<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holdingin-9-aylik-konsolide-net-kari-196-milyar-lira-91459</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 12:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabancı Holding&#039;in 9 aylık konsolide net kârı 19,6 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabancı Holding, 2026'nın ocak-eylül dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Buna göre stratejik öncelikleri doğrultusunda büyümesini sürdüren şirketin temettü geliri hariç kombine geliri, yılın 9 ayında 1,3 trilyon lira olarak gerçekleşirken, konsolide net kârı 19,6 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>Söz konusu dönemde portföyünü piyasa koşulları ve uzun vadeli hedefleri doğrultusunda şekillendiren holdingin, grup şirketlerinin operasyonel performansıyla finansal sonuçlarını destekleyerek yeni yatırım fırsatlarını değerlendirmeye devam ettiği belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre kesintisiz kâr payı dağıtımıyla 2003'ten bu yana yatırımcılarına getiri sağlayan Sabancı Holding, disiplinli sermaye tahsisi yaklaşımı doğrultusunda ekimde açıkladığı Pay Geri Alım Programı ile değer yaratma taahhüdünü sürdürdü. Holdingin pay fiyatında sağlıklı ve istikrarlı fiyat oluşumunun desteklenmesi, pay sahiplerinin menfaatlerinin korunması ve pay fiyatının şirket faaliyetlerinin performansını yansıtmasına katkı sağlanması amacıyla başlatılan programın süresi azami 3 yıl olarak belirlenirken, ayrılan azami fon tutarı 7 milyar lira oldu.</p>
<p>Pay geri alım programından bağımsız olarak, Sabancı ailesi üyeleri Dilek Sabancı ve Serra Sabancı ile Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, Üst Yöneticisi (CEO) Kıvanç Zaimler ve Finans Grup Başkanı (CFO) Mustafa Aydın, geçen ay toplam 2 milyon 776 bin 300 lot Sabancı Holding payı satın aldı ve ilgili işlemler, Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) duyuruldu.</p>
<p>Sabancı Topluluğu şirketlerinin yılın 9 ayında stratejik büyüme alanlarındaki yatırımlarına devam ederken çeşitli gelişmelerin öne çıktığı ifade edildi.</p>
<p>Buna göre, Enerjisa Üretim, Muğla'daki Artuna, Gaia ve Falp rüzgar enerji santralleri için uluslararası finans kuruluşları FMO ve DEG ile 180 milyon dolarlık finansman anlaşması imzalayarak, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA-2) projelerinin finansman sürecini tamamladı. Ayrıca 1000 megavat (MW) kurulu güce sahip YEKA-2 Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) projelerinde 241'inci ve son türbinin kurulumu tamamlandı.</p>
<p>Enerjisa Enerji, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile 7 yıl vadeli ve 207 milyon dolar karşılığı Türk lirası tutarında finansman anlaşması imzalarken, Sabancı Renewables'ın Pepper ve Lucky 7 Güneş Enerjisi Santralleri'nde (GES) inşaat çalışmaları başladı. ABD'deki toplam yenilenebilir enerji portföyü, inşaat ve lisanslama aşamasındaki projeler dahil 790 MW seviyesine ulaşırken, kapasiteyi artırmaya yönelik fırsatlar değerlendiriliyor.</p>
<p>Açıklamada Akbank'ın, 2026'nın ilk 9 ayında ekonomiye sağladığı kredi desteğini, 2 trilyon 334 milyar lirası nakdi olmak üzere toplam 3 trilyon 35 milyar lira seviyesine çıkardığı, Çimsa'nın, Mersin Fabrikası'nda hayata geçirdiği yeni kalsiyum alüminat çimento (CAC) üretim hattını devreye alırken, yatırımla şirketin CAC kapasitesi 200 bin tona yaklaştığı belirtildi. Çimsa'nın bu kapasiteyle Çin hariç küresel pazarlardaki toplam tüketimin yaklaşık yüzde 20'sini tek başına karşılayabilecek konuma geldiği vurgulandı.</p>
<p>Temsa, geliştirdiği 50 adet yüksek voltajlı lityum iyon batarya ve 10 adet güç dağıtım ünitesini Çekya'ya ihraç ederek, otobüs dışındaki ilk ihracatını gerçekleştirdi. Şirket, geçen haftalarda 26 bininci otobüsü elektrikli Avenue Neo modelini de banttan indirdi.</p>
<p>Açıklamaya göre Kordsa, kompozit segmentindeki talep ve operasyonel toparlanma sayesinde 9 aylık dönemde güçlü performans sergiledi. Brisa'nın faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr (FAVÖK) marjı, geçen yılın aynı dönemine oranla artarken, Agesa sektördeki konumunu ve kârlılık performansını korudu.</p>
<p><strong>"Yeni yatırımları hayata geçirmeye odaklandık"</strong></p>
<p>Sabancı Holding CEO'su Kıvanç Zaimler, farklı sektörlerdeki faaliyetlerinden aldıkları güçle geleceğe yönelik adımlarını sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Değişen koşullara hızla uyum sağlayabilen, fırsatları doğru zamanda değerlendiren bir yönetim yaklaşımına sahip olduklarını kaydeden Zaimler, söz konusu yapıyı daha da güçlendirmek için faaliyet gösterdikleri alanlarda verimliliği artırmaya, kaynakları etkin kullanmaya ve yeni yatırımları hayata geçirmeye odaklandıklarını aktardı.</p>
<p>Zaimler, "Yatırımlarımızda Türkiye'yi önceliklendirmeyi sürdürürken, son 5 yıldaki banka ve finansal hizmetler dahil, toplam yurt içi ve yurt dışı yatırımlarımız ise 10 milyar dolara ulaştı. Topluluk şirketlerimizin performansı da izlediğimiz stratejiyi destekliyor. İşlerimizin potansiyeline inanıyor, önümüzdeki dönemde de finansal sağlamlığımızı koruyarak, yatırımlarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holdingin-9-aylik-konsolide-net-kari-196-milyar-lira-91459</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/8/1280x720/kivanc-zaimler-1772720862.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabancı Holding&#039; yılın 9 ayında 19,6 milyar lira konsolide net kâr elde ettiği bildirildi. Sabancı Holding CEO&#039;su Kıvanç Zaimler, &quot;Yatırımlarımızda Türkiye&#039;yi önceliklendirmeyi sürdürürken, son 5 yıldaki banka ve finansal hizmetler dahil, toplam yurt içi ve yurt dışı yatırımlarımız ise 10 milyar dolara ulaştı.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-91446</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 11:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Ticaret Borsası 9 ayda 61,9 milyar TL işlem hacmine ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Tarımsal ticaretin güvenli, şeffaf ve kayıtlı bir yapıda gelişmesine öncülük eden Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), dokuz aylık tescil işlem hacmi verilerini açıkladı.</p>
<p>Rakamları değerlendiren Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan, dokuz aylık tablonun hem üyelerin Borsa’ya duyduğu güveni hem de Bursa’nın tarım ve gıda ticaretindeki gücünü yansıttığını söyledi.</p>
<p>Ocak-Eylül 2026 döneminde tescil işlem hacminin 2025 yılının aynı dönemine kıyasla 46 milyar 948 milyon TL’den 61 milyar 890 milyon TL’ye çıktığını belirten Başkan İbrahim Özhan, “Dokuz ayın sonunda yüzde 32’lik bir artışa ulaştık. Bu sonuç, her bir üyemizin, üreticimizin ve tüccarımızın emeğinin toplamıdır. Zorlu ekonomik koşulların ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların belirleyici olduğu bir dönemden geçiyoruz. Böylesi bir konjonktürde elde ettiğimiz büyüme, Bursa’nın tarım sektöründeki güçlü dinamizmini ortaya koyuyor. Üyelerimizin güveni, büyümenin en sağlam temelidir. Bu başarıya katkı sunan tüm üyelerimize, üreticilerimize ve tüccarlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec42decd028-1793868510.jpg" alt="" width="543" height="362" /></p>
<h2><strong>Zirvede yine zeytin yer aldı</strong></h2>
<p>Dokuz aylık dönemde Borsa’da en çok işlem gören ürünleri de paylaşan Başkan İbrahim Özhan, listenin zirvesinde 13 milyar 78 milyon TL ile zeytinin yer aldığını açıkladı. Zeytini 10 milyar 330 milyon TL ile yaş sebze-meyve, 8 milyar 752 milyon TL ile canlı hayvan (büyükbaş-küçükbaş), 7 milyar 270 milyon TL ile et (büyükbaş-küçükbaş-piliç) ve 2 milyar 862 milyon TL ile yumurta izledi.</p>
<p>Bursa tarımının en temel gücü olan ürün çeşitliliğinin Borsa için büyük bir avantaj olduğuna dikkat çeken Özhan, “Zeytinden yaş sebze-meyveye, hayvancılıktan hububata kadar geniş bir yelpazede gerçekleşen tescil işlem hacmi, Bursa’nın üreten ve ürettiğini katma değere dönüştüren çok yönlü tarım yapısını teyit ediyor. Piyasa derinliğimizin artması ve ürün çeşitliliğimizin genişlemesi, Borsamızın büyümesini kalıcı hale getiriyor” diye konuştu.</p>
<h2><strong>Marmara ÜPAK’ta Bursa TB damgası</strong></h2>
<p>Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan, Borsa’nın kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’nun (Marmara ÜPAK) dokuz aydaki işlem performansını da değerlendirdi. Bursa TB acente kaydında alım-satım olarak gerçekleşen müşteri işlem hacminin, geçen yılın aynı dönemindeki 562 milyon 443 bin TL seviyesinden yüzde 326 oranında artışla 2 milyar 394 milyon TL’ye ulaştığını kaydeden İbrahim Özhan, Bursa TB acentesi üzerinden işlem gerçekleştiren müşteri sayısının yüzde 114, aktif yatırımcı sayısının ise yüzde 120 oranında arttığını açıkladı.</p>
<h2><strong>Özhan: “Üreticimizin ve tüccarımızın sisteme güveni artıyor”</strong></h2>
<p>Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) ve lisanslı depoculuk sisteminin tarım ürünleri ticaretine istikrar ve şeffaflık kazandırdığını söyleyen Başkan Özhan, “Lisanslı depoculuk ve ürün senedi sisteminin avantajlarını üyelerimize anlatıyoruz. Müşteri sayımızın iki katından fazla artması, üreticimizin ve tüccarımızın bu sisteme duyduğu güvenin pekiştiğini gösteriyor. Acentemiz üzerinden en çok mısır, buğday ve arpada işlem yapılıyor. Bursa Ticaret Borsası olarak amacımız, üreticimizin emeğinin karşılığını alması ve tüccarımızın işini kolayca yapabilmesidir. Yılın geri kalanında da aynı kararlılıkla üyelerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><strong>Bursa TB’de en çok işlem gören 5 ürün</strong></h2>
<p>1. Zeytin                     13.078.871.029 TL<br />2. Yaş Sebze-Meyve  10.330.834.423 TL<br />3. Canlı Hayvan           8.752.387.108 TL<br />4. Et                             7.270.709.479 TL<br />5. Yumurta                   2.862.920.001 TL</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-91446</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/6/1280x720/bursa-ticaret-borsasi-9-ayda-619-milyar-tl-islem-hacmine-ulasti-1793868537.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret Borsası, 2026 yılının ilk dokuz ayında tescil işlem hacmini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artırarak 61 milyar 890 milyon TL’ye taşıdı. Borsa’nın kurucu ortakları arasında yer aldığı Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu’ndaki işlem hacmi ise yüzde 326 artışla 2 milyar 394 milyon TL’yi aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-raporu-ekimde-enflasyonun-ana-egilimi-yataya-yakin-seyretti-91445</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TCMB raporu: Ekimde enflasyonun ana eğilimi yataya yakın seyretti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ekim Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu'nu yayımladı.</p>
<p>Rapora göre, tüketici fiyatları ekim ayında yüzde 2,58 arttı, yıllık enflasyon yüzde 29,77 ile görece yatay seyretti. Bu dönemde tüketici enflasyonunun seyrinde enerji ve işlenmemiş gıda fiyatları öne çıktı.</p>
<p>Enerji fiyatları, küresel gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt, katı yakıt ve tüp gaz fiyatları öncülüğünde yüzde 4,92 artarak son aylardaki artış eğilimini sürdürdü.</p>
<p>İşlenmemiş gıda grubunda tarladan seraya geçişin de etkisiyle taze meyve ve sebze fiyatları belirleyici oldu. Diğer taraftan, enerji ve gıda dışı gruplarda ılımlı seyir korundu.</p>
<p>Mevsimsel etkilerden arındırılmış temel mal fiyatları talep koşullarının desteğiyle düşük seyrini sürdürürken, aylık hizmet enflasyonu öngörülerle uyumlu olarak eylül ayına kıyasla yükselse de önceki aylarda gözlenen seviyelerin altında kaldı. Böylelikle hizmet enflasyonundaki yavaşlama eğilimi devam etti.</p>
<p>Üretici fiyatları bu dönemde yüzde 1,65 arttı, yıllık üretici enflasyonu yüzde 27,41 ile belirgin bir değişim göstermedi.</p>
<p><strong>Enerji, temel mal ve gıda gruplarının enflasyona katkıları arttı</strong></p>
<p>Rapora göre, B endeksinin yıllık değişim oranı 0,54 puan azalışla yüzde 28,46, C endeksinin yıllık değişim oranı ise 0,42 puan azalışla yüzde 28,28 oldu.</p>
<p>Yıllık tüketici enflasyonuna katkılar incelendiğinde, hizmet ve alkol-tütün-altın gruplarının katkıları bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,44 ve 0,13 puan azalırken, enerji, temel mal, gıda ve alkolsüz içecekler gruplarının katkıları sırasıyla 0,28, 0,25 ve 0,08 puan arttı.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışı gıda ve enerji fiyatlarındaki görünüme bağlı olarak bir önceki aya kıyasla yükseldi. Aylık enflasyon B endeksinde bir önceki aya kıyasla değişiklik göstermezken, C endeksinde sınırlı oranda düştü.</p>
<p>Fiyat artışları B endeksini oluşturan gruplardan hizmet ve işlenmiş gıdada yükselirken, temel malda zayıfladı.</p>
<p>TCMB bünyesinde takip edilen göstergeler, ekim ayında enflasyonun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla yataya yakın seyrettiğine işaret etti. Göstergeler, üç aylık ortalamalar bazında da yüzde 1,8 ile belirgin bir değişim göstermeyerek son dönemde ana eğilimde kaydedilen gerilemeyi teyit etti.</p>
<p>Hizmet fiyatları ekim ayında yüzde 0,99 artarken, grup yıllık enflasyonu 1,09 puan düşüşle yüzde 36,56 oldu. Bu dönemde yıllık enflasyon tüm alt gruplarda geriledi.</p>
<p>Kirada aylık artış yüzde 2,55 olurken, yıllık enflasyon yüzde 39,71 ile düşüş eğilimini sürdürdü.</p>
<p>Ulaştırma alt grubunda fiyatlar aylık yüzde 0,91 yükseldi. Bu gelişmede otobüs ve okul servisi ücretlerindeki artışlar öne çıkarken, hava yoluyla yurt dışı yolcu taşımacılığı ücretlerinin gerilemesi bu artışı sınırladı.</p>
<p>Talep koşullarının etkisinin de hissedildiği lokanta-oteller grubunda aylık enflasyon yüzde 0,47 ile önceki aylara kıyasla belirgin biçimde yavaşladı.</p>
<p>Bu dönemde yiyecek ve içecek hizmet fiyatları yüzde 1,65 yükselirken, konaklama hizmet fiyatlarının yüzde 3,19 gerilemesi bu gruptaki ılımlı seyirde etkili oldu.</p>
<p>Ekim ayında haberleşme fiyatları yatay kalırken, diğer hizmetler grubunda da aylık fiyat artışı yavaşladı.</p>
<p><strong>Temel mal grubu fiyatları arttı</strong></p>
<p>Temel mal grubu fiyatları ekim ayında mevsimsel etkilerle yüzde 3,92 arttı, grup yıllık enflasyonu 0,80 puan yükselerek yüzde 16,70 oldu. Yıllık enflasyon giyim ve ayakkabı ile dayanıklı mallarda görece yatay seyrederken, diğer temel mallarda geriledi.</p>
<p>Yeni sezonla birlikte giyim ve ayakkabı fiyatları geçen yılın aynı ayına yakın bir düzeyde yüzde 12,75 arttı.</p>
<p>Dayanıklı tüketim ve diğer temel mallarda aylık enflasyon sırasıyla yüzde 0,94 ve yüzde 0,31 ile ılımlı seyretti.</p>
<p>Bu dönemde dayanıklı tüketim malları grubunda beyaz eşya fiyatları yüzde 2,70, diğer elektrikli ve elektriksiz aletlerin fiyatları ise yüzde 1,99 artışla öne çıktı.</p>
<p>Buna karşılık, otomobil fiyatları yüzde 0,71 ile ılımlı artarken, mobilya grubunda yüzde 0,61 düşüş izlendi.</p>
<p><strong>Enerji fiyatları yükselişini sürdürdü</strong></p>
<p>Enerji fiyatları ekim ayında yüzde 4,92 arttı, grup yıllık enflasyonu 5,26 puan yükselerek yüzde 51,37 oldu.</p>
<p>Bu gelişmede, küresel gelişmelerin etkisiyle yükselen akaryakıt, tüp gaz ve katı yakıt fiyatları öne çıktı. Bu kalemlerde fiyat artışları sırasıyla yüzde 6,38, yüzde 8,25 ve yüzde 17,13 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Diğer taraftan, meskenlere yönelik elektrik fiyatları yataya yakın bir seyir izledi.</p>
<p><strong>Gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları arttı</strong></p>
<p>Gıda ve alkolsüz içecekler fiyatları aylık bazda yüzde 3,50 arttı, grup yıllık enflasyonu 0,11 puan yükselerek yüzde 27,73 oldu.</p>
<p>Yıllık enflasyon, işlenmemiş gıdada 1,80 puan artarak yüzde 25,95'e yükselirken, işlenmiş gıdada 1,08 puan azalarak yüzde 29,25'e geriledi.</p>
<p>İşlenmemiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 6,04 yükseldi. Bu gelişmede tarladan seraya geçişin de etkisiyle artan taze meyve ve sebze fiyatları belirleyici oldu. Bu dönemde beyaz et fiyatlarındaki artış eğilimi devam etti.</p>
<p>İşlenmiş gıda aylık enflasyonu bir miktar yükselerek yüzde 1,66 olurken, bu alt grupta kahve-çay ürünlerinde fiyat artışları sürdü. Ekmek ve tahıllarda ise fiyat artışı yüzde 0,90 ile ılımlı seyretti.</p>
<p><strong>Yurt içi üretici fiyatları arttı</strong></p>
<p>Yurt içi üretici fiyatları ekim ayında yüzde 1,65 arttı, yıllık üretici enflasyonu yüzde 27,41 ile görece yatay seyretti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarına göre incelendiğinde, ara malı fiyatları yüzde 2,00 artışla öne çıktı. Dayanıksız tüketim malları fiyatları yüzde 1,74 yükselirken, diğer ana sanayi gruplarında artışlar yüzde 0,9-1,3 aralığında gerçekleşti.</p>
