<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bu-haftanin-kazandirani-dolar-77889</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu haftanın kazandıranı dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 1,23 azalışla 14.409,07 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.212,29 puanı, en yüksek 14.616,14 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde sanayi endeksi yüzde 0,71 artışla 17.935,00 puana yükselirken, teknoloji endeksi yüzde 3,77 azalışla 46.457,70 puana, mali endeks yüzde 1,96 düşüşle 19.927,89 puana ve hizmetler endeksi yüzde 1,63 değer kaybıyla 13.139,93 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 42,63 ile Efor Çay Sanayi ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Efor Çay Sanayi'yi yüzde 23,53 ile Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ve yüzde 15,66 ile Destek Finans Faktoring AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 22,09 ile Gülermak Ağır Sanayi, yüzde 19,74 ile Kontrolmatik Teknoloji Enerji ve Mühendislik AŞ ve yüzde 12,46 ile Fenerbahçe Futbol AŞ oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 787 milyar 520 milyon lirayla ASELSAN, 639 milyar lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ ve 579 milyar 600 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın geriledi, dolar değer kazandı</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 2,40 azalışla 6 bin 859 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 2,39 düşüşle 46 bin 205,30 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 2,41 değer kaybederek 11 bin 488,83 lira oldu.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,38 artarak 45,0240 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yüzde 0,61 azalışla 52,7850 liraya indi.</p>
<p>Geçen hafta 60,9410 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,15 azalışla 60,8520 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,55 düşüşle 57,3340 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bu-haftanin-kazandirani-dolar-77889</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/doviz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu hafta yatırım araçlarından BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 1,23 azalışla kapattı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 2,40, cumhuriyet altınının fiyatı yüzde 2,39, çeyrek altının fiyatı da yüzde 2,41 değer kaybetti. Dolar yüzde 0,38 artışla 45,0240 liraya yükselirken, euro yüzde 0,61 azalışla 52,7850 liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/3-ildeki-imar-planlarina-onay-77888</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 11:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3 ildeki imar planları hakkında karar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), İstanbul, Antalya ve Bursa'daki imar planına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı özelleştirme kapsam ve programındaki İstanbul'un Beyoğlu ilçesi Hacımimi Mahallesi'ndeki taşınmaza, "turizm-hizmet-ticaret alanı ve yaya yolu" kullanım kararları getirilmesine yönelik hazırlanan koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planı değişiklikleri onaylandı.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı özelleştirme kapsam ve programında bulunan İstanbul'un Fatih ilçesi Sofular Mahallesi'ndeki taşınmaza, "konut ve ticaret alanı" kullanım kararı getirilmesine yönelik hazırlanan nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin onaylanmasına karar verildi.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı özelleştirme kapsam ve programındaki İstanbul'un Fatih ilçesi Süleymaniye ve Şeyhmehmet Geylani mahallelerindeki taşınmazlara, "2. derece ticaret alanı" kullanım kararı getirilmesine yönelik hazırlanan nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin onaylanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Mülkiyeti Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı özelleştirme kapsam ve programındaki Antalya'nın Kaş ilçesi Kalkan/Menteşe Mahallesi'ndeki bazı taşınmazlara yönelik hazırlanan ve onaylanan imar planı değişikliğine yapılan itirazların değerlendirilmesi sonucunda itirazlar reddedildi.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı özelleştirme kapsam ve programındaki Bursa'nın Nilüfer ilçesi Özlüce Mahallesi'ndeki bazı taşınmazlara ilişkin onaylanan plan değişikliklerine yönelik itirazların reddedilmesi kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/3-ildeki-imar-planlarina-onay-77888</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/hazine-ve-maliye-bakanligi-oib.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul&#039;un Beyoğlu, Fatih, Antalya&#039;nın Kaş ile Bursa&#039;nın Nilüfer ilçesindeki imar planlarına ilişkin kararlar Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gubre-urunlerinde-gumruk-vergisi-sifirlandi-77886</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gübre ürünlerinde gümrük vergisi sıfırlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gübre ürün grubundaki katı amonyum nitrat ve monoamonyum fosfatın gümrük vergilerinin sıfırlanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığından karara ilişkin yapılan açıklamada, Bakanlığın, gıda ve tarım sektörünün ham maddelerinde arz güvenliğinin sağlanması ve spekülatif fiyat hareketlerinin önlenmesi ile üretici-tüketici refahının dengeli şekilde korunabilmesi amacıyla gerekli tedbirleri dinamik olarak aldığına işaret edildi.</p>
<p>Bu bağlamda, daha önce bölgede yaşanan mevcut küresel gerilimden kaynaklı tarımsal girdilerde fiyat artışı gözlemlenmesi üzerine, gübre arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve gübre sektörünün bölgede yaşanan olumsuz faaliyetlerden doğabilecek olası maliyet artışlarına karşı korunması amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığıyla koordineli üre ile muhtelif azotlu ve kompoze gübrelerin gümrük vergilerinin sıfırlandığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, "Bölgedeki gelişmelerin yakın takibi, tedarik süreçlerine yönelik etkileri, fiyat hareketlerinin anlık izlenmesi ve yaşanabilecek olası spekülatif fiyat hareketliliklerinin önceden önlenmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile koordineli olarak aynı ürün grubunda yer alan katı amonyum nitrat ve monoamonyum fosfatın gümrük vergisi de sıfırlanmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığının, tarım sektörünün mevsimsel değişimlere hazırlığını da göz önünde bulundurduğuna dikkati çekilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bakanlığımız bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık olarak takip etmekte, fiyat hareketliliklerini izlemekte, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı ülkemizdeki üreticilerin ve tüketicilerin refahını dengeli bir şekilde koruyacak gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gubre-urunlerinde-gumruk-vergisi-sifirlandi-77886</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/1/1280x720/tarifeler-gubre-sektorunu-sarsiyor-1754496095.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gübre ürün grubundaki katı amonyum nitrat ve monoamonyum fosfatın gümrük vergisinin sıfırlandığı bildirildi. Ticaret Bakanlığından konu hakkında yapılan açıklamada, &quot;Bakanlığımız bölgede yaşanan tüm gelişmeleri anlık olarak takip etmekte, fiyat hareketliliklerini izlemekte, iç ve dış piyasalarda oluşabilen spekülatif hareketlere karşı ülkemizdeki üreticilerin ve tüketicilerin refahını dengeli bir şekilde koruyacak gerekli tüm tedbirleri almaya devam etmektedir.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tele-1-satisa-cikarildi-77885</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> TELE 1 satışa çıkarıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık AŞ ile TELE1 Prodüksiyon Medya ve Reklam Hizmetleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti.'ye ait mal, hak ve varlıklar ile sözleşmelerden Fon Kurulu Kararıyla oluşturulan TELE1 TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün satışına ilişkin ilanı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Muhammen bedelinin 28 milyon lira olarak belirlendiği ihalede, kapalı zarf ve açık artırma usulleri birlikte uygulanacak.</p>
<p>İhaleye katılabilmek için 2 milyon 800 bin lira teminat ücreti yatırılması ve 16 Haziran saat 16.00'ya kadar kapalı ve üzeri imzalı zarf içinde teklif verilmesi gerekiyor. Söz konusu ihaleye ilişkin açık artırma ise 17 Haziran saat 11.00'de TMSF'nin İstanbul Esentepe'deki binasında gerçekleştirilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tele-1-satisa-cikarildi-77885</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/tmsf.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TELE1 TV Ticari ve İktisadi Bütünlüğü Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından satışa çıkarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/erzincandaki-jeotermal-arama-sahalari-icin-ihale-77884</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erzincan&#039;daki jeotermal arama sahaları için ihale</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Erzincan İl Özel İdaresi İl Encümeni Başkanlığının ihale ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Erzincan'ın Merkez ve Üzümlü ilçelerinde bulunan jeotermal arama ruhsat sahaları, açık teklif usulüyle 3 yıllığına kiralanmak üzere ihaleye açıldı.</p>
<p>Büyüklükleri 3.530,21 hektar ile 4.064,34 hektar arasında değişen sahalar için muhammen bedeller 1 milyon 145 bin 200 lira 13 kuruş ile 1 milyon 318 bin 471 lira 90 kuruş, geçici teminat tutarları ise 34 bin 356 lira ile 39 bin 554 lira 16 kuruş olarak belirlendi.</p>
<p>Söz konusu sahalara ilişkin ihaleler 14 Mayıs'ta gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/erzincandaki-jeotermal-arama-sahalari-icin-ihale-77884</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erzincan&#039;da jeotermal kaynak, doğal mineralli su ve jeotermal kökenli gaz arama ruhsat sahaları için ihaleye çıkılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/madencilik-izin-yonetmeligi-yururlukten-kaldirildi-77882</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Madencilik izin yönetmeliği yürürlükten kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği" ile ilgili karar, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, 24 Mayıs 2005'te yürürlüğe giren "Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği", Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla kaldırıldı.</p>
<p>Yeni dönemde, madencilik faaliyetlerine ilişkin izin süreçlerinin Maden Kanunu ve Maden Yönetmeliği hükümleri kapsamında yürütülmesi öngörülüyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/madencilik-izin-yonetmeligi-yururlukten-kaldirildi-77882</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/3/1280x720/ermaden-1762326621.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Madencilik faaliyetlerinde izin süreçlerini düzenleyen &quot;Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği&quot; yürürlükten kaldırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/teias-genel-muduru-orhan-kaldirim-gorevden-alindi-77881</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEİAŞ Genel Müdürü Orhan Kaldırım görevden alındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Elektrik İletim AŞ'ye (TEİAŞ) ilişkin kararlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, TEİAŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Kaldırım ile Genel Müdür Yardımcısı Deniz Coşkun görevden alınırken, Genel Müdür Yardımcılığına Serhat Metin atandı.</p>
<p>Yönetim kurulu üyeliklerine ise Ahmet Özkaya, Mustafa Pustu ve Süleyman Önel getirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/teias-genel-muduru-orhan-kaldirim-gorevden-alindi-77881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/1/1280x720/orhan-kaldirim-1777103593.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEİAŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Kaldırım ile Genel Müdür Yardımcısı Deniz Coşkun görevden alındı. TEİAŞ Genel Müdür Yardımcılığına Serhat Metin atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/caykura-sozlesmeli-personel-atamalarinda-yas-sarti-kaldirildi-77880</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÇAYKUR&#039;a sözleşmeli personel atamalarında yaş şartı kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) ile ilgili  Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, ÇAYKUR'un işçi kadrolarında en az 5 yıl veya geçici iş pozisyonlarında son 5 yıl içerisinde en az 25 ay süreyle istihdam edilen ve Genel Müdürlükteki kadro veya pozisyonlarıyla ilişikleri devam edenlere ilişkin düzenleme yapıldı.</p>
<p>Bu kapsamda, 3 Nisan tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan karardaki "ocak ayının birinci günü itibarıyla 40 yaşını doldurmamış bulunmaları kaydıyla" ibaresi kaldırıldı.</p>
<p>Sözleşmeli personel pozisyonları için öngörülen şartları taşımaları kaydıyla geçerliliği devam eden Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) puan sıralamaları esas alınarak belirlenenler, durumlarına uygun sözleşmeli personel pozisyonlarına atanabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/caykura-sozlesmeli-personel-atamalarinda-yas-sarti-kaldirildi-77880</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/0/1280x720/caykur-1777102448.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ÇAYKUR&#039;da çalışan sözleşmeli personel atamalarında &quot;40 yaşını doldurmamış olmak&quot; şartı aranmayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/konyada-ozel-endustri-bolgesi-ilani-77879</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konya&#039;da &#039;özel endüstri bölgesi&#039; ilanı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"ETİ Alüminyum Anonim Şirketi Seydişehir Özel Endüstri Bölgesi" ilanıyla ilgili Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Konya'nın Seydişehir ilçesindeki yaklaşık 264,98 hektarlık alanın, "ETİ Alüminyum Anonim Şirketi Seydişehir Özel Endüstri Bölgesi" olması uygun bulundu.</p>
<p>Karar ekinde, bölgeye ilişkin harita ve koordinatlar da yer aldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/konyada-ozel-endustri-bolgesi-ilani-77879</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Konya&#039;nın Seydişehir ilçesindeki alan, &quot;ETİ Alüminyum Anonim Şirketi Seydişehir Özel Endüstri Bölgesi&quot; ilan edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ttkye-isci-aliminda-yas-siniri-getirildi-77878</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> TTK&#039;ye işçi alımında yaş sınırı getirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Taşkömürü Kurumunun (TTK) ana statüsünde yapılan değişiklikle ilgili Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, TTK ve bağlı ortaklıklarında yer altı ve yer üstü madencilik faaliyetlerinde işe alınacak işçiler için ilan tarihi itibarıyla 32 yaşını aşmamış olma şartı aranacak.</p>
<p>Kararda, görevlerin niteliği ve risk düzeyi dikkate alınarak, sağlığa ilişkin şartlar ile diğer kriterlerin Yönetim Kurulu tarafından belirlenebileceği de ifade edildi.</p>
<p>Karar hükümlerinin uygulanmasından TTK Genel Müdürlüğü sorumlu olacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ttkye-isci-aliminda-yas-siniri-getirildi-77878</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/8/1280x720/ttk-komur-maden-1777102062.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Taşkömürü Kurumu ile bağlı ortaklıklarında işe alınacak işçiler için 32 yaşını aşmamış olma şartı aranacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bazi-bakanliklarda-atama-ve-gorevden-alma-kararlari-77877</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 10:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bazı bakanlıklar için atama ve görevden alma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığında açık bulunan Personel Genel Müdür Yardımcılığına Tarık Tanguroğlu atandı.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanlığına Fatih Enes Bot, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Eğitim ve Araştırma Merkezi Başkanlığına Ömer Faruk Öztürk, Türkiye İş Kurumu Genel Müdür Yardımcılığına ise İbrahim Oğuzhan Yıldırım getirildi.</p>
<p>Kararla, Milli Eğitim Bakanlığı Bakan Yardımcısı Nazif Yılmaz görevinden alınırken yerine Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli getirildi.</p>
<p>Öte yandan, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığına Cem Gençoğlu, Talim ve Terbiye Kurulu Üyeliğine Hatice Çelik ve Ortaöğretim Genel Müdürü Halil İbrahim Topçu, Ortaöğretim Genel Müdürlüğüne Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Cengiz Mete, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne ise Emre Topoğlu'nun ataması yapıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bazi-bakanliklarda-atama-ve-gorevden-alma-kararlari-77877</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazı bakanlıklarla ilgili atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cakar-tdbbk-onemli-bir-platform-haline-geldi-77875</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çakar: TDBBK önemli bir platform haline geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar başkanlığında Kazakistan'ın Türkistan şehrinde toplanan Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyi (TDBBK), 6'ıncı zirvesini gerçekleştirdi.</p>
<p>TBB açıklamasına göre, konsey, Türk coğrafyasında finansal entegrasyonu derinleştirecek dijital dönüşüm stratejilerini, ortak ödeme sistemlerini ve fintek iş birliklerini masaya yatırdı.</p>
<p>Türkiye Bankalar Birliğinin sekretaryasını yürüttüğü TDBBK toplantısı, Alpaslan Çakar’ın başkanlığında gerçekleştirildi. Azerbaycan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkiye banka birliklerinin temsilcileri toplantıya katılım sağladı.</p>
<p>Konsey toplantısında, yıl içinde yürütülen faaliyetler ile gelecek döneme ilişkin planlamalar değerlendirildi. Üye ülke banka birlikleri temsilcileri, kendi ülkelerindeki bankacılık ve finans sektörlerine ilişkin güncel gelişmeleri paylaşarak, gelecek dönemdeki ortak çalışma alanlarına yönelik görüş alışverişinde bulundu.</p>
<p>Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyi, Türk dünyasında faaliyet gösteren banka birliklerini bir araya getirerek bölgesel finansal iş birliğini güçlendirmeyi, bilgi ve deneyim paylaşımını kurumsallaştırmayı ve ekonomik kalkınmayı desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Açıklamada zirve ile eş zamanlı olarak düzenlenen 2. Orta Asya Finans ve Bankacılık Forumu’nun açılışında yaptığı konuşmasına yer verilen Alpaslan Çakar, Türk Devletleri'nin sahip oldukları ekonomik potansiyel, coğrafi yakınlık ve birbirini tamamlayan yapılarıyla güçlü bir finansal entegrasyon zemini sunmakta olduğunu ifade etti.</p>
<p>Çakar, konseyin bankacılık sektörleri arasında bilgi paylaşımını artıran, ortak projeleri teşvik eden ve finansal iş birliğini kurumsallaştıran önemli bir platform haline geldiğine işaret ederek, dijital dönüşümün ve yeni nesil finansal altyapıların bölgesel entegrasyon açısından kritik bir rol oynadığını belirtti.</p>
<p>Ödeme sistemleri ve finansal teknolojilerdeki gelişmelerin iş birliği imkanlarının daha da arttığını ifade eden Çakar, açık bankacılık uygulamaları ve fintek iş birliklerinin finansal hizmetleri daha erişilebilir, kapsayıcı ve verimli hale getirdiğini vurguladı.</p>
<p>Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyinin 7'inci zirvesi, TBB ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği ev sahipliğinde İstanbul'da düzenlenecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cakar-tdbbk-onemli-bir-platform-haline-geldi-77875</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/5/1280x720/tdbbk-1777099564.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyinin 6. toplantısında konuşan Türkiye Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Alpaslan Çakar, &quot;Türk Devletleri Banka Birlikleri Konseyi, bankacılık sektörleri arasında bilgi paylaşımını artıran, ortak projeleri teşvik eden ve finansal iş birliğini kurumsallaştıran önemli bir platform haline geldi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yurt-disindaki-varliklari-ekonomiye-kazandiracak-duzenlemeleri-hayata-geciriyoruz-77874</guid>
            <pubDate>Sat, 25 Apr 2026 09:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getiriyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Ofisi'nde düzenlenen Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'nda konuştu.</p>
<p>Toplantının ve burada alınacak kararların Türkiye ekonomisi için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, programın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Bölgenin ve dünya ekonomisinin son dönemin en sarsıntılı ve en belirsiz günlerini yaşadığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>"İş ve ekonomi çevrelerimiz başta olmak üzere hemen herkes, bir taraftan günaşırı değişen atmosferi takip ederken diğer taraftan yoğun sis bulutu arasında yolunu ve yönünü bulmaya çalışıyor. Çatışmaların olumsuz etkisi, enerjinin yanı sıra üretim, ticaret, turizm ve ulaşım gibi pek çok sektörde derinden hissediliyor. Haftada birkaç defa değişen akaryakıt fiyatlarından koronavirüs günlerini andıran kısıtlamalara kadar geniş bir yelpazede bunu görüyoruz. Her ne kadar ateşin harı sönmüş olmakla birlikte, ne bölgemiz ne de dünya gerilimin geleceğine dair yüzde 100 emin olamıyor. İsrail gibi savaşın fitilini tekrar ateşlemeye çalışan odaklara rağmen ihtiyatlı bir iyimserlikle hep beraber süreçleri takip ediyoruz. Sadece bununla kalmıyor, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve adil barışa giden yolun açılması için elimizden geleni yapıyoruz."</p>
<p>Kendisi ile Kabine üyelerinin bu konuda görüşmelerini sürdürdüğünü vurgulayan Erdoğan, netice alana kadar dost ve kardeş ülkelerle işbirliği içinde çabalamaya devam edeceklerinin altını çizdi.</p>
<p><strong>"Türkiye, istikrar adası olduğunu bir kere daha teyit ve tescil etmiştir"</strong></p>
<p>"Artık ne bölgemiz ne de dünya eskiye dönebilir. Böylesine büyük bir sarsıntının sebep olduğu kırılmaların yansımaları zaman geçtikçe daha net görülecektir." değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye, son yılların en büyük güvenlik krizini başarıyla yöneterek bölgesinin istikrar adası olduğunu bir kere daha teyit ve tescil etmiştir. Global ekonomik düzeni ve değer zincirlerini yeniden şekillendiren bu savaş, ülkemizi küresel ekonomik istikrarın kilit taşı haline getirmiştir. Yıllardır Türkiye'yi doğu-batı ve kuzey-güney arasında bir köprü olarak tarif eden tanımların yetersizliği yine bu süreçte görülmüştür. Ortaya çıktı ki ülkemiz salt bir köprü veya enerji koridoru değil bölgedeki enerji ve ticaret koridorlarının vazgeçilmez üssüdür. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim bir gerçeğin altını tekrar çiziyorum. Türkiye, kabuk değiştiren ve çok kutupluluğa doğru evrilen dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya en güçlü namzettir. Bunu hem biz görüyoruz hem de dost, komşu ve rakiplerimiz görüyor. Ülkemizi yeni döneme hazırlayacak stratejileri şimdiden planlıyor, altyapısını kuruyor, en küçük bir boşluk bırakmıyoruz."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu minvalde rekabet gücünü artıracak, sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak, yatırım ortamını güçlendirmek suretiyle uluslararası doğrudan yatırımları destekleyecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımları attıklarını sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>"İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajını genişletiyoruz"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakında Meclis'e sunacakları kapsamlı düzenlemeyle Türkiye'nin çekim gücünü çok daha ileri taşıyacaklarını söyledi.</p>
<p>İstanbul Finans Merkezi'nin çalışmalarına 2009 yılında başladıklarını, burada küresel piyasalarla uyumlu ve uluslararası alanda hizmet ihraç edebilen bir finans sektörünün oluşmasını hedeflediklerini belirten Erdoğan, "Geldiğimiz noktada İstanbul Finans Merkezi 17 sene önce öngördüğümüz hedeflere doğru emin adımlarla ilerliyor. Şimdi bu konuda yeni bir adım atıyoruz. Yapacağımız düzenlemelerle İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajını genişletiyoruz. Transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50'lik indirim oranını yüzde 100'e çıkarıyoruz. Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan kurumlar vergisi almayacağız." diye konuştu.</p>
<p>Bu teşviki ilk defa İstanbul Finans Merkezi dışına da yaydıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"İstanbul Finans Merkezi dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz. Bir diğer önceliğimiz küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye'ye taşımalarını teşvik etmektir. Bu şirketlerin yurt dışı operasyonlarını Türkiye'den yürüterek elde ettikleri kazançlara güçlü bir vergi avantajı sağlıyoruz. Böylece önümüzdeki 20 sene boyunca İstanbul Finans Merkezi içinde elde edilen kazançların yüzde 100'ü, bunun dışında elde edilenin ise yüzde 95'i kurum kazancından indirilebilecek. Keza buralarda çalışan nitelikli çalışanlara belli şartlarla ücret istisnası getiriyoruz."</p>
<p><strong>"Yatırım süreçlerinin sadeleştirildiği hızlı ve dijital destekli yatırımcı dostu bir yapı kuruyoruz"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir başka önemli adımın da büyük ölçekli ve nitelikli uluslararası doğrudan yatırım süreçlerinin tek merkezden yürütülmesi olduğuna işaret ederek, "Tek Durak Büro. Bu uygulamayla yatırım süreçlerinin sadeleştirildiği hızlı ve dijital destekli yatırımcı dostu bir yapı kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi koordinasyonunda ilgili kurum ve kuruluşlarımızdan yetkililer Tek Durak Büro'da görev yapacak. Bu yapı sayesinde şirket kuruluşundan çalışma ve ikamet izinlerine, vergi ve SGK işlemlerinden İŞKUR süreçlerine, arazi, teşvik ve ÇED izinlerine kadar tüm işlemler tek bir merkezden kolayca takip edilebilecek." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İhracat verdikleri önemi vurgulayan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:</p>
<p>"Hükümetlerimiz döneminde yatırımı, üretimi, istihdamı, ihracatı desteklemek amacıyla sayısız düzenlemeler yaptık. İhracatı ülkemizin tümüne güçlü bir şekilde yaymak temel hedefimizdir. Ayrıca, yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat parolasıyla pazarlarımızı ve ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bu amaçla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranımızı ihracatçılara 5 puan, imalatçılara ilave 1 puan indirimli uygulamaktaydık. Şimdi daha radikal bir adım atarak özellikle imalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9'a indiriyoruz. Diğer ihracatçı kurumlarımız için de yüzde 14'e çekiyoruz."</p>
<p>Erdoğan, ihracat kadar kritik olan bir diğer konunun da ülkeye döviz kazandırıcı teşvikler olduğunu kaydederek, "Bu noktada vergi kanunlarımızda çok sayıda düzenleme var. Şimdi bunlara inşallah yenilerini ekleyeceğiz. Yurt dışında yaşayan ve son 3 yılda ülkemizde vergi mükellefi olmayan kişilerin ülkemize gelmeleri halinde 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançları için Türkiye'de vergi almayacağız. Yalnızca varsa ülke için gelirlerini vergilendireceğiz. Türkiye'de bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisini yüzde 1 olarak uygulayacağız." açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>"Terminal İstanbul Projesi'nin ilk aşamasını devreye alarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturuyoruz"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin yurt dışında bulunan varlıklarını ekonomimize kazandıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin belirli bir süre içinde düşük bir vergiyle Türkiye'ye getirilmesine imkan sağlıyoruz. Bunların şimdiden hayırlı uğurlu olmasını diliyorum." dedi.</p>
<p>İstikbalin teminatı olan gençlerin önünü her alanda açmaya, onları yarının dünyasına en nitelikli şekilde hazırlamaya çalıştıklarını belirten Erdoğan, "Dünya, yapay zekanın ve ileri teknolojilerin lokomotifliğini üstlendiği yeni bir üretim modeline doğru hızla yol alıyor. Gençlerimizin mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi yeni dönemin yükselen sektörlerinde elde ettikleri başarılarla gurur duyuyoruz. Bu alanlarda çalışan ve yurt dışındaki müşterilere hizmet veren girişimci mükelleflerimizin yurt dışı kazançlarının yüzde 80'inden vergi almıyorduk. Şimdi de bu kazançların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesine imkan sağlıyoruz. Böylelikle yurt dışında şirket kurmuş veya kurulmuş bir şirkete ortak olmuş müteşebbislerimizin kazandıklarını ülkemize getirmelerini teşvik ediyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti:</p>
<p>"Atacağımız bir diğer stratejik adım, Türkiye'yi startup ve girişim sermayesi ekosisteminde bölgesel bir çekim merkezine dönüştürmektir. Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getiriyoruz. Çalışanlar için hisse opsiyonu teşviklerini daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturuyoruz. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmalarını sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Ayrıca, Terminal İstanbul Projesi'nin ilk aşamasını devreye alarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturuyoruz. Son olarak ülkemiz için stratejik önem taşıyan büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar için öngörülebilirliği pekiştirecek adımları hayata geçiriyoruz. Yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlayacağız. Bunlar da hayırlı uğurlu olsun diyorum."</p>
<p>Genel çerçevesini çizdikleri hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemelerin detaylarını ekonomi yönetiminin iş dünyası ve yatırımcılarla paylaşacağını, ardından süratle Meclis boyutundaki çalışmaların başlayacağını belirten Erdoğan, "Şunu burada sizlerin ve tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Allah'ın izniyle Türkiye'nin önü de ufku da yolu da açıktır. Dönemsel sıkıntılar, dış şartlardan kaynaklı dalgalanmalar elbette olabilir. Küresel ekonomiyi etkileyen fırtınaların, esintilerin bize de gelmesini gayet doğal karşılamak gerekir. Fakat öncekilerle karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisi daha büyük şokları absorbe edecek güce, kapasiteye ve mukavemete hamdolsun kavuşmuştur." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 23 yılda küresel ve bölgesel krizlerden alınlarının akıyla çıktıklarını, darbe girişimleri dahil nice badirenin üstesinden başarıyla geldiklerini ve tüm karamsar senaryolara, karalama kampanyalarına rağmen 238 milyar dolarlık ekonomiden bugün 1,6 trilyon dolarlık ekonomiye ulaştıklarını anlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Şunu küresel ekonomiyi ve siyaseti takip eden herkes çok net görüyor. Dünya nasıl aynı dünya, bölgemiz nasıl aynı bölge değilse, Türkiye de artık eski Türkiye değil. Ekonomisiyle savunma sanayisiyle askeri kapasitesiyle ulaştırma, enerji, sağlık altyapısıyla beşeri sermayesi ve diplomatik imkanlarıyla bugün çok farklı, çok güçlü bir Türkiye var. Bugün, sözünü çekinmeden söyleyen, kimseden icazet almadan kendi milli politikalarını uygulayan itibarlı, kudretli, kuvvetli bir Türkiye var. Bugün bölgesinde ve dünyada yıldızı giderek parlayan bir Türkiye gerçeği var. İnşallah her alanda çok daha iyi olacağız, daha iyi yerlere geleceğiz. 23 yıllık emeğimizin, 23 yıllık mücadelemizin meyvelerini bundan sonra daha fazla toplayacağız."</p>
<p>Erdoğan, aldıkları kararların ülke ve millet için hayırlara vesile olmasını dileyerek, emeği geçenleri tebrik etti.</p>
<p>Programda, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, AK Parti genel başkanvekilleri Efkan Ala ve Mustafa Elitaş, AK Parti genel başkan yardımcıları Hayati Yazıcı, Nihat Zeybekci, Ömer İleri ve Faruk Acar, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, AK Parti Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı Ahmet Burak Dağlıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı İbrahim Şenel, Borsa İstanbul AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erişah Arıcan ile yurt içi ve yurt dışından kurum ile kuruluş temsilcileri yer aldı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yurt-disindaki-varliklari-ekonomiye-kazandiracak-duzenlemeleri-hayata-geciriyoruz-77874</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/4/1280x720/34663-1777099129.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı&quot;nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Vatandaşlarımızın ve şirketlerimizin yurt dışında bulunan varlıklarını ekonomimize kazandıracak düzenlemeleri de hayata geçiriyoruz. Bu kapsamda yurt dışında bulunan para, altın ve menkul kıymetlerin belirli bir süre içinde düşük bir vergiyle Türkiye&#039;ye getirilmesine imkan sağlıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. Erdoğan ayrıca, &quot;Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getiriyoruz. Çalışanlar için hisse opsiyonu teşviklerini daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturuyoruz. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmalarını sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaibte-koordinator-baskan-mete-akcan-oldu-77862</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 19:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> GAİB’de Koordinatör Başkanı Mete Akcan oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanlığına Mete Akcan seçildi.</p>
<p>Bölgenin ihracat performansına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Akcan, mevcut tabloyu tüm yönleriyle ele aldıklarını belirterek, “İhracatçılarımızın karşı karşıya kaldığı zorlukların farkındayız. Önümüzdeki süreçte atacağımız adımlarla ihracatçılarımızın yanında olacak, süreci daha verimli hale getirerek, ortak akıl ve güçlü iş birliğiyle ihracat rakamlarımızın artması için kararlılıkla çalışacağız” dedi.</p>
