<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-tarim-ve-hayvancilik-desteklerini-acikladi-82486</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan tarım ve hayvancılık desteklerini açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilen Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması'na katıldı.</p>
<p>Burada konuşan Erdoğan, programa vesile olan, 1863'ten beri tarımın en büyük destekçisi Ziraat Bankası'nı tebrik ettiğini belirterek, "Toprağın bitirdiği her ürünü, sudaki, karadaki, havadaki her canlıyı Allah'ın nimeti olarak gören, nimeti ise aziz bilen bir medeniyetin mensuplarıyız. Bizim inanç ve kıymet manzumemizde insanın insan üzerinde nasıl hakkı varsa, nimetin de insan üzerinde hakkı vardır. Medeniyet kodlarımızda nimete nankörlük etmek ayıpların en büyüğüdür. Nimeti vesile kılarak Allah'a şükretmek, nimetin hukukunu gözetmek ise en yüce erdemlerden biridir." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, "Modern dünyanın aklına yeni gelen toprağı koruyacak tarım meselesi, bizim binlerce yıllık tecrübemizin adeta özü ve özeti gibidir. Toprak için 'ana' tabirini kullanmamız, laf olsun diye değildir. Şehirlerimizi bağlar içinde gösteren türküler boşuna yakılmamıştır. 'Ne ekersen onu biçersin' sözü, milli hafızamıza boşuna kazınmamıştır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aşık Veysel'in "Kara Toprak" şiirinin bir bölümünü okuyan Erdoğan, Anadolu irfanının en müstesna temsilcilerinden olan şairin bu şiirinde hem toplumun kültürüne hem de toprakla kurduğu gönül bağına işaret ettiğini dile getirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, ibretlerle dolu bir kıssayı paylaşmak istediğini belirterek, şunları söyledi:</p>
<p>"Büyük bir tüccar kuraklık mevsiminde zor durumda kalan yaşlı bir çiftçiye gider. Şöyle bir teklifte bulunur, 'Gel bu tarlayı bana ver. Tüm borçlarını sileyim, üstüne de para vereyim.' der. Yaşlı çiftçi toprağına bakar ve tüccara şu cevabı verir, 'Oğul, sen benim borcumu silersin ama bu toprak her bahar benim açlığımı siliyor. Sen parayı bir kere verirsin, toprak bana her yıl ekmek veriyor. Ben tarlayı satarsam önümüzdeki yıl borcum olmaz ama yiyecek ekmeğim de olmaz. Bu söz üzerine tüccar ısrarından vazgeçer. Evet, tarım hem insan için hem de insanlığın geleceği için bu derece önemlidir, hayatidir, yeri doldurulamazdır. Büyük medeniyet inşa edenler ancak toprağın, rüzgarın, denizin, güneşin, iklimin dilini anlayanlar, o dille uyum içinde bir hayat sürenler olmuştur."</p>
<p>Erdoğan, pek çok özelliği yanında bir nimet medeniyeti de olan Türk medeniyetinin varislerinin başında değerli çiftçilerin yer aldığını söyledi.</p>
<p>Sofralardaki ekmekten, bulgur, peynir ve zeytine kadar hemen her gıdada çiftçilerin emeği ve alın teri olduğunu belirten Erdoğan, çiftçilere teşekkür ederek çalışmalarının bereketlenmesini diledi.</p>
<p>Erdoğan, tabiatın nankörlük etmeyeceği gibi kendine nankörlük edeni de affetmeyeceğini, küresel düzeyde karşılaşılan iklim krizi ve afetlerin, modern insanın toprağa ettiği nankörlük sonucu oluştuğunu dile getirdi.</p>
<p>Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig'de "İnsan kirlenirse su ile yıkanır, su kirlenirse ne ile yıkanır?" dediğini hatırlatan Erdoğan, "İnsanlık olarak daha fazla kazanmak, daha fazla tüketmek uğruna suyun, toprağın, havanın kirletilmesinin bedelini çok ağır ödüyoruz. Tarım alanları ve temiz su yataklarının yerleşime açılmasının, zararlı kimyasallarla ekolojik sistemin bozulmasının ceremesini çekiyoruz. Toprağa ve suya emanet olarak değil, sömürülecek bir meta olarak bakan vahşi kapitalist zihniyet, bugün yaşadığımız sorunların baş sorumlusudur." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin hiçbir dahli olmadığı halde iklim krizinin yansımalarına en fazla maruz kalan ülkelerden biri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Son yıllarda kuraklık yaşadık, orman yangınlarıyla mücadele ettik, sellerle, taşkınlarla, zirai don olaylarıyla karşılaştık. Tarımla birlikte turizme, ticarete, çevreye de zarar veren afetlerle yüzleştik. Özellikle geçen yıl bizi oldukça zorlayan bir sene oldu. Zirai dondan etkilenen üreticilerimize toplam 47 milyar lira ödeme yaptık. Hamdolsun bu yıl, yağışlar bakımından bereketli bir sene geçiriyoruz. Barajlarımız, göllerimiz, su kaynaklarımız, şükürler olsun doluyor. Nehirlerimiz, derelerimiz tam da özlediğimiz şekilde gürül gürül akıyor." diye konuştu.</p>
<p><strong>"117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz"</strong></p>
<p>Erdoğan, hasatlar yapıldıkça, rekolte açısından çiftçinin yüzünün de gülmeye başladığını anlatarak, "Arpada, buğdayda ve inşallah pek çok mahsulde bu yıl rekor bekliyoruz. Ülkemizde 206 çeşit tarım ürünü yetişiyor, bunların birçoğunda kendimize yeter durumdayız. Sebze üretiminde dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. 21 bitkisel ürün mahsulünde ise ilk üçteyiz, tohumda dünyada ilk 10 arasındayız. 117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz." açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Bu sabah Haziran ayı ihracat rakamlarının açıklandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:</p>
<p>"2026 Haziran ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,9 oranında artışla 24 milyar 940 milyon dolara yükseldi. Ocak-Haziran dönemi ihracatımız, yüzde 3,6 oranında artarak toplam 136 milyar 59 milyon dolara ulaştı. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız ise yüzde 23,3 oranında artarak 2,8 milyar dolar oldu. İlk 6 ayın toplamı da yüzde 3,3 oranında artışla 16,3 milyar dolara çıktı. 2025'i tarım ve gıdada 6,5 milyar dolar dış ticaret fazlasıyla kapatmıştık, bu yılın ilk 6 ayında 693 milyon dolar fazla verdik. Aynı şekilde Haziran ayı enflasyon oranı yüzde 0,99 geldi. Açıklanan veriler, ekonomimize hayırlı uğurlu olsun diyorum. Hedeflerimize doğru inşallah kararlılıkla yürüyeceğiz. 42 ilimizde açacağımız 61 organize tarım bölgesiyle tarım alanında çok daha iyi yerlere geleceğiz. 15 organize tarım bölgesinde üretime başladık, bu yıl 5 bölgede daha ilk kez üretime geçmeyi planlıyoruz."</p>
<p><strong>"Su ve sulama alanında 11 bine yakın eseri halkımızın hizmetine sunduk"</strong></p>
<p>Erdoğan, söz konusu rakamların ve başarıların tesadüfen elde edilmediğini belirterek, çiftçilerle el verip çalıştıklarını, çabaladıklarını ve bu seviyeye ulaştıklarını söyledi.</p>
<p>Tarımsal destekler konusunda kat kat artışlar yaptıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Arazi toplulaştırma, araştırma merkezleri, yerli tohumculuk, gen bankası gibi alanlarda önemli yatırımlar gerçekleştirdik. Su ve sulama alanında 11 bine yakın eseri halkımızın hizmetine sunduk. Sulanan alan miktarını 7,3 milyon hektara çıkardık. Tabii en önemli desteği Ziraat Bankamız eliyle çiftçimizin finansal olarak desteklenmesi suretiyle gerçekleştirdik. Son 23 yılda tarımsal üretime reel rakamlarla yaklaşık 3 trilyon lira destek verdik. Geçen yıl sektöre verdiğimiz desteğin toplamı 706 milyar lirayı buldu. 2026 için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam ise tam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz."</p>
<p><strong>"Eskisiyle yenisiyle ana muhalefetten bu ülkenin tarımına fayda gelmez"</strong></p>
<p>Türkiye'nin, çiftçisine sağladığı destekler bakımından OECD ortalamasının yaklaşık iki katı düzeyinde yer aldığını bildiren Erdoğan, "Biz, birileri gibi şov yapmıyor, istismar yapmıyor, sadece iş yapıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Çiftçiyle bütünleşmek, kafaya kasket takmak değildir. Tarıma destek olmak, muhalefetin yaptığı gibi meydanlarda her çiftçiye bedava traktör sözü verip sonra 'Biz onu reklam olsun diye yaptık.' demek değildir. Bunların tamamı buram buram riyakarlık kokan, şov kokan hareketlerdir. Bunlar aynı zamanda eski Türkiye'ye ait ucuz siyasi cingözlülüklerdir. Dünyada ve Türkiye'de tarımın geldiği seviyeden haberleri bile yok. Kendileri de zihniyetleri de üzerine bindikleri traktör kadar müzelik. Bu müzelik zihniyetin ne ülkeye ne millete ne çiftçilerimize hayrı olur. Ne demiş atalarımız, 'Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz.' Eskisiyle yenisiyle ana muhalefetten bu ülkenin tarımına fayda gelmez. Zaten uğraştıkları, didiştikleri konuların basitliğine baktığımızda bırakın milleti, kendilerine bile hayırlarının olmadığının hepimiz görebiliyoruz."</p>
<p>Erdoğan, gece gündüz demeden ülke, 86 milyon vatandaş, özellikle istikbalin teminatı olan gençler için çalıştıklarını anlattı.</p>
<p>Sadece tarımda, hayvancılıkta, üretimde değil, her alanda Türkiye'yi şaha kaldırmanın, Türkiye Yüzyılı'nı inşa etmenin gayretinde olduklarını belirten Erdoğan, "Cumhur İttifakı olarak dayanışma içinde yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye süreciyle ülkemize maliyeti 2 trilyon doları aşan terör sorununu çözerek büyük ve güçlü Türkiye'nin kapılarını sonuna kadar açmak istiyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, Terörsüz Türkiye sürecinin nasıl hayırlı bir proje olduğunun günden güne daha net anlaşıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bakınız, bundan 3 gün önce Hakkari'miz anlamlı bir spor müsabakasına ev sahipliği yaptı. 2025-2026 sezonu Büyükler Güreş Süper Lig Finalleri, Hakkari'nin doğa harikası Cennet Cehennem Vadisi'nde gerçekleştirildi. 200 sporcumuz Cilo Dağları'nın eteklerinde, yeşilin binbir tonuyla bezeli, 3000 rakımlı yaylada mindere çıktı. Bir zamanlar terörün karanlık gölgesinin düştüğü dağlarımız, şimdi sporla turizmle birbirinden güzel etkinliklerle yeniden hayat buluyor. Sürecin sağladığı güven ortamının spordan istihdama, turizmden ticarete hemen her sektöre olumlu tesiri oluyor. Ancak asıl başarıyı inşallah süreç menziline tam vardığında göreceğiz."</p>
<p>Terör meselesi tamamen çözüldüğünde milletin en büyük hasadı tarım ve hayvancılık sektörlerinde yapacağını belirten Erdoğan, "Dağlarımız daha bir şekillenecek, ovalarımız daha bir bereketlenecek, yaylalarımız daha bir güzelleşecek, nehirlerimiz daha bir coşkun akacak, tarlalarımızın verimi inşallah daha da artacak. Güvenlik endişesi nedeniyle gerileyen hayvancılık yeniden canlanacak. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da huzur kök saldıkça, bunun estirdiği bahar havasını inşallah 86 milyonun tamamı, 81 ilimizin her biri hissedecek. Allah'ın izniyle bu hayırlı süreç neticelendiğinde ekonomimiz daha da güçlenecek, üretimimiz daha da artacak, kardeşliğimiz daha da pekişecek. Cumhur İttifakı olarak büyük emek verdiğimiz bu süreci sizlerin de duası ve desteğiyle inşallah başarılı bir şekilde hedefine ulaştıracağız." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Kadın ve genç çiftçi kredisi limitini 5 milyon liraya çıkarıyoruz"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım sektörünü sevindirecek haberleri paylaşacağını ifade ederek, şunları söyledi:</p>
<p>"İlk olarak tarım noktasında kadın ve genç çiftçi kredisi limitini 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarıyoruz. Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vadeyle öz kaynak katkısı aramadan ve Kredi Garanti Fonu teminat desteğiyle çok daha güçlü finansman imkanı sunacağız. İkinci haberimiz, atıl durumda bulunan büyükbaş süt ve besi işletmelerini yeniden üretime kazandırıyoruz. Süt hayvancılığı yatırımlarına 60 milyon liraya, besicilik yatırımlarına ise 40 milyon liraya kadar kredi sağlayacağız. 2 yıl geri ödemesiz, 8 yıla varan vadelerle üreticimizin yanında olacağız." diye konuştu.</p>
<p>Tarımda yenilenebilir enerji yatırımlarını daha güçlü şekilde desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Çiftçilerimizin kendi elektriğini üretmesini teşvik ediyoruz. Bu kapsamda 15 milyon liraya kadar, 8 yıl vadeli ve yüksek subvansiyon oranlarıyla kredi imkanı sağlıyoruz. Böylece hem üretim maliyetlerini düşürüyor hem de çevre dostu üretimi destekliyoruz. Son olarak, küçükbaş hayvancılıkta kredi limitini 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılıkta ise 3 milyon liraya yükseltiyoruz. Tüm bu müjdelerimizin hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum." dedi.</p>
<p>Erdoğan, Ziraat Bankası yönetimini bu buluşmaya öncülük ettikleri için tebrik ederek, 5'inci Tarım Ekosistemi Buluşması'nın çiftçi ve üreticiler başta olmak üzere millet için hayırlara vesile olmasını diledi.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-tarim-ve-hayvancilik-desteklerini-acikladi-82486</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/6/1280x720/54-1783091531.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması&#039;nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Kadın ve genç çiftçi kredisi limitini 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarıyoruz. Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vadeyle öz kaynak katkısı aramadan ve KGF teminat desteğiyle çok daha güçlü finansman imkanı sunacağız.&quot; dedi. &quot;Süt hayvancılığı yatırımlarına 60 milyon liraya, besicilik yatırımlarına ise 40 milyon liraya kadar kredi sağlayacağız. 2 yıl geri ödemesiz, 8 yıla varan vadelerle üreticimizin yanında olacağız.&quot; diyen Erdoğan, &quot;Çiftçilerimizin kendi elektriğini üretmesini teşvik ediyoruz. Bu kapsamda 15 milyon liraya kadar, 8 yıl vadeli ve yüksek sübvansiyon oranlarıyla kredi imkanı sağlıyoruz. Küçükbaş hayvancılıkta kredi limitini 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılıkta ise 3 milyon liraya yükseltiyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yenisehirde-bugday-alimlari-basladi-82482</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 16:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenişehir’de buğday alımları başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Yenişehir Belediyesi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) buğday alım noktası olarak belirlediği Biber Pazarı alanında kapsamlı bir düzenleme çalışması gerçekleştirdi.</p>
<p>Hasat döneminin sorunsuz ve konforlu geçmesi için tüm hazırlıkları titizlikle tamamladıklarını ifade eden Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Ülkemizin en bereketli ve verimli topraklarında çiftçilerimizin hasat dönemini daha rahat, güvenli ve sorunsuz geçirebilmesi adına belediye olarak gerekli tüm hazırlıklarımızı tamamladık” diye konuştu. </p>
<h2>“Üreticimizin her zaman yanındayız”</h2>
<p>Alımların gerçekleştirileceği Biber Pazar alanında kapsamlı düzenlemeler yaptıklarını söyleyen Özel, “Çiftçilerimizin ürünlerini daha konforlu, düzenli ve güvenli bir ortamda teslim etmelerine katkı sağladık. Ayrıca alım sırası bekleyen üreticilerimizin daha rahat vakit geçirebilmesi için gölgelik alanlar oluşturduk. Bizler, üretimin ve üreticinin yanında olmaya kararlılıkla devam edeceğiz” dedi. Bu yıl ilçede yaklaşık 75 bin dekar alanda buğday ekimi yapıldığını vurgulayan Başkan Ercan Özel, bu üretim sezonunda 45 bin ton civarında rekolte beklendiğini açıkladı. Bu yüksek rakamların Yenişehir’in tarımsal potansiyelini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Başkan Özel, üretimin ve üreticinin her zaman yanında olacaklarının altını çizdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yenisehirde-bugday-alimlari-basladi-82482</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/2/1280x720/yenisehirde-bugday-alimlari-basladi-1783086551.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin en verimli tarım merkezlerinden biri olan Bursa’nın Yenişehir ilçesinde Toprak Mahsulleri Ofisi’nin 2026 yılı hasat dönemi buğday alımları başladı. Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, hasat döneminin sorunsuz ve konforlu geçmesi için tüm hazırlıkları titizlikle tamamladıklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matli-gidayi-ve-tarimi-konusan-bir-btso-insa-edecegiz-82475</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 15:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özer Matlı: Gıdayı ve tarımı konuşan bir BTSO inşa edeceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, seçim çalışmaları kapsamında kentin ticari hayatının farklı kesimleriyle buluşmayı sürdürüyor. Birlikte yönetim anlayışıyla çalışmalarını sürdüren Matlı, Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği'nin ev sahipliğinde düzenlenen programda hal esnafıyla bir araya geldi. İş yerlerini ziyaret edip esnafa hayırlı işler dileyen Özer Matlı, sektör temsilcilerinin talep ve önerilerini dinledi. Gerçekleşen buluşmada; artan işletme maliyetleri, lojistik altyapısı, finansmana erişim, depolama imkanları ve sektörün geleceğine ilişkin beklentiler ele alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a47a85570fd4-1783081045.jpg" alt="" width="642" height="428" /></p>
<h2><strong>“Tarımın sesi BTSO'da artık daha güçlü duyulacak”</strong></h2>
<p>Tarım ve gıda sektörünün Bursa ekonomisinin temel yapı taşlarından biri olduğunu vurgulayan Özer Matlı, BTSO'nun tüm sektörleri kapsayan bir anlayışla yönetilmesi gerektiğini söyledi. Matlı, “Ben de tarımın içinden gelen bir ailenin evladıyım. Buradaki emeğin ne kadar büyük fedakârlık gerektirdiğini çok iyi biliyorum. Bursa otomotiviyle, tekstiliyle güçlü bir şehir ama aynı zamanda çok önemli bir tarım şehridir. Buna rağmen üreten, emek veren, tarlada olan insanların sesi yeterince duyulmuyor. Yeni dönemde tarımın da konuşulduğu, KOBİ'lerin ve esnafın daha güçlü temsil edildiği bir BTSO oluşturmak istiyoruz” dedi. Tarımın stratejik önemine dikkat çeken Özer Matlı, “Savunma sanayinin ardından en stratejik sektör gıdadır. Bursa'nın en önemli değerlerinden biri olan verimli tarım arazilerini koruyarak üretimi desteklemek zorundayız. Bursa büyürken kendi kimliğini de korumalıdır” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Başkan Matlı, “Üretiminde ilk sıralarda olduğumuz Deveci armudu, Bursa siyahı incir, dağ çileği, ahududu, enginar gibi ürünlerimiz başta olmak üzere, Bursa’ya özgü tarımsal değerlerimizi katma değerli hale getirmek için çalışacağız. Kurutma, işleme, paketleme gibi alanlarda sektörümüze destek sağlayacak; coğrafi işaretli ürünlerimizin markalaşmasına katkı sunarak bu ürünlerimizin ulusal ölçekte daha güçlü satış kanallarına ulaşması için somut adımlar atacağız” dedi.</p>
<h2><strong>“Her sektörün kendini temsil edilmiş hissettiği bir BTSO kuracağız”</strong></h2>
<p>BTSO'nun yalnızca temsil eden değil, üyelerinin sorunlarına çözüm geliştiren bir kurum olması gerektiğini belirten Matlı, oda bünyesinde sektörlere yönelik güçlü bir veri altyapısı oluşturacaklarını söyledi. Matlı, “Sorun neredeyse çözümü de orada üretmek zorundayız. Üretim maliyetlerini nasıl düşürürüz, depolama imkanlarını nasıl geliştiririz, üyelerimizin finansmana erişimini nasıl kolaylaştırırız, bunların çalışmasını yapacağız. Tarımsal veriyi doğru analiz eden güçlü bir veri tabanı oluşturacağız. Her sektörün söz sahibi olduğu, üyelerini dinleyen, sorunlara çözüm üreten bir BTSO inşa edeceğiz” diye konuştu.</p>
<h2><strong>“BTSO'nun gücü üyelerinin gücü olacak”</strong></h2>
<p>Amaçlarının yalnızca seçim kazanmak değil, Bursa'nın üretim ve ticaret potansiyelini daha ileri taşımak olduğunu dile getiren Özer Matlı, "Biz bu yola makam için değil, Bursa'nın geleceği için çıktık. Üretenin, çalışanının, esnafın, KOBİ'nin ve ticaretin her halkasının kendisini güçlü hissettiği bir BTSO oluşturacağız. Nasip olursa üyelerinin sorunlarına gerçek çözümler üreten, sahayla sürekli temas halinde olan bir yönetim anlayışını hayata geçireceğiz" dedi.</p>
<h2><strong>Akyol’dan Matlı’ya destek mesajı</strong></h2>
<p>Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği Başkanı Aydın Akyol ise konuşmasında Özer Matlı ve ekibine başarı dileklerini iletti. Akyol, “Halimizde sizleri ağırlamaktan büyük onur ve mutluluk duyuyoruz. Sayın Özer Matlı'nın çıktığı bu yolun hayırlı olacağına inanıyorum. Kendisiyle gönül gönüleyiz. Elimizden gelen desteği vermeye hazırız. Başkanımızın bu süreci büyük bir özveriyle yürüttüğünü ve arkasında güçlü bir ekibin bulunduğunu görüyoruz. Çıktığı bu yolda kendisine başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozer-matli-gidayi-ve-tarimi-konusan-bir-btso-insa-edecegiz-82475</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/5/1280x720/ozer-matli-gidayi-ve-tarimi-konusan-bir-btso-insa-edecegiz-1783081083.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği&#039;nin düzenlediği programda hal esnafıyla bir araya geldi. Günün ilk saatlerinde iş yerlerini ziyaret ederek sektör temsilcileriyle buluşan Matlı, üretimin ve ticaretin her halkasını kapsayan, üyelerinin sorunlarına çözüm üreten bir BTSO hedefiyle yola çıktıklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cimko-2024-surdurulebilirlik-raporu-ile-dunyanin-en-iyileri-arasina-girdi-82467</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 14:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çimko, 2024 Sürdürülebilirlik Raporu ile dünyanın en iyileri arasına girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>SANKO Holding’in çimento ve hazır beton sektöründeki önde gelen şirketi Çimko'nun, sürdürülebilirlik ilkelerini iş kültürünün merkezine alarak yürüttüğü çevresel ve toplumsal sorumluluk odaklı faaliyetlerinin uluslararası alanda ödüllendirildiği bildirildi. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Çimko 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, dünyanın en prestijli iletişim platformlarından League of American Communications Professionals (LACP) tarafından düzenlenen 2025/26 Inspire Awards Kurumsal Yayıncılık Kategorisinde küresel ölçekte önemli bir derece elde etti.</p>
<p>Farklı sektörlerden yaklaşık 1.500 başvurunun kabul edildiği ve küresel düzeyde yoğun katılımla gerçekleşen organizasyonda Çimko, bağımsız jüri heyetinin değerlendirmesi sonucunda en yüksek derece olan Platinum Ödül’ün sahibi oldu. Şirketin sürdürülebilirlik vizyonunu ve stratejik adımlarını kamuoyuyla paylaşan rapor, uluslararası değerlendirme sürecinde 100 üzerinden 99 toplam skor elde ederek dünya genelindeki en iyi çalışmalar listesinde 14. sırada, Türkiye’de ise en iyi beş rapor arasında yer aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4797c76fdb5-1783076807.png" alt="" width="700" height="433" /></p>
<p>Verilen bilgilere göre, LACP jürisinin metrik bazlı detaylı değerlendirmesinde Çimko 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, İlk İzlenim kriterinde 30 üzerinden 30, Genel Anlatım ve İçerik Kalitesinde 10 üzerinden 10, Genel Görsel Tasarımda 10 üzerinden 10 tam puan aldı. Rapor, Mesaj Netliği ve Organizasyon alanında 20 üzerinden 20 tam puana ulaşırken, Algılanan Alaka Düzeyi ve Güncellik kriterinde 10 üzerinden 10, Yaratıcılık başlığında ise 20 üzerinden 19 puan elde etti.</p>
<p>Kazanılan bu başarının, Çimko’nun kurumsal duruşunun, şeffaflık yaklaşımının ve sürdürülebilirlik alanındaki kararlılığının uluslararası düzeyde tescili niteliği taşıdığı vurgulanan açıklamada, “Çimko olarak, sektöre ve geleceğe değer katma hedefimiz doğrultusunda, yerel kurumlar, daha sürdürülebilir, daha şeffaf ve daha güçlü yarınlara katkı sunmaya devam edeceğiz” ifadelerine de yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cimko-2024-surdurulebilirlik-raporu-ile-dunyanin-en-iyileri-arasina-girdi-82467</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/7/1280x720/cimko-2024-surdurulebilirlik-raporu-ile-dunyanin-en-iyileri-arasina-girdi-1783076826.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çimko’nun 2024 Sürdürülebilirlik Raporu, LACP 2025/26 Inspire Awards’ta 100 üzerinden 99 puan alarak Platinum Ödül’e layık görüldü. Rapor, dünya genelindeki en iyi çalışmalar sıralamasında 14. sırada yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/deikturkiye-irak-is-konseyinden-iraka-ust-duzey-ziyaret-82464</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 13:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> DEİK&#039;ten Irak’a üst düzey ziyaret</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türkiye-Irak İş Konseyi, yaklaşık 20 Türk iş insanından oluşan heyetle Bağdat’ta başta Irak Başbakanı Ali Ez-Zeydi kabulü olmak üzere önemli görüşmeler gerçekleştirdi.</p>
<p>Heyet, kamu kurumları ve Türkiye Cumhuriyeti Bağdat Büyükelçiliği temsilcilerinin katılımıyla yaklaşık 30 kişilik bir delegasyon olarak iki gün boyunca Bağdat’ta yoğun temaslarda bulundu. İnşaat, müteahhitlik, savunma sanayii, sağlık, enerji, sanayi, gıda, lojistik, finans ve üretim başta olmak üzere farklı sektörleri temsil eden heyet, Irak’ın öncelikli kalkınma alanlarında yeni iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a47940104014-1783075841.jpeg" alt="" width="700" height="383" /></p>
<p>Ziyaret programının ilk gününde Irak Ticaret Bakanı  Mustafa Ani ile gerçekleştirilen toplantıda, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, ticaretin önündeki idari ve teknik engellerin azaltılması, karşılıklı yatırımların teşvik edilmesi ve özel sektörler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi konuları ele alındı. Irak Sanayi ve Madenler Bakanı Muhammed Nuri ile yapılan görüşmede ise Irak’ın sanayi altyapısının geliştirilmesi, üretim odaklı yatırımların artırılması, organize sanayi bölgelerinde iş birliği imkanları ve Türk sanayicilerinin bilgi birikimi ile teknoloji transferine sağlayabileceği katkılar değerlendirildi.</p>
<p>Heyetin üst düzey resmi teması ise, Irak Başbakanı Ali Ez-Zeydi ile gerçekleştirilen kabul oldu. Görüşmede, Türkiye ile Irak arasında son dönemde ivme kazanan ekonomik ilişkiler, Kalkınma Yolu Projesi başta olmak üzere stratejik altyapı yatırımları, yatırım ortamının iyileştirilmesi, Türk firmalarının Irak’ın kalkınma sürecine sağlayabileceği katkılar ve iki ülke özel sektörünün uzun vadeli ortaklık vizyonu ele alındı. Türk iş dünyasının Irak’a duyduğu güven ve uzun vadeli yatırım yaklaşımı da Başbakan’a aktarıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4793c4318c5-1783075780.jpeg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p>Görüşmeler kapsamında ayrıca, Merkezi Hükümet ile IKBY arasındaki gümrük uygulamalarının ve ASYCUDA sisteminin uyumlaştırılması, bankacılık ve uluslararası ticaret ödemelerinde yaşanan uygulama farklılıklarının giderilmesi, iş insanlarına yönelik e-vize süreçlerinin etkinleştirilmesi, çalışma ve oturma izinlerinin kolaylaştırılması, yatırım ortamının güçlendirilmesi amacıyla uygun sektörlerde yabancı sermayeye yönelik daha esnek modellerin değerlendirilmesi, sanayi arsalarına erişimin kolaylaştırılması ve yatırım teşviklerinin dijital platformlar üzerinden yatırımcıların erişimine sunulması gibi konular ele alındı.</p>
<p>Bunun yanı sıra yerli üretimi destekleyen politikaların öngörülebilir şekilde uygulanması, kamu projelerinde hakediş ödemelerinin zamanında gerçekleştirilmesi, kamu alımlarında şeffaf ve eşit rekabet ortamının güçlendirilmesi, su altyapısı alanındaki ortak projelerin hızlandırılması, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında yatırımcılar için tek bir koordinasyon mekanizmasının oluşturulması değerlendirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4793a7a107c-1783075751.jpeg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Programın en önemli özel sektör ayağını ise Irak Ticaret Odaları Federasyonu (FICC) ile gerçekleştirilecek toplantı oldu. Irak özel sektörünün en üst çatı kuruluşu olan FICC ile yapılan görüşmelerde, Türkiye-Irak ekonomik ilişkilerinin kalıcı şekilde gelişmesinde kamu diplomasisinin yanı sıra iş dünyası diplomasisinin de belirleyici rol oynadığı vurgulandı.</p>
<p>Ziyaretin ikinci gününde Irak Su Kaynakları Bakanı Musenna Temimi ile gerçekleştirilen görüşmede, su yönetimi, sulama altyapısı, baraj ve su iletim sistemleri ile çevresel sürdürülebilirlik alanlarında geliştirilebilecek iş birliği imkanları ele alındı. Türk mühendislik ve müteahhitlik sektörünün bu alandaki uluslararası tecrübesinin Irak’ın ihtiyaç duyduğu altyapı yatırımlarına sağlayabileceği katkılar değerlendirildi. </p>
<p>Irak Maliye Bakanı  Falih Sari Abdaşi ile gerçekleştirilen toplantıda ise yatırım ortamının geliştirilmesi, finansal iş birliği, bankacılık sistemi, vergi uygulamaları, yatırımcıların karşılaştığı mali ve idari süreçler ile ekonomik iş birliğinin önünü açacak yapısal adımlar gündeme geldi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/deikturkiye-irak-is-konseyinden-iraka-ust-duzey-ziyaret-82464</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/4/1280x720/deikturkiye-irak-is-konseyinden-iraka-ust-duzey-ziyaret-1783075808.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEİK Türkiye-Irak İş Konseyi tarafından, iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin daha da geliştirilmesi amacıyla başta Irak Başbakanı Ali Ez-Zeydi kabulü olmak üzere önemli görüşmeler gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-is-dunyasi-antalya-limanini-tartisiyor-82461</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Antalya iş dünyası Antalya Limanı&#039;nı tartışıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) önceki dönem başkanlarından Mehmet Hacıarifoğlu yönetiminde kurulan Antalya Forum-X Platformu tarafından ‘’Antalya Limanı’nda Yeni Vizyon Arayışı’’ toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Toplantıya Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ATSO Meclis Başkanı ve Antalya Serbest Bölge Yatırımcı ve İşleticisi A.Ş (ASBAŞ) Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öztürk, Antalya Denizcileşme Platformu Başkanı İzzet Ünlü ve bazı iş insanları katıldı.</p>
<p>ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, Antalya Limanı’nda özellikle mermer ihracatçılarının yıllardır devam eden sorunlarına dikkat çekti. QTerminals Genel Müdürü ve CEO’su ile bir araya gelerek mermer ihracatı yapan üyelerin yaşadığı sorunları değerlendirdiklerini belirten Hacısüleyman, limanın daha verimli çalışabilmesi için yük gemilerinin dolu gelip dolu gitmesini sağlayacak lojistik yapının oluşturulması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Liman hizmetleri rekabetçi hale getirilmeli"</strong></p>
<p>Liman hizmetleri ücretlerinin rekabetçi yapıya kavuşturulması gerektiğini ifade eden Hacısüleyman, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bunun için antrepo alanlarının artırılması, yükleme ve boşaltma altyapısının güçlendirilmesi, ihracat süreçlerini hızlandıracak laboratuvarının kurulması ve liman hizmet ücretlerinin rekabetçi hale getirilmesi önem taşıyor. Antalya Limanı ile Serbest Bölge’nin genişletilmesini stratejik bir yatırım olarak görüyoruz. Deniz ulaşımı Antalya için zorunluluk hale geldi. Deniz ulaşımı Antalya için bir tercih değil, ihtiyaçtır. Kentin ulaşım yükünü hafifletecek deniz yolu projelerini hayata geçirmeliyiz. Kruvaziyer turizmi ekonomik katkı sağlıyor, ancak Antalya’nın trafik ve şehir altyapısını da göz önünde bulundurarak planlı hareket etmeliyiz. Liman, havalimanı ve deniz ulaşımını birlikte değerlendirerek Antalya’nın geleceğini stratejik yatırımlarla şekillendirmeliyiz.”</p>
<p><strong>"ASBAŞ bir koyuyorsa üç harcıyor"</strong></p>
<p>ATSO Meclis Başkanı ve ASBAŞ Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Öztürk de, şehirde bir boşluk bulunduğunu, bunu bazı çıkar grupları ile hemşehri derneklerinin doldurmaya çalıştığını söyledi. Öztürk, ‘’Şehrin bir üst akla ihtiyacı var. Önceki dönem valilerimiz, belediye başkanlarımız şehre önemli katkılar sağlamışlar, OSB, Serbest Bölge, ANFAŞ’ı ve çeşitli toplu işyerleri kurmuşlar’’ dedi.</p>
<p>Antalya’da herkesin birbiriyle kavgalı olduğunu ifade eden Öztürk, kavgaların Antalya ve ekonomisi için yapılması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Merhum ATSO ve Antalya OSB Başkanı Ali Bahar’ın, Antalya Limanı’nı kent dinamikleri ve iş dünyası temsilcileri tarafından yönetilmesi konusunda önerilerde bulunduğunu, ancak bunun gerçekleşmediğini anlatan Öztürk, Antalya Limanını işleten QTerminasl yönetiminin taahhütlerini yerine getirmediğini öne sürdü. Öztürk, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya limanı boşlukta kalmamalı. Limanın ithalat sorunu var. Gemiler dolu gelip boş gidiyor. QTerminals’in limanla ilgili yatırım taahhütleri var. Limanın derinleştirilmesi sorunu var. Limana yatırım yapılması gerekiyor. Sayın Valimizin talimatları doğrultunda kruvaziyer gemilerin yanaşması için ASBAŞ, Qterminals ile Antalya’nın ortak çıkarları doğrultusunda çalışıyor ve fedakarlık yapıyor. ASBAŞ bir alıyorsa 3 harcama yapıyor. Antalya Serbest Bölgesi bugün lüks yat üretim ve onarımında dünyada ‘Antalya Markası’ yarattı. Dünya çapında ünlü iş insanları Antalya Serbest Bölgede yat yaptırıyor ya da yatlarının bakım ve onarımını yaptırıyor.’’</p>
<p><strong>"Kruvaziyer gemiler Kaleiçi limanına gelmeli"</strong></p>
<p>Ahmet Öztürk, kruvaziyer turizmin Antalya için de çok önemli bir yatırım olduğunu belirterek, ‘’Kaleiçi limanı açıklarına kazık temeller üzerine kurulu iskele yapılabilir. Bunu teknik boyutu incelenmeli. Kruvaziyer yolcular Kaleiçi’nden girip Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kültürlerini barındıran, Haşim İşcan, Balbey ve Kaleiçi tarihi dokuyu barından Kaleiçi’ne çıkabilir’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-is-dunyasi-antalya-limanini-tartisiyor-82461</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/1/1280x720/antalya-is-dunyasi-antalya-limanini-tartisiyor-1783072504.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya iş dünyası, Katar sermayeli Qterminals firması tarafından işletilen Antalya Limanı&#039;nı tartışmaya açtı. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ‘’Antalya Limanı ile Serbest Bölge’nin genişletilmesini stratejik bir yatırım olarak görüyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-lezzetleri-uzak-dogu-yolcusu-82460</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk mutfağı Uzak Doğu yolcusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçıları Japonya ve Güney Kore'de yeni ticaret köprüleri kuracak.</p>
<p>Türkiye'nin yaş meyve, sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatında katma değeri yüksek pazarlara yönelme stratejisi kapsamında, Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 20-29 Kasım 2026 tarihlerinde, Japonya ve Güney Kore'yi kapsayan “Sektörel Ticaret Heyeti” düzenleyecek. Ticaret Bakanlığı koordinasyonu ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği organizasyonunda gerçekleştirilecek programda Türk ihracatçıları, Seul ve Tokyo'da ithalatçılar, ulusal perakende zincirleri, distribütörler ve gıda sektörünün önde gelen satın alma kuruluşlarıyla ikili iş görüşmeleri yapacak.</p>
<h2>"Uzak Doğu, kilogram başına ihracat değerimizi artırabilecek en önemli pazarlardan biri"</h2>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, küresel gıda ticaretinde rekabetin artık fiyat kadar kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillendiğini belirterek, Japonya ve Güney Kore'nin bu dönüşümün en güçlü örnekleri arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>İhracatta sadece hacim artışı değil, kilogram başına ihracat değerini yükseltecek pazarlara odaklanıyoruz” diyen Balık, “Japonya ve Güney Kore, yüksek gelir seviyeleri, kaliteli ürün talebi ve güvenilir tedarikçi arayışlarıyla sektörümüz için stratejik öneme sahip. Türk üreticisi ve ihracatçısı son yıllarda kalite, gıda güvenliği, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim alanlarında önemli mesafe kat etti. Bu birikimi artık Uzak Doğu pazarlarında daha güçlü şekilde değerlendirmek istiyoruz. 2025 yılında Japonya ve Güney Kore’ye 63 milyon dolar olan yaş meyve sebze ve mamul ihracatımızı kısa vadede 100 milyon dolara orta vadede 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>İki ülke 110 milyar dolarlık gıda ithal ediyor</h2>
<p>Güney Kore’nin yıllık 40 milyar dolar, Japonya’nın ise yıllık 70 milyar dolar gıda ürünleri ithal ettiğine vurgu yapan Başkan Balık sözlerini şöyle tamamladı; “İki ülkenin gıda ithalatlarının yüksek olması Türk gıda sektörüne büyük fırsatlar sunuyor. Alım gücü yüksek ve yaklaşık 175 milyonluk nüfusa sahipler. Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri Meyve suları, kuru domates, salça, meyve püreleri, turşular, dondurulmuş meyveler, konserve, narenciye, domates, kiraz, üzüm, elma, şeftali-nektarin, nar başta olmak üzere yaş meyve sebze ve mamul üretiminde dünyanın en güçlü ülkelerinden biri. Dünya’nın gıda ambarı konumundayız. Sektörel ticaret heyetleriyle taze ürünlerde ve mamul ihracatında pazar payımızı artırmak için çalışıyoruz. Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçılarımızı sektörel ticaret heyetimize katılmaya davet ediyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-lezzetleri-uzak-dogu-yolcusu-82460</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/0/1280x720/turk-lezzetleri-uzak-dogu-yolcusu-1783072167.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, kasım ayında düzenleyeceği Japonya ve Güney Kore Sektörel Ticaret Heyeti ile Türk yaş meyve, sebze ve meyve-sebze mamullerini Uzak Doğu&#039;nun yüksek katma değerli pazarlarıyla buluşturacak. Sektör, iki ülkedeki 110 milyar dolarlık gıda ithalatından daha fazla pay almayı ve ihracatı orta vadede 200 milyon dolara çıkarmayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/en-dusuk-emekli-maasi-belli-oldu-82455</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 12:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Teklif Mecliste: En düşük emekli maaşı belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>SGK ve Bağ-Kur emeklilerinin merakla beklediği en düşük emekli maaşı düzenlemesinde yeni gelişme yaşandı.</p>
<p>20 bin lira olan en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini öngören kanun teklifi, TBMM Başkanlığına sunuldu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/en-dusuk-emekli-maasi-belli-oldu-82455</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/para-emekli-maasi-hesaplama.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ En düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya yükseltilmesini öngören kanun teklifi, Meclis Başkanlığına sunuldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-haziran-ihracati-25-milyar-dolarla-tum-zamanlarin-en-yuksek-rakamina-ulasti-82452</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: Haziran ihracatı tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Haziran ayı dış ticaret verileri Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen toplantıda açıklandı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Bakan Bolat, zor bir ilk yarı geçirdiklerini kaydederek, emtia piyasalarında ve değerli metallerde anormal yükselişler ve piyasa oynaklıkları yaşandığını, ABD/İsrail ile İran arasındaki savaşın diğer Körfez ülkelerine yayılmasının enerji, petrokimya ve lojistik maliyetlerinde ciddi artışlar getirdiğini söyledi.</p>
<p>Tüm olumsuzluklara rağmen Türkiye'nin mal ve hizmet ihracatının artması için ellerinden geleni yaptıklarını anlatan Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Haziran ayı ihracatta muhteşem bir haziran olarak kayıtlara geçti. 25 milyar dolarlık bir aylık ihracat rakamına ulaştık. Tamı tamına 24 milyar 940 milyon dolar. İlk 6 ayda ihracatta 136,1 milyar dolar. Son 12 ay itibarıyla 278 milyar dolarlık ihracata ilk defa ulaşmış olduk. Hedefimiz 282 milyar dolardı yıl sonunda. İlk 6 ayda 4,7 milyar dolar yükselttik. Kalan 4 milyar doları da son 6 ay içinde hedefliyoruz ve Allah'ın izniyle onu da geçeceğiz. Haziran sonu itibarıyla tarihimizde ilk defa mal ve hizmet ihracatının toplamı yıllıklandırılmış olarak 400 milyar doları aşmış durumda. Haziran ayı 25 milyar dolar, ilk 6 ay 136,1 milyar dolar, son bir yıl (mal ve hizmet ihracatı toplamı) 400 milyar dolar. İhracatın ara karnesi budur."</p>
<p><strong>"Bu 25 milyar dolar haziran rekorudur"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, haziranda yaşanan ihracat artışına ilişkin, "Haziran ayında ihracat artışı yıllık bazda yüzde 21,9. Hatırlarsanız nisanda yüzde 22,5'ti." dedi.</p>
<p>Yılın ilk yarısında Ramazan ve Kurban bayramlarının ihracata ciddi takvim etkilerinin olduğunu anımsatan Bolat, martta ABD/İsrail-İran Savaşı'nın da etkisinin hissedildiğini anlattı.</p>
<p>Bolat, "Haziran ayı ihracatı yıllık bazda yüzde 21,9 artışla 25 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların en yüksek haziran ayı rakamına ulaşmış oldu. Yani neredeyse yüzde 22'lik bir artış sağladık. Bu 25 milyar dolar haziran rekorudur. Aynı zamanda tarihteki en yüksek üçüncü ay rekorudur. Birincisi Aralık 2025'te 26,4 milyar dolar, ikincisi Nisan 2026'da 25,4 milyar dolar, üçüncüsü de haziran ayı 25 milyar dolar." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Yıllıklandırılmış mal ihracatında ilk defa 278 milyar dolara ulaştık"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, haziranda Türkiye'nin ithalatının yüzde 23,1 artarak 35,3 milyar dolara yükseldiğini belirterek, Kurban Bayramı'nın artırıcı takvim etkisinin burada da görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Bolat, "Haziran ayı ithalatı da tarihteki en yüksek ikinci aylık ithalat rakamı oldu. Ocak-haziran dönemi ihracatımızın artış oranı yüzde 3,6, yani 136,1 milyar dolara ulaştık. İthalatımız ise yüzde 4,6 artarak 189,2 milyar dolara ulaştık." şeklinde konuştu.</p>
<p>Haziran itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatında 278 milyar dolara ilk defa ulaştıklarını dile getiren Bolat, aralık ayını 273,3 milyar dolarla bitirdiklerini, nisanda ilk defa 275,8 milyar dolara çıktıklarını anımsattı.</p>
<p>Bolat, bu dönemde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatında artışın sürdüğünü ve yıllıklandırılmış olarak 116,2 milyar dolara yükseldiğini belirterek, bu rakamın da rekor olarak kayıtlara geçtiğini, toplam ihracattaki payın yüzde 44'e yükseldiğini anlattı.</p>
<p><strong>"Son 12 aylık dış ticaret hacmimiz 652 milyar dolara yaklaştı"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, haziran itibarıyla yıllıklandırılmış mal ithalatının 373,7 milyar dolara yükseldiğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Toplam mal ve hizmetler ihracatı yıllıklandırılmış olarak ilk defa 400 milyar doları aştı, net rakamı 400,3 milyar dolar olarak söyleyebiliriz. Haziranda toplam dış ticaret hacmimiz 60 milyar dolar. Ocak-haziranda 325 milyar dolar ve 13 milyar dolar bir artış var. Son 12 aylık dış ticaret hacmimiz 652 milyar dolara yaklaştı. Geçen yıla göre 29 milyar dolar artış var. İlk iki ay altın, gümüş, bakır, alüminyum ve nikel gibi emtialardaki anormal artışa rağmen, enerji ve petro kimya ürünlerindeki olağandışı artışlara rağmen dış ticaret açığımızda da tolere edilebilir, istikrarlı bir tablo var."</p>
<p>Bolat, haziranda ithalattaki artıştan da dolayı dış ticaret açığının 10,4 milyar dolar olarak gerçekleştiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Haziranda 2,2 milyar dolar ekstra bir açık artışı var. İlk 5 aydaki açık artışımız 1,3 milyar dolardı, bunu da eklediğimizde yılın ilk 6 ayı itibarıyla baktığımızda toplamda 3,6 milyar dolar ekstra yıllıklandırılmış açık var. Aralıkta 12 ayı 92,2 milyar dolar açıkla kapatmıştık. Haziran sonu yaşadığımız bütün hengamelere ve yurt dışındaki, bölgedeki kaoslara rağmen '95,8 milyar dolar açıkla kapatmayı başardık' diyorum."</p>
<p>Bolat, ihracatın ithalatı karşılama oranının ocak-haziran döneminde yaklaşık yüzde 72 olarak gerçekleştiğini belirterek, son 12 ayın ortalamasının da yüzde 74,4 olduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>"Son 38 ayın 20'sinde aylık mal ihracat rekoru kırıldı"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, son 38 ayın 27'sinde mal ihracatını yıllık bazda artırdıklarını belirterek, "Son 38 ayın 20'sinde aylık mal ihracat rekoru kırıldı. 18'inde de dış ticaret açığımızı yıllık bazda düşürmeyi başardık. Zorlu dış talep şartları ve jeopolitik gelişmeler altında Türkiye ekonomisi ve ihracatı dayanıklılığını bir kez daha ispat etmiştir." şeklinde konuştu.</p>
<p>Mal ve hizmet ihracatının milli gelirde yüzde 25 payı olduğunu vurgulayan Bolat, bu nedenle her zaman ihracatta tam yol gaza basacaklarını ve durmayacaklarını söyledi.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-haziran-ihracati-25-milyar-dolarla-tum-zamanlarin-en-yuksek-rakamina-ulasti-82452</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/2/1280x720/omer-bolat-1783068186.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dış ticaret verilerini açıklayan Bakan Bolat, &quot;Haziran ayı ihracatı yıllık bazda yüzde 21,9 artışla 25 milyar dolara yaklaşarak tüm zamanların en yüksek haziran ayı rakamına ulaşmış oldu.&quot; ifadelerini kullandı. Bolat, &quot;Son 12 ay itibarıyla 278 milyar dolarlık ihracata ilk defa ulaşmış olduk.&quot;  dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-cari-acigin-sinirli-artmasini-ongoruyoruz-82453</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 11:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Dezenflasyon süreci yeniden başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, haziran ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi. </p>
<p>Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, haziran ayında takvim etkisinin de katkısıyla ihracatın ve ithalatın güçlü seyrettiğini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen ihracat dirençli görünümünü sürdürdü. İkinci çeyrekte ihracat yıllık yüzde 10,2 artarken, yıllıklandırılmış ihracat 277,9 milyar dolara ulaştı. İthalat artışı ise yüzde 4,6 ile daha sınırlı gerçekleşti.</p>
<p>İhracatta olumlu görünüme rağmen, enerji fiyatlarındaki artışın gecikmeli etkileri önümüzdeki dönemde dış ticaret dengesinde etkili olacaktır. Cari açığın yılın kalanında sınırlı artmasını öngörmekle birlikte sürdürülebilir seviyelerde kalacağını değerlendiriyoruz.</p>
<p>Güçlenen makroekonomik çerçeve ve uyguladığımız politikalar sayesinde ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığı artmaya devam ederken, dış dengede kalıcı ve sürdürülebilir iyileşme de desteklenmektedir." </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Haziran ayında takvim etkisinin de katkısıyla ihracat ve ithalat güçlü seyretti.<br /><br />Küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen ihracat dirençli görünümünü sürdürdü. İkinci çeyrekte ihracat yıllık yüzde 10,2 artarken, yıllıklandırılmış ihracat 277,9 milyar dolara ulaştı. İthalat… <a href="https://t.co/AvxebQw5bA">pic.twitter.com/AvxebQw5bA</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2072943413658341839?ref_src=twsrc%5Etfw">July 3, 2026</a></blockquote>
<p><strong>"Kesintiye uğrayan dezenflasyon süreci yeniden başladı"</strong></p>
<p>Şimşek, TÜİK'in açıkladığı haziran ayı enflasyon verilerini de değerlendirdi.</p>
<p>Haziranda aylık enflasyonun yüzde 0,99 olduğunu vurgulayan Şimşek'in sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım şöyle:</p>
<p>"Arz şoklarıyla artan küresel enerji fiyatları nedeniyle kesintiye uğrayan dezenflasyon süreci yeniden başladı. Yıllık enflasyon, haziranda bir önceki aya göre 0,5 puan gerileyerek yüzde 32,1 gerçekleşti.</p>
<p>Taze meyve ve sebze fiyatlarındaki olumlu seyrin etkisiyle gıda fiyatları aylık yüzde 0,2 artarken akaryakıt fiyatlarındaki düşüş de enflasyon görünümünü destekledi.</p>
<p>Yılın kalanında emtia fiyatlarında normalleşme, kural bazlı fiyatlama uygulamaları, kira enflasyonunda aşağı yönlü eğilim ve ılımlı talep görünümünün katkısıyla dezenflasyonun devam etmesini bekliyoruz. Kalıcı fiyat istikrarı hedefimiz doğrultusunda politikalarımızı sürdürüyoruz."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Haziranda aylık enflasyon yüzde 0,99 oldu.<br /><br />Arz şoklarıyla artan küresel enerji fiyatları nedeniyle kesintiye uğrayan dezenflasyon süreci yeniden başladı. Yıllık enflasyon, haziranda bir önceki aya göre 0,5 puan gerileyerek yüzde 32,1 gerçekleşti.<br /><br />Taze meyve ve sebze… <a href="https://t.co/4wXWQlRikb">pic.twitter.com/4wXWQlRikb</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2072953867755561008?ref_src=twsrc%5Etfw">July 3, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-cari-acigin-sinirli-artmasini-ongoruyoruz-82453</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/mehmet-simsek-1770707941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Haziran ayı dış ticaret verileri hakkında açıklama yapan Bakan Şimşek, &quot;Cari açığın yılın kalanında sınırlı artmasını öngörmekle birlikte sürdürülebilir seviyelerde kalacağını değerlendiriyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. Enflasyon verileriyle ilgili de değerlendirmelerde bulunan Şimşek, &quot;Arz şoklarıyla artan küresel enerji fiyatları nedeniyle kesintiye uğrayan dezenflasyon süreci yeniden başladı.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/akaryakit-ve-sigaraya-otomatik-otv-artisi-olmayacak-82445</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akaryakıt ve sigaraya otomatik ÖTV artışı olmayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile sigaradan alınan ÖTV oranı yüzde 45’ten yüzde 42’ye düşürülürken, bu ürüne 6 ayda bir gelen otomatik ÖTV artışlarının da yansıtılmaması hükme bağlandı.</p>
<p>Ayrı bir karar ile akaryakıt ürünlerinin yer aldığı I sayılı ÖTV listesindeki ürünlerin ÖTV’sinin de yine 6 aylık Yİ-ÜFE kadar artırılmasını öngören düzenlemenin de 2026 yılı ikinci yarısında uygulanmaması öngörüldü.</p>
<p>Buna göre, sigarada yüzde 45’lik vergi oranı yüzde 42’ye düşürüldü. Asgari maktu vergi tutarı 2.29 lira, maktu vergi tutarı ise 23.74 lira olarak belirlendi. Diğer tütün ürünlerinde de aynı tutarlar geçerli olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/akaryakit-ve-sigaraya-otomatik-otv-artisi-olmayacak-82445</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yer alan kararla, akaryakıt ve sigaraya 6 ayda bir gelen otomatik ÖTV artışları yansıtılmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tso-ve-ekonomi-gazetesi-isbirliginde-yesil-donusum-yesil-ekonomi-paneli-duzenlenecek-82444</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli&#039; 6 Temmuz&#039;da</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ve EKONOMİ Gazetesi iş birliğinde 6 Temmuz Pazartesi günü düzenlenecek.</p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nda saat 14.00’te başlayacak olan panelin moderatörlüğünü EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Genel Koordinatör Vahap Munyar yapacak.</p>
<p>Panele katılacak konuşmacılar şu başlıklarda bilgilendirme yapacak:</p>
<p>Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Hulusi Dede: Yeşil Dönüşüm ve Saha Uygulamaları, Çevresel Sürdürülebilirlik, Küresel İklim Değişikliği ile Mücadele.</p>
<p>Doğu Marmara Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Mustafa Çöpoğlu: Ajansın Yeşil Dönüşüme Bakışı (bölge özelinde), Ajansın Yeşil Dönüşüm Planlaması ve Yeşil Dönüşüm (İkiz dönüşüm) SOP, Yeşil Dönüşüm SOP nedir, Bölge özelinde hedeflenen yeşil dönüşüm katkı sağlayacak faaliyetler, Sakarya Yeşil Dönüşüm Merkezi, Yeşil Dönüşüm Temasında Ajans Destekleri, SoGreen Programı, SoGreen Programı Nedir, Ajansların Rolü, SoGreen Programı kapsamında yürütülen destek programları, Yeşil Dönüşüm Teşvik Sistemi.</p>
<p>Otokar Çevre ve Sürdürülebilirlik Lideri Gönül Mumlu: CBAM, ormansızlaşma tehlikelere hazırlık, Çevresel Sürdürülebilirlik, Küresel İklim Değişikliği ile Mücadele, Tedarik zincirinin geliştirilmesi, farkındalık ihtiyaçlar.</p>
<p>Konu ile ilgili olarak bilgi veren Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, üyelerini bilgilendirmeye yönelik çalışmalara devam ettiklerini belirterek şunları söyledi:</p>
<p>“Günümüz iş dünyasında sürdürülebilirlik, çevresel sorumluluk ve kaynak verimliliği, işletmelerin rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlar arasında yer almaktadır. Avrupa Yeşil Mutabakatı başta olmak üzere küresel ölçekte hız kazanan dönüşüm süreci; sanayi, üretim ve ticaret alanlarında önemli değişimleri beraberinde getirmektedir. Bu kapsamda, Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası olarak; iş dünyamızın yeşil dönüşüm sürecine uyum sağlaması, yeni fırsat alanlarını değerlendirmesi ve geleceğe daha güçlü hazırlanması amacıyla ‘Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli’ düzenliyoruz. Yeşil ekonomi perspektifi, dönüşüm süreçleri ve iş dünyasına etkileri konusunda bilgilendirmenin yapılacağı Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli ile iş dünyasını aydınlatarak çeşitli bakış açıları sunmayı amaçlıyoruz." </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tso-ve-ekonomi-gazetesi-isbirliginde-yesil-donusum-yesil-ekonomi-paneli-duzenlenecek-82444</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/4/1280x720/sakarya-tso-ve-ekonomi-gazetesi-isbirliginde-yesil-donusum-yesil-ekonomi-paneli-duzenlenecek-1783064962.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 6 Temmuz&#039;da Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası ve EKONOMİ Gazetesi iş birliğinde &quot;Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli&quot; düzenlenecek. Panel hakkında açıklama yapan Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, &quot;Yeşil ekonomi perspektifi, dönüşüm süreçleri ve iş dünyasına etkileri konusunda bilgilendirmenin yapılacağı Yeşil Dönüşüm &amp; Yeşil Ekonomi Paneli ile iş dünyasını aydınlatarak çeşitli bakış açıları sunmayı amaçlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haziran-enflasyonu-yuzde-099-82441</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜİK açıkladı: Haziran enflasyonu yüzde 0,99</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) haziran ayına ait enflasyon verilerini açıkladı. </p>
<p>Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE), haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 0,99, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 17,76, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 32,11 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,03 arttı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4760891ca00-1783062665.png" alt="" width="900" height="174" /></p>
<p><strong>Kira artış oranı </strong></p>
<p>Temmuz ayında ev ve iş yerleri için uygulanacak kira artış oranı yüzde 32,03 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Yİ-ÜFE aylık yüzde 1,80 arttı</strong></p>
<p>Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) ise, haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 1,80, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 16,09, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 28,09 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 27,26 artış gösterdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4760adce5bf-1783062701.png" alt="" width="900" height="156" /></p>
<p><strong>TÜFE gıda ve alkolsüz içecekler</strong></p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun yıllık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 35,45, ulaştırmada yüzde 31,15, konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 45,14 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana harcama gruplarının yıllık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 8,61, ulaştırmada 5,19 ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda 5,92 yüzde puan oldu.</p>
<p>En yüksek ağırlığa sahip üç ana harcama grubunun aylık değişimleri; gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 0,17 artış, ulaştırmada yüzde 0,05 azalış ve konut, su, elektrik, gaz ve diğer yakıtlarda yüzde 2,30 artış olarak gerçekleşti. İlgili ana grupların aylık değişime olan katkıları ise gıda ve alkolsüz içeceklerde 0,04, ulaştırmada -0,01 ve konutta 0,27 yüzde puan oldu. </p>
<p>Endekste kapsanan 174 alt sınıftan (Amaca Göre Bireysel Tüketim Sınıflaması-COICOP 2018 5'li Düzey) haziran ayı itibarıyla, 26 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşirken, 10 alt sınıfın endeksinde değişim olmadı. 138 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşti.</p>
<p><strong>Özel kapsamlı TÜFE</strong></p>
<p>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE'deki değişim, 2026 yılı Haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 1,66 artış, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 16,84 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 31,18 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 31,49 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Sanayinin dört sektörü</strong></p>
<p>Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 53,50, imalatta yüzde 29,65, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 4,12 ve su temininde yüzde 29,26 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 27,89, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 28,97, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 31,42, enerjide yüzde 24,93 ve sermaye mallarında yüzde 23,01 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p>Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 8,30, imalatta yüzde 1,01 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 7,10 ve su temininde yüzde 1,97 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 1,88, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 0,24, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 1,41, enerjide yüzde 3,04 ve sermaye mallarında yüzde 1,66 artış olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haziran-enflasyonu-yuzde-099-82441</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/8/1280x720/market-enflasyon-alisveris-1762496680.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre enflasyon, aylık bazda yüzde 0,99, yıllık bazda yüzde 32,11 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/paslanmaz-celikten-boru-ithalatina-sorusturma-82448</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Paslanmaz çelikten boru ithalatına soruşturma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan, İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yerli üreticiler tarafından yapılan başvuru üzerine, Vietnam menşeli paslanmaz çelikten kare veya dikdörtgen şeklinde olan boruların ithalatı için yürürlükte bulunan dampinge karşı kesin önleme dair nihai gözden geçirme soruşturması açılmasına yönelik usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p>Buna göre, yapılan inceleme sonucunda, soruşturma açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldı.</p>
<p>İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulu kararıyla, Vietnam menşeli paslanmaz çelikten kare veya dikdörtgen şeklinde olan boruları ithalatında nihai gözden geçirme soruşturması açıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/paslanmaz-celikten-boru-ithalatina-sorusturma-82448</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/paslanmaz-celik-1783067171.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, Vietnam menşeli bazı paslanmaz çelikten boruların ithalatına yönelik nihai gözden geçirme soruşturması açılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-icecek-inegolde-su-kaynagi-kapasitesini-buyutuyor-82438</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uludağ İçecek, İnegöl&#039;de su kaynağı kapasitesini büyütüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ İçecek Türk AŞ, İnegöl'deki mevcut üretim tesisinin ham madde altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni doğal mineralli su ve doğal kaynak suyu rezervlerinin aranmasına yönelik yatırım için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini başlattı.</p>
<p>Hazırlanan Proje Tanıtım Dosyası'na göre şirket, İnegöl'ün Fevziye ve Elmaçayır mahalleleri sınırlarında bulunan 4 bin 920 hektarlık ruhsat sahasında 7 ayrı noktada sondaj kuyusu açmayı planlıyor. Yaklaşık 60 milyon lira bedelle hayata geçirilmesi öngörülen yatırım kapsamında doğal mineralli su ve doğal kaynak suyu rezervlerinin tespit edilerek mevcut üretim tesisine iletilmesi amaçlanıyor. Projeyle birlikte saniyede 30 litre doğal mineralli su ve 20 litre doğal kaynak suyu çıkarılması hedefleniyor. Şirketin halen aynı ruhsat sahasında 0,5 litre/saniyelik doğal mineralli su üretim izni bulunurken, yeni sondajlarla doğal mineralli su kapasitesinin 30,5 litre/saniyeye yükselmesi öngörülüyor. Çıkarılacak suyun, İnegöl Yeniceköy'deki mevcut tesiste işlenerek paketleneceği belirtiliyor. </p>
<h2>Mevcut tesis kullanılacak</h2>
<p>Proje dosyasında, yeni bir dolum tesisi kurulmasının planlanmadığı, çıkarılacak doğal mineralli su ve doğal kaynak suyunun şirketin Yeniceköy Mahallesi'ndeki mevcut üretim tesisine isale hatlarıyla taşınacağı ifade edildi. Mevcut tesiste meşrubat, meyve suyu, kaynak suyu ile mineralli içecek üretiminin sürdüğü ve tesisin gerekli çevre izinlerine sahip olduğu kaydedildi. Dosyaya göre sondaj çalışmaları aynı anda değil, belirlenen yedi lokasyonda sırayla gerçekleştirilecek. Yaklaşık 200 metre derinliğe kadar açılması planlanan kuyularla doğal su rezervlerinin araştırılması hedeflenirken, çalışmaların iki yıl içinde tamamlanması öngörülüyor. </p>
<h2>Çatı markası ‘Uludağ’</h2>
<p>Şirket kurucusu Mehmet Hakkı Erbak’ın temellerini attığı Uludağ İçecek, 1930 yılında Efsane Uludağ Gazozu’nun formülünü bulan oğlu Nuri Zafer Erbak tarafından geliştirilerek bugüne taşındı. Şirketin ikonik ürünleri arasında yer alan Efsane Uludağ Gazozu ve Uludağ Limonata, Bursa Yenice Sanayi Bölgesi’nde yer alan, 51.000 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 106.000 metrekare alana kurulu meşrubat tesislerinde üretiliyor. Uludağ Doğal Maden Suyu ise Uludağ Çaybaşı Köyü’ndeki tesislerde şişeleniyor. Doğal maden suyundan üretilen Uludağ Frutti, Uludağ Frutti C-Max ve Uludağ Frutti Extra ürünleri de 13.250 metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 50 bin metrekarelik alana sahip tesislerde üretilerek tüketiciyle buluşuyor. Uludağ İçecek; mevcut 11 dolum hattında saatte 224.500 cam şişe, 205.000 pet şişe ve 36.000 kutu dolum kapasitesine ulaşarak, sektörün en güçlü üretim hacimlerinden birine sahip bulunuyor. Uludağ İçecek Türk A.Ş. bugün, ‘Uludağ’ çatı markası altında 6 kategori, 11 alt marka ve 45 ürün çeşidi ile hem iç pazarda hem dış pazarlarda güçlü bir konumda yer alıyor. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-icecek-inegolde-su-kaynagi-kapasitesini-buyutuyor-82438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/uludag-icecek-inegolde-su-kaynagi-kapasitesini-buyutuyor-1783061515.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ İçecek, İnegöl&#039;deki mevcut üretim tesisini besleyecek yeni doğal mineralli su ve doğal kaynak suyu rezervleri için ÇED sürecini başlattı. Yaklaşık 60 milyon liralık proje kapsamında 7 sondaj kuyusu açılması planlanırken, şirketin su temin kapasitesinde önemli artış hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozenalp-gumrukteki-hata-adliyede-bitebilir-82437</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özenalp: Gümrükteki hata adliyede bitebilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Dış ticarette belge ve mevzuat kaynaklı hataların şirketler açısından ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceğine dikkat çeken Bursa Gümrük Müşavirliği A.Ş. (BGM A.Ş.) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Özenalp, özellikle A.TR, menşe belgeleri ve Dahilde İşleme İzin Belgesi (DİİB) süreçlerinde yapılan yanlış uygulamaların adli soruşturmalara kadar uzanabildiğini belirtti.</p>
<p>Özenalp, dış ticarette yaşanan sorunların çoğunun teknik hatalardan değil, süreçlerin yeterince denetlenmemesinden kaynaklandığını söyledi. “Dış ticaretin sadece bir iş takibi olarak görülmesi büyük risk oluşturuyor” diyen Ahmet Özenalp, belgelerin içeriğinin sorgulanmaması ve mevzuatın doğru yorumlanmaması nedeniyle birçok firmanın farkında olmadan hukuki sorunlarla karşı karşıya kaldığını kaydetti. Bursa’da faaliyet gösteren bir tekstil firmasının yaşadığı süreci örnek gösteren Özenalp, yıllarca sorunsuz yürütülen ihracat işlemlerinin sonradan yapılan kontrollerde incelendiğini belirterek, “A.TR ve menşe belgeleri ile beyannameler arasındaki uyumsuzluklar nedeniyle dosya idari inceleme aşamasından çıkarak 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamına girdi. Firma yöneticileri savcılıkta ifade vermek zorunda kaldı. Dış ticarette yapılan hata, işlemin yapıldığı gün sona ermez” dedi.</p>
<h2>“Gümrük müşavirliği siparişten önce başlamalı”</h2>
<p>Gümrük müşavirliğinin artık yalnızca beyanname düzenleyen bir hizmet olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Özenalp, risklerin satın alma aşamasında analiz edilmesinin hem maliyetleri düşürdüğünü hem de hukuki riskleri azalttığını söyledi. “Gümrük uyumu sipariş verilmeden önce başlar” diyen Özenalp, doğru analiz sayesinde anti-damping, gözetim ve DİİB uygulamalarında önemli maliyet avantajları sağlanabildiğini, şirketlerin aynı zamanda sonradan kontrol ve soruşturma risklerinden korunabildiğini ifade etti. Özenalp, doğru analizle bazı işlemlerde yüzde 20 ila yüzde 60 arasında tasarruf elde edilebildiğini söyledi. CE, TAREKS ve teknik düzenlemelerden kaynaklanan gecikmelerin de önceden yapılacak kontrollerle önlenebileceğini ifade eden Özenalp, teslim şekillerinin yanlış seçilmesinin ise işletmeler açısından görünmeyen maliyetler oluşturduğunu kaydetti. Ahmet Özenalp, lojistik planlamadan sözleşme yönetimine, ödeme yöntemlerinden tedarikçi seçimine kadar tüm süreçlerde risk yönetiminin önemine dikkat çekti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozenalp-gumrukteki-hata-adliyede-bitebilir-82437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/7/1280x720/ozenalp-gumrukteki-hata-adliyede-bitebilir-1783061163.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BGM AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Özenalp, dış ticarette A.TR, menşe belgeleri ve DİİB uygulamalarında yapılan hataların yalnızca idari para cezasıyla sınırlı kalmadığını, firmaların kaçakçılık soruşturmalarıyla karşı karşıya kalabildiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/85-firmalik-basariyi-dogru-okumak-82431</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> 85 firmalık başarıyı doğru okumak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Türkiye’nin İlk 500 Büyük Sanayi Kuruluşu araştırması, Kocaeli adına yine dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Geçen yıl kentimizde üretim yapan 79 firma listede yer alırken, bu yıl bu sayı 85’e yükseldi.</p>
<p>Türkiye’nin dört bir yanından binlerce sanayi kuruluşunun yer almak için yarıştığı bir tabloda, Kocaeli’nin üretim yapan firma sayısını artırması küçümsenecek bir başarı değildir. Otomotivden rafineriye, kimyadan metale, gıdadan yapı malzemelerine kadar uzanan geniş üretim ağıyla Kocaeli, Türkiye sanayisinin merkezi olma özelliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Ancak rakamların bize anlattığı hikaye yalnızca bundan ibaret değil.</p>
<p>Firma sayısı artmış olsa da geçen yıl listede yer alan kuruluşların önemli bir bölümünün sıralamalarda geriye düştüğünü görüyoruz. Başka bir ifadeyle, daha fazla firmayla temsil ediliyoruz ama mevcut şirketlerimizin büyük kısmı eski konumlarını korumakta zorlanıyor.</p>
<p>Bu durumun nedenlerini yalnızca yerel ekonomik göstergelerde aramak da eksik olur.</p>
<p>Şu bir aşikârdır ki, son yıllarda dünyada yaşanan savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret yollarındaki belirsizlikler küresel ekonomiyi derinden etkiliyor. Rusya-Ukrayna savaşıyla başlayan süreç henüz tam anlamıyla sona ermemişken, Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler enerji maliyetlerinden lojistik hatlarına kadar pek çok alanda yeni riskler oluşturuyor. Küresel pazarlardaki talep daralması ve korumacı politikalar da ihracatçı sanayicinin hareket alanını daraltıyor.</p>
<p>Bütün bunlara yüksek finansman maliyetleri, enflasyon baskısı, artan üretim giderleri ve nitelikli iş gücü ihtiyacını da eklediğimizde ortaya daha anlaşılır bir tablo çıkıyor. Yani mesele, üretimden vazgeçilmesi değil; üretimin çok daha ağır şartlar altında sürdürülmek zorunda kalınmasıdır.</p>
<p>Yıllardır dile getirdiğimiz, yazılarımızda bahsettiğimiz bir başka önemli nokta ise bu 85 firmanın tamamının vergi daireleri Kocaeli’de bulunmamasıdır. Ancak üretimlerini, yatırımlarını ve istihdamlarını bu kentte gerçekleştiriyorlar. Dolayısıyla burada asıl ölçülmesi gereken şey, şirket merkezlerinin adresi değil, Kocaeli’nin Türkiye ekonomisine sunduğu üretim gücüdür.</p>
<p>Fakat önümüzdeki dönemde yalnızca kaç firmamızın listede yer aldığıyla yetinmemek gerekiyor. Asıl hedef, bu firmaların ulusal sıralamalarda yeniden yukarı yönlü bir ivme yakalaması olmalıdır. Çünkü gerçek başarı, sadece sayısal büyüme değil, aynı zamanda rekabet gücünü artırabilmek, daha yüksek katma değer üretebilmek ve küresel dalgalanmalara rağmen güçlü kalabilmektir.</p>
<p>85 firmalık temsil gücüyle gurur duymalıyız, ama aynı zamanda bu verilerin bize verdiği mesajı da doğru okumalıyız. Kocaeli sanayisi büyümeye devam ediyor; ancak artık daha sert bir küresel rekabetin, savaşların gölgesinde şekillenen yeni ekonomik düzenin ve belirsizliğin içinde yol alıyor. Bundan sonraki başarı hikayesi, sadece daha fazla üretmekten değil, daha dayanıklı, daha verimli ve daha yüksek katma değerli üretim yapabilmekten geçecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/85-firmalik-basariyi-dogru-okumak-82431</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 85 firmalık başarıyı doğru okumak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ali-babacan-ekonomi-ve-teknoloji-artik-milli-guvenlik-meselesi-82429</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ali Babacan: Ekonomi ve teknoloji artık milli güvenlik meselesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara NATO zirvesi öncesinde adeta hareketli. Başkentteki "teyakkuz" hali, siyasi partilere de sirayet etmiş durumda. Zirvenin Ankara'da yapılacak olmasını "fırsat" olarak gören siyasi liderler, toplantı öncesinde görüşlerini hem hükümete, hem de halka iletmeyi de bu açıdan önemsiyorlar.</p>
