul maket satışınızı teslim edin</strong>” diyorlar. <strong>Deprem için sukuk</strong> istiyoruz; “<strong>biz kullandırırsak olur</strong>” şartı koşuyorlar. ABD’ye uzanıyor, <strong>sıcak para radarına girdik</strong> de <strong>doğrudan yatırım radarına henüz giremedik</strong> ifadesi…</p>
<p><strong>ÖNCE KENDİ HANENİ DÜZENLE, SONRA ÂLEME NİZAM VERİRSİN</strong></p>
<p>Mehmet Şimşek’in <strong>yabancıyı ikna edebilmesi için önce içerideki yatırımcıyı ikna etmesi şart</strong>. Bana göre <strong>ikna parametreleri</strong> fazla değişmez. Yerli yatırımcı <strong>enflasyon kıskacında</strong>, <strong>maliyet cenderesinde</strong>, <strong>belirsizlik kâbusunda</strong>, <strong>gece yarısı regülasyonları korkusunda</strong>, <strong>malına çöküleceği</strong> kaygısında…</p>
<p><strong>Dış Türkler</strong> dediğimiz bizim dış yatırımcılarımız, <strong>gittikleri ülkeden taleplerini</strong> normal karşılıyoruz fakat söz konusu yabancının doğrudan sermaye yatırımı için taleplerine gelince; ya “<strong>tu kaka</strong>” oluyor veya “<strong>dış güçler</strong>” ifadesiyle yaftalamıyorlar. <strong>Sen önce kendi haneni düzene koy, sonra aleme nizam ver</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Yabancıyı iknaya dair</strong>…</span></p>
<p><strong><em>Vergi paketine yabancı nasıl bakar?</em></strong></p>
<p>Aslında yabancıdan önce <strong>biz nasıl bakıyoruz</strong> diye sormak gerekir. Görünen o ki vergi reformu paketin, <strong>Şimşek dışında hükümetten destek veren yok</strong>. Vergiyi tabana yayma gayretinde “<strong>zengine dokunma</strong>” uyarısı geliyor ve anında “<strong>vetolanıyor</strong>” iken yabancı yatırımcı <strong>bu durumu görmüyor mu</strong> sanıyoruz?</p>
<p><strong><em>Yabancıyı en fazla ne tedirgin eder?</em></strong></p>
<p>Yabancı <strong>sürprizi</strong> sevmez. Kuralların <strong>geçmişe yönelik uygulanmasını</strong> istemez. Politik <strong>istikrarsızlıktan</strong> hoşlanmaz. <strong>Kârını transferde güçlük çıkarılmasına</strong> katlanamaz. Yatırım ortamının iyileştirilmesi gereken adımların zıddın alınan her karardan tedirgin olur. Bir de <strong>hukuksuzluk</strong>, <strong>ayrımcılık</strong> sevmez.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>YABANCINDAN ÖNCE YERLİYİ İKNA EDECEK 10 MADDE</strong></p>
<p><strong>HUKUK İSTER</strong>: Ancak ona “hukuk reformu” vaat edip çıka çıka içinde yeni anayasa talebi çıkmasın.</p>
<p><strong>AZ BÜROKRASİ İSTER</strong>: Ancak ona sen sürekli bürokratik engel çıkarırsan kirlilik veya vazgeçiş başlar.</p>
<p><strong>TEŞVİK İSTER</strong>: Ancak ona üretimi arttıracak teşvik vermez, gider yandaşına akıtırsan işler yürümez.</p>
<p><strong>İSTİSNA İSTER</strong>: Ancak sen yandaşına istisna getirir fakat üretim süreçlerini kolaylaştırmaz isen olmaz.</p>
<p><strong>DÜŞÜK VERGİ İSTER</strong>: Ancak ona kafana göre vergi salarsan, o da vazgeçer veya kayıt dışında kalır.</p>
<p><strong>ÖNÜNÜ GÖRMEK İSTER</strong>: Ancak ona 4 yıl seçim yok deyip erken seçim lafı edersen tedirgin olur.</p>
<p><strong>EŞİTLİK İSTER</strong>: Ancak ona “gözümde herkes eşit ama bazıları daha eşit” dersen o da vaz cayar.</p>
<p><strong>HALKA AÇILMAK İSTER</strong>: Ancak ona “halka açarım ama payımı da isterim” dersen içine kapanır.</p>
<p><strong>ÇÖKÜLMESİN İSTER</strong>: Ancak ona kayyum atar, şirketinin yönetiminden uzak tutarsan, kaçar gider.</p>
<p><strong>İSTİKRAR İSTER</strong>: Ancak ona dünyanın en kötü ekonomi yönetimini dayatırsan, kahreder durur.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yabanci-yatirimci-turkiyeye-neden-gelsin-80141</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yabancı yatırımcı Türkiye’ye neden gelsin? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-guzel-iste-tum-sorunlar-unutuluverdi-80140</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ne güzel işte tüm sorunlar unutuluverdi!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hani dişiniz çürümüştür, günler geceler boyu kıvranır, uykuya hasret kalırsınız, sonra bir an gelir diş ağrınız anında geçiverir ya, Türkiye adeta o durumu yaşıyor.</p>
<p>Aslında diş sızlamaya devam ediyor da diş hekimine giderken birisi çelme takıp düşürdüğü ve kafa göz yarılmasına yol açtığı için birden ortaya çıkan o daha büyük ve can yakan ağrılar yüzünden dişten çekilenler bir anda ve bir süreliğine unutuldu. Beyin artık daha büyük ağrıya odaklandı. Dişteki çürük ve sebep olduğu ağrı kısa süreliğine unutuldu, o kadar. Ne var ki o çürük içten içe büyümeye ve daha büyük sorun oluşturmaya doğru ilerliyor. Üstelik düşmekten kaynaklanan kırıklar için acilen hastaneye gidileceği ve dişteki çürük bir süre ihmal edileceği için o çürük büyüyüp daha büyük sorunlara yol açacak.</p>
<p>Türkiye’ye dayatılan “<strong>butlan mutlan</strong>” işte budur; dişteki çürüğün sızısını bir süreliğine de olsa unutturacak kafa göz yarılmasına yol açan çelmedir. Dişteki çürük de başta ekonomi olmak üzere tüm sorunlardır.</p>
<p>Ama tabii ki konu bu kadar basit değil. Mutlak butlanı yalnızca bazı temel sorunları unutturmak amaçlı yapay bir gündem olarak nitelemek, bu kararla öngörülenleri çok hafife almak olur.</p>
<p>Tamam, mutlak butlan yüzünden ekonomi ikinci planda kaldı. Eğitimdi, sağlıktı, hangi alan olursa olsun tüm sorunlar bir süreliğine de olsa unutuldu, en azından ikinci plana atıldı.</p>
<p>Kısa dönemli olarak böyle bir etki oluşması da gayet normal. Nasıl olmasın; siyasi tarihimizde darbeler yaşandı, parti kapatmaları yaşandı ama böyle mutlak butlan gibi bir tuhaflık ve daha da ötesi gelecek dönemler için ülke yönetimini dizayn etme amaçlı böylesi bir adım hiç görülmedi.</p>
<p>Birilerinin ülkeyi belli bir kalıba sokma girişim ve arzuları tabii ki her dönem olmuştur. Ama bu çabalar belli bir çerçevede, yasal bir çerçevede yürümüştür. Şimdi yapılan da güya yasal. Alınan kararın hukuki boyutu apayrı bir tartışma konusu. Ancak önceki gün Ankara’da yaşananlar ve bir tarafta zorlama bir şekilde ancak bir avuç insanın toplanması, diğer tarafta ise on binlerin büyük bir coşkuyla bir araya gelmesi bile vatandaşın bu kararı nasıl yorumladığının çok somut bir göstergesidir. Karar hukuki olabilir ama etik midir; ilk günden itibaren gösterilen tepki önceki gün tartışma götürmeyecek şekilde ortaya çıktı. Zaten böyle olacağı biliniyordu; zaten böyle olması isteniyordu.</p>
<p>Biraz önce birilerinin ülkeyi belli bir kalıba sokma girişimlerinin her dönem olabileceğini ifade ettim. Bu tercih, ülke aleyhine olsa bile, isteyenler açısından makuldür.</p>
<p>Makul olmayan, bu isteğin yerine gelmesi için kendini maşa olarak kullandırmayı kabul edenlerin varlığıdır. Hele ki o maşalar, kendilerini kullananlarla yıllarca en azından görünürde mücadele etmiş, kendilerini kullanıcıları karşısında konumlandırmış isimlerse…</p>
<p>Şimdi ne olacak?</p>
<p>Bu soru siyaseten ne olacağı değil. O sorunun yanıtı belli sayılır. Şu bir haftada neler olduğu görüldü zaten.</p>
<p>Bu karar Türk demokrasisine zarar verirmiş, Türkiye için iyi olmazmış, ne gam! Bunlar kimin umurunda ki!</p>
<p>Türkiye bu kararla yıllarca geriye gitti ve daha da gidecek.</p>
<p>Sonra da ekonomik istikrar; yabancı sermaye, yatırım, enflasyonla mücadele falan… Çok bekleriz, çok…</p>
<p>Hem yalnızca ekonomide mi güven kaybı yaşanacak, sorunlar çözülmek şöyle dursun daha da büyüyecek. İşimiz her alanda zorlaşacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Büyüme ve enflasyon haftası</span></h2>
<p>Bu satırları muhtemelen yılın ilk çeyreğine ilişkin büyüme verileri açıklandıktan sonra okuyorsunuzdur.</p>
<p>İlk çeyreğin yalnızca bir ayında savaşın etkisi vardı ve dolayısıyla savaş bu dönemin verilerini pek etkilemedi. Hem savaşın sınırlı etki yapması, hem de geçen yılın ilk çeyreğindeki büyümenin yüzde 2,5 ile görece düşük kalmasının yaratacağı baz etkisiyle bu yıl daha yüksek bir büyüme görülmesi beklenmeli.</p>
<p>Türkiye geçen yılın tümünde yüzde 3,6 büyümüştü. Bu yılın hedefi ise yüzde 3,8. Ancak savaşın etkisiyle tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyümenin daha düşük gerçekleşeceğine dönük tahminler ağır basıyor.</p>
<p><strong>Enflasyon da ikinci planda</strong></p>