<p><strong>“En büyük gücümüz birlik ve beraberliğimiz”</strong></p>
<p>Görevi devraldığı önceki dönem Koordinatör Başkanı Ahmet Fikret Kileci’ye de teşekkür eden Akcan, “Sayın Ahmet Fikret Kileci’ye bugüne kadar birliklerimize ve bölge ihracatına sunduğu değerli katkılar için teşekkür ediyorum. Kendisinin ortaya koyduğu birikim ve tecrübeyi, birlik ve dayanışma içinde daha ileriye taşıyarak çalışmalarımıza devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. Küresel ticarette yaşanan dönüşüme de dikkat çeken Akcan, ihracatçıların değişen pazar koşullarına hızlı uyum sağlamasının önemine işaret etti. Bu doğrultuda, ihracatçıların ihtiyaçlarına yönelik çözüm odaklı çalışmaların, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonla yürütüleceğini; yeni pazar fırsatlarının değerlendirilmesi ve mevcut pazarlardaki etkinliğin artırılması için ortak hareket edileceğini dile getirdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eb9664d9937-1777047140.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Yeni dönemde katılımcı, şeffaf ve iş birliğine dayalı bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini vurgulayan Akcan, sivil toplum kuruluşları, kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere tüm paydaşlarla güçlü ve sürekli bir iletişim ağı kuracaklarını ifade etti. Sektör temsilcileriyle düzenli istişare toplantıları gerçekleştirileceğini belirten Akcan, ortak akılla geliştirilecek projelerin ihracata önemli katkılar sağlayacağını söyledi.</p>
<p>Akcan, “İhracatçılarımızın karşılaştığı sorunları yakından takip eden, hızlı çözüm üreten ve sahayla güçlü bağ kuran bir anlayışla hareket edeceğiz. En büyük gücümüzün birlik ve beraberliğimiz olduğunun bilinciyle, sivil toplum kuruluşlarımız, kamu kurum ve kuruluşlarımız ve tüm paydaşlarımızla yakın iş birliği içerisinde çalışacağız. Birlik başkanlarımızla tam bir uyum içinde hareket ederek her bir birliğimizin güçlü yönlerini ön plana çıkaracak, karşılıklı koordinasyonu daha da artıracağız. Ortak hedefler doğrultusunda kenetlendiğimiz bu güçlü yapıyı daha ileri taşıyarak, bölgemizin ihracatını hep birlikte artıracağız” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaibte-koordinator-baskan-mete-akcan-oldu-77862</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/2/1280x720/gaibte-koordinator-baskan-mete-akcan-oldu-1777047183.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanlığına seçilen Mete Akcan, görevi devralmasının ardından yaptığı ilk açıklamada, bölge ihracatını daha güçlü, sürdürülebilir ve rekabetçi bir yapıya taşırken birlik ve beraberlik anlayışını tüm çalışmaların merkezine koyacaklarını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogandan-f1-aciklamasi-istanbul-park-yarislara-ev-sahipligi-yapacak-77855</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 17:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan&#039;dan F1 açıklaması: İstanbul Park yarışlara 5 dönem ev sahipliği yapacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi bahçesinde düzenlenen Formula 1 Türkiye Grand Prix (GP) Tanıtım Programı'na katıldı.</p>
<p>Formula 1'in seyir zevki, genç takipçileri ve otomobil teknolojilerinde dünyanın en büyük spor organizasyonları arasında yer aldığını kaydeden Erdoğan, Türkiye'de de Formula 1'in başta gençler olmak üzere her yaştan ciddi sayıda takipçisinin hatta tutkunlarının bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Erdoğan, yarışların ülkede 19 milyon civarında kişiye ulaştığını, sosyal medyada yaklaşık 7,5 milyon takipçi tarafından yakından izlendiğini ifade ederek, "2005-2011 yılları arasında 7 yarış, COVID döneminde 2020 ve 2021'de 2 yarış olmak üzere toplam 9 kez Formula 1'e ev sahipliği yaptık. 2005 yılındaki ilk yarış sadece tribünlerdeki 110 binden fazla seyirciyle Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırmıştı. Efsanevi yarışlar, unutulmaz olaylar, kırılması güç rekorlar, İstanbul Park'ı, Formula 1'in en gözde pistlerinden biri olarak hafızalara kazıdı." dedi.</p>
<p>Özellikle dünyanın salgınla mücadele ettiği, insanların evlere kapandığı, spor etkinliklerinin ardı ardına iptal edildiği bir dönemde Formula 1'e kapıları açarak bu spor dalına verdikleri önemi gösterdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Salgın dönemindeki yarışların sporseverler açısından bir başka anlamı da dönemin Mercedes pilotu Hamilton'un, Michael Schumacher'in 7 F1 şampiyonluğu rekorunu egale etmesiydi. Sonraki yıl aynı coşkuyu bu kez seyircili şekilde yaşamış, çok çekişmeli bir yarışa tanıklık etmiştik." diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'nin başarılarla dolu bu geçmişine bakıldığında, 2027 yılından itibaren Formula 1'e yeniden dönmenin şampiyonaya çok büyük değer katacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:</p>
<p>"Bilhassa 8'inci virajıyla yarışseverlerin gözdesi olan İstanbul Park, inşallah 2027-2031 yılları arasında tam 5 dönem boyunca göz dolduran, heyecanlı, seyir zevki yüksek yarışlara ev sahipliği yapacaktır. Türkiye'nin Formula 1 takvimine tekrar dahil edilmesini ülkemizin güçlü organizasyon kabiliyetine, modern spor ve sağlık altyapısına, son yıllarda bölgesinin 'istikrar adası' rolünü perçinlemesine ve elbette Türk milletinin misafirperverliğine duyulan büyük güvenin yeni bir işareti olarak görüyorum. Türkiye olarak bu güveni daha önce olduğu gibi yine boşa çıkarmayacak, her açıdan kusursuz bir organizasyonla yarışlara ev sahipliği yapacağız."</p>
<p>Erdoğan, "Formula 1'in ülkemize ve İstanbul'umuza kazandırılmasında emeği geçen herkesi canı gönülden tebrik ediyorum. Bir motor sporları ülkesi olan Türkiye'nin Formula 1 ile ortaklığının önümüzdeki yıllarda güçlenerek devam etmesini temenni ediyorum." diyerek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogandan-f1-aciklamasi-istanbul-park-yarislara-ev-sahipligi-yapacak-77855</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/5/1280x720/346436-1777042294.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Formula 1 Türkiye GP Tanıtım Programı&quot;na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;İstanbul Park, inşallah 2027-2031 yılları arasında tam 5 dönem boyunca göz dolduran, heyecanlı, seyir zevki yüksek yarışlara ev sahipliği yapacaktır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-30-trilyon-lirayi-asti-77850</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 30 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 17 Nisan ile biten haftada yüzde 3,5 ve 1 trilyon 37 milyar 51 milyon 541 bin lira artışla 29 trilyon 576 milyar 453 milyon 766 bin liradan 30 trilyon 613 milyar 505 milyon 308 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 5 artarak 16 trilyon 271 milyar 193 milyon 540 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1,6 yükselişle 10 trilyon 574 milyar 570 milyon 869 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 275 milyar 794 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 237 milyar 95 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 17 Nisan itibarıyla 1 milyar 423 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,1 azalışla 6 trilyon 132 milyar 311 milyon 349 bin liraya indi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 757 milyar 277 milyon 608 bin lirası konut, 44 milyar 896 milyon 896 bin lirası taşıt, 2 trilyon 344 milyar 360 milyon 152 bin lirası ihtiyaç kredileri, 2 trilyon 985 milyar 776 milyon 693 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 17 Nisan ile biten haftada 66 milyar 678 milyon 951 bin lira artarak 24 trilyon 512 milyar 656 milyon 277 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-30-trilyon-lirayi-asti-77850</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/lira-para-1768278911.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin 17 Nisan verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 1,04 trilyon lira artarak 30,6 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-822-milyon-dolarlik-alim-77848</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 822 milyon dolarlık alım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 17 Nisan haftasında 579,4 milyon dolarlık hisse senedi, 243 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alırken, 6,8 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşiklerin 10 Nisan haftasında 42 milyar 421,7 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 17 Nisan haftasında 44 milyar 138,4 milyon dolara yükseldi. Aynı dönemde DİBS stoku 15 milyar 208,7 milyon dolardan 15 milyar 278,1 milyon dolara çıkarken, ÖST stoku 1 milyar 945,9 milyon dolardan 1 milyar 931,8 milyon dolara geriledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-822-milyon-dolarlik-alim-77848</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/7/1280x720/dolar-dollar-1766051989.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın 17 Nisan verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 579,4 milyon dolarlık hisse senedi, 243 milyon dolarlık DİBS alırken, 6,8 milyon dolarlık ÖST sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-rezervleri-gecen-hafta-35-milyar-dolar-artti-77847</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez&#039;in rezervleri geçen hafta 3,5 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 17 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 2 milyar 246 milyon dolar azalışla 61 milyar 821 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 10 Nisan'da 64 milyar 67 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 5 milyar 800 milyon dolar artışla 106 milyar 847 milyon dolardan 112 milyar 647 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 17 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 552 milyon dolar artışla 170 milyar 915 milyon dolardan 174 milyar 467 milyon dolara çıktı.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>06.03.2026</td>
<td>134.707</td>
<td>62.770</td>
<td>197.478</td>
</tr>
<tr>
<td>19.03.2026</td>
<td>116.166</td>
<td>61.292</td>
<td>177.458</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>03.04.2026</td>
<td>103.229</td>
<td>58.417</td>
<td>161.645</td>
</tr>
<tr>
<td>10.04.2026</td>
<td>106.847</td>
<td>64.067</td>
<td>170.915</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-rezervleri-gecen-hafta-35-milyar-dolar-artti-77847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 3,5 milyar dolar artışla yaklaşık 174,5 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-kredileri-189-milyar-lira-azaldi-77846</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 15:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici kredileri 18,9 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 17 Nisan itibarıyla 75 milyar 771 milyon lira artarak 25 trilyon 124 milyar 222 milyon liradan 25 trilyon 199 milyar 992 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 1 trilyon 21 milyar 420 milyon lira artarak 28 trilyon 291 milyar 55 milyon liradan 29 trilyon 312 milyar 475 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 18 milyar 934 milyon lira azalarak 3 trilyon 153 milyar 78 milyon liraya geriledi. Söz konusu tutarın 758 milyar 9 milyon lirası konut, 45 milyar 5 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 350 milyar 64 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 31 milyar 713 milyon lira artarak 3 trilyon 918 milyar 236 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,5 azalışla 2 trilyon 985 milyar 930 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 155 milyar 837 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 830 milyar 92 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 17 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 4 milyar 532 milyon lira artışla 693 milyar 164 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 525 milyar 232 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 5 milyar 837 milyon lira artarak 5 trilyon 550 milyar 119 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 29 milyon lira azalarak 1 milyar 473 milyon liraya düştü. Böylece KKM büyüklüğü, toplam mevduatın yüzde 0,01'ini oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-kredileri-189-milyar-lira-azaldi-77846</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/9/1280x720/para-lira-tl-1765458549.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin geçen haftaya ait verilerine göre, bankacılık sektöründe toplam mevduat 1,02 trilyon lira artışla 29,3 trilyon liraya yükseldi. Tüketici kredilerinin tutarı ise yaklaşık 18,9 milyar lira azalarak 3,15 trilyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bugunlerde-destek-aciklanirsa-ureticinin-pamuga-donme-sansi-olur-77843</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 14:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bugünlerde destek açıklanırsa, üreticinin pamuğa dönme şansı olur&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası’nda (İTB), "Türk Pamuğunda Kritik Eşik" temasıyla 8. Ulusal Pamuk Zirvesi yapıldı.</p>
<p>Zirve kapsamında düzenlenen “Yerli pamuk üretimindeki sorunlar ve çözüm önerileri” başlıklı oturumda konuşan İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Şeref İyiuyarlar, 2025 sezonunun üretici açısından büyük hayal kırıklığı yarattığını belirterek, acilen destekleme modelinin değiştirilerek, kilo bazında desteklemeye geçilmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Desteklemeler yetersiz olunca üreticinin başka ürünlere kaydığını aktaran İyiuyarlar, “Ürün deseni değişti. Kilo bazlı desteklemeye geçilmesi tek çözüm. Destekleme modeli değiştirilmeli. Üreticinin biraz olsun pamuğa dönme şansı olsun. Bu açıklama bugünlerde yapılırsa çok daha faydalı olur. Yerli üretimin artmasına katkı sağlar. Menemen’de 120 bin dönüme kadar pamuk ekiliyordu. Şu an 30 binlerde” diye konuştu.</p>
<h2>Fevzi Çondur: Fiyat mekanizmaları güçlendirilmeli</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eb5a2f7c807-1777031727.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Tarımsal üretim maliyetlerinin küresel belirsizlikler ve iklim kriziyle birlikte katlandığını belirten Aydın Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Fevzi Çondur, en büyük sorunun fiyat baskısı olduğunu belirterek, işçilik ve girdi maliyetleri artarken pamuk fiyatlarının aynı oranda yükselmediğini vurguladı.</p>
<p>Üreticinin çoğu zaman maliyetinin altında satış yapmak zorunda kaldığını dile getiren Çondur, “Bu durum kârı düşürmekle kalmıyor, zararı kronik hale getiriyor. Ekonomik gerçekler nedeniyle pamuk ekim alanlarında ciddi daralmalar yaşanıyor. Bu olumsuz şartlara rağmen özveriyle üretime devam eden çiftçimiz, Türkiye’yi küresel üretimde önemli bir noktada tutuyor ancak bu sürdürülebilir değil. Üretim maliyetlerini düşürecek desteklerin artırılması ve fiyat mekanizmalarının güçlendirilmesi gerekiyor. Üreticiyi garanti altına alan politikalar hayata geçirilmeli. Sulama yatırımlarının tamamlanması ve enerji maliyetlerinin düşürülmesi verimlilik için hayati önem taşıyor. Ayrıca 'GMO Free Turkish Cotton' markamızın güçlendirilmesi ve doğal elyaf kullanımının teşvik edilmesi, küresel pazardaki rekabet gücümüzü artırır” diye konuştu.</p>
<h2>İhsan Emiralioğlu: 2026 destekleme rakamları artırıldı</h2>
<p>2025 yılında dekar başına bin 98 lira olarak uygulanan destekleme fiyatının, 2026 yılında bin 395 liraya çıkarıldığını söyleyen Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı İhsan Emiralioğlu, “Verimi ve kaliteyi artırmak için fark ödemesi ve benzeri destek kalemlerimiz de devam edecek. Artık rekabet sadece fiyatla değil; karbon ayak izi, sürdürülebilirlik ve izlenebilirlik üzerinden şekilleniyor. GDO’suz pamuk ve sürdürülebilir üretim politikalarıyla Türkiye, küresel pazarda daha güçlü bir konuma gelecek” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bugunlerde-destek-aciklanirsa-ureticinin-pamuga-donme-sansi-olur-77843</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/3/1280x720/itb-yonetim-kurulu-uyesi-seref-iyiuyarlar-bugunlerde-destek-aciklanirsa-ureticinin-pamuga-donme-sansi-olur-1777031792.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Üyesi Şeref İyiuyarlar, 2025 sezonunun üretici açısından büyük hayal kırıklığı yarattığını vurgulayarak, bugünlerde pamuk için desteklemelerin açıklanmasıyla üreticiye pamuğa dönme şansı verilebileceğini aktardı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-3-yilda-fatura-desteklerimiz-185-trilyon-liraya-ulasti-77838</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bayraktar: 3 yılda fatura desteklerimiz 1,85 trilyon liraya ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ve Rekabet Kurumu tarafından organize edilen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi'ndeki konuşmasında, dünya tarihinin büyük enerji krizlerinden birinin yaşandığını ve bu durumun küresel ekonomiyi etkileyecek belirsizlikleri beraberinde getirdiğini söyledi.</p>
<p>Elektrik ve doğal gazda az tüketenin destekten istifade ettiği, çok tüketenin ise destek kapsamı dışına çıkarıldığı bir yapıya geçildiğini ifade eden Bayraktar, "COVID-19 pandemisiyle birlikte vatandaşlarımıza enerjide çok önemli destekler veriyoruz. Son 3 yılda, doğal gaz ve elektrikte sağlanan fatura desteklerimiz güncel fiyatlarla yaklaşık 1,85 trilyon liraya ulaştı. Elektrikte ve doğal gazda az tüketenin destekten istifade ettiği, çok tüketenin ise destek kapsamı dışına çıkarıldığı bir yapıya geçtik." diye konuştu.</p>
<p>Bakan Bayraktar, tüketim bazlı destek mekanizmaları sayesinde sosyal devlet anlayışına uygun bir dönüşümü gerçekleştirmeye gayret ettiklerini vurgulayarak, "Bundan sonra da elektrik ve doğal gaz faturalarına olan desteklerimiz, belirlediğimiz kriterlere uygun olarak devam edecek." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Enerji alanında adeta büyük buhran ile karşı karşıyayız"</strong></p>
<p>Bayraktar, küresel petrol ve doğal gaz piyasalarının adeta şah damarı olan Hürmüz Boğazı'nın kapanması ve sonrasında yaşanan gelgitlerin, tüm ülkeleri diken üstünde tuttuğunu anlattı.</p>
<p>Kaotik durumun bir an önce sona ermesi ve piyasaların dengeye kavuşması temennisinde bulunan Bakan Bayraktar, "Enerji alanında adeta büyük buhran ile karşı karşıyayız. Küresel enerji piyasaları hızlı bir dönüşümden geçiyor. Enerji, ulusal güvenliğin, rekabetin, teknolojik ilerleme ve sürdürülebilir kalkınmanın merkezinde daha yoğun bir şekilde yer alan stratejik bir alan." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bayraktar, Türkiye'nin enerjide önemli bir dönüşüm süreci içinde olduğunu ancak bu durumun Türkiye için bir ilk olmadığının altını çizdi.</p>
<p>2002'de AK Parti İktidarı ile başlayan enerjide piyasa serbestleşmesiyle sektörde çok köklü bir dönüşüm yaşandığını anımsatan Bayraktar, şöyle devam etti:</p>
<p>"Elektrikte 90 bin megavattan fazla yeni kurulu gücü devreye aldık. Milli Enerji ve Maden Politikamız ile enerji piyasalarımız ikinci dönüşüm sürecine girdi. Politikamızın 10. yılında, petrol ve doğal gaz aramacılığında dünyanın en büyük dördüncü filosuna sahip ülkesiyiz. Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdülhamid Han, Yıldırım ve Çağrı Bey ile sadece Mavi Vatan'da değil Hint Okyanusu'nda, Somali açıklarında arama yapabilen bir ülke haline geldik. Milli Enerji ve Maden Politikamız çerçevesinde sadece denizlerle sınırlı kalmadık. Karalarda daha önce hiç gidilmedik yerlere gittik. Girilemez denen yerlerde sondaj yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Sakarya Gaz sahasında yaptığımız tarihi keşifle bugün günlük 9,5 milyon metreküp gaz üretiyor, Gabar'da günlük 81 bin varil üretim ile ülkemizin en kaliteli petrolünü çıkarıyoruz."</p>
<p><strong>Yeni bir enerji mimarisi ihtiyacı</strong></p>
<p>Bakan Bayraktar, bu yıl Türkiye'nin uzun dönemli enerji planlamalarında, 5 yılda bir yapılan revizyon yılı olduğunu anımsatarak, "Üzerinde çalıştığımız bu yeni planda yeni bir enerji mimarisi inşa etmeyi hedefliyoruz. Önümüzdeki aylarda kamuoyumuzla paylaşacağımız bu yeni programda daha dirençli, daha esnek ve elektrikleşme ve dijitalleşmenin merkezde olduğu enerji piyasaları hedefliyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Son yıllarda yaşanan pandemi, tedarik zinciri kırılmaları, yüksek enerji ve emtia fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşı, 6 Şubat depremleri ve bölgede yaşanan savaşa rağmen Türkiye'nin krizleri yönetebildiğine dikkati çeken Bayraktar, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Hamdolsun Cumhurbaşkanımızın liderliğinde güçlü enerji altyapımız ve uyguladığımız politikalar sayesinde çok başarılı bir şekilde bu krizleri yönetebildik. Petrol tarafında ihtiyacımızın yalnızca yüzde 10'unu bu bölgeden ithal ediyoruz. Doğal gazda ise herhangi bir LNG tedarikimiz yok. Arz güvenliğimiz açısından şu an için bir risk bulunmuyor. Eşel Mobil Sistemi'ni devreye aldık. Motorinde ÖTV'yi sıfıra indirdik. Böylece yıl sonuna kadar oluşabilecek 600 milyar liralık ekonomik yükü vatandaşlarımızın üzerinden ortadan kaldırmış olduk."</p>
<p><strong>Enerjide yeni iş birlikleri</strong></p>
<p>Bakan Bayraktar, yaşanan bu enerji krizinin yeni işbirlikleri ve yeni enerji rotalarla Türkiye'yi bir merkez ülke haline getirebileceğini anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin kazan-kazana dayanan, bölgesel istikrar, barış ve arz güvenliğine katkı sağlayacak yeni projeler için birçok alternatif sunduğunu belirten Bayraktar, şöyle konuştu:</p>
<p>"Türkmen doğal gazını Hazar üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya götürecek bir boru hattını hayata geçirmek. Bunun mutlaka olması gerektiğini düşünüyoruz. Bir başka proje yine yıllardır ifade ettiğimiz Irak-Türkiye ham petrol boru hattının Basra'ya kadar uzatılması. Bunun sadece Türkiye ve Irak için değil, küresel petrol piyasaları için de ne kadar önemli olduğunu son kriz bize net bir şekilde gösterdi. Katar'dan Türkiye'ye gelebilecek bir doğal gaz boru hattı. Yine son dönemde küresel piyasaların yaşadığı arz ve fiyat yönlü kriz için fevkalade önemli bir proje." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bakan Bayraktar, sadece petrol ve doğal gazda değil, enerjinin tüm alanlarında küresel işbirlikleri ile alternatifler sunulduğunu aktardı.</p>
<p>Kıtaları aşan elektrik enterkonnekte hatlarının da hayata geçirilmesi konusunda çaba gösterdiklerine işaret eden Bayraktar, "Bakü'de imzaladığımız Azerbaycan-Gürcistan-Türkiye-Bulgaristan Yeşil Elektrik İletimi ve Ticareti anlaşması ile Azerbaycan’da üretilen yenilenebilir enerjinin Avrupa’ya ulaştırılmasını sağlayacağız. Suudi Arabistan'dan Türkiye'ye kadar uzanan, bölge ülkeleriyle entegre bir elektrik iletim hattı üzerinde çalışıyoruz. Bunun, hem ülkemiz için hem de Avrupa için alternatif bir enerji koridoru olacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bayraktar, dünyada özellikle Kuzey Amerika kaynaklı LNG arzının artacağını öngörerek, bu alana ciddi yatırımlar yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"2016'da 30 milyon metreküp olan günlük gazlaştırma kapasitemizi 161 milyon metreküpe çıkarttık. Sıvı haldeki LNG'yi gazlaştırarak sisteme dahil ettik ve alternatif kaynak giriş noktalarımızın sayısını arttırdık. Kuzey Amerika çıkışlı ve daha rekabetçi fiyatlı LNG'yi portföyümüze ekledik. Mevcuttaki 5 gazlaştırma tesisimize 2 yeni FSRU ekleyerek kapasitemizi 200 milyon metreküp seviyelerine yükseltmeyi planlıyoruz. Silivri Doğal Gaz Depolama Tesisimiz, 4,6 milyar metreküp depolama kapasitesiyle hizmet veriyor. 2028'de bunu 6 milyar metreküpe çıkaracağız. Tuz Gölü Doğal Gaz Depolama Tesisimiz ise günlük 1,7 milyar metreküpe ulaşmış durumda. Tuz Gölü'ndeki bu kapasiteyi 2032 yılında 5 katına çıkarmayı hedefliyoruz. Bugün itibarıyla ortalama yüzde 75 doluluk oranına sahiptir."</p>
<p>Bayraktar, Türkiye'nin 2028'de tükettiği doğal gazın en az yüzde 20'sini depolayabilecek bir ülke olacağını işaret ederek, "Son dönemde şebekemize iki yeni çıkış noktası ekledik. Iğdır-Nahçıvan ve Kilis-Suriye bağlantılarını tesis ettik ve buralara gaz ihracına başladık. Elektrik talebi son 23 yılda 3 kat büyüdü, en muhafazakar tahminle önümüzdeki 30 yılda da benzer şekilde 3 kat artacak. Bu devasa talebi karşılamak için elektrik üretim altyapısı ve özellikle yenilenebilir enerjiye ciddi yatırımlar yaptık."</p>
<p><strong>"Enerji, arz güvenliği, tedarik ve depolanması noktasında bir sorunumuz yok"</strong></p>
<p>TBMM Sanayi, Ticaret, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank da ülkelerin büyümesi için üretmeye, üretmek için de enerjiye ihtiyacı olduğunu belirtti.</p>
<p>Varank, enerjinin artık yalnızca ekonominin, kalkınmanın, üretimin temel girdilerinden biri olmadığını, ekonomi politikalarının, teknolojik dönüşümün, sürdürülebilir kalkınmanın, siyasi ve milli güvenliğin merkezinde yer aldığına dikkati çekerek, kurumların bu önemli stratejik alanda öngörülebilir yatırım ortamının oluşturulması, yatırımcı güveninin güçlendirilmesi, arz güvenliğinin sağlanması, tüketici haklarının korunması ve serbest piyasa yapısının derinleştirilmesi için kritik roller üstlendiğini kaydetti.</p>
<p>Türkiye'nin uyguladığı çok boyutlu enerji, tedarik ve kaynak çeşitlendirmesi stratejileri sayesinde güven veren, öngörü sunan ve sistemini ayakta tutabilen bir ülke olarak ayrıştığına işaret eden Varank, şunları kaydetti:</p>
<p>"Avrupa ülkeleri salgın döneminde olduğu gibi akaryakıtta kota getirme, kamu hizmetlerini kısıtlama ve okulları tatil etme gibi olağanüstü tedbirleri gündemlerine alırken, Türkiye, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde enerjide tam bağımsızlık hedefine kararlı bir şekilde sabırla ve azimle ilerlemeye devam ediyor. Enerji, arz güvenliği, tedarik ve depolanması noktasında bir sorunumuz yok. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak çeşitlendirme politikalarımızın değeri işte bugün çok daha iyi bir şekilde anlaşılabiliyor. Bölgemizde krizler, çatışmalar, savaşlar ve büyük çalkantılar yaşanırken bizim temel önceliğimiz ülkemizi o ateş çemberinin dışarısında tutabilmek ve milletimizin refahını korumaktır. O ateş çemberinin tam ortasında Türkiye'nin adeta bir istikrar adası ve enerji merkezi olarak bölgesinde yükselmesi asla tesadüf değildir."</p>
<p><strong>Birol Küle: Enerji sektörü çok katmanlı bir yeniden yapılandırma sürecinde</strong></p>
<p>Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, zirvenin enerji piyasalarının dönüşüm sürecinde rekabet hukuku ve regülasyon perspektifinin derinleştirilmesine, politika yapıcılar ile uygulayıcılar arasındaki etkileşimin güçlendirilmesine ve sektöre ilişkin tartışmaların zenginleşmesine önemli katkılar sunacağını söyledi.</p>
<p>Enerji piyasalarının tarihsel olarak en kapsamlı dönüşüm süreçlerinin birinden geçtiğini belirten Küle, küresel ölçekteki jeopolitik gelişmelerin, arz zincirlerindeki kırılganlıkların, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve iklim değişikliği ile mücadele politikalarının enerji sektörünü çok katmanlı bir yeniden yapılandırma sürecine soktuğunu kaydetti.</p>
<p>Son dönemde yaşanan küresel enerji krizlerinin enerji arz güvenliğinin yalnızca ekonomik bir mesele olmadığını gösterdiğini ifade eden Küle, "Küresel enerji krizleri enerji arz güvenliğinin aynı zamanda ulusal güvenlik, dış politika ve makroekonomik istikrar ile doğrudan bağlantılı olduğunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu durum, birçok ülkede enerji politikalarının yeniden gözden geçirilmesine ve daha müdahaleci politika araçlarının devreye alınmasına yol açmıştır." dedi.</p>
<p><strong>"Türkiye'nin enerji politikaları 3 temel eksen etrafında şekilleniyor"</strong></p>
<p>Bu dönüşümün de yalnızca arz ve talep dengesiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda piyasa tasarımlarını, düzenleyici çerçeveleri ve rekabet dinamiklerinin de doğrudan etkilediğine dikkati çeken Küle, şöyle konuştu:</p>
<p>"Özellikle enerji arz güvenliği ile piyasa serbestleşmesi arasındaki denge, pek çok ülke bakımından yeniden düzenlenmektedir. Türkiye'nin enerji politikalarının son yirmi yılda arz güvenliğinin sağlanması, kaynak çeşitliliğinin artırılması ve dışa bağımlılığın azaltılması, serbestleşme ve rekabetçi piyasa yapısının güçlendirilmesi olmak üzere 3 temel eksen etrafında şekilleniyor. Bu politikaların küresel eğilimlerle uyumlu ancak ülkemizin kendine özgü yapısal ihtiyaçlarını da gözeten bir çerçevede yapılandırıldığı görülmektedir."</p>
<p>Enerji sektörünün doğası gereği yüksek sabit maliyetler, şebeke altyapısına bağımlılık ve doğal tekel özellikleri ihtiva eden bir sektör olduğuna işaret eden Küle, elektrik, doğal gaz ve akaryakıt gibi alanlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin yalnızca ekonomik değil aynı zamanda sosyal refah açısından da kritik roller üstlendiğini dile getirdi.</p>
<p>Küle, enerji piyasalarında gerçekleştirilen serbestleşme reformlarının özel sektör yatırımlarının önünü açtığını, organize piyasa mekanizmalarının kurulmasıyla birlikte fiyatın daha şeffaf ve rekabetçi bir zeminde oluşması sağladığını ifade etti.</p>
<p>Enerji piyasalarının doğaları gereği tamamen serbest piyasa koşullarına bırakılabilecek bir alan olmadığını aktaran Küle, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu piyasalar, yüksek altyapı bağımlılığı ve doğal tekel unsurları nedeniyle düzenleme ile rekabetin birlikte var olduğu hibrit bir yapı sergilemektedir. Bu hibrit yapının sağlıklı işlemesi, rekabet hukuku ile sektörel düzenlemeler arasındaki hassas dengenin korunmasına bağlıdır. Rekabet hukuku, yalnızca piyasa ihlallerine müdahale eden bir araç olmanın ötesinde piyasaların etkin, şeffaf ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasında temel politika araçlarından biri haline gelmiştir. Rekabet hukukunun bu rolü, özellikle enerji gibi stratejik sektörlerde daha da belirginleşmektedir."</p>
<p>Rekabet kurumu olarak amaçlarının etkin rekabeti koruyan, yatırım ortamını destekleyen ve tüketici refahını artıran bir piyasa yapısına katkı sunmak olduğuna değinen Küle, bu çerçevede rekabet hukukunun, yalnızca ihlalleri cezalandıran bir araç yerine aynı zamanda piyasa tasarımını destekleyen, yatırım ortamını iyileştiren ve uzun vadeli refahı artıran bir politika enstrümanı olduğunu kaydetti.</p>
<p>Küle, bu kapsamda Türkiye'nin bölgesel enerji merkezi olma hedefinin enerji piyasalarının hem düzenleyici hem de rekabetçi boyutunun birlikte ele alınmasını zorunlu kıldığını söyledi.</p>
<p>Düzenleyici otoriteler ile rekabet otoriteleri arasındaki işbirliğinin bu noktada büyük önem taşıdığına işaret eden Küle, "Bu zirve süresince ele alacağımız başlıklar, Türkiye'nin enerji politikalarının yalnızca bugününü değil, aynı zamanda geleceğini de şekillendirecek niteliktedir. Yapılacak tartışmaların hem teoriğe hem de uygulamaya yönelik olarak son derece değerli çıktılar üreteceğine inanıyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-3-yilda-fatura-desteklerimiz-185-trilyon-liraya-ulasti-77838</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/8/1280x720/578-1777028218.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COVID-19 salgınından bu yana vatandaşlara enerjide önemli destekler verildiğini söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, &quot;Son 3 yılda, doğal gaz ve elektrikte sağlanan fatura desteklerimiz güncel fiyatlarla yaklaşık 1,85 trilyon liraya ulaştı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akbanka-orta-ve-dogu-avrupada-en-iyi-banka-odulu-77837</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 13:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akbank&#039;a Orta ve Doğu Avrupa&#039;da &quot;En İyi Banka&quot; ödülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akbank'ın, Global Finance Sürdürülebilir Finansman Ödülleri 2026'da, pozitif etki odaklı, tabana yaygın ve terzi usulü sürdürülebilir finansman çözümleri, şeffaflık ve hesap verebilirlik çalışmalarıyla sürdürülebilir dış borçlanma çalışmaları kapsamında "Etki Odaklı Yatırım Çözümünde", "Sürdürülebilirlik Şeffaflığında" ve "Sosyal Bonolarda" kategorilerinde Orta ve Doğu Avrupa'nın En İyi Bankası ödüllerine layık görüldüğü bildirildi.</p>
<p>Sürdürülebilir finansmanı gelecek vizyonunun merkezine alan yaklaşımıyla ödüle layık görülen bankanın, sürdürülebilir finansmandaki bölgesel konumunu güçlendirirken, uzun vadeli değer yaratma vizyonunu uluslararası platformda bir kez daha ortaya koyduğu vurgulandı.</p>
<p>Bankanın pozitif etki odaklı sürdürülebilir finansman çözümleriyle finansal getiri üretmeyi hedefleyen bir yaklaşımın ötesine geçerek çevresel ve sosyal fayda üretmeyi amaçladığı belirtilen açıklamada, "Söz konusu faydayı ölçen, raporlayan ve sürekli geliştiren bütüncül finansman modeliyle yatırımcıları ve müşterileri için uzun vadeli değer yaratan Akbank, etki odaklı yatırım çözümlerindeki yaklaşımıyla sürdürülebilirliği stratejik bir yönetişim anlayışıyla ele aldığını ortaya koydu." denildi.</p>
<p>Açıklamanın devamında, "Banka, tabana yaygın ve terzi usulü çözümlerini güçlü raporlama altyapısı ve hesap verebilirlik ilkeleriyle destekliyor. Sürdürülebilirlik Şeffaflığında Orta ve Doğu Avrupa'nın en iyileri arasında yer alan banka, sürdürülebilir dış borçlanma çalışmaları kapsamında gerçekleştirdiği sosyal bono ihraçlarıyla da sosyal etki odaklı çalışmalarını sürdürüyor." denildi.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, sürdürülebilir finansmanın kendileri için geçici bir gündem maddesi olmasından öte, iş modellerinin ve değer üretme anlayışlarının temeli olduğunu ifade etti.</p>
