<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mali-suclarda-turk-uyruklu-olmayan-kisilerin-kimlik-tespiti-uzaktan-yapilabilecek-82007</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 12:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mali suçlarda Türk uyruklu olmayan kişilerin kimlik tespiti uzaktan yapılabilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>​​​​​​​Hazine ve Maliye Bakanlığının Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'i Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yürürlüğe giren tebliğ, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında müşteri kimliğinin doğrulanması amacıyla kullanılacak uzaktan kimlik tespiti yöntemlerine ilişkin usul ve esasları düzenliyor.</p>
<p>Buna göre, yükümlü kuruluşlar, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin uzaktan kimlik tespitini Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatının (ICAO) standardına uygun, yakın alan iletişimi özelliği olan pasaportla yapabilecek.</p>
<p>Uzaktan kimlik tespiti, pasaportla uzaktan kimlik tespiti konusunda özel olarak eğitim verilmiş personel tarafından görüntülü görüşme yoluyla gerçekleştirilecek.</p>
<p>Müşterinin bilgileri, pasaportun yongasında yer alan kimlik bilgilerinin pasaport üzerinde yer alan bilgilerle eşleştiği yakın alan iletişimi kullanılarak doğrulanacak. Bu doğrulamanın yapılamaması halinde uzaktan kimlik tespiti yoluyla iş ilişkisi tesis edilemeyecek.</p>
<p>Görüntülü görüşme sürecinde kişiyi ve kişi tarafından sunulan pasaport üzerindeki bilgileri gösteren görüntüler alınacak.</p>
<p><strong>Adres teyidi yapılmadan para transferi ve nakit çekim yapılamayacak</strong></p>
<p>Uzaktan kimlik tespiti kapsamında alınan adres bilgisinin, yerleşim yeri belgesi, ilgili adına düzenlenmiş elektrik, su, doğalgaz gibi adres temelli abonelik gerektiren bir hizmete ilişkin olan ve işlem tarihinden önceki üç ay içinde düzenlenmiş fatura, herhangi bir kamu kurumu tarafından verilen belge veya ilgili ülkenin kamuya açık veri tabanları üzerinden risk bazlı yaklaşım çerçevesinde en geç üç ay içerisinde teyit edilmesi zorunlu olacak. Adres teyidi yapılmadan para transferi ve nakit çekim yapılamayacak.</p>
<p>Müşteri kabulü yapacak yükümlüler, risklerin tanımlanması, derecelendirilmesi, izlenmesi ve azaltılmasına yönelik gerekli tedbirleri alacak.</p>
<p>Yükümlüler, riskli olarak belirledikleri ülkelerin vatandaşlarını pasaportla uzaktan kimlik tespiti yöntemiyle müşteri olarak kabul edemeyecek.</p>
<p>Öte yandan, müşteri kabulüne başlanmasından itibaren bir ay içerisinde bu kapsamda alınan tedbirler, oluşturulan prosedür ve rehberler hakkında MASAK tarafına bildirim yapılacak.</p>
<p>Pasaportla kimlik tespiti yapılan kişinin Türk vatandaşlığını kazandığının veya Türkiye Cumhuriyeti kanunları uyarınca kendisine vergi mükellefiyeti tesis edildiğinin anlaşılması halinde kendisine tanımlanan kimlik kartının bir örneği veya vergi kimlik numarası elektronik ortamda alınarak müşteri bilgileriyle ilişkilendirilecek.</p>
<p>Kimlik bilgilerinin doğrulanması amacıyla, müşterinin kimlik bilgileriyle uyumlu yurt içinde veya dışında mukim bir banka hesabından ya da banka veya kredi kartından para transferi yapılması zorunlu olacak.</p>
<p>Müşteri tarafından açılan hesaba, sadece kişinin yurt dışında kendi adına açılmış banka hesaplarından para gönderimi gerçekleştirilirken, açılan bu hesaptan yurt dışına para çıkışı sadece söz konusu kişi adına açılmış banka hesaplarına yapılacak.</p>
<p>Müşteri kabul edilenlere ilişkin istatistiki bilgiler takvim yılı esas alınarak her üç aylık dönemin son ayında MASAK'a gönderilecek.​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mali-suclarda-turk-uyruklu-olmayan-kisilerin-kimlik-tespiti-uzaktan-yapilabilecek-82007</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişiklikle, suç gelirleriyle mücadele kapsamında yükümlü kuruluşlar, Türk uyruklu olmayan gerçek kişilerin kimlik tespitini uzaktan gerçekleştirebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/s-arabistanla-yapilan-anlasma-resmi-gazetede-82004</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 11:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> S. Arabistan&#039;la yapılan anlaşma Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Suudi Arabistan ile imzalanan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından onaylanan anlaşma Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Şubat 2026'da Riyad'da imzalanan "Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Suudi Arabistan Krallığı Hükümeti Arasında Yenilenebilir Enerji Santrali Projelerine İlişkin Hükümetlerarası Anlaşma"nın onaylanmasına ilişkin karar Resmi Gazete'de yer aldı.</p>
<p>Hükümleri Cumhurbaşkanı tarafından yürütülen kanun, bugün yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/s-arabistanla-yapilan-anlasma-resmi-gazetede-82004</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye ile Suudi Arabistan arasında imzalanan yenilenebilir enerji santrali projeleriyle ilgili anlaşma Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-cinsiyet-esitligine-daha-cok-odaklanan-ilk-15e-girdi-isbirligi-cagrisi-yapti-81996</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 09:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünyada ‘cinsiyet eşitliğine daha çok odaklanan’ ilk 15’e girdi, işbirliği çağrısı yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SABANCI </strong>Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı, Sabancı Üniversitesi Kurucu Mütevelli Heyeti Başkanı, Sakıp Sabancı Müzesi Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Güler Sabancı, </strong>Vakfın OECD’nin (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) <strong>“Kalkınma İçin Filantropi” </strong>raporuna 3’üncü kez girdiğini öğrenince bir toplantı önerdi:</p>
<p>-          <strong>Gelin OECD Kalkınma İçin Çalışan Vakıflar Ağı (netFWD) ve Sabancı Vakfı, birlikte </strong>“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Finansmanında Filantropinin Stratejik Rolünün Güçlendirilmesi” <strong>başlıklı bir toplantı düzenleyelim, birlikte konuyu değerlendirelim.</strong></p>
<p>Sabancı Center’da gerçekleşen toplantıda <strong>“OECD Kalkınma İçin Filantropi 2026” </strong>raporunun sunumunu OECD Kalkınma Merkezi Politika Analisti <strong>Esme Stout </strong>yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Rapor kapsamında dünya genelinde 506 vakfın 2020-2023 yılları arasındaki bağışları analiz edildi.</strong></li>
<li><strong>Rapora göre, bu dönemde filantropi (hayırseverlik) finansmanı 68.2 milyar dolara ulaşarak resmi kalkınma yardımlarının yüzde 10’una ulaştı.</strong></li>
<li><strong>Toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik filantropik fonlama ise 5.2 milyar dolar seviyesine çıktı. Bu miktar kalkınma amaçlı tüm filantropi kaynaklarının yüzde 8’ini oluşturdu.</strong></li>
<li><strong>Kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını toplumsal cinsiyet eşitliğine dönük çalışmalara ayıran Sabancı Vakfı, bu alanda küresel ölçekte ilk 15 vakıf arasına girdi.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3f6bb266dcd-1782541234.jpg" alt="" width="700" height="461" /></strong><strong>“Gates Foundation”, “AVPN” </strong>ve <strong>“Girls Not Brides” </strong>gibi uluslararası kuruluşların temsilcilerinin katıldığı toplantıda konuşan <strong>Güler Sabancı, </strong>projelerini uluslararası normları ve ölçümleri göz önüne alarak tasarladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>OECD’nin son raporunda da bunun sonuçlarını görüyoruz. OECD raporları, yüzlerce hayırsever kuruluşun verilerinden beslenerek filantropinin nerede ve nasıl fark yaratabileceğini daha iyi anlamamıza yardımcı oluyor.</strong></p>
<p>Filantropinin gerçek etkisinin veriye dayalı öğrenme ve güçlü işbirlikleriyle mümkün olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bu nedenle veri üretimini son derece kritik görüyoruz. Çünkü, ölçemediğimiz veriyi geliştirmemiz de mümkün değildir.</strong></p>
<p>OECD’nin 2019 yılında yayınladığı <strong>“Cinsiyet Eşitliği İçin Filantropi” </strong>raporuna uzandı:</p>
<p>-          <strong>2019 yılındaki raporda Sabancı Vakfı’nın bu alana odaklanan dünya çapındaki en etkili 7 vakıftan biri olarak gösterilmişti. Bu yılki ile birlikte Sabancı Vakfı, OECD raporunda 3’üncü kez yer alıyor.</strong></p>
<p>Bu durumu şöyle yorumladı:</p>
<p>-          <strong>OECD raporunda 3’üncü kez yer almamız, </strong>“Cinsiyet Eşitliği” <strong>konusuna 20 yıldır odaklanarak kararlılıkla, hedeften de şaşmadan çalışmamızın somut bir göstergesidir.</strong></p>
<p>Babaannesi <strong>Sadıka Sabancı</strong>’nın tüm mal varlığını bağışlayarak Sabancı Vakfı’nın kuruluşu için önemli adım attığının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bugün OECD raporlarında 3 yıldır yer alıyorsak bunun arkasında şeffaflık var, kanıtlara dayalı çalışma var. Her zaman toplumsal cinsiyet eşitliği, stratejik önceliklerimizden biri oldu. Çünkü biz bunu kritik bir itici güç olarak görüyoruz.</strong></p>
<p><strong>Güler Sabancı, </strong>hayırseverliğin bugün her zamankinden daha önemli olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Hayırseverliğin geleceği işbirliğine dayanıyor. Artık hiç kimse tek başına toplumsal, küresel sorunlarla başa çıkamaz. Bu yüzden çok koordinasyon lazım. Bu en çok da toplumsal cinsiyet eşitliği için gerekiyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin çok uzun yıllara dayanan hayırseverlik geleneğine sahip olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Ülkem OECD raporlarında fakir görünmüyor ama tek başına bu sorunlarla başa çıkmak için de yeterince zengin değil. Bu yüzden uluslararası kapasitenin işbirliği bizim için çok önemli.</strong></p>
<p>Dünyada <strong>“hayırseverlik cirosu”</strong>nun 68.2 milyar dolara çıkması, <strong>“toplumsal cinsiyet eşitliği”</strong>ne 5.2 milyar dolar harcanabilir noktaya gelmesi önemli aşamaya ulaşıldığını gösteriyor…</p>
<p>Sabancı Vakfı’nın da <strong>“toplumsal cinsiyet eşitliği”</strong>ne dönük istikrarlı çalışmalarıyla OECD raporlarına girmesi, yapılan işin dünyada da dikkati çekmesi açısından önem taşıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hayırseverler dünyada kalkınma finansmanında önemli rol üstleniyor</span></h2>
<p><strong>OECD </strong>İstanbul Merkezi Direktörü <strong>Achraf Bouali, </strong>Sabancı Vakfı ile ortaklaşa düzenledikleri toplantıda resmi kalkınma yardımlarının giderek kısıtlandığına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Böyle bir dönemde filantropi (hayırseverlik) kalkınmanın finansmanında daha önemli bir rol üstleniyor. Çünkü, 2025 yılında resmi kalkınma yardımlarında yüzde 9-17 kesinti öngörülmüştü.</strong></p>
<p><strong>“OECD Filantropi Merkezi” </strong>aracılığıyla fikirleri, veriyi ve ortaklıkları küresel ölçekte bir araya getirerek daha yüksek etkiyi desteklediklerini vurguladı:</p>
<p>-           <strong>OECD’nin ilk bölgeler arası merkezi olan İstanbul Merkezi ise ortak küresel meseleleri ele alıyor ve farklı bölgeler arasında işbirliğini güçlendiriyor. Haziran 2022’den buyana İstanbul’un kendisi gibi Kuzey ile Güney, Doğu ile Batı arasında köprü işlevi görüyor.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunyada-cinsiyet-esitligine-daha-cok-odaklanan-ilk-15e-girdi-isbirligi-cagrisi-yapti-81996</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/6/1280x720/67-1782541213.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünyada ‘cinsiyet eşitliğine daha çok odaklanan’ ilk 15’e girdi, işbirliği çağrısı yaptı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yavas-karar-alma-sureci-ekonomik-buyumeye-engel-81991</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 08:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yavaş karar alma süreci, ekonomik büyümeye engel</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası ticari alacak sigortası ve risk yönetimi şirketi Coface’ın 13 ülkede 1.250 iş lideriyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre katılımcıların %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. Belirsizliğin yüksek olduğu bir ortamda şirketler artık yalnızca riskten kaçınmaya çalışmıyor; daha hızlı karar almayı öğrenmek zorunda kalıyor. Riskin giderek karar alma ve büyümenin itici gücüne dönüştüğü bir dönüşüm süreci yaşanıyor. Uzun yıllar boyunca dış unsurlardan biri olarak görülen risk, artık büyük ölçüde şirket içi bir konu haline gelmiş durumda. Pek çok kuruluşta karar alma süreçleri, satış ekipleri ile risk yönetimi fonksiyonları arasında süren gerilimlerin yanı sıra mevcut verilerin etkin şekilde kullanılamaması nedeniyle yavaşlıyor. Kuruluşların yaklaşık onda altısı (%59), risk ekiplerinden gelen geri bildirimlerin aşırı temkinli ya da piyasa gerçeklerinden uzak olarak algılandığını düşünüyor. Bu durum güvensizliği artırırken karar alma süreçlerini de sekteye uğratıyor. Bu dinamik gerçek bir kısır döngü yaratıyor.</p>
<p>Şirketlerin %52’si pazarlar arasında verilerin parçalı olduğunu bildirirken, bütünleşik veri eksikliği nedeniyle kararlar daha çok kişisel değerlendirmelere dayanıyor. Bu da temkinli yaklaşımı güçlendirerek karar alma süreçlerini daha da yavaşlatıyor. Bu kararsızlığın bir bölümü, riske karşı hâlâ savunmacı bir yaklaşım benimsenmesinden kaynaklanıyor. Yöneticilerin yarısı (%50), fırsatların belirli bir çerçeve içinde değerlendirilebileceği durumlarda bile “evet” oluşturmanın yerine “hayır” demenin daha güvenli olduğuna inanıyor. Ancak beklentiler hızla değişiyor. Bugün karar vericilerin yalnızca %24’ü risk ekiplerini gerçek bir büyüme ortağı olarak görürken, %44’ü önümüzdeki üç ila beş yıl içinde bu rolü üstleneceklerini öngörüyor. Değişimin yönü net: En başarılı şirketler, kontrol odaklı bir anlayışın ötesine geçerek riski karar alma sürecinin en başından itibaren dahil eden ve “güvenli bir evet” yaklaşımını mümkün kılan şirketler olacak.</p>
<h2>Dönüşüme öncülük edenler </h2>
<p>Şirketlerin yalnızca küçük bir bölümü (araştırmaya katılan şirketlerin %12,6’sı) bugün tamamen büyüme odaklı bir yaklaşım benimsiyor. Araştırmada “Büyüme Avantajı Liderleri” olarak tanımlanan bu şirketler, uyguladıkları somut yöntemlerle öne çıkıyor. Bu sayede belirsizlikleri daha hızlı uygulanabilir kararlara dönüştürebiliyor ve diğer kuruluşların kaçırdığı fırsatları değerlendirebiliyorlar. Bu şirketlerin %70’i risk ekiplerini karar alma sürecinin en erken aşamalarından itibaren sürece dahil ediyor. Araştırma ortalaması ise %58 seviyesinde. Daha yüksek bir oranı riski rekabet avantajı olarak görüyor (%29’a karşı %19). Tartışma ve yapıcı sorgulamayı teşvik eden bir kurum kültürü oluşturuyorlar (%38’e karşı %23).</p>
<h2>Veri ve yapay zekâ belirleyici oluyor </h2>
<p>Bu ortamda veri, performansın temel belirleyicilerinden biri haline geliyor. Ancak şirketlerin yalnızca %20’si farklı pazarlarda tutarlı verilere sahip olduğunu belirtiyor. Bu durum şirketlerin karşılaştırma yapma ve öngörü geliştirme yeteneklerini sınırlandırıyor. Bu kısıtlar karşısında beklentiler hızla değişiyor. Amaç, kontrol mekanizmalarından ödün vermeden belirsizliği azaltmak ve karar alma süreçlerini hızlandırmak. Yöneticilerin %59’u risk ekiplerinin senaryo simülasyonları için öngörüye dayalı analizlerden daha fazla yararlanmasını istiyor. %54’ü yapay zekâ destekli risk analizi çözümlerinin kullanımının hızlandırılmasını talep ediyor.</p>
<h2>Dış iş ortaklarının rolü </h2>
<p>Şirketler artık iş ortaklarından yalnızca risk koruması sağlamalarını beklemiyor. %77’si pazar gelişmelerini öngörebilmek için tahmine dayalı analizlerden yararlanmak istiyor. %71’i ise daha fazla fırsatı değerlendirebilmek için iş ortaklarının kendilerine güven vermesini bekliyor. Daha genel bir çerçevede, karar vericilerin %65’i dış iş ortaklarının koruma, veri ve öngörü yeteneklerini bir araya getirerek daha cesur iş kararlarının alınmasını mümkün kılması gerektiğini düşünüyor. Bu yeni dönemde risk yönetimi profesyonellerinden, belirsizliği daha kolay uygulanabilir kararlara dönüştürebilen gerçek karar alma ortakları olmaları bekleniyor.</p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Coface CEO’su Xavier Durand şu ifadelere yer veriyor: “Şirketler için asıl zorluk artık riskten kaçınmak değil, belirsizliği bilgiye dayalı kararlara dönüştürmeyi bilmektir. Bunun için de veri gerekir. Bilgiyi toplama, analiz etme ve öngörüye dönüştürme yeteneği; daha erken, daha hızlı ve daha güvenli şekilde ‘evet’ diyebilmenin merkezinde yer alıyor. En başarılı şirketler daha az risk alanlar değil, karar vermek için en güçlü bilgi ve öngörüye sahip olanlardır.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ARAŞTIRMADA ÖNE ÇIKAN SONUÇLAR</span></h2>
<p>- Şirketlerin %68’i yavaş karar alma süreçlerini büyümenin önündeki önemli bir engel olarak görüyor. </p>
<p>- Karar vericilerin %62’si ticari büyüme hedefleri ile risk disiplini arasında hâlâ temel bir çelişki bulunduğuna inanıyor. </p>
<p>- Katılımcıların %44’ü risk ve finans ekiplerinin önümüzdeki 3 ila 5 yıl içinde stratejik büyüme ortaklarına dönüşeceğini düşünüyor. </p>
<p>- %77’si daha proaktif kararlar alabilmek için dış iş ortaklarından öngörüye dayalı analizler bekliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yavas-karar-alma-sureci-ekonomik-buyumeye-engel-81991</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belirsizlik ortamında işletmelerin büyümesinin önündeki temel engeller artık yalnızca pazar koşulları değil, aynı zamanda şirketlerin karar alma hızı ve kabiliyeti olarak gösteriliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ykb-seker-2025te-en-cok-doviz-girdisi-saglayan-sirket-olduk-82002</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY YKB Murat Şeker: 2025&#039;te en çok döviz girdisi sağlayan şirket olduk</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 33. Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni'nde THY'nin "2025 Yılı Hizmet Sektör Şampiyonu" olmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Şeker, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Ticaret Bakanlığı himayelerinde, TİM tarafından düzenlenen "İhracatın Şampiyonları" ödül töreninde ödüllerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın elinden aldıklarını belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin ihracat başarısına sundukları katkının bir kez daha takdir görmesinin THY ailesi için büyük bir gurur kaynağı olduğunu kaydeden Şeker, "Türk Hava Yolları olarak yaşanan küresel zorluklara ve öngörülemez ekonomik gelişmelere rağmen 2025 yılında kaydettiğimiz finansal başarıyla, ülkemizin hizmet ihracatındaki lider konumunu koruyarak, Türkiye ekonomisine katma değer üretmeye ve ihracatını geliştirmeye devam ettik. 2025 yılında toplam 24,1 milyar dolar gelir elde ederken, ülkemize en çok döviz girdisi sağlayan şirket olduk." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şeker, bu anlamlı törende, iştirakleri SunExpress ve AJet'in de hizmet ihracatı kategorisinde Türkiye'nin ilk 10 şampiyonu arasında yer almasının, ülkenin havacılık sektörü adına gurur verici bir başarı olduğunu kaydetti.</p>
<p>İştirakleriyle birlikte elde ettikleri bu başarının, Türkiye'nin hizmet ihracatına sundukları katkının bir göstergesi olduğunu vurgulayan Şeker, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:</p>
<p>"Türkiye'nin 2028 yılı için belirlediği 375 milyar dolarlık mal ve 200 milyar dolarlık hizmet ihracatı hedeflerine ulaşma yolculuğunda üzerimize düşen sorumluluğun bilinciyle çalışmayı sürdürecek, bayrak taşıyıcı markamızın küresel gücünü ülkemize katkı sağlayacak şekilde değerlendirmeye devam edeceğiz. Başta, ülkemizin ihracat yolculuğuna vizyonuyla yön veren Sayın Cumhurbaşkanı'mız olmak üzere tüm Bakanlarımıza teşekkür ediyor, markamızın ve Türkiye'nin küresel başarı hikayesini yazan tüm çalışma arkadaşlarımı ve ihracatçılarımızı gönülden kutluyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ykb-seker-2025te-en-cok-doviz-girdisi-saglayan-sirket-olduk-82002</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/2/1280x720/36-1782545266.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY&#039;nin &quot;2025 Yılı Hizmet Sektör Şampiyonu&quot; olması hakkında değerlendirme yapan THY Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker, &quot;Türk Hava Yolları olarak yaşanan küresel zorluklara ve öngörülemez ekonomik gelişmelere rağmen 2025 yılında kaydettiğimiz finansal başarıyla, ülkemizin hizmet ihracatındaki lider konumunu koruyarak, Türkiye ekonomisine katma değer üretmeye ve ihracatını geliştirmeye devam ettik. 2025 yılında toplam 24,1 milyar dolar gelir elde ederken, ülkemize en çok döviz girdisi sağlayan şirket olduk.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-kredide-cahit-erdogan-gorevinden-ayriliyor-82001</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;de Cahit Erdoğan görevinden ayrılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi Ticari ve KOBİ Bankacılığı Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan görevinden ayrılma kararı aldı. </p>
<p>Banka açıklamasına göre, kendi isteğiyle görevinden ayrılacak olan Erdoğan'ın yerine yapılacak atama, gelecek günlerde kamuoyuna duyurulacak.</p>
<p>Yapı Kredi CEO'su Gökhan Erün, konu hakkında yaptığı açıklamada, "2009 yılında Yapı Kredi ailesine katılan Cahit Erdoğan, farklı alanlarda üstlendiği liderlik görevleriyle bankamızın dijitalleşme yolculuğuna, operasyonel mükemmeliyet kültürünün güçlenmesine ve ticari bankacılığın gelişimine değerli katkılar sundu. Geleceğe yön veren dönüşüm projelerimizde de önemli rol üstlendi. Bugüne kadar gösterdiği örnek liderlik ve değerli yol arkadaşlığı için kendisine içtenlikle teşekkür ediyor, kariyerinin yeni döneminde sağlık, mutluluk ve başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-kredide-cahit-erdogan-gorevinden-ayriliyor-82001</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/cahit-erdogan-1782544678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı Kredi Ticari ve KOBİ Bankacılığı Yönetiminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Cahit Erdoğan&#039;ın görevinden ayrılacağı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/zorlu-grubundan-finansal-yeniden-yapilandirma-basvurusu-81997</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zorlu&#039;dan &#039;Finansal Yeniden Yapılandırma&#039; başvurusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Zorlu Grubu, Vestel Grubu ve Tekstil Grubu şirketleri için Finansal Yeniden Yapılandırma (FYY) başvurusunda bulunulduğunu duyurdu. </p>
<p>Açıklamada, "Zorlu Grubu’nun uzun vadeli değer yaratma stratejisi doğrultusunda; Vestel Grubu ve Tekstil Grubu şirketlerinin mevcut kredilerinin geri ödeme planı ve vade yapısının, faaliyetlerden sağlanan nakit akışıyla daha uyumlu hale getirilmesi amacıyla Finansal Yeniden Yapılandırma başvurusunda bulunulmuştur." denildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, kredi kuruluşlarıyla mutabık kalınarak bankacılık mevzuatı kapsamında yapılan başvuruyla; işletme sermayesinin kuvvetlenmesi, vadesi yaklaşan kredi borçlarının geri ödeme süresinin uzatılması, kredi maliyetlerinin dengelenmesi ve alınan karlılık artırıcı önlemlerle operasyonel esnekliğin geliştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Konuyla ilgili önemli gelişmelerin kamuoyu ile paylaşılmaya devam edeceği belirtildi.</p>
<p>Süreçle ilgili değerlendirmede bulunan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, “Dengeli portföy yapımız, güçlü operasyonel kabiliyetlerimiz ve disiplinli yaklaşımımızla bu dönemi sağlam bir temel üzerinde yönetiyoruz. Küresel ölçekte ekonomik ve jeopolitik dinamiklerin yeniden şekillendiği, makroekonomik ölçekte dalgalanmalar yaşadığımız bir ortamda, operasyonel esneklik ve güçlü bilanço yapısı finansal dayanıklılık için her zamankinden daha belirleyici hale geliyor. Savaşlara bağlı emtia fiyat dalgalanmaları, tedarik zincirindeki aksamalar, ana ihracat pazarımız Avrupa’daki durgunluk ve Çinli firmaların Avrupa pazarındaki güçlü yayılımının belirleyici olduğu makroekonomik konjonktürde attığımız bu adım; finansal yükümlülüklerimizin vade yapısını nakit akışımız ile uyumlu hale getirerek, bilanço yapımızı daha sağlıklı bir zemine taşımayı, verimlilik artışıyla maliyetleri dengelemeyi hedefliyor. Bu süreç daha sağlıklı bir finansal yapı oluşturmak ve operasyonlarımızı daha da kuvvetlendirmek için atılmış planlı bir adımdır. Enerji ve gayrimenkulde güçlü performansımızı sürdürürken, sanayi tarafında verimlilik, maliyet kontrolü ve teknoloji odaklı uygulamalarla operasyonel yapımızı geliştirmeye devam ediyoruz. Grup olarak köklü markalarımız, geniş coğrafyaya yayılan faaliyetlerimiz ve dengeli faaliyet portföyümüz sayesinde, bu süreci kontrollü şekilde yönetecek kapasiteye sahibiz.” ifadelerini kullandı. </p>
<p><strong>"İhracatta sağlam bir konumumuz bulunuyor"</strong></p>
<p>Ahmet Zorlu, Grup faaliyetlerine ilişkin değerlendirmesinde ise, “Faaliyetlerimize bütüncül olarak baktığımızda, farklı sektörlere yayılan faaliyet portföyümüzün bu tür dönemlerde önemli bir denge unsuru olduğunu görüyoruz. Enerji tarafında tamamen yenilenebilir kaynaklara dayalı portföyümüzle güçlü bir performans sergiliyoruz. Yeni yatırımlar ve mevcut santrallerdeki verimlilik artışıyla bu alandaki konumumuzu güçlendirmeye devam ediyoruz. Vestel tarafında faaliyetlerimizi sürdürürken, küresel pazardaki rekabet koşullarını yakından takip ediyor, verimlilik ve teknoloji yatırımlarıyla rekabet gücümüzü korumaya odaklanıyoruz. 28 yıl üst üste sektöründe ihracat şampiyonu olarak ülke ekonomimizin temel dayanağı olan ihracatta sağlam bir konumumuz bulunuyor. Gayrimenkul alanında istikrarlı gelir üretmeyi sürdürüyoruz. Tüm bu alanlarda attığımız adımlar, uzun vadeli hedeflerimizi destekleyen disiplinli ve dengeli bir yaklaşımın yansımasıdır. Türkiye’nin lojistik avantajı, mühendislik ve AR-GE gücü sayesinde, şirketlerimiz bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki süreçte de global ölçekte hissedilen bu konjonktürel dalgalanmadan güçlenerek çıkacaktır.” dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/zorlu-grubundan-finansal-yeniden-yapilandirma-basvurusu-81997</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/7/1280x720/ahmet-zorlu-1782542198.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zorlu Grubu, Vestel Grubu ve Tekstil Grubu şirketlerinin mevcut kredilerinin geri ödeme planı ve vade yapısının, faaliyetlerden sağlanan nakit akışıyla daha uyumlu hale getirilmesi amacıyla Finansal Yeniden Yapılandırma başvurusunda bulunulduğu duyuruldu. Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Zorlu, &quot;Savaşlara bağlı emtia fiyat dalgalanmaları, tedarik zincirindeki aksamalar, ana ihracat pazarımız Avrupa&#039;daki durgunluk ve Çinli firmaların Avrupa pazarındaki güçlü yayılımının belirleyici olduğu makroekonomik konjonktürde attığımız bu adım, finansal yükümlülüklerimizin vade yapısını nakit akışımızla uyumlu hale getirerek, bilanço yapımızı daha sağlıklı bir zemine taşımayı, verimlilik artışıyla maliyetleri dengelemeyi hedefliyor.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mustafa-gultepe-yeniden-tim-baskani-81994</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mustafa Gültepe yeniden TİM Başkanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanlığı görevine yeniden Mustafa Gültepe seçildi.</p>
<p>TİM'in seçimli 33. Olağan Genel Kurulu, Haliç Kongre Merkezi'nde gün boyunca gerçekleştirildi. Genel kurul kapsamında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Adalet Bakanı Akın Gürlek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve üst düzey katılımla TİM İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni de düzenlendi.</p>
<p>Genel kurul çerçevesinde yapılan seçime tek aday olarak katılan Mustafa Gültepe, geçerli oyların tamamını alarak ikinci kez TİM Başkanı seçildi.</p>
<p>Mustafa Gültepe, sonucun açıklanmasının ardından yaptığı konuşmada güven ve destekleri için TİM delegelerine teşekkür etti.</p>
<p>Zorlu bir süreçten geçerken ihracat ailesinin gösterdiği birlik ve dayanışmanın çok anlamlı olduğunu vurgulayan Gültepe, "Küresel ve ulusal ölçekteki zorluklara rağmen ilk 4 yılın hepsinde hem mal hem de hizmet ihracatını artırmayı başardık. Yine bu dönemde gerçekleştirdiğimiz projelerle yapısal dönüşümün temellerini güçlendirdik. İkinci 4 yıl ise Türkiye'yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefine giden yolculukta hızlanma dönemi olacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Birlik ve dayanışma anlayışıyla çok verimli bir 4 yıl geçireceğiz"</strong></p>
<p>Mustafa Gültepe, sadece tonaj olarak ihracatı artırarak bu hedefe ulaşamayacaklarının altını çizerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Katma değerli ihracat için yüksek teknolojiyi, AR-GE'yi, inovasyonu, tasarımı, markalaşmayı ve ikiz dönüşümü kaldıraç olarak kullanacağız. İkiz dönüşümü, küresel rekabette ülkemiz için avantaja dönüştüreceğiz. Her yıl düzenleyeceğimiz milli ihracat haftasında ekosistemin tüm paydaşlarını bir araya getirip Türkiye’nin üretim gücünü küresel vizyonla buluşturacağız. Rekabetçiliğimizi geri kazanmak için STK'lerle birlikte çalışıp ekonomi politikalarının belirlenmesine katkı sağlayacağız. TİM'e ve ihracat ailesine yakışır bir kongre merkezi inşa edeceğiz."</p>
<p>Gültepe, ihracat ailesindeki mevcut birlik ve dayanışma anlayışıyla çok verimli bir 4 yıl geçireceklerine inandığını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mustafa-gultepe-yeniden-tim-baskani-81994</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/4/1280x720/mustafa-gultepe-1782540626.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİM Başkanlığı görevine yeniden seçilen Mustafa Gültepe, &quot;Küresel ve ulusal ölçekteki zorluklara rağmen ilk 4 yılın hepsinde hem mal hem de hizmet ihracatını artırmayı başardık. Yine bu dönemde gerçekleştirdiğimiz projelerle yapısal dönüşümün temellerini güçlendirdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-reeskont-kredilerinin-gunluk-limitini-5-milyar-liraya-cikariyoruz-81993</guid>
            <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Reeskont kredilerinin günlük limitini 5 milyar liraya çıkarıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen TİM 33. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni'nde konuştu.</p>
<p>İhracat şampiyonları olarak ödül alacak firmaları ve sektör birincisi iş insanlarını tebrik eden Erdoğan, aktaracağı rakamların her kuruşunun nasıl kazanıldığını, hangi zorlu mücadelelerin verildiğini ancak bunun derdiyle dertlenenlerin bilebileceğini belirterek, ticaretten gelen biri olarak bu başarıların öyle kolay elde edilmediğini, azim, sabır, gayret, kabiliyet ve kararlılık gerektirdiğini çok iyi bildiğini dile getirdi.</p>