<p>DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da, eski bir Dışişleri ve AB Bakanı olması vesilesiyle, bu konularda çokça kafa yoran liderlerden. Babacan, zirveye sadece günler kala, bir grup gazeteci ile yaptığı sohbet çerçevesinde NATO'da Türkiye'nin dikkat etmesi gereken unsurlardan, İttifak'ın geleceğine, Türkiye'nin önündeki ekonomik zorluklardan fırsatlara kadar her konuda görüşlerini açıkladı.</p>
<p>Babacan'ın sohbetteki en vurucu cümlelerinden biri, hem ekonomiyi hem de teknolojik gelişmeyi "milli güvenlik meselesi" olarak anmasıydı. DEVA Lideri, "eskiden teknoloji ağır ağır ilerlerdi. Ancak yapay zeka ve dron teknolojileri ile bu değişti. Artık geride kalan kaybeder. Hem ekonominin, hem de teknolojinin artık milli güvenlik meselesi olarak görülmesi gerekir" diye konuştu.</p>
<p>Çin'e ve Finlandiya'ya yakın zamanda ziyaretlerde bulunup, toplantılara katılmış olan Babacan, buradaki izlenimlerini de aktardı. Babacan, özellikle Helsinki'de küresel yatırımcılarla biraraya geldiği toplantıda ana gündem maddesinin dron teknolojileri olduğunu vurgulayarak, şu örnekler verdi; "Ukrayna'da bir dönem yılda 2 bin dron üretiliyordu. Şimdi sadece tek bir tesis günde beş bin drun üretiyor. Hatta moskito-sinek dron denilen küçük araçları üretmek için kurulmuş fabrikanın kapasitesi yılda 7 milyon drona kadar varmış durumda. Türkiye'nin de sadece İHA ve SİHA gibi daha yüksek kalibreli dronlar dışında, bu küçük ve amaca yönelik bu dron üretimine yönelmesi elzem" dedi.</p>
<p>NATO zirvesinin Ankara'da yapılacak olmasının önemli olduğunu, bunun Türkiye'ye yeni fırsat pencereleri de açacağını kaydeden Babacan, toplantıda hassasiyetle üzerinde durulması gereken unsurları ise şöyle sıraladı; </p>
<p>■ ABD'nin NATO'ya ilişkin bakışı ve yönelimi <br />■ Terörle mücadele meselesinin NATO gündeminde tutulmaya devam etmesi <br />■ Karadeniz'in güvenliği <br />■ Baltıklar ve Rusya ile doğrudan sınırı olan ülkeler hakkında çıkacak kararlar <br />■ Nükleer silahların yeniden konuşlandırılmasına ilişkin olası kararlar <br />■ Avrupa-NATO ilişkisi ve Avrupa savunma sisteminde Türkiye'nin yeri.</p>
<p>Bu unsurlara Türkiye ile ABD arasındaki "müttefiklik hukukuna uymayan" unsurları da ekleyen Babacan, özellikle savaş uçağı motoru ve savaş uçağı alımında Washington'un adım atması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"BATI HALA İRAN'IN KAYBET-KAYBET STRATEJİSİNİ ANLAMADI..." </strong></p>
<p>İran savaşı ve Hürmüz Boğazı meselesine de değinen Babacan, gelinen noktanın "ABD'nin muazzam askeri gücünün coğrafyaya takılması" olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, şöyle dedi; </p>
<p>"Batılılar hala İran'ın kaybet-kaybet gibi bir kültürü olduğunu anlayamadılar. O yüzden Hürmüz Boğazı'nın merkezindeki çatışma böyle sonuçlandı."</p>
<p><strong>"İKTİDARIN EKONOMİYİ KALICI OLARAK DÜZELTMESİ İMKANSIZ" </strong></p>
<p>Türkiye'nin mevcut iş yapma iklimi değişmezse, iktidarın ekonomiyi kalıcı olarak düzeltmesini "imkansız" olarak gördüğünü söyleyen Babacan, seçime doğru halk kesimlerini rahatlatmak için bazı adımlar atılabileceğini, ancak bunun geçici olacağını söyledi ve ekledi; "Tabi bu adımları atabilmek için uluslararası yatırımcıları ikna edebilirlerse"</p>
<p>İzlenen ekonomik programı da sert sözlerle eleştiren Babacan, "3.5 yıllık program sonrasında geldiğimiz noktada yıl sonu enflasyonu konusundaki en iyimser tahmin yüzde 26. Yapabildiğiniz ancak enflasyonu yüzde 10 kadar indirmek. O da büyük sosyal maliyetlerle. Bu kafayla ekonomide kalıcı düzelme imkansız."</p>
<p><strong>"PARTİ DEĞİŞTİREN BELEDİYE BAŞKANLARI AK-LANIYOR" </strong></p>
<p>Ana muhalefet partisi CHP'nin içinde bulunduğu duruma ilişkin ise, eğer belediyelerde yolsuzluk varsa, bunun üzerine parti gözetmeksiniz gidilmesi gerektiğini belirten Babacan, "mesele rantsa, rantta çok çabuk birleşiliyor" dedi.</p>
<p>Milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılmasına prensipte itiraz ettiklerini kaydeden Babacan, CHP'nin içinde bulunduğu durumu ise "birbirlerini öğüte öğüte ilerliyorlar" olarak niteledi. Parti değiştirip iktidar cephesine katılan belediye başkanları konusunda ise Babacan, bir kelime oyunu ile "Belediye başkanları parti değiştirince AK-lanıyorlar" ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ali-babacan-ekonomi-ve-teknoloji-artik-milli-guvenlik-meselesi-82429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/ali-babacan.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ali Babacan: Ekonomi ve teknoloji artık milli güvenlik meselesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yildirim-belediyesi-alti-ayda-255-kisiyi-is-sahibi-yapti-82480</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıldırım Belediye Başkanı Yılmaz: İş arayanlarla firmalar arasında köprü görevi üstleniyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Yıldırım Belediyesinin, iş arayan vatandaşlar ile işverenleri buluşturarak istihdama katkı sağladığı bildirildi.</p>
<p>Belediyeden yapılan açıklamaya göre, 2026 yılının ilk 6 ayında Yıldırım İstihdam Merkezi’ne 567 kişi başvuruda bulundu. Bu dönemde 137’si kadın ve 14’ü de özel gereksinimli birey olmak üzere toplam 255 kişinin iş sahibi olmasına katkı sağlandı. Yıldırım İstihdam Merkezi, son 5 yılda ise toplam 5 bin 780 kişinin farklı sektörlerde iş bulmasına aracılık etti. Yıldırım Belediyesi’nin yerel yönetimler arasında ilk kez uyguladığı ‘Destekli İstihdam Modeli’ projesi de özel gereksinimli bireylerin iş hayatına kazandırılmasında önemli rol üstlendi. </p>
<h2>“Yıldırım’da istihdam atağı”</h2>
<p>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, belediyecilik anlayışlarının merkezinde insanın yer aldığını vurguladı. Başkan Yılmaz, “Daha yaşanabilir bir Yıldırım için çalışmalarımızı sürdürürken, hemşerilerimizin sosyal ve ekonomik hayatına da destek oluyoruz. Göreve geldiğimiz günden bu yana uyguladığımız istihdam odaklı projelerle binlerce vatandaşımızın iş sahibi olmasına katkı sağladık. İş arayanlar ile personel ihtiyacı bulunan firmalar arasında köprü görevi üstlenen Yıldırım İstihdam Merkezi, hem istihdamın artırılmasına hem de kent ekonomisinin güçlenmesine katkı sağlıyor. İstihdama yönelik çalışmalarımızla üretime ve ekonomiye değer katmaya devam edeceğiz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yildirim-belediyesi-alti-ayda-255-kisiyi-is-sahibi-yapti-82480</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/0/1280x720/yildirim-belediyesinden-istihdama-destek-1783084115.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıldırım Belediyesinin 2026’nın ilk 6 ayda 137’si kadın ve 14’ü de özel gereksinimli birey olmak üzere toplam 255 kişinin iş sahibi olmasına katkı sağladığı açıklandı. Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, iş arayanlar ile personel ihtiyacı bulunan firmalar arasında köprü görevi üstlendiklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sehitkamil-belediye-baskan-yilmazdan-buyuk-vefa-82476</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Baklavalardan elde edilen gelirleri şehit ve gazi ailelerimize ulaştırıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep’in Şehitkamil İlçe Belediye Başkanı Umut Yılmaz’ın “Her dilimde vefa” sloganıyla hayata geçirdiği baklava projesi kapsamında satın alınan ve kullanıma hazır hale getirilen evin, şehit ailesine teslim edilmek üzere Mehmetçik Vakfı’na bağışlandığı bildirildi.</p>
<p>Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, Şehitkamil İlçe Başkanı İsmail Güler ve Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü İsmail Şanlı ile birlikte evi gezerek proje hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Başkan Yılmaz, şehit ve gazi ailelerinin toplumun en kıymetli emaneti olduğunu vurgulayarak, devlet ve millet olarak bu ailelere karşı sorumluluk taşıdıklarını ifade etti. Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın şehit ve gazi ailelerine gönderdiği mektuba dikkat çekerek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi bugün bu ülkede 86 milyon insan huzur ve güven içerisinde yaşayabiliyorsa bunu aziz şehitlerimize ve kahraman gazilerimize borçluyuz. Onların fedakârlıkları sayesinde bugün bağımsız, güçlü ve güvenli bir Türkiye’de yaşıyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a47a981340b4-1783081345.jpeg" alt="" width="700" height="418" /></p>
<p><strong>Mehmetçik Vakfı’na teslim edildi</strong></p>
<p>Şehitkamil Belediyesi olarak sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Yılmaz, “‘Her dilimde vefa’ sloganıyla başlattığımız baklava projesi de bu anlayışın en önemli örneklerinden biridir. Vatandaşlarımızın destekleriyle satışa sunduğumuz baklavalardan elde edilen gelirleri doğrudan şehit ve gazi ailelerimize ulaştırıyoruz. Bu kapsamda bir aylık gelirle bir ev satın aldık, gerekli tüm hazırlıklarını tamamladık ve bugün gerçek sahibine ulaştırılması için Mehmetçik Vakfı’na teslim ediyoruz” diye konuştu. Başkan Yılmaz, şehit ve gazi ailelerinin her zaman yanlarında olacaklarını belirterek, bu tür projelerin artarak devam edeceğini söyledi. Toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapan Yılmaz, vatandaşların projeye verdiği desteğin kendileri için çok kıymetli olduğunu ifade etti.</p>
<p>AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu ise projeyi takdirle karşıladıklarını belirterek, Şehitkamil Belediyesi’nin ortaya koyduğu bu yaklaşımın örnek teşkil ettiğini söyledi. Fedaioğlu, “Şehitkamil Belediye Başkanımız Sayın Umut Yılmaz’a bu anlamlı ve örnek davranışından dolayı teşekkür ediyorum. Şehit ailelerine sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur” ifadelerini kullandı. Mehmetçik Vakfı Genel Müdürü İsmail Şanlı da projeden duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu anlamlı desteğin şehit aileleri açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Şanlı, Şehitkamil Belediyesi’nin gösterdiği hassasiyetin örnek teşkil ettiğini belirterek, günün anısına Başkan Yılmaz’a madalya takdim edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sehitkamil-belediye-baskan-yilmazdan-buyuk-vefa-82476</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/6/1280x720/sehitkamil-belediye-baskan-yilmazdan-buyuk-vefa-1783081367.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, “‘Her dilimde vefa’ sloganıyla başlattığımız baklava projesi de bu anlayışın en önemli örneklerinden biridir. Vatandaşlarımızın destekleriyle satışa sunduğumuz baklavalardan elde edilen gelirleri doğrudan şehit ve gazi ailelerimize ulaştırıyoruz. Bu kapsamda bir aylık gelirle bir ev satın aldık, gerekli tüm hazırlıklarını tamamladık ve bugün gerçek sahibine ulaştırılması için Mehmetçik Vakfı’na teslim ediyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-haziran-ayi-ihracat-verilerini-acikladi-82472</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GAİB haziran ayı ihracat verilerini açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Yılın ilk altı aylık döneminde bölge ihracatı 5,9 milyar dolar, Gaziantep'in ihracatı ise 5,0 milyar dolar seviyesine ulaştı. Bu dönemde bölgeden en fazla ihracat yapılan ülkeler, Irak, ABD, Suriye, İngiltere, Cibuti, İtalya, Almanya, Suudi Arabistan, İran ve Libya olurken makine halıları, pastacılık ürünleri, plastikler ve mamulleri, kumaşlar, bitkisel yağlar, iplikler, değirmencilik ürünleri, ağaç ve orman ürünleri, sabun ve yıkama müstahzarları ile diğer gıda müstahzarları en fazla ihracatı gerçekleştirilen ürün grupları arasında yer aldı.</p>
<p>GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan, küresel ticaretin değişen dinamiklerine uyum sağlanmasının önemine dikkat çekerek, ihracatçıların uluslararası pazarlardaki etkinliğini artırmaya yönelik çalışmaların kesintisiz devam ettiğini ifade etti. Akcan, Birlikler tarafından yürütülen faaliyetlerin firmaların yeni iş bağlantıları kurmasına, farklı pazarlara açılmasına ve sektörlerin gelişimine önemli katkılar sunduğunu söyledi. Haziran ayında bölgedeki diğer illerin ihracat performansları ise şu şekilde oldu: Kahramanmaraş 107,3 milyon dolar, Mardin 82,0 milyon dolar, Şanlıurfa 34,9 milyon dolar, Malatya 25,1 milyon dolar, Diyarbakır 19,9 milyon dolar, Kilis 11,2 milyon dolar ve Adıyaman 7,8 milyon dolar.</p>
<p><strong>“Uluslararası pazarlarda etkinliğimizi güçlendirmeye devam ediyoruz”</strong></p>
<p>Haziran ayında ihracatçıların uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmaya yönelik önemli faaliyetler gerçekleştirdiklerini belirten Akcan, "Hububat Birliğimiz New York’ta düzenlenen Summer Fancy Food Show 2026 Fuarı'nda sektörümüzü başarıyla temsil ederken, Güney Kore'de gerçekleştirilen Seoul Food &amp; Hotel 2026 Fuarı'na katılım sağlayarak üyelerimizin uluslararası alıcılarla bir araya gelmesine katkı sundu. Bunun yanı sıra, Çin'in Şanghay ve Guangzhou şehirlerinde düzenlenmesi planlanan Sektörel Ticaret Heyeti programının hazırlıkları kapsamında gerçekleştirilen ön heyet ziyaretleriyle, firmalarımızın bu pazarda daha etkin yer alabilmesi için gerekli temasları gerçekleştirdi" dedi.</p>
<p>Haziran ayında Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından düzenlenen 32. Olağan Genel Kurul ve "Türkiye'nin İlk 1000 İhracatçı Araştırması" sonuçlarının açıklandığı programa da katıldıklarını belirten Akcan, bölgeden 67 firmanın TİM İlk 1000 İhracatçı Araştırması'nda yer almasının üretim ve ihracat altyapısının gücünü ortaya koyduğunu ifade etti. Akcan ayrıca, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan İSO 500 listesinde Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nden 37 firmanın yer almasının da bölge sanayisinin üretim kapasitesi ve rekabet gücünü yansıtan önemli göstergelerden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Akcan, “Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri olarak ihracatçılarımızın değişen küresel ticaret koşullarına uyum sağlamalarını desteklemek amacıyla eğitim, tanıtım, fuar, ticaret heyeti ve iş geliştirme faaliyetlerimizi kesintisiz şekilde sürdürüyoruz. Firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha güçlü bir şekilde yer almasını sağlayacak projeleri hayata geçirirken, yeni iş birlikleri oluşturacak organizasyonlara da önümüzdeki dönemde devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-haziran-ayi-ihracat-verilerini-acikladi-82472</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/2/1280x720/gaib-haziran-ayi-ihracat-verilerini-acikladi-1783079955.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB), Haziran ayına ilişkin ihracat verilerini kamuoyu ile paylaştı. Açıklanan verilere göre Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#039;nden Haziran ayında 1,1 milyar dolar tutarında ihracat gerçekleştirilirken, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 26,5 oranında artış kaydedildi. Gaziantep&#039;in Haziran ayı ihracatı ise 919,7 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin en yüksek Haziran ayı ihracatı olarak kayda geçti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirde-tramvay-duraklarinda-82471</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eskişehir&#039;de tramvay duraklarında QR kod uygulaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Büyükşehir Belediyesince hayata geçirilen uygulamayla yolcular, duraklarda yer alan QR kodu cep telefonlarının kamerasıyla okutarak tramvay seferlerine ilişkin güncel bilgilere ulaşabiliyor.</p>
<div class="qMYqUG_convSearchResultHighlightRoot">
<div class="" data-turn-id-container="request-WEB:c09d0266-7a24-4318-99b2-1576a084bfc3-3" data-is-intersecting="true">
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none has-data-writing-block:pointer-events-none [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:c09d0266-7a24-4318-99b2-1576a084bfc3-3" data-turn-id-container="request-WEB:c09d0266-7a24-4318-99b2-1576a084bfc3-3" data-testid="conversation-turn-4" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" data-conversation-screenshot-content="">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="1230207d-0690-4383-a3e2-1e42ad610cd5" data-message-model-slug="gpt-5-5" data-turn-start-message="true">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert wrap-break-word w-full light markdown-new-styling">
<p data-start="518" data-end="767">Sistem sayesinde yolcular, tüm tramvay hatlarının hareket saatleri ve sefer sıklıklarının yanı sıra bulundukları durağa yaklaşan tramvayların anlık konum bilgileri, ulaşım duyuruları ve acil durum bilgilendirmelerini tek ekrandan görüntüleyebiliyor.</p>
<p data-start="769" data-end="1213">Estram AŞ İşletim Müdürü Dilber Tekgöl, uygulamanın toplu ulaşım deneyimini dijital çözümlerle geliştirmeyi amaçladığını belirterek, "Tramvay duraklarımız artık daha akıllı. QR kodu telefon kamerasıyla okutan yolcularımız, tüm hatlara ait sefer sıklıkları ve hareket saatlerinin yanı sıra bulundukları durağa yaklaşan tramvayların anlık bilgilerine, seferlerle ilgili duyurulara ve acil durum bilgilendirmelerine kolaylıkla erişebiliyor" dedi.</p>
<p data-start="1215" data-end="1443">Uygulamayı kullanan vatandaşlar da sistem sayesinde tramvayın geliş süresini anlık takip edebildiklerini, bunun yolculuk planlamasını kolaylaştırdığını ve duraklarda bekleme sırasında yaşanan belirsizliği azalttığını ifade etti.</p>
<p data-start="1445" data-end="1598" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, akıllı şehir uygulamaları kapsamında toplu ulaşımda dijital çözümleri yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"> </div>
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"> </div>
</div>
</div>
</div>
</section>
</div>
</div>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirde-tramvay-duraklarinda-82471</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/1/1280x720/eskisehirde-tramvay-duraklarinda-qr-kod-uygulamasi-1783079434.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir&#039;de toplu ulaşımda dijitalleşme çalışmaları kapsamında tramvay duraklarında &quot;Yolcu Bilgilendirme QR Kodu&quot; uygulaması kullanılmaya başlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-5-milyar-dolari-astik-simdi-hedef-katma-degeri-buyutmek-82470</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO Başkanı Yıldırım: 5 milyar doları aştık, şimdi hedef katma değeri büyütmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep’in hem aylık hem de yılın ilk 6 aylık döneminde Türkiye’nin en fazla ihracat yapan 6. ili olma başarısını sürdürdüğünü belirten Başkan Yıldırım, “Küresel ticarette yaşanan belirsizliklere, maliyet baskılarına ve tüm zorluklara rağmen üretmekten, istihdam oluşturmaktan ve ülkemize değer katmaktan vazgeçmeyen ihracatçı üyelerimize, sanayicilerimize, iş insanlarımıza ve tüm çalışanlarımıza yürekten teşekkür ediyorum. Gaziantep, emeğiyle, üretimiyle ve ihracat gücüyle Türkiye ekonomisine katkı sunmaya kararlılıkla devam ediyor. Üreten, emek veren, ihracatla şehrimize ve ülkemize değer katan herkesin yolu açık olsun” dedi.</p>
<p><strong>“İhracatta nicelik kadar nitelik de önemli”</strong></p>
<p>Haziran ayındaki güçlü artışın önemli olduğunu ancak ihracat rakamlarının içinde bulunulan dönemin zorluklarını da gösterdiğini ifade eden Yıldırım, Gaziantep’in son yıllarda 10 milyar dolar bandında yatay bir seyir izlediğine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Ekonomide uzun süre aynı yerde saymaya başlamak aslında bir risk sinyalidir. Bu yatay seyir Gaziantep’in üretim kapasitesinin sınırlarına ulaşmasından kaynaklanmıyor. Küresel talep daralması, yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri ve rekabet gücünü zorlayan ekonomik koşulların büyümeyi sınırladığı bir dönemi yaşıyoruz. Ancak bu tablo bize önemli bir mesaj da veriyor: Bundan sonraki dönemde sadece daha fazla üretmek değil, daha yüksek katma değer üretmek zorundayız. İhracatta nicelik kadar nitelik de önemli. Çünkü Gaziantep’in gelecekteki başarısı ihracatın miktarından çok, ihracatın niteliğini artırabilmesine bağlı olacaktır. Şehrimizin potansiyeli bugün bulunduğu seviyenin üzerindedir. Uygun finansman koşullarının sağlanması, üretim maliyetlerini azaltacak desteklerin artırılması, yeni pazarlara erişimin güçlendirilmesi ve katma değerli üretimi teşvik edecek politikaların hayata geçirilmesiyle Gaziantep’in çok daha güçlü ihracat rakamlarına ulaşacağına inanıyoruz.”</p>
<p>Gaziantep’in tüm zorluklara rağmen Türkiye’nin en güçlü üretim, ticaret ve ihracat merkezlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Yıldırım, yılın ikinci yarısında ihracatı destekleyici adımların ve küresel talepte yaşanabilecek toparlanmanın dış satım performansına olumlu katkı sağlayacağını sözlerine ekledi.</p>
<p>Gaziantep'in 2026 yılı Haziran ayı ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,4 oranında artarak 919 milyon 694 bin dolar olarak gerçekleşti. Kentin yılın ilk altı ayındaki toplam ihracatı ise yüzde 3,9 artışla 5 milyar 37 milyon 911 bin dolara ulaştı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-5-milyar-dolari-astik-simdi-hedef-katma-degeri-buyutmek-82470</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/0/1280x720/gto-baskani-yildirim-5-milyar-dolari-astik-simdi-hedef-katma-degeri-buyutmek-1783078432.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan haziran ayı ihracat verilerini değerlendiren Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep’in haziran ayında ihracatta güçlü bir performans ortaya koyarak üretme azmini ve rekabet gücünü bir kez daha gösterdiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ari-zehrinin-toplanmasiyla-ilgili-yonetmelik-resmi-gazetede-82449</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arı zehrinin toplanmasıyla ilgili yönetmelik Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığının hazırladığı Arı Zehrinin Toplanmasına İlişkin Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre yönetmelik, arı zehri işletmelerinin sözleşmeli üretim kapsamında üreticilerden tekniğine uygun, izlenebilir ve denetimli şekilde ham arı zehri temin edilmesini sağlamak amacıyla hazırlandı.</p>
<p>Bu kapsamda, arı zehri aparatı ve kazıma aleti, zehrin fiziksel ve biyokimyasal yapısını olumsuz yönde etkilemeyecek malzemeden imal edilecek.</p>
<p>Aparatın telleri üzerinde 12-30 volt gerilim, 50-1000 hertz sinyal frekansı, 2-3 saniye titreşim süresi ve 3-6 saniye duraklama süresi bulunacak. Kullanılan aparatların, yüksek gerilim ve sinyal frekansları içermesi nedeniyle arıların doğal yaşam süreçlerine zarar vermeyecek ve ölümlerine neden olmayacak nitelikte olacak.</p>
<p>Aparatın cam levhası üzerinde, aralıkları 0,5 santimetre, kalınlıkları 0,5-1,5 milimetre olan teller, zehrin özelliklerini etkilemeyecek, arıya zarar vermeyecek alaşımlardan yapılacak.</p>
<p>Arıların elektrik yüklü tel ile temasları sonucu zehir bıraktıkları cam plakalar, güneş ışığına maruz bırakılmadan taşınacak. Cam yüzeyden arı zehrinin kazınması işlemi, hijyenik şartlarda, kapalı hava akımının olmadığı ve doğrudan güneş ışığı almayan ortamda gerçekleştirilecek.</p>
<p><strong>Arı zehrine koruma amaçlı hiçbir katkı maddesi karıştırılmayacak</strong></p>
<p>Arılıkta, olası alerjik reaksiyona karşı gerekli ilaçlar ile temiz su bulundurulacak. Arı zehri toplama sırasında, zehirde kalıntıya neden olabilecek körük veya repellent etkili duman çıkaran herhangi bir destek malzemesi kullanılamayacak.</p>
<p>Arı zehri toplama aparatının, kazıma işleminin yapılacağı yere nakli sırasında kullanılacak kaplar, çapraz kontaminasyonu önleyecek özellikte, dayanıklı ve kolay temizlenebilir nitelikte olacak.</p>
<p>Temizlik amacıyla arı zehri toplama cam plakaları kaynar suyla dikkatlice yıkanıp durulanacak ve açık havada kurutulacak. Sterilizasyon amacıyla ise cam plakalar ve teller yüzde 70'lik izopropil alkolle silinip kurumaya bırakılacak. Zehir kazıma aleti jileti paslanmaz çelikten ve tek kullanımlık olacak.</p>
<p>Arı zehrine koruma amaçlı hiçbir katkı maddesi karıştırılamayacak. Zehir toplama aparatı kovandan çıkarıldıktan sonra 30 dakika içinde cam levhalardan zehir kazıma işlemine başlanacak.</p>
<p><strong>Zehir soğuk zincir koşullarında korunacak</strong></p>
<p>Toplanan arı zehri, gıdaya uygun kalıntı bırakmayacak amber renkli, tek kullanımlık, hava ve nem geçirgenliği olmayan vida kapaklı şişelere konulacak. Şişelerde işletme numarası, toplama tarihi ile "Bal Arısı Zehri" ibaresini içeren etiket bulunacak. Zehir, soğuk zincir koşullarında muhafaza edilecek.</p>
<p>Kalıntı ve kontaminasyon riskini minimize etmek ve apiterapiye uygun arı zehri için filtreli cihazla toplama yapılacak. Filtreli cihazlarda kullanılacak filtre materyali medikal plastikten üretilecek.</p>
<p><strong>Aynı kovandan 7 günden kısa aralıkla zehir toplanamayacak</strong></p>
<p>Arı zehrinin arı dışkısı, toz, polen, bal ile diğer kovan içi ve çevresel bileşenlerle bulaşmasını en aza indirmek amacıyla kovan içi cihazların kullanılması veya tablaların kovan içine doğru uygun şekilde konumlandırılması gibi yöntemler uygulanacak. Kontaminasyonun önlenmesi amacıyla filtreli cihazlardan yararlanılacak.</p>
<p>Koloni sağlığı ve devamlılığının korunması amacıyla arı zehri toplama işlemi, aynı kovandan 7 günden daha kısa aralıklarla yapılamayacak.</p>
<p>Zehir toplama aparatı kovanda 15-20 dakikadan fazla bulundurulmayacak. Toplama işlemi sabah erken saatlerde, öğleden sonra veya akşam gerçekleştirilecek.</p>
<p>Arı zehrinin solunmaması, göze ve çıplak tene temas ettirilmemesi esas olacak.</p>
<p>Tıbbi gözlük, maske, cerrahi eldiven, bone, önlük gibi kişisel koruyucu donanımlar kullanılacak.</p>
<p><strong>Arı zehri toplama izinli arılıkta aranacak şartlar</strong></p>
<p>Arı zehri toplama işlemi, arı popülasyonu güçlü kolonilerde yürütülecek. Toplama döneminde sadece polen ikame besleme olabilecek. Şeker şurubuyla besleme yapılmayacak.</p>
<p>Arı sağlığını korumak amacıyla hastalık ve zararlılarla mücadelede kalıntı bırakacak sistemik etkili ilaçlar kullanılmayacak. Kullanılması durumunda arı zehri toplanmasına başlamadan en az 15 gün öncesinde ilaçlama kesilecek.</p>
<p>Zehir üretimine uygun arı ırkı veya ekotipine sahip arılar kullanılacak.</p>
<p><strong>Arı zehri toplama eğitimi ve sertifikası</strong></p>
<p>Arı zehri toplama eğitimi programına katılmak isteyen arıcı, işletmeyle sözleşme yapacak.</p>
<p>Eğitim süresince kursiyerlere temel ilk yardım eğitimi verilerek alerjik reaksiyonlara karşı bilinçlendirilmeleri sağlanacak.</p>
<p>Merkez birliği, eğitimci olarak görevlendirmek üzere üniversitelerden, konusunda uzman kişi veya müesseselerden yararlanacak.</p>
<p>Merkez birliği, eğiticilerin bilgilerini, kurs yerini, katılımcı listesini ve ders programını içeren eğitim programını, eğitim izni almak üzere Bakanlığa gönderecek.</p>
<p>Bakanlık, uygun görülen arı zehri toplama eğitimi programlarını onaylayacak. Eğitim giderleri ve sertifika ücretleri kursiyerlere ait olacak.</p>
<p>Eğitim sonucu başarılı olan ve ücretini yatıran kursiyere Arı Zehri Toplama Sertifikası verilecek.</p>
<p>Bakanlık, gerekli gördüğü hallerde arı zehri üreticisi ve işletmesini denetleyecek.​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ari-zehrinin-toplanmasiyla-ilgili-yonetmelik-resmi-gazetede-82449</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/aricilik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmeliğe göre, arı zehri toplama döneminde sadece polen ikame besleme yapılacak, şeker şurubu kullanılmayacak. Koloni sağlığı ve devamlılığının korunması amacıyla arı zehri toplama işlemi aynı kovandan 7 günden daha kısa aralıklarla yapılamayacak, zehir toplama aparatı kovanda 15-20 dakikadan fazla bulundurulmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/4-sirket-dis-ticaret-sermaye-statusune-alindi-82446</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 şirket &#039;dış ticaret sermaye&#039; statüsüne alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırlandığı Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsü Verilmesine İlişkin Karar Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Kararla 4 kuruluşa daha "dış ticaret sermaye şirketi" statüsü tanındı. Böylece, dış ticaret sermaye şirketi statüsü bulunan şirket sayısı 107'ye çıktı.</p>
<p>Buna göre listeye eklenen şirketler, Assan Alüminyum Sanayi ve Ticaret AŞ, Atakaş Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ, Beyçelik Gestamp Otomotiv Sanayi AŞ, Noksel Çelik Boru Sanayi AŞ oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/4-sirket-dis-ticaret-sermaye-statusune-alindi-82446</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, Assan Alüminyum, Atakaş Çelik, Beyçelik Gestamp ve Noksel Çelik &quot;dış ticaret sermaye şirketi&quot; statüsüne alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-ucuz-ilac-politikasi-ile-kazandiginin-daha-fazlasini-ithal-ilac-almak-icin-harciyor-82427</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye ucuz ilaç politikasıyla kazandığının daha fazlasını ithal ilaç için harcıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL - HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Yuvarlak Masa toplantısının konuğu Ankara Sanayi Odası (ASO) 9 Numaralı Petrol ve Kimya Sanayi Komitesi oldu.</p>
<p>Toplantıya; Ren-Med Tıbbi Ürünler Yönetim Kurulu Başkanı Sami İşel, Dinçsa İlaç Genel Müdürü Aytaç Muhittin Dinçer ile Özden Kimya Anonim Şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Ethem Özden katıldı. Özellikle ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın tedarik zincirinde yaşattığı kırılmaların maliyeti büyük ölçüde artırdığını ifade eden katılımcılar, bunun hem hammadde fiyatlarını hem de lojistik maliyetini yükselttiğinin altını çizdiler. Türkiye’de izlenen ucuz ilaç politikası sebebiyle ilaç ihracatından kazanılan paranın çok daha fazlasının ithalata harcandığına dikkat çeken katılımcılar, 15 yıl önce yüzde 85 olan yerli üretim payının bugün ithal ilacın altına indiği bilgisini verdiler. Üretimin heyecan işi olduğunu ve mutlaka desteklenmesi gerektiğini söyleyen katılımcılar, bugün üretimden vazgeçenlerin üretenlere göre daha fazla kazandığını savundular.</p>
<p><strong>Dinçsa İlaç Genel Müdürü Aytaç Muhittin Dinçer:</strong></p>
<h2>"Kimya sektörü ülke ihtiyacının çok altında bir güce sahip"</h2>
<p>Türkiye’de ise kimya sektörü ülkemizin duyduğu ihtiyacın çok altında bir güce sahip. Kimya sektörüne çok fazla yatırıma ihtiyaç var. Bu ihtiyaç karşılanamadığından sektörde ithalata bağımlı üretim gerçekleşiyor. Ülkemizin cari açığındaki olumsuzluklar hep kimya sektörünün açığından meydana geliyor. İlaç da kimya sektörünün altında yer alıyor ve ciddi cari açık veriyor.</p>
<p>Ülkemiz, nitelikli araştırmacıları, sayısı giderek artan Ar-Ge tesisleri, az da olsa hammadde üretim tesisleri ve İyi Üretim Uygulamaları (GMP) sertifikalı üretim tesisleri ile ilaç üretiminde halihazırda 50 binden fazla kişiye istihdam sağlayan önemli bir potansiyele sahiptir. Sektörde ilaç üreticileri, ithalatçılar, hem ithalat hem üretim yapanlar, ihracatçılar olmak üzere farklı ticaret unsurlarına sahip yerli ve yabancı sermayeli firmalar mevcuttur.</p>
<p><strong>“Türk ilaç sektörünün uluslararası alanda yetkinliği kabul gördü”</strong></p>
<p>Türk ilaç sanayisi yüzyılı aşan ilaç üretim tecrübesini 1984 yılından itibaren uygulamakta olduğu dünya standartlarındaki kalite sistemi (GMP) ile birleştirmiş ilaç üretim kültürüne haiz bir sektördür. Türk ilaç sektörü sahip olduğu bu potansiyelin yanında, 1 Ocak 2018'den beri Uluslararası İlaç Denetim Birliği’nin (PIC/S) ve 27 Mayıs 2020'den beri Uluslararası İlaç Uyum Konseyi’nin (ICH) tam üyesidir. Bu iki üyelik Türk ilaç sektörünün uluslararası alanda yetkinliğinin kabulü, ürettiği ürünlerin kalitesinin tescili ve tanınırlığının artması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Ülkemizde ilaç fiyatları dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir sistem ile belirleniyor. Avrupa’daki düşük fiyatlı ilaçların olduğu 5 ülkenin fiyatlarına bakılıyor, en düşük fiyat euro olarak baz alınıyor, sonra bu fiyat farklı ürün gruplarına göre genelde %40 aşağıya indiriliyor ve onun üzerinden de dönemsel avro kuru (DAD) denilen oranla çarpılıyor. 2026 senesi için bu değer 1 euro=29,12 TL (1 Nisan’dan geçerli olmak üzere). Daha sonra Sosyal Güvenlik Kurumu %10 ile %28 arasında iskonto yapıyor yani Avrupa’daki 100 euroluk bir ilaç Türkiye’de bunun 1/5 arasında fiyat ile satılıyor. Bu sürdürülebilir gibi görünmüyor. Dönemsel avro değeri belirlenirken, Maliye Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun değerli bürokratları Sosyal Güvenlik Kurumu’nun bütçesi ve Maliye Bakanlığı bütçesini dengeye getirebilmek için bu avro değerini baskı altında tutarak ucuz ilaç temin yoluna gidiyorlar. Ancak, bu ucuz ilaç teminlerinin Maliye Bakanlığı ve SGK kurumlarına kazandırdığı maliyeti kadar ülkemizin kaybettiğine bakmak lazım. Ucuz ilaç politikasından dolayı ülkemiz kazandığından çok daha fazlasını ithal ilaca geri veriyor. İthal ilaçta büyük patlama var. Yani bundan 15 sene önce Türkiye’deki ithal ilaç dengesi tersine döndü. Yüzde 85 yerli üretilirken, yerli üretimin parasal değeri şimdi ithal ilaçtan daha düşük değerdedir.</p>
<p><strong>“Gerekli kârlılık olmadığı için Ar-Ge’de sıkıntı var”</strong></p>
<p>Sektörde gerekli karlılık olmadığı için, Ar-Ge yapmada büyük sıkıntı var. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yeni teşvik programları var ama, bu yetmiyor. Bu konuda dünya başka yerlere gidiyor. Ülkemizde halen Ar-Ge’yi çok iyi anlayamadığımızı düşünüyorum.</p>
<p>Sektörümüzde dünyadan bir örnek vereyim; hepimizin bildiği Merck &amp; Co’in (cirosu 60,5 milyar dolar) 30,5 milyar dolar ile 2023 yılındaki Ar-Ge harcaması Türkiye’nin 1 yıllık ilaç tüketiminden fazla. Dünyadaki lider firmalar gelirlerinin yaklaşık yüzde 25’ini Ar-Ge’ye ayırıyor. Çünkü getirisi çok daha fazla.</p>
<p><strong>“Ar-Ge’ye daha fazla para ayıramazsak mevcut teşvikler de yeterli olmaz”</strong></p>
<p>Son yıllarda, uzun bir aradan sonra Sağlık Bakanlığımız, sağlık politikaları ile ilgili çok güzel ve teşvik edici uygulamalar hayata geçmekte olup, Sağlık Bakanlığı TÜSEB (Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı)’in çok güzel teşvik programları var. Bu destekler ileriye doğru bir moral olarak düşünülmektedir. Faydalı olacağına inancımız çok ama maalesef yetmiyor. Türkiye’de sektörümüz geçen yıl 180 milyon dolar Ar-Ge harcaması yapmış. Bu harcamayı dünya ilaç sektörüne oranlarsak, dünya pazarında yüzde 1’lere girmesi imkânsız. Bakın, yabancılar cironun yüzde 25’ini harcıyorlar. Ar-Ge üretimin devamı için kaçınılmaz bir şey.</p>
<p>Eğer Ar-Ge’ye daha fazla para ayıramazsak, mevcut teşvikler de yeterli olmaz. Ülkemizin hedefi, 10 yıl içinde en büyük 10 ekonomi içine girmek. Ancak bu 10 büyük ekonomi ne yapıyorsa biz de onu yapmazsak, bu listeye nasıl gireceğiz?</p>
<p><strong>“Bu durumda nasıl ihracat yapalım”</strong></p>
<p>Biz TL değerinin düşük olmasından yararlanarak ihracat yapmaya çalışıyoruz. Bu durumda nasıl ihracat yapalım, düşük fiyata dayanabiliyorsanız, gücünüz bu düşük fiyatla üretime yetiyorsa şahane bir şey ama imkânsız. Çünkü son yıllarda Türkiye’de imalat sektöründe maliyet girdilerinin yapısı çok değişti. Bu değişiklik dönemsel avro değerleriyle bizim üretimlerimizi yapabilmemize imkân vermiyor. Üretimdeki yerli katkı payının maliyet içindeki payı, döviz değerlerinin yıllık artış oranlarının çok üstünde olması sebebiyle sektör ciddi darboğaza girmiş durumda. Üstelik yakın zamanda bulunduğumuz coğrafyadaki savaş durumu sebebiyle, Türkiye jeopolitik olarak da dünya ve Avrupa’nın birçok ülkesine göre daha riskli bir konumda. Petrol, doğalgaz ve enerji maliyetlerinin çok yükselmesi ve lojistik maliyetlerinin %400'e varan artışları önümüzdeki günlerde (eğer bu savaş çok kısa sürede bitmezse) sektörü çok ciddi sıkıntılara sokacaktır. Bunun çözümünde en büyük görev Türk Hava Yolları kargo şirketine düşmektedir.</p>
<p>Petrol fiyatları sektörümüzü çok ciddi etkiliyor. Lojistik maliyetleri de çok canımızı yakıyor, hatta son dönemde maliyetimiz yüzde 400 civarında arttı. Savaş çıkmadan önce 4 ton malı uçakla 1.800 dolara getiriyorduk, Hindistan’dan 4 ton malı bu fiyata getiriyorduk. Şimdi 2,5 ton malı 3 bin 800 dolara getiriyoruz. Bir başka ifade ile fiyat 4 misli arttı. Daha ucuz olmakla birlikte denizyolu savaş kaynaklı kapandığı için orayı kullanamıyoruz. Örneğin; bir malımız gemiye yüklendi ama 1 aya yakın bekledi.</p>
<p><strong>“Bizden ithalat yapanlar da SGK fiyatından istiyor”</strong></p>
<p>İhracatın önündeki en büyük engellerden birisi de SGK’ya satış fiyatı olan düşük bir değer olan kamu fiyatıdır. Çünkü bizden ithalat yapacak olan ülke firmaları da bu fiyatları kolaylıkla öğrenebilmekte ve SGK fiyatlarından alım talep etmektedirler. Bu fiyatlar ise zaten ülkemiz olduğu için zorlanarak sattığımız bir fiyat olup, ihracat için bu fiyatlarla satmanın bir değeri yoktur. Zira ayrıca yurtdışında da satılan malların tüketilmesi için pazarlama ve tanıtım gibi maliyetli harcamalar yapılması gerekiyor.</p>
<p><strong>“Üretici olmak enayi olmak durumuna düştü”</strong></p>
<p>Herkes en iyi birikim yolu dövizdir diyor. Biliyor ki sanayici dövizi alacak. Hammadde girdilerimizin tamamına yakını döviz bazında. Bu tarz spekülatif kur hareketlerini engellemenin tek yolu üretim. Üretici faaliyet dışı kar gelirleriyle ayakta kalmaktadır. Ancak üreticilerimiz yapabileceklerimizden vazgeçip üretimi kapatıp, ithal yoluna gidiyor. Üretici olmak adeta enayi olmak durumuna düştü. Üreticilikten vazgeçenlerin durumu hepimizden daha iyi.</p>
<p><strong>Özden Kimya Anonim Şirketinin Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Ethem Özden:</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Sektör kazandığından daha fazlasını yurt dışına ödüyor"</span></h2>
<p>Firmamız 1979 yılında Süreyya Özden tarafından kurulmuştur. Biz ikinci kuşak yöneticileriz. Firmamız 47 yıllık bir firma, yüzde 90 oranında ihracat yapıyoruz fakat ihracat yaptığımız ürünlerin hammaddelerini ithal edip burada katma değer sağlayıp ihracat yapmaya çalışıyoruz. Bu tabii bizim markalarımızdan dolayı yapabildiğimiz bir durum. Markalaşmış olmasaydık bunu burada sağlayamazdık çünkü mevcut konjonktürde işçilik ve üretim maliyetleri Türkiye’de olabildiğince yüksek durumda. Türkiye’de kimya sektörü 2023 yılında 30 milyar dolar ihracat gerçekleştirirken, ithalat 50,8 milyar dolara ulaşmıştı. Bu tabloya göre dış ticaret açığı yaklaşık 20 milyar dolar seviyesinde yani sektör kazandığından çok daha fazlasını dışarıya ödüyor.</p>
<p><strong>“Kur dalgalanmaları sektörü savunmasız bırakıyor”</strong></p>
<p>Kimya sektörü, üretim için kullandığı hammaddenin yaklaşık yüzde 70’ini ithalatla karşılamakta, yalnızca yüzde 30’unu yerli üretimle karşılamaktadır. Bu durumda dolar artmıyor ama bizim maliyetlerimiz durmadan yükseliyor. Ham maddenin neredeyse tamamını dövizle satın alıyoruz ama ihracat fiyatı dolar bazında sabit kalıyor. İhracatçılar için en kritik mesele şu oluyor: Yurt içi üretim maliyetlerinin artışı yani kur bize yetişemiyor. Bu fark her geçen gün bizi daha da sıkıştırıyor. Burada ciddi bir rekabet kaybı oluşuyor tabii. Türk kimya sanayisi hâlâ dövizle yapılan ham madde ithalatına bağımlı durumda. Bu durum kur dalgalanmalarına karşı sektörü savunmasız hâlde bırakıyor. Ham maddeyi euro-dolarla ödüyoruz, işçilik, enerji giderleri enflasyonla fırlamış durumda ama ihraç ettiğimiz ürünün dolar fiyatı neredeyse yerinde sayıyor.</p>
<p>Türk lirası üzerindeki kur baskısı, navlun, sigorta primlerindeki sıçrama, enerji ithalat maliyetlerindeki artış Türk ihracatçıları için bir risk unsuru olarak öne çıkıyor. Bu durumda biz Alman, Polonyalı bir rakibimiz karşısında Türk ihracatçısı, içerisinde bulunduğu bu maliyet sarmalı içerisinden çıkamıyor; her gün daha pahalıya üretip daha ucuza ürün satmak zorunda kalıyoruz.</p>
<p><strong>“Hürmüz kaynaklı sıkıntılardan ders çıkarmamız gerekiyor”</strong></p>
<p>Tabii, petrol tarafında somut adımlar atıldı. Tarihî bir gelişme olarak görüyoruz biz bunu. Başta Gabar Dağı’nda olmak üzere Güneydoğu Anadolu’da gerçekleştirilen keşiflerle Gabar petrolünün ülkeye toplam 70 milyar dolar katkı sağlayacağı öngörülüyor. Bu kaynak sayesinde Türkiye’nin petrol ihtiyacının yüzde 20’ye yakınının karşılanabilmesi mümkün hâle gelecek.</p>
<p>Son dönemde Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sıkıntıları hep birlikte görüyoruz. Burada kendimize kalıcı bir ders çıkarmamız gerekiyor. Ham madde tedarikinde tek bir coğrafyaya bu denli bağımlı kalmak artık kabul edilemez bir durum. Her şeyden önce şunu kabul etmeliyiz: Bizim üretmekten, çalışmaktan başka hiçbir çıkar yolumuz yok fakat çözüm için mutlaka yerli ham madde üretiminin artırılması gerektiğini biliyoruz. Yerli üretim kapasitesinin artırılması ve KOSGEB, Eximbank gibi kuruluşların desteklerinin artırılması gerekiyor. Son olarak: Devletimizin, sanayicinin her zamankinden daha fazla yanında olması, destek olması gerekiyor.</p>
<p><strong>Ren-Med Tıbbi Ürünler Yönetim Kurulu Başkanı Sami İşel:</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"4 ay sabit fiyattan satıyoruz, paramızı 3 ay sonra alıyoruz"</span></h2>
<p>Bizim sektörde de ham maddeler çoğunlukla Hindistan ve Çin menşeli gelmekte. Şu an Çin’de bir sıkıntı yok ama bu savaşın uzaması hâlinde, 1 ay, 1,5 ay sonrasında bizim de ham maddede sıkıntı çekeceğimizi düşünüyoruz. Artı, bu Hürmüz Boğazı’ndan kaynaklı, savaştan kaynaklı olarak lojistiğe ve plastik ham maddelerine gelen zamdan dolayı maliyetler yüzde 100 arttı. Biz normalde Devlet Malzeme Ofisi’nden (DMO) ihale alıyoruz. Ancak aldığımız fiyatla 4 ay bütün Türkiye’deki hastanelere mal satışı yapıyoruz, 3 ay sonra da paramızı tahsil ediyoruz. Ödemelerde falan bir sıkıntı yok ama maliyette şu an hem petrole gelen zamdan kaynaklı hem petrokimya ürünlerine, plastik ham maddesine gelen zamlardan dolayı, kârımızın tamamı gidiyor.</p>
<p><strong>“Türkiye’de ilk diyaliz solüsyonu üreten firmayız”</strong></p>
<p>Şimdi o 4 ay biz bu malzemeyi o fiyattan veriyoruz, o fiyattan alıyoruz ama bu arada maliyetler yüzde 100’e yakın arttı hem nakliye hem plastik ham maddesinden kaynaklı. Şimdi yapmış olduğumuz ticarette ufak bir kâr şeyimiz oluyor ama tamamen götürdüğü gibi zarara dönecek duruma geldi. Yani burada şu an bile vermiş olduğumuz mallarda belki zarar edecek duruma geldik. Talep edeceğiz ama bunu devletin nasıl bir sübvanse etme durumu olur bilemiyoruz. Uzun zamandır ilk defa böyle bir durumla da karşılaştık. Türkiye’de diyaliz solüsyonu üreticisi ilk firma biziz. Bizden önce ithalatını yapıyorlardı, yerli üretici ilk firma biziz. 1990 yılından beri üretiyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-ucuz-ilac-politikasi-ile-kazandiginin-daha-fazlasini-ithal-ilac-almak-icin-harciyor-82427</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/7/1280x720/346-1783058470.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yuvarlak Masa toplantısına katılan Ankara Sanayi Odası 9 Numaralı Petrol ve Kimya Sanayi Komitesi üyeleri, Türkiye’de izlenen ucuz ilaç politikası sebebiyle ilaç ihracatından kazanılan paranın çok daha fazlasının ithalata harcandığında dikkat çekerek, 15 yıl önce yüzde 85 olan yerli üretim payının bugün ithal ilacın altına indiği bilgisini verdiler. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrolde-savas-primi-silindi-82415</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrolde savaş primi silindi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a4747ebd54d2-1783056363.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD-İran arasında ateşkes sürecinin ardından Hürmüz Boğazı’ndan petrol akışının yeniden hızlanması, İran ihracatının toparlanması ve fiziki piyasadaki zayıf talep petrol fiyatlarında geri çekilmeye yol açıyor. Brent petrolünün varil fiyatı 71 doların altına inerken, ABD tipi ham petrol (WTI) da 68 dolar seviyesinin altını gördü. Her iki gösterge de Şubat sonundan bu yana en düşük seviyelerine geriledi.</p>
<p>Fiyatlardaki düşüşün temel nedeni, Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatlarının yeniden artması oldu. ABD’li yetkililere göre boğazdan geçen günlük ham petrol akışı yeniden 10 milyon varilin üzerine çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri’nin ihracatı savaş öncesi seviyelere yaklaşırken, ABD deniz ablukasının kaldırılmasıyla İran’ın petrol ihracatı da yeniden 40 milyon varilin üzerine yükseldi. Aynı dönemde Rusya’nın yüksek sevkiyatları da küresel arzı destekledi.</p>
<p>Buna ek olarak Washington ile Tahran arasında dolaylı müzakerelerde ilerleme sağlandığı yönündeki açıklamalar da piyasadaki jeopolitik endişeleri azaltarak satış baskısını güçlendirdi.</p>
<h2>Düşüşün arkasında sadece İran yok</h2>
<p>Analistlere göre fiyatlardaki gerileme yalnızca arzın toparlanmasından kaynaklanmıyor. Fiziki petrol piyasasında talebin beklenenden zayıf seyretmesi de düşüşü hızlandırıyor.</p>
<p>Özellikle Çin›de rafinerilerin düşük alım yapması, birçok ithalatçının daha düşük fiyat beklentisiyle stoklarını eritmeye yönelmesi ve stratejik petrol rezervlerinden piyasaya devam eden satışlar fiyatlar üzerinde ilave baskı oluşturuyor. Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) üyesi ülkelerin koordineli şekilde piyasaya sürdüğü 412 milyon varillik stratejik rezerv de arzı destekleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Bunun yanında küresel petrol talebindeki yavaşlama beklentileri de yatırımcıların temkinli hareket etmesine neden oluyor. Analistler, Çin ekonomisindeki zayıf tüketimin küresel talep görünümünü aşağı çekmeye devam ettiğini belirtiyor.</p>
<h2>Normalleşme beklentisi fazla iyimser olabilir </h2>
<p>Buna karşın birçok piyasa uzmanı, mevcut fiyatlamanın fazla iyimser olduğu görüşünde birleşiyor. Değerlendirmelere göre piyasalar, ABD-İran arasında varılan geçici mutabakatı kalıcı bir anlaşma gibi fiyatlıyor. Oysa nükleer program başta olmak üzere temel sorunların çözülmesi için müzakerelerin henüz başlangıç aşamasında olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Uzmanlar ayrıca Hürmüz Boğazı’ndan geçen tanker trafiğinin önemli bölümünün savaş sırasında bölgede bekleyen gemilerden oluştuğunu, yeni giriş yapan tanker sayısının ise daha sınırlı kaldığını vurguluyor. Bu nedenle mevcut sevkiyat artışının sürdürülebilir olup olmayacağı önümüzdeki haftalarda daha net ortaya çıkacak.</p>
<p>Diğer taraftan küresel petrol stoklarının savaş sürecinde önemli ölçüde eridiğine dikkat çekilirken, üçüncü çeyrek boyunca piyasanın halen sıkı kalabileceği ifade ediliyor. Bu nedenle mevcut fiyatların jeopolitik riskleri neredeyse tamamen göz ardı ettiği değerlendirmesi yapılıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ekonomistler, 2026 fiyat tahminlerini ilk kez aşağı çekti</span></h2>
<p>İran savaşının başlamasından bu yana ilk kez analistler 2026 petrol fi yatı beklentilerini aşağı yönlü revize etti. Reuters’ın 31 ekonomist ve analistle gerçekleştirdiği ankete göre, Brent petrol: 2026 ortalama beklentisi 84,50 dolar/varil seviyesine indi. Önceki tahmin 90,44 dolardı. WTI için2026 beklentisi 79,49 dolar/varile geriledi. Önceki tahmin 84,63 dolar olmuştu. Brent’in üçüncü çeyrekte 84 dolar, yılsonun da ise 79 dolar civarında seyretmesi bekleniyor. 2027 ortalarında fi yatların yeniden 70 doların ortalarına gerileyeceği öngörülüyor. Küresel petrol talebi artışının günlük 1-2 milyon varil bandında yavaşlaması beklenirken, zayıf Çin talebi en önemli risk olarak gösteriliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrolde-savas-primi-silindi-82415</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/petrol-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Brent petrol İran savaşının başladığı günden bu yana en düşük seviyeye gerilerken, piyasalar Hürmüz’den artan sevkiyatları fiyatlıyor. Ancak analistler, arzın kalıcı biçimde normale döndüğüne dair beklentilerin henüz erken olduğu uyarısını yapıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/arpada-yuksek-rekolte-sezonu-kg-fiyatlarini-4-5-lira-asagi-cekti-82412</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arpada yüksek rekolte sezonu fiyatları aşağı çekti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Hem tarımsal üretimin sürdürülebilirliği hem de gıda ve yem sanayiinin devamlılığı açısından stratejik değere sahip, özellikle besi ve süt hayvancılığında vazgeçilmez yem kaynaklarından biri olan arpada bu yıl rekolte yüksek. Güneydoğu Anadolu’da mayıs başında, İç Anadolu ve Karadeniz’de ise haziran ayı itibarıyla hız kazanan hasat süreci, bol ürünle birlikte fiyatlarda sert düşüşü beraberinde getirdi. Hasat öncesinde umutlu olan üretici, piyasaya aynı anda giren yüksek miktardaki ürün nedeniyle hayal kırıklığı yaşadı.</p>
<h2>Sulama maliyeti de azaldı </h2>
<p>Bu yıl etkili olan yağışlar sayesinde birçok bölgede ilave sulama ihtiyacı azalırken, girdi maliyetlerinde sınırlı bir rahatlama sağlandı. Ancak artan rekolte, fiyatlar üzerinde güçlü bir aşağı yönlü baskı oluşturdu. Hem 1. Kalite Beyaz Arpa hem de yemlik arpa fiyatları, ticaret borsalarında hasat öncesine göre kg'si 14-15 liralardan 10-11 liralara geriletti. Mayıs başında 14–15 bin TL/ton bandında işlem gören 1. Kalite Beyaz Arpa, Haziran ayı sonuna doğru birçok borsada 11–12 bin TL/ton seviyelerine, 14–15 TL/kg işlem gören yemlik arpada arpa fiyatı da 11 TL ve altına geriledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a474640ee79f-1783055936.png" alt="" width="365" height="292" /></p>
<h2>İşlem hacmi düştü </h2>
<p>Fiyatlardaki gerileme, işlem hacimlerine de yansıdı. Hasadın başladığı 1 Mayıs – 26 Haziran 2026 döneminde önemli ticaret borsalarında bin 820 ton 1. Kalite Beyaz Arpa işlem gördü. Geçen yılın aynı döneminde bu rakam 3 bin 478 ton seviyesindeydi. Sektör temsilcileri, hasadın henüz tam olarak tamamlanmadığını, önümüzdeki haftalarda piyasaya girecek yeni ürünlerin fiyatlar üzerindeki baskıyı artırabileceğini ifade ediyor.</p>
<h2>Borsalarda sert düşüş dikkat çekti </h2>
<p>Hasadın hızlanmasıyla birlikte Haziran ayında fiyatlardaki düşüş daha net hissedildi. Mayıs başında 14–15 bin TL/ton bandında işlem gören 1. Kalite Beyaz Arpa, Haziran ayı sonuna doğru birçok borsada 11–12 bin TL/ton seviyelerine geriledi. Bandırma Ticaret Borsası’nda 8 Haziran’da 14 bin 50 TL olan ortalama fiyat, 26 Haziran’da 11 bin 455 TL’ye, Ilgın Ticaret Borsası’nda Mayıs başında 14 bin 988 TL olan fiyat, Haziran sonunda 11 bin 781 TL’ye geriledi. Konya Ticaret Borsası’nda Mayıs ortasında 14 bin 609 TL olan ortalama fiyatlar, sonraki haftalarda aşağı yönlü hareket ederken, Edirne Ticaret Borsası’nda fiyatlar Haziran boyunca 11 bin 280–11 bin 510 TL bandında seyretti.</p>
<h2>Kesin değerlendirme için erken </h2>
<p>Hasat öncesinde serbest piyasada fiyatların yaklaşık 16 TL/kg seviyelerinde olduğunu kaydeden Bandırma Ticaret Borsası Başkanı Can Ata Tan, artan üretim ve zayıflayan piyasa koşullarıyla birlikte fiyatların 13–14 TL/kg bandına gerilediğini söyledi. Üretim fazlası, sanayicinin stok yapma isteksizliği, yüksek finansman maliyetleri ve ihracattaki daralmanın piyasayı baskıladığını belirten Tan, sezonun henüz başında olunduğunu ve kesin değerlendirme yapmak için erken olduğunu ifade etti. Tan ayrıca, üretici desteklerinin artırılması gerektiğini vurgulayarak, Toprak Mahsulleri Ofisi alımlarında ödemelerin hızlandırılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<h2>Fiyat 10–15 günde dengelenebilir</h2>
<p>Tekirdağ Ticaret Borsası Başkanı Osman Sarı, serbest piyasa fiyatlarının taban fiyatın altında kalmasının temel nedeninin yüksek finansman maliyetleri olduğunu söyledi. Faiz oranlarının yüzde 50 seviyelerinde seyrettiği bir ortamda özel sektörün temkinli davrandığını belirten Sarı, TMO’nun alımlara başlamasıyla birlikte piyasanın kısa sürede denge arayışına gireceğini ifade etti.</p>
<p>Sarı, önümüzdeki 10–15 gün içinde fiyatların TMO’nun açıkladığı 12,75–13,00 TL/kg seviyelerine yaklaşabileceğini belirterek, hasadın tamamlanmasıyla birlikte piyasanın daha net bir görünüm kazanacağını söyledi. Rekoltede geçen yıla göre yaklaşık yüzde 40 artış olduğuna da dikkat çeken Sarı, fiyatların beklentileri karşılamaması durumunda kilogram başına ek destekleme ihtimalinin gündeme gelebileceğini dile getirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/arpada-yuksek-rekolte-sezonu-kg-fiyatlarini-4-5-lira-asagi-cekti-82412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/7/1280x720/arpa-1762675010.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Arpa üreticisi, piyasaya aynı anda giren yüksek miktardaki ürün nedeniyle hayal kırıklığı yaşadı. Ürün bolluğu fiyatları 4-5 lira aşağı çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ogrenci-affinin-meclis-tatile-girmeden-kanunlastirilmasi-hedefleniyor-82411</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Öğrenci affının Meclis tatile girmeden kanunlaştırılması hedefleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>AK Parti öğrenci affının da yer aldığı Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini Meclis Başkanlığına sundu.</p>
<p>Kanun teklifinin Meclis tatile girmeden kanunlaştırılması hedefleniyor. Düzenlediği basın toplantısı ile yasa teklifi hakkında bilgi veren AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin yükseköğretime dönüşü sağlayacak bir öğrenci affı getirdiklerini belirterek, “Tek bir kriter var, daha evvelki aflardan yararlanmamak şartıyla, lisans, ön lisans, lisans tamamlama, lisans üstü düzeyde tüm öğrencilerimiz bu aftan yararlanabilecek. Öğrenciler aftan yararlanmak için 4 ay içerisinde ilişikleri kesilen üniversitelere başvurabilecek. Askerlik görevini ifa eden öğrencilerin de haktan yararlanması için askerlik görevinin sona ermesinden 2 ay sonra başvurmaları halinde onlar da bu aftan yararlanabilecek” dedi.</p>
<h2>Kapsam dışında kalanlar </h2>
<p>Terör, kasten öldürme, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, uyuşturucu ticareti ve intihal suçlarından mahkum olanlar, sahte belgeyle kayıt yapanlar ile terör örgütleriyle irtibatı nedeniyle ilişiği kesilenler kapsam dışında tutuluyor. Yasa teklifiyle teorik, uygulamalı derslerden başarılı olmuş ancak uygulamalı eğitime-intörnlük eğitimine başlamamış veya tamamlamamış ya da başarısız değerlendirilmiş olanlara, uygulamalı intörnlük eğitimlerini tamamlama imkânı tanınıyor.</p>
<h2>67 yaş üstüne istihdam imkanı </h2>
<p>Kanun teklifiyle devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış, gerekli şartları taşıyan ve 67 yaşını dolduran tıpta ve diş hekimliğinde uzman öğretim üyelerine yönelik istisnai bir istihdam imkânı sağlanıyor. Bu öğretim üyeleri, üç yıl içinde ihtiyaç duyulan bir yükseköğretim kurumuna başvurmaları halinde, sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalışabilecekler. Kanun teklifi ile vakıf üniversitelerinde burslu öğrenci sayısının artırmaya yönelik teşvik mekanizmasında öğrenci sayısını artırmaya yönelik teşvik mekanizması esnetiliyor. Vakıf üniversitelerinin personel ücretlerinden kesilen gelir vergisinin iade edilebilmesi için aranan "toplam öğrenci sayısının en az yüzde 50'sinin tezli yüksek lisans ve doktora programlarında olması" şartı kaldırılarak, daha fazla vakıf üniversitesinin teşvikten yararlanarak tam burslu öğrenci okutmasının önünün açılması hedefleniyor.</p>
<h2>Tezini başkasına yazdırana ceza </h2>
<p>Kanun teklifi ile kişisel emeği ve akademik birikimi dışında ücretli veya ücretsiz olarak, kısmen yahut tamamen başkalarına yazdırdığı tez, makale, kitap veya yaptırdığı proje gibi çalışmalarla önlisans, lisans veya lisansüstü diploma derecesi ya da akademik ünvan alan kişiler, üniversite öğretim mesleğinden çıkarılacak ve kazandıkları akademik ünvanları geri alınacak. Yine bu kapsamda ücretli ya da ücretsiz olarak tez yazanlara da 5 bin ile 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Bu yayın ve çalışmaları kullanarak diploma derecesi veya akademik ünvan alan kişilere de 5 bin günden 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Kanun teklifiyle, devlet üniversitelerine Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve gerekli tesisleri kurabilme yetkisi de veriliyor. Kanunun yasalaşmasıyla birlikte, Türkiye’de izinsiz ve yasa dışı yükseköğretim faaliyeti yürütülmesinin de önüne geçilecek. Yurt dışındaki kurumlar adına veya yetkisiz şekilde Türkiye’de ön lisans, lisans, lisansüstü program açanlar ile mevzuata aykırı kurum işletenlere iki yıldan dört yıla kadar hapis ve adli para cezası verilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ogrenci-affinin-meclis-tatile-girmeden-kanunlastirilmasi-hedefleniyor-82411</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/tbmm-meclis-1781760262.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Öğrenci affının Meclis tatile girmeden kanunlaştırılması hedefleniyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hdi-sigorta-hizli-destek-hizmetleri-toplantilarinin-ikinci-izmirde-bulustu-82481</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> HDI Sigorta, Hızlı Destek Hizmetleri toplantılarının ikincisini İzmir&#039;de gerçekleştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>HDI Sigorta'nın, müşteri merkezli yaklaşımı doğrultusunda, hasar süreçleri uygulamalarını daha da güçlendirmek amacıyla ilkini Ankara’da gerçekleştirdiği Hızlı Destek Servisi (HDS) toplantılarına İzmir'de devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, acenteleriyle doğrudan iletişimi güçlendirmek, sahadaki ihtiyaç ve beklentileri değerlendirmek ve ortak büyüme hedefleri doğrultusunda görüş alışverişinde bulunmak amacıyla düzenlenen toplantıya, HDI Sigorta Yönetim Kurulu üyeleri de katıldı. Toplantıda 20’den fazla acente ile bir araya gelindi.</p>
<p>İzmir Hızlı Destek İstasyonu'nda gerçekleştirilen toplantıda, saha deneyimleri ve müşteri geri bildirimleri ele alınarak sektörde fark yaratan Hızlı Destek İstasyonu ve Hızlı Destek Servisi uygulamalarına ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu. Programın devamında HDI Sigorta Ege Bölge Müdürlüğü ziyaret edilerek ofis dönüşüm projesi yerinde incelendi. Ziyaretin devamında Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirilerek Haziran ayı sonuçları değerlendirildi ve şirketin hedefleri doğrultusunda görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<h2>“Sürdürülebilir büyümeyi sağlam iş ortaklıkları üzerine inşa ediyoruz”</h2>
<p>HDI Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Wilm Langenbach konuya ilişkin değerlendirmesinde, “HDI International olarak faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda sürdürülebilir büyümeyi güçlü yerel organizasyonlar ve sağlam iş ortaklıkları üzerine inşa ediyoruz. Türkiye, gelişen sigorta sektörü ve yüksek büyüme potansiyeliyle grubumuzun öncelikli ülkeleri arasında yer alıyor. Bu nedenle sahadaki iş ortaklarımızla kurduğumuz yakın ilişkiye büyük önem veriyoruz. Hızlı Destek Servisi toplantısında, acentelerimizin ihtiyaç ve beklentilerini anlama imkanı bulduk. Türkiye’de HDI Sigorta ekibimizin ortaya koyduğu başarılı çalışmalara olan güvenimiz tam” dedi.</p>
<h2>“HDS toplantıları çözüm odaklı yaklaşımımızı güçlendirdiğimiz önemli platformlardan biri”</h2>
<p>HDI Sigorta CEO’su Firuzan İşcan ise “HDS toplantıları, acentelerimizle bir araya geldiğimiz, sahadaki gelişmeleri değerlendirdiğimiz ve çözüm odaklı yaklaşımımızı güçlendirdiğimiz önemli platformlardan biri. Ankara'nın ardından İzmir'de gerçekleştirdiğimiz ikinci buluşmada da acentelerimizin görüşlerini dinleme ve yol haritamızı değerlendirme fırsatı bulduk. Ege Bölgesi, güçlü ekonomik yapısı, gelişmiş sigorta bilinci ve 500'ü aşkın acentemizden oluşan yaygın acente ağımızla HDI Sigorta'nın büyümesinde stratejik rol oynuyor. Programımız kapsamında ziyaret ettiğimiz Ege Bölge Müdürlüğü'nde yürüttüğümüz ofis dönüşüm projesi de çalışanlarımızın, acentelerimizin ve müşterilerimizin deneyimini daha da güçlendirmeye yönelik uzun vadeli yatırım anlayışımızın önemli bir parçasını oluşturuyor. İzmir'de başlattığımız bölge müdürlüğü yenileme çalışmalarını önümüzdeki dönemde farklı lokasyonlarda da sürdürmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hdi-sigorta-hizli-destek-hizmetleri-toplantilarinin-ikinci-izmirde-bulustu-82481</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/1/1280x720/hdi-sigorta-hizli-destek-hizmetleri-toplantilarinin-ikinci-izmirde-bulustu-1783085655.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ HDI Sigorta’nın, hasar süreçlerinde hizmet kalitesini ve operasyonel verimliliği artırmaya yönelik çalışmaları kapsamında hayata geçirdiği Hızlı Destek Servisi toplantılarının ikinci durağı İzmir oldu. HDI Sigorta Yönetim Kurulu üyelerinin de katılımıyla gerçekleştirilen program kapsamında acentelerle bir araya gelindi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/salihli-tarima-dayali-osbnin-mutesebbis-heyeti-ve-yonetimi-belirlendi-82457</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Salihli Tarıma Dayalı OSB’nin yönetimi belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Kuruluş çalışmaları tamamlanan Manisa Salihli Jeotermal Kaynaklı Sera Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin (TDİOSB) ilk Müteşebbis Heyet Toplantısı ve ilk Yönetim Kurulu toplantısı gerçekleştirildi.</p>
<p>Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan’ın Yönetim Kurulu Başkanı olarak seçildiği toplantıda, Yönetim Kurulu’nun diğer üyeleri ise şu isimlerden oluştu: Salihli TSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yüksel, Manisa Valiliği temsilcisi Mehmet Karayılan, Salihli Ticaret Borsası Başkanı Yetiş Aksoy ve Salihli TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Günay Topkaya. </p>
<p>Salihli Tarıma Dayalı OSB’nin Denetim Kurulu’na ise Manisa Valiliği adına Ayşedudu Karatoprak ile Salihli Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Tamer Aluş seçildi.</p>
<p>Manisa Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı’nın yüzde 40, Salihli Ticaret ve Sanayi Odası’nın yüzde 38 ve Salihli Ticaret Borsası’nın yüzde 22 payla ortak olduğu Salihli TDİOSB’nin 15 kişiden oluşan Müteşebbis Heyeti ise şu isimlerden oluştu: Hikmet Dengeşik, Ali Güldoğan, Mehmet Karayılan, Mehmet Üçbaş, Ayşedudu Karatoprak, Serhat Aladağ, İbrahim Yüksel, Süleyman Oral, Günay Topkaya, Taner Kalay, Özgür Ayçelik, Tamer Aluş, Yetiş Aksoy, Serdar Şenkal ve Hasan Hüseyin Akkaya.</p>
<p>Salihli Tarıma Dayalı OSB’nin Müteşebbis Heyet Başkanlığı’na Manisa Vali Yardımcısı Hikmet Dengeşik, Başkan vekilliğine Salihli Kaymakamı Ali Güldoğan; Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) delegeliğine ise Yetiş Aksoy ve Günay Topkaya seçildi.</p>
<p>Salihli’nin Durasıllı Mahallesi’nde 2 bin dönüm alanda kurulacak olan Salihli Tarıma Dayalı İhtisas OSB’nin 2 milyar 643 milyon TL’lik yatırım büyüklüğüne ulaşması ve zamanla çoğunluğu kadınlardan oluşan 3 bin kişiye istihdam olanağı yaratması hedefleniyor. Proje kapsamında kurulacak modern seralarda yılın 12 ayı kesintisiz üretim yapılması ve jeotermal kaynaklar sayesinde üretim maliyetlerinin düşürülmesi öngörülüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/salihli-tarima-dayali-osbnin-mutesebbis-heyeti-ve-yonetimi-belirlendi-82457</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/7/1280x720/salihli-tarima-dayali-osbnin-mutesebbis-heyeti-ve-yonetimi-belirlendi-1783070581.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Salihli Jeotermal Kaynaklı Sera Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nin ilk Müteşebbis Heyet Toplantısı gerçekleştirildi. Manisa Valiliği, Salihli Ticaret ve Sanayi Odası ile Salihli Ticaret Borsası’nın ortaklığında kurulan Salihli Tarıma Dayalı OSB’nin Yönetim ve Denetim kurulları da oluşturuldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iscilik-alacaklarinda-mahkeme-kararlarinin-sgk-boyutu-82407</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşçilik alacaklarında mahkeme kararlarının SGK boyutu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma hayatında işçi ile işveren arasındaki ilişki devam ederken ya da bu ilişki sona erdikten sonra çeşitli iş uyuşmazlıkları ortaya çıkabilmektedir. En geniş anlamıyla iş uyuşmazlığı, çalışma yaşamının tarafları arasında doğan hukuki ihtilafları ifade etmektedir.</p>
<p>Bu uyuşmazlıklar; <strong>bireysel iş uyuşmazlıkları</strong>, <strong>toplu iş uyuşmazlıkları, hak uyuşmazlıkları</strong> ve <strong>menfaat uyuşmazlıkları</strong> şeklinde sınıflandırılabilmektedir.</p>
<p><strong>Toplu iş uyuşmazlıkları</strong>, işçi ve işveren sendikaları arasında toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkları; işçi ile işveren arasında iş mevzuatı, iş sözleşmesi veya işyeri uygulamalarından doğan ihtilaflar ise <strong>bireysel iş uyuşmazlıklarını</strong> ifade etmektedir.</p>
<p><strong>İşçilik alacakları</strong>, iş sözleşmesi devam ederken veya sona erdikten sonra doğan parasal hakları kapsamaktadır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve kötü niyet tazminatı feshe bağlı alacaklar arasında yer alırken; ücret, fazla mesai, ulusal bayram ve genel tatil (UBGT), hafta tatili, prim, ikramiye, yol ve yemek ücreti gibi alacaklar iş ilişkisi devam ederken de talep edilebilmektedir.</p>
<p>İşçi alacakları ve tazminat taleplerine ilişkin davalarda 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren zorunlu arabuluculuk şartı uygulanmaktadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamaması halinde dava yoluna gidilebilmektedir.</p>
<p>Yargılama sonucunda, çoğu zaman iş hukukundaki <strong>“işçi lehine yorum ilkesi”</strong>nin de etkisiyle, çeşitli işçilik alacaklarının işveren tarafından geriye dönük olarak ödenmesine karar verilebilmektedir.</p>
<p>Sosyal güvenlik uygulamasında ise <strong>işe iade kararları</strong> ile <strong>işçi-işveren ilişkisinden kaynaklanan alacak davası kararları</strong> farklı usul ve sonuçlara tabi tutulmaktadır.</p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun 21 inci maddesi uyarınca; iş mahkemeleri veya özel hakem tarafından işe iadesine karar verilen sigortalılar bakımından verilmesi gereken asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgeleri, işçinin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren <strong>on iş günü içinde</strong> işe başlamak üzere işverene başvurması halinde özel süreler içinde değerlendirilmektedir.</p>
<p>Buna göre; iş mahkemeleri veya özel hakem tarafından işe iadesine karar verilen sigortalılarla ilgili verilmesi gereken asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet belgelerinin;</p>
<p><strong>- İşverenin usulüne uygun daveti üzerine işçinin işe başlaması durumunda,</strong> davete ilişkin tebligatın işçi tarafından alındığı tarihin içinde bulunduğu ayı,</p>
<p><strong>- İşverenin işçiyi işe başlatmaması durumunda ise,</strong> işçinin işe başlamak için işverene yaptığı başvuruya ilişkin tebligatın işverence alındığı tarihin içinde bulunduğu ayı <strong>takip eden ayın 26’sına kadar</strong> SGK’ya verilmesi ve tahakkuk eden sigorta primlerin de takip eden ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, yükümlülükler yasal süresinde yerine getirilmiş sayılmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle işe iade kararları bakımından, belirtilen sürelerde işlem yapılması halinde idari para cezası, gecikme cezası/gecikme zammı, asgari ücret desteğinin iptali veya istihdam teşviklerinden yasaklılık gibi yaptırımlar uygulanmamaktadır.</p>
<p>Buna karşılık, işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanan <strong>alacak davası kararları</strong> yönünden SGK’nın farklı bir uygulaması bulunmakta olup, bu uygulamanın temel esaslarına aşağıda belirtilmiştir.</p>
<p><strong>1- Alacak davasına konu dönemlerde sigortalılık bildiriminin bulunmaması</strong></p>
<p>Alacak davasına konu dönemlerde davacı kişinin sigortalılık bildiriminin bulunmadığının tespit edilmesi halinde, işverenlerden aylık prim ve hizmet belgesi istenmemekte; bu belgeler SGK tarafından re’sen düzenlenmemektedir.</p>
<p>Ancak mahkemece hükmedilen alacak tutarları, taraflar arasında bir çalışma ilişkisinin bulunabileceğine karine teşkil ettiğinden konu SGK’nın denetim ve kontrolle görevli memurlarına havale edilmekte ve düzenlenecek rapora göre işlem tesis edilmektedir.</p>
<p><strong>2- Alacak davasına konu dönemlerde sigortalılık bildiriminin bulunması</strong></p>
<p>Sigortalılık bildirimi yapılmış olmakla birlikte kazançlarının eksik ödendiğini ileri süren sigortalılarca açılan alacak davalarında, mahkemece hükmedilen tutarlar prime esas kazanca tabi <strong>ücret</strong> ve <strong>ücret dışı alacaklar</strong> yönünden işleme alınmaktadır.</p>
<p><strong>2.1. Alacak davasına konu kazançların ücret niteliğinde olması</strong></p>
<p>Mahkeme kararında dönemlerin belirli olması halinde ücret niteliğindeki kazançlar <strong>ilgili aylara</strong> mal edilmektedir. Dönem belirli değilse mahkemeden bilgi talep edilmekte; bilgi temin edilirse ilgili aylara, temin edilemezse alacak davasına konu dönemde sigortalılık bildirimi yapılan <strong>son ayın kazancına</strong> dahil edilmektedir.</p>
<p><strong>2.2. Alacak davasına konu kazançların ücret dışı ödeme niteliğinde olması</strong></p>
<p>5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi gereğince, toplu iş sözleşmesine tabi işyerlerinde işverenlerce, kamu idarelerince veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden sonradan ödenen ücret dışı ödemeler bakımından 82 nci madde hükmü de dikkate alınarak işlem yapılmaktadır.</p>
<p>Prim, ikramiye, yol ve yemek yardımı, bayram harçlığı gibi ücret dışı ödemeler; hizmet akdi devam ediyorsa ödendiği ayın kazancına, hizmet akdi askıda ise veya devam etmiyorsa prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilmektedir.</p>
<p><strong>2.3. Mahkeme kararında ücret ve ücret dışı ödemelerin ayrıştırılmamış olması</strong></p>
<p>Mahkeme kararında ücret ve ücret dışı ödemeler ayrıştırılmamışsa, mahkemeden tutarlar ve ilgili aylar hakkında bilgi istenmektedir. Bilgi verilirse açıklanan esaslara göre işlem yapılmakta; verilmezse toplam tutar, prime esas kazanç bildirimi yapılan en son ayın kazancına dahil edilmektedir.</p>
<p><strong>3- İşçilik alacaklarına ilişkin mahkeme kararlarına istinaden SGK tarafından yapılan işlemler</strong></p>
