<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yeni-partinin-myksi-belli-oldu-83932</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 14:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni Parti&#039;nin MYK&#039;si belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yeni Parti'de Parti Meclisi (PM), Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında Anadolu Kulübü'nde toplandı.</p>
<p>Partinin basın biriminden yapılan açıklamaya göre toplantıda, Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyeleri belirlendi.</p>
<p>9 kişiden oluşan MYK üyeleri şu isimlerden oluştu:</p>
<p>"Genel Sekreter: Yunus Emre, Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Ensar Aytekin, İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Özgür Ceylan, Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Yaşar Tüzün, Hukuk, Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Gizem Özcan, Yurt Dışı Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Medyadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Utku Çakırözer, Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı: Aylin Yaman, Parti Sözcüsü: Zeynel Emre."</p>
<p><strong>Yeni Parti'den Anıtkabir ziyareti</strong></p>
<p>Özgür Özel, partisinin Kurucular Kurulu üyeleriyle Anıtkabir'i ziyaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a649c8d448b5-1784978573.jpg" alt="" width="700" height="471" />Özgür Özel, beraberindeki heyetle Aslanlı Yol'dan yürüyerek Atatürk'ün mozolesine çelenk bıraktı, saygı duruşunda bulundu.</p>
<p>Fotoğraf çekiminden sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçen Özel, burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı.</p>
<p>Daha sonra beraberindeki heyetle İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün Anıtkabir'deki mezarını ziyaret eden Özel, çiçek bırakıp saygı duruşunda bulundu.</p>
<p>(AA-HM)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/yeni-partinin-myksi-belli-oldu-83932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/ozgur-ozel-1784978589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni Parti Başkanı Özgür Özel&#039;in başkanlığında yapılan PM toplantısında 9 kişilik MYK belirlendi. Buna göre, Genel Sekreter Yunus Emre, Parti Sözcüsü ise Zeynel Emre oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuad-baskani-arslan-kamu-kurumlariyla-guclu-iletisim-ve-is-birligini-onemsiyoruz-83931</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> KÜAD Başkanı Arslan: Kamu kurumlarıyla güçlü iletişim ve iş birliğini önemsiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği (KÜAD) Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan öncülüğündeki heyetin, sektörün gelişimine katkı sağlayacak iş birliklerini güçlendirmek, güncel düzenlemeleri değerlendirmek ve kozmetik sektörünün beklentilerini ilgili kurumlara aktarmak amacıyla kamu kurumları ve sektör temsilcilerine ziyaretler gerçekleştirdiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre heyet, temaslar kapsamında Ticaret Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) ile İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinden (İKMİB) önemli isimlerle görüştü.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Perakende Ticaret Daire Başkanı Burak Kaplan ve beraberindeki yetkililerle bir araya gelen heyetin görüşmesinde, "Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Taslağı" kapsamında sektörün değerlendirmeleri paylaşıldı. Toplantıda, kozmetik sektörünün perakende kanalındaki gelişimi, sektör paydaşlarının beklentileri ve düzenlemelerin sektöre sağlayacağı katkılar ele alınırken, uygulamaya yönelik görüş ve öneriler de yetkililere aktarıldı.</p>
<p>KÜAD heyeti, Ticaret Bakanlığından Reklam Denetim 1 Dairesi Başkanı Fazıl Şal ve Reklam Denetim 2 Dairesi Başkanı Erhan Turhan ile de bir araya geldi.</p>
<p>Görüşmede, "Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği"nde yapılan güncel değişiklikler başta olmak üzere reklam sektörünü yakından ilgilendiren düzenlemeler değerlendirildi. Toplantıda, kozmetik sektörünün reklam iletişiminde karşılaştığı güncel uygulamalar, mevzuata uyum süreçleri ve tüketicinin doğru bilgilendirilmesine yönelik yaklaşımlar ele alınırken, KÜAD'ın yürüttüğü projeler ve sektörel bilgilendirme faaliyetleri hakkında da görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı tarafından 3–5 Eylül'de Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenecek İstanbul Küresel E-İhracat Zirvesi (IGEXX) 2026'nın ön bilgilendirme toplantısına ise KÜAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Serdar Mutaf katıldı.</p>
<p>Programda, e-ihracatın geliştirilmesine yönelik çalışmalar, dijital pazarlama uygulamaları ve yeni nesil teknolojilerin sektöre sağlayacağı katkılar üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu. Toplantıda, Türk kozmetik sektörünün dijital kanallar aracılığıyla uluslararası pazarlardaki etkinliğinin artırılmasına yönelik fırsatlar ve e-ihracat ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacak uygulamalar hakkında görüş alışverişi gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>İhracat ve markalaşmada iş birliği mesajı</strong></p>
<p>KÜAD heyeti, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Kozmetik Ürünler Daire Başkanı Esra Gizem Türkcanoğlu ve ekibini de ziyaret etti. Görüşmede, "Sorumlu Teknik Eleman Yönetmeliği" kapsamında yürütülen çalışmalar ile kozmetik sektöründeki güncel gelişmeler değerlendirildi.</p>
<p>Toplantıda düzenlemelerin sektöre yansımaları, uygulama süreçleri ve paydaş beklentileri ele alınırken, mevzuatın etkin uygulanmasına yönelik görüş ve öneriler karşılıklı olarak paylaşıldı. Görüşme, kamu ile sektör arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesine yönelik değerlendirmelerle tamamlandı.</p>
<p>Heyetin İKMİB Başkanı İbrahim Aracı'yı ziyaretinde ise kozmetik sektörüne yönelik işbirliği fırsatları, markalaşma çalışmaları ve hayata geçirilebilecek ortak projeler ele alındı.</p>
<p>Sektörün uluslararası rekabet gücünü artıracak çalışma alanlarına ilişkin görüş alışverişinde bulunulan toplantıda, ihracatı destekleyecek ortak çalışmalar, uluslararası tanıtım faaliyetleri ve Türk kozmetik sektörünün küresel pazarlardaki görünürlüğünü artırabilecek projeler değerlendirildi.</p>
<p>"Ortak çalışma kültürü, sektörün uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendirecek"</p>
<p>KÜAD Yönetim Kurulu Başkanı Arslan, gerçekleştirilen temasların sektör açısından önemli bir iş birliği zemini oluşturduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Kamu kurumlarıyla güçlü iletişim ve işbirliğini önemsiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde hem güncel düzenlemeleri değerlendirme hem de sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan paylaşma fırsatı bulduk. Kamu ile sektör arasında kurulacak ortak çalışma kültürünün, Türk kozmetik sektörünün rekabet gücünü ve uluslararası pazarlardaki konumunu daha da güçlendireceğine inanıyoruz."</p>
<p>Arslan, bu ziyaretlerle, kozmetik sektörünün ihtiyaç ve beklentilerini ilgili kurumlara doğrudan aktarmayı ve sektörel işbirliğinin güçlendirilmesine katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydederek, kozmetik sektörünün sürdürülebilir büyümesine katkı sunacak çalışmaları sürdüreceklerini bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kuad-baskani-arslan-kamu-kurumlariyla-guclu-iletisim-ve-is-birligini-onemsiyoruz-83931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/1/1280x720/564-1784977469.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, TİTCK ve İKMİB ile görüşmeler hakkında açıklama yapan  Kozmetik Üreticileri ve Araştırmacıları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Arslan, &quot;Kamu kurumlarıyla güçlü iletişim ve iş birliğini önemsiyoruz. Gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde hem güncel düzenlemeleri değerlendirme hem de sektörümüzün ihtiyaç ve beklentilerini doğrudan paylaşma fırsatı bulduk.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tkybnin-ilk-yari-net-kari-5-milyar-lirayi-asti-83929</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 13:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> TKYB&#039;nin ilk yarı kârı 5 milyar lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası (TKYB), 2026'nın ilk altı ayına ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bankanın aktif büyüklüğü 214,6 milyar liraya ulaşırken, kredi hacmi de 126,4 milyar seviyesine çıktı. Aktif kalitesinin önemli bir göstergesi olan brüt takipteki kredilerin toplam kredilere oranı ise yüzde 0,52 düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Güçlü aktif kalitesini koruyan bankanın altı aylık dönem kârının 5 milyar liranın üzerinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>Bankanın ortalama öz kaynak karlılığı yüzde 30 seviyesinde olurken, net karı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artışla 5 milyar liranın üzerinde gerçekleşti.</p>
<p>TKYB Genel Müdürü İbrahim Öztop, yılın ilk yarısında uluslararası kalkınma finansmanı kuruluşlarıyla iş birliklerini yeni kaynak anlaşmalarıyla güçlendirdiklerini ve sağlanan finansmanın Türkiye'nin üretim kapasitesini ve yeşil dönüşümünü destekleyen yatırımlarda kullanılacağını belirtti.</p>
<p>Avrupa Yatırım Bankası ile 100 milyon euro, Dünya Bankası ile 200 milyon euro, Japonya Uluslararası İş Birliği Bankası ile 350 milyon dolar ve Fransız Kalkınma Ajansı ile 200 milyon euro tutarında kredi anlaşmaları gerçekleştirdiklerini aktaran Öztop, şöyle devam etti:</p>
<p>"Uluslararası finansman kuruluşlarından sağladığımız bu kaynaklar, KOBİ'lerin temiz enerji ve enerji verimliliği yatırımlarından altyapı yatırımlarına, düşük karbonlu üretimden kadınların ekonomik hayattaki rolünü güçlendiren uygulamalara kadar geniş bir yatırım alanını kapsıyor. Bu iş birlikleriyle uluslararası finansman kapasitemizi artırırken, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine ve rekabet gücünün artırılmasına katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p>Öztop, yılın ilk yarısında yatırım bankacılığı faaliyetlerini etkin şekilde sürdürdüklerini vurgulayarak, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile yürüttükleri projeler kapsamında Tekirdağ Çeşmeli Limanı özelleştirme ihalesinin açık artırma sürecini başarıyla tamamladıklarını kaydetti.</p>
<p>Sermaye piyasaları alanında ise Vakıf Leasing'in toplam 1,8 milyar lira tutarında sukuk ihracına aracılık ederek şirketlerin alternatif finansman kaynaklarına erişimine katkı sunduklarına değinen Öztop, "Özel sektöre sunduğumuz finansal danışmanlık hizmetleri kapsamında girişimlerin yatırım süreçlerine de destek vermeyi sürdürdük." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla girişimcilik ekosistemine sağlanan desteğin ikinci çeyrekte de artarak devam ettiğini ve veri bilimi, pazarlama teknolojileri, enerji teknolojileri ve yapay zeka alanlarında faaliyet gösteren girişimlere yatırım gerçekleştirdiklerine dikkati çekti.</p>
<p>Yenilikçi ve İleri Teknolojiler GSYF portföylerine ise ileri teknoloji alanında faaliyet gösteren bir girişimi dahil ettiklerini belirten Öztop, "Kuruluşunu yılın ilk çeyreğinde duyurduğumuz, Ticaret Bakanlığı ve Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği işbirliğiyle kurulan Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Girişim Sermayesi Yatırım Fonu'nun (OİB GSYF) lansmanını gerçekleştirdik. Otomotiv sektöründeki teknoloji girişimlerine yönelik oluşturduğumuz OİB GSYF ile girişim sermayesi ekosistemine yeni bir fon kazandırdık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Öztop, Türkiye Kalkınma Fonu aracılığıyla bugüne kadar girişimcilik ekosistemine aktarılan toplam kaynağın 95,9 milyon dolara ulaştığını vurgulayarak, yeni yatırımlar ve alt fonlarla Türkiye'nin teknoloji ve inovasyon ekosistemini desteklemeyi sürdüreceklerini aktardı.</p>
<p>Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini aktaran Öztop, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96'sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı. Finansman sağladığımız yenilenebilir enerji projeleriyle yaklaşık 4 milyon ton sera gazı emisyonunun azaltılmasına katkı sağladık. Sürdürülebilir finans yaklaşımımız doğrultusunda, kaynaklarımızı uzun vadeli değer yaratan yatırımlara yönlendirerek ülkemizin düşük karbonlu, rekabetçi ve dirençli ekonomik yapısının güçlenmesine katkı sunmaya devam edeceğiz."​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tkybnin-ilk-yari-net-kari-5-milyar-lirayi-asti-83929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/7/1280x720/oztop-1770710358.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TKYB&#039;nin yılın ilk yarısında 5 milyar liranın üzerinde kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür İbrahim Öztop, &quot;Haziran 2026 itibarıyla kredi portföyümüzün yüzde 96&#039;sını sürdürülebilirlik temalı krediler oluştururken, iklim odaklı finansmanın portföyümüzdeki payı yüzde 56 seviyesine ulaştı.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kazandirani-altin-ve-doviz-83925</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 11:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın kazandıranı altın ve döviz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,27 azalışla 13.943,87 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.875,58 puanı, en yüksek 14.228,02 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde sanayi endeksi yüzde 2,42 artışla 19.215,35 puana ve teknoloji endeksi yüzde 7,98 yükselişle 50.692,54 puana çıkarken, mali endeks yüzde 3,08 azalışla 18.911,72 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 1,14 kayıpla 12.673,48 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 22,28 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ'yi yüzde 17,62 ile Odine Teknoloji ve yüzde 15,01 ile Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ izledi.</p>
<p>En çok değer kaybeden hisseler ise yüzde 40,09 ile Şekerbank, yüzde 18,81 ile Destek Finans Faktoring AŞ ve yüzde 18,03 ile Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 733 milyar 940 milyon lirayla ASELSAN, 586 milyar 227 milyon 560 bin lirayla Tüpraş ve 532 milyar 800 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz değer kazandı</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 2,18 artışla 6 bin 185 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,69 yükselişle 40 bin 492 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,77 üzerinde 10 bin 170 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,76 artarak 47,3440 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 0,31 yükselişle 53,8590 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 63,0360 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,14 artışla 63,1230 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,51 değer kaybederek 57,9010 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kazandirani-altin-ve-doviz-83925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/doviz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,27 gerileyerek 13.943,87 puandan kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 2,18, cumhuriyet altını yüzde 1,69, çeyrek altın da yüzde 1,77 arttı. Doların satış fiyatı yüzde 0,76, euronun yüzde 0,31 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-alo-193-trafik-sigortalarinda-yeni-donemi-tamamlayacak-83924</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 11:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSB: &#039;Alo 193&#039; trafik sigortalarında yeni dönemi tamamlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sigorta Birliği (TSB), Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından kurulan Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi (OHİM) hakkında değerlendirmeler yaptı.</p>
<p>TSB açıklamasında uygulamanın, trafik sigortalarında yürütülen bütüncül dönüşümün önemli ve tamamlayıcı bir unsuru olduğu belirtildi.</p>
<p>OHİM'in 1 Eylül'den hizmete başlayacağı anımsatılan açıklamada, uygulamanın vatandaşların hasar bildirimlerini tek bir ortak kanal üzerinden hızlı, kolay ve güvenli şekilde gerçekleştirmesine imkan sağlayacağı vurgulandı.</p>
<p>Tüm sigorta şirketleriyle entegre çalışacak sistemin, vatandaşın doğru kanallara doğrudan ulaşmasını kolaylaştıracağı, hasar süreçlerinde standartlaşmayı ve hizmet kalitesini güçlendireceği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, "Son dönemde yürürlüğe giren hasar hesaplama yöntemlerinin standartlaştırılması, araç değer kaybının hasar dosyasının doğal bir parçası haline getirilmesi, akıllı sıralı eksper atama sistemi, yetkisiz hasar aracılığı faaliyetlerine yönelik tedbirler ve OHİM uygulaması birbirini tamamlayan bütüncül bir reform programının parçaları. Bu düzenlemelerin ortak hedefi vatandaşın kaza sonrasında hakkına daha hızlı, kolay ve güvenli şekilde ulaşabildiği entegre bir hasar yönetim modeli oluşturmak." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>"Vatandaşlar hasar ihbarını tek bir ortak giriş noktası üzerinden iletebilecek"</strong></p>
<p>Açıklamada, yeni sistemin sigortalılar ile sigorta şirketleri arasındaki doğrudan iletişimi güçlendireceği, hasar süreçlerini sadeleştireceği ve gereksiz uyuşmazlık alanlarını azaltacağı vurgulandı.</p>
<p>OHİM'in sigorta şirketlerinin mevcut hasar yönetim sistemlerinin yerine geçen bir yapı olmadığı belirtilen açıklamada, "Vatandaşın hasar ihbarını tek bir ortak giriş noktası üzerinden iletebilmesini sağlayan tamamlayıcı bir başvuru mekanizması. Hasarın değerlendirilmesi, eksper atamaları, tazminat süreçleri ve müşteri iletişimi her sigorta şirketinin kendi hasar yönetim sistemi ve uzman kadroları tarafından yürütülmeye devam edecek." denildi.</p>
<p>Açıklamada, OHİM'in yalnızca hasar ihbar süreçlerini kolaylaştırmayacağı, vatandaşları mağdur eden yetkisiz ve hukuka aykırı hasar takip yapılanmalarıyla mücadeleye önemli katkı sağlayacağını bildirildi.</p>
<p>Bu sayede sigortalıların korunmasının ve sektörün güvenilirliğinin güçlenmesinin hedeflendiği vurgulanan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"OHİM'in devreye alınmasının ardından da sigorta şirketleriyle teknik, operasyonel ve idari uyum çalışmaları kesintisiz şekilde sürdürülecek. SEDDK koordinasyonunda Adalet Bakanlığı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu (KVKK) ve ilgili kamu kurumları ile yürütülen işbirliği vatandaş odaklı, güvenli ve etkin bir hasar yönetim sistemi oluşturulmasına katkı sağlayacak. Vatandaşın hasar ve tazminat süreçlerine güven duyduğu, hakkına doğrudan ve kolay erişebildiği güçlü bir yapı sigortacılığın temel unsurlarından biridir. SEDDK'nin ortaya koyduğu bütüncül dönüşüm vizyonunu desteklemeyi ve sigorta sistemine duyulan güveni artıracak çalışmalara katkı sunmayı sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-alo-193-trafik-sigortalarinda-yeni-donemi-tamamlayacak-83924</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/9/1280x720/otomobil-otomotiv-arac-1767154907.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta Birliği tarafından yapılan açıklamada, Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi&#039;nin, vatandaşların hasar ihbarlarını tek noktadan güvenli şekilde yapmasını sağlayan ve trafik sigortalarında yürütülen reformları tamamlayan önemli bir uygulama olduğu bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pet-resin-ithalatinda-muafiyet-ayrintilari-belli-oldu-83922</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 10:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Pet resin&#039; ithalatında muafiyetin ayrıntıları belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresine İlişkin Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre gıda ve içecek ambalajları, tekstil ürünleri, plastik şişeler, filmler, kaplar, tüpler ve daha birçok uygulamada kullanılan "pet resin" (78 ml/g veya daha fazla viskozitesi olanlar) ithalatında ek mali yükümlülük olarak uygulanan korunma önleminden muafiyet sağlanması amacıyla açılan tarife kontenjanının kullanım usul ve esasları düzenlendi.</p>
<p>Bu kapsamda tarife kontenjanı miktarı, korunma önleminin uygulanacağı süre içinde belirli ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli eşya için birinci döneminde 12 bin 41 ton, ikinci ve üçüncü döneminde her bir dönem için 24 bin 81 ton olarak belirlendi.</p>
<p>Her bir ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için bir dönemde verilecek tarife kontenjanı miktarı, birinci dönemde 4 bin 14 tonu, ikinci ve üçüncü döneminde her bir dönem için 8 bin 27 tonu geçemeyecek.</p>
<p>Tarife kontenjanı, "ilk gelen ilk alır" yöntemiyle dağıtılacak. Bir ithal lisansında verilebilecek tarife kontenjanı miktarı 150 ton olarak belirlendi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pet-resin-ithalatinda-muafiyet-ayrintilari-belli-oldu-83922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, &quot;pet resin&quot; için tarife kontenjanı miktarı, korunma önleminin uygulanacağı süre içinde belirli ülkeler ve gümrük bölgeleri menşeli eşya için birinci döneminde 12 bin 41 ton, ikinci ve üçüncü döneminde her bir dönem için 24 bin 81 ton olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vezne24-tahsilat-sistemlerinin-faaliyet-izni-iptal-edildi-83923</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 09:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vezne24&#039;ün faaliyet izni iptal edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) iptal kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Vezne24 Tahsilat Sistemleri ve Ödeme Hizmetleri AŞ'ye 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun kapsamında 13 Eylül 2018'de 7964 sayılı TCMB kararıyla verilen elektronik para kuruluşu olarak faaliyette bulunma izni, Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca iptal edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vezne24-tahsilat-sistemlerinin-faaliyet-izni-iptal-edildi-83923</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, Vezne24 Tahsilat Sistemleri ve Ödeme Hizmetleri AŞ&#039;nin faaliyet iznini iptal etti ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuz-tetikledi-ab-ve-japonyayi-elektrik-carpti-83912</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz tetikledi AB ve Japonya&#039;yı elektrik çarptı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) Yıl Ortası Elektrik Sektörü Güncellemesi raporuna göre, yurt içi doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından daha fazla etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği bazı Avrupa ve Asya piyasalarında elektrik fiyatları fahiş düzeyde yükseldi. Güçlü yenilenebilir üretim, artan batarya kapasitesi, ithal LNG'nin elektrik üretimindeki sınırlı rolü ve düşük maliyetli yerli doğal gaz, küresel LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasını bazı ülkelerde sınırladı.</p>
<p>AB'de ortalama toptan elektrik fiyatı 2026'nın ilk yarısında yıllık bazda yüzde 15 yükseldi. Elektrik fiyatları Japonya'da ikinci çeyrekte yüzde 30'dan fazla artarken, Avustralya ve Hindistan'da yılın ilk yarısında sırasıyla yüzde 30 ve yüzde 7 geriledi. Rapora göre, 2 Mart-16 Temmuz döneminde Asya spot LNG fiyatları kriz öncesi seviyelere göre ortalama yüzde 65, Avrupa’nın gösterge doğal gaz fiyatı TTF ise yüzde 50’den fazla yükseldi. IEA, LNG fiyatlarındaki artışın elektrik piyasalarına yansımasında iki temel unsurun öne çıktığını bildirdi.</p>
<p>Bunlardan birini, ülkelerdeki doğal gaz fiyatlarının LNG fiyatlarından ne ölçüde etkilendiği ve doğal gaz santrallerinin toptan elektrik fiyatlarını belirlediği saatlerin payı oluşturdu. Japonya'da LNG fiyatları martta kriz öncesi seviyenin termal megavatsaat başına yaklaşık 40 dolar üzerine çıktı. Bu artış, üçüncü çeyreğe yönelik elektrik vadeli fiyatlarının megavatsaat başına yaklaşık 75 dolar yükselmesine yol açtı. Avrupa'da doğal gaz fiyatlarındaki termal megavatsaat başına yaklaşık 30 dolarlık artış, elektrik vadeli fiyatlarında İtalya'da yaklaşık 60, Birleşik Krallık'ta 40 ve Almanya'da 30 dolarlık yükselişe yansıdı. AB'de yılın ilk yarısındaki ortalama toptan elektrik fiyatı megavatsaat başına yaklaşık 105 dolar oldu. Fiyatlar İtalya'da yüzde 18, Almanya'da yüzde 17 yükselirken, güçlü rüzgar ve güneş üretimi ile yüksek hidroelektrik rezervuar seviyelerinin etkili olduğu İspanya'da yüzde 16 geriledi.</p>
<p><strong>Avustralya piyasası etkilenmedi </strong></p>
<p>Avustralya Ulusal Elektrik Piyasası'nda ortalama toptan elektrik fiyatı yılın ilk yarısında yüzde 30 düşerek megavatsaat başına 49 dolara geriledi.</p>
<p>Yeni batarya kapasitesi, gündüz saatlerinden akşam saatlerine kaydırılan elektrik miktarının 2026'nın ilk çeyreğinde üç katına çıkmasına katkı sağladı. Bu gelişme, yüksek talep saatlerinde pahalı doğal gaz ve kömür santrallerinin kullanımını azaltarak fiyat sıçramalarını sınırladı.</p>
<p>Hindistan'da ithal LNG'nin elektrik üretimindeki rolünün sınırlı olması nedeniyle Orta Doğu'daki savaşın spot elektrik fiyatları üzerinde belirgin bir etkisi görülmedi. Ülkede ortalama toptan elektrik fiyatı ilk yarıda yüzde 7 düşerek megavatsaat başına 48 dolar oldu.</p>
<p><strong>ABD'de fiyat şoku hafif atlatıldı </strong></p>
<p>ABD'de ise küresel LNG fiyatlarına kıyasla daha düşük maliyetli yerli doğal gaz, fiyat şokunun elektrik piyasasına geçişini sınırladı. Ülkede ilk yarıdaki toptan elektrik fiyatları, büyük ölçüde ocaktaki aşırı soğukların etkisiyle yüzde 10 yükselerek megavatsaat başına 52 dolara çıktı. ABD Enerji Enformasyon İdaresi tahminine göre, ülkedeki ortalama toptan elektrik fiyatının yılın ikinci yarısında yüzde 8 düşerek megavatsaat başına yaklaşık 48 dolara gerilemesi bekleniyor. IEA'ya göre, Kuzey Amerika'daki yeni LNG sıvılaştırma projeleri, diğer ihracatçıların üretimlerini artırması ve yenilenebilir kaynakların elektrik üretimindeki payının büyümesi, mevcut krizin elektrik fiyatlarına etkisinin 2022'deki enerji krizine kıyasla daha sınırlı kalmasına katkı sağladı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>TÜRKİYE'DE ELEKTRİĞİN TÜKETİCİYE MALİYETİ 1 YILDA %22 YÜKSELDİ</strong></span></p>
<p>Türkiye’de elektriğin tüketiciye olan maliyeti haziran ayı itibarıyla geçen yılın aynı ayına göre yüzde 22.14 oranında artış gösterdi. Geçen yıl haziran ayında 2.98 lira olan elektriğin birim fiyatı, bu yıl Haziran’da 3.64 liraya yükseldi. Elektrik birim fiyatı yılbaşında bu yana ise yüzde 19.14 oranında arttı.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: ekonomim.com</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuz-tetikledi-ab-ve-japonyayi-elektrik-carpti-83912</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/elektrik-1763883529.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz Boğazı üzerinden sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) sevkiyatındaki aksamaların tetiklediği arz şoku, tek haneli enflasyonların yaşandığı AB&#039;de elektrik fiyatlarını yılın ilk yarısında yüzde 15 yükseltti, Japonya&#039;da ise ikinci çeyrekte yüzde 30&#039;dan fazla artırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ingiltereye-72-il-ihracat-yapti-83914</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İngiltere&#039;ye 72 il ihracat yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı 2025’in ocak-haziran döneminde 6 milyar 552 milyon 972 bin dolar iken, 2026’nın aynı döneminde yüzde 4,5 artışla 6 milyar 849 milyon 366 bin dolara yükseldi. İki dönem arasındaki fark 296 milyon 395 bin dolar oldu. Yılın ilk 6 ayında ihracatta ilk 5 sırayı Almanya, ABD, Birleşik Krallık, İtalya ve Fransa oluşturdu. Buna göre İngiltere, Türkiye’nin ilk yarıda en fazla ihracat yaptığı 3’üncü ülke konumunda bulunuyor.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde Türkiye’nin 81 ilinden 72’si Birleşik Krallık’a ihracat gerçekleştirdi. İngiltere’ye hiç mal satmayan 9 il ise Ardahan, Bayburt, Gümüşhane, Hakkari, Kars, Muş, Ağrı, Bitlis ve Iğdır oldu. İhracat yapan 72 ilin 42’sinde bir önceki yılın aynı dönemine göre artış kaydedilirken, 30 ilde gerileme yaşandı. İngiltere’ye ihracatı 100 milyon doları aşan il sayısı 9, 10 milyon doları aşan il sayısı 29, 1 milyon doları geçen il sayısı ise 49 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a6454218a0fa-1784960033.png" alt="" width="269" height="364" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a64542b5a8ef-1784960043.png" alt="" width="271" height="428" /></p>
<p><strong>İlk 3 il, ihracatın 3’te 2’sini yaptı</strong></p>
<p>İngiltere’ye ihracatta İstanbul, 2 milyar 363 milyon dolarla açık ara ilk sırada yer aldı. Ancak kentin ada ülkesine ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 geriledi. İstanbul’u 1 milyar 320 milyon dolarla Kocaeli izledi. Sanayi kentinin İngiltere’ye ihracatı geçen yılki seviyesini korudu.</p>
<p>Üçüncü sıradaki Ankara ise dikkat çekici bir sıçrama yaptı. Başkentin İngiltere’ye ihracatı yüzde 81,2 artışla 376 milyon dolardan 682 milyon dolara yükseldi. Bu üç il, Türkiye’nin İngiltere’ye toplam ihracatının yüzde 63,7’sini tek başına gerçekleştirdi. İlk 10 ilin toplam içindeki payı ise yüzde 90,5’e ulaştı.</p>
<p><strong>Anadolu’dan ihracatta artış </strong></p>
<p>İngiltere’ye ihracatta Denizli yüzde 37,2 artışla 418 milyon dolara, İzmir yüzde 8,7 artışla 376 milyon dolara, Gaziantep ise yüzde 14,1 artışla 278 milyon dolara ulaştı. Buna karşılık Bursa’nın İngiltere’ye ihracatı yüzde 30,3 azalarak 266 milyon dolara, Sakarya’nınki yüzde 29,4 azalarak 193 milyon dolara geriledi. Oran bazında en büyük artışlar küçük tabandan gelen illerde görüldü. Yalova’nın İngiltere’ye ihracatı 2 milyon dolardan 68 milyon dolara çıkarak yaklaşık 30 katına ulaştı. Osmaniye’de yüzde 608, Hatay’da yüzde 325,5, Nevşehir’de yüzde 121,7 ve Zonguldak’ta yüzde 114,1 artış kaydedildi.</p>
<p><strong>Otomotiv lider, çelikte yüzde 85 sıçrama </strong></p>
<p>Sektörel dağılımda otomotiv endüstrisi, 1 milyar 791 milyon dolarla İngiltere’ye ihracatın açık ara lideri oldu. Ancak sektörün ada ülkesine satışları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 13,2 geriledi. İkinci sıradaki elektrik ve elektronik sektörü yüzde 10,6 artışla 901 milyon dolara ulaşırken, hazır giyim ve konfeksiyon yüzde 5,7 azalışla 631 milyon dolarda kaldı. Dönemin en yüksek oranlı artışı ise çelik sektöründe yaşandı; İngiltere’ye çelik ihracatı yüzde 85,4 sıçrayarak 263 milyon dolardan 488 milyon dolara çıktı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ingiltereye-72-il-ihracat-yapti-83914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/4/1280x720/ingiltere-londra-1784960200.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin Birleşik Krallık’a ihracatı 2026’nın ilk yarısında yüzde 4,5 artışla 6 milyar 849 milyon dolara ulaştı. Ocak-haziran döneminde 81 ilin 72’si ada ülkesine mal sattı. İhracatın yüzde 63,7’sini İstanbul, Kocaeli ve Ankara gerçekleştirdi. Sektörlerde otomotiv liderliğini sürdürdü, çelik ihracatı yüzde 85 sıçradı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/moodys-turkiyenin-notunu-guncellemedi-83920</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Moody&#039;s Türkiye&#039;nin notunu güncellemedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, 16 Temmuz'da gerçekleştirilen periyodik incelemeye ilişkin değerlendirmesini yayımladı.</p>
<p>Moody's açıklamasında, bunun bir kredi notu değişikliği anlamına gelmediği ve kısa vadede bir kredi notu eylemi gerçekleşip gerçekleşmeyeceğine dair bir gösterge niteliği taşımadığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye'nin kredi notunun, ülkenin büyük, çeşitlendirilmiş ve dinamik ekonomisi ile düşük kamu borcu yükü tarafından desteklendiği kaydedildi.</p>
<p>Kuruluşun açıklamasında, etkili politika uygulamalarına ilişkin geçmiş performansın özellikle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) enflasyonist baskıları azaltan, makroekonomik dengesizlikleri gideren ve yerli mevduat sahipleri ile yabancı yatırımcıların Türk lirasına olan güvenini kademeli olarak yeniden tesis eden bir para politikası çerçevesine bağlı kalması sayesinde 2023 ortalarından bu yana iyileştiği aktarıldı.</p>
<p>Orta Doğu'daki çatışmaların başlamasından bu yana küresel enerji fiyatlarında yaşanan artışın Türkiye'nin dezenflasyon sürecindeki ivmeyi zorlaştırdığı aktarılan açıklamada, enflasyonun 2026 yılı sonunda yüzde 29 seviyesinde gerçekleşmesinin, 2027 sonunda ise yüzde 24'e gerilemesinin beklendiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, ekonomik büyümenin 2025'teki yüzde 3,6 seviyesinden 2026'da yüzde 3,4'e sınırlı şekilde yavaşlamasının öngörüldüğü, bir sonraki yıl yapılacak seçimler öncesinde ağırlıklı olarak mali teşviklerin etkisiyle büyümenin 2027'de yeniden hızlanmasının beklendiği aktarıldı.</p>
<p>Kredi derecelendirme kuruluşunun açıklamasında, yetkililerin makroekonomik istikrarı kalıcı olarak yeniden tesis eden, ülkenin döviz kuru ve enflasyon şoklarına karşı duyarlılığını azaltan ve dış kırılganlık risklerinde yapısal bir düşüşe olanak tanıyan politika ile reformları etkin bir şekilde uygulamaya devam etmesi halinde kredi notunun yükseltilebileceği ifade edildi.</p>
<p>Moody's, Türkiye'nin kredi notunu "Ba3", not görünümünü ise "durağan" olarak değerlendiriyor.</p>
<p>Kredi derecelendirme kuruluşunun bu yıla ilişkin takviminde Türkiye için değerlendirme tarihleri 23 Ocak ve 24 Temmuz olarak yer alıyordu.</p>
<p>Ancak uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının yıllık takvimlerinde ülkeler için tarih açıklaması, kesin bir not veya görünüm güncellemesi yapılacağı anlamına gelmiyor. Kuruluşlar, takvimde belirtilen tarihler dışında da değerlendirmede bulunabiliyor.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/moodys-turkiyenin-notunu-guncellemedi-83920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/moodys-S6yx_cover.jpg.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Moody&#039;s, Türkiye ile ilgili periyodik incelemesini tamamladığını açıklarken kredi notuna ilişkin herhangi bir karar almadı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-uyelerinin-rekabet-gucunu-artiracak-is-birligine-imza-atti-83937</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO&#039;dan Akademi Yeşil Ofis Consultancy ile iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası'nın (GTO) ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mikdat Aydın ve Genel Sekreter Av. Arb. Çağrı Solak; Akademi Yeşil Ofis Consultancy Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Cemil Aladağ ile Doğu Marmara ABİGEM Eğitim Müdürü Mehtap Dündar'ı ağırladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre toplantıda, oda üyelerinin ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği ve proje çalışmaları değerlendirilirken, görüşmelerin ardından GTO üyelerine daha nitelikli hizmet sunmak ve iş dünyasının değişen ihtiyaçlarına yönelik yeni çözümler geliştirmek amacıyla önemli bir iş birliğine imza atıldı.</p>