<p>Erdoğan, özellikle ihracatın artık sadece mal alıp başka bir yere satmanın ötesinde olduğuna işaret ederek, "Sizler, kimi zaman bir ihracatçı kimi zaman bir gönül elçisi kimi zaman da Türkiye'nin önüne çıkarılan engelleri aşmak için mücadele eden birer serdengeçti olarak ülkemizin yükünü omuzluyorsunuz. Bu vesileyle TİM Başkanı'na, yönetim kurulu üyelerine ve bugüne kadar TİM çatısı altında hizmet etmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum. Yol, dava ve kader arkadaşlarım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, bundan sonra da yanınızda olmayı sürdüreceğim." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'deki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 140 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisinin amacının dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmak olduğunu dile getiren Erdoğan, dünyanın en ücra köşelerinden en rekabetçi pazarlarına kadar üzerinde Türkiye mührü taşıyan her üründe bu devasa ailenin alın terinin, dinamizminin ve küresel vizyonunun bulunduğunu ifade etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin yıldan yıla artan başarı grafiğinin ortada olduğunu, karşılaştığı çeşitli güçlüklere rağmen nereden nereye geldiğini dünyayı takip eden, ufku ve gözleri açık herkesin görebildiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Konjonktürel gerilimlerin gölgesinde 2025 yılında yüzde 3,6'lık büyüme ve 2026 yılının ilk çeyreğinde ise yüzde 2,5 oranında büyüme kaydettik ve kesintisiz büyüme performansımızı son 23 çeyreğe taşıdık. Küresel pazarlarda bayrağımızın dalgalanmadığı tek bir gümrük kapısı bırakmama şiarıyla gerçekleştirdiğimiz ihracattaki başarılarımız, artık milli motivasyon kaynağımız haline gelmiş durumda. 2025 yılında mal ve hizmet ihracatımız, 395,9 milyar dolarla cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdı. 2002 yılında yalnızca 36 milyar dolar olan mal ihracatımız, 2025 itibarıyla 273,3 milyar dolara yükseldi. Hizmet ihracatımız ise 2002 yılındaki 14 milyar dolardan geçen yıl 122,6 milyar dolara çıktı. Küresel mal ihracatındaki payımız, binde 55'ten yüzde 1,04'e, hizmet ihracatımızdaki payımız da binde 89'dan yüzde 1,28'e ulaştı. İhracatta yakaladığımız ivme, hamdolsun 2026 yılında da kaldığı yerden devam ediyor.</p>
<p>Mayıs ayında tatil etkisiyle dış ticaret verilerimizde geçici bir yavaşlama oldu ama 22 Mayıs tarihinde günlük ihracatta 2,4 milyar dolar ile tüm zamanların en yüksek değerine ulaştık."</p>
<p><strong>"Yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatı 114,4 milyar doları buldu"</strong></p>
<p>Erdoğan Türkiye'nin ihracatındaki artışın sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da büyük bir gelişim gösterdiğini söyledi.</p>
<p>Erdoğan, 2002 yılında 10 milyar dolar olan orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının 2025 yılında 112 milyar dolara yükseldiğini, yıllıklandırılmış orta yüksek ve yüksek teknolojili imalat sanayi ürünleri ihracatının ise 114,4 milyar doları bulduğunu dile getirdi.</p>
<p>Son verilere göre savunma ve havacılık ihracatının ocak-mayıs döneminde yüzde 29 artışla 3 milyar 863 milyon dolar olarak gerçekleştiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece savunma ihracatımızda yılın ilk 5 ayında yüzde 29,5 artış oldu. Yıllık 248 milyon dolar savunma sanayi ihracatından bugün aynı sektörde aylık 992 milyon dolar ihracat yapan seviyeye geldik. Yani bir yılda yaptığımız ihracatı, hamdolsun, artık bir haftada yapıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, bu rakamların Türkiye'nin teknoloji yoğun ürünlere olan yöneliminin bir sonucu olarak gerçekleştiğini ve bu payın daha da artırılmasını hedeflediklerini kaydetti.</p>
<p>Bir diğer gündemlerinin ihracatı ülke sathına yaymak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunda da hamdolsun önemli ilerlemeler kaydettik. Ocak-Mayıs döneminde 21 ilimiz, 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. Daha fazla ilimizi ihracatta pay sahibi kılmak için çalışmalarımız sürüyor. Şunu bir defa herkesin bilmesini temenni ederim. Etrafındaki onca sıkıntıya, çatışmaya, krize rağmen dünyada ülkemizin ihracattaki bu hızlı yükselişiyle mukayese edilebilecek pek az örnek vardır." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, "Elbette buralarda durmayacağız, mevcutla yetinmeyeceğiz. Yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağımızı daha uzak coğrafyalara doğru genişleterek, ihracatçımızın yeni ihtiyaçlarını karşılayacak yeni imkanlar geliştirerek, artan ihracatımızın hızına ve ihtiyaçlarına uygun finansmanı sağlayacak yeni mekanizmalarla bu başarı hikayesini daha da ileriye taşıyacağız. İnşallah bunu da 23 yıldır olduğu gibi yine sizlerle birlikte başaracağız." sözlerini sarf etti.</p>
<p><strong>"Notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır"</strong></p>
<p>Limanlardan kalkan gemilerin, sınırlardan çıkan tırların Türkiye'de üretilen ürünleri taşıması, kargo uçaklarının iş insanları için çalışması için üzerlerine düşeni yaptıklarını belirten Erdoğan, "İhracatçımız için yeri geldi kendi bürokrasimizi hızlandırdık, yeri geldi diğer ülkelerle müzakere ederek engelleri kaldırdık. Ne zaman bir devlet ve hükümet başkanıyla bir araya gelsem notlarımda ihracatçılarımızın, yatırımcılarımızın talepleri hep üst sıralardadır." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyu mutlaka muhatabıyla masaya yatırdığını ve çözüm iradesinin ticaret yollarına yansıması için de arkadaşlarını görevlendirdiğini anlatarak, "Daha sonra da bu görevlerin takibini çok sıkı bir şekilde yaparım. Diğer ülke liderleri de bizim bu tutumumuzu bildikleri için iş insanlarımıza kapılarını açmış, Türk iş dünyasını bağırlarına basmışlardır. Serbest ticaret anlaşmalarından tercihli ticaret anlaşmalarına, yatırımların karşılıklı teşvikinden çifte vergilendirmenin önlenmesine kadar sizleri teşvik edecek her türlü hukuki altyapıyı kurduk, kuruyoruz." açıklamalarında bulundu.</p>
<p>Özellikle uzak ülkelere ihracatı 2028 yılına kadar 50 milyar dolara ulaştırmayı hedeflediklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Ciddi potansiyel barındıran İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkelerin toplam ihracatımızdaki payını ise yüzde 30 seviyesine çıkarmak için çalışıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, taşımayı kolaylaştırmak için dijitalleşmenin tüm imkanlarını kullanarak gümrük süreçlerini sürekli hızlandırdıklarının altını çizerek, finansman araçlarının çeşitlendirilmesi ve erişilebilirliğinin artırılması için önemli adımlar attıklarını söyledi.</p>
<p><strong>"Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık"</strong></p>
<p>Türk Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi eliyle ihracat menzilini genişletecek destekleri kesintisiz sağladıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eximbank'ın sermayesini 13,8 milyar liradan 100 milyar liraya çıkardık. Bankamızın kredi ve sigorta desteği bu yılın ilk 5 ayında yüzde 31 artışla 26 milyar dolara ulaştı. İnşallah yıl sonunda bankamız 60 milyar dolarlık destekle rekor kıracak. Öte yandan faaliyetlerine yakın zamanda başlayan Türk Ticaret Bankası 2025 yılında ihracatçılarımıza 76,3 milyar lira finansman desteği verdi. İhracatı Geliştirme Anonim Şirketi ise 2025 yılı sonu itibariyle ihracatçılarımızın 228 milyar liralık kredisine 200 milyar lira değerinde kefalet sağladı."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankası'nın kullandırdığı reeskont kredilerinin son bir yılda 1 trilyon 300 milyar lira olduğunu vurgulayarak, başta Avrupa pazarı olmak üzere küresel pazarların içinde bulunduğu olumsuz atmosfer sebebiyle yaşanan zorlukların farkında olduklarını dile getirdi.</p>
<p>Özellikle bu güçlükleri aşmaya yardımcı olmak gayesiyle ihracatçılara döviz dönüşüm desteği sunup, üretim ve rekabet güçlerini desteklediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu vesileyle sevindirici bir haberi sizlerle paylaşmak istiyorum. Biliyorsunuz daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz. Tüm ihracat ailemize hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye'si değildir"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bölgemizdeki her türlü siyasi, ekonomik, sosyal gerilim elbette bizi de etkiliyor, etkileyecektir. Ancak Türkiye dünün kendi içine kapanık Türkiye'si de değildir. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, göz hizasında ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış, büyük devletlerin saygı duyduğu bir Türkiye vardır." diye konuştu.</p>
<p>Küresel krizlerle her yüzleşmenin siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürülecek bir yaklaşımla ele alınacağını, ihracatçılarla birlikte yeni fırsatlara ve yeni kıtalara doğru ilerlenen bir döneme girildiğini aktaran Erdoğan, "Devlet, özel sektör el ele vererek inşallah bu yeni dönemde ülkemizin ihracat çatısını çok daha yükseklere çıkaracağız. Rabbim yolumuzu, bahtımızı açık etsin diyorum. Bu duygularla bir kez daha Türkiye İhracatçılar Meclisimizin genel kurulunun hayırlara vesile olmasını diliyor, ihracatın şampiyonları ödülüne layık görülen firmalarımızı ve iş insanlarımızı tekrar tebrik ediyorum." dedi.</p>
<p><strong>Programdan notlar</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe 2025 yılı ihracat şampiyonalarına ödüllerini verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-reeskont-kredilerinin-gunluk-limitini-5-milyar-liraya-cikariyoruz-81993</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/3/1280x720/574-1782540521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİM 33. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Daha önce 300 milyon lira olan reeskont kredilerinin günlük limitini 4,5 milyar liraya yükseltmiştik. Bu defa ilave 500 milyon lira ile bu rakamı 5 milyar liraya çıkarıyoruz. Bir diğer ifadeyle, 3 yıl önce 300 milyon lira olan reeskont kredileri günlük limitini yaklaşık 17 kat artırarak 5 milyar liraya yükseltmiş oluyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-bulgaristana-demir-yolu-tekeri-ihracati-82003</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 23:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> KARDEMİR&#039;den Bulgaristan&#039;a demir yolu tekeri ihracatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları'nın (KARDEMİR) yüksek katma değerli ürün ihracatındaki başarısını Bulgaristan pazarıyla imzaladığı yaklaşık 2,5 milyon dolarlık yeni tip demir yolu tekeri satış sözleşmesiyle bir kez daha ortaya koyduğu bildirildi.</p>
<p>Türkiye'nin ilk entegre demir çelik fabrikası olan KARDEMİR'in, katma değerli üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda uluslararası pazarlardaki etkinliğini güçlendirmeyi sürdürdüğü belirtilen açıklamada, "Bu kapsamda şirketimiz, Bulgaristan'da faaliyet gösteren müşterimiz ile demir yolu tekeri satış sözleşmesi imzaladı. Sözleşme kapsamında üretilecek demir yolu tekerlerinin sevkiyatı yıl içerisinde gerçekleştirilecektir. Söz konusu anlaşma, KARDEMİR'in ihracat pazarlarındaki büyümesini desteklerken, yüksek katma değerli ürün portföyünün uluslararası pazarlarda gördüğü güçlü talebi de bir kez daha teyit etmektedir." denildi. </p>
<p>Uluslararası kalite standartlarına uygun ileri üretim teknolojileriyle geliştirilen demir yolu tekerlerinin, kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla yurt dışı pazarlarda tercih edilmeye devam ettiğine işaret edilen açıklamada, "Bu sözleşme, KARDEMİR'in demir yolu sanayisine yönelik stratejik üretim kabiliyetini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü pekiştiren önemli adımlardan biri olmuştur. Yerli ve milli üretim anlayışıyla geliştirdiğimiz yüksek katma değerli ürünleri dünya pazarlarıyla buluşturmaya devam eden şirketimiz, yıl içerisinde gerçekleştirilecek sevkiyatla ihracat performansına katkı sağlayacaktır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, KARDEMİR'in, demir yolu tekeri, teker seti ve demir yolu rayı üretimindeki yetkinlikleriyle ülkenin demir yolu sanayisine güç katmayı, stratejik ürünlerde ihracatını artırmayı ve Türkiye ekonomisi için değer üretmeyi sürdüreceği kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-bulgaristana-demir-yolu-tekeri-ihracati-82003</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/3/1280x720/kardemir-demir-yolu-tekeri-1782546553.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları&#039;nın, Bulgaristan&#039;a 2,5 milyon dolarlık demir yolu tekeri ihraç edeceği açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirtasiye-sektoru-ciro-bazli-buyumeye-devam-etti-81984</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kırtasiye sektörü ciro bazlı büyümeye devam etti&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD), okul açılış döneminde defter, kalem, boya grupları, okul çantası ve matara gibi temel ihtiyaçlarda güçlü bir talebin meydana geldiğini bildirdi. Makroekonomik dengelerin alışveriş alışkanlıklarını dönüştürdüğü belirtilen açıklamada, tüketicilerin yıl içinde alışverişlerinde daha planlı hareket ettiği ifade edildi.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, "Geçtiğimiz yılla kıyaslama yaparsak sektörümüzde ciro bazlı büyüme devam etti ancak bu büyümenin önemli bir kısmı maliyet artışlarından ve raf fiyatlarına yansıyan güncellemelerden kaynaklandı. Adet bazında bakıldığında ise daha dengeli, hatta bazı ürün gruplarında daha seçici bir alışveriş davranışı gördük." ifadesini kullandı.</p>
<p>Keresteci, 2025-2026 döneminde ithalat, üretim, ham madde, enerji, işçilik, kur ve lojistik maliyetlerinin raf fiyatları üzerinde baskı oluşturmaya devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Yaz tatiliyle birlikte sektörde talebin yön değiştirdiğini belirten Keresteci, şunları kaydetti:</p>
<p>"Okulların açık olduğu dönem boyunca en güçlü talebin temel kırtasiye ürünlerinde, güvenli ve markalı ürünlerde, lisanslı ürünlerde ve okul destek materyallerinde yaşandığını gördük. Tüketici tarafında en belirgin eğilim fiyat-performans dengesi ve güvenli ürün hassasiyeti oldu. Okulların kapanmasıyla birlikte sektör elbette tamamen durmuyor, sadece talebin yönü değişiyor. Yaz döneminde okul alışverişi, yerini yaz okulları, kurslar, sanat atölyeleri, hobi ürünleri, boyama setleri, oyun ve etkinlik materyalleri ile ofis kırtasiyesi ürünlerine bırakıyor. Özellikle çocukların tatil dönemini üretken geçirmesine katkı sağlayan boyama, el işi, yaratıcı etkinlik ve sanatsal ürün gruplarında hareketlilik devam ediyor."</p>
<p>Gelecek eğitim öğretim yılında ürün gruplarına yönelik sınırlı fiyat düzenlemelerinin olabileceğine işaret eden Keresteci, "Bir okul çantasının dolum maliyeti öğrencinin sınıf düzeyine, ihtiyaç listesine, tercih edilen marka ve ürün kalitesine göre değişiyor. Geçtiğimiz yıla kıyasla daha yüksek bir sepet maliyeti oluşması beklenebilir elbette ancak burada geniş bir fiyat aralığı olduğunu da özellikle belirtmekte fayda var. TÜKİD olarak her dönemde velilerimize tavsiyemiz güvenilir satış noktalarından, markası ve üreticisi belli, üzerinde gerekli uyarı ve etiket bilgileri bulunan ürünleri tercih etmeleridir." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirtasiye-sektoru-ciro-bazli-buyumeye-devam-etti-81984</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/kirtasiye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüm Kırtasiyeciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, geride kalan 2025-2026 eğitim öğretim yılının kırtasiye sektörü için hareketli olduğu kadar temkinli geçtiğini belirterek, geçen yıla göre sektörün ciro bazlı büyümesini devam ettiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/berkay-bahar-atso-baskan-adayligini-acikladi-81977</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 14:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Berkay Bahar, ATSO Başkan adaylığını açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>TOBB’a bağlı oda ve borsalarda seçim heyecanı başlarken Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nda (ATSO) da başkan adayları artıyor. İş insanı Reşat Güney ve ATSO Yönetim Kurulu Üyesi Hatice Öz’den sonra Bahar Hindi Entegre AŞ yönetim Kurulu Başkanı Berkay Bahar da düzenlediği toplantıda başkan adayı olduğunu açıkladı.</p>
<p>Konuşmasına deniz kazasında yaşamını yitiren ağabeyi ATSO ve AOSB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Bahar’ı anarak başlayan Bahar, ‘’Ali Bahar özel biriydi. Çalışkan, dürüst, mücadeleci, vizyoner. Bugüne kadar onun çıktığı yolculukların tamamında ekibine katılan ilk kişi olmaktan, bu yolculukların her kilometre taşında ona katkı koymaktan gurur duydum. Gurur duyacağım... Ali Bahar, benim için büyük bir ilham ve büyük bir okuldu.’’ dedi.</p>
<p>Bahar ailesi olarak birçok alanda faaliyet gösterdiklerini belirten Berkay Bahar firmaları hakkında da bilgi verdi. Bahar, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Bahar Hindi Entegre A.Ş olarak Türkiye’de 3 hindi üreticisinden biriyiz ve tam entegre bir tesis olarak faaliyet gösteriyoruz. Bugün Bahar Hindi, ürün portföyü ile Türkiye’de ve dünyada sadece bizim üretimini yaptığımız ürünlerle inovatif bir şirket olarak anılmaktadır. BHR Süt ve Süt Ürünleri A.Ş, Lente markası ile Türkiye'ye ithal edilen Hollanda ve Fransız tipi peynirleri geleneksel yöntemlerle üreten, ülkemize değer katan önemli bir tesistir. Bahar Gıda A.Ş, Türkiye'de önemli markaların distribütörlüğünü yapan, Akdeniz Bölgesi'nde 32 yıldır faaliyet gösteren ve sektörüne yön veren çok önemli şirkettir. 4S Deniz Ürünleri A.Ş firmamız somon balıklarını işleyen, tam geleneksel yöntemlerle, büyük bir teknoloji ile Brizza markamızla somon füme üreten tesislerimizden biridir. 4K Sigorta Aracılık A.Ş ise sigorta sektöründe tam portföy yönetim anlayışı ile hizmet veren şirketlerimizden biridir.’’</p>
<p><strong>"ATSO güçlü akıl merkezi olmak zorunda"</strong></p>
<p>Üretimin ne kadar zor olduğunu, istihdam oluşturmanın nasıl bir sorumluluk olduğunu, bir işletmenin her sabah hangi kaygılarla güne başladığını yaşayarak öğrendiğini vurgulayan Bahar, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Edindiğim tüm bu tecrübeyi Antalya'nın gelişimine katkı koymak için sunmak istiyorum. Çünkü inanıyorum ki; eleştirmek kolay ama sorumluluk almak zordur. Biz sorumluluk almaya talibiz. Bugün Antalya büyük bir potansiyele sahip. Fakat aynı zamanda orta ve uzun vadede çok önemli sınavlar vereceğiz. Su sorunu, kentsel dönüşüm, trafik, artan nüfus, artan maliyetler, ihracatta rekabet baskısı, genç girişimcilerin desteklenmesi, kadın girişimcilerin ekonomiye katkısı ve turizmin 12 aya yayılması gibi sorunlar yaşanıyor. İşte ATSO tam da burada güçlü bir akıl merkezi olmak zorundadır. Amacımız sadece bir seçim kazanmak değil, üyelerimizin odasına duyduğu güvene layık olmaktır.’’</p>
<p>Seçildikleri takdirde, dijital dönüşümden ihracata, mesleki eğitimden yapay zekaya, uluslararası yatırım iş birlikteliklerinden, Antalya’yı geleceğe hazırlayacak projeleri üyelerimizle birlikte hayata geçireceklerini anlatan Berkay Bahar, ‘’Sadece bugünü değil, 20-25 yılı planlamak için adayım. Biz bu yola birleştirmek için çıktık. Çünkü Antalya’nın en büyük gücü birlikte üretme kültürüdür’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/berkay-bahar-atso-baskan-adayligini-acikladi-81977</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/7/1280x720/berkay-bahar-atso-baskan-adayligini-acikladi-1782472455.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bahar Hindi Entegre AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Berkay Bahar, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığına aday olduğunu açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazineden-275-milyar-dolarlik-kira-sertifikasi-ihraci-81975</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine&#039;den 2,75 milyar dolarlık kira sertifikası ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığından kira sertifikası (sukuk) ihracıyla ilgili açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamaya göre, uluslararası sermaye piyasalarında 6 yıl vadeli ve 2,75 milyar dolar tutarında sukuk ihracı gerçekleştirildi. Sertifikanın kira oranının yüzde 6,7, getiri oranının yüzde 6,75 olduğu bildirildi.</p>
<p>İhraç tutarının 2 Temmuz'da hesaplara gireceği belirtildi.</p>
<p>İhraca 100'ün üzerinde yatırımcının ihraç tutarının 2,5 katından fazla talep gösterdiğine dikkati çekilen açıklamada, "Kira sertifikasının yüzde 65'i Orta Doğu, yüzde 20'si Birleşik Krallık, yüzde 9'u ABD, yüzde 4'ü diğer Avrupa ülkeleri, yüzde 2'si Türkiye ve diğer ülkelerdeki yatırımcılara tahsis edildi. Kira sertifikası ihracıyla birlikte 2026 yılında uluslararası sermaye piyasalarından 10,7 milyar dolar tutarında finansman sağlandı." denildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazineden-275-milyar-dolarlik-kira-sertifikasi-ihraci-81975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, uluslararası sermaye piyasalarında 2,75 milyar dolar tutarında kira sertifikası ihraç edildiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-yonetim-kurulu-baskani-ali-yildizdan-elestirilere-aciklama-geldi-81966</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Yıldız: Ortaklarımızın sağduyusuna güveniyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, kooperatif yönetimine yeniden aday olan eski bir yöneticinin iddialarına yanıt verdi.  </p>
<p>Açıklamasında iddiaları yalanlayan ve geçmiş döneme ilişkin cevap bekleyen çok sayıda soru bulunduğunu belirten Ali Yıldız, şu soruları yöneltti: “Birlik, geçmişte tek kuruş kredi kullanmadan ürün alabilirken nasıl oldu da siz görevdeyken öz kaynak kullanamadan, tamamen banka kredileriyle ürün almaya çalışan bir yapıya dönüştü? 2016/2017 yıllarında İznik Kooperatifi'nin Birlikten alacağı varken, görevden ayrıldığı dönemde kooperatifin Birliğe yaklaşık 700 milyon TL borçlu hale gelmesini nasıl açıklıyorsunuz?”</p>
<h2>“Birliğin sırtına 4,2 milyar liralık borç yükü bıraktı”</h2>
<p>Birliğin mali yapısına verilen zararın ortada olduğunu ifade eden Yıldız, “3 milyar lirası anapara, 1,2 milyar lirası faiz olmak üzere Birliğin sırtına toplam 4,2 milyar lira borç yükleyip, karşılığında 3,4 milyar liralık ürün almak mı başarıdır?” sorusunu yöneltti.</p>
<p>Kota uygulamalarına da değinen Yıldız, ortakların hafızasında yer eden uygulamaları hatırlatarak şöyle konuştu: “Öte yandan, herkese kota uygulanırken kendi adına kota fazlası teslim edilen zeytinlerin bedelinin tüm ortaklardan erken ödenmesini sağlamak nasıl bir yöneticiliktir? Sonuçta kota herkese vardı, ama kendisine yoktu.”</p>
<h2>“15 Yılda iznik depolama kapasitesine tek bir kilogramlık katkı yok”</h2>
<p>İznik Kooperatifi'nin fiziki yatırımlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yıldız, şunları kaydetti: “15 yıl Birlik Başkanlığı yapıp İznik Kooperatifi'nin depo kapasitesine bir kilogram bile katkı sağlamadan görevden uzaklaştırılmak da herhalde İznik ortaklarının takdirine bırakılması gereken bir tablodur.”</p>
<h2>“Personel neden kapıdan çıktı?”</h2>
<p>Geçmiş dönemde çalışanların yaşadığı sorunların da unutulmadığını belirten Yıldız, “Birlikte ve kooperatiflerde çalışanların büyük bölümünün tepkisini çekmek, baskı ve mobbing iddiaları nedeniyle personelin işten ayrılmasına yol açmak, ardından da ‘Nasıl olsa tazminat cebimden çıkmıyor’ anlayışıyla kurumu ağır yükler altında bırakmak mı başarılı yöneticilik anlayışıdır?” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Ortağın hakkı kimin için dağıtıldı?”</h2>
<p>Yıldız, geçmiş dönemde gerçekleştirilen bazı uygulamalara da dikkat çekerek, “Siyasi makama atlama uğruna, Birliğin kazandığı kamu ihalesinde, imzalar atıldıktan sonra fiyat düşürerek ortakların hakkını har vurup harman savurmak da herhalde ortaklarımızın değerlendireceği bir konudur” dedi.</p>
<p>Yurt dışı seyahatlerine ilişkin eleştirilerini de dile getiren Yıldız, “15 yıllık görev süresinin yaklaşık 1,5 yılını yurt dışı seyahatlerinde geçirerek harcırah almak da kamuoyunun takdirine bırakılması gereken bir başka husustur” görüşünü ortaya koydu.</p>
<h2>“Arsa satışı yalanıyla algı oluşturuluyor”</h2>
<p>Son günlerde Birlik arsalarının satıldığı yönündeki iddiaları yalanlayan Ali Yıldız, şöyle konuştu: “Birlik arsaları satılıyor yönünde yanlış beyanlar dolaşmaktadır. Tek bir metrekare arsa satışı olmamıştır. Bu konudaki asılsız beyanlara ilişkin yasal haklarımızı kullanacağız. Ortağın faydasına olmayacak hiçbir şey de yapılmayacaktır. Asılsız belge ve iddialarla kamuoyu oluşturulmasına itibar edilmemelidir.”</p>
<h2>“Bu dönem kapanmıştır”</h2>
<p>“İznik'te koltuk hırsıyla on beş yıldır çalınmayan kapılara gidilmiştir” diyen Yıldız, “İznik Kooperatifi'nin dışarıda bırakılacağı yönündeki yalanlara da en güzel cevabı Genel Kurul vermiştir. Yunus Emre Koyutürk, Birlik Başkan Vekilliğine seçilmiştir” dedi. Açıklamasının sonunda ortakların sağduyusuna güvendiğini belirten Ali Yıldız, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu kişinin dönemi artık sona ermiştir. Kişiler değil, koltuklar değil, ortakların faydası önemlidir. Ortaklarımızın sağduyusuna güveniyoruz. Bugün artık gerçekler ortadayken, bu tür yalan ve algı çalışmalarına kimsenin inanacağını düşünmüyoruz. Birlik kimsenin babasının malı değildir, koltuk için her yol mübah olamaz. Son söz ortakların olacaktır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-yonetim-kurulu-baskani-ali-yildizdan-elestirilere-aciklama-geldi-81966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/6/1280x720/marmarabirlik-yonetim-kurulu-baskani-ali-yildizdan-elestirilere-aciklama-geldi-1782463597.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, geçmiş dönemde birliğin ağır bir borç yükü altına sokulduğunu söyleyerek, “4,2 milyar liralık borç yükünü başarı diye anlatıyorlar, Birlik arsaları satılıyor yalanını yayıyorlar. Ortaklarımızın sağduyusuna güveniyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2025te-uretimden-yapilan-sanayi-urunleri-satisi-24-trilyon-lirayi-asti-81965</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 11:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;te üretimden yapılan sanayi ürünleri satışı 24 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait yıllık sanayi ürün istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'de geçen yıl 1 milyon 216 bin 140 otomobil, 8 milyon 329 bin 500 ev tipi buzdolabı ve dondurucu, 334 milyon 22 bin 968 ton hazır beton, 1 milyon 266 bin 183 kombi (hermetik), 9 milyon 557 bin 361 ton deterjanlar ve yıkama müstahzarları ile 774 bin 970 motosiklet üretildi.</p>
<p>Girişimlerin ürettikleri ürünlerden yaptıkları satış, toplamda 24 trilyon 28 milyar 700 milyon lira oldu. Bu değer, 2024'te 18 trilyon 814 milyar 973 milyon lira, 2023'te 13 trilyon 343 milyar 937 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Söz konusu satış tutarının yüzde 15,5'ini gıda sanayi ürünleri oluşturdu. Bunu yüzde 10,2 ile ana metal sanayi ürünleri, yüzde 9,7 ile motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) ile yüzde 6,1 ile fabrikasyon metal ürünleri imalatları takip etti.</p>
<p><strong>Satış değerinin yüzde 3,6'sı yüksek teknoloji ürünlerinden</strong></p>
<p>İmalat sanayisinde 2025'te üretilen ürünler teknoloji düzeylerine göre sınıflandırıldığında, yüksek teknolojili ürünlerin toplam satış değerinin yüzde 3,6'sını oluşturduğu görüldü. Düşük ve orta-düşük teknoloji gruplarının toplamı yüzde 67,5, orta-yüksek teknoloji grubunun payı yüzde 28,8 oldu.</p>
<p>Ana sanayi gruplarına göre sınıflandırıldığında, toplam satış değerinin yüzde 43,8'ini ara malların, yüzde 23,7'sini dayanıksız tüketim mallarının oluşturduğu belirlendi. Sermaye mallarının payı ise yüzde 21,8 olarak hesaplandı.</p>
<p>Motorlu kara taşıtı, treyler (römork) ve yarı treyler (yarı römork) imalatında en büyük paya sahip 5 il, toplam satış değerinin yüzde 83,1'ine karşılık geldi. Üretimden yapılan satışların yüzde 34'ü Kocaeli'de, yüzde 29,8'i Bursa'da, yüzde 11,8'i Sakarya'da, yüzde 3,9'u Aksaray'da ve yüzde 3,6'sı İzmir'de gerçekleşti.</p>
<p>Geçen yıl imalat sanayisinde fason üretilen ürünlerin toplam satış değerinin yüzde 32,3'ünü giyim eşyaları, yüzde 17,6'sını tekstil ürünleri ve yüzde 9,3'ünü fabrikasyon metal ürünleri imalatları oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2025te-uretimden-yapilan-sanayi-urunleri-satisi-24-trilyon-lirayi-asti-81965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre, üretimden yapılan sanayi ürünleri satışı 24 trilyon lirayı aşarken, bu dönemde 1,2 milyon otomobil, 8,3 milyon ev tipi buzdolabı ve dondurucu üretildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/2050lere-uzanan-buyuk-bir-vizyon-ve-kuresel-yatirim-firsatlarinin-odak-noktasi-eskisehir-osb-81952</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Eskişehir, küresel tedarik zincirinde stratejik bir merkez olmaya aday&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, kentin yüksek teknoloji ihracatında Türkiye ortalamasının çok üzerinde performans sergilediğini söyledi.</p>
<p>Küpeli, Eskişehir’in, havacılık, savunma sanayisi ve ileri teknoloji üretimindeki güçlü ekosistemiyle 2030 ve 2040’ların küresel tedarik zincirinde stratejik bir merkez olmaya aday olduğunu belirterek, yatırımcıları bölgenin büyüyen sanayi altyapısına ortak olmaya davet etti.</p>
<p>Türkiye’de sanayi tarihinde bir asrı aşan köklü geçmişi ile çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Türkiye'nin üretim yolculuğunda tarihi bir eşikteyiz. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) olarak bizler, sadece bugünün sanayi üretim altyapısını değil, Eskişehir’in 2040’ların 2050’lerin küresel sanayi vizyonunu bugünden şekillendiriyoruz. 34 milyon metrekarelik devasa büyüklüğümüzle Türkiye'nin en büyük ikinci OSB'si olarak, yüksek teknoloji ihracatındaki başarı vizyonuyla en önde gelen sanayi merkezi konumundayız. Bugün itibarıyla bünyemizde üretime geçen ve inşası devam eden 916 firmamızla, 53 bini aşan nitelikli istihdamımızla ülke ekonomisinin adeta atan kalbiyiz. Ancak asıl başarımız, sadece ulaştığımız bu devasa metrekarelerde değil, içini doldurduğumuz benzersiz ekosistemde yatıyor” dedi.</p>
<p><strong>Yüksek teknolojide Türkiye’nin açık ara lideri</strong></p>
<p>Eskişehir’in ileri teknoloji ürün ihracatındaki başarısına dikkat çeken Küpeli, “Ekonominin dili rakamlardır ve rakamlar bize Eskişehir'in farklı bir ligde olduğunu söylüyor. 2002-2024 yılları arasında Eskişehir'in yüksek teknoloji ürün ihracatının, toplam ihracatımız içindeki payı yüzde 33,1 seviyesinde gerçekleşti. Türkiye genelinde yüksek teknoloji ihracatının ortalama payının yüzde 3,9 olduğu bir tabloda, bu oran bizi tartışmasız Türkiye birincisi yapıyor. Yalnızca havacılık ve savunma sanayisinde gerçekleştirdiğimiz yıllık 500 milyon doları aşan ihracatımız ve 4,2 milyar dolarlık toplam sanayi ihracatımız, sahip olduğumuz teknolojik derinliğin ve küresel pazarlardaki rekabet gücümüzün en net kanıtıdır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Dünyadaki devlerin izinde: Toulouse, Seattle ve Eskişehir</strong></p>
<p>Eskişehir’de ana ve yan sanayinin kusursuz bir uyum içinde çalıştığını belirten Nadir Küpeli, şu açıklamalarda bulundu: “Dünyada bazı özel şehirler vardır; isimleri ülkelerinden önce, ürettikleri yüksek teknolojiyle anılır. Fransa'nın havacılık üssü Toulouse, ABD'nin havacılık ve ileri teknoloji başkenti Seattle veya Almanya'nın üst düzey mühendislik merkezi Münih küresel tedarik zinciri için ne ifade ediyorsa, Eskişehir de Türkiye için tam olarak odur. Bu küresel merkezlerin en büyük ortak özelliği, ana sanayi ile yan sanayinin kusursuz bir entegrasyon içinde çalıştığı "yüksek yetkinlik" de bir ekosisteme sahip olmalarıdır. Eskişehir OSB'de bizler, bu modeli yıllar içinde bir nakış gibi işledik. Dünyanın önde gelen global havacılık şirketlerine doğrudan kritik motor parçaları üreten, milli savunma projelerimizin en hayati bileşenlerini tasarlayan, raylı sistemler ve beyaz eşyada küresel pazarı domine eden firmalarımız, işte bu kusursuz ekosistemin doğrudan sonuçlarıdır.</p>
<p><strong>Yatırımcının en büyük güvencesi: Hazır ve nitelikli iş gücü</strong></p>
