<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-en-cok-kazandirani-altin-86016</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın en çok kazandıranı altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,42 artışla 14.514,82 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.043,78 puanı, en yüksek 14.601,01 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 4,76 azalışla 51.615,53 puana gerilerken, sanayi endeksi yüzde 4,43 yükselişle 20.274,25 puana, mali endeks yüzde 2,17 kazançla 19.645,73 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 3,09 artışla 12.793,90 puana çıktı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 19,70 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ'yi yüzde 15,52 ile Türk Altın İşletmeleri ve yüzde 15,45 ile Katılımevim Tasarruf Finansman izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 36,75 ile Odine Teknoloji, yüzde 18,48 ile Kiler Holding ve yüzde 12,75 ile Tekfen Holding oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 838 milyar 820 milyon lirayla ASELSAN, 783 milyar 724 milyon 109 bin 480 lirayla Tüpraş ve 563 milyar 983 milyon 726 bin 320 lirayla Koç Holding oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 4,91 artışla 7 bin 89 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,93 yükselişle 46 bin 262 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 4,92 üzerinde 11 bin 614 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,38 artarak 48,0640 liraya, euronun satış fiyatı da yüzde 1,25 yükselişle 56,1800 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 64,9480 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,02 artışla 65,6120 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 1,72 değer kazanarak 60,1010 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-en-cok-kazandirani-altin-86016</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/1/1280x720/altin-gold-dollar-1786081395.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 2,42 artışla 14.514 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 4,91, cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 4,93, çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 4,92 arttı. Dolar yüzde 0,38, euro da yüzde 1,25 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-altin-karari-duzenleme-yururlukten-kaldirildi-86015</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan altın kararı: Düzenleme yürürlükten kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) hazırladığı "Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, 14 Mart 2022 tarihli ve 31778 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğ" yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p>Kaldırılan tebliğle, yurt içi yerleşik gerçek ve tüzel kişilerin yetkili kuyumcular ve rafineriler aracılığıyla ya da doğrudan banka şubelerine gelerek bankalardaki altın hesaplarına yatırdıkları fiziki altın varlıklarının Türk lirası cinsinden mevduat ve katılma hesaplarına dönüştürülmesine imkan tanınmıştı.</p>
<p>Tebliğle söz konusu hesap sahiplerine sağlanacak desteğe ilişkin usul ve esaslar düzenlenmişti.</p>
<p>"Altın Cinsinden Fiziki Varlıkların Finansal Sisteme Kazandırılması Hakkında Tebliğin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Tebliğ" bugün itibarıyla yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-altin-karari-duzenleme-yururlukten-kaldirildi-86015</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/8/1280x720/kulce-altin-1762502706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, altın cinsinden fiziki varlıkların finansal sisteme kazandırılmasına ilişkin tebliğini yürürlükten kaldırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/emlakci-ve-galericilere-82-milyon-lira-ilan-cezasi-86012</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 11:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlakçı ve galericilere 8,2 milyon lira ilan cezası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, taşınmaz ve taşıt ticaretinde şeffaf, güvenli ve tüketici haklarını gözeten bir piyasa yapısının oluşturulması, sahte ilanların ve ilan kirliliğinin önüne geçilmesi amacıyla denetim ve düzenleme çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi.</p>
<p>Elektronik ortamda yayımlanan ilanlarda kimlik ve yetki doğrulamasını zorunlu hale getiren Elektronik İlan Doğrulama Sistemi'nin (EİDS) uygulamaya alındığı hatırlatılan açıklamada, sistem üzerinden kimlik ve yetki doğrulaması yapılması zorunluluğunun, Instagram, Facebook ve WhatsApp da dahil olmak üzere elektronik ortamda verilen tüm taşınmaz ve taşıt ilanlarını kapsadığına dikkat çekildi.</p>
<p>Açıklamada, ilanlarda taşınmaz ve taşıta ilişkin yer verilmesi zorunlu bilgilerin, taşınmaz ile motorlu kara taşıtlarının ticareti hakkındaki yönetmeliklerde belirlendiği aktarılarak, "Bakanlığımızca sektör mensuplarına gerekli uyarılarda bulunulmuştur. Buna göre, sosyal medyada yayımlanan ilanlarda EİDS doğrulaması yapılmış ilan linkinin paylaşılması zorunludur. Söz konusu linkin paylaşılması ve paylaşımda yer alan görseller ile açıklamaların EİDS üzerinden doğrulanmış ilana konu taşınmaza veya taşıta ait olması koşuluyla, sosyal medya paylaşımlarında fotoğraf ve video gibi ilan görsellerine ve açıklamalara yer verilebilir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p><strong>META tarafından hesaplara erişim engellenecek</strong></p>
<p>Bu düzenlemeler ve uyarılara rağmen sosyal medya platformlarında mevzuata aykırı ilan verdiği tespit edilen 42 emlak ve 40 galeri işletmesine, her bir işletmeye 100 bin lira olmak üzere toplam 8,2 milyon lira idari para cezası uygulandığına işaret edilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Ayrıca söz konusu hesaplara erişim META tarafından engellenecektir. Sosyal medyada yayımlanan taşınmaz ve taşıt ilanları Bakanlığımızca titizlikle takip edilmeye devam edilecektir. Emlak ve galeri işletmelerinin herhangi bir idari yaptırımla karşılaşmamaları için sosyal medya platformlarında belirtilen kurallara aykırı şekilde ilan paylaşımı yapmamaları, paylaşımlarında EİDS doğrulaması yapılmış ilan linkinin yanı sıra ilan fiyatı bilgisine de mutlaka yer vermeleri gerekmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/emlakci-ve-galericilere-82-milyon-lira-ilan-cezasi-86012</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/2/1280x720/emlak-e-tabela-gayrimenkul-konut-emlakci-1755087614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, sosyal medyada mevzuata aykırı ilan veren toplam 82 emlak ve galeri işletmesine 8,2 milyon lira idari para cezası uygulandığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/romork-duzenlemesi-resmi-gazetede-86014</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Römork düzenlemesi Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının hazırladığı "Motorlu Araçlar ve Römorkları ile Bunların Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Ünitelerinin Tip Onayı ve Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik'te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yönetmelik, kapsamındaki bütün yeni araç, sistem, aksam ve ayrı teknik ünitelerin tip onayı ve piyasaya arzı ile münferit araçların onayına ilişkin idari ve teknik şartları belirliyor.</p>
<p>Mevcut uygulamaya göre, ​​​​​​​imal edildiği dönemde geçerli bir AB veya ulusal tip onayı kapsamında olmakla birlikte, ilgili mevzuatın zorunlu uygulaması nedeniyle tip onayının geçerliliğini kaybetmesinden önce tescil edilmemiş veya hizmete girmemiş araçların satış ve tescilinde uygunluk belgesinin tarihi dikkate alınıyor.</p>
<p>Değişikliğe göre, römorkları kapsayan "O" kategorisi araçların ulusal tip onaylarında uygunluk belgelerinde satış ve tescille ilgili tarihlere tam araçlar için 12 ay, tamamlanmamış araçlar için 18 ay ilave edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/romork-duzenlemesi-resmi-gazetede-86014</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/resmi-gazete-1746862710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan düzenlemeye göre, römorkları kapsayan &quot;O&quot; kategorisi araçların ulusal tip onaylarında uygunluk belgelerinde satış ve tescille ilgili tarihlere tam araçlar için 12 ay, tamamlanmamış araçlar için 18 ay ilave edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/8-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-86013</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 9 ilde acele kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve altyapı projeleri için 9 ildeki taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, enerji iletim hatlarının yapımı kapsamında Karaman, Kırşehir, Konya, Nevşehir, Niğde ve Yozgat'ta toplam 13 proje için bazı taşınmazlar acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Karaman'da Başkışla Kızılyaka TR Enerji Nakil Hattı (ENH), Kırşehir'de Demirli Köyü Ceylanlar ENH, Konya'da Günyüzü DM4 ENH, Küçükhasan KÖK-Odabaşı KÖK ENH, Pınarcık KÖK Yeni Kuşça KÖK ENH, Üçhüyük DM2 Sulama Çıkışı ENH, Yeni Atlantı ENH, Yeni Çatalhüyük KÖK ENH ve Yeni Karaköy ENH, Nevşehir'de Ürgüp DM-Akköy KÖK ENH, Niğde'de Güney Altay KÖK Kolsuz ENH ile Yeni Konaklı ADM ENH, Yozgat'ta ise Kümaş 1-4 GES Ortak DM-Yozgat TM ENH projelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla proje güzergahlarına isabet eden taşınmazlarda elektrik dağıtım tesis yerlerinin mülkiyet şeklinde, hat emniyet sahalarının ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Ayrıca, Ardahan, Aksaray ve Erzincan'daki 4 doğal gaz bağlantı hattı projesi için de acele kamulaştırma kararları alındı.</p>
<p>Bu kapsamda, Ardahan'da Çıldır RMS/A Doğal Gaz Bağlantı Hattı ve Göle RMS/A Doğal Gaz Bağlantı Hattı projeleri, Aksaray'da Gülağaç RMS/A ve Güzelyurt RMS/A Doğal Gaz Bağlantı Hattı projesi ile Erzincan'da Otlukbeli RMS/A Doğal Gaz Bağlantı Hattı projesine ait güzergahlara isabet eden taşınmazlarla projeler kapsamında inşa edilecek sabit tesisler, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, katodik koruma hatları ve anot yataklarının yapımı amacıyla ihtiyaç duyulan taşınmazların, mülkiyet şeklinde ya da daimi/geçici irtifak hakkı kurulmak suretiyle Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Antalya'nın Alanya ilçesinde kurulacak RMS-A istasyonu ile doğal gaz dağıtım tesislerinin yapımı amacıyla da bazı taşınmazlar tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Öte yandan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün Resmi Gazete'de yayımlanan petrol hakkına müteallik kararına göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO), İstanbul'da sahip olduğu işletme ruhsatının süresinin 31 Ağustos 2036 tarihine kadar 10 yıl süreyle uzatılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/8-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-86013</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 9 ilde yapılacak enerji ve altyapı projelerine ilişkin bazı taşınmazlar için acele kamulaştırma kararı alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/jpmorgandan-eylulde-indirim-tahmini-86000</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> JPMorgan’dan eylülde indirim tahmini</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası finans kuruluşu JPMorgan'ın analistleri, Türkiye’deki enflasyon görünümünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) için eylül ayından itibaren faiz indirimlerine başlama konusunda uygun bir zemin oluşturduğunu bildirdi.</p>
<p>JPMorgan, günlük yatırımcı notunda Türk lirasında (TRY) uzun vadeli pozisyonunu koruduğunu ve yetkililerin dezenflasyon programının bir parçası olarak liranın reel değer kazanımını sürdürmesini beklediğini belirtti. Uzmanlara göre temmuz ayı enflasyon verisinin beklentilerin altında gelmesi, enflasyondaki ivme kaybı ve cari işlemler dengesindeki iyileşme, Merkez Bankası'na döviz kuru politikasında köklü bir değişikliğe gitmeden eylül ayından itibaren faiz indirimlerine başlamak için alan yaratıyor.</p>
<p>Bankanın işaret ettiği başlıca risk ise piyasa pozisyonlanması. Yurt dışı kaynaklı carry trade pozisyonlarının, İran çatışması öncesindeki seviyelerin üzerine çıkarak yaklaşık 47 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Bu durumun, iç siyasetten, enflasyondan veya enerji fiyatlarından kaynaklanabilecek olumsuz sürprizleri piyasaların karşılama kapasitesini azalttığı ifade edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/jpmorgandan-eylulde-indirim-tahmini-86000</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ JPMorgan&#039;ın analistleri, temmuz ayı enflasyon verisinin beklentilerin altında gelmesinin, enflasyondaki ivme kaybı ile cari işlemler dengesindeki iyileşmenin, Merkez Bankası&#039;na döviz kuru politikasında köklü bir değişikliğe gitmeden eylül ayından itibaren faiz indirimlerine başlaması için alan yarattığı değerlendirmesinde bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ingilterede-200-gram-turk-bali-1250-sterlin-86002</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> İngiltere’de 200 gram Türk balı 1.250 sterlin</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türk arıcılar İngiltere bal pazarını hareketlendiriyor. Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği’nin verilerine göre ocak-haziran döneminde gerçekleştirilen 3 bin 615 tonluk bal ihracatından 15 milyon 764 bin 889 dolar gelir elde edildi. Ülkelere göre gelir sıralamasında ABD 5 milyon 42 bin 659 dolarla ilk sırada yer aldı. Bunu 2 milyon 178 bin 874 dolarla Birleşik Krallık, 1 milyon 954 bin 561 dolarla Almanya izledi. Bu üç ülke tek başına toplam bal ihracat gelirinin yüzde 58,2’sini oluşturdu. Birleşik Krallık’ın payı ise yüzde 13,8 oldu.</p>
<h2><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a893ed5b8077-1787379413.png" alt="" width="289" height="347" />Artvin’de üretiliyor </h2>
<p>Türkiye’nin toplu bal ihracatında kilogram fiyatı ortalama 4,4 dolar olurken, bu ortalama, Financial Times’ın Artvin’den aktardığı butik bal fiyatlarının çok altında kaldı. Dağ köylerinde üretilen balın geçen yıl Harrods’da 200 gramlık hediye kutusu 1.250 sterlinden, yani kilogramı 6.250 sterlinden (yaklaşık 404 bin lira) satışa sunulmuştu.</p>
<p>Guinness Rekorlar Kitabı’nın 2021’de “dünyanın en pahalı balı” unvanını verdiği Centauri balı ise kilogram başına 10 bin euroya, Artvin’in batısındaki Anzer balı ise 200 doların üzerinde alıcı buluyor.</p>
<h2>Büyük pazar fırsatı var </h2>
<p>Avrupa Birliği’nin BM Comtrade verilerine dayanan analizlerine göre İngiltere’nin toplam bal ithalatında (yılda yaklaşık 53 bin ton) Türkiye ilk 10 tedarikçi arasında yer almıyor. Pazara Çin ve Yeni Zelanda hakim. Türkiye, Çin’in ardından dünyanın ikinci büyük bal üreticisi. Gurme Türk balı için Birleşik Krallık’ın büyük bir pazar fırsatı olduğu kesin.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ingilterede-200-gram-turk-bali-1250-sterlin-86002</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/2/1280x720/63-1787379449.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Londra’nın ünlü mağazası Harrods’da raflara giren Artvin üretimi bal için İngiliz alıcılar 200 gramlık hediye kutusuna 1.250 sterlin (81 bin lira), yani kilogram başına 6.250 sterlin (404 bin lira) ödüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eximbank-ihracatcilara-bu-yil-59-milyar-dolarlik-destek-vermeyi-hedefliyor-86010</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Eximbank ihracatçılara bu yıl 59 milyar dolarlık destek vermeyi hedefliyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Türk Eximbank'ın kuruluşunun 39. yıl dönümü nedeniyle açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamada, 21 Ağustos 1987'de kurulan bankanın, bugün Türkiye'nin en büyük ihracat kredisi ve alacak sigortası kuruluşu olarak faaliyet gösterdiği belirtildi.</p>
<p>Türk Eximbank'ın mal ve hizmet ihracatı yapan, yurt dışında projeler üstlenen firmalara kredi, sigorta ve garanti desteği sağlayarak ülkenin uluslararası ticaretteki rekabet gücünü artırmayı amaçladığı aktarılan açıklamada, "Bakanlığımızın ilgili kuruluşu olan ve kurumsal yönetim yapısında fiili olarak yer aldığımız Türk Eximbank, yürütülen politika ve stratejilerin tasarımından destek mekanizmalarının uygulanmasına kadar tüm süreçlerde, Bakanlığımızla yakın koordinasyon ve işbirliği içerisinde çalışmalarını yürütmekte, ihracat politikalarımız açısından stratejik bir paydaş olarak konumlanmaktadır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>"Müşterilerin yüzde 83'ünü KOBİ'ler oluşturuyor"</strong></p>
<p>Açıklamada, bankanın kurulduğu günden itibaren ihracatçıların finansal destekçisi olduğuna işaret edildi.</p>
<p>Türk Eximbank'ın sağladığı kredi ve sigorta destekleriyle kurulduğu dönemde 13,1 milyar dolar olan, 25 yıl önce 46,4 milyar dolara ulaşan, bugün ise 401 milyar dolar olarak kayıtlara geçen mal ve hizmet ihracatını, dünyanın dört bir yanına taşımaya devam ettiği belirtilen açıklamada, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Türk Eximbank, ihracatçılarımıza 1989 yılında 7,8 milyon dolar, 2001 yılında 5,6 milyar dolar destek sunmuşken, bu yıl 59 milyar dolarlık kredi ve sigorta desteğini ihracatçılarımıza ulaştırmayı hedeflemektedir. Kuruluş sermayesi 500 bin lira olan Türk Eximbank'ın öz kaynakları 202 milyar liraya ulaşmış durumdadır. İhracatçılarımıza doğrudan temas etmek, onların ihtiyaçlarını yerinde ve daha hızlı karşılayabilmek amacıyla 2001 yılında 2 olan şube sayısı, bugün itibarıyla 3 bölge müdürlüğü, 25 şube ve 7 irtibat ofisine ulaşmış, böylece toplam ihracatın yüzde 90'ından fazlasını gerçekleştiren illerimizi kapsar duruma gelmiştir."</p>
<p>Açıklamada, 20 bine yaklaşan müşteri sayısının yüzde 83'ünü KOBİ'lerin oluşturduğu, kullandırılan ihracat kredilerinin yüzde 47'sinin ise yüksek ve orta yüksek teknoloji ürünlerinin ihracatına yönelik olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>"Türk Eximbank, ihracatçıların talepleri doğrultusunda gelişiyor"</strong></p>
<p>Bankanın, ihracatçıların ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüğü aktarılan açıklamada, son dönemde ihracatın finansmanına yönelik birçok yenilikçi aracın da devreye alındığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, Bakanlık koordinasyonunda Türk Eximbank ile işbirliği içinde yürütülen Alıcı Kredileri Programı'nın önemine dikkat çekildi.</p>
<p>Katılım bankacılığı faaliyetleri kapsamında murabaha, eser (istisna), icare, isticrar finansmanlarının uygulandığına değinilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Ayrıca ihracat kredi sigortası alanında bir ilk olan Katılım Esaslı Alacak Sigortası ile ihracatçılarımızın alacakları sigortalanmaktadır. Yine son dönemde uluslararası işbirlikleri güçlendirilerek yeşil dönüşüm ile tedarikçi finansmanları ve dış ticaret işlemleri kapsamında fon imkanları artırılmıştır. İhracatçılarımızın talepleri doğrultusunda sürekli kendini yenileyen, gelişen ve büyüyen Türk Eximbank, 39 yıldır olduğu gibi bugünden sonra da 'Ticaretin Yüzyılı' vizyonumuz doğrultusunda kesintisiz olarak ihracatçılarımızın destekçisi olmaya devam edecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/eximbank-ihracatcilara-bu-yil-59-milyar-dolarlik-destek-vermeyi-hedefliyor-86010</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/8/1280x720/turk-eximbank-1766063181.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Eximbank&#039;ın kuruluşunun 39. yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapan Ticaret Bakanlığı, &quot;Türk Eximbank, ihracatçılarımıza 1989 yılında 7,8 milyon dolar, 2001 yılında 5,6 milyar dolar destek sunmuşken, bu yıl 59 milyar dolarlık kredi ve sigorta desteğini ihracatçılarımıza ulaştırmayı hedeflemektedir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyuksehirin-kadin-goalball-takimi-avrupa-sampiyonlar-liginde-ceyrek-finalde-86005</guid>
            <pubDate>Sat, 22 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükşehir’in Kadın Goalball Takımı Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finalde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Goalball Takımı, Almanya’nın Rostock kentinde düzenlenen Goalball Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde grup aşamasını başarıyla tamamlayarak adını çeyrek finale yazdırdı.</p>
<p>Avrupa’nın önemli kulüplerinin mücadele ettiği organizasyonda gösterdiği performansla dikkat çeken Kahramanmaraş ekibi, Türkiye’ye kulüp bazında kazandırılmayı bekleyen Avrupa Şampiyonlar Ligi kupasını şehre getirmek için mücadelesini sürdürüyor.</p>
<p><strong>Grupta 3’te 2</strong></p>
<p>19 Ağustos’ta Almanya’nın Rostock kentinde başlayan Goalball Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Goalball Takımı, grup aşamasındaki ilk karşılaşmasında RGC Hansa ile karşı karşıya geldi. Müsabakadan 5 – 3’lük skorla mağlup ayrılan takım, turnuvaya istediği başlangıcı yapamasa da mücadeleden kopmadı. İlk maçın ardından toparlanan takım, grup aşamasındaki ikinci karşılaşmasında GC Lyon’s Golden Flash ile mücadele etti. Rakibi karşısında üstün bir oyun ortaya koyan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Goalball Takımı, karşılaşmayı 7 – 2 gibi farklı bir skorla kazanarak turnuvadaki ilk galibiyetini elde etti. Grup aşamasındaki üçüncü ve son maçında Malmö ile karşılaşan ekip, bu müsabakada da etkili performansını sürdürdü. Rakibini 9 – 4 mağlup eden takım, böylece grup aşamasında oynadığı 3 karşılaşmada 2 galibiyet elde ederek önemli bir başarıya imza attı. RGC Hansa karşısında aldığı mağlubiyetin ardından GC Lyon’s Golden Flash ve Malmö karşısında üst üste galibiyetler alan Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Goalball Takımı, grupta 3’te 2 yaparak adını çeyrek finale yazdırdı.</p>
<p><strong>Hedef Avrupa Şampiyonlar Ligi Kupası</strong></p>
<p>24 Ağustos Pazartesi gününe kadar devam edecek turnuvada mücadeleye devam eden Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Goalball Takımı, çeyrek finalde Hollanda’dan USVHercules takımı ile karşı karşıya gelecek. Çeyrek final müsabakası 21 Ağustos Cuma günü 20.15’te başlayacak. Avrupa’nın en önemli goalball organizasyonlarından birinde mücadele eden takım, çeyrek finalden itibaren kupaya bir adım daha yaklaşmak için sahaya çıkacak. Takımın en büyük hedefi ise Türkiye’nin goalball branşında kulüp bazında henüz kazanamadığı tek kupa olan Avrupa Şampiyonlar Ligi şampiyonluğunu elde etmek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyuksehirin-kadin-goalball-takimi-avrupa-sampiyonlar-liginde-ceyrek-finalde-86005</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/5/1280x720/buyuksehirin-kadin-goalball-takimi-avrupa-sampiyonlar-liginde-ceyrek-finalde-1787382738.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Almanya’nın Rostock kentinde düzenlenen Goalball Avrupa Şampiyonlar Ligi’nde mücadele eden Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kadın Goalball Takımı, grup aşamasında elde ettiği 2 galibiyetle adını çeyrek finale yazdırdı. Takım, Türkiye’nin kulüp bazında henüz kazanamadığı Avrupa Şampiyonlar Ligi kupasını şehre getirmek için mücadelesini sürdürüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vdk-287-milyar-lira-matrah-gonullu-uyumla-duzeltildi-85990</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 16:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> VDK: 28,7 milyar lira matrah gönüllü uyumla düzeltildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sahte belgeyle mücadelede risk analizine dayalı ve gönüllü uyumu önceleyen denetim anlayışı kapsamında yürütülen Sahte Belge ile Mücadele Gözetim Programı'nın (SBİMP-III) sonuçlandığı bildirildi.</p>
<p>Vergi Denetim Kurulunun (VDK) açıklamasına göre program kapsamında, Risk Analiz Merkezi bünyesinde geliştirilen KURGAN sisteminin geçmiş dönem verileri üzerinden ürettiği risk çıktıları esas alınarak şüpheli işlemlere "alıcı" sıfatıyla taraf olduğu değerlendirilen 34 bin 315 mükellefe bilgi isteme yazısı tebliğ edildi.</p>
<p>SBİMP-III kapsamında kendisine bilgi isteme yazısı tebliğ edilen mükelleflerin önemli kısmı, gözetim konusu alış faturalarına ilişkin düzeltme beyannamesi vererek herhangi bir sahte belge kullanma incelemesine gerek kalmadan vergisel yükümlülüklerini gönüllü olarak yerine getirdi.</p>
<p>Verilen düzeltme beyannameleri sonucunda 25 milyar 984,5 milyon lira KDV, 2 milyar 746 milyon lira gelir ve kurumlar vergisi olmak üzere 28,73 milyar lira matrah düzeltildi.</p>
<p>SBİMP-III kapsamında gönüllü uyum yoluyla düzeltilen 28,7 milyar liralık matrah, VDK'nin 2025 yılında sahte belge incelemeleri sonucunda tespit ettiği 7,9 milyar liralık matrah farkının yaklaşık 3,63 katına ulaştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vdk-287-milyar-lira-matrah-gonullu-uyumla-duzeltildi-85990</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/lira-kdv.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı, Sahte Belge ile Mücadele Gözetim Programı III kapsamında 28,7 milyar lira matrahın gönüllü uyumla düzeltildiğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turka-ornek-arac-muayene-merkezini-istanbulda-acti-86003</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TURKA örnek araç muayene merkezini İstanbul’da açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de araç muayene hizmetlerinde yeni dönem başlıyor. Araç muay ene hizmetlerini 15 Ağustos 2027’den itibaren TURKA şirketi üzerinden verilecek. Yaklaşık bir yıl sonra devreye girecek yeni dönem için hazırlıklarını sürdüren TURKA, yeni nesil araç muayene yaklaşımını ilk kez İstanbul Arnavutköy’de açtığı Örnek Merkez’de tanıttı.</p>
<p>Yeşilbayır Mahallesi’nde 2 bin 500 metrekare kapalı alanda kurulan merkez, 2 ağır vasıta ve 3 binek olmak üzere toplam 5 muayene kanalına sahip. Ağır ve binek tüm araç türlerine hizmet verebilecek şekilde tasarlanan merkez, TURKA’nın 81 ilde kuracağı araç muayene merkezleri için teknoloji, ekipman, operasyon modeli ve araç sahibi deneyiminin geliştirilmesinde kullanılacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a89438f36954-1787380623.jpg" alt="" width="700" height="467" /><strong>3 milyar dolarlık yatırım programı </strong></p>
<p>TURKA Yönetim Kurulu Başkanı Halis Ezer, Türkiye’nin araç muayene sisteminde 15 Ağustos 2027’de başlayacak yeni dönem için yaklaşık 3 milyar dolarlık yatırım programı planladıklarını belirterek, “Önümüzdeki 20 yıllık dönemde 81 ilde milyonlarca araca hizmet verecek büyük bir hizmet altyapısının sorumluluğunu üstleneceğiz. Yaklaşık 1,5 yıldır dünyadaki araç muayene sistemlerini, teknolojileri ve farklı operasyon modellerini inceliyoruz. Farklı uygulamaların güçlü yönlerini Türkiye’nin ihtiyaçlarına göre bir araya getirerek kendi modelimizi oluşturduk. Teknolojiyi, fiziki altyapıyı, çalışanlarımızı ve araç sahibi deneyimini birlikte ele alıyoruz. Örnek Merkez’de test ettiğimiz sistemi geliştirerek 81 ile taşıyacağız. Hedefimiz, Türkiye’nin her noktasında aynı teknoloji ve muayene standardında hizmet sunmak” dedi.</p>
<p><strong>Yapay zekâ, sensör ve robotik sistemler </strong></p>
<p>Yeni araç muayene sisteminde yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleri, çok noktalı yüksek çözünürlüklü kameralar, lazer tabanlı ölçüm ve tarama sistemleri, sensör teknolojileri, gerçek zamanlı veri analitiği ve otomasyon altyapıları kullanılacak. Yapay zekâ ve görüntü işleme teknolojilerinden plaka ve araç tipi tanıma, araç karoseri ve altındaki kusurların belirlenmesi, lastik kontrolleri ve araç boyutlarının ölçülmesi gibi farklı aşamalarda yararlanılacak. Teknolojinin teknisyen değerlendirmelerini objektif verilerle desteklemesi ve 81 ilde muayene standardının güçlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Bazı kontroller araç hareket halindeyken gerçekleştirilebilecek. Lastiklerin yanak bilgileri otomatik olarak okunabilecek, lastik ile araç uyumu kontrol edilebilecek ve diş derinliği temassız olarak ölçülebilecek. Lastiklerdeki çatlak, kesik ve balon gibi kusurlar yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleriyle tespit edilebilecek.</p>
<p>Yüksek çözünürlüklü kameralar aracın altını tarayabilecek, karoseri hasarları görüntülenebilecek ve araç boyutları kamera teknolojileriyle ölçülebilecek. Robotik sistemlerden far ölçümü ve aydınlatma sistemi kontrollerinde de yararlanılacak.</p>
<p><strong>Araç sahibi deneyimi de değişecek </strong></p>
<p>Yeni sistemin önemli başlıklarından biri de araç sahibinin deneyimi olacak. Randevudan muayene sonucuna kadar süreçlerin dijitalleşmesi planlanırken, araç sahipleri muayenenin hangi aşamada olduğunu anlık olarak takip edebilecek ve sonuçlarına dijital ortamda erişebilecek. Araç sahiplerinin bekleme alanlarından araçlarının muayene sürecini canlı olarak takip edebilmesine yönelik uygulamalar da planlanıyor. Örnek merkezlerdeki kapasite kullanımının verimli hale getirilerek bekleme sürelerinin kısaltılması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Bakan Uraloğlu: Araçların MR’ı, tomografisi çekilecek</strong></p>
<p>TURKA Yönetim Kurulu Başkanı Halis Ezer’in ev sahipliğinde yapılan tanıtım toplantısına Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ulaştırma Hizmetleri Düzenleme Genel Müdürü Dr. Çağlar Tabak, TURKA’nın uluslararası ortakları, iş ortakları, çalışanları ve medya mensupları katıldı. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Uraloğlu toplantıda yaptığı konuşmada, Türkiye’de araç muayenesini artık sadece bir kontrol işlemi olmaktan çıkarıp teknolojinin, güvenliğin, vatandaş memnuniyetinin ve çevre duyarlılığının bir araya geldiği yeni bir sisteme dönüştürdüklerini kaydetti. Uraloğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “15 Ağustos 2027'ye kadar bu örnek istasyonda; yeni teknolojiler, yazılımlar ve ekipmanlar gerçek araçlar üzerinde denenecek. Ekipman karşılaştırmaları ve yazılım güncellemeleri yapılacak, operasyonel süreçler tek tek doğrulanacak. Burada elde edilecek deneyimlerin sonuçları; ülkemizin dört bir yanında, 81 ilimizde hizmet verecek araç muayene merkezlerine aktarılacak. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki araç muayene merkezlerinde görev yapacak çalışanlar, teorik eğitimlerinin ardından burada gerçek araçlar üzerinde uygulamalı eğitim de alacak. Yeni araç muayene istasyonlarımızda yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemlerinden yüksek çözünürlüklü kameralara, lazer ölçüm teknolojilerinden gelişmiş sensörlere ve robotik sistemlere kadar günümüzün en ileri teknolojilerinden yararlanacağız. Bu anlamda aracın MR’ını, tomografi sini çekeceğiz.”</p>
<p><strong>81 İLDE 352 MERKEZ, 900 MUAYENE HATTI HİZMET VERECEK</strong></p>
<p>TURKA, 15 Ağustos 2027’den itibaren araç muayene hizmetini 81 ilde yeni teknoloji altyapısıyla vermeye başlayacak. Yeni sistem 249 sabit ve 103 mobil olmak üzere toplam 352 araç muayene merkezi ve yaklaşık 900 muayene hattıyla hizmet verecek. Binek ve ticari araçlara yönelik sabit hatların yanı sıra motosiklet muayene merkezleri ve traktör gibi tarım araçlarına yönelik mobil muayene hizmetleri de sistem içinde yer alacak. Yeni merkezlerin inşaat çalışmaları başlarken, TURKA Türkiye’nin tamamında iş ortaklarıyla anlaşmalarını tamamladı.</p>
<p><strong>81 ilde uygulanacak sistem bir yıl boyunca test edilecek</strong></p>
<p>- Açılan Örnek Merkez, 15 Ağustos 2027’den itibaren 81 ilde uygulanacak sistemin bir yıl önceden gerçek çalışma koşullarında hazırlanmasına imkân sağlayacak. </p>
<p>- Yeni teknolojiler, yazılımlar ve ekipmanlar gerçek araçlar üzerinde denenecek, ekipman karşılaştırmaları ve yazılım güncellemeleri yapılacak, operasyonel süreçler doğrulanacak. Merkezde elde edilen deneyim ve sonuçlar 81 ildeki araç muayene merkezlerine aktarılacak. </p>
<p>- Örnek Merkez aynı zamanda TURKA’nın eğitim ve Ar-Ge çalışmalarına ev sahipliği yapacak. Türkiye’nin farklı bölgelerinde görev yapacak çalışanlar, teorik eğitimlerinin ardından burada gerçek araçlar üzerinde uygulamalı eğitim alacak. </p>
<p>- Muayene verileri gerçek zamanlı olarak merkezi sisteme aktarılacak, dijital raporlama ve performans takibiyle merkezlerin operasyonları takip edilecek. Böylece teknolojiden araçların kontrolünün yanı sıra sistemin performansının ölçülmesi ve süreçlerin sürekli iyileştirilmesinde de yararlanılacak.</p>
<p>Verilen bilgiye göre, TURKA, yeni sistemin teknoloji altyapısını oluştururken Türkiye’nin mühendislik ve teknoloji ekosisteminden de yararlanıyor. Yeni nesil araç muayene merkezlerinde kullanılacak ekipmanlar arasında yüzde 100 yerli ve milli geliştirilen çözümlerin de bulunduğu bildirildi.</p>
<p>TURKA’nın uluslararası ortakları ABD merkezli Opus Group, İspanya’dan Itversia Gestión ve Arjantin’den VTV Norte ise farklı ülkelerde araç muayene alanında edindikleri deneyim ve bilgi birikimini yeni sisteme aktaracak.</p>
<p>Örnek Merkez, 15 Ağustos 2027’ye kadar eğitim, Ar-Ge, teknoloji ve operasyon geliştirme çalışmaları için kullanılacak. Bu tarihten itibaren TURKA’nın araç muayene merkezlerinden biri olarak hizmet vermeye devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turka-ornek-arac-muayene-merkezini-istanbulda-acti-86003</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/3/1280x720/turka-1787380520.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Araç muayene hizmetlerini 15 Ağustos 2027’den itibaren devralacak TURKA, yeni dönemde uygulayacağı modeli İstanbul’da açtığı Örnek Merkez’de tanıttı. 81 ilde 249 sabit ve 103 mobil olmak üzere 352 merkez ve yaklaşık 900 muayene hattıyla hizmet vermeye hazırlanan TURKA&#039;nın, yapay zekâdan robotik sistemlere uzanan teknolojileri devreye alacağı bildirildi. Örnek Merkez, yeni sistem başlayana kadar teknoloji, ekipman ve operasyon süreçlerinin gerçek koşullarda test edileceği eğitim ve Ar-Ge merkezi olarak kullanılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kapeks-kimya-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-85988</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapeks Kimya Borsa İstanbul&#039;da işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kapeks Kimya Sanayi AŞ (KAPEKS Kimya), Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "KPEKS" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Şirketin gong töreni, Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, KAPEKS Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kaya, KAPEKS Kimya İcra Kurulu Başkanı Özkan Düzgün ve çok sayıda davetlinin katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>Korkmaz Ergun, törende yaptığı konuşmada, KAPEKS Kimya'nın Türkiye'nin en büyük 1000 sanayi kuruluşu arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>Patlayıcı madde endüstrisinde uzmanlaşan Kapeks Kimya'nın ihracat faaliyetlerini başarıyla sürdürdüğünü dile getiren Ergun, "KAPEKS Kimya, halka arzdan elde ettiği gelirle yeni yatırımlarını gerçekleştirecek ve bu büyümesini hızlandıracak." dedi.</p>
<p>Hakan Kaya da KAPEKS Kimya'nın sektörde 30 yılı geride bırakmış köklü bir şirket olduğunu, yaklaşık 400 milyon dolarlık pazar büyüklüğüne sahip kimya sektöründe yüzde 20'lik pazar payıyla öncü bir konumda yer aldığını ifade etti.</p>
<p>Kuruluşlarından bu yana üretimleriyle, teknolojileriyle ve öz kaynaklarıyla nitelikli büyümeye inandıklarının altını çizen Kaya, "Halka arzla en büyük amacımız, dünyada ve ülkemizde yaşanan büyük sanayi dönüşümünü tam zamanında yakalamak, mevcut pazar gücümüzü ve büyüme ivmemizi çok daha yüksek bir seviyeye taşımak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"İşletme sermayemizi daha güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşturacağız"</strong></p>