<p>Mahkeme kararlarının SGK’ya intikal etmesi üzerine, eksik bildirim yapıldığı tespit edilen sigortalılara ait prime esas kazançlara ilişkin prim belgelerinin <strong>bir aylık süre içinde</strong> düzenlenerek Kuruma verilmesi için işverenlere 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca yazı gönderilmektedir.</p>
<p>Belgelerin süresinde verilmemesi halinde ilgili SGK müdürlükleri tarafından belgeler re’sen düzenlenmekte; buna bağlı sigorta prim borçları işverenlere tebliğ edilmektedir.</p>
<p>Tebliğin alındığı tarihten itibaren bir aylık süre içinde itiraz edilmesi halinde, itiraz Ünitedeki <strong>“Prim Tahakkuk İtiraz Komisyonu”</strong> tarafından değerlendirilmekte ve karar işverene tebliğ edilmektedir.</p>
<p>İşçilik alacağı kararlarına ilişkin geriye dönük düzenlenecek ek prim belgeleri, ister işveren tarafından verilmiş ister Kurum tarafından re’sen düzenlenmiş olsun, <strong>her ay için iki asgari ücret tutarında idari para cezasına</strong> konu edilmektedir.</p>
<p>Ayrıca, bu belgelere istinaden tahakkuk edecek <strong>sigorta primleri gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanmak suretiyle</strong> tahsil edilmektedir.</p>
<p>Ek prim belgelerinin asgari ücret desteğinin uygulandığı dönemlere ilişkin olması halinde ise, yararlanılmış destekler iptal edilmekte ve faiziyle birlikte tahsil edilmektedir.</p>
<p>Yukarıda belirtildiği üzere, sosyal güvenlik mevzuatında işçilik alacaklarına ilişkin mahkeme kararları, işe iade kararlarından farklı bir uygulamaya tabi tutulmaktadır. Bu farklılığı gözden kaçıran işverenler geriye dönük prim, idari para cezası, gecikme cezası/gecikme zammı, asgari ücret desteğinin iptali ve teşviklere ilişkin olası yaptırımlar nedeniyle önemli mali risklerle karşılaşabilmektedir. Bu nedenle, yapılacak yasal bir düzenlemeyle, işçilik alacaklarına ilişkin mahkeme kararlarından doğan sosyal güvenlik yükümlülüklerini yerine getirecek işverenlere de işe iade kararlarında olduğu gibi mahkeme kararlarının kesinleşmesini takiben belirli bir süre tanınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iscilik-alacaklarinda-mahkeme-kararlarinin-sgk-boyutu-82407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşçilik alacaklarında mahkeme kararlarının SGK boyutu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-99-ihracat-guven-verirken-karlar-nakde-donusebilecek-mi-82406</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 99 ihracat güven verirken kârlar nakde dönüşebilecek mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada ihracat oranı %50 barajını aşıp özsermaye kârlılığı pozitif olan ve yatırımcısına kazandıran 16 şirket bulunuyor. Veriler umut vadediyor. Ancak her yüksek ihracat oranının veya kağıt üstündeki her kârın kasaya yönelecek nakde dönüştüğünü sanmak yanıltıcıdır.</strong></p>
<p>Yatırımcılar, döviz girdisi yüksek olan ve kârlılığını artıran şirketleri her zaman ilgiyle takip eder. Dof Robotik veya Ulusoy Elektrik gibi %99’u aşan ihracat gelirine sahip şirketler, kur hareketlerinin sert olduğu dönemlerde yatırımcıya harika bir güvenli liman imajı çizebilir. Döviz geliri yüksekse şirketin kusursuz bir nakit makinesine dönüştüğüne inanılır. Ancak cironun yurt dışından gelmesi şirketin operasyonel maliyetlerini sıfırlamaz. Listede %16 özsermaye kârlılığı veya %23 getiri rasyoları ekranda olumlu görünebilir. Bununla birlikte kârlılığın arkasındaki gerçek nakit akışını da sorgulamak gerekiyor.</p>
<h2>Döviz geliri dikkat çekenler</h2>
<p>Zayıf bilançonun arkasında her zaman düşük satışlar olmaz; yüksek enflasyon ortamında işletme sermayesi ihtiyacı veya kur farkı zararları olabilir. Dof Robotik %99,57 gibi hayli yüksek bir ihracat oranı ve yılbaşından bu yana %116’yı aşan getirisiyle dikkatleri üzerine çekiyor. Ulusoy Elektrik de %227’nin üzerindeki özsermaye kârlılığıyla öne çıkan bir yapıya sahip. Rakamlar etkileyici, ciro büyümesinin yanı sıra firmaların borçluluk yapılarındaki durumu da göz önünde bulundurmak olası hata riskini bertaraf eder. İhracat rasyosuyla yurt dışı pazarlarda büyüyen bir görüntü sergileyen Karsan diğer dikkat çeken örneklerden. Yılın ilk çeyreğinde gelirini %140 artıran firma, dönem sonunda zarardan kâra dönmeyi başardı.</p>
<h2>Asıl olan nakit gerçekler</h2>
<p>Rakamlara bakıp karar verirken kağıt üzerindeki muhasebe kârı ile kasaya giren gerçek nakdi birbirinden kesin bir şekilde ayırmak gerekiyor. Yeo Enerji %43,64 özsermaye kârlılığını, yılbaşından bu yana yakaladığı %194 primiyle desteklemiş görünüyor. Gersan Elektrik ise %147’lik bir performans yakaladı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a47403743ca1-1783054391.png" alt="" width="999" height="550" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>GÜNLÜK MÜ, BİRİKİM Mİ?</strong></p>
<p><strong>Günlük işlem</strong>; hızlı kazanç, risksiz kapanış, esnek manevra, fırsat bolluğu, bağımsızlık. Yüksek stres, işlem maliyeti, hatalı sinyal, ralli kaçırma.</p>
<p><strong>Düzenli birikim</strong>; dengeli maliyet, konfor, bileşik getiri, disiplinli kazanç, trend ortaklığı. Kilitlenen nakit, zorunlu sabır, enflasyon ve kriz riski.</p>
<p><strong>Çerkezköy’deki projesi henüz erken aşamada olup gelir beklentisi için zaman gerekiyor</strong></p>
<p>Martı GYO’nun Çerkezköy’de geliştireceği proje ne zaman gelire dönüşecek? ● Hüseyin Çakır</p>
<p>Hüseyin; Martı GYO, Narin Tekstil ile Çerkezköy’de 16.686 metrekarelik arsada hasılat paylaşımıyla proje geliştirmek için sözleşme imzaladı. Projenin gelire dönüştürülmesine dair net bir tarih henüz bulunmuyor. Açıklamalardan girişim henüz çok erken bir aşamada olduğu söylenebilir. Şu an fizibilite, mimari projeler, ruhsat izinleri ve finansman hazırlıkları yürütülüyor. Teknik ve bürokratik süreçler tamamlanıp, inşaat ve satış aşamasına geçilmeden projeden nakit akışı beklemek mümkün olmayacaktır. Süreçle birlikte gelir takvimi netleşecek.</p>
<p><strong>İsveç’te yaşanan kaza arkadan gelen tramvayın takip mesafesine uymaması ile alakalı</strong></p>
<p>Karsan’ın e-atak aracının İsveç’teki kazası siparişleri olumsuz etkiler mi? ● Mustafa Güler</p>
<p>Mustafa; Karsan’ın İsveç’te otonom hizmet veren e-Atak aracı geçtiğimiz mayıs ayında bir kazaya karıştı. Ancak söz konusu olaydan ötürü şirketin yurt dışı siparişlerini olumsuz etkilemesi beklenmemeli. Açıklamada kazanın sebebi aracın sürücüsüz sistemindeki bir hata ile alakalı olmadığı, arkadan gelen tramvayın takip mesafesini koruyamayarak araca çarpması ile alakalı olduğu belirtildi. Karsan’ın teknolojisine dair bir zafiyet olmadığından markaya güven zedelenmesi söz konusu değil. Kazadan kısa süre önce firma İspanya›dan yeni sipariş aldı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>DHM sürdürülebilirlik fonu çevre bilinciyle son bir yılda %34 kazandırdı</strong></p>
<p>Deniz Portföy’ün yönettiği ESG Sürdürülebilirlik Fon Sepeti Fonu (DHM), geçtiğimiz nisan ayından bu yana yatayda dalgalı bir seyir izliyor. Ocakta 29,3 milyon TL olan büyüklüğünde geçen süre zarfında düşük miktarda da olsa daralma söz konusu. Haziranda hacmi 29,2 milyon TL’ye geriledi. Geçen süre zarfında her ay bazen artan bazen azalan miktarlarda olmakla birlikte nakit çıkışı yaşandı. Haziranda çıkan tutar 656,1 bin TL oldu. Zayıf seyir yatırımcı sayısının da her geçen gün sınırlı da olsa azalmasına sebep oldu. Şimdilerde 1.218 yatırımcısı bulunuyor. Stratejisi, varlıklarını çevresel ve sosyal ilkeleri benimseyen sürdürülebilir şirketlerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %48,38’i yatırım fonları ve %42,60’ı yabancı hisse senedinden oluşuyor. Son bir yıllık getirisi %33,50 seviyesinde.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Tera Yatırım Bankası, piyasadan %48,86 bileşik faizle 1,2 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Tera Yatırım Bankası, nitelikli yatırımcılara yönelik 29.06.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.200.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %44, bileşik faizi ise %48,86 olarak belirlendi. 182 gün vadeli bononun vadeye isabet eden faizi %21,94 düzeyinde. Bononun itfa tarihi 28.12.2026 olarak açıklandı. 1 Temmuz itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Tera’nın verdiği %44 basit faiz oranı, TLREF’in 4,01 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarında makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli likidite ihtiyacını karşılayacak. Finansman bonosu, piyasada TRFTRYBA2642 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a473fd840304-1783054296.png" alt="" width="967" height="239" /></strong><strong>TÜRK ALTIN İŞLETMELERİ</strong></p>
<p><strong>Balıkesir ve Bilecik’teki altı ruhsat ile bir cevher işleme tesisini satın alıyor</strong></p>
<p>Türk Altın İşletmeleri; Balıkesir ve Bilecik’teki 6 adet IV. grup işletme ruhsatı ve Balıkesir Sındırgı’daki cevher işleme tesisini 69,9 milyon dolara satın almaya yönelik bir mutabakat zaptı imzaladı. Devralınması planlanan varlıklar arasında toplam 76.049 ons altın ve yaklaşık 1,8 milyon ons gümüş rezervi ile saatte 60 ton işleme kapasiteli dışarıdan cevher getirilmesine yönelik ÇED izni olan bir tesis de yer alıyor. Akredite laboratuvar ve mevcut personelin de şirket bünyesine katılacağı belirtilirken, süreç hukuki ve finansal incelemelerin sonrasında tamamlanacak.</p>
<p><strong>DİTAŞ BDY</strong></p>
<p><strong>Ana hissedarına yönelik yürütülen soruşturma kapsamında mahkeme kayyım atadı</strong></p>
<p>Ditaş BDY’nin yönetimine mahkeme kararıyla TMSF kayyım olarak atandı. Karar çerçevesinde TMSF yeni bir yönetim kurulu oluşturdu. Şirket yaptığı açıklamada, tüm operasyonel, ticari ve üretim faaliyetlerinin planlandığı gibi kesintisiz devam ettiğini; tedarik zincirinde, satış kanallarında veya nakit akışında herhangi bir aksama ya da risk bulunmadığını belirtti. Şirketin temsil süreci değişirken ticari işleyişinin güvencede olduğu ifade edildi. Şirketin ana ortağı BDY Grup’a yönelik yürütülen akaryakıt ve vergi soruşturması kapsamında mahkeme kayyım atamasına gitti.</p>
<p><strong>HEKTAŞ</strong></p>
<p><strong>Ana ortak kurumsal yatırımcılara %8,5 hisse satarak 2,4 milyar TL gelir sağladı</strong></p>
<p>Hektaş’ın hakim ortağı Oyak, şirketin çıkarılmış sermayesinin %8,5’ine denk gelen payını yurt içi ve yurt dışındaki nitelikli yatırımcılara sattı. HSBC’nin koordinatör ve talep toplayıcı olduğu satış işleminde fiyat, önceki kapanışa göre yaklaşık %15 iskontoyla hisse başına 3,39 TL olarak belirlendi. Yatırımcılardan gelen yoğun talep üzerine işlemin büyüklüğü artırılırken, satıştan toplamda yaklaşık 2,4 milyar TL hasılat elde edildi. Hakim ortak Hektaş’ın borçluluk yapısını azaltmayı hedefliyor. Şirketin, ilk çeyrekteki finansal borçları 10,8 milyar TL düzeyinde.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Vestel iki yıldır mesafeli yatırımcı ile düşerken son dönem fonlardan alım var</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4740088bab2-1783054344.png" alt="" width="302" height="241" /></strong>Vestel’de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %16,22 ile toplamda 462,3 bin lot artarak 3,31 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 21’den 19’a geriledi. CPT fonu 507,1 bin lot ile en fazla alımı yaparken, ZLH 250 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Vestel için bugüne kadar 2 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. En yüksek öneriyi Vakıf Yatırım 35 TL ile verdi. En düşük öneri 31,5 TL ile Deniz Yatırım’dan geldi. Yatırımcısı iki yıldır satış yapıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-99-ihracat-guven-verirken-karlar-nakde-donusebilecek-mi-82406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 99 ihracat güven verirken kârlar nakde dönüşebilecek mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cocuk-ve-genc-iscilerin-calisma-sartlari-82405</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çocuk ve genç işçilerin çalışma şartları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kural olarak, 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış çocukların; fiziksel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimlerine zarar vermeyen ve okula devamlarını engellemeyen hafif işlerde çalıştırılmaları mümkündür. </strong></p>
<p>Yaz aylarının gelmesiyle birlikte okulların kapalı olması vesilesiyle bir çok genç ve çocuk işletmelerde çalışma hayatına ilk adımlarını atmaktadır.</p>
<p>Çocukların ve gençlerin çalışma hayatında korunması; eğitim hakları, fiziksel ve zihinsel gelişimleri bakımından oldukça önemlidir. Henüz gelişim sürecini tamamlamamış bireylerin, yetişkin çalışanlarla aynı koşullarda çalıştırılması, sağlık ve güvenlik risklerinin yanı sıra eğitim hayatlarının aksamasına ve sosyal gelişimlerinin zarar görmesine yol açabilecektir.</p>
<p>Bu nedenle, 4857 sayılı İş Kanunu ve Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ile çocuk ve genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler, çalışma süreleri ve çalışma koşulları yetişkin çalışanlardan farklı olarak düzenlenmiştir. </p>
<p>Yönetmelik kapsamında 14 yaşını bitirmiş, 15 yaşını doldurmamış ve ilköğretimini tamamlamış kişiler “çocuk işçi”; 15 yaşını tamamlamış ancak 18 yaşını tamamlamamış kişiler ise “genç işçi” olarak kabul edilmektedir.</p>
<p><strong>Yaz tatili serbest </strong><strong>çalışma dönemi değil</strong></p>
<p>Kural olarak, 14 yaşını doldurmuş ve zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış çocukların; fiziksel, zihinsel, sosyal ve ahlaki gelişimlerine zarar vermeyen ve okula devamlarını engellemeyen hafif işlerde çalıştırılmaları mümkündür. </p>
<p>14 yaşını doldurmamış çocuklar ise ancak sanat, kültür ve reklam faaliyetlerinde, yazılı sözleşme yapılması ve her faaliyet için ayrı izin alınması şartıyla çalıştırılabilir.</p>
<p>Çocuk ve Genç İşçilerin Çalıştırılma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik ekinde ayrıntılı olarak çocuk ve genç işçilerin çalıştırılabilecekleri işler hüküm altına alınmıştır. Çocuk ve genç işçiler sağlıkları, güvenlikleri, gelişimleri ve eğitim durumları dikkate alınarak izin verilen işlerde çalıştırılabilirler. Çocuk işçilerin yalnızca hafif işlerde, genç işçilerin ise yaşlarına göre daha geniş kapsamlı işlerde çalıştırılması mümkündür. Mesleki ve teknik eğitimini tamamlamış 16 yaşından büyük genç işçiler ise sağlık, güvenlik ve ahlaki gelişimlerinin korunması şartıyla mesleklerine uygun işlerde çalıştırılabilirler. </p>
<p><strong>Yaş küçüldükçe koruma artıyor</strong></p>
<p>4857 sayılı İş Kanunu’nun 72’nci maddesi uyarınca 18 yaşını doldurmamış kişiler maden ocakları, kablo döşemesi, kanalizasyon ve tünel inşaatı gibi yer veya su altında yapılan işlerde çalıştırılamazlar. Kanun’un 73’üncü maddesi gereğince sanayiye ait işlerde 18 yaşını doldurmamış çocuk ve genç işçilerin gece döneminde çalıştırılmaları da mümkün değildir.</p>
<p>Zorunlu ilköğretim çağını tamamlamış ve örgün eğitime devam etmeyen çocukların çalışma süresi günde 7 ve haftada 35 saatten fazla olamaz. Bu süre, 15 yaşını tamamlamış çocuklar bakımından günde 8 ve haftada 40 saate kadar artırılabilir.</p>
<p>Okula devam eden çocukların eğitim dönemindeki çalışma süreleri ise eğitim saatleri dışında olmak üzere günde en fazla 2 saat ve haftada en fazla 10 saat olabilir. Okulların kapalı olduğu dönemlerde de yaş grupları için belirlenen günlük ve haftalık azami çalışma sürelerinin aşılmaması esastır.</p>
<p>Çocuk ve genç işçilerin günlük çalışma düzenleri, 24 saatlik zaman dilimi içerisinde kesintisiz en az 14 saat dinlenmeleri gerekmektedir. Çocuk ve genç işçilere, çalışma süresine göre en az 30 dakika veya bir saat ara dinlenmesi verilmesi; hafta tatillerinin ise kesintisiz en az 40 saat olmalıdır. </p>
<p>Hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücretler çalışma karşılığı olmaksızın ödenir ve çocuk ve genç işçiler bu günlerde çalıştırılamazlar. </p>
<p>Yıllık ücretli izin süresi en az 20 gün olup iznin kesintisiz kullandırılması esastır. Ancak işçinin yararına olması ve talebi halinde en fazla ikiye bölünebilir. Eğitime devam edenlerin yıllık izinleri, okul ve eğitim programlarının tatil olduğu dönemlerde kullandırılır.</p>
<p>Sonuç olarak çocuk ve genç işçilerin çalıştırılmasına ilişkin düzenlemeler, bu kişilerin çalışma hayatına katılımını tamamen engellemekten ziyade sağlıklarını, güvenliklerini, eğitimlerini ve gelişimlerini koruyacak özel şartlara bağlamaktadır. </p>
<p>Bu nedenle işverenlerin yalnızca yaş sınırlarını gözetmeleri yeterli olmayıp yaptırılacak işin niteliğini, çalışma ve dinlenme sürelerini, eğitim durumunu ve iş yerindeki riskleri birlikte değerlendirmeleri gerekmektedir. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cocuk-ve-genc-iscilerin-calisma-sartlari-82405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çocuk ve genç işçilerin çalışma şartları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kopru-zamlarinda-olcu-ne-82404</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Köprü zamlarında ölçü ne?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karayolları Genel Müdürlüğü, önceki gün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamayla Kamu-Özel İş Birliği (KÖİ) modeli kapsamında işletilen otoyol ve köprü ücretlerinde düzenlemeye gidildiğini duyurdu.</p>
<p>Son zamlarla birlikte şehirlerarası yolculuklarda çok kullandığımız Osmangazi ve Çanakkale köprülerinden otomobil geçişi 1.170 liraya çıktı. Haber değeri taşıyan kısım bu değil. Haberler yazıldı, bitti. Asıl konuşulması gereken, bu ücretlerin hangi ölçüye göre belirlendiği.</p>
<p>Ağustos 2024'ten bu yana Osmangazi Köprüsü'ndeki artış yüzde 193, Çanakkale Köprüsü'ndeki artış ise yüzde 179. Aynı dönemde enflasyon elbette yükseldi. Kur da arttı. Ancak geçiş ücretleri, vatandaşın hissettiği enflasyonun da, açıklanan hedeflerin de çok üzerinde bir hızla yükseldi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a473dc4abfd2-1783053764.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>Son zamlarla birlikte şehirlerarası yolculuklarda çok kullandığımız Osmangazi ve Çanakkale köprülerinden otomobil geçişi 1.170 liraya çıktı</strong></figcaption>
</figure>
<p>İşin ilginç tarafı şu…</p>
<p>Ekonomi yönetimi enflasyonu düşürmeye çalışıyor. Özel sektör “fahiş zam yaptı” diye şirkete denetim kayyımı bile atanıyor. Ücret artışlarında, maaş pazarlıklarında hep aynı gerekçe öne sürülüyor: Enflasyonla mücadele.</p>
<p>Peki aynı hassasiyet köprü geçiş ücretlerinde neden gösterilmiyor?</p>
<p>"Bunlar özel projeler" denilebilir. Doğru. Yap-İşlet-Devret modeli döviz garantileri üzerine kurulu. Ancak köprüyü kullananlar döviz kazanmıyor. Direksiyondaki sürücünün cebinden çıkan Türk lirası. Onun için önemli olan da ay sonunda hesabından eksilen tutar.*** Üstelik mesele sadece otomobil sahipleriyle sınırlı değil.</p>
<p>Bugün İstanbul'dan İzmir'e gıda taşıyan bir kamyon, yalnızca köprü ve otoyol için tek yönde yaklaşık 6 bin 200 lira ödüyor. Osmangazi Köprüsü'nde yılın ilk yarısındaki son zam, 4. sınıf bir kamyonun tek yön geçişine 440 lira daha ekledi. Eğer İstanbul’un meyve ve sebze ihtiyacının önemli bölümünü sağlayan Akdeniz Bölgesi’ne gidiyorsa fatura daha da kabarıyor. Gün içinde onlarca araç çalıştıran bir lojistik şirketi için bu, ay sonunda yüz binlerce liralık ilave maliyet demek.</p>
<p>Hiç kimse bu farkı cebinden karşılamaz. Sonunda o maliyet, marketteki peynirin, domatesin, unun ya da sanayicinin kullandığı hammaddenin fiyatına eklenir. Bu yüzden köprülerden sadece araçlar geçmez; zamlar da geçer.</p>
<p>Elbette köprülerin işletme maliyetleri, sözleşmeleri vardır. Kimse ücretlerin yıllarca sabit kalmasını beklemiyor. Ama ekonomide her artış için "ölçülülük" aranıyorsa, aynı ölçünün köprü tarifelerinde de aranması gerekmez mi?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kopru-zamlarinda-olcu-ne-82404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Köprü zamlarında ölçü ne? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/greenspanin-gunahlari-82403</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Greenspan’in günahları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“Bütün babalar trompet çalabilseydi, hayatımızda ne değişirdi?” diye sorar Duygu Asena, “Değişen Bir Şey Yok” isimli kitabında. Trompet çalmayan bir babanın, babasından çok memnun evladı olarak, benim bir değişiklik talebim yok. Ama soruyu farklı sorarsam, yanıtım değişebilir: <strong><em>Yakın zamanda vefat eden Fed’in eski başkanlarından Alan Greenspan, saksafonu daha iyi çalsaydı, dünya ekonomisinde ne değişirdi</em></strong>?</p>
<p>Malumunuz Greenspan’in Julliard’tan müzik eğitimi de var. Ancak üyesi olduğu müzik grubundaki arkadaşının kendisinden çok daha iyi saksafon çalması nedeniyle, bu alanda kariyer yapmaktan vazgeçiyor. Müzik grubunun muhasebe işlerine bakarken, mecburen başka bir kariyer patikasına yöneliyor. İşte o patika, kendisini Fed başkanlığına kadar getiriyor.</p>
<p>Greenspan gerçekten iz bırakmış bir figür. Boğa ve ayı figürlü kol düğmelerini, jilet takım elbiseleri ve Wall Street ayrıcalıklarını seven bir grup için Greenspan’in dokunulmazlığı olduğunu bile söyleyebiliriz. Ama ben onu; iyisiyle-kötüsüyle anmak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh, iletişim pratiklerini değiştirmeye ve sözlü yönlendirmeyi kaldırmaya niyet etmişken, pek çok kişi Greenspan’i iletişim üzerinden andı. Fakat burada çok yaygın bir hata yapıldığını görüyorum. İzninizle oradan başlayayım. Evet, Greenspan karışık konuşması ile ünlü bir isim. Hatta kendisinin açıklamalarını anladığını söyleyen birine “Muhtemelen yanlış anladın.” demişliği de var. Lakin <strong><em>Fed’in para politikası iletişiminde gördüğümüz yeniliklerin pek çoğu aslında Greenspan’in Fed’i yönettiği 1987-2006 döneminde gerçekleşiyor</em></strong>. Buyurun Bernanke’nin özetlediği şekliyle aktarayım<strong><sup>1</sup></strong>:</p>
<p><strong><u>1994:</u></strong> Para politikası araçlarında değişiklik yapıldığında duyuru yapılmaya başlanması</p>
<p><strong><u>2000:</u></strong> Her Para Politikası Kurulu toplantısı sonrası bir metnin oluşturulması, yayınlanması ve içine Fed’in amacına ulaşmasının önündeki risklere dair değerlendirmenin eklenmesi</p>
<p><strong><u>2002:</u></strong> Fed Para Politikası Kurulu kararı oylama bilgilerinin (roll call) paylaşılması</p>
<p><strong><u>2005:</u></strong> Fed Para Politikası Kurulu tutanaklarının açıklanmasının hızlandırılması (Toplantıyı takip eden 6.-7. hafta yerine 3. haftada)</p>
<p><strong><em>Dolayısıyla genel ezbere kapılıp Greenspan’i sadece “Fedtalk” diye bilinen, bir şey söyleyip ama aslında başka bir şey kastedebildiği karışık konuşması ile anmak, bence hem onun iletişimdeki başarısını hem de diğer bazı alanlardaki başarısızlığını gölgelemek oluyor. </em></strong></p>
<p><strong><em>Greenspan’in günahı iletişim değildi. Onun zayıf noktası; piyasalara olan sonsuz inancı, kuralsızlığa yakın bir akışa beslediği derin sevgisi ve piyasa dışından geri bildirim almayı sevmemesiydi.</em></strong> George Hawtrey’in 1932’de başımıza sardığı “merkez bankacılık bir sanattır” bakış açısını öyle ciddiye alıyordu ki, sanatına kimseyi karıştırmıyordu. Fazla şişirdiği piyasa balonunun neden olduğu 2008 Krizi’ni, piyasanın “Fed bizi hep kurtarır” şımarıklığını (Greenspan put) ve karmaşık finansal araçların düzenlenmesini yeterince önemsememesini düşününce, keşke Greenspan sanatını merkez bankacılıkta değil de saksafonda icra etseydi diye düşünmeden edemiyor insan.</p>
<p>Bir önceki cümle nedeniyle linç yiyeceğimin farkındayım lakin yarım adım geri atma niyetim yok. Çünkü bugün bile, Greenspan’in savunduğu-desteklediği-beslediği piyasa baskınlığı peşimizi bırakmıyor. Merkez bankacılık sanat değil, karışık insan davranışlarını göz ardı etmeyen bir iktisatçılık meselesidir. Bütün iktisat politikaları gibi, para politikasının amacı da adil bölüşülen bir refahı desteklemektir, piyasaları değil. Ah be arkadaş! Bu kadar mı zordu saksafonda sebat etmek?</p>
<p>[1] https://www.federalreserve.gov/newsevents/speech/bernanke20071114a.htm</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/greenspanin-gunahlari-82403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Greenspan’in günahları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesen-turkiye-hizmetlerle-kalkinabilir-mi-82402</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayisizleşen Türkiye hizmetlerle kalkınabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hizmet ihracatında rekor kırmaya devam ediyoruz. Yıllık hizmet ihracatımız 122 milyar dolar oldu. Toplam ihracatımızın aşağı yukarı üçte biri. Gurur duymalı mıyız? Evet. Yeterli mi? Hayır. Çünkü niteliksiz hizmetler ihraç ediyoruz. Bunu ben söylemiyorum; Dünya Bankası, 2023’te yayımladığı hizmet sektörünün kalkınmaya katkısını tartışan raporunda böyle diyor!</p>
<p>Bankanın “At Your Service” başlıklı raporunda hizmetleri dört kategoriye ayırmışlar: (1) küresel inovatör profesyonel hizmetler (yazılım, bilişim, finans, mühendislik, danışmanlık, Ar-Ge), (2) nitelikli sosyal hizmetler (eğitim, sağlık), (3) niteliksiz yerel hizmetler (perakende, berberlik gibi kişisel hizmetler, eğlence), (4) niteliksiz ticarete konu hizmetler (turizm, taşımacılık, lojistik).</p>
<p>Bizim hizmet ihracatı rekorumuz bu son kategoriden geliyor. Niteliksiz kelimesi burada “düşük beceriyle de yapılabilen” anlamında kullanılmış. Nitekim bu sektörlerde çoğu kişi ya asgari ücretle istihdam ediliyor ya da bu kişilerin ücretleri asgariden gösterilip kalanı “elden” veriliyor. Gelirlerin önemli bir kısmı kayıt dışı olduğu için sistem de kayıt dışı sürüyor. Kayıt dışı kalan şirketler büyüyemiyor ve verimli hale gelemiyor. Ayrıca, bu hizmetlerde bir de istiap haddi kısıtı var. Geçen sene 63 milyon turist ağırlamışız. Bu sayı daha da artarsa, Türkiye’de de vatandaşlar Venedik’teki gibi turistlerden illallah edecek ve tepkiler yükselecek.</p>
<p>Demek ki sanayide düşük ve orta teknolojiye hapsolduk diye tartışırken bir yandan da neden n hizmetlere hapsolduk diye düşünmekte fayda var. Turizm, lojistik gibi hizmetler elbette değerli, ama katma değerleri düşük. Peki yazılım, bilişim, finans, mühendislik, danışmanlık ve Ar-Ge gibi hizmetler nasıl gelişecek? Bu hizmetler önce yerel taleple gelişiyor. Çalışanlar iş yapmayı öğrenip şirketler temayüz ettikçe dünya çapında iş yapmaya başlıyorlar. Oxford Üniversitesi öğretim üyesi değerli dostum Banu Demir tarafından yapılan bir analize göre, son yıllarda ülkemizde yapılan duble yolların ilginç bir etkisi olmuş. Bu yollarla imalat sanayisi şirketlerimizin pazar erişimi gelişmiş. İşin asıl çarpıcı yanı şu: İmalat sanayisinin canlandığı yerlerde, buna bağlı olarak bilişim, mühendislik, profesyonel ve idari destek hizmetleri gibi yerel iş hizmetlerine olan talepte ve bu hizmetlerin satışlarında net bir artış olmuş. Yani imalattaki büyüme yakınındaki nitelikli hizmet sektörünü de sürüklemiş.</p>
<p>Demek ki hizmet sektörüne talebin oluşması için sanayinin varlığı önemli. Bu da Türkiye’nin avantajı. Mesela birçok Afrika ülkesine giderseniz, imalat sanayii gelişmediği için oralarda nitelikli hizmet talebinin oluşması da zor. Öte yandan, sanayisizleşmenin göründüğü kadar korkutucu olmadığına güzel bir örnek de Amerika.</p>
<p>ABD zengin bir ülke, ama Amerika’nın her yeri bir Kaliforniya gibi değil. ABD’nin birçok bölgesi gelişmekte olan diğer ülkelerden pek de farklı değil. Çin’in 2001’de Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasının ardından ABD’de sanayinin milli gelirdeki payı %25’ten %10’a geriledi. Bu süreçte ülkedeki pek çok yer de daha fazla gelişmekte olan ülkelere benzemeye başladı. Ancak Dünya Bankası’nın raporunda ilginç bir bulgu daha var: Eğer bir şirketin girdileri içinde Çin ürünlerinin payı %10 artarsa, o şirketin hizmet üretimi %19 artıyor. Başka bir ifadeyle, imalat yapan şirketler içinde hizmetlerin ağırlığı artarken, şirketler de birer hizmet sektörü şirketine dönüşüyor. Bunun en güzel örneği olan Apple’ın esas marifetinin başkalarına yaptırdığı üretim sürecini kontrol ettiği hizmetler olduğunu <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/applein-yeni-ceosu-sanayide-guc-fabrikada-degil-77781" target="_blank" rel="noopener">daha önce yazmıştım</a>. ABD’de bu dönemde imalattan hizmetlere geçişin yaklaşık %30’u, bir avuç imalat sanayii şirketinin içinde gerçekleşmiş. Tabii, burada yine var olan imalat sanayii altyapısının ekonomideki dönüşümde etkili olduğu ortada. Bu altyapının varlığı, sanayisizleşme sürecinde şirketlerin daha kolay dönüşmesine de yardımcı oluyor. Zira “<a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/misira-giden-fabrikalar-turkiyede-kalan-deger-70666" target="_blank" rel="noopener">bir şirketin en büyük varlığı makineleri değil, müşterileri ve organizasyonel bilgisi.</a>” Üretimin başka bir yere taşınması, yalnızca faaliyetlerin yeniden yapılandırılması anlamına geliyor ve şirketler, sahip oldukları bilgi ve birikimleri sayesinde organizasyonel kabiliyetlerini daha fazla öne çıkarma fırsatı yakalıyor.</p>
<p>Bir örnek de gelişmekte olan ülkelerden verelim. Lenskart, Hindistan’da bir gözlükçü. Malum, gözlük tutturabildiğiniz fiyattan satılan bir ürün. Şık gözlüklerin fiyatları ile maliyetleri arasındaki ilişkiyi anlamak olanaksız. Bir de göz doktoruna gidip reçete almanız gerekiyor. Her açıdan birçok sürtünme (<em>friction</em>) olan bir iş. Lenskart, gözlüklerini kendi üretip evinize gönderiyor. Eskiden göz muayenesini de kurdukları küçük dükkânlarda yapıyorlarmış. Sonraları gözlük alacakların evlerine birilerini göndermeye başlamışlar. Şimdi cep telefonunuzdan kendi muayenenizi yapabiliyorsunuz. Türkiye’de zorla göz muayenesi yapan aile hekimleri bu işin tıp eğitimi almış biri için ne kadar katma değeri düşük bir hizmet olduğunu bilir. Lenskart örneği imalat ile hizmetlerin nasıl birlikte paketlenebildiğini gösteriyor.</p>
<p>Hizmetler artık bir ihracat kalemi. Ancak aynı sanayi ürünlerinde olduğu gibi nasıl bir hizmet ihraç ettiğiniz de önemli. Yüksek nitelikli profesyonel hizmetler ihraç edebilmeniz için önce kendi sanayicilerinizin bunlara para vermeyi zul kabul etmemesi gerekiyor. İkinci olarak, hizmetler sektörü üzerinde Taş Devri'nden kalan regülasyonların kaldırılıp bu işlerin rekabete açılması lazım. Üçüncüsü, sanayi ürünü ihracatı gibi hizmet ihracatı da özellikle nitelikli hizmetlerle desteklenmeli. Ticaret Bakanlığı’nın yeni programı HİSER tam olarak bunu yapıyor.</p>
<p>Hizmet sektörü ile imalat sanayii aslında birbirinin ikamesi değil. Aksine birbirini tamamlayan iki ana sütun. Sanayi hizmetle paketlendikten sonra, bazı üretim faaliyetleri düşük maliyetlerle taşınabilirse, ülkenin rekabet gücü artar. Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethederken, Bizanslıların meleklerin cinsiyetini tartışmakla meşgul oldukları söylenir. Biz de aylardır kurun denge değerini tartışıyoruz. Bence artık düşük katma değerli sanayiyi korumanın yollarını değil, yüksek katma değerli hizmetlere nasıl geçebileceğimizi tartışmalıyız.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesen-turkiye-hizmetlerle-kalkinabilir-mi-82402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayisizleşen Türkiye hizmetlerle kalkınabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hazirandaki-dusuk-enflasyonla-temmuzda-faiz-indirimi-gelir-mi-82401</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazirandaki düşük enflasyonla temmuzda faiz indirimi gelir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Piyasaların uzun süredir beklediği gün geldi. Gözler bugün açıklanacak haziran ayı tüketici enflasyonu verisinde. Beklentiler, aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 1, yıllık enflasyonun ise yüzde 32 civarında gerçekleşeceği yönünde.</p>
<p>Haziran ayı enflasyonu yalnızca para politikası açısından değil, milyonlarca vatandaşın gelirini doğrudan etkilemesi bakımından da yılın en kritik verilerinden biri.</p>
<p><strong>Milyonlarca kişiyi ilgilendiren veri</strong></p>
<p>Bugün açıklanacak enflasyon verisiyle birlikte yılın ilk altı aylık enflasyonu kesinleşecek. Böylece kamu çalışanlarının maaş artışları, emekli aylıklarındaki zam oranları ve enflasyona endeksli birçok kamu ödemesi de netleşmiş olacak.</p>
<p>Bunun yanında, özel tüketim vergisindeki (ÖTV) maktu tutarlar ile yönetilen ve yönlendirilen fiyatlarda yapılacak artışların belirlenmesinde de ilk altı aylık enflasyon belirleyici olacak.</p>
<p>Nitekim haziran ayında aylık enflasyonun yaklaşık yüzde 1 seviyesinde gerçekleşeceği beklentisi doğrultusunda, yılın ilk altı aylık enflasyonuna paralel olarak bu hafta başında otoyol, köprü ve tünel geçiş ücretlerine yaklaşık yüzde 18 oranında zam yapıldı.</p>
<p>Gelelim piyasaların asıl merak ettiği asıl soruya.</p>
<p>Haziran ayında enflasyonun düşük gerçekleşmesi, Merkez Bankası’na temmuz ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında faiz indirimi için alan sağlar mı?</p>
<p>İlk bakışta bu soruya olumlu yanıt vermek kolay görünmüyor. Yıllık enflasyonun yine yüzde 32 civarında gerçekleşmesi bekleniyor. Bu da enflasyonun uzun süredir bulunduğu banttan henüz aşağı inemediğini gösteriyor.</p>
<p>Üstelik haziran ayında gıda fiyatlarında mevsimsel nedenlerle görülen gerilemenin enflasyonu aşağı çeken geçici bir unsur olduğu da göz önünde bulundurulmalıyız. Dolayısıyla tek bir aylık olumlu veriye dayanarak Merkez Bankasının faiz indirimine yönelmesi için yeterli alan oluşmuş görünmüyor.</p>
<p><strong>Petrol fiyatları belirleyici olacak</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde para politikasını etkileyecek en önemli dış unsur ise petrol fiyatlarının seyri olacak.</p>
<p>Bu noktada özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gemi trafiğinin normalleşmesi ve bunun enerji fiyatlarına yansıması kritik önem taşıyor.</p>
<p>Son haftalarda Brent petrolün yeniden varil başına 70 dolar seviyelerine gerilemesi önemli bir gelişme. Eğer petrol fiyatları yılın geri kalanında da bu seviyelerde kalırsa, enerji kaynaklı maliyet baskısı azalacak ve enflasyon üzerindeki dış şokların önemli bir bölümü ortadan kalkacaktır.</p>
<p><strong>Küresel koşullar faiz indirimini zorlaştırıyor</strong></p>
<p>Bununla birlikte yalnızca yurt içindeki enflasyon görünümüne bakmak yeterli değil.</p>
<p>Küresel ölçekte enflasyon baskılarının devam etmesi, birçok gelişmiş ülke merkez bankasının sıkı para politikasını sürdürmesi ve ABD Merkez Bankası Fed’in faiz indirimlerini beklenenden daha geç gerçekleştireceğine yönelik beklentiler, gelişmekte olan ülkelerin para politikası alanını daraltıyor.</p>
<p>Böyle bir ortamda doların güçlenmesi ve uluslararası faiz oranlarının yüksek seyretmesi, sermaye akımlarını koruyabilmek açısından Türkiye’nin faiz farkını gözetmesini zorunlu kılıyor. Bu nedenle Merkez Bankasının temmuz ayında ihtiyatlı davranmayı tercih etmesi daha olası görünüyor.</p>
<p><strong>Faiz değil, sadeleşme adımları öne çıkabilir</strong></p>
<p>Buna karşın dış şokların azalması ve enflasyon beklentilerinin iyileşmesi, Merkez Bankasına farklı alanlarda hareket imkânı sağlayabilir.</p>
<p>Özellikle son iki yılda uygulamaya alınan makroihtiyati düzenlemelerin kademeli olarak sadeleştirilmesi ve bankacılık sistemindeki likidite yönetiminin daha etkin hâle getirilmesi önümüzdeki dönemde öne çıkabilir.</p>
<p>Nitekim Merkez Bankası bu hafta zorunlu karşılık düzenlemesinde bu yönde önemli bir adım attı. Döviz mevduat ve katılım fonlarına uygulanan TL cinsinden ilave yüzde 2,5 zorunlu karşılık yükümlülüğü kaldırılırken, yabancı para zorunlu karşılık oranları ikişer puan artırıldı.</p>
<p>Bu düzenleme, uygulamayı sadeleştirirken bankaların TL likiditesini destekleyen ve aynı zamanda döviz rezervlerini güçlendiren daha rasyonel bir çerçeve oluşturdu.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Özetle, haziran ayında aylık enflasyonun yüzde 1 civarında gerçekleşmesi tek başına temmuz ayında faiz indirimi için yeterli bir gerekçe oluşturmuyor.</p>
<p>Buna karşılık petrol fiyatlarındaki gerilemenin kalıcı hâle gelmesi ve enflasyon beklentilerindeki iyileşmenin sürmesi durumunda, Merkez Bankasının faizden önce makroihtiyati düzenlemeleri sadeleştiren ve finansal sistemde likiditeyi destekleyen adımları hızlandırması daha güçlü bir ihtimal olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Temmuz toplantısında asıl dikkat edilmesi gereken nokta ise yalnızca politika faizinin seviyesi değil; Merkez Bankasının para politikasının bundan sonraki yönüne ilişkin vereceği mesajlar olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hazirandaki-dusuk-enflasyonla-temmuzda-faiz-indirimi-gelir-mi-82401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazirandaki düşük enflasyonla temmuzda faiz indirimi gelir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/kentsel-donusumun-gorunmeyen-yuzu-milyonlarca-ton-atik-asbest-riski-ve-denetim-acigi-82432</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kentsel dönüşümün görünmeyen yüzü: Milyonlarca ton atık, asbest riski ve denetim açığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Kamuoyunda daha çok yapıların deprem güvenliği tartışılırken, ortaya çıkan milyonlarca tonluk inşaat ve yıkıntı atıkları, bu atıkların nasıl yönetileceği ve içerdiği tehlikeli maddeler çoğu zaman gündemin gerisinde kalıyor. TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İstanbul Şubesi Başkanı Ömür Yaşayan’a göre Türkiye, yapı stokunu yenilerken aynı zamanda önemli bir çevre ve halk sağlığı sınavıyla karşı karşıya bulunuyor.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4754c80c51a-1783059656.jpg" alt="" width="400" height="404" />Türkiye’nin mevcut yapı stokunun önemli bölümünü betonarme yapılar oluşturuyor. Bu nedenle yıkım sonrasında ortaya çıkan atıkların büyük kısmını beton ve tuğla kırıkları, metal, cam, ahşap ve alçı gibi malzemeler meydana getiriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden İSTAÇ'ın 2024 faaliyet raporuna göre kentte yılda yaklaşık 20 milyon ton hafriyat toprağı resmi sahalara ulaşıyor. Ancak Yaşayan’a göre kayıt dışı dökümler ve kaçak uygulamalar nedeniyle gerçek miktarın daha yüksek olması muhtemel.</p>
<p>Yaşayan, “Kentsel dönüşüm hızlandıkça inşaat ve yıkıntı atıkları da aynı hızla artıyor. Ancak bugün bu atıkların ne kadarının ayrıştırıldığı, ne kadarının geri kazanıldığı, ne kadarının depolandığı ve ne kadarının kayıt dışı kaldığı sorularına net yanıt veremiyoruz. Oysa sağlıklı bir atık yönetiminin ilk şartı güvenilir veridir” diyor. Yaşayan’a göre sorun yalnızca ortaya çıkan atığın miktarı değil; bu atığın nasıl yönetildiği, ne kadarının ekonomiye geri kazandırıldığı ve ne kadarının çevreye risk oluşturduğu da en az miktar kadar önemli.</p>
<h2>Denetlenen her dört binadan birinde asbest çıktı</h2>
<p>Kentsel dönüşüm sürecinin en kritik başlıklarından biri ise asbest. Asbest, 2010 yılında yasaklandı, ancak eski yapı stokunda varlığını sürdürmeye devam ediyor. Asbestin en büyük tehlikesinin gözle görülmemesi olduğunu söyleyen Yaşayan, “Asbest maruziyetiyle ortaya çıkan hastalıklar çoğu zaman onlarca yıl sonra görülüyor. Mezotelyoma ve akciğer kanseri gibi ciddi hastalıklar maruziyetten 20 ila 40 yıl sonra ortaya çıkabiliyor” diyor.</p>
<p>Bu nedenle yıkım öncesinde asbest envanteri hazırlanması ve tehlikeli maddelerin kontrollü biçimde sökülmesi gerekiyor. Ancak İstanbul’daki denetim verileri önemli eksikliklere işaret ediyor. TMMOB İstanbul Asbest Raporu’na göre İstanbul’un 39 ilçesinin yalnızca sekizinde yıkım öncesi asbest denetimi yapılıyor. Raporda veri alınabilen altı ilçede 2017 yılında yıkılan bin 594 binanın 385’inde asbest tespit edildi. Başka bir ifadeyle denetlenen yaklaşık her dört binadan birinde asbest bulundu.</p>
<h2>Türkiye geri dönüşümde Avrupa’nın gerisinde</h2>
<p>İnşaat ve yıkıntı atıkları yönetiminde Türkiye'nin performansı Avrupa verilerine de yansıyor. Yaşayan’ın aktardığı Eurostat 2020 verilerine göre Türkiye, inşaat ve yıkım atıklarının geri kazanım oranında yüzde 1 ile Avrupa’nın en alt sıralarında yer alıyor. Belediye atıklarının genel geri dönüşüm oranında ise yüzde 12,3 ile 36 Avrupa ülkesi arasında sondan üçüncü sırada bulunuyor. Aynı oran Almanya’da yüzde 71,1 seviyesine ulaşıyor.</p>
<p>Yaşayan’a göre tablo yalnızca tesis eksikliğiyle açıklanamaz: “Sorun; denetim eksikliği, kayıt sistemlerinin yetersizliği ve geri dönüştürülmüş malzemelere yönelik piyasanın gelişmemiş olmasından kaynaklanıyor. Kaynakta ayrıştırma yapılmadan, geri dönüştürülmüş ürünlere yönelik talep oluşturulmadan ve denetim güçlendirilmeden geri kazanım oranlarını artırmak mümkün değil.” Bu noktada veri eksikliği de önemli sorun olarak öne çıkıyor.</p>
<h2>Kaçak döküm tehdidi</h2>
<p>İstanbul'da yıkıntı atıkları ve hafriyat yönetiminde öne çıkan sorunlardan biri de kaçak döküm. Yaşayan’a göre bu durum yalnızca bireysel ihlallerle açıklanabilecek bir sorun değil. “Bu sorun aslında sistemin kendisi tarafından üretiliyor. Resmi bertaraf maliyetli ve uzak, kaçak döküm ise hızlı ve ücretsiz. Uzak sahalara gitmek istemeyen kamyon şoförlerinin yol kenarlarına, hatta mezarlık yanlarına kaçak döküm yaptığı bile belgelenmiştir.” İSTAÇ verilerine göre İstanbul'daki bazı hafriyat sahalarının doluluk oranları kritik seviyelere ulaşmış durumda. Silivri-Seymen ve Çatalca-Muratbey sahalarında doluluk oranlarının yüzde 99 seviyelerine yaklaştığı belirtiliyor.</p>
<h2>Beton neden yeniden kullanılamıyor?</h2>
<p>Uzmanlara göre inşaat ve yıkıntı atıkları konusunda en önemli sorunlardan biri, geri dönüştürülebilir malzemelerin yeterince ekonomiye kazandırılamaması. Yaşayan, özellikle betonun önemli bir kaynak olduğuna dikkat çekiyor. “Geri dönüştürülmüş beton yüzde 100 geri kazanılabilir niteliktedir. Yıkım sonrasında elde edilen beton uygun şekilde ayrıştırılıp kırılarak yeniden agrega olarak kullanılabilir. Ancak bunun için atığın kaynağında ayrılması ve uygun tesislere yönlendirilmesi gerekiyor.” İSTAÇ'ın hafriyat sahalarında saatte 200 ton kapasiteli geri kazanım tesisleri bulunduğunu hatırlatan Yaşayan, ancak sistemin yalnızca tesis kurmakla çözülemeyeceğini söylüyor.</p>
<h2>Seçici yıkım ve yerinde söküm neden önemli?</h2>
<p>Uzmanlara göre çözümün önemli ayaklarından biri seçici yıkım uygulamalarının yaygınlaştırılması. Seçici yıkım; metal, cam, ahşap, beton ve tehlikeli maddelerin yıkım öncesinde veya yıkım sırasında ayrı ayrı toplanmasını öngörüyor. Böylece hem tehlikeli maddelerin çevreye yayılması önleniyor hem de geri dönüştürülebilir malzemelerin ekonomiye kazandırılması kolaylaşıyor. Yerinde söküm uygulamaları ise yapının doğrudan iş makineleriyle yıkılması yerine kontrollü biçimde parçalarına ayrılmasını ifade ediyor. Bu yöntem sayesinde yapı elemanlarının bir bölümü yeniden kullanılabilir halde korunabiliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">OLASI İSTANBUL DEPREMİ İÇİN PLANLAMA YETERLİ Mİ?</span></h2>
<p>Yaşayan’a göre asıl soru, mevcut sistemin olası büyük bir deprem sonrasında ortaya çıkabilecek enkaz yükünü karşılayıp karşılayamayacağı. Bugün yalnızca İstanbul’da yılda yaklaşık 20 milyon ton hafriyat toprağı oluştuğunu hatırlatan Yaşayan, olası büyük bir deprem sonrasında ortaya çıkacak enkaz miktarının bunun katbekat üzerine çıkabileceğini söylüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÇMO'NUN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ</span></h2>
<p>ÇMO İstanbul Şubesi'ne göre kentsel dönüşüm sürecinde çevresel risklerin azaltılması için şu adımlar öncelikli:</p>
<p>■ İstanbul’un 39 ilçesinde yıkım öncesi asbest denetiminin zorunlu hale getirilmesi<br />■ Seçici yıkım uygulamalarının etkin biçimde denetlenmesi<br />■ Atıkların oluşumundan bertarafına kadar dijital olarak takip edildiği şeffaf sistemlerin kurulması<br />■ Kayıt dışılığın azaltılması ve veri altyapısının güçlendirilmesi<br />■ Geri dönüştürülmüş inşaat malzemelerinin kamu projelerinde kullanımının teşvik edilmesi<br />■ Mobil geri dönüşüm ve yerinde söküm uygulamalarının yaygınlaştırılması<br />■ Tehlikeli madde envanterlerinin standart hale getirilmesi</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/kentsel-donusumun-gorunmeyen-yuzu-milyonlarca-ton-atik-asbest-riski-ve-denetim-acigi-82432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/kentsel-donusum-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de deprem riski nedeniyle milyonlarca konutun yenilenmesi gündemde. Uzmanların tahminlerine göre ülkedeki yaklaşık 19 milyon konutun 6 ila 7 milyonunun yenilenmesi ya da güçlendirilmesi gerekiyor. Ancak kentsel dönüşüm yalnızca yeni ve güvenli binalar inşa etmek anlamına gelmiyor. Her yıkılan bina aynı zamanda yeni bir atık yükü yaratıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isgucune-katilmak-ister-misiniz-82400</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşgücüne katılmak ister misiniz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de işsizlik oranı yaklaşık 30 aydır yüzde 8’ler civarında dalgalanıyor. Halbuki ekonomide bu kadar düşük bir işsizlik oranını gerektirecek bir canlılık görmediğimiz gibi, emek yoğun sanayi sektörlerinde ve hizmetlerde son yıllarda önemli iş kayıpları olduğunu da biliyoruz.</p>
<p>İşsizlik oranının düşük olmasının sebebi çok yazılıp çizildi. Elbette “istatistiki” neden işgücüne katılım oranının düşmesi. Yani üç yıl önce “işsizim” diyen insanların bugün “çalışmak istemiyorum” demesi. Peki ama işgücüne katılım oranı neden düşüyor? Onun nedenleri ne?</p>
<p>Buyurun tablodan önce işgücüne katılım oranının son üç yıldaki detaylarına bakalım. Sonra da verinin bütünü üzerine biraz düşünelim.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4748fc92235-1783056636.png" alt="" width="324" height="263" /><strong>Türkiye’de her üç kişiden biri </strong><strong>çalışabilecekken, çalışmıyor</strong></p>
<p>Önce Türkiye nüfusunun kayıtlı ve kayıtsız göçmenlerle beraber muhtemelen 95 milyona yakın olduğunu hatırlayalım. Bu nüfusu geçindirmek için çalışan insan sayısı ise 32 milyon civarında. Yani her çalışan ortalama üç kişiyi geçindiriyor. Kabaca Türkiye’de her üç kişiden biri çocuk, biri çalışıyor ve biri de çalışabilecekken çalışmıyor.</p>
<p>Son üç yılda normalde işgücüne dahil olan ama bir nedenle çalışmayan nüfus 1,5 milyon kişi artarak 32,3 milyona çıkmış. Aynı dönemde işgücündeki artış da bu kadar zaten. Yani son üç yılda işgücüne katılan insan kadar işgücünden çıkan olmuş gibi tuhaf bir sonuç ortaya çıkıyor.  </p>
<p>Verilerde en dikkat çeken noktalar şunlar:</p>
<p><strong>Ev hanımları azalıyor:</strong> “Ev işleriyle uğraştığım için çalışmıyorum” diyenlerin sayısı 9,4 milyondan 5,9 milyona inmiş. Neden? Kadın istihdamında veya ekonomik bilinçlenmede bir patlama mı yaşanmış? Maalesef hayır. Aslında yanıt verenler “ev kızıyım/ev hanımıyım” demek yerine diğer çalışmama nedenlerine yönelmiş gibi.  Özellikle “çalışamaz” ve “diğer” seçeneklerine geçiş yaşanmış.</p>
<p><strong>Umutsuzlar artıyor: </strong>İş bulmaktan umudu kesenler ve iş aramayanların sayısı 3 yılda 2,5 milyon kişi artmış ve 5,5 milyona çıkmış. Her ne kadar iş aramayanların arasında “yeterince zengin” olduğu için çalışmayanlar varsa da yine de bu rakamın büyük kısmı iş bulamayacağını düşündüğü için iş aramayanlar. Çok üzücü bir tablo.</p>
<p><strong>Emekliler azalırken, çalışamaz durumdakiler artıyor:</strong> İşte burada da tuhaf bir gelişme var. Son üç yıl içinde hem EYT uygulaması başladığı hem de kısmen avantajlı emeklilik koşulları oluştuğu için emekli sayısında artış olmalıydı. Gerçekten de SGK verilerine göre bu dönemde emekli sayısı 2 milyon kişiden fazla artmış. Buna karşın işsizlik verisinde emekli sayısı azalıyor.</p>
<p>Aynı zamanda “çalışamayacak kadar yaşlı veya engelli” olanların sayısında adeta patlama yaşanmış. Çalışamayacak durumda olduğunu beyan edenlerin önemli bir kısmı da emekli olabileceğine göre, burada da bir kalemden diğerine kayma olduğu izlenimi oluşuyor. Yine de yanıtların neden “emekli”den  “çalışamaz”a kaydığı net değil.</p>
<p><strong>İşgücünün yetkinlik portföyü mü eskiyor?</strong> Alt kalemlerdeki kaymaları bir yana bırakıp, verinin bütünü üzerinde düşünelim. Sonuç olarak işgücüne katılmayanlar hızla ve devamlı bir şekilde artıyor, Üstelik bu artış iyi koşullarda olanlardan değil, kendini umutsuz, çalışamaz vb gibi tanımlayan, ihtiyaç içindeki kesimlerden geliyor. Tuhaf.</p>
<p>Olası bir yanıt, yetkinlik kaybı olabilir mi? Hem teknolojik gelişmeler (yapay zeka ve sosyal medya üzerinden ticaret gibi) yüzünden hem de iş dünyasında toplumsal önceliklerimiz değiştiğinden (mesela sürdürülebilirlik, kişisel gelişim ve iletişim kavramları giderek önem kazandığından) dolayı iş hayatında aranan yetkinlikler hızla değişiyor. Eğer mevcut işgücünün yetkinlik portföyünü yeni koşullara yeterince hızlı adapte edemiyorsak, işgücüne katılım oranının düşmesi normaldir.</p>
<p><strong>Yetkinlik eskimesi olası </strong><strong>bir gelişme ama...</strong></p>
<p>Eğer gerçekten işgücünün yetkinlik portföyü eskiyorsa, bu en az bir nesil boyunca etkisini hissettirecek, çok olumsuz bir gelişme. Büyüme, sosyal güvenlik sistemi ve enflasyon bundan uzun vadede olumsuz etkilenir.</p>
<p>Yetkinlik eskimesi olası bir neden ama aslında işgücüne katılımın neden düştüğünü tam bilmiyoruz.  Bu nedenle buradaki kök nedenler konusunda çok daha detaylı veriye ve araştırmaya ihtiyacımız var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isgucune-katilmak-ister-misiniz-82400</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşgücüne katılmak ister misiniz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pmi-verilerinde-mayistaki-iyilesme-kalici-olmadi-82399</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> PMI verilerinde mayıstaki iyileşme kalıcı olmadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mayıs ve haziranın ortak paydası, Orta Doğu’daki savaşın imalat sanayii üzerindeki belirleyici etkisinin sürmesi olarak görünüyor. Ancak enflasyonist baskılarda haziranda görülen genele yayılan yavaşlama, PMI verilerinde görece olumlu tek bulgu olarak kayda geçmiş durumda.</strong></p>
<p>Mayıs 2026’da 45,7 seviyesinden 49,8’e yükselerek Mart 2024’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaşan ve 50,0 eşik değerine yaklaşan Türkiye İmalat PMI’ı, Haziran 2026’da sert bir geri çekilme yaşayarak 47,1’e düştü. <strong>Bu düşüş, Türk İmalat Sektörünün faaliyet koşullarında 27 aydır süregelen zayıflama eğiliminin kesintisiz olarak devam ettiğini gösteriyor.</strong></p>
<p>Mayıs ayında imalat sanayinde görülen iyileşme mayıs ayı ekonomik güven endeksine de yansımış ve Reel Kesim Güven Endeksi, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,4 artış göstererek, ekonomik güven endeksi içerisinde en yüksek artış gösteren endeks olmuştu. Haziran ayında da Reel Kesim Güven Endeksi, mayısa göre yüzde 1 artış göstermesine rağmen, mayıs ayındaki iyimserliğin kaybolduğunu görüyoruz.</p>
<p><strong>PMI verilerinde mayıs ayındaki toparlanmanın büyük ölçüde ihracat siparişlerindeki kısa süreli canlanmadan kaynaklandığı, ancak bu canlanmanın kalıcı olmadığı haziran verileriyle teyit edilmiş durumda. </strong></p>
<p><strong>Giyim ve deri ürünleri, iki aylık </strong><strong>büyüme sürecini sonlandırdı</strong></p>
<p>Sektörel PMI anketinde de benzer bir tablo gözleniyor. Mayıs 2026’da imalat sanayiinin en iyi performans gösteren tek sektörü olan giyim ve deri ürünleri, Haziran 2026’da iki aylık büyüme sürecini sonlandırmış; buna karşılık mayısta güçlü enflasyonist baskı ve arz sorunlarıyla öne çıkan kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri sektörü Haziran 2026’da hem üretim hem de yeni siparişlerde belirgin bir toparlanma sergileyerek anketin en güçlü performans gösteren sektörü konumuna yükselmiş. <strong>İki ayın ortak paydası, Orta Doğu’daki savaşın imalat sanayii üzerindeki belirleyici etkisinin sürmesi olarak görünüyor. Ancak enflasyonist baskılarda haziranda görülen genele yayılan yavaşlama, PMI verilerinde görece olumlu tek bulgu olarak kayda geçmiş durumda. </strong></p>
<p><strong>Mayıs ayında imalat sanayi üretimi, 26 aylık kesintisiz yavaşlama döneminin ardından ilk kez artışa geçmiş; bu gelişmede özellikle uluslararası pazarlardaki talep koşullarındaki iyileşme belirleyici olmuştu.</strong> Yeni ihracat siparişleri, 20 aylık daralmanın ardından büyümeye dönmüş; satın alma faaliyetleri de iki yıldan uzun bir sürenin ardından ilk kez artmıştı. <strong>Ancak anket katılımcıları bu artışın bir kısmının, Orta Doğu’daki savaşın yol açtığı fiyat artışları ve tedarik sorunlarına karşı oluşturulan emniyet stoklarından kaynaklandığını belirtmişlerdi.</strong></p>
<p><strong>Haziranda tablo tersine dönmüş görünüyor.</strong> Toplam yeni siparişlerdeki belirgin azalma, esas olarak mayısta artış gösteren yeni ihracat siparişlerinin yeniden düşüşe geçmesinden kaynaklanmış. <strong>Üretim yeniden yavaşlamış, satın alma faaliyetleri düşüşe dönmüş ve istihdam 19’uncu aya taşınmış, ancak düşüş hızı mayısa kıyasla belirgin şekilde yumuşamış durumda.</strong></p>
<p><strong>Haziran ayında; girdi maliyetleri enflasyonu, Kasım 2025’ten bu yana en düşük seviyesine inmiş, nihai ürün fiyatları enflasyonu da yılın en düşük seviyesinde ölçülmüş. Buna karşılık, savaşın petrol ve hammadde maliyetleri üzerindeki etkisi nedeniyle fiyat artışları yüksek seyrini sürdürmüş.</strong> Tedarikçi teslim sürelerindeki uzama Şubat ayından bu yana en ılımlı düzeyde gerçekleşmiş olsa da, bölgesel gerilim kaynaklı arz sorunları devam ediyor.</p>
<p><strong>Mayıstan hazirana sektörler bazında öne çıkan değişimler ise şu şekilde:</strong></p>
<p><strong>- Kimyasal, plastik ve kauçuk ürünlerinde</strong> mayısta 49,2 olan PMI, haziranda 51,2’ye yükselerek anketin en yüksek değerine sahip sektörü haline geldi (+2,0 puan). <strong>Sektör, izlenen 10 sektör arasında haziranda üretimde en yüksek artışı kaydetti ve yeni siparişlerde artış gösteren tek sektör oldu.</strong></p>
<p><strong>- Giyim ve deri ürünleri; </strong>mayısta sektörler arasında en yüksek PMI değerine (51,2) sahip olan ve iki aylık üretim artışı sergileyen sektör olmasına rağmen, haziranda 48,5’e geri çekilerek (-2,7 puan) daralma bölgesine geri döndü. <strong>İstihdamda da sert bir düşüş (51,0’den 42,0’e) yaşandı.</strong></p>
<p><strong>- Gıda ürünleri;</strong> mayısta 49,6 ile 50 eşiğine yakın seyreden sektör iken, haziranda 46,6’ya geriledi (-3,0 puan). <strong>Üretim endeksi ile bu düşüş, yaklaşık bir yılın en sert üretim daralmasına işaret etmekte.</strong></p>
<p><strong>- Metalik olmayan mineral ürünler;</strong> 45,9’dan 47,4’e yükselerek (+1,5 puan) enflasyonist baskıların hafiflemesinden en çok yararlanan sektörlerden biri oldu.</p>
<p><strong>- Ana metal sanayiinde PMI her iki ayda da 46,2 ile değişmeyerek, üretimdeki üst üste dokuzuncu ve onuncu ayda süren daralmanın yavaşça devam ettiği tek sektör oldu. </strong></p>
<p><strong>Raporun başlığındaki değişim, girdi </strong><strong>fiyatları endeksinin gerilemesiyle örtüşüyor</strong></p>
<p>Mayıs ayı PMI raporunun dikkat çeken başlığı <strong>‘Maliyet Baskıları Yüksek Seyrini Korudu’</strong> iken, haziran PMI raporunun başlığı <strong>‘Enflasyonist Baskılar Hafifledi’</strong> şeklinde atılmış. <strong>Bu başlık değişimi, sektörlerin neredeyse tamamında girdi fiyatları endeksinin gerilemesiyle örtüşmekte. </strong>Kara ve deniz taşıtları hariç tüm sektörlerde girdi maliyetleri enflasyonu mayısa kıyasla daha düşük hızda artmış.</p>
<p><strong>Fakat en dikkat çekici gerileme kimyasal, plastik ve kauçuk ürünleri sektöründe yaşanmış. </strong>Mayıs 2026’da dört yıldan uzun sürenin en yüksek seviyesine ulaşan (77,2) endeks, Haziran 2026’da 63,6’ya inmiş. <strong>Buna karşılık elektrikli ve elektronik ürünler sektörü, haziranda izlenen 10 sektör içinde en yüksek girdi fiyatı artışının kaydedildiği sektör olarak öne çıkmış ve enflasyonist baskıların en güçlü hissedildiği alan olmuş.</strong> Kara ve deniz taşıtları ise girdi maliyetlerindeki artışın hız kazandığı tek sektör olmuş.</p>
<p><strong>Benzer şekilde mayıs 2026’da izlenen 10 sektörden sadece Giyim ve Deri Ürünleri üretim artışı kaydetmiş iken diğer dokuz sektörde üretim yavaşlamıştı</strong>. Haziran 2026’da bu kez tablonun değiştiğini gördük. Üretim artışı kaydeden sektör sayısı ikiye çıkmış (Kimyasal, Plastik ve Kauçuk ile Kara ve Deniz Taşıtları). <strong>Ancak bu, genel tablonun iyileştiği anlamına gelmiyor. Giyim ve Deri Ürünlerinde iki aylık genişleme Haziran 2026’da sona ermiş, Gıda Ürünlerinde ise yaklaşık bir yılın en sert üretim düşüşü yaşanmış.</strong></p>
<p>Mayıs 2026’da yeni siparişlerde büyüme kaydeden sektörler Giyim ve Deri Ürünleri ile Gıda Ürünleri idi. Haziran 2026’da bu ikisi de daralma bölgesine geri dönmüş gözüküyor (Gıda: 51,1’den 44,3 gerilerken, Giyim ve Deri: 52,0’dan 48,2’e gerilemiş durumda.</p>
<p>Yeni siparişlerde artış gösteren tek sektör 45,3’dan 53,0’e yükseliş Kimyasal, Plastik ve Kauçuk Ürünleri olmuş. Sektörün siparişleri son beş ayda ilk kez genişlemiş. Tekstil sektöründe yeni siparişlerdeki daralma her iki ayda da en keskin seviyede sürmüş gözüküyor.</p>
<p><strong>İzlenen 10 sektörden yalnızca </strong><strong>üçünde çalışan sayısı artmış</strong></p>
<p>Mayıs 2026’da istihdamın arttığı sektör sayısı görece sınırlıyken, Haziran 2026’da tablo daha da zayıflamış ve izlenen 10 sektörden yalnızca üçünde çalışan sayısı artmış. Genel imalat sanayinde istihdam Haziran 2026’da üst üste 19’uncu ay düşüş kaydetmiş olsa da düşüş hızı Mayıs 2026’ya kıyasla belirgin şekilde yumuşamış durumda.</p>
<p>Sektörel düzeyde en dikkat çekici gerileme Giyim ve Deri Ürünlerinde yaşanmış. İstihdam endeksi 51,0’dan 42,0’a inerek sektörün üretim ve sipariş performansındaki bozulmayla paralel bir tablo çiziyor.</p>
<p>Benzer bir durumu pandemi döneminde de yaşamıştık. Tedarikin kesintiye uğradığı, küçük miktarlarda siparişin geçildiği dönemde Türk imalat sanayi yüksek üretim seviyelerine çıkmış; ihracat, rekorlar kırmış, sektör temsilcileri Türkiye’nin Çin’in yerini alacağına ilişkin öngörülerde bulunmuşlardı. Maalesef öyle olmadı. Pandemiden normalleşmeye dönüldüğünde imalat sanayii kan kaybetmeye başlamıştı. Şimdi bu kez İran savaşı kalıcı barış öncesi 60 günlük ateşkes sürecine girmişken, yeniden normalleşmeyle birlikte imalat sanayinin ivme kaybettiğine şahit oluyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/pmi-verilerinde-mayistaki-iyilesme-kalici-olmadi-82399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/9/1280x720/5656-1783053070.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ PMI verilerinde mayıstaki iyileşme kalıcı olmadı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82397</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haziran enflasyonunun borsaya etkisi ne olacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Dikkatler Haziran Enflasyonunda! Borsaya Etkisi Ne Olacak? | Ekonomi Masası | 3 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/r2faokY9GwE" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/9/1280x720/munyar-berfin-nilgun-cipa-1762958010.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/allahin-cezasi-enflasyon-dus-yakamizdan-82398</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Allah’ın cezası enflasyon; düş yakamızdan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong> Enflasyonu hükümet besliyor, indirir gibi görünüyor ama inmesi için gerekenleri yapmıyor. Bizde karınca kararınca enflasyon değirmenin su taşıyoruz. Ama kendisinden ricamız şu; lütfen düş!</strong></p>
<p><strong>1- SORUN: </strong>Bugün<strong> enflasyon günü</strong>… Ayın 3’ü ve <strong>TÜİK</strong>, haziran için <strong>%1,36</strong> civarı aylık, <strong>%32</strong> civarı yıllık rakam açıklayacak<strong>. Hemen sevinmeyin emekliler</strong>… Ortada sandık filan yok, dişe dokunur iyileştirme gelmeyecek. <strong>İTO</strong> ve <strong>ENAG</strong> enflasyon orkestrasının vokalleri olarak farklı söylese de önemsiz artık.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Aslında biz, enflasyonu; <strong>düşmesi için ikna etmeye</strong> çalışıyoruz. Nasıl mı? <strong>Endeks oyunları</strong>, sepet ağırlıkları, <strong>Hürmüz bahaneleri</strong>, geçen yılın <strong>donu</strong>, <strong>kuraklığı</strong> filan… Enflasyona diyoruz ki; “<strong>biz seni düşüremiyoruz, ne olur insafa gel ve düş</strong>.” Oysa enflasyon, <strong>olgunlaşınca düşen armut</strong> değildir.</p>
<p><strong>“ENFLASYON BİR DEVLET POLİTİKASIDIR”</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Rahmetli <strong>Demirel</strong>; “<em>enflasyon bir devlet politikasıdır</em>” derdi. Kendi zamanında, bizzat kendi politikalarından bilirdi. Ortalama <strong>18 ayda bir seçim</strong> olduğu yıllarda, <strong>sandık aşkına</strong> kamu bütçesi kevgire döner, enflasyonu <strong>bizzat kamu</strong> tırmandırırdı. Sonra da <strong>kaşıkla verdiğini kepçeyle</strong> geri alırdı.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Aslında <strong>enflasyonu bizzat kamu besliyor</strong>. Onun eksik bıraktığı yerde biz devreye giriyor, “<em>fiyatlandırmada davranış bozukluğu</em>” denilen <strong>ahlaksızlıkla</strong> herkes ve her kesim; imkân bulunca <strong>etiketini</strong>, <strong>fiyatını</strong> arttırıyor. Enflasyonu bir yandan <strong>besliyor</strong> diğer yandan inmesini <strong>rica </strong>ediyoruz(<strong>!</strong>)</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Enflasyona dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Enflasyon nasıl iner?</em></strong></p>
<p><strong>OVP</strong>’nin takıntısı olan “<strong>talebi düşürmekle</strong>” değil, <strong>üreten sektörlerimizi soğutarak</strong> değil, <strong>kamu harcamalarını</strong> kısmak, <strong>bütçe açığını</strong> kapamak ve <strong>yandaşa candaşa kaynak aktarmaya son</strong> vererek…</p>
<p><strong><em>Daha önce nasıl düşürdük?</em></strong></p>
<p>Son örneği, <strong>2018</strong>’deydi. Topyekûn seferberlik ile <strong>TOBB</strong>’un iştirakiyle, tek haneden <strong>%40’lara fırlayan</strong> enflasyonu, <strong>2018’in Eylül’ünden 2019’unun martına</strong> dek, fiyatları şişirmeyip <strong>6 ayda alaşağı</strong> etmiştik.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>NELER YAPMADIK BU ENFLASYON İÇİN</strong></p>
<p><strong>Orhan Veli</strong>’nin en kısa şiiridir; “<strong>Neler yapmadık su vatan için!</strong> / <strong>Kimimiz öldük</strong>; / <strong>Kimimiz nutuk söyledik</strong>.” Biz de neler yapmadık şu enflasyon için; “<strong>Kimimiz öldük</strong>; / <strong>Kimimiz yandaş besledik</strong>.” Aslında <strong>çıkmazdayız</strong> ve dilimizdeki söylem şu; “<strong>enflasyonu indirin ama beni bu işe karıştırmayın</strong>.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ENFLASYON LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Hiperenflasyon</strong>: İki haneden başlayarak sürekli yüksek düzeyde seyreden enflasyon</p>
<p><strong>Kamuflasyon</strong>: Kamunun zam yaparak enflasyonu indireceği saplantısı, TÜİK’in de kamuflesi</p>
<p><strong>Shiringflasyon</strong>: Etiketi değiştirmeyip malın miktarını azaltarak alıcıyı kandırma kurnazlığı</p>
<p><strong>Stakflasyon</strong>: Yüksek enflasyon ortamında durgunluğun sürmesi hali ki Allah beterinden korusun</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/allahin-cezasi-enflasyon-dus-yakamizdan-82398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/7/1280x720/subat-enflasyonu-aciklandi-1740985414.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Allah’ın cezası enflasyon; düş yakamızdan ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dezenflasyonun-dezi-gitti-enflasyonu-kaldi-yadigar-82396</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dezenflasyonun “dez”i gitti, enflasyonu kaldı yadigâr!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu satırları muhtemelen TÜİK’in haziran ayı enflasyon verilerini açıkladığı saat 10.00’dan sonra okuyorsunuzdur. Ve yine enflasyon çok muhtemeldir ki geçen yılkine çok yakın düzeyde açıklanmıştır.</p>
<p>2025’in haziranındaki TÜFE artışı yüzde 1,37 olmuştu. Bu yıla ilişkin tahminler de bu dolayda. Hatta akaryakıt fiyatlarındaki gerileme esas alınırsa yüzde 1’in altında bir oran açıklanması bile çok şaşırtıcı olmaz.</p>
<p>EPDK verilerine göre bu yıl ilk kez haziranda hem benzin, hem motorin fiyatları geriledi. Ay ortalaması bazında benzin fiyatları yüzde 2,6, motorin fiyatları ise yüzde 4,3 geriledi. Daha önce mayısta yalnızca motorin fiyatlarında gerileme olmuştu.</p>
<p>İki ürünün TÜFE’deki ağırlıklarından (benzin yüzde 1,24, motorin yüzde 1,39) yola çıkılarak yapılan kaba bir hesap, bu kalemlerin TÜFE artışını toplamda 0,10 puana yakın aşağı çektiğini gösteriyor.</p>
<h2>Önemli olan büyük fotoğraf</h2>
<p>Haziran ayındaki TÜFE artışı ha yüzde 1’in biraz altında kalmış, ha geçen yılki düzeyde olmuş ya da 1,5 dolayında gelmiş. Aslında bunların çok da önemi yok.</p>
<p>Tabii ki memur ve emekliler için durum farklı. Onlar haziranda gelecek oranı ve buna bağlı olarak ilk altı ayda oluşacak toplam oranı merakla bekliyor. Nasıl beklemesinler ki, maaşlarındaki artış TÜİK’in açıklayacağı enflasyona bağlı. Gerçekte böyle bir bağ yok, olması da gerekmiyor ama uygulama böyle. Hükümet isterse geçmişte dönem dönem olduğu gibi TÜİK’in açıkladığı enflasyonun üstünde artış verebilir. Ne yani TÜİK’in oranı hükümetin elini kolunu bağlamıyor ya!</p>
<p>Ama dedim ya, uygulama böyle ve hükümet <strong>“İşte enflasyon kadar artış verdik”</strong> diyerek işin içinden sıyrılıyor. </p>
<h2>Dezenflasyon nerede kaldı? </h2>
<p>Türkiye üç yılı aşkın süredir dezenflasyon programı uyguluyor. Yeni ekonomi yönetiminin üç yıl önce Mayıs 2023 itibarıyla devraldığı yüzde 40’lık enflasyon, bu yıl mayıs sonunda yüzde 33 düzeyindeydi. Yani üç yılda 7 puanlık bir yol alınmıştı. Aradaki üç yılda oluşan toplam fiyat artışını hiç sormayın, yüzde 215’i bulmuştu. Hadi onu da geçtik, peki son bir yıldaki eğilim neye işaret ediyor.</p>
<p>Oranlara bakıyorum, bir daha bakıyorum ve ikinci grafiğin başlığında da vurguladığım şu soruyu sormaktan kendimi alamıyorum:</p>
<p><strong>“Sahi dezenflasyon bu eğilimin neresinde?”</strong> Sonra da yazımın başlığını tekrarlamaya başlıyorum:</p>
<p><strong>“Dezenflasyonun </strong>‘dez’i<strong> gitti, enflasyonu kaldı yadigar!”</strong></p>
<h2>30,65 ile 33,52 arasına sıkışıldı </h2>
<p>Bugün yıllık oranın mayısla aynı düzeyde, yüzde 32,61 olarak açıklanacağı varsayımıyla hareket ediyor ve son bir yıldaki oranlara bakıyorum.</p>
<p>Geçen yılın temmuzundan bu yılın haziranına kadar olan on iki aylık dönemdeki yıllık artış yüzde 30,65 ile yüzde 33,52 arasına sıkışıp kalmış.</p>
<p>Dezenflasyon döneminde yıllık oran sürekli aşağı giderdi değil mi, bu kavramla kastedilen buydu. Son bir yılın başlangıç ve bitişi; geçen yıl temmuzdaki yıllık oran yüzde 33,52, bu yıl hazirandaki yüzde 32,61. Arada 1 puan fark bile yok.</p>
<p>Eğer bu dezenflasyon ise dezenflasyon olmayan bir dönemde ne olurdu acaba!</p>
<h2>Savaş bahane olamaz</h2>
<p>Dezenflasyon sürecinin sekteye uğraması karşısında savaşın bahane edilmek isteneceği ortada. Ama bunu düşünenlere bir önerim var; oranlara bakın!</p>
<p>Hadi bir kolaylık olsun, bakmalarını önerdiğim o oranları ben vereyim.</p>
<p>Son on iki ayı iki bölümde ele aldım. Savaştan önceki sekiz ay ve savaş dönemindeki dört ay.</p>
<p>Bu dönemler eşit olmadığı için toplam artışların tabii ki önemi yok. O zaman bu dönemlerde gerçekleşen aylık ortalama artışlara bakmak gerekiyor.</p>
<p>Geçen yılın temmuzundan bu yılın şubatına kadar geçen sekiz aydaki aylık ortalama fiyat artışı TÜFE’ye göre yüzde 2,42.</p>
<p>Bu yıl hazirandaki artışın yüzde 1,37 olacağı varsayımına göre savaşta geçen son aydaki aylık ortalama fiyat artışı ise yüzde 2,29.</p>
<p><strong>“Dezenflasyon sürecine tam girmiştik ki savaş patlak verdi”</strong> gerekçesine sığınmak isteyenlerin bilgisine sunulur.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4739c72baed-1783052743.png" alt="" width="556" height="264" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dezenflasyonun-dezi-gitti-enflasyonu-kaldi-yadigar-82396</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/6/1280x720/enflasyon-kimin-umurunda-1741088831.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dezenflasyonun “dez”i gitti, enflasyonu kaldı yadigâr! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aman-eyvah-bizim-takim-super-lige-cikti-noktasina-gelinmesin-82395</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aman, ‘Eyvah bizim takım Süper Lig&#039;e çıktı’ noktasına gelinmesin</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>2016-2017 </strong>sezonunda Yeni Malatyaspor’un Süper Lig’e yükseldiği haberi ulaştığında İstanbul’daki önde gelen Malatyalı iş insanlarından biriyle sohbetteydik.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a473e446e000-1783053892.jpg" alt="" width="700" height="354" />İş insanı, haberi duyunca ilk tepkisi şu oldu:</p>
<p>-          <strong>Eyvah…</strong></p>
<p>Çok iyi bir Malatyalı olan iş insanının sevinmek yerine <strong>“Eyvah” </strong>demesi bana garip geldi, sordum:</p>
<p>-          <strong>Yeni Malatyaspor’un Süper Lig’e yükselmesine sevinmediniz mi? Neden </strong>“Eyvah” <strong>dediniz?</strong></p>
<p>Şöyle yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Bir Malatyalı olarak elbette sevindim ama Süper Lig’de kulübe daha büyük bütçe gerekecek. O bütçe için gelip bizim kapımızı çalacaklar. O nedenle </strong>“Eyvah” <strong>dedim.</strong></p>
<p>Şaşkınlığım daha da arttı:</p>
<p>-          <strong>Yeni Malatyaspor’a sponsor olmayı, parasal destek vermeyi düşünmez misiniz?</strong></p>
<p>Bu sorum üzerine içini döktü:</p>
<p>-          <strong>Yıllardır Malatyaspor’a da Yeni Malatyaspor’a da elimizden gelen desteği veriyoruz. Ancak, bizim, hemşerimiz diğer iş insanlarının verdiği destek, paralar doğru yönetilmiyor, bir anlamda boşa gidiyor. Bugün artık, </strong>“Eyvah, bizim takım Süper Lig’e çıktı” <strong>demem ondan.</strong></p>