<p>Yüksek teknoloji alanında yatırım yapacak ulusal ve uluslararası şirketlerin en büyük endişesinin binaları inşa etmek değil, o tesislerdeki ileri teknoloji makineleri kullanacak nitelikli beyinleri ve teknisyenleri bulmak olduğunu vurgulayan Küpeli, Eskişehir OSB olarak bu hayati ihtiyacı doğrudan kendi içlerinde çözdüklerini dile getirdi. Nadir Küpeli, “Bölgemiz bünyesinde faaliyet gösteren, donanım ve imkanlar yönünden Türkiye’nin en iyi meslek lisesi olana “Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisemizle” her yıl 390 mezunumuzu sanayimize kazandırıyoruz. Bunun yanında MEGEM (Mesleki Eğitim ve Geliştirme Merkezi) ile sanayimizin "nitelikli insan kaynağı" ihtiyacını garanti altına alıyoruz. Yakın zamanda hayata geçirdiğimiz özel tasarımlı 2.000 metrekarelik yeni tesisimizde; CNC, plastik, kaynak, makine montaj, makine bakım, robotik sistemler ve CAD/CAM gibi doğrudan ileri teknoloji, robotik, cobot, plc ve endüstri 4.0 üretimine yönelik eğitim laboratuvarlarımızla, yatırımcımızın ihtiyaç duyduğu donanımlı personeli bizzat eğitiyoruz ve sanayimizde iş sahibi yapıyoruz. Eskişehir OSB'ye yatırım yapan hiçbir sanayici üretim bandını kurduğunda "Personeli nereden bulacağım?" dememesi için, nitelikli insan gücünü yetiştirmek için hem kendi kaynaklarımızdan hem de Kalkınma Ajansımızın kaynaklarından azami oranda yararlanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>2030 ve 2040’ların büyük kazananları arasında yer alın</strong></p>
<p>Eskişehir OSB’de son 7 yılda (2017-2024 arasında) 324 yatırımcıya 4 milyon metrekarelik (yaklaşık 560 futbol sahası büyüklüğünde) alan tahsis ettiklerini açıklayan Nadir Küpeli, “Her ne kadar son 2 yılda ekonomik şartlar nedeniyle yeni yatırımlarda bir yavaşlama olsa da, yatırım fırsatı arayan birçok firma kapımızı çalmaya devam ediyor. Eskişehir OSB olarak kısa vadede alanımızı 50 milyon metrekareye, istihdamımızı ise 2030'larda 75 bin kişiye ulaştırmayı hedefliyoruz. Açıkça ifade etmeliyim ki; Eskişehir OSB'yi son yıllarda çok sayıda savunma sanayi ve havacılık yan sanayii alanında üretim yapmayı planlayan firmalar tercih ediyorlar, biz kendilerine her zaman öncelik tanıyoruz. Çünkü Eskişehir’de bu alanda çok gelişmiş bir ekosistem var. Böyle bir ortamda üretim yapmak isteyen çok sayıda firmamız var. Ana ve yan sanayinin en güzel entegrasyonunu bugün Eskişehir OSB’de görebiliyorsunuz.  Bu bakımdan yeni yatırımlar için özellikle ileri teknoloji, savunma ve havacılık odaklı, bunun yanında raylı sistemler, beyaz eşya ve ilaç sektörlerinde fabrikasının temelini bugün atan ve Eskişehir OSB’ye katma değerli yatırımlar için gelen sanayicilerimiz, 2030 ve 2040’lı yıllarda yeniden şekillenen küresel tedarik zincirinin en büyük kazananları içinde yer alacaklar” dedi.</p>
<p>Eskişehir OSB’ye yapılan yeni yatırımların, sadece fiziki bir alan almak değil; önümüzdeki 20 yılın son derece yüksek kar marjlı, stratejik dünya pazarlarına şimdiden en ön sıradan yer ayırtmakla eşdeğer olduğunu belirten Nadir Küpeli, “Ekosistemimiz her geçen gün daha da katma değerli hale gelirken, teknoloji ve inovasyonu önceleyen yeni yatırımcılara kapımız her zaman açık. Geleceği öngörebilen, yüksek teknolojiyle dünya pazarlarına hükmetmek isteyen tüm vizyoner yatırımcıları, önümüzdeki 20 yılın sanayi devrimini Eskişehir OSB'nin devasa ekosisteminde birlikte inşa etmeye davet ediyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/2050lere-uzanan-buyuk-bir-vizyon-ve-kuresel-yatirim-firsatlarinin-odak-noktasi-eskisehir-osb-81952</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/2/1280x720/2050lere-uzanan-buyuk-bir-vizyon-ve-kuresel-yatirim-firsatlarinin-odak-noktasi-eskisehir-osb-1782456968.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, yüksek teknoloji ihracatında Türkiye ortalamasının çok üzerinde performans sergileyen Eskişehir’in, havacılık, savunma sanayisi ve ileri teknoloji üretimindeki güçlü ekosistemiyle küresel tedarik zincirinde stratejik bir merkez olmaya aday olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dunya-katilim-bankasindan-100-milyon-dolarlik-sukuk-ihraci-81949</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Katılım Bankası’ndan 100 milyon dolarlık sukuk ihracı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya Katılım Bankası'nın, uluslararası sermaye piyasalarında 100 milyon ABD doları tutarında Basel III kriterlerine uygun Additional Tier 1 (AT1) sukuk ihracı gerçekleştirdği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre banka, faaliyete geçmesinin üzerinden yaklaşık iki buçuk yıl gibi kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen yoğun bir yatırımcı ilgisiyle gerçekleştirdiği Tier 1 sukuk ihracını başarıyla tamamladı.</p>
<p>Açıklamada, "İhraca uluslararası yatırımcılardan gelen yoğun talep, Dünya Katılım Bankası’nın uluslararası sermaye piyasalarına güçlü bir giriş yapmasını sağlayarak bankaya duyulan güveni ortaya koydu." denildi.</p>
<p>Banka, geçtiğimiz günlerde uluslararası derecelendirme kuruluşu Fitch tarafından değerlendirilmiş ve kredi notu görünümü pozitif olarak teyit edilmişti.</p>
<p>Gerçekleştirilen sukuk işlemi ile bankanın, uluslararası yatırımcı tabanını genişletirken, uzun vadeli ve sürdürülebilir büyüme stratejisini destekleyecek güçlü bir sermaye kaynağı elde ettiği vurgulandı.</p>
<p>İlerleyen dönemlerde uluslararası sermaye piyasalarındaki etkinliğini artırmayı planlayan Dünya Katılım Bankası'nın, yatırımcı tabanını çeşitlendirmeyi ve katılım bankacılığı alanındaki öncü rolünü daha da güçlendirmeyi hedeflediği belirtildi.</p>
<p><strong>“Yoğun ilgi, uluslararası yatırımcıların bankamıza duyduğu güveni ortaya koyuyor”</strong></p>
<p>Sukuk ihracı konusunda değerlendirmelerde bulunan Dünya Katılım Bankası Genel Müdürü İkram Göktaş, “Faaliyete geçişimizin üçüncü yılında, 100 milyon ABD doları tutarındaki Basel III uyumlu Tier 1 sukuk ihracımızın başarıyla tamamlanması bizim için son derece gurur verici ve stratejik açıdan anlamlıdır. Bu işlem, kuruluşumuzdan bu yana sürdürdüğümüz güçlü büyüme ivmesinin ve disiplinli bilanço yönetimimizin somut bir göstergesidir. İhracımıza gelen yoğun ilgi, uluslararası yatırımcıların bankamıza ve iş modelimize duyduğu güveni açıkça ortaya koymaktadır. Aynı zamanda bu başarı, Türkiye katılım bankacılığı sektörünün uluslararası sermaye piyasalarındaki görünürlüğünün artmakta olduğunun da kuvvetli bir göstergesidir. Dünya Katılım Bankası olarak, önümüzdeki dönemde de yenilikçi finansman araçları ile büyümemizi sürdürmeyi, yatırımcılarımız için değer üretmeye ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dunya-katilim-bankasindan-100-milyon-dolarlik-sukuk-ihraci-81949</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Katılım Bankası, uluslararası sermaye piyasalarında 100 milyon dolarlık sukuk ihracı gerçekleştirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/fitil-ithalatina-damping-onlemi-uygulanmayacak-81963</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fitil ithalatına damping önlemi uygulanmayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Mevcut durumda "cam lifleri (cam yünü dahil) ve bunlardan eşya (iplik, fitil, dokunmuş mensucat gibi)" ürününün alt kategorisi olan "fitiller" ithalatında Mısır menşeli ürün için yüzde 9,58 ve yüzde 14,63, Bahreyn Krallığı menşeli ürün için yüzde 20 ve yüzde 23,61 oranında dampinge karşı önlem uygulanıyor.</p>
<p>Değişiklikle, rüzgar türbini kanadı üretiminde kullanılan cam elyaftan dokunmuş mensucatta yararlanılan fitiller için söz konusu önlem uygulanmayacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/fitil-ithalatina-damping-onlemi-uygulanmayacak-81963</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/9/1280x720/res-ruzgar-1770366787.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, rüzgar türbini kanadı üretiminde kullanılan fitillerin ithalatında dampinge karşı önlem uygulanmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guristen-huawei-ile-yenilenebilir-enerji-alaninda-is-birligi-81960</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GÜRİŞ&#039;ten Huawei ile yenilenebilir enerji alanında iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve altyapı alanlarında faaliyet gösteren GÜRİŞ'in dijital enerji teknolojileri şirketi Huawei ile yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarını desteklemek amacıyla iş birliği anlaşması imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Almanya'nın Münih şehrinde düzenlenen Intersolar Europe Fuarı kapsamında imzalanan anlaşma kapsamında, başta enerji depolama projeleri olmak üzere yaklaşık 1 gigavatlık kapasiteye ulaşılması hedefleniyor.</p>
<p>GÜRİŞ'ten yapılan açıklamaya göre, taraflar, sürdürülebilir enerji dönüşümünü hızlandıracak yenilikçi teknolojilerin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için ortak çalışmalar yürütecek.</p>
<p>Açıklamada, Huawei'nin dijital enerji alanındaki küresel teknoloji birikimi ile GÜRİŞ'in mühendislik ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki deneyiminin bir araya getirileceği belirtilerek, iş birliğinin enerji depolama alanında yeni projelerin hayata geçirilmesine katkı sunmasının beklendiği belirtildi.</p>
<p>İş birliği, ayrıca, bölgenin enerji güvenliği, karbon azaltımı ve temiz enerji hedeflerine katkı sağlamayı amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/guristen-huawei-ile-yenilenebilir-enerji-alaninda-is-birligi-81960</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/guris-1779348616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GÜRİŞ ile Huawei arasında yenilenebilir enerji ve enerji depolama yatırımlarını desteklemek amacıyla iş birliği anlaşması imzalandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozel-eosb-mtalde-355-ogrenci-mezun-oldu-81979</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel EOSB MTAL&#039;de 355 öğrenci mezun oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin (EOSB) örnek eğitim projesi olan ve kısa sürede Türkiye genelinde adından söz ettiren Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2025-2026 eğitim öğretim yılı mezuniyet törenini büyük bir coşkuyla gerçekleştirdi.</p>
<p>2019 yılında kurulan ve elde ettiği başarılarla öğrenci ile velilerin gözdesi haline gelen Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 355 öğrencisini düzenlenen görkemli bir törenle mezun etti. Öğrencilerin yeni hayatlarına adım attığı mezuniyet töreninde, sevinç, gurur ve duygusal anlar bir arada yaşandı.</p>
<p>Yaşam Park’taki Eskişehir OSB Çok Amaçlı Kongre ve Toplantı Salonunda düzenlenen törene Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler, Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, AK Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Birliği Başkan Vekili Akın Yüksel, Eskişehir OSB Başkan Vekili ve Okul Kurucu Temsilcisi Metin Saraç, Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Üyeleri Yavuz Ayva Mustafa Gönenli, Eskişehir OSB Denetim Kurulu Üyesi Hamit Alper Çelebi, Okul Müdürü Bülent Seğmen, müdür yardımcıları, okul idarecileri, veliler, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende açılış konuşmasını yapan Okul Müdürü Bülent Seğmen, dört yıllık emek sürecinin sonunda öğrencilerin bilgi ve deneyimle donatılarak hayata hazır hale geldiğini vurgulayarak, mezunlara başarı dileklerinde bulundu.</p>
<p><strong>Küpeli: "Dört yılda 1076 mezun verdik"</strong></p>
<p>Törende konuşan Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli, Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin Eskişehir sanayisinin nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak amacıyla büyük bir vizyonla hayata geçirildiğini belirterek, okulun kısa sürede elde ettiği başarılarla Türkiye’ye örnek bir eğitim modeli haline geldiğini söyledi. Küpeli, 2019 yılında temelleri atılan okulun bugün dördüncü mezunlarını verdiğini ifade ederek, “Bu yıl 355 öğrencimizi daha mezun etmenin gururunu yaşıyoruz. Böylece dört yılda toplam 1076 mezun sayısına ulaşmış olduk. Mezunlarımızın büyük bölümü sanayimizde istihdam edilerek üretime katkı sunuyor. Bu tablo, okulumuzun ne kadar doğru ve güçlü bir proje olduğunun en önemli göstergesidir” dedi.</p>
<p><strong>"Ülkenin geleceğinde önemli roller üstleneceksiniz"</strong></p>
<p>Öğrencilere seslenen Küpeli, mezuniyetin bir son değil yeni bir başlangıç olduğunu vurgulayarak, gençlere hayat boyu öğrenmeye devam etmeleri tavsiyesinde bulundu. Bilimin, teknolojinin ve üretimin önemine dikkat çeken Küpeli, gençlerin ülkenin geleceğinde önemli roller üstleneceğine inandığını belirtti. Konuşmasında öğretmenlere ve velilere de teşekkür eden Küpeli, “Evlatlarımızın yetişmesinde büyük emek veren öğretmenlerimize, okul yöneticilerimize ve her zaman yanlarında olan ailelerine şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca okulumuzun kuruluşundan bugüne kadar büyük özveriyle görev yapan Okul Kurucu Temsilcimiz ve Eskişehir OSB Başkan Vekilimiz Sayın Metin Saraç’a, okul müdürümüze, idarecilerimize ve tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Onların gayretleri sayesinde okulumuz bugün mesleki eğitim alanında örnek gösterilen bir kurum haline gelmiştir” diye konuştu. Küpeli, konuşmasının sonunda mezun olan öğrencileri tebrik ederek, “Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Sizlerin başarılarıyla hem Eskişehir’in hem de ülkemizin geleceğinin daha güçlü olacağına yürekten inanıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Saraç: "Sanayinin geleceğini yetiştiriyoruz"</strong></p>
<p>Eskişehir OSB Başkan Vekili ve Okul Kurucu Temsilcisi Metin Saraç ise yaptığı konuşmada, Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin kuruluşundan bugüne kadar geçen süreçte elde edilen başarıların kendileri için büyük bir gurur kaynağı olduğunu söyledi. Mesleki eğitimin ülkenin kalkınmasındaki kritik rolüne dikkat çeken Saraç, okulun yalnızca öğrencileri mezun eden bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağını yetiştiren önemli bir merkez haline geldiğini belirtti. Öğrencilerin dört yıl boyunca hem akademik hem de mesleki anlamda donanımlı bireyler olarak yetiştirildiğini ifade eden Saraç, mezunların önemli bir bölümünün daha okuldan ayrılmadan iş hayatına adım attığını vurguladı. Mezun öğrencilere seslenen Saraç, “Bugün elde ettiğiniz diploma, uzun ve başarılı bir yolculuğun ilk adımıdır. Kendinize güvenin, öğrenmekten vazgeçmeyin ve her zaman çalışkan olun. Sizler ülkemizin üretim gücünü daha ileriye taşıyacak gençlersiniz. Bizler sizlerle gurur duyuyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ozel-eosb-mtalde-355-ogrenci-mezun-oldu-81979</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/9/1280x720/ozel-eosb-mtalde-355-ogrenci-mezun-oldu-1782475700.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi tarafından kurulan Özel EOSB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, 2025-2026 eğitim öğretim yılında 355 öğrencisini mezun etti. Dördüncü mezunlarını veren okul, kuruluşundan bu yana toplam 1076 mezunla sanayinin nitelikli iş gücü ihtiyacına katkı sağlamayı sürdürdü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/elektronik-raf-etiketi-uygulamasi-tuketiciye-zam-tuzagina-donusebilir-81940</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Elektronik raf etiketi uygulaması tüketiciye zam tuzağına dönüşebilir&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Türkiye genelindeki zincir marketlerde kâğıt etiketlerin yerini, merkezden yönetilen elektronik raf etiketleri almaya başladı. Büyük zincir marketlerin, geleneksel kâğıt fiyat etiketlerini kaldırarak merkeze bağlı çalışan Elektronik Raf Etiketi (ESL) sistemine geçmesi, tüketici cephesinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Yapay zekâ destekli dijital etiket uygulamasının tüketici açısından ciddi riskler barındırabileceğine dikkat çeken Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, bu alanda Ticaret Bakanlığı tarafından mutlaka bağlayıcı bir düzenleme yapılması gerektiğini söyledi. Konuya ilişkin EKONOMİ gazetesine değerlendirmelerde bulunan Ağaoğlu, Elektronik Raf Etiketi uygulamasının kamuoyuna “çevrecilik, kâğıt israfını önleme ve operasyonel kolaylık” gerekçeleriyle sunulduğunu ancak denetimsiz bırakılması halinde etiket oyunlarına ve zam tuzaklarına zemin hazırlayabileceğini vurguladı.</p>
<h2>“Kasa fiyatı ile raf fiyatı farklı olabilir” </h2>
<p>Dijital etiket sisteminde fiyatların merkezden tek tuşla anlık olarak değiştirilebildiğine işaret eden Ağaoğlu, şu ifadeleri kullandı: “Market içinde alışveriş yapan bir tüketici kasaya geldiğinde farklı bir fiyatla karşılaşabilir. Fiyat düşmüşse sorun yok; ancak artmışsa bu durum Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 54. maddesine aykırıdır. Bu maddeye göre tüketici lehine olan fiyat uygulanmalıdır.”</p>
<h2>“Anlık zam ve denetimden kaçış riski” </h2>
<p>Dijital etiketlerde fiyat değişiklik tarihinin tüketici tarafından takip edilmesinin zor olduğuna dikkat çeken Ağaoğlu, şu uyarıda bulundu: “Online sistemle kasaya ‘100 lira’ talimatı gidiyor. Tüketici rafta 80 lirayı görmüş olabilir; ancak kasaya geldiğinde etiket çoktan 100 liraya dönmüş oluyor. Önceki fiyatı kanıtlamak neredeyse imkânsız, çünkü saat bilgisi zorunlu değil, aynı gün içinde yapılan değişikliklerde tarih de değişmiyor.”</p>
<p>Bu nedenle fiyat değişikliklerinin mağazalar kapalıyken yapılması gerektiğini vurgulayan Ağaoğlu, indirim duyurularına da dikkat çekti: “Eğer bir indirim ilanı verildiyse ister mağaza içinde, ister mağaza dışında, ister sosyal mecralarda o indirimin bitiş tarihinden önce fiyat artırılamaz. Bu, satıcıyı bağlayan bir vaattir” dedi.</p>
<p>Ağaoğlu, şöyle devam etti; “Talep artışı ya da stok durumuna göre fiyatların uzaktan ve anlık olarak değiştirilmesi, hem tüketicinin korunması hem de fahiş fiyat ve etiket denetimleri açısından ciddi riskler barındırıyor. Denetim anında fiyatların uzaktan değiştirilmesi, kontrolleri işlevsiz kılabilir.”</p>
<p>Dijital etiketlerde bulunması gereken zorunlu bilgilerin de altını çizen Ağaoğlu, “İndirimli ürünlerde indirimden önceki fiyat da aynı puntoyla yazılmalıdır. Ayrıca birim fiyat zorunluluğu vardır. 600 gramlık bir ürün satılıyorsa kilogram fiyatı, 30’lu yumurta satılıyorsa adet fiyatı tüketicinin açıkça görebileceği şekilde yer almalıdır” dedi.</p>
<h2>“Menşe bilgisi tüketicinin hakkı” </h2>
<p>Ürünlerin menşe bilgisinin de hayati önemde olduğunu vurgulayan Ağaoğlu, tüketicinin ürünün yerli mi ithal mi olduğunu bilme hakkı bulunduğunu ifade ederek, “Ceviz Kanada’dan mı geldi, ABD’den mi ithal, yoksa yerli üretim mi? Menşe bilgisi etiket üzerinde açıkça yer almalıdır” dedi. Sebze ve meyve reyonlarında kullanılan hal kayıt künyelerinin dijital etiketlerle değiştirilmesini olumlu değerlendiren Ağaoğlu, “Sebze-meyve ürünlerinde sirkülasyon hızlıdır. Hal kayıt künyesinin rafta bulunması zorunludur. Dijital etiket bu açıdan denetimi kolaylaştırabilir.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Kara kutu sistemi zorunlu hale getirilmeli"</span></h2>
<p>Dijital etiketlerin market çalışanlarının iş yükünü azalttığını kaydeden TÜKONFED Başkanı Aydın Ağaoğlu, ancak tüm bu avantajlara rağmen temel risklerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirtti. Geçmişte kasa–etiket farklarının çalışanlara yansıtılmasının da ciddi bir sorun olduğunu hatırlatan ve bu sistemin market çalışanları için olumlu yanlarının olduğunu kaydeden Ağaoğlu, çözüm önerisini şu sözlerle dile getirdi: “Elektronik raf etiketlerinde, fiyat değişimlerini kayıt altına alan ve sonradan müdahale edilemeyen bir ‘kara kutu’ sistemi zorunlu hale getirilmeli. Fiyat ne zaman, hangi gerekçeyle ve kaç kez değiştirilmiş, geriye dönük olarak görülebilmeli. Aksi halde tüketici güveni zedelenir.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/elektronik-raf-etiketi-uygulamasi-tuketiciye-zam-tuzagina-donusebilir-81940</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/enflasyon-market-alisveris-gida.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜKONFED Başkanı Aydın Ağaoğlu, zincir marketlerde başlatılan elektronik raf etiketi uygulamasının, tüketici hakları açısından riskler barındırdığını belirterek merkezden anlık değiştirilebilen elektronik raf etiketlerinin denetimsiz kullanımına karşı uyarılarda bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yillik-ucretli-izin-uygulamasinda-dikkat-edilmesi-gerekenler-81936</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıllık ücretli izin uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Dinlenme hakkı”</strong>, Anayasa ile güvence altına alınmış temel sosyal haklardan biridir.</p>
<p>Bu çerçevede, anayasal güvenceye sahip dinlenme hakkından feragat edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Nitekim, yasal zorunluluğun yanı sıra;</p>
<p>- Çalışanları yorgunluk ve onun beraberinde getireceği dikkatsizlik sonucu uğrayabilecekleri iş kazalarından korumak,</p>
<p>- İşçinin bedensel ve ruhsal olarak iyiliğinin devamını sağlamak,</p>
<p>- İş tatminini artırmak,</p>
<p>- İşçinin sosyal yaşama katılımını sağlamak,</p>
<p>- İş veriminin azalmasına engel olmak,</p>
<p>- İşin kalitesinin düşmesini önlemek gibi gerekçelerle, işçinin yıllık ücretli izin, hafta tatili ve genel tatil hakları ile günlük çalışma süresi içindeki ara dinlenmelerini fiilen ve eksiksiz biçimde kullanabilmesi çalışma hukukunun temel ilkeleri bakımından önem taşımaktadır.</p>
<p>İşyerlerinde yıllık izin kullanım taleplerinin yoğunlaştığı bugünlerde yıllık ücretli izin uygulamasına ilişkin temel hukuki esasların değerlendirilmesi önem arz etmektedir.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli izin hakkının doğumu ve hizmet süresinin hesabı</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin hakkı, işçinin işyerinde çalışmaya başladığı tarihten itibaren bir yıllık hizmet süresini tamamlamasıyla doğar. Deneme süresi de bu bir yıllık sürenin hesabında dikkate alınır.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> 12.06.2025 tarihinde iki aylık deneme süresi ile işe başlayan işçinin yıllık ücretli izne hak kazanma tarihi 13.06.2026 olacaktır.</p>
<p>Bununla birlikte, işçinin aynı işverene ait farklı işyerlerinde ardı ardına veya değişik tarihlerde çalışmış olması hâlinde, yıllık ücretli izne hak kazanmak için aranan bir yıllık hizmet süresinin hesabında bu işyerlerinde geçen hizmet sürelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> önce A işverenine ait X işyerinde 4 ay, sonra da yine A işverenine ait Y işyerinde 8 ay çalışılmış ise, her iki hizmet süresi toplanarak bir yıllık çalışma koşulu sağlanmış olacağından, Y işyerindeki 8 aylık çalışma sonunda yıllık izne hak kazanılmış olacaktır.</p>
<p><strong><em>Alt işveren işçilerinde yıllık izin hak ediş süresinin belirlenmesi</em></strong></p>
<p>Alt işveren işçilerinden, alt işverenin değişmesine rağmen aynı işyerinde çalışmaya devam edenlerin yıllık ücretli izin süreleri, aynı işyerinde geçen toplam çalışma süreleri esas alınarak hesaplanır.</p>
<p>Bu kapsamda asıl işveren, alt işveren tarafından çalıştırılan işçilerin hak kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin kullanılıp kullanılmadığını denetlemek ve ilgili yıl içinde kullandırılmasını sağlamakla; alt işveren ise tutmakla yükümlü olduğu izin kayıt belgesinin bir örneğini asıl işverene sunmakla yükümlüdür.</p>
<p><strong><em>Hizmet süresine göre kanuni yıllık izin süreleri</em></strong></p>
<p>İşçilere verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresine göre;</p>
<ul>
<li>Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dâhil) olanlara <strong>14</strong> günden,</li>
<li>Beş yıldan fazla, on beş yıldan az olanlara <strong>20</strong> günden,</li>
<li>On beş yıl (dâhil) ve daha fazla olanlara <strong>26</strong> günden az olamaz.</li>
</ul>
<p>Yer altı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin süreleri dörder gün artırılarak uygulanır.</p>
<p>Yıllık izin süreleri, iş sözleşmeleri veya toplu iş sözleşmeleri ile artırılabilir.</p>
<p><strong><em>Yaş gruplarına bağlı asgari yıllık izin süreleri</em></strong></p>
<p>18 yaşında veya daha küçük ya da 50 yaşında veya daha büyük işçilerin yıllık ücretli izin süresinin <strong>en az 20 gün olması</strong> gerekmektedir.</p>
<p>Bunun anlamı; örneğin 16 yaşındaki bir işçi, hizmet süresi beş yıldan az dahi olsa, 19 yaşına gelinceye kadar, her yıl için yıllık izinlerini 14 gün olarak değil 20 gün üzerinden kullanacaktır.</p>
<p><strong><em>Ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günlerinin izin süresine etkisi</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin günlerinin hesabında, izin süresine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri yıllık izin süresinden sayılmadığından, bu günlerin izin süresine ilave edilmesi gerekir.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> 14 günlük izin süresi içinde 2 hafta tatili günü, 1 gün de genel tatil varsa, işçi toplam 17 gün izin kullanacaktır.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli iznin bölünmesi ve kesintisiz kullanım ilkesi</em></strong></p>
<p>Kural olarak yıllık ücretli iznin işveren tarafından bölünmeden ve kesintisiz şekilde kullandırılması esastır. Bununla birlikte, işçi ve işverenin anlaşması hâlinde, <strong>bir bölümü on günden az olmamak üzere</strong> yıllık izin bölümler hâlinde kullandırılabilir.</p>
<p><strong>Örneğin;</strong> 20 gün yıllık ücretli izin hakkı olan bir işçi, yıllık ücretli iznini 10 gün + 5 gün + 1 gün + 1 gün + 1 gün + 1 gün + 1 gün şeklinde yedi bölüm hâlinde kullanabilecektir.</p>
<p><strong><em>Yıllık iznin işyerinden farklı bir yerde kullanılması ve ücretsiz yol izni</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecek olanlara, talepte bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri (bilet, rezervasyon, fatura vb.) şartıyla, yolda geçecek süreleri karşılamak üzere toplam <strong>dört güne kadar</strong> <strong>ücretsiz yol izni</strong> verilmesi zorunludur.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli izin hakkından feragat ve ücret karşılığı kullanım yasağı</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin hakkı, anayasal temeli bulunan ve işçinin dinlenmesini amaçlayan vazgeçilmez nitelikte bir haktır; bu nedenle fiilen kullandırılması esastır.</p>
<p>Bu nedenle, işçi ve işverenin karşılıklı mutabakatı bulunsa dahi yıllık ücretli izin hakkından feragat edilmesi veya iznin kullandırılması yerine ücretinin ödenmesi hukuken mümkün değildir.</p>
<p>Kullanılmayan yıllık izin sürelerine ilişkin ücretin ödenmesi ancak iş sözleşmesinin sona ermesi hâlinde ve işçinin hak kazanıp kullanmadığı izin süreleri bakımından mümkündür.</p>
<p><strong><em>İzin süresinde ücret karşılığı çalışma yasağı</em></strong></p>
<p>İşçinin yıllık ücretli izin süresi içinde başka bir işyerinde ücretle çalışması yasaktır.</p>
<p>İşçinin izin süresi içinde ücret karşılığında başka bir işte çalıştığının anlaşılması hâlinde, bu izin süresi için kendisine ödenen ücret işvereni tarafından geri alınabilir.</p>
<p><strong><em>Yıllık izin zamanının belirlenmesi ve işverenin yönetim yetkisi</em></strong></p>
<p>İşçi, yıllık ücretli iznini dilediği tarihte tek taraflı olarak kullanamaz. Hak kazanılan yıllık ücretli iznin kullanılmak istendiği tarih, en az bir ay önceden işverene yazılı olarak bildirilmelidir.</p>
<p>İşveren, söz konusu talebi izin kuruluna; izin kurulu oluşturulması zorunlu olmayan işyerlerinde ise işçi temsilcisi ile işveren temsilcisine ileterek izin talebine ilişkin değerlendirme yapılmasını sağlar.</p>
<p>İzin zamanı belirlenirken işyerindeki işin niteliği ve gerekleri, aynı tarihe ilişkin diğer izin talepleri ile işçinin önceki yıl izin kullandığı dönemler dikkate alınır.</p>
<p><strong><em>Toplu izin uygulamasının kapsamı ve sınırları</em></strong></p>
<p>İşveren, işyerinde çalışan işçilerin tümünün ya da bir kısmının yıllık izinlerini <strong>nisan ayı başı ile ekim ayı sonu arasındaki bir tarihte</strong> toplu olarak kullanmalarına karar verebilir.</p>
<p>Böyle bir uygulamada belirli sayıda işçi; işyerinin korunması, araç, gereç ve makinelerin bakımı gibi işlerle ilgilenmek üzere toplu izin uygulaması dışında tutulabilir.</p>
<p>Toplu izin uygulamasına karar verilmesi hâlinde, henüz yıllık ücretli izne hak kazanmamış işçiler de avans izin verilerek bu uygulama kapsamına dâhil edilebilir.</p>
<p><strong><em>İzin kurulunun oluşturulması ve kurumsal yapısı</em></strong></p>
<p>İşyerinde 100’den fazla işçi çalışması hâlinde kanunen bir izin kurulunun oluşturulması zorunludur. İzin kurulu; işveren veya işveren vekilini temsilen bir, işçileri temsilen iki kişi olmak üzere toplam üç kişiden oluşur.</p>
<p>İzin kurulu üyesi olacak işçiler ve yedekleri, varsa işyeri sendika temsilcisi tarafından; yoksa işyerinde çalışan işçiler tarafından seçilir. İzin kuruluna işveren temsilcisi olan üye başkanlık eder. İzin kurulu üyeleri iki yılda bir yeniden seçilir.</p>
<p><strong><em>İzin kurulunun görevleri ve yıllık izin çizelgesinin hazırlanması</em></strong></p>
<p>İşçiler, yıllık izinlerini hangi tarihlerde kullanmak istediklerine ilişkin taleplerini izin kuruluna iletir. İzin kurulu, başkanın çağrısı üzerine toplanarak bu talepleri; işyerindeki işçi sayısı, işçilerin kıdemleri ve işlerin aksamaması gerekliliği ile birlikte değerlendirir ve buna göre bir <strong>izin çizelgesi</strong> düzenler.</p>
<p>Bu çizelgede, her bir işçinin hangi tarihler arasında yıllık izin kullanacağı gösterilir. İşverence onaylanan yıllık izin çizelgeleri işyerinde ilan edilir. İzin kurulu ayrıca işçilerin yıllık izinlere ilişkin talep ve şikâyetlerini işverene iletir ve yıllık izinlerin amacına uygun ve verimli şekilde kullanılabilmesi için çalışmalar yapabilir; bu kapsamda kamp, gezi ve benzeri organizasyonlar düzenleyebilir.</p>
<p><strong><em>Yıllık ücretli izin döneminde sosyal sigorta primleri</em></strong></p>
<p>Yıllık ücretli izin kullanılan sürelerde, kısa vadeli sigorta kolları primleri de dâhil olmak üzere tüm sosyal sigorta primlerinin ödenmesine devam edilir.</p>
<p><strong><em>Yıllık izin kayıtlarının tutulması ve işverenin belgelendirme yükümlülüğü</em></strong></p>
<p>İşverenlerin, işyerinde çalışan tüm işçilerin yıllık ücretli izin kullanımını gösteren kayıtları tutma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kayıtlar <strong>yıllık izin defteri</strong> şeklinde düzenlenebileceği gibi <strong>kartoteks</strong> sistemiyle de tutulabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yillik-ucretli-izin-uygulamasinda-dikkat-edilmesi-gerekenler-81936</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıllık ücretli izin uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-endeks-degisikliklerini-nasil-yapiyor-81935</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya endeks değişikliklerini nasıl yapıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'daki son endeks değişiklikleri ister istemez başka bir soruyu gündeme getirdi: Dünyanın büyük borsaları bu işi nasıl yapıyor?</p>
<p>İlk bakışta cevap basit görünüyor. Dolaşımdaki hisselerinin toplam piyasa değeri ve işlem hacmi yüksek olan şirketler yukarı çıkıyor, diğerleri aşağı iniyor. Ancak işin içine dev endeks fonları girince tablo değişiyor. Çünkü bir şirketin endekse girmesi ya da çıkması artık sadece sembolik bir karar değil. Bu fonlar endeks değişikliklerini birebir uyguluyor. Girene para akıyor, çıkandan para çıkıyor.</p>
<p>Dünyada ise uygulama biraz farklı. ABD’de S&amp;P 500’de en az bunlar kadar önemli bir başka kriter de var. Endekse girmek için büyüklük yetmiyor; şirketin son çeyrekte ve son dört çeyrek toplamında kâr açıklaması gerekiyor. Yani geçici fiyat hareketi değil, sürdürülebilir performans aranıyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e02f4c2c3c-1782448884.png" alt="" width="436" height="243" />
<figcaption><strong>ABD’de S&amp;P 500’de en az serbest dolaşımdaki hisselerin piyasa değeri ve işlem hacmi kadar önemli bir başka kriter de var</strong></figcaption>
</figure>
<p>Almanya'nın DAX endeksinde likidite, kurumsal yönetim ve kamuyu aydınlatma yükümlülükleri öne çıkıyor. İngiltere'deki FTSE endekslerinde serbest dolaşımdaki pay oranı önemli bir kriter. Japonya'daki Nikkei 225 ise büyüklüğün yanında sektör dengesine de bakıyor. Teknoloji, sanayi, finans ve hizmetler arasında ekonomiyi yansıtan bir dağılım gözetiliyor.</p>
