<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaer-celik-2026nin-ilk-dokuz-ayinda-favok-marjini-yukseltti-91660</guid>
            <pubDate>Sun, 08 Nov 2026 11:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaer Çelik, 2026&#039;nın ilk dokuz ayında FAVÖK marjını yükseltti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h2>EKONOMİ / İZMİR</h2>
<p>Türkiye’nin önde gelen çelik profil üreticilerinden Kocaer Çelik, 2026 yılının üçüncü çeyrek ve dokuz aylık finansal sonuçlarını açıkladı. Küresel çelik sektöründe ticaret kısıtlamaları ve rekabetin etkisini sürdürdüğü bir dönemde şirket, katma değerli üretim ve finansal disiplin odaklı yaklaşımıyla kârlılık göstergelerinde iyileşme kaydetti.</p>
<p>Kocaer Çelik, 2026 yılının ilk dokuz ayında 19,8 milyar TL net satış geliri elde ederken, ana ortaklık payına düşen net dönem kârını geçen yılın aynı dönemine göre %50 artırarak 865 milyon TL’ye yükseltti. Düzeltilmiş FAVÖK 2,9 milyar TL’ye ulaşırken, düzeltilmiş FAVÖK marjı %12,7’den %14,7’ye çıkarak 2 puanlık iyileşme kaydetti.</p>
<p>Şirketin üçüncü çeyrek düzeltilmiş FAVÖK’ü, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %47 artışla yaklaşık 1 milyar TL olarak gerçekleşti. Üçüncü çeyrekte artan satış hacmi, yılın ilk iki çeyreğinin üzerine çıkarak operasyonel faaliyetlerdeki olumlu seyri destekledi.</p>
<p>Kocaer Çelik, katma değerli ürün portföyünü geliştirmeye yönelik stratejisini sürdürürken, bu ürünlerin toplam satış hacmindeki payını bir önceki yılın aynı dönemindeki %44 seviyesinden %47’ye yükseltti. Yurt dışı ve ihraç kayıtlı satışların toplam satışlardaki payı ise %72 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Finansal yapısındaki iyileşmeyi de sürdüren şirketin net finansal borcu, 2025 yıl sonundaki 2,5 milyar TL seviyesinden 30 Eylül 2026 itibarıyla 1,5 milyar TL’ye geriledi. Aynı dönemde net borç/FAVÖK oranı ise 0,65’ten 0,38’e düştü.</p>
<p>Kocaer Çelik, dokuz aylık finansal dönemin ardından Ekim ayında ihracat ve iç piyasaya yönelik toplam 68,3 milyon ABD doları tutarında yeni çelik profil siparişleri aldı. Şirketin bağımsız denetimden geçmiş 2025 yılı konsolide hasılatının %12,1’ine karşılık gelen siparişlerin sevkiyatlarının, sözleşme takvimleri doğrultusunda önümüzdeki dönemlerde gerçekleştirilmesi planlanıyor.</p>
<p>Şirketin %99 iştiraki olan Kocaer Enerji A.Ş. tarafından Aydın’ın Buharkent ve Kuyucak ilçelerinde hayata geçirilmesi planlanan 24 MW kapasiteli Kocaer 1 Jeotermal Enerji Santrali ve Kaynak Arama Projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından “ÇED Olumlu” kararı verildi. Projenin çevresel izin sürecinde önemli bir aşama tamamlanırken, diğer izin ve inşaat süreçlerine yönelik çalışmalar planlanan takvim doğrultusunda devam ediyor.</p>
<p>Öte yandan Kocaer Çelik, 1 Ekim 2026 itibarıyla Borsa İstanbul’un BIST Katılım 30 ve BIST 100 endekslerine dâhil oldu.</p>
<h2>Hakan Kocaer: “Katma değerli üretim ve finansal disiplin önceliğimiz”</h2>
<p>Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kocaer, “2026 yılının üçüncü çeyreğinde küresel çelik sektöründe rekabetin yoğunlaştığı, ticaret kısıtlamalarının ve bölgesel talep koşullarındaki farklılaşmanın öne çıktığı bir dönem yaşadık. Bu süreçte büyümeyi yalnızca satış hacmi üzerinden değerlendirmek yerine, mühendislik kabiliyetimizle katma değer yaratabildiğimiz ürünlere ve stratejik pazarlara odaklandık. Üçüncü çeyrekte ton başına FAVÖK’ümüzün geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 78 ABD dolarından 118 ABD dolarına yükselmesi, birim bazındaki operasyonel kârlılığımız açısından önemli bir gelişme oldu. Katma değerli ürünlerdeki uzmanlığımızı ve uluslararası pazarlardaki etkinliğimizi geliştirirken, finansal yapımızı da desteklemeye devam ediyoruz. Aldığımız yeni siparişlerin yanı sıra enerji yatırımlarımızda kaydettiğimiz ilerleme, uzun vadeli stratejik hedeflerimiz açısından önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde de üretim kabiliyetlerimizi geliştirmeye, fırsatları değerlendirmeye ve finansal disiplinimizi koruyarak sürdürülebilir büyümemizi desteklemeye odaklanacağız” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaer-celik-2026nin-ilk-dokuz-ayinda-favok-marjini-yukseltti-91660</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/0/1280x720/kocaer-celik-2026nin-ilk-dokuz-ayinda-favok-marjini-yukseltti-1794126070.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026 yılının ilk dokuz ayında net kârını %50 artışla 865 milyon TL’ye yükselten Kocaer Çelik, düzeltilmiş FAVÖK marjını 2 puanlık iyileşmeyle %14,7’ye taşıdı. Katma değerli ürünlerin satış hacmindeki payını %47’ye çıkaran şirket, net finansal borcunu azaltırken ekim ayında 68,3 milyon ABD doları tutarında yeni çelik profil siparişi aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btsoda-afrika-ile-yeni-ticaret-kopruleri-kuruluyor-91659</guid>
            <pubDate>Sun, 08 Nov 2026 11:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO’da Afrika ile yeni ticaret köprüleri kuruluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ (BURSA) -</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) ev sahipliğinde düzenlenen “Afrika Heyeti Tanışma ve Ağ Kurma Etkinliği”ne Togo, Benin, Mali, Senegal, Kamerun, Demokratik Kongo Cumhuriyeti ve Madagaskar’dan iş dünyası temsilcileri katıldı. Programda BTSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Güler, Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan, Murat Çağlar ve Zeki Eker ile DEİK Türkiye–Senegal İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye ile Afrika arasında işbirliği platformu olarak faaliyet gösteren Agroconnect’in Başkanı Zeki Güvercin de yer aldı. Afrika heyetinde tarım makineleri ve ekipmanları, sulama sistemleri, tohum, gübre, gıda işleme ve paketleme, soğuk zincir, hayvancılık, enerji, inşaat, sağlık ve eğitim alanlarında faaliyet gösteren firma ve kurum temsilcileri bulundu. Afrika heyeti, ülkelerindeki yatırım ve ticaret olanaklarını Bursalı firmalarla paylaşırken, iş birliği yapılabilecek alanlar üzerinde görüş alışverişinde bulundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6af02f3c035d4-1794125628.jpg" alt="" width="597" height="398" /></p>
<h2><strong>“Afrika ile ticaretimizde büyük fırsatlar bulunuyor”</strong></h2>
<p>Etkinliğin açılış konuşmasını yapan BTSO Yönetim Kurulu Üyesi Elif Özhan, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ekonomik ilişkilerin son yıllarda önemli bir gelişim gösterdiğini belirterek, bu iş birliğinin daha ileri taşınması için güçlü fırsatlar bulunduğunu söyledi. Bursa’nın üretim çeşitliliği, sanayi altyapısı ve ihracat tecrübesiyle Afrika ülkelerinin yatırım ve teknoloji ihtiyaçlarına önemli katkılar sunabileceğini vurgulayan Özhan, “Türkiye ile Afrika arasındaki ticaret hacmi, 2000 yılında 5 milyar dolar seviyesindeyken bugün 40 milyar dolara yaklaşmış durumda. Türk firmalarımızın Afrika genelinde üstlendiği projelerin toplam değeri ise 100 milyar doları aşmış bulunuyor. Bursa’mız, yıllık 20 milyar dolarlık ihracatı, güçlü üretim altyapısı ve gelişmiş tedarik zinciriyle bu iş birliklerinde önemli bir rol üstlenebilir. BTSO olarak 60 bini aşkın üyemizin yeni pazarlara ulaşmasını ve uluslararası iş ortaklıklarını geliştirmesini önemsiyoruz. Bugünkü buluşmanın da karşılıklı güvene dayalı, kalıcı ticari ortaklıklara ve yeni yatırımlara zemin hazırlamasını diliyoruz.” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6af02f5cbb7af-1794125660.jpg" alt="" width="525" height="350" /></p>
<h2><strong>“Afrika, üretim kapasitesini geliştirmek istiyor”</strong></h2>
<p>DEİK Türkiye–Senegal İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi ve Agroconnect Başkanı Zeki Güvercin, Afrika ülkelerinin genç nüfusu, tarımsal potansiyeli ve gelişen sanayi altyapısıyla önemli yatırım fırsatları sunduğunu ifade etti. Agroconnect olarak Türkiye ile Afrika arasındaki ekonomik ilişkileri ürün ticaretinin yanı sıra ortak üretim, teknoloji transferi ve karşılıklı yatırımlarla güçlendirmeyi hedeflediklerini belirten Güvercin, “Afrika artık ürettiğini işlemek, katma değer oluşturmak ve kendi sanayisini geliştirmek istiyor. Bu noktada Bursa’nın güçlü sanayi kültürü, makine teknolojileri, üretim kapasitesi ve ihracat tecrübesi önemli fırsatlar sunuyor. Biz Agroconnect olarak ilişkilerimizi ürün alım satımının ötesine taşıyarak ortaklıkları geliştirmeyi hedefliyoruz. Bugünkü ikili iş görüşmelerinin somut projelere, ticari anlaşmalara ve kalıcı ortaklıklara dönüşeceğine inanıyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>Bursalı firmalardan Afrika pazarına yoğun ilgi</strong></h2>
<p>Program kapsamında gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerinde Bursalı firmalar, Afrika ülkelerinden gelen iş dünyası temsilcilerine ürün ve hizmetlerini tanıttı. Gıda paketleme alanında faaliyet gösteren Barış Gelgeç, Afrika heyetiyle sektörün ihtiyaçlarına yönelik görüşmeler gerçekleştirdiklerini ifade ederek, “Ürünlerimize yönelik olumlu geri dönüşler aldık. Görüşmelerin ardından iletişimimizi sürdürerek bu bağlantıları ticarete dönüştürmek için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Organizasyonda emeği geçen BTSO’ya teşekkür ediyorum.” dedi. İkili iş görüşmelerine katılan Damla Güneş ise Afrika ülkelerinden iş insanlarıyla doğrudan görüşme fırsatı bulmalarının kendileri için önemli olduğunu dile getirdi. Katılımcılardan Furkan Bayrak, Afrika’nın farklı ülkelerinden iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelmenin yeni iş fırsatlarının değerlendirilmesine katkı sağladığını dile getirdi. Program, Afrikalı iş insanları ile Bursa iş dünyası temsilcileri arasında gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerinin ardından sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btsoda-afrika-ile-yeni-ticaret-kopruleri-kuruluyor-91659</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/9/1280x720/btsoda-afrika-ile-yeni-ticaret-kopruleri-kuruluyor-1794125684.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, Afrika’nın 7 ülkesinden gelen iş dünyası temsilcileri ile Bursalı firmaları bir araya getirdi. Tarım, gıda, makine, enerji ve inşaat başta olmak üzere farklı sektörlerde gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerinde, yeni ticaret ve yatırım fırsatları değerlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotiv-ihracati-ekimde-4-milyar-dolar-oldu-91657</guid>
            <pubDate>Sun, 08 Nov 2026 11:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kur olması gerektiği yerde olsaydı &#039;Made in EU&#039; tartışmaları daha farklı seyredebilirdi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisinin ekim ayı ihracatı 4 milyar 32 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrisinin toplam ihracattan aldığı pay da yüzde 15,6 olarak gerçekleşti. Sektörün ocak-ekim dönemindeki ihracatı 35 milyar 174 milyon dolar olurken, payı ise yüzde 14,9 olarak gerçekleşti.</p>
<p>OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, “İşçilik ücretleri ve diğer maliyetlerimizi direkt etkileyen TÜFE artışının satış gelirlerimizi belirleyen euro/TL kur artışının çok üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle maliyetlerimiz son 4 yılda euro bazında iki kattan fazla artış gösterdi. Ekonomi politikaları belirlenirken ve uygulanırken aylık euro/TL artışının aylık TÜFE’nin altında kalmaması, ihracat rekabetçiliğimiz açısından büyük önem taşıyor. Bu konu aynı zamanda ‘Made in EU’ müzakerelerinde de karşımıza çıkan, ülkemizin küresel rekabetçiliğini ve yatırım cazibesini kaybettiği yönündeki yorumlara zemin hazırlayan başlıkların başında geliyor. Kur olması gerektiği yerde olsaydı Made in Europe tartışmaları daha farklı seyredebilirdi. Ülkemizin rekabet gücünü önce korumalı ve sonra hep birlikte artırmalıyız” dedi.</p>
<h2><strong>Tedarik Endüstrisi ihracatı 1,4 milyar dolar oldu</strong></h2>
<p>Ekim ayında en büyük ürün grubu olan Tedarik Endüstrisi ihracatı 1 milyar 422 milyon USD olarak gerçekleşti. Binek Otomobiller ihracatı 1 milyar 275 milyon USD, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı 665 milyon USD, Otobüs-minibüs-midibüs ihracatı 288 milyon USD, Çekiciler ihracatı da 256 milyon USD olarak gerçekleşti. </p>
<p>Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya olurken, diğer en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında Fransa, ABD, Birleşik Krallık, İtalya, İspanya ve Romanya yer aldı. Tedarik endüstrisi ihracatı 2026 yılı Ocak-Ekim döneminde 13 milyar 556 milyon USD olarak gerçekleşti. </p>
<p>Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa olurken, en çok ihracat yapılan ülkeler arasında İtalya, Hollanda, İspanya, Almanya, Polonya, Slovenya ve Birleşik Krallık da yer aldı. Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise en fazla ihracat yapılan ülke olan Birleşik Krallık’ı, Almanya, Slovenya, Belçika, İtalya, Fransa ve İspanya gibi ülkeler izledi. </p>
<h2><strong>Almanya liderliğini korudu</strong></h2>
<p>Ekim ayında Türkiye otomotiv ihracatında Almanya 650 milyon USD’lik ihracat ile en fazla ihracat yapılan ülke olurken, bu ülkenin ardından Fransa, Birleşik Krallık, İtalya ve İspanya da en çok ihracat yapılan ülkeler arasında yer aldı. </p>
<h2><strong>AB Ülkelerinin payı yüzde 73 </strong></h2>
<p>Ekimde Avrupa Birliği Ülkeleri %73,2 pay ve 2 milyar 953 milyon USD ile ülke grubu bazında ihracatta ilk sırada, Diğer Avrupa Ülkeleri de %12,1 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada yer aldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotiv-ihracati-ekimde-4-milyar-dolar-oldu-91657</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/otomotiv-ihracati-ekimde-4-milyar-dolar-oldu-1794125174.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotiv endüstrisinin ekim ayı ihracatı 4 milyar 32 milyon dolar oldu. &quot;İşçilik ücretleri ve diğer maliyetlerimizi direkt etkileyen TÜFE artışının satış gelirlerimizi belirleyen euro/TL kur artışının çok üzerinde gerçekleşmesi nedeniyle maliyetlerimiz son 4 yılda euro bazında iki kattan fazla artış gösterdi.&quot; diyen OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, &quot;Kur olması gerektiği yerde olsaydı Made in Europe tartışmaları daha farklı seyredebilirdi.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mega-metal-ykb-turgut-abddeki-tesisimizde-ticari-uretim-ve-satis-faaliyetlerine-basladik-91652</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 18:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mega Metal YKB Turgut: ABD&#039;deki tesisimizde ticari üretim ve satış faaliyetlerine başladık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mega Metal, 2026 yılının ocak-eylül dönemini kapsayan dokuz ayına ait finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Şirket, 1 Ocak-30 Eylül 2026 döneminde faiz, amortisman ve vergi öncesi kârını (FAVÖK) yüzde 94,4 artırarak 1,55 milyar liraya taşıdı. Mega Metal'in 2026'nın ilk dokuz ayında ulaştığı 1,55 milyar liralık FAVÖK, 2025 yılının tamamında kaydedilen 1,22 milyar liralık seviyeyi aştı.</p>
<p>Küresel pazarlardaki varlığını genişletme hedefi doğrultusunda ABD'nin Güney Carolina eyaletinde yatırım gerçekleştiren Mega Metal, tesisinde ticari üretim ve satış faaliyetlerine başladı.</p>
<p>Şirket, tesisin yıllık üretim kapasitesini 2027'de kademeli olarak 24 bin tona ulaştırmayı hedefliyor. Yatırımla Kuzey Amerika pazarındaki müşterilerine daha yakın olmayı ve uluslararası üretim gücünü artırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Mega Metal, üretim faaliyetlerinde yenilenebilir enerji kaynaklarının payını artırmak amacıyla güneş enerjisi yatırımlarını da sürdürüyor.</p>
<p>Kütahya ve Bilecik'teki güneş enerjisi santrallerine (GES) ek olarak Tunceli'de 10 megavat (MW) kapasiteli GES yatırımını faaliyete geçirmeyi planlayan şirket, bu yatırımla 2027 yılında elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 90’ını yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı öngörüyor.</p>
<p><strong>"Mega Metal, yüksek katma değerli ürünlerle büyümesini sürdürüyor"</strong></p>
<p>Mega Metal Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Ali Turgut, şirketin FAVÖK'ünün yüzde 94,4 artışla 1,55 milyar liraya ulaşmasında, süper ince tel satışlarından yakalanan başarılı büyümenin önemli rol oynadığını belirtti.</p>
<p>Turgut, bu performansı, yüksek katma değerli ürünlere yönelik çalışmaların ve üretim gücünün bir sonucu olarak değerlendirdiklerini, gelecek dönemde Mega Metal'in sektördeki konumunu güçlendirmeye ve uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceklerini kaydetti.</p>
<p>Mega Metal'in ürettiği bakır çözümlerinin enerjiden elektroniğe, otomotivden ileri teknoloji uygulamalarına kadar pek çok alanın altyapısında kullanıldığına işaret eden Turgut, "Geleceğin teknolojilerine güç veren Mega Metal olarak ABD'nin Güney Carolina eyaletindeki tesisimizde ticari üretim ve satış faaliyetlerine başladık." ifadesini kullandı.</p>
<p>Turgut, gelecek yıl üretim kapasitesini kademeli olarak tam kapasiteye ulaştırmayı planladıklarına değinerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"ABD'deki yatırımımızla Kuzey Amerika pazarındaki müşterilerimize daha yakın olmayı ve küresel arenada daha güçlü bir çözüm ortağı olmayı amaçlıyoruz. Bununla birlikte yenilenebilir enerji yatırımlarımızla üretimimizin enerji ihtiyacında temiz kaynakların payını artırmayı ve emisyon azaltım hedeflerimiz doğrultusunda ilerlemeyi sürdürüyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mega-metal-ykb-turgut-abddeki-tesisimizde-ticari-uretim-ve-satis-faaliyetlerine-basladik-91652</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/2/1280x720/cuneyt-ali-turgut-1794064278.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mega Metal&#039;in yılın dokuz ayında 1,55 milyar lira faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı elde ettiği bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Ali Turgut, &quot;Geleceğin teknolojilerine güç veren Mega Metal olarak ABD&#039;nin Güney Carolina eyaletindeki tesisimizde ticari üretim ve satış faaliyetlerine başladık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kacir-bilgenin-ilk-surumunu-cok-yakinda-gelistiricilerin-kullanimina-sunacagiz-91651</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 18:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kacır: BİLGE&#039;nin ilk sürümünü çok yakında geliştiricilerin kullanımına sunacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TRT tarafından 2017'den bu yana düzenlenen ve bu yıl "Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?" temasıyla gerçekleştirilen TRT World Forum, İstanbul Kongre Merkezi'nde devam ediyor.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, forum kapsamında düzenlenen ​​"Yapay Zeka Çağında Sorumluluğu Yönetmek" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, yapay zekanın insanlığın gelişiminin uzun tarihindeki bir dönüm noktasını temsil ettiğini dile getirdi.</p>
<p>Onlarca yıllık araştırmaların üzerine inşa edilen, devasa veri ve bilgi işlem gücüyle beslenen yapay zeka sistemlerinin artık dili anlayabildiğini, karmaşık örüntüleri tanıyabildiğini, içerik üretebildiğini ve bir zamanlar yıllarca süren insan uzmanlığı gerektiren sorunları çözebildiğini kaydeden Kacır, "Ancak en derin değişim, sadece bu sistemlerin neleri başarabileceğiyle ilgili değildir. İnsan muhakemesiyle makine özerkliği arasındaki ilişkiyi nasıl yeniden şekillendirdiğiyle ilgilidir." diye konuştu.</p>
<p>Yapay zekanın giderek artan özerkliğinin beraberinde sorumluluk ve güvenlik konularını getirdiğini vurgulayan Kacır, "Yetkiyi yapay zekaya devredebiliriz ancak sorumluluğu devredemeyiz." dedi.</p>
<p>Yüzyıllardır insanların yeteneklerini genişletmek için araçlar geliştirdiğini anlatan Kacır, talimatları yerine getiren makinelerden, bu talimatları uygularken belirli bir takdir yetkisi kullanabilen sistemlere doğru ilerlediğini söyledi.</p>
<p><strong>"Yapay zeka tarafından üretilen dezenformasyon toplumsal güveni tehdit ediyor"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, yapay zekanın, talimatların ötesine geçerek hata yapması veya zarara yol açması durumunda sorumluluğun kimde olacağı sorusunun önem kazandığını dile getirerek, bu sistemlerin güvenlik ihlalleri, ölümlü kazalar ve ayrımcı sonuçlar doğurabileceğine dikkati çekti.</p>
<p>Gelişmiş yapay zeka sistemlerindeki şeffaflık eksikliğinin hesap verebilirliği zorlaştırdığını ifade eden Kacır, yapay zeka geliştirmek için gereken kaynakların az sayıdaki teknoloji şirketinin elinde yoğunlaştığını anlattı.</p>
<p>Kacır, 2025'te dünyadaki kayda değer öncü yapay zeka modellerinin yüzde 90'ından fazlasının sektör tarafından geliştirildiğini, küresel yapay zeka işlem gücünün tahminen yüzde 70'inin ise yalnızca 5 şirketin elinde bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Yapay zekanın güvenli, adil ve sorumlu kullanımını sağlayacak evrensel ve bağlayıcı bir çerçeveden yoksun olunduğuna işaret eden Kacır, yapay zeka kaynaklı dezenformasyonun toplumsal güveni, kamusal tartışmaları ve kurumların güvenilirliğini tehdit ettiğini vurguladı.</p>
<p>Kacır, "Hükümetler, yapay zekanın giderek daha fazla yön verdiği bir dünyada net kurallar koyma, etkili gözetim sağlama ve temel hakları koruma konusunda temel bir sorumluluğa sahiptir. Ancak toplumu korumak ile inovasyonu ilerletmek el ele gitmelidir. İnsan merkezli ve risk temelli bir yaklaşım, önümüzdeki en doğru yolu sunmaktadır. Türkiye'nin yapay zekaya yaklaşımındaki anlayış işte budur." şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>"82 bin üniversite öğrencisine yapay zeka becerileri kazandırdık"</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkiye'nin yapay zeka alanındaki hedeflerini "araştırma, yenilikçilik ve sanayi üretimi ekosistemi üzerine" inşa ettiklerini belirterek, bugüne kadar 82 bin üniversite öğrencisine yapay zeka becerileri kazandırdıklarını bildirdi.</p>
<p>TÜBİTAK Yapay Zeka Enstitüsünün bilimsel uzmanlığı sanayinin ihtiyaçlarıyla buluşturduğunu, Yapay Zeka Ekosistem Çağrıları ile araştırmaların yenilikçi ürünlere, hizmetlere ve ekonomik değere dönüşmesini desteklediklerini anlatan Kacır, KOBİ'lerin de yapay zeka teknolojilerini benimseyerek verimliliklerini ve rekabet güçlerini artırmalarına yönelik çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.</p>
<p>Yapay zeka alanında nitelikli insan kaynağının geliştirilmesine yönelik eğitim ve yarışma programları düzenlediklerini belirten Kacır, TEKNOFEST ve Deneyap Teknoloji Atölyeleri gibi girişimlerle yeni nesil araştırmacı, mühendis ve girişimcilerin yetişmesine katkı sağladıklarını söyledi.</p>
<p>Kacır, ulusal süper bilgisayar altyapısının bilgi işlem kapasitesinden bugüne kadar 9 bin araştırmacının yararlandığını, Dijital Avrupa Programı ve EuroHPC Ortak Girişimi kapsamında ise araştırmacı ve girişimcilerin Avrupa'nın önde gelen süper bilgisayarlarında 100 milyon dolar değerindeki bilgi işlem kaynağına ücretsiz erişim sağladığını bildirdi.</p>
<p><strong>"En az 10 milyar dolarlık yatırım harekete geçireceğiz"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı ile yapay zeka ve veri merkezlerine yönelik yatırımları hızlandırdıklarını, bilgi işlem kapasitesini genişletiklerini ve Türkiye'nin büyüyen yapay zeka ekosistemini desteklemek için gereken altyapıyı inşa ettiklerini anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin 2030 Yapay Zeka Eylem Planı'nı hazırladıklarını anımsatan Kacır, hazırladıkları kapsamlı yol haritasının sorumlu inovasyonu, insan gözetimini ve toplumsal güveni yapay zeka hedeflerinin merkezine yerleştirdiğini vurguladı.</p>
<p>Kacır, farkındalık, fayda, inşa ve yön verme üzerine inşa edilen eylem planının önemine işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Amacımız, Türkiye'yi yapay zeka teknolojilerinde öncü ülkeler arasına yerleştirmektir. 5 milyon vatandaşımıza yapay zeka okuryazarlığı becerileri kazandırmayı, 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanının yanı sıra, bu teknolojileri farklı sektörlerde uygulayabilecek 100 bin profesyonel yetiştirmeyi hedefliyoruz. En az 2 bin kamu veri setini araştırmacılara ve girişimcilere açarak, gerçek dünya sorunlarına çözümler geliştirmeleri için onlara yeni fırsatlar sunacağız. Türkiye'nin veri merkezi kapasitesini 2030 yılına kadar en az 1 gigavata çıkaracak, veri merkezleri, bulut bilişim ve yapay zeka altyapısına özel sektör öncülüğünde en az 10 milyar dolarlık yatırım harekete geçireceğiz."</p>
<p><strong>"BİLGE'nin ilk sürümünü çok yakında geliştiricilerin kullanımına sunacağız"</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, Türkçe büyük dil modeli BİLGE'nin Türkiye'nin teknolojik bağımsızlığını güçlendireceğini, Türkçe ve yerel ekosistem için tasarlanmış yeni üretken yapay zeka uygulamalarının önünü açacağını söyledi.</p>
<p>Kacır, "BİLGE'nin ilk sürümünü çok yakında geliştiricilerin kullanımına sunarak girişimlerimizin, araştırmacılarımızın ve şirketlerimizin Türkiye'nin kendi yapay zeka yetkinlikleri üzerinde yeni ürün ve hizmetler inşa etmelerini sağlayacağız." diye konuştu.</p>
<p>Yapay zekanın güvenli ve sorumlu kullanımına yönelik düzenlemeler üzerinde de çalıştıklarını aktaran Kacır, uygulamaların taşıdığı risklere göre farklı yükümlülükler getirilmesini, yüksek riskli sistemlerde daha güçlü güvenceler ve insan gözetimi sağlanmasını hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Girişimci ve araştırmacıların yeni teknolojileri belirli kurallar çerçevesinde test edebilmesi için öncelikli sektörlerde düzenleyici deneme alanları oluşturacaklarını dile getiren Kacır, gizliliğin korunması, ayrımcılığın önlenmesi ve çocukların güvenliği konularında rehberlik yapacak Yapay Zeka Etik Kurulunu kuracaklarını söyledi.</p>
<p>Kacır, Türkiye'nin G20, OECD, UNESCO, Türk Devletleri Teşkilatı ve Birleşmiş Milletler gibi uluslararası platformlarda yapay zeka yönetişimi, güvenlik, hesap verebilirlik ve uluslararası işbirliğine yönelik çalışmalara katkı sunduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>"Yapay zeka ile şekillendirdiğimiz gelecek bir emanettir"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, yapay zeka çağında liderliğin yalnızca teknolojik güce sahip olmakla değil, bu teknolojinin risklerini yönetmek ve tüm insanlığın yararına kullanılmasını sağlamakla mümkün olacağını vurguladı.</p>
<p>Yapay zeka ile şekillenen geleceği "emanet" olarak nitelendiren Kacır, "Bizim dilimizde bir kelime vardır: 'Emanet'. Bizim gözetimimize bırakılan, korumak ve bizden sonrakilere devretmekle yükümlü olduğumuz bir değeri ifade eder. Yapay zeka ile şekillendirdiğimiz gelecek de işte böyle bir emanettir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kacır, Türkiye'nin insan onurunu koruyan ve tüm ülkelerin ortak geleceğin şekillendirilmesinde söz sahibi olmasını sağlayan küresel bir yapay zeka vizyonuna öncülük etmeye hazır olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kacir-bilgenin-ilk-surumunu-cok-yakinda-gelistiricilerin-kullanimina-sunacagiz-91651</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/1/1280x720/kacir-1794063995.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Kacır, &quot;BİLGE&#039;nin ilk sürümünü çok yakında geliştiricilerin kullanımına sunarak girişimlerimizin, araştırmacılarımızın ve şirketlerimizin Türkiye&#039;nin kendi yapay zeka yetkinlikleri üzerinde yeni ürün ve hizmetler inşa etmelerini sağlayacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-gm-ali-taha-koc-cop31i-onemli-bir-firsat-olarak-goruyoruz-91650</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell GM Ali Taha Koç: COP31’i önemli bir fırsat olarak görüyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Turkcell'in, "Sektör Ortağı" olarak destek verdiği COP31'de dijital ve yeşil dönüşüm vizyonunu uluslararası kamuoyuyla paylaşacağı bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Turkcell, sürdürülebilirlik alanındaki öncü çalışmaları, sektörde hayata geçirdiği ilk uygulamaları ve uluslararası başarılarıyla COP31'de yerini alacak.</p>
<p>Bu kapsamda Turkcell konferansta teknoloji ve sürdürülebilirliği ortak bir gelecek vizyonunda buluşturan yaklaşımını, somut yatırımlarını ve küresel iklim hedeflerine sunduğu katkıyı uluslararası kamuoyuyla paylaşacak.</p>
<p>Sürdürülebilirliği iş stratejisinin merkezine yerleştiren şirketin, yenilenebilir enerji yatırımları ve enerji verimliliğindeki uygulamalarıyla sektörde öne çıktığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, aktif yenilenebilir enerji kapasitesini 115,453 megavata (MW) ulaştıran şirket, 2 bin 400'den fazla baz istasyonu sahasında güneş enerjisinden yararlanıyor.</p>
<p>Veri merkezleri dahil elektrik tüketiminin tamamını yenilenebilir enerji sertifikalarıyla belgelendiren şirketin, 2026 sonuna kadar toplam yenilenebilir enerji kurulu gücünü 300 MW'a çıkarmayı hedeflediği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamanın devamında şu bilgilere yer verildi: "'Daha fazla bit, daha az vat' yaklaşımıyla hareket eden şirket, büyüyen veri trafiğine karşılık enerji tüketimini azaltmaya odaklanıyor. Şirket, 2025 yılında grup genelinde birim veri trafiği başına enerji tüketimini yaklaşık yüzde 23, toplam enerji tüketimini ise yüzde 7,3 azalttı.</p>
<p>5G şebekesinde kullanılan akıllı uyku modları sayesinde gigabayt başına enerji tüketiminde yüzde 85 tasarruf sağlanıyor. Turkcell, yapay zeka destekli şebeke yönetimiyle enerji kullanımını optimize ederken 'LEED Gold' sertifikalı veri merkezlerinde enerji ve su verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Şirket aynı zamanda, sürdürülebilir dönüşümün finansmanı kapsamında 2025'te 500 milyon dolarlık sürdürülebilir tahvil ihracı da gerçekleştirdi.</p>
<p>Şirket, COP31 kapsamında katılacağı oturumlarda, dijital altyapıların temiz enerjiye geçişte üstlendiği rolü ve telekomünikasyon sektörünün rolünü gündeme taşıyacak. Turkcell, dünya genelinde elektriğin enerji payının 2035'e kadar yüzde 35'e yükseltilmesi hedeflenen COP31'de, bu dönüşüme katkılarını ve rolünü aktaracak.</p>
<p>Turkcell, dijital dönüşümün toplumsal faydaya dönüşmesi için de eğitimden çevreye, dijital kapsayıcılıktan teknolojiye erişime uzanan geniş bir alanda çalışmalar yürütüyor. Eğitime Dönüştür, Zeka Gücü, Geleceği Yazanlar ve Dijital Bahar gibi projeleriyle çevre bilincinin artırılmasına, çocuk ve gençlerin dijital yetkinliklerinin geliştirilmesine, farklı yaş gruplarının yeni teknolojilerle buluşmasına ve dijital dünyada fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine katkı sağlıyor."</p>
<p><strong>Turkcell, iklim hedeflerini somut yatırımlarla destekliyor</strong></p>
<p>Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının küresel iklim eylemi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.</p>
<p>Koç, "Türkiye'nin dijital geleceğini şekillendirirken, sürdürülebilirlik alanındaki yatırımlarımızla da sektöre liderlik ediyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Yenilenebilir enerji kapasitesini 2050 net sıfır hedefleri doğrultusunda artırdıklarına işaret eden Koç, yapay zeka ve yeni nesil teknolojilerle enerji verimliliğinde öncü çözümlere imza attıklarını vurguladı.</p>
<p>Türkiye'de telekomünikasyon ve teknoloji sektöründe sera gazı azaltım hedeflerini Uluslararası Bilim Temelli Hedefler Girişimi (SBTİ) tarafından onaylanan tek şirket konumunda olduklarına dikkati çeken Koç, şunları kaydetti:</p>