<p>Toplantıda, sürdürülebilirlik, yeşil dönüşüm, kurumsal gelişim, proje odaklı iş birlikleri ile yeni iş ve yatırım fırsatları ele alınırken, işletmelerin değişen küresel rekabet koşullarına uyumunu destekleyecek ortak çalışma alanları değerlendirildi.</p>
<p>Toplantı kapsamında Gebze Ticaret Odası ile Akademi Yeşil Ofis Consultancy arasında çözüm ortaklığı protokolü imzalandı. Protokol ile eğitim ve danışmanlık, proje geliştirme, ulusal ve uluslararası fon ile hibe programları, sürdürülebilirlik ve yeşil dönüşüm başta olmak üzere birçok alanda ortak çalışmalar yürütülmesi kararlaştırıldı.</p>
<p>Aslantaş, "İmzalanan bu protokol ile üyelerimizin yeni pazarlara erişimini kolaylaştıracak, kurumsal kapasitelerini güçlendirecek ve rekabet avantajlarını artıracak çalışmaları hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Aynı zamanda kamu, özel sektör ve uluslararası paydaşlarla geliştireceğimiz projeler aracılığıyla bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-uyelerinin-rekabet-gucunu-artiracak-is-birligine-imza-atti-83937</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/7/1280x720/gto-uyelerinin-rekabet-gucunu-artiracak-is-birligine-imza-atti-1784991950.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası ile Akademi Yeşil Ofis Consultancy arasında imzalanan çözüm ortaklığı protokolüyle, eğitim ve danışmanlıktan yeşil dönüşüme, proje geliştirmeden ulusal ve uluslararası fon programlarına kadar birçok alanda ortak çalışmalar yürütülerek üyelerin rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-cezayire-demir-yolu-tekeri-ihracati-83918</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KARDEMİR&#039;den Cezayir&#039;e demir yolu tekeri ihracatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları'nın (KARDEMİR), Cezayir Ulusal Demiryolu Taşımacılığı Şirketi Societe Nationale des Transports Ferroviaires'in (SNTF) demir yolu tekeri tedarikine yönelik uluslararası ihalesini kazandığı duyuruldu. </p>
<p>Buna göre, 21 Temmuz'da imzalanan sözleşmeyle toplam yaklaşık 27 milyon dolar tutarındaki demir yolu tekeri tedarik programının ilk sipariş sözleşmesinin imzalandığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, "Söz konusu sözleşme, şirketimizin son 5 yıllık dönemde gerçekleştirdiği en yüksek tutarlı ihracat sözleşmesidir. Sözleşme, iki kurum arasında 5 yıla yayılacak uzun vadeli bir işbirliğini kapsamaktadır. Bu kapsamda, SNTF'nin 5 yıl boyunca ihtiyaç duyacağı demir yolu tekerleri, şirketimiz tarafından parti parti gerçekleştirilecek siparişler doğrultusunda tedarik edilerek sevk edilecektir. Ulusal bir demir yolu işletmesinin uzun vadeli tedarik programında yer almak, ürünlerimizin uluslararası ölçekte gördüğü kabulün ve şirketimize duyulan güvenin en güçlü göstergelerinden biridir. Uzun vadeli işbirliklerine dayanan ihracat yaklaşımımız ise uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi artırırken gelirlerimizin öngörülebilirliğine, paydaşlarımız için istikrara ve yatırımcılarımız için sürdürülebilir değer üretimine katkı sağlamaktadır." denildi. </p>
<p>KARDEMİR'in 1937'de Türkiye'nin ilk entegre demir çelik tesisi olarak üretime başladığı ve demir yolu tekeri üretebilen dünyanın sayılı üreticileri arasında yer aldığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Ülkemizde ve içinde bulunduğumuz coğrafyada demir yolunun iki kritik bileşeni olan ray ve demir yolu tekerini aynı üretim tesisinde üretebilen tek kuruluş olan KARDEMİR, ham maddeden nihai ürüne uzanan üretim sürecinin tüm aşamalarını kendi bünyesinde yönetmektedir.</p>
<p>Bu entegre üretim yapısı, yüksek kalite standartlarını güvence altına almanın yanı sıra ülkemizin demir yolu sanayisinde stratejik bağımsızlığına ve kritik sektörlerdeki kendine yeterliliğine de önemli katkı sağlamaktadır. Her yeni ihracat başarısıyla ülkemizin üretim gücünü daha fazla pazara ve daha fazla demir yolu ağına taşırken, 'üreten KARDEMİR, güçlü Türkiye' anlayışı en büyük güç kaynağımız olmaya devam edecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-cezayire-demir-yolu-tekeri-ihracati-83918</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/8/1280x720/kardemir-teker-steel-1784963417.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KARDEMİR, Cezayir&#039;e yaklaşık 27 milyon dolarlık demir yolu tekeri ihraç edecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/binek-araclara-asgari-otv-uygulamasi-geliyor-83904</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 16:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Binek araçlara asgari ÖTV uygulaması geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>En düşük emekli aylığını 23 bin 552 liraya çıkarılmasını öngören torba kanun teklifine binek araçlar ve motosikletlerin ÖTV tutarlarına ilişkin bir önerge verildi.</p>
<p>Önergeye göre ÖTV II sayılı listede yer alan binek otomobiller ile motosiklet sınıfındaki araçlar için asgari maktu vergi kavramı mevzuata dahil edildi. Yani oransal olarak hesaplanan ÖTV tutarı belirlenen asgari maktu verginin altında kalırsa bu araçlar için yasayla belirlenen asgari maktu vergi tutarı tahsil edilecek. Önergeye göre 4 kW altındaki elektrikli motosiklet ve scooterlar hariç olmak üzere bu grubun asgari maktu vergi tutarı 30 bin lira olacak. 8703 GTP’li binek otomobillerde ise vergi tutarı 100 bin liranın altında olamayacak.</p>
<p>Önergeyle 41760 sayılı ÖTV Kanununun 12’nci maddesine eklenen bir fıkra ile de ÖTV tutarlarını 10 kata kadar artırmaya ve sıfıra kadar indirme konusunda Cumhurbaşkanına yetki verildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/binek-araclara-asgari-otv-uygulamasi-geliyor-83904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/otomotiv-otomobil-1770179983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Binek araç ve motosikletlerin ÖTV’sine asgari maktu vergi getirildi. Asgari maktu ÖTV motosikletlerde 30 bin lira, binek araçlarda 100 bin liradan az olamayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-90-milletvekiliyle-birlikte-istifa-etti-yeni-parti-icin-basvuru-yapildi-83896</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özgür Özel, Yeni Parti Genel Başkanlığına seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>CHP TBMM Grup Başkanı ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP'den istifa etti.</p>
<p>Özel'in "basın bilgilendirme grubu"ndan yapılan açıklamaya göre, Özel ile toplam 91 milletvekilinin CHP'den istifa ederek Yeni Parti Kurucular Kuruluna katıldığı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca Özel'in Yeni Partinin kuruluş evraklarını imzaladığı anlara ilişkin görüntüsü de paylaşıldı. Özel evrakları imzalamasının ardından, "Vatana, millete, partimize, hepimize hayırlı olsun." ifadesini kullandı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-media-max-width="560">
<p dir="ltr" lang="tr">Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.<br /><br />Başlıyoruz! <a href="https://t.co/g1H6w5781f">pic.twitter.com/g1H6w5781f</a></p>
— YENİ Parti iletişim (@ozgurozeliletsm) <a href="https://x.com/ozgurozeliletsm/status/2080563263524286675?ref_src=twsrc%5Etfw">July 24, 2026</a></blockquote>
<p>Özgür Özel'in Yeni Parti ile ilgili sosyal medyadan açıklama yaptı.</p>
<p>Özel yaptığı paylaşımda, "YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir. İşçinin YENİ Partisi, emeklinin YENİ Partisi, memurun YENİ Partisi, esnafın YENİ Partisi, çiftçinin YENİ Partisi, kadınların YENİ Partisi, gençlerin YENİ Partisi, Türkiye’nin YENİ Partisi… Hayırlı, uğurlu olsun." ifadelerini kullandı.</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.<br /><br />İşçinin YENİ Partisi<br />Emeklinin YENİ Partisi<br />Memurun YENİ Partisi<br />Esnafın YENİ Partisi<br />Çiftçinin YENİ Partisi<br />Kadınların YENİ Partisi<br />Gençlerin YENİ Partisi<br />Türkiye’nin YENİ Partisi…<br /><br />Hayırlı, uğurlu olsun. <a href="https://t.co/skj4qwIoxd">pic.twitter.com/skj4qwIoxd</a></p>
— Özgür Özel (@eczozgurozel) <a href="https://x.com/eczozgurozel/status/2080582247812366642?ref_src=twsrc%5Etfw">July 24, 2026</a></blockquote>
<p><strong>Yeni Parti için evrak teslim edildi</strong></p>
<p>CHP'den ayrılan Özgür Özel ve beraberindeki milletvekillerinin kuracağı Yeni Parti'nin kuruluş dilekçesi İçişleri Bakanlığına verildi.</p>
<p>Partinin kuruluş işlemlerini yürütmek üzere oluşturulan 5 kişilik heyet, saat 10.30'da İçişleri Bakanlığına geldi.</p>
<p>Heyet, resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından partinin kuruluş dilekçesini, kurucular listesini ve ilgili belgeleri İçişleri Bakanlığı Genel Sekreterliğine teslim etti.</p>
<p>Başvurunun ardından Ankara Milletvekili Murat Emir, Bakanlık önünde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Yeni Parti ile büyük ve umut dolu bir yolculuğa çıktıklarını belirten Emir, şöyle konuştu:</p>
<p>"Türk siyasi tarihinde umut ediyoruz ki çok önemli bir kilometre taşı olacak Yeni Partimizi, yepyeni partimizi kurduk, kuruyoruz. Biraz önce İçişleri Bakanlığımızdan kuruluşla ilgili belgelerimizi aldık. Artık umuyoruz ki saatler içerisinde diğer prosedürler de tamamlanacak ve gün bitmeden partimiz hukuken kurulmuş olacak. Biz Sayın Genel Başkanımız Özgür Özel liderliğinde, 91 milletvekilimizle bu partimizin kuruluş aşamasını bugün bitiriyoruz ve bugünden sonra da çok daha güçlü, daha kurumsal olarak yine meydanlardayız, alanlardayız, tarlalarda, fabrikalarda, üniversitelerdeyiz. "</p>
<p>Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Emir, bugün yalnızca Yeni Parti'nin kuruluşu için başvuruda bulunduklarını, prosedürlerin tamamlanmasının ardından Genel Başkan seçimini yapmayı planladıklarını söyledi.</p>
<p>Kuruluş sürecine ilişkin İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan ile görüştüklerini aktaran Emir, Bakanlık bürokrasisinin gerekli işlemleri yerine getirdiğini belirterek teşekkürlerini iletti.</p>
<p>Emir, "Umuyoruz ki yeni partimiz çok önemli hizmetler yapacak, Türk siyasi tarihinde çok önemli bir yer alacak, iktidar olacak ve bugün Lozan'dan sonra yine güzel bir gün, başlangıç olarak kutlanacak." diye konuştu.</p>
<p>Emir, partinin kuruluşunda 91 milletvekilinin yer aldığını bildirdi.</p>
<p>Kuruluş başvurusunun İçişleri Bakanlığınca işleme alınmasının ardından, sunulan belgeler ve kurucular listesine ilişkin inceleme süreci yürütülecek.</p>
<p><strong>Özgür Özel Genel Başkanlığa seçildi</strong></p>
<p>Yeni Parti'nin basın biriminden yapılan açıklamaya göre, Yeni Parti Kurucular Kurulu'nun ilk toplantısı Anadolu Kulübü'nde yapıldı.</p>
<p>Toplantıda oy birliğiyle Özgür Özel Yeni Parti Genel Başkanlığına seçildi.</p>
<p><strong>Yüksek Disiplin Kurulu ve Parti Meclisi üyeleri belirlendi</strong></p>
<p>Yeni Parti'de, 80 kişilik Parti Meclisi ve 15 kişilik Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri Anadolu Kulübü'nde yapılan toplantıda belirlendi.</p>
<p>Toplantıda belirlenen 80 kişiden oluşan Parti Meclisi üyeleri, şu isimlerden oluşuyor:</p>
<p>"Ahmet Tuncay Özkan, Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Ali Gökçek, Aliye Timisi Ersever, Aliye Coşar, Asu Kaya, Aşkın Genç, Ayça Taşkent, Ayhan Barut, Aykut Kaya, Aylin Yaman, Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu, Barış Karadeniz, Bekir Başevirgen, Bilal Bilici, Bülent Tezcan, Cavit Arı, Cemal Enginyurt, Cumhur Uzun, Deniz Yavuzyılmaz, Deniz Yücel, Doğan Demir, Ednan Arslan, Elvan Işık Gezmiş, Ensar Aytekin, Evrim Karakoz, Evrim Rızvanoğlu Emir, Eylem Ertuğ Ertuğrul, Fahri Özkan, Fethi Açıkel, Gamze Taşcıer, Gizem Özcan, Gökçe Gökçen, Hasan Öztürk, Hikmet Yalım Halıcı, İbrahim Arslan, İsmail Atakan Ünver, İsmet Güneşhan, İzzet Akbulut, Kayıhan Pala, Mahmut Tanal, Mehmet Tahtasız, Mehmet Salih Uzun, Melih Meriç, Metin İlhan, Murat Bakan, Murat Çan, Mustafa Erdem, Mustafa Sarıgül, Mustafa Sezgin Tanrıkulu, Mühip Kanko, Nail Çiler, Namık Tan, Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Okan Konuralp, Orhan Sümer, Özgür Ceylan, Gökan Zeybek, Özgür Erdem İncesu, Reşat Karagöz, Servet Mullaoğlu, Seyit Torun, Sibel Suiçmez, Suat Özçağdaş, Süleyman Bülbül, Süreyya Öneş Derici, Şeref Arpacı, Tahsin Ocaklı, Talat Dinçer, Talih Özcan, Türkan Elçi, Uğur Bayraktutan, Ulaş Karasu, Utku Çakırözer, Ümit Özlale, Yaşar Tüzün, Yunus Emre, Yüksel Taşkın, Zeynel Emre, Seda Kaya Ösen."</p>
<p>15 kişilik Yüksek Disiplin Kurulu'nda yer alan isimler ise şöyle:</p>
<p>"Ahmet Tuna Soydemir, Ali Güvenbaş, Buse Batyar, Bülent Yücetürk, Deniz Orhon, Emin Anıl Koç, Emresan Dalveren, Ezgi Rahime Taşdemir, Gülsemin Kaya, Işıl Name Evgin, Kubilay Cem Baran Fırat, Mehmet Hadimi Yakupoğlu, Mete Doğukan Beyaz, Ural Baysal, Ziya Gökalp Koca."</p>
<p>Düzenlenen Yeni Parti Kapalı Grup Toplantısı'nda ise TBMM Grup Başkanvekilliğine Ali Mahir Başarır, Murat Emir ve Gökhan Günaydın seçildi.</p>
<p>Öte yandan Yeni Parti, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının siyasi partiler listesine de eklendi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>(AA-HM)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-90-milletvekiliyle-birlikte-istifa-etti-yeni-parti-icin-basvuru-yapildi-83896</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/6/1280x720/ozgur-ozel-1784892031.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP TBMM Grup Başkanı Özgür Özel, Yeni Parti&#039;nin kuruluş evraklarını imzalayarak CHP&#039;den istifa etti. Toplam 91 milletvekilinin istifa ettiği belirtilirken, Yeni Parti&#039;nin kuruluşu için gerekli evrak da İçişleri Bakanlığına teslim edildi. Özgür Özel, Yeni Parti Kurucular Kurulu&#039;nun ilk toplantısında Genel Başkanlığa seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-hane-halkinin-enflasyon-beklentisi-son-3-ayda-toplam-66-puan-geriledi-83895</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Hane halkının ve reel sektörün enflasyon beklentileri iyileşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) temmuz ayı "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Hanehalkının ve reel sektörün enflasyon beklentileri iyileşiyor. Jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklere rağmen hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son üç ayda toplam 6,6 puan, reel sektörün beklentisi 1,2 puan geriledi. Küresel belirsizliklerin arttığı mevcut konjonktürde finansal istikrarın korunması kritik önemdedir. Rekabet gücümüzde kalıcı artış verimlilik, teknolojiye dayalı üretim ve makroekonomik istikrar ile sağlanacaktır. Enflasyonla mücadelede politikalarımızı kalıcı kazanımları gözeterek belirliyoruz. Politikalarımızın nihai hedefi, yüksek katma değerli üretimle sürdürülebilir büyümeyi ve kalıcı refah artışını sağlamaktır." ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Hanehalkının ve reel sektörün enflasyon beklentileri iyileşiyor.<br /><br />Jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklere rağmen hanehalkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son üç ayda toplam 6,6 puan, reel sektörün beklentisi 1,2 puan geriledi.<br /><br />Küresel belirsizliklerin… <a href="https://t.co/ag5KfshXrm">pic.twitter.com/ag5KfshXrm</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2080581876394147905?ref_src=twsrc%5Etfw">July 24, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-hane-halkinin-enflasyon-beklentisi-son-3-ayda-toplam-66-puan-geriledi-83895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/simsek-1761932462.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, Merkez Bankası tarafından açıklanan &quot;Sektörel Enflasyon Beklentileri&quot; hakkında, &quot;Jeopolitik gelişmelerin oluşturduğu belirsizliklere rağmen hane halkının 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentisi son 3 ayda toplam 6,6 puan, reel sektörün beklentisi 1,2 puan geriledi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-yumakli-tmo-83-milyon-ton-hububat-alimiyla-rekor-kirdi-83894</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı: TMO 8,3 milyon ton hububat alımıyla rekor kırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026 üretim sezonunda çiftçilerin emeklerinin karşılığını eksiksiz alması ve piyasada istikrarın korunması amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisince (TMO) yürütülen hububat alım süreci hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, mayısta hasadını erken yapan üreticilerin depolama ihtiyacını karşılamak üzere Çiftçi Kayıt Sistemi'nde (ÇKS) kayıtlı buğday ve arpayı 21 Mayıs'tan itibaren taahhütname karşılığı almaya başladıklarını belirten Yumaklı, 2 Haziran'da ise piyasa regülasyonunu sağlamak amacıyla alım fiyatlarını açıkladıklarını bildirdi.</p>
<p>Yumaklı, 21 Mayıs'tan itibaren günlük ortalama 200 bin ton olan alım miktarının hasadın yoğunlaşmasıyla 370 bin tona ulaştığına dikkati çekerek, "TMO, 21 Mayıs'tan bu yana 176 bin üreticiden 8,3 milyon ton rekor hububat alımı gerçekleştirdi. Kışın bir ayda sattığımız hububat miktarını bugün bir günde alıyoruz. 2023'te bugün itibarıyla 3,4 milyon ton hububat alınmışken bugün bu rakam 8 milyon tonun üzerine çıkmıştır. Yani 2 katından fazla ürün demektir." ifadesini kullandı.</p>
<p>Ülke genelinde 650 civarında alım noktasında faaliyetlerin kararlılıkla sürdürüldüğünü vurgulayan Yumaklı, coğrafi bölgeler ve iller bazında en fazla alımın İç Anadolu Bölgesi'nde gerçekleştiğini, il bazında ise 1,3 milyon tonu aşan alımla Konya'nın ilk sırada bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Bakan Yumaklı, üreticilerin mağduriyet yaşamaması için lisanslı depoların yanı sıra kurum iş yerlerinde bulunan silo, depo, hangar ve uygun açık yığın sahalarında alım yaptıklarını, lisanslı ve kapalı depoların dolduğu noktalarda uygun açık yığın sahaları kiralayarak ürünleri güvence altına aldıklarını bildirdi.</p>
<p>Hasadın yoğun olduğu bu dönemde depo doluluk oranlarının yüzde 65-70 civarında bulunduğunu belirten Yumaklı, TMO'nun depolarının dolması nedeniyle alımı durduracağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, son ürün gelene kadar alımların süreceğini ifade etti.</p>
<p><strong>"272 bin üreticiye 450 bin randevu verdik"</strong></p>
<p>Yumaklı, üreticilerin ürünlerini düzenli ve hızlı teslim edebilmesi için kurdukları randevu sisteminin işlediğini, fiyatların açıklandığı tarihten sezon bitimine kadar 12,6 milyon ton ürün için 272 bin üreticiye 450 bin randevu verdiklerini belirtti.</p>
<p>Bugüne kadar üretici bazlı randevu gerçekleşme oranının yüzde 87 olduğu bilgisini veren Yumaklı, açılan toplam randevu kapasitesinin 17,8 milyon ton, randevu kapasitesi doluluk oranının ise yüzde 72 olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>"34,3 milyar lira üreticilerin hesaplarına aktarıldı"</strong></p>
<p>Yumaklı, çiftçilerin ürün bedellerinin kanuni esaslar doğrultusunda 21'inci günden itibaren hesaplarına aktarıldığını belirterek, "Ürün bedelleri 21'inci günden itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarılmaktadır. Şu ana kadar 34,3 milyar lira üreticilerin hesaplarına aktarıldı, ödemeler düzenli olarak sürüyor." ifadesini kullandı.</p>
<p>Planlı ve sürdürülebilir tarım politikaları çerçevesinde TMO'nun hububat satışlarına 1 Ekim itibarıyla başlayacağını belirten Yumaklı, satış fiyatlarının 2. grup makarnalık ve ekmeklik buğday için ton başına 18 bin 500 lira, 2. grup arpa için ise ton başına 14 bin lira olarak belirlendiğini bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-yumakli-tmo-83-milyon-ton-hububat-alimiyla-rekor-kirdi-83894</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/6/1280x720/yumakli-1770294211.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 21 Mayıs&#039;tan bu yana 176 bin üreticiden 8,3 milyon tonla rekor hububat alımı yapıldığını bildiren Bakan Yumaklı, &quot;Şu ana kadar 34,3 milyar lira üreticilerin hesaplarına aktarıldı, ödemeler düzenli olarak sürüyor.&quot; açıklamasını yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/finansal-guven-21-puan-artti-83893</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 14:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Finansal güven 2,1 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), temmuz ayına ait Finansal Hizmetler İstatistikleri ve Finansal Hizmetler Güven Endeksi'ni (FHGE) açıkladı.</p>
<p>Finans sektöründe faaliyet gösteren 150 kuruluşun yanıtlarının, sektördeki ağırlıkları dikkate alınarak birleştirilmesiyle elde edilen anket sonuçlarına göre FHGE, temmuzda 2,1 puan artarak 155 seviyesine çıktı.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, son üç aydaki iş durumu ile gelecek üç aydaki hizmetlere olan talep beklentisinin FHGE’yi artış yönünde etkilediği, son üç aydaki hizmetlere olan talebin ise FHGE’yi azalış yönünde etkilediği görüldü.</p>
<p>İş durumu ve hizmetlere olan talebe ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda iş durumunda iyileşme olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya kıyasla güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Son üç ayda hizmetlere olan talepte artış olduğu yönündeki değerlendirmelerin zayıfladığı, gelecek üç ayda hizmetlere olan talepte artış olacağı yönündeki beklentilerin ise güçlendiği görüldü.</p>
<p>İstihdama ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda istihdamda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda istihdamda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir zayıfladı.</p>
<p>Kârlılığa ilişkin değerlendirmelere göre, son üç ayda kârlılıkta artış olduğunu bildirenler lehine olan seyrin zayıfladığı, gelecek üç ayda kârlılıkta artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin ise bir önceki döneme kıyasla güçlendiği gözlendi.</p>
<p>2026 yılı temmuz ayında, NACE Rev.2 sektör sınıflamasına göre "Finans ve Sigorta Faaliyetleri" sektöründe güven endeksleri alt sektörler itibarıyla değerlendirildiğinde, bir önceki aya göre "64-Finansal Hizmet Faaliyetleri (sigorta ve emeklilik fonları hariç)" sektöründe 3 puanlık artış görülürken, "65-Sigorta, Reasürans ve Emeklilik Fonlarında (zorunlu sosyal güvenlik hizmetleri hariç)" 8,9 puanlık ve "66-Finansal Hizmetler ile Sigorta Faaliyetleri için Yardımcı Faaliyetler" sektörlerinde ise 0,4 puanlık azalış oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/finansal-guven-21-puan-artti-83893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/8/1280x720/ekonomi-endeks-hesap-1760684409.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın temmuz verilerine göre Finansal Hizmetler Güven Endeksi, 2,1 puan artarak 155&#039;e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-duyurdu-turizm-calisanlarina-3500-lira-destek-verilecek-83892</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Işıkhan duyurdu: Turizm çalışanlarına 3.500 lira destek verilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, turizm sektöründe faaliyet gösterip belirli koşulları sağlayan sigortalılar için aylık 3 bin 500 lira destek sağlayacaklarını açıkladı.</p>
<p>Işıkhan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Ülkemizde birçok sektörü destekleyen, istihdam kapasitemizi güçlendiren, bacasız sanayimiz turizm sektörü için yeni bir uygulamayı hayata geçiriyoruz. Sektörde faaliyet gösteren belirli koşulları sağlayan konaklama tesislerinde çalışan her bir sigortalı için 3 bin 500 lira destek sağlayacağız. Bu kapsamda 6 milyar lira kaynağı doğrudan turizm sektörüne ayırdık. Desteğimiz yıl sonuna kadar devam edecek. Hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-duyurdu-turizm-calisanlarina-3500-lira-destek-verilecek-83892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/4/1280x720/isikhan-1778223375.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Işıkhan, &quot;Sektörde faaliyet gösteren belirli koşulları sağlayan konaklama tesislerinde çalışan her bir sigortalı için 3 bin 500 lira destek sağlayacağız. Bu kapsamda 6 milyar lira kaynağı doğrudan turizm sektörüne ayırdık.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sapanca-park-projesinin-ikinci-etap-ihalesi-7-agustos-gunu-yapilacak-83905</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sapanca Park Projesi’nin ikinci etap ihalesi 7 Ağustos&#039;ta</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sapanca Gölü kıyılarının halkın kullanımına açılması için başlatılan çalışmaların ikinci etabına geçiliyor.</p>
<p>Konu hakkında açıklama yapan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar Sapanca Sahili’nin ilk noktasından Serdivan Gölpark’a kadar uzanan 10 kilometrelik ikinci etap için 7 Ağustos Cuma günü ihaleye çıkacaklarını söyledi.</p>
<p>Başkan Alemdar, Sapanca Gölü’nü baştan sona vatandaşların kullanımına sunmak için çalıştıklarını belirterek, projenin gölün kıyılarını çepeçevre kapsayacak şekilde 37 kilometre boyunca uzaması için planlandığını söyledi.</p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a636ccf9e61a-1784900815.jpg" alt="" width="700" height="394" /></strong></p>
<p>Başkan Yusuf Alemdar, Fen İşleri Dairesi Başkanlığı marifetiyle yürütülen çalışmalar kapsamında Kırkpınar’daki 6 kilometrelik koridorda, eşsiz göl manzarası olan, yeşil odaklı, oturma alanlarının yer aldığı bölümlerin imalatının yapıldığını ve önemli bir aşama kaydedildiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a636d38dc240-1784900920.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Yeni etapta göl kıyısının doğal yapısı korunarak yürüyüş ve bisiklet yolları, peyzaj düzenlemeleri, rekreasyon alanları, dinlenme noktaları ve sosyal yaşam alanları oluşturulacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sapanca-park-projesinin-ikinci-etap-ihalesi-7-agustos-gunu-yapilacak-83905</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/5/1280x720/sapanca-park-projesinin-ikinci-etap-ihalesi-7-agustos-gunu-yapilacak-1784900951.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Sapanca Sahili’nin 10 kilometrelik ikinci etabı için 7 Ağustos&#039;ta ihaleye çıkılacağını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-enflasyon-beklentisi-artti-hane-halkinin-azaldi-83889</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın enflasyon beklentisi arttı, hane halkının azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Temmuz 2026 dönemine ait "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, temmuzda 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 0,14 puan artarak yüzde 23,95 seviyesine yükselirken, hane halkı için 1,19 puan düşerek yüzde 44,94 seviyesine, reel sektör için 0,60 puan azalarak yüzde 32,50 seviyesine geriledi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hane halkı oranı bir önceki aya göre 1,93 puan artarak yüzde 17,63 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>Hanehalkı Beklenti Anketi</strong></p>
<p>Merkez Bankası, 3 bin 251 hane halkı tarafından yanıtlanan temmuz ayına ilişkin "Hanehalkı Beklenti Anketi" verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, hane halkının, son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu.</p>
<p>Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0,4 puan artarak yüzde 39,7 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 1,33 puan azalarak yüzde 32,49'a düştü.</p>
<p>Ankete göre, 12 ay sonrası dolar kuru beklentisi bir önceki aya göre 0,31 lira artarak 52,98 lira oldu.</p>
<p>Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, bir önceki aya göre 4 puan azalarak yüzde 40,3'e indi. ​​​​​​​İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı bir önceki aya göre 1,4 puan artarak yüzde 38,5'e yükseldi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-enflasyon-beklentisi-artti-hane-halkinin-azaldi-83889</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/market-perakende-enflasyon-1766746186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın temmuz araştırmasına göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 0,14 puan artarak yüzde 23,95&#039;e yükselirken, hane halkı için 1,19 puan düşerek yüzde 44,94 seviyesine, reel sektör için 0,60 puan azalarak yüzde 32,50 seviyesine geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerli-yatirimcinin-pay-senedi-varliklari-63-trilyon-liraya-cikti-83888</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerli yatırımcının pay senedi varlıkları 6,3 trilyon liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği (TSPB) 2026 yılı Haziran ayına ait Finansal Piyasa Özet Verileri'ni açıkladı.</p>
<p>TSPB'nin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) kaynaklarından derleyerek hazırladığı verilere göre, yurt içi yerleşik (yerli yatırımcı) yatırımcıların toplam finansal varlıkları, 2026 yılının ilk altı ayında yüzde 12,4 artarak yaklaşık 49 trilyon 684 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>Veriler, 2025 yılı sonunda 4 trilyon 762 milyar lira olan yerli yatırımcıların pay senedi varlıklarının altı ayda yüzde 32,2 büyüyerek 2026 Haziran ayı sonunda 6 trilyon 295 milyar liraya çıktığını ortaya koydu.</p>
<p>ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşa rağmen bu yılın ilk yarısında yüzde 17,76 olarak gerçekleşen 6 aylık enflasyon dikkate alındığında yerli yatırımcıların pay senedi varlıkları enflasyonun oldukça üzerinde reel bir büyüme kaydetti.</p>
<p>Veriler, yerli yatırımcıların pay senedi varlıklarının 2025 Haziran-2026 Haziran dönemini kapsayan bir yılda yüzde 61,9 artarak, yüzde 32,11 olarak gerçekleşen yıllık enflasyonun üzerinde reel bir büyüme sağladığını ortaya koydu.</p>
<p>2026 yılı Haziran ayı sonu itibarıyla 6 trilyon 295 milyar lira olan yerli yatırımcıların pay senedi varlıklarının 1 trilyon 792 milyar lirası kurumsal yatırımcılara, 1 trilyon 664 milyar lirası tüzel kişilere, 2 trilyon 839 milyar lirası ise bireysel yatırımcılara ait.</p>
<p><strong>Kurumsal yatırımcıların pay senedi varlıkları yüzde 60,4 arttı</strong></p>
<p>MKK verileri, bu yılın ilk 6 ayında kurumsal yatırımcıların pay senedi varlıklarının yüzde 60,4 gibi yüksek bir oranda arttığını ortaya koydu.</p>
<p>Aynı dönemde bireysel yerli yatırımcıların pay senedi varlıkları yüzde 25,6, yerli tüzel kişilerin pay senedi varlıkları ise yüzde 20,2 arttı.</p>
<p>TSPB tarafından açıklanan verilere göre, 2025 yılı sonunda 44,2 trilyon lira olan yerli yatırımcıların finansal varlıkları, altı ayda yüzde 12,4 büyüyerek, 2026 yılı Haziran ayı sonunda yaklaşık 49,7 trilyon liraya yükseldi.</p>
<p>Yerli yatırımcıların finansal varlıkları 2025 Haziran - 2026 Haziran dönemini kapsayan bir yılda ise yüzde 36,3 arttı. 2026 yılının ilk yarısında yerli yatırımcıların finansal varlıklarında en yüksek büyüme yüzde 38,1 oranıyla kira sertifikası, varlığa dayalı menkul kıymet (VDMK) ve varlığa teminatlı menkul kıymet (VTMK) varlıklarında yaşandı.</p>
<p>Bu yılın ilk yarısında yerli yatırımcıların özel eurobond varlıkları yüzde 6,2 artarak 1 trilyon 959 milyar liraya, kamu eurobond varlıkları ise yüzde 1 artarak 2 trilyon 378 milyar liraya çıktı.</p>
<p>Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği tarafından açıklanan 2025 yılı Haziran ayı Finansal Piyasa Özet Verileri, yerli yatırımcıların finansal varlıklarında olduğu gibi yabancı yatırımcıların finansal varlıklarının düşük oranda arttığını ortaya koydu.</p>
<p>Verilere göre, 2025 yılı sonunda 5 trilyon 53 milyar lira olan yurt dışı yerleşiklerin (yabancı yatırımcı) finansal varlıkları, bu yılın ilk yarısında yüzde 9,3 artarak haziran sonunda 5 trilyon 523 milyar liraya yükseldi.</p>
<p>Yabancı yatırımcıların finansal varlıkları 2025 Haziran-2026 Haziran dönemini kapsayan bir yılda yüzde 36,3 arttı. Yabancı yatırımcıların toplam varlıkları içerisinde yılın ilk yarısında en hızlı büyüme yüzde 264,4 oranıyla özel sektör borçlanma araçlarındaki varlıklarda yaşandı.</p>
<p>Veriler, yabancı yatırımcıların özel sektör borçlanma araçlarındaki varlıklarının 2026 Haziran sonunda 96,6 milyar liraya çıktığını ortaya koydu.</p>
<p>Yabancı yatırımcıların döviz tevdiat hesaplarındaki varlıkları altı ayda yüzde 8,3 artarak 1 trilyon 43 milyar liraya, TL mevduatındaki varlıkları ise aynı dönemde yüzde 11,1 artarak 520,8 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>TSPB Özet verilerine göre, 2025 yılı sonunda yaklaşık 2 trilyon 710 milyar lira olan yabancı yatırımcıların pay senedi varlıkları, altı ayda yüzde 10,7 artarak bu yıl haziran ayı sonu itibarıyla yaklaşık 3 trilyon liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerli-yatirimcinin-pay-senedi-varliklari-63-trilyon-liraya-cikti-83888</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/lira-para-1768278911.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TSPB&#039;nin yılın ilk yarısına ait verilerine göre, yerli yatırımcıların pay senedi varlıkları yüzde 32,2 artışla yaklaşık 6,3 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-odemeler-dengesi-istatistiklerinde-revizyon-83887</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan ödemeler dengesi istatistiklerinde revizyon</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi İstatistikleri Finans Hesabı'nda yapılacak revizyonla ilgili duyuru paylaştı.</p>
<p>İnternet sitesinde yer alan bilgilere göre, Ödemeler Dengesi Finans Hesabı'nın belirli kalemleri, Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu İstatistikleri'nin veri kalitesini artırmak amacıyla yürütülen idari kayıtlara dayalı mikro veri temelli analizlerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda revize edilecek.</p>
<p>Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu İstatistikleri'nin veri kalitesinin artırılmasına yönelik olarak yürütülen çalışmalar neticesinde, Efektif ve Mevduatlar kalemi altında, halihazırda istatistiklere tek taraflı yansıyan ve yerleşiklerin dış ekonomik işlemlerinden kaynaklanmayan efektif karşılığı mevduat hareketleri bir uyarlama kalemi aracılığıyla ayrıştırılarak istatistiklere yansıtılacak.</p>
<p>Gerçek kişi yerleşiklerin yurt dışı mevduat hareketlerinin daha sağlıklı ölçülmesi amacıyla, mevcut veri kaynağındaki yapısal kısıtları gidermek üzere işlem bazlı SWIFT verileri, veri derleme sürecine entegre edilecek.</p>
<p>Halihazırda istatistiklerde yer almayan finansal türev işlemleri, sözleşme bazlı veriler kullanılarak hesaplanacak ve Finans Hesabı altında ayrı bir kalem olarak istatistiklere yansıtılacak.</p>