<p>Sektörler itibarıyla ham petrol ve doğal gaz, giyim eşyası, deri ve ilgili ürünler, kömür ve linyit ile kok ve rafine petrol ürünlerindeki fiyat artışları öne çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tcmb-raporu-ekimde-enflasyonun-ana-egilimi-yataya-yakin-seyretti-91445</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/market-perakende-enflasyon-1766746186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın Ekim Ayı Fiyat Gelişmeleri Raporu&#039;nda, TCMB bünyesinde takip edilen göstergelerin, ekim ayında enflasyonun ana eğiliminin bir önceki aya kıyasla yataya yakın seyrettiğine işaret ettiği belirtildi. Rapora göre göstergeler, üç aylık ortalamalar bazında da yüzde 1,8 ile belirgin bir değişim göstermeyerek son dönemde ana eğilimde kaydedilen gerilemeyi teyit etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/matli-bursanin-tarimini-ticaretini-ve-sanayisini-birbirinden-ayri-dusunemeyiz-91439</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Matlı: Bursa’nın tarımını, ticaretini ve sanayisini birbirinden ayrı düşünemeyiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan ve beraberindeki yeni yönetim, mazbata töreninin ardından Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nı (BTSO) ziyaret etti. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Meclis Başkanı Erol Dağlıoğlu, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Güler, Yönetim Kurulu Üyeleri Elif Özhan ve Murat Çağlar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen ziyarete, Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan, Meclis Başkanı Gökhan Onur, Yönetim Kurulu Üyeleri Erdinç Bayrakçı, İsmail Aslım, İlker Birgül, Emrah Silmez, Mustafa Aksu, Cüneyt Soylu ile Borsa Meclis Üyeleri katıldı. Görüşmede, Bursa ekonomisinin öncelikleri ile tarım, ticaret ve sanayi alanlarında iki kurumun birlikte yürütebileceği çalışmalar değerlendirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec356d948c3-1793865069.JPG" alt="" width="643" height="362" /></p>
<h2><strong>“Üreticinin, tüccarın ve sanayicinin derdi aslında aynı”</strong></h2>
<p>Bursa Ticaret Borsası’nın yeni yönetimini BTSO’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Matlı, “13 yıl emek verdiğim Borsamızın yeni yönetimini, mazbata töreninin hemen ardından Odamızda ağırlamak benim için ayrı bir mutluluk. Yeni yönetimdeki arkadaşlarımızın büyük bölümüyle uzun yıllar aynı çatı altında, Bursa’mız için birlikte çalıştık. Borsamızın onların bilgi, birikim ve tecrübesiyle yoluna devam edecek olması bizler için de büyük bir memnuniyet kaynağı.” dedi. “Üreticinin derdi, tüccarın derdi, sanayicinin derdi aslında aynı. Tarlada üretici kazanmazsa fabrikada çarklar dönmez, fabrikada çarklar dönmezse ticaret büyümez. Bu nedenle Bursa’nın tarımını, ticaretini ve sanayisini birbirinden ayrı düşünemeyiz.” ifadelerini kullanan Özer Matlı, şöyle devam etti: “Kapılarımızda farklı kurumların isimleri yazıyor olabilir ama hepimiz aynı şehrin insanıyız ve ortak sorumluluğumuz Bursa. İş dünyamızın ihtiyaçlarını doğru tespit etmek, sorunlarına çözüm üretmek ve şehrimizin ekonomik gücünü daha ileriye taşımak için birlikte hareket edeceğiz. Bursa Ticaret Borsamızla olan güçlü bağlarımızı yeni dönemde ortak çalışmalarla daha da geliştireceğiz.”</p>
<h2><strong>“Bursa için güç birliği yapacağız”</strong></h2>
<p>BTSO ile Bursa Ticaret Borsası arasındaki iş birliğinin artacağını vurgulayan Başkan Matlı, “Bursa’mızın üretimden ticarete uzanan güçlü ekonomik yapısında her sektörün ayrı bir yeri ve değeri var. Bu gücü korumak ve geliştirmek, kurumlarımızın ortak sorumluluğu. Üreticilerimizin, tüccarlarımızın ve sanayicilerimizin beklentilerine birlikte çözüm geliştirmeye, Bursa’mıza değer katacak projelerde güç birliği yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı. Başkan Matlı, Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan ve Meclis Başkanı Gökhan Onur başta olmak üzere yeni yönetim ve meclis üyelerini kutlayarak, yeni görev döneminin Bursa iş dünyası için hayırlı ve bereketli olmasını diledi.</p>
<h2><strong>“Başkan Matlı Borsa’ya büyük değer kattı”</strong></h2>
<p>Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Özhan ise mazbata töreninin ardından BTSO’yu ziyaret etmek istediklerini belirterek, “Burası bizim için yabancı bir kapı değil. Özer Başkanımızla uzun yıllar aynı çatı altında çalıştık. Başkanımızın Borsamıza kattıklarını ve verdiği emeği hepimiz çok iyi biliyoruz. Şimdi bu sorumluluğu biz devraldık. Bursa’nın üreticisi de tüccarı da sanayicisi de kurumlarından birlikte hareket etmelerini bekliyor. Biz de bu anlayışla BTSO ile güçlü ilişkilerimizi sürdürecek, şehrimizin ortak meselelerinde birlik ve beraberlik içinde çalışacağız.” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/matli-bursanin-tarimini-ticaretini-ve-sanayisini-birbirinden-ayri-dusunemeyiz-91439</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/9/1280x720/matli-bursanin-tarimini-ticaretini-ve-sanayisini-birbirinden-ayri-dusunemeyiz-1793865135.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BTSO Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Bursa Ticaret Borsası’nda uzun yıllar birlikte çalıştığı isimleri ağırladığı ziyarette iki kurum arasındaki iş birliğinin önemine dikkat çekti. Matlı, “Tarlada üretici kazanmazsa fabrikada çarklar dönmez, fabrikada çarklar dönmezse ticaret büyümez. O yüzden Bursa’nın tarımını, ticaretini ve sanayisini birbirinden ayrı düşünemeyiz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/cns-sistemlerinin-mania-kriterleri-belirlendi-91453</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> CNS sistemlerinin mania kriterleri belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Haberleşme, Seyrüsefer, Gözetim Sistemleri Mania Kriterleri Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre havaalanı sivil haberleşme, seyrüsefer, gözetim (CNS) sistemlerinin yayın performanslarının olumsuz etkilenmemesi açısından, CNS sistemlerinin etrafındaki yapılaşma değerlendirme sınırları (YTA) dahilinde yapılacak tüm dış yüzey kaplamalarında radyo frekans sinyallerini yüksek oranda yansıtan malzemelerin kullanılmasından kaçınılacak. Elektromanyetik yansıtıcı özelliği olan metal içerikli (iletken) malzeme, yüksek yansıtımlı cam cepheler ve benzerleri bu kapsamda bulunuyor.</p>
<p>Yansıtıcı malzemelerin kullanımı zorunlu ise malzemenin sistem performansına etkisinin belirlenmesi amacıyla Uzman Etki Analizi yapılacak. Gerekli görülürse mimari düzenleme, konum/oryantasyon değişikliği, kırıcı/soğurucu önlemler ve işletme kısıtları getirilebilecek.</p>
<p>Yönetmelikte seyrüsefer güvenliği açısından inşaat sınırlamaları da yer aldı.</p>
<p>Bu kapsamda CNS sistemlerinin çevresinde gerçekleştirilmesi planlanan yapılaşmalar ve rüzgar türbinleri, EUR Doc 015 hükümlerine uygun olarak yapılacak.</p>
<p>CNS sistemleri çevresindeki yapılaşmaların yönetmelikte gösterilen Yapı Tahditli Alanları (YTA) ihlal etmemesi öncelikli olacak.</p>
<p><strong>Bina kümelerine ve havai elektrik hatlarına özel dikkat</strong></p>
<p>YTA dışında bulunsa dahi ilgili havaalanı CNS hizmet sağlayıcısının teknik incelemesine tabi tutulacak çalışmalar ve yapılaşmalar da belirlendi.</p>
<p>Buna göre, hava seyrüsefer sistemlerine ait cihazların istasyon koordinatı merkez olmak üzere 3 bin metre yarıçaplı alandaki yapılaşmalar ile 15 bin metre yarıçaplı alandaki rüzgar enerji santralleri teknik incelemeye tabi tutulacak. Radar istasyonu koordinatı merkez olmak üzere 15 bin metre yarıçaplı alandaki yapılaşma talepleri de aynı kapsamda değerlendirilecek.</p>
<p>Ayrıca istasyon yakınında gerçekleştirilecek, heyelan ve titreşim gibi sorunlara yol açabilecek delme ve patlatma faaliyetlerini içeren maden ocağı ve benzeri çalışmalar incelenecek. Mesafeye bakılmaksızın radar istasyonunun görüş alanında bulunan rüzgar enerji santralleri de teknik incelemeye tabi tutulacak.</p>
<p>Haberleşme istasyonunun koordinatı merkez olmak üzere 2 bin metre yarıçaplı alanda, antenin yatay düzleminden itibaren belirlenen açıyla çizilen çizginin altında kalan çalışmalar da inceleme kapsamına alınacak.</p>
<p>Bunların yanı sıra her yöne yayın yapan sistemler için belirtilen mesafelerin dışında kalsa bile arazi zemin kotundan itibaren 150 metre ve daha fazla yükseklikte yapılacak tüm yapılaşmalar, gökdelenler, büyük kazı işleri, TV kuleleri ve diğer yüksek kuleler teknik incelemeye tabi tutulacak.</p>
<p>Çalışmalarda bina kümelerine ve havai elektrik hatlarına özel dikkat gösterilecek.</p>
<p>İlgili havaalanı CNS hizmet sağlayıcısı tarafından Coğrafi Tabanlı Dijital Bilgi Platformu'nda yer alan CNS sistemlerine ilişkin bilgiler güncel tutulacak.</p>
<p>Söz konusu hizmet sağlayıcısı, yapılan analizlerin ve raporların doğruluğunu yılda en az bir kere uygun hesaplama yöntemini kullanarak teyit edecek. Analiz ve raporların doğruluğundan şüphe duyulan durumlarda Genel Müdürlüğe ivedilikle bildirimde bulunulacak.</p>
<p><strong>Mania planlarının hazırlanması ve AIP bilgilerinin güncellenmesi</strong></p>
<p>Herhangi bir cihazın/sistemin Havaalanı Mania Planı kapsamı dışında kalması durumunda, uçuş kontrol raporları, hava yolu şirketlerinden iletilen şikayetler ve sinyal performansının zafiyete uğradığına ilişkin benzer tespitler göz önüne alınmak suretiyle yapılacak değerlendirme sonucunda Genel Müdürlük, CNS hizmet sağlayıcısından ilgili cihaza/sisteme ilişkin teknik değerlendirme yapmasını isteyebilecek.</p>
<p>CNS hizmet sağlayıcıları tarafından herhangi bir cihaz/sistem tesis edilmesi veya değişiklik yapılması planlandığı takdirde, söz konusu cihaz ve sistemin hizmete verilmesinden önce CNS hizmet sağlayıcısının başvurusu üzerine Genel Müdürlük tarafından ilgili havaalanı mania planına cihazın tipi ve koordinatlarına ilişkin bilgiler işlenecek. Ayrıca, elektronik sistemlere ilişkin her türlü yapılaşma için Coğrafi Tabanlı Dijital Bilgi Platformu üzerinden başvuru yapılacak ve gerektiğinde başvuru sahibi tarafından ilgili havaalanı CNS hizmet sağlayıcısından görüş alınacak.</p>
<p><strong>Yönetmeliğe aykırı hareket edenlere idari para cezası</strong></p>
<p>Yönetmelik hükümlerine aykırı hareket edenler hakkında 2920 sayılı Kanun'daki hükümler ile Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü Tarafından Verilecek İdari Para Cezaları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanacak.</p>
<p>CNS sistemlerinin YTA'sını ihlal eden yapılaşmaların tespiti halinde, 2920 sayılı Kanun'un ilgili maddesi uyarınca işlem yapılacak. Bu kapsamda ihlale konu yapı veya tesisin sahibi ve/veya işletmecisi sorumlu olacak.</p>
<p>Yönetmeliğin yürürlük tarihinden itibaren 2 yıl içinde, faaliyet gösteren tüm rüzgar enerji santrallerinin, müştemilatları da dahil olmak üzere zeminden itibaren 100 metre ve üzerindeki yükseltilerine ilişkin bilgiler, AIP'te (Havacılık bilgi yayını) yayımlanmasını sağlamak üzere mania nitelikleri ile birlikte RES işletmecileri tarafından ilgili CNS hizmet sağlayıcısına iletilecek. RES işletmecileri bu verilerin doğru ve eksiksiz gönderilmesinden sorumlu olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/cns-sistemlerinin-mania-kriterleri-belirlendi-91453</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/yenisehr-havalimani.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk hava sahasında yer temelli sivil haberleşme, seyrüsefer, gözetim sistemlerinin mania kriterleriyle ilgili usul ve esaslar Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. Buna göre CNS sistemlerinin yayın performanslarının olumsuz etkilenmemesi için değerlendirme sınırları dahilindeki yapılaşmalarda radyo frekans sinyallerini yüksek oranda yansıtan malzemelerin kullanılmasından kaçınılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-uretim-zincirlerinin-disinda-birakilmamasi-gerekiyor-91437</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye&#039;nin üretim zincirlerinin dışında bırakılmaması gerekiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Avrupa Birliği'nin (AB) sanayide yerli üretimi ve stratejik bağımsızlığı güçlendirmek amacıyla gündeme getirdiği “Made in EU” yaklaşımında Türkiye'nin konumu tartışılırken, Avrupa İmalat Teknolojileri Birliği (CECIMO) Türkiye'nin üretim zincirlerinin dışında bırakılmaması gerektiği yönünde önemli bir pozisyon aldı.</p>
<p>Makina İmalatçıları Birliği'nin (MİB) de üyesi olduğu CECIMO, Ekim 2026'da yayımladığı pozisyon belgesinde, Gümrük Birliği aracılığıyla Avrupa sanayi değer zincirlerine derin biçimde entegre olan Türkiye'nin AB menşeli içerikle eşdeğer kabul edilmesini istedi. Türkiye'nin yanı sıra AB ile serbest ticaret anlaşması bulunan İngiltere ve İsviçre'nin de eşdeğer menşe kapsamında değerlendirilmesini isteyen kuruluş, bu ülkelerin kapsam dışında bırakılmasının mevcut tedarik zincirlerini bozabileceği, üretim maliyetlerini artırabileceği ve Avrupa sanayisinin küresel rekabet gücünü zayıflatabileceği uyarısında bulundu. CECIMO, olası kısıtlamaların güvenilir ekonomik ortakları bütünüyle dışlamak yerine belirli stratejik ürünlere ve tedarik zinciri halkalarına yönelik uygulanmasını önerdi.</p>
<h2><strong>Avrupa'nın makine üretimi iki yıldır daralıyor</strong></h2>
<p>CECIMO'nun değerlendirmesinde Avrupa makine imalat sektörünün yaşadığı daralma da dikkat çekti. Avrupa'nın makine tezgâhı üretimi 2025 yılında yüzde 6,6 gerileyerek üst üste ikinci yıl düşüş gösterdi. Avrupa'nın küresel makine tezgâhı üretimi ve tüketimindeki payı da gerilemeye devam etti. Bu tablo karşısında Avrupa'nın üretim kapasitesini ve teknolojik yetkinliklerini güçlendirmesi gerektiğini savunan CECIMO, “Made in EU” politikasının yalnızca nihai ürünlerin nerede monte edildiğine odaklanmaması gerektiğini bildirdi. Takım tezgâhları, eklemeli imalat sistemleri, robotik, endüstriyel otomasyon, yazılım, ölçüm ve test kabiliyetlerinin de stratejik sanayi yetkinlikleri arasında değerlendirilmesini istedi. Havacılık, savunma, nükleer enerji, yarı iletkenler ve medikal teknolojiler gibi stratejik sektörlerin üretim altyapısını oluşturan makine ve teknolojilerin de bu yaklaşımın parçası olması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<h2><strong>28,7 milyar dolarlık ihracatla Avrupa'nın altıncı büyük üreticisi</strong></h2>
<p>Türkiye'nin Avrupa sanayi ekosistemindeki konumunun makine sektörü açısından önemli bir avantaj sunduğunu belirten MİB Başkanı O. Fatih İğrek, Türk makine üreticilerinin Avrupalı müşterilere yalnızca makine satmadığını; mühendislik bilgisi, bakım hizmetleri ve esnek üretim altyapısı da sunduğunu ifade etti. Türkiye makine sektörünün 2025 yılında 28,7 milyar dolarlık ihracatla tarihi rekor kırdığını hatırlatan İğrek, sektör ihracatının yaklaşık yüzde 60'ının AB ve ABD pazarlarına gerçekleştirildiğini, Türkiye'nin Avrupa'nın altıncı büyük makine üreticisi konumunda bulunduğunu kaydetti. Makine sektörünün sanayide yaşanan dönüşümün merkezinde yer aldığını belirten İğrek, sektörün yalnızca ara malı üreticisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. İğrek, “Yeni fabrika kurmaktan temiz teknolojilerin yaygınlaşmasına, enerji verimliliğinden otomasyona kadar bütün stratejik dönüşüm alanlarının temelinde makine teknolojileri yer alıyor. Makine sektörü dönüşümün yalnızca bir parçası değil, dönüşümü mümkün kılan temel altyapıdır” dedi. Küresel rekabette fiyat avantajının tek başına yeterli olmadığını, teknoloji ve mühendislik kabiliyetlerinin belirleyici hale geldiğini ifade eden İğrek, üreticilerin Ar-Ge, yazılım, otomasyon ve dijitalleşme yatırımlarına ağırlık verdiğini belirtti. </p>
<h2><strong>Avrupa sanayisine korumacılık değil, rekabetçilik reçetesi</strong></h2>
<p>CECIMO, “Made in EU” yaklaşımının korumacılığa dönüşmemesi, Avrupa sanayisinin rekabet gücünü artırmaya odaklanması gerektiğini vurguladı. Başarının üretim kapasitesi, verimlilik, teknoloji ve tedarik zinciri dayanıklılığıyla ölçülmesini isteyen kuruluş; menşe kurallarının AB genelinde uyumlaştırılmasını, KOBİ’lerin idari yükünün azaltılmasını ve gerektiğinde istisnalar getirilmesini önerdi. Avrupa’da 14 ulusal derneği ve yaklaşık 1.500 sanayi işletmesini temsil eden CECIMO, Avrupa makine tezgâhı üretiminin yüzde 97’sini, dünya üretiminin ise yaklaşık üçte birini kapsıyor. Kuruluşun 2025 cirosu 23,4 milyar avro, istihdamı yaklaşık 150 bin kişi düzeyinde.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turkiyenin-uretim-zincirlerinin-disinda-birakilmamasi-gerekiyor-91437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/7/1280x720/turkiyenin-uretim-zincirlerinin-disinda-birakilmamasi-gerekiyor-1793863295.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa İmalat Teknolojileri Birliği tarafından hazırlanan raporda, “Made in EU” düzenlemesinde Türkiye&#039;nin AB menşeli içerikle eş değer değerlendirilmesi istendi. Avrupa&#039;nın makine tezgâhı üretiminin yüzde 6,6 daraldığına dikkat çekilen belgede, entegre üretim zincirlerinin korunması vurgulandı. MİB Başkanı Fatih İğrek, Türk üreticilerin Avrupa&#039;ya yalnızca makine değil, mühendislik bilgisi ve teknik hizmet de sunduğunu belirterek, Türkiye&#039;nin stratejik ortak konumuna dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/surdurulebilirlik-denetim-ekiplerinin-muafiyet-suresi-uzatildi-91450</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sürdürülebilirlik denetim ekiplerinin muafiyet süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) konuya ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Kurul tarafından Sürdürülebilirlik Denetimi Yönetmeliği'nde 1 Ocak 2026 olarak belirlenen sürdürülebilirlik denetim ekiplerine yönelik muafiyet süresi bir yıl uzatıldı.</p>