<p>Ay sonuna yaklaşırken enflasyon tahminleri yoğunluk kazanır ve bu tahminler üzerinde epeyce yorum yapılırdı. Oysa mayıs ayının son haftası öyle bir hengame içinde geçti ve dikkatler başka alanlara öylesine kaydı ki, enflasyon pek düşünülmedi bile.</p>
<p>Mayıs ayının enflasyonunu İTO bugün, TÜİK ise uzun bayram tatili gerekçesiyle 3 Haziran Çarşamba günü değil 5 Haziran Cuma günü açıklayacak. Geçen yılın mayıs ayındaki artış TÜİK’e göre yüzde 1,53’tü. Bu yıl da yüzde 1,5 ile yüzde 2 arasında bir oran geleceği tahmin ediliyor. Yüzde 1,53’ü aşacak her artış, yıllık oranın yukarı gitmesi demek.</p>
<p>Ama bu hafta da siyaseten çok karmaşa içinde geçeceği için ne büyüme üstünde fazla durulacak, ne enflasyon üstünde…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-guzel-iste-tum-sorunlar-unutuluverdi-80140</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ne güzel işte tüm sorunlar unutuluverdi! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozal-sabah-namazini-fabrikada-kilardi-ilk-demir-celik-ihracatini-irana-onun-sayesinde-yaptik-80139</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özal, sabah namazını fabrikada kılardı, ilk demir-çelik ihracatını İran’a onun sayesinde yaptık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>12 EYLÜL 1980 </strong>askeri darbesinden sonra kurulan <strong>Bülend Ulusu </strong>Hükümetinde ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı olan <strong>Turgut Özal, </strong>1982 yılında iş dünyası heyetiyle birlikte İran’a gitti.</p>
<p>Heyette bulunan İÇDAŞ’ın kurucularından <strong>Bayram Yusuf Aslan, </strong>seyahate giderken uçakta <strong>Turgut Özal</strong>’ı ilk tanıdığı günlere döndü:</p>
<ul>
<li><strong>İstanbul Silahtarağa’da Haliç kıyısında Elektrometal Fabrikası vardı. Bu fabrikanın sahiplerinden Hikmet Erenyol, 1971 yılında elim bir trafik kazasından vefat etti. Kardeşi Necdet Erenyol, fabrikayı bir süre sonra Çelik Endüstri’nin sahibi Zeki Aytaç’a sattı.</strong></li>
<li><strong>Zeki Aytaç, o dönemde Genel Müdürlük görevine Turgut Özal’ı getirdi. Özal’ın başında olduğu işletme, Japonya başta olmak üzere pek çok yabancı ülkeden kütük ithal ederdi. Biz de o kütüklerden alır işlerdik.</strong></li>
<li><strong>Her hafta kütük almaya gittiğimizde Turgut Özal ile sohbet ederdik. Ondan çok şey öğrendik. En azından geniş bir vizyon sundu bize. Sabah namazlarını fabrikada kılan bir adamdı.</strong></li>
<li><strong>Bir gün fabrikamıza geldiğinde neden günde 4-5 dökümde kaldığımızı, bu miktarı artırıp en azından 8-9 döküm yapmadığımızı sordu. Japonya’ya gitmiş ve bu gerçekleri gözlemlemiş bir insandı. O masa başı insanıydı ama çok güçlü ve kıvrak bir zekaya sahipti.</strong></li>
<li><strong>Onun bu sözlerini fabrikamızdaki teknik ekibimize ilettiğimizde hemen itiraz ettiler ve bunun mümkün olamayacağını söylediler. Fakat sonraları yavaş yavaş Özal’ın söylediği noktalara geldik.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d08dc82ce6-1780287708.jpg" alt="" width="340" height="497" /></strong>Seyahate çıktıklarında iş insanları <strong>Turgut Özal</strong>’a sordu:</p>
<p>-          <strong>Neden İran?</strong></p>
<p><strong>Özal, </strong>iş insanlarına şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>İran’ın çok büyük miktarda demire ihtiyacı var. Bunu karşılamak gerekiyor. Bu sayede Türkiye ilk kez demir ihracatçısı olabilir. Ayrıca başka malzemelerin ihracatı da gündeme gelebilir.</strong></p>
<p>O dönemde İran’da Şah <strong>Rıza Pehlevi </strong>devrilmiş, <strong>Humeyni </strong>rejimi başlamıştı. Aynı zamanda İran-Irak Savaşı da sürüyordu.</p>
<p>Dönemin Başbakan Yardımcısı <strong>Turgut Özal, </strong>tam da böyle bir ortamda iş insanlarından oluşan heyetle İran’a gitmişti.</p>
<p>THY’den kiralanan özel uçak Tahran Havalimanı’na inince heyet doğrudan Hilton Oteli’ne transfer oldu. Otelde Türkiye’den giden heyetten başka kimse yoktu. Lobi dahil her taraf karanlıktı. Çünkü, savaş nedeniyle her yerde karartma vardı. Ayrıca, yeni rejim nedeniyle yabancılar İran’a pek uğramıyordu.</p>
<p>İran heyeti ile Türkiye’den giden heyetin görüşmeleri <strong>Özal</strong>’ın başkanlığında 5 gün sürdü. Heyettekiler savaş ortamını da dikkate alarak otelin dışında pek çıkmıyordu. 5’inci günün akşamı <strong>Özal </strong>heyeti topladı:</p>
<p>-          <strong>Müzakereler mal teslimi ve fiyatlar konusuna takılmış bulunuyor. Şunu unutmayın, İranlılar çok zor insanlardır.</strong></p>
<p><strong>Özal, </strong>o konuşmasında İran heyeti başkanının gözlemini de aynen aktardı:</p>
<p>-          <strong>“Dikkat ettim, Türk iş insanları günlerdir otelde oturuyor. Aralarında konuşup şakalaşıyor. Buraya Japon heyeti de geldi. Onlar boş oturmayıp kö</strong><strong>y</strong><strong> köy dolaşarak sipariş aldı. Sizin iş insanlarınızın durumu bize biraz tuhaf göründü.”</strong></p>
<p><strong>Bayram Yusuf Aslan, Özal</strong>’ı dinlerken düşündü:</p>
<p>-          <strong>Müzakereler tabi devletle yürütülüyor ama Japon iş insanlarının köy köy dolaşıp ihtiyaçları tespit etmesi bize ders olmalı. Üstelik İran’ın her şeye ihtiyacı olduğu bir dönemdeyiz.</strong></p>
<p>Bu öyküyü İÇDAŞ’ın önde gelen kurucularından <strong>Bayram Yusuf Aslan</strong>’ın, <strong>“tornacılıktan demir çelik devi olmaya giden yolculuğunu” </strong>aktaran kitapta okudum.</p>
<p>Kitabın kapağındaki şu dizin dikkatimi çekti:</p>
<ul>
<li><strong>BAYRAM gibi sev</strong></li>
<li><strong>YUSUF gibi çalış</strong></li>
<li><strong>ASLAN gibi yaşa</strong></li>
</ul>
<p><strong>Bayram Yusuf Aslan, Ayşe Tuğba Dedeoğlu, Hakan Demir, Yaprak Çetinkaya </strong>ve <strong>Hakan Kahveci</strong>’den oluşan ekibin hazırladığı kitapta <strong>Turgut Özal</strong>’la gittiği İran gezisi sonrasıyla ilgili şunları anlattı:</p>
<p>-          <strong>Nihayetinde İran’a ilk olarak, 2-3 sene boyunca kamyonlarla </strong><strong>ş</strong><strong>irkete demir ihraç ettik. Böylece dünyaya açıldığımız, ihracat yaptığımız ilk pazar İran oldu. Bu sebeple seyahatimiz çok önemli bir adımdır.</strong></p>
<p><strong>Bayram Yusuf Aslan, </strong>bu öyküyü şöyle noktaladı:</p>
<p>-          <strong>Özal, bize ihracatı öğreten kişidir…</strong></p>
<p><strong>Bayram Yusuf Aslan, </strong>iki ağabeyi <strong>Tacettin Aslan </strong>ve <strong>Necati Aslan</strong>’la ilk torna atölyesinden itibaren temellerini attıkları İÇDAŞ’ın ve kendi yaşam öyküsünü anlattığı <strong>“nehir söyleşi” </strong>formatındaki kitabını bana Ekim 2024’te vermişti.</p>
<p><strong>Ayhan Aslan</strong>’ın yeniden başkanlığına seçildiği Kastamonu Sanayici ve İşadamları Derneği’nin geçen Şubat ayı sonlarındaki 14’üncü genel kurulu sonrası kitabı girişteki masada görünce bayramda okuma listeme aldım.</p>
<p>Kitapta dikkatimi çeken bölümlerden biri <strong>Özal</strong>’ın iş insanlarıyla İran-Irak Savaşı sürerken, Tahran’a gidip 5 gün süren görüşmeler yapması oldu.</p>
<p>Zaten <strong>Bayram Yusuf Aslan </strong>da işin hakkını anılarında teslim etmişti:</p>
<p>-          <strong>Özal, bize ihracatı öğreten kişidir…</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hükümet 45 dolar ‘uzak yol navlun primi’ verdi, Hong Kong ve Singapur’a demir-çelik sattık</span></h2>
<p><strong>ANAP</strong>’ın iktidarda bulunduğu, <strong>Turgut Özal</strong>’ın Başbakanlık günleriydi… Türk iş dünyası hükümetin devreye aldığı teşviklerin de etkisiyle dışa açılmayı öğrenmiş, ihracat grafiği hızla yükselmeye başlamıştı.</p>
<p>Bu tabloda demir-çelik sektörü de yerini almıştı… 1987 yılında demir-çelik sektörü Uzak Doğu ülkelerinden de sipariş alıyor, ancak fiyat tutturamıyordu. O dönemde navlun bedeli 40-50 dolar civarındaydı.</p>
<p>Bunun üzerine demir-çelik sektörünü çatısı altında toplayan dernek, Başbakan <strong>Turgut Özal</strong>’dan randevu alıp, durumu anlattı.</p>
<p><strong>Özal, </strong>aynı gün bürokratlarını topladı, hızla karar alındı:</p>
<p>-          <strong>Uzak Doğu ülkelerine ihracatta </strong>“45 dolar uzak yol primi” <strong>uygulanacak…</strong></p>
<p>İÇDAŞ’ın kurucularından <strong>Bayram Yusuf Aslan, </strong>bu öyküyü hayatının, şirketlerinin öyküsünün kaleme aldığı kitapta anlattı:</p>
<p>-          <strong>Rahmetli Özal, pratik zekasıyla çok süratli bir şekilde çözümü üretti. Böylece Hong Kong, Singapur pazarlarında demir-çelik ihracatı gerçekleştirdik.</strong></p>