<p>"CDP Tedarikçi Katılımı derecelendirmesinde de A notu alarak sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimindeki performansımızı uluslararası ölçekte tescilledik. COP31'de bu başarılarımızın arkasındaki vizyonumuzu, somut yatırımlarımızı ve gelecek hedeflerimizi uluslararası kamuoyuyla paylaşacağız. Ülkemizin ev sahipliğindeki COP31'i, iklim hedeflerini somut yatırımlarla buluşturmak ve küresel ölçekte somut iklim eylemini hızlandırmak için önemli bir fırsat olarak görüyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcell-gm-ali-taha-koc-cop31i-onemli-bir-firsat-olarak-goruyoruz-91650</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/0/1280x720/ali-taha-koc-1794063740.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, &quot;Ülkemizin ev sahipliğindeki COP31’i, iklim hedeflerini somut yatırımlarla buluşturmak ve küresel ölçekte somut iklim eylemini hızlandırmak için önemli bir fırsat olarak görüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ing-turkiyenin-aktif-buyuklugu-341-milyar-liraya-yukseldi-91648</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 17:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> ING Türkiye&#039;nin aktif büyüklüğü 341 milyar liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ING Türkiye, 2026 yılı üçüncü çeyrek konsolide finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, eylül sonu itibarıyla finansal kiralama alacakları dahil Türkiye ekonomisine 194 milyar lirası nakdi olmak üzere toplam 222,4 milyar liralık kredi desteği sağlayan bankanın mevduat büyüklüğü ise 223 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>Bankanın yılın dokuz ayında konsolide aktif toplamı 341 milyar lira, vergi öncesi kârı ise 2,1 milyar lira oldu ve toplam özkaynakları 26,2 milyar lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Açıklamada ING Türkiye'nin masrafsız ve zahmetsiz bankacılık yaklaşımını güçlendirme hedefine yönelik faaliyetlerini bu dönemde de sürdürdüğü bildirildi. Bu kapsamda bireysel müşteriler EFT, havale ve FAST işlemlerini ING Mobil üzerinden ücretsiz gerçekleştirebilirken, aidatsız kredi kartından da bu kapsamda yararlanabiliyor.</p>
<p>ING'nin dijital kanallar üzerinden gerçekleştirilen SWIFT işlemlerinde hem banka hem de muhabir banka masraflarını kaldırarak, Türkiye'de tüm bireysel müşterilerine masrafsız SWIFT hizmeti sunan ilk ve tek banka olarak öne çıktığı belirtildi. </p>
<p>Açıklamaya göre, yatırım araçlarını tek noktadan takip etme, analiz etme ve karşılaştırma imkânı sunarak ING Mobil'i kapsamlı bir yatırım platformu olarak konumlayan ING Türkiye, iştiraki ING Yatırım aracılığıyla yurt dışı piyasa hizmetini de hayata geçirdi.</p>
<p>Böylece yatırımcıların Amerika, Avrupa ve Asya piyasalarında işlem gören hisse senetlerini, ETF'ler ve vadeli işlem kontratlarına erişim sağlamaya başladığı ifade edildi.</p>
<p><strong>"ING Türkiye'nin nakdi kredi büyümesi yüzde 31 arttı"</strong></p>
<p>ING Türkiye Genel Müdürü Alper Gökgöz, küresel ekonomide jeopolitik risklerin, artan belirsizliklerin ve finansal piyasalardaki dalgalanmaların devam ettiği bir dönemde, müşterilerini ve ekonomiyi desteklemeye devam ettiklerini belirtti.</p>
<p>Gökgöz, dijitalleşme, müşteri ilişkilerinde derinleşme ve ING'nin küresel gücünü müşteriler için değere dönüştürme odağında büyümeyi sürdürdüklerini vurgulayarak, "Bu kapsamda yıl sonuna göre mevduatta yüzde 23, aktif büyüklüğümüzde ise yüzde 22 oranında artış kaydettik. Ayrıca, finansal kiralama alacakları dahil nakdi kredi büyümemiz yüzde 31 oranında gerçekleşti." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Müşterilerin finansal ihtiyaçlarını karşılarken bankacılığı daha kolay ve masrafsız hale getirmeye odaklanmaya devam edeceklerini vurgulayan Gökgöz, birikimi büyüyen müşterilerine dijital, bağımsız ve global bir yatırım deneyimi sunmayı önceliklendirdiklerini aktardı.</p>
<p>Gökgöz, ING'nin 18 ülkede 40'tan fazla piyasaya uzanan küresel ağı ve yatırım alanındaki uzmanlığı sayesinde, yatırımcıların dünyanın farklı bölgelerindeki fırsatlara erişimini kolaylaştırdıklarını vurgulayarak, bankanın global uzmanlık ve uluslararası deneyimini Türkiye'ye taşıyarak bu dönüşüme destek verdiğini kaydetti.</p>
<p>ING Grubu olarak 2020'den bu yana Türkiye odağında doğrudan finansman sağlayarak, finansmanı koordine ederek veya aracılık ederek yaklaşık 17 milyar avro sürdürülebilir finansmanı harekete geçirdiklerini vurgulayan Gökgöz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Antalya'da düzenlenecek olan COP31'in enerji dönüşümü, elektrifikasyon, yeşil yatırımlar ve iklim finansmanını küresel gündemin merkezine taşıyacağını düşünüyoruz. Uzun yıllardır COP süreçlerine aktif katılım gösteren ING Grubu olarak, müşterilerimizin sürdürülebilir büyüme yolculuğuna eşlik etmeyi ve Türkiye’nin düşük karbonlu ekonomiye geçişine katkı sağlamayı sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ing-turkiyenin-aktif-buyuklugu-341-milyar-liraya-yukseldi-91648</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/8/1280x720/alper-gokgoz-1762414012.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ING Türkiye&#039;nin aktif büyüklüğünün 341 milyar liraya çıktığı bildirildi. Genel Müdür Alper Gökgöz, &quot;Yıl sonuna göre mevduatta yüzde 23, aktif büyüklüğümüzde ise yüzde 22 oranında artış kaydettik. Ayrıca, finansal kiralama alacakları dahil nakdi kredi büyümemiz yüzde 31 oranında gerçekleşti.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gorgun-tedarikten-teknoloji-ihracina-62-projeden-1500-projeye-gelindi-91645</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 16:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tedarikten teknoloji ihracına, 62&#039;den 1500 projeye gelindi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı olarak 7 Kasım 1985’te kurulan, sonrasında Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak yapılandırılan Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Başkanlık olarak yeni yapısına ulaşan Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) 41. Yaşını kutluyor.</p>
<p>Başkanlık, merkezi olarak güvenlik alanındaki ihtiyaçları üretme, tedarik etme ve tüm süreçleri koordine etme görevi verilen Savunma Sanayii Başkanlığı gelinen aşamada, Başkanlığın ana faaliyetinin artık tedarik olmadığını, mevcut ihtiyaçlar yanında geleceğin ihtiyaçlarının da gözetildiği bir üretim ekosisteminin yönetimine dönüştü. </p>
<p>Savunma Sanayii Başkanlığı, 41. Kuruluş Yıldönümü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. SSB Başkanı Haluk Görgün, bu açıklamada, “Bir zamanlar yalnızca tedarik eden Türkiye'den, bugün tasarlayan, geliştiren, üreten, entegre eden ve ihraç eden Türkiye'ye geldik. Savunma Sanayii Başkanlığımız, yalnızca tedarik yapan bir kurum değil; ihtiyaç makamlarını, kamu kuruluşlarını, özel sektörü ve üniversiteleri ortak hedefler etrafında buluşturan, Ar-Ge'den tasarıma, üretimden ihracata kadar bütün süreçleri koordinasyon içinde yürüten, dünyada benzerine az rastlanan özgün bir kurumsal yapıdır. Bugün bu modelimizin farklı ülkeler tarafından da örnek alınması, 41 yıllık kurumsal birikimimizin ve savunma sanayii ekosistemimizin ulaştığı seviyenin önemli bir göstergesidir.” değerlendirmesinde bulundu. </p>
<p><strong>Yerlilik oranı yüzde 80’in üstünde</strong></p>
<p>Görgün değerlendirmesinde ana dönüşümlerden birinin ihtiyaçların yerli üretimle karşılanmasında yaşandığını, bu oranının yüzde 20’lerden yüzde 80’in üzerine taşındığını hatırlatarak, insansız hava araçlarından millî savaş gemilerine, hava savunma sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar geniş bir yelpazede özgün kabiliyetler kazanıldığını belirtti. Görgün, “Bir zamanlar yalnızca tedarik eden Türkiye'den, bugün tasarlayan, geliştiren, üreten, entegre eden ve ihraç eden Türkiye'ye geldik.” yorumunu yaptı.</p>
<p><strong>Geçen süreçte SSB ve sektörün büyümesi</strong></p>
<p>Açıklamada, savunma ve havacılık sektörünün geçtiği süreç de değerlendirildi. Bu kapsamda, 2000’li yılların başında 62 adet olan yürütülen projenin hali hazırda 1500’e, bu projelerin hacminin de 5,5 milyar dolardan 100 milyar doların üzerine çıktığı vurgulandı. </p>
<p>Sektörün yıllık 3,5 milyar dolar Ar-Ge harcaması yaptığı, ihracatın Ekim 2026 itibariyle yıllıklandırılmış olarak 11,3 milyar dolara ulaştığı kaydedildi. <br />Sektörde istihdam 135 bini aşarken, 2028 itibariyle 158 bin kişilik istihdam hedefleniyor. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gorgun-tedarikten-teknoloji-ihracina-62-projeden-1500-projeye-gelindi-91645</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/5/1280x720/gorgun-1794059154.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savunma Sanayii Başkanlığı’nın 41. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Başkan Görgün, “Bir zamanlar yalnızca tedarik eden Türkiye&#039;den, bugün tasarlayan, geliştiren, üreten, entegre eden ve ihraç eden Türkiye&#039;ye geldik.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pasabahce-cop31deki-yiyecek-icecek-servislerinde-yer-alacak-91649</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Paşabahçe COP31&#039;deki yiyecek-içecek servislerinde yer alacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Şişecam'ın, Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) "İklim Destekçisi" olarak katkı sunarken Paşabahçe ve NUDE Glass markaları da etkinliğin içecek sunumlarında kullanılacağı bildirildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, iki marka COP31'in diplomatik görüşmelerine ve resmi programlarına ev sahipliği yapacak Mavi Alan'da, Türkiye'nin köklü üretim mirası ile tasarım yetkinliği dünya sahnesinde temsil etmeyi hedefliyor.</p>
<p>Açıklamada, "Zirve kapsamında düzenlenecek gala yemeği ile VIP ağırlama alanlarındaki tüm içecek sunumları, Türkiye'den doğarak küresel ölçekte başarıya ulaşan Paşabahçe ve NUDE koleksiyonlarıyla gerçekleştirilecek. Zirve boyunca dünya liderlerine ve üst düzey konuklara sunulacak geleneksel Türk çayı ve kahvesi ikramlarının yanı sıra tüm içecek servisleri, Paşabahçe ve NUDE koleksiyonlarıyla gerçekleştirilecek. Paşabahçe, Türk ağırlama kültürünü yansıtan ürünleriyle, NUDE ise çağdaş tasarım anlayışını temsil eden koleksiyonlarıyla COP31 deneyiminin bir parçası olacak." denildi. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pasabahce-cop31deki-yiyecek-icecek-servislerinde-yer-alacak-91649</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/9/1280x720/pasabahce-cay-bardagi-1794062761.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Paşabahçe ve NUDE Glass markaları COP31&#039;in içecek sunumlarında kullanılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arikan-hedefimiz-samautonun-yerlilik-oranini-yuzde-30un-uzerine-cikarmak-91646</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arıkan: Hedefimiz, SamAuto&#039;nun yerlilik oranını yüzde 30&#039;un üzerine çıkarmak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Anadolu Isuzu, Özbekistan merkezli ticari araç üreticilerinden SamAuto'nun yüzde 75,2 hissesini devralmasıyla başlattığı yurt dışı üretim tesisi yatırımıyla Orta Asya ve Afrika pazarlarında büyümeyi hedefliyor.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre yaklaşık 45 yıllık üretim deneyimi, AR-GE yetkinlikleri ve geniş ürün gamıyla küresel büyümesini sürdüren şirket, 4 kıtada 45'i aşkın ülkenin ihtiyaçlarına yönelik ulaşım çözümleri sunuyor.</p>
<p>İlk yurt dışı üretim tesisi yatırımı olan Özbekistan'daki SamAuto'nun satın alınmasıyla Orta Asya'daki varlığını güçlendiren markanın, büyüyen ekonomisi, gelişen otomotiv pazarı ve çevre ülkelere erişim imkanı dolayısıyla bu ülkeyi stratejik merkez olarak konumlandırdığı bildirildi.</p>
<p>SamAuto'nun toplam 175 bin metrekarelik alana yayılan üretim tesisinde otobüs, kamyon ve pikap segmentlerinde 60'tan fazla modelin yanı sıra 35'in üzerinde farklı tipte özel amaçlı araç üstyapısı bulunuyor.</p>
<p>Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, Özbekistan'ın önde gelen ticari araç üreticilerinden SamAuto'nun yüzde 75,2 hissesini devralmalarının, uluslararası büyüme stratejilerinde önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi.</p>
<p>Arıkan, Özbekistan'ın yatırım açısından taşıdığı değere dikkati çekerek, SamAuto'nun gerçekleştirdikleri ilk yurt dışı üretim tesisi yatırımı olduğunu belirtti.</p>
<p>SamAuto'yu bünyelerine katarak üretim kapasitelerini genişletirken Orta Asya'daki varlıklarını da güçlendirdiklerini vurgulayan Arıkan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Anadolu Isuzu'nun mühendislik bilgi birikimini, üretim deneyimini ve teknolojik altyapısını SamAuto'nun üretim kabiliyetiyle buluşturarak bölgede güçlü ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz. Bu yatırımı Türkiye ile Özbekistan arasındaki sanayi işbirliğini geliştiren, yerel tedarik zincirini güçlendiren ve uzun vadeli değer yaratan stratejik bir hamle olarak görüyoruz."</p>
<p>Arıkan, şirketin Özbekistan ve Orta Asya'daki hedeflerini Anadolu Grubu'nun "Vizyon 2035" stratejisi doğrultusunda şekillendirdiklerini ifade ederek, önceliklerinin SamAuto'yu bölge için stratejik üretim ve tedarik merkezi haline getirmek olduğunu vurguladı.</p>
<p><strong>"SamAuto'da yerlilik oranını yüzde 30'un üzerine çıkarmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Arıkan, yatırım yaptıkları coğrafyalarda kalıcı değer üretmeyi amaçladıklarını dile getirdi.</p>
<p>"Türkiye'de yıllar içinde oluşturduğumuz güçlü yerli yan sanayi ekosistemini Özbekistan'da da geliştirmek istiyoruz." diyen Arıkan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu kapsamda temel hedeflerimizden biri, SamAuto'nun otobüs, kamyon ve pikap üretiminde yerlilik oranını yüzde 30'un üzerine çıkarmak. Yerel bilgi birikimini uluslararası deneyim ve teknolojiyle buluşturarak daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı oluşturacağımıza inanıyoruz. Bölgesel liderlik hedefimiz doğrultusunda Orta Asya'da modern ulaşım çözümlerini daha erişilebilir kılarken uluslararası ölçekte daha güçlü bir üretim ve inovasyon ağı kurmayı hedefliyoruz."</p>
<p>Arıkan, SamAuto yatırımıyla Orta Asya başta olmak üzere Doğu Avrupa ve Afrika pazarlarına hızlı erişim sağlayacak bölgesel üretim altyapısı kurduklarını söyledi.</p>
<p>Yerinde üretim modeliyle operasyonel verimliliği artırdıklarını ve farklı pazarların değişen ihtiyaçlarına hızla yanıt verdiklerini belirten Arıkan, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Özbekistan'ın üretim ve lojistik avantajlarından yararlanarak yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlardaki rekabet gücümüzü artırmayı amaçlıyoruz. Halihazırda 9 ülkeye ihracat gerçekleştiren SamAuto'nun Afrika ve Orta Doğu ülkelerine açılarak ihracat pazarlarını genişletmesini planlıyoruz. Orta vadeli stratejimizin önemli unsurlarından birini, SamAuto'nun üretim ve tedarik kapasitesinin geliştirilmesi oluşturuyor. Bu doğrultuda yerel üretim yetkinliklerini artırmaya, tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye ve uzun vadeli işbirliklerine dayanan güçlü bir ekosistem kurmaya odaklanıyoruz."</p>
<p>Ticari araç sektörünün teknolojik yenilikler doğrultusunda kapsamlı dönüşümden geçtiğine dikkati çeken Arıkan, güçlü AR-GE yetkinlikleriyle bu sürecin aktif parçası olduklarını dile getirdi.</p>
<p>Özbekistan tesislerinde bilgi ve teknoloji transferini hızlandırdıklarını vurgulayan Arıkan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Önceliklerimiz arasında yerel tedarik zincirinin geliştirilmesi, üretim yetkinliklerinin güçlendirilmesi ve sürdürülebilir bir üretim ekosisteminin oluşturulması bulunuyor. Bu kapsamda Türkiye ve Özbekistan'daki şirketler arasındaki sanayi işbirliğini geliştirmeye yönelik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Önümüzdeki dönemde Orta Asya'da modern ulaşım çözümlerini daha erişilebilir kılma ve uluslararası ölçekte güçlü bir üretim ve inovasyon ağı oluşturma hedefimiz doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arikan-hedefimiz-samautonun-yerlilik-oranini-yuzde-30un-uzerine-cikarmak-91646</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/9/1280x720/tugrul-arikan-1759230007.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye&#039;de yıllar içinde oluşturdukları güçlü yerli yan sanayi ekosistemini Özbekistan&#039;da da geliştirmek istediklerini belirten Anadolu Isuzu Genel Müdürü Tuğrul Arıkan, &quot;Bu kapsamda temel hedeflerimizden biri, SamAuto&#039;nun otobüs, kamyon ve pikap üretiminde yerlilik oranını yüzde 30&#039;un üzerine çıkarmak. Yerel bilgi birikimini uluslararası deneyim ve teknolojiyle buluşturarak daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı oluşturacağımıza inanıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-telekoma-patent-odulu-91647</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk Telekom&#039;a patent ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Telekom'un, 2025 yılında yerli patent ve faydalı model başvurularında firmalar kategorisinde elde ettiği birincilik dolayısıyla Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından ödüllendirildiği bildirildi.</p>
<p>Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak'ı şirketin İnovasyon ve Test Merkezi'nde ağırladı.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre ziyarette, Türk Telekom'un merkezde yürüttüğü AR-GE çalışmaları ve geliştirdiği yeni nesil teknolojik çözümler konusunda bilgi paylaşılırken şirketin 2025 yılı yerli patent ve faydalı model başvurularında firmalar kategorisinde elde ettiği birinciliği belgeleyen ödül de Durak tarafından Şahin'e takdim edildi.</p>
<p>Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, sosyal medya hesabında yayımladığı mesajda şunları kaydetti:</p>
<p>"Ülkemizin inovasyon kapasitesinin güçlenmesine kıymetli katkılar sunan Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak'ı Türk Telekom İnovasyon ve Test Merkezimizde ağırlamaktan memnuniyet duyduk. Merkezimizde yürüttüğümüz AR-GE çalışmalarını ve geliştirdiğimiz yeni nesil çözümleri paylaştığımız bu ziyarette, 2025 yılı yerli patent ve faydalı model başvurularında firmalar kategorisindeki birinciliğimizi belgeleyen ödülümüzü de kendilerinden aldık. Yerli mühendislerimizin bilgi birikimi, emeği ve yenilikçi fikirleriyle elde ettiğimiz bu başarıdan gurur duyuyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın gayretiyle 2026’da da liderliğimizi sürdüreceğimize yürekten inanıyorum. Sayın Durak'a nazik ziyaretleri ve kıymetli değerlendirmeleri için teşekkür ediyorum. Ülkemiz için üretmeye, yerli ve milli teknolojiler geliştirmeye ve Milli Teknoloji Hamlesi'ne güç katmaya devam edeceğiz."</p>
<p>Türk Patent ve Marka Kurumu Başkanı Muhammed Zeki Durak da sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Türk Telekom CEO'su Sayın Ebubekir Şahin ile bir araya geldik. 2025 yılında en fazla yerli patent ve faydalı model başvurusu yapan, aynı zamanda yapay zeka alanında en fazla patent başvurusu gerçekleştiren şirket olan Türk Telekom'un başarı belgesini, şirket adına Sayın Ebubekir Şahin’e takdim ettim.</p>
<p>Ziyaretimiz kapsamında Türk Telekom 6G Araştırma Merkezi'nde 6G ve yeni nesil yerli teknolojiler alanında yürütülen çalışmaları yerinde inceledik. Türk Telekom'u başarılarından ve Milli Teknoloji Hamlesi’ne sunduğu katkılardan dolayı tebrik ediyor, Sayın Ebubekir Şahin'e nazik misafirperverlikleri için teşekkür ediyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turk-telekoma-patent-odulu-91647</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/7/1280x720/34-1794061374.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Telekom CEO&#039;su Ebubekir Şahin, &quot;Merkezimizde yürüttüğümüz AR-GE çalışmalarını ve geliştirdiğimiz yeni nesil çözümleri paylaştığımız bu ziyarette, 2025 yılı yerli patent ve faydalı model başvurularında firmalar kategorisindeki birinciliğimizi belgeleyen ödülümüzü de kendilerinden aldık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/borsa-haftayi-yuzde-672-artisla-kapatti-91636</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa, haftayı yüzde 6,72 artışla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 6,72 artışla 11.482,60 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 10.626,34 puanı, en yüksek 11.617,00 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 9,21 artışla 13.532,30 puana, sanayi endeksi yüzde 5,87 yükselişle 13.745,16 puana, hizmetler endeksi yüzde 9,93 artışla 10.122,52 puana çıkarken, teknoloji endeksi yüzde 2,42 gerileyerek 35.143,95 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 33,28 ile CW Enerji oldu. Onu yüzde 30,40 ile CVK Maden ve yüzde 27,89 ile Batıçim Batı Anadolu Çimento izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında bu hafta en çok değer kaybeden ise yüzde 9,65 ile Doğuş Otomotiv olurken onu yüzde 8,56’lık gerilemeyle Akfen Yenilenebilir Enerji ve yüzde 6,58’lik düşüşle Şok Marketler takip etti.</p>
<p>Borsa İstanbul’da hisseleri işlem gören şirketler arasında piyasa değeri en yüksek şirket, yaklaşık 1 trilyon 512 milyar 780 milyon lirayla ASELSAN oldu. ASELSAN’ı yaklaşık 650 milyar 294 milyon lirayla Tüpraş ve 606 milyar 60 milyon lirayla Garanti BBVA izledi.</p>
<p><strong>Altın ve döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 3,57 artışla 6 bin 520 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,24 artışla 42 bin 928 liraya yükseldi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 3,97 üzerinde 10 bin 750 liraya çıktı.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,42 artarak 50,1580 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 0,37 artışla 55,9290 liraya yükseldi.</p>
<p>Geçen hafta 66,8820 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,24 artışla 67,0430 liraya çıktı.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,89 değer kazanarak 61,1530 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/borsa/borsa-haftayi-yuzde-672-artisla-kapatti-91636</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/bist-borsa-istanbul.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa, haftayı yüzde 6,72 artışla 11.482,60 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 3,57, cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 4,24, çeyrek altının satış fiyatı yüzde 3,97 arttı. Doların satış fiyatı yüzde 0,42, euronun satış fiyatı da yüzde 0,37 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/10-ayda-2168-milyon-hava-yolcusu-91635</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 ayda 216,8 milyon hava yolcusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Genel Müdürlüğünün ekim ayına ait hava yolu uçak, yolcu ve yük istatistiklerini değerlendirdi.</p>
<p>Yazılı açıklamada, söz konusu ayda havalimanlarında iniş-kalkış yapan uçak sayısının iç hatlarda 80 bin 479, dış hatlarda ise 90 bin 428 olduğunu belirten Uraloğlu, toplam uçak trafiğinin üst geçişlerle birlikte 224 bin 958'e ulaştığını ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, ekimde Türkiye genelinde hizmet veren havalimanlarında iç hat yolcu trafiğinin 9 milyon 43 bin 935, dış hat yolcu trafiğinin ise 14 milyon 589 bin 627 olduğu bilgisini paylaştı.</p>
<p>Aynı ayda havalimanlarında direkt transit yolcularla birlikte toplam 23 milyon 646 bin 999 yolcuya hizmet verildiğini aktaran Uraloğlu, geçen yılın aynı ayıyla kıyaslandığında iç hat yolcu trafiğinde yüzde 1,8 artış gerçekleştiğini kaydetti.</p>
<p>Uraloğlu, ekimde havalimanları yük trafiğinin iç hatlarda 81 bin 906 ton, dış hatlarda 380 bin 846 ton olmak üzere toplam 462 bin 752 tona ulaştığını bildirdi.</p>
<p><strong>Yolcu sayısı 10 ayda 216 milyonu geçti</strong></p>
<p>Havalimanlarına iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin ocak-ekim döneminde iç hatlarda 837 bin 920, dış hatlarda 797 bin 2 olduğunu, üst geçişlerle birlikte toplam uçak trafiğinin 2 milyon 79 bin 460'a ulaştığını vurgulayan Uraloğlu, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Türkiye geneli havalimanlarında iç hat yolcu trafiği 90 milyon 753 bin 635, dış hat yolcu trafiği ise 125 milyon 959 bin 231 oldu. Bu dönemde direkt transit yolcularla birlikte toplam 216 milyon 803 bin 230 yolcuya hizmet verildi. Böylece yılın 10 ayında Türkiye nüfusunun 2,5 katından fazla yolcuya hizmet verdik. 2025 yılının aynı dönemiyle kıyaslandığında direkt transit dahil toplam yolcu trafiğinde yüzde 2,5 artış oldu. 10 ayda havalimanları yük trafiği iç hatlarda 833 bin 685 ton, dış hatlarda 3 milyon 753 bin 887 ton olmak üzere toplam 4 milyon 587 bin 572 tona ulaştı. Geçen yılın ocak-ekim dönemiyle kıyaslandığında toplam yük trafiği yüzde 1,3 arttı."</p>
<p><strong>İstanbul Havalimanı 10 ayda yaklaşık 72 milyon yolcuya hizmet verdi</strong></p>
<p>Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nda anılan ayda uçak trafiğinin iç hatlarda 9 bin 690, dış hatlarda 37 bin 307 olmak üzere toplam 46 bin 997'ye ulaştığını, iç hatlarda 1 milyon 437 bin 823, dış hatlarda 6 milyon 28 bin 876 olmak üzere toplam 7 milyon 466 bin 699 yolcuya hizmet verildiğini ifade etti.</p>
<p>Ocak-ekim döneminde ise iç hatlarda 103 bin 367, dış hatlarda 358 bin 183 olmak üzere toplam 461 bin 550 uçak trafiği gerçekleştiğini belirten Uraloğlu, "İç hatlarda 15 milyon 3 bin 545, dış hatlarda 56 milyon 966 bin 23 olmak üzere toplam 71 milyon 969 bin 568 yolcu trafiği gerçekleşti." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Uraloğlu, ekimde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndaki uçak ve yolcu trafiği hakkında da bilgi vererek, iniş-kalkış yapan uçak trafiğinin iç hatlarda 10 bin 898, dış hatlarda 15 bin 70 olmak üzere toplam 25 bin 968 olarak gerçekleştiğini bildirdi.</p>
<p>Yolcu trafiğinin iç hatlarda 2 milyon 26 bin 612, dış hatlarda 2 milyon 663 bin 126 olmak üzere toplam 4 milyon 689 bin 738 olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, söz konusu havalimanında 10 aylık süreçte iç hatlarda 106 bin 835, dış hatlarda 134 bin 517 olmak üzere toplam 241 bin 352 uçak trafiği gerçekleştiğinin altını çizdi.</p>
<p>Uraloğlu, iç hatlarda 19 milyon 492 bin 444, dış hatlarda 23 milyon 146 bin 131 olmak üzere toplam 42 milyon 638 bin 575 yolcuya hizmet verildiğini, ayrıca İstanbul Atatürk Havalimanı'nda ekimde 1956, 10 aylık dönemde ise 21 bin 979 uçak trafiği gerçekleştiğini aktardı.</p>
<p><strong>Turizm merkezleri 56,6 milyon yolcu ağırladı</strong></p>
<p>Dış hat trafiğinin yoğun olduğu turizm merkezlerindeki havalimanlarındaki yolcu sayısına ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, 10 ayda iç hatlarda 18 milyon 136 bin 949, dış hatlarda 38 milyon 499 bin 836 olmak üzere toplam 56 milyon 636 bin 785 yolcuya hizmet verildiğine dikkati çekti.</p>
<p>Uraloğlu, iç hatlarda 134 bin 168, dış hatlarda 237 bin 657 olmak üzere toplam 371 bin 825 uçak trafiği gerçekleştiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda 10 aylık dönemde 11 milyon 477 bin 24 yolcuya hizmet verildi. Antalya Havalimanı'nda 34 milyon 837 bin 605, Muğla Dalaman Havalimanı'nda 5 milyon 184 bin 122 yolcu trafiği gerçekleşti. Muğla-Milas-Bodrum Havalimanı'nda ise 4 milyon 315 bin 889 yolcuya hizmet verilirken Gazipaşa Alanya Havalimanı'nda 822 bin 145 yolcu trafiği gerçekleşti."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/10-ayda-2168-milyon-hava-yolcusu-91635</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/istanbul-havalimani-iga.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Uraloğlu, yılın 10 ayında direkt transit yolcularla birlikte hava yolunda toplam 216,8 milyon yolcuya hizmet verildiğini açıkladı. Uraloğlu, &quot;Böylece yılın 10 ayında Türkiye nüfusunun 2,5 katından fazla yolcuya hizmet verdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cop31-jeneratorlerinde-yerli-biyodizel-kullanimi-icin-ozel-izin-91633</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31 jeneratörlerinde &#039;yerli biyodizel kullanımı&#039; için özel izin</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Küresel İklim Zirvesi COP31'de kullanılacak jeneratörlerde tüketilmek üzere azami 3 milyon litre B100 biyodizelin lisanslı üreticilerden doğrudan temin edilmesine izin verdiğini bildirdi.</p>
<p>EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, COP31'in Türkiye açısından taşıdığı öneme dikkati çekerek organizasyon kapsamında yerli biyodizel kullanımının enerji dönüşümü ve sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sağlayacağını belirtti.</p>
<p>COP31'in yalnızca ülkelerin iklim politikalarını ve hedeflerini değerlendireceği bir diplomasi platformu olmadığını, aynı zamanda sürdürülebilir bir gelecek için somut adımların ve uygulamaların sergileneceği önemli bir organizasyon olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"İklim değişikliği, sınırları aşan etkileri nedeniyle bütün dünyanın ortak hareket etmesini gerektiren en önemli meselelerden biri. COP31'in Türkiye'de gerçekleştirilecek olması, ülkemizin küresel iklim mücadelesindeki sorumluluğunu ve katkısını ortaya koyması bakımından son derece kıymetli. Antalya'da dünyanın dört bir yanından gelecek temsilcileri ağırlarken sürdürülebilirlik alanındaki hedeflerimizi yalnızca sözlerle değil, somut uygulamalarla da ortaya koymalıyız. Bu anlayışla, konferans kapsamında elektrik üretiminde yerli biyodizel kullanılmasını önemsiyoruz."</p>
<p>Yılmaz, COP31 kapsamında kurulacak jeneratörlerde kullanılmak üzere azami 3 milyon litre B100 biyodizelin yurt içindeki lisanslı üreticilerden doğrudan temin edilmesine izin verildiğini belirterek "Biyodizel, özellikle atık bitkisel yağların değerlendirilmesi yoluyla hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli kazanımlar sağlayan yenilenebilir yakıt seçeneklerinden biri. Kullanılmış bitkisel yağların çevreye ve su kaynaklarına zarar vermek yerine enerji üretiminde değerlendirilebilmesi, döngüsel ekonomi anlayışının da önemli bir örneğini oluşturuyor. Bu sayede atık olarak görülen bir kaynak ekonomiye kazandırılırken yerli üretim ve tedarik imkanları da destekleniyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sürdürülebilir ham maddelerden uygun üretim süreçleriyle elde edilen biyodizelin yaşam döngüsü boyunca sera gazı emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayabileceğini belirten Yılmaz, "Yerli biyodizel kullanımının böylesine önemli bir uluslararası organizasyonda hayata geçirilecek olması, ülkemizin yenilenebilir yakıt alanındaki üretim ve uygulama kapasitesinin tanıtılması açısından da değer taşıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>EPDK tarafından verilen özel iznin yalnızca COP31'de elektrik üretimi amacıyla kullanılacak jeneratörleri kapsadığını kaydeden Yılmaz, uygulamanın belirli şartlara tabi olduğunu ifade etti. Buna göre temin edilecek biyodizel başka yakıtlarla karıştırılamayacak, üçüncü kişilere satılamayacak veya devredilemeyecek. Tedarik, kullanım ve iade süreçleri kayıt altına alınarak izlenebilirlik sağlanacak.</p>