<p>Sonra Malatya’ya başka alanlarda desteklerini eksik etmediklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Malatya Eğitim Vakfı’nın (MEV) kurucuları arasındayım. Her yıl burs fonuna ciddi katkı yapıyoruz. Eğitime verdiğimiz destek bizim için daha anlamlı.</strong></p>
<p>Ardından bir örnek daha verdi:</p>
<p>-          <strong>Fabrikamızın bulunduğu ilin valisinden de zaman zaman şehrin takımına sponsor olmamız yönünde talepler gelir. Sayın Vali’ye de, </strong>“Futbola para verme dönemini kapattık. Eğitim başta olmak üzere ilimize başka destek istenirse hazırız” <strong>cevabı veriyoruz.</strong></p>
<p>Merkezi ABD’de bulunan Chobani’nin Kurucusu ve CEO’su <strong>Hamdi Ulukaya, </strong>doğup büyüdüğü toprakların takımına, Erzincanspor’a 5 milyon dolarlık sponsorluk imzası atınca 9-10 yıl önceki <strong>“Eyvah, bizim takım Süper Lig’e çıktı” </strong>sohbeti geldi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a47376509019-1783052133.jpg" alt="" width="700" height="432" />
<figcaption><strong>Hamdi Ulukaya</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Ali Koç</strong>’un başkanlığı döneminde Fenerbahçe’nin Şükrü Saraçoğlu Stadyumu’nun isim sponsoru olan Chobani’nin Kurucusu ve CEO’su <strong>Hamdi Ulukaya, </strong>bu yılın başından itibaren futbola destek ibresini memleketi Erzincan’a çevirdi.</p>
<p><strong>Ulukaya, </strong>bu yılın başında Erzincanspor’un acil borç sarmalından kurulması amacıyla 3 milyon 150 bin dolar verdi. <strong>Ulukaya, </strong>bu hafta Erzincan’a giderek sponsorluk kapsamını ve miktarını yükselten sözleşmeyi imzaladı. Böylece Chobani’nin Erzincanspor’un forma göğüs sponsorluğunu da kapsayan programın taahhüt miktarı 5 milyon dolara ulaştı.</p>
<p>Chobani’nin dışarıdan danışmanı <strong>Ercüment Şener, Hamdi Ulukaya</strong>’nın Erzincan günlerini bir fotoroman titizliği ile çektirip sık sık biz gazetecilere gönderdi. <strong>Şener, </strong>ayrıca <strong>Ulukaya</strong>’nın Erzincan’daki konuşmalarından satır başlarını da iletti.</p>
<p><strong>Ulukaya, </strong>İliç çocuğu olduğunu sık sık vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Hayata, topluma ve iş dünyasına dair hayallerim Fırat’ın kenarında, bu topraklarda şekillendi. Yıllar içinde şunu öğrendim: </strong>İnsan bedeniyle ne kadar uzağa giderse gitsin, kalbi nereye aitse orada atıyor. Benim kalbim hiç buradan gitmedi.</p>
<p>Erzincanspor’la attığı imzanın kendisi için çok kıymetli olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu bir yatırım değil, doğduğum topraklara, bu şehrin insanına ömürlük bir vefa borcudur. Futbol sahada oynanan bir oyundan çok daha fazlasıdır; insanları ortak bir heyecanda buluşturur, bir kentin kimliğini güçlendirir.</strong></p>
<p>Verdiği desteği şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Bu destek yalnızca bir spor kulübüne verilmiş bir destek değil, Erzincan’ın çocuklarının hayallerine verilmiş bir omuzdur.</strong></p>
<p>Erzincanspor’da yeni dönemde önceliğin altyapı olması gerektiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Çünkü yetenek her toprakta var; eksik olan eşit fırsat. Biz o fırsatı buraya, evimize getirmek istiyoruz. Erzincanspor’un bu yönüyle bir futbol kulübünden çok daha fazlası olacağına inanıyorum.</strong></p>
<p>Erzincanspor Kulüp Başkanı <strong>Alaattin Yavuz Güneş, </strong>Chobani ve <strong>Hamdi Ulukaya</strong>’dan destek isteme konusunun gündeme geliş öyküsünü şöyle aktardı:</p>
<p>-          <strong>Yılın başında birikmiş borçlar, işleyen faizler ve futbolcularımıza karşı yükümlülükler nedeniyle kulübümüz kayyum sınırına dayanmıştı. Sayın Valimiz ve Belediye Başkanımızın destekleriyle Hamdi Bey’e ulaştık.</strong></p>
<p><strong>Ulukaya</strong>’nın yaklaşımını şöyle anlattı:</p>
<p>-          Şart<strong> koşmadan, karşılık beklemeden kulübümüze 3 milyon 150 bin dolar katkı sağladı. Acil borçlar kapatıldı, faiz sarmalı durduruldu ve futbolcular yeniden sahaya çıktı. Önümüzdeki sezon için taahhüt ettiği 5 milyon dolar Erzincanspor’un geleceği için büyük önem taşıyor.</strong></p>
<p>Yazının ilk bölümünde anlattığım <strong>“Eyvah, bizim takım Süper Lige çıktı” </strong>öyküsü, <strong>Hamdi Ulukaya</strong>’nın Erzincanspor’a verdiği desteğin önemini gösteriyor…</p>
<p>Öykü aynı zamanda Erzincanspor’u yönetenlere düşen harcama, kaynakları kullanma sorumluluğunu da ortaya koyuyor…</p>
<p><strong>Hamdi Ulukaya</strong>’ya da günün birinde <strong>“Eyvah” </strong>dedirtecek duruma düşülmemesi gerekiyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Lise mezuniyet hediyesi Estetik yaptıranlar var</span></h2>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a473731da3f4-1783052081.jpg" alt="" width="400" height="614" />
<figcaption><strong>Murat Oğuz</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>AKSAN </strong>Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Zafer Kutanoğlu </strong>ev sahipliğinde, <strong>Ozan Özkan, Selin Bozkurt </strong>ve <strong>Ozan Öcal </strong>önderliğinde gerçekleşen <strong>“Patronlar Kulübü” </strong>buluşmasında <strong>“meme protezi”</strong>yle sağlık sektöründe öne çıkan MimGrup Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Oğuz </strong>ve Başkan Yardımcısı <strong>Elif Ertuna, </strong>katılımcılara şirketi anlatırken dikkat çeken veriler paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Biz sektöre ameliyat sonrası ödemin vücuttan atılımını hızlandıran korse işiyle girdik. Kendi geliştirdiğimi kumaşlarla korse üretimi gerçekleşiyor.</strong></p>
<p><strong>Elif Ertuna, </strong>daha sonra <strong>“meme protezi”</strong>ne de yöneldiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Meme büyütmeye çok talep var. Üstelik bu operasyonlarda yaş ortalaması da düşüyor.</strong></p>
<p><strong>Murat Oğuz </strong>araya girdi, şu veriye işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de yılda 40-45 bin kadın meme estetiği yaptırıyor. Bunların içinde meme kanseri nedeniyle operasyon geçirenler de yer alıyor.</strong></p>
<p><strong>Oğuz, Elif Ertuna</strong>’nın estetikte yaş ortalamasının düşüşüyle ilgili sözlerini şöyle perçinledi:</p>
<p>-          <strong>Üniversite mezuniyet hediyesi, hatta lise mezuniyet hediyesi olarak estetik operasyon geçirenleri de sıklıkla görüyoruz.</strong></p>
<p>Söz botokstan açılınca <strong>Oğuz </strong>şu veriyi irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de yılda 1.2 milyon kez </strong>“dolgu operasyonu” <strong>yapılıyor. Bunun toplam yıllık cirosu 200 milyon dolar civarında seyrediyor.</strong></p>
<p>Sohbet sırasında estetik operasyonlarla ilgili son dönemlerdeki trend üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Son dönemlerde </strong>“balerin estetiği” <strong>öne çıkıyor. Yani, dışarıdan bakılınca fark edilmeyen estetik operasyonları daha çok tercih ediliyor.</strong></p>
<p><strong>Murat Oğuz, “balerin estetiği”</strong>nden söz edince Bisse Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Kefeli, </strong>şu yorumu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Madem artık dışarıdan bakılınca fark edilmeyen estetik daha çok tercih ediliyor, neden dudaklarına dolgu yaptıran kadınlarda bu durumun tam tersini görüyoruz. Dudak dolgusu nedeniyle kimi kadınların konuşması bile değişiyor.</strong></p>
<p><strong>Oğuz, Mustafa Kefeli</strong>’nin yorumu üzerinde durmak yerine sağlık turizmiyle ilgili bir-iki veriyi irdeledi:</p>
<ul>
<li><strong>Ülkemizde sağlık turizmi geliri 3.2 milyar dolara çıktı.</strong></li>
<li><strong>Estetik operasyonların yüzde 60’ı sağlık turizmi için gelenlerden oluşuyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Murat Oğuz </strong>ve <strong>Elif Ertuna</strong>’ya 2015 yılı yaz aylarında İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) ile Ev ve Mutfak Eşyaları Sanayicileri ve İhracatçıları Derneği (EVSİD) organizasyonuyla gittiğim Panama’dan bir estetik izlenimi aktardım:</p>
<p>-          <strong>Rehberimiz, Panama, Venezüela dahil bazı Güney Amerika ülkelerinde kadınların daha güzel görünme çabasıyla 16 yaşında burun estetiği, 20 yaşında da meme büyütme operasyonu geçirdiklerini, ince belli görünmek için alt kaburga kemiklerini aldırdıklarını söylemişti.</strong></p>
<p><strong>Elif Ertuna, </strong>anlattığım izlenime şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizde de ince bel için alt kaburga kemiklerini aldıranlar oluyor…</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aman-eyvah-bizim-takim-super-lige-cikti-noktasina-gelinmesin-82395</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/5/1280x720/hamdi-ulukaya-1783052010.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aman, ‘Eyvah bizim takım Süper Lig&#039;e çıktı’ noktasına gelinmesin ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlarin-portfoy-hacmi-mevduatin-ucte-birine-ulasti-82394</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonların portföy hacmi mevduatın üçte birine ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye sermaye piyasaları savaşın ve sıkı para politikasının etkilerini yaşasa da yatırım fonlarında büyüme devam ediyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verilerine göre fonlarda yatırımcı sayısı 5.89 milyon kişiye, portföy büyüklüğü de 10 trilyon liraya dayandı. Son bir yılda yatırım fonlarının yatırımcı sayısı sadece yüzde 5,4 büyürken portföy büyüklüğü yüzde 64,8’e dayandı. Yatırım fonlarının bu hızlı yükselişi toplam mevduatın üçte birine, toplam hisse senedi piyasa değerinin de yarısına ulaşmasını sağladı. Sermaye Piyasası Kurulu da son bir ayda 21 yeni fonun kuruluşuna izin verirken fonlarda yatırımcı getirisi ise oldukça farklılaşıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4735136fb35-1783051539.png" alt="" width="406" height="440" /></p>
<h2>Yüzde 99'u yerli yatırımcı </h2>
<p>MKK verilerine göre 30 Haziran itibariyle yatırım fonlarında portföy büyüklüğü 10 trilyon liraya geldi. ABD ve İsrail’in İran’a açtığı savaş nedeniyle martta gerileyen fon yatırımcı sayısı ve portföy büyüklüğü ateşkese doğru giden süreçte toparlandı ve tarihi zirve seviyelerine geldi. Geçen yıl haziran sonunda yatırım fonlarında yatırımcı sayısı 5.59 milyon portföy büyüklüğü ise 6.05 trilyon lira seviyesinde bulunuyordu. Bir yılda yüzde 65'e varan büyüme ile portföy büyüklüğündeki ivme dikkat çekti. MKK verilerine göre fon yatırımcısının yüzde 99'u yerli yatırımcıdan oluşuyor. Portföy büyüklüğünde ise yabancı yatırımcıların sadece 4,4 oranında bir payları bulunuyor. Geri kalan ise yerli yatırımcının tasarruflarından oluşuyor.</p>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verilerine göre 26 Haziran itibariyle TL mevduat 18.8 trilyon lira, toplam mevduat ise 30.3 trilyon liraya geldi. Böylece yatırım fonları toplam mevduatın üçte birine ulaştı.</p>
<h2>Yüzde 80’i 10 milyon ve üzerinde </h2>
<p>Yatırım fonlarında toplam portföy büyüklüğünün yüzde 80,3'ü yani 7.9 trilyon liralık kısmı 10 milyon lira ve üzeri yatırımı olanlara ait. Bu büyüklükte portföye sahip olanların sayısı ise 95 bin 210. Mayıs ayına göre fonlarda yatırımı 10 milyon lira ve üzeri olan yatırımcı sayısı bir 210 artış gösterdi. Mayıs ayına göre haziranda yatırım fonu portföyünü büyütenlerde 10 milyon lira ve üzeri ile 5-10 milyon lira üzeri yatırımı bulunanlar başı çekti. Bir de 5-10 bin lira ile 10-20 bin lira portföyü olanlarda da portföy değeri artış gösterdi.</p>
<h2>Serbest şemsiye fonları önde </h2>
<p>TEFAS verilerine göre yatırım fonlarında son bir yılda en çok getiri serbest şemsiye fonlarında yüzde 69,09 ile yaşandı. Para piyasası şemsiye fonları devlet tahvili tutma zorunluluğuna rağmen yüzde 48,68 yıllık getiri ile ikinci sırada yer alırken, karma şemsiye fonlarının 1 yıllık getirisi yüzde 48,49 olarak hesaplandı. Değişken şemsiye fonlarında yüzde 47,85, fon sepeti şemsiye fonunda yüzde 46,98, katılım şemsiye fonunda yüzde 45,01 getiri gerçekleşirken hisse senedi fonları yüzde 42,06, borçlanma araçları fonları da yüzde 40,12 getiri sağladı. Son 1 yılda zor dönemler geçiren kıymetli madenler fonlarında ise getiri yüzde 37,55 ile tüm fon türleri arasındaki en kötü performans oldu. Yatırım fonlarına artan ilgi SPK’nın da mesaisini arttırıyor. Bazı aylar SPK’dan 20 üzerinde yeni yatırım fonu kurma izni çıkarken son 1 ayda ise iki SPK bülteninden 21 yeni fon kuruluşuna onay çıktı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hisse senedi piyasalarında yatırımcı sayısı 6,76 milyon</span></h2>
<p>MKK verilerine göre dalgalı bir seyir izleyen hisse senedi piyasalarında yatırımcı sayısı 6.76 milyona ulaşırken piyasa değeri 22.51 trilyon liraya yükseldi. Yatırım fonları büyümesiyle hisse senedi piyasasının büyüklüğünün yarısına ulaşmaya yaklaştı. Hisse senedi piyasasında savaşla birlikte mart sonunda piyasa değeri 19.66 trilyon liraya kadar gerilemişti. Nisanda yeniden bir yükselişe geçen ve 22.82 trilyon lira ile bu yılın en yüksek seviyesine çıkan hisse senedi piyasa değeri mayısta gerilese de haziranda yeniden toparlandı. Yatırımcı sayısı da martta 6.43 milyon, nisanda 6.41 milyona gerilemişti. Geçen yıl ise aynı dönemde 6.48 milyon hisse senedi yatırımcısı bulunuyordu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlarin-portfoy-hacmi-mevduatin-ucte-birine-ulasti-82394</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/7/1280x720/para-lira-tl-1752733985.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son yılların gözde yatırım aracı fonlarda büyüme, savaş molasının ardından devam ediyor. MKK verilerine göre haziran sonunda yatırım fonlarının portföy değeri 10 trilyon liraya geldi. Böylece yatırım fonları toplam mevduatın üçte birine, hisse senedi piyasasının ise yarısı kadar bir büyüklüğe ulaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ikitelli-osb-ihracat-yetkinligini-artiracak-82430</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkitelli OSB ihracat yetkinliğini artıracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>İkitelli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Mutlu, yeni dönem hedefleri hakkında EKONOMİ’ye açıklamalarda bulundu. İhracatçıyı odak noktasına alan yeni projelere odaklandıklarını kaydeden Mutlu, “Bölgemizde ihracat yaptığının bilincinde olmayan firmalarımız var. Hedefimiz farkındalık çalışmaları yaparak bu bilinç düzeyini yukarı çıkarmak. Bizim olmazsa olmazımız ihracat, bu alandaki etkinliğimizi artırmamız lazım” ifadelerini kullandı. Avrupa ve Orta Doğu pazarı için Türkiye’nin coğrafi yakınlık ve kaliteli ürünler konusunda öne çıktığını kaydeden Mutlu, kurun baskılanması ve artan maliyetler nedeniyle ihracatçıların zor bir dönemden geçtiğini söyledi Envanter çalışması sonucunda firma bazlı pazar araştırması gündemde İkitelli OSB olarak sanayi envanterinin çıkarılması konusunda çalışmalar yaptıklarına vurgu yapan Mutlu, “OSB’nin istihdam profili, kaç firmanın faaliyet gösterdiği ve kimlerin ne işle meşgul olduğu gibi konuları detaylı bir şekilde ele alacağız” dedi.</p>
<h2>Personel sorununun yerinde çözülmesi hedefleniyor </h2>
<p>Elde edilen veriler doğrultusunda sanayicilerin ihracat reflekslerini geliştirecek adımları önceleyeceklerini dile getiren Mutlu, “Firmaların sektörel dağılımlarına göre o sektörle ilgili teşvikleri ele alacağız ve firmalara bu yönde bilgilendirmelerde bulunacağız” diye konuştu. OSB bünyesinde dijital ihracat bölümünü kurma yolunda adımlar attıklarına işaret eden Mutlu, envanter çalışması bittikten sonra firma odaklı olarak ihracatta hedef pazar araştırmalarına başlayacaklarını bildirdi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a47532045eea-1783059232.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>OSB Başkanı Mehmet Mutlu, “Bölgemizde ihracat yaptığının bilincinde olmayan firmalarımız var. Hedefimiz farkındalık çalışmaları yaparak bu bilinç düzeyini yukarı çıkarmak” diye konuştu.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Bölgede personel temini ve istihdam konusunda büyük zorluklar yaşadıklarının altını çizen Mutlu, “OSB’mize mesleki eğitim merkezi kurma konusunda adımlarımız var. Hedefimiz sanayicilerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli eleman sorununa yerinde çözüm sunma” açıklamalarında bulundu. Yanı sıra sanayicilerin Ar-Ge çalışmalarını desteklemek amacıyla teknoloji geliştirme merkezi kuracaklarını ifade eden Mutlu, “Girişimcilerimizin ve sanayicilerimiz teknoloji geliştirme merkezi sayesinde devlet destekleri ve teşviklerinden faydalanmasını hedefliyoruz” açıklamasında bulundu.</p>
<h2>Yenilenebilir enerji yatırımlarında kapasite artış çalışmaları var </h2>
<p>Yenilenebilir enerji konusunda da çalışmalar yaptıklarını kaydeden Mutlu, 900 megavatlık bir gücü devreye aldıklarını söyledi. Depolama sistemleri ve rüzgar santrallerine yönelik yatırımlar konusunda da çalışmalar yaptıklarını dikkat çeken Mutlu, “RES’ler konusunda da fizibilite çalışmalarımız var” diye konuştu. İkitelli OSB’nin şehrin içinde kaldığının altını çizen Mutlu, sanayicilerden gelen kapasite artırımı talebine göre bazı projeler konusunda ilerleme kaydettiklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ikitelli-osb-ihracat-yetkinligini-artiracak-82430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/ikitelli-osb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bünyesindeki 300 binin üzerinde istihdam ve 30 bin işyeriyle Türkiye’nin lokomotif üretim üsleri arasında yer alan İkitelli OSB’de hedef bölgedeki sanayicilerin ihracat yetkinliklerini geliştirmek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abdnin-yeni-ekonomi-politikasi-5-temel-ilke-etrafinda-sekilleniyor-82422</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD’nin yeni ekonomi politikası 5 temel ilke etrafında şekilleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a474c8f412c8-1783057551.png" alt="" width="176" height="193" /></p>
<p><strong>DENİZ GÜLDAĞ </strong></p>
<p><strong>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, küresel ekonomik sisteme ilişkin değerlendirmelerinde ekonomik güvenliğin ulusal güvenliğin temel unsuru olduğunu vurgulayarak, her ülkenin kritik tedarik zincirleri ve stratejik sektörlerde kendi üretim kapasitesini oluşturması gerektiğini söyledi.</strong></p>
<p>ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in geçen hafta New York Ekonomi Kulübü'nde yaptığı konuşma gündeme yerleşti. ABD’nin kuruluşunun 250’nci yıl dönümüne günler kala bir hayli tartışma yaratan konuşmayı, Wall Street Journal gazetesi bir makale olarak uyarladı. İşte Bessent’in, ABD’nin temel ekonomi politikalarına ilişkin mesajlarını içeren ve WSJ tarafından uyarlanan makalesi:</p>
<p><strong>Hamilton, Trump'ın ekonomi </strong><strong>yönetimine ilham veriyor</strong></p>
<p>Her ülke, ulusal tedarikin tüm temel unsurlarına kendi içinde sahip olmaya çalışmalıdır!</p>
<p>Yaklaşık bir yüzyıl boyunca ABD, büyük faydalar sağlayan küresel ekonomik sistemin başlıca mimarı ve güvencesi oldu. Bu sistem, müttefiklerimizi savaşın yıkıntılarından çıkardı, küresel ticaretin kanallarını genişletti ve dünya genelinde yaşam standartlarını yükseltti.</p>
<p>Ancak bu sistemin dayandığı varsayımların yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.</p>
<p>ABD, savaş sonrası dünya düzenini şekillendirirken ve komünizm tehdidine karşı bir savunma oluştururken, daha büyük bir stratejik amaca hizmet eden ticari asimetrileri kabul etti. Daha müreffeh bir dünya yaratmaya yardımcı olduğu için iç pazarımızı dünyaya açtık.</p>
<p>Ticaret dengesizliklerine göz yumduk çünkü Amerikan ekonomik gücü sarsılmaz görünüyordu.</p>
<p>Ancak zamanla bu tercihler alışkanlıklara, alışkanlıklar varsayımlara ve varsayımlar da kırılganlıklara dönüştü. ABD pazarına erişimin herhangi bir koşul olmaksızın -dolayısıyla herhangi bir sonuç doğurmaksızın- sağlanabileceğini varsaydık.</p>
<p>Kriz anlarında tedarik zincirlerinin işleyeceğini, düşük fiyatların kaybedilen üretim kapasitesini telafi edeceğini ve diğer ülkelerin şirketlerimize, bizim onların şirketlerine davrandığımız kadar adil davranacağını varsaydık.</p>
<p>Ancak daha sonra stratejik sektörler yurt dışına taşındı, kritik tedarik zincirleri dost olmayan bölgelerde yoğunlaştı ve piyasa dışı uygulamalar rekabeti bozdu. Ekonomi politikamız ulusal stratejimizden kopmuş hale geldi.</p>
<p>Başkan Trump'ın liderliğinde ABD Hazine Bakanlığı, bir ulusun en temel yükümlülüklerini yerine getirmesine olanak sağlayan temel unsur olarak ekonomik güvenliği yeniden tesis etmek için çalışıyor.</p>
<p><strong>Ekonomi politikalarını ve yönetimini beş </strong><strong>temel ilke etrafında şekillendiriyoruz</strong></p>
<p>Attığımız adımlardan cesaret alan diğer ülkeler, onlara olan bağlılığımızı bir baskı aracı olarak kullanmaya başladı. Şimdi bunu düzeltmenin zamanı geldi. Adil ve ulusal çıkarlarımızla uyumlu bir ticarette ısrar etmemiz gerekiyor.</p>
<p>Bu nedenle ABD Hazine Bakanlığı, ekonomi politikalarını ve yönetimini beş temel ilke etrafında şekillendiriyor.</p>
<p>Birincisi, ekonomik güvenlik ulusal kapasiteyle başlar. Alexander Hamilton'ın bize öğrettiği gerçeği büyük bedeller ödeyerek yeniden keşfettik:</p>
<p>Her ülke “ulusal tedarikin tüm temel unsurlarına kendi içinde sahip olmaya çalışmalıdır.” Gücümüz, inşa edebildiklerimizden gelir; çünkü ihtiyaç duyduğu şeyleri üretemeyen bir ülke gerçekten güvenli değildir.</p>
<p>Kritik girdiler için rakiplerine bağımlı olan bir ülke gerçekten egemen ve bağımsız değildir. Ve ekonomisini yalnızca tüketime indirgeyen bir ülke gerçekten müreffeh değildir. Hamilton'ın ifade ettiği gibi, “iç ticaretimizin etki alanını” genişletmeliyiz.</p>
<p>Ekonomik güvenlik; yarının dünyasını şekillendirecek sektörleri yaratma, finanse etme ve büyütme kapasitesiyle başlar. Bunlar arasında bilgisayar çipleri, yapay zeka, kuantum bilişim, ileri üretim teknolojileri, gemi inşası, kritik mineraller ve ilaç sanayi yer alıyor. Bunlar yalnızca ekonomik sektörler değil, aynı zamanda ulusal gücün kaynaklarıdır. ABD bunların hepsinde lider olmalıdır.</p>
<p>İkincisi, Amerika'nın küresel ticaretteki açıklığı ortakları tarafından karşılık bulmalıdır. Her ülkenin kendi ekonomisini düzenleme hakkı vardır; ancak düzenlemeler, Amerikan şirketlerini yalnızca Amerikan oldukları için hedef aldığında ayrımcılığa dönüşür.</p>
<p>ABD, ticareti ve karşılıklılık ilkesini zedeleyen uygulamaları düzeltmek için birçok araca sahiptir. Bu araçları dikkatli ama kararlı bir şekilde kullanacağız.</p>
<p>Üçüncüsü, Amerika bir sonraki ekonomik düzenin kurallarını yazmalıdır. Ekonomik rekabet artık yalnızca malların okyanuslar ve limanlar üzerinden taşınmasıyla sınırlı değildir.</p>
<p>Rekabet, 21. yüzyılda ticaretin aktığı platformlar, sistemler ve protokoller tarafından şekillendirilecektir. Bu alanların her birinde standartlar stratejiye dönüşebilir. ABD ve ortaklarımız açık, güvenli ve piyasa temelli standartlar belirlerse, bu yüzyılın ekonomisi özgürlük ve refah yönünde şekillenecektir.</p>
<p>Dördüncüsü, finansal liderlik devlet yönetiminin merkezi araçlarından biridir. Doların dünyadaki konumu tesadüfi değildir ve liderlik rolümüz bize büyük avantajlar sağlamaktadır. Ancak bu rol aynı zamanda önemli yükümlülükler de getirir.</p>
<p>Yaptırımlara uyulmaması, finansal yaptırımların delinmesi, terörün finansmanı, siber suçlar, uyuşturucu kaçakçılığı ve yolsuzluk gibi faaliyetler finansal sistemdeki zayıflıklardan yararlanmaktadır. Hazine Bakanlığı'nın görevi, bu tür kötüye kullanımları ortadan kaldırarak finansal sistemi korumaktır.</p>
<p>Beşincisi, devletin uyguladığıekonomi yönetimi Amerikan halkına hizmet etmelidir. Amerika'nın rekabet avantajı hiçbir zaman yalnızca doğal kaynaklarımızdan veya sermaye piyasalarımızın derin gücünden ibaret olmadı. Bu avantaj her şeyden önce halkımızın karakterinde ve kapasitesinde yatmaktadır: Bir fikri olan girişimci, yeni meslek ve teknolojileri öğrenebilen çalışanlar ve gelişme özgürlüğü ile özgüvenine sahip kurumlar.</p>
<p>Kurucu liderlerimiz bugün içinde yaşadığımız dünyayı; kurduğumuz sektörleri, geliştirdiğimiz teknolojileri, yarattığımız refahı ve ulaştığımız gücü büyük ölçüde öngöremezdi.</p>
<p>Ancak onlar çok daha kalıcı bir gerçeği anlamışlardı: Bir ulusun kaderi, halkının enerjisi tarafından şekillendirilir. Bu enerji, bir kıtanın kıyısındaki küçük bir cumhuriyeti insanlık tarihinin en müreffeh ülkesine dönüştürdü.</p>
<p><strong>Artık daha yüksek standartlara ve daha </strong><strong>büyük beklentilere sahip bir ortağız </strong></p>
<p>Bu mirası, küresel ticaretteki açıklık politikamızın Amerika'yı güçlendirmesini sağlayarak koruyacağız.</p>
<p>Amerika ortaklarını memnuniyetle karşılar ve onlar sayesinde daha güçlüdür. Ancak artık ABD'nin ticaret ortakları; güçlü ittifaklara ve üretken ekonomik ilişkilere bağlı, adil rekabeti teşvik eden, yatırımı ödüllendiren ve açık ticarete inanan bir ülke beklemelidir.</p>
<p>Ve aynı zamanda çıkarlarının daha fazla farkında olan ve bu çıkarları korumaya daha hazırlıklı bir ülke de beklemelidirler.</p>
<p>Bunlar her ulus için makul beklentilerdir. ABD için ise gerekli ve vazgeçilmezdir; çünkü biz dünyanın en önemli ekonomik ortağı olduk ve olmaya devam edeceğiz. Ancak artık daha yüksek standartlara ve daha büyük beklentilere sahip bir ortağız. Biz, dünyaya sunduğumuz değerin farkındalığını yeniden kazanmış ve onu savunma iradesini yeniden elde etmiş bir ortağız.</p>
<p><strong>*Alexander Hamilton: ABD’nin ilk Hazine Bakanı ve mali sisteminin kurucusu.</strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abdnin-yeni-ekonomi-politikasi-5-temel-ilke-etrafinda-sekilleniyor-82422</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/2/1280x720/scott-bessent-1783057651.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD’nin yeni ekonomi politikası 5 temel ilke etrafında şekilleniyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nato-ve-turkiye-avrupalilasabilir-mi-ne-kadar-nereye-kadar-82410</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> NATO ve Türkiye Avrupalılaşabilir mi? Ne kadar, nereye kadar?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi tarihe geçer mi, söylemek güç. Büyük olasılıkla uluslararası kamuoyu Donald Trump'ın vereceği mesajlara, liderler diplomasisine ve olası siyasi jestlere odaklanacak. Oysa Türkiye açısından bu zirvenin asıl önemi, açıklanacak sonuç bildirgesinden çok farklı bir yerde olabilir. Ankara Zirvesi'ni yalnızca NATO toplantısı olarak okumak eksik kalır. Belki de ilk kez aynı masada ve üstelik Ankara’da üç ayrı Avrupa tartışması kesişecek.</p>
<p>Birincisi, Avrupa'nın güvenliğini daha fazla kendi omuzlarında taşıyacağı "Avrupalılaşmış NATO" arayışı. İkincisi, NATO'nun yeterince dönüşememesi halinde zaman zaman gündeme gelen Avrupa savunması ve Avrupa Ordusu fikri. Üçüncüsü ise Avrupa Birliği'nin son yıllarda yaşadığı büyük jeopolitik sarsıntılar sonrasında Türkiye'yi yeniden değerlendirmeye başlaması.</p>
<p>Eski Diplomat, düşünce kuruluşu EDAM Direktörü, İstanbul Araştırmaları Kurucusu ve Carnegie Kıdemli Araştırmacısı Sinan Ülgen'in değerlendirmesine göre Ankara NATO buluşması bir "sonuç zirvesi" değil; bir "kavram ve süreç zirvesi." Bu toplantıdan büyük kararlar çıkmayabilir. Ama NATO'nun, Avrupa'nın ve Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda birlikte yaşayacağı güvenlik mimarisinin kavramları ilk kez bu kadar açık biçimde konuşulabilir.</p>
<p>Zirvenin kritik yan oturumlarından birinin mimarı olan Ülgen, “Türkiye perspektifinden NATO nasıl Avrupalılaşabilir?” sorusunu tartışmaya açacak ve bir çalışma dokümanı sunacak. Ülgen’in çalışmalarına bakacak olursak Türkiye açısından tercih açık görünüyor: NATO'nun daha Avrupalı hale geldiği bir güvenlik mimarisi, Türkiye'nin dışında kalacağı bir Avrupa Ordusu modelinden çok daha rasyonel bir seçenek.</p>
<p><strong>Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?</strong></p>
<p>Ülgen’le gerçekleştirdiğim kapsamlı söyleşi ve detayları NATO Zirvesi arefesinde dikkatle okunarak düşünmeyi hak ediyor. Notlarıma geçmeden aklıma çocukluğumuzun meşhur dil oyunlarından biri takıldı: "Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız?"</p>
<p>Türkçenin eklemeli yapısını göstermek için üretilmiş bu eğlenceli cümle, bana Türkiye-Avrupa ilişkilerinin hikâyesini düşündürüyor. Yarım yüzyıldır iki tarafın birbirine sorduğu görünmez soru: "Siz Avrupalılaştıramadıklarımızdan mısınız?"</p>
<p>Yıllar geçti soru da şekil değiştirdi; Avrupa'nın önündeki mesele Türkiye'yi nasıl Avrupalılaştıracağı değil; Türkiyesiz nasıl güvenlik kuracağı, nasıl üretim yapacağı ve nasıl rekabet edeceği. Türkiye'nin önündeki soru ise Avrupa'nın yeni güvenlik ve ekonomik mimarisinin içinde hangi düzeyde yer alacağı.</p>
<p><strong>TÜRKİYE'NİN ÖNÜNDEKİ 3 AVRUPA SENARYOSU</strong></p>
<ol>
<li><strong> Avrupa daha güçlü, NATO daha Avrupalı</strong></li>
</ol>
<p>ABD güvenlik yükünün bir bölümünü Avrupalılara bırakıyor. Avrupa daha fazla savunma harcaması yapıyor ancak NATO çerçevesi korunuyor. Türkiye, NATO üyesi olduğu için karar mekanizmasının içinde kalmaya devam ediyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> NATO zayıflıyor, Avrupa Birliği savunması güçleniyor</strong></li>
</ol>
<p>Avrupa savunması giderek AB kurumları üzerinden şekillenirse Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen Avrupa'nın güvenlik kararlarının dışında kalabilir. Savunma sanayii, ortak fonlar ve yeni güvenlik projeleri AB üyeleri etrafında örgütlenebilir.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Hibrit model</strong></li>
</ol>
<p>NATO varlığını korurken Avrupa savunma kapasitesini artırıyor. Türkiye'nin konumu, AB ile geliştireceği ekonomik güvenlik, savunma sanayii ve üretim ortaklıklarının derinliğine bağlı olacak. Bu nedenle önümüzdeki dönemde üyelik tartışmalarından çok "entegrasyon düzeyi" belirleyici olabilir.</p>
<p><strong>Avrupa’da 3 Şok ve 1 Türkiye</strong></p>
<p>Avrupa Birliği son yıllarda peş peşe gelen jeopolitik sarsıntılarla karşı karşıya kaldı. Rusya'nın Ukrayna'yı işgali, Çin'e karşı artan ekonomik bağımlılık tartışmaları ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Avrupa güvenliğine yaklaşımındaki belirsizlik, Brüksel'i ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik kavramlarını yeniden düşünmeye zorladı. Bu 3 ülke Avrupa’nın şoku.</p>
<p>Ülgen'in Avrupa'nın ekonomik güvenliği üzerine yaptığı araştırma ise bu yeni dönemde dikkat çekici bir veri ortaya koyuyor: Türkiye, Avrupa'nın ekonomik güvenliği açısından en kritik ortakları arasında altıncı sırada yer alıyor. Bu sıralama siyasi yakınlıktan değil; üretim kapasitesinden, sanayi altyapısından ve Avrupa değer zincirlerine yaptığı katkıdan kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Avrupa’nın Sancısı; Konuşan Kim?</strong></p>
<p>Avrupa'nın Türkiye politikasını anlamayı zorlaştıran yalnızca Ankara-Brüksel ilişkileri değil. Asıl karmaşa Brüksel'in kendi içinde yaşanıyor. Avrupa ne diyor, ne istiyor?... Avrupa Birliği tek bir aktör mü, yoksa Ülgen'in ve AB Dış Politika eski Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'in farklı açılardan işaret ettiği gibi, aynı anda farklı seslerle konuşan çok katmanlı bir yapı mı?</p>
<p>Yakın geçmişte Avrupa’nın rekabetten koptuğu uyarısını yaparak Avrupalıları kış uykusundan uyandırmayı başaran Borrell, yeni bir çıkış yaptı. Ankara Zirvesi öncesi iyi okunmalı. Avrupa Komisyonu'nun son yıllarda dış politika ve savunma alanında antlaşmaların öngördüğünden daha geniş bir rol üstlenmeye çalıştığını söyledi. Yetkilerini aştığını ifade etti, "Avrupa adına kim konuşuyor?" diye sordu.</p>
<p>Bu tartışmanın görünür hale gelmesinin nedenlerinden biri Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen'in NATO üyesi ve işlemese de Gümrük Birliği ile Avrupa bağı olanTürkiye'yi, Rusya ve Çin ile birlikte Avrupa'nın "jeopolitik meydan okumaları" arasında sayan açıklaması olduğunu unutmayalım.</p>
<p>Ülgen de Avrupa’nın sergilediği yaklaşımı, Avrupa'nın jeopolitik çıkarlarıyla uyumsuz bulduğunu ifade ediyor; “Avrupa bir yandan Türkiye'yi NATO, enerji, göç, üretim ve güvenlik açısından vazgeçilmez ortak olarak görüyor, siyasi söyleminde Türkiye'yi stratejik rakiplerle aynı cümle içinde konumlandırıyor.”</p>
<p><strong>Türkiye'nin Görünmeyen Riski</strong></p>
<p>Ülgen, Avrupa'nın önünde iki seçenek bulunduğunu ifade ediyor: “…ya Türkiye'yi güvenlik ve ekonomik mimarisinin doğal parçası olarak yeniden tanımlayacak ya da siyasi söylemi ile stratejik ihtiyaçları arasındaki mesafeyi büyütmeye devam edecek.”</p>
<p>Türkiye açısından en önemli tartışmalardan biri kamuoyunda yeterince konuşulmuyor. Avrupa'nın güvenlik mimarisi NATO yerine Avrupa Birliği kurumları etrafında şekillenmeye başlarsa Türkiye karar mekanizmasının dışında kalabilir.</p>
<p>Dolayısıyla Avrupa savunmasının NATO ekseninden uzaklaşması Ankara açısından stratejik bir belirsizlik yaratabilir. Bu nedenle Türkiye'nin çıkarı, Avrupa'nın daha fazla savunma sorumluluğu üstlenmesi kadar, bunun NATO çerçevesinde gerçekleşmesi. Ankara açısından mesele karar masasında kalabilmek.</p>
<p><strong>Güvenlik Askerî Bir Kavram Değil mi?</strong></p>
<p>Ülgen’le söyleşimizde önemli zihinsel dönüşüm güvenlik tanımında çıktı. Bugün güvenlik denildiğinde artık yalnızca ordu, tank veya füze anlaşılmıyor. Enerji, ekonomi, teknoloji güvenliği, yapay zekâ… Kritik ham maddeler…Tedarik zincirleri… Toplumların dayanıklılığı… Demokratik istikrar… Bunların tamamı güvenlik başlığının içine girmiş durumda. Sanayi politikaları, ticaret politikaları, teknoloji yatırımları ve üretim stratejileri de güvenlik politikasının parçası haline geliyor. Türkiye'nin de bu dönüşümü aynı geniş perspektifle okuması gerekiyor.</p>
<p><strong>NEDEN; YİNE YENİDEN TÜRKİYE? </strong></p>
<p>Ülgen'in Carnegie Europe'da yayımlanan kapsamlı araştırması <strong>"From Trade Dependence to Geopolitical Leverage; The EU in an Era of Weaponized Interdependence" </strong>başlıklı makalesi ne söylüyor?</p>
<p>Avrupa'nın temel kırılganlığı toplam ithalat hacmi değil; enerji, elektronik, batarya, mikroçip, makine parçaları ve kritik mineraller gibi sistemi çalıştıran ürünlerde yoğunlaşan bağımlılığı.</p>
<p>Avrupa'nın ekonomik güvenliği açısından Türkiye, en kritik ticaret ortakları arasında <strong>altıncı sırada</strong> bulunuyor. Yalnızca ticaret hacminden kaynaklanmıyor. Türkiye'nin otomotiv, makine, kimya, metal, ara malı ve sanayi üretim zincirlerindeki rolü, onu Avrupa açısından stratejik bir üretim ortağı haline getiriyor.</p>
<p>Ülgen'in vardığı sonuç önemli: Türkiye'nin Avrupa açısından değeri artık yalnızca aday ülke olmasından değil; Avrupa'nın üretim, tedarik zinciri ve ekonomik güvenlik mimarisinde üstlendiği rolden kaynaklanıyor.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye-AB ilişkileri giderek "üyelik müzakeresi" olmaktan çıkıp "karşılıklı ekonomik güvenlik ortaklığı" çerçevesinde okunmaya başlanıyor.</p>
<p><strong>Yeni Hikâye Denemesi Karşılıklı Bağımlılık </strong></p>
<p>Ankara Zirvesi'nde büyük şov küçük kararlar çıkma olasılığı var, bildiride çarpıcı ifadeler yer almayabilir. Zirveden sonrası daha kritik bence. Yeni bir dil oluşuyor. Karşılıklı ekonomik bağımlılık… Üretim güvenliği… Savunma sanayii… Tedarik zincirleri… Teknoloji… Ekonomik güvenlik…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nato-ve-turkiye-avrupalilasabilir-mi-ne-kadar-nereye-kadar-82410</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO ve Türkiye Avrupalılaşabilir mi? Ne kadar, nereye kadar? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-yeni-malzemeler-ve-yeni-cozumler-82409</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31, yeni malzemeler ve yeni çözümler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>PROF. DR. FEVZİ YILMAZ - </strong><strong>Fatih Sultan Mehmet Vakıf </strong><strong>Üniversitesi Öğretim Üyesi</strong></p>
<p>BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi doğrultusunda COP31 (31. BM İklim Değişikliği  Konferansı), 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Akdeniz’in mavi incisi Antalya’da yapılacak. Temmuz 2025’te “İklim Kanununu” çıkaran ülkemiz iklim krizine karşı ulusal eylem planlarını belirlemişti. Ev sahipliğini yapacağımız COP31 kapsamında alınacak kararlar; ülkelerin karbon emisyonu hedeflerinden enerji politikalarına, sürdürülebilir kalkınma stratejilerinden yeşil finansmana kadar geniş bir etki alanına sahip olacaktır. COP31’de STK’ların katılım ve katkıları ile yeni nesil iklim politikalarına yön verileceği beklenmektedir.</p>
<p>İklim değişikliğinin kötü etkisinden kaçınmanın bir yolu malzemelere odaklanmaktır. İmalat sanayii ve inşaat sektörü insan etkili iklim krizinin iki sorunlu alanıdır. Malzeme olarak yeşil çimento ve plastiklerin geri dönüşümü en önemli iki açılımdır. Bu makalede tek kullanımlık malzemelere dönük çalışmalar yanında enerji verimli uygulamalar da öne çıkarılmıştır. Ayrıca yer küreyi soğutma amaçlı “Gök Mühendisliği” çalışmalarına da eleştirel bakış penceresi açılmıştır.</p>
<p><strong>a- İklim değişikliği bağlamında malzemeler:</strong> İklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı koymada malzemeler merkezi rol oynarlar. İnsanoğlu geleceğini inşa etmeye çalışırken üretim ve imalat sektörünün en zararlı insan faaliyeti olduğunu unutmamalıdır. Çimento sanayii tek başına insan kaynaklı karbon salınımının %8’ini verir. Yenilikçi ve yaratıcı eylemler daha temiz ve çevre dostu çözümler getirmektedir. Yeşil çimento veya karbon negatif çimento bunlardan biridir. Brimstone Şirketi bu alanda öncülük etmekte ve kireçtaşı yerine kalsiyum silikat kayaçları kullanarak standart çimentodan yapılan beton kadar mukavemetli yapılar üretmektedir. Brimstone kanıta dayalı üçüncü parti sertifikasyonu almıştır (Time, Nov. 6, 2023, p:50).</p>
<p>Diğer örnek plastiklerin yerine geçen malzemeler veya plastiklerin tekrar kullanımı ile ilişkilidir. UBO Kuruluşu, biyolojik esaslı termoplastik malzemeler ve geri dönüştürülemez atıklar üstünde çalışmaktadır. Tek kullanımlık organik ve geri dönüştürülemez atıkların mikrop-bakteri yardımıyla  naylona dönüştürme amaçlı araştırmalar sürdürülmektedir (MicroPET Teknolojisi). Planet A’nın kase çalışması örnek verilebilir. Burada kağıt kase yüzeyi sızdırmaz su bazlı yapıştırıcı ile sıvanmıştır. Bu onu su sızdırmaz yapar, ayrıca geri dönüşümü ve bioçözünürlüğünü arttırır. Kase kıvrılabilir ve kapak işi görebilir (ayrı plastik kapağı gereksiz yapar). Diğer örnek Plastiksiz Sürdürülebilir Eczane konseptidir. Geri dönüştürülemez küçük plastik ilaç şişeleri çöp alanlarına gitmektedir. Yıllık 200 milyara yakın sayıda plastik ilaç şişesinin % 97’si geri dönüşüme sokulamaz. Cabinet Health Şirketi plastik yerine cam ve kompost edilebilir malzeme önermektedir (Time, Nov. 11, 2024, p:49).</p>
<p><strong>b- Yeşil enerjide kullanılan malzemeler:</strong> Diğer inovasyon yeşil enerjide kullanılan metallerin madenciliğinin çevre etkilerinin azaltılması üstünedir. Niron’s Clean Earth Magneti yüksek oranda demir ve azottan oluşur. Bu magnetler mukavemetli olup nadir toprak elementi magnetlerinden daha çevrecidir ve uygundur.</p>
<p>Enerji depolamanın ana öğesi olan lityum metalinin üretimi, ergimiş tuz içinde lityum karbonat çözülerek gerçekleştirilebilir. Böylece lityum bataryalar daha sürdürülebilir formatta kullanılmış olur. Bazı şirketler tedarik zincirlerini sürdürülebilir yapmışlardır, ürün ve üretimi etik hale sokmuşlardır. Bugün batarya girdileri ve elemanlarının geri kazanımı (döngüsel ekonomi) nerede ise bataryanın fonksiyonu kadar önemli olmuştur.</p>
<p>FibreTrace, fibre içinde ışıldayan pigmentler anlatır, bu özellik son giysinin orijinini kanıtlar. Bu bilgiden giderek enerji verimliliğini arttırma adına bilim çalışanları ev ve arabaları nasıl daha yalıtkan yapabiliriz sorusuna cevap üretmişlerdir (ABD Perdue Üniversitesi çalışması). Beyaz boyaya UV’leri daha iyi yansıtan kimyasallar ilave edildiğinde ögenin iç kısmı daha az soğutma ihtiyacı duyar. Bina ve arabaların dış yüzüne alelade beyaz boya yerine kimyasallı boya kullanılır.  Bu uygulamanın toksik etki yoktur ve 2019’da patent alınmıştır (Time, Nov. 6, 2023, p:50). Benzer ve şaşırtıcı çalışmalar “Gök Mühendisliği” teması altında küresel ısınmayı azaltma amacıyla yapılmaktadır. Küresel sıcaklık artışını yavaşlatmak amacıyla geliştirilen ve bilim dünyasında Deniz Bulutu Parlaklaştırma (MCB) olarak adlandırılan çalışmaya BK Manchester Üniversitesi öncülük etmektedir. Volkanlardan, orman yangınlarından ve diğer kaynaklardan yükselen kükürt dioksit gazı bulutla tepkimeye girer ve stratosferde ince sülfirikasid kristalleri oluşur. Her yıl yüzlerce uçakla stratosfere binlerce ton kükürt dioksit yüklendiğinde ise insan kaynaklı sülfirikasid kristalleri oluşturulmuş olur. Kristaller üç yıl stratosferde asılı kalarak güneşten yerküreye doğru gelen enerjiyi bloke ederler veya geri yansıtırlar.  Isı ve ışınımın geri yansıtılması doğal olarak karaların ve okyanusların az ısınması demektir. Bir başka öneri denizlerdeki tuzlu suyu bulutlara doğru püskürtme eylemini kapsar (300-1000 metre yüksekliğe). Oluşturulan yoğunlaşmış bulut kütlesi parlaklaşır ve güneşten gelen enerjiyi geri yansıtır. Gümüş iyodür tozları da gündemdedir. Bu tozlarla bulutlarda oluşturulan ve büyütülen buz taneleri yere iner (veya suya dönüşüp yere iner), kalan bulut incelir ve bilinen şemsiye (sera) etkisi azalır. Doğal olarak yeryüzünden geri yansıyan ışığın ince bulut tarafından kesilmesi düşer, böylece yeri ve denizleri ısıtmak yerine uzayı ısıtmış oluruz (Engineering The Skies to Cool the Earth, Scientific Amerikan, October 2023, p:35). Enerji obur yaşamdan vaz geçemeyen ve küresel ısınmayı düşüremeyen insanoğlunun gökyüzüne müdahelesi ne kadar doğrudur ve ahlakidir? Yan etkileri nedir? Bunları tartışmalıyız!</p>
<p><strong>c- Kompostlanabilir poşetler:</strong> Plastik poşetler perakendecilerin en büyük çevre kabuslarından biridir. Julia Marsh, Sway Şirketinin kurucusu ve CEO’sudur, çevre dostu alternatifi geliştirmiştir. TPSeaFlex ticari markalı biyoplastik esnek filim olup yosundan üretilmiştir. Parlak yarı saydam yapıdaki bu alternatif, PE plastik poşet zincirinde yer bulmuştur. Ürün tam kompostabil ve PE tokluğunu sahiptir. Marsh, TPSeaFlex’i  kendi garajında 400 farklı formülü deneyerek geliştirmiş ve bugüne kadar 8,5 milyon $ fon desteği almış olup J.Crew ve Prananın da içinde olduğu geniş müşteri listesi oluşturmuştur. Yaklaşık 50.000 kg TPSeaFlex bu yıl milyonlarca alışveriş poşetinde yer alacaktır (Time, Oct. 27, 2025, p:70).</p>
<p><strong>d- Hızlı 3 Boyutlu baskı teknolojileri:</strong> Yükselen ve öncül teknolojilerden 3B baskı, pazarda yer edinme yönüyle umulandan yavaş kalmıştır. Talaşlı imalata göre ürün girdilerinde sıfır zayiat üstünlüğüne, bugün artan üretim hızı da eşlik etmektedir. FormLab, Form 4 ile bu beklentiyi güçlendirmektedir. Masaüstü boyuttaki Form 4, baskı hızını önceki versiyondan beş kat fazla yapabilmektedir. Burada sistem güçlü LED ışıklarıyla LCD sisteminde sıvı reçineyi hızla katı tabakaya dönüşür, gece boyunca yürütülen 3B imalat süresi saatler mertebesine inmiş olur. Sistem geleneksel enjeksiyon kalıplarıyla yapılan imalatla rekabet edebilirdir artık. Böylece 3B makine gün içinde çok sayıda farklı ürün basabilir. FormLabs CEO ve kurucusu Max Labovsky donanım geliştiricisi olup, “Fazla tasarım, pazara daha iyi ürün” özdeyişi ile hareket etmektedir. Müşteriler arasında Mikrosoft, Ford ve NASA vardır (Time, Nov. 11, 2024 p: 65).</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-yeni-malzemeler-ve-yeni-cozumler-82409</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31, yeni malzemeler ve yeni çözümler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/babialinin-son-ustalarindan-biri-tefo-abi-82408</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Babıâli&#039;nin son ustalarından biri: Tefo Abi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gazetecilik yalnızca haber yazmayı öğrenerek yapılmıyor. Bu meslek biraz da ustaların odasında oturarak, onların anlattıklarını dinleyerek, aynı sofrayı paylaşarak öğreniliyor. Ben şanslıydım. Böyle ustalar tanıdım. Onlardan biri de <strong>Tevfik Yener</strong>'di. Biz ona <em>"Tefo Abi" </em>derdik.</p>
<p>Bugün onun ardından yazı yazarken aklıma önce gazeteler gelmiyor. Tarabya Garaj Restaurant geliyor. Odasındaki bitmeyen sohbetler geliyor. Bir konuyu anlatırken heyecandan ayağa kalkışı geliyor. Kahkahası geliyor. Ve bir cümlenin içinden onlarca hikâye çıkarabilen olağanüstü hayal gücü geliyor.</p>
<p>Tefo Abi'nin yanında geçirilen birkaç saat, birçok gazetecilik okulundan daha öğreticiydi. Çünkü o yalnızca mesleği anlatmazdı. Mesleğin ruhunu dile getirirdi. Çünkü Tefo Abi yalnızca iyi bir gazeteci değildi. Türk basınında birçok ilke imza atmış, yayıncılığın yönünü değiştiren ustalardan biriydi. Ressamdı, grafikerdi, yayıncıydı, yazardı. Hayatın her alanına merakla yaklaşan, üretmeden duramayan insanlardandı.</p>
<p>Türk basınında hem yazabilen... Hem çizebilen... Hem de gazete tasarlayabilen gazeteci sayısı çok azdır. Tefo Abi onlardan biriydi.</p>
<p>Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim eğitimi almış, Bedri Rahmi Eyüboğlu Atölyesi'nde yetişmişti. Gazeteciliğe de aslında öğrenciyken ressam olarak adım atmıştı. 1955 yılında henüz okul sıralarındayken <em>Türk Sesi Gazetesi</em>'ne çizimler yapıyordu. Gazetecilik onun hayatına kalemle değil, fırçayla girmişti.</p>
<p>Belki de bu yüzden gazeteye hiçbir zaman yalnızca haber gözüyle bakmadı. Gazetenin nefes almasını isterdi. Başlığı... Fotoğrafı... Puntoyu... Sayfa düzenini... Boşlukları... Hepsini birlikte düşünürdü. Bugün <em>"gazete tasarımı" </em>dediğimiz pek çok şeyi o yıllarda sezgileriyle yapıyordu.</p>
<p>Sanat eğitiminin yanında müzik de hayatının önemli parçalarından biriydi. Gençlik yıllarında gece kulüplerinde kontrbas ve trombon çalacak, şarkı söyleyecek kadar iyi bir caz tutkunuydu. Gazetenin ritmini de belki biraz buradan kuruyordu. Sayfaya bakarken yalnızca kelimeleri değil, ritmi, dengeyi ve sessizliği de görüyordu.</p>
<p><em>ABC </em>dergisini tipo baskıdan ofset baskıya geçiren ekibin içinde yer almıştı. Bugün genç gazeteciler için belki teknik bir ayrıntı gibi görünebilir. Ama bizim kuşağımız bilir. Bu, Türk dergiciliğinde gerçek anlamda bir devrimdi. Ofset baskıyla birlikte yalnızca baskı kalitesi değişmedi. Dergiciliğin dili değişti. Görsel anlatımı değişti. Okurun dergiyle kurduğu ilişki değişti. Tefo Abi işte o büyük dönüşümün mimarlarından biriydi.</p>
<p>Sonra <strong>Haldun Simavi</strong>'nin <em>Hürriyet</em>'ten ayrılıp <em>Günaydın, Saklambaç</em> ve <em>Gırgır'</em>ın da içinde bulunduğu dev medya grubunu kurduğu yıllar geldi. <em>Saklambaç'</em>ın başına Tevfik Yener geçti. Ardından <em>Günaydın</em>... <em>Posta</em>... <em>Yeni Asır İstanbul</em>... Sabah Yıldızı...<em> Takvim...</em> Ve daha birçok gazete...</p>
<p>Kırk iki yıl boyunca genel yayın yönetmenliği yaptı. Rekor tirajlara ulaşan gazeteler yönetti. Yeni gazeteler tasarladı. Yeni ekler hazırladı. Yeni yayın projeleri geliştirdi. Ama hiçbir zaman yalnızca yönetici olmadı. Masasına kapanıp emir veren genel yayın yönetmenlerinden değildi. Çizerdi. Yazardı. Maket yapardı. Başlık önerirdi. Muhabirin haberini düzeltirdi. Fotoğraf seçerdi. Kısacası gazetenin her işini bilirdi. İşte gerçek anlamda "<em>yayıncılık</em>" buydu.</p>
<p>Gazeteciliğin yalnızca içeriğini değil, görünümünü de değiştiren kuşağın en önemli isimlerinden biriydi. Gazetelere fotoromanları, arka sayfa güzellerini taşıyan, dönemin renkli basın anlayışının oluşmasında rol oynayan isimler arasında yer aldı. Bugün sıradan görünen birçok yayıncılık uygulaması, o yıllarda cesur yeniliklerdi.</p>
<p>Ben, onunla <em>Sabah Grubu</em>'nda, <em>Sabah Yıldızı'</em>nda 80’li yıllarda birlikte çalışma şansına sahip oldum. Bana çok şey öğretti. Ama öğrettiklerinin çoğu gazetecilik teknikleri değildi. İnsan tanımayı öğretti. Merak etmeyi öğretti. Ayrıntıya bakmayı öğretti. Bir haberi yalnızca yazmanın yetmediğini... Onu okutmanın da gerektiğini öğretti. Bugün hâlâ yazarken zaman zaman kendi kendime <em>"Tefo Abi bunu okusa ne derdi?"</em> diye düşündüğüm olur. Çünkü bazı ustalar meslek hayatınızdan çıkmaz. İç sesiniz olurlar.</p>
<p>Çok zeki insanların ortak bir özelliği vardır. Rutin onları boğar. Tefo Abi de öyleydi. Çabuk sıkılırdı. Sürekli yeni fikirler üretirdi. Bitmek bilmeyen merakı... Onu hep yeni arayışlara götürmüştü.</p>
<p>Bir gün bana uzun uzun anlatmıştı. <em>Saklambaç</em>'tan ayrılmaya karar verdiği günleri...</p>
<p>Artık başka bir şey yapmak istediğini... Kendi adına büyük bir yayın hazırladığını... O dönemin en ilginç yayınlarından <em>"2. Dünya Savaşı Ansiklopedisi"</em>nin hikâyesini.</p>
<p>Tefo Abi'nin en güzel tarafı buydu. Her yeni işe ilk işiymiş gibi heyecan duyardı. Ne yazık ki hayat her zaman üretken insanları ödüllendirmiyor. Tefo Abi'nin de en büyük zaafı insanlara güvenmesiydi. Paraya değil... İnsanlara inanırdı. Fikre inanırdı. Üretmeye inanırdı. Çok güvendiği, yetişmesine katkıda bulunduğu gençlerden birinin ihaneti sonunda büyük emek verdiği yayın girişimi sona ermişti.</p>
<p>Bunu bana anlatırken sesinde kırgınlıktan çok şaşkınlık vardı. Çünkü o ihanet etmeyi bilenlerden değildi. İhanete uğramayı da yakıştıramıyordu. Belki de eski kuşak yayıncıların en belirgin özelliği buydu. Rekabet ederlerdi ama birbirlerinin emeğine saygı duyarlardı. Tefo Abi de o anlayışın insanıydı. Onun için yayıncılık yalnızca para kazanılan bir iş değildi. Bir fikir üretmekti. Bir kültür inşa etmekti. Bir iz bırakmaktı.</p>
<p>Biz gazeteciliği ustalarımızdan öğrendik. Onlar bize haber yazmayı öğrettiler. Ama daha önemlisi... Meslek ahlakını öğrettiler. Gazetecinin omurgasının kalemi olduğunu öğrettiler. Benim tanıdığım o kuşağın büyük gazetecileri kalemlerini hiçbir zaman satmadılar. Tevfik Yener de onlardan biriydi.</p>
<p>Onun için gazetecilik bir geçim kapısından önce bir karakter meselesiydi. Gazetecilikten sonra da durmadı. Yazmaya devam etti. Araştırmaya devam etti. Üretmeye devam etti. Yedi ansiklopedi... Elli ikiyi bulan kitap... Üç dergi... Yayınladıklarından bazılarıydı. Sadece gazete çıkarmakla yetinmemiş, bilgiyi kalıcı hâle getirmeye çalışmıştı. Ansiklopediciliği de gazeteciliğin doğal devamı gibi görüyordu. Çünkü onun için yayıncılık, günlük haberin ötesinde bir hafıza kurmaktı.</p>
<p>Kendi kitaplarıyla da okurunun karşısına çıktı.</p>
<p><em>Birinci Dünya Savaşı ve Osmanlı İmparatorluğu</em> ile tarihe duyduğu ilgiyi paylaştı.</p>
<p><em>Türk Olmak</em> ile düşüncelerini anlattı.</p>
<p><em>İstanbul Aşk Ekmek Hayal</em> ile yalnızca İstanbul'u değil, yarım asırlık basın dünyasının perde arkasını da kayıt altına aldı.</p>
<p><em>7 Akbaba – Kıyametin Habercileri</em> ile bu kez kurguya yöneldi.</p>
<p>Onun yazdıklarında gazetecilik, tarih, siyaset ve sanat birbirinden hiç kopmadı. Çünkü Tefo Abi yalnızca haber peşinde koşan bir gazeteci değildi. Hayatın tamamına merak duyan bir kültür insanıydı.</p>
<p>Medya yöneticiliğini bıraktıktan sonra yolu New York'a uzandı. Yaklaşık yirmi yıl boyunca orada yaşadı. Ama üretmekten yine vazgeçmedi. Bu kez daha çok resim yaptı. Politik ve toplumsal içerikli tablolar üretti. Eserleri Amerika Birleşik Devletleri'nde sergilendi. Aslında gençliğinde fırçayla başladığı yolculuk, yıllar sonra yeniden resimle buluşmuştu. Belki de gazetecilik boyunca anlatamadığı bazı duyguları bu kez tuvallere aktarıyordu.</p>
<p>Onu tek bir meslek tanımıyla anlatmak hiçbir zaman mümkün olmadı. Ben Tarabya Garaj'daki sohbetlerimizi düşündüğümde bunu daha iyi anlıyorum. Söz bazen gazetecilikten açılırdı. Bir bakardınız resme gelmiş. Oradan müziğe geçmiş. Sonra yeniden gazeteye dönmüşüz.</p>
<p>Tefo Abi'nin zihninde bütün sanat dalları birbirine bağlıydı. Belki de onu farklı yapan tam olarak buydu. Gazeteyi de bir sanat eseri gibi görürdü.  Bir ressamın tuvale baktığı gibi değerlendirirdi. İşte bu yüzden onun yönettiği gazeteler yalnızca okunmazdı. Görülürdü de.</p>
<p>Çalıştığı her gazeteye yalnızca yöneticilik yapmadı. Kimlik kazandırdı. Gazetecilikte hep bir adım sonrasını düşündü. Belki de onu farklı yapan buydu.</p>
<p>Hayat ona son yıllarında ise çok ağır acılar yaşattı. 2019 yılında sevgili oğlu <strong>Hasan Ali</strong>'yi kaybetti. Bir babanın yaşayabileceği en büyük acıyı yaşadı. Acısını hiçbir zaman gösterişli cümlelerle anlatmadı. İçine attı. Sessizce taşıdı.</p>
<p>Şimdi elli iki yıllık hayat arkadaşı <strong>Neşe Karaböcek</strong>'in şu sözlerini okuyunca insanın boğazı düğümleniyor:</p>
<p><em>"52 yıl aynı yastığa baş koyduk, hayat arkadaşım... Oğlum gitti Hasan'ım. Onun yanına gidiyor. İnşallah orada buluşurlar."</em></p>
<p>Bazı cümlelerin üzerine gerçekten başka hiçbir şey söylenmiyor.</p>
<p>Gazeteciliğin eski ustaları birer birer aramızdan ayrılıyor. Onlarla birlikte yalnızca insanlar gitmiyor. Bir yayıncılık anlayışı... Bir meslek terbiyesi... Bir gazete kültürü... Bir kuşak da yavaş yavaş tarihe karışıyor. Bugün gazeteler daha hızlı hazırlanıyor olabilir. Teknoloji çok ilerledi. Sayfalar saniyeler içinde kuruluyor. Ama iyi gazeteciliğin özü hâlâ değişmedi: Merak... Emek... Vicdan... Ve karakter... Tefo Abi'nin bize bıraktığı en büyük miras da sanırım buydu. Ama biliyorum ki Tefo Abi gibi insanlar gerçekten gitmez. Bir gün eski bir gazetenin sararmış sayfasında... Bir kitap kapağında... Bir ansiklopedinin satır aralarında... Cesur atılmış bir manşette... İyi tasarlanmış bir gazete sayfasında... Ya da genç bir gazetecinin kaleminde yeniden karşımıza çıkarlar. Çünkü bazı insanlar yalnızca yaşadıkları döneme değil, mesleklerine de ömür verirler.</p>
<p>Tevfik Yener onlardan biriydi.</p>
<p>Hoşça kal Tefo Abi...</p>
<p>Bana... Benim kuşağıma... Ve Türk basınına kattıkların için teşekkür ederim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/babialinin-son-ustalarindan-biri-tefo-abi-82408</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/8/1280x720/tefo-abi-1783054714.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Babıâli&#039;nin son ustalarından biri: Tefo Abi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cinin-batiya-acilan-kapisi-urumci-turk-ihracatcilarina-yeni-ufuklar-aciyor-82477</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Egeli ihracatçılar China-Eurasia Expo&#039;ya katıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nin başkenti Urumçi’de düzenlenen China-Eurasia Expo 2026'ya (Çin Avrasya Expo 2026) milli katılım organizasyonu gerçekleştirdi. 25-29 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenen organizasyonun Türkiye ile Çin arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi açısından verimli temaslara sahne olduğu bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Çin'in Batı’ya açılan kapısı olarak görülen Urumçi'de gerçekleştirilen fuarda, Türk firmaları Çinli alıcıların yanı sıra Orta Asya ülkelerinden gelen ithalatçılar, yatırımcılar ve kamu temsilcileriyle çok sayıda iş görüşmesi gerçekleştirdi. Fuara Pekin Büyükelçimiz Selçuk Ünal ve Pekin Ticaret Müşavirimiz Kerem Erol’da katılım sağlayıp firmalarımızla bir araya geldi.</p>
<p>Fuarın açılış törenine Çin’in gelecekteki lider adaylarından biri olan Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi Siyasi Büro Daimi Komitesi Üyesi ve Başbakan Yardımcısı Ding Xuexiang yanında Kazakistan ve Kırgızistan Başbakan Yardımcıları, Pakistan Ulusal Meclis Başkan Vekili Sayed Ghulam Mustafa katılım sağladı.</p>
<p>Kuşak ve Yol Girişimi'nin önemli merkezlerinden biri olan ve Çin’in batıya açılan kapısı olarak konumlandırılan Sincan’ın, sahip olduğu güçlü kara yolu, demir yolu ve lojistik altyapısıyla Avrasya ticaretinin stratejik merkezlerinden biri olma konumunu bir kez daha ortaya koydu. Expo, 49 ülke ve bölgeden katılım alırken, yatırım, yeşil dönüşüm ve ileri teknoloji odaklı iş birlikleri ön plana çıktı.</p>
<p>Fuarı değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Çin pazarının yalnızca ihracat açısından değil, yatırım ve ortak üretim modelleri bakımından da Türk firmalarına önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, “Urumçi'de gerçekleştirdiğimiz görüşmeler, Çin pazarında kalıcı olmanın yolunun yalnızca ürün satmaktan değil, stratejik ortaklıklar geliştirmekten geçtiğini gösterdi. Çin'de şirket kurulması, yerel ortaklarla birlikte çalışılması ve üretim süreçlerine entegre olunması, firmalarımıza hem Çin iç pazarına hem de Avrasya coğrafyasına erişim açısından önemli avantajlar sağlayacaktır. Çin'in yabancı yatırımcılar için sunduğu finansman, yatırım ve bölgesel teşvik mekanizmalarının Türk firmalarımız tarafından daha yakından takip edilmesi gerektiğine inanıyoruz” dedi.</p>
<p>Çin hükümetinin son yıllarda Sincan Bölgesi'ne ulaştırma, lojistik, sanayi ve sınır ticaret altyapısına yönelik gerçekleştirdiği büyük ölçekli yatırımlar, bölgeyi Çin'in Avrasya'ya açılan stratejik üretim ve ticaret üssü haline getirmeyi hedeflediğini söyleyen Öztürk, Urumçi ve çevresinin, önümüzdeki dönemde, özellikle Orta Asya ülkelerini hedefleyen Türk ihracatçıları tarafından yakından takip edilmesi gereken önemli bir ticaret merkezi olduğunu ifade etti.</p>
<p>Öztürk, Çin ekonomisinde son dönemde gözlenen gelişmelerin de bu yaklaşımı desteklediğini vurgulayarak, Çin'de faaliyet gösteren yabancı sermayeli şirketlerin dış ticaret hacminin 2026 yılının ilk beş ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15,7 artış göstermesinin, Çin'de yatırım yapan uluslararası şirketlerin küresel tedarik zincirlerindeki etkinliğini koruduğunu gösterdiğini ifade etti. Bu verinin, Çin'de üretim ve yatırım yapan firmaların dış ticaret faaliyetlerini büyütmeye devam ettiğine işaret ettiğini belirten Öztürk, Türk şirketlerinin de bu ekosistemin bir parçası olmasının rekabet güçlerini artıracağını söyledi.</p>
<p>Öztürk, "Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin yeni dönemde yalnızca ithalat ve ihracat ekseninde değil, karşılıklı yatırımlar, teknoloji iş birlikleri ve ortak üretim modelleriyle daha da güçleneceğine inanıyoruz. Ege İhracatçı Birlikleri olarak üyelerimizin Çin pazarındaki etkinliğini artırmak, yatırım fırsatlarını yakından takip etmek ve firmalarımızı doğru iş ortaklarıyla buluşturmak amacıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cinin-batiya-acilan-kapisi-urumci-turk-ihracatcilarina-yeni-ufuklar-aciyor-82477</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/7/1280x720/cinin-batiya-acilan-kapisi-urumci-turk-ihracatcilarina-yeni-ufuklar-aciyor-1783081667.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege İhracatçı Birlikleri&#039;nin milli katılım organizasyonuyla yer aldığı China-Eurasia Expo 2026, Türk firmalarını Çin ve Orta Asya&#039;dan alıcılarla buluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gso-gaziantep-gida-kumesinden-new-yorkta-onemli-temaslar-82468</guid>
            <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GSO Gaziantep Gıda Kümesi’nden New York’ta önemli temaslar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep'ten 11 firmadan 15 firma temsilcisi ile 2 iş birliği kuruluşu temsilcisinden oluşan 17 kişilik heyet, gıda sektörünün dünyanın en prestijli organizasyonları arasında yer alan Summer Fancy Food Show 2026 Fuarı'nı ziyaret etti. Heyet, fuar süresince uluslararası gıda sektöründeki güncel gelişmeleri ve yenilikçi ürünleri yerinde inceleyerek sektör profesyonelleriyle bir araya geldi. Dünyanın farklı ülkelerinden üretici, ithalatçı, distribütör ve perakendecilerin katılım sağladığı fuarda gerçekleştirilen temaslar kapsamında, uluslararası iş birliklerinin geliştirilmesine yönelik önemli görüşmeler gerçekleştirildi.</p>
<p>Fuar programı kapsamında ayrıca, Summer Fancy Food Show 2026'da stantlı katılım sağlayan Gaziantep Sanayi Odası üyesi firmalar ziyaret edildi. Ziyaret esnasında Ticaret Ataşesi Osman Nuri Gökbulut ile fuar alanında bir görüşme gerçekleştirilerek, ABD pazarı, sektörel gelişmeler ve iş birliği fırsatları hakkında görüş alışverişi yapıldı.</p>
<p>Program kapsamında heyet, Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosu Muhittin Ahmet Yazal ile New York Türkevi'nde bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede Türkiye ile ABD arasındaki ticari ve ekonomik ilişkiler ile iki ülke arasındaki ticaret hacminin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p>Heyet ayrıca ASKON New York Şubesi'ni ziyaret ederek iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesine yönelik istişarelerde bulundu. Program kapsamında TASC (Turkish American National Steering Committee) ile TACCI (Turkish American Chamber of Commerce &amp; Industry U.S.A.) tarafından düzenlenen Türkiye–ABD Ticaret ve İş Birliği Zirvesi'ne de katılım sağlandı. Zirvede Türk ve Amerikan iş dünyasının temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerde yeni iş birliği ve ihracat fırsatları ele alındı.</p>
<p><strong>URGE NEDİR?</strong></p>
<p>UR-GE Projesi, 5973 sayılı Karar çerçevesinde Ticaret Bakanlığı tarafından uygulanan "Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesinin Desteklenmesi Hakkında Genelge" doğrultusunda iş birliği kuruluşlarının kümelenme ve proje odaklı ihracat faaliyetlerini desteklemektedir. Yüzde 75 oranında devlet desteği sağlanan proje kapsamında firmalara ihtiyaç analizi, eğitim, danışmanlık, yurt dışı pazarlama faaliyetleri, alım heyeti organizasyonları ve uluslararasılaşmaya yönelik birçok alanda destek sunulmaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gso-gaziantep-gida-kumesinden-new-yorkta-onemli-temaslar-82468</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/8/1280x720/gso-gaziantep-gida-kumesinden-new-yorkta-onemli-temaslar-1783077639.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Sanayi Odası (GSO) Gaziantep Gıda ve İnovasyon Kümesi New York’ta temaslarda bulundu. GSO koordinasyonunda, Ticaret Bakanlığı&#039;nın destekleriyle yürütülen Gaziantep Gıda ve İnovasyon Kümesi UR-GE Projesi kapsamında oluşturulan ABD Yurtdışı Pazarlama Heyeti, Amerika Birleşik Devletleri&#039;nin (ABD) New York kentinde gerçekleştirilen program kapsamında temaslarını başarıyla tamamladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-sepaya-katilim-icin-niyet-mektubunu-avrupa-odemeler-konseyine-ilettik-82393</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 18:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: SEPA&#039;ya katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyi&#039;ne ilettik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin Tek Avro Ödeme Alanı'na (SEPA) katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyi'ne ilettiğini açıkladı. </p>
<p>Şimşek, Dolmabahçe Çalışma Ofisi'nde basına kapalı düzenlenen Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı'nın ardından Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis ile basın toplantısı düzenledi.</p>
<p>Toplantının, Türkiye ile AB arasındaki stratejik ekonomik entegrasyonu daha da ileri taşıma yönündeki ortak iradelerinin güçlü bir göstergesi olduğunu ifade eden Şimşek, küresel ekonominin önemli bir dönüşümden geçtiğini, jeopolitik gerilimlerin arttığını, ticaretin yeniden şekillendiğini, tedarik zincirlerinin çeşitlendiğini anlattı.</p>
<p>Şimşek, böyle bir dönemde istikrarlı, öngörülebilir ve ileriye dönük ortaklıkların her zamankinden daha fazla önem taşıdığını kaydederek, geçen yıl Brüksel'de 6 yıllık aranın ardından bu diyaloğu yeniden başlattıklarını, o toplantının karşılıklı güveni tazelediğini ve iletişim kanallarını güçlendirdiğini söyledi.</p>
<p>Bugün aynı ivmeyi İstanbul'da sürdürdüklerini dile getiren Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Sabah gerçekleştirdiğimiz hükümetler arası oturumda, küresel ekonomik görünümü, ortak sınamalarımızı ve işbirliğimizi ileri taşıyacak somut adımları kapsamlı şekilde ele aldık. Sanayide iş birliği, yeni ticaret koridorları, enerji arz güvenliği, üçüncü ülkelerde ortak projeler ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi gündemimizin öne çıkan önemli başlıklarıydı. Bütün bu başlıkların ortak noktası ise ekonomilerimizi daha rekabetçi ve dayanıklı hale getirmekti."</p>
<p><strong>"Gümrük Birliği'nin modernizasyonu stratejik bir gereklilik"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, bu çerçevede Gümrük Birliği'nin özel bir önem taşıdığını belirterek, bu anlaşmanın 30 yılı aşkın süredir ekonomik ilişkilerin temelini oluşturduğunu, ancak dünyanın değiştiğini, Gümrük Birliği'nin ise hala 1990'ların ekonomik gerçeklerine göre işlediğini söyledi.</p>
<p>Şimşek, "Bugünün ekonomisi yalnızca sanayi ürünlerinden ibaret değil. Hizmetler, dijital ticaret, kamu alımları ve tarım artık ekonomik entegrasyonun ayrılmaz parçaları. Bu nedenle Gümrük Birliği'nin modernizasyonunu teknik bir güncelleme değil, stratejik bir gereklilik olarak görüyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Mevcut asimetrinin giderek daha belirgin hale geldiğini dile getiren Şimşek, şöyle devam ett:</p>
<p>"AB, üçüncü ülkelerle ticaret anlaşmaları ağını genişletirken, Türkiye ile Gümrük Birliği aynı çerçevede kalıyor. Oysa değişen küresel ekonominin ihtiyaçlarına birlikte uyum sağlamamız gerekiyor. Modernize edilmiş bir Gümrük Birliği; işletmelerimize, yatırımcılarımıza ve tedarik zincirlerimize önemli katkılar sunacaktır. Aynı şekilde, vize serbestisi sürecinde ilerleme sağlanması da iş dünyamızın hareket kabiliyetini artıracak ve ekonomik ilişkilerimize yeni ivme kazandıracaktır. Aslında bir ilerleme var. Bu nedenle Komisyona teşekkür ediyoruz."</p>
<p><strong>"(AB'nin Made in EU yaklaşımı) Otomotiv sektöründeki bazı belirsizlikler giderilmeli"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, bugün Sanayi Hızlandırma Yasası teklifini de değerlendirdiklerini belirterek, şu açıklamalarda bulundu.</p>
<p>"Son taslakta Türkiye'de üretilen ürünlerin, Birlik menşeli ürünlerle eşdeğer kabul edilmesi tabii ki memnuniyet verici. Bununla birlikte, özellikle otomotiv sektöründe bazı belirsizliklerin giderilmesi gerektiğini de ifade ettik. Çünkü Türkiye ile Avrupa Birliği artık yalnızca ticaret yapan iki taraf değildir. Ortak üretim yapan, aynı değer zincirlerinin parçası olan iki önemli ekonomik ortaktır. Bu düzeydeki entegrasyon daha modern, daha öngörülebilir ve daha kapsayıcı bir iş birliği çerçevesini gerekli kılıyor. Biz de bu anlayışla, Kamu İhale Kanunu'nda yapacağımız değişiklikle Avrupa Birliği firmalarına karşılıklılık esasına dayalı eşit muamele sağlayacağız. Böylece ekonomik ortaklığımızın getirdiği işbirliğini, hukuki zeminde daha da güçlendirmiş olacağız."</p>
<p>Bakan Şimşek, bugünkü görüşmelerinin önemli başlıklarından birisinin de "bağlantısallık" olduğunu kaydederek, yeni ticaret, enerji ve ulaştırma koridorlarının artık yalnızca lojistik projeleri değil rekabet gücünü, yatırımı ve üretimi destekleyen stratejik araçlar haline geldiğini anlattı.</p>
<p>Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasındaki Türkiye'nin başta Orta Koridor olmak üzere yeni bağlantı hatlarının doğal merkezinde yer aldığını dile getiren Şimşek, bu durumun Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik entegrasyonu daha da güçlendirdiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Yüksek düzeyli katılım, ortak irademizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor"</strong></p>
<p>Bakan Şimşek, günün ikinci bölümünde uluslararası finans kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldiklerini ifade ederek, altyapıdan iklim finansmanına, KOBİ'lerden dijital dönüşüme kadar geniş bir yelpazede ortak çalışmaları değerlendirdiklerini, ardından iş dünyası ile buluştuklarını anlattı.</p>
<p>Türkiye'den ve Avrupa'dan çatı kuruluşların, ticaret odalarının, Türkiye'de faaliyet gösteren AB menşeli şirketlerin ve sivil toplum kuruluşlarının başkanlarının da toplantıya katıldığını aktaran Şimşek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu yüksek düzeyli katılım, ortak irademizin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Çünkü biliyoruz ki hükümetler çerçeveyi oluşturur. Yatırımı, üretimi, inovasyonu ve istihdamı özel sektör hayata geçirir. Bu nedenle iş dünyamızın katkısını ekonomik ortaklığımızın ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz. Önerilerini dikkatle dinledik ve dikkate alacağız. Yatırım ortamını iyileştirmeye devam edeceğiz."</p>
<p><strong>"Türkiye, SEPA'ya katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyi'ne iletti"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, önemli bir gelişmeyi paylaşmak istediğini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Türkiye, Tek Avro Ödeme Alanı'na yani SEPA'ya katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyi'ne iletti. SEPA üyeliği, sınır ötesi ödemeleri daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük maliyetli hale getirecek, ticareti ve yatırımı kolaylaştıracak, şirketlerimizin rekabet gücünü artıracaktır. Hem işletmelerimize hem vatandaşlarımıza doğrudan fayda sağlayacak bu sürecin, en kısa sürede tamamlanmasını temenni ediyorum. Türkiye, Avrupa Birliği ile güçlü, istikrarlı ve karşılıklı faydaya dayanan ortaklığını daha da ileri taşımaya kararlıdır. Bugün ortaya koyduğumuz yapıcı diyalog ve işbirliği anlayışı bunun en somut göstergesi olmuştur. AB üyeliği Türkiye'nin stratejik hedefi olmaya devam edecektir."</p>
<p>AB Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Dombrovskis ve katılımcılara teşekkür eden Şimşek, gelecek yıl Brüksel'de yeni gündemler ve somut ilerlemelerle yeniden bir araya gelmeyi temenni ettiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>"Türkiye'nin SEPA'ya katılma niyetini resmi olarak beyan etmesini memnuniyetle karşılıyorum"</strong></p>
<p>Dombrovskis de, yaptığı konuşmada, doğu ile batı arasında uzun süredir köprü görevi gören bir şehirde bir araya gelmenin tıpkı bugünkü ekonomik ortaklığın, karşılıklı büyüme ve refah paylaşımı adına iki ekonominin birbirine bağlamayı amaçlaması gibi oldukça anlamlı olduğunu söyledi.</p>