<p>Kanada ve Avustralya'da da likidite testleri oldukça sıkı. Çünkü büyük fonlar hisse almak istediğinde karşılarında gerçek bir piyasa görmek istiyor. Birkaç günlük yüksek hacim ya da sınırlı işlemlerle oluşan fiyat hareketleri yeterli kabul edilmiyor.</p>
<p>Aslında temel soru şu: Her yüksek hacim gerçek likiditeyi, her hızlı yükseliş gerçek değeri mi gösteriyor? Türkiye'de de zaman zaman bazı hisselerin fiyatı ve işlem hacmi şirketlerin ekonomik büyüklüğünün önüne geçebiliyor (!). İşte bu nedenle gelişmiş piyasalarda yalnızca formüllere değil, rakamların anlattığı hikâyeye de bakılıyor.</p>
<p>En dikkat çekici ortak nokta ise şu: Büyük borsalarda son sözü sadece matematik söylemiyor. Uzmanlardan oluşan endeks komiteleri, ortaya çıkan tablonun piyasayı gerçekten temsil edip etmediğini de değerlendiriyor.</p>
<p>Borsa İstanbul'un da objektif kriterleri var. Ancak dünya örnekleri gösteriyor ki güçlü endeksler sadece kurallarla değil, temsil kabiliyetiyle güven kazanıyor. Çünkü vitrine çıkan şirketler, aslında Borsa’nın yatırımcıya verdiği mesaj. Peki bu mesajı doğru mu veriyoruz?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-endeks-degisikliklerini-nasil-yapiyor-81935</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya endeks değişikliklerini nasıl yapıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biz-gecmise-bakarken-gecmis-de-bize-bakar-81934</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biz geçmişe bakarken geçmiş de bize bakar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekonomi bir bilim değildir, disiplindir. Felsefenin alt kolu olan etiğin bir alt koludur. Adam Smith’in bir etik profesörü olması tesadüf değildir. Bu nedenle ekonomi olaylara açıklamacı değil anlamacı yaklaşır. Örneğin kütleçekimi gibi “evrensel” yasaları “açıklamaya” çalışmaz. Tam tersi küresel finans krizi veya internet devrimi gibi “tekil” olayları “anlamaya” çalışır. Dolayısıyla iyi bir ekonomist olmanın püf noktalarından biri de karşılaştığın olayların “tekil” olduğunun farkında olmaktır. Ekonomist çoğunlukla tarihçilik yapar ve bunun her zaman farkında olmayabilir. Sadece bir ay önce gerçekleşen enflasyon rakamını yorumlarken bile ekonomistin kullanması gereken yöntem, tarih yöntemidir.</p>
<p><strong>18. yüzyılın Amerikası, </strong><strong>bugüne ışık tutuyor</strong></p>
<p>Yöntembilime ilişkin bu kısa, yoğun ama gerekli girişten sonra buyurun bugün biraz ekonomi tarihçiliği yapalım. 18. yüzyıl Amerika’sına bir uğrayalım. Orada uygulanan para politikasına bakalım. Bu süreç bugünü anlamaya yardım edecek çünkü.</p>
<p>1700’lü yılların başındayız. İngiltere (Büyük Britanya) vatandaşları Amerika kıtasına göç edip, doğu sahilinde 13 tane koloni kurmuş. Dikkat lütfen. Bunlar sömürge değil, koloni. Doğrudan İngiliz toprağı.</p>
<p>İngiltere o dönemde normalde sömürgelerinden zorla ucuza hammadde alıp, pahalıya mamul mal satıyordu. İngiliz hukuk alanına dahil olan Amerika’da ise aynı sonuca ulaşmak için biraz farklı bir yol izledi. O yıllarda hem İngiltere’de hem de Amerika’da aynı para birimi kullanılıyordu. Yani İngiliz sterlini. Sterlinin arzını kontrol eden İngiliz hükümetleri, Amerika’ya ekonominin sağlıklı bir şekilde işlemesi için gerekli olan miktardan çok daha az para yolladı. Bunun sonucu olarak Amerika’daki sterlin İngiltere’deki sterlinden çok daha değerli hale geldi. İngiltere’de örneğin 1 kilo yün alabilen aynı sterlin, Amerika’da 1,3 kilo yün alabiliyordu. Hatta 1704’de Kraliçe Anne çıkardığı bir fermanla Amerika’daki sterlinlerin daha değerli olacağını resmi olarak teyid etti.</p>
<p>Sonuçta Amerikalılar aşırı değerli bir para birimine sahip olmanın dezavantajlarını yaşamaya başladılar. Rekabet güçleri düştü. Ticaret ve gelir azaldı. Mallarını İngilizlere ucuza satıp, onlardan pahalıya almak zorunda kaldılar. İflaslar arttı. Fiyatlar gerilemesine rağmen korkunç bir hayat pahalılığı baş gösterdi, çünkü para değerli ve kıttı. O yüzden Amerika pahalı bir yer haline geldi. Vergi oranları aynı kalmasına rağmen, vergi yükü ciddi ve hissedilebilir ölçüde arttı.</p>
<p>Vergiden kaçmak ve ticaret yapabilmek için barter başladı, hatta bazı eyaletler kendi paralarını basmayı bile denedi. Bu paralar iyi yönetilemediği için bu defa enflasyona neden oldu ve kabul görmemeye başladılar. İngiltere 1751 ve 1764’de çıkardığı The Currency Acts ile kolonilerin para basmasını yasakladı. Zaten bu paralara talep göstermemiş olan Amerikalılar bütün zararlarına karşın değerli sterlini kullanmaya devam etmek zorunda kaldı.</p>
<p>İngiltere’nin uyguladığı bu para politikasının sonucu olarak Amerika’daki sterlinlerin faizi, İngiltere’deki sterlinlerin faizinden 2-2,5 kat daha yüksek seyretti. Yani Londra’dan Amerika’ya borç vermek çok karlı bir iş haline geldi. O dönemin carry trade işlemi olarak da düşünebilirsiniz.</p>
<p><strong>Çıkarmamız gereken dersler var</strong></p>
<p>Bu olaydan çıkarmamız gereken bir dizi ders var. Madem 200 yıl geriye gidip bu süreci incelemekle uğraştık, derslerimizi de kaçırmadan not edelim.</p>
<p><strong>Değerli para enflasyon değil ama hayat pahalılığı yaratır:</strong> Para biriminiz diğer paralar (dolar, avro) karşısında değerliyse geliriniz diğer dövizler bazında artar evet ama unutmayın harcamalarınızı da o değerli parayla yaptığınız için giderleriniz de döviz bazında artar.</p>
<p><strong>Paranın değerlenmesi yanında enflasyon da varsa: </strong>Değerli paranın yarattığı hayat pahalılığının yanı sıra enflasyon da varsa, yani paranız dövize karşı değer kazanırken, mallara karşı değer kaybediyorsa, hayat pahalılığı daha da ağırlaşır. Bu çok zorlayıcı bir kombinasyondur.</p>
<p><strong>Carry trade çok cazip hale gelir:</strong> Parası değerli olan bir ülkeye yurtdışından borç veriyorsanız <strong><em><u>hem faizi hem de paranın değerli olduğu kısmı</u></em></strong> kazanırsınız. Şöyle düşünün lütfen: Amerikalı bir yatırımcı Türkiye’ye portföy yatırımı yaparsa, Türk vatandaşları gibi aynı faizi kazanır. Fakat Türkler kazandıkları parayı değerli TL olarak harcamak zorunda iken, Amerikalı yatırımcı kazancını ülkesinde dolar olarak harcama imkanına sahiptir. Böylece TL’nin dolar karşısındaki reel değer kazancı kadar ek bir faiz almış gibi olur.  </p>
<p>Son ders: Değerli paranın faizi de yüksek olmak, yüksek kalmak zorundadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biz-gecmise-bakarken-gecmis-de-bize-bakar-81934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Biz geçmişe bakarken geçmiş de bize bakar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-ve-avrupanin-yeni-vatandaslik-tanimi-made-in-europe-81933</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31 ve Avrupa’nın yeni vatandaşlık tanımı Made in Europe</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta Kuzeybatı Avrupa’da görülmemiş bir sıcak hava dalgası yaşandı. Ben de Brüksel’deydim. Aslında 35 derece bizim için aşırı sıcak sayılmaz, ama altyapı bu sıcağa göre olmayınca çekilmiyor. Neredeyse hiçbir yerde klima yok. Eskiden buralar serin diye klima taktırmıyorlar sanırdım. “Artık iklim değişti, klima taktırmayı düşünmüyor musunuz?” diye sorunca, “Enerji tüketimini azaltarak çevreyi koruyoruz” cevabını aldım.</p>
<p>Brüksel’den önce de Londra’daydım. Burada, COP Başkanı Sayın Murat Kurum ve TOBB Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun katılımlarıyla kasım ayında Antalya’da yapılacak COP31 zirvesinin iş dünyası ayağının açılışı yapıldı. TOBB, 2015’teki G-20 zirvesinde yaptığı gibi bu önemli uluslararası organizasyonda da iş dünyası ile resmî müzakereciler arasındaki iletişimi düzenleyecek. Antalya’daki zirvede, aynı G-20’de olduğu gibi, iş dünyası zirvesi liderler zirvesiyle aynı gün yapılacak. Bu arada, 2015 yılındaki G20’de iki zirvenin aynı günde yapılmasını o zamandan beri başka hiçbir ülke tekrar edemedi. COP toplantıları bugüne kadar resmî müzakerecilerin ve orada olmaktan başka bir işi olmayan aktivistlerin elindeydi. Türkiye iş dünyası ve resmî müzakereciler arasındaki iletişime önem vererek işin ciddiyetini artırıyor. Ama maalesef, klimaları kapatarak iklim değişikliğinin önüne geçmek mümkün değil.</p>
<p><strong>AB, yeni bir “ekonomik </strong><strong>vatandaşlık tanımı” yapıyor</strong></p>
<p>Londra’daki yuvarlak masa toplantısında küresel iş dünyası liderleriyle, iklim değişikliğiyle mücadele sürecinde iş dünyasının karşı karşıya kaldığı riskleri tartıştık. En önemli risklerden biri, Avrupa Birliği’nin (AB) iklim politikası adı altında sınırda karbon vergisinden ürün yerelleştirmesine kadar pek çok korumacı politika icat etmesi. AB, çevre, teknoloji ve güvenlik söylemleri üzerinden yeni bir “ekonomik vatandaşlık tanımı” yapıyor. Made in Europe ise bunun son halkası. Türkiye açısından da bu önemli bir risk.</p>
<p>Avrupalı siyasetçiler Çin’in yükselişi, enerji krizi ve Başkan Donald Trump’ın ABD’yi değiştirmesi karşısında panikte. Çareyi teknoloji egemenliği, çevreyi koruma ve enerji bağımsızlığı gibi büyük kavramları siyasileştirmekte buldular. Ancak bu kavramların içini doldurmaya gelince, siyaset yetersiz kalıyor. Örneğin, geçen hafta açıklanan teknoloji egemenliği paketini yazanlar konudan o kadar bihaber ki, Avrupa’nın en gelişmiş teknoloji şirketi, dünyadaki tüm çip üreticilerinin kullanmak zorunda olduğu litografi makinelerinin tekel üreticisi Hollandalı ASML, “bu paket çıkarsa biz batarız!” diye açıklama yaptı.</p>
<p>Anlayacağınız, Avrupalı bürokratlar sürekli yeni regülasyonlar üreterek bu süreci yönetmeye çalışıyor. Ancak Avrupa’nın mevcut saadetini sürdürebilmesi için, mevcut refahı kullanarak keyif sürmek yerine, çalışan ve dinamik bir topluma kavuşması gerekiyor. Fakat Avrupa siyaseti, içinde bulunduğu krize çözüm üretmek yerine göçmen düşmanlığından beslenen bir popülizm sarmalı içinde sıkışmış durumda. Made in Europe, stratejik bir hamle gibi bile görünse de aslında çalışan nüfusu azalan, mevcut nüfusu da tembelleşen Avrupa için oldukça popülist bir hamle.</p>
<p>Bu sene İngiltere’de, seneye de Fransa’da yapılacak seçimleri kuvvetle muhtemel aşırı sağ partiler kazanacak. Hemen belirtelim, Fransız aşırı sağcı lider Marine Le Pen, klimaların açık tutulmasından yana! Almanya’da daha seçimlere üç sene var ve Alman politikası nispeten istikrarlı bir yola oturmuş durumda. Avrupa Birliği’nin geleceği açısından en önemli seçimler tabii ki Fransa’dakiler olacak. Made in Europe tartışmalarında da belirleyici ülke Fransa. Fransızlar şu anda Avrupalı ürün tanımının, ürünün gümrükte kullanılan menşeiyle sınırlı kalmayıp fikri hakların sahipliğinden ihracat kısıtlamalarından bağışıklığa kadar uzanmasını istiyor. Almanlar mesela sadece kamu ihale kriterlerinde mütekabiliyet ile yakın ülkeleri kabul etmeye razı, ama görünen o ki müzakerelerde Almanya pasif davranacak ve Fransa’nın suyuna gidecek. Hoş, Türkiye bu kamu ihalelerine dair Dünya Ticaret Örgütü anlaşmasını henüz imzalamış değil.</p>
<p>Made in Europe hakkında birçok belirsizlik var. Mesela, çevreye dair korumacı düzenlemelerle Made in Europe’un kesişiminde ne olacak? Diyelim ki elektrikli araç Türkiye’de üretilince Avrupa malı olarak kabul gördü, peki üretimde kullanılan çeliğin karbon emisyonu yüksekse ne olacak? Şirket filoları veya askeri araçlar farklı menşe kurallarına tâbi olabilir mi? Bu gibi detaylara dayalı olarak hangi ürünlerin içeride ya da dışarıda kalacağını belirleyecek teknik düzenleme yetkileri Komisyon’a verilecek mi yoksa verilmeyecek mi? Öyleyse Parlamento ve Konsey daha detaylı bir kanun hazırlamak isterse, uzlaşma 2027’ye sarkabilir.</p>
<p><a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-europe-bir-virgulle-disarida-kalabiliriz-76165" target="_blank" rel="noopener">3 Nisan 2026 günü yazdığım gibi</a>, Made in Europe konusundaki müzakerelerde bir virgül farklı yere konulursa otomotiv yan sanayi, rüzgâr türbini gibi kritik sanayilerimiz Avrupa pazarının dışında kalabilir. Sonbaharın ortasına kadar Avrupa Parlamentosu, Komisyon ve Konsey arasında müzakereler yapılacak. Şanssızlığımıza bakın ki Avrupa Parlamentosu’ndaki iki raportör de Fransız. Ancak Parlamento en azından vekilleri etkilemenin mümkün olduğu bir mecra. Konsey’deki kararlar ise tamamen kapalı kapılar ardında alınıyor. Hal böyle olunca, Made in Europe ile ilgili esas önemli pazarlıklar Brüksel’de değil de Paris ve Berlin’de yapılacak gibi duruyor.</p>
<p><strong>Şirketlerimiz elini cebine </strong><strong>atmaya hazır değil </strong></p>
<p>Avrupa siyaseti içinde bulunduğu çıkmazı aşmak için artık sadece kimin değil, hangi ürünün de Avrupalı olduğunun sınırını yeniden çizerken biz ne yapıyoruz? Maalesef pek bir şey yapamıyoruz! Oysa belirsizliğin ilk olumsuz etkisini BYD yatırımının iptal edilmesiyle gördük. Acilen, Türkiye’den tek bir kişinin bile adının geçmeyeceği, Türkiye’nin Made in Europe içinde kalmasının Avrupa’ya ne kadar menfaat sağlayacağını Alman otomotiv üreticilerinin, İspanyol rüzgâr türbini üreticilerinin, tüketici örgütlerinin ve sendikaların anlatacağı bir gerilla kampanya yapmalıyız. Mesela biri çıkıp demeli ki bu rüzgâr türbini fabrikalarını Türkiye’de değil Danimarka’da kurarsanız, işçi olarak daha çok göçmen getirmeniz gerekecek.</p>
<p>Ne yazık ki böyle bir kampanyayı örgütleyecek kapasitemiz yok. Şirketlerimiz elini cebine atmaya hazır değil. Bu bize mahsus bir durum değil, bir Akdenizli alışkanlığı. Geçenlerde Politico, Avrupa’da en çok lobi harcaması yapan şirketlerin hangi ülkelerden olduğunu açıkladı. Birinci sırada Almanya var. Onu ABD, Fransa ve İngiltere izliyor. Avrupa’nın üçüncü ve dördüncü büyük ekonomileri İtalya ve İspanya ise 10. ve 11. sırada. Biz Akdenizlilerin en sevdiği şey, gezdiğimiz yerlerde eş dostla fotoğraf çekip LinkedIn’e koymak. Oysa marifet karda yürüyüp izini bırakmadan karar alıcıların fikrini değiştirebilmektir. Yeni dönemde Avrupa pazarına erişim fabrikalarda değil, müzakere masalarında, gazete köşe yazılarında ve otel lobilerinde kazanılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31-ve-avrupanin-yeni-vatandaslik-tanimi-made-in-europe-81933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31 ve Avrupa’nın yeni vatandaşlık tanımı Made in Europe ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altin-almali-mi-satmali-mi-81932</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın: Almalı mı, satmalı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde kaydedilen ilerleme sonrasında Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden hızlanması, Brent petrol fiyatını savaş dönemindeki zirve seviyelerinden yaklaşık 70 dolar seviyesine kadar geri çekti. Enerji fiyatlarındaki düşüş, Fed'in ilave faiz artırımı ihtiyacını azaltabilecek önemli bir gelişme olarak öne çıktı.</strong></p>
<p>Altın fiyatlarının 6.000 dolara kadar yükselebileceği beklentileriyle başladığımız 2026 yılının ilk yarısında tam tersi bir tabloyla karşılaştık. Altın, sert değer kayıpları yaşayarak 4.000 dolar seviyelerine kadar geriledi.</p>
<p>Bugün altın yatırımcısının önünde önemli bir soru var: Mevcut zararını sınırlamak için satış mı yapmalı, yoksa bu seviyeler yeni bir yükseliş trendi için alım fırsatı mı sunuyor? Bu sorunun cevabı, altın fiyatlarını aşağı ve yukarı yönlü etkileyen temel dinamiklerde saklı.</p>
<p><strong>Altın neden sert düştü?</strong></p>
<p>Öncelikle altının temel özelliğini hatırlamakta fayda var. Altın, faiz veya temettü gibi düzenli bir getiri sağlamaz. Yatırımcısına yalnızca fiyat artışı yoluyla kazanç sunar. Bu nedenle faiz oranlarının yükseldiği dönemlerde altın cazibesini kaybetmeye başlar.</p>
<p>ABD'nin İran'a yönelik saldırıları, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatması ve petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş küresel enflasyon beklentilerini bozdu. Artan enflasyon ise merkez bankalarını yeniden faiz artırımı ihtimaliyle karşı karşıya bıraktı. Nitekim bu süreçte hem Avrupa Merkez Bankası hem de Japonya Merkez Bankası faiz artırımlarına gitti.</p>
<p>Faiz oranlarının yükselmesi, yatırımcısına düzenli gelir sağlamayan altını elde tutmanın fırsat maliyetini artırdı. Bunun sonucunda altın fiyatlarında sert bir geri çekilme yaşandı.</p>
<p><strong>Kurumsal yatırımcılar altından çıktı</strong></p>
<p>Fiyatlardaki düşüşü hızlandıran en önemli unsur ise büyük yatırım fonlarının pozisyon değişikliği oldu. Kurumsal yatırımcılar, büyük merkez bankalarından yeni faiz artışlarının geleceği beklentisiyle altın pozisyonlarını azaltarak faiz getirisi sunan finansal ürünlere yöneldi. Bu güçlü satış dalgası altındaki düşüşü daha da hızlandırdı.</p>
<p>Buna ek olarak, Türkiye başta olmak üzere bazı merkez bankalarının yerel para birimlerini desteklemek amacıyla altın rezervlerinin bir bölümünü satmaları da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu.</p>
<p><strong>Kritik belirleyici, Fed olacak</strong></p>
<p>Bundan sonraki süreçte en önemli belirleyici ise ABD Merkez Bankası (Fed) olacak. Fed'in yakından takip ettiği çekirdek enflasyon göstergesi, beklentilere paralel, mayıs ayında aylık yüzde 0,3 arttı. Normal şartlarda bu veri, Fed'in faiz artırımı ihtimalini güçlendiren ve altın açısından olumsuz değerlendirilebilecek bir gelişmeydi. Ancak aynı dönemde petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüş bu tabloyu değiştirdi.</p>
<p>ABD ile İran arasında yürütülen barış görüşmelerinde kaydedilen ilerleme sonrasında Hürmüz Boğazı'ndan petrol akışının yeniden hızlanması, Brent petrol fiyatını savaş dönemindeki zirve seviyelerinden yaklaşık 70 dolar seviyesine kadar geri çekti. Enerji fiyatlarındaki düşüş, Fed'in ilave faiz artırımı ihtiyacını azaltabilecek önemli bir gelişme olarak öne çıktı.</p>
<p><strong>Petrol fiyatları nasıl seyredecek?</strong></p>
<p>Piyasaların yakından izlediği temel konu ise ABD-İran barış görüşmeleri, Hürmüz Boğazı’nın kaderi ve petrol arzı. Bu görüşmelerde gündeme gelen önemli bir konu, ABD’nin 1979 sonrasında ilk defa İran’a yönelik uyguladığı yaptırımları kaldıracak olması. Böyle bir adım küresel petrol arzını artırabilir ve enerji fiyatlarını daha da aşağı çekebilir. Petrol fiyatlarındaki kalıcı düşüş ise enflasyon baskısını azaltarak Fed'in faiz artırımı ihtiyacını büyük ölçüde ortadan kaldırabilir.</p>
<p>Bu senaryo, altın fiyatlarındaki düşüşün durması ve yeniden toparlanması açısından önemli bir destek unsuru olabilir. Başkan Trump'ın yaklaşan yerel seçimler öncesinde en önemli ekonomik hedeflerinden birinin petrol fiyatlarını düşük tutmak olması, bu unsuru destekliyor.</p>
<p>Ancak bölgedeki jeopolitik riskler hâlâ yüksek. İran ile Batı arasındaki sorunların onlarca yıldır çözülememiş olması ve İsrail'in bölgedeki önceliklerinin zaman zaman ABD'den farklılaşması, kalıcı bir uzlaşının önünde önemli engeller oluşturuyor.</p>
<p><strong>Son söz</strong></p>
<p>Özetle, önümüzdeki aylarda altının yönünü belirleyecek en önemli unsur jeopolitik gelişmeler olacak.</p>
<p>Fed'in faiz politikası, petrol fiyatlarının seyri, ABD-İran ilişkilerinin alacağı yön ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, altın piyasasında belirsizlik devam edecek görünüyor. Bu nedenle yatırımcıların yalnızca fiyat hareketlerine değil, küresel jeopolitik gelişmelere ve merkez bankalarının vereceği mesajlara da en az altın fiyatları kadar dikkat etmeleri gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altin-almali-mi-satmali-mi-81932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/2/1280x720/kapali-carsida-altin-krizi-1759940747.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın: Almalı mı, satmalı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspan-wall-streetin-adami-81931</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alan Greenspan: Wall Street’in adamı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Greenspan göreve geldikten sonra serbest piyasacı görüşlerini fiiliyata geçirdi. Kendi ifadesiyle “bankaların hissedarlarının çıkarlarını korumak için riskleri kontrol altında tutacaklarına ve piyasa mekanizmasının aşırılıkları düzelteceğine” inandı.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz gün 1987-2006 yılları arasında ABD Merkez Bankası’nın (Fed) Başkanlığını yapan Alan Greenspan 100 yaşında vefat etti. Herhalde tarihin yazdığı en şişirilmiş merkez bankacısıydı. Hatta, bir dönem kendisine “Maestro” lakabı verilmiş ve hakkında aynı isimde zamanında bankacı ve finansçılar arasında pek popüler olan bir kitap yazılmıştı.</p>
<p>Greenspan bir başka ünlü Fed Başkanı Paul Volcker’ın yerine seçildi. Volcker 70’li yılların petrol şokları sonrasında ABD’de %15’leri geçen enflasyona karşı faizleri aşırı yükselterek ekonomiyi kısa süren bir resesyon sonrasında tekrar düze çıkarmıştı. Ancak Volcker aynı zamanda finans sisteminin aşırı güçlenerek ekonominin bir “rantiye kapitalizmi”ne dönmesine de şiddetle karşıydı. Bankaların karmaşık finansal ürünlerden ve piyasalardan uzak durması gerektiğini savunuyor ve Glass-Steagall Yasası'nın (ticari bankacılık ile yatırım bankacılığını ayıran yasa) korunmasını istiyordu.</p>
<p>Bu noktada, tabii ki bu yasadan hiç haz etmeyen Wall Street bankacıları devreye girdi. Kendilerine uygun kafa yapısında “serbest piyasacı” bir başkan istiyorlardı. Böylece, 3. dönem seçilmesi kesin gibi gözüken Volcker’ın yerine bu işler için uygun biri bulundu: Alan Greenspan. Kendisi gençlik yıllarında Ayn Rand gibi ultra-liberal görüşlere sahip birinin yanında yetişmiş bir şahsiyetti. (Rand’ın objektivizm olarak adlandırdığı kişisel çıkarcılığın üstünlüğüne dayanan sözde felsefesinin kapitalizmin kendi kendini düzelttiği ve devletin piyasaları kendi işleyişine bırakması gerektiği şeklinde dogmaları vardı. Greenspan de 60’lı yıllarda Rand’ın yayın organında bu görüşleri destekler makaleler yazıyordu.</p>
<p>Greenspan göreve geldikten sonra bu serbest piyasacı görüşlerini fiiliyata geçirdi. Kendi ifadesiyle “bankaların hissedarlarının çıkarlarını korumak için riskleri kontrol altında tutacaklarına ve piyasa mekanizmasının aşırılıkları düzelteceğine” inandı. Türev piyasalarının aşırı şekilde büyümesine ve çeşitlenmesine (MBS’ler, CDS’ler, tezgah üstü türevler vs.) seyirci kaldı. Bu piyasaların ve enstrumanların denetlenmesi konusunda bir hassasiyet göstermedi. “Too Big To Fail" probleminin büyümesine ve finansal sektörün giderek daha büyük ve daha bağlantılı hale gelmesine göz yumdu. Bu yaklaşımlar 2008 Büyük Resesyonu’nun oluşumunda önemli rol oynadı.</p>
<p>Denilebilir ki, bu şekilde davranarak Greenspan kendisinin de inandığı Rand’ın liberal felsefesini uyguluyordu. Ama, asıl çelişki ve son tahlilde Wall Street’in adamı olduğunu kanıtlayan nokta finans şirketlerinin ve bankaların çıkarları söz konusu olduğunda Rand’ın felsefesine 180 derece ters, son derece müdaheleci politikalar uygulamaktan kaçınmamasıydı. Bunun ilk örneklerinden birini 1999’da batan LTCM adındaki fonun bizzat Greenspan tarafından kurtarılmasında gördük.</p>
<p>Benzer bir şekilde, para politikası yönetimi de son derece müdaheleci ve piyasa yanlısıydı. Ne zaman piyasalarda bir sıkışma olduysa, hemen faiz indirimleri devreye sokuluyor ve likidite muslukları açılıyordu. (Hatta piyasalar bu duruma “Greenspan Put” adını vermişlerdi.) Ancak, bu yaklaşım da 2008 krizini hazırlayan bir başka etmendi. Piyasa oyuncuları “piyasalarda ve/veya finansal kurumlarda bir sıkışma olursa nasıl olsa Greenspan devreye girer ve durumu kurtarır” beklentisiyle hareket etmeye başladı. Bu da ahlaki tehlike (moral hazard) riskini artırarak piyasaların pervasızca hareket etmesine ve kaldıraçların daha da artmasına sebep oldu.</p>
<p><strong>Fed siyasetten bağımsız olsa da </strong><strong>Wall Street’ten bağımsız olamıyor</strong></p>
<p>Greenspan aynı zamanda “merkez bankası bağımsızlığını savunan” ve bunu sadece ABD için değil, tüm Batı ülkelerine yaymaya çalışan bir misyon da yüklendi. “Merkez bankaları, dolayısıyla da para politikaları bağımsız olmalı mı, atanmışlar seçilmişlerin üstünde olabilir mi, fiiliyatta MB’ler ne kadar bağımsız olabilirler”, tüm bunlar detaylıca irdelenmesi gereken ve kolay cevabı olmayan sorular. Ancak, Greenspan’in 20 senelik başkanlığında şunu gördük ki Fed siyasetten bağımsız olsa da Wall Street’ten bağımsız olamıyor!</p>
<p>Alan Greenspan’in denetimsizlik ve Wall Street yanlı politikaları, finans sektörünü topluma faydası olmayan, tamamen spekülatif ve yıkıcı bir yapıya sürükledi, yaratılan varlık balonlarıyla gelir dağılımı iyice bozuldu. Bir dönem piyasaların sorunsuz çalışmasını sağlayan vazgeçilemez bir otorite olarak görülen Greenspan hakkındaki bu algı da görevi bıraktıktan kısa süre sonra 2008 krizinin patlamasıyla yıkıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspan-wall-streetin-adami-81931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Alan Greenspan: Wall Street’in adamı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspane-veda-81930</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alan Greenspan’e veda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Geleneksel merkez bankacılığına göre düşen işsizlik, ücret ve tüketim baskısıyla enflasyon riskini artırır; bu da faiz artışı gerektirir. Ancak Greenspan, görev döneminde bu yaklaşımın dışına çıkarak işsizlik düşerken borçlanma maliyetlerini düşük tutmayı tercih etti.</strong></p>
<p>Efsanevi Fed başkanlarından Alan Greenspan (6 Mart 1926 – 22 Haziran 2026), bu hafta pazartesi günü 100 yaşında hayatını kaybetti. Bu haftaki köşemi hem kendisini daha yakından tanıtmak hem de genç nesillere ilham olması adına Alan Greenspan’e ayırmak istedim.</p>
<p><strong>Maestro lakaplı (orkestra şefi) Alan Greenspan için sanırım herkesin üzerinde uzlaşacağı nokta, Fed’in en çok ses getiren ve en çok tartışılan başkanlarından biri olması. </strong></p>
<p>Alan Greenspan, 1987’den 2006’ya kadar görev yapan ve ABD ekonomisinin tarihindeki en uzun genişleme dönemine taşıyan, “ekonomi bilgesi” olarak sıkça övülen Fed’in 13. Başkanı. <strong>Bir başka efsane Başkan Paul A. Volcker’ın (1979-1987) da halefi. </strong></p>
<p><strong>Gazeteci Bob Woodward, 2000 yılında kaleme aldığı; Maestro: Greenspan’in Fed’i ve Amerikan Ekonomik Patlaması (Maestro Greenspan’s Fed and the American Boom) başlıklı kitapta ona “maestro” yakıştırmasını yapınca, bu lakapla anılmaya başlandı. </strong></p>
<p>Greenspan, ekonomi alanındaki lisans, yüksek lisans ve doktora derecelerinin tamamını New York Üniversitesi’nden (NYU) aldı. Doktora derecesini almadan önce, 1950’lerin başında Columbia Üniversitesi’nde, daha sonra Fed Yönetim Kurulu Başkanı olacak (1970-1978) Arthur Burns’ün gözetiminde ekonomi eğitimi aldı. <strong>1974-1977 yılları arasında Başkan Gerald Ford döneminde Başkanlık Ekonomik Danışmanlar Konseyi’nin başkanlığını, 1981-1983 yılları arasında ise Sosyal Güvenlik Reformu Ulusal Komisyonu’nun başkanlığını üstlendi. Ayrıca, Başkan Ronald Reagan’ın Ekonomi Politikası Danışma Kurulu’nda üye olarak yer aldı ve Kongre Bütçe Ofisi’ne danışmanlık yaptı. Fed Başkanlığı boyunca kendisini Fed Başkanlığına taşıyan Ronald Reagan ve sonrasında George H.W. Bush (Baba Bush), Bill Clinton ve George W. Bush (Oğul Bush) ile çalıştı. </strong></p>
<p><strong>Resmi verilerin ötesine bakarak </strong><strong>bir anomaliye odaklandı</strong></p>
<p>Greenspan, yaklaşık 20 yıla yaklaşan görev süresi boyunca son derece çalkantılı bir ortamda ekonomiyi yönetti. Görev süresi içerisinde neredeyse başına gelmedik kalmadı. 1987 yılındaki borsa çöküşünü, 1990-92 ve 2001-02 yıllarındaki göreceli hafif resesyonları, 2000 yılındaki dot-com balonunu ve ardından gelen çöküşü, 11 Eylül 2001 terör saldırılarının ekonomik etkilerini, hızla büyüyen federal bütçe açığını ve artan tüketici borçlarını yönetmek durumunda kaldı.  <strong>Görev süresi boyunca, iki ABD resesyonu, 1997 Asya finansal krizi ve 11 Eylül 2001 terör saldırıları dahil olmak üzere, büyük ekonomik etkileri olan çeşitli olaylar sırasında Fed’e liderlik etti.</strong> Bütün bunlar yaşanırken, döneminin belirgin özelliklerinden biri, 1990’ların kayda değer ekonomik canlanmasıydı.</p>
<p>Greenspan, geçmişe dönük ve genel toplam niteliğindeki resmi verilerin ötesine bakarak bir anomaliye odaklandı. Şirketlerin kâr marjları ya sabit kalıyordu ya da artıyordu. Elektronik ürün fiyatları hızla düşüyordu. Buna rağmen standart enflasyon göstergeleri herhangi bir yukarı yönlü baskı işaret etmiyordu. Greenspan; şirketlerin 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında bilgi teknolojileri (BT), mikroişlemciler, fiber optik ve tedarik zinciri yönetimi alanlarında yaptıkları devasa sermaye yatırımlarının nihayet meyvelerini vermeye başladığı hipotezini öne sürdü ve şu hususları tespit etti.</p>
<p><strong>1-</strong> Resmi devlet istatistikleri, özellikle hizmet ve teknoloji sektörlerindeki verimlilik artışlarını olduğundan daha düşük gösteriyordu.</p>
<p><strong>2-</strong> Ekonomi yapısal bir değişim geçiriyordu. İşgücü verimliliği artış hızı, durgun bir seyir izleyen yüzde 1,5’lik (1970–1995 ortalaması) seviyeden, on yılın ikinci yarısında yüzde 2,5 ila yüzde 3’ün üzerine (1999’da yüzde 4’ün üzerine çıkarak zirve yapacak şekilde) iki katına çıkıyordu.</p>
<p><strong>Buradaki temel tezi ise şuydu: Daha yüksek verimlilik, çalışanların saat başına daha fazla üretim gerçekleştirmesi anlamına geliyordu. Bu durum, işletmeleri fiyat artışına zorlamadan ücretlerin yükselmesine olanak tanıyor ve böylece düşük işsizlik ile istikrarlı enflasyon arasındaki kısa vadeli ödünleşim ilişkisini fiilen ortadan kaldırıyordu.</strong></p>
<p>Bu konuyu ‘Yapay zekâ balon mu, yoksa gerçekten verimlilik artışı mı sağlıyor?’ tartışmaları konusunda çokça geçmişe referans vererek irdelediğimizi belirtmekte fayda var.</p>
<p>Geleneksel merkez bankacılığında; işsizlik düştüğünde, bu durum işgücü piyasasının sıkılaştığı anlamına gelir; daha fazla insan iş bulur, ücretler üzerinde yukarı yönlü bir baskı oluşur ve tüketici harcamaları genellikle güçlü seyreder. Merkez bankaları için bu, ekonominin genişlediğine dair bir işarettir ve bu durum, bankaların temel odağını fiyat istikrarını korumaya (enflasyonu kontrol altına almaya) kaydırmalarına neden olur. <strong>Greenspan’ın görev süresinin büyük bir kısmı, düşen işsizlik oranlarıyla geçti. Ancak Greenspan bu geleneğin dışına çıktı ve borçlanma maliyetlerini düşük tuttu. </strong></p>
<p>Fed yönetim kurulunda Greenspan ile birlikte görev yapan Alan Blinder daha sonra o günleri anlatırken; <strong><em>“İşsizlik oranı giderek, durmaksızın düşerken ve buna rağmen herhangi bir enflasyon görülmezken, o sadece izleyip beklemeyi tercih etti.”</em></strong> diye tanımlıyor.</p>
<p><strong>Faiz oranlarını sürekli düşük tutmasının sonra kendisine en çok yöneltilen eleştirilerden biri olduğunu da hatırlatalım. </strong></p>
<p><strong>Greenspan’i öne çıkaran farklı unsurlar</strong></p>
<p>Bu temel yaklaşım değişikliği yanında Greenspan’i öne çıkaran birçok farklı unsurun varlığını da belirtmekte fayda var.</p>
<p>Greenspan, göreve başlamasından sadece birkaç ay sonra gerçekleşen <strong>1987 “Kara Pazartesi”</strong> borsa çöküşünün hemen ardından küresel finans piyasalarını istikrara kavuşturmadaki rolüyle büyük takdir toplamıştı. Görevi resmen onaylandıktan iki ay sonra ve çöküşün hemen ardından Greenspan, Fed’in “<strong>ekonomik ve finansal sistemi desteklemek amacıyla bir likidite kaynağı olarak hizmet etmeye hazır olduğunu teyit ettiğini”</strong> ifade etti. Federal Rezerv, bu duyurunun ardından daha sonra “Greenspan Put”u (Greenspan Opsiyonu / Güvencesi/ Satım Opsiyonu) olarak anılacak olan para politikası adımlarını hayata geçirdi.</p>