<p>Söz konusu güncellemeler, 13 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanacak olan Haziran 2026 Ödemeler Dengesi İstatistikleri'nde Finans Hesabı kalemlerine yansıtılacak ve Net Hata ve Noksan kalemi de aynı tutarlarda revize edilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-odemeler-dengesi-istatistiklerinde-revizyon-83887</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası tarafından yapılan değişiklikle, Ödemeler Dengesi Finans Hesabı&#039;nın belirli kalemleri, Ödemeler Dengesi ve Uluslararası Yatırım Pozisyonu İstatistikleri&#039;nin veri kalitesini artırmak amacıyla yürütülen idari kayıtlara dayalı mikro veri temelli analizlerinden elde edilen sonuçlar doğrultusunda revize edilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/alo-193-ortak-hasar-ihbar-merkezi-kuruldu-83886</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi kuruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK), vatandaşların hasar ihbarlarını tek bir merkez üzerinden kolay ve süratli bir şekilde iletebilmelerini sağlamak amacıyla tüm sigorta şirketlerinin entegre olduğu Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezini (OHİM) kurdu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, trafik sigortası kapsamındaki değer kaybı uyuşmazlıklarının asgariye indirilmesi ve bu uyuşmazlıklara bağlı istismarların ortadan kaldırılması için kurum tarafından hazırlanan beş maddelik eylem planının ilk dört maddesi art arda hayata geçirildi.</p>
<p>Eylem planının beşinci maddesi kapsamında, vatandaşların hasar ihbarlarını tek bir merkez üzerinden kolay ve süratli bir şekilde iletebilmelerini sağlamak üzere tüm sigorta şirketlerinin entegre olduğu "Alo 193 OHİM" kuruldu.</p>
<p>Teknik hazırlıkların tamamlanmasını müteakip 1 Eylül itibarıyla faaliyete geçecek olan OHİM üzerinden, ilk etapta trafik ve kasko sigortalarına ilişkin hasar başvuruları kabul edilmeye başlanacak.</p>
<p>Vatandaşlar, hasar ihbarlarının yanı sıra hasar sonrası kendilerini rahatsız ve mağdur eden illegal yapıları da yine Alo 193 hattını kullanarak SEDDK'ya şikayet edebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/alo-193-ortak-hasar-ihbar-merkezi-kuruldu-83886</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/0/1280x720/otomobil-otomotiv-arac-1753367167.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1 Eylül itibarıyla faaliyete geçecek olan &quot;Alo 193 Ortak Hasar İhbar Merkezi&quot; üzerinden, ilk etapta trafik ve kasko sigortalarına ilişkin hasar başvuruları kabul edilmeye başlanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ruzgar-ve-gunes-santralleri-icin-yeni-duzenleme-83885</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rüzgar ve güneş santralleri için yeni düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının, Rüzgar ve Güneş Enerjisine Dayalı Elektrik Üretim Tesislerinin İmar ve Ruhsat İşlemleri Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Yönetmelik, ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgar ve güneş enerji santrallerinin imar planlarının onaylanması, parselasyon planları, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ile işyeri açma ve çalışma ruhsatı süreçlerinde uygulanacak usul ve esasları düzenleyecek.</p>
<p>Yönetmelik kapsamında nazım ve uygulama imar planı süreçleri eş zamanlı yürütülebilecek ve onaylanabilecek.</p>
<p>Bakanlıkça onaylanan imar planları 15 gün süreyle Bakanlığın internet sitesinde ilan edilecek, itiraz olmaması halinde kesinleşecek. İlgili kurum ve kuruluşlar planlara ilişkin görüşlerini 30 gün içinde bildirecek, bu süre içinde görüş verilmemesi halinde olumsuz görüş bulunmadığı kabul edilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ruzgar-ve-gunes-santralleri-icin-yeni-duzenleme-83885</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/9/1280x720/enerji-ges-gunes-ruzgar-1764155342.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelikle, ön lisans veya üretim lisansına sahip rüzgar ve güneş enerjisi santrallerinin imar planı, yapı ruhsatı, yapı kullanma izin belgesi ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkin usul ve esaslar belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/115-maden-sahasi-icin-ihale-83884</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 12:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> 115 maden sahası için ihale</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) maden sahası ihale ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, ihale edilecek 115 maden sahasına ilişkin ilan, Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren en az 15 gün süreyle https://www.mapeg.gov.tr/ adresinde yer alacak.</p>
<p>İlanda, ihalesi yapılacak sahaların ili, erişim numarası, maden grubu, ihale şartnamesi, pafta-koordinat bilgileri, alanları ve ihale tarihleri bulunacak.</p>
<p>Kapalı teklif ve açık artırma usulüyle yapılacak ihaleler, ilan edilecek tarih ve saatte MAPEG Atilla Şinasi Özdemir Konferans Salonu'nda gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/115-maden-sahasi-icin-ihale-83884</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 115 maden sahası ihale edilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-83856</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tofaş, Renault ve Bosch üretime ara veriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA </strong></p>
<p>Türkiye otomotiv üretiminin merkezlerinden Bursa'da yaz dönemiyle birlikte fabrikalarda planlı üretim durdurmaları başlıyor.</p>
<p>Kentin önemli otomotiv üreticisi Tofaş, Oyak Renault ve Bosch Fren Sistemleri, çalışanların yıllık izinlerini kullanması ve üretim hatlarında bakım çalışmalarının gerçekleştirilmesi amacıyla üretime belirli süreyle ara verecek. Tofaş’tan yapılan açıklamaya göre fabrikada üretim 24 Temmuz-16 Ağustos 2026 tarihleri arasında duracak. Bu süreçte üretim bantlarında planlı bakım ve revizyon çalışmaları yürütülürken, çalışanlar da yıllık izinlerini kullanacak. Fabrikanın 17 Ağustos'ta yeniden üretime başlaması planlanıyor. Bosch Fren Sistemleri de Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı bildirimle, fabrikada üretimin 27 Temmuz-9 Ağustos 2026 tarihleri arasında duracağını açıkladı. Şirket, bu dönemde yıllık izin uygulamasının yanı sıra periyodik bakım çalışmalarının gerçekleştirileceğini, üretimin ise 10 Ağustos'ta yeniden başlayacağını duyurdu.</p>
<h2>Bakım ve izin dönemi</h2>
<p>Otomotiv sektöründe büyük üreticiler, yaz aylarında üretim hatlarını belirli sürelerle durdurarak hem çalışanların yıllık izinlerini kullanmasını sağlıyor hem de üretim tesislerinde bakım, revizyon ve modernizasyon çalışmalarını gerçekleştiriyor. Tofaş, Oyak Renault ve Bosch’un açıkladığı üretim araları da sektörün her yıl uyguladığı bu planlı programın bir parçası olarak değerlendiriliyor. Öte yandan Tofaş, üretim molasına güçlü finansal sonuçlarla giriyor. Şirketin 2026 yılı ilk çeyrek net satışları, geçen yılın aynı dönemindeki 34 milyar TL'den 100 milyar TL'ye yükselirken, yıllık bazda yaklaşık yüzde 187'lik artış kaydedildi. Stellantis iş birliğiyle birlikte üretim hacmini artırmaya hazırlanan şirketin yılın ikinci yarısında kapasitesini yükseltmesi ve yeni istihdam oluşturması bekleniyor. Planlı üretim duruşlarının ardından her iki fabrikanın da ağustos ayında yeniden tam kapasiteyle üretime dönmesi öngörülüyor.</p>
<h2>“Oyak Renault 25 Temmuz'da üretimi durduruyor”</h2>
<p>Fabrika yönetimi tarafından çalışanlara yapılan bilgilendirmeye göre, Oyak Renault Fabrikası'nda üretim 25 Temmuz 2026 Cumartesi günü saat 23.30 itibarıyla duracak. Planlamaya göre üretim faaliyetleri, 20 Ağustos 2026 Perşembe günü saat 23.00 itibarıyla yeniden başlayacak. Şirket tarafından "2026 Revizyon Dönemi Çalışma Düzeni" başlığıyla yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. 31-32-33-34 hafta çalışma düzeni programı şu şekilde uygulanacaktır. Araç Fabrika Direktörlüğü departmanlarında ve ilgili yan birimlerinde, 25 Temmuz 2026 Cumartesi günü saat 23.30 itibarıyla üretim yapılmayacak olup, 20 Ağustos 2026 Perşembe günü saat 23.00 itibarıyla üretime başlanacaktır."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-83856</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/5/1280x720/otomotiv-sektoru-gozunu-28-ocaka-cevirdi-1768373330.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa otomotiv sanayisinin üç önemli üreticisi Tofaş, Renault ve Bosch Fren Sistemleri, yaz dönemi yıllık izin ve planlı bakım programları kapsamında üretim hatlarını geçici olarak durduracak. Her yıl uygulanan rutin program kapsamında Tofaş 16 Ağustos, Oyak Renault 20 Ağustos, Bosch ise 9 Ağustos tarihlerine kadar üretime ara verecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanata-donusum-sadece-iletisimimizi-degil-yaptiklarimizi-da-degistirdi-83853</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sanata Dönüşüm sadece iletişimimizi değil, yaptıklarımızı da değiştirdi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Teka’nın üretim süreçlerinde geri dönüşüme ayırdığı cam fırın kapaklarını ve karton ambalajları genç sanatçıların tuvaline dönüştüren “Sanata Dönüşüm” projesi beşinci yılına ulaştı. Midea Türkiye Bölgesi CEO’su Aydın Kuzaltı, sanatın sürdürülebilirliği teknik bir başlık olmaktan çıkararak duyguya ve gündelik davranışlara taşıdığını söylüyor. Kuzaltı’ya göre markaların yeni dönemdeki sorumluluğu yalnızca projelere sponsor olmak değil; gençlere alan açan, üretimi destekleyen ve kalıcı sosyal fayda yaratan ekosistemler kurmak.</strong></p>
<p>Bir ürünün ambalajı, görevini tamamladıktan sonra ne olur? Çoğu zaman atık olarak görülür, geri dönüşüm sürecine gönderilir ya da gözden kaybolur. Oysa döngüsel ekonomi, “Kullanım ömrünü tamamladığını düşündüğümüz bir malzeme, yeni bir değer üretmeye devam edebilir mi?” sorusunu gündeme taşıyor. Teka beş yıldır sürdürdüğü “Sanata Dönüşüm” projesi, bu soruya sanat üzerinden yanıt veriyor. Proje kapsamında ilk yıllarda kullanılmayan cam fırın kapakları, sonraki dönemlerde ise ankastre fırınların geri dönüşüme ayrılan karton ambalajları genç sanatçıların elinde birer sanat eserine dönüşüyor. Projenin beşinci yılı, Mayıs ayında İstanbul Restoran Modern’de düzenlenen bir buluşmayla kutlandı. Hakan Kürklü’nün küratörlüğünü üstlendiği bu yılki koleksiyonda 10 genç sanatçının çalışmaları yer aldı. Koleksiyonun ilk sergisi İstanbul Galeri FE’de sanatseverlerle buluştu. Bugüne kadar 40’tan fazla genç sanatçıya üretim ve görünürlük alanı açan proje, bu yıl sosyal fayda boyutunu da genişletti. Koleksiyondaki eserlerin satın alınmasıyla elde edilen katkı, Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı aracılığıyla çocukların nitelikli eğitimine destek oluyor. Midea Türkiye Bölgesi CEO’su Aydın Kuzaltı ile sanatın sürdürülebilirlik dönüşümündeki rolünü, genç yaratıcıların ihtiyaçlarını ve şirketlerin karşı karşıya olduğu “samimiyet testini” konuştuk.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6300d578bdb-1784873173.png" alt="" width="899" height="236" /><strong>Sanat, sürdürülebilirliğin davranışa dönüşmesi için bir araç</strong></p>
<p>“Teka sürdürülebilirliği dönemsel bir iletişim konusu olarak değil, şirket kültürünü ve karar alma biçimini etkileyen uzun vadeli bir yaklaşım olarak konumluyor. Bu projeden aldığımız ilhamla sürdürülebilirlik alanında her zaman daha iyi bir marka olmak için çalışıyoruz. Her yıl bir önceki yıldan daha iyi oluyoruz. Gerek ürünlerimiz, gerekse de üretim tesislerimizde ve operasyonlarımızda yaptığımız iyileştirmelerle sürekli gelişiyoruz. Sanata Dönüşüm, Teka’nın sorumlu üretim anlayışının, sürdürülebilirlik vizyonunun ve ileri dönüşüme olan bağlılığının somut bir ifadesi. Atık olarak görülen malzemelerin, genç sanatçıların yaratıcılığıyla yeniden hayat bulması; dönüşümün sadece fiziksel değil, aynı zamanda düşünsel bir süreç olduğunu bize hatırlatıyor. Bu yıl, projemizin sosyal etkisini bir adım ileri taşıyarak, eserlerin Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı aracılığıyla çocukların nitelikli eğitimine katkı sağlaması, bizim için son derece anlamlı ve ilham verici. Sanata Dönüşüm paydaş sayısının her geçen yıl büyümesi bize büyük mutluluk veriyor ve bir markanın toplumsal rolünde değer yaratmanın farklı açılımlarını bize öğretiyor. Proje, ilk günden bu yana içerde de sürdürülebilirlik yaklaşımımızın genişleyip yaygınlaşması konusunda en önemli kılavuzlarımızdan biri haline geldi. Sadece iletişim biçimimizi değil, yaptıklarımızı da değiştirdi. Bu nedenle sanatın sürdürülebilirlik konusunda yalnızca ‘anlatan’ değil, aynı zamanda davranış değişikliği başlatabilen güçlü bir araç olduğuna inanıyorum. Çünkü bazen bir fikir, bir deneyim ya da yaratıcı bir yaklaşım etki alanınızda büyük bir dönüşüme zemin hazırlayabiliyor.”</p>
<p><strong>Zihinsel bir dönüşüm</strong></p>
<p>“Sürdürülebilirlik verilerle anlatıldığında çoğu zaman ‘bilgi’ olarak kalıyor. Sanatla buluştuğunda ise duyguya, hafızaya ve gündelik davranışa dönüşebiliyor. İnsanlar çoğu zaman istatistiklerle değil, hissettikleri şeylerle hareket ediyor. Sanat da tam olarak burada devreye giriyor. Bugün geri dönüşüm, yeniden kullanım ya da bilinçli tüketim gibi kavramların toplumda daha görünür hale gelmesinde sanatın önemli bir etkisi var. Özellikle atık malzemelerin sanat eserine dönüşmesi, insanların ‘atık’ olarak gördüğü bir nesneye yeniden bakmasını sağlıyor. Bu sadece estetik bir dönüşüm değil; zihinsel bir dönüşüm de yaratıyor. Ayrıca sanatın çok güçlü bir demokratikleştirici etkisi bulunuyor. Kamusal alanda karşılaşılan bir enstalasyon, bir sergi ya da yaratıcı bir deneyim çok daha geniş bir kitleye dokunabiliyor. Böylece mesele teknik bir başlık olmaktan çıkıp kültürel bir farkındalığa dönüşüyor. Öte yandan, özellikle yeni nesil için sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir sorumluluk değil; yaşam tarzı, estetik tercih, kültür ve kimlik meselesi. Tasarım, moda, gastronomi ve sanat bu dönüşümün taşıyıcı alanları haline geliyor. Bu nedenle sanatın sürdürülebilirlik konusunda yalnızca ‘anlatan’ değil, davranış değişikliği başlatan bir araç olduğuna inanıyorum.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Markanın nasıl bir değer dünyası temsil ettiği çok önemli</strong></span></p>
<p>"Bugünün tüketicisi için bir markanın yalnızca ne ürettiği değil, neden ürettiği ve nasıl bir değer dünyası temsil ettiği de çok önemli. İnsanlar artık sadece fonksiyonel ürünler satın almıyor; kendilerini yakın hissettikleri bir yaklaşımın parçası olmak istiyor. 'Crafted from Kraft' yaklaşımı da tam olarak buna benzer bir anlayıştan doğuyor. Bugün tüketiciler markaların yalnızca iletişimde değil, yaklaşım biçiminde de samimi olmasını bekliyor. Tam da bu nedenle Teka için sürdürülebilirlik uzunca bir süredir yalnızca çevresel bir söylem değil; tasarımdan deneyime, üretimden ürünlere kadar bütünsel bir dönüşümü temsil ediyor."</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Markaların rolü yalnızca sponsor olmak değil</strong></span></p>
<p>"Bugün genç yaratıcıların en büyük ihtiyacı, finansman, görünürlük, mentorluk ve cesaretin bir araya geldiği sürdürülebilir bir ekosistem. Ancak içlerinden bazılarını öne çıkarmak gerekirse, en kritik konu görünürlük ve doğru mentorluk. Türkiye'de çok güçlü bir yaratıcı potansiyel var. Fikir üreten, deneyen, estetik dili güçlü gençler var; fakat çoğu zaman bu üretimlerin doğru insanlarla, markalarla ve platformlarla buluşması kolay olmuyor. Görünürlük eksik olduğunda finansmana erişim de zorlaşıyor. Mentorluk olmadığında ise yetenek, yönünü bulmakta zorlanabiliyor. Cesaret konusu da çok önemli. Çünkü yaratıcı üretim biraz da 'kusursuz olmadan başlayabilme özgürlüğü' gerektiriyor. Gençlerin hata yapmaktan korkmadığı, denemeye teşvik edildiği alanlara ihtiyaç var. Bu nedenle de bugün markaların rolü bence yalnızca sponsor olmak değil, alan açmak, görünürlük sağlamak, üretimi desteklemek ve genç yaratıcılarla birlikte düşünebilen kültürel platformlar yaratmak olmalı."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanata-donusum-sadece-iletisimimizi-degil-yaptiklarimizi-da-degistirdi-83853</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/3/1280x720/aydin-kuzalti-1784873195.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Sanata Dönüşüm sadece iletişimimizi değil, yaptıklarımızı da değiştirdi&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-sirketten-afrika-boynuzunda-stratejik-liman-hamlesi-83897</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tiryaki Agro&#039;dan Afrika Boynuzu&#039;nda liman hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Dünyanın önde gelen tarım ürünleri tedarik zinciri şirketleri arasında yer alan Tiryaki Agro, Afrika Boynuzu'nun stratejik ticaret kapılarından Tadjourah Limanı'nın geliştirilmesi için Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi (Djibouti Ports and Free Zones Authority-DPFZA) ile mutabakat anlaşması imzaladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre anlaşma, limanın modernizasyonu, lojistik ve depolama kapasitesinin artırılması ile gelecekteki işletme modelinin oluşturulmasına yönelik teknik, ticari ve operasyonel çalışmalar için taraflar arasında iş birliği zemini oluşturuyor.</p>
<p>Mutabakat kapsamında Tiryaki Agro ve DPFZA, Tadjourah Limanı'nın uzun vadeli gelişimine yönelik fizibilite çalışmalarını birlikte yürütecek. Sürecin başarıyla tamamlanması halinde proje; liman altyapısının geliştirilmesini, tarımsal ve dökme yük elleçleme kapasitesinin artırılmasını, depolama ve lojistik altyapısının güçlendirilmesini ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasını öngörüyor. Mutabakat Zaptı ayrıca, tarafların limanın yönetimi ve işletilmesine ilişkin uzun vadeli bir imtiyaz anlaşmasını müzakere edilmesini kapsıyor. Söz konusu iş birliği, Uluslararası Finans Kurumu'nun (IFC), Cibuti'nin Afrika Boynuzu'ndaki bölgesel ticaret ve gıda güvenliği için stratejik lojistik rolünü güçlendirmeye yönelik yürüttüğü çalışmalar kapsamında, Tiryaki Agro ile geliştirdiği ortaklığın devamı niteliğini taşıyor. IFC'nin fizibilite, planlama ve paydaş yönetimine yönelik desteğinin, projenin bu önemli adımın temellerinin oluşturulmasına katkı sağladığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamanın devamında şunlar kaydedildi: "Babülmendep Boğazı üzerinde yer alan Cibuti, Afrika, Orta Doğu ve küresel pazarları birbirine bağlayan stratejik konumuyla Afrika Boynuzu'nun en önemli lojistik merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor. Tadjourah Limanı'nın geliştirilmesiyle birlikte, Etiyopya başta olmak üzere bölge ülkelerine yönelik ticaret akışının güçlendirilmesi ve daha verimli hale getirilmesi, tedarik zinciri dayanıklılığının artırılması ve Doğu Afrika'nın küresel ticaret ağlarıyla bağlantısının artırılması hedefleniyor. Proje aynı zamanda Tiryaki Agro'nun yükselen pazarlarda büyüme stratejisinin önemli halkalarından birini oluştururken, şirketin Doğu Afrika'daki uzun vadeli varlığını güçlendirmesi açısından da kritik önem taşıyor. Tiryaki Agro’nun tarım ürünleri tedarik zinciri, lojistik, depolama ve uluslararası ticaret alanlarındaki uzmanlığı, Tadjourah Limanı’nın gelecekteki gelişim potansiyeline katkı sağlayacak stratejik unsurlar arasında yer alıyor."</p>
<p><strong>"Uzun vadeli vizyonumuzun önemli bir adımı"</strong></p>
<p>Anlaşma hakkında değerlendirmelerde bulunan Tiryaki Agro CEO'su Süleyman Tiryakioğlu, "Bu mutabakatın imzalanması, Cibuti'ye yönelik uzun vadeli vizyonumuz açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Tadjourah Limanı'nın bölgesel ticaret ve lojistik geçidi rolüne katkı sağlayacak bu iş birliğini, Cibuti Hükümeti, Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi ile IFC'nin değerli katkılarıyla hayata geçirmekten memnuniyet duyuyoruz. Projenin sonraki aşamalarında da bölgesel ticareti, gıda güvenliğini ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmayı destekleyecek çalışmalarımızı birlikte yürütmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Verilen bilgiye göre mutabakat anlaşması, tarafların ilerleyen dönemde yatırım modeli, teknik fizibilite ve işletme yapısına ilişkin çalışmaları birlikte yürütmeleri için temel oluşturuyor. Sürecin başarıyla tamamlanmasının ardından Tadjourah Limanı'nın, Afrika Boynuzu'nda tarım ticareti, lojistik ve tedarik zincirleri açısından bölgenin önde gelen merkezlerinden biri haline gelmesi planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-sirketten-afrika-boynuzunda-stratejik-liman-hamlesi-83897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/7/1280x720/turk-sirketten-afrika-boynuzunda-stratejik-liman-hamlesi-1784892940.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tiryaki Agro, Cibuti Limanlar ve Serbest Bölgeler İdaresi ile Tadjourah Limanı&#039;nın geliştirilmesine yönelik mutabakat anlaşması imzaladı. Afrika Boynuzu&#039;nun stratejik lojistik merkezlerinden biri olan limana yönelik proje, Etiyopya başta olmak üzere bölge pazarlarına erişimi güçlendirmeyi hedeflerken, Tiryaki Agro&#039;nun Doğu Afrika&#039;daki uzun vadeli büyüme stratejisinin de önemli bir adımını oluşturduğu bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ikinci-500de-tekstil-sirketi-sayisi-azaldi-zarar-buyudu-83850</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkinci 500’de tekstil şirketi sayısı azaldı, zarar büyüdü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nın Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması, tekstil ve hazır giyim sektörünün listedeki ağırlığının ilk 500’de olduğu gibi ikinci 500’de de 2025 yılında belirgin biçimde azaldığını ortaya koydu. İSO İkinci 500’de 2024 yılında tekstil ve giyim sektörlerinden toplam 87 kuruluş yer alırken, bu sayı 2025’te 75’e düştü. Böylece sektör, bir yılda 12 şirket kaybederek listedeki temsil gücünde yüzde 13,8’lik gerileme yaşadı. İsmini açıklamak istemeyen şirketlerin sayısında da düşüş görüldü. 2024 listesinde tekstil ve giyim sektörlerinden 10 kuruluş unvanını gizlerken, 2025’te bu sayı 8’e indi. Dolayısıyla ismi açıklanan şirket sayısı da 77’den 67’ye geriledi. Listeye yeni girişlerdeki sert düşüş de dikkat çekti. 2024 tablosunda bir önceki yıl sıralaması bulunmayan 18 şirket yer alırken, 2025 listesinde ilk kez listeye giren şirket sayısı 5 oldu. Yeni giriş yapan kuruluşlar İpekyol Giyim, Yünsa, Narteks Tekstil, Akcanlar Tekstil ve ZH Dış Ticaret olarak sıralandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62fe49b4433-1784872521.png" alt="" width="700" height="446" /></p>
<h2>Satışlarda yüzde 15 büyüme var </h2>
<p>Listedeki şirket sayısındaki düşüşe karşın sektörün nominal satış hacmi büyüdü. Tekstil ve giyim şirketlerinin toplam net satışları 2024’te 231 milyar 150 milyon TL iken, 2025’te yüzde 15,4 artarak 266 milyar 651 milyon TL’ye yükseldi. Böylece sektörün İkinci 500’deki net satışları bir yılda yaklaşık 35,5 milyar TL arttı. Üretimden satışlarda da benzer bir görünüm ortaya çıktı. Sektörün toplam üretimden satışları 2024’te 206 milyar TL seviyesindeyken, 2025’te yüzde 12,1 artışla 230 milyar 840 milyon TL’ye çıktı. Üretimden satışlardaki yıllık nominal artış yaklaşık 24,8 milyar TL oldu. Net satışlardaki artışın üretimden satışların üzerinde gerçekleşmesi dikkat çekti. Şirket sayısının azalmasına rağmen toplam satış hacminin yükselmesi, listede kalan şirketlerde ölçek ve ciro yoğunlaşmasının arttığına işaret etti. Şirket başına ortalama net satış yaklaşık 2,66 milyar TL’den 3,56 milyar TL’ye yükseldi.</p>
<h2>Finansal göstergeler baskının sürdüğünü gösterdi </h2>
<p>İSO’nun İkinci 500 araştırmasındaki finansal göstergeler, sektörün şirket sayısındaki gerilemenin arkasında yapısal sorunların sürdüğünü ortaya koydu. Tekstil ürünleri imalatında ihracat 2025 yılında yüzde 15,3 düşerek 2 milyar 25 milyon dolar, hazır giyim ihracatı ise yüzde 9,7 gerileyerek 1 milyar 279 milyon dolara indi. Böylece her iki sektör de İkinci 500 içindeki ihracat hacminde kan kaybetmeye devam etti. Hazır giyimin ihracat dağılımındaki payı yüzde 8’e, tekstilin ise 12,7’ye düştü.</p>
<p>Kârlılık tarafında ise tekstil ile hazır giyim arasında belirgin bir ayrışma yaşandı. Tekstil ürünleri imalatında satış kârlılığı eksi yüzde 1,2’ye, aktif kârlılığı eksi yüzde 0,7’ye ve özkaynak kârlılığı eksi yüzde 1,4’e gerileyerek sektörün yılı zarar bölgesinde tamamladığını gösterdi. Hazır giyim sektöründe ise satış kârlılığı yüzde 4,2, aktif kârlılığı yüzde 3,8 ve özkaynak kârlılığı yüzde 7,7 olarak gerçekleşti.</p>
<h2>FAVÖK marjı iki sektörde de yükseldi </h2>
<p>Faaliyet performansında ise daha olumlu bir tablo oluştu. Faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr (FAVÖK) marjı tekstilde yüzde 14,3’ten yüzde 15,6’ya, hazır giyimde ise yüzde 7,2’den yüzde 11’e yükseldi. Buna rağmen tekstil sektörünün net kârlılıkta negatif bölgede kalması, finansman yükü ve faaliyet dışı giderlerin bilançolar üzerindeki baskısını sürdürdüğüne işaret etti.</p>
<p>İstihdam göstergeleri de sektörün küçülen ağırlığını ortaya koydu. Tekstil ürünleri imalatının İkinci 500 içindeki istihdam payı yüzde 21,1’den yüzde 18,6’ya, brüt katma değerden aldığı pay ise yüzde 14,2’den yüzde 12,8’e geriledi. Buna karşın çalışan başına üretimden satış tutarı tekstilde yaklaşık yüzde 22, hazır giyimde ise yüzde 15 arttı. Bu durum, daha az şirket ve daha düşük istihdamla üretimin sürdürülmeye çalışıldığını gösterdi. Sektörün finansman yükü de yüksek seviyesini korudu. Tekstil ürünleri imalatında toplam mali borç 123,4 milyar TL’ye, hazır giyim sektöründe ise 26,5 milyar TL’ye ulaşırken, iki sektörün toplam mali borcu yaklaşık 150 milyar TL olarak gerçekleşti.</p>
<h2>Biska üretimden satışlarda zirvede </h2>
<p>2025 İSO İkinci 500 listesinde tekstil ve giyim şirketleri arasında üretimden satışlarda ilk sırayı Gaziantep merkezli Biska Tekstil aldı. Şirket, 5 milyar 306 milyon TL’lik üretimden satışla İkinci 500 genel sıralamasında üçüncü oldu. Biska, 2024 yılında sektör şirketleri arasında 4 milyar TL’yi aşan üretimden satışla 20. sırada bulunuyordu. Biska’yı 5 milyar 28 milyon TL ile Kahramanmaraş merkezli İskur Tekstil, 4 milyar 903 milyon TL ile Üniteks Tekstil, 4 milyar 831 milyon TL ile Menderes Tekstil ve 4 milyar 769 milyon TL ile Aster Tekstil izledi. İlk beşte yer alan şirketlerin dördünün üretimden satışları 4,7 milyar TL’nin üzerine çıkarken, en yüksek sıçramalardan birini Aster Tekstil gerçekleştirdi. Şirket, İkinci 500 genel sıralamasında 2024’te 106’ncı basamakta yer alırken 2025’te 44’üncü sıraya yükseldi. Tümer Halı da 271’inci sıradan 83’üncülüğe çıkarak listede 188 basamak yükseldi. Durkar Halı 429’unculuktan 301’inciliğe, Aysim Tekstil ise 498’inci sıradan 392’nci sıraya ilerledi. Buna karşılık Boyteks üçüncü sıradan 54’üncülüğe, İskur Boya 16’ncı sıradan 128’inciliğe ve Küçükçalık Tekstil 51’inci sıradan 193’üncü sıraya geriledi.</p>
<h2>Net satışlarda İpekyol öne çıktı</h2>
<p>Üretimden satışlar sıralamasında 166’ncı basamakta yer alan İpekyol Giyim, 11 milyar 735 milyon TL ile sektörün en yüksek net satışına ulaşan şirketi oldu. İpekyol’u 8 milyar 76 milyon TL ile Menderes Tekstil takip etti. İskur Tekstil 6 milyar 884 milyon TL, Biska Tekstil 6 milyar 455 milyon TL ve Zorluteks 6 milyar 413 milyon TL’lik net satışla sektörün en yüksek cirolu diğer kuruluşları arasında yer aldı. Küçükçalık Tekstil ve Baykan Denim’in net satışları da 5,6 milyar TL’nin üzerine çıktı.</p>
<h2>İstanbul ilk sırada, Gaziantep ikinci</h2>
<p>Tekstil ve giyim şirketlerinin coğrafi dağılımında İstanbul liderliğini korudu. 2025 listesinde İstanbul bağlantılı 25 kuruluş yer alırken, Gaziantep 16 şirketle ikinci sırada bulundu. Bu iki merkez, listedeki 75 tekstil ve giyim şirketinin 41’ini oluşturdu. Denizli 6 şirketle 3'üncü sırada yer alırken, Kahramanmaraş 5, Bursa ve Adana 4'er şirketle öne çıktı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tekstil ve giyimde Ar-Ge harcamaları arttı, firma sayısı azaldı</span></h2>
<p>İSO İkinci 500 verilerine göre tekstil ve hazır giyim sektörlerinde Ar-Ge yatırımları 2025 yılında artmaya devam etti. Buna karşın Ar-Ge yapan tekstil firmalarının sayısında gerileme yaşandı. Tekstil ürünleri imalatında Ar-Ge yapan firma sayısı 2024’te 29 iken 2025’te 25’e düştü. Buna rağmen sektörün toplam Ar-Ge harcaması yüzde 20,8 artarak 769,8 milyon TL’den 929,6 milyon TL’ye yükseldi. Bu tablo, daha az sayıda şirketin daha yüksek bütçelerle Ar-Ge yatırımı yaptığını ortaya koydu. Hazır giyim tarafında ise Ar-Ge yapan firma sayısı 10 ile değişmedi. Ancak sektörün Ar-Ge harcamaları çok daha güçlü bir artış göstererek 334,5 milyon TL’den 784 milyon TL’ye çıktı. Böylece hazır giyim sektörünün Ar-Ge harcamaları bir yılda yaklaşık yüzde 134 artarak iki kattan fazla yükseldi. İki sektör birlikte değerlendirildiğinde Ar-Ge harcamaları 1,1 milyar TL’den 1,71 milyar TL’ye yükselirken, toplam artış yüzde 55 olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ikinci-500de-tekstil-sirketi-sayisi-azaldi-zarar-buyudu-83850</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/7/1280x720/imalatin-carklari-agir-aksak-donuyor-1746719661.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO İkinci 500’de tekstil ve hazır giyim sektörünün temsil gücü erimeye devam etti. Listedeki şirket sayısı bir yılda 87’den 75’e gerilerken, tekstil sektörü net karlılıkta zarar bölgesinde kalmayı sürdürdü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/altin-kotaya-takildi-20-milyar-dolar-askida-83848</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın kotaya takıldı, 20 milyar dolar askıda!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türkiye’nin Hindistan ve İtalya’nın ardından dünyanın üçüncü büyük mücevher üreticisi olmasına rağmen son iki yılda ihracatta yaşadığı sert gerileme devam ediyor. Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) verilerine göre sektörün ihracatı 2026’nın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33 gerilerken, işlenmiş altın mücevher ihracatındaki düşüş ise yüzde 62’ye ulaştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre mücevher sektörü yılın ilk yarısında ihracatı en fazla gerileyen sektör oldu. Nisan ayında yapılan seçimli genel kurul ile göreve gelen Mücevher İhracatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özcan, yönetim kurulu üyelerinin de katılımıyla basın toplantısı düzenledi.</p>
<h2>Gerilemenin nedeni altın ithalat kotası </h2>
<p>Mustafa Özcan, toplantıda yaptığı konuşmada ihracattaki sert düşüşün temel nedeninin 2023 yılında cari açığı azaltmak amacıyla getirilen altın ithalat kotası olduğunu söyledi. Kota nedeniyle uluslararası piyasa ile Türkiye’deki altın fiyatı arasında dönem dönem kilogram başına 15 bin dolara varan fark oluştuğunu belirten Özcan, bunun üreticinin rekabet gücünü ortadan kaldırdığını ifade etti. “Mücevher sektörü kilogram başına ortalama 4 bin 500 dolar işçilik katma değeri üretiyor. Buna karşılık kota nedeniyle altının kilogram fiyatında zaman zaman 15 bin dolara varan fark oluşuyor. Böyle bir maliyet farkını dünya pazarındaki müşteriye anlatmanız mümkün değil. Aynı ürünü daha düşük maliyetle bulabilen alıcı doğal olarak başka ülkelere yöneliyor.”</p>
<h2>Belirsizlik müşteriyi Türkiye’den uzaklaştırıyor </h2>
<p>Özcan, son dönemde fiyat farkının azalmış olmasına rağmen ihracatın toparlanmamasının en önemli nedeninin belirsizlik olduğunu belirtti. Uluslararası müşterilerin sipariş verdikleri tarihle teslim tarihi arasında oluşabilecek maliyet farkını öngöremediğini ifade eden Özcan, bu nedenle yıllarca emek verilerek oluşturulan müşteri portföyünün Çin, İtalya ve Endonezya gibi rakip ülkelere kaydığını söyledi. Uluslararası ticarette güven ve sürekliliğin en önemli unsur olduğuna dikkat çeken Özcan, kaybedilen müşterilerin yeniden kazanılmasının ise uzun yıllar aldığını ifade etti.</p>
<h2>Türkiye net ithalatçı oldu </h2>
<p>Cari açığı azaltma hedefiyle uygulanan kota sisteminin beklenen sonucu vermediğini söyleyen Özcan, buna karşın sektörün rekabet gücünü kaybettiğini belirtti. 2021 yılında 700 milyon dolar seviyesinde olan bitmiş takı ithalatının 2024’te 6,6 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Özcan, Türkiye’nin geçmişte net ihracatçı konumundayken bugün net ithalatçı konumuna gerilediğini ifade etti. Özcan ayrıca Dahilde İşleme Rejimi’nde yaşanan kapasite kısıtlamaları, ithalat izin süreçleri, Darphane’deki ayar raporu zorunluluğu ve ATA Karnesi ile geçici çıkarılan ürünlerden dahi yeniden rapor istenmesi gibi bürokratik süreçlerin de üretim ve ihracatı yavaşlattığını söyledi.</p>
<h2>Milyarlarca dolarlık rant oluştu </h2>
<p>Altın ithalat kotasının yalnızca ihracatı değil, kayıt dışılığı da beslediğini dile getiren Mustafa Özcan, kota nedeniyle iç piyasada oluşan fiyat farkının büyük bir ekonomik rant yarattığını söyledi. “Kota nedeniyle oluşan fark milyarlarca dolarlık bir menfaat oluşturuyor. Bu fark ciddi oranda kaçak altına da yol açıyor. Boyutunu tam olarak tahmin edemiyoruz ancak devletimiz bu konuda ciddi mücadele yürütüyor. Çok önemli operasyonlar yapıldığını görüyoruz. Ancak bunun kuyumculuk sektörüyle ilişkilendirilmesi doğru değil. Bu durumdan en fazla zarar gören biziz. İki yıl önce sektöre girip bu sistemden kazanç sağlayanlar olabilir ama dededen beri bu işi yapan firmalar bunun ceremesini çekiyor.” İhracatta mevcut tablonun devam etmesi halinde yıl sonu rakamlarının da beklentilerin oldukça altında kalacağını belirten Özcan, “Bu şekilde devam edersek yılı yaklaşık 7-8 milyar dolar ihracatla kapatırız. Miktar bazında da yaklaşık 100 ton seviyesinde kalacağımızı öngörüyoruz” dedi.</p>
<h2>İstihdamın üçte biri kaybedildi </h2>
<p>Kota uygulamasının üretim kadar istihdamı da olumsuz etkilediğini belirten Özcan, sektörün son iki yılda ciddi iş gücü kaybı yaşadığını söyledi. “Kota uygulanmadan önce sektörde yaklaşık 250 bin kişilik istihdam vardı. Net veriler bulunmuyor ancak gözlemlerimize göre bunun yüzde 30-35’ini kaybettik. Yıllarca emek vererek yetiştirdiğimiz çalışanlarımızı işten çıkarmak zorunda kalıyoruz. İşler açıldığında aynı nitelikli çalışanları bulmak çok zor olacak.”</p>
<h2>“20 milyar doları rahatlıkla görürdük”</h2>
<p>Türk mücevher sektörünün üretim altyapısı, tasarım gücü ve katma değerli üretim kapasitesiyle çok daha yüksek ihracat rakamlarına ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu söyleyen Özcan, kota uygulamasının en kritik yatırım dönemine denk geldiğini belirtti. “Tam sektörün en fazla yatırım yaptığı dönemde kota geldi. Fabrikalarımız kapandı. Türkiye’nin çok önemli, yüksek katma değer üreten büyük firmaları bundan ciddi şekilde etkileniyor. Sektöre gerçekten yazık oluyor. Kota olmasaydı bugün rahatlıkla 20 milyar dolar ihracatı konuşuyor olabilirdik.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">MÜCEVHERAT, İHRACATINI EN FAZLA DÜŞÜREN SEKTÖR OLDU</span></h2>