<p>Gür, finansal performansla çevresel ve sosyal etkiyi aynı denklemde ele aldıklarını ve geleceğin ekonomisini bugünden inşa ettiklerini vurgulayarak şunları kaydetti: "Orta ve Doğu Avrupa'da üç ayrı kategoride 'En İyi Banka' seçilmek, doğru yönde ilerlediğimizi gösteren güçlü bir teyit. Önümüzdeki dönemde de şeffaflıkta referans noktası olmayı, sosyal etkiyi büyütmeyi ve finansmanı pozitif dönüşüm için harekete geçirmeyi sürdüreceğiz." ı. ​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akbanka-orta-ve-dogu-avrupada-en-iyi-banka-odulu-77837</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/2/1280x720/kaan-gur-1770102254.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta ve Doğu Avrupa&#039;da üç ayrı kategoride &quot;En İyi Banka&quot; seçilmenin doğru yönde ilerlediklerinin güçlü bir teyidi olduğunu belirten Akbank Genel Müdürü Kaan Gür, &quot;Önümüzdeki dönemde de şeffaflıkta referans noktası olmayı, sosyal etkiyi büyütmeyi ve finansmanı pozitif dönüşüm için harekete geçirmeyi sürdüreceğiz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/guven-hizmet-ve-perakendede-azaldi-insaatta-artti-77833</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 12:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güven, hizmet ve perakendede azaldı, inşaatta arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), nisan ayına ait hizmet, perakende ticaret ve inşaat güven endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mevsim etkilerinden arındırılmış güven endeksi, nisanda aylık bazda hizmet sektöründe yüzde 3,1 azalarak 109,7, perakende ticaret sektöründe yüzde 1,8 gerileyerek 111,6 ve inşaat sektöründe yüzde 3,6 artarak 83,6 değerini aldı.</p>
<p>Hizmet sektöründe, nisanda bir önceki aya oranla son 3 aylık dönemde iş durumu yüzde 4,7, son 3 aylık dönemde hizmetlere olan talep yüzde 2,5 ve gelecek 3 aylık dönemde hizmetlere olan talep beklentisi yüzde 2 azaldı.</p>
<p>Perakende ticaret sektöründe, son 3 aylık dönemde iş hacmi-satışlar yüzde 2,5, mevcut mal stok seviyesi yüzde 1,1, gelecek 3 aylık dönemde iş hacmi-satışlar beklentisi yüzde 1,6 geriledi.</p>
<p>İnşaat sektöründe de alınan kayıtlı siparişlerin mevcut düzeyi yüzde 2,9, gelecek 3 aylık dönemde toplam çalışan sayısı beklentisi yüzde 4,3 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/guven-hizmet-ve-perakendede-azaldi-insaatta-artti-77833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/3/1280x720/endeks-1765786192.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre güven endeksi aylık bazda hizmet sektöründe yüzde 3,1, perakende ticaret sektöründe yüzde 1,8 azaldı. İnşaat sektöründe ise yüzde 3,6 artış görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/savasin-sona-ermesiyle-durum-turkiye-lehine-donecek-77830</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 11:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yalıtım ve dekorasyon ürünleri yüzde 50 zamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>ANKAR Yalıtım Dekorasyon ve Yapı Malzemeleri Sanayi Ticaret AŞ’nin de aralarında olduğu ANDEVA Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hidayet Atay, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattıkları savaş sonrası yalıtım ve dekorasyon sektöründeki gelişmeler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>‘ANKAR Değer Katar’ teması ile ulusal ve uluslararası müşterilerine hizmet verdiklerini belirten Atay, savaşla birlikte sektördeki fiyatların döviz bazlı yüzde 50 artış gösterdiğini, ürün fiyatlarının bin 450 dolardan 2 bin 200 dolara çıktığını söyledi.</p>
<p><strong>"Piyasada ‘bekle-gör’ başladı"</strong></p>
<p>Savaş öncesi fiyatların her aybaşında belirlendiğini, savaşla birlikte ise haftalık olarak tespit edildiğini anlatan Atay, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Sektörde hammadde sıkıntısı olduğu yönünde duyumlar geliyor. Ancak, şu anda sektörü etkileyecek bir durum yok. Piyasada ‘Bekle-Gör’ anlayışı başladı. Müşteriler (zamdan etkilenmeyelim) diye düşünüyor. Savaş uzadıkça belirsizlik ve tedirginlik artıyor. Müşteriler, (Projeye başlayalım öyle ürün alalım) derken, şimdi inşaat projelerini de ötelemeye çalışıyor. Türkiye’deki vadeli satış uygulamaları başka ülkede yok. Vadeli satışlar da sıkıntı yaratıyor.’’</p>
<p><strong>"Savaşın etkisini mayıstan sonra göreceğiz"</strong></p>
<p>Sektörde savaşın etkisi ve tepkisini Mayıs ayından sonra ortaya çıkacağını vurgulayan Hidayet Atay, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Savaşın etkisini Mayıs’tan sonra göreceğiz. Sektörde ilk tepkiyi İstanbul verir. Anadolu daha sonra tepki gösterir. Çünkü İstanbul, uluslararası piyasalara entegre olmuştur. Şirket olarak yılın ilk üç ayı iyi geçmişti. Mayıs ayından sonra pazardan geri bildirim almaya başlarız. Lojistik maliyetleri ve fiyatları bir hayli arttı.  İç pazarda 30 bin TL’ye gelen TIR 60 bin lira oldu. Bazı sektörlerde tedarik önemlidir, fiyat artışı önemli olmuyor. Önemli olan ürün tedariki. Bazı tedarik firmaları dünyadaki gelişmeleri iyi okuyamadığı için üretimden vazgeçiyor. Bu da sektörü daha da büyük sıkıntıya sokuyor.’’</p>
<p>Döviz kurlarındaki baskının ihracatta rekabeti zorladığını, maliyetlerin döviz kuru üzerinde arttığını, kira fiyatlarının da yüzde 300 civarında artış gösterdiğini, faizlerin çok yüksek olması nedeniyle yatırımcının yatırım yapamadığını söyleyen Atay, ‘’Savaşın sona ermesiyle başta inşaat sektörü olmak üzere birçok sektörde olumlu gelişmeler yaşanacak. Savaşın sona ermesi orta vadede Türkiye lehine olacak. Grup olarak ambalaj sektöründe de varız. Önümüzdeki dönemde ambalaj sektörü de daha da gelişecek. Grup olarak yatay değil, dikey büyümek istiyoruz’’ dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/savasin-sona-ermesiyle-durum-turkiye-lehine-donecek-77830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/0/1280x720/4-1777023101.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Andeva Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hidayet Atay, savaş nedeniyle yalıtım ve dekorasyon sektöründe ürünlerde döviz bazlı yüzde 50 artış olduğunu belirterek, savaş sonrası uluslararası konjoktörün yansımasının orta vadede Türkiye lehine döneceğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-enflasyon-beklentisinde-artis-77828</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıllık enflasyon beklentilerinde artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2026'ya ait "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, nisanda 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 1,22 puan artarak yüzde 23,39 seviyesine, reel sektör için 0,8 puan artarak yüzde 33,70 seviyesine, hane halkı için 1,67 puan artarak yüzde 51,56 seviyesine çıktı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hane halkı oranı geçen aya göre 0,57 puan azalarak yüzde 14,57 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>En çok gıda ve enerjide zam bekleniyor</strong></p>
<p>TCMB'nin 3 bin 103 hane halkı tarafından yanıtlanan nisan ayı verilerine göre, hane halkının son bir yıl içinde fiyatlarının en çok arttığını değerlendirdiği ve gelecek 12 ay için fiyatlarının en çok artmasını beklediği ürün/hizmet grupları "gıda" ile "yakıt ve enerji" oldu.</p>
<p>Gıdayı, fiyatı en çok artan ürün grupları arasında değerlendiren katılımcıların payı bir önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 40,7'ye çıktı.</p>
<p>Gelecek 12 ay sonunda konut fiyatlarındaki artış beklentisi bir önceki aya göre 0,18 puan artarak yüzde 35,23'e yükseldi. Gelecek 12 ay sonunda dolar kuru beklentisi geçen aya göre 0,03 lira azalarak 52,12 liraya gerildi.</p>
<p>Katılımcıların yatırım tercihleri değerlendirildiğinde, ilk sırada yer alan "altın alırım" diyen katılımcıların oranı, geçen aya göre 6,4 puan azalarak yüzde 48,8 oldu. İkinci sırada yer alan "ev/dükkan/arsa vb. alırım" diyen katılımcıların oranı da geçen aya göre 4,9 puan artarak yüzde 33,4'e çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-enflasyon-beklentisinde-artis-77828</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/1/1280x720/boykotlarin-enflasyonla-mucadeleye-katkisi-1743693549.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın anketine göre, 12 ay sonrası enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için yüzde 23,39&#039;a, reel sektör için yüzde 33,70&#039;e, hane halkı için de yüzde 51,56&#039;ya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/32-ilde-ozellestirme-karari-77826</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> 32 ilde özelleştirme kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), 32 ildeki taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ile Ankara'daki bir taşınmazın imar planı değişikliğine ilişkin kararları onaylandı.</p>
<p>Konu hakkındaki Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Ağrı, Artvin, Amasya, Çanakkale, Edirne, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Kars, Kastamonu, Mersin, Muğla, Sakarya, Sivas, Şanlıurfa, Tekirdağ ve Tunceli'de birer, Çankırı, Kırklareli, Konya, Manisa, Mardin ve Trabzon'da ikişer, Adana, Afyonkarahisar, Elazığ ve Eskişehir'de üçer, Bursa'da 4, Balıkesir'de 5, Samsun'da 6, İstanbul'da 7 ve Ankara'da 8 taşınmaz özelleştirme kapsam ve programına alındı.</p>
<p>Ayrıca, Ankara'nın Çankaya ilçesi Karakusunlar Mahallesi'ndeki bazı taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınması kararlaştırıldı. Bu taşınmazlar, satış, kiralama, gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar, mülkiyetin gayri ayni haklarının tesisi veya işletme haklarının verilmesi yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanmasıyla özelleştirilecek. Özelleştirme işlemleri 31 Aralık 2028'e kadar tamamlanacak.</p>
<p>Öte yandan, mülkiyeti Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı özelleştirme kapsam ve programındaki Ankara'nın Pursaklar ilçesindeki, Pursaklarköyü Mahallesi'ndeki taşınmaza yönelik hazırlanan nazım imar planı ve uygulama imar planı değişiklikleri onaylandı.</p>
<p><strong>Polatlı'da arazi toplulaştırma çalışmaları yapılacak</strong></p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı'na göre, Ankara'nın Polatlı ilçesi Hacıtuğrul Mahallesi'nde, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce arazi toplulaştırma ve tarla içi geliştirme hizmetleri yürütülecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/32-ilde-ozellestirme-karari-77826</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 32 ildeki bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nisan-toplantilari-77825</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nisan toplantıları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İran konusunda diplomatik çözüm beklentileri, geri çekilen petrol fiyatları ve bilançolara yönelik iyimser beklentilerin desteğiyle yeni rekor seviyeleri test eden piyasalarda, jeopolitik risklerin yeniden güçlenmesi ile birlikte yeni haftada kar satışları etkili oldu. Küresel risk barometresi olarak da izlenen S&amp;P 500 endeksi rekor seviyelerden geri çekilerek dengelenirken, büyük resimde petrol fiyatlarının 90 dolar seviyesinin altına inip inmeyeceği önemini koruyor. ABD ile İran arasında imzalanan ateşkesin akıbeti hakkında belirsizliklerin öne çıktığını görüyoruz. Enerji darboğazına yönelik net bir çözüm olmaması ve ateşkesin kırılgan olarak görülmesi piyasada soru işaretlerini canlı tutuyor.  </p>
<p>Fiyatlamaların haber akışına bağlı olduğunu ve hızlı bir şekilde değişebileceğini hatırlatalım. Önümüzdeki dönemde dolar endeksi ve petrolde gördüğümüz geri çekilmenin ardından hareketlerin ne yöne evrileceği konusu önemli. Savaş öncesi dönemde 65 dolar civarında seyreden petrol fiyatlarının, 90 dolar seviyesinin altına gerileyip gerilemeyeceği önemli olmaya devam ediyor. Makro verilerde güçlü bir bozulma görmesek de yüksek seviyelerini koruyan petrol fiyatları ile birlikte enflasyon beklentilerinin canlı kaldığını görüyoruz. Dolayısıyla görüşmelerde başarısız olunması durumunda riskli varlıkların olumsuz etkileneceğini, enflasyon beklentilerindeki bozulmanın ve faiz artırımı tartışmalarının devam edebileceğini; dolayısıyla da dolar endeksinde yeniden yukarı yönlü baskıya neden olabileceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Makro tarafta yüksek petrol fiyatları eşliğinde enflasyonda yukarı, büyümede aşağı yönlü riskleri izliyoruz. ABD’de istihdamda zayıf, fiyatlarda güçlü sinyaller üreten ISM Hizmet endeksi, yüksek seviyelerini koruyan PCE ve TÜFE verileri, bu görünüme destek olmuştu. Bu görünüm ise FED’in gevşeme alanını daraltıyor, uzun bir süre bekle gör duruşunu koruyacağı yönündeki beklentilere destek oluyor. İran konusundaki anlaşma umutlarıyla birlikte faiz beklentilerinde bir yumuşama görsek de yüksek seviyelerini koruyan petrol fiyatları ve enflasyon beklentilerindeki bozulma nedeniyle piyasada bu yıl için faiz indirim fiyatlamalarının oldukça düşük seviyelere gerilediğini not edelim.</p>
<p>Piyasada enerji fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan enflasyonist baskı ile birlikte merkez bankalarının sıkılaşma yanlısı tepkiler verme olasılığı gündemde yer almaya devam ediyor. Ancak jeopolitik haber akışı çok hızlı değişiyor ve merkez bankalarının bir sonraki hamlelerini tahmin edebilmek oldukça zor.  Önümüzdeki günlerde gerçekleşecek Nisan ayı toplantılarında hem FED hem de ECB’den gelecek mesajların önemli olacağını düşünüyoruz.</p>
<p>Hatırlanacağı üzere Mart ayındaki toplantılarda başta FED olmak üzere merkez bankalarından daha şahin mesajlar ön plandaydı ve faiz artırımı beklentilerinin öne çıktığını takip etmiştik. FED, her ne kadar 2026 yılı için faiz indirimi beklentisini korusa da FED Başkanı Jerome Powell’ın faiz indirimlerine yeniden başlanabilmesi için enflasyonun düşürülmesinde ilerleme görülmesi gerektiği ve temel senaryo olmasa da faiz artırımlarının tartışıldığına dair ifadeleri önemliydi. İran operasyonu öncesinde bu yıl için 60 baz puan civarı indirim bekleyen piyasada son durumda faiz indirimlerinden ziyade FED’in faiz artırımına gitmesi veya uzun süre faizleri sabit bırakması olasılığı daha güçlü gözüküyor. FED kararları 29 Nisan’da açıklanacak ve beklentiler faizlerin sabit bırakılması yönünde şekilleniyor. Ancak önümüzdeki döneme yönelik yeni mesajların ne derece şahince olup olmayacağı riskli varlıklar açısından önemli olabilir.</p>
<p>Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Christine Lagarde’ın ise Ortadoğu'daki çatışmaların enflasyonu bir süreliğine yukarı çekmesi halinde, politikada bazı ölçülü ayarlamalar gerekebileceğine işaret ederek Euro Bölgesi’nde faizleri artırmaya kapı araladığını gördük. Lagarde; Pazartesi günü Berlin’de yaptığı açıklamada, İran savaşının çifte belirsizlik yarattığını, para politikası adımları atmadan önce daha fazla veri görülmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca enerji arzında kesintinin süresi ve enerji fiyatlarının genel enflasyona yayılma potansiyelinin ECB’nin işini zorlaştırdığına işaret etti. Artan enerji maliyetleri ve jeopolitik belirsizliğin etkilerini değerlendirmeye devam eden ECB’nin, 30 Nisan’daki toplantıda faiz oranlarını sabit bırakması bekleniyor. Ancak enflasyon beklentilerini kontrol altına almak için yılın ilerleyen dönemlerinde -örneğin, Haziran ayında- faiz artırımına gitme olasılığı güçlü gözüküyor.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nisan-toplantilari-77825</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nisan toplantıları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rising-city-yapi-ve-yasam-fuari-kapilarini-acti-77819</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 10:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı kapılarını açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>İnşaat ve gayrimenkul sektörünü buluşturan Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı, Bursa Fuar Merkezi’nde kapılarını açtı. 26 Nisan 2026 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak fuarın açılış töreni, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın yanı sıra Vali Yardımcısı Salih Altun, İMSİAD Başkanı Şeref Demir, Mimarlar Odası Bursa Şubesi Başkanı Şirin Rodoplu Şimşek, BESOB Başkanı Fahrettin Bilgit, BTSO Yönetim Kurulu, meclis ve komite üyeleri, ilçe oda ve borsaların başkanları ile sektör temsilcileri katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eb16d15d047-1777014481.JPG" alt="" width="584" height="389" /></p>
<p>BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı’nın Bursa’nın fuarcılık vizyonunu güçlendiren önemli organizasyonlardan biri olduğunu söyledi. Fuarın her geçen sene katılımcı ve metrekare olarak kapasitesini artırdığını dile getiren Başkan Burkay, “Uzun bir aradan sonra geçtiğimiz yıl güzel bir fuara imza atmıştık. Bu sene de geçen yıla göre metrekare ve katılımcı ilgisi arttı. Sektörümüz fuara büyük önem veriyor. Bu bizim için çok değerli” dedi.</p>
<h2><strong>18 ülkeden 200’ü aşkın alıcı Bursa’da</strong></h2>
<p>Kalkınmış ve medeni toplumların en önemli göstergesinin inşa ettiği şehirler olduğunu belirten Başkan Burkay, dünyada yaşanan koşullara rağmen sektörün ciddi potansiyele sahip olduğunu ifade etti. BTSO olarak sektörün potansiyelini artırmak adına önemli organizasyonlar gerçekleştirdiklerini ifade eden Başkan Burkay, fuarda 18 ülkeden 200’ü aşkın nitelikli yabancı alıcıları firmalarla buluşturduklarını söyledi. Türkiye’nin farklı şehirlerinden de ziyaretçileri Bursa’da ağırladıklarını vurgulayan Başkan Burkay, “Sektörümüz 200’ün üzerinde farklı alanı doğrudan etkileyen bir yapıya sahip. Bu sektörde paydaşlarımızın desteğini önemsiyorum. Bizim de Bursa’da akademik odalarla ve sektörel derneklerimizle birlikte yaptığımız çalışmalar şehrimizin önümüzdeki süreçte sadece kalkınma değil, gelişmesinin sağlayacak adımların atılmasını kapsamaktadır” ifadelerini kullandı. Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı ile aynı zamanda Bursa Fuar Merkezi’nde Karavan Show Bursa Fuarı’nın da düzenlendiğini belirten Başkan Burkay, her iki fuarın kent için hayırlı olmasını diledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eb170af22e3-1777014538.jpeg" alt="" width="665" height="374" /></p>
<h2><strong>Yerli ve yabancı yatırımcıların buluşma noktası</strong></h2>
<p>Yerli ve yabancı yatırımcıları, sektör profesyonellerini ve nitelikli alıcıları bir araya getiren Rising City Yapı ve Yaşam Fuarı; konut projelerinden yapı teknolojilerine, mimari çözümlerden inşaat malzemelerine kadar geniş bir yelpazede ürün ve hizmetlerin sergilendiği önemli bir platform olma özelliği taşıyor. Bursa Fuar Merkezi’nde İMSİAD ile Mimarlar Odası Bursa Şubesi’nin de iş birliğiyle düzenlenen fuar aynı zamanda yeni iş birliklerinin kurulmasına ve sektörün uluslararası bağlantılarının güçlenmesine katkı sağlıyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rising-city-yapi-ve-yasam-fuari-kapilarini-acti-77819</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/9/1280x720/rising-city-yapi-ve-yasam-fuari-kapilarini-acti-1777014578.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde KFA Fuarcılık organizasyonuyla düzenlenen Rising City &amp; Yapı ve Yaşam Fuarı, sektör temsilcilerini Bursa Fuar Merkezi’nde bir araya getirirken, fuar kapsamında 18 ülkeden 200’ü aşkın yabancı alıcı da işbirliği için Bursalı firmalarla iş birliği masasında buluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayinin-kalbinde-yeni-donem-osblerde-ikiz-donusum-kacinilmaz-77812</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 09:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayinin kalbinde yeni dönem: OSB’lerde ikiz dönüşüm kaçınılmaz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçtiğimiz günlerde Kocaeli Üniversitesi ev sahipliğinde; Kocaeli Valiliği ve Kocaeli Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere birçok kurumun iş birliğiyle düzenlenen “Kocaeli Organize Sanayi Bölgeleri Dönüşümü Çalıştayı”na katıldım. Akademi, kamu ve özel sektörün aynı masa etrafında buluştuğu bu tür organizasyonlar, sadece fikir alışverişi değil, aynı zamanda geleceğin inşası açısından da önemli bir zemin oluşturuyor.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sonrasında yaygınlaşan Organize Sanayi Bölgeleri (OSB), özellikle 2000’li yıllarla birlikte gelişmekte olan ülkelerin kalkınmasında kritik rol oynayan kurumsal yapılara dönüştü. Bugün OSB’ler; firmalara altyapıdan sosyal tesislere, teknoparklardan lojistik imkânlara kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunarken, çalışanlara daha iyi çalışma koşulları sağlıyor ve bölgesel kalkınmanın taşıyıcı kolonları haline geliyor.</p>
<p>OSB’ler, yalnızca ekonomik büyümenin değil, aynı zamanda sosyal dönüşümün de merkezinde yer alıyor. Bu noktada Kocaeli’nin ayrı bir parantez açmayı hak ettiğini düşünüyorum. Türkiye sanayisinin kalbi olarak nitelendirilen bu şehir, artık sadece üretim hacmiyle değil, dönüşüm kapasitesiyle de ön plana çıkıyor.</p>
<p>Bugün dünyanın gündeminde iki temel dönüşüm ekseni var: yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm. Artık bu iki başlığı birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil. Sanayinin yeni yol haritası, bu iki sürecin birlikte ilerlediği “ikiz dönüşüm” anlayışıyla şekilleniyor. İklim krizi, karbon düzenlemeleri, dijitalleşme baskısı ve kırılgan tedarik zincirleri; OSB’leri köklü bir yeniden yapılanmaya zorluyor.</p>
<h2><strong>Dönüşemeyen OSB’ler, geleceğin dışında kalacak</strong></h2>
<p>Şu bir aşikârdır ki; artık mesele daha fazla üretmek değil, daha akıllı, daha temiz ve daha katma değerli üretmek. Küresel rekabetin kuralları değişti. Düşük maliyetli üretim modeli yerini; inovasyon, sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı bir rekabet anlayışına bırakıyor. Bu değişime ayak uyduramayan OSB’lerin rekabet dışı kalması kaçınılmaz görünüyor.</p>
<p>Özellikle Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakat süreci, ihracatçı firmalar açısından yeni bir dönemin kapısını aralıyor. Artık yalnızca üretmek değil, nasıl üretildiği de belirleyici hale geliyor. Bu dönüşümde çalıştayda en çok dikkatimi çeken başlıklardan biri ise üniversite–sanayi–kamu iş birliğinin güçlendirilmesi oldu. Üniversitelerin bilgi ürettiği, sanayinin bunu uyguladığı ve kamunun süreci yönlendirdiği bir model öne çıkıyor. Bu çerçevede OSB’lerin geleceği artık “OSB 2.0’dan OSB 5.0’a geçiş” olarak okumak gerekiyor; dijital altyapının güçlendirilmesi, enerji bağımsızlığı, yeşil üretim standartları ve üniversitelerle entegre iş birlikleri bu sürecin temel yapı taşlarını oluşturuyor.</p>
<p>Sonuç olarak şunu net biçimde söyleyebiliriz: Dönüşemeyen OSB’ler, geleceğin dışında kalacak. Ancak doğru strateji ve güçlü iş birlikleriyle bu dönüşüm, sadece sanayimizin değil, şehirlerimizin yaşam kalitesini ve ülkemizin refahını da yukarı taşıyacak bir fırsata dönüşebilir. Kocaeli’de atılan bu adım, Türkiye’nin sanayi geleceği adına umut verici bir başlangıç. Önemli olan, bu vizyonu sahaya ne kadar hızlı ve etkin şekilde yansıtabildiğimiz. Çünkü zaman, sadece üretme zamanı değil; doğru üretme zamanı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayinin-kalbinde-yeni-donem-osblerde-ikiz-donusum-kacinilmaz-77812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayinin kalbinde yeni dönem: OSB’lerde ikiz dönüşüm kaçınılmaz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-fiyatlar-tmonun-altina-dustu-denge-bozuldu-77810</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındıkta fiyatlar TMO’nun altına düştü, denge bozuldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Geçen yıl yaşanan zirai don nedeniyle tarihinin en düşük rekoltesini gören fındıkta, bu sezon beklentilerin aksine fiyatlar gerilemeye başladı. Serbest piyasada fiyatların, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) Levant kalite için 195 TL, Sivri kalite için ise 190 TL olarak açıkladığı alım fiyatlarının da altına inmesi dikkat çekti. Sezon başında 370 TL seviyelerine kadar yükselen fındık fiyatları, serbest piyasada Levant kalite için 180–200 TL bandına, Giresun kalite için ise 230–245 TL seviyelerine kadar geriledi. Fiyatlardaki bu düşüş hem üreticiyi hem de aracıları tedirgin ederken, piyasadaki gerileme üretici davranışlarında da değişime yol açtı. Sektör temsilcileri, bazı üreticilerin cüzi miktarlarda da olsa bu dönemde satış yaptığını, elde edilen gelirin ise fiyatı düşen alternatif yatırım aracı altına yönlendirilerek değerlendirildiğini ve bu yolla gelir kaybının telafi edilmeye çalışıldığını belirtiyor.</p>
<h2>Alternatif tedarikçi ve yüksek stok devri riski </h2>
<p>Sektör temsilcilerine göre fiyat düşüşünde etkili olan bir diğer unsur ise emanete bırakılan fındık uygulaması olarak öne çıkıyor. Fındık piyasasındaki dalgalanma sadece üretici ve aracıları değil, sanayiciyi de etkiliyor. Ürünün piyasaya sınırlı gelmesi nedeniyle tedarikte zorlanan sanayici, stoklarında bulunan yüksek fiyattan aldığı fındığı işleyerek piyasaya sürüyor.</p>
<p>Fiyatların yüksek seyri nedeniyle iç piyasadan alım yapmayan bazı büyük alıcıların, tedarikte alternatif ülkelere yöneldiği, ancak buna rağmen fiyatlarda kalıcı bir toparlanma sinyali oluşmadığı belirtiliyor. Fındık üreticisi için bir diğer negatif gelişme ise Türkiye’nin gelecek sezona yüksek stokla girmesi. Avrupalı alıcı önceliği Türkiye dışında ki tedarikçi ülkelere yönlendirdiği için Türkiye’nin elinde yeni sezona 150-200 bin ton kabuklu devir etmesi bekleniyor.</p>
<h2>Üreticiler zararını ‘altın’a yatırımla telafi etmeye çalıştı </h2>
<p>Geçtiğimiz hafta yaşanan fiyat düşüşünün özellikle Avrupa’daki alıcıların yeniden piyasaya girmesine neden olduğunu, piyasada kısa süreli bir canlılık oluştuğunu kaydeden fındık üreticisi ve brokeri Osman Çakmak, piyasanın şu an tam anlamıyla “korku ile fırsat” arasında sıkışmış durumda olduğunu söyledi. Mevcut tablonun net bir yön oluşmadığını gösterdiğini vurgulayan Çakmak, “Üretici tarafında tablo ikiye ayrılmış durumda. Beklediği fiyat seviyelerine ulaşamayan bazı üreticiler, düşüşü fırsat bilerek satışa yöneldi ve alternatif yatırım aracı olarak altına geçti. Buna karşın, fiyatların yükseleceği beklentisini koruyan ve ürününü elinde tutan önemli bir kesim de bulunuyor. Önümüzdeki süreçte, özellikle Mayıs ayı itibarıyla mevcut hareketliliğin fiyatlara yukarı yönlü yansıması bekleniyor. Mevcut koşullar altında kabuklu fındık fiyatlarının 280–300 TL/kg bandına yönelmesi olası görülüyor” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fındık bekledikçe hem kilo hem değer kaybı oluşuyor</span></h2>
<p>Hem üretici hem de esnaf tarafında ciddi bir kriz yaşandığını belirten, sektörde "fındık manavı" olarak adlandırılanı üretici tüccarlardan Yusuf Okumuş mevcut fiyat seviyelerinin sürdürülebilir olmadığını söyledi. Sezon başında fındık fiyatlarının 250–350 TL bandında başladığını, bazı dönemlerde 370 TL’ye kadar çıktığını hatırlatan ve borcu olan üreticilerin bu seviyelerden satış yaptığını ifade eden Okumuş, fiyatların 180–200 TL bandına kadar gerilemesiyle birlikte üreticinin büyük bölümünün zarara uğradığını belirtti. Okumuş, Ordu kenti genelinde üreticilerin yaklaşık yüzde 40–50’sinin fındığını hâlâ elinde tuttuğunu belirterek, “Şu anda piyasada ciddi bir stok var. Üretici satamıyor, bekletiyor. Ancak bekledikçe hem kilo kaybı hem de değer kaybı yaşanıyor” dedi. Bazı üreticilerin alternatif yatırım aracı olarak altına yöneldiğine dair bilgilerin geldiğini kaydeden Okumuş, “Altına yönelen kesim var ama çok cüzi bir oran. Genel tabloyu etkileyecek bir durum değil” dedi. Sadece üreticinin değil, manav ve alım yapan esnafın da ciddi zarar ettiğini belirten Okumuş, yüksek fiyatlardan alınan fındığın elde kaldığını söyledi. Banka kredileriyle alım yapan birçok esnafın stoklarını eritemediğini ifade eden Okumuş, sektörün finansal baskı altında olduğunu vurguladı. Fındık üreticisi ve aynı zamanda tüccarı olan Yüksel Göl ise fındıkta fiyat düşüşünün en büyük etkeninin emanet sistemi olduğunu söyledi. Göl, “Fındık 350 liraya çıktığında daha da yükselecek beklentisi ile emanete bırakılan fındık her hangi bir şekilde piyasaya sürülüyor. Piyasaya üretici arzı olmamasına rağmen fiyat düşüşünün en büyük nedeni bu, çünkü emanet fındık bir şekilde sisteme giriyor. Üretici emanete bıraktığı ürünü satmıyorum deyip geri talep etse o fındığı fiziki olarak bulma imkânı yok” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findikta-fiyatlar-tmonun-altina-dustu-denge-bozuldu-77810</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/findik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Düşük rekolteye rağmen fındıkta fiyatların gerilemesi piyasayı şaşırttı. Serbest piyasada fiyatlar TMO alım fiyatlarının da altına indi. Fiyat düşüşü bazı üreticiyi satışa, bazılarını beklemeye yöneltti. Piyasada yön belirsizliği sürerken gözler Mayıs ayına çevrildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/net-sifir-iletisimi-degisiyor-daha-az-slogan-daha-cok-dayaniklilik-77807</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Net sıfır&#039; iletişimi değişiyor: Daha az slogan, daha çok dayanıklılık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel boyutta yaşanan siyasi gelişmeler iklim gündemini savunmayı kolaylaştırmıyor. Hatta, “net sıfır” ifadesi bazı ülkelerde sert politik tartışmalara yol açıyor. Birleşik Krallık’ın ulusal standart kurumu olarak faaliyet gösteren British Standards Institution (BSI)’nin G7 ülkelerinde 7 bini aşkın iş lideriyle yaptığı araştırma ise, hükümetlere rağmen iş dünyasının iklim krizi ile mücadeleden vazgeçmediğini ortaya koyuyor. Ama değişen bir şey var… O da, anlatım biçimi.</p>
<p>Siyasette ve medyada iklim şüpheciliğinin yükseldiği bir dönemde şirketler frene basmak yerine söylemi değiştiriyor.</p>
<p>BSI’ın “G7 Net Zero Temperature Check” araştırmasına göre, net sıfır artık yalnızca çevre başlığı olarak değil; operasyonel dayanıklılık, tedarik zinciri güvenliği ve uzun vadeli iş sürekliliği meselesi olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>G7 ülkelerindeki şirketlerin büyük bölümü iklim adımlarını sürdürmekte kararlı. Katılımcıların yüzde 83’ü, ülkelerinin net sıfır hedefiyle uyumlu kalmaya bağlı olduğunu söylerken; yüzde 78’i, siyasi belirsizlik sürse bile net sıfır yolculuğuna devam edeceğini çünkü bunun iş açısından doğru olduğunu belirtiyor. Yüzde 76’lık bir kesim ise müşteri ve paydaş beklentilerinin bu yönde baskı oluşturduğunu ifade ediyor.</p>
<p><strong>Şirketler yalnızca pozisyon korumuyor, tempo da artırıyor</strong></p>
<p>Daha dikkat çekici olan ise şu: Şirketler yalnızca pozisyon korumuyor, çoğu tempo da artırıyor. Araştırmaya göre işletmelerin yüzde 69’u son 12 ayda net sıfır eylemlerini artırdığını söylerken, azaltanların oranı yalnızca yüzde 4’te kalıyor. Önümüzdeki 12 ayda bu alandaki yatırımlarını artıracağını söyleyenlerin oranı yüzde 38; azaltmayı bekleyenler ise yüzde 25.</p>
<p>Bu tablo, iklim eyleminin artık yalnızca “iyi niyet” başlığı olmadığını gösteriyor. Şirketlerin yüzde 75’i net sıfırın gelecekteki iş dayanıklılığı için kritik olduğunu düşünüyor. Yüzde 74’ü ise net sıfıra geçmemenin riskini, geçmenin riskinden daha büyük görüyor. Neredeyse her dört şirketten üçü, rakipleri geri adım atarsa kendi net sıfır çabasının rekabet avantajı yaratacağını düşünüyor. Dört şirketten dördüne yakını ise net sıfırın önümüzdeki on yılda yeniden güçlü bir siyasi öncelik haline geleceğine inanıyor.</p>
<p><strong>Mesele; bilanço, operasyon ve tedarik zinciri</strong></p>
<p>Ancak işin kırılgan tarafı da var. Şirketlerin yüzde 61’i, medyada ve siyasette artan iklim şüpheciliği nedeniyle net sıfır iletişimini değiştirdiğini söylüyor. Çevresel fayda vurgusu geri çekilirken; onun yerine dayanıklılık, risk azaltımı ve uzun vadeli hazırlık dili öne çıkıyor. Başka bir deyişle, şirketler iklimi artık sadece “gezegen” için değil, bilanço, operasyon ve tedarik zinciri için de konuşuyor.</p>
<p>Yine de belirsizlik maliyet yaratıyor. Katılımcıların yüzde 76’sı, net sıfır etrafındaki politika belirsizliğinin güvenle yatırım yapmayı zorlaştırdığını belirtiyor. Yüzde 32’si planlarını revize ettiğini, yüzde 33’ü hedefl erini yeniden değerlendirdiğini söylüyor.</p>
<p>İlerlemenin önündeki temel engel sadece politika değil. Maliyet yüzde 26 ile ilk sırada gelirken, yeşil teknoloji finansmanına erişim yüzde 25, şirket içi yetkinlik ve bilgi eksikliği ise yüzde 23 ile öne çıkıyor.</p>
<p>BSI CEO’su Susan Taylor Martin’in vurgusu durumu net bir şekilde özetliyor: “Jeopolitik gelişmeler enerji güvenliğinin ve düşük karbonlu kaynakların stratejik önemini daha görünür hale getiriyor. İklim meselesi artık sadece emisyon değil, hazırlık kapasitesi meselesi. İş dünyası da tam bu nedenle net sıfırı yeni bir çerçeveye oturtuyor: "Daha az slogan, daha çok dayanıklılık. Çünkü görünen o ki şirketler için asıl risk, iklim hedefi koymak değil; o hedefe yatırım yapmamak.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/net-sifir-iletisimi-degisiyor-daha-az-slogan-daha-cok-dayaniklilik-77807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Net sıfır&#039; iletişimi değişiyor: Daha az slogan, daha çok dayanıklılık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/aglar-afrika-sularina-atildi-ihracat-rotasi-asyaya-dondu-77806</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ağlar Afrika sularına atıldı, ihracat rotası Asya&#039;ya döndü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/BARSELONA</strong></p>
<p>Dünyanın 154 ülkesinden deniz ürünleri alıcıları ve profesyonellerini ağırlayan en büyük su ürünleri fuarı olan Seafood Expo Global’de Türk su ürünleri sektörü güçlü bir katılımla yer aldı. İstanbul İhracatçı Birlikleri organizasyonunda 20’nci kez milli katılım sağlanan fuarda 16 firma milli katılım kapsamında yer alırken, 8 Türk firması da bireysel katılım gösterdi. Makine sektöründen katılan firmalarla beraber toplamda yaklaşık 40 Türk firmasının katıldığı fuar, sektörün küresel vitrine çıkmasında önemli rol oynadı.</p>