<p>Kaya, halka arzdan elde edecekleri kaynağı yurt içinde ve yurt dışında hayata geçirecekleri yeni yatırımlarında değerlendireceklerini belirterek, işletme sermayelerini daha güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşturacaklarını kaydetti.</p>
<p>Söz konusu stratejik adımların operasyonel kabiliyetlerini artıracağını ve küresel ölçekte yeni büyüme fırsatlarının kapısını aralayacağını aktaran Kaya, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Hedefimiz, KAPEKS Kimya'nın teknoloji, mühendislik ve üretim gücünü sadece Türkiye'de değil, global pazarda da en güçlü oyuncular arasında konumlandırmak. Bizler için halka arz, nihai bir amaç değil, hedeflerimize ulaşmak için güçlü bir başlangıç. Şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilir büyüme ilkelerimizden asla ödün vermeden, bize inanan yeni ortaklarımızın güvenini boşa çıkarmamak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kapeks-kimya-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-85988</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/8/1280x720/43-1787317545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;daki gong töreninde konuşan KAPEKS Kimya Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kaya, &quot;Hedefimiz, KAPEKS Kimya&#039;nın teknoloji, mühendislik ve üretim gücünü sadece Türkiye&#039;de değil, global pazarda da en güçlü oyuncular arasında konumlandırmak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-agustosta-735e-geriledi-85987</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapasite kullanımı ağustosta 73,5&#039;e geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ağustos ayına ait imalat sanayi kapasite kullanım oranı verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, ağustosta 2 bin 12 iş yerinin İktisadi Yönelim Anketi'ne verdiği yanıtlar değerlendirilerek sonuçlar oluşturuldu.</p>
<p>İmalat sanayi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı ağustosta geçen aya göre 0,3 puan azalarak yüzde 73,8'den yüzde 73,5 seviyesine geriledi.</p>
<p>Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı da aylık bazda 0,4 puan azalarak yüzde 73,9'dan yüzde 73,5'e indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-agustosta-735e-geriledi-85987</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sanayi-imalat-kapasite-kullanim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ağustos verilerine göre imalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı, aylık bazda 0,4 puan azalışla yüzde 73,5&#039;e indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-agustosta-12-puan-yukseldi-85977</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel kesim güveni ağustosta 1,2 puan yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ağustos ayına ait İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayisinde faaliyet gösteren 2 bin 12 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmış RKGE, ağustosta 1,2 puan artarak 102,4 seviyesine çıktı.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarı, gelecek üç aydaki üretim hacmi, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut mamul mal stoku, sabit sermaye yatırım harcaması, mevcut toplam sipariş miktarı ve gelecek üç aydaki toplam istihdama ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde, genel gidişata ilişkin değerlendirmeler de azalış yönünde etkiledi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmamış RKGE bir önceki aya göre 0,6 puan artışla 102,8 seviyesine yükseldi.</p>
<p>Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde artış bildirenler ile iç piyasa sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre zayıfladığı, ihracat sipariş miktarında artış bildirenler lehine olan seyrin ise güçlendiği görüldü.</p>
<p>Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında, mevcut mamul mal stokları seviyesinin ise mevsim normallerinin üstünde olduğu yönündeki değerlendirmelerin ise bir önceki aya göre zayıfladığı gözlendi.</p>
<p>Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi, iç piyasa sipariş miktarı ve ihracat sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyir bir önceki aya göre güçlendi.</p>
<p>Gelecek üç aydaki istihdama ve gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin de bir önceki aya göre bir miktar güçlendiği gözlendi.</p>
<p><strong>ÜFE beklentisi yüzde 31,2'ye indi</strong></p>
<p>Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyrin güçlendiği görüldü.</p>
<p>Gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentilerin zayıfladığı gözlenirken, gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 31,2 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyrin güçlendiği görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-agustosta-12-puan-yukseldi-85977</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ekonomik-guven-endeksi-kalem-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ağustos verilerine göre mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi 1,2 puan artışla 102,4&#039;e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ruhsat-verilen-bina-sayisi-2-ceyrekte-yuzde-2-azaldi-85975</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ruhsat verilen bina sayısı 2. çeyrekte yüzde 2 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), yılın ikinci çeyreğine ait yapı izin istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 2, daire sayısı yüzde 9,5 ve yüz ölçüm yüzde 7,4 azaldı.</p>
<p>Yapı ruhsatı alan toplam yüz ölçümün yüzde 78,2'si belediyeler, yüzde 21,8'i de diğer yetkili idareler tarafından verildi.</p>
<p>Bu dönemde yapı ruhsatı verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüz ölçüm payına, 37,6 milyon metrekareyle iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Bu kapsamda iki ve daha fazla daireli binaların yüz ölçüm payı da yüzde 71,1 olarak hesaplandı. Bunu 4,5 milyon metrekareyle sanayi binaları ve depolar izledi.</p>
<p><strong>Yapı kullanma izin belgesi</strong></p>
<p>Yapı kullanma izin belgelerinde bina sayısı, söz konusu çeyrekte 2025'in aynı dönemine göre yüzde 13,7, daire sayısı yüzde 10,7 ve yüz ölçüm yüzde 5,8 arttı.</p>
<p>Yapı kullanma izin belgesi alan toplam yüz ölçümün yüzde 79,4'ü belediyeler, yüzde 20,6'sı ise diğer yetkili idareler tarafından verildi.</p>
<p>Aynı dönemde yapı kullanma izin belgesi verilen binaların kullanma amacına göre en yüksek yüz ölçümü payına 19,4 milyon metrekareyle iki ve daha fazla daireli ikamet amaçlı binalar sahip oldu. Söz konusu binaların yüz ölçüm payı yüzde 67,9 olarak hesaplandı. Bunu 3,6 milyon metrekareyle sanayi binaları ve depolar izledi.</p>
<p><strong>Takvim etkilerinden arındırılmış yapı ruhsatı verileri</strong></p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, söz konusu çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 5,1, daire sayısı yüzde 11,4 ve yüz ölçüm yüzde 9,4 azaldı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise aynı dönemde yapı ruhsatı verilen bina sayısı yüzde 0,3 artarken, daire sayısı yüzde 4,9 ve yüz ölçümü yüzde 2,1 azalış gösterdi.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seride, söz konusu çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 11,8, daire sayısı yüzde 8,2 ve yüz ölçüm yüzde 4,4 artış kaydetti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seride ise yapı kullanma izin belgesi verilen bina sayısı yüzde 5,4, daire sayısı yüzde 4,8 ve yüz ölçüm yüzde 2,8 yükseldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ruhsat-verilen-bina-sayisi-2-ceyrekte-yuzde-2-azaldi-85975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/7/1280x720/insaat-1768207410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2. çeyrek verilerine göre yapı ruhsatı verilen bina sayısı, geçen yıla kıyasla yüzde 2 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/en-buyuk-muteahhitler-listesinde-turkiyeden-48-firma-85973</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye, 48 firma ile müteahhitlikte yine dünya ikincisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Uluslararası müteahhitlik alanında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında yer alan Türkiye, küresel inşaat sektöründeki güçlü konumunu sürdürüyor. ENR Dergisi’nin “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde bu yıl 48 Türk firması yer aldı. Türkiye, bu sonuçla listede Çin’in ardından ikinci sıradaki yerini korudu. Listenin zirvesinde 75 firmayla Çin bulunurken, 41 firmayla ABD üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p>Dünya inşaat sektörünün yakından takip ettiği ENR’ın (Engineering News Record), müteahhitlik firmalarının ülkeleri dışındaki faaliyetlerinden elde ettikleri bir önceki yıl gelirleri esas alarak her yıl hazırladığı “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesi açıklandı. Türkiye, listede yer alan 48 firmasıyla Çin’in ardından ikinci sıradaki konumunu korudu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a882aa191c8d-1787308705.png" alt="" width="718" height="693" />Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı M. Erdal Eren, Türk müteahhitlik hizmetlerinin farklı coğrafyalarda üstlenilen projelerle küresel ölçekteki rekabet gücünü ortaya koyduğunu belirterek, “ENR’ın dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidini sıraladığı listede 48 firmamızın yer alması ve Türkiye’nin ikinci sıradaki konumunu koruması, sektörümüzün küresel rekabet gücünün önemli bir göstergesidir. Firmalarımız, üstlendikleri projelerle yalnızca ülkemizin müteahhitlik kapasitesini değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki itibarını ve güvenilirliğini de temsil etmektedir” değerlendirmesi yaptı.</p>
<p><strong>“Türk müteahhitlik sektörü küresel gücünü koruyor”</strong></p>
<p>TMB Başkanı M. Erdal Eren, ENR sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde Türk müteahhitlerinin uluslararası pazarlardaki başarısının Türkiye açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti. Eren, Türk müteahhitlerinin, sahip oldukları deneyim, teknik kapasite ve farklı coğrafyalarda proje gerçekleştirme kabiliyetiyle dünya genelindeki güçlü konumunu sürdürdüğünü belirterek, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>“ENR’ın dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidini sıraladığı listede 48 firmamızın yer alması ve Türkiye’nin ikinci sıradaki konumunu koruması, sektörümüzün küresel rekabet gücünün önemli bir göstergesidir. Firmalarımız, üstlendikleri projelerle yalnızca ülkemizin müteahhitlik kapasitesini değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki itibarını ve güvenilirliğini de temsil etmektedir. Geçen yıl listede olmayan 7 firmamızın bu yıl listede yer alması ve ilk 50 içerisinde 2 firmamızın bulunmasından mutluluk duyuyoruz. Ülkemize bu başarıyı getiren tüm firmalarımızı ve meslektaşlarımızı tebrik ediyoruz. “</p>
<p>Küresel ekonomik koşullar, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, maliyet baskıları ve bölgesel gelişmelerin müteahhitlik sektörünün faaliyetlerini etkilediğine dikkat çeken Eren, Türk firmalarının tüm bu koşullara rağmen uluslararası pazarlardaki varlıklarını güçlendirmeye devam ettiğini vurguladı.  Eren, “Türkiye Müteahhitler Birliği olarak önümüzdeki dönemde de sektörümüzün yeni pazarlara açılması, mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmesi ve yüksek katma değerli projelerde daha fazla yer alması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Türk müteahhitlerinin uluslararası alandaki başarılarını daha ileriye taşımak, hem sektörümüz hem de ülkemiz ekonomisi açısından büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>250 firmanın 2025 yılı inşaat gelirleri toplam 550.6 milyar dolara ulaştı</strong></p>
<p>ENR tarafından yayımlanan verilere göre, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhitlik firmasının 2025 yılı cirolarının toplam değeri 550.6 milyar dolara ulaştı. Bu sonuç, küresel ölçekte faaliyet gösteren müteahhitlik firmalarının ulaştığı proje hacminin büyüklüğünü ortaya koyarken, uluslararası pazarlardaki rekabetin de devam ettiğini gösterdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/en-buyuk-muteahhitler-listesinde-turkiyeden-48-firma-85973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/3/1280x720/erdal-eren-1787308247.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ENR Dergisi’nin “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” listesinde bu yıl 48 Türk firması yer aldı. TMB Başkanı Erdal Eren, “ENR’ın dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidini sıraladığı listede 48 firmamızın yer alması ve Türkiye’nin ikinci sıradaki konumunu koruması, sektörümüzün küresel rekabet gücünün önemli bir göstergesidir. Firmalarımız, üstlendikleri projelerle yalnızca ülkemizin müteahhitlik kapasitesini değil, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki itibarını ve güvenilirliğini de temsil etmektedir.” değerlendirmesinde bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/istihdam-endeksi-2-ceyrekte-yuzde-17-artti-85971</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstihdam endeksi 2. çeyrekte yüzde 1,7 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026'nın ikinci çeyreğine ait iş gücü girdi endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,7 artış kaydetti.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 2,2 azalırken inşaat sektöründe yüzde 5, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 arttı.</p>
<p>İstihdam endeksi çeyreklik bazda ise yüzde 0,8 yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 0,1 azalırken, inşaat sektöründe yüzde 2,1, ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,9 artış gösterdi.</p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında çalışılan saat endeksi, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,7 yükseldi. Alt sektörler incelendiğinde, endeks sanayi sektöründe yüzde 0,2, inşaat sektöründe yüzde 7,3 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 3,1 artış kaydetti.</p>
<p>Çalışılan saat endeksi, çeyreklik bazda ise yüzde 1,2 arttı. Alt sektörler incelendiğinde endeks; sanayi sektöründe yüzde 0,5, inşaat sektöründe yüzde 7,1 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 0,3 arttı.</p>
<p>Brüt ücret-maaş endeksi, bu yılın ikinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 35,8 arttı. Alt sektörler incelendiğinde endeks, sanayi sektöründe yüzde 33,2, inşaat sektöründe yüzde 38,3 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 37,1 yükseldi.</p>
<p>Brüt ücret-maaş endeksi çeyreklik bazda ise yüzde 8 artış kaydetti. Alt sektörler incelendiğinde endekste, sanayi sektöründe yüzde 6,8, inşaat sektöründe yüzde 13,4 ve ticaret-hizmet sektörlerinde yüzde 8,1 artış görüldü.</p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında saatlik iş gücü maliyeti endeksi, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 34 arttı. Söz konusu endeks, çeyreklik bazda da yüzde 7 yükseldi.</p>
<p>Saatlik kazanç endeksi, ikinci çeyrekte geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 32,3, bir önceki çeyreğe göre de yüzde 6,8 artış gösterdi.</p>
<p>Saatlik kazanç dışı iş gücü maliyeti endeksi, yıllık bazda yüzde 42,9, çeyreklik bazda da yüzde 8,2 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/istihdam-endeksi-2-ceyrekte-yuzde-17-artti-85971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/imalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2. çeyrek verilerine göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında istihdam endeksi, yıllık bazda yüzde 1,7 yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/orman-koylusune-33-milyar-liralik-odenek-85986</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orman köylüsüne 3,3 milyar liralık ödenek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, orman köylerinde yaşayan vatandaşların gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, üretim kapasitelerinin artırılması ve yaşam standartlarının iyileştirilmesi amacıyla yürütülen Orman ve Köy İlişkileri (ORKÖY) çalışmalarının kapsamının genişletilerek sürdürüldüğünü söyledi.</p>
<p>ORKÖY desteklerinin, orman köylülerinin yalnızca yaşam koşullarının iyileştirilmesine değil, aynı zamanda üretim ve gelir getirici faaliyetlerin artırılmasına da katkı sağladığına işaret eden Karacabey, "ORKÖY destekleri aynı zamanda ormanların korunması ve yangınlarla mücadelede toplumun etkinliğinin artırılması amacıyla da kullanılıyor. Yılın başından bugüne kadar 5 bin 345 haneye toplam 1 milyar 933 milyon liralık ödenek aktarıldı. 2026 yılı çalışma programı kapsamında 3,3 milyar liralık bütçeyle 11 bin 325 orman köylüsü hanesi ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin desteklenmesi de planlanıyor. Ayrıca, 202 orman köyünde 667 vatandaşa toplam 118,5 milyon lira bütçeli su püskürtme tankeri desteği verilmesini hedefliyoruz." dedi.</p>
<p>Karacabey, uluslararası işbirlikleriyle yürütülen Türkiye Dayanıklı Peyzaj Entegrasyonu Projesi, İklime Dirençli Ormancılık Projesi ve Fırat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi gibi dış kaynaklı havza projeleriyle de iklime dirençli kırsal yaşamın desteklenmesi, doğal kaynakların korunması ve kırsal bölgelerin ekonomik dayanıklılığının artırılmasını hedeflediklerini dile getirdi.</p>
<p><strong>Desteklerin yüzde 20'si hibe</strong></p>
<p>Bu çerçevede, Türkiye genelindeki yaklaşık 23 bin orman köyünde yaşayan 7 milyon civarındaki vatandaşın ekonomik ve sosyal kalkınmasına katkı sağlayan desteklerin yüzde 20'si geri ödemesiz hibe, yüzde 80'i ise faizsiz kredi olarak sağlanıyor.</p>
<p>Süt sığırcılığı, süt koyunculuğu, besi hayvancılığı, fenni arıcılık ve tıbbi aromatik bitki üretimi gibi projelerle kırsal kesimde ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Bunun yanında, mikro kredi, mantolama, kat kaloriferi, güneş enerjisi ile su ısıtma sistemleri, şebekeye bağlı çatı tipi güneş enerjisi sistemleri, karavan ve tomruk soyma makinesi gibi farklı alanlardaki desteklerle hem hane ekonomilerine katkı sağlanıyor hem de kırsal bölgelerde üretim kapasitesinin artırılması destekleniyor.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/orman-koylusune-33-milyar-liralik-odenek-85986</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/0/1280x720/odeme-money-para-1777473706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey &quot;2026 yılı çalışma programı kapsamında 3,3 milyar liralık bütçeyle 11 bin 325 orman köylüsü hanesi ve Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin desteklenmesi planlanıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-guveni-agustosta-yuzde-1-artti-85970</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici güveni ağustosta yüzde 1 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait tüketici güven endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, temmuzda 89,8 iken bu ay yüzde 1 yükselerek 90,8 oldu.</p>
<p>Bu değerle endeks, Mayıs 2023'ten sonraki en yüksek seviyesinde bulunuyor. Endeks, söz konusu dönemde 91,1 seviyesindeydi.</p>
<p>Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, ağustosta aylık yüzde 1,2 artışla 74,5'ten 75,4'e yükseldi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi, temmuzda 91,4 iken yüzde 1,9 artarak ağustosta 93,1 olarak belirlendi.</p>
<p>Geçen ay 88,3 olan gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi, bu ay yüzde 1,2 yükselişle 89,4 olarak hesaplandı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi de geçen ayki 105,1 değerini koruyarak değişim göstermedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-guveni-agustosta-yuzde-1-artti-85970</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/tuketici-guveni-enflasyon-market-alisveris-1766131097.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre tüketici güven endeksi, aylık bazda yüzde 1 artarak 90,8&#039;e yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/cerceve-yasanin-kapsama-alanlari-secmene-anlatilacak-86001</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çerçeve Yasa&#039;nın kapsama alanları seçmene anlatılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Terörsüz Türkiye hedefinde önemli bir eşeğin aşılması ile birlikte, AK Parti eylül ayı boyunca sahada çerçeve yasayı seçmene anlatacak. Kamuoyunun merak ettiği sorular, cevaplarıyla anlatıldı. 12 maddelik çerçeve yasanın amacı, kapsamı, neleri kapsadığı, neleri kapsamadığı geniş geniş aktarıldı. AK Parti’nin kırmızı çizgileri, bu sürecin bir genel af olmadığı, pazarlık yapılmadığı ve taviz verilmediği başlıkları ile aktarıldı. Edinilen bilgilere göre; AK Parti Genel Merkez Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığı sahada anlatılmak üzere; MKYK Üyeleri, TBMM AK Parti Grup Üyeleri, İl Başkanları, Kadın Kolları, Gençlik Kolları MKYK Üyeleri, AK Parti Belediye Başkanları, SHİB Başkanlarına süreçle ilgili yasa hakkında 8 sayfalık bilgi notu gönderdi.</p>
<h2>"Ortak söylem" vurgusu</h2>
<p>Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın imzasını taşıyan, “Terörsüz Türkiye” ortak söylem bilgi notunun ilk bölümünde süreci başlatan güçlü iradeden bahsedildi. Bilgi notunun giriş yazısında sürecin nasıl başladığı aktarılarak, “Liderimiz ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü iradesi, Cumhur İttifakı ortağımız MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin kararlı duruşuyla şekillenen ‘Terörsüz Türkiye’ ve ‘Terörsüz Bölge’ vizyonu, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, yarım asra yakın süredir birliğimizi-dirliğimizi hedef alan terör kamburundan kurtaracak tarihi ve stratejik bir adımdır" denildi.</p>
<h2>"Bu vizyon bir devlet projesidir"</h2>
<p>Sürecin bir devlet projesi olduğu vurgulanan bilgi notunda, “Terörsüz Türkiye” ve “Terörsüz Bölge” sürecinin, “Stratejik Devlet Vizyonu ve ülkemizin gelecek tasavvurunun adıdır, Türkiye’nin son çeyrek asırda amaçladığı bölgesel ve küresel güç olma fırsatını gerçekleştirmek hedefiyle uygulamaya konulmuş bir devlet projesidir. Bir başka perspektifle bu vizyon, devletin bekası ve milletin huzur ve güvenliğini kalıcı olarak sağlama iradesinin adıdır” denildi.</p>
<p>“Türkiye’nin bekası tahkim edilmiş, istikbali güvence altına alınmış, bölgesel gücü pekiştirilmiş olacaktır. Duruşumuz her daim dik ve ilkelidir” denilen saha notunda, “Süreçle ilgili milletimizden gizli tutulan hiçbir işlem ve eylem bulunmamaktadır. Milletimizin ferasetinden güç alarak ve onunla birlikte şeffaf bir şekilde yürütülmektedir” ifadeleri kullanıldı.</p>
<h2>Son yıllarda ilk kez görülen “Milli Uzlaşı” vurgusu</h2>
<p>AK Parti’nin sahada anlatılmak üzere hazırlanan bilgi notunda öne çıkan başlıklar şöyle:</p>
<p>-Bu kanun, müstakil ve geçicidir. Bir af düzenlemesi olmadığı gibi kişiye özel bir düzenleme değildir.</p>
<p>Erteleme süresi içinde ‘terör’ nitelikli bir suç işlenmediği takdirde, süre sonunda infaz edilmiş sayılmaktadır.</p>
<p>- Askerimizi, polisimizi, vatandaşımızı şehit edenler kesinlikle yararlanamayacaktır.</p>
<p><strong>Sorular ile cevapları açık açık yazıldı</strong></p>
<p>- Bilgi notunun son bölümünde, milletvekillerinin de sıkça dile getirdiği ve kamuoyunun merak ettiği sorulara açıklık getirildi.</p>
<p><strong>SORULAR VE CEVAPLAR</strong></p>
<p><strong>Örgüt liderine umut hakkı mı verilecek, Öcalan serbest mi bırakılacak?</strong></p>
<p>“Terörsüz Türkiye hedefiyle bağlantılı olarak TBMM’de kurulan “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” raporunda ve Kanun metninde “ne umut hakkı ne de genel af” vardır. Kanun, 01.06.2005 tarihinden önceki ceza düzenlemesinde müebbet hapis ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını kapsam dışı tutmuştur. Dolayısıyla Öcalan’ın bu düzenlemeden yararlanması mümkün değildir.”</p>
<p><strong>Bu terör örgütü ile pazarlık süreci midir? </strong></p>
<p>“Bu süreç bir müzakere ya da bir pazarlık olarak değil, devletin, güvenlik ve hukuk kapasitesini kullanarak terörün tasfiyesini sağlamayı amaçlayan bir süreçtir. Silahın tamamen devreden çıkması, demokratik siyasetin tek meşru zemin hâline gelmesi ve hukukun üstünlüğünün güçlenmesi bu sürecin vazgeçilmez şartı ve hedefidir.”</p>
<p><strong>Bu düzenleme ile teröristlere af mı geliyor? </strong></p>
<p>“Bu kanun bir af düzenlemesi değildir. Devam eden soruşturma ve kovuşturmalar ile mahkumiyet hükümleri hukuki sonuçları ile varlığını belirlenmiş süre kadar korumaktadır.”</p>
<p><strong>Kanun neden sadece PKK/KCK örgütüne yönelik düzenlendi? </strong></p>
<p>Kanun, belirli bir örgütün silah bırakması ve kendisini feshetmesi üzerine inşa edilen özel bir geçiş h bırakması ve kendisini feshetmesi üzerine inşa edilen özel bir geçiş sürecini düzenlemektedir. Yani müstakil ve geçicidir.”</p>
<p><strong>Terörü bitirmek için kanun çıkarmaya ihtiyaç var mıydı? </strong></p>
<p>“Türkiye bu şekildeki düzenlemeyi ilk defa yapmıyor. Güvenlik güçleri terörle etkin mücadele ederken, hukuk sistemi içerisinde terörü kökten bitirmek için birçok kez yasal düzenlemeler yapmıştır. Hedef, PKK/ KCK terör örgütünün tamamen silahsızlandırılması ve varlığına son vererek terörün hem sınırlarımız içinde hem de sınırlarımız dışında bir araç olmaktan çıkarılmasıdır. Bu nedenle yasal bir düzenleme tüm sürecin tamamlanmasının teminatıdır.”</p>
<p><strong>Neden böyle bir adım atılıyor? </strong></p>
<p>“Dünya ve bölgemiz ateş çemberinden geçiyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, Türkiye’nin önündeki en büyük engeli kaldırarak ‘iç cephemizi’ güçlendiriyoruz. Bu sürecin hiçbir safhasında şehitlerimizi, gazilerimizi incitecek bir tavır, davranış ve eylem içinde olmadık, asla olmayacağız.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/cerceve-yasanin-kapsama-alanlari-secmene-anlatilacak-86001</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/8/1280x720/ak-parti-1787202033.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti, Çerçeve Yasa&#039;da yer alan 12 maddenin detayları konusunda vatandaşları bilgilendirme kampanyası başlatacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-kocaeli-sanayisinin-agustos-kapasitesi-yuzde-702-oldu-85982</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Kocaeli sanayisinin ağustos kapasitesi yüzde 70,2 oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, sanayi kapasite anketiyle oluşturulan “Kapasite Kullanım Oranı” ve “Kocaeli Sanayi Endeksi” ile TCMB İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı ağustos verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Ağustos ayında Kocaeli imalat sanayi kapasite kullanım oranı yüzde 70,2 olarak gerçekleşti. TCMB tarafından açıklanan Türkiye geneli kapasite kullanım oranı ise 0.4 puan düşüş göstererek 73,5 oldu. Kocaeli’nin sektörel detaylarına baktığımızda kapasite kullanım oranı; otomotivde yüzde 71,6, metalde yüzde 72,5, makinede yüzde 70,3 ve kimyada yüzde 70,1 oldu” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Ağustos ayında Kocaeli’de, bir önceki aya göre makine, metal ve kimya sektöründe kapasite kullanımında azalma, otomotiv sektöründe artış oldu. Makine ve kimya sektörü kapasite kullanımındaki düşüşün, Türkiye geneli ile paralel seyrettiğini görüyoruz. Diğer taraftan, Kocaeli sanayi kapasite anketine göre, kapasite kullanımındaki kaybın nedenleri arasında tüm sektörlerde talep yetersizliği yaşayan firmaların oranlarında artış görüyoruz” dedi.</p>
<p> Zeytinoğlu, “Kocaeli sanayi endeksi ağustos sonuçlarına göre, Ağustos ayı endeks değeri 96,9 olarak gerçekleşti. Alt kırılımlarda ise otomotiv sektöründe 100,1, makine sektöründe 99,4, metal sektöründe 97,4 ve kimya sektöründe 92,8 oldu. Kimya sektörü haricindeki sektörlerde değer, genel endeks değerinin üzerinde gerçekleşti. Ayrıca genel ve tüm sektörlerde endeks değeri geçtiğimiz aya göre arttı. Otomotiv sektöründe endeks değerinin ilk defa 100 eşik seviyesini geçmesi olumlu beklentiye işaret ediyor” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-kocaeli-sanayisinin-agustos-kapasitesi-yuzde-702-oldu-85982</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/2/1280x720/zeytinoglu-kocaeli-sanayisinin-agustos-kapasitesi-yuzde-702-oldu-1787313395.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, ağustos ayında Kocaeli imalat sanayinde kapasite kullanım oranının yüzde 70,2 olduğunu açıkladı. Sanayi endeksinin 96,9’a yükseldiğini belirten Zeytinoğlu, otomotiv sektöründe endeksin ilk kez 100 eşik seviyesini aşmasının olumlu beklentiye işaret ettiği ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/temmuzda-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-184-azaldi-85969</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Temmuzda kapanan şirket sayısı yüzde 18,4 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), temmuz ayına ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre temmuzda kurulan şirket sayısı, haziran ayına kıyasla yüzde 1 azalarak 9 bin 639'dan 9 bin 540'a düştü. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 18,4 azalışla 2 bin 686'ya indi. Haziranda 3 bin 293 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Temmuzda kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,5, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 7,5 azaldı.</p>
<p>Temmuzda bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 50, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,6 azalış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 18,4 azalırken, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 16,6, kooperatif sayısı yüzde 21,3 arttı.</p>
<p>Temmuzda geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 2,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 11,5, kooperatif sayısı yüzde 35,4 azalış kaydetti. Bu dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 7,5, kooperatif sayısı yüzde 5,3 ve gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 6,6 azaldı.</p>
<p><strong>Bayburt'ta şirket kurulmadı</strong></p>
<p>Geçen ay sadece Bayburt'ta şirket kuruluşu gerçekleşmedi.</p>
<p>Temmuzda kurulan toplam 9 bin 540 şirketin 957'sinin anonim, 8 bin 583'ünün limitet şirket olduğu görüldü.</p>
<p>Şirketlerin yüzde 37,4'ünün İstanbul, yüzde 9,9'unun Ankara, yüzde 5,4'ünün İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-temmuz döneminde ise toplam 67 bin 518 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan 60 bin 30 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 68,7'sini, 6 bin 570 anonim şirket ise yüzde 31,3'ünü oluşturdu.</p>
<p><strong>Kurulan ticari işletmelerden çoğu toptan ve perakende ticarette</strong></p>
<p>Temmuzda kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, hazirana göre yüzde 41,2 azalış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin 3 bin 348'i toptan ve perakende ticaret, 1311'i inşaat ve 1169'u imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 667'si inşaat, 369'u toptan ve perakende ticaret, 103'ü imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Temmuzda kapanan şirket ve kooperatiflerin 934'ünün toptan ve perakende ticaret, 386'sının imalat ve 223'ünün inşaat sektöründe olduğu kaydedildi.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 491'inin toptan ve perakende ticaret, 245'inin inşaat, 130'unun ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Temmuzda 102 kooperatif kurulurken bunların 57'si konut yapı, 20'si işletme, 10'u da tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 919 yabancı ortak sermayeli şirketin 393'ü Suriye, 58'i İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 77'si anonim, 842'si limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Bu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 60,1'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 1114'ünün uzmanlaşmamış toptan ticaret, 502'sinin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 327'sinin uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 15,7'si kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı, anonim şirketlerde yüzde 15,7, limitet şirketlerde yüzde 17,1, kooperatiflerde yüzde 22,1 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 15,5'i kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Temmuzda kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 31,3'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 31,4'ünün 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 25,9'unun 35-44 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 29,4'ü de 35-44 yaş girişimciler tarafından faaliyete geçirildi.</p>
<p><strong>7 ayda 66 bin 602 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-temmuz döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,4 artışla 66 bin 602'ye yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 2,5 azalışla 16 bin 170'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/temmuzda-kapanan-sirket-sayisi-yuzde-184-azaldi-85969</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/0/1280x720/saya-holding-sirket-1769488574.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un temmuz verilerine göre, kurulan şirket sayısı aylık bazda yüzde 1, kapanan şirket sayısı da yüzde 18,4 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atb-baskani-candir-uretici-fiyatlari-maliyet-artisina-yetisemiyor-85953</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATB Başkanı Çandır: Üretici fiyatları maliyet artışına yetişemiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</p>
<p>Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Başkanı Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Haziran 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Haziran’da Tarım-GFE’nin aylık yüzde eksi -0,92 ile son 10 yılın en düşük Haziran verisi olduğunu belirten Çandır, ‘’Yıllık artış ise yüzde 32,06 ile son 3 yılın altında kaldı. Aylık değişim 2015’ten bu yana Haziran ortalaması olan yüzde 2,14’ün, yıllık artışın ise son 10 yıl ortalaması olan yüzde 33,37’nin altında gerçekleşti’’ dedi.</p>
<p>Haziranda tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinin aylık yüzde 1,20 azaldığını, yıllık yüzde 33,88 arttığını, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinin ise aylık yüzde 0,93, yıllık yüzde 21,49 yükseldiğine dikkat çeken Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Aylık değişimler tohumda yüzde eksi -0,24, enerjide yüzde eksi -2,61, gübrede yüzde eksi -2,10, tarımsal ilaçta yüzde 1,23, veteriner hizmetlerinde yüzde eksi -3,32, yemde yüzde eksi -1,44 ve diğer kalemlerde yüzde 1,33 oldu. Yıllık artışlar tohumda yüzde 31,44, enerjide yüzde 31,21, gübrede yüzde 50,99, tarımsal ilaçta yüzde 22,60, veteriner hizmetlerinde yüzde 26,51, yemde yüzde 31,86 ve diğer kalemlerde yüzde 34,40 gerçekleşti.  Aylıkta en yüksek artış yüzde 1,33 ile diğer kalemlerde, yüzde 1,23 ile ilaçta; en yüksek düşüş yüzde -3,32 ile veteriner hizmetlerinde ve yüzde -2,61 ile enerjide görüldü. Yıllıkta gübre yüzde 50,99 ile en yüksek, ilaç yüzde 22,60 ile en düşük artışı gösterdi.’’</p>
<p>Haziran ayı Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde eksi -9,02 olarak açıklandığını anımsatan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bu oran, 15 yıllık Haziran ayları ortalaması olan yüzde 1,68’in ciddi düzeyde altında kaldı. Aynı dönemde tarımsal girdi maliyetlerinin uzun yıllar ortalaması yüzde 2,14 oldu. Bu fark, üreticinin aylık bazda karşı karşıya kaldığı maliyet baskısını açıkça gösteriyor. Tarım-ÜFE yıllık yüzde 9,55 oldu. 15 yıllık Haziran ortalaması yüzde 27,20 iken tarımsal girdi maliyetlerinin aynı dönemdeki ortalaması yüzde 33,37 gerçekleşti. Bu tablo, üretici fiyatlarının uzun yıllar itibarıyla maliyet artışına yetişemediğini ortaya koyuyor.’’</p>