<p>1 Ocak 2028'den önce bitecek hesap dönemlerine ilişkin sürdürülebilirlik denetimlerinde ise asıl denetim ekiplerinde görevlendirilecek sorumlu denetçi ile en az iki denetçinin sürdürülebilirlik alanında denetim faaliyetinde bulunma yetkisini haiz olması kararlaştırıldı.</p>
<p>Ayrıca bunların dışında asıl ve yedek denetim ekiplerinde sürdürülebilirlik alanında yetkili olmayan denetçilere de yer verilebilmesi oy birliğiyle uygun bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/surdurulebilirlik-denetim-ekiplerinin-muafiyet-suresi-uzatildi-91450</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik denetim ekiplerine yönelik muafiyet süresinin uzatılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ece-sevin-cop31-bir-ticaret-fuari-degil-91429</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 09:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ece Sevin: COP31 bir ticaret fuarı değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EY Türkiye Şirket Ortağı ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin, Antalya’da düzenlenecek COP31 Zirvesi’nde şirketlerin büyük stantlar ve logolarla görünür olmasının yeterli olmadığını vurguluyor. Sevin'e göre zirvenin başarısı, açıklanan iklim taahhütlerinin somut yatırımlara dönüşmesine, müzakerelerle eylem gündeminin örtüşmesine ve KOBİ›lerin dönüşümün parçası haline gelmesine bağlı. Finansmana erişimde ise asıl mesele, yatırımcıya güven veren, ölçülebilir projeler geliştirebilmek.</strong></p>
<p>Antalya’da düzenlenecek COP31’e sayılı günler kaldı. İklim diplomasisinin gündeminde yeni hedeflerden çok, bugüne kadar verilen sözlerin nasıl hayata geçirileceği var. Çünkü dünya artık iklim hedefi açıklamakta güçlük çekmiyor. Asıl sorun, bu hedefleri yatırımlara, üretim süreçlerine ve ekonomik politikalara dönüştürmekte. Londra İklim Haftası’ndan New York’a uzanan hazırlık sürecinde de bu arayış öne çıktı. Türkiye’nin COP31 başkanlığı kapsamında şekillenen eylem gündemi, müzakerelerle iş dünyasının uygulama kapasitesi arasında köprü kurmayı hedefliyor. EY Türkiye Şirket Ortağı ve Sürdürülebilirlik Hizmetleri Lideri Ece Sevin, yaklaşık 20 yıllık sürdürülebilirlik deneyimiyle bu süreci yakından izliyor. Sevin’e göre Antalya’nın başarısı, zirve sonunda yayımlanacak karar metninin ne kadar iddialı olduğundan çok, bu kararların uygulama gündemiyle ne ölçüde örtüştüğüne bağlı.</p>
<p>“Benim için mesele stratejiyi açıklamak ya da hedef koymak değil. Sözle eylem arasındaki köprünün ne kadar güçlü kurulduğunu görmek. COP31’in sonunda müzakerelerden çıkan kararlarla eylem gündeminin çıktıları birbirini destekliyorsa başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Aralarında bir uçurum varsa, bunu başarı olarak değerlendiremeyiz” diyor Sevin.</p>
<p><strong>Elektrifikasyon doğru hedef, ancak kömür meselesi masada</strong></p>
<p>COP31’in öne çıkan başlıklarından biri elektrifikasyon. Sevin, bu tercihi doğru bulmakla birlikte hedefin içinin doldurulması gerektiğini vurguluyor: “Elektrifikasyon önemli ve yerinde bir hedef. Ancak temiz enerji üretimi, gelişmiş şebeke altyapısı ve depolama sistemleriyle desteklenmesi gerekiyor. Bunlar olmadan elektrifikasyonun tek başına yeterli olacağını söyleyemeyiz.” Sevin’e göre zirvenin eksik kalabilecek başlıklarından biri kömürden çıkış politikası. Uluslararası müzakerelerde bu konuda net bir karar alınmasının kolay olmadığını belirtiyor. Buna karşılık temiz enerjiyle desteklenen elektrifikasyonun kömür bağımlılığını azaltabilecek önemli bir adım olduğuna dikkat çekiyor. Bir diğer kritik konu ise ölçülebilirlik. Ece Sevin’in yorumları şöyle: “Elektrifikasyon için sayısal bir hedef belirlediğinizde ilerlemeyi takip edebilirsiniz. Ancak iklim eğilimlerini geliştirmek gibi bir hedef koyduğunuzda neyi, nasıl ölçeceğinizi de açıklamanız gerekiyor. Her taahhüdün sorumlusu, takvimi ve ölçüm yöntemi belli olmalı.”</p>
<p><strong>Önemli olan, iklim taahhütlerinin yatırım ve üretime yansıması</strong></p>
<p>Sevin’in özel sektöre yönelik uyarısı oldukça net. Şirketlerin zirvede görünür  olmasının, iklim dönüşümüne katkı sundukları anlamına gelmediğini düşünüyor: “Yeşil alanda çok sayıda şirketin gösterişli stantlarını, büyük logolarını göreceğiz. Ama burası bir ticaret fuarı değil. Şirketler iklim hedefleriyle uyumlu stratejiler ve taahhütler açıklamıyorsa, bunları uygulamaya taşımıyorsa stantların büyüklüğünün hiçbir anlamı yok.” Sevin, özel sektörün COP31 hazırlıklarına aktif biçimde katıldığını, ancak bu katılımın gerçek değerinin zirve sonrasında anlaşılacağını söylüyor ve ekliyor: “Önemli olan şirketlerin müzakere kararlarını kendi yatırım ve üretim planlarına ne kadar yansıtabildiği"</p>
<p><strong>KOBİ’leri dönüştürmeden ekonomiyi dönüştüremeyiz”</strong></p>
<p>Sevin’in üzerinde özellikle durduğu konu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin dönüşüm sürecindeki yeri. Büyük şirketlerin finansal kaynaklara, uzman insan gücüne ve veriye erişim açısından avantajlı olduğunu hatırlatan Sevin, KOBİ’lerin ise çok farklı koşullarda mücadele ettiğini anlatıyor: “Türkiye’deki işletmelerin yaklaşık yüzde 99’u KOBİ. Onları dikkate almadan bir dönüşümden söz edemeyiz. Büyük şirketler kendi operasyonlarını dönüştürmek için önemli adımlar attı. Ancak bugün çevresel etkilerin önemli bölümü tedarik zincirinde ortaya çıkıyor. KOBİ’ler de bu zincirin parçası.” KOBİ’lerin kısa vadeli nakit akışı ve ayakta kalma mücadelesi nedeniyle sürdürülebilirliği ek bir maliyet olarak görebildiğini belirten Sevin, asıl meselenin farklı olduğunu söylüyor: “Bir işletmenin faaliyet gösterdiği bölgede suya erişimi tehlikeye giriyorsa, belki birkaç yıl sonra orada üretim yapamayacak. Bugünden teknolojisini değiştirmeyi, tesisini taşımayı veya iş yeniden düşünmeyi değerlendirmesi gerekiyor. Benim sürdürülebilirlikten anladığım, o şirketin hayatta kalma planı.”</p>
<p>Sevin'e göre bu nedenle KOBİ'lerin öncelikle kendi risklerini tanıması gerekiyor. Enerji ve su tüketimini ölçmek, üretim süreçlerindeki kayıpları belirlemek, faaliyet gösterilen bölgenin iklim risklerini değerlendirmek, dönüşümün ilk adımları olabilir.</p>
<p>"Bazen gerçekten bir Excel tablosuyla başlanabilir. Ne kadar enerji, ne kadar su tükettiğinizi bilmek bile önemli. Ölçmediğiniz kaybın farkına varamazsınız. Oysa verimlilik potansiyelini gördüklerinde şirketler çoğu zaman kendileri de şaşırıyor" diyor Sevin.</p>
<p><strong>"Finansman var, mesele kimin erişebildiği"</strong></p>
<p>İklim finansmanı tartışmalarında Sevin'in dikkat çektiği önemli bir ayrım var: Sermayenin bulunması ile sermayeye erişebilmek aynı şey değil: "Finansmana erişim dediğimizde mesele her zaman kaynak bulunamaması değil. Sermaye var. Önemli olan bu sermayeden kimin, nasıl yararlanabileceği. Yatırımcı güven duymak istiyor. Önüne gelen projenin uygulanabilir, ölçülebilir ve takip edilebilir olduğunu görmek istiyor."</p>
<p>Sevin küçük ölçekli projelerin bir araya getirilerek yatırım yapılabilir büyüklüğe ulaştırılmasını, teknik danışmanlık ve kapasite geliştirme çalışmalarını önemli buluyor. Ancak şirketlerin sürekli dışarıdan danışmanlık alarak ilerlemesini de kalıcı bir çözüm olarak görmüyor. KOBİ’lerin zaman içinde kendi veri toplama, risk değerlendirme ve proje geliştirme kapasitelerini oluşturması gerektiğini vurguluyor. Finans kuruluşlarının dönüşümdeki rolünü ise “sopa ve havuç” benzetmesiyle anlatıyor: “Finans sektörü bazen şirketlerden zorunlu iyileştirmeler bekliyor, bazen de ilerleme sağlayanlara daha avantajlı finansman koşulları sunuyor. Bu nedenle dönüşümün en önemli itici güçlerinden biri.” </p>
<p><span style="color: #169179;"><strong>“Yavaşlama lüksümüz yok”</strong></span></p>
<p>Jeopolitik gerilimler, ekonomik belirsizlikler, güvenlik ve teknoloji riskleri, iş dünyasının önceliklerini değiştiriyor. Sevin, sürdürülebilirlikte son yıllarda yakalanan ivmenin küresel ölçekte yavaşladığını gözlemliyor. Ancak bunun kalıcı bir geri dönüş anlamına gelmediğini düşünüyor. “İş dünyasında sürdürülebilirlik gündeminin hızında bir yavaşlama görüyorum. Ama bunu bir duruş olarak değerlendirmiyorum. Artık geriye dönüş olacağını sanmıyorum. Sorun şu ki doğanın getirdiği riskler çok hızlı büyüyor. Bizim aslında yavaşlama lüksümüz yok.”<br />COP31’in bu açıdan önemli bir fırsat olduğunu belirten Sevin, Antalya’dan çıkacak sonuçlara ilişkin beklentisini ise tek bir noktada topluyor: Uygulama.</p>
<p><span style="color: #169179;"><strong>Sürdürülebilirlik artık CFO’nun masasında</strong></span></p>
<p>Sevin’in 20 yıllık meslek hayatında gözlemlediği en önemli değişimlerden biri, sürdürülebilirliğin şirketlerdeki muhataplarının değişmesi: “Eskiden daha çok kurumsal iletişim ekipleriyle konuşurduk. Sürdürülebilirlik raporunun tasarımı, yönetim kurulu başkanının fidan dikerken çekilen fotoğrafı gündemdeydi. Bugün ise yönetim kurullarıyla ve CFO’larla konuşuyoruz. Bence asıl ilerleme burada.” Sevin, 2050 için net sıfır hedefi açıklayan bir şirketin bu hedefe ulaşmak için 2030’da yapması gereken teknolojik yatırımı finansal planına yansıtmamasını ciddi bir sorun olarak görüyor: “Bir şirket karbon emisyonunu açıklayabilir. Ama yönetim kurulu için o rakamın tek başına ne ifade ettiği belirsiz olabilir. Karbon maliyetini, yatırım ihtiyacını, finansal tabloya etkisini ortaya koyduğunuzda mesele değişiyor. Finansal olmayan veriyi finansal veriye dönüştürmek gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ece-sevin-cop31-bir-ticaret-fuari-degil-91429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/9/1280x720/ece-sevin-1793860616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ece Sevin: COP31 bir ticaret fuarı değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sap-salgini-hayvancilikta-ticari-carklari-durdurdu-91422</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 09:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şap salgını hayvancılıkta ticari çarkları durdurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Türkiye’nin farklı bölgelerinde son zamanlarda yeniden görülmeye başlayan şap hastalığı, hayvancılık sektöründe sağlık sorununun ötesine geçerek ekonomik kayıpları da beraberinde getirdi. Ciddi ekonomik kayıplara yol açan hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla Adana (Kozan), Amasya, Ardahan (Göle), Bayburt, Bursa (İnegöl), Denizli (Acıpayam), Erzurum (Oltu ve Palandöken), Hatay, Isparta, İzmir, Kars, Kastamonu, Kütahya (merkez dahil 12 ilçenin tamamı), Samsun, Tokat, Uşak ve Yozgat’ta il ve ilçede canlı hayvan pazarları geçici olarak kapatılırken, bazı bölgelerde hayvan giriş ve çıkışlarına da kısıtlama getirildi. Uygulanan tedbirler, hayvan ticaretinin yanı sıra bu illerin ekonomisini de olumsuz etkiledi. Bazı illerde 2 aydan fazla kapalı kalan pazarların ekonomik kaybı milyarlarca lirayı buldu.</p>
<h2>Kayıp yalnızca yetiştiriciyle sınırlı değil</h2>
<p>İl ve ilçelerde hayvan pazarlarının kapalı kalması, yetiştiricilerden başlayarak celeplere, nakliyecilere, yem tedarikçilerine ve bölge esnafına uzanan geniş bir ekonomik kesimi etkiliyor. Üreticiler hayvanlarını satamazken, besleme ve bakım giderleri artıyor; celepler, nakliyeciler, yem satıcıları ve hayvan ticaretinden geçimini sağlayan esnaf da yaşanan durgunluktan etkilendi. Tam bu aylarda köylülerin kış hazırlığı yaptığı alım satımın hareketlendiği günler olduğunu belirten yetkililer, şap görülen il ve ilçelerde ticaretin neredeyse tamamen durduğunu, zaten zor günler geçiren çiftçinin başta Tarım Kredi olmak üzere finans kuruluşlarından aldığı kredilerini ödeyememe riski ile karşı karşıya kaldığını dile getirdiler.</p>
<h2>"Bacasız fabrikamıza kilit vuruldu"</h2>
<p>Büyükbaş alım-satım yapan Resul Topyaka, özellikle Kars ve Ardahan’da hayvan pazarlarının bölge ekonomisi açısından bacasız fabrika niteliğinde olduğunu söyledi. Kars’ta günlük 500 ila 1000 arasında büyükbaş baş hayvan alım-satımı yapıldığını vurgulayan Topyaka, “Pazarda 100 bin liraya da 250 bin liraya da hayvan var. Ortalama satış fiyatı 150 bin lira. Bu da günlük 75 milyon ila 150 milyon liralık ticaret demek. Pazarın kapanmasıyla bu ticaret durdu” diye konuştu. Kapanma kararının kredi geri ödemelerinin yoğunlaştığı döneme denk gelmesinin yetiştiricileri daha da zorladığını belirten Topyaka, “Hayvan satışından elde edilen gelir köylü için yalnızca bir kazanç değil. Günlük ihtiyaçlarını karşılanması ve banka borçlarını ödenmesi açısından da önemli, satış yapamayan üretici her geçen gün yeni bir giderle karşı karşıya kaldı. Üreticiler hayvanlarını ahırlarda beslemek zorunda kaldı. Bir hayvanın günlük yem ve bakım giderinin 150-200 lira civarında, aylık maliyeti ise yaklaşık 7 bin lira” dedi. Geçen yıl büyük kayıplara neden olan şap salgınının bu yıl alınan karantina önlemleri ile fazla hayvan kayıplarına yol açmadığını vurgulayan Topyaka, İl Tarım Müdürlüğü yetkililerinden aldığı bilgilere göre, sevkiyatına izin verilirken 1 aydır kapalı olan canlı hayvan pazarının bir aksilik olmazsa yakın zamanda açılma olasılığı olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<h2>Kars’ta sevkiyat kısıtlaması kalktı </h2>
<p>Kars’ta şap hastalığı nedeniyle 30 Eylül 2026 tarihinde tedbir amaçlı uygulamaya konulan il içi ve il dışı hayvan hareketleri kısıtlaması, önceki gün itibarıyla kaldırıldı. Kars Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan duyuruda, karantina süreci devam eden ve hastalığın görüldüğü bölgelerin uygulama dışında tutulacağı belirtildi. Öte yandan hayvan pazarları, canlı hayvan borsaları ve hayvan toplama-satış merkezleri şimdilik kapalı kalmaya devam edecek. Bu alanların yeniden açılması, yapılacak değerlendirmeler ve gerekli şartların uygun bulunmasının ardından kararlaştırılacak. Hayvan sağlığının korunması ve yetiştiricilerin faaliyetlerini güvenli şekilde sürdürebilmesi amacıyla tedbirlerin uygulanmasına devam edilecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">FARKLI SEROTİPLER HASTALIĞIN YENİDEN GÖRÜLMESİNE NEDEN OLABİLİYOR</span></h2>
<p>Veteriner Hekim Bilal Sarı şap hastalığının farklı serotiplerinin bulunduğuna dikkat çekerek, hastalığı geçiren hayvanların her zaman bulaştırıcılık riskini tamamen ortadan kaldırmadığını söyledi. Farklı bölgelerden gelen hayvanların aynı ortamda buluşmasının hastalığın yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırlayabileceğini belirten Sarı, özellikle yaylalarda bulunan hayvanların aşılama dönemlerini kaçırmış olabileceğine işaret etti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın şap hastalığıyla mücadele kapsamında yılda iki veya üç kez aşılama yaptığını ve aşıların üreticiye ücretsiz uygulandığını kaydeden Sarı, aşılama çalışmalarının hastalığın kontrol altına alınmasında önem taşıdığını vurguladı. Şap hastalığının tedavisinde yüksek maliyetli uygulamaların her zaman gerekli olmadığını ifade eden Sarı, ağız yaralarının temizlenmesi ve ateş düşürücü ilaçlarla destekleyici tedavi uygulanabildiğini söyledi. Salgın döneminde çok sayıda hayvanı tedavi ettiğini belirten Sarı, üreticilerin hastalığı fırsata çevirmek isteyen uygulamalara karşı dikkatli olması gerektiğini de dile getirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sap-salgini-hayvancilikta-ticari-carklari-durdurdu-91422</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/3/1280x720/sap-hastaligina-karsi-alinan-kararlar-gecici-onlemler-kalici-1751976135.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hayvan pazarlarının kapalı kalması, yetiştiricilerden başlayarak celeplere, nakliyecilere, yem tedarikçilerine ve bölge esnafına uzanan geniş bir kesimi etkiliyor. Hayvan alım-satımının durması, yalnızca her ilin canlı hayvan pazarındaki günlük 75-150 milyon liralık alım-satım işleminin yapılmaması demek. Ayrıca üreticinin borç ödeme kapasitesini zayıflatırken artan yem ve bakım giderleri mali baskıyı büyütüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hal-kuracak-olan-uretici-birlikleri-ve-kooperatiflere-maddi-destek-geliyor-91420</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hal kuracak olan üretici birlikleri ve kooperatiflere maddi destek geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, sebze ve meyve ticaretiyle ilgili olarak 2012 yılında çıkarılan Hal Kanunu'nun zaman zaman yapılmış değişikliklerinden sonra yine kapsamlı bir değişikliğe gidileceğini belirtti. Hazırladıkları kanun taslağının Meclise AK Parti grubuna gönderildiğini söyleyen Bolat, yapılacak yeni düzenlemeyle üretici birliklerinin, üretici kooperatiflerinin hallerde ve pazarlarda daha fazla yer almasının sağlanacağını açıkladı. Üretici kooperatifi ve birliklerine kendilerinin hal kurması halinde madde destek verileceğini söyleyen Bolat, bu kapsamda vergi, rüsum gibi muafiyetlerden yararlanmalarının hazırlanan taslakta yer aldığını belirtti. TBMM Plan Bütçe Komisyonuna Bakanlığının 2027 yılı bütçesini sunan Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın Komisyona yaptığı sunum kitapçığına göre, hazırlanan Hal Yasa taslağında şu düzenlemeler yer alıyor:</p>
<h2>Satış yeri oranı yüzde 30'a çıkarılacak </h2>
<p>▶Semt pazarlarında üreticilere ayrılan halen yüzde 20 olan satış yeri oranının yüzde 30’a çıkarılması için Ticaret Bakanlığından yetki alınması.</p>
<p>▶Toptancı hallerinde üretici örgütlerine ayrılan işyeri oranının, yüzde20’ den yüzde 30’a çıkarılması için Ticaret Bakanlığından yetki alınması. </p>
