<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkonfedden-kobiler-icin-5-maddelik-finansman-recetesi-82013</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜRKONFED&#039;den KOBİ&#039;ler için 5 maddelik finansman reçetesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, 27 Haziran Dünya KOBİ Günü dolayısıyla açıklama yaptı. KOBİ’lerin ekonomideki rolü ve yaşadıkları sorunlara dair değerlendirmelerde bulunab Sönmez çözüm önerilerini de paylaştı.</p>
<p>KOBİ’lerde verimlilik açığı kapatılmadan yüksek istihdamın kalıcı refah artışına dönüşemeyeceğini vurgulayan Sönmez, yeni dönemin önceliğinin ölçek büyütme ve katma değer artışı olması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Türkiye’deki KOBİ ağırlığının dünya ortalamasının üzerinde olduğunu söyleyen Sönmez, “KOBİ’ler dünyadaki işletmelerin yaklaşık %90’ını oluştururken istihdamın da %67’sini karşılıyor. Küresel hasılanın ise ancak yarısını üretebiliyorlar. Türkiye’ye baktığımızda ise %99,6’lık işletme sayısı ve %68,5’lik istihdam ile dünya ortalamasının üzerindeyiz. Buna rağmen konu katma değer üretimine geldiğinde, %41,2 ile küresel ortalamada işaret edilen GSYH’nin yarısı (%50) eşiğinin altında kalıyoruz. Dolayısıyla artık sormamız gereken soru, ‘Yeterince KOBİ var mı’ değil, ‘KOBİ’ler yeterince değer üretebiliyor mu’ olmalı. Bu veriler, ‘çok iş, az değer’ ürettiğimizi gösteriyor. İhracatta da benzer bir tablo var. Toplam ihracatın yalnızca %29,6’sı KOBİ’lerden geliyor. Özellikle son yıllarda yaşanan nakit akışı ve finansman sorunları, üretimi, katma değeri, yerel ekonomiyi ve neticede ülke ekonomisini etkiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“Asıl açık verimlilikte”</strong></p>
<p>Kaynakların üretken firmalara yeterince akmamasının verimlilik sorununa yol açtığını belirten Sönmez, “KOBİ sayının yüksek olması Türk ekonomisinin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Küresel zincirlere entegre büyük ihracatçılarımız, ortalama bir yurt içi firmaya kıyasla dört kat fazla istihdam sağlıyor ve çalışan başına iki kat daha üretken. Çalışan başına katma değer mikro ölçekte 175 bin TL iken orta ölçekte 969 bin TL’ye yani 5,5 katına çıkıyor. Bu da dinamik, kurumsallaşmış orta ölçekli firma katmanımızın yeterince kalın olmadığına işaret ediyor ve iktisatta ‘kayıp orta’ olarak tanımlanan sorunu yaşamamıza yol açıyor. Orta katmanın kalınlaşmamasının başlıca nedenlerini kayıt dışılığın sürmesi, finansal okuryazarlığın sınırlı kalması ve şeffaf bilanço hazırlama becerisinin eksikliği olarak sıralayabiliriz. Birçok KOBİ, finansal sistemin gözünde ‘riskli’ kategoride. Kurumsallaşma eksikliği hem banka kredisine hem de sermaye piyasalarına erişimi daraltıyor; bu da ölçeğe geçişi ‘finanse edilemez’ kılıyor. Verimlilik açığını kapatmanın yolu işletmeleri ölçek olarak büyütmekten geçiyor” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil”</strong></p>
<p>Kısa vadeli kredilerin yatırımları ve buna bağlı olarak verimliliği baltaladığını söyleyen Sönmez şöyle devam etti; “Politika faizi %37 düzeyinde, ticari kredi faizleri ise %45-55 bandında seyrediyor. Bu maliyetle kredi çekip üretim yapmak matematik olarak mümkün değil. Krediye erişim teknik olarak mümkün olsa da kullanılamıyor. Vadeler ise 36 ayda kalınca yatırım yerine günü kurtarmak için kullanılıyor. Bunun yanında bir de teminat meselesi var. Siparişe, ihracat potansiyeline, düzenli fatura akışına ve taşınır varlıklara dayalı KOBİ’ler, bilançosu büyük şirketler kadar güçlü olmadığı için sistemin dışında kalıyor. Bunun sonucunu konkordato başvuruları ve kapanan şirket sayılarında da görüyoruz. Kapanan her işletmeyle birlikte yılların ürettiği üretim bilgisi, tedarik ağı ve nitelikli iş gücü de kayboluyor.”</p>
<p><strong>“Para tek başına yeterli değil”</strong></p>
<p>KOBİ’lerin %78,8’inin düşük teknoloji sınıfında üretim yaptığını, yüksek teknolojide üretim yapan KOBİ oranının %1 civarında seyrettiğini hatırlatan Sönmez şunları söyledi; “KOBİ’lerin farkındalığı giderek artsa da öncelik nakit akışını yönetmek olunca, dijital ve yeşil dönüşüm yatırımları ‘gerekli ama ertelenebilir’ görülüyor; ertelendikçe de rekabetçilik açığı büyüyor. Yapay zeka çoğu işletmede deneme düzeyinde kalırken en büyük eksiklikler strateji, insan kaynağı, veri altyapısı ve finansman. Yani para tek başına verimlilik makasını kapatmıyor. Paranın kurumsallaşmaya, beceriye ve teknolojiye dönüşebilmesi gerekiyor.”</p>
<p>Benzer durumun ihracat için de geçerli olduğunu belirten Sönmez, “İhracatçı KOBİ sayısını artırmanın yolu, ihracata başlama eşiğini düşürmekten geçiyor. Çünkü bugün birçok işletme kaliteli ürün üretiyor ama pazar bilgisine, alıcı bağlantılarına, sertifikasyona, lojistiğe veya finansmana erişemediği için başlayamıyor. Bu kapsamda önerimiz, Eximbank, KGF ve Nefes Kredisi gibi mekanizmaların KOBİ ölçeğine uygun tasarlanması. Ayrıca siparişe, fatura akışına ve ihracat performansına dayalı finansman modelleri ve fuar desteğinin yanına hedef ülke analizi, alıcı bulma, dijital pazarlama, e-ihracat, sertifikasyon ve regülasyon uyumu desteği de eklenmeli” dedi.</p>
<p><strong>5 maddelik finansman reçetesi</strong></p>
<p>KOSGEB, KGF ve Merkez Bankası tarafında atılan adımların yönünün doğru olduğunu ancak bunların yetersiz kaldığını ifade eden Sönmez, “TÜRKONFED olarak beş başlıktan oluşan somut bir finansman reçetesi öneriyoruz: İlki, kredi mekanizmaları çeşitlendirilmeli ve KGF ile kalkınma bankaları daha aktif rol üstlenmeli. İkincisi, teminat yapısı esnetilerek sipariş, alacak ve ihracat potansiyeli gibi geleceğe dönük varlıklar kabul edilmeli. Üçüncüsü, finansal okuryazarlık ve kurumsallaşma desteği verilmeli. Dördüncüsü makroekonomik öngörülebilirlik. Son olarak, Anadolu ile büyük şehir arasındaki erişim farkını gözeten, sadeleştirilmiş bölgesel programlar uygulanmalı. Bunlara ek olarak üyelerimizden, kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde kritik bir talep alıyoruz. İhracat yapan, istihdam yaratan firma ile spekülatif kredi kullanımı aynı kefeye konulmamalı” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır”</strong></p>
<p>“Önümüzdeki on yılın politika çerçevesini, KOBİ’yi yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçiş belirleyecek.” diyen Sönmez, sözlerini şöyle tamamladı; “TÜRKONFED olarak bunun ön koşulunu; makroekonomik öngörülebilirlik, iş dünyasına acil nefes alanı ve hukuk güvenliğinde görüyoruz. Dünya Bankası’nın da vurguladığı gibi sanayi politikası tek başına makro istikrarın ve kurumsal güvenin yerini tutmaz. Kriz geçici olabilir, güven kaybı kalıcıdır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkonfedden-kobiler-icin-5-maddelik-finansman-recetesi-82013</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/3/1280x720/suleyman-sonmez-1782568050.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, Dünya KOBİ Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, “KOBİ sayısının yüksek olması ekonomimizin gücüdür ama o çoğunluğun verimli olmaması büyük bir kırılganlık yaratıyor. Bu nedenle KOBİ’leri yaşatma ekonomisinden büyütme ekonomisine geçmeliyiz.” dedi. 5 maddelik finansman reçetesi paylaşan Sönmez, KOBİ’lerin kredi büyüme sınırlarının sektörel olarak yeniden kalibre edilmesi yönünde taleplerinin olduğunu da dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-kazandirani-doviz-82009</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu hafta borsa ve altın düştü, döviz yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,13 altında 14.274,02 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 14.147,05 puanı, en yüksek 14.871,49 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 1,50 değer kaybıyla 20.811,92 puana, sanayi endeksi yüzde 1,82 gerilemeyle 17.858,68 puana, hizmetler endeksi yüzde 2,32 düşüşle 12.773,59 puana ve teknoloji endeksi yüzde 6,36 azalışla 47.208,29 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 32,41 ile Balsu Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Balsu Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ'yi yüzde 8,28 ile Destek Finans Faktoring AŞ ve yüzde 7,94 ile Efor Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 21,97 ile Ral Yatırım Holding, yüzde 18,03 ile Hektaş ve yüzde 15,26 ile Mia Teknoloji oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 648 milyar 440 milyon lirayla ASELSAN, 581 milyar 280 milyon lirayla Garanti BBVA ve 545 milyar 100 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altının düşüşü devam ediyor</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 1,63 azalışla 6 bin 97 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,62 düşüşle 41 bin 98 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftadaki kapanışının yüzde 1,63 altında 10 bin 212 liraya indi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,39 artarak 46,6280 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 0,06 artışla 53,3080 liraya yükseldi.</p>
<p>Geçen hafta 61,4490 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,46 artışla 61,7330 liraya çıktı.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,49 değer kazanarak 57,8450 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-kazandirani-doviz-82009</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/euro-dolar-doviz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 3,13 değer kaybıyla tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 1,63, cumhuriyet altını yüzde 1,62, çeyrek altın yüzde 1,63 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,39, euronun yüzde 0,06, İngiliz sterlininin de yüzde 0,46 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenmis-urunlere-14-gunluk-cayma-hakki-82008</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenmiş ürünlere 14 günlük cayma hakkı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yenilenmiş ürünler için 14 günlük şartsız cayma hakkı tanındı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "Yenilenmiş Ürünler Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yönetmelikle, kullanılmış malların yenilenmiş olarak tekrar satışa sunulmasına ilişkin uygulama usul ve esasları düzenlendi.</p>
<p>Bakanlıktan düzenleme hakkında yapılan açıklamada, ikinci el piyasasında alışverişe konu olan teknolojik ürünlerin belirli standartlar çerçevesinde yenilenerek garantili olarak tekrar satışa sunulmasını sağlayan yenilenmiş ürün ekosisteminin etkinliğini artırmak için yeni düzenlemelerin hayata geçirildiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, düzenlemelerle, cep telefonundan bilgisayara, akıllı saatten oyun konsoluna kadar tüketicilerin yoğun ilgi gösterdiği ikinci el teknolojik ürünlerin garantili şekilde yenilenerek ekonomiye yeniden kazandırılması süreçlerinin daha hızlı, şeffaf ve güvenli hale getirilmesinin amaçlandığı bildirildi.</p>
<p>Hem internetten hem de mağazadan satın alınan ürünler için cayma hakkının getirildiği kaydedilen açıklamada, "Yeni düzenlemeyle yalnızca internet alışverişlerinde değil, fiziki olarak mağazalardan satın alınan yenilenmiş ürünlerde de tüketiciler 14 gün içinde hiçbir gerekçe göstermeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahip olacaktır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>YÜBİS ile dijital sicil kaydı oluşturulacak</strong></p>
<p>Açıklamada, Yenilenmiş Ürün Bilgi Sistemi (YÜBİS) ile her cihaz için dijital bir sicil kaydı oluşturulacağı, hangi parçaların değiştirildiği ve hangi işlemlerin yapıldığının erişime sunulacağı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Kayıp, kaçak ve çalıntı ürün sorgusu kayıtları, ilgili yenileme merkezi ve bu merkezler adına işlem yapan tüm işletmelerin bilgileri ve YÜBİS üzerinden ulaşılabilir ürün sertifikaları, tüketicilerin erişimine sunulmaktadır. Mevcut düzenlemede cep telefonları, tabletler, akıllı saatler, oyun konsolları ve modemler yenileme kapsamında yer almaktaydı. Yeni yönetmelikle televizyonlar da kapsama dahil edilerek tüketici güvencesi daha geniş bir ürün yelpazesine yayılmaktadır. Yenileme merkezleri için asgari sermaye şartı 30 milyon liradan 100 milyon liraya yükseltilmiştir. Yönetmelik hükümlerine aykırı davranan işletmelere idari yaptırım uygulanacaktır. Tüketicinin sağlığını, güvenliğini veya ekonomik çıkarlarını zedeleyen merkezlerin yetki belgeleri, kurulan komisyon tarafından askıya alınabilecek ya da iptal edilebilecektir. Belgesi iptal edilen yenileme merkezlerine 1 yıl boyunca yeni belge verilmeyecektir."</p>
<p>Açıklamada, yenilenmiş cep telefonları için taksit avantajı getirildiği, yenileme merkezleri ve bunlara bağlı yetkili satıcılarca satılan yenilenmiş cep telefonlarında KDV oranının yüzde 1'e düşürüldüğü anımsatıldı.</p>
<p>Düzenlemeyle bu uygulamalarda yaşanabilecek suistimallerin önüne geçilmesine katkı sağlanacağı bildirilen açıklamada, bu doğrultuda elektronik doğrulama, kayıt ve kontrol mekanizmalarının geliştirildiği ifade edildi.</p>
<p><strong>Bugüne kadar 1,6 milyon ürün yenilendi</strong></p>
<p>Açıklamada, bugüne kadar yaklaşık 1,6 milyon ürünün yenilenerek tekrar piyasaya kazandırıldığının bilgisi verilerek, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Söz konusu sistemin, elektronik atıkların azalması, döngüsel ekonominin güçlendirilmesi, israfın ve çevreye verilen zararın önlenmesi suretiyle ülke ekonomisine katkı sağladığı bilinmektedir. Yapılan yeni düzenlemelerle ekosistemin olumlu etkilerinin artarak devam edeceği değerlendirilmektedir. Bakanlık olarak bu yönetmelikle hem çevre dostu ve sürdürülebilir tüketim alışkanlıklarını teşvik etmeyi hem de tüketicilerin ikinci el pazarında mağdur olmasının önüne geçilerek güvenli alışveriş ortamı oluşturulması hedeflenmektedir."</p>
<p>Öte yandan yönetmelik, 1 Ağustos'ta yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenmis-urunlere-14-gunluk-cayma-hakki-82008</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/7/1280x720/kumanda-televizyon-ekran-1766982836.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, yenilenmiş ürün alışverişlerine 14 günlük cayma hakkı getirildiğini, ürün yenileme kapsamına televizyonların da dahil edildiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mali-suclarda-turk-uyruklu-olmayan-kisilerin-kimlik-tespiti-uzaktan-yapilabilecek-82007</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mali suçlarda Türk uyruklu olmayan kişilerin kimlik tespiti uzaktan yapılabilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>​​​​​​​Hazine ve Maliye Bakanlığının Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'i Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yürürlüğe giren tebliğ, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında müşteri kimliğinin doğrulanması amacıyla kullanılacak uzaktan kimlik tespiti yöntemlerine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.</p>
<p>Buna göre, yükümlü kuruluşlar, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin uzaktan kimlik tespitini Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının (ICAO) standardına uygun, yakın alan iletişimi özelliği olan pasaportla yapabilecek.</p>
<p>Uzaktan kimlik tespiti, pasaportla uzaktan kimlik tespiti konusunda özel olarak eğitim verilmiş personel tarafından görüntülü görüşme yoluyla gerçekleştirilecek.</p>
<p>Müşterinin bilgileri, pasaportun yongasında yer alan kimlik bilgilerinin pasaport üzerinde yer alan bilgilerle eşleştiği yakın alan iletişimi kullanılarak doğrulanacak. Bu doğrulamanın yapılamaması halinde uzaktan kimlik tespiti yoluyla iş ilişkisi tesis edilemeyecek.</p>
<p>Görüntülü görüşme sürecinde kişiyi ve kişi tarafından sunulan pasaport üzerindeki bilgileri gösteren görüntüler alınacak.</p>
<p><strong>Adres teyidi yapılmadan para transferi ve nakit çekim yapılamayacak</strong></p>
<p>Uzaktan kimlik tespiti kapsamında alınan adres bilgisinin, yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz gibi adres temelli abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya ilgili ülkenin kamuya açık veri tabanları üzerinden risk bazlı yaklaşım çerçevesinde en geç üç ay içerisinde teyit edilmesi zorunlu olacak. Adres teyidi yapılmadan para transferi ve nakit çekim yapılamayacak.</p>
<p>Müşteri kabulü yapacak yükümlüler, risklerin tanımlanması, derecelendirilmesi, izlenmesi ve azaltılmasına yönelik gerekli tedbirleri alacak.</p>
<p>Yükümlüler, riskli olarak belirledikleri ülkelerin vatandaşlarını pasaportla uzaktan kimlik tespiti yöntemiyle müşteri olarak kabul edemeyecek.</p>
<p>Öte yandan, müşteri kabulüne başlanmasından itibaren bir ay içerisinde bu kapsamda alınan tedbirler, oluşturulan prosedür ve rehberler hakkında MASAK tarafına bildirim yapılacak.</p>
<p>Pasaportla kimlik tespiti yapılan kişinin Türk vatandaşlığını kazandığının veya Türkiye Cumhuriyeti kanunları uyarınca kendisine vergi mükellefiyeti tesis edildiğinin anlaşılması halinde kendisine tanımlanan kimlik kartının bir örneği veya vergi kimlik numarası elektronik ortamda alınarak müşteri bilgileriyle ilişkilendirilecek.</p>
<p>Kimlik bilgilerinin doğrulanması amacıyla, müşterinin kimlik bilgileriyle uyumlu yurt içinde veya dışında mukim bir banka hesabından ya da banka veya kredi kartından para transferi yapılması zorunlu olacak.</p>
<p>Müşteri tarafından açılan hesaba, sadece kişinin yurt dışında kendi adına açılmış banka hesaplarından para gönderimi gerçekleştirilirken, açılan bu hesaptan yurt dışına para çıkışı sadece söz konusu kişi adına açılmış banka hesaplarına yapılacak.</p>
<p>Müşteri kabul edilenlere ilişkin istatistiki bilgiler takvim yılı esas alınarak her üç aylık dönemin son ayında MASAK'a gönderilecek.​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mali-suclarda-turk-uyruklu-olmayan-kisilerin-kimlik-tespiti-uzaktan-yapilabilecek-82007</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişiklikle, suç gelirleriyle mücadele kapsamında yükümlü kuruluşlar, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitini uzaktan gerçekleştirebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/s-arabistanla-yapilan-anlasma-resmi-gazetede-82004</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> S. Arabistan&#039;la yapılan anlaşma Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Suudi Arabistan ile imzalanan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan anlaşma Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Şubat 2026'da Riyad'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma"nın onaylanmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yer aldı.</p>
<p>Hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülen kanun, bugün yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/s-arabistanla-yapilan-anlasma-resmi-gazetede-82004</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yenilenebilir enerji santrali projeleriyle ilgili anlaşma Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-cinsiyet-esitligine-daha-cok-odaklanan-ilk-15e-girdi-isbirligi-cagrisi-yapti-81996</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünyada ‘cinsiyet eşitliğine daha çok odaklanan’ ilk 15’e girdi, işbirliği çağrısı yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SABANCI </strong>Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı, Sakıp Sabancı Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Güler Sabancı, </strong>Vakfın OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) <strong>“Kalkınma İçin Filantropi” </strong>raporuna 3’üncü kez girdiğini öğrenince bir toplantı önerdi:</p>
<p>-          <strong>Gelin OECD Kalkınma İçin Çalışan Vakıflar Ağı (netFWD) ve Sabancı Vakfı, birlikte </strong>“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Finansmanında Filantropinin Stratejik Rolünün Güçlendirilmesi” <strong>başlıklı bir toplantı düzenleyelim, birlikte konuyu değerlendirelim.</strong></p>