<p>Yılmaz, COP31 kapsamında hayata geçirilecek uygulamanın sürdürülebilir enerji çözümlerinin yaygınlaştırılması ve yerli yenilenebilir yakıt üretiminin desteklenmesi bakımından önemli bir örnek oluşturacağını belirterek, Türkiye'nin enerji dönüşümüne yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüğünü ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cop31-jeneratorlerinde-yerli-biyodizel-kullanimi-icin-ozel-izin-91633</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/EPDK-Baskani-Mustafa-Yilmaz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, Küresel İklim Zirvesi COP31 kapsamında elektrik üretiminde yerli biyodizel kullanılması için özel izin verdiğini duyurdu. Başkan Mustafa Yılmaz, &quot;Antalya&#039;da dünyanın dört bir yanından gelecek temsilcileri ağırlarken sürdürülebilirlik alanındaki hedeflerimizi yalnızca sözlerle değil, somut uygulamalarla da ortaya koymalıyız. Bu anlayışla, konferans kapsamında elektrik üretiminde yerli biyodizel kullanılmasını önemsiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-ildeki-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-91631</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 ildeki petrol arama ruhsatı uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün petrol hakkına müteallik kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) başvurusu değerlendirilerek Diyarbakır ve Mardin'de sahip olduğu petrol arama ruhsatının süresinin uzatılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Karar kapsamında 42 bin 316 hektar yüzölçümüne sahip kara sahasındaki petrol arama ruhsatının süresi, 24 Kasım 2028'e kadar uzatıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-ildeki-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-91631</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/TPAO.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun Diyarbakır ve Mardin&#039;deki petrol arama ruhsatının süresi  yıl uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uludagda-kis-kendini-gosterdi-pistler-beyaza-burundu-91644</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uludağ’da kış kendini gösterdi, pistler beyaza büründü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Uludağ’da etkisini gösteren kar yağışıyla birlikte yollar adeta beyaza bürünürken, bölgede trafik güvenliğinin sağlanması amacıyla jandarma ekipleri harekete geçti. Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Karayollarına bağlı ekipler, sürücüleri kış şartlarına karşı uyarırken araçlarda kış lastiği kontrolü gerçekleştirdi. Kış lastiği bulunmayan araçların ise bölgeye çıkışına izin verilmeyerek geri çevrildi. Yağışla birlikte 1’inci ve 2’nci Oteller Bölgesi’ndeki pistler beyaza büründü. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aef1f48f2742-1794056008.jpg" alt="" width="478" height="850" /></p>
<h2><strong>"Hava sıcaklığı sıfırın altında 4 derece"</strong></h2>
<p>Yolların kapanmaması için Karayolları 14’üncü Bölge Müdürlüğü ekipleri çalışmalarını sürdürüyor. Hava sıcaklığının sıfırın altında 4 derece olarak ölçüldüğü Uludağ’da, kar yağışının aralıklarla devam etmesi bekleniyor. Kar yağışını görmek isteyen vatandaşlar, beyaza bürünen bölgede hareketlilik oluşturdu. Jandarma ekiplerinin denetimleri sürerken, sürücülere kış şartlarına uygun ekipmanlarla yola çıkmaları konusunda uyarılarda bulunuldu. Öte yandan karla kaplanan yolları açmak için kar küreme araçları sabahın ilk ışıklarına dek yolu açmak için çalıştı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uludagda-kis-kendini-gosterdi-pistler-beyaza-burundu-91644</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/uludagda-kis-kendini-gosterdi-pistler-beyaza-burundu-1794056040.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kış turizminin önemli merkezlerinden Uludağ’da kar yağışı başladı. Hava sıcaklığının sıfırın altında 4 derece olduğu zirvede, yağışın aralıklarda devam etmesi bekleniyor. Kar yağışını fırsat bilen bazı vatandaşlar Uludağ’a akın ederken, jandarma ekipleri de kış şartlarına karşı denetimlerini artırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vw-turkiyeye-firsat-avrupaya-mesaj-91622</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 10:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> VW; Türkiye&#039;ye fırsat, Avrupa&#039;ya mesaj</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon soruşturmasını haberleştiren dört gazeteci hakkında toplamda 59 yılı aşan hapis cezası talep edildi. Murat Ağırel ve İsmail Saymaz için ayrı ayrı 14 yıl 10 ay, Şaban Sevinç için 18 yıl 11 ay 15 gün, Sözcü editörü Mustafa Balcı için ise 10 yıl 10 aya kadar hapis istendi.</p>
<p>Ağırel ve Saymaz hakkındaki iddianameye, 7 Ekim'de Sözcü TV'de yayımlanan programdaki açıklamaları dayanak gösterildi. Savcılık, gazetecilerin Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ı fon soruşturmasıyla ilişkilendiren ifadelerinin somut bilgi ve belgelerle desteklenmediğini, Bolat'ın yatırım bilgilerinin paylaşılmasının da kişisel verilerin hukuka aykırı açıklanması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu.</p>
<p>Sevinç ve Balcı hakkındaki iddianamede ise AKP Sözcüsü Ömer Çelik ile fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar'a ilişkin paylaşımlar suçlama konusu yapıldı. İki gazeteci hakkında hakaret, iftira ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçlarından ceza istendi. Tutuklu bulunan gazetecilerin ilk duruşması 27 Kasım'da yapılacak. Yargılamaların dikkat çeken yönü, fon krizinin kendisinden çok bu krizi haberleştiren gazetecilerin ağır hapis cezalarıyla karşı karşıya kalması. Fon soruşturmasında sorumluların ve yatırımcıların kayıplarına ilişkin sorular yanıt beklerken, haber ve yorumları nedeniyle gazeteciler hakkında onlarca yıllık hapis taleplerinin gündeme gelmesi, yargı sürecinin öncelikleri konusunda tartışma yarattı.</p>
<h2>100 il, 1000 ilçe: Yeni bir devlet ve seçim tasarımı mı? </h2>
<p>■ MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye’nin idari haritasını değiştirecek “100 İl, 1000 İlçe” projesinin ayrıntılarını açıkladı. Mevcut 81 ile 19 yeni il, 922 ilçeye de 78 yeni ilçe eklenmesini öngören proje, yalnızca idari sınırların yeniden çizilmesi değil, devlet yönetiminin ve siyasi dengelerin yeniden şekillenmesi tartışmasını da beraberinde getiriyor.</p>
<p>Bahçeli, yeni il ve ilçelerin belirlenmesinde nüfus, coğrafi konum, stratejik önem, ekonomik gelişme potansiyeli ve kamu hizmetlerine erişim gibi ölçütlerin esas alınacağını belirtti. Nihai kararın TBMM tarafından verilmesi, düzenlemenin ise ilerleyen aşamada yasa teklifi olarak Meclis’e sunulması bekleniyor. Türkiye’nin nüfusu 1 Temmuz 2026 itibarıyla 86,3 milyona ulaşırken, üç ilin nüfusu 100 binin, 20 ilin nüfusu ise 300 binin altında. Yeni iller kurulması, vatandaşların kamu hizmetlerine erişimini kolaylaştırabilir. Ancak her yeni il; valilik, kamu kurumları, bütçe ve yeni idari kadrolar anlamına geliyor. Dolayısıyla düzenlemenin bürokrasiyi ve kamu harcamalarını büyütme riski de var.</p>
<p><strong>Seçim haritasına etkisi ne olacak? </strong></p>
<p>Projenin siyasi boyutu da göz ardı edilemez. Yeni illerin kurulması, yalnızca idari yapıyı değil, seçim çevrelerini ve milletvekili dağılımını da etkileyebilir. Nüfus ve seçim çevresi düzenlemelerine bağlı olarak Meclis’teki temsil dengeleri değişebilir. Yeni idari merkezlerin kurulması, yerel siyasi ilişkileri ve seçmen davranışlarını da etkileyebilir.</p>
<p>Bu değişikliklerin Cumhur İttifakı açısından bir seçim avantajına dönüşüp dönüşmeyeceği ise yeni illerin nerelerde kurulacağına ve bu bölgelerin siyasi dağılımına bağlı. Bahçeli’nin projeyi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve “Terörsüz Türkiye” süreciyle birlikte gündeme getirmesi de dikkat çekici. Bu durum, önerinin basit bir idari reformdan çok, devletin kurumsal yapısını ve siyasi dengeleri yeniden düzenleme arayışının parçası olabileceğini düşündürüyor. Henüz yasalaşmış bir düzenleme yok. Ancak 100 il hedefi, hayata geçirilmesi halinde Türkiye’nin yalnızca idari haritasını değil, seçim siyasetinin dengelerini de değiştirebilecek bir proje niteliği taşıyor.</p>
<h2>İBB'de, DEM Parti hesapları etkileyebilir </h2>
<p>■ DEM Parti’nin, 2024 yerel seçimlerinde “kent uzlaşısı” kapsamında CHP listelerinden belediye meclislerine giren üyelerinin kendi partilerine katılacağını açıklaması, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’ndeki siyasi dengeleri yeniden gündeme taşıdı. Karar sonrasında DEM Parti’nin ayrı grup olarak hareket etmesi beklenirken, CHP ile yerel işbirliğinin devam edip etmeyeceği tartışılmaya başlandı.</p>
<p>Yeni Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, DEM Parti ile İstanbul’daki işbirliğinin süreceğini belirtirken, DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli önemli bir mesaj verdi. Temelli, İBB Meclisi’ndeki dengelerin değişmesini istemediklerini belirterek, “O dengeler İstanbul halkının tercihiyle oluştu. Bu dengeler ancak yine İstanbul halkının tercihiyle değişebilir. Transferlerle, müdahalelerle olacak dengeleri kabul etmiyoruz” dedi. Temelli DEM Parti’nin kendi grubuyla hareket edeceğini, ancak kent uzlaşısının ortak hukukuna bağlı kalacağını vurguladı. Parti geçişleriyle DEM Parti’nin İBB Meclisi’nde 18 üyeye ulaşması bekleniyor. CHP ve Yeni Parti gruplarının toplamı ile Cumhur İttifakı’nın sandalye sayısının birbirine yaklaşması, DEM Parti’nin özellikle kritik oylamalardaki tutumunu önemli hale getiriyor. CHP Sözcüsü Müslim Sarı da DEM Parti’nin bu tabloda “anahtar grup” konumuna geleceğine dikkat çekti.</p>
<p><strong>İstanbul’dan Ankara’ya uzanan hesap </strong></p>
<p>Gelişmenin ulusal siyasete yansıması da iç siyasetteki olası denge değişiklikleri açısından kritik önemde; TBMM’de AK Parti 281, Yeni Parti 90, DEM Parti 56, MHP 46, CHP 44 milletvekiliyle temsil ediliyor. Yerel yönetimlerdeki değişiklikler Meclis aritmetiğini doğrudan etkilemese de özellikle anayasa değişikliği ve Terörsüz Türkiye sürecinde DEM Parti’nin tutumu kritik önem taşıyor.</p>
<p>İstanbul’da CHP ile DEM Parti arasındaki işbirliğinin korunması, muhalefetin ülke genelinde ortak hareket edebilmesi açısından da önem taşıyor. Asıl soru, DEM Parti’nin yerel yönetimlerde bağımsız grup kimliğiyle hareket ederken Ankara’da nasıl bir siyasi pozisyon alacağı. Bu tercih, hem muhalefetin ortak hareket kapasitesini hem de iktidarın Meclis’teki hesaplarını etkileyebilir.</p>
<h2>Erdoğan’ın adaylığı için seçim takvimi: Erken mi, öne alınmış mı? </h2>
<p>■ Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’un 16 Nisan 2028 tarihini seçimler için önermesi, Erdoğan’ın yeniden adaylığını sağlayacak formüle ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıdı. Uçum, seçimlerin 7 Mayıs 2028’den önce yapılması gerektiğini savunurken, bunun erken seçim değil, “öne alınmış seçim” olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><strong>360 oy nasıl bulunacak?</strong></p>
<p>Anayasa’ya göre TBMM, üye tamsayısının beşte üçüyle, yani 360 oyla seçimleri yenileyebiliyor. Cumhur İttifakı’nın 331 sandalyesi bulunduğu dikkate alındığında, kararın çıkması için muhalefetten en az 29 milletvekilinin desteği gerekiyor.</p>
<p>Uçum yaptığı açıklamada, AK Parti, MHP ve CHP’den gelen açıklamaların toplamda 371 oya işaret ettiğini savundu. Bu hesabına da, Bahçeli’nin seçimlerin yenilenmesi çağrısı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun iktidarın seçim kararı alması halinde buna itiraz etmeyecekleri yönündeki açıklamasını dayanak gösterdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 27 Ekim’de yaptığı açıklamada, iktidarın seçim kararı alması halinde buna itiraz etmeyeceklerini duyurmuştu. Özgür Özel’in genel başkanlığını yaptığı Yeni Parti ise, seçim tartışmasını CHP’deki mutlak butlan süreciyle ilişkilendirdi. Parti Sözcüsü Zeynel Emre, süreci “saray operasyonu” olarak nitelendirerek iktidarın seçim takvimini Erdoğan’ın yeniden adaylığına imkân sağlayacak şekilde şekillendirmek istediğini savundu.</p>
<p>DEM Parti ise erken seçim konusunun gündemlerinde olmadığını, önceliklerinin çözüm süreci olduğunu belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Volkswagen’in dönüşü: Türkiye için fırsat, Avrupa için mesaj</span></h2>
<p>■ Volkswagen’in altı yıl önce vazgeçtiği Türkiye yatırımı yeniden gündemde. Doğuş Otomotiv ile Volkswagen binek otomobillerinin üretim imkanlarını araştırmak üzere niyet mektubu imzaladı. Henüz kesin yatırım kararı, fabrika yeri veya üretim takvimi yok. Ancak girişimin zamanlaması, Avrupa Birliği’nin yeni sanayi politikasıyla birlikte değerlendirilmeyi gerektiriyor.</p>
<p>AB’nin Made in Europe düzenlemesi, Türkiye’nin Avrupa sanayi zincirindeki geleceği açısından kritik önem taşıyor. Türkiye’nin düzenleme dışında bırakılması halinde Ankara’nın karşı tedbirler alması gündeme gelebilir. AB’den ithal otomobillerin maliyetinin yükselmesi, Türkiye’de üretimi ve yerli üreticilerin rekabet gücünü artırabilir. Volkswagen’in olası yatırımı bu nedenle yalnızca Türkiye pazarına yönelik bir üretim kararı olmayabilir. Türkiye, Avrupa’ya erişim imkanları ve bölgesel üretim kapasitesiyle yeni bir ihracat merkezi haline gelebilir. Suriye pazarı da Doğuş Otomotiv’in Volkswagen ile daha önce gündeme gelen satış ve satış sonrası hizmet işbirliği planları nedeniyle ek bir fırsat sunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vw-turkiyeye-firsat-avrupaya-mesaj-91622</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/07/volkswagen-OBSW_cover.jpg.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ VW; Türkiye&#039;ye fırsat, Avrupa&#039;ya mesaj ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/karkas-sigir-etinin-pazar-fiyati-sicak-agirliga-gore-belirlenecek-91630</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karkas sığır etinin pazar fiyatı sıcak ağırlığa göre belirlenecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan "Sığır Karkasının Sınıflandırılmasına Dair Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, karkas sığır etinin pazar fiyatı soğuk ağırlık yerine "sıcak karkas ağırlığı"na göre belirlenecek.</p>
<p>Daha önce Bakanlığın Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğünce yürütülen yönetmelik kapsamındaki iş ve işlemler ise Hayvancılık Genel Müdürlüğüne devredilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/karkas-sigir-etinin-pazar-fiyati-sicak-agirliga-gore-belirlenecek-91630</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/karkas-et.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelik değişikliğine göre, karkas sığır etinin fiyatının belirlenmesinde &quot;sıcak karkas ağırlığı&quot; esas alınacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-acigi-ucretleri-baskilayarak-dusurulebilir-mi-91619</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Döviz açığı, ücretleri baskılayarak düşürülebilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de dış ticaret açığını azaltmak için birim işgücü maliyetlerini düşürmek çözüm değil. Almanya’nın aksine Türkiye’de güçlü iç talep, kredi mekanizması ve ithalatın yapısı belirleyici. Ücretleri baskılamak yerine ithalatın maliyetine odaklanmak gerekiyor. </strong></p>
<p>Haziran 2023’te çok ciddi hale gelmiş olan sorun swaplarla ve carry trade ile aşıldı ve bugüne gelindi. Ancak 3,5 yıla yakındır devam eden bu politika aslında her zamanki gibi geçici bir önlemden ibaret. Almanya’nın yüzde 8’i aşan bir cari fazla verdiği, AB’de 3 yıllık ortalamada yüzde 6’lık bir fazlanın aşılmaması yönünde bir kural olduğu ama Almanya’nın daha yüksek fazla vermeye devam ettiği yazılmıştı. Bir teze göre 2008-09’a kadar Almanya’da birim iş gücü maliyetleri düşük seyrettiği için hem iç talep ve ithalat talebi zayıf kaldı hem de ihracatta düşük maliyetler nedeniyle fiyat rekabeti avantajı kazanıldı. Ancak son 2008- 2017 döneminde ücretler arttığı halde cari fazla sürdü, hatta yükseldi. Esas olarak dış ticaret fazlasından kaynaklanan bu durum –yüzde 8,5 fazlanın yüzde 7,8’i dış ticaret kaynaklıydı- Almanya’nın belki de birim ücret maliyeti avantajına ihtiyacı olmadığını, üretimin yüksek teknolojili olmasından dolayı ithalatta ve ihracatta fiyat elastikiyetlerinin düşük olduğunu düşünürsek, gösteriyor olabilirdi. Nitekim bu konuda yaklaşık on sene önce yapılmış yayınlar var.</p>
<p>Türkiye’de durum farklıdır. Ücretler ve birim işgücü maliyetleri uzun süre işgücü verimliliğindeki artışın üzerinde arttı. Zaman zaman –örneğin 1990’larda- verimliliğin altında seyreden ücret artışları sıklıkla verimlikten kopuyor. Yani ya üzerinde ya altında seyredebiliyor. İşgücü yapısındaki yapısal değişimin de ücret artışları lehinde etki yaptığını, bu etkinin eğitimle de (kısmen) açıklanabildiğini, kriz dönemlerinde dönüşümün daha da belirgin hale geldiğini çünkü işten çıkarmalar sırasında genelde verimli çalışanların işte tutulduğunu saptayabiliyoruz. </p>
<p>Birim işgücü maliyetleri daha düşük olsaydı, özellikle ihracatın fiyat elastikiyetinden dolayı, daha düşük dış açık verilebilir miydi veya verilebilir mi? İlk bakışta doğru gibi görünebilir görünen bu tezin –çünkü kompozisyon Alman ekonomisine hiç benzemiyor- genel dengede doğru olmama ihtimali yüksek. Almanya ücretleri artırarak ithalat talebini canlandırmayı ve maliyetler yükseleceği için ihracat hacmini de daraltmayı, bu yolla aşırı fazlayı eritebileceğini düşünebilir. Burada durum tam tersidir. Üstelik fiyat etkisi nedeniyle hacim daralsa bile Almanya’nın dış ticaret fazlası yükselen ücretler nedeniyle çok fazla erimeyebilirdi ki zaten bu olsa olsa yüzde 8-8,5 yüzde 6’ya daralsın diye yapılabilirdi. Ancak yıllar geçtikçe bu durum değişti ve Almanya 2024’te yüzde 3.78 ve 2025’te sadece yüzde 2,36 fazla verdi. Durum özellikle Ukrayna savaşı sonrası değişti.</p>
<p>Orada sonunda durum değişti ancak Türkiye’de birim ücret maliyetini düşürmek hiçbir zaman çözüm değildi. Öncelikle tüketime alışmış, göçmenlerle 90 milyonu aşan bir nüfus ve güçlü iç talepten bahsediyoruz. Sonrasında iç talebi tetikleyen en önemli kalem ücretler değil. Esasen işsizlik hayli yüksek seyrediyor ve reel ücretler eriyip duruyor. Artan borçlanma talebi hane halkı harcamalarını en çok kredi mekanizmasının ve ara ara kamu harcamalarının tetiklediğini gösteriyor. Ücret sepetine bakarken transfer harcamalarını da dâhil etmek gerekiyor. Ayrıca enformel ekonomiyi de göz önüne almak şart. Öte yandan, efektif döviz ihtiyacına gelirken dış ticaret açığının cari açığa tam olarak tercüme olmasına engel olan en önemli kalemi, turizmi de unutmamak lazım. Dış ticaret açığında sınırlı bir daralma için birim ücret maliyetlerini düşürmeye çalışmak saf ekonomi açısından bile cazip bir yol olmayabilir. İhracatı artırıp ithalatı azaltmak amacıyla atılacak bir adımın ilk etabının ithalatın bileşimini/maliyetini düşürmeye çalışmak olduğu da söylenebilir. Son ürün olarak ihracat kalemlerine işaret etmek ve buradan başlamak akılcı görünmüyor. İhracat zaten KOBİ’lerin son önlem olarak başvurdukları bir kalem olageldi. 2018’le kıyaslayınca değişen önemli madde dışarıya sermaye kaçışı denebilir. Seçim yaklaştıkça değil birim ücret maliyetini düşürmek tam tersine siyasi bir döngüyle kayıpların bir kısmının telafi edilmesi beklenmelidir. 2027’de sınırlı ama 2028’de ciddi oranda bir telafi beklenebilir.</p>
<p>Bu noktadan sonra dış ticarette rekabet iddiasıyla ücret maliyetinin yüksek olduğunu iddia etmek mümkün olmamalıdır. Reel ücretler enflasyon vergisiyle eritildi ve durum iç talebi baskılayacak kadar derinleşmiş bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-acigi-ucretleri-baskilayarak-dusurulebilir-mi-91619</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz açığı, ücretleri baskılayarak düşürülebilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/findik-devlerine-rekabet-sorusturmasi-91618</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındık devlerine rekabet soruşturması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurumu’nun “ciddi rekabet ihlali” şüphesiyle soruşturma açtığı fındık alım-satım pazarındaki şirketler açıklandı. Rekabet Kurumu tarafından yapılan açıklamaya göre, soruşturma açılan şirketler arasında Türkiye’nin en büyük fındık ihracatçısı, fındık alıcısı İtalyan Ferrero, Cüneyd Zapsu’nun sahibi olduğu Balsu Gıda ve Singapur merkezli Olam Gıda’nın sahibi olduğu Ofi Tarım var. Soruşturma açılan diğer şirketler de fındık sektörünün önde gelen firmaları.</p>
<p><strong>Ön araştırma soruşturmaya dönüştü</strong></p>
<p>Rekabet Kurumu’nun açıklamasında fındık alımı/satımı alanında faaliyet gösteren teşebbüsler hakkında yürütülen ön araştırmanın Rekabet Kurulu’nca karara bağlandığı ve yapılan önaraştırma sonucunda fındık alımı/satımı alanında faaliyet gösteren 7 firma hakkında fındık alım fiyatlarını ve fındık alım politikalarını koordineli bir şekilde belirlemek ve fındık alımı piyasasındaki fiyat oluşumunu etkilemek suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun (4054 sayılı Kanun)’un ihlal edilip edilmediğinin tespit edilebilmesi amacıyla soruşturma başlatıldığı belirtiliyor.</p>
<p><strong>İtalyan Ferrero yakın takipte</strong></p>
<p>Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, geçen hafta Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada fındık alım-satım pazarında faaliyet gösteren 8 büyük teşebbüs hakkında “ciddi rekabet ihlali” şüphesiyle soruşturma başlattıklarını açıklamış ancak soruşturma açılan şirketlerin adını vermemişti. Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde 6 Kasım 2026’da yayınlanan açıklamada ise soruşturma açılan şirket sayısı 8 değil 7 olarak verildi. Açıklamada, İtalyan Ferrero’ya daha önce açılan soruşturma kapsamında taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğinin ayrıca inceleneceği bilgisine yer verildi.</p>
<p><strong>Cüneyd Zapsu’nun şirketi Balsu da soruşturma kapsamında</strong></p>
<p>Soruşturma açılan şirketlerden birisi de Cüneyd Zapsu’nun sahibi olduğu Balsu Gıda. Balsu Gıda, Ferrero’dan sonra en çok fındık ihracatı yapan şirketlerden birisi. Cüneyd Zapsu, 2002-2008 yılları arasında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın danışmanlığını ve veri koordinatörlüğünü yapmıştı.</p>
<p><strong>Singapur sermayeli Ofi Tarım da var</strong></p>
<p>Rekabet Kurumu’nun soruşturma açtığı Ofi Tarım ise, Singapur merkezli Olam Gıda’nın şirketlerinden ve Türkiye fındık ihracatında ilk 5 şirket arasında yer alıyor.<br /> <br /><strong>Soruşturmada yanıt aranan sorular</strong></p>
<p>Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle'nin verdiği bilgiye göre, 22 Ekim 2026'da 6 firmaya yönelik başlatılan soruşturmada yanıt aranan sorular şöyle:</p>
<p>1- Pazarın en büyük alıcısı ile sahadaki yerel ve orta ölçekli alıcılar arasında fiyatları düşürmeye yönelik bir bağlantı var mı?<br />2- Yerel alıcılar, büyük alıcının kontrolü ve yönlendirmesiyle fiyatları baskılayıp üreticiyi ucuza satış yapmaya mı zorluyor?<br />3- Pazarda birbiriyle rekabet etmesi gereken alıcılar, el altından anlaşarak ortak fiyat mı belirliyor?<br />4- Yani çiftçimiz ürününü satmak için hangi kapıya giderse gitsin, önceden kararlaştırılmış aynı düşük fiyatla karşılaşıp çaresiz mi bırakılıyor?</p>
<p><strong>Soruşturma açılan şirketler</strong></p>
<p>- Ferrero Fındık İth. İhr. ve Tic. AŞ.<br />- Atalay Fındık San. ve Tic. Ltd. Şti.<br />- Balsu Gıda San. ve Tic. AŞ.<br />- Karaçuka Tarım Ürünleri İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti.<br />- Ofi Tarım San. ve Tic. AŞ.<br />- Özyılmaz Fındık San. ve Tic. AŞ.<br />- Şenocak Gıda Fındık Ent. Tur. Nakl. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/findik-devlerine-rekabet-sorusturmasi-91618</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fındık devlerine rekabet soruşturması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanri-toplumu-91617</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanrı toplumu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen haftaki “disiplin toplumundan kontrol toplumuna” başlıklı yazıyı, “Önümüzdeki hafta da sosyal medya ve yapay zeka üzerinden ‘sanrı toplumu’nu konuşuruz” diye bitirmiştik.</p>
<p>Kaldığımız yerden devam edelim…</p>
<p>Sanrı toplumu kavramı psikiyatrik bir tanıdan ziyade sosyolojik, felsefi veya kültürel bir yakıştırma olarak; bir toplumun büyük bir kesiminin gerçeklikle bağının zayıfladığı, ortak hurafe, yanılsama, propaganda, komplo teorileri veya kolektif bir inanç körlüğü etrafında hareket ettiği durumları tanımlamak için kullanılır.</p>
<p>Kavramın temel özellikleri şunlardır:</p>
<p><strong>Kanıta Kapalı Olma</strong>: Sunulan somut verilere rağmen inancın sürdürülmesi.</p>
<p><strong>Kolektif Kabul</strong>: Bireysel bir psikozdan ziyade, kitlelerin veya toplumsal yapıların aynı yanlışı doğru kabul etmesi.</p>
<p><strong>Kuşku ve Düşmanlık:</strong> Genellikle dış mihraklar, gizli güçler, komplo anlatıları veya "biz ve onlar" dikotomisi üzerinden beslenmesi.</p>
<p>Şimdi bu çerçeve üzerinden Byung-Chul Han’a kulak verelim. Han, Güney Kore doğumlu bir Alman filozof, kültür kuramcısı ve akademisyen. İlgi alanı ise günümüz dijital kapitalizmi, neoliberalizm ve modern toplumun psikolojik krizleri…</p>
<p>Byung-Chul Han’ın felsefesine göre, günümüz sosyal medya alışkanlıkları bizi özgürleştirmek yerine dijital bir köleliğe hapsetmektedir. Düşünür, akıllı telefonlarımızı modern birer tapınak, sosyal medya platformlarını ise gönüllü olarak itiraf verdiğimiz dijital günah çıkarma kabinleri olarak nitelendirir.</p>
<p>Sosyal medya alışkanlıklarımızın Han felsefesindeki yansımaları şu şekildedir:</p>
<p><strong>Yalnızlaşan Bireyler:</strong> Sosyal medyada bir araya gelen kitleler gerçek bir topluluk (biz) oluşturamaz; Han buna "dijital sürü" der, çünkü bu yapıda ortak bir eylem bilinci yoktur ve herkes kendi ekranında yalnızdır.</p>
<p><strong>Yankı Odaları</strong>: Algoritmalar bize sadece hoşumuza giden şeyleri göstererek "öteki" olanı yok eder, bu da bizi farklı fikirlerle karşılaşmaktan alıkoyar ve narsisizmi besler.</p>
<p><strong>Beğeni Kültürü:</strong> Profilimizi, tatillerimizi ve ilişkilerimizi sürekli sergileyerek kendimizi satılık birer "dijital ürüne" dönüştürüyor ve değerimizi aldığımız etkileşim sayısıyla ölçüyoruz.</p>
<p><strong>Sürekli Kaydırma</strong>: Sosyal medyada maruz kaldığımız aşırı bilgi akışı bizi bilge yapmaz; aksine zihnimizi uyuşturarak derinlemesine düşünme yetimizi elimizden alır.</p>
<p><strong>Hikayesizlik</strong>: TikTok veya Instagram Reels gibi platformlardaki anlık enformasyon parçaları bir anlatı (hikaye) oluşturamaz, bu yüzden hayatı anlamlandırmamızı zorlaştırır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanri-toplumu-91617</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanrı toplumu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupa-ile-birlikte-bizim-de-sanayi-politikasi-dusunmeye-baslamamizin-tam-zamani-91616</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa ile birlikte bizim de sanayi politikası düşünmeye başlamamızın tam zamanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Otuz yıl önce Bursa’da, Kayseri’de üretilen ürünler Avrupa malı sayılırken AB, yeni ürün standartları ve menşe kurallarıyla Avrupalı ürünü yeniden tanımlıyor. Bu tartışmada öncelikle Türkiye’nin nasıl etkileneceğine değil, Türk firmalarını tedarik zincirlerine ekleyen Avrupalı firmaların ve Avrupa ekonomisinin nasıl etkileneceğine bakmak gerekiyor.</strong><br /> <br />Bundan otuz yıl kadar önce, Avrupa Birliği’nin (AB) başkenti Brüksel’den gelenlerin Gümrük Birliği düzenlemesini nasıl anlattıklarını hatırlıyorum bugünlerde. Otuz yıl sonra bugün Made in Europe düzenlemesinin operasyonel araçları biçimlendikçe değişim ayan beyan ortada. Dün hayat daha kolaydı. Ürettiğimiz sanayi malları hep Avrupalıydı. Bugün artık kim Avrupalı kim değil, ortalık karıştı. Gümrük Birliği ile ilgili düzenlemeler 1996’daydı, bundan otuz yıl önce Otuz yıl öncenin gündeminde, Bursa’da ya da Kayseri’de üretilen mal, mesela, Frankfurt’ta üretilen mal gibi, hiçbir farklı muameleye tabi tutulmadan Duisburg’a gidebilecekti. Brüksel’den gelenler bize neden AB mevzuatını benimsememiz gerektiğini bu örneklerle anlatırlardı. Bursa’da üretilen mal da Gümrük Birliği nedeniyle AB malı olacağına göre, üretim standartlarının, üretim sürecindeki sağlık düzenlemelerinin ve ürün standartlarının hep AB ile aynı düzeyde olması gerekiyordu. Neden? Bursa’da üretilen mal üretim standartları açısından gümrüklerde ayrı bir incelemeye tabi tutulmayacaktı. Bursa ya da Kayseri’deki üretim tesisi de AB esaslarına göre çalıştığı için AB ürünü üretiyor olacaktı.</p>
<p>Türkiye, 1996’da sanayi mallarını kapsayan Gümrük Birliği düzenlemeleri yapılırken bize anlatılan buydu. Ortak AB düzenlemeleri ile hepimiz Avrupalıydık, bir nevi. Dünya daha bir kolaydı o devirde. Buraya değdi, buraya değmedi, orası sayılmaz tartışmaları 2026’da çıktı. Tam otuz yıl sonra. Neden?</p>
<p>İlk grafik, 1995 yılında ülkelerin küresel rekabet gücünü gösteriyor esasen. Nedir rekabet gücünün tanımı burada? Ülkelerin ürün ve pazar çeşitliliğidir. Kaç ürünü rekabetçi bir biçimde üretebiliyorsunuz ve bu ürünleri kaç ülkeye rekabetçi bir biçimde satabiliyorsunuz? Sağ üstte görünen ülkeler aslında dünyanın ana tedarikçileri diye tanımlanabilir. Nedir? 1995 yılında dünyanın ana tedarikçileri, dünyanın ürün ve pazar çeşitliliği açısından öne çıkan ülkeleri, ağırlıkla Batı Avrupa’daydı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeec47324983-1794032755.png" alt="" width="900" height="469" /></p>
<h2>Avrupa artık 1996’daki Avrupa değil, pek tedirgin</h2>
<p>Gümrük Birliği işini konuştuğumuz AB ülkeleri kendilerine güveniyorlardı. Şimdi artık öyle değil. Dünya değişti 2025, 2026 yıllarında. Otuz yılda ne oldu derseniz Çin, Hindistan ve Türkiye ürün ve pazar çeşitliliği açısından öne çıktılar. Dünyanın ana tedarikçisi artık özellikle Çin oldu. Bugünlerde AB’nin özellikle Çin elektrikli vasıtalarını (EV) konuşmaya başlaması neden? Çin yalnızca dünyanın ana tedarikçisi olmadı. Aynı zamanda yeni teknolojilerde ve yeni teknolojilere dayalı yeni ürünlerde de lider ülke konumuna yerleşti. Dünden kalma içten yanmalı motorlara (internal combustion engine-ICE) dayalı otomotiv sektörünü koruyarak EV’ye dönüştürmek isteyen AB ülkelerinin artan tedirginliğini bu çerçevede görmek gerekiyor. Eylül 2024’teki Draghi raporu teknoloji yarışında AB ülkelerinin geride kaldıklarının altını çiziyor ve Avrupa için bir sanayi politikasını tarif ediyordu. Made in Europe tartışması ise bu sanayi politikasının operasyonel araçlarını ortaya koymaya başladı. Mart 2026’da gündeme gelen Sanayi Hızlandırıcı Yasası taslağı bugün bu operasyonel araçların gündemde tartışılanı. Ancak ortada bir dizi birbirini tamamlayan politika aracı var sırayla tanımlanmakta olan.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeec4db766fb-1794032859.png" alt="" width="900" height="451" />AB, malların menşeini yeniden tanımlamaya başladı</h2>
<p>İşin başında Türkiye de Made in Europe sürecinin ayrılmaz bir parçasıydı. Gümrük Birliği düzenlemesi nedeniyle Türkiye’de de Avrupa malı üretiliyordu. Üstelik Türkiye bu sürece dahil edilirken bugüne kadar alıştığımız siyasi koşullardan hiçbiri de gündeme gelmemişti. Türkiye, Gümrük Birliği düzenlemesi nedeniyle sürecin bir parçası kabul edilirken, kimse “tabii ama önce Kıbrıs” filan da dememişti. Ortada bir ekonomik pazarlık alanı vardı.</p>
<p>Türkiye’nin bu süreçte sektör ve hatta ürün bazında müzakere pozisyonlarını belirlemesi gerekiyordu. Ancak Ekim 2026’da Almanya-Fransa mutabakatı ile özellikle otomotivde tartışmanın gündemi değişmeye başladı. Türkiye’de üretilen otomobiller Avrupa’daki kamu ihalelerinde Avrupa malı kabul edilmemeye başlandı efektif olarak. Parlamentonun konuyla ilgili yaptırdığı analizler Kore’ye, Japonya’ya, İngiltere’ye odaklanırken, Türkiye gündemde yoktu. Bundan otuz yıl önce Bursa’da, Kayseri’de üretilen mal otomatik olarak Avrupa malı kabul edilirken şimdi yeni ürün standartları, yeni menşe kuralları ortaya çıkmaya başladı. AB, malları kim Avrupalı, kim değil diye yeniden tanımlamaya başladı.</p>