<p> Fuarın sektör açısından yılın en önemli buluşması olduğunu belirten İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun, sektörün küresel takvimdeki yerini şu sözlerle anlattı: “Bu fuar balıkçılık camiasında yılın en büyük organizasyonu. Tüm sektör burayı bekliyor. Burada kurulan temaslar aslında yılın ihracat rotasını belirliyor. Ardından ABD ve Çin’deki büyük fuarlar geliyor ama burada kurulan ilişkiler çok daha belirleyici oluyor”</p>
<h2>Türkiye, ihracatta Avrupa ikincisi </h2>
<p>Türkiye’nin küresel konumuna dikkat çeken Sagun, ihracatta Türk su ürünleri sektörünün bugün Avrupa’da Norveç’ten sonra ikinci sırada geldiğinin altını çizdi. Norveç’in 12 milyar dolarlık ihracat ile ilk sırada olduğu bilgisini veren Sagun, “Biz dünyada da ilk 10 ülke arasında yer alıyoruz. Bu kısa sayılabilecek bir sürede gerçekleşen çok önemli bir sıçrama. Özellikle son 10 yılda üretimde ciddi bir artış yaşandı, bunun da yaklaşık yüzde 70-75’i ihracata gidiyor. Geçen yıl yüzde 11 büyüyerek 2,2 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdik. İhracatın çok büyük kısmı belli türlerden oluşuyor. Çipura, levrek, alabalık ve orkinos toplam ihracatın yaklaşık yüzde 85’ini oluşturuyor. Özellikle levrek ve çipura hem üretim hem ihracat tarafında ana omurgayı oluşturuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Çin açılımı ile beklenti arttı </h2>
<p>İhracat pazarlarını da değerlendiren Sagun, şunları söyledi: “Rusya, İtalya, Hollanda, Yunanistan, Birleşik Krallık, Japonya ve Birleşik Devletler en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ülkeler. Rusya’ya yüzde 7 oranında artışla 466 milyon dolar ihracat yaptık. Diğer yandan Japonya’ya 113 milyon dolar ihracat sağladık. Bu pazarda da son yıllarda yaptığımız çalışmaların meyvelerini topluyoruz. Biz bu pazarda artık daha görünür durumdayız. Çin de bizim için stratejik bir pazar. Uzun süre taze ürün kabul edilmediği için sınırlı kaldı ama somon ve orkinosla birlikte yeni bir kapı açıldı. Çin, dünyanın en büyük ithalatçılarından biri. Eğer bu pazarda tam erişim sağlanırsa, ihracatımızı çok kısa sürede iki katına çıkarabilecek potansiyele sahibiz. Bu yıl Çin fuarına milli katılımımız da bu stratejinin bir parçası olacak.”</p>
<p>Bugün Türk balıkçılık sektörünün 4 bin 500’ün üzerinde lisanslı avcı gemisi olduğunu dile getiren Sagun, “Bu filo Afrika’nın 7 ülkesinde aktif olarak faaliyet gösteriyor. Gine Bissau’dan Sierra Leone’ye kadar geniş bir coğrafyada Türk balıkçıları var. Moritanya’da ciddi bir varlık oluşturduk, hatta bazı bölgelerde Avrupa rekabetinin önüne geçmiş durumdayız. Yeni odak noktamız ise Somali” dedi. Niş ürünlerin artan önemine dikkat çeken Sagun, ürün çeşitliliğinin genişlediğini belirtti: Artık sadece klasik balık türlerinin değil, farklı ürünlerin de ihracat kalemleri arasına girdiğini vurgulayan Sagun, “Salyangoz Kore’ye gidiyor, kum midyesi İtalya’ya, kurbağa Fransa’ya ihraç ediliyor” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TÜKETİMDE RAKİPLERLE MAKAS AÇILDI</span></h2>
<p>Türkiye’de kişi başı tüketimin 7,5-8 kilogram seviyesinde kaldığını hatırlatan İSHİB Başkan Yardımcısı Oğulcan Kemal Sagun, iç pazarın sınırlı yapısının ihracatı nasıl şekillendirdiğini ise şöyle anlattı: “Türkiye’de tüketim düşük seviyede kalınca sektör doğal olarak dış pazara yöneldi. Yunanistan’da 20 kilogram, İspanya’da 30 kilogram, Japonya’da ise 60 kilograma kadar çıkan bir tüketim var. Bizdeki fark, ihracatı zorunlu bir büyüme modeline dönüştürdü. 2000’li yılların başında 50 milyon dolar olan ihracat bugün 2,2 milyar dolara ulaştı. Bu aslında sektörün tamamen yeniden yapılanması demek.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">DÜNYA 300 KİLOLUK ORKİNOS İÇİN TÜRK STANDINA AKTI</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eb010cbc6d6-1777008908.jpg" alt="" width="700" height="525" /></span>Dünyanın 154 ülkesinden deniz ürünleri alıcıları ve profesyonellerini ağırlayan Seafood Expo Global’de bu yıl öne çıkan detaylardan biri, Türk standında sergilenen dev orkinos oldu. Group Sagun bünyesindeki Kemal Balıkçılık tarafından daha önce Brüksel’de düzenlenen fuarda da benzer şekilde sergilenen balık, bu yıl yeniden ziyaretçilerin karşısına çıkarıldı. Toplam 5 holde 2 bine yakın firmanın yer aldığı organizasyonda, 300 kilogram ağırlığındaki orkinosun bulunduğu Türk standı fuar boyunca yoğun ilgi gördü. Fuardaki genel ziyaretçi akışı içinde bu standın önünde belirgin bir hareketlilik dikkat çekti. Özellikle Asyalı ziyaretçilerin yoğunlukta olduğu gözlenirken, birçok katılımcı dev orkinosun önünde fotoğraf çekti. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/aglar-afrika-sularina-atildi-ihracat-rotasi-asyaya-dondu-77806</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/0/1280x720/sagun-bafra-osbye-ileri-balik-isleme-tesisi-kuracak-1741793086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Filosunda 4 bin 500’ü aşkın avcı gemisi bulunan Türk su ürünleri sektörü, Afrika kıyılarında 7 ülkede aktif avcılık faaliyetleri yürütürken, ihracatta stratejik yönünü Asya’ya çevirdi. Son yıllarda kaydedilen ivmeyle Japonya, Türkiye’nin su ürünleri ihracatında ilk beşi zorlarken, Kasım ayında Tarım ve Orman Bakanlığı’nın Çin ile yaptığı anlaşmanın ardından sektörün yeni odak noktası da Çin oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ali-kibar-para-avini-avlar-dogru-zamani-bekleyin-77804</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ali Kibar: Para avını avlar, doğru zamanı bekleyin!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bölgesel sıcak savaşlar ve küresel tarife savaşları üretimi ve ticareti her gün sarsarken Türkiye için riskler ve fırsatlar da tartışılıyor. ‘3,2 milyar doları ihracattan, yaklaşık 8 milyar dolarlık cirosu ve 7 bin 200 kişilik istihdamı ile ülkemizin en büyük sanayi gruplarından’ Kibar Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, ABD ile İsrail’in, İran’a saldırmasıyla başlayan savaşın Körfez ülkelerinde ortaya çıkardığı güvenlik riskleri nedeniyle İstanbul için tarihi fırsat doğduğunu düşünüyor. Kibar, “Dubai, mevcut durumdayken ülkemiz için çok büyük bir fırsat var ama bunu çok hızlı değerlendirmek lazım. İstanbul’a 3 milyar dolarlık finans merkezi yapmışız. Çok fazla şeye gerek yok, adımları atalım, şu anda doğal olarak cazibe merkezi olabileceğimiz konjonktür oluşmuş, savaş ortamı bunu oluşturmuş” dedi. Ali Kibar bu sözleri, Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü’nün davetiyle ‘konuşmacı olarak’ katıldığı İstanbul’daki ‘siyaset dışı sohbet toplantısında’ söyledi. Aynı zamanda eski sanayi ve teknoloji bakanı da olan Faruk Özlü, Divan Otel’deki toplantıyı açarken, “Burada siyaset konuşmuyoruz. İş insanlarımızın farklı siyasi görüşlerde olduğunu biliyoruz. Ayda bir toplanıyoruz ve başarılı bir iş insanımızı dinliyoruz” diyerek sözü Ali Kibar’a verdi.</p>
<p>İstanbul Finans Merkezi aktife edilmek isteniyorsa… Eğitim, iş ve girişimcilik kariyerini özetledikten sonra iş insanlarının güncel gelişmelerle ilgili sorularını yanıtlayan Ali Kibar, şöyle konuştu: “İstanbul Finans Merkezi, aktive edilmek isteniyorsa üçüncü ülke ticaretinin Türkiye üzerinden geçirilebilmesi icap eder. Bu konunun, Türkiye’nin önemli bir eksiği olduğunu hep söylüyoruz. Ancak Maliye, KDV, Merkez Bankası, izinler vs. konuşuluyor. İsviçre, Hollanda, Lüksemburg, Jersey’deki (İngiltere) bu ticaretlere bir bakın. Nasıl oluyor? Neden Singapur’da, Dubai’de bu ticaretler oluyor da bizde olamıyor? Ülke içine girip çıkmayan malzemelerin ticareti yapıldığında neden farklı şeylere konu olsun ve neden bu paralar bu ticaret ülkemize gelmesin? Bu ticaretler tamamen ayrı düşünülmeli, büyükelçiliklerin müdahale edilemeyen alanları vardır ya işte onlar gibi, bu bölgedeki (finans merkezi) o şirketlerin kuruluşları, yapıları, faaliyetleri ve teşvikleri farklı ele alınmalı. Bizim yurt içinde büyük bölümü sanayicilikten 8 milyar dolar ciromuz var, 3,2 milyar doları ihracattan. Ancak tamamen üçüncü ülke ticaretlerimiz de var ve biz onları İsviçre üzerinden yapıyoruz.”</p>
<p><strong>"Ah vah etmeyiz, yarına bakarız"</strong></p>
<p>Ali Kibar’ın ‘kaçan fırsatlarla ilgili’ bir soruya yanıt verirken söyledikleri de bu görüşlerinin tamamlayıcısı gibiydi. Kibar şunları söyledi: “Kibar Holding olarak biz, geçmişte elimizden gelip de girmediğimiz alanlara işlere ‘ah vah’ demeyiz. O zamanlar birken bugün yedi olmuş işleri görmüyor muyuz? Görüyoruz ama geçmişe ‘ah şu vah bu’ demeden, ‘çok şükür, hamdolsun’ diyoruz. Babam (Asım Kibar) ‘oğlum para avını avlarmış’ derdi. Onun için siz olabildiğince kaynaklarınızı çarçur etmeden, doğru zamanda, doğru ortam için hazır tutarsanız esas fırsatı yakalarsanız.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>‘Özal ile Kore’ye gittim, Hyundai ile ortak olduk’</strong></span></p>
<p>Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, grubun hikayesini şöyle özetledi: “Babam (merhum Asım Kibar) Kayseri’deki işlerini bırakarak 1969’da İstanbul’a göç kararı aldı. Orada Orta Anadolu Mensucat’ın (Karamancı Ailesi’ne ait) yönetim kurulu başkanıydı. Onun bu kararında annemin (Semiha Hanım) çocuklarını İstanbul’da okutma ısrarı etkili oldu. Fransız Lisesi Saint Michael’de okudum, üniversite yıllarımızda ülkemizde anarşi vardı. İngiltere’ye giderek İngilizce öğrenmek istedim. Sonra Almanya’ya geçip hem Almanca öğrendim hem de Almanya’nın en büyük demir çelik şirketlerinden birinde çalıştım. Babam da demir çelik ticareti şirketi kurmuştu. Rahmetli Turgut Özal’ın kambiyo rejiminin değişimi, başka açılımları sayesinde büyük yatırımların önü açıldı. Biz de 1985’te dış ticaret şirketimizi kurduk ve ilk yılda 100 milyon dolarlık sipariş realize edince Maliye bile şaşırmıştı. Turgut Özal’ın bir yurt dışı seyahatine katılıp ben de Kore’ye gitmiştim. Bu sayede Hyundai ile ortaklığımızı kurduk. O tarihe kadar hiç araç ticaretimiz yoktu ama Hyundai’yi ikna ettik ve bizim için sıfırdan bir sektöre girdik. Koreli ortaklarımıza 1994’te yüzde 50/50 ortak üretim yatırımı önerdik. Teşvik belgesi de almıştık ve yatırım için el sıkıştık. Bugün, Hyundai olarak yıllık 245 bin adet otomobil üretim kapasitemiz var ve çok büyük ihracatlar yapıyoruz. Otomotivde yan sanayi yatırımları da yaptık. Hyundai, Mercedes, Ford, TOGG gibi değişik markalar için çok farklı parçalar üretip veriyoruz.”</p>
<p><strong><span style="color: #e03e2d;">■ ‘Salça ve uçak koltuğundan’ neden çıktım?</span></strong></p>
<p>Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, bazı işler ve sektörlerden zamanında çıkmanın da gerekli olduğunu söyledi. Kibar, şöyle konuştu: “1996’da lojistik şirketi kurmuştuk, baktık ki bizi çok meşgul ediyor, sattık, çıktık. Bazı sektörlerden çıkmasını bilmek, doğru zamanda doğru ortamda masadan kalkmak önemli. 1997’de de Irak ve Libya’dan çok fazla salça siparişi almıştım ve bizim üreticiler taahhütlerinde durmuyordu. Babamı ikna edip Susurluk’ta salça fabrikası kurdum ve 20 yıl çalıştırdım hatta soslar da ürettik. Rakibimiz Kraft Heinz ortak olmak isteyince ben de ‘ya size satayım ya da rekabete devam’ dedim. Aldılar ve sattım, çıktım. Uçak koltuğu işinden ise aslında çıkmak istemiyordum ama öyle gerekti. Aslında benim arzum dünya çapında bu işi büyütmekti.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ali-kibar-para-avini-avlar-dogru-zamani-bekleyin-77804</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/8/1280x720/ali-kibar-1763138254.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ali Kibar: Para avını avlar, doğru zamanı bekleyin! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kadin-iscilerin-dogum-sonrasi-kismi-sureli-calisma-hakki-77798</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kadın işçilerin doğum sonrası kısmi süreli çalışma hakkı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Doğum sonrası kısmi süreli çalışma talebinde bulunulabilmesi için eşlerin her ikisinin de çalışıyor olması gerekmektedir. Dolayısıyla, ebeveynlerden birinin çalışmaması hâlinde, çalışan eş, kısmi süreli çalışma talebinde bulunamamaktadır.</strong></p>
<p>Doğum sonrası iş hayatına dönüş, çalışan anneler için oldukça karmaşık ve zor bir süreçtir. Bir yandan anne olmanın getirdiği sorumluluklarla başa çıkmaya çalışırken, diğer yandan kariyerlerine devam etmek isteyen kadınlar için bu süreç daha da zorlayıcı olabilmektedir. Bu noktada, kısmi süreli çalışma modeli, annelere önemli bir çözüm sunmaktadır.</p>
<p><strong>Doğum sonrası kısmi süreli çalışma </strong></p>
<p>Kısmi süreli çalışma, işveren ile çalışan arasında yapılan bir anlaşma çerçevesinde, çalışanın tam zamanlı yerine haftalık çalışma süresinin daha az olduğu bir modeli ifade etmektedir. Genellikle tam zamanlı işlerde haftalık çalışma saati 45 saat iken, kısmi süreli çalışmada bu süre genellikle yarıya düşmektedir. Ülkemizdeki iş mevzuatına göre, kısmi süreli çalışma, tam süreli çalışmanın üçte ikisi oranında ya da daha az süreyi ifade etmektedir.</p>
<p>Doğum sonrası kısmi süreli çalışma, 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında düzenlenmiş olup, annelere iş-yaşam dengesini daha rahat bir şekilde kurabilmelerine imkan tanımaktadır.</p>
<p><strong>Kısmi süreli çalışma talebi</strong></p>
<p>İşçi; analık izninin, çalışma süresinin yarısı kadar ücretsiz izin hakkının veya altı aya kadar ücretsiz izin hakkının bitiminden itibaren <strong>çocuğun mecburi ilköğretim çağının başladığı tarihi takip eden ay başına kadar herhangi bir zamanda</strong> kısmi süreli çalışma talebinde bulunabilmektedir.</p>
<p>Bu talepte bulunabilmek için altı aya kadar ücretsiz izin hakkının tamamen kullanılmış olması şartı aranmamakta olup, ücretsiz izin süresi kesilerek de talepte bulunulabilmektedir.</p>
<p>Kısmi süreli çalışma talebinin, bu haktan faydalanmaya başlamadan <strong>en az bir ay önce işçi tarafından yazılı olarak işverene bildirilmesi</strong> gerekmektedir.</p>
<p><strong>Kısmi süreli çalışma talebinin şartları</strong></p>
<p>Doğum sonrası kısmi süreli çalışma talebinde bulunulabilmesi için <strong>eşlerin her ikisinin de çalışıyor olması</strong> gerekmektedir. Dolayısıyla, ebeveynlerden birinin çalışmaması hâlinde, çalışan eş, kısmi süreli çalışma talebinde bulunamamaktadır.</p>
<p> Ancak, ebeveynlerden birinin çalışma şartı;</p>
<p>-Ebeveynlerden birinin sürekli bakım ve tedavisini gerektiren bir hastalığının olması ve bu hastalığın tam teşekküllü hastane ya da üniversite hastanesinden alınacak doktor raporuyla belgelendirilmesi,</p>
<p>-Velayetin mahkemece eşlerden birine verilmesi hâlinde çocuğun velayetine sahip ebeveynin talepte bulunması, </p>
<p>-Üç yaşını doldurmamış bir çocuğun münferiden evlat edinilmesi hâllerinde aranmamaktadır.</p>
<p>Yukarıda belirtilen kısmi süreli çalışma talebi şartları, sadece başvuru sırasında aranmakta olup, bu şartların kısmi süreli çalışma sırasında kaybedilmesi durumunda söz konusu hak devam etmektedir.</p>
<p><strong>Kısmi süreli çalışma yapılabilecek işler </strong></p>
<p>Kısmi süreli çalışma;</p>
<p>- Özel sağlık kuruluşlarında ilgili mevzuat uyarınca mesul müdür, sorumlu hekim, laboratuvar sorumlusu ve sağlık hizmetinden sayılan işlerde tam zamanlı çalışması öngörülenler tarafından yerine getirilen işlerde (tabipler ve tıpta uzmanlık mevzuatına göre uzman olanlar, hemşire, ebe ve optisyenler ile 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San’atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun ek-13 üncü maddesinde tanımlanan diğer meslek mensupları tarafından yerine getirilen işler)</p>
<p>- Nitelikleri dolayısıyla sürekli çalıştıkları için durmaksızın birbiri ardına postalar (vardiyalı çalışma) hâlinde işçi çalıştırılarak yürütülen sanayiden sayılan işlerde,</p>
<p>- Nitelikleri dolayısıyla bir yıldan az süren mevsimlik, kampanya veya taahhüt işlerinde,</p>
<p>- İş süresinin haftanın çalışma günlerine bölünmesi suretiyle yürütülmesine nitelikleri bakımından uygun olmayan işlerde <strong>işverenin uygun bulması hâlinde</strong> yapılabilmektedir.</p>
<p>Yukarıda sayılmayan işlerde ise, <strong>işverenin uygun bulma şartı aranmaksızın</strong> kısmi süreli çalışma talebinin karşılanması zorunludur.</p>
<p><strong>Kısmi süreli çalışma talebinde </strong><strong>bulunması gereken bilgiler </strong></p>
<p>İşçinin kısmi süreli çalışma talebinde, kısmi süreli çalışmaya başlayacağı tarih ile tüm iş günlerinde çalışılacak olması hâlinde çalışmanın başlama ve bitiş saatleri, haftanın belirli günlerinde çalışılacak olması hâlinde ise tercih edilen iş günlerinin belirtilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Yine, işçi, eşinin çalıştığına dair belgeyi de kısmi süreli çalışma talebine eklemek zorundadır.</p>
<p><strong>İşverence alınacak aksiyonlar</strong></p>
<p>İşçinin kısmi süreli çalışma talep dilekçesinin, işveren tarafından işçinin <strong>özlük dosyasında saklanması </strong>gerekmektedir.</p>
<p>Usulüne uygun olarak yapılan kısmi süreli çalışma talebi, bildirim tarihinden itibaren <strong>en geç bir ay içinde</strong> <strong>işveren tarafından karşılanması</strong> zorunludur.</p>
<p>Kısmi süreli çalışmanın belirlenen günlük ve haftalık çalışma süresi içerisinde yapılacağı zaman aralığı, o yerin gelenekleri, işçinin yapmakta olduğu işin niteliği ve işçinin talebi de dikkate alınarak işveren tarafından belirlenecektir.</p>
<p>İşveren tarafından; işçiye, talebin karşılandığının <strong>yazılı olarak bildirilmesi</strong> gerekmektedir.</p>
<p>İşveren tarafından süresi içinde işçinin talep dilekçesine cevap verilmemesi hâlinde, talep işçinin dilekçesinde belirtilen tarihte veya bu tarihi takip eden ilk iş gününde geçerlilik kazanmaktadır.</p>
<p>İşçinin belirtilen tarihte iş edimini sunmaya başlaması kaydıyla kısmi süreli çalışma talebi işveren açısından geçerli fesih nedeni sayılmamaktadır.</p>
<p>Kısmi süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir menfaatlerinin işveren tarafından <strong>çalıştığı süreye orantılı olarak</strong> <strong>ödenmesi</strong> gerekmektedir.</p>
<p><strong>İşçinin tam zamanlı çalışmaya dönüşü</strong></p>
<p>Kısmi süreli çalışmaya başlayan işçi, <strong>aynı çocuk için bir daha bu haktan faydalanmamak üzere</strong> tam süreli çalışmaya her zaman dönebilmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, tam süreli çalışmaya geri dönmek isteyen işçinin, <strong>işverene en az bir ay önce yazılı olarak talebini bildirmesi</strong> gerekmektedir.</p>
<p>Kısmi süreli çalışmaya geçen işçinin tam süreli çalışmaya başlaması hâlinde işverence yerine işçi alınmış olması halinde, bu işçinin iş sözleşmesi kendiliğinden sona erecektir.</p>
<p>Buna karşın, kısmi süreli çalışmaya geçen işçinin iş sözleşmesini feshetmesi hâlinde, yerine işçi alınmış ise bu işçinin iş sözleşmesi yazılı onayı olması koşuluyla fesih tarihinden itibaren belirsiz ve tam süreli sözleşmeye dönüşmektedir.</p>
<p><strong>Sonuç olarak</strong>; doğum sonrası kısmi süreli çalışma hem çalışan anneler hem de işverenler açısından önemli fırsatlar sunan bir çalışma modelidir. Annelere, doğum sonrası dönemde bebeklerine daha fazla zaman ayırma ve iş hayatını daha esnek bir şekilde sürdürme imkanı tanırken, işverenlere de deneyimli çalışanlarını kaybetmeden, maliyetleri kontrol altında tutma fırsatı vermektedir. Dolayısıyla, doğum sonrası kısmi süreli çalışma, iyi planlandığında her iki taraf için de kazançlı bir çözüm olabilmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kadin-iscilerin-dogum-sonrasi-kismi-sureli-calisma-hakki-77798</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kadın işçilerin doğum sonrası kısmi süreli çalışma hakkı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ecb-faizde-pas-gececek-piyasalar-yazi-bekliyor-77795</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> ECB faizde pas geçecek, piyasalar yazı bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69eafaf991c58-1777007353.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Avrupa Merkez Bankası (ECB), gelecek hafta gerçekleştireceği kritik para politikası toplantısında faiz oranlarını sabit bırakmaya hazırlanıyor. Ancak Frankfurt cephesindeki sessizlik, piyasaların rahat olduğu anlamına gelmiyor. Ortadoğu’da süren savaş, petrol fiyatlarındaki oynaklık ve Avrupa’da yeniden canlanma sinyali veren enflasyon, yaz aylarında faiz artışı ihtimalini güçlendirmiş durumda.</p>
<h2>Yılsonunda %2.5 olabilir</h2>
<p>Piyasalar, ECB’nin nisan toplantısında mevcut yüzde 2 seviyesindeki politika faizini değiştirmeyeceğini fiyatlıyor. Buna karşın yatırımcılar yılsonuna kadar iki çeyrek puanlık artış bekliyor. Bu senaryo gerçekleşirse faiz oranı yüzde 2,5 seviyesine yükselecek.</p>
<h2>ECB beklemede kalıyor</h2>
<p>Bankanın şu aşamada acele etmemesinin temel nedeni uzmanlara göre mevcut ekonomik tablonun 2022’deki büyük enflasyon krizinden farklı olması. O dönemde pandemi sonrası güçlü tüketim talebi ve arz sıkıntıları fiyatları hızla yukarı taşımıştı. Bugün ise Avrupa ekonomisinde büyüme zayıf, sanayi üretimi baskı altında ve tüketici harcamaları temkinli seyrediyor.</p>
<p>ECB yetkilileri bu nedenle enerji fiyatlarındaki yükselişin kalıcı mı yoksa geçici mi olduğunu görmek istiyor. Banka, kısa süreli petrol şokuna karşı sert tepki vermek yerine, bunun ücretlere ve çekirdek enflasyona yayılıp yayılmadığını izleyecek.</p>
<h2>Haziran toplantısı kritik eşik olabilir </h2>
<p>Analistlere göre nisan ayında pas geçilecek faiz kararı, haziran toplantısında yeniden masaya güçlü biçimde gelebilir Özellikle petrol fiyatlarındaki artışın ulaştırma, gıda ve sanayi maliyetlerine yayılması halinde ECB’nin “sigorta amaçlı” faiz artışı yapabileceği belirtiliyor.</p>
<p>Manşet enflasyonun yüzde 4 seviyesinin üzerine çıkması, Frankfurt yönetiminde 2022 döneminin hatıralarını yeniden canlandırabilir. Çekirdek enflasyonda kalıcılık görülmesi halinde ise daha sert mesajlar gündeme gelebilir.</p>
<h2>Lagarde temkinli konuşuyor </h2>
<p>ECB Başkanı Christine Lagarde da son açıklamalarında belirsizliğe dikkat çekti. Ortadoğu’daki çatışmanın süresi ve bunun Avrupa ekonomisine etkisinin henüz netleşmediğini belirten Lagarde, kesin karar vermek için daha fazla veriye ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>ECB Yönetim Konseyi üyesi Martins Kazaks ise “Şu anda acelemiz yok. Ancak gerekirse harekete geçeriz” sözleriyle bankanın kapıyı açık bıraktığını gösterdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Euro ve piyasalar ne bekliyor?</span></h2>
<p>ECB’nin yaz aylarında faiz artırması halinde euro varlıklarında güçlenme görülebilir. Analistler kısa vadede euro/dolar paritesinde 1,11-1,15 bandının izleneceğini belirtiyor. Ancak faiz artışlarının büyümeyi daha da yavaşlatması halinde Avrupa borsalarında baskı oluşabileceği uyarısı da yapılıyor. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ECB’yi bekleyen 3 büyük risk</span></h2>
<p><strong>1- Petrol şoku</strong>: Enerji fiyatlarındaki kalıcı yükseliş enfl asyonu yeniden tırmandırabilir.</p>
<p><strong>2- Hürmüz etkisi</strong>: Nakliye ve ithalat maliyetleri Avrupa şirketlerini zorlayabilir.</p>
<p><strong>3- Güven sorunu</strong>: ECB geç kalırsa 2022’deki politika hataları yeniden tartışılabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ecb-faizde-pas-gececek-piyasalar-yazi-bekliyor-77795</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/christine-lagarde.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa Merkez Bankası gelecek hafta yapılacak kritik toplantıda faiz oranlarını sabit bırakmaya hazırlanıyor. Ancak enerji fiyatları ve yükselen enflasyon riski nedeniyle piyasalar yaz aylarında yeni artış bekliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuksek-faiz-sirketleri-sikistirirken-alternatif-sektorler-nasil-buyuyor-77792</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüksek faiz şirketleri sıkıştırırken alternatif sektörler nasıl büyüyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada satışlarını %60’ın üzerinde artırırken hem esas faaliyet hem de net kâr marjını %10’un üzerinde tutmayı başaran 21 şirket bulunuyor. Bu firmalar, satış maliyetlerindeki artışı, ciro büyümesinin gerisinde tutarken aradaki makası doğrudan kâra dönüştürüyor.</strong></p>
<p>Firmaların her rekor satış haberi sağlıklı bir bilançonun müjdecisi değildir. Görünürde cirosu artan birçok şirket, perde arkasında enflasyonla şişen maliyetler yüzünden kan kaybediyor olabilir. Listeye girmeyi başaran şirketlerin maliyet ile gelir makasına baktığımızda, bu firmaların enflasyona boyun eğmek yerine kendi lehlerine dönüştürdüğünü görüyoruz. Maliyetleri sadece %1,36 artarken satışlarını %67 gibi bir hızla büyüten Gür-Sel Turizm veya %68’lik ciro sıçramasına karşılık maliyet artışını %14’te dizginleyen Aselsan satılan her yeni ürünü veya hizmeti doğrudan kâra dönüştürme ustalığını sergiliyor.</p>
<h2>Satışlarını büyütenler</h2>
<p>İş Finansal Kiralama %82,80 net satış büyümesi ile listede ilk sırada yer aldı. Yüksek faiz ve kredilerin daraltılması firmaları banka yerine alternatiflere yöneltti. Bu süreçte finansal kiralama sektörünün genişlediği gözlendi. İş Finansal Kiralama gelişmeleri fırsata dönüştürürken 2025’te kârını %89 artırarak 3,6 milyar TL’ye çıkardı.</p>
<p>Net satış büyümesi güçlü bir diğer firma Europen Endüstri %82,32 ile ikinci sırada yer aldı. 2025’te kârını %40 düşürerek 835,3 milyon TL’ye gerileten firma, düşüşe rağmen kâr marjını %11,44’te tuttu. İhracat ağırlıklı çalışan Europen Endüstri, 850 bin adet olan kapasitesini 1,5 milyona<br />çıkarmak için 5 milyon euroluk yatırım kararı aldı.</p>
<h2>Kâr marjı yüksek olanlar</h2>
<p>Listeye giren şirketlerden Bulls Girişim Sermayesi %82,51 net kâr marjı ile öne çıkıyor. Farklı sektörlerden 22 firmaya yatırım yapan firma, geçtiğimiz yıl 1,6 milyar TL dönem sonu kârı elde etti. Şirket, kârın 50 milyon TL’sini ortaklara dağıtmaya karar verirken tutarı sembolik düzeyde tuttuğu gözleniyor. Ödeme iki taksit halinde haziran ve eylülde gerçekleşecek.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eafa9e72439-1777007262.png" alt="" width="900" height="496" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>TAŞIMA FAİZİ Mİ, DEĞER KORUMA MI?</strong></p>
<p><strong>Taşıma faizi</strong>; düzenli akış, bileşik kazanç, pasif gelir, maliyet avantajı, kaldıraç gücü. Kur şoku, dalgalanma stresi, zamanlama hatası, sermaye erimesi.</p>
<p><strong>Değer koruma</strong>; enflasyon kalkanı, konfor, maliyet sabitleme, planlama gücü. Fırsat maliyeti, koruma masrafı, yavaş büyüme, atıl sermaye, yanılma.</p>
<p><strong>Bilmediği bir maceraya girmek yerine ana faaliyet alanına yoğunlaşmayı tercih etti</strong></p>
<p>Kayseri Şeker’in süresi dolunca kaçırdığı süt işine tekrar girme imkanı var mı? ● Ulaş Karlı</p>
<p>Ulaş, Kayseri Şeker ocak ayında yaptığı açıklamayla Yozgat’ta planladığı sağmal çiftlik yatırımı için aldığı ön izin sözleşmesinin süresinin dolduğunu duyurdu. Taşınmaz tahsisi onaylanmış olsa da sürenin bitmesine rağmen firmanın harekete geçmemesi projeyi rafa kaldırdığı şeklinde okunmalı. Söz konusu iptal firmanın finansal yapısı ile faaliyetine herhangi bir olumsuz etki yaratması beklenmemeli. Firma, mali yapısını korumak adına planını gözden geçirirken yeni maceraya girmek yerine ana faaliyet alanına yoğunlaşmayı tercih ettiği anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Zarar nedeniyle kâr payı olasılığı gündemde değil. Bedelsiz ise ihtimal dahilinde</strong></p>
<p>Tatlıpınar Enerji’nin bu yıl kâr payı ödeme ihtimali var mı? ● Adem Sert</p>
<p>Adem, Tatlıpınar Enerji, geçtiğimiz yıl her ne kadar 2,7 milyar TL gelir elde etse de dönem sonunu 80,3 milyon TL zararla kapattı. Bu nedenle temettü verme olasılığı bulunmuyor. Oluşan 6,9 milyar TL’ye çıkan finansal borçların önemli bir etkisi bulunuyor. Borsaya 2023 yılında gelen firma, bugüne kadar kâr payı ödemesinde bulunmadı. Geçtiğimiz yıl ise %300 bedelsiz sermaye artırımına gitti. Birikmiş geçmiş yıl kâr toplamı 2,2 milyar TL olduğu nazara alındığında nakit olmasa da bedelsiz sermaye artırımına gitme olasılığı daha yüksek olduğu söylenebilir.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>MTH fonu, borsa ağırlıklı yatırımla hareket ediyor. Bir yılda %83 kazandırdı</strong></p>
<p>MT Portföy’ün yönetiminde olan Birinci Hisse Senedi Fonu (MTH)’nin fiyatı özellikle geçtiğimiz yılın son çeyreğinde güçlü bir atak gerçekleştirdi. Fiyatı şubatta 2,01 TL’ye kadar yükseldikten sonra geriledi. Ocak ayında fona 497,2 milyon TL nakit girişi gözlenirken hacminde hızlı bir artış yaşandı. Şubattan itibaren ise para çıkışı öne çıktı. Son olarak nisanda fondan çıkan para miktarı 66,2 milyon TL olurken, büyüklüğü de 768,8 milyon TL seviyesine geriledi.</p>
<p>MTH’nin portföy varlığının %86,51’i hisse senedi ve %10,69’u yatırım fonundan oluşuyor. Geçen aya göre yatırımcı sayısı azalarak 5.013’e geriledi. Borsadaki hisselere yatırım stratejisi ile hareket eden MTH, 6 risk değerine sahip. Son bir yılda %82,57 getiri sağlarken, aynı sürede BIST 100 Endeksi’nin performansı %53,79 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Zorlu Enerji, piyasadan %56,88 bileşik faizle 442 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Zorlu Enerji, 22.04.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 442.030.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %49, bileşik faizi %56,88 olarak belirlendi. 135 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 04.09.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %18,12 düzeyinde.</p>
<p>22 Nisan itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %39,94 seviyesinde bulunuyor. Zorlu Enerji’nin sunduğu %49 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 9,06 puan üzerinde yer alıyor. Belirlenen oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından cazip bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFZORN92628 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eafa707fe36-1777007216.png" alt="" width="248" height="189" /></strong><strong>Aztek Teknoloji son iki haftada yönünü yukarı çevirirken fonlar alım tarafında</strong></p>
<p>Aztek Teknoloji’de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki hisse %10,28 ile toplamda 1,31 milyon lot artırarak 14,02 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 11’den 13’e yükseldi. Hissede GOH fonu 1,48 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, BCK 140 bin lot ile en fazla satışı gerçekleştirdi.</p>
<p>Aztek Teknoloji hakkında bugüne kadar 1 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Öneride bulunan Deniz Yatırım’ın 6 TL olan fiyat beklentisi %26,32 oranında artışa işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eafa593d31f-1777007193.png" alt="" width="979" height="243" /></strong><strong>MACKOLİK</strong></p>
<p><strong>Altyapısını yapay zeka ile yeniliyor. Sahadan markasını dönüştürmeyi hedefliyor</strong></p>
<p>Mackolik, teknolojik altyapısında büyük dil modelleri başta olmak üzere ileri yapay zeka çözümlerini merkeze alacak. Dönüşümün ilk adımı olarak, Sahadan markasının mobil uygulama ve internet sitesi kullanıcı deneyimi odaklı yeni bir veri platformu olarak baştan yapılandıracak. Sürecin sonunda Sahadan’ın kendi başına ayrı bir şirket olarak konumlandırılması da değerlendiriliyor. Şirket, geleneksel veri yayıncılığı sınırlarında kalmak yerine, yapay zeka ile kişiselleştirilmiş içerik ekosistemi inşa etmeye yönelirken, pazarda avantajlı bir konum yakalamak istiyor.</p>
<p><strong>CW ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Hem yurt içi hem de yurt dışından güçlü siparişler alıyor. Teslimatlar 2030’u bulacak</strong></p>
<p>CW Enerji, yurt içindeki müşterisiyle arazi tipi GES satışı için 65,46 milyon dolara anlaştı. Projenin 2027 yılının son çeyreğine kadar tamamlanması hedefleniyor. Anlaşma kapsamında toplam bedelin %30’una denk gelen avans ödemesi tahsil edildi. Şirket aynı zamanda ABD merkezli müşterisiyle de güneş panelleri ve alüminyum çerçevelerinin satışı için 750 milyon dolar tutarında iyi niyet mutabakatı imzaladı. Projenin 2030 yılı sonuna kadar tamamlanması öngörülüyor. Yıl içinde %5’e denk gelen 37,5 milyon dolar ilk avansın alınmasının ardından sevkiyat planlamasına geçilecek.</p>
<p><strong>OTTO HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Bulgaristan’da savunma sanayisi tedarik ağına giriyor. Hammadde için anlaşma oldu</strong></p>
<p>Otto Holding, %100 bağlı iştiraki Otto Girişim üzerinden yürüttüğü savunma sanayisi büyüme stratejisi kapsamında Bulgaristan pazarı için önemli bir mutabakata vardığını duyurdu. Bulgaristan Savunma Bakanlığı iştiraki Terem Holding ile konvansiyonel ve akıllı mühimmatlarda kullanılan hammadde tedariki için yürütülen görüşmeler imza aşamasına taşındı. Geçtiğimiz aralık ayında da Azerbaycan devlet şirketiyle yine konvansiyonel ve akıllı mühimmatlarda kullanılan hammadde tedariği için vardığı anlaşma kapsamında 2,7 milyon dolarlık tedarik sözleşmesini imzalamıştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuksek-faiz-sirketleri-sikistirirken-alternatif-sektorler-nasil-buyuyor-77792</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüksek faiz şirketleri sıkıştırırken alternatif sektörler nasıl büyüyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/isveren-kazanmadigi-gelirin-vergisini-verme-durumunda-77790</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şirkete ödenen ücret promosyonuna vergi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Bankaların maaş ödemelerinin kendi üzerlerinden yapılması karşılığında, anlaşmaya göre çalışanlar için ödedikleri promosyonların muhasebeleştirilmesi noktasında yeni bir tartışma başladı. Bu promosyonlar için bankların şirketlerden KDV’li fatura istemesi işverenleri elde etmedikleri gelir için vergi ödeme riskiyle karşı karşıya bıraktı. Bu durumdaki işverenler, sorunun çözümü için bir özelge ile Gelir İdaresi Başkanlığı’na (GİB) başvurdu. GİB’in özelgeye vereceği cevap, emsal olarak kabul edilecek ve bu konudaki kafa karışıklığını giderecek. </p>