<p>Sabancı Center’da gerçekleşen toplantıda <strong>“OECD Kalkınma İçin Filantropi 2026” </strong>raporunun sunumunu OECD Kalkınma Merkezi Politika Analisti <strong>Esme Stout </strong>yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Rapor kapsamında dünya genelinde 506 vakfın 2020-2023 yılları arasındaki bağışları analiz edildi.</strong></li>
<li><strong>Rapora göre, bu dönemde filantropi (hayırseverlik) finansmanı 68.2 milyar dolara ulaşarak resmi kalkınma yardımlarının yüzde 10’una ulaştı.</strong></li>
<li><strong>Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik filantropik fonlama ise 5.2 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu miktar kalkınma amaçlı tüm filantropi kaynaklarının yüzde 8’ini oluşturdu.</strong></li>
<li><strong>Kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını toplumsal cinsiyet eşitliğine dönük çalışmalara ayıran Sabancı Vakfı, bu alanda küresel ölçekte ilk 15 vakıf arasına girdi.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3f6bb266dcd-1782541234.jpg" alt="" width="700" height="461" /></strong><strong>“Gates Foundation”, “AVPN” </strong>ve <strong>“Girls Not Brides” </strong>gibi uluslararası kuruluşların temsilcilerinin katıldığı toplantıda konuşan <strong>Güler Sabancı, </strong>projelerini uluslararası normları ve ölçümleri göz önüne alarak tasarladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>OECD’nin son raporunda da bunun sonuçlarını görüyoruz. OECD raporları, yüzlerce hayırsever kuruluşun verilerinden beslenerek filantropinin nerede ve nasıl fark yaratabileceğini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.</strong></p>
<p>Filantropinin gerçek etkisinin veriye dayalı öğrenme ve güçlü işbirlikleriyle mümkün olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle veri üretimini son derece kritik görüyoruz. Çünkü, ölçemediğimiz veriyi geliştirmemiz de mümkün değildir.</strong></p>
<p>OECD’nin 2019 yılında yayınladığı <strong>“Cinsiyet Eşitliği İçin Filantropi” </strong>raporuna uzandı:</p>
<p>-          <strong>2019 yılındaki raporda Sabancı Vakfı’nın bu alana odaklanan dünya çapındaki en etkili 7 vakıftan biri olarak gösterilmişti. Bu yılki ile birlikte Sabancı Vakfı, OECD raporunda 3’üncü kez yer alıyor.</strong></p>
<p>Bu durumu şöyle yorumladı:</p>
<p>-          <strong>OECD raporunda 3’üncü kez yer almamız, </strong>“Cinsiyet Eşitliği” <strong>konusuna 20 yıldır odaklanarak kararlılıkla, hedeften de şaşmadan çalışmamızın somut bir göstergesidir.</strong></p>
<p>Babaannesi <strong>Sadıka Sabancı</strong>’nın tüm mal varlığını bağışlayarak Sabancı Vakfı’nın kuruluşu için önemli adım attığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bugün OECD raporlarında 3 yıldır yer alıyorsak bunun arkasında şeffaflık var, kanıtlara dayalı çalışma var. Her zaman toplumsal cinsiyet eşitliği, stratejik önceliklerimizden biri oldu. Çünkü biz bunu kritik bir itici güç olarak görüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Güler Sabancı, </strong>hayırseverliğin bugün her zamankinden daha önemli olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Hayırseverliğin geleceği işbirliğine dayanıyor. Artık hiç kimse tek başına toplumsal, küresel sorunlarla başa çıkamaz. Bu yüzden çok koordinasyon lazım. Bu en çok da toplumsal cinsiyet eşitliği için gerekiyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin çok uzun yıllara dayanan hayırseverlik geleneğine sahip olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Ülkem OECD raporlarında fakir görünmüyor ama tek başına bu sorunlarla başa çıkmak için de yeterince zengin değil. Bu yüzden uluslararası kapasitenin işbirliği bizim için çok önemli.</strong></p>
<p>Dünyada <strong>“hayırseverlik cirosu”</strong>nun 68.2 milyar dolara çıkması, <strong>“toplumsal cinsiyet eşitliği”</strong>ne 5.2 milyar dolar harcanabilir noktaya gelmesi önemli aşamaya ulaşıldığını gösteriyor…</p>
<p>Sabancı Vakfı’nın da <strong>“toplumsal cinsiyet eşitliği”</strong>ne dönük istikrarlı çalışmalarıyla OECD raporlarına girmesi, yapılan işin dünyada da dikkati çekmesi açısından önem taşıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hayırseverler dünyada kalkınma finansmanında önemli rol üstleniyor</span></h2>
<p><strong>OECD </strong>İstanbul Merkezi Direktörü <strong>Achraf Bouali, </strong>Sabancı Vakfı ile ortaklaşa düzenledikleri toplantıda resmi kalkınma yardımlarının giderek kısıtlandığına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Böyle bir dönemde filantropi (hayırseverlik) kalkınmanın finansmanında daha önemli bir rol üstleniyor. Çünkü, 2025 yılında resmi kalkınma yardımlarında yüzde 9-17 kesinti öngörülmüştü.</strong></p>
<p><strong>“OECD Filantropi Merkezi” </strong>aracılığıyla fikirleri, veriyi ve ortaklıkları küresel ölçekte bir araya getirerek daha yüksek etkiyi desteklediklerini vurguladı:</p>
<p>-           <strong>OECD’nin ilk bölgeler arası merkezi olan İstanbul Merkezi ise ortak küresel meseleleri ele alıyor ve farklı bölgeler arasında işbirliğini güçlendiriyor. Haziran 2022’den buyana İstanbul’un kendisi gibi Kuzey ile Güney, Doğu ile Batı arasında köprü işlevi görüyor.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-cinsiyet-esitligine-daha-cok-odaklanan-ilk-15e-girdi-isbirligi-cagrisi-yapti-81996</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/6/1280x720/67-1782541213.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyada ‘cinsiyet eşitliğine daha çok odaklanan’ ilk 15’e girdi, işbirliği çağrısı yaptı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yavas-karar-alma-sureci-ekonomik-buyumeye-engel-81991</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 08:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yavaş karar alma süreci, ekonomik büyümeye engel</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası ticari alacak sigortası ve risk yönetimi şirketi Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş lideriyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre katılımcıların %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirketler artık yalnızca riskten kaçınmaya çalışmıyor; daha hızlı karar almayı öğrenmek zorunda kalıyor. Riskin giderek karar alma ve büyümenin itici gücüne dönüştüğü bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Uzun yıllar boyunca dış unsurlardan biri olarak görülen risk, artık büyük ölçüde şirket içi bir konu haline gelmiş durumda. Pek çok kuruluşta karar alma süreçleri, satış ekipleri ile risk yönetimi fonksiyonları arasında süren gerilimlerin yanı sıra mevcut verilerin etkin şekilde kullanılamaması nedeniyle yavaşlıyor. Kuruluşların yaklaşık onda altısı (%59), risk ekiplerinden gelen geri bildirimlerin aşırı temkinli ya da piyasa gerçeklerinden uzak olarak algılandığını düşünüyor. Bu durum güvensizliği artırırken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Bu dinamik gerçek bir kısır döngü yaratıyor.</p>
<p>Şirketlerin %52’si pazarlar arasında verilerin parçalı olduğunu bildirirken, bütünleşik veri eksikliği nedeniyle kararlar daha çok kişisel değerlendirmelere dayanıyor. Bu da temkinli yaklaşımı güçlendirerek karar alma süreçlerini daha da yavaşlatıyor. Bu kararsızlığın bir bölümü, riske karşı hâlâ savunmacı bir yaklaşım benimsenmesinden kaynaklanıyor. Yöneticilerin yarısı (%50), fırsatların belirli bir çerçeve içinde değerlendirilebileceği durumlarda bile “evet” oluşturmanın yerine “hayır” demenin daha güvenli olduğuna inanıyor. Ancak beklentiler hızla değişiyor. Bugün karar vericilerin yalnızca %24’ü risk ekiplerini gerçek bir büyüme ortağı olarak görürken, %44’ü önümüzdeki üç ila beş yıl içinde bu rolü üstleneceklerini öngörüyor. Değişimin yönü net: En başarılı şirketler, kontrol odaklı bir anlayışın ötesine geçerek riski karar alma sürecinin en başından itibaren dahil eden ve “güvenli bir evet” yaklaşımını mümkün kılan şirketler olacak.</p>
<h2>Dönüşüme öncülük edenler </h2>
<p>Şirketlerin yalnızca küçük bir bölümü (araştırmaya katılan şirketlerin %12,6’sı) bugün tamamen büyüme odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Araştırmada “Büyüme Avantajı Liderleri” olarak tanımlanan bu şirketler, uyguladıkları somut yöntemlerle öne çıkıyor. Bu sayede belirsizlikleri daha hızlı uygulanabilir kararlara dönüştürebiliyor ve diğer kuruluşların kaçırdığı fırsatları değerlendirebiliyorlar. Bu şirketlerin %70’i risk ekiplerini karar alma sürecinin en erken aşamalarından itibaren sürece dahil ediyor. Araştırma ortalaması ise %58 seviyesinde. Daha yüksek bir oranı riski rekabet avantajı olarak görüyor (%29’a karşı %19). Tartışma ve yapıcı sorgulamayı teşvik eden bir kurum kültürü oluşturuyorlar (%38’e karşı %23).</p>
<h2>Veri ve yapay zekâ belirleyici oluyor </h2>
<p>Bu ortamda veri, performansın temel belirleyicilerinden biri haline geliyor. Ancak şirketlerin yalnızca %20’si farklı pazarlarda tutarlı verilere sahip olduğunu belirtiyor. Bu durum şirketlerin karşılaştırma yapma ve öngörü geliştirme yeteneklerini sınırlandırıyor. Bu kısıtlar karşısında beklentiler hızla değişiyor. Amaç, kontrol mekanizmalarından ödün vermeden belirsizliği azaltmak ve karar alma süreçlerini hızlandırmak. Yöneticilerin %59’u risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlanmasını istiyor. %54’ü yapay zekâ destekli risk analizi çözümlerinin kullanımının hızlandırılmasını talep ediyor.</p>
<h2>Dış iş ortaklarının rolü </h2>
<p>Şirketler artık iş ortaklarından yalnızca risk koruması sağlamalarını beklemiyor. %77’si pazar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizlerden yararlanmak istiyor. %71’i ise daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için iş ortaklarının kendilerine güven vermesini bekliyor. Daha genel bir çerçevede, karar vericilerin %65’i dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirerek daha cesur iş kararlarının alınmasını mümkün kılması gerektiğini düşünüyor. Bu yeni dönemde risk yönetimi profesyonellerinden, belirsizliği daha kolay uygulanabilir kararlara dönüştürebilen gerçek karar alma ortakları olmaları bekleniyor.</p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface CEO’su Xavier Durand şu ifadelere yer veriyor: “Şirketler için asıl zorluk artık riskten kaçınmak değil, belirsizliği bilgiye dayalı kararlara dönüştürmeyi bilmektir. Bunun için de veri gerekir. Bilgiyi toplama, analiz etme ve öngörüye dönüştürme yeteneği; daha erken, daha hızlı ve daha güvenli şekilde ‘evet’ diyebilmenin merkezinde yer alıyor. En başarılı şirketler daha az risk alanlar değil, karar vermek için en güçlü bilgi ve öngörüye sahip olanlardır.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ARAŞTIRMADA ÖNE ÇIKAN SONUÇLAR</span></h2>
<p>- Şirketlerin %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. </p>
<p>- Karar vericilerin %62’si ticari büyüme hedefleri ile risk disiplini arasında hâlâ temel bir çelişki bulunduğuna inanıyor. </p>
<p>- Katılımcıların %44’ü risk ve finans ekiplerinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde stratejik büyüme ortaklarına dönüşeceğini düşünüyor. </p>
<p>- %77’si daha proaktif kararlar alabilmek için dış iş ortaklarından öngörüye dayalı analizler bekliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yavas-karar-alma-sureci-ekonomik-buyumeye-engel-81991</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belirsizlik ortamında işletmelerin büyümesinin önündeki temel engeller artık yalnızca pazar koşulları değil, aynı zamanda şirketlerin karar alma hızı ve kabiliyeti olarak gösteriliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ykb-seker-2025te-en-cok-doviz-girdisi-saglayan-sirket-olduk-82002</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY YKB Murat Şeker: 2025&#039;te en çok döviz girdisi sağlayan şirket olduk</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 33. Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni'nde THY'nin "2025 Yılı Hizmet Sektör Şampiyonu" olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Şeker, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ticaret Bakanlığı himayelerinde, TİM tarafından düzenlenen "İhracatın Şampiyonları" ödül töreninde ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden aldıklarını belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin ihracat başarısına sundukları katkının bir kez daha takdir görmesinin THY ailesi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu kaydeden Şeker, "Türk Hava Yolları olarak yaşanan küresel zorluklara ve öngörülemez ekonomik gelişmelere rağmen 2025 yılında kaydettiğimiz finansal başarıyla, ülkemizin hizmet ihracatındaki lider konumunu koruyarak, Türkiye ekonomisine katma değer üretmeye ve ihracatını geliştirmeye devam ettik. 2025 yılında toplam 24,1 milyar dolar gelir elde ederken, ülkemize en çok döviz girdisi sağlayan şirket olduk." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şeker, bu anlamlı törende, iştirakleri SunExpress ve AJet'in de hizmet ihracatı kategorisinde Türkiye'nin ilk 10 şampiyonu arasında yer almasının, ülkenin havacılık sektörü adına gurur verici bir başarı olduğunu kaydetti.</p>
<p>İştirakleriyle birlikte elde ettikleri bu başarının, Türkiye'nin hizmet ihracatına sundukları katkının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Şeker, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>"Türkiye'nin 2028 yılı için belirlediği 375 milyar dolarlık mal ve 200 milyar dolarlık hizmet ihracatı hedeflerine ulaşma yolculuğunda üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle çalışmayı sürdürecek, bayrak taşıyıcı markamızın küresel gücünü ülkemize katkı sağlayacak şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz. Başta, ülkemizin ihracat yolculuğuna vizyonuyla yön veren Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere tüm Bakanlarımıza teşekkür ediyor, markamızın ve Türkiye'nin küresel başarı hikayesini yazan tüm çalışma arkadaşlarımı ve ihracatçılarımızı gönülden kutluyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ykb-seker-2025te-en-cok-doviz-girdisi-saglayan-sirket-olduk-82002</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/2/1280x720/36-1782545266.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY&#039;nin &quot;2025 Yılı Hizmet Sektör Şampiyonu&quot; olması hakkında değerlendirme yapan THY Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker, &quot;Türk Hava Yolları olarak yaşanan küresel zorluklara ve öngörülemez ekonomik gelişmelere rağmen 2025 yılında kaydettiğimiz finansal başarıyla, ülkemizin hizmet ihracatındaki lider konumunu koruyarak, Türkiye ekonomisine katma değer üretmeye ve ihracatını geliştirmeye devam ettik. 2025 yılında toplam 24,1 milyar dolar gelir elde ederken, ülkemize en çok döviz girdisi sağlayan şirket olduk.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-kredide-cahit-erdogan-gorevinden-ayriliyor-82001</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;de Cahit Erdoğan görevinden ayrılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi Ticari ve KOBİ Bankacılığı Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan görevinden ayrılma kararı aldı. </p>
<p>Banka açıklamasına göre, kendi isteğiyle görevinden ayrılacak olan Erdoğan'ın yerine yapılacak atama, gelecek günlerde kamuoyuna duyurulacak.</p>
<p>Yapı Kredi CEO'su Gökhan Erün, konu hakkında yaptığı açıklamada, "2009 yılında Yapı Kredi ailesine katılan Cahit Erdoğan, farklı alanlarda üstlendiği liderlik görevleriyle bankamızın dijitalleşme yolculuğuna, operasyonel mükemmeliyet kültürünün güçlenmesine ve ticari bankacılığın gelişimine değerli katkılar sundu. Geleceğe yön veren dönüşüm projelerimizde de önemli rol üstlendi. Bugüne kadar gösterdiği örnek liderlik ve değerli yol arkadaşlığı için kendisine içtenlikle teşekkür ediyor, kariyerinin yeni döneminde sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-kredide-cahit-erdogan-gorevinden-ayriliyor-82001</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/cahit-erdogan-1782544678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı Kredi Ticari ve KOBİ Bankacılığı Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan&#039;ın görevinden ayrılacağı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/zorlu-grubundan-finansal-yeniden-yapilandirma-basvurusu-81997</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zorlu&#039;dan &#039;Finansal Yeniden Yapılandırma&#039; başvurusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Zorlu Grubu, Vestel Grubu ve Tekstil Grubu şirketleri için Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) başvurusunda bulunulduğunu duyurdu. </p>
<p>Açıklamada, "Zorlu Grubu’nun uzun vadeli değer yaratma stratejisi doğrultusunda; Vestel Grubu ve Tekstil Grubu şirketlerinin mevcut kredilerinin geri ödeme planı ve vade yapısının, faaliyetlerden sağlanan nakit akışıyla daha uyumlu hale getirilmesi amacıyla Finansal Yeniden Yapılandırma başvurusunda bulunulmuştur." denildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, kredi kuruluşlarıyla mutabık kalınarak bankacılık mevzuatı kapsamında yapılan başvuruyla; işletme sermayesinin kuvvetlenmesi, vadesi yaklaşan kredi borçlarının geri ödeme süresinin uzatılması, kredi maliyetlerinin dengelenmesi ve alınan karlılık artırıcı önlemlerle operasyonel esnekliğin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Konuyla ilgili önemli gelişmelerin kamuoyu ile paylaşılmaya devam edeceği belirtildi.</p>
<p>Süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, “Dengeli portföy yapımız, güçlü operasyonel kabiliyetlerimiz ve disiplinli yaklaşımımızla bu dönemi sağlam bir temel üzerinde yönetiyoruz. Küresel ölçekte ekonomik ve jeopolitik dinamiklerin yeniden şekillendiği, makroekonomik ölçekte dalgalanmalar yaşadığımız bir ortamda, operasyonel esneklik ve güçlü bilanço yapısı finansal dayanıklılık için her zamankinden daha belirleyici hale geliyor. Savaşlara bağlı emtia fiyat dalgalanmaları, tedarik zincirindeki aksamalar, ana ihracat pazarımız Avrupa’daki durgunluk ve Çinli firmaların Avrupa pazarındaki güçlü yayılımının belirleyici olduğu makroekonomik konjonktürde attığımız bu adım; finansal yükümlülüklerimizin vade yapısını nakit akışımız ile uyumlu hale getirerek, bilanço yapımızı daha sağlıklı bir zemine taşımayı, verimlilik artışıyla maliyetleri dengelemeyi hedefliyor. Bu süreç daha sağlıklı bir finansal yapı oluşturmak ve operasyonlarımızı daha da kuvvetlendirmek için atılmış planlı bir adımdır. Enerji ve gayrimenkulde güçlü performansımızı sürdürürken, sanayi tarafında verimlilik, maliyet kontrolü ve teknoloji odaklı uygulamalarla operasyonel yapımızı geliştirmeye devam ediyoruz. Grup olarak köklü markalarımız, geniş coğrafyaya yayılan faaliyetlerimiz ve dengeli faaliyet portföyümüz sayesinde, bu süreci kontrollü şekilde yönetecek kapasiteye sahibiz.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>"İhracatta sağlam bir konumumuz bulunuyor"</strong></p>