<p>AB-Türkiye ilişkisinin ticaretten yatırıma, ekonomiden güvenlik ve savunmaya kadar geniş bir politika yelpazesinde stratejik öneme sahip olduğuna işaret eden Dombrovskis, "Türkiye, bir AB aday ülkesi, önemli bir NATO müttefiki ve güvenlik ile istikrar açısından kilit bir bölgesel ortaktır. Giderek daha fazla zorlukla karşılaşan ve parçalanan bir dünyada hem komşu hem de ortağız. Güçlü ve güvene dayalı ortaklıklar inşa etmek ve bunları sürdürmek, özellikle bu dönemde büyük önem taşımaktadır. AB, ekonomik bağlarımızı ve işbirliğimizi daha da güçlendirme konusunda Türkiye ile ortak bir çıkarı paylaşmaktadır. Bugünkü diyaloğumuzun konusu da buydu." diye konuştu.</p>
<p>Dombrovskis, iki aktör arasındaki rakamların ekonomik ilişkilerin derinliğini açıkça ortaya koyduğunu kaydetti.</p>
<p>AB ile Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamındaki ikili ticaretine değinen Dombrovskis, "Türkiye-AB ticareti, 2025'te 217 milyar avronun üzerinde bir seviyeye ulaşarak rekor kırmıştır ve Türkiye, AB'nin en büyük beşinci ticaret ortağı olmayı sürdürmektedir. Dolayısıyla, ekonomik bağlarımızı güçlendirmeyi hedeflerken, sağlam temeller üzerine inşa ediyoruz." dedi.</p>
<p>Dombrovskis, bugün pek çok konuyu kapsamlı bir şekilde ele aldıklarını belirterek, değişken ve istikrarsız dönemde ekonomik görünüme ilişkin karşılıklı değerlendirmelerini paylaştıklarını ifade etti.</p>
<p>Rusya-Ukrayna Savaşı ve Orta Doğu'daki çatışmaların hassasiyetlerin ve tedarik zinciri kesintilerinin yüksek riskini gözler önüne serdiğini anlatan Dombrovskis, aynı zamanda rekabet güçlerini ve dayanıklılıklarını artırmanın aciliyetini de ortaya koyduğunu anlattı.</p>
<p>Dombrovskis, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek'e AB'nin rekabet gücünü artırma hamlesindeki son gelişmeler hakkında bilgi verdiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu hamle, ticaret ağımızı güçlendirmeyi ve çeşitlendirmeyi, işletmelerimiz için bürokrasiyi azaltmayı ve AB tek pazarı içindeki mevcut engelleri kaldırmayı amaçlayan girişimleri içeriyor. Bu, uzun vadeli refahımızı, güvenliğimizi ve dayanıklılığımızı güvence altına alma stratejimizin merkezinde yer almaktadır. Hem AB'nin hem de Türkiye'nin, ekonomik rekabet gücünü ve dayanıklılığı artırmaya yönelik karşılıklı çabalardan kazanç sağlayacağı açıktır. Özellikle her iki ekonomi için de kritik öneme sahip sektörlerde yeni işbirliği fırsatları aramak ortak çıkarımızadır ve burada keşfedilmeyi bekleyen muazzam, henüz değerlendirilmemiş bir potansiyel bulunmaktadır. Bu bağlamda, Türkiye'nin Avrupa Tek Ödeme Alanı'na (SEPA) katılma niyetini resmi olarak beyan etmesini memnuniyetle karşılıyorum. Bugünkü diyalog, uluslararası finans kuruluşlarının ortak siyasi hedeflerimizi somut yatırımlara dönüştürmede oynayabileceği önemli rolün de altını çizdi."</p>
<p>AB Komisyonu Ekonomiden Sorumlu Üyesi Dombrovskis, Avrupa Yatırım Bankası'nın temiz enerji ve enerji verimliliği yatırım projelerine destek vererek Türkiye'de yeniden aktif bir rol üstlenmeye başlamasından özellikle memnuniyet duyduğunu bildirdi.</p>
<p>Dombrovskis, Türkiye'nin Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'nın (EBRD) 2,7 milyar avronun üzerindeki tutarla bankanın operasyon yürüttüğü en büyük ülkelerden biri olmayı sürdürdüğünü dile getirdi.</p>
<p>Uluslararası finans kuruluşlarının önemli bir rol oynayabileceği, büyük potansiyele sahip alanlardan birinin de ulaştırma, enerji ve dijital altyapı gibi alanlar olduğunu anlatan Dombrovskis, "Yatırım gerektiren bağlantısallık gündemimizdir. Örneğin, İstanbul Kuzey Demiryolu Geçiş Projesi, Karadeniz Bölgesi ve Güney Kafkasya genelindeki kritik lojistik merkezleri güçlendirecek büyük bir altyapı girişimidir. Bu proje, kalkınma bankalarının etkileyici işbirliğini içeriyor ve tamamlayıcılığın birinci sınıf bir örneğidir." diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-sepaya-katilim-icin-niyet-mektubunu-avrupa-odemeler-konseyine-ilettik-82393</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/3/1280x720/356-1783008310.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ekonomik Diyalog Toplantısı&quot;nda konuşan Bakan Şimşek, &quot;Türkiye, Tek Avro Ödeme Alanı&#039;na yani SEPA&#039;ya katılım için niyet mektubunu Avrupa Ödemeler Konseyi&#039;ne iletti. SEPA üyeliği, sınır ötesi ödemeleri daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük maliyetli hale getirecek, ticareti ve yatırımı kolaylaştıracak, şirketlerimizin rekabet gücünü artıracaktır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-hasar-yonetiminde-vatandas-odakli-yeni-bir-doneme-girildi-82379</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSB: Hasar yönetiminde vatandaş odaklı yeni bir döneme girildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sigorta Birliği (TSB) Başkanı Ahmet Yaşar, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından zorunlu trafik sigortasına ilişkin devreye alınan vatandaş odaklı yeni düzenlemeler hakkında değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Yaşar, SEDDK tarafından hayata geçirilen son düzenlemelerin yalnızca trafik sigortalarında hasar süreçlerini iyileştiren teknik değişiklikler olmadığını, vatandaşın mağduriyetinden rant sağlayan organize illegal hasar takip yapılanmalarına karşı yürütülen mücadelede tarihi bir dönüm noktası olduğunu belirtti.</p>
<p>29 Haziran 2026'da yayımlanan SEDDK Genelgesi ile yetkisiz hasar aracılığı faaliyetlerine yönelik önemli hukuki ve idari tedbirlerin hayata geçirildiğini, 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları değişiklikleriyle de hasar yönetiminde vatandaş odaklı yeni bir döneme girildiğini anımsatan Yaşar, yapılan reformların birbirini tamamlayan güçlü bir dönüşüm oluşturduğunu kaydetti.</p>
<p>Yaşar, bu düzenlemelerin yalnızca hasar süreçlerini değiştirmediğine, vatandaşın mağduriyetinden beslenen organize illegal hasar takip yapılanmalarına karşı devletin kararlı iradesini de açık biçimde ortaya koyduğuna dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Yıllardır trafik kazası mağdurlarının bilgi eksikliğinden yararlanan, kendisini farklı unvanlarla tanıtan, vatandaşlarımızı gereksiz uyuşmazlıklara sürükleyen, yüksek komisyonlarla mağduriyeti derinleştiren ve çoğu zaman kişisel verilere hukuka aykırı yollarla erişerek organize faaliyet yürüten yapılar, yalnızca sigorta sektörüne değil, doğrudan vatandaşımıza zarar vermektedir. Kişisel Verileri Koruma Kurumunun konuya ilişkin ilke kararı da kişisel verilerin hukuka aykırı şekilde kullanılması suretiyle yürütülen bu faaliyetlerin yalnızca sigortacılık açısından değil, vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlükleri bakımından da ciddi ihlaller oluşturduğunu açıkça ortaya koymuştur. Bu mücadele, hak arama özgürlüğüne, avukatlık mesleğine ya da hukuki temsil hakkına karşı değildir. Mücadelemiz, vatandaşın mağduriyetini ticari kazanç kapısına dönüştüren, hukuka aykırı yöntemlerle faaliyet gösteren organize illegal yapılara karşıdır."</p>
<p><strong>"Hiç kimse vatandaşın tazminat hakkını kendi ticari rantının konusu haline getiremez"</strong></p>
<p>Ahmet Yaşar, yeni dönemde hak sahiplerinin, olması gerektiği gibi, herhangi bir aracı yapıya ihtiyaç duymadan süreçlerini doğrudan sigorta şirketleri üzerinden yürütebileceğini vurgulayarak, "Hiç kimse vatandaşın mağduriyetini bir gelir modeline dönüştüremez. Hiç kimse hukuka aykırı yollarla elde edilen kişisel veriler üzerinden organizasyon kuramaz. Hiç kimse vatandaşın tazminat hakkını kendi ticari rantının konusu haline getiremez. Yeni sistemle birlikte değer kaybı hasar dosyasının doğal bir parçası haline geliyor. Vatandaşımız ikinci bir başvuru yapmak, farklı bir dosya açmak ya da aracı yapılara yönelmek zorunda kalmadan hakkına daha hızlı, daha şeffaf ve daha güvenli şekilde ulaşabilecektir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Değer kaybının hasar dosyasının içinde değerlendirilmesinin, hesaplamaların standartlaştırılmasının, vatandaşın doğrudan bilgilendirilmesinin ve hasar süreçlerinin sadeleştirilmesinin aynı dönüşümün birbirini tamamlayan parçaları olduğunu belirten Yaşar, amacın hasarı büyüten değil, hasarı etkin yöneten bir sistem kurmak olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Yaşar, bu reformlar sayesinde vatandaşın korunacağını, gereksiz uyuşmazlıkların azalacağını, tahkim süreçlerinin rahatlayacağını ve sigorta sistemine duyulan güvenin daha da güçleneceğini aktardı.</p>
<p>SEDDK'nin düzenlemeleri ile Kişisel Verileri Koruma Kurumunun ilke kararı birlikte değerlendirildiğinde, vatandaşların kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde kullanarak mağduriyet üzerinden kazanç sağlayan organize yapılara karşı devletin çok yönlü ve kararlı mücadele iradesinin açıkça ortaya konulduğunu belirten Yaşar, şunları kaydetti:</p>
<p>"Vatandaşımızın mağduriyetinden rant sağlayan, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kullanan ve sigorta sistemini istismar eden organize illegal yapılara açık uyarımızdır. Bu dönem sona ermiştir. Hiçbir hukuka aykırı yapı, vatandaşımızın mağduriyetini kazanç kapısı haline getiremeyecektir. Hukukun dışına çıkan herkes, bundan sonra yalnızca sektörün değil, ilgili kamu kurumlarının da kararlı mücadelesiyle karşı karşıya kalacaktır. Bu mesele yalnızca sigorta şirketlerinin meselesi değildir. Bu mesele, vatandaşın hakkının korunması, hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi ve sigorta sektörüne duyulan güvenin artırılması meselesidir. TSB olarak, vatandaşımızın hakkını koruyan, hasar süreçlerini sadeleştiren ve sigorta sistemine duyulan güveni güçlendiren tüm düzenlemelerin yanındayız. Yetkisiz ve organize illegal hasar takip yapılanmalarıyla mücadelede ilgili tüm kurumlarımızla işbirliği içinde aynı kararlılıkla çalışmaya devam edeceğiz."</p>
<p>Yaşar, bu reformların hayata geçirilmesinde ortaya konulan güçlü liderlik ve vizyon dolayısıyla SEDDK Başkanı Davut Menteş'e, tüm SEDDK kurul üyeleri ve kurum çalışanlarına, katkı sunan kamu kurumlarına, eksperlere, sigorta şirketlerine ve sektör paydaşlarına teşekkür etti.</p>
<p>Yaşar, "Vatandaşımızın hakkını, kişisel verilerini ve sigorta sektörünün itibarını hedef alan hiçbir organize illegal yapılanmaya göz yummayacağız. TSB olarak, hukukun üstünlüğü, şeffaflık ve vatandaş odaklı sigortacılık anlayışı doğrultusunda, SEDDK başta olmak üzere tüm kamu kurumlarımız ve sektör paydaşlarımızla işbirliği içinde bu mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz. Çünkü güçlü bir sigorta sistemi ancak güven, hukuk ve etik değerler üzerine inşa edilebilir." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tsb-hasar-yonetiminde-vatandas-odakli-yeni-bir-doneme-girildi-82379</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/ahmet-yasar-1783004131.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Ahmet Yaşar, &quot;Vatandaşımızın mağduriyetinden rant sağlayan, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde kullanan ve sigorta sistemini istismar eden organize illegal yapılara açık uyarımızdır, bu dönem sona ermiştir. Hiçbir hukuka aykırı yapı, vatandaşımızın mağduriyetini kazanç kapısı haline getiremeyecektir. Hukukun dışına çıkan herkes, bundan sonra yalnızca sektörün değil, ilgili kamu kurumlarının da kararlı mücadelesiyle karşı karşıya kalacaktır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-651-milyon-dolarlik-alim-82392</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 651,6 milyon dolarlık alım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 203,3 milyon dolarlık hisse senedi, 448,3 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 492,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 26 Haziran haftasında 42 milyar 908,6 milyon dolardan 41 milyar 387,8 milyon dolara indi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 109,6 milyon dolardan 15 milyar 614,7 milyon dolara, ÖST stoku da 1 milyar 629,7 milyon dolardan 2 milyar 114,7 milyon dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-651-milyon-dolarlik-alim-82392</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/dolar-dollar-1782226601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 203,3 milyon dolarlık hisse senedi ve 448,3 milyon dolarlık DİBS aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mali-tatilde-yeni-e-beyan-sureci-kabul-edilemez-82375</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Mali tatilde yeni e-beyan süreci kabul edilemez&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MAHİR SOLMAZ/DİYARBAKIR</strong></p>
<p>Diyarbakır Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (DSMMMO), mali müşavirlerin güncel mevzuat ve dijital uygulamalar konusunda bilgilendirilmesi amacıyla "Yeni E-Beyan Mevzuatı" konulu seminer düzenledi.</p>
<p>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) binasında gerçekleştirilen seminere çok sayıda mali müşavir ve meslek mensubu katıldı. Seminerin açılış konuşmasını yapan DSMMMO Başkanı Amine Demir Çoban, gelir vergisi, kurumlar vergisi ve e-defter süreçleri nedeniyle mali müşavirlerin yoğun bir çalışma döneminden geçtiğini belirterek, oda olarak meslektaşlarının yaşadığı sorunları ilgili kurumlar nezdinde sürekli gündeme taşıdıklarını söyledi.</p>
<p>Çoban, 1 Temmuz'da başlayan mali tatilin amacından uzaklaştığını belirterek, bu konuda bölge platformlarında değerlendirmeler yaptıklarını, mali tatilin işlevsel hale getirilmesi ve bu süreçte karşıt incelemelerin gönderilmemesi yönündeki taleplerini TÜRMOB'a ilettiklerini ifade etti.</p>
<p>Mali tatilin başladığı dönemde yeni e-beyan uygulamasının hayata geçirilmesini eleştiren Çoban, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Sevgili meslektaşlarım; gelir vergisi ile başlayan süreç, kurumlar vergisi ve e-defter uygulamalarıyla devam etti. Hepimizin oldukça yoğun bir dönemden geçtiğinin farkındayım. Ancak biz bu süreçlerin tamamının takipçisiyiz. Tüm bölge platformlarında konuyu tartıştık. Mali tatilin işlevsel hale getirilmesi gerektiğini ilgili kurumlara ilettik. Ayrıca mali tatil süresince karşıt incelemelerin gönderilmemesi için TÜRMOB nezdinde girişimlerde bulunduk. Ancak mali tatilin hemen başında yeni bir e-beyan süreciyle karşı karşıya</p>
<p>Yeni e-beyan sisteminin uygulanma zamanlamasının yanlış olduğunu vurgulayan Çoban, şöyle devam etti:</p>
<p>"Mali tatilde yeni e-beyan süreci kabul edilemez. Mali tatilin amacı, mali müşavirlerin yoğun iş yükünü azaltmak ve dinlenme hakkını korumaktır. Tam bu dönemde yeni bir e-beyan sürecinin hayata geçirilmesi, mali tatilin ruhuna aykırı olup meslek mensuplarını gereksiz bir yük ve belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır. Yeni uygulamalar, mali tatil sonrasında gerekli eğitim ve hazırlık süreci tamamlandıktan sonra yürürlüğe alınmalıdır."</p>
<p>Seminer kapsamında SMMM Ekrem Çetin, "Yeni E-Beyan Mevzuatı" başlıklı sunumuyla mevzuattaki son değişiklikleri anlattı. Ardından SMMM Welat Tekay, Zirve Muhasebe Programı'nda E-Beyan Uygulaması konusunda uygulamalı eğitim verdi.</p>
<p>Programın son bölümünde ise SMMM Fahri Gündüz, Luca Muhasebe Programı'nda E-Beyan Uygulaması başlıklı sunumunda yeni e-beyan sisteminin Luca yazılımı üzerinden kullanımına ilişkin uygulamalı bilgiler paylaştı.</p>
<p>Seminerde elektronik beyan sistemindeki yeni düzenlemeler ile muhasebe programları üzerinden yürütülecek e-beyan süreçleri ayrıntılı şekilde ele alınırken, katılımcıların soruları da uzmanlar tarafından yanıtlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mali-tatilde-yeni-e-beyan-sureci-kabul-edilemez-82375</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/5/1280x720/mali-tatilde-yeni-e-beyan-sureci-kabul-edilemez-1783001655.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mali tatilde yeni e-beyan sürecinin kabul edilemez olduğunu belirten DSMMMO Başkanı Amine Demir Çoban, &quot;Mali tatilin amacı, mali müşavirlerin yoğun iş yükünü azaltmak ve dinlenme hakkını korumaktır. Tam bu dönemde yeni bir e-beyan sürecinin hayata geçirilmesi, mali tatilin ruhuna aykırı olup meslek mensuplarını gereksiz bir yük ve belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır. Yeni uygulamalar, mali tatil sonrasında gerekli eğitim ve hazırlık süreci tamamlandıktan sonra yürürlüğe alınmalıdır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-316-trilyon-liraya-yukseldi-82391</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 31,6 trilyon liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 26 Haziran ile biten haftada yüzde 1,07 ve 333 milyar 981 milyon 798 bin lira artışla, 31 trilyon 300 milyar 172 milyon 879 bin liradan 31 trilyon 634 milyar 154 milyon 676 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 2,92 artarak 17 trilyon 521 milyar 562 milyon 279 bin liraya çıkarken, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1,25 azalışla 10 trilyon 128 milyar 595 milyon 275 bin liraya geriledi.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 258 milyar 859 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken bu tutarın 218 milyar 406 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 26 Haziran itibarıyla 1 milyar 110 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,64 artışla 6 trilyon 581 milyar 31 milyon 717 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 799 milyar 712 milyon 518 bin lirası konut, 43 milyar 170 milyon 184 bin lirası taşıt, 2 trilyon 521 milyar 491 milyon 123 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 216 milyar 657 milyon 892 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün TCMB dahil toplam kredi hacmi de 26 Haziran ile biten haftada 327 milyar 362 milyon 759 bin lira artarak 25 trilyon 560 milyar 60 milyon 132 bin liradan 25 trilyon 887 milyar 422 milyon 891 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-316-trilyon-liraya-yukseldi-82391</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, yaklaşık 334 milyar lira artarak 31,6 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-8-milyar-dolar-azaldi-82390</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 8 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 26 Haziran itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 5 milyar 260 milyon dolar azalarak 54 milyar 251 milyon dolara indi. Brüt döviz rezervleri, 19 Haziran'da 59 milyar 511 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri ise 2 milyar 731 milyon dolar düşüşle 97 milyar 685 milyon dolardan 94 milyar 954 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 26 Haziran haftasında bir önceki haftaya göre 7 milyar 991 milyon dolar azalarak 157 milyar 196 milyon dolardan 149 milyar 205 milyon dolara indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-8-milyar-dolar-azaldi-82390</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankasının haftalık verilerine göre toplam rezervler, 7 milyar 991 milyon dolar azalarak 149,2 milyar dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-vekili-biba-afetlere-daha-hazir-bursa-icin-calisiyoruz-82374</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin Biba: Afetlere daha hazır Bursa için çalışıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Valiliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi, Tarım ve Orman Bakanlığı Orman Genel Müdürlüğü iş birliğiyle ‘Orman Yangınları Bilgilendirme Toplantısı’ düzenlendi.</p>
<p>Merinos Atatürk Kültür Kongre Merkezi’nde (AKKM) gerçekleştirilen toplantıya Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba ve Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey’in yanı sıra kaymakamlar, ilçe belediye başkanları, kamu kurum yöneticileri, muhtarlar ve vatandaşlar katıldı. Programda orman yangınlarına karşı alınacak tedbirler, kurumlar arası iş birliği, muhtarların yangınlarla mücadelede üstleneceği rol ve afetlere hızlı müdahale süreçleri ele alındı.</p>
<p>Bursa Valisi Erol Ayyıldız, orman yangınlarının çoğunlukla dikkatsizlik, ihmal ve tedbirsizlik sebebiyle başladığını belirterek “Yangına müdahale öncesinde, yangının ortaya çıkmasına fırsat vermeyecek tedbirleri almalıyız. Bu manada muhtarlarımızın üstlendiği sorumluluk çok büyük. Risklerin doğru anlatılması ve kurumların vakit kaybetmeden bilgilendirilmesi müdahalemizin başarısına doğrudan katkı sağlayacaktır. Önleyici tedbirleri eksiksiz uygulayıp devletimizin yangınlarla mücadeledeki güçlü altyapısını desteklemeliyiz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a466d69dff37-1783000425.jpeg" alt="" width="626" height="417" /></p>
<h2>“En önemli başlığımız yangınlarla mücadele”</h2>
<p>Yaz mevsimiyle birlikte orman yangını riskinin arttığına dikkat çeken Başkan Vekili Şahin Biba, Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin afetlere karşı hazır bir şehir oluşturmak amacıyla çalışmalarını sürdürdüğünü vurguladı. Başkan Vekili Biba, “Afet Koordinasyon Merkezi’mizi (AKOM) güçlendiriyoruz. Kurumlar arası koordinasyonu artırıyoruz. Masa başı tatbikatlardan mahalle bazlı eğitimlere kadar birçok çalışmayı hayata geçiriyoruz. Orman ve kırsal yangınlarla mücadele, bu hazırlıklarımızın en önemli başlıklarından birini oluşturuyor” dedi.</p>
<h2>Yangın söndürme tankeri kapasitesi artırılıyor</h2>
<p>Kırsal bölgelerde yangına ilk müdahale kapasitesini artırmak amacıyla bugüne kadar 355 mahalleye traktör arkası yangın söndürme tankeri dağıtıldığının altını çizen Başkan Vekili Biba, “Yıl içerisinde bu sayıyı 455’e çıkarmayı hedefliyoruz. Muhtarlarımıza yönelik uygulamalı eğitimlerimiz de devam ediyor. Diğer taraftan, itfaiye teşkilatımızı her geçen gün güçlendiriyoruz. Önceki gün 147 yeni itfaiye erimiz göreve başladı. Bugün Bursa’mıza 31 istasyonda, 164 araç ve 772 personelle hizmet veriyoruz. Yeni arkadaşlarımızın katılımıyla bu gücümüz daha da arttı” ifadelerini kullandı. Güçlü araçlar ve donanımlı ekipmanların yanında vatandaşların yangını önleme konusunda göstereceği hassasiyetin de önemine vurgu yapan Başkan Vekili Biba, “Söndürülmeden bırakılan küçük bir ateş, yol kenarına atılan bir izmarit ya da ihmal edilen bir an, yılların emeğini yok edebiliyor. Bu nedenle hepimizin ortak sorumluluğu, yangını büyümeden önlemek, hiç başlamamasını sağlamaktır. Rabbim ülkemizi ve güzel Bursa’mızı her türlü afetten muhafaza etsin” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Bursa’nın yüzde 45’i ormanlarla kaplı</h2>
<p>Bursa’nın yüzde 45’inin ormanlarla kaplı olduğunu hatırlatan Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey, orman varlığının korunması için kamu kurumları, muhtarlar ve vatandaşlar arasındaki koordinasyonun son derece önemli olduğunu dile getirdi. Karacabey, “Geçtiğimiz yıl Bursa’da Orhaneli başta olmak üzere şehrimizin birçok noktasında yaşanan orman yangınları hepimizin hafızasındaki tazeliğini koruyor. Küçük bir kıvılcımla başlayan yangının ne kadar büyük bir felakete sebep olduğunu yaşayarak öğrendik. Bu sahaların yeniden ormanlaştırılmasıyla ilgili çalışmalar hemen başladı. Şu anda sahada tohum ekilmemiş, fidan dikilmemiş kısım kalmadı. Birkaç yıl içinde bu bölgelerdeki yeşil örtüyü göreceğiz” açıklamasında bulundu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-vekili-biba-afetlere-daha-hazir-bursa-icin-calisiyoruz-82374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/4/1280x720/baskan-vekili-biba-afetlere-daha-hazir-bursa-icin-calisiyoruz-1783000407.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, ‘Orman Yangınları Bilgilendirme Toplantısı’nda Bursa’nın afetlere daha hazır hale getirilmesi için yapılan çalışmalara vurgu yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-250-milyon-liranin-altina-indi-82389</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 245 milyon liranın altına indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 26 Haziran itibarıyla 312 milyar 754 milyon lira artarak 26 trilyon 224 milyar 538 milyon liradan 26 trilyon 537 milyar 292 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 416 milyar 860 milyon lira artarak 29 trilyon 851 milyar 709 milyon liradan 30 trilyon 268 milyar 569 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 52 milyar 38 milyon lira artarak 3 trilyon 371 milyar 318 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 800 milyar 464 milyon lirası konut, 43 milyar 292 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 527 milyar 562 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 39 milyar 663 milyon lira artarak 4 trilyon 139 milyar 34 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,7 artışla 3 trilyon 216 milyar 933 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 199 milyar 610 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 17 milyar 324 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 26 Haziran itibarıyla önceki haftaya göre 3 milyar 901 milyon lira artışla 757 milyar 573 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 571 milyar 849 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 6 milyar 32 milyon lira artarak 5 trilyon 753 milyar 402 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 5,6 milyon lira azalarak 244,2 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-250-milyon-liranin-altina-indi-82389</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/kkmde-dusus-hizlandi-doviz-mevduati-sert-geriledi-8uz7_headline.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre KKM, 5,6 milyon lira azalışla 244,2 milyon liraya geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sahin-cevreye-ve-topluma-faydali-oncu-adimlarimizi-guclu-yatirimlarimizla-desteklemeyi-surdurecegiz-82382</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin: Çevreye ve topluma faydalı öncü adımlarımızı güçlü yatırımlarımızla desteklemeyi sürdüreceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Telekom, 2025 yılı Entegre Faaliyet Raporu'nu paylaştı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Türk Telekom, teknoloji birikimini sürdürülebilir bir gelecek hedefiyle yaşamın tüm alanlarına yansıtıyor.</p>
<p>Dijital geleceğin inşasına yönelik yatırımlarına ve operasyonel çalışmalarına devam eden Türk Telekom'un faaliyet raporunu Küresel Raporlama Girişimi (GRI) standartlarına uygun olarak yayımladığını bildirildi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi (UNGC), Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SDG) ve İklimle Bağlantılı Finansal Beyanlar Görev Gücü (TCFD) kılavuzlarını takip ederek üçüncü kez yayımlanan raporda, Türk Telekom'un Çevresel, Sosyal ve Yönetişim (ÇSY) performansındaki güçlü ivme öne çıkarıldı.</p>
<p>Raporda ayrıca Türk Telekom'un finansal ve operasyonel başarılarının yanı sıra çevresel, sosyal ve yönetişim etki alanındaki uzun vadeli hedeflerine de yer verildi.</p>
<p>Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin, şirketin güçlenen operasyonel kaslarını ve sürdürülebilirlik alanındaki öncü adımlarını raporda şeffaf şekilde ortaya koyduklarını belirtti.</p>
<p>Şahin, sürdürülebilirlik temelinde 2025'te öncelikli konularını güncellediklerini ve Avrupa Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları ile uyumlu, Çifte Önemlilik Analizi çalışmasını yürüttüklerini aktardı.</p>
<p>Bu analizle şirketin toplum ve çevre üzerindeki etkileriyle sürdürülebilirlik konularının operasyon ve finansal performansları üzerindeki potansiyel risk ve fırsatlarını birlikte ele aldıklarını vurgulayan Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kurumumuzun yönetim vizyonunu ve yarattığı çevresel, sosyal etkilere dair tüm ayrıntılarını içeren bu çalışma, aynı zamanda yeşil dönüşüme ve sürdürülebilir geleceğe olan katkılarımızı da yansıtıyor. Çevreye ve topluma duyarlı yönetim yaklaşımımız Türk Telekom'a uluslararası alanda duyulan güveni artırırken, operasyonel nakit akışımız ve uluslararası finansman kaynaklarına erişimimiz uzun vadeli stratejik yatırımlarımızı güvence altına alıyor. 2024 yılında ilk kez gerçekleştirdiğimiz 500 milyon dolar 'Sürdürülebilir Eurobond' ihracından aldığımız güçle, 2025 yılında 600 milyon dolar 'Yeşil Eurobond' ihracımız ile birlikte yeşil finansman portföyümüz 1,1 milyar dolara ulaştı. Türk Telekom olarak teknoloji birikimimiz ve yenilikçi vizyonumuzla dijital dönüşüme liderlik ederken, çevreye ve topluma faydalı öncü adımlarımızı güçlü yatırımlarımızla desteklemeyi sürdüreceğiz."</p>
<p><strong>"Uluslararası derecelendirmelerde üst yüzdelik dilimdeyiz"</strong></p>
<p>Şahin, emisyon hesaplamalarını sürekli olarak geliştirdiklerini ve raporlama süreçlerinde şeffaflık vizyonuyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Titiz çalışmalarının neticesi olarak, dünyanın en prestijli çevre raporlama platformu Karbon Saydamlık Projesi'nin (CDP) İklim Değişikliği Programı'nda A, Su Güvenliği Programı'nda ise A- notu alarak Global A Listesi'ndeki yerlerini bu yıl da koruduklarına dikkati çeken Şahin, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Diğer yandan, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings tarafından hazırlanan Sustainable Fitch raporunda da başarımızı perçinledik. Sürdürülebilirlik faaliyetlerimizin değerlendirildiği bu raporda notumuz bir önceki yıla kıyasla 1 puan artarak 3'ten 2'ye yükseldi. En yüksek notun 1 olduğu bu ölçekte, global sıralamada üst yüzdelik dilimde yer almanın gururunu yaşıyoruz."</p>
<p>Şahin, teknolojiyi insana, topluma ve doğaya faydaya dönüştürecek çevreci yatırımlara odaklandıklarını vurguladı.</p>
<p>Dijital dönüşümdeki vizyoner duruşlarını yeşil enerji hamleleriyle desteklediklerini aktaran Şahin, "Güneş Enerjisi Santrali projelerimize aralıksız devam ediyoruz. Grubumuzun enerji ihtiyacını büyük ölçüde yenilenebilir kaynaklardan karşılamayı ve emisyon azaltım hedeflerimize hızla ulaşmayı amaçlayan bu yatırımlarla geleceğin daha yeşil ve sürdürülebilir dijital dünyasını bugünden inşa ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sahin-cevreye-ve-topluma-faydali-oncu-adimlarimizi-guclu-yatirimlarimizla-desteklemeyi-surdurecegiz-82382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/6/1280x720/ebubekir-sahin-1767253912.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Telekom CEO&#039;su Ebubekir Şahin, &quot;Çevreye ve topluma duyarlı yönetim yaklaşımımız Türk Telekom&#039;a uluslararası alanda duyulan güveni artırırken, operasyonel nakit akışımız ve uluslararası finansman kaynaklarına erişimimiz uzun vadeli stratejik yatırımlarımızı güvence altına alıyor. 2024 yılında ilk kez gerçekleştirdiğimiz 500 milyon dolar &#039;Sürdürülebilir Eurobond&#039; ihracından aldığımız güçle, 2025 yılında 600 milyon dolar &#039;Yeşil Eurobond&#039; ihracımız ile birlikte yeşil finansman portföyümüz 1,1 milyar dolara ulaştı. Türk Telekom olarak teknoloji birikimimiz ve yenilikçi vizyonumuzla dijital dönüşüme liderlik ederken, çevreye ve topluma faydalı öncü adımlarımızı güçlü yatırımlarımızla desteklemeyi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiye-ve-yunanistan-osbleri-guclerini-birlestirdi-82417</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bergama OSB ile Yunan ETVA arasında mutabakat zaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’nin önemli organize sanayi bölgelerinden Bergama Organize Sanayi Bölgesi (BOSBİ) ile Yunanistan’ın önde gelen organize sanayi alanı yönetim kuruluşlarından ETVA INDUSTRIAL AREAS S.A. arasında yürütülen iş birliği görüşmeleri, imzalanan Mutabakat Zaptı (MoU) ile resmiyet kazandı.</p>
<p>İmzalanan anlaşma ile iki ülkenin organize sanayi bölgeleri arasında uzun vadeli ve sürdürülebilir bir iş birliği mekanizması oluşturulması hedeflenirken; yatırım fırsatlarının artırılması, bilgi ve teknoloji paylaşımının geliştirilmesi, sürdürülebilir sanayi uygulamalarının yaygınlaştırılması ve şirketlerin karşılıklı pazarlara erişiminin kolaylaştırılması amaçlanıyor.</p>
<p>Mutabakat Zaptı kapsamında; Türk şirketlerinin Yunanistan pazarına, Yunan şirketlerinin ise Türkiye pazarına giriş süreçlerinin desteklenmesi, düzenli iş heyetleri, yatırım forumları ve B2B iş görüşmelerinin organize edilmesi, dijital dönüşüm ve yapay zeka uygulamalarında ortak projelerin geliştirilmesi ile organize sanayi bölgelerinin yönetimi, modern sanayi altyapıları ve teknik uygulamalar konusunda bilgi ve deneyim paylaşımının artırılması öngörülüyor.</p>
<p>BOSBİ Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Telek, anlaşmanın iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çekerek “Bu iş birliği, daha güçlü ekonomik ortaklıkların ülkelerimiz arasında daha sağlam ve sürdürülebilir ilişkiler oluşturacağına olan ortak inancımızın bir göstergesidir. Hükümetler ikili ilişkilerin çerçevesini oluştururken, iş dünyası bu ilişkileri yatırıma, ticarete, yeniliğe ve refaha dönüştüren en önemli güçtür.” dedi.</p>
<p>Telek, Türkiye ile Yunanistan’ın ortak bir coğrafyanın yanı sıra güçlü ekonomik, kültürel ve insani bağlara sahip olduğunu belirterek “Bölgemizin geleceğinin; işletmeler, organize sanayi bölgeleri, girişimciler ve yatırımcılar arasındaki iş birliğinin güçlenmesine bağlı olduğuna inanıyoruz. Hedefimiz yalnızca ticaret hacmini artırmak değil, Ege’nin iki yakasında da katma değer üretecek kalıcı ortaklıklar oluşturmaktır. İki ülkeden yenilikçi şirketleri ve yatırımcıları bir araya getirecek etkin ve sürdürülebilir bir iş birliği platformu oluşturma konusunda kararlıyız.” diye konuştu.</p>
<p>ETVA INDUSTRIAL AREAS S.A. CEO’su Athanasios Psathas ise iş birliğinin uluslararasılaşma açısından önemli fırsatlar sunacağını belirterek şu ifadeleri kullandı, “ETVA olarak sanayinin gelişiminin temel unsurlarından birinin dışa açıklık ve inovasyon olduğuna inanıyoruz. BOSBİ ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, iki ülkenin organize sanayi bölgelerinde faaliyet gösteren işletmelerin uluslararasılaşmasını destekleyecek ve sınır ötesi iş birliklerini güçlendirecektir. Rekabet gücünü artıran, yeniliği teşvik eden ve şirketlerimiz için yeni büyüme fırsatları yaratan uluslararası ortaklıkları desteklemeye devam edeceğiz. Yakın iş birliği ve bilgi paylaşımının sürdürülebilir kalkınma, bölgesel istikrar ve her iki ülke ekonomisine katma değer sağlayacağına inanıyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiye-ve-yunanistan-osbleri-guclerini-birlestirdi-82417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/7/1280x720/turkiye-ve-yunanistan-osbleri-guclerini-birlestirdi-1783056935.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bergama Organize Sanayi Bölgesi ile Yunanistan&#039;ın organize sanayi alanı yönetim kuruluşu ETVA arasında imzalanan Mutabakat Zaptı ile iki ülke arasında yatırım, teknoloji, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir sanayi alanlarında uzun vadeli iş birliğinin temelleri atıldı. Anlaşma, şirketlerin karşılıklı pazarlara erişimini kolaylaştırmayı ve Ege&#039;nin iki yakasında ortak yatırımları artırmayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/caykur-birinci-surgunde-259-bin-ton-cay-aldi-82388</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÇAYKUR birinci sürgünde 259 bin ton çay aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çay İşletmeleri (ÇAYKUR) Genel Müdürlüğü, yaş çay kampanyasının birinci sürgün döneminin 28 Haziran itibarıyla tamamlandığı ve toplam 259 bin ton çay alındığı bildirildi.</p>
<p>Sezon başlangıcında önceki yıllarda olduğu gibi çok düşük miktarda mubayaa olmasına rağmen kampanyanın önceden açıldığı ve bu sayede üreticilerin erkenden bahçelere girmesinin teşvik edildiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"20 Mayıs tarihinde başlattığımız kampanyamızda ilk gün 890 ton, sonraki günlerde ise ortalama bin ton gibi toplam kapasitemizin yalnızca yüzde 10'una denk gelen miktarda mubayaa yapılmış olup, tam kapasite kullanımımız ise ancak 28 Mayıs tarihinde gerçekleşmiştir. ÇAYKUR olarak geçmişten gelen bilgi ve tecrübelerle hasat süreçlerini titizlikle takip edip, başta üreticilerimizin ihtiyaçları olmak üzere tüm unsurları göz önünde bulundurarak en uygun üretim takvimini oluşturmaktayız. Bundan sonraki sürgün ve kampanya dönemlerinde de bu hassasiyet korunmaya devam edilecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/caykur-birinci-surgunde-259-bin-ton-cay-aldi-82388</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/0/1280x720/caykur-1777102448.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ÇAYKUR&#039;un hasat döneminin birinci sürgününde 259 bin ton yaş çay aldığı açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/burgan-banka-1505-milyon-dolar-sendikasyon-kredisi-82383</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burgan Bank&#039;a 150,5 milyon dolar sendikasyon kredisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Burgan Bank, yüzde 114 yenileme oranıyla uluslararası piyasalardan 150,5 milyon dolar karşılığı sendikasyon kredisi temin ederek, dış ticaret finansmanına yönelik kaynak yapısını güçlendirdiğini bildirdi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Burgan Bank, dış ticaretin finansmanı kapsamında geçen yıl haziranda temin ettiği 132,5 milyon dolar eş değerindeki 1 yıl vadeli sendikasyon kredisini, bu yıl da 14 ülkeden 19 bankanın katılımıyla yeniledi.</p>
<p>Emirates NBD Capital Limited (EMCAP) koordinatörlüğünde gerçekleştirilen işlem kapsamında banka, 75,5 milyon dolar ve 17 milyon avro tutarında 1 yıl vadeli, 50 milyon dolar ve 5 milyon avro tutarında 2 yıl vadeli olmak üzere toplam dört dilimden oluşan 150,5 milyon dolar eş değerinde sendikasyon kredisi temin etti. İşlemde Emirates NBD Bank ise ajan banka olarak görev aldı.</p>
<p>Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, uluslararası piyasalardan sağladıkları yeni sendikasyon kredisiyle dış ticaretin finansmanına verdikleri desteği sürdürürken, fonlama yapılarını çeşitlendirmeye ve müşterilere kesintisiz finansman sağlamaya devam edeceklerini belirtti.</p>
<p>İşleme 14 ülkeden 19 bankanın katılmasının, uluslararası finans kuruluşlarının bankaya ve uzun vadeli stratejilerine duyduğu güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu vurgulayan Dinç, "Uluslararası işbirliklerimizi güçlendirerek reel sektörün büyümesine katkı sağlamayı sürdüreceğiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Dinç, Burgan Bank'ın güçlü sermaye yapısı, etkin risk yönetimi anlayışı ve sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda uluslararası piyasalardan kaynak sağlamaya devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Uluslararası finansman imkanlarına erişim kabiliyetimiz, müşterilerimize sunduğumuz yenilikçi finansal çözümleri güçlendirirken sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi de destekliyor. Önümüzdeki dönemde de dış ticaretin finansmanını destekleyen işlemlerimizle ülke ekonomisine değer yaratmayı sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/burgan-banka-1505-milyon-dolar-sendikasyon-kredisi-82383</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/8/1280x720/burgan-murat-dinc-1770631802.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası piyasalardan temin edilen sendikasyon kredisiyle ilgili açıklama yapan Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, &quot;Uluslararası finansman imkanlarına erişim kabiliyetimiz, müşterilerimize sunduğumuz yenilikçi finansal çözümleri güçlendirirken sürdürülebilir büyüme hedeflerimizi de destekliyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tzob-markette-38-urunun-21inde-fiyat-artti-82363</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> TZOB: Markette 38 ürünün 21&#039;inde fiyat arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, haziran ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişim hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında geçen ay üretici ile market arasındaki fiyat farkının, en fazla yüzde 379,3 ile elmada görüldüğünü ifade eden Bayraktar, bu ürünü yüzde 284,2 ile havucun, yüzde 283,5 ile çileğin, yüzde 251,3 ile yeşil fasulyenin ve yüzde 246,9 ile kirazın takip ettiğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, elmanın 4,8, havuç ve çileğin 3,8, yeşil fasulyenin ise 3,5 kat fazlaya satıldığına işaret ederek, üreticide 18 lira 75 kuruş olan elmanın markette 89 lira 87 kuruşa, 22 lira 50 kuruş olan havucun 86 lira 45 kuruşa, 43 lira olan çileğin 164 lira 91 kuruşa, 46 lira 25 kuruş olan yeşil fasulyenin 162 lira 45 kuruşa ve 57 lira 50 kuruş olan kirazın 199 lira 48 kuruşa satıldığını aktardı.</p>
<p>Marketteki fiyat gelişmelerine dikkati çeken Bayraktar, "Haziranda, markette 38 ürünün 21'inde fiyat artışı, 17'sinde fiyat düşüşü görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 81 ile çilek oldu, bu üründeki fiyat artışını yüzde 52,2 ile havuç, yüzde 32,8 ile kabak, yüzde 32,5 ile kuru soğan ve yüzde 24,7 ile patates takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 37,8 ile domates oldu. Domatesteki fiyat düşüşünü yüzde 22,3 ile karpuz, yüzde 17,1 ile nohut, yüzde 13,3 ile kuru üzüm ve yüzde 10,5 ile yumurta izledi." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Üreticide 9 üründe fiyat değişmedi</strong></p>
<p>Bayraktar, geçen ay üreticide ise 30 ürünün 12'sinde fiyat artışı, 9'unda fiyat düşüşü görüldüğünü, 9 üründe ise değişim olmadığını vurguladı. Üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 54,8 ile karpuzda oluştuğuna değinen Bayraktar, bu ürünü yüzde 43,3 ile domatesin, yüzde 30,4 ile limonun, yüzde 25,4 ile yeşil fasulyenin ve yüzde 15,7 ile maydanozun izlediğini kaydetti.</p>
<p>Üreticide en çok fiyat artışının yüzde 112,5 ile kabakta görüldüğünün, bunu yüzde 50 ile havucun, yüzde 47,4 ile patlıcanın, yüzde 33,4 ile sivri biberin ve yüzde 28,1 ile patatesin takip ettiğinin altını çizen Bayraktar, üreticideki fiyat değişimlerini şöyle değerlendirdi:</p>
<p>"Seralarda, sezon bitmek üzere. Kabak, patlıcan, sivri biber ve salatalık genel olarak söküldü, bu da arzı düşürerek fiyatların artmasına sebep oldu. Domateste ise sera sezonunun sonuna gelinse de Antalya, Mersin ve Balıkesir'in yayla kesimlerinde domates hasadının başlamasıyla arz arttı, bu da fiyatların düşmesine neden oldu. Hasat miktarındaki artışa bağlı olarak karpuz arzının yükselmesi, limonda talepteki azalma üretici fiyatlarının düşmesine sebep oldu. Yazlık patateste ilkbahar yağışlarının uzun sürmesi, üründe bozulmalara neden oldu, arz azaldı. Bu durum patates fiyatlarının yükselmesine yol açtı. Havuçta turizm sezonuna bağlı olarak talep artışı olduğundan fiyatlar yükseldi."</p>
<p>Bayraktar, girdi fiyatlarındaki değişimlere de işaret ederek, gübre, besi ve süt yemi, elektrik ve tarım ilaçlarında fiyatın arttığını, mazotta ise aylık olarak haziranda azalış görüldüğünü kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tzob-markette-38-urunun-21inde-fiyat-artti-82363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/0/1280x720/semsi-bayraktar-1752389658.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, haziran ayında markette 38 ürünün 21&#039;inde fiyat artışı, 17&#039;sinde fiyat düşüşü görüldüğünü açıkladı. Bayraktar, fiyatı en fazla artan ürünün ise yüzde 81 ile çilek olduğunu bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/jti-turkiyenin-genel-muduru-jose-luis-amador-82387</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> JTI Türkiye&#039;nin yeni Genel Müdürü Jose Luis Amador</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Japan Tobacco International (JTI), Türkiye Genel Müdürlüğüne Jose Luis Amador atandı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Amador, JTI'nın Türkiye organizasyonuna dahil olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ndeki iş süreçlerinin yönetilmesini de üstlenecek.</p>
<p>Şirkette 28 yılı aşkın süredir bulunan ve Kazablanka'dan Türkiye'ye transfer olan İspanyol asıllı Amador, 1998'de JTI İspanya'da JTI Mezun Programı ile başladığı kariyerinde 2005'te Cenevre'deki JTI Genel Merkezi'ne global ticari pazarlama direktörü olarak geçiş yaptı.</p>
<p>Hong Kong merkezli Asya Pasifik Bölgesi'ne 2010'da pazarlama müdürü olarak atanan Amador, 2011 yılı itibarıyla Meksika Genel Müdürlüğü, 2019 yılı itibarıyla da Güney Kore Genel Müdürlüğü görevlerini üstlendi.</p>
<p>Amador, 2022'den bu yana Fas merkezli olarak Cezayir, Tunus, Libya, Gine ve Kamerun'un da aralarında bulunduğu 13 ülkeyi kapsayan Kuzey ve Batı Afrika Bölgesi'ne liderlik etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/jti-turkiyenin-genel-muduru-jose-luis-amador-82387</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/7/1280x720/jose-luis-amador-1783007148.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ JTI Türkiye Genel Müdürlüğüne Jose Luis Amador&#039;un atandığını duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmodan-3-haftada-1-milyon-tonluk-hububat-alimi-82385</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO&#039;dan 3 haftada 1 milyon tonluk hububat alımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), hububat alımları hakkında bilgi verildi.</p>
<p>Hububatta 3 Haziran'da başlayan alımların yoğun şekilde devam ettiği vurgulanan açıklamada, "Ülkemizin dört bir yanında açtığımız alım noktalarımızla kıymetli üreticilerimize en iyi hizmeti sunuyoruz." ifadesine yer verildi.</p>
<p>Açıklamada, kuruluş tarihinden bu yana 1 milyon ton alım eşiğinin bu yıl yeni bir rekorla sadece 21 günde geçildiğine işaret edilerek, "Alın terini sermaye eden, ülkemiz için üreten tüm kıymetli üreticilerimize ve mesai mefhumu gözetmeksizin büyük bir özveriyle görev yapan personelimize teşekkür ediyoruz." ifadesi kullanıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmodan-3-haftada-1-milyon-tonluk-hububat-alimi-82385</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/hububat-tarim-bugday.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Toprak Mahsulleri Ofisi, 1 milyon ton hububat alım eşiğinin 3 haftada geçilerek rekor kırıldığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esnafi-cezalandiran-degil-ayakta-tutan-bir-mali-politika-benimsenmelidir-82361</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Esnafı cezalandıran değil ayakta tutan bir mali politika benimsenmeli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DİYARBAKIR</strong></p>
<p>TESK Genel Başkan Vekili ve Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği (DESOB) Başkanı Alican Ebedinoğlu, son yıllarda artan maliyetler, daralan piyasa şartları ve düşen alım gücü nedeniyle esnaf ve sanatkârların tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşadığını söyledi. </p>
<p>"Buna rağmen vergi ve SGK borçlarının yapılandırılmasında uygulanan yüksek faiz ve ek mali yükler, esnafımızı rahatlatmak yerine daha da çıkmaza sürüklemektedir." diyen Ebedinoğlu “Devletin amacı vatandaşını ve üreticisini yaşatmak olmalıdır. Ancak bugün ortaya çıkan tablo, borcunu ödemek isteyen esnafın dahi yapılandırma taksitlerini karşılayamaz hale geldiğini göstermektedir. Faiz yükü nedeniyle ana para katlanmakta, ödeme niyeti olan binlerce esnafımız sistemin dışına itilmektedir” ifadesini kullandı.</p>
<p>Hükümete açık ve net çağrıda bulunan Ebedinoğlu, “Vergi ve SGK yapılandırmalarındaki faiz yükü derhal düşürülmelidir. Esnafın ödeme gücü dikkate alınarak faizsiz veya düşük maliyetli yapılandırma modeli hayata geçirilmelidir. Özellikle küçük esnafın birikmiş borçları için uzun vadeli, sürdürülebilir ve gerçekçi ödeme planları oluşturulmalıdır. Esnafı cezalandıran değil, ayakta tutan bir mali politika benimsenmelidir.” dedi.</p>
<p>Bugün birçok esnaf dükkânını açık tutabilmek için mücadele veriğine değinen Alican Ebedinoğlu “Yüksek faizli yapılandırmalar yeni bir yük haline gelmiştir. Vergisini ödemek isteyen, primini yatırmak isteyen esnafın önüne aşılması güç engeller konulmamalıdır. Unutulmamalıdır ki esnaf yalnızca kendi ailesinin değil; bulunduğu mahallenin, sokağın ve şehir ekonomisinin de taşıyıcı gücüdür. Esnafın ayakta kalması üretimin, istihdamın ve sosyal huzurun korunması demektir. Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz: Esnafın sesine kulak verilmeli, vergi ve SGK borçlarında faiz yükünü hafifleten adımlar gecikmeden atılmalıdır. Aksi halde kapanan iş yerleri, artan işsizlik ve derinleşen ekonomik sorunların sorumluluğu bu talepleri görmezden gelenlerde olacaktır.” şeklinde konuştu .</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esnafi-cezalandiran-degil-ayakta-tutan-bir-mali-politika-benimsenmelidir-82361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/1/1280x720/esnafi-cezalandiran-degil-ayakta-tutan-bir-mali-politika-benimsenmelidir-1782989824.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TESK Genel Başkan Vekili ve DESOB Başkanı Alican Ebedinoğlu, &quot;Vergi ve SGK yapılandırmalarındaki faiz yükü derhal düşürülmelidir. Esnafın ödeme gücü dikkate alınarak faizsiz veya düşük maliyetli yapılandırma modeli hayata geçirilmelidir. Özellikle küçük esnafın birikmiş borçları için uzun vadeli, sürdürülebilir ve gerçekçi ödeme planları oluşturulmalıdır. Esnafı cezalandıran değil, ayakta tutan bir mali politika benimsenmelidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasindan-surdurulebilir-tarim-icin-20-milyon-euroluk-finansman-82386</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş Bankası&#039;ndan sürdürülebilir tarım için 20 milyon euroluk finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İş Bankası, sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda Güneydoğu Avrupa için Avrupa Fonu (EFSE) ile 20 milyon euro tutarında 6 yıl vadeli kaynak temini için anlaşma imzaladı.</p>
<p>Sağlanan 20 milyon euro tutarındaki kaynağın, EFSE'nin sürdürülebilir tarım kriterleri ve İş Bankası'nın Sürdürülebilir Finans Çerçevesi ile uyumlu olarak kullandırılacaüı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, altı yıl vadeli söz konusu finansman, gıda güvenliği, modern sulama sistemleri, toprak sağlığını koruyan uygulamalar, yüksek verimli üretim yöntemleri, akıllı tarım teknolojileri ve sürdürülebilir ekipman yatırımları başta olmak üzere tarımsal üretkenliği ve iyi tarım uygulamalarını artıran projelerin desteklenmesine yönlendirilecek.</p>
<p><strong>"Tarım sektörünün gelişim ve dönüşümüne katkı sağlayacak"</strong></p>
<p>İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, kaynağın, gıda güvenliği ve Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasında kritik öneme sahip tarım sektörünün gelişim ve dönüşümüne katkı sağlayacağına inandığını belirtti.</p>
<p>Önceki senelerde ihraç ettikleri yeşil ve sürdürülebilir tahvillere 2026 yılının Ocak ayında 50 milyon doları tutarındaki ilk mavi tahvil ihracını eklediklerini aktaran Özşuca, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu kez, kalkınma odaklı bir fondan sürdürülebilir tarım faaliyetlerini desteklemek üzere kaynak sağlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Ekonomimiz ve gıda güvenliğimiz açısından stratejik öneme sahip tarım sektöründe yenilikçi ve verimliliği artıran yöntemlerin yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Sağladığımız bu kaynakla çiftçilerimizin ve tarımsal işletmelerimizin finansmana erişimini kolaylaştırırken, gıda güvenliğini, tarımda verimi ve rekabet gücünü artıracak projeleri desteklemeye devam edeceğiz. Önümüzdeki dönemde de ülkemize ve ekonomimize katkı sağlayacak şekilde bankamızın sürdürülebilir kaynaklarını çeşitlendirerek uluslararası işbirliklerimizi geliştirmeye devam edeceğiz."</p>
<p>EFSE Portföy Yöneticisi Jasminka Begert de Türkiye'de sürdürülebilir tarımın finansmanını desteklemenin özel bir önem taşıdığını belirterek, İş Bankası ile bu alanda işbirliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını aktardı.</p>
<p>Tarımın Türkiye ekonomisi, gıda güvenliği ve kırsal kalkınma açısından kritik rolüne dikkat çeken Begert, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"İş Bankası ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği kapsamında daha sürdürülebilir, verimli ve dayanıklı üretim uygulamalarına yatırım yapan çiftçilerin ve tarımsal işletmelerin uzun vadeli finansmana erişimini artırmayı hedefliyoruz. İşbirliği, tarımsal üreticilerin değişen piyasa koşullarına ve çevresel zorluklara uyum sağlamasına katkıda bulunurken, sektörün uzun vadeli rekabet gücünü desteklemeye yönelik ortak vizyonumuzu da yansıtıyor."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasindan-surdurulebilir-tarim-icin-20-milyon-euroluk-finansman-82386</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/is-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ sürdürülebilir tarım için temin edilen kaynak hakkında açıklama yapan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı ve Sürdürülebilirlik Lideri Ebru Özşuca, &quot;Ekonomimiz ve gıda güvenliğimiz açısından stratejik öneme sahip tarım sektöründe yenilikçi ve verimliliği artıran yöntemlerin yaygınlaşmasını önemsiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ito-verileri-en-cok-kuru-soganin-fiyati-artti-en-buyuk-dusus-kirazda-82365</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İTO verileri: En çok kuru soğanın fiyatı arttı, en büyük düşüş kirazda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO), haziranda perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri açıkladı.</p>
<p>Haziranda bir önceki aya göre indekste yer alan 336 ana üründen 184'ünün fiyatı artarken, 71'inin fiyatı azaldı.</p>
<p>Geçen ay fiyatı en çok artan ürün yüzde 46,54 ile kuru soğan olurken, onu yüzde 36,38 ile patlıcan, yüzde 26,57 ile limon, yüzde 22,20 ile patates, yüzde 18 ile sandalye, yüzde 15,38 ile telefon ekipmanı, yüzde 14,63 ile ütü, yüzde 13,61 ile makyaj malzemeleri, yüzde 12,65 ile havuç izledi.</p>
<p>Fiyat artışı internet fatura harcamalarında yüzde 11,74, masada (tek) yüzde 10,28, yer fıstığında yüzde 9,40, salatalıkta yüzde 8,48, ücretli, dijital aboneliklerde yüzde 8, elektrik süpürgesinde yüzde 7,74 ve bulaşık temizlik ürünlerinde yüzde 7,72 oldu.</p>
<p><strong>En çok kiraz ve domatesin fiyatı düştü</strong></p>
<p>Haziranda bir önceki aya göre fiyatı en çok azalan ürünler arasında başı yüzde 57,24 ile kiraz çekti. Bunu yüzde 52,88 ile domates, yüzde 40,33 ile araç kiralama ücreti (günlük), yüzde 28,01 ile kıvırcık, yüzde 27,83 ile uçak bileti ücreti, yüzde 23,52 ile şeftali, yüzde 22,71 ile erik, yüzde 18,16 ile sivri biber izledi.</p>
<p>Fiyat düşüşü çarliston biberde yüzde 18,14, dolmalık biberde yüzde 17,51, kayısıda yüzde 17,49, taze fasulyede yüzde 16,25, çilekte yüzde 15,09, maydanozda yüzde 14,19, şehirlerarası otobüs bileti ücretinde yüzde 12,47, altında (mücevherat) yüzde 9,06 olarak gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ito-verileri-en-cok-kuru-soganin-fiyati-artti-en-buyuk-dusus-kirazda-82365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/sogan.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Ticaret Odasının haziran verilerine göre, fiyatı en çok artan ürün yüzde 46,54 ile kuru soğan olurken, en fazla düşüş yüzde 57,24 ile kirazda görüldü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-son-20-yilda-bogazlardan-gecen-gemi-sayisi-2-milyonu-asti-82384</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Son 20 yılda boğazlardan geçen gemi sayısı 2 milyonu aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 5. Türkiye Denizcilik Zirvesi'nin açılışına katıldı.</p>
<p>Uraloğlu burada yaptığı konuşmasında, küresel yük taşımacılığının yüzde 88'inin deniz yoluyla yapıldığını, Türkiye'nin de dış ticaret taşımalarının tonaj bazında yüzde 85'inin deniz yoluyla gerçekleştirildiğini söyledi.</p>
<p>Denizciliğin küresel ekonominin ve tedarik zincirlerinin vazgeçilmez ana taşıyıcısı olduğuna işaret eden Uraloğlu, "Bu küresel gerçek, ülkemizin denizcilik vizyonunun ve mavi vatana olan güçlü bağlılığımızın ne kadar stratejik bir önem taşıdığını da vurgulamaktadır." ifadesini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, Denizcilik ve Kabotaj Bayramı'nın milletin "mavi vatan"a sarsılmaz bağlılığının en güçlü simgesi olduğuna dikkati çekerek, "Tarih boyunca kıtaların, medeniyetlerin ve kadim ticaret yollarının kesişim noktasında bulunan ülkemiz, bugün de uluslararası tedarik zincirleri ve ulaşım koridorlarının merkezindedir." diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'nin kuzey-güney ve doğu-batı koridorlarının vazgeçilmez bir halkası haline geldiğini vurgulayan Uraloğlu, "Bu coğrafi ve jeostratejik üstünlük, küresel ticarette Türkiye'siz koridor düşünülemeyeceğini her fırsatta kanıtlamaktadır." dedi.</p>
<p>Uraloğlu, son yıllarda yaşanan gelişmelerin, ulaştırma sistemlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini ve küresel ticareti sekteye uğratabileceğini açıkça gösterdiğini dile getirdi.</p>
<p>Hürmüz Boğazı çevresindeki kapanmaların tek bir boğazın dünya enerji arzını ve tedarik zincirlerini nasıl derinden etkileyebileceğini bir kez daha gözler önüne serdiğini belirten Uraloğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>"Dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bu stratejik su yolundaki aksama, enerji güvenliğinden lojistik maliyetlerine kadar geniş bir etki oluşturmaktadır. Bu noktada da bizler yalnızca krizi değil, riski de yönetmek zorundayız. Bunun yolu, mevcut koridorları güçlendirirken, alternatiflerini de oluşturmaktan ve ulaştırmanın diğer modlarıyla da entegre bir yaklaşımdan geçiyor."</p>
<p><em>"Hürmüz Boğazı'na alternatif bir ticaret rotası sunmayı planlıyoruz"</em></p>
<p>Bakan Uraloğlu, Türkiye olarak Asya'dan Avrupa'ya uzanan en önemli güzergahlardan biri olan Orta Koridor'u yüksek kapasiteli ve rekabetçi bir ticaret omurgasına dönüştürmek istediklerini söyledi.</p>
<p>"Kalkınma Yolu Projesi" ile de Basra Körfezi'ni Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak yeni bir lojistik omurga oluşturmayı hedeflediklerini dile getiren Uraloğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>"Şimdi bu büyük resme çok önemli bir yeni halka daha ekliyoruz. Kısa bir süre önce Suudi Arabistan ile yeni ve modern Hicaz Demir Yolu'nu canlandıracak işbirliği mutabakat zaptını imzaladık. Bu projeyle Hürmüz Boğazı'na alternatif bir ticaret rotası sunmayı planlıyoruz. Böylece Körfez bölgesinden Avrupa'ya ulaşacak yükler için yeni bir seçenek daha ortaya çıkacak ve ticaret akışları olası krizlerden daha az etkilenecektir."</p>
<p>Uraloğlu, Türkiye'nin coğrafi konumu, lojistik altyapısı, enerji koridorlarındaki merkezi rolü ve sağladığı istikrarla sadece kendi bölgesinin değil, küresel güvenliğin de vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurguladı.</p>
<p>Denizcilik sektörünü daha da güçlendirerek küresel tedarik zincirlerine katkı sunmaya ve uluslararası işbirliğini derinleştirmeye kararlı olduklarını anlatan Uraloğlu, "Denizler, tarih boyunca sadece ticaretin değil, bilgi, teknoloji ve kültürlerin ana taşıyıcısı oldu. Bugün de aynı gerçekle karşı karşıyayız, denizcilik geleceğin anahtarıdır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Güçlü filolar, modern limanlar, yeşil ve akıllı lojistik sistemler kuran milletlerin yarının dünyasını şekillendireceğinin altını çizen Uraloğlu, "Biz Türkiye olarak, Kabotaj Kanunu'nun 100. yılında, kadim denizcilik mirasımızı geleceğin vizyonuyla birleştirerek bu yarışta ön sıralarda yer almaya kararlıyız. Kabotaj'ın ikinci yüzyılını Türkiye Yüzyılı ile birleştireceğiz." dedi.</p>
<p><strong>"Gemi insanlarımızın yeterlik belgelerinin tanındığı ülke sayısı 42'ye yükselmiş oldu"</strong></p>
<p>Bakan Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde geçen son 24 yılda denizcilik sektörünün tarihinin en büyük büyüme dönemini yaşadığını dile getirdi.</p>
<p>Türk sahipli deniz ticaret filosunun, 1 Ocak itibarıyla 2 bin 234 gemi ve 51,8 milyon DWT kapasiteyle dünyanın en büyük filolarından biri olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, "Ambarlı, Kocaeli, Tekirdağ, Mersin ve Aliağa olmak üzere 5 limanımız dünyanın en yoğun 100 limanı arasında yer almaktadır." diye konuştu.</p>
<p>Uraloğlu, gemi inşa sanayisinin de küresel ölçekte güçlü bir konumda olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"85 faal tersaneyle gemi siparişinde dünyada 7, tonajda 10'uncu sıradayız. Mega yat imalatında dünyada 2'nci sıradayız. Gemi geri dönüşüm alanında ise dünyada 3'üncü, Avrupa'da lideriz. Bugüne kadar 51 farklı ülke ile 65 denizcilik anlaşması imzaladık. Geçen yıl denizcilikte en etkili ülkelerinden biri olan Panama ile imzaladığımız anlaşmayla, gemi insanlarımızın yeterlik belgelerinin tanındığı ülke sayısı da 42'ye yükselmiş oldu."</p>
<p>Türk boğazlarının küresel ticaret ve enerji arz güvenliğinin en kritik geçiş noktalarından biri olduğunu dile getiren Uraloğlu, boğazlardan son 20 yıllık dönemde geçen gemi sayısının 2 milyonu aştığını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-son-20-yilda-bogazlardan-gecen-gemi-sayisi-2-milyonu-asti-82384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/4/1280x720/uraloglu-1783006503.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 5. Türkiye Denizcilik Zirvesi&#039;nde konuşan Bakan Uraloğlu, &quot;Türk boğazları, küresel ticaret ve enerji arz güvenliğinin en kritik geçiş noktalarından biridir. Boğazlarımızdan son 20 yıllık dönemde geçen gemi sayısı 2 milyonu aştı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotiv-pazari-yillik-yuzde-819-daraldi-82360</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv pazarı ilk yarıda yüzde 8,19 daraldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) sektörün ocak-haziran dönemine ait verilerini açıkladı. </p>
<p>Buna göre otomobil ve hafif ticari araç satışları, yılın ilk yarısında 2025'in aynı dönemine göre yüzde 8,19 azalarak 558 bin 179 oldu.</p>
<p>Otomobil satışları bu dönemde yıllık bazda yüzde 9,79 azalarak 440 bin 234'e, hafif ticari araç satışları da yüzde 1,69 düşüşle 117 bin 945'e geriledi.</p>
<p>Pazarın yüzde 84,7'sini vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 241 bin 100 adetlik satışla yüzde 54,8, B segmenti otomobiller ise 130 bin 476 ile yüzde 29,6 pay aldı.</p>
<p>Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde, en çok tercih edilen otomobiller yüzde 64,6 pay ve 284 bin 493 satışla SUV modeller oldu. Onu yüzde 20,5 pay ve 90 bin 216 satışla sedan, yüzde 14,5 pay ve 63 bin 991 satışla hatchback (H/B) otomobiller takip etti.</p>
<p>Böylece, otomobil ve hafif ticari araç satışları ocak-haziran döneminde yüzde 8,19 azalarak 558 bin 179 oldu.</p>
<p><strong>Elektrikli otomobillerin payı yüzde 18,5 oldu</strong></p>
<p>Benzinli otomobiller 182 bin 492 adetle pazardan yüzde 41,5 pay alırken, hibrit otomobiller 145 bin 804 adetle yüzde 33,1, elektrikli otomobiller 81 bin 331 ile yüzde 18,5, dizel otomobiller 27 bin 485 ile yüzde 6,2, otogazlı otomobiller ise 3 bin 122 ile yüzde 0,7 pay aldı.</p>
<p>Elektrikli otomobillerde 160 kilovat altındakilerin satışları yüzde 7,7 artarak yüzde 16,6 paya, 160 kilovat üstündekiler ise yüzde 54,1 azalarak yüzde 1,9 paya sahip oldu.</p>
<p>1400 cc altındaki otomobil satışları yüzde 24,9 azalarak pazardan yüzde 26,9 pay alırken, 1400-1600 cc aralığındakiler ise yüzde 11,7 azalarak yüzde 20,7 paya geriledi. 1600-2000 cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 4,2 artarak yüzde 0,7 pay, 2000 cc üstü otomobil satışları da yüzde 24,9 düşüşle yüzde 0,2 pay aldı.</p>
<p>Otomatik şanzımanlı otomobiller 426 bin 740 adetle satışların yüzde 96,9'unu, manuel şanzımanlı otomobiller ise 13 bin 494 ile yüzde 3,1'ini oluşturdu.</p>
<p>Hafif ticari pazarında van gövde tipi araçlar yüzde 76,2 pay ve 89 bin 848 satışla ilk sırada yer alırken, kamyonetler yüzde 9 pay ve 10 bin 618 ile ikinci sırada konumlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotiv-pazari-yillik-yuzde-819-daraldi-82360</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/9/1280x720/otomobil-otomotiv-arac-1767154907.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ODMD&#039;nin ilk yarı verilerine göre, otomobil ve hafif ticari araç satışları, geçen yıla kıyasla yüzde 8,19 gerileyerek 558 bin 179&#039;a indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-sanayi-odasi-60-yasinda-82349</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri Sanayi Odası 60 yaşında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) kuruluşunun 60. yıl dönümünü Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda düzenlenen programla kutladı. Meclis Başkanı Abidin Özkaya’nın toplantının açılışında reel sektör için sıraladığı önemli başlıklar oldu. Önce bu başlıkları sizinle Özkaya’nın cümleleriyle paylaşmak isterim:</p>
<p>“Sanayideki düşüş eğilimi maalesef artık süreklilik kazanmıştır. Gidişatı olumlu yönde değiştirmek geleceğimiz açısından büyük önem taşımaktadır. İlgili paydaşlarımızın ve karar vericilerimizin bu gidişatla ilgili önlemleri bir an önce almaları gerekmektedir. Özellikle emek yoğun sektörler; mobilya, tekstil, beyaz eşya, toprak, cam ve seramik sektörlerinde kan kaybı hızlı bir şekilde devam etmektedir. Üretimde verimliliğin düşmesi, tatil günlerinin fazla oluşu ve tatil aralarının birleştirilmesi, finansmana erişim zorluğumuz, üretimde verimsizlik problemlerimiz ve etrafımızdaki savaşlar başlıca sıkıntılı konu başlıklarımızdır. Maalesef konu başlıkları kalıcı hale gelmektedir. Son dört yılda, enflasyon kümülatif olarak yüzde 450, asgari ücret yüzde 550, döviz kurları ise yüzde 240-250 bandında artış göstermiştir. Yurtdışı rekabet gücümüzü kıran ve pazar kaybımıza sebep olan görüntünün özeti buradadır. Artan girdi ve işçilik maliyetleri, buna karşın maliyet artışının yarısı kadar kur artışı, sorunun ve yurtdışı pazar tıkanıklığının, rekabet gücümüzü kaybetmemizin özetidir. Vakit kaybetmeden faizlerin aşağı çekilmesi, ihracata yüzde 7'ler civarında kur desteği verilmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması gerekmektedir. Eximbank kullanımlarında limit, teminat kriterleri ivedilikle gözden geçirilmeli, başvurudan sonra kredi kullanım süreleri kısaltılmalıdır.”</p>
<p>Özkaya’nın ardından kürsüye gelen KAYSO Yönetim Kurulu Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Büyüksimitci ise ekonomik gelişmelerle ilgili Özkaya’nın açıklamalarını destekleyen bir konuşma gerçekleştirdi. Ardından da Kayseri Model Fabrika, Erciyes Organize Sanayi Bölgesi, Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayi İhtisas OSB, Geri Dönüşüm İhtisas OSB, KAYSO Akademi, Proje Destek Ofisi ve Gümrüklü Hava Kargo Sahası gibi son on yılda hayata geçirdikleri yatırımları anlattı. Kayseri adına ise gelecek 10 yılı çok daha güçlü gördüğünü söyleyen Büyüksimitci, “Hayalimdeki Kayseri; yüksek teknolojili üretimin merkezi, yapay zekâyı üretime entegre etmiş, savunma sanayinde söz sahibi, ihracatta kilogram değerini yükseltmiş ve dünya markaları çıkaran bir Kayseri'dir. Önümüzdeki 60 yıl, geride bıraktığımız 60 yıldan başarılı olacaktır" dedi. Büyüksimitci, meclis konuşmasının sonunda ise yaklaşan oda seçimlerinde tekrar aday olduğunu da duyurdu.</p>
<p>Bana ayrılan kısıtlı bir alanda olabildiğince rafine şekilde sizlere Kayseri Sanayi Odası’nın meclis toplantısındaki konuşmaları aktarmaya çalıştım. Birkaç satırda kendi gözlemlerimi aktarmak istiyorum.</p>
<p>Haziran ayı Kayseri için kırık geçti. Okuyucularımızdan üretimi durdurduğu için adres değişikliği isteyenler oldu. Diğer taraftan işler yolunda olsa da komşusundaki derdi görüp korkuya kapılan ciddi bir kitle gördüm. Ancak benim için daha önemlisi İSO 500 verileri oldu. Açıklanan listeye bakınca sanayici kimdir diye düşündüm. Ve şehirlerin, kendisine uzaktan yatırım yapanlarla değil; içinde yaşayan, birlikte üreten ve kaderini o şehirle birleştiren insanlar sayesinde büyüdüğünü gördüm. İmkânı olduğu hâlde doğduğu ya da yatırım yaptığı şehri terk etmeyen; çocuklarını o şehirde büyüten, vergisini o şehre ödeyen, şehre entelektüel birikim katan, aidiyet inşa eden ve gelecek nesillere şehre özel bir kalkınma anlayışı bırakmak için siyasetçilerden daha çok söz sahibi olması gereken kişidir sanayiciler. Bu yüzden de taleplerini dikkatle okumak gerekir.</p>
<p>Yine Büyüksimitci’nin meclis toplantısındaki bir sözüyle kapatayım: “Kavgadan, mücadeleden kaçan bir tane sanayici görmedim.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-sanayi-odasi-60-yasinda-82349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Sanayi Odası 60 yaşında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uretim-bollugunda-sebze-meyve-fiyatlari-yine-artti-82348</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretim bolluğunda sebze meyve fiyatları yine arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası tarafından hazırlanan Haziran ayı Toptancı Hal Endeksi açıklandı.</p>
<p>Antalya hallerinde işlem gören domates, meyve ve sebzenin miktar ve fiyat endeksleri, 2026 Haziran ayında bir önceki ay ve geçen yılın aynı dönemine göre değişim gösterdi.</p>
<p>Endekse göre, Antalya hallerinde işlem gören domates miktar endeksi yıllık yüzde 10,37, fiyat endeksi yüzde 28,44 arttı, meyve miktar endeksi yıllık yüzde 4,92 azaldı, fiyat endeksi yüzde 62,21, sebze miktar endeksi yıllık yüzde 6,27, fiyat endeksi yüzde 54,50 arttı.</p>
<p>Haziran’da domates ve meyve işlem miktarı arttı</p>
<p>Haziran ayında miktar endeksi aylık domateste yüzde 28,96, meyvede yüzde 36,22 artarken, sebzede yüzde 4,25 azaldı. Yıllık ise domates yüzde 10,37, sebze yüzde 6,27 artarken meyvede yüzde 4,92 düşüş yaşandı.</p>
<p>Haziran ayında yıllık miktar endekslerinde domates ve sebze ortalamanın üzerinde, meyve ise ortalama seviyesinde değişim gösterdi. Yıllık fiyat endekslerinde ise domates ortalama civarında kalırken, sebze ve meyve fiyatları ortalamanın üzerinde arttı.</p>
<p><strong>Fiyatlar arttı</strong></p>
<p>Haziran ayında domates fiyat endeksi yıllık bazda yüzde 28,44 yükseldi. Bu artış, domates işlem miktarının aynı dönemde yüzde 10,37 artmasına rağmen gerçekleşti.</p>
<p>Meyve fiyat endeksi yıllık yüzde 62,21 artarken bu yükselişte, meyve işlem miktarındaki yüzde 4,92’lik azalış etkili oldu.</p>
<p>Sebze fiyat endeksi ise yıllık yüzde 54,50 arttı. Fiyatlardaki yükseliş, sebze işlem miktarının yıllık yüzde 6,27 artmasına rağmen gerçekleşti.</p>
<p><strong>Son 8 yılın haziran aylarında rekor değişim</strong></p>
<p>Haziran ayında domates işlem miktar endeksi bir önceki aya göre yüzde 28,96 artarken, fiyat endeksi yüzde 61,44 azaldı. Son 8 yılın Haziran ayları değerlendirildiğinde domateste işlem miktar endeksi en yüksek artışı, fiyat endeksi ise en büyük düşüşü gösterdi.</p>