<h2>Şirket geliri algısı var </h2>
<p>Gelişmelere EKONOMİ’ye değerlendiren vergi uzmanı Deniz Eresen, doğrudan çalışanların hesabına yatan promosyonların "ücret" sayılmadığını ve vergi dışı kaldığını belirtirken, ödemenin işveren üzerinden geçirilip faturaya bağlanması durumunda ise paranın "şirket geliri" olarak algılanma riski bulunduğunu bildirdi. Bankaların personel başına ödenen promosyonlar için ödeme tutarı +KDV şeklinde fatura talep ettiğini belirten Deniz Eresen, parayı kuruşuna dokunmadan çalışanların hesabına aktaracak işverenlerin bunun bir ticari kazanç gibi görülmesinden şikayetçi olduğunun altını çizdi. </p>
<p>İşveren temsilcilerinin bankanın kendisini garantiye almak için zorunlu kıldığı fatura uygulamasının haksız bir vergi yükü yarattığını savunduğunu bildiren Deniz Eresen, “İşverenler, faturanın kesilmesi durumunda aslında var olmayan bir gelir üzerinden; Katma Değer Vergisi, Kurumlar/ Gelir Vergisi, Damga Vergisi ödemek zorunda kalacaklar” diye konuştu. </p>
<h2>Kanundaki gelir türlerine girmiyor </h2>
<p>Eresen, banka promosyonlarının iş karşılığı ödenen bir ücret veya ‘’üçüncü bir kişi tarafından ödenen ücret’’ sayılmadığından çalışanlara veya emeklilere yapılan doğrudan ödemelerde gelir vergisi ve damga vergisi kesintisinin genellikle uygulanmadığını, bunların menfaat ya da hibe niteliğinde olup çoğu durumda vergiye tabi olmadıklarını aktardı.</p>
<p>Banka tarafından doğrudan maaş hesabında aktarılan promosyonların, Gelir Vergisi Kanunu’nda sayılan gelir türlerine girmediği için vergilendirilemeyeceğini söyleyen Deniz Eresen, “Eğer promosyon işveren hesabına yatırılıp oradan dağıtılırsa, yine ücret bordrosuna dahil edilmeden personele yansıtılması durumunda vergi doğmaz. Maaş promosyonlarının bankalar tarafından doğrudan çalışanlara puan veya nakit olarak ödenmesi durumunda banka ile çalışanların arasından işçi-işveren ilişkisi olmadığından vergi sayılmaz” dedi.</p>
<h2>Vergi yükü doğurursa..</h2>
<p>Deniz Eresen, “Promosyon ödemelerinin banka tarafından doğrudan iktisadi faaliyeti olan kurumlara yapılması ve yapılan ödemelerin kazanca dahil edilmesi durumunda, ilgili kurum tarafından çalışanlara yapılan ödeme banka promosyonu olma niteliğini kaybetmiş olacağından ücretlerin vergilendirilmesine ilişkin hükümlere göre değerlendirilecektir” diye konuştu.</p>
<p>Promosyonun hizmet karşılığı yapılacak bir ödeme olmadığına dikkat çeken Deniz Eresen, “Sonuç olarak aracı kurumlar tarafından direkt çalışanlara ödenen promosyonlar ücret niteliğinde olmadığından işverenin KDV, gelir vergisi, damga vergisi ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır” diye konuştu. Eresen promosyonun vergi yükü doğurmaya devam etmesi halinde bir çok şirketin promosyon anlaşmalarından çekilebileceği uyarasında bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Promosyonu çalışana dağıtmayan şirketler ne yapacak?</span></h2>
<p>Bilindiği gibi bazı şirketler bankalardan maaş karşılığı sağladıkları promosyonları çalışanlara dağıtmıyor. Deniz Eresen bu durumdaki şirketlerin doğrudan bir gelir elde ettiklerini belirterek, bankaya fatura kesip KDV hesaplaması gerektiğini bildirdi. Şirketin bu gelirleri defterlerine hasılat olarak kaydedeceğini dile getiren Eresen, “Fatura kesecekler, hem ticari kazanç hem de katma değer vergisi hesaplaması gerekecek” diye konuştu. Eresen bankaların kasalarından çıkan paralarla ilgili yaptıkları işlemleri ise şöyle sıraladı: “Bankalar bunu promosyon kapsamında yani reklam harcaması gibi de diyebiliriz, satışlarını arttırmak amacıyla yapılan bir uygulama olduğu için 102 bankalar alacaklı 760 pazarlama satış ve dağıtım giderleri borçlu olacak şekilde defterlerine kaydediyorlar” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/isveren-kazanmadigi-gelirin-vergisini-verme-durumunda-77790</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/4/1280x720/kdv-vergi-1767328296.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Maaş promosyonlarında fatura krizi Gelir İdaresi Başkanlığı’na taşındı. Bankaların çalışanlara ödedikleri maaş promosyonları için işverenden fatura istemesi, şirketleri kazanmadıkları gelir için KDV ve Gelir Vergisi yükümlülüğüyle karşı karşıya bıraktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanal-kumar-intihara-surukluyor-77788</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sanal kumar intihara sürüklüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TBMM Dijital Mecralar Komisyonu, sosyal medya ve dijital oyunların çocuklara etkilerine ilişkin, uzmanları dinledi: </p>
<p><strong>■ İlişkileri dijital iletişim bozuyor</strong></p>
<p>Prof. Dr. Hatice Ferhan Odabaşı, aileler ve çocuklar için, “dijital yetkinlik sertifikası” verilmesi gerektiğine dikkat çekti. Çocuklar kadar ailelerinde telefonları aracılığı ile internet bağımlısı olduğunu belirten Odabaşı, “ aileyi ihmal eden anne babayla karşı karşıyayız. Çocukların iyi kötü bir gideri var ama aile çok aciz durumda. Biz bu aileye nasıl ulaşacağız, nasıl yetiştireceğiz bunların hepsini? Ancak devlet aracılığıyla yapabiliriz, bir kampanya aracılığıyla bunu yapabilirsiniz. Ailede dijital iletişimin bozduğu bazı ilişkiler var ve çocukları bu çok örseliyor.”</p>
<p><strong>■ Çocukların rehberliğe ihtiyacı var </strong></p>
<p>Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adile Aşkım Kurt, dijital ortamlara bakıldığında çocukların ebeveynlerin birazcık daha önünde göründüğüne işaret ederek, ailelerin bu tür seminerlere ilgi göstermediğini kaydetti. Kurt, “Bugün artık yeni ebeveynin ‘Ben o dijital mecranın dilinden anlamıyorum.’ deme gibi bir lüksü yok. Her ebeveyn dijital ebeveyn olmak durumunda. İlk rehber model olarak aldıkları ebeveynler. Bence, çocuktan daha önce ebeveynleri eğiterek eğitim sürecine başlamadan önce çocuklara rol model olacak yapıyı onlara sunmamız gerekiyor.”</p>
<p><strong>■ Derecelendirme sistemi olmalı </strong></p>
<p>Bahçeşehir Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Samur: “Türkiye’de kullandığımız 2 tane derecelendirme sistemi var. Bunlardan biri PEGI, Avrupa’nın derecelendirme sistemi, diğeri de ESRB, Amerika’nın derecelendirme sistemi. Ek olarak, ülkemizin naçizane bir derecelendirme sistemi olursa, oyunların yaş olarak derecelendirme sistemi olursa çok güzel bir adım atmış oluruz. Bizim kendi kültürümüze, milli, manevi değerlerimize uygun bir derecelendirilme sisteminin oluşturulması ve bunun en kısa zamanda velilere bilgilendirilmesinin yapılması çok arzu ediyorum.”</p>
<p><strong>■ Sosyal medya yalnızlığı artırıyor </strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Koçak: “Sosyal ağlar ve çevrimiçi oyun bağımlılığı bireyleri yalnızlaştırıyor. Sanal kumarda kaybeden gençlerimiz intihara yöneliyor. Burada ciddi risk söz konusu. Sosyal medya ve oyun platformları yalnızlığımızı artırıyor ve artan yalnızlık da intihar düşüncesine sevk ediyor. Çocuklar sosyal medyaya gidiyorlar, oyuna gidiyorlar, gidecekler de çünkü gidecekleri başka bir yer yok. Mahallemiz bitti, komşularımız bitti, akrabalık ilişkilerimiz neredeyse bitiş noktasına geldi.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanal-kumar-intihara-surukluyor-77788</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/5/1280x720/meclis-tbmm-1766725086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Sanal kumar intihara sürüklüyor&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-marka-bulusmalarinda-yz-basrolde-olacak-77787</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara marka buluşmalarında ‘YZ’ başrolde olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından bu yıl beşincisi gerçekleştirilecek “Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları” bugün ATO Congresium Kongre ve Sergi Salonu’nda başlıyor. Brand (Marka), Brain (Zeka) ve Artificial Intelligence-AI (Yapay Zeka) kavramlarının birleşiminden oluşan BRAİND CONFERENCE’ta, ‘Marka Yapan Zekalar, Yapay Zeka ile Buluşuyor’ sloganıyla, alanlarında marka olmuş 120’yi aşkın yerli ve yabancı konuşmacı sahne alacak. ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, programda yapay zeka ve marka konuları ve ilişkisine dair ne varsa konuşulacağını, gençlere hem marka bilinci aşılanacağını hem de eğitimler verileceğini belirterek, “Ankara Ticaret Odası olarak, 170 bini aşkın üyemizin üretim gücünü, ticari kapasitesini ve küresel rekabet yeteneğini artırmak için çalışıyoruz. Bunu yaparken sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir vizyonla hareket ediyor; ticareti, teknolojiyi ve markalaşmayı aynı eksende buluşturan bir anlayışı savunuyoruz” diye konuştu. 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları programı besteci, yazılım geliştiricisi ve müzisyen Mehmet Ünal’ı konuk edecek. Mehmet Ünal’ın, Kozmik Senfoni eseri, sesin harekete, hareketin ışığa, ışığın tekrar sese dönüştüğü, dijital enstrümanların ve projeksiyonların eşlik ettiği bir görsel şölenle sahnede yer alacak.</p>
<p>Uluslararası alanda faaliyet gösteren, Ouchhh Studyo’nun kurucularından, dijital sanatçı, yönetmen ve direktör Ferdi Alıcı, hem “Yapan ve Yapay Zeka’nın Kamusal Alandaki Deneyim Etkisi” başlıklı oturumdaki konuşmasıyla hem de yapay zeka ile üretilmiş görsel enstalasyonlarıyla programda yer alacak. Yapay zeka ve dijitalleşmenin kültür ve sanata etkileri “Geleceğin Kültür ve Sanat Deyimleri” başlıklı panelde ele alınacak. Dubai Ai ve Media Sanatları Küratörü Esra Özkan moderatörlüğünde gerçekleştirilecek panelde Müzeverse VR Future Kurucu Ortağı Virgile Mangiavillano ve Astra Lumina İstanbul Kurucu Ortağı Turan Öztürk konuşmacı olacak.Akademik çalışmalarını New York Üniversitesi’nde sürdüren Prof. Dr. Selçuk Şirin’in eğitim, yapay zeka ve insan konularını merkeze aldığı bir konuşma yapacağı programda, İngiliz Lordlar Kamarası Üyesi Baroness Manzila Uddin, “Yapay Zeka, Etik ve Eşitlik: Teknolojinin Toplumsal Geleceği” başlıklı sunumunda yapay zeka etiği ve kamu politikaları konusunu ele alacak. Programda, AgiBot Asya Pasifik, Orta Doğu ve Kuzey Afrika Bölgesi Başkanı Abel Deng, “Ölçeklenen Zeka: Yapay Zeka, Robotik” başlığıyla keynote konuşma yapacak. Dijital içerik üreticileri Ozan Sihay ve Ömer Şanlı ise Uras Benlioğlu’nun moderatörlüğünde “Üretici Ekonomisi ve Marka İş Birliklerinde Yapay Zeka”yı ele alacak. Onedio kurucusu Kaan Kayabalı da “Yapay Zeka Çağında Markaların Medya ve İletişim Stratejisi” başlıklı konuşması ile programda yer alacak.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>"Depremzedenin kira yardımı yeniden başlatılmalı"</strong></span></p>
<p>CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzelmansur, depremzedelerin kesilen kira yardımını Meclis gündemine getirdi. Kira yardımının kesilmesinin mağduriyete neden olduğunu kaydeden Güzelmansur, iktidarın daha önce “kira yardımları vatandaş konutuna yerleşene kadar sürecek” yönünde söz verdiğini hatırlatarak, uygulamada bu sözün tutulmadığını ifade etti. Anahtar teslimi yapılır yapılmaz kira yardımlarının kesildiğine dikkat çeken Güzelmansur, “Anahtarı almak, o eve yerleşebilmek anlamına gelmiyor” dedi. Deprem konutlarında altyapı eksiklikleri, elektrik, su ve kanalizasyon sorunları ile çeşitli teknik yetersizliklerin sürdüğünü belirten Güzelmansur, bu nedenle birçok vatandaşın evine taşınamadığına dikkat çekerek "Kira yardımı yeniden başlatılması ve kesintiler telafi edilmeli” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-marka-bulusmalarinda-yz-basrolde-olacak-77787</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/4/1280x720/ato-baskani-baran-1751448123.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara marka buluşmalarında ‘YZ’ başrolde olacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/il-bazli-ve-karsilastirmali-ekonomik-performans-turkiyenin-81-ilini-yeniden-okumak-77786</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> İl bazlı ve karşılaştırmalı ekonomik performans: Türkiye&#039;nin 81 ilini yeniden okumak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dr. HAKAN YURDAKUL</strong></p>
<p><strong>En az teşvik alan 1. Teşvik Bölgesi’ndeki illerde kişi başı GSYH yüksek, en çok teşvik alan 6. Teşvik Bölgesi’ndeki illerde ise düşük. Bir başka deyişle teşvik sınıflandırması, sadece mevcut durumu tescil ediyor, illerin verimliliğiyle, yani dönüşüm kapasiteleriyle ilgilenmiyor.</strong></p>
<p>Hangi soruyu sorduğumuz, ne bulacağımızı da belirler.</p>
<p>Bir ilin ekonomisini değerlendirirken genellikle aynı soru sorulur: “Ne kadar üretiyor?" Bu soru da çoğunlukla GSYH büyüklüğü, ihracat hacmi ve kişi başına düşen gelir ile cevaplanır. Doğrusu, bu değerlendirme mantığı meşrudur, gereklidir ve politika yapımında da vazgeçilmez bir referanstır. Ancak bunun kaçınılmaz yan etkileri de vardır: Büyük ve kaynak zengini iller her sıralamada zirvede yer alırken, Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin büyük bir kısmı "az gelişmiş" yaftasından kaçamaz. Bu yafta da zamanla değiştirilebilecek bir gerçeklikten çıkarak yazgıya dönüşür, çaresizlik olarak içselleştirilir. Gelişemeyeceğine inanılan, yani ekonomik umudun azaldığı bölgelerde insan sermayesi hem nicelik hem de nitelik açısından erir. Üretim ve yatırımla sağlıklı bir ilişki kurulması ve sonuçta da bu kısır döngüden çıkılması giderek zorlaşır.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaf624cf2a8-1777006116.jpg" alt="" width="800" height="415" />Dönüşüm Verimliliği Endeksi projesi; bir ilin ekonomisinin sadece çıktılarıyla değil, o çıktıları ürettiği süreçleriyle de ölçülmesi gerektiği önermesiyle ortaya çıktı. Bunu da mevcut “Ne kadar üretiyor?" sorusunu şu şekilde genişleterek yapmaya çalıştı: “Ne kadar kaynakla ne kadar üretiyor?” Böylece hem illerin birbirleriyle daha özdeş bir temel üzerinden karşılaştırabilmesi hem de kalkınma için odaklanılması gereken alanların belirlenmesi kolaylaştı. Bir ilin kaynağına kıyasla az ya da çok üretmesi durumlarında nereye ve nasıl bakılması gerektiğini, bütün bir ekonomik döngüyü sadece çıktı miktarıyla anlamaya çalışan bir değerlendirme mantığından daha açık bir şekilde belirlenebildi.</p>
<p>Projede, 2013–2024 dönemine ve 81 ile ait 14 farklı veri kaynağından derlenen 240.000'i aşkın gözlem verisi kullanıldı. Her ilin kaynak kalitesi, altyapı kapasitesi, ulaşım erişilebilirliği ve ekonomik performansı ölçüldü. Bu bileşenler tek bir verimlilik göstergesinde birleştirildi. Böylece ulaşılan Dönüşüm Verimliliği skoru da çıktıdan (performans) girdinin (kaynak kalitesi) çıkarılmasıyla hesaplanmış oldu. Bu skorlarda pozitif sonuç, ilin kaynaklarının üzerinde performans gösterdiğini, yani verimli olduğunu; negatif sonuç ise sahip olunan kaynakların tam olarak çıktıya dönüştürülemediğine, yani verimli olmadığını gösterdi.</p>
<p>İllerin performans ve dönüşüm verimlilik skorlarıyla gösterildiği iki harita; dönüşüm verimliliğinin sadece çıktılara dayanan değerlendirmeye kıyasla ne kadar farklı okumalar sağladığını gösteriyor. Aslında bu haritalar projenin hem amacını hem de sonucunu özetliyor: Gelişmiş denen bazı illerin aslında ciddi verimsizlik sorunlarıyla karşılaştığını, az gelişmiş denen bazı illeri ise aslında gayet verimli olduklarını gösteriyor. Çok genel bir okuma olarak; 81 ilin 66'sı girdileriyle uyumlu çıktı üretemiyor, verimsizlik sorunlarıyla boğuşuyor. Üstelik bu verimsizlik sorunu sadece Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde değil, Ege'de, Akdeniz'de ve İç Anadolu'da da karşımıza çıkıyor. Özetle; kimin “gelişmiş” ve kimin de “az gelişmiş” olduğu soruyu nasıl sorduğunuza bağlı olarak değişiyor.</p>
<p>Diğer tarafta proje çalışması, mevcut teşvik bölgesi sınıflandırması ile il bazındaki kişi başı GSYH arasındaki istatistiksel ilişkinin son derece güçlü (r = -0,83) olduğunu gösterdi. Teşvik sistemi, neredeyse tamamen çıktı büyüklüğüne dayanıyor. En az teşvik alan 1. teşvik bölgesindeki illerde kişi başı GSYH yüksek, en çok teşvik alan 6. teşvik bölgesindeki illerde ise düşük. Bir başka deyişle teşvik sınıflandırması, sadece mevcut durumu tescil ediyor, illerin verimliliğiyle, yani dönüşüm kapasiteleriyle ilgilenmiyor. Teşvik bölgeleri bazında dönüşüm verimliklerine bakıldığında ise en az teşvik alanların ortalamada kaynaklarını daha az verimli kullanabildikleri, en çok alanların ise daha verimli oldukları görünüyor. Yani, belki de bazı illerin bulundukları teşvik bölgelerini yeniden ve bu sefer başka girdileri de kullanarak değerlendirmek gerekiyor. Teşvik sistemi, bölgesel farklılıkları gidermek için bütüne doğru yerden bakıyor olabilir, ama her şeye tam olarak bakmıyor gibi de duruyor.</p>
<p><strong>Dönüşüm verimliliği endeksi </strong><strong>ile şaşırtıcı sonuçlar</strong></p>
<p>İllere dönüşüm verimliliği üzerinden bakmak, bazı ezberleri sarsabilir ya da herkesin bildiği ama tam olarak da ifade edemediği bazı gerçekleri belirginleştirebilir:</p>
<p>- Ankara’da beşeri sermaye güçlü, ulaşım altyapısı en iyiler arasında, eğitim ve sağlık göstergeleri yüksek. Ama dönüşüm verimliliği Türkiye'nin en kötülerinden biri. Kamu sektörünün il ekonomisindeki ağırlığı ile performans arasındaki negatif ilişki sorunun kaynağına ilişkin bir fikir veriyor. Kamu ağırlıklı yapılar özel sektör dinamizmini kısıtlıyor ve mevcut kaynaklar verimli bir şekilde performansa dönüşemiyor olabilir.</p>
<p>- İzmir de benzer bir paradoksu farklı bir mekanizmayla yaşıyor. Üniversite kapasitesi, liman altyapısı ve nitelikli işgücü açısından Türkiye'nin en donanımlı illerinden biri. Ama bu birikimi büyük ölçüde hizmet sektöründe yoğunlaşmış, imalat ve ihracata dönüşemiyor. Mesela Gaziantep'in ulaşım skoru İzmir'in yarısından düşük, ama ihracat performansı çok daha yüksek.</p>
<p>- Gaziantep bu projenin gösterdiği en dikkat çekici başarı öykülerinden biri. Kaynak kalitesi orta bandın alt yarısında. Eğitim göstergeleri İstanbul ya da Ankara ile kıyaslanamaz durumda. Ama ihracat/GSYH oranında Türkiye ortalamasının neredeyse iki katına ulaşmış durumda. Başarının arkasında sınır kapısı avantajı, yoğun sanayi bölgesi varlığı ve kuşaklar boyu birikmiş girişimcilik kültürü yatıyor görünüyor. Kaynak kalitesi düşük olan ilin yüksek verimlilikle çalışması, çıktı odaklı sıralamalarda hak ettiği ilgiyi görmüyor olabilir.</p>
<p><strong>Karşılaştırmayı doğru yapmak: </strong><strong>Kimi kiminle ölçüyoruz?</strong></p>
<p>Kaynak profili ve altyapı kapasitesi birbirine yakın illeri kümelendirip aralarındaki verimlilik farklarına odaklanmak, çıktı büyüklüğüne dayalı sıralamalardan çok daha kullanışlı bir tablo ortaya koyar. Projede yapılan şey de tam olarak bu. Gaziantep ile Diyarbakır bu mantığın en çarpıcı örneğidir. Coğrafi konum ve beşerî sermaye açısından karşılaştırılabilir iki il; ama dönüşüm verimliliği skorları arasındaki fark çok yüksek. Bu farkı tek bir değişkenle açıklamak elbette mümkün değil, ama altyapı erişimi, sanayi bölgesi yoğunluğu ve yatırım güveni bu açığın başlıca belirleyicileri olarak öne çıkıyor. Dönüşüm verimliliğinin sağladığı şey; Diyarbakır'ın Gaziantep seviyesine ulaşması için neye ihtiyaç duyduğunu hamasi sözlerle değil, netleştirilmiş hedeflerle ifade edilebilmesini sağlaması. Bu tip bir somutlaştırma hem iş çevreleri hem de politika yapıcılar için farklı başlangıç noktaları sağlayabilir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaf63a26475-1777006138.jpg" alt="" width="800" height="415" /><strong>Sınırlar da var ve rakamlar </strong><strong>her şeyi gösteremez</strong></p>
<p>Çok büyük bir veri havuzu kullanılmış olsa da rakamlar, tüm gerçeği değil gerçeğin nerede aranması gerektiğini gösterebiliyor. Rakamlar yerel güven iklimini, bölgesel iş ağlarının ekonomiye katkısını ve sosyal dinamikleri ölçemiyor. Bu boşluk ancak sahada, yerel yönetimler, iş insanları, üniversiteler ve sivil toplumla kurulan diyaloglarla kapatılabilir. Bazı iller için bu çalışmanın saha ayağı için ön çalışmalar devam ediyor. Nicel analiz nereye bakılacağını, saha çalışması ve bilgisi ise ancak bakılınca görünen şeyi ortaya koyuyor. İkisi birlikte, genel kalkınma söyleminin tek başına karşılayamayacağı bir içgörü derinliği yaratıyor.</p>
<p>Bu içgörünün pratikte üç karşılığı var. Birincisi: verimlilik skoru, bir ilin yatırım ortamı için öncü gösterge işlevi görüyor. Yatırımın önündeki engelin altyapıdan mı, kurumsal kapasiteden mi yoksa ulaşımdan mı kaynaklandığını gösteriyor. İkincisi: benzer kaynak profilindeki iller arasındaki karşılaştırma, standart sıralamalar tarafından görünmez kılınan göreceli konumu ve iş birliği ya da taklit ederek öğrenme imkanlarını ortaya çıkarıyor. Üçüncüsü: dönüşüm verimliliği yüksek iller için de girdi (kaynak) potansiyellerine odaklanmalarına yardım ediyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Doğru soruyu sormak, </strong><strong>doğru yere bakmayı sağlıyor</strong></span></p>
<p>Türkiye'nin herhangi bir ilini devasız bir az gelişmişlikle etiketlemek ne iyi ne doğru ne de gerçek bir fikir. Bu etiketleme, temel sorunun eksik bırakılmasından kaynaklanıyor. Yarım doktorun candan, yarım imamın dinden etmesi misali, bölgesel kalkınma hedeflerinin gerçekçi ve gerekli bir başlangıca sahip olmasını zorlaştırıyor. Doğru soruyu sormak, doğru yere bakmayı da sağlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/il-bazli-ve-karsilastirmali-ekonomik-performans-turkiyenin-81-ilini-yeniden-okumak-77786</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/6/1280x720/gelismis-sehir-1777006232.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İl bazlı ve karşılaştırmalı ekonomik performans: Türkiye&#039;nin 81 ilini yeniden okumak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sahi-biz-bu-programi-ne-yapalim-77785</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sahi, biz bu programı ne yapalım?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Enflasyonu daha yüksek bir seviyeden yüzde 20’lere indirmek nispeten kolaydır. Zor olan kısım yüzde 20’lerden tek hanelere inmek. Yani biz daha zorlu kısma yaklaşamadık bile. Kolay kısımda dolaşıyoruz.</strong></p>
<p>Uygulanan ekonomik programın etkinliği tartışılıyor. Bu tartışmanın saikleri ne olursa olsun gelin biz “Program daha etkin olabilir mi” sorusuna odaklanalım. Program uygulamaya konduğundan bu yana neredeyse 3 yıl geçti. Dünyanın ve Türkiye’nin koşulları değişti. Bu nedenle programın revizyona ihtiyacı olduğu çok açık ama nasıl bir revizyon?</p>
<p>Enflasyonla mücadelenin birinci öncelik olduğu konusunda bir tereddüdümüz olmasın. Bu vazgeçilecek bir hedef değil. Peki programın enflasyon konusundaki karnesi nasıl? Program enflasyonun yükselmesine, yeni enflasyon üretimine engel oldu gerçekten. Bu programın pek görünmeyen başarısıdır. Bu başarıyı görmemiz lazım, çünkü bu programın temel unsurlarından vazgeçersek, enflasyonun hızla ve kontrolsüzce yükselmesi riski doğar.</p>
<p><strong>Yüzde 20’nin altına inebilirsek </strong><strong>2-3 puanın önemini konuşabiliriz</strong></p>
<p>Öte yandan yeni enflasyon üretiminin önünü kesen program, mevcut enflasyon düzeyinde anlamlı bir gerileme sağlayamadı. Enflasyonu daha yüksek bir seviyeden yüzde 20’lere indirmek nispeten kolaydır. Zor olan kısım yüzde 20’lerden tek hanelere inmek. Yani biz daha zorlu kısma yaklaşamadık bile. Kolay kısımda dolaşıyoruz. Sene sonunda 27 mi, 30 mu olacağı çok önemli değil. Eğer 20’nin altına inebilirsek, o zaman 2-3 puanın önemini konuşabiliriz.</p>
<p>O halde programı revize etmemiz ve etkinliğini artırmamız lazım. Peki somut olarak ne yapalım? Bence aşağıdakileri yapmamız lazım.</p>
<p><strong>Bütün tasarruf araçlarından stopaj vb vergi yüklerini kaldırmalıyız: </strong>Mevduat ve benzeri sabit getirili TL araçlardan alınan stopajın etkisi düşündüğümüzden daha büyük. Yerli ve yabancı tasarrufçuların reel getirisini ve davranışlarını farklılaştırıyor. Nominal faizin (reel değil) yükselmesine neden oluyor. Sanayinin ve Hazine’nin faiz yükünü artırıyor. Tüketimi teşvik ediyor.</p>
<p>Yukarıda saydığım olumsuz etkilerin mekanizmasını ve ayrıntılarını önümüzdeki haftadaki yazıda ele alacağım. Stopajın etkisi o kadar büyük ki kendi başına ayrı bir yazıyı hak ediyor.</p>
<p><strong>Bütçe açığını daraltmalıyız:</strong> Enflasyonla mücadelede faiz gibi para politikası araçları ancak kısa vadede etkilidir. Uzun vadede enflasyonu düşürmenin yolu maliye politikası araçlarını etkin kullanmaktan geçer. İlk araç bütçe açığının daraltılmasıdır çünkü kamu harcamaları hem miktar etkisi açısından hem de sinyal etkisi açısından enflasyonu besler. Mümkünse denk bütçe verilmeli, en azından bütçe açığı mümkün olan en düşük seviyeye indirilmelidir.</p>
<p><strong>Yüzde 35’lik denk bütçe daha </strong><strong>enflasyonist bir etki bırakır</strong></p>
<p><strong>Denk bütçenin seviyesi de önemlidir:</strong> Varsayalım ki denk bütçe verebildik. Kamunun milli gelirin yüzde 25’sini toplayıp, dağıttığı bir denk bütçe ile, yüzde 35’ini toplayıp dağıttığı bir denk bütçe aynı şey değildir. Yüzde 35’lik denk bütçe daha enflasyonist bir etki bırakır. Bu nedenle bütçe açığının daraltılması gelirlerin artırılması yoluyla değil, harcamaların azaltılması yoluyla sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>Düzenlemelerin amacı sadece rekabet ve kaynak kullanımı olmalıdır:</strong> Kamu otoriteleri ekonomide bir düzenleme yaparken sadece adil rekabet koşullarının oluşmasına odaklanmalıdır. Bu da kişi ve kurumlar arasında düzenleme arbitrajının ortaya çıkmaması, fiyat ve miktar kısıtlamalarının olmaması, piyasada her türlü bilginin tam dağıldığından ve kamuoyuna açıklandığından, fiyatların arz ve talebi tam yansıttığından emin olunması, piyasaya giriş ve çıkış engellerinin olmaması demektir.   </p>
<p>Kredi miktar kısıtlamaları, tavan fiyat uygulamaları gibi fiyat ve miktara etki eden düzenlemeler uzun vadede bozulma ve kaynak israfı (distortion) yaratır ve enflasyonu dolaylı olarak besler.</p>
<p><strong>Vergi politikası enflasyonla mücadeleye uyumlu olmalıdır: </strong>Ekonomik faaliyet tasarruf, yatırım, üretim ve tüketim diye bir döngüyü takip eder. Kamunun toplayacağı vergiler mümkün olduğu kadar bu döngünün son kısımlarından, yani karlar ve tüketim üzerinden alınmalıdır. Tasarruf, yatırım ve üretim üzerinden alınan vergiler, ekonomiye kat kat yük getirir.</p>
<p><strong>Tarım ve sosyal güvenlik alanında yapısal dönüşüm gerçekleştirilmelidir:</strong> Yapısal dönüşüme konu olması gereken çok alan var ama bu iki alan öncelikli. Bunları yeni baştan yaratmamız gerekiyor yoksa uzun vadede çok büyük sorun yaşayacağız. Uzun vadede enflasyonla mücadele işte bu alanlarda yapısal dönüşümü kararlılıkla sürdürmekle mümkün olacaktır.  </p>
<p>Yapılması ve özellikle de yapılmaması gerekenler listesine eklenmesi gereken başka maddeler var ama en önemli kalemler bunlar. Haftaya stopajın davranışlara etkisini konuşuruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sahi-biz-bu-programi-ne-yapalim-77785</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sahi, biz bu programı ne yapalım? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bogazda-tek-gemi-merkezde-sukunet-77784</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Boğaz’da tek gemi, Merkez’de sükûnet</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel piyasalarda oynaklık seviyeleri bir süredir düşüş eğilimindeydi. Bu durum risk iştahını oldukça destekledi. Ancak volatilite göstergelerindeki gerileme ivmesi bu hafta durdu. Mevcut tablo yeni bir taban arayışına işaret ediyor.</p>
<p>Brent petrolün, avro/dolar paritesinin, tahvillerin ve borsa endekslerinin oynaklıklarından benzer sinyaller geliyor. Riskli varlıklardaki coşkulu rüzgâr dinmiş gözüküyor. Tek yönlü beklentiler yerini dengeli bir zemine bırakıyor. Hisse senetleri barışı fiyatlarken petrol fiyatlarının tırmanması büyük bir çelişkidir. Artık alıcıların ve satıcıların güçlerini karşılıklı sınadığı çift yönlü işlemler görebiliriz. Piyasalar da biliyor ki Trump savaşın bitmesini istiyor. Geriye sadece zamanlama muamması kaldı. Tabii çözüm yarın da olabilir, bir ay sonra da. Bahis piyasaları, Hürmüz Boğazı’nın ay sonuna kadar açılmasına yüzde 3, mayıs bitimine kadar açılmasına yüzde 42 olasılık veriyor. Boğaz'dan dün sadece bir gemi geçebildi. Bekleyiş uzadıkça petrol arzı kan kaybediyor.</p>
<p>Yaşanan maliyet şokuna rağmen TCMB beklemeyi seçti. Merkez Bankası ne politika faizini gecelik fonlama oranına yükseltti ne de faiz koridorunda bir ayarlama yaptı. Son günlerde hemen her kesimden gelen eleştirilerin kurum üzerinde psikolojik bir baskı kurmuş olması muhtemeldir. Neredeyse üç yıldır süren parasal sıkılaşmanın reel sektör ve hane halkı üzerinde yarattığı yorgunluk, para otoritesini bir hamle yapmaktan alıkoymuş olabilir.</p>
<p><strong> </strong></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bogazda-tek-gemi-merkezde-sukunet-77784</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Boğaz’da tek gemi, Merkez’de sükûnet ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/calisma-hayatinda-yeni-denge-arayisi-esneklik-mi-guvence-mi-77783</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çalışma hayatında yeni denge arayışı: Esneklik mi, güvence mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye, güçlü sosyal güvenlik sistemi ve dinamik iş gücü piyasası ile çalışma hayatında yaşanan dönüşümü fırsata çevirebilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunun için zaman kaybetmeden, yeni nesil çalışma biçimlerine uygun hukuki ve kurumsal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.</strong></p>
<p>Küresel ölçekte yaşanan ekonomik dönüşüm, çalışma hayatını köklü biçimde yeniden şekillendiriyor. Dijitalleşme, uzaktan çalışma modelleri, platform ekonomisi ve yapay zekâ temelli üretim süreçleri; iş gücü piyasasında hem fırsatları hem de riskleri birlikte getiriyor. Türkiye de bu dönüşümün dışında değil.</p>
<p><strong>Esnekleşen iş gücü piyasası</strong></p>
<p>Pandemi sonrası hız kazanan uzaktan ve hibrit çalışma modelleri, işverenler açısından maliyet avantajı sağlarken; çalışanlar için de zaman ve mekân esnekliği sunmaktadır. Ancak bu yeni model, klasik iş hukuku düzenlemelerinin sınırlarını zorlamaktadır.</p>
<p>Özellikle platform çalışanları, freelance çalışanlar ve proje bazlı istihdam edilen kesimler; mevcut sosyal güvenlik sisteminin dışında kalma riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum, uzun vadede sosyal koruma açıklarını büyütebilir.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik sisteminin uyumu</strong></p>
<p>Türkiye’nin güçlü bir sosyal güvenlik altyapısı olmakla birlikte, yeni çalışma biçimlerine uyum sağlayacak güncellemeler kaçınılmazdır. Prim esaslı sistemin, düzensiz gelir elde eden kesimleri de kapsayacak şekilde esnetilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda;</p>
<p>Kısmi süreli çalışanlar için esnek prim modelleri,</p>
<p>Platform çalışanlarına yönelik özel sigorta düzenlemeleri,</p>
<p>Gelir dalgalanmalarına duyarlı prim hesaplama sistemleri</p>
<p>gibi uygulamalar gündeme alınmalıdır.</p>
<p><strong>Kayıt dışı istihdam riski artıyor mu?</strong></p>
<p>Esnek çalışma modellerinin yaygınlaşması, kayıt dışı istihdam riskini de beraberinde getirmektedir. Özellikle dijital platformlar üzerinden yapılan işler, denetim mekanizmalarının dışında kalabilmektedir.</p>
<p>Bu noktada denetim anlayışının da dönüşmesi gerekiyor. Geleneksel saha denetimlerinin yanında; veri analitiği, dijital izleme ve çapraz kontrol mekanizmaları daha etkin kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>İşveren perspektifi: </strong><em>Maliyet ve rekabet dengesi</em></p>
<p>İşverenler açısından bakıldığında, küresel rekabet koşulları maliyet baskısını artırmaktadır. Bu nedenle daha esnek ve verimli istihdam modellerine yönelim kaçınılmazdır.</p>
<p>Ancak burada kritik denge; işverenin rekabet gücünü korurken, çalışan haklarını zayıflatmayan bir yapı kurmaktır. Aksi takdirde kısa vadeli maliyet avantajları, uzun vadede iş gücü kalitesinde düşüşe yol açabilir.</p>
<p><strong>Politika önerisi: </strong><em>Hibrit bir model</em></p>
<p>Türkiye için en rasyonel çözüm; katı korumacılık ile sınırsız esneklik arasında dengeli bir model oluşturmaktır. Bu model;</p>
<p>- Çalışanlara asgari sosyal güvenceyi garanti eden,</p>
<p>- İşverenlere operasyonel esneklik sağlayan,</p>
<p>- Devlete ise sürdürülebilir prim ve vergi geliri sunan bir yapı üzerine inşa edilmelidir.</p>
<p>Çalışma hayatında yaşanan dönüşüm, kaçınılmaz ve geri döndürülemez bir süreçtir. Önemli olan, bu süreci doğru yönetebilmektir.</p>
<p>Türkiye, güçlü sosyal güvenlik sistemi ve dinamik iş gücü piyasası ile bu dönüşümü fırsata çevirebilecek potansiyele sahiptir. Ancak bunun için zaman kaybetmeden, yeni nesil çalışma biçimlerine uygun hukuki ve kurumsal düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Esneklik ile güvence arasındaki dengeyi kurabilen ülkeler, yalnızca ekonomik büyümede değil; sosyal refahta da öne çıkacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/calisma-hayatinda-yeni-denge-arayisi-esneklik-mi-guvence-mi-77783</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çalışma hayatında yeni denge arayışı: Esneklik mi, güvence mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuz-uzun-sureli-kapanirsa-turkiye-ne-kaybeder-ne-kazanir-77782</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz, uzun süreli kapanırsa Türkiye ne kaybeder, ne kazanır?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mevcut durum, Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon hedefi ve tahminlerinde önemli ölçüde bir revizyona gitmesi gerektiğini gösteriyor. Fiyatlama davranışları ile enflasyondaki ataleti de gözetirsek, bu revizyonun orta vadeli hedefleri de etkilemesi muhtemel görünüyor.</strong></p>