<p>Ahmet Zorlu, Grup faaliyetlerine ilişkin değerlendirmesinde ise, “Faaliyetlerimize bütüncül olarak baktığımızda, farklı sektörlere yayılan faaliyet portföyümüzün bu tür dönemlerde önemli bir denge unsuru olduğunu görüyoruz. Enerji tarafında tamamen yenilenebilir kaynaklara dayalı portföyümüzle güçlü bir performans sergiliyoruz. Yeni yatırımlar ve mevcut santrallerdeki verimlilik artışıyla bu alandaki konumumuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Vestel tarafında faaliyetlerimizi sürdürürken, küresel pazardaki rekabet koşullarını yakından takip ediyor, verimlilik ve teknoloji yatırımlarıyla rekabet gücümüzü korumaya odaklanıyoruz. 28 yıl üst üste sektöründe ihracat şampiyonu olarak ülke ekonomimizin temel dayanağı olan ihracatta sağlam bir konumumuz bulunuyor. Gayrimenkul alanında istikrarlı gelir üretmeyi sürdürüyoruz. Tüm bu alanlarda attığımız adımlar, uzun vadeli hedeflerimizi destekleyen disiplinli ve dengeli bir yaklaşımın yansımasıdır. Türkiye’nin lojistik avantajı, mühendislik ve AR-GE gücü sayesinde, şirketlerimiz bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de global ölçekte hissedilen bu konjonktürel dalgalanmadan güçlenerek çıkacaktır.” dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/zorlu-grubundan-finansal-yeniden-yapilandirma-basvurusu-81997</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/7/1280x720/ahmet-zorlu-1782542198.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zorlu Grubu, Vestel Grubu ve Tekstil Grubu şirketlerinin mevcut kredilerinin geri ödeme planı ve vade yapısının, faaliyetlerden sağlanan nakit akışıyla daha uyumlu hale getirilmesi amacıyla Finansal Yeniden Yapılandırma başvurusunda bulunulduğu duyuruldu. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, &quot;Savaşlara bağlı emtia fiyat dalgalanmaları, tedarik zincirindeki aksamalar, ana ihracat pazarımız Avrupa&#039;daki durgunluk ve Çinli firmaların Avrupa pazarındaki güçlü yayılımının belirleyici olduğu makroekonomik konjonktürde attığımız bu adım, finansal yükümlülüklerimizin vade yapısını nakit akışımızla uyumlu hale getirerek, bilanço yapımızı daha sağlıklı bir zemine taşımayı, verimlilik artışıyla maliyetleri dengelemeyi hedefliyor.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mustafa-gultepe-yeniden-tim-baskani-81994</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mustafa Gültepe yeniden TİM Başkanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanlığı görevine yeniden Mustafa Gültepe seçildi.</p>
<p>TİM'in seçimli 33. Olağan Genel Kurulu, Haliç Kongre Merkezi'nde gün boyunca gerçekleştirildi. Genel kurul kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve üst düzey katılımla TİM İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni de düzenlendi.</p>
<p>Genel kurul çerçevesinde yapılan seçime tek aday olarak katılan Mustafa Gültepe, geçerli oyların tamamını alarak ikinci kez TİM Başkanı seçildi.</p>
<p>Mustafa Gültepe, sonucun açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada güven ve destekleri için TİM delegelerine teşekkür etti.</p>
<p>Zorlu bir süreçten geçerken ihracat ailesinin gösterdiği birlik ve dayanışmanın çok anlamlı olduğunu vurgulayan Gültepe, "Küresel ve ulusal ölçekteki zorluklara rağmen ilk 4 yılın hepsinde hem mal hem de hizmet ihracatını artırmayı başardık. Yine bu dönemde gerçekleştirdiğimiz projelerle yapısal dönüşümün temellerini güçlendirdik. İkinci 4 yıl ise Türkiye'yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefine giden yolculukta hızlanma dönemi olacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Birlik ve dayanışma anlayışıyla çok verimli bir 4 yıl geçireceğiz"</strong></p>
<p>Mustafa Gültepe, sadece tonaj olarak ihracatı artırarak bu hedefe ulaşamayacaklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Katma değerli ihracat için yüksek teknolojiyi, AR-GE'yi, inovasyonu, tasarımı, markalaşmayı ve ikiz dönüşümü kaldıraç olarak kullanacağız. İkiz dönüşümü, küresel rekabette ülkemiz için avantaja dönüştüreceğiz. Her yıl düzenleyeceğimiz milli ihracat haftasında ekosistemin tüm paydaşlarını bir araya getirip Türkiye’nin üretim gücünü küresel vizyonla buluşturacağız. Rekabetçiliğimizi geri kazanmak için STK'lerle birlikte çalışıp ekonomi politikalarının belirlenmesine katkı sağlayacağız. TİM'e ve ihracat ailesine yakışır bir kongre merkezi inşa edeceğiz."</p>
<p>Gültepe, ihracat ailesindeki mevcut birlik ve dayanışma anlayışıyla çok verimli bir 4 yıl geçireceklerine inandığını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mustafa-gultepe-yeniden-tim-baskani-81994</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/4/1280x720/mustafa-gultepe-1782540626.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİM Başkanlığı görevine yeniden seçilen Mustafa Gültepe, &quot;Küresel ve ulusal ölçekteki zorluklara rağmen ilk 4 yılın hepsinde hem mal hem de hizmet ihracatını artırmayı başardık. Yine bu dönemde gerçekleştirdiğimiz projelerle yapısal dönüşümün temellerini güçlendirdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-reeskont-kredilerinin-gunluk-limitini-5-milyar-liraya-cikariyoruz-81993</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Reeskont kredilerinin günlük limitini 5 milyar liraya çıkarıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen TİM 33. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni'nde konuştu.</p>
<p>İhracat şampiyonları olarak ödül alacak firmaları ve sektör birincisi iş insanlarını tebrik eden Erdoğan, aktaracağı rakamların her kuruşunun nasıl kazanıldığını, hangi zorlu mücadelelerin verildiğini ancak bunun derdiyle dertlenenlerin bilebileceğini belirterek, ticaretten gelen biri olarak bu başarıların öyle kolay elde edilmediğini, azim, sabır, gayret, kabiliyet ve kararlılık gerektirdiğini çok iyi bildiğini dile getirdi.</p>
<p>Erdoğan, özellikle ihracatın artık sadece mal alıp başka bir yere satmanın ötesinde olduğuna işaret ederek, "Sizler, kimi zaman bir ihracatçı kimi zaman bir gönül elçisi kimi zaman da Türkiye'nin önüne çıkarılan engelleri aşmak için mücadele eden birer serdengeçti olarak ülkemizin yükünü omuzluyorsunuz. Bu vesileyle TİM Başkanı'na, yönetim kurulu üyelerine ve bugüne kadar TİM çatısı altında hizmet etmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Yol, dava ve kader arkadaşlarım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, bundan sonra da yanınızda olmayı sürdüreceğim." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'deki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisinin amacının dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmak olduğunu dile getiren Erdoğan, dünyanın en ücra köşelerinden en rekabetçi pazarlarına kadar üzerinde Türkiye mührü taşıyan her üründe bu devasa ailenin alın terinin, dinamizminin ve küresel vizyonunun bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğinin ortada olduğunu, karşılaştığı çeşitli güçlüklere rağmen nereden nereye geldiğini dünyayı takip eden, ufku ve gözleri açık herkesin görebildiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde 2025 yılında yüzde 3,6'lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 2,5 oranında büyüme kaydettik ve kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık. Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız, artık milli motivasyon kaynağımız haline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız, 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara çıktı. Küresel mal ihracatındaki payımız, binde 55'ten yüzde 1,04'e, hizmet ihracatımızdaki payımız da binde 89'dan yüzde 1,28'e ulaştı. İhracatta yakaladığımız ivme, hamdolsun 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor.</p>
<p>Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama oldu ama 22 Mayıs tarihinde günlük ihracatta 2,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek değerine ulaştık."</p>
<p><strong>"Yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatı 114,4 milyar doları buldu"</strong></p>
<p>Erdoğan Türkiye'nin ihracatındaki artışın sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da büyük bir gelişim gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Erdoğan, 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldiğini, yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatının ise 114,4 milyar doları bulduğunu dile getirdi.</p>
<p>Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatının ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından bugün aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik. Yani bir yılda yaptığımız ihracatı, hamdolsun, artık bir haftada yapıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, bu rakamların Türkiye'nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleştiğini ve bu payın daha da artırılmasını hedeflediklerini kaydetti.</p>
<p>Bir diğer gündemlerinin ihracatı ülke sathına yaymak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunda da hamdolsun önemli ilerlemeler kaydettik. Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz, 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. Daha fazla ilimizi ihracatta pay sahibi kılmak için çalışmalarımız sürüyor. Şunu bir defa herkesin bilmesini temenni ederim. Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, "Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz. Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek, ihracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkanlar geliştirerek, artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikayesini daha da ileriye taşıyacağız. İnşallah bunu da 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız." sözlerini sarf etti.</p>
<p><strong>"Notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır"</strong></p>
<p>Limanlardan kalkan gemilerin, sınırlardan çıkan tırların Türkiye'de üretilen ürünleri taşıması, kargo uçaklarının iş insanları için çalışması için üzerlerine düşeni yaptıklarını belirten Erdoğan, "İhracatçımız için yeri geldi kendi bürokrasimizi hızlandırdık, yeri geldi diğer ülkelerle müzakere ederek engelleri kaldırdık. Ne zaman bir devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelsem notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu mutlaka muhatabıyla masaya yatırdığını ve çözüm iradesinin ticaret yollarına yansıması için de arkadaşlarını görevlendirdiğini anlatarak, "Daha sonra da bu görevlerin takibini çok sıkı bir şekilde yaparım. Diğer ülke liderleri de bizim bu tutumumuzu bildikleri için iş insanlarımıza kapılarını açmış, Türk iş dünyasını bağırlarına basmışlardır. Serbest ticaret anlaşmalarından tercihli ticaret anlaşmalarına, yatırımların karşılıklı teşvikinden çifte vergilendirmenin önlenmesine kadar sizleri teşvik edecek her türlü hukuki altyapıyı kurduk, kuruyoruz." açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Özellikle uzak ülkelere ihracatı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ciddi potansiyel barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmak için çalışıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, taşımayı kolaylaştırmak için dijitalleşmenin tüm imkanlarını kullanarak gümrük süreçlerini sürekli hızlandırdıklarının altını çizerek, finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için önemli adımlar attıklarını söyledi.</p>
<p><strong>"Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık"</strong></p>
<p>Türk Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi eliyle ihracat menzilini genişletecek destekleri kesintisiz sağladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Öte yandan faaliyetlerine yakın zamanda başlayan Türk Ticaret Bankası 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar lira finansman desteği verdi. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi ise 2025 yılı sonu itibariyle ihracatçılarımızın 228 milyar liralık kredisine 200 milyar lira değerinde kefalet sağladı."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası'nın kullandırdığı reeskont kredilerinin son bir yılda 1 trilyon 300 milyar lira olduğunu vurgulayarak, başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer sebebiyle yaşanan zorlukların farkında olduklarını dile getirdi.</p>
<p>Özellikle bu güçlükleri aşmaya yardımcı olmak gayesiyle ihracatçılara döviz dönüşüm desteği sunup, üretim ve rekabet güçlerini desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle sevindirici bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz. Tüm ihracat ailemize hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye'si değildir"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizdeki her türlü siyasi, ekonomik, sosyal gerilim elbette bizi de etkiliyor, etkileyecektir. Ancak Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye'si de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır." diye konuştu.</p>
<p>Küresel krizlerle her yüzleşmenin siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürülecek bir yaklaşımla ele alınacağını, ihracatçılarla birlikte yeni fırsatlara ve yeni kıtalara doğru ilerlenen bir döneme girildiğini aktaran Erdoğan, "Devlet, özel sektör el ele vererek inşallah bu yeni dönemde ülkemizin ihracat çatısını çok daha yükseklere çıkaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu duygularla bir kez daha Türkiye İhracatçılar Meclisimizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyor, ihracatın şampiyonları ödülüne layık görülen firmalarımızı ve iş insanlarımızı tekrar tebrik ediyorum." dedi.</p>
<p><strong>Programdan notlar</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe 2025 yılı ihracat şampiyonalarına ödüllerini verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-reeskont-kredilerinin-gunluk-limitini-5-milyar-liraya-cikariyoruz-81993</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/3/1280x720/574-1782540521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİM 33. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-bulgaristana-demir-yolu-tekeri-ihracati-82003</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 23:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> KARDEMİR&#039;den Bulgaristan&#039;a demir yolu tekeri ihracatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları'nın (KARDEMİR) yüksek katma değerli ürün ihracatındaki başarısını Bulgaristan pazarıyla imzaladığı yaklaşık 2,5 milyon dolarlık yeni tip demir yolu tekeri satış sözleşmesiyle bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi.</p>
<p>Türkiye'nin ilk entegre demir çelik fabrikası olan KARDEMİR'in, katma değerli üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda uluslararası pazarlardaki etkinliğini güçlendirmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda şirketimiz, Bulgaristan'da faaliyet gösteren müşterimiz ile demir yolu tekeri satış sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında üretilecek demir yolu tekerlerinin sevkiyatı yıl içerisinde gerçekleştirilecektir. Söz konusu anlaşma, KARDEMİR'in ihracat pazarlarındaki büyümesini desteklerken, yüksek katma değerli ürün portföyünün uluslararası pazarlarda gördüğü güçlü talebi de bir kez daha teyit etmektedir." denildi. </p>
<p>Uluslararası kalite standartlarına uygun ileri üretim teknolojileriyle geliştirilen demir yolu tekerlerinin, kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla yurt dışı pazarlarda tercih edilmeye devam ettiğine işaret edilen açıklamada, "Bu sözleşme, KARDEMİR'in demir yolu sanayisine yönelik stratejik üretim kabiliyetini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü pekiştiren önemli adımlardan biri olmuştur. Yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdiğimiz yüksek katma değerli ürünleri dünya pazarlarıyla buluşturmaya devam eden şirketimiz, yıl içerisinde gerçekleştirilecek sevkiyatla ihracat performansına katkı sağlayacaktır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, KARDEMİR'in, demir yolu tekeri, teker seti ve demir yolu rayı üretimindeki yetkinlikleriyle ülkenin demir yolu sanayisine güç katmayı, stratejik ürünlerde ihracatını artırmayı ve Türkiye ekonomisi için değer üretmeyi sürdüreceği kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-bulgaristana-demir-yolu-tekeri-ihracati-82003</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/3/1280x720/kardemir-demir-yolu-tekeri-1782546553.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları&#039;nın, Bulgaristan&#039;a 2,5 milyon dolarlık demir yolu tekeri ihraç edeceği açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/etiyopya-ile-5-yilda-4-milyar-dolarlik-ticaret-hedefi-82012</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 23:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Etiyopya ile 5 yılda 4 milyar dolarlık ticaret hedefi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Türkiye ile Etiyopya arasındaki dostluk ve ticari ilişkilerin Cumhuriyet öncesi dönemlere kadar uzandığını belirten Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti'nin Eskişehir Fahri Konsolosu Neşet Gürsoy, iki ülke arasındaki ekonomik iş birliklerini ve gelecek dönem hedeflerini anlattı.</p>
<p>Afrika kıtasında sömürgeye uğramamış tek ülkenin Etiyopya olduğunu anımsatan Gürsoy, Türkiye ile olan ticari ilişkilerin son 25 senedir yükselen bir ivmeyle devam ettiğini kaydetti. İki ülke arasındaki ticaret sıralamasına değinen Gürsoy, 2020 yılına kadar ikinci sırada yer alan dış ticaret hacminin, küresel pandemi sonrasında dördüncü sıraya gerilediğini aktardı.</p>
<p><strong>Yatırımcılar için mazot ve vergi avantajı</strong></p>
<p>Türk yatırımcılarının Afrika kıtasına ve özellikle Etiyopya’ya yönelik ilgisinde belirgin bir artış yaşandığını ifade eden Gürsoy, bölgedeki makroekonomik dinamikleri paylaştı. Ülkenin sunduğu yatırım fırsatlarına dikkat çeken Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti'nin Eskişehir Fahri Konsolosu Neşet Gürsoy, "Çok fazla genç insan iş gücünün olması, asgari ücretin 100 dolar dolaylarında bulunması ve elektrik fiyatlarının çok çok ucuz olması en önemli dinamikler arasındadır. Aynı zamanda yabancı yatırımcıların birçok vergiden muaf olması ve 140 milyon civarında bir nüfusun bulunması bu pazarı cazip kılmaktadır. Önümüzdeki 5 yıl içinde 3-4 milyar dolar ihracat hacmine erişmeyi hedefliyoruz." dedi. Pazarda çok bakir bir ticaret potansiyeli ve toprak bütünlüğü bulunduğunu vurgulayan Gürsoy, 140 milyon nüfuslu bu coğrafyadaki fırsatları değerlendirmek isteyen tüm iş insanlarına kapılarının açık olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>Eskişehir'in teknolojik know-how'ı transfer edilecek</strong></p>
<p>Eskişehir’in havacılık, savunma sanayii, raylı sistemler ve gelişmiş organize sanayi bölgesi kültürüyle öne çıktığını belirten Gürsoy, kent sanayisinin Etiyopya’daki teknolojik gelişmelere yabancı olmadığını bildirdi. Dönemsel iş birlikleri hakkında kronolojik bilgiler veren Fahri Konsolos Gürsoy, 2016-2019 yılları arasında TUSAŞ ile Etiyopya arasında İHA ve SİHA anlaşmaları yapıldığını aktardı. Bu anlaşmanın referansıyla yeni teknolojik yatırımların teklif aşamasına geldiğini kaydeden Gürsoy, TÜLOMSAŞ ile halen devam eden tren ve tramvay projelerinin geliştirildiğini açıgrafi etti. Makine sanayisinin imkanlarının Etiyopya sanayisine sunulması noktasında çalışmalar yürütüldüğünü söyleyen Gürsoy, ülkede inşaat sektörünün çok hızlı geliştiğini ve bu alanda özellikle çelik konstrüksiyon işlerinde yüksek bir hareketlilik yaşandığını bildirdi.</p>
<p><strong>2026 ve 2027 yıllarında 6 yeni iş forumu</strong></p>
<p>Fahri Konsolosluk görevini üstlendiği günden bu yana Eskişehir iş dünyası ile somut ticari iş birlikleri geliştirmek adına çok sayıda kuruluşla bir araya geldiklerini belirten Gürsoy, Eskişehir Ticaret Odası, ASKON (Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği), Sakarya ASRİAD, ARNİAD (Arnavut İş Adamları Derneği) ve WA Forum TR iş fırsatları grubu gibi topluluklarla sektör seçimlerini ve iş alanlarını değerlendirdiklerini ifade etti. Gelecek dönem projeksiyonuna dair planları paylaşan Gürsoy, 2026 ve 2027 yıllarında ortalama 5-6 defa B2B görüşmeleri veya iş forumları düzenlemeyi planladıklarını açıkladı. Bölgesel istikrarsızlıkların geride kalmasıyla süreçlerin ivme kazanacağını dile getiren Gürsoy, İran - ABD savaşının sona ermesi ile birlikte bu programları daha da hızlandıracaklarını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/etiyopya-ile-5-yilda-4-milyar-dolarlik-ticaret-hedefi-82012</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/0/1280x720/etiyopya-ile-ticarette-5-yilda-4-milyar-dolar-hedefi-1782557673.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti&#039;nin Eskişehir Fahri Konsolosu Neşet Gürsoy, gelecek 5 yıl içinde iki ülke arasındaki ticaret hacmini 3 ila 4 milyar dolar seviyesine çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-afetlere-hazirligini-genis-kapsamli-tatbikatla-test-etti-82011</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 23:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB, afetlere hazırlığını geniş kapsamlı tatbikatla test etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Organize Sanayi Bölgesi (OSB), afet ve acil durumlara karşı AFAD koordinasyonunda tatbikat düzenledi. </p>