<p>▶ Üretici örgütlerinin, ortak veya üyelerinin mallarının satışına aracılık edebilmesi. </p>
<p>▶Üretici örgütleri üzerinden pazarlanan zirai ürün bedellerinden gelir vergisi stopajının kaldırılması. </p>
<p>▶ Hal kurmak isteyen üretici örgütlerine bedelsiz olarak hazine arazisi tahsis edilmesi. </p>
<p>▶ Toptancı hallerinin kurulması ve taşınmasının Ticaret Bakanlığının iznine tabi olması, asgari nitelikleri taşımayan toptancı hallerinin Ticaret Bakanlığınca kapatılması. </p>
<p>▶ Sebze ve meyve ticaretinde bütün aktörler için ödeme süresinin belirlenmesi. </p>
<p>▶ Ürün bedellerinin bankalar üzerinden ödenmesi. </p>
<p>▶Hal dışı tüccar olarak faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişilerin, Ticaret Bakanlığımızdan yetki belgesi almasının zorunlu olması ve bu kişilere teminat uygulaması getirilmesi.</p>
<p>▶Hal içinde ve dışında faaliyet gösteren tüccarlarda aranılacak sermaye şartına ilişkin Ticaret Bakanlığına düzenleme yapma yetkisinin alınması ve hal içinde faaliyet gösterenlerden alınan teminatın miktarının da Ticaret Bakanlığınca belirlenmesi. </p>
<p>▶ Komisyoncudan komisyoncuya ve aynı toptancı hali içinde tüccardan tüccara mal alımı, satımı ve devrinin yasaklanması. </p>
<p>▶Piyasa bozucu eylemler gibi bazı filler için ceza miktarları artırılarak cezaları uygulama yetkisinin belediyelerden Ticaret Bakanlığına alınması ve bazı yeni cezaların eklenmesi. </p>
<p>▶ Yol kenarı denetim istasyonlarının kurulmasına ve işletilmesine ilişkin usul ve esasların belirlenmesi. </p>
<p>▶Stokçuluk gibi bazı eylemlerden ceza alanların, kamu kurum ve kuruluşları tarafından verilen ayni ve nakdi destek unsurlarından üç yıl süreyle yararlandırılmaması. </p>
<p>▶Ticaret Bakanlığının kararlaştıracağı nitelikleri haiz perakendecilerin satacağı malların, yüzde 20’yi geçmemek üzere belirlenecek bir oranının üretici ve üretici örgütlerinden satın alınmasının zorunlu olması.</p>
<p>▶Ticaret Bakanlığına, depolanabilen sebze ve meyveler için kira ve nakliye desteği verme ve depolama kapasitelerinin artırılması amacıyla teşvik ve destekler verme görev ve yetkisi alınması konularında değişiklik yapılması öngörülüyor. “</p>
<h2>48 milyon ürün denetlendi </h2>
<p>Bolat, 2026 yılında gıda, otomotiv, market, emlak, kuyum sektörlerinde fahiş fiyat artışı ve stokçuluk faaliyetlerini önlemek, tüketicinin korunması noktasında 81 ilde 401 bin 500 işletme, 48 milyondan fazla ürünün denetlendiğini açıkladı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 2027’de mal ve hizmet ihracatına yönelik destekler için ayrılan kaynağın 65 milyar lira olduğunu belirtti. Bolat, 2025'te 22 bin 686 mal ihracatçısına 23.5 milyar liralık destek sağladıklarını 2026'da ise ayrılan kaynağın 32.8 milyar liraya yükseldiğini belirterek, halihazırda 15 bin 914 firmaya 21.2 milyar lira tutarında destek sağladıklarını söyledi. Bolat, hizmet ihracatında da ihracatçılara bu yıl 12.5 milyar liraya yakın destek sunduklarını ifade etti. İhracatın finansmanını destekleme noktasında Türk Eximbank ve Merkez Bankası ihracat reeskont kredilerinin önemli katkısı bulunduğunun kaydeden Bolat, Eximbank tarafından bu yıl 59 milyar doları aşacak bir destek sağlayacaklarını, Türk Ticaret Bankası’nın da finansman desteğinin bu yıl sonuna kadar 110 milyar liraya ulaştıracağını belirti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hal-kuracak-olan-uretici-birlikleri-ve-kooperatiflere-maddi-destek-geliyor-91420</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/bakan-bolat-1766914820.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanı Bolat, yeni düzenlemeyle üretici birliklerinin, üretici kooperatiflerinin hallerde ve pazarlarda daha fazla yer almasının sağlanacağını açıkladı. Üretici kooperatifi ve birliklerine kendilerinin hal kurması halinde madde destek verilecek; vergi, rüsum gibi muafiyetlerden yararlanmaları sağlanacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bir-metrelik-oy-pusulasini-kisaltma-harekati-91418</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir metrelik oy pusulasını kısaltma harekatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>AK Parti, 2028’de yapılacak seçimler öncesi bir metreyi geçen oy pusulası için harekete geçiyor. Seçime girme hakkı elde eden siyasi parti sayısının 40’ı bulması beklenirken, Yüksek Seçim Kurulu’nun talebi üzerine AK Parti değişiklik için Seçim Kanunu’nda düzenleme yapacak. Yapılacak teknik bir düzenleme ile oy pusulasının boyunu belirlemek üzere Yüksek Seçim Kurulu’na yetki verilecek. Oy pusulasının 1 metreyi geçmemesi için teknik çalışma yapılacak. Bu çerçevede; her seçimde artan siyasi parti sayısı ve bununla birlikte oy pusulasının boyunun uzaması üzerine önlem alma ihtiyacının doğduğu belirtiliyor.</p>
<p>YSK, TBMM’de grubu bulunan partilerden, pusulanın 1 metreyi geçmemesi için siyasi parti sütunları arasında bırakılacak boşluklarla ilgili esnek düzenleme yapma yetkisi istedi. Türkiye’de faaliyette görülen 194 siyasi partiden seçime katılmaya hak kazanan parti sayısı 2023 seçimlerine göre 36 iken geçen 3 yılda bu sayının 42’ye yükseldiği belirtiliyor. Bu durum oy pusulasının uzunluğunun 1 metrenin üzerine çıkması anlamına geliyor. Ancak Türkiye’deki matbaa sisteminde 1 metre üstü pusula basımının mümkün olmadığı ifade ediliyor.</p>
<p>Bu nedenle YSK, oy pusulasında sıralanan siyasi parti sütunları arasında bırakılması zorunlu olan 0.75 cm boşluğun daha da düşürülmesi için düzenleme istiyor. AK Parti Grubu da bu talep karşısında Seçim Kanunu’nda teknik bir düzenlemeye gitmeye hazırlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bir-metrelik-oy-pusulasini-kisaltma-harekati-91418</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/secim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti tarafından yapılacak teknik bir düzenleme ile oy pusulasının boyunu belirlemek üzere Yüksek Seçim Kurulu’na yetki verilecek. Oy pusulasının 1 metreyi geçmemesi için teknik çalışma yapılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spkda-bagimsiz-teftis-kurulu-onerisi-91417</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> SPK’da &#039;bağımsız teftiş kurulu&#039; önerisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Vergi Uzmanı Ekonomist Deniz Eresen, Sermaye Piyasası Kurulu’nda yeni döneme yönelik reform önerilerinde de bulundu.</p>
<p>İlk olarak SPK bünyesinde doğrudan başkanlığa bağlı, mesleki bağımsızlığı güvence altına alınmış bir teftiş kurulu oluşturulmasını öneren Eresen, “Bu yapı; mevcut denetim birimlerinin görevlerini tekrarlamak yerine Kurulun idari işleyişini, karar süreçlerini, denetim faaliyetlerinin etkinliğini ve kurumsal risk yönetimini incelemeli” dedi.</p>
<p>Yatırım fonlarına ilişkin sorunların, manipülasyon iddiaları ve şeffaflık tartışmalarının, yeni yönetimin önündeki zorlu sınavı ortaya koyduğuna dikkat çeken Deniz Eresen “Muhsin Atcı’nın Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı döneminde edindiği deneyim, yeni görevi açısından önemli bir avantaj olabilir. Risk odaklı denetim, veri analizi ve kurumsal denetim kapasitesine ilişkin birikimi, sermaye piyasalarında ihtiyaç duyulan dönüşüme katkı sağlayabilir” dedi.</p>
<h2>"Risk önceden tespit edilebilir"</h2>
<p>Buna karşılık başarının inceleme ve yaptırım sayısıyla ölçülmemesi gerektiğine işaret eden Eresen, “Esas hedef, risklerin önceden tespit edildiği, yatırımcı haklarının korunduğu ve kuralların herkese eşit uygulandığı bir piyasa düzeni olmalı” dedi. Eresen, Kurul bünyesinde sermaye piyasaları, finans, muhasebe ve bilgi teknolojileri alanlarında uzman müfettişler görev yapması gerektiğini, risk esaslı yıllık teftiş programları hazırlanmasını ve tespit edilen eksikliklerin giderilmesi düzenli olarak izlenmesi gerektiğini aktardı.</p>
<p>Aracı kurumlar, portföy yönetim şirketleri ve yatırım fonlarında belirlenen sistematik risklerin, ilgili denetim birimleriyle koordinasyon içinde değerlendirilmesi gerektiğini aktaran Eresen “Teftiş Kurulu’nun görev ve yetkileri mevzuatla açıkça belirlenmeli, faaliyet sonuçları gizlilik hükümleri gözetilerek kamuoyuyla paylaşılmalı. Böylece denetim, yalnızca usulsüzlükleri ortaya çıkaran değil, kurumsal riskleri önceden belirleyen bir yapıya kavuşabilir” diye konuştu.</p>
<p>Üç yeni ismi önemli bir başlangıç olarak nitelendiren Eresen, “Ancak asıl değişim, kişilere bağlı olmayan güçlü denetim mekanizmalarıyla gerçekleşecektir. Çünkü sermaye piyasalarında güven, yalnızca yönetim değişikliğiyle değil, denetimin kurumsallaşmasıyla yeniden kazanılır” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spkda-bagimsiz-teftis-kurulu-onerisi-91417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye piyasalarında gözlerin, üst yönetimine üç yeni isim atanan Sermaye Piyasası Kurulu’na çevrildiğini belirten Vergi Uzmanı Ekonomist Deniz Eresen, yeni Başkan Muhsin Atcı ile başlayan sürecin yalnızca bir yönetim değişikliğini değil, denetim anlayışında köklü reform beklentisini de gündeme taşıdığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iskur-29-milyar-tlmiz-takasbankta-91415</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> İŞKUR: 2,9 milyar TL’miz Takasbank’ta</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 2027 yılı bütçesinin Meclis Plan Bütçe Komisyonundaki görüşmelerinde İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarının tasfiye edilen yatırım fonlarına aktarılıp aktarılmadığı konusundaki tartışmalar muhalefet milletvekilleri tarafından komisyon gündemine taşındı. Milletvekillerinin bu konudaki soruları üzerine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, “İşsizlik Sigortası Fonunun söz konusu fon yönetim şirketleriyle bir işlemi bulunmamaktadır. Herhangi bir fona aktarılan bir kuruşumuz dahi bulunmamaktadır” açıklamasını yaparken, Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) Genel Müdürü Samet Güneş, Komisyona halen toplam 2.9 milyar paranın Takasbank’ta olduğu, 1.9 milyar liranın kasım ayında itfa olacağı bilgisini verdi.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, milletvekillerinin İşsizlik Sigortası Fonu'nun kaynaklarının kullanımı, tartışmalı fonlara kaynak aktarılıp aktarılmadığına ilişkin sorularını yanıtlarken, “İşsizlik Sigortası Fonunun tasfiye edilen fonlarla hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. İşsizlik Sigortası Fonu Kamu Haznedarlığı Yönetmeliği hükümlerine göre değerlendirilmektedir. Bu doğrultuda fon kaynakları, Yönetmelikte açıkça belirtilen; Devlet İç Borçlanma Senetlerinde, kamu mevduat bankaları ile kamu katılım bankalarında, Takasbank’ta değerlendirilmektedir. Fon kaynaklarının bu enstrümanların dışında başka bir alanda değerlendirilmesi veya spekülatif işlemlerde kullanılması hukuken de, teknik olarak da mümkün değildir” dedi.</p>
<p>İşsizlik Sigortası Fonunun, Takasbank’ta işlem yapmasına ilişkin yetkinin 19 Ocak 2022 tarihinde yapılan Yönetmelik değişikliğiyle verildiğini, Fon kaynaklarıyla bu tarihten sonra Takasbank üzerinden borç verilmeye başlandığını kaydeden Işıkhan, “Her işlem gününde Takasbank’taki faiz oranları mevduat faiz oranları ile karşılaştırılmakta, avantajlı ise borç verme işlemi gerçekleştirilmektedir” diye konuştu.</p>
<h2>Banka mevduatı üzerinden örnekleme</h2>
<p>Işıkhan, uygulamayı banka mevduatı üzerinden örnek vererek anlattığı konuşmasında, “Siz bir bankaya mevduat yatırdığınızda, nasıl ki; o mevduatın kimlere kredi olarak verildiğini bilmiyorsanız, Takasbank da bizim için aynıdır. Bunun yanı sıra; İşsizlik Fonunda tüm bankacılık işlemleri Halk Bankası tarafından yapılmaktadır. Takasbank işlemlerinde de aracı kurumumuz Halk Yatırımdır. Takasbank’ın işleyişi gereği alıcılar ve satıcılar birbirlerini görememektedir ve yapılan her işlem Takasbank’ın teminatı altındadır. Dolayısıyla bu işlemlerle ilgili muhatabımız bir kamu kuruluşu niteliği taşıyan Takasbank’tır” dedi.</p>
<h2>"Herhangi bir fona takılan para yok" </h2>
<p>Işıkhan, şöyle devam etti: “Açıklanan bu mali tablolar ve raporlar incelendiğinde de görülebilecektir ki İşsizlik Sigortası Fonunun söz konusu fon yönetim şirketleriyle bir işlemi bulunmamaktadır. Şuna dikkatinizi çekmek istiyorum, İşsizlik Sigortası Fonu, işçilerimizin alın teridir, işçilerimizin hakkıdır ve biz emekçimizin işçimizin bir kuruş hakkını dahi kimseye yedirmedik, yedirmeyiz. Açık açık “işsizlik sigortası fonlara mı takıldı?” diye soruldu, ben de açık olarak cevap veriyorum; Herhangi bir fona takılan bir kuruşumuz dahi bulunmamaktadır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iskur-29-milyar-tlmiz-takasbankta-91415</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/5/1280x720/675-1793856873.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBMM Plan Bütçe Komisyonundaki görüşmelerde soruları yanıtlayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, İşsizlik Sigortası Fonu’nun tasfiye sürecindeki portföy yönetim şirketleriyle bir işlemi bulunmadığını söyledi. İŞKUR Genel Müdürü Samet Güneş ise “2,9 milyar paramız Takasbank’ta; 1,9 milyarı kasım ayında itfa olacak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dervisoglu-bu-iktidar-artik-ekonomiyi-yonetmiyor-ekonominin-enkazini-yonetiyor-91414</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dervişoğlu: Bu iktidar artık ekonomiyi yönetmiyor; ekonominin enkazını yönetiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, yatırım fonlarıyla ilgili yaşananları, partisinin Meclis Grup toplantısında değerlendirdi. 17 Eylül’den bu tarafa yaşananları hatırlatan Dervişoğlu, yangının sadece fonlarla sınırlı kalmadığına dikkat çekerek, “Borsada iki ayda 173 milyar dolar buharlaştı. Fabrikalarımızın değeri, işçimizin, esnafımızın emeği buharlaştı. Sigorta şirketleri karşılık ayırıyor, emeklilik fonları sarsılıyor. Bugün hepimiz bu yangının dumanında boğuluyoruz. Bize hala ‘bazı uygulamalarda hata edenler olacaktır’ diyorlar. Yıllarca göz göre göre büyüyen şeyin adı hata değil, düzendir” dedi. Fon vurgunu, 22 Ekim 2025’te, yine Meclis kürsüsünden uyardığını aktaran Dervişoğlu, “ tam bir yıl önce, bu kürsüden, ‘Kamu gücünü kullanarak manipülasyon yapan her kim varsa hesap vermelidir’ dedim. 12 Kasım 2025’te Hazine ve Maliye Bakanı ile SPK Başkanı’nı adıyla uyardım: ‘Bu suskunluk, suça verilmiş açık bir izindir’ dedim. Kulaklarını tıkadılar. SPK tehlikeyi görmezden geldi. Borsa İstanbul gözetim görevini yapmadı. BDDK sistemdeki riski seyretti. Takasbank koruma kalkanı indirdi. Siyasi iradenin izni olmadan bu kadar uzun süre gözünü kapatamaz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>“Fon vurgunu bir kazanın değil, bir çöküşün adıdır” diyen İYİ Parti Genel Başkanı, “Bu iktidar artık ekonomiyi yönetmiyor; ekonominin enkazını yönetiyor” diye konuştu. Siyasetin, bürokrasisin, atanmışın, seçilmişin içinde, bu soygunun neresinde kim varsa ortaya çıkarılması gerektiği çağrısında bulunan Müsavat Dervişoğlu, iktidar milletvekillerine seslendi: “Bunun adresi de harp yönetmiş, sulh kararı vermiş, bir devlet kurmuş bu Gazi Meclis’tir. Yarın tarih bu günleri yazarken, yalnızca soyanların değil, susanların adını da yazacaktır” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Arıkan: Fon vurguncularını öğrenemedik </span></h2>
<p>Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Mahmut Arıkan, eleştirilerini Meclis’te Yeni Yol Grubu’nun toplantısında verdi. Fon krizi"nin üzerinden 47 gün geçtiğini hatırlatan Arıkan, "Fon listesindeki vurguncuları öğrenemedik. Sürekli yeni görevlendirmeler yapılıyor. SPK Başkanlığına Vergi Denetim Kurulu Başkanı atandı. Başkan Vekilliğine de MASAK kökenli bir isim getirildi. Ancak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Sayın Cumhurbaşkanı, 'Bir cerrah titizliğiyle' meseleyi ele alacağız demişti. Size bir dost uyarısında bulunmak istiyoruz: Yaptığınız atamalara baktığımızda siz kalp cerrahını beyin ameliyatına sokuyorsunuz. Bu hasta, bu masada kalır” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dervisoglu-bu-iktidar-artik-ekonomiyi-yonetmiyor-ekonominin-enkazini-yonetiyor-91414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/musavat-dervisoglu-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dervişoğlu: Bu iktidar artık ekonomiyi yönetmiyor; ekonominin enkazını yönetiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekanin-gizli-karbon-ayak-izine-yesil-cozum-91413</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekânın gizli karbon ayak izine yeşil çözüm</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KIVANÇ İLAL - Canovate Group CTO’su</strong></p>
<p>Dijital dönüşümün ve yapay zekâ devriminin görünmeyen bir bedeli var: Devasa enerji tüketimi ve yükselen karbon emisyonları. Nesnelerin interneti (IoT), Edge Computing ve AI uygulamaları geliştikçe, veri merkezlerinin ürettiği ısı dünyamızı tehdit ediyor.</p>