<p>Meyvede işlem miktar endeksi aylık yüzde 36,22 artarken, fiyat endeksi yüzde 31,28 geriledi. Son 8 yılın Haziran ayları içinde meyve miktar endeksinde üçüncü en yüksek artış, fiyat endeksinde ise dördüncü en büyük düşüş kaydedildi.</p>
<p>Sebzede işlem miktar endeksi yüzde 4,25, işlem fiyat endeksi ise yüzde 37,48 azaldı. Son 8 yılın Haziran ayları dikkate alındığında sebzede miktar endeksi en düşük azalışı, fiyat endeksi ise ikinci en büyük düşüşü yaşadı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uretim-bollugunda-sebze-meyve-fiyatlari-yine-artti-82348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/8/1280x720/uretim-bollugunda-sebze-meyve-fiyatlari-yine-artti-1782982264.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meyve ve sebzede üretim bolluğu yaşanırken fiyatlar artışını sürdürüyor. Antalya hallerinde sebze ve meyve fiyatları ortalamanın üzerinde artış oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-yumakli-duyurdu-avans-orani-yuzde-30a-yukseltildi-82347</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı duyurdu: Avans oranı yüzde 30&#039;a yükseltildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "IPARD III Programı 4. Program Değişikliği"nin onaylanması hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, program çerçevesinde hayata geçirilen yeni düzenlemelerle, M6-Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları Tedbiri kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarında sulama birliklerinin de faydalanıcı olarak desteklerden yararlanabileceğini belirtti.</p>
<p>Yumaklı, "LEADER Tedbiri kapsamında yerel eylem gruplarına uygulanabilecek avans oranı yüzde 10'dan yüzde 30'a yükseltildi. Yüzde 40–59 oranında ortopedik engele sahip vatandaşlarımız, proje seçiminde ilave 10 puan almaya hak kazandı. M10-Danışmanlık Hizmetleri Tedbiri, IPARD III Programı kapsamına dahil edildi. Düzenlemelerin ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Yumaklı, programla ilgili detaylı bilginin "ipard.tarimorman.gov.tr" sitesinde yer aldığını da bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-yumakli-duyurdu-avans-orani-yuzde-30a-yukseltildi-82347</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/6/1280x720/yumakli-1770294211.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IPARD III Programı 4. Program Değişikliği hakkında açıklama yapan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, &quot;LEADER Tedbiri kapsamında, yerel eylem gruplarına uygulanabilecek avans oranı yüzde 10&#039;dan yüzde 30&#039;a yükseltildi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yurt-disindan-alinan-cihazlarda-imei-kayit-ve-degisim-kurallarinda-degisiklik-82345</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışından alınan cihazlarda IMEI kayıt ve değişim kurallarında değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan "elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt altına alınmasına" dair düzenlemelerde değişiklik yapılmasına dair tebliğ ve yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yeni düzenlemelerle IMEI'nin kayıt süreci ve yönetilmesi süreçlerinde teknik ve idari güncellemeler yapıldı.</p>
<p>Buna göre Dışişleri Bakanlığınca vergi muafiyeti tanınan yabancı misyon kimlik kartı sahipleri, cihaz kayıt başvurularını e-Devlet Kapısı üzerinden gerçekleştirecek.</p>
<p>Başvuru esnasında beyan edilen bilgiler, ilgili mercilerce elektronik ortamda doğrulandıktan sonra BTK'ye iletilecek. Söz konusu cihazların IMEI numaraları, ilgili misyon mensubunun kimlik kartı geçerlilik süresi boyunca "beyaz listede" tutulacak. Kimlik kartı süresi biten cihazlar, 120 günlük kullanım süresinin ardından "siyah listeye" alınarak kullanıma kapatılacak.</p>
<p><strong>Yolcu beraberinde getirilen cihazlara ilişkin düzenleme</strong></p>
<p>Yurt dışından yolcu beraberinde getirilen cihazların arızalanması nedeniyle cihazın veya ana kartının değiştirilmesi durumunda yapılacak IMEI değişim işlemleri de yeniden düzenlendi.</p>
<p>Bu kapsamda, ilk kayıt başvurusunu yapan kişi e-Devlet üzerinden değişim başvurusunda bulunabilecek.</p>
<p>IMEI değişikliği başvurularında, değişimi gerçekleştiren firma tarafından düzenlenen belgenin belirli şartları taşıması gerekecek.</p>
<p>Belgede, firma ünvanı ve iletişim bilgilerinin, arızaya bağlı değişim yapıldığının, eski ve yeni IMEI numaralarının, firma anteti veya kaşesinin bulunması zorunlu olacak.</p>
<p>Bazı başvuruların abone kayıt merkezleri üzerinden yapılmasına ilişkin hüküm de kaldırıldı.</p>
<p>Böylece söz konusu işlemler e-Devlet Kapısı üzerinden yürütülecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yurt-disindan-alinan-cihazlarda-imei-kayit-ve-degisim-kurallarinda-degisiklik-82345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/cep-telefonu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğle, yolcu beraberinde getirilen mobil cihazların kayıt altına alınması ile arızalı cihazlarda yapılacak IMEI değişim süreçleriyle ilgili usul ve esaslarda değişiklik yapıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akbankta-ust-duzey-atama-82364</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akbank&#039;ta üst düzey atama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akbank'ın Marka ve İletişim Başkanlığı görevine Seçil Demiralp'in getirildiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre Demiralp, dün itibarıyla başladığı yeni görevinde Akbank'ın tüm marka ve iletişim çalışmalarından sorumlu olacak.</p>
<p>Pazarlama, marka yönetimi ve iletişim alanlarında 20 yılı aşkın deneyimi bulunan Demiralp, kariyeri boyunca farklı kurumlarda üst düzey sorumluluklar üstlendi.</p>
<p>Kariyerine 2004'te TAB Gıda'da başlayan Demiralp, kurumdaki çeşitli görevlerin ardından 2015-2019 döneminde Pazarlama Genel Müdürü olarak görev aldı.</p>
<p>Metro Türkiye'ye 2019'da katılan Demiralp, Pazarlama, Marka Yönetimi ve İletişim Grup Müdürü olarak kurumun pazarlama ve iletişim çalışmalarına liderlik etti.</p>
<p>Demiralp, 2021'de Vodafone Türkiye'de Marka ve Pazarlama Stratejisi Direktörlüğüne getirildi, daha sonra Yeni Müşteri Kazanımı Pazarlama Direktörlüğü görevini yürüttü.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan Demiralp, aynı zamanda Koç Üniversitesi İngilizce İşletme MBA Yüksek Lisans Programı'nı tamamladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akbankta-ust-duzey-atama-82364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/akbank.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akbank&#039;ta Marka ve İletişim Başkanlığı görevine Seçil Demiralp atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolattan-abnin-3-euroluk-gumruk-vergisi-hakkinda-aciklama-82358</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat&#039;tan AB&#039;nin 3 euroluk gümrük vergisi hakkında açıklama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği'nin (AB), üçüncü ülkelerden gelen 150 euro altındaki e-ticaret gönderilerine yönelik gümrük muafiyetini kaldırarak, kalem başına 3 euro gümrük vergisi uygulamasının 1 Temmuz'da yürürlüğe girdiğini bildirdi.</p>
<p>Uygulamanın AB Gümrük Veri Merkezinin kurulacağı 1 Temmuz 2028'e kadar süreceği kaydedilen açıklamada, söz konusu tarih itibarıyla basitleştirilmiş uygulamanın tamamen kaldırılacağı ifade edildi.</p>
<p>Bakan Ömer Bolat, AB ile sınır ötesi e-ticarette Gümrük Birliği kazanımlarını korumak için Türkiye adına müzakereleri yürüttüklerine dikkati çekerek, "Ticaret Bakanlığı, AB tarafından söz konusu düzenleme hazırlıklarının başlatıldığı ilk günden itibaren, Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin hukuki kazanımlarının korunması amacıyla, AB Komisyonu nezdinde yoğun diplomatik ve teknik girişimlerde bulunmuştur." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bolat, yürüttükleri çalışmaların sonucuna ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>"AB Komisyonu tarafından, Türkiye'de serbest dolaşımda bulunan ve 'A.TR dolaşım belgesi' eşliğinde AB'ye e-ticaret yoluyla gönderilen ürünlerin, H1 gümrük beyannamesi kapsamında, kolaylaştırılmış usulle tercihli rejimden yararlanmaya devam edebileceği bildirilmiştir. Böylece, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği'nin temel prensiplerinin sınır ötesi e-ticaret alanında da korunması yönünde önemli bir kazanım sağlanmıştır."</p>
<p>Bakanlığın yalnızca mevcut hakların korunmasına yönelik girişimlerde bulunduğu gibi, düşük değerli e-ticaret gönderilerinde tercihli rejimin uygulamada kesintisiz şekilde sürdürülebilmesi amacıyla gerekli teknik altyapı çalışmalarını da eş zamanlı yürüttüğünü ifade eden Bolat, bu kapsamda, 150 euro altındaki e-ticaret gönderileri için hızlı kargo operatörleri tarafından kolaylaştırılmış "A.TR dolaşım belgesi" düzenlenmesine imkan sağlayacak teknik sistemin oluşturulduğunu bildirdi.</p>
<p>Bolat, uygulamaya ilişkin hazırlıkların da en kısa sürede tamamlanacağına işaret ederek, "AB ile kurulan kolaylaştırılmış sistemin, etkili, e-ihracatçılarımıza külfet yüklemeyecek, AB içerisinde yeknesak ve pratik şekilde planlanması için de temaslara devam edeceğiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Bu kapsamda, AB tarafından e-ticarette kullanılan "H7 gümrük beyannamesi" kapsamında da "A.TR dolaşım belgesinin" kullanılabilmesini sağlayacak kalıcı ve daha güçlü bir çözümün hayata geçirilmesi amacıyla AB Komisyonu ile teknik çalışmaları da kesintisiz şekilde sürdüreceklerini ifade eden Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Diğer taraftan, AB tarafından ilerleyen dönemde yürürlüğe konulması planlanan işlem ücreti (handling fee) uygulamasından ülkemizin muaf tutulmasına yönelik girişimlerimiz de kararlılıkla devam etmektedir. Türkiye'nin Gümrük Birliği kapsamındaki ileri düzey entegrasyonu ile ürün güvenliği ve gümrük mevzuatındaki yüksek uyum seviyesi dikkate alındığında, ülkemizin bu uygulamadan muaf tutulmasının haklı ve gerekli olduğunu AB Komisyonu nezdinde her düzeyde dile getiriyoruz. Ticaret Bakanlığı olarak, ihracatçılarımızın ve e-ihracatçılarımızın AB pazarındaki rekabet gücünü koruyacak, Gümrük Birliği'nin sağladığı kazanımları güçlendirecek ve sınır ötesi e-ticaretin kesintisiz şekilde sürdürülmesini sağlayacak tüm girişimlerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolattan-abnin-3-euroluk-gumruk-vergisi-hakkinda-aciklama-82358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/7/1280x720/omer-bolat-1769688939.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB&#039;nin düşük değerli e-ticaret paketlerine 3 euroluk gümrük vergisi getirmesiyle ilgili değerlendirmede bulunan Bakan Bolat, &quot;AB Komisyonu tarafından, Türkiye&#039;de serbest dolaşımda bulunan ve &#039;A.TR dolaşım belgesi&#039; eşliğinde Avrupa Birliği&#039;ne e-ticaret yoluyla gönderilen ürünlerin, H1 gümrük beyannamesi kapsamında, kolaylaştırılmış usulle tercihli rejimden yararlanmaya devam edebileceği bildirilmiştir. Böylece, Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği&#039;nin temel prensiplerinin sınır ötesi e-ticaret alanında da korunması yönünde önemli bir kazanım sağlanmıştır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turizm-sektorune-sosyal-guvenlik-prim-destegi-geliyor-82341</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 10:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Son torbada turizme destek var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>AK Parti, tatil öncesi son torba teklifi bugün Meclis Başkanlığına sunmaya hazırlanıyor. En düşük emekli aylığının artırılmasına ilişkin düzenleme de torba teklifte yer alacak.  AK Parti kurmayları, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan dört ayı geride bırakan savaşın ardından yaşanan rezervasyon iptalleri nedeniyle sıkıntı yaşayan turizm sektörünü rahatlatmaya dönük sosyal güvenlik prim desteğinin torba yasayla geleceğini belirttiler.</p>
<p><strong>Meclise sunulacak yasa teklifinde en düşük emekli aylığında yapılacak artışta yer alacak.</strong></p>
<p>Bugün TÜİK tarafından haziran ayı enflasyon verilerinin açıklanmasıyla 6 aylık enflasyon rakamları ortaya çıkacak. AK Parti kurmaylarından edinilen bilgiye göre, en düşük emekli aylığındaki artışın,  memur ve memur emeklilerinin artış oranının yansıtılarak belirlenmesi planlanıyor. Ocak-Mayıs dönemi enflasyon verilerine göre, SSK ve Bağ-Kur emeklilerinde yüzde 16.61, memur ve memur emeklilerinde ise yüzde 12.41 oranında bir zam oranı ortaya çıkmıştı.  Yapılacak yasal düzenlemeden 5 milyon civarında emekli yararlanacak.  En düşük emekli aylığı Ocak ayında 20 bin liraya çıkarılmıştı. Emekli aylıklarında ayrıca bir refah payı artışı öngörülmüyor.</p>
<p>Yasa teklifinde PTT’de ihtiyaç fazlası kadroların başka kurumlara gönderilmesine yönelik bir düzenlemede yer alacak.  Kaynaklar, PTT’de  ihtiyaç fazlası kadroların azaltılmasının sağlanacağını belirterek, bu fazla kadronun önce il bazında havuza alınacağı daha sonra aynı il içerisinde ihtiyaç olan diğer kurumlara geçiş hakkı verileceğini belirttiler.  Dijital platformların yaygınlaşması nedeniyle seyircisi azalan sinema sektörüne desteklenmesine dönük bir düzenlemede torba teklifle yapılacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın idari para cezalarına ilişkin maddelerde yasa teklifinde yer alacak. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turizm-sektorune-sosyal-guvenlik-prim-destegi-geliyor-82341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/6/1280x720/turizm-turistjpg-1755529499.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti’nin Meclise sunacağı torba teklifle, turizm sektörüne sosyal güvenlik  prim desteği sağlanmasına yönelik düzenlemeye gidilecek.  Turizm sektöründe istihdamın korunması için işverene yıl sonuna kadar sosyal güvenlik prim desteği sağlanacak.  İşverenin prim yükünün azaltılması amacıyla her çalışan için 2500 ile 3000 bin lira arasında bir desteğin sosyal güvenlik prim desteği olarak verilmesi planlanıyor.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-makine-sanayii-avrupanin-donusumunde-kilit-ortak-82332</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> MİB Başkanı İğrek: Türk makine sanayii Avrupa&#039;nın dönüşümünde kilit ortak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Avrupa Birliği'nin sanayi üretimini güçlendirmek amacıyla hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası, Türk makine sektörünün de gündeminde.</p>
<p>Makina İmalatçıları Birliği (MİB) Yönetim Kurulu Başkanı O. Fatih İğrek, düzenlemenin Avrupa'nın rekabetçiliğini artırma hedefini desteklediklerini belirterek, bu sürecin Türkiye gibi Avrupa sanayi sistemiyle bütünleşmiş üretim ortaklarını dışlayan bir anlayışla başarıya ulaşamayacağını söyledi. İğrek, Avrupa'nın yalnızca yeşil dönüşüme değil, aynı zamanda üretim kapasitesi, stratejik tedarik zincirleri ve sanayi dayanıklılığına odaklandığını belirterek, “Asıl belirleyici konu Avrupa'nın sanayi tabanını nasıl tanımlayacağıdır. Yasanın başarısı da buna bağlı olacaktır” dedi. Türkiye'nin Avrupa sanayi zincirine sonradan eklemlenmiş bir tedarikçi değil, Gümrük Birliği, ortak teknik standartlar ve uzun yıllara dayanan iş birlikleri sayesinde Avrupa üretim ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade eden İğrek, özellikle makine sektöründe bu entegrasyonun güçlü şekilde hissedildiğini söyledi. Türk makine üreticilerinin yalnızca ürün değil; mühendislik, bakım ve esnek üretim kabiliyeti de sunduğunu belirten İğrek, Avrupa ile kurulan ilişkinin karşılıklı bağımlılığa dayalı gerçek bir sanayi ortaklığına dönüştüğünü dile getirdi.</p>
<h2>28,7 milyar dolarlık rekor ihracat</h2>
<p>Türkiye'nin makine sektöründeki gücüne dikkat çeken İğrek, 2025 yılında sektör ihracatının **28,7 milyar dolarla tarihi rekor** seviyeye ulaştığını söyledi. Toplam ihracatın yüzde 10'undan fazlasını oluşturan makine ihracatının yaklaşık yüzde 60'ının AB ve ABD pazarına yapıldığını belirten İğrek, Türkiye'nin bugün Avrupa'nın altıncı büyük makine üreticisi konumunda bulunduğunu kaydetti. Makine sektörünün sanayi dönüşümünün temel altyapısını oluşturduğunu vurgulayan İğrek, yeni fabrika yatırımlarından temiz enerji teknolojilerine, otomasyondan enerji verimliliğine kadar tüm stratejik dönüşüm alanlarının makine teknolojilerine dayandığını ifade etti.</p>
<h2>“Dar menşe yaklaşımı Avrupa'ya da zarar verir”</h2>
<p>İğrek, 30 yılı aşkın süredir yürürlükte bulunan Gümrük Birliği'nin yalnızca ticari değil, aynı zamanda sanayi entegrasyonunun temelini oluşturduğunu belirterek, Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında Gümrük Birliği ortaklarından gelen ürünlerin AB menşeli içerikle eşdeğer kabul edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu yaklaşımın Türkiye'ye ayrıcalık sağlamak anlamına gelmediğini belirten İğrek, bunun mevcut sanayi entegrasyonunun doğal sonucu olduğunu söyledi. AB'nin stratejik bağımlılıklarını azaltma hedefini desteklediklerini belirten İğrek, Türkiye'nin gerçek üretim gücünün yalnızca menşe tartışmaları üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmayacağını ifade etti. Dar kapsamlı menşe yorumlarının Avrupa açısından da olumsuz sonuçlar doğurabileceğini kaydeden İğrek, tedarikçi seçeneklerinin azalması, maliyetlerin yükselmesi ve teslim sürelerinin uzamasının Avrupa sanayisinin rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu. MİB olarak Sanayi Hızlandırma Yasası'na ilişkin görüşlerini Avrupa Komisyonu'na ilettiklerini açıklayan İğrek, düzenlemenin başarılı olabilmesi için Gümrük Birliği ortaklarının sisteme entegre yapısının korunması ve sürdürülebilirlik kriterlerinin coğrafi sınırlamalar yerine teknik performans esas alınarak belirlenmesi gerektiğini söyledi. İğrek, "Türk makine sanayii Avrupa için bir bağımlılık riski değil; yakın, güvenilir ve teknik olarak uyumlu bir sanayi ortağıdır. Avrupa'nın rekabetçiliğini güçlendirecek bu süreçte Türkiye'nin stratejik rolünün dikkate alınmasını bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-makine-sanayii-avrupanin-donusumunde-kilit-ortak-82332</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/2/1280x720/turk-makine-sanayii-avrupanin-donusumunde-kilit-ortak-1782974242.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Makina İmalatçıları Birliği Başkanı Fatih İğrek, AB&#039;nin hazırladığı Sanayi Hızlandırma Yasası&#039;nın Türkiye&#039;nin Avrupa sanayi ekosistemindeki stratejik konumunu göz ardı etmemesi gerektiğini söyledi. İğrek, Türk makine sanayiinin Avrupa için risk değil, rekabet gücünü artıran güvenilir bir üretim ortağı olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/eximbanka-830-milyon-dolarlik-sendikasyon-kredisi-82328</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eximbank’a 830 milyon dolarlık sendikasyon kredisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Eximbank'ın, uluslararası piyasalardaki güçlü kredi itibarı ve yatırımcı güvenini bir kez daha ortaya koyan yeni bir sendikasyon kredisi işlemini başarıyla tamamladığı belirtildi.</p>
<p>Yapılan açıklamay göre, euro ve dolar cinsinden 1, 2 ve 3 yıl vadeli dilimlerden oluşan işlem kapsamında 830 milyon dolar tutarında kaynak sağlanırken, sendikasyon kredisi yüzde 129 yenileme oranıyla sonuçlandı. İşleme 9’u ilk kez olmak üzere toplam 32 uluslararası banka katıldı.</p>
<p>Uluslararası finans piyasalarında jeopolitik risklerin ve finansman maliyetlerindeki dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde tamamlanan işlem, uluslararası finans kuruluşlarının Türk Eximbank’a ve Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme perspektifine duyduğu güvenin önemli bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Kaynağın üretim, yatırım ve istihdama katkı sağlayan, reel sektörde faaliyet gösteren ihracatçı firmaların finansman ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullandırılacağı bildirildi.</p>
<p><strong>2026’da 5,1 milyar dolar kaynak</strong></p>
<p>Verilen bilgilere göre Türk Eximbank, yılın başından bu yana uluslararası kredi ve sermaye piyasalarındaki etkin fonlama stratejisini sürdürerek toplam dış kaynak tutarını 5,1 milyar dolara yükseltti. Açıklamada, "Banka, uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş finansman yapısıyla ihracatçılara daha rekabetçi kaynak sağlamayı sürdürürken, Türkiye’nin ihracat hedeflerine katkı sunan en önemli finans kuruluşlarından biri olmayı sürdürüyor. Bununla birlikte, sendikasyon kredisinin 1 yıl vadeli bölümü sürdürülebilirlik bağlantılı olarak yapılandırıldı. Çevre dostu ürün ihracatı gerçekleştiren KOBİ’ler ile ihracatçı kadın girişimcileri de destekleyen Türk Eximbank, ihracat finansmanını yalnızca ekonomik büyümenin değil; yeşil dönüşümün, kapsayıcı kalkınmanın ve sürdürülebilir üretimin de önemli araçlarından biri haline getirmeyi hedefliyor." denildi. </p>
<p><strong>“Yenileme oranı, uluslararası güvenin finansal karşılığı”</strong></p>
<p>Küresel piyasalarda belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde elde edilen sonucun uluslararası finans kuruluşlarının Türk Eximbank’a duyduğu güveni açık biçimde ortaya koyduğunu belirten Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, “Bugün uluslararası finans piyasalarında en değerli faktör, yatırımcıların güven duyduğu kurumlar arasında yer alabilmektir. Yüzde 129 yenileme oranıyla tamamladığımız bu işlem ve işleme katılan 9 yeni uluslararası banka, Türk Eximbank’ın güçlü bilançosuna, etkin risk yönetimine ve Türkiye’nin üretim gücüne duyulan güvenin somut bir göstergesidir. Bu güven, ihracatçılarımızın uluslararası rekabet gücünü destekleyen stratejik bir finansman kapasitesine dönüşmektedir” dedi.</p>
<p>2026 yılının başından bu yana uluslararası kredi ve sermaye piyasalarından sağladıkları toplam kaynağın 5,1 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Güney, “Bu kaynak, yalnızca finansal büyüklüğü ifade etmiyor. Bu kaynak; ihracat yapan firmalarımızın yeni pazarlara açılmasını, yüksek katma değerli üretimin finansmanını ve Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesini destekleyen uzun vadeli bir kalkınma yatırımını temsil ediyor. Sürdürülebilirlik bağlantılı yapısıyla öne çıkan bu işlem de yeşil dönüşümü, KOBİ’leri ve kapsayıcı ihracatı önceleyen finansman yaklaşımımızın önemli bir parçasıdır. Türk Eximbank olarak uluslararası piyasalardan sağladığımız kaynakları ihracatçılarımızın rekabet gücünü artıracak şekilde ekonomimize kazandırmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/eximbanka-830-milyon-dolarlik-sendikasyon-kredisi-82328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/8/1280x720/ali-guney-1782974139.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Eximbank&#039;ın, 830 milyon dolarlık sendikasyon kredisiyle yılın en güçlü dış finansman işlemlerinden birini gerçekleştirdiği bildirildi. Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, “Yüzde 129 yenileme oranıyla tamamladığımız bu işlem ve işleme katılan 9 yeni uluslararası banka, Türk Eximbank’ın güçlü bilançosuna, etkin risk yönetimine ve Türkiye’nin üretim gücüne duyulan güvenin somut bir göstergesidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bati-akdeniz-is-dunyasi-tusiad-ve-turkonfedi-ziyaret-etti-82362</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Batı Akdeniz iş dünyası TÜSİAD ve TÜRKONFED’i ziyaret etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Başkanı Mustafa Cengiz ve yönetim kurulu üyeleri ile federasyona üye SİAD Başkanlarıyla birlikte ayrı ayrı TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez ve TÜSİAD Başkanı Ozan Diren’i ziyaret etti.</p>
<p>Görüşmelerde bölgesel kalkınma öncelikleri ve kurumlar arası iş birliği olanakları ile Türkiye ekonomisinin güncel gündemi, iş dünyasının öncelikleri, bölgesel kalkınma modelleri ve kurumlar arası ortak çalışma olanakları ele alındı.</p>
<p>TÜSİAD Başkanı Ozan Diren’i kutlayarak görevinde başarılar dileyen BAKSİFED Başkanı Cengiz, TÜSİAD’ın aynı zamanda BAKSİFED’e üye dernekler arasında yer almasının önemine dikkat çekti. Görüşmelerde, TÜSİAD’ın Batı Akdeniz Bölgesi’ndeki etkinliklerde daha aktif rol alması ve bölgedeki temasların artırılması yönündeki beklentiler de paylaşıldı.</p>
<p>Başkan Cengiz, ziyaretlerle ilgili şunları kaydetti:</p>
<p>‘’TÜSİAD’ın özellikle Batı Akdeniz Bölgesi’nde gerçekleştireceği etkinliklerde daha aktif rol almak ve TÜSİAD’ı bölgemizde daha fazla görme yönündeki beklentimizi dile getirdik. İş birliği konusunda karşılıklı anlaşmaya vardık. TÜSİAD Başkanı Sayın Ozan Diren de yeni dönemde hayata geçireceği projeleri bizlerle paylaşarak, bu projelerin bölgedeki karşılığı olan temasların BAKSİFED ev sahipliğinde gerçekleştirileceğini kaydetti. TÜRKONFED Başkanı Süleyman Sönmez ile yapılan görüşmede ise federasyonlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi hedeflendi. BAKSİFED’in devam eden kurumsallaşma çalışmaları ile federasyona üye derneklerin faaliyetlerinin değerlendirildiği toplantıda, gelecek dönemde hayata geçirilebilecek ortak iş birlikleri ve stratejik projeler üzerine görüş alışverişinde bulunduk.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bati-akdeniz-is-dunyasi-tusiad-ve-turkonfedi-ziyaret-etti-82362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/2/1280x720/bati-akdeniz-is-dunyasi-tusiad-ve-turkonfedi-ziyaret-etti-1782991523.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya, Burdur ve Isparta iş dünyasını temsil eden Batı Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu yönetimi, TÜSİAD ve TÜRKONFED’i ziyaret ederek, bölgesel işbirliklerinin geliştirilmesi konusunda bilgi alışverişinde bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-sirketin-halka-arzina-onay-82343</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 şirketin halka arzına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayınladı. </p>
<p>Buna göre Kurul, Şa-Ra Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi AŞ'nin pay başına 70 liradan, Saat ve Saat Sanayi ve Ticaret AŞ'nin pay başına 56 liradan halka arzını uygun buldu.</p>
<p>SASA Polyester Sanayi AŞ'nin yaklaşık 5,5 milyar liralık tahsisli bedelli sermaye artırımı onaylandı.</p>
<p>Kurul, Marbaş Menkul Değerler AŞ'nin 1,8 milyar liralık, Alnus Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 2 milyar liralık, Yapı Kredi Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 12 milyar liralık, Tam Finans Faktoring AŞ'nin 5 milyar 356 milyon 800 bin liralık, Erciyas Çelik Boru Sanayi AŞ'nin 2,5 milyar liralık, Egeyapı Avrupa Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 1,5 milyar liralık, Kaleseramik Çanakkale Kalebodur Seramik Sanayi AŞ'nin 3 milyar liralık, Türkiye Vakıflar Bankası TAO'nun 50 milyar liralık, Aktif Yatırım Bankası AŞ'nin 35 milyar lira ve 120 milyon avroluk, Destek Yatırım Bankası AŞ'nin 750 milyon lira ve 62,5 milyon dolarlık, QNB Bank AŞ'nin 1 milyar dolarlık, Şekerbank Türk AŞ'nin 350 milyon dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verdi.</p>
<p>DK Varlık Kiralama AŞ'nin 500 milyon liralık, Katılım Varlık Kiralama AŞ'nin 1 milyar liralık, Pasha Yatırım Bankası AŞ Worqcompany Varlık Finansmanı Fonu'nun 1,5 milyar liralık kira sertifikası ve VİDMK ihracı başvurusu onaylandı.</p>
<p>SPK, Allbatross Portföy Yönetimi AŞ'nin (Şirket), 42,5 milyon lira olan çıkarılmış sermayesinin 80 milyon liraya artırılmasına izin verilmesi talebi olumlu karşıladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-sirketin-halka-arzina-onay-82343</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, Şa-Ra Enerji ile Saat ve Saat&#039;in halka arzına onay verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ic-turkiyeden-bolgeye-uzanan-bir-nukleer-sanayi-ekosistemi-kuracak-82321</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 08:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> IC, Türkiye’den bölgeye uzanan bir nükleer sanayi ekosistemi kuracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya genelinde elektrik talebi hızla büyüyor. Sanayide elektrifikasyon, elektrikli araçlar, yapay zekâ, bulut bilişim, veri merkezleri, otomasyon ve enerji yoğun üretim süreçleri ülkelerin önüne yeni bir soru koyuyor: Kesintisiz, düşük karbonlu, güvenilir ve rekabetçi enerji nasıl sağlanacak?</p>
<p>Bu sorunun cevabı, enerji politikalarının tek kaynaklı çözümlerden çok daha karmaşık bir mimariye ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Bunun sonucunda da güneş, rüzgâr, depolama, şebeke yatırımları, talep yönetimi ve nükleer enerji aynı enerji mimarisinin farklı parçaları olarak birlikte düşünülüyor.</p>
<p>Bu süreçte özellikle nükleer enerji yeniden ülkelerin gündemine girmiş durumda. bakış son birkaç yılda belirgin biçimde değişti. COP28’de küresel nükleer kapasitenin 2050’ye kadar üç katına çıkarılması hedefi de yaşanan dönüşümün en önemli göstergelerinden biri oldu.</p>
<p>Bugün yaklaşık 500 GW seviyesinde olan küresel nükleer kapasitenin bin 500 GW’a çıkarılma hedefi, önümüzdeki dönemde yaklaşık bin GW ilave kapasite ve trilyon doların üzerinde yatırım ihtiyacı anlamına geliyor. Bu kadar büyük bir dönüşüm, nükleeri sadece enerji üretimi değil, teknoloji ve sanayi politikası olarak da yeniden tartışmaya açıyor.</p>
<p>IC Nükleer Teknoloji Yönetim Kurulu Başkanı Murad Bayar, yeni dönemde nükleer enerjinin, enerji güvenliği, iklim hedefleri, sanayinin karbonsuzlaşması, veri merkezlerinin enerji ihtiyacı, proses ısısı, yerli tedarik zinciri ve ileri mühendislik kapasitesinin kesişiminde konumlandığını ifade ediyor. Bayar’a göre bu yeni dönemin en dikkat çekici başlıklarından biri küçük modüler reaktörler, yani SMR’lar. Çünkü SMR’lar, klasik nükleer santral anlayışından farklı olarak daha esnek, daha modüler ve sanayiyle daha doğrudan entegre olabilecek bir teknoloji hattı sunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45fc83b903a-1782971523.png" alt="" width="470" height="404" /><strong>4. nesil nükleer teknolojilerde bölgesel model hedefi</strong></p>
<p>Türkiye’nin 2050’ye kadar 20 GW nükleer kapasite hedefi içinde 5 bin MW’lık SMR kapasitesinin yer alması, bu alanı Türkiye açısından stratejik hale getiriyor. Bayar bu noktada Türkiye’nin sadece teknoloji satın alan değil, teknoloji geliştiren ülkeler arasında yer alması gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Bu nedenle IC Nükleer Teknoloji, Türkiye’de bir SMR yatırımı yapmanın ötesinde, SMR teknolojisinin geliştirilmesi, lisanslanması, yerlileştirilmesi, tedarik zincirinin kurulması ve ticari uygulama alanlarına taşınması için uzun vadeli bir teknoloji platformu oluşturmayı amaçlıyor.</p>
<p>Bu vizyonun somut adımlarından biri ABD merkezli ARC Clean Technology ile yürütülen iş birliği. ARC- 100, 100 MWe sınıfında, sodyum soğutmalı hızlı reaktör teknolojisine dayanan gelişmiş bir küçük modüler reaktör tasarımı.</p>
<p>Bayar, “Bu, hazır bir teknolojiyi alıp Türkiye’de kurma projesi değil. Bugün yaygın, ticarileşmiş, ‘al-kur-çalıştır’ noktasına gelmiş bir SMR pazarı henüz oluşmuş değil. Bu nedenle IC ile ARC arasındaki iş birliği, teknolojinin mevcut gelişim aşamasından alınarak birlikte olgunlaştırılması anlamına geliyor. Teknik, ekonomik ve düzenleyici fizibilite çalışmalarının yapılması, teknolojinin farklı uygulama alanlarına uyarlanması, ekipmanların yerlileştirilmesi, tedarik zincirinin oluşturulması ve düzenleyici kurumların beklentilerine uygun bir yol haritası geliştirilmesi bu sürecin temel parçaları arasında” diyor.</p>
<p>Bayar’ın ifadesiyle hedef, Türkiye’de geliştirilecek mühendislik, lisanslama hazırlığı, sanayi entegrasyonu ve ticari uygulama kabiliyetiyle çevre coğrafyalara da çözüm sunabilecek bir kapasite yaratmak. Yani 4. nesil nükleer teknolojilerde Türkiye’den bölgeye uzanan bir uygulama modeli kurmak.</p>
<p><strong>Yeni bir mühendislik ve sanayi platformu</strong></p>
<p>Bayar’ın verdiği bilgilere göre, her bir SMR projesinin arkasında nükleer ada, türbin-jeneratör sistemi, ısı değiştiriciler, pompalar, vanalar, kontrol ve otomasyon sistemleri, elektrik ekipmanları, inşaat ve montaj işleri, test altyapısı, kalite güvence, dokümantasyon ve lisanslama süreçlerini kapsayan geniş bir değer zinciri bulunuyor.</p>
<p>Nükleeri yalnızca enerji politikası değil, aynı zamanda sanayi, teknoloji ve iklim politikası olarak değerlendirmek gerektiğini söyleyen Bayar, bu nedenle, SMR’ı tekil bir enerji yatırımı olarak değil, Türkiye’de yeni bir mühendislik ve sanayi platformu olarak ele almak gerektiğini ifade ediyor.</p>
<p><strong>Enerji arz güvenliği kadar sanayinin rekabetçiliğiyle de ilgili</strong></p>
<p>Yapay zekâ ve bulut bilişim yatırımları büyüdükçe büyük ölçekli veri merkezleri için kesintisiz, güvenilir, düşük karbonlu ve yerinde enerji çözümleri giderek daha fazla tartışılıyor. Bayar’a göre SMR’ların bu kadar ilgi görmesinin arkasındaki nedenlerden biri bu. Demir-çelik, petrokimya, organize sanayi bölgeleri, proses ısısı ihtiyacı olan üretim tesisleri, deniz suyunun arıtılması ve şebeke kapasitesi sınırlı bölgeleri de bu teknolojinin kullanılabileceği alanlar arasında sıralayan Bayar, şöyle devam ediyor: “Sodyum soğutmalı 4. nesil reaktörlerin yaklaşık 550 derece seviyesinde proses ısısı sağlayabilme potansiyeli, ağır sanayi açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor. Ağır sanayinin karbonsuzlaşması yalnızca elektrikle çözülebilecek bir mesele değil. Yüksek sıcaklıkta, güvenilir ve düşük karbonlu ısı ihtiyacı dönüşümün merkezinde yer alıyor. Bu nedenle SMR tartışması, enerji arz güvenliği kadar sanayinin rekabetçiliğiyle de doğrudan ilgili.”</p>
<p><strong>Nükleer teknolojide insan kaynağı için</strong></p>
<p>IC Nükleer Teknoloji, Türkiye’de nükleer teknoloji alanında insan kaynağı ve mühendislik kapasitesini geliştirmek amacıyla İstanbul Teknik Üniversitesi ile iş birliği yürütüyor. İTÜ ve IC Nükleer Teknoloji arasında imzalanan protokol, Türkiye’de kurulacak Nükleer Teknopark kapsamında yerli reaktör geliştirme sürecine katkı sağlamayı hedefliyor. Bu kapsamda öğrencilerin ve genç araştırmacıların desteklenmesi, burs programları, akademi-sanayi iş birlikleri ve uygulamalı mühendislik çalışmaları gündemde yer alıyor. Murad Bayar, “Nükleer teknoloji alanında kalıcı olmak için bilgiyi projeye, projeyi teknolojiye, teknolojiyi de sanayi değer zincirine dönüştürmek gerekiyor” diyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Toryum neden  bugünkü öncelik değil?</strong></span></p>
<p>Türkiye’nin toryum potansiyelinin uzun yıllardır kamuoyunun ilgisini çeken bir başlık olduğunu belirten Murad Bayar, IC Nükleer Teknoloji’nin toryum dahil yeni nesil nükleer teknolojileri yakından izlediğini söylüyor. Bayar, toryum bazlı erimiş tuz reaktörlerinin ticari uygulanabilirlik açısından henüz daha erken bir teknolojik aşamada olduğunu ifade ederek, “Toryum önemli bir potansiyel; ancak bugün ticari önceliğimiz, uygulama alanı daha yakın olan sodyum soğutmalı 4. nesil SMR teknolojisi” diyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>SMR’LARDA HEDEF: KİLOWATT BAŞINA MALİYETİ 3 BİN DOLARA İNDİRMEK</strong></span></p>
<p>Büyük ölçekli nükleer santrallerde yatırım maliyetleri bugün ortalama kilowatt başına yaklaşık 7 bin dolar seviyesinde seyrederken, SMR’larda ilk uygulamalarda bu seviyenin 5 bin dolar, seri üretim ve standartlaşma sonrasında ise 3 bin dolar seviyesine çekilmesi hedefleniyor. Murad Bayar, uzun vadeli iş planlarında Türkiye’de 10 reaktöre, bölgede ise 20 reaktöre kadar gidebilecek bir uygulama potansiyeli üzerinde çalıştıklarını belirterek, sonraki uygulamalarda kilowatt başına yaklaşık 3 bin dolar seviyesinde rekabetçi bir maliyet yapısına yaklaşmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Bayar, bu ölçeğin 100 MW sınıfı bir reaktör için yaklaşık 300 milyon dolarlık bir büyüklüğe işaret ettiğini söylüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ic-turkiyeden-bolgeye-uzanan-bir-nukleer-sanayi-ekosistemi-kuracak-82321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IC, Türkiye’den bölgeye uzanan bir nükleer sanayi ekosistemi kuracak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-celikte-kaleyi-guclendiriyor-82315</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB çelikte kaleyi güçlendiriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f18a708e5-1782968714.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Avrupa Komisyonu, çelik sektörünü küresel arz fazlası ve dampingli ithalata karşı korumak amacıyla yeni ithalat kotası sistemini yürürlüğe aldı. Yeni düzenlemeye göre AB'nin yıllık gümrüksüz çelik ithalat kotası yaklaşık 34,5 milyon tondan 18,3 milyon tona düşürüldü. Kota kapsamını aşan 26 ürün grubunda ise yüzde 50 oranında gümrük vergisi uygulanacak. Komisyon, düzenlemenin temel hedefinin son yıllarda ciddi üretim kaybı yaşayan Avrupa çelik sanayisini yeniden güçlendirmek olduğunu belirtti. Brüksel, mevcut yaklaşık yüzde 67 seviyesindeki kapasite kullanım oranını yüzde 80'e yükseltmeyi amaçlıyor. Ancak Avrupa Çelik Birliği (EUROFER), talepteki zayıflığın devam etmesi nedeniyle kapasite kullanımının kısa vadede ancak yüzde 73- 75 bandına çıkabileceğini öngörüyor. Birliğe göre buna rağmen yeni sistem sayesinde Avrupa üreticileri son yıllarda kaybettikleri yaklaşık 15 milyon tonluk üretimin yarısını geri kazanabilecek.</p>
<h2>Kotalar üç farklı erişim modeliyle uygulanacak </h2>
<p>Yeni sistemde ithalat kotaları üç farklı mekanizma üzerinden işleyecek. Toplam kotanın yarısı yalnızca Serbest Ticaret Anlaşması (STA) bulunan ülkelere ayrılırken, kalan bölüm tüm ihracatçı ülkelere açık olacak. Ayrıca geçmiş ihracat performansı yüksek ülkeler için ülkeye özel kota sistemi uygulanacak.</p>
<p>Komisyon, STA ortaklarının büyük bölümünün tarihsel ticaret hacimleri sayesinde ortalama yüzde 47'lik kesintiden daha düşük oranda etkileneceğini belirtirken, uygulamanın önemli sayıda ticaret ortağı tarafından da prensipte kabul edildiğini açıkladı. AB, bu düzenlemenin yalnızca ithalatı sınırlamayı değil, aynı zamanda küresel aşırı kapasitenin Avrupa piyasasında yarattığı fiyat baskısını azaltarak "adil rekabeti" yeniden tesis etmeyi amaçladığını vurguluyor. Sektör temsilcileri ise önlemlerin ilerleyen dönemde otomotiv sacı, boru ve çelik işleme gibi alt sektörlere de genişletilebileceğini değerlendiriyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye ‘sıcak rulo sac’ piyasasında avantajlı</span></h2>
<p>Türkiye yeni kota sisteminde en avantajlı ülkelerden biri olmayı sürdürüyor. Sıcak rulo sac (Kategori 1A) için ülkeye ayrılan 642 bin tonluk kota, tüm ihracatçılar arasında en yüksek ülke kotası oldu. Türkiye'yi Hindistan, Japonya, Ukrayna ve Güney Kore izledi.</p>
<p>SteelOrbis’in haberine göre, Yeni sistemde ithalatın yarısının STA ülkelerine ayrılması Türkiye açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Türkiye kendisine tahsis edilen ülke kotasını kullandıktan sonra, "STA Kotası Ülkeye Özgü Kota" havuzundan da ilave ihracat yapabilecek.</p>
<p>Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), ilk bakışta kota miktarının düşmesine rağmen fiili ihracat kapasitesinin korunabileceğini belirtiyor. Derneğe göre sıcak rulo sac kotası yaklaşık 2,5 milyon tondan 642 bin tona inse de STA kapsamında kullanılabilecek yaklaşık 1,5 milyon tonluk ek kota ve diğer kota mekanizmaları sayesinde Türkiye'nin toplam ihracatı 3 milyon tonun üzerine çıkabilir.</p>
<p>TÇÜD ayrıca, geçmiş yıllarda AB'ye ayrılan kotanın önemli bölümünün zaten kullanılmadığını, bu nedenle yeni sistemin beklenenden daha sınırlı etki yaratabileceğini değerlendiriyor.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ba372a;">Rakamlarla AB çelik piyasası</span></h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f25d06d12-1782968925.png" alt="" width="368" height="703" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-celikte-kaleyi-guclendiriyor-82315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/5/1280x720/celik-sanayi-1766123362.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB, çelikte artan arz fazlası ve damping baskısına karşı kapsamlı koruma adımlarından birini attı. Yeni sistemle gümrüksüz ithalat kotası yüzde 47 azaltılırken, kota dışındaki ithalata yüzde 50 gümrük vergisi uygulanacak. Brüksel, düzenlemeyle Avrupa&#039;da kapasite kullanımını yüzde 80&#039;e çıkarmayı hedeflerken, yeni rejim Türkiye başta olmak üzere AB&#039;ye ihracat yapan ülkelerin pazar stratejilerini etkileyebilir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kartal-storedan-alinan-her-urun-sehit-cocuklarinin-egitimine-katki-sagliyor-82380</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kartal Store&#039;dan alınan her ürün şehit çocuklarının eğitimine katkı sağlıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Kartal Vakfı Genel Müdürü Aynur Aksoy, Espark AVM otopark alanında ziyaretçilerini ağırlayan Kartal Store Tırı'nın tanıtımında konuştu.</p>
<p>Aksoy, tırın yalnızca lisanslı ürünlerin satıldığı bir mağaza olmadığını, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı güçlendiren bir sosyal sorumluluk projesi olduğunu söyledi.</p>
<p>Kartal Vakfı'nın 1997 yılından bu yana görevleri sırasında şehit olan veya maluliyet onayı alan Türk Hava Kuvvetleri personeli ile ailelerine destek verdiğini ifade eden Aksoy, vakfın öncelikli hedeflerinden birinin şehit çocuklarının eğitimine katkı sunmak ve ailelerin ihtiyaç duyduğu her an yanlarında olmak olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Aksoy, Kartal Store'da satışa sunulan Türk Yıldızları ve SOLOTÜRK temalı lisanslı ürünlerden elde edilen gelirin tamamının vakfın sosyal destek çalışmalarına aktarıldığını belirterek, “Bugün satın alınan her ürün; yalnızca bir tişört, bir şapka, bir kupa ya da anlamlı bir hatıra değildir. Her ürün; bir çocuğun eğitimine verilen destek, bir annenin duası, bir ailenin umudu ve milletimizin vefa duygusunun somut bir göstergesidir” dedi.</p>
<p><strong>12 Temmuz'a kadar ziyarete açık</strong></p>
<p>Gökyüzünü koruyan kahramanların ailelerine sahip çıkmanın toplumun ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Aksoy, Eskişehirlileri 12 Temmuz 2026 tarihine kadar Espark AVM park alanında açık kalacak Kartal Store Tırı'nı ziyaret ederek projeye destek vermeye çağırdı.</p>
<p>Vatandaşların göstereceği her katkının şehit ailelerine sahip çıkma iradesinin önemli bir göstergesi olacağını kaydeden Aksoy, konuşmasının sonunda başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm şehitleri rahmet ve minnetle andığını, gazilere sağlıklı ve huzurlu bir ömür dilediğini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kartal-storedan-alinan-her-urun-sehit-cocuklarinin-egitimine-katki-sagliyor-82380</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/0/1280x720/kartal-storedan-alinan-her-urun-sehit-cocuklarinin-egitimine-katki-sagliyor-1783004701.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kartal Vakfı Genel Müdürü Aynur Aksoy, Eskişehir&#039;de tanıtımı yapılan Kartal Store Tırı&#039;ndan elde edilen tüm gelirin şehit aileleri ve çocuklarına yönelik sosyal destek faaliyetlerinde kullanıldığını belirterek, vatandaşları projeye destek vermeye davet etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasasi-suclarinda-cezalar-neden-caydirici-olmuyor-82316</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sermaye piyasası suçlarında cezalar neden caydırıcı olmuyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gün geçmiyor ki Sermaye Piyasası Kurulu, hisseleri Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin patronlarına ya da yöneticilerine “piyasa dolandırıcılığı” suçundan idari ceza uygulamasın. Ya işlem yasağı getiriyor ya da para cezası veriyor. Çok az vakada da Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunulacağı ifade ediliyor. Ancak değişen bir şey yok. Dolandırıcılığın, uygulandığı ifade edilen tüm cezalara rağmen hız kesmemesi dolandırıcıların çok korkusuz (!) olduğunu gösteriyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f599efe29-1782969753.jpg" alt="" width="600" height="354" />
<figcaption><strong>Borsalarda güven kaybolursa sermaye de kaybolur hele yabancı sermaye hiç durmaz. Bunun en yakın örneğini kısa süre önce Endonezya’da gördük.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Bu tablo yalnızca ilgili şirketi değil, sermaye piyasalarının tamamına duyulan güveni de zedeliyor. Elbette her soruşturmada masumiyet karinesi esastır ama sermaye piyasalarında güveni korumanın yolu da, şüphe doğuran her iddianın titizlikle incelenmesinden geçiyor.</p>
<p>Asıl soru bundan sonra başlıyor. Benzer bir iddia ABD'de, İngiltere'de ya da Almanya'da ortaya çıksaydı süreç nasıl işlerdi?</p>
<p>İlk bakışta cevap şaşırtıcı olabilir. Esasında temel mekanizma birbirine oldukça benzer. Önce sermaye piyasalarını denetleyen kurumlar inceleme başlatır, gerekli görülmesi halinde geçici tedbirler uygulanır ve delillerin niteliğine göre dosya adli makamlara taşınabilir. Türkiye'de de bu imkân var. Dolayısıyla fark, "orada ceza var, burada yok" meselesi değil.</p>
<p>Asıl fark, yaptırımların caydırıcılığı, soruşturmaların etkinliği ve piyasanın kurallara olan güveninde ortaya çıkar. ABD'de yatırımcıyı yanıltan veya piyasayı manipüle eden fiiller nedeniyle milyonlarca doları bulan para cezaları, haksız kazancın geri alınması, yöneticilik yasakları ve mahkûmiyet halinde uzun süreli hapis cezaları görülebiliyor. İngiltere ve Almanya'da da ağır piyasa suistimalleri benzer şekilde hem mali hem de cezai sonuçlar doğurabiliyor.</p>
<p>Türkiye'de de Sermaye Piyasası Kanunu piyasa dolandırıcılığı suçu için hapis ve adli para cezaları öngörüyor. Bu nedenle asıl mesele kanunlarda hangi cezaların olduğu değil; kuralların hızlı, etkili ve istisnasız uygulanması. Çünkü borsalarda güven kaybolursa sermaye de kaybolur hele yabancı sermaye hiç durmaz. Bunun en yakın örneğini kısa süre önce Endonezya’da gördük. Sermaye piyasalarının gerçek teminatı, sadece şirketlerin performansı değil, hukukun öngörülebilirliği ve denetimin tartışmasız şekilde işlemesidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasasi-suclarinda-cezalar-neden-caydirici-olmuyor-82316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye piyasası suçlarında cezalar neden caydırıcı olmuyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-85lik-kaynak-ar-geye-gidiyor-yuzde-209luk-cikis-devam-eder-mi-82314</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 85’lik kaynak Ar-Ge&#039;ye gidiyor, yüzde 209’luk çıkış devam eder mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Üç aylık ortalama işlem hacmi 10 milyon TL’nin üzerinde olan ve likiditesiyle dikkat çeken 18 şirket bulunuyor. Cari oranı 642›ye, nakit oranı 3.876›ya ulaşan rakamlar güven veriyor olsa da; her yüksek seviyenin sağlıklı bir operasyonel güç anlamına gelmediğini göz ardı etmemeli.</strong></p>
<p>Piyasa, kasasında nakit tutan ve kısa vadeli borçlarını rahatça ödeyebilen şirketleri her zaman beğeniyle karşılar. Likidite oranlarının yüksekliği, olası krizlere karşı koruyucu bir nitelik olarak yorumlanır. Rakamları yüksek firmalar görüldüğünde, finansal yapının sarsılmaz olduğuna inanılır. Oysaki kasadaki para, şirketin esas faaliyetinden sürekli nakit ürettiği anlamına gelmez. Mevcut tablo 18 şirketin anlık bir nakit havuzunda oturduğunu söylüyor. İdeal cari oranın 1 veya 2 olması makul karşılanırken, bu rakamların çok üzerine çıkması başarıyı kanıtlamaz. Eğer para atıl tutuluyorsa ortada sorun var demektir.</p>
<h2>Nakit Zengini mi, Yatırım Fakiri mi?</h2>
<p>Şirketlerin bilançoları yakından incelendiğinde asıl sorunun her zaman borçluluk olmadığı görülür. Yüksek likidite bazen vizyonsuzluğun veya tembelliğin kendisi olabilir. Asce GMYO’nun kısa vadeli yükümlülüklerinin 642 katı dönen varlığa ve 3.807 gibi inanılmaz bir nakit oranına sahip olması ekranda bir güç gibi duruyor. Aynı şekilde Eczacıbaşı Yatırım Holding 3.877›lik sıra dışı nakit oranı ilgiyle takip ediliyor olabilir. Peki bu şirketler parayı neden operasyonlarına yatırmıyor? Neden kapasite artışı veya yeni pazar arayışı yok? Şişkin nakit oranları genellikle şirketlerin elindeki fazla parayı işine yatıramadığının, parayı repoda veya mevduatta tuttuğunun işaretidir.</p>
<h2>Kaynağın %85’ini Ar-Ge’ye Ayırdı</h2>
<p>Şubatta borsaya gelen Netcad Yazılım, 1,44 milyar TL’lik yüksek ortalama işlem hacmiyle dikkat çekiyor. Şubatta halka arzdan yaklaşık 512,9 milyon TL nakit temin ederken bunun %85’ine kadarını Ar- Ge yatırımlarının finansmanında kullanacak. Yatırımcının oldukça yüksek ilgi gösterdiği hissenin fiyatı beş aya yakın sürede %209 arttı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f0e927dd9-1782968553.png" alt="" width="999" height="549" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>MALİ BORÇ MU, ÖZSERMAYE Mİ?</strong></p>
<p>Mali borç; sahiplik koruması, kaldıraç etkisi, ucuz finansman, enflasyon faydası. Temerrüt tehlikesi, sabit yük, maliyet, sınırlama, azalan temettü. Özsermaye; iflas koruması, finansal esneklik, yatırım gücü, kurumsal güven, zarar emilimi. Sahiplik erimesi, maliyet, getiri baskısı, yavaş büyüme.</p>
<p><strong>Yüksek maliyet ve olası riskler fark edilince eski ünvana geri dönmek için karar alındı</strong></p>
<p>Mepet’in ünvanını Break Mola yapıp sonra tekrar eski hale dönme sebebi nedir? ● Kadir Bolat</p>
<p>Kadir; Metro Petrol haziranın ilk yarısında ünvanını Break Mola olarak değiştirip sicile tescilini yaptı. Ancak hemen ardından eski ünvanına dönmek için yasal süreci başlattı. Bunun sebebi olarak yeni ünvanın yarattığı ağır bürokratik ve finansal yükler olduğunu ifade etti. Firma isim değişikliği sonrası EPDK ruhsatları ve tesis izinlerinin güncellenmesi için harekete geçtiğinde yenileme süreçlerinin ciddi zaman kaybına, faaliyet aksaklıklarına ve yüksek maliyetlere yol açacağını fark etti. Olası zararın önüne geçmek için eski ünvana dönüyor.</p>
<p><strong>Kredi temini için devrettiği taşınmazlarını geri alması için gerekli nakdi bulamadı</strong></p>
<p>Ekiz Kimya’nin Vakıfbank ile bir türlü bitmeyen görüşmelerde son durum nedir? ● Abdullah Çetin</p>
<p>Abdullah; Ekiz Kimya, üç yıl önce kredi temin etmek amacıyla Vakıfbank’a devrettiği taşınmazlarıyla ilgili müzakereleri belli bir aşamaya getirdi. Protokol çerçevesinde taşınmazların devrini üzerine alabilmesi için Ekiz Kimya’nın finansman sorununu çözmesi gerekiyordu. Ancak geçen sürede gerekli nakdi bulamadığı anlaşılıyor. Şirket, geri alım yerine sözleşmedeki üçüncü kişiye devir hakkını kullanarak satışa çıkarmaya yöneldi. 30 Haziran’a kadar gelen teklifleri değerlendirecek. Satış bedeli ile kredi borcu arasındaki farktan yararlanacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>HGM hisse fonu endeks performansının üzerine çıkarak yıllık %52 getirdi</strong></p>
<p>Hedef Portföy’ün idare ettiği İkinci Hisse Senedi (TL) Fon (HGM), geçtiğimiz aralık ayının sonunda 2,76 TL seviyesinde bulunurken yılbaşından itibaren yükselişe geçti. Mayısta en yüksek 4,22 TL’yi gördükten sonra düşen bir eğilim sergiledi. Zayıf seyir, fonun büyüklüğünü mayısa göre hızla geriletirken 165 milyon TL’ye indirdi. Haziranda çıkan nakit tutarı da 83,4 milyon TL oldu. Yılbaşından itibaren düzenli artan yatırımcı sayısı mayısta en yüksek 2.507’ye kadar çıkarken şimdilerde 2.070’e gerilemiş durumda. Fonun stratejisi, varlıklarını borsada değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %87,11’i hisse senedi ve %8,56’sı yatırım fonlarından oluşuyor. Yüksek volatiliteyi göze alıp getiri arayan yatırımcıya hitap ediyor. Son bir yılda %52,18 getiri ile endeksin %41,96 getirisinin üzerine çıktı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Enerjisa Enerji, Piyasadan TLREF + %1,5 faizle 2 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Enerjisa, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 30.06.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 2 milyar TL olan tahvilin yıllık faizi TLREF+%1,5 olarak belirlendi. 1.094 gün vadeli tahvil, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 12 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 28.06.2029 olarak açıklandı. 30 Haziran itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı %39,99 seviyesinde bulunuyor. Enerjisa’nın verdiği %1,5 ek getiri değişken faizli kazanç sağlıyor. Tahvil, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRSENSA62915 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f0af41b8f-1782968495.png" alt="" width="970" height="240" /></strong><strong>İNDEKS BİLGİSAYAR</strong></p>
<p><strong>Gebze’de inşaatı devam eden lojistik yatırımını kiraya vermek üzere görüşüyor</strong></p>
<p>İndeks Bilgisayar, Gebze’de devam eden lojistik merkez yatırımını kasım ayında tamamlamayı planlıyor. Yaklaşık 54.675 metrekare kiralanabilir alana sahip lojistik merkezinin üçüncü kişilere kiralanması için görüşmelere başladığını ve Türkiye’nin önde gelen bir lojistik sağlayıcısı ile temas halinde olunduğu belirtti. Tesisin 14 metre iç yüksekliği ve otoyol bağlantılarına olan yakınlığıyla stratejik bir operasyon merkezi olma potansiyeli taşıdığı ifade edildi. İndeks, inşaatı devam eden yatırımını uzun vadeli düzenli kira gelir kaynağına dönüştürmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>KİMTEKS POLİÜRETAN</strong></p>
<p><strong>Ar-Ge çalışmaları neticesinde tren koltuklarına özel köpük sistemi geliştirdi</strong></p>
<p>Kimteks, Ar-Ge çalışmaları neticesinde raylı sistemler sektöründe kullanılan tren koltuklarına yönelik HR (yüksek elastikiyet) köpük sistemi geliştirdiğini duyurdu. Yeni ürünün, yangın güvenliği, ısı salım hızı ve toksik gaz yoğunluğu testlerini başarıyla geçtiğini belirtti. Raylı sistemler sektörüne yönelik ürün portföyünü genişleterek katma değerli ürün satışlarını artırma yolunda önemli bir inovasyona imza atan Kimteks, yangın dayanımı gibi yüksek güvenlik standartları gerektiren alanlara yönelik malzeme geliştirmesi neticesinde gelirini büyütebilecek.</p>
<p><strong>ALVES KABLO</strong></p>
<p><strong>Kapasitesini büyütecek olan fabrika yatırımında inşaat çalışmalarına geçti</strong></p>
<p>Alves Kablo, Polatlı OSB’de yapmayı planladığı üretim tesisinin saha hazırlıkları kapsamında yaklaşık 1 milyon metreküplük hafriyat alımı için iş makinelerinin çalışmaya başladığını duyurdu. Hafriyat süreci, yatırımın ilk aşamasını oluşturuyor. Firmaların operasyonel yapılarını büyütebilmeleri açısından fiziki altyapılarını genişletmeleri önemlidir. Alves Kablo, yılın ilk çeyreğinde gelirini %65 ve esas faaliyet kârını %149 büyüttü. Dönem sonunda ise net kârını %27 düşürerek 11,2 milyon TL’ye geriletti. Dönem sonu kârın zayıflamasında vergi kalemi etkili oldu.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Yapı Kredi son bir ayda yüksek ivmeyle çıkarken son hafta kâr satışları etkiliydi</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f0bc73d91-1782968508.png" alt="" width="302" height="239" /></strong>Yapı Kredi’de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %2,59 ile toplamda 14,09 milyon lot azalarak 529,8 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 164 ile aynı seviyede. YBE fonu 5,04 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, ZPLIB. F fonu 19,15 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Banka için bugüne kadar 29 aracı kurum öneride bulunurken 13 kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Alnus Yatırım 60,55 TL ile verdi. En düşük öneri 42,90 TL ile Tacirler Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-85lik-kaynak-ar-geye-gidiyor-yuzde-209luk-cikis-devam-eder-mi-82314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 85’lik kaynak Ar-Ge&#039;ye gidiyor, yüzde 209’luk çıkış devam eder mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelir-vergisi-mukelleflerinin-sigorta-giderleri-indirimi-82313</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gelir vergisi mükelleflerinin sigorta giderleri indirimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günümüz devletleri vatandaşlarının sağlık ve sosyal güvenlik ihtiyaç ve kaygıları ile yakından ilgilenmektedirler. Türkiye Cumhuriyeti de diğer ülkeler gibi insanların bu ihtiyaç ve endişeleri ile yakından ilgili olmuştur. Öncelikle kendisi hastaneler, bakım evleri emekli sandıkları kurma ve işletme gayretinde olmuştur. Bunun yeterli olmadığı endişesi ile kişilerin de sigorta sisteminden yararlanarak kendilerine ek güvence sağlamalarına imkan yaratmıştır. Bu amaçla Gelir VergisiKanunu’nun89.uncu ve 63.ncümaddeleri ile vergi teşviki sağlanmıştır.</p>
<p>Gelir Vergisi Kanununun 89 uncu maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre hayat/şahıs sigorta prim ödemelerinin yıllık gelir vergisi matrahının tespitinde beyan edilen gelirlerden indirilebilmesi mümkündür.</p>
<p>Beyan edilen gelirin %15 ini aşıp aşmadığının hesabında, işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ile GVK’nun 63üncü maddesinin birinci fıkra üçüncü bendi ve 89 uncu madde birinci bendi kapsamında indirim konusu yapılacak prim ödemelerinin toplamı birlikte dikkate alınır.</p>
<p>İndirimlerden, ticari, zirai ve serbest meslek kazancı, ücret, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratları dolayısıyla yıllık gelir vergisi beyannamesi veren mükellefler yararlanabilmektedir.</p>
<p>İndirimlerin yapılabilmesi için gelir vergisi beyannamesinde beyan edilen bir gelirin bulunması ve gerekli diğer şartların yerine getirilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Ayrıca,</strong> Gelir Vergisi Kanununun 63. üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendine göre ise vergiye tabi aylık ücret matrahının tespitinde, hayat/şahıs sigortaları için ödenen sigorta primleri, belirli şartlar dahilinde aylık ücret matrahından indirilebilmektedir.</p>
<p><strong> Gelir Vergisi Matrahından İndirilebilecek Sigorta Primleri ve İndirim Oranları ve şartları</strong></p>
<p> Gelir Vergisi Kanunu’nun 89 uncu madde birinci bendine göre, yıllık beyanname ile beyan edilen gelirin%15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmamak şartıyla mükellefin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin%50’si ile ölüm kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinin tamamı gelir vergisi matrahından indirim konusu yapılabilir. Sigorta primlerinin indirilebilmesi için;</p>
<ul>
<li>Beyan edilen gelirin %15’ini ve asgari ücretin yıllık tutarını aşmaması,</li>
<li>Sigortanın Türkiye’de yerleşik ve merkezinin Türkiye’de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması ve</li>
<li>İndirilecek prim tutarlarının gelirin elde edildiği yılda ödenmiş olması, gerekir.</li>
</ul>
<p> <strong>Sigorta primlerinin gelir vergisi matrahının tespitinde indirime konu edilmesi</strong></p>
<p>Sigorta primlerinin; mükellefin kendisine, eşine ve küçük çocuklarına ait olması gerekmektedir. Bununla beraber, eşlerin ve çocukların da ayrı gelir vergisi beyannamesi vermesi durumunda, eşlerin ve çocukların her biri beyan ettikleri gelirin %15’i ve asgari ücretin yıllık tutarı ile sınırlı olarak sigorta primlerini kendi verecekleri beyannameleri üzerinden indirime konu ederler.</p>
<p>Ancak, İndirime konu birden fazla hayat/şahıs sigorta prim ödemesinin aynı takvim yılı içerisinde birlikte yapılması durumunda, toplam prim ödemelerinin tutarının beyan edilen gelirin %15’i ve asgari ücretin yıllık tutarı ile sınırlı olan kısmı, diğer şartların da sağlanması koşuluyla gelir vergisi</p>
<p>beyannamesi üzerinden indirime konu edilebilecektir.</p>
<p><strong>“Çocuk” veya “küçük çocuk” tabiri</strong>, mükellefle birlikte oturan veya mükellef tarafından bakılan (nafaka verilenler, evlat edinilenler ile ana veya babasını kaybetmiş torunlardan mükellefle birlikte oturanlar dâhil) 18 yaşını veya tahsilde olup 25 yaşını doldurmamış çocukları, “eş” tabiri ise, aralarında</p>
<p>yasal evlilik bağı bulunan kişileri ifade eder.</p>
<p> İndirim konusu yapılacak tutarın hesaplanmasında beyan edilen gelir, yıllık gelir vergisi beyannamesinde yer alan indirimler ve geçmiş yıl zararları düşülmeden önceki tutardır.</p>
<p>58.000 TL’nin üzerinde konut kira geliri elde edenlerden, beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı Gelir Vergisi Kanununun 103 üncü maddesinde yer alan üçüncü gelir diliminde ücretliler için yer (2026 yılı için 1500.000 TL) tutarı aşanlar, 58.000 TL’lik istisnadan yararlanamazlar.</p>
<p>Konut, taşıt ve tüketici v.b. kredilerin kullanımı sırasında bu kredilere bağlı olarak ilgili bankalarca yapılan hayat sigortası poliçelerine ilişkin ödenen primler, indirim olarak dikkate alınabilecektir.</p>
<p>Mükellefin elde ettiği gelir toplamı (beyanı gerekip gerekmediğine bakılmaksızın ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye iradı, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı) 2026 yılı için belirlenen 1.500.000 TL’lik istisna haddi tutarını aşmadığında mükellef 58.000 TL’lik istisnadan yararlanabilecek olup 2026 yılı istisna sınırını aşan konut kira gelirinin beyan edilmesi gerekmektedir.</p>
<p> <strong>Yıllık beyanname veren</strong> <strong>ücretlilerde hayat/şahıs sigorta prim ödemelerinin durumu</strong></p>
<p>Gelir Vergisi Kanununa göre vergiye tabi ücret matrahının tespitinde, şahıs sigortaları için ödenen primlerin elde edilen ücretin %15’ine kadar olan kısmı ücret matrahının tespitinde indirilebilecektir.</p>
<p>İndirim konusu yapılacak primlerin toplamı, ödendiği ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını (2026 takvim yılı asgari ücretin yıllık brüt tutarı olan 396.360 TL’yi) aşamaz. Yıl içinde asgari ücret tutarında meydana gelebilecek değişiklikler, indirim yapılacak tutarların hesabında dikkate alınır.</p>
<p>İndirim konusu yapılacak prim tutarının tespitinde esas alınacak ücret, işveren tarafından çalışana hizmeti karşılığında ödenen aylık (maaş), prim, ikramiye, sosyal yardımlar ve zamlar gibi vergiye tabi sürekli nitelikteki ödemelerin brüt tutarlarının toplamı olacaktır.</p>
<p>Yıl içerisinde ücretin safi tutarının hesaplanması sırasında indirim konusu yapılan sigorta prim ödemelerinin, mükellefin yıllık gelir vergisi beyannamesi vermesi durumunda beyanname üzerinden ayrıca indirim konusu yapılması mümkün değildir.</p>
<p> <strong>İşverenler tarafından çalışanları için yapılan şahıs sigortası primlerinin durumu</strong></p>
<p>Gelir Vergisi Kanununa göre, işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler ücret sayılmaktadır.</p>
<p>İşveren tarafından ödenen şahıs sigorta primleri ücretliye sağlanan bir menfaat olarak nitelendirilmekte olup çalışanlar adına ödenen şahıs sigorta primlerinin, çalışanlara sağlanan net menfaat (ücret) olarak değerlendirilmesi ve brütleştirilmek suretiyle aylık ücret bordrolarına dahil edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Sigortanın Türkiye’de yerleşik ve merkezi Türkiye’de bulunan bir emeklilik veya sigorta şirketi nezdinde akdedilmiş olması şartıyla, söz konusu primler ücretin safi tutarının tespitinde indirim konusu yapılabilecektir.</p>
<p> Ancak, indirim konusu yapılacak primlerin toplamının, ödendiği ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını (2026 takvim yılı asgari ücretin yıllık brüt tutarı olan 396.360TL’yi) aşmaması gerekir..</p>
<p> <strong>Bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları indirim konusu yapılamaz</strong></p>
<p>İşveren ya da ücretli tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, vergiye tabi ücret matrahının tespitinde hiçbir surette indirim konusu yapılamaz.</p>
<p>Yıllık beyanname veren mükellefler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları da yıllık beyannamede, gelir vergisi matrahının tespitinde indirim konusu yapılamaz.</p>
<p><strong>Katkı payları ticari kazancın tespitinde söz konusu işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen primler</strong></p>
<p>Gelir Vergisi Kanununun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (9) numaralı bendine göre, işverenler tarafından ücretliler adına bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, ücretle ilişkilendirilmeksizin ticari kazancın tespitinde gider olarak indirilebilmektedir.</p>
<p>Ancak ,bu kapsamda indirim konusu yapılabilecek tutarın toplamı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını aşamayacaktır.</p>
<p>Gerek işverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları, gerekse Gelir Vergisi Kanununun 63. üncü maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendi kapsamında indirim konusu yapılacak şahıs sigortaları prim ödemelerinin toplam tutarı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını (2026 takvim yılı asgari ücretin yıllık brüt tutarı olan 396.360 TL’yi) aşamayacaktır.</p>
<p><strong>İşverenler tarafından çalışanları için yapılan şahıs sigorta primleri ticari ve mesleki kazançtan indirimi </strong></p>
<p>İşverenler tarafından çalışanları adına ödenen hayat/şahıs sigorta primleri, işle ilgili olarak ticari ve mesleki kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi için ödenen ücret kapsamında olduğundan, Gelir Vergisi Kanununun 40 ve 68 inci maddeleri çerçevesinde ticari ve mesleki kazanç kapsamında indirim konusu yapılabilir.</p>
<p><strong>İşveren tarafından çalışan için bireysel emeklilik sistemi ödemesi ile ücretli tarafından şahıs sigorta primi ödemesinin aynı zamanda olması halinde indirim </strong></p>
<p>İşverenler tarafından bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları ile çalışan tarafından yapılan prim ödemelerinin toplam tutarı, ödemenin yapıldığı ayda elde edilen ücretin %15’ini ve yıllık olarak asgari ücretin yıllık tutarını (2026 takvim yılı asgari ücretin yıllık brüt tutarı olan 396.360 TL’yi) aşamaz.</p>
<p>Hem işveren tarafından bireysel emeklilik sistemine katkı payı ödemesi hem de ücretli tarafından şahıs sigortalarına prim ödemesinin bulunması ve bunların toplam tutarının yukarıda belirtilen sınırı aşması halinde, indirimin öncelikli olarak ücret matrahının tespitinde mi yoksa ticari kazancın tespitinde mi yapılacağı konusu taraflarca mükerrer indirime izin verilmeksizin serbestçe belirlenebilecektir.</p>
<p><strong>Öte yandan</strong>, sigorta priminin toplu olarak ödenmesi halinde söz konusu primlere ait ödeme</p>
<p>belgesinin işverene ibraz edilmesi şartıyla, ibraz edilen ay da dâhil olmak üzere kalan ay sayısı toplamına bölünerek hesaplanan aylık prim tutarının, her aya ilişkin indirilebilecek azami tutarı ve yıllık asgari ücret tutarını geçmemek kaydıyla ücret matrahından indirim konusu yapılması mümkündür.</p>
<p><strong>Şunu da belirtelim ki</strong>, Sigorta prim ödemelerinin gelir vergisi matrahından indirilmesinin doğru bir şekilde uygulanabilmesi için ödeme tutarı ile tarihinin belgelendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelir-vergisi-mukelleflerinin-sigorta-giderleri-indirimi-82313</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gelir vergisi mükelleflerinin sigorta giderleri indirimi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-eylem-planinin-sonrasi-82312</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ eylem planının sonrası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı yapay zekâ eylem planı kapsamlı bir yol gösterici ancak bunun hızla değişen bir ortamda başarılı sonuçlara ulaşmayı sağlaması için dinamik süreç yönetimi ile desteklenmesi gerekiyor. Dinamik süreç yönetiminden kastım, biz nihai hedefimize ulaşmak için çalışırken değişen nesnel koşullara en uygun politikaları belirleyerek dalganın üzerinde kalmayı ve aşamalı olarak fayda elde etmeyi sağlamak. İşin ekonomik boyutu, birçoğumuzun yaşadığı “bir yandan okurken bir yandan çalışıyordum” şeklinde anlatılan öğrenme masraflarını kendisi karşılama yaklaşımını, bu alan için de geçerli yaklaşım haline getiriyor. Hizmet sektörünün asıl istihdam alanını yarattığı günümüzde, bu soruyu garsonluk mu yoksa bir yapay zekâ şirketinde çalışmak mı şeklinde sormak gerekiyor. Geçmişte “ben garsonluk yaparak okudum” gibi ifadeler daha saygın kabul edilse de bugün farklı bir yaklaşım geliştirmek gerekiyor ve bu, sahada yapılan ve daha düşük değerli kabul edilen işleri yadsımıyor.</p>
<p>Günümüzde önemli olan saha bilgisi ile yapay zekâ alanında kullanılan teknolojileri bir araya getirip gerçek sorunlara gerçek çözümler geliştirmek. Bu sorunların başında da bizim bu işe ayırdığımız kaynağın 10 milyar dolar olması geliyor. Bu yazı yazılırken Crunchbase’in güncel bülteninde, Qualcomm’un yapay zekâ yazılım girişimi Modular’ı yaklaşık 4 milyar dolara satın almasından ve çip üreticisi SambaNova’nın 10 milyar dolar değerleme üzerinden 800 milyon dolarlık bir yatırım turunu tamamlama aşamasında olduğundan bahsediliyordu. Bu, bizim bütçemizin yaklaşık yarısına denk geliyor. O zaman bizim için önemli olan, yapay zekâyı kullanarak Türk şirketlerinin büyüklüğünü ve kârını artırmak suretiyle yapay zekâyı bir gelir ve kâr aracı haline getirmek olmalı. Yapay zekânın kendi alanındaki büyük sayılar oyununu oynayacak gücümüz oluşana kadar yapay zekâ dünyasında çaycılık yapmak iyi bir çözüm olabilir. Bunu şaka olarak söylemiyorum; bugüne kadar çalıştığım bütün yapılarda en kritik pozisyon çaycıydı çünkü herkesi tanıyor ve herkesin çayını kahvesini nasıl sevdiğini biliyordu; özellikle de yöneticilerin.</p>
<p>Bir yanı bu olan denklemin diğer yanında kurmay zekâsı ile geleceği öngörüp hedefe büyük oyuncularla aynı zamanda ulaşmanın hesabını yapacak insanlara ihtiyaç var. 1995’te askerlik yaparken uçaksavar bataryalarının hedefi vurmak için uçağın bulunduğu yere değil, gelecekte olacağı yere ateş etmesi gerektiğini öğrenmiştim. İTÜ’de bundan yaklaşık 10 yıl önce gördüğümüz paralel işlemciler bu işi de yapıyordu. İşlemciden biri düşman uçağının rotasını hesaplarken diğeri namluyu buna göre yönlendirerek hedefin vurulmasını sağlıyordu. Bugün yapay zekâ konusunda yapmamız gereken tam olarak bu.</p>
<p>Bunu yaparken de şu konuya karar vermemiz gerekiyor. Paralel işlemcilere mi yatırım yapacağız yoksa uçaksavarı yapay zekâ ile birlikte –geçmişte paralel işlemcilerle yapıldığı gibi- kullanacak insanları mı yetiştireceğiz. Şu anda uçakları füzelerle vurdukları bir dünyada yaşıyor olsak da stratejimizi belirlerken bu eski analojiyi kullanmak daha iyi sonuç veriyor. Bu stratejiyi de dinamik olarak uygulamamız gerekiyor.</p>