<p>Kütahya OSB Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren ve tamamı kurum personelinden oluşan KOSB Arama Kurtarma Ekibi ile Öncü Araç ve İtfaiye Birimi, gerçek afet senaryoları üzerinden gerçekleştirilen tatbikatta aktif görev aldı.</p>
<p>Tatbikat kapsamında ekipler; çadırkent kurulumu, arama-kurtarma faaliyetleri, yangına müdahale, medikal destek, haberleşme ve lojistik koordinasyon gibi kritik alanlarda uygulamalar gerçekleştirdi. Çalışmalar sırasında ekiplerin hızlı müdahale kabiliyeti, koordinasyon gücü ve teknik yeterliliği dikkat çekti.</p>
<p>Kütahya OSB'den yapılan açıklamada, tatbikatta ortaya konulan performansın olası afet ve acil durumlarda can ve mal güvenliğinin sağlanmasına yönelik hazırlık seviyesinin yüksekliğini gösterdiği belirtildi.</p>
<p><strong>Sanayide üretim kadar afet yönetimine de yatırım</strong></p>
<p>Açıklamada, AFAD iş birliğiyle sürdürülen eğitim ve tatbikat faaliyetlerinin, Kütahya OSB'nin yalnızca üretim ve sanayi alanındaki başarısıyla değil, afet farkındalığı, acil durum yönetimi ve toplumsal sorumluluk çalışmalarıyla da öne çıkmasını sağladığı ifade edildi.</p>
<p>Sanayi bölgelerinde üretim sürekliliğinin sağlanması ve işletmelerin olası afetlerden en az etkilenmesi açısından afet yönetimi kapasitesinin stratejik önem taşıdığına işaret edilen açıklamada, eğitim ve hazırlık çalışmalarının önümüzdeki dönemde de sürdürüleceği kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-afetlere-hazirligini-genis-kapsamli-tatbikatla-test-etti-82011</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/1/1280x720/kutahya-osb-afetlere-hazirligini-genis-kapsamli-tatbikatla-test-etti-1782558040.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya Organize Sanayi Bölgesi, AFAD koordinasyonunda geniş kapsamlı bir tatbikat düzenledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirtasiye-sektoru-ciro-bazli-buyumeye-devam-etti-81984</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kırtasiye sektörü ciro bazlı büyümeye devam etti&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), okul açılış döneminde defter, kalem, boya grupları, okul çantası ve matara gibi temel ihtiyaçlarda güçlü bir talebin meydana geldiğini bildirdi. Makroekonomik dengelerin alışveriş alışkanlıklarını dönüştürdüğü belirtilen açıklamada, tüketicilerin yıl içinde alışverişlerinde daha planlı hareket ettiği ifade edildi.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, "Geçtiğimiz yılla kıyaslama yaparsak sektörümüzde ciro bazlı büyüme devam etti ancak bu büyümenin önemli bir kısmı maliyet artışlarından ve raf fiyatlarına yansıyan güncellemelerden kaynaklandı. Adet bazında bakıldığında ise daha dengeli, hatta bazı ürün gruplarında daha seçici bir alışveriş davranışı gördük." ifadesini kullandı.</p>
<p>Keresteci, 2025-2026 döneminde ithalat, üretim, ham madde, enerji, işçilik, kur ve lojistik maliyetlerinin raf fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Yaz tatiliyle birlikte sektörde talebin yön değiştirdiğini belirten Keresteci, şunları kaydetti:</p>
<p>"Okulların açık olduğu dönem boyunca en güçlü talebin temel kırtasiye ürünlerinde, güvenli ve markalı ürünlerde, lisanslı ürünlerde ve okul destek materyallerinde yaşandığını gördük. Tüketici tarafında en belirgin eğilim fiyat-performans dengesi ve güvenli ürün hassasiyeti oldu. Okulların kapanmasıyla birlikte sektör elbette tamamen durmuyor, sadece talebin yönü değişiyor. Yaz döneminde okul alışverişi, yerini yaz okulları, kurslar, sanat atölyeleri, hobi ürünleri, boyama setleri, oyun ve etkinlik materyalleri ile ofis kırtasiyesi ürünlerine bırakıyor. Özellikle çocukların tatil dönemini üretken geçirmesine katkı sağlayan boyama, el işi, yaratıcı etkinlik ve sanatsal ürün gruplarında hareketlilik devam ediyor."</p>
<p>Gelecek eğitim öğretim yılında ürün gruplarına yönelik sınırlı fiyat düzenlemelerinin olabileceğine işaret eden Keresteci, "Bir okul çantasının dolum maliyeti öğrencinin sınıf düzeyine, ihtiyaç listesine, tercih edilen marka ve ürün kalitesine göre değişiyor. Geçtiğimiz yıla kıyasla daha yüksek bir sepet maliyeti oluşması beklenebilir elbette ancak burada geniş bir fiyat aralığı olduğunu da özellikle belirtmekte fayda var. TÜKİD olarak her dönemde velilerimize tavsiyemiz güvenilir satış noktalarından, markası ve üreticisi belli, üzerinde gerekli uyarı ve etiket bilgileri bulunan ürünleri tercih etmeleridir." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirtasiye-sektoru-ciro-bazli-buyumeye-devam-etti-81984</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/kirtasiye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüm Kırtasiyeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, geride kalan 2025-2026 eğitim öğretim yılının kırtasiye sektörü için hareketli olduğu kadar temkinli geçtiğini belirterek, geçen yıla göre sektörün ciro bazlı büyümesini devam ettiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/berkay-bahar-atso-baskan-adayligini-acikladi-81977</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Berkay Bahar, ATSO Başkan adaylığını açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>TOBB’a bağlı oda ve borsalarda seçim heyecanı başlarken Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ATSO) da başkan adayları artıyor. İş insanı Reşat Güney ve ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz’den sonra Bahar Hindi Entegre AŞ yönetim Kurulu Başkanı Berkay Bahar da düzenlediği toplantıda başkan adayı olduğunu açıkladı.</p>
<p>Konuşmasına deniz kazasında yaşamını yitiren ağabeyi ATSO ve AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar’ı anarak başlayan Bahar, ‘’Ali Bahar özel biriydi. Çalışkan, dürüst, mücadeleci, vizyoner. Bugüne kadar onun çıktığı yolculukların tamamında ekibine katılan ilk kişi olmaktan, bu yolculukların her kilometre taşında ona katkı koymaktan gurur duydum. Gurur duyacağım... Ali Bahar, benim için büyük bir ilham ve büyük bir okuldu.’’ dedi.</p>
<p>Bahar ailesi olarak birçok alanda faaliyet gösterdiklerini belirten Berkay Bahar firmaları hakkında da bilgi verdi. Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Bahar Hindi Entegre A.Ş olarak Türkiye’de 3 hindi üreticisinden biriyiz ve tam entegre bir tesis olarak faaliyet gösteriyoruz. Bugün Bahar Hindi, ürün portföyü ile Türkiye’de ve dünyada sadece bizim üretimini yaptığımız ürünlerle inovatif bir şirket olarak anılmaktadır. BHR Süt ve Süt Ürünleri A.Ş, Lente markası ile Türkiye'ye ithal edilen Hollanda ve Fransız tipi peynirleri geleneksel yöntemlerle üreten, ülkemize değer katan önemli bir tesistir. Bahar Gıda A.Ş, Türkiye'de önemli markaların distribütörlüğünü yapan, Akdeniz Bölgesi'nde 32 yıldır faaliyet gösteren ve sektörüne yön veren çok önemli şirkettir. 4S Deniz Ürünleri A.Ş firmamız somon balıklarını işleyen, tam geleneksel yöntemlerle, büyük bir teknoloji ile Brizza markamızla somon füme üreten tesislerimizden biridir. 4K Sigorta Aracılık A.Ş ise sigorta sektöründe tam portföy yönetim anlayışı ile hizmet veren şirketlerimizden biridir.’’</p>
<p><strong>"ATSO güçlü akıl merkezi olmak zorunda"</strong></p>
<p>Üretimin ne kadar zor olduğunu, istihdam oluşturmanın nasıl bir sorumluluk olduğunu, bir işletmenin her sabah hangi kaygılarla güne başladığını yaşayarak öğrendiğini vurgulayan Bahar, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Edindiğim tüm bu tecrübeyi Antalya'nın gelişimine katkı koymak için sunmak istiyorum. Çünkü inanıyorum ki; eleştirmek kolay ama sorumluluk almak zordur. Biz sorumluluk almaya talibiz. Bugün Antalya büyük bir potansiyele sahip. Fakat aynı zamanda orta ve uzun vadede çok önemli sınavlar vereceğiz. Su sorunu, kentsel dönüşüm, trafik, artan nüfus, artan maliyetler, ihracatta rekabet baskısı, genç girişimcilerin desteklenmesi, kadın girişimcilerin ekonomiye katkısı ve turizmin 12 aya yayılması gibi sorunlar yaşanıyor. İşte ATSO tam da burada güçlü bir akıl merkezi olmak zorundadır. Amacımız sadece bir seçim kazanmak değil, üyelerimizin odasına duyduğu güvene layık olmaktır.’’</p>
<p>Seçildikleri takdirde, dijital dönüşümden ihracata, mesleki eğitimden yapay zekaya, uluslararası yatırım iş birlikteliklerinden, Antalya’yı geleceğe hazırlayacak projeleri üyelerimizle birlikte hayata geçireceklerini anlatan Berkay Bahar, ‘’Sadece bugünü değil, 20-25 yılı planlamak için adayım. Biz bu yola birleştirmek için çıktık. Çünkü Antalya’nın en büyük gücü birlikte üretme kültürüdür’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/berkay-bahar-atso-baskan-adayligini-acikladi-81977</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/7/1280x720/berkay-bahar-atso-baskan-adayligini-acikladi-1782472455.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bahar Hindi Entegre AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Berkay Bahar, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazineden-275-milyar-dolarlik-kira-sertifikasi-ihraci-81975</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine&#039;den 2,75 milyar dolarlık kira sertifikası ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığından kira sertifikası (sukuk) ihracıyla ilgili açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamaya göre, uluslararası sermaye piyasalarında 6 yıl vadeli ve 2,75 milyar dolar tutarında sukuk ihracı gerçekleştirildi. Sertifikanın kira oranının yüzde 6,7, getiri oranının yüzde 6,75 olduğu bildirildi.</p>
<p>İhraç tutarının 2 Temmuz'da hesaplara gireceği belirtildi.</p>
<p>İhraca 100'ün üzerinde yatırımcının ihraç tutarının 2,5 katından fazla talep gösterdiğine dikkati çekilen açıklamada, "Kira sertifikasının yüzde 65'i Orta Doğu, yüzde 20'si Birleşik Krallık, yüzde 9'u ABD, yüzde 4'ü diğer Avrupa ülkeleri, yüzde 2'si Türkiye ve diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildi. Kira sertifikası ihracıyla birlikte 2026 yılında uluslararası sermaye piyasalarından 10,7 milyar dolar tutarında finansman sağlandı." denildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazineden-275-milyar-dolarlik-kira-sertifikasi-ihraci-81975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, uluslararası sermaye piyasalarında 2,75 milyar dolar tutarında kira sertifikası ihraç edildiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-yonetim-kurulu-baskani-ali-yildizdan-elestirilere-aciklama-geldi-81966</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Yıldız: Ortaklarımızın sağduyusuna güveniyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, kooperatif yönetimine yeniden aday olan eski bir yöneticinin iddialarına yanıt verdi.  </p>
<p>Açıklamasında iddiaları yalanlayan ve geçmiş döneme ilişkin cevap bekleyen çok sayıda soru bulunduğunu belirten Ali Yıldız, şu soruları yöneltti: “Birlik, geçmişte tek kuruş kredi kullanmadan ürün alabilirken nasıl oldu da siz görevdeyken öz kaynak kullanamadan, tamamen banka kredileriyle ürün almaya çalışan bir yapıya dönüştü? 2016/2017 yıllarında İznik Kooperatifi'nin Birlikten alacağı varken, görevden ayrıldığı dönemde kooperatifin Birliğe yaklaşık 700 milyon TL borçlu hale gelmesini nasıl açıklıyorsunuz?”</p>
<h2>“Birliğin sırtına 4,2 milyar liralık borç yükü bıraktı”</h2>
<p>Birliğin mali yapısına verilen zararın ortada olduğunu ifade eden Yıldız, “3 milyar lirası anapara, 1,2 milyar lirası faiz olmak üzere Birliğin sırtına toplam 4,2 milyar lira borç yükleyip, karşılığında 3,4 milyar liralık ürün almak mı başarıdır?” sorusunu yöneltti.</p>
<p>Kota uygulamalarına da değinen Yıldız, ortakların hafızasında yer eden uygulamaları hatırlatarak şöyle konuştu: “Öte yandan, herkese kota uygulanırken kendi adına kota fazlası teslim edilen zeytinlerin bedelinin tüm ortaklardan erken ödenmesini sağlamak nasıl bir yöneticiliktir? Sonuçta kota herkese vardı, ama kendisine yoktu.”</p>
<h2>“15 Yılda iznik depolama kapasitesine tek bir kilogramlık katkı yok”</h2>
<p>İznik Kooperatifi'nin fiziki yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız, şunları kaydetti: “15 yıl Birlik Başkanlığı yapıp İznik Kooperatifi'nin depo kapasitesine bir kilogram bile katkı sağlamadan görevden uzaklaştırılmak da herhalde İznik ortaklarının takdirine bırakılması gereken bir tablodur.”</p>
<h2>“Personel neden kapıdan çıktı?”</h2>
<p>Geçmiş dönemde çalışanların yaşadığı sorunların da unutulmadığını belirten Yıldız, “Birlikte ve kooperatiflerde çalışanların büyük bölümünün tepkisini çekmek, baskı ve mobbing iddiaları nedeniyle personelin işten ayrılmasına yol açmak, ardından da ‘Nasıl olsa tazminat cebimden çıkmıyor’ anlayışıyla kurumu ağır yükler altında bırakmak mı başarılı yöneticilik anlayışıdır?” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Ortağın hakkı kimin için dağıtıldı?”</h2>
<p>Yıldız, geçmiş dönemde gerçekleştirilen bazı uygulamalara da dikkat çekerek, “Siyasi makama atlama uğruna, Birliğin kazandığı kamu ihalesinde, imzalar atıldıktan sonra fiyat düşürerek ortakların hakkını har vurup harman savurmak da herhalde ortaklarımızın değerlendireceği bir konudur” dedi.</p>
<p>Yurt dışı seyahatlerine ilişkin eleştirilerini de dile getiren Yıldız, “15 yıllık görev süresinin yaklaşık 1,5 yılını yurt dışı seyahatlerinde geçirerek harcırah almak da kamuoyunun takdirine bırakılması gereken bir başka husustur” görüşünü ortaya koydu.</p>
<h2>“Arsa satışı yalanıyla algı oluşturuluyor”</h2>
<p>Son günlerde Birlik arsalarının satıldığı yönündeki iddiaları yalanlayan Ali Yıldız, şöyle konuştu: “Birlik arsaları satılıyor yönünde yanlış beyanlar dolaşmaktadır. Tek bir metrekare arsa satışı olmamıştır. Bu konudaki asılsız beyanlara ilişkin yasal haklarımızı kullanacağız. Ortağın faydasına olmayacak hiçbir şey de yapılmayacaktır. Asılsız belge ve iddialarla kamuoyu oluşturulmasına itibar edilmemelidir.”</p>
<h2>“Bu dönem kapanmıştır”</h2>
<p>“İznik'te koltuk hırsıyla on beş yıldır çalınmayan kapılara gidilmiştir” diyen Yıldız, “İznik Kooperatifi'nin dışarıda bırakılacağı yönündeki yalanlara da en güzel cevabı Genel Kurul vermiştir. Yunus Emre Koyutürk, Birlik Başkan Vekilliğine seçilmiştir” dedi. Açıklamasının sonunda ortakların sağduyusuna güvendiğini belirten Ali Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu kişinin dönemi artık sona ermiştir. Kişiler değil, koltuklar değil, ortakların faydası önemlidir. Ortaklarımızın sağduyusuna güveniyoruz. Bugün artık gerçekler ortadayken, bu tür yalan ve algı çalışmalarına kimsenin inanacağını düşünmüyoruz. Birlik kimsenin babasının malı değildir, koltuk için her yol mübah olamaz. Son söz ortakların olacaktır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-yonetim-kurulu-baskani-ali-yildizdan-elestirilere-aciklama-geldi-81966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/6/1280x720/marmarabirlik-yonetim-kurulu-baskani-ali-yildizdan-elestirilere-aciklama-geldi-1782463597.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, geçmiş dönemde birliğin ağır bir borç yükü altına sokulduğunu söyleyerek, “4,2 milyar liralık borç yükünü başarı diye anlatıyorlar, Birlik arsaları satılıyor yalanını yayıyorlar. Ortaklarımızın sağduyusuna güveniyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2025te-uretimden-yapilan-sanayi-urunleri-satisi-24-trilyon-lirayi-asti-81965</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;te üretimden yapılan sanayi ürünleri satışı 24 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait yıllık sanayi ürün istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 216 bin 140 otomobil, 8 milyon 329 bin 500 ev tipi buzdolabı ve dondurucu, 334 milyon 22 bin 968 ton hazır beton, 1 milyon 266 bin 183 kombi (hermetik), 9 milyon 557 bin 361 ton deterjanlar ve yıkama müstahzarları ile 774 bin 970 motosiklet üretildi.</p>
<p>Girişimlerin ürettikleri ürünlerden yaptıkları satış, toplamda 24 trilyon 28 milyar 700 milyon lira oldu. Bu değer, 2024'te 18 trilyon 814 milyar 973 milyon lira, 2023'te 13 trilyon 343 milyar 937 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Söz konusu satış tutarının yüzde 15,5'ini gıda sanayi ürünleri oluşturdu. Bunu yüzde 10,2 ile ana metal sanayi ürünleri, yüzde 9,7 ile motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) ile yüzde 6,1 ile fabrikasyon metal ürünleri imalatları takip etti.</p>
<p><strong>Satış değerinin yüzde 3,6'sı yüksek teknoloji ürünlerinden</strong></p>
<p>İmalat sanayisinde 2025'te üretilen ürünler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığında, yüksek teknolojili ürünlerin toplam satış değerinin yüzde 3,6'sını oluşturduğu görüldü. Düşük ve orta-düşük teknoloji gruplarının toplamı yüzde 67,5, orta-yüksek teknoloji grubunun payı yüzde 28,8 oldu.</p>
<p>Ana sanayi gruplarına göre sınıflandırıldığında, toplam satış değerinin yüzde 43,8'ini ara malların, yüzde 23,7'sini dayanıksız tüketim mallarının oluşturduğu belirlendi. Sermaye mallarının payı ise yüzde 21,8 olarak hesaplandı.</p>
<p>Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatında en büyük paya sahip 5 il, toplam satış değerinin yüzde 83,1'ine karşılık geldi. Üretimden yapılan satışların yüzde 34'ü Kocaeli'de, yüzde 29,8'i Bursa'da, yüzde 11,8'i Sakarya'da, yüzde 3,9'u Aksaray'da ve yüzde 3,6'sı İzmir'de gerçekleşti.</p>
<p>Geçen yıl imalat sanayisinde fason üretilen ürünlerin toplam satış değerinin yüzde 32,3'ünü giyim eşyaları, yüzde 17,6'sını tekstil ürünleri ve yüzde 9,3'ünü fabrikasyon metal ürünleri imalatları oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2025te-uretimden-yapilan-sanayi-urunleri-satisi-24-trilyon-lirayi-asti-81965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre, üretimden yapılan sanayi ürünleri satışı 24 trilyon lirayı aşarken, bu dönemde 1,2 milyon otomobil, 8,3 milyon ev tipi buzdolabı ve dondurucu üretildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/2050lere-uzanan-buyuk-bir-vizyon-ve-kuresel-yatirim-firsatlarinin-odak-noktasi-eskisehir-osb-81952</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Eskişehir, küresel tedarik zincirinde stratejik bir merkez olmaya aday&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, kentin yüksek teknoloji ihracatında Türkiye ortalamasının çok üzerinde performans sergilediğini söyledi.</p>
<p>Küpeli, Eskişehir’in, havacılık, savunma sanayisi ve ileri teknoloji üretimindeki güçlü ekosistemiyle 2030 ve 2040’ların küresel tedarik zincirinde stratejik bir merkez olmaya aday olduğunu belirterek, yatırımcıları bölgenin büyüyen sanayi altyapısına ortak olmaya davet etti.</p>
<p>Türkiye’de sanayi tarihinde bir asrı aşan köklü geçmişi ile çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Türkiye'nin üretim yolculuğunda tarihi bir eşikteyiz. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) olarak bizler, sadece bugünün sanayi üretim altyapısını değil, Eskişehir’in 2040’ların 2050’lerin küresel sanayi vizyonunu bugünden şekillendiriyoruz. 34 milyon metrekarelik devasa büyüklüğümüzle Türkiye'nin en büyük ikinci OSB'si olarak, yüksek teknoloji ihracatındaki başarı vizyonuyla en önde gelen sanayi merkezi konumundayız. Bugün itibarıyla bünyemizde üretime geçen ve inşası devam eden 916 firmamızla, 53 bini aşan nitelikli istihdamımızla ülke ekonomisinin adeta atan kalbiyiz. Ancak asıl başarımız, sadece ulaştığımız bu devasa metrekarelerde değil, içini doldurduğumuz benzersiz ekosistemde yatıyor” dedi.</p>