<p><strong>"Tarıma dayalı sanayide enflasyon daha yüksek"</strong></p>
<p>Yurt içi ve yurt dışı üretici enflasyonlarının tarımı dolaylı olarak etkilemeye devam ettiğine dikkat çeken Çandır, Haziran’da YD-ÜFE’nin aylık yüzde 0,46, yıllık yüzde 30,33 arttığını, uzun yıllar ortalamalarının aylık yüzde 2,66 ve yıllık yüzde 27,43 olduğunu anımsattı.</p>
<p>Aylık artışın ortalamanın altında, yıllık artışın ise üzerinde kaldığını vurgulayan Ali Çandır, ‘’Yİ-ÜFE de aylık yüzde 1,80, yıllık yüzde 28,09, üretici düzeyindeki gıda enflasyonu ise aylık yüzde 0,88, yıllık yüzde 33,07 oldu. Bu tablo, Haziran ayında tarıma dayalı imalat sanayindeki enflasyonun tarımdan daha yüksek seyrettiğini gösteriyor” dedi.</p>
<p>Gıda enflasyonunun aylık yüzde 0,16, yıllık yüzde 35,44 olduğunu ifade eden Çandır, işlenmemiş gıdada aylık yüzde eksi -2,83, yıllık yüzde 33,19, yaş meyve ve sebzede ise aylık yüzde -10,22, yıllık yüzde 28,15 değişim gerçekleştiğini söyledi.</p>
<p><strong>"Küresel maliyet baskısı tarıma yansıyor"</strong></p>
<p>Emtia ticaretinde yaşanan aksamaların tarımsal üretim açısından önemli bir maliyet unsuru haline geldiğini anlatan Ali Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Özellikle enerji ve gübre piyasalarında küresel maliyet baskısı artmaktadır. Haziran ayında bazı girdi kalemlerinde gerileme yaşanması olumlu olmakla birlikte, enerji, doğal gaz, gübre ve lojistik maliyetlerindeki gelişmeler önümüzdeki dönem açısından yakından izlenmelidir. Orta Doğu’daki çatışmalar, Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlikler, enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında limanlara ve gemilere yönelik müdahaleler, önümüzdeki dönemde ilave tedbirlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Üreticinin üretimden kopmaması için artan girdi maliyetlerine karşı doğrudan ve hedefli destekler hayata geçirilmelidir.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atb-baskani-candir-uretici-fiyatlari-maliyet-artisina-yetisemiyor-85953</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/3/1280x720/atb-baskani-candir-uretici-fiyatlari-maliyet-artisina-yetisemiyor-1787297813.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarımda maliyetlerin aylıkta gerilediğini yıllık baskının ise sürdüğünü belirterek, ‘’Üreticinin üretimden kopmaması için artan girdi maliyetlerine karşı doğrudan ve hedefli destekler hayata geçirilmelidir” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kalyon-pvde-murathan-kalyoncu-donemi-85967</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 10:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kalyon PV&#039;de Murathan Kalyoncu dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kalyon PV'nin üst yönetim görevlerinde değişikliğe gidildiği bildirildi.</p>
<p>Buna göre Kalyon PV Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini dört yıldır yürüten Kübra Kalyoncu, görevi Murathan Kalyoncu'ya devretti. Kübra Kalyoncu sürdürdüğü Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyeliğine devam edecek.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı olarak ulusal ve uluslararası ölçekte projelere liderlik eden Kalyoncu, bunların yanı sıra yeni göreviyle Kalyon PV'nin gelecek dönem vizyonuna ve büyüme hedeflerine öncülük edecek.</p>
<p>Kalyon PV'de alınan diğer Yönetim Kurulu kararı kapsamında, şirketin Genel Müdürü İhsan Kulalı Yönetim Kurulu Üyeliğine getirildi. Genel Müdürlük görevine de Kalyon PV Kıdemli Genel Müdür Yardımcısı Görkem Suner atandı.</p>
<p>Üniversite eğitimini 2020'de İngiltere'nin başkenti Londra'daki Regent's University'nin İşletme Bölümünde tamamlayan Kalyoncu, lisans eğitimi süresince katıldığı çeşitli program ve stajlarla uluslararası satın alma ve finans yönetimi alanlarında deneyim kazandı.</p>
<p>Kariyerine finans kuruluşu Dome Capital'de başlayan Kalyoncu, daha sonra Kalyon Holding Yönetim Kurulu Üyeliğine atandı. Kalyoncu, bu görevinin yanı sıra 2024'ten bu yana Kalyon İnşaat Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütüyor.</p>
<p>Romanya Karadeniz Kıyısı–Podişor Doğal Gaz Boru Hattı Projesi'ne liderlik ederek projenin 2025'te tamamlanmasını sağlayan Kalyoncu, Suriye'deki enerji ve ulaştırma yatırımlarının yanı sıra Birleşik Arap Emirlikleri'nin ilk yüksek hızlı demir yolu projesi ve Romanya GES Projesi gibi uluslararası yatırımlara liderlik etti.</p>
<p>Kalyoncu, Türkiye'de de Florentia Village, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Yüksek Hızlı Tren Projesi ve Zengezur Koridoru ulaştırma projeleri gibi yatırımlara imza attı.</p>
<p>Kurumsal görevlerinin yanı sıra Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Birleşik Krallık İş Konseyi Başkanlığı ve Türkiye Engelliler Spor ve Eğitim Vakfı (TESYEV) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevlerini de yürüten Kalyoncu, iş dünyası ve sivil toplum alanındaki çalışmalarını sürdürüyor.</p>
<p><strong>"Şirketi daha ileriye taşımak için kararlılıkla çalışacağız"</strong></p>
<p>Kalyon PV Yönetim Kurulu Başkanı Kalyoncu, Türkiye ekonomisine ve kalkınmasına önemli katkılar sunan ve uluslararası arenada Türkiye'yi başarıyla temsil eden Kalyon Holding'in mensubu olarak devraldığı görevin sorumluluğunun bilinciyle, şirketi daha ileriye taşımak için kararlılıkla çalışacaklarını belirtti.</p>
<p>Gelecek dönemde Türkiye'nin yerli ve milli enerji vizyonuna hizmet etmeyi sürdüreceklerini kaydeden Kalyoncu, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Enerjide Tam Bağımsız Türkiye' hedefi doğrultusunda, Avrupa'da ilk, dünyada ise sayılı tam entegre güneş paneli üretim merkezlerinden biri olan Kalyon PV'de milli teknolojiyi geliştirmeye, yüksek katma değerli üretimi ülkemize kazandırmaya devam edeceğiz. Türkiye'nin güçlü, bağımsız ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmesi için azimle çalışacağız."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kalyon-pvde-murathan-kalyoncu-donemi-85967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/7/1280x720/murathan-kalyoncu-1787305362.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kalyon PV&#039;nin Yönetim Kurulu Başkanlığına getirilen Murathan Kalyoncu, &quot;Enerjide Tam Bağımsız Türkiye&#039; hedefi doğrultusunda, Avrupa&#039;da ilk, dünyada ise sayılı tam entegre güneş paneli üretim merkezlerinden biri olan Kalyon PV&#039;de milli teknolojiyi geliştirmeye, yüksek katma değerli üretimi ülkemize kazandırmaya devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/mali-musavirlerin-tutanak-gonderme-suresi-uzatildi-85966</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mali müşavirlerin tutanak gönderme süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan "Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğle, yeminli mali müşavirler tarafından Dijital Vergi Dairesi üzerinden yüklenen yeminli mali müşavirlik tasdik raporlarına eklenen karşıt inceleme tutanaklarının elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin esaslar düzenlendi.</p>
<p>Buna göre, karşıt inceleme tutanaklarının zorunlu olarak elektronik ortamda gönderilmesine ilişkin daha önce 1 Temmuz 2026 olarak belirlenen tarih, 1 Temmuz 2027 olarak güncellendi.</p>
<p>Tebliğ, 1 Temmuz 2026'dan itibaren geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/mali-musavirlerin-tutanak-gonderme-suresi-uzatildi-85966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeminli mali müşavirlerin tasdik raporlarına eklenen karşıt inceleme tutanaklarını elektronik ortamda gönderme süresi 1 Temmuz 2027&#039;ye kadar uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vali-erol-ayyildizdan-bursa-icin-600-bin-kisilik-yeni-sehir-onerisi-85965</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vali Erol Ayyıldız&#039;dan Bursa için &#039;600 bin kişilik yeni şehir&#039; önerisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’da kısa süre önce kurulan İdealist Sanayici ve İş İnsanları Derneği (İSİAD) Başkanı Ferhat Daysalı ve yönetim kurulu üyeleri, kuruluşunun ardından ilk resmi ziyaretini Bursa Valisi Erol Ayyıldız’a gerçekleştirdi.</p>
<p>Görüşmede Bursa sanayisinin geleceği, kentin artan nüfus ve yapılaşma baskısı ile yeni yatırımların ortaya çıkaracağı altyapı ve konut ihtiyacı ele alındı. Toplantıda Bursa’nın gelecek 30 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Vali Erol Ayyıldız, özellikle yeni sanayi yatırımlarının kentte oluşturacağı nüfus hareketliliğine dikkat çekti. Ayyıldız, yaklaşık 150 bin kişilik yeni istihdamın, çalışanların aileleriyle birlikte değerlendirildiğinde 450 bin ila 600 bin kişilik ilave nüfus anlamına gelebileceğini belirtti.</p>
<h2>“Bursa’nın geleceği için yeni kent planlanmalı”</h2>
<p>Bu nüfusun mevcut Bursa yerleşim alanlarına eklenmesinin yeni ulaşım, konut ve altyapı sorunlarını beraberinde getirebileceğine işaret eden Ayyıldız, bunun yerine Karacabey ile Mudanya arasında yeni bir kent kurulmasının değerlendirilebileceğini ifade etti. Önerinin klasik anlamda bir “uydu kent” modelinden farklı olması gerektiğini vurgulayan Ayyıldız, yeni yerleşimin kendi ekonomik ve sosyal yaşamını oluşturabilecek nitelikte planlanması gerektiğini belirtti. Buna göre yeni kentte yalnızca konut alanlarının değil; okullar, sağlık hizmetleri, ticaret merkezleri, sosyal ve kültürel alanlar, ulaşım altyapısı ve günlük yaşamın ihtiyaç duyacağı diğer unsurların da baştan planlanması öngörülüyor. Ayyıldız’ın önerisi, Bursa’nın sanayi yatırımlarıyla büyüyen ekonomik yapısının yeni bir mekânsal planlama anlayışıyla desteklenmesi gerektiğine işaret ediyor. Böylece yeni istihdamın yaratacağı nüfusun mevcut kent merkezinde yoğunlaşması yerine, planlı ve bütüncül bir yerleşim modeliyle karşılanması hedefleniyor.</p>
<h2>“OSB’ler ve çalışanlar modelin parçası olacak”</h2>
<p>Yeni kent projesinin hayata geçirilmesinde kooperatif benzeri bir finansman ve yapılanma modelinin değerlendirilebileceğini belirten Ayyıldız, organize sanayi bölgeleri ile çalışanların da sistemin içerisinde yer alabileceğini söyledi. Projenin modellenmesi ve yapılaşma aşamasında TOKİ’nin de etkin rol üstlenebileceğini ifade eden Ayyıldız, böyle bir yatırımın yalnızca konut üretimi olarak ele alınmaması gerektiğinin altını çizdi. Yeni yerleşimin sanayi bölgeleriyle ulaşım bağlantıları, istihdam alanları, sosyal donatıları ve yaşam kalitesi birlikte düşünülerek tasarlanması gerektiğini kaydetti.</p>
<h2>“Bölgenin doğal yapısı dikkate alınmalı”</h2>
<p>Planlama sürecinde bölgenin doğal ve coğrafi özelliklerinin de belirleyici olması gerektiğini vurgulayan Ayyıldız, hakim rüzgâr yönlerinden kuşların konaklama alanlarına kadar çok sayıda çevresel verinin dikkate alınması gerektiğini ifade etti. Ayyıldız, sanayi yatırımları ve yerleşim alanlarının yalnızca ekonomik getiriler üzerinden değerlendirilmemesi, çevresel etkilerin ve bölgenin ekolojik yapısının da planlamaya dahil edilmesi gerektiğine dikkat çekti.</p>
<h2>“Yapılaşma başlamadan harekete geçilmeli”</h2>
<p>Bursa’nın geçmişte bazı büyük yatırımlarda konum ve kent planlaması açısından tartışmalı tercihler yaşadığını belirten Ayyıldız, benzer sorunların gelecekte tekrarlanmaması için planlamanın yapılaşma baskısı ortaya çıkmadan yapılması gerektiğini söyledi. Özellikle hızlı tren istasyonu gibi ulaşım yatırımlarının çevresindeki gelişimi ve yapılaşmayı hızlandırabileceğine dikkat çeken Ayyıldız, bu tür yatırımların etkilerinin şimdiden öngörülmesi gerektiğini belirtti. Bursa’nın geleceğinin yalnızca bugünün konut, ulaşım ve altyapı ihtiyaçları üzerinden şekillendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Ayyıldız, kentin 20-30 yıl sonrasını dikkate alan bütüncül bir planlama anlayışına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. İSİAD Başkanı Ferhat Daysalı ise derneğin kuruluş amacı ve önümüzdeki dönemde gerçekleştirmeyi planladığı çalışmalar hakkında Vali Ayyıldız’a bilgi verdi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vali-erol-ayyildizdan-bursa-icin-600-bin-kisilik-yeni-sehir-onerisi-85965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/5/1280x720/vali-erol-ayyildizdan-bursa-icin-600-bin-kisilik-yeni-sehir-onerisi-1787304646.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa’nın geleceğine ilişkin dikkat çekici bir öneri paylaştı. Vali Ayyıldız, kentin sanayi yatırımlarıyla birlikte önümüzdeki 30 yılda karşı karşıya kalabileceği nüfus ve yapılaşma baskısına dikkat çekerek, Karacabey ile Mudanya arasında 450 bin ila 600 bin kişinin yaşayabileceği yeni ve planlı bir kent kurulmasını önerdi. Ayyıldız, yeni sanayi yatırımlarının oluşturacağı istihdamın yalnızca üretim alanlarıyla değil, konut, ulaşım, eğitim, sosyal yaşam ve çevre altyapısıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/6-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-85962</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 ilde acele kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tokat, Ordu, Ağrı, Eskişehir, Muş, Bingöl ve Kırıkkale'deki acele kamulaştırmalara ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Aybastı-Korgan-Kumru-Gölköy İlçeleri Doğal Gaz Boru Hattı, Doğubayazıt CS-Pullutarla Pig Doğal Gaz Boru Hattı, Mihalıççık ilçesi RMS/A Doğal Gaz Bağlantı Hattı ve Varto İlçesi Doğal Gaz Boru Hattı projelerinin gerçekleştirilmesi amacıyla proje güzergahlarına isabet eden taşınmazlar ile projeler kapsamında inşa edilecek sabit tesisler, ulaşım yolları, enerji nakil hatları, katodik koruma hatları ve anot yataklarının yapımı için ihtiyaç duyulan taşınmazların, mülkiyet şeklinde ya da daimi veya geçici irtifak hakkı kurulmak suretiyle Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Öte yandan, Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ) Genel Müdürlüğüne ait "154/33 kV Yahşihan Transformatör Merkezi Sahası Projesi" kapsamında proje sahasına isabet eden taşınmazların TEİAŞ Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/6-ilde-acele-kamulastirma-kararlari-85962</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 6 ilde gerçekleştirilecek doğal gaz boru hattı ve bağlantı hattı projeleri ile Yahşihan Transformatör Merkezi Sahası Projesi kapsamında bazı taşınmazlara yönelik acele kamulaştırma kararı alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/algoritmanin-karar-verdigi-kast-sistemi-85927</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Algoritmanın karar verdiği kast sistemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><em>Bu yazı, yapay zekânın ne yapabildiğini, bizi neye dönüştürebileceğini hatta şimdiden neye dönüştürdüğünü tartışıyor. Eşitlik getireceği vadedilen yeni teknoloji, algoritmalarla örülmüş bir dil modeli. Organik zekamızı, yapay zekaya emanet etmiş olmalıyız ki, eşitlenmek bir yana bir daha bir araya zor gelebileceğimiz bölünme yaşıyoruz. </em></strong></p>
<p><strong><em>Çoğunluk için bütün çıkış yollarının kapanacağı, ortak gerçeğin parçalandığı, insanın geçmişine ya da potansiyeline göre değil yapması muhtemel görülenlere göre sınıflandırıldığı bir düzene geçiyoruz… </em></strong></p>
<p>Fakir bir ailenin çocuğu olarak doğsanız da zengin olabilirdiniz. İmkansız gibi görünen coğrafyalardan çıkıp dünyanın en iyi okullarında okuyabilirdiniz. Dünya, bunu başaran insanlarla dolu. Eşit işe eşit ücret ve temel haklar hayal olmadığından canımız pahasına mücadele ettiğimiz konulardı… Artık hayatın ağır ve adaletsiz çizgileri arasından sıyrılıp başka bir sınıfa geçebileceğiniz koşulların imkânsızlaştığı bir dünyanın fertleri sayılırız.</p>
<p>Yeni düzende aldığımız skorlarla belli duvarların arasında yaşama sıkışıyoruz. Hangi haberi göreceğimize, hangi fiyatı ödeyeceğimize, kredi alıp alamayacağımıza, karar veren bir sistem duvar gibi duruyor. Bugüne kadar ekonomik sınıflar arasında mevcut olan geçirgenlik algoritmanın kurduğu sınıfsal duvarlarda bulunmuyor.</p>
<p>Türk İnternet sitesinin kurucusu, mühendis ve araştırmacı gazeteci Füsun Sarp Nebil’le ikinci kez söyleşi yapıyorum. İlkinde evrensel gündemin en önemli konu başlıklarından <a href="https://www.youtube.com/watch?v=Hf7OeGbPwvQ">“dijital egemenlik”</a> konusunu inceledik.</p>
<p>Bu <a href="https://www.youtube.com/watch?v=aKq2TQbHG_4">söyleşide</a> egemenlik mücadelesinin toplumun içine nasıl taşındığına bakıyoruz. Konu ya da sorun ve hatta mevzu verinin kimin elinde olduğu değil. O veri sayesinde hakkımızda kimin hüküm verdiği.</p>
<p>Yeni sınıf sisteminde hangi eksenlerde notlandırıldığımızı şöyle örneklendirmek isterim.</p>
<p><strong>Erişim bölünmesi; </strong>Ücretli modeller, güçlü cihazlar, kurumsal lisanslar, hesaplama kapasitesi ve kaliteli veri eşit dağılmıyor. “İnternete bağlı olmak” artık yeterli bir ölçü değil; hangi modele, hangi hızda, hangi bağlam penceresiyle erişildiği önem taşıyor.</p>
<p><strong>Beceri bölünmesi; </strong>Aynı araca sahip iki kişi arasında büyük verim farkı oluşuyor. Yüksek eğitimliler, yöneticiler ve profesyoneller yapay zekâyı daha fazla kullanıyor; işsizler ve işgücü dışında kalanlar geride kalıyor.</p>
<p><strong>Karar bölünmesi;</strong> İnsanlar yalnızca algoritmik kararlara maruz kalmıyor; şirketler “insanın ne yapacağını” sentetik kullanıcılar üzerinden tahmin ediyor. Gerçek kullanıcı karar sürecinden de önce simüle ediliyor.</p>
<p><strong>Gerçeklik bölünmesi; </strong>Kişiselleştirilmiş modeller herkes için ayrı bir bilgi, ikna ve duygusal yakınlık ortamı kuruyor. Ortak yayın akışının yerini kişiye özel danışman, arkadaş ve inanç üreticisi alıyor.</p>
<p><strong>Ekonomik bölünme; </strong>Yapay zekâ, fiyatı ve ayrıcalığı kişiye göre ayarlayabiliyor. Premium kart sahibine masa, güçlü şirkete daha iyi model, yüksek becerili çalışana daha fazla üretkenlik sunarken diğerlerini görünmez hale getirebiliyor.</p>
<p><strong>Egemenlik bölünmesi;</strong> Model, veri merkezi, çip, enerji ve dağıtım kanalları birkaç ülke ve şirketin elinde toplanıyor. Kullanıcı ülke içinde yaşasa da karar altyapısı ülke dışında kalabiliyor.</p>
<p><strong>Kuşak ve cinsiyet bölünmesi; </strong>Gençler ve yüksek eğitimliler daha hızlı adapte oluyor. Çalışmalar, kullanım farkının yalnızca teknik beceriden değil risk algısı, çalışma konumu ve kurumsal destekten de kaynaklandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Dil ve kültür bölünmesi; </strong>Büyük diller daha iyi temsil ediliyor. Yerel dil, kültür ve hukuk bağlamı zayıf kaldığında toplum yalnızca teknolojiyi ithal etmiyor; modelin dünyayı sınıflandırma biçimini de ithal ediyor.</p>
<p><strong>Ortak Gerçekliğimizi Nasıl Kaybettik?</strong></p>
<p>Yanlış ya da yanlı haber sorunu yeni değil. Propaganda, sansür, psikolojik harekât, reklam ve lobi faaliyetleri insanlık kadar eski. Değişen, yalan-yanlış hızı kadar hepimizin üzerine bastığı ortak zemin. Kayboldu!</p>
<p>Nebil, söyleşide; “Algoritma hapishanesi” benzetmesi yaptı. Duyunca bile insanın tüyleri diken diken oluyor, içim titredi. Eskiden aynı gazeteyi okur, aynı haber bültenini izler, gördüğümüz şey üzerine kavga ederdik. Görüşlerimiz ayrılırdı; olayın varlığı konusunda büyük ölçüde anlaşırdık.</p>
<p>Bugün aynı olay milyonlarca kişiye milyonlarca farklı biçimde ulaşıyor. Artık yorumlarımız değil, gerçekliklerimiz farklı.</p>
<p>Örnek; İspanya Ceuta’da yaşanan son göç dalgası bu kırılmanın somut örneklerinden biri. Sosyal medyada sınırın açık olduğu yayıldı. Yüzerek İspanyol toprağına ulaşan göçmenlerin otomatik biçimde geri gönderilemeyeceğine ilişkin sözde mahkeme kararı, kapıların açıldığı izlenimiyle dolaşıma sokuldu. Reuters’a göre yaklaşık 60 bin kişi Ceuta’ya girdi. Birkaç paylaşım, on binlerce insanı fiziksel olarak harekete geçirebildi.</p>
<p>Dezenformasyonun millî güvenlik meselesi sayılması bu örnekle anlaşılır. Ama şunu da sormayı unutmamalı; “Yanlış bilgiyle mücadele nerede bitiyor, içerik denetimi nerede başlıyor? Ve Neyin yanlış olduğuna kim karar veriyor?” Bir içeriğin kaldırılmasından daha güçlü müdahale, o içeriğin hiç görünmemesi olabilir. Sansürü fark edersiniz. Algoritmik görünmezliği fark etmeyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Geçmişimizi ve İhtimalimizi İzliyorlar</strong></p>
<p>“Gözetim” biçim değiştirdi. Kamera sizi bulunduğunuz yerde görür, tespit ederdi. Yeni sistem bir sonraki adımınızı tahmin etmeye çalışıyor. Satın aldıklarınız, konumunuz, aramalarınız, temaslarınız ve mali hareketleriniz bir araya geldiğinde; yeni düzen beni, sizi bir insan değil, bir risk puanı olarak tanımlıyor.</p>
<p>ABD’nin gündeminden inmeyen ICE ajanlarının Palantir sistemleri üzerinden yaklaşık 20 milyon kişiye ilişkin bilgiye telefonlarından erişebildiği haberini anımsıyor musunuz? Bu örnekten söz ediyorum. Tartışma, “Suç işledi mi?” sorusundan uzaklaştı. “İşleyebilir mi?”, “Sınırı geçebilir mi?”, “Borcunu ödemeyebilir mi?” soruları o verilerden üretildi.</p>
<p>Anlamamız zor, klasik eğitimlerimiz, aile ve toplumsal gelenek ve göreneklerimiz bize hukuk disiplinin gerçekleşmiş eylemle ilgilendiğini söylüyor. Algoritma öyle değil, o ihtimale yatırım yapıyor. İnsanın geleceğini kolaylaştırmak için üretilen tahmin, insanın geleceğini kapatan karara dönüşebiliyor. Yanlış veri sisteme girdiyse? Aynı isimde başka biriyle karıştırıldıysanız? Yaşadığınız mahalle, konuştuğunuz kişi ya da baktığınız bir internet sitesi sizi riskli sınıfa ittiyse? Kararın nedenini bilmiyorsanız neye itiraz edeceksiniz?</p>
<p><strong>İtiraz Edecek Bir “İnsan” Bulabilecek miyiz?</strong></p>
<p>Söyleşide “algoritmik itiraz hakkı” kavramı öne çıktı. Bu hak bütünüyle yok değil. Avrupa Birliği’nin GDPR düzenlemesi yalnızca otomatik işleme dayalı bazı kararlara karşı koruma, insan müdahalesi isteme ve karara itiraz etme imkânı tanıyor. “AB AI Act” (Avrupa Birliği Yapay Zeka Dokumanı) belirli yüksek riskli sistemlerin ürettiği bireysel kararlar için açıklama hakkı getiriyor.</p>
<p>Kâğıt üzerindeki hak ile gündelik hayattaki güç arasında büyük mesafe var; Hakkınızda otomatik karar verildiğini bilmezseniz hakkınızı kullanabilir misiniz? Sistemin ticari sır sayılan mantığına erişemiyorsanız açıklama alamazsınız. Karşınızda sorumluluk üstlenecek bir insan yoksa itirazınız sisteme geri döner. Hevesle koştuğumuz Algoritmik Çağın temel yurttaşlık sorusu, “Kararı kim verdi, neden verdi ve ben kime itiraz edeceğim?”</p>
<p><strong> </strong><strong>Aynı Aınıfta 2 Ayrı Gelecek</strong></p>
<p>Eğitimdeki ayrım da sessiz ilerliyor. Covid’de bilgisayarı ve interneti olan çocukla olmayan çocuk arasındaki uçurumu gördük. Şimdi aynı ev, aynı okul, hatta aynı sırada yeni bir fark doğuyor. Ücretli ve güçlü modele erişen öğrenciyle ücretsiz sürümde kalan; doğru soru kurmayı bilenle hazır cevabı kopyalayan; yapay zekânın hatasını yakalayanla çıktısını bilgi sanan aynı eğitimi almıyor.</p>
<p>Öğretmenin rolü; bilgiyi aktarmaktan bilginin kaynağını sorgulatmaya evriliyor. Öğrenciyi doğru soruya götürmek, modelin cevabındaki boşluğu göstermek gerekiyor. Okul bunu yapamazsa yapay zekâ fırsat eşitliği yaratmak şöyle dursun, mevcut eşitsizliği daha erken yaşa indirip görünmez hâle getirecek.</p>
<p>Türkiye’nin BİLGE adlı Türkçe büyük dil modeli çalışması var. Söyleşiyi yaptığımız saatte 2026–2030 Türkiye Yapay Zekâ Eylem Planı da yayımlandı. Her ne kadar önemli adımlar olsalar da bir modelin ve eylem planının varlığı, hazırlığın tamamlandığı anlamına gelmiyor. Ölçü; çocukların matematik, fizik, dil ve eleştirel düşünme kapasitesine ne kadar yatırım yaptığımız. Üniversiteye bir yapay zekâ dersi eklemek, ilkokuldan beri büyüyen düşünme açığını kapatamıyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Size Hangi Fiyatı Uygun Gördü?</strong></p>
<p>Ayrışma her alanda; güvenlikte, eğitimde görüyoruz. Masum sandığımız, hoşumuza giden ya da özendiğimiz pazarlama unsurları da bölünme unsurlarından. Premium kredi kartı sahiplerine özel restoran masaları somut bir hizmet. American Express–Resy ve Chase–OpenTable benzeri programlar belirli kartlara öncelikli rezervasyon sağlıyor. Kapıda “giremezsiniz” yazmıyor. Uygulamada size uygun masa görünmüyor.</p>
<p>Havayollarında ve e-ticarette yapay zekâ destekli dinamik fiyatlandırma tartışması büyüyor. Aynı ürüne herkesin aynı anda aynı fiyatı görmediği bir düzende rekabeti nasıl denetleyeceğiz? Bir fiyatın envanter nedeniyle mi, talep nedeniyle mi, yoksa sistem sizin ödeme isteğinizi yüksek tahmin ettiği için mi değiştiğini bilmiyoruz. Satıcı; müşterinin dayanma sınırını fiyatlıyor.</p>
<p><strong> </strong><strong>Hızı Kim Belirleyecek?</strong></p>
<p>Yapay zekâyı geliştiren dünyanın içinde de bir ayrışma var. Bir tarafta güvenlik, kontrol ve insanlığın uzun vadeli yararı için yavaşlama isteyenler; diğer tarafta teknolojik ilerlemenin önünün mümkün olduğunca açılmasını savunan hızlandırmacılar. Bu tartışmayı OpenAI-X-Athropic-Palantir-Nividia ve bunun gibi şirketler arasında izleyebiliyoruz. Kimi kendisinin iyi diğerinin şeytan olduğunu ifade ederken, kimi kendisinin gerçekçi diğerinin romantik olduğunu söylüyor.</p>
<p>İyilik iddiasıyla güç birikimi arasındaki çelişkiyi gözden kaçırmamak gerekiyor. Teknolojiyi yapanların iyi niyetine güvenmek, hukuk ve denetim kurmakla aynı şey değil. Kaldı ki neyin insanlığın yararına olduğuna karar verme yetkisini birkaç şirketin kurucusuna bıraktığımız anda yeni bir egemenlik alanı yaratıyoruz.</p>
<p>İyimserlik güzel olsa da, maalesef tek başına yetmiyor. Eski dünyanın sınıfları acımasız olsa da görünüyordü. Yeni sınıfların ne adı ne kapısı ne yöneticisi var. Bu tehlikeyi siz de görebiliyor musunuz?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/algoritmanin-karar-verdigi-kast-sistemi-85927</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Algoritmanın karar verdiği kast sistemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/maliyete-ekleme-veya-dogrudan-gider-yazma-tercihi-sonradan-degistirilebilir-mi-85926</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Maliyete ekleme veya doğrudan gider  yazma tercihi sonradan değiştirilebilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vergi uygulamalarında tercihe bağlı uygulamalarla sıklıkla karşılaşıyoruz. Devamlılığı olmayan tercihlerin uygulamasında genel olarak sorun çıkmıyor. Ancak başta değerleme uygulamaları olmak üzere devamlılığı olan işlemlerde seçimlik hakkın her yıl için ayrı ayrı kullanılıp kullanılamayacağı, bir vergilendirme döneminde yapılan tercihin sonraki yıllarda değiştirilip değiştirilemeyeceği yıllardır süregelen bir tartışma alanı. Aslında konunun bir alt tartışması da var; bir geçici vergi döneminde yapılan tercihin sonraki geçici vergi döneminde veya yıl sonunda değiştirilip değiştirilemeyeceği.</p>
<p>Bugünün konusu, varlık edinimiyle ilgili finansman giderlerinin, edinilen varlıkların maliyetine eklenmesi veya doğrudan gider yazılmasıyla ilgili tercihin ne zaman yapılması gerektiği, ilk yapılan tercihin sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceği.</p>
<p><strong>Yasal düzenleme</strong></p>
<p>2021 yılında 7338 sayılı Kanun’la Vergi Usul Kanunu’nun 262, 270 ve 273. maddelerinde yapılan değişiklikler ve Kanun’a eklenen 268/A maddesinde yapılan düzenlemeyle; maliyet bedeli tanımı yeniden yapıldı, maliyet bedeline ilişkin farklı maddelerde yer alan hükümler belli bir sistematikle yeniden düzenlendi, maliyet bedeline zorunlu olarak veya seçimlik olarak dahil edilecek gider ve maliyet unsurları yeniden belirlendi.</p>
<p>7338 sayılı Kanun’la aslında önemli bir değişiklik olmadı. Maliyet bedeli tanımında bir değişiklik yapılmadı, gayrimenkullerde maliyet bedeline giren giderleri düzenleyen 270. madde ve demirbaş eşyanın değerlemesine ilişkin 273. maddenin bir cümlesi kaldırılarak, bu maddelerde yer alan maliyet bedeline girmesi gereken giderler, maliyet bedelinin tanımlandığı Vergi Usul Kanunu’nun 262. maddesine taşındı.</p>
<p>Bunun yanında, iktisadi kıymetin finansmanında kullanılan kredilere ait faiz giderleri ve bunlara ilişkin kur farklarının; emtiada emtianın stoklara girdiği tarihe kadar, diğer iktisadi kıymetlerde ise iktisadi kıymetin envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmı ile söz konusu kredilere ilişkin giderlerin maliyete atılmasının zorunlu olduğuna ve faiz giderleri ile kur farklarının diğer kısımlarının ise maliyet bedeline eklenmesi veya genel gider yazılmasının seçimlik olduğuna ilişkin Genel Tebliğlerde yer alan açıklamalar esas olarak aynen korunmak suretiyle kanun hükmü haline getirildi.</p>
<p><strong>Tartışma konusu</strong></p>
<p>Yukarıda yaptığım özette de ifade ettiğim gibi, varlıkların edinimiyle ilgili finansman giderlerinin; emtiada stoklara giriş tarihine, diğer varlıklarda varlığın envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmının maliyete atılması zorunlu. Daha sonraki kısmın maliyete eklenmesi veya doğrudan gider yazılması ise tercihe bağlı.</p>
<p>Kanun’da tercihin ne zaman yapılacağına ve yapılan tercihin daha sonra değiştirilip değiştirilemeyeceğine ilişkin bir hüküm yok. Uzun yıllardır yapılan uygulamaya rağmen konu netleşmiş değil. Mali İdarenin istikrarlı denebilecek bir görüşü var, tespit edebildiğim birden fazla aynı yönde yargı kararı var ancak henüz kararların istikrar kazandığını söylemek zor. Aşağıda özetleyeceğim.</p>
<p><strong>Mali İdari görüş ve uygulaması</strong></p>
<p>Mali İdare eskiden beri, varlık edinimiyle ilgili finansman giderlerinin emtiada stoklara giriş tarihine, diğer varlıklarda varlığın envantere alındığı hesap döneminin sonuna kadar olan kısmının maliyete atılması gerektiği, daha sonraki kısmın ise maliyete eklenmesi veya doğrudan gider kaydedilmesinin ise tercihe bağlı olduğu düşüncesindeydi. Bu konuda 2021 yılında 7338 sayılı Kanun’la Vergi Usul Kanunu’nda açık düzenleme yapıldı.</p>
<p>Daha sonraki dönemlerde tercihin ne zaman yapılacağına, yapılan tercihin sonradan değiştirilip değiştirilemeyeceğine ilişkin açık bir düzenleme yoktu, 7338 sayılı Kanun’la da bu konuda bir düzenleme yapılmadı.</p>
<p>Gelir İdaresi öteden beri, değerleme işleminde mükellefe seçimlik hak tanındığı durumlarda, yıllık olarak yapılacak tercihin geçici vergi uygulamasında da dikkate alınacağı, geçici vergi döneminde yapılan tercihin daha sonraki geçici vergi dönemlerinde ve yıllık olarak yapılacak uygulamada da değiştirilemeyeceği görüşünde. Bu yönde hem 217 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde, hem 334 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde açıklamalar var.</p>
<p>217 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer alan açıklamalar İdare genel olarak konuya yaklaşımını, 334 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde de finansman giderlerinin maliyete eklenmesi veya doğrudan gider yazılması tercihinin, daha sonraki dönemlerde değiştirilemeyeceği açıkça belirtmiş.</p>
<p>Konuyla ilgili özelgeler de aynı yönde.</p>
<p><strong>Yargı kararları</strong></p>
<p>Konuyla ilgili yedi Danıştay kararı tespit edebildim. Kararlardan birisi 2007, biri 2022, ikisi 2024, üçü de 2025 yılında verilmiş. Kararlarda özetle, seçimlik olarak hangi hak kullanılmışsa o yönteme göre işlem yapılmasına devam edileceğine ilişkin tebliğ düzenlemesi yasa ile öngörülmeyen bir sınırlama olarak görülmüş ve yapılan tahakkuklar hukuka aykırı bulunarak kaldırılmış. (Danıştay Dördüncü Dairesinin 14.06.2007 tarih ve E:2006/5182 K:2007/2065 sayılı kararı, Danıştay Üçüncü Dairesinin; 12.09.2022 tarih ve E:2019/7506 K:2022/3078 sayılı, 16.10.2024 tarih; E:2023/109 K:2024/5398 ve E:2022/3010 K:2024/5397 sayılı; 23.12.2025 tarih; E:2024/1177 K:2025/5823, E:2024/1179 K:2025/5819 sayılı; 25.03.2025 tarih ve E:2023/6443 K:2025/1540 sayılı kararları.)</p>
<p><strong>Kişisel değerlendirmem</strong></p>
<p>Eğer bir konuda mükellefe seçimlik hak verilmişse ve bir sınırlama getirilmemişse, her vergilendirme döneminde, vergilendirme döneminin koşulları çerçevesinde, yeni bir tercih yapılabileceğini düşünüyorum.</p>
<p>Kanun koyucu, tercihin belli bir süre için veya süreyle sınırlı olmaksızın değiştirilmesini istemediği durumda, bunu açıkça hükme bağlıyor. Çok örnekleri var bunun. Normal amortisman usulünü seçenler bu usulden dönemezler, kira gelirlerinin vergilemesinde götürü gider usulünü seçenler iki yıl geçmeden bu usulden dönemezler gibi.</p>
<p>Yukarıda özetlediğim yargı kararlarına katılıyorum. Kanun’da bir sınırlama yok, tebliğ ile de böyle bir sınırlandırma yapılamaz diye düşünüyorum.</p>
<p>Kararlar istikrar kazanmış denebilir mi sorusuna cevabım, hayır. Hem karar sayısı yetersiz hem de kararların tamamı Danıştay Üçüncü Daireye ait. Dolayısıyla konuyu biraz daha izlemekte yarar var.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/maliyete-ekleme-veya-dogrudan-gider-yazma-tercihi-sonradan-degistirilebilir-mi-85926</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Maliyete ekleme veya doğrudan gider yazma tercihi sonradan değiştirilebilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kagit-ustunde-bahar-gercekte-kis-bilanconun-saklanan-yuzu-85925</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kâğıt üstünde bahar, gerçekte kış: Bilançonun saklanan yüzü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin KAP’a sunduğu finansal tablolar, yaptığı açıklamalar yatırımcı için en önemli pusuladır. Yatırımcı haklı olarak şirket yönetiminin beyanına ve kamuyu aydınlatma yükümlülüğüne güvenir, birikimini bu verilere bakarak yönlendirir. Peki, kaçımız o parıltılı sunumları geçip bilançonun satır aralarına bakıyoruz? Bağımsız denetçinin dipnotlara sıkıştırdığı o hayati ve önemli uyarıları kaç kişi okuyor? Neredeyse hiçbirimiz.</p>
<p>İşte bu da, aldatmacaların fark edilmesini önlüyor. Bir gayrimenkul yatırım ortaklığının kısa süre önce açıklanan ikinci çeyrek bilançosunun ikinci sayfasında, bağımsız denetçinin koyduğu "şartlı görüş" adeta bir finansal illüzyonun perdesini araladı. Şirket, gelecekte ödeyeceği ertelenmiş vergi borcunu yasal olarak uygulaması gereken yüzde 30 oranı yerine, kendi işine geldiği gibi yüzde 10 üzerinden hesaplamış. Bilançodaki bugünün yüksek enflasyon ortamında artık sıradanlaşan, kimseyi heyecanlandırmayan 1,99 milyar liralık o kâr rakamı bile meğer bu “hokkabazlığın” sonucuymuş.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a87e3a93c90b-1787290537.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>Şirket, gelecekte ödeyeceği ertelenmiş vergi borcunu yasal olarak uygulaması gereken yüzde 30 oranı yerine, kendi işine geldiği gibi yüzde 10 üzerinden hesaplamış. </strong></figcaption>
</figure>
<p>Oysa denetçinin tespiti çok net: Yasal oran uygulansaydı, şirketin vergi yükümlülüğü bir anda 26 milyar liranın üzerine fırlayacaktı. Bu düzeltme yapıldığı an, kâr rakamı buharlaşmakla kalmıyor; yerini 2,25 milyar liralık bir zarara bırakıyor. Zaten bağımsız denetçi, şartlı görüş ile “Şirketin yüzde 10 Kurumlar Vergisi ödemesine olanak sağlayacak yüzde 50 kar dağıtımına ilişkin henüz kesin bir genel kurul kararı veya kesinleşmiş bir durum yok. Muhafazakarlık gereği gelecekteki borcun yüzde 30 yasal oran üzerinden hesaplanması gerekirdi. Şirket bilançoyu süslemiştir.” demek istiyor. Ucuz sandığınız, piyasa çarpanlarına bakıp "fırsat" diye atladığımız hissenin “ucuzluk görüntüsü”- de böylelikle zayıflıyor.</p>