<p>Yapay zekânın ve ileri bilişim teknolojilerinin (IoT, Edge Computing) hayatımıza getirdiği kolaylıklar, arka planda ciddi bir çevresel yük yaratıyor. Yüksek hesaplama kapasitesine sahip aktif cihazların kullanımı, veri merkezlerini tarihin en büyük enerji tüketim krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı. Sektörün öncüsü Nvidia gibi markaların yeni nesil sistemleri, muazzam bir ısı üretiyor. Sunucu kabini başına düşen soğutma ihtiyacının 10KW'tan 100KW'ın üzerine çıkması, geleneksel hava bazlı soğutma yöntemlerini tamamen sürdürülemez kıldı. Bugün inşa edilen veri merkezleri, gezegenimizin geleceği için enerji verimliliğine odaklanmak ve karbon ayak izini minimuma indirmek zorundadır. Sürdürülebilir bir dijital dönüşüm ancak yüksek kapasiteli sıvı soğutma ve yenilenebilir enerji çözümleriyle mümkün. Doğanın kendi serinliğini kullanılarak endüstriye karbon nötr hedefleriyle uyumlu, ekolojik dengeyi gözeten alternatifler sağlanabilir.</p>
<p><strong>“Direct-to-liquid chip cooling” nedir?</strong></p>
<p>Direct-to-liquid chip cooling (Doğrudan sıvı ile çip soğutma), yapay zeka (AI) server’larda bulunan işlemci (CPU), grafik işlemci (GPU) veya yapay zeka hızlandırıcıları gibi yüksek ısı üreten çiplerin, ısıyı doğrudan bir sıvı soğutucuya aktararak soğutulması yöntemidir. Sistem en basit şekilde şu şekilde çalışmaktadır: Çipin üzerine özel bir soğuk plaka (cold plate) yerleştirilir. Bu plakanın içinden özel bir soğutma sıvısı dolaşır. Çipten çıkan ısı, doğrudan sıvıya aktarılır. Isınan sıvı sistemden uzaklaştırılır, soğutulur ve tekrar dolaşıma girer. Yani hava ile dolaylı soğutma yerine, ısı kaynağına doğrudan temas eden ve çok daha verimli bir ısı transferi sağlayan sıvı kullanılır.</p>
<p><strong>Doğrudan sıvı soğutmanın en önemli 7 kullanım alanı nedir?</strong></p>
<p>Peki, bu devrimsel teknoloji en çok hangi alanlarda kritik bir zorunluluk haline geldi. İşte, doğrudan sıvı soğutmanın en önemli 7 kullanım alanı şunlardır:</p>
<p><strong>1-Yapay zekâ (AI) fabrikaları</strong></p>
<p>Yapay zekâ fabrikaları, bildiğimiz üretim tesislerinden farklı olarak sadece “veri ve zekâ” üretir. Binlerce karmaşık yapay zekâ modelinin aynı anda eğitildiği, milyarlarca parametrenin işlendiği bu devasa tesisler, tam anlamıyla birer ısı merkezidir. Üst düzey yapay zeka çiplerinin (GPU) tam kapasite çalışabilmesi ve termal darboğaza (thermal throttling) girmemesi için, ısının milisaniyeler içinde çip yüzeyinden uzaklaştırılması gerekir. Sıvı soğutma, AI fabrikalarının kesintisiz çalışmasının ana taşıyıcısıdır.</p>
<p><strong>2- Hyperscale ve yüksek yoğunluklu büyük veri merkezleri</strong></p>
<p>Google, Microsoft, Amazon gibi teknoloji devlerinin işlettiği ve milyonlarca insanın verisini barındıran “Hyperscale” veri merkezlerinde, kabin (rack) yoğunlukları artık metrekare başına taşınamaz seviyelere ulaştı. Eskiden kabin başına 10KW olan enerji yükü, bugün 100KW’ın üzerine çıkmış durumdadır. Hava bazlı klimalarla, bu kadar dar bir alanda 100KW'lık bir ısıyı tahliye etmek fizik kurallarına aykırıdır. Doğrudan sıvı soğutma, bu merkezlerde hem alandan tasarruf sağlar, hem de soğutma için harcanan elektrik faturasını radikal bir şekilde düşürür.</p>
<p><strong>3- Mevcut veri merkezlerinin dönüşümü (retrofit öncülüğü)</strong></p>
<p>Dünyada sıfırdan veri merkezi inşa etmek, hem maliyetli, hem de zaman alıcıdır. Bu yüzden en akıllıca çözümlerden birisi, mevcut geleneksel veri merkezlerini yapay zeka çağının ihtiyaçlarına uygun hale getirmektir (Retrofit). Yerli firmanın sunduğu çip bazlı sıvı soğutma çözümleri, mevcut sunucu altyapılarına entegre edilerek, eski binaları yıkıp yeniden yapmaya gerek kalmadan onları birer modern AI üssüne dönüştürür.</p>
<p><strong>4- Süper bilgisayarlar ve gelişmiş araştırma laboratuvarları</strong></p>
<p>İklim modellemeleri, DNA dizilimi analizleri, kanser araştırmaları ve kuantum hesaplama gibi insanlığın kaderini değiştiren simülasyonlar süper bilgisayarlar (HPC) üzerinde koşar. Bu cihazlar, binlerce işlemcinin tek bir beyin gibi maksimum frekansta çalışmasını gerektirir. En ufak bir ısınma, günlerce süren bilimsel hesaplamaların çökmesine yol açabilir. Direct-to-liquid teknolojisi, bilimsel keşiflerin yarıda kalmasını önleyen en güvenilir zırhtır.</p>
<p><strong>5- Uç bilişim (Edge Computing)</strong></p>
<p>Verinin üretildiği yere (örneğin otonom araçlara, akıllı fabrikalara veya 5G baz istasyonlarına) yakın kurulan mikro veri merkezlerine "Edge Computing" deniyor. Bu sistemler genellikle klimalı, steril veri merkezi odalarında değil; tozlu, sıcak ve dar saha koşullarında çalışmak zorundadır. Dış dünyadan tamamen izole edilmiş, sızdırmaz ve doğrudan sıvı soğutmalı mikro kabinler, Edge cihazların her türlü zorlu hava koşulunda sıfır arızayla çalışmasını sağlar.</p>
<p><strong>6- Finans sektörü ve yüksek frekanslı işlemler (HFT)</strong></p>
<p>Finans dünyasında milisaniyeler, milyonlarca dolarlık kar ya da zarar anlamına gelir. “High-Frequency Trading” (Yüksek Frekanslı İşlem) yapan algoritmik ticaret sistemleri, borsadaki anlık değişimleri yakalamak için bilgisayar işlemcilerini sınırlarına kadar zorlar (overclocking). İşlemcilerin donmasını veya yavaşlamasını engellemek, finans devleri için hayati bir prestij ve nakit güvencesidir. Sıvı soğutma, finansal altyapıların en yüksek hızda, takılmadan dönmesini garanti eder.</p>
<p><strong>7- Savunma sanayisi ve askeri simülasyon uygulamaları</strong></p>
<p>Modern savunma sanayisi, savaş uçağı simülatörleri, radar sinyal işleme sistemleri, yapay zeka destekli tehdit algılama mekanizmaları ve taktik savaş oyunları için muazzam bir hesaplama gücü kullanır. Kritik askeri operasyonların simüle edildiği bu sistemlerde, donanımsal bir gecikme ya da ısınma kaynaklı performans düşüşü kabul edilemez. Ülkemizde geliştirilen çip bazlı soğutma teknolojisi, savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek kararlılık ve sıfır hata payı standardını eksiksiz karşılamaktadır.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekanin-gizli-karbon-ayak-izine-yesil-cozum-91413</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekânın gizli karbon ayak izine yeşil çözüm ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-kiminle-nereye-91412</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye kiminle, nereye?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kardeşlik, ittifak, menfaat</strong></p>
<p>Kardeşiz ama önceliklerimiz farklı. Müttefikiz ama aynı tehdidi görmüyoruz. Birbirimizin güvenliğine destek sözü veriyoruz ama gerektiğinde nerede ve nasıl duracağımızı tartışıyoruz. Halklar arasındaki bağın gücünü anlatırken liderler arasındaki gerilimi izliyoruz. Savaş ihtimalini kolay konuşuyoruz ama caydırıcılığın ne işe yaradığını anlamak gerekiyor.</p>
<p>Askeri ve siyasi stratejist olarak uluslararası aktif çalışmalar yürüten emekli diplomat, Hasan Aygün’le “Türkiye Kiminle, Nereye; Kardeşlik, İttifak, Menfaat” başlığı altında Azerbaycan’la ilişkileri ve Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan arasındaki Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı tartıştık:</p>
<p>NATO bu ilişkilerin neresinde duruyor? Orta Doğu’da kurulan ortaklıklar Avrupa’daki güvenlik arayışıyla nasıl birleşiyor? Türkiye’nin gördüğünü komşuları da aynı biçimde mi görüyor?</p>
<p>ABD ara seçimleriyle eş zamanlı yaptığımız bu söyleşiyi farklı eksenlerde okumak da faydalı ve gerekli. Washington’la ilişkiler, İsrail’in bölgedeki güvenliği, İran’ın geleceği, Avrupa’nın savunması…</p>
<p>Bu gürültünün içinde güvenliğin nasıl tarif edildiğini merak ediyorum:</p>
<p>- Farklı öncelikler ve karşılıklı bağımlılık üzerinden gelişen bir güvenlik anlayışı, savunma doktrininin yerini mi alıyor?</p>
<p>- Yoksa savunmanın yanına başka ihtiyaçlar mı ekleniyor?</p>
<p>- Yenidünyayı ve Türkiye’nin yerini anlatırken kullandığımız kelimeler yaşadıklarımızı karşılıyor mu?</p>
<p>Aygün, Nahçıvan ve Cidde başkonsoloslukları, Tebriz’de görev, Karabağ barış süreci ve Minsk Grubu toplantıları… NATO’da siyasi danışmanlık, kriz yönetimi, askeri kararların siyasi sonuçları üzerinde çalışmalarıyla dikkat çeken bir diplomat.</p>
<p><strong>Coğrafyayı taşıyamıyoruz</strong></p>
<p>Söyleşinin tarih ve coğrafya bölümünü önemsiyorum. Bugünkü bir açıklamayı geçmişteki ilişkilerden, bugünkü bir tercihi komşuların ihtiyaçlarından ayırınca ne kadarını anlayabiliyoruz?</p>
<p>Aygün, Azerbaycan’ı anlatırken devletleşme sürecine, İran’la ilişkilere, dinin ve siyasetin etkisine döndü. Dinî farklılıkların arkasında siyasi kontrol meselesinin bulunduğunu söyledi: Kim, kimi, ne kadar kontrol edecek?</p>
<p>Türkiye–Azerbaycan ilişkisinde yaşananları güç mücadelesi olarak okumak mı gerekir? diye sordum; “Azerbaycan’la Türkiye arasında ben bir güç mücadelesi görmüyorum” dedi. Çekişmeyi, yöneticilerin ve iki ülkenin farklı öncelikleriyle açıkladı. Aygün, 1991’den 2009’a kadar olan dönemi “balayı” diye tarif ediyor. Türkiye’den giden yatırımcılar, açılan kapılar, birbirini yeniden tanıyan toplumlar…</p>
<p>İlk önemli sarsıntıyı Türkiye’nin 2009’daki Ermenistan’la yakınlaşma girişimlerinde gördüğünü söyledi.  Protokoller, futbol diplomasisi ve Azerbaycan bayrağı etrafında yaşanan tartışmalar bu dönemin hafızasında yer alıyor. Sonrasında Türkiye’nin olaylara daha çok Ortadoğu ve Arap dünyasıyla ilişkileri üzerinden bakmaya başladığını; Azerbaycan’ın ise kendi gerekçeleriyle bu yaklaşımı paylaşmadığını anlattı.</p>
<p>Aygün’ün Nahçıvan’da görev yaptığı yıllardan aktardığı gözlemler değişimi gösteriyor. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından pazarını kaybetmiş üretim, ekonomik güçlükler ve Türkiye’den yürütülen destek çalışmaları… O günkü Azerbaycan’la bugünkü Azerbaycan’ın aynı koşullarda bulunmadığını hatırlattı.</p>
<p><strong>Azerbaycan nasıl var olacak?</strong></p>
<p> “Var olma” ifadesini açmasını istedim. Askeri tehditle ilişkilendirmedi; “Azerbaycan’ın ciddi bir var olma sorunu var. Var olma dediğim, hangi yolda var olmaya devam edecekler?” İran’daki Azerbaycan Türklerini, Tebriz’i, sınırın iki tarafındaki farklı ekonomik ve siyasi koşulları anlattı. Birleşme düşüncesinin yalnızca Tahran açısından hassas olmadığını; Bakü açısından da nüfus, ekonomik uyum ve siyasi ağırlık gibi sorular doğuracağını söyledi.</p>
<p>Ortak kimlikten ortak siyasi geleceğe geçişin kolaylığını sorgularken Almanya’nın birleşmesini örnek verdi. Ekonomik güce rağmen uyumun yıllar aldığına dikkat çekti.“Bir millet, iki devlet” ifadesini de bu noktada konuştuk. Sloganın hangi beklentiyi taşıdığını, iki ayrı devletin kararlarına nasıl yansıdığını sordum. Aygün’ün cevabı ulusal kimliğe döndü: “Azerbaycan’ın en büyük kavgalarından biri millet olmaya devam edebilmek.”</p>
<p>İran’dan gelen Şii ümmet yaklaşımını ve Türkiye’den bazı dinî yapılanmaların etkisini bu çerçevede değerlendiren Aygün, Nahçıvan’daki görev döneminden verdiği örneklerle dinin sınır geçişlerine, gündelik hayata ve ekonomik ilişkilere kadar uzanan etkisini anlattı.  Değerlendirmesinde Azerbaycan’ın, kendi devlet ve toplum modelini korumaya çalıştığını Türkiye’yle yakınlığını da İran’la ilişkisini de bu ihtiyaçla birlikte düşünmek gerektiğine dikkat çekmiş olmasını değerli buldum.</p>
<p><strong>Ankara’dan bakınca, Bakü’den bakınca</strong></p>
<p>İsrail konusu farklılıkları, açık seçik-kapalı adına ne derseniz deyin, iletişim olarak kapsamlı şekilde görünür kılıyor. Aygün, Azerbaycan–İsrail ilişkisini enerji, silah ve mühimmat, eğitim, istihbarat, savunma üretimi ve tarım teknolojileri üzerinden anlattı.</p>
<p>İsrail Azerbaycan’a savunma ve teknoloji alanında destek sağlıyor; Azerbaycan da İsrail açısından önemli bir enerji ortağı. İlişkinin İran’ı ilgilendiren istihbarat boyutunu ise şöyle ifade etti: “İki ülke arasında sağlıklı bir ilişki var” deyince durdurup neyi kastettiğini sordum. Uluslararası ilişkilerde “sağlıklı” kelimesinin açıklanmaya ihtiyacı var. Burada karşılıklı menfaatlerin sağlandığı bir ilişkiden söz ediyoruz. Aygün takiben “ilişkiden iki ülke de menfaat sağlıyor” diyerek ifadesini teyit etti. Söyleşide, Türkiye’nin İsrail’e yönelik tutumuyla Azerbaycan’ın İsrail ilişkileri arasındaki farkı, karşılıklı ihtiyaçları hesaba katmadan açıklamak mümkün mü? sorusunun üzerinde durdum. Türkiye’nin kendi hassasiyetlerinden hareket etmesiyle Azerbaycan’ın aynı sırayı izlemesini beklemesi arasında bir mesafe var.</p>
<p>Aygün, yönetimlerin ve medyanın dilinde görülen gerilimin halklar arasındaki ilişkinin bütünü gibi okunmasına karşı çıktı. Söyleşinin sonunda yeniden bu konuya dönerek: “Halklar arasındaki bağ o kadar kuvvetli ki yöneticiler gider, halklar kalır uzun vadede” dedi. 2009’daki kırgınlıktan sonra ilişkilerin toparlanabilmesini hatırlatarak yeniden bir düzeltme yapılabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>Üç ülke, üç ayrı tehdit</strong></p>
<p>Tartışmamızın Azerbaycan bölümünde aynı kimliğin farklı önceliklerini konuşurken Mekke bölümünde farklı önceliklerin ortak savunma taahhüdünde nasıl birleşeceğine geçtik.</p>
<p>- Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın imzaladığı anlaşma neyi değiştirecek?</p>
<p>- Bir ülkenin karşı karşıya olduğu tehlike, diğer ikisi için de aynı anlamı taşıyor mu?</p>
<p>Aygün’ün en keskin değerlendirmelerinden biri şöyle: “Aslında bu üç ülkenin bir araya oturmasında en çok hayret edilecek şey tehdit algılamaları. Tehdit algılamalarının birbiriyle en ufak bir alakası yok.”</p>
<p><strong>- Pakistan:</strong> Hindistan ilk sırada… Afganistan’dan gelen silahlı ve aşırı dinci gruplar ile Belucistan da güvenlik gündeminde. Hindistan–Pakistan çatışmasında Türkiye ve Suudi Arabistan’ın nasıl bir rol üstlenebileceğini sorguluyor.</p>
<p><strong>- Suudi Arabistan:</strong> Enerji üretimi ve taşımacılığının güvenliği, İran ve Yemen öne çıkıyor. Türkiye ile Pakistan’ın bu dosyalardaki çıkarları ve riskleri ne kadar örtüşüyor?</p>
<p><strong>- Türkiye:</strong> Terör, Suriye ve Irak’taki yapılanmalar, Doğu Akdeniz, enerji koridorları ve Kıbrıs. Pakistan ve Suudi Arabistan bu öncelikleri hangi ölçüde paylaşacak?</p>
<p>Pakistan’a yönelik bir saldırı ihtimalini örnek verdi; Hindistan’ın Keşmir üzerinden Pakistan’a girdiği bir durumda Türkiye ve Suudi Arabistan’ı orada düşünebiliyor muyuz? Yemen çevresinde Türkiye’nin askeri operasyona katılmasının getirebileceği sonuçları da sorduktan sonra, Türkiye açısından yarar ve zarar hesabının yapılması gerektiğini söyledi.</p>
<p>Burada anlaşmanın işleyişine ilişkin bir ayrıntı önemli. <u>TBMM’ye sunulan teklifin gerekçesinde</u>, kolektif savunma hükmünün kendiliğinden işlemeyeceği; istişareler sonucunda mutabakatla alınacak kararlara dayanacağı belirtiliyor. Tarafların kendi anayasal yükümlülükleri, mevzuatları ve yetkili makamlarının kararları da korunuyor. Otomatik bir savaş katılımından çok, farklı önceliklerin bir saldırı karşısında nasıl ortak karara dönüşeceği söz konusu…</p>
<p><strong>Yeniden Büyük Orta Doğu Projesi mi?</strong></p>
<p>Aygün, Mekke oluşumunu değerlendirirken Büyük Orta Doğu Projesi’ni hatırlattı. Kavramın uzun süredir gündemde olduğunu, ülkeleri bir araya getirecek bir yapının ise kurulamadığını söyledi. Mekke Ortak Savunma Paktı’nı bunun ilk somut veya güncel adımı olarak mı anlamalıydık? diye sordum; “Belki ilk adımı demek cüretkâr olur. İlk adımına benziyor diyeyim” şeklinde karşılık verdi.</p>
<p>Üç ülkenin de ABD ile özel ilişkilerine dikkat çektikten sonra oluşumu, İsrail’in bölgesel güvenliği ve bu ülkelerin ABD’ye daha yakın durması ihtimaliyle birlikte değerlendirdi. Anlaşmanın arkasındaki siyasi hesabı nasıl okuduğunu gösterdiğini düşünüyorum. Kullandığı ihtiyatlı ifadeye de ayrıca dikkat çekmek istiyorum. Aygün’ün değerlendirmesi burada bitmedi. Askeri müdahale meselesini ayrı tutarak iş birliği tarafına olumlu baktığını söyleyerek beni bir anlamda şaşırttı; “Bu savunma durumunda, bir ülkeye saldırı durumunda müdahaleyi bir kenara bırakırsak onun dışındaki her şey olumlu.” Gördüğünüz gibi hiçbir şey kategorik değil…</p>
<p>Türkiye’nin savunma sanayisini, ihracat imkânlarını, ülkelerin birbirini daha iyi tanımasını ve birlikte çalışmasını sıraladı. Üç ülkenin bölgesel ağırlıklarını ve birbirini tamamlayabilecek imkânlarını önemsediğini ifade etti. Ortak üretim ve ticaretin sağlayabileceği faydayla başka bir ülkenin çatışmasına katılmanın sonuçlarını ayrı ayrı değerlendirdi.</p>
<p><strong>NATO’nun işi savaşmak mı?</strong></p>
<p>Mekke’nin NATO’yla ilişkisini sorduğumda caydırıcılık kavramına geldik. Aygün, ittifakı birlikte savaşa gitme üzerinden değerlendirmenin eksik kalacağını söyledi: “NATO’nun özelliği toplanıp bir arada savaşmaktan ziyade caydırıcılık oldu.”</p>
<p>NATO’nun karşısında somut bir güç bulunduğunu, üyelerin buna karşı birleştiğini anlattı: “O somut güce karşı birleşerek caydırıcı olduk.” Mekke oluşumuyla karşılaştırmasında ise coğrafi uzaklıkları, gelişmişlik farklarını ve tehdit algılarındaki ayrışmayı öne çıkardı.</p>
<p>Birlikte durmanın caydırıcı olabileceğini kabul ediyor; bu kadar farklı önceliklerin pratikte nasıl bir arada işleyeceğini sorguluyor. NATO’nun yeni oluşuma neden özel bir tepki vermediğini de konuştuk. Aygün, Türkiye’nin NATO içindeki yükümlülüklerinin değişmediği görüşünde. Mekke Anlaşması’nın mevcut ittifakların yerine geçmediği ve Türkiye’nin NATO hak ve yükümlülüklerini etkilemediği, TBMM’ye sunulan gerekçede de belirtti.</p>
<p><strong>Bedir neyi tamamlıyor?</strong></p>
<p>Türkiye, Katar, Pakistan ve Endonezya arasındaki Bedir Mutabakatı’nı gözden kaçırmamak gerek. “O bir mutabakat. O sadece savunma iş birliği” diyerek niteliğini ayırdı.</p>