<p><strong>Yüksek teknolojide Türkiye’nin açık ara lideri</strong></p>
<p>Eskişehir’in ileri teknoloji ürün ihracatındaki başarısına dikkat çeken Küpeli, “Ekonominin dili rakamlardır ve rakamlar bize Eskişehir'in farklı bir ligde olduğunu söylüyor. 2002-2024 yılları arasında Eskişehir'in yüksek teknoloji ürün ihracatının, toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 33,1 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye genelinde yüksek teknoloji ihracatının ortalama payının yüzde 3,9 olduğu bir tabloda, bu oran bizi tartışmasız Türkiye birincisi yapıyor. Yalnızca havacılık ve savunma sanayisinde gerçekleştirdiğimiz yıllık 500 milyon doları aşan ihracatımız ve 4,2 milyar dolarlık toplam sanayi ihracatımız, sahip olduğumuz teknolojik derinliğin ve küresel pazarlardaki rekabet gücümüzün en net kanıtıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dünyadaki devlerin izinde: Toulouse, Seattle ve Eskişehir</strong></p>
<p>Eskişehir’de ana ve yan sanayinin kusursuz bir uyum içinde çalıştığını belirten Nadir Küpeli, şu açıklamalarda bulundu: “Dünyada bazı özel şehirler vardır; isimleri ülkelerinden önce, ürettikleri yüksek teknolojiyle anılır. Fransa'nın havacılık üssü Toulouse, ABD'nin havacılık ve ileri teknoloji başkenti Seattle veya Almanya'nın üst düzey mühendislik merkezi Münih küresel tedarik zinciri için ne ifade ediyorsa, Eskişehir de Türkiye için tam olarak odur. Bu küresel merkezlerin en büyük ortak özelliği, ana sanayi ile yan sanayinin kusursuz bir entegrasyon içinde çalıştığı "yüksek yetkinlik" de bir ekosisteme sahip olmalarıdır. Eskişehir OSB'de bizler, bu modeli yıllar içinde bir nakış gibi işledik. Dünyanın önde gelen global havacılık şirketlerine doğrudan kritik motor parçaları üreten, milli savunma projelerimizin en hayati bileşenlerini tasarlayan, raylı sistemler ve beyaz eşyada küresel pazarı domine eden firmalarımız, işte bu kusursuz ekosistemin doğrudan sonuçlarıdır.</p>
<p><strong>Yatırımcının en büyük güvencesi: Hazır ve nitelikli iş gücü</strong></p>
<p>Yüksek teknoloji alanında yatırım yapacak ulusal ve uluslararası şirketlerin en büyük endişesinin binaları inşa etmek değil, o tesislerdeki ileri teknoloji makineleri kullanacak nitelikli beyinleri ve teknisyenleri bulmak olduğunu vurgulayan Küpeli, Eskişehir OSB olarak bu hayati ihtiyacı doğrudan kendi içlerinde çözdüklerini dile getirdi. Nadir Küpeli, “Bölgemiz bünyesinde faaliyet gösteren, donanım ve imkanlar yönünden Türkiye’nin en iyi meslek lisesi olana “Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemizle” her yıl 390 mezunumuzu sanayimize kazandırıyoruz. Bunun yanında MEGEM (Mesleki Eğitim ve Geliştirme Merkezi) ile sanayimizin "nitelikli insan kaynağı" ihtiyacını garanti altına alıyoruz. Yakın zamanda hayata geçirdiğimiz özel tasarımlı 2.000 metrekarelik yeni tesisimizde; CNC, plastik, kaynak, makine montaj, makine bakım, robotik sistemler ve CAD/CAM gibi doğrudan ileri teknoloji, robotik, cobot, plc ve endüstri 4.0 üretimine yönelik eğitim laboratuvarlarımızla, yatırımcımızın ihtiyaç duyduğu donanımlı personeli bizzat eğitiyoruz ve sanayimizde iş sahibi yapıyoruz. Eskişehir OSB'ye yatırım yapan hiçbir sanayici üretim bandını kurduğunda "Personeli nereden bulacağım?" dememesi için, nitelikli insan gücünü yetiştirmek için hem kendi kaynaklarımızdan hem de Kalkınma Ajansımızın kaynaklarından azami oranda yararlanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>2030 ve 2040’ların büyük kazananları arasında yer alın</strong></p>
<p>Eskişehir OSB’de son 7 yılda (2017-2024 arasında) 324 yatırımcıya 4 milyon metrekarelik (yaklaşık 560 futbol sahası büyüklüğünde) alan tahsis ettiklerini açıklayan Nadir Küpeli, “Her ne kadar son 2 yılda ekonomik şartlar nedeniyle yeni yatırımlarda bir yavaşlama olsa da, yatırım fırsatı arayan birçok firma kapımızı çalmaya devam ediyor. Eskişehir OSB olarak kısa vadede alanımızı 50 milyon metrekareye, istihdamımızı ise 2030'larda 75 bin kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz. Açıkça ifade etmeliyim ki; Eskişehir OSB'yi son yıllarda çok sayıda savunma sanayi ve havacılık yan sanayii alanında üretim yapmayı planlayan firmalar tercih ediyorlar, biz kendilerine her zaman öncelik tanıyoruz. Çünkü Eskişehir’de bu alanda çok gelişmiş bir ekosistem var. Böyle bir ortamda üretim yapmak isteyen çok sayıda firmamız var. Ana ve yan sanayinin en güzel entegrasyonunu bugün Eskişehir OSB’de görebiliyorsunuz.  Bu bakımdan yeni yatırımlar için özellikle ileri teknoloji, savunma ve havacılık odaklı, bunun yanında raylı sistemler, beyaz eşya ve ilaç sektörlerinde fabrikasının temelini bugün atan ve Eskişehir OSB’ye katma değerli yatırımlar için gelen sanayicilerimiz, 2030 ve 2040’lı yıllarda yeniden şekillenen küresel tedarik zincirinin en büyük kazananları içinde yer alacaklar” dedi.</p>
<p>Eskişehir OSB’ye yapılan yeni yatırımların, sadece fiziki bir alan almak değil; önümüzdeki 20 yılın son derece yüksek kar marjlı, stratejik dünya pazarlarına şimdiden en ön sıradan yer ayırtmakla eşdeğer olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Ekosistemimiz her geçen gün daha da katma değerli hale gelirken, teknoloji ve inovasyonu önceleyen yeni yatırımcılara kapımız her zaman açık. Geleceği öngörebilen, yüksek teknolojiyle dünya pazarlarına hükmetmek isteyen tüm vizyoner yatırımcıları, önümüzdeki 20 yılın sanayi devrimini Eskişehir OSB'nin devasa ekosisteminde birlikte inşa etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/2050lere-uzanan-buyuk-bir-vizyon-ve-kuresel-yatirim-firsatlarinin-odak-noktasi-eskisehir-osb-81952</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/2/1280x720/2050lere-uzanan-buyuk-bir-vizyon-ve-kuresel-yatirim-firsatlarinin-odak-noktasi-eskisehir-osb-1782456968.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, yüksek teknoloji ihracatında Türkiye ortalamasının çok üzerinde performans sergileyen Eskişehir’in, havacılık, savunma sanayisi ve ileri teknoloji üretimindeki güçlü ekosistemiyle küresel tedarik zincirinde stratejik bir merkez olmaya aday olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dunya-katilim-bankasindan-100-milyon-dolarlik-sukuk-ihraci-81949</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Katılım Bankası’ndan 100 milyon dolarlık sukuk ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya Katılım Bankası'nın, uluslararası sermaye piyasalarında 100 milyon ABD doları tutarında Basel III kriterlerine uygun Additional Tier 1 (AT1) sukuk ihracı gerçekleştirdği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre banka, faaliyete geçmesinin üzerinden yaklaşık iki buçuk yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen yoğun bir yatırımcı ilgisiyle gerçekleştirdiği Tier 1 sukuk ihracını başarıyla tamamladı.</p>
<p>Açıklamada, "İhraca uluslararası yatırımcılardan gelen yoğun talep, Dünya Katılım Bankası’nın uluslararası sermaye piyasalarına güçlü bir giriş yapmasını sağlayarak bankaya duyulan güveni ortaya koydu." denildi.</p>
<p>Banka, geçtiğimiz günlerde uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch tarafından değerlendirilmiş ve kredi notu görünümü pozitif olarak teyit edilmişti.</p>
<p>Gerçekleştirilen sukuk işlemi ile bankanın, uluslararası yatırımcı tabanını genişletirken, uzun vadeli ve sürdürülebilir büyüme stratejisini destekleyecek güçlü bir sermaye kaynağı elde ettiği vurgulandı.</p>
<p>İlerleyen dönemlerde uluslararası sermaye piyasalarındaki etkinliğini artırmayı planlayan Dünya Katılım Bankası'nın, yatırımcı tabanını çeşitlendirmeyi ve katılım bankacılığı alanındaki öncü rolünü daha da güçlendirmeyi hedeflediği belirtildi.</p>
<p><strong>“Yoğun ilgi, uluslararası yatırımcıların bankamıza duyduğu güveni ortaya koyuyor”</strong></p>
<p>Sukuk ihracı konusunda değerlendirmelerde bulunan Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş, “Faaliyete geçişimizin üçüncü yılında, 100 milyon ABD doları tutarındaki Basel III uyumlu Tier 1 sukuk ihracımızın başarıyla tamamlanması bizim için son derece gurur verici ve stratejik açıdan anlamlıdır. Bu işlem, kuruluşumuzdan bu yana sürdürdüğümüz güçlü büyüme ivmesinin ve disiplinli bilanço yönetimimizin somut bir göstergesidir. İhracımıza gelen yoğun ilgi, uluslararası yatırımcıların bankamıza ve iş modelimize duyduğu güveni açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu başarı, Türkiye katılım bankacılığı sektörünün uluslararası sermaye piyasalarındaki görünürlüğünün artmakta olduğunun da kuvvetli bir göstergesidir. Dünya Katılım Bankası olarak, önümüzdeki dönemde de yenilikçi finansman araçları ile büyümemizi sürdürmeyi, yatırımcılarımız için değer üretmeye ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dunya-katilim-bankasindan-100-milyon-dolarlik-sukuk-ihraci-81949</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Katılım Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 100 milyon dolarlık sukuk ihracı gerçekleştirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/fitil-ithalatina-damping-onlemi-uygulanmayacak-81963</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fitil ithalatına damping önlemi uygulanmayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Mevcut durumda "cam lifleri (cam yünü dahil) ve bunlardan eşya (iplik, fitil, dokunmuş mensucat gibi)" ürününün alt kategorisi olan "fitiller" ithalatında Mısır menşeli ürün için yüzde 9,58 ve yüzde 14,63, Bahreyn Krallığı menşeli ürün için yüzde 20 ve yüzde 23,61 oranında dampinge karşı önlem uygulanıyor.</p>
<p>Değişiklikle, rüzgar türbini kanadı üretiminde kullanılan cam elyaftan dokunmuş mensucatta yararlanılan fitiller için söz konusu önlem uygulanmayacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/fitil-ithalatina-damping-onlemi-uygulanmayacak-81963</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/9/1280x720/res-ruzgar-1770366787.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, rüzgar türbini kanadı üretiminde kullanılan fitillerin ithalatında dampinge karşı önlem uygulanmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guristen-huawei-ile-yenilenebilir-enerji-alaninda-is-birligi-81960</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GÜRİŞ&#039;ten Huawei ile yenilenebilir enerji alanında iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve altyapı alanlarında faaliyet gösteren GÜRİŞ'in dijital enerji teknolojileri şirketi Huawei ile yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarını desteklemek amacıyla iş birliği anlaşması imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Almanya'nın Münih şehrinde düzenlenen Intersolar Europe Fuarı kapsamında imzalanan anlaşma kapsamında, başta enerji depolama projeleri olmak üzere yaklaşık 1 gigavatlık kapasiteye ulaşılması hedefleniyor.</p>
<p>GÜRİŞ'ten yapılan açıklamaya göre, taraflar, sürdürülebilir enerji dönüşümünü hızlandıracak yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için ortak çalışmalar yürütecek.</p>
<p>Açıklamada, Huawei'nin dijital enerji alanındaki küresel teknoloji birikimi ile GÜRİŞ'in mühendislik ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki deneyiminin bir araya getirileceği belirtilerek, iş birliğinin enerji depolama alanında yeni projelerin hayata geçirilmesine katkı sunmasının beklendiği belirtildi.</p>
<p>İş birliği, ayrıca, bölgenin enerji güvenliği, karbon azaltımı ve temiz enerji hedeflerine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guristen-huawei-ile-yenilenebilir-enerji-alaninda-is-birligi-81960</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/guris-1779348616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GÜRİŞ ile Huawei arasında yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarını desteklemek amacıyla iş birliği anlaşması imzalandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozel-eosb-mtalde-355-ogrenci-mezun-oldu-81979</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel EOSB MTAL&#039;de 355 öğrenci mezun oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin (EOSB) örnek eğitim projesi olan ve kısa sürede Türkiye genelinde adından söz ettiren Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2025-2026 eğitim öğretim yılı mezuniyet törenini büyük bir coşkuyla gerçekleştirdi.</p>
<p>2019 yılında kurulan ve elde ettiği başarılarla öğrenci ile velilerin gözdesi haline gelen Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 355 öğrencisini düzenlenen görkemli bir törenle mezun etti. Öğrencilerin yeni hayatlarına adım attığı mezuniyet töreninde, sevinç, gurur ve duygusal anlar bir arada yaşandı.</p>
<p>Yaşam Park’taki Eskişehir OSB Çok Amaçlı Kongre ve Toplantı Salonunda düzenlenen törene Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Birliği Başkan Vekili Akın Yüksel, Eskişehir OSB Başkan Vekili ve Okul Kurucu Temsilcisi Metin Saraç, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Yavuz Ayva Mustafa Gönenli, Eskişehir OSB Denetim Kurulu Üyesi Hamit Alper Çelebi, Okul Müdürü Bülent Seğmen, müdür yardımcıları, okul idarecileri, veliler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Bülent Seğmen, dört yıllık emek sürecinin sonunda öğrencilerin bilgi ve deneyimle donatılarak hayata hazır hale geldiğini vurgulayarak, mezunlara başarı dileklerinde bulundu.</p>
<p><strong>Küpeli: "Dört yılda 1076 mezun verdik"</strong></p>
<p>Törende konuşan Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Eskişehir sanayisinin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük bir vizyonla hayata geçirildiğini belirterek, okulun kısa sürede elde ettiği başarılarla Türkiye’ye örnek bir eğitim modeli haline geldiğini söyledi. Küpeli, 2019 yılında temelleri atılan okulun bugün dördüncü mezunlarını verdiğini ifade ederek, “Bu yıl 355 öğrencimizi daha mezun etmenin gururunu yaşıyoruz. Böylece dört yılda toplam 1076 mezun sayısına ulaşmış olduk. Mezunlarımızın büyük bölümü sanayimizde istihdam edilerek üretime katkı sunuyor. Bu tablo, okulumuzun ne kadar doğru ve güçlü bir proje olduğunun en önemli göstergesidir” dedi.</p>
<p><strong>"Ülkenin geleceğinde önemli roller üstleneceksiniz"</strong></p>
<p>Öğrencilere seslenen Küpeli, mezuniyetin bir son değil yeni bir başlangıç olduğunu vurgulayarak, gençlere hayat boyu öğrenmeye devam etmeleri tavsiyesinde bulundu. Bilimin, teknolojinin ve üretimin önemine dikkat çeken Küpeli, gençlerin ülkenin geleceğinde önemli roller üstleneceğine inandığını belirtti. Konuşmasında öğretmenlere ve velilere de teşekkür eden Küpeli, “Evlatlarımızın yetişmesinde büyük emek veren öğretmenlerimize, okul yöneticilerimize ve her zaman yanlarında olan ailelerine şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca okulumuzun kuruluşundan bugüne kadar büyük özveriyle görev yapan Okul Kurucu Temsilcimiz ve Eskişehir OSB Başkan Vekilimiz Sayın Metin Saraç’a, okul müdürümüze, idarecilerimize ve tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Onların gayretleri sayesinde okulumuz bugün mesleki eğitim alanında örnek gösterilen bir kurum haline gelmiştir” diye konuştu. Küpeli, konuşmasının sonunda mezun olan öğrencileri tebrik ederek, “Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Sizlerin başarılarıyla hem Eskişehir’in hem de ülkemizin geleceğinin daha güçlü olacağına yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Saraç: "Sanayinin geleceğini yetiştiriyoruz"</strong></p>
<p>Eskişehir OSB Başkan Vekili ve Okul Kurucu Temsilcisi Metin Saraç ise yaptığı konuşmada, Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin kuruluşundan bugüne kadar geçen süreçte elde edilen başarıların kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Mesleki eğitimin ülkenin kalkınmasındaki kritik rolüne dikkat çeken Saraç, okulun yalnızca öğrencileri mezun eden bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren önemli bir merkez haline geldiğini belirtti. Öğrencilerin dört yıl boyunca hem akademik hem de mesleki anlamda donanımlı bireyler olarak yetiştirildiğini ifade eden Saraç, mezunların önemli bir bölümünün daha okuldan ayrılmadan iş hayatına adım attığını vurguladı. Mezun öğrencilere seslenen Saraç, “Bugün elde ettiğiniz diploma, uzun ve başarılı bir yolculuğun ilk adımıdır. Kendinize güvenin, öğrenmekten vazgeçmeyin ve her zaman çalışkan olun. Sizler ülkemizin üretim gücünü daha ileriye taşıyacak gençlersiniz. Bizler sizlerle gurur duyuyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozel-eosb-mtalde-355-ogrenci-mezun-oldu-81979</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/9/1280x720/ozel-eosb-mtalde-355-ogrenci-mezun-oldu-1782475700.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından kurulan Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2025-2026 eğitim öğretim yılında 355 öğrencisini mezun etti. Dördüncü mezunlarını veren okul, kuruluşundan bu yana toplam 1076 mezunla sanayinin nitelikli iş gücü ihtiyacına katkı sağlamayı sürdürdü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/elektronik-raf-etiketi-uygulamasi-tuketiciye-zam-tuzagina-donusebilir-81940</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Elektronik raf etiketi uygulaması tüketiciye zam tuzağına dönüşebilir&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Türkiye genelindeki zincir marketlerde kâğıt etiketlerin yerini, merkezden yönetilen elektronik raf etiketleri almaya başladı. Büyük zincir marketlerin, geleneksel kâğıt fiyat etiketlerini kaldırarak merkeze bağlı çalışan Elektronik Raf Etiketi (ESL) sistemine geçmesi, tüketici cephesinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Yapay zekâ destekli dijital etiket uygulamasının tüketici açısından ciddi riskler barındırabileceğine dikkat çeken Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, bu alanda Ticaret Bakanlığı tarafından mutlaka bağlayıcı bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Konuya ilişkin EKONOMİ gazetesine değerlendirmelerde bulunan Ağaoğlu, Elektronik Raf Etiketi uygulamasının kamuoyuna “çevrecilik, kâğıt israfını önleme ve operasyonel kolaylık” gerekçeleriyle sunulduğunu ancak denetimsiz bırakılması halinde etiket oyunlarına ve zam tuzaklarına zemin hazırlayabileceğini vurguladı.</p>
<h2>“Kasa fiyatı ile raf fiyatı farklı olabilir” </h2>
<p>Dijital etiket sisteminde fiyatların merkezden tek tuşla anlık olarak değiştirilebildiğine işaret eden Ağaoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Market içinde alışveriş yapan bir tüketici kasaya geldiğinde farklı bir fiyatla karşılaşabilir. Fiyat düşmüşse sorun yok; ancak artmışsa bu durum Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 54. maddesine aykırıdır. Bu maddeye göre tüketici lehine olan fiyat uygulanmalıdır.”</p>
<h2>“Anlık zam ve denetimden kaçış riski” </h2>
<p>Dijital etiketlerde fiyat değişiklik tarihinin tüketici tarafından takip edilmesinin zor olduğuna dikkat çeken Ağaoğlu, şu uyarıda bulundu: “Online sistemle kasaya ‘100 lira’ talimatı gidiyor. Tüketici rafta 80 lirayı görmüş olabilir; ancak kasaya geldiğinde etiket çoktan 100 liraya dönmüş oluyor. Önceki fiyatı kanıtlamak neredeyse imkânsız, çünkü saat bilgisi zorunlu değil, aynı gün içinde yapılan değişikliklerde tarih de değişmiyor.”</p>
<p>Bu nedenle fiyat değişikliklerinin mağazalar kapalıyken yapılması gerektiğini vurgulayan Ağaoğlu, indirim duyurularına da dikkat çekti: “Eğer bir indirim ilanı verildiyse ister mağaza içinde, ister mağaza dışında, ister sosyal mecralarda o indirimin bitiş tarihinden önce fiyat artırılamaz. Bu, satıcıyı bağlayan bir vaattir” dedi.</p>