<p>Burada sadece teknik bir muhasebe yorumu yok; ciddi bir etik kriz var. Yatırımcı güvenini bu tür oyunlarla manipüle etmek, gerçeği saklamak finansal ahlaka sığmaz. Yapılan açıkça Sermaye Piyasası Kanunu’nun ilgili maddesinde düzenlenen "gerçeğe aykırı finansal tablo düzenlenmesi”. Bu iş, “ne yapalım yatırımcı bilançonun her satırını, her sayfasını okusaydı” deyip geçiştirilecek bir olay değil. Bu tür olaylarda yatırımcının korunması şart. Güvenin bittiği yerde, bilançolar sadece birer kâğıt parçasına dönüşür.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kagit-ustunde-bahar-gercekte-kis-bilanconun-saklanan-yuzu-85925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kâğıt üstünde bahar, gerçekte kış: Bilançonun saklanan yüzü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirket-kapandi-sanilirken-buyuyen-borc-bag-kur-ve-mtv-85922</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şirket kapandı sanılırken büyüyen borç: Bağ-Kur ve MTV</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYŞE ÇELİKBAŞ - </strong><strong>Serbest Muhasebeci Mali Müşavir</strong></p>
<p>Vergi kayıtlarında kapanmış görünen binlerce şirket, ticaret sicilinde yaşamaya devam ediyor. Kâğıt üzerindeki bu hayalet şirketler, ortakları için yıllarca devam eden Bağ-Kur, MTV ve icra riskinin kaynağı oluyor.</p>
<p>Vergi dairesi adreste şirketi bulamayınca mükellefiyet kaydını <strong>resen terkin</strong> eder. Girişimci de sanmaktadır ki: “Şirketim kapandı, iş bitti.” Oysa asıl mesele şimdi başlar.</p>
<p><strong>Bağ-Kur ve MTV çıkmazı</strong></p>
<p>Vergi dairesinin kapatma işlemi yalnızca vergi mükellefiyetini keser. Ticaret sicili kaydı sürdüğü sürece <strong>Bağ-Kur, MTV, elektronik tebligat</strong> ve diğer sicile bağlı yükümlülükler işlemeye devam eder.</p>
<p>Şirket türü, ortaklık yapısı ve başka bir sigortalılık statüsünün mevcudiyeti gibi durumlar saklı kalmak kaydıyla, şirket ticaret sicilinden silinmediği sürece ortaklar adına <strong>Bağ-Kur primi </strong>tahakkuk etmeye devam eder<strong>.</strong> Vergi mükellefiyeti ileriye dönük kesilse de şirket üzerine kayıtlı <strong>araçların</strong> <strong>tescil kaydı silinmediği sürece Motorlu Taşıtlar Vergisi </strong>de tahakkuk etmeyi sürdürür.</p>
<p>Resen terkin edilmiş, ortakları dağılmış, görüşemez hâle gelmiş ve temsile yetkilisi kalmamış şirketlerin yeniden ihyası uzun, zahmetli ve maliyetli bir süreçtir. <strong>Temsilci bulunmadığında</strong> bu şirketlere kayıtlı araçların <strong>muayenesi yapılamaz, otoparka çekildiğinde teslim alınamaz </strong>ve <strong>çürümeye </strong>terk edilir.</p>
<p>Mevcut kanunlar, bu şirketlerin <strong>temsile yetkisi bulunmayan ortaklarına</strong> araç üzerinde tasarrufta bulunma izni vermemektedir. Ortakların borcu durdurma veya süreci yönetme adına hiçbir iradesi ya da hareket alanı kalmamaktadır. Mevzuat tıkanıklığı ve fiili imkânsızlık yüzünden tüzel kişilikten tahsil edilemeyen MTV ve zamlar yıllar sonra ortakların şahsi mal varlığına icra ve haciz olarak yansıyabilmektedir.</p>
<p>Ticari hayatı çoktan bitmiş bir şirketin <strong>otoparkta çürüyen aracı</strong>, <strong>yasal düzenlemelerin yarattığı çaresizlik</strong> yüzünden geride kalanlar için sessizce büyüyen şahsi mali yıkım aracına dönüşmemelidir.</p>
<p><strong>Tasfiye neden tercih edilmiyor?</strong></p>
<p>Ticaret şirketleri açısından <strong>mükellefiyetin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hâlleriyle</strong> sınırlıdır. Türk Ticaret Kanunu’na göre bir limited veya anonim şirketin tüzel kişiliği, ancak <strong>tasfiye işlemlerinin tamamlanması</strong>, <strong>tasfiye sonu bilançosunun onaylanması</strong> ve <strong>ticaret sicilinden terkin edilmesiyle</strong> sona erer.</p>
<p><strong>Teknik, masraflı ve uzun </strong>bir prosedür gerektirdiği için çoğunlukla tercih edilmez. Yüksek enflasyon, ağır finansman, vergi ve SGK yükleri altında ezilen küçük işletmeler de bu karmaşaya girmemek adına kapıyı kapatıp gitmeyi seçer. Bu, çoğu kez mükellefin tercihi değil, <strong>sistemin dayattığı </strong>bir çıkış yoludur.</p>
<p>6183 sayılı Kanun kapsamında sağlanan düşük oranlı tecil faizi ve taksit imkânı kalıcı bir çare değildir. Borç taksitlense bile faaliyetsiz şirketlerin sicil kaydı sürdükçe yeni yükümlülükler doğmaya devam eder.</p>
<p>Farkındalık eksikliğiyle sisteme giren mükelleflerin <strong>mevzuata ilgisizliği ve özensizliği</strong> bir yana, mevzuatın kendisi de <strong>karmaşık</strong> ve<strong> sürekli değişkendir</strong>. Bu durum mali ve hukuki danışmanlık ihtiyacını artırır, ancak kapanış sürecinde zaten zor durumda olanlar için bu danışmanlık ek yük hâline gelir. Ticaret Bakanlığı ile TOBB’un kuruluş ve tasfiye süreçlerinde üyelerine rehberlik etmesi beklenirken ilgili tüm kurumların <strong>sahadaki mevcut dinamiklere</strong> ve <strong>tıkanma noktalarına uzak</strong> <strong>kaldığı</strong> görülmektedir.</p>
<p><strong>Hızlı sicil temizliği şart</strong></p>
<p>Faaliyetsiz şirketler için basitleştirilmiş bir <strong>hızlı tasfiye</strong> ve <strong>resen sicil terkini</strong> mekanizması zaruridir. Vergi dairesi, ticaret sicili ve mükellefiyetle ilgili diğer tüm kurumlar açısından <strong>sonuç doğuran</strong> bir otomatik bilgi paylaşımı sistemi kurgulanmalıdır.</p>
<p>Vergi dairesinin faaliyetsizlik tespiti SGK açısından da bağlayıcı kabul edilmeli ve bu aşamadan sonra Bağ-Kur primleri <strong>tahakkuk ettirilmemelidir</strong>. Gerçekte <strong>hiçbir ticari faaliyeti bulunmayan</strong> şirket ortaklarına, sadece <strong>kâğıt üzerindeki sicil kaydı gerekçe gösterilerek</strong> yüklenen Bağ-Kur prim <strong>borçları silinmelidir.</strong></p>
<p>Özellikle <strong>yönetilemeyen, fiilen kullanılamayan, tasfiye edilemeyen şirket araçları bakımından </strong>mevcut işleyişin dışında, <strong>MTV mükellefiyetinin özel bir askıya alma ve tasfiye </strong>rejimine bağlanmasına yönelik istisna geliştirilmelidir. Bu hâllerde, MTV tahakkuku aracın <strong>tüzel kişinin tasarrufunda</strong> oluşuna bağlanmalıdır. Şirketin yönetimi işlevsiz olsa bile <strong>ortaklardan herhangi birinin</strong> <strong>başvurusuyla</strong> taşıtların hurdaya ayrılması veya tasfiyesi mümkün kılınmalıdır.</p>
<p><strong>Sermaye şartı yetmez</strong></p>
<p>Geçmişte, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun geçici 7’nci maddesi ile sermayesini kanunla öngörülen tutarlara çıkarmamış, münfesih olan, adresi bulunmayan veya resen terkin edilmiş şirketlere makul bir süre tanınmış, <strong>tasfiye usulüne uyulmaksızın</strong>, harçsız ve cezasız bir şekilde <strong>sicilden resen silinmeleri</strong> sağlanmıştı.</p>
<p>Benzer şekilde günümüzde de sermaye tutarı <strong>250.000 TL</strong>’nin altında olan anonim şirketler ile <strong>50.000 TL</strong>’nin altında olan limited şirketler, sermayelerini <strong>31 Aralık 2026’ya</strong> kadar <strong>bu tutarlara yükseltmemeleri halinde</strong> <strong>infisah etmiş</strong> sayılacaktır. Ancak infisah, tek başına bu şirketlerin bütün mağduriyetlerinin ortadan kalkması anlamına gelmeyecek, aksine <strong>tasfiye ve terkin</strong> sürecini gündeme getirecektir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde <strong>sicilde atıl duran şirketlerin sayısı </strong>ve <strong>bu şirketlerin tasfiye </strong>külfeti daha da büyüyebilir.</p>
<p>Sermaye koşulunu<strong> sağlıyor görünse bile ortakları dağılmış</strong> hatta bazıları <strong>hayatta olmayan, temsile yetkilisi bulunmayan</strong>, vergi dairesince <strong>mükellefiyeti resen terkin edilen </strong>ve yıllardır hareket görmeyen şirketlerin varlığı göz ardı edilmemelidir. Sermayesini artırmayan şirketlerin infisah etmiş sayılması kuralı <strong>bu gruptaki şirketler için</strong> sonuç üretmez. Bu şirketlerde, tasfiye veya ihya için gereken adres, bilanço, karar defteri, diğer ticari kayıt ve belgelere ulaşmak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Bu nedenle ticaret siciline hâlâ kayıtlı olmaları nedeniyle doğan tüm bağların kesilmesine yönelik resen sicil silinmesi için <strong>olağan yollar haricinde özel bir çerçeve</strong> belirlenmelidir.</p>
<p>Özellikle aile şirketlerinde ilişkiler bozulunca iletişim kopar ve şirket ortada kalır. Bu nedenle <strong>temsile yetkilisi kalmadığında</strong> yeni karar alınmazsa <strong>her ortağın temsile yetkili sayılması</strong> kuralı (eski TTK’daki gibi) böyle şirketler için işletilmelidir. Bu şirketler için <strong>mevcut varlıkların tasfiyesi kolaylaştırılmalı,</strong> süreçler bürokrasiye değil çözüme odaklanmalıdır.</p>
<p>Yönetim organı işlevsiz kaldığında,<strong> şirketi yeniden ihya etmeye</strong> veya <strong>mahkeme sürecine</strong> zorlamak yerine, belirli şartlarla <strong>ortaklardan birine sınırlı tasfiye yetkisi verilmesi </strong>düşünülebilir. Bu yetki şirketi yeniden ticari faaliyete geçirmek için değil, yalnızca mevcut varlıkların elden çıkarılması ile bunların ortaklara yansıttığı sorunların bertaraf edilmesi amacıyla kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>Kalıcı çözüm üretilmeli</strong></p>
<p>Bu resen terkin olmuş şirketlerde, muhatap alınabilecek kanuni temsilci veya tasfiye memuru bulunmamaktadır. Kimi durumlarda ortak veya temsilci de hayatta değildir. Buna rağmen sistem şirketleri var kabul etmekte, <strong>sürüncemede bırakılmaları</strong> ise hem kamuya hem kişilere belirsiz yük oluşturmaktadır.</p>
<p>Yapılacak düzenleme, şirketin <strong>tüzel kişiliğiyle birlikte mal varlığına bağlı tıkanıklıkları da tasfiye edecek şekilde</strong> bütüncül olmalıdır. Aksi hâlde sicil kaydı silinse bile şirketin üzerine kayıtlı araç, taşınmaz, banka hesabı vb. ortada kalacak; bunların tasfiyesi için mecburen ihya yoluna gidilecektir. Bu da yazıda bahsi geçen şirketler bakımından sorunu çözmek yerine yeniden üretmek demektir.</p>
<p>Elbette hızlı sicil temizliği kurgulanırken piyasa güvenliği ve alacaklı hakları da gözetilmelidir. Kötü niyetli girişimcilerin borç ve sorumluluklardan kaçış yolu hâline gelmemelidir. Kalıcı çözüm, faaliyetsiz şirketlerin hukuken ve fiilen sistemden çıkarılmasını sağlayacak; <strong>suistimale kapalı, adil, denetimli</strong> ve kapsayıcı bir düzenlemeden geçmektedir.</p>
<p>Ne mükellef yıllarca süren belirsizlik içinde bırakılmalı ne de kamu idaresi sonuç üretmeyen bürokratik yüklerle meşgul edilmelidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirket-kapandi-sanilirken-buyuyen-borc-bag-kur-ve-mtv-85922</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirket kapandı sanılırken büyüyen borç: Bağ-Kur ve MTV ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrol-var-tanker-yok-85920</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol var, tanker yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a87dfdb9fb4c-1787289563.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Körfez'de petrolün üretiminden çok taşınması sorun haline geliyor. Hürmüz Boğazı çevresindeki saldırılar ve deniz güvenliğindeki bozulma, petrol ihracatçılarını kargolarını piyasaya ulaştırabilmek için tanker kapasitesi aramaya yöneltti. Sonuçta yalnızca navlun fiyatları değil, yeni ve ikinci el tankerlerin değeri de hızla yükseldi.</p>
<p>Gemi acentesi Braemar'a göre, en büyük tanker sınıfındaki yeni inşa ve modern ikinci el gemilerin maliyeti geçen çeyrekte 130 milyon doları aşarak 2008'den bu yana en yüksek seviyeye çıktı. Bir süper tankeri bir yıllığına kiralamanın maliyeti de tarihi zirvelere ulaştı.</p>
<h2>Kiralama dönemi bitiyor satın alma başlıyor </h2>
<p>Üreticiler artık yalnızca gemi kiralamakla yetinmiyor, filoları üzerindeki fiziksel kontrollerini artırmak için doğrudan gemi satın almaya yöneliyor. Abu Dabi Ulusal Petrol Şirketi Adnoc, ağustos ayında 1,3 milyar dolara altı süper tanker ve beş büyük LNG gemisi satın aldı. Suudi Arabistan merkezli Bahri ise filosunun 107 gemiyle rekor seviyeye ulaştığını açıklamıştı.</p>
<h2>Haftalık kazanç artışı yüzde 20</h2>
<p>Körfez'de tanker piyasasını asıl değiştiren unsur, gemi sayısından çok risk almaya hazır gemi sahiplerinin sayısındaki azalma oldu. Bazı armatörler bölgeden çekilirken, kalanlar çok daha yüksek kazanç talep ediyor.</p>
<p>Clarksons verilerine göre en büyük ham petrol tankerlerinin spot piyasa kazançları bu hafta yüzde 20 arttı.</p>
<h2>Riskin fiyatı 550 bin dolara çıktı </h2>
<p>Yüksek riskli Kızıldeniz-Çin seferlerinde günlük kazanç yaklaşık 318 bin dolara, Hürmüz Boğazı üzerinden Çin'e yapılan taşımacılıkta ise 550 bin doların üzerine çıktı.</p>
<p>Bu durum piyasayı ikiye bölüyor. Bir tarafta 100 milyon doların üzerindeki varlıklarını savaş bölgesine sokmak istemeyen armatörler, diğer tarafta ise olağanüstü risk karşılığında olağanüstü kazanç elde etmeye hazır sınırlı sayıdaki işletmeci bulunuyor.</p>
<p>Denizcilik veri grubu Vortexa'ya göre Hürmüz'e giriş ve çıkış yapan seferlerin yüzde 50'den fazlasını yalnızca 29 tanker gerçekleştiriyor. Böylece Körfez'den petrol akışı devam etse de en riskli bölüm giderek küçük ve tekrar eden bir tanker grubunun üzerinde yoğunlaşıyor.</p>
<h2>Petrolün rotası uzadıkça ton-mil artıyor </h2>
<p>Affinity Ship'in değerlendirmesine göre ham petrol tankerlerinin tonmil talebi temmuzda geçen yılın aynı dönemine göre ilk kez artış gösterdi. Özellikle Amerika ve Karadeniz'den devreye giren alternatif tedarik rotaları Suezmax ve Aframax talebini destekledi. Buna karşılık ürün tankerlerinde tablo tersine döndü. Temmuz'da da ürün tankerlerinin ton-mil talebi yıllık bazda yüzde 24 gerilerken, küresel rafinaj kapasitesinde yaklaşık günde 5 milyon varillik kayıp LR2 ton-mil talebini yüzde 54, LR1 talebini ise yüzde 28 aşağı çekti. Ham petrol tankerleri için ikinci unsur ise küresel stokların yeniden kurulması olacak. Aramco'nun değerlendirmesine göre tedarik zincirlerinde yaşanan 2,6 milyar varilden fazla petrol kaybının yerine konulması, günde ortalama 2,1 milyon varillik tedarik hızıyla yaklaşık 18 ay sürecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Adria hattı yeni tanker talebi yaratabilir</span></h2>
<p>BRS Shipbrokers'a göre Macaristan ve Hırvatistan'ın Adria sistemi üzerinden petrol taşınmasına yönelik anlaşması, Akdeniz'deki ham petrol tankerleri için önemli yeni talep yaratabilir. Rusya'ya bağımlı petrol akışlarının alternatif kaynaklara yönelmesi halinde özellikle Akdeniz ticaretinde faaliyet gösteren Suezmax tipi tankerlerin bundan faydalanması bekleniyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Körfez'den çıkış yolları yetmiyor</span></h2>
<p>Körfez üreticileri Hürmüz'e bağımlılığı azaltmak için Yanbu, Fujairah ve diğer alternatif terminalleri devreye sokuyor. Ancak çatışma öncesinde boğazdan günde yaklaşık 15 milyon varil petrol geçiyordu ve mevcut boru hatları ile alternatif ihracat altyapısı bu hacmin tamamını taşıyacak kapasiteye sahip değil. Bu nedenle tankerler, petrolün küresel piyasalara ulaşmasında stratejik önemini daha da artırıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrol-var-tanker-yok-85920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/0/1280x720/568-1787289876.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Körfez&#039;de savaş ve Hürmüz riski petrol ticaretinin kurallarını değiştirirken, üreticilerin ihracatı sürdürme çabası tanker piyasasında yeni bir talep dalgası yarattı. Dev tankerlerin fiyatı 130 milyon doların üzerine çıkarken, yüksek riskli rotalarda günlük kazanç 550 bin doları aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/her-gun-300-is-yeri-kapaniyor-707-is-yeri-aciliyor-85918</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Her gün 300 iş yeri kapanıyor, 707 iş yeri açılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Uygulanan sıkı para politikası ve tüketimi kısıtlamaya yönelik tedbirler yanı sıra sayıları giderek artan zincir marketler, esnaf işyerlerinin faaliyetlerini de olumsuz etkiliyor. Bu durum istatistiklere de yansıyor. Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu’nun (TESK) Ticaret Sicil Gazetesi verilerinden yapılan derlemelere göre bu yılın Temmuz ayında açılan esnaf işyeri sayısı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15.1 azalarak 23 bin 396’ya geriledi. Ocak-Temmuz döneminde aylık bazda sadece Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre işyeri sayısı(yüzde 10) artış göstermişti. Ocak-temmuz döneminde ise açılan esnaf işyeri sayısı geçen yıla göre yüzde 8.05 azalarak 184 bin 698’den 169 bin 835’e geriledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87ddd22ce4c-1787289042.png" alt="" width="600" height="249" /></p>
<h2>Çift haneli artışlar dikkat çekti</h2>
<p>Bu yıl açılan işyerlerindeki azalma eğiliminin tam tersi, kapanan işyerlerinin sayısında da birçok ay çift haneli artış dikkat çekti. Ocak’ta yüzde 1.47 artan kapanan işyeri sayısı, Şubat’ta yüzde 26.8, Mart’ta yüzde 11.54, Nisan’da yüzde 24.3 arttı.</p>
<p>Sadece Mayıs’ta yüzde 20.6 gerileyen kapanan işyeri sayısı Haziran’da yüzde 11.7, Temmuz’da ise yüzde 4.4 arttı. Böylece yılbaşından bu yana toplam 71 bin 169 esnaf kapanırken, geçen yılın aynı dönemine göre artış ise yüzde 8 olarak gerçekleşti. Bu verilere göre 2026 yılı Ocak ayı başından bu yana günlük ortalama 707 esnaf işyeri açılırken, kapanan işyeri sayısı ise 300 oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/her-gun-300-is-yeri-kapaniyor-707-is-yeri-aciliyor-85918</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/kepenk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yılın ocak-temmuz döneminde 71 bin 169 esnaf işyeri kapandı. Aynı dönemde 169 bin 835 esnaf iş yeri kuruldu. Buna göre günlük yaklaşık 300 esnaf iş yeri kapanırken, ortalama açılan işyeri sayısı 707 civarında gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/muhalefetin-kongre-mevsimi-basladi-85917</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhalefetin kongre mevsimi başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Muhalefetin Eylül ayı kongrelerle geçecek. </p>
<p>Özgür Özel ve ekibinin Yeni Parti’yi kurmasının ardından başlayan teşkilatlanma çalışmaları son hızla devam ediyor. Parti için başlattıkları bağış kampanyasına beklenenden çok daha fazla katılım olurken, diğer yandan partiye geçişler ve üyelik başvuruları da devam ediyor. Yeni Parti, 22 Ağustos 2026 Cumartesi itibarıyla kongre takviminin başlaması ve takvimin ilanı edilmesiyle süreci başlatacak. İlçe kongreleri 12 Eylül’de, il kongreleri 18 Ekim’de başlayıp 27 Ekim’de tamamlanmış olacak. Yeni Parti’nin 1. Olağan Kongre tarihi de bu takvimden sonra başlayacak.</p>
<h2>CHP’de 3. Yol Grubu bastırıyor </h2>
<p>Mutlak butlan sonrası genel başkanlık koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun partiyi kongreye götürmeme konusunda ki tavrı CHP’de kopuşlara neden oldu. Kongre sürecinin Eylül ayında başlatılacağı söylense de bu konuda Kılıçdaroğlu’nun hala net olmadığı belirtiliyor. Özgür Özel ile birlikte hareket etmeyen ve parti de kalarak mücadele etmeyi tercih eden ve “3. Yol Grubu” olarak anılan yaklaşık 15 milletvekili bu süreçte Kılıçdaroğlu’nu kongre sürecini başlatmaya zorlayacak. Şimdi gözler CHP’de Eylül ayına çevrildi. Eylül’de CHP içinde yeni bir kongre krizinin yaşanacağı da konuşuluyor.</p>
<h2>DEM değişim sürecinde</h2>
<p>DEM Parti, Terörsüz Türkiye hedefinde, “Barış ve Demokratik Toplum” süreciyle birlikte 6 Eylül’de yapılacak Olağan Büyük Kongreye hazırlanıyor. DEM Parti, “Değişim ve Dönüşümü” ise olağanüstü kongreye giderken yapmayı planlıyor. DEM Parti, Terörsüz Türkiye hedefinde hem siyasetini hem de söylemini değiştirmeye hazırlanırken, sürecin yasal altyapısını oluşturan çerçeve yasanın uygulanmaya başlamasıyla birlikte daha geniş katılımla ikinci kez olağanüstü kongreye gitmeyi planlıyor. DEM Parti, yeniden yapılanma sürecini ise kadrolar da dahil yapacağı olağanüstü kongreyle tamamlamayı hedefliyor. DEM Parti’de, 6 Eylül’deki kongrede eş başkanlar ve parti kadrolarında önemli ve kapsamlı değişiklikler beklenmiyor. Ancak asıl değişimin ise sürecin tamamlanması ile birlikte olağanüstü kongreye giderken yapmayı hedefledikleri belirtiliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/muhalefetin-kongre-mevsimi-basladi-85917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/ozgur-ozel-1784978589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni Parti, kongre takvimini açıkladı. Kongre süreci 22 Ağustos’ta başlayıp 27 Ekim’de tamamlanacak. Mutlak butlan sonrası büyük bir krize neden olan ve partiden kopuşlara neden olan CHP’de kongre takviminin ne zaman başlatılacağı belirsizliğini korurken, eylül ayı işaret edilmişti. DEM Parti Olağan Kongresi’ni 6 Eylül’de yapacağını duyurdu. Terörsüz Türkiye sürecinde olağan kongreye hazırlanan DEM’de asıl değişimin olağanüstü kongrede gerçekleştirileceği konuşuluyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yilnak-ic-transport-listesinde-6-basamak-yukseldi-85979</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> YILNAK, IC Transport listesinde 6 basamak yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>YILNAK, ağır ve özel taşımacılık sektörünün küresel ölçekte en prestijli sıralamalarından biri olan IC Transport 50’de bu yıl 6 basamak yükselerek dünya genelinde 32’nci, Avrupa’da ise 6’ncı sıraya yerleşti.</p>
<p>Ağır ve özel taşımacılık ile kaldırma sektöründe faaliyet gösteren şirketleri küresel ölçekte değerlendiren IC Transport 50, şirketlerin operasyonel kapasitesi, ekipman parkı, gerçekleştirdiği projeler ve uluslararası faaliyetleri gibi kriterler üzerinden sektördeki konumlarını ortaya koyuyor.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamada, YILNAK’ın listede elde ettiği yükseliş, şirketin uluslararası ölçekte büyüyen operasyonel gücünü ve ağır taşımacılık alanındaki rekabetçi konumunu ortaya koyduğu belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, son yıllarda ekipman parkına yaptığı yatırımlar, operasyonel kabiliyetlerini geliştirmeye yönelik çalışmaları ve farklı coğrafyalarda üstlendiği uluslararası projelerle büyümesini sürdüren YILNAK’ın, IC Transport 50 2026 listesinde 6 basamak yükselerek dünya genelinde 32’nci sıraya çıkarken, Avrupa sıralamasında ise 6’ncı sırada yer aldığı vurgulandı.</p>
<p>Ayrıca, YILNAK’ın önümüzdeki dönemde de ekipman yatırımları, operasyonel yetkinlikleri ve uluslararası projeleriyle büyümesini sürdürerek küresel sektördeki konumunu daha ileri taşımayı hedeflediğinin altı çizildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yilnak-ic-transport-listesinde-6-basamak-yukseldi-85979</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/9/1280x720/yilnak-1787308972.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YILNAK, IC Transport 50 2026 Listesi’nde dünyada 32’nci, Avrupa&#039;da ise 6’ncı sırada yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/malezyadan-klima-ithalatina-sorusturma-85963</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Malezya&#039;dan klima ithalatına soruşturma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, "Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd." firması yaptığı başvuruyla, "yalnız duvar tipi split klimalar", "yalnız duvar tipi split klimaların dış üniteleri" ile "yalnız duvar tipi split klimaların iç üniteleri" ithalatına yönelik Malezya'da ilişkili olduğu "Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd." firmasının yararlandığı dampinge karşı muafiyetin kendisi için de değerlendirilmesi talebinde bulundu.</p>
<p>Yapılan inceleme sonucunda, "Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd." firması için tanınan muafiyetin "Bosch Home Comfort Malaysia Sdn. Bhd." için de değerlendirilmesine yönelik kısmi ara gözden geçirme soruşturması açılmasına karar verildi.</p>
<p>Öte yandan, söz konusu ürünlerin ithalatına yönelik yürürlükte bulunan CIF bedelinin yüzde 25'i oranındaki dampinge karşı önlemden "Hitachi Air Conditioning Products (M) Sdn. Bhd." firması muaf tutulmuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/malezyadan-klima-ithalatina-sorusturma-85963</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan karara göre, Malezya menşeli duvar tipi split klimalar ile bunların iç ve dış ünitelerinin ithalatında uygulanan muafiyetin başka bir firmayı da kapsamasına yönelik kısmi ara gözden geçirme soruşturması açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-yapay-zeka-birlikteliginde-kaos-duzen-ve-adaptasyon-85928</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsan-yapay zeka birlikteliğinde kaos, düzen ve adaptasyon</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yakın zamanda katıldığım uluslararası akademik bir konferansda Yale Universitesinden Prof. Shyam Sunder ile birlikte organize ettiğimiz özel oturumunun çıkış noktasını bu başlık oluşturdu. London School of Economic den Prof. Prithwiraj Choudhury’unda yer aldığı farklı disiplinlerden araştırmacılarla birlikte tartıştığımız oturumun temel sorusu; yapay zeka yalnızca iş süreçlerini değil, kurumları, piyasaları ve yönetişim anlayışını yeniden tasarlayan yapısal bir dönüşüm mü yaratıyor? Böyle bir durumda, bu dönüşüme sadece teknoloji perspektifinden değil, ekonomi politik, kurumsal yönetişim ve sürdürülebilirlik perspektifinden de bakmak gerekiyor.</p>
<p><strong>Kaos tehlikesi ve düzen oluşturma zorluğu </strong></p>
<p>Oturumun asıl derinliğini artıran soru ise; yapay zeka, kendi başına insan-yapay zeka hibrit sistemlerinden üstün ya da egemen hale gelebilir mi? Eğer öyleyse, hangi koşullar altında insan katkısı olumsuz bir değişken haline gelebilir? Toplumların bu olumsuz sonucu engelleyecek kurumsal yapıları ve sağduyusu olacak mı? Önermemiz ise, uygun düzenlenmeler yapılmadığı takdirde yapay zekanın ciddi bir kaosa yol açabileceği.</p>
<p>Zira insanlık tarihinde hiçbir teknoloji, insan varoluşunun şeklini, iş yapma şeklini yapay zeka kadar değiştirme potansiyeline sahip olmadı. Sanayi Devrimi’nden bu yana her büyük teknolojik dönüşümde benzeri süreci yaşadık. Ancak bütün bu dönüşümlerde temel varsayım hiç değişmedi. Teknoloji kurumlara uyum sağladı ve kurumlar, yeni teknolojileri kendi işleyişlerine entegre ederek dönüşümü yönetti.</p>
<p><strong>Kurumsal adaptasyon </strong></p>
<p>Bugün ise ilk kez farklı bir durum söz konusu. Yapay zeka mı kurumlara uyum sağlayacak, yoksa kurumlar mı yapay zekanın çalışma mantığına göre yeniden şekillenecek? Bu önemli soru yalnızca teknolojik değil, aynı zamanda ekonomik, yönetsel ve toplumsal bir dönüşümün başlangıcına işaret ediyor.</p>
<p>Yapay zekayı çoğu zaman operasyonel verimlilik sağlayan yeni bir araç olarak değerlendiriyoruz. Oysa yaşanan değişim bundan çok daha derin ve dönüştürücü. Yapay zeka sadece süreçleri hızlandırmıyor, karar alma mekanizmalarını, bilgi üretimini, risk analizini ve kurumsal koordinasyonu yeniden tanımlıyor. Bu nedenle temel sorun yeni bir yazılımın kullanım kararı değil, kurumların nasıl çalıştığına ilişkin temel varsayımların değişmesi.</p>
<p><strong>Kararlardan kim sorumlu olacak?</strong></p>
<p>Örneğin, geleneksel olarak şirketlerde kararlarlar üst yönetim tarafından alınır ve bu kararların sonuçlarından da karar alanlar sorumlu tutulur, kurumsal yönetim ilkeleri gereği karar veren ile hesap veren aynı taraftır. Bugün ise finansal kararlardan risk yönetimine, stratejik planlamadan kaynak tahsisine, iç denetimden sürdürülebilirlik konularına kadar birçok kritik süreç yapay zekâ destekli sistemler tarafından yönlendiriliyor. Yapay zeka henüz nihai karar verici olmasa da kararların nasıl şekilleneceğini belirleyen en önemli aktörlerden biri haline geliyor.</p>
<p>Bu noktada elbette algoritmanın önerdiği bir karar yanlış çıktığında sorumluluk kime ait olacak sorusu gündeme geliyor. Yöneticilere mi, sistemi geliştiren teknoloji şirketi mi, yoksa algoritmanın kendisi mi? Kurumsal yönetimin onlarca yıldır üzerine inşa edildiği “hesap verebilirlik” ilkesi, yapay zekâ çağında yeni bir yorum gerektiriyor.</p>
<p><strong>Yapay zeka ile birlikte yapay zeka yönetişimi </strong></p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemin en önemli gündemlerinden biri yalnızca yapay zeka kullanımı değil, Yapay zeka yönetişimi olacak. Kurumların tek başına finansal riskleri, operasyonel riskleri veya iklim risklerini değil, algoritmik riskleri, veri yönetişimini, etik ilkeleri ve yapay zekâ kaynaklı sistemik etkileri de yönetmesi gerekecek.</p>
<p>Unutmayalım ki bu dönüşüm yalnızca şirketlerin iç yapısını değil, piyasa ekonomisinin işleyişini de etkileme potansiyeline sahip. Bugüne kadar ekonomik koordinasyon büyük ölçüde fiyat mekanizması ve insan kararları üzerinden gerçekleşiyordu. Şu an yapay zeka destekli sistemler tahmin, optimizasyon ve otomatik karar alma kapasiteleri sayesinde piyasanın bilgi işleme fonksiyonunu kısmen üstlenmeye başlıyor. Bu durum yine oturumda da tartıştığımız önemli bir soruyu gündeme getiriyor. Yapay zeka piyasanın içinde çalışan bir araç mı olacak, yoksa zamanla piyasa mekanizmasının kendisini dönüştüren yeni bir koordinasyon modeli mi oluşturacak?</p>
<p><strong>Yapay zekayı yönetmeye hazır mıyız? </strong></p>
<p>Bu çerçevede düşündüğümüzde yapay zeka çağında rekabet avantajı sadece en gelişmiş algoritmalara sahip olmakla sağlanmayacak. Fark yaratacak olan, bu teknolojiyi hangi kurumsal ilkeler ve düzenlemeler çerçevesinde yönettiğimiz olacak. Önümüzdeki yıllarda başarılı sistemleri ve kurumları belirleyecek unsurda, yapay zekâyı en hızlı kullananlar değil, şeffaf, etik ilkelere uyumlu, hesap verebilir ve sürdürülebilir bir yönetişim anlayışıyla yönetebilenler olacak. Belki de bugün sormamız gereken temel soru; sistemin ve kurumların yapay zekayı yönetecek kadar hazır olup olmadığı. Bunun şu an için cevabı Henüz tam olarak hazır değiliz !</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-yapay-zeka-birlikteliginde-kaos-duzen-ve-adaptasyon-85928</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnsan-yapay zeka birlikteliğinde kaos, düzen ve adaptasyon ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kulturun-sessiz-krizi-uretiyoruz-ama-hatirlamiyoruz-85923</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kültürün sessiz krizi: Üretiyoruz ama hatırlamıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugün kültür dünyası baş döndürücü bir üretim hızı içinde. Hiç olmadığı kadar çok kitap yayımlanıyor, sergi açılıyor, konser veriliyor, festival düzenleniyor. Her gün yeni filmler, oyunlar, albümler ve dijital içerikler dolaşıma giriyor. Dışarıdan bakıldığında kültür dünyası son derece canlı; fakat bu hareketliliğin ortasında rahatsız edici bir soru beliriyor:</p>
<p>Bu kadar çok üretiyoruz da neden bu kadar azını hatırlıyoruz?</p>
<p>Belki de çağımızın temel sorunu üretim eksikliği değil, hafıza kaybıdır.</p>
<p>Bir eser kendisine gerçek bir muhatap bulamadan yenisi geliyor. Bir kitabın kapağı henüz görünür olmuşken diğerinin duyurusu başlıyor; sergi fotoğrafları sosyal medyada akıp giderken yerini bir sonraki etkinliğin kareleri alıyor. Kültür büyük bir hızla üretilip tüketilirken geriye çok az şey kalıyor.</p>
<p><strong>Hatırlamak emek ister</strong></p>
<p>Bir zamanlar kültürel bir eserle karşılaşmanın kendine özgü bir vakti ve ağırlığı vardı. Bir kitap yalnızca okunmaz, üzerine düşünülür; dostlarla tartışılır, kimi cümlelerinin altı çizilir, yıllar sonra yeniden raftan indirilirdi. Bir konser yalnızca dinlenmez, zihinde taşınırdı. Sergi, salondan çıkınca bitmez; bıraktığı duyguyla içimizde yaşamaya devam ederdi.</p>
<p>Kültür, karşılaşma anında değil, o karşılaşmanın sonrasında demlenirdi.</p>
<p>Bugün ise yaşadığımızı sindirmeye fırsat bulamadan bir sonrakine geçiyoruz. Okuduğumuz kitapların adlarını, izlediğimiz filmlerin sahnelerini, gezdiğimiz sergilerin bizde bıraktığı duyguyu kısa sürede unutuyoruz. Bunun nedeni eserlerin değersizliği değil; onlara zihnimizde yerleşebilecekleri bir zaman tanımayışımız.</p>
<p>Hafıza kendiliğinden oluşmaz; dikkat, tekrar ve emek ister. Dijital akış içinde kültürel eserler de gündelik haberler gibi tüketiliyor: Birkaç saniye görülüyor, beğeniliyor ve ekranın aşağısında kayboluyor. Artık kültürün ömrünü eserin niteliği kadar, ekranda kalabildiği süre de belirliyor.</p>
<p><strong>Kaydetmek hatırlamak değildir</strong></p>
<p>Dijital çağın hafızayı güçlendirdiği düşünülebilir; ne de olsa hemen her şey kayıt altında. Sunucularda biriken fotoğraflar, videolar ve söyleşiler geçmişin kaybolmasını engelliyor gibi görünüyor. Dijital arşivler doğru yönetildiğinde geçmişe erişmek için eşsiz imkânlar sunuyor; yıllar önce yapılmış bir söyleşinin tam metnine saniyeler içinde ulaşabiliyoruz.</p>
<p>Fakat bir şeyi kaydetmekle onu hatırlamak aynı şey değildir.</p>
<p>Telefonlarımızdaki binlerce fotoğrafa kaç kez dönüp bakıyoruz? Çevrim içi ortamlara yüklenen söyleşilerin ne kadarı sınıflandırılmış, işlenmiş ve yarınlara aktarılabilecek bir arşive dönüşmüş durumda?</p>
<p>Bazen fazlalık da kaybın başka bir biçimidir. Bağlamından kopmuş bir kayıt, varlığını sürdürse bile hafızanın parçası olamaz. Arşiv; yığmak değil, seçmek, tanımlamak, ilişkilendirmek ve erişilebilir kılmaktır. Dijital depolarımız dolup taşarken ortak belleğimiz daralabiliyor.</p>
<p>1980’lerde bir edebiyat dergisinde yayımlanmış söyleşiyi yıllar sonra kütüphanede eski sayıları karıştırarak bulabiliyorduk. Bugün benzer bir söyleşi dijital ortamda varlığını sürdürüyor olabilir; fakat arama motorlarında kaybolmuş, yanlış etiketlenmiş veya erişilemez hâle gelmiş de olabilir. Dijital kayıt da sanıldığı kadar güvende değildir; formatlar değişir, sunucular kapanır, bağlantılar kopar. Korunmayan dijital belge de fiziksel belge kadar kolay kaybolabilir.</p>
<p>Kaydetmek, hatırlamanın yalnızca ilk adımıdır. Asıl mesele, kaydı yaşayan ve erişilebilen bir hafızaya dönüştürmektir.</p>
<p><strong>Unutmanın da bir anlamı var</strong></p>
<p>Elbette unutmak, zihinsel hayatın ve yaratıcılığın doğal bir parçasıdır. Her şeyi aynı ağırlıkla hatırlasaydık zihnimiz bir süre sonra tıkanırdı. Kültürel hafıza da seçicidir; her eser geleceğe aynı biçimde taşınmaz. Buradaki asıl soru, neyin hatırlanıp neyin unutulacağına kimin karar verdiğidir.</p>
<p>Bugün bu seçimi çoğu zaman algoritmalara, anlık ilgi dalgalarına ve pazarlama bütçelerine bırakıyoruz. Oysa hafıza, yalnızca kendiliğinden geride kalanlardan oluşmamalı; neyi değerli bulduğumuza ilişkin bilinçli tercihlerimizi de taşımalıdır. Eleştirilmesi gereken unutmanın kendisi değil, kontrolsüz bir akış içinde değerli olanın da ayrım gözetmeksizin kaybolmasıdır.</p>
<p><strong>Etkinlik var, iz bırakıyor mu?</strong></p>
<p>1976’dan beri içinde yer aldığım kültür-sanat hayatında ve 35 yıldır kurucu yayın yönetmenliğini sürdürdüğüm KİTAP Dergisi’nde sayısız kitabın yayımlanışına, derginin okurla buluşmasına, sanatçıların ve ustaların birikimlerini paylaşmasına tanıklık ettim.</p>
<p>Bazı buluşmaların üzerinden onlarca yıl geçtiği hâlde salonda söylenen tek bir cümle hâlâ aklımda. Bir etkinliği kalıcı kılan, çevresinde oluşan sahici sohbet, kayıt, belge ve sürekliliktir. Etkinlik sayısının artması kuşkusuz sevindirici; fakat bugün çoğu zaman içerikten çok açılışlar, davetli listeleri ve sosyal medyadaki anlık yankı konuşuluyor.</p>
<p>Bir serginin hangi düşünceden doğduğu yerine açılışına kimlerin katıldığı, bir kitabın ne söylediği yerine tanıtımının ne kadar ilgi gördüğü öne çıkabiliyor. Etkinlik, düşüncenin taşıyıcısı olmaktan çıkıp bir gösteriye dönüştüğünde, ışıklar söndükten sonra geriye çok az şey kalıyor.</p>
<p>Oysa yıllar önceki bir şiir gecesinde söylenen dize, eski bir dergi sayfasında yaşamayı sürdürebilir ve bugün hiç tanımadığı bir okura ilham verebilir. Kalıcılık, o gece kaç kişinin salonda bulunduğundan çok, söylenen sözün nasıl korunduğuyla ilgilidir.</p>
<p><strong>Görünürlük, kalıcılık değildir</strong></p>
<p>Çağımız, görünür olmayı kalıcı olmakla karıştırıyor. Bir eserin binlerce kez paylaşılması veya bir lansmanın kalabalık geçmesi, onun geleceğe kalacağını kanıtlamaz. Görünürlük anlıktır; hafıza ise derinlik ve süreklilik ister.</p>
