<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kazandirani-borsa-85497</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın en çok kazandıranı borsa</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,85 artışla 14.172,26 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 13.562,45 puanı, en yüksek 14.249,99 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 10,14 artışla 54.196,56 puana, sanayi endeksi yüzde 2,09 yükselişle 19.414,49 puana, mali endeks yüzde 1,99 kazançla 19.228,55 puana çıkarken, hizmetler endeksi yüzde 1,31 azalışla 12.410,09 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 26,20 ile Katılımevim Tasarruf Finansman ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Katılımevim Tasarruf Finansman'ı yüzde 18,44 ile Odine Teknoloji ve yüzde 15,91 ile Borusan Boru izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 18,91 ile Balsu Gıda, yüzde 15,20 ile Migros ve yüzde 12,32 ile CW Enerji oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 767 milyar lirayla ASELSAN, 697 milyar 18 milyon 307 bin 575 lirayla Tüpraş ve 550 milyar 200 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 1,40 artışla 6 bin 757 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,27 yükselişle 44 bin 87 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,22 üzerinde 11 bin 69 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,37 artarak 47,8810 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 0,57 yükselişle 55,4880 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 64,3940 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,86 artışla 64,9480 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,03 değer kazanarak 59,0840 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kazandirani-borsa-85497</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul, haftayı yüzde 2,85 artışla tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 1,40, cumhuriyet altınının satış fiyatı yüzde 1,27, çeyrek altın yüzde 1,22 oranında arttı. Dolar yüzde 0,37, euro da haftayı yüzde 0,57 yükselişle kapattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bayraktar-17-milyon-hanenin-dogal-gaz-ihtiyacini-2028de-karadenizden-karsilayacagiz-85496</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bayraktar: 17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını 2028&#039;de Karadeniz&#039;den karşılayacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, AK Parti 25. Kuruluş Yıl Dönümü Programı'na katıldı.</p>
<p>Bayraktar, program öncesi televizyon kanallarına değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Bayraktar, yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin geçen 25 yılda enerji ve madencilik alanında attığı adımlara ve sonrası için ortaya koyduğu hedeflere ilişkin şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye, çeyrek asırda Cumhurbaşkanımızın liderliğinde neredeyse bir asırlık iş yaptı. Rakamlar bize bunu söylüyor, Türkiye elektrikte kurulu gücünü 4 kat artırmış, 32 bin megavattan 126 bin megavata gelmiş durumda. Elektrikte 24 yılda yaklaşık 95 bin megavat yeni kurulu gücü hayata geçirdik. Bu, İtalya büyüklüğünde bir kurulu güce tekabül ediyor ve Fransa ile Almanya'dan sonra Avrupa'nın üçüncü büyük kurulu güce, tüketimine ve üretimine sahip elektrikte ülkesi konumuna geldik. Türkiye'de petrol üretimimiz 3 katına, doğal gaz üretimimiz 9 katına, maden ihracatımız 10 katına çıkmış durumda."</p>
<p>Alparslan Bayraktar, önlerinde yeni bir hedefin, ufkun ve vizyonun olduğunu belirterek "O da Türkiye Yüzyılı vizyonu. Yeni yüzyıla Türkiye'yi hazırlıyoruz. Türkiye'yi ekonominin bütün alanlarında, ulaştırmadan tarıma, sanayiye, binalarımıza kadar kökten değiştirecek adımlar atacağız. Temel bir hedefimiz var: Türkiye Yüzyılı'nda Türkiye'yi enerjide bağımsız kılmak. Bu, bizim adeta Kızılelma'mız." diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'de doğal gaz altyapısının gelişimine değinen Bayraktar, 2002'de 5 ilde olan doğal gazın bugün 81 ile ulaştığını, bu yıl içinde de Türkiye'deki bininci yerleşim yerine doğal gazı vereceklerini söyledi.</p>
<p>Bayraktar, Karadeniz'deki yerli doğal gaz üretimini de bu yıl iki katına çıkaracaklarını, 2028'de ise 4 katına çıkaracaklarını anlatarak "17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını 2028'de kendi gazımızla Karadeniz'den karşılayacağız." ifadesini kullandı.</p>
<p>Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili düzenlemenin Meclis'ten geçtiğini de hatırlatan Bakan Bayraktar, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>"Gabar, Terörsüz Türkiye'nin adeta küçük bir kesiti, küçük bir fragmanını gördüğümüz bir proje. Milyonlarca yıldır toprak altında olan petrol, bölgenin terörden temizlenmesiyle beraber çok büyük bir ekonomik aktiviteye, istihdama, kalkınmaya ve ülkemizin enerji ithalatının düşmesine çok önemli bir katkı sağlıyor. Bugün günde 83 bin varil üretimi geçmiş durumdayız. Her gün Gabar'dan yeni rekor geliyor. Bugün o dağlarda 3 bin 500'ün üzerinde insan çalışıyor. Çoğunluğu o bölgenin çocukları, gençleri... İnanıyorum ki terörsüz bölgeyle ve Terörsüz Türkiye'yle beraber ülkemizin önündeki çok büyük ekonomik potansiyel açılmış olacak ve inşallah 86 milyon ve tüm bölgemiz bundan istifade edecek."</p>
<p><strong>Suudi Arabistan ile 3 bin megavatlık bir anlaşma daha</strong></p>
<p>Alparslan Bayraktar, Suudi Arabistan'ın Türkiye'de yapacağı yenilenebilir enerji yatırımlarıyla ilgili 2 bin megavatlık projeye ilişkin anlaşmanın daha önce imzalandığını anımsatarak "Antalya'daki Birleşmiş Milletler İklim Konferansı marjında bir 3 bin megavatlık anlaşma ile bunu 5 bin megavata çıkaracağız." dedi.</p>
<p>Hürmüz krizindeki belirsizliğin devam ettiğine de vurgu yapan Bakan Bayraktar, "Bu kriz, aslında bütün bölge ve dünya için önemli bir fırsatı da barındırıyor. Türkiye'nin yıllardır söylediği enerji yollarında çeşitliliğe gitme, bunlarda değişiklik yapmayla alakalı projelere belki bu dönemde hayatiyet kazandırma şansımız olabilir." diye konuştu.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Bayraktar, Irak Başbakanı Ali Falih Zeydi'nin Türkiye ziyaretinde Irak petrolünün önemli kısmının Türkiye ve Ceyhan üzerinden dünya piyasalarına ulaştırılmasının ele alındığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Aslında çok uzun zamandır konuştuğumuz bir proje, ama artık herkes için bu bir zaruret haline gelmiş durumda. Önümüzdeki süreçte Katar gazının belki Suudi Arabistan, Ürdün, Suriye üzerinden Türkiye'ye ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya veya Irak üzerinden yine Kalkınma Yolu'nun devamında Türkiye'ye gelmesi, Kuveyt petrolünün Türkiye'ye gelmesi, bütün bunlar şu anda daha net bir şekilde masada. Ben inanıyorum ki bu kriz böyle fırsatlara kapı aralayabilir. Hem Türkiye için hem de bütün bölge için, dünya piyasaları için de daha dengeli ve önümüzde oluşacak krizlere karşı daha hazır bir hale gelmiş oluruz."</p>
<p>Diyarbakır'da ankonvansiyonel üretim yöntemiyle petrol aradıklarını anlatan Bakan Bayraktar, "Eğer başarılı olursak Gabar'dan daha büyük bir üretim gelebilir burada. Geleneksel olmayan yöntemle üretimde başarılı olursak Diyarbakır'da yüzlerce kuyu açacağız. Dolayısıyla burada bu konuda teknik anlamda iyi olan şirketlerle ortaklık kurduk. Yaklaşık 600 kilometrekarelik alanda bu çalışmayı dört sahada yürütüyoruz, ama bölgedeki potansiyel 7 bin 200 kilometrekarelik alan. Belki Gabar'ı 2-3'e katlayabilecek potansiyeli var." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin Pakistan'da hem kara hem de deniz sahalarında petrol ve doğal gaz aradığı bilgisini de paylaşan Bakan Bayraktar, "Eylül ya da ekim ayında Oruç Reis Sismik Araştırma Gemimiz Pakistan'a gidiyor. Ben önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Pakistan'da maden projeleriyle ortaklık için oraya gideceğim." dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bayraktar-17-milyon-hanenin-dogal-gaz-ihtiyacini-2028de-karadenizden-karsilayacagiz-85496</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/6/1280x720/554-1786781392.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karadeniz&#039;deki yerli doğal gaz üretimini de bu yıl iki katına, 2028&#039;de ise 4 katına çıkaracaklarını açıklayan Bakan Bayraktar, &quot;17 milyon hanenin doğal gaz ihtiyacını 2028&#039;de kendi gazımızla Karadeniz&#039;den karşılayacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/evde-bakim-yardimi-hesaplara-yatirildi-85495</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 11:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Evde Bakım Yardımı hesaplara yatırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, bakanlık tarafından sunulan en önemli aile odaklı bakım hizmet modellerinden biri olan Evde Bakım Yardımı'nın 2006'da engelli bireylerin öncelikle aile yanında desteklenmeleri düşüncesiyle başlatıldığını bildirdi.</p>
<p>Bu yardım ile engellilerin yaşadığı ortamdan ayrılmadan, ailesi veya yakınlarıyla birlikte yaşayarak aile birliğinin korunmasına ve güçlenmesine destek olduklarını belirten Göktaş, "Bu çerçevede 2026 yılı içinde bugüne kadar toplam 48,6 milyar liralık destek sağladık." bilgisini paylaştı.</p>
<p>Göktaş, evlerinde bakılan tam bağımlı vatandaşlar ve ailelerine ekonomik destek sağlamak amacıyla yapılan Evde Bakım Yardımı aylık ödemelerinin temmuz ayı memur maaş katsayısına göre yapılan artışla birlikte 13 bin 878 liradan 15 bin 775 liraya çıkarıldığını ve her ayın 15'inde hak sahiplerinin hesaplarına yatırıldığını hatırlatarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yeni düzenlemeyle Evde Bakım Yardımı ödemelerini bu ay hak sahiplerinin hesaplarına artışlı şekilde yatırmaya başladık. Bu kapsamda toplam 7,5 milyar lira ödeme yapıyoruz. Ödemelerin tüm engelli vatandaşlarımıza hayırlı olmasını dilerim."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/evde-bakim-yardimi-hesaplara-yatirildi-85495</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/para-lira-tl-1766551550.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, &quot;Evde Bakım Yardımı ödemelerini bu ay hak sahiplerinin hesaplarına artışlı şekilde yatırmaya başladık. Bu kapsamda toplam 7,5 milyar lira ödeme yapıyoruz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/arac-kiralamada-yetki-belgesi-zorunlu-oldu-85494</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 10:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Araç kiralamada yeni dönem: Yetki belgesi zorunlu oldu, yıpranma bedeli alınamayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, otomotiv sektöründe adil, rekabetçi ve istikrarlı piyasa yapısının tesis edilmesi ve tüketici memnuniyetinin artırılması amacıyla çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü belirtilerek, yönetmelikle motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetlerinin kurumsal yapıya kavuşturulduğu, işletmeler ile kiralamaya konu taşıtlara ilişkin önemli standart ve kuralların getirildiği bildirildi.</p>
<p>Yönetmeliğin, tüketiciler tarafından gerçekleştirilen kiralamaları düzenlediği kaydedilen açıklamada, tüketici dışındaki kiracılara yönelik kısa ve uzun süreli kiralamalar ile kamp taşıtı kiralamalarının kapsam dışında tutulduğu ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, ticari faaliyet kapsamında motorlu kara taşıtı kiralayan işletmelerin yetki belgesi almasının zorunlu hale getirildiği belirtildi.</p>
<p>Yetki belgesi için işletmelerin meslek odasına kayıtlı olmaları, vergi mükellefiyetinin bulunması, iş yerinin ikamet veya yönetmelikte belirtilenler dışındaki mesleki ya da ticari faaliyetler amacıyla kullanılmaması gerektiğine işaret edilen açıklamada, "İşletme sorumlularının en az ilköğretim mezunu olması, belirli suçlardan hüküm giymemiş bulunması ve Mesleki Yeterlilik Kurumu onaylı 'Seviye 4' mesleki yeterlilik belgesine sahip olması şartı getiriliyor." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, motorlu kara taşıtı kiralama faaliyetleri ile kiralamaya konu taşıtların takip ve kontrolü amacıyla 1 Ocak 2027'ye kadar Motorlu Kara Taşıtı Kiralama Bilgi Sistemi'nin kurulacağı, yetki belgesi başvuruları ve belgeye ilişkin diğer işlemlerin bu sistem üzerinden gerçekleştirileceği kaydedildi.</p>
<p><strong>6 yaşından büyük araçlar kiraya verilemeyecek</strong></p>
<p>Tüketici güvenliğinin ve hizmet kalitesinin artırılması amacıyla kiralamaya konu taşıtların niteliklerinin de belirlendiğine işaret edilen açıklamada, "Buna göre klasik taşıtlar hariç olmak üzere 6 yaşından büyük araçlar kiraya verilemeyecek. 180 bin kilometrenin üzerinde olan taşıtlar ile 300 bin kilometrenin üzerinde olan elektrikli araçlar kiralanamayacak. Periyodik bakımı zamanında yaptırılmayan veya ağır hasar kaydı bulunan taşıtların kiraya verilmesi yasaklanacak." bilgisine yer verildi.</p>
<p>Açıklamada, büyükşehir belediyesi olan illerin nüfusu 30 bini geçen ilçelerinde faaliyet gösteren işletmelerin en az 5'i işletme adına tescilli olmak üzere en az 10 taşıta sahip olması gerektiği bildirildi.</p>
<p>Nüfusu 30 bini geçmeyen ilçeler ile büyükşehir belediyesi olmayan illerde faaliyet gösteren işletmelerin ise en az 2'sinin işletme adına tescilli olmak üzere en az 5 araca sahip olması gerektiği belirtilen açıklamada, ayrıca bu ilçelerde faaliyet gösteren işletmelerin filolarında birinin Türkiye'de üretilmesi koşuluyla en az 2 hibrit veya yalnızca elektrik motorlu taşıt bulundurmasının zorunlu olduğu ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, düzenlemeyle çevre dostu ulaşımın teşvik edilmesinin ve yerli üretimin desteklenmesinin hedeflendiği vurgulandı.</p>
<p><strong>Yönetmelikle depozito tutarına sınır getiriliyor</strong></p>
<p>Yönetmelikle tüketicilerin kiralama süreçlerinde karşılaşabileceği mağduriyetlerin önlenmesine yönelik düzenlemelerin de yapıldığının altı çizilen açıklamada şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Depozito tutarına sınır getiriliyor. Buna göre alınabilecek depozito 1 ila 6 günlük kiralamalarda en fazla 3 günlük kira bedeli, 7 ila 29 günlük veya haftalık kiralamalarda ise en fazla 7 günlük kira bedeli​​​​​​​ ile sınırlandırılıyor. Taşıtın tüketici tarafından iade edilmesini takip eden 7 gün içerisinde depozitonun iade edilmesi zorunlu hale getiriliyor. Ön ödemeli rezervasyonlarda ise taşıtın teslimine 24 saatten az süre kalması kaydıyla tüketiciye rezervasyon tarihinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve kesinti yapılmaksızın rezervasyonda değişiklik yapma veya rezervasyonu iptal etme hakkı tanınıyor."</p>
<p>Açıklamada, olağan kullanımdan kaynaklanan aşınma ve yıpranmalar için tüketiciden herhangi bir bedel talep edilemeyeceği, bu gerekçelerle depozitodan kesinti yapılamayacağı bildirildi.</p>
<p>İşletmeler tarafından mevsim şartları ile trafik ve kiracı güvenliğinin gerekli kıldığı hallerde kış lastiği sağlanmasının zorunlu olacağı belirtilen açıklamada, sigorta güvencelerinin kiralama bedeline dahil edileceği, kiracının sigortadan yararlanma hakkının ek bir ücret veya şarta bağlanmasının yasaklanacağı kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, işletme ve kiracının anlaşmaya vardığı durumlar hariç olmak üzere, sigorta tahkim kararı veya ilam niteliğinde başka bir karar bulunmaksızın değer kaybı nedeniyle kiracıdan herhangi bir bedelin talep edilemeyeceğinin altı çizildi.</p>
<p><strong>Tüketiciler, internet ortamındaki işlemlerde de korunacak</strong></p>
<p>Kiralama işletmelerine hasar ve arıza durumlarında kiracıların her an ulaşabilmesini sağlayacak sürekli ve erişilebilir iletişim altyapısı oluşturma yükümlülüğünün getirildiği belirtilen açıklamada, aracı ve ilan platformlarının da düzenleme kapsamına alındığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, söz konusu platformların haksız ticari uygulamalarda bulunmalarının yasaklandığı bildirilerek, "Kiralama ilanı veren işletmelerin yetki belgesine sahip olup olmadıklarını kontrol etmeleri zorunlu hale getiriliyor. Yetki belgesi bulunmayan işletmelerin bu platformlara üye olması ve ilan vermesi engellenerek tüketicilerin internet ortamındaki kiralama işlemlerinden de korunması sağlanıyor." bilgisi verildi.</p>
<p>Sektörün yeni düzenlemeye uyum sağlayabilmesi ve gerekli sistem altyapısının oluşturulabilmesi amacıyla yönetmeliğin 1 Ocak 2027'de yürürlüğe gireceğine işaret edilen açıklamada, mevcut işletmelere yetki belgesi almaları için 1 Temmuz 2027'ye, asgari taşıt sayısı ve taşıt niteliklerine ilişkin şartları sağlamaları için ise 1 Ocak 2028'e kadar süre tanındığı belirtildi.</p>
<p><strong>Düzenlemeyle tüketici haklarının güçlendirilmesi hedefleniyor</strong></p>
<p>Açıklamada, aracı ve ilan platformları için de uyum sürecinin öngörüldüğü, bu platformlar ile kiralama işletmeleri arasında yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden önce imzalanmış sözleşmelerin 1 Temmuz 2027'ye kadar düzenlemeye uygun hale getirilmesi gerektiği ifade edildi.</p>
<p>Yönetmelikle kiralama süreçlerinde şeffaflık ve hesap verebilirliğin artırılmasının amaçlandığı vurgulanan açıklamada, şunlar bildirildi:</p>
<p>"Sözleşme koşullarının netleştirilmesi, tüketici haklarının güçlendirilmesi ve kiralanan taşıtların teknik yeterlilik standartlarının yükseltilmesi hedefleniyor. Düzenleme, aynı zamanda kayıt dışı faaliyetlerin ve haksız rekabetin önüne geçerek sektörde adil ve sürdürülebilir bir rekabet ortamının tesis edilmesine katkı sağlayacak. Bakanlık olarak sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlarken vatandaşlarımızın haklarını en üst seviyede korumaya ve piyasanın sağlıklı işleyişini temin etmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/arac-kiralamada-yetki-belgesi-zorunlu-oldu-85494</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/9/1280x720/arac-kiralamada-buyume-finansmana-takildi-1742225219.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 1 Ocak&#039;ta yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, araç kiralama şirketlerine yetki belgesi zorunluluğu getirildi. Kiralama işlemlerinde tüketiciden olağan kullanımdan kaynaklanan aşınma ve yıpranmalar için herhangi bir bedel talep edilemeyecek ve bu gerekçeyle depozitodan kesinti yapılamayacak. Klasik taşıtlar hariç olmak üzere 6 yaşından büyük araçlar kiraya verilemeyecek, 180 bin kilometrenin üzerindeki taşıtlar ile 300 bin kilometrenin üzerinde olan elektrikli araçlar kiralanamayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigemden-reforme-kucukbas-satisi-85493</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİGEM&#039;den reforme küçükbaş satışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Karacabey Tarım İşletmesi Müdürlüğünün Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre işletme, yetiştirdiği 3 bin 615 baş reforme küçükbaşı 20 parti halinde canlı ağırlıkları üzerinden açık artırma usulüyle satacak.</p>
<p>İhale, 27 Ağustos Perşembe günü saat 11.00'de işletmede yapılacak.</p>
<p>İhalede toplam muhammen tutar 49 milyon 252 bin 800 lira, geçici teminat tutarı da 2 milyon 462 bin 640 lira olarak belirlendi.</p>
<p>İhaleye ait şartname, TİGEM'in "https://www.tigem.gov.tr" adresinde veya işletmede görülebilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigemden-reforme-kucukbas-satisi-85493</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/hayvancilik-kucukbas.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİGEM Karacabey Tarım İşletmesi Müdürlüğü, 3 bin 615 reforme küçükbaş satışı için ihale açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/metalde-guclu-toparlanma-egilimi-suruyor-85486</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 08:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Metalde güçlü toparlanma eğilimi sürüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İSTANBUL</strong></p>
<p>İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) tarafından hazırlanan "TR-METALENDEKS" verileri, haziranda başlayan toparlanmanın temmuz ayında sürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Miktar endeksi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 5,5, geçen yılın aynı dönemine göre de yüzde 4,2 artarak 143,70’e çıktı. Miktar artışı, ihracat değer endeksini de güçlü şekilde yukarı taşıdı. Miktar endeksi temmuzda bir önceki aya göre yüzde 3,2 artarak 207,74 seviyesine ulaştı ve Nisan 2022'den bu yana en yüksek seviyesine yükseldi. Endeks yıllık bazda ise yüzde 18 oranında bir büyüme gösterdi. Toplam ihracat tutarı da Temmuz ayında 1 milyar 425,7 milyon dolara ulaştı.</p>
<h2>Birim değer yüksek seyrini koruyor </h2>
<p>Haziranda 5,53 dolarla 2019'dan bu yana en yüksek seviyesini gören ortalama ihracat birim fiyatı da temmuz ayında yüzde 2,2'lik sınırlı bir geri çekilmeyle 5,41 dolar/kg olarak gerçekleşti. Aylık bazdaki bu küçük düşüşe rağmen birim fiyat, geçen yılı aynı dönemindeki 4,77 dolar/kg seviyesinin yüzde 13,3 üzerinde kaldı.</p>
<p>Alt sektörlerden İskele ve Kalıp’ta değer endeksinde yüzde 40 artış dikkat çekerken, birim fiyatlar 1,84 dolardan 1,94 dolara yükseldi. Mutfak Eşyaları miktar endeksi yüzde 9,6 artışla güçlü bir sıçrama yaptı. Birim fiyatlar da artış trendini koruyarak 4,75 dolardan 4,79 dolara yükseldi. Döküm sektörü miktar endeksi yüzde 6,8; değer endeksi ise yüzde, 2,95 artış kaydetti.</p>
<p>Hırdavat alt sektörü değer endeksi yüzde 4,8 artarken, miktar endeksin ise yüzde 6,5 daraldı. Bu düşüşe rağmen, birim fiyatın 2,66 dolardan 2,98 dolara belirgin bir şekilde artması sektörün gelirlerini yukarı çekti. Alüminyum miktar endeksindeki yatay seyrederken değer endeksinde sınırlı artış yaşandı. Bakırda ise miktar ve fiyat endekslerinde azalış kaydedildi.</p>
<h2>“Değer yaratma kapasitemiz güçlü” </h2>
<p>Endeks sonuçlarını değerlendiren TİM Başkan Vekili ve İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, TR-METALENDEKS verilerinin metal sanayi ihracatındaki toparlanmanın güçlendiğini gösterdiğini belirterek, ihracat birim fiyatlarının da yüksek seviyesini korumasının sektör açısından önemli bir gösterge olduğunu söyledi. Tecdelioğlu, “Bu tablo, yalnızca miktar bazında değil, ihracatımızın değer yaratma kapasitesi açısından da güçlü bir performansa işaret ediyor. Alt sektörlerimizdeki genel büyüme eğilimi de bu olumlu tabloyu destekliyor. 2026 Temmuz ayı, Haziran ayında başlayan toparlanmanın güçlenerek devam ettiği, ihracat miktarının yılın en yüksek seviyesine ulaştığı ve değer endeksinin son iki yılın rekorunu kırdığı son derece olumlu bir dönem olarak kayıtlara geçmiştir” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/metalde-guclu-toparlanma-egilimi-suruyor-85486</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/cetin-tecdelioglu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TR-METALENDEKS verilerinin metal sanayi ihracatındaki toparlanmanın güçlendiğini gösterdiğini belirten İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, ihracat birim fiyatlarının da yüksek seviyesini korumasının sektör açısından önemli bir gösterge olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-nihai-kararinda-yapay-zekaya-mesafeli-85485</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 08:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici, nihai kararında yapay zekaya mesafeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyada esen yapay zeka fırtınası, satın alma davranışlarını ve tüketici beklentilerini de önemli ölçüde yeniden şekillendiriyor.</p>
<p>Uluslararası danışmanlık hizmetleri şirketi Eernet&amp;Young (EY) tarafından yayımlanan Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026, küresel pazarlarda tüketicinin değişen beklentilerini ve markalara duydukları güvenin dinamiklerini ortaya koyuyor. Araştırmaya göre, satın alma kararlarında yapay zekâ yükselişe geçse de son kararı tüketici veriyor. Yapay zekâ destekli deneyimlerin ve dijitalleşmenin tüketicilere hız kazandırırken aynı zamanda onları daha seçici ve temkinli hale getirdiğini gösteriyor. Araştırma sonuçları, tüketicilerin markalarla kurduğu ilişkinin yeni kurallarını da ortaya koyuyor. Buna göre, tüketiciler artık markalarla iletişim kurma, verilerini paylaşma ve kendi adlarına hareket etme konusunda koşulsuz davranmıyor; somut değer ve şeffaflık sunan markalara güvene dayalı ve geri alınabilir yetki veriyor. EY’ın “tüketici izni ekonomisi (permisson economy)” olarak tanımladığı bu yeni dönemde, şirketlerin tüketici güvenini her temas noktasında yeniden kazanması gerekiyor.</p>
<p>Tüketiciler rutin ve düşük riskli işlemleri yapay zekâya devretmeye daha istekli davranırken, kişisel alanlarda kontrolü ellerinde tutmayı tercih ediyor. Bulgular, şirketlerin artık tek tip değer önerileri yerine tüketicilerin farklı ihtiyaç durumlarını anlayan, şeffaf ve güven odaklı stratejiler geliştirmesi gerektiğine işaret ediyor.</p>
<h2>Yeni ikilemler ortaya çıktı </h2>
<p>Araştırmaya göre, tüketicilerin kararlarını ve markalarla kuracakları ilişkinin sınırlarını üç temel ikilem şekillendiriyor. İlk ikilem, dijital aşırı yüklenme ile bağlantı ihtiyacı arasında yaşanıyor. Araştırmaya göre, tüketicilerin %65'i dijital yoğunluk nedeniyle bunalmış hissederken, aynı zamanda iyi olma hallerini destekleyecek yapay zekâ çözümlerine daha fazla ilgi gösteriyor. Özellikle genç tüketiciler ekran süresini azaltmak isterken, markalardan aidiyet hissini güçlendirecek topluluk deneyimleri bekliyor.</p>
<p>İkinci ikilem, kontrollü harcama ile kendini ödüllendirme isteği arasında şekilleniyor. Ekonomik belirsizlikler nedeniyle tüketiciler harcamalarını daha dikkatli planlarken, küçük ödüllerle motivasyonlarını korumaya çalışıyor. Araştırmaya göre, finansal açıdan zorlanan tüketicilerin %59'u kendilerini ödüllendirmek için daha uygun fiyatlı alternatiflere yönelirken, katılımcıların %45'i günlük hayatını kolaylaştıran çözümler için ek ödeme yapmaya sıcak bakıyor.</p>
<p>Üçüncü ikilem ise yetki devri ve güven arasında yaşanıyor. Tüketiciler rutin işlemlerde markalara ve yapay zekâya daha fazla sorumluluk vermeye istekli olsa da kişisel konularda kontrolü elden bırakmak istemiyor. Araştırmaya göre, tüketicilerin %92'si şeffaf uygulamalar sunan markaları tercih ederken, %95'i satın alma öncesinde somut değer kanıtı görmek istiyor. Ayrıca, %93'ü karar vermeden önce bilgileri farklı kaynaklardan doğruluyor, %89'u ise marka reklamlarından çok diğer tüketicilerin deneyimlerine ve yorumlarına güveniyor.</p>
<h2>Yapay zekâ ile yeni güven dengesi: Koşullu yetki devri </h2>
<p>Araştırma, tüketicilerin yapay zekâyı koşulsuz kabul etmek ya da tamamen reddetmek yerine, kullanım alanına göre bilinçli tercihler yaptığını ortaya koyuyor. Küresel ölçekte tüketicilerin yüzde 36’sı, ödeme sırasında indirimlerin yapay zekâ tarafından otomatik olarak uygulanmasını isterken; konu rutin satın alma kararlarının tamamen yapay zekâya bırakılmasına geldiğinde tüketicilerin büyük çoğunluğu bu fikre sıcak bakmıyor. Buna karşılık, yapay zekânın daha yaygın benimsendiği pazarlarda kullanım oranı yüzde 94’e ulaşırken, her dört tüketiciden biri (yüzde 25) kendi adına karar alabilen otonom yapay zekâ araçlarını deneyimlediğini belirtiyor. Bulgular, tüketicilerin yapay zekâya duyduğu güvenin, teknolojiyle kurdukları deneyim arttıkça güçlendiğine işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Artık “koşulsuz güven” yok</span></h2>
<p>EY Eurasia Tüketici Ürünleri ve Perakende Sektör Lideri Yusuf Bulut, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Tüketicilerin markalarla kurduğu ilişkinin kuralları yeniden şekilleniyor. Tüketiciler artık markalara koşulsuz güvenmek yerine, verilerini kullanma ve kendi adlarına hareket etme yetkisini koşullu olarak veriyor. Dijital aşırı yüklenme ve artan şüphecilik, markaların yalnızca görünür olmasını değil; şeff afl ık, somut değer ve güven sağlamasını zorunlu kılıyor. Bugünün tüketicisi satın alma kararını vermeden önce bilgiyi farklı kaynaklardan doğruluyor ve markalardan iddialarını kanıtlamasını bekliyor. Bu nedenle şirketlerin yalnızca yapay zekâ yatırımlarına değil, müşterinin ihtiyaçlarını doğru anlayan, güven oluşturan ve gerektiğinde insan etkileşimini devreye alan deneyimlere odaklanması gerekiyor. Önümüzdeki dönemde fark yaratmak isteyen markalar; teknolojiyi yalnızca verimlilik için değil, şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan deneyimiyle birleştirerek tüketicinin güvenini sürdürülebilir biçimde kazanmak için kullanmalı.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-nihai-kararinda-yapay-zekaya-mesafeli-85485</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/e-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EY’nin Geleceğin Tüketicisi Endeksi 2026 araştırması, yapay zekâ ve dijitalleşmenin tüketici davranışlarını hızla dönüştürdüğünü, ancak güven ve kontrol ihtiyacının önemini koruduğunu ortaya koydu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tusas-heyeti-kahramanmarasta-sanayicilerle-bulustu-85498</guid>
            <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TUSAŞ heyeti Kahramanmaraş’ta sanayicilerle buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) heyeti, kentteki temasları kapsamında Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu ile görüştü.</p>
<p>KMTSO'da gerçekleşen toplantıda, TUSAŞ Tedarik ve Sanayileşme Başkanı Serdar Özpolat, TUSAŞ İç Denetim Başkanı Dr. Muhammet Fatih Dağlı ve TUSAŞ Tesisler Mühendislik, Planlama ve Yatırımlar Müdürü Mehmet Ağar’ın yer aldığı heyete, MÜSİAD Kahramanmaraş Şube Başkanı Şerafettin Özcan ve yönetim kurulu üyeleri de eşlik etti.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre heyet, KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu ile bir araya gelerek kent sanayisinin savunma sanayisi alanındaki potansiyelini değerlendirdi.</p>
<p><strong>TUSAŞ yatırımları masaya yatırıldı</strong></p>
<p>Gerçekleştirilen görüşmede, TUSAŞ’ın Kahramanmaraş’ta hayata geçirdiği yatırımlar ve bu yatırımların kent sanayisine sağlayacağı katkılar ele alındı.</p>
<p>Toplantının önemli gündem başlıklarından birini ise tedarik ve sanayileşme süreçleri oluşturdu. Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren yerel firmaların savunma sanayisi ekosistemine daha güçlü şekilde dahil edilebilmesi için atılabilecek adımlar üzerinde değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p><strong>Yerel firmalar için iş birliği fırsatları değerlendirildi</strong></p>
<p>Görüşmede, kentteki sanayi kuruluşlarının TUSAŞ’ın tedarik zincirinde daha fazla rol üstlenebilmesine yönelik imkanlar da gündeme geldi.</p>
<p>Taraflar, savunma sanayisi alanında Kahramanmaraş’ın üretim kabiliyetlerinin geliştirilmesi ve yerel firmalarla kurulabilecek yeni iş birlikleri konusunda fikir alışverişinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tusas-heyeti-kahramanmarasta-sanayicilerle-bulustu-85498</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/8/1280x720/tusas-heyeti-kahramanmarasta-sanayicilerle-bulustu-1786782893.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TUSAŞ Tedarik ve Sanayileşme Başkanı Serdar Özpolat başkanlığındaki heyet, Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu ile bir araya geldi. Görüşmede, Kahramanmaraş’taki TUSAŞ yatırımları ve kentteki firmaların savunma sanayisi ekosistemine dahil edilmesine yönelik iş birliği imkanları değerlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcellin-ikinci-ceyrek-net-kari-52-milyar-lira-85487</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 23:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell&#039;in 2. çeyrek net kârı 5,2 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Turkcell, 2026'nın ikinci çeyreğine ait finansal sonuçlarını paylaştı. </p>
<p>Buna göre, şirketin konsolide gelirleri yıllık bazda yüzde 2,5 artışla 71,8 milyar liraya yükseldi, net kârı ise 5,2 milyar lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Konsolide faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı (FAVÖK) 30 milyar liraya ulaşan Turkcell'in, FAVÖK marjı ise yüzde 41,8 oldu.</p>
<p>5G'nin devreye alındığı bu faaliyet döneminde, toplam mobil abone sayısı da şirket tarihinde ilk kez 40 milyonu aştı.</p>
<p>Superbox'ın ise net 64 bin abone kazanımıyla 2020'nin ikinci çeyreğinden bu yana en güçlü çeyrek performansını kaydettiği belirtildi.</p>
<p>Turkcell fiber abonelerinin toplam sabit genişbant abone bazındaki payı, geçen yılın aynı dönemine göre 3,4 puan artarak yüzde 80'e çıktı.</p>
<p>Açıklamaya göre Turkcell, ikinci çeyrekte uçtan uca fiber altyapısını 194 bin yeni haneye daha ulaştırdı. Bireysel fiber aboneleri içinde bin Mbps ve üzeri hızları tercih edenlerin oranı da yüzde 8'den yüzde 29'a yükseldi.</p>
<p>HBO Max, Apple TV, NBCUniversal ve Paramount gibi küresel platformlar ve stüdyolarla gerçekleştirilen işbirlikleri sayesinde dünya çapında ilgi gören yapımların yanı sıra S Sport, tabii spor ve Eurosport'un öne çıkan spor içerikleri de TV+ aboneleriyle buluştu.</p>
<p><strong>Dijital İş Servisleri'nin gelirleri yüzde 33 arttı</strong></p>
<p>TV+, zenginleşen içerik portföyü ve "TV+ Sana Yeter" yaklaşımıyla ikinci çeyrekte net 123 bin yeni abone kazanarak toplam abone sayısını 2,7 milyonun üzerine taşıdı.</p>
<p>Dijital İş Servisleri, ikinci çeyrekte gelirlerini yıllık bazda yüzde 33 artırdı. Büyük ölçekli projelerin desteğiyle yönetilen hizmet ve donanım gelirleri büyümeye en yüksek katkıyı sağladı. Veri merkezi ve bulut gelirleri de aynı dönemde yüzde 10 yükseldi.</p>
<p>Turkcell, söz konusu dönemde Ankara veri merkezinde hayata geçirilen beşinci modülle aktif veri merkezi kapasitesini 54 megavata çıkardı. Şirket, Google Cloud iş birliği kapsamında kurulacak üç yeni nesil veri merkezinin inşa çalışmalarını da başlattı.</p>
<p>Konsolide gelirlerde yüzde 6 paya sahip olan techfin iş kolunun gelirleri ikinci çeyrekte yüzde 7 arttı. Paycell gelirleri de yıllık bazda yüzde 22 yükseldi. Esnek dijital entegrasyon olanakları ve yüksek müşteri memnuniyetiyle POS çözümlerinin büyümenin ana kaynağı olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>Mobil abone sayısı 40 milyonu aştı</strong></p>
<p>Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç, "Turkcell gücünde 5G" ile yeni bir döneme adım attıkları ikinci çeyrekte, stratejik hedefleri doğrultusunda güçlü finansal ve operasyonel sonuçlar elde ettiklerini belirtti.</p>
<p>Koç, makroekonomik koşullardaki değişime rağmen çeşitlendirilmiş iş modelleri ve disiplinli ticari yaklaşımları sayesinde reel büyüme performanslarını sürdürdüklerini vurgulayarak, "Yıl sonu enflasyon beklentimizi yüzde 28'e revize ederken, yüzde 5-7 reel gelir büyümesi ve yüzde 40-42 FAVÖK marjı öngörümüzü koruyoruz. Gelirlerimize oranla yatırım harcamasının ise yaklaşık yüzde 25 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Turkcell'in ikinci çeyrekte 243 bin net mobil abone kazandığını kaydeden Koç, rekabetin değer odaklı seyrettiği bu dönemde abone kazanımındaki başarılarını sürdürerek toplam mobil abone sayılarını ilk kez 40 milyonun üzerine taşıdıklarını belirtti.</p>
<p>Koç, faturalı abone bazlarının 284 bin arttığına dikkati çekerek, "5G lansmanının ardından çekim gücü, internet hızı, bağlantı sürekliliği gibi temel müşteri deneyimi alanlarındaki Net Tavsiye Skorlarımız yükseldi. Bu sonuçlar, şebeke yatırımlarımızın müşteri deneyimine doğrudan yansıdığının kanıtıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Superbox'ın ikinci çeyrekteki yüksek performansına da vurgu yapan Koç, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu verilerine göre Superbox'ın Sabit Kablosuz Erişim alanında yüzde 74'lük pazar payıyla lider olduğunu kaydetti.</p>
<p>Koç, Superbox'ı 5G ile birlikte yalnızca fiberin alternatifi olarak değil, yüksek hızlı sabit kablosuz erişimin güçlü bir bileşeni olarak konumlandırdıklarını belirterek, son dört çeyrekteki toplam net Superbox abone kazanımlarının 163 bini aştığına işaret etti.</p>
<p>Dünya GSM Birliği (GSMA) Teknoloji Grubu Başkanlığına seçilen Koç, yeni görevine ilişkin de şunları kaydetti:</p>
<p>"Dünya genelinde 1000'den fazla operatör ve şirketi bir araya getiren GSMA bünyesinde bu önemli sorumluluğu üstlenmekten büyük gurur duyuyorum. Bu görevi, Türkiye'nin teknoloji ve telekomünikasyon vizyonunu küresel platformlarda temsil etmenin yanı sıra Turkcell'in 32 yıllık teknoloji birikimine ve ülkemizin dijital dönüşüm yetkinliğine duyulan uluslararası güvenin güçlü bir göstergesi olarak görüyorum. Ülkemizin dijital geleceğine yatırım yapmayı, yeni nesil teknolojileri daha geniş kitlelerle buluşturmayı ve müşterilerimiz için sürdürülebilir değer üretmeyi kararlılıkla sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkcellin-ikinci-ceyrek-net-kari-52-milyar-lira-85487</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/7/1280x720/ali-taha-koc-1786774308.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell&#039;in yılın 2. çeyreğinde konsolide gelirlerinin yıllık bazda yüzde 2,5 arttığı, net kârının da 5,2 milyar lira olduğu bildirildi. Genel Müdür Ali Taha Koç, &quot;Yıl sonu enflasyon beklentimizi yüzde 28&#039;e revize ederken, yüzde 5-7 reel gelir büyümesi ve yüzde 40-42 FAVÖK marjı öngörümüzü koruyoruz. Gelirlerimize oranla yatırım harcamasının ise yaklaşık yüzde 25 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tat-gida-icerik-bilgilerimizi-ambalajin-on-yuzunde-gorunur-hale-getirdik-85477</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 15:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tat Gıda: İçerik bilgilerimizi ambalajın ön yüzünde görünür hale getirdik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tat Gıda, Tat Premium serisindeki ketçap ve mayonez ürünlerinin temel içerik bilgilerini ambalajın ön yüzünde görünür hale getirdiğini duyurdu.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, tüketicilerin satın alma kararlarında ürün içeriğine ilişkin bilgilerin daha görünür ve anlaşılır olmasına yönelik beklentilerin artması, gıda sektöründe ürün reçeteleri ve ambalaj tasarımlarında yeni yaklaşımları beraberinde getiriyor.</p>
<p>Tat Gıda da bu kapsamda "temiz içerik" ve "ön yüzde şeffaf bilgilendirme" yaklaşımlarını Tat Premium ketçap ve mayonez ürünlerinde uyguladı.</p>
<p>Temiz içerik yaklaşımı, ürünlerin daha yalın içeriklerle sunulmasını esas alırken, ön yüzde şeffaf bilgilendirme uygulamasıyla tüketicilerin öne çıkan içerik bilgilerine ambalajı çevirmeden ulaşabilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Şirketten verilen bilgiye göre, yeni ürün ailesinde yer alan Tat Premium Ketçap, mevsiminde hasat edilen yaz domateslerinden üretiliyor. Ürünün reçetesi 6 içerikten oluşurken, koruyucu ve katkı maddesine yer verilmediği belirtildi.</p>
<p>Tat Premium Mayonez'in ise 8 içerikten oluştuğu, üründe, yumurta ve yağ oranı artırılırken, koruyucu ve katkı maddesi kullanılmadığı ifade edildi.</p>
<p><strong>"İyi içerik gizlenmez, hak ettiği yerde, ön yüzde durur"</strong></p>
<p>Tat Gıda Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Seçkin Yıldız, tüketici beklentilerindeki değişimin ürün geliştirme süreçlerinde daha fazla dikkate alındığını belirtti.</p>
<p>Tat Gıda'nın yaklaşık 60 yıllık üretim deneyimiyle tarladan sofraya uzanan bir anlayışla faaliyet gösterdiğini aktaran Yıldız, "Uluslararası pazarlarda öne çıkan 'clean label' ve 'front label' uygulamalarını Türkiye'de ketçap ve mayonez kategorilerine taşıdık. Tat Premium ile öne çıkan içerik bilgilerimizi ambalajın ön yüzünde görünür hale getirdik. Böylece tüketicilerin ürün hakkında bilgiye daha kolay ve doğrudan ulaşmasını sağladık." değerlendirmelerinde bulundu.</p>
<p>Tat Premium ürünlerinin içerik yapısını da yeniden ele aldıklarını vurgulayan Yıldız, "Tat Premium Ketçap'ta domates oranını artırarak gerçek domates lezzetini öne çıkardık. Tat Premium Mayonez'de ise yumurta ve yağ oranını artırarak koruyucu ve katkı maddesi kullanmadan zengin ve kremsi yapıda gerçek mayonez lezzetine ulaştık. Premium deneyimi lezzetin yanı sıra şeffaflık, doğallık ve güvenle birlikte tanımladık. Çünkü bize göre iyi içerik gizlenmez, hak ettiği yerde, ön yüzde durur." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tat-gida-icerik-bilgilerimizi-ambalajin-on-yuzunde-gorunur-hale-getirdik-85477</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/7/1280x720/tat-1786712466.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tat Gıda Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Seçkin Yıldız, &quot;Tat Premium ile öne çıkan içerik bilgilerimizi ambalajın ön yüzünde görünür hale getirdik. Böylece tüketicilerin ürün hakkında bilgiye daha kolay ve doğrudan ulaşmasını sağladık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ithalati-yillik-yuzde-619-geriledi-85469</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz ithalatı yıllık yüzde 6,19 geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu haziran ayına ait "Doğal Gaz Piyasası Sektör Raporu"nu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, ithalatın 2 milyar 777 milyon metreküpü boru hatlarıyla 282 milyon metreküpü de sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tesisleri aracılığıyla yapıldı.</p>