<p>ABD ile İran arasında yakın vadede bir uzlaşı ihtimali giderek zayıflarken Başkan Trump Hürmüz Boğazını süresiz olarak kapattığını açıkladı. Hürmüz Boğazı’nın uzun süreli kapanma riskiyle karşı karşıya olduğumuz bu noktada, meseleyi geçici bir şok olarak değil, kalıcı bir enerji ve ticaret kırılması olarak değerlendirmek gerekiyor.</p>
<p>Bugünkü yazımda, uzun süreli bir enerji arz şokunun Türkiye ekonomisi üzerindeki kısa, orta ve uzun vadeli etkilerini ve krizi fırsata çevirme potansiyeline değineceğim.</p>
<p><strong>Kısa vadede riskler artıyor </strong><strong>Ana risk: Enflasyon</strong></p>
<p>Bu hafta yapılan Para Politikası Kurulu kararında faiz konusunda bir adım atılmasa da Kurul üyeleri hazırladıkları basın açıklamasında şokun, maliyet kaynaklı enflasyon üzerindeki yukarı yönlü etkilerine işaret etti.</p>
<p>Benzer bir şekilde yakın zamanda Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de yaptığı sunumlarda, petrol fiyatlarının 2026 yılında 80 dolar civarında kalmasının enflasyonda yaklaşık 3 – 3,5 puanlık bir artışa yol açacağını açıkladı. Yılbaşından bu yana Brent petrol fiyatı ortalamada 85 doları aşarken, içinden geçtiğimiz günlerde de 100 dolar bandının üstünde seyrediyor.</p>
<p>Özetle, mevcut durum, Merkez Bankası’nın Enflasyon Raporu’nda yıl sonu enflasyon hedefi ve tahminlerinde önemli ölçüde bir revizyona gitmesi gerektiğini gösteriyor. Fiyatlama davranışları ile enflasyondaki ataleti de gözetirsek, bu revizyonun orta vadeli hedefleri de etkilemesi muhtemel görünüyor.</p>
<p><strong>Cari açık ve dış finansman: </strong><strong>Baskı derinleşiyor</strong></p>
<p>Enerji fiyatlarındaki sert yükseliş, Türkiye’nin en büyük ithalat kalemi olan enerji ile petrokimyasal ürünler kaynaklı ithalat faturasını önemli ölçüde etkiliyor. Ayrıca şokun etkisiyle küresel ticaretteki yavaşlama da ihracat gelirlerini azaltıyor.</p>
<p>Bunların yanı sıra önemli bir döviz girdisi sağlayan turizmin de bu sene olumsuz etkilenmesi muhtemel. Zira hem turistlerin hem de turizm gelirlerinin yüzde 10-12’si Orta Doğu kaynaklı. Bunların yanı sıra jet yakıtı arz sıkıntısı yaşayan Avrupa’nın bu yaz Türkiye’ye beklenen turisti gönderememesi de olası duruyor.</p>
<p>Yukarıda saydığım bu ikincil etkiler hariç, petrol fiyatlarının yılın tamamında 80 dolar bandında kalmasının cari açığa etkisi, milli gelire oranla, %0,7 – 1,1 olarak tahmin ediliyor.</p>
<p>Cari açıktaki artış ve finansal piyasalarda belirsizliğin zirve yaptığı bir dönemde Türkiye’nin risk priminin ve finansman maliyetlerinin de yüksek seyretmesi oldukça olası görünüyor.</p>
<p><strong>Büyümede sert fren</strong></p>
<p>Kısa vadeli şoklar genellikle geçici büyüme kayıplarına yol açar. Ancak uzun süreli bir enerji krizi, yatırım kararlarını erteleyen ve tüketimi baskılayan bir ortam yaratır. Bu da büyümede sert bir yavaşlama riskini beraberinde getirir. Zira, Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in rakamlarına göre bu yıl büyümede 0,5 – 1,2 puan bandında düşüş olası görünüyor.</p>
<p><strong>Orta ve uzun vadede: </strong><strong>Kriz fırsata döner mi?</strong></p>
<p>Kısa vadede tablo net: riskler artıyor ve bu riskler artış eğiliminde. Ancak aynı süreç, doğru yönetildiği takdirde Türkiye için önemli fırsatlar da yaratabilir. Peki nedir bu fırsatlar?</p>
<p><strong>Orta Koridor: Yeni bir </strong><strong>merkez olma imkânı</strong></p>
<p>Hürmüz’de yaşanan kesintiler, alternatif küresel enerji, ticaret yolları ile enerji üretim ve depolama tesislerinin yeniden şekillenmesini hızlandıracaktır. Türkiye’nin boru hatları, LNG terminalleri ve depolama kapasitesi bu noktada stratejik bir avantaj sağlayacak ve Türkiye’nin merkezinde yer aldığı Orta Koridor bu süreçte daha kritik hale gelecektir. Bu hat üzerinden Türkiye yeni bir lojistik merkez haline gelebilir. Bu da Türkiye’deki altyapı ve üretim altyapıları ile çarpan etkisiyle ekonomik aktiviteyi destekleyecek önemli bir kaldıraç olabilir.</p>
<p><strong>Savunma sanayii ve </strong><strong>sanayi politikası</strong></p>
<p>Jeopolitik risklerin arttığı dönemler savunma sanayiine olan talebi artırır. Aynı zamanda HIT-30 gibi programlarla yüksek katma değerli üretime geçiş süreci hızlandırılabilir. Bu da kriz ortamının, sanayi dönüşümü için bir kaldıraç haline gelmesini sağlayabilir.</p>
<p><strong>Yeniden inşa süreci: </strong><strong>Uzun vadeli talep fırsatı</strong></p>
<p>Orta Doğu ve Ukrayna’da savaş sonrası yeniden inşa süreci başladığında, Türkiye’nin müteahhitlik ve üretim kapasitesi önemli bir avantaj sağlayabilir. Bu süreç, Türkiye için yıllara yayılacak bir talep ve gelir kaynağı yaratabilir.</p>
<p><strong>Sonuç: Risk büyüyor; ama fırsatlar açık</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazı’nın uzun süre kapalı kalması, Türkiye için kısa vadede ciddi bir ekonomik stres testi anlamına geliyor. Üstelik petrol fiyatlarının 80 dolar varsayımının üzerine çıkarak 100 doların üzerinde kalıcı hale gelmesi, bu riskleri daha da büyütecektir.</p>
<p>Ancak bu tablo aynı zamanda yeni bir denge arayışının başlangıcını da beraberinde getiriyor. Burada kritik olan nokta ise şudur: Fırsatlar otomatik olarak ortaya çıkmaz, politika tercihlerine bağlıdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuz-uzun-sureli-kapanirsa-turkiye-ne-kaybeder-ne-kazanir-77782</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/5/1280x720/hurmuz-bogazi-1775624428.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz, uzun süreli kapanırsa Türkiye ne kaybeder, ne kazanır? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/applein-yeni-ceosu-sanayide-guc-fabrikada-degil-77781</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Apple’ın yeni CEO’su: Sanayide güç fabrikada değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Apple’ın ana işi birçok parçayı başka yerde görülmemiş bir mühendislik becerisiyle bir araya getirmek, sonra da ortaya çıkan bu ürünü görülmemiş bir mühendislik becerisiyle çok sayıda üretebilmek. Mesela, yılda 230 milyon iPhone.</strong></p>
<p>Apple’ın CEO’su değişiyor. Apple, çağımızın en önemli ürünlerinden olan iPhone ve bundan kaynaklanan 4 trilyon dolar piyasa değeriyle dünyanın en başarılı, yenilikçi ve istikrarlı şirketlerinden biri. Görevi bırakan Tim Cook, 15 yıldır şirketin başındaydı. Yeni gelen CEO John Ternus ise öyle dergi kapaklarında boy boy fotoğrafları çıkan, borsanın yakından takip ettiği bir iş dünyası yıldızı değil. 25 yıldır Apple’da çalışan bir makine mühendisi. Apple’ın yeni CEO’sunun hikâyesini okuyunca almamız gereken ders şu: Çağımızda şirketlerin değeri fabrika kurmaktan değil, üretim sürecini küresel ölçekte kontrol edebilmekten geliyor.</p>
<p><strong>Apple, ürünlerini kendisi üretmiyor</strong></p>
<p>Apple’ın yeni CEO’su Ternus’un en önemli işlerinden biri Intel çipler yerine Apple’ın kendi çiplerine geçişti. Ternus, çipleri tasarlamadı ama Apple ürünlerinin içine entegre edilmesi sürecini yönetti. Ayrıca yeni CEO’nun 317 patenti varmış: Menteşeler, muhafaza (<em>enclosure</em>) tasarımları, kilitleme mekanizmaları, termal yönetim sistemleri, cam ile kasa arasındaki arayüzler… İlk bakışta sıkıcı alanlardaymış gibi duran bu patentler aslında Apple’ın neyi en iyi yaptığını anlatıyor. Daha fazla ısınan bir çipi, daha ince bir ekranı ve daha hafif bir kasayı; nasıl ısınmayan, bükülmeyen, kırılmayan ve en önemlisi zamanında piyasaya çıkan bir cihaz haline getirirsiniz? Apple’ın ana işi birçok parçayı başka yerde görülmemiş bir mühendislik becerisiyle bir araya getirmek, sonra da ortaya çıkan bu ürünü görülmemiş bir mühendislik becerisiyle çok sayıda üretebilmek. Mesela, yılda 230 milyon iPhone.</p>
<p>Bu arada, Apple aslında bu ürünleri kendisi “üretmiyor”. Pek çok siyasetçinin “Apple ülkemizde üretim yapsın” dediğini duyarsınız. Eğer bir ülkede Apple cihazları üretilecekse bunu aslında Apple değil, Foxconn isimli Tayvanlı şirket yapıyor. Foxconn, Çin’de Shenzhen ve Chongqing’de bu iş için 600 bin ila 900 bin kişi istihdam ediyor. İstihdam, ürüne olan talebin arttığı sene sonuna doğru artıyor, sonra azalıyor. Zaten bu kadar esnek bir üretim sistemini Çin dışında bir yerde kurmak çok da mümkün değil. Foxconn’un üretim süreçlerinin kritik aşamalarında Apple’ın üretim makineleri kullanılıyor. Foxconn fabrikalarında 15 milyar dolar değerinde Apple makinesi ve ayrıca üretimin her aşamasında da Apple mühendisleri var. Öyle ki Apple, United Airlines’ın San Francisco’dan Shenzhen’e ve Chongqing’e direkt uçuş koyması için uçuşların tüm business koltuklarını önden satın almayı taahhüt etmiş.</p>
<p>Apple’ın 100 bin kadar patenti var. Her sene Foxconn’a 50 milyar dolar, çiplerini yapan diğer Tayvan şirketi TSMC’ye de 25 milyar dolar ödeme yapıyor. Apple’ın hiç fabrikası yok! Demek ki artık yüksek teknolojili ürün üretiminde işin esprisi fabrika sahibi olmak değil; fabrikadaki üretim sürecini yönetmek.</p>
<p>Üretim süreçlerine dair sahip olduğu beceriyi küresel olarak ölçeklendirmek ilk kez Apple’ın yaptığı bir iş değil. Toyota 1980’lerde Japonya’daki yalın üretim becerisini ABD ve Fransa’ya yaptığı yatırımlarla ölçeklendirip dünya şirketi haline gelmişti. Apple, bugünkü hızlı iletişim imkânları sayesinde, benzer bir modeli daha sofistike hâle getirip tüm sermaye yatırımını taşeron şirketlerine yaptırarak uyguladı.</p>
<p><strong>Dünyadaki en büyük 100 savunma </strong><strong>sanayii şirketinden 4’ü bizim</strong></p>
<p>Peki, Türkiye’de benzer şekilde başarıyla küreselleşebilen şirketler var mı? Sayıları az. Aklıma ilk gelen Arçelik. Bugün 9 ülkede 45 üretim tesisi varmış. Arçelik’in esprisi, Türkiye’deki düşük maliyetle üretim becerisi sayesinde dünya pazarlarına erişim sağladıktan sonra, ülkemizdeki maliyet yapısının ilelebet ucuz kalmayacağını öngörüp farklı yerlerde, farklı maliyetlerde üretim kapasitesi kurabilmesi. Arçelik’in İtalya’da da Pakistan’da fabrikası var. Hatta Alman Grundig’i satın aldılar, Amerikan Whirlpool ile ortak olup Beko Europe markasını kurdular. Böylece girdikleri piyasalardan üretim ve marka adına bir şeyler öğrenmeyi de biliyorlar. Arçelik başarılı bir örnek olsa da ölçek olarak Toyota, Apple veya Samsung gibi şirketlerle karşılaştırılabilecek durumda değil.</p>
<p>Türkiye’nin tüm bir ekosistemi yönetebildiği bir alan ise savunma sanayii. Dünyadaki en büyük 100 savunma sanayii şirketinden 4’ü bizim. Savunma sanayiindeki espri ise parçaları başarıyla bir araya getirip son ürünü yapabilmek. Her parçayı bir şirket olarak kendinizin yapması ise mümkün değil. Buna gerek de yok. Öte yandan, stratejik açıdan parçaları yerli üretimle yapabilmeniz oldukça önemli; zira bir gün ambargo olursa üretiminiz aksamasın. Vaktiyle yeni CEO Ternus’un Apple çiplerine yaptığı gibi. Birçok savunma sanayii ürününde %80’lerde yerliliğe ulaşmış durumdayız. Ancak savunma sanayii analojisi bir yere kadar gidiyor. iPhone’u satabileceğiniz milyarlarca müşteri var. Savunma sanayiinde ürünlerinizi yalnızca dost ülkelere satabilirsiniz. Ölçekler çok farklı.</p>
<p>Ben Apple’ın yeni CEO’sunun hikâyesinde iki ders görüyorum: Birincisi, fabrikaya değil, üretim sürecine sahip olmanın değerli olduğu çağımızda Türk <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/misira-giden-fabrikalar-turkiyede-kalan-deger-70666" target="_blank" rel="noopener">sanayicisinin yurt dışına yatırım yapması iyi bir şeydir</a>. İkincisi, savunma sanayii, çağımızın üretimden değer yaratma paradigmasıyla örtüşüyor. Ama sadece savunma sanayii ile iktisadi kalkınma olmaz. O nedenle, <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/israilin-sirri-daha-iyi-yapay-zeka-degil-daha-cevik-sistem-76716" target="_blank" rel="noopener">daha önce de yazdığım gibi</a>, savunma sanayiinin kendi içinde ve diğer sektörlerle arasındaki siloları kırıp daha yatay bir sistem kurmak lazım. Tekrar edelim: Sanayide güç, üretim kapasitesinde değil, üretim sistemini küresel olarak orkestra etme yeteneğinde.</p>
<p>Okuma tavsiyesi:</p>
<ul>
<li>Çelik Kurdoğlu, Değer Zincirinin Evrimi, Efil Yayınları, 2022.</li>
<li>Patrick McGee, Apple in China: The Capture of the World's Greatest Company, 2025.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/applein-yeni-ceosu-sanayide-guc-fabrikada-degil-77781</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Apple’ın yeni CEO’su: Sanayide güç fabrikada değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/baykus-merkez-bankacilik-77780</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Baykuş merkez bankacılık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Baykuş olmak, para politikasının veriye bağımlı doğası ile uyumlu. Yakın zamanda görev süresi dolan Sayın Cevdet Akçay’ın pek çok defa söylediği “toplantı bazlı yaklaşım” ile de örtüşüyor.</strong></p>
<p>Yönetmenliğini Ertem Eğilmez’in yaptığı ve bize Türk sinemasının yüz akı pek çok oyuncuyu izleme şansı veren Şaban Oğlu Şaban filmini hatırlar mısınız? Bir sahnede Şevket Altuğ’un canlandırdığı kaptan karakteri, adını söyleme meselesini öyle uzatır ki… Hızır idi, Yunus idi derken, muhabbetin bitmeyeceğini anlayan Şaban (Kemal Sunal) ve Ramazan (Halit Akçatepe), çareyi kendilerini denize atmakta bulurlar.</p>
<p>TCMB’nin politika faizini sabit tuttuğu son toplantısından sonraki tartışmalar, size de bu sahneyi anımsatmıyor mu? TCMB’nin açıklamaları şahin mi, güvercin mi, şahin mi, güvercin mi?</p>
<p>Yanlış anlamayın, bu sadece bize özgü bir şey değil, benzer tartışmalar dünyada da pek popülerdir. Piyasa “Merkez bankası şahin mi, güvercin mi?” diye sorarken, mevcut kararı anlamaktan ziyade bir sonraki hareketi tahmin etmeye çalışır. Yani aslında öğrenilmek istenen şey, para politikası görünümüdür. Lakin, maalesef bu sorunun her zaman bir yanıtı olmaz. Bunu ben söylemiyorum, San Francisco Fed’in başkanı Mary Daly söylüyor. 23 Mart’ta yaptığı bir açıklamada ABD için “Para politikası görünümü ne?” sorusuna “Buna yanıt olabilecek tek bir olası patika yok, esnek kalmak ve sürekli evrilen risklere tepki verebilecek durumda olmak zorundayız” demişti Daly.</p>
<p><strong>Bazen şahin ya da </strong><strong>güvercin olamazsınız</strong></p>
<p>Daly, söylediklerinin epey yuvarlak hatta piyasa oyuncularını tatmin etmeyen sözler olduğunun farkında. Ama belirsizlik dönemlerinde merkez bankalarının fazlaca ileriye dönük yönlendirme (forward guidance) yapmasının, piyasa oyuncularında yanlış bir kesinlik algısı yaratabileceğini söylüyor. Yani bazen şahin ya da güvercin olamazsınız, çünkü belirsizlik çok yüksektir.</p>
<p>Peki ne olacak şimdi, açıkta mı kaldık? Hayır muhteremler, bir seçeneğimiz daha var: Baykuş olmak.</p>
<p>Avrupa Merkez Bankası Başkanı Lagarde, 2019’da göreve geldiğinde “Şahin ya da güvercin değilim, amacım baykuş olmak” demişti. Lagarde’ın bilgelik ile özdeşleştirdiği baykuşluk, ön-taahhüt içermeyen bir duruş. Her an her şeyin olabileceği günümüz şartlarında, faydalı bir esneklik. Bu arada bahsettiğim taahhüt, para politikası ile ilgili. Yani <strong>baykuş olmak, fiyat istikrarı taahhüdünden vazgeçmek anlamına gelmiyor</strong>.</p>
<p>Baykuş olmak, para politikasının veriye bağımlı doğası ile uyumlu. Yakın zamanda görev süresi dolan Sayın Cevdet Akçay’ın pek çok defa söylediği “toplantı bazlı yaklaşım” ile de örtüşüyor.</p>
<p>Tabii her gün pek çok şey değişiyor derken, değişmeyen şeyler olduğunu da hatırlamak gerek. Türkiye’de enflasyonun yüksek olması, petrol şokundan önce de piyasanın ara hedefe ulaşabileceğine ikna olmaması, beklentilerin kırılganlığı, değişmeyenlerin başında geliyor. TCMB’nin son PPK kararına, enflasyondaki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı olduğunu belirten bir cümle eklemesi işte bu yüzden çok anlaşılır ve çok yerinde. Bu cümle baykuşluk ile de uyumlu.</p>
<p><strong>TCMB faiz artırmadan </strong><strong>dayanmaya çalışacak</strong></p>
<p>İşin gerisi için söylenecek tek şey var: Yaşayan görür. Ama anlaşılan o ki petrolün ortalama 80-85 dolarda kalacağı ve gıda fiyatlarının olumlu seyredeceği umuduyla, TCMB faiz artırmadan dayanmaya çalışacak. Uzun süre faizleri sabit tutacağı konusunda piyasayı ikna ederek (Üst banttan haftalığa kayma olabilir.), bir yandan beklentileri aşağı yönlü şekillendirmeyi deneyecek, bir yandan da toplam talepte beklediği zayıflamanın enflasyonla mücadeleye ne kadar destek vereceğini izleyecek. Lakin bu dediklerim beş dakikada değişir mi? Değişebilir. Baykuşluk bu değişken ortama uygundur ama bizdeki yüksek enflasyon ve sizin güzel hatırınız için hadi “Şahin Başlı Anadolu Baykuşu” diyeyim. Taklacı güvercinler gökyüzünde güzel, bize gelmez.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/baykus-merkez-bankacilik-77780</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Baykuş merkez bankacılık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belirsizlik-ortaminda-merkez-bankalarinin-yeni-rolu-ve-tcmb-karari-77779</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Belirsizlik ortamında merkez bankalarının yeni rolü ve TCMB kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Enflasyon her fırsat bulundukça, kademe kademe üreticiden tüketiciye geçecek diye düşünüyorum. Özellikle hammaddeden dolayı katlanılan yüksek maliyetlerin firma bünyesinde tutulabilmesi çok mümkün görünmüyor.</strong></p>
<p>Modern merkez bankacığılında merkez bankası bağımsızlığı, sadece teknik ve operasyonel bir imtiyaz kullanımı olmayıp, ulusal parayı ve aslında tüm finansal sistemi korumaya yönelik bir kurumsal yapıdır. <strong>Tarihsel süreçte yaşanan krizler, kurumların, kurumların iş yapış modellerinin, insanların ihtiyaçlarının ve bütün bunlarla birlikte ekonomilerin dönüşümlerinin bir sonucu olarak bu kurumsal yapıyı oluşturdu.</strong></p>
<p><strong>Tüm saydığım bu unsurlar merkez bankalarını statik bir yapı olmaktan çıkardı ve yaşanan tüm değişikliklere göre şekillenen dinamik bir yapıya dönüştürdü.  </strong></p>
<p>Merkez bankalarından bir kısmı tarihsel süreçte yaşananlardan beslenerek ya kendini dönüştürür ya da süreci yok sayarak statik yapısını korur. <strong>Bugün yeni nesil birçok merkez bankacıda aslında bu kurumsal değişim isteğini, kurumları dönüştürmeye olan hevesi görebiliyoruz.</strong></p>
<p><strong>Finansal istikrar, denge mekanizmasının </strong><strong>devamı için son derece önemli</strong></p>
<p><strong>Küresel ekonominin dönüşümü, finansı geçmişe göre çok daha önemli bir hale taşıdı.</strong> Merkez bankaları açısından asıl hedef parasal istikrar, yani enflasyon, iken, finansal istikrarın sağlanması da denge mekanizmasının devamı açısından son derece önemli. <strong>O nedenle merkez bankaları aldıkları kararlarda salt parasal istikrara yönelik değil, finansal istikrarı da devam ettirecek kararlar almak konusunda dikkatli davranıyorlar.</strong></p>
<p>Elbette, yüksek enflasyonun hâkim olduğu bir ekonomide merkez bankasının temel hedefi enflasyonu yaşanabilir bir düzeye indirmek olmalı.</p>
<p>Merkez bankalarının, bankaların ötesine geçen <strong>‘son borç verme mercii’</strong> olma rolü finansal istikrar açısından büyük bir öneme sahip. <strong>Diğer taraftan, finansal istikrarı bozacak hamlelere de merkez bankalarının izin vermemesi gerekiyor.</strong> Finansal istikrarın tehdit altında olduğu durumlarda merkez bankaları, piyasa nakit ihtiyacını ya teminatlı ya da teminatsız ve hatta bazen çöp değerindeki teminat karşılığında sağlıyorlar. <strong>Merkez bankaları, özellikli durumlarda likidite kolaylığı sağlamakla da yükümlüler.</strong>  </p>
<p>Merkez bankalarının tarihsel süreçte yüklendikleri bir diğer görev ise <strong>‘tekil şoklar’</strong> yerine, halihazırdaki içsel riskleri, ortaya çıkan jeopolitik ve jeoekonomik riskleri, olası faiz artışlarını, varlık fiyatlarındaki düşüş ve artışları da dikkate alan <strong>‘üst üste katmanlanmış’</strong> şoklar dizisini senaryolaştırmak ve bunlara karşı önemlerinin neler olabileceği konusunda ekonomik birimleri, piyasa katılımcılarını ve hatta hanehalklarını bilgilendirmek oldu.</p>
<p><strong>Bilinmezlik, endişe ve </strong><strong>güvensizliği tetikliyor</strong></p>
<p><strong>Merkez bankalarının tarihsel süreçte edindikleri en büyük deneyim, açık iletişimin, olası şokların zararlarını minimize ettiği gerçeği.</strong> Bilinmezlik ise peşinde birçok anlamsız soruyu, endişeyi ve güvensizliği tetikliyor.  <strong>Merkez bankaları iletişimi doğru kurmadıklarında üzerlerindeki sosyal baskı da artıyor. Bazen çıkar çevrelerinin, merkez bankaları üzerindeki baskıları, toplumsal menfaatten ziyade kurumsal ya da bireysel menfaate doğru evrilebiliyor. </strong></p>
<p><strong>Böyle durumlarda merkez bankaları için en zor durum, bağımsız kalabilmek ve bağımsızlığın sağladığı rahatlıkla toplumun geneli lehine karar verebilmek. </strong></p>
<p>Son zamanlarda farkındayım, Avrupa Merkez Bankası Christine Lagarde’ın konuşmalarını sık sık bu köşeye taşır oldum.</p>
<p><strong>Lagarde, Berlin’de 20 Nisan 2026 tarihinde, Alman Bankalar Birliği'nin 75. yıldönümü vesilesiyle düzenlenen yıllık resepsiyonunda yaptığı açılış konuşmasında yine önemli noktalara değindi. </strong></p>
<p><strong>İran-Amerika-İsrail çatışmasını otomobillerdeki start-stop sistemine benzetti</strong> ve ekonomik tablonun son derece belirsiz olduğunu belirtirken, savaşın, ateşkesin, barış görüşmelerinin, bunların çöküşünün, deniz ablukasının kaldırılmasının, yeniden kurulmasının, savaşın süresini ve derinliğini ölçmeyi son derece zorlaştırdığını söyledi. <strong>Sanırım artık yeni normal bu oldu.</strong></p>
<p><strong>Böyle bir ortamda para politikasını belirlemenin zorlu bir iş olduğunu özellikle vurguladı. Gerçekten de merkez bankaları büyük bir belirsizlikle karşı karşıya. </strong></p>
<p>Lagarde; ‘Büyük bir şokla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz. Uluslararası Enerji Ajansı bunu tarihteki en büyük petrol arzı kesintisi olarak değerlendiriyor. Ancak geçmiş deneyimler bize şokun büyüklüğünün tek başına ekonomik sonuçları belirlemediğini öğretti.’ Dedi.</p>
<p><strong>Lagarde’a göre; arz kesintisinin süresinin ne olacağının bilinememesi önemli bir faktörken, enerji fiyatlarının geniş yayılımlı bir enflasyonun nedeni olması diğer önemli faktör. Her iki faktör de de merkez bankası politikasını doğru belirlemek için kritik öneme sahip.</strong></p>
<p><strong>Lagarde;</strong> Pandemiden bu yana, hanehalklarında ve firmalarda, hükümetlerin her büyük şokta bu kesimleri korumak için devreye gireceği beklentisinin yerleştiğini ve bunun da Merkez Bankaları üzerinde ve maliyede baskı oluşturduğunu, <strong>fakat Pandemiden bu yana geçen zamanda mali alanın iyice daraldığını, hanehalkları için her şoku hafifletmeye çalışan hükümetlerin, mali sürdürülebilirliği tehlikeye atma riski ile karşı karşıya olduklarını belirtti.</strong></p>
<p><strong>Ilımlı kötümserliğin </strong><strong>hakim olduğu bir metin</strong></p>
<p><strong>Böyle büyük bir belirsizlik ortamında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz kararını karşıladık. </strong></p>
<p><strong>Savaşın en kötüsünün geride kaldığını onlar da değerlendirmiş olmalılar ki herhangi bir politika tepkisi vermediler.</strong> Benim beklentim, mayıs ayından pas geçileceği için olası risklere karşı koridorun üst bandını açmaları yönündeydi. Sanırım gelinen noktada bu yönde de bir risk görmemişler.</p>
<p><strong>Para Politikası Kurulu metni ise ne çok şahin ne de güvercindi. Ilımlı kötümserliğin hâkim olduğu bir metin diyebiliriz. </strong></p>
<p>Metin içerisinde yer alan “Göstergeler iktisadi faaliyette yavaşlamaya işaret ederken, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkileri önem taşıyacaktır” ifadesinden sonraki paragraflardan ben, iktisadi faaliyetteki yavaşlamanın enflasyonla mücadeleye olumlu bir katkı da sağlayabileceğini düşündüklerini çıkarttım ki, eğer böyle ise bu düşüncenin enerji ve hammadde fiyatlarının çoktan üreticilerin maliyetlerine girdikleri için doğru olmayabileceğini düşünüyorum.</p>
<p>Enflasyon her fırsat bulundukça, kademe kademe üreticiden tüketiciye geçecek diye düşünüyorum. <strong>Özellikle hammaddeden dolayı katlanılan yüksek maliyetlerin firma bünyesinde tutulabilmesi çok mümkün görünmüyor.</strong></p>
<p>Yine metinden hareket edersek; <strong>‘...Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır…’ </strong>şeklindeki söyleme karşı belki şu soruyu sorabiliriz.</p>
<p><strong>Ara hedefin yüzde 16 olarak belirlendiğini dikkate alırsak, Merkez Bankamız enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma görmüyor mu?</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belirsizlik-ortaminda-merkez-bankalarinin-yeni-rolu-ve-tcmb-karari-77779</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/9/1280x720/346-1777005472.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belirsizlik ortamında merkez bankalarının yeni rolü ve TCMB kararı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cocuklara-kiymayin-efendiler-77778</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çocuklara kıymayın efendiler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>23 Nisan neşe doluyor mu insan? Küçükler sevinsin kuşkusuz ama büyükler övünecek durumda değil. Zira çocukları koruyamıyorlar, sokağa terk ediyorlar, katlediyorlar, sahip çıkamıyorlar…</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: <strong>Nazım Hikmet</strong> bu dizenin devamını; “<strong>bulutlar adam öldürmesin</strong>” diye getirir Hiroşima şiirinde. <strong>Vietnam</strong> savaşının ikonik fotoğrafında “<strong>napalm kızı</strong>” çaresizliğini görürüz. <strong>İsrail</strong>, İran’da okul saldırısında <strong>185 çocuğu</strong> katlediverir. Bizde de <strong>Narin</strong>’den başlayarak <strong>çocuklara kıyılıyor</strong>, öldürülüyor.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Koruyamadığımız, <strong>sokağa terk ettiğimiz</strong> çocukların dramlarına tanık oluyoruz. Sokakta yaşamak zorunda kalan <strong>200 bine yakın</strong> çocuk var. <strong>23 Nisan’da makamına gelen çocuğa</strong> su dahi ikram etmeyen aile bakanımız vardı. Ve bu tutum rakamlara yansıdı; <strong>Türkiye’de çocuk sayısı hızla azalıyor</strong>.</p>
<p><strong>SOKAKLAR ÇOCUK DOĞURMAZ, SOKAĞA TERK EDİLMİŞ ÇOCUK VARDIR</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Geleceğini emanet edeceğin çocuklara <strong>bütçeden kaynak</strong> ayırmalı, eğitim kurumlarında <strong>pedagojik yetkinlikler</strong> çalıştırılmalı, sokağa terk edilmişleri, <strong>terörün</strong>, <strong>organ mafyasının</strong> ve <strong>sapıkların</strong> elinden kurtaracak <strong>yeni nesil kurumlar</strong> oluşturulmalı. Çocuklar gelecek ise geleceğimizi karartmayalım.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Sokak çocuğu yoktur, <strong>sokakta yaşamaya gayret eden</strong> çocuk vardır. Mevcut yapısıyla <strong>Çocuk Esirgeme Kurumu</strong>, sokak çocuklarını ne esirgeyebiliyor ne de koruyabiliyor. 23 Nisan Bayramı’nı dahi hükümsüzleştirme, <strong>yok sayma</strong> gayretindeki bakanı, bakmayanı ile <strong>varılacak mutlu yarın</strong> yoktur.</p>
<p><span style="color: #3598db;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Çocuk dramımıza dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Sorunun kök sebebi nedir?</em></strong></p>
<p>Bir grup insan <strong>İbni Haldun</strong>’a gelir; “<em>efendim, çocuklarımızı nasıl eğitelim?</em>” diye sorar. İbni Haldun cevap verir: “Ç<em>ocuklarınızı eğitmeyin, zira size benzeyecekler. Siz, kendinizi eğitin</em>.” Bu kadar net…</p>
<p><strong><em>Çocuklar aslında kimin?</em></strong></p>
<p>Ebeveynin yanı sıra <strong>her birimizin</strong>… Zira onlar, neslin devamı ve <strong>uygarlığın yarını</strong> için elimizdeki tek kaynak. Bu yaklaşımı şiar edinmeyen <strong>yönetim kültürü</strong>, eğitim otoritesi, geleceğimizi riske atmış olur.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OTOMATİK SİLAHLA ATIŞ TALİMİ YAPARSA</strong></p>
<p><strong>Balıkesir Kepsut</strong> İlçesi Milli Eğitim Müdürü <strong>Erdal Durmuş</strong>, polis ve özel kuvvetlerin kullandığı 200 mt menzilli MP-5 <strong>otomatik silahıyla</strong> <strong>atış yaptığı fotoları</strong> sosyal medyada paylaşabiliyor. Sonra da okul baskınlarında kaybettiğimiz çocuklar için ağıt yakıyoruz. Sorun, <strong>ebeveynlerde, yetişkinlerde</strong>, bizde…</p>
<p><strong>SOKAK ÇOCUKLARI LÛGATI</strong></p>
<p><strong>Sokak çocuğu</strong>: Şehrin sokaklarında yaşayan, aile koruması ve imkânından mahrum 5-17 yaş çocuklar</p>
<p><strong>Karton Kutu</strong>: Sokak çocuklarının parklarda veya sokaklarda uyumak için kullandıkları ambalaj atıkları</p>
<p><strong>Organ mafyası</strong>: Sokakta yaşayan çocukları avlayıp organlarını çıkarıp satan caniler, çeteler yığını</p>
<p><strong>Çocuk istismarcıları</strong>: Cinsel saldırılar dahil çocukları mağdur eden ve kolayca salıverilen sapıklar</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cocuklara-kiymayin-efendiler-77778</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/5/1280x720/cocuk-1776684433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çocuklara kıymayın efendiler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enfl-asyon-hedefini-degistirsek-de-mi-tutturamasak-degistirmesek-de-mi-tutturamasak-77777</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> “Enflasyon hedefini değiştirsek de mi tutturamasak değiştirmesek de mi tutturamasak!”</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sözün özünün özü; 2026 yılı enflasyon hedefi tutmayacak! Merkez Bankası 14 Mayıs’ta açıklayacağı yılın ikinci enflasyon raporunda enflasyon hedefini yüzde 16’da sabit tutmaya devam mı eder, yoksa artırır mı bilinmez ama hedef 16 da olsa tutmayacak, bir miktar artırılsa yine aynı durum yaşanacak ve hedefte kalmak mümkün olmayacak.</p>
<p><strong>“Zaten ne zaman tutmuş ki”</strong> diyenler çıkacaktır; haksızlar mı? Ya da <strong>“Tutsa ne olacak ki, sanki açıklanan oran gerçek durumu yansıtıyor mu ki”</strong> diyenler de çıkacaktır; onlar haksız mı?</p>
<p>Hanehalkının enflasyon tahmininin yıllık bazda hâlâ yüzde 50’ler dolayında olması da zaten hedefe inanılmadığının en tipik göstergesi değil mi?</p>
<p>Dolayısıyla zaten ilk açıklandığı günden bu yana, tabii ki dile getirilememekle birlikte, aslında Merkez Bankası’nın bile inanmadığı, gerçekleşebilir bulmadığı bir oranla yola devam edilecek mi, edilmeyecek mi, işte 14 Mayıs’ta bunun kararı açıklanacak.</p>
<p>Merkez Bankası ya <strong>“Ben 16’da ısrar ediyorum, bu oranı gerçekleştirmek için elimden geleni yapacağım”</strong> yaklaşımıyla yel değirmenlerine karşı savaş açacak ve yıl sonunda hükümete <strong>“Enflasyon hedefimi tutturamadım, beni mazur görün”</strong> diye bir mektup yazarak konuyu kapatacak…</p>
<p>Ya da <strong>“Enflasyon hedefini ‘Varsayım setinde olağanüstü bir güncelleme olmadığı sürece değiştirmeyeceğim’ demiştim ama işte hiç hesapta olmayan bir savaş çıktı. Enerji fiyatları arttı ve buna son PPK metninde de vurgu yaptım. Bu koşullarda yüzde 16’lık hedefi revize etmek kaçınılmaz hale geldi”</strong> diyecek.</p>
<p>Revizyonun işaretleri zaten yılın ilk enflasyon raporunda bir ölçüde verilmiş, bu yıl için başlangıçta yüzde 13-19 aralığında öngörülen enflasyon tahmini yüzde 15-21 olarak revize edilmişti.</p>
<h2>Şimdi sıra hedefte</h2>
<p>Bu köşede iki hafta önce, 10 Nisan’da Merkez Bankası’nın 2026 enflasyon hedefini değiştirmek için artık bir gerekçeye sahip olduğunu dile getirmiştim. Bu gerekçe çok açık, savaş!</p>
<p>Hatta denilebilir ki Merkez Bankası bu savaş yüzünden (ya da sayesinde) bir hareket alanı elde etti, eli rahatladı, revizyona gitmesinin bir gerekçesi oluştu.</p>
<p>O yüzden de hiç kimse tutup yüzde 16’lık hedef revize edildiğinde <strong>“Ne oldu, hani hedefini değiştirmeyecektin”</strong> demeyecektir.</p>
<p>Hatta tam tersine çok daha önce daha gerçekçi belirlenmesi gereken enflasyon hedefinde makule biraz yaklaşılmış olması olumlu bulunacaktır, bulunmalıdır.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hedef, tahminden küçük olmamalı</span></h2>
<p>Merkez Bankası’nın yüzde 16’lık enflasyon hedefinde ısrar etmesi ve bu oranı değiştirmemesi çok ama çok anlamsız olur. Hele hele geçen yılki gibi <strong>“hedefin, tahminin altında tutulması”</strong> gibi bir tercihte bulunulmamalıdır. Bu apaçık mantıksız bir uygulamadır çünkü.</p>
<p>Hatırlayalım; Merkez Bankası geçen yılın üçüncü enflasyon raporunda tahminini yüzde 25-29 aralığında belirlerken hedefi yüzde 24’te tutmuş, son raporda ise hedef yine yüzde 24’te bırakılırken tahmin yüzde 31-33 aralığına yükseltilmişti.</p>
<p>Bu yılın tahminlerini aktardım. Yüzde 16’lık hedefe karşılık başlangıçta yüzde 13-19 aralığında olan tahmin, ilk raporda yüzde 15-21 olarak değiştirildi.</p>
<p>Merkez Bankası’nın 14 Mayıs’ta açıklayacağı ikinci raporda yüzde 16’lık enflasyon hedefini yukarı yönlü güncellemesi doğru bir adım olacaktır. Ancak Merkez Bankası enflasyon tahminini yüzde 15-21 aralığından örneğin yüzde 18-24 aralığına çeker ama hedefini bu tahmin aralığının dışında kalacak şekilde yine 16’da tutar mı bilinmez ama böyle bir tercih çok yanlış olur.</p>
<p>Artık hedefin tahmin aralığının dışında bırakılması uygulamasından vazgeçilmelidir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yüzde 18, yüzde 19, yüzde 24!</span></h2>
<p>Bu oranları 10 Nisan’da da yazdım.</p>
<p>Merkez Bankası 14 Mayıs’ta açıklayacağı ikinci raporda enflasyonda tahmin aralığını yüzde 18-24 olarak revize edebilir.</p>