<p>Mekke’de konuştuğumuz saldırı halinde ortak tutum meselesiyle aynı şekilde ele almıyor. Dört ülkenin savunma alanında birlikte çalışmasını, daha geniş bir bölgesel ilişki içinde değerlendirdi: “Bu Bedir Mutabakatı’nı da aslında uzun vadede Mekke ittifakına destek verecek yan bir örgüt, yan bir örgütlenme olarak adımlardan biri sayabiliriz.”</p>
<p>Suudi Arabistan’ın bu oluşumda bulunmamasını da ayrı bir soru olarak ortaya koyduğunu dikkatinize sunmak isterim. Aygün, dinî ortaklığın geçmişte ülkelerin güçlü ve eşgüdümlü hareket etmesini sağlamadığını söyledi. Coğrafya ve çevreyle ilişkiler farklılaşıyor. Bu nedenle savunma iş birliği gibi somut bir alandaki adımı olumlu karşılıyor. Bağdat Paktı ve CENTO gibi geçmiş girişimleri hatırlatması da bu konuşmanın parçası. Bugünkü bir ortaklığın nasıl işleyeceğini düşünürken önceki deneyimlere baktığını ifade etti.</p>
<p><strong>Birbirine ihtiyaç duymak</strong></p>
<p>Karşılıklı bağımlılık kavramı, Ermenistan üzerinden de gündeme geldi. Aygün, Türkiye–Ermenistan ilişkilerindeki gelişmelerin sürmesini umduğunu söyledi. Ermenistan’ın Türkiye ile Azerbaycan arasında bir köprü olabileceğine dikkat çekti: “Çünkü Ermenistan için en önemli unsur interdependence, karşılıklı bağımlılık.”</p>
<p>Ermenistan açısından anlamını şöyle açıkladı: “Bu köprü Ermenistan için en azından güvenlik garantisi demektir. Ayrıca da ekonomik gelir demektir.” Ve İran’a ilişkin sözleri özellikle dikkat çekici: “Amerika’nın ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının İran’daki rejime bir soluk verdiğini, oksijen verdiğini düşünüyorum.” Tereddüdü de aynı derecede önemli; saldırının hedefiyle içeride yarattığı siyasi etkinin farklılaşmış olabileceğini düşünüyor.</p>
<p>Aygün’ün bölgesel değerlendirmesinde bütün ülkeler aynı noktada değil. Şöyle özetleyebilirim:</p>
<p><strong>- İran:</strong> ABD ve İsrail saldırılarının rejime nefes aldırmış olabileceğini düşünüyor. Dış saldırının, içeride baskı altındaki yönetimin durumunu değiştirdiği görüşünde.</p>
<p><strong>- Irak:</strong> Görece sakin bir tablo görüyor. Kürt bölgesinin enerji sorunlarına ayrıca değiniyor; Irak’tan yakın vadede büyük bir sorun beklemediğini söyledi.</p>
<p><strong>- Suriye:</strong> Türkiye’nin PKK ve Suriye’deki Kürt gruplarla ilişkili güvenlik dosyalarını, çözüm arayışının sürdüğü başlıklar arasında ele alıyor.</p>
<p><strong>- Kıbrıs ve Doğu Akdeniz:</strong> Kıbrıs ile enerji konularının geri planda kaldığına dikkat çekti.</p>
<p><strong>- Yunanistan:</strong> Deniz yetkileri ve diplomatik destekler üzerinden ilişkilerin farklı boyutlarını gündeme getirdi.</p>
<p><strong>- Rusya–Ukrayna, Romanya–Moldova ve Karadeniz:</strong> Avrupa’daki olası değişimler, bölgesel ilişkiler ve sivil deniz ulaşımının güvenliği üzerinde durdu. Romanya–Moldova birleşmesi gibi ihtimalleri, geleceğe ilişkin sorular olarak andı.</p>
<p><strong>Dünya Türkiye’yi neden desteklesin?</strong></p>
<p>BM Genel Sekreterliği tartışması bizi Türkiye’ye dışarıdan nasıl bakıldığı meselesine götürdü. Türkiye, BM Genel Sekreterliği rolünde Büyükelçi Feridun Sinirlioğlu’nu aday gösterdi. “Türkiye’nin adayını neden desteklesin dünya? Bir de onu düşünmek lazım” diye sordu Aygün. Türkiye’nin barış ve dünya sorunlarında yapıcı, kapsayıcı bir faaliyet gösterip göstermediğinin dışarıdan nasıl değerlendirildiğine bakılması gerektiğini ilave etti ifadelerine. Destek bekleyen ülkenin kendisini başkalarının değerlendirmesiyle de düşünmesini önerdi.</p>
<p>Tüm konuların temelinde iletişim yatıyor; haber, açıklama, yorum, sosyal medya paylaşımı… Çok şey duymak, ne olduğunu anlamamızı sağlıyor mu? Aynı bilginin çoğalması, açıklanması demek değil. Tarihi ve coğrafyayı bilmeden bugünkü cümleye ne kadar anlam yükleyebiliriz?</p>
<p>Bu söyleşiyi Azerbaycan ve Mekke üzerinden açtım. Sorular ilerledikçe Türkiye’nin kendisini ve çevresini nasıl gördüğüne döndük. Güç mücadelesi derken öncelik farkına, ittifakı konuşurken caydırıcılığa, gelecek tartışmasında karşılıklı bağımlılık, kardeşlikten söz ederken menfaat, devletler arasındaki ilişkileri konuşurken halklar, savunmayı tartışırken ekonomik bağlantılar giriyor resme.</p>
<p>Yenidünyada Türkiye’nin yerini konuşmayı sürdürmeliyiz. ABD ara seçimleriyle aynı zamana gelen bu söyleşiye farklı gelişmelerin içinden yeniden bakmalıyız. Gürültünün içinde öncelikleri anlamaya, ne istediğimizi söyleyebilmeye ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Hasan Aygün’le önceki söyleşiler</strong></p>
<p><strong><u>NATO 3.0: Zirveden Yorum ve Değerlendirmeler</u></strong> — Hasan Aygün ve Barçın Yinanç’la NATO’nun içindeki farklılıkları, Avrupa’nın savunmasını, ABD–Türkiye ilişkilerini ve Türkiye’nin ittifaktaki yerini konuştuk.</p>
<p><strong><u>Yeni Savaş İletişimi: Önce Tweet’le, Sonra Vur — “Savaşın Dili”</u></strong> — Hasan Aygün ve Zeynep Tınaz Redmont’la savaşın nasıl adlandırıldığını, liderlerin mesajlarını ve iletişimin askeri gelişmelerle ilişkisini ele aldık.</p>
<p><strong><u>“Domuza Ruj”; Savaş mı Müdahale mi?</u></strong> — Savaş ve iletişim söyleşimizden hareketle hazırladığım yazı: Askeri güç kullanımı, seçilen kelimeler, enerji ve veri üzerinden yürüyen mücadele.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-kiminle-nereye-91412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye kiminle, nereye? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-caginda-rekabetin-yeni-formulu-daha-fazla-uretmek-degil-daha-akilli-uretmek-91411</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ çağında rekabetin yeni formülü: Daha fazla üretmek değil, daha akıllı üretmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><span lang="RU" style="font-size: 14pt; color: black;">NAZIFE İDIL ÖZKOL</span></strong></p>
<p><strong>Ekonomik </strong><strong>r</strong><strong>ekabetin </strong><strong>y</strong><strong>eni </strong><strong>ö</strong><strong>lçütü</strong></p>
<p>Ekonomik rekabet artık yalnızca daha fazla üretmekle değil, aynı kaynaklarla daha fazla değer üretmekle ölçülüyor. Enerji verimliliği, yapay zekâ ve dijitalleşme bu dönüşümün temel unsurlarıdır.</p>
<p>Yapay zekâ; üretim planlaması, bakım, talep tahmini ve kalite kontrolünde işletmelere önemli avantajlar sağlıyor. Ancak bu teknolojilerin çalışması için elektrik, veri altyapısı, donanım ve nitelikli insan kaynağı gerekiyor. Bu nedenle yapay zekânın ekonomik katkısı, sağladığı verimlilik ile tükettiği enerji ve oluşturduğu altyapı maliyeti birlikte değerlendirilerek ölçülmeli.</p>
<p><strong>Veri </strong><strong>m</strong><strong>erkezleri ve </strong><strong>a</strong><strong>rtan </strong><strong>e</strong><strong>nerji </strong><strong>t</strong><strong>alebi</strong></p>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) <em>Electricity 2024</em> raporuna göre veri merkezleri, yapay zekâ ve kripto para faaliyetleriyle birlikte 2022’de küresel elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 2’sini oluşturdu. IEA, veri merkezlerinin elektrik tüketiminin 2026’da 2022 seviyesinin iki katından fazla artarak yaklaşık 1.000 teravat saate ulaşabileceğini öngörüyor.</p>
<p>IEA’nın <em>Energy and AI</em> raporu da yapay zekâya bağlı veri merkezi talebinin bu artışta önemli rol oynayacağını belirtiyor (IEA, 2024 - 2025). Bu veriler, dijitalleşmenin enerji sistemleri üzerindeki etkisini açıkça gösteriyor.</p>
<p><strong>Sanayide </strong><strong>v</strong><strong>erimlilik ve </strong><strong>d</strong><strong>ijital </strong><strong>d</strong><strong>önüşüm</strong></p>
<p>Sanayide enerji maliyetleri, üretim giderlerinin ve rekabet gücünün önemli bir bölümünü oluşturuyor. Makinelerin enerji tüketimini ölçmek, atık ısıyı değerlendirmek, arızaları önceden tahmin etmek ve üretim planını enerji talebiyle uyumlu hale getirmek işletmelere tasarruf sağlayabilir. Yapay zekâ bu süreçlerde karar desteği sunabilir. Ancak ölçüm altyapısı yetersizse, veriler güvenilir değilse veya çalışanlar sistemi kullanabilecek bilgiye sahip değilse, teknoloji beklenen sonucu vermeyebilir. Bu nedenle dijitalleşme, insan kaynağı ve kurumsal kapasiteyle birlikte ele alınmalıdır.</p>
<p><strong>Enerji </strong><strong>d</strong><strong>önüşümünün </strong><strong>ç</strong><strong>ok </strong><strong>b</strong><strong>oyutlu </strong><strong>y</strong><strong>apısı</strong></p>
<p>Enerji dönüşümü de yalnızca daha fazla güneş ve rüzgâr santrali kurmak anlamına gelmez. Depolama, şebeke esnekliği, talep yönetimi, siber güvenlik ve enerji verimliliği de dönüşümün temel parçalarıdır. Türkiye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın yayımladığı 2024 elektrik istatistiklerine göre, 2024 yılı sonunda Türkiye’nin toplam elektrik kurulu gücü yaklaşık 115,5 gigavat olmuş; yenilenebilir kaynakların kurulu güç içindeki payı yaklaşık yüzde 59’a ulaşmıştır. Bu oran kurulu gücü ifade eder; elektrik üretimindeki yenilenebilir payı aynı değildir. Üretilen elektriğin sisteme etkin biçimde entegre edilmesi için şebeke yatırımlarının, esneklik çözümlerinin ve depolama kapasitesinin artırılması gerekir (Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 2025).</p>
<p><strong>Bursa </strong><strong>i</strong><strong>çin </strong><strong>f</strong><strong>ırsatlar</strong></p>
<p>Bursa gibi sanayi kentlerinde işletmelerin enerji tüketimini düzenli ölçmesi, çatı tipi güneş enerjisini değerlendirmesi ve üretim verilerini enerji kullanımıyla karşılaştırması önemli kazanımlar sağlayabilir. Bunun için güvenilir ve karşılaştırılabilir verilere ihtiyaç vardır.</p>
<p><strong>COP31 ve </strong><strong>s</strong><strong>anayi </strong><strong>p</strong><strong>olitikası</strong></p>
<p>COP31’in 2026 yılında Türkiye’nin Antalya kentinde düzenlenmesi planlanmaktadır. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında yürütülen bu süreç, iklim hedeflerini ve uygulama araçlarını uluslararası gündemde tutacaktır. Ancak asıl başarı, bu hedeflerin üretim süreçlerine ve yatırım kararlarına yansımasıyla ölçülür. İklim politikası ile sanayi politikası birlikte tasarlanırsa enerji verimliliği, teknoloji geliştirme ve daha nitelikli üretim için fırsatlar oluşabilir (UNFCCC, COP31 Türkiye).</p>
<p><strong>Sonuç</strong><strong>;</strong></p>
<p>Sonuç olarak yapay zekâ, enerji dönüşümü ve sanayi rekabeti aynı ekonomik denklemin parçalarıdır. Kalıcı başarı, daha fazla tüketmekten değil; enerjiyi, veriyi ve insan kaynağını daha akıllı kullanmaktan geçer.</p>
<p><strong>Kaynakça:</strong></p>
<ol>
<li>International Energy Agency (IEA), <em>Electricity 2024: Analysis and Forecast to 2026</em>, 2024.</li>
<li>International Energy Agency (IEA), <em>Energy and AI</em>, 2025.</li>
<li>C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, <em>Elektrik Üretim-Tüketim ve Kurulu Güç İstatistikleri</em>, 2024 verileri.</li>
<li>International Renewable Energy Agency (IRENA), <em>Renewable Capacity Statistics 2025</em>.</li>
<li>United Nations Framework Convention on Climate Change (UNFCCC), <em>COP31 Türkiye</em>, 2026 Antalya konferans bilgileri.</li>
</ol>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-caginda-rekabetin-yeni-formulu-daha-fazla-uretmek-degil-daha-akilli-uretmek-91411</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ çağında rekabetin yeni formülü: Daha fazla üretmek değil, daha akıllı üretmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hp-is-iliskileri-endeksi-ii-kok-hucre-91410</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> HP iş ilişkileri endeksi (II): Kök hücre</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>HP’nin 2026’da küresel ölçekte dördüncüsünü gerçekleştirdiği ve iki yıldır içinde Türkiye’nin de yer aldığı İş İlişkileri Endeksi (Work Relationship Index-WRI) sonuçlarına göre, Türkiye’deki bilgi çalışanlarının yüzde 40’ı işiyle sağlıklı bir ilişki kuruyor. Bunu tersten okursanız sağlıklı bir ilişki kurmayanların oranı yüzde 60 yani çoğunluk. Bu kadar büyük değişimlerin yaşandığı bir dönemde bu oranlar sanıldığı kadar felaket habercisi değil ancak bugünkü ekosistemin evrilmesiyle yeni dönemin dengelerine ayak uydurmanın da pek mümkün olmadığı aşikâr.</p>
<p>Manpower Group küresel güven endeksinin istikrarlı bir biçimde düşmesi gittiğimiz yönün doğru olmadığını gösteriyor. 2024’te 78 olan endeks, 2025’te 76’ya ve 2026’da 73’e geriliyor. Bu endekslerin en sevdiğim yanı, insanların endeks rakamlarını verirken bunun tanımladığı harekete gereken ilgiyi göstermemesi. Ben bu yöne dikkat çekmek istiyorum. Bunun etki analizini de yapmak gerekiyor. Yine ManpowerGroup sunumundaki verilere göre,</p>
<p>- Sağlıklı iş ilişkisini etkileyen başlıca alanlar ve ağırlıkları, kurumsal güven ve liderlik (yüzde 32), teknolojiye erişim (yüzde 20),</p>
<p>- Çalışan gelişimi (yüzde 19),</p>
<p>- Geleceğe hazırlık (yüzde 16) ve yapay zekâya güven (yüzde 12) şeklinde sıralanıyor. Bu veriler bile doğru takımı kurmadan maçı kazanmaya çalıştığımızı gösteren felaket bir gösterge.</p>
<p>En önemli faktör olan kurumsal güven ve liderlik erirken biz bunu ayakta tutmaya çalışıyoruz.</p>
<p>Bu noktada araştırmanın neyi yansıttığını da aktarmam gerekiyor. Bültendeki açıklama, “Üst üste dördüncü yıldır yürütülen ve HP liderliğinde dünyanın iş ile ilişkisini ölçümleyen küresel İş İlişkileri Endeksi (WRI), Ulusal Araştırma Grubu (NRG) iş birliğiyle gerçekleştirilmiştir. HP, 7 Nisan-13 Mayıs 2026 tarihleri arasında 15 ülkede 19 bin 500'den fazla masa başı çalışan ile küresel araştırmayı tamamlamıştır. Türkiye verileri ise WRI Lite metodolojisi kapsamında, Ağustos 2026 döneminde 300 masa başı bilgi çalışanı ile yapılan araştırmaya dayanmaktadır.” şeklinde.</p>
<p>ManpowerGroup Türkiye Genel Müdürü Feyza Narlı’ya sahnedeyken sorduğum CxO problemi sorusu benim açımdan kilit önemdeydi. Yapay zekâ ajanlarının belirlediği Agentic AI dünyasında en önemli sorunu yeteneğe erişim olarak gören, bunu yapay zekâ ajanları ile kapatmayı düşünmeyen, değişim yol haritasını belirleyemeyen ve önceliklerini belirleyecek kadar kendi iş gücünü tanımayan C-level yöneticilerin bu işi nasıl kıvıracağını sordum. Aldığım yanıt, bu konuda belirli bir başarı formülü olmadığı için bu yöneticilerin yaparak öğrenmelerine dayanan bir çözümü yansıtıyordu. Aynı zamanda yönetim kurulu olamayan şirket denemelerini de yakından izlediklerini söyleyen Narlı’yı doğru formül arayışında başarıya çok açık bir pozisyonda buldum. Daha sonra ayaküstü sohbette, formülasyonlarının açığının bugünkü oyuncular üzerine kurulması olduğunu söyledim ve çarenin bu yazının da başlığında yer alan kök hücrelere dayanan yeni yapılar kurmak olduğunu söyledim. Biz hâlâ ağır hasta bünyeleri tedavi etmeye çalışmakla uğraşıyoruz ve elimizde yüzyıllara dayanan birikimle bunu yapabildiğimiz için bunda ısrar ediyoruz.</p>
<p>Bu kimi zaman tedavi kimi zaman organ nakli gibi araçların kullanıldığı bir tedavi süreci ve hasta dahil herkese çok fazla acı çektiriyor. Ancak bu acının ücretinin ödenmesi, bu tedavi araçlarını ve kurumlarını finanse ederek yaşamayı hâlâ cazip gösteriyor.</p>
<p>Hâlbuki yönetim kurullarını ve kurumsal yönetim yapılarını yeni normale adapte etmenin aşırı ağır yükünü karşılamak yerine daha şekillenmemiş gençleri ve yapay zekâyı kök hücre gibi kullanarak yeni organlar inşa etmek gerekiyor. Bunu şu andaki yöntemden ve oyunculardan vazgeçmeden yapmamız mümkün değil. Kök hücre modeli şu anda biyoteknoloji ve tıp alanında uygulanıyor ancak biz iş dünyasına hâlâ sağlıklı beslenme ve egzersiz ya da ilaç tedavisi öneriyoruz. Bu faslı daha uzatmadan yapay zekânın şekillendirdiği bu dünyayı yapay zekâ ile ele alarak bir model için zemin oluşturayım.</p>
<p><strong>Yapay zekânın dayanılmaz ağırlığı</strong></p>
<p>Öncelikle endeks çalışmasındaki yapay zekâ ile ilgili göstergeleri ayrıştırayım.</p>
<p>Türkiye’deki bilgi çalışanları, yapay zekâyı (AI) iş akışlarına entegre etme konusunda küresel ortalamanın önüne geçiyor:</p>
<p>- Türkiye'de çalışanların yüzde 65’i yapay zekâyı günlük veya haftalık olarak kullanıyor.</p>
<p>- Günlük AI kullanımı 2025 yılına göre büyük bir sıçrama yaparak yüzde 24’ten yüzde 43’e yükselmiş durumda. Yapay zekâ kullanmayanların oranı ise 9 puan azalarak yüzde 11’e geriledi.</p>
<p>- Türkiye’de her 10 bilgi çalışanından 4’ü (yüzde 40’tan fazlası) otonom iş süreçlerini destekleyen Yapay Zekâ Ajanları (Agentic AI) teknolojilerinden yararlanıyor.</p>
<p>Burada Agentic AI kullanıcıları ile Türkiye’de işiyle sağlıklı bir ilişki kuran bilgi çalışanlarının yüzde 40’lık oranının aynı olduğuna dikkatinizi çekerim.</p>
<p>Belirsizlik ve ekonomik dinamiklere rağmen Türkiye'deki bilgi çalışanları teknoloji ve yapay zekâyı net bir iyimserlik kaynağı olarak görüyor; her 10 çalışandan 8’i teknoloji ve yapay zekânın çalışma yaşamı üzerindeki etkisini iki yıl öncesine kıyasla daha olumlu değerlendiriyor.</p>
<p>İş İlişkileri Endeksi puanını etkileyen temel unsurların başında liderliğe duyulan güven ve teknolojik imkânlar geliyor. Ancak araştırmaya göre yapay zekâ adaptasyonunda en büyük engel iletişim kopukluğu:</p>
<p>Türkiye’deki bilgi çalışanlarının yalnızca yüzde 16’sı kurumlarının yapay zekâ ve yeni teknolojilerin iş rollerini nasıl etkileyeceği konusunda net bir iletişim kurduğunu düşünüyor. (Bu oran dünya genelindeki şirket liderlerinde yüzde 64, BT karar vericilerinde yüzde 63 seviyesinde).</p>