<p>Toplam doğal gaz ithalatı, söz konusu dönemde yıllık bazda yüzde 6,19 azalışla yaklaşık 3 milyar 60 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Bu dönemde en fazla boru gazı ithalatı 1 milyar 12 milyon metreküple Azerbaycan'dan yapıldı. Bunu 883 milyon metreküple İran ve 882 milyon metreküple Rusya takip etti.</p>
<p>Bu dönemde LNG ithalatının tamamı Cezayir'den yapılırken, ülkeden 282 milyon metreküp doğal gaz ithal edildi.</p>
<p><strong>Konutlarda gaz tüketimi 710 milyon metreküpe ulaştı</strong></p>
<p>Ülkede toplam doğal gaz tüketimi, haziranda yıllık bazda yüzde 4,59 artarak yaklaşık 2 milyar 830 milyon metreküp oldu.</p>
<p>Sanayi sektörünün doğal gaz tüketimi 1 milyar 88 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti. Elektrik üretimini de kapsayan dönüşüm/çevrim sektöründe doğal gaz tüketimi ise 594 milyon metreküp oldu.</p>
<p>Konutlarda doğal gaz tüketimi bu dönemde 710 milyon metreküpe ulaştı.</p>
<p>Türkiye'de doğal gaz stok miktarı haziran sonunda 5 milyar 266 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Doğal gaz stokunun 4 milyar 970 milyon metreküpü yer altı depolama tesislerinde, 296 milyon metreküpü ise LNG terminallerinde depolandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ithalati-yillik-yuzde-619-geriledi-85469</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/dogal-gaz-ocak.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin haziran verilerine göre doğal gaz ithalatı, yıllık bazda yüzde 6,19 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lpg-ithalati-haziranda-yuzde-84-azaldi-85467</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> LPG ithalatı haziranda yüzde 8,4 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) haziran ayına ait "Sıvılaştırılmış Petrol Gazları (LPG) Piyasası Sektör Raporu"nu açıkladı.</p>
<p>Rapora göre, rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerince en fazla LPG ithalatı yapılan ülkeler, sırasıyla ABD, Cezayir, Rusya, Kazakistan ve Yunanistan olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>LPG ithalatı, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,4 azalarak 265 bin 447 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Rafinerici ve dağıtıcı lisansı sahiplerince bu dönemde gerçekleştirilen LPG ihracatı ise yüzde 8,5 azalarak 40 bin 895 ton oldu.</p>
<p>Türkiye, söz konusu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, Ukrayna, Romanya, İngiltere, Bulgaristan, KKTC, İsviçre, Türkiye Serbest Bölge ve Lübnan olmak üzere 9 farklı ülke ve bölgeye LPG ihraç etti.</p>
<p><strong>Satışlarda otogaz ilk sırada</strong></p>
<p>LPG üretimi ise yüzde 7,56 artarak 94 bin 305 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Dağıtıcı lisansı sahiplerince haziranda geçen yılın aynı ayına göre yapılan toplam LPG satışı 327 bin 493 ton olarak hesaplandı.</p>
<p>Satışlarda yüzde 82,58 pazar payıyla otogaz birinci sırada yer aldı. Bunu yüzde 14,31 ile tüplü LPG ve yüzde 3,11 ile dökme LPG satışları izledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lpg-ithalati-haziranda-yuzde-84-azaldi-85467</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/4/1280x720/aygaz-lpg-gemi-1776263109.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin haziran verilerine göre LPG ithalatı, yıllık bazda yüzde 8,4 azalışla 265 bin 447 tona indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dereici-hes-icin-en-yuksek-teklif-bulsa-enerjiden-85475</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dereiçi HES için en yüksek teklif Bülsa Enerji&#039;den</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), Elektrik Üretim Anonim Şirketine (EÜAŞ) ait Dereiçi Hidroelektrik Santrali'nin özelleştirme ihalesinin yapıldığını duyurdu. </p>
<p>Nihai pazarlık görüşmeleri hakkında yapılan açıklamaya göre, Kars'ta bulunan Dereiçi Hidroelektrik Santrali ve santral tarafından kullanılan taşınmazların bir bütün halinde "işletme hakkının verilmesi" yöntemiyle özelleştirilmesine ilişkin ihalenin nihai pazarlık görüşmesinde en yüksek teklifi, 10 milyon 500 bin lirayla Bülsa Enerji İnşaat Taahhüt Plastik Hayvancılık ve Sanayi Ticaret Limited Şirketi verdi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dereici-hes-icin-en-yuksek-teklif-bulsa-enerjiden-85475</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/5/1280x720/dereici-hes-1786711862.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EÜAŞ&#039;a ait Dereiçi Hidroelektrik Santrali için düzenlenen özelleştirme ihalesinde en yüksek teklifi 10,5 milyon lirayla Bülsa Enerji&#039;nin verdiği duyuruldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nakdi-krediler-yillik-28-trilyon-lirayi-asti-85473</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nakdi krediler 28 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi haziran ayına ait aylık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, TBB Risk Merkezi üyesi kuruluşlar tarafından kullandırılan nakdi krediler haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 37 artarak 28 trilyon 136 milyar lira oldu.</p>
<p>Nakdi kredilerin 26 trilyon 987 milyar lirası bankalar, 460 milyar lirası finansal kiralama şirketleri, 365 milyar lirası faktoring şirketleri ve 324 milyar lirası finansman şirketleri tarafından kullandırıldı.</p>
<p>Tasfiye olunacak alacaklar ise haziran itibarıyla 961 milyar lira oldu. Bu alacakların 925 milyar lirasının bankalara, 14 milyar lirasının finansal kiralama şirketlerine, 14 milyar lirasının faktoring şirketlerine ve 8 milyar lirasının finansman şirketlerine ait olduğu görüldü. Tasfiye olunacak alacakların toplam kredilere oranı ise söz konusu dönemde geçen yıla göre 0,7 puan artarak yüzde 3,3 oldu.</p>
<p><strong>Ticari krediler 21,2 trilyon lira oldu</strong></p>
<p>Söz konusu dönemde ticari krediler yüzde 35 artarak 21,2 trilyon lira olurken, bu kredilerin toplam içindeki payı yüzde 75 düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Nakdi krediler içinde TL krediler önceki yıla göre yüzde 41 artarak 11 trilyon 220 milyar lira olurken, YP krediler ise yüzde 28 artarak 9 trilyon 989 milyar lira oldu. YP kredilerin nakdi krediler içindeki payı yüzde 47 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Toplam gayri nakdi krediler geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 43 artarak 10 trilyon 754 milyar lira oldu. Ticari krediler içinde imalat sanayi yüzde 31 ile en yüksek paya sahip sektör olurken, payı yüzde 19 ve üzerinde olan diğer ana sektör ise toptan ve perakende ticaret sektörü oldu.</p>
<p>Haziran itibarıyla tasfiye olunacak alacak oranı en yüksek olan sektör yüzde 4,2 ile "inşaat" ve "toptan ve perakende ticaret" oldu. Yabancı para nakdi kredilerin toplam nakdi krediler içindeki payı en yüksek olan sektör ise yüzde 83 ile enerji olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Bireysel krediler 6,9 trilyon lira oldu</strong></p>
<p>Bankalar ve banka dışı finansal kuruluşlar tarafından kullandırılan bireysel krediler, yüzde 46 artarak 6 trilyon 927 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>Bireysel kredilerin yüzde 99’u bankalar tarafından kullandırılırken, finansman şirketleri tarafından kullandırılan 33 milyar liralık bireysel kredinin 19,2 milyar lirası taşıt kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bireysel kredilerin yaklaşık yüzde 50’sini kredi kartları, yüzde 24’ünü ihtiyaç kredileri, yüzde 12’sini konut kredileri, yüzde 1’ini taşıt kredileri ve yüzde 14’ünü kredili mevduat hesabı oluşturdu. Bireysel kredilerde tasfiye olunacak alacak oranı yüzde 4,6 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>Kredi kullanan müşterilerin sayısı 44,5 milyon kişiye yükseldi</strong></p>
<p>Bireysel kredi kullanan kişi sayısı ise (takipteki krediler hariç) haziranda yıllık bazda yaklaşık 2,1 milyon kişi artarak 44,5 milyon kişi olurken, bu dönemde ortalama kredi bakiyesi de 156 bin lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Söz konusu dönemde 210 bin kişi ilk defa kredili mevduat hesabı, 199 bin kişi ilk defa kredi kartı, 125 bin kişi ilk defa tüketici kredisi kullanırken, ilk defa konut kredisi kullanan kişi sayısı 13 bin oldu. 9 bin kişi ise ilk defa taşıt kredisi kullandı.</p>
<p>Bireysel kredi kartlarında 0-100 bin lira limit aralığındaki kişi sayısının oranı yüzde 38 oldu.</p>
<p><strong>Bireysel kredide en yüksek pay İstanbul'un</strong></p>
<p>Verilere göre, haziran itibarıyla İstanbul'un yüzde 27, Ankara'nın yüzde 10 ve İzmir'in yüzde 7’lik bireysel kredi payına sahip olduğu görüldü.</p>
<p>Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay son 12 ayda bireysel kredi bakiyesi en çok artan iller oldu. Kişi başına ortalama bireysel kredi (kredi kartı dahil) bakiyesi en yüksek iller ise sırasıyla, Ankara, İstanbul ve İzmir olarak sıralandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nakdi-krediler-yillik-28-trilyon-lirayi-asti-85473</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/lira-para-1776054271.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBB Risk Merkezi üyesi kuruluşlar tarafından kullandırılan nakdi krediler, haziranda yıllık bazda yüzde 37 artışla 28 trilyon lirayı geçti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/petrol-ithalati-yillik-yuzde-129-geriledi-85466</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol ithalatı yıllık yüzde 12,9 geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) "Haziran 2026 Petrol Piyasası Sektör Raporu"nu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin toplam petrol ithalatı içinde en büyük kalemi oluşturan ham petrol ithalatı yüzde 9,1 azalarak 2 milyon 657 bin 324 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde motorin türlerinin ithalatı ise yüzde 24,3 azalarak 913 bin 254 ton oldu. İthalatın kalan kısmını havacılık ve denizcilik yakıtları ile diğer ürünler oluşturdu.</p>
<p>Böylece toplam ithalat, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 12,9 azalarak 4 milyon 17 bin 943 ton olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>En fazla ham petrol ve petrol ürünleri ithalatı, 1 milyon 519 bin 116 tonla Rusya'dan yapılırken, bu ülkeyi 570 bin 676 tonla ABD ve 464 bin 22 tonla Kazakistan izledi.</p>
<p>Yurt içi benzin satışları haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,33 artarak 574 bin 792 ton oldu. Toplam petrol ürünü satışları yüzde 9,14 artarak 3 milyon 289 bin 578 ton, motorin satışları ise yüzde 9,69 artarak 2 milyon 573 bin 462 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>Petrol piyasasında ihracat yüzde 17,2 azaldı</strong></p>
<p>Aynı dönemde petrol piyasasında toplam ihracat yüzde 17,2 azalarak 1 milyon 209 bin 526 ton oldu.</p>
<p>Türkiye'nin denizcilik yakıtları ihracatı yüzde 34,83 azalarak 120 bin 693 ton olarak belirlenirken, motorin türleri ihracatı yüzde 18,76 azalarak 236 bin 336 ton olarak kaydedildi.</p>
<p>Havacılık yakıtları ihracatı yüzde 3,15 artarak 594 bin 749 ton, benzin türleri ihracatı ise yüzde 52,55 azalarak 5 bin 916 ton oldu.</p>
<p>Aynı dönemde toplam rafineri petrol ürünleri üretimi yüzde 1,52 azalışla 3 milyon 405 bin 560 ton olarak gerçekleşti.</p>
<p>Havacılık yakıtları üretimi haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,74 azalarak 583 bin 385 ton, benzin türleri üretimi yüzde 20,04 artarak 521 bin 961 ton oldu. Motorin türlerinin üretimi ise yüzde 4,89 artarak 1 milyon 472 bin 566 ton olarak kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/petrol-ithalati-yillik-yuzde-129-geriledi-85466</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/petrol-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin haziran verilerine göre toplam petrol ve petrol ürünleri ithalatı, yıllık bazda yüzde 12,9 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hurmuz-bogazindaki-kriz-hali-ihracatcisini-karayoluna-itti-85464</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz Boğazı&#039;ndaki kriz halı ihracatçısını karayoluna itti, tır karaborsaya düştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Küresel tedarik zincirindeki kırılmalar ve lojistik darboğazlar, Türkiye’nin ihracattaki lokomotif kollarından halı sektörünü yeniden test ediyor. Kızıldeniz’de başlayıp Süveyş Kanalı geçişlerini kilitleyen kriz, küresel navlun fiyatlarını tırmandırıp gemileri Ümit Burnu’na püskürtmüştü. Şimdi ise aynı kabus Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez bölgesini vuruyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, lojistik maliyetlerindeki patlamayı ve bölgedeki risk haritasını çarpıcı detaylarla özetledi. Deniz yolu sevkiyatlarının durma noktasına geldiğine dikkat çeken Kaplan, tabloyu şu sözlerle aktardı: "Hürmüz Boğazı’nın tıkanması nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a denizden ulaşamıyoruz. Konteyner fiyatları 3-4 katına çıkmasına rağmen, risk nedeniyle hatlar seferleri tamamen askıya aldı. Herkes Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı’na yüklenince liman bu yoğunluğu kaldıramadı, sistem kilitlendi. Gemiler şu an açıkta çaresizce bekliyor."</p>
<p><strong>Karayolunda "tır" karaborsa, navlun 9 bin dolara tırmandı</strong></p>
<p>Denizdeki dev kilitlenme ihracatçıyı mecburen karayoluna sevk etti, ancak orada da arz-talep dengesinin altüst olmasıyla yeni bir kriz patlak verdi. Alternatif olarak tır sevkiyatlarına dönüldü fakat navlun bedelleri 8 bin ila 9 bin dolar seviyelerine dayandı. İhracatçı bu rekor navlun bedellerini ödemeye razı olsa dahi, piyasada sevkiyatı üstlenecek boş tır bulmakta büyük güçlük çekiyor.</p>
<p><strong>"Bu fırtınadan Ar-Ge ve inovasyonla çıkılabilir"</strong></p>
<p>İskender Kaplan, yaşanan tüm lojistik çalkantılara rağmen kalıcı başarının şifresini vererek, "Halı sektöründe kim Ar-Ge ve inovasyonu odağına alır, ülkelerin kültürüne, pazarların dokusuna göre renk, desen ve tasarım geliştirirse fırtınadan her zaman güçlenerek çıkar. Asıl farkı yaratacak olan finansal büyüklük kadar, müşteri odaklı yenilikçiliktir" dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hurmuz-bogazindaki-kriz-hali-ihracatcisini-karayoluna-itti-85464</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/4/1280x720/hurmuz-bogazindaki-kriz-hali-ihracatcisini-karayoluna-itti-tir-karaborsaya-dustu-1786705123.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Körfez’de tırmanan lojistik krizi ve kontrolden çıkan navlun fiyatları, Türk halı sektörünü radikal önlemler almaya zorluyor. Deniz hatlarının servisleri askıya almasıyla rotayı karayoluna kıran ihracatçı, bu kez de tır karaborsasıyla karşı karşıya kaldı. TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, &quot;Hürmüz Boğazı’nın tıkanması nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Umman’a denizden ulaşamıyoruz. Konteyner fiyatları 3-4 katına çıkmasına rağmen, risk nedeniyle hatlar seferleri tamamen askıya aldı. Herkes Suudi Arabistan’ın Cidde Limanı’na yüklenince liman bu yoğunluğu kaldıramadı, sistem kilitlendi. Gemiler şu an açıkta çaresizce bekliyor&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-uretimi-yillik-yuzde-65-artti-85461</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik üretimi yıllık yüzde 6,5 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) haziran ayına ait "Elektrik Piyasası Sektör Raporu"nu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, lisanslı elektrik üretiminin yüzde 40,12'si hidrolik, yüzde 12,95'i rüzgar, yüzde 12,55'i ithal kömür, yüzde 11,45'i linyit, yüzde 10,91'i doğal gaz ve yüzde 3,99'u güneş enerjisi santrallerinden yapıldı. Bu kaynakları sırasıyla jeotermal, biyokütle, taş kömürü, asfaltit ve fuel-oil izledi.</p>
<p>Türkiye'nin lisanslı elektrik üretimi haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,51 artışla 26 milyon 260 bin 670 megavatsaat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Faturalanan elektrik tüketim miktarı ise aynı dönemde yüzde 7,09 artarak 24 milyon 107 bin 49 megavatsaat oldu.</p>
<p>Tüketimin yüzde 40,17'si sanayi, yüzde 25,62'si mesken ve yüzde 27,81'i kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler tarafından yapıldı. Tüketimde aydınlatmanın payı yüzde 1,61, tarımsal faaliyetlerin payı ise yüzde 4,79 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Tüketici sayısı ve kurulu güç arttı</strong></p>
<p>Elektrikte tüketici sayısı, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 2,56 artarak 52 milyon 511 bin 920'ye ulaştı.</p>
<p>Bu dönemde, sanayi tüketicilerinin sayısında yüzde 0,11, mesken tüketicilerinin sayısında yüzde 2,57, aydınlatma tüketicilerinin sayısında yüzde 2,61, kamu ve özel hizmetler sektörü ve diğer tüketicilerin sayısında yüzde 2,65 ve tarımsal faaliyet tüketicileri sayısında yüzde 1,28 artış görüldü.</p>
<p>Türkiye'nin lisanslı elektrik kurulu gücü de bu dönemde yüzde 3,15 artarak 100 bin 874 megavat oldu.</p>
<p>Kurulu gücün yaklaşık yüzde 24,39'unu doğal gaz, yüzde 23,66'sını barajlı hidrolik, yüzde 14,90'ını rüzgar, yüzde 10,37'sini ithal kömür ve yüzde 10,14'ünü linyit santralleri, kalan bölümünü ise diğer enerji kaynaklarından elektrik üreten tesisler oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-uretimi-yillik-yuzde-65-artti-85461</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/4/1280x720/adm-elektrik-1779774227.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin haziran verilerine göre lisanslı elektrik üretimi, yıllık bazda yüzde 6,51 artışla 26 milyon 260 bin megavatsaati aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-85457</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni paylaştı.</p>
<p>Buna göre Tüketici Fiyat Endeksi'nde (TÜFE) yıl sonu artış beklentisi yüzde 29,21'den yüzde 29,43'e yükseldi.</p>
<p>TCMB, reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 68 katılımcıyla gerçekleştirdiği ağustos ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay yüzde 1,44 olan ağustos ayı TÜFE artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 1,67'ye çıktı. TÜFE'de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 29,21'den yüzde 29,43'e, 24 ay sonrası için ise yüzde 17,83'ten yüzde 18,03'e yükselirken, 12 ay sonrası için yüzde 23,95'ten yüzde 23,69'a indi.</p>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,5537'den 51,6567'ye, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 56,6920'den 57,4278'ye çıktı.</p>
<p>Bir önceki anket döneminde 49,3 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi 50,2 milyar dolara yükselirken, gelecek yıl için de 43,3 milyar dolardan 44,4 milyar dolara çıktı.</p>
<p><strong>Cari yıl için büyüme beklentisi değişmedi</strong></p>
<p>Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi yüzde 3,1 olarak sabit kalırken, gelecek yıl için yüzde 4,1'den yüzde 4'e indi.</p>
<p>Ankette TCMB'nin politika faizine ilişkin ilk toplantı beklentisi yüzde 37 olurken, ikinci toplantı beklentisi yüzde 36,13'e, üçüncü toplantı beklentisi yüzde 35,25'e gerilerken 12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise yüzde 29,59'a yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-85457</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/alisveris-market-sepet.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ağustos anketine göre piyasanın enflasyonda artış beklentisi, yıl sonu için yüzde 29,43&#039;e, 24 ay sonrası için yüzde 18,03&#039;e yükselirken, 12 ay sonrası için yüzde 23,69&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretiminde-yillik-yuzde-6lik-azalma-85456</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat üretiminde yıllık yüzde 6&#039;lık azalma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait inşaat üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, haziranda yıllık bazda yüzde 6 azaldı.</p>
<p>İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde, söz konusu ayda geçen yılın aynı ayına kıyasla bina inşaatı sektörü endeksi yüzde 7,5, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 7,6 azalırken, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 4,5 arttı.</p>
<p>İnşaat üretim endeksi, haziranda aylık bazda da yüzde 0,5 azalış gösterdi.</p>
<p>Bina inşaatı sektörü endeksi aylık yüzde 0,4, özel inşaat faaliyetleri sektörü endeksi yüzde 1 azalırken, bina dışı yapıların inşaatı sektörü endeksi yüzde 0,1 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretiminde-yillik-yuzde-6lik-azalma-85456</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/insaat-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre, inşaat üretimi endeksi yıllık bazda yüzde 6 geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yurt-disindan-gecici-getirilen-araclara-duzenleme-85474</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışından geçici getirilen araçlara düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının "Geçici İthal Edilen Kara Taşıtlarına İlişkin Gümrük Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğin mevcut hükümlerine göre, Türkiye Gümrük Bölgesi dışında yerleşik kişilerden, malulen emekli olanlar ile ön emeklilik hakkı kazananlar dahil yurt dışından emekli olanların, emeklilik belgesini ibraz etmeleri halinde, taşıtlarına 730 gün süre veriliyor.</p>
<p>Tebliğ değişikliği ile ibraz edilmesi gereken emeklilik belgesinin tanımı yeniden belirlendi.</p>
<p>Buna göre, yurt dışından emekli olduğunu gösterecek kişilerce, çalışmaya bağlı olarak hak edilen ilgili ülkenin sosyal güvenlik mevzuatı gereğince düzenlenen belge ile bu belgenin elçilik, konsolosluk veya noterlerce onaylanmış Türkçe tercümesi emeklilik belgesi olarak kabul edilecek.</p>
<p>Tebliğle, hak sahibi dışında aracı kullanacak kişilere ilişkin esaslar da yeniden belirlendi. Buna göre, turistik kolaylıklardan faydalanılarak geçici olarak ithal edilen araçlar, izin hak sahibinin ikamet yeri Türkiye dışında bulunan eşi veya akrabası olan kişilerce kullanılabilecek. İzin hak sahibinin araçta bulunması kaydıyla ikamet yeri Türkiye dışında bulunan kişilerce de söz konusu araçların kullanılması mümkün olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yurt-disindan-gecici-getirilen-araclara-duzenleme-85474</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/4/1280x720/elektrikli-arac-otomotiv-1756984869.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt dışında yaşayan kişilerin geçici olarak Türkiye&#039;ye getirdikleri araçlarla ilgili esaslar yeniden belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-dogrudan-hizli-trenle-baglanan-il-sayimizi-27ye-yukseltmeyi-hedefliyoruz-85470</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 27&#039;ye yükseltmeyi hedefliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, AK Parti'nin iktidara geldiği 2002'den itibaren demir yollarında yapılan çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Yazılı açıklamada, Türkiye'nin hızlı tren işletmeciliğinde Avrupa'nın 6'ncı, dünyanın 8'inci ülkesi konumunda olduğuna dikkati çeken Uraloğlu, "Hızlı trenlerimizle bugüne kadar 114 milyon yolcu taşıdık. Demir yollarımızı Türkiye'nin ulaşım sisteminin yeniden güçlü bir parçası haline getirdik. Demir yolu ağımızı 10 bin 948 kilometreden 13 bin 919 kilometreye ulaştırdık. Sıfırdan 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa ettik." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Uraloğlu, yalnızca yeni demir yolu hatları inşa etmekle kalmadıklarını, mevcut altyapının da kapsamlı dönüşümden geçtiğini aktardı.</p>
<p>Bütün demir yolu ağını yenilediklerini ve modernize ettiklerini bildiren Uraloğlu, "Hatlarımızın yüzde 61'ini sinyalli, yarısından fazlasını elektrikli hale getirerek mevcut altyapımızı dünya standartlarında bir demir yolu ağına dönüştürdük." ifadesini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, yeni hızlı tren ve demir yolu yatırımlarının Türkiye genelinde devam ettiğine dikkati çekerek şunları kaydetti:</p>
<p>"Ankara-İzmir, Halkalı-Kapıkule, Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli, Mersin-Adana-Osmaniye-Gaziantep, Yerköy-Kayseri, Kırıkkale-Çorum ve Karaman-Ulukışla gibi hatlarımızın yapımlarını sürdürüyoruz. Hızlı tren ağını genişletmeye devam edeceğiz. 2028'e kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11'den 27'ye yükseltmeyi hedefliyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-dogrudan-hizli-trenle-baglanan-il-sayimizi-27ye-yukseltmeyi-hedefliyoruz-85470</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Uraloğlu, son 24 yılda yürütülen çalışmalarla demir yolu ağının 13 bin 919 kilometreye yükseltildiğini ve sıfırdan 2 bin 251 kilometre hızlı tren hattı inşa edildiğini belirtti. Uraloğlu, &quot;Hızlı tren ağını genişletmeye devam edeceğiz. 2028&#039;e kadar doğrudan hızlı trenle bağlanan il sayımızı 11&#039;den 27&#039;ye yükseltmeyi hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aksa-enerjiden-ilk-yarida-73-milyar-lira-faiz-oncesi-kar-85468</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aksa Enerji&#039;den ilk yarıda 7,3 milyar lira faiz öncesi kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Aksa Enerji, yılın ilk yarısına ait konsolide finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>8 ülkedeki 15 santral operasyonu ve 3 bin 500 megavat üzeri kurulu gücüyle global bir enerji şirketi konumuna ulaşan şirketin faiz, amortisman ve vergi öncesi kârının (FAVÖK) 7,3 milyar lira ve net dönem kârının 1,2 milyar lira olarak gerçekleştiği, FAVÖK marjının yüzde 36 seviyesinde oluştuğu bildirildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, son yıllarda hızlandırdığı yatırımlarıyla kapasite, coğrafya ve kaynak çeşitliliği odağında büyümesini sürdüren şirket, bu dönemde Kazakistan'daki 264 megavatlık Kızılorda Santrali'ni tam kapasiteyle ticari işletmeye alırken, Gana'daki 350 megavatlık Kumasi yatırımının 179 megavat kurulu güce sahip ilk fazının kombine çevrim dönüşümünü tamamladı.</p>
<p>Türkiye'deki depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarında da ilk projelerini devreye aldı. Aksa Enerji, süregelen yatırımların devreye girmesiyle operasyonel kapasitesini artırdı.</p>
<p>Kazakistan'daki 264 megavatlık Kızılorda Santrali'nin tam kapasiteyle ticari işletmeye alınması şirketin Orta Asya'daki varlığını güçlendirirken, depolamalı yenilenebilir enerji yatırımları da kaynak çeşitliliğini artırarak Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağladığı vurgulandı.</p>
<p>Açıklamanın devamında şu bilgilere yer verildi: "Gana'da iki faz halinde hayata geçirilen ve toplamda 350 megavat kurulu güce ulaşması planlanan Kumasi Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali'nin 179 megavatlık ilk fazının kombine çevrim dönüşümünün tamamlanması şirketin Afrika'daki uzun vadeli büyüme stratejisindeki önemli adımlardan biri oldu. Kazakistan'daki ilk yatırımını hayata geçiren şirket, Özbekistan'daki 1220 megavatlık kurulu gücüyle birlikte Orta Asya’daki toplam kurulu gücünü 1484 megavata ulaştırdı. Gaziantep'te hayata geçirilen Pamuk Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali ticari üretime başlarken, Şanlıurfa'daki RASA Müstakil Elektrik Depolama Tesisi ise tedarik lisansı kapsamında işletmeye alınan Türkiye'nin ilk müstakil elektrik depolama tesisi oldu. Aynı dönemde, Manisa'da hayata geçirilmesi planlanan 82,16 megavat kurulu güçteki Depolamalı Rüzgar Enerji Santrali projesinin ve Kayseri'de planlanan 10 megavat kurulu güce sahip olacak Fatih Depolamalı Güneş Enerjisi Santrali projesinin elektrik üretim lisansı Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından onaylandı. Aksa Enerji, Türkiye genelinde 11 ilde toplam 941 megavat kurulu güce ulaşması planlanan depolamalı yenilenebilir enerji yatırım portföyünü hayata geçirmek üzere çalışmalarını sürdürüyor." </p>
<p>Şirket, farklı coğrafyalarda hayata geçirdiği enerji yatırımları ve bu yatırımları destekleyen finansman yapılarıyla "En İyi Güneş Enerjisi Finansmanı Anlaşması" ve "Afrika'daki En İyi Enerji Finansmanı Anlaşması" ödüllerini aldı.</p>
<p><strong>"Uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Aksa Enerji Üst Yöneticisi (CEO) ve İcra Kurulu Başkanı Naci Ağbal, yılın ilk yarısının, devam eden yatırım programının sonuçlarının çok daha görünür hale geldiği bir dönem olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Finansal disiplinimizi ve operasyonel odağımızı korurken yeni yatırımlarımızla kapasitemizi ve coğrafi çeşitliliğimizi güçlendirdik. Kazakistan’daki Kızılorda Santralimizin tam kapasiteyle devreye girmesiyle Orta Asya'daki varlığımızı büyütürken, Türkiye'de depolamalı yenilenebilir enerji yatırımlarımızın ilk projelerini üretime aldık. Afrika'daki operasyonlarımızın amiral gemisi konumundaki Gana’da ise Kumasi Santral yatırımımızın 179 megavatlık ilk fazının kombine çevrim dönüşümünü tamamladık ve ülkedeki toplam kurulu gücümüzü 549 megavata yükselttik."</p>
<p>Ağbal, önümüzdeki dönemde de 941 megavatlık depolamalı yenilenebilir enerji yatırım portföyünün adım adım hayata geçirileceğini ifade etti.</p>
<p>Büyümenin yalnızca kurulu güç artışı olarak görülmediğinin altını çizen Ağbal, "Doğru projeyi doğru sözleşme ve finansman modeliyle hayata geçirmek, kaynak ve coğrafya çeşitliliğimizi artırmak ve büyüyen global operasyonlarımızı güçlü bir kurumsal altyapıyla desteklemek sürdürülebilir yüksek büyüme stratejimizin temelini oluşturuyor. Uluslararası alanda ödüllendirilen finansman modellerimiz ve dijital dönüşüm yatırımlarımız bu stratejiyi destekleyen önemli adımlar oldu. Finansal disiplinimizi koruyarak, Türkiye'de ve faaliyet gösterdiğimiz coğrafyalarda uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aksa-enerjiden-ilk-yarida-73-milyar-lira-faiz-oncesi-kar-85468</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/naci-agbal.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aksa Enerji&#039;nın yılın ilk yarısında 7,3 milyar lira faiz, amortisman ve vergi öncesi kârı elde ettiği bildirildi. Aksa Enerji CEO&#039;su Naci Ağbal, &quot;Finansal disiplinimizi ve operasyonel odağımızı korurken yeni yatırımlarımızla kapasitemizi ve coğrafi çeşitliliğimizi güçlendirdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kuveyt-turkten-2-ceyrekte-30-milyar-lira-konsolide-net-kar-85465</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kuveyt Türk&#039;ten 2. çeyrekte 30 milyar lira konsolide net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kuveyt Türk, 2026 yılının ikinci çeyreğine ait konsolide finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Buna göre, kullandırdığı fon büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 38 artışla 799 milyar liraya ulaşan bankanın konsolide aktif büyüklüğü 1,6 trilyon liraya yükseldi.</p>
<p>İkinci çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 34 artışla 30 milyar lira net kâr elde eden bankanın öz kaynakları ise 160 milyar liraya ulaştı. Söz konusu dönemde, Kuveyt Türk'ün toplam fonlama tabanı 1,24 trilyon lira seviyesine çıkarken, cari hesabın toplanan fonlar içindeki payı yüzde 61 oldu.</p>
<p>Bankanın donuk alacaklar oranı yüzde 2,94, yıllıklandırılmış ortalama öz kaynak kârlılığı ise yüzde 40 seviyesinde gerçekleşti. Yasal limiti yüzde 12 olan sermaye yeterlilik oranı da yüzde 17,86 olarak kaydedildi.</p>
<p><strong>"İstikrarlı büyümemizi sürdürdük"</strong></p>
<p>Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, 2026 yılının ikinci çeyreğinde, küresel ekonomideki belirsizlikler ve dalgalanmalara rağmen katılım finans sektörünün dinamik yapısı sayesinde istikrarlı büyümelerini sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Uyan, sıkılaşma politikalarının ve dezenflasyon sürecinin şekillendirdiği bu dönemde, risk yönetimi disiplininden ödün vermeden reel sektörü, üretimi ve ihracatı desteklemeye öncelik verdiklerini ifade etti.</p>
<p>Yılın ikinci çeyreğinde 1,60 trilyon lira konsolide büyüklüğe ulaştıklarını belirten Uyan, şunları kaydetti:</p>
<p>"İlk yarıyıl finansal sonuçlarımız, katılım finans ilkelerine bağlı kalarak sunduğumuz yenilikçi çözümlerin ve sürdürülebilir büyüme stratejimizin somut bir karşılığını oluşturuyor. Yılın ikinci yarısında da müşterilerimize ve paydaşlarımıza değer sunmaya, dijitalleşme yatırımlarımızla kesintisiz hizmet vermeye, katılım finans sektöründe öncü rolümüzü pekiştirerek, müşterilerimiz için güvenilir ve çözüm odaklı bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kuveyt-turkten-2-ceyrekte-30-milyar-lira-konsolide-net-kar-85465</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/8/1280x720/ufuk-uyan-1782732173.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kuveyt Türk&#039;ün yılın ikinci çeyreğinde 30 milyar lira konsolide net kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Ufuk Uyan, &quot;İlk yarıyıl finansal sonuçlarımız, katılım finans ilkelerine bağlı kalarak sunduğumuz yenilikçi çözümlerin ve sürdürülebilir büyüme stratejimizin somut bir karşılığını oluşturuyor.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-haziranda-yuzde-06-artti-85455</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretimi haziranda yüzde 0,6 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait hizmet üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 1,3 arttı.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 1,3, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 1,5, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 9,4, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 1,7 artarken, gayrimenkul hizmetleri yüzde 8,8, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 3,8 azaldı.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Hizmet üretim endeksi, haziranda bir önceki aya göre yüzde 0,6 yükseldi.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, aylık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 1,9, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 8,7 artarken, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 1,1, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 2,7, idari ve destek hizmetleri yüzde 3,5 azalış kaydetti.​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-haziranda-yuzde-06-artti-85455</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/1/1280x720/otel-rezervasyon-1764315521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre hizmet üretim endeksi, yıllık bazda yüzde 1,3, aylık bazda yüzde 0,6 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiye-finans-katilim-bankasindan-ilk-yarida-46-milyar-lira-net-kar-85459</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Finans Katılım Bankası&#039;ndan ilk yarıda 4,6 milyar lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Finans Katılım Bankası, 2026 yılının ilk yarısına ait mali sonuçlarını paylaştı. </p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna da bildirilen sonuçlara göre, haziran sonu itibarıyla Bankanın toplam aktifleri 436 milyar liraya ulaşırken, topladığı fonlar yüzde 20 artışla 283 milyar lira seviyesine yükseldi.</p>
<p>Topladığı kaynakların önemli bölümünü üretim ve ticaretin finansmanına yönlendiren bankanın, kullandırdığı fonları yüzde 13 oranında artırarak 256 milyar liraya çıkardığı belirtildi. Sonuçlara göre, 59 milyar lira tutarındaki gayrinakdi finansmanla ekonomiye sağlanan toplam destek 315 milyar lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Banka, net kârını geçen yılın ilk 6 aylık dönemine göre yüzde 230 artırarak 4,6 milyar liraya yükseltti. Yasal öz kaynaklarını 45 milyar lira seviyesine çıkaran bankanın, yüzde 16,2 seviyesindeki sermaye yeterlilik oranıyla sermaye yapısını koruduğu bildirildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, yılın ikinci çeyreğinde Türkiye Finans Katılım Bankasının yenilikçi yaklaşımı, ulusal ve uluslararası platformlarda aldığı ödüllerle tescillendi. Banka, World Economic Magazine Awards 2026 kapsamında "Türkiye'nin En Yenilikçi Katılım Bankası" seçilirken, Global Business &amp; Finance Magazine Awards tarafından "Katılım Bankacılığında Mükemmellik" ödülüne layık görüldü. Dijital bankacılık alanındaki ARI AI Assistant ve MİM Asistan projeleri de ulusal ve uluslararası platformlarda ödüller kazandı.</p>
<p>Banka, Business Life Global 100 Türk Markası araştırmasında yer alan tek katılım bankası olurken, Forbes Türkiye'nin "En İyi İşverenler 2026" araştırmasında da bankacılık ve finans kategorisinde öne çıkan kurumlar arasında yer aldı.</p>
<p><strong>"Katılma hesaplarımızda yüzde 37'lik büyüme yakaladık"</strong></p>
<p>Türkiye Finans Katılım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Vekili Müge Öner, ikinci çeyrekte küresel ekonomide belirsizliklerin etkisini sürdürdüğü, jeopolitik gelişmelerin, ticaret politikalarındaki değişimlerin ve sıkı finansal koşulların ekonomik görünümü şekillendirmeye devam ettiği bir dönem yaşandığını belirtti.</p>
<p>Öner, değişen ekonomik koşullara çevik organizasyon yapıları, disiplinli risk yönetimi anlayışları ve güçlü finansal yapılarıyla uyum sağlarken, müşterilerini ve reel ekonomiyi kesintisiz desteklemeyi sürdürdüklerini ifade etti.</p>
<p>İkinci çeyrek boyunca dijital yetkinliklerini geliştirmeye, müşteri deneyimini güçlendirmeye ve katılım finans ilkeleri doğrultusunda üretime, yatırıma ve ticarete katkı sağlayan çözümler sunmaya odaklandıklarını belirten Öner, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yılın ikinci yarısına girerken de değişen koşullara uyum sağlamayı, müşterilerimizin yanında olmayı ve reel ekonomiyi desteklemeyi sürdüreceğiz. Katılım finans ilkelerine dayalı iş modelimiz sayesinde bu dönemde hem müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına güçlü çözümler sunduk hem de tasarruf sahiplerinin birikimlerine sürdürülebilir değer kazandırdık. Müşterilerimizin bankamıza duyduğu güvenin en somut göstergelerinden biri de ilk 6 ayda katılma hesaplarımızda yakaladığımız yüzde 37'lik büyüme oldu. Bankamızın fonlama gücü, üretim ekonomisini yönlendirmeyi sürdürdü. Katılım fonlarımızı ekonomiye kazandırmaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de güçlü sermaye yapımızı koruyarak, hacimsel büyümenin ötesinde katma değer üreten, sürdürülebilir ve nitelikli büyümeye odaklanmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiye-finans-katilim-bankasindan-ilk-yarida-46-milyar-lira-net-kar-85459</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/9/1280x720/turkiye-finans-katilim-1786702977.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Finans Katılım Bankası&#039;nın yılın ilk yarısında 4,6 milyar lira net kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Vekili Müge Öner, &quot;Katılım finans ilkelerine dayalı iş modelimiz sayesinde bu dönemde hem müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına güçlü çözümler sunduk hem de tasarruf sahiplerinin birikimlerine sürdürülebilir değer kazandırdık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lisansli-depo-tebliginde-degisiklik-85441</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Lisanslı depo tebliğinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan "Hububat, Baklagiller ve Yağlı Tohumlar Lisanslı Depo Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğde yapılan düzenlemeye göre, hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar için kullanılan lisanslı depo işletmelerinin merkezinde ve şubelerinde bulunan depoların her birinin kapasitesi 35 bin tondan az olmayacak.</p>
<p>İşletmelerin sahip olması gereken asgari ödenmiş sermaye şartları da düzenlendi. Buna göre, 35 bin tona kadar kapasitesi bulunan işletmenin 20 milyon lira, 35 bin 1 ton ile 70 bin ton arasında kapasitesi bulunan işletmenin 30 milyon lira, 70 bin 1 ton ile 110 bin ton arasında kapasitesi bulunan işletmenin 40 milyon lira ödenmiş sermayesi bulunacak. Ayrıca, 110 bin tonu aşan her 30 bin ton için 5 milyon lira ilave asgari ödenmiş sermaye gerekecek.</p>
<p>Asgari sermaye tutarının altında kalan işletmeler, sermayelerini 31 Aralık 2028 tarihine kadar yükseltecek.</p>
<p>Tebliğden önce Bakanlıktan belirli bir kapasite için kuruluş, şube açılış veya kapasite artış izni alan işletmelere, 31 Aralık 2028'e kadar süre tanınacak.</p>
<p>Düzenlemeden önce Bakanlıktan lisans alarak faaliyet gösteren işletmeler tarafından kapasite artışı talep edilmesi halinde, 11 Mart 2026 tarihli "Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ" hükümleri çerçevesinde izin alınacak.</p>
<p><strong>Tesis sahasına 10 çelik silo şartı</strong></p>
<p>Öte yandan Bakanlığın "Lisanslı Depo İşletmelerine Kuruluş İzni Verilmesi Hakkında Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i de Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğe göre, işletmelerin kuruluş izni başvurularında ticari ve mali itibar ile güvenirlik esasları dikkate alınarak olumlu görülmeyen başvurular reddedilecek.</p>