<p>Toplantıda verilen bilgiye göre sektör, 2026’nın ilk yarısında ihracatta en sert daralmayı yaşayan alanlardan biri oldu. Sunumda yer alan TİM verilerine göre, Ocak-Haziran döneminde mücevher ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 33,2 gerileyerek 4,3 milyar dolardan 2,9 milyar dolara düştü. Külçe altın ve has gümüş hariç ihracatta ise kayıp daha da derinleşerek yüzde 47’ye ulaştı. TÜİK verileri de benzer bir tabloya işaret ederken, toplam ihracatın yüzde 23 azalarak 6,4 milyar dolardan 4,9 milyar dolara, külçe altın ve has gümüş hariç ihracatın ise yüzde 36 düşüşle 4,6 milyar dolardan 3 milyar dolara gerilediği görüldü. Sunumda yer verilen sektörel karşılaştırmaya göre mücevher, yılın ilk altı ayında ihracatı en fazla gerileyen sektör oldu. Alt ürün grupları incelendiğinde altından mamul ürün ihracatının yüzde 62 azalarak 1,69 milyar dolara düştüğü, gümüşten mamul ihracatının yüzde 28, pırlantalı takı ihracatının ise yüzde 2 gerilediği görüldü. Buna karşılık işlenmemiş gümüş ihracatı yüzde 537 artış gösterdi. Değer olarak bakıldığında ise 2024’te 158.4 ton olan ihracat, geçen yılın tamamında 125,3 tona düştü. Öte yandan en önemli rakiplerden biri olan İtalya’dan yapılan ithalatta da önemli bir artış yaşandı. 2019’da ülkeden 298 milyon dolarlık ithalat yapılırken bu rakam 2024’da 5,8 milyar dolara kadar çıktı. Geçen yıl ise bu rakam 2 milyar dolara gerilese de Türkiye, İtalya’nın en büyük pazarı olma konumunu sürdürdü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/altin-kotaya-takildi-20-milyar-dolar-askida-83848</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/piyasa-altin-dolar.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın ithalatına getirilen kota, mücevher sektöründe ihracatı olumsuz etkiledi. Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Özcan, uygulamanın kaçak altını teşvik ettiğini belirterek, kota olmasaydı sektörün 20 milyar dolar ihracata ulaşabileceğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupayi-sicak-vurdu-turkiye-hasadi-korudu-83846</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa&#039;yı sıcak vurdu, Türkiye hasadı korudu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“Bazen birkaç derecelik sıcaklık artışı, milyonlarca ton tahılın kaderini değiştirebiliyor. Avrupa bu gerçeği Haziran ayında ağır biçimde yaşadı. Kavurucu sıcaklar, buğdayın başakta dane doldurduğu en kritik döneme denk gelince ciddi verim kayıpları ortaya çıktı. Avrupalı tahıl tüccarlarının örgütü Coceral'in son tahminine göre Avrupa Birliği ile Birleşik Krallık'ın tahıl rekoltesi beklentisi yalnızca dört haftada yaklaşık 9 milyon ton geriledi. Ekonomik kayıp ise 2 milyar avroyu aştı. En büyük darbeyi Fransa ve Macaristan yedi. Avrupa bugün yalnızca sıcak havayı değil, iklim değişikliğinin hasada çıkardığı faturayı konuşuyor.”</p>
<p>Geçen gün Financial Times'ta bu analizi okurken aklıma Türkiye geldi. Acaba bizde tablo nasıldı? Avrupa'nın tarlaları sıcaktan kavrulurken Anadolu'da hasat nasıl geçmişti? Konunun peşine düşünce karşıma iklimin yazdığı iki farklı hikâye çıktı.</p>
<p>Türkiye'de Haziran, Avrupa'ya göre daha sakin geçti. İlkbahar yağışlarının toprağa kazandırdığı nem ve mevsim normallerine yakın seyreden sıcaklıklar sayesinde buğday ile arpa en kritik gelişim dönemini büyük ölçüde sorunsuz atlattı. Bazı bölgelerde sıcaklıklar yükselse de bu durum ülke genelinde ciddi bir rekolte kaybına dönüşmedi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a62fa077d94b-1784871431.png" alt="" width="440" height="259" />
<figcaption><strong>TÜİK'in ilk bitkisel üretim tahminine göre bu yıl buğdayda 22,8; arpada 9 milyon tonluk rekolte bekleniyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Uluslararası tahminler de bunu doğruluyor. ABD Tarım Bakanlığı'nın (USDA) güncel Temmuz 2026 Grain and Feed Update raporu, Türkiye'de buğday ve arpada geçen yıla göre belirgin toparlanmaya işaret ediyor. TÜİK'in ilk bitkisel üretim tahminine göre ise bu yıl buğdayda 22,8; arpada 9 milyon tonluk rekolte bekleniyor. Bu da geçen yıla göre buğdayda yüzde 26,7, arpada ise yüzde 50 artış anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, Türkiye geçen yıl kuraklığın yarattığı tabloyu önemli ölçüde tersine çevirmiş görünüyor.</p>
<p>Elbette bu, tehlikenin geçtiği anlamına gelmiyor. Özellikle mısır için temmuz ve ağustos ayları hâlâ kritik. Uzun sürecek sıcak hava dalgaları ve su stresi, bugünkü olumlu tabloyu bu üründe kısa sürede değiştirebilir.</p>
<p>Bu yılın belki de en önemli dersi şu: Tarımda bazen en büyük başarı rekor hasat değil, felaketten korunabilmektir. Haziranda Avrupa bunu başaramadı. Türkiye ise buğday ve arpada doğadan destek aldı. Ancak iklim değişikliğinin tarım üzerindeki baskısı her geçen yıl artıyor. Asıl mesele, bu destekleri kalıcı bir dayanıklılığa dönüştürebilmek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupayi-sicak-vurdu-turkiye-hasadi-korudu-83846</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa&#039;yı sıcak vurdu, Türkiye hasadı korudu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2-milyar-euroluk-tahil-kaybi-fiyat-alarmi-verdi-83845</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 milyar euroluk tahıl kaybı, fiyat alarmı verdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a62f6ec19c1a-1784870636.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Avrupa’da haziran ayından bu yana süren rekor sıcak hava dalgası, kıtanın gıda güvenliğini doğrudan etkilemeye başladı. Avrupa tahıl ve yağlı tohumlar ticaret birliği Coceral’in son tahminine göre, sıcaklıkların kritik üretim dönemine denk gelmesi nedeniyle 9 milyon ton tahıl üretimi kaybedildi. Enerji ve İklim İstihbarat Birimi’nin (ECIU) hesaplamaları, bu kaybın yalnızca tahıl tarafındaki gelir etkisinin yaklaşık 2 milyar euroya ulaştığını gösteriyor.</p>
<p>Bu rakam, Avusturya, İrlanda ve Hollanda’nın toplam tahmini tahıl üretiminden daha büyük bir kayba işaret ediyor. Avrupa Birliği’nin 27 üyesi ile Birleşik Krallık’ın toplam tahıl hasadının ise 2018’den bu yana en düşük seviyeye gerilemesi bekleniyor.</p>
<h2>Mısır ve buğday en kritik dönemde vuruldu</h2>
<p>Sıcak hava dalgasının etkisi özellikle iki üründe yoğunlaştı. Mısır, verimin belirlendiği tozlaşma döneminde aşırı sıcakla karşılaştı. Buğday ise dane oluşumunun tamamlandığı ve nem ihtiyacının en yüksek olduğu “tane dolumu” aşamasında kuraklık baskısı altında kaldı.</p>
<p>En ağır darbenin Fransa’da hissedilmesi bekleniyor. Tahminler, ülkede 3,4 milyon ton mısır kaybına ve yaklaşık 891 milyon euroluk gelir erimesine işaret ediyor. Macaristan’da 2,4 milyon ton, İspanya’da ise 1,4 milyon ton tahıl kaybı öngörülüyor.</p>
<p>Fransa’nın Auvergne-Rhône- Alpes bölgesinde çiftçilik yapan Benoît Merlo, haftalarca 38°C’nin üzerinde seyreden sıcaklıkların bütün uyum çabalarını boşa çıkardığını belirterek, bazı soya tarlalarında yüzde 50-70 arasında verim kaybı beklediğini söyledi.</p>
<h2>İngiltere’de sıkıntı büyüyor </h2>
<p>Sıcaklık şoku yalnızca kıta Avrupa’sını değil, Birleşik Krallık’ı da etkiledi. Kurak geçen baharın ardından birçok bölgede toprak nemi kritik seviyelere indi. Çiftçiler, erken olgunlaşan ürünleri normalden daha erken hasat etmek zorunda kaldı. Bu durum, 2024 ve 2025’te yaşanan sel ve kuraklıkların ardından tarım sektöründe üçüncü büyük iklim şokunun yaşandığı yorumlarına yol açtı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Küresel süt üretimi de sıcak baskısı altında</span></h2>
<p>Bilim insanları aşırı sıcakların yalnızca tahılları değil, süt piyasasını da uzun vadede tehdit ettiğini belirtiyor. Kudüs, Tel Aviv ve Chicago Üniversiteleri’nin 130 binden fazla ineğin verisini inceleyen çalışmasına göre, sıcaklık ve nemin birlikte yükseldiği koşullarda süt verimi hızla düşüyor. Bir saat boyunca 26°C üzeri yaş termometre sıcaklığı, günlük süt üretimini yüzde 0,5 azaltabiliyor. Aşırı sıcak, süt ineklerinin üretim kapasitesinde yüzde 10’a varan kayıp yaratabiliyor. Etki, sıcak günün ardından 10 güne kadar devam edebiliyor. 2050’ye kadar küresel günlük süt üretiminde ortalama yüzde 4 düşüş öngörülüyor.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Avrupa’da akışın bozulması küresel enflasyonu tetikleyebilir</span></h2>
<p>İngiliz The Guardian gazetesine göre, Avrupa’daki üretim açığı yalnızca bölgesel bir sorun olmanın ötesine geçiyor. Kayıplar, kıtayı tahıl ithalatına daha bağımlı hale getirebilir. Bu durum küresel emtia fiyatlarını yukarı itme potansiyeli taşıyor. Bugünkü ürün kaybının yarının fiyat etiketlerine yükseliş olarak yansıması bekleniyor. Avrupa’daki açık, küresel tahıl akışını daha kırılgan hale getirirken, yem maliyetleri üzerinden et ve süt ürünlerine de yansıyabilir.</p>
<p>Uzmanlar haziranda başlayan sıcak hava dalgasıyla Avrupa’nın tarlalarında başlayan hasar, önümüzdeki aylarda raflara taşınabilecek yeni bir gıda enflasyonu dalgasının habercisi olduğunu söylüyor.</p>
<p>Riskin zamanlaması da dikkat çekiyor. Avrupa’daki kayıplar, ABD’nin güney ve batı bölgelerinde görülen kuraklığın tahıl ve yem üretimini baskıladığı bir döneme denk geliyor. Yani dünya aynı anda birden fazla büyük üretim bölgesinde arz daralmasıyla karşı karşıya.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2-milyar-euroluk-tahil-kaybi-fiyat-alarmi-verdi-83845</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/06/Tahil-Evrim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa 2018’den bu yana en düşük tahıl hasadına hazırlanıyor. Rekor sıcaklıklar 9 milyon ton ürünü yok etti; Uzmanlar, kaybın yalnızca tarlalarla sınırlı kalmayacağı ve küresel gıda enflasyonu tetikleyebilecek bir baskı oluşturabileceği uyarısında bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasa-degeri-136-milyar-seviyesinde-yuzde-64-yukselmesi-mumkun-olabilir-mi-83844</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa değeri 136 milyar seviyesinde, yüzde 64 yükselmesi mümkün olabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye Sigorta 136,4 milyar TL piyasa değeriyle sigorta sektörünün tartışmasız lideri olarak öne çıkarken, Anadolu Sigorta 54,9 milyar TL ile geriden geliyor. Milyarlık piyasa değeri ve cazip çarpanlar güven verse de, bu avantajlar kısa süreli fiyat dalgalanmalarına engel değil.</strong></p>
<p>Yatırımcılar büyük ölçekli piyasa değerlerine sahip sigorta şirketlerinin her zaman kazandıran bir yapıya sahip olduğunu düşünür. Kasasına sürekli prim akan bu yapıların fırtınalı dönemlerde dahi yatırımcısına kazandıracağı varsayılır. Oysaki piyasa büyüklüklerine bakıp hisselerin sürekli aynı hızla yükseleceğini sanmak en büyük yanılgıdır. Sigorta firmalarının mali tabloları etkileyici olsa da, son 3 ayda gözlenen geri çekilmeler yatırımcıya borsadaki döngüyü hatırlatıyor. Uzun vadede inşa edilen operasyonel güce rağmen kısa vadede fiyat dalgalanmaları piyasanın doğal bir nefes alma sürecidir.</p>
<h2>Fiyat düzeltmeleri kaçınılmaz</h2>
<p>Sigorta sektörünün en büyüğü konumundaki Türkiye Sigorta, altı aylık dönemde gelirini %30 artırırken net kârını 13,5 milyar TL ile %44 büyüttü. Şirket, 136,4 milyar TL piyasa değeriyle son üç ayda hisse fiyatı düzeltme yaşasa da bir yıllık yükselişi %45'in üzerinde. Yakın zamanda fonlar payını %101 artırırken İş Yatırım %64 yükseliş bekliyor.</p>
<p>Piyasa değeri 54,9 milyar TL ile ikinci sırada yer alan Anadolu Sigorta'nın fiyatı, mayısta test ettiği 31,24 TL'nin ardından gelen satışlarla geriledi. Şimdilerde 27 TL'nin üzerinde tutunma çabası öne çıkıyor. Mayıstaki seviyesinin üzerine çıkabilmesi için yatırımcı talebinin artması gerekiyor. Fonlar satış ağırlıklı çalışırken paylarını %1,82 azalttı.</p>
<h2>İki yıldır düşüyor</h2>
<p>28,2 milyar TL piyasa değeriyle sektörün gerisinden gelen Ray Sigorta, Haziran 2024'te 630 TL'yi test ederken şimdilerde 173 TL seviyelerinde bulunuyor. Hissede uzun süredir satıcılar daha baskın. Geçen sürede arada tepki alımları gelse de satış eğiliminde değişim yaşanmadı. Son olarak Bulls Portföy'ün yönettiği BUV fonu satarak hisseden çıktı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62f622061f6-1784870434.png" alt="" width="999" height="551" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>FİYAT/KAZANÇ MI, FİRMA DEĞERİ/SATIŞ MI?</strong></p>
<p><strong>Fiyat/kazanç;</strong> gerçekçi getiri, kıyas, kâr payı işareti, destek, beklenti. Yanılgı, hesaplama zorluğu, risk gizlenmesi, gelecek körlüğü, büyüme engeli.</p>
<p><strong>Firma değeri/satış;</strong> bütüncül analiz, gerçekçi, büyüme, pazar hakimiyeti, sinyal. Zarar perdesi, maliyet gizlenmesi, uyumsuzluk, getiri belirsizliği.</p>
<p><strong>Konkordato talebinden vazgeçince dosya kapandı. Feragat sebebini açıklamadı</strong></p>
<p>Akın Tekstil önce konkordato istedi sonra vazgeçti, Neden gidip geldi? ● Ümit Çavuş</p>
<p>Ümit, Akın Tekstil’in talebi üzerine mahkeme konkordato ile ilgili karar vermek üzere 18 Haziran gününe duruşma verirken, şirket duruşma günü öncesinde başvurusunu geri çekti. Konkordato talebinden vazgeçmeyle ilgili ek bir açıklama yapılmadı. Öte yandan mahkeme, Lüleburgaz’daki taşınmazın firmaya ait 1/2 nispetindeki payının satışına konkordato projesinde kaynak olarak kullanılmak şartıyla geçtiğimiz nisanda izin vermişti. Taşınmazın satış bedeli 251,9 milyon TL olarak açıklandı. Yapılan satıştan sağlanan gelirin feragata etkisi olmuştur.</p>
<p><strong>İmar izni çıktı. Yatırımın sonuçlanmasına kadar diğer süreçler de tamamlanmalı</strong></p>
<p>Konya Kağıt’ın İzmir’deki yatırımının ne zaman tamamlanacağı belli mi? ● Cengiz Yaman</p>
<p>Cengiz, Konya Kağıt’ın İzmir’deki projesi için gerekli olan imar planı onaylandı. Söz konusu onay kritik bir dönemeç olsa da yatırımın fiilen başlaması için son adım olarak değerlendirilmemeli. İzin ve uygulama süreçleri halen devam ediyor. Yatırımın yapılacağı alanın Endüstri Bölgesi statüsünde olması bürokratik işlemleri hızlandırsa da sahada inşaatın başlaması için öncelikle yapı ruhsatı alınmalı. Bunun dışında ÇED onayı ve tesis için gerekli teknik ruhsatlandırma prosedürlerinin bitirilmesi gerekiyor. Süreç tamamlanınca ilk kazma vurulacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>FBI döviz fonu düzenli yükselse de yıllık %21 getiriyle endeksin gerisinde</strong></p>
<p>Fiba Portföy’ün yönettiği Birinci Serbest (Döviz) Fon (FBI), düşük düzeyde de olsa kademeli yükseliyor. Zayıf performans ilgiyi düşürürken nakit çıkışına yol açıyor. Şubattan bu yana değişik miktarlarda da olsa para çıkışı söz konusu. Temmuzda 1,6 milyar TL nakit çıkışı yaşandı. Hacmi ise geçen sürede küçüldü ve şimdilerde 15,1 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Zayıf ilgi yatırımcı sayısını olumsuz etkilerken azalan eğilimi teşvik eder nitelikte. Sayı şimdilerde 5.027 kişiye gerilemiş durumda. Stratejisi, fon varlıklarını döviz cinsi borçlanma araçlarında değerlendirerek getiri sağlamak üzerine kurulu. Portföyünün %55,33’ü dış borçlanma araçları ve %22,21’i ters repo araçlarından oluşuyor. Son bir yılda %20,71 kazanç sağlayan fon, aynı sürede %33,18 yükselen BİST 100 Endeksinin gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Mercedes Benz Finansman %42,94 bileşik faizle 1,05 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Mercedes Benz Finansman, 21.07.2026 tarihinde tahvil ihracını tamamladı. Toplam tutarı 1.050.000.000 TL olan tahvilin yıllık basit faiz oranı %43,50, bileşik faiz oranı ise %42,94 olarak belirlendi. 390 gün vadeli ve tek kupon ödemeli olan tahvil, 16.08.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %46,48 düzeyinde. 22 Temmuz itibarıyla TLREF %39,9 seviyesinde bulunuyor. Mercedes Finansman’ın verdiği %43,50 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 3,6 puan üzerinde yer alıyor. Oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Söz konusu ihraç, şirketin uzun vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Tahvil, piyasada TRSMBKF82719 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62f5ec9e33a-1784870380.png" alt="" width="972" height="243" /></strong><strong>EKİM TURİZM</strong></p>
<p><strong>Halka arzdan gelen paranın üzerine kasadakini de ilave ederek 555 araç satın aldı</strong></p>
<p>9 Temmuz günü borsada işlem görmeye başlayan Ekim Turizm, operasyonel araç kiralama faaliyetlerini genişletmek amacıyla kurumsal müşterilerine tahsis edilmek üzere toplam 1,4 milyar TL yatırım bedeliyle 555 adet araç satın aldığını duyurdu. Yatırımın 1,07 milyar liralık (420 araç) kısmı halka arzdan elde edilen fonla, 356 milyon liralık (135 araç) kısmı ise şirketin mevcut öz kaynaklarıyla finanse edildi. Alınan araçlardan toplamda 1,79 milyar TL kontrat geliri elde edileceği ifade edilirken şirketin kiralama kapasitesi ile gelir yapısını güçlendireceği ifade edildi.</p>
<p><strong>TÜMOSAN</strong></p>
<p><strong>Yeni nesil traktörlerde beygir gücünü artırıp seri üretimle teslimatlara geçti</strong></p>
<p>Tümosan, 2026 Konya Tarım Fuarı’nda tanıtımını gerçekleştirdiği “90 Retro Serisi” traktör modellerinde seri üretime geçtiğini, bayilere ve nihai müşterilere ilk ürün sevkiyatlarını başlattığını duyurdu. Yeni serinin 85 beygirden başlayıp, markanın ürün gamında ilk kez yer alacak olan 115 ve 125 beygir gücündeki modelleri de barındırdığı ifade edildi. Firma, ürün çeşitliliğini artırarak farklı güç segmentindeki müşteri beklentilerine yanıt verecek yeni bir stratejiyi hayata geçirmeye çalışıyor. Tümosan, üç aylıkta gelirini %84 düşürürken 862,7 milyon TL zarar yazdı.</p>
<p><strong>SDT UZAY VE SAVUNMA</strong></p>
<p><strong>Yurt içi müşterisinden 5,3 milyon dolarlık iş aldı. Teslimatlar 2028’i bulacak</strong></p>
<p>SDT Uzay, yurt içi bir müşterisiyle savunma sistemleri alanında toplam tutarı 5,35 milyon dolar olan sözleşme imzaladı. Anlaşma kapsamındaki ürünlerin teslimatları 2026, 2027 ve 2028 yıllarına yayılarak gerçekleştirilecek. Tutar yıllık gelirinin %10,62’sine denk geliyor. Yılbaşından bu yana açıklanan yeni siparişlerin toplam tutarı da %46,57 seviyesinde. Şirketin savunma elektroniği ve sistemleri alanındaki sipariş hacmini büyütmesi gelir ve kârlılığını olumlu yönde destekleyecektir. SDT Uzay, yılın ilk çeyreğinde gelirini %127 büyütürken dönem sonunda kâra döndü.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Aksa Kimya’da fonlar satış ağırlıklı işlem yaparken fiyatı son bir aydır yatayda</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62f5cf1307e-1784870351.png" alt="" width="300" height="242" />Aksa Kimya’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %13,03 ile toplamda 3,89 milyon lot azalarak 25,97 milyona indi. Hisseyi 36 fon bulundururken sayıda değişim gözlenmedi. TCD fonu 1,56 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, TZD fonu 1,3 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Aksa Kimya için bugüne kadar 4 aracı kurum öneride bulunurken biri model portföyüne aldı. En yüksek hedefi Deniz Yatırım 15,50 TL “Al” önerisiyle verdi. En düşük öneri 13,71 TL ile Ata Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasa-degeri-136-milyar-seviyesinde-yuzde-64-yukselmesi-mumkun-olabilir-mi-83844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasa değeri 136 milyar seviyesinde, yüzde 64 yükselmesi mümkün olabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-taban-fiyat-300-liranin-altinda-olmamali-83843</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Fındıkta taban fiyat 300 liranın altında olmamalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Hasada sayılı günler kala, Karadeniz'in en önemli fındık üretim merkezlerinden Ordu'da 2026-2027 sezonuna ilişkin resmi rekolte tahmini açıklandı. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü koordinasyonunda 1 Temmuz'da başlayan ve 22 Temmuz'da tamamlanan çalışmalar sonucunda, Ordu'nun bu sezonki fındık rekoltesi 195 bin 351 ton olarak belirlendi.</p>
<p>Ordu İl Tarım ve Orman Müdürlüğü koordinasyonunda; ziraat odaları, üniversite temsilcileri, ticaret borsaları ve sektör paydaşlarının yer aldığı Rekolte Tespit Komisyonu, sahil kesiminden yüksek rakımlı bölgelere kadar uzanan 400 farklı bahçede inceleme yaptı. Çalışmalar sonucunda elde edilen verilere göre, bu sezon üretimin geçen yıla göre yaklaşık üç kat artması bekleniyor. Geçen sezon nisan ayında yaşanan zirai don nedeniyle Ordu'da fındık üretimi ciddi oranda gerilemiş ve 2025-2026 sezonunda rekolte 64 bin 150 ton olarak gerçekleşmişti.</p>
<h2>Gözler diğer illere çevrildi </h2>
<p>Resmi rekolte tahmininin açıklanmasının ardından gözler şimdi diğer Karadeniz illerinden gelecek rekolte verilerine ve Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açıklayacağı taban alım fiyatına çevrildi. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulunarak taban fiyatın hasat başlamadan önce açıklanmasını istedi. Üreticinin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini vurgulayan Akça, taban fiyatın 300 liranın altında olmaması gerektiğini ifade etti.</p>
<h2>Zirai don rekolteyi düşürmüştü </h2>
<p>Tarım Bakanlığının verilerine göre geçen yıl yaşanan zirai don nedeniyle Türkiye genelinde son yılların en düşük 453 bin ton fındık rekoltesi elde edilmişti. Bunun üzerine Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), 2025-2026 sezonunda kabuklu fındık alım fiyatlarını Giresun kalite için kilogram başına 200 TL, Levant kalite için 195 TL, Sivri kalite için ise 190 TL olarak açıklamıştı. Geçen sezon serbest piyasada zaman zaman 380 TL seviyesine kadar yükselen fındık fiyatları ise bugün 170- 190 TL bandında işlem görüyor.</p>
<h2>Maliyet ve enflasyon göz önüne alınmalı </h2>
<p>Ordu için açıklanan 195 bin 351 tonluk rekoltenin tahmini olduğunu belirten Ünye Ziraat Odası Başkanı Osman Sarıkahraman da, gerçek üretim miktarının hasat tamamlandıktan sonra netleşeceğini söyledi. İklim koşulları ile hastalık ve zararlıların üretimi olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Sarıkahraman, "Bu yıl gerçek rekolteyi patoz çalıştığında göreceğiz. Çünkü bahçelerde külleme hastalığı ve kahverengi kokarca nedeniyle ciddi kayıplar yaşanıyor. Üreticilerimize hâlâ bu sorunlarla nasıl mücadele edeceklerini anlatmaya çalışıyoruz. Bu nedenle açıklanan tahmini rekoltenin bir miktar altında bir üretim gerçekleşebileceğini düşünüyorum" dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Maliyet kg başına 230-235 liralara kadar çıktı</span></h2>
<p>Fındıkta taban fiyat beklentisini değerlendiren Osman Sarıkahraman, üretim maliyetlerinin kilogram başına 230-235 lira seviyesine ulaştığını belirterek, bu maliyetin üzerine üreticiyi koruyacak bir refah payının eklenmesi gerektiğini ifade ederek, “Üretim maliyetleri ortada. Bunun üzerine mutlaka üreticiyi rahatlatacak bir refah payı eklenmeli. Bu nedenle açıklanacak taban fiyatın 300 liranın üzerinde olması gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Karadeniz'de özellikle Ordu, Giresun ve Trabzon'un fındık üretimi açısından stratejik öneme sahip olduğuna işaret eden Sarıkahraman, bu illerdeki üreticilerin desteklenmesi gerektiğini belirterek, "Bu üç ilde üreticinin temel geçim kaynağı fındık. Alternatif ürün şansı yok denecek kadar az. Bu nedenle Bakanlığın üreticiyi koruyan ve destekleyen bir politika izlemesi büyük önem taşıyor" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-taban-fiyat-300-liranin-altinda-olmamali-83843</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/6/1280x720/findik-1754483950.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığına çağrıda bulunan Altınordu Ziraat Odası Başkanı Atakan Akça, taban fiyatın hasat başlamadan önce açıklanmasını istedi. Üreticinin artan maliyetler karşısında korunması gerektiğini vurgulayan Akça, taban fiyatın 300 liranın altında olmaması gerektiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozel-sektorun-ar-ge-merkezi-sayisi-1368e-cikti-83842</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel sektörün AR-GE merkezi sayısı 1368&#039;e çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Özel sektörün faaliyetleri kapsamında kurduğu AR-GE merkezi sayısı haziran ayı sonu itibariyle 1368 oldu. İptal edilen, durdurulan merkezler de dikkate alındığında, yılın ilk 6 ayı sonunda faaliyette olan toplam merkez sayısı 5 adet arttı. Merkezlerde çalışan, idari ve diğer işlerde çalışan kişiler dahil toplam çalışan sayısı 91 bin 767 kişi olarak açıklandı. Bu merkezlerde çalışan tüm personelin sayısında yılın ilk altı ayında 121 kişilik azalma gerçekleşti. Merkezlerde tamamlanan proje sayısı 80 bin 508, devam eden proje sayısı ise 15 bin 74 adete ulaştı. Bu faaliyetlerden elde edilen çıktılar içinde 17 bin 865 patent alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62f3ea3d8d0-1784869866.png" alt="" width="697" height="416" />Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı istatistiklerine göre, ilgili kanuna göre özel sektörde proje amaçlı olarak kurulmuş AR-GE merkezi sayısı, kapatılan ve faaliyetine son verilenlerle aylık olarak değişiklik gösterebiliyor. Faaliyette olan merkez sayısı 2016’da 334 adetken sonrasında hızlı bir artışla 2019’da 1227’ye yükseldi. Yeni faaliyetler ve kapanan, faaliyetini tamamlayan merkezlerle birlikte yıllık olarak artış yavaş da olsa devam etti. Yılın ilk altı ayında da 5 yeni merkez kurularak sayı 1368 adete ulaştı.</p>
<p>AR-GE merkezlerinin temel faaliyeti olan yürütülen projelerde de azalma oldu. Faal olan merkezlerde yürütülen proje sayısı 2025 sonuna göre Haziran 2026 itibariyle 1299 adet azaldı. Buna bağlı olarak ise kuruluşlarından bu yana merkezlerde yürütülen projelerden tamamlananlar 5 bin 750 adet artarak 80 bin 508 adete ulaştı. AR-GE merkezlerinin firmaların elde ettiği yeni ürünler ve teknolojiler, bilgi birikimi yanında çıktılardan biri de yeni patentlerden oluşuyor. Bu istatistiklere göre, 2026 Ocak-Haziran döneminde başvuru-inceleme aşamasında olan patent sayısı 2 bin 684 adet artarak 31 bin 602 adet oldu. Tescil edilen patent sayısı ise 1775 adet artarak 17 bin 865 adet oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozel-sektorun-ar-ge-merkezi-sayisi-1368e-cikti-83842</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/imalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı verilerine göre, özel sektörün faaliyetleri kapsamında kurduğu AR-GE merkezi sayısı 1368&#039;e yükselirken, ilk 6 ayda faaliyette olan toplam merkez sayısı 5 adet arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/simsek-kdv-iade-taleplerinin-ortalama-tamamlanma-suresi-28-gun-83841</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: KDV iade taleplerinin ortalama tamamlanma süresi 28 gün</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İYİ Parti Ekonomi Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın’ın, Katma Değer Vergisi (KDV) iadelerindeki gecikmelere ilişkin soru önergesine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'ten yanıt geldi. Bakan Şimşek, 2026 yılı için iade taleplerinin ortalama tamamlanma süresinin 28 gün olduğunu açıkladı. KDV iade süreçlerinin hızlı ve doğru yapılması için gelişen teknolojiden azami ölçüde faydalandığını kaydeden Şimşek, “KDV iadeleri mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgelerin tam, eksiksiz ve doğru olarak sunulmasına ve gerekli kontrollerin yapılmasına bağlı olarak gerçekleştirilmektedir. Bu kapsamda, iade taleplerinde tespit edilen eksiklikler iade sürecini etkileyebilmektedir. KDV iadelerinin hızlandırılması amacıyla son zamanlarda birçok uygulama (Ön kontrol raporuna dayalı iade, Artırımlı Teminat Uygulaması, Hızlandırılmış İade Sistemi Uygulaması, İndirimli Teminat Uygulaması vb.) geliştirilmiş ve bu uygulamalar neticesinde iade süreleri daha da kısalmıştır.</p>
<p>Örneğin Hızlandırılmış İade Sistemi sertifikası sahibi mükellefler ile Artırımlı Teminat Uygulanmasından yararlanan mükelleflerin iade talepleri 5 iş günü içinde, KDV İadesi Ön Kontrol Raporuna Dayalı İade Uygulamasında ise 10 iş günü içinde, teminat mektubu ile yapılan iadelerde ise iade 10 gün içinde yerine getirilmektedir. 2026 yılı için iade taleplerinin ortalama tamamlanma süresi ise 28 gündür” bilgisini verdi.</p>
<p>Diğer taraftan, SGK borçlarına mahsuben iade taleplerine ilişkin gerek KDV İadesi Kontrol Raporlarının oluşturulması gerekse de taşra birimleri tarafından iade taleplerinin zamanında sonuçlandırılması konusunda teknik anlamda bir sorun ve gecikme bulunmadığını belirtti.</p>
<p><strong>“Bakan ‘Gecikme yok’; KOBİ ‘Paramı alamıyorum’ diyor" </strong></p>
<p>Bakan Şimşek’in yanıtını değerlendiren Dalgın, “Sayın Bakan Mehmet Şimşek soru önergemi cevaplamış ve KDV iadelerinde gecikme olmadığını ifade etmiş. KOBİ ve sanayicimiz ise tam tersini söylüyor. Kim haklı? “ diye sordu. Dalgın, soru önergesinde Balıkesir başta olmak üzere Türkiye'nin birçok ilinde yaptığı saha ziyaretlerinde sanayicilerin, ihracatçıların ve KOBİ'lerin KDV iadelerini aylarca alamadıklarını, mahsup süreçlerinin uzadığını ve bunun işletmeleri ciddi bir finansman yüküyle karşı karşıya bıraktığını belirtti. Dalgın, üretim yapan işletmelerin devletten alacaklarını tahsil edemediği için yüksek faizle kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, KDV iade süreçlerinin sadece teknik bir vergi işlemi değil, üretim, yatırım ve istihdam meselesi olduğunu vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/simsek-kdv-iade-taleplerinin-ortalama-tamamlanma-suresi-28-gun-83841</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/7/1280x720/bakan-simsek-abdde-yatirimcilarla-bir-araya-geldi-1745305977.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şimşek: KDV iade taleplerinin ortalama tamamlanma süresi 28 gün ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tekstil-ve-hazir-giyimin-sorunlari-meclise-tasindi-83851</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tekstil ve hazır giyimin sorunları Meclise taşındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Yeni Yol Partisi’nin hazır giyim ve tekstil sektöründe yaşanan yapısal sorunların, istihdam kayıplarının, ihracat performansındaki daralmanın, artan maliyetlerin ve finansman erişimindeki sıkıntıların incelenmesi, kamu desteklerinin etkinliğinin değerlendirilmesi amacıyla verdiği Meclis araştırma önergesi ile tekstil sektörünün sorunları Meclis gündemine taşındı. Önergenin reddedildiği görüşmelerde muhalefet partileri tekstil ve hazır giyim sektörünün ciddi bir kriz içinde olduğunu, üretim, istihdam ve ihracatta önemli kayıplar yaşandığını belirtti.</p>
<p>AK Parti ise hükümetin finansman, ihracat ve istihdam alanlarında önemli destekler sunduğunu ve sektörün güçlendirilmesi için gerekli politikaların uygulandığını kaydetti. Muhalefet partilerinden teknik tekstilin desteklenmesi, KOBİ'lerin yeşil dönüşümünün desteklenmesi, EXİMBANK kredilerinin artırılması, döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3'ten daha yüksek seviyelere çıkarılması, istihdam desteklerinin artırılması, Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum için dijital ve yeşil dönüşüm hibeleri verilmesi önerileri geldi.</p>
<h2>Yaşanan kriz talep kaynaklı değil </h2>
<p>Yeni Yol Grubu adına konuşan Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, tekstil ve hazır giyim sektörü uzun dönemdir derin bir krizin içerisinde olduğunu belirterek, 2025’te hazır giyim ticareti yüzde 4,35 büyürken, Türkiye'de yüzde 5,58 küçüldüğünü söyledi. Üreticinin maliyetinin dolar bazında yüzde 26 artarken, ihracat satış fiyatlarının sadece yüzde 10 civarında arttığını söyleyen Kısacak, “Aradaki fark önce kârı eritmiş, sonra yatırımı ve istihdamı azaltmıştır. Tekstil ve hazır giyim sektörünün yaşadığı kriz bir talep krizi değildir. Dünyada hazır giyim pazarı büyümeye devam etmektedir. Sorun, Türkiye'nin rekabet gücünü kaybetmesidir” dedi.</p>
<h2>Yakınlık ve hızlı teslimat avantajı </h2>
<p>Türkiye’nin Uzak Doğu'dan yaklaşık yüzde 60, Kuzey Afrika'dan yüzde 46 daha pahalı üretim yaptığını kaydeden Sadullah Kısacak, “Türkiye'nin hâlâ avantajı vardır. Çin'den sonra dünyanın en entegre 2'nci tekstil tedarik zincirine sahibiz; Avrupa'ya yakınız, hızlı teslimat yapabiliyoruz, kaliteli üretim gücüne sahibiz, kilogram başına ihracat değerimiz birçok rakibimizin üzerinde yani sorun üretici de değildir, sorun yanlış ekonomi ve sanayi politikalarındadır. Doğru politikalarla tekstil ve hazır giyim sektörünü yeniden ayağa kaldırabiliriz” dedi. Kısacık, acilen Türkiye fason üretimden markalaşmaya geçilmesi, teknik destek ve tasarımın desteklenmesi, KOBİ'lerin yeşil dönüşümü finanse edilmesi, EXIMBANK kredileri artırılması, faiz yükünün azaltılması önerilerinde bulundu.</p>
<p>AB-Hindistan STA'sı büyük risk İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, yıl sonunda yürürlüğe girecek olan, Hindistan'ın Avrupa Birliğiyle imzaladığı serbest ticaret anlaşmasının önemli bir risk oluşturduğunu belirterek, “Bu anlaşmanın tekstil ve hazır giyim sektörüne etkileri konusunda icranın yaptığı herhangi bir çalışma maalesef yoktur: Bu, tekstil ve hazır giyim sektörü için çok önemli bir tehdittir” dedi. Akalın, sektörün desteklenmesi için döviz dönüşüm desteğinin yüzde 3'lerden yüzde 8'lere çıkarılmasını, istihdamı korumak için imalat sektörüne verilen 3.500 liralık desteğin artırılması, KOBİ'lere ve imalat sektörüne dijital dönüşüm hibeleri sağlanması ve ortak dijital ürün pasaportu altyapısı kurulması gerektiğini dile getirdi.</p>
<h2>Yüksek faiz cenderesine girildi</h2>
<p>CHP Gaziantep Milletvekili Melih Meriç ise 2026 yılının ilk çeyreği itibarıyla sektörde sigortalı çalışan sayısının 833 bin seviyesine kadar gerilediğini belirtti. Meriç, uygulanan öngörüsüz kur politikaları, kontrol altına alınamayan yüksek enflasyon nedeniyle sanayicinin yüksek faiz cenderesine girdiğini söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Rekabet gücünü koruyacak adımlar</span></h2>
<p>AK Parti Adana Milletvekili Faruk Aytek, küresel ticarette yaşanan dalgalanmaların ve uluslararası talepte meydana gelen değişimlerin sektöre yankılarının yakından takip edildiğini, üreticinin rekabet gücünü koruyacak adımların vakit kaybetmeden hayata geçirmeye devam edildiğini söyledi. Reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liradan 5 milyar liraya yükseltildiğini kaydeden Aytek, bu tutarın 1,5 milyar lirasını doğrudan tekstil, hazır giyim, deri ve ayakkabı sektörlerimizin kullanımına tahsis edildiğini, istihdam desteğinin 3 bin 500 liraya çıkarıldığını söyledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tekstil-ve-hazir-giyimin-sorunlari-meclise-tasindi-83851</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/tbmm-meclis-1781760262.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni Yol Partisi tarafından hazır giyim ve tekstil sektöründe yaşanan sorunlarla ilgili verilen önerge reddedilirken, görüşmelerde muhalefet partileri tekstil ve hazır giyim sektörünün ciddi bir kriz içinde olduğunu, üretim, istihdam ve ihracatta önemli kayıplar yaşandığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-devlet-hafizasi-turkiye-hangi-yone-yelken-aciyor-83840</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir devlet hafızası: Türkiye hangi yöne yelken açıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dışişleri eski Bakanı Emre Gönensay, NATO 3.0’ı yeni bir sömürgecilik hamlesi, savaşmayı iş modeli, Türkiye’ye yöneltilecek olası Avrupa Birliği davetini ise güvenlik tuzağı olarak okuyor. </strong></p>