<p>Bugün neyi hatırlayacağımızı giderek daha fazla algoritmalar ve anlık ilgi dalgaları belirliyor. Yeni ve çok paylaşılan sürekli öne çıkarılırken, geçmişte üretilmiş değerli eserler dijital karanlığa çekiliyor. Böylece kültürel hafıza, uzun süreli değerlendirmeden çok görünürlüğün kısa ömrüne teslim oluyor.</p>
<p>Her kurum sürekli yeni bir şey duyurmak, her sanatçı görünürlüğünü korumak, her yayınevi yeni kitaplarını hızla dolaşıma sokmak zorunda hissediyor. Durmak, düşünmek ve geriye bakmak, sanki geride kalmak anlamına geliyor.</p>
<p>Bu hız üretimi artırıyor olabilir; fakat üretilenin kültüre dönüşmesini zorlaştırıyor.</p>
<p>Çünkü her üretim kendiliğinden kültür olmaz. Kültür; üretilenin toplum tarafından benimsenmesi, tartışılması, aktarılması ve yeniden anlamlandırılmasıyla oluşur. Bunun için de tanıtım takvimlerinden daha uzun bir zamana ihtiyaç vardır.</p>
<p><strong>Tanımak başka, hatırlamak başka</strong></p>
<p>Hafızanın kuşaktan kuşağa aktarılmasında eğitimin de belirleyici bir sorumluluğu var. Bir şairin adını bilmek, onun şiiriyle bağ kurmak anlamına gelmiyor. Bir ressamın hangi dönemde yaşadığını ezberlemek de eserini anlamaya yetmiyor.</p>
<p>Eserler yalnızca sınav sorularına dönüştüğünde tanınıyor ama yaşanmıyor. Oysa kültürel hafıza ezberle değil; karşılaşma, tartışma ve yeniden yorumlamayla oluşuyor. Bir şiiri sesli okumak, bir tablo karşısında düşünmek, bir müzik eserini yeniden dinlemek, geçmişi bugünün deneyimine katıyor.</p>
<p>Hatırlamak, bilgiyi zihinde saklamaktan ibaret değildir. Onunla bir ilişki kurmaktır.</p>
<p><strong>Kurumların hafıza sorumluluğu</strong></p>
<p>Kültürel hafıza yalnızca bireylerin zihnine bırakılamaz. Yayınevlerinin, gazetelerin, dergilerin, müzelerin, festivallerin, belediyelerin ve sanat kurumlarının da geçmişlerini koruma sorumluluğu vardır.</p>
<p>Bir kurumun değeri yalnızca bugün düzenlediği etkinliklerle ölçülmez; dün ürettiklerini yarına nasıl aktardığıyla da ölçülür.</p>
<p>Geçmiş düzenli biçimde belgelenmediğinde her yeni dönemde tekerlek yeniden icat edilir, aynı tartışmalar en baştan başlatılır. Kurumsal hafıza kişilere bağımlı kaldığında ise o kişiler ayrılınca bilgi de onlarla birlikte gider.</p>
<p>Arşiv bir kurumun deposu değil, düşünsel omurgasıdır.</p>
<p><strong>Gastronomiden mimariye yaşayan hafıza</strong></p>
<p>Hafıza kaybı yalnızca edebiyat ve sanatla sınırlı değil; gastronomi, mimari ve zanaat gibi hayatın içine işleyen alanlarda da yaşanıyor. Yeni mekânlar, şefler ve menüler her gün <em>“benzersiz”</em> ve <em>“ilk” </em>sözcükleriyle sunuluyor. Oysa yeni diye pazarlanan pek çok malzemenin ve tekniğin köklü bir geçmişi var.</p>
<p>Yemeğin hafızası yalnızca reçetelerde durmaz; ustanın elinde, mevsim bilgisinde, kullanılan araçlarda ve sofra kültüründe yaşar. Bu birikim yazıya dökülmediğinde, kaydedilmediğinde ve yeni kuşaklara aktarılmadığında ustayla birlikte yitip gider.</p>
<p>Bir ustayı kaybettiğimizde yalnızca bir insanı değil; bir tekniği, bir kokuyu, bir kelimeyi ve bir dönemin sofra adabını da kaybederiz. Aynı durum taş işçiliği, dokuma, ahşap oymacılığı ve daha nice zanaat için geçerlidir.</p>
<p>Kültürel bellek soyut bir mesele değildir. Kaybolan her bilgiyle gündelik hayatımızdan somut bir parça eksilir. Sonra bir gün başkası aynı bilgiyi yeni bir ambalajla karşımıza çıkarır ve biz onu ilk kez görüyormuş gibi alkışlarız.</p>
<p><strong>Gelecek, hatırladıklarımızla kurulur</strong></p>
<p>Kültürün sessiz krizi, üretim yokluğu değil; dünün birikimiyle bağ kuramadan akışın içinde savrulmaktır.  Bir toplumun kültürel yoksulluğu, söyleyecek yeni sözünün kalmamasıyla başlamaz; daha önce söylenmiş değerli sözleri hatırlayacak hafızasını yitirmesiyle başlar.</p>
<p>Gelecek, yalnızca bugün ürettiklerimizle değil, unutulmasına razı olmadıklarımızla da kurulur.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kulturun-sessiz-krizi-uretiyoruz-ama-hatirlamiyoruz-85923</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/3/1280x720/kulturun-sessiz-krizi-1787290410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kültürün sessiz krizi: Üretiyoruz ama hatırlamıyoruz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-ucuzlugu-nerede-85921</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin ucuzluğu nerede?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta Hollanda’da Albert Heijn’de alışveriş yaparken kendimi fiyatlara biraz fazla dikkatli bakarken buldum. Türkiye’den yeni gelmiş olmanın etkisi herhalde dedim. Bir süre sonra tuhaf bir his oluştu: Burası bana beklediğim kadar pahalı gelmiyordu. Hatta bazı ürünlerde, “bu Migros’tan daha ucuz” demeye başladım.</p>
<p>Duramadım; küçük bir fiyat deneyi yaptım. İktisatçı tatile çıkmış ama iktisatçılık tatile çıkmamış. Vermeyince Mabût, neylesin Sultan Mahmut…</p>
<p>Migros ile Albert Heijn’den mümkün olduğunca benzer 30 ürünü karşılaştırdım. Hollanda fiyatlarını aynı günün euro kuruyla Türk lirasına çevirdim. 17 Ağustos’ta bir euro yaklaşık 55,5 liraydı.</p>
<p>Ortaya “Türkiye Hollanda’dan pahalı” gibi bir sonuç çıkmadı. Zaten bunu beklemiyordum. Ama bazı rakamlar şaşırtıcıydı: Migros’ta 250 gramlık tereyağı 156 TL idi. Albert Heijn’deki karşılığı, TL’ye çevirdiğimde yaklaşık 122 TL. Bir litre ayçiçek yağı Migros’ta 123 TL, Albert Heijn’de yaklaşık 83 TL. Bir kg toz şeker Migros rafında 60 TL, Albert Heijn’de yaklaşık 44 TL. Bir kg tam yağlı yoğurt Migros’ta 95 TL iken Hollanda’da yaklaşık 77 TL’ye geliyordu. Bir litre günlük süt için Migros’ta karşıma çıkan fiyat 109 TL idi; Albert Heijn’de tam yağlı sütün TL karşılığı yaklaşık 77 TL.</p>
<p>Elbette otuz ürünlük iki market karşılaştırması bilimsel bir fiyat endeksi değil. Marka, kalite, ambalaj ve kampanya farkları var. Aynı sepette yumurta ve tavuk gibi Türkiye’nin açık biçimde daha ucuz olduğu ürünler de bulunuyor. Ama bu küçük egzersiz beni etrafımda bana biteviye sorulan bir soruyu yanıtlamaya itti: Türkiye, satın alma gücü paritesi rakamlarının söylediği kadar ucuz bir ülkeyse, biz bunu neden market rafında aynı ölçüde göremiyoruz?</p>
<p><strong>Türkiye yarı fiyatına mı?</strong></p>
<p>Eurostat’ın 2025 karşılaştırmalı fiyat düzeyi endeksinde AB ortalaması 100 kabul edildiğinde Türkiye 59,6, Hollanda 115,6 düzeyinde. Buna göre Hollanda’nın genel tüketim fiyat düzeyi Türkiye’nin yaklaşık 1,9 katı; başka bir ifadeyle Türkiye’deki genel fiyat düzeyi Hollanda’nın kabaca yarısı.</p>
<p>İlk bakışta Albert Heijn’deki gözlemimle çelişiyor. Fakat ortalamalar çok şey saklar, malumunuz. Türkiye’nin genel fiyat düzeyi Hollanda’nın yüzde 52’si civarında ama gıdada bu oran yüzde 77’ye çıkıyor. Yani Hollanda genel tüketimde Türkiye’den yaklaşık yüzde 94 daha pahalıyken gıdada fark yalnızca yüzde 29 civarında.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87e1d89aea9-1787290072.png" alt="" width="311" height="499" />Farkın nerede büyüdüğü tabloda görülüyor. Türkiye-Hollanda fiyat oranı gıdada yüzde 77, ev eşyası ve bakımında yüzde 80, ulaştırmada yüzde 73 iken konut, su ve enerjide yüzde 29’a, sağlıkta yüzde 24’e, kişisel bakım ve diğer hizmetlerde yüzde 43’e düşüyor.</p>
<p>Sağlık ve eğitim fiyatlarının yalnızca ücretleri yansıtmadığını not etmek gerek. Kamunun finansman biçimi, sübvansiyonlar ve hizmetlerin sunuluş biçimi ülkeler arasında büyük fark yaratıyor. Konutta da kira piyasasından mülkiyet yapısına kadar çok sayıda kurumsal unsur devrede. Ama genel örüntü açık: Türkiye’nin ucuzluğu market rafında, genel PPP rakamının düşündürdüğü ölçüde görünmüyor.</p>
<p>Daha da ilginci, bazı mal gruplarında Türkiye artık AB ortalamasından pahalı. 2025’te kişisel ulaşım araçları fiyat düzeyi endeksi Türkiye’de 156, bilgi ve iletişim ekipmanlarında 118. AB ortalaması 100. Yani otomobil veya bazı elektronik ürünler satın alan Türkiyeli tüketici “ucuz ülkede” yaşamıyor.</p>
<p><strong>Bir iPhone ile saç tıraşı aynı şey değil</strong></p>
<p>Bunun arkasında iktisadın eski bir ayrımı var: ticarete konu olan mallarla olmayan mal ve hizmetler arasındaki fark.</p>
<p>Bir cep telefonu, otomobil, kahve veya petrol uluslararası piyasalarda alınıp satılabiliyor. Türkiye’deki fiyatını yalnızca Türkiye’deki ücretler belirlemiyor; dünya fiyatı, döviz kuru, vergiler, lojistik maliyetleri ve piyasa yapısı da devreye giriyor. Hatta vergiler nedeniyle orta gelirli bir ülkenin tüketicisi aynı otomobile yüksek gelirli bir Avrupa ülkesinin tüketicisinden daha fazla ödeyebiliyor.</p>
<p>Ama bir saç kesimini Hollanda’dan Türkiye’ye ithal etmek mümkün değil. Tilburg’daki evinizi Ankara’daki daha ucuz bir çalışana temizletemiyorsunuz. Amsterdam’daki musluğu Türkiye’deki tesisatçı tamir edemiyor. Bu hizmetlerin üretildiği yerde tüketilmesi gerekiyor; dolayısıyla fiyatlarını yerel ücretler çok daha doğrudan etkiliyor.</p>
<p><strong>Balassa ve Samuelson Albert Heijn’e girerse</strong></p>
<p>Burada iki iktisatçıya kısa bir selam vermek gerekiyor: Macar asıllı Béla Balassa ile Nobel ödüllü Paul Samuelson. 1960’larda birbirlerinden bağımsız olarak geliştirdikleri ve bugün Balassa-Samuelson etkisi diye bildiğimiz yaklaşım, ülkeler arasındaki fiyat farklarının önemli bir bölümünü anlamamıza yardım ediyor. Aradan geçmiş altmış yıl; kim derdi ki ikisi bir Albert Heijn koridorunda buluşacaklar!</p>
<p>Mekanizma kabaca şöyle işliyor. Zengin ülkelerde, uluslararası ticarete konu olan sektörlerde verimlilik genellikle daha yüksektir. Bu sektörlerin ödeyebildiği yüksek ücretler zamanla ekonominin geri kalanındaki ücretleri de yukarı çeker. Oysa birçok yerel hizmette verimlilik farkı aynı ölçüde açılmıyor. Hollandalı bir kuaförün Türkiyeli bir kuaförden dört kat fazla saç kesmesi gerekmiyor; Hollandalı garson da bir saatte dört kat fazla masa servis etmiyor. Ama her ikisi de Hollanda’nın ücret düzeyi içinde yaşıyor. Sonuçta saç kesimi, restoran hizmeti, ev temizliği ya da tesisat tamiri zengin ülkelerde çok daha pahalı hale geliyor.</p>
<p>Ticarete konu olan mallarda ise hikâye farklı. Telefonun, otomobilin, kahvenin ya da petrolün fiyatını yerel ücretlerden çok dünya fiyatları, döviz kuru, vergiler, lojistik maliyetleri ve piyasa yapısı belirliyor. Bu yüzden gelir düzeyi Hollanda’nın çok altında olan bir ülkede otomobilin ya da telefonun Hollanda’dan ucuz olması garanti değil.</p>
<p>Türkiye açısından asıl mesele de burada başlıyor. Ticarete konu olan malların fiyatları Avrupa’ya yaklaşırken ücretler aynı hızda yaklaşmıyorsa, tüketicinin hissettiği sıkışma büyüyor. Başka bir ifadeyle, <strong>fiyatlar Avrupalılaşırken gelirler aynı hızda Avrupalılaşmıyor.</strong></p>
<p><strong>Enflasyon Türkiye’nin </strong><strong>fiyat haritasını değiştirdi mi?</strong></p>
<p>Bir de buna ek olarak son yıllardaki yüksek enflasyon meselemiz var. Enflasyon, yalnızca fiyat düzeyini yükseltmedi; göreli fiyatları da değiştirdi. Döviz kuruna ve ithal girdilere duyarlı pek çok mal, gıda, otomobil, elektronik, kiralar, ücretler ve yerel hizmetler aynı hızda pahalanmadı. Dolayısıyla Migros rafındaki bazı fiyatların Albert Heijn’e yaklaşması Türkiye’nin son yıllardaki enflasyon deneyiminden bağımsız değil.</p>
<p>Türkiye’nin genel tüketim fiyat düzeyi endeksi 2023’te AB ortalamasının yüzde 42’si, 2024’te yüzde 53’ü, 2025’te yaklaşık yüzde 60’ı düzeyine yükseldi. Asıl ilginç soru bu nedenle Türkiye’nin bugün pahalı mı ucuz mu olduğu değil; fiyat haritasının nasıl değiştiği.</p>
<p>2019’da Hollanda’ya kıyasla gıda ne kadar ucuzdu, bugün ne kadar ucuz? Aynı hesabı otomobil, elektronik, giyim, restoran, konut ve kişisel hizmetler için yaptığımızda ne görüyoruz? Eğer ticarete konu olan malların fiyatları Avrupa düzeyine hızla yaklaşırken yerel ve emek yoğun hizmetlerde fark daha yavaş kapanmışsa, Türkiye’nin “ucuz ülke” olma biçimi de değişmiş demektir.</p>
<p><strong>Türkiye’nin ucuzluğu nerede?</strong></p>
<p>Albert Heijn’de başlayan soruya dönersek cevap daha net. Türkiye Hollanda’dan hâlâ belirgin biçimde ucuz bir ülke. Ama Türkiye’nin ucuzluğu market rafında düşündüğümüzden çok daha az.</p>
<p>Benim 30 ürünlük küçük egzersizim bunu çok net hissettirdi. Eurostat’ın binlerce mal ve hizmeti kapsayan karşılaştırması ise nedenini gösteriyor. Mesele satin alma gücü paritesinin (PPP) yanlış olması değil; PPP farkının hangi fiyatlardan oluştuğu ve bu bileşimin yüksek enflasyon yıllarında nasıl değiştiği.</p>
<p>Belki de sormamız gereken, Türkiye’nin hâlâ ucuz olup olmadığı değil; yüksek enflasyon yıllarında neyin ucuz, neyin pahalı hâle geldiği ve Türkiye’nin “ucuzluğunun” tam olarak nerede kaldığıdır.</p>
<p><strong><em>Veri notu</em></strong></p>
<p><em>2025 karşılaştırmalı fiyat düzeyi verileri Eurostat’ın Avrupa Karşılaştırma Programı ve TÜİK’in 18 Haziran 2026 tarihli Satınalma Gücü Paritesi bültenine dayanmaktadır. Market karşılaştırması 17 Ağustos 2026 tarihindeki Migros ve Albert Heijn fiyatlarından oluşturulan 30 ürünlük gözlem egzersizidir; resmi bir fiyat endeksi değildir.</em></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Herkesin satın alma gücü aynı değil</strong></span></p>
<p>Satın alma gücü paritesi, ülkeleri karşılaştırmak için kapsamlı ve temsili bir tüketim sepeti kullanıyor. Bu gerekli. Ama esasında hiçbirimiz “ortalama tüketici” değiliz.</p>
<p>Otomobil alan, elektronik ürün kullanan, yurt dışına seyahat eden, ithal veya markalı ürün tüketen ve gelirinin önemli bölümünü gıda ile dayanıklı tüketim mallarına harcayan kentli bir hanenin karşılaştığı göreli fiyatlar resmi ortalamadan farklı olabilir. Türkiye’de kişisel ulaşım araçları AB ortalamasının yüzde 56, bilgi ve iletişim ekipmanları yüzde 18 üzerinde; gıda ise yalnızca yüzde 23 altında. Buna karşılık konut, sağlık, eğitim ve bazı yerel hizmetlerde Türkiye çok daha ucuz. Demem o ki, hepimizin kendine ait bir kişisel satın alma gücü paritesi var.</p>
<p><em> </em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-ucuzlugu-nerede-85921</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/1/1280x720/366-1787290155.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin ucuzluğu nerede? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kari-397-milyon-liraya-cikarken-hissenin-fiyati-yuzde-57-asagida-kaldi-85919</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kârı 397 milyon liraya çıkarken hissenin fiyatı yüzde 57 aşağıda kaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gayrimenkul sektöründeki şirketlerden dokuzu mevcut kârını büyütürken altısı zarardan kâra geçti. Torunlar GMYO 4,81 milyar TL kâr hacmiyle ilk sırada duruyor. Kâr artışı ilgi çekici olsa da kaynağının faaliyet mi yoksa kağıt üstündeki değerleme mi olduğu göz ardı edilmemeli.</strong></p>
<p>Borsada gayrimenkul yatırım ortaklıkları yılın ilk yarısında zarardan kâra dönmeleri ve kâr büyümesiyle dikkat çekiyor. Torunlar GMYO 4,81 milyar TL ve Asce GMYO 4,7 milyar TL kârla öne çıkarken, Reysaş GMYO 10,41 milyar TL kâr erimesi yaşadı. Trend GMYO ise kâr artış hızıyla ilgiyi üzerine çekiyor. Yatırımcılar artan kârlara bakarak bilançolara nakit girdiğini düşünebilir. Oysa milyarlarca liralık kârların altında her zaman güçlü satış gelirleri olmaz. Bazen varlık değerlemeleri ya da ertelenmiş vergi kalemlerinden kârlarla büyüyebilir. Bu nedenle yalnızca bilançonun kâr satıra bakıp şirketin operasyonlarına bakmadan karar vermek zarara sebep olabilir.</p>
<h2>Kârın kaynağı hisse senedi</h2>
<p>Yılın ilk yarısında sadece 2,97 milyon TL gelir elde eden Trend GMYO, dönem sonu kârını 397,8 milyon TL’ye taşıdı. Yaşanan kâr büyümesinde portföydeki hisse senetlerinin güncel değerinin 615,2 milyon TL’ye çıkması etkili oldu. Oluşan kâr büyümesi hissenin fiyatını yukarı çekmeye yetmezken, hisse yılbaşından bu yana %56,71 geriledi. Alarko GMYO, altı aylık dönemde kârını %211 büyüterek 395,5 milyon TL’ye çıkardı. Firma bu dönemde satış gelirini %7 düşürerek 111,7 milyon TL’ye indirdi. Zayıf kalan gelire rağmen kârın bu denli artmasının kaynağı 910,8 milyon TL tutarındaki parasal pozisyon kazancı oldu. Hissenin fiyatı ise mayısta test ettiği 8,35 TL’nin hayli gerisinde duruyor.</p>
<h2>Ertelenen vergi kârı büyüttü</h2>
<p>Asce GMYO, 4,7 milyar TL ile sektörün en hacimli ikinci kârını gerçekleştirdi. Altı aylıkta yalnızca 101,5 milyon TL geliri olan firmanın mali tablosundaki 4,78 milyar TL tutarındaki ertelenmiş vergi kalemi, kârın büyümesinde önemli faktör oldu. Fiyatı ise borsaya geldiği üç yıl önceki rakamının altında hareket ediyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87df625f69d-1787289442.png" alt="" width="999" height="529" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>ÖZSERMAYE Mİ, AKTİFLER Mİ?</strong></p>
<p>Özsermaye; bağımsızlık, dayanıklılık, gerçek değer, temettü potansiyeli, güven. Kaldıraç eksikliği, yüksek maliyet, atıl kaynak, sermaye sulanması. Aktifler; üretim gücü, hakimiyet, gelir kapasitesi, teminat, korunma. Finansman yükü, amortisman gideri, likidite sorunu, masraf, atıl kapasite riski.</p>
<p><strong>Yatırımı için gerekli teşviği aldı. Önümüzdeki yıl seri üretime geçmeyi hedefliyor</strong></p>
<p>Bosch Fren’in yeni ürünü ne zaman pazara çıkacağı belli mi? ● Yusuf Bakır</p>
<p>Yusuf, Bosch Fren haziranda yaptığı açıklamada ticari araç sistemleri alanında üretmeyi planladığı yeni üründen bahsederken, çalışmalar henüz erken aşamada bulunuyor. Gerçekleştireceği yatırımla ilgili yaklaşık 268 milyon TL tutarındaki Yatırım Teşvik Belgesinin onaylanmış olması ise süreci hızlandıracak bir gelişme. Projeye ait ilk yatırım siparişinin 2026 yılı içerisinde verilmesi planlanıyor. Yatırımın tamamlanmasının ardından seri üretime önümüzdeki 2027 yılı içerisinde geçilmesi öngörülüyor. Ancak verilen kesin bir takvim bulunmuyor.</p>
<p><strong>Mısır’daki firmayla yaptığı görüşme belirsizlikler nedeniyle olumsuz sonuçlandı</strong></p>
<p>Koleksiyon Mobilya’nın Mısır açılımından vazgeçme sebebi nedir? ● İrfan Topal</p>
<p>İrfan, Koleksiyon Mobilya 2023 yılında yaptığı açıklamada Mısır merkezli bir firmayla kendi markası altında lisanslı üretim de dahil olmak üzere iş birliği yapılmasına yönelik görüşmelere başladığını duyurmuştu. Ancak jeopolitik riskler ve lojistik belirsizlikler yüzünden söz konusu görüşmeler sona erdi. Şirket, ilerleyen dönemlerde yatırım ortamının yeniden uygun hale gelmesi halinde benzer fırsatların tekrar değerlendirilebileceğini belirtmekle yetindi. Söz konusu açıklama, şirketin küresel pazarlara yöneliminin olduğunu işaret ediyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>SSK fonu sağlık sektörüne yatırımda bulunarak bir yılda %45 getiri sağladı</strong></p>
<p>Deniz Portföy’ün yönetimindeki Sağlık Sektörü Değişken Fon (SSK), Aralık 2024’ten bu yana işlem görüyor. Nisandan itibaren yükseldiği gözlenen fonun hacminde artış dikkat çekiyor. Ağustosta büyüklüğü 48,01 milyon TL olurken önceki aya göre sınırlı bir artış gözlendi. Temmuzda nakit girişi sağlamayı başaran fondan ağustosta 1,13 milyon TL para çıkışı yaşandı. Yatırımcı sayısı ise artarak 583 kişiye çıktı. Fonun doluluk oranı %27,40 seviyesinde bulunuyor. Temel stratejisi, sağlık sektöründe faaliyet gösteren şirketlere yatırımda bulunmak üzerine kurulu. Portföyünün %37,93’ü yabancı hisse senedi ve %22,81’i yabancı borsa yatırım fonlarından oluşuyor. Sağlık temasına yatırım yapmak isteyenlere hitap ediyor. Son bir yılda %44,76 getiri sağlarken, aynı sürede %36,86 yükselen BIST 100 Endeksini geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Lider Faktoring, piyasadan TLREF + %4,25 faizle 150 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Lider Faktoring, nitelikli yatırımcılara yönelik 19.08.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 150.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+%4,25 olarak belirlendi. 226 gün vadeli bononun, aralık ve nisan olmak üzere toplamda 2 kupon ödemesi bulunuyor. Bononun vade tarihi 02.04.2027 olarak açıklandı. 19 Ağustos itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %39,83 seviyesinde bulunuyor. Verdiği %4,25 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFLDFK42718 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87df3e8fa12-1787289406.png" alt="" width="975" height="240" /><strong>ULUSOY UN</strong></p>
<p><strong>Yenilenebilir enerji yatırımları için EBRD kredisinin ilk dilimi hesabına geçti</strong></p>
<p>Ulusoy Un, daha önce duyurusunu yaptığı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile imzaladığı 80 milyon euro limitli kredi anlaşması kapsamında, ilk etap kullanımı gerçekleştirdi. Bu kapsamda 6,5 milyon euro ve 2,7 milyon dolar tutarındaki kredi şirketin hesabına geçti. Sağlanan fonun 6,5 milyon euroluk kısmı Manisa ve İzmir’de yapılmakta olan RES projelerinde, dolar cinsi kısmı ise Temiz Teknoloji Fonu faaliyetlerinde kullanılacağı belirtildi. Firma, gerçekleştirdiği girişimi neticesinde yeşil enerji yatırımları için yurt dışından uygun koşullarda nakit temin etmiş oldu.</p>
<p><strong>DİRİTEKS</strong></p>
<p><strong>Gelirini çeşitlendirmek için sağlık alanındaki şirketin paylarını alacak</strong></p>
<p>Diriteks Tekstil, faaliyetlerini çeşitlendirmek ve gelirini büyütmek amacıyla Büyük Anadolu Sağlık Hizmetleri firmasının %62,84’ünü devralmak üzere dört ayrı sözleşme imzaladı. Trive Yatırım tarafından hazırlanan değerleme raporunda 592,4 milyon TL olarak belirlenen şirket değeri üzerinden, alınan payların toplam bedeli 372,25 milyon TL olarak belirlendi. Gerçekleştirilecek alımın finansmanı için şirket 39,35 milyon TL nominal tutarlı tahsisli sermaye artırımına gideceği ve elde edilecek nakdin bu alımda kullanılacağı belirtildi. Firma, sağlık alanına yöneliyor.</p>
<p><strong>BORUSAN BORU</strong></p>
<p><strong>ABD’deki bağlı iştiraki üzerinden sipariş alırken teslimatlar seneye başlıyor</strong></p>
<p>Borusan Boru, ABD’de faaliyet gösteren bağlı ortaklığı Borusan Berg Pipe aracılığıyla farklı müşterilerden toplam yaklaşık 360 milyon dolar tutarında yeni siparişler aldı. Tutar yıllık cirosunun %24,13’ü seviyesinde. Güncellenen üretim takvimine göre bu siparişlerin büyük bölümü 2027 yılı içerisinde üretilerek sevk edilecek ve konsolide gelirlerine katkısı önümüzdeki yıl içinde olacak. Kalan bölüm ise 2028 yılına sarkacak. Şirket, küresel pazardaki etkinliğini hacimli bir teslimat takvimiyle şimdiden güvence altına alırken; 2027 ve 2028 yıllarına ciro katkısı olacak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Ağaoğlu GYO’nun borsaya geldiği nisandan bu yana sürekli gerileyen bir eğilimi var</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87df266ce6d-1787289382.png" alt="" width="291" height="234" />Ağaoğlu GYO’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %9,54 ile toplamda 492,2 bin lot artarak 5,65 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 23’ten 18’e geriledi. DUH fonu 484,8 bin lot ile en fazla alımı yaparken, GO9 250 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Hisse için öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hisse, geçtiğimiz nisan ayında borsaya geldiğinde ilk iki işlem gününde tavan yaparak 24,90 TL’ye kadar çıksa da sonrasında gelen satışlarla birlikte geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kari-397-milyon-liraya-cikarken-hissenin-fiyati-yuzde-57-asagida-kaldi-85919</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kârı 397 milyon liraya çıkarken hissenin fiyatı yüzde 57 aşağıda kaldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/altinda-kota-darbesi-buyuyor-85916</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altında kota darbesi büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türkiye’nin cari açığına negatif etkisi nedeni ile 2023 Ağustos ayında altın ithalatına getirilen kotanın sektöre negatif etkisi derinleşiyor. Geride kalan 3 yılda ihracattaki düşüş artarken, kapanan işletme ve istihdam çıkışları devam etti. Sektörde bu yıl, yüksek faiz getirisi, nakit ihtiyacı nedeni ile düşen altın talebi uluslararası piyasa ile fiyat farkını kapatırken ve hatta bazı dönemlerde negatife dönerken hem iç piyasada hem ihracatta düşüş arttı. Borsa İstanbul Kıymetli Madenler Piyasası verilerine göre Türkiye’nin altın ithalatı Temmuzda bir önceki aya göre yüzde 37,7 düşüşle 4 ton 455 kilograma geriledi. İlk 7 aylık ithalat ise bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 33,2 düşüşle 72 ton 94 kilogramdan 48 ton 137 kilograma geriledi. İthalattaki düşüşün temel nedenini, 2023’te uygulamaya alınan işlenmemiş altın ithalat kotası ve hariçte İşlem Rejimine yönelik getirilen kısıtlamalar oluştururken, altın fiyatlarının ve nakit ihtiyacının fiziki talebi ve dolayısıyla ithalatı baskıladığı görüldü. Yılın ilk 7 ayında altın, gümüş ve mücevherat ithalatının da 2,1 milyar dolar azalması, uygulamanın sektördeki etkisinin boyutunu ortaya koyuyor.</p>
<h2>7 aylık ihracat yüzde 27 düşüşte </h2>
<p>Kota uygulamasının etkisi ihracat tarafında da kendisini gösterdi. Mücevher İhracatçıları Birliği'nin TİM verilerine dayanan raporuna göre sektör ihracatı Temmuz ayında 802,3 milyon dolarla hazirana göre yüzde 79 artarken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,5 yükseldi. Ancak ilk 7 aylık ihracat 3,70 milyar dolarda kalarak geçen yılın 5,07 milyar dolarlık seviyesine göre yüzde 27 geriledi. İhracatın miktarına bakıldığında kotanın etkisi çok daha net görülüyor. 2021’de yıllık bazda 181,3 ton olan ihracat miktarı kota ile birlikte sert bir şekilde geriledi ve 2023’te 170,8 ton, 2024’te 158,4 ton ve 125’te ise 1253 tona düştü. Bu yıl ise ihracat miktarı geçen yıla göre yüzde 67 düşüşte.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87dbab54b5e-1787288491.png" alt="" width="397" height="252" /></p>
<h2>İhracat tonaj bazında yüzde 67 geriledi </h2>
<p>Mücevher İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Özcan, altın ithalatına getirilen kotanın sektörde son üç yıldır ciddi kayıplara yol açtığını belirterek, ihracatın tonaj bazında yatay görünmesine karşın altın fiyatlarındaki artış dikkate alındığında değer bazında yüzde 67’ye varan düşüş yaşandığını söyledi. Özcan, kota nedeniyle üretim ve istihdamın da ağır darbe aldığını ifade etti. Türkiye’nin mücevher ithalatının 2024’te yaklaşık 6 milyar dolara çıkmasının temel nedenlerinden birinin hariçte işleme rejimi olduğunu belirten Özcan, bu kapsamda ithal edilen ürünlerin Türkiye’de işlenerek yeniden ihraç edildiğini söyledi. Hariçte işleme izinlerinin kaldırılmasıyla birlikte ithalatın da sert biçimde gerilediğini ifade eden Özcan, bunun ihracat tarafında da etkileri olduğunu kaydetti. Özcan, son günlerde ihracat rakamlarında görülen sıçramanın ise doğrudan mücevher sektöründeki toparlanma olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Ağustosun son 11 gününde ihracatta “inanılmaz” bir artış görüldüğünü belirten Özcan, bu yükselişin ana kaleminin külçe altın ve külçe gümüş olduğunu söyledi. </p>
<h2>Külçe altında 1.500 dolara varan fark </h2>
<p>Türkiye’de iç talebin zayıflaması nedeniyle altın ve gümüşün uluslararası fiyatlara göre daha düşük seviyelerden işlem gördüğünü belirten Özcan, bu fiyat farkının külçe metal ihracatını cazip hale getirdiğini söyledi. Özcan, “Şu anda uluslararası fiyattan 1.000-1.500 dolar daha uyguna Türkiye’de altın var. Ondan dolayı ihracat patlamış durumda. Külçe altın ihracatı yapılıyor. Mücevher ihracatı ise yine ekside” dedi. Bu nedenle son dönemdeki ihracat artışının mücevher üreticilerinin siparişlerindeki artıştan kaynaklanmadığını vurgulayan Özcan, “Bunun aslında mücevherciyle çok fazla alakası yok” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>Kuyumcukent’te üretim neredeyse durdu </h2>
<p>Kota uygulamasının sektörde kapanma ve istihdam kayıplarını da beraberinde getirdiğini söyleyen Özcan, özellikle Kuyumcukent ve Yeni Bosna bölgesindeki büyük firmaların personel sayılarında yüzde 40-50’ye varan azaltmaya gittiğini belirtti. Özcan, sektördeki mevcut tabloyu “Kuyumcukent’e gittiğiniz zaman hayalet şehir gibi” sözleriyle anlattı. Yakın zamanda ziyaret ettiği bir imalathanede 25 kişinin çalıştığını ancak üretim tezgahlarında yalnızca üç kişinin bulunduğunu aktaran Özcan, kalan çalışanların işlerin azalması nedeniyle beklediğini söyledi. Firmaların çalışanlarını tamamen işten çıkarmak yerine mümkün olduğunca istihdamı korumaya çalıştığını belirten Özcan, bunun temel nedeninin sektör yeniden canlandığında yetişmiş personel bulmanın zorluğu olduğunu ifade etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Talep hareketlenmeye başladı</span></h2>
<p>İstanbul Mücevherciler Kuyumcular ve Sarraflar Derneği Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Yıldırımtürk, Kapalıçarşı’da talebin yeniden arttığını, geçen hafta eksiye dönen uluslararası piyasa ile iç piyasa arasındaki altın fi yat farkının ise eşitlendiğini söyledi. İçerideki likidite sıkışıklığının alımları zayıflattığını belirten Yıldırımtürk, önümüzdeki dönemde ekonomik program kapsamında atılacak adımlarla talebin artması halinde fi yatların yeniden uluslararası piyasanın üzerine çıkabileceğini ifade etti. Altın ithalatının temmuzda 4,5 tona gerilediğini, ihracattaki artışın ise geçici olduğunu kaydeden Yıldırımtürk, “Kota devam ederse ithalat biraz artabilir, ihracat da azalabilir. Muhakkak bu kotanın kaldırılması gerekir” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fiyat farkı kapanırsa metal ihracatı da yavaşlar</span></h2>
<p>Son dönemde külçe altın ihracatında görülen artışın kalıcı olmayabileceğini belirten Özcan, bunun Türkiye ile uluslararası piyasalar arasındaki fiyat farkına bağlı olduğunu söyledi. İç piyasada talebin artması ve uluslararası altın fi yatlarının yükselmesiyle birlikte Türkiye’deki fiyatların dünya fiyatlarına yaklaşacağını ifade eden Özcan, bunun da külçe metal ihracatındaki artış hızını düşüreceğini kaydetti. Özcan, “Uluslararası piyasalarda fiyatlar biraz yukarı doğru gitmeye başladı. Bu biraz eşitleyecektir fiyatları, talebi artıracaktır iç piyasada. O da ihracatı düşürecektir, ihracatın artış hızını azaltacaktır” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">11,1 milyarlık kaçak altın yakalandı</span></h2>
<p>Altın piyasasında bir diğer dikkat çekici gelişme ise gümrüklerdeki değerli maden yakalamaları oldu. Ticaret Bakanlığı'nın 2026 yılı eşya gruplarına göre verilerine göre, ilk 7 ayda değerli maden grubunda 11 milyar 166 milyon TL'lik yakalama gerçekleştirildi. Bunun 6 milyar 11 milyon TL'si nisanda, 1 milyar 931 milyon TL'si ise temmuzda kaydedildi. Ocak ayında 1 milyar 30 milyon TL olan değerli maden yakalamaları şubatta 489 milyon TL'ye, martta 364 milyon TL'ye gerilerken, nisanda yılın en yüksek seviyesi olan 6 milyar 11 milyon TL'ye çıktı. Mayısta 977 milyon TL'ye ve haziranda 365 milyon TL'ye gerileyen tutar temmuzda yeniden 1 milyar 931 milyon TL'ye yükseldi. Böylece nisan ve temmuzdaki yüksek tutarlı operasyonlar, ilk 7 aydaki değerli maden yakalamalarının yaklaşık yüzde 71'ini oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/altinda-kota-darbesi-buyuyor-85916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/Kuyumcu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın ithalatına 2023’te getirilen kota, mücevher sektöründe daralmayı derinleştirdi. İlk 7 ayda altın ithalatı yüzde 33,2, mücevher ihracatı yüzde 27 gerilerken, sektörde istihdam kaybı ve işletme kapanışları sürdü. İç talepteki zayıflama fiyat farkını da kapatırken, son dönemdeki külçe altın ihracatındaki artışın ise geçici olduğu belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-donusum-destegi-ihracatciyi-heyecanlandirdi-85915</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Döviz dönüşüm desteği ihracatçıyı heyecanlandırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın önceki gün yaptığı açıklamada döviz dönüşüm desteğinin 1 Ekim’den itibaren artırılacağını gündeme taşıması, bu alanda uzun süredir beklenti içerisinde olan sanayicileri heyecanlandırdı.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87da32cf03d-1787288114.png" alt="" width="233" height="317" /></p>
<p>Açıklama yapan Akdeniz Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (ADMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi İnceatan, Türkiye’nin ihracatçı sektörlerinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü koruyabilmesi için destek mekanizmalarının sektörlerin gerçek maliyet yapıları dikkate alınarak şekillendirilmesi gerektiğini söyledi. Bakan Bolat’ın açıklamışını memnuniyetle karşıladıklarının altını çizen İnceatan, demir çelik sektörünün yeni düzenlemeler kapsamında üst seviyede desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. İhracatçı sektörlerin sadece çalışan sayısıyla değil, üretim süreçleri, işçilik ve enerji maliyetleri ile uluslararası rekabet koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Rahmi İnceatan, ihracatçının küresel pazarlarda ciddi bir maliyet baskısıyla karşı karşıya olduğunu belirtti.</p>
<p>Bazı alanlarda sadece Çin değil Avrupalıların da gerisinde kaldıklarına değinen İnceatan, “Bugün Çin ile fiyat rekabeti yapmakta zorlanıyoruz. Ancak sorun sadece Çin değil; bazı sektörlerimizde Avrupa’daki rakiplerimizden bile daha yüksek üretim maliyetleriyle karşı karşıyayız. Hem Çin’in düşük maliyetli üretimiyle mücadele ediyoruz hem de Avrupa’daki rakiplerimiz karşısında maliyet avantajımızı kaybediyoruz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Artan maliyetleri aynı oranda ürün fiyatlarına yansıtamadıklarından yakınan İnceatan, “Dünya pazarlarında alıcının önünde çok sayıda alternatif var. Maliyetlerimiz yükseldiğinde bunu tamamen fiyatlarımıza yansıtamıyoruz. Bu durum ihracatçımızın kâr marjını ve rekabet gücünü doğrudan etkiliyor” dedi. İnceatan, işçilik maliyetlerinin yanı sıra enerji, finansman ve lojistik giderlerinin de sanayicinin rekabet gücü üzerinde belirleyici olduğunu aktarırken, “İşçilik maliyetleri önemli bir yük oluşturuyor ancak tek başına değerlendirilmesi yeterli değil. Enerji maliyetleri de üretim maliyetlerinin ciddi bir kısmını oluşturuyor. İşçilik, enerji, finansman ve lojistik maliyetleri bir araya geldiğinde ihracatçımızın üzerindeki toplam maliyet baskısı ağırlaşıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-donusum-destegi-ihracatciyi-heyecanlandirdi-85915</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/ihracat-ticaret-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz dönüşüm desteği ihracatçıyı heyecanlandırdı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/otomotivde-ne-icindeyiz-ne-disindayiz-zamanin-85914</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotivde ‘ne içindeyiz, ne dışındayız zamanın’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Üstelik TAYSAD’ın da üyesi olduğu Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği CLEPA, Avrupa malı olmak için gereken yüzde 70 yerel içerik şartının kendilerince zaten sağlandığını ve hatta bataryalı elektrikli araçlarda bu oranın yüzde 83, hibrit elektrikli araçlarda yüzde 89 olduğunu söyleyerek, “Avrupa Malı için eşik değerlerini düşük tutmayın. Kriterleri sulandırmayın. Gerçek Avrupa Malı’nı ödüllendirin” mesajı veriyor.</strong></p>
<p>Son 30 yılın en ‘parlak’ sektörü otomotiv, diğer bazıları gibi AB’nin sanayide yerlileşme programının baskısı altında. Ana sanayiciler üretim ve ticarette mevcut pozisyonu kaybetmeden Gümrük Birliği’nin avantajlarıyla satışlarını daha da artırma peşindeler. Türkiye’de üretim yapan şirketlerin büyük bölümünün AB şirketlerinin ortaklığında olması; AB’de bu sektörün çatı kuruluşu Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) Türkiye’de önceden ‘iyi niyetle’ yapılmış yatırımların cezalandırılmaması gerektiği düşüncesi ve bu nedenle ‘kazanılmış hakların korunması’ gibi bir formül üretmesi, yerli otomotivcileri umutlandırıyor.</p>