<p>Bu tartışmaya doğrusu Türkiye bundan nasıl etkilenir diye bakmamak gerekiyor. Öncelikle Türk firmalarını tedarik zincirlerine eklemiş Avrupalı firmalar ve Avrupa ekonomisi bundan nasıl etkilenir diye bakmakta fayda var. Öyle görünüyor ki, Made in Europe sürecinin operasyonel araçları biçimlenirken, sektör ve ürün bazında müzakerelere hazırlıklı olmak lazım bugünden tezi yok. Bu müzakereleri Türk firmalarının doğrudan değil, Avrupalı partnerleri aracılığıyla gündeme taşımak gerektiği de ortada sanırım.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeec509bf320-1794032905.png" alt="" width="900" height="443" />Türk sanayisi, Avrupa sanayisinin ayrılmaz bir parçası olarak ortaya çıktı. Hatırlayalım, dışa açılma sürecimiz 1980’lerde başladığında Türkiye’nin toplam ihracatı 3 milyar dolar civarındaydı. Bunun neredeyse yüzde 80’ini tarım ürünleri ihracatı oluşturuyordu. 1995’te yıllık ihracatımız 20 milyar doları aştı ve bunun yüzde 80’den fazlasını sanayi ürünleri oluşturmaya başladı. Sonra Gümrük Birliği düzenlemesi geldi 1996’da. Bugün Türkiye’nin ana ihracat pazarı AB, ihracat toplamımız 270 milyar doları aştı ve bu toplamın yaklaşık yüzde 80’i hala imalat sanayi ürünlerinden oluşuyor. Hizmet ihracatımızla birlikte toplam tutar 400 milyar doların üzerinde.</p>
<p>Nedir? Gümrük Birliği düzenlemesi Türkiye’ye iyi geldi. Şimdi ana pazarımız ürün standartları belirlemeye başlıyorsa, Türkiye’nin buna nasıl intibak edeceğini düşünmeye başlaması gerekiyor. İşe iyi tarafından bakın, Avrupa kendisine bir sanayi politikası çerçevesi belirliyorsa, bu müzakere sürecine Türkiye’nin kendi sanayi politikası önceliklerini analiz ederek hazırlanması gerekiyor. Bu nedir? İyidir. Şimdiye kadar zaten çoktan kendi başımıza yapmamız gerekiyordu. Hem belki bu sayede bizi Avrupa’dan ayıran önemli parametrelerden biri olan yüksek sayıda ve mutsuz “ev genci” problemimize de bir çare düşünmeye başlamış oluruz. Unuttuysanız hatırlatmış olayım. Hem işsiz hem mutsuz. Kötü işte.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/avrupa-ile-birlikte-bizim-de-sanayi-politikasi-dusunmeye-baslamamizin-tam-zamani-91616</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa ile birlikte bizim de sanayi politikası düşünmeye başlamamızın tam zamanı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-icin-en-somut-firsat-enerji-ve-sanayi-altyapisi-91615</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye için en somut fırsat: Enerji ve sanayi altyapısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâ öncülüğündeki teknolojik dönüşüm, yazılımdan enerjiye, robotikten veri merkezlerine kadar küresel rekabetin kurallarını yeniden şekillendiriyor. Türkiye için yeni dönemin fırsatı, mevcut sanayi ve mühendislik gücünü yüksek katma değerli üretim ve ihracata dönüştürmekte yatıyor. </strong></p>
<p>Dünya ekonomisi yeni bir teknolojik dönüşüm döneminde. Değişim artık yalnızca yazılım ve dijital uygulamalarla sınırlı değil; üretim süreçlerini, enerji sistemlerini, iş modellerini ve ülkelerin rekabet gücünü doğrudan etkiliyor. Eylül 2026’da yayımlanan Technology Trends Outlook 2026 raporu, bu dönüşümü belirleyen 14 teknoloji trendini inceliyor. Ana mesajı, yapay zekâ merkezli gelişmenin dijital dünyadan fiziksel dünyaya taşınması. Yapay zekâ içerik üretmenin ötesinde yazılım geliştiriyor, araştırmaları hızlandırıyor, üretimi yönetiyor ve robotların karar alma kapasitesini artırıyor.</p>
<p>Raporun 2026’nın ilk yarısındaki verilere dayalı yılsonu projeksiyonlarına göre yapay zekâ altyapısı ve model mimarilerine yatırımlar, 2025’teki yaklaşık 145 milyar dolardan 2026 sonunda 770 milyar dolara ulaşabilir. Otonom yazılım geliştirmede 12,8 kat, uzay teknolojilerinde 12,1 kat, bilimsel keşif ve mühendislikte yapay zekâda 3,2 kat, robotikte 2,1 kat yatırım artışı öngörülüyor. Bunlar gerçekleşmiş sonuçlar değil, eğilimlerin sürmesi varsayımına dayanan tahminler. Yine de sermayenin yönünü gösteriyor: Yazılımla birlikte enerji, yarı iletkenler, veri merkezleri ve elektrik altyapısı da yeni ekonominin merkezinde.</p>
<h2>Yapay zekâda yeni aşama: Otonom sistemler </h2>
<p>Agentic AI olarak tanımlanan yeni nesil yapay zekâ sistemleri, belirli hedefler için birden fazla işlemi tanımlanmış yetki sınırları içinde bağımsız gerçekleştirebiliyor. Örneğin satın almada yalnızca fiyat karşılaştırmıyor; tedarikçi performansını değerlendiriyor, stok ihtiyacını belirliyor ve öneri hazırlıyor. Böylece teknoloji, çalışanların hızını artıran araç olmaktan çıkıp süreçlerin yürütülmesinde rol alıyor.</p>
<p>Sanayide Physical AI, yani fiziksel yapay zekâ, robotların çevrelerini algılayıp değişen koşullara uyum sağlamasını mümkün kılıyor. 2030’a kadar esnek robotik sistemler, akıllı depolar, otonom taşıma ve yapay zekâ destekli kalite kontrol yaygınlaşabilir. Şirketler arasındaki verimlilik farkını teknolojiyi kullanma düzeyi değil, süreçleri onunla ne ölçüde yeniden tasarladıkları belirleyecek.</p>
<h2>Yapay zekâ devriminin görünmeyen sınırı: Enerji </h2>
<p>Dijital ekonominin büyümesi giderek daha fazla fiziksel altyapıya dayanıyor. Büyük işlem kapasitesi; veri merkezleri, yarı iletkenler, soğutma ve kesintisiz elektrik gerektiriyor. Uluslararası Enerji Ajansına göre veri merkezlerinin küresel elektrik tüketimi 2025’te yaklaşık 485 TWh idi; 2030’da 950 TWh’ye çıkabilir. Yaklaşık %96’lık bu artış, Türkiye’nin 2025’teki 360,9 TWh toplam elektrik tüketiminin 2,6 katına ulaşan bir küresel veri merkezi talebi demek.</p>
<p>Sorun yalnızca elektrik üretmek değil, elektriği ihtiyaç duyulan yere güvenilir biçimde ulaştırmak. Rapora göre dünyada 2.500 GW’ın üzerinde enerji projesi şebekeye bağlanmayı bekliyor; bazı pazarlarda transformatör teslim süreleri iki yılı aşıyor. Enerji teknolojileri 2025’te yaklaşık 200 milyar dolar yatırım çekti. Dolayısıyla yapay zekâ devriminin kazananları yalnızca model geliştirenler olmayacak. Transformatör, enerji depolama, güç elektroniği, soğutma ve veri merkezi altyapısı üreten şirketler de büyümeden pay alabilecek.</p>
<h2>Şirketler için yeni rekabet denklemi </h2>
<p>Yapay zekâ ve otomasyon, üretimden finans yönetimine, müşteri hizmetlerinden lojistiğe kadar maliyetleri düşürebilir. Ancak teknolojiyi satın almak, ondan ekonomik değer yaratmakla aynı şey değil. Mevcut süreçlere uygulama eklemek yeterli olmayabilir; kazanç süreçlerin yeniden tasarlanması, verilerin doğru kullanılması ve organizasyonların uyumuyla gelecek. Yatırımlar da yazılım lisanslarının ötesinde işlem kapasitesi, enerji, veri altyapısı, siber güvenlik ve entegrasyonu kapsayacak.</p>
<p>İşgücünde de farklılaşma var. Raporda yapay zekâyla ilişkili dört teknoloji alanında ve özel amaçlı yarı iletkenlerde açık pozisyonların %75’inden fazlasının Ar-Ge odaklı olduğu belirtiliyor. Enerji, siber güvenlik, bağlantı teknolojileri, yaşam bilimleri ve mobilitede ise operasyonel ve ticari roller ağırlık kazanıyor. Bu ayrım, teknolojilerin bir kısmının geliştirme, diğerlerinin ticarileşme aşamasında olduğunu gösteriyor. Başarıyı harcamanın büyüklüğü değil, yatırımın sürdürülebilir ekonomik değere dönüşmesi belirleyecek.</p>
<p>Türkiye’nin her ileri teknoloji alanında küresel lider olması gerçekçi değil. Ancak mevcut üretim ve mühendislik gücünü yeni taleple buluşturarak değer zincirinde yükselebilir. Enerji altyapısı bu bakımdan öne çıkıyor. Bakanlık verilerine göre 2025’te elektrik tüketimi 360,9 TWh, üretimi 362,9 TWh oldu. Ulusal Enerji Planı, tüketimin 2030’da 455,3 TWh’ye çıkmasını öngörüyor: Beş yılda yaklaşık %26 artış. Ağustos 2026’da kurulu güç 126.944 MW’a ulaştı; güneşin payı %22, rüzgârın %12,2.</p>
<p>Bu tablo üretim kadar iletim, dağıtım, depolama ve şebeke modernizasyonunun önemini artırıyor. Fırsat iç pazarla sınırlı değil. Veri merkezleri ve elektrifikasyon, transformatör, kablo, şalt sistemi, güç elektroniği ve enerji yönetimine küresel talebi büyütebilir. Türkiye’nin bu alanlardaki sanayi kapasitesi, ekipman ve mühendislik ihracatını gelecek beş yılın önemli büyüme alanlarından birine dönüştürebilir.</p>
<h2>Veri merkezleri, otomasyon ve yazılım </h2>
<p>İkinci fırsat veri merkezleri ve dijital altyapı; Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasındaki konumumuz bölgesel hizmet merkezi potansiyeli sunuyor. Fakat güvenilir elektrik, uluslararası fiber bağlantılar, rekabetçi enerji maliyetleri ve veri güvenliği sağlanmadan bu avantaj değerlendirilemez.</p>
<p>Üçüncü fırsat endüstriyel otomasyon; Otomotiv, beyaz eşya, makine, metal ve tekstildeki üretim gücü; yapay zekâ destekli kalite kontrol, kestirimci bakım, enerji optimizasyonu ve akıllı planlama için uygun zemin oluşturuyor. Asıl hedef bu sistemleri yalnızca kullanmak değil, geliştiren ve ihraç eden şirketleri çoğaltmak olmalı.</p>
<p>Dördüncü alan sektöre özel yapay zekâ yazılımları; Büyük küresel modeller geliştirmek yüksek sermaye isterken mevcut modeller üzerine finans, üretim, lojistik, sağlık ve perakendeye yönelik çözümler üretmek daha erişilebilir. Savunma ve uzay teknolojileri de önemli: Savunmada gelişen elektronik, sensör, haberleşme ve otonom sistem yetkinliklerinin sivil uygulamalara aktarılması yeni fırsatlar yaratabilir.</p>
<h2>Türkiye 2030’a nasıl hazırlanmalı? </h2>
<p>■ 2026–2027 döneminde öncelik, mevcut faaliyetlerde hızlı ve ölçülebilir verimlilik kazanımları olmalı. Yapay zekâ destekli iş süreçleri, enerji verimliliği, siber güvenlik ve üretim otomasyonu öne çıkıyor. <br />■ 2028–2029’da teknoloji kullanıcılığından yerli ürün ve çözüm geliştirmeye geçilmeli. Endüstriyel yazılımlar, otomasyon, enerji yönetimi ve yapay zekâ uygulamaları uluslararası pazarlara taşınmalı. <br />■ 2030’a doğru hedef, belirli alanlarda bölgesel üretim, mühendislik ve hizmet merkezi olmak. Finansmana erişim, nitelikli insan kaynağı, Ar- Ge, ticarileştirme ve dış pazarlara erişim bu hedefin koşulları.</p>
<h2>Geleceğin kazananları kimler olacak? </h2>
<p>Yeni rekabet döneminin merkezinde yapay zekâ var; fakat ekonomik etkisi yazılımın çok ötesinde. Enerji altyapısı, elektrik ekipmanları, yarı iletkenler, robotik, veri merkezleri, siber güvenlik ve mühendislik çözümleri de belirleyici olacak. Kazananlar yalnızca en güçlü modelleri geliştirenler değil; altyapıyı sağlayan, teknolojiyi üretime ve hizmetlere uygulayan, kalıcı değer yaratanlar olacak.</p>
<p>Türkiye için risk, mevcut üretim ve hizmet modellerinin hızlanan yarışta rekabet gücünü kaybetmesi. Fırsat ise sanayi ve mühendislik birikimini yeni ihtiyaçlarla birleştirip daha yüksek katma değerli üretime yönelmek. 2026-2030’un temel meselesi değişimin hızı değil, ona uyum kapasitesi. Türkiye yalnızca teknoloji kullanan değil, ihtiyaç duyulan ürünleri, altyapıyı ve mühendislik çözümlerini geliştirip ihraç eden bir ekonomi olmalı. Çünkü rekabet gücünü teknolojiye erişimden çok, onu üretkenliğe, ihracata ve sürdürülebilir büyümeye dönüştürmek belirleyecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-icin-en-somut-firsat-enerji-ve-sanayi-altyapisi-91615</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye için en somut fırsat: Enerji ve sanayi altyapısı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31in-onundeki-alti-kritik-sinav-91614</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31’in önündeki altı kritik sınav</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupa’nın önde gelen iklim örgütlerinden Climate Action Network (CAN) Europe, COP31 öncesinde hükümetlere açık bir mesaj verdi: Fosil yakıtlardan çıkış, iklim finansmanı, adil geçiş ve yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyon artık somut kararlarla desteklenmeli. Türkiye’nin ev sahipliği de önemli bir sınav olarak görülüyor. CAN Europe Direktörü Chiara Martinelli, “COP31, hükümetlerin daha önce verdikleri sözler için kendilerini kutladıkları bir başka iklim zirvesine dönüşmemeli” diyor.</strong></p>
<p>Kasım’da başlayacak Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31 öncesinde, uluslararası iklim hareketinin beklentileri giderek netleşiyor. Hükümetlerin önündeki temel mesele, yeni hedefler açıklamaktan çok, daha önce kabul edilen taahhütlerin nasıl uygulanacağı.</p>
<p>Avrupa genelinde faaliyet gösteren iklim örgütlerini bir araya getiren Climate Action Network (CAN) Europe, 5 Kasım’da yayımladığı açıklamada, Antalya müzakerelerinin sonucunu belirleyecek altı kritik başlığa dikkat çekti.</p>
<p>Fosil yakıtlardan uzaklaşma, yenilenebilir enerjiyle elektrifikasyon, adil geçiş, iklim finansmanı, Avrupa Birliği’nin sorumlulukları ve Türkiye’nin ev sahipliği performansı, örgütün öncelikleri arasında yer alıyor.</p>
<p>CAN Europe, yaklaşık 60 üye kuruluşunun temsilcileri, Avrupa ve Türkiye’deki iklim politikası uzmanlarıyla birlikte Antalya’da olacak. Heyette İstanbul merkezli uzmanlar ve CAN Europe’un kurucuları arasında bulunduğu İklim Ağı Türkiye temsilcileri de yer alacak.</p>
<p>CAN Europe Direktörü Chiara Martinelli, zirvenin başarısının uygulama kapasitesiyle ölçülmesi gerektiğini vurguluyor: “COP31, hükümetlerin daha önce verdikleri sözler için kendilerini kutladıkları bir başka iklim zirvesine dönüşmemeli. Uygulama, fosil yakıtlardan somut biçimde uzaklaşmak, gerekli finansmanı sağlamak ve dönüşümün insanlar için adil işlemesini güvence altına almak demek. Bütün bu alanlarda ilerlemeye ihtiyacımız var. Bunlar birlikte ilerlemeli.”</p>
<p><strong>Avrupa Birliği için güvenilirlik sınavı</strong></p>
<p>CAN Europe’a göre Antalya, Avrupa Birliği açısından da önemli bir sınav olacak. AB’nin uluslararası iklim müzakerelerinde liderlik iddiasını sürdürebilmesi için kendi içindeki iklim politikalarını güçlendirmesi ve gelişmekte olan ülkelere yönelik finansman sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor.</p>
<p>Örgüt, Avrupa’nın fosil yakıtlardan uzaklaşma konusunda daha somut bir yol haritası ortaya koymasını, mevcut iklim politikalarını zayıflatacak girişimlere karşı durmasını ve gelişmekte olan ülkelerle güven ilişkisini yeniden kurmasını istiyor.</p>
<p>CAN Europe İklim Başkanı Sven Harmeling, Avrupa’nın uluslararası beklentileriyle kendi uygulamaları arasındaki tutarlılığa dikkat çekiyor: “AB, kendi iklim eylemini zayıflatırken ya da finansman konusunda üzerine düşeni yapmazken dünyanın geri kalanından daha fazlasını isteyemez. Antalya’da liderlik, Avrupa’nın fosil yakıtlardan çıkışını hızlandırmasını ve uluslararası finansmana adil katkısını sağlamasını anlamı geliyordur. AB, COP31’de ayrılıkları derinleştirmek yerine taraflar arasında köprü kurmalı.”</p>
<p><strong>Türkiye için ev sahipliğinin ötesinde bir fırsat</strong></p>
<p>COP31’in ev sahibi ve başkanı olarak Türkiye de uluslararası iklim örgütlerinin yakın takibinde olacak.</p>
<p>CAN Europe, Türkiye’nin zirveye ev sahipliği yapmasını kömür ve diğer fosil yakıtlardan uzaklaşma sürecini hızlandırmak açısından önemli bir fırsat olarak değerlendiriyor.</p>
<p>Ancak bu dönüşümün çalışanlar, yerel topluluklar ve ekonomik olarak etkilenecek bölgeler için somut adil geçiş politikalarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p>Örgütün Türkiye’ye yönelik bir diğer beklentisi ise sivil toplumun müzakerelere etkin katılımı. CAN Europe, 14 Kasım’da Antalya’da yapılması planlanan iklim yürüyüşü dahil olmak üzere sivil toplumun örgütlenme, katılım ve barışçıl protesto haklarının korunmasını istiyor.</p>
<p>CAN Europe Türkiye Kıdemli İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz, Türkiye’nin önündeki fırsatı şöyle değerlendiriyor: “COP31’e ev sahipliği yapmak, Türkiye için iklim liderliğinin kendi ülkesinde başladığını gösterme fırsatı. Bunun anlamı, kömür ve fosil yakıtlardan daha hızlı uzaklaşmak, çalışanları ve toplulukları gözeten adil bir geçiş geliştirmek ve sivil toplumun tam ve özgür katılımını sağlamak. Uygulamaya odaklı bir COP, bu ilkeleri hayata geçirmeli.”</p>
<p><strong>Elektrifikasyon fosil yakıt bağımlılığını azaltmalı</strong></p>
<p>Antalya müzakerelerinin önemli gündemlerinden biri de elektrifikasyon olacak. CAN Europe, elektrik kullanımının yaygınlaştırılmasını iklim eylemini hızlandıracak önemli araçlardan biri olarak görüyor. Ancak burada belirleyici olan, artan elektrik talebinin hangi kaynaklardan karşılanacağı.<br />Örgüte göre elektrifikasyonun fosil yakıt bağımlılığını azaltabilmesi için yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlandırılması, elektrik şebekelerinin güçlendirilmesi, depolama kapasitesinin artırılması ve enerji verimliliğine öncelik verilmesi gerekiyor.</p>
<p>CAN Europe Enerji Başkanı Seda Orhan, yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyonun daha temiz ve erişilebilir enerji sağlama potansiyeline dikkat çekiyor: “Yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyon, iklim eylemini hızlandırmak, fosil yakıt bağımlılığını azaltmak ve daha temiz, daha uygun maliyetli enerji sağlamak için elimizdeki en güçlü araçlardan biri. COP31, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğindeki ilerlemeyi daha hızlı elektrifikasyon ve fosil yakıtlardan adil geçişle birleştirmeli.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Adil geçiş için 2027 takvimi isteniyor</strong></span></p>
<p>• COP31’in önemli müzakere başlıklarından biri, COP30’da üzerinde uzlaşılan Belém-Antalya Adil Geçiş Mekanizması’nın işler hale getirilmesi.</p>
<p>• CAN Europe, mekanizmanın genel ilkeler düzeyinde kalmamasını, ülkelerin ekonomik dönüşüm süreçlerini destekleyecek somut bir yapıya kavuşmasını istiyor. Bunun için finansman, sosyal koruma, çalışanların ve yerel toplulukların karar süreçlerine katılımı ile 2027 yılına ilişkin açık bir çalışma takvimi talep ediliyor.</p>
<p>• CAN Europe Uluslararası İklim Politikaları Koordinatörü James Trinder, adil geçişin müzakere metinlerinden uygulamaya taşınması gerektiğini belirtiyor: “Adil geçiş, müzakere metinlerindeki sözcüklerden ibaret kalamaz. Belém-Antalya Mekanizması COP31’de işler hale getirilmeli; uygulama yöntemleri netleşmeli ve 2027 için üzerinde uzlaşılmış bir çalışma takvimi oluşturulmalı.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Finansman olmadan uygulama mümkün değil!</strong></span></p>
<p>• CAN Europe’un açıklamasında en güçlü vurgu iklim finansmanına yapılıyor. Gelişmekte olan ülkelerin emisyonlarını azaltmaları, iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamaları, kayıp ve zararlarla mücadele etmeleri ve ekonomik dönüşümlerini adil biçimde gerçekleştirmeleri için öngörülebilir ve erişilebilir finansmana ihtiyaç duydukları belirtiliyor.</p>
<p>• Örgüte göre gelişmiş ülkelerin mevcut finansman taahhütlerini yerine getirmesi, uyum finansmanını artırması ve yeni kamu kaynakları yaratması gerekiyor. Bu noktada fosil yakıt teşviklerinin kaldırılması ve kirletenlerin daha fazla mali sorumluluk üstlenmesi de gündeme getiriliyor.</p>
<p>• CAN Europe Kıdemli Uluslararası Finans Politikaları Koordinatörü Rachel Simon’a göre, hükümetlerin mevcut taahhütlerini yerine getirmesi ve finansman akışını fosil yakıtlardan iklim eylemine yönlendirmesi gerekiyor. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Antalya’da başarının ölçüsü ne olacak?</strong></span></p>
<p>• CAN Europe’un COP31 öncesindeki mesajı, müzakerelerin giderek daha fazla uygulama, finansman ve ekonomik dönüşüm eksenine kaydığını gösteriyor.</p>
<p>• Fosil yakıtlardan çıkış için somut adımlar, yenilenebilir enerjiye dayalı elektrifikasyonun hızlanması, Belém-Antalya Adil Geçiş Mekanizması’nın işlerlik kazanması ve gelişmekte olan ülkelere sağlanan finansmanın güçlendirilmesi, Antalya’dan beklenen başlıca sonuçlar arasında.</p>
<p>• Türkiye açısından ise ev sahipliğinin başarısı, uluslararası müzakerelerde kurulacak uzlaşının yanı sıra ülkenin kendi enerji dönüşümünde atacağı adımlarla da değerlendirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31in-onundeki-alti-kritik-sinav-91614</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/4/1280x720/cop31-1794032133.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31’in önündeki altı kritik sınav ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deger-ugruna-bedel-odenebilendir-91613</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değer, uğruna bedel ödenebilendir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><em>Değer, artan veya azalandır. Bir şeyin değerini o şeyin insan veya toplum hayatına kattıkları belirler. Eğer geliştirici yönünde ise değer artar, değilse düşer.</em></strong></p>
<p>Paha, kıymet… Bir şeyin gerekliliğini, önemini belirtmeye yarayan niceliksel veya niteliksel ölçü. O şeyin kıymetine denk düştüğü kabul <strong>edilen karşılık…</strong></p>
<p><strong>Üstün nitelikli kişi veya şey. Nesnelerin veya olayların bir toplum, bir sınıf veya bir insan yönünden taşıdığı önemi belirleyen nitelik…</strong></p>
<p>Erdemin dayandığı kıymet… Değer, uğruna bedel ödenebilendir.</p>
<p>Matematikte bir simgenin karşılık geldiği niceliğin, tutarın ifadesidir. Bir değişkenin, bilinmeyenin sayı ile anlatımıdır.</p>
<p>Varlığı değerden farklı kılan, onun var olmak için mevcudiyetidir. Her varlık, değer taşımaz. Değer; o varlığa atfedilendir.</p>
<p><strong>FİYAT VE DEĞER FARKI</strong></p>
<p>Fiyat ile değerin farkı da yine aynı dinamikten doğar. Fiyat bir şeyin arz ve talebinin buluşma noktasıdır. Değer ise o şeyin, fiyattan bağımsız taşıdığı özniteliktir. Fiyat nicelik, değer niteliktir.</p>
<p><strong>Değer, kabule dayanır. O şeyi, kavramı; yargılamanın sonucunda doğar. Mantık ekseninde değer; doğru ve yanlış üzerinden biçilir. Ahlak ekseninde değer, iyi ve kötü kutupları arasında oluşur. Estetik ekseninde ise değeri, güzel ve çirkin ayırtı belirler.</strong></p>
<p>Değerler manzumesi; insanın hayatta kendini ve ötekini oturttuğu temellerdir. Değerler toplumu, bireylerin ortaklaşa kabul ettiği kavramların bütünü olur. İlişkiler toplumunda bireylere, kavramlara biçilen değer, fiyatı üzerinden veya güce yakınlığı derecesinden gelir.</p>
<p><strong>FAYDA VE ZARAR KIYASI</strong></p>
<p>Değer, bir yargıdır. Ölçersin biçersin, fayda veya zararına bakarsın, güzel mi çirkin mi kararını verirsin. Sonra bu tüm ölçülebilen şeyleri geriye atar, içinde oluşan yargıya “değer” dersin. Ya da değersizleştirirsin.</p>
<p><strong>Değer, artan veya azalandır. Bir şeyin değerini o şeyin insan veya toplum hayatına kattıkları belirler. Eğer geliştirici yönünde ise değer artar, değilse düşer.</strong></p>
<p>Değer aynı zamanda bir silahtır da… Birine düşmanlık besleyerek değer kazanabilirsin. Çünkü düşman, seni de var eder. Birine verilecek en büyük ceza; onu değersizleştirmektir ki bu genelde o kişiyi veya kavramı görmezden gelmekle mümkün olur.</p>
<p><strong>VEFA ÖLÇÜSÜ OLARAK DEĞER VERMEK</strong></p>
<p>Değer bilmek, vefanın ölçüsüdür de… O şeye sadakatin ifade şeklidir. Değer, biçilebilir. Toplum bunu hep yapar ve onu oluşturan tüm varlıklara, kavram, kişi, inançlara bir değer biçer.</p>
<p>En büyük değer, dinin referanslarıyla oluşur. Hayatla örtüşmesi gerekmez. Kabuller manzumesidir. Bir kez oluşunca, o değeri yok etmek, neredeyse imkânsızdır.</p>
<p><strong>Değer yargısı, toplumun kanaat çıktısıdır. Yöneltildiği şeyi abat da eder berbat ta eder. Değerin zihindeki kimyası, anılardan daha kalıcı izler kurar. Değerin kimyasını bozmak, tıpkı kurmakta olduğu gibi zaman alacaktır</strong>.</p>
<p>Neticede hayat, değerler üzerinden yürür. Neye değer verdiğin, kendi değerini de belirler. Bir uyarı; kendine biçtiğin değer, karşındakinin sana vereceğin değerin üst limiti olacaktır.</p>
<p><strong>DEĞER ÜRETEN DERDE DERMAN OLANDIR</strong></p>
<p>Derman: Derdin çaresi… Güç, takat, mecal, ilaç, çıkar yol… Soruna denk düşen çözüm… Dert geldiğinde aranılan, peşine düşülen… Çoğu dert, dermanıyla sunulur bize. “derdü meni devayı men” der Mevlana; dert benim ve dermanı da bende…</p>
<p><strong>Derdin meyvesi diye bakarım ben dermana… Hasadı ancak dert meyvesini yiyince mümkün olan…</strong></p>
<p>Çoğu bilge, dermanın dert içinde saklı olduğunu söyler. Tıpkı sorunun içine saklanmış cevap gibi… Aslolan sorudur, cevap zaten içindedir. Aslolan derttir, derman zaten içindedir.</p>
<p><strong>Allah dert verip derman aratmasın… Bu ifade, konfor alanını tanımlar. Duadır ancak edilebildiğine göre dert verilmiş, derman arayışına çıkılmıştır.</strong></p>
<p>Çaresizseniz, çare; sizsiniz… Dermansızsanız, derman sizsiniz. Dertten dermana geçiş sürecine, sabır diyoruz. Men sabere; zafere… Zafer; sabredebilenindir.</p>
<p>Derde katlanmak, derman üretendir. Bir derdin varsa derman bulmaya çalış; bulamıyorsan da onu artık dert etme<strong>…</strong></p>
<p><strong>Derman arardım derdime / Derdim bana derman imiş / Bürhan arardım aslıma / Aslım bana bürhan imiş</strong>.” Der Niyazi Mısrî…</p>
<p><strong>Kelile ve Dimne’nin yazarı Beydeba’dan pek çok kültüre armağan bir nasihat vardır; “derdini söylemeyen, derman bulamaz.” Ne kadar tanıdık değil mi? Tanıdık zira dert, paylaşılmaya özendirilir. Paylaşılınca azaldığı bilinir ve ilk derman, bu paylaşımdan çıkar. Sonuçta paylaşıldıkça hafiflemesi, insanların dermana dair fikirlerini devşirmek olacaktır.</strong></p>
<p>Himmet Baba’nın  5 hece formunun bu şaheserinde dermanın şiirsel tanımı mirastır bize;</p>
<p><strong>“Vakti seherde / Açılır perde / Düştüğüm yerde / Derman sendedir.</strong></p>
<p><strong>Düşmüşem kaldır / Mihnetim oldur / Ağlatma güldür / Derman sendedir.</strong></p>
<p><strong>Benim biçare / Kaldım avare / yürek pür yâre / Derman sendedir.</strong></p>
<p><strong>Nefsi zalimi / Gözle halimi / Sundum elimi / Derman sendedir.”</strong></p>
<p>Dermanı aradığın, genelde derdi başına açandır. Derdin örgüsünde zaten dermanın kodları gizlenmiştir. Sana düşen tersine mühendislik ile derdinin kodlarını çözmektir sadece…</p>
<p><strong>Dert, zehir ise derman panzehiri olur. Başına dert açanları iyi incele, dermanın onları yeniden tanımlamaktan geçecektir. Ancak bunu yaparken seni kırıp dökenlerin ayakları altında derman arama… Onların üzerine çıkabildiğin derecede dermana yakın duracaksın.</strong></p>
<p>Sonuçta her derdin dermanı, kendine hastır. Bir derdin dermanı, başka bir derde zehir olabilir. Haddini aşmış derman, derdi aratabilir zira… </p>
<p><strong>DEĞER ÜRETEMİYORSAN, DERDE DEVA DEĞİLSEN, ÇÜRÜYORSUN…</strong></p>
<p>Çürüme: Yapının bozulması, kokuşma… Organik bir madenin bakteriler ve ya çevresel etkenler yüzünden pis kokulu ürünlere dönülmek üzere normal yapısını kaybetmesi…</p>
<p><strong>Çürüme, kendiliğinden olmaz. Onu çürüten bir bakteri vardır. Yapıyı bozan etkenler vardır. Maddenin bütünlüğüne saldırı, çoğu kez maddenin onu kabulüyle başlar. Hiçbir çürük, bunu kendi başına yapmamıştır. Mutlaka o yapının kendi içine aldığı çürüteni, çürütenleri olacaktır.</strong></p>
<p>Bir düşünce temelsiz ve kanıtsız kalınca çürür, çürütülür. Dayanağını yitiren her şey gibi… Yıpranır, çöker, onu bütünlüğünde tutacak bağlar yok olmuştur. Çimentosuz harç gibi, kum ve çakıl dağılır, bina çöker.</p>
<p><strong>Çürüme, organizmaya haz bir yaşam döngüsüdür. Toplum organizması, çürümenin en dramatik yaşandığı alandır. Bireyler arasındaki onları bir arada tutan değerler zayıflar, bağlar kopmaya başlar ve ahlak çimentosu erir. Artık o toplum çürümeye başlamış demektir.</strong></p>
<p>Bireyin çürümesi de değer kaybıyla oluşur. Önce içindeki tanrıyı (vicdanı) susturur. Sonra konfor devreye girer. Konfor, çürütür. Hem de lime lime yapar tüm benliğini insanın… Aklı dumura uğratır, organları işlevsiz kılar, mücadele etmeyi unutur ve çürüme hükmünü icra eder. Sebep-sonuç ilişkisi yok olur. Doğru-yanlış ekseni silikleşir, iyi-kötü ayırtı bulanıklaşır ve güzel-çirkin aynı gri bulamaçta buluşuverir.</p>
<p><strong>Çünkü çürüme, yapıyı bir arada tutan yasaları dışlamaktır. Başka yasalara itaat edilmeyen yerde çürüme, tek yasa olur. Çürümenin çaresi yoktur. Devrini tamamlayacaktır. Çürüme bir kez başlamaya görsün, hükmünü icra edene dek sürecek ve bir sonraki yapının gübreliği olacaktır. Kötü haber, çürüme başladığında engellenmiyor oluşudur da iyi haber bir sonraki yapının fidanının boy atacağı, yeni bir geleceğin vaadi olan gübreliğe dönüşeceğidir.</strong></p>
<p>Toplumu çürüten, bireyler arasındaki asabiyetin (<em>İbni Haldun’un önerisi</em>) azalmasıdır. Kurucu babalar, değerleriyle vardır ve ülkeyi inşa eder, toplumu var kılarlar. Oğulları da babaları kadar olmasa da değerleriyle toplumu güçlendirirler, bayındır kılarlar. Ancak üçüncü nesil, torunlar; kurucu babaların değerlerini unutmuş, aralarındaki dayanışma bağını zayıflatmışlardır. Bu dönemde sanat, edebiyat, mimari, estetik gelişir. Torunların çocukları ise çürüme neslidir. Asabiyet yok olmuştur. Geriye, bencil, çıkarcı, değerlerini yitirmiş, ahlakı çökertmiş hedonist bir yapı gelmiştir. İşte bu çürüme nesli, büyük bedeller ödeyecek ve doğuracağı çocuklar bir sonraki çağın kurucuları olacaktır.</p>
<p><strong>Başka bir ifade deneyelim; çürümenin 4 evreli devranına dair; 1-Zor zamanlar güçlü liderler doğurur, 2-Güçlü liderler kolay ortamlar üretir, 3-kolay ortamlar zayıf liderler var eder. 4-Zayıf liderler zor zamanları geri getirecektir.</strong></p>
<p>Zor zamanlar, tanımını çürümeden alır… Liyakati dışlarsın, bilen değil bizden insanlara meyledersin, terazinin ayarıyla oynarsın, devlet malını deniz yemeyeni domuz diye tanımlarsın, bal tutan parmağını yalamaya başlar, hukuk gücünü kaybeder ve yerini güçlüler hukukuna bırakır.</p>
<p><strong>Çürüme tepeden başlar, tabana yayılır. Önce lider bozulur… Sonra çevresindekilere bulaşır. Çürüme bir kez tetiklenince, toplumsal değerler ihlal edilir. Demokrasi talebi yoktur, imtiyaz talebi vardır. Otorite talebi de yükselir. Ancak otoritenden beklenti, çıkar olur. Aile bozulur, değerler yok olunca aile bireyleri menfaat yığınlarına dönüşür.</strong></p>
<p>Hayat sözlüğünde üzerinde durduğumuz, değer, derman ve çürüme kavramlarından elde kalan netice şu olabilir:  çürük toplum, bireylerinin içinde çürüdüğü hapishaneye dönüşecektir. Çürümeye dair akılda kalmasını umduğum şudur ki çürüme, bir kez başladığında durdurulamayacağıdır. Bu yüzden senin sağlam olman yetmez, çürüklerden de uzak durman gerekecektir. Bunun da yöntemi; dertlere derman olacak değer üretmektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deger-ugruna-bedel-odenebilendir-91613</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Değer, uğruna bedel ödenebilendir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/15-soruda-turkiyeye-made-in-eu-etkisi-91610</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 15 soruda Türkiye&#039;ye &#039;Made in EU&#039; etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye bir süredir, Avrupa Birliği’nin (AB) Çin rekabetine karşı geliştirdiği ‹Made in Europe› politikasına dahil olmak istiyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır önceki gün yaptığı açıklamada, AB’nin hazırladığı “Made in EU” düzenlemesinde Türkiye menşeli ürünlere eşdeğer muamele yapılmasını isterken AB’nin küresel rekabette karşılaştığı sorunların aşılmasında Türkiye’nin üretim kapasitesinin önemli rol oynayabileceğini belirtti. Türkiye’nin “Made in EU” planına dahil olma çabaları sürerken olabı riskler ve avantajlar da tartışılmayla devam ediyor. Finera Veri Analizi Genel Müdürü Dr. Mustafa Adıgüzel, 30 yıldır zaten Gümrük Birliği üyeliğiyle Avrupa sanayisine entegre olan Türkiye’nin, bugünkü siparişlerini korurken yarının yatırımlarını kaybedebileceğine dikkat çekti. Dr. Mustafa Adıgüzel, “Made in EU” süreciyle birlikte ortaya çıkacak yeni durumu 15 soruda EKONOMİ okurları için kaleme aldı:</p>