<p><strong>Greenspan Put; Fed’in, borsada sert düşüşler yaşandığında agresif bir şekilde faiz oranlarını düşürme veya piyasaya likidite enjekte etme eğilimini ifade eden bir piyasa terimi. Bu uygulama, merkez bankasının yatırımcıları piyasadaki büyük kayıplara karşı koruyacağına dair güvence vererek, bir sigorta poliçesi veya geleneksel bir finansal “satım opsiyonu” (put option) işlevi görüyordu.</strong></p>
<p><strong>Bir diğer önemli değişikliği Fed’in iletişiminde gerçekleştirdi.</strong> İletişim dilini kasıtlı olarak muğlak tuttu. Finans piyasalarını hareketlendirebilecek herhangi bir şey söylemekten kaçınmak için cümle yapısını kasıtlı olarak karmaşıklaştırdığını daha sonra kendisi itiraf etti zaten. <strong>Bu muğlak ve adeta bir kâhin edası taşıyan iletişim tarzı “Fedspeak” (Fed Dili) olarak adlandırıldı ve yıllar boyunca merkez bankacılarının iletişim biçimine yön verdi.</strong> Şimdi yeni Başkan Warsh ile bu muğlaklığa geri dönüşü görüyoruz.</p>
<p><strong>Greenspan’e yönelik eleştiriler</strong></p>
<p>Yaklaşık 20 yıl görevde kalınca birçok eleştirinin gelmesi çok doğal.</p>
<p><strong>Greenspan’i eleştirenler, serbest piyasaya duyduğu derin ideolojik bağlılığın, onun sistemik riskleri görmesini engellediğini savunuyorlar. </strong>Greenspan varlık balonlarından kaynaklanan tehlikeyi göz ardı etti. Bu tutumu, onu düşük enflasyon, hızla yükselen borsa ve sürekli artan konut fiyatları sayesinde kazanç sağlayan varlıklı kesim nezdinde popüler kıldı; ancak bu popülerlik, piyasada coşku sona erince sönümlendi.</p>
<p>Bir diğer eleştiri ise; spekülasyon ve kredi verme arasındaki sınırın giderek belirsizleştiği bir dönemde bile Greenspan’in, bankaların ve sigorta şirketlerinin oluşturup ellerinde tuttukları (ki bu ürünlerin karmaşıklığı ve şeffaf olmayışı 2008’de küresel finans sistemine paniğin yayılmasında rol oynayacaktı) yeni türev araçlara yönelik sıkı denetimlerden kaçınılması konusunda Kongre’ye ve düzenleyici kurumlara telkinde bulunduğu için getirilen eleştiridir.</p>
<p><strong>Hakkında yazılacak şeyler, bu alanın kelime sınırını fazlasıyla aşacak kadar uzun. Ben kendimce önemli gördüklerimi elimden geldiğince sizlere aktarmak istedim. </strong></p>
<p><strong>Bu dünyadan, iyisiyle kötüsüyle, bir Alan Greenspan geçti. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/alan-greenspane-veda-81930</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/0/1280x720/alan-greenspan-1782448366.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Alan Greenspan’e veda ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odalarda-isiksizim-sanayide-oksijensizim-81929</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Odalarda ışıksızım, sanayide oksijensizim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bundan 30 yıl önce sanayinin ekonomideki ağırlığı %30’a koşuyordu. Şimdi ise %15’e doğru geriliyor. Oysa sanayi olmadan ne savunma ne ihracat ne de sürdürülebilir kalkınma olmaz.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN:</strong> Üretmeden kaynak yaratmak için Merkez’in doludizgin banknot basması, <strong>filigranlı kâğıt</strong> gerektirir. Orta Vadeli Program’ın <strong>ekonomiyi yanlış yerden soğutmasıyla</strong> enflasyonu çözemediğimiz gibi üretimden de olduk. Sistemin döviz ihtiyacını ancak <strong>sanayi üretimiyle karşıladığımız</strong> bir gerçek.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ: </strong>Bizim dövize ihtiyacımız var. <strong>Döviz basamıyoruz</strong> zira kalpazanlar buna yeltendiğinde, 6’ncı Filo gelir tepene çöker. Ancak bizim <strong>2 döviz banknot matbaamız</strong> var. Biri turizm, öteki ihracat… Hele ki ihracat, sanayi üretimiyle yürüyorsa, <strong>sanayisizleştirme yerine</strong>, sanayiciyi el üstünde tutmak gerekir.</p>
<p><strong>“CİDDİ BİR ŞEKİLDE OKSİJENSİZ KALDIK”</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM:</strong> Nasıl ki <strong>banknot matbaası filigranlı kâğıt olmadan</strong> para basamıyorsa, <strong>ihracat makinemiz sanayi</strong> de <strong>ancak hayatta tutulduğunda döviz üretebilir</strong>. Hele ki “<strong>ciddi şekilde oksijensiz kaldık</strong>” diye feryat ediyorsa… Finansa erişimini zorlaştırdığımız gibi <strong>oksijen hortumuna basıp soluğunu kesiyoruz</strong>.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM:</strong> İstanbul Sanayi Odası Başkanı <strong>Erdal Bahçıvan</strong>, soluksuz kalan sanayimiz için hayati uyarılarına devam ediyor: “<em>Sanayicilerimiz için <strong>çok özel bir kredi paketine</strong> ivedilikle ihtiyaç duyuyoruz. Bu konuda gerekli adımların vakit kaybetmeden atılmasını <strong>tüm sanayicilerimiz adına</strong> talep ediyoruz.</em>”</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Sanayisizleşmeye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Tehlikeye kim dikkat çekiyor?</em></strong></p>
<p>Kayahan; “<em>odalarda ışıksız kaldım</em>” diyordu şarkısında… İSO Başkanı da <strong>360 oda içinde cesurca haykırıyor</strong>; odalarda nefessiz kaldıklarını… <strong>Oksijen solumayan sanayi, nasıl değer üretebilir ki</strong>…</p>
<p><strong><em>Sanayi sektörü neden gerekli?</em></strong></p>
<p><strong>Şeyh Edebali;</strong> “<em>İnsanı yaşat ki devlet yaşasın</em>” diyordu. <strong>Erdal Bahçıvan</strong> da “Sanayiyi yaşat ki <strong>üretim sürsün</strong>, ihracat gelişsin, <strong>savunma sanayisi büyüsün</strong>, OSB’ler soluk alsın” diyor. <strong>Duyulmuyor mu</strong>?</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>SANAYİYE SAHİP ÇIKMAK TÜRKİYE’YE SAHİP ÇIKMAKTIR</strong></p>
<p><strong>Bahçıvan</strong>’dan: “<em>Türkiye’nin sürdürülebilir <strong>büyümesi</strong>, kalıcı <strong>refahı</strong>, nitelikli <strong>istihdamı</strong> ve küresel <strong>rekabet gücü</strong> ancak <strong>güçlü bir sanayi yapısıyla</strong> mümkündür. <strong>Üretimin zayıfladığı</strong>, yatırımların ertelendiği, <strong>teknolojik dönüşümün yavaşladığı</strong> ekonomide <strong>sağlıklı</strong> ve <strong>dengeli</strong> bir kalkınmadan söz edemeyiz</em>.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>SANAYİ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>İmalat sanayisi:</strong> Endüstrimizin bel kemiği, ihracatımızın dayandığı üretim kabiliyetimiz</p>
<p><strong>Savunma sanayisi:</strong> 3 tarafı deniz, 4 tarafı sorunla çevrili bu coğrafyada var olma savaşımız</p>
<p><strong>Sanayi teşvikleri:</strong> Hak edene ve değer üretmeye verilmesi gereken ama zombilere giden…</p>
<p><strong>Yapısal reform:</strong> Kamudan beklenen ama sanayicinin de yapması gereken verimlilik reformları</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/odalarda-isiksizim-sanayide-oksijensizim-81929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/isci-calisan-fabrika-1782452964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Odalarda ışıksızım, sanayide oksijensizim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81926</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 26 Haziran" src="https://www.youtube.com/embed/Tvx6HfApglE" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81926</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/0/1280x720/talip-aktas-berfin-1774245175.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-petrolde-90-dolara-raziydi-70lere-inildi-81928</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası petrolde 90 dolara razıydı, 70’lere inildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>✓ Merkez Bankası yine yanılmış görünüyor; ama bu seferki yüz güldüren bir yanılgı olacağa benziyor.</strong></p>
<p><strong>✓ Merkez Bankası ikinci enflasyon raporunda yılın tümündeki ham petrol fiyatı tahminini 89 dolara çıkarmıştı. Ancak savaşın en azından şimdilik geride kalması ve petrol fiyatlarının tahminlerin ötesinde bir hızla 70 dolarlara kadar gerilemesi, yıllık ortalamanın 80-85 dolar arasında kalmasını sağlayacak gibi.</strong></p>
<p><strong>✓ Fiyatın 70 doların da altına inmesi ve ortalamanın 80 doların altında kalması ise şahane olur.</strong></p>
<p>2026 yılı enflasyon hedefinin yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltildiğinin açıklandığı yılın ikinci enflasyon raporunda ham petrol fiyatına ilişkin tahmin de 60,9 dolardan 89,4 dolara çıkarıldı.</p>
<p>Yüzde 24’lük enflasyon hedefi neredeyse hiç mümkün görünmüyordu ama petrol fiyatı öngörülen 89,4 dolarlık düzeyde gerçekleşebilirdi; ne var ki bu düzeyin çok üstünde kalınması da söz konusuydu, daha aşağıda bir gerçekleşme olması da…</p>
<p>Petrol fiyatının hangi düzeyde oluşacağı tabii ki tümüyle dış gelişmelere ve özellikle de ABD-İran savaşının ne kadar süreceğine, bu çerçevede Hürmüz’de neler olacağına bağlıydı.</p>
<p>Savaş şimdilik bitti; tam anlamıyla bir anlaşmaya varılamasa da ateşkes söz konusu ve petrol fiyatları da hızla gerileme eğilimi içine girdi. Hatta petroldeki gerilemenin beklentilerin de ötesinde olduğunu belirtmek gerek.</p>
<p>Petrolde nisan ayının sonunda ulaşılan 126 dolarlık fiyatla yalnızca bu yılın değil, son dört yılın rekoru kırılmıştı. Ateşkesle ve anlaşmaya yaklaşılmasıyla petrol fiyatları hızla geriledi ve 70 dolarlar düzeyine indi.</p>
<h2>Merkez’in tahmini yüksek kaldı</h2>
<p>Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporunu mayıs ayının ortasında açıkladı ve girişte de belirttiğim gibi ham petrol fiyatındaki yıllık ortalama beklentisinin 89,4 dolar olduğunu bu rapor kapsamında ilan etti.</p>
<p>O döneme kadar olan dört buçuk ayda gerçekleştirilen ithalattaki ortalama fiyat yaklaşık 90 dolar düzeyinde oluşmuştu. Dolayısıyla yılın tümündeki ortalamanın da 89,4 dolar olması için yılın kalan dönemindeki fiyatın 89-90 dolar olması gerekiyordu.</p>
<p>Bu düzey aşılırsa Merkez Bankası’nın 2026’ya ilişkin başta enflasyon olmak üzere bir dizi tahmininin tutma olasılığı iyice zayıflayacak, cari dengedeki açık daha da artma eğilimine girecek; tersi olur ve petrol fiyatı 89-90 doların altında kalırsa bu kez de lehte sapmalar görülecekti.</p>
<p>İşte son dönemde yaşanmakta olan budur!</p>
<p>Fiyat en azından şimdilik de olsa kayda değer ölçüde geriledi ve Merkez Bankası’nın tahmini yüksek kaldı. Ama bu elbette mutluluk veren bir yanılgı.</p>
<h2>Ortalama 80 dolara kadar inebilir</h2>
<p>Ham petrol ithalatında ortalama fiyat ilk altı ayda yaklaşık 91-92 dolar düzeyinde oluştu.</p>
<p>Ancak savaşın en azından şimdilik sona ermesi ve ateşkesle birlikte petrol fiyatları 70-75 dolar arasında salınmaya başladı. Biraz önce de belirttim, bu düzeye bu kadar kısa sürede inileceği beklenmiyordu bile.</p>
<p>Petrolün yılın kalan döneminde bu düzeyde kalması, yılın tümündeki ortalama fiyatı 80 dolara kadar çekebilir. Biraz daha geniş marjda ifade etmek gerekirse 2026’nın tümündeki ortalama fiyat 80-85 dolar arasında oluşabilir.</p>
<p>Yılın tümü için kendini yaklaşık 89-90 dolara hazırlayan Merkez Bankası için bu yüzde 10’a yakın bir avantaj demek. Bu durum tabii ki yalnızca Merkez Bankası için değil, Türkiye için avantaj demek.</p>
<h2>Yüzde 24 yine de olmaz</h2>
<p>Her şey son dönemdeki görece dinginlikte seyretse ve ham petrol fiyatı 70 dolarlarda kalsa, yıllık ortalama maliyet öngörülenin yüzde 10 altında 80 dolar civarında oluşsa bile bundan yüzde 24’lük enflasyon hedefinin tutturulacağı gibi bir sonuç çıkarmak çok yanlış olur.</p>
<p>Unutmayalım; yüzde 24’lük hedefi tutturabilmek için yılın kalan yedi ayındaki, yedi ay toplamındaki fiyat artışının yüzde 6,3’ü aşmaması gerekiyor.</p>
<p>İlk beş aydaki yüzde 16,6 artıştan sonra nasıl bir mucize gerçekleşecek de yedi ayda yüzde 6,3’te kalınacak?</p>
<p>Hani olur ya<strong> “İşte savaş sona erdi, petrol fiyatı da beklentilerin ötesinde düştü”</strong> diyen çıkarsa diye söyleyeyim. Yok, olmaz; petrol fiyatındaki düşüş bu oranın gerçekleşmesini sağlamaya yetmez.</p>
<p>İyimser olmak iyidir, iyidir de bir anda böyle dünyayı toz pembe görecek kadar değil.</p>
<p>Kaldı ki, değil yüzde 24’lük hedefi, yüzde 26’lık tahmini tutturmak bile mümkün görünmüyor. Yüzde 26’da kalmak da yedi ay toplamında yüzde 8'i aşmamayı gerektiriyor.</p>
<p>2025 son yılların görece en düşük enflasyonunun (yüzde 30,89) gerçekleştiği yıldı ve haziran-aralık dönemindeki artış yüzde 13,71 olmuştu.</p>
<p>Dolayısıyla<strong> “Petrol fiyatı düştü, enflasyon belası da geride kalıyor”</strong> gibi hayallere dalmanın hiç alemi yok.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-petrolde-90-dolara-raziydi-70lere-inildi-81928</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/petrol.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası petrolde 90 dolara razıydı, 70’lere inildi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/40-fabrika-ve-markalar-sattik-75-milyar-dolar-borc-odedik-ciromuz-16-milyar-dolara-cikti-81927</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;40 fabrika ve markalar sattık, 7.5 milyar dolar borç ödedik, ciromuz 16 milyar dolara çıktı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>COCA-</strong>Cola Avrasya &amp; Ortadoğu Bölgesi Kamu İlişkileri, Sürdürülebilirlik ve İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı <strong>Hakan Ergen </strong>ile Coca-Cola Türkiye Kurumsal İlişkiler, Sürdürülebilirlik ve İletişim Direktörü <strong>Zeynel Çağlar</strong>’ın ev sahipliğinde gittiğimiz San Francisco’da (ABD) Macy’s mağazasında Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Ülker</strong>’le karşılaştık.</p>
<p><strong>Murat Ülker</strong>’le karşılaşma, sohbete dönüştü. 2018 yılında banka borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırmayı anımsattı:</p>
<p>-          <strong>2018 yılında toplam ciromuz 11 milyar dolardı. Yeniden yapılandırma sonrası geçen 8 yılda 40 fabrika, bazı markalarımızı ve arsalarımızı sattık. 7.5 milyar dolar borç ödedik. Ciromuz da şu anda 16 milyar doları buluyor.</strong></p>
<p>Yeniden yapılandırmadan kalan borca işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Yeniden yapılandırmaya dahil borçlarımız 500 milyon dolara indi.</strong></p>
<p>Takıldım:</p>
<p>-          <strong>O 500 milyon doları kapatamadınız mı?</strong></p>
<p>Savunmaya geçti:</p>
<p>-          <strong>Koşulları çok uygun. Neden toptan kapatayım? Takvimine uyarak ödememizi yapıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Murat Ülker</strong>’le sohbet ederken Yıldız Holding’in banka borçları yeniden yapılandırma operasyonları ile ilgili yazılarımı taradım. 25 Nisan 2018 tarihli yazıma şu başlığı atmıştım:</p>
<ul>
<li><strong>Varlıklarım 6.5 milyar dolarlık borcumun tamamını karşılar, üstüne 15 milyar lira bana kalır…</strong></li>
</ul>
<p><strong>Murat Ülker, </strong>bankalarla yaptıkları sayıları 400 dolayında olan kredilerinin yeniden yapılandırılmasına imza attıktan sonra bu mesajı vermişti.</p>
<p>Sonra 24 Eylül 2021 tarihli yazıma baktım, başlığı şöyleydi:</p>
<ul>
<li><strong>Fabrika sayısı 80’den 58’e indi, 4.8 milyar dolar borç ödedik…</strong></li>
</ul>
<p>O günler için borç ödeme konusunda şu ayrıntıları vermişti:</p>
<p>-          <strong>2018’den bu yana tüm alacaklı bankalara 4.8 milyar dolar ödeme yaparak yükümlülüklerimizi eksiksiz ve ödeme takviminden önce yerine getirdik.</strong></p>
<p>Fabrika satışlarıyla ilgili veriyi şöyle aktarmıştı:</p>
<p>-          <strong>Çoğu Türkiye’de toplam 80 fabrikamız vardı. Bunlardan 22’sini sattık. Şu anda yine büyük bölümü Türkiye’de olmak üzere 58 fabrikamız var.</strong></p>
<p>Şirket ve fabrika satışlarıyla ilgili şu noktanın altını çizmişti:</p>
<p>-          <strong>Şirket ve fabrika satışlarını gerçekleştirirken ana işe odaklanma planıyla hareket ediyoruz.</strong></p>
<p>O tarihte borçları sıfırlama takvimini sorunca şu yorumu yapmıştı:</p>
<p>-          <strong>Borç olayı yakın zamanda rafa kalkmış olur. Yalnız borcun tamamını sıfırlamak akıllıca bir şey değil elbette. Zaten bankalar da borcu sıfırlamamızı istemiyor.</strong></p>
<p>Şu saptamayı aktarmıştı:</p>
<p>-          <strong>Bizden şirket ve fabrika alanlardan çok şükür hiç biri gelip de, </strong>“Sizden yumurta aldım sarısı çıkmadı” <strong>diyen olmadı. Sattığımız fabrikalar ve markalar yola devam ediyor.</strong></p>
<p>Ardından 15 Ekim 2024 tarihinde çıkan haberleri gözden geçirdim. Dönemin Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ali Ülker, </strong>o tarih itibariyle son durumu şöyle özetlemişti:</p>
<p>-          <strong>6.5 milyar dolar olan borcumuz 1 milyar dolara indi…</strong></p>
<p><strong>Murat Ülker, </strong>en son Aralık 2025’te borçlarla ilgili şu bilgiyi paylaşmıştı:</p>
<p>-          <strong>7.5 milyar dolarlık borcumuzu 6 yılda yaptığımız ödemelerle 500 milyon dolara indirdik.</strong></p>
<p><strong>Murat Ülker, </strong>San Francisco’daki sohbetimizde 40 fabrika, bazı markalar ve arsalarını sattıklarını bildirdikten sonra şu noktaya işaret etti:</p>
<p>-          <strong>40 fabrika satmamıza rağmen üretimimizde düşme değil artış oldu. Çünkü, kalan tesislerimizin kapasitelerini artırdık.</strong></p>
<p>İstihdama da dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Tüm grupta 82 bin kişi çalışıyor. Her yıl 5 bin kişiyi işe alıyoruz.</strong></p>
<p>Yıldız Holding, banka borçları yeniden yapılandırmasında Türkiye’nin en büyük operasyonlarından birine imza atarken, ödemelerini de aksatmadan yaptı…</p>
<p>Sonunda Yıldız Holding için büyük sayılmayacak düzeye, 500 milyon dolara kadar indirip rahatladı…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD’de hedef 1 milyar dolar </span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3dfef58fdaf-1782447861.png" alt="" width="434" height="347" /></span><strong>YILDIZ </strong>Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Ülker, </strong>konakladığı otelin yakınındaki Macy’s mağazasındaki ürünlerine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Macy’s’in ABD’de şu anda 398 mağazası bulunuyor. Bu mağazaların tamamında Godiva satışı gerçekleşiyor.</strong></p>
<p>Godiva ürünlerinin Macy’s’deki konumlanmasına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Çoğunlukla hediyelik ürünlerin bulunduğu lüks hediyelik alanlarında yer alıyor. Ayrıca kasa önü, yani </strong>“At Your Service” <strong>gibi noktalarda küçük bar (çubuk veya parmak) çikolatalar, mini barlar, pearls ürünleri (inci tanesi şeklinde çikolata) bulunuyor.</strong></p>
<p>ABD’deki Goviva cirosunu sorduk, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 500 milyon dolar. 5 yılda 1 milyar dolara ulaşılması konusunda ekibi zorluyorum.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Direksiyonun kendi kendine hareket etmesi garip geliyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3dff0cbc79b-1782447884.png" alt="" width="271" height="336" /></span><strong>SAN </strong>Francisco’ya yakın arkadaşı Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Murat Ülker</strong>’le birlikte giden bisiklet üreticisi Özaktaç A.Ş.’nin kurucusu <strong>Ahmet Özaktaç, “Waymo” </strong>deneyimini sosyal medya hesabında şöyle paylaştı:</p>
<ul>
<li><strong>Sanırım Amerika’ya ikinci ya da üçüncü gelişim. Çok şey değişmemiş gibi görünse de piyasada inanılmaz otonom araçlar var.</strong></li>
<li><strong>Telefonla çağırıyorsunuz ve sizi istediğiniz yere götürüyor. Oldukça konforlu ve keyifli bir deneyim sunuyor.</strong></li>
<li><strong>Birkaç kez kullandım. Trafikte rahatça ilerliyor. Yayalara dikkat ediyor. Kurallara kusursuz uyuyor.</strong></li>
<li><strong>İlk başta direksiyonun kendi kendine hareket etmesi garip gelse de kısa sürede güven veriyor.</strong></li>
<li><strong>Ayrıca yapay zeka ve robotik alanında da büyük gelişmeler var.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Ahmet Özaktaç, </strong>Paraguay yenilgisi sonrası <strong>Murat Ülker</strong>’le birlikte Los Angeles’e Amerika ile maçımızı seyretmeye geçerken şu yorumu ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>Sonuçta hayata siyah-beyaz bakmamak gerekiyor. Türk Milli Takımı buraya kadar geldi. Biz de onun yanında olduk. Elbette sonuna kadar gitmesini çok istedik. Bazen olanla yetinmeyi bilmek gerekiyor.</strong></li>
<li><strong>Yılgınlık yok, pişmanlık yok. Bu ortamın içinde olmak var. 4 senede bir yaşanabilen böyle bir organizasyona tanıklık etmek var.</strong></li>
<li><strong>O yüzden takımımıza, ülkemize, milletimize ve burada kurduğumuz dostluklara, arkadaşlıklara şükretmek gerekiyor.</strong></li>
<li><strong>Bazı şeyleri eleştirmek çok kolay ama o seviyeye gelebilmek, orada olabilmek ve mücadele edebilmek öyle değil. Sonuçta birileri kazanacak, birileri kaybedecek. Biz kazananı alkışlıyor, kaybedeni de teselli ediyoruz.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #ba372a;">Sanatın birleştirici gücüne inanıyor, 39 yıldır destekliyoruz</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3dfee09e72c-1782447840.png" alt="" width="700" height="393" /></span><strong>İSTANBUL </strong>Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) bu yıl 54’üncüsünü düzenlediği <strong>“İstanbul Müzik Festivali”</strong>ni 39 yıldır destekleyen, <strong>“Yüksek Katkıda Bulunan Gösteri Sponsoru” </strong>Mercedes-Benz, klasik müzik alanında dünya çapında ses getiren sanatçıları izleyicilerle buluşturma geleneğini bu yıl da sürdürdü.</p>
<p>Mercedes-Benz sponsorluğunda önceki akşam Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleşen konserde 125 yıldır klasik müzik dünyasını şekillendiren, bu kültürün geçmişiyle geleceği arasında köprü kuran Viyana Senfoni Orkestrası, daimi şef <strong>Petr Popelka </strong>yönetiminde sahne aldı. Orkestra, ödüllü çellist <strong>Kian Soltani</strong>’ye eşlik etti.</p>
<p>Mercedes-Benz Otomotiv İcra Kurulu Başkanı <strong>Şükrü Bekdikhan, “İstanbul Müzik Festivali”</strong>ne 39 yıldır kesintisiz destek vermelerinin, kültür-sanat alanındaki uzun soluklu vizyonlarının çok değerli bir parçası olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bu yıl geçmişle gelecek arasında bağ kuran Viyana Orkestrası ve Kian Soltani gibi dev isimleri ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Bekdikhan, </strong>şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Sanatın dönüştürücü ve birleştirici gücüne inanarak, ülkemizin yaratıcı potansiyelini desteklemeye devam edeceğiz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/40-fabrika-ve-markalar-sattik-75-milyar-dolar-borc-odedik-ciromuz-16-milyar-dolara-cikti-81927</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/3/1280x720/murat-ulker-o-kizgin-kafayi-bana-neden-gonderdi-1742938079.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 40 fabrika ve markalar sattık, 7.5 milyar dolar borç ödedik, ciromuz 16 milyar dolara çıktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyonda-beklentiler-asagi-yonlu-revize-ediliyor-81925</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyonda beklentiler aşağı yönlü revize ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Savaşın etkileri nedeniyle yükselen yılsonu enflasyon tahminlerine bu kez aşağı yönlü güncellemeler geliyor. Ekonomistler şubat sonrasında yılsonu enflasyon tahminlerinde neredeyse 7 puana yakın yukarı yönde revizyonlar yaparak yüzde 24-26 seviyesinden yüzde 31’e kadar çıkarmışlardı. Ancak ABD ile İran arasındaki 60 günlük ateşkesle gelen petrol fiyatlarındaki gerilemenin yanı sıra yurtiçinde düşen gıda fiyatları ile gerileyen iç talep tahminlerde aşağı revizyonları getirdi. Yüzde 29’a çekilen enflasyon tahminlerinin yanı sıra ekonomistlerin ilk faiz indirimi fiyatlaması ise eylül ayına yoğunlaştı.</p>
<p>QNB ekonomistleri Erkin Işık, Deniz Çiçek ve Şakir Oktay Gür yayımladıkları analizde yılsonu enflasyon tahminlerini gıda ve petrol fiyatlarındaki düşüş kaynaklı olarak yüzde 31’den yüzde 29’a çektiklerini böylece, şubattan sonra yaptıkları 7 yüzde puanlık yukarı revizyonun 2 puanını geri aldıklarını belirtti. Analizde ay içi gözlemlerine göre haziran ayı TÜFE enflasyonunun yüzde 1 olacağı tahmin edilirken yıllık enflasyonun mayıstaki yüzde 32,6 seviyesinden yüzde 32,1’e ineceği belirtildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3dfd0943cd8-1782447369.png" alt="" width="660" height="288" /></p>
<h2>Gıdada haziranda düşüş bekleniyor </h2>
<p>Ekonomistler analizde gıda grubunda, sebze meyve fiyatlarındaki belirgin düşüşün mevsim etkisinin desteğiyle sürdüğünü vurgularken işlenmiş gıda ürünlerindeki fiyat artışlarının da yavaşlamasıyla birlikte, gıda ve alkolsüz içecek grubu endeksinde yüzde 0,5 düşüş beklediklerini kaydetti. Sigara fiyatlarında ise bu ay yüzde 4 civarında artış hesaplanan analize göre enerji grubunda, benzin, motorin ve LPG fiyatları belirgin oranlarda düşerken, tüp gaz fiyatı yatay seyretti. Elektrik ve doğal gazda genel bir zam olmazken, kademeli tarifelerin yüksek kullanım kısmında fiyat artışı beklentisi oluştu. Sonuç olarak, enerji grubu genelinde sınırlı bir düşüş hesaplandı.</p>
<p>Temel mallardan otomobilde fiyat artışı ve indirimlerin birbirini dengelediğini, beyaz eşya ve elektronik fiyatlarında ise ılımlı seyrin sürdüğünün gözlemlendiği yer alan analize göre giyim fiyatlarında mevsimsel artışların sona ermesiyle yatay seyir olacak. Hizmetler tarafında, son aylarda dalgalı seyreden lokanta fiyatları ile ulaştırma fiyatlarında son aylardaki yüksek artışların ardından, akaryakıt fiyatlarının gerilemesi ve Kurban Bayramı tatilinin geçmesiyle ılımlı seyir görüldü. Analizde kira enflasyonunda ise eğilim yavaşlasa da bu aydan itibaren mevsimsel olarak hızlanma beklentisi kaydedildi.</p>
<h2>Tahmine 2 puanlık revizyon geldi </h2>
<p>Sonuç olarak, C endeksine göre aylık enflasyonun yüzde 1,7 olacağını ve yıllık çekirdek enflasyonun yüzde 30,4’ten yüzde 30,1’e gerileyeceğini tahmin edilen analizde “Mevsimsellikten arındırılmış aylık enflasyon oranları, geçen ay TÜFE’de yüzde 1,9, C endeksinde yüzde 2,2 olmuştu. Tahminlerimiz, bu ay oranların TÜFE’de yüzde 1,5’e, C endeksinde yüzde 2’ye gerileyeceğine işaret ediyor. TCMB’nin ana eğilim göstergesinin de çekirdek enflasyona paralel gerilemesini bekliyoruz” denildi.</p>
<p>Yakın dönemdeki jeopolitik gelişmelerin ardından, piyasa beklentilerine paralel olarak yılsonu Brent petrol fiyatı varsayımlarını 90 dolardan 80 dolara düşüren QNB ekonomistleri bunun yanında haziran enflasyon görünümü ve tüketim harcamalarındaki yavaşlama işaretlerini de dikkate alarak, yılsonu enflasyon tahminimizi yüzde 31’den yüzde 29’a çektiklerini açıkladı.</p>
<h2>Tabloda köklü değişim oldu </h2>
<p>Nurol Portföy Yönetim Kurulu Danışmanı Dr. Altuğ Özaslan da nisan ayında İran Savaşı'nın enerji ve gıda fiyatlarında yarattığı arz şokuyla yılsonu enflasyon beklentilerini yüzde 30'un üzerine sıçrattığını hatırlatarak “O dönemde piyasa konsensüsünün defansif kaldığını, enflasyonun yüzde 28'in üzerinde gerçekleşeceğini ancak net bir rakam vermenin erken olduğunu söylemiştim. Bugün tablo köklü biçimde değişti. Kredi büyümesindeki yavaşlama, iç talepteki sönümlenme ve büyümenin düşük bir patikaya oturması; arz yönlü şokun terse dönmesiyle birleşince yılsonu beklentileri yüzde 30'un hemen altında toplandı. Benim öngörüm ise değişmedi: enflasyonun yüzde 28–29 bandında kapanacağını düşünüyorum” dedi.</p>
<h2>Ataleti 6-9 ay içinde kırma ihtimali güçlü </h2>
<p>Bu görüşün arkasındaki dinamiklerin net olduğuna işaret eden Özaslan şunları söyledi: “TL'nin reel değerlenmesi sayesinde temel mal fiyatlarındaki artış oldukça düşük bir patikada seyrediyor. Hizmet enflasyonundaki ataleti istediğimiz hızda kıramamış olsak da buradaki fiyat artışları yavaşlamaya devam ediyor. Takip ettiğim öncü göstergeler, haziran verisinde gıda fiyatlarında bir düzeltmeye işaret ediyor; bu da aylık enflasyonu yüzde 1'in altına çekecek bir etki yaratacaktır. Çekirdek göstergelerde de trend aşağı yönlü kalmaya devam ediyor. Tüm bunları bir arada değerlendirdiğimde, yeni bir dış şok yaşanmadığı sürece manşet enflasyondaki yüzde 30'luk ataleti önümüzdeki 6–9 ay içinde kırma ihtimalimizin güçlü olduğunu düşünüyorum.”</p>
<p>Özarslan, para politikasının gerektiğinden daha sıkı olduğu kanaatini vurgulayarak TCMB'nin temmuz ayında fonlamayı yeniden haftalık repoya çekmesini, eylül itibarıyla da temkinli bir faiz indirim sürecine başlamasını beklediğini vurguladı. Matriks Haber’in haziran anketinde de ekonomistlerin yılsonu enflasyon beklentisi mayıstaki yüzde 29,58 seviyesinden yüzde 29’a indi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyonda-beklentiler-asagi-yonlu-revize-ediliyor-81925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/market1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şubat sonu başlayan savaşın özellikle petrol fiyatlarına etkisiyle ekonomistler yıl sonu enflasyon tahminlerini yüzde 30’un üzerine çekmişti. Ateşkesin ardından düşen petrol fiyatları ve içeride sönümlenen iç taleple gerileyen gıda fiyatları, enflasyon beklentilerinde aşağı yönlü revizyona yol açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kendi-enerjisini-ureten-sanayiciye-saat-darbesi-81924</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kendi enerjisini üreten sanayiciye saat darbesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Türkiye’de sanayi tesislerinin, "Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması"na (SKDM) uyum sağlamak ve enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla yöneldiği lisanssız elektrik üretimi yatırımlarında, 1 Mayıs 2026 tarihi itibarıyla yeni bir dönem başladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından hayata geçirilen düzenlemeyle, lisanssız elektrik üretiminde uzun süredir uygulanan ‘aylık mahsuplaşma’ sistemi yerini ‘saatlik mahsuplaşma’ modeline bıraktı. Yeni uygulamayı değerlendiren sanayicilere göre, bu radikal değişiklik özellikle vardiya sistemleri ve tüketim profilleri güneşin dik geldiği saatlerle uyuşmayan işletmelerde ciddi bir maliyet baskısı oluşturacak.</p>
<h2>60 dakikalık zaman dilimi </h2>
<p>Eski aylık mahsuplaşma sisteminde sanayiciler, ay boyunca gündüz ürettikleri fazla elektriği şebekeye verip, gece veya üretimin düştüğü zaman dilimlerinde tüketerek ay sonunda netleşebiliyordu. Bu sayede şebeke, endüstriyel tesisler için adeta ücretsiz ve sınırsız bir batarya işlevi görüyordu. Yeni yürürlüğe giren saatlik modelde ise her 60 dakikalık zaman dilimi kendi içinde hesaplanıyor. Fabrikanın kapalı olduğu pazar günleri ya da öğle saatlerinde üretilen yüksek miktardaki fazla enerji, o saatteki tüketimden fazla ise şebekeye ‘bedelsiz katkı’ olarak aktarılıyor ve tesisin akşam veya gece yaptığı tüketime sayılamıyor. Sanayici, akşam saatlerindeki enerjiyi şebekeden yeniden satın almak zorunda kalıyor.</p>
<h2>Depolama acil ihtiyaç oldu </h2>
<p>Sektörel analizlere göre, 350 bin dolar yatırım maliyeti olan 1 MWp kurulu güce sahip standart bir GES projesinde, eski aylık yönetmelikte 2,95 yıl olan net amortisman süresi, yeni saatlik eş tüketim modelinde 3,69 yıla çıkıyor. Ancak en büyük risk, üretim ve tüketim saatleri uyuşmayan işletmelerde yaşanıyor. Tüketiminin yüzde 90'ını akşam ve gece vardiyalarında gerçekleştiren yoğun sanayi tesislerinde, öz tüketim oranları yüzde 81'lerden yüzde 17,9'a kadar düşüyor. Bu durum, gece çalışan bir işletmenin 1 MWp'lik yatırımının geri dönüş süresini 6,80 yıla kadar uzatıyor. Sektör temsilcileri, bu tablonun önüne geçebilmek ve gündüz üretilen fazla enerjiyi koruyabilmek için ‘endüstriyel batarya ve enerji depolama sistemleri’ yatırımlarının artık bir lüks değil, zorunluluk haline geleceğine dikkat çekiyor.</p>
<h2>GES'ler Anadolu'ya yayıldı </h2>
<p>Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan İstanbul Ticaret Odası (İTO) Meclis Üyesi ve Girişimci İş Adamları Vakfı (GİV) Başkanı Ali Bakaner, arazi GES yatırımlarının Anadolu’ya yayılması için geçmişte büyük mücadele verdiklerini hatırlattı. Eski dönemde GES kurulumu için fabrika ile aynı bölgede olma şartı arandığını belirten Bakaner, "O dönem bakanlığa giderek, 'İstanbul, Ankara gibi sanayileşmiş yerlerde tarım dışı arazi bulmak çok zor ve pahalı. Bize müsaade edin, Anadolu’nun tarıma elverişli olmayan kırsal kesimlerinde bu yatırımları yapalım ve mahsuplaşalım' dedik. Bakanlığın bu talebi kabul etmesiyle sanayicimiz Van’dan Yozgat’a kadar Anadolu’nun dört bir yanında, birçoğu borçlanarak ve finansman kullanarak arazi GES yatırımlarına girişti" dedi.</p>