<p>Lisanslı Depoculuk Tazmin Fonu'na işletmeler tarafından yapılan ödemeler, kuruluş izni kapasitesini aşan işletmelerin izin başvurularının ve sıralamasının değerlendirmesinde öncelik sağlamayacak.</p>
<p>Çeltik hariç hububat ürün grubunda faaliyet gösterecek işletmeler, depolarını yatay şekilde inşa edemeyecek. Hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar için faaliyet gösterecek işletmelerin tesis sahasında 10'dan az silo bulunmayacak.</p>
<p>İşletmeler, depo kapasitelerini 35 bin tona artırmak için düzenlemenin yürürlük tarihinden itibaren üç ay içinde İç Ticaret Genel Müdürlüğüne başvurabilecek. İşletmeler, artırım izninden itibaren iki yıl içinde faaliyet izni almak zorunda olacak.</p>
<p>Kuruluş izni kapasitesinin üzerinde depo ve tesisi bulunan ve lisans almış işletmelere, aşılan kapasitelerinin üzerinde olmamak kaydıyla bir defaya mahsus 10 bin tona kadar kapasite artış izni verilebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lisansli-depo-tebliginde-degisiklik-85441</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/1/1280x720/denizli-ticaret-borsasi-baskani-ibrahim-tefenlili-tum-ureticilerimizi-lisansli-depoculuk-sistemine-bekliyoruz-1784792311.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişiklikle hububat, baklagiller ve yağlı tohumlar için kullanılan lisanslı depoların kapasitesinin en az 35 bin ton olması kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisinda-yillik-yuzde-25lik-artis-85451</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretli çalışan sayısında yıllık yüzde 2,5&#039;lik artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait ücretli çalışan istatistiklerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Haziran 2025'te 15 milyon 932 bin 665 kişi olan sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, haziranda yüzde 2,5 artışla 16 milyon 334 bin 751 kişiye yükseldi.</p>
<p>Söz konusu ayda ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 1,1 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 7,1 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 3,5 arttı.</p>
<p>- Aylık değişim</p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, haziranda mayısa göre yüzde 1 artış gösterdi.</p>
<p>Bu dönemde ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yüzde 0,9, inşaat sektöründe yüzde 2, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,8 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisinda-yillik-yuzde-25lik-artis-85451</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/isci-calisan-fabrika-1782452964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, yıllık bazda yüzde 2,5 artışla 16 milyon 334 bini aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/penta-teknolojiden-ilk-yarida-13-milyar-lira-brut-kar-85448</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Penta Teknoloji&#039;den ilk yarıda 1,3 milyar lira brüt kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Penta Teknoloji, 2026'nın ilk yarısına ait finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) da bildirilen sonuçlara göre, 2026 yılının ilk yarısında Penta Teknoloji'nin konsolide cirosu, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 23 artarak 17,3 milyar liraya yükseldi.</p>
<p>Yılın ilk 6 ayında brüt kârı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 artışla 1,3 milyar lira olarak gerçekleşen şirket, 155,1 milyon lira vergi öncesi kâr elde ederken, faiz, amortisman ve vergi öncesi karı (FAVÖK) yüzde 24 artışla 616,5 milyon lira seviyesine ulaştı. Bu dönemde FAVÖK marjı ise yüzde 3,6 olarak kaydedildi.</p>
<p>Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, 35 yılı aşan deneyimleri, güven ve yenilik odaklı ekosistemleriyle dünyanın önde gelen teknoloji üreticilerinin ürün ve çözümlerini Türkiye pazarına sunduklarını, işletmelerin ve tüketicilerin dijital dönüşüm yolculuğuna ve sektörün büyümesine katkı sağladıklarını belirtti.</p>
<p>Bu yılın ilk yarısında elde ettikleri sonuçların, sürdürülebilir büyüme stratejilerinin ve satıştan tedarik zincirine uzanan iş yapış süreçlerine yönelik yatırımlarının önemini ortaya koyduğuna aktaran Erünsal, şunları kaydetti:</p>
<p>"Güçlü iş ortaklıklarımız, geniş ürün portföyümüz ve dijitalleşmeyi merkeze alan iş modelimiz sayesinde değişen pazar dinamiklerine hızla uyum sağlayarak, büyüme performansımızı devam ettirdik. Yılın ikinci yarısında da yapay zeka, veri yönetimi ve bulut teknolojileri başta olmak üzere, odaklandığımız alanlarda büyüme istikrarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. Verimliliğimizi artıran dijital yatırımlarımız, operasyonel mükemmellik anlayışımız ve insan odaklı kurum kültürümüzle büyüme hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz. Önümüzdeki dönem, iş ortaklarımızın dijital dönüşüm yolculuğunu desteklemeye ve teknoloji ekosistemine uzun vadeli değer üretmeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/penta-teknolojiden-ilk-yarida-13-milyar-lira-brut-kar-85448</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/fatih-erunsal-1786700489.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Penta Teknoloji yılın ilk yarısında 1,3 milyar lira brüt kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Fatih Erünsal, &quot;Verimliliğimizi artıran dijital yatırımlarımız, operasyonel mükemmellik anlayışımız ve insan odaklı kurum kültürümüzle büyüme hedeflerimize kararlılıkla ilerliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/blg-varlikin-faaliyet-izni-iptal-edildi-85453</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BLG Varlık&#039;ın faaliyet izni iptal edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun (BDDK), BLG Varlık Yönetim AŞ'nin faaliyet izninin iptaline ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kurul kararına göre, 6 Ağustos'ta yapılan toplantıda, BLG Varlık Yönetim AŞ'nin faaliyet izninin Varlık Yönetim Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları ile Devralınacak Alacaklara İlişkin İşlemler Hakkında Yönetmeliğin 17'nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca iptal edilmesi kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Şirketten açıklama</strong></p>
<p>BLG Varlık, konu hakkında kamuoyunu doğru bilgilendirmek amacıyla açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada, orta ve uzun vadeli stratejik planlamaları doğrultusunda varlık yönetimi faaliyetlerine son verme kararı alındığı ve bu kapsamda faaliyet izninin iptali için BDDK nezdinde başvuruda bulunulduğu belirtildi.</p>
<p>BLG Varlık Yönetim AŞ Yönetim Kurulu'nun 9 Haziran 2026 tarihinde gerçekleştirdiği toplantıda, varlık yönetimi faaliyetlerine son verilmesi amacıyla faaliyet izninin iptali için BDDK’ye başvuruda bulunulmasına oy birliğiyle karar verildiği ifade edildi.</p>
<p>Şirket tarafından yapılan başvuru ve devam eden resmi süreç sonucunda, BDDK tarafından kendi yetki ve değerlendirmesi çerçevesinde faaliyet izninin iptaline karar verildiği bildirildi.</p>
<p>Faaliyet izninin BDDK tarafından iptal edilmesinin ardından BLG Varlık Yönetim AŞ’nin esas sözleşme tadil sürecini başlatacağı kaydedildi. Bu kapsamda şirket ünvanında yer alan "Varlık Yönetim" ibaresinin çıkarılması ve faaliyet konusunun şirketin yeni stratejik hedefleri doğrultusunda yeniden düzenlenmesinin planlandığı belirtildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/blg-varlikin-faaliyet-izni-iptal-edildi-85453</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/bddk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, BLG Varlık Yönetim AŞ&#039;nin faaliyet iznini iptal etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/suresi-bitecek-antidamping-uygulamalari-icin-teblig-85440</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Süresi bitecek antidamping uygulamaları için tebliğ</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı’nın Resmi Gazete’nin 14 Ağustos günlü sayısında yayımlanan Tebliğ ile (Tebliğ No: 2026/28) ile yönetmelik ve tebliğlerle uygulamaya çeşitli tarihlerde girmiş dampinge ve sübvansiyona karşı önlemlerden bazılarının 2027’nin ilk yarısında süresinin biteceği hatırlatıldı.</p>
<p>Genel mevzuat kapsamında 5 yılda bu önlemlerin bittiği hatırlatılan Tebliğde, Türkiye’deki firmaların “nihai gözden geçirme başvurusu” yapabileceği hatırlatıldı. Süresi bitecek önlemlere konu mallar arasında çeşitli elektrik motorları, pompalar, bisiklet-motosiklet parçaları, bazı camlar, iklimlendirme-soğutma tesis ve ekipmanları bulunuyor. Tam liste ilgili tebliğde yayınlandı. </p>
<p>Tebliğde, her bir GTİP numarasıyla uygulanmış damping-sübvansiyon önlemine konu ürünlerin süre bitiminden önce, yeterli delillerle nihai gözden geçirme soruşturması (NGSS) istenebileceği vurgulandı. Başvurular süre bitmesinden en geç üç ay önce yapılması gerekiyor. NGSS isteyecek şirketlerin Bakanlığın İthalat Genel Müdürlüğü Damping ve Sübvansiyon Dairesi’nden bilgi alabileceği, başvuru formuna ise Bakanlığın https://www.ticaret.gov.tr/ithalat uzantılı sitesinde “Ticaret Politikası Savunma Araçları”, “Damping ve Sübvansiyon”, “Başvuru ve Soru Formları” sekmeleri izlenerek ulaşılabileceği kaydedildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/suresi-bitecek-antidamping-uygulamalari-icin-teblig-85440</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/5/1280x720/ticaret-bakanligi-1752063094.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, gelecek yılının ilk yarısında yürürlük süresi dolacak bazı eşyalara yönelik mevcut dampinge ve sübvansiyona karşı önlemleri duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskan-adayi-ozer-matli-60-bin-uyenin-tamaminin-yonetimi-olacagiz-85426</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: 60 bin üyenin tamamının yönetimi olacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı’nın ev sahipliğinde, oda üyelerine yönelik çalışmaların yürütüleceği Birlikte Çalışma Merkezi hizmete açıldı. Matlı Plaza’da gerçekleştirilen açılış programında konuşan Matlı, BTSO’nun Bursa iş dünyasının tamamını kucaklayan, üyelerinin sorunlarına çözüm üreten ve değişen ekonomik koşullara göre kendini yenileyen bir yapıya kavuşması gerektiğini söyledi. BTSO’nun geçmişten bugüne taşıdığı birikime sahip çıkmanın, kurumu geleceğin ihtiyaçlarına hazırlamakla mümkün olduğunu ifade eden Matlı, “Güçlenmek, sorumluluk almak ve iş dünyasını geleceğe hazırlamak için yola çıktık” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7ebb826a191-1786690434.JPG" alt="" width="382" height="455" /></p>
<p>Bursa Ticaret Borsası’ndaki görev süresinde kurumun kurumsal gücünü ve etkinliğini artıran projelere imza attıklarını belirten Matlı, bu deneyimi BTSO’ya taşımaya hazır olduklarını söyledi. Matlı, “Biz hedef koymayı da hedefe ulaşmayı da biliyoruz. Kaynak üretmeyi de kaynakları doğru kullanmayı da biliyoruz. Bir kurumu büyütmenin çok konuşmakla değil; doğru kadroyla, disiplinle, emekle ve sonuç almakla mümkün olduğunu biliyoruz. Şimdi bu birikimi Bursa’nın 60 bin üyesi için kullanmaya hazırız” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>“Sahaya çıktık, üyelerimizi dinledik”</strong></h2>
<p>BTSO Başkan adaylığı sürecinde masa başında hazırlanan söylemlerle değil, doğrudan sahaya çıkarak çalışmalar yürüttüklerini anlatan Matlı, farklı sektörlerden iş insanları ve meslek kuruluşlarıyla bir araya geldiklerini söyledi. Kapalıçarşı’da esnafla, Beşevler’de ustalarla, organize sanayi bölgelerinde sanayiciler ve üreticilerle buluştuklarını belirten Matlı, meslek kuruluşları, dernekler ve sektör temsilcilerinin görüşlerini dinlediklerini kaydetti. Matlı, “KOBİ’lerimizin, küçük işletmelerimizin, esnafımızın, tüccarımızın sesini yükselttik. Üyenin odadaki yerini, komitelerin gücünü, adaleti ve şeffaflığı yeniden oluşturduk” dedi. </p>
<h2><strong>“Adaylık irademiz bile üyelerin gündemini değiştirdi”</strong></h2>
<p>Adaylık sürecinin dahi BTSO üyelerinin sorunlarını daha fazla gündeme taşıdığını savunan Matlı, göreve gelmeleri halinde oda yönetiminin merkezine üyeleri koyacaklarını söyledi. Matlı, “Daha adaylık irademiz bile 60 bin üyemizin gündemini merkezine taşıdı. Göreve geldiğimizde 60 bin üyemiz merkeze taşınacak. Bugün gündeme taşıdığımız KOBİ’lerimizi, küçük işletmelerimizi ve bütün sektörlerimizi yarın bütün gücümüzle birlikte ileriye taşıyacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>“Kimse tercihi nedeniyle tedirgin olmasın”</strong></h2>
<p>BTSO üyelerine tercihleri nedeniyle herhangi bir baskı veya tedirginlik yaşamamaları çağrısında bulunan Matlı, seçim sürecinin oda üyeleri arasındaki birlikteliğe zarar vermemesi gerektiğini söyledi. “Bize destek veren, henüz vermeyen ve başka düşünen her üye bu odanın ayrılmaz bir parçasıdır” diyen Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Kimse kendini yalnız hissetmesin. Tercihi ya da desteği nedeniyle tedirgin olmasın. Hangi şartta olursa olsun biz 60 bin üyemizin sorunlarının çözümlerini konuşmaya devam edeceğiz. Bizim yürüyüşümüz Bursa iş dünyasını birleştirme, büyütme ve taşıma yürüyüşüdür. Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olmaya söz veriyorum.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskan-adayi-ozer-matli-60-bin-uyenin-tamaminin-yonetimi-olacagiz-85426</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/6/1280x720/btso-baskan-adayi-ozer-matli-60-bin-uyenin-tamaminin-yonetimi-olacagiz-1786690495.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BTSO Başkan Adayı Özer Matlı’nın ev sahipliğinde, Bursa iş dünyasına yönelik çalışmaların yürütüleceği Birlikte Çalışma Merkezi, Matlı Plaza’da düzenlenen törenle açıldı. Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın mevcut yapısının zamanın ihtiyaçlarına göre yenilenmesi gerektiğini belirterek, “Göreve geldiğimizde yalnızca bize oy verenlerin değil, 60 bin üyenin tamamının yönetimi olmaya söz veriyorum” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akenerjiden-ilk-yarida-6666-milyon-lira-net-kar-85447</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akenerji&#039;den ilk yarıda 666,6 milyon lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akenerji, 2026'nın ilk yarısına ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Buna göre şirket 7,2 milyar lira satış geliri, 642,2 milyon lira faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr (FAVÖK) ve 666,6 milyon lira net kâr elde etti.</p>
<p>Akenerji'nin bu dönemde, sulak yılın etkisiyle gerileyen piyasa fiyatları ve Erzin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali'nin planlı büyük bakım nedeniyle sınırlı çalışmasına karşın çeşitlendirilmiş üretim portföyü ve finansman yönetimiyle faaliyetlerini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Akkök Holding ile Çek enerji şirketi ČEZ'in eşit katılımlı stratejik ortaklığı olan şirket, bu dönemde Erzin'deki 7,79 megavat gücündeki güneş enerjisi yardımcı kaynak santralini (Erzin GES) devreye alarak üretime başladı.</p>
<p>Akenerji ayrıca Adıyaman'daki Burç Bendi Hidroelektrik Santrali (HES) için 10,5 megavat ilave kapasiteli yüzer güneş enerjisi santrali başvurusunda bulundu.</p>
<p>Şirket, 180 milyon dolarlık kredisinin vadesini Mart 2027'ye erteledi.</p>
<p>Akenerji Genel Müdürü Hakan Yıldırım, 2026'nın ikinci çeyreğinde geçen yıl yaşanan kuraklığın aksine son 10 yılın en sulak dönemlerinden birinin yaşandığını belirtti.</p>
<p>Havzalardaki yüksek su seviyeleri ve buna bağlı artan hidroelektrik üretiminin serbest piyasa elektrik fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu aktaran Yıldırım, gerileyen piyasa fiyatlarının Erzin Doğal Gaz Kombine Çevrim Santrali'nin planlanan büyük bakım çalışması öncesinde sınırlı kapasitede çalışmasına neden olduğunu ifade etti.</p>
<p>Yıldırım, bu dönemde üretim portföyünü güçlendirmeye yönelik adımlar attıklarını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Erzin'deki güneş enerjisi yardımcı kaynak santralimizi devreye aldık ve Burç Bendi HES'imize ilave 10,5 megavatlık yüzer güneş kapasitesi için başvurumuzu gerçekleştirdik. Çeşitlendirilmiş üretim yapımız, hidroelektrik, doğal gaz, rüzgar ve artık güneş, kısa vadeli dalgalanmalara karşı bizi korurken, uzun vadeli hedeflerimizden taviz vermeden ilerlememizi sağlıyor."</p>
<p>Akenerji Finans Direktörü (CFO) Özge Özen Aksoy da sulak yılın piyasa fiyatları üzerindeki etkisi ve Erzin'deki planlı bakım çalışması nedeniyle ikinci çeyrekte FAVÖK'ün sınırlı kaldığını bildirdi.</p>
<p>Şirketin hidroelektrik üretiminin yılın ilk yarısında geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç kattan fazla arttığını vurgulayan Aksoy, bunun gerileyen piyasa fiyatlarının oluşturduğu baskıyı dengelediğini kaydetti.</p>
<p>Aksoy, 180 milyon dolarlık kredinin vadesinin Mart 2027'ye taşınmasıyla finansal esnekliği koruduklarını belirterek, "Yılın ikinci yarısında üretim çeşitliliğimizin ve ticari operasyonlarımızın katkısıyla performansımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/akenerjiden-ilk-yarida-6666-milyon-lira-net-kar-85447</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/7/1280x720/hakan-yildirim-1786700250.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akenerji&#039;nin yılın ilk yarısında 666,6 milyon lira net kâr elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Hakan Yıldırım, &quot;Çeşitlendirilmiş üretim yapımız, hidroelektrik, doğal gaz, rüzgar ve artık güneş, kısa vadeli dalgalanmalara karşı bizi korurken, uzun vadeli hedeflerimizden taviz vermeden ilerlememizi sağlıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/komurde-talep-dusuyor-ama-yatirim-buyuyor-85414</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kömürde talep düşüyor, ama yatırım büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel kömür talebinin 2030’a doğru yatay seyretmesi beklenirken, planlanan kömür madeni kapasitesi bir yılda yüzde 11 arttı. Global Energy Monitor, yeni madenlerin devreye giriş hızının gerilediği bir dönemde büyüyen proje stokunun piyasa eğilimleriyle ters düştüğüne dikkat çekiyor. Türkiye’de ise dört yılda 31 ilde 123 kömür madeni projesinin izin sürecine girmesi, COP31’e giderken kömürden çıkış tartışmasını yeniden gündeme taşıyor. </strong></p>
<p>Global Energy Monitor’ın yeni raporu, küresel kömür talebindeki durgunluğa ve yeni maden sahası açılışlarının son 10 yılın en düşük seviyesine gerilemesine rağmen, planlanan kömür madenciliği kapasitesinin geçtiğimiz sene içinde yüzde 11 artarak 2,521 milyon ton/yıl’a (mtpa) ulaştığını gösteriyor.</p>
<p>Ortaya çıkan tablo, kömür sektöründe yatırım planları ile piyasanın gittiği yön arasındaki farkın giderek açıldığına işaret ediyor.</p>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), küresel kömür talebinin 2030’a kadar yatay bir seyir izlemesini bekliyor. Elektrik üretimindeki gelişmeler de bu beklentiyi destekliyor. Ember verilerine göre 2025’te kömürden elektrik üretimi gerilerken, rüzgâr ve güneş ilk kez küresel elektrik üretiminde kömürün önüne geçti. Buna rağmen yeni maden projeleri gündemden düşmüş değil.</p>
<p>Global Coal Mine Tracker verilerine göre planlanan kapasitedeki artışın neredeyse tamamı Hindistan’dan geliyor. Ülkede geliştirme aşamasındaki kömür madeni kapasitesi bir yılda 329 milyon tondan 638 milyon tona yükseldi. Özellikle Jharkhand ve Odisha eyaletlerinde yeni proje planları iki katına çıktı.</p>
<p>Hindistan’ın kömür yatırımlarındaki artışın arkasında yükselen elektrik talebi kadar enerji güvenliği kaygıları da bulunuyor. Sıcak hava dalgaları ve ekonomik büyümenin elektrik tüketimini artırdığı ülkede hükümet, 2025-2026 mali yılında kömür üretimini yaklaşık 1,15 milyar tona çıkarmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>Yeni madenler yavaşlıyor</strong></p>
<p>Planlanan kapasite büyürken, fiilen üretime geçen yeni madenlerde ise tersine bir hareket yaşanıyor. 2025 yılında 113 milyon ton/yıl yeni kömür madeni kapasitesi devreye alındı. Bu rakam 2024’teki 185 milyon ton/yıllık kapasitenin yaklaşık yüzde 40 altında. Üstelik 2024 seviyesi de son 10 yılın en düşük yıllık rakamıydı.</p>
<p>Gerilemede Çin ve Avustralya belirleyici oldu. Yeni kapasite devreye alımları Çin’de yüzde 44, Avustralya’da ise yüzde 96 azaldı. Çin’de rüzgâr ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının hızla yükselmesinin yanı sıra, maden güvenliği denetimlerinin sıkılaştırılması ve yeni kapasite onaylarının zorlaştırılması kömür üretimindeki büyümeyi yavaşlatıyor.</p>
<p>Avustralya’da ise sorun daha çok ihracat pazarlarından geliyor. Ülkenin termal kömür ihraç ettiği önemli pazarlardan Japonya, Güney Kore ve Tayvan’da talebin gerilemesi yeni projelerin geleceğini etkiliyor. Avustralya kömür üretiminin yaklaşık yüzde 44’ünü gerçekleştiren Yeni Güney Galler’in yeni kömür madenlerine yönelik aldığı kısıtlama kararı da önümüzdeki dönemde kapasite artışlarının daha sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Beş ülke projelerin yüzde 92’sini oluşturuyor</strong></p>
<p>GEM’e göre rakamlar, kömür sektöründeki yatırım planlarının piyasa sinyallerinden uzaklaştığını gösteriyor. Talep artışı yavaşlarken ve daha az yeni maden faaliyete geçerken, proje portföyü birkaç ülkede büyümeye devam ediyor. Çin, Hindistan, Avustralya, Rusya ve Güney Afrika, dünyada planlanan kömür madeni kapasitesinin yaklaşık %92’sini oluşturuyor. Ancak bu projelerin önemli bir bölümünün hayata geçeceği kesin değil. Planlanan kapasitenin 1,297 milyon ton/ yıllık bölümü henüz izin öncesi aşamada. 443 milyon ton/yıllık kapasite ise onay almasına rağmen inşaata başlamış değil. Böylece küresel proje portföyünün %70’i henüz inşaat öncesi aşamada bulunuyor. Bu durum önümüzdeki birkaç yılı kömür yatırımları açısından kritik hale getiriyor.</p>
<p><strong>Atıl varlık riski artıyor</strong></p>
<p>Global Coal Mine Tracker Proje Yöneticisi Dorothy Mei, mevcut piyasa koşullarında yeni kömür kapasitesinin geliştirilmesinin uzun vadede ekonomik değerini kaybedebilecek varlıklar yaratabileceği uyarısında bulunuyor. Mei’ye göre aşırı üretim kapasitesi, hükümetler ve şirketlerin yanı sıra yatırımcılar açısından da atıl varlık, zayıfl ayan proje ekonomisi ve daha yüksek piyasa oynaklığı riskini beraberinde getiriyor. Raporun ortak yazarı Tiff any Means ise düşük maliyetli temiz enerji kaynaklarının kömürün yerini almaya devam etmesiyle yeni kömür madenlerinin ekonomik gerekçesinin giderek zayıfl adığına dikkat çekiyor.</p>
<p>Avrupa İklim Eylem Ağı Türkiye İklim ve Enerji Politikaları Koordinatörü Özlem Katısöz’ün Türkiye açısından yorumları ise şöyle: “Yeni kömürlü termik santral yatırımlarının büyük ölçüde yavaşladığı bir dönemde mevcut maden sahalarının genişletilmesi ve yeni kömür sahalarının açılması, mevcut santrallerin ömrünü uzatacak koşulları yaratıyor ve Türkiye’nin kömürden çıkışını geciktirme riski taşıyor. Nitekim Ağustos 2021 - Ekim 2025 arasındaki sadece 4 yıllık sürede bile Türkiye’nin 31 ilinde toplam 123 kömür madeni projesinin izin sürecine başlamış olması, kömür madenciliğinin hâlâ ne kadar geniş bir coğrafyada gündemde olduğunu gösteriyor. Maden genişlemeleri ormanları ve tarım alanları yok ediyor. Ayrıca, kömür üretimini sürdürmeye ve yeni alanlara genişletmeye yönelik politikalar, COP31 başkanlığını üstlenen Türkiye’nin uzun vadeli iklim hedefleriyle çelişiyor.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Kömürde küresel tablo</strong></span></p>
<p>-Planlanan kapasite artışının arkasındaki en önemli aktör Hindistan. Ülkenin planlanan kömür madenciliği kapasitesi önceki yıla kıyasla neredeyse iki kat arttı</p>
<p>-Kömür madeni geliştirme planlarının yaklaşık yüzde 92’sinin yalnızca beş ülkede yoğunlaştığı görülüyor: Hindistan, Çin, Avustralya, Rusya ve Güney Afrika.</p>
<p>-Geliştirme aşamasındaki kapasitesi 1,321 mtpa’ya ulaşan Çin, diğer tüm ülkelerin toplamını geride bırakıyor.</p>
<p>-Çin’de planlanan kapasitenin %15’i, kömürden kimyasal üretimi projeleriyle bağlantılı. Hindistan ise 3,9 milyar dolarlık bir kömür gazlaştırma projesini destekliyor.</p>
<p>-Küresel kömür madenciliği kapasitesindeki artış ise yavaşlamaya devam ediyor: 2025’te, 113 mtpa kapasite devreye girdi. Bu, 2024’teki artıştan yüzde 40 daha düşük.</p>
<p>-2025’te Norveç, son aktif kömür madenini kapatarak yerli kömürden çıkış sürecini tamamladı. Bunu Norveç’ten önce başaran son ülke, İspanya olmuştu.</p>
<p>-Mevcut operasyonel kömür kapasitesinin yüzde 12’sinin (1,145 mtpa), 2035’e kadar emekli edileceği öngörülüyor</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/komurde-talep-dusuyor-ama-yatirim-buyuyor-85414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/4/1280x720/komur-1786687735.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kömürde talep düşüyor, ama yatırım büyüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spkden-yuzde-50-indirim-karari-85439</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SPK&#039;den yüzde 50 indirim kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), yeşil, sürdürülebilir ve sosyal sermaye piyasası araçları rehberi ve sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası araçları rehberi hakkında duyuru yaptı.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye'de sürdürülebilir, sosyal yönü güçlü ve sosyal faydalar yaratan projelerin finansmanını desteklemek amacıyla veya bunlarla sınırlı olmamak üzere, belirli bir kitle için olumlu sosyal sonuçlara ulaşmayı hedefleyen projelerin de yeşil borçlanma aracı, sürdürülebilir borçlanma aracı, yeşil kira sertifikası, sürdürülebilir kira sertifikası rehberine dahil edilmesi suretiyle hazırlanan "Yeşil, Sürdürülebilir ve Sosyal Sermaye Piyasası Araçları Rehberi"nin Kurul Karar Organı'nın i-SPK 128.29 sayılı ilke kararı ile kabul edildiği ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, yeşil, sürdürülebilir ve sosyal sermaye piyasası araçları rehberinin yeşil, sürdürülebilir ve sosyal tahvil alanında finansal piyasalarda en yaygın kabul gören ve küresel standart haline gelen Uluslararası Sermaye Piyasaları Derneği'nin yeşil tahvil ilkeleri, sürdürülebilir tahvil ilkeleri ile sosyal tahvil ilkeleri esas alınarak hazırlandığı aktarıldı.</p>
<p>Bu rehberle yeşil, sürdürülebilir ve sosyal sermaye piyasası araçları, yeşil ve sosyal projeler, yeşil, sürdürülebilir ve sosyal sermaye piyasası aracı çerçeve belgesi, raporlamalar ve dış değerlendirme hizmetleri konularında düzenlemelerin yapılmakta olduğuna işaret edildi.</p>
<p><strong>Uluslararası sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ilkeleri esas alınarak hazırlandı</strong></p>
<p>Açıklamada, sürdürülebilirlik temalı ihraçların çeşitlendirilmesi amacıyla uluslararası sürdürülebilirlik bağlantılı tahvil ilkeleri esas alınarak hazırlanan "Sürdürülebilirlik Bağlantılı Sermaye Piyasası Araçları Rehberi" Kurul Karar Organı'nın i-SPK 128.29 sayılı ilke kararı ile kabul edildiği anımsatıldı.</p>
<p>Sosyal projelerin de rehbere dahil edilmesiyle sosyal temalı sermaye piyasası araçlarının ihracının mümkün hale geldiği belirtilen açıklamada, "Yeni bir araç olarak sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası araçlarına yönelik düzenleme yapılmıştır. Önceki rehberden farklı olarak dış değerlendirme hizmetleri yalnızca ikinci taraf görüşü ve doğrulama hizmeti olarak belirlenmiştir. Kurula başvuru süreci, özel durum açıklamalarına ilişkin yükümlülükler ve raporlamalara ilişkin esaslar yeniden gözden geçirilerek daha açık, anlaşılır hale getirilmiş ve ilgili süreler belirlenmiştir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p><strong>Ücretlerde yüzde 50 indirim</strong></p>
<p>Açıklamada, yeşil, sürdürülebilir ve sosyal sermaye piyasası aracı ile sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası aracı çerçeve belgelerinde bulunması gereken asgari unsurların belirlendiği ifade edildi.</p>
<p>Sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası araçlarının ihracına ilişkin olarak temel performans göstergelerinin seçimi, sürdürülebilirlik performans hedeflerinin belirlenmesi, sermaye piyasası araçlarının özellikleri, raporlama ve doğrulama olmak üzere 5 temel bileşenin öngörüldüğü kaydedildi.</p>
<p>Sürdürülebilirlik bağlantılı sermaye piyasası araçlarında, bir hedef ve bu hedef doğrultusunda stratejilerin belirlenerek ihraç gerçekleştirilmesinin düzenlendiği bildirilen açıklamada, "İhraççılar, önceden tanımlanmış, ölçülebilir ve olabildiğince kıyaslanabilir, belirli zaman çizelgesi ile takip edilen sürdürülebilirlik hedefleri ve temel performans göstergeleri belirlenmesi ve bunların performansının dış değerlendirme ile doğrulanması konusunda teşvik edilmektedir. Ayrıca belirtilen hedeflerin gerçekleşip gerçekleşmemesine bağlı olarak sermaye piyasası araçlarının kupon ödemelerinde veya diğer finansal veya yapısal özelliklerinde değişiklik yapılabilmesi öngörülmüştür." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, Kurul Karar Organı'nın i-SPK 128.29 sayılı ilke kararı ile çevreye, sürdürülebilirliğe, topluma olumlu etki edecek yatırımların sermaye piyasası yoluyla finansmanının teşvik edilmesi için, rehberler kapsamındaki sermaye piyasası araçlarının ihracında sermaye piyasası mevzuatının ilgili hükümleri uyarınca alınacak Kurul ücretlerinde yüzde 50 oranında indirime gidilmesine karar verildiği belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spkden-yuzde-50-indirim-karari-85439</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, çevreye, sürdürülebilirliğe, topluma olumlu etki edecek yatırımların sermaye piyasası yoluyla finansmanının teşvik edilmesi için, rehberler kapsamındaki sermaye piyasası araçlarının ihracında sermaye piyasası mevzuatının ilgili hükümleri uyarınca alınacak ücretlerde yüzde 50 oranında indirim yapılmasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/yapay-zeka-caginin-yeni-emtiasi-compute-85408</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ çağının yeni emtiası ‘compute&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a7eab0521d46-1786686213.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Yapay zekâ emtiaya rakip olabilecek bir büyüklüğe ulaşması beklenen yeni bir varlık sınıfı yaratıyor. Yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için gereken işlem hesaplama gücü, yani “compute”, finansal piyasalarda alınıp satılabilen ve fiyatı üzerinden riskten korunulabilen yeni bir varlık sınıfına dönüşmeye hazırlanıyor. Bu dönüşümün en somut adımı ise dünyanın en büyük türev piyasası işletmecilerinden CME Group’tan geldi.</p>
<p>CME Group, temel işlemcilerden biri olan GPU pazarına ilişkin veri ve endeksler sağlayan Silicon Data ile birlikte, düzenleyici onaya bağlı olarak 5 Ekim’de iki ayrı işlem gücü vadeli işlem sözleşmesini piyasaya sürmeyi planlıyor. Sözleşmeler, yapay zekâ altyapısının temel bileşenlerinden Nvidia’nın H100 ve daha yeni Blackwell B200 GPU’larının kiralama maliyetlerini takip eden endekslere dayanacak. Her sözleşme bir aylık GPU kira bedelini temsil edecek.</p>
<p>Böylece şirketler, gelecekte ihtiyaç duyacakları işlem gücünün maliyetini bugünden hedge edebilecek. Yatırımcılar ise doğrudan veri merkezi, GPU ya da Nvidia gibi şirketlerin hisselerine yatırım yapmak yerine, yapay zekâ ekonomisinin temel girdilerinden birinin fiyatına pozisyon alabilecek.</p>
<h2>'Compute’ emtiaya rakip olacak </h2>
<p>Petrol, elektrik veya tarım ürünlerinde vadeli işlem piyasalarının temel işlevi, gelecekteki fiyat belirsizliğini yönetmek. Örneğin bir havayolu şirketi petrol fiyatındaki yükselişe karşı vadeli kontrat satın alabilir; bir çiftçi ise ürününün fiyatındaki düşüşe karşı pozisyon alabilir. Compute piyasasının kurulmasıyla benzer bir mekanizmanın yapay zekâ altyapısına uygulanması hedefleniyor.</p>
<p>Bu özellikle GPU kiralama piyasası açısından önemli. Aynı donanım kapasitesini satın alan ya da kiralayan iki şirket, bugüne kadar farklı fiyatlar ödeyebiliyor ve piyasadaki “doğru” fiyatı karşılaştırabilecekleri standart bir referanstan yoksun kalabiliyordu. Vadeli işlem piyasası, GPU saatlik kira fiyatlarını finansal bir göstergeye dönüştürerek daha şeffaf bir fiyat keşfi mekanizması yaratabilir.</p>
<h2>OneChronos da piyasa kurmak istiyor </h2>
<p>New York merkezli OneChronos da işlem gücü için bir vadeli işlem piyasası kurmaya çalışıyor ve federal düzenleyicilerin onayını bekliyor. Şirketin CEO’su Kelly Littlepage, piyasanın bu yıl faaliyete geçmesinin beklendiğini belirtiyor. BlackRock CEO’su Larry Fink de daha önce işlem gücünün yeni bir yatırım yapılabilir varlık sınıfına dönüşebileceğini söylemişti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İŞLEM GÜCÜ PİYASASI NEDEN ÖNEMLİ?</span></h2>
<p>■ Yapay zekâ modellerinin eğitimi ve çalıştırılması için gereken temel kaynak. <br />■ GPU kapasitesi genellikle saatlik kira bedeli üzerinden fiyatlanıyor. <br />■ H100 ve B200 gibi GPU’ların kira fiyatları arz-talep dengesine göre değişiyor. <br />■ Vadeli işlem piyasası, şirketlerin gelecekteki compute maliyetlerini hedge etmesine olanak sağlayabilir. <br />■ Yatırımcılara doğrudan şirket hissesi yerine işlem gücünün fiyatına yatırım yapma imkânı sunabilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">10 TRİLYON DOLARLIK BÜYÜKLÜK SENARYOSU</span></h2>
<p>‘Compute’un petrol veya elektrik gibi geleneksel emtialara rakip olup olmayacağı ise yalnızca talebin büyüklüğüne bağlı değil. Bir emtianın finansallaşması için standardizasyon, likidite ve güvenilir fiyat keşfi gerekiyor. CME’nin devreye girmesi bu açıdan kritik. Borsa, farklı şirketlerin farklı şartlarla kiraladığı GPU kapasitesini ortak bir endeks ve standart sözleşme üzerinden finansal ürüne dönüştürmeye çalışıyor. </p>
<p>Kalshi CEO’su Tarek Mansour’a göre compute ekonomisi 2030’da 10 trilyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşabilir. Emtia türev piyasalarının temel piyasaya kıyasla 10-15 kat büyüyebildiği varsayımıyla, teorik olarak 100-150 trilyon dolarlık bir compute vadeli işlem piyasası ortaya çıkabilir. Bu rakam mevcut piyasa büyüklüğünü değil, sektörün finansallaşması halinde oluşabilecek uzun vadeli bir senaryoyu ifade ediyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/yapay-zeka-caginin-yeni-emtiasi-compute-85408</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/1/1280x720/yapay-zeka-1778650248.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zeka modellerini eğitmek ve çalıştırmak için gereken işlem gücü için gerekli olan yapay zekâ hesaplama gücü için, yatırımcıların petrol veya tahıl gibi emtiaları alıp satmasına benzer bir vadeli işlem piyasası oluşturma çalışmaları sürüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iskur-aktif-isgucu-programlarindan-yararlananlarin-sayisi-artti-85403</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> İŞKUR aktif işgücü programlarından yararlananların sayısı arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>İŞKUR aktif işgücü programlarından yararlananların sayısı, Ocak-Temmuz 2026 döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre 7 bin 293 kişi arttı. Bir önceki yıl aynı dönemde uygulanmayan Kadın İstihdamı İçin Pozitif Ayrımcılık Projesi kapsamında bu yıl 1500 kadın desteklendi. Toplum yararına çalışma ve işgücü uyum programlarında ise yüksek artışlar oldu. Toplum yararına çalışanlar ocak-temmuz döneminde bir önceki yıl aynı döneme göre 67,3 bin kişi artarak 123 bin 745 kişiye; işgücü uyum programına katılanlar 46,7 bin kişi artarak 157 bin 845 kişi oldu. Gençlik programına katılanlar ise 94,3 bin kişi azalarak 10 bin 61 kişi oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7ea918d310e-1786685720.png" alt="" width="730" height="305" />Toplum yararına çalışma ile işgücü uyum programları, aktif işgücü programları içinde yer almasa da fiili çalışma ile hem işveren tarafı, hem de çalışan tarafında sıklıkla kullanılıyor. Bu kapsamda, genişletilmiş şekilde bakıldığında, ocak-temmuz döneminde tüm aktif programlardan yararlanıcı sayısı 347 bin 831 kişiye ulaştı. Bu programların hemen hemen tamamında, asgari ücretin günlük tutarı kadar cep harçlığı veriliyor. Çalışma süreleri ise 6 ile 10 ay arasında değişiyor.</p>
<p>Toplam faydalanıcı, katılımcıların sayısında bir önceki yıla göre 47,1 bin kişilik artış oldu. Toplum yararına çalışma, işgücü uyum programlarında tüm giderler, diğer programlarda da büyük kısmı İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanıyor. Her iki programda 2026’da ciddi artış görüldü. Toplum yararına çalışmada, belirli sürelerle okullar vb. kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet işlerinde bireyler çalışabiliyor. İşgücü uyum programında ise evde bakım, çocuk bakımı, tarım işleri, kamusal alanlardaki temizlik, yeşillendirme vb. işlerde bireyler çalıştırılabiliyor. Her ikisinde de 2026’da dönemsel olarak çalışan kişi sayısında yüksek artış oldu. Uzun süredir bu programlar içinde ana ağırlığı oluşturan işbaşı eğitim programında da yüksek sayı devam etti. İşbaşı eğitim programında, bireyler belirli süreyle özel işyerlerinde ücretleri fon kaynaklı olarak ödenmek kaydıyla çalışabiliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iskur-aktif-isgucu-programlarindan-yararlananlarin-sayisi-artti-85403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/is-yeri-calisan-sirket.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İŞKUR aktif işgücü programlarından yararlananların sayısı yılın 7 ayında önceki yıla göre 47,1 bin kişi arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-ukraynaya-silah-sevkiyati-neden-simdi-tartisiliyor-85401</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin Ukrayna’ya silah sevkiyatı neden şimdi tartışılıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ukrayna-Rusya savaşının geldiği aşamada Karadeniz’deki sivil ticari deniz trafiğinin tartışmalı olduğu, hatta hububat krizi tehditlerinin başladığı ortamda, Türkiye’nin Ukrayna’ya envanterindeki bazı ABD silah ve sistemlerini sevk için prosedür gereği ortaya çıkan bilgi geniş çevrelerce gündeme taşındı.</p>
<p>Bunda Türkiye’nin Rusya-Ukrayna arasındaki denge politikasını yitirme endişeleri öne çıktı. Özelikle, Türkiye’de yapılan NATO toplantısının en önemli çıktılarından biri Ukrayna’ya silah desteğinin genişletilmesiydi.</p>
<p>Türkiye, savaş öncesi ve savaşın başlamasından sonra Rusya ve Ukrayna’nın kabul edilir bulduğu bir zeminde dengeli bir yol izledi. Ukrayna’ya Türkiye’nin aralarında SİHA’ların da bulunduğu savunma sanayii ürünleri verdiği biliniyor, gizli gerçekleşmedi. Aynı zamanda her iki ülkeyle de ticaretini sürdürdü. Tahıl ticareti anlaşması ise tüm dünyanın kabul ettiği bir başarı oldu.</p>
<p>Oysa uzunca bir zamandır aralarında Türk şirketlerinin de işlettiği çeşitli yük gemileri vuruluyor. Yakın zamanda can kaybı da taşındı. Rusya ile ticaretten öteye Akkuyu Nükleer Santrali’nin deneme üretimine başlaması için her gün yeni bir aşamaya geçiliyor. Gecikti, ertelendi ama devam ediyor. Rusya’nın tahıl ihracatını kısıtlama kararı, motorin ihracatını yasaklaması yeni gelişmeler.</p>
<p>Soru elbette hala ortada. NATO kararı sonrası Türkiye’nin bu “her iki tarafın kabul ettiği denge siyaseti” nasıl şekillenecek. Bu soru ortamında ABD Kongresine gönderilen ABD Dışişleri Bakanlığı tezkeresi içeriğinden daha büyük yankı uyandırdı.</p>
<p>Akla gelen soru: Neden şimdi, neden bu bilgi birden yaygınlaştı.</p>
<p>Öncelikle bu ABD sisteminde rutin bir işlem. ABD’nin ister ilk sevkiyat, ister başka ülkeye verilmiş savunma sanayii ürünlerinin eğer devletten devlete satış yapılmışsa ve/veya üzerinde şerh varsa ABD Kongresi’ne bilgi veriliyor. Eğer ABD Kongresi 30 gün içinde aleyhte bir karar almazsa, değişiklik yapmazsa izin verilmiş sayılıyor.</p>
<p>Türkiye’nin ABD Dışişleri Bakanlığına (ABD’deki adı Devlet Sekreterliği ! ) bildirimi sonrası Kongre’ye gönderilen yazı bu işlemin yerine getirilmesi.</p>
<p>Gönderilecek sevkiyat Ukrayna- Rusya savaşı düşünüldüğünde büyük bir kapsam değil. Zaten Ukrayna’nın elinde var olan sistemler. ABD Dışişleri Bakanlığı da bunu önemle vurguluyor.</p>
<p>Gönderilecek mühimmat ve sistemler şöyle:</p>
<p>(12) M270 Çok Namlulu Roketatar Sistemi (MLRS) lançeri.</p>
<p>(2.524) M26 güdümsüz Çift Amaçlı Geliştirilmiş Konvansiyonel Mühimmat (DPICM) roketi.</p>
<p>(47.000) M509AI 203 mm DPICM obüs mühimmatı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-ukraynaya-silah-sevkiyati-neden-simdi-tartisiliyor-85401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/rusya-ukrayna-savas.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin Ukrayna’ya silah sevkiyatı neden şimdi tartışılıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ortulu-sermaye-duzeltmesinde-son-durum-85400</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Örtülü sermaye düzeltmesinde son durum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Konuyla ilgili son makaleyi 8 Ekim 2025 tarihinde yazmıştım. Gelişmeler çerçevesinde konuyu yeniden özetlemek isterim.</p>
<p>Önce konuyu hatırlatayım, sonra son durumu özetleyeyim.</p>