<p><strong>1- Bugün siparişleri dolu olan bir fabrika neden risk altında?</strong></p>
<p>Mevcut modelin üretimi devam ederken bir sonraki model başka bir ülkeye tahsis edilebilir. Şirket bugünkü cirosuna bakarak durumunu güçlü sanırken gelecekteki üretim payını kaybetmeye başlayabilir. İlk bakılacak gösterge mevcut siparişlerden çok, yeni proje kazanma oranı.</p>
<p><strong>2- Avrupa’ya ihracat serbestken Türk ürünü nasıl dezavantajlı hale gelebilir? </strong></p>
<p>Bir ürünün Avrupa’ya satılabilmesi ile kamu alımlarında ve destek programlarında tercih edilmesi farklı şeyler. Made in Europe yaklaşımı, belirli alanlarda kamu tarafından desteklenen talebi Avrupa üretimine yöneltmeyi hedefliyor. Gümrükte engelle karşılaşmadan da müşterinin satın alma tercihinde geriye düşebilirsiniz.</p>
<p><strong>3- Otuz yıllık Gümrük Birliği neden tek başına yeterli olmayabilir? </strong></p>
<p>Malın dolaşımı, ürün içeriğinin Avrupa menşeli kabul edilmesi ve şirketin kamu ihalesine erişimi aynı hukuki güvenceye dayanmıyor. Türk parçası uygun içerik sayılırken onu üreten şirket aynı ihaleye erişim güvencesinden yararlanamayabilir. </p>
<p><strong>4- Türkiye’nin kapsama alınması bütün sorunları çözer mi?</strong></p>
<p>Türkiye’nin adının geçmesi kadar, tanımanın hangi ürünleri ve işlemleri kapsadığı önemli. Türk bileşeninin kabulü, Türkiye’de yapılan nihai montajın kabulünü kendiliğinden sağlamayabilir. Ülke listesine girmekle fabrikanın bütün destek koşullarını karşılaması aynı şey değil.</p>
<p><strong>5- Çin’den parça kullanan Türk üreticisi Avrupa pazarını kaybeder mi? </strong></p>
<p>Çin girdisi kullanılması otomatik olarak uygunsuzluk anlamına gelmiyor. Girdinin niteliği, Türkiye’de geçirdiği dönüşüm ve ilgili içerik hesabı belirleyici. Aynı ülkeden ithalat yapan iki Türk şirketinin karşılaşacağı sonuç tamamen farklı olabilir. </p>
<p><strong>6- Avrupa’ya hiç ihracat yapmayan bir KOBİ neden bu dosyayı izlemeli? </strong></p>
<p>Türkiye’deki ihracatçıya parça sağlayan işletme de müşterisinin menşe, içerik ve karbon bilgisi talepleriyle karşılaşabilir. Alternatif girdi, test ve müşteri onayı maliyetleri küçük işletmelere kadar ulaşabilir. Risk, doğrudan ihracatçıdan başlayıp yerli tedarik zincirine yayılabilir.</p>
<p><strong>7- Tartışma yalnızca otomotivle mi sınırlı? </strong></p>
<p>Çelik, alüminyum, çimento ve temiz enerji teknolojileri de gündemde. Ancak her ürünün koşulu ve Türkiye’nin tedarik gücü farklı. Türk sanayisinin ne kadar etkileneceğini anlamak için sektör ortalamalarının yanında, hangi ürünün hangi koşula tabi olduğuna bakmak gerekiyor.</p>
<p><strong>8- Türkiye dışarıda kalırsa Avrupa da kaybeder mi?</strong></p>
<p>Türk girdisini başka bir tedarikçiden almak; yeni kapasite, test, müşteri onayı ve zaman gerektirebilir. Türkiye’nin müzakere hazırlığı bu maliyeti de göstermeli. En güçlü argümanlarımızdan biri, Türk üretiminin dışlanmasının Avrupalı üreticinin rekabet gücünü nasıl etkileyeceği.</p>
<p><strong>9- AB–Hindistan anlaşması bu rekabet tablosunu nasıl değiştiriyor? </strong></p>
<p>Hindistan’ın tarife engelleri azalırken üretim yetkinliğinin artması, Türk sanayisinin mevcut avantajlarını aşındırabilir. Finera’nın KTO Karatay Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri (BAP) kapsamında hazırladığı çalışmada da bu risk vurgulanıyor. Bugünkü rakiplerin, pazar paylarının ve rekabet koşullarının aynı kalacağı varsayılamaz. </p>
<p><strong>10- Sanayici bugün ilk olarak neyi hesaplamalı? </strong></p>
<p>Hangi satışının yeni koşullardan etkilenebileceğini, hangi girdinin değişmesi gerekebileceğini ve müşterisinin bir sonraki yatırım kararını ne zaman vereceğini belirlemeli. Hazırlığın takvimini yalnızca yasanın yürürlük tarihi değil, müşterinin satın alma ve yatırım takvimi de belirliyor.</p>
<p><strong>11- Avrupa neden yeniden üretimin nerede yapıldığına odaklanıyor? </strong></p>
<p>Avrupa, yeşil dönüşümün yaratacağı talebin üretim, teknoloji ve istihdamı kendi ekonomisinde büyütmesini istiyor. Kamu alımları ve destekler bu amaçla kullanılıyor. Dolayısıyla Türk sanayicisinin rekabet hesabında fiyat ve teslim süresinin yanında üretimin yeri de daha belirleyici hale gelebilir. </p>
<p><strong>12- Uyum maliyeti birkaç belge hazırlamakla sınırlı mı? </strong></p>
<p>Yeni girdinin bulunması, test edilmesi, müşteri onayının alınması ve farklı pazarlar için ayrı stok tutulması gerekebilir. Bunların tamamı nakit ve zaman ister. Teknik uyum, özellikle küçük tedarikçilerde işletme sermayesi ve finansman sorununa dönüşebilir.</p>
<p><strong>13- Düşük karbonlu üretim yapmak tek başına yeterli mi? </strong></p>
<p>Düşük karbonlu olmak ile belirli bir destek programında uygun menşeli sayılmak ayrı koşullar. Bir ürün çevresel ölçütleri karşılasa da coğrafi şart nedeniyle aynı avantajdan yararlanamayabilir. Şirketler karbon performansını ve menşe uygunluğunu ayrı ayrı değerlendirmeli. </p>
<p><strong>14- Türkiye müzakere masasında somut olarak ne istemeli? </strong></p>
<p>Türkiye’de montajın, Türk menşeli bileşenlerin ve bunların ispatının ilgili düzenlemelerde nasıl tanınacağı netleşmeli. Mevcut yatırım ve sözleşmeler için uygulanabilir geçiş süreleri sağlanmalı. Ülke listesinde yer almak kadar, tanımanın ürünler ve destek programları arasında tutarlı olması da önemli. </p>
<p><strong>15- Nihai yasa çıkmadan harekete geçmek erken mi? </strong></p>
<p>6 Kasım 2026 itibarıyla dosya Avrupa Parlamentosunda komite kararı bekliyor; nihai kurallar henüz kesinleşmiş değil. Ancak müşterilerin yeni model ve tedarikçi kararları beklemeyebilir. Şirketler mevzuatı izlerken ürünlerinin menşe bilgilerini tamamlayabilir ve müşterilerinin gelecek dönem beklentilerini öğrenebilir.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong></p>
<p><em>TEPAV, AB Made in Europe Politikaları ile Hindistan ve MERCOSUR Ticaret Anlaşmalarının Türkiye’nin İmalat Sanayi Ticaretine Olası Etkilerinin Ürün Bazında Analizi, Haziran 2026.</em></p>
<p><em>Selin Arslanhan, Made in Europe Sürecinde Avrupa’yı Anlamak Hangi Sektörde Kim Avrupalı Kim Değil, TEPAV, N2026115, Kasım 2026.</em></p>
<p><em>Mustafa Adıgüzel, Küreselleşmenin Yeni Devi Hindistan’ın Sanayi Hamlesi AB–Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması’nın Türkiye ve Konya Sanayisine Etkileri, KOSAM, KTO Karatay Üniversitesi BAP kapsamında desteklenen çalışma, Temmuz 2026.</em></p>
<p><em>Avrupa Komisyonu, Sanayi Hızlandırıcı Yasa teklifi COM(2026) 100 final ve ekleri, 4 Mart 2026.</em></p>
<p><em>Avrupa Parlamentosu, 2026/0068(COD) işlem kaydı, 6 Kasım 2026 tarihinde kontrol edildi.</em></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/15-soruda-turkiyeye-made-in-eu-etkisi-91610</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/0/1280x720/56-1794030175.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye bir süredir AB’nin hazırladığı “Made in EU” düzenlemesine dahil olarak Türk ürünlerine eşdeğer muamele yapılmasını istiyor. Peki “Made in EU” planına dahil olma çabaları hangi risk ve avantajları bberaberinde getirecek? Finera Veri Analizi Genel Müdürü Dr. Mustafa Adıgüzel, 30 yıldır zaten Gümrük Birliği üyeliğiyle Avrupa sanayisine entegre olan Türkiye’nin, bugünkü siparişlerini korurken yarının yatırımlarını kaybedebileceğine dikkat çekti. Dr. Mustafa Adıgüzel, “Made in EU” süreciyle birlikte ortaya çıkacak yeni dönemi 15 soruda özetledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elazigdan-canakkaleye-bir-kilo-uzumun-tasima-bedeli-10-lirayi-buluyor-91612</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 08:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elazığ’dan Çanakkale’ye bir kilo üzümün taşıma bedeli 10 lirayı buluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GUSTOBAR</strong>’ın Kurucusu <strong>Taner Öğütoğlu</strong>, 20 gün kadar önce bir etkinlik duyurusu gönderdi:</p>
<ul>
<li><strong>Şarap Üreticileri Derneği’nin uluslararası markası </strong>“Wines of Türkiye”,<strong>Gustobar Events ve</strong> “Institute of Masters of Wine” (IMW) <strong>işbirliğiyle düzenlediği </strong>“Masters of Wine Türkiye” <strong>programı, Türk şarapçılığının dünyada temsiline katkı sağlayacak buluşmanın ev sahibi.</strong></li>
<li><strong>Master Wine (MW) Caro Maurer öncülüğünde, Türkiye’nin ilk ve tek Master Wine ünvanlı uzmanı Dilek Caner, Sarah Jane Evans MW, Liz Thach MW gibi uluslararası şarap otoritelerinin yer aldığı 20 kişilik heyet bu buluşmaya katılacak.</strong></li>
<li>“Master of Wine” <strong>heyeti, İstanbul, Trakya ve Kapadokya’yı kapsayan rota boyunca ülkemizin köklü bağcılık mirasını ve modern şarapçılık vizyonunu yerinde inceleyecek.</strong></li>
<li><strong>Yerel üzümlerimizin potansiyelini ve uluslararası varyetelerin Türkiye’deki adaptasyonunu konu alan </strong>“master class” <strong>oturumları ve tadımlarla zenginleşen </strong>“Masters of Wine in Türkiye”, <strong>yerli üreticilerle dünya otoriteleri arasında güçlü bağ açısından büyük önem taşıyor.</strong></li>
</ul>
<p>Bir haftada 33 Türk şarap üreticisinin ürünlerinin tadımını yapan, bazı üreticilerin bağ ve fabrikalarını gezen 20 kişilik şarap otoritesi heyeti, İstanbul’dan ayrılmadan önce Doluca Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Sibel Kutman Oral</strong>’ın ev sahipliğinde sektör temsilcileriyle buluştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeebd8823c15-1794030984.jpg" alt="" width="758" height="699" />Buluşmada <strong>Sibel Kutman Oral</strong>’a bu yılki hasat durumunu sordum, anlattı:</p>
<p>-          <strong>Bu sezon ürün boldu. Hatta, alamadığımız ürünler de oldu. Trakya Bölgesi’nde hasat çok iyi geçti. Ancak, Anadolu’da yağış nedeniyle aksamalar yaşandı. Hasat dönemi uzadı.</strong></p>
<p>Tokat’a uzandı:</p>
<p>-          <strong>Örneğin bu hasat döneminde Tokat’tan yeterince Narince alamadık. Yağışlar Tokat’taki hasadı olumsuz etkiledi.</strong></p>
<p>Suvla’nın Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Selim Zafer Ellialtı</strong>’ya da hasat döneminin nasıl geçtiğini sordum, yanıta şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>Normalde Kasım ayına sarkmazdı, bazı bölgelerde yağışlar nedeniyle sarktı. Hâlâ hasadın devam ettiği yerler var.</strong></p>
<p>Hasadın nerede sürdüğünü merak ettim, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Elazığ’dan Öküzgözü üzümü alıyoruz. Orada hasat uzadı. Bağlar çamur, aslında üzümler de yağışlardan olumsuz etkilendi. Ancak, epey zamandır alım yaptığımız çiftçiler zor durumda kalmasın diye alımı sürdürüyoruz.</strong></p>
<p>Petrol ve akaryakıt fiyatlarının yüksekliği nedeniyle taşıma maliyetinin çok arttığını vurgulayıp, bir hesap yaptı:</p>
<p>-          <strong>Bir kilo üzümü Elazığ’dan Çanakkale’ye taşımanın maliyeti 10 lirayı buluyor…</strong></p>
<p><strong>Selim Zafer Ellialtı, </strong>taşıma maliyetini bir kilo üzüm üzerinden hesaplayınca, rakam daha çarpıcı hale geldi, rakamı soru şeklinde tekrarladım:</p>
<p>-          <strong>Bir kilo üzüm Elazığ’dan Çanakkale’ye 10 liraya mı taşınıyor?</strong></p>
<p>Hesabı daha açıklıkla ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Bir kamyon, Elazığ’dan Çanakkale’ye taşımayı 220 bin liraya yapıyor. 20 ton üzerinden hesaplarsak kilo başına taşıma 11 lirayı buluyor. Ben yuvarlayarak 10 lira hesaplıyorum.</strong></p>
<p>Milliyet Gazetesi Ekonomi Müdürü <strong>Şükrü Andaç </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Gazetede haber olarak kullandık. Adana, Mersin, Antalya’da üreticiden limon kilosu 2-3 liraya alınıyor. İstanbul’da marketlerdeki fiyatı 45-50 liraya ulaşıyor. Bunun içinde taşıma bedeli de var.</strong></p>
<p>Şarap üreticileri genellikle üzümlerini kendi bağlarından veya yakın bölgeden alıp işliyor. Ancak, Elazığ’ın Öküzgözü, Diyarbakır’ın Boğazkere’si gibi türlerin asıl yetiştiği toprakların karakteristiğinin şaraba yansıması için oralardan da alım yapıyor.</p>
<p>Öküzgözü üzümünü Elazığ’dan Çanakkale’ye götürmek de kilo başına 10 liralık taşıma faturası çıkarıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Master of Wine’lar yerel üzümlerden elde edilen Şaraplara odaklanıyor</span></h2>
<p><strong>GUSTOBAR</strong>’ın Kurucusu <strong>Taner Öğütoğlu</strong>’ndan 33 şirketin şaraplarının tadımını yapan <strong>“Master of Wine” </strong>heyetindekilerin listesini istedim, gönderdi:</p>
<ul>
<li><strong>Adam Jones, Andy Howard, Caro Maurer, Dilek Caner, Elsa Macdonald, Frank Roeder,</strong></li>
<li><strong>Jane Boyce, Kim Oshiro, Liz Thach, Mai Tjemsland, Martin Moran, Matthew Stubbs,</strong></li>
<li><strong>Richard Kershaw, Robin Kick, Rod Smith, Rosemary George,</strong></li>
<li><strong>Sarah Jane Evans, Sebastian Payne, Steve Charters, Wojciech Bonkowski</strong></li>
</ul>
<p>Doluca Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Sibel Kutman Oral, “Master of Wine”</strong>ların ilgisini ülkemizin yerel üzümlerinden elde edilen şarapların daha çok çektiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Cabarnet Sauvignon, Merlot, Shiraz, Cabarnet Franc, Sauvignon Blanc, Chardonnay, Malbec gibi dünyada yaygın bilinen üzümlerden çok bizim Anadolu üzümlerinden elde ettiğimiz şaraplara daha çok ilgi gösterdiler.</strong></p>
<p>Türkiye’nin dünyada ilgi çeken şaraplık üzümleri de şöyle:</p>
<ul>
<li><strong>Öküzgözü, Boğazkere, Emir, Narince, Karaoğlan, Kalecik Karası, Papazkarası, Çalkarası, Karalahna, Karasakız (Kuntra), Yapıncak, Bornova Misketi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Sibel Kutman Oral, “Master of Wine” </strong>heyetinin tadım, bağ ve fabrika turlarını şöyle değerlendirdi:</p>
<p>-          <strong>Türk şaraplarının dünyada tanıtımında önemli rol oynuyorlar…</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sektörde kadınların öne çıkması MW Heyetinin dikkatini çekti</span></h2>
<p><strong>DOLUCA </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Sibel Kutman Oral, </strong>20 kişilik <strong>“Master of Wine” (MW) </strong>heyetinin dikkatini en çok Türk şarap sektöründe patron-yönetici düzeyinde kadınların öne çıkmasının çektiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Heyet üyelerinin çoğu </strong>“Türk şarap sektöründe bu kadar kadın ağırlığı olduğunu bilmiyorduk” <strong>dedi.</strong></p>
<p><strong>Sibel Kutman Oral, </strong>bu izlenimini aktarınca sektördeki kadın patron ve yöneticileri listelemeye çalıştım:</p>
<ul>
<li><strong>Doluca: Sibel Kutman Oral </strong>(Yönetim Kurulu Üyesi)</li>
<li><strong>Kavaklıdere: Cevza Başman, Aslı Başman, Zeynep Başman </strong>(Yönetim Kurulu Üyeleri)</li>
<li><strong>Arcadia (A Bağcılık): Zeynep Arca Şallıel </strong>(Yönetim Kurulu Başkanı)</li>
<li><strong>Pamukkale: Selda Tokat </strong>(Yönetim Kurulu Başkanı)</li>
<li><strong>7 Bilgeler: Gülgün Yamen </strong>(ortak)</li>
<li><strong>Suvla: Pınar Ellialtı </strong>(yönetici ortak)</li>
<li><strong>Chamlıja: İrem Çamlıca </strong>(Etiket Tasarımları), <strong>Arzu Çamlıca </strong>(Satış ve Pazarlama)</li>
<li><strong>Kuzubağ: Aslı Kuzu </strong>(yönetici ortak)</li>
<li><strong>Barbare: Tülin Bozüyük </strong>(Genel Müdür)</li>
<li><strong>Gülor: Güler Sabancı </strong>(Yönetim Kurulu Başkanı)</li>
<li><strong>Barel: Elif Akın </strong>(Kurucu)</li>
<li><strong>Umurbey: Yonca Arıner </strong>(İşletme ve Pazarlama)</li>
<li><strong>LA Bağcılık: Merve Arkas </strong>(Bağ yönetimi-tesis dönüşümü)</li>
<li><strong>Urla: Neşe Yoko Sayınsu </strong>(Yönetim Kurulu Üyesi)</li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’nin tek ‘Master of Wine’ı Dilek Caner, ‘Wines of Türkiye’ kitabı yazıyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeebda0c538d-1794031008.jpg" alt="" width="500" height="552" /></span><strong>PAŞAELİ</strong>’nin Kurucusu <strong>Seyit Karagözoğlu, </strong>geçen Temmuz ayı sonlarında sosyal medyada şu paylaşımı yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Dilek Caner MW’yi Paşaeli’de karşılamaktan mutluluk duyduk. O, ilk ve tek Türk Master of Wine. Dallas’ta (ABD) yaşıyor. Orada bir şarap okulu var.</strong></li>
<li><strong>Dilek Caner, Türk şaraplarının büyük destekçisi oldu. Şu anda </strong>“Wines of Türkiye” <strong>adlı bir kitap hazırlıyor.</strong></li>
<li><strong>Kitap </strong>“Academie du Vin Library” <strong>(İngiltere) tarafından yayınlanacak.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Seyit Karagözoğlu, </strong>Doluca Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Sibel Kutman Oral </strong>ev sahipliğindeki buluşmada beni <strong>Dilek Caner</strong>’le tanıştırdı.</p>
<p>Tanışma sonrası buluşmadan ayrıldım, yolda arşiv taraması yaptım. <strong>Demet Cengiz</strong>’in 16 Eylül 2013’te Hürriyet’in ekonomi sayfalarında kullandığımız haberini buldum:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye’nin ilk şarap üstadı…</strong></li>
</ul>
<p>Haber şöyleydi:</p>
<ul>
<li><strong>Boğaziçi Üniversitesi Matematik mezunu Dilek Caner, New York Üniversitesi’nde ekonomi doktorası yapmaya gitti. Doktorayı bitirmeden amatör hevesle başladığı şarap işinde kurs ve tadımlara gitti. Şarapla ilgili prestijli okullardan WEST’ten diploma alan ilk Türk oldu.</strong></li>
<li><strong>Doktorasını tamamladığında, ekonomi alanına yönelmesi beklenirken, bir yandan şarap kurslarına devam etti, diğer yandan da bir restoranda asistan </strong>“sommelier” (restoranlarda şarap seçen, sunan kişi) <strong>olarak çalıştı.</strong></li>
<li><strong>Dünyanın önemli restoranları arasında yer alan </strong>“Alain Ducasse”<strong>de çalışırken bir yandan da </strong>“Wine and Spirits” <strong>dergisinde tadım editörü olarak yazılar yazdı. 2005 yılında açtığı </strong>“Tasting World” <strong>adlı okulunda eğitimler verdi.</strong></li>
<li><strong>Dallas’ta (ABD) </strong>“Dallas Wine Education Center”<strong>ın sahibi.</strong></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elazigdan-canakkaleye-bir-kilo-uzumun-tasima-bedeli-10-lirayi-buluyor-91612</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/2/1280x720/taner-ogutoglu-1794031034.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elazığ’dan Çanakkale’ye bir kilo üzümün taşıma bedeli 10 lirayı buluyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-ben-sahsen-fon-listesinin-aciklanmasini-tercih-ederim-91611</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 08:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Ben şahsen fon listesinin açıklanmasını tercih ederim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Bütçe görüşmeleri sırasında Meclis'te milletvekillerinden gelen soruları yanıtlayan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Bu süreçte ihmali ve suiistimali olan varsa hesap verecektir, vermeye başladılar. Konu tüm boyutlarıyla adli mercilerce inceleniyor ve gereği yapılıyor. Daha önceki SPK daire başkanlarıyla ilgili soruşturma başlatıldı. Daha önceki başkanla ilgili soruşturma izni verildi. Fon soruşturmasına ilişkin yürütülen süreçte, her kim olursa olsun, hiçbir şekilde taviz verilmeyecektir ” dedi.</p>
<h2>306 milyar lira grup içi hareketlilik </h2>
<p>“1-16 Eylül tarihlerinde 440 kişinin 401 milyar lira çekip çekmediğine” ilişkin soruya Şimşek, “MKK verileri üzerinden MASAK tarafından yapılan hesaplamalara göre söz konusu 401 milyar liranın 306 milyar lirası fonların kendi aralarında ve grup şirketleriyle yaptıkları işlemlerden kaynaklanıyor. 401 milyarın 4’te 3’ü yatırımcı çıkışı değil, fon içi hareketler “ yanıtını verdi.</p>
<h2>"Listelerin açıklanmasından yanayım"</h2>
<p>Bakan Şimşek, bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekillerinden gelen çok sayıdaki “fon listesi neden açıklanmıyor” sorusuna ise “Bu listeler niye açıklanmıyor? Bu listelerin açıklanıp açıklanmaması hususunda benim bir engelim yok. Açıklanmasında ben şahsen mümkünse açıklanmasını tercih ederim” dedi. Bu arada komisyonda kabul edilen önergeyle, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın bütçesine Türkiye Halk Bankası tarafından esnaf ve sanatkarların finansman ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanabilmesi için 33 milyar lira ödenek ilave edildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-ben-sahsen-fon-listesinin-aciklanmasini-tercih-ederim-91611</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/1/1280x720/67-1794030626.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Fon listesi neden açıklanmıyor” sorusuna “Listelerin açıklanıp açıklanmaması hususunda benim bir engelim yok. Ben şahsen mümkünse açıklanmasını tercih ederim” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/is-dunyasi-ve-stklardan-btsoya-ziyaret-91640</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş dünyası ve STK’lardan BTSO’ya ziyaret</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da farklı alanlarda faaliyet gösteren iş dünyası örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı ve yeni yönetimi kurulu üyelerine ziyarette bulundular. BTSO’da gerçekleştirilen görüşmelerde sektörlerin gündemi, iş dünyasının beklentileri ve kurumlar arasında geliştirilebilecek iş birlikleri ele alındı. Ziyaretlerde sivil toplum kuruluşlarının Bursa’nın sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına sunduğu katkılar da gündeme geldi.</p>
<h2><strong>“KOBİ’lerin beklentileri ele alındı”</strong></h2>
<p>Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi Sanayici ve İş İnsanları Derneği (DOSABSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Kutlualp, BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Yönetim Kurulu Üyesi Seyfullah Baylan, Meclis Üyeleri Vedat Bülbül ve Gürcan Gültekin ile Disiplin Kurulu Üyesi Ergin Kaplanbaşoğlu ile bir araya geldi. DOSABSİAD Yönetim Kurulu üyelerinin de bulunduğu ziyarette Onur Kutlualp, Başkan Matlı’ya hayırlı olsun dileklerini iletirken, Bursa sanayisinin öncelikleri, üretimde rekabet gücünün artırılması ve sanayicilerin ihtiyaçlarına yönelik ortak çalışmalar ele alındı.</p>
<h2><strong>“Kadın ve genç girişimcilerden ziyaret”</strong></h2>
<p>Bursa İş Kadınları ve Yöneticileri Derneği (BUİKAD) Başkanı Zuhal Aslı Saka ve heyetinin ziyareti, Başkan Matlı, Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Güler ile Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan, Murat Çağlar ve Savaş Keskin’in ev sahipliğinde gerçekleşti. Görüşmede kadınların iş dünyasında daha etkin rol üstlenmesi, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve fırsat eşitliğinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar konuşuldu. </p>
<h2><strong>“TÜGİAD Ve TÜMKİAD ile işbirliği fırsatları konuşuldu”</strong></h2>
<p>Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Genel Başkan Yardımcısı Melih Sebastien Durmuş ve Bursa Şube Başkanı Kerem Kahveci başkanlığındaki heyet, Başkan Matlı ve Meclis Başkanı Dağlıoğlu ile bir araya geldi. BTSO Meclis Divan Kâtibi Gökhan Dinçer’in de katıldığı görüşmede genç iş insanlarının girişimcilik faaliyetleri ve yeni iş birliği imkânları konuşuldu. Tüm Kalkınma İş İnsanları ve Girişimciler Derneği (TÜMKİAD) Bursa İl Başkanı Fatih Sözen ve heyetinin ziyaretinde ise girişimcilerin beklentileri değerlendirildi. Başkan Matlı’ya ev sahibi olarak BTSO Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan, Abidin Şakir Özen ve Savaş Keskin de eşlik etti. </p>
<h2><strong>“Hizmet sektörlerinin gündemi değerlendirildi”</strong></h2>
<p>Tüm Emlak Danışmanları Birliği Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Şube Başkanı Musa Yılmaz başkanlığındaki heyet, gayrimenkul sektörünün mevcut durumu ile emlak danışmanlarının mesleki sorun ve beklentilerini Başkan Matlı’ya aktardı. Bursa Kamyon Garajı ve Nakliyeciler Derneği Başkanı Fuat Çelik ve heyetinin ziyaretinde ise lojistik ve taşımacılık sektörünün karşılaştığı sorunlar ele alındı.</p>
<h2><strong>“Gönüllülük ve kent kültürü”</strong></h2>
<p>Birleşik Uluslararası Sağlık ve Eğitim Gönüllüleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Zerrin Özgüle ve heyeti, Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan ve Murat Çağlar’ın da yer aldığı görüşmede, sağlık ve eğitim alanında yürüttükleri gönüllülük faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Bursa Fan Club Başkanı Murat Hoşgör başkanlığındaki heyet ise Başkan Matlı, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sinan Topuk ile Yönetim Kurulu Üyeleri Abidin Şakir Özen ve Mehmet Zahit Yanar tarafından ağırlandı. Görüşmede Bursa’nın tarihi ve kültürel değerlerinin korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasına yönelik çalışmalar konuşuldu.</p>
<h2><strong>“Sağlık sektörü de masaya yatırıldı”</strong></h2>
<p>Özel Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ahmet Özkul, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve BTSO Meclis Üyesi Dr. Fatih Özkul ile Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Özkul Kabalar da Başkan Matlı’yı ziyaret etti. Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan ve Abidin Şakir Özen’in de katıldığı görüşmede, Bursa’da sağlık sektörünün gelişimi ve özel sağlık kuruluşlarının kent ekonomisine katkıları değerlendirildi.</p>
<h2><strong>“Bursaspor bu şehrin ortak değeri”</strong></h2>
<p>Bursaspor Taraftarlar Derneği Başkanı Mustafa Kemal Gürmen Saruhan ve dernek üyeleri, Başkan Matlı ve Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu’nu ziyaret etti. Bursaspor’un geleceği ve yeşil-beyazlı camianın hedeflerinin ele alındığı görüşmede Başkan Matlı, “Bursaspor bu şehrin ortak değeri. Hak ettiği yere yeniden ulaşması için iş dünyasından taraftarına kadar şehrin tüm kesimlerinin aynı duyguyla hareket etmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. </p>
<h2><strong>“Bursa’mızın gelişim alanlarını değerlendirdik”</strong></h2>
<p>Hayırlı olsun ziyaretlerine ilişkin değerlendirmede bulunan BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, kendilerine gösterilen ilgi ve iletilen iyi dileklerden büyük memnuniyet duyduğunu belirtti. Başkan Matlı, “Yeni görev dönemimiz dolayısıyla Odamızı ziyaret eden, iyi dileklerini ve desteklerini paylaşan tüm iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarımızın temsilcilerine gönülden teşekkür ediyorum. Bu ziyaretleri aynı zamanda Bursa'mızın meselelerini konuşmak, sektörlerimizin sorunlarını doğrudan muhataplarından dinlemek ve şehrimizin gelişim alanlarını birlikte değerlendirmek için bir fırsat olarak görüyoruz. Her görüşmede farklı bir sektörün beklentilerini, farklı bir çalışma alanının ihtiyaçlarını ele aldık. Sanayicimizin rekabet gücünden nakliyecimizin karşılaştığı sorunlara, kadın ve genç girişimcilerimizin taleplerinden sağlık, eğitim ve kültür alanındaki çalışmalara kadar geniş bir yelpazede görüş alışverişinde bulunduk. Paylaşılan her görüş ve öneri, önümüzdeki dönemde yürüteceğimiz çalışmalar açısından bizlere yol gösteriyor” dedi.</p>
<h2><strong>“Kurumlarımız arasındaki işbirliği artacak”</strong></h2>
<p>Bursa’nın ekonomik gücünün farklı sektörlerin ve toplumun bütün kesimlerinin katkısıyla şekillendiğine dikkati çeken Matlı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bursa, üretimiyle, ticaretiyle, girişimci insanlarıyla, kültürel birikimiyle ve güçlü dayanışma ruhuyla büyük bir şehir. Fabrikasında üretim yapan sanayicimiz de işini büyütmek için çalışan girişimcimiz de ticaretin yükünü taşıyan nakliyecimiz de şehrimizin sosyal ve kültürel hayatına katkı sunan gönüllülerimiz de en büyük marka değerimiz Bursaspor’umuz da bu bütünün temelini oluşturuyor. Bursa'nın geleceğini konuşurken bütün bu alanları birbiriyle bağlantılı değerlendirmemiz gerekiyor. Biz de yeni dönemde sektörlerimizin sorunlarının çözümüne katkı sağlamak, yeni fırsatları değerlendirmek ve kurumlarımız arasındaki iş birliğini geliştirmek için çalışacağız. İlgili kurum ve kuruluşlarımızla sürekli iletişim halinde olacak, üyelerimizden ve şehrimizin farklı kesimlerinden gelen görüşleri çalışmalarımıza yansıtacağız. Bu şehre değer katan herkesle birlikte yürümek, Bursa için birlikte çalışmak istiyoruz. Bursa'ya emek veren herkes, BTSO'yu kendi evi gibi görebilmeli.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/is-dunyasi-ve-stklardan-btsoya-ziyaret-91640</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/0/1280x720/is-dunyasi-ve-stklardan-btsoya-ziyaret-1794053258.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, sanayiden girişimciliğe, lojistikten sağlığa ve kent kültürüne uzanan farklı alanlarda faaliyet gösteren iş dünyası örgütleri ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerini ağırladı. Başkan Matlı, “Bu şehre değer katan herkesle birlikte yürümek, Bursa için birlikte çalışmak istiyoruz. Bursa’ya emek veren herkes, BTSO’yu kendi evi gibi görebilmeli” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/3-sirketin-pay-piyasasindaki-islemleri-icin-suc-duyurusu-91629</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 şirketin borçlanma aracı ihraç başvurusuna onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), SPK haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre Kurul, Lider Faktoring AŞ'nin 800 milyon liralık, Yapı Kredi Faktoring AŞ'nin 100 milyon dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusunu onayladı.</p>
<p>Kurul, Temapol Polimer Plastik ve İnşaat Sanayi Ticaret AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, TMPOL pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 24 kişi hakkında suç duyurusu yapılmasına karar verdi.</p>
<p>Söz konusu isimler arasında "Mustafa Zeki Kayahan, İlkay Öztürk, Anıl Tokat, Sibel Gökalp, Şemsihan Karaca, Ömer Eryılmaz, Mehmet Nuri Gökalp, Neda Soydan, Mahmut Eymen Karaca, Ayşe Seher Aydın, Feryal Köker, Serkan Şevik, Beyhan Tufan, Ülkü Çelik Usta, Enes Yazıcı, Oğuzhan Özerkaya, Nilgül Sarıçalı, Orçun Berkay Kaya, Müjdat Ede, Muhammed Yarız, Serdar Turhan, Ahmet Özcan, Sezai Bekgöz ile Halil İbrahim Ege" yer aldı.</p>
<p>SPK, TMPOL pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu bulunan bu isimler ve Hedef Portföy Yönetimi AŞ hakkında Borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda 2 yıl işlem yapma yasağı getirdi.</p>
<p><strong>ISVEA pay piyasasındaki işlemlerle ilgili 22 kişi hakkında suç duyurusu</strong></p>
<p>İsvea Seramik ve Banyo Ürünleri Sanayi AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, ISVEA pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 22 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.</p>
<p>Bu isimlerin Abdülkadir Özkan, Bülent Uygun, Cem Sultan Karababa, Ecem Tuğçe Akçay, Emir Münir Sarpyener, Emre Alkin, Emre Tezmen, Erdin Özel, Ethem Umut Beytorun, Evren Uçar, Fatma Nurcan Taşdelenler, Gül Ayşe Çolak, Haldün Saffet İnal, İbrahim Bekçi, İsmail Erdem, Jorma Juhani Alanne, Kadir Boy, Kerem Alkin, Oğuz Tezmen, Okan Uzunoğlu, Özgür Altan ile Tayfun Bayazıt olduğu belirtildi.</p>
<p>SPK, ISVEA pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu bulunan söz konusu isimler ile Tera Portföy Yönetimi AŞ ve Tera Yatırım Bankası AŞ hakkında Borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda 2 yıl işlem yapma yasağı getirdi.</p>
<p><strong>TERA pay piyasasında işlemlerle ilgili 42 isim açıklandı</strong></p>