<h2>Amortisman hesabı şaştı </h2>
<p>Yatırımlar hız kazanmışken devreye alınan saatlik mahsuplaşma uygulamasının sanayiciyi zor durumda bıraktığını vurgulayan Bakaner, şöyle devam etti: "Biz iş insanları olarak bir yatırıma girmeden önce onun geri dönüşünü yani amortisman süresini hesaplarız. Yatırım karlı mı değil mi ona bakarız. Sanayici o dönemki kurallara göre hesabını yaptı, borçlandı ve yatırımını gerçekleştirdi. Ancak maç devam ederken kuralın değişmesi, yatırımcılarımızın aleyhine oldu. Saatlik mahsuplaşmaya geçilmesiyle, her tesiste değişmekle birlikte, daha önce 3 ila 5 yıl arasında olan amortisman süreleri şu anda 7-8 yıla kadar çıkmış durumda."</p>
<h2>Yanlış hesap Ankara’dan dönmeli </h2>
<p>Yatırımların rasyonel olmaktan çıkması nedeniyle tesisini devretmek ya da kapatmak isteyen sanayicilerin ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Bakaner, mali yükün altından kalkılabilmesi için acil bir düzenleme yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bakaner, "Borçlanarak yatırım yapmış bu sanayici tesisini nasıl kapatsın? Sanayicinin zarar etmemesi lazım, bu durumun mutlaka göz önünde bulundurulması gerekiyor. 'Yanlış hesap Bağdat'tan döner' derler; bu hesap da Ankara’dan dönmeli bence" çağrısında bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Sanayicinin yatırım kararı aldığı dönemdeki hakları ile şu anki hakları tamamen değişti"</span></h2>
<p>Saatlik mahsuplaşma ve yeni fiyatlandırma politikalarının sahada yarattığı mağduriyete ilişkin konuşan Mobilya Aksesuar Sanayicileri Derneği (MAKSDER) Başkanı Gökhan Kocabaş, sanayicinin yatırım kararı aldığı dönemdeki haklar ile şu anki hakların tamamen değiştirildiğini söyledi. Yatırımın geri dönüş hesaplarının altüst olduğunu vurgulayan Kocabaş, "Biz yatırım kararı aldığımız andaki şartlar neyse hesabımızı, kitabımızı, bütün yatırımın matematiğini ona göre yapıyoruz. Yatırım kararı aldığımızda bu yatırımın amortismanı 4-4,5 yıllardayken şu anda bu sürenin çok daha uzamış olması, verilmiş olan sözlerle şu andaki sözlerin birbiriyle çelişmesine sebep oluyor. Zaten sanayicinin son dönemdeki süreçlerde yaşadıklarını biliyorsunuz; maliyetleri ciddi artıyor, finansman sıkıntısı var" diye konuştu.</p>
<p>Aylık mahsuplaşmadan saatlik mahsuplaşmaya geçilmesinin rekabetçiliğe darbe vurduğunu ifade eden Kocabaş, sistemi şu sözlerle eleştirdi: "Saatlik mahsuplaşmada bir saat dilimi içinde ne kadar tüketiyorsak, ne kadar üretiyorsak bunların farkını alıyorlar. Ama ben mesela tesisimi akşam çalıştırıyorsam, o akşam hava karardığı için ürettiğim elektrik olmadığından maalesef o enerji akşam kullanım fi yatından fatura ediliyor bana. Dolayısıyla burada da biz rekabetçiliğimizi kaybediyoruz. Yatırıma girerken hayallerimiz neydi ama gerçekler ne oldu noktasında ciddi anlamda bir teşvik mağduriyeti hissiyatı var hepimizde."</p>
<p>Yeni fiyatlandırma modelindeki enerji iletim bedeli uygulamalarının yarattığı sıkıntılara da değinen Kocabaş, Bizim aleyhimize olan fiyatlandırmalardan bir tanesi enerji iletim bedeli. Mesela fabrikanın çalışmadığı dönemde GES’iniz enerji üretti. Bu enerji sisteme verildiği için size bir bedel çıkıyor. Bu nedenle mesela son Kurban Bayramı tatilinde bu bedeli ödemek istemeyenler 9 günlük süreçte sistemlerini kapattılar” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kendi-enerjisini-ureten-sanayiciye-saat-darbesi-81924</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/4/1280x720/sanayi-endustri-1782446916.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Lisanssız elektrik üretiminde aylık mahsuplaşmadan saatlik mahsuplaşmaya geçilmesi, öz tüketim amacıyla GES yatırımı yapan sanayicilerin maliyet hesaplarını kökten değiştirdi.  Yapılan analizlere göre, yeni sistemle birlikte yatırımların geri dönüş süreleri 3-5 yıldan 7-8 yıla uzarken, tüketim ile üretim saatleri uyuşmayan sanayi tesislerinde fatura yükü artıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/irak-ve-suriyeye-ihracat-neden-dustu-82005</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Irak ve Suriye’ye ihracat neden düştü?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya’nın geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklama, bölge ekonomisi açısından dikkat çekici bir tabloyu ortaya koydu. Kaya, Diyarbakır’ın Suriye ve Irak’a gerçekleştirdiği ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre ciddi oranda gerilediğini açıkladı. Yılın ilk beş ayında Irak’a yapılan ihracat yaklaşık yüzde 42.3, Suriye’ye yapılan ihracat ise yüzde 35.7 oranında düştü.</p>
<p>Ancak işin ilginç yanı, Türkiye genelindeki ihracat rakamlarının Diyarbakır’dan farklı bir seyir izlemesi. Türkiye’nin Suriye’ye ihracatı aynı dönemde yüzde 24 artarken, Irak’a ihracatı yüzde 22,8 geriledi. Bu tablo, Diyarbakır ve bölge illerinin yaşadığı sorunun yalnızca genel ekonomik şartlarla açıklanamayacağını gösteriyor.</p>
<p>Sorunun ilk ayağını, tüm sanayicilerin yakından hissettiği yüksek üretim maliyetleri oluşturuyor. Artan enerji, işçilik ve finansman giderleri nedeniyle üreticiler uluslararası pazarlarda rekabet etmekte giderek daha fazla zorlanıyor.</p>
<p>Ancak Irak pazarındaki daralmanın asıl nedeni bununla sınırlı değil.</p>
<p>İhracatçılara göre Irak’a yapılan satışların düşmesinde en önemli etken, Irak Merkezi Hükümeti ile Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi arasındaki gümrük gelirleri anlaşmazlığı. Habur Sınır Kapısı üzerinden Kuzey Irak’a giren ürünler, Güney Irak’a ek bir vergiye tabi tutulmadan ulaşabiliyordu. Böylece Türkiye’den çıkan ürünler tek bir gümrük vergisi ödeyerek Irak’ın tamamına dağıtılabiliyordu.</p>
<p>Yaklaşık bir buçuk yıl önce ise dengeler değişti Irak Merkezi Hükümeti, Kuzey Irak ile olan sınırında yeni bir gümrük noktası oluşturarak Güney Irak’a geçecek ürünlerden yeniden vergi almaya başladı. Gerekçe olarak da Kuzey Irak yönetiminin topladığı gümrük gelirlerini merkezi hükümetle paylaşmaması gösterildi.</p>
<p>Sonuçta Türkiye’den çıkan bir ürün, önce Kuzey Irak’ta, ardından Güney Irak’a geçerken ikinci kez gümrük vergisi ödemek zorunda kalıyor. Başka bir ifadeyle ihracatçı çifte vergilendirmeyle karşı karşıya kalıyor.</p>
<p>Zaten yüksek maliyetler nedeniyle rekabet gücü zayıflayan Türk sanayicisi için bu durum ciddi bir dezavantaj oluşturuyor. Birçok firma ya kâr edemediği için pazardan çekiliyor ya da ihracat hacmini azaltıyor.</p>
<p>Oysa Irak, Türkiye için son derece önemli. Yaklaşık 48 milyonluk nüfusa sahip ülkede Kuzey Irak’ın nüfusu 7 milyon civarında. Geri kalan büyük tüketici kitlesi ise Güney Irak’ta yaşıyor. Bağdat’ın nüfusu neredeyse Kuzey Irak’ın toplam nüfusuna eşit durumda. Dolayısıyla asıl pazar Güney Irak’ta bulunuyor. Tam da bu nedenle ihracatçılar alternatif güzergâhların devreye alınmasını istiyor.</p>
<p>Bu noktada Nusaybin Sınır Kapısı’nın açılması büyük önem taşıyor. Kapının açılmasıyla sanayici Suriye pazarına daha düşük maliyetlerle ulaşabilecek. Ayrıca Suriye üzerinden sağlanacak transit geçişler sayesinde Güney Irak’a ulaşımda ikinci gümrük vergisinin oluşturduğu yük de önemli ölçüde hafifleyebilecek.</p>
<p>Bugün Türkiye’den Suriye’ye açılan tek aktif kapı Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki Cilvegözü Sınır Kapısı. Diyarbakır, Mardin, Şanlıurfa ve çevre illerdeki üreticiler için bu durum ilave lojistik maliyet anlamına geliyor. Artan nakliye giderleri ise bölge sanayicisinin rekabet gücünü daha da aşağı çekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/irak-ve-suriyeye-ihracat-neden-dustu-82005</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Irak ve Suriye’ye ihracat neden düştü? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryada-5-yil-icinde-800-yeni-firma-uretime-baslayacak-81968</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altuğ: Sakarya’da 5 yıl içinde 800 yeni firma üretime başlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu Marmara Bölge Toplantısında konuştu.</p>
<p>Altuğ, Marmara Bölgesi'nin ülke üretiminin ve ihracatının merkezi konumunda olduğunu belirterek Sakarya’nın da bu merkezin parlayan bir yıldızı olarak büyümeye devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Altuğ, devam eden OSB projeleri ile gelecek 5 yıl içinde toplam 800 tane yeni firmanın üretime başlayacağını ve 75 bin kişilik istihdam sağlanacağını bildirdi.</p>
<p>Akgün: “Bu kadar iş potansiyelini karşılayacak iş gücünü ya göçlerden ya da kadınlarımızın yüksek becerisi ve çalışkanlığıyla sağlayacağız. Ekosistemi çalıştırmak için girişimci kadınlarımıza her zaman ihtiyacımız var.” dedi.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3e3274b96-1782464050.jpg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p>Sınai ve zirai üretimin yanında Sakarya’da ciddi anlamda hizmet sektörü potansiyelinin de olduğunu ifade eden Altuğ konuşmasında şu bilgileri verdi: “Kadınlarımızın iş hayatında ve ekonomide daha fazla yer alması için sorumluluk bilinciyle çalışmalarımıza devam edeceğiz. Sakarya için tek gayemiz üretimi artırarak planlı, temiz, çevreci ve sürdürülebilir bir üretim ekosistemi olan şehre dönüştürmektir.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3e904c228-1782464144.jpg" alt="" width="700" height="393" /></p>
<p><strong>Kadınların Sakarya ihracatına sağladığı katkı 1,8 milyar</strong></p>
<p>TOBB Sakarya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elvan Bilgehan Dikici ise şunları söyledi: “Sakarya olarak otomotivden tarıma, gıdadan makine sektörüne kadar birçok alanda ülkemizin lokomotif şehirlerinden biri konumundayız. Böylesine güçlü bir ekonomide kadınların daha görünür, daha üretken ve daha girişimci olması artık bir tercih değil, bir kalkınma zorunluluğudur. Son yıllarda Sakarya'da kadın girişimcilerimizin sanayide, tarımda, teknolojide ve ihracatta daha fazla yer aldığını; kadın kooperatiflerinin güçlendiğini, kadınların tedarik zincirlerine daha fazla dahil olduğunu ve genç kadınlarımızın girişimcilik konusunda daha cesur adımlar attığını memnuniyetle görüyoruz. Bunun en somut göstergelerinden biri, kadınların Sakarya ihracatına sağladığı katkının 1,8 milyar dolara ulaşması ve toplam ihracat içindeki payının yüzde 18,7’ye yükselmesidir. Bir şehirde kadınlar üretiyorsa o şehir daha güçlü büyür.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3eb29c9ee-1782464178.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Marmara Bölge Temsilcisi ve TOBB Kocaeli Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurcan Babalık, ise Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 230 bin kadın girişimcinin olduğunu ve her birinin de ekonomik kalkınmanın görünmeyen kahramanları olduğunu söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3f823da4d-1782464386.jpg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p>TOBB Girişimcilik Uzmanı Sezgi Çiğdem, 81 ilde 367 oda ve borsa ile kadın girişimcilere hizmet ettiklerini belirterek, “Kurullarımızın kadın girişimciliğini artıracak her türlü faaliyetlerini ve birlikte hareket etmelerini destekliyoruz.” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3ec75a3a9-1782464199.jpg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p>Kadın girişimciler kurullarının dayanışma içerisinde olmasının önemine dikkat çeken TOBB Balıkesir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Buse Tellioğlu Altındiş, şunları söyledi: “Balıkesir Kadın Girişimciler Kurulu olarak bizler faaliyetlerimize devam ediyoruz. Üniversitelerimizle, kadın gruplarımız ile ve diğer derneklerle ortak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bizler de kadınlarımızın toplumdaki farkındalığını ve üretimdeki gücünü arttırmaya destek oluyoruz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3edd244dd-1782464221.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>TOBB Bilecik Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nedime Filiz Eğilmez, “Bilecik’te yeni açılacak organize sanayi bölgeleri olduğunu ve amaçlarının kadınları daha ön planda ve görünür olmalarını sağlamak ve sanayici olmaya devam etmek olduğunu ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3ef2bd872-1782464242.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>TOBB Yalova Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hayrete Yenikan yaptığı konuşmada, şunları söyledi: “Yalova Kadın Girişimciler Kurulu olarak kadınlarımızın üretmekten ziyade sahada ürünlerini satabilecekleri projeler de yapıyoruz. Kadının ekonomideki yerini önemsiyor, bunun artması için de çalışmalara devam ediyoruz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e3f1382253-1782464275.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Sakarya İl Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Başkanı Akgün Altuğ, TOBB Sakarya Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elvan Bilgehan Dikici, Marmara Bölge Temsilcisi ve Kocaeli Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nurcan Babalık, TOBB Girişimcilik Uzmanı Sezgi Çiğdem, Balıkesir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Buse Tellioğlu Altındiş, Bilecik Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Nedime Filiz Eğilmez, Yalova Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Hayrete Yenikan, Bursa Kadın Girişimciler Kurulu Temsilcisi Başak Kuyumcu Kumbay ve kurul üyeleri katıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryada-5-yil-icinde-800-yeni-firma-uretime-baslayacak-81968</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/8/1280x720/sakaryada-5-yil-icinde-800-yeni-firma-uretime-baslayacak-1782464422.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, devam eden OSB projeleri ile gelecek 5 yıl içinde toplam 800 yeni firmanın üretime başlayacağını ve 75 bin kişilik istihdam sağlanacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-artik-sadece-getiri-aramiyor-dayaniklilik-da-satin-aliyor-81944</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sermaye artık sadece getiri aramıyor; dayanıklılık da satın alıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Private Markets Summit 2026, COP31’e giderken İstanbul’da kritik bir tartışmayı gündeme taşıdı: Parçalanan bir dünyada özel sermaye nereye yönelmeli? Daha önemlisi, sermaye yalnızca kazanç mı üretmeli, yoksa aynı zamanda dayanıklılık, dönüşüm ve güven de inşa etmeli mi?</strong></p>
<p>Küresel ekonomi uzun süredir tek bir kelimeyle tarif ediliyor: Belirsizlik. Ama artık bu kelime de olup biteni anlatmaya yetmiyor. Konu, sadece faizlerin, jeopolitik gerilimlerin ya da enerji fiyatlarının oynaklığı değil. Daha derinde, sermayenin yön bulma biçimi değişiyor. Kamusal kaynakların yetersiz kaldığı, iklim krizinin ekonomik maliyetlerinin arttığı, tedarik zincirlerinin kırılganlaştığı ve ülkelerin kendi güvenlik alanlarına çekildiği bir dünyada, özel sermayeye yüklenen anlam da büyüyor. İstanbul’da düzenlenen Private Markets Summit 2026, tüm bu başlıkları masaya yatırdı. SustainFinance tarafından, CFA Society Istanbul ve CAIA Association iş birliğiyle, Istanbul Impact Partners’ın stratejik ortaklığında Tekfen Tower’da gerçekleştirilen zirvenin ana teması “Allocating for Resilience” idi. Yani “Sermayeyi dayanıklılık için tahsis etmek”.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="width: 343px; height: 537px;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e0cf6a933f-1782451446.png" alt="" width="515" height="807" />
<figcaption><strong>Zirvenin açılış konuşmasını SustainFinance Kurucu Ortağı Kübra Koldemir ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin Birleşik Krallık Ülke Danışmanı Ersoy Erkazancı yaptı.</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Sürdürülebilir finansın yeni sınavı</strong></p>
<p>Zirvenin açılışında SustainFinance Kurucu Ortağı Kübra Koldemir ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin Birleşik Krallık Ülke Danışmanı Ersoy Erkazancı, tartışmanın zeminini dayanıklılık, sürdürülebilirlik ve özel sermaye ekseninde kurdu: Sürdürülebilir finans artık yalnızca yeşil tahviller, ESG raporları ya da iklim taahhütleri üzerinden konuşulmuyor. Daha temel bir yere doğru ilerliyor: Sermayenin risk algısı nasıl değişiyor?</p>
<p>SustainFinance Kurucu Ortağı, CFA Institute eski Başkanı ve CEO’su Paul Smith, CFA moderatörlüğündeki “Belirsizlik Çağında Sürdürülebilir Finans: CEO Perspektifleri” oturumu bu açıdan önemliydi. Türkiye Varlık Fonu, Azimut Portföy ve SustainFinance perspektiflerinin buluştuğu oturumda, fon yöneticilerinin sürdürülebilirlik taahhütlerini jeopolitik ve makroekonomik baskılar altında nasıl yönettiği tartışıldı.</p>
<p>Sürdürülebilirlik hedefleri uzun vadeli düşünmeyi gerektiriyor; oysa piyasalar çoğu zaman kısa vadeli reflekslerle hareket ediyor. Bu çelişki, fon yöneticilerinin önündeki en zor sınavlardan biri. Çünkü bugün yatırım kararı almak, yalnızca “nerede getiri var?” sorusuna yanıt vermek değil; aynı zamanda “hangi sistemler ayakta kalabilir?” sorusunu da sormak anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Dünya yeniden “kablolanırken”</strong></p>
<p>CAIA Association’ın “The World Rewired” araştırmasından hareketle kurgulanan yatırımcı paneli, zirvenin en güçlü düşünsel çerçevelerinden birini sundu. Laura Merlini moderatörlüğündeki oturumda, Ju Hui Lee ve Adrian Stefani gibi isimler, yatırım kurumlarının artık üç farklı basınç altında yeniden şekillendiğini ortaya koydu: Çok kutuplu makroekonomik düzen, kamu ve özel piyasaların birbirine yaklaşması ve kurumların yatırım yapma biçimlerinde yaşanan iç dönüşüm.</p>
<p>Bu başlıkların her biri, finans dünyasında ezber bozucu sonuçlar doğuruyor. Özel piyasalar artık portföylerin kenarında duran “alternatif” alanlar değil; giderek ana akım yatırım stratejilerinin merkezine yerleşiyor. Kamu piyasalarının dalgalı, kısa vadeli ve zaman zaman irrasyonel hareket ettiği dönemlerde, özel sermaye daha sabırlı bir alan sunabiliyor. Ama bu sabır, kendiliğinden bir erdem değil. Güçlü yönetişim, doğru veri, deneyimli ekipler ve sağlam kurum kültürü gerektiriyor.</p>
<p>Oturumda yapay zekânın yatırım süreçlerine etkisi de tartışıldı. Burada da önemli olan teknolojinin kendisi değil, teknolojiyle birlikte insan denetiminin nasıl yeniden tanımlanacağıydı. Çünkü algoritmalar karar süreçlerini hızlandırabilir; ama güveni, sezgiyi ve sorumluluğu tek başına üretemez. Finansın geleceği, teknolojinin hızıyla insan muhakemesinin dengesi arasında kurulacak.</p>
<p><strong>Enerji dönüşümünün finansman açığı</strong></p>
<p>Gelişen ekonomilerde enerji yatırımlarının ölçeklenmesi ise zirvenin en somut başlıklarından biriydi. Elvan Güven moderatörlüğündeki oturumda Elisabetta Falcetti, Elif Yağlı ve Nihal Kanay gibi isimler, enerji projelerinde finansman açığını, karma finansman modellerini, kalkınma bankalarının rolünü ve yatırımcıların risk algısını tartıştı.</p>
<p>Bu oturumun önemi şuradaydı: Enerji dönüşümü çoğu zaman teknoloji, kapasite ya da mevzuat başlığıyla ele alınıyor. Oysa dönüşümün en kritik düğümlerinden biri finansman. Özellikle gelişen ekonomilerde iyi projeler var; ihtiyaç var; enerji güvenliği baskısı var; iklim hedefleri var. Ama sermaye aynı hızda akmıyor, çünkü yatırımcıların algıladığı risk ile projelerin gerçek riski arasında çoğu zaman ciddi bir mesafe var. Bu mesafe kapanmadıkça, enerji dönüşümü de istenen hızda ilerleyemiyor. Kalkınma bankalarının, karma finansman araçlarının ve risk paylaşım mekanizmalarının önemi burada ortaya çıkıyor. Gelişen ekonomilerde sermayeyi harekete geçirmek için yalnızca proje üretmek yetmiyor; güven üretmek de gerekiyor.</p>
<p><strong>Türkiye: Risk mi, fırsat mı?</strong></p>
<p>Zirvenin kapanış oturumu ise Türkiye’ye odaklandı. Moderatörlüğünü üstlendiğim “Parçalanan Bir Dünyada Sermaye Tahsisi: Türkiye’de Özel Piyasalar, Risk ve Fırsatlar” başlıklı panelde, Merkez Bankası Eski Baş Ekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hakan Kara, S&amp;P Global’den Dillon Watts ve Oleka Capital’dan Emir Bölen ile Türkiye’nin parçalanan küresel düzende özel sermaye açısından nasıl konumlandığını tartıştık.</p>
<p>Bu oturumun merkezinde şu soru vardı: Türkiye uluslararası yatırımcılar için hem yüksek potansiyel hem de yüksek belirsizlik algısı taşıyor. Peki mesele riskin kendisi mi, yoksa riskin doğru fiyatlanmaması mı?</p>
<p>Hakan Kara’nın makroekonomik dengelenme ve güven eşiği üzerine değerlendirmeleri, Türkiye’ye uzun vadeli sermaye çekmenin yalnızca faiz, kur ya da büyüme göstergeleriyle açıklanamayacağını hatırlattı. Sabırlı sermaye için öngörülebilirlik gerekiyor. Kuralların, verinin, politikanın ve kurumların güven vermesi gerekiyor.</p>
<p>Dillon Watts, sürdürülebilirlik verisinin yatırım kararlarındaki rolünü gündeme taşıdı. Çünkü artık yatırımcı yalnızca finansal tabloya bakmıyor; şirketin iklim riskini, geçiş planını, tedarik zincirini, yönetişim yapısını ve veri kalitesini de görmek istiyor. Sürdürülebilirlik verisi, raporların sonunda yer alan bir ek olmaktan çıkıp sermayeye erişimin ana dili haline geliyor.</p>
<p>Emir Bölen ise özel piyasalar açısından Türkiye’nin fırsat alanlarına dikkat çekti. Burada profesyonelce yaklaşılması gereken konu, Türkiye’yi yalnızca kısa vadeli dalgalanmalarla değerlendirmemek. Girişim sermayesi, büyüme sermayesi, altyapı, enerji, teknoloji ve ihracat kapasitesi gibi alanlarda Türkiye’nin ciddi bir potansiyeli var. Ancak bu potansiyelin uluslararası sermaye için okunabilir ve güvenilebilir hale gelmesi gerekiyor.</p>
<p><strong>COP31 yılında finansın dili değişiyor</strong></p>
<p>Private Markets Summit 2026’nın İstanbul’da yapılması tesadüf değil. Türkiye, COP31 yılına girerken yalnızca iklim diplomasisinin değil, finansman tartışmasının da merkezlerinden biri olmaya aday. Çünkü iklim hedefleri, energy dönüşümü, özel sermaye ve kalkınma artık ayrı başlıklar değil. Aynı masada konuşulması gereken, birbirine bağlı meseleler.</p>
<p>SustainFinance Genel Sekreteri Eren Soydal’ın ifadesiyle zirve, sermaye tahsis edenlerle sermayeye ihtiyaç duyan şirketleri ve ekonomileri aynı odada buluşturmak üzere tasarlandı. Daha parçalı bir dünyada dayanıklılık artık getiri kadar önemli.</p>
<p>CAIA Association’dan Laura Merlini de yatırımcıların karşı karşıya olduğu soruların yalnızca yeni stratejiler değil, yeni beceriler gerektirdiğini vurguladı. Gerçekten de bugün finans profesyonellerinin yalnızca bilanço okuması yetmiyor. Jeopolitik farkındalık, iklim okuryazarlığı, veri analizi, teknolojiyle çalışma becerisi ve uzun vadeli sistem düşüncesi gerekiyor.</p>
<p>Zirveden geriye kalan en güçlü mesaj bence şu oldu: Sermaye artık sadece getiri aramıyor. Dayanıklılık da arıyor. Güven arıyor. Veri arıyor. Dönüşüm kapasitesi arıyor. Ve sermaye artık yalnızca kazandıran değil, ayakta tutan sistemlerin peşinden gidiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-artik-sadece-getiri-aramiyor-dayaniklilik-da-satin-aliyor-81944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/4/1280x720/57-1782451488.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye artık sadece getiri aramıyor; dayanıklılık da satın alıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sebeke-modernizasyonu-icin-50-60-milyar-dolar-yatirim-gerekli-81943</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Şebeke modernizasyonu için 50-60 milyar dolar yatırım gerekli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Yeni enerji mimarisinin dönüşümünün omurgasını oluşturan elektrik dağıtım şirketlerinin, Türkiye genelinde 52 milyon aboneye kesintisiz elektrik hizmeti verirken, özelleştirme sonrası 12 yılda önemli bir altyapı ve hizmet kapasitesi artışı sağladığı bildirildi.</p>
<p>Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği (ELDER) sektörde ortak aklın oluşturulmasında önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz, dağıtım şirketlerinin Türkiye ekonomisine yaklaşık 33 milyar dolarlık katkı sağladığını belirtti.</p>
<p>Şebekelerin gelecekte en değerli varlık olacağını söyleyen Erdeniz, “Data center yatırımlarını çekmek, sanayide büyümek, elektrikli araçların hız kesmeden hayatımızda yer almasını istiyorsak şebeke yatırımlarımızın da hazır olması gerekiyor. Elektrik dağıtım şirketleri olarak bizler bu dönüşümün omurgası konumundayız” diye konuştu. Türkiye’nin şebeke büyüklüğü ve artan enerji talebine dikkat çekerek yatırım ihtiyacının altını çizen Erdeniz, “Bu dönüşüme adaptasyon sürecinde dünya genelinde yapılması gereken yatırım aşağı yukarı 600 milyar dolardır. Avrupa’da 80 milyar dolar, Türkiye’nin ise 10 yıllık dönemde 50- 60 milyar dolar civarında yatırım yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sektörde bugüne kadar yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım yapıldığını belirten Erdeniz, hat uzunluklarının ve trafo kapasitesinin ciddi şekilde artırıldığını söyledi. Kayıp-kaçak oranının yüzde 18,5’ten yüzde 8,8’e gerilediğini vurgulayan Erdeniz, bunun ekonomiye yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar katkı sağladığını ifade etti. Sektörün son 5 yılda 12 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğini belirten Erdeniz, dağıtım şirketlerinin gelecek 5 yıllık dönemde ise 20 milyar dolarlık yatırım taahhüdünde bulunduklarına vurgu yaptı.</p>
<p><strong>Türkiye’de mesken elektriği Avrupa’ya göre daha düşük</strong></p>
<p>Elektrikleşme sürecinde yenilenebilir enerji kurulu gücünün de önemli ölçüde arttığını belirten ELDER Yönetim Kurulu Başkanı Barış Erdeniz, şunları söyledi: “Globaldeki kurulu güce baktığımızda 2013-2025 arası dönemde 5 bin gigavattan 10 bin gigavata çıkıldığı görülüyor. 2025-2050 arası dönemde de 30 bin gigavat seviyelerine ulaşılacağı tahmin ediliyor” diyen Erdeniz, Türkiye’nin Avrupa’ya kıyasla avantajlı bir fiyat yapısına sahip olduğunu vurgulayarak, “27 Avrupa ülkesinin ortalama fiyatları baz alındığında mesken elektriğinde Türkiye beşte bir oranında daha ucuz ve Avrupa’daki en uygun elektriği Türkiye kullanıyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sebeke-modernizasyonu-icin-50-60-milyar-dolar-yatirim-gerekli-81943</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/3/1280x720/baris-erdeniz-1782451141.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ELDER Başkanı Barış Erdeniz, enerji dönüşümünde şebeke altyapısı için dünya genelinde 600 milyar dolar, Türkiye için 10 yılda 50–60 milyar dolar yatırım gerektiğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop31e-en-az-150-bin-yabanci-ziyaretci-bekleniyor-81942</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31’e 150 bin yabancı ziyaretçi bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Valiliği tarafından uygulamaya konulan Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Meclis üyelerine Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) süreciyle ilgili bilgi verdi.</p>
<p>Antalya’nın iklim diplomasisinin merkezi olacağını belirten Şahin, COP31 kapsamında Antalya’nın dünyanın dört bir yanından gelecek binlerce katılımcıya ev sahipliği yapacağını, bu etkinliğin kent tanıtımı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Birleşmiş Milletler himayesinde düzenlenen ve dünyanın en önemli iklim etkinlikleri arasında gösterilen COP31 hazırlıkları hakkında bilgi veren Şahin, 9-20 Kasım tarihleri arasındaki organizasyonun Antalya’nın uluslararası tanıtımına sağlayacağı katkılar, sürdürülebilirlik hedefleri ve iş dünyasının süreçte üstlenebileceği roller hakkında ATSO meclis üyelerine bilgi verdi.</p>
<p>COP31’in, çevresel dönüşüm, yeşil ekonomi ve iklim odaklı yatırımlar açısından Antalya için önemli fırsatlar sunacağına dikkat çeken Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın COP31 hazırlıklarını çevreye duyarlı şekilde yürütüyor. Etkinlik alanı Blue Zone (Mavi Alan) ve Green Zone (Yeşil Alan) olmak üzere iki bölümden oluşacak. Devlet başkanları ve diplomatik heyetlerin yer alacağı Blue Zone sınırlı erişime sahip olacak. Green Zone ise akredite katılımcılara açık bir alan olarak kullanılacak. Her iki alandaki insan hareketliliği Antalya’nın tanıtımı açısından büyük önem taşıyor. COP31 süresince günlük ziyaretçi sayısı Green Zone’da 100 bin, Blue Zone’da ise 50 binin üzerine çıkması bekleniyor.  Antalya’ya yönelik yoğun ilgi nedeniyle katılım önceki COP organizasyonlarının üzerine çıkacak. 100’den fazla devlet ve hükümet başkanının etkinliğe katılması bekleniyor. COP 31 Antalya’ya önemli bir küresel görünürlük sağlayacak.’’</p>
<p><strong>"Antalya için yeni fırsatlar yaratılacak"</strong></p>
<p>Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje koordinatörü Ebru Şahin, COP31’in Antalya için önemli bir tanıtım fırsatı olduğunu, kentin yalnızca turizm potansiyelini değil, sürdürülebilirlik ve çevre koruma alanındaki çalışmalarını da dünyaya anlatma olanağı bulacağını vurguladı. Şahin, ‘’Organizasyon konaklama, gastronomi, ulaşım, yerel üretim ve yaratıcı sektörlerde ekonomik hareketlilik yaratacak. Yeni projelerin hayata geçirilmesi açısından da bu süreç önemli bir fırsat sunacak’’ dedi.</p>
<p>COP31 hazırlıkları kapsamında kurulan Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin temizlik, ekolojik koruma, farkındalık ve iş birliği başlıkları üzerine kurulduğunu anlatan Ebru Şahin, özellikle denizlerdeki kirliliğin kaynağında önlenmesine odaklandıklarını, akarsular ve tarımsal faaliyetlerden kaynaklanan kirliliğin azaltılması gerektiğine dikkat çekti. Şahin, deniz ekosisteminin korunması ve çevre bilincinin genç kuşaklara aktarılmasının öncelikli hedefleri olduğunu söyledi.</p>
<p>Tek kullanımlık plastiklerin azaltılması amacıyla içme suyu çeşmeleri kurduklarını da ifade eden Şahin, şu ana kadar 17 çeşmenin hizmete alındığını, akarsu bariyer sistemleri, biyoçözünür sera ipleri, depozito iade makineleri, Üç Adalar Bilimsel Koruma Projesi, deniz süpürgesi ve çöp kapar gibi projeler üzerinde de çalıştıklarını bildirdi.</p>
<p> ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman da, COP31’in yalnızca bir iklim konferansı olmadığını, gelecek nesilleri doğrudan ilgilendiren önemli bir sürecin de parçası olduğunu belirtti.</p>
<p>İnsanlığın doğayla mücadelesinin tarih boyunca farklı aşamalardan geçtiğini belirten Hacısüleyman, “Bugün geldiğimiz noktada artık doğaya hükmetmekten değil, onu korumaktan söz ediyoruz. Antalya'da sıkça kullandığımız bir kavram var; koruma-kullanma dengesi. Ancak artık koruma tarafına biraz daha ağırlık vermemiz gereken bir döneme giriyoruz. Çünkü gelecek nesillere tükenmiş bir dünya bırakmamak zorundayız” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cop31e-en-az-150-bin-yabanci-ziyaretci-bekleniyor-81942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/2/1280x720/cop31e-en-az-150-bin-yabanci-ziyaretci-bekleniyor-1782450723.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya’da kasım ayında gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı&#039;na 150 bin ziyaretçinin katılması bekleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tek-seferde-13-milyarlik-kar-dagitti-temettu-verimi-yine-de-yuzde-62de-kaldi-81941</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tek seferde 13 milyarlık kâr dağıttı, temettü verimi yine de yüzde 6,2’de kaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada son bir yılda fiyatını %20’nin üzerinde artırırken temettü verimini %2’nin üzerine çıkaran 24 şirket var. Yeni Gimat’ta yıllık getiri %224’ü bulurken, İsdemir ve Naturelgaz’ın temettü verimi %6’yı aşıyor. Peki bu çıkışlar sürdürülebilir bir nakit getirisi sağlayabilir mi?</strong></p>