<ul>
<li>“Maalesef savaş bugün bir iş modeli oldu.”</li>
<li>“NATO 3, sömürgeciliği yeniden başlatacak bir organizasyon.”</li>
<li>“AB’den, yakında ‘gel buyur’ diyecekler. İnşallah o tuzağa düşmeyiz.”</li>
<li>“Nüfuz alanlarına sataşırsınız. Güvenlik alanlarına sataşamazsınız.”</li>
</ul>
<p>Bu cümleler Türkiye’nin kritik dönemeçlerinde karar verenler arasında yer almış Dışişleri Eski Bakanı Emre Gönensay’a ait.</p>
<p>Akademisyen, iktisatçı, başbakan ve cumhurbaşkanı başdanışmanı, yetkili büyükelçi, milletvekili ve dışişleri bakanı… Yakın tarihin birçok kırılma noktasına tanıklık etti. Kitabı <em>Hayata Açtığım Yelken</em> çok yeni yayınlandı; kişisel bir hatırat gibi başlıyor. Sayfalar ilerledikçe Türkiye’nin Soğuk Savaş’tan bugüne uzanan devlet hafızasına dönüşüyor. Gönensay’la bu hafızanın içinden bugüne baktık. Söyleşinin tamamına youtube ve spotify’dan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Bugün Dışişleri Bakanı Olsaydınız?</strong></p>
<p>Söyleşi boyunca aynı soruya birkaç kez geri döndüm: Emre Gönensay bugün dışişleri bakanı olsaydı ne yapardı? İlk yanıtında bir ülke ya da ittifak seçmedi; üç ilke sıraladı: barış, komşularla sorunları azaltmak ve stratejik bağımsızlık.</p>
<p>İkinci kez sorduğumda formülü daha açık kurdu: “NATO’da olurum, NATO’dan istifade ettiğim kadar ederim; ama NATO’dan da bağımsız olurum.” Bu yaklaşımı S-400 kararıyla somutlaştırdı. Kendi dışişleri bakanlığı döneminde aynı kararı muhtemelen vermeyeceğini, çünkü o yıllarda çok daha güçlü bir NATO ve Batı taraftarı olduğunu söyledi. Özetlemem gerekirse; Gönensay, Türkiye’nin kendi karar alanını koruma arayışını tarif etti.</p>
<p><strong>Savaştan söz edince “büyük adam” olmak</strong></p>
<p>Gönensay, dünyadaki siyasi dilin ters yönde ilerlediğini düşünüyor; “Bugün Avrupa’daki bakanlar ve liderler konuştuğu zaman kimse barıştan söz etmiyor. Hepsi savaştan bahsediyor.” Ardından söyleşinin çarpıcı cümlelerinden biri geldi: “Belki de domates fiyatlarının yüksek olmasını konuşmaktan utanıyor, küçük görüyorlar. Savaştan konuşurlarsa büyük adam oluyorlar.”</p>
<p>Anlaşılan; gündelik hayatın gerçek sorunlarını çözemeyen yönetimler, büyük güvenlik tehditleri üzerinden siyasal ağırlık üretmeye çalışıyor. Enflasyon, gelir dağılımı, konut, eğitim ve sağlık gibi ölçülebilir sorunlar geri plana itiliyor. Savaş dili liderlere hareket alanı, olağanüstü bütçeler ve sorgulanması zor öncelikler sağlıyor.</p>
<p>Gönensay’a göre savaş ekonomik bir modele dönüşmüş durumda: “Ekonomi ama ne ekonomisi biliyor musunuz? Cep ekonomisi. Maalesef savaş bugün bir iş modeli oldu. Para kazanmanın yolu savaş.”</p>
<p>Ankara’da gerçekleşen NATO Zirvesi bu dönüşümün rakamlarını ortaya koydu. NATO, 50 milyar doların üzerinde yeni savunma tedariki açıkladı. Üretim kapasitesinin artırılması, ticaret engellerinin azaltılması ve savunma sanayiiyle daha yakın iş birliği kararlaştırıldı. İttifak ayrıca insansız sistemlere karşı önümüzdeki beş yıl içinde 40 milyar dolarlık yatırım planlıyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “NATO 3.0”ı Avrupa ile Kanada’nın daha fazla sorumluluk üstlendiği, üretimin ve askerî kapasitenin büyütüldüğü yeni denge olarak tarif ediyor. (<u>NATO</u>)</p>
<p><strong>NATO 3.0 mı, yeni sömürgecilik mi?</strong></p>
<p>Gönensay’ın askeri ittifak NATO üzerine siyasi teşhisi çok çarpıcı. NATO’nun dönüşümünü üç dönemde okuduğunu söyledi:</p>
<ul>
<li>NATO 1, Sovyetler Birliği ve Varşova Paktı karşısında kurulan Soğuk Savaş ittifakıydı.</li>
<li>NATO 2, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra kendisine yeni görevler arayan; terörizm, kaçakçılık, bölgesel krizler ve ittifak dışı operasyonlarla alanını genişleten yapıydı.</li>
<li>NATO 3 ise ona göre yalnızca Avrupa’nın savunma harcamalarını artırdığı yeni bir dönem değil. “NATO 3, sömürgeciliği yeniden başlatmak için.”</li>
</ul>
<p>Bu teşhisi ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Münih Güvenlik Konferansı’nda yaptığı konuşmaya bağladı. Şöyle izah etti; Rubio konuşmasında sömürgeciliğin yeniden kurulmasını açıkça talep etmedi. Batı medeniyetinin ortak mirasını, Avrupa ile ABD’nin birlikte hareket etmesini, yeniden sanayileşmeyi ve Batı’nın gücünü canlandırmasını savundu. Konuşma Avrupa’da alkış aldı; Batı dışındaki bazı çevrelerde ise medeniyet üstünlüğü ve dışlayıcılık tartışması yarattı. Chatham House, Avrupalı olmayan katılımcıların konuşmayı “beyaz Avrupa medeniyetine övgü” olarak algıladığını aktardı. (<u>Chatham House</u>)</p>
<p>Gönensay, medeniyet çağrısını masum bulmuyor. Batı’nın ortak kültürünü koruma söyleminin arkasında ekonomik, teknolojik ve askerî hâkimiyet arayışı görüyor. Ona göre güvenlik söylemi, büyük güçlerin kaynaklara, pazarlara, üretim zincirlerine ve stratejik güzergâhlara yeniden hâkim olmasının aracı haline gelebilir.</p>
<p>Yeni sömürgeciliğin eski sömürgecilik gibi bayrak dikmesi gerekmiyor. Borç verebilir. Silah satabilir. Teknoloji standardı koyabilir. Enerji hattını kontrol edebilir. Veriye sahip olabilir. Bir ülkeyi koruma şemsiyesinin içine alıp dış politikasını sınırlayabilir.</p>
<p><strong>Rusya NATO’ya alınsaydı</strong></p>
<p>Gönensay’ın Rusya konusundaki yaklaşımı da alışılmış çizginin dışında. 1996’da dışişleri bakanı olarak katıldığı NATO toplantısında Ukrayna’nın ittifaka alınması fikrine sert biçimde karşı çıktığını anlattı: “Böyle bir şey yaparsanız Türkiye olarak veto ederiz, dedim.”</p>
<p>Ukrayna’nın NATO’ya alınmasının Rusya tarafından doğrudan tehdit olarak algılanacağını, büyük bir çatışmayı tetikleyeceğini düşünmüş. Aynı toplantıda daha ileri bir öneri yaptığını da aktardı: “Rusya’yı NATO’ya alın. Dünya barışına büyük bir katkı yapılır, dedim.” Aradan tam 30 yıl geçti. Gönensay’ın fikri değişmemiş: “Hâlâ inanıyorum buna”diyor.</p>
<p><strong>Anglosakson Etkisinde Rus Düşmanlığı</strong></p>
<p>Gönensay, Rusya’yı dışlayarak istikrarlı bir Avrupa güvenlik düzeni kurulamayacağı görüşünde. Bir dönem kendisinin de “Anglosaksonlar tarafından pompalanan Rus düşmanlığının etkisinde” kaldığını söylediğinde, söyleşide bir kez daha beni şaşırtmayı başardı. Zamanla görüş değiştirmiş. Rusya’nın Batı Avrupa’yı işgal etme amacı taşımadığına inanıyor.</p>
<p>Bu görüş, Ukrayna’nın işgalini, Rusya’nın askerî müdahalelerini ve Avrupa ülkelerinin güvenlik kaygılarını ortadan kaldırmıyor. Gönensay’ın tezi başka: Güvenlik sistemi, büyük bir gücü sürekli dışarıda bırakarak kurulursa tehdit ortadan kalkmaz; kurumsallaşır.</p>
<p><strong>Nüfuz alanı değil, güvenlik alanı</strong></p>
<p>Buradan çok kutuplu dünyanın temel sorununa geçiş yaptık. Herkes nüfuz alanı istiyor. Nüfuz alanları genişledikçe sınırlar çarpışıyor. Bakın Gönensay ne önerdi;</p>
<p>“Çok kutuplu dünyada hep nüfuz alanlarından bahsediliyor. Nüfuz alanı sakat bir kavram. Onun yerine güvenlik alanlarını düşünmek lazım.”</p>
<p>Ne demek istiyorsunuz diyerek açmasını rica ettim; “Nüfuz alanlarına sataşırsınız. Güvenlik alanlarına sataşamazsınız. Güvenlik alanları daha dengeli bir yapı yaratır.”</p>
<p>Gönensay, Birleşmiş Milletler’in bu düzenin tepesinde bulunabileceğini söylese de zor olduğunu kabul ediyor. Çünkü çok kutuplu dünyada adaleti sağlayacak, herkesin otoritesini tanıdığı bir kurum kalmadığını ifade etti; …Birleşmiş Milletler var, gücü yok. Kurallar var, uygulayan yok. İttifaklar var, güven eksik…</p>
<p>Türkiye bu tabloda kendisine stratejik yalnızlık mı ördü diye sordum;  “Türkiye stratejik yalnızlık örmedi. Ait olduğu güvenlik kuruluşlarıyla dolaylı bir güvenlik alanı oluşturdu. NATO’da hâlâ varız. Ancak NATO’dan stratejik bağımsızlığımız da var” dedi.</p>
<p><strong>Stratejik bağımsızlığın faturası</strong></p>
<p>Gönensay stratejik bağımsızlığı, ittifaklardan çıkmak olarak tanımlamıyor: “NATO’da olurum. NATO’dan yararlandığım kadar yararlanırım. Fakat gerektiğinde NATO’dan bağımsız hareket ederim.”</p>
<p>S-400 alımını bu politikanın somut örneği olarak gösteriyor. Kendisine, dışişleri bakanı olduğu dönemde aynı kararı verip vermeyeceğini sorduğumda beni şaşırtmaya devam ettiğini söylemeliyim; “Almazdım. O zaman o kadar NATO ve Batı taraftarıydım ki herhalde almazdım. Ama görüşlerim çok değişti.”</p>
<p>Stratejik bağımsızlığın yalnızca siyasi söylemle kurulamayacağını vurgulamayı ihmal etmedi; “Bağımsız bir silah sanayiniz olmadan stratejik bağımsızlık olmaz.”</p>
<p>Türkiye’nin savunma sanayiinde sağladığı ilerlemeyi bu nedenle doğru buluyor. Savunma üretimini yalnızca ihracat, teknoloji ya da prestij meselesi olarak görmüyor. Dış politika kapasitesinin maddi temeli olarak değerlendiriyor.</p>
<p><strong>Avrupa Türkiye’yi ne zaman hatırlar?</strong></p>
<p>Türkiye gerekli olduğunda stratejik ortak. Üyelik gündeme geldiğinde sorunlu aday. Güvenlik gerektiğinde vazgeçilmez. Karar mekanizması söz konusu olduğunda dışarıda. Gönensay, Avrupa’nın yakında Türkiye’ye “Gel buyur” diyebileceğini düşünüyor. Ardından uyarıyor: “İnşallah o tuzağa düşmeyiz.”</p>
<p>Neden tuzak diye sordum; “Bize, ‘Hadi Kahraman Mehmet, yine nöbete’ diyecekler. O yüzden bizi Avrupa Birliği üyesi yapmaya bile razı olabilirler.” Gönensay’ın “tuzak” dediği; Türkiye’nin Avrupa savunmasındaki rolünün eşit ortaklık değil, askerî yük paylaşımı üzerinden kurulabileceğini savundu. Başka bir ifadeyle Avrupa, Türkiye’yi masada karar veren siyasi güç olarak değil; sınır koruyan, asker sağlayan, göçü tutan ve savunma kapasitesi sunan ülke olarak içeri çağırabilir.</p>
<p>Gönensay, Türkiye’nin Avrupa’yla ilişkisini reddetmedi hatta tam tersine, Avrupa’nın doğuya genişlemesini yıllarca savunduğunu anlattı. Bugün aynı Avrupa’yı görmediğini ifade etti; “Bizim gençliğimizde örnek aldığımız Avrupa başka bir Avrupa’ydı. Şimdi Avrupa’da örnek alınacak bir şey bulamıyorum.”</p>
<p><strong>Avrupa’nın para ve demokrasi paradoksu</strong></p>
<p>Gönensay, Avrupa Birliği’nin yalnızca siyasi değil, yapısal bir kriz yaşadığını düşünüyor: “Para birliği, mali birlik olmadan yürümez.” Bu yapının ekonomik ve demokratik bir sorun yarattığını düşünüyor: “Bana vergi koyuyorsan benim oyumu almak zorundasın. Avrupa’da seçim oluyor. Sonra bürokrasi her şeyi devralıyor.”</p>
<p>Avrupa Birliği’nin dağılma sürecine girdiğini savunuyor. Gönensay’ın Türkiye’ye önerisi üyelik hayalinden kopmak değil. Üyeliğin hangi şartlarda ve hangi amaçla teklif edildiğini sorgulamak. Türkiye, Avrupa’nın güvenlik açığını kapatan ülke mi olacak yoksa Avrupa’nın siyasi, ekonomik ve demokratik kararlarına eşit biçimde katılan bir üye mi? Gönensay bu ikisinin aynı şey olmadığını söyledi.</p>
<p><strong>Dünyanın ekseni Türkiye’ye geliyor</strong></p>
<p>Gönensay’a göre ekonomik ve jeopolitik ağırlık Avrasya’ya kayıyor. Çin, Rusya, Orta Asya, enerji koridorları, BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü, teknoloji ve yeni ticaret yolları Türkiye’nin çevresinde yeni bir güç alanı oluşturuyor; “Avrasya denilen şey bize geliyor. Bizim olduğumuz yere geliyor. Dünyanın ekseni bize geliyor.”</p>
<p>Coğrafya fırsat yaratıyor olabilir otomatik olarak güç yaratmıyor. Bir ülkenin enerji hattı üzerinde bulunması, enerjiyi yönettiği anlamına gelmiyor. Keza, ticaret koridorunda bulunması, ticaretten en büyük payı aldığı anlamına gelmiyor. Savaş bölgelerinin ortasında bulunması, diplomatik merkez olduğu anlamını taşımıyor. NATO üyesi olmak da, kararları belirlediği anlamına gelmiyor. Avrupa için gerekli olmak, Avrupa’nın eşit parçası olduğu anlamına gelmiyor. Türkiye’nin konumunu güce çevirebilmesi gerekiyor. Savunma kapasitesi kadar ekonomi, hukuk, diplomasi, eğitim, teknoloji ve kurumsal hafıza gerekiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-devlet-hafizasi-turkiye-hangi-yone-yelken-aciyor-83840</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir devlet hafızası: Türkiye hangi yöne yelken açıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyasal-tiyatrodan-jeopolitik-zorunluluga-turkiye-ab-stratejik-cipasini-yeniden-degerlendirmek-83839</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siyasal tiyatrodan jeopolitik zorunluluğa: Türkiye-AB stratejik çıpasını yeniden değerlendirmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ÖMER KAYIR - </strong><strong>Başbakanlık Eski Müsteşar Yardımcısı</strong></p>
<p>Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ile olan yarım asırlık serüvenini, özellikle 2003 sonrasındaki dönemi mercek altına aldığımızda, karşımıza iki katmanlı bir siyasal tiyatro çıkar: Bir yanda hiçbir zaman Türkiye’yi birliğe üye yapmak istemeyen Avrupalı klikler, diğer yanda ise üyelik için gereken yapısal ve demokratik dönüşümü gerçekleştirmeyi iç politikadaki güç konsolidasyonuna bir tehdit olarak gören Ankara’daki karar alıcılar.</p>
<p>Bu “tiyatro” benzetmesi uzun süre her iki tarafın da iç kamuoyunu konsolide etmesine hizmet etmiş olsa da, günümüz küresel güvenlik mimarisindeki radikal kırılmalar bu statükoyu artık sadece sürdürülemez değil, aynı zamanda tehlikeli kılmaktadır. Karşılıklı popülist retoriklerin ötesine geçebilmek için, iç politika hamlelerinin arkasındaki yapısal, tarihsel ve en önemlisi jeopolitik dinamikleri Brüksel ve Ankara ekseninde nesnel bir biçimde analiz etmek gerekmektedir.</p>
<p><strong>1. İki taraflı tıkanıklığın anatomisi</strong></p>
<p>Türkiye ve Avrupa kamuoyunun ve politika yapıcılarının ilişkilerdeki felci doğru teşhis edebilmesi için, madalyonun her iki yüzündeki motivasyonları da gerçekçi bir zeminde okuması şarttır. 2003-2006 arasındaki yoğun reform momentumunun kaybı, tek taraflı bir başarısızlık değil; iki tarafın değişen stratejik önceliklerinin bir kesişimidir.</p>
<p><strong>Batı sahnesi: AB’nin yapısal bariyerleri</strong></p>
<p>2004 yılındaki büyük Doğu genişlemesinden ve Kıbrıs'ın tek taraflı olarak birliğe dahil edilmesinden sonra, AB’nin Ankara’ya yönelik kurumsal yaklaşımı yapısal bir dışlama stratejisine dönüştü. Brüksel’deki belirli elitler için süreç hiçbir zaman tam üyelik hedefli olmadı:</p>
<p><strong>- “Hazmetme kapasitesi” ve kültürel bariyerler:</strong> Fransa’da Sarkozy dönemi ve Almanya’da Merkel'in “imtiyazlı ortaklık” (<em>privilegierte Partnerschaft</em>) formülü ile somutlaşan kültürel ve coğrafi kaygılar, Türkiye'nin dinamik nüfusunu ve demografik ağırlığını AB’nin iç uyumu için bir risk olarak kodladı.</p>
<p><strong>- Kıbrıs veto tuzağı:</strong> Kıbrıs Sorunu çözülmeden Güney Kıbrıs’ın birliğe tam üye yapılması, AB entegrasyon sürecinin kalbine çözülmesi teknik olarak imkansız bir veto mekanizması enjekte etti. Bu durum, <em>“Biz aslında genişlemeyi destekliyoruz ama kurallarımız ve üyelerimizin vetoları elimizi bağlıyor”</em> konforuna sığınan üye ülkeler için kullanışlı bir diplomatik kalkan işlevi gördü.</p>
<p><strong>- Stratejik tampon bölge arzusu:</strong> AB için stratejik tercih, Türkiye’yi karar mekanizmalarına ortak etmek yerine; göç dalgalarını göğüsleyen, Orta Doğu’daki istikrarsızlıkları sınırda tutan ve birliği doğrudan kriz alanlarından koruyan yapısal bir “tampon bölge” olarak konumlandırmak oldu.</p>
<p><strong>Doğu Sahnesi: Türkiye’nin stratejik eksen değişimi</strong></p>
<p>Eş zamanlı olarak, Türkiye’deki karar alıcılar da Kopenhag Kriterleri’nin tam olarak uygulanmasının getireceği kurumsal denetim sisteminin (yargı bağımsızlığı, mutlak şeffaflık, hesap verebilirlik ve kuvvetler ayrılığı) iç politikadaki hareket alanlarını radikal biçimde kısıtlayacağını erken fark ettiler:</p>
<p><strong>- Egemenlik ve denetim krizi:</strong> AB standartlarında bir hukuk devleti inşa etmek, güçler ayrılığını mutlak kılmak anlamına geliyordu. Gücü merkezileştirme eğilimindeki yönetim elitleri için bu kurumsal dönüşüm, egemenlik alanının paylaşılması olarak algılandı ve isteksizliği beraberinde getirdi.</p>
<p><strong>- Avrupalı popülizmin iç politikadaki işlevselliği:</strong> Avrupa başkentlerinden yükselen her dışlayıcı ve popülist söylem, Ankara’ya iç siyasette <em>“Batı bizi zaten istemiyor, o halde kendi yolumuza bakarız”</em> argümanını beslemek için muazzam bir siyasi yakıt sağladı.</p>
<p><strong>- “Adaylık statüsü” dengesi:</strong> İki taraf da masayı tamamen devirmedi. Çünkü Türkiye için formel olarak “aday ülke” statüsünü korumak; uluslararası meşruiyet, yabancı sermaye çekme potansiyeli ve Batı ile pazarlık masasında elini güçlü tutma stratejisi açısından işlevsel bir araç olarak kaldı.</p>
<p><strong>Karşılıklı illüzyon:</strong> Gelinen noktada, iki tarafın da tam üyeliğin gerçekleşmeyeceğini bildiği ancak masayı ilk deviren ve jeopolitik faturayı ödeyen taraf olmaktan kaçındığı sürdürülebilir bir statüko üretildi. AB, göçmen kontrolü ve bölgesel güvenlik kartını kaybetmekten; Türkiye ise Batı çıpasından tamamen kopmanın ekonomik maliyetlerinden çekindi.</p>
<p><strong>2. Entelektüel Miras: Demokratik bir </strong><strong>kaldıraç olarak Avrupa vizyonu</strong></p>
<p>A Türkiye’nin Avrupa yöneliminin salt dönemsel bir ticaret ya da pragmatik bir güvenlik pazarlığı olmadığını anlamak hayati önemdedir. Bu vizyon, Türk aydınları ve sivil demokratik aklı için köklü bir entelektüel mirastır ve paradoksal bir biçimde ülkenin en karanlık vesayet dönemlerinde sığınılacak bir güvence olarak savunulmuştur.</p>
<p><strong>15 Eylül 1961: İdam gölgesindeki hücumbot brifingi</strong></p>
<p>Bu tarihi çizginin en dramatik anı, 1960 askeri darbesinin ardından Yassıada yargılamaları biten ve idam sehpalarının kurulduğu İmralı Adası’na doğru yol alan askeri bir hücumbotta yaşandı. Elleri kelepçeli, ölüme yürüyen idam mahkumu devlet adamlarının arasında bulunan devrik Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, yanındaki Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’ya döndü ve şu ricada bulundu:</p>
<p><em>“Fatin Bey, bize şu Ortak Pazar’ı anlat...”</em></p>
<p>1959 yılında, <em>“Yunanistan boş bir havuza atlıyorsa, arkasından biz de atlarız. Onları orada yalnız bırakamayız”</em> diyerek Türkiye’nin tarihi Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) başvurusunu yapan vizyoner diplomat; birkaç saat sonra idam edileceğini bilen bir insanın metanetiyle, kelepçelerinin şıkırtısı ve motor gürültüleri arasında hafızasındaki rakamlarla Türkiye’nin geleceğini anlatmaya başladı. Onun için Avrupa vizyonu, Türkiye’yi iç krizlerden, askeri darbelerden koruyacak ve insan onuruna yaraşır bir hukuk düzenini kurumsallaştıracak yegane sivil çıpaydı.</p>
<p><strong>Ocak 1999: Sivil toplum ve demokratik kurtuluş projesi</strong></p>
<p>90’lı yılların sonunda Türkiye; askeri vesayetin gölgesinde, faili meçhullerin ve ekonomik krizlerin boğduğu bir atmosferde nefessiz kalmışken, sivil siyaset Mesut Yılmaz ve çalışma arkadaşlarının öncülüğünde Avrupa Birliği dosyasını yeniden açtı.</p>
<p>Bu hamle, AB’yi sadece ekonomik bir pazar olarak değil; askerin kışlasına döneceği, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınacağı bir <strong>“toplumsal kurtuluş projesi”</strong> olarak millete sundu. 1961'deki o kelepçeli hücumbottan devralınan meşale, 1999'un puslu günlerinde yeniden ateşlendi ve aynı yılın sonunda gelen <strong>Helsinki Zirvesi</strong> ile Türkiye’nin önünde yepyeni, demokratik bir dönem açıldı.</p>
<p><strong>3. Ötekileştirme tuzağı: Otonom bir bölgesel merkezin doğuşu</strong></p>
<p>Avrupa Birliği, 2000'lerin ortalarında üyelik sürecini askıya alarak aslında çok büyük bir medeniyet ve jeopolitik uzlaşı fırsatını tepti: Batı’nın Aydınlanma değerleri ile Müslüman çoğunluklu büyük ve dinamik bir ülkeyi evrensel hukuk potasında birleştirme fırsatı iç politika popülizmine kurban edildi.</p>
<p>Sosyolojide ve uluslararası ilişkilerde bir aktörü sürekli dışlar ve ona <em>“Buraya ait değilsin”</em> derseniz, o aktörün kendi merkezini inşa etmekten başka çaresi kalmaz. AB’nin bu dışlayıcı tutumu, Türkiye’yi şu radikal dönüşüme zorladı:</p>
<p><strong>- Batı çıpasından kopuş:</strong> Brüksel’in tek taraflı dayatmalarına karşı Türkiye, kendi egemenlik alanını ve stratejik otonomisini koruma refleksini en üst düzeye çıkardı.</p>
<p><strong>- Trans-bölgesel bir güç merkezine dönüşüm:</strong> Brüksel kapısında bekleyen bir “aday” pozisyonundan çıkan Ankara; Balkanlar, Kafkaslar, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türk Devletleri Teşkilatı ekseninde kendi jeopolitik merkezini inşa etmeye yöneldi. Küresel güneyin ve çok kutuplu dünyanın tasarımında arabulucu, askeri/lojistik bir aktör ve otonom bir merkez güç (<strong>Hub</strong>) haline geldi.</p>
<p>Tarihi paradoks şudur: AB, kısa vadeli iç seçim hesaplarıyla Türkiye’yi dışlarken onu zayıflatmadı; aksine, kendi sınırlarında askeri açıdan son derece hazırlıklı, savunma sanayisinde dışa bağımlılığını asgariye indirmiş bağımsız bir güç merkezinin doğuşunu hızlandırdı.</p>
<p><strong>4. Yeni jeopolitik realite: Kıtasal </strong><strong>savunmada mecburi ortaklık</strong></p>
<p>Bugün ilişkileri iki perdelik bir “siyasal tiyatro” olarak yürütme lüksü tamamen tükenmiştir. Rusya'nın Ukrayna sahasındaki uzun vadeli agresif stratejisi ve Washington'ın transatlantik güvenlik şemsiyesini daraltarak odağını Hint-Pasifik eksenine kaydırma yönündeki yapısal eğilimi, Avrupa savunmasını acı bir gerçekle baş başa bırakmaktadır: <strong>Avrupa Birliği ve Türkiye, tarihsel önyargıları bir kenara bırakıp ortak bir savunma mimarisinde kader birliği yapmaya mecburdur.</strong></p>
<p>Bu yeni zorunluluk üç temel sütuna dayanmaktadır:</p>
<p><strong>I. Türkiye olmadan “stratejik özerklik” bir illüzyondur</strong></p>
<p>ABD’nin nükleer ve konvansiyonel koruması zayıfladıkça, AB’nin uzun süredir tartıştığı <strong>“Stratejik Özerklik” (Strategic Autonomy)</strong> kavramının içinin askeri sert güç ve lojistik kabiliyet açısından ne kadar boş olduğu ortaya çıktı. Kıta Avrupası; operasyonel hız, insan gücü ve mühimmat üretim kapasitesi açısından tek başına derin bir zafiyet içindedir.</p>
<p>NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olan, savunma sanayiinde (İHA/SİHA teknolojileri, zırhlı araçlar, elektronik harp ve akıllı mühimmatlar) küresel rüştünü ve üretim hızını savaş sahalarında kanıtlamış bir Türkiye dışarıda bırakılarak inşa edilecek bir “Avrupa Ordusu”, Rusya askeri gerçekliği karşısında kağıttan bir kaplan olmaktan öteye gidemez.</p>
<p><strong>II. Karadeniz ve doğu kanadı güvenliğinin kilidi</strong></p>
<p>Ukrayna savaşı, Karadeniz’in kıtasal güvenlik, enerji hatları ve küresel gıda arzı için ne kadar hayati bir cephe olduğunu gösterdi. Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni titizlikle uygulayarak Karadeniz’de daha büyük bir deniz savaşı tırmanmasını önleyen ve Tahıl Koridoru gibi krizlerde yegane diplomatik kanal olan Türkiye, AB’nin doğu sınırlarının güvenliği için de tek gerçek güvencedir. Polonya ve Baltık ülkelerinin hissettiği varoluşsal tehdit, ancak Türkiye’nin jeostratejik ağırlığı ve caydırıcılığı ile dengelenebilir.</p>
<p><strong>III. Savunma sanayiinde endüstriyel entegrasyon</strong></p>
<p>Avrupa ülkelerinin konvansiyonel silahları üretme hızı ve yüksek maliyet yapıları, modern yıpratma savaşlarının (<strong>attrition warfare</strong>) temposuna ayak uyduramamaktadır. Türkiye ise yüksek teknolojili, muharebede test edilmiş (<strong>combat-proven</strong>) sistemleri yüksek hızda ve maliyet-etkin bir biçimde üretme kapasitesine sahiptir. Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi (Sky Shield) gibi projelere Türkiye’nin entegrasyonu arayışları ya da Eurofighter tedarik süreçlerindeki tıkanıklıkların aşılması çabaları, bu askeri bağımlılığın kaçınılmaz ayak sesleridir.</p>
<p><strong>Sonuç: Stratejik ilişkiyi </strong><strong>gerçekçi bir zemine oturtmak</strong></p>
<p>Etrafımız Ukrayna’dan Orta Doğu’ya kadar uzanan bir ateş çemberiyle sarılmışken, AB için Türkiye'yi sadece bir “göçmen bekçisi” olarak indirgemek stratejik bir körlüktür. Türkiye, Avrupa savunma mimarisinin asli ve yeri doldurulamaz bir sütunudur. Aynı şekilde Türkiye için de, Avrupa normları, evrensel hukuk ilkeleri ve kurumsal entegrasyon, ekonomik direncini ve küresel rekabet gücünü korumasını sağlayacak en güvenilir pusuladır.</p>
<p>Brüksel ve Ankara, son yirmi yılın tıkanmış kurumsal retoriklerini geride bırakmalıdır. Zaman; kültürel asimilasyon hayalleri ya da tamamen kopuş senaryoları üzerinden değil; kıtasal savunma, bölgesel istikrar ve ortak jeopolitik varoluş temelinde şekillenmiş, rasyonel, olgun ve derinlikli bir <strong>“stratejik ortaklık”</strong> modelini inşa etme zamanıdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siyasal-tiyatrodan-jeopolitik-zorunluluga-turkiye-ab-stratejik-cipasini-yeniden-degerlendirmek-83839</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/9/1280x720/5656-1784871311.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Siyasal tiyatrodan jeopolitik zorunluluğa: Türkiye-AB stratejik çıpasını yeniden değerlendirmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gorunurluk-cagi-degerin-yerini-algi-mi-aldi-83838</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Görünürlük çağı: Değerin yerini algı mı aldı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir zamanlar değer ile görünürlük arasında doğal, organik bir bağ vardı. İyi olan, er ya da geç kendi mecrasını bulur, zamanın süzgecinden geçerek kendini duyurur ve hak ettiği ilgiyi görürdü. Bir kitap sadık okurunu, bir müzisyen ruhdaş dinleyicisini, bir lokanta ise lezzeti bilen müdavimini bulurdu. Değer kendini zorlamaz, gürültü yapmaz, zaman içinde kabul görürdü. Tam da bu yüzden kalıcı olur, kök salardı.</p>
<p>Bugün ise bu ilişki kökten tersine dönmüş durumda. Artık görünür olanın kendiliğinden değerli olduğu varsayılıyor. Bir şey ne kadar çok ekranımıza düşüyorsa o kadar önemli olduğuna, ne kadar çok konuşuluyorsa o kadar nitelikli olduğuna inanıyoruz. Oysa bunların hiçbiri değerin fıtratı değil; yalnızca algının dolaşım hızıdır. Ve hız, çoğu zaman hakikatin değil, anlık dikkatin peşinden koşar.</p>
<p>Günümüz dünyasında görünürlük, başlı başına bir sermaye biçimine dönüştü. Eskiden bilgi, emek, ustalık ve yıllara dayanan deneyim değer üretirdi; bugün ise görünürlük, tüm bu birikimlerin önüne geçebilen bağımsız ve kuralsız bir güç haline geldi. Bir fikrin doğruluğundan ziyade kaç kişiye ulaştığı, bir eserin derinliğinden ziyade kaç defa paylaşıldığı kutsanıyor. Değer artık tek başına var olamıyor; ayakta kalabilmek için görünür olmak, yani kendini sergilemek zorunda bırakılıyor. Tam da bu noktada medeniyet adına kritik bir kırılma yaşanıyor: Görünürlük, değerin doğal bir sonucu olmaktan çıkıp doğrudan onun yerine geçiyor.</p>
<p>Artık pazarlanan şey nesnenin kendisi değil; onun ekranda görünen yüzü, anlatılan hikâyesi ve yarattığı anlık his.</p>
<p>Bu dönüşümün en somut ve en çarpıcı biçimde hissedildiği alanlardan biri gastronomi. Bir yemeğin değeri çoğu zaman damakta değil, ekranda karara bağlanıyor. Teknik olarak kusurlu, malzeme kalitesi zayıf ya da lezzeti sıradan bir tabak; doğru bir ışık, çarpıcı bir renk paleti ve kurgulanmış bir sunumla kusursuz kabul edilebiliyor. Işığı doğru alan yemek hızla dijital dolaşıma giriyor ve görünürlük kazandıkça ona hayali bir değer atfediliyor.</p>
<p>Buna karşılık aynı şehirde, belki de birkaç sokak ötede, onlarca yıldır aynı titizlikle üretim yapan bir usta sessizce varlığını sürdürüyor. Malzemeyi tanıyor, mevsimi dinliyor, ateşin dilinden anlıyor; fakat yaptığı iş ekrana sığmadığı, göze değil yalnızca damağa hitap ettiği için görünmez kılınıyor. Yaşadığımız çağda görünmeyen, yok sayılıyor.</p>
<p>Bu durum yalnızca gastronomiye özgü değil; kültür ve sanat dünyası da benzer bir yüzeyselliğin etkisi altında. Bir kitap yayımlandığı gün hakkında kesin yargılar kuruluyor, bir sergi henüz gezilmeden etiketleniyor, bir konser tek bir melodisi dinlenmeden konumlandırılıyor. Okumadan yorumlamak, görmeden konuşmak, tecrübe etmeden hüküm vermek bir kusur olmaktan çıkıp yeni norm haline gelmiş durumda. Çünkü görünürlük, doğrudan ve zahmetli deneyimin yerini almış bulunuyor.</p>
<p>Artık bir şeyi anlamak için onunla hemhal olmak, onunla birinci elden karşılaşmak gerekmiyor; onun hakkında oluşmuş dijital rüzgâra kapılmak yeterli oluyor. Bu da insan algısında köklü bir kaymaya yol açıyor. Bir şeyin iyi olup olmadığını anlamak için nesnenin kendisine bakmak yerine, onun hakkında ne kadar gürültü çıkarıldığına bakıyoruz. Doğrudan tecrübe yerini simülasyona, hakiki temas ise dolaylı algıya bırakıyor.</p>
<p>Eskinin döngüsünde emek, zanaat ve derinlik önce değeri üretir, değer de zamanla görünürlüğe dönüşürdü. Bugünün döngüsünde ise süreç tersine işliyor: Önce görünürlük yaratılıyor, ardından bu görünürlük yapay bir değer hissi üretiyor ve hızla tüketilip yerini yenisine bırakıyor.</p>
<p>Bu düzenin arkasında yalnızca bireysel tercihler yok; algoritmik sistemin kendisi bu mekanizmayı besliyor. Algoritmalar görünür olanı köpürtüyor, köpüren görünürlük daha fazla etkileşim sağlıyor ve bu çark kendini sürekli yeniden üretiyor. Bu döngünün merkezinde hakikat ya da kalite değil, yalnızca dolaşım hızı var. Bir şeyin doğru ya da derin olması gerekmiyor; yeterince çok görünmesi yeterli oluyor.</p>
<p>Zamanla bu yanılsama daha da derinleşiyor. Algı yalnızca değerin yerini almakla kalmıyor, onun tek ölçütü haline geliyor. İçeriğe bakmayı unutan gözler ambalaja tapmaya başlıyor. Böylece hakiki değer sessizliğe gömülüyor; çünkü derin olan şey doğası gereği bağırmaz, kendini dayatmaz.</p>
<p>Bence bu çağda kaybettiğimiz en büyük meziyet dikkatimiz değil, ayırt etme yeteneğimizdir. İyi ile çok görünen, derin ile hızlı tüketilen ve sahici ile iyi paketlenen arasındaki sınır giderek belirsizleşiyor. Bu ayrım ortadan kalktığında ise yalnızca estetik değil, ahlaki ve kültürel ölçülerimiz de eriyor.</p>
<p>Bu kuşatmadan çıkışın yolu, belki de yeniden bakmayı öğrenmekten geçiyor. Bir şeyin ne kadar parlatıldığına değil ne söylediğine bakmak; ne kadar çok paylaşıldığına değil, zamanın karşısında ne kadar ayakta kalabildiğine odaklanmak gerekiyor. Bir tabağı ekran fotoğrafından değil lezzetinden, bir kitabı popülerliğinden değil satır aralarındaki derinliğinden değerlendirmek…</p>
<p>Görünürlük çağının bu göz alıcı gürültüsü içinde asıl soru şudur: Gördüğümüz şey gerçekten değerli olduğu için mi görünür, yoksa yalnızca görünür kılındığı için mi değerli sayılır? Çünkü bir şeyin sürekli gözümüzün önünde olması onun yetkinliğini değil, sadece iyi sergilendiğini gösterir. Değer çoğu zaman sessizdir; algı ise gürültülü. Ve gürültü ikna edebilir, ama hakikatin yerini asla alamaz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gorunurluk-cagi-degerin-yerini-algi-mi-aldi-83838</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/8/1280x720/6-1784869059.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Görünürlük çağı: Değerin yerini algı mı aldı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu-83837</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretlerin bankadan ödenmesi zorunluluğu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ücret, prim, ikramiye ve tazminat gibi ödemelerin banka aracılığıyla yapılması, kayıt dışılıkla mücadeleyi güçlendiriyor; işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ödeme tarihi ve tutarını kanıtlayan güvenilir, güçlü ve somut bir kayıt oluşturuyor.</p>
<p>İş ilişkisinin asli unsurlarından olan ücret, işçinin emeğinin karşılığını ve ekonomik güvenliğinin temel kaynağını oluşturmaktadır. Bu nedenle ücretin zamanında, eksiksiz ve ispat edilebilir şekilde ödenmesi, yalnızca işçi ile işveren arasındaki bireysel sözleşme ilişkisinin değil, aynı zamanda çalışma barışının, sosyal güvenlik sisteminin ve kayıtlı ekonomi politikasının da önemli bir parçasıdır.</p>
<p>Bu nedenle, Türk iş hukukunda ücretin haczedilebilirliği, ödeme zamanı, kesinti sınırları ve ispatı gibi birçok konuda işçiyi koruyucu hükümler öngörülmüştür.</p>
<p>Bu koruyucu yaklaşımın önemli yansımalarından biri de işçi ücretlerinin bankalar aracılığıyla ödenmesi zorunluluğudur.</p>
<p>İşçi ücretlerinin bankadan ödenmesi zorunluluğunun temel amacı, ücret ödeme ilişkisinin objektif, izlenebilir ve denetlenebilir bir zemine taşınmasıdır. Elden yapılan ücret ödemeleri, taraflar arasında uyuşmazlık doğması halinde ciddi ispat sorunlarına neden olabilmekte, işçinin ücretini eksik aldığı, geç aldığı veya hiç alamadığı yönündeki iddiaların değerlendirilmesini güçleştirebilmektedir. Banka aracılığıyla yapılan ödemelerde ise ödeme tarihi, ödeme tutarı, ödeme yapan hesap ve ödeme alan hesap bilgileri kayıt altına alınmakta, bu kayıtlar hem işçi hem de işveren bakımından güçlü bir ispat aracı niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Düzenlemenin diğer önemli amacı, kayıt dışı istihdam ve kayıt dışı ücret ödemeleriyle mücadeledir. Uygulamada işçinin sosyal güvenlik primine esas kazancının bordroda düşük gösterilmesi, ücretin bir kısmının resmi kayıtlara yansıtılıp kalan kısmının elden ödenmesi veya fazla çalışma, prim ve ikramiye gibi ödemelerin belgelendirilmemesi gibi sorunlarla karşılaşılabilmektedir. Banka kanalıyla ödeme yükümlülüğü, işverenin bordro, muhasebe ve banka kayıtları arasında tutarlılık sağlamasını zorunlu kılmaktadır. Bu yönüyle düzenleme, sosyal güvenlik prim matrahının doğru belirlenmesine, vergi kaybının azaltılmasına ve işçilerin sosyal güvenlik haklarının korunmasına hizmet etmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, bir yandan sigorta primi ve vergi konusundaki kayıtdışılığı önlemek, bir yandan da işverenler ile çalışanlar arasındaki ihtilafları en aza indirmek amacıyla, 2008 yılında çıkarılmış olan 5754 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile <strong>çalışanların ücret, prim, ikramiye ve her çeşit istihkakının elden değil de banka yoluyla ödenmesi </strong>hususunda İş Kanunu, Deniz İş Kanunu, Basın İş Kanunu ve Borçlar Kanununda düzenleme yapılmıştır.</p>
<p>Uygulamanın usul ve esaslarını düzenleyen <strong>“Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik”</strong> de 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren yürürlüğe konulmuştur.</p>
<p><strong>Bankalar aracılığıyla </strong><strong>yapılacak ödeme türleri</strong></p>
<p>Banka aracılığıyla ödeme zorunluluğu yalnızca aylık çıplak ücretle sınırlı değildir.</p>