<p>Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, TERA pay piyasasında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle 42 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.</p>
<p>Söz konusu isimler arasında "İbrahim Bekçi, Ethem Umut Beytorun, Okan Uzunoğlu, Yasemin Yılmaz, Furkan Açar, Bilal Kastamonu, Tansu Sesli, Tansel Kutlu Yılmaz, Bahadır Tonguç, İsa Yasin Sevinç, Umut Deniz Pak, Perihan Baydar, Esra Sağır, İsmail Erdem, Mustafa Zeki Kayahan, Anıl Tokat, Ali Kıvanç Manzakoğlu, Emre Tezmen, Gül Ayşe Çolak, Emir Münir Sarpyener, Kerem Alkin, Kadir Boy, Haldün Saffet İnal, Erkan Kilimci, Bülent Uygun, Erdin Özel, Mehmet Ali Gedik, Adem Karatepe, Mehmet Selim Tunçbilek, Ahmet Haluk Güner, Erdem Özkan, Ali Cesur, Sibel Gökalp, Şemsihan Karaca, Ömer Eryılmaz, Mehmet Nuri Gökalp, Neda Soydan, Murat Tanrıöver, Volkan Bayram, Abdurrahman Soyoğlu, Tayfun Bayazıt ile Jorma Juhani Alanne" yer aldı.</p>
<p>Kurul, TERA pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde sorumluluğu bulunan bu isimler ile Tera Portföy Yönetimi AŞ ve Mag Tarımsal Ürünler Pazarlama ve Ticaret AŞ hakkında Borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda 2 yıl işlem yapma yasağı uyguladı.</p>
<p>SPK, ayrıca TMPOL pay piyasasındaki işlemler nedeniyle 18, ISVEA pay piyasasındaki işlemler nedeniyle 9, TERA pay piyasasındaki işlemler nedeniyle ise 28 kişinin sahip olduğu tüm lisansların işlem yasağı süresince iptal edilmesine karar verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/3-sirketin-pay-piyasasindaki-islemleri-icin-suc-duyurusu-91629</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, pay piyasalarında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle Temapol için 24, İsvea için 22, Tera için 42 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Kurul, Lider Faktoring&#039;in 800 milyon liralık, Yapı Kredi Faktoring&#039;in 100 milyon dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusunu onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalarda-dibin-de-dibi-var-mi-yoksa-her-sey-zaten-satin-alindi-mi-91620</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalarda dibin de dibi var mı? Yoksa her şey zaten satın alındı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ ERKAYA</strong></p>
<p>Bugünlerde piyasayı izlemek de bir yatırımcı olmak da hem getirisi hem de yarattığı psikoloji açısından oldukça yıpratıcı. Negatif etki yaratabilecek gündem maddeleri birbiri ardında sıralanıveriyor. Hangisi önceydi hangisi sonraydı onu bile artık karıştırır hale geldik. Mesela MSCI’ın Türk hisselerinde şeffaflık ve fonlarla ilgili uyarılarının ardından alınan önlemler mi fon skandalına gitmemizin vesilesi oldu yoksa zaten şişmiş olan balonun patlaması sonrasında mı bu endeks düzenleyici kuruluşların uyarıları piyasadaki sorunları derinleştirdi?.. Bir de üzerine açıklanan bilançoların hiç de iç açıcı gelmemesi, enerji ve lojistik maliyetleri gibi yakın coğrafyalardaki savaş gündeminin finansallara sızmasıyla zaten güven sorunu yaşayan Borsa İstanbul’da fiyatların iyice dibe vurması…. Ama bu piyasayı yeteri kadar uzun süredir takip edenlerin daima bildiği bir gerçek vardır: Dip dediğiniz şey çok görecelidir. Peki henüz satın alınmamış, yani bilmediğimiz, hisse senetlerini dibin de dibine götürecek gibi bir durum var mı? En sıcak olan gündem maddesinden başlayalım.</p>
<p>Geçen haftanın sıcak gündemi S&amp;P DJI Türk hisselerinde Aralık ayında değişiklikleri dondurma ve olası bir statü değişikliği için yakın izlemeye alma kararı. İris Cibre bunun 1-2 milyar dolarlık bir yabancı çıkışına (MSCI’da olası statü düşüşünün ise 6 milyar doların üzerinde çıkış etkisi yaratabileceğini söyledi) işaret edebileceğini söyledi. Bu endekslerin özellikle uzun vadeli fonlardaki dolaylı etkisi nedeniyle bu etkinin derinleşme potansiyelinin çok daha yüksek olduğunu dile getirenler de var. Her ne kadar Türkiye’de yabancı yatırımcı ağırlığı neredeyse yok denecek kadar düşük seviyelere gerilemiş olsa da gelinen bu risk atmosferinde en küçük ‘gerçek’ yabancı yatırımcının bile piyasa açısından çok kritik bir önemi var. </p>
<p>İkinci sıcak gündemimiz bilançolar. Açıklanan bilançolardaki ‘borç baskısı’ sanayi şirketlerinin tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanıyor. Neredeyse tüm önemli şirketlerde ortalamada 0.5-0.6 puan net borç/FAVÖK artışı dikkat çekiyor. Diğer yandan ise 2026 üçüncü çeyreğe ilişkin açıklanan bilançolar, ihracat pazarlarında çok sert bir daralma, yükselen rekabet baskısı ve özellikle de enerji maliyetlerinde çok ciddi yükselişlerin finansal raporlara yansımaya başladığını gösteriyor.</p>
<h2>ENSEYİ KARARTMAMAK İÇİN BAZI NEDENLER </h2>
<p>Burada iyimser olunabilecek iki nokta var. Şirketlerin zaten bu senaryolara önceki çeyreklerden ve hatta 2026 sonundan itibaren hazırlanmış olması. Cuma gününe kadar açıklanmış olan 260 bilançonun konsolide verilerine göre net karlardaki düşüş 2025’in üçüncü çeyreğine göre yüzde 24 seviyelerinde. Buna karşılık FAVÖK’teki düşüş ise aynı dönem için sadece yüzde 5.63. Yani şirketler karlılık üzerinde oluşacak baskıyı önceden görüp operasyonel olarak gider kontrollerini çoktan sağlamış görünüyor. Elbette her sektör için istisna olabilecek aksi örnekler de yok değil.</p>
<p>Bu nedenle finansalların özellikle hisse fiyatlarına yansıması açısından önemli bir kriter olan maliyet ve karlılık konusunda alınmış önlemler şirketlerin değerlemesi üzerindeki negatif baskıyı sınırlı tutmuş durumda. İkinci iyimser olunabilecek nokta ise piyasa analistlerinin de bu beklentiyi aşırı satın almış olması. Yani açıklanan finansal raporlar, analist beklentileri kadar da kötü değil. Büyük şirketlerde beklentilerden ortalama yüzde 10-20 daha iyi sonuçlar açıklanmış durumda. Bu da hisse senedi değerlemelerinin gerçekleşen sonuçlardan daha kötüyü fiyatlandığı anlamına geliyor. BIST-100’ün F/K seviyesi uzun bir aradan sonra yeniden 10’un altına yerleşmiş durumda. Ki bu Borsa İstanbul’u global emsallerine göre oldukça ucuz kılıyor. Ki belki de “Daha ne kadar negatif fiyatlanacak” diyebileceğimiz seviyelerdeyiz. Yani BIST-100 endeksi dolar bazında 2000’li yılların başındaki seviyelerinde. Bunun tekrar kayda değer şekilde toparlanmasının çok uzun bir vadeye yayılabileceği konusunu ise analistlerin çoğu artık dile getiriyor.</p>
<p>Bu durumda önümüzdeki senaryo şu: Zaten fon krizi nedeniyle bıçak sırtında tutunmaya çalışan Borsa İstanbul’da hisselerin hedef fiyatlarındaki aşağı yönlü revizyonlar, finansallar bu şekilde gelmeye devam ederse sınırlı kalabilir. Bu da zaten satış baskısı altında kıvranan piyasadaki negatif etkiyi biraz daha sınırlı tutabilir.</p>
<p>Fakat şu noktanın altını kalın çizgilerle çizmekte fayda var: Bu olasılık ancak ve ancak S&amp;P veya MSCI gibi endeks hesaplayıcıların Türk hisselerinin statüsünü değiştirmemesi durumunda geçerli. Bu iki kurumun Türkiye’nin statüsünü Ali Ağaoğlu’nun Konjonktürel Sohbetler’de dile getirdiği deyimle “tel maşa” statüsüne indirmesi durumunda Borsa İstanbul için tüm senaryolar aşağı yönde yeniden yazılabilir.</p>
<h2>Önlemler kadar önemli olan ne kadar hızlı alınacağı</h2>
<p>Bunun için her geçen günün veya haftanın çok kritik bir önemi var. Çünkü iki kurum da aslında fon krizinde yaşananlar nedeniyle oluşan güven ve şeffaflık sorununu işaret ediyor ve ekonomi yönetiminin ve bürokrasisinin bu konuda alacağı önlemleri bekliyor. S&amp;P’nin bir sonraki endeks kapsamı kararını da pas geçmemesi veya bir statü değişikliği kararına çevirmemesi için önlemlerin hızı çok kritik. Önlemlerin endeks belirleyici kuruluşlar için yeterli olup olmayacağını ise göreceğiz. Genel beklenti; hisse senetlerinin fiili dolaşım oranları üzerindeki sır perdesinin tamamen kalkması, hisse senetlerinin küçük küçük ama toplamda aynı sahipliğe ait olan fonlar tarafından bölüşülmüş olan kısımlarının toplamının tespit edilmesi ve açıklanması, fon krizinin odak noktasındaki ayrıcalıklı yatırımcıların tamamının artık bir şekilde açıklanması, fonların portföy dağılım raporu açıklama muafiyetinin yeniden gözden geçirilmesi ve bunu kötüye kullanan fonların tespit edilerek muafiyet kapsamının katı çizgilerle belirlenmesi, kapsamının iyice daraltılması, kendi hisse senetlerinde fonlar üzerinden at koşturan şirket patronlarına da artık bir önlem alınması, özellikle Merrill Lynch gibi kurumlar üzerinden yapılan eskilerin tabiriyle bıyıklı yabancı Türklerin hareketlerinin yakın bir mercek altına alınması ve buna artık bir önlem getirilmesi… Elbette düzenleyici kurumlar bunlar ve çok daha fazlasını muhtemelen düşünüyor ve üzerinde çalışıyorlardır. Mesele bu önlemlerin ne kadar hızlı alınıp MSCI ve S&amp;P gibi endeks belirleyici kurumların beklentilerini karşılayacağı meselesi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Bu hafta dikkat edeceklerim</span></h2>
<p><strong>HAFTANIN KRİTİK BİLANÇOLARI</strong></p>
<p>Migros’un sınırlı negatif, Şok’un ise beklentilerin üzerinde pozitif bilançosunun ardından bu hafta pazartesi günü bir diğer büyük zincir perakendeci BİM Mağazacılık’ın bilançosu da açıklanacak. Perakendedeki tabloyu daha da netleştirmesi açısından önemli.</p>
<p>Pegasus’un yine pazartesi günü açıklanacak olan bilançosu özellikle havacılık maliyetlerindeki yükselişin marjlara etkisi konusunda yeni fikirler verecek.</p>
<p>Tofaş Oto Fabrika ve Ford Otosan’ın bilançolarının ardından Doğuş Otomotiv’in bilançosu sektörün satış tarafındaki durum hakkında biraz daha bilgi verecek. Ford Otosan ve Tofaş’ın özellikle iç pazardaki talep düşüşüne karşılık ihracatta düşen karlılığa rağmen biraz daha devam eden taleple toparladığı durum, DOAS’ın bilançosuyla bize özellikle iç pazardaki durumu biraz daha net gösterebilir.</p>
<p>Turkcell’in özellikle 5G ihalesi sonrasındaki durumu teknoloji ve GSM pazarı açısından yakın takip edilecek. Medyan konsolide net kâr beklentileri 5.37 milyar TL seviyesinde.</p>
<p>Koç Holding ise üçüncü çeyreğin önemli holding bilançolarından biri olacak. Bu iki bilanço da pazartesi günü açıklanacak.</p>
<p><strong>ALTINDA TATSIZ GÜNLER</strong></p>
<p>Altında çok ciddi bir negatif fiyatlama ve Türk yatırımcılar açısından da çarpıcı bir servet kaybı var. Açıkçası altınla ilgili tahminler de hiç parlak değil. Goldman Sachs, 2026 yıl sonu tahminini ons başına 4 bin 650 dolardan 4 bin 150 dolara, 2027 yıl sonu tahminini ise 5 bin 400 dolardan 4 bin 800 dolara indirdi. Banka, faiz oranlarının daha uzun süre yüksek seviyelerde kalmasının, faiz getirisi sağlamayan altının yatırımcılar açısından cazibesini azalttığını söyledi. Ayrıca güçlü doların da altın fiyatları üzerinde baskı oluşturabileceğini ekledi. Bu da demek oluyor ki Goldman Sachs’ın senaryosu gerçek olursa önümüzdeki 1.5 ayda altında beklenen dolar bazlı prim sadece yüzde 2. 13.5 ay sonrası içinse bugünden getiri beklentisi yüzde 18. Bu yüzden “Ne olursa olsun, ben altıncıyım” diyerek altına yatırım yapanlar için yatırımın geri dönüş süresi çok uzun vadeli olabilir gibi görünüyor. Hele ki JP Morgan’ın 3 bin 500 dolarlık tahmini gerçekleşirse.</p>
<p><strong>STOPAJ TARTIŞMALARI</strong></p>
<p>Mevduatta stopaj oranlarının düşürülmesi gündemde. Aslında uzun zamandır bu beklenti vardı. Fakat şu anda bunun ciddi şekilde değerlendirmeye alındığı konuşuluyor. Mevcut durumda 6 aya kadar olan mevduatta stopaj yüzde 17.5. Bu oranın yüzde 10-15 bandına çekilmesinden bahsediliyor. Yüzde 10’a çekilecek stopaj 1 milyon TL’nin aylık net mevduat getirisinin 2 bin 500 TL’ye yakın artması anlamına geliyor. Şu anda yatırım için alternatif bulmakta zorlanan yatırımcıyı TL’ye çekmek açısından bu beklentinin gerçekleşmesi çok ciddi bir alternatif yaratabilir. Para piyasası fonlarından son fon krizinin ardından 30 Eylül-30 Ekim arasında çıkan paranın 230.7 milyar TL olduğu hesaplanıyor. Bunun yüzde 70’ten fazlası para piyasası serbest fonlarından, yüzde 20’de fazlası para piyasası katılım fonlarından. Yani her kesimden kaçış var. Bu da faiz veya katılım payı getirisi peşinde olan ciddi bir paranın boşa çıktığı ve getiri aradığı anlamına geliyor. Bu nedenle belki de stopajda düşüş beklentisi hiç bu kadar gerçekçi olmamıştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalarda-dibin-de-dibi-var-mi-yoksa-her-sey-zaten-satin-alindi-mi-91620</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasalarda dibin de dibi var mı? Yoksa her şey zaten satın alındı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/11-universiteye-rektor-atandi-91628</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 11 üniversiteye rektör atandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 11 üniversiteye rektör ataması yaptı.</p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan atama kararlarına göre, Erciyes Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Kuddusi Erkılıç, Eskişehir Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Adnan Özcan, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Yılmaz Çatal, Kayseri Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Ulucak, Kırıkkale Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mustafa Orçan, Konya Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Mehmet Çelik, Malatya Turgut Özal Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Recep Bentli, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Turhan Kaçar, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı, Şırnak Üniversitesi Rektörlüğüne Prof. Dr. İbrahim Baz, Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne ise Prof. Dr. Hasan Rıza Aydın atandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu atamaları 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13'üncü maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2'nci, 3'üncü ve 7'nci maddeleri gereğince yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/11-universiteye-rektor-atandi-91628</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararlara göre, Erciyes Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Kayseri Üniversitesi, Kırıkkale Üniversitesi Konya Teknik Üniversitesi, Malatya Turgut Özal Üniversitesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi, Şırnak Üniversitesi ile Trabzon Üniversitesi Rektörlüğüne atama gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbanktan-9-ayda-263-milyar-lira-net-kar-91627</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkbank&#039;tan 9 ayda 26,3 milyar lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halkbank, yılın 9 ayı ile 3 çeyreğine ait finansal sonuçlarını Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) açıkladı.</p>
<p>Sonuçlar hakkında değerlendirmelerde bulunan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, bankanın yeni 5 yıllık stratejik planı doğrultusunda Türkiye'nin üretim ekonomisine sundukları desteği artırmaya ve sürdürülebilir büyüme hedeflerini hayata geçirmeye odaklandıklarını vurguladı.</p>
<p>Esnaf, sanatkar ve KOBİ'lerin finansmana erişimini önceliklendirirken, ticari bankacılık faaliyetlerini genişletmeyi sürdürdüklerini kaydeden Özdil, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Eylül sonu itibarıyla ticari kredi hacmimiz 2,3 trilyon liraya ulaşırken, ticari kredilerimiz içinde KOBİ kredilerinin payı yüzde 54,6, bu alandaki pazar payımız ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti. Esnaf ve sanatkarlarımıza sunduğumuz finansman desteği kapsamında kredili esnaf müşteri sayımız 756 bine, toplam esnaf kredisi hacmimiz de 348 milyar liraya ulaştı."</p>
<p><strong>Temin edilen uluslararası finansman tutarı 5,6 milyar dolara ulaştı</strong></p>
<p>Recep Süleyman Özdil, ABD'deki davanın sona ermesinin bankanın uluslararası piyasalardaki konumunu güçlendirdiğini ve finansman kaynaklarına olumlu yansıdığını belirterek, davanın ardından uluslararası piyasalardan kısa sürede 1,7 milyar dolar ilave kaynak sağladıklarını bildirdi.</p>
<p>Daha önce temin edilen 3,9 milyar dolarlık kaynakla birlikte uluslararası finansman tutarının 5,6 milyar dolara ulaştığını aktaran Özdil, uluslararası finans kuruluşlarıyla ilişkilerini geliştirerek kaynak çeşitliliğini artırmayı ve reel sektörün finansmanına daha fazla katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Girişimcilik desteklerine de değinen Özdil, 2021'den bu yana 285 bini kadın olmak üzere 500 bini aşkın girişimciye 200 milyar liranın üzerinde finansman sağladıklarını belirtti. Kadın girişimcilerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla 10 milyar lira limitli yeni bir kredi programını hayata geçirdiklerini anımsatan Özdil, eğitim, yarışma ve hızlandırma programlarıyla da girişimcilik ekosistemini desteklediklerini bildirdi.</p>
<p>Özdil, İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyete geçirecekleri Halkbank HUBrica Girişimcilik ve İnovasyon Merkezi ile girişimcilere yeni imkanlar sunmayı amaçladıklarını ifade etti.</p>
<p><strong>"Aktif büyüklüğümüz 2025 yıl sonuna göre yüzde 19 artarak 5,1 trilyon lira oldu"</strong></p>
<p>Halkbank Genel Müdürü Özdil, üçüncü çeyrekte de yapay zeka teknolojilerini operasyonel süreçlere entegre ederek verimliliği artırmaya, müşteri deneyimini geliştirmeye ve kaynakları daha etkin kullanmaya odaklandıklarını anlattı.</p>
<p>Girişimcilikten dijital dönüşüme uzanan çalışmaları gerçekleştirirken finansal büyümeyi de sürdürdüklerini kaydeden Özdil, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"2026'nın üçüncü çeyreğinde aktif büyüklüğümüz 2025 yıl sonuna göre yüzde 19 artarak 5,1 trilyon lira oldu. Nakdi kredilerimiz yüzde 29 artışla 2,6 trilyon lira, gayrinakdi kredilerimiz yüzde 26 artışla 1,5 trilyon lira seviyesinde gerçekleşirken, toplam kredi hacmimiz 4,1 trilyon liraya yükseldi. Mevduat büyüklüğümüz 4 trilyon liraya, menkul değerler portföyümüz 1,4 trilyon liraya, özkaynaklarımız ise 245 milyar liraya ulaştı. Bankamızın yılın 9 ayındaki net karı da 26,3 milyar lira olarak gerçekleşti."</p>
<p>Özdil, gelecek dönemde sermaye gücü ve uluslararası finansman imkanlarını Türkiye'nin üretim kapasitesini desteklemek için kullanacaklarını belirterek, esnaf, sanatkar, KOBİ'ler ile kadın ve genç girişimcilere yönelik desteklerini sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbanktan-9-ayda-263-milyar-lira-net-kar-91627</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/8/1280x720/recep-suleynam-ozdil-1792157660.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bankanın yılın 9 ayındaki konsolide olmayan net kârının 26,3 milyar lira olarak gerçekleştiğini belirten Halkbank Genel Müdürü Özdil, &quot;Eylül sonu itibarıyla ticari kredi hacmimiz 2,3 trilyon liraya ulaşırken, ticari kredilerimiz içinde KOBİ kredilerinin payı yüzde 54,6 bu alandaki pazar payımız ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subu-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi-91626</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SUBÜ Rektörlüğüne Prof. Dr. Zafer Tatlı atandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nde (SUBÜ) beklenen rektörlük ataması gerçekleşti.</p>
<p>Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda, üniversitenin kuruluşundan bu yana çeşitli kademelerinde üst düzey idari ve akademik görevler üstlenen Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, SUBÜ’nün yeni rektörü oldu.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Muzaffer Tatlı kimdir?</strong></p>
<p>1990 yılında Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nden mezun olan Prof. Dr. Zafer Tatlı, meslek hayatına 1990-1993 yılları arasında Kırşehir Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi’nde öğretmen olarak başladı.</p>
<p>1994 yılında yüksek lisans ve doktora eğitimi amacıyla Yükseköğretim Kurulu (YÖK) bursuyla İngiltere’ye giden Tatlı, Newcastle Üniversitesi’nde malzeme mühendisliği alanında lisansüstü çalışmalarını tamamladı. Doktora sonrası süreçte İngiltere Newcastle Üniversitesi ve İrlanda’da akademik ve araştırma faaliyetlerini sürdürdü.</p>
<p>2002-2018 yılları arasında Sakarya Üniversitesi’nde (SAÜ) öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Muzaffer Tatlı:</p>
<p>2011 yılında doçent ünvanını aldı. 2012-2018 yılları arasında Karasu Meslek Yüksekokulu Müdürlüğü görevini yürüttü. 2017 yılında profesörlük kadrosuna atandı.</p>
<p>2018 yılında Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin kurulmasıyla birlikte Teknoloji Fakültesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nde çalışmalarına devam etti. 2018-2022 yılları arasında Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ile Yabancı Diller Yüksekokulu müdürlüklerini eş zamanlı yürüten Tatlı, 2022-2026 yılları arasında ise Teknoloji Fakültesi Dekanı olarak görev yaptı.</p>
<p><strong>Bilimsel çalışmaları ve yayınları</strong></p>
<p>Çalışmaları ağırlıklı olarak malzeme bilimi ve mühendisliği, ileri seramikler, biyoseramikler, kompozit malzemeler ve üretim teknolojileri alanlarında yoğunlaşan Prof. Dr. Zafer Tatlı’nın akademik kariyerinde 70'in üzerinde makale ve bildiri, 25'i aşkın ulusal ve uluslararası proje ile 600'ün üzerinde akademik atıf bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/subu-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi-91626</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/6/1280x720/subu-rektorlugune-prof-dr-zafer-tatli-atandi-1794038242.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararı doğrultusunda, Prof. Dr. Zafer Tatlı, Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nin yeni rektörü oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ulker-biskuvinin-9-aylik-cirosu-957-milyar-lira-91624</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ülker Bisküvi&#039;nin 9 aylık cirosu 95,7 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ülker Bisküvi, 2026'nın ocak-eylül dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) da bildirilen sonuçlara göre, şirket, yılın 9 ayını 95,7 milyar lira ciro ile tamamladı.</p>
<p>Açıklamaya göre Ülker, Happy Place to Work 2026 kapsamında yüksek başarı diliminde yer alarak, üst üste 5. kez "Excellent Place to Work" ödülüne layık görüldü.</p>
<p>Şirket ayrıca Türkiye Araştırmacılar Derneğinin (TÜAD) düzenlediği, yılın başarılı pazarlama ve kamuoyu araştırmalarının değerlendirildiği Baykuş Ödülleri'nde 3, pazarlama dünyasının ödüllerinden Effie Türkiye'de ise 4 ödül kazandı.</p>
<p>Ülker CEO'su Özgür Kölükfakı, Türkiye'de 9, Suudi Arabistan'da 2, Mısır'da ve Kazakistan'da 1'er olmak üzere toplam 13 üretim tesisleri bulunduğunu belirtti.</p>
<p>Kölükfakı, Türkiye'deki güçlü üretim altyapısıyla iç pazara hizmet verirken, 100'ün üzerinde ülkeye ihracat yaparak ekonomiye katkı sağlamayı sürdürdüklerini aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde, yılın 9 ayını 95,7 milyar lira ciroyla tamamladık. Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki gelişmeleri yakından takip ediyor, güçlü operasyonel yapımız ve çevik yönetim anlayışımızla süreçleri etkin şekilde yönetiyoruz. Farklı coğrafyalardaki faaliyetlerimiz dayanıklılığımızı artırıyor, dengeli ve sürdürülebilir büyümemizi destekliyor. Bölgesel gücümüzü korurken, değişen tüketici ihtiyaçlarına da hızla uyum sağlıyoruz."</p>
<p><strong>"Bütünsel iyilikte Go Ahead markamızı büyütüyoruz"</strong></p>
<p>Kölükfakı, güçlü markaları, yaygın dağıtım ağları ve yenilikçi ürünleriyle tüketicilerin değişen ihtiyaç ve beklentilerine yanıt verdiklerini aktardı.</p>
<p>AR-GE merkezleri ve teknolojik yatırımlarıyla Türkiye'nin sevilen markalarından oluşan ürün portföylerini ve operasyonlarını geliştirdiklerini aktaran Kölükfakı, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"9 ay boyunca yeni ürünleri tüketicilerimizle buluşturduk. Bunlar arasında çikolatada Albeni Mozaik, Ülker Çikolata yüzde 90 Bitter, Marakeş Lezzeti, Dubaİstanbul Duo, Caramio Cup, bisküvi ve kekte Hanımeller Limon Soslu Kurabiye, Ülker Çizi Big Bang ailesi, Dankek Yaş Pasta çeşitlerini sayabilirim. Bütünsel iyilikte Go Ahead markamızı büyütüyoruz. Kuruyemiş ve meyve barların ardından Go Ahead Yer Fıstıklı ve Taco Aromalı protein cipsi lansmanını yaptık. Son olarak da Go Ahead Granola Bar ve High Protein çeşitleri raflarda yerini aldı. 82 yıllık deneyimimizi çeviklik ve yenilikçilikle birleştirerek, geleceğe hazırlanıyoruz."</p>
<p>İsrafsız şirket kültürü ve uzun vadeli sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüklerini vurgulayan Kölükfakı, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Buğdayda Onarıcı Tarım' projemizle toprak sağlığını iyileştirmeyi, biyoçeşitliliği desteklemeyi ve su kaynaklarını koruyarak gıdanın geleceğine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Projemiz, SKD Türkiye'nin düzenlediği COP31 Sürdürülebilir Dönüşüm Ödülleri'nde Sürdürülebilir Tarım ve Gıda Sistemleri kategorisinde ödüle layık görüldü. Onarıcı Tarım projemizin toplumsal ayağında ise su bilincini artırmak amacıyla Kırıkkale'deki pilot okullarda 'Yağmurdan Hasada' etkinliğini hayata geçirdik. Çocuklar yağmur suyunun depolanmasını ve kurulan bostanlarda damla sulama yönteminin kullanılmasını uygulamalı olarak gözlemledi."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ulker-biskuvinin-9-aylik-cirosu-957-milyar-lira-91624</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/8/1280x720/ozgur-kolukfaki-1762671785.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ülker CEO&#039;su Özgür Kölükfakı, &quot;Jeopolitik ve ekonomik belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde, yılın 9 ayını 95,7 milyar lira ciroyla tamamladık. Faaliyet gösterdiğimiz bölgelerdeki gelişmeleri yakından takip ediyor, güçlü operasyonel yapımız ve çevik yönetim anlayışımızla süreçleri etkin şekilde yönetiyoruz. Farklı coğrafyalardaki faaliyetlerimiz dayanıklılığımızı artırıyor, dengeli ve sürdürülebilir büyümemizi destekliyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tusiaddan-cin-temaslari-91623</guid>
            <pubDate>Sat, 07 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜSİAD&#039;dan Çin temasları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren başkanlığındaki heyet, 31 Ekim-6 Kasım tarihlerinde Çin'de temaslarda bulundu.</p>
<p>Dernek açıklamasına göre, heyet, Çin'in önde gelen finans ve ticaret merkezi Şanghay'ın yanı sıra dijital ekonomi ve yapay zeka alanında öne çıkan Hangzhou ile teknoloji ve inovasyon merkezi Shenzhen'de çeşitli ziyaretler gerçekleştirdi.</p>
<p>Yapay zeka, robotik, bulut bilişim, dijital finans ve ileri üretim alanlarında faaliyet gösteren öncü teknoloji şirketleri ile bir araya gelen heyet, TÜSİAD'ın Çin'deki muadil kuruluşlarından Çin Uluslararası Ticareti Geliştirme Konseyi (CCPIT) temsilcileri ile de görüştü.</p>
<p>Program kapsamında Çin'deki son teknolojik gelişmeleri ve yenilikçi uygulamalar yerinde incelenerek özellikle yapay zeka ve robotik teknolojilerin üretim süreçlerindeki kullanımı değerlendirildi. Çin'in 2026-2030 dönemini kapsayan 15. Beş Yıllık Planı'nın öncelikleri ışığında, yeşil ve dijital dönüşüm başta olmak üzere, Türk ve Çinli şirketler arasında somut işbirliği ve yatırım fırsatlarının belirlenmesine yönelik görüşmeler yaptı.</p>
<p><strong>Türkiye ile Çin arasındaki yatırım fırsatları da ele alındı</strong></p>
<p>Geçen yıl Çin'de Büyük Körfez Bölgesi'ne gerçekleştirilen ziyaretin ardından, bu yıl temaslar Yangtze Nehri Deltası'na genişletildi. Bu programın ilk durağı olan Şanghay'da heyet, CCPIT Şanghay Başkan Yardımcısı ve Çin Uluslararası Ticaret Odası (CCOIC) Şanghay Başkanı Yang Dong Sheng ile bir araya geldi. Görüşmede, iki ülke arasında daha dengeli, sürdürülebilir ve yüksek katma değer yaratan ticaret ve yatırım ilişkileri için atılabilecek adımlar değerlendirildi.</p>
<p>Heyetin Hangzhou'daki temasları kapsamında, CCPIT Hangzhou Başkan Yardımcısı Wang Yabo'nun katılımıyla düzenlenen görüşmede ise Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler, karşılıklı yatırım fırsatları ve teknoloji ile inovasyon alanlarında geliştirilebilecek iş birlikleri ele alındı.</p>
<p>TÜSİAD heyeti, gerçekleştirdiği şirket ziyaretleri kapsamında Şanghay'da AgiBot ve Ant International'ı, Hangzhou'da Alibaba Cloud, Unitree ve Hikvision'ı, Shenzhen'de ise Tencent, ZTE, iFLYTEK, UBTech Robotics ve DJI'yı ziyaret etti. Heyet ayrıca, Huawei'in Shenzhen'deki Genel Merkezi ile Dongguan'daki AR-GE merkezinde incelemelerde bulundu.</p>
<p><strong>Bulut bilişim, yapay zeka ve robotikteki gelişmeler yerinde incelendi</strong></p>
<p>Şirket ziyaretlerinde bulut bilişim, yapay zeka, robotik, otomasyon, dijital platformlar ve telekomünikasyon altyapıları alanlarındaki gelişmeler yerinde incelendi.</p>
<p>Ziyaretler kapsamında insansı robotların üretim süreçlerindeki kullanımı, yapay zekanın imalat sanayisindeki uygulamaları ve dron teknolojilerinin tarımdan endüstriyel denetime uzanan kullanım alanları hakkında bilgi alındı. Şirketlerin üretim ve AR-GE çalışmaları incelenerek bu teknolojilerin farklı sektörlerdeki uygulamaları değerlendirildi. Dijital finans, sınır ötesi ödeme ve ticaret çözümleri de ziyaretlerde ele alınan konular arasında yer aldı.</p>
<p>Temaslar kapsamında TÜSİAD heyeti Şanghay ve Shenzhen'de ticaret ataşelikleri, TÜSİAD Şanghay Ağı temsilcileri ve Türk iş dünyası temsilcileriyle de bir araya gelerek Çin'deki iş ortamını, iki ülke arasındaki ekonomik ilişkileri ve Çin'in teknoloji ve inovasyon ekosisteminin Türk iş dünyası için sunduğu işbirliği ve yatırım fırsatlarını değerlendirdi.</p>
<p>Ziyaretler çerçevesinde Türkiye'nin Şanghay Başkonsolosu Özlem Kural ve Guanco Başkonsolosu Adnan Hayal ile de bir araya gelindi.</p>
<p><strong>"Edindiğimiz birikimi somut adımlara dönüştürmeyi hedefliyoruz"</strong></p>
<p>TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, temaslara ilişkin yaptığı değerlendirmede, ziyaretten teknolojik dönüşümün hızını ve ölçeğini yerinde görmenin verdiği güçlü bir ilhamla döndüklerini bildirdi.</p>
<p>Diren, "Yeniliği üretim süreçlerine hızla aktarabilen ekonomilerin verimlilik ve rekabet gücünde fark yarattığı bir dönemde, edindiğimiz bu birikimi sanayimizin dijital dönüşümüne yön verecek somut adımlara dönüştürmeyi hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin kalıcı hale gelmesinin iki ülkeye de değer katan dengeli bir yapının kurulmasına bağlı olduğunu kaydeden Diren, öncelikleri arasında "ticaretin dengelenmesi, Çinli şirketlerin Türkiye'de AR-GE, inovasyon ve yüksek teknoloji yatırımlarına yönelmesi ile yapay zeka, robotik ve akıllı üretim alanlarında işbirliğinin geliştirilmesinin" yer aldığını anlattı.</p>
<p>Diren, Çin'in yeni 5 yıllık planının teknoloji, ileri imalat ve yeşil dönüşüm alanlarında işbirliği fırsatları sunduğunu, Orta Koridor ve Asya-Avrupa lojistik ağlarının güçlendirilmesinin Türkiye'nin bölgesel üretim ve lojistik merkezi olma potansiyelini artıracağını bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tusiaddan-cin-temaslari-91623</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/3/1280x720/356-1794037680.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜSİAD heyeti, Çin&#039;in önde gelen finans ve ticaret merkezi Şanghay&#039;ın yanı sıra dijital ekonomi ve yapay zeka alanında öne çıkan Hangzhou ile teknoloji ve inovasyon merkezi Shenzhen&#039;de çeşitli ziyaretler yaptı. Başkan Diren, &quot;Yeniliği üretim süreçlerine hızla aktarabilen ekonomilerin verimlilik ve rekabet gücünde fark yarattığı bir dönemde, edindiğimiz bu birikimi sanayimizin dijital dönüşümüne yön verecek somut adımlara dönüştürmeyi hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/karahan-enflasyon-uzerindeki-yukari-yonlu-risklere-karsi-ihtiyatli-durusumuzu-koruyoruz-91608</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 19:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karahan: Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşumuzu koruyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Ankara'nın düzenlediği "Ekonomi Buluşması" etkinliğinde sunum yaptı.</p>