<p>Şu andaki dinamikleri ele alırsak; birincisi, demin belirttiğim satın almaların işaret ettiği yön önem taşıyor. Crunchbase’in 30 Haziran tarihli bültenindeki şu değerlendirmeye dikkatinizi çekmek isterim: “Yapay zekâ (AI) dünyası belki de giderek daha büyük modeller geliştirme yarışı olarak başladı; ancak rekabet alanı giderek bu modellerin temelindeki altyapıya kayıyor. Geçtiğimiz hafta bu duruma dair iki önemli gelişme yaşandı: Qualcomm’un AI yazılım girişimi Modular’ı yaklaşık 4 milyar dolara satın alması ve çip üreticisi SambaNova’nın 10 milyar dolar değerleme üzerinden 800 milyon dolarlık bir yatırım turunu tamamlama aşamasında olduğuna dair haberler…”</p>
<p>Bültende önemli bir başlık da, yatırım boyutu ile ilgili: Crunchbase, “AI çıkarım (inference) işlemlerine yönelik talep hızla artarken, GV yönetici ortağı Dave Munichiello, bir sonraki altyapı girişimi dalgasının verimlilik odaklı olacağını belirtiyor: Yani, kıt ve maliyetli işlem gücünden daha fazla değer elde etmek. Munichiello, Crunchbase News ile yaptığı röportajda; AI iş yüklerinin neden "ayrıştırılmış çıkarım" (disaggregated inference) modeline doğru kaydığını, açık kaynaklı modellerin AI altyapısını satın alan ve işleten tarafları nasıl değiştirebileceğini ve donanım ağırlıklı girişimlerin neden hâlâ büyük, bağımsız ve halka açık şirketlere dönüşebileceğine inandığını anlatıyor. Ayrıca, Qualcomm’un geçen hafta duyurduğu satın alma işlemi sayesinde yatırılan sermayenin 10 katı kadar getiri elde etmeye hazırlandıkları Modular’a yaptıkları erken dönem yatırımdan edindikleri deneyimleri de paylaşıyor.” ifadelerini kullanıyor.</p>
<p>ABD’de milyarlarca dolarlık yatırım alan startuplardan bahsederek yapay zekâ alanındaki gerçek dinamikleri anlamamıza yardımcı olan Crunchbase bülteninde dikkat çeken bir diğer başlık da Gilion'ın kurucu ortağı ve CPTO'su Henrik Landgren’in yazısı: “Gilion'ın kurucu ortağı ve CPTO'su Henrik Landgren, kaleme aldığı bir yazıda, yapay zekanın sunum dosyalarını (pitch deck) özetleyebileceğini ve durum tespiti (due diligence) süreçlerini hızlandırabileceğini, ancak hatalı veya yetersiz girdilerin yarattığı sorunları aşamayacağını savunuyor. Spotify'daki analitik liderliği deneyiminden yola çıkan Landgren; en hızlı şekilde sağlam bir kanaate varan firmaların, yapay zekayı yalnızca eski süreçleri daha hızlı yürütmek için kullananlar değil, şirketlerin gerçek işleyişine dair en net görüşe sahip olanlar olacağını belirtiyor.” diye aktarıyor Crunchbase.</p>
<p><strong>Yapay zekâ hayatımızı kurgulamak</strong></p>
<p>“Hayat, biz planlar yaparken başımızdan geçenlerdir.” sözünü çok severim. 29 Haziran’daki katıldığım <strong>Yapay Zekâ Türkiye Platformu (A</strong>ITR) toplantısında sunulan kapsamlı raporu görünce de aklıma bu söz geldi. Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı’nın bültene yansıtılan konuşmasını çerçeveyi anlamanız için aktarıyorum:</p>
<p>Türkiye Bilişim Vakfı ve İstanbul Teknik Üniversitesi liderliğinde, 15'ten fazla öncü kurumun, akademisyenlerimizin ve kamu paydaşlarımızın katılımıyla AITR'yi kurduklarını belirten Eczacıbaşı, “Biz AITR olarak, hantal ve yeni bürokratik yasalar üretmek yerine; ulusal inovasyonu koruyan ama zararlı eylemi cezalandıran proaktif bir yaklaşımı savunuyoruz. Bu doğrultuda, küresel riskleri yönetirken ulusal egemenliği merkeze alan dokuz adımlık stratejik mimarimizi kamuoyunun dikkatine sunuyoruz: Suç Odaklı Yaptırım, Dijital Kalkan, Dengeli Risk Yönetimi ve Kum Havuzu, Egemen AI ve GPU Kredisi, Türkçe Dil Modeli ve Açık Veri, Siber Savunma Entegrasyonu, Eğitim ve İş Gücü Dönüşümü, Şeffaflık Kartları ve Model Künyesi, Otonom Devlet Asistanları. Bütün bu adımları atarken bir dengeyi de gözden kaçırmamak gerekiyor. Kısa vadede egemen yapay zekâ kapasitemizi kurarken, asıl uzun vadeli pusulamızı, yani ‘iyilik için teknoloji' ilkesini de unutmamalıyız: yapay zekânın iklim, eğitim ve biyoçeşitlilik gibi alanlarda topluma ve gezegene gerçek bir fayda üretmesi. Çünkü yapay zekâ uyumu, izole bir yasal görev ya da yalnızca teknik bir parametre olarak kalmıyor; doğrudan ulusal rekabet avantajımızın ve toplumsal refahımızın merkezinde duruyor. AITR tek başına sihirli bir çözüm değil ama doğru sorulara, doğru paydaşlarla, açık ve hesap verebilir biçimde yanıt arayan köklü bir platform.”</p>
<p>AITR<strong> eş başkanları Prof. Dr. Altan Çakır ve Levent Kızıltan’ın ayrıntılarını ele aldığı rapor, girişte yaptığım değerlendirme ile 10 milyar dolarlık bütçe konusuyla başlamam gerektiğini hissettirdi. Ancak Eczacıbaşı’na önemli olduğunu düşündüğüm başka bir soru yönelttim ve zihniyet ile ilgili bu soruya yanıt alabildiğime sevindim. Daha önce bilişim konusunda “Ben bilgisayarların bağırsakları ile hiç ilgilenmedim; toplumda yarattığı değişime odaklandım” diyen Eczacıbaşı yapay zekâya yön verirken yapmamız gerekenleri de kısaca “Çocuklarımızın, torunlarımızın ve onların torunlarının mutlu olmasını nasıl sağlayacağımıza odaklanmamız ve yapay zekâyı nasıl kullanacağımıza karar vermemiz gerekiyor. Burada neleri elimizde tutacağımızı ve nelerden vazgeçeceğimizi kararlaştırıp yapay zekânın rolünü belirlemeliyiz.” diyor.</strong></p>
<p><strong>Asıl mesele bu. Neleri yapacağız, neleri yapmayacağız ve neleri yapay zekâyı kullanarak yapacağız. Türkiye’nin eylem planını açıklamasının ardından buna karar vermesi gerekiyor. </strong></p>
<p><strong>Konuyu yapay zekâ ile değerlendirince…</strong></p>
<p><strong>Gemini, kendisine biçtiğim rolün hakkını bu sefer fazlaca veremese de, </strong>yapay zekâyı bir teknoloji meselesinden ziyade “milli bağımsızlığın yeni cephesi” olarak tanımlayacağını söyleyerek önemli bir noktaya temas ediyor. Bunu destekleyen bir adımı da eğitimde müfredat devrimi olarak tanımlayan Gemini, “Yapay zekâyı sadece bir ders olarak değil, temel eğitimden itibaren mantık yürütme, algoritmik düşünme ve etik sorgulama üzerine kurulu bir disiplin haline getirirdim.” diyor.</p>
<p>Hakkını veremediği bu profilden vazgeçip başka bir kimlikle AITR raporunu özetlemesini istediğimde şu noktalara işaret ediyor:</p>
<p>Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye Yapay Zeka Platformu (AITR), yapay zekanın Türkiye'de geliştirilmesi ve uygulanması konusunda önemli bir "yönetişim, etik ve risk" çerçevesi sunmaktadır.</p>
<p>AITR'nin "Yapay Zekâ - Hızlandırılmış Dönüşüm Çağında Yönetişim, Etik ve Risk" başlıklı raporu ve genel çalışma prensipleri doğrultusunda öne çıkan temel unsurlar şunlardır:</p>
<h3>1. Yönetişim ve Ekosistem İş Birliği</h3>
<p>Raporun ana odak noktalarından biri, yapay zekanın sadece teknik bir konu değil, ekonomik ve toplumsal dönüşümün merkezinde yer alan stratejik bir alan olduğudur.</p>
<ul>
<li>Ortak Akıl: Kamu, akademi ve özel sektör arasında güçlü bir iş birliği ağı kurulması gerektiği savunulur.</li>
<li>Platform Rolü: AITR, farklı paydaşları bir araya getiren "ortak bir platform" olarak, Türkiye'nin yapay zeka ekosisteminde yol haritası belirleyici bir misyon üstlenmektedir.</li>
</ul>
<h3>2. Etik ve Sürdürülebilirlik</h3>
<p>Yapay zeka teknolojilerinin "insan merkezli" ve "güvenilir" bir şekilde geliştirilmesi, raporun temel taşıdır.</p>
<ul>
<li>Güvenilir AI: Teknolojinin herkes tarafından ulaşılabilir ve güvenilir olması gerektiği vurgulanır.</li>
<li>Etik Sorumluluk: Yapay zekanın sadece verimlilik odaklı değil, aynı zamanda toplum refahını ve değerlerini gözeten, etik ilkelere dayalı bir yönetim modeline sahip olması gerektiği belirtilir.</li>
</ul>
<h3>3. Risk Yönetimi ve Teknolojiye Uyum</h3>
<p>Rapor, yapay zekanın beraberinde getirdiği belirsizliklere ve risklere karşı hazırlıklı olmayı hedefler.</p>
<ul>
<li>Hızlandırılmış Dönüşüm: Teknolojinin çok hızlı değiştiği bu çağda, şirketlerin ve kurumların ölçeklenebilir, yeniden kullanılabilir ve yönetişim prensiplerine sahip "platform bazlı" yaklaşımlara geçmesi gerektiği önerilir.</li>
<li>Yol Haritası: Türkiye'nin yapay zekada "egemenlik" kazanabilmesi için yerel yeteneklerin ve teknolojilerin desteklenmesi, gelecek dönemin en kritik gündem maddesi olarak tanımlanır.</li>
</ul>
<p>Özetle: AITR raporu, yapay zekanın sadece teknolojik bir kapasite artışı değil, aynı zamanda güvenlik, etik standartlar ve yönetişim mekanizmalarıyla beraber kurgulanması gereken bir "ulusal strateji" olması gerektiğini vurgulamaktadır.</p>
<p>Bu raporun yaklaşımı, Türkiye'nin Ulusal Yapay Zekâ Stratejisi ile uyumlu bir şekilde, teknolojiyi toplumsal refah ve küresel rekabet gücü için bir "araç" olarak konumlandırmaktadır.</p>
<p><strong>Yapay zekâ ortamında değişim</strong></p>
<p><strong>Konuya bir kurmay katkısı sağlamak için Gemini ile ele aldığımız bir diğer konuyu, yazının girişinde bahsettiğim gibi yapay zekâ ortamının nasıl değiştiği oluşturuyor. </strong></p>
<p>2026 yılı itibarıyla yapay zekâ, “deney aşamasından” çıkıp iş süreçlerinin "görünmez ve vazgeçilmez bir altyapısı" haline geldiği olgunluk dönemine girmiş durumda. Teknolojinin değişen doğasını şu ana başlıklar altında özetleyebiliriz:</p>
<h3>1. "Araç" Olmaktan "İş Ortağı" Olmaya Geçiş</h3>
<p>Yapay zekâ artık sadece soruları yanıtlayan bir sohbet botu değil; stratejik kararlara katılan, iş akışlarını yöneten ve ekiplerle birlikte çalışan bir "dijital iş arkadaşı" rolünü üstleniyor.</p>
<ul>
<li>Ajan Tabanlı Çalışma: "Multi-agent" (çoklu ajan) sistemleri, karmaşık görevleri insanlar yerine planlıyor, koordine ediyor ve sonuçlandırıyor.Bu sayede çalışanlar rutin işler yerine strateji, yaratıcılık ve insan ilişkilerine odaklanabiliyor.</li>
<li>Performans Yönetimi: Performans değerlendirmeleri artık yılda bir yapılan statik süreçlerden, gerçek zamanlı verilere dayalı, dinamik ve ileriye dönük sistemlere evrildi.</li>
</ul>
<h3>2. Altyapıda "Verimlilik" Dönemi</h3>
<p>Yapay zekânın büyümesi, artık sadece "daha fazla veri merkezi" inşa etmek anlamına gelmiyor; eldeki bilişim gücünü en verimli şekilde kullanma dönemine girildi.</p>
<ul>
<li>Yapay Zeka "Süper Fabrikaları": Bilişim gücünün dünyanın dört bir yanına yayılmış, dinamik ve birbirine bağlı sistemler ("AI superfactories") üzerinden dağıtıldığı bir model benimseniyor.</li>
<li>Hibrit Sistemler: Kuantum hesaplama, süper bilgisayarlar ve yapay zekânın birlikte çalıştığı hibrit yapılar, özellikle bilimsel araştırmalarda (ilaç geliştirme, malzeme bilimi) yeni bir çağ açıyor.</li>
</ul>
<h3>3. Stratejik ve Ekonomik Odak: "Deney Değil, Sonuç"</h3>
<p>İş dünyasında yapay zekâya dair abartılı beklentilerin yerini, somut ve ölçülebilir getiri beklentisi aldı.</p>
<ul>
<li>Maliyet ve Değer: Şirketler, sonsuz pilot projelerden vazgeçip, yapay zekâ yatırımlarının yatırım getirisini (ROI) ve doğrudan iş sonuçlarına etkisini kanıtlamaya odaklanıyor.</li>
<li>Veri Kalitesi: AI modelleri ne kadar gelişirse gelişsin, "kötü veri" girdisiyle başarının imkansız olduğu anlaşıldığı için, artık verinin temizliği ve doğruluğu en kritik stratejik varlık haline geldi.</li>
</ul>
<h3>4. Yeni Paradigma: "Güven ve Özgünlük"</h3>
<p>Yapay zekâ üretimi içeriklerin yaygınlaşmasıyla birlikte, "insan dokunuşu" ve "marka gerçeği" eskisinden daha değerli hale geldi.</p>
<ul>
<li>Güvenilirlik Oyunu: Arama motorları artık bir "anahtar kelime" yarışı değil, "güvenilirlik ve doğruluk" oyununa dönüştü.</li>
<li>Etik Sınırlar: Şirketler, yapay zekayı insan bağlantısının yerini alacak bir araç olarak değil, onu güçlendirecek bir destek unsuru olarak konumlandırıyor.</li>
</ul>
<p>Özetle, 2026 yılı yapay zekanın "heyecandan pragmatizme" geçiş yaptığı, teknolojinin bir "teknoloji konusu" olmaktan çıkıp her sektörün operasyonel kalbine yerleştiği bir yıl olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Aklın yolu bir: Gemini, benim girişte önerdiğim yapay zekâ ile reel sektörü ve reel sorunlaru çözmeye odaklanma yaklaşımını yazının sonunda bana öneriyor. Ben de bu modeli bir kere daha vurguluyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-eylem-planinin-sonrasi-82312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ eylem planının sonrası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hayatta-ne-ekersen-onu-bicersin-82310</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hayatta ne ekersen onu biçersin…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yatırımcılar, MSCI endekslerini takip ederek dünya genelindeki farklı piyasalar için kolayca yatırım kararları oluşturabilir. Farklı bölgeler ve coğrafyalar için geliştirilen MSCI endeksleri, ilgili pazar segmentlerini detaylı analizlerle yansıtır.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde küresel piyasalarda yatırım kuruluşlarına gösterge niteliğinde önemli borsa endeks verileri sağlamakta olan MSCI (Morgan Stanley Capital International) tarafından Türkiye kritik bir uyarıya tabi tutuldu. İlgili kurum tarafından yapılan ikaz borsa endeksindeki piyasa sınıflandırmasına yönelik olmuştur.</p>
<p>MSCI gelişmekte olan piyasalar endeksi, <strong>24 adet</strong> gelişmekte olan ülkedeki <strong>1.200 adet</strong> büyük yerel borsa şirketlerini kapsamaktadır. Endeksin kapsamındaki şirketlerin toplam borsadaki piyasa değeri <strong>$13 trilyona</strong> yakın durumdadır. Doğal olarak bu kadar büyük bir piyasa değerini temsil etmekte olan endeksin dönemsel performansını portföy yönetimi ve sigorta sektöründe baz almakta olan büyük borsa yatırım fonları bulunmaktadır.</p>
<p>“<strong>%23, Çin %20, Hindistan %11, Brezilya %4</strong> şeklinde iken <strong>Türkiye’nin ağırlığı %0.4</strong> düzeyinde oldukça düşük durumdadır.</p>
<p>Bugünden 20 yıl öncesinde aynı endeks içerisinde borsadaki Türk şirketlerinin ağırlığı <strong>%4</strong> seviyesine kadar yükselmişti. Bu sonuç geçen zaman zarfında sermaye piyasalarında işleri doğru bir şekilde yönetmediğimizin çok somut bir kanıtıdır.</p>
<p><strong>MSCI Endeksi ne işe yarar?</strong></p>
<p>MSCI endeksi nasıl yorumlanır konusu yeni yatırımcılar veya halihazırda alış satış işlemi gerçekleştiren kullanıcılar tarafından sıkça merak edilmektedir. Yatırımcılar, MSCI endekslerini takip ederek dünya genelindeki farklı piyasalar için kolayca yatırım kararları oluşturabilir. Farklı bölgeler ve coğrafyalar için geliştirilen MSCI endeksleri, ilgili pazar segmentlerini detaylı analizlerle yansıtır.</p>
<p>Yatırımcılar, portföylerini dengelemek veya farklı araçlara yatırım yapmak amacıyla MSCI endeks verilerini analiz amaçlı kullanabilir. Dünya genelindeki piyasa verilerini detaylı şekilde takip etmek ve kolayca anlamak için değerli ölçüt olarak tanımlanan MSCI endeksleri, portföy risklerini minimize etmeye de yardımcı olur. Bilinçli ve bilgiye dayalı yatırım kararları almaya yönelik detaylı veriler içeren MSCI endeks ölçütü, çeşitlendirilmiş portföyleri hızlıca yönetmeyi de destekler. Ayrıca, MSCI endeks verileri ilgi duyulan bölgeler hakkında piyasaları daha ayrıntılı görebilmeye katkı sağlar.<strong><sup>1</sup></strong></p>
<p>MSCI, en son açıkladığı “<strong>2026 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi</strong>” sonuçlarında Türkiye ve Endonezya hisse senedi piyasalarını pay sahipliği şeffaflığındaki eksiklikler ve koordineli işlem şüpheleri gerekçesiyle özel gündem maddesi şeklinde konuyu ele aldı.</p>
<p>MSCI, her iki ülkenin mevcut sorunu gidermek üzere bir aksiyon almakta olduklarını ifade etmekle birlikte, Kasım 2026 MSCI endeks incelemesine kadar net ve şeffaf bir ilerleme gerçekleşmemesi durumunda ilgili ülkelere yönelik olarak <strong>yeniden sınıflandırma danışma sürecinin başlatılabileceğini</strong> belirtmiştir.</p>
<p>Uluslararası kurumsal yatırımcılar, bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakın ilişkili fon varlıklarını kapsayan olası koordineli işlem davranışlarına ilişkin tekrar eden bir takım şüpheli örnekleri MSCI'a aktardıkları düşünülmektedir. Bu uygulamaların, söz konusu şirketlerin <strong>halka açık hisse oranı</strong> (serbest dolaşım) miktarlarını <strong>yapay biçimde şişirdiği</strong> öne sürülmektedir. MSCI, söz konusu endişelerin uluslararası kurumsal yatırımcıların gerçek serbest dolaşım miktarını değerlendirme ile portföy oluşturma ve endeks benzetimi amaçlı <strong>piyasa fiyatlarına güvenme</strong> <strong>kapasitelerini ciddi ölçüde kısıtladığını</strong> ifade etmektedir.<strong><sup>2</sup></strong></p>
<p>Öncelikle yapılan uyarı oldukça önem arz eden, sorumluların üzerinde kapsamlı bir şekilde çalışmalarını gerektire Türkiye Sermaye Piyasasının geleceği yönünden mihenk taşı sayılabilecek bir konudur.</p>
<p>Bilindiği üzere MSCI, uluslararası sermaye piyasalarındaki hisse senetlerinin performansını ölçmek amacıyla oluşturulmuş, Dünya çapında binlerce şirketi kapsayan önemli bir endeks sağlayıcısıdır.</p>
<p>Dünya genelindeki yatırımcılar, MSCI tarafından oluşturulan bu endeksleri kullanarak küresel piyasa trendlerini takip etmektedir. Kurum tarafından hazırlanan en bilinen endekslerden bazıları şunlardır;</p>
<p><strong>MSCI Dünya Endeksi</strong>: Gelişmiş ülkelerdeki büyük ve orta ölçekli şirketlerin hisse senetlerini izlemektedir.</p>
<p><strong>MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi</strong>: Türkiye'nin de içinde bulunduğu gelişmekte olan ekonomilerdeki piyasa performansını ölçmektedir.</p>
<p><strong>MSCI Türkiye Endeksi:</strong> Türkiye piyasasındaki büyük ve orta ölçekli şirketlerin performansını yansıtır ve küresel yatırımcılar tarafından Türkiye'ye yönelik yatırımların kıyaslanmasında birincil referans olarak kullanılır.</p>
<p>Endeks kapsamındaki şirketler ve ağırlıkları, piyasa değerleri ve likidite gibi kriterler doğrultusunda <strong>yılda dört kez</strong> (genellikle Şubat, Mayıs, Ağustos ve Kasım aylarında) kapsamlı bir şekilde gözden geçirilir. Bu güncellemeler, ilgili ülkelerdeki borsalar üzerindeki yabancı porföy giriş çıkışları açısından zaman zaman önemli hareketlilikler oluşturabilir.</p>
<p>MSCI Gelişmiş Ülkeler Endeksi içerisinde ABD, Kanada, Almanya, Fransa, İsviçre, İtalya, İspanya..vs. şeklinde birçok Avrupa ülkesi yer alırken, Singapur, Avustralya, Hong Kong, Japonya şeklinde Asya ülkeleri de bulunmaktadır.</p>
<p>MSCI Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksi içerisinde Brezilya, Meksika, Şili, Yunanistan, Mısır, Macaristan, Güney Afrika, Türkiye, BAE gibi ülkeler yer almaktadır.</p>
<p>MSCI Sınır Ülkeler Endeksi içerisinde ise, Bahreyn, Benin, Kenya, Kazakistan, Nijerya, Senegal, Tunus gibi bir çok az gelişmiş ülkeler bulunmaktadır.</p>
<p>Yıllardır piyasalarda yaşanmakta olan bu tür çalkantılardan sonra Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yeni bir mevzuat değişikliğini gündemine aldı. Söz konusu düzenleme kapsamında, gerçek yararlanan sahipliği zaten serbest dolaşım dışında tutulan taraflara ait fon varlıklarının borsanın serbest dolaşım hesaplamalarından çıkarılması öngörülmektedir.</p>
<p>MSCI ise, bu gelişmeyi önemli bir adım bulmakla birlikte, <strong>piyasa katılımcılarının düzeltilmiş hesaplamaların fiili yansımalarını</strong> görmek istediklerini aktardı. Uluslararası yatırımcılar ayrıca yararlanan sahipliğin ayrıntılı ve zamanında açıklanması, koordineli işlem davranışına karşı güçlü gözetim ve uygulama mekanizmaları ile yapısal olarak bozulmuş serbest dolaşım sergileyen menkul kıymetlerin tespiti için şeffaf ve kurala dayalı bir çerçeve talep etmektedir.</p>
<p>Tüm bu gelişmeler olanca hızıyla devam ederken sosyal medya hesapları arasında dolaşırken <strong>@vobtrader</strong> hesabı altında görece küçük pay sahipliğine sahip şirketlerin piyasa değerlerindeki olağanüstü yükselişler neticesinde BİST endeksi üzerindeki etkisi üzerine görüş alışverişinin yapıldığını gördüm. MSCI ikazı ile ilintili bir konu olması hasebiyle konuyu gündemde tutmakta yarar var</p>
<p>Örneğin 2026 başı itibarıyla BİST.30 endeksine ASELS şirketinin %13, BIMAS şirketinin %9, DSTKF şirketinin %9, THYAO şirketinin %7 şeklinde etkide bulunmakta olduğunu görüyoruz. Burada veri sağlayıcısı kurumların borsadaki şirketlerin güncel piyasa değerleri üzerinden geriye dönük bir statik ağırlıklandırma yaparak borsa endeks payına ilişkin sonuç üretmelerinin doğru olmadığını hatırlatmak isterim.</p>
<p>Bu tartışmalarda dikkat edilmesi gereken nokta şirket piyasa değerlerinin geriye dönük olarak günlük olarak değişmesi, fiili dolaşımdaki pay sayısının geriye dönük olarak bugüne kıyasla fark etmiş olabilmesi gibi nedenlerden dolayı endeks ağırlıklarının tarihsel bir sabitliğe sahip olamayacağı gerçeğini unutmamak gerektiğidir.</p>
<p>Neticede <strong>bir hissenin fiili dolaşımdaki pay senedi piyasa değeri, fiili dolaşımdaki pay senedi sayısı ile hissenin piyasa fiyatının çarpımından</strong> oluşmaktadır.</p>
<p>Hisse senedinin endeks içerisindeki ağırlığı ise, <strong>hissenin fiili dolaşımdaki pay senedi piyasa değerinin endeks içerisindeki tüm hisse senetlerinin toplam fiili dolaşımdaki pay sayısına bölümü</strong> ile hesaplanmaktadır.</p>
<p>Dolayısı ile hisse senedinin bir yıl önceki değerinden türetilen endeks ağırlığı ile aynı hisse senedinin bugünkü endeks ağırlıklarının eşit olmaması gerekir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Yabancı yatırımcılar absürtlüklere seyirci kalmayı tercih ediyor</strong></span></p>
<p>Her şey bir günde yaşanmadı ki... Öncelikle yıllar önce sermaye piyasalarından yabancı sağlam kurumsal yatırımcılar çıktı, piyasalarda hızla derinlik ve likidite kayboldu, borsadaki manipülasyon suçlarında artışlar yaşandı, küçük hisse senetlerinin fiyatlarında %1.000’leri aşan, yatırım fon getirilerinde %10.000’leri bulan olağanüstü artışlar gerçekleşti. Yabancı yatırımcılar doğal olarak 2013’ten bugüne kadar gerçekleşen tüm bu absürtlüklere günümüzde seyirci kalmayı tercih ediyor. Bundan sonrası için artık ne diyebiliriz ki neye niyet neye kısmet…</p>
<p> </p>
<p>[1] https://www.yf.com.tr/yf-akademi/blog/%20msci-endeksi-nedir</p>
<p>2 https://tr.investing.com/news/economy-news/mscin-2026-piyasa-snflandrma-incelemesinde-turkiyeye-kritik-uyar-3954934</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hayatta-ne-ekersen-onu-bicersin-82310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/0/1280x720/piyasa-finans-1782967730.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hayatta ne ekersen onu biçersin… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-kobiler-icin-luks-degil-bir-gerekliliktir-82309</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sürdürülebilirlik, KOBİ’ler için lüks değil, bir gerekliliktir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günümüzde küresel iklim krizi, kaynak kıtlığı, artan düzenlemeler ve tüketicilerin çevre bilinci, işletmeleri kökten değiştirmeye zorluyor.</p>
<p>Özellikle KOBİ’ler için sürdürülebilirlik artık bir “iyi niyet” meselesi olmaktan çıkıp, hayatta kalma ve rekabet avantajı kazanma zorunluluğu haline geldi.</p>
<p>Üretimde ve ürün geliştirmede sürdürülebilir stratejiyi ilke edinmek, KOBİ’lerin geleceğini belirleyecek en kritik yaklaşımdır.</p>
<p><strong>Neden Sürdürülebilirlik KOBİ’ler İçin Bir Lüks Değil, Bir Gereklilik?</strong></p>
<p>Türkiye’de KOBİ’ler ekonominin omurgasını oluşturuyor; istihdamın yaklaşık %70’ini sağlıyor ve toplam işletmelerin %99’undan fazlasını temsil ediyor.</p>
<p>Ancak birçok KOBİ hâlâ kısa vadeli maliyet odaklı düşünerek, çevreye ve topluma duyarlı üretimden uzak duruyor.</p>
<p>Oysa sürdürülebilirlik, uzun vadede maliyetleri düşürür, yeni pazarlar açar ve marka değerini artırır.</p>
<p>Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı, Karbon Sınır Ayarlama Mekanizması (CBAM) gibi düzenlemeler, ihracat yapan KOBİ’leri doğrudan etkileyecek.</p>
<p>Sürdürülebilir olmayan üretim yapan firmalar, yakın gelecekte pazar kaybedecek veya ek vergi ve cezalara maruz kalacak.</p>
<p>Tüketiciler ise özellikle Z ve Alfa kuşakları, çevre dostu ürünleri tercih ediyor.</p>
<p>McKinsey ve diğer araştırmalara göre, sürdürülebilir ürünlere prim ödeyen tüketici oranı hızla artıyor.</p>
<p><strong>Üretimde Sürdürülebilir Stratejiler</strong></p>
<p>Kaynak Verimliliği ve Döngüsel Ekonomi</p>
<p>Atık azaltma, su ve enerji tasarrufu öncelikli olmalı.</p>
<p><strong>Örneğin:</strong></p>
<p>Atıkların geri dönüşüme veya yeniden kullanıma kazandırılması (zero waste yaklaşımı).</p>
<p>Yenilenebilir enerjiye (güneş, rüzgar) geçiş.</p>
<p>Su geri kazanım sistemleri kurmak.</p>
<p>Tedarik Zinciri Şeffaflığı</p>
<p>KOBİ’ler tedarikçilerini sürdürülebilirlik kriterlerine göre seçmeli.</p>
<p>Yerel ve etik tedarikçiler tercih edilmeli.</p>
<p>Blokzincir gibi teknolojilerle izlenebilirlik sağlanabilir.</p>
<p><strong>Yeşil Üretim Teknolojileri</strong></p>
<p>Enerji verimli makineler, otomasyon ve IoT sensörleri ile üretim süreçlerini optimize etmek.</p>
<p>Bu yatırımlar ilk etapta maliyetli görünse de, enerji faturasında %20-40 tasarruf sağlayabilir.</p>
<p>Ürün Geliştirmede Sürdürülebilir Yaklaşım (Eco-Design)</p>
<p>Ürün geliştirme aşaması, sürdürülebilirliğin en etkili olduğu noktadır.</p>
<p>Çünkü bir ürünün çevresel etkisi %80’i tasarım aşamasında belirlenir.</p>
<p>Yaşam Döngüsü Analizi (LCA): Ürünün ham maddeden, kullanıma ve atık aşamasına kadar tüm etkisini ölçmek.</p>
<p><strong>Modüler ve Tamir Edilebilir Tasarım</strong>:</p>
<p>Ürünlerin kolayca onarılması, parçalarının değiştirilmesi.</p>
<p>Bu, ömrünü uzatır ve atığı azaltır.</p>
<p><strong>Biyobozunur ve Geri Dönüştürülebilir Malzemeler:</strong></p>
<p>Plastik yerine biyoplastik, geri dönüştürülmüş kumaş veya ahşap bazlı alternatifler.</p>
<p>Fonksiyonel ve Minimalist Tasarım: Gereksiz ambalajı azaltmak, çok fonksiyonlu ürünler üretmek.</p>
<p>Örnek: Bir mobilya KOBİ’si, mobilyalarını modüler tasarlayarak hem nakliye maliyetini düşürebilir hem de müşteriye “kendin monte et” seçeneği sunarak sadakati artırabilir.</p>
<p><strong>Türkiye’den  Bazı Başarılı KOBİ Örnekleri</strong></p>
<p>Tekstil KOBİ’leri organik pamuk ve geri dönüştürülmüş iplik kullanarak Avrupa pazarında fark yaratıyor.</p>
<p>Gıda sektöründe yerel ve mevsimsel hammaddelerle çalışan firmalar, karbon ayak izini düşürerek “sürdürülebilir Türk lezzeti” markası oluşturuyor.</p>
<p>Uluslararası: Patagonia veya Interface gibi firmalar, KOBİ’lere ilham veriyor.</p>
<p>Interface halı şirketi, “Mission Zero” ile sıfır negatif etki hedefine ulaştı ve kârlılığını artırdı.</p>
<p><strong>Uygulamada Karşılaşılan Zorluklar ve Çözümler</strong></p>
<p>Maliyet Endişesi: İlk yatırımlar yüksek gelebilir.</p>
<p><strong>Çözüm</strong>: KOSGEB, TÜBİTAK ve AB fonları gibi destek programlarını kullanmak.</p>
<p><strong>Yeşil Dönüşüm çağrıları sıkça açılıyor.</strong></p>
<p>Bilgi ve Uzmanlık Eksikliği: Eğitim ve danışmanlık almak.</p>
<p>Sürdürülebilirlik raporlaması için basit araçlar (örneğin ISO 14001) yeterli başlangıçtır.</p>
<p><strong>Ölçek Küçüklüğü</strong>: KOBİ’ler tek başlarına zorlanabilir.</p>
<p> İşbirlikleri, kümelenmeler ve kooperatifler güçlü bir çözüm sunar.</p>
<p><strong>Adım Adım Sürdürülebilir Strateji Oluşturma Rehberi</strong></p>
<p><strong>Durum Analizi:</strong> Karbon ayak izinizi ölçün, atık envanteri çıkarın.</p>
<p>Vizyon Belirleme: Üst yönetimden başlayarak “sürdürülebilirlik ilkesi”ni şirket kültürüne yerleştirin.</p>
<p><strong>Kısa ve Uzun Vadeli Hedefler:</strong></p>
<p>1 yılda %20 enerji tasarrufu, 3 yılda tüm ambalajı geri dönüştürülebilir hale getirme gibi.</p>
<p><strong>Uygulama ve İzleme:</strong> KPI’lar (Anahtar Performans Göstergesi) belirleyin, düzenli raporlayın.</p>
<p>İletişim: Müşterilere, tedarikçilere ve çalışanlara sürdürülebilirlik hikâyenizi anlatın.</p>
<p>Şeffaflık marka değeri yaratır.</p>
<p><strong>Sonuç:</strong></p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik, Yeni Rekabet Üstünlüğüdür</strong></p>
<p>KOBİ’ler üretimde ve ürün geliştirmede sürdürülebilir stratejiyi ilke edindiklerinde, sadece çevreye ve topluma katkı sağlamaz; aynı zamanda daha dayanıklı, yenilikçi ve kârlı işletmelere dönüşür.</p>
<p>Kısa vadeli düşünen firmalar zamanla pazar dışı kalırken, sürdürülebilirlik odaklı KOBİ’ler yeni nesil müşterileri, uluslararası fonları ve yetenekli çalışanları kendine çeker.</p>
<p>Artık soru<strong> “Sürdürülebilirlik için zamanımız var mı?</strong>” değil.</p>
<p>Soru şu: <strong>Bu dönüşümü ne kadar hızlı ve etkili yapacağız?</strong></p>
<p>KOBİ sahipleri ve yöneticileri, bugün harekete geçerek yarının kazananı olabilir.</p>
<p>Sürdürülebilirlik bir maliyet değil, geleceğe yapılan en akıllı yatırımdır.</p>
<p>Üretimde kalite, verimlilik, dijitalleşme ve sürdürülebilirlik birlikte ele alındığında hem ulusal hem de uluslararası pazarlarda çok daha güçlü bir rekabet avantajı elde edilecektir.</p>
<p>Geleceğin başarılı işletmeleri yalnızca daha fazla üretim yapanlar değil; doğal kaynakları koruyan, enerji verimliliğini artıran, yenilikçi ürünler geliştiren ve toplumsal fayda oluşturan işletmeler olacaktır. Bu nedenle KOBİ'ler sürdürülebilirliği geçici bir proje olarak değil, kurumun tüm karar süreçlerini yönlendiren temel bir yönetim ilkesi olarak benimsemelidir.</p>
<p>Bugün bu dönüşümü gerçekleştiren KOBİ'ler yarının küresel rekabetinde söz sahibi olacak; gecikenler ise artan maliyetler ve değişen pazar koşulları karşısında ayakta kalmakta zorlanacaktır.</p>
<p>Güçlü ekonomi, güçlü sanayi ve güçlü ihracat hedeflerine ulaşmanın yolu; çevreye duyarlı, yenilikçi ve sürdürülebilir üretim anlayışını benimseyen KOBİ'lerden geçmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç olarak, sürdürülebilir üretim ve sürdürülebilir ürün geliştirme artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-kobiler-icin-luks-degil-bir-gerekliliktir-82309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/6/1280x720/yesil-surdurulebilir-ekonomi-cevre-dostu-1770098423.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik, KOBİ’ler için lüks değil, bir gerekliliktir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bati-cine-karsi-savasi-kazanabilir-mi-82308</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Batı, Çin’e karşı savaşı kazanabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Durdurulamayan Çin dalgası karşısında Batı ekonomileri ne yapacaklarını bilemez hale düşmüş durumdalar. Sonunda Paul Krugman gibi serbest ticareti savunan ve Trump’ın korumacı ve merkantalist politikalarına karşı olan bir akademisyen bile gümrük vergilerini bir çözüm olarak görmeye ikna olmuş vaziyette.</p>
<p>Ben (tabii oldukça abartarak da olsa) Batı’nın düşmekte olan durumu, SSCB’nin yıkılmadan önceki son 20 senesinde düştüğü duruma benzetiyorum. O dönemde SSCB de sanayisini savunmak için kendini uluslararası ticarete neredeyse tamamen kapamıştı. Ancak, bu durum SSCB’nin tamamen hantallaşmasına yol açmış, ürettiği ürünler teknolojik olarak geri kalmaya başlamış ve kalitesizleşmişti.</p>
<p>Bugün geldiğimiz noktada Batı kendi yatırım imkanlarını geliştirmek, şirketlerini teşvik etmek, ortak sanayi politikaları geliştirmek yerine gümrük vergilerini yükseltmek gibi basite kaçan korumacı politikaları yeğliyor. Neymiş? Bu şekilde kendi sanayileri korunacak ve gelişecekmiş. Belki bundan daha da önemlisi Çin’in ihracatını baltalayarak ona diz çöktüreceklermiş. Ancak Çin, Batı pazarına bağımlılığını çoktan kritik seviyelerin altına indirdi. Afrika, Latin Amerika, Orta Doğu ve Güneydoğu Asya ülkeleri artık sadece Çin'in hammaddesini tedarik etmiyor; Çin’in otomobillerini, akıllı telefonlarını, 5G altyapısını ve nükleer reaktörlerini satın alıyor. Ayrıca Çin Küresel Güney'e sadece mal satmıyor, teknolojik standartları da belirliyor. Afrika'da ray aralığını, telekomünikasyon altyapısını veya dijital ödeme sistemlerini Çin standartlarına göre kurduğunuzda, o coğrafyayı önümüzdeki 50 yıl boyunca Batı rekabetine tamamen kapatmış oluyorsunuz.</p>
<p>Batı Çin ile ekonomik bir savaşa girerken onun ekonomik sistemini de bir türlü algılayabilmiş değil, çünkü kullandıkları tezler tamamen Batı’daki egemen sınıfların sistemi kendi lehlerinde kullanmaya yarayan uydurma tezler. Bu uydurma tezleri Çin ekonomisine uygulamaya kalktığınızda da taşa tosluyorsunuz. Örneğin, en basitinden, Batı’da yatırımlar tasarrufların bir fonksiyonu olarak görülür. Çin ise aslında yatırımların tasarrufu yaratığını biliyor ve buna göre hareket ediyor. Çin Merkez Bankası ve dev devlet bankaları, tamamen devletin planlama araçlarıdır. Devlet stratejik bir sektöre (örneğin güneş paneli, batarya veya kuantum) yatırım kararı aldığında, banka sistemi bilgisayar ekranında o krediyi yoktan var ediyor.</p>
<p>Çin’in yatırımlara yaklaşımı tam bir "teknokratik dirijizm" (devlet güdümlü yönlendirme) örneği. Batı’daki gibi spekülatif "hype" döngülerine (her hafta değişen yapay zeka balonu ya da SpaceX’in  popülist Mars vaatleri) kapılmak yerine, 5 ve 10 yıllık planlarla doğrudan fiziksel ve stratejik dünyaya yatırım yapıyorlar. Çin patent ve akademik makale sayısında da lider duruma gelmiş durumda. Mühendislik ordusu da çok güçlü artık. Batı’da en parlak beyinler Wall Street’te daha karmaşık algoritmik trade botları yazmak veya Silikon Vadisi'nde insanları reklamlara tıklatmaya ikna etmek için harcanırken; Çin’de bu kalifikasyondaki iş gücü yarı iletken üretimi, nükleer füzyon ve endüstriyel otomasyon gibi "sert" (hard tech) alanlara kanalize ediliyor.</p>
<p>Öte yandan, Batı’nın gümrük duvarları ile yaratmaya çalıştığı korumacılığın Batı’daki yatırımları otomatik olarak artıracağı da meçhul. Aşırı finansalizasyon ve rantiye kapitalizmine esir olmuş bir Batı’nın kolektif hareket ederek kendini bu çok farklı eksene kaydırması pek mümkün gözükmüyor. En azından hâlâ Batı’da hükmeden güç odakları bu kafa yapısında değil. Hâlâ kısa vadeli finansal kârlara odaklılar. (Örneğin, Almanya’da bile yalnızca 2023 yılında, Çin'in elektrikli araç furyası çoktan başlamışken, üç büyük otomobil üreticisi kârlarını çok ihtiyaç duyulan yatırımlara aktarmak yerine 31 milyar euro temettü ödemeyi tercih etti.)</p>
<p>Ancak meçhul olmayan bir şey ise Batı’daki hanehalklarının daha kalitesiz ürünlere mahkum olacağı, orta sınıfların artan fiyatlar nedeniyle alım gücünün daha da düşeceği ve zaten kötü durumda olan gelir dağılımının daha da bozulacağı, ki tüm bu durumları şimdiden yaşamaktalar. Belki de tıpkı 1980'lerin SSCB'sindeki bir vatandaşın Mercedes'e ve Walkman’e özenmesi gibi; 2050'lerin bir Amerikalı veya Avrupalı genci de Küresel Güney'deki akıllı ve ucuz Çin teknolojilerine, robotik sistemlerine ve yaşam kalitesine özenerek bakacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bati-cine-karsi-savasi-kazanabilir-mi-82308</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Batı, Çin’e karşı savaşı kazanabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hatali-gecikme-faiz-veya-zamminda-duzeltme-yolu-82307</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatalı gecikme faiz veya zammında düzeltme yolu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hemen her hukuk dalı, kendi açısından “hata” kavramına yer vermiştir. Hata, ceza hukukunda suçun unsurlarına bağlı olarak ve özellikle yanılma hali ile dikkate alınırken, borçlar hukukunda iradeyi sakatlayan bir hâl olarak düzenlenmiştir.</p>
<p>Hata hâli ve kavramı Vergi Usul Kanunumuzda da yer bulmuş ve Kanunun 116. maddesinde “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır” şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>Hatanın yukarıdaki şekilde genel bir tanımından sonra izleyen maddelerde hata, hesap hataları ve vergilendirme hataları olmak üzere iki ana türe ayrılmıştır. Kanun matrahta veya vergi miktarında yapılan hatalarla mükerrer vergi tarhını hesap hatası olarak kabul etmiştir. Kanunda vergilendirme hataları ise mükellefin şahsında hata, mükellefiyette hata, mevzuda hata ve vergilendirme yahut muafiyet döneminde hata şeklinde sayılmıştır (VUK md. 117 ve 118).</p>
<p>Görüldüğü gibi, vergi hukukunda hatadan söz edebilmek için, varlığı ileri sürülen hataların bu aktardığımız hâllerden birisinin kapsamı içerisinde yer alması gerekmektedir.</p>
<p>Hatanın genel tanımından ve izleyen maddelerdeki türlerinden hareketle Vergi Usul Kanununun hata müessesesini sadece vergi aslı yönünden kabul ettiği gibi bir izlenim doğmaktadır. Ancak Kanunun 375. maddesinde “vergi cezalarında yapılan hatalar, bu Kanunda vergi hataları için belli edilen usul ve şartlara göre düzeltilir” hükmü ile hata ve düzeltme usulünün vergi cezaları için de uygulanabileceği vurgulanmıştır.</p>
<p>Bizim bu gün üzerinde tekraren duracağımız konu ise vergiye bağlı fer’i alacaklar (gecikme faizi ve zammı) için de hata ve düzeltme usulünün uygulanıp uygulanamayacağıdır. Konuya tekrar değinmemin sebebi, vergi dairelerinin bu konuda farklı uygulamalar içerisinde olmasıdır.</p>
<p><strong>Gecikme faizinde düzeltme yolu</strong></p>
<p>Önce gecikme faizi ile başlayalım. Gecikme faizinin de bir fer’i alacak olmasının ötesinde Vergi Usul Kanunu’nda düzenlenmiş ve tarh usulü belirlenmiş bir kamu alacağı olması sebebiyle hata ve düzeltme müessesesinin kapsamı içerisinde olması gerektiği düşüncesindeyim. Nitekim ikale sözleşmesinden doğan verginin hata ve düzeltme hükümlerine göre faizi ile iadesinde faiz talebinin reddi üzerine konuya ilişkin olarak Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 02.03.2022 tarih E.2022/1, K.2022/4 sayılı kararında asıl alacaktan ayrı ve bağımsız olarak faiz ödenmesi isteminin düzeltme ve şikayet başvurularına konu edilebileceği yönünde hüküm kurmuştur. Kararda; <em>“Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasından faizin, haksız veya fazla tahsil edilen vergi kapsamında değerlendirilmesi gereken yasal bir unsur olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda fazladan tahsil edilen verginin iadesi tam olarak yerine getirilmediğinden iade işlemindeki eksikliğin giderilmesi ve işlemiş olan faizin ödenmesi istemiyle, asıl alacağın iadesine ilişkin öngörülen düzeltme zamanaşımı süresi içinde, iadeden ayrı ve bağımsız olarak düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulmasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu olaylarda, başvurucular tarafından ikale sözleşmesi uyarınca yapılan ek ödeme üzerinden kesilen gelir vergisinin tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle yapılan düzeltme başvurusu faiz talebi yönünden kısmen reddedilmiştir. Bunun üzerine faiz ödenmeksizin başvuruculara iade edilen vergiler için işlemiş olan faizin ödenmesi istemiyle yapılan şikâyet başvuruları iade talebinden ayrı ve bağımsız olarak faiz talep edilmesi olarak değerlendirilemeyecektir.” </em>şeklinde açıklamalardan sonra “<em>açıklanan hukuksal nedenler ve gerekçeyle aykırılığın, haksız olarak tahsil edilen verginin iadesi üzerine iade edilen vergiden bağımsız olarak ve tek başına faiz ödenmesi istemiyle, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 116 ve devamı maddeleri uyarınca düzeltme ve şikâyet yoluna başvurulabileceği” yönünde giderilmesine”</em> şeklinde sonuca varılmıştır.  </p>
<p>Görüldüğü gibi Danıştay Vergi Dava Daireleri Kuruluna göre de mükelleflerin sadece faiz talebiyle dahi hata ve düzeltme hükümlerinden yararlanması mümkündür. Bu durumda hatalı veya fazla gecikme faizi hesaplanan hallerde de gecikme faizinin hata ve düzeltme hükümlerine göre düzeltilmesinin istenebileceği açıktır. Bu husus özellikle 2 no’lu Vergi Ceza İhbarnamesi ile tarh edilen gecikme faizinin hatalı hesabına karşı kullanılabilecek bir hukuki yol olması bakımından önemlidir. </p>
<p><strong>Gecikme zammında düzeltme yolu</strong></p>
<p>Ancak gecikme zammı konusunda hata ve düzeltme hükümlerinden yararlanmak mümkün değildir. Bilindiği gibi gecikme zammı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda düzenlenmiştir. Gerek Danıştay kararlarında gerek doktrinde baskın görüş, 6183 sayılı Kanuna tabi işlemlerde hata ve düzeltme yolunun kullanılamayacağı yönündedir. Geçmişteki bir yazımda da bahsettiğim üzere bu görüşün ve özellikle yargı anlayışının aşağıdaki gerekçelere dayandığı görülmektedir.</p>
<p>- 213 sayılı Kanunda düzenlenmiş hata ve düzeltme hükümlerinin 6183 sayılı Kanuna göre tesis edilen işlemleri kapsamadığı,</p>
<p>- 6183 sayılı Kanunda konuya ilişkin olarak 213 sayılı Kanuna ilişkin bir atfın da bulunmadığı,</p>
<p>- (Ödeme emrine ilişkin olarak) ödeme emrinin vergi borcunun artık ödenmesi gereken safhaya gelmesinden sonra düzenlendiği,</p>
<p>- 6183 sayılı Kanunun 213 sayılı Kanuna nazaran çok daha geniş bir kapsama sahip olduğu ve hemen hemen bütün kamu alacaklarının bu Kanuna tabi olduğu, vergi alacaklarında hata ve düzeltme müessesesinin geçerliliğinin kabulü halinde diğer kamu alacakları ile vergi alacaklarının tahsil usulü konusunda bir ayrım ve eşitsizlik oluşacağı.</p>
<p>Bu nedenlerle de gecikme zammına ilişkin konularda Vergi Usul Kanununun hata ve düzeltme hükümlerinden yararlanmak kanaatimce mümkün değildir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hatali-gecikme-faiz-veya-zamminda-duzeltme-yolu-82307</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hatalı gecikme faiz veya zammında düzeltme yolu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/basari-var-mi-82306</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başarı var mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Haziran enflasyonunun yüzde 1’in biraz altında açıklanacağı tahmin ediliyor. Yüzde 0,9 gelirse yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 32’ye inecek. Bu durumda Haziran 2023’te yüzde 50-55 bandında olan enflasyon üç yılın sonunda yaklaşık 20 puan gerilemiş olacak. Buna başarı demek mümkün mü? Nereden baktığınıza bağlı. “20 puan düşürdük” derseniz başarı gibi görünür; “üç yılda yalnızca 20 puan düşürdük” derseniz tablo o kadar parlak değil.</strong></p>
<p>Nasreddin Hoca fıkrasındaki sözü hatırlayalım: Kazanın doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne neden inanmıyorsun? 2022 öncesinde İTO’nun yayımladığı İstanbul Ücretliler Geçinme Endeksi ile ölçülen yıllık enflasyon ile TÜİK’in açıkladığı tüketici enflasyonu arasında istatistiki olarak bir fark yoktu. Sonrası malum; ‘Rasyonele geçiş’ kod adlı programın başladığı tarihe kadar aradaki fark çarpıcı biçimde açıldı. İki enflasyon arasındaki aylık farkların Ocak 1994-Aralık 2021 dönemindeki ortalaması 0,7 puan, standart sapması ise 1,99. Ocak 2022- Mayıs 2023 döneminde bu değerler sırasıyla 16,7 puan ve 8,35 oldu. Son birkaç yıldır bu gariplik ortadan kalktı.</p>
<p>Bu durumda, uygulanmakta olan eksik programın enflasyon açısından başarısına hakkaniyetli biçimde bakmak için başlangıçtaki (Haziran 2023) enflasyonu TÜİK’in yüzde 38,2 olarak açıkladığı değeri değil de ondan 17 puan yüksek olan İTO’nun açıkladığı enflasyona yakın bir değeri almakta yarar var. Çok hassas bir ölçüm yapma imkânı yok elbette. Bu durumda,  Haziran 2023’te yıllık enflasyonun yüzde 50-55 aralığında bir yerde olduğunu düşünebiliriz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45f32f0b4c1-1782969135.png" alt="" width="668" height="487" /><strong>Hazira enflasyonunda </strong><strong>%1’in biraz altı bekleniyor</strong></p>
<p>Yarın haziran ayı enflasyonu açıklanacak. Günlük veriler toplayarak tahmin yapan değerli araştırmacılar var. Onların sosyal medyadan duyurdukları tahminler yüzde 1’in biraz altında bir enflasyon açıklanabileceğine işaret ediyor. Yüzde 0,9 olsa, yıllık enflasyon yüzde 32 olur. Öyle olduğunu kabul edelim. Bu durumda Haziran 2023’te Yüzde 50-55 civarında bir yerde olan enflasyon üç yıl sonra yüzde 32’ye inmiş olacak. Yaklaşık 20 puanlık bir azalma söz konusu.</p>
<p>Başarı mı? Nereden baktığınıza bağlı: “20 puan düşürdük” ise başarı. “Üç yılda 20 puan düşürdük”: Başarı değil. “Başladığımızda dünyanın yedinci en yüksek enflasyonuna sahip ülkeydik, şimdi de öyle”: Başarı değil. Bitmedi elbette: Tamam, Haziran 2026’da yüzde 32 ama son aylardaki gidişat nasıl? Düşme eğilimi gösterdi mi? Ne gezer? Mayıs 2025’ten bu yana, farklı bir ifadeyle, son 14 ayda enflasyon belirgin bir katılık gösteriyor. Ortalaması yüzde 32,5. Böyle bakınca da bir başarı olmadığı ortada.</p>
<p>Yine bitmedi: Daha önemlisi, enflasyonun bundan sonra nasıl bir yol izleyeceği. Varsayalım ki Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemi sayısı savaş öncesindeki sayılara yaklaşsın ve böylelikle ihtiyati nedenlerle stoklarda tutulan petrol miktarı normale dönmese de normale yaklaşsın. Petrol fiyatları bu nedenle şu andaki seviyenin üzerine çıkmasın. Bu durumda enerji tarafından enflasyona ek bir baskı gelmeyeceği açık. Ama savaş başlamadan önce de bizim enflasyon yüksekti: Uygulanan program neticesinde ortaya çıkan Mayıs 2025-Şubat 2026 ortalaması yüzde 32,7’ydi. Hadi diyelim, sadece petrol fiyatları makul düzeylere inmeyecek, risk alma iştahı da yükselecek. 2026 sonunu yüzde 30’un biraz altında kapatalım; yüzde 29 olsun. Başarı mı? Üç buçuk yıl sonra yüzde 29? Ya da yüzde 28? Elbette bir de yaklaşan seçim ve öncesindeki seçim uygulamaları var. Bu durumda, bu eksik programla seçime kadar yüzde 25’in altını görmek pek mümkün olmayacak gibi görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/basari-var-mi-82306</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Başarı var mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-abd-israil-savasi-gercek-kazananlar-ve-kaybedenler-82305</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran-ABD-İsrail Savaşı: Gerçek kazananlar ve kaybedenler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Amerika savaş boyunca devasa askeri ve ekonomik maliyetler üstlendi. Buna karşılık ortaya çıkan anlaşma, birçok yorumcuya göre savaş öncesindeki duruma oldukça yakın bir denge üretiyor. Yani dünyanın parası harcandı ama savaş öncesi tabloya göre çok az bir ilerleme sağlandı.</strong></p>
<p>Geçen ay Mahfi Eğilmez'in Kendime Yazılar başlıklı bloğunda "Hürmüz Krizinin Kazananları ve Kaybedenleri" başlıklı bir analiz vardı. Tavsiye ederim, okuması kolay ve bilgilendirici ve fikir verici bir yazıydı. Uluslararası medyada çıkan diğer analizleri de okudum. Bu analizler tabii ki savaşın bu aşamada fiilen sona erdiği varsayımıyla yazıldı. Ama aylardır görüyoruz ki; her an her şey olabiliyor.</p>
<p>Yine de biz de savaşın fiilen sona erdiğini kabul edelim. Bakalım, bu varsayımla kimler kaybetti? Kimler kazandı?</p>
<p>Önce belirtmekte fayda var. Savaşların sonucu yalnızca cephedeki kayıplarla ölçülmez. Asıl bakılması gereken tarafların savaşa hangi hedeflerle girdikleri ve sonunda ne elde ettikleridir.</p>
<p>Bu açıdan bakıldığında İran ile ABD-İsrail ekseni arasında yaşanan son savaşın galibi ve mağlubu ilk bakışta göründüğünden daha farklıdır.</p>
<p><strong>En büyük kazanan: İran rejimi</strong></p>
<p>Savaşın başında İsrail ve ABD'nin temel hedefinin İran'ın nükleer kapasitesini kalıcı biçimde zayıflatmak, bölgesel nüfuzunu kırmak ve mümkünse rejim üzerinde varoluşsal baskı kurmak olduğu açıktı. Ancak her ne kadar Trump aksini savunsa da bugün gelinen noktada İran rejimi hala iktidarda.</p>
<p>Dahası, yaptırımların kısmen gevşetilmesi, dondurulmuş varlıkların açılması ve yeniden inşa süreçlerinin gündeme gelmesi, Tahran'a ekonomik nefes alma alanı sağlıyor. İran'ın balistik füze kapasitesi ve bölgesel ağları da tamamen ortadan kaldırılmış değil.</p>
<p>Bu nedenle savaşın sonunda ortaya çıkan tablo, İsrail basınında dile getirilen şu değerlendirmeyi doğruluyor.  “Savaş, rejimi devirmek amacıyla başladı; ancak rejim hayatta, istikrarlı ve yeniden mali kaynaklara erişiyor.”</p>
<p>Elbette İran askeri, ekonomik ve insani açıdan ağır bedeller ödedi. Ancak rejimler açısından savaşın temel ölçütü hayatta kalmaktır. Bu ölçüte göre Tahran yönetimi hedef alınan taraf olmasına rağmen ayakta kaldı.</p>
<p><strong>Sessiz kazananlar: Çin ve Rusya</strong></p>
<p>Çin ve Rusya ise çatışmanın dışında kalarak önemli avantajlar elde etti.</p>
<p>Çin, enerji akışının yeniden başlamasıyla ekonomik çıkarlarını korudu ve doğrudan savaşın maliyetlerini üstlenmeden diplomatik ağırlığını artırdı. Özellikle kriz boyunca arabuluculuk ve istikrar söylemi bence Pekin'in bölgedeki etkisini güçlendirdi.</p>
<p>Rusya açısından da sonuç olumlu. ABD'nin İran üzerinde kesin bir zafer kazanamaması, Moskova'nın Ortadoğu'daki manevra alanını korudu. Washington'un dikkatinin ve kaynaklarının önemli bir bölümünü yeniden bölgeye yöneltmesi de Rusya'nın işine geldi.</p>
<p><strong>Kısmi kazanan: Donald Trump</strong></p>
<p>Trump yönetimi savaşı rejim değişikliğiyle sonuçlandıramadı. Ancak Amerikan kamuoyu açısından bakıldığında, seçimlere aylar kala daha büyük ve maliyetli bir bölgesel savaştan kaçınmayı başardı.</p>
<p>Bu nedenle Trump'ın kazancı stratejik değil, daha çok siyasi ve taktiksel bir kazanç.</p>
<p>Beyaz Saray ateşkesi bir diplomatik başarı olarak sunabilir ve bunu Amerikan seçmenine yutturabilirse bu siyasi ve taktik kazanca ulaşmış olur.</p>
<p>Ancak savaş öncesi hedeflerle kıyaslandığında elde edilen sonuçların oldukça sınırlı olması Trump'ı biraz sıkıntıya düşürebilir.</p>
<p><strong>En büyük kaybeden: İran halkı</strong></p>
<p>Kazanan ve kaybedenleri belirlerken İran'daki rejim ile İran halkını ayırmak gerekir. Bence savaşın gerçek mağduru İran halkıdır.</p>
<p>Binlerce insanın hayatını kaybetmesi, altyapı hasarı, ekonomik çöküntü, enflasyon ve artan siyasi baskılar doğrudan halkı vurdu. Rejim ayakta kalırken sıradan İranlılar daha yoksul ve daha kırılgan hale geldi.</p>
<p>Tarih boyunca sık görülen bir tablo burada da tekrarlandı. Devletler savaşı sürdürdü, faturayı halklar ödedi.</p>
<p><strong>Beklentilerin altında kalan taraf: İsrail</strong></p>
<p>İsrail savaşın ilk aşamalarında önemli askeri başarılar elde etti. Ancak savaşın siyasi bilançosu onun açısından da daha karmaşık.</p>
<p>Eğer amaç İran rejimini zayıflatmak, bölgesel tehditleri kalıcı biçimde azaltmak ve füze kapasitesini ortadan kaldırmak idiyse, bu hedeflerin hiçbiri tam olarak gerçekleşmedi.</p>
<p>Üstelik müzakerelerin son aşamalarında karar verici konumun Washington'a geçmesi, İsrail'de rahatsızlık yarattı. ABD ile arası limonileşti. Avrupa'da anti-İsrail cephesi güçlendi.</p>
<p>Bu nedenle İsrail'in askeri düzeyde değilse bile stratejik düzeyde istediği sonucu alabildiğini söylemek zor.</p>
<p><strong>ABD neden tartışmalı bir konumda?</strong></p>
<p>Amerika savaş boyunca devasa askeri ve ekonomik maliyetler üstlendi. Buna karşılık ortaya çıkan anlaşma, birçok yorumcuya göre savaş öncesindeki duruma oldukça yakın bir denge üretiyor.</p>
<p>Yani dünyanın parası harcandı ama savaş öncesi tabloya göre çok az bir ilerleme sağlandı.</p>
<p>İngiliz basınında yer alan sert değerlendirmeler bu algıyı özetliyor. Bir İngiliz gazetesinin attığı  “America has lost this war” yani "Amerika bu savaşı kaybetti" başlığı abartılı olabilir; ancak Washington'ın harcadığı kaynaklar ile elde ettiği sonuçlar arasındaki farkın dikkat çekici olduğu da inkar edilemez.</p>
<p><strong>Sonlu oyun-sonsuz oyun</strong></p>
<p>Bu savaşı anlamak için" sonlu oyun–sonsuz oyun" yaklaşımı aslında bize yararlı bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Simon Sinek'in Vietnam Savaşı örneğinden hareketle anlattığı gibi, Amerikalılar savaşı kazanılması gereken sonlu bir oyun olarak görürken Vietnamlılar için mesele hayatta kalmaktı.</p>
<p>Bugünkü İran savaşına da benzer bir açıdan bakılabilir. ABD ve İsrail, İran'ın nükleer kapasitesini kalıcı biçimde yok etmek, bölgesel etkisini kırmak ve mümkünse rejimi dönüştürmek gibi somut hedeflerle hareket etti; yani sonlu bir oyun oynadı. İran rejimi ise öncelikle ayakta kalmaya, sistemi ve iktidar yapısını korumaya odaklandı; yani sonsuz oyunun mantığıyla hareket etti.</p>
<p>Bu nedenle savaşın sonunda kimin daha fazla füze attığından veya hangi hedefleri vurduğundan çok, kimin oyunda kalmayı başardığı önem kazanıyor. Bu açıdan bakıldığında, ağır bedeller ödemesine rağmen İran rejiminin varlığını koruması, savaşın siyasi bilançosunda neden göreli bir kazanan olarak görüldüğünü de açıklıyor.</p>
<p>Kısacası, bu savaşın sonunda ortaya çıkan en önemli gerçek hiçbir tarafın mutlak zafer kazanmadığıdır. Belki de savaşın en doğru özeti şudur: Sonsuz oyun oynayan İran zayıfladı ama yenilmedi; ABD ve İsrail vurdu ama dönüştüremedi. Bu nedenle savaşın siyasi bilançosunda en güçlü çıkan aktör, paradoksal biçimde, savaşın başlıca hedefi olan İran rejimi oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-abd-israil-savasi-gercek-kazananlar-ve-kaybedenler-82305</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran-ABD-İsrail Savaşı: Gerçek kazananlar ve kaybedenler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yiwu-penceresinden-diyarbakira-bakinca-82304</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yiwu penceresinden Diyarbakır&#039;a bakınca…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Pazar-şehir, fabrika-şehir, dünya-şehir olan Yiwu, Çin kapitalizminin çelişkilerini bünyesinde barındırıyor: Nicelik ve nitelik, kayıt dışılık ve denetim, halk tipi ticaret ve kalite artışı, küreselleşme ve devlet stratejisi arasındaki çelişkiler bir arada bulunuyor.</strong></p>
<p>Tekstil, Moda ve Hazır Giyim Federasyonu,  ülkemizin 5 merkezinde durum değerlendirmesi yapan çalıştaylar düzenledi: Denizli, İzmir, Gaziantep, Malatya ve Diyarbakır’da sahanın sorunlarını birebir yaşayanlara, sektörü geleceğe taşıyabilmek için ne yapması gerektiği soruldu.</p>
<p>Katılımcılar birkaç kümeye ayrılarak önce kendi aralarında tartışarak önerilerini yazılı hale getirdi. Sonra her grubun sözcüsü kendi önerilerini gerekçeleriyle açıkladı. Derlenen öneriler önceliklerine göre sıralanarak sorunların ve çözümlerin öncelikleri belirlendi.</p>
<p>Federasyon Başkanı Hüseyin Öztürk’ün liderliğinde Diyarbakır’da yapılan toplantıda Şeref Gökçe, Mehmet Kaya, Prof. Dr. Nevin Çiğdem Gürsoy da birikimlerini paylaştı.</p>
<p>Diğer merkezlerde yapılan değerlendirmeleri de EKONOMİ gazetesinde okuyucuyla paylaştık. Diyarbakır toplantısındaki gözlemlerimizi de iki ayrı yazı halinde sunmak istiyoruz: Birincisi, Çin’de Yiwu’da olup bitenleri bir gazetecinin yerinde yaptığı gözlemlerinden özetleyerek dayanak noktası oluşturacağız. İkincisi, Diyarbakır’daki gözlemlerimizi özetleyerek tartışma zemini yaratmayı deneyeceğiz.</p>
<p><strong>“Çin faktörü” ihmal edilebilir mi?</strong></p>
<p><em>Le Monde Diplomatique/ Türkçe’</em>nin Mayıs 2026 sayısında Maelle<strong> Mariette</strong>’nin “<strong>Dünyanın süpermarketinden izlenimler / Küreselleşmenin başkanti: Yiwu</strong>” başlıklı yazısında anlattıklarını özetleyerek önemli bir  “<em>rakip alanda</em>” olup bitenler hakkında bilgiye dayalı fikir edinelim istiyoruz. Yiwu’da;</p>
<p>- Ticaret sadece satışı organize etmekle kalmıyor; sanayileşmeyi de yapılandırıyor.</p>
<p>- Yapılan işler, özel girişim ile kamu müdahalesi arasında sıkı bir ittifaka dayanıyor.</p>
<p>- Bürokrasi ticaretin önünü açıyor; iş yapanı inceliyor; ihtiyaç olan araçları sağlıyor.</p>
<p>- Yerel yönetimler kiraları düzenliyor; altyapıları oluşturuyor; anlaşmazlıklarda arabulucu görevini üstleniyor; hakemlik yapıyor.</p>
<p>- Özellikle küçük eşya ihracatını kolaylaştıracak mekanizmalar oluşturuluyor.</p>
<p>- Yiwu, küresel bir altyapı gibi çalışıyor; sıradan ürünlerin büyük ölçekte ve seri olarak üretimine odaklanmış makine gibi işliyor.</p>
<p>- Zhejiang eyaleti kırsalına ve daha da ötesine yayılmış parçalı üretim ağını harekete geçiriyor.</p>
<p>- “<em>Pazar tedariki</em> ” adlı gümrük rejiminin en gelişmiş örneğini oluşturuyor: İhracatçıların yaklaşık 130 bin Euro’ya kadar olan birbirinden farklı binlerce ürününü, ayrı ayrı ihracat makbuzlarına ihtiyaç duymadan tek bir basitleştirilmiş beyanname ile gruplamasına olanak sağlanıyor.</p>
<p>- “<em>Yuwigo platformu</em>”, küçük toptan ticaretin dünya başkenti olan şehrin stratejik konumunu dijital ortama taşıyarak güçlendiriyor.</p>
<p>- Fiyat rekabeti yapmanın bilinciyle çok küçük kâr marjlarıyla çalışarak satış hacminden yararlanıyor.</p>
<p>- Değer zincirinin en az getiri sağlayan segmentlerine hapsolan küçük işletmeleri ayakta tutmaya çalışıyor.</p>
<p><strong>Şehrin ayakta durması</strong></p>
<p>Yiwu’daki uygulamaların “<em>şehrin büyümesi</em>” bağlamı da üzerinde özenle düşünülmesi gereken hususlar. Nasıl bir ekosistem oluşturulursa sağlıklı ve yaşanabilir bir şehre sahip olabileceğimizi de düşünmemiz gerektiği konusunda uyarıyor. Şehir bağlamında yapılan tespitler de şöyle:</p>
<p>- Şehrin büyümesi, ağırlıklı olarak düşük satın alma gücüne sahip gelişmekte olan ekonomilerin pazarlarına bağımlı bir yapıda ilerliyor.</p>
<p>- Pazar-şehir, fabrika-şehir, dünya-şehir olan Yiwu, Çin kapitalizminin çelişkilerini bünyesinde barındırıyor: Nicelik ve nitelik, kayıt dışılık ve denetim, halk tipi ticaret ve kalite artışı, küreselleşme ve devlet stratejisi arasındaki çelişkiler bir arada bulunuyor.</p>
<p>- Şehrin ayakta durması, arz bolluğunun maskelediği yapısal kırılganlığa karşı sürekli düzenlemeler yapılarak sağlanıyor.</p>
<p>- Görünürdeki düzensizliğin altında sıkı bir geometrisi olan bir düzen var.</p>
<p>- Buradaki avantaj, her şeyin elin altında ya da yan mahallede olması..</p>
<p>- Atölye kurmak ve iş yeri açmak çok kolay.  Kurallar esnek, vergiler düşük, aksi halde kimsenin ayakta kalamayacağının herkes bilincinde.</p>
<p>- İşyerleri aile temelli, çalışma saatleri esnek ve atölye tipi rekabet üstünlüğü hakim.</p>
<p>- Finansal hizmetler dağınık bir yapı içinde karşılanıyor; nakliyeciler, ticari aracılar ve komisyoncuların etkinliği üzerine kurulu.</p>
<p><strong>Bir dayanak noktanız olmalı</strong></p>
<p>Diyarbakır’da “ <em>Tekstil ve Hazır Giyim sektörünü gelecekte nasıl konumlandırmalıyız</em>?” konusunda yapılan değerlendirmelerde bir dizi sorun ve çözüm tanımlandı. Anlamayı ve anlatmayı kolaylaştırmak için  “<em>dayanak noktasına</em>” ihtiyacımız varsa, Yiwu örneğine bakabiliriz. Diyarbakır ile Yiwu’nun çok değişik koşulları olduğu düşünülüyorsa, daha uygun örnekler de önerebiliriz.</p>
<p>Diyarbakır’da tekstil ve hazır giyim alanındaki   gözlemlerimizi 9  başlıkta paylaşacağız.. Temel amacımız, gerekçeli tartışmalar yaparak uygun yol ve yöntemlerin bulunmasına katkı yapma.  Burada yapılan değerlendirmelerin eksiklerini tamamlayan ve yanlışlarrını düzelten gerekçeli eleştirilere ihtiyaç var. Herhangi bir değer katmadan, <em>“her şeye karşı</em>” anlayışıyla yapılacak eleştiriler ise boşa enerji harcar.</p>
<p> Diyarbakır’ı değerlendirirken; <strong>1<em>)</em></strong><em> Fiziki sermaye stoku, </em><strong>2)</strong><em> Yatırım motivasyonları, </em><strong>3)</strong><em> Merkezi ve yerel yönetim birimleri, </em><strong>4)</strong><em>Mikro coğrafya dinamikleri, </em><strong>5)</strong><em> İşgücü profillerindeki değişme, </em><strong>6)</strong><em> Destek hizmetler ekosistemi, </em><strong>7)</strong><em> Finansal araçlar ve erişilebilirlik, </em><strong>8)</strong><em> Faydalı bilginin çoğaltılması, </em><strong>9)</strong><em> Makroiktisadi istikrar bağlamla ilgili değinmeler yapacağız.</em></p>
<p>Tartışma gündemine taşımak istediğimiz konuların hepsini bir gazete yazısı kapsamına sığdıramayız. Burada anlatılacak olanların eksiği, yanlışı ve doğrusu üzerine düşünce belirtmek isteyenler ya da kendi işi için ipuçları yakalamak gibi kaygıları olanlar bu ilk yazıyı saklar, bir sonraki yazıda paylaşılacak düşüncelerle harmanlayarak yargıya ulaşırlarsa daha anlamlı katkı yapabilirler.</p>
<p>Haftaya, <strong>“ Diyarbakır’ın birikimleri heba edilmemeli</strong>”  konusunu ele alacağız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yiwu-penceresinden-diyarbakira-bakinca-82304</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yiwu penceresinden Diyarbakır’a bakınca… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-doguda-yeni-duzenin-sifreleri-lubnanda-baris-irakta-temizlik-82303</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orta Doğu’da yeni düzenin şifreleri: Lübnan’da ‘barış’, Irak’ta ‘temizlik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD birliklerinin bu yıl Irak’tan çekilmesi ve El-Esad Üssü’nün tamamen Irak yönetimine devredilmesi Washington’un bölgeden uzaklaştığı şeklinde yorumlanmıştı. Oysa yaşananlar geri çekilmeden çok yöntem değişikliğine işaret ediyor. Güvenliği artık Bağdat sağlıyor, ancak oyunun siyasi ve ekonomik kuralları hâlâ Washington tarafından şekillendiriliyor.</strong></p>
<p>İran’da Tahran ve Washington arasındaki ilk uzlaşma metni imzalandı, ancak savaşın “artçı sarsıntıları sürüyor. İsrail ile Lübnan arasında Washington’un arabuluculuğunda varılan tarihi anlaşma da, Irak’ta aniden başlayan onlarca siyasetçi ve üst düzey bürokratı hedef alan büyük yolsuzluk operasyonu da aynı hedefe odaklanmış durumda;</p>
<p>İran’ın on yıllar boyunca adeta iğneyle kuyu kazarak kurduğu “Şii kuşağını” tümden bitirmek.</p>
<p><strong>Lübnan’da barış mı, yoksa </strong><strong>yeni güvenlik düzeni mi?</strong></p>
<p>Washington’da dört gün süren müzakerelerin ardından İsrail ile Lübnan arasında varılan anlaşma, yaklaşık 40 yıl sonra iki ülke arasında imzalanan en önemli siyasi uzlaşı olarak sunuldu. Ancak anlaşmaya ilişkin ortaya çıkan bilgiler, kamuoyuna anlatılan tablo ile müzakere masasındaki gerçekler arasında ciddi farklar bulunduğunu gösteriyor. Anlaşma, Lübnan hükümetinin sırtına Hizbullah’ı “bitirme” yükünü olanca ağırlığıyla koyarken, İsrail’e ise hemen hemen hiçbir “ön şart” getirmiyor.</p>
<p>Anlaşmanın sızdırılan “Gizli Güvenlik Eki”, İsrail’in çekilmesini otomatik bir yükümlülük olmaktan çıkarıyor. Buna göre Tel Aviv, yalnızca Lübnan’ın anlaşmada yer alan güvenlik yükümlülüklerini yerine getirdiğinden tatmin olması halinde geri çekilecek. Başka bir ifadeyle İsrail’in çekilmesi hukuki bir zorunluluk değil, siyasi bir ödül mekanizmasına bağlanmış durumda.</p>
<p>Yine aynı ekte yer alan daha da dikkat çekici unsur ise Lübnan ordusuna biçilen rol;  İddialara göre Lübnan güvenlik operasyonlarını ABD koordinasyonunda yürütecek, hedef listeleri bizzat Amerikan kanalıyla Lübnan ordusuna ulaştırılacak ve süreç İsrail’in güvenlik beklentileri doğrultusunda şekillenecek.</p>
<p>Bu nedenle anlaşmayı, Lübnan’da egemenliği güçlendiren değil, güvenlik mimarisini dış denetime açan bir model olarak değerlendirmek mümkün.</p>
<p><strong>Asıl hedef Hizbullah </strong><strong>ve İran etkisi</strong></p>
<p>ABD, İsrail ve Lübnanlı kaynaklara dayandırılan değerlendirmelerde, görüşmelerin temel motivasyonunun Hizbullah’ın askeri ve siyasi kapasitesini sınırlandırmak olduğu belirtiliyor. İ</p>
<p>İsrail açısından anlaşmanın en önemli kazanımı, Lübnan devletinin güvenlik mekanizmasının Hizbullah’ın hareket alanını daraltacak şekilde yeniden yapılandırılması.</p>
<p><strong>Irak’ta yolsuzluk operasyonu:  Milyonlarca </strong><strong>dolar, altın külçeleri ve değerli saatler... </strong></p>
<p>Lübnan’daki diplomatik gelişmeler sürerken Irak’ta ise bambaşka, ancak çok daha sert bir süreç başladı.</p>
<p>Başbakan Ali Ez Zeydi’nin talimatıyla yürütülen operasyonlarda onlarca milletvekili, eski bakan, üst düzey bürokrat ve kamu yöneticisi hakkında gözaltı ve tutuklama kararları alındı.</p>
<p>Son operasyonlarda ortaya çıkan rakamlar ülkedeki yolsuzluğun boyutunu bir kez daha gözler önüne serdi. Yetkililerin açıkladığı bilgilere göre, Beyci Rafinerisi Müdürü Adnan el-Cumeyli’nin elinde 120 milyon dolardan fazla nakit para ile çok sayıda kilogram altın ele geçirildi. Milletvekili Hind el-Abbasi’nin evinde yapılan aramalarda 57 milyon dolar nakit para, 27 kilogram altın ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran altın işlemeli iç çamaşırları bulundu.</p>
<p>Ayrıca Salahaddin vilayetinden bir başka kadın milletvekilinin evinde 4 milyon doların üzerinde nakit para ele geçirilirken, çok sayıda milletvekili ve siyasetçiyle bağlantılı adreslerde de milyonlarca dolar bulundu.</p>
<p>Bir diğer dikkat çekici operasyonda ise güvenlik güçleri, Petrol Bakan Yardımcısı Ali Maarij Suveyc el-Bahdali’nin konutunda beton bir duvarı kırarak oluşturulan gizli bölmeye ulaştı. Aramalarda 11 milyon dolar nakit para, 4 milyar Irak dinarı, çok sayıda tapu ve mülkiyet belgesi ile Rolex marka lüks saatler ele geçirildi. Sadece iki gece süren operasyonlarda güvenlik güçleri toplamda yaklaşık 400 milyon dolar nakit para ile 200 kilogramdan fazla altına el koydu.</p>
<p><strong>Petrol hatları ve İran bağlantısı</strong></p>
<p>Operasyonun en kritik ayağını petrol sektörü oluşturuyor.</p>
<p>ABD’nin daha önce yaptırım uyguladığı bazı üst düzey isimlerin soruşturmanın merkezinde bulunması dikkat çekiyor. Washington bu isimleri İran’a petrol aktarımı, sahte belgeler düzenlenmesi ve İran bağlantılı gruplara mali kaynak sağlanmasıyla suçluyordu.</p>
<p>Bu nedenle operasyon yalnızca klasik bir yolsuzluk soruşturması olarak okumak mümkün değil;  Petrol gelirlerinin kontrolü, İran destekli yapıların finansmanının kesilmesi ve devlet kurumlarının yeniden şekillendirilmesi sürecin en önemli hedefleri arasında gösteriliyor.</p>
<p>Bu tablo, Irak’ta devlet mekanizmasının yeniden inşa edilmeye çalışıldığı kadar, İran’ın ekonomik nüfuzunun sınırlandırılmaya çalışıldığı yorumlarını da güçlendir nitelikte.</p>
<p><strong>NATO zirvesi öncesinde yeni dengeler</strong></p>
<p>Tüm bu gelişmelerin, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesine denk gelmesi dikkat çekici.</p>
<p>ABD yönetimi son aylarda yalnızca askeri değil siyasi ve ekonomik araçlarla da bölgesel dengeyi yeniden kurmaya çalışıyor.</p>
<p>Gazze savaşı sonrasında İran ile kontrollü diyalog sürdürülürken aynı zamanda İran’ın vekil güçlerinin hareket alanı daraltılıyor.</p>
<p>Lübnan’da Hizbullah’ın etkisinin azaltılması, Irak’ta İran’a yakın ekonomik ağların hedef alınması ve Suriye’de devam eden yeni güvenlik arayışlarını, Washington’da kurulan aynı stratejinin farklı halkaları olarak değerlendirmek mümkün.</p>
<p>Belli ki Washington’un amacı doğrudan İran’la geniş çaplı bir çatışmaya girmekten ziyade, Tahran’ın bölgedeki nüfuz alanını kademe kademe daraltmak. Yeni nesil savaş olarak da okumak mümkün bunu.</p>
<p>Henüz bu sürecin kalıcı bir bölgesel dönüşüme mi yoksa yeni gerilimlere mi yol açacağı belli değil.</p>
<p>Ancak görünen gerçek şu ki Orta Doğu’da Washington’un liderliğinde, İsrail’i rahatlatacak yeni bir güç dengesi kuruluyor ve bu denklemin merkezinde artık sadece askeri operasyonlar değil, diplomasi, ekonomi, enerji ve devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması da yer alıyor.</p>
<p>Bölge, uzun yıllar etkileri hissedilecek yeni bir jeopolitik dönemin eşiğinde bulunuyor.</p>
<p><strong>Trump: “Alacağımızı </strong><strong> almadan bırakmayız...”</strong></p>
<p>Orta Doğu’da değişen ABD’nin hedefleri değil, yöntemleri. Ve bu yeni yöntemlerin en önemli uygulayıcılarından biri de, Başkan Trump’ın Türkiye Büyükelçisi olarak atadığı, ancak daha sonra Suriye ve Irak özel temsilciliği görevlerini de verdiği yakın dostu Tom Barrack.</p>
<p>Barrack, uzun süredir bölge ülkelerinde “istikrar”, “egemenlik”, “reform” ve “yatırım” söylemini öne çıkarıyor. Ancak bu söylemin arkasında çok daha stratejik bir hedef olduğu artık açık; ABD’nin askeri yükünü azaltırken siyasi ve ekonomik etkisini kalıcı hale getirmek.</p>
<p>Irak’ta onlarca siyasetçi, milletvekili ve üst düzey bürokratı hedef alan dev yolsuzluk operasyonunu da bu çerçevede değerlendirmek mümkün. Operasyonu Irak Terörle Mücadele Servisi yürüttü. Ancak operasyonun zamanlaması, kapsamı ve ortaya çıkan siyasi atmosfer, Washington’un uzun süredir savunduğu “daha güçlü ama aynı zamanda daha denetlenebilir Irak” vizyonuyla büyük ölçüde örtüşüyor.</p>
<p>ABD birliklerinin bu yıl Irak’tan çekilmesi ve El-Esad Üssü’nün tamamen Irak yönetimine devredilmesi Washington’un bölgeden uzaklaştığı şeklinde yorumlanmıştı. Oysa yaşananlar geri çekilmeden çok yöntem değişikliğine işaret ediyor. Güvenliği artık Bağdat sağlıyor, ancak oyunun siyasi ve ekonomik kuralları hâlâ Washington tarafından şekillendiriliyor.</p>
<p>Irak’ta yaşananlara bakıldığında, Tom Barrack’ın aylar önce yaptığı ve Donald Trump ile Irak dinarının aynı karede yer aldığı “Today was a great day” (Bugün büyük bir gün) paylaşımını hatırlamamak mümkün değil;  Bu mesaj, Trump’ın daha önce dile getirdiği “Irak’tan alacağımızı almadan ayrılmayız” sözleriyle birlikte okunduğunda sembolik olmaktan çıkıyor.</p>
<p>Irak’ta yaşanan gelişmeler de bir kez daha gösteriyor ki ABD “alacağını” gerçekten bırakmıyor; sadece tahsilatın yöntemini değiştiriyor.</p>
<p>Bölgede Trump’a “borçlu” hale gelen ülkelerin neyle karşılaştıkları/karşılaşacaklarına ilişkin örnek niteliğinde Irak.</p>
<p>Washington’a dayanmanın, “borçlanmanın” sonu pek hayırlı değil...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-doguda-yeni-duzenin-sifreleri-lubnanda-baris-irakta-temizlik-82303</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/suriye-turkiye-irak-israil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu’da yeni düzenin şifreleri: Lübnan’da ‘barış’, Irak’ta ‘temizlik ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/golgelerin-gucu-adina-82302</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gölgelerin gücü adına</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ortada gölge varsa, bir yerler, ışıktan saklanıyor demektir. Bu durumda testiyi kıranla suyu getireni karıştırabilirsin. Hele ki gölgeler uzamaya başlamışsa o diyarda karanlık gece yaklaşıyor demektir.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Dostoyevski’nin ilginç bir duası vardır; “Allah’ım bana <strong>baş edemeyeceğim</strong> bir şey vermeyeceğini biliyorum. Sadece bana bu kadar <strong>güvenmeseydin</strong> diyorum.” Baş edip edememe <strong>gücüne</strong> dair kaygı değil de <strong>maliyetine</strong>, ancak böylesi güzel vurgu yapılırdı. Maliyet, gölgelerde saklı…</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Gücü bir <strong>üst siklete</strong> taşıyınca <strong>rekabet ikliminin</strong> değişmesi, sürecin tanımından gelir<strong>. Düşük gelir grubunda</strong> baş edebildiğiniz dertler, üst ligde dönüşmüş, <strong>belalar</strong> da ölçek değiştirmiştir.  <strong>Dert terazisi</strong> genelde, diğer <strong>kefedeki talip olduğunuz güçle</strong> eşleniktir. <strong>Kontrolsüz güç, güç değildir zaten</strong>…</p>