<p>Fiyatı yükselen ve yatırımcısına nakit dağıtan şirketler her zaman ilgiyle takip edilir. Hisse fiyatı yükselirken faaliyet kârının artması, kafalarda o şirketin kusursuz bir nakit makinesi olduğu düşüncesini besler. Oysa sadece fiyat etiketine ve vitrindeki temettüye bakarak kalıcı zenginlik hayali kurmak yanıltıcı olabilir. Ebebek veya Doğan Holding gibi hisselerde gördüğümüz çarpıcı kâr büyümeleri kağıt üzerinde dikkat çekse de bilançonun arka bahçesini de sorgulamak gerekir. Kâr artsa dahi şirket kazancı verimli yatırımlara dönüştüremiyor ya da sadece enflasyonist rüzgarla rakamları şişiriyorsa büyümede süreklilik söz konusu olmayacaktır.</p>
<h2>Temettü verimi yüksekler</h2>
<p>Mart 2021’de borsaya gelen Naturelgaz, ilk günden bu yana düzenli kâr payı ödeyen yapısıyla dikkat çekiyor. Mayıs ayında 0,87 TL temettü öderken temettü verimi %6,19 seviyesinde bulunuyor. Söz konusu oran listeye giren firmalar arasında en yüksek düzeye işaret ediyor. Şirket ilk çeyrekte gelirini %6 ve dönem sonu kârını %21 büyüttü. İskenderun Demir Çelik, düzenli temettü ödemesi yapan bir diğer şirket. Son olarak haziran ayının ilk haftasında hisse başına 4,50 TL kâr payı ödemesi yaparken, toplamda yatırımcısına 13 milyar TL kâr payı dağıttı. Temettü verimi ise %6,15 düzeyinde bulunuyor. Hissenin fiyatı mayıstan itibaren artan ivmeyle yükselişini sürdürüyor.</p>
<h2>Fiyatı en çok artan</h2>
<p>Yeni Gimat GMYO, son bir yılda gerçekleştirdiği %224’lük fiyat artışı ile tablodaki hisseler içinde en yüksek performansı sergiledi. Düzenli kâr payı ile öne çıkan Yeni Gimat, geçtiğimiz nisan ayında dağıtılabilir kârın %48’ini yatırımcısı ile paylaştı. Hisse başına 10,55 TL temettü ödemesi yaparken temettü verimi %4,13 düzeyinde bulunuyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e090fb72bf-1782450447.png" alt="" width="900" height="493" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>MARJ REKABETİ Mİ, MARJ GÜVENLİĞİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Marj rekabeti</strong>; yüksek getiri, agresif büyüme, verimlilik, fırsat. Teminat çağrısı, sermaye erimesi, zorunlu satış, stres, likidite sıkışıklığı.</p>
<p><strong>Marj güvenliği</strong>; kriz kalkanı, konfor, esneklik, sürdürülebilirlik, maliyet kontrolü. Düşen performans, fırsat maliyeti, atıl sermaye, yavaş büyüme.</p>
<p><strong>Bakım çalışmalarında ortaya çıkan teknik sorunlar sürecin daha da uzamasına yol açtı</strong></p>
<p>Akenerji, Erzin Santrali’ndeki bakımın uzamasından ötürü olumsuz etkilenir mi? ● Ercan Karacan</p>
<p>Ercan, Akenerji’nin Erzin Doğalgaz Santrali’nde nisan ayında başlayan periyodik bakım çalışmaları, süreçte tespit edilen yeni teknik hususlar sebebiyle öngörülenden daha uzun sürdü. Mayısın son haftası yapılan açıklamada sürecin tamamlanmasını takiben santralin faaliyete alınacağı belirtilmekle birlikte geçen sürede devreye alındığına dair ek paylaşım yapılmadı. Gecikmenin şüphesiz şirketin finansallarına olumsuz yönde bir etkisinin olması beklenmeli. Uzayan duruş süresi elektrik satışından elde edeceği ciroda azalmaya neden olacaktır.</p>
<p><strong>Arnavutköy’de aldığı arsa üzerine fabrika yaparak kapasitesini artırmayı planlıyor</strong></p>
<p>Dof Robotik’in Arnavutköy’de aldığı arsayı nasıl değerlendirmek istediği belli mi? ● Ali İnci</p>
<p>Ali, Dof Robotik, büyüme hedefi çerçevesinde Arnavutköy’de 157,4 milyon TL bedelle yaklaşık 5.700 metrekarelik bir arsa satın aldı. Söz konusu girişim pasif bir gayrimenkul yatırımından ziyade operasyonel bir hamle olduğunu söylemek yanlış olmaz. Şirket söz konusu alan üzerine yeni bir üretim tesisi kurmayı amaçlıyor. Arsa, fabrika inşası için değerlendirilerek üretim kapasitesinin artırılması planlanıyor. Yılın ilk çeyreğinde gelirini %74 büyüten Dof Robotik’in esas faaliyetlerinden zarar yazması giderlerin daha hızlı büyüdüğünü işaret ediyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>NTI inovasyon fonu küresel vizyonla yatırımcısına altı ayda %52 kazandırdı</strong></p>
<p>Neo Portföy’ün yönettiği Teknoloji ve İnovasyon Değişken Fon (NTI), Temmuz 2025’ten bu yana işlem görüyor. Geçtiğimiz nisana kadar sınırlı hareket eden fonun ivmesi sonrasında güçlendi. Nisanda 1 TL olan fiyat hızla artarken şimdilerde 1,72 TL bölgesinde. Fona yönelen nakit girişinde ivme artarken haziranda tutar 246,9 milyon TL’yi buldu; büyüklüğü ise 493,06 milyon TL’ye yükseldi. Artan ilgi fona yönelen yatırımcı sayısında belirgin bir yükselişe yol açarken sayı 2.373’e çıktı. NTI’nın temel stratejisi, varlıklarını küresel teknolojik inovasyonu yönlendiren şirketlerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %70,44’ü yabancı hisse senedi ve %12,10’u yatırım fonlarında bulunuyor. Küresel teknoloji temasına yönelen ve risk alabilen yatırımcıya hitap ediyor. Son altı ayda %51,69 getiri sağladı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Koç Stellantis, piyasadan %43,67 bileşik faizle 1 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>Koç Stellantis Finansman, 23.06.2026 tarihinde tahvil ihracını tamamladı. Toplam tutarı 1.000.000.000 TL olan tahvilin yıllık basit faiz oranı %44,25, bileşik faiz oranı ise %43,67 olarak belirlendi. 390 gün vadeli ve tek kupon ödemeli olan tahvil, 19.07.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz %47,28 düzeyinde. 24 Haziran itibarıyla (TLREF) %39,99 seviyesinde bulunuyor. Koç Stellantis’in %44,25 basit faizi, TLREF’in yaklaşık 4,26 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin uzun vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Tahvil, piyasada TRSKFTF72716 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e08d9c27c1-1782450393.png" alt="" width="967" height="243" /></strong><strong>SMART GÜNEŞ TEKNOLOJİLERİ</strong></p>
<p><strong>Yurt içi şirketten 13,4 milyon dolarlık depolamalı GES kurulumu için avans aldı</strong></p>
<p>Smart Güneş Teknolojileri, bağlı iştiraki üzerinden yurt içinde faaliyet gösteren kurumsal bir müşteriyle depolamalı GES kurulumu için anahtar teslim mühendislik ve tedarik sözleşmesi imzaladı. KDV hariç 13,36 milyon dolar tutarındaki projede şirket kendi ürettiği yerli panelleri kullanacağını ve avans ödemesinin tahsil edildiği belirtildi. Yılın ilk yarısı dolmadan açıkladığı yeni iş bağlantılarının toplam tutarı ise yıllık gelirinin %53’ü seviyesinde bulunuyor. Müteahhitlik ve teknoloji üretimini aynı bünyede toplamak şirketlere operasyonel üstünlük sağlıyor.</p>
<p><strong>ASELSAN</strong></p>
<p><strong>Yeni siparişler alıyor. Şimdiden yıllık gelirinin %71,5’ini garanti altına aldı</strong></p>
<p>Aselsan, SSB ve uluslararası müşterileriyle üç ayrı sözleşmeye imza attı. Kamu güvenliği, haberleşme, uydu ve uzay sistemleri için 845 milyon dolar; hava savunma sistemleri için 780 milyon euro; yurt dışı ihracatı için de 114,7 milyon dolar tutarında anlaşmalar yaptı. Teslimat takvimleri 2032 yılına kadar uzanan yeni iş bağlantıları, anlaşmalarla garanti altına alınmış oldu. Şirket, henüz yılın ilk yarısı tamamlanmadığı halde yıllık gelirinin %71,5’i düzeyinde yeni iş bağlantıları gerçekleştirdi. Mevcut veriler şirketin sene sonuna kadar ivmeyi koruyacağını gösteriyor.</p>
<p><strong>DCT TRADİNG</strong></p>
<p><strong>Çin için zorunlu olan lisansı yeniledi. Aracı kullanmadan ihracat yapabilecek</strong></p>
<p>DCT Trading, Çin devlet teşekküllerine aracısız ve doğrudan satış imkanı veren AQSIQ lisansının denetimlerden geçerek 2029 yılına kadar yenilendiğini duyurdu. Böylece şirket, dünyanın en büyük pazarlarından birine standartlara uygun giriş vizesini korumuş oldu. Uluslararası ticarette devlet kurumlarına doğrudan satış yapabilmek aracı maliyetlerini sıfırlar ve önemli bir avantaj sağlar. Aracı kurumlar üzerinden düşük marjlarla da olsa çalışmak ilave gider anlamına geliyor. Şirketin doğrudan tedarikçi lisansına sahip olması ise ihracat ayağını destekleyecektir.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Şok hissesi marttan bu yana yatayda dalgalı hareket ediyor. Fonlar satış tarafında</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e08b6b252f-1782450358.png" alt="" width="308" height="250" /></strong>Şok Marketler’de fonlar satış ağırlıklı işlem yapıyor. Portföylerindeki miktar %27,82 ile toplamda 3,23 milyon lot azalarak 8,39 milyona indi. Fon sayısı 45’ten 36’ya geriledi. NNF fonu 2,68 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, YHP fonu 1,13 milyon ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse için bugüne kadar 15 aracı kurum öneride bulunurken 1 kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Ata Yatırım 110 TL ile verdi. En düşük öneri 66 TL ile Tera Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tek-seferde-13-milyarlik-kar-dagitti-temettu-verimi-yine-de-yuzde-62de-kaldi-81941</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tek seferde 13 milyarlık kâr dağıttı, temettü verimi yine de %6,2’de kaldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/iban-duzenlemesi-12-yargi-paketine-girdi-81939</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> IBAN düzenlemesi 12. Yargı Paketi&#039;ne girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>12. Yargı Paketinin Meclis Adalet Komisyonu'ndaki görüşmelerinde AK Parti ve MHP tarafından verilen önergenin kabul edilmesiyle kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak adlandırılan haksız menfaat için banka hesap bilgilerini başkalarına kullandıranlara ilişkin düzenlemeye gidildi. Önergeyle, Türk Ceza Kanunu'nun nitelikli dolandırıcılığı düzenleyen 158. Maddesine yeni bir fıkra eklendi. Dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecek.</p>
<h2>İlk derece mahkemeleri </h2>
<p>Komisyonda kabul edilen diğer bir önergeyle bu konudaki geçiş hükümleri de düzenlendi. Buna göre, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce dolandırıcılık veya nitelikli dolandırıcılıktan haklarında hüküm verilmiş olup da dosyası kanun yolu incelemesinde bulunan sanıklardan eklenen fıkranın uygulanacağı sanıkların bölge adliye mahkemeleri ceza dairelerinde bulunan dosyaları hakkında bozma kararı verilecek ve dosya ilk derece mahkemelerine gönderilecek. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan dosyalar ise gelişlerindeki usule uygun olarak ilk derece mahkemelerine iletilecek.</p>
<h2>Daha ölçülü değerlendirme </h2>
<p>Yapılan düzenlemeyi değerlendiren Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, sosyal medya ve dijital platformlarda “hesabını kirala, IBAN'ını paylaş, komisyon kazan” gibi vaatlerle vatandaşların banka hesaplarının suç gelirlerinin aktarılmasında kullanılabildiğine dikkat çekti. Bundan en fazla gençlerin etkilendiğini söyleyen Yüksel, yapılan düzenlemeyi değerlendirirken bir geri adımın söz konusu olmadığını vurguladı, yalnızca suça katkısı banka hesabını veya hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişiler bakımından daha ölçülü bir değerlendirme yapılmasının sağlandığını kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dengeli bir ceza politikası</span></h2>
<p>Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel, “Mevcut uygulamada özellikle asıl faillere ulaşılamayan bazı dosyalarda hesabını kullandıran kişiler de asli fail olarak sorumlu tutulabilmekte ve mağdur sayısına bağlı olarak oldukça yüksek hapis cezalarıyla karşılaşabilmektedir. Yapılması planlanan düzenlemeyle, dolandırıcılık suçuna katkısı yalnızca banka hesabını veya hesabın kullanılmasını sağlayan, bilgi ve araçları vermekle sınırlı kalan kişiler yönünden verilecek cezanın yarı oranında indirilmesi öngörülmektedir. Bu düzenlemeyle yeni bir suç ihdas edilmemekte, herhangi bir fiili suç olmaktan çıkarmamakta ve dolandırıcılık suçunun faillerine cezasızlık getirmemektedir, aksine, suça sağlanan katkının niteliğini esas alan daha dengeli bir ceza politikası ortaya koymaktadır. Suçun planlanmasında, yönetilmesinde, mağdurların aldatılmasında veya suç gelirlerinin paylaşılmasında rol alan kişiler bakımından ise mevcut hükümler aynen uygulanmaya devam edecektir" dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/iban-duzenlemesi-12-yargi-paketine-girdi-81939</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/tbmm-meclis-1776928915.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamuoyunda “IBAN mağdurları” olarak adlandırılan haksız menfaat için banka hesap bilgilerini başkalarına kullandıranlara ilişkin yapılan düzenlemeye göre, dolandırıcılık ile nitelikli dolandırıcılık suçlarına iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-aile-sirketi-hikayesi-kurucudan-sonra-tufan-mi-81938</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir aile şirketi hikayesi: Kurucudan sonra tufan mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyanın en ilginç transfer sezonu açıldı. Bu bir futbol transferi değil. Bir şirket satın alma dalgası da değil.</p>
<p>Önümüzdeki 20-25 yıl içinde yaklaşık 84 trilyon dolarlık servetin el değiştirmesinden söz ediyoruz. Para, gayrimenkul, şirket hissesi, özel sermaye yatırımları, sanat koleksiyonları, vakıflar, aile şirketleri, portföyler, borçlar, itibar, ilişkiler ve en önemlisi karar gücü devredilecek.</p>
<p>Kuruculardan çocuklara, çocuklardan torunlara, eşlerden hayatta kalan diğer eşlere, aile şirketlerinden profesyonel yönetime, yerel sermayeden küresel yapılara, bazen de aileden tamamen dışarıya.</p>
<p>Transfer coğrafya tanımıyor; ABD, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve dahi Türkiye’de... Bizde sermaye birikiminin tarihi kısa, aile şirketlerinin çoğu hâlâ birinci, ikinci ve üçüncü kuşak eşiğinde. Konuya “zengin ailelerin meselesi” diye bakmamak gerek, sermayenin devamlılığı, şirketlerin ömrü, istihdamın geleceği, markaların kalıcılığı ve ekonomik hafızanın korunması diye okumak memleket meselesi olabilir.</p>
<p>Serveti yaratmak ile serveti taşımak; kazanmak ile o kazanç etrafında sistem kurmak birbiriyle karışan farklı konular.</p>
<ul>
<li>Kurucu kuşağın sezgisiyle büyüyen şirket, üçüncü kuşakta hâlâ aynı sezgiyle yönetilebilir mi?</li>
<li>Aile büyüdüğünde masa büyür mü, yoksa masa dağılır mı?</li>
<li>Herkesin aynı soyadını taşıması, aynı hedefe baktığı anlamına gelir mi?</li>
</ul>
<p><strong><em>Aile Portföy Yapısı Araştırması </em></strong></p>
<p><em>J.P. Morgan’ın 2026 Global Family Office Report çalışması, aile ofislerinin artık klasik “servet koruma” refleksiyle yetinmediğini gösteriyor. 30 ülkeden 333 tek aile ofisinin yer aldığı çalışmada ortalama aile net varlığı 1,6 milyar dolar; rapor kapsamındaki toplam yönetilen varlık yaklaşık 518 milyar dolar.</em></p>
<p><em>Portföylerde risk iştahı belirgin: Varlıkların yaklaşık yüzde 75’i hisse senedi ve alternatif yatırımlarda. Önümüzdeki 12–18 ayda “private equity” payını artırmayı planlayanların oranı yüzde 37. Bu, tüm varlık sınıfları içinde en yüksek artış beklentisi.</em></p>
<p><em>Aile ofisi kurmak için tek bir evrensel eşik yok. Küresel pratikte tek aile ofisi için sık kullanılan başlangıç eşiği yaklaşık 50 milyon İsviçre Frangı ve üzeri servet seviyesi. Daha küçük yapılarda çoklu aile ofisi, hibrit model ya da sanal aile ofisi daha gerçekçi kabul ediliyor.</em></p>
<p>Aile ofisi yönetişiminde dönüşümsel liderlik ve kurumsal yapılandırma uzmanı, eski bankacı, CFO Sinan Dallı yukarıdaki temel sorularıma ve artçılarına yanıt verdi. Servetin neden kırılganlaştığını, aile şirketlerinde çatışmanın nereden çıktığını, Türkiye’de sermaye birikiminin neden genç olduğunu, kadınların ve genç kuşakların bu denklemde neden kritik hale geldiğini tartıştık.</p>
<p><strong>Servet Transferi Nedir?</strong></p>
<p>Servet transferi, temelde bir kuşağın elindeki varlıkların bir sonraki kuşağa geçmesi demek. Hisse senedi devredilir. Gayrimenkul miras kalır. Banka hesapları aktarılır. Şirket hisseleri çocuklara geçer. Eşler arasında mülkiyet değişir. Vakıflar, koleksiyonlar, aile konutları, yurt dışı varlıkları yeniden düzenlenir. Gerçek hayatta mesele yalnızca varlık devri değil. “Karar-Sorumluluk-Değer Devri”. Hatta bazen suçluluk, kırgınlık, rekabet ve suskunluk devri.</p>
<p>Sözü edilen yaklaşık 84 trilyon doların bir bölümü likit varlık. Bir bölümü şirket hissesi, gayrimenkul ve özel yatırımlar gibi daha zor çözülen varlıklar.</p>
<p>Likit aktarılabilir. Bina satılabilir, şirket hissesi bölünebilir; aile şirketinin ruhu, kurucunun vizyonu, görünmeyen emek, kardeşler arasındaki rekabet, kuzenlerin farklı hayat beklentileri nasıl devredilir?</p>
<p>Aile ofisi, özel bankacılık hizmeti değil; “parayı nereye yatıralım?” sorusuna cevap vermiyor. Dallı, “Aile ofisi, ailenin işletim sistemidir. Bilgisayarın işletim sistemi bozulduğunda programlar çalışmaz. Ailenin işletim sistemi yoksa servet parçalanır. Şirket, gayrimenkul, portföy, vergi, hukuk, sanat, vakıf, miras planlaması ve aile toplantıları birbirinden kopar. Herkes bir şey bilir, kimse bütünü görmez” diye tanımladı.</p>
<p>Dallı, dünyada yaygın Türkiye’de görece yeni bir oluşum sayılan aile ofisleri için, “Türk patron profilini anlamadan aile ofisini anlayamayız” diyerek söze başladı; “Türk patron çoğu zaman sadece şirket sahibi olmuyor, ailenin psikolojik merkezi, kriz çözücüsü, son karar vericisi, finansör, müzakereci ve bazen tek kişilik strateji ofisi. Dallı’ya göre, bu model birinci kuşakta hız sağlıyor, risk alma cesareti veriyor, fırsatlar yakalanabiliyor, pazar kokusunu alan biri oluyor...”</p>
<p>Peki ya sonra diye bakınca görüyoruz ki, aynı model ikinci ve üçüncü kuşakta risk üretiyor. Aile büyüyor. Kuzenler çoğalıyor. Çocuklar farklı okullarda okuyor. Kimi yurt dışında yaşıyor kimi şirkette çalışmak istiyor, kimi asla istemiyor. Bazıları teknolojiye, bazıları gayrimenkule, bazıları sanata, bazıları yalnızca temettüye bakıyor. Kurucu hayattayken herkes bekliyor, çekildiğinde “Şimdi kim konuşacak?” sorusu çıkıyor.</p>
<p><strong>Çatışma Nereden Çıkar?</strong></p>
<p>Şaşıracaksınız, büyük servetlerden söz ettiğimiz aile şirketlerinde çatışma çoğu zaman basit, dünyevi, insani başlıklardan çıkıyor;</p>
<ul>
<li>Kim yönetecek?</li>
<li>Hisseler kime geçecek?</li>
<li>Temettü ne kadar dağıtılacak?</li>
<li>Borçlanma seviyesi ne olacak?</li>
<li>Aile üyeleri şirkette çalışacak mı?</li>
<li>Çalışmayan hissedar ne kadar söz sahibi olacak?</li>
<li>Aileden ayrılmak isteyen hissesini hangi fiyata devredecek?</li>
</ul>
<p>Küçük bir miras paylaşımında bile aile ilişkileri gerilebiliyor, dışarıdan çok uyumlu görünen ailelerin içinde yıllarca konuşulmamış beklentiler olabiliyor. Sessizlik, barış anlamına gelmiyor, ertelenmiş çatışma da olabiliyor.</p>
<p>Benden sonra kim sorusunun yaygın kullanım şekli; “halefiyet” ki, bu da  yalnızca “kim CEO olacak?” demek değil. Dallı, beş ayrı geçişten söz etti: Sahiplik, yönetim, yönetim kurulu, aile liderliği ve değerler geçişi. “Biri eksik kalırsa diğerleri de aksar” dedikten sonra şöyle sürdürdü sözlerini;</p>
<p>“…Bir ailede en büyük çocuk şirketin başına geçebilir. Ama aile lideri o olmayabilir. Hissedar olabilir ama yönetici olmayabilir. Şirkette çalışmayan bir kuzenin mülkiyet hakkı vardır ama operasyon bilgisi olmayabilir. Bir kız çocuğu yıllarca görünmez kalmış olabilir, servetin en kritik döneminde karar masasına oturabilir. Eş, kurucudan daha uzun yaşayabilir, varlığın fiili yöneticisi haline gelebilir. Asıl soru “Kim karar verir?” diyebilir miyiz…”  </p>
<p><strong><em>Servet Kime Geçiyor; Kadınlar ve Z Kuşağı</em></strong></p>
<p><em>Büyük servet transferi çoğu zaman “genç kuşağa geçiş” diye anlatılıyor. Araştırma verilerinin gösterdiği tablo daha karmaşık: mirasçıların ortalama yaşı 59. Servet çoğu zaman 20’li yaşlardaki gençlere değil, kendi hayatı, alışkanlıkları ve risk algısı oluşmuş bir kuşağa geçiyor.</em></p>
<p><em>Kadınlar bu denklemin merkezine yaklaşıyor. 2030’a kadar ABD’de hane halkı servetinin yaklaşık üçte ikisinin kadınların kontrolüne geçmesi bekleniyor. Kadınların erkeklerden ortalama 6–8 yıl daha uzun yaşaması, aile servetinde “finansal uzun ömürlülük” planlamasını kritik hale getiriyor.</em></p>
<p><em>Z ve Y kuşağı ise serveti yalnızca korunacak varlık olarak görmüyor. Yeni kuşağın servete bakışı “kimlik ve amaç aracı” olarak tarif ediliyor. İlgi alanları anonim borsa sembollerinden çok; iklim, sağlık teknolojileri, eğitim teknolojileri, yapay zekâ, robotik ve sürdürülebilir altyapı gibi hikâyesine dahil olabilecekleri alanlara kayıyor.</em></p>
<p><strong><em>Kaynak:</em></strong><em> Julius Baer Family Barometer 2025; J.P. Morgan 2026 Global Family Office Report</em></p>
<p><strong>Zayıf Halka Kim?</strong></p>
<p>Zayıf halka her zaman kötü yönetilen şirket olmak zorunda değil, güçlü marka da olabilir.  Hatta aile kontrolü, hızlı büyüme, tek adam başarısı, kurucunun büyüklüğünden ezilen sistem olamaz mı?</p>
<p>Dünyada iyi örnekler klasik; Rockefeller, Rothschild, Walton gibi aileler ifade ediliyor. Ortak özellikleri yalnızca servet sahibi olmaları değil. Servetin etrafında kurum, kural, aile anlaşması, vakıf, değer aktarımı ve profesyonel yönetim yapıları kurabilmiş olmaları.Tersi örnekler de var. Gucci güçlü bir markaydı. Ama aile yönetişimi zayıfladığında marka aileden çıktı. Murdoch örneğinde kontrol çok güçlüydü; her zaman yönetişimin güçlü olduğu anlamına gelmiyor; Murdoch dizileriyle eğlendik zaman geçirdik; fragmanları izlemeye devam ediyoruz.</p>
<p>Türkiye’de dikkat çeken örnekler; Koç, Sabancı, Eczacıbaşı, Borusan gibi gruplar. Peki neden liste genişleyemiyor, konu yalnızca ülke ekonomisi görece genç mi konusunda olmasa gerek, benim görüşüm servet birikimine ne servet sahipleri ne de gelen geçen siyasi yönetimler bir memleket meselesi olarak bakmıyor. Servet A B C şirketi ve aile ferlerinin olduğu kadar, onlara bu olanağı tanıyan vatandaşın… Buradan hükmünü yitirmiş farklı ideoloji ve rejimler akla gelmemeli. Konu servet birikiminden halka halka ekonomik, psikolojik, sosyolojik, akademik ve pek çok yan konuda fayda sağlamak.</p>
<p>Başarılı sayılan Türk ailelere dönecek olursak, yalnızca şirket ölçekleriyle değil; aile kontrolünü profesyonel yönetimle, vakıf kültürüyle, yönetim kurulu disipliniyle ve kurumsal hafızayla birlikte ele alabildikleri için incelenebilir. Biliyoruz ki, hepsi aynı yolu izlemedi. Koç’ta profesyonel yönetim ve aile seviyesi dengesi öne çıkıyor. Eczacıbaşı’nda kültür, sanat, sağlık ve modernleşme vizyonu aile kimliğinin parçası oluyor. Sabancı’da genişleyen portföy, holding yapısı ve vakıf kültürü dikkat çekiyor. Borusan’da sanayi mirası ile kültür-sanat alanındaki devamlılık birlikte okunuyor. Ülker/Yıldız Holding örneğinde ise geleneksel gıda işinden küresel marka satın almalarına uzanan başka bir ölçek değişimi var.</p>
<p><strong><em>Sanat Koleksiyonu; Miras Riski</em></strong></p>
<p><em>UBS’nin sanat koleksiyonlarının halefiyeti üzerine çalışmasında ultra yüksek varlıklı koleksiyonerlerin servetlerinin ortalama yüzde 28’ini sanata ayırdığı belirtiliyor. Koleksiyonerlerin yüzde 80’i eserleri çocuklarına bırakmayı planlıyor; ancak yalnızca yüzde 31’i bunu varisleriyle “konuşmuş”. Sessizlik tehlikeli bulunuyor. Eser kime ait? Nerede saklanıyor? Sigortası var mı? Belgeleri tam mı? Satılacak mı, ailede mi kalacak, müzeye mi bağışlanacak? </em></p>
<p><em>Raporlarda çözüm olarak aile anayasasına sanat koleksiyonu maddesi eklenmesi ve “Aile Sanat Konseyi” kurulması öneriliyor. Bu konsey; alım-satım, bütçe, küratöryel strateji, oy ve veto haklarını belirleyebilir. Türkiye açısından çarpıcı bilgiler var; ultra yüksek varlıklı Türk ailelerin servetlerinin yaklaşık yüzde 28’ini sanata ayırdığı belirtiliyor. </em></p>
<p><strong><em>Kaynak:</em></strong><em> UBS Succession of Art Collections; UBS Family Office Slides 2026; 14 Mayıs 2026 İstanbul/Yönetim Kurulu Üyeleri Derneği sunum notları.</em></p>
<p><strong>Sermaye Ne İster?</strong></p>
<p>Bazı Batılı aileler 5-7 hatta, 10 kuşaktır servet yönetiyor. Türkiye’de ise ciddi sermaye birikimi çoğu aile için bir, bir buçuk, en fazla iki kuşaklık bir hikâye.</p>
<p>Yine Dallı’ya dönüyorum; “Sermaye ürkektir” dedi. “Ne ister?” diye sordum; “Hukuk ister. Öngörü ister. Vergi istikrarı ister. Sözleşme güvenliği ister. Şeffaf uygulama ister. Mülkiyet hakkının korunmasını ister. Aile anayasasının çalışabileceği zemin ister. Danışman kalitesi ister. Finansal altyapı ister. Uluslararası erişim ister. Gerektiğinde sessiz kalabileceği, gerektiğinde hızla hareket edebileceği merkezler ister” diye yanıtladı.</p>
<p>Bu yüzden İsviçre yıllardır aile servetinin merkezlerinden biri. Londra ve New York büyük sermayenin doğal adresleri. Singapur ve Dubai yeni dönemin yükselen merkezleri. Aileler yalnızca daha az vergi ödemek için gitmiyor. Servetin korunacağına, kuralların değişmeyeceğine, uyuşmazlık çıktığında sistemin çalışacağına inandıkları yerlere gidiyor.</p>
<p>Dallı, Türkiye’de durumu şöyle özetledi; “… servetin kurumsal haritası eksik. Hangi ailede ne kadar varlık var, kaç aile ofisi var, hangi sektörlerde yoğunlaşma var, hangi varlıklar aile içinde, hangileri yurt dışında, hangileri profesyonel yönetiliyor? Bu konuda net ve yaygın veri yok. Veri yoksa politika da eksik kalır. Aileler kendi servetini yönetirken ülke, kendi sermaye kapasitesini okuyamaz.”</p>
<p><strong>Sonuç: Servet ve Aileden Geriye Ne Kalır?</strong></p>
<p>Aile şirketlerinin geleceği aile mimarisi konusu, sanıldığı gibi bilanço meselesi değil. Türkiye’de birinci kuşak çok çalıştı, yarattı. İkinci kuşağın görevi bunu sisteme dönüştürmek. Üçüncü kuşağın görevi de sistem içinde ortak amacı bulmak. Aile ofisi doğru kurgulanırsa erken uyarı sistemi, yanlış kurgulandığında yeni bir bürokrasi olabiliyor. Hiç kurgulanmazsa, kimse bilmiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-aile-sirketi-hikayesi-kurucudan-sonra-tufan-mi-81938</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir aile şirketi hikayesi: Kurucudan sonra tufan mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/e-donusumde-yeni-donem-2026nin-ikinci-yarisinda-dijitallesme-hiz-kazanacak-81937</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> e-Dönüşümde yeni dönem: 2026’nın ikinci yarısında dijitalleşme hız kazanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sıla Gül Ottan - </strong><strong>Kolaysoft Teknoloji e-Dönüşüm Direktörü </strong></p>
<p>2026 yılı e-Dönüşüm açısından önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak öne çıkıyor. Yılın ilk yarısında e-Envanter Defteri uygulamasının hayata geçmesi ve e-Gider Pusulası'nın uygulamaya alınması, dijital dönüşüm sürecinin yeni bir aşamaya geçtiğini gösteriyor. Yılın ikinci yarısında ise e-Fatura ve e-İrsaliye tarafındaki mükellef sayısındaki artışlar ile birlikte işletmelerin e-belgelere olan ilgisinin daha da artması bekleniyor.</p>
<p>Gelir İdaresi Başkanlığı’nın dijitalleşme vizyonu doğrultusunda yıllardır devam eden e-Dönüşüm süreci, artık yalnızca e-Fatura ve e-Arşiv Fatura ile sınırlı değil. Bugün işletmeler, e-Defter, e-İrsaliye, e-Müstahsil Makbuzu, e-Serbest Meslek Makbuzu ve diğer elektronik belgeleri aktif olarak kullanırken, yeni uygulamalar da sisteme dahil olmaya devam ediyor.</p>
<p><strong>e-Dönüşüm, iş dünyasının en önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek </strong></p>
<p>Gelinen noktada e-Dönüşüm artık yalnızca yasal bir zorunluluk olarak değerlendirilmiyor. Aynı zamanda, işletmelerin verimliliklerini artıran, operasyonel süreçlerini hızlandıran ve kayıt düzenini güçlendiren bir dönüşüm aracı haline gelmiş durumdadır. 2026’nın ikinci yarısında da yeni düzenlemeler, yeni uygulamalar ve artan kullanım oranlarıyla, e-Dönüşüm gündemi iş dünyasının en önemli başlıklarından biri olmaya devam edeceği görülüyor.</p>
<p>Bu yılın ikinci yarısında da yeni düzenlemeler, yeni uygulamalar ve artan kullanım oranlarıyla, e-Dönüşümün iş dünyasının ajandasında yer alacağını ifade eden Kolaysoft Teknoloji e-Dönüşüm Direktörü Sıla Gül Ottan, şunları söyledi:</p>
<p>“Bu yıl, 1 Temmuz itibariyle e-Fatura ve e-İrsaliye uygulamalarına dahil olacak yeni mükelleflerle birlikte, sistem üzerindeki işlem hacminin daha da büyümesi bekleniyor. Bu durum, işletmelerin e-Dönüşüm süreçlerini son güne bırakmadan planlamalarının önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Bu yıl ilk kez gönderilmeye başlanan e-Envanter Defteri, işletmeler açısından önemli bir yenilik olarak dikkatleri çekiyor. Özellikle stok takibi ve dönem sonu envanter işlemlerinin elektronik ortama taşınması, kayıtların daha düzenli tutulmasına ve süreçlerin dijitalleşmesine katkı sağlıyor. Son dönemin en dikkat çeken gelişmelerinden biri ise, e-Gider Pusulası oldu. Vergi mükellefi olmayan kişilerden mal veya hizmet temin edilmesi durumunda düzenlenen gider pusulasının elektronik ortama taşınması, hem belge düzenleme süreçlerini kolaylaştırıyor, hem de arşivleme ve erişim konusunda önemli avantajlar sağlıyor. Önümüzdeki dönemde e-Gider Pusulası’nın birçok sektörde yaygın olarak kullanılacağını düşünüyorum. Özellikle çok sayıda gider pusulası düzenleyen işletmeler açısından elektronik ortamın sağlayacağı hız, maliyet avantajı ve operasyonel kolaylıklar dikkat çekici olacak. Yeni düzenlemeler ve uygulamaların etkisiyle e-Dönüşümün, yılın ikinci yarısında da iş dünyasının ajandasında güçlü bir şekilde yer almaya devam edecek.” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/e-donusumde-yeni-donem-2026nin-ikinci-yarisinda-dijitallesme-hiz-kazanacak-81937</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ e-Dönüşümde yeni dönem: 2026’nın ikinci yarısında dijitalleşme hız kazanacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tugiad-bursadan-iso-500-gururu-81959</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜGİAD Bursa&#039;dan 10 firma İSO 500&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı 2025 yılı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında, TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi 10 firma listeye girerek önemli bir başarıya imza attığı bildirildi. </p>
<p>İSO 500 listesinde TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi firmalardan Tofaş 21’inci, Sütaş 46’ncı, Beyçelik Gestamp 124’üncü, Coşkunöz Holding 146’ncı, Bu Piliç 251’inci, Almaxtex Tekstil 262’nci, Uludağ İçecek 297’nci, Beyçelik Gestamp 313’üncü, Kula Yağ 328’inci ve TKG Otomotiv 447’nci sırada yer aldı.</p>
<p>Bursa sanayisinin son bir yılda önemli bir büyüme kaydettiğini ortaya koyan araştırmada, 2024 yılında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile ilçe odalarına kayıtlı 25 firma İSO 500 listesinde yer alırken, 2025 yılında bu sayı 31’e yükseldi. Söz konusu artış, Bursa’nın üretim, ihracat ve katma değerli sanayideki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<h2>“Başarı Bursa’nın köklü sanayi kültürünün sonucudur”</h2>
<p>TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, İSO 500 listesinde yer alan üye firmaları tebrik ederek, “İSO 500 listesinde yer alan 10 üyemizle gurur duyuyoruz. Bu başarı, yalnızca firmalarımızın değil, Bursa’nın köklü sanayi kültürünün, güçlü üretim altyapısının ve nitelikli insan kaynağının bir sonucudur. Üretimden, yatırımdan ve ihracattan vazgeçmeyen tüm sanayicilerimizi kutluyorum” dedi.</p>
<h2>“Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumu güçleniyor”</h2>
<p>Bursa’nın son yıllarda sanayide önemli bir ivme yakaladığını vurgulayan Kahveci, “2024 yılında İSO 500’de 25 firmayla temsil edilen Bursa’nın, 2025 yılında 31 firmaya ulaşması şehrimizin üretim gücünün her geçen yıl daha da arttığını gösteriyor. Bu tablo, Bursa’nın Türkiye ekonomisindeki stratejik konumunu daha da güçlendirirken, sanayicilerimizin küresel rekabetteki başarısını da ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Başarı hikayelerinin büyüyerek devam edeceğine inanıyorum”</h2>