<p>Ağaoğlu, şöyle devam etti; “Talep artışı ya da stok durumuna göre fiyatların uzaktan ve anlık olarak değiştirilmesi, hem tüketicinin korunması hem de fahiş fiyat ve etiket denetimleri açısından ciddi riskler barındırıyor. Denetim anında fiyatların uzaktan değiştirilmesi, kontrolleri işlevsiz kılabilir.”</p>
<p>Dijital etiketlerde bulunması gereken zorunlu bilgilerin de altını çizen Ağaoğlu, “İndirimli ürünlerde indirimden önceki fiyat da aynı puntoyla yazılmalıdır. Ayrıca birim fiyat zorunluluğu vardır. 600 gramlık bir ürün satılıyorsa kilogram fiyatı, 30’lu yumurta satılıyorsa adet fiyatı tüketicinin açıkça görebileceği şekilde yer almalıdır” dedi.</p>
<h2>“Menşe bilgisi tüketicinin hakkı” </h2>
<p>Ürünlerin menşe bilgisinin de hayati önemde olduğunu vurgulayan Ağaoğlu, tüketicinin ürünün yerli mi ithal mi olduğunu bilme hakkı bulunduğunu ifade ederek, “Ceviz Kanada’dan mı geldi, ABD’den mi ithal, yoksa yerli üretim mi? Menşe bilgisi etiket üzerinde açıkça yer almalıdır” dedi. Sebze ve meyve reyonlarında kullanılan hal kayıt künyelerinin dijital etiketlerle değiştirilmesini olumlu değerlendiren Ağaoğlu, “Sebze-meyve ürünlerinde sirkülasyon hızlıdır. Hal kayıt künyesinin rafta bulunması zorunludur. Dijital etiket bu açıdan denetimi kolaylaştırabilir.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Kara kutu sistemi zorunlu hale getirilmeli"</span></h2>
<p>Dijital etiketlerin market çalışanlarının iş yükünü azalttığını kaydeden TÜKONFED Başkanı Aydın Ağaoğlu, ancak tüm bu avantajlara rağmen temel risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Geçmişte kasa–etiket farklarının çalışanlara yansıtılmasının da ciddi bir sorun olduğunu hatırlatan ve bu sistemin market çalışanları için olumlu yanlarının olduğunu kaydeden Ağaoğlu, çözüm önerisini şu sözlerle dile getirdi: “Elektronik raf etiketlerinde, fiyat değişimlerini kayıt altına alan ve sonradan müdahale edilemeyen bir ‘kara kutu’ sistemi zorunlu hale getirilmeli. Fiyat ne zaman, hangi gerekçeyle ve kaç kez değiştirilmiş, geriye dönük olarak görülebilmeli. Aksi halde tüketici güveni zedelenir.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/elektronik-raf-etiketi-uygulamasi-tuketiciye-zam-tuzagina-donusebilir-81940</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/enflasyon-market-alisveris-gida.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜKONFED Başkanı Aydın Ağaoğlu, zincir marketlerde başlatılan elektronik raf etiketi uygulamasının, tüketici hakları açısından riskler barındırdığını belirterek merkezden anlık değiştirilebilen elektronik raf etiketlerinin denetimsiz kullanımına karşı uyarılarda bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yillik-ucretli-izin-uygulamasinda-dikkat-edilmesi-gerekenler-81936</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıllık ücretli izin uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Dinlenme hakkı”</strong>, Anayasa ile güvence altına alınmış temel sosyal haklardan biridir.</p>
<p>Bu çerçevede, anayasal güvenceye sahip dinlenme hakkından feragat edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Nitekim, yasal zorunluluğun yanı sıra;</p>
<p>- Çalışanları yorgunluk ve onun beraberinde getireceği dikkatsizlik sonucu uğrayabilecekleri iş kazalarından korumak,</p>
<p>- İşçinin bedensel ve ruhsal olarak iyiliğinin devamını sağlamak,</p>
<p>- İş tatminini artırmak,</p>
<p>- İşçinin sosyal yaşama katılımını sağlamak,</p>
<p>- İş veriminin azalmasına engel olmak,</p>
<p>- İşin kalitesinin düşmesini önlemek gibi gerekçelerle, işçinin yıllık ücretli izin, hafta tatili ve genel tatil hakları ile günlük çalışma süresi içindeki ara dinlenmelerini fiilen ve eksiksiz biçimde kullanabilmesi çalışma hukukunun temel ilkeleri bakımından önem taşımaktadır.</p>
<p>İşyerlerinde yıllık izin kullanım taleplerinin yoğunlaştığı bugünlerde yıllık ücretli izin uygulamasına ilişkin temel hukuki esasların değerlendirilmesi önem arz etmektedir.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli izin hakkının doğumu ve hizmet süresinin hesabı</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin hakkı, işçinin işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren bir yıllık hizmet süresini tamamlamasıyla doğar. Deneme süresi de bu bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınır.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> 12.06.2025 tarihinde iki aylık deneme süresi ile işe başlayan işçinin yıllık ücretli izne hak kazanma tarihi 13.06.2026 olacaktır.</p>
<p>Bununla birlikte, işçinin aynı işverene ait farklı işyerlerinde ardı ardına veya değişik tarihlerde çalışmış olması hâlinde, yıllık ücretli izne hak kazanmak için aranan bir yıllık hizmet süresinin hesabında bu işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> önce A işverenine ait X işyerinde 4 ay, sonra da yine A işverenine ait Y işyerinde 8 ay çalışılmış ise, her iki hizmet süresi toplanarak bir yıllık çalışma koşulu sağlanmış olacağından, Y işyerindeki 8 aylık çalışma sonunda yıllık izne hak kazanılmış olacaktır.</p>
<p><strong><em>Alt işveren işçilerinde yıllık izin hak ediş süresinin belirlenmesi</em></strong></p>
<p>Alt işveren işçilerinden, alt işverenin değişmesine rağmen aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süreleri, aynı işyerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak hesaplanır.</p>
<p>Bu kapsamda asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını denetlemek ve ilgili yıl içinde kullandırılmasını sağlamakla; alt işveren ise tutmakla yükümlü olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene sunmakla yükümlüdür.</p>
<p><strong><em>Hizmet süresine göre kanuni yıllık izin süreleri</em></strong></p>
<p>İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresine göre;</p>
<ul>
<li>Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) olanlara <strong>14</strong> günden,</li>
<li>Beş yıldan fazla, on beş yıldan az olanlara <strong>20</strong> günden,</li>
<li>On beş yıl (dâhil) ve daha fazla olanlara <strong>26</strong> günden az olamaz.</li>
</ul>
<p>Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün artırılarak uygulanır.</p>
<p>Yıllık izin süreleri, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.</p>
<p><strong><em>Yaş gruplarına bağlı asgari yıllık izin süreleri</em></strong></p>
<p>18 yaşında veya daha küçük ya da 50 yaşında veya daha büyük işçilerin yıllık ücretli izin süresinin <strong>en az 20 gün olması</strong> gerekmektedir.</p>
<p>Bunun anlamı; örneğin 16 yaşındaki bir işçi, hizmet süresi beş yıldan az dahi olsa, 19 yaşına gelinceye kadar, her yıl için yıllık izinlerini 14 gün olarak değil 20 gün üzerinden kullanacaktır.</p>
<p><strong><em>Ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresine etkisi</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında, izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri yıllık izin süresinden sayılmadığından, bu günlerin izin süresine ilave edilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> 14 günlük izin süresi içinde 2 hafta tatili günü, 1 gün de genel tatil varsa, işçi toplam 17 gün izin kullanacaktır.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli iznin bölünmesi ve kesintisiz kullanım ilkesi</em></strong></p>
<p>Kural olarak yıllık ücretli iznin işveren tarafından bölünmeden ve kesintisiz şekilde kullandırılması esastır. Bununla birlikte, işçi ve işverenin anlaşması hâlinde, <strong>bir bölümü on günden az olmamak üzere</strong> yıllık izin bölümler hâlinde kullandırılabilir.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> 20 gün yıllık ücretli izin hakkı olan bir işçi, yıllık ücretli iznini 10 gün + 5 gün + 1 gün + 1 gün + 1 gün + 1 gün + 1 gün şeklinde yedi bölüm hâlinde kullanabilecektir.</p>
<p><strong><em>Yıllık iznin işyerinden farklı bir yerde kullanılması ve ücretsiz yol izni</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara, talepte bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri (bilet, rezervasyon, fatura vb.) şartıyla, yolda geçecek süreleri karşılamak üzere toplam <strong>dört güne kadar</strong> <strong>ücretsiz yol izni</strong> verilmesi zorunludur.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli izin hakkından feragat ve ücret karşılığı kullanım yasağı</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin hakkı, anayasal temeli bulunan ve işçinin dinlenmesini amaçlayan vazgeçilmez nitelikte bir haktır; bu nedenle fiilen kullandırılması esastır.</p>
<p>Bu nedenle, işçi ve işverenin karşılıklı mutabakatı bulunsa dahi yıllık ücretli izin hakkından feragat edilmesi veya iznin kullandırılması yerine ücretinin ödenmesi hukuken mümkün değildir.</p>
<p>Kullanılmayan yıllık izin sürelerine ilişkin ücretin ödenmesi ancak iş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde ve işçinin hak kazanıp kullanmadığı izin süreleri bakımından mümkündür.</p>
<p><strong><em>İzin süresinde ücret karşılığı çalışma yasağı</em></strong></p>
<p>İşçinin yıllık ücretli izin süresi içinde başka bir işyerinde ücretle çalışması yasaktır.</p>
<p>İşçinin izin süresi içinde ücret karşılığında başka bir işte çalıştığının anlaşılması hâlinde, bu izin süresi için kendisine ödenen ücret işvereni tarafından geri alınabilir.</p>
<p><strong><em>Yıllık izin zamanının belirlenmesi ve işverenin yönetim yetkisi</em></strong></p>
<p>İşçi, yıllık ücretli iznini dilediği tarihte tek taraflı olarak kullanamaz. Hak kazanılan yıllık ücretli iznin kullanılmak istendiği tarih, en az bir ay önceden işverene yazılı olarak bildirilmelidir.</p>
<p>İşveren, söz konusu talebi izin kuruluna; izin kurulu oluşturulması zorunlu olmayan işyerlerinde ise işçi temsilcisi ile işveren temsilcisine ileterek izin talebine ilişkin değerlendirme yapılmasını sağlar.</p>
<p>İzin zamanı belirlenirken işyerindeki işin niteliği ve gerekleri, aynı tarihe ilişkin diğer izin talepleri ile işçinin önceki yıl izin kullandığı dönemler dikkate alınır.</p>
<p><strong><em>Toplu izin uygulamasının kapsamı ve sınırları</em></strong></p>
<p>İşveren, işyerinde çalışan işçilerin tümünün ya da bir kısmının yıllık izinlerini <strong>nisan ayı başı ile ekim ayı sonu arasındaki bir tarihte</strong> toplu olarak kullanmalarına karar verebilir.</p>
<p>Böyle bir uygulamada belirli sayıda işçi; işyerinin korunması, araç, gereç ve makinelerin bakımı gibi işlerle ilgilenmek üzere toplu izin uygulaması dışında tutulabilir.</p>
<p>Toplu izin uygulamasına karar verilmesi hâlinde, henüz yıllık ücretli izne hak kazanmamış işçiler de avans izin verilerek bu uygulama kapsamına dâhil edilebilir.</p>
<p><strong><em>İzin kurulunun oluşturulması ve kurumsal yapısı</em></strong></p>
<p>İşyerinde 100’den fazla işçi çalışması hâlinde kanunen bir izin kurulunun oluşturulması zorunludur. İzin kurulu; işveren veya işveren vekilini temsilen bir, işçileri temsilen iki kişi olmak üzere toplam üç kişiden oluşur.</p>
<p>İzin kurulu üyesi olacak işçiler ve yedekleri, varsa işyeri sendika temsilcisi tarafından; yoksa işyerinde çalışan işçiler tarafından seçilir. İzin kuruluna işveren temsilcisi olan üye başkanlık eder. İzin kurulu üyeleri iki yılda bir yeniden seçilir.</p>
<p><strong><em>İzin kurulunun görevleri ve yıllık izin çizelgesinin hazırlanması</em></strong></p>
<p>İşçiler, yıllık izinlerini hangi tarihlerde kullanmak istediklerine ilişkin taleplerini izin kuruluna iletir. İzin kurulu, başkanın çağrısı üzerine toplanarak bu talepleri; işyerindeki işçi sayısı, işçilerin kıdemleri ve işlerin aksamaması gerekliliği ile birlikte değerlendirir ve buna göre bir <strong>izin çizelgesi</strong> düzenler.</p>
<p>Bu çizelgede, her bir işçinin hangi tarihler arasında yıllık izin kullanacağı gösterilir. İşverence onaylanan yıllık izin çizelgeleri işyerinde ilan edilir. İzin kurulu ayrıca işçilerin yıllık izinlere ilişkin talep ve şikâyetlerini işverene iletir ve yıllık izinlerin amacına uygun ve verimli şekilde kullanılabilmesi için çalışmalar yapabilir; bu kapsamda kamp, gezi ve benzeri organizasyonlar düzenleyebilir.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli izin döneminde sosyal sigorta primleri</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin kullanılan sürelerde, kısa vadeli sigorta kolları primleri de dâhil olmak üzere tüm sosyal sigorta primlerinin ödenmesine devam edilir.</p>
<p><strong><em>Yıllık izin kayıtlarının tutulması ve işverenin belgelendirme yükümlülüğü</em></strong></p>
<p>İşverenlerin, işyerinde çalışan tüm işçilerin yıllık ücretli izin kullanımını gösteren kayıtları tutma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kayıtlar <strong>yıllık izin defteri</strong> şeklinde düzenlenebileceği gibi <strong>kartoteks</strong> sistemiyle de tutulabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yillik-ucretli-izin-uygulamasinda-dikkat-edilmesi-gerekenler-81936</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıllık ücretli izin uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-endeks-degisikliklerini-nasil-yapiyor-81935</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya endeks değişikliklerini nasıl yapıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'daki son endeks değişiklikleri ister istemez başka bir soruyu gündeme getirdi: Dünyanın büyük borsaları bu işi nasıl yapıyor?</p>
<p>İlk bakışta cevap basit görünüyor. Dolaşımdaki hisselerinin toplam piyasa değeri ve işlem hacmi yüksek olan şirketler yukarı çıkıyor, diğerleri aşağı iniyor. Ancak işin içine dev endeks fonları girince tablo değişiyor. Çünkü bir şirketin endekse girmesi ya da çıkması artık sadece sembolik bir karar değil. Bu fonlar endeks değişikliklerini birebir uyguluyor. Girene para akıyor, çıkandan para çıkıyor.</p>
<p>Dünyada ise uygulama biraz farklı. ABD’de S&amp;P 500’de en az bunlar kadar önemli bir başka kriter de var. Endekse girmek için büyüklük yetmiyor; şirketin son çeyrekte ve son dört çeyrek toplamında kâr açıklaması gerekiyor. Yani geçici fiyat hareketi değil, sürdürülebilir performans aranıyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e02f4c2c3c-1782448884.png" alt="" width="436" height="243" />
<figcaption><strong>ABD’de S&amp;P 500’de en az serbest dolaşımdaki hisselerin piyasa değeri ve işlem hacmi kadar önemli bir başka kriter de var</strong></figcaption>
</figure>
<p>Almanya'nın DAX endeksinde likidite, kurumsal yönetim ve kamuyu aydınlatma yükümlülükleri öne çıkıyor. İngiltere'deki FTSE endekslerinde serbest dolaşımdaki pay oranı önemli bir kriter. Japonya'daki Nikkei 225 ise büyüklüğün yanında sektör dengesine de bakıyor. Teknoloji, sanayi, finans ve hizmetler arasında ekonomiyi yansıtan bir dağılım gözetiliyor.</p>
<p>Kanada ve Avustralya'da da likidite testleri oldukça sıkı. Çünkü büyük fonlar hisse almak istediğinde karşılarında gerçek bir piyasa görmek istiyor. Birkaç günlük yüksek hacim ya da sınırlı işlemlerle oluşan fiyat hareketleri yeterli kabul edilmiyor.</p>
<p>Aslında temel soru şu: Her yüksek hacim gerçek likiditeyi, her hızlı yükseliş gerçek değeri mi gösteriyor? Türkiye'de de zaman zaman bazı hisselerin fiyatı ve işlem hacmi şirketlerin ekonomik büyüklüğünün önüne geçebiliyor (!). İşte bu nedenle gelişmiş piyasalarda yalnızca formüllere değil, rakamların anlattığı hikâyeye de bakılıyor.</p>
<p>En dikkat çekici ortak nokta ise şu: Büyük borsalarda son sözü sadece matematik söylemiyor. Uzmanlardan oluşan endeks komiteleri, ortaya çıkan tablonun piyasayı gerçekten temsil edip etmediğini de değerlendiriyor.</p>
<p>Borsa İstanbul'un da objektif kriterleri var. Ancak dünya örnekleri gösteriyor ki güçlü endeksler sadece kurallarla değil, temsil kabiliyetiyle güven kazanıyor. Çünkü vitrine çıkan şirketler, aslında Borsa’nın yatırımcıya verdiği mesaj. Peki bu mesajı doğru mu veriyoruz?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-endeks-degisikliklerini-nasil-yapiyor-81935</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya endeks değişikliklerini nasıl yapıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biz-gecmise-bakarken-gecmis-de-bize-bakar-81934</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biz geçmişe bakarken geçmiş de bize bakar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekonomi bir bilim değildir, disiplindir. Felsefenin alt kolu olan etiğin bir alt koludur. Adam Smith’in bir etik profesörü olması tesadüf değildir. Bu nedenle ekonomi olaylara açıklamacı değil anlamacı yaklaşır. Örneğin kütleçekimi gibi “evrensel” yasaları “açıklamaya” çalışmaz. Tam tersi küresel finans krizi veya internet devrimi gibi “tekil” olayları “anlamaya” çalışır. Dolayısıyla iyi bir ekonomist olmanın püf noktalarından biri de karşılaştığın olayların “tekil” olduğunun farkında olmaktır. Ekonomist çoğunlukla tarihçilik yapar ve bunun her zaman farkında olmayabilir. Sadece bir ay önce gerçekleşen enflasyon rakamını yorumlarken bile ekonomistin kullanması gereken yöntem, tarih yöntemidir.</p>
<p><strong>18. yüzyılın Amerikası, </strong><strong>bugüne ışık tutuyor</strong></p>
<p>Yöntembilime ilişkin bu kısa, yoğun ama gerekli girişten sonra buyurun bugün biraz ekonomi tarihçiliği yapalım. 18. yüzyıl Amerika’sına bir uğrayalım. Orada uygulanan para politikasına bakalım. Bu süreç bugünü anlamaya yardım edecek çünkü.</p>
<p>1700’lü yılların başındayız. İngiltere (Büyük Britanya) vatandaşları Amerika kıtasına göç edip, doğu sahilinde 13 tane koloni kurmuş. Dikkat lütfen. Bunlar sömürge değil, koloni. Doğrudan İngiliz toprağı.</p>
<p>İngiltere o dönemde normalde sömürgelerinden zorla ucuza hammadde alıp, pahalıya mamul mal satıyordu. İngiliz hukuk alanına dahil olan Amerika’da ise aynı sonuca ulaşmak için biraz farklı bir yol izledi. O yıllarda hem İngiltere’de hem de Amerika’da aynı para birimi kullanılıyordu. Yani İngiliz sterlini. Sterlinin arzını kontrol eden İngiliz hükümetleri, Amerika’ya ekonominin sağlıklı bir şekilde işlemesi için gerekli olan miktardan çok daha az para yolladı. Bunun sonucu olarak Amerika’daki sterlin İngiltere’deki sterlinden çok daha değerli hale geldi. İngiltere’de örneğin 1 kilo yün alabilen aynı sterlin, Amerika’da 1,3 kilo yün alabiliyordu. Hatta 1704’de Kraliçe Anne çıkardığı bir fermanla Amerika’daki sterlinlerin daha değerli olacağını resmi olarak teyid etti.</p>
<p>Sonuçta Amerikalılar aşırı değerli bir para birimine sahip olmanın dezavantajlarını yaşamaya başladılar. Rekabet güçleri düştü. Ticaret ve gelir azaldı. Mallarını İngilizlere ucuza satıp, onlardan pahalıya almak zorunda kaldılar. İflaslar arttı. Fiyatlar gerilemesine rağmen korkunç bir hayat pahalılığı baş gösterdi, çünkü para değerli ve kıttı. O yüzden Amerika pahalı bir yer haline geldi. Vergi oranları aynı kalmasına rağmen, vergi yükü ciddi ve hissedilebilir ölçüde arttı.</p>
<p>Vergiden kaçmak ve ticaret yapabilmek için barter başladı, hatta bazı eyaletler kendi paralarını basmayı bile denedi. Bu paralar iyi yönetilemediği için bu defa enflasyona neden oldu ve kabul görmemeye başladılar. İngiltere 1751 ve 1764’de çıkardığı The Currency Acts ile kolonilerin para basmasını yasakladı. Zaten bu paralara talep göstermemiş olan Amerikalılar bütün zararlarına karşın değerli sterlini kullanmaya devam etmek zorunda kaldı.</p>
<p>İngiltere’nin uyguladığı bu para politikasının sonucu olarak Amerika’daki sterlinlerin faizi, İngiltere’deki sterlinlerin faizinden 2-2,5 kat daha yüksek seyretti. Yani Londra’dan Amerika’ya borç vermek çok karlı bir iş haline geldi. O dönemin carry trade işlemi olarak da düşünebilirsiniz.</p>
<p><strong>Çıkarmamız gereken dersler var</strong></p>
<p>Bu olaydan çıkarmamız gereken bir dizi ders var. Madem 200 yıl geriye gidip bu süreci incelemekle uğraştık, derslerimizi de kaçırmadan not edelim.</p>