<p>Örtülü sermaye düzeltmesinde ödeme koşulu</p>
<p>Yasal düzenleme gereği, örtülü sermaye üzerinden hesaplanan veya ödenen faiz ve benzerleri, hesap döneminin son günü itibariyle dağıtılmış kâr payı sayılıyor, daha önce yapılan vergilendirme işlemlerinin buna göre düzeltilmesi gerekiyor.</p>
<p>Düzeltmenin yapılması, yine yasal düzenleme gereği, örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen verginin kesinleşmiş ve ödenmiş olması koşuluna bağlı.</p>
<p>Borç alan kurumun örneğin zararlı olduğu, dolayısıyla bu kurum nezdinde tarh edilen ve ödenen bir vergi olmadığı durumda, borç veren kurumda düzeltme yapılıp yapılmayacağı, bir başka ifadeyle elde edilen faizin, kâr payı olarak iştirak kazançları istisnasına konu edilip edilemeyeceği, yirmi yıldan beri tartışılıyor.</p>
<p><strong>Gelir İdaresi’nin görüşü</strong></p>
<p>Gelir İdaresinin görüşü farklı şekillerde anlamaya müsait. Ancak uygulaması açık denebilir. Borç verilen şirkette matrah oluşmaması nedeniyle yapılan bir tarhiyat ile kesinleşen ve ödenen bir vergi yoksa borç veren şirket tarafından da düzeltme yapılarak iştirak kazançları istisnasından yararlanılmasın kabul etmiyor.</p>
<p><strong>Yargı kararları</strong></p>
<p>Konuyla ilgili bugüne kadar çok sayıda yargı kararı çıktı. Daha önce yazdığım makalelerde kararları zaman zaman özetledim, üzerine yorumlar yaptım. Kısaca yeniden özetleyeyim.</p>
<p>Yargı kararları, uzun süre istikrar kazanmadı. 2023 ve 2024 yıllarında çıkan dört Danıştay Veri Dava Daireleri Kurul (Danıştay VDDK) Kararı, beyanname süresi içinde yapılan düzeltmelerde, ödeme koşulunun aranmayacağı yönünde oldu. Bu kararlar sonrasında ben de artık İdarenin konuyu bu çerçevede netleştirmesinde ve uygulamayı bu kararlar doğrultusunda yönlendirmesinde yarar olduğunu yazdım.</p>
<p>İdare görüşünü kararlar doğrultusunda değiştirmedi ancak Danıştay içtihadı değişti. Danıştay VDDK, örtülü sermaye düzeltmesinde, örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartının, hesap dönemi kapanmadan önce yapılacak düzeltme işlemleri bakımından da gerçekleşmesi gerektiği sonucuna ulaştı ve bu yönden içtihat değişikliğine karar verdi. (Danıştay VDDK’nın 05.02.2025 tarih; E:2023/398 K:2025/1 ve E:2024/774 K:2025/2 sayılı kararları.)</p>
<p>Bu kararlar sonrasında yazdığım makalede ben de, içtihat değişikliği kararının İçtihadı Birleştirme Kararı olmadığını, hukuken bağlayıcılığının bulunmadığını, ancak pratikte artık farklı bir karar çıkacağını zannetmediğimi, dolayısıyla düzeltme için borç alanın matrah beyan etmesini ve vergi ödemesini bekleyip geriye doğru düzeltme talebinde bulunmaktan başka yol olmadığını yazmıştım.</p>
<p><strong>Son Danıştay kararları</strong></p>
<p>Nihayet geçtiğimiz günlerde, borç alan kurumda vergiye tabi kazanç ortaya çıktığı ve tarh edilen verginin kesinleşerek ödendiği dönemde, borç verenin ilgili dönem beyannamesinin düzeltilip ödenen verginin iade edilmesi gerektiği yönünde, Danıştay Üçüncü Daireye ait 16 Aralık 2025 tarihli ondan fazla karar Danıştay’ın internet sitesine kondu (K:2025/5555, K:2025/5556, K:2025/5557, K:2025/5558, K:2025/5559, K:2025/5560, K:2025/5574 K:2025/5576, K:2025/5577, K:2025/5580 ve K:2025/5603 sayılı kararlar).</p>
<p>Kararların tam metnine Danıştay’ın sitesinden ulaşmak ve incelemek mümkün. Ben kararların gerekçelerinin kısa bir özetini yapmakla yetineyim.</p>
<p>- Örtülü sermaye düzenlemesi, öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizlere benzer etkilerin giderilmesine yönelik, bir vergi güvenlik müessesesidir. Bu husus gözetilerek yasal düzenlemenin; Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde çerçevesi çizilen yorum sistematiği içerisinde, öz sermayeye ilişkin faiz kısıtlamaları ve değerleme müessesesine ilişkin hükümlerle birlikte ve hükmün konuluşundaki maksadı kavrayacak biçimde yorumlanması gerekmektedir.</p>
<p>- Örtülü sermaye düzenlemesiyle, borç veren kurumlar için bazı koşullarda sağlanan düzeltme hakkıyla, hem mükerrer vergilendirme önlenmekte, hem de cezalandırma ile karşılaşılmadan işlemlerin düzeltilmesine olanak sağlanmaktadır.</p>
<p>- Örtülü sermaye niteliğindeki borcu kullanan şirketin ilgili yılda faiz giderini kanunen kabul edilmeyen gider olarak kaydetmesi, sonradan kâra geçerek kurumlar vergisi ödemesi durumunda bu gideri kendi bünyesinde vergilendirdiği anlamına geleceğinden, faiz gelirini daha önce kurumlar vergisi matrahına dahil etmiş olan borç veren nezdinde iade hakkı doğuracaktır.</p>
<p>- Aksi yorum, borcu kullanan şirketin ilgili yıldan sonraki yıllara aktarabileceği zararının azalması ve borç veren şirketin de matrahına dahil olması nedeniyle, aynı faiz gelirinin her iki şirket bünyesinde de vergilendirilerek mükerrer vergilendirmeye yol açacak ve yasal düzenlemenin amacına aykırı olacaktır.</p>
<p>Danıştay Üçüncü Dairesi, özetlediğim gerekçelerle, örtülü sermaye niteliğindeki borcu kullanan şirketin daha sonra kâra geçerek, tahakkuk eden kurumlar vergisini ödediği durumda, koşulların sağlanmasıyla birlikte kâr payı sayılacak faiz geliri için önceden ödenen kurumlar vergisinin iadesi isteminin reddi işleminde hukuka uygunluk görmemiş, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararlarını bozmuş.</p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong></p>
<p>Bir vergi güvenlik önlemi olan örtülü sermaye uygulamasında mükerrer vergilemenin önlenmesi için borç verende düzeltme işlemi, ya borç alanın vergi ödeyip ödemediğine bakılmaksızın, beyanname verme süresi içinde yapacağı düzenlemeye bağlı olarak aynı dönemde yapılabilir ya da borç alan kurumun vergi ödediği dönemde borç veren kurumun ilgili dönem beyannamesi düzeltilerek yapılabilir.</p>
<p>Birinci seçenek, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’nun 2025 yılında verdiği içtihadı değiştirme kararları ile fiilen olanaksız hale geldi. Böylece borç verende sonradan düzeltme dışında mükerrer vergiyi önleme olanağı fiilen kalmadı. Geldiğimiz noktada, yukarıda bahsettiğim kararlarla, sonradan geriye dönük düzeltme yolunun hukuken açık olduğu görülüyor.</p>
<p>Yukarıda belirttiğim Danıştay Üçüncü Daire kararları, kesinleşmiş kararlar değil. Kararların tamamı bozma kararları. Şimdi bu kararların akıbetini ve Danıştay Dokuzuncu Daire kararlarını beklerken, bir taraftan da Mali İdarenin düzeltme başvuruları konusundaki tutumunu beklememiz gerekecek. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ortulu-sermaye-duzeltmesinde-son-durum-85400</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Örtülü sermaye düzeltmesinde son durum ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-kur-yapisi-ihracatcinin-rekabet-gucunu-zorluyor-85443</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Kur yapısı ihracatçının rekabet gücünü zorluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından açıklanan haziran ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Cari denge haziran ayında 4 milyar 194 milyon dolar açık verdi. Geçen yılın aynı ayında cari açık 2 milyar 270 milyon dolar seviyesindeydi. Yıllıklandırılmış cari açık ise 38,9 milyar dolara yükseldi. Haziran ayında hem ihracatta hem de ithalatta güçlü artışlar yaşanırken, ithalatın ihracattan daha hızlı artması dış ticaret açığını genişletti. Enerji açığındaki artışın da etkisiyle cari denge üzerindeki baskının haziran ayında güçlendiğini görüyoruz” dedi.</p>
<h2>“Haziran ayında hizmetler dengesi 6,9 milyar dolar fazla verdi”</h2>
<p>Zeytinoğlu, “Mevcut kur yapısı ithalatı kolaylaştırırken ihracatçımızın rekabet gücünü zorluyor. Cari açıktaki kalıcı iyileşmenin, üretim ve ihracatımızın rekabet gücünü artıracak politikalarla desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Haziran ayında hizmetler dengesi 6,9 milyar dolar fazla vererek cari açığı sınırladı. Bununla birlikte, net seyahat gelirlerinin geçen yılın aynı ayına göre gerilemesi, baskılanan kurun etkilerinin dış ticaretin yanı sıra turizmde de hissedildiğine işaret ediyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılın ilk yarısına ilişkin değerlendirmede bulunan Zeytinoğlu, “Cari açık, yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemindeki 26 milyar dolardan 34,5 milyar dolara yükseldi. Küresel jeopolitik gelişmelere bağlı olarak enerji fiyatlarında yaşanabilecek oynaklığın da önümüzdeki dönemde cari açık açısından risk oluşturabileceğini değerlendiriyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Doğrudan yatırımlara da değinen Zeytinoğlu, “Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırım girişleri, yılın ilk altı ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 31,5 azalarak 4,2 milyar dolara geriledi. Haziran ayındaki doğrudan yatırım girişi ise 210 milyon dolar ile sınırlı kaldı. Ancak hükümetimizin vize serbestisi için kalan altı kriterin tamamlanmasına yönelik yeni bir çalışma başlatmasını önemli buluyoruz. Bu süreçte sağlanacak ilerlemenin iş insanlarının hareketliliğini kolaylaştıracağına, Türkiye-AB ekonomik ilişkilerini güçlendireceğine ve ülkemize yönelik yabancı sermaye girişlerini destekleyeceğine inanıyoruz” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-kur-yapisi-ihracatcinin-rekabet-gucunu-zorluyor-85443</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/3/1280x720/zeytinoglu-kur-yapisi-ihracatcinin-rekabet-gucunu-zorluyor-1786696557.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, haziran ayında 4,2 milyar dolar olarak gerçekleşen cari açığın yıllıklandırılmış bazda 38,9 milyar dolara yükseldiğini belirterek, enerji fiyatlarındaki oynaklığın ve ithalatın ihracattan hızlı artmasının cari denge üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fiyatlarin-takvimi-ve-agustosta-enflasyon-hamlesi-85411</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fiyatların takvimi ve ağustosta enflasyon hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enflasyon rakamlarına bakarken çoğu zaman yıllık orana odaklanıyoruz. Oysa aylık enflasyonun da kendine özgü bir takvimi var. Son yirmi yılın verilerinde ağustosun genellikle daha sakin geçtiğini görüyoruz. Tarımsal ürünlerin bollaşması ve yaz indirimleri fiyatları frenliyor. Asıl hareket ise eylülden itibaren başlıyor. Okulların açılması, kira yenilemeleri ve hizmet fiyatlarıyla birlikte enflasyon sonbaharda yeniden başını kaldırıyor.</p>
<p>Bu nedenle ağustos enflasyonu bu yıl sıradan bir veri olmayacak. Son hamlelere bakınca hükümetin ağustosta düşük bir enflasyon rakamı istediği anlaşılıyor.</p>
<p>Motorinde yapılan son ÖTV düzenlemesi bunun en açık örneği. Motorinden alınan ÖTV 13 Ağustos’tan ağustos sonuna kadar sıfırlandı. KDV etkisiyle birlikte litre fiyatında yaklaşık 9,29 liralık indirim oluştu ve bu indirim pompaya yansıdı.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a7eae398fdac-1786687033.jpg" alt="" width="198" height="112" />
<figcaption><strong>ÖTV’nin ağustos ortasında sıfırlanması, pompada KDV dahil 9,29 liralık devasa bir indirim imkânı doğurdu.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Düzenlemenin zamanlaması dikkat çekici. Ağustos, sonbaharda enfl asyonun başını kaldırmasından önce fiyatların görece sakin olduğu aylardan biri. Şimdi buna motorindeki 9,29 liralık düşüş ekleniyor. Hükümet, ağustos enflasyonunun düşük çıkabilmesi için pompada indirimi yüksek tuttu.</p>
<p>Fakat bunun bir başka tarafı daha var. Devlet, bu indirimi daha uzun süre devam ettirip enflasyon üzerindeki olumlu etkiyi kalıcılaştırmak yerine, ağustos sonunda ÖTV’yi yeniden devreye sokuyor. Böylece ağustosta güçlü bir düşüş sağlanırken, sonraki aylarda bütçeye yeniden gelir sağlanıyor.</p>
<p>Burada ekonomi yönetiminin önceliği açıkça görülüyor: Ağustos rakamını mümkün olduğunca aşağı çekmek. Üstelik bu, enfl asyonun zaten sakin olduğu bir dönemde yapılıyor. Ancak eylül geldiğinde tablo değişebilir. Okulların açılması, kira yenilemeleri ve hizmet fiyatlarıyla enflasyonun hızlanması bekleniyor. Akaryakıttaki vergi avantajı da aynı dönemde geri alınacak.</p>
<p>Ağustos enflasyonunun düşük çıkması elbette iyi haber. Ama asıl mesele bunun kalıcı olup olmayacağı. Eğer ağustosta fiyatları aşağı çeken etkiler eylülde tersine dönerse, enflasyonu düşürmekten çok fiyat artışlarının zamanlamasını değiştirmiş oluruz.</p>
<p>Kısacası hükümet enflasyonun takvimini iyi okuyor ve ağustosu mümkün olduğunca sakin geçirmek istiyor. Akaryakıttaki düşüşün nakliye maliyetleri üzerinden marketten hizmetlere yayılması da ağustos rakamını destekleyebilir. Asıl sınav ise eylül ve sonrasında başlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fiyatlarin-takvimi-ve-agustosta-enflasyon-hamlesi-85411</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fiyatların takvimi ve ağustosta enflasyon hamlesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/519-milyarlik-ihracat-gerceklestirdi-uc-yillik-o-yatay-hareketi-degismedi-85407</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 519 milyarlık ihracat gerçekleştirdi, üç yıllık o yatay hareketi değişmedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Altı aylık verilere göre yurt dışı gelirlerinde 25 milyar TL barajını aşan 10 firma bulunuyor. Türk Hava Yolları 519 milyar TL dış satışıyla zirvede yer alırken, Dof Robotik gelirinin %97’sini ihracattan elde etti. Peki döviz girdisi her zaman güçlü bir bilançonun garantisi mi?</strong></p>
<p>Sermaye piyasalarında döviz geliri üretme gücü yüksek şirketlerin, makroekonomik dalgalanmalara karşı güçlü bir kalkan oluşturduğu kabul edilir. Şirketlerin altı aylık finansal tabloları incelendiğinde Türk Hava Yolları 519,8 milyar TL tutarındaki dış satışıyla dikkat çekiyor. Ford Otosan ise hayli geriden 358,8 milyar TL ile ikinci sırada duruyor. Koç Holding bünyesindeki Arçelik ve Tüpraş öne çıkan diğer iki şirket. Ancak yüksek ihracat rakamları ilgi çekici olsa da borsada işlem yaparken sadece dış satışlara odaklanarak hareket edilmemeli. Firmaların finansal borçları ile nakit akışları da yakından izlenmeli.</p>
<h2>Zirvedekiler ne yapıyor?</h2>
<p>THY, altı aylık bilançoda 585,07 milyar TL toplam gelir elde ederken bunun %88,84’ünü dış gelirler oluşturuyor. Temmuzda yolcu sayısı %4,6 artarak 9,5 milyona ulaşırken doluluk %86,5 seviyesinde. İlk yarıda filosuna 41 uçak ekleyen firma, 552 uçağa ulaşarak küreselde genişlemeyi ve döviz girdisini artırmayı sürdürüyor. Fiyatı üç yıldır yatayda dalgalı hareket ediyor. Ford Otosan, 358,8 milyar TL tutarındaki yurt dışı geliriyle listede ikinci sırada duruyor. Şirketin Koç Finansman devri tamamlanırken bu adımın 2027 yılından itibaren kamyon segmentine katkı sağlaması bekleniyor. İçerde fiyat baskısına rağmen, ihracat kanalıyla duruşunu koruyor. Fiyatı ise şubattan bu yana düşüyor.</p>
<h2>Oran liderleri ne durumda?</h2>
<p>Dof Robotik yüzde 97 ihracat oranı ile öne çıkıyor. Altı aylık dönemde gelirini yüzde 69,4 ve kârını yüzde 420 artırdı. Ancak ikinci sırada yer alan Hatsan Gemi’nin altı aylık toplam geliri %38 düşerek 1,37 milyar TL’ye inmesine karşın %94,47 ihracat oranıyla öne çıkıyor. Gelirlerinin neredeyse tamamını ihracat olarak gerçekleştiren firma, altı aylık dönemde 370,8 milyon TL zarar yazdı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7eaa745361b-1786686068.png" alt="" width="999" height="527" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KISA POZİSYON MU, UZUN POZİSYON MU?</strong></p>
<p><strong>Kısa pozisyon</strong>; düşüşten kazanç, hızlı hareket, portföy koruması, esnek strateji, fırsat. Yüksek zarar ve maliyet, temettü yükümlülüğü, sıkışma riski.</p>
<p><strong>Uzun pozisyon</strong>; yüksek getiri, sınırlı risk, temettü, trend desteği, konfor. Düşen piyasa riski, fırsat maliyeti, zaman sorunu, enflasyon baskısı, stres.</p>
<p><strong>Ocak için geçici faaliyet belgesini alınırken, işletme için en kritik eşik geride kaldı</strong></p>
<p>Vişne Madencilik Kahramanmaraş’taki ocağı ne zaman işletmeye alacak? ● Gürsel Çimen</p>
<p>Gürsel; Vişne Madencilik’in Kahramanmaraş Türkoğlu’da planladığı dolomit ocağı ile ilgili yasal süreç halihazırda ilerliyor. Ocağa ilişkin Çevre İl Müdürlüğünden geçici faaliyet belgesinin alındığı belirtildi. Mevzuat uyarınca belgenin temin edilmesiyle izin sürecindeki en önemli yasal aşamasının da tamamlandığından bahsedilebilir. Sahadaki son operasyonel hazırlıkların bitmesiyle birlikte ocağın faaliyete geçirilmesi beklenmeli. Ancak mevcut durumda, ocağın kesin olarak hangi tarihte işletmeye alınacağına dair net bir takvim bulunmuyor.</p>
<p><strong>Süt sektöründe faaliyet yürüten yabancı firmayla iş birliğine gitmek için görüşüyor</strong></p>
<p>Altınkılıç görüştüğü yabancı şirketle anlaşırsa nasıl bir fayda sağlayacak? ● Enis Güner</p>
<p>Enis; Altınkılıç haziranda yaptığı açıklamada ünvanını paylaşmadığı süt sektöründeki uluslararası bir firmayla görüşmelerde bulunduğunu açıkladı. Anlaşmanın sağlanması halinde Türkiye pazarındaki konumunu ve rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağını ifade ediyor. İş birliği başlığı doğrultusunda; yabancı ortağın küresel bilgi birikimiyle yenilikçi ürün geliştirme becerilerinin artması bekleniyor. Üretim süreçlerindeki ortaklıkla kapasite kullanım verimliliğini yükselterek maliyet avantajı sağlamayı ve pazarını büyütmeyi amaçlıyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>DDA bankacılık sektörüne ağırlık veren yapısı ile bir yılda %11 kaybettirdi</strong></p>
<p>Deniz Portföy’ün yönettiği Bankacılık Sektörü Hisse Senedi Serbest Fon (DDA), Mayıs 2024’ten bu yana dalgalı bir seyirle hareket ediyor. Yukarıya çıkmada zorlanan fon, zayıf bir performansa sahip bulunuyor. Büyüklüğü dalgalı bir seyir izlerken, şimdilerde 208,3 milyon TL seviyesinde bulunuyor. Mayıstan bu yana fona bir ay para girişi yaşanırken ertesi ay çıkış gözlendi. Ağustosta gelen miktar 10,8 milyon TL. Yatırımcı sayısı kademeli olarak geriliyor. Şimdilerde sayı 1.046 kişiye indi. Temel stratejisi, fon varlıklarını bankacılık sektöründeki şirket paylarında ve sermaye piyasası araçlarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %97,4’ü hisse senedi ve %1,3’ü para piyasası araçlarından oluşuyor. Son bir yılda %10,8 kayıp yaşatan portföy, aynı sürede %27,8 yükselen endeksin gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p>Eker Süt, Piyasadan TLREF + %2,75 faizle 350 milyon TL borçlandı</p>
<p>Eker Süt, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 12.08.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 350.000.000 TL olan tahvilin yıllık faizi TLREF+% 2,75 olarak belirlendi. 372 gün vadeli tahvil, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 4 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 19.08.2027 olarak açıklandı. 12 Ağustos itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %39,89 seviyesinde bulunuyor. Eker’in verdiği %2,75 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir seçenek olarak değerlendirilebilir. İhraç, firmanın uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, TRSEKER82715 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7eaa3fe7678-1786686015.png" alt="" width="972" height="240" /><strong>ARD BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ</strong></p>
<p><strong>Yurt içi ve yurt dışında olmak üzere iki ayrı projeden iş bağlantısı gerçekleştirdi</strong></p>
<p>ARD Bilişim, kamu güvenliği ve uluslararası savunma sanayisine yönelik iki ayrı sözleşmeyi paylaştı. Şirket, bir kamu kurumu ile eğitim kurumlarının güvenliğinde kullanılacak ürünlerin tedariki için KDV hariç 163,5 milyon liralık anlaşma imzaladı. Bunun yanı sıra, son kullanıcısı Umman Deniz Kuvvetleri olan bir proje kapsamında Dell sunucu çözümleri ve Nvidia grafik işlem teknolojilerinin tedariki için KDV dahil 780 bin dolarlık sipariş aldı. Bedel yaklaşık 37 milyon TL’ye denk geliyor. Firma, hem kamu altyapısında hem de savunma bilişiminde iş bağlantılarına imza atıyor.</p>
<p><strong>ÇİMENTAŞ</strong></p>
<p><strong>Rekabet Kurulunun verdiği para cezasına karşı itiraz yoluna gitmesi beklenmeli</strong></p>
<p>Çimentaş, Rekabet Kurulu’nun Didim’de hazır beton alanında müşteri paylaşımı anlaşmasına aracılık edildiği gerekçesiyle verdiği 37,37 milyon TL tutarlı idari para cezasının gerekçeli kararını tebliğ aldığını duyurdu. Şirket, karara karşı itiraz yolunun açık olduğunu belirtmekle yetindi. Bu tür durumlarda erken ödeme indiriminden yararlanmak amacıyla ödeme yaparken bilahare dava yoluna gidilmekte. Çimentaş detay vermemekle birlikte benzer bir yolu denemesi şaşırtıcı olmayacaktır. Firma altı aylık bilançosunda ise gelirini %22 düşürürken dönem sonunda zarar yazdı.</p>
<p><strong>ÖZYAŞAR TEL</strong></p>
<p><strong>İştiraki Yetkilendirilmiş Yükümlü Statüsüne geçerken faaliyetleri kolaylaştı</strong></p>
<p>Özyaşar Tel, Adana’daki %51 bağlı ortaklığı Çokyaşar Tel’in Ticaret Bakanlığınca verilen Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası (YYS) almaya hak kazandığını duyurdu. Belge sayesinde iştirakin dış ticaret, lojistik ve gümrük süreçlerinde kolaylaştırılmış uygulamalardan yararlanacağı belirtildi. Bu yolla, uluslararası tedarik zincirindeki operasyonel hızını resmi bir sertifikayla destekleme olanağı elde etmiş oldu. Firmaların YYS statüsü edinerek doğrudan ve hızlı gümrükleme yapması lojistik maliyetlerini ve teslimat sürelerini iyileştirmesi açısından önemli.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Ereğli Demir Çelik temmuzun son haftası yönünü aşağı çevirirken fiyat geriledi</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7eaa1aa5a5f-1786685978.png" alt="" width="297" height="236" />Ereğli Demir Çelik’te fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %8,44 ile toplamda 11,7 milyon lot azalarak 127,06 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 159’dan 152’ye geriledi. GSPfonu 5 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, ZPX30.Ffonu 3,36 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Ereğli hakkında bugüne kadar 22 aracı kurum öneride bulunurken ikisi model portföyüne aldı. En yüksek hedefi Gedik Yatırım 59,21 TL ile verirken; Tera Yatırım 31,90 TL önerisinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/519-milyarlik-ihracat-gerceklestirdi-uc-yillik-o-yatay-hareketi-degismedi-85407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 519 milyarlık ihracat gerçekleştirdi, üç yıllık o yatay hareketi değişmedi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/italyan-imalat-sanayii-ne-yapti-2-baskasinin-merdiveninde-yukselmek-85396</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> İtalyan imalat sanayii ne yaptı? (2) Başkasının merdiveninde yükselmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İtalyan deri sektörünün küresel rekabette ayakta kalma hikâyesi, üretim kadar ölçeğin, markanın ve değer zincirinin kontrolünün de önemini gösteriyor. LVMH’nin İtalyan şirketlerini bünyesine katması, Türk sanayisi için de “küçük olsun, benim olsun” anlayışını sorgulatan önemli dersler barındırıyor.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta İtalyan gözlük devi Essilor-Luxottica’nın kurucusu Sinyor Del Vecchio’nun hikâyesini anlatmıştım. Del Vecchio, İtalyan imalat sanayisinin Çin şoku ve avroya geçişin sonucu değerli kurla mücadelesinde gözlük fabrikasını inşa ettiği değer zinciri merdiveninde önemli bir basamak hâline getirmeyi başarmıştı. Tabii iş dünyasında kendi merdiveninizi kurabileceğiniz gibi başkasının merdivenine de tırmanabilirsiniz. Bu da hiç fena bir yol değil. Bunun için gelin, Fransız merdivenini tırmanan İtalyan şirketlerini birlikte inceleyelim.</p>
<p>İtalya’nın Pisa şehri, eğik kulesi ve tabakhaneleriyle meşhur. Tabakhaneler, mezbahalarda kesilen hayvanların postlarının çantalarda, ayakkabılarda, mobilyalarda kullanılabilecek deriye dönüştürüldüğü atölyeler. Buralarda deri kalitesi çok önemli bir ustalık işi… Her tabakhanenin ürünü aynı olmadığı için İtalyan zanaatkârların elinden çıktığında derinin kıymeti daha da artıyor. İtalyanlar bu derilerden yapılan lüks ürünleri yıllarca kendi aile işletmelerinde üretip sattılar. Taaki Çin bu piyasaya girene dek. Bugün dünyadaki deri üretiminin dörtte birini Çin gerçekleştiriyor. İtalya ise bu pazarın yalnızca %6’sına sahip… Ancak İtalyanların ürettiği derilerin değeri, dünyadaki deri ticaretinin %25’i. Peki, bu nasıl oluyor?</p>
<p>Fransız <em>Le Monde </em>gazetesi, geçen hafta dünyanın en zengin insanı Fransız Bernard Arnault ile ilgili zehir zemberek bir yazı dizisi yayımladı. Arnault, sahibi olduğu dünyanın en büyük lüks ürün şirketi LVMH’de kendisine sadece “Mösyö” denmesine izin veriyormuş. Hatayla Hermès kravatla gelen bir ziyaretçisi olursa Mösyö’nün kavasları ziyaretçiye asansördeyken başka bir kravat veriyormuş. Hermès, Arnault’un -birazdan anlatacağım- satın almalarla LVMH imparatorluğuna katamadığı tek marka. Deri, parfüm, saat, şarap, perakende ve konaklama gibi pek çok sektörde faaliyet gösteren LVMH, 80 milyar Euro ciro ve 17 milyar Euro kârla dünyanın en kârlı şirketlerinden biri. Bu kârın 13 milyar Euro’su deri grubundan geliyor. Yani LVMH esasen çanta satarak para kazanıyor. Louis Vuitton, Dior ve Fendi gibi markalar hep LVMH’nin.</p>
<p>Arnault, lüks işine 1984’te Christian Dior markasına sahip şirketi satın alarak girmiş. Sosyalist Mitterrand yönetimi, birkaç yıl önce batan şirketi çalışanları işsiz kalmasın diye kamulaştırmıştı. Christian Dior’u satın alan Mösyö Arnault, başta “çalışanları muhafaza edeceğim” dese de sonradan herkesi işten çıkarmış, sadece Dior markasını muhafaza etmişti. Mösyö, Dior’un ardından lüks hayata yönelik başka markaları da çeşitli fırsatlarla satın alarak imparatorluğunu kurdu. Bu nedenle kendisine “terminatör” de deniyor.</p>
<p>İmparatorluk kurmak olmak neden önemli? 1980’lerden itibaren küreselleşmeyle birlikte sahte ürünlerle mücadelede, medya satın almalarında, dağıtım ve satış kanallarında ölçeğin önemi giderek arttı. Bir de bunun üzerine, son yıllarda Avrupa Birliği’nin çıkardığı filanca ülkedeki tedarikçinizdeki insan hakkı ihlallerinden, falanca ülkedeki geri dönüşüm denetimlerine kadar her şeyden sizi sorumlu tutan küçük işletmelerin uyum maliyetlerini tahammül edilmez seviyeye çıkardı. Hayatta kalmak için birçok markaya ve dağıtımdan üretimin değişik halkalarına kadar değer zincirinin birçok aşamasına hâkim olmanız lazım.</p>
<p>LVMH’nin esas ürünü çanta olduğu için değer zincirinde tabakhane satın almasına özellikle önem verilmiş. Zira değer, genellikle hammadde ve tüketiciye ulaşan marka/satış noktasında teşekkül ediyor. Tabakhane işin hammadde kısmı. Ancak tabakhaneler sizin olduğunda, sözgelimi, rakibiniz Prada’ya karşı kendinize öncelik tanıyabiliyorsunuz. Arnault’un taktiği ise genelde bir şirkete önce büyük bir sipariş verip orayı tanımak, sonra azınlık hissesini satın almak. Sahibi ölüp varisler kavga edince ya da şirket finansman sıkıntısına düşünce de şirketi ucuza kapatmak. LVMH birçok İtalyan aile işletmesini bu şekilde bünyesine katmış.</p>
<p>Bu İtalyan şirketleri KOBİ olarak kalsalar kendilerini küresel lüks pazarında konumlandıramayacak, maliyet açısından da asla Çin’le rekabet edemeyeceklerdi. Bugün LVMH içindeki Bulgari, Fendi ve Loro Piana gibi İtalyan markaları belki de kaybolup gidecekti. En azından İtalya’daki geçmişle bağlantıları kesilecekti. LVMH’nin İtalyan ekonomisi için büyüklüğünü şöyle açıklayalım: Şirketin bünyesinde sadece İtalya’da 20 bine yakın çalışanı var. Bu sayı Fransa’daki çalışan sayısının yarısı. Ancak LVMH, beş bin tedarikçisi de dahil, İtalya’da 200 bin kişiye istihdam sağlıyor. Bu sayı Fransa ile aynı. Yani, İtalyan deri sektörü Fransız LVMH sayesinde ayakta kalmış.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki “Zanaatkârlar İtalyan ama parayı Fransızlar kazanıyor!” Haksız değilsiniz. Kapitalizmin kuralı bu. Üretim değer oluşturabilir ama bu değerin nerede birikeceğini organizasyonel başarı belirler. Marifet organizasyonel yapıyı doğru kurabilmek. Nitekim, danışmanlık şirketi Deloitte’nin dünyanın en büyük 100 lüks şirketine dair raporunda da sonuçlar değerin nasıl zanaata değil de organizasyonel yapıya dayandığına işaret ediyor: Listede çok sayıda İtalyan şirket var. 23 şirketin dünyadaki toplam lüks satışlarındaki payı yalnızca %7,8. Fransa’nın ise listede sadece 7 şirketi var, ama dünyadaki toplam satışların üçte birini gerçekleştiriyor. Demek ki “küçük olsun, benim olsun” mantığıyla küresel rekabette basamakları çıkmak mümkün değil. OECD’nin son İtalya raporu ölçek probleminin İtalyan ekonomisini nasıl esir aldığına dikkat çekiyor: Büyük ölçekli İtalyan şirketleri Avrupa ortalamasından daha verimli Mikro ölçekli İtalyan şirketleri ise Avrupa’daki benzer ölçekli şirketlerden %25 daha verimsiz. Ancak ekonomideki payları Avrupa ortalamasından %250 daha fazla.</p>
<p>Dünya Çin’le rekabet edebilmek için optimal modelleri tartışıyor. Görünen o ki LVMH’nin portföy modeli bu iş sahasında Çin ile rekabet edebilmek için İtalya’nın KOBİ modelinden daha başarılı. Tabii Fransa ekonomisi İtalya’ya benzer büyüklükte olduğu halde sermaye piyasalarının üç kat daha büyük olduğunu ve LVMH’nin de böylece daha kolay fonlanabildiğini unutmayalım.</p>
<p>Peki, Türk sanayisi için ne gibi çıkarımlar yapabiliriz? “Küçük olsun, benim olsun” yerine “denize düşen yılana sarılır” deyip bazı şirketlerimizi onları ayakta tutacak bir yabancı holdinge satmak, sanayimizi ayakta tutmanın bir yoludur. Tabii, şirketi satabilmek için önce profesyonel bir yönetim veya güçlü bir marka inşa etmek gerekiyor. Demek ki neymiş, sanayide rekabetçilik tartışmalarını sadece kur konusuna sıkıştırmak yerine şirketlerin mülkiyeti, değer zinciri ve sanayi politikasını da içeren daha geniş bir kurumsal çerçeveyi tartışmak gerekiyormuş.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/italyan-imalat-sanayii-ne-yapti-2-baskasinin-merdiveninde-yukselmek-85396</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İtalyan imalat sanayii ne yaptı? (2) Başkasının merdiveninde yükselmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-raporunu-beklerken-temmuz-enflasyon-verilerinin-gor-dedikleri-85395</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon raporunu beklerken, temmuz enflasyon verilerinin gör dedikleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Temmuz enflasyonu yüzde 31,75’e gerilese de hizmet fiyatlarındaki yükseliş ve çekirdek göstergelerdeki bozulma, dezenflasyon sürecinin kırılganlığını ortaya koyuyor. 2027 hedefi ise ekonomi için çok daha zorlu bir sınava işaret ediyor.</strong></p>
<p>Bu hafta perşembe günü 2026 yılının 3. <strong>‘Enflasyon Raporu’</strong> açıklandı. Bu sütunları okuyanlar bilirler, ben kendi adıma enflasyon raporlarına çok önem veririm. <strong>Merkez Bankası ekonomistlerinin büyük bir emekle hazırladıkları raporların içeriği çok yol gösterici ve hatta bazen öğretici de olabilir.</strong> <strong>Raporu, sadece Merkez Bankası’nın enflasyona ilişkin yılsonu ve gelecek yıllara ait ara hedef ve beklentilerine indirgemek de doğru olmaz. </strong>Detaylı incelemek gerekir.</p>
<p>Benim yazı günümün cuma günü olması ve haftalık yazımı perşembe sabahı göndermem nedeniyle bu hafta, enflasyon raporunun içeriğine ilişkin bir yazı yazamadım. <strong>Fakat yine de enflasyon gerçeğinden ayrılmamak adına, geçtiğimiz hafta 03 Ağustos 2026 tarihinde açıklanan enflasyon verilerine detaylı bir şekilde bakmak istedim. </strong></p>
<p><strong>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini 3 Ağustos 2026 Pazartesi günü açıkladı. </strong>Buna göre aylık TÜFE artışı yüzde 1,78, yıllık TÜFE ise yüzde 31,75 olarak gerçekleşti. <strong>Yıllık enflasyon, Haziran ayındaki yüzde 32,11 seviyesinden 0,36 puan gerileyerek, hâlâ küçük bir umutla da olsa, dezenflasyon sürecinin ikinci ayında da devam ettiğini gösteriyor. </strong>Toplumun büyük kesimini ilgilendiren kira artışlarında esas alınan 12 aylık ortalama TÜFE oranının ise yüzde 31,90 olarak gerçekleştiğini gördük.</p>
<p>Piyasa beklentisi (AA Finans anketine katılan 17 ekonomistin ortalaması) aylık TÜFE için yüzde 1,82 yönündeyken, gelen yüzde 1,78 enflasyon için beklentilerin altında bir gerçekleşme diyebiliriz.</p>
<p>TCMB'nin Temmuz ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'nde ise aylık TÜFE beklentisi yüzde 1,68 olarak yer almıştı. <strong>Piyasa katılımcılarının her şeye rağmen aşırı iyimserliği beni benden alıyor.</strong></p>
<p><strong>Merkez Bankası 30. Temmuz 2026 tarihli Para Politikası Toplantı özetinde; </strong><em>‘Öncü veriler ana eğilimin temmuz ayında geçici olarak yükseleceğini ima etmektedir. Mevsimsellikten arındırıldığında, aylık hizmet enflasyonunda yükseliş gözlenmekte, bu gelişmede sağlık hizmetleri fiyatlarının etkisi öne çıkmaktadır. SGK Sağlık Uygulamaları Tebliği'nde yapılan muayene katılım payı düzenlemesinin temmuz ayında aylık tüketici enflasyonunu 0,22 puan artıracağı öngörülmektedir. Buna ek olarak ayrıca, temmuz ayında sağlık hizmetleri fiyatları üzerinde Türk Tabipler Birliği tarife artışlarının yansımaları da gözlenecektir.’ </em>Diyerek bizi uyarmıştı. Enflasyonla mücadelede en temel sorunlardan birinin yönetilen ve yönlendirilen fiyat artışları, yani kamunun mal ve hizmetlere yaptığı zamlar olduğunu uzun zamandır söylüyoruz. <strong>Program sanayiyi neredeyse yok etmek pahasına sürerken, fedakârlığın büyük kısmı düşük ve orta-düşük gelire sahip kesimden beklenirken, kamunun enflasyonla mücadeleye hiç uygun olmayacak şekilde yaptığı zamlar, enflasyonla mücadelede ne kadar samimi olunduğu konusunda kafalarda soru işareti yaratıyor.</strong> Hal böyle olunca da İran savaşı nedeniyle eşel-mobil sistemine bağlanmış olan akaryakıt fiyatlarını, özellikle dizelde, kontrol etmek amacıyla motorinden alınan ÖTV’de indirime gidilmek zorunda kalınıyor. <strong>Hesapsızca yapılan işlerin faturası bu kez kamu maliyesine yük getiriyor.</strong></p>
<p>Bu arada <strong>‘Enflasyon Verilerinin’</strong>, <strong>‘İşsizlik Verilerine’</strong> benzer bir hal almaya başladığını da söylemeden geçmeyelim.</p>
<p>Nasıl ki işsizlik verilerinde <strong>‘manşet işsizlik oranı’</strong> hep düşük gelirken, <strong>‘mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış atıl işgücü oranı’</strong> neredeyse rekorlar kırıyorsa, TÜFE verilerinde de <strong>‘manşet TÜFE’</strong> çoklukla beklentilerden ya da diğer referans enflasyon oranlarından düşük gelirken, <strong>‘mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış enflasyon’</strong> 2025 yılının tamamında ve hatta 2026 yılının 7. ayına geldiğimizde ortalamada yüzde 2,33 ile devam ediyor. <strong>Burada bir iyileşme maalesef yok. </strong>Bu veri serisini grafik 1’de görebilirsiniz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7e9db2e5244-1786682802.png" alt="" width="648" height="464" />Öte yandan Merkez Bankası’nın dikkatlice baktığı çekirdek enflasyon göstergelerinden <strong>‘Mevsimsellikten Arındırılmış İşlenmemiş Gıda Ürünleri, Enerji, Alkollü İçkiler ve Tütün ile Altın Hariç TÜFE’</strong> yani <strong>‘MEA B’</strong> endeksinde durum görece iyi. <strong>Mevsimsellikten arındırılmış B endeksi 2025 (12 ay) ile 2026 (7 ay) ortalaması 2,30 iken, Temmuz 2026 verisinin ortalamanın epey altında yüzde 1,97 gelmesi sevindirici. </strong>Bu veri serisini aşağıdaki grafik 2’de görebilirsiniz.</p>
<p>Fakat aynı şeyi <strong>‘Mevsimsellikten Arındırılmış Enerji, Gıda ve Alkolsüz İçecekler, Alkollü İçkiler ile Tütün Ürünleri ve Altın Hariç TÜFE’</strong> yani <strong>‘MEA C’</strong> için söylemiyoruz. Mevsimsellikten arındırılmış C endeksi 2025 (12 ay) ile 2026 (7 ay) ortalaması 2,25 iken, Temmuz 2026’da ortalamaya yaklaşan, yani artış gösteren (Haziran 2026: 2,07 - Temmuz 2026:2,18) bir veri ile karşı karşıya kaldık. <strong>Burada işler pekiyi gözükmüyor.</strong> Bu veri serisini grafik 3’de görebilirsiniz.</p>
<p>Temmuz 2026 TÜFE verisinde bence en olumlu gelişmelerden biri<strong>, ‘Endekste kapsanan 174 alt sınıftan 50 alt sınıfın endeksinde düşüş gerçekleşip, 7 alt sınıfın endeksinde değişim olmazken, 117 alt sınıfın endeksinde ise artış gerçekleşmesi’</strong> oldu. Bir önceki ay, yani Haziran 2026’da, fiyat yükselişi 138 alt sınıf endeksinde gerçekleşmişti.</p>
<p><strong>Yayılımı göstermesi açısından önemli olduğunu düşündüğüm bu gelişmelerin Ocak-Temmuz 2026 arasındaki grafiksel göstergesi Grafik 4’teki gibidir.</strong></p>
<p><strong>Burada da temkinli olmakta fayda var. 2026 yılsonu enflasyon hedeflerinden en çok saptığımız Ocak ve Şubat aylarındaki seyir Temmuz 2026’dakine benzer bir görünüm sergilemişti.</strong> Elbette sonraki aylardaki gelişme İran savaşı ile çok yakından ilgili; ancak önümüzdeki dönemde risklerin neler olabileceğini kestiremiyor olmamız, bu veriye de temkinli yaklaşmamızı gerektirir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Tüm bunlarla birlikte, Temmuz ayında hizmet enflasyonunda bozulma net bir şekilde görülüyor.</strong> TCMB'nin <strong>‘Temmuz ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu’</strong>nda da hizmet grubu fiyatlarının aylık yüzde 3,18 yükseldiği, yıllık hizmet enflasyonunun yüzde 39,70 ile Temel Mallar grubundaki yüzde 16,82'nin oldukça üzerinde kaldığı görülüyor. <strong>Hizmet enflasyonu yükselirken, Merkez Bankası’nın sıkça atıf yaptığı ‘Altın Kaynaklı Servet Etkisi’nin neredeyse hiç kalmadığına dikkat çekelim. </strong></p>
<p><strong>Artık 2026 yılsonunu yüzde 30 civarı bir enflasyonla kapayacağımız genel kabul görmüş bir hal aldı.</strong></p>
<p>Esas sorular şunlar bence;</p>
<p><strong>2027 yılında aynı para politikası dinamiklerini kullanarak enflasyonu yüzde 15’li seviyelere nasıl düşüreceğiz?</strong></p>
<p><strong>Neler farklı olacak ki biz bunu sanayimizi yok etme pahasına başaracağız?</strong> Üstelik 2027 yılının herhangi bir noktasında ‘Seçim’ olma riski varken.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-raporunu-beklerken-temmuz-enflasyon-verilerinin-gor-dedikleri-85395</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/5/1280x720/57-1786682920.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon raporunu beklerken, temmuz enflasyon verilerinin gör dedikleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-yeni-donem-faiz-politikasi-85394</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası: Yeni dönem faiz politikası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez Bankası 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 28’e yükseltirken, efektif fonlama faizini yüzde 40’tan politika faizi olan yüzde 37’ye çekebileceğinin sinyalini verdi. Piyasalar faiz indirimi beklentisine girerken, kalıcı bir gevşemenin yolu hâlâ enflasyonun düşürülmesinden geçiyor.</strong></p>
<p>Merkez Bankası bu hafta yılın üçüncü Enflasyon Raporunu açıkladı. Rapor kadar, Başkan Fatih Karahan’ın sonrasında yaptığı basın toplantısı da önemliydi. Çünkü verilen mesajlar, sadece enflasyon görünümüne değil, önümüzdeki dönemde uygulanacak faiz politikasına ilişkin de önemli ipuçları içeriyordu.</p>
<p>Peki, yılın üçüncü Enflasyon Raporundan enflasyon ve faiz politikasına ilişkin neler öğrendik? Öncelikle enflasyonla başlayalım.</p>
<p><strong>Enflasyon tahmini bir kez daha yükseldi</strong></p>
<p>Merkez Bankası 2026 yılsonu enflasyon tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e yükseltti. 2027 ve 2028 enflasyon tahminlerinde ise herhangi bir değişikliğe gitmedi. Ancak Başkan Karahan’ın soru-cevap bölümünde yaptığı açıklamalar önemli bir ayrıntıyı ortaya çıkardı. Enflasyon Raporu’nda, 2027 ve 2028 yılları için açıklanan tahminlerin aslında Merkez Bankası’nın güncel değerlendirmesini yansıtmadığını ve bankanın bu yıllara ilişkin tahminlerini güncellemek için Orta Vadeli Programı beklediğini öğrendik.</p>
<p>Bunun isabetli bir karar olmadığını düşünüyorum. Merkez Bankası’nın kayıtlara geçen 2027 ve 2028 enflasyon tahminleri kendi güncel duruşunu yansıtmamalıydı. Özellikle 2027 enflasyon tahmini, uygulanacak para politikasının duruşuna ilişkin önemli bir mesaj veriyor. Şimdilik bu mesajdan mahrumuz. Ayrıca, hükümet ile ana hedefler konusunda henüz uzlaşılmamış olmasını da önemli bir eksiklik olarak değerlendiriyorum.</p>
<p><strong>Merkez Bankasının ana mesajı: Faiz oranı düşecek</strong></p>
<p>Merkez Bankası, yılsonu enflasyon tahminini artırmasına rağmen para politikasında gevşeme sinyali verdi. Başkan Karahan’ın açıklamalarından, bankanın efektif fonlama faizini üst bant olan yüzde 40 seviyesinden politika faizi olan yüzde 37’ye doğru çekmek istediğini anladık. Birçok ekonomist için kafa karıştırıcı olan konu da bu oldu.</p>
<p>Merkez Bankası Başkanı yılsonu enflasyon tahminini yukarı çekerken faiz indiriminin şu gerekçelere dayandırdı:</p>
<p><strong>- Gerekçe 1: En kötüsü geride kaldı</strong></p>
<p>Merkez Bankası Başkanı faiz indirimine ilişkin açıklamalarında küresel risk ortamındaki gerilimlerin azaldığını ve en kötünün geride kaldığını ifade etti. Mevcut durumda küresel risk algısının ve emtia fiyatlarının ikinci çeyrek verilerine göre iyileştiğini görüyoruz.</p>