<p>Aralık bu şekilde belirlenirse hedef 16’da tutulamaz, tutulmamalıdır.</p>
<p>Hedefin, aralığın içinde kalacak şekilde yüzde 19 olması makuldür.</p>
<p>Hedef niye mi yüzde 19 olabilir?</p>
<p>Bir kere 20’li oranların altında kalınacağı mesajı verilmek istenecektir.</p>
<p>İkincisi Maliye Bakanı Mehmet Şimşek zaten enflasyonun yüzde 19 olacağını söyledi. Şimşek bu açıklamayı yaparken tahmin aralığı 13-19’du ve dolayısıyla Şimşek’in zihninden geçen belki tahmin aralığının üst sınırıydı ama bu oran zikredildi.</p>
<p><strong>19 gerçekçi mi?</strong></p>
<p>2026 enflasyon hedefi yüzde 19’a yükseltilse bile bu oranda kalmak da kolay değil. TÜFE ilk üç ayda yüzde 10’u aştı, Merkez Bankası’nın ifadesine göre nisan ayında görece yüksek bir oran bekleniyor, bu oran geçen yılın nisanındaki yüzde 3’le aynı düzeyde olsa bile dört aylık artış yüzde 13,3’ü bulacak ve yüzde 19 ile arada neredeyse hiçbir şey kalmayacak demektir.</p>
<p>Dört aydaki 13,3 ile 19 olarak belirlendiği takdirde yıllık hedef arasında sekiz ay için <strong>“kullanılabilecek”</strong> yalnızca yüzde 5’lik bir alan kalacaktır.</p>
<p>Böyle değerlendirince revize edilmesi gereken 16’lık hedefin, gerçekçi olunması açısından 19’a değil, daha yukarıya çıkarılması daha doğru görünmektedir.</p>
<p>Enflasyon hedefi yüzde 19 olduğunda da tutturulamayacaktır, birkaç puan daha yukarıda belirlendiğinde de.</p>
<p>Yüzde 25’in altında bir oran bekleyen kalmadığına, hedef de bu düzeye herhalde çıkarılmayacağına göre <strong>“Enflasyon hedefini değiştirsek de mi tutturamasak, değiştirmesek de mi tutturamasak”</strong> diye sormak yanlış olmasa gerek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enfl-asyon-hedefini-degistirsek-de-mi-tutturamasak-degistirmesek-de-mi-tutturamasak-77777</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/merkez-bankasi-tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Enfl asyon hedefini değiştirsek de mi tutturamasak değiştirmesek de mi tutturamasak!” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-77772</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın Merkez Bankası&#039;nın faiz kararına tepkisi ne oldu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Merkez Bankası Pas Geçti! Piyasanın Tepkisi Ne Oldu? | Ekonomi Masası | 24 Nisan" src="https://www.youtube.com/embed/nS28hYbH0LY" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-77772</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/7/1280x720/seref-oguz-berfin-1773294621.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-pisirmeyi-yonetiyor-ankastre-pazari-196-milyar-dolari-buluyor-77776</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zeka ‘pişirme’yi yönetiyor, ankastre pazarı 19.6 milyar doları buluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ARÇELİK</strong>’in davetiyle gittiğimiz Milano’daki <strong>“EuroCucina” </strong>Fuarında doğrudan ev sahibimizin standına yöneldik. Fuarın öne çıkanları arasında yer alan standa 2024 yılındaki Arçelik-Whirlpool evliliğinin damgasını vurduğunu gördük. Aynı stantta 4 büyük marka yan yanaydı:</p>
<ul>
<li><strong>Whirlpool, Beko, Bauknecht, Hotpoint</strong></li>
</ul>
<p>Arçelik Genel Müdürü <strong>Cem Kural </strong>ile Kıdemli Pazarlama Direktörü <strong>Mehmet Tüfekçi, </strong>ünlü İtalyan mimar <strong>Mario Cucinella</strong>’yı işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Stantta 4 markamızın birbiriyle bağlantılı ancak kendine özgü kimlikleriyle tek bir mimari çatı altında birleştiren tasarım Mario Cucinella’nın imzasını taşıyor.</strong></p>
<p><strong>Cem Kural </strong>ve <strong>Mehmet Tüfekçi </strong>ile birlikte, pişirme deneyimlerinin gerçekleştiği bölüme geçtik:</p>
<p>-          <strong>Burası </strong>“Food Tech Lab”<strong>, Casinetta Ar-Ge Merkezimizden gelen gıda mühendisleri bu bölümü gerçek yaşam senaryolarının sergilendiği deneyim alanına dönüştürdü.</strong></p>
<p><strong>Kural, </strong>Avrupa’nın 1 numaralı beyaz eşya şirketi Arçelik’in Milano’daki mutfak teknolojileri fuarı<strong>“EuroCucina”</strong>daki bu yıl benimsediği temayı irdeledi:</p>
<ul>
<li><strong>Miras, Tasarım, Amaç</strong></li>
</ul>
<p>Sergilenen ürünlerle ilgili de şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Yapay zeka destekli pişirme, akıllı gıda koruma, enerji yönetimi, bağlantılı deneyim ve modüler tasarımı öne çıkarıyoruz.</strong></p>
<p><strong>Kural, </strong>Türkiye’de mutfak kategorisinin Avrupa’yla paralel şekilde hızlı bir dönüşüm içinde olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Hızlı kentleşme ve değişen yaşam alanlarıyla birlikte daha kompakt, entegre ve estetik çözümler öne çıkıyor. Ankastre ürünler artık fonksiyonel bir tercihin ötesinde yaşam tarzını ve evin değerini belirleyen bir unsur haline geliyor.</strong></p>
<p>Bu dönüşümün rakamlara da yansıdığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>TÜRKBESD 2025 yıl sonu verilerine göre ankastre satışları 6 ana ürün grubunda 6.9 milyon adede ulaşarak toplam pazarın yüzde 23’ünü oluşturdu.</strong></p>
<p><strong>“Akıllı ev” </strong>pazarına vurgu yaptı:</p>
<p>-          “Akıllı ev” <strong>pazarı ise 2024’te 442 milyon dolar seviyesindeydi. 2033’e kadar 1.2 milyar doları aşmasını bekliyoruz. Bu tablo, Türkiye’nin hem tüketici beklentileri hem de yeni teknolojilerin benimsenmesinde dinamik ve hızlı gelişen bir pazar olduğunu gösteriyor.</strong></p>
<p><strong>“EuroCucina”</strong>da sergiledikleri ürünlerin bu dönüşüm için ortaya koydukları çözümün parçası olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>İtalya’daki tasarım ve Ar-Ge gücümüz ile Türkiye’deki mühendislik ve üretim kabiliyetimizin yakın işbirliği ile geliştirilen ürünlerimizin önemli bir bölümünü Türkiye pazarına da sunacağız.</strong></p>
<p>Bu ürünlerle ilgili şu ayrıntıları ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Buhar destekli pişirme teknolojilerinden vitamin ve antioksidan koruma özellikli akıllı soğutma sistemlerine otomatik ısı algılayarak devreye giren akıllı davlumbazlardan enerji ve su optimize eden çözümlere uzanan ürünler Türkiye’de daha geniş kitleyle buluşacak.</strong></p>
<p>Gelecek planlarının çerçevesini şöyle çizdi:</p>
<p>-          <strong>Yapay zeka destekli pişirme, enerji ve su verimliliği ile bağlantılı yaşam deneyimi gibi alanlarda somut fayda sunan teknolojilerimizle mutfakta daha akıllı, daha verimli ve günlük hayatı kolaylaştıran çözümleri yaygınlaştırmayı sürdüreceğiz.</strong></p>
<p>Arçelik CEO’su <strong>Can Dinçer, </strong>küresel ankastre pazarı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Küresel ankastre pazarı 2025 yılında 19.6 milyar dolara ulaşırken, akıllı mutfak segmenti yüzde 17’nin üzerinde büyüme ivmesi yakalamış bulunuyor.</strong></p>
<p>Ayrıca Avrupa’ya baktı:</p>
<p>-          <strong>Avrupa’da ise ankastre pazarının 2030’a kadar 9.3 milyar dolara ulaşması bekleniyor.</strong></p>
<p>Hem <strong>“EuroCucina”</strong>daki stant hem de Beko’nun İtalyan şef <strong>Massimo Bottura </strong>ile işbirliğinin 10’uncu yılı vesilesiyle düzenlenen gala gecesi, Arçerlik’in global yapısını, kimliğini ortaya koydu.</p>
<p>Cumhuriyetimizin 100. yılında hedeflenen 10 dünya markası çıkarma hedefine ulaşılamasa da Arçelik gibi satın almalarla global yapıya dönüşen şirketler, aynı etkiyi, hatta fazlasını hissettiriyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">12 ülkedeki 28 Ar-Ge ve tasarım merkeziyle küresel gücünü gösteriyor</span></h2>
<p><strong>ARÇELİK </strong>CEO’su <strong>Can Dinçer, “EuroCucina”</strong>da sergilenen ürünlere işaret ederek şu dönüşüm üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Bugün mutfaklar yalnızca yemek hazırlanan alanlar olmaktan çıkıp, ev yaşamının merkezine oturuyor. Özellikle Avrupa’da açık plan mutfakların payının yüzde 50’ye ulaşmasıyla birlikte tasarım, teknoloji ve yaşam tarzı giderek daha fazla iç içe geçiyor.</strong></p>
<p>Bu dönüşümün tüketicilerin mutfak teknolojilerinden beklentilerini de yeniden tanımladığına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Daha sessiz, daha sade, daha entegre ve hayatı kolaylaştıran çözümlere talep artıyor. Araştırmalarımıza göre, tüketicilerin yüzde 66’sı hayatını kolaylaştıran teknolojileri önceliklendiriyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Yapay zeka ve bağlantılı cihazlar gitgide mutfak deneyiminin temel bir parçası haline geliyor. Bu güçlü talep, pazara da net şekilde yansıyor.</strong></p>
<p>Arçelik’in Ar-Ge ve tasarım gücüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Biz de Arçelik olarak, 12 ülkedeki 28 Ar-Ge ve tasarım merkezimizin küresel gücünü, Beko Europe ile yarattığımız ölçek ve teknoloji avantajının yanı sıra Türkiye’deki güçlü mühendislik ve üretim kabiliyetimizle destekleyerek bu dönüşüme yön veriyoruz.</strong></p>
<p>Ankastre segmentindeki büyümeyi stratejik bir öncelik olarak ele aldıklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Almanya ve İngiltere başta olmak üzere, faaliyet gösterdiğimiz pazarlarda ankastre kanalındaki varlığımızı güçlendirmeye ve bu alanda daha iddialı konumlanma ortaya koymaya odaklanıyoruz.</strong></p>
<p><strong>“EuroCucina”</strong>da sergiledikleri ürünlerin bu yaklaşımın somut bir yansıması olduğunu vurgulayıp stanttaki bir prototip ürünü gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Bu yıl tanıttığımız modüler buzdolabı konseptimiz ise geleceğin mutfaklarına bir bakış niteliği taşıyor.</strong></p>
<p>Noktayı şu mesajla koydu:</p>
<p>-          <strong>Köklü mirasımızdan aldığımız güçle, tasarım ve teknolojiyi bir araya getirerek tüketicilerin hayatına değer katan çözümler geliştirmeye devam edeceğiz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">280.9 ton gıdayı geri kazanıp 362 bin 714 misafirimize sunduk</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaf1e652d90-1777005030.jpg" alt="" width="500" height="549" /></span><strong>ARÇELİK</strong>’in çatısı altındaki 4 markanın, Whirlpool, Beko, Bauknecht, Hotpoint’in ürünlerinin sergilendiği<strong>“EuroCucina”</strong>daki stantta Beko Europe CEO’su <strong>Akın Garzanlı, </strong>İtalyan Şef <strong>Massimo Bottura </strong>ve <strong>Mario Cucinella</strong>’nın konuşmacı olarak katıldığı bir panel düzenlendi.</p>
<p><strong>Massimo Bottura, </strong>2015 yılında kurduğu <strong>“Food for Soul”</strong> (Ruhun Gıdası) ile yürüttüğü gıda israfıyla mücadelesini anlattı:</p>
<p>-          <strong>Food for Soul, aynı zamanda sosyal kapsayıcılığı artırmayı hedefleyen bir sosyal gastronomi hareketidir.</strong></p>
<p>Beko Europe CEO’su <strong>Akın Garzanlı </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Şirketimiz sürdürülebilirliği yalnızca çevresel öncelik olarak değil, aynı zamanda güçlü bir sosyal sorumluluk olarak ele alıyor. </strong>“Food for Soul”<strong>u destekleyerek sürdürülebilirliğe, gıda israfını azaltma ve sosyal dayanışmayı güçlendirme misyonuna katkıda bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Massimo Bottura, “Refettiro Ağı” </strong>aracılığıyla gıda fazlası ürünleri geri kazandıklarını, yüksek kaliteli öğünlere dönüştürerek kırılgan ve sosyal açıdan izole bireylere, topluluk içinde sunduklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu küresel kolektif çalışmalar kapsayıcılığı teşvik ediyor, insan onurunu destekliyor ve gıda sisteminin geneline sosyal ve çevresel sorumluluk yaklaşımını yaygınlaştırıyor.</strong></p>
<p>2025 yılı verilerini ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>2025 yılı itibariyle gıda fazlasından geri kazanılan 280.9 tonu buldu.</strong></li>
<li><strong>Geri kazanılan söz konusu gıda 46 bin 699 öğüne dönüştürüldü.</strong></li>
<li><strong>46 bin 699 öğün yemek 362 bin 714 misafire sunuldu.</strong></li>
</ul>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Aynı yıl içerisinde 5 bin 851 gönüllü, şefler, çıraklar ve stajyerler gibi farklı paydaşlarla birlikte girişime destek verildi.</strong></p>
<p>2015-2025 dönemi verilerine dikkat çekti:</p>
<ul>
<li><strong>2015-2025 döneminde 2 bin 752 ton gıda geri kazanıldı.</strong></li>
<li><strong>176 bin 435 gönüllünün katkısıyla 1.65 milyon misafire 4.3 milyon öğün sunuldu.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Etna Yanardağı lavından oluşan kaya ‘pizza taşı’ oldu</span></h2>
<p><strong>ARÇELİK </strong>Genel Müdürü <strong>Cem Kural, </strong>stantta oluşturulan <strong>“Food Tech Lab”</strong>da pizzanın pişirildiği fırındaki taşı gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Bu taş, Etna Yanardağı lavından oluşan kayalardan elde ediliyor. Bizim fırınlarda </strong>“pizza taşı” <strong>olarak kullanılıyor. Yani, fırınların bir parçası olarak müşteriye sunuluyor.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-pisirmeyi-yonetiyor-ankastre-pazari-196-milyar-dolari-buluyor-77776</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/6/1280x720/56-1777005048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zeka ‘pişirme’yi yönetiyor, ankastre pazarı 19.6 milyar doları buluyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-sektor-yatirimlarinin-yuzde-67si-konut-ve-ulastirmaya-77775</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım tablosunun adı konut-ulaştırma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tarım, madencilik, imalat, enerji, turizm, eğitim ve sağlık yatırımlarında özel sektörün payı yüzde 33,3 iken, tek başına konut yatırımlarının payı geçen yıl yüzde 34'ü geçti. </strong></p>
<p>Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın özel sektör ve kamu kesiminde yatırımların sektörel dağılımı verileri, yıllardır tartışılan, eleştirilen inşaat merkezli yatırım tablosunu değiştirmediği gibi aksine birkaç puan daha artırmış görünüyor. Tabloda 2025 rakamları program verilerini yansıtıyor, 2017’den sonraki yıllarla kıyaslandığında deprem konutu yatırımları ile Kanal İstanbul bölgesindeki yoğun yatırımlar nedeniyle trend belirgin olarak görülüyor. </p>
<p><strong>Kamu yatırımları da özel sektörden geri kalmıyor</strong></p>
<p>Geçen yılın verileri üzerinden gidersek… Özel sektör yatırımlarının yüzde 34,4’ü konut, yüzde 32,5’i ulaştırma... Özeti, yüzde 67’si inşaat demek bu. Kamuda da durum farklı değil. 2025 yılı 1. Çeyrek itibariyle kamu yatırımlarında ulaştırmanın payı yüzde 35,1. Bu rakam, eğitim (payı yüzde 12), sağlık (payı yüzde 7,4) yatırımlarının toplamının iki katına yakın. Önceki yıllarda da böyle. Uzun zamandır yatırımların aslan payı bu iki sektöre gidiyor; Konut ve Ulaştırma…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaf013d077c-1777004563.png" alt="" width="989" height="683" />Özel sektör yatırımlarında konutun payı 2017’de yüzde 32,6, birkaç yıl yüzde 29 –28 gibi rakamlar var. Çok sayıda yılda payı yüzde 30’un üstünde. 2024’te yüzde 34,4’e çıkmış. 2025 yılı rakamı da aynı düzeyde. Ulaştırma yatırımlarının toplam özel sektör yatırımları içindeki payı 2017’de yüzde 32,1 düzeyinde. İzleyen yıllarda da bir yıl hariç sürekli yüzde 30’un üzerinde gerçekleşmiş. 2024’ü yüzde 33 payla bitirmiş. 2025 yılı programında yüzde 32,5 düzeyinde pay öngörülmüş.</p>
<p>İmalat bütün yıllar inşaat ve ulaştırmanın çok altında İmalat sektörünün toplam yatırımlardan payı bütün yıllar hem konutun, hem ulaştırma yatırımlarının ortalama 10 puan altında kalmış. 2017 yılında payı yüzde 22,4. Bu seviyelerde devam etmiş. 2021 yılında kredi paketlerinin etkisiyle yüzde 27,4, izleyen yıl yüzde 26,3 seviyelerini gördükten sonra tekrar 20’li rakamlara doğru gerilemiş. 2024 yılında yüzde 21 pay almış. 2025 yılı payı yüzde 21! Konut payının 13,4 puan altında kalmış…</p>
<p>2025 yılı rakamları itibariyle bakıldığında tarım, madencilik, imalat ve enerji sektörlerinin yatırımlardan aldığı payın toplamı sadece ulaştırma veya sadece konut yatırımları payına bile ulaşmıyor. Hatta tarım, madencilik, imalat, enerjinin aldığı payın üzerine turizm, eğitim, sağlık ve diğer hizmet yatırımlarını da eklersek toplam payı yüzde 33,3’ü ancak buluyor. Bu rakam sadece konut yatırımlarının yüzde 34,4 olan payına yine de ulaşamıyor. Sadece ulaştırma yatırımlarını ancak 1 puan kadar geçebiliyor. Tablo gösteriyor ki Türkiye’de özel sektör yatırımları uzun süreden beridir inşaat ağırlıklı gidiyor. Bunun sağlıklı olmadığı da uzun süreden beridir dile getiriliyor ancak tablo değişmiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-sektor-yatirimlarinin-yuzde-67si-konut-ve-ulastirmaya-77775</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/konut-konutder.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özel sektör yatırımlarının yüzde 67&#039;si konut ve ulaştırmaya ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarin-ilk-ceyrek-karinda-gorunum-zayif-77774</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankaların ilk çeyrek kârında görünüm zayıf</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe 2026 yılının ilk çeyrek bilanço dönemi 28 Nisan’da Akbank ile başlıyor. Aracı kurumların analizlerinde savaşın etkilerinin çok yansımadığı ilk çeyrekte bankacılık sektöründe yıllık kar artışı beklentisi çift haneli olurken 2025 yılının son çeyreğine göre çeyreklik bazda ise yüzde 5-7 daralma bekleniyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaef509b3cb-1777004368.png" alt="" width="655" height="647" /><strong>■ AK YATIRIM </strong></p>
<p>Kurum analizinde bankaların ilk çeyrekte net faiz gelirinde orta tek haneli ve net kârlarında orta-yüksek onlu seviyelerde artış bekliyor. Ak Yatırım analistlerine göre, bu sonuç sene başı öngörülerinin bir miktar altında olmakla birlikte, mart sonrası dalgalanmanın henüz finansallara yansımadığını gösterdi. Kurum analizine göre 1Ç26’nın öne çıkan diğer eğilimlerinde, komisyon geliri / faaliyet gideri rasyosunun düşmesi ve artan risk değerlendirmesine bağlı olarak kredi risk maliyetinin bankaların sene başı tahminlerine paralel olarak 4Ç25 seviyesinde yatay kaldığı görülüyor. Yapı Kredi’de güçlü alım/satım kârları, genişleyen kredi-mevduat getiri makası ve gerileyen vergi yükü ve düşük baz nedeniyle araştırma kapsamımızdaki bankalar arasında en yüksek kâr artışını, Garanti’de, sektörden görece olumlu ayrışan komisyon gelirleri ve genişleyen kredi-mevduat getiri makası nedeniyle (düşük TÜFE varsayımına rağmen) düşük yirmili seviyelerde bir kâr artışı bekliyor.</p>
<p><strong>■ DENİZ YATIRIM </strong></p>
<p>Kurum analistleri ilk çeyrekte kamu bankalarında bu dönem kar artışının özel özel bankaların gerisinde kalacağı düşüncesinde. Deniz Yatırım analistlerine göre bunun başlıca sebebi, Vakıfbank’ın geçen yıl ilk çeyrekte kaydettiği serbest karşılık etkisi. Kamu kesimi açısından net karın çeyreklik bazda yüzde 35, yıllık bazda ise yüzde 17 azalış göstermesini tahminleyen kurum analistleri Vakıfbank’ın geçen yıl ilk çeyrekteki serbest karşılık etkisini arındırdığında ise kamu bankalarındaki net kar artışını yıllık bazda yüzde 37 olarak hesapladı. Analize göre özel sektör bankalarının ise net karının çeyreklik bazda yüzde 11, yıllık bazda yaklaşık yüzde 34 artması bekleniyor. Bu çeyrekte bilanço görünümünde öne çıkan başlıklar; TL kredi büyümesinin çeyreklik yüzde 8-10 bandında gerçekleşmesi ve YP kredi büyümesinin sınırlı kalması. Özel bankalarda TL mevduat büyümesi TL kredi artış hızının gerisinde kalsa da sınırlı bir yükseliş kaydetti. Buna karşın kamu bankalarının TL mevduat hacminde daralma izlendi. Sektör genelinde kredi kalitesinde bozulma emareleri olmakla birlikte, takipteki kredi karşılık oranları artış gösterdiği vurgulanan analize göre karlılık tarafında, fonlama maliyetlerindeki yükselişin 1Ç26 döneminde kısmî etkisi görüldü. Deniz Yatırım’a göre bilanço döneminde takip edilecek ana konu, bankaların 2026 yılına dair makro tahminlerinde yapabilecekleri değişikler ve yılın tamamına yönelik daha önce paylaştıkları yönlendirmelere yönelik değerlendirmeleri olacak. </p>
<p><strong>■ İŞ YATIRIM </strong></p>
<p>Kurumun araştırma kapsamı altındaki bankaların bu yıl ilk çeyrekte toplam 88.2 milyar TL net kâr açıklamasını bekleniyor. Bu, çeyreklik bazda yüzde 3, yıllık bazda yüzde 3 artışa işaret etse de, zorlu faaliyet ortamına rağmen kârlılıkta görece dayanıklı bir görünüme işaret ediyor. Analize göre çeyrek boyunca marjlar ve net faiz gelirlerinde toparlanma devam ederken, şu unsurlar kârlılık ivmesini sınırladı: “Ücret ve komisyon gelirlerindeki büyümenin yavaşlaması, artan karşılık giderleri mevsimsellik kaynaklı yüksek operasyonel giderler.” Bununla birlikte, ticari işlemlerden elde edilen gelirler güçlü seyrini korudu, bu da yüksek swap maliyetlerinden kaynaklanan baskının dengelenmesine yardımcı oldu.</p>
<p><strong>■ GARANTİ BBVA YATIRIM </strong></p>
<p>Kapsamındaki bankalar için çeyreklik bazda yüzde 8 kâr daralması öngören kurum öne çıkan başlıkları şöyle sıraladı: “Kredi-mevduat makasında yaklaşık 1 puan genişleme ile net faiz marjında ~25 baz puan artış, komisyon gelirlerinde yatay seyir ve faaliyet giderlerinde dönemsel artış, karşılık giderleri ve risk maliyetinde yükseliş.” Kapsamındaki Yapı Kredi, TSKB ve Halkbank çeyreksel bazda kâr büyümesi ile öne çıktığı vurgulanan analize göre Yapı Kredi’de güçlü performansın ana sürükleyicisi, net faiz gelirlerinde yüzde 11 çeyreklik artış ve ~35 baz puanlık marj genişlemesi olurken; TSKB’de büyüme oldukça güçlü seyretmekte olup, karşılık tarafındaki belirgin düşüş ve serbest karşılık iptalleri kârlılığı destekledi. Bankaların yıla marj tarafında güçlü bir başlangıç yaptığı kaydedilen analizde, ancak yılın ilk aylarında yüzde 36–37 bandına kadar gerileyen kısa vadeli mevduat faizlerinin Mart itibarıyla yüzde 40’ın üzerine çıkması marjları yeniden baskıladı. Yüksek baz etkisi nedeniyle komisyon gelirlerinin yatay seyretmesi ve yüksek swap maliyetlerinin devam etmesi çeyreğin diğer önemli unsurları oldu. Artan personel maliyetleri ve NPL girişlerindeki yükselişin karşılık giderlerini artırması da kârlılığı sınırlayan faktörler olarak öne çıktı.</p>
<p><strong>■ ŞEKER YATIRIM </strong></p>
<p>Kurum takip ettiği bankalar için ilk çeyrekte çeyreksel bazda yüzde 7 daralma, yıllık bazda ise yüzde 9 oranında kar artışı öngördü. Bu çeyrekte “baz etkileri ve operasyonel dinamiklerle ayrışan karlılık görünümü, faaliyet giderlerinde dönemsel artış ve komisyon gelirlerinde yatay-negatif seyir” öne çıktı. Analize göre kurum takip ettiği bankalar arasında, çeyreksel bazda en güçlü net kar artışını Yapı Kredi’de beklerken, sektör genelinde karlılık görünümünde belirgin bir ayrışmanın öne çıktığı bir çeyrek olacağını düşünüyor. </p>
<p><strong>■ ZİRAAT YATIRIM </strong></p>
<p>2026 yılının 1. çeyreğinde takibindeki bankaların toplam karlarının bir önceki çeyreğe göre yüzde 7,2 oranında daralarak 104.5 milyar TL'ye düşmesini öngören kurum söz konusu kar rakamının, bir önceki yılın aynı dönemine göre ise yüzde 16,2'lik artışa işaret ettiğini vurguladı. İlk çeyrekte kredi mevduat makasındaki olumlu görüntüye karşın TÜFE endeksli tahvil getirilerindeki katkıda yaşanan azalmanın marjlar üzerinde etkili olduğunu kaydeden kurum TÜFE endeksli tahvil getirilerinde kullandığı enflasyon tahmini yüzde 20,9 olan Vakıfbank'ta bu kalemden elde edilen gelirde önemli düşüş yaşanabileceğini vurguladı. Kurum net faiz gelirlerinden en fazla artışı Halkbank'tan bekliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarin-ilk-ceyrek-karinda-gorunum-zayif-77774</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/lira-para-1776054271.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bankacılık sektöründe bilanço dönemi haftaya Akbank ile başlıyor. Savaşın etkilerinin sınırlı kaldığı ilk çeyrekte özel bankalar kârlılıkta öne çıkarken geçen yılın aynı çeyreğine göre çift haneli net kâr artışı bekleniyor. Çeyreksel bazda ise kârda daralma var. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/250-bin-kisilik-istihdam-ve-5-milyar-dolarlik-ihracat-projesi-77773</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> 250 bin kişilik istihdam ve 5 milyar dolarlık ihracat projesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Hazır giyim sektöründe son yıllarda artan maliyet baskısı, pazar kaybı ve istihdam daralmasına çözüm arayan Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin (TGSD) geliştirdiği “Suriye Sınır Üretim Havzası” projesi kamu nezdinde somut karşılık bulmaya başladı. Geçtiğimiz yıl ilgili bakanlıklara sunulan çalışmanın ardından Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı projeye olumlu yaklaşarak değerlendirme sürecini başlattı. Bu kapsamda bakanlıklar, TGSD’den ayrıntılı görüş ve ek çalışma talep ederken, dernek de hazırladığı kapsamlı raporu ilgili birimlere iletti.</p>
<p>TGSD Başkanı Toygar Narbay, özellikle Ticaret Bakanlığı’nın konuyu sahiplenerek diğer ilgili bakanlıklarla ortak çalışma zemini oluşturmasının hazır giyim ve tekstil sanayisi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek, sürecin sektör adına umut verici olduğunu vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaedb978079-1777003961.jpg" alt="" width="700" height="471" />Narbay, tüm adımların planlandığı şekilde ilerlemesi halinde projenin 4-5 yıl içinde hayata geçirilebileceğini ifade etti. Projeye göre 99 yıllığına kiralanacak sınır üretim havzasının toplam alanı 15 milyon metrekare, kapalı alanı ise 7,5 milyon metrekare olacak. Proje ile orta vadede 250 bin kişilik istihdam yaratılması ve yıllık 5 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69eaedf457cc8-1777004020.png" alt="" width="700" height="204" /></p>
<h2>Sektör alarm veriyor! </h2>
<p>TGSD’nin bakanlıklara da iletilen raporunda yer alan verilere göre Türk hazır giyim ve tekstil sektörü halen Türkiye ekonomisinin stratejik taşıyıcı kolonlarından biri konumunda bulunuyor. Sektörün toplam ihracatı 26,2 milyar dolara ulaşırken, doğrudan istihdamı 846 bin kişi seviyesinde. Toplam üretim gücü yaklaşık 45 milyar dolar, dış ticaret fazlası ise 14 milyar dolar düzeyinde hesaplanıyor. Ancak son üç yılda tablo hızla bozuldu. Hazır giyim ihracatı 2022’den bu yana 21,2 milyar dolardan 16,8 milyar dolara gerilerken, ithalat 2,7 milyar dolardan 5 milyar dolara çıktı. Aynı dönemde 376 bin 705 kişilik istihdam kaybı yaşandı, 9 bin 936 şirket kapandı. TGSD’ye göre sektörün vergi öncesi kârlılığı da yüzde 10,5’ten eksi yüzde 1,5’e indi. Raporda bu bozulmanın temel nedeni olarak maliyet makası gösterildi. 2022- 2025 döneminde enflasyon yüzde 216, asgari ücret yüzde 351, politika faizi yüzde 241 artarken, döviz kurundaki artış yüzde 144 ile sınırlı kaldı. Böylece üreticinin dolar bazlı maliyeti yükselirken fiyatlama gücü zayıfladı.</p>
<h2>İki politikadan oluşuyor </h2>
<p>TGSD’nin hazırladığı yol haritası iki ana eksenden oluşuyor. İlk eksen rekabetçi Üretim patikası olarak tanımlanıyor. Bu bölümde hem Türkiye içindeki üretim kapasitesinin güçlendirilmesi hem de sınır ötesi üretim havzalarıyla maliyet avantajı sağlanması hedefleniyor. İkinci eksen ise markalaşma patikasından oluşuyor. Bu başlık altında sektörün fiyat rekabetinden çıkıp tasarım, marka ve perakende zinciriyle daha yüksek katma değer üretmesi amaçlanıyor. Yol haritasında zamanlama da üç aşamada planlandı: 2026-2028 stabilizasyon, 2028-2034 dönüşüm ve yeniden konumlanma ve 2034-2040 Türkiye markası vizyonu… </p>
<h2>Her segmente ayrı üretim coğrafyası </h2>
<p>Raporda sektörün küresel pazarda dört ana segmentte değerlendirildiği belirtiliyor: lüks, premium, değer ve ekonomi. Buna göre lüks ve premium üretimin Türkiye’de kalması, değer segmentinin 5. ve 6. bölgelere yönelik yeni teşviklerle korunması, ekonomi segmentinin ise sınır üretim havzası modeliyle yeniden Türk üretim ekosistemine kazandırılması planlanıyor. TGSD’ye göre Türkiye’nin son yıllarda kaybettiği en büyük alan, yüksek hacimli ekonomi segmenti oldu. Bugün değer segmentinde de benzer kayıp riski bulunuyor. Yeni modelle Türkiye, küresel alıcılara tüm segmentlerde farklı maliyet ve hizmet seçenekleri sunabilen entegre bir tedarik merkezi haline gelebilecek. </p>
<h2>Neden Suriye sınırı seçildi? </h2>
<p>Projede en dikkat çekici ve bakanlıklar nezdinde de karşılık bulan başlığı “Suriye Sınır Üretim Havzası” başlığı… TGSD, Türkiye içindeki maliyet yapısının ekonomi segmentinin gerektirdiği işçilik maliyetlerini karşılamaya artık izin vermediğini savunuyor. Buna karşılık Türkiye sınırına bitişik özel bir üretim bölgesiyle hem düşük maliyetli üretim hem de Türk sanayisinin lojistik, tedarik ve yönetim avantajlarının korunması hedefleniyor. Raporda, Mısır gibi alternatif ülkelerde yatırım yapan firmaların kalite, denetim ve siyasi riskler nedeniyle çekinceleri bulunduğu belirtilirken, önerilen modelde Türkiye garantörlüğü, 99 yıllık arazi kiralama sistemi ve Türk yönetişimi sayesinde daha güvenli bir yapı oluşturulabileceği ifade ediliyor.</p>
<p>Projeye göre sınır üretim havzasının toplam alanı 15 milyon metrekare, kapalı alanı ise 7,5 milyon metrekare olacak. Orta vadede 250 bin kişilik istihdam yaratılması ve yıllık 5 milyar dolarlık ihracat kapasitesine ulaşılması hedefleniyor. Bölgenin Tel Abyad-Resulayn-Kamışlı hattında, Türkiye sınırına paralel şekilde planlandığı belirtiliyor. Altyapı yatırımlarının yaklaşık 4 milyar dolarlık finansmanla Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve kalkınma bankaları tarafından desteklenmesi; makine ihtiyacının ise sektörde atıl duran 5 milyar dolarlık makine parkından karşılanması öngörülüyor.</p>
<h2>Bakanlıkta kritik başlıklar var </h2>
<p>TGSD raporunda projenin hayata geçmesi için diplomatik, hukuki ve finansal başlıklarda koordineli adımlar atılması gerektiği de vurgulanıyor. Bunlar arasında Suriye yönetimiyle arazi ve statü görüşmeleri, yönetişim modelinin oluşturulması, uluslararası finans kuruluşlarıyla fonlama görüşmeleri ve makine transferi için teşvik mekanizmasının hazırlanması yer alıyor. TGSD’ye göre bu model yalnızca sektörün değil, Türkiye’nin sanayi ve ihracat geleceğini de doğrudan ilgilendiriyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"İSTEDİĞİMİZ, TÜRK YÖNETİŞİMİNDE İŞLEYECEK GÜVENLİ BİR YAPI KURULMASI"</span></h2>
<p>TGSD Başkanı Toygar Narbay, hazırladıkları strateji raporunun kamu tarafında karşılık bulmaya başlamasının sektör açısından kritik bir gelişme olduğunu söyledi. Narbay, Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar’a yapılan sunumun ardından sürecin hızlandığını belirterek, “İlk kez bir sivil toplum örgütünden bu kadar kapsamlı bir strateji haritası gördüğünü ifade etti. Tüm bakanlıklarla birlikte çalışılacağını söyledi. Bu yaklaşım bizim için önemliydi” dedi. Bakanlıkların projeyi anlamaya ve olasılıkları değerlendirmeye başladığını kaydeden Narbay, henüz nihai bir karar alınmadığını ancak sürecin ilerlediğini vurguladı. Narbay, “Bugün başlamazsanız, başladığınız noktadan itibaren yine 5 yıl geçecek. Bu nedenle asıl önemli olan, böyle bir ihtiyacın kabul edilmesi ve sürecin başlamasıdır. Bu aşamayı geçmiş olmak değerli” diye konuştu. Sınır üretim havzası modelinin klasik yurt dışı yatırım anlayışından farklı olduğuna dikkat çeken Narbay, hedefl erinin sadece başka bir ülkede fabrika kurmak olmadığını söyledi. Narbay, “Bizim istediğimiz, 99 yıllığına kiralanmış, Türk yönetişiminde işleyecek güvenli bir yapı kurulması. Böylece hem üretim maliyetlerinde rekabetçi olacağız hem de Türkiye ile sanayi bağını koparmayacağız” ifadelerini kullandı. Türkiye’de yalnızca düşük maliyetli üretimin değil, yüksek katma değerli üretimin de korunması gerektiğini belirten Narbay, “Eğer sektör butikleşir, tekstil ve yan sanayi çökerse, yarın katma değerli üretimi de yapamaz hale geliriz. Altyapıyı kaybedersek üst yapıyı kuramayız” değerlendirmesinde bulundu. Narbay, modelin yalnızca üretimi değil, hizmet ihracatını ve nitelikli istihdamı da büyüteceğini vurgulayarak, “Bu yapı; laboratuvar, lojistik, danışmanlık, tasarım ve yönetim hizmetlerini de Türkiye’de büyütecek. Beyaz, gri ve gümüş yaka istihdamı artacak. Üniversiteli işsizliğine de katkı sunacak yeni bir alan açılacak” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/250-bin-kisilik-istihdam-ve-5-milyar-dolarlik-ihracat-projesi-77773</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/hazir-giyim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin hazır giyim sektöründeki maliyet baskısı, ihracat kaybı ve istihdam daralmasına çözüm olarak geliştirdiği “Suriye Sınır Üretim Havzası” projesi bakanlıkların gündemine girdi. 250 bin istihdam ve 5 milyar dolarlık ihracat hedefleyen model, sektör için yeni çıkış yolu olarak görülüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ayinesi-laftir-kisinin-ise-bakilmaz-77801</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Ayinesi laftır kişinin işe bakılmaz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye de aynen başlıktaki gibi bir ülke olma yolunda hızla ilerliyor. Eskiden bu atasözünü, atalarımız bize “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz” diye öğretmişlerdi. Yani bir insanı tanımak ve anlamak için lafına değil, yaptığı işe bakmak gerekliydi.</p>
<p>Özellikle sermaye piyasasında işler son 2-3 yılda tamamen buna döndü. Biri elektrikli otomobil üreteceğim diyor hisseler uçuşa geçiyor, 2-3 ay sonra vazgeçtim diyor paraşütsüz iniş başlıyor. Biri şu yatırımı yapacağım diyor, ancak arkası gelmiyor. Yalanın bini bir para.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69eafe93b6472-1777008275.jpg" alt="" width="600" height="338" />
<figcaption><strong>Geçen ağustosta bir sinyal de MSCI’den geliyor ve hisse endeks dışına çıkartılıyor. Ama kimse umursamıyor bu işareti bile.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Son günlerde yaşananlar da aynen böyle. Şirket enerji, otomasyon ve teknoloji sistemleri alanlarında çalışıyor. 2020’de halka arz olmuş. Hisseleri 2021’de, 2022’de ve 2023’te yatırımcısını güldürüyor. Hedefleri ve yapacakları müthiş. Ancak ne kadarının doğru, ne kadarının yalan olduğunu SPK dahil soran yok ve bu arada tırmanış da devam ediyor. </p>