<p><strong>Bayram Yusuf Aslan, </strong>o dönemde dikkatini çeken alış-veriş trafiğini de ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Bir müddet sonra baktık ki Almanların büyük firmalarından Tyssen Krupp’un temsilcileri bu pazarlardan sipariş alıyorlar, üzerine kârlarını koyup bize sipariş veriyorlar. 5-6 yıl bu böyle devam etti.</strong></p>
<p>Bu alış-veriş trafiği ile ilgili şu yorumu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Bir taraftan bu durum bizi oldukça rahatsız ediyordu ama diğer taraftan Avrupalılar dahil tüm piyasa oyuncuları tarafından kabul görmemize imkan sağlamış oldu.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Yusuf Aslan’ ismini değiştir, bu gidişle başın belaya girecek</span></h2>
<p><strong>BAYRAM Yusuf Aslan</strong>’ın abileri <strong>Tacettin Aslan </strong>ve <strong>Necati Aslan</strong>’la açtığı torna atölyesini büyüttükleri dönemlerdi. <strong>Bayram Yusuf Aslan, </strong>kitabında o dönemde adını değiştirmek zorunda kalışını şöyle anlattı:</p>
<ul>
<li><strong>Nüfusta yazılı olan adım Yusuf Aslan’dı. Ancak, bayramda doğduğum için ailem, yakın çevrem bana </strong>“Bayram” <strong>diyorlardı.</strong></li>
<li><strong>1970’lerde ne yazık ki sağ sol çatışması ve siyasi karışıklıklar vardı. Deniz Gezmiş, Mahir Çayan ve Yusuf Aslan’ın her yerde arandığı dönemlerdi.</strong></li>
<li><strong>O zamanlar Kumburgaz’da yazlığımız var. Biz Yeşilköy’de oturuyoruz. Sıkıyönetim nedeniyle Kumburgaz yolunda ikide bir bizi çevirirlerdi.</strong></li>
<li><strong>Her çevirmede nüfus kağıdıma bakılır, </strong>“Yusuf Aslan”<strong>ı görür görmez beni karakola götürürlerdi. Çünkü, Yusuf Aslan aranıyordu.</strong></li>
<li><strong>Bir-iki derken sürekli karakola gider olduk. En sonunda karakoldaki başgedikli, </strong>“Beyefendi, en iyisi siz bu ismi değiştirin. Yoksa bu gidişle başınız belaya girecek. Ben size söylemiş olayım. Herkes bizim gibi anlayışlı davranmaz” <strong>dedi.</strong></li>
<li><strong>Bunun üzerine ben de gidip mahkemeye başvurdum, ismimin başına mahkeme kararıyla </strong>“Bayram” <strong>koydurdum.</strong></li>
<li>“Yusuf Aslan” <strong>oldu sana </strong>“Bayram Yusuf Aslan”…</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Okulumuzun bağışçısı vefat etti</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d08f93da45-1780287737.jpg" alt="" width="400" height="404" /></span><strong>BAYRAM Yusuf Aslan</strong>’ın kitabını uzun bayram tatilinde okudum, İstanbul’a dönüş öncesi yazıyı hazırladım. Ertesi sabah İÇDAŞ’ın sosyal medyadaki paylaşımını gördüm:</p>
<ul>
<li><strong>Şirketimizin kurucularından Hacı Dr. Tacettin Aslan ağanın vefatını derin üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Hemen vefatla ilgili haberleri taradım. İki paylaşım dikkatimi çekti:</p>
<ul>
<li><strong>Çanakkale İl Milli Eğitim Müdürlüğü: </strong>Çanakkale iş dünyasının önemli isimlerinden, İÇDAŞ Kurucu Ortağı ve hayırsever iş insanı <strong>Tacettin Aslan</strong>’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Eğitime, sanayiye ve toplumsal gelişime sunduğu değerli katkılarla gönüllerde iz bırakan <strong>Tacettin Aslan, </strong>özellikle gençlerin eğitimine verdiği destek ve Çanakkale’ye kazandırdığı yatırımlarla daima hayırla yad edilecektir.</li>
<li><strong>Tacettin Aslan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi: </strong>Çanakkale merkezde bulunan lisenin web sayfasında şu açıklama yer aldı: <strong>“Acımız büyük… Okulumuzun bağışçısı Tacettin Aslan Bey vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.”</strong></li>
</ul>
<p><strong>Tacettin Aslan </strong>ve <strong>Bayram Yusuf Aslan</strong>’ı İÇDAŞ’ın 2010’ların başlarından itibaren Çanakkale’deki farklı açılış törenlerine katıldığımda tanıdım.</p>
<p><strong>Tacettin </strong>Bey’e Allah’tan rahmet diliyorum.</p>
<p>Mekanı cennet olsun…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozal-sabah-namazini-fabrikada-kilardi-ilk-demir-celik-ihracatini-irana-onun-sayesinde-yaptik-80139</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/9/1280x720/67-1780287692.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özal, sabah namazını fabrikada kılardı, ilk demir-çelik ihracatını İran’a onun sayesinde yaptık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ilac-ve-tibbi-cihaza-super-tesvik-80138</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> İlaç ve tıbbi cihaza süper teşvik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi programı kapsamında İleri Malzeme Teknolojileri ile Kritik Hammadde , Biyoteknoloji ve Sürülebilir Yaşam Teknolojileri alanları için yatırım çağrısına çıktı. Projesi kabul edilen şirketler, projenin niteliğine göre KOSGEB, TÜBİTAK destekleri verilecek. Proje ilgili şartları taşıyorsa Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın süper teşvikler olarak nitelendirilen Proje Bazlı Teşvik Sistemi desteklerinden yararlanabilecekler. 20 Mayıs’ta başlayan başvurular 31 Temmuz’a kadar devam edecek. Kesin başvurular 30 Eylül’e kadar yapılabilecek. Desteklerden yararlanmak isteyen şirketler, 250-350 bin liraya bağımsız değerlendirme raporu alacaklar ve bu raporlar 31 Ekim’e kadar sisteme yüklenecek.</p>
<p>İleri Malzeme Teknolojileri ve Kritik Hammaddeler çağırısı kapsamında; akrilik asit, barut, ateşleyici maddeler, amorf çelik, havasız lastik teknolojileri, bor, magnezyum, platin gin de yer aldığı 193 ürünün üretimine yönelik destek verilecek. İleri Malzeme Teknolojileri/Kritik Hammadde çağırısında asgari proje tutarı 40 milyon lira olacak, bu kapsamda Ar-Ge tutarı 5 milyon liradan az olamayacak. Yazılım geliştirmeye yönelik projelerde ise alt sınır 15 milyon lira olarak belirlendi. Firmalar KOSGEB desteklerinden veya Proje Bazlı Teşvik Sistemi Kapsamında teşvik unsurlarından yararlanmak için başvurabilecekler. Kesin başvuruyu tamamlayan firmalar, detaylı değerlendirme süreci kapsamında Bağımsız Değerlendirme Raporu alacaklar. Bağımsız danışmanlık hizmet bedeli, KOBİ’ler için 250 bin lira, büyük ölçekli işletmeler için ise 350 bin lira olarak belirlendi. Biyoteknoloji ve Sürdürülebilir Yaşam Teknolojileri alanlarında ise onkolojik ilaçlar, insan ve hayvanlar için aşı, mekanik ve elektronik tansiyon aleti, mekanik ventilasyon cihazları, kalp kapakçığı, diş macunu, cep tipi ultrason cihazı, güneş gözlüğü gibi 443 ürün yer alıyor.</p>
<h2>Proje Bazlı Teşvik Sistemi kapsamında neler var? </h2>
<p>Bu sistemde KDV istisnası, KDV iadesi, gümrük vergisi muafiyeti, kurumlar vergisini indirimi veya istisnası uygulanıyor. Ayrıca istihdam desteği, hibe desteği, sermaye katkısı, enerji desteği, yatırım yeri tahsisi, kamu alım garantisi gibi destekler verilebiliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ilac-ve-tibbi-cihaza-super-tesvik-80138</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/saglik-doktor-1750402998.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İleri Malzeme Teknolojileri ve Kritik Hammaddeler çağrısı kapsamında; akrilik asit, barut, ateşleyici maddeler, amorf çelik, havasız lastik teknolojileri, bor, magnezyum, platin gibi 19; Biyoteknoloji ve Sürdürülebilir Yaşam Teknolojileri alanlarında ise onkolojik ilaçlar, aşı, mekanik ve elektronik tansiyon aleti, kalp kapakçığı, diş macunu, cep tipi ultrason cihazının da aralarında bulunduğu 443 ürüne destek verilecek. Kabul edilen projeler, niteliğine göre KOSGEB ve TÜBİTAK desteklerinden yararlanabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tasarrufun-adi-yatirim-oldu-80137</guid>
            <pubDate>Mon, 01 Jun 2026 07:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasarrufun adı yatırım oldu!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>2023 yılı Haziran ayından bu yana uygulanan dezenflasyon programı üçüncü yılını doldurmaya hazırlanırken, temeli geliri artırıp harcamayı kısmaya dayanan programın bu yılki bölümünde, harcama kısmında istenilen performansa tam olarak ulaşılamadı. Ocak-Nisan döneminde başlangıç ödeneklerinin yüzde 31.3’ü kullanılırken, gelir hedefinde de aynı oran gerçekleşti. Buna karşılık yatırım harcamaları yüzde 14.5’te kalırken, faiz hedefinin yüzde 41.3’ü şimdiden harcandı.</p>
<h2>Vergi tahsilatı düşük kalınca… </h2>