<p>Otomotivde bir de yan sanayi tarafı var. 550 kadarı TAYSAD üyesi olan 600’den fazla firma bu sektörün tedarikçileri. 250 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor. Tedarikçilerin çoğunluğunun AB başta olmak üzere yabancı sermayeli olduğu biliniyor. Nitekim TAYSAD da Avrupa Otomotiv Tedarik Sanayicileri Derneği’nin (CLEPA) üyesi. Yılın ilk yarısında yapılan üretimle yine AB ağırlıklı olmak üzere 8 milyar doları aşkın ihracat performansları var.</p>
<p>Türkiye’de yapılan üretim Gümrük Birliği anlaşması nedeniyle AB menşeli mi? Tedarikçilerin verdiği yanıt, bugün için “İçinde de değiliz, dışında da değiliz.” şeklinde. Peki, bu ne demek? “Yarın AB’nin içinde de kabul edilebiliriz, dışında da…” anlamına mı geliyor?</p>
<p>Sanayi Hızlandırma Yasası taslağının bazı hükümlerinin tedirgin ettiği tedarikçiler açısından bu süreç bir ‘maraton’ olarak görülüyor. Bu maratonda AB ile birlikte koştuğumuz dile getirilerek çözümün zamanla üretileceği söyleniyor.</p>
<p>Bu süreçte otomotivin tüm kazanımlarının korunabilmesini Gümrük Birliği’nin güncellenmesinden beklemek pek gerçekçi görünmüyor. Çünkü bir bütün olarak güncellemenin içinde ekonomi dışı koşullar da var. Bu nedenle ‘nihai uzlaşma’ için ikili anlaşma, ek protokol gibi formüller daha gerçekçi bulunuyor. Çözümün bugünden yarına değil, ‘maraton’ koşusundaki gibi daha uzun zamanda üretilmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>Çözümün anahtarı karşılıklılık</strong></p>
<p>Bu kapsamda tarafların ‘karşılıklılık’ esasına göre kamu alımlarını birbirlerine açmaları çözüm açısından anahtar bir rol oynuyor. Bu arada İhale Kanunu’na “Kamu alımlarında mütekabiliyet” başlıklı ek madde eklenerek gerekli hazırlık yapıldı. Yetki verilen Cumhurbaşkanı kamu malı ihalelerinde yerlilere tanınan hak ve avantajları AB firmalarına da, ülke veya ürün bazında, kısmen veya tamamen tanıyabilecek. Şimdi ‘karşı’ tarafın adımı bekleniyor.</p>
<p>Tedarikçilere göre aranan çözümün bulunmasında Türkiye’ye yatırım yapmış yabancı tedarikçilerin varlığı bir başka güvence. Ayrıca AB için otomotivde ithalat ve ihracatın neredeyse aynı miktarda dengeli olarak ilerlemesi de bir başka avantaj.</p>
<p>Bu görüş, Türkiye’nin 117 milyar dolarlık AB ihracatı içinde 42 milyar dolarlık otomotiv ihracatının yüzde 70’inin yer alması nedeniyle, “Biz otomotiv tedarik zincirinin çok önemli bir halkasıyız. Bu kolaylıkla göz ardı edilebilecek bir durum değil. Üstelik mevcut metin Türkiye’nin dışında Japonya ve Güney Kore gibi ülkeleri de ‘güvenilir ortak’ olarak koruyor. Bu nedenle biz kendimize özel maddeleri daha da genişletmek zorundayız. Üstelik Türkiye’deki Avrupalı firmalar Avrupa’ya toplamın yüzde 70’i civarında ihracat yapıyorlar. Sonuç olarak büyük bir oyunun, büyük bir oyuncusuyuz.” şeklinde gelişiyor.</p>
<p>Yine de bugün itibarıyla flu bir ortamda olduğumuz, geleceği görememenin gerginliğini yaşadığımız tartışılmaz. Örneğin menşe belirleme sürecinde ‘güvenilir partner’ olarak görülen Türkiye için ‘güvenilir olmak’ ne anlama geliyor? Yapacaklarıyla bundan sonra ‘güvenilir’ olmaya mı devam edecek? Yoksa yaptıklarıyla ‘güvenilir’ kalmaya mı devam edecek? Bu sorunun da net bir yanıtı verilemiyor. Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) “Türkiye’de ‘iyi niyetle’ yapılmış yatırımlar atıl kalmasın derken, aynı ‘tehlike’yi bizim görmüyor olmamızın anlamı ne?”</p>
<p><strong>CLEPA kriterlerin sulandırılmasını istemiyor</strong></p>
<p>Üstelik TAYSAD’ın da üyesi olduğu Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği CLEPA biraz daha farklı düşünüyor.</p>
<p>Yerlilik için gerekli yüzde 70 yerel içerik şartının kendilerince zaten sağlandığını ve hatta bataryalı elektrikli araçlarda bu oranın yüzde 83, hibrit elektrikli araçlarda yüzde 89 olduğunu söylüyor. Karar alıcılara da, “Avrupa Malı için eşik değerlerini düşük tutmayın. Kriterleri sulandırmayın. Gerçek Avrupa Malı’nı ödüllendirin.” mesajı veriyor. Ve hangi ülkelerin ‘güvenilir ortaklar’ olarak sayılacağının tanımlanması konusunda ayrı bir başlık açarak Türkiye’den söz etmeden, EFTA ülkeleri ve İngiltere’nin Birlik tanımı içine alınmasını öneriyor. Bunun gerekçesi olarak da ‘otomotiv tedarik zincirlerinin yüksek düzeydeki düzenleyici uyumu, karşılıklılığı ve entegrasyonu’nu gösteriyor.</p>
<p>Ucuz işgücünden yararlanırken üretim teknolojisini de kaptırdığı Çin’in yerine Hindistan’ı koymaya çalışan AB’nin, Türkiye otomotiv sanayisinde üreticilerin ve tedarikçilerin yarısı Avrupalı iken, Türkiye otomotiv sanayisine Çin muamelesi çekmesi, AB’den gelecek adına ekonomik umut da bekleyenler açısından oldukça ürkütücü görünüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/otomotivde-ne-icindeyiz-ne-disindayiz-zamanin-85914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotivde ‘ne içindeyiz, ne dışındayız zamanın’ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/is-kazasi-sonrasi-isg-egitimi-85913</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş kazası sonrası İSG eğitimi </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İlave eğitim verilmesinin temel amacı iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında çalışanın aynı risklerle tekrar karşılaşmasının önlenmesi, kazaya neden olan koşulların çalışana açıklanması ve güvenli çalışma yöntemlerinin yeniden hatırlatılmasıdır. </strong></p>
<p>İş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, yalnızca işe girişte veya belirli periyotlarda verilen genel eğitimler değildir. İş yerinde meydana gelen iş kazaları veya meslek hastalıkları sonrasında, işe dönen çalışanların yeniden işe başlamadan önce özel olarak bilgilendirilmesi ve güvenli çalışma yöntemleri konusunda tekrar eğitilmesi gerekmektedir.</p>
<p>6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun “Çalışanların eğitimi” başlıklı 17’nci maddesinde, iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana, işe başlamadan önce ilave eğitim verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. </p>
<p>Benzer şekilde, Çalışanların İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitimlerinin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’in 19’uncu maddesinde iş kazası geçiren veya meslek hastalığına yakalanan çalışana, işe dönüşünde ve çalışmaya başlamadan önce ilave eğitim verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 13’üncü maddesi uyarınca iş kazası;</p>
<p>- Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,</p>
<p>- İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle,</p>
<p>- Sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,</p>
<p>- Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçirdiği zamanlarda,</p>
<p>- Süt izni sırasında,</p>
<p>- Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında,</p>
<p><strong>İlave eğitim somut </strong><strong>olaya özgü hazırlanmalıdır</strong></p>
<p>Meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>5510 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesinde ise “Meslek Hastalığı” hüküm altındadır. Meslek hastalığı, sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleridir.</p>
<p>İlave eğitim verilmesinin temel amacı iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında çalışanın aynı risklerle tekrar karşılaşmasının önlenmesi, kazaya neden olan koşulların çalışana açıklanması ve güvenli çalışma yöntemlerinin yeniden hatırlatılmasıdır. </p>
<p>Bu nedenle ilave eğitim, genel İSG eğitiminden farklı olarak somut olaya özgü hazırlanmalıdır. Eğitimde, yaşanan iş kazasının veya meslek hastalığının nedenleri değerlendirilmeli; çalışanın hangi risklerle karşılaştığı, bu risklere karşı hangi önlemlerin alınması gerektiği ve aynı olayın tekrar yaşanmaması için hangi güvenli çalışma yöntemlerinin uygulanacağı açıklanmalıdır.</p>
<p>İş kazası veya meslek hastalığı sonrası işe dönen çalışana verilecek ilave eğitim hususunda, işverenler açısından dikkat edilmesi gereken önemli konu, bu eğitimin çalışanın işe başlamasından önce verilmesidir. </p>
<p>Çalışan iş kazası veya meslek hastalığı sonrasında işe dönmüş ancak ilave eğitim verilmeden çalışmaya başlatılmışsa, sonraki dönemde meydana gelebilecek olası bir iş kazasında işverenin kusur değerlendirmesini de etkileyebilecektir. </p>
<p><strong>Eğitime ilişkin bilgi ve belgelerin muhafaza edilmesi önemlidir</strong></p>
<p>Özellikle kazanın, önceki iş kazasının sebepleri, aynı riskler veya güvenli çalışma yöntemlerine aykırı uygulamalarla bağlantılı olması halinde, işverenin çalışana gerekli ilave eğitimi vermemiş olması, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerinin eksik yerine getirildiği şeklinde değerlendirilebilir. Bu durum, olası yargı veya denetim süreçlerinde işverenin kusur oranını artırıcı bir unsur olarak dikkate alınabilecektir.</p>
<p>Son olarak, verilen eğitimin kayıt altına alınması ve işçinin özlük dosyasında eğitime ilişkin bilgi ve belgelerin muhafaza edilmesi de önemlidir. Eğitimin tarihi, süresi, içeriği, eğitimi veren kişi ve çalışanın katılımı yazılı olarak belgelenmelidir. Konuya ilişkin bilgi ve belgeler ile işverenin yükümlülüğünü yerine getirdiği ve sonraki denetim ve uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlanacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/is-kazasi-sonrasi-isg-egitimi-85913</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş kazası sonrası İSG eğitimi  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-bir-rejim-tartismasi-uzerine-85912</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni bir rejim tartışması üzerine…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabancı Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berk Esen sosyal medya hesabında şöyle yazdı:</p>
<p>“Muhalif kamuoyunun büyük bölümü, haklı olarak, asıl amacın kalıcı bir otoriter rejim inşası olduğunu belirterek çerçeve yasaya karşı çıktı. Nitekim evet oyu kullanan Yeni Parti ve TİP vekilleri bile yasanın ne kadar sorunlu olduğunu kabul etti. Kürt siyasi hareketine yakın birçok siyasetçi, gazeteci ve yorumcu ise bu eleştirileri ‘ulusalcı öfke’ diye yaftalayıp yasaya büyük bir coşkuyla destek verdi.</p>
<p>Zamanla bu analizin ne kadar yanlış olduğu ve yasanın Kürt siyasi hareketini iktidara ne ölçüde bağımlı hâle getirdiği daha net görülecek. İbrahim Kaboğlu’nun da işaret ettiği gibi, DEM bu metne imza atarak PKK/KCK’nın terör örgütü olduğu kabulünü de üstlenmiş oldu. Toplumun büyük bölümünün desteklediği bu konuda artık hukuken başka bir yorum yapılamaz. Buna karşılık, Kürt siyasi hareketinin elde edeceği söylenen kazanımların neredeyse tamamı, karşılığında ne verileceği belli olmayan müzakerelere bırakıldı.</p>
<p>Ortaya son derece asimetrik bir tablo çıkıyor: Süreç çökerse, Kürt siyasetçiler terör örgütüyle mücadele kapsamında rahatlıkla yargılanabilir. Öte yandan, süreç devam ederse, ülke dışından gelen PKK’lılar Kürt siyasetinde kendilerine geniş bir yer bulacak. Her iki senaryoda da iktidarın pazarlık gücü artarken, sivil Kürt siyasetinin hareket alanı tamamen daralıyor.”</p>
<p>Buna karşılık yine medyadan öğreniyoruz ki Öcalan şöyle cümleler kurmuş:</p>
<p>“Demokratik Cumhuriyet Konferansı’nda çağrıcı grup vardı ya, onlar olsun öyle olsun demiyorum ama benzer biçimde kurucular kurulu olmalı. Cumhuriyetçi olunacak. Eskiden bağımsızlıkçıydık. Biz cumhuriyetle siz engelleseniz bile cumhuriyetçi olacağız. Bunun hem tarihsel hem de toplumsal zemini var. Çünkü Kürtler henüz cumhuriyete katılmamış. Solcular da hâlâ katılmadı cumhuriyete. Mustafa Suphi olayı var. Şefik Hüsnüler var. Solcular da cumhuriyet dışıdır. Böylesi sol grupları da dâhil edeceğiz. Hem solculuklarını hem cumhuriyetçiliklerini karşılayacak bir harekete ihtiyaç var. Bunun hazırlığına girin. İlk aşama (yasa geçer ve yürürlüğe girerse) başarılı geçerse zorunlu olarak devasa bir görev bizi bekliyor. Çok sayıda kişi ile görüşeceğiz. Metiner de Altan Tan da gelsin. Ahmet Davutoğlu ile görüşeceğim. Laik aydınlar da gelsin. Rıza Türmen örneğin. Onun gibileri Kurucular Kurulu’na davet edeceksiniz, bunu anlamanız gerekirdi. 50’lerde Demokrat Parti yapmıştı. Büyük bir Cumhuriyet hamlesine bir halk olarak, sadece bir halk değil kültür olarak katılıyoruz. Solcular da anlamıyorlar, ilk yüzyılda hepsi işkenceden geçti. Biz bu yüzyılda demokratik cumhuriyetle bütünleşiyoruz. Bu solcular için de bir fırsat, şerefli bir ortaklıktır.”</p>
<p>Doğrudur, yanlıştır… Katılırsınız katılmazsınız…</p>
<p>Ama “Kalıcı bir otoriter rejim inşası; Kürt siyasi hareketinin iktidara bağımlı hâle gelmesi; iktidarın pazarlık gücü artarken sivil Kürt siyasetinin hareket alanının tamamen daralması; Cumhuriyetçi olunacak. Eskiden bağımsızlıkçıydık; solcular da cumhuriyet dışıdır. Hem solculuklarını hem cumhuriyetçiliklerini karşılayacak bir harekete ihtiyaç var” gibi saptamalar hızla yeni rejim inşasına doğru evrilecekse, önceki rejimi kuran ve onun bekçisi olduğunu iddia eden CHP ve Yeni Parti gibi yapıların günlük siyasi tartışmaların dışına çıkamaması manidar değil mi? Tıpkı çerçeve yasa oylamasındaki evet ve hayırların gösterdiği gibi, kafaları mı karışık, yoksa “adam sendecilik” mi yapıyorlar? Yoksa çoktan yeni bir rejimi kabullendiler mi?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-bir-rejim-tartismasi-uzerine-85912</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni bir rejim tartışması üzerine… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istihdamda-son-durum-85911</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstihdamda son durum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya ekonomisinde istihdam piyasasını aynı anda değiştiren üç güçlü dalga var: Yapay zekâ, yükselen korumacılık ve artan jeopolitik riskler.</p>
<p>İlk bakışta birbirinden bağımsız görünen bu üç gelişme aslında aynı noktada birleşiyor. Yapay zekâ şirketlerin daha az çalışanla daha fazla üretmesine imkân veriyor. Korumacı politikalar üretimi yeniden ülke içine çekmeye çalışırken küresel ticareti yavaşlatıyor. Jeopolitik gelişmeler ise enerji maliyetlerini artırıyor, tedarik zincirlerini bozuyor ve şirketlerin yatırım kararlarını öteliyor.</p>
<p><strong>İşsizlik düşük ama yeni </strong><strong>iş bulmak zorlaşıyor</strong></p>
<p>Öncelikle küresel istihdam piyasasının genel görünümüne bakalım. Uluslararası Çalışma Örgütü ILO, küresel işsizlik oranının 2026 yılında %4,9 seviyesinde kalmasını bekliyor. OECD ülkelerinde de işsizlik oranı benzer seviyelerde. Dolayısıyla manşet rakamlarda büyük bir bozulma görünmüyor.</p>
<p>Ancak detaylara indiğimizde farklı bir tablo ortaya çıkıyor. İstihdam artışı yavaşlıyor. Şirketlerin yeni çalışan alma iştahı azalıyor. Özellikle gençlerin iş bulması giderek zorlaşıyor. ILO’ya göre dünyada çalışmak istediği halde işe erişemeyenlerin sayısı 408 milyona ulaşmış durumda.</p>
<p>Bu görünümü değiştiren en önemli gelişmelerden biri ise yapay zekâ.</p>
<p><strong>Yapay zekânın ilk kaybedeni gençler mi?</strong></p>
<p>Uzunca bir süredir yapay zekânın milyonlarca insanı işsiz bırakıp bırakmayacağını tartışıyoruz. Bugüne kadarki veriler henüz böyle kitlesel bir iş kaybına işaret etmiyor. Ancak daha sessiz bir dönüşüm yaşanıyor. Stanford Digital Economy Lab’ın ABD’deki milyonlarca çalışanın bordro verilerini inceleyen araştırması oldukça dikkat çekici. Yapay zekâya yüksek derecede maruz kalan mesleklerde çalışan 22-25 yaş grubunun istihdamı, yapay zekâya daha az maruz kalan benzer genç çalışanlara kıyasla olması beklenen seviyenin %19 altında.</p>
<p>Deneyimli çalışanlarda ise aynı ölçüde bir ayrışma görülmüyor. Bunun nedeni aslında oldukça basit. Genç çalışanların iş hayatına başlarken yaptığı birçok görev yapay zekânın en kolay üstlenebildiği işler arasında. Basit kod yazmak, veri toplamak, rapor hazırlamak, metin oluşturmak veya temel analiz yapmak bunlardan bazıları. Şirket deneyimli çalışanını yapay zekâ ile daha verimli hale getirirken yanında çalışacak yeni mezuna daha az ihtiyaç duyabiliyor.</p>
<p>Eğer yapay zekâ kariyer merdiveninin ilk basamaklarını ortadan kaldırırsa geleceğin deneyimli çalışanları nasıl yetişecek? Bu nedenle yapay zekânın istihdam üzerindeki etkisini yalnızca kaç kişinin işini kaybettiği üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor.</p>
<p><strong>Korumacılık işi ülkeye geri getiriyor mu?</strong></p>
<p>İkinci büyük dönüşüm ise korumacı ekonomi politikalarından geliyor. Özellikle ABD’nin uyguladığı yüksek gümrük vergilerinin temel gerekçelerinden biri üretimi ve istihdamı yeniden ülke içine çekmek.</p>
<p>Mantık basit: İthal ürünü pahalılaştır, yerli üretimi daha cazip hale getir, fabrikaları ve işleri ülkeye geri getir.</p>
<p>Ancak uygulamada denklem bu kadar kolay işlemiyor. Daha pahalı ithal girdiler, diğer ülkelerin misillemeleri ve yükselen enflasyon başka sektörlerde istihdam kaybına neden olabiliyor. Üstelik ticaret politikalarındaki belirsizlik şirketlerin yatırım kararlarını da erteliyor. Bir şirket birkaç yıl sonra hangi ülkeden, hangi maliyetle ara malı ithal edeceğini bilmiyorsa yeni fabrika yatırımını da yeni çalışan alımını da erteleyebiliyor.</p>
<p><strong>465 milyon iş küresel ticarete bağlı</strong></p>
<p>Korumacılığın bir başka önemli boyutu daha var. ILO’ya göre dünya genelinde yaklaşık 465 milyon iş doğrudan veya dolaylı olarak yabancı ülkelerden gelen talebe bağlı.</p>
<p>Dolayısıyla küresel ticaret yalnızca ihracat yapan fabrikaları ilgilendirmiyor. Lojistikten limanlara, finans sektöründen şirketlere hizmet veren diğer sektörlere kadar oldukça geniş bir istihdam zinciri yaratıyor. Bu nedenle ülkelerin aynı anda daha korumacı hale gelmesi işleri bir ülkeden diğerine taşırken toplam küresel istihdamı da olumsuz etkileyebilir.</p>
<p><strong>Jeopolitik risklerin faturası istihdama çıkıyor</strong></p>
<p>Üçüncü baskı ise jeopolitik gelişmelerden geliyor.</p>
<p>Orta Doğu’daki çatışmalar bunun en güncel örneği. Jeopolitik krizler enerji fiyatları, ulaştırma yolları ve tedarik zincirleri üzerinden şirketlerin maliyetlerini artırıyor.</p>
<p>Petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesi enflasyonu besliyor. Enflasyonun yüksek kalması merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutmasına neden oluyor. Böylece jeopolitik bir kriz önce petrol fiyatına, ardından enflasyona, oradan faizlere ve nihayetinde şirketlerin yatırım ve istihdam kararlarına ulaşıyor.</p>
<p><strong>Yeni dünyanın kazananı kim olacak?</strong></p>
<p>Aslında bu üç dönüşüm aynı noktada birleşiyor.</p>
<p>Şirketler yapay zekâ sayesinde daha az çalışanla daha fazla üretmeye çalışıyor. Ülkeler korumacı politikalarla üretimi kendi sınırlarına çekmek istiyor. Jeopolitik riskler ise şirketleri en ucuz üretim noktasından ziyade daha güvenli üretim noktalarına yöneltiyor.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemde yalnızca sermayenin değil, işlerin de coğrafyası değişecek.</p>
<p>Benzer bir ayrışma çalışanlar arasında da ortaya çıkacak.</p>
<p>Yapay zekâyı tamamlayan becerilere sahip çalışanların verimliliği ve ücretleri artarken kolaylıkla otomasyona aktarılabilen görevleri yapan çalışanların pazarlık gücü azalacak.</p>
<p><strong>Türkiye bu dönüşümün neresinde?</strong></p>
<p>Türkiye açısından da tartışmayı yalnızca “yapay zekâ kaç kişinin işini elinden alacak?” sorusuna indirgememek gerekiyor.</p>
<p>Daha önemli soru şu: Yeni küresel iş bölümünde Türkiye hangi işleri yapacak?</p>
<p>Türkiye, Avrupa’ya yakınlığı ve güçlü sanayi altyapısıyla tedarik zincirlerinin yeniden yapılanmasından faydalanabilecek ülkeler arasında. Buna karşılık artan korumacılık, Avrupa sanayisinin zayıflaması ve küresel ticaretin yavaşlaması ihracata dayalı sektörler açısından önemli riskler yaratıyor. Buna bir de yapay zekânın özellikle giriş seviyesindeki beyaz yakalı işleri dönüştürmesi ekleniyor.</p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemin istihdam politikası yalnızca daha fazla iş yaratmaya odaklanamaz.</p>
<p>Hangi sektörlerde iş yaratacağımız, hangi yatırımları ülkeye çekebileceğimiz ve gençleri yeni dünyanın gerektirdiği becerilerle nasıl donatacağımız çok daha önemli hale geliyor.</p>
<p>Çünkü yapay zekâ, korumacılık ve jeopolitik ayrışmanın şekillendirdiği yeni dünyada mesele yalnızca kaç kişinin çalıştığı değil. Asıl mesele, geleceğin işlerinin hangi ülkelerde ve kimler tarafından yapılacağı olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istihdamda-son-durum-85911</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstihdamda son durum ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kotu-sirket-iyi-sirketi-kovuyor-mu-borsa-istanbulda-limon-pazari-riski-85910</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kötü şirket iyi şirketi kovuyor mu? Borsa İstanbul’da limon pazarı riski</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SPK, 6 Haziran 2026 tarihinde adım atarak fiili dolaşım reformunu hayata geçirdi. Sermaye piyasalarımızın geleceği açısından şeffaflık, bilgiye simetrik erişim, piyasalarda derinlik, manipülasyona anında müdahale ve caydırıcı cezai düzenlemeler şart.</strong></p>
<p>18 Haziran 2026'da Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi Raporu’nda MSCI, Türkiye sermaye piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde şeffaflık, bilgi akışı, serbest dolaşım yapısı, piyasa kurallarının sık değişmesi ve açığa satış yasakları gibi konuların yabancı yatırımcı açısından önemli riskler oluşturduğunu vurgulamış ve Türkiye'nin piyasa erişilebilirliği açısından bazı alanlarda gerileme yaşadığına dikkat çekmişti.</p>
<p>Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi raporunda Türkiye’ye yönelik olarak öne çıkan risk başlıkları şu şekilde belirtilmişti:</p>
<p><strong>1- Ortaklık yapısında şeffaflık eksikliği:</strong> MSCI raporunda, şirketlerin ortaklık yapılarının yeterince şeffaf olmamasının yatırımcılar açısından önemli bir sorun oluşturduğu, <strong>özellikle bazı şirketlerde gerçek pay sahipliği bilgilerinin net şekilde ortaya konulamamasının yatırımcıların sağlıklı analiz yapmasını zorlaştırdığı</strong>,</p>
<p><strong>2- Koordineli işlem şüphesi:</strong> Uluslararası kurumsal yatırımcıların, Türkiye'deki bazı küçük şirketlerle yakından ilişkili fon pozisyonlarını içeren ve fiili dolaşımdaki pay tahminlerini yapay olarak şişiren olası eşgüdümlü (koordine) işlem davranışlarının tekrarlanan örneklerinin bulunması. <strong>Fiili halka açıklık oranının tam olarak bilinememesinin ve fonlar üzerinden yapılan ilişkili taraf işlemlerinin likidite, risk ve fiyatlama dinamiklerinin bozulmasına yol açtığı</strong>,</p>
<p><strong>3- Döviz piyasasında yaşanan sorunlar: </strong>Döviz işlemlerindeki bazı takas gecikmelerinin ve piyasaya yönelik müdahalelerin sorun teşkil etmesi,</p>
<p><strong>4- Mevzuata yönelik sorunlar</strong>: <strong>Şirket açıklamalarının her zaman İngilizce yayımlanmaması ve mevzuatın tamamının İngilizceye erişime açık olmamasının uluslararası yatırımcıların karşılaştığı zorluklar arasında yer almaları</strong> önemli sorunlar olarak görüldü. Bunun yanı sıra, saklama sistemlerinde omnibus hesap yapısının bulunmaması ve hisse ödünç piyasasının yeterince gelişmemiş olması da yatırım araçlarına erişimi sınırladığı için eleştiri konusu oldu.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Türkiye’nin gelişen piyasa </strong><strong>statüsünü kaybetme riski var</strong></span></p>
<p>MSCI, Türkiye sermaye piyasalarında Kasım 2026'daki MSCI Endeks Gözden Geçirmesine kadar yeterli düzeyde somut ve güvenilir ilerleme kaydedilmemesi halinde, Türkiye ve Türkiye kaynaklı endekslere dahil edilmeye uygun menkul kıymetlere yönelik yaklaşımın değerlendirilmesi amacıyla bir istişare süreci başlatabileceği uyarısında da bulunmuştu.<br /><strong>Bu önemli bir risk,</strong> çünkü belirtilen tarihe kadar gerekli düzenlemeler yapılmazsa Türkiye’nin gelişen piyasa statüsünü kaybederek <strong>"Frontier Markets"</strong>, yani <strong>“Sınır Piyasalar”</strong> ligine düşme riski var.</p>
<p><strong>MSCI’dan sürekli uyarılar gelmeye devam ediyor, ancak bu kez düzenleyici otorite Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından hiçbir şey yapılmıyor değil. Düzenlemelerin yeterli olup olmadığını birlikte göreceğiz. </strong></p>
<p><strong>SPK, 6 Haziran 2026 tarihinde adım atarak fiili dolaşım reformunu hayata geçirdi. </strong>Buna göre SPK, borsada işlem gören şirketlerin fiili dolaşımdaki pay oranlarının hesaplanmasına ilişkin esaslarda değişikliğe giderek, fiili dolaşımda bulunmadığı kabul edilen pay sahiplerinin serbest fon ve özel fon katılma payları aracılığıyla dolaylı olarak sahip oldukları ortaklık paylarının da fiili dolaşım hesabı dışında değerlendirilmesine karar verdi. Bu önemli bir düzenleme ve üzerinde çokça tartışıldı.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Piyasanın beklentisi serbest fonları da </strong><strong>kapsayacak yeni bir düzenleme</strong></span></p>
<p>Sermaye piyasalarımızın geleceği açısından şeffaflık, bilgiye simetrik erişim, piyasalarda derinlik, manipülasyona anında müdahale ve caydırıcı cezai düzenlemeler şart.</p>
<p><strong>Bu hafta içerisinde basına yansıyan haberlerde ‘SPK tarafından yürütülen fon rehberi çalışmalarının tamamlandığı ve önümüzdeki hafta kamuoyu ile paylaşılacağı’ bilgisini aldık. </strong></p>
<p>Bu çok önemli bir adım, zira, piyasanın asıl beklediği başlık serbest fonları da kapsayacak yeni bir düzenleme.</p>
<p>Hemen hatırlatmakta fayda var. <strong>Şubat ayında portföy yönetim şirketlerine gönderilen taslak metnin temel aldığı unsurların, yoğunlaşma riskini azaltmak, şeffaflığı artırmak, benzer stratejilere sahip fonların aynı varlıklarda aşırı yığılmasını önlemek ve yatırımcıyı daha sağlıklı bir risk-getiri yapısıyla buluşturmak olduğunu biliyoruz.</strong> Fon Rehberi yayımlanınca ayrıca üzerinde konuşuruz.</p>
<p><strong>Bu düzenlemeler neden önemli peki? Amaç sadece ligden düşmemek mi olmalı? </strong></p>
<p><strong>Sermaye piyasalarımıza ilişkin son yaşananlar bana George Akerlof'un 1970 yılında yayımlanan "The Market for Lemons: Quality Uncertainty and the Market Mechanism" başlıklı çığır açıcı makalesini yeniden hatırlattı.</strong></p>
<p>Akerlof, finans literatüründe bilgi asimetrisi (Information asymmetry) kuramının temel taşı olan makalesiyle 2001 yılında Nobel Ekonomi Ödülü'nü kazanmıştı.</p>
<p><strong>Akerlof makalesiyle, alıcılar ile satıcılar arasındaki bilgi düzeyi farkının piyasa mekanizmasını nasıl bozduğunu, hatta bazı durumlarda piyasanın tamamen çökmesine (market failure) nasıl yol açtığını matematiksel modeller ve kavramsal çerçeveyle açıklamıştı</strong>.</p>
<p><strong>Makalenin en kritik ve en derinlikli bölümlerinden biri, "The Costs of Dishonesty" (Dürüst Olmamanın Maliyeti) başlığını taşır.</strong> Akerlof, bu bölümde dürüst olmayan ticari davranışların yalnızca bireysel bir ahlak sorunu olmadığını, tüm iktisadi sisteme yayılan ağır bir negatif dışsallık ürettiğini gösterir.</p>
<p><span style="font-size: 18pt;"><strong>Kötü ürün iyi </strong><strong>ürünü kovar</strong></span></p>
<p>Akerlof bu bölümde dürüst olmayan satıcıların piyasaya girmesiyle oluşan ekonomik/iktisadi tahribatı üç temel aşamada inceler.</p>
<p>Bunlar:</p>
<p><strong>1- Kalite ayarlarının bozulması ve fiyat baskısı:</strong></p>
<p><strong>Alıcılar, piyasadaki malların gerçek kalitesini ayırt edemediklerinde (bilgi asimetrisi), teklif edecekleri fiyatı piyasadaki “ortalama kalite”ye göre belirlerler.</strong> Piyasaya hileli veya düşük kaliteli ürün (örnekte limon) sunan dürüst olmayan satıcılar, genel kalite ortalamasını aşağı çeker. Bu durum, alıcıların ödemeye razı olduğu ortalama fiyatı düşürür.</p>
<p><strong>2- Dürüst satıcıların piyasadan uzaklaştırılması (ters seçim)</strong></p>
<p><strong>Fiyatlar ortalama kalite seviyesine gerilediğinde, yüksek kaliteli ürün üreten dürüst satıcılar (örnekte şeftali) maliyetlerini karşılayamaz hale gelir.</strong> Ürünlerinin gerçek değerinin altında fiyatlandığını gören dürüst satıcılar piyasadan çekilir. <strong>Piyasada sadece düşük kaliteli ürün satan dürüst olmayan aktörler kalır.</strong> Akerlof bu durumu Gresham Kanunu’na (kötü para iyi parayı kovar) benzeterek "<strong>Kötü ürün iyi ürünü kovar"</strong> şeklinde formüle eder.</p>
<p><strong>3- Dürüst olmamanın gizli iktisadi maliyeti (negatif dışsallık)</strong></p>
<p><strong>Akerlof'a göre dürüst olmamanın gerçek maliyeti, yalnızca alıcının kandırılarak uğradığı doğrudan kayıp değildir. En büyük maliyet, dürüst ticari faaliyetlerin piyasadan çekilmesi nedeniyle toplumun mahrum kaldığı meşru ticaret hacmi ve refah kaybıdır.</strong> Dürüst olmayan bir satıcı, sattığı kusurlu maldan haksız bir kâr elde ederken, aynı zamanda meşru işletmelerin piyasada var olma zeminini yok eder.</p>
<p><strong>Akerlof'un modeli, finansal piyasaların işleyişini anlamak için hayati önem taşır. Hisse senetleri piyasası bilgi asimetrisine son derece açıktır. Yatırımcılar şirketin iç durumunu, bilançoların gerçekliğini ve yönetimin dürüstlüğünü doğrudan göremezler.</strong></p>
<p>Nitekim son dönemlerde Borsa İstanbul’da pay piyasasında yaşananlar ve fon piyasasında yaşanan rahatsızlıklar Akerlof’un ne kadar haklı olduğunu bizlere bir kez daha gösteriyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de, tıpkı diğer alanlarda olduğu gibi, gerekli tedbirleri almak için neden illa dışarıdan bir zorlama olması gerekiyor? Neden bu tür önlemleri, dış dünyadan dışlanma riski olmadan, bizler kendi kendimize alamıyoruz diye sormamız gerekmiyor mu?</strong></p>
<p><strong>Ve daha önemlisi, düzenleyici kurumlarımız her şeyin herkesin gözü önünde gerçekleştiği bir ortamda neden ölü taklidi yapıyorlar?</strong></p>
<p>Bütün bu soruları sormaya gerek kalmadığında, işte o zaman gelişmiş bir ülke olacağız bence.</p>
<p><span style="font-size: 18pt; color: #e03e2d;"><strong>MSCI’nin piyasa karnesi: </strong><strong>Erişilebilirliğin beş ölçütü</strong></span></p>
<p>MSCI Küresel Piyasa Erişilebilirlik İncelemesi Raporu; rapora konu piyasalardaki erişilebilirliğin gelişimini ya da daha doğru bir tabirle evrimini izlemeyi, değerlendirmeyi ve piyasa otoritelerini küresel kurumsal yatırımcıların uluslararası standartları karşılamadığını düşündükleri ve iyileştirmeleri memnuniyetle karşılayacakları alanlar hakkında bilgilendirmeyi amaçlayan bir rapor.</p>
<p>MSCI Küresel Piyasa Erişilebilirlik İnceleme Raporları, MSCI Endekslerine dahil olan her bir hisse senedi piyasası için piyasa erişilebilirliğinin ayrıntılı bir değerlendirmesini sunuyor ve yabancı mülkiyete açıklık, sermaye giriş ve çıkışlarının kolaylığı, operasyonel çerçevenin verimliliği, yatırım araçlarının mevcudiyeti ile kurumsal çerçevenin istikrarlılığını temel alan 5 piyasa erişilebilirlik kriterini değerlendiriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kotu-sirket-iyi-sirketi-kovuyor-mu-borsa-istanbulda-limon-pazari-riski-85910</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/0/1280x720/54-1787287430.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kötü şirket iyi şirketi kovuyor mu? Borsa İstanbul’da limon pazarı riski ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayide-sadece-uretim-ve-istihdam-kaybetmiyoruz-85909</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayide sadece üretim ve istihdam kaybetmiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi son dönemlerde kan kaybediyor. Hem üretim hem istihdam anlamında ciddi sorun yaşıyor. Bunun nedenleri çok konuşulduğu için burada nedenlere girmeyelim. Öte yandan işsizlik oranı düştüğüne göre sanayinin kaybettiği işgücü başka bir yerde fazlasıyla istihdam ediliyor olmalı. Yazının sonunda değil, başında söyleyelim o zaman. Sanayinin kaybettiği işgücü hizmetler sektöründe, en çok da taşımacılık ve kafe işletmeciliğinde (kafe sahipliği değil, kafede ücretli çalışan) istihdam ediliyor ve böyle bir eğilim ekonominin bütünü açısından çok olumsuz. Neden mi? Buyurun beraber bakalım.  </p>
<p>Öncelikle ekonomi adına yapıp ettiğimiz her şeyi üç ana gruba ayırıp o gözle inceleyelim. Bu grupların yarattığı katma değer birbirinden çok farklı. Biz de bu gruplardaki katma değer yaratımına odaklanacağız. Sonra da oradan enflasyonu daha iyi anlayabileceğimiz bir noktaya gidebiliriz.</p>
<p><strong>Ekonomist bakışı: Sanayi, tarım ve </strong><strong>enerji katma değeri yaratan grup </strong></p>
<p>İlk ana grup hepimizin ihtiyaç duyduğu fiziksel malların üretimi. Yani sanayi, tarım ve enerji sektörleri. Bu grup büyük ölçekli sermaye, bilgi, nitelikli emek ve kontrollü risk alma davranışı istiyor. Bir ekonomistin bakış açısıyla en önemli katma değeri yaratan grup bu.</p>
<p>İkinci grup ürettiğimiz fiziksel malların kullanımının sağlanması. Yani malların dağıtımı, depolanması ve satılması. Burada ilk gruba göre sermaye, risk alma ve bilgi ihtiyacı daha az. Aynı zamanda yaratılan katma değer de daha sınırlı, çünkü burada yaratabileceğiniz bütün katma değer ilk gruptaki fiziksel üretime bağlıdır. Onu aşamaz. Ticaret, inşaat, taşımacılık gibi alanlar burada.  </p>
<p>Üçüncü grupta bilginin üretimi ve yeniden üretimi var. Yani teknoloji geliştirme, eğitim, finans ve araştırma faaliyetleri. Bu da yine önemli katma değer üreten gruplardan biri. Nitelikli emek ve bilgi gerektiriyor ama sermaye ve risk alma ihtiyacı çok daha az.</p>
<p>Kârla katma değerin farklı olduğunu da belirtelim. Örneğin Konya’dan 1 liraya buğday alıp İstanbul’da 5 liraya sattığınızda, o buğdayı Konya’dan İstanbul’a taşıdığınız için bir katma değer yaratıyorsunuz ama buğdaydan kazandığınız 4 lira, katma değer değil. O sizin kazandığınız ama İstanbul tüketicisinin kaybettiği bir paradır.</p>
<p>Şimdi tabloya geçelim. Tabloda her grup için örnek olacak seçilmiş sektörlerde çalışan sayısı var. Sanayi yüksek katma değerli dediğimiz ilk grubun büyük kısmını oluşturuyor ve maalesef ciddi istihdam kaybı var. Bu kayıp alt sektörlerin çoğuna yayılmış durumda.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87d6f87c2da-1787287288.png" alt="" width="653" height="250" />Yaratacağı katma değer ancak birinci gruba bağlı olan ikinci grup ise istihdamını en çok artıran grup. Sanayiden çıkanlar da yeni istihdam edilenlerin tamamına yakını da burada. İnşaat, taşımacılık, yiyecek hizmetleri (restoran-kafe işletmeciliği) gibi alanlarda ciddi artış var.</p>
<p><strong>Giderek daha az üretiyoruz</strong></p>
<p>Yine katma değeri yüksek olan üçüncü grup için örnek olarak bilimsel Ar-Ge faaliyetlerini aldım. Maalesef bu gruptaki ücretli çalışan sayısı (finans hariç) o kadar düşük ki, detayına bakmaya bile gerek yok.</p>
<p>O halde bu manzara bize ne söylüyor? Şunu: Giderek daha az üretiyoruz. Bu ürettiğimiz az miktarda malı taşımak, birbirimize satmak, depolamak gibi faaliyetler için giderek daha yoğun bir rekabet içine giriyoruz. Giderek daha çok insan aynı düşük kârlı ve düşük katma değerli alana yığılıyor. Bu eğilim hem reel ücretler hem kârlar üzerinde aşağı yönlü baskı yaratıyor. Ayrıca enflasyonu da artırıyor çünkü üretim azalırken, diğer sektörlerden gelen toplam talep korunuyor, hatta artıyor. Ayrıca sanayide istihdam kaybı demek, buradaki işgücünün uzun yıllar sonunda kazandığı ve teknolojiyle ikame edemeyeceğimiz tecrübe ve yetkinliklerin de kaybı demek.</p>