<p>Fiyat istikrarının uzun vadeli planlamayı kolaylaştırarak yatırım ve üretim ortamını iyileştirdiğini ifade eden Karahan, "Arz yönlü şoklar özellikle enerji fiyatları üzerinden enflasyon görünümünü etkilemeye devam ediyor. Bu baskılar manşet enflasyondaki iyileşmeyi sınırlıyor. Buna karşılık sıkı para politikamızın etkisiyle iç talepteki yavaşlama dezenflasyonu destekliyor." diye konuştu.</p>
<p>Karahan, hizmetlerde, özellikle kirada ataletin azalmasının da bu sürece katkı sağladığına işaret ederek, "Bu görünüm altında enflasyonun ana eğilimi son dönemde geriledi. Ekonomik gelişmeleri geniş bir veri setiyle yakından izliyoruz. Enflasyonun ana eğilimini, talep koşullarını ve beklentileri birlikte değerlendirerek orta vadeli enflasyon görünümüne odaklanıyoruz. Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşumuzu koruyoruz. Fiyat istikrarı sağlanana kadar dezenflasyonun gerektirdiği parasal sıkılığı kararlılıkla sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılın başında 70 dolar civarında seyreden petrol fiyatlarının savaş öncesine göre dönem dönem belirgin artışlar kaydettikten sonra bir miktar gerilediğini, ancak petrol fiyatlarının halen savaş öncesi seviyesinin önemli oranda üzerinde seyrettiğini belirten Karahan, petrol fiyatlarındaki yükselişe ek olarak rafineri marjlarındaki artışın başta motorin olmak üzere enerji fiyatları kaynaklı baskıları güçlendirdiğini söyledi. Son dönemde yeniden yükselen doğal gaz fiyatlarının ise savaş öncesindeki seviyesinin yaklaşık 3 katına çıktığını dile getiren Karahan, bu gelişmelerin enerji fiyatları üzerinden doğrudan ve ulaştırma hizmetleri gibi kalemler üzerinden ise dolaylı olarak enflasyonu olumsuz etkilediğine dikkati çekti.</p>
<p>Karahan, diğer yandan eşel mobil sisteminin özellikle savaşın ilk aylarındaki sert fiyat artışlarının yurt içine yansımasını sınırladığına işaret ederek, akaryakıtın önemli bir girdi olduğu ulaştırma gibi kalemlerde de maliyet baskılarının hafiflemesinin enflasyon üzerindeki birincil etkilerini sınırladığını anlattı.</p>
<p><strong>"Arz yönlü baskılar sönümlenirse dezenflasyon önümüzdeki dönemde de sürecek"</strong></p>
<p>Savaşın başlamasıyla birlikte mart başında sıkı para politikasını destekleyici tedbirler aldıklarını belirten Karahan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Böylece şokun beklentiler ve fiyatlama davranışları üzerinden enflasyon üzerinde oluşturabileceği ikincil etkileri sınırlamayı amaçladık. Eş güdüm içinde atılan politika adımları neticesinde enflasyon mayıs ayından sonra yeniden gerilemeye başladı. Enerji fiyatlarının tekrar artmasının bir yansıması olarak yıllık enflasyondaki gerileme yakın dönemde ivme kaybetti. Bununla birlikte ekim ayında yıllık tüketici enflasyonu yataya yakın seyrederken enerji ve işlenmemiş gıda gibi ürünleri dışlayan B ve C göstergelerinde gerileme devam etti. Bu görünüm enerji kaynaklı baskılar sürerken diğer kalemlerdeki iyileşmenin devam ettiğine işaret ediyor."</p>
<p>Karahan, yıllıklandırılmış olarak baktıkları savaş döneminde yüzde 30'lar seviyesine yükselen ana eğilimin ekim ayı itibarıyla yüzde 23,7 seviyesini işaret ettiğini bildirerek, "Bu seviye mevcut yıllık enflasyonun yaklaşık 6 puan altında. Ana eğilimin yıllık enflasyonun altında seyretmesi, arz yönlü baskılar sönümlenirse dezenflasyonun önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor. Bu gelişmeyi sıkı para politikası duruşumuzun talep ve fiyatlama davranışları üzerindeki etkilerinin bir yansıması olarak değerlendiriyoruz." değerlendirmelerinde bulundu.</p>
<p>Ekim itibarıyla enerji dışındaki ana gruplarda yıllık enflasyonun geçen yılın altında seyrettiğini vurgulayan Karahan, savaşın etkisiyle yıllık enerji enflasyonunun yüzde 51,4'e yükselerek geçen yılın yaklaşık 17 puan üzerinde gerçekleştiğini söyledi. Bu yıl dezenflasyon sürecindeki ivme kaybının esas olarak jeopolitik gelişmelerin enerji fiyatları üzerindeki etkisinden kaynaklandığını dile getiren Karahan, "Talep koşullarına duyarlılık, geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi ve jeopolitik gelişmelerden etkilenme düzeyine göre hizmet alt kalemleri farklı eğilimler sergiliyor." dedi.</p>
<p><strong>"Mevcut görünüm kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ediyor"</strong></p>
<p>Karahan, geçmiş dönemde ataletin güçlü olduğu kira enflasyonunda belirgin bir yavaşlama gördüklerinin altını çizerek, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Kira enflasyonu bir önceki sene yüzde 66 düzeyinden bu sene ekim ayında yüzde 40'ın altına geriledi. Katılığın önemli bir etken olduğu bir başka kalem olan eğitim hizmetleri de gerilemeye devam etti. Diğer yandan artan enerji fiyatlarının dolaylı etkileriyle ulaştırma hizmetlerinde yıllık enflasyon yüzde 42,5 oldu. Böylece ulaştırma hizmetleri enflasyonu hem geçen yılki seviyesini hem de bu seneki genel hizmet enflasyonunun üzerinde gerçekleşti. Haberleşme hizmetleri enflasyonu da geçen yıla kıyasla 20 puan artarak yüzde 43 seviyesinde gerçekleşti ve hizmet enflasyonunu yukarı çeken bir kalem oldu. Hizmet enflasyonundaki gerilemede kira enflasyonunun yavaşlaması öne çıkıyor. Mevcut görünüm kira enflasyonundaki gerilemenin süreceğine işaret ediyor."</p>
<p>Temel mallarda jeopolitik gelişmelerin etkisiyle nisanda güçlenen fiyat artışlarının sonraki aylarda yavaşladığını anlatan Karahan, yakın dönem eğiliminin de yıllık temel mal enflasyonunun altına gerilediğini söyledi. Sıkı para politikasına bağlı olarak tüketim talebindeki yavaşlamanın ve Türk lirasındaki ılımlı seyrin arz yönlü baskılara rağmen temel mal enflasyonundaki artışı sınırladığını dile getiren Karahan, "Yılın ilk aylarında yüksek seyrederek dezenflasyon sürecindeki yavaşlamada etkili olan gıda enflasyonu geçen yıl olumsuz hava koşullarından etkilenen tarımsal üretimdeki toparlanmayla birlikte geriledi. Ancak gıda fiyatları taze meyve ve sebze kaynaklı olarak oynak bir seyir izliyor. Nitekim ekim ayında tüketici enflasyonunun seyrinde taze meyve ve sebze fiyatlarının etkisi öne çıktı. Önümüzdeki dönemde de iklim koşullarına bağlı olarak gıda fiyatlarında oynaklık devam edebilir." dedi.</p>
<p><strong>"Sıkı para politikamız beklentilerdeki bozulmayı sınırladı"</strong></p>
<p>Karahan, enflasyonun seyrinde başta enerji fiyatları olmak üzere arz yönlü gelişmelerin, talep koşullarının ve beklentilerin seyrinin öne çıkacağına dikkati çekerek, enerji ve enerji dışı emtia fiyatlarında yukarı yönlü risklerin devam ettiğini anlattı. Bu nedenle iç talep koşullarının dezenflasyon sürecine desteğinin sürmesinin önemine vurgu yapan Karahan, "Yılın ilk yarısına ilişkin milli gelir verileri ve yakın döneme ilişkin göstergeler iç talepte zayıf bir seyre işaret ediyor. Altın hariç bakıldığında ağustos ayı itibarıyla üçüncü çeyrekte perakende satışların büyümesinin yavaşladığını görüyoruz. Kart harcamalarının üçüncü çeyrekte yataya yakın seyri de talepteki bu yavaşlamayı teyit ediyor. Enflasyon beklentileri arz şoklarının fiyatlama davranışlarına yansıması ve etkilerinin kalıcılığı açısından önem taşıyor. Sıkı para politikamız beklentilerdeki bozulmayı sınırladı." şeklinde konuştu.</p>
<p>Hanehalkı beklentilerinin de yılın ilk aylarında bir miktar arttıktan sonra gerileyerek savaş öncesi seviyesinin altında seyrettiğini dile getiren Karahan, "Bununla birlikte beklentilerde yıl başında öngördüğümüz iyileşme henüz sağlanmadı. Bu görünüm dezenflasyon açısından risk oluşturmaya devam ediyor ve ihtiyatlı duruşumuzu korumamızı gerektiriyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Fon piyasasındaki gelişmelerin etkileşimini yakından takip ediyoruz"</strong></p>
<p>Karahan, enerji fiyatları ve jeopolitik gelişmelerin enflasyonun yanı sıra cari dengeye etkisine değinerek, altın ve enerji hariç dış ticaret açığının ise daha ılımlı seyrettiğini vurguladı. Jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji fiyatlarının olumsuz etkisine rağmen cari açığın milli gelire oran olarak yataya yakın bir seyir izlediğini belirten Karahan, şöyle devam etti:</p>
<p>"İç talepteki yavaşlama, turizm gelirlerinin gücünü koruması ve altın dış ticaret dengesindeki iyileşme cari dengeyi destekliyor. Bu gelişmeler doğrultusunda 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında gerçekleşeceğini öngörüyoruz. Fon piyasasındaki gelişmelerin bankacılık sistemi ve diğer finansal piyasalarla olan etkileşimini yakından takip ediyoruz. Fiyat istikrarı ve finansal istikrar birbirini tamamlayan iki unsurdur. Bu çerçevede finansal piyasalarda yaşanan bu gelişmeleri dikkate alarak likidite imkanlarını gözden geçirdik. Haftalık repo ihaleleriyle sağladığımız fonlama miktarını artırdık. Bankalararası para piyasasında bankaların borç alabilme limitlerini güncelledik. Teminat iskonto oranlarını azalttık. Ayrıca makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla zorunlu karşılık uygulamasında değişiklik yaptık. Türk lirası zorunlu karşılıklarda bloke tesis oranlarını düşürerek bankalara likidite yönetiminde esneklik sağladık. KOBİ kredileri kredi büyüme sınırlarını yükselttik."</p>
<p>Bir diğer düzenlemenin de özel sektör tahvil piyasasında yaşanabilecek likidite gelişmelerine yönelik olduğunu dile getiren Karahan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu araçlara en önemli talebin yatırım fonlarından geliyordu. Son dönemde fonlarda yaşanan çıkışlar özel sektör borçlanma araçlarına olan talebi azalttı. Bu da refinansman konusunda risk oluşturdu. Bu riskin önüne geçmek adına özel sektör tahvillerinin itfasına yönelik kredileri büyüme sınırından muaf tuttuk. Böylece firmalara likidite yönetiminde de kolaylık sağlamış olduk. Bundan sonra da finansal istikrar ve likidite koşullarını yakından takip etmeye devam ederek gerek görülmesi halinde her türlü ek tedbiri proaktif bir şekilde alacağız. Son dönemdeki fon piyasası gelişmeleri sonrası portföy tercihlerine baktığımızda finansal sisteme ve Türk lirasına olan güvenin güçlü bir şekilde devam ettiğini görüyoruz."</p>
<p><strong>"Türk lirası mevduatı güçlü şekilde artıyor"</strong></p>
<p>Karahan, nitekim sıkı para politikası duruşları, destekleyici makroihtiyati araç seti ve aldıkları bu önlemlerin de etkisiyle Türk lirası mevduatın güçlü şekilde arttığının altını çizerek, yabancı para mevduatlarda ise dalgalı seyirle birlikte tüzel kesimde sınırlı bir artış gördüklerini dile getirdi. Bu gelişmelerin etkisini Türk lirası payındaki istikrarlı seyirde de gördüklerini anlatan Karahan, "Özellikle ikinci çeyrekten itibaren Türk lirası mevduata geçişlerin hızlanması ile birlikte Türk lirası mevduatın payı yüzde 60'ın üzerinde seyrediyordu. Son dönemde para piyasası fonlarından çıkışların büyük oranda Türk lirası mevduata yönelmesi ile birlikte Türk lirası payı yüzde 61'in üzerinde kalmaya devam ediyor."</p>
<p>27 Şubat'ta 210 milyar dolar olan brüt rezervlerin 30 Ekim itibarıyla 158 milyar dolar seviyesine gerilediğine işaret eden Karahan, 27 Şubat sonrası rezervlerdeki gerilemenin 30 milyar dolarlık kısmının altın fiyatlarındaki düşüşten kaynaklandığını dile getirdi.</p>
<p>Karahan, fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve sağlıklı yatırım ortamına zemin hazırlayacak önemli bir ön koşul<br />olduğuna dikkati çekerek, son dönem verilerinin sıkı para politikasının etkisiyle enflasyonun ana eğilimindeki gerilemeyi teyit ettiğini söyledi. Bununla birlikte jeopolitik gelişmelerin yukarı yönlü riskleri canlı tuttuğunu anlatan Karahan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu nedenle dezenflasyon konusundaki kazanımlarımızın devamını sağlamak için ihtiyatlı olmaya devam edeceğiz. Bu doğrultuda fiyat istikrarı sağlanana kadar gerekli sıkı para politikası duruşunu kararlılıkla sürdüreceğimizi vurgulamak istiyorum."</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/karahan-enflasyon-uzerindeki-yukari-yonlu-risklere-karsi-ihtiyatli-durusumuzu-koruyoruz-91608</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/karahan-1778914668.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB Başkanı Karahan, &quot;Fon piyasasındaki gelişmelerin bankacılık sistemi ve diğer finansal piyasalarla olan etkileşimini yakından takip ediyoruz.&quot; dedi. &quot;Finansal istikrar ve likidite koşullarını yakından takip etmeye devam ederek gerek görülmesi halinde her türlü ek tedbiri proaktif bir şekilde alacağız.&quot; diyen Karahan, &quot;Enflasyonun ana eğilimini, talep koşullarını ve beklentileri birlikte değerlendirerek orta vadeli enflasyon görünümüne odaklanıyoruz. Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşumuzu koruyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-nakit-dengesinde-3299-milyar-liralik-acik-91607</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 19:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine nakit dengesinde 329,9 milyar liralık açık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, ekim ayına ait nakit gerçekleşmelerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay Hazinenin nakit gelirleri 1 trilyon 391 milyar 376 milyon lira, nakit giderleri 1 trilyon 721 milyar 315 milyon lira oldu.</p>
<p>Faiz dışı giderler 1 trilyon 442 milyar 237 milyon lira, faiz ödemeleri ise 279 milyar 78 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz dışı denge ise 50 milyar 861 milyon lira açık verdi.</p>
<p>Ekim ayında nakit dengesinde, 329 milyar 939 milyon liralık açık oluştu.</p>
<p>Kur farklarından kaynaklanan artış 2 milyar 581 milyon lira olarak gerçekleşirken, kasa/banka net hesabında ise 189 milyar 993 milyon lira azalış görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-nakit-dengesinde-3299-milyar-liralik-acik-91607</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakanlığın ekim ayı verilerine göre Hazine nakit dengesinde 329 milyar 939 milyon liralık açık oluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/hisarciklioglu-cacci-baskan-yardimciligina-yeniden-secildi-91606</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 19:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hisarcıklıoğlu CACCI Başkan Yardımcılığına yeniden seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, 2014 yılından bu yana sürdürdüğü Asya-Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu (CACCI) Başkan Yardımcılığı görevine, 2027-2028 dönemi için yeniden seçildiğini bildirdi.</p>
<p>Hisarcıklıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, uluslararası iş kuruluşlarında Türkiye'yi ve iş dünyasını gururla temsil etmeye devam ettiklerine işaret etti.</p>
<p>28 ülkenin üye olduğu CACCI'ın Filipinler'in başkenti Manila'da gerçekleştirilen Genel Kurulu'nda başkan yardımcılığı görevine yeniden seçildiğini bildiren Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"2027-2028 döneminde iş dünyamızı temsil etmeye devam edeceğim. Türk iş dünyamız, 367 oda ve borsamız adına gurur duydum. Ne mutlu ki TOBB olarak tüm bölgesel, küresel kurum ve kuruluşların yönetimine seçiliyor, ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etme onurunu yaşıyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/hisarciklioglu-cacci-baskan-yardimciligina-yeniden-secildi-91606</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/hisarciklioglu-1758549685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Asya-Pasifik Ticaret ve Sanayi Odaları Konfederasyonu Başkan Yardımcılığına tekrar seçilen Hisarcıklıoğlu, &quot;Türk iş dünyamız, 367 oda ve borsamız adına gurur duydum. Ne mutlu ki TOBB olarak tüm bölgesel, küresel kurum ve kuruluşların yönetimine seçiliyor, ülkemizi ve iş dünyamızı temsil etme onurunu yaşıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-sektorune-rekabet-sorusturmasi-91605</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 19:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındık sektörüne rekabet soruşturması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurumundan yapılan açıklamada, fındık alım ve satımında faaliyet yürüten teşebbüsler hakkında yapılan ön araştırmanın Kurul tarafından karara bağlandığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Ferrero Fındık İthalat İhracat ve Ticaret AŞ, Atalay Fındık Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Balsu Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Karaçuha Tarım Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Ofi Tarım Sanayi ve Ticaret AŞ, Özyılmaz Fındık Sanayi ve Ticaret AŞ, Şenocak Gıda Fındık Entegre Turizm Nakliyat İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. hakkında, fındık alım fiyatlarını ve politikalarını koordineli şekilde belirlemek, fındık alımı piyasasındaki fiyat oluşumunu etkilemek suretiyle Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ihlal edilip edilmediğinin tespit edilebilmesi amacıyla soruşturma başlatıldığı ifade edildi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında, Ferrero hakkında alınan Kurul kararı doğrultusunda, teşebbüs bakımından bağlayıcı hale getirilen taahhütlere uyulup uyulmadığının da ayrıca inceleneceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bu taahhütler, 2024, 2025 ve 2026 yıllarında Ferrero tarafından Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) referans fiyatının altında kabuklu fındık alımı yapılmayacağı, her bir fındık sezonu boyunca 100 bin tondan fazla kabuklu fındık alımı yapılmayacağı ve her yılın eylül-aralık döneminde (sıcak sezonda) en az 45 bin ton kabuklu fındık alımı yapılacağı hususlarını içermektedir."</p>
<p>Kurulca alınan soruşturma kararları, hakkında soruşturma açılan teşebbüslerin ilgili kanunu ihlal ettikleri ve yaptırımla karşı karşıya kaldıkları veya kalacakları anlamına gelmiyor.</p>
<p>[post-91604]</p>
<p>[post-91554]</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-sektorune-rekabet-sorusturmasi-91605</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/7/1280x720/rekabet-kurumu-1767609048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fındık alım ve satımı alanında faaliyet gösteren, aralarında Ferrero&#039;nun da olduğu 7 şirket hakkında soruşturma açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmodan-kaydini-baskasina-kullandirandan-2-yil-findik-almama-karari-91604</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 18:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO&#039;dan kaydını başkasına kullandırandan 2 yıl fındık almama kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) fındık piyasasında istikrarı sağlamak, üreticilerin pazarlama, depolama ve finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kabuklu fındık alım faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Kabuklu fındık alımları kapsamında bugüne kadar yaklaşık 152 bin üreticiden 190 bin ton alım yapıldığı bilgisi verilen açıklamada, üreticilerin TMO'ya en az 50 bin ton daha kabuklu fındık satacağının öngörüldüğü ifade edildi.</p>
<p>Son dönemde bazı tüccar ve manavların üreticilere ait Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) belgelerini kullanarak TMO'ya fındık satmaya teşebbüs ettikleri yönünde duyumlar alındığı belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Tüccar ve manavların piyasadan satın aldıkları fındığı, üreticilere ait ÇKS belgelerini kullanarak kendi ürünü gibi TMO'ya satmaları yasaktır. TMO'nun alım politikası, doğrudan üreticiyi desteklemek ve üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlamak üzerine kuruludur. Üreticiye yönelik destek mekanizmasının amacı dışında kullanılmasına, üretici adına hareket edilerek ticari kazanç sağlanmasına ve alım sürecinin bu şekilde istismar edilmesine kesinlikle müsaade edilmeyecek. Bu kapsamda, üreticilere ait ÇKS belgelerini kullanarak TMO'ya ürün satışı gerçekleştirmeye çalışan veya bu işlemlere aracılık eden tüccar ve manavlar ile ÇKS belgelerini bu amaçla kullandıran üreticiler hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler başlatılacak. Ayrıca ÇKS kaydını bu amaçla bilerek kullandırdığı tespit edilen üreticilerden 2 yıl süreyle TMO tarafından kabuklu fındık alımı yapılmayacak."</p>
<p>Somut bulgulara ulaşılması halinde ilgililer hakkında Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağı bildirilen açıklamada, TMO'nun üreticilerin yanında olmaya devam ederek 31 Aralık'a kadar ürün arzı bulunduğu sürece üreticilerden kabuklu fındık alımlarını sürdüreceği ifade edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmodan-kaydini-baskasina-kullandirandan-2-yil-findik-almama-karari-91604</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/tmo-bugday-1771317307.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TMO açıklamasında, &quot;Üreticilere ait ÇKS belgelerini kullanarak TMO&#039;ya ürün satışı gerçekleştirmeye çalışan veya bu işlemlere aracılık eden tüccar ve manavlar ile ÇKS belgelerini bu amaçla kullandıran üreticiler hakkında gerekli idari ve hukuki süreçler başlatılacak. Ayrıca ÇKS kaydını bu amaçla bilerek kullandırdığı tespit edilen üreticilerden 2 yıl süreyle TMO tarafından kabuklu fındık alımı yapılmayacak.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yumakli-gida-guvenilirligi-bizim-her-zaman-kirmizi-cizgimiz-olmustur-91603</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 18:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yumaklı: Gıda güvenilirliği bizim her zaman kırmızı çizgimiz olmuştur</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul'da basın mensuplarıyla bir araya gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı soruları yanıtladı.</p>
<p>Orman yangınlarıyla mücadelede teknolojinin tüm imkanlarını kullandıklarını belirten Yumaklı, yapay zeka temelli Karar Destek Sistemiyle, yangının seyrini tahmin edip ona göre önlem aldıklarını söyledi.</p>
<p>Yumaklı, bu sistemle riskli alanları 1 hafta önceden görüp, ekiplerin yönlendirilmesini, koordinasyonunu sağladıklarını ifade ederek, "Burada mevcut sistemleri gelişen teknolojiye entegre edip sürekli bir gelişim içindeyiz. Özetle hem yapay zeka hem diğer teknolojik gelişmeleri orman yangınlarında aktif olarak kullanıyoruz." dedi.</p>
<p>Orman yangınları sonrasında bölgenin yeniden ağaçlandırılmasıyla ilgili bazen farklı ağaç türleriyle devam edilmesi konusunda tavsiyeler geldiğini aktaran Yumaklı, yanan orman alanlarının ağaçlandırılmasında bölgenin ekosistemini dikkate aldıklarını söyledi.</p>
<p>Yumaklı, orman yangınlarını azaltmaya yönelik yapılan bilinçlendirme faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi.</p>
<p>Orman yangınlarının yüzde 3'ünün kasıt sonucu çıktığını söyleyen Yumaklı, "Bunları biz tespit etmiyoruz, kolluk güçleri tespit ediyor. Onların raporlarından çıkarıyoruz. Kahramanmaraş'ta torpil atılmıştı. Ormanda niye torpil atıyorsun? Bu kaza değil, kasıt. Bunların cezası gerçekten ağır. Biz o orman yangınıyla ilgili müdahalede sarf edilen maddi tutarı da bu yangını çıkaranlara rücu ettiriyoruz. Ceza alması için de sonuna kadar hukuk birimimiz takip ediyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"İHA'ları orman yangınlarında tespit için kullanıyoruz"</strong></p>
<p>Bakan Yumaklı, tüm ormanların karbon tuttuğunu belirterek, "Ancak bizim oluşturacağımız karbon yutak ormanlarında ağaç türü itibarıyla oraya dikilen fidanların ibreli ya da yapraklı olması ya da o ormana yapılacak bakım müdahaleleriyle karbon tutma kapasitesini daha da artıran orman alanlarından bahsediyoruz. Bu alanlar oluşturulurken karbon emisyonuna sebep olacak, atmosfere ayrıca karbon salımına sebep olacak ağaçlandırma çalışmalarından da uzak durulması gerekiyor. Bir taraftan salınan karbon miktarını azaltırken bir taraftan da yeni karbon yutak alanları oluşturarak emisyonu sıfırlamaya, 2053 net sıfır emisyon hedefine ulaşmak için çalışmaya devam edeceğiz." diye konuştu.</p>
<p>İnsansız hava araçlarının (İHA) orman yangınlarında kullanılmasından bahseden Yumaklı, şu açıklamayı yaptı:</p>
<p>"Savunma sanayimizle beraber bir çalışmamız var, İHA'ların orman yangınlarında kullanılması konusu. Halihazırda tespit için kullanıyoruz, ama bu kastettiğim direkt müdahale amaçlı. Bu dünyada henüz yok. Bazı Çin menşeli birtakım uygulamaları görüyoruz ama orman yangınları zor coğrafyalarda çıkıyor. O uygulamalar ise daha düz ve kolay ulaşılabilir yerlerde. Biz gerçekten hava araçlarımız kadar etkili, su atabilen araçları insansız bir şekilde oluşturabilir miyiz? Savunma sanayimizle bu çalışmamıza başladık. Benim tahminim onların tecrübesiyle çok uzun zaman almaz ve dünyada bununla ilgili de Türkiye'nin ayrıca bir ekonomik getiri sağlayabileceği de bir şey oluşturmuş oluruz. Bu arada mevcutta tespit için kullandığımız İHA'lar ile ilgili gerçekten Baykar'a teşekkür ederim. Bayraktar TB2'lerle bu teknolojiyi biz de kullanıyoruz. İşin teknik boyutunda hala bize destek oluyorlar."</p>
<p><strong>"(Taklit, tağşiş ürün) Biz gereğini yapıyoruz, sonra ifşa ediyoruz"</strong></p>
<p>Yumaklı, hobi bahçelerine yönelik yaptığı değerlendirmede, "Hobi bahçeleri konusu hassas bir konu. Bu aslında bir imar problemi. Tarım alanında izinli yapılarla ilgili kimsenin bir itirazı yok. Tarım arazilerinin herhangi bir şekilde bir kaçak yapıyla bozulmasını engellemek için meclisimizden bir yasa düzenlemesi geçirdik. Bu ülkede herkes kural neyse ona uymak zorunda." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Hal yasasına ilişkin çalışmalarda bakanlık olarak yer aldıklarını söyleyen Yumaklı, "Ürünü tarladan son tüketici noktasına ne kadar hızlı getirebilirsiniz o aradaki maliyetleri azaltmış olacaksınız. Şu anda maliyetlerin büyük bir bölümü zaten taşımadan geliyor. Petrol fiyatlarındaki artış da buna bir etken." diye konuştu.</p>
<p>Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatını açıkladığını, belirlenen kriterlere uyan tüm fındıkları aldığını belirterek, "Piyasada daha ucuza olması kaliteyle ilgili bir durum. TMO açıkladığı fiyattan almaya devam ediyor." dedi.</p>
<p>Gıda güvenliğine ilişkin değerlendirme yapan Yumaklı, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Gıda güvenilirliği bizim her zaman kırmızı çizgimiz olmuştur. Bu konuda asla taviz yok. Hiç kimsenin size sunmuş olduğu ürünü belirttiğinden farklı bir şekilde satması makul karşılanamaz. Böyle bir şeye hiç kimsenin hakkı yok. Şu yanlış anlaşılıyor, 'Niye ifşa ediyorsunuz? Gereğini yapsanıza.' Biz gereğini yapıyoruz, sonra ifşa ediyoruz, cezasını kesiyoruz, ürününü çektiriyoruz. Suçu hangi cezaya denk gelirse. Ondan sonra da anlık bir şekilde bunları ifşa ediyoruz. En büyük ceza da o aslında. Başladığımız gündeki gibi kararlıyız. Kimin ne olduğu benim hiçbir şekilde umurumda bile değil. Bir marka oluşturmak, piyasada tutunmak kolay değildir. Emek, sermaye harcıyorsun ama bunun sonucunda yaptığın taklit, tağşiş tüketicinin problemi hiç değil. Herkes üretmiş olduğu ürünü, vadetmiş olduğu şekilde üretip insanlara sunmak zorunda. Bunun tartışılacak bir tarafı yok."</p>
<p><strong>"Son üç yılda RASFF bildirimlerindeki düşüşümüz yüzde 74"</strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, geçen günlerde AB Komisyonunun Tarım ve Gıdadan sorumlu üyesi Christophe Hansen ile görüştüklerini hatırlatarak, "Orada zirai ilaç kalıntısı da gündeme geldi. Son üç yılda RASFF bildirimlerindeki düşüşümüz yüzde 74. Biyolojik ve biyoteknik mücadele yapıyoruz. Bu konudaki uygulamalarımızı onlarla paylaşacağız. Türkiye'de çok yoğun pestisit kullanıldığıyla ilgili algı vardı onlarda. Ancak AB'de hektar başına kullanılan pestisit oranı 3,2 kilogram, Türkiye'de 2,3 kilogram." diye konuştu.</p>
<p>İklim değişikliğinin başka bir etkisinin de zararlılar olduğunu söyleyen Yumaklı, "Karadeniz Bölgesi’nde kestane ağaçlarında gal arısı diye bir zararlı geldi. Kestane ağaçlarının hepsini mahvetti. Ama onun bir karşıt böceği ormanlara da zarar vermeyen, arkadaşlar da çalışmasını yaptılar. Gittiğimizde o bölgelere sonucun alındığını ve herkesin memnun olduğunu görüyoruz. Sadece zirai ilacı atarak değil, aynı zamanda tabiatın kendi içerisindeki mücadele metodolojisini de bizim uygulayabiliyor olmamız lazım." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yumaklı, üretim planlamasıyla 2023'ten itibaren dünyadaki bütün konjonktürel zorluklara karşı tarım gibi gıda arz güvenliği açısından son derece önemli bir başlıkta yapısal dönüşümü başlattıklarını kaydederek, bu düzenlemeyle 2023'te eğimi yüzde 6'nın altındaki yerlerde meyve ağaçlarının dikilmesini yasakladıklarını anımsattı.</p>
<p>Bunun yanı sıra önce stratejik ürünlerden başlayarak üretim planlamasını devreye aldıklarını söyleyen Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bütün ürünlere yaymak için gayret ediyoruz. Meyve ihracatı konusunda Karadeniz'de seyrüsefer problemi maalesef şu anda bizim de en büyük sorunlarımızdan biri. İhracatçılar ürünlerin ihraç edilememesi, seyrüsefer güvenliğinin olmaması sebebiyle bir zorluk yaşıyorlar. Ticaret Bakanlığımızla birlikte nasıl işlerini kolaylaştırabiliriz diye bir çalışmamız var. O da devreye girerek problemi hafifletmiş olacağız. Bu yıl bütün ürünlerde çok iyi hasat verileri elde etmiş olduk. Ancak ürününüzü satamadığınızda bunun bir sürü geriye doğru komplikasyonu oluyor. Ben de bunun için bütün ülkelerle bire bir görüşmeler yapıyorum. Her ülke için tek tek çalışıyoruz. Yoğun bir tarım diplomasisi süreci yürütüyoruz."</p>
<p><strong>"Hayvan hastalıkları konusunda ciddi bir çabamız var"</strong></p>
<p>Bakan Yumaklı, geçen su yılında son 66 yılın en fazla yağışının alındığını belirterek, "2025'te kuraklıktan kırılıyorduk. İklim değişikliğinin en önemli etkisi bu. Daha da devam edecek. 1 Ekim 2025'ten 30 Eylül 2026'ya kadar Türkiye genelindeki ortalama yağış 741,6 milimetre oldu. Bu miktarın uzun yıllar ortalaması 573,4 milimetre. Onun yüzde 30 üzerinde. Geçen yıla göre ise yüzde 76 arttı. Tersinden bakarsak geçen yıl yüzde 76 daha az yağış olmuş." diye konuştu.</p>
<p>Taşkın Önleme Sistemi olduğunu anımsatan Yumaklı, sistemin 72 saat öncesinde su debilerini ölçerek uyarı yaptığı bilgisini verdi.</p>
<p>Yumaklı, 2024'te açıklanan Hayvancılık Yol Haritası'ndaki bütün başlıkları uyguladıklarını belirterek, "Bütün bunlardan sonra da hayvan sayımızda bir artış oldu ama biz daha çok nicelik değil niteliğe dönüp sürü yenileme konusuna odaklanmış durumdayız." diye konuştu.</p>