<p>Yılın ilk dört ayında genel bütçe 5 trilyon 892 milyar liralık harcamaya karşılık 5 trilyon 68 milyar liralık gelir ile 524 milyar liralık açık verdi. Açığın bu denli yüksek olmasında en önemli etken tahakkuk edilen gelirlerin tahsilata dönüşememesi oldu. Bu dönemde 9 trilyon 686 milyar liralık tahakkuka karşılık tahsilat 5 trilyon 68 milyar lirada kaldı. Bir başka ifade ile tahsilat/tahakkuk oranı Ocak-Nisan döneminde yüzde 52.3’te kaldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1d06888da14-1780287112.png" alt="" width="757" height="543" />Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın genel bütçe gerçekleşmelerinden yapılan hesaplamalara göre, geliri artırıp harcamalardan tasarruf yapmayı planlayan kamu, harcama kalemlerinden tasarrufu sadece yatırımlarda yaptı. Ocak-Nisan döneminde bütçenin 18 trilyon 801 milyar liralık başlangıç ödeneğinin yüzde 31.3’üne karşılık gelen 5 trilyon 852 milyar lirası kullanıldı. Bu dönemde yatırım için ayrılan payın kullanımı genel ortalamanın yarısında kalırken, faizin payı yüzde 41 ile ortalamanın yaklaşık 10 puan üzerinde gerçekleşti.</p>
<h2>Faiz harcaması yatırımın 7.5 katı </h2>
<p>Nisan sonu itibarıyla bütçe giderleri içinde yatırıma ayrılan 1 trilyon 22 milyar liralık payın yüzde 14.5’ine karşılık gelen 149.7 milyar lirası kullanıldı. Bu dönemde Köylerin Altyapısının Desteklenmesi Projesi(KÖYDES) ile Belediyelerin Altyapılarının Desteklenmesi Projesi (BELDES) için sadece 16.3 milyar lira kaynak ayrılmasına karşılık, bu kaynaktan hiç harcama yapılmadı.</p>
<p>Buna karşılık aynı dönemde 2 trilyon 741 milyar liralık faiz ödeneğinin yüzde 41.3’üne karşılık gelen 1 trilyon 132 milyar lirası kullanıldı. 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde bütçe harcama kalemleri içinde en yüksek oran faizde gerçekleşti. Toplam 2 trilyon 741 milyar liralık bütçe başlangıç ödeneğinin yüzde 41.3’ü ilk 4 ayda kullanıldı ve bu kalemde toplam harcama 1 trilyon 132 milyar liraya ulaştı. Harcamanın önemli bölümü de iç borç tahvil faizleri için gerçekleştirildi ve bu kalemde 915.4 milyar liralık harcama yapıldı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yatırımın payı, deprem-seçim yılı 2023'te yüzde 17'ye yakındı</span></h2>
<p>Yıllar itibarıyla yapılan değerlendirmeye göre deprem felaketi ve seçimin yaşandığı 2023 yılında bütçeden yatırıma ayrılan payın diğer yıllara göre daha yüksek olması dikkat çekti. 2023 yılındaki yüzde 16.8’lik pay ile diğer yıllar ortalamasının 3 katına ulaştı. 2018 yılından bu yana bütçeden faize harcanan paranın payı da yüzde 19.2 ile en yüksek seviyesini 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde gördü. 2018’de yüzde 9.1 olan faizin payı, 2019’da yüzde 10.1, 2021’de yüzde 11.4, geçen yıl ise yüzde 14.2 seviyesindeydi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tasarrufun-adi-yatirim-oldu-80137</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/7/1280x720/lira-tl-para-1776172277.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Seçim ve deprem yılı 2023’ün ilk dört ayında yüzde 16.8 olan yatırımın payı bu yıl yüzde 2.5’te kaldı, ocak-nisan döneminde faize 1 trilyon 132 milyar, yatırıma 149 milyar lira harcandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-vatandaslarimizin-ilaca-ve-tedavi-yontemlerine-erisimini-kolaylastirdik-80133</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Işıkhan: Vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, ilaca erişimle ilgili değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Işıkhan, "Sosyal Güvenlik Kurumumuz (SGK) ve Türk Eczacılar Birliği (TEB) arasında imzaladığımız protokoller sayesinde ilaca erişimde her dönem iyileştirmeler gerçekleştirdik. 2025 yılında sağladığımız 5 milyar lira destek ile eczacılarımızın yanında olduk, vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-vatandaslarimizin-ilaca-ve-tedavi-yontemlerine-erisimini-kolaylastirdik-80133</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/vedat-isikhan.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, &quot;2025&#039;te sağladığımız 5 milyar lira destek ile eczacılarımızın yanında olduk, vatandaşlarımızın ilaca ve tedavi yöntemlerine erişimini kolaylaştırdık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/asud-baskani-calli-sut-sektoru-ortak-akilla-yonetilmeli-80132</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 13:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASÜD Başkanı Çallı: Süt sektörü ortak akılla yönetilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Sanayicileri Derneği (ASÜD) Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla açıklama yaptı.</p>
<p>Çallı, süt ve süt ürünlerinin hem çocuklar hem yetişkinler için dengeli beslenmenin temel bileşenlerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük süt üreticileri arasında yer aldığını belirten Çallı, sektörün üretim gücünün yanı sıra gıda güvencesi, kalite ve ihracat açısından da stratejik önem taşıdığını ifade etti. 2025 yılında Türkiye’nin süt ve süt ürünleri ihracatının 523,3 milyon dolara ulaştığını hatırlatan Çallı, ihracattaki en büyük payın yüzde 45,1 ve 236 milyon dolar ile peynire ait olduğunu, dondurma ihracatının ise 72,7 milyon dolarla toplam ihracatın yüzde 13,9’unu oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>Çallı, süt ve süt ürünlerinin ekonomik erişilebilirlik açısından da önemli bir hayvansal gıda ürünü olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>“Süt ve süt ürünleri, özellikle çocuklar ve gençler için en ulaşılabilir protein kaynakları arasında yer alıyor. Protein ihtiyacını et ürünlerinden karşılamak için daha yüksek maliyet gerekiyor. Bu nedenle halen en ucuz hayvansal protein kaynağı olan süt ürünleri, toplum beslenmesinde ve kalkınmada kritik öneme sahip.”</p>
<p>ASÜD öncülüğünde başlatılan ve geçmiş yıllarda yürütülen Okul Sütü Programı’nın önemine dikkat çeken Çallı, çocukların süt tüketim alışkanlığı kazanmasının uzun vadeli halk sağlığı açısından önemli olduğunu söyledi, “Okul Sütü gibi uygulamalar yalnızca bir gıda desteği değildir. Aynı zamanda çocukların süt içme alışkanlığı kazanmasını sağlayan sosyal bir yatırımdır. Sağlık Bakanlığı verilerinde de görülen protein eksikliği ve bodurluk riskine karşı mücadelede de önemli katkı sağlar” dedi.</p>
<p>Süt ve süt ürünlerinin ileri yaşlardaki yetişkinler için de kemik sağlığı, kas kütlesinin korunması ve dengeli beslenme bağlamında önemli bir role sahip olduğunu dile getiren Çallı, “Akademik ünvanlı bazı kişilerin bilimsel bilgiyle çelişen açıklamalarına inanan yetişkin bireylerin beslenmelerinde süt ürünlerine yer vermemeleri, bitkisel içeceklere yöneltilmeleri önemli sağlık sorunları doğuracaktır. Geçmişten beri tüketilen, süt gibi sağlıklı bir gıdanın bugün kalkıp sağlıksız olduğunu söylemek ve ‘çiftçinin emeği ak süte kara çalmak’ akıl alır gibi değil. Ebeveynler olarak kendi sağlığımız ve gelecek nesillerin sağlığı için gazlı ve şekerli içecekler yerine ayran, yoğurt, peynir ürünlere soframızda daha fazla yer açmalı, çocuklarımıza da örnek olmalıyız” dedi.</p>
<p><strong>“Sokak sütü romantizmi halk sağlığı riski oluşturuyor”</strong></p>
<p>Kayıt dışı ve kaynağı belirsiz süt satışlarına ilişkin de bir değerlendirme yapan Harun Çallı, tüketicilerin güvenilir süt ürünlerini tercih etmesi gerektiğini söyledi, “Sağlığın en kıymetli hazine olduğunu bir kez daha idrak ettiğimiz bir dönemde halen nerede, hangi koşullarda, hangi hayvandan sağıldığı belli olmayan çiğ sütlerin tüketiciye sunulduğunu görüyoruz. Uygun koşullarda muhafaza edilmeyen, sıcak havalarda mahallenize kadar soğutulmadan açıkta taşınan çiğ sütlerde, zoonotik ve gıda kaynaklı enfeksiyon riskleri bulunduğu gerçeği unutulmamalı” diye konuştu.</p>
<p>Çallı, “Gelişmiş ülkelerde örneğine rastlanmayan sokak sütü satışlarının, ‘doğal’, ‘organik’ yada ‘köy sütü’ algısıyla masum gösterilmeye çalışılması tüketiciyi yanıltıyor. Oysa bu ürünlerin önemli bir bölümü, kalite ve gıda güvenliği kriterlerini karşılamayan, içeriği ve üretim koşulları tam olarak bilinmeyen sütlerden oluşabiliyor. Tüketicinin güvenilir, denetlenen ve izlenebilir ürünleri tercih etmesi büyük önem taşıyor. Gıda güvenliği ihmale gelmez. Ambalajlı ve kayıtlı ürünler; izlenebilirlik, denetim ve soğuk zincir güvencesiyle tüketiciye ulaşıyor. Tüketicinin güvenilir gıdaya erişimi açısından bu sistem büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki süt ve süt ürünleri üretim tesislerimiz, satış noktalarımız yılın 365 günü 24 saat Tarım ve Orman Bakanlığımızın denetimindedir” dedi.</p>