<p><strong>Değerli para enflasyon değil ama hayat pahalılığı yaratır:</strong> Para biriminiz diğer paralar (dolar, avro) karşısında değerliyse geliriniz diğer dövizler bazında artar evet ama unutmayın harcamalarınızı da o değerli parayla yaptığınız için giderleriniz de döviz bazında artar.</p>
<p><strong>Paranın değerlenmesi yanında enflasyon da varsa: </strong>Değerli paranın yarattığı hayat pahalılığının yanı sıra enflasyon da varsa, yani paranız dövize karşı değer kazanırken, mallara karşı değer kaybediyorsa, hayat pahalılığı daha da ağırlaşır. Bu çok zorlayıcı bir kombinasyondur.</p>
<p><strong>Carry trade çok cazip hale gelir:</strong> Parası değerli olan bir ülkeye yurtdışından borç veriyorsanız <strong><em><u>hem faizi hem de paranın değerli olduğu kısmı</u></em></strong> kazanırsınız. Şöyle düşünün lütfen: Amerikalı bir yatırımcı Türkiye’ye portföy yatırımı yaparsa, Türk vatandaşları gibi aynı faizi kazanır. Fakat Türkler kazandıkları parayı değerli TL olarak harcamak zorunda iken, Amerikalı yatırımcı kazancını ülkesinde dolar olarak harcama imkanına sahiptir. Böylece TL’nin dolar karşısındaki reel değer kazancı kadar ek bir faiz almış gibi olur.  </p>
<p>Son ders: Değerli paranın faizi de yüksek olmak, yüksek kalmak zorundadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biz-gecmise-bakarken-gecmis-de-bize-bakar-81934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Biz geçmişe bakarken geçmiş de bize bakar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-ve-avrupanin-yeni-vatandaslik-tanimi-made-in-europe-81933</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31 ve Avrupa’nın yeni vatandaşlık tanımı Made in Europe</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta Kuzeybatı Avrupa’da görülmemiş bir sıcak hava dalgası yaşandı. Ben de Brüksel’deydim. Aslında 35 derece bizim için aşırı sıcak sayılmaz, ama altyapı bu sıcağa göre olmayınca çekilmiyor. Neredeyse hiçbir yerde klima yok. Eskiden buralar serin diye klima taktırmıyorlar sanırdım. “Artık iklim değişti, klima taktırmayı düşünmüyor musunuz?” diye sorunca, “Enerji tüketimini azaltarak çevreyi koruyoruz” cevabını aldım.</p>
<p>Brüksel’den önce de Londra’daydım. Burada, COP Başkanı Sayın Murat Kurum ve TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımlarıyla kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31 zirvesinin iş dünyası ayağının açılışı yapıldı. TOBB, 2015’teki G-20 zirvesinde yaptığı gibi bu önemli uluslararası organizasyonda da iş dünyası ile resmî müzakereciler arasındaki iletişimi düzenleyecek. Antalya’daki zirvede, aynı G-20’de olduğu gibi, iş dünyası zirvesi liderler zirvesiyle aynı gün yapılacak. Bu arada, 2015 yılındaki G20’de iki zirvenin aynı günde yapılmasını o zamandan beri başka hiçbir ülke tekrar edemedi. COP toplantıları bugüne kadar resmî müzakerecilerin ve orada olmaktan başka bir işi olmayan aktivistlerin elindeydi. Türkiye iş dünyası ve resmî müzakereciler arasındaki iletişime önem vererek işin ciddiyetini artırıyor. Ama maalesef, klimaları kapatarak iklim değişikliğinin önüne geçmek mümkün değil.</p>
<p><strong>AB, yeni bir “ekonomik </strong><strong>vatandaşlık tanımı” yapıyor</strong></p>
<p>Londra’daki yuvarlak masa toplantısında küresel iş dünyası liderleriyle, iklim değişikliğiyle mücadele sürecinde iş dünyasının karşı karşıya kaldığı riskleri tartıştık. En önemli risklerden biri, Avrupa Birliği’nin (AB) iklim politikası adı altında sınırda karbon vergisinden ürün yerelleştirmesine kadar pek çok korumacı politika icat etmesi. AB, çevre, teknoloji ve güvenlik söylemleri üzerinden yeni bir “ekonomik vatandaşlık tanımı” yapıyor. Made in Europe ise bunun son halkası. Türkiye açısından da bu önemli bir risk.</p>
<p>Avrupalı siyasetçiler Çin’in yükselişi, enerji krizi ve Başkan Donald Trump’ın ABD’yi değiştirmesi karşısında panikte. Çareyi teknoloji egemenliği, çevreyi koruma ve enerji bağımsızlığı gibi büyük kavramları siyasileştirmekte buldular. Ancak bu kavramların içini doldurmaya gelince, siyaset yetersiz kalıyor. Örneğin, geçen hafta açıklanan teknoloji egemenliği paketini yazanlar konudan o kadar bihaber ki, Avrupa’nın en gelişmiş teknoloji şirketi, dünyadaki tüm çip üreticilerinin kullanmak zorunda olduğu litografi makinelerinin tekel üreticisi Hollandalı ASML, “bu paket çıkarsa biz batarız!” diye açıklama yaptı.</p>
<p>Anlayacağınız, Avrupalı bürokratlar sürekli yeni regülasyonlar üreterek bu süreci yönetmeye çalışıyor. Ancak Avrupa’nın mevcut saadetini sürdürebilmesi için, mevcut refahı kullanarak keyif sürmek yerine, çalışan ve dinamik bir topluma kavuşması gerekiyor. Fakat Avrupa siyaseti, içinde bulunduğu krize çözüm üretmek yerine göçmen düşmanlığından beslenen bir popülizm sarmalı içinde sıkışmış durumda. Made in Europe, stratejik bir hamle gibi bile görünse de aslında çalışan nüfusu azalan, mevcut nüfusu da tembelleşen Avrupa için oldukça popülist bir hamle.</p>
<p>Bu sene İngiltere’de, seneye de Fransa’da yapılacak seçimleri kuvvetle muhtemel aşırı sağ partiler kazanacak. Hemen belirtelim, Fransız aşırı sağcı lider Marine Le Pen, klimaların açık tutulmasından yana! Almanya’da daha seçimlere üç sene var ve Alman politikası nispeten istikrarlı bir yola oturmuş durumda. Avrupa Birliği’nin geleceği açısından en önemli seçimler tabii ki Fransa’dakiler olacak. Made in Europe tartışmalarında da belirleyici ülke Fransa. Fransızlar şu anda Avrupalı ürün tanımının, ürünün gümrükte kullanılan menşeiyle sınırlı kalmayıp fikri hakların sahipliğinden ihracat kısıtlamalarından bağışıklığa kadar uzanmasını istiyor. Almanlar mesela sadece kamu ihale kriterlerinde mütekabiliyet ile yakın ülkeleri kabul etmeye razı, ama görünen o ki müzakerelerde Almanya pasif davranacak ve Fransa’nın suyuna gidecek. Hoş, Türkiye bu kamu ihalelerine dair Dünya Ticaret Örgütü anlaşmasını henüz imzalamış değil.</p>
<p>Made in Europe hakkında birçok belirsizlik var. Mesela, çevreye dair korumacı düzenlemelerle Made in Europe’un kesişiminde ne olacak? Diyelim ki elektrikli araç Türkiye’de üretilince Avrupa malı olarak kabul gördü, peki üretimde kullanılan çeliğin karbon emisyonu yüksekse ne olacak? Şirket filoları veya askeri araçlar farklı menşe kurallarına tâbi olabilir mi? Bu gibi detaylara dayalı olarak hangi ürünlerin içeride ya da dışarıda kalacağını belirleyecek teknik düzenleme yetkileri Komisyon’a verilecek mi yoksa verilmeyecek mi? Öyleyse Parlamento ve Konsey daha detaylı bir kanun hazırlamak isterse, uzlaşma 2027’ye sarkabilir.</p>
<p><a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-europe-bir-virgulle-disarida-kalabiliriz-76165" target="_blank" rel="noopener">3 Nisan 2026 günü yazdığım gibi</a>, Made in Europe konusundaki müzakerelerde bir virgül farklı yere konulursa otomotiv yan sanayi, rüzgâr türbini gibi kritik sanayilerimiz Avrupa pazarının dışında kalabilir. Sonbaharın ortasına kadar Avrupa Parlamentosu, Komisyon ve Konsey arasında müzakereler yapılacak. Şanssızlığımıza bakın ki Avrupa Parlamentosu’ndaki iki raportör de Fransız. Ancak Parlamento en azından vekilleri etkilemenin mümkün olduğu bir mecra. Konsey’deki kararlar ise tamamen kapalı kapılar ardında alınıyor. Hal böyle olunca, Made in Europe ile ilgili esas önemli pazarlıklar Brüksel’de değil de Paris ve Berlin’de yapılacak gibi duruyor.</p>
<p><strong>Şirketlerimiz elini cebine </strong><strong>atmaya hazır değil </strong></p>
<p>Avrupa siyaseti içinde bulunduğu çıkmazı aşmak için artık sadece kimin değil, hangi ürünün de Avrupalı olduğunun sınırını yeniden çizerken biz ne yapıyoruz? Maalesef pek bir şey yapamıyoruz! Oysa belirsizliğin ilk olumsuz etkisini BYD yatırımının iptal edilmesiyle gördük. Acilen, Türkiye’den tek bir kişinin bile adının geçmeyeceği, Türkiye’nin Made in Europe içinde kalmasının Avrupa’ya ne kadar menfaat sağlayacağını Alman otomotiv üreticilerinin, İspanyol rüzgâr türbini üreticilerinin, tüketici örgütlerinin ve sendikaların anlatacağı bir gerilla kampanya yapmalıyız. Mesela biri çıkıp demeli ki bu rüzgâr türbini fabrikalarını Türkiye’de değil Danimarka’da kurarsanız, işçi olarak daha çok göçmen getirmeniz gerekecek.</p>
<p>Ne yazık ki böyle bir kampanyayı örgütleyecek kapasitemiz yok. Şirketlerimiz elini cebine atmaya hazır değil. Bu bize mahsus bir durum değil, bir Akdenizli alışkanlığı. Geçenlerde Politico, Avrupa’da en çok lobi harcaması yapan şirketlerin hangi ülkelerden olduğunu açıkladı. Birinci sırada Almanya var. Onu ABD, Fransa ve İngiltere izliyor. Avrupa’nın üçüncü ve dördüncü büyük ekonomileri İtalya ve İspanya ise 10. ve 11. sırada. Biz Akdenizlilerin en sevdiği şey, gezdiğimiz yerlerde eş dostla fotoğraf çekip LinkedIn’e koymak. Oysa marifet karda yürüyüp izini bırakmadan karar alıcıların fikrini değiştirebilmektir. Yeni dönemde Avrupa pazarına erişim fabrikalarda değil, müzakere masalarında, gazete köşe yazılarında ve otel lobilerinde kazanılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-ve-avrupanin-yeni-vatandaslik-tanimi-made-in-europe-81933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31 ve Avrupa’nın yeni vatandaşlık tanımı Made in Europe ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altin-almali-mi-satmali-mi-81932</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın: Almalı mı, satmalı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde kaydedilen ilerleme sonrasında Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden hızlanması, Brent petrol fiyatını savaş dönemindeki zirve seviyelerinden yaklaşık 70 dolar seviyesine kadar geri çekti. Enerji fiyatlarındaki düşüş, Fed'in ilave faiz artırımı ihtiyacını azaltabilecek önemli bir gelişme olarak öne çıktı.</strong></p>
<p>Altın fiyatlarının 6.000 dolara kadar yükselebileceği beklentileriyle başladığımız 2026 yılının ilk yarısında tam tersi bir tabloyla karşılaştık. Altın, sert değer kayıpları yaşayarak 4.000 dolar seviyelerine kadar geriledi.</p>
<p>Bugün altın yatırımcısının önünde önemli bir soru var: Mevcut zararını sınırlamak için satış mı yapmalı, yoksa bu seviyeler yeni bir yükseliş trendi için alım fırsatı mı sunuyor? Bu sorunun cevabı, altın fiyatlarını aşağı ve yukarı yönlü etkileyen temel dinamiklerde saklı.</p>
<p><strong>Altın neden sert düştü?</strong></p>
<p>Öncelikle altının temel özelliğini hatırlamakta fayda var. Altın, faiz veya temettü gibi düzenli bir getiri sağlamaz. Yatırımcısına yalnızca fiyat artışı yoluyla kazanç sunar. Bu nedenle faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde altın cazibesini kaybetmeye başlar.</p>
<p>ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş küresel enflasyon beklentilerini bozdu. Artan enflasyon ise merkez bankalarını yeniden faiz artırımı ihtimaliyle karşı karşıya bıraktı. Nitekim bu süreçte hem Avrupa Merkez Bankası hem de Japonya Merkez Bankası faiz artırımlarına gitti.</p>
<p>Faiz oranlarının yükselmesi, yatırımcısına düzenli gelir sağlamayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini artırdı. Bunun sonucunda altın fiyatlarında sert bir geri çekilme yaşandı.</p>
<p><strong>Kurumsal yatırımcılar altından çıktı</strong></p>
<p>Fiyatlardaki düşüşü hızlandıran en önemli unsur ise büyük yatırım fonlarının pozisyon değişikliği oldu. Kurumsal yatırımcılar, büyük merkez bankalarından yeni faiz artışlarının geleceği beklentisiyle altın pozisyonlarını azaltarak faiz getirisi sunan finansal ürünlere yöneldi. Bu güçlü satış dalgası altındaki düşüşü daha da hızlandırdı.</p>
<p>Buna ek olarak, Türkiye başta olmak üzere bazı merkez bankalarının yerel para birimlerini desteklemek amacıyla altın rezervlerinin bir bölümünü satmaları da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.</p>
<p><strong>Kritik belirleyici, Fed olacak</strong></p>
<p>Bundan sonraki süreçte en önemli belirleyici ise ABD Merkez Bankası (Fed) olacak. Fed'in yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergesi, beklentilere paralel, mayıs ayında aylık yüzde 0,3 arttı. Normal şartlarda bu veri, Fed'in faiz artırımı ihtimalini güçlendiren ve altın açısından olumsuz değerlendirilebilecek bir gelişmeydi. Ancak aynı dönemde petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüş bu tabloyu değiştirdi.</p>
<p>ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde kaydedilen ilerleme sonrasında Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden hızlanması, Brent petrol fiyatını savaş dönemindeki zirve seviyelerinden yaklaşık 70 dolar seviyesine kadar geri çekti. Enerji fiyatlarındaki düşüş, Fed'in ilave faiz artırımı ihtiyacını azaltabilecek önemli bir gelişme olarak öne çıktı.</p>
<p><strong>Petrol fiyatları nasıl seyredecek?</strong></p>
<p>Piyasaların yakından izlediği temel konu ise ABD-İran barış görüşmeleri, Hürmüz Boğazı’nın kaderi ve petrol arzı. Bu görüşmelerde gündeme gelen önemli bir konu, ABD’nin 1979 sonrasında ilk defa İran’a yönelik uyguladığı yaptırımları kaldıracak olması. Böyle bir adım küresel petrol arzını artırabilir ve enerji fiyatlarını daha da aşağı çekebilir. Petrol fiyatlarındaki kalıcı düşüş ise enflasyon baskısını azaltarak Fed'in faiz artırımı ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırabilir.</p>
<p>Bu senaryo, altın fiyatlarındaki düşüşün durması ve yeniden toparlanması açısından önemli bir destek unsuru olabilir. Başkan Trump'ın yaklaşan yerel seçimler öncesinde en önemli ekonomik hedeflerinden birinin petrol fiyatlarını düşük tutmak olması, bu unsuru destekliyor.</p>
<p>Ancak bölgedeki jeopolitik riskler hâlâ yüksek. İran ile Batı arasındaki sorunların onlarca yıldır çözülememiş olması ve İsrail'in bölgedeki önceliklerinin zaman zaman ABD'den farklılaşması, kalıcı bir uzlaşının önünde önemli engeller oluşturuyor.</p>
<p><strong>Son söz</strong></p>
<p>Özetle, önümüzdeki aylarda altının yönünü belirleyecek en önemli unsur jeopolitik gelişmeler olacak.</p>
<p>Fed'in faiz politikası, petrol fiyatlarının seyri, ABD-İran ilişkilerinin alacağı yön ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, altın piyasasında belirsizlik devam edecek görünüyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca fiyat hareketlerine değil, küresel jeopolitik gelişmelere ve merkez bankalarının vereceği mesajlara da en az altın fiyatları kadar dikkat etmeleri gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altin-almali-mi-satmali-mi-81932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/2/1280x720/kapali-carsida-altin-krizi-1759940747.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın: Almalı mı, satmalı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspan-wall-streetin-adami-81931</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alan Greenspan: Wall Street’in adamı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Greenspan göreve geldikten sonra serbest piyasacı görüşlerini fiiliyata geçirdi. Kendi ifadesiyle “bankaların hissedarlarının çıkarlarını korumak için riskleri kontrol altında tutacaklarına ve piyasa mekanizmasının aşırılıkları düzelteceğine” inandı.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz gün 1987-2006 yılları arasında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Başkanlığını yapan Alan Greenspan 100 yaşında vefat etti. Herhalde tarihin yazdığı en şişirilmiş merkez bankacısıydı. Hatta, bir dönem kendisine “Maestro” lakabı verilmiş ve hakkında aynı isimde zamanında bankacı ve finansçılar arasında pek popüler olan bir kitap yazılmıştı.</p>
<p>Greenspan bir başka ünlü Fed Başkanı Paul Volcker’ın yerine seçildi. Volcker 70’li yılların petrol şokları sonrasında ABD’de %15’leri geçen enflasyona karşı faizleri aşırı yükselterek ekonomiyi kısa süren bir resesyon sonrasında tekrar düze çıkarmıştı. Ancak Volcker aynı zamanda finans sisteminin aşırı güçlenerek ekonominin bir “rantiye kapitalizmi”ne dönmesine de şiddetle karşıydı. Bankaların karmaşık finansal ürünlerden ve piyasalardan uzak durması gerektiğini savunuyor ve Glass-Steagall Yasası'nın (ticari bankacılık ile yatırım bankacılığını ayıran yasa) korunmasını istiyordu.</p>
<p>Bu noktada, tabii ki bu yasadan hiç haz etmeyen Wall Street bankacıları devreye girdi. Kendilerine uygun kafa yapısında “serbest piyasacı” bir başkan istiyorlardı. Böylece, 3. dönem seçilmesi kesin gibi gözüken Volcker’ın yerine bu işler için uygun biri bulundu: Alan Greenspan. Kendisi gençlik yıllarında Ayn Rand gibi ultra-liberal görüşlere sahip birinin yanında yetişmiş bir şahsiyetti. (Rand’ın objektivizm olarak adlandırdığı kişisel çıkarcılığın üstünlüğüne dayanan sözde felsefesinin kapitalizmin kendi kendini düzelttiği ve devletin piyasaları kendi işleyişine bırakması gerektiği şeklinde dogmaları vardı. Greenspan de 60’lı yıllarda Rand’ın yayın organında bu görüşleri destekler makaleler yazıyordu.</p>
<p>Greenspan göreve geldikten sonra bu serbest piyasacı görüşlerini fiiliyata geçirdi. Kendi ifadesiyle “bankaların hissedarlarının çıkarlarını korumak için riskleri kontrol altında tutacaklarına ve piyasa mekanizmasının aşırılıkları düzelteceğine” inandı. Türev piyasalarının aşırı şekilde büyümesine ve çeşitlenmesine (MBS’ler, CDS’ler, tezgah üstü türevler vs.) seyirci kaldı. Bu piyasaların ve enstrumanların denetlenmesi konusunda bir hassasiyet göstermedi. “Too Big To Fail" probleminin büyümesine ve finansal sektörün giderek daha büyük ve daha bağlantılı hale gelmesine göz yumdu. Bu yaklaşımlar 2008 Büyük Resesyonu’nun oluşumunda önemli rol oynadı.</p>
<p>Denilebilir ki, bu şekilde davranarak Greenspan kendisinin de inandığı Rand’ın liberal felsefesini uyguluyordu. Ama, asıl çelişki ve son tahlilde Wall Street’in adamı olduğunu kanıtlayan nokta finans şirketlerinin ve bankaların çıkarları söz konusu olduğunda Rand’ın felsefesine 180 derece ters, son derece müdaheleci politikalar uygulamaktan kaçınmamasıydı. Bunun ilk örneklerinden birini 1999’da batan LTCM adındaki fonun bizzat Greenspan tarafından kurtarılmasında gördük.</p>
<p>Benzer bir şekilde, para politikası yönetimi de son derece müdaheleci ve piyasa yanlısıydı. Ne zaman piyasalarda bir sıkışma olduysa, hemen faiz indirimleri devreye sokuluyor ve likidite muslukları açılıyordu. (Hatta piyasalar bu duruma “Greenspan Put” adını vermişlerdi.) Ancak, bu yaklaşım da 2008 krizini hazırlayan bir başka etmendi. Piyasa oyuncuları “piyasalarda ve/veya finansal kurumlarda bir sıkışma olursa nasıl olsa Greenspan devreye girer ve durumu kurtarır” beklentisiyle hareket etmeye başladı. Bu da ahlaki tehlike (moral hazard) riskini artırarak piyasaların pervasızca hareket etmesine ve kaldıraçların daha da artmasına sebep oldu.</p>
<p><strong>Fed siyasetten bağımsız olsa da </strong><strong>Wall Street’ten bağımsız olamıyor</strong></p>
<p>Greenspan aynı zamanda “merkez bankası bağımsızlığını savunan” ve bunu sadece ABD için değil, tüm Batı ülkelerine yaymaya çalışan bir misyon da yüklendi. “Merkez bankaları, dolayısıyla da para politikaları bağımsız olmalı mı, atanmışlar seçilmişlerin üstünde olabilir mi, fiiliyatta MB’ler ne kadar bağımsız olabilirler”, tüm bunlar detaylıca irdelenmesi gereken ve kolay cevabı olmayan sorular. Ancak, Greenspan’in 20 senelik başkanlığında şunu gördük ki Fed siyasetten bağımsız olsa da Wall Street’ten bağımsız olamıyor!</p>