<p>Özetle sanayide mevcut sorunlar, ekonominin katma değer üretme yeteneğinden enflasyona, işgücünün yetkinlik portföyünün aşınmasına kadar pek çok alanda ölçtüğümüzün ötesinde başka kayıplara da neden oluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayide-sadece-uretim-ve-istihdam-kaybetmiyoruz-85909</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-pmi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayide sadece üretim ve istihdam kaybetmiyoruz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kentine-sahip-cik-kendine-sahip-cik-85908</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kentine sahip çık, kendine sahip çık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Erzurum’u her yaz mutlaka ziyaret ederim. İnsanın anayurdu çocukluğudur ve çocukluğum Çaykara Trabzon kadar, Bayburt, Erzincan, Erzurum’da geçti. Şimdi Erzurum’un yükselişini izliyorum.</strong></p>
<p><strong>Erzurum’</strong>u dolaşıyorum. Bu <strong>kadim kent</strong> büyük bir <strong>onarım</strong> içinde… <strong>Tarihini yeniden inşa ediyor</strong>. Bozmadan, deforme etmeden, <strong>modernleşme adına silüeti kirletmeden</strong>. Misal gökdeleni yok. Yeni binalar <strong>tarihi dokuya uyum</strong> gayretinde. <strong>Cumhuriyet Caddesi’ni</strong> gezerseniz bunu çok net görürsünüz.</p>
<p>Yakutiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese, <strong>Erzurum Kalesi</strong>, Üç Kümbetler, <strong>Eski Erzurum Evleri</strong>, Aziziye Tabyaları, Saltuklu döneminden kalma <strong>Ulu Cami</strong>, Mimar Sinan’ın eseri <strong>Lala Mustafa Paşa</strong> Camii ve soğuktan korumaya yönelik nice eser. Mimari bir bakıma <strong>donmuş musiki</strong> hâlinde bu kentte.</p>
<p><strong>“HANİ YAYLAM HANİ SENİN EZELİN”</strong></p>
<p>Dünya üzerinde <strong>100 yıldan yaşlı 1000</strong> <strong>kent</strong> bulunurken, <strong>1000 yıldan yaşlı </strong>sadece <strong>100 kadim kent</strong> vardır. <strong> </strong>Bir kenti tarih sahnesinde var kılmak için <strong>1</strong>- tarihi kültürel miras, <strong>2</strong>- doğal kaynaklar ve <strong>3</strong>- yerel kabiliyetler gerekir. Bugün <strong>Erzurum</strong>, <strong>kendini yeniden görünür kılacak </strong>hummalı bir <strong>gayret</strong> sergiliyor.</p>
<p>Yerel kabiliyet derken, Erzurum’un <strong>kadim kent olmasının</strong> yetmediğini, ona <strong>sahip çıkma</strong> zaruretini anlatıyorum. Bu aynı zamanda <strong>Erzurumlu kimliğinin</strong> kendine sahip çıkması anlamını taşır; “<strong>Yaylalar içinde Erzurum Yayla, Erzurum Çarşı Pazar</strong>” gibi yüzlerce türkü <strong>yeniden üretilsin</strong>, gelecekte yüreklerden taşabilsin.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Erzurum’a dair…</strong></span></p>
<p><strong>Önemi nereden geliyor?</strong></p>
<p><strong>Köklü tarihi</strong>, stratejik coğrafi konumu, <strong>askerî rolü</strong> ve kış turizmi potansiyeli parıltılı bir kent… <strong>Erzurum Kongresi</strong> ile Cumhuriyet adımlarımızın önemlisi, <strong>tarihî İpek Yolu kavşağı</strong>, kadim medeniyet bakiyesi.</p>
<p><strong>Turizme katkısı nedir?</strong></p>
<p>Kış turizminde <strong>Palandöken Dağı</strong>, belirgin üstünlüklere sahiptir. Ancak sorun şu ki Erzurumlunun <strong>kentine sahip çıkması</strong> daim olmalı. Eğer bu bilinç yeşermezse <strong>kendine de sahip çıkamaz Erzurumlu</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>İNSAN ARADIĞIDIR VE BULDUĞUNDA ONA DÖNÜŞÜR</strong></p>
<p>Defalarca “<strong>kendini çekme, kentini çek</strong>” diye fotoğraf kampanyaları başlattım ama hiçbiri tutmadı. Şu cep telefonlarının selfie (<strong>özcekim</strong>) özelliğini o kadar “<strong>narsistçe</strong>” kullandık ki vizörü kentimize çeviremedik. Oysa kentlerimize dair en güzel fotoğrafları <strong>yabancıların objektifinden</strong> görebiliyoruz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KENTLİ BİLİNCİ LÜGATI</strong></span></p>
<p><strong>Kentsoylu</strong>: Şehir kültürünü benimsemiş, kentin sosyal ve kültürel imkânlarıyla yaşayan kimse</p>
<p><strong>Taşralı</strong>: Büyük şehir dışında, yani kırsalda, köy veya kasabada yaşayan; dışarlıklı anlamına gelen kelime</p>
<p><strong>Uygarlık talebi</strong>: Bir toplumun veya kişinin geleceğe dair bir vizyon ortaya koyması, uygarlaşması</p>
<p><strong>Kentine sahip çıkmak</strong>: Kişinin yaşadığı şehri koruması, tarihine, doğasına, kültürüne değer vermesi</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kentine-sahip-cik-kendine-sahip-cik-85908</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/8/1280x720/erzurum-1787291333.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kentine sahip çık, kendine sahip çık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-85907</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 21 Ağustos" src="https://www.youtube.com/embed/y_gOfhtQZNo" width="700" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-85907</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/7/1280x720/munyar-cipa-1774503815.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hicbir-sey-korkuya-dayanan-saygi-kadar-igrenc-degildir-85906</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hiçbir şey korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BANKACILIK</strong> sektörüne 1981 yılında Pamukbank Genel Müdür Yardımcısı olarak adım attığı günlerden bu yana tanıdığım, sohbetlerinden her zaman çok şey öğrendiğim, bankacılık sektörüne damgasını vurmuş <strong>Burhan Karaçam</strong>, Remzi Kitabevi’nden Haziran ayında çıkan yeni kitabını gönderdi:</p>
<p>▶ Değişim, İnsan, CEO (Kurumlarda Değişimin Akılcı Yolu)…</p>
<p>Karaçam, kitapla birlikte gönderdiği mektupta şu noktaların altını çizdi:</p>
<p>▶ Bana göre bugün kurumların karşı karşıya kaldığı temel sorun, yeni teknolojilere erişim eksikliği değil; zamanın gerektirdiği değişime ayak uyduramamalarıdır.</p>
<p>▶ Asıl mesele, “olan” ile “olması gereken” arasındaki farkın giderek açılması ve kurumların yenilenme reflekslerini kaybetmeleridir. Bu nedenle değişim artık bir tercih değil, sürdürülebilir başarının ön koşuludur.</p>
<p>▶Zamana uyum sağlamanın en güçlü yolu; yönetim anlayışını, kurum kültürünü ve kurumsal felsefeyi yeniliklere açık, akıl ve bilime dayalı, sürekli öğrenen ve sorgulayan bir yapıya dönüştürmekten geçiyor.</p>
<p>▶Bu dönüşümün merkezinde ise insan yer alıyor. Teknoloji ve bilgi ne kadar gelişirse gelişsin, onları anlamlandıran ve hayata geçiren yine insanlardır. Liderlik de tam bu noktada önem kazanıyor.</p>
<p>▶Liderlik bir karakter meselesidir, doğru nitelikleri taşımayan kişilerden liderlik beklenemez. Lider ne kadar güçlü olursa olsun, çevresinde yetkin ve sorumluluk alabilen bir takım yoksa başarı şansı sınırlıdır.</p>
<p>▶Kurumsallık, değerler, ilkeler, kurallar ve süreçler üzerine inşa edilir. Bunların hiçbiri, patron dahil, kişisel çıkarlarla ölçülemez. Burhan Karaçam, “Değişim, İnsan, CEO” kitabının “Liderlik ve Karar Mekanizmaları” başlıklı bölümünün ilk sayfasına şu cümleyi yerleştirdi:</p>
<p><strong>▶ Gerçek lider, kendine inananları daha iyiye, daha güzele, daha yüksek refaha ve çağdaş yaşama götürendir.</strong></p>
<p>Hiçbir pozisyon, bir kimseye liderlik özelliği kazandırmaz.</p>
<p>1984-1987 yılları arasında Egebank’ta ilk CEO’luk deneyimini yaşayan, 1987 1999 döneminde Yapı ve Kredi Bankası CEO’su iken sektöre de örnek olacak çok önemli dönüşüme imza atan, 2000-2003 yılları arasında Koçbank ve Koç Finansal Hizmetler Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini üstlenen <strong>Karaçam, “Bir liderin sahip olması gereken özellikleri</strong>” sıraladığı bölümün girişine şu notu yazdı:</p>
<p><strong>- İş yaşamımda tanık olduğum, yüzlerce şirkette gördüklerimden ve yaşadıklarımdan damıtarak bir liderin sahip olması gereken özellikleri derledim.</strong></p>
<p>Ardından “<strong>Bir Lider</strong>” diye söze girip sıraladı:</p>
<p><strong>▶ Bireysel ve toplumsal çağdaş değerlere önem vermeli</strong></p>
<p><strong>▶Gerçekçi bir vizyon eşliğinde, insanlara daha iyi bir hayat sunabilmek için arzulu olmalı</strong></p>
<p><strong>▶Ortak hedeflere takipçilerini inandırmadan önce kendisi inanmalı</strong></p>
<p><strong>▶Yetkin olmalı, başarılı sonuçlar elde etmeli</strong></p>
<p><strong>▶Öz güvenli olmalı, risk alabilmeli, cesur ve yeniliklere açık olmalı</strong></p>
<p><strong>▶Takipçilerinin ihtiyaçlarına öncelik vermeli, öncelikleri iyi belirlemeli ve çözüm getirmeli</strong></p>
<p><strong>▶İçinde bulunduğu ortamı, kaynakları iyi tanımalı ve anlamalı</strong></p>
<p><strong>▶Gücü, ekibiyle paylaşmalı, gerektiğinde delege edebilmeli</strong></p>
<p><strong>▶Açık, kararlı, tutarlı olmalı ve söylediklerinin arkasında durmalı</strong></p>
<p><strong>▶Samimi, olumlu ve yapıcı olmalı, dinlemeli, alçak gönüllü olmalı</strong></p>
<p><strong>▶Erdemli, etik, dürüst ve vicdanlı olmalı</strong></p>
<p><strong>▶İnsanlara dokunmalı, yanlarında olduğunu ve kendilerine değer verildiğini hissettirmeli</strong></p>
<p><strong>▶İnsanları fikir ve düşüncelerini yansıtmaları için özgür kılmalı</strong></p>
<p><strong>▶Eleştiriye açık olmalı, insanların konuşmasından, yanlışları, eksik veya aksayan noktaları dile getirmesinden çekinmemeli</strong></p>
<p><strong>▶Hatalarını kabul etmeli, tekrarından sakınmalı, gerektiğinde özür dilemeli</strong></p>
<p><strong>▶Sabırlı ve hoşgörülü olmalı</strong></p>
<p><strong>▶Özgün bir stratejik modeli ve gerçekçi bir uygulama planı olmalı</strong></p>
<p><strong>▶ Dile getirilen konuları önceliklendirerek sonuçları hakkında bilgi vermeli</strong></p>
<p><strong>▶ Zamanı etkin, verimli kullanmalı, sürekli iletişim içinde olmalı</strong></p>
<p><strong>▶ Hesap verebilen bir kişi olmak zorunda olduğunu ortaya koymalı</strong></p>
<p><strong>▶ Adil, hakkı olanın arkasında duracağı duygusunu kazandırmalı, insanlara sevgi ile yaklaşmalı, otoriteyi ve aradaki ilişkiyi korkuyla değil, güven vererek kurmalı, akıl ve duygulara hitap etmeli, ikna yoluyla inandırmalı, saygılı davranmalı.</strong></p>
<p><strong>Karaçam</strong>, sıraladığı bu özellikleri ünlü yazar <strong>Albert Camus</strong>’nun şu sözüyle noktaladı:</p>
<p>▶ <strong>Hiçbir şey, korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir…</strong></p>
<p><strong>Burhan Karaçam, “Değişim, İnsan, CEO” </strong>kitabını yılların deneyiminden süzerek yazmış…</p>
<p>Patronlar, şirketlerin yeni kuşakları, profesyonel yöneticiler hatta ülkeyi yöneten, yönetmeye aday olan siyasetçiler için de başucu kitabı gibi görülmeli…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İyi olmak kolaydır zor olan, adil olmaktır</span></h2>
<p><strong>BURHAN Karaçam</strong>,  kitabının “<strong>Çağdaş Yönetim Anlayışı</strong>” başlıklı bölümünde şu noktanın altını çizdi:</p>
<p><strong>- Çağdaş bir anlayışla, çağdaş bir yapıya kavuşmak ancak çağdaş değerlerin içtenlikle benimsenmesi, yetkin insan kaynağının uygulamalarda yer alması ile olabiliyor.</strong></p>
<p>Kurumlarda öncelikle içselleştirilmesi gereken değerleri sıraladı:</p>
<p>▶Adalet, fırsat eşitliği</p>
<p>▶Açıklık (şeffaflık)</p>
<p>▶Dürüstlük ve sahiplenme</p>
<p>▶Cesaret, güven, özgüven</p>
<p>▶Çok yönlü iletişime açık ve istekli olma</p>
<p>▶İç barış (çalışma barışı)</p>
<p>▶Kurum ve çalışan ilişkilerinde güven</p>
<p>▶Karar süreçlerine katılım, sonuçları paylaşma</p>
<p>▶Yeniliklere açıklık, yaratıcılığı teşvik</p>
<p>▶Gelişme ve ilerleme arzusu (mevcutla yetinmemek)</p>
<p>▶Uygulamada tutarlılık</p>
<p>▶İlkelerde süreklilik</p>
<p>▶Hesap verebilirlik</p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p><strong>- Kurum kültürünün çalışanlar tarafından benimsenmesini sağlayan, onları birleştiren, bir arada ortak hedefe doğru hareket ettiren, adeta bir tutkal görevi gören unsur “paylaşılan ortak değerler”dir. Aynı arkadaşlıklarda, dostluklarda olduğu gibi.</strong></p>
<p><strong>Burhan Karaçam,</strong> bu bölümde ünlü yazar <strong>Victor Hugo</strong>’nun şu sözünü alıntıladı:</p>
<p>▶<strong>İyi olmak kolaydır</strong> zor olan, adil olmaktır.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Somut hedefler olmayan vizyon boş hayaldir</span></h2>
<p><strong>BURHAN Karaçam’</strong>ın “<strong>Değişim İnsan CEO – Kurumlarda Değişimin Akılcı Yolu</strong>” kitabı bana ulaşınca randevulaştık, ofisinde sohbet ettik.</p>
<p>Karaçam, “<strong>Neden değişim gerekli</strong>?” sorusuyla söze girdi:</p>
<p><strong>- En belirgin neden zamanın akıp gitmesi. Kurumlar canlı varlıklar değil. Yani, kendi değişimini, dönüşümünü sağlayamaz. Yönetici onu sağlar.</strong></p>
<p>“<strong>Yönetici</strong>” ile <strong>“İdareci</strong>” arasındaki nüansa işaret etti:</p>
<p>- “İdareci” <strong>statükoyu</strong> <strong>korur</strong>, “yönetici” <strong>ise yönlendirendi</strong>r. “<strong>Yenilenme</strong>”  ve “<strong>değişim</strong>” üzerinde durdu:</p>
<p>-<strong> Zamanın ihtiyaçları ile kurum arasında fark yeni açılmaya başladığı dönemlerde</strong> “yenilenme” <strong>yeterli olabilir. Fark açılmışsa o zaman</strong> “değişim”e ihtiyaç duyulur. Daha da açıldıysa o zaman “dönüşüm” <strong>gereklidir.</strong></p>
<p>Yönetim kurullarının şirketleri yönetemeyeceğini savundu:</p>
<p><strong>- Varlığı yönetmekle işi yönetmek ayrıdır. Son kararları CEO vermelidir. Bu tutum patronları değersiz kılmaz. Ancak, bu yöntem Türkiye’de az sayıda kurumda çalışıyor.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p><strong>- Somut hedefleri olmayan vizyon boş hayallerden ibarettir.</strong></p>
<p>Kurum çıkarları ile kişisel çıkarların çelişmemesi gerektiğine dikkat çekti:</p>
<p><strong>- Kurum ileri gitmeli ki patron da ondan kazanabilsin.</strong></p>
<p>CEO’lar konusunda şu mesajı verdi:</p>
<p>- CEO, tek başına hiçbir halt edemez. Başarı için iyi bir takım gerekir. “<strong>Sadakat</strong>” ve “<strong>liyakat</strong>” konusunu irdeledi:</p>
<p>- <strong>Sadece “</strong>sadakat<strong>” dikkate alınırsa, o zaman büyük faturaya yol açılabilir. “Yetkinlik” her liderde olmalı. Bilgi, birikim, beceri bir arada buluşmalı. Liderde cesaret de olmalı ki risk alabilsin.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">CEO’lar kurum için çalışmalı</span></h2>
<p><strong>BURHAN Karaçam</strong>, kitabının “<strong>Üst Yönetim</strong>” başlıklı bölümünde meslek yaşamındaki gözlemlerinden yola çıkarak “<strong>ulaşmaya çalıştıkları hedefler</strong>” açısından CEO’ları üç ayrı grupta sınıfl adı:</p>
<p>▶ Kurum İçin Çalışanlar: Hedefleri kurum çıkarlarına öncelik vermektir.</p>
<p>▶ Patron İçin Çalışanlar: Hedefleri patronun çıkarlarına öncelik vermektir.</p>
<p>▶ Kendileri İçin Çalışanlar: Kişisel çıkarlarına öncelik verirler. Ardından şu noktanın altını çizdi:</p>
<p><strong>- Sürekli yeniliği ve değişimi hedefleyen kurumların, o süreçte başarıya ulaşmaları ancak ve ancak “</strong>kurum için çalışan<strong>” CEO’lar ve yönetim takımlarıyla mümkün olabilir.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hicbir-sey-korkuya-dayanan-saygi-kadar-igrenc-degildir-85906</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/6/1280x720/burhan-karacam-1787291221.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hiçbir şey korkuya dayanan saygı kadar iğrenç değildir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-celigi-coklu-tehditle-sinaniyor-85905</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk çeliği çoklu tehditle sınanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türkiye çelik sektörü, yüksek üretim kapasitesi ve güçlü ihracat kabiliyetine karşın artan maliyetler, ithalat baskısı ve dünya genelinde yükselen korumacı politikaların etkisiyle kritik bir dönemden geçiyor. Geçen yıl 38,1 milyon ton çelik üreten Türkiye, Avrupa’da Almanya’yı geride bırakarak birinci, dünyada ise yedinci büyük üretici konumuna yükseldi. Aynı zamanda dünyanın beşinci büyük çelik ihracatçısı ve dördüncü büyük ithalatçısı olan Türkiye, yaklaşık 20 milyon ton ihracata karşılık 23 milyon ton civarında ithalat gerçekleştiriyor.</p>
<h2>Çelikte rekabeti kur değil, pazar erişimi belirliyor </h2>
<p>Sektörün ihracat performansı ile ilgili düzenlenen basın toplantısında konuşan ÇİB Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, Türkiye çelik sektörünün temel sorununun yalnızca kur seviyesi olmadığını, küresel pazarlarda giderek artan korumacılık ve devlet desteklerinin rekabet koşullarını bozduğunu söyledi. “Bizim asıl pazarımız kurdan ziyade pazarlarımızın kapanması” diyen Dalbeler, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bazı rakiplerimiz devlet varlığı ve desteğiyle rekabet ediyor. Dünyada yaklaşık 1,8 milyar ton çelik üretiliyor ve bunun yarısı Çin’de gerçekleşiyor. Çin’de üreticinin kâr etme endişesi bizimkiyle aynı değil. Devlet her fiyatı verebiliyor. Türkiye ise yüzde 100 özel sektör yapısına sahip. Biz yıl sonunda kâr etmek, verimliliğimizi artırmak ve rekabet edebilmek için yatırım yapmak zorundayız. Serbest ticarete karşı değiliz. Bizim itirazımız eşit olmayan rekabet koşullarına. Çin’den gelen ürün çok düşük fiyatlarla piyasaya girebiliyor. Türkiye’de çeliğin ton maliyeti 650-700 dolar seviyesindeyken Çin’de fiyat 500 dolara kadar inebiliyor. Siz 650 dolara mal ettiğiniz ürünü Çinli gelip 550 dolara teklif ettiği zaman yaşama şansınız kalmaz.”</p>
<p>Son beş yılda işçilik maliyeti dolar bazında yaklaşık üç katına çıktığını kaydeden Dalbeler, “Toplam maliyet içerisinde işçiliğin payı yüzde 15-20 arasında değişiyor. Geçmişte yüzde 5’in altındaydı. Avrupa ve Amerika ile kıyasladığımızda hâlâ görece düşük işçiliğimiz var. Ancak bizim rakiplerimiz artık onlar değil. Hintlilerle, Mısırlılarla, Pakistanlılarla, Vietnamlılarla, Endonezyalılarla ve Çinlilerle rekabet ediyoruz. Böyle olunca pahalı kalmaya başladık. Enerjiden kazandığımızı işçilikten kaybediyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Yüksek maliyetlerin üretim tesislerinin yenilenmesini de zorlaştırdığını belirten Dalbeler, “Çelik üretimi yüksek sermaye gerektiren bir sektör. Yaklaşık 1.600 derece sıcaklıkta sıvı metalle çalışan makineler sürekli yıpranıyor ve her yıl yenileme yatırımı gerekiyor. Harcanacak parayı yaratamadığınız zaman tesisler eskiyor. Eskidikçe rekabet gücünü kaybediyor. Yurt dışında üretici her yeniliği uyguluyor, verimliliğini artırıyor ve maliyetini düşürüyor. Biz bunu yapamaz hale geliyoruz” açıklamasını yaptı.</p>
<h2>Maliyet duvarları yükseliyor </h2>
<p>ÇİB Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Kamil Erciyas, döviz kurundaki baskı ve küresel korumacılığın ihracatçı üzerindeki maliyet yükünü artırdığını belirtti. Baskılanan döviz nedeniyle maliyetlerin katlandığını ifade eden Erciyas, “İçeride ve dışarıda rekabetçiliğimiz zayıflıyor. Dünyada koruma duvarları var ve bunun da ilave bir maliyeti oluşuyor. Buna rağmen nasıl ihracat yapıyor ve ayakta kalıyoruz diye Batılı üreticiler buraya gelecek. Biz de buna nasıl cevap verdiğimizi anlatacağız” dedi. Avrupa Birliği’nin çelik ithalatında yaptığı yeni düzenlemenin Türkiye açısından önemli bir rekabet alanı oluşturduğunu söyleyen ÇİB Yönetim Kurulu Üyesi Adnan Aslan, “AB geçen yıl 37 milyon ton çelik ithal ederken yeni düzenlemeyle bu rakamı 18,5 milyon tona indirdi. Türkiye’ye başlangıçta 2,2 milyon ton kota verilmişti. Ticaret Bakanlığımızın çalışmalarıyla bu rakam 2,8 milyon tona çıktı. Diğerleri kategorisinden gelecek 300 bin tonla birlikte Türkiye’nin ulaşabileceği miktar 3,1 milyon tona kadar çıkıyor” şeklinde konuştu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a87d24e8e483-1787286094.jpg" alt="" width="700" height="467" />
<figcaption><strong>Çelik sektörünün ihracat performansı ve küresel rekabet koşullarının değerlendirildiği basın toplantısında, (soldan sağa) İMMİB Genel Sekreteri Armağan Vurdu, ÇİB Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Dalbeler, Yönetim Kurulu Üyeleri Adnan Aslan ve Ahmet Kamil Erciyas ile ÇİB Şube Müdürü Uygar Tatar sektörün gündemini değerlendirdi.</strong></figcaption>
</figure>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÇELİK SEKTÖRÜNÜN DAVOS’U İSTANBUL’DA YAPILACAK</span></h2>
<p>Steel Networking Summits 2026, 25-27 Ekim’de İstanbul’da çelik sektörünün küresel temsilcilerini buluşturacak. Çelik İhracatçıları Birliği’nin (ÇİB) iş birliği ve desteğiyle Swissôtel The Bosphorus’ta düzenlenecek zirveye 80’den fazla ülkeden delegasyon, 400’ün üzerinde sektör temsilcisi ve 200’ün üzerinde uluslararası katılımcı katılacak. Program kapsamında 150’ye yakın firmanın yer alacağı alım heyetleri, B2B görüşmeleri ve 30 saati aşan networking programları gerçekleştirilecek. 30’dan fazla üst düzey konuşmacının katılacağı zirvede küresel çelik piyasaları, ticaret politikaları, korumacılık, uluslararası rekabet, yatırım fırsatları ve yeşil dönüşüm ele alınacak. Organizasyonun, İstanbul’u küresel çelik ticaretinde önemli bir buluşma merkezi haline getirmesi ve Türkiye’nin yeni ticari bağlantılar kurarak ihracatını artırmasına katkı sağlaması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-celigi-coklu-tehditle-sinaniyor-85905</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/4/1280x720/celik-1765377784.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin Avrupa’nın en büyük çelik üreticisi konumunu korumasına karşın artan ithalat, yükselen maliyetler ve küresel korumacılık sektörün rekabet gücünü zorluyor. Üretici iç pazarda ithalatla, ihracatçı ise dış pazarlarda artan ticaret duvarlarıyla mücadele ederken, sektör ihracat pazarlarını güçlendirmek ve yeni ticari bağlantılar kurmak için 25-27 Ekim’de İstanbul’da düzenlenecek zirveye hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vatandas-yurt-disi-borsalari-kesfetti-85904</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vatandaş yurt dışı borsaları keşfetti!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısının hakim olduğu yurtiçinde Borsa İstanbul’un dalgalı seyriyle yatırımcısında azalma yaşandığı yılın ikinci çeyreğinde hanehalkları yönünü yurtdışına döndü. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre yılın ikinci çeyreğinde yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senetlerine yatırımı 4.77 milyar dolar ile tarihi en yüksek seviyesine görürken hanehalklarının yurtdışı hisse portföyü de 3.98 milyar dolar ile rekor kırdı. Bu tercihte hem yurtdışında yükselen teknoloji hisselerinin cazibesi hem de yurtiçinde elde edilemeyen döviz geliri isteği etkili oldu.</p>
<p>TCMB sıkı para politikası kapsamında TL yatırımı daha cazip hale getirmek için makroihtiyati önlemleri uyguluyor. İran’a yönelik savaş da dezenflasyon programını kesintiye uğratırken bir süre daha yüksek faiz ve enflasyonun süreceğine yönelik beklentileri arttırdı. Bu yılın ikinci çeyreğinde TCMB’nin haftalık repo ihalelerine ara vererek üst banttan piyasayı fonlaması hem kredi hem de mevduat faizlerini yüksek tutmaya devam etti. Bankacılık sektörü yüzde 40’ın altına düşmedi TL mevduat faizlerinde yılın ikinci çeyreğinde. Bunun yanı sıra dolar/ TL’de yükseliş de TCMB’nin döviz satışlarıyla dengelendi. Ve yurtiçi yerleşikler döviz kazancının yolunu dışarda aradı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87ce6f7ab10-1787285103.png" alt="" width="657" height="556" /></p>
<h2>Para piyasası araçlarında sert düşüş </h2>
<p>Bu bir süredir böyle aslında. Haziran 2023’ten bu yana dolar/TL’de yükseliş sınırlı kalıyor ve döviz getirisi elde etmek oldukça güç. Yılın ikinci çeyreğinde yurtiçi yerleşikler çok daha iştahlı şekilde yurtdışı portföy yatırımlarına ilgi gösterdi. TCMB verilerine göre yurtdışı portföy yatırımları toplamı bu yıl ikinci çeyrekte 9.1 milyar doları aştı. Yılın ilk çeyreğine göre 1 milyar doları aşan gerileme yaşansa da bu para piyasası araçlarına ilk çeyrekte trendinin çok üzerinde bir yatırım gerçekleştirilmesinden kaynaklandı. İlk çeyrekte yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı para piyasası araçları yatırımı 1.6 milyar dolar seviyesindeyken ikinci çeyrekte 127 milyon dolar ile önceki dönemki trendine yakın seyre geri döndü. Para piyasası araçları dışında bono ve tahvil yatırımları da yurtiçi yerleşiklerin ilk çeyreğe göre azaldı. TCMB verilerine göre ikinci çeyrekte yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı bono ve tahvil yatırımları 4.2 milyar dolar oldu ilk çeyrekte bu rakam 4.66 milyar dolar seviyesindeydi. Savaşın tahvil faizlerine etkisi yurtiçi yerleşiklerin tercihlerinde de etkili olmuş görünüyor.</p>
<h2>5 yılda hisse yatırımı 4’e katladı </h2>
<p>Tüm bu siyasi, jeopolitik gelişmelerden etkilenmeyen tek yurtdışı portföy yatırımı hisse senedi oldu. Yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senedi yatırım 4.77 milyar dolar ile tarihi en yüksek seviyesine çıktı. Bu yılın ilk çeyreğinde rakam 3.97 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. Yurtdışı hisse yatırımları geçen yılın aynı çeyreğine göre 67,22 arttı. Yurtdışı hisse yatırımlarında en büyük payı hanehalklarının yatırımları oluşturuyor. Yurtdışı hisse senedi portföyününü yüzde 83,4'üne hanehalkları sahip.</p>
<p>Hanehalklarının yurtdışı hisse senedi portföyleri yılın ikinci çeyreğinde 3.98 milyar dolara yükseldi. Bu rekor bir seviyeye işaret ediyor. 5 yıl öncesindeki yurtdışı hisse portföyünün 4 katına işaret eden bu rakam bu yılın ilk çeyreğine göre ise 800 milyon dolara yakın artışı gösteriyor. Geçen yılın aynı çeyreğine göre hanehalklarının yurtdışı portföy yatırımlarındaki artış yüzde 68,33 oldu. Hanehalklarının döviz getirisi amacının yanı sıra yurtiçinde Borsa İstanbul'da ikinci çeyrekteki yaşanan kayıpları ve yurtiçi hisse yatırım tercihindeki azalmayı yurtdışına yönelttiği anlaşılıyor. Yurtiçi hanehalklarının bono ve tahvil yatırımları ise bu yılın ilk çeyreğine göre 500 milyon dolar kadar geriledi. Toplamda 2.18 milyar dolarda kaldı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İlk sırada ABD hisseleri var</span></h2>
<p>Yurtiçi yerleşiklerin yurtdışı hisse senedi portföyünde ilk sırayı yüzde 86 pay ile Amerika oluşturuyor. Amerikan borsalarına ve hisse senetlerine yatırım ise yapay zekanın sürüklediği teknoloji endekslerinde yaşanan getiriden pay kapma arayışı olabilir. TCMB verilerine göre yurtiçi yerleşiklerin Amerika borsalarında hisse portföyü 4.1 milyar doları aşmış durumda. Avrupa'da ise 619 milyon dolarlık bir hisse portföyü bulunuyor yurtiçi yerleşiklerin. Diğer kıtalarda ise yok denecek kadar az bir portföy tutuluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vatandas-yurt-disi-borsalari-kesfetti-85904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/0/1280x720/piyasa-finans-1782967730.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt içi yerleşikler, İran savaşı nedeniyle ikinci çeyrek boyunca dalgalı seyir izleyen Borsa İstanbul yerine yapay zeka temasıyla yükseliş gösteren yurt dışı hisse senetlerini tercih etti. TCMB verilerine göre yurtiçinde hanehalkları ile toplam yurt dışı hisse yatırımları, nisan-haziran döneminde sırasıyla 3.98 milyar dolar ve 4.77 milyar dolarla tarihi zirvesini gördü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/urgupte-2028-yilina-kadar-soz-verdigimiz-tum-projeleri-tamamlayacagiz-85976</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Ürgüp’te 2028 yılına kadar söz verdiğimiz tüm projeleri tamamlayacağız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçtiğimiz günlerde Ürgüp Belediye Başkanı Ali Ertuğrul Bul’un eşi Aycan Hanım, Kayseri’de bir operasyon geçirdi. Kendilerini hastanede ziyaret ettim. Sağlık durumu gayet iyi. Buradan bir kez daha kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Ziyaret sırasında Ali Başkan’la hem Ürgüp’ü hem de hayata geçirmeyi planladıkları projeleri konuştuk. Sohbetin bir yerinde, “Kayseri’ye tekrar gezmek için geleceğiz. Nereleri gezebiliriz, bana not olarak yazar mısın?” diye sordu.</p>
<p>Ali başkanın sorusu ile tekrar fark ettim ki iki şehri birbirinden bağımsız düşünmek mümkün değil. Ticarette, sağlıkta ve eğitimde yıllardır birbirine göbekten bağlılar. İnsan hareketliliği var, ekonomik ilişki var, kültürel bağ var. Fakat bütün bu ilişkinin henüz olması gereken ölçüde güçlü bir ortaklığa dönüştüğünü söylemek zor. Oysa önümüzde çok önemli bir fırsat var: Kapadokya ve Erciyes’i tek bir büyük destinasyonun iki güçlü ayağı olarak düşünmek. Aralarındaki mesafe kısa, potansiyel ise çok büyük. Mesele, bu iki değeri aynı turizm hikâyesinin parçası hâline getirebilmek. Ali Başkan’la sohbet ederken zihnimde canlanan bu tabloyu da sizlerle paylaşmak istedim. Şimdi biraz da Ali başkanın projelerinden bahsedeyim.</p>
<p>Ali başkan, “Ürgüp’te 2028 yılına kadar söz verdiğimiz tüm projeleri tamamlayacağız” diyerek bitirdi konuşmasını, kendisi o kadar projelere odaklanmış durumda ki işin en önemli kısmını en son dile getirdi ancak ben en önce paylaşmak istedim. Yaklaşan 30 Ağustos ve ardından 29 Ekim’de coşkulu kutlamalar olacak ilçede. 4-5 Eylül'de ise bu sene 54'üncüsü düzenlenecek Bağbozumu Festivali var. Kasım ayında ise At Festivali’nin bu sene üçüncüsü düzenlenecek. Şu anda ise 24 ülkeden 900 katılımcının geldiği 2. Uluslararası Açık Satranç Turnuvası gerçekleşiyor. Turnuvaya eşlik edenlerle birlikte 3 bin kişi Ürgüp sokaklarında 6 gün boyunca ilçeyi deneyimliyor.</p>
<p>Başkanın sokak sokak cadde cadde paylaştığı, Ürgüp’ün yerel halkının konforuna ve ilçenin sürdürülebilirliğine yönelik de pek çok proje yürütülüyor. Bunlar arasında 1 MW’lık GES’te yer alıyor. Belediye başkanlığı öncesinde profesyonel olarak şirket yöneticiliği de yapan Ali Ertuğrul Bul, “Belediyeler için de şirketler gibi giderleri mümkün olduğunca kısıp gelirleri artırmak önemli. Biz giderleri olabildiğince kıstık. Şu ana kadar herhangi bir gayrimenkul satışı yapmadan bir sürü yatırımı aynı anda yapabilecek seviyeye geldik. Gelir kaynaklarımızı da artırırsak daha büyük projelere imza atabiliriz diye düşünüyoruz” dedi ve hemen ardından Büyük Otel projesiyle ilgili bilgiler verdi. Ana cadde üzerinde 10 dükkân, 51 oda, yeraltında 2 kat otopark şeklinde planlanan projenin inşaatına gelecek yıl başlanacak. Arazisi ve projesi belediyeye ait olan otelin işletmeciliği özel sektör girişimcilerine bırakılacak, dükkânlardan bir kısmı satılacak, bir kısmı ise kiraya verilecek. Bu sayede belediyenin yeni yatırımlarda bulunabilmesi için de kaynak oluşturulmuş olacak. Ancak başkanın asıl sürprizi 2028 yılında hayata geçecek. Ürgüp sokaklarında, Lizbon'daki nostaljik tramvay benzeri bir tramvay hattı hayata geçecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/urgupte-2028-yilina-kadar-soz-verdigimiz-tum-projeleri-tamamlayacagiz-85976</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/6/1280x720/urgupte-2028-yilina-kadar-soz-verdigimiz-tum-projeleri-tamamlayacagiz-1787308645.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Ürgüp’te 2028 yılına kadar söz verdiğimiz tüm projeleri tamamlayacağız” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-ticaret-odasinin-2030-rotasi-hedef-daha-fazla-halka-acik-sirket-daha-guclu-sermaye-ve-kuresel-lig-85974</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KTO&#039;nun 2030 rotası: Hedef daha fazla halka açık şirket, daha güçlü sermaye ve küresel lig</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar ile KTO Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen “Globalden Yerele: Kayseri” başlıklı panelde, küresel ekonomide yaşanan gelişmelerin Kayseri’ye etkilerini ve şehrin önümüzdeki döneme ilişkin hedeflerini anlattı. </p>
<p>KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Kayseri iş dünyasının gelecek vizyonunu “markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık” ekseninde ortaya koydu. Gülsoy, Borsa İstanbul’da işlem gören 12 Kayseri şirketinin bulunduğunu belirterek, “Hedefimiz borsadaki şirket sayımızı katlamak” dedi. Gülsoy’a göre Kayseri’nin 2030 vizyonunun merkezinde şirketlerin büyütülmesi, sermaye piyasalarıyla buluşturulması, yüksek teknolojiye geçiş, ihracatın artırılması ve Orta Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi bulunuyor. Mobilya, elektrikli ev aletleri ve çelik kapı sektörlerinde Türkiye’nin lider üreticisi konumunda olan Kayseri, kapsamlı bir dönüşüm projesi ve lojistik yatırımları ile büyüyecek.</p>
<p>KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, “Globalden Yerele: Kayseri” başlıklı panelde ve panel öncesinde gerçekleşen sohbette, hem Kayseri iş dünyasıyla ilgili hem de Kayseri Ticaret Odası’nın çalışmalarıyla ilgili EKONOMİ Gazetesi’ne özel açıklamalarda bulundu.</p>
<p>Kayseri Ticaret Odası’nın 2030 vizyonunda, iş dünyasının gelecek 10 yılına ilişkin ortaya konulan yol haritasında şirketlerin kurumsallaşmasından halka arzlara, dijital ve yeşil dönüşümden yüksek teknoloji yatırımlarına, yabancı ortaklıklardan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar kapsamlı bir dönüşüm hedefleniyor. “Kayseri deyince akla ticaret gelir, evet doğrudur. Ancak artık şirketlerimiz kurumsallığıyla da tüm ülkede örnek olmalıdır” diyen Gülsoy, gelecek dönemin asıl hedefinin Kayseri şirketlerini daha büyük ve daha güçlü yapılara dönüştürmek olduğunu vurguladı. Bu dönüşümün en dikkat çekici başlıklarından biri ise şirketlerin sermaye piyasalarıyla buluşturulması.</p>
<p>KTO Başkanı Gülsoy, şirketlerin büyümesi ve rekabetçi kalabilmesi için bir yol haritası belirlediklerini söyleyerek, “Ekonominin kurtuluş reçetesini; markalaşma, kurumsallaşma, halka açılma ve yabancı ortaklık olarak belirledik” dedi ve Kayseri’de birçok firmanın ilk iki aşamada önemli mesafe aldığını ifade etti.</p>
<p>“Markalaşma safhasını çoğu işletmemiz tamamlamış noktada. Kurumsallaşma kısmı da KOBİ’sinden büyük işletmesine kadar pek çok şirketimizde tamamlanmış durumda. Artık Kayserili şirketlerimizin bir sonraki safha olan halka açılmayı, yani borsaya açılmayı ivedilikle gündeme alması gerekli” diyen Gülsoy, “Önümüzdeki dönemi 2030 vizyonu hedeflerimiz çerçevesinde şirketlerimizin borsaya açılma dönemi olarak planlıyoruz” diye konuştu ve sermaye piyasalarından sağlanacak kaynağın yalnızca halka açılan şirketi değil, şehir ekonomisinin tamamını etkileyeceğini söyledi.</p>
<p>İhracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğine ek yüzde 5 destek verilmesi gerektiğinin de altını çizen Gülsoy, “Enflasyonun, girdi ve enerji maliyetlerinin yükseldiği, karlılık oranlarının sıfıra indiği, aynı zamanda finansa erişimin de zorlaştığı bir dönemden geçiyoruz. Bunun için devletimizin ihracatçılarımıza artı yüzde 5 daha destek verilmesini talep ediyoruz. Bizim güçlü ve büyük devletimiz için bu rakam hiçbir şey değil. Bu gerçekleşirse ihracatçımız için nefes olur, moral buluruz. Şunu da özellikle belirtmeliyim ki bizim iş dünyamız enseyi karartmıyor, devletine güvenerek çalışmaya ve üretmeye devam ediyor” ifadelerini kullandı.  </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a8829953852b-1787308437.jpeg" alt="" width="529" height="298" /></p>
<p><strong>Borsa İstanbul’da 12 Kayseri şirketi var</strong></p>
<p>Kayseri’nin sermaye piyasalarında bugün ulaştığı nokta, 2030 hedefinin başlangıç noktası olarak gösteriliyor. Borsa İstanbul’da 12 Kayseri şirketi işlem görüyor. Ayen Enerji, Erbosan Boru, Formet Metal ve Cam, Kayseri Şeker Fabrikası, Karsu Tekstil, Lüks Kadife, Mega Metal, Meysu Gıda, Oylum Sınai Yatırımlar, Rainbow Polikarbonat, Temapol Polimer Plastik ve Yataş, Kayseri’nin Borsa İstanbul’daki temsilcileri arasında bulunuyor. Gülsoy, bu sayının Anadolu açısından önemli olduğunu ancak Kayseri için yeterli olmadığını belirtti.</p>
<p>“Kayseri’mizden 12 şirketle Anadolu’da bu konuda lideriz. Konya ve Antep dokuzar halka açık şirket barındırıyor. Ancak bu başarı bize yeter mi? Asla yetmez” ifadelerini kullanan Gülsoy, “Borsaya açılan tek bir şirketimiz, Kayseri ekonomisine neredeyse milyarlık bir fon akışı sağlıyor. Halka açılan şirketlere gelen para neticede Kayseri ekonomisine, Kayseri’deki diğer şirketlere de dolaylı olarak akıyor” şeklinde konuştu. Bu nedenle halka arz, KTO açısından yalnızca şirketlerin finansman bulmasına yönelik bir yöntem olarak değil, şehir ekonomisini büyütecek bir mekanizma olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><strong>Kayseri; mobilya, elektrikli ev aletleri ve çelik kapı da Türkiye’nin lideri</strong></p>