<p>Yönetmelikteki düzenlemeye göre, gerek iş sözleşmesinin devamı sırasında gerekse iş sözleşmesinin sona ermesi halinde işçi, gazeteci ve gemi adamının <strong>ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakınının</strong> (yol parası, yemek parası, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı vb) bankalar (banka olmayan yerlerde PTT Şubeleri) aracılığıyla ödenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Avans ödemelerle ilgili yönetmelikte herhangi bir düzenleme yapılmamış ise de, yapılan düzenlemenin amacı dikkate alındığında, ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkaka mahsup edilmek üzere <strong>çalışanlara ödenen avansların da bankalar aracılığıyla yapılması</strong> <strong>gereken ödemeler arasında düşünülmesi</strong> gerekmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan, ödemelerin banka kanalıyla yapılması kadar, ödeme açıklamasının doğru ve anlaşılır biçimde yazılması da önemlidir. Banka dekontunda ödemenin hangi döneme ve hangi alacak kalemine ilişkin olduğunun belirtilmesi, daha sonra ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklarda tarafların iddialarının değerlendirilmesini kolaylaştırmaktadır. Örneğin <strong>“aylık ücret ödemesi”, “fazla çalışma ücreti”</strong> veya <strong>“kıdem tazminatı ödemesi”</strong> gibi açıklamalar, ödeme kaydının hukuki niteliğini açık hale getirecektir. Buna karşılık açıklamasız veya genel ifadeler içeren transferler, özellikle birden fazla alacak kaleminin bulunduğu durumlarda tereddüt oluşmasına yol açmaktadır.</p>
<p><strong>Bankalar aracılığıyla ödeme </strong><strong>yapma zorunluluğu olan işverenler</strong></p>
<p>4 Haziran 2025 tarihli ve 32920 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklikle, banka aracılığıyla ödeme yükümlülüğünde esas alınan çalışan sayısı sınırı beşten üçe indirilmiş, bu değişiklik 1 Temmuz 2025 itibarıyla uygulanmaya başlanmıştır.</p>
<p>Dolayısıyla, mevcut düzenlemeye göre;</p>
<p>- 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 işçi çalıştıran işverenler,</p>
<p>- 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 gazeteci çalıştıran işverenler,</p>
<p>- 854 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi olarak Türkiye genelinde en az 3 gemi adamı çalıştıran işverenler, çalıştırdıkları işçi, gazeteci ve gemi adamına, o ay içinde yapacakları her türlü ödemenin kanunî kesintiler düşüldükten sonra kalan net tutarını, bankalar aracılığıyla ödeme yapmakla zorunlu tutulmuşlardır.</p>
<p>Borçlar Kanunu’na tabi olarak işçi çalıştıran işverenler ise, henüz zorunluluk kapsamına alınmamış olmakla birlikte, bu işverenlere de çalıştırdıkları kişilere kanuni kesintiler düşüldükten sonra  yapacakları net ödeme tutarlarını bankalar aracılığıyla ödenmesi hususunda zorunluluk getirilip getirilmemesi ve bu zorunluluğun kapsamı konusunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı’na yetki verilmiş, ancak şu ana kadar bu yetki kullanılmamıştır.</p>
<p><strong>Bankalar aracılığıyla ödeme yapma </strong><strong>zorunluluğu kapsamı dışında olanlar</strong></p>
<p>- 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu kapsamında tesis güvenlik belgesine sahip işyerleri,</p>
<p>- 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında bulunan gizlilik dereceli tesislerde çalıştırılanlar,</p>
<p>- 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu ve bu Kanuna göre çıkarılan yönetmeliklerde belirtilen görevleri yerine getirmekle görevlendirilenlere yapılacak ödemeler,</p>
<p>bankalar aracılığıyla ödeme yapılması zorunluluğundan istisna tutulmuştur.</p>
<p><strong>Zorunluluğa uyulmamasının yaptırımı</strong></p>
<p>Zorunluluk kapsamına girdiği halde, çalıştırdığı işçi, gazeteci ve gemi adamının ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkakını banka aracılığıyla ödemeyen işverenlere 2026 yılında aşağıda belirtilen tutarlarda idari para cezaları uygulanmaktadır.</p>
<p>- 5953 sayılı Basın İş Kanunu’na tabi olanlar: <strong>45.278 TL/</strong> <strong>Her bir gazeteci için</strong></p>
<p>- 834 sayılı Deniz İş Kanunu’na tabi olanlar: <strong>36.211 TL/</strong> <strong>Her bir gemi adamı için</strong></p>
<p>- 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi olanlar: <strong>2.734 TL/</strong> <strong>Her işçi ve her ay için</strong></p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong> işçi ücretlerinin bankadan ödenmesi zorunluluğu, çalışma hayatında şeffaflık, kayıtlılık ve hukuki güvenlik ilkelerini güçlendiren önemli bir düzenlemedir. 2025 yılında yapılan değişiklikle çalışan sayısı eşiğinin beşten üçe indirilmesi, uygulamanın kapsamını genişletmiş ve daha küçük ölçekli işverenleri de bu yükümlülüğün kapsamına dâhil etmiştir. Bu nedenle işverenlerin çalışan sayılarını Türkiye genelinde doğru şekilde hesaplamaları, ücret ve ücret niteliğindeki tüm ödemeleri banka kanalıyla gerçekleştirmeleri, ödeme açıklamalarını açık biçimde yazmaları, bordro kayıtları ile banka kayıtları arasında tutarlılık sağlamaları ve yükümlülüğe uyulmaması halinde her işçi ve her ay bakımından idari para cezası riski doğabileceğini dikkate almaları gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ucretlerin-bankadan-odenmesi-zorunlulugu-83837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ücretlerin bankadan ödenmesi zorunluluğu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/israilde-komutan-bibiyi-yenebilir-mi-83836</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsrail’de komutan Bibi’yi yenebilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Eisenkot’un hem Aşkenaz/seküler tabandan, hem de savaştan bıkan Mizrahi tabandan oy alması bekleniyor. Anketlere göre Eisenkot’un partisi Yashar son düzlüğe girerken Likud ile başabaş gidiyor. Ama önemli olan seçim sonrası koalisyonun nasıl kurulacağı. Her parti her partiyle koalisyon yapmıyor.</strong></p>
<p>İsrailli arkadaşlarımın olduğu bir WhatsApp grubundan hafta sonu mesaj geldi: “Bu kez komutan, Bibi’yi yenebilir.” Başka bir İsrailli arkadaş cevap yazdı: “Yirmi yıldır hep ‘komutan Bibi’yi yenebilir’ diyorsunuz ama olmuyor!”</p>
<p>Bahsettikleri komutan İsrail’in eski genelkurmay başkanı Gadi Eisenkot. 27 Ekim’de İsrail’de yapılacak seçimlerde Benjamin Netanyahu’nun (Bibi) karşısına çıkacak. Ülkedeki parlamento seçimleri sadece İsrail için değil, tüm Orta Doğu için de kritik öneme sahip. Bibi, İran Savaşı’ndan sonra boşta kalan “ezeli düşman” kotasını doldurmak için Türkiye’ye sardırdığından bizim de yakından takip etmemiz gereken bir süreç. Gelin İsrail siyasetini ve seçimden çıkabilecek sonuçları birlikte inceleyelim.</p>
<p><strong>Eisenkot’un seçimde </strong><strong>üç büyük avantajı var</strong></p>
<p>Gadi Eisenkot, İsrail’de tanınan bir siyasetçi değil. 2019’a kadar ülkenin genelkurmay başkanıydı. 2023’te Bibi’nin savaş kabinesine girdi; fakat kısa süre içinde ortaya çıkan bir anlaşmazlık nedeniyle kabineden ayrılarak kendi partisini kurdu. Eisenkot’un seçimde üç büyük avantajı var: Biri eski komutan olması. İsrail’in son 40 yıldaki sekiz başbakanının üçü eski komutan. Eisenkot dördüncüsü olabilir. Erkeklerin üç, kadınların iki sene zorunlu askerlik yaptığı bir ülkede eski komutanlara bu kadar siyasi ilgi normal. Eisenkot’un ikinci büyük avantajı ise Mizrahi Yahudileri’nden olması. İsrail kurulduğundan beri ülkedeki en büyük siyasi ayrım Avrupa kökenli Aşkenaz ve Ortadoğu kökenli Mizrahi Yahudileri arasında. 1980’lerden beri ülke siyasetinde belirleyici olan grup Mizrahiler. Bibi ise Aşkenaz. Bu konuyu aşağıda daha ayrıntılı olarak anlatacağım.</p>
<p>Üçüncüsü, Eisenkot’un oğlu son Gazze Savaşı’nda askerliğini yaparken öldürülmüş. Oğlunu yeni savaşta kaybetmiş bir emekli genelkurmay başkanı olarak iki devletli çözüm ve barış çağrısıyla seçime girebilecek kredibiliteye sahip. Dünyadaki birçok çatışmayı asker ve sağ kökenli siyasetçilerin bitirdiğini unutmamalı. Örneğin, Ariel Şaron 2005’te 8000 İsrailli askeri Gazze’den geri çektiğinde Belçika’da savaş suçlarından yargılanıyordu. Ömrü vefa etse, belki Batı Şeria’dan da geri çekilecekti.</p>
<p>Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi İsrail’de de seçmen davranışlarını parti programları değil, seçmenlerin kimlikleri belirliyor. İsrail’de parlamenter sistem var ve tüm ülke tek bir seçim çevresi olarak kabul ediliyor. Seçim barajının %3,25 olduğu İsrail’de doğal olarak kimlik siyaseti yapan partilerin koalisyonda belirleyici olma kabiliyeti daha da yüksek.</p>
<p>İsrail’deki mevcut siyasi manzaraya bakarak sol partilerin siyaseten giderek marjinalleştiğini söyleyebiliriz. Oysa İsrail’i kuran İşçi Partisi, Avrupa’dan sosyalist ideallerle İsrail’e göç eden Aşkenaz Yahudilerinin elinde yıllarca İsrail’i yönetmişti. Aşkenazlar, İsrail kurulunca Arap ülkelerinden kovulup İsrail’e göç eden Yahudileri kendileriyle aynı seviyede görmediler. İsrail’in kurucusu David Ben-Gurion, Orta Doğu ülkelerinden gelen Mizrahiler için İbranice “avak adam” yani “insan tozu” demişti. Hatta ilk geldiklerinde üzerlerine tarım ilacı sıkılarak temizlendikleri söylenir.</p>
<p><strong>Begin, Mizrahi tabanı keşfedene </strong><strong>kadar tüm seçimleri kaybetti</strong></p>
<p>Mizrahiler 1980’lere kadar siyasette bir köşeye itilmiş sessiz çoğunluk olarak kaldı. Ta ki Polonyalı bir Aşkenaz Yahudisi olan Menachem Begin bu grubu keşfedene kadar. İsrail’in kurucuları arasında yer alan Begin, gençliğinde hep şiddeti savunmuştu. Hatta Kudüs’teki meşhur King David Oteli’ni bombalayıp İngiliz genel valisini öldüren Yahudi yeraltı örgütünün de kurucusuydu. Begin, bu örgütü Likud isminde bir sağ partiye dönüştürdü, ama Mizrahi tabanı keşfedene kadar tüm seçimleri kaybetti. 1980’lerde Likud iktidarında İsrail’de sağ siyaset öne çıkmaya başladı. Bunun en önemli nedenlerinden biri de Likud tabanının ve özellikle ultra Ortodoks Haredilerin daha çok çocuk sahibi olması. İsrail kurulduğunda birkaç bin kişi olan Harediler böyle giderse 2050’de nüfusun üçte birini oluşturacak.</p>
<p>İsrail’de şu anda siyasi yelpazenin merkezinde yer alan sağ ve soldaki seküler seçmenlerin oranı %30’un altına düşmüş durumda. Bibi’nin genel başkanı olduğu giderek sağa kayan Likud’un oyu ise %25 civarında. İsrail vatandaşı olan Arapların siyasi spektrumun çeşitli yerlerinde dağılmış partilerinin de %10-15 civarında bir oyu var. Kalan oylar, aşırı sağın farklı tonları arasında dağılmış durumda: Aşırı dinci Harediler, 1990’larda Rusya ve Doğu Avrupa’dan göçen dindar olmayan aşırı milliyetçiler, bakan olmadan önce Somalili göçmenleri bir yüzme havuzuna çağırıp muz yedirdiği videosuyla meşhur olan Itamar Ben-Gvir’in yabancı düşmanı partisi bunlardan bazıları.</p>
<p><strong>Eisenkot sandıkta kazanıp </strong><strong>masada kaybedebilir</strong></p>
<p>Eisenkot’un hem Aşkenaz/seküler tabandan, hem de savaştan bıkan Mizrahi tabandan oy alması bekleniyor. Anketlere göre Eisenkot’un partisi Yashar son düzlüğe girerken Likud ile başabaş gidiyor. Ama önemli olan seçim sonrası koalisyonun nasıl kurulacağı. Her parti her partiyle koalisyon yapmıyor. Mesela, Rusların partisi “Biz Araplarla koalisyona girmeyiz!” diyor. Haredilerin partisi, “Haredileri askere almak isteyen partilerle koalisyona girmeyiz!” diyor (Bu arada, toplumun üçte birinin askere gitmemesi Anayasa’ya aykırıdır diyen İsrail Anayasa Mahkemesi’nin kararı henüz uygulanmadı). Bu yüzden Eisenkot seçimi sandıkta kazanıp, masada kaybedebilir. Üstelik karşısındaki Bibi, İsrail tarihindeki en önemli politikacılardan biri. Haftaya Bibi’nin yükselişini ve düşüşünü, ayrıca seçim sonrası ihtimalleri inceleyeceğim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/israilde-komutan-bibiyi-yenebilir-mi-83836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İsrail’de komutan Bibi’yi yenebilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ise-iade-davasi-sonucunda-yapilacak-odemeler-83835</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşe iade davası sonucunda yapılacak ödemeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İş Hukuku kapsamında iş güvencesi, işverenin işçinin iş sözleşmesini keyfi olarak feshetmesini engelleyen önemli bir mekanizmadır.</p>
<p>İş güvencesi kapsamında olan işçinin iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmadan feshedilmesi halinde, işçi tarafından işe iade talebiyle arabulucuya başvurulması ve arabulucu nezdinde anlaşma sağlanamazsa işe iade davası açılması mümkündür. Mahkeme tarafından feshin geçersizliğine ve işçinin işe iadesine karar verilmesi durumunda ise işveren açısından bazı ödeme yükümlülükleri gündeme gelmektedir.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun 18’inci maddesinde “feshin geçerli sebebe dayandırılması” hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>İşe iade davası için gerekli olan şartlar aşağıdaki gibidir:</p>
<p>- İş kanunu kapsamında çalışıyor olmak,</p>
<p>- İşyerinde 30 veya daha fazla işçinin çalışıyor olması,</p>
<p>- 6 aylık kıdem süresine sahip olmak,</p>
<p>- Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile çalışıyor olmak,</p>
<p>- İşveren tarafından iş sözleşmesinin keyfi veya geçerli bir sebebe dayanmaksızın feshedilmesi,</p>
<p>- İşveren vekili olmamak,</p>
<p>- Arabulucu nezdinde anlaşma sağlanamaması.</p>
<p>Yeraltı işlerinde çalışan işçiler açısından, işe iade davası şartlarından 6 aylık kıdem süresi şartı bulunmamaktadır.</p>
<p>İşe iade davası sonucunda yapılacak ödemeler, işçinin süresi içinde işe başvuru yapıp yapmamasına ve işverenin işçiyi işe başlatıp başlatmamasına göre değişmektedir. Bu nedenle işe iade kararının kesinleşmesinden sonraki süreç dikkatli yürütülmelidir.</p>
<p><strong>Kesinleşen karar </strong><strong>sonrası başvuru süreci</strong></p>
<p>Öncelikle işçi tarafından, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren 10 işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuru yapılması gerekmektedir. İşçi bu süre içinde başvuru yapmazsa, işveren tarafından yapılan ilk fesih geçerli fesih sayılır ve işveren yalnızca bu feshin sonuçlarıyla sorumlu olur.</p>
<p>İşçi süresi içinde işe başlamak için başvurursa, işveren işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. Bu noktada işverenin iki seçeneği bulunmaktadır. İşveren işçiyi işe başlatabilir veya işe başlatmayabilir.</p>
<p>İşveren, işe iade kararı sonrasında işçiyi işe başlatırsa, işçiye en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücretini ödemelidir. Boşta geçen süre ücreti, işçinin fesih tarihinden sonra çalışmadığı ancak işe iade kararı nedeniyle çalışmış gibi kabul edildiği süreye ilişkin ücrettir. İşçi işe başlatılsa da başlatılmasa da boşta geçen süre ücreti ödenmelidir. Ayrıca boşta geçen süre, işçinin iş yerindeki kıdem süresine eklenmelidir.</p>
<p><strong>İşe başlatmama tazminatı </strong><strong>ve diğer ödeme kalemleri</strong></p>
<p>İşçi, süresi içinde işe başlamak için başvurmasına rağmen işe başlatılmazsa, boşta geçen süre ücretine ek olarak mahkeme kararında belirtilen sürelerde işe başlatmama tazminatı ödenmelidir.</p>
<p>İşe başlatmama tazminatı en az 4 aylık, en çok 8 aylık ücret tutarında belirlenmektedir. İşe başlatmama tazminatı, işçinin işe başlatılmaması halinde muaccel hale gelmektedir.</p>
<p>Ayrıca işçiye, kıdem tazminatı/farkı, ihbar tazminatı/farkı ve yıllık izin ücreti/farkı ödemeleri de yapılmalıdır. İşveren tarafından gerçekleştirilen ilk fesihte kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti ödenmiş olsa dahi fark ödemelerinin hesaplanması göz ardı edilmemelidir. Eğer ilk fesih işveren tarafından haklı nedenle gerçekleştirilmiş ise kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ödenmemiş olacağından işe iade davasını kazanan işçinin işe başlatılmaması halinde mutlaka kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı da boşta geçen süre eklenerek hesaplanan kıdem süresi üzerinden ödenmelidir.</p>
<p>Sonuç olarak işe iade davası sonucunda yapılacak ödemeler, işçinin kesinleşen karar sonrası süresinde başvuru yapmasına ve işverenin işçiyi işe başlatıp başlatmamasına göre belirlenmektedir. İşçi süresinde başvuru yapmazsa ilk fesih geçerli sayılır. Ancak işçi süresinde başvuru yaparsa, işe başlatılsa da başlatılmasa da en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ödenmelidir. Bu süre ayrıca işçinin kıdem süresine eklenmelidir.</p>
<p>İşverenin işçiyi işe başlatmaması halinde boşta geçen süre ücretine ek olarak işe başlatmama tazminatı da gündeme gelir. Ayrıca kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti bakımından fark ödeme doğup doğmadığı kontrol edilmelidir. İlk fesihte bu ödemeler hiç yapılmamışsa veya eksik yapılmışsa, boşta geçen süre de dikkate alınarak yeniden hesaplama yapılmalıdır. Bu nedenle işe iade sürecinde ödeme kalemleri ayrı ayrı değerlendirilmeli yapılan her ödeme çalışanın bordrosunda yer almalıdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ise-iade-davasi-sonucunda-yapilacak-odemeler-83835</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşe iade davası sonucunda yapılacak ödemeler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyede-erken-sanayisizlesme-riski-83834</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’de erken sanayisizleşme riski</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>COVID sonrası dönemde, 2022-25 arasında, imalat üretimi Çin’de yaklaşık yüzde 20, Hindistan’da yüzde 18 artarken, bu oran Türkiye’de yüzde 5 ile sınırlı kaldı. Bu yılın ilk beş ayında ise sanayi üretiminde artış sadece yüzde 1 ile sınırlı kaldı.</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisinin son yıllarda en çok konuşulan sorunları yüksek enflasyon, faiz ve reel döviz kuru oldu. Bu yüklerden en çok etkilenen sektörlerden biri sanayi oldu. Ve bugün geldiğimiz noktada yeni bir risk beliyor: erken sanayisizleşme.</p>
<p>Henüz yüksek teknolojili üretime yeterince geçemeden, verimlilik artışını sağlayamadan ve yüksek gelir grubuna kalıcı biçimde yükselemeden sanayinin ivme kaybetmeye başlaması, uzun vadeli büyüme açısından ciddi bir risk oluşturmaktadır.</p>
<p>İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) temmuz ayı meclis toplantısında da bu konu ele alındı. Son yıllarda eş zamanlı küresel, bölgesel ve yerel şoklara maruz kalan Türk sanayicisi, yüksek işletme ve finansman maliyetleri altında neden hâlâ yeni sanayi yatırımı yapmaya devam ettiklerini sorguluyordu. Daha da önemlisi sanayiciler, yeni bir sanayi politikası oluşturulmadığı takdirde, tünelin sonunda ışık göremediklerini ifade ettiler.</p>
<p><strong>Sanayi iki cephede aynı anda mücadele ediyor</strong></p>
<p>Bugün sanayi sektörü yalnızca Türkiye'deki ekonomik koşullarla mücadele etmiyor, küresel ekonomide de giderek sertleşen rekabet bulunuyor. Ticaret savaşları yükseliyor. Jeopolitik riskler yatırım kararlarını değiştiriyor. Enerji ve emtia fiyatlarındaki oynaklık üretim maliyetlerini artırıyor. Yapay zekâ ve otomasyon üretim süreçlerini yeniden şekillendiriyor.</p>
<p>Çin ise artık yalnızca düşük maliyetli üretici değil; elektrikli araçlardan bataryaya, güneş panelinden makine sanayine kadar birçok alanda teknoloji, ölçek, kamu desteği ve finansmanı birlikte kullanarak küresel rekabetin kurallarını yeniden yazıyor. Üstelik Hindistan, Vietnam ve diğer Asya ekonomileri de küresel üretimden giderek daha fazla pay alıyor.</p>
<p><strong>Türkiye'nin yükü daha ağır</strong></p>
<p>Türkiye ise bu küresel dönüşüme kendi yapısal sorunlarıyla birlikte yakalanmış durumda. En başat sorun yüksek enflasyon... Ardından yüksek faiz, finansman maliyetleri ve reel olarak değerlenen Türk lirası... Sonra zayıf iç talep, enerji ve işçilik maliyetleri... Bunların tamamı aynı anda sanayicinin üzerinde baskı oluşturuyor.</p>
<p>Üstelik bunlara uzun yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlar da ekleniyor. Nitelikli iş gücü eksikliği, düşük teknoloji yoğunluğu, ölçek ekonomisinin oluşturulamaması, vergi sisteminden kaynaklanan yükler, hukuki, yönetişimsel ve kurumsal yapıdaki sorunlar…</p>
<p>Dolayısıyla bugün yaşanan sıkışmayı yalnızca yüksek faiz ya da kur tartışmasına indirgemek mümkün değil.</p>
<p><strong>Veriler alarm veriyor</strong></p>
<p>COVID sonrası dönemde, 2022-25 arasında, imalat üretimi Çin’de yaklaşık yüzde 20, Hindistan’da yüzde 18 artarken, bu oran Türkiye’de yüzde 5 ile sınırlı kaldı. Bu yılın ilk beş ayında ise sanayi üretiminde artış sadece yüzde 1 ile sınırlı kaldı.</p>
<p>İhracat tarafına baktığımızda da dolar/Euro kurundaki parite etkisine rağmen, toplam ihracatın yılın ilk çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre azaldığını gördük.</p>
<p>İSO 500 verileri, 2024-2025 döneminde İstanbul merkezli büyük sanayi kuruluşlarının sayısının azaldığını gösteriyor. Bu gelişme, üretim faaliyetlerinin İstanbul dışına kaymasının ötesinde, büyük ölçekli sanayi şirketlerinin büyüme hızındaki yavaşlamaya da işaret ediyor.</p>
<p>Benzer tablo istihdam tarafında da dikkat çekiyor. İstanbul'un Türkiye imalat sanayi istihdamı içindeki payı 2016 yılında yaklaşık yüzde 26 düzeyindeyken, 2022 yılında yüzde 23'e, 2025 yılında ise yüzde 21'e kadar gerilemiş durumda. 2022 yılında yaklaşık 1,2 milyon kişinin çalıştığı İstanbul imalat sanayiinde, bu sayı 2025 yılında 1 milyona geriledi.</p>
<p><strong>Asıl risk yeni yatırım yapılmaması</strong></p>
<p>Erken sanayisizleşme, mevcut fabrikaların kapanmasıyla başlamaz. Asıl tehlike, üretimin azaltması ve yeni yatırımların ertelenmesi, orta ölçekli firmaların büyüyememesi ve sanayinin kendisini yenileyememesidir. Panel boyunca sanayicilerin en fazla üzerinde durduğu konu da tam olarak buydu.</p>
<p>Bu yüzden, üretimi, verimliliği ve teknoloji yatırımlarını merkeze alan yeni bir sanayi stratejisinin de gecikmeden ortaya konulması gerekiyor. Çünkü dünya sanayisinin yeni haritası bugün çiziliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyede-erken-sanayisizlesme-riski-83834</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-sanayi-1530611.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de erken sanayisizleşme Riski ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iso-500-ve-ikinci-500-verilerinin-karsilastirmali-analizi-83833</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO 500 ve İkinci 500 verilerinin karşılaştırmalı analizi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İSO 500 verileri, büyük sanayi kuruluşlarının küresel talepteki yavaşlamaya rağmen ihracatta dirençli kaldığını gösterirken, İSO İkinci 500’de ihracat yüzde 0,3 geriledi. Bu tablo, orta ölçekli sanayi şirketlerinin tedarik zinciri daralmaları, artan navlun ve maliyetler ile dış rekabete büyük firmalardan daha hassas olduğunu açıkça ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Bu hafta, reel sektörün nabzını tutabileceğimiz önemli veriler haftasıydı.</p>
<p>Haftanın başında İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından İkinci 500 şirketleri ve bu şirketlere ilişkin veriler açıklandı.</p>
<p><strong>İSO, 1968 yılından bu yana her yıl “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” (İSO 500) araştırmasını yayınlıyor.</strong> Bu araştırmayı takiben, göreli olarak daha küçük ve orta ölçekli (KOBİ niteliğindeki) sanayi kuruluşlarını kapsayan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” (İSO İkinci 500) araştırması ayrı bir tarihte kamuoyuyla paylaşılıyor.</p>
<p>İSO tarafından 17 Haziran 2026 tarihinde açıklanan “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO 500)” ve 20 Temmuz 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılan “Türkiye’nin İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu (İSO İkinci 500)” araştırma sonuçları, Türk sanayisinin 2025 yılı performansını, makroekonomik dinamiklerini ve ölçek bazlı ayrışmalarını net bir şekilde ortaya koyma açısından benim son derece önemsediğim çalışmalar.</p>
<p><strong>Her iki veri seti birlikte değerlendirildiğinde, yüksek faiz ortamı ve daraltıcı para politikalarının yarattığı yüksek finansman maliyetlerinin hem dev hem de orta ölçekli sanayicilerin kârlılığını ciddi oranda erittiği net bir şekilde görülüyor. Ancak ihracat kabiliyeti, sermaye yapısı, istihdam esnekliği ve sektörel direnç bakımından İSO 500 ile kadın İkinci 500 arasında belirgin ayrışmalar yaşandığını bu yılki raporlarla daha net gördük. </strong></p>
<p><strong>Büyük sanayi ile KOBİ’ler </strong><strong>arasındaki makas açılıyor</strong></p>
<p>Bizler ve sanayiciler özellikle imalat sanayinin içinde bulunduğu durumu defaatle dile getirmemize rağmen, ekonomi yönetimi tarafından bu şikayetlerin pek de duyulmadığını tecrübe ettik ve ediyoruz.</p>
<p><strong>Her şeyden önce, ‘dev şirket’ ve ‘KOBİ’ ayrımı yaparken ölçek farkı nedeniyle bunu yaptığımızı belirtelim.</strong> Yoksa Türkiye’nin dev olarak gözüken şirketlerinin küresel ölçekte öyle dev olmadıklarını net bir şekilde biliyoruz.</p>
<p><strong>Bizim en dev şirketimiz TÜPRAŞ (698,8 milyar TL) ile en büyük KOBİ’miz Teksan Jeneratör (5.317 milyon TL) arasında, rapor dönemi verileri dikkate alındığında, ölçek farkı yaklaşık 130 kat. </strong></p>
<p>Rapordaki verileri dikkate aldığımızda, ilk 500 şirket arasına girmek için üretimden satışlara göre alt eşik 5.317 milyon TL (500. şirket) iken, İkinci 500 için alt eşik 2.220 milyon TL (1000. şirket). Aslında burada birbirlerine daha çok yaklaştıklarını görüyoruz.</p>
<p><strong>İhracatta orta ölçekli </strong><strong>sanayici daha kırılgan</strong></p>
<p>17 Haziran’da açıklanan İSO 500 verilerinde en dikkat çekici olumlu unsur, büyük ölçekli sanayi kuruluşlarının küresel talepteki yavaşlamaya rağmen ihracatta sergilediği güçlü direnç ve artış performansıydı. Buna karşın 20 Temmuz’da açıklanan İSO İkinci 500 verilerinde ihracat yüzde 0,3 oranında gerilemiş görünüyor. <strong>Bu durum, orta ölçekli sanayi kuruluşlarının küresel tedarik zincirlerindeki daralmalara, artan navlun ve maliyet baskılarına ve dış pazarlardaki rekabetin yoğunlaşmasına karşı, büyük firmalara kıyasla çok daha hassas olduğunu gösteriyor</strong>.</p>
<p><strong>Hükümetin Orta ve Küçük Boy İşletmelere (KOBİ) çokça önem verdiğini biliyoruz.</strong> KOBİ’ler hem yaygınlık hem de istihdam açısından Türkiye’de önemli bir yer tutuyor. <strong>Yıllardır Türkiye’de ne pahasına olursa olsun büyümenin tercih edilmesi bu yaygınlık etkisiyle oldu.</strong> Uygulanan ekonomi politikasının KOBİ’lere etkisinin daha fazla olması, rahatsızlığın artık imalat sektöründe daha geniş bir kesime yayıldığı anlamına geliyor.</p>
<p>Analize devam edersek;</p>
<p><strong>Her iki grupta da yüksek faiz politikası ve finansmana erişim zorlukları en temel sorunlar olarak öne çıkıyor.</strong> İSO 500’de faaliyet kârının finansman giderlerine oranı yüzde 86,1 seviyesinde gerçekleşirken (bir önceki yıl yüzde 96 seviyelerinden hafif gerileme), İSO İkinci 500’de bu oran 5,8 puanlık artışla yüzde 86,7’ye yükselmiş durumda. İkinci 500 şirketinin toplam finansman giderleri yüzde 45,2 artarak 138 milyar TL’ye ulaşmış, faaliyet kârı ise yüzde 35,4 artışla 160 milyar TL’de kalmış. <strong>Bu veriler, özsermaye yapısı daha zayıf olan orta ölçekli sanayicinin banka kredilerine ve yüksek borçlanma maliyetlerine çok daha bağımlı hale geldiğinin de bir kanıtı aslında. </strong></p>
<p><strong>Finansman yükü reel sektörü </strong><strong>kur riskine sürüklüyor</strong></p>
<p>Hazır finansmana erişimdeki zorluklardan bahsetmişken, 22.Temmuz 2026’da gelen Mayıs 2026’ya ilişkin <strong>‘Finansal Kesim Dışındaki Firmaların Döviz Varlık ve Yükümlülükleri’</strong>nden bahsetmemek olmaz.</p>
<p><strong>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre reel sektörün döviz yükümlülükleri, Mayıs 2026 itibarıyla 392,4 (392.377) milyar dolarla, 2013’ten bu yana tutulan veri setinin en yüksek seviyesine çıkmış durumda.</strong> Aynı dönemde net döviz pozisyonu açığı 204,4 milyar dolar oldu. Daha önce, 2018 Mart ayında gördüğümüz rekora çok yakınız (207,9 milyar dolar).</p>
<p><strong>Yurtiçi finansmana erişim zorlaştıkça, reel sektörün yurt dışı borçlanmaya yüklendiğini görüyoruz.</strong> <strong>Döviz cinsinden borçlanmalar kur riskini de beraberinde taşıyor.</strong> <strong>Sürekli döviz artsın telkini verenlerin işin bu tarafına da bakmalarında fayda var. </strong></p>
<p>Enflasyonla mücadele programı bana göre, en başından beri enflasyonla mücadeleden daha ziyade döviz likiditesi noksanına karşı alınan önlemler sepetinden oluşan bir programdı. <strong>Fakat uygulanan programın süresinin uzaması ve bence enflasyonla mücadelede başarısız olunması, ülkeyi erken sanayisizleşme riskine taşımışken, şimdi bir de reel sektör kur riskini üstlenmiş durumda.</strong> Bu durum, düşük kur ve yüksek faiz sarmalından Türkiye’nin çıkmasını her geçen gün daha da zorlaştırıyor ve maliyetli hale getiriyor.</p>
<p><strong>Borçluluk artıyor, istihdam </strong><strong>ve yabancı sermaye geriliyor</strong></p>
<p>Yine rapora geri dönelim. İSO 500 şirketleri ölçek ekonomisi ve yüksek katma değerli üretim yapıları sayesinde istihdam seviyelerini koruma eğilimi gösterirken, İSO İkinci 500’de istihdam yüzde 2,2 oranında gerilemiş. Bununla birlikte, brüt ödenen maaş ve ücretlerin yüzde 37,3 artmasıyla çalışan başına düşen işgücü maliyeti yüzde 40,4 oranında yükselmiş. <strong>Orta ölçekli firmalar, bir yandan reel işgücü maliyet artışlarıyla karşılaşırken, diğer yandan personel sayısını azaltarak ayakta kalmaya çalışmış.</strong> <strong>Yine bu durum yaygınlık etkisi nedeniyle hükümetin hiç de istemeyeceği bir durum aslında.</strong></p>
<p>İSO İkinci 500’de aktif toplamı yüzde 29,9 büyürken, toplam borçlardaki artış yüzde 50,2 gibi yüksek bir seviyede gerçekleşmiş. Bu durum, <strong>İkinci 500’ün kaynak yapısını yeniden ağır borç ağırlıklı hale getirmiş ve borçların toplam kaynaklar içindeki payını yüzde 51,8’e yükseltmiş.</strong> İSO 500 şirketlerinde ise kurumsal finansman araçları ve yabancı sermaye ortaklıkları sayesinde borçluluk yapısı daha dengeli yönetilebilmiş.</p>
<p>Sermaye piyasalarına aslında hiç oralarda olmaması gereken şirketler peşi sıra gelirken, <strong>İSO İkinci 500 içerisinde halka açık şirket sayısı 4 adet artarak 43’e ulaşmış ve tarihsel ölçekte rekor seviyeye çıkmış.</strong></p>
<p>Geleneksel banka kredilerinin maliyetli hâle gelmesi, orta ölçekli şirketleri sermaye piyasalarına ve halka arz modeline yönlendirdiği çok açık. <strong>Keşke SPK, ISO 500 ve İkinci 500 şirketlerini halka arz konusunda daha fazla ikna etmeye çalışsa demekten kendimi alamıyorum.</strong></p>
<p>Buna karşılık, İkinci 500’deki yabancı sermayeli şirket sayısı 5 azalarak 62’ye gerilemiş; bu durum orta ölçekli segmentte yabancı yatırımcı ilgisinde hafif bir geri çekilmeye işaret ediyor.</p>
<p>Burada da dikkatli olunması lazım.</p>
<p><strong>Türkiye aynaya bakıp: “Ben neden doğrudan yabancı sermaye çekemiyorum? Çekmeyi bırak. Neden daha önce gelmişler, şimdi gidiyorlar?” diye sorgulamalı bence</strong>.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iso-500-ve-ikinci-500-verilerinin-karsilastirmali-analizi-83833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/55-1784868617.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO 500 ve İkinci 500 verilerinin karşılaştırmalı analizi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rakamlarla-siyasetin-son-hali-83832</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rakamlarla siyasetin son hali</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Area Araştırma, Temmuz 2026 araştırmasını yayımladı.</p>
<p>İçinde çok fazla veri barındıran bu araştırmanın birkaç başlıktaki rakamlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. Doğal olarak bunlar, mevcut hükümetin durumu ve yeni kurulacak partinin potansiyeline ilişkin olacak. Araştırmada Türkiye-NATO ilişkilerinden ekonomiye, siyasi kişiliklerden partilerin mevcut durumuna çok sayıda veri var. Dileyenler Area Araştırma’dan bu verilere ulaşabilir.</p>
<p>Gelelim bizim seçtiğimiz rakamlara, verilere...</p>
<p>Malum, bir taraftan kurulacak yeni partinin yüzde 60’lara varan bir oy alacağını savunanlar var, diğer yanda iktidarın mevcut oyunu koruduğunu savunanlar...</p>
<p>Bir yanda mevcut CHP yönetiminin barajı bile aşamayacağını savunanlar var, diğer yanda muhalefetin çıkaracağı cumhurbaşkanı adayı için toto oynayanlar...</p>
<p>Rakamlara bu çerçevede bakalım...</p>
<p>Misal, kararsızlar dağıtıldığında AK Parti yüzde 34’lerde görünüyor. Özel’in yeni partisi ise yüzde 19’larda... Yüzde 1 bile alamaz denilen CHP yüzde 12’lerde, Anahtar Parti ise yüzde 3’lerde...</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a62edb40964f-1784868276.png" alt="" width="324" height="548" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a62edbb10290-1784868283.png" alt="" width="327" height="497" /></p>
<p>Ekonomi meselesine gelince... Ankete katılanların yüzde 71’i ekonomi yönetimini başarısız, yüzde 26’sı başarılı buluyor. Ki bu rakamlar muhalefetin ilk seçimlerde iktidar olacağı iddiasına dayanak teşkil ediyor.</p>
<p>Fakat ilginç bir şekilde, Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluk iddiasıyla yargılandığı dava hakkındaki, “Kanaatiniz nedir?” sorusuna verilen yanıtlarda, “Yolsuzluk ve usulsüzlük olduğuna inanıyorum, iddialar doğrudur” diyenlerin oranı yüzde 37. “Yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına katılmıyorum, iddialar siyasi amaçlıdır” diyenlerin oranı ise yüzde 45...</p>
<p>“CHP Genel Başkanlığı’na dönen Kemal Kılıçdaroğlu’nun, yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına karşı ahlak vurgusuyla partiyi arındırma vaadini nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna ise ankete katılanların yaklaşık yüzde 30’u “Olumlu karşılıyorum” yanıtını veriyor…</p>
<p>Bir başka ilginç veri de şu: “Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’nun, 1980’lerde Özal’ın kurduğu ANAP gibi tüm siyasi eğilimleri kapsayan bir parti kurması durumunda oy verme davranışınız nasıl olur?” sorusunu ankete katılanların yüzde 49,6’sı “oy vermem” diye yanıtlıyor…</p>
<p>Area Araştırma Başkanı Murat Karan ise tabloyu şöyle özetliyor:</p>
<p>“Öncelikle yaptığımız işin anın fotoğrafını çekmek olduğunu hatırlatmak isterim. Kararsızların oranının %15’lerde olması da bunu destekliyor. (CHP ile ilgili sorularımızda fikir belirtmeyen ve kararsızların oranları %18’lere kadar çıkıyor). Özgür Özel’in kurulacağını ifade ettiği parti ile birlikte bugün ittifaksız bir şekilde 5 partili bir meclis aritmetiği karşımıza çıkıyor. Muhalefetin içinde bulunduğu karışıklık iktidar kanadının kendisini toparlamasına yardımcı olmuş gibi görünüyor (AK Parti-MHP toplamı %42,3). Beş partili bu meclis aritmetiği siyasetin ruhu gereği her türlü ittifaka açık olacaktır. AK Parti’nin özellikle dış politikada ve ‘Terörsüz Türkiye Süreci’nde geniş katılımlı toplumsal mutabakat arayışları söz konusu ittifakları mümkün kılabilir.</p>