<p>Ancak finansal piyasalardaki dalgalanmanın azalmasına karşın petrol fiyatlarında kalıcı bir düşüşü de göremedik. Benzer şekilde, Enflasyon Raporu’ndaki petrol fiyatı varsayımlarına baktığımızda da önceki rapora göre çok büyük bir değişiklik görmüyoruz. Banka petrol fiyatlarının bu yıl ortalama 90 dolar, gelecek yıl ise 75 dolar civarında seyretmesini bekliyor.</p>
<p>Bunların yanı sıra, küresel çerçevede, enflasyon ve faize ilişkin beklentilerin de hızla bozulduğu bir dönemden geçiyoruz. Küresel ölçekte enflasyon beklentileri yükseldi; birçok gelişmiş ülke merkez bankası faiz artırımlarına başladı. Bu durum, finansal, ticari ve reel kanallarla Türkiye ekonomisine de etki edecektir. Enflasyon Raporu sunumunda ele alınmayan en önemli kalemin bu olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>- Gerekçe 2: Enflasyon dinamikleri ve beklentiler iyileşiyor</strong></p>
<p>Merkez Bankası Başkanı, Enflasyon Raporu sunumunda, bir önceki rapora göre yurt içinde enflasyon dinamikleri ve beklentilerinde önemli bir iyileşme sağlandığına vurgu yaptı.</p>
<p>Ancak, yılın ikinci ve üçüncü Enflasyon Raporları’nın açıklandığı dönemlerdeki göstergeleri karşılaştırdığımızda, Merkez Bankasının işaret ettiği ölçüde güçlü bir iyileşme görmek kolay değil. Her iki rapor döneminde de yıllık enflasyon yüzde 32; aylık enflasyon ise yüzde 2 civarında seyretti.</p>
<p>Enflasyon beklentileri tarafında da tablo farklı değil. Her iki rapor döneminde, 12 ay sonrası için beklenen enflasyon, piyasa katılımcıları için yüzde 24; reel sektör için yüzde 33 seviyesinde kaldı. İyileşme gördüğümüz tek oyuncu hane halkı oldu. Ancak buna rağmen, hane halkının 12 ay sonrası için enflasyon beklentisi yüzde 44,9 ile çok yüksek bir oranda gerçekleşti.</p>
<p><strong>- Gerekçe 3: iç talepteki soğuma artıyor </strong></p>
<p>Merkez Bankası, iç talepteki soğumanın belirginleşmesinin enflasyonu aşağı çekme yönünde etkili olacağını iletti. Kapasite kullanımındaki zayıf seyir, iç talepteki yavaşlama ile kredi artış oranları talep koşullarının zayıflamaya devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p>İç talebin zayıflaması, Merkez Bankası’nın faiz politikasıyla hedeflediği bir göstergedir. Ancak sürecin bu kadar uzaması, arz ve maliyet kaynaklı istenilmeyen etkilere de sebep olabilir.</p>
<p><strong>Netice: Piyasa faiz indirimi beklentisine girdi</strong></p>
<p>Efektif fonlama faizinin ne zaman indirileceğine ilişkin henüz net bir takvim verilmedi. Ancak Başkanın açıklamalarının ardından piyasada, fonlama faizinin politika faizi olan yüzde 37 seviyesine çok kısa süre içerisinde çekilebileceğine ilişkin beklentiler oluşmaya başladı. Dolayısıyla Merkez Bankası henüz fiilen bir faiz indirimi yapmadan, sözlü yönlendirmeyle yeni dönemin kapısını açmış oldu. <strong>Ancak mesele yalnızca üç puanlık faiz indirimi değil.</strong></p>
<p>Türkiye’de enflasyon hâlâ yüzde 32 civarında. Üstelik uygulanan makro finansal program üçüncü yılını tamamlıyor. Bu süreçte yüksek faizlerin üretim, yatırım ve hane halkı refahı üzerindeki olumsuz etkileri giderek daha fazla hissediliyor. Dolayısıyla faizlerin çok daha uzun süre bu seviyelerde tutulması pek de mümkün değil.</p>
<p>Ancak faizlerin kalıcı biçimde düşürülebilmesinin yolu yalnızca Merkez Bankası’nın faiz indirmesinden geçmiyor. Öncelikle enflasyonun kalıcı biçimde aşağı çekilmesi gerekiyor. Bunun için de Merkez Bankası’na duyulan güvenin güçlendirilmesi ve uygulanan programın mutlaka yapısal unsurlarla desteklenmesi gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasi-yeni-donem-faiz-politikasi-85394</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası: Yeni dönem faiz politikası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cerceve-yasa-sadece-gundelik-siyasetin-araci-midir-2-85393</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çerçeve Yasa sadece gündelik siyasetin aracı mıdır? (2)</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye, İran’dan Mekke Paktı’na, “Terörsüz Türkiye” sürecinden Kürt meselesine kadar bölgesel dengelerin yeniden kurulduğu kritik bir dönemeçten geçiyor. Asıl soru ise Ankara’nın kendi bölgesel oyununu mu kurduğu, yoksa başkalarının şekillendirdiği bir denklemin içine mi sürüklendiği.</strong></p>
<p>Önceki yazıyı, “Kuşkusuz meseleye dış politika ve çevremizdeki gelişmeler açısından bakınca da ortaya birçok tartışma başlığı çıkabilir. Bir sonraki yazıya onları da ele alırız.” cümlesi ile bitirmiştim. Kaldığımız yerden (iç siyasetteki tartışmalara geri dönmek üzere) devam edelim.</p>
<p>Malum, Türkiye açısından ideal durum; zayıf ve parçalanmış bir İran değil, öngörülebilir ve bölgesel sisteme entegre edilmiş bir İran olarak tasvir edilir.</p>
<p>O halde, başta Mekke Paktı gibi anlaşmalar ve giderek tartışmasız bir hale bürünen Türkiye-ABD ilişkileri, Kasımdaki ABD seçimlerine kadar süreceğini artık herkesin kabul ettiği ABD’nin saldırıları gibi etmenleri üst üste koyduğumuzda; İran’ın çözülmesi, Türkiye’nin doğu sınırında güvenlik boşluğu, büyük göç hareketleri, Irak’ta yeni çatışmalar, Kafkasya’ya kadar uzanan bir istikrarsızlık coğrafyası yaratmayacak mı?..</p>
<p>Türkiye evet, ABD ile de Rusya ile de; İran ile de Suudi Arabistan ile de; Suriye ile de Bağdat ile diyalog kurabiliyor, diyalog geliştirebiliyor. Bu durumda soru ise şu:</p>
<p>Türkiye bu ilişkilerinin de yardımı ile bölgede kendi oyununu mu kuruyor yoksa biraz kendiliğinden, biraz çeşitli büyükelçilerin fantazilerine dayanan, biraz da İsrail saldırganlığının zorunlu kıldığı yeni bölgesel şekillenmelerin içine çok da enine boyuna düşünmeden adeta balıklama dalıyor mu?</p>
<p>Kuşkusuz “Terörsüz Türkiye” tarihî bir süreç...</p>
<p>Eğer herkes bu konuda hem fikirse çerçeve yasa yangından mal kaçırır gibi neden aceleye getirildi? Türkiye Cumhuriyeti ahalisinin bundan sonraki adımların neler olacağını ve o adımların nasıl atılacağını bilmesi zaruri değil mi?</p>
<p>Misal; Türkiye kendi sınırları içinde çözmeye çalıştığı bir sorunu, sınırının hemen ötesinde başka bir projenin parçası olarak kullanacak mı?</p>
<p>Yok, iç siyaset açısından sormadım bu soruyu, Türkiye eğer bölgesel bir oyunun aktörü olacaksa ahalisinin de bunu bilmeye hakkı ve karşı çıkmaya ya da desteklemeye karar verirken de o bilgiye dayanmaya ihtiyacı var.</p>
<p>Aynı soru Mekke Paktı için de sorulmalı. Ama tabii çerçeve yasaya hem “evet” hem “hayır” demeyi başaran “muhalefet” partilerimizin konuya ilgisi neredeyse sıfır.</p>
<p>Neden böyle diyorum; çünkü iç siyasetin meclis koridorlarındaki ayak oyunlarına kendini kaptırmış partilerimiz farkında değil ama Türkiye’yi Pakistan ve Suudi Arabistan’la “birimize saldırı hepimize saldırıdır” ilkesi üzerinden bağlayan bir düzenleme, hem de Ortadoğu’nun yeniden dizayn edildiğinin ısrarla dile getirildiği bir dönemde, son derece (hayati mi demeli) önemlidir.</p>
<p>Misal;</p>
<p>İsrail-İran savaşı Körfez’e yayılırsa kolektif savunma maddesi nasıl işleyecek?</p>
<p>Suudi Arabistan-İran çatışması yaşanırsa ne yapacağız?</p>
<p>Pakistan-Hindistan arasında yeniden savaş çıkarsa Türkiye’nin yükümlülüğü ne olacak?</p>
<p>Pakistan’ın nükleer caydırıcılığı bu yapının neresinde?</p>
<p>NATO yükümlülükleriyle yeni pakt arasında çelişki doğarsa hangisi öncelikli olacak?</p>
<p>Türkiye bütün bu taahhütlerin karşılığında ne elde ediyor da böyle bir anlaşmaya imza koyuyor?</p>
<p>Bu kadar önemli bir anlaşmanın TBMM’de her platformda ayrı ayrı ve enine boyuna konuşulması gerekmez miydi?</p>
<p>Bölgenin yeniden dizaynın ipuçları açısından “bu pakt ne kadar önemliyse Terörsüz Türkiye ve bölgesel olarak Kürt meselesinin alacağı biçim de o kadar önemli” deniyor.</p>
<p>Gerçekten böyleyse;</p>
<p>SDG’nin Suriye devletine entegrasyonu hangi şartlarda gerçekleşecek?</p>
<p>Irak’taki Kürt dengeleri nasıl etkilenecek?</p>
<p>İranlı Kürt silahlı grupların İran içindeki olası bir mücadelede kullanılması gündeme gelirse Ankara nerede duracak?</p>
<p>Daha önce açıkça ifade edildiği gibi bu durum Türkiye için halâ bir “savaş sebebi” midir?</p>
<p>Toparlarsak…</p>
<p>Terörsüz Türkiye sürecinin, hiçbir başka ülkenin (ABD, İsrail, İran vs.) bölgesel stratejisinin alt başlığına dönüşmemesi nasıl sağlanacak?</p>
<p>Mekke Paktı mezhepçi bir İran karşıtı cepheye dönüşmeyecek mi?</p>
<p>Türkiye’nin çıkarı İran’la savaşacak bir blok değil; gerektiğinde İran’ı dengeleyen ve caydıran, ama Tahran’la konuşabilen bir güvenlik düzeni değil midir?</p>
<p>Türkiye, Kürt coğrafyasında vekil savaşçı değil, ekonomik ve siyasi nüfuz üretmeyi başarabilecek mi?</p>
<p>Kendi Kürt vatandaşlarıyla barışık, Irak Kürdistanı’yla ekonomik olarak bütünleşmiş, Suriye Kürtleriyle güvenlik sorunlarını çözmüş bir Türkiye çok daha büyük stratejik derinlik kazanmaz mı?</p>
<p>Eğer son soruya yanıtınız “evet” ise böyle bir Türkiye, İsrail ile “mecburen” çatışma noktasına gelmez mi?</p>
<p>Bunlar ve benzeri sorular kuşkusuz artırılabilir ama bir kez daha hatırlatmak gerekir ki bu soruların yanıtlarının peşine düşmek öncelikle muhalefet partilerinin işidir! Ne ki onlar oy avcılığı için ince hesap peşindeler.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cerceve-yasa-sadece-gundelik-siyasetin-araci-midir-2-85393</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çerçeve Yasa sadece gündelik siyasetin aracı mıdır? (2) ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bireysel-krediler-bireyler-ve-krediler-85392</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bireysel krediler: Bireyler ve krediler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bireysel kredilerde takipteki kredi oranları son iki yıldır hızlı bir şekilde artıyor. Bireysel kredilerin önemli bir bölümünü kredi kartı borçları ve ihtiyaç kredileri oluşturuyor. Bu iki kredi türüne biraz yakından bakmakta fayda var çünkü bunlar kısa vadelidir. Ev veya araba kredisinin aksine özel bir amaçla alınmaz, alınması ve kullanılması çok kolaydır. Mali durumunuz kötü bile olsa bu kredilerden bir noktaya kadar faydalanabilirsiniz. Yani bu krediler mali açıdan zorda olanlar için bir “son kaçış noktası” olmaya uygundur. Bu nedenle bu iki kredi türünde, özellikle ihtiyaç kredilerinde takipteki krediler artıyorsa, pek çok kişi için kaçacak yer kalmamış demektir.</p>
<p>Bu noktayı akılda tutarak grafiği incelemeye başlayalım o halde. Grafikte ihtiyaç kredileri ve kredi kartları için takipteki kredilerin yıllık büyüme hızını görüyorsunuz. Kesikli çizgi ise yıllık enflasyonu gösteriyor. Enflasyon bizim referansımız. Yani takipteki krediler aşağı yukarı enflasyon kadar artsaydı, buna normal diyebilirdik ama gördüğünüz gibi her iki kredi türü için de takipteki krediler enflasyonun çok üzerinde artıyor. Son bir yılda büyüme hızları biraz gerilemiş görünüyor ama bu sizi yanıltmasın. O gerilemiş oranlar bile hala enflasyonun iki katından daha yüksek. Yani burada ciddi bir sıkıntı var ve bu sıkıntı devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7e9c9c2e443-1786682524.png" alt="" width="325" height="230" />Kredilere, yani paraya baktık ama biraz da insanlara bakalım. Sanayi tarafında takipteki krediler artıyorsa ekonomik bir sorundan bahsediyoruz demektir ama bireysel tarafta takipteki krediler artıyorsa ekonomik olmanın ötesinde, insani bir sorundan bahsediyoruz demektir.</p>
<p><strong>İlk kez kredi alanlarla borcunu ödeyemeyenler neredeyse eşit</strong></p>
<p>TÜİK’e göre Türkiye’de 67 milyon yetişkin var ve bunların sadece 33 milyonu çalışıyor. Kredi kartı kullanan kişi sayısı ise 41 milyon. Yani çalışan sayısından daha fazla kredi kartı sahibi kişi var. 2024 yılında 1,4 milyon kişi, 2025 yılında ise 1,6 milyon kişi kredi kartını ödeyememiş.</p>
<p>2026 yılının ilk beş ayında 760 bin kişi daha maalesef kredi kartını ödeyemeyenlere katılmış. Aynı dönemde ilk kez kredi kartı alanlar ise 860 bin kişi. Neredeyse sisteme yeni giren sayısı kadar insan kredi kartı borcunu ödeyemeyecek duruma düşmüş.</p>
<p>İhtiyaç kredisi kullananlar ise 10 milyondan fazla. 2026’nın ilk beş ayında 585 bin kişi yeni ihtiyaç kredisi kullanırken, büyük çoğunluğunu ihtiyaç kredilerinin oluşturduğu diğer bireysel krediler kaleminde ise 600 bin kişi borcunu ödeyememiş. Burada da sisteme girenlerin ve ödeyemeyenlerin yaklaşık aynı sayıda olduğu anlaşılıyor. Bankacılık sistemine ait bu rakamların yanı sıra varlık yönetim şirketlerinde 3,7 milyon bireysel müşteri olduğunu da hatırlayalım. Bu oldukça kötü bir manzara.</p>
<p>O halde şunu soralım. Türkiye’de milli gelir incelenen dönemde reel olarak artarken ve işsizlik oranı dipteyken neden milyonlarca insan ihtiyaç kredisi ve kredi kartı gibi en kolay ödenebilecek cinsten kredi borçlarını ödeyemiyor? Neden bu alanda takipteki krediler enflasyondan çok daha hızlı bir şekilde büyüyor?</p>
<p>Yanıtı bilmiyorsak da “olağan şüpheliler” belli. Gelir dağılımının bozuk olması, değerli TL’nin yarattığı hayat pahalılığı, işgücüne dahil olmayanların sayısının çok yüksek olması, yüksek ve düşmeyen enflasyon. Bu saydığım “olağan şüpheliler” sadece takipteki kredilerin artışından değil, ekonomik problemlerimizin çoğundan sorumlu.</p>
<p>Bu sorunların bir kısmını yapısal reformlarla, kalanlarını ise doğru politikalarla çözmemiz lazım. Henüz enflasyonu çözememişken bu kadar yüklü bir gündeme el atmak doğru mu, bunları yarın mı çözsek diye düşünülebilir ama milyonlarca insan en basit bireysel borçlarını ödeyemiyorsa, bu boyutta bir insani sorunumuz varsa, bunu yarınlara erteleme lüksümüz yok.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bireysel-krediler-bireyler-ve-krediler-85392</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bireysel krediler: Bireyler ve krediler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bunu-konusmamiz-gerek-85391</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bunu konuşmamız gerek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dünya da yaşlanıyor, Türkiye de; buraya kadar bilinen mevzu. Sağlıklı yaş alma (Longevity) konusunun bu kadar popüler olması da kısmen artan bu farkındalığın bir yansıması. Türkiye’nin sağlık ve sağlık harcamaları meselesi “Ben geliyorum!” diye bağırıyor. Bu, sadece bize özgü bir şey de değil üstelik. Nüfusu yaşlanan, potansiyel büyümesi gerileyen ve borcu yükselen dünyada, bütçenizin sağlık harcamalarını karşılayacak kuvvette olması önemli.</strong></p>
<p>“Altın tekrar yükselir mi?” ya da “TCMB faiz indirir mi?” gibi başlıkların okunurluğumu artıracağının farkındayım. Ama size anlatmak istediklerim var ve o nedenle bugün biraz sıkıcı olma riskini alacağım. Yine de söz, konuyu piyasalara bağlayacağım.</p>
<p>Yazıya nüfus istatistikleriyle başlayacağım ama konum şu pek meşhur “Yaşlanıyoruz, fırsat penceresi kapanıyor!” meselesi değil. Fırsat penceresi konusunda genelden ayrı düşünüyorum, bir ara onu da yazarım.</p>
<p>Malumunuz TÜİK her yıl olduğu gibi bu sene de İstatistiklerle Çocuk bültenini yayımladı. Çocuk nüfusun toplam içerisindeki payı 1935’teki %45’ten 2025 itibarıyla %24,8’e gerilemiş. Bu oran Avrupa Birliği (AB) üye ülkeleri içindeki en yüksek seviye... Bizden sonra gelen İrlanda’daki seviye %22,7, AB-27 ortalaması ise %17,6.</p>
<p>TÜİK’in nüfus projeksiyonları, çocuk nüfusun toplam içerisindeki payının azalmaya devam edeceğini gösteriyor. Baz senaryoya göre 2100’de bu oran 10 yüzde puan gerileyerek %14,5 olacak. TÜİK’in iyimser ve karamsar senaryosu 2100 için %18,6 ile %9,9 arasında değişiyor (Grafik- 1).</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7e9be58d21a-1786682341.png" alt="" width="415" height="341" />Dünya da yaşlanıyor, Türkiye de; buraya kadar bilinen mevzu. Sağlıklı yaş alma (Longevity) konusunun bu kadar popüler olması da kısmen artan bu farkındalığın bir yansıması. Spor, beslenme, stressiz yaşam… Herkes gerekeni yapmaya hazır. Lakin işin özünü mü kaçırıyoruz acaba? Her yer sağlıklı yaşamla ilgili sloganlarla dolmuşken gördüğüm bir istatistik beni çok şaşırttı: Türkiye’de çocuk aşılama oranları düşüyor (Grafik-2). Burada benim anlamadığım teknik bir gerekçe olabilir ama son yıllardaki düşüş normalize edildiğinde bile, aşılama oranlarının 10 yıllık medyan seviyenin altında kaldığı görülüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7e9bfaf1fdd-1786682362.png" alt="" width="400" height="300" />Oysa bize sağlık lazım, hem de her yaşta! Gelin bizi nasıl bir gelecek bekliyormuş ona da bakalım. TÜİK’in projeksiyonlarına göre çalışma çağındaki 100 kişiye düşen çocuk sayısı ile hesaplanan çocuk bağımlılık oranı 2025’teki %29,7 seviyesinden 2100’de %21,5’e gerileyecek, yani yaklaşık 8 puan düşecek. Aynı dönemde yaşlı bağımlılık oranı 45 puan artarak %16,2’den %61,6’ya yükselecek (Grafik- 3).</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7e9c088b07c-1786682376.png" alt="" width="426" height="295" />Sayılı gün çabuk geçer muhteremler; bahsettiğimiz yıl 2100 olsa bile! Grafik-3’te yükselen turuncu çizgideki yaşlı ben değilim. Her ne kadar sağlıklı beslenip sporumu yapsam da bir 75 yıl daha buralarda olacağımı zannetmiyorum. 2100’de 65 yaş ve üzeri olacak olanların bir kısmı henüz doğmadı bile. Yani bizim şu an hem akşamları koltukta uzanırken “longevity” videoları izleyen kitleyi düşünmemiz gerek, hem de yarının yaşlılarını. Çünkü bu sistem, sadece birbirimizin kaldıracı olabilirsek sorunsuz işler. Düşen aşılama oranlarına bir de bu gözle bakmanızı rica edeceğim.</p>
<p>Türkiye’nin sağlık ve sağlık harcamaları meselesi “Ben geliyorum!” diye bağırıyor. Bu, sadece bize özgü bir şey de değil üstelik. Nüfusu yaşlanan, potansiyel büyümesi gerileyen ve borcu yükselen dünyada, bütçenizin sağlık harcamalarını karşılayacak kuvvette olması önemli. Bu kuvveti sağlayacak şeylerden biri bugünden sağlıklı nesiller yetiştirmek (Aşıya ve beslenmeye dikkat!). Bir diğeri de katkı payı aritmetiğini adil kurguladığınız, kapsayıcı bir emeklilik sistemi oluşturmak. Nüfusu az olsa da yaşlanma yükü ağır olan Danimarka, bu anlamda çok güzel bir örnek.</p>
<p>Tam bu noktada yıllardır Fransa’nın emeklilik sistemi kurgusu hakkında yazan Piketty’nin bir sözü geliyor aklıma: <em>Büyük şoklarla mücadele eden gençlerin pek çoğu, emeklilik için hangi hakları biriktirdiklerini bilmiyor.</em> Bizde de durum farklı değil bence. Annenize-babanıza sorun. Onlar emeklilik planlarını da haklarını da biliyorlardır. Ya siz, sizin çocuğunuz? Emekliliğiniz hakkında bir fikriniz var mı? Muhtemelen “evet” yanıtı verenlerin sayısı azdır. Korkunuz yaşlanmak mı yoksa yaşlandığınızda hem sağlığınızı hem ekonomik gücünüzü kaybetmek mi? Birinin çaresi spor ve sağlıklı beslenme, diğerinin çaresi emeklilik sistemi ve sosyal ağ. Kamu yararı gözeterek bunu kurgulayacak olan da içinde iktisatçıların, istatistikçilerin, aktüerlerin olduğu bir grup teknisyen. Doktora tezi için konu arayan gençler haydi! Tereddüt etmeyin.</p>
<p>Peki, bu konunun piyasalarla ilgisi ne? Sağlıksız yaşlanan toplumlarda, bütçenin sağlık harcamaları üzerinden yükü çok artacak. Kamu borcunun yükseldiğini göreceğiz. Bu sırada öz bakım ve yaşlı bakım konusunda sistemi eksik olanlarda, iş gücü katılımı da düşecek. Verimlilik sorunlarına borç eşlik ettiğinde karşımıza çıkan şey yüksek faizdir. Sağlık teknolojisi hisselerine ve yaşlanan nüfusuna emeklilik sistemi ile destek veremeyen ülkelerin sabit getirili menkul kıymetlerine bir de bu gözle bakın!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bunu-konusmamiz-gerek-85391</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bunu konuşmamız gerek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/futbolun-eyvah-dedirten-ekonomisi-85390</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Futbolun &#039;eyvah&#039; dedirten ekonomisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bir şehrin takımının Süper Lig’e çıkması taraftar için bayram, iş dünyası için ise yeni bir maliyet kapısı olabiliyor. Sponsorluk ve destek talepleriyle kulüplere aktarılan kaynakların ekonomik karşılığı ve fırsat maliyeti artık daha ciddi sorgulanmalı.</strong></p>
<p>Bir şehrin takımının Süper Lig’e çıkması normal şartlarda bayram havası yaratır. Taraftar sevinir, esnaf hareketlenir, şehir tanıtım fırsatı yakalar, iş dünyası da bundan payını alır. Ama Türkiye’de meselenin bir de başka yüzü var. Takım Süper Lig’e çıktığında şehir ekonomisinin kazancı mı artıyor, yoksa iş dünyasının sırtına yeni ve zorunlu bir maliyet mi yükleniyor?</p>
<p>Vahap Munyar’ın geçen ay yayımlanan “Eyvah, bizim şehrin takımı Süper Lig’e çıktı” başlıklı yazısını okurken yıllar önce kaleme aldığım “Futbola akan kaynağa yazık” yazısı aklıma geldi.</p>
<p>Yeni sezon bugün başlıyor. Transferler konuşuluyor, milyarlarca liralık bütçeler açıklanıyor, sponsorluk görüşmeleri yapılıyor. Bir yandan da kulüplerin borçları büyümeye devam ediyor. Acaba Türkiye gerçekten sürdürülebilir bir futbol ekonomisi mi kuruyor, yoksa futbolun yarattığı toplumsal baskı nedeniyle kaynaklarını verimsiz alanlara mı yönlendiriyor?</p>
<p><strong>"Eyvah" aslında neyin ifadesi?</strong></p>
<p>Vahap Munyar’ın yazısında aktardığı Malatyalı iş insanının “Eyvah” tepkisi bence çok önemli. Anadolu’daki birçok iş insanının ortak duygusunu anlatıyor. Çünkü Anadolu’da bir takım üst lige çıktığında yalnızca taraftarın yükü artmıyor. Bir süre sonra şehirdeki iş insanlarının da kapısı çalınıyor. Sponsor olunuyor. Reklam veriliyor. Bağış isteniyor. “Şehrin takımına sahip çıkın” deniliyor. Yani, şehirdeki iş dünyası da kısa süre içinde kendisini yeni bir finansman döngüsünün içinde bulabiliyor. </p>
<p>Bazen bu taleplerin Ankara’dan geldiği bile oluyor. Zaman zaman bu taleplerin siyasi veya bürokratik kanallardan gelmesi mümkün… “Falanca takıma destek olun, sponsor olun, reklam verin” şeklindeki taleplere karşı çıkmak ise özellikle Anadolu'da her zaman kolay değil. “Şehrinizin takımını yalnız bırakmayın,” gibi bir çağrıya sırt çevirmek bazı şehirlerde kolay değil. Çünkü konu kısa sürede ekonomik bir tercihten çıkıp sosyal ve hatta siyasi bir beklentiye dönüşebiliyor.</p>
<p><strong>Asıl sorun da burada başlıyor.</strong></p>
<p>Futbola destek verilmesi elbette yanlış değil. Yanlış olan, futbol kulübüne para vermenin neredeyse sorgulanamaz bir “şehir görevi” haline gelmesi.</p>
<p>Bir iş insanı eğitim vakfına bağış yaptığında, öğrencilere burs verdiğinde, bir araştırma merkezini desteklediğinde veya üretim kapasitesini artıracak yatırım yaptığında bunun ekonomik ve sosyal karşılığını ölçmek mümkün. Buna karşın kamuoyu çoğu zaman okul yaptıranı değil, forma sponsoru olanı daha görünür biçimde alkışlıyor.</p>
<p><strong>Kaynağın nereye gittiği önemli</strong></p>
<p>Elbette futbola verilen her desteği aynı kefeye koymak doğru olmaz.</p>
<p>Doğduğu topraklara vefa borcu olarak destek veren ve bu desteğin merkezine altyapıyı, çocukları ve fırsat eşitliğini koyan iş insanları da var. Bence burada kritik bir ayrım var. Verilen para günü kurtaran bir transfer için mi harcanıyor, yoksa kalıcı bir futbol altyapısı mı oluşturuyor?</p>
<p>Eğer kaynak tesislere, altyapıya, genç futbolculara, eğitim programlarına ve kurumsal yapının güçlendirilmesine gidiyorsa futbol gerçekten toplumsal fayda üretebilir. Ancak Türkiye'nin futbol geçmişi bunun henüz istisna olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Yıllardır değişmeyen borç döngüsü</strong></p>
<p>On yıllardır kulüpler borçlanıyor, pahalı transferler yapıyor, gelirlerinin üzerinde harcama gerçekleştiriyor ve sonunda yine aynı noktaya geliyor; yani “Devlet bize yardım etsin" noktasına. Bu döngü artık neredeyse normalleşmiş durumda.</p>
<p>Oysa yıllardır bize farklı bir hikâye anlatıldı. Futbola yapılan yatırımların Türkiye'nin tanıtımına katkı sağlayacağı, futbolcu ihracatının ülkeye döviz kazandıracağı, büyük kulüplerin küresel marka değerine ulaşacağı söylendi.</p>
<p>Peki, gerçekten ne kadar yol aldık?</p>
<p>Elbette Türkiye'nin futbolcular yetiştirmesi, ihraç etmesi ve kulüplerinin uluslararası başarı kazanması ekonomik değer yaratabilir. Ancak futbol başarısı ile bir ülkenin genel ekonomik kalkınması arasında otomatik bir ilişki kurmak mümkün değil.</p>
<p>Dünyanın önemli futbolcu ihracatçılarından Arjantin, Nijerya, Gana ve Kamerun gibi ülkelerin deneyimleri de bunu gösteriyor. Çok sayıda futbolcu yetiştirmek tek başına bir ülkenin ekonomik gelişmişliğini, turizm gelirlerini veya uluslararası itibarını belirlemiyor.</p>
<p><strong>Asıl mesele fırsat maliyeti</strong></p>
<p>Bence tartışmanın en önemli boyutu ise burada başlıyor.</p>
<p>Anadolu'nun birçok kentinde iş insanları kulüpler için kaynak yaratmaya çalışırken aynı şehirlerde tiyatrolar kapanıyor, kültür merkezleri yeterince kullanılmıyor, amatör spor branşları ayakta kalmakta zorlanıyor, bilimsel projeler ve genç girişimcilik yeterince destek bulamıyor.</p>
<p>Bir iş insanının kulübe verdiği 10 milyon liranın alternatif kullanım alanlarını hiç düşünmeden yalnızca “şehrin takımına destek” olarak değerlendirmek ekonomik açıdan eksik bir bakış. Aynı kaynak bir teknoloji laboratuvarına, mesleki eğitim merkezine, kütüphaneye, sanat merkezine veya genç girişimcilere aktarılsa belki de o şehrin geleceğini daha kalıcı biçimde değiştirebilir.</p>
<p>Asıl soru, futbola para verilip verilmemesi değil; verilen paranın başka nerelerde daha yüksek toplumsal ve ekonomik getiri sağlayabileceğidir.</p>
<p><strong>Futbolun ayrıcalığı artık sorgulanmalı</strong></p>
<p>Üstelik futbol dünyası, kendisine gösterilen bu ayrıcalığı haklı çıkaracak bir yönetişim performansı da ortaya koyabilmiş değil.</p>
<p>Yıllardır şike iddiaları, mali krizler, yönetsel başarısızlıklar, borç yapılandırmaları ve tribün şiddeti tartışılıyor. Dünyada FIFA'nın uzun süre yolsuzluk soruşturmalarıyla gündeme gelmesi, Türkiye'de ise kulüplerin sürekli borç sarmalına girmesi aynı temel soruna işaret ediyor:</p>
<p>Artık kabul edelim ki; futbolun en büyük problemi yalnızca para bulamamak değil, bulunan parayı doğru yönetememek. Bu nedenle yeni kaynak aktarmadan önce mevcut kaynakların nasıl kullanıldığı, kulüplerin neden sürekli borçlandığı ve yöneticilerin bu sonuçlardan ne ölçüde sorumlu olduğu sorgulanmalı.</p>
<p><strong>“Şehrin takımına destek” değil, ölçülebilir yatırım</strong></p>
<p>Ligler bugün başlıyor. Transferler yapılıyor, milyonlar harcanıyor, yeni sponsorluk anlaşmaları imzalanıyor. Bu sezon farklı bir şey yapılabilir. Şirketlerden ve kamu kaynaklarından kulüplere yapılacak her desteğin, bağımsız biçimde raporlanması ve hangi hedefe harcandığının kamuoyuna açıklanması şart koşulmalı. Transfer harcamasına verilen destek ile altyapıya, kadın takımlarına, amatör branşlara ve gençlerin eğitimine yapılan yatırım aynı kategoride değerlendirilmemeli.</p>
<p>Hatta iş dünyasının kulüplere sağlayacağı desteğin belirli bir bölümünün altyapı ve gençlik projelerine ayrılması teşvik edilebilir. Böylece “şehrin takımına sahip çıkmak” yalnızca birkaç yılda tüketilen transfer bütçesine değil, 10-15 yıl sonra o şehrin elinde kalacak insan kaynağına ve spor altyapısına dönüşebilir.</p>
<p>Çünkü iyi yönetilen bir futbol kulübü bir şehir için değer yaratabilir. Ama kötü yönetilen bir kulübün borcunu sürekli iş dünyasına, kamuya ve sonunda vergi mükellefine ödetmek ekonomik kalkınma değildir.</p>
<p>Kısacası parayı tribünden geleceğe taşıyalım, bunu gerçekleştirecek iklimi ve mali disiplinin sağlayalım.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Şehrin gerçek başarı ölçütü ne olmalı?</strong></span></p>
<p>Belki de artık temel soruyu sormanın zamanı geldi. Bir şehrin en büyük gurur kaynağı Süper Lig'deki takımı mı olmalı; yoksa yetiştirdiği bilim insanları, sanatçıları, girişimcileri ve dünya çapında rekabet eden şirketleri mi?</p>
<p>Futbol elbette hayatın güzel renklerinden biri. İnsanları bir araya getiriyor, ortak heyecan yaratıyor, aidiyet duygusunu güçlendiriyor. Ben de iyi bir futbol izleyicisi ve taraftar olarak bu güzelliklerin keyfini çıkarıyorum. Ancak duygusal değer ile ekonomik değer aynı şey değil. Bir toplumun sürdürülebilir kalkınma hedefleri varsa, kaynak tahsisinde duygular kadar verimlilik, şeffaflık ve fırsat maliyeti de dikkate alınmalı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/futbolun-eyvah-dedirten-ekonomisi-85390</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/0/1280x720/6776-1786686744.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Futbolun &#039;eyvah&#039; dedirten ekonomisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/arastiriyoruz-ama-gelistiremiyoruz-85389</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ar’aştırıyoruz ama Ge’liştiremiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Araştırmadan geliştiremez, geliştirmeden de katma değerli ürün üretemezsin. Biz ise biat temelli eğitim sistemiyle Ar-Ge’nin mucizevi faydalarını ıskalıyor, aldığımız teşvikleri de haram ediyoruz.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: <strong>Yasa</strong> yoktu, çıkardık. <strong>Kaynak</strong> yoktu, yarattık. Araştırma ve geliştirmeye <strong>milyarlarca para</strong> harcadık ancak <strong>Ar</strong>’ı başarsak da <strong>Ge</strong>’yi başaramadık. Daha doğrusu <strong>başaranlarımız elbette oldu</strong> fakat bizdeki bu süreç, ne yazık ki <strong>amaçlanan faydayı</strong> sağlamadığı gibi <strong>insan</strong>, <strong>mekân</strong>, <strong>zaman</strong> israfı doğdu.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Sahi; neden başaramıyoruz? <strong>Aklımız mı kıt</strong>? Yeterince zeki değil miyiz? <strong>Ar-Ge’yi çökülecek kaynak olarak mı görüyoruz?</strong> Ahlakımız mı eksik<strong>? Verdiğimiz Ar-Ge teşvikini takip mi etmiyoruz</strong>? Yandaşa kaynak aktarma kurnazlığımızda mı? Aslında sorun daha derinde, <strong>sosyo-kültürel yapılarda</strong>…</p>
<p><strong>KAYNAK DEĞİL İDRAK SORUNU</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Vardığım 10 başarısızlık sebebi; 1- Farklı olandan <strong>KORKU</strong>, 2- Bize benzemeyenden <strong>NEFRET</strong>, 3- Rakiple düello yerine <strong>PUSU</strong>, 4- Akıl yerine <strong>KURNAZLIK</strong>, 5-Sabır yerine <strong>TELAŞ</strong>, 6- Merak yerine <strong>BİAT</strong>, 7- Bilgi yerine <strong>KANAAT</strong>, 8- Özgün yerine <strong>TAKLİT</strong>, 9- Kazan yerine <strong>KAYBET</strong>, 10- Ödül yerine <strong>CEZA</strong>…</p>
<p><strong>4-YÖNTEM</strong>: Hal böyle olunca AR-GE; ‘<strong>Arakla, Getir</strong>’ halini alıyor. Başarılı AR-GE projelerine bakın; buradaki düşünceler <strong>özgür</strong>, gençleri <strong>meraklı</strong>, farklı fikirleri <strong>cezasız</strong>… Bırakın çocuklar merak etsin, onların <strong>merak repertuvarını</strong> daraltmayın, genişletin. Eğitim sisteminizi <strong>nas’lardan kurtarın</strong>, başarın.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / GE’liştirememeye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Yerimiz mi dar?</em></strong></p>
<p>Değil. Şu anda <strong>1,368 Ar-Ge merkezimiz</strong> var ve buralarda <strong>91,767 kişi</strong> çalıyor. Ayrıca <strong>81 ilimizde</strong> toplam <strong>416 OSB’de 68 bin firma</strong> üretim yapıyor ve hemen hepsi <strong>Ar-Ge teşviki kovalıyor</strong>, çoğu da alabiliyor.</p>
<p><strong><em>Yenimiz mi dar?</em></strong></p>
<p>Değil, Ar-Ge ile <strong>ürününü</strong> bir üst lige çıkaran, <strong>yeni zenginlik alanları</strong> bulan, geliştirenlerimiz var şükür. Ama <strong>siyasi yakınlık</strong>, yandaşlık, <strong>ahlaksızlık</strong>, denetimsizlik sebebiyle, <strong>zihni kötüye çalışanlarımız</strong> da çok.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>HER ARAYAN BULMAMIŞTIR AMA BULANLAR HEP ARAYANLAR OLMUŞTUR</strong></p>
<p>Bugün özellikle OSB’lerde, <strong>aldığı teşvik ile mucizeler yaratan şirketler</strong> gördüm. Ortak özellikleri, <strong>yeni</strong>, <strong>farklı</strong> bir şeyler aramalarıydı. “<strong>Neden Ar-Ge</strong>?” diye sorduğumda, <strong>konfor alanları olmaması</strong>, kısıtlı imkânlarla çalışmaları, <strong>rakiplerinin baskısı</strong> ve küresel <strong>rekabetin yıkıcı tehditlerini</strong> sıralıyorlardı bana…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>AR-GE LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Ar-Ge</strong>: Araştırma ve Geliştirme. Research and Development (R&amp;D) kelimesinden tercümeyle türettik.</p>
<p><strong>Ür-Ge</strong>: Ürün Geliştirme. Genelde biz, Ar-Ge diye başlıyor ama Ür-Ge olarak harcıyoruz kaynakları</p>
<p><strong>Tersine mühendislik</strong>: Nihai ürünü alıp onu parçalarına ayırarak yeniden üretim süreci oluşturmak</p>
<p><strong>Ar’akla Getir</strong>: Çin’lilerin yaptığı, kopyacılık, taklitçilik ve sanayi casusluğuyla bir fikre, yeniliğe çökme</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/arastiriyoruz-ama-gelistiremiyoruz-85389</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ar’aştırıyoruz ama Ge’liştiremiyoruz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/3-sirketin-sermaye-artirimina-onay-85438</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> 3 şirketin sermaye artırımına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayımladı. </p>
<p>Buna göre, Akfen İnşaat Turizm ve Ticaret AŞ'nin 3 milyar 182 milyon 920 bin 390 liralık, SDT Uzay ve Savunma Teknolojileri AŞ'nin 580 milyon liralık ve Orge Enerji Elektrik AŞ'nin 320 milyon liralık bedelsiz sermaye artırımı onaylandı.</p>
<p>Arsan Varlık Yönetim AŞ'nin 1 milyar 400 milyon liralık, AG Anadolu Grubu Holding AŞ'nin 4 milyar 500 milyon liralık, Normfeed Su Ürünleri Yem Sanayi Ticaret AŞ'nin 300 milyon liralık, Dimes Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ ve Deniz Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin 2 milyar liralık borçlanma aracı ihraç başvurularına izin verildi.</p>
<p>Osmanlı Portföy Değer Temalı 25 Endeksi Hisse Senedi Yoğun (TL) Borsa Yatırım Fonu'nun kuruluşuna izin veren Kurul, katılma paylarının halka arzına ilişkin izahnamenin onaylanması talebini olumlu karşıladı.</p>
<p>Kurul, ayrıca Freedom Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin işlem aracılığı, portföy aracılığı, yatırım danışmanlığı ve sınırlı saklama faaliyetlerinde bulunmak üzere geniş yetkili aracı kurum statüsünde faaliyete geçme başvurusunu uygun buldu.</p>
<p>Yapılan inceleme sonucunda 3 tüzel kişiye toplamda 26 milyon 75 bin 654 liralık idari para cezası uygulayan SPK, 2 gerçek kişi ile 2 internet sitesinin içerik sağlayıcıları hakkında suç duyurusunda bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/3-sirketin-sermaye-artirimina-onay-85438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, Akfen İnşaat, SDT Uzay ve Savunma ile Orge Enerji&#039;nin bedelsiz sermaye artırımına onay verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-85388</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon raporunda neler öne çıktı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Enflasyon Raporu Sunumunda Neler Öne Çıktı? Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası" src="https://www.youtube.com/embed/-sIEOA_mkP8" width="700" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-85388</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/4/1280x720/berfin-cipa-1782361803.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefim-sabit-ama-bunun-tutmayacagini-ben-de-biliyorum-85387</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> “Enflasyon hedefim sabit ama bunun tutmayacağını ben de biliyorum”</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası tabii ki bire bir böyle söylemiyor, bu cümleyi kurmuyor ama enflasyona ilişkin olarak açıkladığı oranlar bu anlama geliyor:</p>
<p><strong>“2026’nın yüzde 24’lük enflasyon hedefini değiştirmiyorum; ama yüzde 26’lık tahminimi iki puan artırarak yüzde 28’e çekiyorum.”</strong></p>
<p>Bu oranlarda ve kararda bir sürpriz yok. En azından benim için yok. Zaten bu köşede 12 Ağustos’ta hedefin değişmeyeceğini, tahminin ise 2-3 puan yukarı çekilebileceğini yazmıştım.</p>
<p>Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan yılın üçüncü enflasyon raporunu açıkladı ve tahmini iki puan yukarı çekmelerinde ağırlıklı olarak gıda maddelerindeki fiyat artışı ile motorin fiyatlarında kaydedilen artışın etkili olduğunu söyledi.</p>
<p>Tahminin yüzde 28’e çıkarılmasının tek başına çok da önemi yok. Piyasada yüzde 24’lük hedefte kalınmasını zaten kimse beklemiyordu. Yüzde 26’lık tahmin de gerçekçi bulunmuyordu. Yeni tahmin olan yüzde 28, yıl sonu için iyimser tahmin olarak dile getirilen yüzde 28-29’a yaklaşmış oldu. Daha ağır basan yıl sonu tahmininin ise yüzde 30’un üstünde olduğunu vurgulamak gerek.</p>
<p>Şimdi şöyle bir handikap var. Merkez Bankası’nın bazı risklere dikkat çekerek tahminini yukarı yönde güncellemiş olması bir yandan daha gerçekçi hareket edildiği izlenimi uyandırsa da, bir yandan da Merkez’in beklentilerinin kötüleştiği şeklinde -ki öyle- okunur ve genel anlamda tahminler bundan olumsuz etkilenir.</p>
<h2>Enflasyon-faiz çelişkisi</h2>
<p>Merkez Bankası bazı risklere dikkat çekerek enflasyon tahminini yüzde 28’e çekti, tamam.</p>
<p>Ama enflasyon tahmini yukarı çekilirken mevcut durumda fiilen yüzde 40 olan fonlama faizinin bir süre sonra haftalık repoya dönülmek suretiyle yüzde 37’ye indirilebileceğinin ifade edilmesi sanki biraz çelişki oldu.</p>
<p>Gerçi faizle ilgili bir zaman verilmedi. Bir hafta mı, bir ay mı, belli değil. Ama ortada birbiriyle pek örtüşmeyen bir durum var.</p>
<p>Dünkü toplantı öncesinde enflasyon tahmini olan yüzde 26 ile fonlama faizi olan yüzde 40 arasında 14 puan fark bulunuyorken, bu farkı enflasyon tahminini yüzde 28’e çıkarıp fonlamayı yüzde 37’ye indirmek suretiyle 9 puana çekmek için uygun koşullar mevcut mu ya da ne olursa koşullar uygun denilebilecek?</p>
<p>Kaldı ki Merkez Bankası enflasyon tahminini değişen koşullara göre güncellemekle birlikte hedefini iddialı bir şekilde yüzde 24’te tutuyor. Bu, <strong>“Ben tüm politikamı bu hedefe göre belirleyeceğim”</strong> demek. Dolayısıyla <strong>“Hem düşük enflasyon hedefliyorum, hem de bununla bir anlamda çelişecek şekilde parasal duruşumu gevşetiyorum ya gevşetmeye hazırlanıyorum”</strong> demek ne kadar doğru bir yaklaşım!</p>
<h2>2027 ve 2028 değişmedi</h2>
<p>Merkez Bankası 2026 için olduğu gibi 2027 ve 2028 enflasyon hedeflerini de değiştirmedi. 2027 hedefi yüzde 15, 2028 hedefi yüzde 9 olarak korundu.</p>
<p>Ancak bu yılki hedef yüzde 24 olmakla birlikte tahminin yüzde 28’e çekilmesi, gerçekleşmenin tahmin dolayında olacağını gösteriyor, zaten beklentiler de bu yönde. Dolayısıyla bu yıl yüzde 30 dolayındaki bir gerçekleşmeden yüzde 2027’de yarı yarıya bir düşüşle yüzde 15’i yakalamak neredeyse olanaksız. Başkan Karahan da bu konu hatırlatılınca çok somut bir yanıt vermedi. Karahan 2027’ye ilişkin bir revizyon olacaksa bile bunun 2027-2029 orta vadeli programı çerçevesinde yapılabileceğini ima etti.</p>
<h2>Gıda fiyatları ve arz sorunu </h2>
<p>Bir önceki enflasyon raporunda yüzde 26,3 olan bu yıl sonuna ilişkin gıda fiyatları artış tahmini üçüncü raporda yüzde 28,5 olarak revize edildi. İki puanı aşan bu artışın en büyük gerekçesi olarak arz sorunu gösterildi.</p>
<p>Bir yanda üreticinin tarlada kalan ürünü, diğer yanda arz sorunu!</p>
<p>Sakın gerçek sorun arz değil de, özellikle tedarik zincirindeki sıkıntılar olmasın!</p>
<p>Kaldı ki bu yıl iklim koşulları üretimin önceki yıllardan çok daha fazla olmasını sağlayacak ölçüde elverişliydi.</p>
<p>Sorunu doğru teşhis etmeden çözüm söz konusu olabilir mi?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Net hata noksanda önemli revizyon</span></h2>
<p>Merkez Bankası haziran ayında cari işlemler dengesinin 4,2 milyar dolar açık verdiğini, ilk altı aydaki açığın da 34,5 milyar dolar olduğunu açıkladı. Yıllıklandırılmış açık da haziran sonu itibarıyla 38,9 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Geçen yılki açık haziranda 2,3 milyar, altı aydaki ise 26 milyar dolardı.</p>
<p>Merkez Bankası haziran ayı verileriyle birlikte net hata ve noksanda önemli bir revizyon gerçekleştirdi.</p>
<p>En yakın dönemin revizyonunu aktarayım. Mayıs ayı verileri açıklandığında ilk beş aydaki NHN negatif 18,5 milyar dolardı. Dün açıklanan haziran verilerinde beş aylık NHN negatif 14,8 milyar dolara indi. Merkez Bankası’nın aşağıda aktaracağım üç gerekçeye dayanan revizyonu sonucu beş aydaki NHN negatif 14,2 milyar dolar oldu, 600 milyona yakın fark diğer etkenlerden kaynaklandı ve NHN’yi yukarı çeken etki yaptı.</p>
<p>Merkezin Güncesi’nde yer alan ayrıntılı değerlendirmede 2014’ten bu yılın mayıs sonuna kadar olan dönemi kapsayan revizyon sonucu daha önce bu dönem için toplam negatif 34,3 milyar dolar olan net hata noksanın, 14,5 milyar dolara indiği kaydedildi.</p>