<p>Zorlu küresel ekonomik koşullara rağmen Bursa sanayisinin üretim, yatırım ve istihdamda kararlılığını koruduğunu belirten Kerem Kahveci, “Bursa; otomotivden tekstile, gıdadan makine ve metal sanayine kadar birçok sektörde yüksek katma değer üreten, ihracat odaklı yapısıyla Türkiye’nin kalkınmasına yön veren şehirlerin başında geliyor. Önümüzdeki dönemde de sanayicilerimizin azmi ve girişimcilerimizin vizyonuyla Bursa’nın başarı hikâyesinin büyüyerek devam edeceğine inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tugiad-bursadan-iso-500-gururu-81959</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/9/1280x720/kerem-kahveci-1782461312.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırmasında, TÜGİAD Bursa Şubesi üyesi 10 firma listeye girdi. TÜGİAD Bursa Şubesi Başkanı Kerem Kahveci, “İSO 500 listesinde yer alan üyelerimizle gurur duyuyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/avrupanin-en-yogunu-istanbul-havalimani-oldu-81958</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa&#039;nın en yoğunu İstanbul Havalimanı oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrupa Hava Seyrüsefer Güvenliği Teşkilatının (EUROCONTROL) 15-21 Haziran dönemine ait "Avrupa Havacılık Raporu" yayımlandı.</p>
<p>Rapora göre, İstanbul Havalimanı bu dönemde günlük ortalama 1502 uçuşla Avrupa'nın en yoğun havalimanı oldu.</p>
<p>İstanbul Havalimanı'nı günlük 1394 uçuşla Amsterdam, 1387 uçuşla Paris Charles de Gaulle, 1318 uçuşla Londra Heathrow ile 1316 uçuşla Frankfurt havalimanları takip etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/avrupanin-en-yogunu-istanbul-havalimani-oldu-81958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/iga-istanbul-havalimani.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EUROCONTROL&#039;ün 15-21 Haziran verilerine göre, İstanbul Havalimanı günlük ortalama 1502 uçuşla Avrupa&#039;nın en yoğun havalimanı oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/lpg-otogaz-bayilerine-taninan-gecis-suresi-uzatildi-81957</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> LPG otogaz bayilerine tanınan geçiş süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), TP Petrol Dağıtım AŞ bünyesinde faaliyet gösteren LPG otogaz bayilerinin dağıtıcı değişikliği süreciyle ilgili yeni düzenlemeler yaptı.</p>
<p>Kurumun internet sitesinde paylaşılan duyuruya göre, daha önce 30 Haziran olarak belirlenen geçici dağıtıcı değişikliği başvuru süresi 3 Ağustos'a uzatıldı.</p>
<p>Geçici dağıtıcı değişikliği yapan bayilerin ilgili dönemi kapsayan bayilik sözleşmelerini Kuruma bildirmeleri gerekecek. Bildirimde bulunmayan bayilerin lisansları ise 4 Ağustos'ta resen TP Petrol Dağıtım AŞ bayisi olarak tadil edilecek.</p>
<p>Düzenleme kapsamında, yeni dağıtıcının ürünlerini satan bayiler kurumsal kimlik yükümlülüklerinden muaf tutulacak. Geçiş sürecindeki bayilerden fesih ihbarnamesi veya karşılıklı fesih protokolü istenmeyecek, lisans tadil bedeli de alınmayacak.</p>
<p>Öte yandan, TP Petrol Dağıtım AŞ ile bayilik sözleşmesi 30 Haziran'dan önce sona eren bayiler, söz konusu düzenleme kapsamında sağlanan kolaylıklardan yararlanamayacak.</p>
<p>EPDK, düzenlemeyle TP Petrol Dağıtım AŞ LPG otogaz bayilerinin mağduriyet yaşamamasını, piyasa istikrarının korunmasını ve tüketicilerin akaryakıta kesintisiz erişiminin sürdürülmesini hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/lpg-otogaz-bayilerine-taninan-gecis-suresi-uzatildi-81957</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/turkiye-petrolleri.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, TP Petrol bünyesinde faaliyet gösteren LPG otogaz bayilerinin dağıtıcı değişikliği sürecine geçiş sürecini uzattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/has-hali-76-yillik-tecrubesini-e-ticaretle-gelecege-tasiyor-81950</guid>
            <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tecrübemizi teknolojinin imkanlarıyla birleştirerek büyümemizi sürdüreceğiz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Temelleri 1950 yılında Bursa Çancılar Yenişehir Hanı’nda atılan Has Halı'ın, geçen 76 yıllık süreçte halı sektöründeki gelişime öncülük eden firmalar arasında yer aldığı bildirildi.</p>
<p>Anadolu'nun köklü halıcılık kültürünü çağdaş tasarım anlayışıyla bir araya getiren Has Halı'nın, bugüne kadar birçok prestijli projede yer aldığı belirtildi. Şirket açıklamasına göre, Bursa Ulu Cami, Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi ile Timsah Arena başta olmak üzere çok sayıda önemli yapının zeminlerinde Has Halı’nın imzası bulunuyor.</p>
<p>Şirketin değişen tüketici alışkanlıklarını ve dijitalleşen ticaret trendlerini yakından takip ederek e-ticaret alanındaki yatırımlarını hızlandırdığı bilgisi verildi. Şirket açıklamasında, "Has Halı, yenilediği internet sitesi aracılığıyla müşterilerine daha hızlı, kolay ve erişilebilir bir alışveriş deneyimi sunuyor. Kapsamlı bir e-ticaret platformuna dönüştürülen web sitesi üzerinden kullanıcılar yüzlerce farklı ürün seçeneğini inceleyebiliyor, güvenli ödeme sistemleriyle alışveriş yapabiliyor ve ürünlere Türkiye'nin her noktasından ulaşabiliyor." denildi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a3e5ea80a468-1782472360.jpg" alt="" width="358" height="512" /></p>
<h2>“Geleceğin ticaret anlayışına yatırım yapıyoruz”</h2>
<p>Has Halı’nın üçüncü kuşak temsilcisi Mustafa Akça, köklü geçmişlerinden aldıkları güçle geleceğe yatırım yaptıklarını söyledi. Akça, “1950 yılında çıktığımız bu yolda müşterilerimizin güvenini kazanarak bugünlere ulaştık. Geleneksel ticaret anlayışımızı korurken, dijital dünyanın sunduğu imkanlardan da en verimli şekilde yararlanıyoruz. Yenilenen e-ticaret altyapımız sayesinde Bursa'da doğan markamızı Türkiye'nin dört bir yanındaki müşterilerimizle buluşturuyoruz. Geçmişten gelen tecrübemizi teknolojinin imkanlarıyla birleştirerek büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/has-hali-76-yillik-tecrubesini-e-ticaretle-gelecege-tasiyor-81950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/has-hali-1782456764.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Has Halı’nın üçüncü kuşak temsilcisi Mustafa Akça, &quot;Yenilenen e-ticaret altyapımız sayesinde Bursa&#039;da doğan markamızı Türkiye&#039;nin dört bir yanındaki müşterilerimizle buluşturuyoruz. Geçmişten gelen tecrübemizi teknolojinin imkanlarıyla birleştirerek büyümemizi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/faktoring-sektoru-lizbonda-bir-araya-geldi-81900</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faktoring sektörü Lizbon’da bir araya geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya genelinde 90’dan fazla ülkeden yaklaşık 350 faktoring şirketi, banka, kredi sigortası kuruluşu, finansal teknoloji ve bilgi teknolojileri şirketini bir araya getiren Dünya Faktoring Birliği’nin (FCI) 58. Yıllık Toplantısı, Portekiz’in başkenti Lizbon’da gerçekleştirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, alacak finansmanı ve tedarik zinciri finansmanında küresel eğilimlerin ele alındığı organizasyonda Yapı Kredi Faktoring’in “En İyi İhracat Faktoring Şirketi” kategorisinde dünya üçüncüsü olması, Türk faktoring sektörünün uluslararası alandaki görünürlüğünü güçlendiren gelişmeler arasında yer aldı.</p>
<p>Bu yıl “Alacak Finansmanının Geleceğini Tasarlamak” temasıyla düzenlenen toplantıda; sektör profesyonelleri, düzenleyici kurum temsilcileri ve uluslararası uzmanlar bir araya geldi. Konferanslar, panel oturumları, üye forumları ve ikili iş görüşmelerinde alacak finansmanının geleceği, dijitalleşme, risk yönetimi, sürdürülebilir büyüme ve tedarik zinciri finansmanındaki yeni uygulamalar ele alındı.</p>
<p>FCI Yıllık Toplantısı’na Finansal Kurumlar Birliği’ni (FKB) temsilen FKB Faktoring Sektörü Başkanı ve Tera Finans Faktoring Yönetim Kurulu Üyesi Nurcan Taşdelenler, FKB Faktoring Sektörü Yönetim Kurulu Üyeleri Yapı Kredi Faktoring Genel Müdürü Bozkurt Çöteli ile Tam Finans Faktoring Genel Müdürü Hakan Karamanlı ve FKB Faktoring Sektörü Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Kemal Aka katıldı.</p>
<p><strong>Taşdelenler: Türk faktoring sektörü uluslararası ekosisteme katkı sunmaya devam ediyor</strong></p>
<p>Toplantı hakkında değerlendirmelerde bulunan Taşdelenler, faktoring sektörünün, küresel ticaretin sürdürülebilirliği açısından kritik bir altyapı sunduğunu belirterek şunları kaydetti: "FCI çatısı altında gerçekleştirilen bu toplantılar, sektörün geleceğine yön veren uygulamaların ve yeni iş birliği modellerinin şekillendiği önemli platformlar arasında yer alıyor. Türk faktoring sektörü olarak uluslararası ekosistemin aktif bir parçası olmaya, küresel bilgi paylaşımına katkı sunmaya ve sınır ötesi iş birliklerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz. Türkiye’den 15 faktoring şirketi ve 3 bankanın FCI bünyesinde yer alması, sektörümüzün uluslararası sistemle güçlü entegrasyonunun önemli göstergelerinden biridir. Türk faktoring sektörü uzun yıllardır FCI’ın yönetim organlarında ve çalışma komitelerinde etkin şekilde görev alırken, uluslararası alacak finansmanı alanındaki deneyimiyle küresel ekosisteme katkı sunmaktadır. FCI tarafından gerçekleştirilen değerlendirmelerde yalnızca işlem hacimleri değil, üyelerin birbirlerine sunduğu hizmet kalitesi ve operasyonel yetkinlikleri de dikkate alınıyor. Yapı Kredi Faktoring’in ‘En İyi İhracat Faktoring Şirketi’ kategorisinde dünya üçüncüsü olması, Türk faktoring sektörünün uluslararası standartlardaki güçlü konumunu göstermesi açısından son derece değerli bir başarıdır.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/faktoring-sektoru-lizbonda-bir-araya-geldi-81900</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/0/1280x720/nurcan-tasdelenler-1782394978.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Faktoring Birliği’nin 58. Yıllık Toplantısı, sektör temsilcilerini Lizbon’da bir araya getirdi. Küresel alacak finansmanındaki dönüşümün ele alındığı organizasyonda Türkiye’yi temsil eden sektör profesyonelleri de yer alırken, Yapı Kredi Faktoring “En İyi İhracat Faktoring Şirketi” kategorisinde dünya üçüncüsü oldu. FKB Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, &quot;Türk faktoring sektörü olarak uluslararası ekosistemin aktif bir parçası olmaya, küresel bilgi paylaşımına katkı sunmaya ve sınır ötesi iş birliklerimizi güçlendirmeye devam ediyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-2696-milyar-lira-artti-81898</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 269,6 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 19 Haziran ile biten haftada yüzde 0,86 ve 269 milyar 622 milyon 994 bin lira artışla 31 trilyon 30 milyar 549 milyon 884 bin liradan 31 trilyon 300 milyar 172 milyon 879 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,51 artarak 17 trilyon 24 milyar 997 milyon 610 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 0,46 yükselişle 10 trilyon 256 milyar 327 milyon 99 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 262 milyar 208 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken bu tutarın 222 milyar 74 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 19 Haziran itibarıyla 1 milyar 456 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,83 azalışla 6 trilyon 475 milyar 40 milyon 524 bin liraya indi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 795 milyar 448 milyon 635 bin lirası konut, 42 milyar 991 milyon 841 bin lirası taşıt, 2 trilyon 473 milyar 903 milyon 116 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 162 milyar 696 milyon 932 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 19 Haziran ile biten haftada 13 milyar 574 milyon 345 bin lira azalarak 25 trilyon 573 milyar 634 milyon 477 bin liradan 25 trilyon 560 milyar 60 milyon 132 bin liraya geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-2696-milyar-lira-artti-81898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 269,6 milyar lira artışla 31,3 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-800-milyon-dolarlik-hisse-ve-tahvil-alimi-81897</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 805 milyon dolarlık hisse ve tahvil alımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 465,7 milyon dolarlık hisse senedi, 339,7 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 365,6 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 19 Haziran haftasında 40 milyar 801,1 milyon dolardan 42 milyar 908,6 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 14 milyar 589,5 milyon dolardan 15 milyar 109,1 milyon dolara çıkarken, ÖST stoku da 1 milyar 269,4 milyon dolardan 1 milyar 629,7 milyon dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-800-milyon-dolarlik-hisse-ve-tahvil-alimi-81897</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/8/1280x720/dolar-dollar-1766131459.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, 465,7 milyon dolarlık hisse senedi, 339,7 milyon dolarlık DİBS ve 365,6 milyon dolarlık ÖST aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-51-milyar-dolar-artti-81895</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası rezervleri 5,1 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 19 Haziran itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 6 milyar 387 milyon dolar artarak 59 milyar 511 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 12 Haziran'da 53 milyar 124 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri ise 1 milyar 272 milyon dolar azalarak 98 milyar 957 milyon dolardan 97 milyar 685 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 19 Haziran haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 115 milyon dolar artarak 152 milyar 81 milyon dolardan 157 milyar 196 milyon dolara çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-51-milyar-dolar-artti-81895</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankasının toplam rezervleri, geçen hafta 5,1 milyar dolar artışla 157,2 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-250-milyon-liranin-altina-geriledi-81894</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 250 milyon liranın altına geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Bültene göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 19 Haziran itibarıyla 16 milyar 606 milyon lira azalarak 26 trilyon 241 milyar 145 milyon liradan 26 trilyon 224 milyar 538 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 142 milyar 558 milyon lira artarak 29 trilyon 709 milyar 151 milyon liradan 29 trilyon 851 milyar 709 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 10 milyar 358 milyon lira azalarak 3 trilyon 319 milyar 280 milyon liraya geriledi. Söz konusu tutarın 796 milyar 197 milyon lirası konut, 43 milyar 114 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 479 milyar 969 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 16 milyar 661 milyon lira artarak 4 trilyon 99 milyar 371 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,4 azalışla 3 trilyon 162 milyar 954 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 194 milyar 193 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 968 milyar 761 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 19 Haziran itibarıyla önceki haftaya göre 5 milyar 759 milyon lira artışla 753 milyar 672 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 567 milyar 32 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 67 milyar 713 milyon lira artarak 5 trilyon 747 milyar 370 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 30 milyon lira azalarak 249,8 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-250-milyon-liranin-altina-geriledi-81894</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/8/1280x720/lira-para-1761201598.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, KKM bakiyesi geçen hafta 30 milyon lira azalarak 249,8 milyon liraya geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-turkiyenin-jeopolitik-degeri-daha-gorunur-hale-geldi-81888</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 15:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO Başkanı Yıldırım: Türkiye’nin jeopolitik değeri daha görünür hale geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odasının (GTO) Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkan Yardımcısı Ali Bayram Sarıca başkanlığında, Yönetim Kurulu, Meclis ve Disiplin Kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Meclis toplantısında konuşan Başkan Tuncay Yıldırım, dünya ekonomisinin son yılların en kritik dönemlerinden birinden geçtiğine dikkat çekti. Yıldırım, “Uzun süredir küresel gündemi belirleyen savaşlar, jeopolitik gerilimler ve ticaret savaşları bugün yerini yeni bir arayışa bırakmış durumda. Özellikle son dönemde İran ile ABD arasında şekillenen diplomatik süreç, yalnızca bölgesel dengeler açısından değil, küresel ekonomi açısından da yakından takip ediliyor” dedi.</p>
<p>Son haftalarda yaşanan gelişmelerin Hürmüz Boğazı’nın dünya ekonomisi açısından önemini bir kez daha gösterdiğini belirten Yıldırım, “Dünya petrol ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği bu koridorda yaşanabilecek her gelişme; enerji maliyetlerinden enflasyona, üretim maliyetlerinden lojistik giderlerine kadar geniş bir alanı etkileyebilmektedir. Türkiye açısından baktığımızda ise tablo iki yönlüdür. Bir taraftan diğer enerji ithalatçısı ülkeler gibi yükselen enerji maliyetlerinden etkilenirken, diğer taraftan ülkemizin enerji koridoru, lojistik merkez ve diplomatik aktör olarak stratejik önemi daha da artmıştır. Kriz büyüdükçe Türkiye’nin jeopolitik değeri de daha görünür hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel piyasalarda artık yalnızca savaşın maliyetlerinin değil, barışın ekonomik sonuçlarının da konuşulmaya başlandığını dile getiren Yıldırım, “Bölgede kalıcı bir normalleşmenin sağlanması halinde enerji piyasalarında daha istikrarlı bir görünüm oluşabileceği, küresel enflasyon baskılarının hafifleyebileceği ve ticaretin daha öngörülebilir bir zemine kavuşabileceği değerlendiriliyor. Bu tablo, merkez bankalarının kararlarını da doğrudan etkiliyor. Bugün küresel piyasalarda yalnızca faiz kararları değil, merkez bankalarının geleceğe ilişkin verdiği mesajlar da yakından takip ediliyor. Çünkü bugün faiz oranlarından önce beklentiler yönetiliyor” dedi.</p>
<p>Toplantıda konuşan GTO Meclis Başkan Yardımcısı Ali Bayram Sarıca da, GTO Meclisi’nin Gaziantep iş dünyasının sahadaki beklenti, sorun ve önerilerini Oda gündemine taşıyan önemli bir istişare mekanizması olduğunu ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-turkiyenin-jeopolitik-degeri-daha-gorunur-hale-geldi-81888</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/8/1280x720/gto-baskani-yildirim-turkiyenin-jeopolitik-degeri-daha-gorunur-hale-geldi-1782391042.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, küresel ekonomi, bölgesel gelişmeler, enerji piyasaları, enflasyonla mücadele süreci ve reel sektörün finansmana erişim sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yıldırım, “Coğrafyamızda yaşanan gelişmelerle birlikte ülkemizin enerji koridoru, lojistik merkez ve diplomatik aktör olarak stratejik önemi daha da artmıştır. Kriz büyüdükçe Türkiye’nin jeopolitik değeri de daha görünür hale geldi” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dimes-2-bono-ihracini-tamamladi-81896</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DİMES, 2. bono ihracını tamamladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DİMES Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ, Sermaye Piyasası Kurulu tarafından onaylanan 500 milyon TL tutarındaki ihraç tavanı kapsamında planlanan 250 milyon TL’lik ikinci bono ihracını da başarıyla gerçekleştirdiğini duyurdu. Böylece şirket, mevcut ihraç programını toplam 500 milyon TL finansmanla tamamlamış oldu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, şirketin mayıs ayındaki birinci bono ihracı, yurt içinde nitelikli yatırımcılara satış yöntemiyle gerçekleşmiş; başlangıçta 150 milyon TL nominal tutarla planlanan bu ilk ihraç, yatırımcılardan gelen güçlü talep doğrultusunda 250 milyon TL’ye yükseltilmişti.</p>
<p>Açıklamada, "Sermaye piyasalarına ilk kez bono ihracıyla adım atan DİMES, kısa sürede planlanan tüm ihraçları başarıyla tamamladı. İkinci ihracın tamamının yabancı kurumsal yatırımcılar tarafından karşılanması, şirketin finansal yapısına ve büyüme stratejisine duyulan uluslararası güveni ortaya koyarken, yatırımcı tabanının çeşitlenmesine de katkı sağladı." denildi. </p>
<p>Yatırım hizmetleri ve varlık yönetimi grubu ÜNLÜ &amp; Co’nun iştiraki olan ÜNLÜ Menkul Değerler AŞ'nin aracılığıyla gerçekleştirilen ihraçların, şirketin sermaye piyasalarındaki konumunu güçlendirdiği ve alternatif finansman kaynaklarına erişimini desteklediği vurgulandı.</p>
<p><strong>"Uluslararası yatırımcı güveninin önemli bir göstergesi"</strong></p>
<p>DİMES Mali İşler Genel Müdür Yardımcısı (CFO) Cihan Diren, gerçekleştirilen ihraçla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Sermaye piyasalarından sağladığımız finansmanı uzun vadeli büyüme stratejimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz. İkinci ihracın tamamının yabancı kurumsal yatırımcılar tarafından karşılanması, DİMES’in güçlü finansal yapısına ve büyüme vizyonuna duyulan uluslararası yatırımcı güveninin önemli bir göstergesi oldu. Bu ilgi, yatırımcı tabanımızı genişletme ve sermaye piyasalarındaki varlığımızı güçlendirme hedefimizi destekliyor. Bu çalışmadaki uzman ve titiz yaklaşımları için ÜNLÜ &amp; Co ekibine, bizlere güven gösteren yatırımcılara, tüm başarılarımızın gerçek sahipleri olan DİMES çalışma arkadaşlarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>ÜNLÜ &amp; Co Yönetici Direktörü Tunç Yıldırım da konu hakkında şunları kaydetti: “DİMES’in sermaye piyasalarından etkin şekilde yararlanmasına katkı sunan bu ihraç programında ÜNLÜ &amp; Co olarak, borçlanma araçları piyasalarındaki uzmanlığımız ve kurumsal yatırımcı erişimimizle yer almaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu işlem, doğru yapılandırılmış borçlanma aracı ihraçlarının reel sektör şirketleri için alternatif finansmana erişimde sunduğu güçlü potansiyeli de ortaya koyuyor. ÜNLÜ &amp; Co olarak şirketlerin sermaye piyasalarındaki varlığını güçlendiren işlemlere katkı sunmaya ve yatırımcılarla sürdürülebilir bağlar kurmalarını desteklemeye devam edeceğiz.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dimes-2-bono-ihracini-tamamladi-81896</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/2/1280x720/dimes-1759076052.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DİMES&#039;in, 2. finansman bonosu ihracını başarıyla tamamladığı bildirildi. ÜNLÜ Menkul Değerler AŞ aracılığıyla yurt içindeki yatırımcılara satış yöntemiyle gerçekleşen ilk bono ihracının ardından, 2. ihracın tamamı yabancı kurumsal yatırımcılar tarafından karşılandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-gastronomisi-yerel-yonetimlerin-destegiyle-buyuyor-81881</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri gastronomisi yerel yönetimlerin desteğiyle büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kayseri, son yıllarda yerel yönetimlerin öncülüğünde hayata geçirilen projelerle gastronomi alanında dikkat çeken bir ivme yakaladı. Kapadokya ve Erciyes ile birlikte güçlü bir turizm destinasyonunun ayağını oluşturan Kayseri, sahip olduğu zengin mutfak kültürünü daha görünür hale getirmek için önemli yatırımlar gerçekleştirmeye başladı. Geçtiğimiz hafta Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, tarihi Kayseri Kalesi içerisinde hizmet verecek olan Mülhem Kayseri Mutfağı'nın açılışını gerçekleştirdi.</p>
<p>Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde faaliyet gösteren Mutfak Sanatları Merkezi’nin bir markası olarak hayata geçirilen Mülhem Kayseri Mutfağı, yaklaşık 150 kişilik kapasitesiyle misafirlerini ağırlayacak ve UNESCO Kreatif Şehirler Ağı’nda yer alan mutfağının seçkin lezzetlerini sunacak. Aynı zamanda kentin tescilli 32 coğrafi işaretli ürününün tanıtımına da katkı sağlayacak.</p>
<p>Şehrin merkezinde, Başkan Dr. Büyükkılıç’ın ifadesiyle “Kayseri’nin gerdanlığı” olarak nitelendirilen tarihi kalenin içinde konumlanan tesis, turistlerin kolaylıkla ulaşabileceği bir noktada bulunuyor. 2027 yılında TÜRKSOY Kültür Başkenti, 2029 yılında ise Dünya Spor Başkenti unvanlarını taşıyacak olan Kayseri’ye gelecek yerli ve yabancı ziyaretçilerin kent mutfağıyla tanışması açısından da önemli bir işlev üstlenecek.</p>
<p>Benzer şekilde Kayseri’nin sosyal ve kültürel hareketliliğinin yoğun yaşandığı Talas’ta da gastronomi odaklı yatırımlar dikkat çekiyor. Talas Belediyesi tarafından hayata geçirilen Tokana Restoran, kısa sürede bölgenin ilgi gören mekânlarından biri haline geldi.</p>
<p><strong>Gastronomi artık yerel kalkınmanın da parçası</strong></p>
<p>Mülhem Kayseri Mutfağı’nın açılışından birkaç gün sonra, EKONOMİ Gazetesi ailesi olarak hepimizi derinden üzen bir olay yaşadık. Aslen Kayserili olan Kocaeli Temsilcimiz Sabiha Toprak, annesini ve yeğenini aynı gün toprağa verdi. Buradan bir kez daha Sabiha Toprak’a ve ailesine başsağlığı diliyorum, sabırlar diliyorum. Acımızı paylaşmak üzere Kayseri’ye gelen gazeteci dostlarımızın ağırlanmasında Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci ve Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar destekleriyle yanımızda oldular.</p>
<p>Cenaze programının ardından dönüş yoluna çıkacak gazeteci dostlarımızı, Kocasinan Belediyesi Basın Yayın Müdürü Mehmet Serbez, Sinan Kafe’de Kayseri mutfağıyla tanıştırdı. Kentin öne çıkan lezzetlerini misafirlerimize ikram eden, samimi ev sahipliğiyle acımızı paylaşan Mehmet Serbez’e ayrıca teşekkür etmek isterim.</p>
<p>Kocasinan Belediyesi’nin Kafe Sinan yolculuğu da, Kayseri gastronomisinin marka değeri açısından başarılı örneklerinden biri. Bugün Kayseri’nin farklı noktalarında hizmet veren Sinan Kafeler, önemli bir sosyal yaşam markasına dönüşmüş durumda. Mehmet Serbez ile gerçekleştirdiğimiz sohbette gördük ki Kocasinan Belediyesi’nin gastronomi faaliyetleri bu kadarla da sınırlı değil. Öncesinde Çölyak Hastalarına destek olmak için gıda paketleri hazırlayan Kocasinan, zamanla Sinan Kafelere Glütensiz Kayseri Mutfağı’nı da ekledi. Şimdi ise Glütensiz Kayseri Mutfağı sadece bir yeme içme mekânı olmasının dışında endüstriyel bir kimlik kazanarak, mantı ve erişte başta olmak üzere birçok yöresel ürünün glütensiz olarak üretildiği ve Türkiye'nin farklı illerine satıldığı bir merkez konumunda.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-gastronomisi-yerel-yonetimlerin-destegiyle-buyuyor-81881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri gastronomisi yerel yönetimlerin desteğiyle büyüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-odemelere-basladi-81892</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMO ödemelere başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) hububat alım ödemeleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Yumaklı sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"TMO, 3 Haziran'da başlayan hububat alım sürecinde ilk ödemeleri çiftçilerimizin hesaplarına bugün aktarıyor. Ülke genelindeki 211 noktada devam eden alımlarımız hasat sezonunun yoğunlaşmasıyla 600 noktaya ulaşacak. TMO, kendisine getirilen ürünlerin tamamını alacak. Ürün bedellerini ise 21'inci günden itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmaya devam edecek. Çiftçimizin emeğini ve alın terini korumaya devam edeceğiz."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmo-odemelere-basladi-81892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/tmo-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Yumaklı &quot;TMO, 3 Haziran&#039;da başlayan hububat alım sürecinde ilk ödemeleri çiftçilerimizin hesaplarına bugün aktarıyor. Ülke genelindeki 211 noktada devam eden alımlarımız hasat sezonunun yoğunlaşmasıyla 600 noktaya ulaşacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskani-torunoglundan-yerinde-donusum-uyarisi-hakedisler-odenmezse-insaatlar-durur-81878</guid>
            <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yerinde dönüşüm uyarısı: Hak edişler ödenmezse inşaatlar durur</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/ADIYAMAN</strong></p>
<p>Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torunoğlu, yerinde dönüşüm sürecinde yaşanan hakediş sorunları ve çözüm önerilerine ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamada, yerinde dönüşüm kapsamında hak edişlerini alamayan müteahhitler, mimarlar ve mühendislerin yaşadığı mağduriyetler gündeme taşındı.</p>
<p>ATSO’da düzenlenen toplantıya Belediye Başkan Yardımcısı ve ATSO Meclis Üyesi Ufuk Bayır, Adıyaman İnşaatçılar Odası Başkanı Hakan Yanar, Adıyaman Müteahhitler Birliği Başkanı Mehmet Fatih Çiçek, İnşaat Mühendisleri Odası Adıyaman Temsilcisi Tuncay Kaya, Adıyaman Mimarlar Odası Başkanı Abdullah Akbaş,  Adıyaman İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Bayram Doğru ile çok sayıda müteahhit ve sektör temsilcisi katıldı.</p>
<p>Toplantıda, yerinde dönüşüm projelerinde yaşanan ödeme gecikmelerinin inşaat sektörüne etkileri değerlendirilirken, sürecin sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi için atılması gereken adımlar masaya yatırıldı.</p>
<p>Basın açıklamasında konuşan ATSO Başkanı Mehmet Torunoğlu, 6 Şubat depremlerinin ardından Adıyaman’ın yeniden ayağa kaldırılması için tüm kesimlerin büyük fedakârlıklarla çalıştığını belirtti. Yerinde Dönüşüm Projesi’nin, deprem bölgesinde ticari hayatın canlanmasına ve yerinde kalkınmanın sağlanmasına önemli katkılar sunduğunu ifade eden Torunoğlu, projenin bugün ciddi bir tıkanıklıkla karşı karşıya olduğunu söyledi.</p>
<p>Depremin ilk gününden itibaren büyük sorumluluk üstlenen müteahhitler, mimarlar ve mühendislerin hak edişlerini alamadığı için ciddi mağduriyet yaşadığını vurgulayan Torunoğlu, aylardır biriken ödemeler nedeniyle sektör temsilcilerinin alt yüklenicilere, işçilere ve malzeme tedarikçilerine karşı yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığını dile getirdi.</p>
<p>Hazine tarafından satın alınan konutların ödeme bedellerinin de güncel maliyetler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Torunoğlu, yaşanan sıkıntının yalnızca sektörün değil tüm Adıyaman’ın sorunu olduğunu ifade etti.</p>
<p>“Müteahhit hak edişini alamazsa inşaat durur, inşaat durursa depremzede vatandaşlarımızın evlerine kavuşma umudu gecikir” diyen Torunoğlu, finansman sorunları nedeniyle şantiyelerin durma noktasına geldiğine dikkat çekti.</p>
<p>ATSO olarak üyelerinin ve Adıyaman’ın haklarını korumanın en temel görevleri olduğunu belirten Torunoğlu, ilgili bakanlık ve yetkililere çağrıda bulunarak, müteahhit ve mühendislerin hak ettiği ödemelerin bürokratik engellere takılmadan, düzenli ve hızlı şekilde hesaplarına aktarılmasını istedi.</p>
<p>Torunoğlu, açıklamasının sonunda sürecin yakından takipçisi olacaklarını belirterek, yerinde dönüşüm çalışmalarının kesintisiz sürmesinin Adıyaman’ın yeniden inşası açısından hayati önem taşıdığını kaydetti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskani-torunoglundan-yerinde-donusum-uyarisi-hakedisler-odenmezse-insaatlar-durur-81878</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/8/1280x720/atso-baskani-torunoglundan-yerinde-donusum-uyarisi-hakedisler-odenmezse-insaatlar-durur-1782379965.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finansman sorunları nedeniyle şantiyelerin durma noktasına geldiğini vurgulayan Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Torunoğlu, “Müteahhit hak edişini alamazsa inşaat durur, inşaat durursa depremzede vatandaşlarımızın evlerine kavuşma umudu gecikir.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