<p>Özgür Özel’in partisi %19,4’lük bir ilk rüzgârla siyaset hayatına başlıyor ve CHP’nin önünde görülüyor. Ancak iki partinin toplamında gözle görülür bir artış tespit edilmiş değil (%31,2). Öncelikle ana muhalefet, seçimle birlikte iktidar yürüyüşü hedefiyle yola çıkan Özgür Özel ve yeni partinin kurucu kadrolarının sadece iktidar bloğu ile değil ülkenin içinde bulunduğu siyaset ikliminin yarattığı muhalefet kültürüyle de mücadele edebilecek yapıda olması bekleniyor.  %50,1 in ülkeyi yönetmek demek olduğu yeni sistemde Özgür Özel ve arkadaşlarının siyasi yelpazenin neresinde duracağı, Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı (ki Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu ile ilgili olumsuz kanaatin olumlu kanaatten yüksek olduğunu göze çarpıyor), ülkeyi yönetmek için liyakatli ve ehil kadroları kurup kuramayacağı ilerleyen süreçte cevap bekleyen en temel sorular olarak karşımızda duruyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rakamlarla-siyasetin-son-hali-83832</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rakamlarla siyasetin son hali ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ancak-tarim-devrimiyle-kiyaslanabilir-83831</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ ancak tarım devrimiyle kıyaslanabilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Neden dünyanın her yerindeki ekonomiler giderek daha oligopol bir nitelik kazanıyor? İlk neden dijital teknolojinin her türlü ekonomik başarıyı büyütme yeteneği. Herhangi bir dijital girişimde başarılı olduğunuz an artık pazarınız sadece kendi ülkeniz değil, tüm dünya.</strong></p>
<p>Bir önceki yazımda yapay zekânın ekonomide meydana getireceği dönüşümün sanayi devrimi ile kıyaslanmasının yanlış olduğunu belirterek, yapay zekâ nedeniyle kitlesel iş kayıpları yaşanacağını ve <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-umutlar-varsayimlar-gercekler-82908" target="_blank" rel="noopener">bu kayıpların muhtemelen telafi edilemeyeceğini</a> yazmıştım. Bugünkü yazı onun devamı niteliğindedir.</p>
<p>10 Temmuz’da yayımlanan bu yazıdan sadece dört gün sonra aralarında Acemoğlu, Stiglitz ve Johnson gibi Nobel sahibi isimlerin de bulunduğu 200 ekonomist ve teknoloji lideri bir bildiri yayımlayarak, yapay zekânın sanayi devriminden çok daha hızlı ve kuvvetli bir dönüşüme yol açacağını belirtti ve kitlesel işsizlik tehlikesi hakkında kamuoyunu uyardı. Meraklısı için bu kısa ama çok önemli bildirinin tam metnini içeren bir bağlantı aşağıda.   </p>
<p>https://economictimes.indiatimes.com/news/new-updates/we-must-act-now-eric-schmidt-reid-hoffman-joseph-stiglitz-among-200-who-just-sounded-the-alarm-on-ai/articleshow/132386545.cms?from=mdr</p>
<p>Bu kadar ekonomist ve teknoloji liderinin benimle aynı riski görmesi, aynı şekilde tarif etmesi ve bunu ortak bir bildiri yayınlayacak kadar önemsemesi elbette beni çok mutlu etti. Aynı zamanda da şaşırttı, çünkü “İki ekonomistin olduğu yerde en az üç farklı fikir vardır” diye bir şaka vardır ve bu şaka boş yere çıkmamıştır. Gerçekten de ekonomistler çok ender olarak bir konuda hemfikir olurlar. 200 ekonomist ve teknoloji liderinin aynı fikirde olması çok şaşırtıcı ve yapay zekâyı ne kadar riskli gördüklerini gösteriyor.</p>
<p><strong>Yapay zekâ yalnızca işleri değil, </strong><strong>toplumsal kurumları da dönüştürecek</strong></p>
<p><strong>Yapay zekâ tarım devrimi gibi bütün alanları etkileyebilir:</strong> İnsan kültürünün bütün alanlarını etkileyen tek bir dönüşüm yaşadık tarihte. Tarım devrimi. Yapay zekâ bu güçte bir dönüşüm için ikinci olmaya aday. Çünkü yapay zekâ sadece işsizlik yaratmayacak. Oluşan ekonomik ortam aileden devlete, demokrasiden sosyal güvenlik sistemine kadar bir dizi alanı ve toplumsal kurumu çok ciddi ölçüde zedeleyecek, hatta yok edecek. Bu nedenle bildiriyi önemsemek gerekiyor.</p>
<p><strong>İşsizlik kadar büyük bir tehlike oligopolleşme eğilimidir:</strong> Yapay zekâ devrinde işsizlik kadar önemli başka bir riskin de Dünya ekonomisindeki oligopolleşme eğilimi olduğunu/olacağını belirtelim. Bu riskin ortaya çıkış nedeni sadece yapay zekâ değil. Dijital teknoloji de bu riskin ortaya çıkmasında yapay zekâyı destekliyor. Oligopolleşme eğilimi yapay zekâyla değil, dijital teknolojinin ortaya çıkmasıyla başladı. 1990’lardan beri Dünyada gelir ve servet dağılımı giderek bozuluyor. Ayrıca yoğunlaşma da pek çok sektörde artıyor ve bu süreç Pandemiden sonra hızlanmış görünüyor.</p>
<p>Peki neden dünyanın her yerindeki ekonomiler giderek daha oligopol bir nitelik kazanıyor? İlk neden dijital teknolojinin her türlü ekonomik başarıyı büyütme yeteneği. Herhangi bir dijital girişimde başarılı olduğunuz an artık pazarınız sadece kendi ülkeniz değil, tüm dünya. Ayrıca şirketlerin düzenli bir şekilde kişisel bilgilerinizi alıp, bunu tüketim alışkanlıklarınızı öğrenmek ve manipüle etmek için kullanması da bu “başarıyı büyütme” eğilimini güçlendiriyor.  </p>
<p><strong>Oligopolleşme, kitlesel </strong><strong>işsizlik kadar kötü bir şey</strong></p>
<p>İkinci bir faktör yapay zekânın maliyet ve operasyon gereklerini, işgücü ihtiyacını azaltması nedeniyle şirketlerin çok daha hızlı bir şekilde sermaye biriktirebilmesi. Böyle bir ortamda diğerlerinden sadece biraz daha başarılı olan bir firma kendi sektöründeki diğer rakipleri büyük bir oburlukla yutabiliyor ve piyasa hızla oligopolleşiyor hatta bazen tekelleşiyor.</p>
<p>Peki oligopolleşme o kadar kötü bir şey mi? Evet, bu kitlesel işsizlik kadar kötü bir şey çünkü böyle bir ortamda ekonominin bütün yapısal unsurları ağır ağır bozulur. Kaynak dağılımında etkinlik düşer, enflasyon yükselir, düşen verimlilik kitlesel işsizliği kalıcı hale getirir. Refah kaybı ve pahalılık el ele gider. Gelir dağılımı bozulur.</p>
<p>Yapay zekânın getireceği risklere karşı çözümün ne olduğunu henüz bilmiyoruz ama işe gelmekte olan ekonomik dönüşümü gerçekçi bir şekilde anlamakla, gereksiz ve atalet yaratıcı bir iyimserlikten kaçınarak başlamalıyız.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ancak-tarim-devrimiyle-kiyaslanabilir-83831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ ancak tarım devrimiyle kıyaslanabilir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretirsek-var-oluruz-uretmezsek-yok-oluruz-83830</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretirsek var oluruz, üretmezsek yok oluruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye üretmek ve ürettiğini satmak zorunda... Ancak üretimi adeta cezalandıran ekonomi politikaları, sanayisizleştiriyor, tüketim bağımlısı haline getiriyor, yeteneklerimizi harcatıyor.</strong></p>
<p>Bir millet üretirse var olur, <strong>üretmezse tarih sayfalarından silinir</strong>. Üretim, sadece <strong>mal</strong> değil; <strong>bağımsızlık</strong>, onur ve gelecektir. Üretim, özellikle <strong>imalat sanayi;</strong> ekonomik varlık, <strong>bağımsızlık</strong>, istihdam ve <strong>kalkınmanın</strong> temelidir; <strong>tüketim odaklı</strong> veya <strong>ithalata bağımlı</strong> <strong>modeller</strong> ise mutlak <strong>çöküşe</strong> yol açar.</p>
<p><strong>Üretimden uzaklaşmak</strong>, bir ülkenin <strong>kendi kaderini başkalarının eline</strong> bırakmasıdır. Tüketirken zengin görünürüz ama <strong>üretmezsek yok oluruz</strong>. Tarih şunu öğretiyor: <strong>Üreten uluslar yükselir</strong>, tüketenler ise <strong>borç</strong> ve <strong>bağımlılık batağında</strong> kaybolur. Ya <strong>üretiriz</strong> ya da <strong>başkalarının ürettiğine</strong> mahkûm oluruz.</p>
<p><strong>KÜRESEL KRİZDEKİ YUNANİSTAN’A BAK VE GÖR ÜRETİMSİZLİK HALİNİ</strong></p>
<p>Ekonomik çarpan etkisi <strong>için</strong> her <strong>1 dolarlık üretim</strong>, ekonomide <strong>2-3 kat</strong> daha fazla değer yaratır. <strong>Üretim durursa</strong> sadece <strong>fabrikalar</strong> değil, <strong>tedarik</strong> zincirleri, <strong>istihdam</strong>, <strong>refah</strong> da çöker. <strong>Siyasi bağımsızlık üretimle pekişir</strong>. İthalata mahkûm bir ekonomi, <strong>karar alma özgürlüğünü</strong> kaybeder, <strong>müstemleke</strong> olur.</p>
<p><strong>Üretmezsek</strong>, dış ticaret açığı büyür<strong>, döviz rezervleri</strong> erir, <strong>gençler işsiz</strong> kalır, <strong>gelecek nesillerin hayatı</strong> zorlaşır. <strong>Üretim devrimi</strong> yapmazsak, <strong>varlığımız</strong> tehlikededir. Üretirsek var olur, <strong>kalkınır</strong> ve <strong>lider</strong> oluruz. Sadece üretmek de yetmez; <strong>katma değerli</strong> sanayilere, <strong>verimli tarıma</strong> ve <strong>güçlü savunmaya</strong> mecburuz.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Üretimsizliğe dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Dünyada üretim liderleri?</em></strong></p>
<p><strong>Çin</strong>, küresel üretiminin <strong>%30</strong>’unu yapıyor. ABD ise <strong>%17</strong>’sini... ABD üretime harcadığı <strong>1 $ </strong>ile ekonomisine <strong>2,69 $</strong> katıyor. <strong>Büyük ekonomilere</strong> bakın; her biri, <strong>teknolojik verimli</strong> üretiyor.</p>
<p><strong><em>Türkiye’de durum nedir?</em></strong></p>
<p><strong>Sanayi, bir şeyden çok üretmek demektir</strong> ve ekonomi içindeki payımız <strong>%16,8’e gerilemiş</strong> durumda. Hele ki <strong>üretimi soğutan OVP</strong> yüzünden <strong>enflasyon</strong> inemiyor, <strong>faiz</strong> gerilemiyor, <strong>batağa</strong> saplanıyoruz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>İSTİHSAL, İSTİKLÂL, İSTİKBAL, İSTİKRAR... ÜRETİMİN 4 TEMEL DİNAMİĞİ</strong></p>
<p>“<em>Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar; önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklâl ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar</em>.” <strong>Mustafa Kemal</strong> <strong>Atatürk</strong>’ün bu sözü, tereddüt döneminden geçen <strong>Türkiyemiz için altın değerinde</strong> bir öğüt hâlâ...</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ÜRETİM SÖZLÜĞÜ</strong></span></p>
<p><strong>Üretim</strong>: Hammaddeleri ve kaynakları insan ihtiyaçlarını karşılayacak mal ve hizmete dönüştürme</p>
<p><strong>Tüketim</strong>: Üretilen mal ve hizmetlerin insanlarca satın alınıp kullanılması, harcanması, faydalanılması</p>
<p><strong>İmalat sanayi</strong>: Hammadde, yarı mamulü; makine, emek kimyasal işlemlerle yeni ürüne dönüştürme</p>
<p><strong>Üretimsizlik</strong>: Ekonomide, sektörde, bireysel düzeyde mal ve hizmet ortaya koymadaki yetersizlikler</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretirsek-var-oluruz-uretmezsek-yok-oluruz-83830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üretirsek var oluruz, üretmezsek yok oluruz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bu-faiz-kolay-kolay-dusmez-83829</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu faiz kolay kolay düşmez</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası Para Politikası Kurulu temmuz ayı toplantısında da faizi değiştirmedi. Haftalık repo ihale faiz oranı yüzde 37’de, gecelik vadede borç verme faiz oranı yüzde 40’ta, gecelik vadede borç alma faiz oranı ise yüzde 35,5’te sabit tutuldu. Merkez Bankası’ndan zaten bir faiz indirimi kararı gelmesi de beklenmiyordu.</p>
<p>Bu faiz oranları, olumlu ya da olumsuz belirgin gelişmeler yaşanmadığı takdirde bir sonraki toplantının yapılacağı 10 Eylül’e kadar uygulanacak. Dolayısıyla mart ayından beri fiilen yüzde 40 olan politika faizi altı ayı aşkın süre bu düzeyde kalmış olacak.</p>
<h2>Temmuzda yükseliş var</h2>
<p>PPK toplantısından sonra yapılan açıklamada enflasyonun ana eğiliminin haziran ayında sınırlı bir miktarda gerilediği, ancak öncü verilerin ana eğilimin temmuzda geçici bir yükselişe işaret ettiği vurgulandı.</p>
<p>Aslında Merkez Bankası enflasyonda yalnızca bir aylık değerlendirme yapıyor gibi görünüyor ama ay zikredilmeden örtülü biçimde gelecek dönemdeki beklentinin ne yönde olduğu da ifade ediliyor. Örneğin ne deniliyor:</p>
<p><strong>“Jeopolitik gelişmeler eşliğinde artan belirsizlikler neticesinde enerji fiyatları yeniden yükselme eğilimine girmiştir.”</strong></p>
<p>Daha şunun şurasında bu ayın ilk haftasında 71-72 dolara kadar gerileyen petrol fiyatlarının, savaşın harlanan ateş gibi adeta yeniden başlamasıyla 100 doları zorlaması karşısında Merkez Bankası daha ne desin…</p>
<p>Ya da enflasyonun temmuz ayında yeniden yükselme eğilimine girdiğini gören Merkez Bankası faizi sabit tutmaktan başka ne yapsın…</p>
<p>Gerçi zaten faizde bir indirim beklentisi hemen hemen hiç yoktu da acaba bir karar almayı gerektirmeksizin atılacak bir adımla fonlama gecelik kanaldan haftalık repo kanalına kaydırılır ve böylece fiili faiz yüzde 40’tan yüzde 37’ye çekilebilir mi, düşüncesi vardı; ama o da uzun süre olmayacak.</p>
<h2>Ne zamana kadar?</h2>
<p>O süre ne zamana kadar mı? Gerek iç, gerekse dış koşullar çok sık ve radikal değişikliklere uğruyor ve bu yüzden tahmin yürütmek hiç kolay değil ama öyle görünüyor ki bir sonraki PPK toplantısının yapılacağı eylül ayına kadar sanki bu şekilde gidileceği kesin gibi.</p>
<p>Çünkü yaşanması muhtemel değişiklikler, piyasaların ve dolayısıyla Merkez Bankası’nın bir anda rahatlamasını sağlayacak gelişmeler olmayacak ki. Bu değişiklikler ne yazık ki olumlu yönde değil. Üstelik tam tersine gidişatın daha olumsuz olabileceği algısı var ve bu yüzden de 10 Eylül’de yapılacak bir sonraki PPK toplantısına kadar faizler çok muhtemeldir ki değiştirilmeden bu düzeyde uygulanacak.</p>
<p>Zaten şu an kağıt üstünde yüzde 37, fiilen yüzde 40 olan faizleri değiştirmek için olağanüstü bir PPK toplantısı gerekiyor. Ama halen fiilen yüzde 40 olan faizi yüzde 37’ye çekmek için bir toplantıya gerek yok. Merkez Bankası bu değişikliği istediği an yapabilir ve bunun için küçük bir açıklama yeter.</p>
<p>Ama 10 Eylül’e kadar bunun yapılması da pek mümkün görünmüyor.</p>
<h2>Sonrası da karanlık </h2>
<p>Daha da ötesi, 10 Eylül’dekinin yanı sıra 22 Ekim ve 10 Aralık’ta yapılacak yılın son iki toplantısında bu faiz oranlarında kayda değer bir değişiklik söz konusu olabilir mi, o bile tartışmalı.</p>
<p>Petrol 95 doların üstüne çıkmış ve 100 doları zorluyor; akaryakıttaki eşel mobil uygulamasının ekim ayı başında kaldırılmasına ve gelecek tüm zamların pompaya yansıtılmasına karar verilmiş, enerji kaynaklı enflasyon artışını Merkez Bankası da tabii ki görüyor ve ona göre artık ne kadar alabilirse, önlem almaya çalışıyor. Bu koşullarda, halen yüzde 32 dolayında olan yıllık enflasyonu çok daha aşağılara çekmek nasıl mümkün olacak.</p>
<p>Enflasyon bu dolaylarda seyrederken faizi tutup enflasyona iyice yaklaştırmak, yani şu anda faizle enflasyon arasında bulunan 7-8 puanlık makası hızla daraltmak, doğru bir adım olabilir mi?</p>
<h2>Pusuda bekleyen dövizciler… </h2>
<p>Diğer taraftan <strong>“Döviz patladı patlayacak”</strong> diye adeta el ovuşturan bir kesim var. Vatandaş dövizden kesinlikle vazgeçmiyor ve her an tetikte. Faizin çok düştüğü ya da düşeceği algısının oluştuğu an dövize yeniden hücum olabilir.</p>
<p>Ekonomi yönetiminin en son isteyeceği herhalde budur.</p>
<p>Enflasyonu aşağı çekmede kurun az artması ve talebin düşmesi dışında bir araç yokken bu araçların en önemlisi olarak görülen kurla ilgili gidişatı tümüyle değiştirecek bir adım atılır mı?</p>
<p>Bu köşede 20 Temmuz’da da yazdım; vatandaşın bankalarda 15,6 trilyon lira mevduatı var ve bu mevduatın 9,1 trilyonu Türk parası, 6,5 trilyonu döviz cinsinden. Yani her 100 birim tasarrufun 58’i TL, 42’si döviz. Kaldı ki yastık altındaki miktar bilinmiyor. Döviz çok uzun süredir enflasyon kadar artmadığı halde durum böyle. Ya bir de dövizi tetikleyecek şekilde faiz indirimi olursa…</p>
<p>Bu köşede 20 Temmuz’daki yazımın başlığını bu yüzden <strong>“Faiz sonraki üç toplantıda değişir mi ki”</strong> diye attım zaten.</p>
<p>Türkiye’de özellikle siyasette olan bitenler ve bölgedeki gidişata bakınca zaten dünkü toplantıda bir faiz indirimi beklenmiyordu da, öyle görünüyor ki gelecek üç toplantı için de öyle fazla hareket alanı bulunmuyor.</p>
<p>Sembolik düzeyde bir indirimle yetinmek durumunda kalınabilir. Şimdiden bir yargıda bulunmak zorsa da yıl sonu için dile getirilen yüzde 34-35 dolayındaki tahminler sanki biraz iyimser kalıyor gibi. Hele hele enflasyon yüzde 30’un altına indirilemezse, ki indirilmesi çok zor görünüyor, faiz de en azından bugünün haftalık repo ihale faiz oranı olan yüzde 37’nin altına çekilemeyecektir. Yani önümüzdeki süreçte yapılabilecek olan, en fazla bugünün kağıt üstündeki faizi olan yüzde 37’yi fiili faiz haline getirmek olabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bu-faiz-kolay-kolay-dusmez-83829</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu faiz kolay kolay düşmez ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kale-jet-motoru-airshowda-vitrine-cikti-kilo-basina-ihracat-geliri-5-bin-dolari-buldu-83827</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kale Jet Motoru, Airshow’da vitrine çıktı, kilo başına ihracat geliri 5 bin doları buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜRK </strong>Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. <strong>Murat Şeker, </strong>Genel Müdürü <strong>Ahmet Olmuştur</strong>’un davetiyle gittiğimiz <strong>“Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı”</strong>na (FIA) katılan Türk şirketleri arasında dikkati çekenlerden biri <strong>“Kale Jet Motorları” </strong>ve <strong>“Kale Andar”</strong>ın standı oldu.</p>
<p>Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanvekili <strong>Osman Okyay</strong>’la <strong>“FIA Airshow”</strong>a katılımlarıyla ilgili yazışırken, 11 Haziran 2021’de yayınlanan yazıma denk geldim:</p>
<ul>
<li><strong>Çok damdan düştük ama yerli jet motoru seri üretime artık hazır…</strong></li>
</ul>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a62e92b7d26b-1784867115.jpg" alt="" width="700" height="525" />
<figcaption><strong>Osman Okyay</strong></figcaption>
</figure>
<p>Kale Grubu Başkanı ve CEO’su <strong>Zeynep Bodur Okyay </strong>ve Başkan Vekili <strong>Osman Okyay</strong>’la görüntülü platformda gerçekleşen sohbette savunma-havacılık sektöründeki işleriyle ilgili şu mesaj ortaya çıkmıştı:</p>
<p>-          <strong>Savunma ve havacılık sektöründeki işlerimizde Rolling Coaster’da gibi yol aldık. </strong>“Git-gel”<strong>ler yaşadık ama </strong>“İşimize bakalım” <strong>dedik.</strong></p>
<p><strong>Osman Okyay, </strong>milli projelerle ilgili şu bilgileri paylaşmıştı:</p>
<ul>
<li><strong>Ar-Ge ve inovasyona çok ciddi kaynak ayırıyoruz. Ekibimiz çok özverili çalıştı. Gaz türbinli motorlarda kabiliyet kazandık. Turbo jet motoru </strong>“KTJ 3200”<strong>ü yaptık. İlk motorun kalifikasyon testleri sürüyor.</strong></li>
<li><strong>Motorun komponentlerinin tamamı yerli. Temel hammaddeler elbette ithal ediliyor. Ancak, komponent olarak dışa bağımlılık yok.</strong></li>
<li><strong>Çok damdan düştük ama sonunda yaptık. Bu tür işlerde hiçbir ülke ve şirket bilgi paylaşmıyor. Böyle bir durumda da damdan düşerek öğrenmek gerekiyor. </strong>“KTJ 3200”<strong>ün seri üretimine bu yıl başlayacağız.</strong></li>
</ul>
<p><strong>“Farnborough Uluslararası Havacılık Fuarı”</strong>nda (FIA) <strong>“Kale Jet Motorları” </strong>ve <strong>“Kale Andar”</strong>ın standına uğrayamayınca <strong>Osman Okyay</strong>’dan bilgi notu istedim.</p>
<p><strong>Okyay, </strong>Kale Grubu’nun havacılık ve savunma alanında Türkiye’de gelişme yolundaki güçlü ekosistemin önemli aktörlerinden biri olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          “Kale Jet Motorları” <strong>ve </strong>“Kale Andar” <strong>şirketlerimizle FIA’da özgün jet motorları, elektromekanik sistemler alanındaki kabiliyetleri ve yeni nesil savunma çözümlerimizle Türkiye’nin yerli ve milli yetkinliklerini bir kez daha gözler önüne serdik.</strong></p>
<p><strong>“Kale Jet Motoru” </strong>üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Dünyada füze ve insansız hava aracı sistemleri alanında savunmada ihtiyaç duyulan özelliklerle donatılan ve Türkiye’nin ilk jet motoru ihracatını Brezilya’ya gerçekleştiren </strong>“KJM”, <strong>bu fuarda birçok potansiyel ihracat müşterisi ile görüşmeler gerçekleştirdi.</strong></p>
<p><strong>“KTJ-3200”</strong>ün Türkiye’nin ilk yerli jet motoru olarak bilindiğinin altını çizdi:</p>
<p>-          “KTJ-3200”<strong>ü geliştiren ve bugün </strong>“SOM” <strong>ile </strong>“Atmaca” <strong>füzelerini bu motorun varyantlarıyla güçlendiren, ayrıca </strong>“KTJ-1750” <strong>ve </strong>“KTJ-3700” <strong>motorlarıyla </strong>“Çakır” <strong>ve </strong>“Atmaca” <strong>füzelerine de iti</strong><strong>ş gücü</strong><strong> sağlayan </strong>“KJM”, <strong>Farnborough’da yerli üretimin geldiği noktayı dünyaya gösterdi.</strong></p>
<p>İnsansız sistemlerden insanlı platformlara, akıllı güdüm çözümlerden kritik uçuş sistemlerine kadar geniş bir alanda çözüm sağlayan <strong>“Kale Andar”</strong>ın da fuarda yoğun talep gördüğünü kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Elektromekanik sistemlerin motor grupları, aktarma sistemleri ve elektronik alt sistemlerini aynı çatıda tasarlayıp üreten entegre yapıyla öne çıkan </strong>“Kale Andar”, <strong>savunma ve havacılık sanayinde ihtiyaç duyulan kritik alt sistemlerin geliştirilmesinde önemli rol üstleniyor.</strong></p>
<p>Şu noktaya bir kez daha işaret etti:</p>
<p>-          <strong>İki şirketimizin Farnborough’daki güçlü temsili, Kale Grubu’nun Türkiye’nin savunma sanayi vizyonuna verdiği desteğin ve yerli teknoloji üretimindeki iddiasının en somut göstergelerinden biri oldu.</strong></p>
<p><strong>Osman Okyay</strong>’a <strong>“Kale Jet Motoru”</strong>nun kilo başına ihracat değerini sordum, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>Kilo başına ihracat gelirimiz 5 bin doları buluyor…</strong></p>
<p>Türkiye, bir taraftan <strong>“Kaan”</strong>a motor için Başkan <strong>Trump</strong>’ın yaktığı yeşil ışıkla umutlanırken, diğer taraftan Kale Grubu, İHA, SİHA ve füzelerde kullanılan jet motoru ihracatıyla Brezilya’ya uzanmış bulunuyor…</p>
<p>Kale Grubu’nun başarısı, Türkiye’nin uçak motoru konusunda da emin adımlarla yol alabileceğini gösteriyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hürjet’in seri üretimi sürüyor, Anka 10’dan fazla ülkede görev yapıyor</span></h2>
<p><strong>FARNBOROU</strong><strong>G</strong><strong>H </strong>Airshow’da THY’nin bulunduğu alanın yanı başında kendine ait alanda KAAN, HÜRJET ve ANKA’yı sergileyen TUSAŞ’ın (Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.) Genel Müdürü, TEI’nin (TUSAŞ Motor Sanayi A.Ş.) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mehmet Demiroğlu</strong>, fuarı şöyle değerlendirdi:</p>
<p>-          “Farnborough Airshow”, <strong>bizim açımızdan son derece verimli geçti.</strong></p>
<p>Mevcut işbirliklerini geliştirecek önemli temaslar gerçekleştirdiklerini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yeni işbirliği ve ihracat fırsatlarına yönelik de kapsamlı görüşmeler yaptık. HÜRJET, KAAN ve ANKA başta olmak üzere platformlarımıza gösterilen ilgi memnuniyet vericiydi.</strong></p>
<p>KAAN’la ilgili son durumu şöyle özetledi:</p>
<p>-          <strong>KAAN’ın geliştirme çalışmaları planlarımız doğrultusunda kararlılıkla devam ediyor. Motor konusunda ise ilgili tüm paydaşlarla yürütülen süreçler kendi takvimi içinde ilerliyor.</strong></p>
<p>Ardından HÜRJET’e değindi:</p>
<p>-          <strong>HÜRJET programında da seri üretimimiz sürerken önemli aşamalar kaydediyoruz.</strong></p>
<p>İnsansız hava aracı ANKA’yı işaret etti:</p>
<p>-          <strong>ANKA, 10’dan fazla ülkede görev yapıyor. Kendini kanıtlamış bir sistem. Bu konuda da uluslararası kullanıcı ağını genişletmeye devam ediyoruz.</strong></p>
<h2><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62e949c9a26-1784867145.png" alt="" width="492" height="397" /></strong><span style="color: #e03e2d;">Aselsan, elektro-optik sistemler, güdüm kitleri ve elektronik harp podu sergiledi</span></h2>
<p><strong>FARNBOROUGH </strong>International Airshow (FIA) 2026 katılımcıları arasında Aselsan’ı da görünce Kurumsal İletişim Direktörü <strong>İbrahim Bilekli</strong>’den bilgi istedim.</p>
<p><strong>Bilekli, </strong>öncelikle Aselsan Genel Müdür Yardımcısı <strong>Emre Copcuoğlu </strong>önderliğindeki bir ekibin fuarda şirketi temsil ettiğini belirtti. Ekipten aldığı şu notları aktardı:</p>
<ul>
<li><strong>FIA 2026’da son teknoloji havacılık ve savunma çözümlerimizi küresel savunma ekosistemiyle buluşturduk.</strong></li>
<li><strong>İHA faydalı yük teknolojilerimiz, güdüm kitlerimiz, elektronik harp podlarımız ve hava savunma çözümlerimiz başta olmak üzere geniş ürün portföyümüzü sergiledik.</strong></li>
<li><strong>Uluslararası heyetler ve sektör paydaşlarıyla bir araya geldik. Birleşik Krallık ve Avrupa’daki stratejik işbirliklerimizi derinleştirmeye ve yeni ortaklık fırsatları geliştirmeye devam ediyoruz.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İsmail Emen, ABD’ye eşinin tedavisi için gitmişti</span></h2>
<p><strong>BİR </strong>dönem bankacılık sektörüne damga vurmuş isimlerden Dr. <strong>Metin Berk</strong>’in vefatı üzerine <strong>“Zoraki Bankacı Zorda” </strong>adlı kitabından alıntılarla yazdığım yazının <strong>İsmail Emen</strong>’le ilgili bölümüne yazarımız <strong>Ruhi Sanyer</strong>’den <strong>“hatırlatma notu” </strong>geldi.</p>
<p>Yazının Sümerbank davalarıyla ilgili tutuklama kararlarının yer aldığı bölümünde şu bilgiler vardı:</p>
<ul>
<li><strong>7 Kasım 2000’de Şükrü Karahasanoğlu, İsmail Emen ve Metin Berk’in de aralarında olduğu eski Sümerbank yöneticileri hakkında gıyabi tutuklama kararı alındı.</strong></li>
<li><strong>Şükrü Karahasanoğlu, soluğu İtalya’da, İsmail Emen de ABD’de almıştı. Karahasanoğlu, 27 Mayıs 2002’de Türkiye’ye dönmüş, 10 gün tutukluluk sonrası tahliye edilmişti.</strong></li>
<li><strong>İsmail Emen de 14 Ocak 2003’te dönmüş, 6 gün tutukluluk sonrası tahliye kararı çıkmıştı.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Ruhi Sanyer, “hatırlatma notu”</strong>na şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>İsmail Emen, hakkındaki tutuklama kararından daha önce eşinin tedavisi için Boston’a (ABD) gitmişti. Yani, ABD’ye gidişi sağlıkla ilgiliydi.</strong></p>
<p><strong>Sanyer, </strong>tutuklama kararı sonrası <strong>İsmail Emen</strong>’in çok yakın bir arkadaşını arayıp danıştığını aktardı:</p>
<p>-          <strong>İsmail Bey arkadaşına, </strong>“Döneyim mi? Ama eşimi de yalnız bırakamam. Kimsemiz yok burada” <strong>demişti. Arkadaşı da, </strong>“Burada ortalık toz duman. Biraz bekle, sonra gel. Ayrıca Boston’daki konsolosluğumuza refakatçi kaldığınla ilgili belge götür istersen” <strong>demiş.</strong></p>
<p><strong>Sanyer, İsmail Emen</strong>’e asıl darbeyi İktisat Bankası davasında çıkan mahkumiyet kararının vurduğunu hatırlattı:</p>
<p>-          <strong>Mahkumiyet kararına kalbi dayanamadı. 2010 yılı Eylül ayında vefat etti.</strong></p>
<p><strong>İsmail Emen, </strong>benim de sayıp, sevdiğim, haber ve yazı konusunda sıklıkla bilgisine başvurduğum bir büyüğümdü.</p>
<p>Önceki yazımda <strong>“İsmail Emen soluğu ABD’de almıştı” </strong>deyimini alıntılayarak da olsa kullandığım için yakınlarından özür diliyorum.</p>
<p>Vesileyle <strong>İsmail Emen</strong>’i rahmetle anıyorum…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kale-jet-motoru-airshowda-vitrine-cikti-kilo-basina-ihracat-geliri-5-bin-dolari-buldu-83827</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/7/1280x720/osman-okyay-1784867088.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kale Jet Motoru, Airshow’da vitrine çıktı, kilo başına ihracat geliri 5 bin doları buldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gevseme-simdilik-yok-sikiliga-aynen-devam-83826</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gevşeme şimdilik yok, sıkılığa aynen devam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın beşince Para Politikası Kurulu toplantısında artan jeopolitik gerginlikler nedeniyle yeniden yükseliş eğilimine geçen enerji fiyatlarındaki riske işaret ederek faiz oranlarında değişikliğe gitmedi. PPK kararında yüzde 37 politika faizi, yüzde 40 gecelik borç verme faizi ve yüzde 35,5 gecelik borçlanma faiz oranı sabit tutuldu. TCMB fonlama düzeninde de bir değişikliğe işaret etmedi, temmuzda enflasyonda geçici yükseliş yaşanacağını vurguladı. PPK kararı sonrasında bankacılık endeksi negatif fiyatlamaya döndü. PPK metninde iç talepteki zayıflığın belirginleştiğine ise dikkat çekildi.</p>
<h2>Gerginlikler TCMB'nin elini zorladı </h2>
<p>TCMB Para Politikası Kurulu dün piyasa beklentilerine paralel faiz oranlarında değişiklik yapmadı, bu yıl sadece ocak ayında 100 baz puan indirim yapan TCMB diğer 4 toplantıda da pas geçmeyi tercih etti. Orta Doğu’da ateşkes bozulmadan önce PPK’da faizde değişiklik olmasa bile haftalık repo ihalelerine geri dönebileceğine ilişkin açıklama gelebileceği yorumları yapılıyordu. Ancak uzmanlara göre gerginliklerin artmasıyla yükselen petrol fiyatları TCMB’nin elini zorladı ve TCMB hiçbir değişiklik yapmadı. TCMB’nin haftalık repo ihaleleri yeniden açması PPK toplantılarına bağlı bir durum değil. Bir açıklama ile yeniden haftalık repo ihaleleri açılabilir ve fonlama yüzde 37’ye çekilebilir. Uzmanlar bu hamlenin eğer faiz indirimi yapılacaksa bundan önce gelmesi gerektiğini vurgulasa da TCMB’nin eylülde faiz indirimi için çok alanı olmadığına da işaret etti.</p>
<h2>Üç negatif bir pozitif vurgu </h2>
<p>PPK metninde en büyük değişiklik enflasyon paragrafında yaşandı. PPK metninde enfl asyonun ana eğiliminin haziranda sınırlı bir miktar gerilediği, öncü verilerin ise ana eğilimin temmuzda geçici olarak yükseleceğine ima ettiği vurgulandı. Bu iki olumsuz vurguya bir de jeopolitik gelişmeler eşliğinde belirsizliklerin arttığına dikkat çekilerek bunun neticesinde enerji fiyatlarının yeniden yükseliş eğilimine girdiğine işaret edildi. İlk paragrafta üç negatif vurguya karşılık tek iyimserlik iç talepteki zayıflığın belirginleşmesi oldu.</p>
<p>TCMB PPK metninde “Jeopolitik gelişmelerin maliyet kanalı, iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir. Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir. Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir” denildi.</p>
<h2>İç talepteki zayıflık vurgusu </h2>
<p>Geçen ay olduğu gibi PPK metninde para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığı, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşunun sıkılaştırılacağı yer aldı. Ve metinde “Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır” denildi.</p>
<p>Uzmanlar karamsar bir PPK metninde tek olumlu ifadenin iç talepteki zayıflığın belirginleşmesi olduğunu belirtirken haziran metninden farklı olarak iktisadi faaliyetteki zayıflamanın metinden çıkarılmasına da dikkat çekti.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #e03e2d;">UZMANLAR, TCMB PPK KARARINI NASIL YORUMLADI?</span></h2>
<p><strong>"EN AZINDAN 1-2 AY DAHA OLUMLU GELİŞME YOK"</strong></p>
<p>TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fatih Özatay: Enflasyon paragrafında değişiklikler yapılmış. Ana eğilimin haziranda sınırlı gerilediği, temmuzda geçici de olsa ana eğilimde yükseliş olacağını ve jeopolitik belirsizlikleri artan belirsizlikler diye güçlendirmiş. Yani enflasyon açısından üç olumsuz durum var tek olumlu durum iç talepteki zayıflığın belirginleştiğine vurgu yapılması. Burada da iktisadi faaliyetteki yavaşlama cümlesi kaldırılmış. TCMB enflasyon açısından en azından bir iki ay daha olumlu bir gelişme beklemiyor, PPK metni de bunu gösteriyor. Ben ise hiç olumlu bir gelişme beklemiyorum. Bir süredir TCMB piyasayı fonlamıyor aksine piyasadan para çekiyor. Ama bankalar açısından önemli olan kredi mevduat faizlerini etkileyecek faiz o da yüzde 40. Maliye politikasında sorun görmüyorum. Maliye politikasındaki sorun daha adil bir gelir dağılımına yönelik bir şey yok. Para politikası düzgün ama enflasyona bakıyorsunuz 12 aydır yüzde 31 üzerinde dalgalanmıyor sabit. Para politikasıyla ve bu kadar düşük kamu borcuyla olacak bir şey değil. Seçim yaklaştığı ve geçmiş tecrübeler hatırlandığı için beklentiler değişmiyor. TCMB’nin bundan sonraki toplantılarda faiz indirme alanı olduğunu düşünmüyorum.</p>
<p><strong>"BU SENE İNDİRİM İÇİN ALANI SINIRLI" </strong></p>
<p>● Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kara: Merkez Bankası beklendiği gibi faizleri değiştirmedi. Karar metninde dikkat çekici ifade iç talepteki zayıflamanın belirginleşmesi oldu. Metinden anladığım merkez bankasının faiz indirimi eğiliminde olduğu, ancak enerji fiyatlarının seyrine ve enflasyon üzerindeki dolaylı etkilerine dair riskler nedeniyle faizi değiştirmediği yönünde. Önümüzdeki dönemde faiz kararları bu iki faktörün hangisinin baskın çıkacağına göre şekillenecek. Temmuz ve ağustos enflasyon verileri faiz indirimi için pek gerekçe vermeyecek gibi görünüyor. En iyi koşullarda bile bu sene faiz indirimi için alanın oldukça sınırlı olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p><strong>"TCMB FAİZ MAİZ İNDİRMEZ"</strong></p>
<p>● TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Atılım Murat: TCMB’nin PPK metni karamsar bir metin. Vurguları üst üste koyunca enflasyon konusunda olumsuz ifadeler ağır basıyor. Petrol fiyatlarının yeniden 100 dolara gelmesi de karamsarlığı artırıyor. Savaş süresince başta ABD olmak üzere stratejik petrol rezervleri kullanıldı şimdi onlar da dip noktasında. Yani artık petrol fiyatlarındaki yükselişi ateşkes dışında bir şey tutamaz. Petrol fiyatları yeni bir ateşkes olmadıkça çok hızlı yükselebilir. TCMB maliyet kanalına bu yüzden vurgu yapıyor. Neredeyse 1 yıldır enflasyonda yüzde 31-34 bandındayız ve müthiş bir katılık var. 1 yılı aşkın süredir katılaşan enflasyona bir de petrol fiyatları tehlikesi var. Bunları alt alta koyunca TCMB’nin eylülde faiz indirecek alanı yok. Bu metne bakınca gördüğüm bu. Bir de seçim riski var, 2027’de seçim olması muhtemel. Gevşeme ihtimali var ve bu yüzden de beklentileri yönetmek zor. Beklentiler yönetilemediği için enflasyonda katılık sürüyor üzerine bir de petrol fiyatları geldi. TCMB’nin faiz indirmesi çok zor.</p>
<p><strong>"ER DAHA YOL GÖSTERİCİ OLACAK" </strong></p>