<p><strong>"Hayvan yemi erişilebilir maliyetlere düşürülmeli"</strong></p>
<p>Süt sektörünün yalnızca üretim değil, tarım, hayvancılık, halk sağlığı ve ekonomi açısından stratejik bir alan olduğuna dikkat çeken Çallı, sektörün günlük değil uzun vadeli politikalarla yönetilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Çallı, sürdürülebilir üretim için çiftçinin Avrupalı rakipleri gibi desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti ve şunları ekledi:</p>
<p>“Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.”</p>
<p><strong>“Türkiye’nin güçlü süt sanayisi korunmalı”</strong></p>
<p>Türkiye süt sektörünün bugün 100’ü aşkın ülkeye süt ve süt ürünleri ihraç eden önemli bir üretici konumunda bulunduğunu belirten Çallı, 42 tesisin AB’ye ihracat onayına sahip olduğunu, bunun yanında farklı ülkelerden ihracat yetkisi alan çok sayıda modern tesisin de uluslararası standartlarda üretim gerçekleştirdiğini söyledi.</p>
<p>“Türkiye’nin güçlü bir süt sanayisi var. Gıda güvenliği standartları yüksek, denetlenen ve kayıtlı üretim yapan işletmelerimiz hem iç pazarda hem ihracatta önemli başarılar elde ediyor” diyen Çallı, 1 Haziran Dünya Süt Günü’nün toplumda sağlıklı beslenme bilincinin güçlendirilmesine katkı sağlamasını temenni etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/asud-baskani-calli-sut-sektoru-ortak-akilla-yonetilmeli-80132</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/2/1280x720/asud-baskani-harun-calli-1780223013.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASÜD Yönetim Kurulu Başkanı Harun Çallı, yem maliyetlerinin üretici üzerindeki baskıyı artırdığını belirterek, “Hayvan yeminin erişilebilir maliyetlere düşürülmesi için üreticinin desteklenmesi gerekiyor. Süt sektörünün günlük kararlarla değil, ortak akıl ve uzun vadeli politikalarla yönetilmesi büyük önem taşıyor. Unutulmamalıdır ki; süt tüketimindeki artış yalnızca halk sağlığına değil, üreticiye, kırsal kalkınmaya ve ülke ekonomisine de katkı sağlıyor.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-ilde-petrol-arama-ruhsatina-uzatma-80127</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 11:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 ilde petrol arama ruhsatı uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün petrol hakkına müteallik kararı Resmi Gazete'de yayınlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) Tekirdağ ve Kırklareli sınırları içinde yer alan 24 bin 11 hektarlık kara sahasının ruhsat süresinin, bölgenin hidrokarbon potansiyelinin ortaya çıkarılarak ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla 24 Kasım 2026'dan 24 Kasım 2028'e kadar uzatılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Ayrıca, Çalık Petrol Arama Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ ve High Power Eruh Petrol Arama ve Üretim'in Siirt'te 38 bin 202 hektar kara sahası için verilen petrol arama ruhsat süresinin 17 Mayıs 2026'dan 17 Mayıs 2028'e kadar uzatılmasına karar verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-ilde-petrol-arama-ruhsatina-uzatma-80127</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/TPAO.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun Tekirdağ ve Kırklareli&#039;de bulunan sahası için petrol arama ruhsatı süresi uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sifir-atik-forumu-5-haziranda-baslayacak-80121</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sıfır Atık Forumu 5 Haziran&#039;da başlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sıfır Atık Forumu, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan'ın himayesinde 5-7 Haziran tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre, "Antalya'ya Giden Yol: İklim Eylemi Olarak Sıfır Atık" temasıyla gerçekleştirilecek Forum, dünyanın dört bir yanından devlet temsilcilerini, bakanları, belediye başkanlarını, iş dünyasını, akademiyi ve sivil toplum kuruluşlarını bir araya getirecek.</p>
<p>Sıfır Atık Vakfı tarafından organize edilen Forum'da, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Sürdürülebilir Gelecek İçin Enerji Verimliliği ve Kaynak Yönetimi" temasıyla gerçekleştirilecek Yüksek Düzeyli Enerji ve Doğal Kaynaklar Bakanları Oturumu'na ev sahipliği yapacak.</p>
<p>Söz konusu oturumda enerji verimliliği, yenilenebilir enerji yatırımları, döngüsel ekonomi uygulamaları, atıkların enerji süreçlerine entegrasyonu, kaynak verimliliği ve enerji güvenliği gibi birçok konu başlığı masaya yatırılacak.</p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Bakan Bayraktar, dünyayı koruma amacıyla İstanbul'da düzenlenen küresel bir zirveye ev sahipliği yaptıklarını belirterek, "Sıfır Atık Forumu'nda, bakan düzeyinde katılımcılar, uluslararası karar vericiler ve sektör temsilcileri bir araya gelecek. Forum marjında düzenlenecek 'Sürdürülebilir Gelecek İçin Enerji Verimliliği ve Kaynak Yönetimi' temalı yüksek düzeyli oturumla enerji verimliliğinin artırılması ve temiz enerjiye geçiş konularında somut çözümleri hep birlikte şekillendireceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş ise enerji verimliliği ve sıfır atığın iki ayrılmaz başlık olduğuna dikkati çekerek, "Sayın Emine Erdoğan Hanımefendinin himayeleri ve liderliğinde 5-7 Haziran'da Sıfır Atık Vakfı olarak gerçekleştireceğimiz Sıfır Atık Forumu'nda yol haritası ortaya çıkacak. İstanbul'u dünyadaki sıfır atık ve enerji verimliliği konularının merkezi haline getirmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sifir-atik-forumu-5-haziranda-baslayacak-80121</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/4/1280x720/bakan-bayraktar-1757069722.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 5-7 Haziran&#039;da tarihlerinde İstanbul&#039;da düzenlenecek Sıfır Atık Forumu hakkında açıklama yapan Bakan Bayraktar, &quot;Enerji verimliliğinin artırılması ve temiz enerjiye geçiş konularında somut çözümleri hep birlikte şekillendireceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2025te-22-milyar-dolarlik-su-urunleri-ihrac-edildi-80119</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 09:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;te 2,2 milyar dolarlık su ürünleri ihraç edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından su ürünleri ihracatı hakkında bilgi verildi.</p>
<p>Mavi vatandan küresel pazarlara bu alandaki ihracatın güçlenerek arttığı belirtilen açıklamada, Türkiye'nin sektörde üretim kapasitesi, kalite altyapısı ve ihracat performansıyla konumunu pekiştirdiği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, uluslararası verilere dikkat çekilerek, 2021'de 167,9 milyar dolar olan dünya su ürünleri ihracatının, yaklaşık yüzde 11 artışla geçen yılın sonunda 186 milyar dolara yükseldiği bildirildi.</p>
<p>Türkiye'nin su ürünleri ihracatının ise aynı dönemde yaklaşık yüzde 64 artışla 1,38 milyar dolardan 2,2 milyar dolara ulaştığı aktarılan açıklamada, geçen yıl 133 ülkeye ürün gönderildiği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"2024 yılında yaklaşık 2 milyar dolar olan su ürünleri ihracatımız, 2025 yılında yüzde 10,9 artışla 2,2 milyar doları aştı. Aynı dönemde, dünya su ürünleri ihracatı ise 2024 yılında 172 milyar dolardan 2025 yılında yüzde 7 artışla yaklaşık 186 milyar dolara çıktı. Üretim kapasitesi, kalite altyapısı ve ihracat performansıyla dikkati çeken su ürünleri sektörümüz, ülkemizin gıda arz güvenliğine, sürdürülebilir üretim vizyonuna ve ihracat hedeflerine önemli katkılar sunmayı sürdürmektedir. Ticaret Bakanlığı olarak su ürünleri sektörümüzün uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya, ihracatçılarımızın küresel pazarlardaki etkinliğini güçlendirmeye ve sektörümüzün katma değerli büyümesini desteklemeye kararlılıkla devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2025te-22-milyar-dolarlik-su-urunleri-ihrac-edildi-80119</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/balikcilikta-kurallar-yeniden-duzenlendi-palamut-sezonu-15-agustosta-baslayacak-1744787295.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, geçen yıl 133 ülkeye yaklaşık 2,2 milyar dolarlık su ürünü ihraç edildiğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aso-raporu-ara-eleman-ihtiyaci-artti-gencler-uretim-odakli-islere-yonlendirilmeli-80117</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 08:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Ara eleman ihtiyacı arttı, gençler üretim odaklı işlere yönlendirilmeli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara Sanayi Odası (ASO) "Kayıp Potansiyel: Türkiye'de NEET Gençlerin Profili, NEET'e Yol Açan Nedenler ve Çözüm Yolları" başlıklı araştırma raporu paylaştı.</p>