<p>Bu liste bu şekilde uzuyor. Gemini’dan bizim için ana başlıkları çıkarmasını istediğimde şu listeyi veriyor.</p>
<p>Sunulan dokümanlarda yapay zekâya (AI) atıfta bulunulan cümleler ilgili kaynak numaralarıyla birlikte şu şekildedir:</p>
<p>- Çeşitli veri ve dönüşüm mesajlarının ele alındığı bölümde, iş yerinde düzenli yapay zekâ kullanan çalışanların oranına yer verilmiştir.</p>
<p>- WRI küresel etken analizi kapsamında "Yapay zekâya güven" alanı sağlıklı iş ilişkisini etkileyen başlıca alanlar arasında listelenmiştir.</p>
<p>- Yapay zekânın günlük işin doğal bir parçası haline geldiği ve benimseme hızının arttığı vurgulanmıştır.</p>
<p>- HP Türkiye'de şirketinin yapay zekânın rollere etkisini açık anlattığını söyleyen bilgi çalışanlarının oranı ile yapay zekânın rolünü dönüştüreceğine ilişkin kaygı duyan küresel çalışan oranları paylaşılmıştır.</p>
<p>- Yapay zekâyı ölçeklemede gelişim alanları arasında maliyet optimizasyonu, veri güvenliğinin güçlendirilmesi ve beceri geliştirme ihtiyacı yer almıştır.</p>
<p>- Yapay zekânın rol değişimlerine etkisinin açık anlatılması ve yapay zekâ okuryazarlığının yaygınlaştırılması gerektiği belirtilmiştir.</p>
<p>- Türkiye'deki bilgi çalışanlarının yapay zekayı günlük iş akışlarına dahil etme oranlarındaki artış ve YZ ajanlarından yararlanma oranları aktarılmıştır.</p>
<p>- Yapay zekâ yetkinliği ile özgüven arasındaki ilişki, "Yapay zekânın nerede bittiğini ve kendi muhakememin nerede başladığını anladığımdan eminim" ifadesiyle değerlendirilmiştir.</p>
<p>- Çalışanların teknoloji ve yapay zekâyı bir iyimserlik kaynağı olarak gördüğü ifade edilmiştir.</p>
<p>- Kurumların yapay zekâ konusunda kurduğu iletişimin çalışanlarca yeterli bulunmadığına ve bu durumun yeni bir liderlik sınavı haline geldiğine dikkat çekilmiştir.</p>
<p>- Şirketlerin yapay zekâ çalıştırmak için yeni ve yükseltilmiş bir bilgisayar sağlayıp sağlamadığı sorgulanmıştır.</p>
<p>- İş gücünü güçlendirmek için yapay zekânın üretken yapay zekâdan yapay zeka ajanları kullanımına geçecek şekilde aktif olarak konumlandırılması gerektiği vurgulanmıştır.</p>
<p>- Türkiye'de günlük yapay zekâ kullanımının yükseldiği, çalışanların önemli bir kısmının otonom iş süreçlerini destekleyen yapay zekâ ajanlarından yararlandığı ve bu teknolojinin bir iyimserlik kaynağı olarak görüldüğü belirtilmiştir.</p>
<p><strong>Liderlerin ve organizasyonların yeni şekli</strong></p>
<p>Gemini ile ele aldığımız bir sonraki konu, liderlerin ve organizasyonların neye dönüşmesi gerektiği. Yapay zekâdaki hızlı gelişmeler, iş dünyasında geleneksel liderlik kalıplarını kökten değiştirmekte ve liderlerden çok yönlü bir yaklaşım beklemektedir. Sunulan dokümanlar ve güncel iş gücü trendleri çerçevesinde, yapay zekânın yeni liderlik anlayışını şekillendirme biçimleri şu unsurlar etrafında şekillenmektedir:</p>
<p><strong>Şeffaf iletişim ve güven inşası</strong></p>
<p>i) Yapay zekânın ve otomasyonun çalışanların rollerini nasıl etkileyeceğine dair açık bir iletişim kurmak, yeni dönemin en kritik liderlik sınavıdır.ii) Çalışanların belirsizlik ve kaygılarını hafifletmek için liderlerin görünür olması ve teknolojinin yönünü şeffaflıkla paylaşması gerekir.</p>
<p><strong>- Teknolojiyi insanla birlikte tasarlamak (İnsan + AI odaklı yaklaşım)</strong></p>
<p>i) Liderler, yapay zekâyı yalnızca maliyeti düşüren veya anlık verimlilik sağlayan bir araç olarak değil; iş süreçlerinin, rollerin ve ekiplerin yeniden tasarımını sağlayan stratejik bir unsur olarak konumlandırmaktadır.</p>
<p><strong>- Beceri odaklı gelişim ve dönüşüm kültürü</strong></p>
<p>i) Geleneksel dikey terfi modellerinin yerini, çalışanların sürekli öğrenmesini, yapay zeka okuryazarlığını ve aktarılabilir yetkinliklerini (transferable skills) destekleyen bir liderlik anlayışı almaktadır.</p>
<p><strong>- İstikrar yerine uyum yeteneğini (Adaptasyon) geliştirmek</strong></p>
<p>i) Başarıyı belirsizlikleri tamamen ortadan kaldırmak üzerine kurmak yerine, değişimi "yeni normal" olarak benimseyen, çalışanların dönüşüme hızlı reaksiyon göstermesini destekleyen esnek bir yönetim modeli benimsenmektedir.</p>
<p><strong>- Dijital çalışma deneyimini ve esenliği desteklemek</strong></p>
<p>- BT karar vericileriyle proaktif bir şekilde çalışarak çalışanlara en güncel donanımları, yapay zekâ uyumlu bilgisayarları ve dijital çalışma deneyimi (DEX) çözümlerini sunmak, modern liderliğin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir.</p>
<p>Geleceğin kazanan liderleri; teknolojinin hızını, insanın uyum gücü, şeffaf iletişim ve sürekli gelişim potansiyeliyle birleştirebilenler arasından çıkmaktadır.</p>
<p><strong>Yetenek bulamayan CEO’ların analizi</strong></p>
<p>Agentic AI (Yapay Zeka Ajanları) çağında yeteneğe erişim sorunu yaşayan şirket liderlerinin yaklaşımı, modern yönetim teorisi ve mevcut pazar verileri ışığında ele alındığında iki yönlü bir tablo ortaya koymaktadır. Bu durumu liderlik seviyesi ve vizyonu açısından şu şekilde değerlendirebiliriz:</p>
<p><strong>- Statik yetenek havuzu algısına takılıp kalma (geleneksel yaklaşım)</strong></p>
<p>i) Liderlerin önemli bir kısmı (örneğin Türkiye'deki işverenlerin %78'inin yetenek erişiminde güçlük yaşaması), sorunu yalnızca "piyasada hazır nitelikli insan kalmadı" şeklinde okumaktadır. Bu durum, liderliğin geleceğin rollerini öngörme ve mevcut iş gücünü dönüştürme konusunda reaktif (tepkisel) kaldığını gösterir.</p>
<p><strong>- Proaktif dönüşüm ve ekosistem tasarımı eksikliği</strong></p>
<p>i) Agentic AI gibi otonom teknolojilerin iş süreçlerine hızla dahil olduğu bir dönemde, liderlerin hâlâ geleneksel işe alım metotlarına güvenmesi, stratejik planlama yetersizliğine işaret eder. Liderler, teknolojiyi iş gücünün ikamesi olarak görürken, içerideki insan sermayesini yeni becerilerle (upskilling) donatma sorumluluğunu kısmen göz ardı etmektedir.</p>
<p><strong>- Teknolojik donanım ile insan yetkinliğini bütünleştirememe</strong></p>
<p>i) Raporlar, şirketlerin yarısının hâlâ çalışanlarına yapay zekayı verimli çalıştıracak temel donanımları sunmakta yetersiz kaldığını göstermektedir. Liderler "yeteneğe erişemiyoruz" derken, aslında ellerindeki mevcut çalışanlara doğru dijital çalışma deneyimini (DEX) ve araçları sağlayamayarak potansiyeli kısıtlamaktadır.</p>
<p><strong>- İletişim ve güven krizini yönetememe</strong></p>
<p>i) Yapay zekânın rolleri nasıl dönüştüreceği konusunda şeffaf bir iletişim kuramayan liderler (çalışanların yalnızca %16'sı iletişimi net buluyor), kurum içinde kaygı ve güvensizlik yaratmaktadır. Bu güven eksikliği, yeteneği elde tutmayı ve mevcut çalışanların adaptasyon hızını doğrudan düşürmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak; Agentic AI çağında yeteneğe erişim sorunu bildiren liderlerin liderlik seviyesi, "teknolojiyi hızlı kuran ancak insan dönüşümünü geriden takip eden" bir konjonktürde sıkışıp kalmıştır. Geleceğin başarılı liderleri, dışarıdan hazır yetenek aramak yerine; teknolojinin hızını çalışanların uyum gücü, sürekli öğrenme kültürü ve şeffaf liderlikle birleştirebilen vizyoner profillerden oluşacaktır.</p>
<p><strong>Ve son olarak, kök hücre konusu</strong></p>
<p>Kök hücre biyolojisi ile yatay şirket organizasyonları arasında son derece güçlü ve açıklayıcı bir benzerlik (analoji) kurulabilir. Her iki kavram da merkeziyetçi olmayan esneklik, adaptasyon yeteneği ve durumun gereksinimine göre şekil alma (diferansiyasyon) esasları üzerine kuruludur.</p>
<p>Bu paralellik beş temel başlık altında ele alınabilir:</p>
<p><strong>- Pluripotens (çok yönlülük) ve çapraz beceri (Cross-Functional)</strong></p>
<p>i) Kök Hücre: Henüz belirli bir dokuya dönüşmemiş kök hücreler, vücudun ihtiyacına göre kas, sinir veya kan hücresine dönüşme potansiyeline sahiptir.</p>
<p>ii) Yatay organizasyon: Hiyerarşik ve katı unvanların aksine, çalışanlar tek bir göreve hapsolmaz. İhtiyaca göre farklı projelere, disiplinler arası rollere ve problem çözme süreçlerine hızla uyum sağlayabilirler.</p>
<p><strong>- Çevreye göre farklılaşma (Mikroçevre / Niş Uyumluğu)</strong></p>
<p>i) Kök Hücre: Kök hücrelerin hangi doku hücresine dönüşeceğini içinde bulundukları mikroçevre (stem cell niche) ve çevrelerinden aldıkları kimyasal sinyaller belirler.</p>
<p>ii) Yatay Organizasyon: Takımlar ve çalışanlar, sahadan ve pazardan gelen anlık geri bildirimlere (çevresel sinyallere) göre biçimlenir. Merkezi bir otoritenin emrini beklemek yerine, problemin doğasına göre kendilerini konumlandırırlar.</p>
<p><strong>- Rejenerasyon ve kendi kendini yenileme (Self-Renewal)</strong></p>
<p>i) Kök hücre: Dokularda bir hasar oluştuğunda kök hücreler derhal bölünerek ve farklılaşarak hasarlı bölgeyi onarır.</p>
<p>ii) Yatay organizasyon: Piyasadaki bir kriz veya operasyonel bir aksaklık durumunda, bürokratik onay mekanizmalarına takılmadan otonom hareket eden ekipler doğrudan müdahale ederek organizasyonu yeniler ve korur.</p>
<p><strong>- Merkezi olmayan iletişim şebekesi (Decentralized Signaling)</strong></p>
<p>i) Kök hücre: Hücreler arasındaki koordinasyon yukarıdan aşağıya tek bir emir komuta zinciriyle değil, komşu hücrelerin birbirine gönderdiği sinyal molekülleriyle (parakrin sinyalleşme) yürür.</p>
<p>ii) Yatay organizasyon: Karar alma ve bilgi akışı üst yönetimden aşağıya dikte edilmez; departmanlar ve çalışanlar yatay düzlemde, doğrudan iletişim ve şeffaf bilgi paylaşımı kanallarıyla hizalanır.</p>
<p><strong>- Kök hücre havuzu ve iç kaynak esnekliği</strong></p>
<p>i) Kök hücre: Vücut, gelecekteki olası hasarlara karşı rezerv olarak farklılaşmamış kök hücre stokları tutar.</p>
<p>ii) Yatay organizasyon: Şirketler, değişen stratejik hedeflere göre hızla yeniden yapılandırılabilecek "aktarılabilir yetkinliklere" (transferable skills) ve esnek yetenek havuzlarına odaklanır.</p>
<p>Kısacası; hiyerarşik yapıları organlara (karaciğer, kalp gibi sınırları ve işlevleri kesin olarak çizilmiş yapılara) benzetirsek, yatay organizasyonel yapıları bu organların ihtiyaç duydukça beslendiği ve dönüştüğü kök hücre ekosistemine benzetebiliriz. Her ikisinde de başarının sırrı, katı yapılarda değil, organizmanın hayatta kalmasını sağlayan esneklik ve adaptasyon gücündedir.</p>
<p>Bunun üzerine ne denir?</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hp-is-iliskileri-endeksi-ii-kok-hucre-91410</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ HP iş ilişkileri endeksi (II): Kök hücre ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilincli-adimlar-guvenli-yarinlar-programi-cocuklarda-afet-bilinci-gelistirmeyi-hedefliyor-91409</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar&#039; programı çocuklarda afet bilinci geliştirmeyi hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı</strong> <strong>(TEGV)</strong> ve <strong>Allianz Türkiye</strong> iş birliğiyle Allianz Teknik danışmanlığında hayata geçirilen “Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar” programı, büyük bir başarıyla yola devam ediyor. 7 ila 14 yaş aralığındaki çocukların afet bilincini geliştirmeyi amaçlayan proje, kapsamlı bir sosyal sorumluluk girişimi olarak öne çıkıyor. </p>
<p>Geçtiğimiz hafta Allianz Teknik Deprem ve Yangın Test ve Eğitim Merkezi’nde Allianz Teknik &amp; Risk Mühendisliği Kıdemli Direktörü Dr. Ceyhun Eren, Allianz Türkiye Kurumsal İletişim Kıdemli Müdürü Pınar Yurtsever, Allianz Türkiye Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Kıdemli Uzmanı Beyza Koç, TEGV İş Geliştirme Müdürü İpek Uralcan, TEGV Proje Yönetimi Uzmanı Kübra Kara Eminoğlu, TEGV Kurumsal İletişim Uzmanı Ece Özinç’le buluştuk ve projenin ayrıntılarını dinledik. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec0f84124ad-1793855364.jpg" alt="" width="500" height="505" />Allianz Grubu desteğiyle 2019 yılında 35 milyon liralık yatırımla hayata geçirilen Allianz Teknik deprem, yangın ve iklim kaynaklı risklere karşı toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla kurulan bir yapı. Türkiye’de uluslararası akreditasyon standartlarına uygun ilk ve tek akredite deprem laboratuvarı olarak hizmet veriyor. Aynı zamanda ülkemizde yangına tepki testleri yapma yetkisine sahip 3 akredite kurumdan biri. Allianz Teknik’te işletmelerin yeşil dönüşümlerinde onlara destek olmak için ‘Çevre ve İklim Değişikliği Hizmetleri’ birimi de bulunuyor.</p>
<p>Merkez bünyesinde endüstriye yönelik uluslararası standartlarda deprem ve yangın testleri gerçekleştiriliyor.  Aynı zamanda akademik çalışmaları destekliyor, danışmanlık hizmetleri veriliyor ve toplumun farklı kesimlerine yönelik eğitim programları düzenleniyor. Bir eğitim ve farkındalık merkezi olarak da hizmet veren Allianz Teknik bugüne kadar 10 binden fazla ziyaretçiyi ağırlamış. </p>
<p>“Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar” programı da bu eğitimler arasında bulunuyor. Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından başlatılan çalışma,  yüz yüze kısa etkinlikler, özel olarak tasarlanan kutu oyunları ve Allianz Teknik Deprem ve Yangın Test ve Eğitim Merkezi gezileri sayesinde çocuklara güvenli davranış modellerini aşılamayı hedefliyor. </p>
<p>Programın temel omurgasını oluşturan Allianz Teknik, çocuklara uluslararası standartlarda akredite edilmiş laboratuvarlarda simülasyonlar ve uygulamalı eğitimler sunarak deprem mekanizmasını somut bir şekilde kavratmasına imkân sağlıyor. Sahadaki çalışmaların yanı sıra hayata geçirilen web sitesi ve yakında yayınlanacak dijital oyun, projenin erişim alanını genişletilmesi planlanıyor. </p>
<p><strong>Teknik deprem ve yangın test ve eğitim merkezi</strong></p>
<p>Yapılan ölçme ve değerlendirme sonuçlarına göre, etkinlikler sonrasında çocukların doğru davranış bilgisi oranı <strong>%72’den %95’e</strong> yükseldi. Başlangıçtan bugüne 32 ilde yer alan 74 TEGV etkinlik noktasında <strong>3.687 gönüllünün</strong> desteğiyle <strong>95.000’den fazla çocuğa</strong> ulaşıldı.</p>
<p>30 ildeki 277’den fazla okulda <strong>48 bin çocuğa</strong> eğitim verildi ve bu okullara kutu oyunları hediye edilmiştir. Allianz Teknik Deprem ve Yangın Test ve Eğitim Merkezi’ni bugüne kadar <strong>682 çocuk</strong> ziyaret etti. </p>
<p>Uygulamalı kısa süreli etkinlikler, eğitici kutu oyunu ve Allianz Teknik gezileri (fiziksel ve çevrim içi) aracılığıyla üç yıllık süreçte toplam <strong>135 bin çocuğa</strong> ulaşılması hedefleniyor. </p>
<p><strong>Bilinçli adımlar, güvenli yarınlar kutu oyunu </strong></p>
<p>Proje için özel olarak tasarlanan ve afet hazırlık süreçlerini çocukların günlük yaşantılarıyla ilişkilendiren oyunlaştırılmış bir eğitim içeriği bulunuyor. Çocukların gelişim düzeylerine uygun olarak tasarlanan oyunda, mahalle görünümünde bir oyun tahtası var.  Çocuklar bu tahtada ilerlerken bilgi ve sürpriz kartları yardımıyla afet çantasını doldurmaya çalışıyorlar. Oyunlar TEGV etkinlik noktalarında gönüllüler eşliğinde uygulanıyor.  Okul çalışmaları kapsamında işbirliği yapılan okullara oyunlar hediye ediliyor. TEGV Dükkan üzerinden  satışa sunulan ürünün satışından elde edilen tüm gelir, çocukların nitelikli eğitim desteği alabilmesi için TEGV’e aktarılıyor.</p>
<p><strong>Yüzyüze etkinlikler</strong></p>
<p>TEGV etkinlik noktalarında ve kapsayıcılığı sağlamak amacıyla uzak köy okullarında uygulamalı olarak kısa süreli yüz yüze afet farkındalık etkinlikleri de yürütülüyor.   Eğitim sürecinde videolar, tatbikatlar, eğitsel oyunlar, ev görselleri, mıknatıslı panolar ve deprem anında yapılması gereken doğru davranışları çocuklara öğreten “Çök Kapan Tutun” şarkısı gibi etkileşimli materyallerden yararlanılıyor.</p>
<p>Çocuklara öncelikle doğa olayları ile doğal afetler arasındaki fark anlatılıyor. Ev görselleri ve mıknatıslı panolar aracılığıyla evlerdeki yapısal olmayan riskler ve sabitlenmesi gereken eşyalar çocuklara tanıtılıyor. Doğru davranış ve tatbikatları anlamaları için “Çök-Kapan-Tutun” hareketinin ne olduğu ve nasıl uygulanacağı öğretilerek pratik tatbikatlar gerçekleştiriliyor. Afet çantası hazırlığı gibi temel kazanımlar, “çök kapan tutun şarkısı” eşliğinde eğlenceli ve kalıcı bir şekilde pekiştiriliyor.</p>
<p><strong>Teknik geziler</strong></p>
<p>Çocukların afet bilincini uygulamalı ve bilimsel bir ortamda pekiştirmeleri amacıyla çalışmalar  düzenleniyor.  Bugüne kadar İstanbul’da toplam 682 çocuk Allianz Teknik Allianz Teknik Deprem ve Yangın Test ve Eğitim Merkezi’ni ziyaret etti. Uzmanlar rehberliğinde merkezdeki test duraklarını deneyimlediler. Gerçek deprem deneyimi sunan simülatörleri, fay kırılımı ve zemin yapısı modüllerini ve Lego sarsma masalarını inceleyerek depremin mekanizmasını somut olarak gördüler.Yangın algılama sistemlerinin çalışma prensiplerini ve yangın kaçış simülasyonlarını gözlemleyerek bütüncül bir güvenlik bilinci edinme imkanı buldular. </p>
<p>İstanbul dışındaki TEGV etkinlik noktalarında bulunan çocuklar için dijital/çevrim içi ziyaretler düzenleniyor. Çocuklar, videolar aracılığıyla merkezde yürütülen testleri ve simülasyonları izleyip sorularını uzmanlara iletebiliyorlar.  </p>
<p><strong>Bilinçli adımlar, güvenli yarınlar artık dijital ortamda</strong></p>