<p>Söz konusu revizyon <strong>“yurt dışı mevduat hareketlerinin yeni veri kaynağı ile derlenmesi, finansal türev işlemlerinin ödemeler dengesine dahil edilmesi ve yurt içi kaynaklı efektif hareketlerinin dış işlemlerden ayrıştırılması”</strong> sonucu gerçekleştirildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Motorine yeni ÖTV düzenlemesi ve 9,30 liralık ucuzlama</span></h2>
<p>Motorinden ÖTV alınmamasına karar verildi. Bunun sonucunda motorin bir seferde tam 9,30 lira birden ucuzladı.</p>
<p>Resmi Gazete’nin dünkü sayısında yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla motorin eşel mobil uygulamasının dışına çıkarıldı ve yeni bir ÖTV düzenlemesi öngörüldü.</p>
<p>Buna göre motorinden ağustos ayı boyunca ÖTV alınmayacak. Motorinin ÖTV’si eylülde 3 lira, ekimde 6 lira, kasımda 9 lira, aralıkta 12 lira olacak, 1 Ocak’tan itibaren ise yasal ÖTV tutarı olan 13,90 lira uygulanmaya başlanacak.</p>
<p>Motorinden 12 Ağustos itibarıyla 7,75 lira ÖTV alınıyordu. Bu tutar sıfırlanınca ÖTV’nin yüzde 20’si düzeyindeki KDV de dayanaksız kaldı. Yani 1,55 liralık KDV de ortadan kalktı. Böylece 7,75 lirası ÖTV’den, 1,55 lirası da KDV’den olmak üzere 9,30 liralık bir indirim söz konusu oldu.</p>
<p>Yeni fiyat dünden itibaren uygulamaya girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefim-sabit-ama-bunun-tutmayacagini-ben-de-biliyorum-85387</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Enflasyon hedefim sabit ama bunun tutmayacağını ben de biliyorum” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mobilya-alinirken-saglamlik-ve-fiyata-bakiliyor-kredi-kartina-12-ay-taksit-isteniyor-85386</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mobilya alınırken sağlamlık ve fiyata bakılıyor, kredi kartına 12 ay taksit isteniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET Güleç</strong>’in başkanlığındaki Mobilya Dernekleri Federasyonu (MOSFED), <strong>“Sektörümüz yalnızca üretim gücüyle değil, tüketicisinin istek ve beklentilerini doğru okuyarak rekabet ediyor” </strong>yaklaşımıyla NielsenIQ’ya araştırma yaptırdı:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye Mobilya Sektörü Tüketici Eğilimleri ve Beklentileri Araştırması 2026…</strong></li>
</ul>
<p>MOSFED Başkanı <strong>Ahmet Güleç, </strong>Türkiye’de tüketicilerin mobilya satın alma davranışlarını, beklentilerini ve geleceğe yönelik eğilimlerini ortaya koymak amacıyla yaptırdıkları araştırmanın sonuçlarını düzenlediği sohbet toplantısında açıkladı. <strong>Güleç</strong>’e Türkiye Mobilya Sanayicileri Derneği (MOSDER) Başkanı <strong>Davut Karaçak, </strong>Mobilya Sanayici İşadamları Derneği (MOBSAD) Başkanı <strong>Nuri Gürcan </strong>eşlik etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7e975bdee3f-1786681179.jpg" alt="" width="800" height="223" /><strong>Ahmet Güleç, </strong>araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarının başında tüketicinin fiyat ve kalite arasında kurduğu dengenin yer aldığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Son 1 yıl içinde mobilya satın almış olanların araştırma için yapılan ankete verdikleri cevaplarda tercih kriterleri arasında </strong>“dayanıklılık ve uzun ömürlülük” <strong>yüzde 44’le ilk sırada, fiyatın bütçeye uygun olması da yüzde 42 ile ikinci sırada yer aldı.</strong></p>
<p>Fiyatın bütçeye uygunluğunun ikinci sırada olmasına karşın tüketicinin alım kararı vermeden karşılaştırma yaptığını bildirdi:</p>
<ul>
<li><strong>Tüketicilerin yüzde 90’ı mobilya satın almadan önce fiyat karşılaştırması yapıyor. Yüzde 84’ü ise ürünün kalitesinin fiyatından daha belirleyici olduğunu belirtiyor.</strong></li>
<li><strong>Tüketicilerin yüzde 79’u uzun yıllar kullanacağı bir ürüne daha yüksek fiyat ödeyebileceğini ifade ediyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 81’i aynı ürünü daha uygun fiyata bulması halinde marka değiştirebileceğini söylüyor.</strong></li>
<li><strong>Satın alma kriterlerinde konfor ve kullanışlılık yüzde 41’le üçüncü, kolay temizlenebilirlik yüzde 38’le 4’üncü, malzeme ve işçilik kalitesi de yüzde 34’le 5’inci sırada bulunuyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Ahmet Güleç, </strong>bu noktada şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>-          <strong>Tüketicinin mesajı net: </strong>“Ucuz olsun” <strong>değil, </strong>“verdiğim paraya değsin.”</p>
<p>Araştırmanın tüketicilerin satın alma kararında ödeme koşullarının ne kadar önem kazandığını ortaya koyduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Tüketicilerin yüzde 53’ü alışverişlerini kredi kartı ile taksitli gerçekleştiriyor, 12 taksit uygulanmasının kendileri açısından uygun olacağını bildiriyor.</strong></p>
<p>Araştırma çerçevesindeki ankete katılan tüketicilerin aylık hane halkı gelir ortalamasının 84 bin 590 lira olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Tüketiciler aylık ortalama ödenebilir taksit ortalamasının 16 bin 600 lira olduğunu bildiriyor.</strong></p>
<p>Bu sonuçların, tüketicilerin satın alma kararını ödeme kolaylıklarına göre şekillendirdiğini ortaya koyduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Araştırmamız tüketicinin ortalama 12 ay vadeyi makul bulduğunu ortaya koyuyor. Buna karşın bugün mobilya sektöründe uygulanan kredi kartı taksit sınırı 9 ay ile sınırlı.</strong></p>
<p>MOSFED olarak uzun yıllardır mobilyanın temel yaşam ihtiyaçlarından biri olduğunu anlattıklarına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Buradan hareketle taksit sürelerinin artırılması gerektiğini ilgili kamu kurumlarımızla paylaşıyoruz. Araştırma sonuçları da tüketici beklentisi ile mevcut uygulama arasında fark bulunduğunu gösteriyor.</strong></p>
<p>Kredi kartına taksit süresi ile ilgili çağrısını bu vesileyle yineledi:</p>
<p>-          <strong>Taksit sürelerinin tüketici beklentileri doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi; vatandaşlarımızın kaliteli mobilyaya erişimini kolaylaştırırken, iç pazardaki talebi destekleyerek üretime, istihdama ve ülke ekonomisine de önemli katkı sağlayacaktır.</strong></p>
<p><strong>Ahmet Güleç, </strong>ödeme kolaylığının öneminin kampanya tercihlerinde de görüldüğünü aktardı:</p>
<p>-          <strong>Tüketicilerin yüzde 53’ü indirim kampanyalarını, yüzde 50’si de ödeme seçenekleri ve taksit avantajlarını cazip buluyor. Eski mobilyayı yenisiyle değiştirme ile ücretsiz teslimat ve montaj seçenekleri de yüzde 40’lık oranlarıyla öne çıkıyor.</strong></p>
<p><strong>Güleç, </strong>araştırma sonuçlarını paylaşıp değerlendirirken, sektörün durumunu da şöyle ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Mobilya sektörü fiyat artışında bırakın enflasyonun gerisinde kalmayı, 2025 yılının fiyatlarıyla satış yapılıyor. Sektörümüzdeki şirketlerin yüzde 99’u zarar ediyor.</strong></p>
<p>MOBSAD Başkanı <strong>Nuri Gürcan </strong>araya girip, noktayı şöyle koydu:</p>
<p>-          <strong>Şu anda sektörümüzde atölye boyutunda olan firmaların art arda kapandığını üzülerek izliyor, görüyoruz.</strong></p>
<p>Bir sektördeki firmaların yüzde 99’u zarar ediyorsa, ekonomi yönetiminin durumu dikkatle inceleyip önlem alması gerekiyor.</p>
<p>Eğer, kredi kartına taksitin 9’dan 12’ye çıkarılması sektörün iç pazardaki satışlarını nefes alınacak düzeyde hareketlendirecekse, bu talebi de gözden geçirmekte yarar görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Mobilya değiştirmede ‘ürünün eskimesi’ en güçlü neden</span></h2>
<p><strong>MOBİLYA</strong> Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı <strong>Ahmet Güleç, “Mobilya Sektörü Tüketici Eğilimleri ve Beklentileri Araştırması”</strong>nın <strong>“satın alma nedenleri”</strong>yle ilgili bir başka bölümüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Araştırmamız, mobilya satın alma kararının arkasındaki en güçlü nedenin, </strong>“ürünün eskimesi” <strong>olduğunu ortaya koydu.</strong></p>
<p>Bu konuyla ilgili anket verilerini sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Son bir yılda mobilya satın alanların yüzde 37’si mevcut mobilyalarının eskimesini gerekçe gösteriyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 29’u daha modern bir yaşam alanı oluşturmayı dile getiriyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 27’si de daha konforlu bir yaşam alanına sahip olmak için mobilyasını değiştirdiğini bildiriyor.</strong></li>
</ul>
<p>Önümüzdeki bir yıl içinde mobilyasını değiştirmeyi düşünenlerin verdikleri yanıtlar üzerinde durdu:</p>
<ul>
<li><strong>Önümüzdeki bir yıl içinde mobilya değiştirmeyi planlayanlarda da satın alma niyetinde en önemli nedeni yüzde 34’le </strong>“mevcutların eskimesi” <strong>oluşturuyor.</strong></li>
<li><strong>Tüketicilerin evlerinde yaratmak istedikleri ortam sorulduğunda konfor yüzde 58’le ilk sırada, huzur yüzde 53’le ikinci sırada, düzen ise yüzde 50 ile üçüncü sırada yer aldı.</strong></li>
<li><strong>Mobilyayı </strong>“temel ihtiyaç” <strong>olarak tanımlayanların oranı yüzde 29 iken, yüzde 27’si </strong>“konfor sağlayan unsur”, <strong>yüzde 21’i ise </strong>“yaşam tarzının bir parçası” <strong>olarak görüyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Güleç, </strong>mobilyada en sık değiştirilen ürün grupları konusunda verilen yanıtları da aktardı:</p>
<ul>
<li><strong>Geçen bir yılda mobilya alışverişi yapanların en sık değiştirdiği ürün, yüzde 48’le oturma grupları oldu. Bu grubu sırasıyla yatak, yatak odası, genç odası, salon takımı ve yemek odası izledi.</strong></li>
<li><strong>Önümüzdeki bir yıl içinde değiştirilmesi planlanan ürün gruplarında yüzde 43’le oturma grupları yine ilk sırada yer aldı. Onu yatak odası, yemek odası, salon takımı, yatak ve genç-çocuk odası takip etti.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">5 tüketiciden biri mobilya alırken ‘yapay zeka’ kullanıyor</span></h2>
<p><strong>MOBİLYA</strong> Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı <strong>Ahmet Güleç, “yapay zeka” </strong>kullanımın mobilya alışverişinde de artmasının araştırmada ortaya çıkan dikkat çekici sonuç olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Araştırmaya göre tüketicilerin yüzde 21’i, mobilya alışverişinde </strong>“yapay zeka”<strong>dan yararlanıyor.</strong></p>
<p><strong>“Yapay zeka”</strong>nın kullanım alanlarını araştırma verileriyle şöyle sıraladı:</p>
<ul>
<li>“Yapay zeka” <strong>kullananların yüzde 59’u dekorasyon önerisi istiyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 57’si fikir alıyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 53’ü ürün önerisi talep ediyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 49’u fiyat karşılaştırma amacıyla bu teknolojiyi kullanıyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Ahmet Güleç, “yapay zeka”</strong>nın henüz ana akım bir alışveriş kanalı olmasa da tüketicinin karar yolculuğunda yeni bir temas noktası haline geldiğine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Mobilya, tüketicinin görerek, dokunarak ve deneyimleyerek karar verdiği ürün grubu. Bu nedenle fiziksel mağazanın önemi devam ediyor. Araştırmamız tüketicinin önce dijital kanallarda araştırma yaptığını, </strong>“yapay zeka”<strong>dan da fikir, ilham ve öneri aldığını gösteriyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Önümüzdeki dönemde başarılı markalar, fiziksel deneyim ile dijital kanalları ve </strong>“yapay zeka”<strong>nın sunduğu yeni imkanları birlikte yönetebilen markalar olacak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sorun yaşamayanların oranını yükseltmek için daha sıkı çalışacağız</span></h2>
<p><strong>MOBİLYA</strong> Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı <strong>Ahmet Güleç, </strong>sektör için yeni rekabet alanının satış sonrası deneyim olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Tüketicilerin yüzde 55’i son mobilya alışverişini hiçbir sorun yaşamadan tamamladığını belirtiyor. Bu bizim için düşük bir oran. Bu oranı önümüzdeki yıl yüzde 60’a çıkarabilmek için daha sıkı çalışmamız gerekiyor.</strong></p>
<p>Yaşanan sorunlarla ilgili araştırmaya yansıyan verileri sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Tüketicilerin yüzde 14’ü teslimatın geciktiğini bildiriyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 13’ü satış sonrası desteği yetersiz görüyor.</strong></li>
<li><strong>Yüzde 12’si kurulum-montaj sorunları yaşadığını belirtiyor.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Güleç, </strong>araştırmanın tüketicinin nerelerde gelişim beklentisi olduğunu ortaya koyduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Yeni dönemde güçlü marka; iyi ürün üreten markanın ötesinde, tüketiciye araştırmadan satın almaya, teslimattan satış sonrasına kadar kesintisiz ve güvenilir bir deneyim sunan marka olacak.</strong><strong> </strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tüketiciyi gerçek kullanıcı ikna ediyor</span></h2>
<p><strong>MOBİLYA</strong> Dernekleri Federasyonu (MOSFED) Başkanı <strong>Ahmet Güleç, </strong>araştırmanın en çarpıcı bulgularından birinin de satın alma kararında kimin sözünün daha etkili rol oynadığına ilişkin sonuçlar olduğunu vurguladı:</p>
<ul>
<li><strong>Kullanıcı yorumları ve videoları yüzde 59 ile satın alma kararındaki en etkili kaynak olarak öne çıkıyor.</strong></li>
<li><strong>Birlikte yaşanan kişilerin görüşleri yüzde 57 ile ikinci sırada yer alıyor.</strong></li>
<li><strong>Arkadaş ve sosyal çevre etkisi yüzde 44’le üçüncü sırada bulunuyor.</strong></li>
<li><strong>Influencer içeriklerinin etkisi ise yüzde 14’te kalıyor.</strong></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mobilya-alinirken-saglamlik-ve-fiyata-bakiliyor-kredi-kartina-12-ay-taksit-isteniyor-85386</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/7/1280x720/ahmet-gulec-1775022236.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mobilya alınırken sağlamlık ve fiyata bakılıyor, kredi kartına 12 ay taksit isteniyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/plastik-savas-turbulansina-girdi-85385</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Plastik, savaş türbülansına girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Yüksek maliyet, finansmana erişim sıkıntıları ve tırmanan konkordato riskleriyle zorlu bir dönemden geçen plastik sektörü, ABD-İsrail ile İran arasında inişli çıkışlı devam eden gerilim nedeniyle ‘stok ve fiyat türbülansı’ içine girdi. Savaşın ilk günlerinde ham madde fiyatlarında yüzde 100’e varan artış nedeniyle yüksek maliyetle stok yapmak zorunda kalan sanayiciler, fiyatların hızla gerilemesiyle birlikte alıcıların anlık indirim baskısıyla baş başa kaldı. Tedarik tarafında mal bolluğu yaşanmasına rağmen alıcı çekimserliğinin pazarı kilitlediğine işaret eden sektör temsilcileri, kapasite kullanımındaki gerileme, ihracattaki daralma ve nakit akışındaki sıkışmanın yılın ikinci yarısında da sanayiciyi zorlamaya devam edeceğini vurguluyor.</p>
<h2>Eroğlu: Fiyatlar çekildi, stok pahalı kaldı </h2>
<p>Sektördeki son gelişmeleri değerlendiren TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi Başkanı Yavuz Eroğlu, hammadde fiyatlarının kısa sürede yüzde 100’e varan oranlarda yükselip ardından hızla gerilemesinin sanayiciyi zor durumda bıraktığını kaydetti. Üretim koşullarında yaşanan sorunların yanında patlak veren jeopolitik etkilerine işaret eden Eroğlu, “Savaşın başladığında hammadde fiyatlarında yüzde 80 ila yüzee 100’e varan sert artışlar gördük. Şimdiyse fiyatlar hızla gerileyerek savaş öncesi seviyelere yaklaştı; şu an sadece yüzde 10 ila yüzde 20 bandında bir fark kaldı. Ancak bu hızlı düşüşü yönetmek sanayici için son derece güç” diye konuştu. Fiyatlar tırmanırken firmaların ‘Yarın fiyatlar daha da artacak’ endişesiyle yüksek finansman maliyetlerine katlanarak alım yaptığını hatırlatan Eroğlu, “Petrol ve hammadde fiyatları düşüşe geçince de alıcılar haklı olarak bu indirimin derhal satış fiyatlarına yansıtılmasını talep etmeye başladı. Sanayici ise elinde yüksek maliyetle çekilmiş ciddi bir stokla baş başa kaldı. Nakit yönetiminin hayati önem taşıdığı böyle bir dönemde bu sert dalgalanmalar sektörü ciddi şekilde zorluyor” diye konuştu.</p>
<h2>Karadeniz: Fiyat oynaklığı ticareti akışını bozuyor </h2>
<p>Plastik Sanayicileri Federasyonu (PLASFED) Başkanı Ömer Karadeniz ise sektörün yalnızca yüksek finansman maliyetleri ve krediye erişim güçlüğüyle değil, ani fiyat hareketleriyle de mücadele ettiğini söyledi. Sürecin tüccar ve işleyici sanayici bacağında farklı geliştiğini belirten Karadeniz, şu değerlendirmelerde bulundu: “Savaşın ilk günlerinde tedarik endişesiyle yüksek maliyetten alım yapan tüccarlar, fiyatların gerilemesiyle stok değer kaybı yaşadı. İşleyici sanayici tarafında ise yüksek finansman maliyetleri nedeniyle zaten geniş stok tutabilecek bir mali güç bulunmuyordu. Fiyatların gerileme eğilimine girmesiyle üreticiler alımlarını erteledi. Alıcıların ‘fiyatlar biraz daha düşecek’ beklentisiyle beklemesi, satıcıların ise yüksek maliyetli stok nedeniyle indirime direnmesi piyasada kilitlenmeye yol açtı. Bugün en büyük sorun hammadde arzı değil, piyasanın öngörülebilirliğini kaybetmiş olmasıdır. Üretici hangi maliyetle alacağını, kaça satacağını ve yerine aynı maliyetle yeni mal koyup koyamayacağını hesaplayamıyor.”</p>
<h2>“Stok yönetiminde temkinli olunmalı” </h2>
<p>Yaşanan her küresel krizin Türkiye’nin plastik hammaddesinde dışa bağımlılığını bir kez daha ortaya koyduğunu vurgulayan Ömer Karadeniz, işletmeler için hayati konunun finansmana erişim olduğunu kaydetti. Yılın ikinci yarısına ilişkin beklentilerini açıklayan Karadeniz, şöyle devam etti: “Savaşa ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak hammadde fiyatlarında dalgalanmalar sürebilir. Ancak talepte güçlü bir toparlanma görülmediği sürece fiyat artışlarının kalıcı olması zor. Bu nedenle firmalarımızın yılın ikinci yarısında stok yönetiminde son derece temkinli hareket etmeleri, nakit akışını koruyacak planlamalara ağırlık vermeleri gerekiyor. Sektörümüzün bu tür şoklardan korunması için yerli petrokimya kapasitesinin artırılması ve finansmana erişimin kolaylaştırılması artık ertelenemez bir gerekliliktir.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“ALICI TARAFI ÇEKİMSER”</span></h2>
<p>Savaşın ilk günlerinde konuşulan tedarik krizinin aksine şu anda piyasada mal bolluğu yaşandığına dikkat çeken Yavuz Eroğlu, petrokimya sektörünün oligopol yapısına işaret etti. Fiyatlar yükselirken arzın kısıldığını ancak düşüş trendinde tablonun değiştiğini belirten Eroğlu, “Fiyatların daha da düşeceğini gören üreticiler, ellerindeki malı bir an önce yüksek fiyattan çıkarabilmek için piyasaya yoğun bir arz sunuyor. Dolayısıyla tedarik tarafında bir sorun yaşanmazken, bu kez alıcı tarafının çekimser kalması ve alım yapmaması temel sorun olarak karşımıza çıkıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/plastik-savas-turbulansina-girdi-85385</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/plastik-atik-geridonusum.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüksek üretim maliyetleri ve finansmana erişim sıkıntılarıyla mücadele eden plastik sektörü, ABD-İran gerilimiyle fırlayıp ardından hızla düşen ham madde fiyatları nedeniyle kilitlendi. Savaşın ilk günlerinde tırmanan fiyatlarla yüksek maliyetli stok tutmak zorunda kalan üreticiler, fiyatların düşmesiyle alıcıların indirim baskısını yönetmeye çalışıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlama-faizinde-gevseme-sinyali-85384</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlama faizinde gevşeme sinyali!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan yılın üçüncü enflasyon raporunda yılsonu enflasyon tahminini 2 puan artırarak yüzde 28’e çıkardıklarını bu güncellemede savaşın etkileri ile arz yönlü baskıların etkili olduğunu dile getirdi. Karahan, savaşın başlamasıyla birlikte mart başı ara verdikleri 1 hafta vadeli repo ihalelerine geri dönmeyi planladıklarını ancak bir zaman veremeyeceğini belirtirken sıkı para politikasının etki alanında olan temel mal ve hizmet enflasyonu ile iç talepteki zayıflamanın programın çalıştığını gösterdiğini vurguladı. Karahan’ın mesajları yüzde 40 fonlamadan yüzde 37 haftalık repoya dönülse bile sıkılığı bu seviyede korunacağına ve arz yönlü şoklara göre hareket edileceği yorumlarına yol açtı.</p>
<h2>Yönetilen yönlendiren ürünlere zamlar da etkiledi</h2>
<p>Karahan, üçünü enflasyon raporu ile 2026 sonu tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e çekse de 2027 için yüzde 15, 2028 için yüzde 9 olan tahminleri sabit bıraktı. Geçen enflasyon raporunda tahmin iletişimine geçen TCMB’nin 2026 yılsonu ara hedefi ise yüzde 24 seviyesinde bulunuyor. Karahan 2026 yılı için yapılan 2 puanlık yukarı yönlü güncellemede savaşın etkisiyle enerji fiyatlarındaki motorin, doğalgaz ile enerji dışı emtialardaki artış ile yönetilen yönlendirilen ürünlerdeki artışların yükselttiğini ayrıca gıda fiyatlarındaki yüksek seyrin de etkili olduğunu kaydetti. TCMB ayrıca gıda enflasyonu varsayımını 2026 için yüzde 26,3’ten yüzde 28,5’e çıkarırken ham petrol fiyatı tahminini de 89.4 dolardan 87.8 dolara çekti, 2027 için petrol fiyatını 75.4 dolardan 76.4 dolara yükseltti.</p>
<p>Karahan, hem sunumunda hem de soru cevap bölümünde sık sık dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacaklarını ve koruyacaklarını vurgularken sıkı para politikası sayesinde yaşanılan şokların enflasyona etkisinin sınırlı kaldığını bunun da başarım olduğunu kaydetti. Karahan, temel mal enflasyonu ile hizmet enflasyonu ve iç talepteki zayıflamanın da sıkı para politikasının bir başarısı olduğuna dikkat çekti.</p>
<h2>Haftalık repoya dönmek normalleşme, gelecek sinyali değil</h2>
<p>İç talepte dezenfl asyonu destekleyen önemli bir yavaşlama gördüklerini vurgulayan Karahan haftalık repo ihalelerine başlasalar da sıkılığın süreceğini dile getirdi. Para politikasının kapsamı dışında arz yönlü etkilerin enfl asyonda yükselişi sürüklediğini söyleyen Karahan bu durumun da para politikası tepkisi gerektirecek bir revizyona yol açmadığını dile getirdi. Karahan, öncesinde para politikasında daha uzun süre daha sıkı kalacak vurgularını yaptıklarını aynı iletişimi şu an yapma gereği görmediklerini dile getirdi. Sıkılığın korunması gerektiğini düşündüklerine işaret eden Karahan, enflasyon beklentilerinin iyileştiği durumda faizin sabit kalmasının para politikasının sıkılaşması anlamına geldiğini kaydetti. İç talepte net bir bir soğuma gördüklerini, ekonomik aktiviteye ve etkili olduğu alanlarda dezenflasyonu desteklemekte de mevcut sıkılığın yeterli olduğunu düşündüklerini kaydeden Karahan haftalık repo ihalelerine dönmelerinin normalleşme olduğunu sonrası için sinyal niteliği taşımadığını vurguladı.</p>
<p>Karahan, sıkı duruşlarının yurtiçi yerleşiklerin TL mevduat tercihinin korunmasında etkili olduğunu yatırım fonları dahil TL payının yüzde 62’ye yükseldiğini dile getirerek kredi büyümesinin ise tüm türlerde gerilediğini belirtti. Haftalık repo ihalelerine dönmeleriyle birlikte faizlerin politika faizine yakınsamasını beklediklerini söyleyen Karahan, savaş döneminde hanehalkının döviz talebinin olmamasını önemli bir kazanım olarak gördüklerini kaydetti. TL mevduat getirileriyle ilgili faizlerde yüzde 50'den yüzde 37'ye geldiği dönemi ve algı bozucu şokları yaşadıklarını hatırlatan Karahan, indirim döneminde bu kadar yüklü TL mevduat hacminin sorun yaratıp yaratmayacağına ilişkin soruya yönelik "Bir kaç kez test edildi burası. Bu politikanın her seferinde başarıyla çıktığını düşünüyoruz. İndirim illa ki olacak o zaman sürecin doğru yönlendirilmesi, iletişimin doğru yapılması ve zamanının miktarının bu tür hassasiyetleri gözetilerek yapılmasını öngörüyoruz. Doğru politikayı doğru şekilde uyguladığımızda TL payının yüksek kalacağını göreceğiz diye değerlendiriyoruz" dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sanayide kapasite kullanımının azalması daha etkili</span></h2>
<p>Sıkı para politikasının sanayi üzerine etkilerine yönelik Başkan Karahan, dönem dönem sanayisizleşme eleştirilerini duyduklarını, kendilerinin de bu doğrultuda 2025’te başlattıkları reel sektör görüşmelerine devam ettiklerini kaydetti. Karahan, “Sanayi görünümünü etkileyen birden fazla faktör var. Genelde para politikası suçlanabiliyor ama baktığımızda daha fazla öne çıktığını düşündüğümüz unsurlar söz konusu. Bunlardan en önemlisi dış talep görünümü. İkincisi, dış ticarette artan korumacı politikalar. Bu sene jeopolitik gelişmeler ve ortaya çıkan belirsizlikler de buna eklendi. Aslında önemli olan arz kapasitesinin korunması. Verilere baktığımızda arz kapasitesi yönünde bir bozulma olmadığını değerlendiriyoruz. Üretimdeki düşüşün kapasite kullanım oranının azalmasından kaynaklanıyor. Fiyat istikrarı sağlandığında ileride tekrar iç ya da dış talep kaynaklı bir talep artışı olacak olursa, bu kapasite kullanım oranı yani mevcut kapasite daha fazla kullanılarak karşılanabilir. Dolayısıyla mevcut veriler ışığında bu kanaldan bir enflasyonist baskının ileride gelmesini öngörmüyoruz” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sıkı para politikası olmasaydı daha yüksek seviyeler görülürdü</span></h2>
<p>Başkan Karahan tahminlerinin gerçekleşmelerden iyimser kalmasına yönelik bir soru üzerine ise şunları söyledi: “Enflasyonun yüzde 75’ten yüzde 30’lara kadar gerilemiş olması başarıyken hedeflerimizin üzerinde kalmış olması da kısmi başarısızlık olarak önümüzde duruyor. Bu süreçte en önemli faktörlerden ilki kira ve eğitimdeki ataletin tahminlerimizden yüksek olması. İlk dönemler itibarıyla söylemek gerekirse para politikasının iktisadi faaliyet üzerine etkisi yani aktarım mekanizması ve onun üzerinden fiyatlama davranışları ve enflasyon beklentilerine yansımaları düşündüğümüzden daha yavaş gerçekleşti. Depremlerin yarattığı enflasyonist etkiler de oldu. Bir de geçtiğimiz sene gördüğümüz altın fiyatlarında yaşanan ciddi ve hızlı yükselişin servet etkisi. Bu şoklar neticesinde enflasyonda hedeflerimizin genel olarak üzerinde kaldık ama böyle bir ortamda sıkı para politikası olmasaydı çok daha yüksek seviyeleri göreceğimizi söylemek lazım.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlama-faizinde-gevseme-sinyali-85384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB yılın üçüncü enflasyon raporunda 2026 sonu tahminini yüzde 26’dan yüzde 28’e çıkardı; güncellemeyi savaş, yönetilen yönlendiren ürünlere zamlar ile gıda fiyatlarına bağladı. Savaşla birlikte ara verdikleri haftalık repo ihalelerine dönmeye hazırlandıklarını söyleyen Başkan Fatih Karahan, mevcut seviyenin yeterince sıkı olduğunu düşündüklerini de vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dbb-halk-ekmek-dar-gelirli-ailelerin-butcelerine-ciddi-katkilar-sunuyor-85449</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DBB Halk Ekmek, nadir ve kronik hastalık çekenlerin yanında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin son dönemlerde hayata geçirdiği ve farkındalık yarattığını düşündüğüm bazı projelerinden bahsetmek istiyorum. Çok yerde olmayan projeler bunlar.</p>
<p>Bunların başında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nin (DBB) nadir ve kronik hastalıklara yönelik faaliyetleri geliyor. DBB’nin düşük proteinli özel gıdalara erişimde güçlük yaşayan Fenilketonüri (PKU) hastalarına yönelik desteği büyürken, çölyak hastalarına yönelik glütensiz gıda kolisi desteğinin yanı sıra yine bu hastalara yönelik eğitim ve danışmanlık çalışmaları da sürüyor.</p>
<p>Aralık 2025’te 5 PKU hastayla başlatılan uygulamadan yararlananların sayısı, saha çalışmaları sonucunda 50’ye ulaşmış. Diyarbakır’da bir ilk olma özelliği taşıyan uygulamayla, PKU hastalarının günlük yaşamlarının kolaylaştırılması ve ailelerin ekonomik yükünün hafifletilmesi hedefleniyor. PKU hastalarının yaşam boyu düşük proteinli ve özel içerikli bir beslenme programını takip etmesi gerekiyor. Et, süt ürünleri, yumurta ve baklagiller gibi birçok temel gıda ya hiç tüketilemiyor ya da çok sınırlı miktarlarda tüketilebiliyor. Büyükşehir Belediyesinin sağladığı gıda kolisi desteğiyle, PKU hastalarının özel beslenme ürünlerine erişiminin kolaylaştırıyor.</p>
<p>DBB Çölyak hastalarına yönelik glütensiz gıda kolisi desteğinin yanı sıra eğitim ve danışmanlık çalışmaları da sürüyor. 2025-2026 döneminde belirli periyotlarla 6 bin 300 glütensiz gıda kolisi dağıtan Büyükşehir Belediyesi, düzenlediği eğitim programları ile doğru beslenme, kaygı yönetimi ve güvenli gıdaya erişim konularında bilgilendirmeler yapıyor.</p>
<p>Bu uygulamalar Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü tarafından yürütülüyor. Daire başkanı Anıl Aslan.</p>
<p>Bunun yanı sıra birkaç kelimede 13 Temmuz’da faaliyete geçen halk ekmek fabrikası ile ilgili söylemek istiyorum. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen proje kapsamında 4 bin 500 metrekare kapalı alan üzerine kurulan Halk Ekmek Fabrikası, tam otomatik ve son teknoloji makine parkıyla hizmet veriyor. 11 ayda ve 235 milyon liralık yatırımla hayata geçirildi. 210 gram ekmek 10 TL fiyatla satışa sunuluyor. Böylece özellikle dar gelirli ve kalabalık aileler için çok önemli bir proje hayata geçmiş oldu.</p>
<p>Hijyen standartlarının en üst düzeyde gözetildiği modern tesiste ilk etapta günlük 40 bin ekmek üretiliyor. İlerleyen süreçte ise üretim kapasitesinin günlük 100 bin ekmeğe çıkarılması planlanıyor. Fabrikada üretilen ekmekler; Sur, Yenişehir, Kayapınar ve Bağlar ilçelerindeki 43 “Nanê Gel” büfesi aracılığıyla uygun fiyatla sofralara ulaştırılıyor. Şu anda çalışan 60 kişinin 50'si kadın. Hedeflenen istihdam ise 100 kişi.</p>
<p>Bunlar ve benzeri projelerde emeği geçen herkesi tebrik ediyorum. Özellikle dezavantajlı gruplara, bireylere yönelik projeler arttıkça biz de sayfalarımızda paylaşmaya, okurlarımızla buluşturmaya devam edeceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dbb-halk-ekmek-dar-gelirli-ailelerin-butcelerine-ciddi-katkilar-sunuyor-85449</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DBB Halk Ekmek, nadir ve kronik hastalık çekenlerin yanında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rol-model-85417</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rol model</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Basketbol İçin Destek ve Eğitim Vakfı’nın gönüllüleriyle beraber Türkiye’nin belirli bölgelerindeki altyapı antrenörlerine mentorluk ve koçluk yapıyoruz. Giderilmesi gereken temel ve teknik eksikliklerin yanı sıra, antrenörlerimizin gelişimine katkı sağlayacağını düşündüğümüz bu proje yaklaşık bir sene sürecek. Amacımız; değişime ve gelişime açık, farklı düşünebilen, özgüveni yüksek antrenörler vasıtasıyla bölgenin çocuklarına dokunabilmek.</p>
<p>Nusaybin’de antrenörlük yapan Mehmet Tahir Gümüş’ün yazısında hikayesini paylaştığı Edanur Doğan, o bölgede spora başlayan genç kız basketbolcuların rol modeli. Gümüş, yazısında kendi gelişimini; “yıllardır bana çocuklara ne öğretiyorsunuz diye sorulur, asıl sorulması gerekenin çocukların bize neyi, nasıl öğretiyor olduğunu zamanla öğrendim” diye açıklıyor. Sessiz ve çekingen küçük bir sporcunun, Nusaybin’den Galatasaray Spor Kulübüne, oradan da Milli Takıma uzanan yolculuğu bugün onunla aynı salonda basketbola başlayan kız çocuklarına “Ben de yapabilirim” dedirten gerçek bir başarı hikâyesi.</p>
<p>İlham veren bir hayat hikayesinde insan sadece kendi hayatının sınırlarını değil, arkasından gelenlerin mümkün gördüğü sınırları da genişletiyor. Edanur hepimize, daha önce uzak, hatta imkânsız görünen bir yolun aslında yürünebilir olduğunu gösteriyor. Aslında bambaşka coğrafyalarda, farklı kültürlerin içinde büyüyen bir çok insanın birbirine benzeyen ilham verici hikâyeleri var. Himalayalar’ın eteklerinde büyüyen, dünyanın en yüksek noktasına uzanan Lhakpa Sherpa’nın yaşam öyküsü de bunlardan bir tanesi…</p>
<p>Nepal’in Himalayalar bölgesinde, kalabalık ve yoksul bir ailenin kız çocuğu olarak büyüyen Lhakpa Sherpa’nın okula gitmesine izin verilmiyor. Yaşadığı çevrede dağlar hayatın bir parçası olmasına rağmen kadınların dağcılık yapabileceğine de inanılmıyor. Erkek kardeşleri eğitim alırken onun payına da ev işleri ve ailesine yardım etmek düşüyor. Tüm bu engellere rağmen, ailesini ikna ederek önce dağcılık ekiplerinde çalışmaya başlayan Lhakpa, 2000 yılında Everest’in zirvesine tırmanmayı başaran ilk Nepalli kadın oluyor.</p>
<p><strong>“Ben de yapabilir miyim?” </strong></p>
<p>Bugün Lhakpa Sherpa, Everest’in zirvesine 11 kez ulaşarak bunu dünyada en fazla başaran kadın. Dışarıdan bakıldığında bir başarı hikâyesi gibi görünse de hayatı hiç de zirvelerde geçmemiş. Everest’e tırmanırken tanıştığı Rumen asıllı Amerikalı dağcı George Dijmarescu’yla evlenip Connecticut’a taşınan Sherpa üç çocuk annesi… Yabancı dil bilmeyen, temizlikçilik yapan, marketlerde çalışıp uzun yıllar aile içi şiddetle mücadele eden bu anne, yaşadığı bütün sıkıntılara rağmen dağlardan vazgeçmiyor.</p>
<p>Yetişkinliğinin önemli bölümünde okuma-yazma bilmeyen Sherpa’nın kendi anlatımına göre; Nepal’de büyürken kız çocuklarının eğitim olanakları sınırlı olduğu için, dağcılığa başladığında harita okumak, yazılı talimatları takip etmek gibi konularda başkalarına bağımlı kalıyor. Lhakpa Sherpa, “Everest’in Kraliçesi” belgeselinde hayatını; “senin için çizilen sınır, yapabileceklerinin sınırı olmak zorunda değil” diyerek özetliyor.</p>
<p>Bana göre, hiç okula gidememiş bir kız çocuğunun, kendisine çizilen hayatın sınırlarını kabul etmeyerek dünyanın en yüksek noktasına ulaşabilmiş olması kırılan rekorlardan daha etkileyici. Lhakpa’nın Himalayalar’ın eteklerinde büyüyen kızlara söylediğini, Edanur da basketbola başlayan kızlara başka dilde söylüyor.</p>
<p>Her çocuğun Edanur gibi Milli Takıma gitmesi, her kız çocuğunun Lhakpa gibi Everest’e çıkması gerekmiyor. Rol modellerin asıl değeri herkesin aynı yolu yürümesinde değil, birilerinin o yolun yürünebileceğini göstermesinde saklı. Bir çocuğun, kendisine benzeyen birinin daha önce mümkün görünmeyen bir şeyi başardığını görmesi, “Ben de yapabilir miyim?” sorusunu ortaya çıkartıyor. Gelişimin ilk adımı da zaten bir çocuğa doğru cevabı vermek değil, o soruyu sordurabilmek.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: https://kislatv.com/makale-detay/nusaybinde-bir-basketboltopu- bir-gencin-hayatini-nasil-degistirebilir-293</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rol-model-85417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rol model ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-donusumde-yanlis-sorunun-pesindeyiz-85412</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘Dijital Dönüşümde’ yanlış sorunun peşindeyiz!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Model tartışmaları bitti, nitelik tartışmaları dönemine girdik. Teknolojinin, dijital dönüşümün yadsınması gibi bir yaklaşım söz konusu bile değil. Yapay zekanın devreye girmesiyle ili birlikte de artık konu inanılmaz hızlandı. Öncelikle bu hıza nasıl yetişeceğiz ve dönüşümün neresinden başlayacağız? Farklı fikirler, farklı yaklaşımları zaman zaman yazıyorum. Artık her dönüşüm ‘şirkete özel’ bulunduğunuz sektör, şirketinizin konumu her şeyi etkiliyor. Tabii ‘kültür’ de kritik bir gelişim noktası… Esnek, çevik dediğimiz konular tamamen kültür yapısıyla ilgili. </p>
<p>Biraz verilere de bakarsak, küresel teknoloji harcamalarının 2026 yılında 6,3 trilyon dolara ulaşması beklenirken, Türkiye’de de teknoloji sektörü 2,1 trilyon TL’lik devasa bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Ancak bu rakamların arkasında, özellikle yapay zeka ve dijital dönüşüm projelerinde %50’yi aşan bir başarısızlık oranı gerçeği var. TesterYou Kurucusu Barış Sarıalioğlu ile bu eksen üzerinde konuştuk, sohbet birbirini teyit eden fikirlerle ilerledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7eafe4dfcd9-1786687460.png" alt="" width="516" height="486" /><strong>TesterYou geleceğin şirketlerinden </strong></p>
<p>Öncelikle Barış Sarıalioğlu’nun kurucusu olduğu TesterYou’dan başlayalım. Kendi alanında bir ‘niş’ şirket. Bu düzeyde örneği de oldukça az… TesterYou, 2018 yılında Türkiye’de kurulmuş, teknoloji odaklı bir danışmanlık ve eğitim şirketi. Ana alanı yazılım testi ve kalite güvencesi alanında uzmanlaşmış olmak. Tabii dijital dönüşüm, çevik dönüşüm (Agile), kullanıcı ve müşteri deneyimi, teknoloji eğitimi ve sertifikasyon alanlarında hizmet veriyor. Yani yeni ekonominin, yeni nesil şirketlerinden.</p>
<p>Sarıalioğlu, “Kendimizi, sadece bir teknoloji ya da yazılım şirketi olarak değil; kurumların dijital yolculuğuna eşlik eden “Teknoloji ve Dijital Süreç Ortağı” olarak tanımlıyoruz. Aynı zamanda, kullanıcı odaklı düşünme, sürekli öğrenme ve sürdürülebilir kalite anlayışıyla hem bireylere hem de kurumlara ölçülebilir değer sunmayı hedefl iyoruz. Bankacılık, sigorta, e-ticaret, savunma ve yüksek teknoloji gibi kritik sektörlerde edindiğimiz deneyimle, yazılım test süreçlerinin olgunlaştırılması ve dijital kalite kültürünün yaygınlaştırılması konusunda sektöre yön veren aktörlerden biriyiz” diyor. TesterYou 10 ülkede yaklaşık 50’yi aşkın kurumla çalışmış ve genel iş kapasitesinin yüzde 40’ı yurtdışından gelmiş. Gelelim dönüşüm evrenine! Evren diyorum çünkü gerçekten ucu bucağı yok. Panik olmayalım, nasıl ilerlemek gerektiğiyle ilgili neleri konuştuk bir bakalım. Sonuçta bundan kaçışımız yok. Bundan sonra bu dönüşümün kilit noktası ‘sürdürülebilir’ olması. Barış Sarıalioğlu’na göre Türkiye’deki projelerin en büyük başarısızlık sebebi, teknoloji merkezli düşünmek. Kurumlar genellikle "Elimizde bu teknoloji var, bununla ne yapabiliriz?" sorusuna yanıt arıyor. Sarıalioğlu bu durumu şu sözlerle özetliyor: "Biz teknolojiye problem arıyoruz, oysa problemimize teknoloji aramamız lazım." </p>
<p>Bu yaklaşım hatası, beraberinde verimsizliği getiriyor. Sarıalioğlu’nun "uzay mekiğine terlikle binmek" olarak tanımladığı bu durumda, en ileri teknolojiler atın alınsa bile analog alışkanlıklar terk edilmiyor. Örneğin, bekleme süresini minimize etmek için tasarlanan yeni nesil asansörlerin başına, sistemi anlamayanlar için bir görevli yerleştirilmesi, Türkiye'deki dijitalleşme çelişkisinin en somut örneği olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Dijital dönüşümün ve yapay zekanın kalbi olan veri konusunda da ciddi bir yönetişim problemi yaşanıyor. Büyük bankalar ve kurumsal devler bile verinin kime ait olduğu konusunda zaaf yaşıyor. Sarıalioğlu, bankaların canlı ortamda yüzlerce terabayt verisi olmasına rağmen, "Bu verinin sahibi hangi iş kolu?" denildiğinde herkesin birbirinin yüzüne baktığını belirtiyor.</p>
<p>Sarıalioğlu, “Araştırmalar, dünyadaki kurumların ellerindeki verinin sadece %20 'sine hakim olduğunu ve bu veriden katma değer çıkarabildiğini gösteriyor. Kalan %80'lik alan ise atıl bekliyor. Veri sınıflandırma süreçlerinin yeni yeni birebir düzeye inmeye başladığı bu dönemde, nitelikli veriye sahip olmayan bir kurumun yapay zekadan gerçek bir fayda sağlaması imkansız” diyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-donusumde-yanlis-sorunun-pesindeyiz-85412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘Dijital Dönüşümde’ yanlış sorunun peşindeyiz! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/x-85402</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayiyi ayakta tutacak yatırım bankası çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Yaklaşık 4,5 milyar dolarlık ihracatla 100’ün üzerinde ülkeye ulaşan züccaciye sektörü, yüksek finansman ve lojistik maliyetleriyle dönüşüm baskısı altında.</p>
<p>Sektörün kilogram başına ihracat değeri Türkiye ortalamasının üç katına ulaşıyor. ZÜCDER Başkanı Burak Önder, üretim gücünü korumak için yatırım finansmanından liman altyapısına uzanan bir dönüşüm programı gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Sanayinin ilk şartı likidite, ikincisi rekabetçi lojistik </h2>
<p>Enflasyonla mücadeleyi desteklediklerini belirten Önder, likiditenin kritik olduğunu söyledi. Eximbank benzeri yatırım bankacılığı modeli kurulmasını, üreticiye de kamu bankalarından kaynak sağlanmasını önerdi. Üretim kredilerinin tüketim kredilerinden ayrılması gerektiğini belirten Önder, liman ücretlerinin öngörülebilir ve rekabetçi hale getirilmesini istedi.</p>
<p>Hedeflerdeki sapma payı yükseldi Savaşlar, ticaret politikaları ve Çin’in fiyatlama stratejisinin belirsizliği artırdığını söyleyen Önder, bunun yatırım iştahını zayıflattığını belirtti. Tekirdağ’da sanayi arsalarının metrekaresinin 300-350 dolara çıktığını, Avrupa’da fiyatların 10 avro, ABD’de 15 dolar olduğunu aktardı. Sanayicinin kaynağının arsa ve betona değil Ar-Ge, tasarım, otomasyon ve dijital dönüşüme yönelmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<h2>“Geçen yılki rakamları korumak bile başarı olabilir” </h2>
<p>Rakiplerin yüzde 3-4, Türkiye’de ise yüzde 50 faizle finansmana ulaşıldığını belirten Önder, ihracatçının müşterilerine 6-8 ay, bazı sektörlerde 12 aya varan vadeler sunduğunu söyledi. Bu koşullarda kapasiteyi ve geçen yılki rakamları korumanın bile başarı olacağını ifade eden Önder, zorluklara rağmen çalışmalarını sürdürdüklerini kaydetti.</p>