<p>Hayvan hastalıklarıyla mücadelede AB Komiserinin 2025'te şap konusundaki başarılarını tebrik ettiğini aktaran Yumaklı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Dört ay içerisinde o ağır vakayı bu ülke atlattı. Kabiliyetleri sebebiyle oldu bu. Yenisinin olmaması için gayret ediyoruz. Hayvan hastalıkları konusunda ciddi bir çabamız var. Ari çiftlikler konusunda bütün Türkiye'de bir tarama başlattık. Hastalıklarla ilgili bütün tedbirlerini almış, kurallar neyse onu uygulamış olan çiftlikler demektir. Biz diyoruz ki arilikle ilgili şartları biz kolaylaştırdık ama burada hiçbir toleransımız olmayacak. Ama sen de bunun kurallarına uy, uymayanların tamamının ariliklerini iptal ettik. Çünkü ben ona dört kat daha fazla destek veriyorum. Arilik olsun, hayvan hastalığı olmasın diye."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yumakli-gida-guvenilirligi-bizim-her-zaman-kirmizi-cizgimiz-olmustur-91603</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/6/1280x720/yumakli-1770294211.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, &quot;Gıda güvenilirliği bizim her zaman kırmızı çizgimiz olmuştur. Bu konuda asla taviz yok. Hiç kimsenin size sunmuş olduğu ürünü belirttiğinden farklı bir şekilde satması makul karşılanamaz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/alper-sengul-urettigimiz-her-4-urunden-3unu-yurt-disina-gonderdik-91602</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 18:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alper Şengül: Ürettiğimiz her 4 üründen 3&#039;ünü yurt dışına gönderdik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün ortak sesini ve kurumsal temsilini güçlendirdiği 40. yılında, Türkiye ekonomisine sağladığı çok boyutlu katkıyı ortaya koyduğu "Türkiye Beyaz Eşya Sektörü 40. Yıl Etki Analizi Raporu"nun sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, üretim ve ihracat, istihdam, yatırım, dış ticaret, küresel rekabetçilik ve enerji verimliliği başlıklarını bir arada inceleyen çalışma, beyaz eşya sanayisinin doğrudan üretim faaliyetlerinin ötesine geçen ekonomik etkisini gösteriyor.</p>
<p>Küresel beyaz eşya üretiminin yaklaşık yüzde 7'sini yapan Türkiye, Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise ikinci büyük beyaz eşya üretim merkezi konumunda bulunuyor.</p>
<p>Rapora göre, 2000-2025 döneminde beyaz eşya sektöründe yapılan her 1 birimlik üretim, bağlantılı sektörlerde yarattığı etkilerle birlikte ekonomi genelinde 4,4 birimlik değere karşılık geliyor.</p>
<p>İstihdam verileri de sektörün bu geniş etkisini ortaya koyuyor. Beyaz eşya sanayisinde imalat ve ticaret alanlarında doğrudan 141 bin kişi çalışırken, tedarik zinciri ve hizmetler de dahil edildiğinde sektörle bağlantılı istihdam 633 bine ulaşıyor. Sektörün teknoloji ve mühendislik kapasitesindeki gelişim de raporun öne çıkan sonuçları arasında yer alıyor.</p>
<p>Sektördeki patent ve faydalı model faaliyetlerinde yerli kaynakların payı yüzde 15 iken bugün yüzde 61'e yükseldi. Aynı dönemde söz konusu faaliyetler 11 kat artarken, AR-GE merkezi sayısı 13'ten 23'e çıktı. Sektörün tetiklediği imalat yatırımlarının yüzde 96'sı orta-yüksek ve yüksek teknoloji alanlarında gerçekleşti.</p>
<p><strong>Beyaz eşya sektörünün enerji verimliliği alanındaki katkısı</strong></p>
<p>Yatırım etkisi açısından da beyaz eşya sanayisinin üretim zincirinin tamamına yayılan rolü öne çıkıyor. Son 25 yılda sektörün Türkiye ekonomisinde yarattığı toplam yatırım etkisi 156 milyar dolara ulaştı. Bu tutarın 115,6 milyar doları sektöre parça, malzeme, teknoloji ve hizmet sağlayan diğer alanlarda gerçekleşti.</p>
<p>Beyaz eşya sektörüne yapılan bir yatırım, ekonominin birçok farklı alanında yeni yatırımların önünü açıyor. Bununla birlikte beyaz eşya sanayisinin büyümesiyle gelişen tedarik ağı, ülkenin ihracatına ve dış ticaret fazlasına da katkı sağlıyor.</p>
<p>Rapor, beyaz eşya sektörünün enerji verimliliği alanındaki katkısını da ortaya koyuyor. Son 25 yılda geliştirilen enerji verimli ürünler sayesinde toplam 24,2 TWh elektrik tasarrufu sağlandı. Bu miktar, yaklaşık 8 milyon hanenin bir yıllık elektrik tüketimine karşılık geliyor.</p>
<p><strong>4 temel öncelik belirlendi</strong></p>
<p>TÜRKBESD, rapor doğrultusunda Türkiye beyaz eşya sektörünün rekabet gücünü koruması ve uzun vadeli gelişimini sürdürmesi için 4 temel öncelik belirledi.</p>
<p>İlk öncelik üretim maliyetlerinin rekabetçi seviyelerde tutulması oldu. İkinci öncelik uluslararası pazarlardaki konumun güçlendirilmesi, üçüncü öncelik ise teknolojiye ve insana yatırım yapılması olarak belirlendi. Yeşil dönüşümün hızlandırılması ve iç pazarın güçlendirilmesi de dördüncü öncelik alanı olarak tespit edildi.</p>
<p>Raporda yer alan öncelikler, Türkiye'nin beyaz eşya alanındaki güçlü sanayi altyapısını koruyarak küresel rekabetteki konumunu ileriye taşıma hedefini destekliyor.</p>
<p><strong>"Son 25 yılda 543 milyon adet üretim gerçekleştirdik ve bunun 395 milyon adedini ihraç ettik"</strong></p>
<p>Açıklamada değerlendirmesine yer verilen TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül, Türkiye beyaz eşya sanayisinin bugün ulaştığı üretim ve ihracat kapasitesinin uzun vadeli bir dönüşümün sonucu olduğunu belirtti.</p>
<p>Şengül, 1986 yılında yıllık 1,2 milyon adet olan beyaz eşya üretiminin bugün yaklaşık 24 katına çıkarak 29,1 milyon adede ulaştığını, 2021 yılında 34,1 milyon adetle üretimde tarihi zirvenin görüldüğünü ifade etti.</p>
<p>Sektörün küresel pazarlara açılmasında 1996 yılında Gümrük Birliği'ne geçişin önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Şengül, Türkiye'nin 2003 yılından bu yana dünyanın en büyük 10 beyaz eşya ihracatçısı arasında yer aldığına işaret etti.</p>
<p>Türkiye'nin, dünyanın altıncı büyük beyaz eşya ihracatçısı olduğunu belirten Şengül, şunları kaydetti:</p>
<p>"Beyaz eşya sanayisi, 40 yılda Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesini büyütürken çok geniş bir değer zincirinin gelişmesini sağladı. Son 25 yılda 543 milyon adet üretim gerçekleştirdik ve bunun 395 milyon adedini ihraç ettik. Başka bir ifadeyle ürettiğimiz her 4 üründen 3'ünü yurt dışına gönderdik. Bu dönemde elde edilen 63 milyar dolarlık net dış ticaret fazlası, sektörümüzün Türkiye ekonomisine döviz kazandıran stratejik rolünü ortaya koyuyor."</p>
<p><strong>Beyaz eşyanın ihracattaki payı dünya ortalamasının 4,3 katı</strong></p>
<p>TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz da Türkiye'nin beyaz eşyada güçlü ve kalıcı bir üretim ve ihracat uzmanlaşmasına sahip olduğunu ifade etti.</p>
<p>Beyaz eşyanın ihracattaki payının dünya ortalamasının 4,3 katı olduğuna işaret eden Yavuz, "Bu oranla Çin, Almanya, İtalya, Meksika ve Güney Kore'nin önündeyiz. Bu tablo, beyaz eşyanın ülkemiz için belirgin bir ihracat uzmanlaşması alanı olduğunu gösteriyor." ifadesini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin ana pazarı olan Avrupa'da Uzak Doğulu üreticilerin maliyet rekabetçiliğine dikkati çeken Yavuz, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Türkiye, beyaz eşyada güçlü bir üretim altyapısı, gelişmiş mühendislik yetkinlikleri ve uluslararası pazarlarda edindiği güçlü konumla öne çıkıyor. Özellikle Avrupa pazarında maliyet rekabetçiliği belirleyici hale gelirken üretim ve ihracat gücümüzü destekleyecek tedbirlerin hızla devreye alınması önem taşıyor. Üretimde yaşanabilecek kayıpların etkisi, sektörün sınırlarını aşarak tedarik zincirine, istihdama ve Türkiye ekonomisinin geneline yayılıyor."</p>
<p>TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı ise enerji verimliliğinin hem tüketici hem de ülke ekonomisi açısından taşıdığı öneme dikkati çekerek, "Enerji verimliliği, daha az kaynak tüketirken daha yüksek yaşam kalitesi sunabilmenin temel unsurlarından biri." ifadesini kullandı.</p>
<p>Özkadı, son 25 yılda elde edilen elektrik tasarrufu ve sağlanan sera gazı emisyon azaltımının sektörün teknolojik gelişiminin çevresel faydalarını somut biçimde ortaya koyduğunu belirterek, "Daha büyük ve kullanışlı ürünleri daha düşük enerji tüketimiyle sunabilmek, tüketicilerin elektrik giderlerini azaltırken Türkiye'nin enerji verimliliği ve emisyon azaltım hedeflerine de katkı sağlıyor." dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/alper-sengul-urettigimiz-her-4-urunden-3unu-yurt-disina-gonderdik-91602</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/beyaz-esya.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türkiye Beyaz Eşya Sektörü 40. Yıl Etki Analizi Raporu&quot;nun sonuçlarını açıklayan TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkanı Alper Şengül, &quot;Son 25 yılda 543 milyon adet üretim gerçekleştirdik ve bunun 395 milyon adedini ihraç ettik. Başka bir ifadeyle, ürettiğimiz her 4 üründen 3&#039;ünü yurt dışına gönderdik. Bu dönemde elde edilen 63 milyar dolarlık net dış ticaret fazlası, sektörümüzün Türkiye ekonomisine döviz kazandıran stratejik rolünü ortaya koyuyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tasfiye-kapsami-disindaki-kapali-fonlar-hakkinda-aciklama-91609</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 18:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasfiye kapsamı dışındaki kapalı fonlar hakkında açıklama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılan açıklamada, son dönemde bazı basın yayın organları ve sosyal medya mecralarında işleme kapalı fonların yeniden açılmasına yönelik yanlış yönlendirmeler yapıldığının görüldüğü aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, kurulun 17 Eylül tarihli kararlarıyla A1 Capital, Bulls, Pardus, Atlas, Hedef, Pusula ve Tera portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu ve katılma payları TEFAS’ta işlem gören tüm yatırım fonlarının alım ve satım yönünde işleme kapatıldığı anımsatıldı.</p>
<p>30 Eylül'de A1 Capital, Bulls ve Pardus portföy yönetim şirketlerinin kurucusu olduğu fonların tasfiye işlemlerine öncelikli olarak başlanacağının duyurulduğu hatırlatılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Bu fonların tasfiye süreci tamamlandıktan sonra, ilgili portföy yönetim şirketlerinin tasfiye kapsamında olmayıp TEFAS’ta ve TEFAS dışı dağıtım kanallarında alım ve satıma kapanmış olan fonlarının tüm dağıtım kanallarında alım ve/veya satım yönlü olarak eşzamanlı işleme açılabileceği, işleme açılma tarihinin ve fon katılma payı alım/satım esaslarının fon portföy yapıları, likidite, piyasa koşulları ve yatırımcı menfaati gözetilerek kurucu portföy yönetim şirketi tarafından belirleneceği ilan edilmiştir. Bu çerçevede, ilgili fonların TEFAS'ta ve TEFAS dışı dağıtım kanallarında işleme açılabilmesi için A1 Capital Portföy Yönetimi AŞ, Bulls Portföy Yönetimi AŞ ve Pardus Portföy Yönetimi AŞ tarafından Ziraat Bankası'na başvurulması ve söz konusu başvuruların Banka tarafından Kurulumuza iletilmesi gerekmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tasfiye-kapsami-disindaki-kapali-fonlar-hakkinda-aciklama-91609</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, tasfiye kapsamı dışındaki kapalı fonların yeniden açılma süreci hakkında, &quot;Fonların TEFAS&#039;ta ve TEFAS dışı dağıtım kanallarında işleme açılabilmesi için A1 Capital Portföy Yönetimi AŞ, Bulls Portföy Yönetimi AŞ ve Pardus Portföy Yönetimi AŞ tarafından Ziraat Bankası&#039;na başvurulması ve söz konusu başvuruların Banka tarafından Kurulumuza iletilmesi gerekmektedir.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebzede-atiklar-kentkarta-puan-olarak-yuklenecek-91575</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gebze’de atıklar Kentkart’a puan olarak yüklenecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Belediyesi, geri dönüştürülebilir atıkların ekonomiye kazandırılması ve çevre bilincinin artırılması amacıyla mobil atık toplama aracını hizmete alıyor.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, belirlenen noktalarda vatandaşlara hizmet verecek araçla evlerinde biriktirdikleri geri dönüştürülebilir atıkları teslim eden vatandaşlar, karşılığında puan kazanacak. Biriken puanlar Kentkart’a yüklenerek toplu ulaşımda kullanılabilecek.</p>
<p>Uygulama kapsamında vatandaşlar; kağıt ve karton, plastik, cam, metal, karışık ambalaj atıkları, bitkisel atık yağ, elektrikli ve elektronik atıklar ile atık pillerini mobil atık toplama aracına teslim edebilecek. Teslim alınan atıklar, türlerine göre kilogram üzerinden hesaplanarak belirlenen puan tarifesi doğrultusunda vatandaşların hesaplarına tanımlanacak. Her puanın 1 TL karşılığı bulunduğu sistemde biriken puanlar Kentkart'a aktarılabilecek ve toplu ulaşımda kullanılabilecek.</p>
<p>Mobil atık toplama aracı, hafta içi her gün 09.00-12.30 ve 13.30-17.30 saatleri arasında vatandaşlara hizmet verecek. Haftanın belirli günlerinde farklı noktalarda konuşlanacak aracın hizmet takvimi ise pazartesi İstasyon Bilim Sanat Merkezi önü, salı Adem Yavuz Kapalı Pazar Alanı önü, çarşamba Tatlıkuyu Kapalı Pazar Alanı önü, perşembe Arapçeşme Bilim Sanat Merkezi önü ve cuma Mevlana Kapalı Pazar Alanı önü olarak belirlendi.</p>
<p>Sistemde atıkların kilogramı üzerinden puanlama yapılacak. Buna göre vatandaşlar teslim ettikleri her 1 kilogram plastik atık için 3, cam atık için 1, metal atık için 4, karışık ambalaj atığı için 2,5, bitkisel atık yağ için 15, elektrikli ve elektronik atık için 3, atık pil için ise 0,5 puan kazanacak. Her puanın 1 TL değerinde olduğu uygulamada, 1 kilogram plastik atık teslim eden vatandaşın hesabına 3 TL karşılığı puan tanımlanacak.</p>
<p>Mobil atık toplama aracıyla geri dönüştürülebilir atıkların kaynağında ayrıştırılarak toplanması, çevre kirliliğinin azaltılması ve doğal kaynakların korunması amaçlanıyor. Vatandaşların da doğrudan katılım sağlayacağı uygulamayla geri dönüşümün teşvik edilmesi ve çevreye duyarlı davranışların Kentkart üzerinden ekonomik bir kazanıma dönüştürülmesi hedefleniyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebzede-atiklar-kentkarta-puan-olarak-yuklenecek-91575</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/5/1280x720/gebzede-atiklar-kentkarta-puan-olarak-yuklenecek-1793970256.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Belediyesinin mobil atık toplama aracıyla geri dönüştürülebilir atıkları ekonomiye kazandıracağı bildirildi. Kilogram üzerinden puan kazanılacak uygulamada biriken puanlar Kentkart’a aktarılarak toplu ulaşımda kullanılabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskani-bahardan-bankalara-cagri-91570</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 14:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATSO Başkanı Bahar’dan bankalara &#039;Nefes Kredisi&#039; çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Berkay Bahar, TOBB Nefes Kredisi kapsamında Antalya’daki Garanti BBVA, Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank, Yapı Kredi, QNB Bank ve Ziraat Katılım Bankası’nın bölge müdürleri ve yetkilileriyle bir araya gelerek kredi olanaklarının daha fazla üyeye ulaştırılmasını talep etti. Bankalardan kredi taleplerinin karşılanması için azami gayret göstermelerini ve finansman desteğinde önceliğin ihtiyacı olan işletmelere verilmesini isteyen Bahar, şunları kaydetti.</p>
<p>‘’TOBB Kredi Garanti Fonu (KGF) ve bankaların iş birliğiyle KOBİ’lerin finansmana erişimini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirilen TOBB Nefes Kredisi’nde yeni dönem başvuruları 3 Kasım itibarıyla başladı. Yeni dönemde firma başına kredi limiti 5 milyon TL’ye yükseltilirken, krediler 6 ay anapara ödemesiz dönem dâhil azami 48 ay vadeyle kullandırılacak. 24 aya kadar vadelerde yıllık yüzde 36, 24 ayın üzerindeki vadelerde ise yüzde 34 faiz uygulanacak. Yeni dönemde ilave 50 milyar TL kredi kullandırılması hedefleniyor.’’</p>
<p><strong>"Bankalardan azami gayret bekliyoruz"</strong></p>
<p>KGF destekli kredi olanaklarının tüm banka şubelerinde etkin biçimde duyurulması ve mümkün olduğunca fazla ATSO üyesine ulaştırılması gerektiğini belirten Bahar, bankaların kredi taleplerinin karşılanması konusunda azami gayret göstermesini, şubeler bazında da kredi kullandırılan üye sayısının mümkün olan en yüksek seviyeye çıkarılmasını istedi.</p>
<p>Kredi olanaklarının dağıtımında adil ve hakkaniyetli bir yaklaşımın önemine dikkat çeken Başkan Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’finansman desteği öncelikle bu kaynağa gerçekten ihtiyaç duyan işletmelere ulaştırılması gerekir. Kredi süreçleri etkin yürütülmeli ve üyelerin başvuruları titizlikle değerlendirilmeli. Antalya iş dünyasının finansmana erişimini kolaylaştırması, üretim, istihdam ve ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Üyelerimizin finansmana erişimini kolaylaştırmak ve işletmelerimizin ihtiyaç duyduğu kaynağa ulaşmasını sağlamak önceliklerimiz arasında. Bankalarımızla işbirliği ve koordinasyon içerisinde çalışarak kredi olanaklarının daha fazla üyemize ulaşması için süreci yakından takip edeceğiz. Özellikle finansmana ihtiyaç duyan işletmelerimizin bu desteklerden etkin şekilde yararlanabilmesi için bankalarımızın da gerekli hassasiyeti göstermesini bekliyoruz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskani-bahardan-bankalara-cagri-91570</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/0/1280x720/atso-baskani-bahardan-bankalara-cagri-1793966429.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Berkay Bahar, bankalara çağrıda bulunarak, üyelerinin Nefes Kredisi taleplerinin karşılanması konusunda azami gayret gösterilmesini istedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antgiaddan-ankaraya-ortak-akil-cikarmasi-91569</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 14:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> ANTGİAD’dan Ankara’ya ‘ortak akıl’ çıkarması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Başkan Ercan Yavaş liderliğindeki Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) heyeti, Ankara TBMM’de Ak Parti Antalya milletvekilleri Mustafa Köse, Atay Uslu, Kemal Çelik, İbrahim Ethem Taş, MHP milletvekilleri Abdurrahman Başkan ve Hilmi Durgun, Yeni Parti milletvekilleri Cavit Arı, Aykut Kaya ve Aliye Çoşar’ı ziyaret ederek ülke ve bölge ekonomisi konularında görüş alışverişinde bulundu.</p>
<p>ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş ve beraberindeki Antalyalı genç iş insanları, Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel’i de ziyaret etti. ANTGİAD heyeti ziyaretlerinde, Cumhuriyet’in kazanımları, demokrasinin güçlendirilmesi, çok seslilik, toplumsal uzlaşma ve gençlerin geleceği ile Türkiye’nin demokratik ve ekonomik geleceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<p><strong>‘’Cumhuriyet ortak değerimiz, demokrasi ortak sorumluluğumuzdur’’</strong></p>
<p>ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, ziyaretler sonrası yaptığı açıklamada, siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez kurumları olduğunu söyledi.</p>
<p>Cumhuriyetin en büyük kazanımlarından birinin millet egemenliği olduğunu belirten Yavaş, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’TBMM, bu egemenliğin hayat bulduğu en önemli kurumdur. Siyasi partilerimiz farklı düşünceleri ve toplumsal beklentileri temsil ediyor. Bu çeşitliliği demokrasimizin zenginliği olarak görüyoruz. Demokrasinin olgunluğu, farklı düşünen insanların birbirini dinleyebilmesiyle ölçülür. İktidarıyla, muhalefetiyle bütün siyasi kurumlarımızın ortak sorumluluğu, ülkemizin geleceğini daha güçlü kılmaktır.’’</p>
<p>Ziyaretlerde toplumsal birlik, karşılıklı saygı ve ortak akıl anlayışının önemini dile getirdiklerini anlatan Yavaş, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Ülkemizin eğitim, ekonomi, hukuk ve toplumsal huzur gibi temel meseleleri, uzun vadeli ve ortak akla dayalı çözümler gerektiriyor. Farklı siyasi görüşlerin birbirini dinlemesi, ortak sorunlar etrafında buluşması ve çözüm üretmesi demokrasimizi güçlendirir. Siyasi partiler farklı yollardan yürüyebilir. Türkiye’nin aydınlık geleceği hepimizin ortak hedefidir. Bizler, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında siyasi diyalog ve uzlaşma kültürünün daha da gelişmesini arzu ediyoruz.”</p>
<p>Atatürk’ün Cumhuriyet’i gençliğe emanet etmesinin büyük bir sorumluluk taşıdığını vurgulayan Yavaş, gençlerin eğitim, girişimcilik ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer alması gerektiğini dile getirdi. Yavaş, ‘’Gençlerimizin kendi ülkelerinde gelecek kurma güvenini güçlendirmeliyiz. Nitelikli eğitim, liyakat, hukuka güven ve fırsat eşitliği bu hedefin temelidir. Üreten, teknoloji geliştiren, dünya ile rekabet eden bir Türkiye için gençlerimizin enerjisine ve yeteneklerine ihtiyacımız var’’ dedi.</p>
<p><strong>‘’ANTGİAD olarak ortak aklın gücüne inanıyoruz’’</strong></p>
<p>ANTGİAD’ın 36 yıllık geçmişiyle Antalya’nın ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sunduğunu anımsatan Ercan Yavaş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Bizler, sivil toplumun siyasetle kurduğu yapıcı diyaloğu son derece önemsiyoruz. Hukukun üstünlüğünün, demokratik kurumların, bilimsel düşüncenin ve üretim ekonomisinin güçlendiği bir Türkiye ortak hedefimizdir. Bugün farklı siyasi partilerimizin temsilcileriyle bir araya gelmemizi, bu anlayışımızın somut bir yansıması olarak görüyoruz. Cumhuriyet hepimizin ortak değeri, demokrasi hepimizin ortak sorumluluğudur. Bizleri kabul eden tüm siyasi parti temsilcilerine teşekkür ediyor, ülkemizin geleceği için diyalog ve iş birliği anlayışının güçlenmesini diliyoruz.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antgiaddan-ankaraya-ortak-akil-cikarmasi-91569</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/9/1280x720/antgiaddan-ankaraya-ortak-akil-cikarmasi-1793965015.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Genç İş İnsanları Derneği, Ankara’ya çıkarma yaparak milletvekillerine ‘’Demokrasi ve Ortak akıl’ çağrısında bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/borusanda-ust-duzey-atama-91567</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 14:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borusan&#039;da üst düzey atama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borusan EnBW Enerji bünyesinde kurulan ve yüzde 100 hisse devriyle doğrudan Borusan Holding çatısına geçen elektrikli araç şarj ağı şirketi 5 Şarj'ın yeni bir döneme başlarken üst yönetiminde de önemli atama gerçekleştirildiği bildirildi.</p>
<p>Buna göre Borusan Holding İş Geliştirme ve Strateji Grup Lideri olarak görev yapan Deniz Emre Dağ, markanın yeni büyüme ve yatırım dönemine liderlik etmek üzere 1 Aralık itibarıyla geçerli olacak şekilde 5 Şarj'a Genel Müdür olarak atandı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, İstanbul Teknik Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nden 2002'de mezun olan ve aynı yıl Borusan Holding bünyesinde Alpha Genç Yetenek olarak kariyerine başlayan Dağ, 2018'den bu yana Strateji ve İş Geliştirme Grup Lideri olarak görev yapıyor.</p>
<p>Dağ, bu görevinde Berg Pipe'ın Borusan Boru tarafından satın alınması, Borusan Ventures'ın kuruluşu, 2. el otomotiv işinin Borusan Next olarak yeniden konumlanması, Borusan Tedarik'in CEVA Lojistik'e devri ve Grup Yapay Zeka Dönüşüm Programı’nın liderliği gibi çok sayıda stratejik inisiyatifin yönetimini gerçekleştirdi.</p>
<p>Türkiye genelinde 550'yi aşkın aktif şarj noktasıyla 100 binden fazla kullanıcıya hizmet sunan 5 Şarj'ın, yeni dönemde Borusan'ın mobilite gücüyle ölçekleneceği belirtildi.</p>
<p>Şirket, 2030'a kadar hayata geçireceği yaklaşık 10 milyar lira yatırımla şarj noktasını 3 bine çıkarmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/borusanda-ust-duzey-atama-91567</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/7/1280x720/deniz-emre-dag-1793963983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borusan&#039;ın elektrikli şarj ağı şirketi 5 Şarj&#039;ın Genel Müdürlüğüne Deniz Emre Dağ atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/teb-cetelemden-400-milyon-liralik-bono-ihraci-91566</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 14:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEB Cetelem&#039;den 400 milyon liralık bono ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sıfır ve ikinci el araçlara yönelik finansman çözümleri sunan TEB Cetelem'in, taşıt finansmanı alanındaki uzmanlığını ve otomotiv sektöründe geliştirdiği iş birliklerini güçlendirmeye devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, taşıt finansmanı faaliyetlerinde kullanmak üzere TEB Yatırım aracılığıyla 400 milyon TL tutarında, 364 gün vadeli, değişken faizli bono ihracı gerçekleştirdiği bildirildi. Söz konusu işlemle şirket, kaynak yapısını çeşitlendirmeyi ve büyüme hedeflerini sermaye piyasalarından sağlayacağı kaynaklarla desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>TEB Cetelem Genel Müdürü Ateş Şakrak, yaklaşık 30 yıllık finansman sektörü deneyimleri ve uzun yıllardır taşıt finansmanı alanında geliştirdikleri uzmanlıkla otomotiv sektörünün önemli çözüm ortaklarından biri olduklarını belirtti.</p>
<p>Faaliyetlerini yalnızca bireysel ve tüzel müşterilerin araç sahibi olmasını kolaylaştıran finansman çözümleriyle sınırlı görmediklerini aktaran Şakrak, otomotiv markalarından distribütörlere ve yetkili satıcılara kadar sektörün farklı paydaşlarının ihtiyaçlarına yanıt veren bir iş ortağı olarak konumlandıklarını kaydetti.</p>
<p>Şakrak, bu doğrultudaki önceliklerinden birinin, operasyonlarını destekleyecek güçlü ve çeşitlendirilmiş mali yapı oluşturmak olduğuna dikkati çekerek, "Aynı gruba bağlı bulunduğumuz TEB Yatırım işbirliğiyle gerçekleştirdiğimiz 400 milyon TL tutarındaki bono ihracı da bu yolda attığımız önemli bir adım oldu. Sermaye piyasalarından yeni finansman imkanlarına erişerek kaynaklarımızı zenginleştirmeyi ve bu sayede taşıt finansmanı alanındaki çalışmalarımıza ivme kazandırmayı amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>TEB Yatırım'ın sermaye piyasalarındaki uzmanlığı ve desteğiyle hayata geçirdikleri işlemi, grup içindeki işbirliğinin ve sinerjinin de değerli bir örneği olduğuna işaret eden Şakrak, "Gelecek dönemde de taşıt finansmanı alanındaki uzmanlığımızı geliştirerek, iş ortaklarımızın ve müşterilerimizin ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümler sunmayı ve otomotiv sektörünün gelişimine katkı sağlamayı sürdüreceğiz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/teb-cetelemden-400-milyon-liralik-bono-ihraci-91566</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/6/1280x720/ates-sakrak-1793963735.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 400 milyon liralık bono ihracı hakkında açıklama yapan TEB Cetelem Genel Müdürü Ateş Şakrak, &quot;Sermaye piyasalarından yeni finansman imkanlarına erişerek kaynaklarımızı zenginleştirmeyi ve bu sayede taşıt finansmanı alanındaki çalışmalarımıza ivme kazandırmayı amaçlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sisecamdan-9-ayda-195-milyar-liralik-net-satis-91563</guid>
            <pubDate>Fri, 06 Nov 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şişecam&#039;dan 9 ayda 195 milyar liralık net satış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class=""> </div>
<div class="card-title ltr">Şişecam, yılın 9 aylık dönemine ait finansal sonuçlarını paylaştı.</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre söz konusu dönemde şirketin toplam satışları içinde uluslararası satışların payı yüzde 59, ihracatı ise 707 milyon dolar oldu.</p>
<p>Söz konusu dönemde 17 milyar lira yatırım yapan şirket, 4,3 milyon ton cam, 3,3 milyon ton soda külü ve 3 milyon ton endüstriyel ham madde üretti.</p>
<p>Açıklamaya göre enerji camları, düz cam ve kaplamalı cam alanlarında son dönemde gerçekleştirdiği yatırımları tam kapasiteyle üretime taşıyan Şişecam, yatırım programında önemli bir aşamayı tamamladı.</p>
<p>Şirketin, devreye aldığı üretim kapasitesini daha verimli kullanmaya, katma değerli ürünlerin payını artırmaya ve yatırımlarının finansal sonuçlarına katkısını güçlendirmeye odaklandığı bildirildi.</p>
<p>Artan kentleşme, enerji verimliliği ihtiyacı ve mevcut yapı stokunun yenilenmesi, katma değerli cam çözümlerine yönelik talebi desteklerken, Şişecam da kaplamalı cam ve enerji camları alanındaki yatırımlarıyla bu alandaki üretim kapasitesini genişletti.</p>
<p>Açıklamaya göre şirket, söz konusu yatırımlarla müşterilerine daha hızlı ve rekabetçi çözüm sunarken, daha önce önemli ölçüde ithalatla karşılanan bazı ürün gruplarında yerli üretim kapasitesinin gelişmesine de katkı sağlıyor.</p>
<p>Şişecam'ın Tarsus Enerji Camları yatırımının, güneş enerjisi sektörüne yönelik ürünleriyle hem yurt içinde hem de ihracat pazarlarında yeni fırsatlar oluştururken, İtalya ve Bulgaristan'daki kaplamalı cam operasyonları da şirketin katma değerli ürünlerdeki küresel faaliyetlerini desteklediği vurgulandı.</p>
<p><strong>ABD'de yeni ticari yapı oluşturdu</strong></p>
<p>Şişecam, ana faaliyet alanlarından soda külünde Çin kaynaklı kapasite artışlarının pazar üzerindeki etkilerinin daha dengeli bir seviyeye ulaşmasıyla oluşan koşulları değerlendirmeye odaklandı.</p>
<p>Daha öngörülebilir bir piyasa ortamına girilirken şirketin, küresel ölçekteki konumu ve rekabetçi maliyet yapısıyla bu alandaki fırsatları değerlendirmeyi sürdürdüğü belirtildi.</p>
<p>Şişecam, özellikle enerji depolama sektörüne yönelik soda bazlı katma değerli ürünler geliştirmeye de devam ediyor.</p>
<p>ABD'yi öncelikli büyüme pazarları arasında konumlandıran şirket, bu ülkedeki faaliyetlerini desteklemek amacıyla Sisecam USA Trading şirketini kurdu.</p>
<p>Düz cam, enerji camları ve cam ev eşyası iş kollarına odaklanacak yeni ticari yapıyla müşterilere daha yakın olunması ve pazardaki fırsatların daha etkin değerlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Açıklamaya göre otomotiv camları alanındaki faaliyetlerini de sürdüren Şişecam, küresel rekabetin yoğun olduğu bu pazarda otomotiv üreticileri ve yan sanayi cam tedarikçileriyle geliştirdiği iş birlikleriyle büyümesini kârlılıkla destekliyor.</p>
<p>Öte yandan şirketin, talep koşullarının daha seçici hale geldiği dönemde verimlilik, maliyet ve finansman yönetimi ile operasyonel çevikliğe yönelik çalışmalarını sürdürdüğü ifade edildi.</p>
<p>Küresel üretim ağının sağladığı esneklikten yararlanan Şişecam, enerji, lojistik ve işletme sermayesi yönetimindeki uygulamalarıyla rekabet gücünü ve finansal dayanıklılığını korumaya odaklandı.</p>
<p><strong>"Yatırımlarımızın katkılarını sonuçlarımıza daha güçlü yansıtmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, üçüncü çeyrekte yatırım programlarında önemli bir aşamayı geride bıraktıklarını belirtti.</p>
<p>Tarsus Enerji Camları tesisi, Tarsus düz cam hattı ile Bulgaristan ve İtalya'daki kaplamalı cam yatırımlarının tam kapasiteyle üretime geçtiğini aktaran Yücel, yatırım planları kapsamında devreye alınması öngörülen tüm yeşil saha tesis projelerini hayata geçirdiklerini kaydetti.</p>
<p>Yücel, Mısır'daki ikinci düz cam hattını devreye aldıklarını, Hindistan'daki kaplamalı cam yatırımında ise son aşamaya geldiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bugün odağımız, son yıllarda oluşturduğumuz kapasiteyi daha yüksek katma değer, sürdürülebilir karlılık ve büyümeye dönüştürmek. Yeni kapasitelerimizi en verimli şekilde devreye alırken; eş zamanlı olarak gerçekleştirdiğimiz kapasite alokasyonu ve operasyonel optimizasyon süreçleriyle tüm üretim ağımızı etkin şekilde kullanıyoruz. Güçlü üretim altyapımız, küresel operasyon ağımız, AR-GE ve teknoloji yetkinliklerimiz ile çeşitlendirilmiş ürün portföyümüz sayesinde, hayata geçirdiğimiz yatırımların katkılarını önümüzdeki dönemde sonuçlarımıza daha güçlü şekilde yansıtmayı hedefliyoruz."</p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sisecamdan-9-ayda-195-milyar-liralik-net-satis-91563</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/sisecam.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şişecam&#039;ın yılın 9 ayında net satışları 195 milyar liraya ulaştığı bildirildi. Genel Müdür Can Yücel, &quot;Odağımız, son yıllarda oluşturduğumuz kapasiteyi daha yüksek katma değer, sürdürülebilir karlılık ve büyümeye dönüştürmek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