<p>● Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı Dr. Altuğ Özaslan: TCMB, temmuz ayı PPK kararı ile statükoya devam dedi. Metinde temmuz ayı enflasyonunun geçici olarak yükseleceği, enerji fiyatlarının yükseliş eğiliminde olduğu ve iç talepteki zayıf seyrin artık belirginleştiği söylemleri öne çıktı. Temmuz enflasyonu için geçici tabirinin kullanılması, jeopolitik riskler kalıcı olarak bertaraf edilirse enflasyonun faiz indirim döngüsüne dönülmesine izin vereceği algısını oluşturdu. 13 Ağustos'taki Enflasyon Raporu (ER) ise yıl sonu görünümü için PPK metninden daha yol gösterici olabilir. Ayrıca bu süreçte jeopolitik gelişmeler kalıcı sulh ile çözülürse, TCMB'nin gecelik fonlamayı yeniden haftalık fonlamaya döndürmesi için bir sonraki PPK'yı beklemesine gerek olmadığını ve proaktif davranabileceğini düşünüyorum. Ayrıca dışsal risklerin kronik yoğunluğu sebebiyle PPK frekansının 45 gün olması efektif bir durum oluşturmuyor. Bu yüzden gelecek yıl için aylık PPK toplantı frekansına dönülür mü veya sene sonu beklenmeden böyle bir karar alınır mı sorusu akla geliyor. Eğer jeopolitik riskler kaynaklı dışsal şoklar bertaraf edilirse, PPK frekansının da yeniden aylığa dönmesini bekliyorum. Yıl sonu için yüzde 29 enflasyon ve yüzde 34-35 aralığında politika faizi beklentimi koruyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/gevseme-simdilik-yok-sikiliga-aynen-devam-83826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Temmuz ayı Para Politikası Kurulu toplantısında TCMB faizlerde değişikliğe gitmedi, uzmanların karamsar olarak değerlendirdiği bir metinle enflasyon üzerinde artan risklere dikkat çekti. Tek olumlu unsur iç talepteki zayıflamanın belirginleşmesi olsa da çoğu uzman TCMB’nin eylülde faiz indirimine alanının olmadığına işaret etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uretim-ve-ihracat-cephesinden-sos-cagrilari-yukseliyor-83825</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretim ve ihracat cephesinden S.O.S. çağrıları yükseliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, yüksek faiz, artan maliyetler ve zayıflayan rekabet gücü nedeniyle sanayicinin “nefes alamadığını” belirterek ekonomi politikalarının değiştirilmesi çağrısı yaptı. Konkordato sayılarının son 2-3 yılda üç katına çıktığına dikkat çeken Gültepe, yüzde 50 faizle üretimin sürdürülemeyeceğini söyledi. İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi’nin temmuz ayı olağan toplantısında düzenlenen panelde erken sanayisizleşme riski ve iş dünyasının yaşadığı sorunlar mercek altına alındı ve çözüm önerileri paylaşıldı. TEPAV Ekonomik ve Yapısal Politikalar Merkezi Direktörü Dr. Burcu Aydın moderatörlüğünde İSO Meclisi’nde yapılan panelde konuşan sektör temsilcileri de Türkiye’nin mevcut ihracat pazarlarını kaybettiğini, fiyat rekabetini yitirdiğini ve sanayinin “ağır hasta” durumda olduğunu vurguladı. Çözüm için katma değerli üretim, Ar-Ge ve yeni pazarlara yönelme çağrısı yapıldı.</p>
<h2>Tüm sanayilerde sorun var</h2>
<p>Panelde konuşan TİM Başkanı Mustafa Gültepe, hükümet yetkililerine sanayicinin sorunlarını sık sık dile getirdiklerini söyledi. “Ortada bir program var. O programdan dolayı bir strateji var, futboldan mütevelli bir oyun şekli var. Bu oyun şeklini mevcut durumda kimse değiştiremiyor” açıklamasını yapan Gültepe, “Bugün nefes alamadığım noktada gelecekte nasıl marka alacağım? Bugün bu noktaya gelinmiş. Bundan sonrası nasıl olacak? Mevcutları kaybediyoruz. Ben nefes alamıyorum sen bana diyorsun ki uçak yap. Nefes alamıyorum, nefese ihtiyacım var. Tüm sanayilerde sorun var. Avrupa’nın durgunluğunu biliyoruz. Şu an biz mevcut pazarı kaybediyoruz” dedi.</p>
<h2>Maliyetleri düzeltecek hareket gerekiyor</h2>
<p>“Ya bu programdan vazgeçilecek, ya da başka bir şey olamayacak. Bu şekilde ne zamanki enflasyon yüzde 20’nin altına düşse de bu maliyetleri düzeltecek bir hareket gerekiyor. Nasıl düzelecek en büyük sorun bu" açıklamasını yapan Gültepe, “Son 2-3 yılda konkordato sayıları üç katına çıktı. Niye? Hep mi başarısız bu iş insanları? Ne değişti? Kendi yaptığı planla ekonomik planlar farklılaştı. Yüzde 18- 20 faizken, yüzde 50 ile alıyoruz. Yüzde 50 faizle hangi iş insanı kredi alıp, iki sene dayanabilir? Dayanamaz” dedi. Gültepe, “Ekonomi politikalarının değişmesi lazım” uyarısında bulundu.,</p>
<h2>İhracatın pusulası değişmeli </h2>
<p>DEİK Türkiye- Avustralya İş Konseyi Başkanı ve Çalık Holding Yönetim Kurulu Üyesi Steven Young ise, Türkiye’nin ihracatının yüzde 54’ünün Avrupa ülkelerine yapıldığını anımsattı. Young, “Biz halen yavaş büyüyen ülkeye dolu dolu ihracat yapıyoruz. Hızlı büyüyen ülkelere ihracat yapmalıyız. AB, konfor alanından çıkıp uzak bölgelere orta sınıfın çok daha yoğun olacak bölgelere pusulamızı koyalım. Goldman Sachs’ın araştırmasına göre 2075’te dünyanın en büyük 3 ekonomisi Çin, Hindistan, ABD. 160-170 trilyon dolar ilk üç ekonomiden oluşacak. Hindistan da sağlam geliyor. Almanya 9. sırada. İlk 10’da başka Avrupa ülkesi yok. Mısır 7., Brezilya 8. sırada. İhracatımızın pusulasını değiştirmeliyiz” dedi.</p>
<h2>Markette, restoranda, her yerde pahalılık var </h2>
<p>İSO Meclis Üyesi, İstanbul Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Özkan, ihracatçının yurt dışı pazarlarda fiyat rekabetini kaybettiğini belirtti. “Biz pahalıyız. Pahalılıktan başka hiçbir problemiz yok” ifadelerini kullanan Özkan, “Ar-Ge inovasyon konularına katılıyorum ama bizim ipek kirpik takmak, ruj sürmekten önce böbreklerimizdeki taşın, kanserin alınmasına ihtiyacımız var” dedi. “Kimseden bir şey görmedik ki. Devletten de bir şey görmedik” ifadelerini kullanan Özkan, “Sanayi Bakanlığı’nda da söyledim; mezarımızdan taş çalmayın, şefaatinizden vazgeçtim. Biz bir şey istemiyoruz. Bizim fiyat problemimiz çözülse dünyanın her yerine mobilya satarız. Dünyada mobilyada 6. sıraya yerleşmişken, bugün 10, 11. sıralara geriledik. Pahalıyız, markette, restoranda her şeyde pahalıyız” dedi.</p>
<p>Ağır hasta vaziyetteyiz Türkiye Makine Federasyonu İstişare Konseyi Başkanı Adnan Dalgakıran da sanayicinin durumuna ilişkin, “Kalp hastası, damar tıkanmış, kalp krizi geçirecek hastanın başındayız. O hastalıkla ilgili bir şeyler diyeceğimize sağlıklı yaşaması için neler yapması gerektiğini konuluyoruz. Biz ağır hasta vaziyetteyiz. Bu gerçeği kabul edip, onun üzerine konuşmalıyız. Türkiye’nin bu toprakların değer üretme kapasitesi kişi başı 20 bin dolar milli gelire denk geliyor. 18-20 bin dolar kişi başı milli gelir seviyesi bizim için gerçekçi bir yer mi? 4-5 senede 20 bin dolara gelmek için ne yaptık” diye sordu.</p>
<h2>Desteğin çıkması en az iki ay sürer</h2>
<p>İSO Meclis Üyesi Abdurrahman Uzun da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde sanayiciler için açıkladığı destek paketine değindi. Uzun, “Eminim bunun kullanılması, sahaya inmesi en az iki ay sürecek. Bugün, yarın bile geç olacak durumda olan bir sürü insan var” diyerek TİM Başkanı’na “Siz kurumların başındaki başkanlarımız, bu anlamda güçlü bir çıkış yaptığınızda bir araya gelmenizi engelleyen bir şey var mı” sorusunu yöneltti.</p>
<h2>Asıl değer yaratan ucuz iş gücü değil </h2>
<p>Türkiye’nin önünde istihdamı eskisi kadar güçlü olmayan bir sanayileşme imkanı olduğunu söyleyen TTC Danışmanlık Kurucu Ortağı Tankut Turnaoğlu, “Asıl değer yaratan ucuz iş gücü değil. Sermaye, verim ve enerjiye ulaşım en büyük katma değerli sağlayacak. Şirketlerin robotik ve otomasyon çağında bunu en etkili şekilde yapacak sermayeye ihtiyacı.</p>
<p>Üretimdeki çalışan sayısı yerini, robot ve otomasyona verecek” dedi. “Daha önce çalıştığım şirkette son 15 yılda çalışan sayısı azaldı ama şirketin değeri iki katına çıktı” açıklamasını yapan Turnaoğlu, “İster istemez istihdam farklı sektörlere kayabilir. Daha katma değerli bir sanayiye yönelik o dönüşümü yapabilen ülkeler, sanayileşmelerine daha yüksek katma değerle devam edebilecek” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kurumları yeniden organize edilmeli</span></h2>
<p>“Türkiye’deki şirketler yapısal bir ayıklamadan geçiyor. Bunun kalıcı olduğuna bakmak lazım” ifadelerini kullanan Turnaoğlu, “Kur odaklı bir çözümü öngörmektense mevcut yapıda maliyet yapımızı nasıl sürdürülebilir hale getiririz, buna bakmak lazım. Maliyet azaltıcı tedbirler tabi ki önemli ama tek başına çözüm değil. Hangi alanlarda farklılaşabiliyorsak, markalaşabiliyorsak oraya eş zamanlı yatırım yapıp fiyatlamamızı da ona göre ayarlamalıyız. Şu anda bir numaralı öncelik nakit yönetimi, alacaklarımızı alabilmek. Maliyet yapımızı sağlıklı bir karlılığa getiremezsek ileriki dönemi geçmemiz çok zor. Bunun da tek çıkış noktası marka ve inovasyon temelli bir durum. Kurumları marka temelli yeniden organize etmemiz gerekiyor. Markaya da inanmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uretim-ve-ihracat-cephesinden-sos-cagrilari-yukseliyor-83825</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/ithalat-ihracat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Sanayi Odası Meclisi’nin temmuz ayı toplantısında düzenlenen panelde erken sanayisizleşme riskine dikkat çekilirken, programa ilişkin eleştiriler de dile getirildi. Uzayan dezenflasyon programının, girdi maliyetlerinde yarattığı artış ve baskılanan kur nedeniyle sanayinin rekabet gücünü önemli ölçüde yitirdiğine işaret eden katılımcılar, mevcut programda üretimi önceleyen revizyon ile teknolojik dönüşümü destekleyecek politika yaklaşımı ihtiyacına dikkat çekti. Finansman koşullarının iyileştirilerek maliyet baskısının hafifletilmesi çağrısında bulunan iş dünyası temsilcileri, katma değerli üretim, Ar-Ge ve otomasyon yatırımlarını hızlandıracak bir zemin yaratılmasının önemine vurgu yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryada-17-bin-338-kobiye-2-milyar-lirayi-asan-destek-saglandi-83898</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sakarya&#039;da KOBİ&#039;lere 23 yılda 2 milyar lirayı aşan destek sağlandı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya 1. Organize Sanayi Bölgesi’ndeki kuruluşları ziyaret ederek iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelen AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sakarya’nın üretim ve teknolojide yükselişini sürdürdüğünü söyledi.</p>
<p>Ziyaretlerin ardından bir açıklama yapan İl Başkanı Yunus Tever, organize sanayi bölgelerinin Türkiye'nin üretim gücünün en önemli merkezlerinden biri olduğunu belirterek, Sakarya'nın bu alanda her geçen gün daha da güçlendiğini ifade etti.</p>
<p>Sakarya'da son 23 yılda sanayi ve girişimcilik alanında önemli desteklerin hayata geçirildiğini vurgulayan Tever, KOBİ'lere verilen desteklerin üretim ve istihdama önemli katkı sağladığını belirtti.</p>
<p>2002 yılı öncesinde desteklenen KOBİ sayısının oldukça sınırlı olduğunu belirten Tever, son 23 yılda Sakarya'da 17 bin 338 KOBİ'ye toplam 2 milyar lirayı aşan destek sağlandığını ifade etti. Sağlanan desteklerle işletmelerin büyüdüğünü, yeni yatırımların hayata geçirildiğini ve istihdamın güçlendiğini dile getirdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a63529d668a1-1784894109.jpeg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p><strong>Ar-Ge ve teknoloji yatırımları büyüyor</strong></p>
<p>Sakarya'nın teknoloji odaklı yatırımlarla Türkiye'nin öne çıkan şehirlerinden biri haline geldiğini belirten Tever, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleriyle kentin Ar-Ge altyapısının önemli ölçüde güçlendiğini söyledi.</p>
<p>Bugün itibarıyla şehirde 25 Ar-Ge Merkezi, 5 Tasarım Merkezi ve 2 Teknoparkın faaliyet gösterdiğini belirten Tever, yatırım ortamını geliştirmek amacıyla 1.674 yatırım teşvik belgesinin düzenlendiğini ifade etti. Sakarya Teknokent ve Nehir Teknokent'in girişimcilere önemli imkanlar sunduğunu, üniversite-sanayi iş birliğini güçlendiren bu merkezlerin yüksek katma değerli üretime önemli katkılar sağladığını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6352ecedb72-1784894188.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Tever, organize sanayi bölgelerinin Sakarya'nın kalkınmasında lokomotif görevi üstlendiğini belirterek şu bilgileri verdi: “Bugün ilimizde toplam 9 Organize Sanayi Bölgesi bulunmakta, bunların 7'si aktif olarak üretim faaliyetlerini sürdürmektedir. Güçlü altyapıları, modern üretim ekonomisinin büyümesine ve ülkemizin kalkınmasına önemli katkılar sunmaktadır. Organize Sanayi Bölgelerimiz sadece fabrikaların bulunduğu alanlar değildir. Aynı zamanda binlerce vatandaşımıza istihdam sağlayan, ihracatı artıran, teknolojiyi üretime dönüştüren ve gençlerimize yeni fırsatlar sunan kalkınma merkezleridir. Şehrimiz, otomotivden makine sanayine, metal sektöründen gıdaya kadar birçok alanda ülkemizin üretim üssü olma yolunda önemli mesafeler kat etmiştir.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryada-17-bin-338-kobiye-2-milyar-lirayi-asan-destek-saglandi-83898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/8/1280x720/sakaryada-17-bin-338-kobiye-2-milyar-lirayi-asan-destek-saglandi-1784894296.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti Sakarya İl Başkanı Yunus Tever, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı&#039;nın destekleriyle kentin Ar-Ge altyapısının önemli ölçüde güçlendiğini belirtti. Tever, son 23 yılda Sakarya&#039;da 17 bin 338 KOBİ&#039;ye toplam 2 milyar lirayı aşan destek sağlandığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-sirketin-halka-arzina-onay-83883</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 şirketin halka arzına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini paylaştı. </p>
<p>Buna göre Kurul, Quick Sigorta AŞ'nin 433 milyon 300 bin lira olan sermayesinin bedelli sermaye artırımıyla 481 milyon 612 bin 950 liraya çıkarılması kapsamında 48 milyon 312 bin 950 lira nominal değerli payların halka arzını 76,60 lira sabit fiyatla uygun buldu.</p>
<p>Kurul, Bewen Enerji AŞ'nin ise 261 milyon lira olan sermayesinin 317 milyon liraya çıkarılması kapsamında 56 milyon liralık bedelli sermaye artırımı ile mevcut ortaklara ait 24 milyon lira nominal değerli payın satışını içeren halka arz başvurusuna onay verdi. Şirketin payları 48,10 lira sabit fiyat üzerinden yatırımcılara sunulacak.</p>
<p>SPK ayrıca Yeo Teknoloji Enerji ve Endüstri AŞ'nin bedelsiz sermaye artırımı kapsamında iç kaynaklardan 266 milyon 367 bin 619,6 lira, kar payından ise 208 milyon 632 bin 380,4 liralık sermaye artırımını uygun buldu. Kurul, Vakıf Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 950 milyon liralık, Tarım Kredi Hayvancılık AŞ'nin ise 150 milyon liralık bedelsiz sermaye artırımı başvurusuna da onay verdi.</p>
<p>Kurul, Reysaş Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 2 milyar liralık, Invest-AZ Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 400 milyon liralık, D Yatırım Bankası AŞ'nin 4 milyar liralık, Derlüks Yatırım Holding AŞ'nin 2 milyar liralık ve TEB Finansman AŞ'nin 4 milyar liralık borçlanma aracı ihraç tavanı başvurularını da uygun buldu. Ecogreen Enerji Holding AŞ'nin ise 300 milyon ABD doları tutarındaki yurt dışı borçlanma aracı ihracına izin verildi.</p>
<p>Bültene göre Şekerbank TAŞ'nin 250 milyon dolar tutarındaki varlık teminatlı menkul kıymet ihracı ile KT Sukuk Varlık Kiralama AŞ'nin 5 milyar liralık, Halk Varlık Kiralama AŞ'nin 3 milyar liralık, Tera Varlık Kiralama AŞ'nin 12 milyar liralık ve GY Varlık Kiralama AŞ'nin 3 milyar liralık kira sertifikası ihraç tavanı başvuruları da onaylandı.</p>
<p><strong>Yeni faaliyet izinleri</strong></p>
<p>SPK, Osmanlı Portföy Altın Katılım Borsa Yatırım Fonu'nun kuruluşuna izin verilmesi ve katılma paylarının halka arzına ilişkin izahnamenin onaylanması talebini olumlu karşıladı. Ayrıca Önder Bağımsız Denetim ve Danışmanlık AŞ, "Gayrimenkul Dışındaki Varlıkları Değerlemeye Yetkili Kuruluşlar" listesine dahil edildi.</p>
<p>Kurul, Casa Emtia Petrol Kimyevi ve Türevleri Sanayi ve Ticaret AŞ hakkında yürütülen inceleme kapsamında, şirket malvarlığının azaltılması, gerçeği yansıtmayan finansal tablolar düzenlenmesi ve yanıltıcı değerleme raporları hazırlanmasına ilişkin çeşitli fiiller nedeniyle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-sirketin-halka-arzina-onay-83883</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, Quick Sigorta AŞ ile Bewen Enerji AŞ&#039;nin halka arz başvurularını onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yenisehirde-lojistige-guc-katacak-adim-83859</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yenişehir’de lojistiğe güç katacak adım&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi Taşıma Kooperatifi’nin yeni yerinin açılış programına katılarak kooperatif üyeleri ve esnafla bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleştirilen organizasyonda konuşan Başkan Ercan Özel, ilçenin üretim gücünü ve ekonomik potansiyelini artıracak her yatırımın arkasında olduklarını belirterek kooperatiflerin yerel kalkınmadaki kritik rolüne dikkat çekti.</p>
<h2>“Üretmeye ve büyümeye devam edeceğiz”</h2>
<p>Bu yatırımın, Yenişehir’in lojistik altyapısına büyük dinamizm kazandıracağını vurgulayan Başkan Ercan Özel, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: “Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi Taşıma Kooperatifi’nin yeni yerinin ilçemize kazandırılmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Bu kıymetli adımın hem taşımacılık sektörüne hem de ilçemizin ekonomik gelişimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum. Güçlü bir lojistik altyapısı, üretimin ve ticaretin en temel unsurlarından biridir. Yenişehir’imiz üretmeye, büyümeye ve güçlenmeye kararlılıkla devam edecektir."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yenisehirde-lojistige-guc-katacak-adim-83859</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/9/1280x720/yenisehirde-lojistige-guc-katacak-adim-1784875527.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yenişehir Organize Sanayi Bölgesi Taşıma Kooperatifi’nin yeni yerine taşındı. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, bu yatırımı, &quot;Yenişehir’de lojistiğe güç katacak adım&quot; olarak gördüklerini belirterek, “Yenişehir’imiz üretmeye, büyümeye ve güçlenmeye devam ediyor” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-kapi-bekcileri-yapay-zekalar-olacak-83852</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni kapı bekçileri yapay zekâlar olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İnternette neyi gördüğümüz hiçbir zaman yalnızca (tam anlamıyla) bizim seçimimiz olmadı. Bir dönem hangi haberin önemli olduğuna gazetelerin editörleri ve televizyon kanalları karar veriyordu. Ardından bu rolü sosyal medya platformları ve onların görünmez algoritmaları üstlendi. Şimdi ise başka bir dönemin eşiğindeyiz. Bundan sonra yalnızca hangi içeriğin karşımıza çıkacağına değil, dünyayı hangi özetler, yorumlar ve bağlantılar üzerinden anlayacağımıza da yapay zekâ sistemleri karar verecek.</p>
<p>After the Feed: Trust, Connection, and the Next Era of Social Technology raporu bu dönüşümü “yeni kapı bekçileri” kavramıyla anlatıyor. Raporun temel iddiası oldukça güçlü: Sosyal medya akışı dijital hayatın temel arayüzü olmaktan çıkarken, onun yerini kişiye özel çalışan yapay zekâ arayüzleri alıyor. Yani bilgiye doğrudan ulaşmak yerine, bize neyin önemli olduğunu söyleyen bir sistemle konuşmaya başlıyoruz. Bugün bir haber sitesini açıyor, farklı kaynakları karşılaştırıyor ya da sosyal medyada çeşitli görüşlerle karşılaşıyoruz. Yakın gelecekte ise sabah telefonumuzu açıp yapay zekâ asistanımıza “Bugün bilmem gereken ne var?” diye soracağız. O da haberleri, mesajları, sosyal çevremizdeki gelişmeleri ve gündemi bizim için bir araya getirecek. Üstelik bunu sevdiğimiz uzunlukta, tercih ettiğimiz tonda ve alışkın olduğumuz bakış açısına göre yapacak</p>
<p>Bu kolaylık ilk bakışta oldukça çekici. Fakat kolaylığın arkasında son derece önemli bir güç meselesi bulunuyor. Çünkü bu yeni sistemler bizi yalnızca kategorilere ayırmayacak. Önceki platformlar “bizim gibi insanlara” yönelik içerikler gösterirken, yeni yapay zekâ arayüzleri doğrudan bizim etrafımızda şekillenecek. Dosyalarımızı, e-postalarımızı, takvimimizi, davranışlarımızı ve tercihlerimizi tanımak isteyecek. Böylece yalnızca neyi sevdiğimizi değil, neyi bilmemiz gerektiğini, hangi seçeneğin bizim için daha iyi olduğunu ve hangi konuların gündemimizde yer alacağını da belirleyebilecek. Tam da bu nedenle mesele veri güvenliği işin basit hatta belki de önemsiz kısmı. Mesele, gerçekliğin kim tarafından ve hangi çıkarlarla düzenlendiği. Bir yapay zekâ asistanı hangi haber kaynağını güvenilir bulacak? Hangi görüşü öne çıkaracak? Bir konuyu özetlerken neleri dışarıda bırakacak? Ticari ortaklıklar, platformların gelir modelleri veya siyasi baskılar bu yanıtları nasıl etkileyecek?</p>
<p>Sosyal medya çağında en azından karşımızda bir akış olduğunu biliyorduk. Algoritmanın bizi yönlendirdiğini tartışabiliyor, farklı hesaplara bakabiliyor ve zaman zaman kendi balonumuzun dışına çıkabiliyorduk. Yapay zekâ çağında ise aracı daha görünmez, daha kişisel ve çok daha ikna edici olacak. Çünkü karşımıza yüzlerce içerik çıkarmak yerine bize tek bir yanıt sunacak. Bu da bilgi üzerindeki gücün daha az görünür, fakat daha yoğun hâle gelmesi anlamına geliyor.</p>
<p>Bu nedenle yeni dönemin temel sorusu yapay zekânın ne kadar güçlü olacağı değil, bu gücün nasıl yönetileceği olmalı. Şeffaflık, hesap verebilirlik, kaynak çeşitliliği ve kullanıcıların kendi bilgi ortamları üzerinde söz sahibi olması artık yalnızca teknoloji politikalarının değil, demokrasinin de temel meseleleri arasında. Yeni kapı bekçileri yapay zekâlar olacaksa, onların kapıyı kimin adına tuttuğunu da bilmek zorundayız. Bilgi akışlarımız üzerindeki şeffaflığı tamamen kaybetmek yaşadığımız çöküşün asla durdurulamaması demek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-kapi-bekcileri-yapay-zekalar-olacak-83852</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni kapı bekçileri yapay zekâlar olacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/haziranda-arz-da-talep-de-artti-reel-fiyatlardaki-dusus-surdu-83849</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haziranda arz da talep de arttı, reel fiyatlardaki düşüş sürdü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62fcc00af19-1784872128.png" alt="" width="999" height="146" />İkinci el otomobil piyasasında yaz döneminin başlamasıyla birlikte hem arz hem de talepte canlanma yaşandı. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin (BETAM), sahibinden.com'da yer alan ilanlardan hareketle hazırladığı "Otomobil Piyasası Görünümü" raporu, Haziran 2026 döneminde piyasanın yeniden hareket kazandığını ortaya koydu. Rapora göre satılık otomobil ilanlarının sayısı artarken, satış hacmi de yükseldi. Buna karşın fiyatlar enflasyon karşısında değer kaybetmeye devam etti.</p>
<p>Raporda öne çıkan en önemli göstergelerden biri reel fiyat endeksi oldu. Enflasyondan arındırılmış ortalama otomobil fiyat endeksi Haziran ayında 129,3 seviyesinde gerçekleşti. Böylece reel fiyatlar bir önceki aya göre yüzde 1,5, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 8,6 geriledi. Son aylarda devam eden bu eğilim, ikinci el otomobil piyasasında fiyatların nominal olarak artsa bile satın alma gücü açısından değer kaybetmeye devam ettiğini gösterdi.</p>
<h2>Cari fiyatlarda sınırlı geri çekilme </h2>
<p>Haziran ayında ortalama satılık otomobilin cari fiyatı bir önceki aya göre yüzde 0,5 gerileyerek 1 milyon 169 bin TL oldu. Buna karşın yıllık bazda bakıldığında ortalama fiyat yüzde 20,7 artış gösterdi.</p>
<p>Aylık düşüşün sınırlı kalmasına rağmen reel fiyatlardaki gerilemenin devam etmesi, yüksek enflasyon ortamında otomobil fiyatlarının enflasyonun gerisinde kaldığını ortaya koydu. Piyasa uzmanları, kredi koşullarındaki değişimler, tüketicilerin alım gücü ve kampanyaların ikinci el piyasasındaki fiyatlama davranışını etkileyen temel unsurlar arasında yer almaya devam ettiğini değerlendiriyor. Özellikle sıfır otomobil pazarında artan kampanyaların ikinci el fiyatları üzerinde baskı oluşturduğu belirtiliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a62fcd0c348c-1784872144.png" alt="" width="323" height="461" /></p>
<h2>Segment bazında D sınıfı öne çıktı </h2>
<p>Haziran ayında segmentlere göre ortalama fiyatlar farklı seviyelerde gerçekleşti. B sınıfı otomobillerin ortalama fiyatı 770 bin 421 TL olurken, C sınıfında bu rakam 1 milyon 39 bin TL'ye ulaştı. D sınıfı otomobillerde ortalama fiyat 1 milyon 497 bin TL, E sınıfında ise 2 milyon 457 bin TL olarak hesaplandı. Yıllık fiyat artışları incelendiğinde en yüksek yükseliş yüzde 23,3 ile D sınıfında görüldü. B sınıfında fiyatlar yüzde 21,9, C sınıfında yüzde 22,7 ve E sınıfında yüzde 22,5 oranında arttı. Veriler, orta ve üst segment araçlara yönelik talebin fiyatlara daha güçlü yansıdığını gösterdi.</p>
<h2>Arz ve talep birlikte yükseldi </h2>
<p>Rapora göre ikinci el otomobil piyasasında yalnızca fiyatlar değil, işlem hacmi de hareketlendi. Otomobil talep endeksi Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 2,8 yükseldi. Ancak geçen yılın aynı ayına kıyasla talep endeksi yüzde 3 daha düşük seviyede kaldı. Bu durum aylık bazda canlanmaya rağmen yıllık karşılaştırmada talebin henüz tam olarak eski seviyelerine ulaşamadığını gösterdi.</p>
<p>Satılık ilan sayısı yüzde 6,1 artarak 960 bin 201'e yükselirken, satılan otomobil sayısı da yüzde 6,7 artışla 187 bin 287 oldu. Böylece satışların ilanlara oranı 0,1 puan artarak yüzde 19,5'e çıktı. Piyasadaki hareketliliğin artmasına rağmen satılık araçların ilanda kalma süresi 1,4 gün uzayarak 25,2 güne yükseldi. Bu durum, ilan sayısındaki artışın satış hızını kısmen dengelediğine işaret etti.</p>
<p>Haziran verileri genel olarak değerlendirildiğinde ikinci el otomobil piyasasında yaz aylarıyla birlikte arz ve talepte yeniden ivmelenme yaşandığı görülüyor. Ancak reel fiyatlardaki gerilemenin sürmesi, tüketicilerin alım gücündeki değişim ve enflasyonun fiyatlar üzerindeki etkisinin devam ettiğini ortaya koyuyor. Piyasada işlem hacmi artarken fiyatların enflasyon karşısında gerilemesi, önümüzdeki aylarda hem satıcıların hem de alıcıların fiyat beklentilerinin belirleyici olmaya devam edeceğine işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Elektrikli otomobiller fiyat artışında zirvede</span></h2>
<p>Yakıt türlerine göre yapılan değerlendirmede ise elektrikli otomobiller dikkat çekti. Haziran ayında elektrikli otomobillerin ortalama fiyatı 4 milyon 89 bin TL ile tüm yakıt türleri arasında en yüksek seviyede gerçekleşti. Hibrit otomobillerin ortalama fiyatı 2 milyon 597 bin TL olurken, benzinli araçlarda 1 milyon 430 bin TL, dizellerde 1 milyon 118 bin TL ve benzin-LPG'li otomobillerde 611 bin 352 TL seviyeleri görüldü. Yıllık fiyat artış oranlarında da elektrikli otomobiller yüzde 25 ile ilk sırada yer aldı. Benzinli otomobillerde fiyat artışı yüzde 17,8, benzin- LPG'li araçlarda yüzde 18,6, dizellerde yüzde 15,7 ve hibrit modellerde yüzde 15,2 olarak gerçekleşti. Elektrikli otomobillerde görülen daha güçlü fiyat artışı, bu araçlara yönelik talebin sürmesi ve yeni teknolojiye olan ilginin devam ettiğine işaret etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/haziranda-arz-da-talep-de-artti-reel-fiyatlardaki-dusus-surdu-83849</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/otomotiv-otomobil-arac-1767341158.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BETAM&#039;ın sahibinden.com ilan verilerinden hazırladığı &quot;Otomobil Piyasası Görünümü&quot; raporuna göre ikinci el otomobil piyasasında Haziran 2026&#039;da hareketlilik arttı. Satılık ilan sayısı ve satışlar yükselirken, enflasyondan arındırılmış reel fiyatlardaki gerileme eğilimi devam etti. Ortalama ilan fiyatı aylık bazda hafif düşerken, elektrikli otomobiller yıllık fiyat artışında diğer yakıt türlerini geride bıraktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-83828</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 24 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/B9dhaUonp0g" width="700" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-83828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/7/1280x720/munyar-cipa-1774503815.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tebden-2-ceyrekte-886-milyar-lira-net-kar-83881</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEB&#039;den 2. çeyrekte 8,86 milyar lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Ekonomi Bankası (TEB), 2026 yılı ikinci çeyrek finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, TEB'in ekonomiye ve müşterilerine sağladığı desteğin en önemli göstergesi olan kredileri, toplam aktiflerinin yüzde 61,63'ünü oluşturdu.</p>
<p>Sonuçlara göre, TEB'in toplam kredileri yılın ikinci çeyreğinde 518 milyar lira seviyesinde gerçekleşirken aynı dönemde toplam mevduatı ise 560 milyar lira oldu.</p>
<p>Bu dönemde 8 milyar 860 milyon lira net kâr elde eden bankanın aktif toplamı 841 milyar lira olarak gerçekleşti. Güçlü sermaye yapısıyla istikrarlı büyümeyi sağlayarak, kârlılığını sürdürülebilir bir şekilde devam ettiren bankanın öz kaynakları 67,3 milyar lira olurken, sermaye yeterlilik rasyosu hedef rasyo olan yüzde 12'nin üstünde, yüzde 16,81 oranında gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>TEB'in, 2026'nın ikinci çeyreğinde büyüme stratejisini dijitalleşme ve müşteri odaklı yaklaşımıyla başarılı bir şekilde sürdürdüğü vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, "Müşterilerine çeşitli yatırım fonlarına erişim imkanı sunan banka, ticari müşterilerinin finansal süreçlerini geleceğin dijital altyapısıyla yeniden şekillendiriyor. Bu sayede işletmeler finansal operasyonlarını çok daha hızlı, izlenebilir ve esnek bir yapıda yönetiyor." denildi. </p>
<p>Bankanın aynı zamanda kadınların ekonomideki yerini güçlendirme hedefiyle kadın bankacılığı çalışmalarını genişletmeye devam ettiği ifade edildi.</p>
<p>Verilen bilgiye göre, ihracatı Geliştirme AŞ iş birliğiyle kadın ihracatçılara 40 milyon liraya varan kredi imkanı tanıyan TEB, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yürütülen TurWIB projesi kapsamında alınan 50 milyon avroluk fonun ilk 25 milyon euroluk diliminin yüzde 75'i kadın girişimcilere kullandırıldı ve kadın işletmecilere verilen kredilerde yüzde 16 oranında büyüme kaydedildi.</p>
<p>Bankanın, kadın bankacılığı çalışmalarına bir yenisini ekleyerek EBRD iş birliği ve JPMorganChase desteğiyle Geleceğe Yön Veren Kadınlar Programı'nı da başlattığı, yeni programla gelecek dönemde dijital dönüşüm, finansal yönetim, marka yönetimi, pazarlama, ihracat, verimlilik ve büyüme stratejileri gibi alanlarda uzman danışmanlardan grup danışmanlığı desteği vererek kadın işletmecileri geleceğe hazırlayacağı bildirildi.</p>
<p>Kurulduğu 2012'den bu yana 21 milyonu aşkın bireye ulaşan TEB Aile Akademisi'nin ise finansal kapsayıcılık vizyonuyla faaliyetlerine hız kesmeden devam ettiği belirtilerek, haziran itibarıyla finansal okuryazarlık, iklim okuryazarlığı ve girişimci kadın liderlik eğitimleri kapsamında 5 bini aşkın kişiye ücretsiz olarak yüz yüze ve çevrim içi eğitimler verildiği ifade edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tebden-2-ceyrekte-886-milyar-lira-net-kar-83881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/teb-turkiye-ekonomi-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Ekonomi Bankası&#039;nın yılın ikinci çeyreğinde 8 milyar 860 milyon lira net kâr elde ettiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/demir-aglar-trakyada-yeni-bir-ekonomik-cografya-yaratacak-83847</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Demir ağlar, Trakya&#039;da yeni bir ekonomik coğrafya yaratacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Trakya sanayisinin ve üretim çarklarının nabzını sahada tutan EKONOMİ gazetesi temsilcisi olarak, yıllardır akademik panellerde veya sektörel toplantılarda dinlediğimiz "köprü ülke" retoriğinin artık pasif bir coğrafi terim olmaktan çıkıp, çelik raylar üzerinde somut bir ekonomik manifestoya dönüştüğüne şahitlik ediyoruz.</p>
<p>Trakya, bugün sadece doğu ile batı arasındaki bir geçiş güzergâhı değil; hem yük hem de insan mobilitesi açısından Avrupa ile tam entegre olan devasa bir lojistik üsse dönüşüyor. Masamızdaki iki büyük gelişme, bu vizyonun artık kağıt üzerinde kalmadığının en net ispatı.</p>
<p><strong>Lojistikte "game changer" etkisi ve yeşil mutabakat</strong></p>
<p>Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Projesi’nin Çerkezköy-Kapıkule hattındaki fiziksel ilerleme, bölge sanayicisi için bir altyapı inşasından çok daha fazlasını ifade ediyor. Rakamlar, dönüşümün boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor: Yük taşımacılığında 8,5 saatlik sürenin 3,5 saate inmesi ve mevcut hat kapasitesinin tam 4 kat artacak olması.</p>
<p>Bu durum, güçlü üretim merkezlerimiz olan Çerkezköy ve Çorlu için Avrupa içlerine karayolu trafiğine ve sınır kapısı kuyruklarına takılmadan açılan doğrudan bir hız koridorudur. Muratlı ve Lüleburgaz gibi ara duraklar ise yeni nesil antrepo yatırımları için şimdiden çekim merkezi haline gelmiş durumda.</p>
<p>Ancak ekonomi penceresinden bakıldığında asıl devrim, Avrupa Yeşil Mutabakatı eşiğinde yaşanıyor. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın ihracatçımız için bir "dış ticaret anayasası" haline geldiği bu dönemde; taşımacılığın tamamen elektrikli ve modern sinyalizasyonlu demiryollarına kayması, karbon ayak izini dramatik bir şekilde düşürecektir. Trakya’daki tekstil, kimya ve otomotiv yan sanayi devleri için bu hat, Avrupa pazarında "düşük karbonlu tedarikçi" etiketiyle kalıcı olabilmenin en güçlü rekabet kalkanıdır. Uzunköprü-Halkalı-Uzunköprü tren hattı için 22 Temmuz'da tarihi bir gün yaşandı. Milli Elektrikli Tren setleri, saatte 160 km işletme hızına ulaşan yapısıyla faaliyete geçti. 322 oturma yeri, 2 tekerlekli sandalye alanı ile hizmete sokuldu.</p>
<p>Millî Elektrikli Tren Setleri, Trakya’nın iç entegrasyonu için devrim niteliğindedir. Stratejik Duraklar: Trenlerin Tekirdağ sınırları içerisinde Muratlı, Çorlu, Velimeşe (Ergene) ve Çerkezköy istasyonlarında duracak olması, bölgedeki OSB'lerin işgücü hareketliliğini doğrudan destekleyecektir.</p>
<p>Hız ve Konfor: Saatte 160 kilometre hıza ulaşabilen, 324 yolcu kapasiteli bu modern ve yerli setler; İstanbul ve Edirne yönüne yapılacak seyahatleri çile olmaktan çıkarıp, çağdaş bir mobiliteye dönüştürüyor. Stratejik yönetimde çok bilinen bir kural vardır: "Sürdürülebilir rekabet, sadece ne ürettiğinizle değil, onu pazara ve insana ne kadar hızlı ulaştırdığınızla ölçülür."İşte Tekirdağ ve Trakya havzası tam olarak bu kuralı hayata geçiriyor. Bir yanda sanayicinin yükünü hafifletip hızlandıran, Avrupa kapılarını ardına kadar açan devasa bir lojistik koridor; diğer yanda tamamen yerli imkanlarla üretilen, insanımızı modern standartlarda taşıyacak bölgesel yolcu hatları...</p>
<p>Sonuç olarak; Trakya’nın makus talihi rayların üzerinde değişiyor. Avrupa ile "demir kenetlenme" sağlanırken, bölge sanayicisi ve yerel yönetimleri için beklemek veya mazeret üretmek dönemi kapanmıştır. Bizlere düşen, bu muazzam kapasite artışına ve hızlanan lojistik ekosisteme uygun stratejik planlamaları, depolama alanlarını ve OSB entegrasyonlarını bugünden kurgulamaktır. Trakya, yeni nesil küresel ticaretin merkez sahnesine çıkmaya artık hazırdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/demir-aglar-trakyada-yeni-bir-ekonomik-cografya-yaratacak-83847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Demir ağlar, Trakya&#039;da yeni bir ekonomik coğrafya yaratacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