<p>Kayseri'de üç büyük organize sanayi bölgesi var. Kayseri OSB'de bin 200'den fazla fabrika ve 80 bin civarı çalışan, Mimarsinan OSB'de yaklaşık 200 civarı fabrika ve 10 bin civarı çalışan, İncesu OSB'de ise 270'den fazla parselin yarısı kadarında işletmeler faaliyet gösteriyor ve 4 bin civarı çalışan bulunuyor. OSB’ler dışındaki sanayi işletmelerimizde ve şehrimizdeki binlerce işletmede çalışan yüz binlerce kişi ile Kayseri ekonomisi ve ticareti değer yaratmaya devam etmektedir.</p>
<p>Kayseri’nin gurur kaynağı olan şirketlerin aslında geçmişin KOBİ’leri olduğunun altını çizen KTO Başkanı Gülsoy, Geçmişteki KOBİ’lerimiz günümüzün büyük işletmeleri haline geldi. Bu durum şimdiki küçük ve orta ölçekli işletmelerimize de örnek olmalıdır. Dünün KOBİ’si bugünün büyük işletmesi, bugünün büyük işletmesi yarının dünya çapında işletmesidir.  Kayseri Ticaret Odası yönetimi olarak biz de işletmelerimizin büyümesine vesile olmak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. İSO İlk 500’de 11 ve İSO İkinci 500’de yer alan 15 firmamız göğsümüzü kabartmıştır. Bu güçlü firmalarımız başta olmak üzere, üretim kapasitesi yüksek pek çok şirketimizin sermaye piyasalarına adım atarak Borsaya açılmalarını hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Şirketlerin halka açılması için ilgili kurumlarla iş birliği yapacaklarını da belirten Gülsoy, sonraki aşamada ise dünya ölçeğindeki fonların ve küresel şirketlerin Kayseri firmalarına yatırım yapması, kaynak sağlaması ve yabancı ortaklıklar kurması için ticaret odası olarak yurt içinde ve dışında gerekli Kayseri Lobisini oluşturacaklarını söyledi. Gülsoy ayrıca, “Ormanımız olmadığı halde mobilya ve mobilya yan sanayi üretiminde Türkiye birincisiyiz. Elektrikli ev aletleri ve çelik kapı üretiminde yine Türkiye birincisiyiz. Savunma sanayiinde ve tekstil ürünlerinde de söz sahibiyiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Orta Anadolu Üretim Havzası Kayseri’nin gelecek yüz yılını kurtaracak</strong></p>
<p>Kayseri'nin önümüzdeki döneme dair en büyük stratejik hedefinin ise “Orta Anadolu Üretim Havzası” olduğunu kaydeden Gülsoy, sadece Kayseri’nin değil Türkiye’nin geleceğini de ilgilendiren, sanayinin Anadolu’ya yayılmasına yönelik önemli açıklamalarda da bulundu. “Marmara Bölgesi artık doldu, taştı. Sanayiyi tek bir bölgeye hapsetmek, Marmara’nın omuzlarına bu kadar yük yüklemek hem o bölgeye hem de Türkiye’nin geleceğine yazıktır. Marmara’da yaşanacak yıkıcı bir deprem, Türkiye ekonomisinin şalterini indirmek demektir. Ülkemizin ekonomik ve sosyal yaşantımızı riske atmamak için, yumurtaların hepsini aynı sepete koymamalıyız” diyen Gülsoy, Kırıkkale’den Ankara’ya, Konya’dan Aksaray’a, Niğde’den Mersin’e ve Kayseri’ye uzanan bir üretim koridorunun şart olduğunu söyledi.</p>
<p>Orta Anadolu Üretim Havzası projesini 2019 yılından bu yana dile getirdiklerini ve artık somut bir devlet politikasına dönüşmeye başladığını kaydeden Gülsoy, “Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanan Ulusal Sanayi Alanları Master Planı ile Marmara’daki sanayi kümelenmesinin risk haritası çıkarılacak kapsamlı bir çalışma başlatıldı. Buna göre İstanbul, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Çanakkale, Yalova, Kocaeli ve Sakarya illerinde bulunan 77 Organize Sanayi Bölgesi ile birlikte büyük sanayi tesisleri ve kritik altyapılar; ulaşım ve enerji bağlantıları da dikkate alınarak incelenecek. Marmara’daki yoğunluğu azaltma hedefi doğrultusunda, İç Anadolu ve Doğu Akdeniz başta olmak üzere yeni sanayi havzaları oluşturulması planlanıyor. Kayseri’mizin de içinde bulunduğu 16 ili kapsayan bu stratejik hamle, Türkiye’nin ikinci büyük sanayi koridorunu inşa edecektir. Kayseri; sahip olduğu sanayi kültürüyle, çevresindeki 13 ili doğrudan, 20’den fazla ili ise dolaylı olarak etkileyen bir 'çekim merkezidir'. Biz bu yatırımları sonuna kadar hak ediyoruz. Bu vizyoner kararla hem bölgesel kalkınma farkları azalacak hem de Türkiye ekonomisi deprem riskine karşı sigortalanmış olacaktır” diye konuştu. Gülsoy, bu projenin, Kayseri ticaretinin ve sanayisinin gelecek 100 yılını kurtaracak bir dönüm noktası olduğunu söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a88296b79004-1787308395.jpeg" alt="" width="475" height="267" /></p>
<p><strong>Kayseri’nin 20 yıllık geleceği için stratejik projeler hayata geçiriliyor</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası (KTO), yalnızca günün ekonomik sorunlarına değil, Kayseri’nin önümüzdeki 10-20 yıllık geleceğine yönelik stratejik projelere de odaklanıyor. Oda Başkanı Gülsoy, rekabetin artık teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değer üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek yürüttükleri projeleri anlattı.</p>
<p>Projeler arasında Kayseri Teknoloji ve İnovasyon Kampüsü (TEKMER) öne çıkıyor. Abdullah Gül Üniversitesi ve Erciyes Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında girişimci ve yatırımcıların aynı ekosistemde buluşturulması hedefleniyor. Robotik, yazılım, yapay zekâ, elektronik ve makine tasarımı gibi alanlarda çalışmaların yürütüleceği merkezde, fikir aşamasındaki projelerin prototipten ticarileşmeye ve uluslararasılaşmaya kadar desteklenmesi planlanıyor. KTO Başkanı, TEKMER’in Kayseri’nin geleceği açısından taşıdığı öneme dikkat çekerek, “Biz burada sıradan bir bina yapmıyoruz; girişimcimizin tüm yolculuğunu uçtan uca destekleyen bütüncül bir ekosistem kuruyoruz” ifadelerini kullandı. Projenin kısa süre içerisinde hayata geçirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Odanın Avrupa Birliği destekli DigiConnect projesi ise KOBİ’lerin dijital dönüşümünün hızlandırılması ve Avrupa pazarlarıyla bağlantılarının güçlendirilmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında Çekya ve Belçika’daki ticaret odalarıyla iş birlikleri geliştirilirken, son olarak Prag’da Kayserili iş insanlarının katılımıyla B2B görüşmeleri gerçekleştirildi. Gülsoy, KAGUTİM projesinin ise tamamlanarak KTO bünyesinde aktif şekilde hizmet verdiğini söyledi.</p>
<p>KTO’nun 2026 yılı çalışmalarının merkezinde yer alan Üretim ve İhracatta Dönüşüm Programı kapsamında ise 500’ün üzerinde firmanın ziyaret edilerek üretim, ihracat, dijital ve yeşil dönüşüm, insan kaynağı ve finansmana erişim gibi alanlarda analiz edilmesi planlanıyor. Bu çalışmaların ardından Kayseri Üretim ve İhracat Stratejik Eylem Planı hazırlanacak.</p>
<p>Oda ayrıca uluslararası öğrencilerle firmaları buluşturan Global Talent Kayseri programı, TOKİ ile süreci yürütülen Kayseri Ticaret Karma Küçük Sanayi Sitesi, gençlere yönelik KTO ERVA Spor Kulübü, savunma sanayii ve yüksek teknoloji alanında faaliyet gösteren KİM Teknoloji ile verimlilik ve yeşil dönüşüm çalışmaları yürüten Kayseri Model Fabrika projelerini de sürdürüyor. KTO Başkanı, tüm bu çalışmaların ortak hedefinin Kayseri’nin yalnızca ticaret ve sanayi alanında değil, teknoloji, inovasyon, ihracat ve yüksek katma değerli üretimde de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri haline gelmesi olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Çok mal satıp az kazanmak" yerine, nitelikli, yüksek fiyatlı, katma değer yaratan, marka değeri olan ürün üreteceğiz. Kilogram başına düşen ihracat değerimizi üst seviyelere çıkaracağız. İdari süreçlerden üretim bandına, e-ticaretten e-ihracata kadar her alanda tam dijitalleşmiş bir Kayseri iş dünyası hedefliyoruz. Gençlerimizin ve kadınlarımızın enerjisini ticarete kazandırarak, krizlere dirençli, sürekli yeni fikirler üreten güçlü bir girişimcilik altyapısı inşa ediyoruz. Bizim bütün gayretimiz; tüccarımızın, sanayicimizin yükünü hafifletmek ve Kayseri’yi küresel ligde hak ettiği yere taşımak.”</p>
<p><strong>“Ulaşım olmadan ticaret olmaz”</strong></p>
<p>Kayseri’nin dünya devleriyle yarıştığını ve lojistik avantajı elinde tutanların bir adım öne geçtiğini kaydeden Gülsoy, şunları söyledi: “Altını çizerek söylüyorum: Ulaşım olmadan ticaret olmaz. Biz hiçbir zaman denizimiz yok diye hayıflanmadık, sızlanmadık. Raylı sistemle Kayseri’mizi Mersin’e, İskenderun’a bağlayacak o demiryolu koridoru bizim denizimizdir. Yeni Havalimanı Terminal Binası hizmete açıldı. Hızlı tren projemiz kararlılıkla sürüyor. Şu an yüzde 50’si tamamlandı, 2028’de faaliyete geçecek. Otoyol bağlantımız için ilk ihale yapıldı. Yıllardır her platformda yüksek sesle dile getirdiğimiz Lojistik Merkez’in de bugün somut adımlara dönüşmesinden büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Şunun altını özellikle ve kalın harflerle çizmek istiyorum: Lojistik Merkez sadece bir depo alanı değildir. Kayseri’ye kurulacak bu Lojistik Merkez, sadece bu şehre değil, tüm Orta Anadolu Üretim Havzası’na can suyu olacaktır. Biz bu projeyi olursa iyi olur diye değil, Kayseri için olmazsa olmaz diyerek takip ediyoruz. Biliyoruz ki ulaşım kanallarını açtığımız her nokta; Kayseri için yeni bir pazar, yeni bir aş ve yeni bir iş demektir. Bu proje, Kayseri’nin üretim gücünü dünya pazarlarına taşıyan en büyük köprümüz olacaktır. Uluslararası Nakliyeciler Derneği’nin teknik birikimi, Büyükşehir Belediyemizin öncülüğü, Sayın Valimiz ve yerel yönetimlerimizle el ele vererek, bu projenin her bir çivisi çakılana kadar takipçisi olacağız. Çünkü biliyoruz ki ulaşım varsa hareket vardır, ticaret vardır; ticaret varsa da bereket vardır.”</p>
<p><strong>Kayseri Pastırması tescillendi, sıra sucuk ve mantı var</strong></p>
<p>Kayseri denilince akıllara artık sadece ticaret ve sanayi şehri değil, binlerce yıllık gastronomi kültürü de geliyor. Kayseri Ticaret Odası da bu kadim lezzetlere ve coğrafi işaretli ürünlere yönelik de çalışmalar gerçekleştiriyor. Başkan Gülsoy, “Biz Kayseri’nin sadece bugününü ve geleceğini değil, binlerce yıllık kadim mirasını da korumayı görev biliyoruz” sözleriyle Kayseri mutfağına sahip çıktıklarını belirtti. Kayseri’nin şu anda 34 tescilli coğrafi işaretli ürünü olduğunu ve bu ürünlerin 17’sinin KTO tarafından tescil ettirildiğini belirten Gülsoy, “Şehrimizin tescilli markalarının yarısında Kayseri Ticaret Odası’nın alın teri, imzası var. Kayseri Pastırması'nın Avrupa Birliği nezdinde tescil edilmesi sürecinde Bulgaristan karşısında verdiğimiz o büyük hukuk mücadelesinin ve kazandığımız tarihi zaferin mimarı Kayseri Ticaret Odası’dır. Şimdi sırada sucuğumuz ve mantımız var. Kayseri Sucuğu ve Kayseri Mantısı’nın da coğrafi işaret tescilini almak için çalışmalarımızı tüm hızıyla, kararlılıkla sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-ticaret-odasinin-2030-rotasi-hedef-daha-fazla-halka-acik-sirket-daha-guclu-sermaye-ve-kuresel-lig-85974</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/4/1280x720/kayseri-ticaret-odasinin-2030-rotasi-hedef-daha-fazla-halka-acik-sirket-daha-guclu-sermaye-ve-kuresel-lig-1787308478.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri’nin mevcut üretim ve ticaret gücüyle yetinmeyeceği yönünde mesaj veren Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, ihracatçılara verilen yüzde 3’lük döviz dönüşüm desteğine ilave yüzde 5 daha eklenmesi gerektiğini vurguladı. Gülsoy, Borsa İstanbul’da işlem gören 12 Kayseri şirketinin bulunduğunu belirterek, “Hedefimiz borsadaki şirket sayımızı katlamak.” dedi. Gülsoy’a göre Kayseri’nin 2030 vizyonunun merkezinde şirketlerin büyütülmesi, sermaye piyasalarıyla buluşturulması, yüksek teknolojiye geçiş, ihracatın artırılması ve Orta Anadolu’nun üretim merkezi haline gelmesi bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-sirketin-halka-arzi-onaylandi-85961</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 şirketin halka arzı onaylandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Kurul, İntetra Teknoloji ve Bilişim Hizmetleri AŞ'nin 53,60 liradan, Bakırcı Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 12,93 liradan halka arzını uygun buldu.</p>
<p>Kurul, Lider Faktoring AŞ'nin iç kaynaklardan olmak üzere 561 milyon 198 bin liralık, Bilici Yatırım Sanayi ve Ticaret AŞ'nin de iç kaynaklardan olmak üzere 900 milyon liralık bedelsiz sermaye artırımını onayladı.</p>
<p>SPK, Eker Süt Ürünleri Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 2 milyar liralık, Doğan Trend Otomotiv Ticaret Hizmet ve Teknoloji AŞ'nin 625 milyon liralık, Mediazz Yeni Medya ve Teknoloji Yatırımları AŞ'nin 200 milyon liralık, Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 1 milyar liralık, QNB Bank AŞ'nin 60 milyar liralık, İnallar Otomotiv Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 500 milyon liralık, Anadolu Efes Biracılık ve Malt Sanayii AŞ'nin 1 milyar dolarlık, Akbank TAŞ'nin 8 milyar dolarlık ve Aktif Yatırım Bankası AŞ'nin 120 milyon avroluk borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verdi.</p>
<p>Kurul, İş Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 1 milyar lira nominal ihraç tavanlı yatırım kuruluşu varantı ve sertifikası ihracını onaylarken, KT Sukuk Varlık Kiralama AŞ'nin 1 milyar 60 milyon liralık Yönetim Sözleşmesine Dayalı Kira Sertifikası ihracı başvurusunu olumlu karşıladı.</p>
<p>Ayrıca Kurul, "İsra Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ Baysaş Girişim Sermayesi Yatırım Fonu"nun kuruluşuna izin verilmesi ve katılma paylarının ihracına ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebinin olumlu karşılanmasına karar verirken, "Tuna Portföy Yönetimi AŞ’nin Tuna Portföy Yönetimi AŞ Para Piyasası Şemsiye Fonu"nun kuruluşuna da izin verdi.</p>
<p><strong>3 kişiye 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulandı</strong></p>
<p>SPK, Bayrak Ebt Taban Sanayi ve Ticaret AŞ (BAYRK) pay piyasasında gerçekleştirilen işlemlerde 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) 104'üncü veya 107'nci maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle, 6362 sayılı SPKn'nun 1'inci maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen, 6362 sayılı SPKn'nun 128/1-(a) maddesine dayanarak yapay piyasa oluşturmaya yönelik işlemlerin engellenmesi amacıyla; 6362 sayılı SPKn'nun 101/1 maddesi ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5/1 ve 6/1 maddeleri uyarınca 3 kişiye 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasını kararlaştırdı.</p>
<p>Kurul, Aksis Uluslararası Bağımsız Denetim AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda şirkete, bağımsız denetim sözleşmesinin Kurul görüşü alınmaksızın sona erdirilmesi sebebiyle 445 bin 243 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-sirketin-halka-arzi-onaylandi-85961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, İntetra Teknoloji ile Bakırcı Gayrimenkul&#039;ün halka arz başvurularını onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/shell-kumluca-bayisinden-ciftciye-indirim-destegi-85954</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kumluca Ziraat Odası&#039;ndan Shell ile indirim anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe ile Saha petrol Shell bayisi Seyfi Arıkan arasında akaryakıtta indirim yapılmasına yönelik protokol sözleşmesi imza töreni yapıldı.</p>
<p>Kumluca Ziraat Odası Başkanı Hidayet Kökçe, tarımsal üretimde girdi maliyetlerinin sürekli arttığını belirterek, oda olarak çiftçinin maliyetlerinin azaltılması yönünde girişimlerde bulunduklarını söyledi.</p>
<p>Kökçe şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Küresel belirsizlikler ve savaşlar nedeniyle akaryakıt fiyatları sürekli artıyor. Bu nedenle çiftçinin enerji ve yakıt maliyetleri de yükseliyor. Çiftçinin maliyetlerini azaltmak en azından akaryakıt giderini düşürebilmek için Shell Kumluca Bayi Seyfi Arıkan’a ait Saha Petrol ile anlaşma yaptık. Böylece akaryakıt alımlarında çiftçilerin, Çiftçi Kayıt Belgesini göstermeleri halinde kamyon, kamyonet ve traktör gibi ticari araçlarında yüzde 5 indirim uygulanacak.’’</p>
<p>Hidayet Kökçe, indirimli akaryakıt alımından Çiftçi Kayıt Belgesi olan yaklaşık 20 bin üyenin yararlanacağını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/shell-kumluca-bayisinden-ciftciye-indirim-destegi-85954</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/4/1280x720/shell-kumluca-bayisinden-ciftciye-indirim-destegi-1787297908.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kumluca Ziraat Odası&#039;nın, akaryakıt giderlerinin artması nedeniyle Shell Kumluca Bayisi ile anlaşma yaparak çiftçilere yüzde 5 fiyat indirimi sağlandığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oto-devinin-yeni-modeli-grizzly-bursa-yollarinda-test-ediliyor-85950</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fiat’ın yeni modeli Grizzly, Bursa yollarında test ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye otomotiv pazarında uzun yıllardır yüksek satış performansıyla öne çıkan Fiat Egea’nın geleceğine ilişkin yeni model iddiaları güçleniyor.</p>
<p>Fiat’ın yeni nesil C-SUV modeli olarak geliştirdiği öne sürülen Grizzly, Bursa’da gerçekleştirilen test sürüşü sırasında görüntülendi. Yoğun kamuflajla test edilen araç, özellikle gövde yapısı, arka tasarım çizgileri ve SUV karakteriyle dikkat çekti. Bursa’da otomotiv sektörünün üretim ve Ar-Ge merkezlerinden biri olması, kentte görüntülenen test araçlarını sektör açısından daha önemli hale getiriyor. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, kamuflajlı Grizzly’nin Bursa trafiğinde farklı yol koşullarında test edildiği görülürken, aracın üzerindeki 16 plakalı test araçlarına ilişkin detaylar da dikkat çekti.</p>
<h2>“Egea’nın yerini SUV modeli alabilir”</h2>
<p>Fiat Grizzly’nin, markanın C segmentindeki yeni nesil ürün stratejisinde önemli bir konuma yerleşmesi bekleniyor. Egea’nın Türkiye pazarında sedan ve hatchback gövde seçenekleriyle uzun yıllardır güçlü bir müşteri tabanı oluşturması, yeni modelin Fiat’ın Türkiye stratejisi açısından önemini artırıyor. Grizzly ile birlikte Fiat’ın C segmentinde SUV ağırlıklı yeni bir ürün yaklaşımına yönelmesi bekleniyor. Kamuflaj nedeniyle aracın nihai tasarım detayları tam olarak ortaya çıkmasa da Bursa’da görüntülenen prototipin arka bölümünde sportif ve coupe-SUV çizgilerini çağrıştıran tasarım unsurları öne çıkıyor. Yüksek omuz çizgisi, geniş arka bölüm ve kompakt SUV formu, modelin geleneksel sedan gövdesinden farklı bir karaktere sahip olacağına işaret ediyor.</p>
<h2>“SUV Grizzly, Stellantis döneminin yeni yüzü”</h2>
<p>Stellantis’in ortak platform stratejisiyle tasarlanan yeni Fiat Grizzly'in, modern SUV teknolojisi ve elektrikli altyapısıyla markanın dönüşümünü temsil ettiği belirtiliyor. Stellantis Grubu'nun, bünyesindeki markaları (Fiat, Citroën, Peugeot, Opel) verimliliği artırmak için ortak modüler platform stratejisi etrafında birleştirdiği vurgulanıyor. Bu sistemde otomobillerin motor, şanzıman ve şasi gibi temel mühendislik bileşenleri paylaşılıyor. Grizzly’nin tasarımında görülen benzerlikler bir tesadüf değil; grubun maliyetleri optimize etmek ve yeni nesil elektrikli (BEV) teknolojilere hızlı adaptasyon sağlamak için uyguladığı profesyonel bir mühendislik yaklaşımı olarak öne çıkıyor.</p>
<h2>“Elektrifikasyon odağı öne çıkıyor”</h2>
<p>Yeni modelin teknik altyapısında Stellantis Grubu tarafından kullanılan Smart Car platformunun tercih edilmesi bekleniyor. Bu altyapının farklı motor ve güç aktarma seçeneklerine olanak sağlaması, Grizzly’nin elektrikli dönüşüm sürecinde Fiat’ın önemli modellerinden biri olabileceği beklentisini güçlendiriyor. Modelin hibrit ve tamamen elektrikli versiyonlarla satışa sunulmasının planlandığı belirtiliyor. Böylece Fiat’ın yeni SUV modeli, içten yanmalı motorlardan elektrikli mobiliteye geçiş sürecindeki tüketicilere yönelik hibrit seçenek sunarken, tamamen elektrikli otomobil pazarındaki büyümeyi de hedefleyebilecek. Bu kapsamda Grizzly’nin yalnızca Fiat’ın ürün gamında Egea’nın yerini dolduracak yeni bir model olmanın ötesinde, markanın elektrifikasyon stratejisinde de kritik bir rol üstlenmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oto-devinin-yeni-modeli-grizzly-bursa-yollarinda-test-ediliyor-85950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/oto-devinin-yeni-modeli-grizzly-bursa-yollarinda-test-ediliyor-1787297368.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fiat’ın Türkiye’deki yeni dönem ürün gamının önemli modellerinden biri olması beklenen Grizzly, Bursa trafiğinde kamuflajlı olarak görüntülendi. Egea’nın halefi olabileceği belirtilen yeni C-SUV’un hibrit ve tamamen elektrikli versiyonlarla pazara sunulması bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-vekili-sahin-biba-yapilarin-yuzde-85i-yuksek-riskli-85942</guid>
            <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin Biba: Yapıların yüzde 85’i yüksek riskli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi’de kentsel dönüşüm süreci hakkında değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi.</p>
<p>Toplantıya Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, Büyükşehir Belediyesi ve Osmangazi Belediyesi bürokratları katıldı. Toplantıda Altıparmak ve Çarşamba bölgelerindeki kentsel dönüşüm süreci masaya yatırıldı. Altıparmak-Çarşamba bölgesini ‘stratejik bir alan’ olarak nitelendiren Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, “Tarihi kent merkezi, Hanlar Bölgesi ve Hisar’ın çeperinde, Kültürpark ile Merinos Parkı arasında bulunan toplam 82 hektar büyüklüğündeki bölgede yapılan teknik incelemelerde 2 bin 215 yapının yüzde 85’inin yüksek risk grubunda olduğu tespit edildi” diyerek tabloya dikkat çekti.</p>
<h2><strong>“Açık, şeffaf ve tam katılımcı yaklaşım”</strong></h2>
<p>Bölgedeki deprem riskinin yüksekliği nedeniyle dönüşüme ivme kazandırılması gerektiğine vurgu yapan Başkan Vekili Şahin Biba, “Dönüşüm süreci; Osmangazi Belediyesi, Bursa Kent Konseyi, Şehir Plancıları Odası, Mimarlar Odası, İnşaat Mühendisleri Odası, Harita Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası ve Peyzaj Mimarları Odası katkılarıyla hazırlanan taslak planın ana ilkeleri esas alınarak şekillendirildi. Proje; meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve bölge sakinlerinin görüşlerine açık, şeffaf ve tam katılımcı bir yaklaşımla yürütülecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a87f7ab64623-1787295659.jpeg" alt="" width="742" height="299" /></p>
<h2><strong>“Değer bazlı bir modelleme yapıldı”</strong></h2>
<p>Dönüşüm vizyonunun yalnızca fiziksel bir yenileme değil, bölgeye ve tüm Bursa’ya katma değer sağlayacak ‘değer bazlı’ bir model üzerine kurgulandığını belirten Başkan Vekili Biba, “Depreme dayanıklı güvenli konutların ve sosyal altyapının hızla tamamlanabilmesi adına gerekli finansman kaynakları ve uygulama alternatifleri üzerine çalışmalarımız devam ediyor” dedi.</p>
<h2><strong>“Güçlü bir kültür aksı oluşturulacak”</strong></h2>
<p>“Altıparmak ve Darmstadt Caddeleri arasında bölgenin orta noktasından geçen, tamamen yayalaştırılmış güçlü bir kültür aksı oluşturmayı planlıyoruz” diyen Başkan Vekili Biba, bölgeye ilişkin planlanan düzenlemeler hakkında “Bu aks, Merinos’tan başlayıp Hanlar Bölgesi’ne ve Emir Sultan’a kadar uzanan tarihi yaya omurgasının odak noktası olacak. Bölgenin giriş noktalarında (Kent Meydanı yönü, Kültürpark/İpekiş tarafı ve Altıparmak Caddesi üzerinde) yeni meydanlar tasarlanarak alana girişler daha tanımlı ve davetkar hale getirilecek. Altıparmak ve Darmstadt caddelerinde kaldırımlar genişletilerek yaya sirkülasyonunun sürekliliği ve konforu artırılacak” şeklinde konuştu.</p>
<h2><strong>“Bölge odak noktası haline getirilecek”</strong></h2>
<p>Başkan Vekili Şahin Biba, “Bölgenin ticari kapasitesi canlandırılacak, kültürel ve sosyal aktivite alanları genişletilerek gece-gündüz canlı ve hareketli bir kent yaşamı tesis edilecek. İki ana konut odağında; avluları, sosyal donatıları ve nitelikli mimarisiyle güvenli ve konforlu yaşam alanları inşa edilecek. Dünya örneklerinde olduğu gibi, kente değer katan bu yayalaştırılmış alan; Bursalıların ve ziyaretçilerin aileleriyle birlikte yeme-içme, alışveriş, sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını tek bir noktada karşılayabileceği bir odak noktası haline getirilecek” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>“Bursa’mızın geleceği için el birliğiyle çalışıyoruz”</strong></h2>
<p>Şahin Biba, kritik kararların alındığı toplantıya ilişkin yaptığı değerlendirmede “Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte Osmangazi ilçemizin kentsel dönüşüm bekleyen mahalleleri ile ilgili toplantımızı gerçekleştirdik. Bölgelerimizin ihtiyaçlarını, sürecin yol haritasını ve atılacak adımları kapsamlı şekilde ele aldık. Bursa’mızın geleceği için el birliğiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-vekili-sahin-biba-yapilarin-yuzde-85i-yuksek-riskli-85942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/2/1280x720/baskan-vekili-sahin-biba-yapilarin-yuzde-85i-yuksek-riskli-1787295625.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Osmangazi’de kentsel dönüşüm süreci hakkında değerlendirme toplantısı gerçekleştirdi. Biba, Osmangazi ilçesindeki 82 hektarlık Altıparmak-Çarşamba bölgesinde 2.215 yapının yüzde 85’inin yüksek risk grubunda bulunduğuna dikkat çekerek, “Bu bölgede kentsel dönüşüm sürecine hız verdik. Süreci, tamamen katılımcı yaklaşımla yürüteceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-sanayi-uretici-fiyatlari-aylik-yuzde-183-artti-85899</guid>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toplam sanayi üretici fiyatları aylık yüzde 1,83 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temmuz ayına ait toplam sanayi üretici fiyat endeksi göstergelerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, endeks geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 1,83, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 28,4, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 18,77 ve 12 aylık ortalamalara kıyasla yüzde 28,91 yükseldi.</p>
<p>Sanayinin alt sektörlerinin yıllık değişimlerine bakıldığında, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 41,47, imalatta yüzde 29,15, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirmede yüzde 11,69, su temini, kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetlerinde yüzde 28,85 artış görüldü.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri dikkate alındığında, ara mallarında yüzde 27,74, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 27,28, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 32,16, enerjide yüzde 33,89 ve sermaye mallarında yüzde 20,07 yükseliş gerçekleşti.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Sanayinin alt sektörlerinin aylık değişimleri incelendiğinde ise madencilik ve taş ocakçılığı yüzde 3,64 azalırken imalat yüzde 1,57, su temini, kanalizasyon, atık yönetimi ve iyileştirme faaliyetleri yüzde 1,49 ve elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme yüzde 9,65 arttı.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında, ara mallarında yüzde 1,16, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,59, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,45, sermaye mallarında yüzde 1,24 ve enerjide yüzde 6,34 artış kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-sanayi-uretici-fiyatlari-aylik-yuzde-183-artti-85899</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/imalat-sanayi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in temmuz verilerine göre toplam sanayi üretici fiyat endeksi, aylık bazda yüzde 1,83, yıllık bazda da yüzde 28,4 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-1835-milyar-dolara-yukseldi-85898</guid>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri 183,5 milyar dolara yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 14 Ağustos itibarıyla Merkez Bankasının brüt döviz rezervleri 4 milyar 144 milyon dolar artarak 75 milyar 166 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Brüt döviz rezervleri, 7 Ağustos'ta 71 milyar 22 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 990 milyon dolar artışla 107 milyar 345 milyon dolardan 108 milyar 335 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri, 14 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 134 milyon dolar artarak 178 milyar 366 milyon dolardan 183 milyar 500 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>03.07.2026</td>
<td>97.742</td>
<td>61.952</td>
<td>159.694</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>07.08.2026</td>
<td>107.345</td>
<td>71.022</td>
<td>178.366</td>
</tr>
<tr>
<td>14.08.2026</td>
<td>108.335</td>
<td>75.166</td>
<td>183.500</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-toplam-rezervleri-1835-milyar-dolara-yukseldi-85898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 5,13 milyar dolar artışla 183,5 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilar-hisse-alip-tahvil-satti-85897</guid>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 17:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılar hisse alıp tahvil sattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 176,1 milyon dolarlık hisse senedi ve 445,9 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı, 306,2 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) satışı yaptı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 14 Ağustos haftasında 40 milyar 779,5 milyon dolardan 41 milyar 721,6 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 18 milyar 488,7 milyon dolardan 18 milyar 143 milyon dolara düşerken ÖST stoku da 4 milyar 74,4 milyon dolardan 4 milyar 503,7 milyon dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilar-hisse-alip-tahvil-satti-85897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/8/1280x720/dollar-dolar-1786610270.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 176,1 milyon dolarlık hisse senedi alırken 306,2 milyon dolarlık DİBS sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-dusuk-borclulugumuz-ekonomimize-onemli-esneklik-sagliyor-85895</guid>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Düşük borçluluğumuz ekonomimize önemli esneklik sağlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin borç stoku verileri hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"Düşük borçluluk ekonomimizin direncini artıran önemli bir unsurdur. Kamu, finansal sektör, özel sektör ve hanehalkının toplam borcunun milli gelire oranı ülkemizde yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması yüzde 229’un ve dünya ortalaması yüzde 306’nın oldukça altındadır. Kamu borcunun GSYH’ye oranı ise 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 23,1 ile tarihi düşük seviyededir. Brüt dış borç stoku ikinci çeyrek itibarıyla 539 milyar dolar gerçekleşirken milli gelire oranının yüzde 31,8 ile yatay seyretmesini bekliyoruz. Zorlu küresel koşullarla mücadelede düşük borçluluğumuz ekonomimize önemli bir esneklik sağlıyor."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Düşük borçluluk ekonomimizin direncini artıran önemli bir unsurdur. <br /><br />Kamu, finansal sektör, özel sektör ve hanehalkının toplam borcunun milli gelire oranı ülkemizde yüzde 91 ile gelişmekte olan ülkeler ortalaması yüzde 229’un ve dünya ortalaması yüzde 306’nın oldukça altındadır.… <a href="https://t.co/UgiwS0QArn">pic.twitter.com/UgiwS0QArn</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2090398274851049922?ref_src=twsrc%5Etfw">August 20, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-dusuk-borclulugumuz-ekonomimize-onemli-esneklik-sagliyor-85895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/4/1280x720/simsek-1781329278.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, &quot;Brüt dış borç stoku, ikinci çeyrek itibarıyla 539 milyar dolar gerçekleşirken milli gelire oranının yüzde 31,8 ile yatay seyretmesini bekliyoruz. Zorlu küresel koşullarla mücadelede düşük borçluluğumuz ekonomimize önemli bir esneklik sağlıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-332-trilyon-lirayi-asti-85894</guid>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 448 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 14 Ağustos ile biten haftada yüzde 1,37 artarak 32 trilyon 795 milyar 249 milyon 439 bin liradan 33 trilyon 243 milyar 290 milyon 650 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 2,50 artarak 18 trilyon 214 milyar 198 milyon 624 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 0,70 artışla 10 trilyon 862 milyar 818 milyon 605 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 268 milyar 461 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken bu tutarın 228 milyar 160 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 14 Ağustos itibarıyla 297 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,32 artışla 6 trilyon 869 milyar 502 milyon 611 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 821 milyar 205 milyon 307 bin lirası konut, 41 milyar 218 milyon 84 bin lirası taşıt, 2 trilyon 576 milyar 928 milyon 65 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 430 milyar 151 milyon 155 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 14 Ağustos ile biten haftada 197 milyar 50 milyon 70 bin lira artarak 26 trilyon 764 milyar 29 milyon 296 bin liradan, 26 trilyon 961 milyar 79 milyon 366 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-332-trilyon-lirayi-asti-85894</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/lira-para-tl-1760890382.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın  haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 448 milyar lira artarak 33,2 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-4-milyon-liraya-indi-85893</guid>
            <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 4 milyon liraya indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 14 Ağustos itibarıyla 201 milyar 298 milyon lira artarak 27 trilyon 481 milyar 976 milyon liradan 27 trilyon 683 milyar 273 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 528 milyar 905 milyon lira artarak 31 trilyon 281 milyar 101 milyon liradan 31 trilyon 810 milyar 6 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 23 milyar 266 milyon lira artarak 3 trilyon 446 milyar 536 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 821 milyar 956 milyon lirası konut, 41 milyar 352 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 583 milyar 229 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 15 milyar 719 milyon lira artarak 4 trilyon 220 milyar 991 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 2 artışla 3 trilyon 430 milyar 409 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 271 milyar 119 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 159 milyar 290 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 14 Ağustos itibarıyla önceki haftaya göre 5 milyar 433 milyon lira artışla 833 milyar 304 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 621 milyar 551 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 12 milyar 805 milyon lira artarak 5 trilyon 935 milyar 934 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 47 milyon lira azalarak 51 milyon liradan 4 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-4-milyon-liraya-indi-85893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/kkmde-dusus-hizlandi-doviz-mevduati-sert-geriledi-8uz7_headline.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre KKM bakiyesi 47 milyon lira azalarak 4 milyon liraya geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