<p>Raporda, ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olan gençlerin durumu mercek altına alındı.</p>
<p>Gençlerin üretim süreçlerine kazandırılmasının sosyal gerekliliğin yanında Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınması, üretim gücü, verimlilik kapasitesi ve rekabetçiliği açısından stratejik zorunluluk olduğu vurgulanan raporda, Türkiye'nin, OECD ülkeleri arasında en yüksek NEET oranına sahip ülkelerden biri durumunda göründüğü aktarıldı.</p>
<p>Raporda, 15-29 yaş grubundaki gençlerin yüzde 25,9'unun ne eğitimde ne istihdamda yer aldığı, kadınlarda bu oranın yüzde 36,5 seviyesine ulaştığı kaydedildi.</p>
<p>Gençlerin üretim süreçlerinden uzak kalmasının ekonomik büyümeden toplumsal refaha, verimlilikten beşeri sermaye kapasitesine kadar geniş bir alanı doğrudan etkilediğine dikkati çekilen raporda, önerilerde de bulunuldu.</p>
<p>Raporda, özellikle imalat sanayisinde CNC operatörü, kaynakçı, bakım ve onarım uzmanı, endüstriyel otomasyon teknisyeni gibi alanlarda ara eleman ihtiyacının arttığına, buna karşın gençlerin daha çok masa başı işlere yöneldiğine işaret edilerek, mesleki eğitim kurslarının yaygınlaştırılması ve gençlerin üretim odaklı alanlara yönlendirilmesinin önem taşıdığı bildirildi.</p>
<p><strong>Koordinasyon kurulu ve destek merkezleri önerisi</strong></p>
<p>Eğitim ile üretim arasındaki bağın güçlendirilmesi, gençlerin iş gücü piyasasına geçiş sürecinin desteklenmesi ve mesleki yönlendirme mekanizmalarının yaygınlaştırılması raporda ifade edilen tespitler arasında yer aldı.</p>
<p>Çözüm için 5 temel politika önceliğinin öne çıktığı raporda, hedefe duyarlı politika tasarımı, güçlü kurumsal eşgüdüm, sonuç odaklı izleme kapasitesi, kadın NEET'lere yönelik bakım ve esnek çalışma desteği ile Ankara'nın pilot uygulama merkezi olarak değerlendirilmesi gerektiği bildirildi.</p>
<p>Raporda, sahip olduğu sanayi altyapısı, üniversite ekosistemi, kurumsal kapasitesi, veri üretim gücü ve genç nüfus profiliyle Ankara'nın, NEET politikalarının uygulanabilirliğini test edebilecek önemli model şehir potansiyeli taşıdığı vurgulandı.</p>
<p>Milli Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı, İŞKUR, yerel yönetimler, sanayi odaları ve sivil toplum kuruluşlarının aynı yönetişim zemini içinde çalışacağı "Ulusal NEET Koordinasyon Kurulu" oluşturulması ve "NEET Destek Merkezleri" kurulmasının çözüm sürecine önemli katkı sağlayacağı da belirtildi.</p>
<p><strong>"Kayıp kuşak değil, büyük bir potansiyel olarak görüyoruz"</strong></p>
<p>ASO Başkanı Seyit Ardıç, genç nüfusun Türkiye'nin en büyük kalkınma potansiyelini oluşturduğunu ifade etti.</p>
<p>Ardıç, "Bugün Türkiye'de her 4 gencimizden biri ne eğitimde ne istihdamda yer alıyor. Kadınlarda ise bu oran çok daha yüksek seviyelere çıkıyor. Biz bu tabloya yalnızca istihdam sorunu olarak bakmıyoruz. Bu konu, Türkiye'nin üretim gücü, verimlilik kapasitesi ve gelecekteki rekabet gücü açısından stratejik başlıktır. Biz, üretim süreçlerinin dışında kalan gençlerimizi kayıp kuşak olarak değil, doğru politikalarla yeniden kazanılabilecek büyük potansiyel olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Raporda eğitim sistemi ile iş gücü piyasası arasındaki uyumsuzluğa dikkatin çekildiğini belirten Ardıç, "Bugün sanayimiz nitelikli personel ararken çok sayıda gencimiz iş gücü piyasasının dışında kalıyor. Bu durum bize temel sorunun yalnızca işsizlik değil, beceri uyumsuzluğu olduğunu gösteriyor. Özellikle uygulamalı eğitim modellerinin güçlendirilmesi, mesleki eğitimin geliştirilmesi ve gençlerin üretim süreçleriyle daha erken buluşması büyük önem taşıyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ardıç, doğru politikalar, güçlü koordinasyon ve sonuç odaklı uygulamalarla gençlerin üretime, istihdama ve ekonomik hayata çok daha güçlü şekilde kazandırabileceğine dikkat çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizi ekonomiye kazandırmak, geleceğimiz için yapılacak en stratejik yatırımların başında gelmektedir. Raporumuzun politika yapıcılar, eğitim kurumları ve özel sektör için yol gösterici bir kaynak olacağına inanıyorum. İş gücü piyasalarının işleyişini ve sorunlarını daha etkin perspektifle ele alıyor, hazırladığımız araştırma raporlarıyla politika yapıcılara yön gösterici analizler sunuyoruz. Bu çalışmalarda temel yaklaşımımız, sorunları tespit etmenin yanında somut ve uygulanabilir politika önerileri de ortaya koymaktır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/aso-raporu-ara-eleman-ihtiyaci-artti-gencler-uretim-odakli-islere-yonlendirilmeli-80117</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/cnc-makina-takim-tezgahlari.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASO&#039;nun eğitimde ve istihdamda yer almayan gençleri ekonomiye kazandırmak için hazırladığı raporda, özellikle imalat sanayisinde CNC operatörü, kaynakçı, bakım ve onarım uzmanı, endüstriyel otomasyon teknisyeni gibi alanlarda ara eleman ihtiyacının arttığı, gençlerin üretim odaklı bu işlere yönlendirilmesi gerektiği vurgulandı. ASO Başkanı Seyit Ardıç, &quot;Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimizi ekonomiye kazandırmak geleceğimiz için en stratejik yatırımların başında gelmektedir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-ureticilerin-elinde-kalan-kurbanliklari-esk-satin-alacak-80116</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 08:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üreticilerin elinde kalan kurbanlıkları ESK satın alacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, üreticiler tarafından kurban pazarlarına getirilen ancak satılamayan hayvanların, önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da ESK tarafından satın alınacağını açıkladı. </p>
<p>Yumaklı, söz konusu kurbanlık hayvanların 1-7 Haziran tarihleri arasında ESK tarafından satın alınacağını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Üreticilerimiz, il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerince kurban satışı için verilen sevk raporlarıyla kurban pazar yeri giriş, kira ve nakliye faturaları gibi belgelerle kurumumuza başvurabilecek. TÜRKVET sistemi üzerinde gerekli kontroller yapıldıktan sonra, kurumumuzun 'Hayvan Alım Kriterleri ve Uygulama Esasları Talimatı' doğrultusunda hayvanlar satın alınacak."</p>
<p><strong>ESK tarafından belirlenen fiyatlar</strong></p>
<p>Bu kapsamda, ESK'nin bu yıl için büyükbaş kurbanlık alım fiyatları karkas kilogram başına tosunda 600 lira, düvede 530 lira ve inekte 470 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Küçükbaş alım fiyatları ise kilogram başına kuyruklu olarak kuzuda 480 lira, tokluda 410 lira, koyunda 400 lira, oğlakta 270 lira, çepiçte 250 lira ve keçide 200 lira oldu.</p>
<p>Kuyruksuz olarak da kuzuda alım fiyatı kilogram başına 600 lira, tokluda 550 lira ve koyunda 490 lira olarak tespit edildi.</p>