<h2>Sanayicinin finansman ihtiyacı ‘küçülürken’ artıyor</h2>
<p>Önder, “küçülerek büyüme” yaklaşımının kolay uygulanamadığını, şirketlerin küçülürken finansman ihtiyacının arttığını belirtti. Ciro gerilediğinde varlıkları kaybetme riskinin doğduğunu söyleyen Önder, işletmelerin kuruluş, büyüme ve küçülme dönemlerinde dış kaynağa ihtiyaç duyduğunu ifade etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sanayide dönüşüm için 5 maddelik reçete</span></h2>
<p>ZÜCDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, mevcut ekonomik koşullarda üretim gücünün korunabilmesi için sanayiye yönelik beş başlıkta acil destek paketi çağrısı yaptı. Önder’in önerileri şöyle: </p>
<p>1- Üreticiye fatura karşılığı uygun maliyetli işletme kredisi sağlanması. <br />2- Otomasyon, sanayi ve dijital dönüşüm yatırımlarının özel finansman mekanizmalarıyla desteklenmesi. <br />3- Lojistik ve liman maliyetlerinin düşürülerek Türkiye’nin küresel rekabetçiliğinin artırılması. <br />4- Yerli e-ticaret altyapısının güçlendirilmesi, e-ihracat ve sınır ötesi e-ticaretin desteklenmesi. <br />5- Sanayi arsalarında rantın önüne geçilerek arsaların üretim yapan sanayicilerde kalmasının sağlanması.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/x-85402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/5/1280x720/burak-onder-1781759076.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ZÜCDER Başkanı Burak Önder, Eximbank benzeri yatırım bankacılığı modeli kurulmasını, üreticiye de kamu bankalarından kaynak sağlanmasını önerdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-eu-matruskasinda-otomotiv-icin-atalet-tehdidi-85399</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Made in EU matruşkasında otomotiv için ‘atalet’ tehdidi…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gümrük Birliği 1 Ocak 1996’da yürürlüğe girdi. Bu tarihten itibaren sanayi ürünlerinde AB ile karşılıklı olarak gümrük vergileri sıfırlandı, kotalar kaldırıldı. Artık korumacılık bitecek, karşılıklı ticareti artıracak serbest ticaret alanı oluşturulacaktı. O tarihlerde tekstil ve konfeksiyon geleceği parlak sektördü. Gümrük Birliği ile birlikte AB’nin uyguladığı kotaların da kaldırılacak olması sektörün önünün daha da açılmasını sağlayacaktı. Ancak bizim karar alıcılar uzun vadede tekstil ve konfeksiyonu değil başka bir sektörü desteklemeyi tercih ettiler. Nasıl mı? Tercih ettikleri sektörü bir süre daha Gümrük Birliği dışında tutarak.</p>
<p>Otomotiv sektöründen bahsediyorum. Gümrük Birliği’ne ilişkin anlaşmada otomotiv sektörü için bir istisna üretildi ve ‘hassas’ olarak değerlendirilen otomotivin ancak 1 Ocak 2001 tarihi itibarıyla, 5 yıl fazladan korunmuş olarak Gümrük Birliği’ne girmesi sağlandı. 30 yıl öncenin bu uygulaması ile özellikle üçüncü ülkelerden ithalata karşı Türkiye’de AB firmalarının da ortak olduğu otomotiv yatırımları gözetilmiş oldu.</p>
<p>Bugün Türk otomotiv sektörü 21 milyar dolardan fazla yatırım ve yıllık 2 milyon civarındaki üretim kapasitesiyle Avrupa'nın 5. ve dünyanın 12. büyük üreticisi olmayı başarmış durumda. Sektör, 2025 yılında 41,5 milyar dolarlık tarihi ihracat rekoru kırdı, iç pazar 1,4 milyon adede ulaştı. Toplam motorlu taşıt üretiminde dünyada 12. sırada, ihracatta ise 16. sırada yer aldı. Sektör; ana sanayi, yan sanayi, bayiler, lojistik ve servis ağları ile birlikte toplam 550 bin kişiyi aşan bir istihdam sağlıyor. Satış, pazarlama, lojistik ve yetkili/özel servisler dâhil edildiğinde toplam etki alanının 1,2 milyon kişiye ulaştığı tahmin ediliyor. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından her yıl ilan edilen ‘motorlu araçlar yerli katkı oranları’ da yerlileşmenin giderek arttığını gösteriyor.</p>
<p>AB’de bu sektörün çatı kuruluşu Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) verilerine göre; AB, Türkiye’ye 2025’te 713,4 bin otomobil sattı. Türkiye ise AB’ye 566,8 bin otomobil sattı. Karşılıklı ticaret hacmi 2025’te 25,5 milyar Euro olarak belirlendi. 2025 yılında Türkiye’deki satışların yüzde 49’unu AB menşeli otomobiller oluşturdu. Türkiye, şu anda AB’nin yeni araç ihracatı için üçüncü en büyük pazar. Aynı şekilde değer açısından, Türkiye, 2025 yılında AB ihracat pazarının yüzde 11,1’ini oluşturdu.</p>
<p>Çok kaba bir yorumla serbestleşme nedeniyle karşılıklı ticaretin arttığını görüyoruz. Ayrıca baştan yapılan stratejik tercih ve sonrasındaki performansı ile otomotivin ülke ekonomisinin lokomotifi konumuna eriştiğini de…</p>
<p>Peki, sorun ne?</p>
<p>Sorun şu: Avrupalı otomotiv sanayi üreticilerinin çatı kuruluşu ACEA; Sanayi Hızlandırma Yasası ve bu kapsamdaki Made in Europe uygulamasıyla Türkiye’deki otomotiv yatırımlarının ‘atıl’ kalacağını düşünüyor. Bu görüşü ACEA Genel Direktörü Sigrid de Vries dile getiriyor. Konu bir fabrika olunca ‘atıl kalmak’, “… Çalıştırılamamak, boş ve kullanılmaz vaziyette durmak.” anlamına geliyor.</p>
<p>Avrupalı otomotiv sanayicileri temsilcisi, Sanayi Hızlandırma Yasası taslağında neyi görerek Türkiye’nin lokomotif sektörünün ‘boş ve kullanılmaz’ hâle geleceğini görüyor ve bunun önlenmesini istiyor?</p>
<p>Kritik konu AB menşei koşullarını karşılamak... Bu yapılamazsa ürünler ve üreticiler AB kamu ihalelerinden, devlet yardımı ve destek programlarından dışlanacak, ihalelerdeki teklifleri geçersiz sayılacak ve rekabet şansları kalmayacak.</p>
<p>Otomotivde Birlik menşei şartının karşılanması için neler gerekli? ‘Batarya hariç olmak üzere, Birlik menşeli araç bileşenlerinin toplam fabrika çıkış fiyatının, batarya hariç tüm araç bileşenlerinin toplam fabrika çıkış fiyatına oranı en az yüzde 70 olması’, ‘aracın çekiş bataryasında, batarya hücreleri dahil olmak üzere en az üç ana batarya bileşeninin Birlik menşeli olması’, ‘aracın çekiş bataryasında, batarya hücreleri, katot aktif malzemesi ve batarya yönetim sistemi dahil olmak üzere en az beş ana batarya bileşeninin Birlik menşeli olması’, ‘Birlik menşeli e-güç aktarma sistemi (e-powertrain) bileşenlerinin toplam fabrika çıkış fiyatının, tüm e-güç aktarma sistemi bileşenlerinin toplam fabrika çıkış fiyatına oranının en az yüzde 50 olması’, ‘Birlik menşeli ana elektronik sistemlerin toplam fabrika çıkış fiyatının, tüm ana elektronik sistemlerin toplam fabrika çıkış fiyatına oranı yüzde 50’ye eşit veya daha yüksek olması’, küçük elektrikli araçlar için ‘batarya hariç olmak üzere Birlik menşeli araç bileşenlerinin toplam fabrika çıkış fiyatının, batarya hariç tüm araç bileşenlerinin toplam fabrika çıkış fiyatına oranı yüzde 70’e eşit veya yüzde 70’ten yüksek olması’, ‘aracın çekiş bataryasında, batarya hücreleri dâhil olmak üzere en az üç ana batarya bileşeninin Birlik menşeli olması’…</p>
<p>Bunlar gibi teknik şartların dışında menşe kriteri olarak küçük büyük tüm araçlar için geçerli olan bir koşul daha var: Söz konusu aracın Made in EU malı olabilmesi için “Birlik içinde montajı” hükmü... Yoksa Sigrid de Vries’in gördüğü, Türkiye’deki otomotiv fabrikalarını atıl bıraktıracak koşul bu mu? Gerçekten bizdeki fabrikalar Birlik içinde mi, Birlik dışında mı?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/made-in-eu-matruskasinda-otomotiv-icin-atalet-tehdidi-85399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Made in EU matruşkasında otomotiv için ‘atalet’ tehdidi… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-entelektuel-kim-uzman-mi-anlatici-mi-85398</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni entelektüel kim, uzman mı, anlatıcı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bilginin hiç olmadığı kadar çoğaldığı bir çağda sözü artık en çok bilen değil, en iyi anlatan alıyor. Uzman derinliği, anlatıcı görünürlüğü temsil ediyor. Peki, yeni entelektüel, bilgiyi üretenle onu pazarlayan arasında sıkışıp kalmış biri mi? Yoksa bu iki niteliği ustaca harmanlayabilen yeni bir aktör mü?</p>
<p>Bugün bilgi ile görünürlük arasındaki makas hiç olmadığı kadar açıldı. Yeni entelektüel, tam da bu makasın üzerinde yürüyen kişidir.</p>
<p>Gazetecilik yaşamım boyunca alanında çok şey bilen ama bildiğini anlatmakta zorlanan insanlarla da karşılaştım; birkaç çarpıcı cümleyle kalabalıkları etkileyenlerle de… Kimi zaman güzel konuşup söylediklerinin içini dolduramayanlarla da… Kültür-sanat dünyasında da gastronomide de aynı çelişkiyi defalarca gördüm: Bazen gerçek bilgi sessiz bir köşede beklerken iyi paketlenmiş bir kanaat bütün salonu kaplayabiliyor.</p>
<p>Bir zamanlar entelektüel denildiğinde akla, yıllarını belirli bir alanda çalışmaya vermiş; okuyan, araştıran, düşünen ve üreten kişi gelirdi. Sözüne değer verilmesinin nedeni yalnızca güzel konuşması değil, o sözün arkasında uzun bir birikimin bulunmasıydı. Bilgi hemen elde edilmez, zamanla kazanılırdı. Bu nedenle konuşmak da bir sorumluluk sayılırdı.</p>
<p>Entelektüel yalnızca bilen kişi değildi. Bildiğini toplumun meseleleriyle ilişkilendiren, gerektiğinde itiraz eden, çoğunluğun rahatını bozmayı göze alan kişiydi. Onun görevi herkesi memnun etmek değil, düşünülmeyeni düşündürmekti.</p>
<p>Bugün bu tanımın sınırları değişiyor.</p>
<p>Artık bilgiye ulaşmak geçmişe göre çok daha kolay. Birkaç saniye içinde binlerce kitaba, makaleye ve görüşe erişebiliyoruz. Bilgi çoğaldıkça bilginin taşıyıcıları da çeşitleniyor. Akademisyenler, gazeteciler, yazarlar ve sanatçılar artık düşünce dünyasının tek aktörleri değil; içerik üreticileri, yayıncılar ve sosyal medya yorumcuları da kamusal tartışmaların merkezine yerleşiyor.</p>
<p><strong>Bilginin dolaşım hızı ölçülüyor</strong></p>
<p>Buradaki temel değişim yalnızca konuşan kişilerin çoğalması değil; sözü değerli kılan ölçülerin de değişmesi. Dijital kültür, bilgiyi değil, bilginin dolaşım hızını ölçüyor.</p>
<p>Bugünün dünyasında bir düşüncenin etkisi çoğu zaman ne kadar doğru, özgün ya da derin olduğuyla değil; ne kadar sade, çarpıcı ve paylaşılabilir biçimde anlatıldığıyla değerlendiriliyor. Uzun yılların birikimi birkaç dakikalık bir videoyla, karmaşık bir araştırma tek cümlelik bir hükümle karşı karşıya geliyor. Üstelik bu karşılaşmada çoğu zaman kazanan, bilgiyi üreten değil, onu daha iyi paketleyen oluyor.</p>
<p>Dijital çağın en kıt kaynağı bilgi değil, dikkat. Bilgi çoğalırken dikkat azalıyor. Böyle olunca uzun uzun düşünen değil, birkaç saniye içinde ilgi uyandıran öne çıkıyor. Bir düşüncenin doğruluğundan önce görünürlüğü, derinliğinden önce paylaşılabilirliği önem kazanıyor.</p>
<p>Uzmanın yıllar içinde biriktirdiği bilgi ile anlatıcının birkaç dakika içinde kurduğu etki arasındaki mesafe giderek büyüyor.</p>
<p><strong>Anlatıcının farkı</strong></p>
<p>Uzman, doğası gereği ihtiyatlıdır. Bildiklerinin yanında bilmediklerinin de farkındadır; kesin hükümler vermekten kaçınır, ayrıntıları ve çelişkileri hesaba katar. “<em>Bu konu göründüğünden daha karmaşık”</em> der.</p>
<p>Anlatıcı ise karmaşıklığı azaltır. Keskin bir başlangıç, anlaşılır bir hikâye ve kolay hatırlanan bir sonuç sunar. Dinleyiciye tereddüt değil, açıklık verir. Bu nedenle daha hızlı yayılır.</p>
<p>Anlatıcılığı küçümsememek gerekir. Bilgiyi anlaşılır hâle getirmek başlı başına önemli bir yetenektir. Anlaşılmayan bilgi, ne kadar değerli olursa olsun kamusal bir güce dönüşemez. Bir uzman bildiklerini anlatamıyorsa, onun yerine daha az bilen fakat daha iyi konuşan biri mutlaka çıkar.</p>
<p>Sorun anlatıcının yükselmesi değil; anlatmanın, bilmenin yerine geçmesidir.</p>
<p>Bir düşünceyi sadeleştirmekle onu yüzeyselleştirmek aynı şey değildir. Sadeleştirmek, karmaşık olanın özünü bulmayı gerektirir; yüzeyselleştirmek ise karmaşıklığı yok sayar. İyi anlatıcı, karmaşıklığı çözerek hakikate giden yolu açar. Kötü anlatıcı ise hakikatin yerine çekici bir hikâye koyar.</p>
<p>Birinde anlatı, bilginin taşıyıcısıdır; diğerinde ise onun taklidi.</p>
<p><strong>Ayrım zorlaşıyor</strong></p>
<p>Bugün bu ayrımı yapmak giderek zorlaşıyor. Güzel kurulmuş bir cümleyi doğru, kendinden emin bir sesi yetkin kabul etmeye eğilimliyiz. Söylenenin doğruluğunu sorgulamadan önce nasıl söylendiğine kapılıyoruz.</p>
<p>Kültür-sanat dünyasında bunun örnekleriyle sık sık karşılaşıyoruz. Bir kitap üzerine yıllarca çalışan araştırmacının değerlendirmesi sınırlı sayıda kişiye ulaşırken, kitabı birkaç cümleyle anlatan bir içerik binlerce kişinin kanaatini belirleyebiliyor. Bir sergiyi tarihsel bağlamına yerleştiren sanat tarihçisinin çözümlemesi yerine, serginin en çarpıcı köşesinde çekilmiş bir görüntü dolaşıma giriyor. Eserin kendisinden çok, paylaşılabilir görüntüsü konuşuluyor.</p>
<p>Gastronomide de benzer bir tablo var. Bir yemeğin tarihini, malzemesini ve tekniğini yıllarca araştıran uzman ya da usta sessiz kalırken, tabağı birkaç çarpıcı sıfatla anlatan kişi çok daha geniş bir etki alanına sahip olabiliyor. Ustanın yıllar içinde edindiği el bilgisi mutfakta kalırken, tabağa sonradan eklenen hikâye kimi zaman lezzetin ve emeğin önüne geçiyor.</p>
<p>Elbette uzmanlık da eleştiriden muaf değil. Uzmanlar kimi zaman kendi dillerinin içine kapanıyor; anlaşılır olmayı basitleşmek, geniş kitlelere seslenmeyi ise bilgiden ödün vermek sanıyorlar. Bu tavır, toplumla bilgi arasındaki mesafeyi büyütüyor. Boşalan alanı da kaçınılmaz olarak anlatıcılar dolduruyor.</p>
<p>Dikkatin ödüllendirildiği bu çağda anlatıcıların yükselişi bir güven bunalımını da beraberinde getiriyor. İzleyici, birkaç dakikada ikna olduğu anlatıcının ertesi gün tamamen zıt bir düşünceyi aynı kesinlikle savunabildiğini görüyor. Çünkü kimi anlatıcıların bağlı olduğu şey hakikatten çok görünürlük, bilgiden çok dikkatin sürekliliği olabiliyor.</p>
<p><strong>Yeni entelektüelin sorumluluğu</strong></p>
<p>İşte tam bu noktada yeni entelektüelin kimliği belirginleşiyor.</p>
<p>O yalnızca iyi anlatmaz; anlattığı şeyin arkasında durur. Yanıldığında bunu kabul eder, yeni bilgiler karşısında düşüncesini gözden geçirir. Ne uzmanlığını tartışılmaz bir otoriteye dönüştürür ne de anlatıcılık gücünü hakikatin önüne geçirir. Güvenilirliği görünürlükten, düşünceyi alkıştan daha önemli görür.</p>
<p>Uzman hakikatin yükünü taşır; anlatıcı hakikatin hızını. Yeni entelektüel ise yük ile hız arasındaki dengeyi kurar.</p>
<p>Derinliğini korurken anlaşılabilir olmayı başarır; sadeleşirken gerçeği bozmaz. Dikkat çekmek için hakikati feda etmez ama hakikati, kimsenin ulaşamayacağı bir dilin arkasına da saklamaz.</p>
<p>Bu yönüyle yeni entelektüel aynı zamanda bir tercümandır. Akademinin karmaşık dilini gündelik hayata, sanatın sezgisel anlatımını ortak düşünce alanına taşır. Fakat bunu yaparken anlamı kaybetmemek, bir kavramı sadeleştirirken onu başka bir şeye dönüştürmemek zorundadır.</p>
<p>Çünkü her tercüme aynı zamanda bir sorumluluktur. Bilgiyi anlaşılır kılmak için onu eksiltmek başka, özünü koruyarak yeniden kurmak başkadır.</p>
<p><strong>Söze karşı sorumluluk</strong></p>
<p>Gerçek entelektüel yalnızca hazır yanıtlar sunmaz; toplumun eleştirel süzgecini harekete geçirecek yeni sorular sordurur. Bildiğini göstermek için değil, ortak düşünce alanını genişletmek için konuşur.</p>
<p>Görünür olmakla haklı olmak arasındaki farkı bilir. Alkışın geçiciliğine karşı düşüncenin uzun ömrünü gözetir. Gerektiğinde herkes konuşurken susar; herkes aynı yöne bakarken başka bir noktayı işaret eder.</p>
<p>Çünkü bugün hakikatin en büyük düşmanı yalnızca cehalet değil, dikkat ekonomisidir. Dikkat ekonomisi her düşünceyi kısaltıyor, her tereddüdü zayıflık gibi gösteriyor, her karmaşık meseleyi kolay tüketilebilir hükümlere dönüştürüyor. Böyle bir ortamda entelektüelin görevi gürültüye yeni bir ses eklemek değil, ses ile söz arasındaki farkı korumaktır.</p>
<p>Yıllar içinde şunu öğrendim: Çok bilmek insanı kendiliğinden entelektüel yapmadığı gibi, güzel konuşmak da sözü kendiliğinden değerli kılmıyor. Söze asıl ağırlığını veren, arkasındaki birikim kadar o sözün neden ve hangi sorumlulukla söylendiğidir.</p>
<p>Belki de bu nedenle yeni entelektüeli uzmanla anlatıcı arasında değil, hakikatle görünürlük arasında aramak gerekiyor. Çağımızın sorunu bilginin azlığı değil, bilgiye benzeyen anlatıların çokluğu.</p>
<p>Böyle bir çağda entelektüel, en yüksek sesle konuşan kişi değildir. Ne zaman konuşması ne zaman itiraz etmesi ve ne zaman susması gerektiğini bilendir. Çünkü sözü değerli kılan yalnızca taşıdığı bilgi değil, o bilginin arkasında duran vicdandır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-entelektuel-kim-uzman-mi-anlatici-mi-85398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/8/1280x720/08-1786683662.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni entelektüel kim, uzman mı, anlatıcı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kim-kimi-neye-nasil-ikna-ediyor-85397</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kim kimi, neye, nasıl ikna ediyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>“Influencer” deyince aklınıza milyonlarca takipçisi olan Instagram fenomeni, TikTok'ta önünüze düşen genç ya da ünlü bir futbolcu geliyor. Sizce ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth bir influencer olur mu? Hegseth de TikTok’daki genç gibi yeri geliyor bir hormon olarak testosteron öneriyor… Ünlü ünsüz protein reklamı yapanlar yok mu? Louis Vuitton'un 18 bin dolarlık ıstakoz çanta duyuruları ne tür bir kategoriye girer… Hindistan'da hamam böceği hareketini nasıl tanımlarsınız?... CNN'in ünlü savaş muhabiri Clarissa Ward’ın, kah dans eden kah buzdolabından bir şeyler atıştırırken çektiği Suriye’de çatışma, İspanya’da göç dalgası gibi “ağır” siyaset haberleri neyin nesi…</p>
<p>Amerikan Kongre üyesi Alexandria Ocasio-Cortez’in kameralar önünde kendisine iğne yapması ya da Başkan Donald Trump’ın sosyal medya platformunu aleni bir şekilde sunması, hakkında konuşması, burada yaşanan ticari hareketlik ve en zengin Başkan olması... yetmez; bu konuda aleyhine ticari dava açılması!</p>
<p>Saymakla bitmiyor; dün makyaj videoları çekenler bugün bahis platformu pazarlayan Başkan, hormon tavsiye eden Bakan, kadın sağlığını ve doğurganlığını bedeni üzerinde test eden Senatör… Etiketleri başka ama gün sonunda “influencer” sayılmazlar mı?</p>
<p>Geçtiğimiz hafta gazeteci ve iletişim stratejisti Zeynep Tınaz Redmond'ı Portekiz'den <em>Fikir Buluşmaları</em> yayınıma konuk ettim. Gazeteci kökenliyiz. Farklı coğrafyalarda liderlere ve kurumlara iletişim danışmanlığı veriyoruz. Yaygın şekliyle influencer diye dilimize yapışan “etki” konseptine iletişimci olarak yaklaştık, gazeteci gözüyle örneklerle açtık. Ortaya çıkan tablo, kavramın sınırlarının hayal dünyamızı aştığını gösterdi.</p>
<p><strong>Takipçi mi, etki mi?</strong></p>
<p>Etkinin en önemli unsuru ulaşmak. Bu yüzden yılmadan sayıyoruz; kaç takipçi, kaç görüntülenme, kaç beğeni, kaç paylaşım? Yanlış şeyi sayıyor olabilir miyiz? Kaba bir hesapla ne demek istediğimi aktarayım;</p>
<p>Bir milyon kişiye ulaşmak “erişim”. O bir milyonun içindeki “doğru” bin kişinin davranışını değiştirmek “etki”. Topu topu 20 bin kişinin takip ettiği bir teknoloji uzmanı 100 şirketin yatırım kararını değiştirebiliyor. Beş milyon takipçili bir yaşam tarzı fenomeninin aynı karar üzerindeki etkisi sıfıra yakın olabiliyor. Neden?</p>
<p>Redmont yayında şunun altını çizdi; “Şirketler bazen 15-20 milyon kişiye ulaşan isim yerine, 10 bin kişilik topluluğunda gerçekten ağırlığı olan kişiyi tercih ediyor. Mesele trafik değil; kanaat, güven ve davranış.”</p>
<p><strong>Etki nerede biter, manipülasyon nerede başlar?</strong></p>
<p>Gazeteci, politikacı, bilim insanı influencer’ın kafamızı karıştırması bir yana etki çeşitleri arasında ayırım yapamaz olduk. Etkiyle manipülasyon birbiriyle karıştırılıyor. Tehlikeli buluyorum bunu. İkisi de aynı malzemeleri kullanabiliyor; duyguya, otoriteye, tekrara, sosyal kanıta başvurabiliyor. Etki kararınızı değiştirmeye çalışırken manipülasyon karar verme koşullarınızı değiştiriyor. Etki “hayır” deme alanı bırakıyor; manipülasyon neyi bilip neyi bilmediğinizi kontrol ederek o alanı daraltıyor. İletişim ekonomisinin önemli sınırlarından biri bu. Örnekler vererek aktarmak istiyorum;</p>
<p><strong>“High-T Department of War.”</strong></p>
<p>ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, 30 yaş ve üzerindeki askerlerin yıllık sağlık değerlendirmelerine testosteron taramasının ekleneceğini açıkladı. Başlığı kendi koydu: “High-T Department of War.” Kabaca, “Yüksek testosteronlu Savaş Bakanlığı.”</p>
<p>Pentagon diye anılan ABD Savunma Bakanlığı'nın adının 2025'te Savaş Bakanlığı'na çevrilmiş olması başlı başına bir iletişim tercihi. Hegseth, iletişim terminolojisine testosteronu da ekledi Bu hormonun adıyla; savaşçı ruh, performans, dayanıklılık ve güç aynı anlatının içinde birleşiyor. Testosteron kas, kemik, libido, sperm ve kırmızı kan hücrelerinin üretimi gibi birçok fizyolojik süreçte rol oynuyor; “testosteron önemlidir” demekle “yüksek testosteron daha iyi savaşçı yaratır” demek aynı şey değil. İletişimin marifeti de bu. Hegseth, yeni bir hormon keşfetmedi, var olana yeni anlam yükledi.</p>
<p><strong>Protein Influencer’ı kim? </strong></p>
<p>Savunma ve sağlık sorumluluk isteyen, kontrolü yüksek alanlar. Koruma duvarlarının popüler kültür ve iletişim teknikleriyle teker teker yıkılmasına şahit oluyoruz, tehlikeyi gözden kaçırmayalım. Günlük diyetimizin kahramanı proteinden örnek vereyim…</p>
<p>Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi EFSA'nın sağlıklı yetişkinler için referansı günlük kilogram başına 0,83 gram. EFSA'nın protein için referans değerlerine https://www.efsa.europa.eu/en/press/news/120209 linkinden<u></u> ulaşılabilir. Bilimsel cümlelerdeki değişime dikkatinizi çekmek istiyorum. “Yeterli protein önemli” yerine “daha fazla protein daha iyi” demeye başladık.</p>
<p>Protein’i GLP-1 zayıflama ilaçları takip etti. Malum, kilo verirken kas kaybetme endişesi büyüyor. Buradan devreye giren farklı sektörler, konseptler ve netice yaratılan algıya da dikkat kesilelim; Wellness kültürü devreye giriyor. Gıda şirketleri fırsatı görüyor. Kahvenin, suyun, atıştırmalığın, kahvaltının önüne aynı sıfat geliyor: proteinli. Sonunda “protein” kelimesi ürün sattırıryor.  Besin maddesi sağlık bilgisinden çıkıp pazarlama diline dönüşüyor? Testosteronda influencer gösterebildik… Proteinde kimi göstereceğimizi şaşırıyoruz. Burada bizi doktor mu, fitness fenomeni mi, gıda şirketi mi, algoritma mı, kim etkiliyor?</p>
<p><strong>18 bin dolarlık ıstakoz</strong></p>
<p>Louis Vuitton’un Erkek Giyim Kreatif Direktörü Pharrell Williams ve Japon tasarımcı NIGO “Lobster Bag” tasarladı ve sundu; yaklaşık 18 bin dolar. Görmesem inanmam; ıstakoz biçiminde.</p>
<p>İçimden “Kim alır bunu?” dedim. Çantanın iletişim başarısını kaç kişinin satın aldığıyla ölçersek resmi kaçırabiliriz. Kaç kişinin çantayı gördüğü, arkadaşına gönderdiği, fiyatına inanamadığı ya da hakkında konuştuğu daha önemli olabilir.</p>
<p>Aynı çanta 180 dolar olsaydı haber olur muydu? Muhtemelen hayır. Demek ki 18 bin dolar yalnız fiyat değil, içeriğin kendisi. Burada influencer insan değil, ürün. Lüks marka ürün üretirken aynı anda konuşulacak malzeme üretiyor. Sizi şaşırtmaya devam etmek istiyorum; ıstakozdan hamamböceğine geçelim.</p>
<p><strong>“Madem hamam böceğiyiz...”</strong></p>
<p>Hindistan'da Mayıs ayında “<em>cockroach”</em>, yani hamam böceği kelimesi popüler oldu. Ülkenin önemli bir figürü işsiz gençleri, “hamam böcekleri ve parazitler” diye nitelendirdi. Sözleri sosyal medyada yayıldı. Eğitimini ABD Boston Üniversitesi'nde tamamlamak üzere olan Abhijeet Dipke isimli genç, sosyal medya mesajı yazdı; “Madem hamam böceğiyiz, tüm hamam böcekleri buluşalım birlik olalım”. O gün bugündür hamam böcekleri istilası yaşanıyor; bir gaf, bir mesajdan “Cockroach Janta Party” doğdu. Hareketin Instagram kitlesi 22 milyonu aştı. Eğitim sistemindeki sınav skandallarıyla birleşen protestolar yayıldı. Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan'ın istifası istendi ve sonunda Pradhan görevinden ayrıldı. Financial Times’ın, “Cockroach Rebellion” başlıklı haberi toparlayıcı, https://www.ft.com/content/5133e936-a257-4541-b708-a9141732f5ad?syn-25a6b1a6=1 linkinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kongre üyesi yumurtalarını dondururken video çekti</strong></p>
<p>Alexandria Ocasio-Cortez, 36 yaşında Amerikan Kongre üyesi. Geleceği olan tanınmış bir siyasetçi, yumurtalarını dondurma sürecini Instagram'da paylaştı. Hikayede iğnesini kendisi yapıyor. Kamera son zamanların popüler açısı olan dikey çekiyor. Görüntü özel ve mahrem. Cortez, eyleminde kadınların çocuk sahibi olup olmama ya da ne zaman çocuk sahibi olacağı ya da üreme sağlığı konusunda korkularını dile getiriyor. “Kimse bize ne yapacağımızı söylememeli”, diyor. Bir Kongre üyesi neden bunu yapar?</p>
<p>Siyasi iletişimde politikacının ne söylediği ve ne gösterdiği tabii önemli. Ama kameralar önünde kendisine iğne yapması ayrı bir mesaj. Influencer kültürünün kişiselleştirme yaklaşımı siyasete de girmiş. Politikacı artık seçmenine yalnız kürsüden seslenmiyor, telefon ekranından hayatına giriyor. Cortez'in yumurta dondurma süreciyle ilgili haberine https://www.theguardian.com/us-news/2026/aug/12/aoc-egg-freezing-maga-responses linkinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Kişiselleştirme bir iletişim tekniği oldu</strong></p>
<p>“Kişiselleştirme” etkiyi kendi üzerinde taşımak diyebilirim. Etkisini kişiselleştirme metoduyla besleyen göz boyuyor. Gazeteciler bu türün canlı örneği; haberlerini show’a dönüştürmeye başladılar. Gazeteci-influencer, bugün hiç çekinmeden koşarken haber anlatıyor, mutfağından yayın yapıyor, ne yediğini gösteriyor. İzleyenle samimi ilişki kuruyor. Sayıları hızla artıyor. Ne denli etkili oldukları anlaşılmış herhalde, siyasiler de taklit ediyor.</p>
<p><strong>Ceuta: Kriz bitiyor, görüntü kalıyor</strong></p>
<p>30 Temmuz'da Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika'daki toprağı Ceuta'ya olağanüstü büyüklükte bir insan hareketi başladı. Farklı kaynaklarda rakamlar farklı, ben Reuters'ın son verilerinde yaklaşık 72 bin kişinin Ceuta'ya geçtiği bilgisini kullanacağım. Göç hareketi, sosyal medyada yayınlanan; sınırın açıldığı, İspanya'ya geçtiklerinde geri gönderilemeyecekleri yönündeki paylaşımlar yüzünden arttı. Can kaybı yaşandı, olay trajik bir hal aldı. Haber haberi kovaladı, bilanço yükseldi. Gerçek zaten ağırken, yayınlanan görüntüler kontrol altına alınamadığından ortaya adeta savaş alanı görüntüsü koydu.</p>
<p><strong>Clarissa Ward: 436 bin mi, doğru 436 bin mi?</strong></p>
<p>CNN'in tanınmış dış haber muhabiri Clarissa Ward, Ceuta görüntüleri üzerinden evinde oturma odasından yayın yaptı. Yayında şu soruyu sordu: “Bu görüntüler beynimize ne yapıyor?” Ben o sırada onun günlük ev kıyafeti giyisisinden tutun arkasındaki görüntü, kameraya sanki arkadaşının kulağına sır veriyormuş gibi fısıldama görüntülerinin benim beynime ne yaptığını da düşündüm. Gösterdiği görüntülerde sel gibi akan göçmenler vardı. Ward videosunun başlığı “identifiable victim effect”, tanımlanabilir mağdur etkisini anlattı. Mağdur kim sorduk; göçenler mi, İspanya halkı mı; karışıklık daha sonra diplomasi kanallarına taşındı.</p>
<p>“Görüntüler beynimize ne yapıyor?” sorusu bir şey anlatıyor;  bir insan görürsek hikâye görüyoruz. Kitle büyüdükçe insanın yüzü kayboluyor; empati azalabiliyor, tehdit algısı büyüyebiliyor. Anlatılmaya çalışılan iç içe geçen manipülatif haberlerdi. Ne gerçek ne yalan…</p>
<p>Ward'ın Instagram'da yaklaşık 436 bin takipçisi var. Cristiano Ronaldo'nun yüz milyonlarıyla karşılaştırırsanız hiçbir şey. Ward'ı diplomatlar, gazeteciler, akademisyenler, uluslararası politika çevreleri ve karar vericiler izliyor. Doğru ağın merkezindeki 400 bin kişi, rastgele 40 milyondan daha etkili olabiliyor. Özetle, Ward ve diğer influencer’lar üzerinden olana bitene daha fazla anlam verdik, en azından “Burada alışılmadık ne oluyor?” diye sormayı akıl ettik.</p>
<p><strong>Trump'ın birkaç saniyesi kaç para?</strong></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump'ın Truth Social'ı, Truth API adlı bir hizmet satıyor. Şöyle demem gerek “zaman” satıyor. Biraz açıklamalıyım;</p>
<p>Truth Social'ın önemli hesaplarından gelen paylaşımlar bankalara, hedge fonlara ve yüksek frekanslı işlem şirketlerine, sizin benim gibi standart kullanıcılardan daha hızlı ulaştırılıyor. 11 Ağustos itibarıyla Wall Street Journal'ın aktardığı rakam aylık 60 bin ile 100 bin dolar arasında. Hizmetin 10'dan fazla müşterisi var ve bunların çoğu yüksek frekanslı işlem şirketleri. Bir şirket neden yılda bir milyon dolara yakın para ödesin?</p>
<p>Trump'ın ticaret, İran, savaş, tarifeler veya ekonomi üzerine birkaç kelimesi piyasayı hareket ettirebiliyor. </p>
<p>Çok güncel bir gelişmeyi paylaşmadan noktalayamayacağım. Bu çabalardan elde edilen gelir o kadar yüksek ki, özel kurumlar devlet başkanını dava etme cesareti gösteriyor. The Intercept ve Freedom of the Press Foundation, Trump ve ekibine federal dava açtı. Davanın temel iddiası, Başkan’ın resmi açıklamalarına daha hızlı erişimin Trump’ın özel şirketi üzerinden aylık 100 bin dolara kadar satılmasının yarattığı hak ihlali. Dava kazanç üzerine, etik değerlere rastlamadım.</p>
<p>Hikâyenin başka enteresan açıları da var. Başkan’a yakın olmak her düzeyde avantaj. Trump'ın teleprompter'ını yöneten çalışan, Başkan'ın konuşmalarında geçen kelimeleri sayarak Kalshi adlı tahmin borsasında bahis oynamış.</p>
<p><strong>Haber, adres değiştiriyor</strong></p>
<p>Reuters Institute'ın <em>Digital News Report 2026</em> araştırması 48 coğrafyadan elde edilen verilere göre sosyal medya ve video ağları üzerine çarpıcı sonuçlar yakalamış; insanların yüzde 54'ünün haber kaynakları arasında yer alıyor. Televizyon yüzde 52'de kalmış, düşünün. Yapay zekâ sohbet motorlarını da eklediğimizde üçüncü taraf platformların oranı yüzde 56'ya çıkıyor. Tarihte ilk kez sosyal ve video platformları haber erişim biçimlerinin önüne geçti. Küresel veri.</p>
<p>Habere güven yüzde 37, sosyal medyada görülen habere güven yüzde 22, yapay zekâ sohbet motorlarından alınan habere güven yüzde 20. Tuhaf değil mi: İnsanlar daha az güvendikleri yere doğru gidiyorlar. “Gençler haber okumuyor” cümlesini doğru bulmuyorum. Haber tüketiyorlar, bizim tükettiğimiz şekilde değil. Reuters araştırmasındaki en çarpıcı bulgulardan biri 18-24 yaş grubundakilerin yüzde 56'sının hayatında hiç düzenli gazete okumamış olması. Gazeteye hiç başlamamış bir kuşak. Reuters Institute'ın <em>Digital News Report 2026</em> çalışmasına <u>buradan</u> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Influencer'ı yanlış yerde arıyoruz</strong></p>
<p>Etkinin gücü doğru bilginin güvenilir kişiyle, doğru toplulukla ve doğru formatla buluşmasından geliyor. Algoritmik dağıtım ya büyütüyor ya da görünmez kılıyor. Haber okuryazarlığı iyi eğitimli insan meziyeti değil, hayatta kalabilmek için gerekli farkındalık. Ben biraz ileri gidip vatandaş olma hali diyorum. Haberi bana kimin getirdiğini, neden tam bu haberi seçtiğini, benden ne yapmamı istediğini ve algoritmanın neden tam o anda karşıma çıkardığını sormak zorundayım.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kim-kimi-neye-nasil-ikna-ediyor-85397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kim kimi, neye, nasıl ikna ediyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/omer-zeydan-eskisehir-ticaret-borsasi-baskanligina-adayligini-acikladi-85484</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ömer Zeydan ETB başkanlığına adaylığını açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Oda ve borsa camiasında yılın son çeyreğinde yapılması beklenen seçimler öncesinde Eskişehir Ticaret Borsası (ETB) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Zeydan, yeniden başkanlığa aday olduğunu açıkladı.</p>
<p>Yeni dönemde Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü’nü hayata geçirmeyi hedeflediklerini belirten Zeydan, “Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana mali disiplini esas alan yönetim anlayışımız sayesinde Borsamızın öz kaynaklarını yaklaşık 40 kat artırmayı başardık. Artık hedefimiz, yıllar içinde oluşturduğumuz bu kurumsal gücü ve mali birikimi, Eskişehir’e uzun yıllar hizmet edecek Eskişehir Tarım ve Ticaret Kampüsü’ne dönüştürmektir” diye konuştu. Kampüste lisanslı depoculuk, elektronik satış altyapısı, uluslararası standartlarda akredite ürün analiz laboratuvarları, meslek gruplarının ihtiyaçlarına yönelik endüstriyel binalar ve işleme alanları ile modern Canlı Hayvan Borsası hizmetlerinin aynı çatı altında toplanacağını söyleyen Zeydan, yeni yerleşkeye uygun alanların belirlenmesi amacıyla 2025 yılında çalışmalara başladıklarını kaydetti.</p>
<p>Ata Tohumu Koruma ve Geliştirme Merkezi, tarımsal Ar-Ge ve verimlilik çalışmaları, devlet destekleri ve proje danışmanlığı ile eğitim ve dijital dönüşüm programlarının da kampüs bünyesinde yer alacağını aktaran Zeydan, üniversiteler ve kamu kurumlarıyla kurulacak iş birlikleri sayesinde Eskişehir tarımını geleceğin koşullarına hazırlamayı amaçladıklarını ifade etti. Üreticilerin daha fazla kazanmasını, tüccarların rekabet gücünün artırılmasını, kadın üreticiler ile genç tarımsal girişimcilerin desteklenmesini hedeflediklerini vurgulayan Zeydan, “Eskişehir Ticaret Borsası’nı birlikte güçlendirdik. Bu yeni dönemde ise hedefimiz, bu gücü Eskişehirli üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve sanayicilerimizin daha fazla kazanacağı, Eskişehir tarımının daha köklü yarınlara taşınacağı kalıcı projelere dönüştürmektir” ifadelerini kullandı.Top of Form</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/omer-zeydan-eskisehir-ticaret-borsasi-baskanligina-adayligini-acikladi-85484</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/4/1280x720/omer-zeydan-eskisehir-ticaret-borsasi-baskanligina-adayligini-acikladi-1786720855.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Zeydan, başkanlığa adaylığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uedas-elektrik-sebekesini-akilli-sayaclarla-donusturuyor-85436</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Akıllı sayaç dönüşümüyle dijitalleşmede önemli bir adım atıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Güney Marmara’da elektrik dağıtım hizmeti veren UEDAŞ, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) “Akıllı Sayaç Sistemlerinin Yaygınlaştırılmasına ve Kullanımına İlişkin Usul ve Esaslar” düzenlemesi kapsamında Akıllı Sayaç Sistemleri (MASS) dönüşümünü hayata geçiriyor.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, bu dijital dönüşüm sayesinde sayaçların uzaktan ve otomatik okunması, tüketicilerin günlük ve saatlik tüketim verilerini takip edebilmesi, şebeke kalitesinin daha yakından izlenmesi ve olası sorunlara daha hızlı müdahale edilmesini sağlıyor.</p>
<p>Elektrik dağıtım altyapısının dijitalleşmesi ve modernizasyonunu hedefleyen dönüşüm kapsamında, muayene süresi dolan mevcut sayaçlar mevzuat doğrultusunda aşamalı olarak uzaktan haberleşme özelliğine sahip akıllı sayaçlarla yenileniyor. Bu dönüşüm ile sayaçların uzaktan ve otomatik okunması, tüketicilerin günlük ve saatlik tüketim verilerini takip edebilmesi, şebeke kalitesinin daha yakından izlenmesi ve olası sorunlara daha hızlı müdahale edilmesi hedefleniyor. </p>
<p>MASS kapsamında devreye alınan akıllı sayaçlar sayesinde elektrik tüketim verileri, saha personelinin adrese gitmesine gerek kalmadan uzaktan ve otomatik olarak okunabilecek. Böylece fiziksel sayaç okuma süreçlerinde yaşanabilecek zaman kayıplarının ve olası okuma hatalarının önüne geçilmesi hedefleniyor. Muayene süresi dolan sayaçların mevzuat kapsamında yenilenmesiyle yürütülen dönüşümün, belirlenen kriterler doğrultusunda kademeli olarak yaygınlaştırılması planlanıyor.</p>
<h2>“Tüketiciler tüketimlerini saatlik ve günlük takip edebilecek”</h2>
<p>Akıllı Sayaç Sistemleri'nin tüketicilere elektrik kullanım alışkanlıklarını daha yakından takip etme imkanı da sunacağı belirtildi. Kullanıcılar, EPİAŞ mobil uygulaması ve web portalı üzerinden günlük ve saatlik tüketim verilerine erişebilecek. Bu sayede tüketicilerin enerji kullanım alışkanlıklarını analiz ederek tüketimlerini daha verimli planlamaları ve tasarruf fırsatlarını daha kolay belirlemeleri mümkün olacak.</p>
<h2>“Akıllı Sayaçlarla Daha Hızlı ve Etkin Şebeke Yönetimi”</h2>
<p>UEDAŞ Müşteri Teknik Hizmetleri Direktörü Tayfun Tutar, dönüşümün dağıtım operasyonlarına ve şebeke yönetimine sağlayacağı katkıyı şöyle değerlendirdi: “Akıllı Sayaç Sistemleri dönüşümüyle birlikte dağıtım şebekemizde dijitalleşme adına önemli bir adım atıyoruz. Sayaç verilerinin uzaktan ve otomatik olarak alınabilmesi, hem saha operasyonlarımızı daha etkin yönetmemize hem de tüketim verilerinin daha yakından takip edilmesine imkan sağlayacak. Elde edilen verileri şebekenin performansını izlemek ve olası sorunlara daha hızlı müdahale etmek için de kullanacağız. Bu dönüşümün, Güney Marmara’da daha verimli, daha izlenebilir ve geleceğin akıllı şebeke altyapısına hazır bir elektrik dağıtım sistemi oluşturma hedefimize önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz.” </p>
<h2>“Kayıp ve kaçakla mücadeleye dijital destek”</h2>
<p>Akıllı sayaçların sunduğu dijital altyapı, yalnızca tüketimin ölçülmesini değil, elektrik şebekesinin teknik performansının da daha etkin şekilde takip edilmesini sağlayacak.MASS dönüşümü, elektrik şebekesindeki enerji akışının daha detaylı takip edilmesine de katkı sağlayacak. Akıllı sayaçlardan elde edilen verilerin merkezi yazılımlar üzerinden analiz edilmesiyle, enerji akışındaki farklılıkların daha etkin şekilde izlenmesi ve teknik kayıplar ile kaçak kullanımın azaltılmasına destek olunması hedefleniyor. Bu kapsamda akıllı sayaçlardan elde edilen veriler, yalnızca tüketim takibinde değil, dağıtım şebekesinin genel performansının değerlendirilmesinde de kullanılabilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uedas-elektrik-sebekesini-akilli-sayaclarla-donusturuyor-85436</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/uedas-elektrik-sebekesini-akilli-sayaclarla-donusturuyor-1786693302.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UEDAŞ Müşteri Teknik Hizmetleri Direktörü Tayfun Tutar, “Akıllı Sayaç Sistemleri dönüşümüyle birlikte dağıtım şebekemizde dijitalleşme adına önemli bir adım atıyoruz. Sayaç verilerinin uzaktan ve otomatik olarak alınabilmesi, hem saha operasyonlarımızı daha etkin yönetmemize hem de tüketim verilerinin daha yakından takip edilmesine imkan sağlayacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-gorgel-iklim-direncli-sehirler-icin-ankarada-duzenlenen-zirveye-katildi-85432</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fırat Görgel: İklim değişikliği gelecek nesillerin de meselesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Türkiye’nin bu yıl ev sahipliğini üstleneceği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde iklim değişikliğiyle mücadele ve iklim dirençli şehirlerin geliştirilmesine yönelik istişare ve değerlendirme toplantıları sürüyor. Bu kapsamda Ankara’da, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum’un başkanlığında “COP31’e Giden Süreçte İklim Dirençli Şehirlerin Geliştirilmesi; Kaynak Verimliliğinden Kentsel Dirençliliğe” konulu istişare ve değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel de toplantıya katılarak istişare ve değerlendirmelere ortak oldu. İLBANK ve Asya Kalkınma Bankası yetkilileri, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler temsilcileri, büyükşehir ve il belediye başkanları ile ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri de toplantıda yer aldı.</p>
<p>İklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolünün ve şehirlerin afetlere karşı dayanıklılığının artırılmasının ele alındığı toplantıda çeşitli oturumlar gerçekleştirildi. Oturumlarda; COP31 Eylem Gündemi’nin öncelikli alanlarından biri olan iklim dirençli şehirler, kentsel dayanıklılığın ölçeklendirilmesi, su verimliliği, enerji ve atık sistemlerinde yaşanan sorunlar, bu alanlarda geliştirilebilecek pratik çözüm ve fırsatlar ile uluslararası iş birlikleri kapsamlı şekilde değerlendirildi. Ayrıca şehirlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirilmesi noktasında ihtiyaç duyulan finansman mekanizmaları, yerel yönetimlerin proje geliştirme kapasitesinin artırılması ve ulusal iklim hedeflerinin yatırım yapılabilir projelere dönüştürülmesi konuları da toplantının önemli başlıkları arasında yer aldı.</p>
<p><strong>“Dirençli şehirleri COP31’de ana başlıklarımızdan biri haline getirdik”</strong></p>