<p>Şirketin kurucuları her gün televizyonlarda, gazetelerde. Sürekli şirketin hem içerideki hem de ABD’deki yatırımları anlatılıyor. Millet hikayeye bayıldığı için alımların ardı arkası kesilmiyor. Artık uyuyan SPK bile dayanamamış büyük ortağa 19 Kasım 2022’deki tweeti yüzünden 1 milyon TL idari para cezası vermiş.</p>
<p>Nedeni ise şirketlerle ve yatırımlarıyla ilgili birtakım görselleri, altında İngilizce tanıtım yazılarıyla desteklediği tweet’inde yatırımlarının hiçbirinin ciro veya karlılığının henüz bilançolarına yansımadığını ifade etmesi. Yani düpedüz manipülasyon.</p>
<p>Hisse bu arada zirve yapmış ve ardında bilinen hikaye. Geçen ağustosta bir sinyal de MSCI’den geliyor ve hisse endeks dışına çıkartılıyor. Ama kimse umursamıyor bu işareti bile. Hisse bugün zirvenin yaklaşık yüzde 80 altında seyrediyor. Küçük yatırımcı perişan. Öyle ya “ava giderken avlanmış”.</p>
<p>Bu arada son bir ayda ilginç gelişmeler var. Hisse, nisan ortasındaki nedeni belirsiz yükselişin ardından, ortak satışı ve bedelli sermaye artırımı haberleriyle yine satış baskısına giriyor. Bu arada işin ilginç yanı iki ortağın hisselerini son günlerdeki tırmanış sırasında blok olarak satıp yüzde 5’in altına düştüklerinden şirket kartından çıkarılmaları. Yani açıkça sıvışıp gitmişler. Görünen o ki küçük yatırımcı yine hırsının kurbanı oldu, ancak bu durumda SPK’nın hiç mi kabahati yok?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ayinesi-laftir-kisinin-ise-bakilmaz-77801</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Ayinesi laftır kişinin işe bakılmaz&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-dogu-savasinda-dil-mi-din-mi-silah-mi-77799</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orta Doğu savaşında dil mi, din mi, silah mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Orta Doğu’daki güncel çatışma katman katman savaş olarak tarihe geçmeli. Geleneksel askeri mühimmatla yapılan savaş, yapay zekâ üzerinden ve uzaktan insansız savaş, diplomasi üzerinden devam eden savaş ki, burada geleneksel iletişim metotlarını görüyoruz ve iletişimin sosyal medya olarak tabir edilen ancak gerek platform gerekse teknoloji çeşitliliği ile tek taraflı diyalog üzerinden gerçekleştiği bir başka iletişim savaşından söz edeceğim; bu da dördüncü katman olarak adlandırılabilir. Ne olduğunu ifade etmeden önce belirtmeliyim ki, başka katmanlar olduğunu ifade edecekler çıkabilir. Onları da ayrıca dinlemek ve okumak isterim.</p>
<p>Bu yazının konusu, kimi geleneksel öğelere dayanan ve ama bugünün iletişim özellikleriyle devreye alınmış olan sembollerle sürdürülen iletişim savaşı katmanı. Bana göre metod hibrit. İçerik klişe ve sığ. Toparlayacak olursam semboller, teolojik metaforlar ve dilsel kurgular üzerinden yürütülen katman içinde katmanları olan bir "anlatı savaşı" ortaya döküldü.</p>
<p>Semboller savaşını yorumlamak üzere gazeteci Zeynep Tınaz Redmont’u davet ettim. Youtube ve LinkedIn üzerinden canlı yayın gerçekleştirdik. Bir başka ipucu daha vermek isterim. Yayın portföyümde içeriğin İngilizcesini Substack’ten okuyabilirsiniz. Son olark da yaprakozer.com’da transcripte ve ayrıca Başkan Trump, Başkan Yardımcısı JD Vance, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Papa Leo’nun teknik analizlerine detaylı olarak yine blog sayfamdan ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Korku Duygu Sadakat</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki savaş, sınır hattında, füze menzilinde, hava saldırısında, semboller, kelimeler, dini göndermeler, görseller ve hedef kitleye göre dikkatle seçilmiş söylemler üzerinden paralel ilerlediğinden konu; dinin hangi dilin içine yerleştirildiği, hangi görselle desteklendiği, hangi siyasi amaca bağlandığı, hangi topluluğun duygusuna, korkusuna ya da sadakatine seslenecek şekilde düzenlendiği.</p>
<p>Klasik propaganda analizi yetersiz. Haber akışına serpiştirilmiş birkaç dini referans ya da yüksek tonda sloganlar değil. Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran, farklı inanç geleneklerinden gelseler de savaşın iletişim katmanında benzer bir yöntem izliyor: Dini semboller, tarihsel hafıza, kutsal figürler ve ahlaki üstünlük iddiaları, askeri ve siyasi pozisyonları güçlendirmek için dolaşıma sokuluyor.</p>
<p>Redmont’un ilk saptaması bu bakımdan çarpıcıydı. “Savaş içinde olan üç ülkenin de aslında hedef kitleleri farklı,” dedi; ardından da bu farklılığın yalnızca sosyolojik değil, doğrudan inanç eksenli olduğunu hatırlattı: “Bunlar Müslüman, Yahudi ve Hristiyan.” Aynı cümlenin devamında gelen uyarı ise bugünün iklimini özetliyordu: “Hedef kitleye oynarken de aslında bence özellikle son dönemde yaşananlarda ateşle oynanıyor.”</p>
<p>Bu “ateşle oynama” hâli, savaşın gündemini kaydıracak kadar güçlü. Şöyle sürdürdü sözlerini Redmont;  “Neredeyse savaşın gündemini kaydıran bir olay. Şimdi film gibi izliyoruz” sözleri, işin yalnızca dilsel değil, dramatik bir boyut kazandığını da gösteriyor.</p>
<p>Askeri operasyonların açıklaması askeri terimlere sıkışmıyor. “Adil savaş”, “Barış yapıcılar”, “Tanrı böyle istiyor”, “İlahi takdir”, “Diriliş”, “Şehadet”, “Cihad”, “Haçlı Seferi”, “Avignon Papalığı” ve “Kabile” gibi kavramlar, tarafların kendi saflarını tahkim etme ve karşı tarafı ahlaken ya da ruhen aşağıya itme aracına dönüşüyor.</p>
<p><strong>Dördüncü Aktör Dördüncü Cephe</strong></p>
<p>Savaşın üç ana tarafına beklenmedik biçimde dördüncü bir aktör eklendi: Vatikan. Tarih boyunca siyasetten ve güç mücadelelerinden bütünüyle uzak kalmamış bir merkezden söz ediyoruz.</p>
<p>Vatikan, genel bir barış çağrısıyla yetinmedi, doğrudan savaşın dinsel meşrulaştırma diline karşı konuştu. Redmont şöyle tarif etti: “Bu sefer orada da iki cephe açıldı. Tek bir cephe yok. Bir tarafta Amerika ve Trump yönetimi, diğer tarafta Vatikan ve Papa.” Bu ayrışmanın neden sarsıcı olduğunu tarihsel hatırlatmayla yapmak gerek; Papa II. Jean Paul, Bill Clinton’ın kürtaj yasasına karşı çıktı; George W. Bush’un Irak savaşına itiraz etti. O gün Başkanlar dönüp Papa’ya doğrudan cevap vermedi. Redmont’a göre “Papa’ya cevap vermek öyle herkesin kolay harcı değil. Bunun büyük bir faturası var.”</p>
<p>Fatura göze alınmış olmalı. Papa 14. Leo’nun kullandığı dil, geleneksel diplomatik esneklikten  uzak. Siyasi bir itham niteliği de taşıyor: “Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir”; “Din ve Tanrı’nın adını kendi askeri, ekonomik ve siyasi çıkarları için manipüle edenlerin vay haline”; “İsa, savaşanların dualarını dinlemez.” Bu ifadelerle birlikte Papa, savaşı değil, savaşı kutsallaştıran dili hedef aldı. Papa’nın itirazı, çatışmayı ahlaken parlatma çabasına yöneldi. Bu yüzden karşı karşıya gelen iki farklı siyasal bloktan çok, iki farklı meşruiyet üretme yöntemi var. Bir tarafta dini askeri kararlılığın moral yakıtına dönüştüren bir yaklaşım; diğer tarafta dini, savaşa sınır çeken ahlaki bir bariyer.</p>
<p><strong>İletişimde Ritüel Boyutu, Unutmayalım</strong></p>
<p>Çatışmayı farklı kılan bir başka unsur, sembollerin yalnızca kelime düzeyinde kalmaması. Redmont’un güçlü katkılarından biri, görsel ve ritüel boyutu özellikle öne çıkarması. Papa 14. Leo’nun balkona kırmızı peleriniyle çıkmasını sıradan bir tercih olarak değil, anlam yüklü bir işaret olarak okudu. Ona göre bu tercih, Papalığın bütün sembolleriyle sahiplenildiği anlamına geliyor. Dahası, bir önceki Papa’nın daha “liberal” kabul edilen tavrından farklı biçimde, yeni Papa “dinin esas lisanı olan Latince’ye” döndü; papazlara ve kardinallere Latince ayin yapma izni verdi. Vatikan savunmada kalan bir makam değil; kendi tarihsel ciddiyetini, görsel hiyerarşisini ve ruhani ağırlığını semboller üzerinden yeniden kuruyor.</p>
<p>Trump cephesinde görsel ve dini sembolizm keskin, gösterişli ve provoke edici. Söyleşide en çok üzerinde durulan örnekler arasında Trump’ın kendisini Papa olarak gösteren görselleri ve ardından “şifacı” imgesiyle sunduğu paylaşımlar. Burada dikkat çeken şey görsel skandalı değil; kutsal ile siyasi figür arasındaki sınırın bilinçli biçimde ihlal edilmesi.</p>
<p>Redmont, “Kardinal kuralını yıktı” dedi ve şöyle devam etti; “Kendini İsa olarak göstermesi hiçbir şekilde kabul edilemez bu kitleler tarafından.” Dini semboller çoğu zaman mobilize edici olabilir; ancak kutsal merkezin doğrudan sahiplenilmesi, en sadık destekçi zemininde bile görünmez bir rahatsızlık yaratabilir.</p>
<p><strong>Rahatsızlığın rakamlarla İfadesi </strong></p>
<p>Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 85’i kendini inançlı sayıyor; Hristiyanlar yaklaşık 2.4 milyar kişiyle en büyük dini topluluk. Müslümanlar yaklaşık 1.9 milyar. ABD’de nüfusun yüzde 62-66’sı kendini Hristiyan olarak tanımlıyor; Katolik nüfus yaklaşık 53 milyon ve yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 20’sine denk geliyor. Trump-Papa gerilimi yalnızca teolojik bir tartışma değil; çok somut bir siyasi risk alanı.</p>
<p>Trump’ın Katolik seçmenler arasındaki desteği yüzde 55’ten yüzde 48’e geriledi; Papa 14. Leo’nun ABD genelindeki destek oranı yüzde 84 olarak kayda geçti; NBC verisine göre Papa’nın net sempati oranı artı 34, Trump’ınki eksi 12 oldu.</p>
<p>Kasım ayındaki ara seçimler yaklaşırken bu sembolik gerilimin neden daha da önemli hâle geldiği ortaya çıkıyor. Kongre’de Cumhuriyetçiler Senato’da 53-45, Temsilciler Meclisi’nde 217-214 gibi dar bir çoğunluğa sahip. Bu kadar kırılgan bir dengede, özellikle kültürel ve dini hassasiyetlerin seçmen davranışını etkilediği bir iklimde, Papa ile karşı karşıya gelmenin maliyeti salt teorik kalmıyor.</p>
<p><strong>Savaş Bakanı ve Pulp Fiction</strong></p>
<p>ABD cephesindeki en çarpıcı figürlerinden biri de Savunma Bakanı Pete Hegseth. Dini sembolizmi doğrudan kullanıyor. İran’da düşürülen Amerikan askerlerinden birinin Paskalya döneminde kurtarılmasını “Bu Paskalya’nın mucizesi” diye çerçevelemesi, savaşı askeri kurtarma operasyonundan çıkarıp dinsel mucize anlatısına dönüştürdü. Bununla da kalmadı; Pentagon’da canlı ayin düzenledi. İncil’den bölüm okudu, okuduğu metnin İncil’e değil Pulp Fiction filmindeki ironik bölüme dayandığı ortaya çıktı.</p>
<p>“Mesaj disiplini ne kadar konuşacağını bilmek, nerede susacağını bilmek” anlamı taşıyor. Bu tanım, Papa 14. Leo ile Trump arasındaki temel iletişim farkını da gösteriyor. Redmont’un ifadesiyle Papa, sert konuştuktan sonra sustu; Trump ise çoğu zaman bu sınırı bilmiyor. Semboller savaşında bazen çok konuşmak değil, doğru yerde durmak daha etkili bir stratejiye dönüşüyor.</p>
<p><strong>İran ve İsrail</strong></p>
<p>İran ve İsrail de bu paralel cephede son derece yoğun bir dil kuruyor. Redmont, İran’ın Trump’a yönelik emojiler, yapay zekâ videoları, TikTok içerikleri ve sosyal medya dili konusunda “gerçekten çok uzman ellerden” çıkmış bir üretim sergilediğini söyledi. Bu tespit, notlardaki daha geniş çerçeveyle de örtüşüyor. Ayetullah Ali Hamaney’in çizgisinde savaş, yalnızca askeri saha mücadelesi değil; dünya kamuoyunun algısı üzerinde yürüyen bir meşruiyet mücadelesi olarak da sunuluyor. Yaklaşım “battle of narratives” diye tarif ediliyor.</p>
<p>İsrail tarafında ise daha çok varoluş, savunma ve kutsal tarih ekseninde bir çerçeve göze çarpıyor. Benjamin Netanyahu, “Amalek”, “Işığın çocukları ve karanlığın çocukları”, “Barış zamanı ve savaş zamanı” gibi dini ve ahlaki karşıtlıklar kuran referanslar kullandı; “Operation Rising Lion” gibi kod adlarla sembolizmi körüklüyor.</p>
<p>Örnekler birlikte okunduğunda, “Dil mi din mi?” sorusu incelikli bir anlam kazanıyor. Burada çıplak hâliyle dinin değil, dinin dil ve imge aracılığıyla yeniden paketlenmesinin, savaşın hizmetine sokulmasının ve hedef kitleye göre ayarlanmasının konuşulduğu görülüyor. Bir taraf “Tanrı böyle istiyor” diyor; öteki “İsa, savaşanların dualarını dinlemez” diyerek karşılık veriyor. Bir taraf “adil savaş”ı öne çıkarıyor; öteki “barış yapıcılar” vurgusunu kalkan gibi kullanıyor. Bir yerde “diriliş” ve “mucize” dili devreye sokuluyor; başka bir yerde bu dilin kutsalı kirlettiği söyleniyor.</p>
<p>Görünen o ki savaşın ikinci cephesi, kelimelerin, jestlerin, kostümlerin, tarihsel göndermelerin ve kutsal figürlerin arasındaki bu yoğun, hesaplı ve yüksek riskli mücadelede.</p>
<p>Bu nedenle asıl ihtiyaç, duyulan her sözü ya da görülen her imgeyi olduğu gibi kabul etmek değil; tam tersine, bunların hangi amaçla dolaşıma sokulduğunu çözmeye çalışmak. Savaş askeri cephaneyle değil; hafızayla, teolojiyle, estetikle, ritüelle ve duygusal tetikleyicilerle yürütülüyor. Kullanılan dil bazen gerçeği örten bir perde, bazen de gerçeği ele veren bir iz oluyor. Gazetecilik, iletişim okuryazarlığı ve kamusal akıl tam da bu noktada değer kazanıyor: Sembolü görüp arkasındaki niyeti okumak, sözü duyup hangi korkuya ya da hangi sadakate seslendiğini ayırt etmek, kutsalın ne zaman inanç alanından çıkıp siyasal silaha dönüştüğünü fark etmek gerek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-dogu-savasinda-dil-mi-din-mi-silah-mi-77799</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu savaşında dil mi, din mi, silah mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbulu-tadarak-okumak-77797</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul’u tadarak okumak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazı şehirler vardır; kendini hemen ele vermez. İstanbul da öyle… Sokaklarında yürürsünüz, bakarsınız, geçersiniz. Ama tam olarak anlamazsınız. Sonra bir gün, doğru bir sofrada oturursunuz. Ve o anda şehir konuşmaya başlar. Bir tatla… Bir kokuyla… Bazen hiç beklemediğiniz bir anda, çocukluğunuzdan bir şeyi hatırlatan bir lezzetle… İşte o zaman İstanbul, kendini anlatır.</p>
<p>Benim için İstanbul biraz böyle bir şehir. Anlaşılması için gezmek kadar, tatmak gereken bir yer. Çünkü bu kadim kentin ruhu, tencerelerinde kaynayan o derin tarihin ta kendisidir.</p>
<p><strong>Kaybolan tatlar, sessiz hafıza</strong></p>
<p>Ama yıllar içinde şunu fark ettim: Bir lezzet, sadece tadıldığında kalmıyor. Eğer yazılmazsa, anlatılmazsa, kayıt altına alınmazsa bir süre sonra sessizce kayboluyor. Ve kaybolan şey sadece bir yemek olmuyor. Bir alışkanlık gidiyor. Bir sofra düzeni yok oluyor. Bir konuşma biçimi, bir paylaşma hali siliniyor. Belki de bu yüzden, bir şehrin mutfağını konuşmak aslında onun hafızasını konuşmak demek. Çünkü mutfak, bir kültürün en sessiz ama en kalıcı kayıt alanıdır. Bu sessiz kayıtları kelimelere döküp geleceğe taşımak ise kaleme gönül verenlerin, yazının gücüne inananların sorumluluğudur.</p>
<p><strong>Yazmak: Hafızaya müdahale</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, İBB Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında bu konuda en değerli isimlerden biriyle birlikteydim; Prof. Dr. <strong>Artun Ünsal</strong>. Kendisiyle İstanbul mutfağı üzerine bir sohbet gerçekleştirdik; yönelttiğim soruları yanıtladı. Aslında konuştuğumuz şey yalnızca yemek değildi; bir şehrin nasıl hatırladığı, nasıl unuttuğu ve nasıl yeniden kurulduğuydu. Uzun yıllardır yazarken, hep bu izlerin peşinden gitmeye çalıştım. Bir tabağın içinden bir hikâye çıkar mı, diye baktım. Bir tarifin ardında bir hayat var mı, diye sordum.</p>
<p>Kurucu yayın yönetmeni olduğum KİTAP Dergisi’nde de benzer bir çabanın içindeyiz. Her yıl verdiğimiz <em>“Yılın Gastronomi Kitabı”</em> ve <em>“Gastronomi Kültürü Emek Ödülü”</em> biraz da bu yüzden var. Çünkü mesele sadece iyi yemek yapmak değil. Onu anlamak, anlatmak ve kalıcı kılmak.</p>
<p>Nitekim Artun Ünsal’ın <em>İktidarların Sofrası – Yemek, Siyaset ve Simgesellik</em> ve <em>Susamlı Halkanın Tılsımı - İstanbul’da Kara Fırından Simit Saraylarına Simit, Peynir ve Çayın Öyküsü </em>adlı çalışmaları farklı yıllarda bu ödüle değer bulunduğunda, aslında yalnızca kitapları değil, bir bakış açısını da ödüllendirmiş olduk.</p>
<p><strong>Yemeği okumak</strong></p>
<p>Artun Ünsal’ın metinlerini okurken hep aynı duyguya kapılırım: Yemek, yalnızca yapılan ya da yenilen bir şey değildir. Aynı zamanda okunur. <em>Nimet Geldi Ekmeğe</em>’de ekmeğin izini sürerken, <em>Süt Uyuyunca</em>’da dönüşümün sabrını anlatırken, <em>İstanbul'un Lezzet Tarihi</em> ile bu şehrin mutfak hafızasını kurarken… Aslında hep aynı şeyi söyler: Bir yemeği anlamak, bir toplumu anlamaktır. Ve bu okuma biçimi, kelimelerin edebi lezzetiyle sofranın lezzetini birleştiren tam anlamıyla bir <em>ehlikeyf</em> deneyimidir.</p>
<p><strong>İstanbul mutfağı</strong></p>
<p>Peki bugün İstanbul mutfağı dediğimiz şey gerçekten nedir? Bir saray geleneği mi? Bir sokak kültürü mü? Yoksa bu şehre gelen herkesin getirdiği tatların üst üste binmesiyle oluşmuş büyük bir hafıza mı?</p>
<p>Daha da önemlisi: Bu hafıza ne kadar korunuyor? Artık bulamadığımız tatlar, adını hatırlayıp kendisini bulamadığımız yemekler var. Bunlar kaybolurken sadece yemekler gitmiyor; bir şehrin kendine ait sesi de yavaş yavaş kısılıyor. İstanbul mutfağı, aslında Doğu ile Batı’nın, imparatorluk artığı inceliklerle sokak lezzetlerinin, göçlerin ve mahallelerin yarattığı muazzam bir katmanlaşmadır. Bu katmanlar inceldikçe şehir de biraz daha renksizleşiyor.</p>
<p><strong>Yazılmayan yaşar mı?</strong></p>
<p>Belki de asıl mesele burada başlıyor: Bir mutfak, yazılmazsa yaşayabilir mi? Yazı gerçekten bir şeyi korur mu? Yoksa sadece onun hatırasını mı saklar? İstanbul bu soruların tam ortasında duran bir şehir. Sürekli değişen, dönüşen, yeniden kurulan… Ama bir yandan da geçmişini taşıyan bir şehir. Ve mutfağı da tam olarak böyle.</p>
<p><strong>Bitmeyen hikâye</strong></p>
<p>Galiba şunu kabul etmek gerekiyor: İstanbul’un mutfağı bir sonuç değil, bir süreçtir. Tamamlanmış bir hikâye değil, hâlâ yazılan bir kitaptır. Ve belki de bu yüzden onu anlamanın tek yolu sadece yemek değil… Onu anlatmak, yazmak, hatırlamaktır. Gastronomi ve edebiyatın omuz omuza yürüdüğü bu uzun yolculukta, kurulan her yeni sofra, yazılmayı bekleyen yeni bir sayfadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbulu-tadarak-okumak-77797</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/7/1280x720/67-1777007913.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’u tadarak okumak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/koopbis-26-nisanda-devreye-alinacak-77822</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOOPBİS 26 Nisan&#039;da devreye alınacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Kooperatif Bilgi Sistemi'ne (KOOPBİS) veri giriş sürecinin 26 Nisan'a kadar tamamlanacağını ve sistemin bu tarihten itibaren etkin şekilde uygulamaya alınacağını açıkladı.</p>
<p>Açıklamada, 2021 yılında 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nda yapılan değişiklikle kooperatiflerin daha etkin, verimli ve şeffaf faaliyet göstermeleri yönünde önemli adımlar atıldığı hatırlatıldı. </p>
<p>Değişiklik kapsamında KOOPBİS'in kurulduğu belirtilen açıklamada, "Gelinen noktada, kooperatiflerimizin gerekli bilgi ve verileri sisteme aktarmalarına ilişkin süre 26 Nisan'da tamamlanmış olacak, böylece KOOPBİS etkin şekilde uygulamaya girecektir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Sistemin kooperatif ortaklarına sağlayacağı kolaylıklara ilişkin bilgi verilen açıklamada, ilgililerin e-Devlet entegrasyonu sayesinde ortağı oldukları kooperatiflere ait bilgilere erişebileceği aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, ortakların genel kurul toplantıları öncesinde kooperatiflerin finansal durumları hakkında sağlıklı bilgilere sahip olabileceği ve bilgi edinme haklarını daha etkin şekilde kullanabileceği kaydedildi.</p>
<p><strong>Yönetim süreçlerinde dijital takip</strong></p>
<p>Sistem ile kooperatife ortak olan tüm gerçek ve tüzel kişilerin kayıtları ile faaliyet raporları ve bilançoların sistemde yer almasıyla yönetim kolaylığı sağlanacağına işaret edilen açıklamada, kooperatif hesap ve işlemlerinin geçmiş kayıtlar da dahil olmak üzere dijital ortamda izlenebilmesine imkan sağlanacağı belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, genel kurul toplantıları sisteme kayıtlı ortaklar baz alınarak gerçekleştirileceğinden, hazırun listelerinin sistemden eksiksiz ve doğru bir şekilde oluşturulmasının sağlanacağı aktarılarak, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Ticaret Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığının görev alanında yer alan kooperatifler ile kooperatif ortaklarının mevcudiyeti göz önüne alındığında, bütüncül bir bakış açısı ile ülkemiz kooperatifçiliğine ilişkin daha sağlıklı istatistiklerin oluşturulmasına ve bu noktadan hareketle kooperatiflerimize yönelik ilave çalışmaların yapılabilmesine imkan sağlanabilecektir. Ülkemize ve kooperatiflerimize hayırlı olsun."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/koopbis-26-nisanda-devreye-alinacak-77822</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/ticaret-bakanligi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, Kooperatif Bilgi Sistemi&#039;ne veri giriş sürecinin 26 Nisan&#039;dan itibaren devreye alınacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ekonomi-ticaret-dernegi-satin-alma-zirvesi-basliyor-77829</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ETD&#039;nin &#039;Satın Alma Zirvesi&#039; başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekonomi Ticaret Derneği (ETD) Sakarya Şubesi tarafından düzenlenen Sakarya Satın Alma Zirvesi, 25 Nisan'da gerçekleştirilecek.</p>
<p>İstanbul ile Trakya şubelerinin katılımıyla bölgesel bir ticaret zirvesine dönüşen saat 10.00’da Sen Otel'de düzenlenecek.</p>
<p>Protokol konuşmalarından sonra stand ziyaretleri ile devam edecek olan satın alma zirvesine 80 firma katılacak.</p>
<p>Satın alma zirvesi ile ilgili olarak bir açıklama yapan Ekonomi Ticaret Derneği Başkanı R. Şamil Dedeoğlu, 1 gün sürecek olan satın alma zirvesinin Sakarya ve bölge ekonomisine canlılık getirecek önemli bir etkinlik olduğunu belirterek şunları söyledi: “Sakarya’nın üretim gücünü daha geniş bir ticaret ağıyla buluşturmayı hedefliyoruz. Zirve, fuar konseptiyle öne çıkarken 80 farklı firmanın stant açacağı bir ticaret alanı sunacak. Mobilyadan bilişime, inşaattan gıdaya kadar birçok sektörden katılımın olacağı etkinlikte firmalar ürün ve hizmetlerini tanıtma fırsatı bulacak. Sakarya, İstanbul ve Trakya’dan iş insanlarını buluşturacak zirvede, yeni satın alma anlaşmaları ve stratejik iş birlikleri kurulacak. Katılımcı firmalar gün boyunca doğrudan ticaret imkânı yakalayacak. “İşimiz gücümüz, gücümüz dostluğumuz” mottosuyla düzenlenen zirveye girişler ücretsiz olacak.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ekonomi-ticaret-dernegi-satin-alma-zirvesi-basliyor-77829</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/9/1280x720/ekonomi-ticaret-dernegi-satin-alma-zirvesi-basliyor-1777017735.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Sakarya Satın Alma Zirvesi&quot; hakkında açıklama yapan Ekonomi Ticaret Derneği Başkanı Şamil Dedeoğlu, &quot;Sakarya’nın üretim gücünü daha geniş bir ticaret ağıyla buluşturmayı hedefliyoruz. Zirve, fuar konseptiyle öne çıkarken 80 farklı firmanın stant açacağı bir ticaret alanı sunacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyuksehirden-ureticiye-650-bin-hibe-biber-fidesi-77823</guid>
            <pubDate>Fri, 24 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üreticiye 650 bin biber fidesi hibe edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, tarımsal üretimi artırmak ve çiftçilerin gelirini yükseltmek amacıyla hayata geçirdiği destek projelerine bir yenisini daha eklediğini bildirdi.</p>
<p>Büyükşehir Belediyesi, şehrin coğrafi işaretli ürünü olan Maraş Biberi’nin üretimini yaygınlaştırmak için üreticilere yüzde 100 hibe ile 650 bin adet biber fidesi dağıtımına başladı. Ücretsiz olarak üreticilere ulaştırılan fidelerin yaklaşık 180 dekarlık alanda toprakla buluşturulması planlanıyor. Üreticilerin emeğiyle yetiştirilecek bu fidelerden yaklaşık 100 ton kırmızı pul biber elde edilmesi hedefleniyor. Bu üretim artışıyla birlikte hem Maraş Biberi’nin pazardaki gücünün artırılması hem de bölge ekonomisine önemli katkı sağlanması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>"Coğrafi değerin ekonomiye katkısı artacak"</strong></p>
<p>Şehrin önemli tarımsal değerlerinden biri olan Maraş Biberi, sahip olduğu coğrafi tescil sayesinde hem yurt içinde hem de yurt dışında yoğun talep görüyor. Büyükşehir Belediyesinin bu destek hamlesiyle ürünün ekim alanlarının genişletilmesi ve üretim miktarının artırılması hedeflenirken, çiftçilerin gelir seviyesinin de yükseltilmesi bekleniyor.</p>
<p><strong>"Katkılar sayesinde inşallah verimli bir yıl geçireceğiz"</strong></p>
<p>Fide desteğinden yararlanan üreticiler, verilen desteklerin kendileri için büyük önem taşıdığını belirterek memnuniyetlerini dile getirdi. Dereköy Mahallesi’nden 15 yıldır çiftçilik yapan Durdu Paşacı, desteklerin üreticiler için büyük bir fırsat olduğunu vurgulayarak, “Bugün Büyükşehir Belediyemizin sağladığı biber fidesi desteğinden faydalanmak için geldim. Bu katkılar sayesinde inşallah verimli bir yıl geçireceğiz” dedi. Çocukluk yıllarından bu yana tarımla iç içe olduğunu ifade eden Ejder Özşirin ise, “Bu destekler bizler için çok kıymetli. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Çakırlar Mahallesi’nde yaklaşık 50 yıldır çiftçilik yapan Ökkeş Çakıroğlu da verilen fidelerin üretime önemli katkı sağlayacağını belirterek, “Bu fideleri toprakla buluşturup en iyi şekilde değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı. Tekir Mahallesi’nden Mustafa Kaplan ise, “Şehrimiz çok verimli topraklara sahip. Bizler de bu imkânları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyoruz. Büyükşehir Belediyemizin sağladığı bu destek bizler için çok değerli” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyuksehirden-ureticiye-650-bin-hibe-biber-fidesi-77823</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/3/1280x720/buyuksehirden-ureticiye-650-bin-hibe-biber-fidesi-1777016068.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehrin coğrafi işaretli ürünü olan Maraş Biberi’nin üretimini yaygınlaştırmak ve üreticilere destek olmak için 500 çiftçiye tamamı hibe 650 bin adet biber fidesi dağıtıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ahmet-tiryakioglu-turk-makarnasi-dunya-pazarinda-hak-ettigi-degere-ulasacak-77768</guid>
            <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 17:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ahmet Tiryakioğlu: Türk makarnası dünya pazarında hak ettiği değere ulaşacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Dünyanın en büyük ikinci makarna ihracatçısı konumunda bulunan Türkiye, 2026 yılının ilk çeyreğinde ihracattaki güçlü performansını sürdürdü. Ocak-mart döneminde toplam makarna ihracatı 228,5 milyon dolar olarak gerçekleşirken, sektör hem miktar hem de değer bazında dikkat çekici bir ivme yakaladı. Geçen yılın aynı dönemine göre değer bazında yüzde 7 artış kaydedilen ihracat, miktar bazında ise yüzde 11,5 yükselerek 378,7 bin tona ulaştı. Kilogram başına ortalama ihracat değeri 0,60 dolar olurken, Türkiye’nin en fazla makarna ihraç ettiği ülke 36,3 milyon dolar ile Somali oldu. Somali’yi 22,7 milyon dolar ile Irak izlerken, Gana’ya 21,5 milyon dolar, Japonya’ya ise 15 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirildi. Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri de Türkiye’nin en fazla makarna sattığı ilk 10 ülke arasında yer aldı. Sektörün ihracat başarısını değerlendiren TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, Türkiye’nin küresel pazarlardaki yükselen konumuna dikkat çekerek önemli açıklamalarda bulundu.</p>
<p><strong>“Önde gelen pazarlarda ilk 5 tedarikçiden biriyiz”</strong></p>
<p>Türkiye’nin üretim gücü, kalite standardı ve ihracat kabiliyetiyle dünya makarna ticaretinde stratejik bir aktör haline geldiğini vurgulayan Ahmet Tiryakioğlu, şu ifadeleri kullandı: “Bugün geldiğimiz noktada, küresel makarna ithalatının yaklaşık yüzde 30’unu gerçekleştiren ABD, Japonya ve Almanya gibi önde gelen pazarların en fazla makarna tedarik ettiği ilk 5 ülke arasında yer alıyor olmamız, üretim kalitemizin en somut tescilidir. Dünya makarna ticaretinde tonaj bazında yüzde 25’lik payını tek başına göğüslememize rağmen, küresel pazar payımızın değer bazında yüzde 10-15 aralığında seyretmesi ise önümüzdeki dönemde odaklanmamız gereken temel alanı işaret etmektedir.”</p>
<p>Tiryakioğlu, sektörün yalnızca üretim hacmiyle değil, değişen taleplere hızla uyum sağlayabilen yapısıyla da öne çıktığını belirterek, “Dünyanın her noktasındaki farklı talep ve kalite standartlarına yanıt verebilecek üretim esnekliği bulunan sektörümüz, ihracat hacmini korurken birim değerini de yukarı taşıyacak bir olgunluğa sahiptir” dedi.</p>
<p><strong>“Önceliğimiz fiyat rekabetinden değer rekabetine geçmek”</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde sektörün temel hedefinin katma değerli üretim ve markalaşma olacağını vurgulayan Ahmet Tiryakioğlu, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Sektörün önceliği, fiyat rekabetinden değer rekabetine geçerek yüzde 100 durum buğdayı kullanımını ve premium ürün çeşitliliğini artırmak olacaktır. Özellikle Uzak Doğu pazarlarında karşılaştığımız vergi dezavantajlarının giderilmesi ve Avrupa Birliği’ndeki kota limitlerinin sektörümüzün potansiyeline uygun şekilde güncellenmesi noktasında, hükümetimizin diplomatik girişimlerinin sağlayacağı katkıyı çok önemsiyoruz.”</p>
<p>Afrika pazarındaki gelişmeleri de değerlendiren Tiryakioğlu, geleneksel pazarlarda oluşabilecek değişimlere karşı yeni stratejiler geliştirildiğini belirtti. Tiryakioğlu, “Afrika gibi geleneksel pazarlarımızda yerel yatırımların artmasıyla oluşabilecek değişimleri, yüksek satın alma gücüne sahip pazarlarda markalı ve sınıflandırılmış yerli buğday çeşitlerimizle dengelemeyi hedefliyoruz. Kamu-özel sektör eşgüdümüyle ‘Türk Makarnası’ imajını güçlendirerek, Anadolu’nun eşsiz buğdayından işlenen bu ürünü dünya pazarında hak ettiği finansal değere ulaştıracağımıza eminiz” diye konuştu.</p>
<p>Yaklaşık 50 bin kişiye istihdam sağlayan ve yurt içi ile yurt dışı satış hacmiyle Türkiye ekonomisine her yıl 2 milyar dolarlık katkı sunan makarna sektörü, yeni dönemde hem ihracat hacmini büyütmeyi hem de katma değerli ürünlerle küresel pazardaki gücünü artırmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ahmet-tiryakioglu-turk-makarnasi-dunya-pazarinda-hak-ettigi-degere-ulasacak-77768</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/8/1280x720/ahmet-tiryakioglu-turk-makarnasi-dunya-pazarinda-hak-ettigi-degere-ulasacak-1776954685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın ilk çeyreğinde toplam makarna ihracatı 228,5 milyon doları buldu. Türkiye’nin küresel pazarlardaki yükselen konumuna dikkat çeken TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, &quot;Türk makarnası dünya pazarında hak ettiği değere ulaşacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/koop-is-bildirisi-avm-ve-perakende-sektorunde-olumsuz-calisma-kosullar-derinlesiyor-77767</guid>
            <pubDate>Thu, 23 Apr 2026 17:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> KOOP-İŞ bildirisi: AVM ve perakende sektöründe olumsuz çalışma koşulları derinleşiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Büro, ticaret, perakende sektörü iş yerlerinin dahil olduğu “Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar” işkolunda en fazla üyeye sahip sendika konumundaki KOOP-İŞ, başkanlar kurulu, çalışma hayatını doğrudan etkileyen ekonomik ve sosyal gelişmeler, enflasyon, gelir dağılımı bozulması, hayat pahalılığının derinleştiğini, bu konuda tüm sendikaların ortak tavır alması gerektiğini açıkladı. Başkanlar Kurulu bildirisinde, örgütlenmeyi tamamladığı ancak işveren tarafının dava açarak süreci uzattığı bazı iş yerlerinde mücadele kararlılığı vurgulanırken, özellikle işkolu bünyesinde bulunan AVM ve perakende sektöründe yaşanan güvencesiz çalışma koşullarına karşı örgütlü mücadelenin tek güvence olduğunun altı çizildi. </p>
<p>Başkanlar Kurulu toplantısının ardından yayınlanan sonuç bildirisinde, “(Sayılan unsurların) emekçiler üzerindeki olumsuz etkilerinin giderek derinleşmesi karşısında tedbir alınması hususu dile getirilmiştir. Ayrıca Orta Doğu bölgesinde devam eden savaşların, emekçilerin alım gücünü azalttığına dikkat çekilerek, tüm sendikaların bu savaşlara karşı ortak bir tavır alması gerektiği vurgulanmıştır. Başkanlar Kurulumuz, emekçiler üzerindeki vergi yükünün gelir kaybını artırarak yaşam maliyetini daha da ağırlaştırdığına dikkat çekmiştir. Vergi sisteminde adaletin sağlanmasının; gelir dağılımının düzeltilmesi, sosyal barışın güçlendirilmesi ve emeğin korunması açısından zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Bu çerçevede, TÜRK-İŞ’in vergide adalet ve insanca yaşam mücadelesinin örgütlü mücadelemizin ortak hattı olduğu belirtilmiş; söz konusu sürecin tüm teşkilatımız tarafından güçlü biçimde sahiplenilmesinin önemine değinilmiştir” denildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/koop-is-bildirisi-avm-ve-perakende-sektorunde-olumsuz-calisma-kosullar-derinlesiyor-77767</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/7/1280x720/57-1776953835.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KOOP-İŞ Başkanlar Kurulu bildirisinde, özellikle işkolu bünyesinde bulunan AVM ve perakende sektöründeki güvencesiz çalışma koşullarına karşı örgütlü mücadelenin tek güvence olduğunu vurgulandı.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