<p>Öte yandan, söz konusu fiyatlar tavan fiyat olup, yaş, cinsiyet, randıman ve karkas ağırlığına göre değişiklik gösterebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-ureticilerin-elinde-kalan-kurbanliklari-esk-satin-alacak-80116</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/6/1280x720/kurbanlik-kucukbas-hayvan-1780206916.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Yumaklı, &quot;Üreticilerimiz, il ve ilçe tarım ve orman müdürlüklerince kurban satışı için verilen sevk raporlarıyla kurban pazar yeri giriş, kira ve nakliye faturaları gibi belgelerle kurumumuza başvurabilecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-sirket-tarihinin-en-yuksek-rezervasyonlu-yolcu-sayisina-ulasacak-80115</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 08:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;THY, şirket tarihinin en yüksek rezervasyonlu yolcu sayısına ulaşacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, İstanbul Havalimanı'nda görev başındaki çalışma arkadaşlarıyla bir araya gelerek bayram sevincini paylaştıklarını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1bcc2b71dcf-1780206635.jpg" alt="" width="700" height="394" />Şeker, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "THY ve AJet birlikte 22-31 Mayıs tarihlerini kapsayan tatil döneminde, 10 bin 34'ü dış hat (326'sı ilave sefer) ve 6 bin 510'u iç hat (499'u ilave sefer) olmak üzere toplam 16 bin 544 sefer planladık. Bu uçuşlarımızla birlikte genel toplamda yaklaşık 2 milyon 700 bin yolcu taşımayı hedefliyoruz. Tatilin son günü olan 31 Mayıs Pazar günü ise her iki markamız ile toplamda 1867 planlı sefer gerçekleştireceğiz. Aynı gün toplamda 305 binden fazla rezervasyonlu yolcu sayısı ile operasyon tarihimizin en yoğun gününü yaşayacak ve en yüksek rezervasyonlu yolcu sayısına ulaşarak bir rekor kıracağız." ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-sirket-tarihinin-en-yuksek-rezervasyonlu-yolcu-sayisina-ulasacak-80115</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/thy.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker, &quot;Tatilin son günü olan 31 Mayıs Pazar günü her iki markamız ile toplamda 1867 planlı sefer gerçekleştireceğiz. Aynı gün toplamda 305 binden fazla rezervasyonlu yolcu sayısı ile operasyon tarihimizin en yoğun gününü yaşayacak ve en yüksek rezervasyonlu yolcu sayısına ulaşarak bir rekor kıracağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tursab-schengen-vizesi-ret-orani-yuzde-148-80114</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜRSAB: Schengen vizesi ret oranı yüzde 14,8</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, 2025 yılına ilişkin Schengen vize istatistiklerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Schengen bölgesi ülkelerine yönelik vize başvuru sayısı 11 milyon 934 bin 106'ya ulaşırken, vize ret oranı yüzde 14,8 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Türkiye, 1 milyon 268 bin 376 ile Çin'den sonra en çok Schengen vizesi başvurusu yapan ikinci ülke olurken, ret oranı yüzde 14,6 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 2025'te Türkiye'den Schengen bölgesine yönelik vize randevularında yüzde 8 oranında artış kaydedildiğini ancak bu yükselişe rağmen seyahat acentelerinin yoğun tur programları düzenlediği İtalya ve Fransa gibi ülkelere yapılan vize başvuru sayılarında gerileme yaşandığını aktardı.</p>
<p>AB Komisyonu'nun 2025'te İtalya'ya vize başvurusu yapabilen vatandaşların sayısının bir önceki yıla göre yüzde 32,3 azaldığı verisine dikkati çeken Bağlıkaya, Fransa'ya başvuru sayısının da yüzde 6'ya yakın gerilediğini anlattı.</p>
<p>Bağlıkaya, açıklanan verilerde randevu alabilenlerin sayısına yer verildiğini, randevu bulamayanların sayısının ise bilinmediğine işaret ederek, "Ancak bir önceki yıla göre yaşanan düşüş dahi bize randevu bulamayan vatandaşlarımızın sayısı konusunda önemli bir fikir veriyor. Biz vize kotalarının artırılmasını beklerken daha da kısıldığı görülüyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İtalya ve Fransa'nın tur programları içinde önemli yere sahip olduğunu vurgulayan Bağlıkaya, vize kotalarındaki düşüşün seyahat acentelerinin iş hacminde önemli oranda gerilemeye neden olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Bağlıkaya, vize randevusu nedeniyle yaşanan sıkıntıların birçok farklı sorunu da beraberinde getirdiğini belirterek, şunları kaydetti</p>
<p>"Avrupa Komisyonu verileri bizi haklı çıkarttı. İtalya'ya vize başvurusu yapabilen vatandaşlarımızın sayısı yüzde 32,3 oranında geriledi. Fransa'ya başvuru sayısı da yüzde 6'ya yakın oranda azaldı. Bu düşüşler vatandaşlarımızın vize randevusu bulamadığının en açık göstergesi. Mevcut uygulamalar nedeniyle vatandaşlarımız henüz vize başvurusuna dahi imkan bulamadan sistemin dışında kalıyorlar. Sınırlı sayıda ve zamansız şekilde açılan randevular da botlar aracılığıyla bloke ediliyor. Gece yarısı, bayram sabahı, pazar günü randevular açılıyor. Sonrasında bu randevular 300, 500, hatta acil durumlarda bin euroya kadar çıkan fiyatlarla satılıyor. Bu duruma bir 'dur' denilmeli."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tursab-schengen-vizesi-ret-orani-yuzde-148-80114</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/schengen-vize.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRSAB, Schengen bölgesi ülkelerine yönelik vize başvuru sayısı 11 milyon 934 bini aştığını, vize ret oranının yüzde 14,8 olarak gerçekleştiğini bildirdi. TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, &quot;Mevcut uygulamalar nedeniyle vatandaşlarımız henüz vize başvurusuna dahi imkan bulamadan sistemin dışında kalıyorlar. Sınırlı sayıda ve zamansız şekilde açılan randevular da botlar aracılığıyla bloke ediliyor. Gece yarısı, bayram sabahı, pazar günü randevular açılıyor. Sonrasında bu randevular 300, 500, hatta acil durumlarda bin euroya kadar çıkan fiyatlarla satılıyor. Bu duruma bir &#039;dur&#039; denilmeli.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazineden-185-trilyon-liralik-ic-borclanma-80112</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine&#039;den 1,85 trilyon liralık iç borçlanma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı haziran-ağustos dönemine ilişkin iç borçlanma stratejisini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Hazine, söz konusu dönemde, 1 trilyon 767 milyar liralık iç borç servisine karşılık, 1 trilyon 848,3 milyar liralık iç borçlanma yapacak.</p>
<p>İç borçlanma stratejisinde, haziranda 554,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık 543,8 milyar liralık, temmuzda 616,3 milyar liralık iç borç servisine karşılık 708,7 milyar liralık, ağustosta 595,8 milyar liralık iç borç servisine karşılık 595,8 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.</p>
<p>Hazirandaki iç borçlanmanın 233,8 milyar lirasının piyasadan, 240 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 70 milyar lirasının kamuya satışlardan, temmuzdaki iç borçlanmanın 286,7 milyar lirasının piyasadan, 400 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 22 milyar lirasının kamuya satışlardan, ağustostaki iç borçlanmanın da 316,8 milyar lirasının piyasadan, 240 milyar lirasının doğrudan satışlardan ve 39 milyar lirasının kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.</p>
<p>Bu dönemde, 19 tahvil ihalesi düzenlenecek, 3 hazine bonosu ihraç edilecek, 8 kira sertifikasının doğrudan satışı yapılacak.</p>
<p>Haziranda 686,6 milyar lira, temmuzda 681,8 milyar lira ve ağustosta 644,3 milyar lira ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 245,7 milyar lirası, dış borç servisinden oluşacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazineden-185-trilyon-liralik-ic-borclanma-80112</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/para-hazine-tl-lira1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığının, haziran-ağustos döneminde 1 trilyon 767 milyar liralık iç borç servisine karşılık, 1 trilyon 848,3 milyar liralık iç borçlanmaya gideceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/caykurdan-cay-alimlarinda-kontenjan-uygulamasi-80123</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÇAYKUR&#039;dan çay alımlarında kontenjan uygulaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü, yaş çay alımlarında kontenjan uygulamasına geçildiğini duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, 20 Mayıs'ta başlayan 2026 yılı yaş çay kampanyasında, Kurban Bayramı'nın başında verilen 1,5 günlük aranın ardından alımların yeniden sürdüğü belirtildi.</p>
<p>Bayramın ikinci günü 9 bin ton, üçüncü günü 12 bin ton ve dördüncü günü ise 13 bin ton yaş çay alımı gerçekleştirildiği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Özellikle il dışından gelen ve bayram tatilinde çay hasadını bitirmeye gayret eden müstahsillerimizin oluşturmuş olduğu bu yoğunluk ile günlük 9 bin 500 ton olan işleme kapasitemizin de oldukça üzerine çıkmış bulunmaktayız. Değerli üreticilerimizin bu tatil döneminde hasat işlerini bitirme düşüncelerini gayet iyi şekilde anlıyor, ancak almış olduğumuz çayları sağlıklı bir şekilde işleyebilmek ve devamında bardağımıza koyacağımız çayın kalitesinden taviz vermemek adına kısa bir süreliğine kontenjan uygulama zorunluluğumuz olduğunu ifade etmek istiyoruz."</p>