<p>Alan Greenspan’in denetimsizlik ve Wall Street yanlı politikaları, finans sektörünü topluma faydası olmayan, tamamen spekülatif ve yıkıcı bir yapıya sürükledi, yaratılan varlık balonlarıyla gelir dağılımı iyice bozuldu. Bir dönem piyasaların sorunsuz çalışmasını sağlayan vazgeçilemez bir otorite olarak görülen Greenspan hakkındaki bu algı da görevi bıraktıktan kısa süre sonra 2008 krizinin patlamasıyla yıkıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspan-wall-streetin-adami-81931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Alan Greenspan: Wall Street’in adamı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspane-veda-81930</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alan Greenspan’e veda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Geleneksel merkez bankacılığına göre düşen işsizlik, ücret ve tüketim baskısıyla enflasyon riskini artırır; bu da faiz artışı gerektirir. Ancak Greenspan, görev döneminde bu yaklaşımın dışına çıkarak işsizlik düşerken borçlanma maliyetlerini düşük tutmayı tercih etti.</strong></p>
<p>Efsanevi Fed başkanlarından Alan Greenspan (6 Mart 1926 – 22 Haziran 2026), bu hafta pazartesi günü 100 yaşında hayatını kaybetti. Bu haftaki köşemi hem kendisini daha yakından tanıtmak hem de genç nesillere ilham olması adına Alan Greenspan’e ayırmak istedim.</p>
<p><strong>Maestro lakaplı (orkestra şefi) Alan Greenspan için sanırım herkesin üzerinde uzlaşacağı nokta, Fed’in en çok ses getiren ve en çok tartışılan başkanlarından biri olması. </strong></p>
<p>Alan Greenspan, 1987’den 2006’ya kadar görev yapan ve ABD ekonomisinin tarihindeki en uzun genişleme dönemine taşıyan, “ekonomi bilgesi” olarak sıkça övülen Fed’in 13. Başkanı. <strong>Bir başka efsane Başkan Paul A. Volcker’ın (1979-1987) da halefi. </strong></p>
<p><strong>Gazeteci Bob Woodward, 2000 yılında kaleme aldığı; Maestro: Greenspan’in Fed’i ve Amerikan Ekonomik Patlaması (Maestro Greenspan’s Fed and the American Boom) başlıklı kitapta ona “maestro” yakıştırmasını yapınca, bu lakapla anılmaya başlandı. </strong></p>
<p>Greenspan, ekonomi alanındaki lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerinin tamamını New York Üniversitesi’nden (NYU) aldı. Doktora derecesini almadan önce, 1950’lerin başında Columbia Üniversitesi’nde, daha sonra Fed Yönetim Kurulu Başkanı olacak (1970-1978) Arthur Burns’ün gözetiminde ekonomi eğitimi aldı. <strong>1974-1977 yılları arasında Başkan Gerald Ford döneminde Başkanlık Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin başkanlığını, 1981-1983 yılları arasında ise Sosyal Güvenlik Reformu Ulusal Komisyonu’nun başkanlığını üstlendi. Ayrıca, Başkan Ronald Reagan’ın Ekonomi Politikası Danışma Kurulu’nda üye olarak yer aldı ve Kongre Bütçe Ofisi’ne danışmanlık yaptı. Fed Başkanlığı boyunca kendisini Fed Başkanlığına taşıyan Ronald Reagan ve sonrasında George H.W. Bush (Baba Bush), Bill Clinton ve George W. Bush (Oğul Bush) ile çalıştı. </strong></p>
<p><strong>Resmi verilerin ötesine bakarak </strong><strong>bir anomaliye odaklandı</strong></p>
<p>Greenspan, yaklaşık 20 yıla yaklaşan görev süresi boyunca son derece çalkantılı bir ortamda ekonomiyi yönetti. Görev süresi içerisinde neredeyse başına gelmedik kalmadı. 1987 yılındaki borsa çöküşünü, 1990-92 ve 2001-02 yıllarındaki göreceli hafif resesyonları, 2000 yılındaki dot-com balonunu ve ardından gelen çöküşü, 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ekonomik etkilerini, hızla büyüyen federal bütçe açığını ve artan tüketici borçlarını yönetmek durumunda kaldı.  <strong>Görev süresi boyunca, iki ABD resesyonu, 1997 Asya finansal krizi ve 11 Eylül 2001 terör saldırıları dahil olmak üzere, büyük ekonomik etkileri olan çeşitli olaylar sırasında Fed’e liderlik etti.</strong> Bütün bunlar yaşanırken, döneminin belirgin özelliklerinden biri, 1990’ların kayda değer ekonomik canlanmasıydı.</p>
<p>Greenspan, geçmişe dönük ve genel toplam niteliğindeki resmi verilerin ötesine bakarak bir anomaliye odaklandı. Şirketlerin kâr marjları ya sabit kalıyordu ya da artıyordu. Elektronik ürün fiyatları hızla düşüyordu. Buna rağmen standart enflasyon göstergeleri herhangi bir yukarı yönlü baskı işaret etmiyordu. Greenspan; şirketlerin 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında bilgi teknolojileri (BT), mikroişlemciler, fiber optik ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında yaptıkları devasa sermaye yatırımlarının nihayet meyvelerini vermeye başladığı hipotezini öne sürdü ve şu hususları tespit etti.</p>
<p><strong>1-</strong> Resmi devlet istatistikleri, özellikle hizmet ve teknoloji sektörlerindeki verimlilik artışlarını olduğundan daha düşük gösteriyordu.</p>
<p><strong>2-</strong> Ekonomi yapısal bir değişim geçiriyordu. İşgücü verimliliği artış hızı, durgun bir seyir izleyen yüzde 1,5’lik (1970–1995 ortalaması) seviyeden, on yılın ikinci yarısında yüzde 2,5 ila yüzde 3’ün üzerine (1999’da yüzde 4’ün üzerine çıkarak zirve yapacak şekilde) iki katına çıkıyordu.</p>
<p><strong>Buradaki temel tezi ise şuydu: Daha yüksek verimlilik, çalışanların saat başına daha fazla üretim gerçekleştirmesi anlamına geliyordu. Bu durum, işletmeleri fiyat artışına zorlamadan ücretlerin yükselmesine olanak tanıyor ve böylece düşük işsizlik ile istikrarlı enflasyon arasındaki kısa vadeli ödünleşim ilişkisini fiilen ortadan kaldırıyordu.</strong></p>
<p>Bu konuyu ‘Yapay zekâ balon mu, yoksa gerçekten verimlilik artışı mı sağlıyor?’ tartışmaları konusunda çokça geçmişe referans vererek irdelediğimizi belirtmekte fayda var.</p>
<p>Geleneksel merkez bankacılığında; işsizlik düştüğünde, bu durum işgücü piyasasının sıkılaştığı anlamına gelir; daha fazla insan iş bulur, ücretler üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşur ve tüketici harcamaları genellikle güçlü seyreder. Merkez bankaları için bu, ekonominin genişlediğine dair bir işarettir ve bu durum, bankaların temel odağını fiyat istikrarını korumaya (enflasyonu kontrol altına almaya) kaydırmalarına neden olur. <strong>Greenspan’ın görev süresinin büyük bir kısmı, düşen işsizlik oranlarıyla geçti. Ancak Greenspan bu geleneğin dışına çıktı ve borçlanma maliyetlerini düşük tuttu. </strong></p>
<p>Fed yönetim kurulunda Greenspan ile birlikte görev yapan Alan Blinder daha sonra o günleri anlatırken; <strong><em>“İşsizlik oranı giderek, durmaksızın düşerken ve buna rağmen herhangi bir enflasyon görülmezken, o sadece izleyip beklemeyi tercih etti.”</em></strong> diye tanımlıyor.</p>
<p><strong>Faiz oranlarını sürekli düşük tutmasının sonra kendisine en çok yöneltilen eleştirilerden biri olduğunu da hatırlatalım. </strong></p>
<p><strong>Greenspan’i öne çıkaran farklı unsurlar</strong></p>
<p>Bu temel yaklaşım değişikliği yanında Greenspan’i öne çıkaran birçok farklı unsurun varlığını da belirtmekte fayda var.</p>
<p>Greenspan, göreve başlamasından sadece birkaç ay sonra gerçekleşen <strong>1987 “Kara Pazartesi”</strong> borsa çöküşünün hemen ardından küresel finans piyasalarını istikrara kavuşturmadaki rolüyle büyük takdir toplamıştı. Görevi resmen onaylandıktan iki ay sonra ve çöküşün hemen ardından Greenspan, Fed’in “<strong>ekonomik ve finansal sistemi desteklemek amacıyla bir likidite kaynağı olarak hizmet etmeye hazır olduğunu teyit ettiğini”</strong> ifade etti. Federal Rezerv, bu duyurunun ardından daha sonra “Greenspan Put”u (Greenspan Opsiyonu / Güvencesi/ Satım Opsiyonu) olarak anılacak olan para politikası adımlarını hayata geçirdi.</p>
<p><strong>Greenspan Put; Fed’in, borsada sert düşüşler yaşandığında agresif bir şekilde faiz oranlarını düşürme veya piyasaya likidite enjekte etme eğilimini ifade eden bir piyasa terimi. Bu uygulama, merkez bankasının yatırımcıları piyasadaki büyük kayıplara karşı koruyacağına dair güvence vererek, bir sigorta poliçesi veya geleneksel bir finansal “satım opsiyonu” (put option) işlevi görüyordu.</strong></p>
<p><strong>Bir diğer önemli değişikliği Fed’in iletişiminde gerçekleştirdi.</strong> İletişim dilini kasıtlı olarak muğlak tuttu. Finans piyasalarını hareketlendirebilecek herhangi bir şey söylemekten kaçınmak için cümle yapısını kasıtlı olarak karmaşıklaştırdığını daha sonra kendisi itiraf etti zaten. <strong>Bu muğlak ve adeta bir kâhin edası taşıyan iletişim tarzı “Fedspeak” (Fed Dili) olarak adlandırıldı ve yıllar boyunca merkez bankacılarının iletişim biçimine yön verdi.</strong> Şimdi yeni Başkan Warsh ile bu muğlaklığa geri dönüşü görüyoruz.</p>
<p><strong>Greenspan’e yönelik eleştiriler</strong></p>
<p>Yaklaşık 20 yıl görevde kalınca birçok eleştirinin gelmesi çok doğal.</p>
<p><strong>Greenspan’i eleştirenler, serbest piyasaya duyduğu derin ideolojik bağlılığın, onun sistemik riskleri görmesini engellediğini savunuyorlar. </strong>Greenspan varlık balonlarından kaynaklanan tehlikeyi göz ardı etti. Bu tutumu, onu düşük enflasyon, hızla yükselen borsa ve sürekli artan konut fiyatları sayesinde kazanç sağlayan varlıklı kesim nezdinde popüler kıldı; ancak bu popülerlik, piyasada coşku sona erince sönümlendi.</p>
<p>Bir diğer eleştiri ise; spekülasyon ve kredi verme arasındaki sınırın giderek belirsizleştiği bir dönemde bile Greenspan’in, bankaların ve sigorta şirketlerinin oluşturup ellerinde tuttukları (ki bu ürünlerin karmaşıklığı ve şeffaf olmayışı 2008’de küresel finans sistemine paniğin yayılmasında rol oynayacaktı) yeni türev araçlara yönelik sıkı denetimlerden kaçınılması konusunda Kongre’ye ve düzenleyici kurumlara telkinde bulunduğu için getirilen eleştiridir.</p>
<p><strong>Hakkında yazılacak şeyler, bu alanın kelime sınırını fazlasıyla aşacak kadar uzun. Ben kendimce önemli gördüklerimi elimden geldiğince sizlere aktarmak istedim. </strong></p>
<p><strong>Bu dünyadan, iyisiyle kötüsüyle, bir Alan Greenspan geçti. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspane-veda-81930</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/0/1280x720/alan-greenspan-1782448366.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Alan Greenspan’e veda ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odalarda-isiksizim-sanayide-oksijensizim-81929</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Odalarda ışıksızım, sanayide oksijensizim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bundan 30 yıl önce sanayinin ekonomideki ağırlığı %30’a koşuyordu. Şimdi ise %15’e doğru geriliyor. Oysa sanayi olmadan ne savunma ne ihracat ne de sürdürülebilir kalkınma olmaz.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN:</strong> Üretmeden kaynak yaratmak için Merkez’in doludizgin banknot basması, <strong>filigranlı kâğıt</strong> gerektirir. Orta Vadeli Program’ın <strong>ekonomiyi yanlış yerden soğutmasıyla</strong> enflasyonu çözemediğimiz gibi üretimden de olduk. Sistemin döviz ihtiyacını ancak <strong>sanayi üretimiyle karşıladığımız</strong> bir gerçek.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ: </strong>Bizim dövize ihtiyacımız var. <strong>Döviz basamıyoruz</strong> zira kalpazanlar buna yeltendiğinde, 6’ncı Filo gelir tepene çöker. Ancak bizim <strong>2 döviz banknot matbaamız</strong> var. Biri turizm, öteki ihracat… Hele ki ihracat, sanayi üretimiyle yürüyorsa, <strong>sanayisizleştirme yerine</strong>, sanayiciyi el üstünde tutmak gerekir.</p>
<p><strong>“CİDDİ BİR ŞEKİLDE OKSİJENSİZ KALDIK”</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM:</strong> Nasıl ki <strong>banknot matbaası filigranlı kâğıt olmadan</strong> para basamıyorsa, <strong>ihracat makinemiz sanayi</strong> de <strong>ancak hayatta tutulduğunda döviz üretebilir</strong>. Hele ki “<strong>ciddi şekilde oksijensiz kaldık</strong>” diye feryat ediyorsa… Finansa erişimini zorlaştırdığımız gibi <strong>oksijen hortumuna basıp soluğunu kesiyoruz</strong>.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM:</strong> İstanbul Sanayi Odası Başkanı <strong>Erdal Bahçıvan</strong>, soluksuz kalan sanayimiz için hayati uyarılarına devam ediyor: “<em>Sanayicilerimiz için <strong>çok özel bir kredi paketine</strong> ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz. Bu konuda gerekli adımların vakit kaybetmeden atılmasını <strong>tüm sanayicilerimiz adına</strong> talep ediyoruz.</em>”</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Sanayisizleşmeye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Tehlikeye kim dikkat çekiyor?</em></strong></p>
<p>Kayahan; “<em>odalarda ışıksız kaldım</em>” diyordu şarkısında… İSO Başkanı da <strong>360 oda içinde cesurca haykırıyor</strong>; odalarda nefessiz kaldıklarını… <strong>Oksijen solumayan sanayi, nasıl değer üretebilir ki</strong>…</p>
<p><strong><em>Sanayi sektörü neden gerekli?</em></strong></p>
<p><strong>Şeyh Edebali;</strong> “<em>İnsanı yaşat ki devlet yaşasın</em>” diyordu. <strong>Erdal Bahçıvan</strong> da “Sanayiyi yaşat ki <strong>üretim sürsün</strong>, ihracat gelişsin, <strong>savunma sanayisi büyüsün</strong>, OSB’ler soluk alsın” diyor. <strong>Duyulmuyor mu</strong>?</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>SANAYİYE SAHİP ÇIKMAK TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKMAKTIR</strong></p>
<p><strong>Bahçıvan</strong>’dan: “<em>Türkiye’nin sürdürülebilir <strong>büyümesi</strong>, kalıcı <strong>refahı</strong>, nitelikli <strong>istihdamı</strong> ve küresel <strong>rekabet gücü</strong> ancak <strong>güçlü bir sanayi yapısıyla</strong> mümkündür. <strong>Üretimin zayıfladığı</strong>, yatırımların ertelendiği, <strong>teknolojik dönüşümün yavaşladığı</strong> ekonomide <strong>sağlıklı</strong> ve <strong>dengeli</strong> bir kalkınmadan söz edemeyiz</em>.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>SANAYİ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>İmalat sanayisi:</strong> Endüstrimizin bel kemiği, ihracatımızın dayandığı üretim kabiliyetimiz</p>
<p><strong>Savunma sanayisi:</strong> 3 tarafı deniz, 4 tarafı sorunla çevrili bu coğrafyada var olma savaşımız</p>
<p><strong>Sanayi teşvikleri:</strong> Hak edene ve değer üretmeye verilmesi gereken ama zombilere giden…</p>
<p><strong>Yapısal reform:</strong> Kamudan beklenen ama sanayicinin de yapması gereken verimlilik reformları</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odalarda-isiksizim-sanayide-oksijensizim-81929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/isci-calisan-fabrika-1782452964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Odalarda ışıksızım, sanayide oksijensizim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81926</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 26 Haziran" src="https://www.youtube.com/embed/Tvx6HfApglE" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81926</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/0/1280x720/talip-aktas-berfin-1774245175.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-petrolde-90-dolara-raziydi-70lere-inildi-81928</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası petrolde 90 dolara razıydı, 70’lere inildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>✓ Merkez Bankası yine yanılmış görünüyor; ama bu seferki yüz güldüren bir yanılgı olacağa benziyor.</strong></p>
<p><strong>✓ Merkez Bankası ikinci enflasyon raporunda yılın tümündeki ham petrol fiyatı tahminini 89 dolara çıkarmıştı. Ancak savaşın en azından şimdilik geride kalması ve petrol fiyatlarının tahminlerin ötesinde bir hızla 70 dolarlara kadar gerilemesi, yıllık ortalamanın 80-85 dolar arasında kalmasını sağlayacak gibi.</strong></p>
<p><strong>✓ Fiyatın 70 doların da altına inmesi ve ortalamanın 80 doların altında kalması ise şahane olur.</strong></p>
<p>2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltildiğinin açıklandığı yılın ikinci enflasyon raporunda ham petrol fiyatına ilişkin tahmin de 60,9 dolardan 89,4 dolara çıkarıldı.</p>
<p>Yüzde 24’lük enflasyon hedefi neredeyse hiç mümkün görünmüyordu ama petrol fiyatı öngörülen 89,4 dolarlık düzeyde gerçekleşebilirdi; ne var ki bu düzeyin çok üstünde kalınması da söz konusuydu, daha aşağıda bir gerçekleşme olması da…</p>
<p>Petrol fiyatının hangi düzeyde oluşacağı tabii ki tümüyle dış gelişmelere ve özellikle de ABD-İran savaşının ne kadar süreceğine, bu çerçevede Hürmüz’de neler olacağına bağlıydı.</p>
<p>Savaş şimdilik bitti; tam anlamıyla bir anlaşmaya varılamasa da ateşkes söz konusu ve petrol fiyatları da hızla gerileme eğilimi içine girdi. Hatta petroldeki gerilemenin beklentilerin de ötesinde olduğunu belirtmek gerek.</p>
<p>Petrolde nisan ayının sonunda ulaşılan 126 dolarlık fiyatla yalnızca bu yılın değil, son dört yılın rekoru kırılmıştı. Ateşkesle ve anlaşmaya yaklaşılmasıyla petrol fiyatları hızla geriledi ve 70 dolarlar düzeyine indi.</p>
<h2>Merkez’in tahmini yüksek kaldı</h2>
<p>Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu mayıs ayının ortasında açıkladı ve girişte de belirttiğim gibi ham petrol fiyatındaki yıllık ortalama beklentisinin 89,4 dolar olduğunu bu rapor kapsamında ilan etti.</p>
<p>O döneme kadar olan dört buçuk ayda gerçekleştirilen ithalattaki ortalama fiyat yaklaşık 90 dolar düzeyinde oluşmuştu. Dolayısıyla yılın tümündeki ortalamanın da 89,4 dolar olması için yılın kalan dönemindeki fiyatın 89-90 dolar olması gerekiyordu.</p>
<p>Bu düzey aşılırsa Merkez Bankası’nın 2026’ya ilişkin başta enflasyon olmak üzere bir dizi tahmininin tutma olasılığı iyice zayıflayacak, cari dengedeki açık daha da artma eğilimine girecek; tersi olur ve petrol fiyatı 89-90 doların altında kalırsa bu kez de lehte sapmalar görülecekti.</p>
<p>İşte son dönemde yaşanmakta olan budur!</p>
<p>Fiyat en azından şimdilik de olsa kayda değer ölçüde geriledi ve Merkez Bankası’nın tahmini yüksek kaldı. Ama bu elbette mutluluk veren bir yanılgı.</p>
<h2>Ortalama 80 dolara kadar inebilir</h2>
<p>Ham petrol ithalatında ortalama fiyat ilk altı ayda yaklaşık 91-92 dolar düzeyinde oluştu.</p>
<p>Ancak savaşın en azından şimdilik sona ermesi ve ateşkesle birlikte petrol fiyatları 70-75 dolar arasında salınmaya başladı. Biraz önce de belirttim, bu düzeye bu kadar kısa sürede inileceği beklenmiyordu bile.</p>
<p>Petrolün yılın kalan döneminde bu düzeyde kalması, yılın tümündeki ortalama fiyatı 80 dolara kadar çekebilir. Biraz daha geniş marjda ifade etmek gerekirse 2026’nın tümündeki ortalama fiyat 80-85 dolar arasında oluşabilir.</p>
<p>Yılın tümü için kendini yaklaşık 89-90 dolara hazırlayan Merkez Bankası için bu yüzde 10’a yakın bir avantaj demek. Bu durum tabii ki yalnızca Merkez Bankası için değil, Türkiye için avantaj demek.</p>
<h2>Yüzde 24 yine de olmaz</h2>
<p>Her şey son dönemdeki görece dinginlikte seyretse ve ham petrol fiyatı 70 dolarlarda kalsa, yıllık ortalama maliyet öngörülenin yüzde 10 altında 80 dolar civarında oluşsa bile bundan yüzde 24’lük enflasyon hedefinin tutturulacağı gibi bir sonuç çıkarmak çok yanlış olur.</p>
<p>Unutmayalım; yüzde 24’lük hedefi tutturabilmek için yılın kalan yedi ayındaki, yedi ay toplamındaki fiyat artışının yüzde 6,3’ü aşmaması gerekiyor.</p>
<p>İlk beş aydaki yüzde 16,6 artıştan sonra nasıl bir mucize gerçekleşecek de yedi ayda yüzde 6,3’te kalınacak?</p>
<p>Hani olur ya<strong> “İşte savaş sona erdi, petrol fiyatı da beklentilerin ötesinde düştü”</strong> diyen çıkarsa diye söyleyeyim. Yok, olmaz; petrol fiyatındaki düşüş bu oranın gerçekleşmesini sağlamaya yetmez.</p>
<p>İyimser olmak iyidir, iyidir de bir anda böyle dünyayı toz pembe görecek kadar değil.</p>
<p>Kaldı ki, değil yüzde 24’lük hedefi, yüzde 26’lık tahmini tutturmak bile mümkün görünmüyor. Yüzde 26’da kalmak da yedi ay toplamında yüzde 8'i aşmamayı gerektiriyor.</p>
<p>2025 son yılların görece en düşük enflasyonunun (yüzde 30,89) gerçekleştiği yıldı ve haziran-aralık dönemindeki artış yüzde 13,71 olmuştu.</p>
<p>Dolayısıyla<strong> “Petrol fiyatı düştü, enflasyon belası da geride kalıyor”</strong> gibi hayallere dalmanın hiç alemi yok.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-petrolde-90-dolara-raziydi-70lere-inildi-81928</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/petrol.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası petrolde 90 dolara razıydı, 70’lere inildi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