<p>Programda konuşan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, COP31 Eylem Gündemi’ni temiz enerji dönüşümünden yeşil sanayileşmeye, sıfır atıktan gıda güvenliğine, İklim Uygulama Köprüsü’nden dirençli şehirlere kadar 10 ana başlık etrafında şekillendirdiklerini ifade etti. Türkiye’nin son yıllarda yangın, sel, kuraklık ve aşırı sıcaklıklar gibi iklim kaynaklı afetlerle karşı karşıya kaldığını belirten Bakan Kurum, bu tecrübelerin afetleri önceden hesaplayan, riskleri azaltan ve kaynakları doğru yöneten yeni bir şehircilik anlayışını zorunlu kıldığını vurguladı. Kentsel dirençliliğin afet yönetimi ile iklim değişikliğini birbirinden ayrı değerlendirmediğine dikkat çeken Bakan Kurum, dirençli şehirlerin COP31’in ana gündemlerinden biri haline getirildiğini belirtti. Kurum, dirençli altyapı ve bina standartlarının küresel ölçekte yaygınlaştırılması, yeşil bina sertifikasyon sistemlerinin güçlendirilmesi ve yeni finansman mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>Deprem bölgesindeki çalışmalar örnek gösterildi</strong></p>
<p>Türkiye’nin depremden etkilenen 11 ilinde yürütülen yeniden inşa çalışmalarına da değinen Bakan Kurum, bu sürecin yalnızca yapılaşma değil, iklim dirençli ve sürdürülebilir şehirlerin oluşturulması açısından da önemli bir dönüşüm fırsatı sunduğunu söyledi. Kurum, deprem sonrası tasarlanan sıfır enerjili bina konseptiyle enerji tüketiminin yüzde 39, sera gazı emisyonlarının ise yüzde 38 azaltıldığını belirterek, COP31 sürecinde bu tür uygulamaların ölçülebilir hedeflerle somut uygulamalara dönüştürüleceğini kaydetti.</p>
<p><strong>Kaynak verimliliği ve sıfır atık vurgusu</strong></p>
<p>Toplantının öne çıkan başlıklarından biri de kaynak verimliliği oldu. Suyun kaybedilmesinin yalnızca suyun değil, aynı zamanda arıtma için kullanılan enerjinin, altyapı yatırımlarının ve kamu kaynaklarının da kaybedilmesi anlamına geldiğini belirten Bakan Kurum, kaynak verimliliğinin çevre politikasının yanı sıra ekonomi, kalkınma, milli kaynakların korunması ve nesiller arası adalet meselesi olduğunu ifade etti. Sıfır atık çalışmalarının Türkiye’nin çevre politikalarının önemli bir parçası haline geldiğini belirten Kurum, Depozito İade Sistemi ve DOA uygulamasıyla bu çalışmaların günlük hayatın daha geniş bir alanına taşındığını, bugüne kadar dönüştürülen ambalaj sayısının 100 milyonu aştığını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7ec1ac79a76-1786692012.jpeg" alt="K.Maraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel" width="700" height="467" /></p>
<p><strong>“Kahramanmaraş’ı iklim değişikliğine ve afetlere karşı daha dirençli hale getiriyoruz”</strong></p>
<p>Toplantıya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanımız ve COP31 Başkanımız Sayın Murat Kurum’un başkanlığında gerçekleştirilen, istişare ve değerlendirme toplantısına katılım sağladık. İklim değişikliği, kaynakların verimli kullanılması ve şehirlerimizin afetlere karşı dirençli hale getirilmesi artık yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesi. Özellikle belediyelerimizin iklim dirençli projeler geliştirebilmesi ve bu projelerin güçlü finansman imkanlarıyla hayata geçirilebilmesi noktasında ortaya konulan çalışmaların son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak şehrimizin ihtiyaçlarını doğru tespit eden, kaynaklarımızı verimli kullanan ve geleceğe değer katan projeler üretmeye devam edeceğiz. Bu vesileyle toplantının düzenlenmesinde emeği geçen Bakanlığımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyor, çalışmalarımızın şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-gorgel-iklim-direncli-sehirler-icin-ankarada-duzenlenen-zirveye-katildi-85432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/2/1280x720/baskan-gorgel-iklim-direncli-sehirler-icin-ankarada-duzenlenen-zirveye-katildi-1786692090.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Bakan Kurum’un başkanlığında Ankara’da gerçekleştirilen “COP31’e Giden Süreçte İklim Dirençli Şehirlerin Geliştirilmesi; Kaynak Verimliliğinden Kentsel Dirençliliğe” konulu istişare ve değerlendirme toplantısına katıldı. Toplantıda; iklim dirençli şehirlerin geliştirilmesi, kentsel dayanıklılığın artırılması, su ve enerji verimliliği, atık yönetimi, yenilenebilir enerji yatırımları ve uluslararası finansman imkânları ele alındı. Görgel, &quot;İklim değişikliği, kaynakların verimli kullanılması ve şehirlerimizin afetlere karşı dirençli hale getirilmesi artık yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de meselesi. Özellikle belediyelerimizin iklim dirençli projeler geliştirebilmesi ve bu projelerin güçlü finansman imkanlarıyla hayata geçirilebilmesi noktasında ortaya konulan çalışmaların son derece kıymetli olduğunu düşünüyorum.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/talas-belediyesi-iklim-muzesi-kuruyor-85430</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Talas Belediyesi &#039;İklim Müzesi&#039; kuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ </strong></p>
<p>Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, Osmanlı Kültür Sokağı'na “İklim Müzesi” kuracaklarını duyurdu. Kurulacak müze için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Türkiye Çevre Ajansı Başkanlığı tarafından 4 milyon lira hibe desteği verilecek.</p>
<p>Talas’ın önemli bir kültür sanat merkezi haline gelen ve turistik açıdan da ilçeye değer katan Osmanlı Sokağı’nda Talas Belediyesi tarafından pek çok proje hayata geçmişti. Su Medeniyetleri Galerisi, Çanakkale'den Cumhuriyete 100. Yıl Müzesi, tarihi dokuya uygun Talas Musiki Cemiyeti ile Klasik Sanatlar Atölyesi, yöresel lezzetlerin sunulduğu Tokana Restoranı ve Türkçe Sokağı gibi yatırımların ardından şimdi de İklim Müzesi kurulmaya hazırlanıyor. Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, “Osmanlı Kültür Sokağı dediğimiz Ali Saip Paşa Sokağı'nda çok güzel çalışmalar ortaya çıkmaya başladı. Hem turistik açıdan hem güvenlik hem de şehir estetiği bakımından önemli kazanımlar elde ettik. Yatırımlarla bölgemiz çok farklı bir kimlik kazandı. İki sokağın kesişiminde, camimizin karşısında belediyemize ait tarihi bir sarnıç tespit edildi. Uzun süren temizlik ve bakım çalışmalarının ardından ORAN Kalkınma Ajansı'nın desteğiyle projemizi hazırladık. İklim Müzesi olarak planlanan bu çalışmayla özellikle çocuklarımızın çevre ve iklim konusunda bilinçlenmesini hedefliyoruz. Hazırladığımız projeyi Türkiye Çevre Ajansı'na sunduk. Yaptığımız görüşmeler neticesinde bakanlığımız projeye 4 milyon lira hibe desteği verme kararı aldı” dedi.</p>
<p>Kayseri’de yaklaşık 2 milyon metrekarelik alanda Koruma Amaçlı İmar Planı yapılan tek yerin Talas olduğuna da dikkat çeken Yalçın, “Tarihi eserlerin, taş konakların ve kültürel mirasın bir arada bulunduğu bu alanı korumak için yaklaşık üç yıl boyunca yoğun bir çalışma yürüttük. Tarihi değerlerimizi geleceğe taşımak adına azami gayret gösteriyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/talas-belediyesi-iklim-muzesi-kuruyor-85430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/0/1280x720/talas-belediyesi-iklim-muzesi-kuruyor-1786691072.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Talas Belediye Başkanı Mustafa Yalçın, &quot;Uzun süren temizlik ve bakım çalışmalarının ardından ORAN Kalkınma Ajansı&#039;nın desteğiyle projemizi hazırladık. İklim Müzesi olarak planlanan bu çalışmayla özellikle çocuklarımızın çevre ve iklim konusunda bilinçlenmesini hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/lojistik/arc-grup-cinden-avrupaya-lojistik-koprusunu-turkiyeden-kuruyor-85429</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ARC Grup, Çin’den Avrupa’ya lojistik köprüsünü Türkiye’den kuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Küresel ticaret rotalarının yeniden şekillendiği dönemde Türkiye, Çin ile Avrupa arasındaki yük hareketinde stratejik bir lojistik merkez olma yolunda ilerliyor.</p>
<p>Bu doğrultuda yatırımlarını artıran ARC Grup, kara, deniz, hava ve demiryolunu entegre eden taşımacılık modeliyle Çin kaynaklı yüklerin Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaştırılmasını sağlayan altyapısını güçlendiriyor. ARC Grup Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Arabacı, Çin ile Avrupa arasındaki ticaret hacminin büyümeye devam ettiğini belirterek, bu hatta Türkiye’nin üstleneceği rolün giderek artacağını söyledi. Çin’den gelen ürünlerin Türkiye’de işlenmesinin ya da Türkiye üzerinden transit olarak Avrupa’ya taşınmasının önümüzdeki dönemde daha fazla önem kazanacağını ifade eden Arabacı, lojistik altyapısını da bu gelişmeye göre şekillendirdiklerini kaydetti. Arabacı, “Çin’den alınan ürünleri transit olarak Avrupa’ya aktarıyoruz. Gelecekte İpek Yolu üzerindeki demiryolu taşımalarının da daha güçlü hale geleceğini öngörüyoruz. Kara yolu bağlantımızı kurduk ve operasyonlara başladık. Uzun vadede ticaretin önemli bölümünün Türkiye üzerinden geçeceğine inanıyoruz. Çin’den gelen ürünler ya Türkiye’de işlenecek ya da Türkiye üzerinden transit geçecek. Biz de bu lojistik köprünün altyapısını oluşturuyoruz” dedi.</p>
<h2><strong>Avrupa’da şirketleşmeyle operasyon gücünü artırıyor</strong></h2>
<p>ARC Grup’un Avrupa yapılanmasının yalnızca yeni bir taşıma hattı oluşturmaktan ibaret olmadığını vurgulayan Arabacı, Çekya merkezli ARCLOG Europe organizasyonuyla Avrupa içi operasyonları doğrudan yönettiklerini söyledi. Çek Cumhuriyeti, Polonya, Macaristan ve Slovakya’da faaliyetlerini genişleten şirket, Bulgaristan’daki yapılanmasıyla da Avrupa’daki operasyonel gücünü artırıyor. Avrupa’da toplam 20 araçlık aktif filoya ulaşan grup, önümüzdeki dönemde Avrupa içindeki araç sayısını daha da artırmayı hedefliyor. Avrupa’da kurulan şirket yapısının, Türkiye’den Avrupa’ya taşınan yüklerin sınır geçişinden sonraki dağıtımında da şirkete doğrudan kontrol imkânı sağladığını belirten Arabacı, özellikle Orta Avrupa’nın Türk ihracatçısı açısından önemli bir dağıtım merkezi haline geldiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7ebda033da9-1786690976.jpg" alt="" width="746" height="420" /></p>
<h2><strong>Kapıkule’ye uzanan lojistik altyapı</strong></h2>
<p>ARC Grup, Avrupa’daki büyüme stratejisini Türkiye’deki lojistik yatırımlarıyla da destekliyor. İstanbul’da ikinci şube ve Edirne şubesini devreye alan şirket, Çerkezköy’de 6 bin metrekaresi kapalı olmak üzere toplam 10 bin metrekarelik depo ve lojistik garaj yatırımı gerçekleştirdi. Çerkezköy’deki merkezde gümrük işlemleri tamamlanan ihracat yükleri doğrudan Kapıkule’ye sevk edilerek sınır geçiş sürelerinin optimize edilmesi hedefleniyor. Bursa’da ise 12 dönümlük garaj alanı ve 10 bin metrekarelik depo kapasitesiyle operasyonların önemli bir bölümü yönetiliyor. Grup genelinde 700 kişilik istihdam sağlayan ARC Grup, 300 TIR ve 80 express araçtan oluşan filosuyla hizmet veriyor. Kiralık araçlarla da kapasite esnekliği sağlayan şirket, özellikle ihracatın yoğunlaştığı dönemlerde ortaya çıkan ani taşıma ihtiyaçlarına hızlı yanıt verebiliyor.</p>
<h2><strong>Otomotiv taşımalarının payı yüzde 40</strong></h2>
<p>ARC Grup’un toplam iş hacminde karayolu taşımacılığı yüzde 70, denizyolu ise yüzde 25 pay alıyor. Şirket, farklı taşıma modlarını bir araya getiren multimodal çözümlerle müşterilerinin zaman ve maliyet beklentilerine cevap vermeye çalışıyor. Müşteri portföyünün yaklaşık yüzde 40’ını otomotiv sektörünün oluşturduğunu belirten Arabacı, özellikle üretim zincirinde zaman kaybının yüksek maliyetlere yol açtığı otomotiv sektöründe hızlı teslimatın kritik önem taşıdığını söyledi. ARC Grup, acil ve yüksek değerli otomotiv parçalarında handcarry hizmeti de sunuyor. Şirket, Avrupa’ya 24 saat, diğer küresel destinasyonlara ise 48 saat içinde teslimat gerçekleştirebiliyor. Otomotivin yanı sıra gıda ve makine sanayinde de faaliyet gösteren grubun profil, alüminyum ve kimya sektörlerindeki iş hacminin de artış eğiliminde olduğu belirtiliyor. ARC Grup son beş yılda ortalama yüzde 15 büyüme kaydederken, Avrupa merkezli operasyon modeliyle bu büyüme ivmesini artırmayı hedefliyor.</p>
<h2><strong>Yeşil lojistik ihalelerde avantaj sağlıyor</strong></h2>
<p>Avrupa taşımacılık pazarında karbon emisyonu kriterlerinin giderek daha belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Arabacı, ARC Grup’un T.C. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen Yeşil Lojistik Belgesi’ni almaya hak kazanan sayılı firmalar arasında yer aldığını belirtti. Filonun tamamının Euro 6 normunda araçlardan oluştuğunu ifade eden Arabacı, sürdürülebilirlik odaklı yatırımların devam edeceğini söyledi. Yeşil Lojistik Belgesi’nin yalnızca çevresel açıdan değil, ticari açıdan da avantaj sağladığını belirten Arabacı, belge sayesinde teşviklerden yararlanma imkânı elde ettiklerini ve global şirketlerin ihalelerinde rekabet güçlerinin arttığını kaydetti. Şirket, sürdürülebilirlik hedefleri kapsamında kurulması planlanan hatıra ormanıyla da çevresel katkısını artırmayı hedefliyor.</p>
<h2><strong>Yüksek finansman maliyeti filo yenilemeyi zorlaştırıyor</strong></h2>
<p>Arabacı, son yıllarda yükselen finansman maliyetleri, KDV uygulamalarındaki değişiklikler ve yabancı firmalarla rekabet koşullarındaki eşitsizliğin yerli taşımacıyı zorladığını söyledi. Avrupa’daki lojistik şirketlerinin yaklaşık yüzde 2 faiz oranıyla 5 yıl vadeli araç finansmanı sağlayabildiğini belirten Arabacı, Türkiye’de kredi maliyetlerinin yüzde 40-45 seviyelerine kadar çıktığını söyledi. Bu farkın filo yatırımlarını doğrudan etkilediğini vurgulayan Arabacı, yüksek finansman maliyetleri nedeniyle Türk taşımacılarının araçlarını yenilemekte zorlandığını, buna karşılık Orta Avrupa ve Balkan ülkeleri plakalı araçların Türkiye hatlarındaki varlığının son yıllarda belirgin biçimde arttığını kaydetti. </p>
<h2><strong>KDV uygulaması nakit akışını baskılıyor</strong></h2>
<p>Sektörün bir diğer önemli sorununun KDV mahsup sistemindeki değişiklikler olduğunu ifade eden Arabacı, özellikle yatırım yapan firmaların nakit akışının bu uygulamalardan olumsuz etkilendiğini söyledi. Araç alımlarında ödenen KDV’nin önceki sistemde daha hızlı mahsup edilebildiğini hatırlatan Arabacı, mevcut uygulamaların özellikle yüksek yatırım gerektiren lojistik şirketleri açısından finansal baskıyı artırdığını belirtti. Arabacı ayrıca, ana faaliyet konusu lojistik olmayan bazı firmaların KDV avantajlarından yararlanmak amacıyla taşımacılık sektörüne girmesinin sektörde kapasite fazlası ve fiyat baskısı oluşturduğunu savundu. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/lojistik/arc-grup-cinden-avrupaya-lojistik-koprusunu-turkiyeden-kuruyor-85429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/9/1280x720/arc-grup-cinden-avrupaya-lojistik-koprusunu-turkiyeden-kuruyor-1786691010.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret akışında Türkiye’yi lojistik merkez haline getirmeye hazırlanan ARC Grup&#039;un, Avrupa’da şirketleşme, filo ve depo yatırımlarıyla operasyon ağını genişlettiği belirtildi. 300 TIR ve 80 express araçlık filosuyla hizmet veren şirket, otomotiv başta olmak üzere ihracatçıya hız kazandırırken, Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Arabacı, Türkiye’de yüzde 40-45’e ulaşan finansman maliyetlerinin yerli taşımacının filo yenilemesini zorlaştırdığını ve yabancı plakalı araçlarla rekabet eşitsizliği oluşturduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/diyarbakirda-8-dakikada-el-degmeden-arac-yikama-donemi-basladi-85450</guid>
            <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Araç yıkamada fırçasız ve insan temasını ortadan kaldıran yeni bir sistem kurduk&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MAHİR SOLMAZ/DİYARBAKIR</strong></p>
<p>Diyarbakır’da uzun yıllardır araç koruma ve güzelleştirme sektöründe faaliyet gösteren girişimci Hasip Özalp, sektörde edindiği tecrübeyi yeni nesil araç yıkama teknolojisiyle birleştirdiğini belirtti. Şirket, Yaklaşık 10 milyon TL yatırımla hayata geçirilen ZOREX WASH, Diyarbakır’da hızlı, temassız ve modern araç yıkama anlayışını yaygınlaştırmayı hedefliyor.</p>
<p>Yatırım fikrinin sektörde karşılaştıkları ihtiyaçlardan doğduğunu belirten Özalp, özellikle PPF (boya koruma filmi), seramik kaplama ve benzeri profesyonel araç koruma uygulamalarından sonra doğru yıkama yönteminin büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Özalp, “Yaklaşık 6 yıldır bu sektörün içerisindeyiz. PPF, seramik kaplama, cam filmi ve araç koruma uygulamalarında binlerce araçla ilgili tecrübe edindik. Araçların koruma uygulamalarından sonra yanlış ve kontrolsüz yıkama yöntemlerine maruz kalabildiğini gördük. Bunun üzerine araca mümkün olduğunca hassas davranan, fırça kullanmayan ve insan temasını ortadan kaldıran yeni bir sistem arayışına girdik. Uzun araştırmalar sonucunda teknolojiyi belirledik, makinelerimizi getirerek ZOREX WASH markası altında yatırımımızı hayata geçirdik” dedi.</p>
<p>Sistemin en önemli özelliklerinden birinin araçla fiziksel temasın ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Özalp, şöyle devam etti: “Araca fırça veya insan eli değmeden, kontrollü su basıncı ve özel yıkama sistemiyle işlemi gerçekleştiriyoruz. Alt şase yıkama dahil süreç yaklaşık 8 dakikada tamamlanıyor. Geleneksel yöntemlere kıyasla suyu daha kontrollü kullanırken, müşterimizin zamanını da koruyoruz. İnsanların araç yıkamak için uzun süre beklemesini istemiyoruz.”</p>
<p>Özalp, sistemin yalnızca hız üzerine kurulmadığını belirterek, “Bizim için amaç 8 dakikada işi bitirmekten ibaret değil. Hız, araç güvenliği, hizmet standardı ve kaynakların verimli kullanılması aynı sistem içerisinde olmalı. ZOREX WASH’ı bu anlayış üzerine kurduk” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Günümüzde zamanın en değerli unsurlardan biri haline geldiğini belirten Özalp, yeni yatırımlarının çıkış noktalarından birinin de bu olduğunu söyledi. Özalp “Bir insanın aracını yıkatmak için uzun süre beklemesi artık bize doğru gelmiyor. Teknoloji bunu çok daha kısa sürede ve standart bir kaliteyle yapabiliyorsa neden kullanmayalım? Biz de bu nedenle ‘Zamanın değerini bilenler için ZOREX’ anlayışıyla hareket ediyoruz.”</p>
<p>ZOREX WASH’ın yalnızca tek bir yıkama noktası olarak planlanmadığını vurgulayan Özalp, sistemin performansı ve müşteri deneyiminden elde edilecek veriler doğrultusunda yeni yatırımlar yapacaklarını söyledi. Özalp, “İlk adımı Diyarbakır’da attık. Hedefimiz sistemi burada güçlü ve sürdürülebilir bir modele dönüştürmek. Ardından yeni lokasyonlarla Diyarbakır genelinde büyümek ve çevre illere açılmak istiyoruz. Bununla birlikte oluşturduğumuz sistemin marka, tasarım ve sınai mülkiyet haklarının korunmasına yönelik çalışmalarımızı da başlatıyoruz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/diyarbakirda-8-dakikada-el-degmeden-arac-yikama-donemi-basladi-85450</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/0/1280x720/diyarbakirda-8-dakikada-el-degmeden-arac-yikama-donemi-basladi-1786700481.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Diyarbakır’da 6 yıldır araç koruma ve güzelleştirme sektöründe faaliyet gösteren girişimci Hasip Özalp, yaklaşık 10 milyon TL’lik yatırımla fırça kullanılmayan ve insan temasını ortadan kaldıran yeni bir sistem kurduklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-4158-milyar-lira-artti-85369</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 415,8 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 7 Ağustos ile biten haftada yüzde 1,28 artarak 32 trilyon 379 milyar 318 milyon 37 bin liradan 32 trilyon 795 milyar 159 milyon 240 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,29 azalarak 17 trilyon 769 milyar 130 milyon 860 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 3,59 artışla 10 trilyon 786 milyar 875 milyon 881 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 267 milyar 611 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 227 milyar 440 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 7 Ağustos itibarıyla 1 milyar 770 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,96 azalışla 6 trilyon 779 milyar 769 milyon 152 bin liraya geriledi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 817 milyar 737 milyon 899 bin lirası konut, 41 milyar 384 milyon 793 bin lirası taşıt, 2 trilyon 557 milyar 35 milyon 833 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 363 milyar 610 milyon 627 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 7 Ağustos ile biten haftada 23 milyar 100 milyon 303 bin lira artarak 26 trilyon 740 milyar 928 milyon 993 bin liradan, 26 trilyon 764 milyar 29 milyon 296 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-4158-milyar-lira-artti-85369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/lira-para-tl-1760890382.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 415,8 milyar lira artarak 32,8 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-5473-milyon-dolarlik-alis-85367</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 547,3 milyon dolarlık alış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı. </p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 1,5 milyon dolarlık hisse senedi, 545,8 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 210 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 7 Ağustos haftasında 39 milyar 557,1 milyon dolardan 40 milyar 779,5 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 17 milyar 896,8 milyon dolardan 18 milyar 488,7 milyon dolara ve ÖST stoku da 3 milyar 879,2 milyon dolardan 4 milyar 74,4 milyon dolara yükseldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-5473-milyon-dolarlik-alis-85367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşikler, 1,5 milyon dolarlık hisse senedi ile 545,8 milyon dolarlık DİBS aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-toplam-rezervleri-139-milyar-dolar-artti-85364</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez&#039;in toplam rezervleri 13,9 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 7 Ağustos itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri, 7 milyar 211 milyon dolar artarak 71 milyar 22 milyon dolara ulaştı. Brüt döviz rezervleri, 31 Temmuz'da 63 milyar 811 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 6 milyar 708 milyon dolar artışla 100 milyar 637 milyon dolardan 107 milyar 345 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 7 Ağustos haftasında bir önceki haftaya göre 13 milyar 918 milyon dolar artarak 164 milyar 448 milyon dolardan 178 milyar 366 milyon dolara çıktı.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>26.05.2026</td>
<td>105.992</td>
<td>53.234</td>
<td>159.226</td>
</tr>
<tr>
<td>26.06.2026</td>
<td>94.954</td>
<td>54.251</td>
<td>149.205</td>
</tr>
<tr>
<td>03.07.2026</td>
<td>97.742</td>
<td>61.952</td>
<td>159.694</td>
</tr>
<tr>
<td>24.07.2026</td>
<td>100.210</td>
<td>62.396</td>
<td>162.606</td>
</tr>
<tr>
<td>31.07.2026</td>
<td>100.637</td>
<td>63.811</td>
<td>164.448</td>
</tr>
<tr>
<td>07.08.2026</td>
<td>107.345</td>
<td>71.022</td>
<td>178.366</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-toplam-rezervleri-139-milyar-dolar-artti-85364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/dolar-dollar-1778823964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 13,9 milyar dolar artışla 178,4 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-51-milyon-liraya-geriledi-85363</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 15:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 51 milyon liraya geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class=""> </div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 7 Ağustos itibarıyla 47 milyar 537 milyon lira artarak 27 trilyon 434 milyar 439 milyon liradan 27 trilyon 481 milyar 976 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 366 milyar 488 milyon lira artarak 30 trilyon 914 milyar 613 milyon liradan 31 trilyon 281 milyar 101 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 6 milyar 955 milyon lira azalarak 3 trilyon 423 milyar 271 milyon liraya geriledi. Söz konusu tutarın 818 milyar 485 milyon lirası konut, 41 milyar 513 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 563 milyar 273 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 21 milyar 455 milyon lira artarak 4 trilyon 205 milyar 273 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,7 azalışla 3 trilyon 363 milyar 852 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 268 milyar 266 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 95 milyar 586 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 7 Ağustos itibarıyla önceki haftaya göre 9 milyar 339 milyon lira artarak 827 milyar 871 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 621 milyar 948 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 3 milyar 542 milyon lira azalarak 5 trilyon 923 milyar 128 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesaplarının (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 106 milyon lira azalarak 157 milyon liradan 51 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-51-milyon-liraya-geriledi-85363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/5/1280x720/lira-para-tl-1768566185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre, KKM bakiyesi 106 milyon lira azalışla 51 milyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cari-acigin-milli-gelire-oraninin-tarihsel-ortalamanin-altinda-kalmaya-devam-edecegi-degerlendiriliyor-85371</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 14:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Cari açığın milli gelire oranının tarihsel ortalamanın altında kalmaya devam edeceği değerlendiriliyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haziran ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Yazılı açıklamada Haziran 2025'te 2,3 milyar dolar olan cari işlemler açığının, bu yılın haziran ayında 4,2 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Bolat, yıllıklandırılmış açığın 38,9 milyar dolar olduğunu aktardı.</p>
<p>Bolat, yıllıklandırılmış altın ve enerji hariç cari işlemler hesabında 28,9 milyar dolar fazla verildiğine işaret etti.</p>
<p>Bu performansla cari işlemler açığının, ilk çeyrekte 23,6 milyar dolar olarak gerçekleşmesinin ardından yılın ikinci çeyreğinde 10,9 milyar dolara gerilediğini ifade eden Bolat, yılın ilk yarısında da söz konusu açığın 34,5 milyar dolar olduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>"Mal ihracatındaki artış iyileşmede rol oynadı"</strong></p>
<p>Bolat, enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle net enerji açığının haziranda yüzde 42,3 artışla 4,5 milyar dolara yükselmesinin, cari işlemler açığındaki artışta etkili olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yılın ikinci çeyreğinde jeopolitik gelişmelerin emtia ve enerji fiyatları üzerinden ithalatı artırıcı etkisine rağmen, dış ticaret açığında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9 iyileşme kaydedilmiştir. Söz konusu iyileşmede mal ihracatımızın yüzde 10,1 artması rol oynamıştır. Böylece yılın ikinci çeyreğinde cari işlemler açığı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,7, bir önceki çeyreğe göre ise yüzde 53,8 azalarak 10,9 milyar dolara gerilemiştir."</p>
<p>Yıllıklandırılmış hizmet ihracatının haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,6 artarak 123,3 milyar dolara ulaştığını belirten Bolat, seyahat gelirlerinin bu dönemde 60,3 milyar dolar, taşımacılık gelirlerinin 43,2 milyar dolar olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bolat, haziran itibarıyla mal ve hizmet ihracatı toplamının da geçen yıla kıyasla yüzde 3,9 yükselişle 401,2 milyar dolara çıktığının altını çizdi.</p>
<p><strong>"İhracatı güçlendirmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz"</strong></p>
<p>Küresel konjonktürde artan risk ve belirsizliklere rağmen cari işlemler açığının tarihsel ortalamanın altında seyretmeye devam ettiğini vurgulayan Bolat, cari açığın milli gelire oranının geçen yıl yüzde 1,9 olurken, bu yılın ilk çeyreğinde yıllıklandırılmış bazda yüzde 2,4 ile tarihsel ortalamanın altındaki performansını sürdürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Bolat, ikinci çeyrekteki büyüme beklentileri doğrultusunda, cari işlemler açığının milli gelire oranının yıllıklandırılmış bazda, ilk çeyreğe yakın seviyede gerçekleşmesinin öngörüldüğüne de dikkati çekti.</p>
<p>Haziran ayından itibaren enerji ve emtia fiyatlarında gerileme görüldüğüne işaret eden Bolat, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Son dönemde görülen fiyat oynaklığı cari işlemler açığı üzerindeki yukarı yönlü risklerin sürdüğüne işaret etmektedir. Bununla birlikte mal ve hizmet ihracatındaki dayanıklı görünümün desteğiyle, cari işlemler açığının milli gelire oranının tarihsel ortalamasının altında kalmaya devam edeceği değerlendirilmektedir. Bakanlık olarak, ihracat destekleri, ticaret diplomasisi, pazar ve ürün çeşitlendirmesi ile ihracatı güçlendirmeye yönelik çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Mal ve hizmet ihracatındaki kazanımların kalıcı hale getirilmesi ve dış ticaret dengesinin cari işlemler dengesine sürdürülebilir katkı sağlaması, temel önceliğimiz olmaya devam edecektir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu 'yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat' vizyonu kapsamında, ülkemizi dünya ihracat liginde üst sıralara taşımak üzere gayretle çalışmalarımızı sürdürüyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cari-acigin-milli-gelire-oraninin-tarihsel-ortalamanin-altinda-kalmaya-devam-edecegi-degerlendiriliyor-85371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/bakan-bolat-1766914820.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Haziran ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendiren Bakan Bolat, &quot;Mal ve hizmet ihracatındaki dayanıklı görünümün desteğiyle, cari işlemler açığının milli gelire oranının tarihsel ortalamanın altında kalmaya devam edeceği değerlendirilmektedir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-cari-acigin-surdurulebilir-seviyelerde-kalacagini-ongoruyoruz-85361</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalacağını öngörüyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan haziran ayı ödemeler dengesi verileri hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda haziranda yıllıklandırılmış cari açığın 38,9 milyar dolar olduğunu belirten Şimşek, "İkinci çeyrek itibarıyla cari açığın milli gelire oranının yaklaşık yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz. Enerji ve diğer emtia fiyatlarının yüksek seyri cari denge üzerinde baskı oluştursa da cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalacağını öngörüyoruz. Dış finansmana erişimdeki güçlü görünüm, program döneminde tesis ettiğimiz güvenin önemli göstergesidir. Son bir yılda dış borç çevirme oranları bankacılık sektöründe yüzde 161, reel sektörde yüzde 246 oldu. Cari dengede elde ettiğimiz kazanımları kalıcı hale getirmek için verimlilik ve dönüşüm odaklı politikalarımızı uygulamaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Haziranda yıllıklandırılmış cari açık 38,9 milyar dolar oldu. İkinci çeyrek itibarıyla cari açığın milli gelire oranının yaklaşık yüzde 2,3 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyoruz.<br /><br />Enerji ve diğer emtia fiyatlarının yüksek seyri cari denge üzerinde baskı oluştursa da cari açığın… <a href="https://t.co/sLJLWfmHxE">pic.twitter.com/sLJLWfmHxE</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2087837197269410277?ref_src=twsrc%5Etfw">August 13, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-cari-acigin-surdurulebilir-seviyelerde-kalacagini-ongoruyoruz-85361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/3/1280x720/simsekten-enflasyon-tahmini-petrol-65-dolarin-altinda-kalirsa-hedefin-1-ile-16-puan-altinda-olur-1744291508.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Haziran ayı ödemeler dengesi verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Enerji ve diğer emtia fiyatlarının yüksek seyri cari denge üzerinde baskı oluştursa da cari açığın sürdürülebilir seviyelerde kalacağını öngörüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2025-vergi-rekortmenleri-belli-oldu-85359</guid>
            <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;in vergi rekortmenleri belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), 2025 vergilendirme dönemine ait yıllık gelir ve kurumlar vergisi beyannamelerinin değerlendirilmesi sonucunda Türkiye genelinde en fazla vergi beyan eden 100 mükellef listesini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, 2021-2025 yıllarında art arda 5 kez Türkiye'nin en çok gelir vergisi ödeyen mükellefleri oldu.</p>
<p>2025 vergilendirme döneminde Selçuk Bayraktar 2 milyar 991 milyon 536 bin lira, Haluk Bayraktar da 2 milyar 502 milyon 27 bin lira gelir vergisi beyan etti. İki yöneticinin ödediği toplam gelir vergisi 5 milyar 493,6 milyon lirayı buldu.</p>
<p><strong>Üçüncü sırada Mustafa Rahmi Koç yer aldı</strong></p>
<p>2025 vergilendirme dönemine ilişkin en fazla gelir vergisi beyan eden mükellefler listesinin üçüncü sırasında 830 milyon 795 bin 72 lirayla Koç Holding Şeref Başkanı Mustafa Rahmi Koç bulunuyor.</p>
<p>Listenin dördüncü sırasında 676 milyon 261 bin 752 lirayla Mehmet Sinan Tara yer aldı.</p>
<p>Listenin, 5, 6 ve 8'inci sırasındaki kişiler isimlerinin açıklanmasını istemedi.</p>
<p>Listede yedinci sırada 557 milyon 655 bin 112 lirayla Erman Ilıcak, dokuzuncu sırada 448 milyon 694 bin 701 lirayla Mehmet Cengiz, onuncu sırada 430 milyon 317 bin 466 lirayla Ceyda Lale Tara yer aldı.</p>
<p><strong>5,6 milyon mükellef beyanname verdi</strong></p>
<p>Türkiye genelinde yıllık gelir vergisine ilişkin 5 milyon 586 bin 760 mükellef tarafından beyanname verildi. Bu beyannamelerle 2 trilyon 394 milyar 768 milyon 820 bin 670 lira matrah beyan edildi. Bu tutar üzerinden 710 milyar 565 milyon 105 bin 352 lira gelir vergisi tahakkuku gerçekleştirildi.</p>
<p>Türkiye genelinde 2025 vergilendirme dönemi için her bir mükellef ortalama 428 bin 651 lira matrah beyanında bulunurken, bu matrah üzerinden ortalama 127 bin 187 lira gelir vergisi tahakkuku yapıldı.</p>
<p>Gelir vergisi mükelleflerinden en fazla vergi tahakkuk ettirilen ilk 100 mükellefin illere göre dağılımında 78 isimle İstanbul ilk sırayı aldı. İstanbul'u 10 mükellefle Ankara, 3 mükellefle İzmir, 2 mükellefle Kocaeli, birer mükellefle Bursa, Kayseri, Eskişehir, Tekirdağ, Aksaray, Rize ve Karabük izledi.</p>
<p><strong>78 mükellef isminin açıklanmasını istemedi</strong></p>
<p>Türkiye'nin 2025 yılı en fazla vergi verenler listesinde ilk sırada Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar yer alırken, kendisine 2 milyar 991 milyon 536 bin 761 lira vergi tahakkuk edildi.</p>
<p>Listedeki ikinci isim, 2 milyar 502 milyon 27 bin 661 lirayla Haluk Bayraktar oldu. Koç Holding Şeref Başkanı Mustafa Rahmi Koç da 830 milyon 795 bin lirayla üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p>Listede 78 mükellef ise isminin açıklanmasını istemedi.</p>
<p>2025 vergilendirme dönemi gelir vergisi Türkiye geneli ilk 20 sıralaması şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>SIRA</td>
<td>ADI SOYADI</td>
<td>FAALİYET TÜRÜ</td>
<td>TAHAKKUK EDEN VERGİ TUTARI (TL)</td>
<td>İLİ</td>
</tr>
<tr>
<td>1</td>
<td>SELÇUK BAYRAKTAR</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>2.991.536.760,62</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>LÜTFÜ HALUK BAYRAKTAR</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>2.502.027.660,87</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>MUSTAFA RAHMİ KOÇ</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>830.795.072,17</td>
<td>ANKARA</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>MEHMET SİNAN TARA</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>676.261.751,92</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>ERMAN ILICAK</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>557.655.112,13</td>
<td>ANKARA</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>MEHMET CENGİZ</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>448.694.700,95</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>CEYDA LALE TARA</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>430.317.465,73</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>11</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>12</td>
<td>AHMET CENGİZ</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>417.497.090,84</td>
<td>İZMİR</td>
</tr>
<tr>
<td>13</td>
<td>MEHMET ÖMER KOÇ</td>
<td>ÜCRET GELİRİ ELDE ETME FAALİYETLERİ</td>
<td>414.993.536,41</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>14</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>15</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>16</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>17</td>
<td>EKREM CENGİZ</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>397.509.699,21</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
<tr>
<td>18</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>19</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>20</td>
<td>VELİ ERGİN İMRE</td>
<td>KENDİ ADINA MENKUL SERMAYE İRADI FAALİYETLERİ</td>
<td>297.765.221,63</td>
<td>İSTANBUL</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p>(*) Mükellef bilgilerinin açıklanmasını istemeyenler</p>
<p><strong>Kurumlar vergisi</strong></p>
<p>Türkiye genelinde 2025 yılı vergilendirme döneminde 1 milyon 215 bin 24 mükellef tarafından kurumlar vergisi beyannamesi verildi. Söz konusu beyannamelerle 6 trilyon 971 milyar 232 milyon 11 bin 841 lira matrah beyanında bulunuldu ve bu tutar üzerinden 1 trilyon 614 milyar 791 milyon 537 bin 584 lira kurumlar vergisi tahakkuk ettirildi.</p>
<p>Söz konusu vergilendirme dönemi için her bir mükellef, ortalama 5 milyon 737 bin 526 lira matrah beyanında bulundu ve bu matrah üzerinden tahakkuk ettirilen ortalama kurumlar vergisi 1 milyon 329 bin 20 lira olarak belirlendi.</p>
<p>En fazla vergi tahakkuk ettirilen ilk 100 mükellefin illere göre dağılımında ilk sırada 80'le İstanbul yer aldı.</p>
<p>Bu şehri 14 mükellefle Ankara, birer mükellefle İzmir, Antalya, Konya, Kocaeli, Muğla ve Kastamonu izledi.</p>
<p>Listenin birinci sırasında 70 milyar 394 milyon 682 bin 569 lira vergi tahakkuku ile Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası AŞ yer buldu.</p>
<p>İkinci ve beşinci sırada yer alan kurumlar ise isminin açıklanmasını istemedi.</p>
<p>Üçüncü sırada 22 milyar 908 milyon 18 bin 998 lira vergi tahakkukuyla Türkiye Vakıflar Bankası Türk AO yer aldı.</p>
<p>Türkiye Garanti Bankası AŞ de 20 milyar 77 milyon 580 bin 965 lirayla listenin dördüncü sırasında öne çıktı.</p>
<p>QNB Bank AŞ, LC Waikiki Mağazacılık Hizmetleri Ticaret AŞ, Emin Evim Tasarruf Finansmanı AŞ, Citibank AŞ, Allianz Sigorta AŞ de ilk 10'da yer alan diğer kurumlar oldu.</p>
<p>Listede bankacılığın yanı sıra giyim, sigorta, telekomünikasyon, savunma sanayi, elektrik, perakende gibi sektörlerde faaliyet gösteren kurum ve şirketler öne çıktı.</p>
<p>En fazla kurumlar vergisi beyan eden ilk 100 mükellef listesine giren kurum ve şirketlerden 36'sı isminin açıklanmasını istemedi.</p>
<p>Listenin ilk 10 sırası ise şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>SIRA NO</td>
<td>KURUMUN ÜNVANI</td>
<td>TAHAKKUK EDEN VERGİ TUTARI (TL)</td>
</tr>
<tr>
<td>1</td>
<td>TÜRKİYE CUMHURİYETİ ZİRAAT BANKASI AŞ</td>
<td>70.394.682.568,58</td>
</tr>
<tr>
<td>2</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>3</td>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI TÜRK AO</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
<td>22.908.018.997,69</td>
</tr>
<tr>
<td>4</td>
<td>TÜRKİYE GARANTİ BANKASI AŞ</td>
<td>20.077.580.964,74</td>
</tr>
<tr>
<td>5</td>
<td>(*)</td>
<td>(*)</td>
</tr>
<tr>
<td>6</td>
<td>QNB BANK AŞ</td>
<td>10.188.986.238,17</td>
</tr>
<tr>
<td>7</td>
<td>LC WAİKİKİ MAĞAZACILIK HİZMETLERİ TİCARET AŞ</td>
<td>10.178.312.762,29</td>
</tr>
<tr>
<td>8</td>
<td>EMİN EVİM TASARRUF FİNANSMANI AŞ</td>
<td>10.075.256.901,67</td>
</tr>
<tr>
<td>9</td>
<td>CİTİBANK AŞ</td>
<td>7.683.320.193,57</td>
</tr>
<tr>
<td>10</td>
<td>ALLİANZ SİGORTA AŞ</td>
<td>7.605.688.531,45</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2025-vergi-rekortmenleri-belli-oldu-85359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/kdv-vergi-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GİB verilerine göre, Türkiye&#039;nin 2025&#039;te en fazla gelir vergisi ödeyen ismi, ihracat gelirleriyle Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar oldu. İkinci sırada Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, üçüncü sırada Koç Holding Şeref Başkanı Rahmi Koç yer aldı. En fazla kurumlar vergisi beyan eden mükellefler listesinin ilk sırasında Ziraat Bankası yer aldı. İkinci sırasındaki kurum isminin açıklanmasını istemezken, listede Türkiye Vakıflar Bankası üçüncü sırada yer buldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