<p><strong>TEDBİRİNİ TERK EDEN GÜCÜNE KURBAN OLUR</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Yolsuzluk, rüşvet, irtikâp ve benzeri belalar, her <strong>iklimde</strong>, her inanç sisteminde, her coğrafya ve <strong>gücün geliştiği her yapıda</strong> ola gelmiştir. Tedbiri alınmadıkça büyümüş, ülkeleri, kurumları <strong>helak</strong> etmiştir. Bunların <strong>özrü</strong> olmaz. Risk gerçekleşir, <strong>tedbir devreye girer</strong> ve yüksek maliyet ödenir.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM: Kayıp yılları</strong> hatırlıyorum; <strong>1990</strong>’larda bu gerçeği <strong>en uzun yoldan</strong> öğrendik. Maliyetini <strong>2001 kriziyle</strong> herkes ve her kesim ödedi. Ancak <strong>antikorlarını</strong> da geliştirdik. Daha <strong>şeffaf</strong> yapılar, <strong>hesap</strong> verebilirlik, <strong>kurumsal yönetişim</strong> ilkeleri gibi modern kavramlar oluşturduk. Şimdi ne durumdayız ki…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Güce dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Gölge, güç kirliliği üretir mi?</em></strong></p>
<p>Elbette… Gölgede yolsuzluk, usulsüzlük kalmasın. Kalmasın ki <strong>gölgelerin gücünü kullanıp kurumların itibarını</strong> kemirmeyebilelim. Türkiye’nin <strong>büyük ülke iddiası</strong> kirlenmiş güçle, gölgelerde gerçekleşemez.</p>
<p><strong><em>Gölge zihni karartır mı?</em></strong></p>
<p>Gölge, <strong>şeffaf ve aydınlık olmama</strong> halidir. Daha da hayati olanı; <strong>gölgeye mahal vermeyip</strong>,  kurumları koruyayım derken, <strong>gölgelerin yıkıcı gücünden</strong> sakınabilmektir. Örnek mi? Misal; gölgelenmiş TÜİK.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BELÂ, GÖLGEYE ÂŞIKTIR</strong></p>
<p>Gölge; <strong>ışıktan nasibini almama</strong> halidir. Oysa şeffaflık ışığı, <strong>gölgeye mahal</strong> vermez. Kurumlarımızı hesap verebilir, şeffaf kılarsak, <strong>kötülüğün yeşereceği gölge</strong> kalmaz. Şu andaki <strong>ekonomik katastrof</strong>, bilgi ve erdem eksikliğiyle oluşmuş gölgelerden kaynaklanıyor. <strong>Gölge, iblisin sarayında konaklar.</strong></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>GÖLGE LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Hesap verebilirlik</strong>: Mekânı aydınlatan projektöre benzer ve hesap veren ardında gölge bırakmaz</p>
<p><strong>Şeffaflık</strong>: Gölgeden çıkma halidir ve ışığın aydınlığında, içi dışı bir olma ferahlığı, gücüdür</p>
<p><strong>Gölgesizlik</strong>: Ateşin gölgesi yoktur zira kendisi; ışığıyla gölgeyi, gölgeleri çözen ve tanımlayandı</p>
<p><strong>Gölgeli piyasa</strong>: İşlemlerin gizli kapaklı, etik kuralların geçersiz, kirliliğin kural olduğu karanlık piyasalar</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/golgelerin-gucu-adina-82302</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/3/1280x720/kapitalizm-zengin-para-dolar-1759302441.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gölgelerin gücü adına ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82301</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon verisi borsanın yönünü ne kadar etkiler?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100 Küreselden Pozitif Ayrıştı! Enflasyon Verisi Yönü Ne Kadar Etkiler?|Ekonomi Masası| 2 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/UrJW3_VptbU" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/9/1280x720/munyar-berfin-nilgun-cipa-1762958010.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tuike-acik-mektup-82300</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜİK’e açık mektup</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Öncelikle şunu belirtmeliyim. Bu mektup defalarca iletişim kurmaya çalışmama rağmen karşı tarafın, yani TÜİK’in kendini o koskoca binaya adeta hapsetmeyi ve iletişim kurmaktan kaçınırcasına davranmayı tercih eden yaklaşımından dolayı aleniyet kazandı. Bir kısmını bu köşede daha önce de dile getirdiğim önerilerimi ve TÜİK-medya ilişkilerinin yürütülmesinde yaşanan sıkıntıları ve bunların aşılması için neler yapılması gerektiğine ilişkin görüşlerimi aktaracak muhatap bulamadığım için bu mektubu yazmak durumunda kaldım.</p>
<p>Yıllar önce Merkez Bankası’nın elektronik veri dağıtım sistemini (EVDS) hizmete sokmadan önce medyanın görüşüne başvurduğunu, eleştirilerini dinlediğini biliyorum. Yine aynı şekilde yıllar önce eski TÜİK Başkanı Birol Aydemir’in eleştirilerini anlatmaları ve kullanımda ortaya çıkan sorunları dile getirmeleri için medya ile TÜİK’in üst düzey çalışanlarını bir araya getiren toplantılar yaptığını da. O dönemleri bizzat yaşadım, o toplantılarda da bulundum.</p>
<p>Oysa bu kez bazı konuları aktarabilmek için özel kaleme ulaşmak bile mümkün olmadı. Belli ki bazı kişiler kendilerini çok yukarıda konumlandırıyor! Olabilir.</p>
<p>Bu arada yeni Başkan ile bir görüşme talebiyle yola çıkmadığımı, buna gerek duymadığımı da belirteyim.</p>
<h2>TÜİK niye veri toplar?</h2>
<p>Bazı kuruluşlar vardır ki çalışmalarını kamuoyuna çok sınırlı ölçüde yansıtmak ister, hatta o iş sonuçlanana kadar hiçbir açıklama yapmaz, işin doğası da bunu gerektirir.</p>
<p>Siz hiç MİT’in rutin faaliyetlerini nasıl yürüttüğünü duydunuz mu, tabii ki duyamazsınız. Hadi MİT’i bir kenara koyalım; Milli Savunma Bakanlığı’nın, İçişleri Bakanlığı’nın, bu çerçevede Emniyet’in tüm faaliyetlerini açıkladığını gördünüz mü?</p>
<p>Ama öyle kurumlar vardır ki, temel amaçları yaptıkları işi kamuoyuna duyurmaktır. Çünkü yaptıkları iş, topladıkları bilgiyi ya da yaptıkları hesaplamayı kamuoyuna açıkladıklarında bir anlam kazanır.</p>
<p>Bu kurumların başında Türkiye İstatistik Kurumu gelir, tartışmasız! TÜİK veri toplar ve yayımlar. Yayımlamak yetmez, o verinin iyi anlaşılmasını ve olabildiğince geniş kesimlere yayılmasını sağlamak da gerekir.</p>
<p>Veriler toplandığı ile kalacaksa, anlaşılmasında zorluk yaşanacaksa ve topluma mal olmayacaksa onları derlemenin ne alemi var.</p>
<p>Örneğin biz medya mensupları niye haber ve köşe yazısı yazar; niye televizyon, radyo ve sosyal medyada yayın yaparız; okunsun, izlensin ve dinlensin diye. Ayrıca olabildiğince fazla kişiye ulaşmaktır amaç.</p>
<p>TÜİK’in yaptığının da çok farklı bir yönü yok.</p>
<p>TÜİK onlarca veri üretiyor ve bunların toplumda olabildiğince geniş bir kitleye ulaşması arzulanıyor.</p>
<p>Bunun yolu ne peki; medya, yani bizler…</p>
<p>Veriler haber bülteniyle açıklanıyor; o verilerin ne anlama geldiği metaveride izah ediliyor. Kimi veriler zaten çok iyi biliniyor ve herhangi bir izaha gerek yok. Kimi veriler var ki ya da kimi dönemler oluyor ki metaverideki bilgi notları yetersiz kalıyor, o zaman da doğrudan TÜİK’e başvurup doğru bilgiyi almak gerekiyor.</p>
<p>İşte orada karşınıza bir engel çıkıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Basın müşavirlerinin görevi ve mevzuat hazretleri!</span></h2>
<p>Hangi yıl terk edildi hatırlamıyorum; daha önce TÜİK’in şöyle bir uygulaması vardı. Açıklanan her haber bülteninin altında o bültenle ilgili teknik bilgi verebilecek birimin ve kişinin adı ve telefonu yer alır, çok kolaylıkla ve çok hızlı bir şekilde gereken teknik bilgiye ulaşmak mümkün olurdu.</p>
<p>TÜİK bu uygulamayı terk etti. Şimdi bir çağrı merkezi var; 124. Burayı arayacaksınız, oradaki görevliye derdinizi anlatacaksınız…</p>
<p>124 sizi başka bir birime aktaracak.</p>
<p>O birim de aslında bilgi verebilecek değil de sorduğunuz soruya kimin yanıt verebileceğini belki bilecek bir birim olacak.</p>
<p>Oradan aldığınız numarayı arayacaksınız, önce karşınıza çıkanın <strong>“Ama ben açıklamaya yapmaya yetkili değilim”</strong> gerekçesini dinleyeceksiniz, belki bir bilgi alabileceksiniz ve o sırada haber ya da köşe yazınız bekliyor olacak.</p>
<p><strong>Basınla ilgili birim ne güne duruyor!</strong></p>
<p>Basın birimimiz de bu işle görevli, diyebilirsiniz. Ben pek emin değilim! Basın müşaviri meşgul değilse telefona elbette bakar; ancak her istatistiğin detayını bilmesi doğaldır ki mümkün olmadığı için o da ilgili birimden bilgi alıp dönmek durumundadır.</p>
<p>Ama zaten kamu kurumlarındaki basın müşavirlerinin, tabii ki TÜİK basın müşavirinin de her gazeteci ile derhal bire bir iletişim kurma yükümlülüğü de yok, yani yokmuş! Bunu yeni öğrendim, öğrendiğim de iyi oldu. Bunu nereden mi öğrendim; anlatayım.</p>
<p>Geçenlerde hakkımda manevi tazminat davası açmıştınız ve mahkeme davayı reddetmişti ya. Dava dilekçesine verdiğim yanıtta dava konusu sosyal medya paylaşımlarımı yapmadan önce basın müşavirliğini ısrarla aradığımı ancak yanıt alamayınca o paylaşımları yaptığımı belirtmiştim. İşte dava dilekçenize verdiğim yanıt üzerine yine tarafınızdan mahkemeye sunulan yanıtta aynen şunları dile getirmişsiniz:</p>
<p><strong>“Herhangi bir kamu kurumunun basın biriminin kendisine yöneltilen her telefon aramasını anında cevaplama veya her gazeteci ile derhal bire bir iletişim kurma yönünde mutlak ve sınırsız bir yükümlülüğü bulunduğuna dair mevzuatta yer alan bir düzenleme mevcut değildir. Kurumların basın birimleri kamuoyunu bilgilendirme görevini belirli usul ve yöntemler çerçevesinde yerine getirmekte olup bu görev, bireysel iletişim taleplerinin anlık ve kesintisiz şekilde karşılanmasını zorunlu kılan bir sorumluluk olarak yorumlanamaz.”</strong></p>
<p>Ben tabii ki TÜİK’in hukukçuları kadar bilemem; demek ki mevzuatta derhal iletişim kurmayı gerektiren böyle bir düzenleme yokmuş! Mevzuatta yokmuş!</p>
<p>Ama ben iletişim ne demektir ve nasıl yapılır, iyi bilirim.</p>
<p>Bir gazeteci, web sayfasının tümüyle yeni bir şekle sokulduğu, enflasyonun açıklandığı, ağırlıkların değiştirildiği ve ağırlıkların açıklandığı sayfanın yerinin de değiştiği bir günde sabah sabah TÜİK’i arıyorsa bu <strong>“bireysel iletişim talebi”</strong> gereği değildir.</p>
<p>Şu 124 icadına tekrar dönersek…</p>
<p>Hani her haber bülteninin altında ilgili birimin ve kişinin telefonu olurken bundan vazgeçildiğini ve onun yerine 124’ün icat edildiğini belirttim ya... Bunun o dönem açıklanan gerekçesi şuydu:</p>
<p><strong>“Vatandaş enflasyon verileri açıklandığında orada yazan telefonu arayıp çok ağır konuşuyormuş, hatta daha açık ifade edeyim, küfrediyormuş, o yüzden bu uygulamaya son verilmiş.”</strong></p>
<p>Nasıl olsa artık her konuşma kaydediliyor, numara görülebiliyor, eskiye dönülse iyi olmaz mı?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Üretip satamadıktan sonra!</span></h2>
<p>TÜİK onlarca veri üretiyor. Bir hizmet üretiliyorsa amaç toplumun ondan yararlanmasını sağlamaktır.<strong> “Ben üretirim, sonrasına karışmam”</strong> denilebilir mi?</p>
<p><strong>“TÜİK, kalkınma planları ve programlarının hazırlanmasında, ekonomik kararların alınmasında ve ihtiyaç duyulan diğer bütün konularda istatistiki bilgi derleyen, değerlendiren ve karar alıcıların istifadesine sunan bir kurumdur. (…) Karar alma süreçlerinde ihtiyaç duyulan güvenilir istatistiki bilgiyi sağlamak ve güçlü bir bilgi altyapısı oluşturmak, ülkemizin bugünü ve geleceği için önem arz etmektedir. Bu nedenle TÜİK, 1926 yılından günümüze kadar ülkemizin karar süreçlerinde etkin rol oynamaktadır.”</strong></p>
<p>Bu görüşler bana ait değil, TÜİK Başkanı söylüyor bunları.<strong> “Verileri karar alıcıların istifadesine sunan bir kurum…”</strong></p>
<p>Bir kez daha söylüyorum, karar alıcılar arasında milyonlarca vatandaş da var ve TÜİK ile o vatandaşlar arasındaki bağ da medya.</p>
<p>Dolayısıyla TÜİK’e düşen o devasa cam binaya hapsolmuşçasına çalışmak değil, üretilen bilginin en kısa zamanda ve en doğru şekilde yorumlanacak biçimde kamuoyuna mal olmasını sağlamaktır.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Mayıs enflasyonu niye 5 Haziran’da açıklandı?</span></h2>
<p>Yıllardır bilinir ki herhangi bir ayın enflasyonu sonraki ayın 3’ünde açıklanır. Eğer ayın 3’ü tatil gününe denk gelmişse açıklama bir sonraki iş gününde yapılır. Mayısın son haftası Kurban Bayramı tatiliyle geçmişti ve 3 Haziran Çarşamba günü mayıs enflasyonunun açıklanacağı bekleniyordu. Ama veri yayımlama takvimine bakanlar 3’ünde fiyat endeksi açıklanacağına ilişkin bir ifade göremedi. Açıklama 5 Haziran Cuma günü yapılacaktı.</p>
<p>1 Haziran Pazartesi günü bunu fark edip TÜİK’i soranlar,<strong> “Biz açıklamanın 5 Haziran’da yapılacağını ta yılbaşında, 2 Ocak’ta yıllık veri yayımlama takvimiyle ilan ettik”</strong> yanıtı aldı. 2 Ocak’ta tüm yılı kapsayan takvim incelenecek ve mayıs enflasyonun hangi gün açıklanacağı akılda kalacak! Herhalde bu bekleniyordu.</p>
<p><strong>“Peki bu konuda yeni bir açıklama yaptınız mı”</strong> sorusuna<strong> “Hayır”</strong> yanıtı verildi.</p>
<p>Ama o gün enflasyonun 5 Haziran’da açıklanacağı konusunda bir açıklama yapıldı. Ne zaman mı,<strong> “Açıklama yaptınız mı”</strong> sorusunun yöneltildiği telefon görüşmesinden sonra.</p>
<p>Yani medya ile temas kurmanın ve onların <strong>“Açıklama yaptınız mı”</strong> şeklindeki sorusunun bile yararı varmış, değil mi!</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Heba edilen 100’üncü yıl</span></h2>
<p>TÜİK, neredeyse Türkiye Cumhuriyeti ile yaşıt. Bu yıl nisan ayında 100’üncü kuruluş yıl dönümü geride kaldı. Ama ne yazık ki böylesine önemli bir yıl dönümü bir anlamda heba edildi.</p>
<p>TÜİK’in ürettiği veriler içinde tüm kesimleri ilgilendiren en önemli veri, hatta belki de tek veri enflasyon. Ama TÜİK’in ürettiği veriler arasında en güvenilmeyen de enflasyon. TÜİK, bir de <strong>“Enflasyon hesabımıza ne kadar güveniyorsunuz”</strong> diye bir anket yapsa, nasıl bir sonuç alır acaba?</p>
<p>Yanıt belli. Vatandaşın ne düşündüğü ve gelecekte ne olacağını tahmin ettiği hem Merkez Bankası’nın sektörel enflasyon beklentileri çalışmasında ortaya konuluyor, hem de vatandaş açıklanan oranlara inanmadığını her platformda dile getiriyor.</p>
<p>Tek başına tabii ki çare değil ama beklentileri iyileştirmeden bu enflasyon belasının üstesinden gelmek çok zor.</p>
<p>Bu aşamada TÜİK’i bir soru sormak gerek:</p>
<p><strong>“Toplumun enflasyon hesaplamanıza böylesine inanmıyor olmasından hiç mi rahatsızlık duymuyorsunuz?”</strong></p>
<p>Belki duyuyorsunuz da<strong> “Ne yapabiliriz ki”</strong> diye mi düşünüyorsunuz acaba?</p>
<p>İşte 100’üncü kuruluş yıl dönümü bu anlamda önemli bir fırsattı.</p>
<p>Anadolu’da bazı üniversitelerde ne işe yaradığı da pek anlaşılamayan küçük organizasyonlar gerçekleştirmek yerine Ankara’da bir toplantı, bir sempozyum, bir tartışma programı, ardından Kurum ile medya, akademi dünyası ve finans kesimini kaynaştıracak bir resepsiyon nasıl akla gelmez! Böyle bir fırsat nasıl kaçırılır!</p>
<p>Bu tür etkinlikler akla geldi de acaba TÜİK hukukçuları <strong>“Bu mevzuatta yazmıyor”</strong> mu dedi?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Madde fiyatlarını açıklamak için tarihi bir fırsat var</span></h2>
<p>TÜİK olarak yarın haziran ayının enflasyon verilerini açıklayacaksınız. İlan edilen oran aylık yüzde 5 de olsa, 10 da olsa vatandaş <strong>“Demek ki gerçek artış daha fazla”</strong> diyecek, artık ağzınızla kuş tutsanız işe yaramaz duruma gelindi.</p>
<p>Eğer TÜİK olarak vatandaşın yaklaşımını umursuyorsanız iyi kötü bir çare, bir fırsat var.</p>
<p>Giderek içe kapanmak değil, olabildiğince şeffaf olmak.</p>
<p>Bunun için de çok iyi bir gerekçe var aslında.</p>
<p><strong>“Madem Türk yargısı böyle karar verdi, uyacağız”</strong> demeniz çok sorunu çözecek.</p>
<p>Yargıtay 7. Ceza Dairesi Onursal Üyesi Seyfettin Çilesiz, Avukatı Ali Erdem Gündoğan ile yıllardır bir mücadelenin içinde ve madde fiyatlarının açıklanması konusunda açtığı davayı kazandı. İşte buyurun madde fiyatlarını açıklamak için şahane bir gerekçe. <strong>“Fiyatları açıklamanın şu, şu, şu sakıncaları ve zorlukları var ama madem mahkeme karar verdi, yapacak bir şey yok, biz de açıklıyoruz”</strong> denilse ne olur, ne kaybedilir. Kaldı ki madde fiyatları gizlenmeye başlandığında sıralanan gerekçeler de gerekçe olsa!</p>
<p>■ Avrupa’da hiçbir ülke madde fiyatı açıklamıyor (Yıllık yüzde 3-5 enflasyon yaşayan ülkede madde fiyatını kim niye merak etsin)</p>
<p>■ Madde fiyatını açıklamak yanlış yorumlara yol açıyor (Sanki şimdiki yorumlar açıklama yapılan dönemdekinden daha az.)</p>
<p>■ Madde fiyatlarını açıklamak için en az bir gün fazla çalışmak gerekiyor (Bu fiyatlar açıklanırken daha fazla mı çalışılıyordu, yoksa şimdi daha az mı çalışılıyor? Böyle bir gerekçenin arkasına saklanmaya çalışmak, olacak şey değil. Ayrıca nasıl mevsimsellikten arındırılmış oran bir gün sonra açıklanıyorsa madde fiyatları da bir gün sonra açıklanabilir.)</p>
<p>■ Madde fiyatları neyse de madde ağırlıkları niye açıklanmıyor? Ya da fiyatları değilse bile her bir madde için endeks niye açıklanmıyor? Bütün bunlar veri karartma olarak okunuyor ve güvensizliği artırıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Zamları biz belirlemiyoruz” bile diyemiyorsunuz</span></h2>
<p>Yarın haziran ayının oranlarını açıklayacaksınız. Ne açıklarsanız açıklayın düşük bulunacak. Oysa sizin açıkladığınız oran memur ve emekliler için yapılacak artışta bağlayıcı değil ki. Hükümet elbette ilan ettiğiniz oranın çok üstünde artış verebilir. Bunu tabii ki biliyor ama dile getiremiyorsunuz. Nasıl dile getireceksiniz ki, topu Maliye’ye, ilişkili olduğunuz bakanlığa nasıl atacaksınız.</p>
<p>Medya bile bunu fazla dile getirmiyor, çünkü araya öylesine mesafe koymuşsunuz ki, herkes<strong> “Ne halleri varsa görsünler”</strong> yaklaşımı sergilemeyi tercih ediyor.</p>
<p>Çare ilişkileri geliştirmekten geçiyor. Bunun yolunu da zamanında kim bilir kaç kez dile getirdim.</p>
<p>TÜİK’i bir günlüğüne basın mensuplarına, akademisyenlere, finans kesimine, bu konuyla ilgili olanlara açın. Açın ve öyle<strong> “Zamanımız doluyor”</strong> gibi anlamsız bir kısıtlama getirmeden sabahtan akşama kadar tüm sorulara yanıt verin. Zihinlerdeki kuşkuları giderin. Fiyatları nasıl giriyorsunuz, hesaplamayı nasıl yapıyorsunuz; hepsini gösterin.</p>
<p>Unutmayın; ikna edebildiğiniz takdirde bazı isimlerin yazacağı<strong> “Evet bu hesap doğru ya da doğruya çok yakın”</strong> türü bir yazı, bu yönde verilecek bir mesaj, ekonomi yönetiminden birilerinin bin kere söyleyeceği <strong>“Enflasyon hesabımıza güvenin"</strong> ya da<strong> “Bakın enflasyon nasıl da düşüyor”</strong> sözünden çok daha etkili olacaktır.</p>
<p>Yaptığınız işi topluma anlatmayı bir deneyin.</p>
<p>Eğer toplumun tepkisini ve görüşlerini önemsiyorsanız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tuike-acik-mektup-82300</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/6/1280x720/tuik-hatasindan-gecikmeli-ve-gostermelik-de-olsa-dondu-1741159506.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK’e açık mektup ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/125-milyon-dolara-ulasti-yeni-aldigi-harley-ve-cat-botlari-turkiyede-yaptiracak-82299</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> 125 milyon dolara ulaştı, yeni aldığı ‘Harley’ ve ‘Cat’ botları Türkiye’de yaptıracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KADRİYE </strong>ve <strong>Güven Olgar </strong>çifti, 1989 yılında hobileri olan kayaktan yola çıkarak İstanbul Bakırköy’de kayak, snowboard ve tenis malzemeleri odaklı bir mağaza ile ticarete atıldı. Zamanla <strong>“Rossignol”, “Burton” </strong>ve <strong>“Salomon” </strong>gibi markaların distribütörlüğünü aldıklarında iş de yelpaze de genişledi.</p>
<p><strong>Olgar </strong>çifti, daha sonra <strong>“Quiksilver”, “Billabong” </strong>ve <strong>“Merrel” </strong>gibi markaların münhasır temsilciliğini de alarak işleri büyüttü. Bu adımlar birlikte perakendenin yanına toptan ticaret de eklendi.</p>
<p><strong>Olgar </strong>ailesinin spor giyim, ayakkabı ve malzemeleri marka yelpazesi, perakende satışlarının büyüme temposu, bazı yatırımcıların dikkatini çekti. Derken 2015 yılında şirketin yüzde 70’i Kuveytli özel sermaye fonuna (GMFA) satıldı.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a45e68e2985d-1782965902.jpg" alt="" width="500" height="563" />
<figcaption><strong>Kadriye Olgar</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Olgar </strong>ailesi yüzde 30 hisseyle şirketin içinde kalırken, aynı yıl <strong>Barış Andırınlı </strong>CFO olarak göreve başladı. <strong>Andırınlı, </strong>2019 yılında da Olgar’ın genel müdürlük görevini üstlendi. <strong>Andırınlı </strong>ile şirketin Beşiktaş’taki merkez ofisinde buluştuk, sohbet ettik.</p>
<p><strong>Barış Andırınlı, </strong>Kuveytli GMFA’nın ortaklığının ardından büyüme temposunun oldukça hızlandığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Hem mağaza tarafında hem de distribütörlük anlamında oldukça hızlı büyüdük. </strong>“Jack Wolfskin”, Trespass”, “Kamik”, “Karrimor” <strong>ve </strong>“Mammut” <strong>gibi markalar da bünyemize katıldı. Genel stratejimiz kendi dalında lider markaların Türkiye münhasır temsilcisi olabilmek.</strong></p>
<p>Bu noktada kendi profesyonel geçmişiyle ilgili kısa bilgi verdi:</p>
<p>-          <strong>Olgar’a geçmeden önce bir fon şirketindeydim, </strong>“G2M Dağıtım”. <strong>Yıldız Holding’e sattık.</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a45e7b85b96b-1782966200.jpg" alt="" width="500" height="331" />
<figcaption><strong>Barış Andırınlı</strong></figcaption>
</figure>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Şirketimizin kurumsal unvanı </strong>“Olgar”<strong>dır. Piyasa, tüketici bizi daha çok </strong>“SPX” <strong>olarak bilir.</strong></p>
<p>Mağaza sayılarını sordum, aktardı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de 51’i </strong>“SPX” <strong>olmak üzere toplam 56 mağazayı kendimiz işletiyoruz. Ayrıca </strong>“Salomon”, “Merrel” <strong>ve </strong>“Quiksilver” <strong>gibi tek marka odaklı mağazalarımız da var.</strong></p>
<p>Kazakistan ve Gürcistan’da da ellerindeki markaların haklarını üstlendiklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Kazakistan’da 3, Gürcistan’da da 3 mağazamız faaliyette.</strong></p>
<p>Türkiye’de 3 yıl önce franchise mağazalarının da devreye girdiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Yalnız franchise mağazalar için </strong>“Vault” <strong>adını kullanıyoruz. Bayiler tarafından işletilen, </strong>“SPX” <strong>standartlarında 25 tane </strong>“Vault” <strong>mağazası hizmet veriyor. </strong>“Vault” <strong>mağazaları daha küçüktür, 25 metrekare civarındadır.</strong></p>
<p>Perakende tarafıyla ilgili bilgileri şöyle toparladı:</p>
<p>-          <strong>80-82 mağaza, 140 bayi, 700 satış noktasında ürünleri başından sonuna, siparişinden ithalatına, sevkiyatına kadar takip ediyoruz, yönetiyoruz.</strong></p>
<p>Üretim tarafına değindi:</p>
<p>-          “Merrel”, “Quiksilver”, “Billabong” <strong>ve </strong>“Roxy” <strong>gib, markaların Türkiye lisansörüyüz. Fason olarak üretim yaptırıyoruz. Kontrolü kolay olsun diye genelde üreticilerimizi İstanbul’dan seçiyoruz.</strong></p>
<p>Yaptıkları işi <strong>“marka yönetimi” </strong>olarak tanımlayıp sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Bir markanın temsilciliğini alınca, </strong>“adım adım ama hızlı şekilde en iyi noktaya taşımak” <strong>iddiasıyla kolları sıvıyoruz. Markanın başarılı şekilde Türkiye’de oturması için fiyattan bayi segmentasyonuna, pazarlama aktivitelerine kadar odaklanıyoruz.</strong></p>
<p>Olgar’ın cirosunu sordum, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Perakende ve toptan tüm markaların operasyonunun konsolide cirosu 125 milyon dolar civarında.</strong></p>
<p>Kendileri için yeni ve heyecan verici bir gelişmeyi anlattı:</p>
<p>-          <strong>Bu kış sezonu ile birlikte </strong>“Caterpillar” (Cat) <strong>ve </strong>“Harlet-Davidson” <strong>botlarının Türkiye distribütörlüğünü aldık. Bu markalar eskiden Yeşil Kundura’nın yönetimindeydi. Yeşil Kundura piyasadan çekildi, bu markalar açığa çıkınca bizimle irtibat kurdular.</strong></p>
<p>Bu kapsamda Türkiye’de bot ve ayakkabı ürettirmeye başlayacaklarını irdeledi:</p>
<p>-          “Harley-Davidson”<strong>un yüzde 100’ünü, </strong>“Caterpillar”<strong>ın da yüzde 70’ini ülkemizde ürettirebileceğiz. Piyasanın, maliyetlerin durumuna göre ithalat da yapacağız. İki marka toplamında Türkiye’de 300 bin çift yıllık üretim öngörüyoruz.</strong></p>
<p>Türkiye’de maliyetlerdeki artışa işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Gümrük vergilerine rağmen kur baskısı nedeniyle ülkemizde üreticinin fiyat tutturması çok zorlaştı. Yine de biz ülkemizde üretim yaptırmak için her türlü çabayı göstereceğiz.</strong></p>
<p><strong>“Cat”</strong>in ayrıca <strong>“iş ayakkabısı” </strong>kategorisi olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          “Cat”<strong>in bot ve ayakkabıda global iş hacminin yüzde 30’unu </strong>“iş ayakkabısı” <strong>oluşturuyor. Türkiye, Kazakistan ve Gürcistan’da bu kategoriyi de biz üstlendik.</strong></p>
<p><strong>Kadriye-Güven Olgar </strong>çiftinin 1989 yılında kayak, snowboard ve tenis malzemeleri mağazasıyla temelini attıkları iş, 37 yılda 125 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştı…</p>
<p><strong>Barış Andırınlı</strong>’nın yönetimindeki Olgar, <strong>“Harley-Davidson” </strong>ve <strong>“Cat”</strong>le daha da büyüyecek gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Üretim tesisimiz vardı kapattık, Mısır’a giden Türklerle görüşüyoruz</span></h2>
<p><strong>OLGAR </strong>Genel Müdürü <strong>Barış Andırınlı, </strong>bir dönem üretimde de yer aldıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Tekstil-hazır giyim sektöründeki sıkıntılardan dolayı üretimden çekildik. Yönettiğimiz markaların fason üretimini elbette ülkemizde yaptırmayı tercih ediyoruz. Maliyet tutturabildiğimiz ölçüde tabi.</strong></p>
<p><strong>“Quicksilver” </strong>markasıyla ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>-          “Quicksilver” <strong>globalde </strong>“ABG” <strong>isimli bir gruba satıldı. Bu grup marka topluyor. Dünyada farklı partnerler ile anlaşıp, </strong>“Bizim onayımızla kendi koleksiyonunuzu geliştirin. Birbirinize de satış yapın. Biz royalty alırız” <strong>diyorlar.</strong></p>
<p>Sistemin nasıl çalıştığını şöyle anlattı:</p>
<p>-          <strong>ABD, Uzakdoğu, Ortadoğu ve Avrupa’da o kadar çok partner var ki, çok uygun fiyatlı olarak her yerden ürün alabilecek haldeyiz. </strong>“Quicksilver” <strong>için içeride 1-2 tedarikçi ile çalışıyoruz. Yurt dışından çok uygun maliyetle getirme imkanımız var.</strong></p>
<p>Tekstil- hazır giyim sektöründeki birçok oyuncu gibi Mısır’a da yöneliklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Mesela </strong>“Skechers”<strong>ın üreticisi Mısır’a kaydı. Biz de Mısır’daki Türk üreticilerle temas halindeyiz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Olgar Ailesi yönetimde ama işi bana bıraktılar</span></h2>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a45e6f3290ad-1782966003.jpg" alt="" width="500" height="568" />
<figcaption><strong>Orkun Olgar</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>OLGAR </strong>Genel Müdürü <strong>Barış Andırınlı</strong>’ya kurucu ailenin yönetimde olup olmadığını sordum, anlattı:</p>
<p>-          <strong>Olgar Ailesinin yüzde 30 hissesi var ve elbette yönetim kuruluda varlar. Yalnız operasyonel işlerde yoklar. Onlar işi bana bıraktı.</strong></p>
<p><strong>Kadriye Olgar</strong>’a dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Kadriye Hanım 1.6 milyon takipçisi olan bir fenomen influencer. Oğlu Orkun Olgar’ın da 1.2 milyon takipçisi var. Ayrıca NTV’de </strong>“Macerasever” <strong>adlı bir belgesel programı var.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Müşteri mağazada fazla kalsın diye başladık kafe sayısı 10’a çıktı</span></h2>
<p><strong>OLGAR </strong>Genel Müdürü <strong>Barış Andırınlı, “Blue Monkey” </strong>adlı kafe zincirini nasıl oluşturduklarını anlattı:</p>
<p>-          <strong>Temel çıkış noktamız müşterilerin mağazada daha fazla zaman geçirmesiydi. İstanbul Watergarden’daki mağazamız 1000 metrekare, dolaşırken yorulmak söz konusu olabilir. Hemen yanında terasta </strong>“Blue Monkey” <strong>kafemiz var. Orada dinlenmek mümkün.</strong></p>
<p><strong>“Blue Monkey”</strong>i  9-10 yıl önce başlattıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>SPX mağazalarımızda </strong>“Blue Monkey” <strong>kafelerimizi işletiyoruz. Şu anda 10 kafelik bir zincire dönüşmüş durumda. Rize, Muğla ve İzmir’de yeni şubelerimiz açılacak.</strong></p>
<p>Talep üzerine franchise de vermeye başladıklarını belirtti:</p>
<p>-          “Blue Monkey”<strong>i </strong>“Vault” <strong>mağazalarının içerisinde de açmaya başladık. Aydın’daki OPS isimli AVM’deki </strong>“Vault” <strong>mağazasının hemen yanına </strong>“Blue Monkey” <strong>açtık. Bayimiz çok mutlu. Kafenin cirosu daha yüksek çünkü.</strong></p>
<p><strong>“Blue Monkey”</strong>i diğer kafe zincirlerinden farklı kılan bazı ayrıntılara değindi:</p>
<p>-          <strong>Spor temalı, spor fotoğraflarının olduğu bir ortam. Spor yapan insanlar kahveyi çok tercih ediyor. Sporcuların bir numaralı içeceği kahvedir.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Görüntülü ortamda toplantı yaparken 3.5 kilometre hızla yürüyor</span></h2>
<p><strong>OLGAR </strong>Genel Müdürü <strong>Barış Andırınlı</strong>’nın ofisinde masasının altından dışarı taşan yürüyüş bandı dikkatimi çekince anlattı:</p>
<p>-          <strong>Hemen karşımda ekran var. Görüntülü platformda toplantı yaparken 3-3.5 kilometre hızla yürüyorum. 10 bin adım atmış oluyorum.</strong></p>
<p>Yürüyüş bandını mağazalarında pazarladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Biz şirket olarak online toplantıları yürüyerek yapmayı teşvik ediyoruz. Ofiste uzun süre çalışanlar için bu formül çok işe yarıyor. Büyük gruplara, şirketlere bu formülü anlatıyoruz. Günlük spor ihtiyacı ofisteki yürüyüş bantlarıyla yerine getirilebilir.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/125-milyon-dolara-ulasti-yeni-aldigi-harley-ve-cat-botlari-turkiyede-yaptiracak-82299</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/3/1280x720/baris-andirinli-1763740319.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 125 milyon dolara ulaştı, yeni aldığı ‘Harley’ ve ‘Cat’ botları Türkiye’de yaptıracak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/guclu-faize-ragmen-borsa-ilk-yariyi-reel-getiriyle-kapatti-82298</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güçlü faize rağmen borsa ilk yarıyı reel getiriyle kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye hisse senedi piyasaları umutlu başladıkları yılda ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ve etkileriyle yüzleşti. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın sıkı para politikasına daha uzun süre devam edeceği beklentileri bankacılık endeksinde işleri bozdu, savunma sanayinin yükselişi sanayi endeksini hızlandırdı. Halka arz endeksi tartışmasız ilk yarının lideri oldu, yatırım fonlarının performansı da türüne göre ayrıldı. BİST100 endeksi ilk yarıda yüzde 25,4 yükselişle yatırımcısına reel olarak yüzde 6,51 kazandırdı. Bankacılık endeksi yatırımcısının reel kaybı yüzde 7,73'e vardı, halka arz endeksi yatırımcısı reel olarak iki katından fazla kazandı. Hisseler ve yatırım fonlarının o hisseleri tercihi endekslerin performansını oldukça etkiledi.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu haziran ayına ilişkin enflasyon verisini yarın açıklayacak. EKONOMİ olarak yüzde 0,97 olan haziran enflasyon beklentisi doğrultusunda yılın ilk yarısında tüketici enflasyonunun yüzde 17,73 seviyelerinde olabileceğini hesapladık. Ve reel getiri hesabı için yüzde 17,73 ilk yarı enflasyon verisini kullandık.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45e41475715-1782965268.png" alt="" width="649" height="502" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45e42a391cf-1782965290.png" alt="" width="322" height="772" />Tekstil endeksinde yüzde 27,3 reel kayıp </h2>
<p>Borsa İstanbul'da ilk yarıda 33 endeks arasında nominal olarak sadece tekstil ve spor endeksi geriledi. Dalgalı bir yapıya sahip spor endeksi dışarda bırakıldığında tekstil endeksinde de Sun Tekstil'in seyri bu hareketin belirleyicisi oldu. Tekstil endeksi nominal olarak yüzde 14,41 düştü yatırımcısına yüzde 27,30 reel kayıp yaşattı. Geçen yıl bir aracı kurumun oldukça güçlü hareketiyle öne çıkan aracı kurumlar endeksi bu yılın ilk yarısında sadece yüzde 3,72 yükseldi, yatırımcısı reel olarak yüzde 11,9 kaybetti. Likit bankacılık endeksi yüzde 6,89 nominal yükseliş gerçekleştirse de reel olarak yüzde 9,21 düştü. Bankacılık endeksinde sadece yüzde 8,63 yükseliş oldu reel kayıp yüzde 7,73'e dayandı. Bankacılık endeksinde hem yabancı yatırımcının savaş nedeniyle hızlı satışı bu performansı etkiledi hem de yüksek faizlerin beklenilenden uzun süre devam edecek olması. Ekonomistler eylül ayına kadar bir gevşeme beklemiyor, bankacılık endeksinin performansının da yılın ikinci yarısında bu kararlara bağlı değişim göstermesi bekleniyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45e43d8a2f1-1782965309.png" alt="" width="317" height="262" />Sanayide performansı Astor belirledi </h2>
<p>Holdingler endeksi de yüzde 8,89'luk yükseliş ve yüzde 7,51 reel kaybıyla dikkat çekti. Savaştan en fazla etkilenen sektörlerin başında gelen ulaştırma endeksi yüzde 11,62 yükseldi ilk yarıda reel kayıp yüzde 5,19 oldu. Turizm endeksi de yüzde 5'i geçen reel kaybıyla öne çıkarken madencilik endeksinde reel kayıp yüzde 4'e yaklaştı. Madencilik endeksi yine savaş nedeniyle altın fiyatlarında düşüşten olumsuz etkilendi. İletişim endeksi yüzde 3,65, KOBİ endeksi ise yüzde 3,49 reel kayıp yaşattı yatırımcısına.</p>
<p>Sanayi endeksi barındırdığı Astor Enerji hisselerinin pozitif performansından ilk yarıyı yüzde 26,35 yükselişle tamamladı. Sanayi endeksi yatırımcısının reel kazancı yüzde 7,32 oldu. Astor Enerji hisseleri ilk yarıda yüzde 130’un üzerinde yükseliş yaşadı. BİST500 endeksinde de yüzde 7,76'lık reel kazanç var. Mali endeks yüzde 9,04, inşaat endeksi yüzde 9,3 reel kazanç yaşatırken 9 endeks yatırımcısına çift haneli reel getiri sağladı. Bunlardan BİST50 ve BİST30 sırasıyla yüzde 10,15 ve yüzde 12,69 reel getiri sağlarken nominal yükselişleri de yüzde 30'u aştı. Metal eşya makine endeksi yüzde 32,75 yükseldi reel kazanç yüzde 12,76 oldu bu endeksin de belirleyici hissesi Astor Enerji oldu. Gıda endeksi yüzde 33,47 yükselişle yüzde 13,37 reel kazanç verdi yatırımcısına. Bu endekste Anadolu Efes ve Coca Cola İçecek hisselerinin hareketi öne çıktı.</p>
<h2>Yüzde 500’ün üzerinde yükselen hisseler </h2>
<p>BİSTTUMY endeksi yüzde 14,03 reel kazanç sağlarken teknoloji endeksi Aselsan'ın yüksek performansıyla en çok kazandıran ilk üç endeks arasına girdi. Teknoloji endeksi yüzde 60,46 yükseldi ilk yarıda ve reel olarak kazanç yüzde 36,3 seviyesine geldi. Aselsan hissesi ilk yarıda yüzde 50'yi aşan performans sergiledi. Bilişim endeksi ikinci sırayı yüzde 91,76 nominal yüzde 62,88 reel getiriyle aldı ama bu endeksin performansı da tek hissenin çok hızlı yükselişinden kaynaklandı. Odine Teknoloji hisseleri ilk yarıda yüzde 525'in üzerinde yükseldi. Halka arz endeksi yüzde 143,47 yükselişi yüzde 106,8 reel getirisiyle tüm endeksleri ve yatırım araçlarını ilk yarıda geride bırakmayı başardı. Bunda yeni halka arzların tavan serilerinin yanı sıra Destek Finans Faktoring hissesinin hiç durmadan yükselişi de etkili oldu. Destek Finans hisseleri ilk yarıda yüzde 555'in üzerinde yükseliş yaşadı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kıymetli maden fonlarında yüzde 16,8 reel kayıp </span></h2>
<p>Yatırım fonları da TEFAS verilerine göre kıymetli maden fonları dışında tüm türlerde ilk yarıyı nominal yükselişle kapattı. En çok kazandıran yüzde 5,52 reel getiriyle hisse senedi fonları olurken, değişken şemsiye fonları da yüzde 5,03 reel getiri sağladı. Serbest şemsiye fonları yüzde 23,5 yükseldi ve yüzde 5'e yakın reel getiri sağladı yatırımcısına, para piyasası fonları da enflasyonun üzerinde yüzde 2,57 reel kazanç sağladı. Katılım şemsiye fonları nominal yüzde 17,55 yükselişle yatırımcısına yüzde 0,15 reel kayıp yaşatırken borçlanma araçları fonları yüzde 1,11, fon sepeti fonları yüzde 1,67, kıymetli maden fonları da yüzde 16,8 reel olarak kaybettirdi. Yatırım fonları arasında Bulls Portföy, Pusula Portföy ve Tera Portföy'ün fonlarının getirileri diğerlerinden ayrıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/guclu-faize-ragmen-borsa-ilk-yariyi-reel-getiriyle-kapatti-82298</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul endekslerinin neredeyse yarısı ilk yarıda yatırımcısına reel kayıp yaşattı. Bazı hisselerin gösterdiği olağanüstü performans nedeniyle yatırımcısına reel olarak iki katı aşan kazanç yaşatan halka arz endeksi ile bilişim ve teknoloji endeksleri öne çıktı, BİST100 reel getirisi de yüzde 6,5’i aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dervisogludan-nato-yorumu-itibar-boyanan-duvarlar-susturulan-gazetecilerle-olculmez-82325</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dervişoğlu’dan NATO yorumu: İtibar boyanan duvarlar, susturulan gazetecilerle ölçülmez</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, gelecek hafta gerçekleştirilecek NATO Zirvesi öncesi alınan tedbirleri değerlendirdiği Meclis Grup toplantısında “Türkiye, NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapıyor diye kendi vatandaşına yabancı muamelesi yapmak zorunda mıdır? Gazeteciden, öğrenciden, akademisyenden, sivil toplumdan korkmak zorunda mıdır? Türkiye’nin itibarı, boyanan duvarlarla, kapatılan yollarla, susturulan gazetecilerle ölçülmez. Türkiye’nin itibarı, hukukunun güvenilirliğiyle, kurumlarının ciddiyetiyle ve dış politikasının tutarlılığıyla ölçülür” dedi.</p>
<p>Terörsüz Türkiye sürecine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Dervişoğlu, ‘önce yasa çıkarılacak sonra silah bırakılacak’ şeklindeki açıklamalarla bir yöntem değişikliğine gidileceğinin işaretinin verildiğine dikkat çekerek, “Bu yalnızca bir yöntem değişikliği değildir. Bu, müzakerenin ağırlık merkezinin de değiştiğini gösteren siyasi bir beyan niteliğindedir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, hiçbir silahlı yapının beklentilerini karşılamak için önceden yasa çıkaran bir kurum değildir. Herkes aklını başına almalıdır. Bu cani örgüt silah bırakmamıştır. Türkiye Cumhuriyetine ve Türk Milletine karşı düşmanlıktan vazgeçmemiştir. Ayrıca bunu söyleyen sadece ben değil, aynı zamanda Milli Güvenlik Kuruludur. Dertleri çözüm filan değil, dertleri, İmralı canisi bebek katiline statü kazandırmak, teröristlere hukuki imtiyaz ve özgürlük sağlamaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>SP Lideri Arıkan: Manzara tam anlamıyla utanç verici</strong></p>
<p>Yeni Yol Grup toplantısında konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da NATO Zirvesine ilişkin hazırlıkları eleştirdi.</p>
<p>Arıkan, “İktidar, ülkenin bütün sorunlarını bir kenara bıraktı, varsa yoksa NATO diyor başka da bir şey demiyor. NATO için yapılan hazırlıklara bakıyoruz, manzara tam anlamıyla, aziz milletimiz ve devletimiz için utanç verici bir hal aldı. Sırf eylem yapabilirler diye insanlar tutuklanıyor, matbaalara bile, eylemlerle ilgili hiçbir şey basılmayacak diye talimatlar gidiyor, gazetecilere ambargo konuluyor, aziz milletimizin yaşadığı yoksulluk görülmesin diye evler boyanıyor, yol kenarlarına branda çekiliyor.</p>
<p>Şimdi biz iktidara sormak istiyoruz, 'Siz birçok kez ABD’ye gittiniz, siz ABD’ye gidince kaç park kapatıldı? Kaç kişi günler öncesinden tutuklandı?' Biz söyleyelim, sıfır” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dervisogludan-nato-yorumu-itibar-boyanan-duvarlar-susturulan-gazetecilerle-olculmez-82325</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/musavat-dervisoglu-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dervişoğlu’dan NATO yorumu: İtibar boyanan duvarlar, susturulan gazetecilerle ölçülmez ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/100-yil-2-dakika-82323</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 100 yıl, 2 dakika</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yaklaşık iki dakika... Gazi Koşusu ‘nu kazanmak için gereken süre bu kadar. Bu sene 100. Yılı kutlanan Gazi Koşusu, 10 Haziran 1927 yılındaki ilk koşudan bu yana sadece iki dakikalık bir at yarışı değil, Cumhuriyet’in mirasını bugüne taşıyan en köklü spor geleneklerinden biri oldu. Son olarak 26 Haziran da gerçekleşen bu anlamlı organizasyonu, Halis Karataş’ın jokeyliğini yaptığı Bay Nalçakan kazandı.</p>
<p>Gelin 1927 yılına, yarışın ilk yapıldığı seneye bir yolculuk yapalım… Ankara’da henüz bir hipodromun bile olmadığı bir dönemde, yarış için Bahçelievler yolu üzerindeki Tayyare Meydanı’nın yakınında geçici bir pist hazırlanır; ahşap tribünler, askeri çadırlar, basit tartı alanları ve jokey odaları kurulur. İstanbul’dan trenle getirilen üç, Ankara’dan da bir atın katılımıyla toplam dört at ilk yarışı koşarlar. 2 bin TL ödüllü bu yarışı İhsan Atçı’nın bindiği, Ali Muhittin (Hacıbekir) Bey’in ‘Neriman’ adlı atı kazanır.</p>
<p>Son yarışın 50 milyon TL’lik ödülü, ilk bakışta 1927›nin 2 bin liralık ikramiyesini oldukça mütevazı gösteriyor. Ancak o dönemin 2 bin lirasının satın alma gücünü, örneğin kaç kilogram altına karşılık geldiğini düşündüğümüzde, bambaşka bir tablonun ortaya çıkacağı kesin. Bu farklı tablo da spor tarihinden çok, başlı başına bir ekonomi yazısının konusu…</p>
<p>Atatürk’ün İsmet İnönü’yle beraber tribünden seyrettiği ilk yarışın, bugün hâlâ milyonları ekran başına toplaması kolay bir şey değil. Benim için spor, başka birçok insan için kumar olarak algılanan at yarışlarının en prestijli koşusunda 100 yıldır değişmeyen gelenekler var. Organizasyonun her yıl hala Mustafa Kemal Atatürk adına düzenlenmesi, kazananın “Gazi Koşusu galibi” ünvanını ömür boyu taşıması ve kupadan çok onurun konuşulması bu geleneklerden bazıları…</p>
<p>Yarışların amatör bir takipçisi olarak, Gazi koşusuna gösterilen saygının yalnızca Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’e duyulan vefadan ibaret olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Rakibe, ata, emeğe ve yarışın kendisine gösterilen ortak bir saygının 100 yıldır devam ediyor olması, organizasyonun en değerli mirası ve Gazi Kupasının en büyük zaferidir. Kazananlar değişiyor, rekorlar kırılıyor, ikramiyeler artıyor fakat sonuçta bu koşuyu yüz yıldır ödülü değil kazandırdığı itibar yaşatıyor.</p>
<p>İki dakikalık mücadelenin arkasında jokeylerin uzun süreli antrenmanları, seyislerin gün doğmadan başlayan emekleri, veterinerlerin dokunuşları, tüm ekibin hayalleri ve at sahiplerinin sabırla ördüğü uzun bir yolculuk var. Bu yılın 2 dakikasının en önemli kahramanlarından bir tanesi de Bay Nalçakan ile zafere ulaşan Halis Karataş.</p>
<p>Yedinci Gazi Koşusu zaferine ulaşan usta jokey, 12 yıllık aradan sonra yeniden zirveye çıkarak Türk yarışçılık tarihine bir kez daha adını yazdırdı. 1996 yılında efsane safkan Bold Pilot ile kazandığı Gazi Koşusu, Türk yarışçılık tarihinin en unutulmaz anlarından biri olarak hala hafızalarda. O gün elde ettiği 2.26.22’lik derece, aradan yaklaşık otuz yıl geçmesine rağmen hâlâ kırılamayan Gazi Koşusu pist rekoru olmayı sürdürüyor. 28 Haziran 2026 itibarıyla, bindiği 26 bin 678 at ile 7 bin 236 birincilik kazanmış Sihirbaz lakaplı Karataş, Türkiye’nin en çok yarış kazanan jokeyi unvanını elinde bulunduruyor.</p>
<p>Bir gün Karataş’ın rekoru da kırılacak fakat ne olursa olsun sporun gerçek büyüsü rekorların kırılmasında değil, hikâyelerin kuşaktan kuşağa aktarılmasındadır. Gazi Koşusu yüz yıldır bunu başarıyor. Belki de bu yüzden her yeni şampiyon, aslında geçmişe yeni bir sayfa eklemekten çok, geleceğe yeni bir miras bırakıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/100-yil-2-dakika-82323</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 100 yıl, 2 dakika ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/watsons-turkiye-31-pazar-arasinda-buyumede-ilk-5te-82320</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Watsons Türkiye, 31 pazar arasında büyümede ilk 5’te</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Dünyada 185, Türkiye’de ise 21. yılına giren kozmetik ve kişisel bakım markası Watsons, Türkiye’de 500. mağazasını Galataport AVM’de açtı.</p>
<p>Türkiye’nin büyümede ilk 5 ülke arasında yer aldığını söyleyen Watsons Türkiye ve GCC (Körfez Ülkeleri) Geliştirme Genel Müdürü Mete Yurddaş, yine Türkiye’nin grup içerisinde en fazla yatırım alan ülkelerden biri olduğunu söyledi. Watsons Türkiye’nin geçmiş dönem değerlendirmesi ve gelecek dönem hedefleri ile ilgili düzenlenen toplantıda konuşan Yurddaş, Türkiye’den tedarike de başladıklarını ve private label markalı ürünlerin yüzde 80’inin burada üretildiğini belirterek bu ürünlerin ihracatının da yapıldığını dile getirdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a45fb2a20dee-1782971178.png" alt="" width="800" height="332" /></p>
<h2>Kişisel bakım ve kozmetik çok hareketli </h2>
<p>Konuşmasına sektörel değerlendirme ile başlayan Yurddaş, kişisel bakım ve kozmetiğin çok hareketli olduğunu ve sektörde güçlü oyuncuların bulunduğunu belirterek, “Sağlık, güzellik ve kişisel bakım mağazalarının sayısı Türkiye'de daha fazla artacak. Bu iş bir yerde bu kategoriyi büyük marketlerden biraz daha bizim mağazalara doğru çekiyor. Biz de mağaza açmaya devam ediyoruz. Bu kanalda şu anda 2 bine yakın mağaza var. Açıkçası ben bir 5 sene sonrası için 4-5 binlere çıkacağını tahmin ediyorum” dedi. Kendilerinin ise en hızlı büyüyen oyuncuların başında geldiklerini dile getiren Yurddaş, öncelikli olarak bulunmadıkları 9 şehre daha gireceklerini ve mağaza sayılarını da her yıl yüzde 10-15 artıracaklarını dile getirerek 3 ile 5 yıl içinde 800 mağazaya ulaşmayı hedeflediklerini dile belirtti.</p>
<h2>K-beauty hala en önde </h2>
<p>Kişisel bakım ve kozmetikte şu anda en hızlı büyüyen alan ise hala K-beauty… Yurddaş, "Şu anda Kore güzelliği bizim cilt bakım kategorisinde yüzde 30'u geçti. Bunun 50'lere doğru çıkacağını tahmin ediyoruz” dedi. Yerli markaların da hızla büyüdüğünü anlatan Yurddaş, şöyle devam etti: “Cilt bakımında payları yüzde 25'lere çıktı. Biz bundan 7-8 sene önce bütün ürünlerimizi ithal ediyorduk. Kendi ürünlerimizin üretiminin yüzde 80'ini Türkiye'de yapıyoruz şu an. Yani Watsons ürünleri bizim kendi kalite güvencemizle yapılıyor. Büyük bir kısmı Türkiye'de üretiliyor. Türkiye'de üretim sektörü çok güçlü. Bizim sektörde çok iyi üreticiler var. Daha yeni markalaşıyorlar ama üretim çok kuvvetli. Yurt dışına ihracat da çok kuvvetli. Kendi markalarımızın yüzde 10'a yakın bir payı var. Onları da yukarıya doğru nasıl taşırız diye bakıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Yerli üretimle ihracat da yapılıyor </h2>
<p>Burada ürettikleri Watsons markaları ürünlerin diğer ülke mağazalarına ihraç edildiğini dile getiren Yurddaş, “Mesela deodorantlarla ve farklı başka ürünlerimiz Türkiye’de başarılı olunca bir ilgi oluyor. Türkiye'de geliştirdiğimiz Watsons'ın yüz temizleme ürünleri Asya'ya gidiyor. Bu çok önemli. Çünkü cilt deyince akla Asya geliyor, buradan bizim ürünlerimizi alıp kullanıyorlar. Bununla beraber kişisel bakım ürünlerinden de aynı şekilde yurt dışına giden ürünlerimiz var. Deodorant bazı ülkelerde viral oldu. Yurt dışında çok satıyor, Türkiye'de geliştirdiğimiz bir ürün. O bakımdan biz de daha fazla motive oluyoruz. Buradan çıkan bir ürün dünyanın her yerinde satılıyor” dedi.</p>
<h2>En fazla yatırım alan ülkeler arasında </h2>
<p>AS Watson Group 31 ülkede 17 bin mağaza ile faaliyet gösteriyor. 2005 yılında girdikleri Türkiye’nin şu anda bu 31 ülke arasında en hızlı büyüyen ilk 5 ülkeden biri olduğunu ifade eden Mete Yurddaş, “Dolayısıyla grup için Türkiye en çok yatırım alan, en çok büyüyen ülkelerden bir tanesi” diye konuştu. Tüketim trendlerinden de bahseden Yurddaş, şu ifadeleri kullandı: “Türk tüketicileri için son 3-4 senede 2 belirgin trend var. Bir tanesi daha lüks ve daha pahalı ürünlere olan bir talep var. Bir de daha ekonomik ürünlere olan bir talep var. Öte yandan İndirim konusunu konuşmadığımız gün olmuyor. Hatta sektörümüz indirim konusunu fazla gündem haline getiriyor. İndirim ve promosyonların sayısı ve günleri artıyor. Diğer ülkelerde de bunu görüyoruz. Ama zorluk tabii bu kadar indirim varken nasıl karlılığı koruyacaksınız. İşte orada bizim kendi ürünlerimiz ve sunduğumuz farklı markalar devreye gidiyor.</p>
<p>Erkek ürünlerinin da pandemi sonrası hızlandığını anlatan Mete Yurddaş, “Şu anda erkeklere de özel köşeler ayırıyoruz. Normal bir mağaza yüzde 30 büyüyorsa erkek kategorisi 40-50 büyüyor. Toplam payı şu anda yüzde 10’un altında ama şu an en hızlı büyüyen kategorilerden biri. Bu arada büyütmek için yatırım da yapıyoruz.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dövizle kiralama yapan AVM sayısı azaldı</span></h2>
<p>Yabancı ve yabancı ortaklı markalara AVM’lerde döviz üzerinden kiralama konusundaki soruyu da yanıtlayan Yurddaş, “2018 senesinde bir düzenleme yapıldı. O düzenleme sırasında yabancı şirketler o düzenlemenin dışında bırakıldı. O düzenleme hala geçerli ama dövizle kira ödediğimiz az sayıda mağazamız var. O dönemde 400 mağazamızın yaklaşık 120’sinde dövizle kiralamamız vardı. Zaman içinde bu sözleşmeler Türk lirasına döndü. Aslında daha hesap yapılabilir hale geldi bizim için de” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/watsons-turkiye-31-pazar-arasinda-buyumede-ilk-5te-82320</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/watsons.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye&#039;de 500. mağazasını açan Watsons, grup içinde büyümede ilk 5 ülke arasına girdi. Şirket, Türkiye&#039;yi aynı zamanda en fazla yatırım yaptığı pazarlardan biri olarak konumlandırırken, burada ürettiği private label ürünlerin yurt dışına ihraç edildiğini de açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vakko-gecmisin-mirasini-gelecege-tasimayi-nasil-basariyor-82311</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vakko geçmişin mirasını geleceğe taşımayı nasıl başarıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ülkemizin en köklü markalarından Vakko kurulduğu günden beri kaliteli kumaşlar, özgün tasarımlar ve şık mağazalarıyla moda perakendesinin zirvesinden hiç inmedi. Vitali Hakko’nun vizyonunu yansıtan “Moda Vakko’dur” iddiası da geçerliliğini asla yitirmedi. Kuruluş, 2013 yılından beri <em>Vakko Esmod Moda Akademisi kapsamında ya</em>ptığı çalışmalarla da yeni nesillerin yaratıcı ruhunu ortaya çıkaran projelere imza atmaya devam ediyor. </p>
<p>Geçtiğimiz günlerde İstanbul Nakkaştepe’deki Vakko Moda Merkezi’nde düzenlenen mezuniyet defilesinde  2026 mezunlarının koleksiyonlarını sergiledikleri defilede, gençlerin kendi özgün seslerini yansıtan tasarımlar gördük. </p>
<p>Defile sonrasında Vakko ESMOD Moda Akademisi'nin 2026 ödülleri açıklandı. Esmod Altın İğne ödülü Sabira Zhukenova’ya ; Vakko Jüri Özel Ödülü moda tasarımı alanında Emir ve Ege Abbasi’ye, Modelizm alanında ise Mahshad Attarian’a takdim edildi.  Fransız Büyükelçiliği Özel Ödülü’nün sahibi ise Yağmur Coşkun oldu.</p>
<p><strong>Vakko Esmod Moda Akademisi bir vizyonun ürünü</strong></p>
<p>ESMOD ile iş birliği yapan Vakko, 2013 yılından bu yana Vakko ESMOD Moda Akademisi çatısı altında önemli projelere imza atıyor.  Akademinin eğitim programlarından <em>13 yılda 1672 kişi mezun oldu.  </em>Bugün akademi mezunları moda markalarında tasarımcı, modelist, ürün geliştirme uzmanı, stil danışmanı ve yaratıcı ekiplerin üyeleri olarak kariyerlerini sürdürürken, bazı mezunlar kendi markalarını kurarak Türkiye moda sektörüne yeni değerler kazandırıyor</p>
<p>Vakko ESMOD, Moda Tasarımı ve Yaratımı Programı'nın yanı sıra modelizm, styling, moda yönetimi, stil danışmanlığı, çanta ve ayakkabı tasarımı gibi farklı alanlarda eğitimler sunuyor. Akademi, teorik eğitimi uygulamalı deneyimlerle destekleyen yapısı sayesinde öğrencilerini doğrudan sektörle buluşturarak moda dünyasına gençler yetiştiriyor. </p>
<p>İstanbul'un merkezinde, tarihi Sıraevler'de konumlanan akademi; alanlarında uzman eğitmenler ve sektör profesyonellerinden oluşan güçlü akademik kadrosuyla faaliyet gösteriyor. Öğrenciler eğitim süreçleri boyunca yalnızca teknik bilgi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda sektörün güncel dinamiklerini deneyimleme ve profesyonel ağlar kurma fırsatı da yakalıyor.</p>
<p>Peki <strong>Vakko geçmişin mirasını geleceğe taşımayı nasıl başarıyor?</strong></p>
<p><strong>Bu soruyu 9 maddelik kısa bir listeyle cevaplamayı diliyorum. </strong></p>
<p><strong>Vakko’yu bir aşk markası yapan 9 unsur </strong></p>
<ol>
<li><strong>Vizyoner liderlik: </strong>Vitali Hakko ilk günden itibaren modayı bir yaşam kültürü olarak konumlandırdı.<strong> Vitali Hakko’nun , </strong>modayı sadece giyim olarak değil; estetik, kültür ve yaşam biçimi olarak ele alması kuruluşu rakiplerinden ayrıştırdı.</li>
<li><strong>Güçlü bir takım: </strong>Vakko çalışanlarına değer veren bir kuruluş. Bu özelliği sayesinde yetenekli ve iyi eğitimli kadrolar oluşturabiliyor. Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko, perakende dünyasının yıldız isimlerinden CEO Jaklin Güner ve ekibiyle birlikte Vakko markasını farklı alanlara genişleten yeniliklere imza atıyor.</li>
<li><strong>Premium konumlandırma: </strong>Vakko değer, prestij ve deneyim odaklı bir marka algısına sahip. Bunun gerisinde öncelikle şirketin zamansız tasarım anlayışı bulunuyor. Moda trendlerini takip ederken, markanın DNA’sındaki klasik şıklık özelliğini korumayı başarıyor.</li>
<li><strong>Üstün kalite: </strong>Ürünlerin tasarımı kadar kullanılan malzemelerin kalitesine önem veren marka, işçilik ve yüksek hizmet standartı sayesinde yaklaşık bir asır boyunca kalite ve güven algısını korudu. Kuşaklar arası sadakat yarattı.</li>
<li><strong>İlk olma cesareti: </strong>Vitrin tasarımı, mağaza içindeki müşteri deneyimi ve sunulan yenilikler Vakko’yu Türkiye’nin farklı illerinde moda perakendesinin okulu  haline getirdi. Modaya yön veren bir marka olarak dünyadaki trendleri yakından takip ederek Türk tüketicisine sundu. </li>
<li><strong>Güçlü marka kimliği: </strong> Vakko marka özünü koruyarak "Moda Vakko'dur" gibi akılda kalan bir önermeyle sektörün referans markası haline geldi.Tutarlı iletişimi ve güvenilirliği markanın itibarının artmasında önemli bir rol oynadı  </li>
<li><strong>Bütüncül müşteri deneyimi:</strong> Mağazadan ambalaja, çalışanlardan satış sonrası hizmete kadar her temas noktasında aynı kalite algısını oluşturdu.</li>
<li><strong>Sürekli yenilenme:</strong> Gelenekten kopmadan sürekli dönüşebilmek. Yeni markalar, koleksiyonlar ve iş modelleriyle değişen tüketici beklentilerine hızla uyum sağladı.</li>
<li><strong>Kültür ve sanata yatırım: </strong>Moda, sanat, gastronomi ve eğitim alanlarındaki yatırımlarıyla markanın itibarını güçlendirdi. Sanat, eğitim ve yaşam tarzıyla duygusal bağ kuran bir ekosistem yaratmak.</li>
</ol>
<p><strong>Markanın Akademi yatırımı neler getiriyor? </strong></p>
<p>Vakko, yalnızca moda üreten bir marka olmanın ötesinde, modanın geleceğini şekillendirecek yaratıcı profesyonellerin yetişmesine katkı sağlayan kapsamlı bir eğitim ekosistemi inşa ediyor.</p>
<p>1841 yılında Paris'te kurulan ESMOD, dünyanın ilk moda okulu olma özelliğini taşıyor. Vakko ESMOD Moda Akademisi, moda ve tekstil sektörünün gelişimine öncülük eden eğitim anlayışını, İstanbul'da uygulamaya koyuyor.</p>
<p>Modanın tüm alanlarını kapsayan eğitim programları ile fark yaratan ESMOD, Vakko iş birliği ile İstanbul'da verdiği eğitimler kapsamında, Moda Tasarımı ve Yaratımı Eğitim Programının yanı sıra kısa dönem moda tasarımı, modelizm, çanta ve ayakkabı tasarımı, styling, moda yönetimi ve stil danışmanlığı alanlarında da sertifika programları sunuyor.</p>
<p><strong>Cem Hakko: "Modanın geleceğine yapılan en değerli yatırımın eğitimdir”</strong></p>
<p>Vakko Yönetim Kurulu Başkanı Cem Hakko mezuniyet defilesinde yaptığı konuşmada Modanın geleceğine yapılan en değerli yatırımın eğitim olduğunu ve Türkiye'de dünya standartlarında moda eğitimi veren bir kurumun hayata geçirilmiş olmasından duyduğu mutluluğu ifade etti. Vakko olarak modayı yalnızca tasarlanan ve üretilen bir alan olarak görmediklerini, bir moda markasının gerçek sorumluluğunun, sektörün geleceğini şekillendirecek yaratıcı insan kaynağının yetişmesine katkı sağlamak olduğuna inandıklarını belirten Cem Hakko şu bilgiyi paylaştı:<em> </em></p>
<p>“Vakko’nun Yönetim Kurulu Başkanı olduğum ilk günden beri, modanın gelişiminin ancak bilgi paylaşımı ve yeni nesillerin yetişmesiyle mümkün olduğuna inanarak bu vizyonu farklı projelerle geliştirmeyi hedefledim. İlk etapta önceliğimizi eğitime katkı sağlayacak önemli bir kaynak oluşturmaya vererek Vitali Hakko Kreatif Endüstriler Kütüphanesi'ni hayata geçirdik. Dünyanın farklı noktalarından, çoğu Türkiye'de o dönem erişimi bulunmayan yüzlerce özel yayını öğrenciler, araştırmacılar ve genç yaratıcılarla buluşturduk. Ardından yollarımız Uluslararası eğitim kurumu ESMOD ile kesişti ve ortak vizyonumuz doğrultusunda Vakko ESMOD Moda Akademisi'ni hayata geçirdik… Son 13 yılda yetişen 1672 mezun bizim için yalnızca bir sayı değil; Türkiye moda sektörüne kazandırılmış yeni yüzlerce profesyonel, yüzlerce yeni hikâye anlamına geliyor. Gençlerin sektörde kendi yollarını açtığını görmek, yaptığımız yatırımın en değerli karşılığı.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vakko-gecmisin-mirasini-gelecege-tasimayi-nasil-basariyor-82311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/1/1280x720/cem-hakko-1782967913.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vakko geçmişin mirasını geleceğe taşımayı nasıl başarıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esnaf-turizm-sezonundan-guclenerek-cikmali-82296</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 06:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Esnaf, turizm sezonundan güçlenerek çıkmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, yaz sezonunda yerel esnafın desteklenmesi gerektiğini belirterek, serbest piyasanın adil rekabetle güçleneceğine dikkat çekti.</p>
<p>Turizm kenti Antalya’da yaz sezonuyla birlikte çarşı, pazar ve mahalle esnafında hareketlilik artarken, piyasadaki rekabet koşullarının yeniden önem kazandığını vurgulayan Dere, ‘’Kent nüfusunun yükseldiği, talebin arttığı ve alışveriş trafiğinin hızlandığı bu dönemde yerel esnaf hem sezon bereketine hazırlanıyor hem de artan maliyetler, kira yükü ve zincir market rekabetiyle mücadele ediyor’’ dedi.</p>
<p>Yüksek yaz sezonunda canlanan ticari hayatın yerel esnaf açısından önemli bir fırsat olduğunu ifade eden Dere, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Serbest piyasa, ekonominin doğal akışı içinde fiyatların arz ve talebe göre şekillenmesidir. Ancak bu düzenin sağlıklı işlemesi için rekabetin adil, maliyetlerin sürdürülebilir, denetimlerin etkin olması gerekir. Küçük esnafımızın yüksek kira, artan girdi maliyetleri, sezonluk fiyat baskısı ve zincir marketlerle yaşadığı rekabet karşısında ayakta kalabilmesi için piyasada dengeyi koruyan bir anlayışa ihtiyaç vardır. Yaz aylarında turizm hareketliliğiyle Antalya’da alışveriş trafiği hızlandı. Antalya’mız yaz sezonunda milyonlarca misafiri ağırlayan güçlü bir turizm kentidir. Bu hareketlilik yalnızca büyük işletmelerin kazancına dönüşmemeli, yerel esnafımızın tezgahına, dükkanına, sofrasına da bereket olarak yansımalıdır. Çünkü esnafımız bu kentin ekonomik omurgasıdır. Mahalle kültürünü yaşatan, güvenilir alışverişi sürdüren, istihdama katkı sunan en önemli güç, yerel esnaftır.”</p>
<p>Zincir marketlerin yaygınlaşması, yüksek işletme giderleri, kira artışları ve maliyet baskısının küçük esnafın rekabet gücünü zorladığını vurgulayan Adlıhan Dere, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Perakende ticarette daha dengeli ve koruyucu bir yapıya ihtiyaç var. Serbest piyasanın güçlü olanın sınırsız büyüdüğü, küçük esnafın yalnız bırakıldığı bir alan olarak görülmemesi gerekir. Serbest piyasanın temeli, adil rekabettir. Esnafımızın zincir marketler karşısında ezilmediği, mahalle ticaretinin korunduğu, haksız rekabetin önlendiği bir düzen hem tüketicinin hem üreticinin hem de esnafımızın yararınadır. Bu nedenle perakende ticarette sahadaki gerçekleri gören, küçük esnafı koruyan, piyasa dengesini güçlendiren düzenlemeler büyük önem taşımaktadır. Serbest piyasanın sağlıklı işlemesi için adil rekabetin, etkin denetimin ve güçlü yerel esnaf yapısının korunması gerekmektedir. Vatandaşlarımız ve Antalya’yı ziyaret eden misafirlerimiz  yerel esnaftan alışveriş yapmalarını istiyoruz. Alışveriş tercihlerimiz yalnızca bir ürün ya da hizmet satın almak anlamına gelmez. Yerel esnaftan yapılan her alışveriş, mahallemizin ekonomisine, kentimizin bereketine, istihdama ve sosyal dayanışmaya katkıdır. Bu yaz vatandaşlarımızı ve misafirlerimizi esnaf ve sanatkarlarımızı sahip çıkmaya davet ediyoruz.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esnaf-turizm-sezonundan-guclenerek-cikmali-82296</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/6/1280x720/esnaf-turizm-sezonundan-guclenerek-cikmali-1782939449.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkan Vekili Adlıhan Dere, esnafın yüksek turizm sezonundan güçlenerek çıkması gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/reel-ekonomi/zeytinoglu-cop31-firsati-icin-daha-cok-sorumluluk-almak-istiyoruz-82318</guid>
            <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: COP31 fırsatı için daha çok sorumluluk almak istiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>LEVENT AKBAY</strong></p>
<p>Çevre duyarlılığı ve yeşil dönüşümün sadece doğayı koruma değil, küresel pazarlarda var olabilmenin temel şartı haline geldiğini söyleyen Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, “COP31 fırsatını iyi değerlendirmek için daha çok sorumluluk almak istiyoruz.” dedi.</p>
<p>Başkan Zeytinoğlu, TOBB öncülüğünde oluşturulan (COP31 Business Forum) kapsamında belirlenen, odağında sanayiyi yeşil dönüşümün merkezine koymanın yer aldığı sekiz ana faaliyet alanında katkı sunmak için çaba gösterdiklerini , bunların en az üçünde görev yapmalarının gündemde olduğunu söyledi.</p>
<p>Başkan Zeytinoğlu, “Avrupa Birliği sınırda karbon düzenlemeleri, sürdürülebilir finansman kriterleri ve tüketici beklentilerindeki değişim, şirketlerimizi çevre yatırımlarını hızlandırmaya zorluyor. SKDM takvimi işliyor. Bu yasal gereksinimler de özellikle ihracatçılarımız için ek maliyet yükleri oluşturuyor. İşte tam bu nedenlerle, bu yıl ülkemiz ev sahipliğinde, kasım ayında Antalya’da yapılacak olan COP 31’i stratejik bir fırsat olarak görüyoruz. Bu kapsamda, TOBB öncülüğünde oluşturulan COP31 İş Dünyası Forumu ve COP31’in çalışmalarına katkı sağlamayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>COP31’in ana gündem maddelerinden birinin “günlük hayatın elektrifikasyonu” olacağını, dünya genelinde elektrik talebinin artmaya devam edeceğini, temiz enerji talebi nedeniyle 2035 yılına kadar 30 milyar dolarlık şebeke ve iletim yatırım öngörüldüğünü ifade eden Başkan Zeytinoğlu: “Bu gelişmeleri göz önüne aldığımızda enerji altyapısına ve yenilenebilir enerjiye yönelik yatırımlar ihracatçı firmalarımız açısından da stratejik önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Başkan Zeytinoğlu: “Bu hedeflerin; enerji arz güvenliğimizi güçlendirmesini, sanayimizin rekabetçiliğini arttırmasını, dışa bağımlılığımızı azaltmasını ve yeşil dönüşüm sürecinde yeni yatırım ve istihdam alanları oluşturmasını bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>AB İklim Fikir Maratonu </strong></p>
<p>Türkiye’nin en köklü çevre koruma programlarından ‘Şahabettin Bilgisu Çevre Ödülleri’ni 32 yıldan bu yana düzenleyerek çevreci sanayicileri ödüllendiren Kocaeli Sanayi Odası (KSO) COP31 hazırlıkları kapsamında iklim değişikliğine karşı mücadele için üniversitelilerden yenilikçi çözümler almaya yönelik AB İklim Fikir Maratonu 2026 programında da bölgesel partner oldu. KSO bu kez Kocaeli’nin yanı sıra Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova’yı kapsayan Doğu Marmara Bölgesi üniversitelerinde okuyan öğrencilerin katılımıyla iklim değişikliğine karşı yenilikçi çözümler üretilmesine katkı sağlayacak.</p>
<p><strong>Gençlerin rolü önem kazanıyor </strong></p>
<p>Bu amaçla projelendirilen AB İklim Fikir Maratonu 2026 için geri sayım başlarken, Başkan Zeytinoğlu TOBB tarafından AB desteğiyle üretilen projenin 18 ildeki üniversitelerin katılımı ile gerçekleştirileceğini ifade etti.</p>
<p>İklim krizinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir dönüşüm süreci olduğunu belirterek gençlerin bu dönüşümün en önemli aktörleri arasında yer aldığını söyleyen Ayhan Zeytinoğlu: “Gençlerin iklim değişikliğiyle mücadelede üstlenecekleri rol her geçen gün daha da önem kazanıyor.” dedi.</p>
<p>Başkan Zeytinoğlu, programın üniversite öğrencileri için çok önemli bir fırsat sunduğuna dikkat çekerek; “Kocaeli ve bölge illerinin sürdürülebilir ve çevre dostu bir gelecek hedefini gerçekleştirmek için, gençlerin aktif katılımının büyük değer taşıdığını düşünüyoruz. Kocaeli’de gerçekleştirilecek yerel jüri etabı, yalnızca ilimiz için değil, Doğu Marmara için de önemli bir buluşma noktası olacak.” şeklinde konuştu. Başkan Zeytinoğlu: “COP31’de büyük finalle tamamlanacak, AB İklim Fikir Maratonu’na, Kocaeli ve Doğu Marmara illerimizdeki tüm üniversite öğrencilerinin yenilikçi proje fikirlerini bekliyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Başvurular başladı: “İklim Senden Sorulur” </strong></p>
<p>Gençlerin iklim değişikliğiyle mücadelede yenilikçi çözümler geliştirmelerini desteklemek amacıyla hayata geçirilen AB İklim Fikir Maratonu (EU Climate Ideathon) 2026 programı için gençlere “İklim senden sorulur” şeklinde çağrı yapılarak proje geliştirmeleri istendi. Başvurular 26 Haziran tarihi itibarıyla başladı. Kocaeli Yerel Jüri Etabı, 19 Ekim 2026 tarihinde yüz yüze gerçekleştirilecek. Kocaeli, bölgesel değerlendirme merkezi olarak Sakarya, Düzce, Bolu ve Yalova illerindeki üniversitelerde öğrenim gören öğrencilerin de projelerine ev sahipliği yapacak. Bölge illerinden oluşturulacak takımlar geliştirdikleri iklim odaklı projeleri Kocaeli’de jüri karşısında sunacak.</p>
<p><strong>Projeler COP31’de yarışacak…</strong></p>
<p>AB Türkiye Delegasyonu tarafından, Türkiye’nin 18 ilindeki AB Bilgi Merkezlerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirilecek program kapsamında üniversite öğrencileri, iklim değişikliğiyle mücadeleye yönelik fikirlerini uzman eğitimleri ve mentörlük desteğiyle geliştirerek, projeye dönüştürme fırsatı bulacaklar. Program sonunda başarılı ekipler Antalya COP31’de gerçekleştirilecek büyük finalde projelerini sunacaklar. Programın odak alanları şöyle: </p>
<p>▶ Gıda Güvenliği ve Sürdürülebilir Tarım <br />▶ Şehirler ve Yaşam Alanları <br />▶ Temiz Enerji ve Kaynak Verimliliği <br />▶ Sıfır Atık ve Döngüsel Ekonomi <br />▶ Ekosistemler ve Biyoçeşitlilik <br />▶ Sürdürülebilir Topluluklar ve Adil Dönüşüm</p>
<p><strong>AB İklim İdeatonu 2026 hakkında</strong></p>
<p>İklim değişikliği artık uzak bir gelecek senaryosu değil, bugünün gerçeği. Ve bu gerçeğe en güçlü cevabı verecek olanlar, geleceği şekillendirecek gençler.</p>
<p>AB İklim İdeatonu 2026, üniversite öğrencilerini iklim çözümleri geliştirmeye davet eden ulusal bir program. Amaç; gençlerin fikirlerini hayata geçirmelerini desteklemek, COP31 sürecine katkı sunmalarını sağlamak ve seslerini daha geniş kitlelere duyurmak.</p>
<p>Bu sadece bir yarışma değil. Aynı zamanda öğrenme, üretme ve birlikte çalışma yolculuğu. Katılımcılar uzmanlardan öğrenecek, mentörlerden destek alacak ve fikirlerini geliştirme fırsatı bulacak.</p>
<p>Yolculuk Türkiye’nin 18 ilinde başlayacak. Kasım 2026’da, COP31 kapsamında Antalya’da düzenlenecek ulusal finalde sona erecek. En iyi fikirler, iklim eylemine ilişkin küresel tartışmalara katkı sunma ve ilham verme fırsatı yakalayacak.</p>
<p>Kazanan ekipleri ödüller, görünürlük fırsatları ve fikirlerini daha da ileriye taşıyabilecek destekler bekliyor. AB İklim İdeatonu, yarının iklim liderlerini ve yenilikçilerini bir araya getirmeyi hedefliyor.</p>
<p>Program, Avrupa Birliği tarafından finanse edilmekte ve Avrupa Birliği Bilgi Merkezleri Ağı kapsamında, TOBB iş birliğiyle yürütülüyor.</p>
<p><strong>Düzenleyicilerin beklentileri:</strong></p>
<p><strong>Katılımcılarda aranacak 5 unsur var</strong></p>
<p>■ Sorun odaklılık: Net, ölçülebilir, gerçek bir problem tanımı.<br />■Uygulanabilirlik: Hayata geçirilebilir bir çözüm.<br />■ Ölçeklenebilirlik: Senin şehrinde işe yarayan bir çözüm, başka bir şehirde de işe yarayabilmeli.<br />■ Etki odaklılık: İklim üzerinde yaratılacak somut etki.<br />■ Özgünlük: Senin, takımının özgün düşüncesi. COP31 İş Dünyası Forumu’nun</p>
<p><strong>8 çalışma grubu:</strong></p>
<p>■ Yeşil sanayileşme, <br />■ İklim<br />finansmanı <br />■ Elektrifikasyon,<br />■ Şehirler, <br />■ Tarım-gıda <br />■ KOBİ’ler<br />■ İklim teknolojileri <br />■ Yapay Zeka</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/reel-ekonomi/zeytinoglu-cop31-firsati-icin-daha-cok-sorumluluk-almak-istiyoruz-82318</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/6/1280x720/kocaeli-sanayi-odasi-baskani-ayhan-zeytinoglu-isgucu-verilerini-degerlendirdi-1769696909.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çevrede sorumluluk çıtasını yükselten Kocaeli Sanayi Odası, TOBB öncülüğünde oluşturulan COP31 İş Dünyası Forumu (COP31 Business Forum) kapsamında belirlenen, odağında sanayiyi yeşil dönüşümün merkezine koymanın yer aldığı sekiz ana faaliyet alanında katkı sunmak için çalışırken, bunların en az üçünde görev alması gündemde. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