<p>Açıklamada, kısa süreliğine alınacak önlemlerin ardından birkaç gün içinde yeniden eski düzende alımlara devam edileceği ifade edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/caykurdan-cay-alimlarinda-kontenjan-uygulamasi-80123</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/5/1280x720/caykur-1752397496.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ÇAYKUR&#039;un Kurban Bayramı&#039;ndaki yoğunluk nedeniyle yaş çay alımlarında kısa süreli kontenjan uygulamasına geçildiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/aciga-satis-yasagi-12-hazirana-uzatildi-80120</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Açığa satış yasağı 12 Haziran&#039;a uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Borsa İstanbul AŞ pay piyasalarında açığa satış işlemlerinin yasaklanmasına ilişkin tedbir ve uygulamalara ilişkin detayların yer aldığı duyuru yayımladı.</p>
<p>Buna göre, açığa satış işlemlerine ilişkin yasağın yanı sıra kredili sermaye piyasası işlemleri süresince öz kaynak oranının esnetilerek uygulanmasına yönelik tedbirlerin 12 Haziran'a kadar devam edeceği bildirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/aciga-satis-yasagi-12-hazirana-uzatildi-80120</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, Borsa İstanbul pay piyasalarında açığa satış işlemleriyle ilgili yasakları 12 Haziran seans sonuna kadar uzattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/teiastan-82-projeye-onay-80113</guid>
            <pubDate>Sun, 31 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEİAŞ&#039;tan 82 projeye onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Elektrik İletim AŞ'nin (TEİAŞ) iletim sistemi bağlantı başvurularına ilişkin değerlendirmeleri sonucunda, 1 Aralık 2025-30 Nisan 2026 döneminde yapılan 190 proje başvurusundan 82'si için toplam 1447,8 megavatlık kapasiteye bağlantı görüşü verilmesi uygun bulundu.</p>
<p>TEİAŞ Genel Müdürlüğü, lisanssız elektrik üretimi kapsamında yapılan kapasite tahsis başvurularına ilişkin sonuçları yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bağlantı görüşü olumlu sonuçlanan başvurular arasında en yoğun ilgiyi Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği'nin 5.1.h maddesi kapsamındaki yatırımlar gördü ve en yüksek kapasite payı bu projelere ayrıldı. Bu doğrultuda ilgili mevzuat maddesi çerçevesinde sisteme bağlanmak isteyen 42 proje, toplamda 1325,21 megavat kurulu güçle olumlu görüş alarak öne çıktı.</p>
<p>Başvurular kapsamında yönetmeliğin 5.1.c maddesi çerçevesinde değerlendirilen 4 projeye toplam 5,8 megavat, 5.1.ç maddesi kapsamında yapılan başvurular doğrultusunda ise 36 projeye toplam 116,87 megavat kapasite için olumlu bağlantı görüşü verildi.</p>
<p>İletim şebekesinin 15 bölgesinden 9'unda kapasite tamamen kullanılırken diğer 6 bölgede toplam 46,6 megavatlık boş kapasite kaldı.</p>
<p>Kalan kapasitenin en yüksek olduğu yer 14,1 megavat ile 11 numaralı bölge olurken 12 numaralı bölgede 13,8 megavat, 1 numaralı bölgede 8,1 megavat, 9 numaralı bölgede 5,6 megavat, 8 numaralı bölgede 5,4 megavat ve 3 numaralı bölgede 5 megavat kapasitenin mevcut olduğu açıklandı.</p>
<p>Bağlantı görüşü verilen projelerde kapasite tahsisleri, tüketim ve üretim noktalarının konumlarına göre şekillendirildi. En yüksek kapasite, tüketim ve üretim noktaları, aynı bölgede bulunan projelere ayrıldı.</p>
<p>Bu çerçevede tüketim ve üretim noktaları aynı noktada bulunan 51 projeye toplam 328,72 megavat, aynı bölgede yer alan 20 projeye 770,45 megavat kapasite tahsis edildi. Tüketim ve üretim noktaları farklı bölgelerde bulunan 11 proje için ise toplam 348,71 megavat kapasite ayrıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/teiastan-82-projeye-onay-80113</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/4/1280x720/adm-elektrik-1779774227.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEİAŞ, toplam 1447,8 megavatlık kapasiteye bağlantı görüşü verilmesini uygun buldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-bayraktar-gunes-toplam-kurulu-gucte-zirveye-cikacak-80118</guid>
            <pubDate>Sat, 30 May 2026 23:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bayraktar: Güneş, toplam kurulu güçte zirveye çıkacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün, nisan sonu itibarıyla 125 bin 410 megavata yükseldiğini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, toplam elektrik kurulu gücünün yüzde 62,5'ine karşılık gelen 78 bin 377 megavatlık kısmı yenilenebilir enerji oluşturdu. Yerli kaynakların payı ise yüzde 71,7 oldu.</p>
<p>Elektrik kurulu gücünde 26 bin 769 megavatla güneşin payı yüzde 21,3'e çıktı. 15 bin 75 megavata ulaşan rüzgarın payı yüzde 12 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Güneş ve rüzgar kurulu gücünün toplamı ise nisanda yüzde 33,3'lük payla 41 bin 844 megavata yükselmiş oldu. Böylece toplam 125 bin 410 megavata ulaşan kurulu gücün 3'te 1'i sadece rüzgar ve güneşten oluştu.</p>
<p>Konu hakkında açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, "Sadece güneşte son 13 yılda sıfırdan 26 bin 769 megavatlık bir kurulu güce eriştik. Güneş, bu yıl sonunda hidrolik gücü geçerek toplam kurulu güçte zirveye çıkacak." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Elektrik kurulu gücünün artmaya devam ettiğini belirten Bayraktar, Türkiye'nin "2035 Net Sıfır Emisyon" hedefine önemli katkı sağlayan yenilenebilir enerjinin kurulu güç içinde giderek daha fazla yer edindiğini kaydetti.</p>
<p>Bayraktar, 2024'te devreye alınan rüzgar ve güneş santralleriyle rekor kırdıklarını anımsatarak, "Önümüzdeki hafta Sayın Cumhurbaşkanı'mızın (Recep Tayyip Erdoğan) teşrifleri ile gerçekleştireceğimiz 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni ile inşallah bu alanda yeni bir rekora daha imza atacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-bayraktar-gunes-toplam-kurulu-gucte-zirveye-cikacak-80118</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/1/1280x720/bayraktar-1764075025.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, elektrikte kurulu gücün nisan sonu itibarıyla 125 bin 410 megavata yükseldiğini bildirdi. Bakan Bayraktar, &quot;Sadece güneşte son 13 yılda sıfırdan 26 bin 769 megavatlık bir kurulu güce eriştik. Güneş, bu yıl sonunda hidrolik gücü geçerek toplam kurulu güçte zirveye çıkacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-ihracat-yaptigi-ulke-sayisini-artiriyor-80108</guid>
            <pubDate>Sat, 30 May 2026 11:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya ihracat yaptığı ülke sayısını artırıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan verilere göre Türkiye’nin toplam ihracatının % 60'ını İstanbul, Kocaeli, Bursa ve Sakarya yapıyor. Bu 4 öncü il, toplamda 164,4 milyar dolarlık ciddi bir ihracat hacmine imza atarak ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor.</p>
<p>Bu veriler, Sakarya’nın ülke ekonomisindeki ve sanayideki yerinin ne kadar ciddi, ne kadar hayati olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor.</p>
<p>Sakarya’dan 2026 yılı nisan döneminde, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23, bir önceki aya göre yüzde 36’lık artışla 459 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1aa7238fc33-1780131619.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Sakarya en çok ihracat yapan iller arasında 7’inci sırada yer alıyor. Ayrıca nisan ayında 15 yeni noktaya ilk kez ihracat gerçekleştirildi. Bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla toplam 53 ülkeye olan ihracat hacminde artış oldu.</p>
<p>Sakarya, başta İspanya, Romanya, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa, Bulgaristan ve Fas olmak üzere birçok stratejik pazarda ihracatını hem yüzde bazında hem de dolar bazında artırdı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-ihracat-yaptigi-ulke-sayisini-artiriyor-80108</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/8/1280x720/sakarya-ihracat-yaptigi-ulke-sayisini-artiriyor-1780131656.jfif" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya’dan nisan ayında geçen yıla göre yüzde 23, bir önceki aya göre yüzde 36’lık artışla 459 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