<p>Projenin web sitesi ve dijital e-oyun uygulaması çok yakında çocuklarla buluşacak. Dijital platform; yüz yüze eğitimleri, kutu oyununu ve çevrim içi uygulamalardan oluşan programı aynı ekosistemde buluşturarak afet bilincinin sürdürülebilir ve yaygın bir şekilde devam etmesini destekliyor. e- oyun ile çocuklar yaş ve gelişim düzeylerine uygun etkileşimli içerikle afet farkındalığını geliştirebilecekler. Eğitim programı, kutu oyunu, saha uygulamaları ve güncel haberler sitede düzenli olarak paylaşılacak. Sahada üretilen tüm eğitim içerikleri ve elde edilen çıktılar tek bir çatı altında toplanmış olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilincli-adimlar-guvenli-yarinlar-programi-cocuklarda-afet-bilinci-gelistirmeyi-hedefliyor-91409</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/9/1280x720/56858-1793855351.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Bilinçli Adımlar, Güvenli Yarınlar&#039; programı çocuklarda afet bilinci geliştirmeyi hedefliyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/20263-gecici-vergi-doneminde-uygulanabilecek-yeniden-degerleme-91408</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2026/3. Geçici vergi döneminde uygulanabilecek yeniden değerleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>15 Ocak 2026 tarihli EKONOMİ Gazetesinde yayınlanan yazımızda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere; 26 Ekim 2021 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7338 sayılı <strong>“Vergi Usul Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”</strong>un 31. maddesiyle Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesine eklenen <strong>(ç)</strong> fıkrası ile; <strong>enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği hesap dönemlerinin sonu itibarıyla</strong>, bilançolara dahil bulunan <strong>amortismana tabi iktisadi kıymetler</strong>in <em>(bu niteliklerini korudukları müddetçe sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilenler hariç)</em> ve bunlar üzerinden ayrılmış olup bilançoların pasifinde gösterilen amortismanların anılan maddede belirtilen şartlar doğrultusunda <strong>yeniden değerlenebilmesine imkân tanınmıştır.</strong></p>
<p>Anılan yasal düzenlemeler uyarınca, <strong>2026 yılında da </strong>(gerek 2026 yılı geçici vergi dönemlerinde gerekse yıllık beyannameye ilişkin kazancın tespitinde) <strong>bu imkân kullanılabilmekte ve istenirse bu kapsamda yeniden değerleme yapılabilmektedir.</strong></p>
<p>Yapılan bu düzenlemelere göre;</p>
<p><strong>Tam mükellefiyete tabi</strong> ve <strong>bilanço esası</strong>na göre defter tutan</p>
<p>- Kollektif, adi komandit ve adi şirketler de dâhil olmak üzere ferdi işletme sahibi <strong>gelir vergisi mükellefleri</strong> ile</p>
<p>- <strong>Kurumlar vergisi mükellefleri</strong></p>
<p><em>(münhasıran sürekli olarak işlenmiş; altın, gümüş alım-satımı ve imali ile iştigal eden ve bu nedenle devamlı olarak enflasyon düzeltmesi yapanlar ile kayıtlarını Türk para birimi dışında başka bir para birimiyle tutmalarına izin verilenler hariç)</em> bilançolarına kayıtlı <strong>amortismana tabi iktisadi kıymetlerini</strong> (sat-kirala-geri al işlemine veya kira sertifikası ihracına konu edilen taşınmaz ve iktisadi kıymetler hariç) yeniden değerleme hakkına sahip bulunmaktadırlar.</p>
<p>Anılan yeniden değerleme, <strong>cari yıla ilişkin olarak yapılabilecek yeniden değerleme olup</strong>, yeniden değerleme yapılırken <strong>o cari yıla ait olan yeniden değerleme oranı kullanılacaktır</strong>. <strong>Yeniden değerleme oranı ise</strong>, yeniden değerleme yapılacak yılın Ekim ayında (Ekim ayı dahil) bir önceki yılın aynı dönemine göre Devlet İstatistik Enstitüsünün Toptan Eşya Fiyatları Genel Endeksi’nde meydana gelen ortalama fiyat artış oranıdır ve bu oran Hazine ve Maliye Bakanlığınca Resmî Gazete ile ilân edilmektedir. Kendilerine <strong>özel hesap dönemi</strong> tayin olunan mükelleflerin yapacakları yeniden değerlemede, <strong>özel hesap döneminin başladığı takvim yılına ait oran</strong> esas alınacaktır. <em>(Geçici vergi dönemleri itibarıyla yapılacak değerlemede esas alınacak yeniden değerleme oranı, bir önceki yılın Kasım ayından başlamak üzere; 3, 6 ve 9’uncu aylarda bir önceki 3, 6 ve 9 aylık dönemlere göre Türkiye İstatistik Kurumu’nun Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksinde meydana gelen ortalama fiyat artış oranı esas alınmak suretiyle belirlenir.) </em><strong>2026 yılı 3. Geçici vergi dönemi </strong>için belirlenen yeniden değerleme oranı Kurumlar Vergisi Kanunu 74 Nolu Sirküler ile <strong>%19,64 (yüzde ondokuz virgül altmış dört) </strong>olarak tespit edilmiştir. Dolayısıyla, <strong>2026 yılı 3. Geçici vergi dönemi sonu itibariyle yapılacak yeniden değerlemede bu oran kullanılacaktır. </strong><strong><em>(Ancak, 2026 yılının ilk ya da ikinci geçici vergi döneminde yeniden değerleme yapılmışsa</em></strong><em>, yeniden değerlenmiş iktisadi kıymetleri bu oranla yeniden değerlemek <strong>mükerrerliğe yol açar</strong>. Bu nedenle, 2026 yılında yapılmış yeniden değerlemeler yokmuş gibi, <strong>2025 yılı sonu değerlerini</strong> baz alarak bu oranla hesaplama yapmak ve kayıtlarda yer alan değerlerle aradaki farkları kayıtlara ilave etmek gerekecektir.)</em></p>
<p>Uygulamaya ilişkin<strong> diğer önemli hususlar </strong>ise şöyledir:</p>
<p>- İktisadi kıymetlerin maliyet bedellerine eklenmiş bulunan (iktisadi kıymetlerin aktifleştirildiği hesap dönemine ilişkin olanlar hariç) kur farkları ve kredi faizleri (bunlara isabet eden amortismanlar dâhil) yeniden değerleme kapsamına girmez.</p>
<p>- Yeniden değerlemede, iktisadi kıymetlerin ve bunlara ait amortismanların, Vergi Usul Kanununda yer alan değerleme hükümlerine göre tespit edilen ve <strong>değerlemenin yapılacağı hesap dönemi sonu itibarıyla</strong> yasal defter kayıtlarında yer alan değerleri dikkate alınır. Amortismanın herhangi bir yılda yapılmamış olması durumunda, yeniden değerlemeye esas alınacak tutar bu amortismanlar tam olarak ayrılmış varsayılarak belirlenir.</p>
<p>- İktisadi kıymetlerin yukarıdaki şekilde tespit edilen değerleri ve bunlara ilişkin amortismanların, yeniden değerlemenin yapılacağı hesap dönemine  ait olan yeniden değerleme oranı ile çarpılması suretiyle yeniden değerleme sonrası değerleri bulunur.</p>
<p>- Yeniden değerleme neticesinde iktisadi kıymetlerin değerinde meydana gelen <strong>değer artışı,</strong> yeniden değerlemeye tabi tutulan iktisadi kıymetlerin her birine isabet eden değer artışı ayrıntılı olarak görünecek şekilde, <strong>bilançonun pasifinde özel bir fon hesabında gösterilir.</strong> Değer artışı, iktisadi kıymetlerin yeniden değerleme sonrası ve yeniden değerleme öncesi net bilanço aktif değerleri arasındaki farktır. Net bilanço aktif değeri, iktisadi kıymetlerin bilançonun aktifinde yazılı değerlerinden, pasifte yazılı amortismanların tenzili suretiyle bulunan değeri ifade eder. İktisadi kıymetler için amortismanın herhangi bir yılda yapılmamış olması durumunda söz konusu değer, bu amortismanlar tam olarak ayrılmış varsayılarak belirlenir.</p>
<p>- İktisadi kıymetlerini bu fıkra kapsamında yeniden değerlemeye tabi tutan mükellefler bu kıymetlerini, <strong>yeniden değerleme sonrasında bulunan değerleri üzerinden amortismana tabi tutmaya devam ederler.</strong> Yeniden değerlemeye tabi tutulanların her birine isabet eden değer artışları ile bunların hesap şekilleri amortisman kayıtlarında ayrıntılı olarak gösterilir.</p>
<p>- Ortaya çıkacak <strong>değer artışları üzerinden vergi ödenmez</strong>. <strong>Ancak,</strong> pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışı tutarının, sermayeye ilave edilme dışında herhangi bir şekilde başka bir hesaba nakledilen veya işletmeden çekilen kısmı, bu işlemin yapıldığı dönem kazancı ile ilişkilendirilmeksizin bu dönemde gelir veya kurumlar vergisine tabi tutulur. Sermayeye eklenen değer artışları, ortaklar tarafından işletmeye ilave edilmiş kıymetler olarak kabul edilir. Bu işlemler kâr dağıtımı sayılmaz.</p>
<p>- Yeniden değerlemeye tabi tutulan iktisadi kıymetlerin <strong>elden çıkarılması</strong> (satış, devir, işletmeden çekiş, tasfiye gibi) halinde, bunlara isabet eden <strong>pasifte özel bir fon hesabında gösterilen değer artışları aynen amortismanlar gibi muameleye tabi tutulur</strong>.</p>
<p>- Her yılın yeniden değerleme oranı ancak o yıla ait değerlemede nazara alınabilir. Yeniden değerlemenin herhangi bir yıl yapılmamasından veya değerleme oranının düşük uygulanmasından dolayı daha sonraki yıllarda geçmiş dönemlere ilişkin yeniden değerleme yapılamaz.</p>
<p>- <strong>Hesap dönemi içinde aktife giren iktisadi kıymetler için</strong> aktife girdiği hesap döneminde, <strong>yeniden değerleme yapılmaz</strong>.</p>
<p>- Enflasyon düzeltmesine ilişkin şartların oluştuğu dönemlerde, bu yeniden değerleme yapılmaz.</p>
<p>- Bu kapsamda yeniden değerleme yapılan hesap döneminden sonra enflasyon düzeltmesi şartlarının yeniden oluşması durumunda, bu hükümlere göre yeniden değerlemeye tabi tutulmuş olan iktisadi kıymetler ile bunlara ilişkin amortismanlar düzeltilmiş son değerleri dikkate alınarak enflasyon düzeltmesine tabi tutulur.</p>
<p>- Yeniden değerlemenin herhangi bir yılda yapılmaması, enflasyon düzeltmesi yapma şartlarının gerçekleşmediği, sonraki hesap dönemlerine ilişkin olarak, anılan (Ç) fıkrası kapsamında yeniden değerleme yapılmasına engel teşkil etmez.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/20263-gecici-vergi-doneminde-uygulanabilecek-yeniden-degerleme-91408</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026/3. Geçici vergi döneminde uygulanabilecek yeniden değerleme ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ve-yenilikcilik-gelecegi-sekillendiren-guclu-ittifak-91407</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ ve yenilikçilik: Geleceği şekillendiren güçlü ittifak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâ, artık sadece bilimkurgu filmlerinin konusu olmaktan çıkıp, iş dünyasından sağlığa, eğitimden sanata kadar her alanda yenilikçiliğin temel motoru haline geldi. Gelecekte başarılı olacak kurumlar ve toplumlar, yapay zekâyı sadece verimlilik aracı olarak değil, sürekli öğrenen ve uyum sağlayan bir yenilikçilik ortağı olarak görenler olacak.</strong></p>
<p>Yapay zekâ (YZ), son on yılda teknoloji tarihinin en hızlı dönüşümlerinden birini yaşattı.</p>
<p>Artık sadece bilimkurgu filmlerinin konusu olmaktan çıkıp, iş dünyasından sağlığa, eğitimden sanata kadar her alanda yenilikçiliğin temel motoru haline geldi. Açık kaynaklardan yararlanarak yazdığım yazımın ilginizi çekeceği inancındayım. Yenilikçilik, yeni fikirlerin ortaya çıkması, geliştirilmesi ve hayata geçirilmesi sürecidir. Yapay zekâ ise bu süreci hızlandıran, ölçeklendiren ve bazen de tamamen yeniden tanımlayan bir katalizör görevi görüyor.</p>
<h2>Yapay zekânın yenilikçilikteki rolü</h2>
<p>Geleneksel yenilikçilik süreçleri genellikle uzun deneme-yanılma döngülerine, yüksek maliyetlere ve sınırlı insan kapasitesine dayanıyordu.</p>
<p>- Yapay zekâ bu engelleri önemli ölçüde kaldırıyor:</p>
<p>Hızlı prototipleme ve keşif: Makine öğrenmesi modelleri, milyonlarca veri noktasını saniyeler içinde analiz ederek daha önce fark edilmeyen kalıpları ortaya çıkarıyor.</p>
<p>İlaç keşfinde, malzeme biliminde ve ürün tasarımında bu hız, yıllar süren çalışmaları aylara indiriyor.</p>
<h2>Yaratıcılığın demokratikleşmesi</h2>
<p>Generatif yapay zekâ araçları (metin, görsel, kod ve müzik üreten sistemler), uzman olmayan kişilerin bile yüksek kaliteli içerik ve çözümler üretmesini mümkün kılıyor. Bu durum, inovasyonun sadece büyük Ar-Ge bütçelerine sahip şirketlerin tekelinden çıkmasına yardımcı oluyor.</p>
<p>- Kişiselleştirilmiş çözümler: YZ, kullanıcı davranışlarını gerçek zamanlı analiz ederek kişiye özel ürün, hizmet ve deneyimler sunabiliyor.</p>
<p>Bu da müşteri odaklı yenilikçiliği güçlendiriyor.</p>
<h2>Gerçek hayattan örnekler</h2>
<p>- Sağlık alanında yapay zekâ destekli görüntüleme sistemleri, radyologların gözden kaçırabileceği detayları tespit ederek erken teşhis oranlarını yükseltiyor.</p>
<p>Otomotiv sektöründe otonom sürüş teknolojileri, sadece ulaşımı değil, şehir planlamasını ve enerji tüketimini de yeniden şekillendiriyor.</p>
<p>Üretimde ise öngörücü bakım sistemleri, arızaları oluşmadan önce tahmin ederek verimliliği artırıyor ve israfı azaltıyor.</p>
<p>Eğitimde kişiselleştirilmiş öğrenme platformları, her öğrencinin hızına ve öğrenme stiline göre içerik sunarak klasik “tek beden herkese uyar” modelini sorgulatıyor.</p>
<p>Sanat ve tasarımda ise yapay zekâ, insan yaratıcılığını yok etmek yerine onu genişleten bir işbirlikçi olarak konumlanıyor.</p>
<h2>Fırsatlar ve riskler</h2>
<p>- Yapay zekâ, yenilikçiliği hızlandırırken bazı yapısal sorunları da beraberinde getiriyor.</p>
<p>- En önemlileri arasında veri yanlılığı, şeffaflık eksikliği, işgücü dönüşümü ve etik kaygılar yer alıyor. - Yenilikçi bir yaklaşım, bu riskleri yok saymak yerine proaktif şekilde yönetmeyi gerektiriyor.</p>
<p>- Şirketler ve devletler, açıklanabilir yapay zekâ, adil veri setleri ve sürekli yeniden beceri kazandırma programları gibi alanlara yatırım yaparak sürdürülebilir bir yenilikçilik ekosistemi oluşturabilir.</p>
<p>Ayrıca yapay zekânın “kara kutu” doğası, inovasyon süreçlerinde insan denetimini ve eleştirel düşünmeyi daha da kritik hale getiriyor.</p>
<p>Gerçek yenilikçilik, teknolojinin sunduğu imkânları insan değerleriyle dengeli bir şekilde birleştirmekten geçiyor.</p>
<h2>Sonuç: İnsan + makine ortaklığı</h2>
<p>Yapay zekâ tek başına yenilikçi değildir; onu yenilikçi kılan, insanların problem tanımlama, değer yargısı ve yaratıcı vizyon kapasitesidir. En güçlü sonuçlar, insan zekâsı ile yapay zekânın birbirini tamamladığı işbirliklerinden doğuyor. Gelecekte başarılı olacak kurumlar ve toplumlar, yapay zekâyı sadece verimlilik aracı olarak değil, sürekli öğrenen ve uyum sağlayan bir yenilikçilik ortağı olarak görenler olacak. Bu ortaklık doğru yönetildiğinde, daha sağlıklı, daha sürdürülebilir ve daha adil bir dünya inşa etme potansiyeline sahip. Yapay zekâ çağı, yenilikçiliğin sonu değil; yeni bir başlangıcıdır.</p>
<p>Asıl soru, bu gücü nasıl ve ne için kullanacağımızdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ve-yenilikcilik-gelecegi-sekillendiren-guclu-ittifak-91407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ ve yenilikçilik: Geleceği şekillendiren güçlü ittifak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/depo-yapan-getirisiyle-zirveye-cikti-lojistikte-yatirima-giden-144-artti-91427</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Depo yapan getirisiyle zirveye çıktı, lojistikte yatırıma giden %144 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST GMYO Endeksi yılbaşından bu yana %23,9 gerilemesine rağmen sektördeki 9 hisse pozitif tarafta kalmayı başardı. Aynı sürede 10 hisse %56’nın üzerinde değer kaybederken Peker GYO’da erime %94’ü geçti. Düzenli kira geliri ve lojistik depo yatırımı olanlar sektörü sırtladı.</strong></p>
<p>Yüksek faiz ortamında konut satışına dayalı gayrimenkul şirketleri zorlanırken, ticari depo ve alışveriş merkezi üzerinden düzenli kira geliri elde eden GYO’lar yatırımcısına avantaj sağladı. Sektörün genel olarak gerilediği yıl içinde Reysaş GYO, piyasa değeri, yıllık kâr ve %144,29 getiri büyümesiyle ilk sırada yer almayı başardı. Son dört çeyrekte 16,6 milyar TL net kâr üreterek rakiplerine açık ara fark attı. Son olarak Tuzla’da Özelleştirme İdaresinden aldığı arsa için ruhsat sürecini tamamlarken, 98 bin metrekarelik yeni lojistik deponun inşasına 2 Kasım’da başladı. Gelişmeler, firmanın gelir ve kârda büyümesini süreceğini işaret ediyor.</p>
<h2>Düzenli gelir ve dış açılım</h2>
<p>Sektörde öngörülebilir nakit akışı arayan şirketler lojistik ve yurt dışı projelere yöneliyor. Ekim ayında Akfen GYO, Gebze’deki lojistik deposunu küresel bir e-ticaret firmasına kiralamak üzere protokol imzaladı. Emlak Konut GYO Körfez açılımını sürdürerek Umman İskan Bakanlığı ile yeni projeler için iyi niyet anlaşması imzaladı. Daha öncesindeyse Özderici GYO İngiltere’de 2,5 milyon sterline kiracılı mülk alırken, Özak GYO’nun da aynı ülkede proje geliştirmek için şirket kurma kararı bulunuyor.</p>
<h2>Ticari mülkler yukarıda</h2>
<p>Yılbaşından bu yana sektörde en iyi performans gösterenler arasında ticari gayrimenkul ağırlıklı firmaların olduğu da görülüyor. Yeni Gimat GYO, hazirandan bu yana düşmesine rağmen hâlâ %50,1 yukarıda bulunurken sıralamada ikinci konumda. Benzer şekilde yılın ikinci yarısında gerilemesine rağmen Koray GYO %41,72 ve Panora GYO %40,35 ile yılbaşına göre hâlâ primli hisseler. Piyasa değerinde 85,2 milyar TL ile ikinci sırada bulunan Torunlar GYO ile Akiş GYO da yılbaşından bu yana %21’in üzerinde primliler.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec22a67decc-1793860262.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>FİNANSMAN GİDERİ/CİRO MU, SAF BORÇ/FAVÖK MÜ</strong></p>
<p><strong>Finansman Gideri/Ciro</strong>; fiyatlama gücü, operasyonel uyum, marj koruma, ticari sürdürülebilirlik. Kârlılık körlüğü, vade belirsizliği, anapara ihmali.</p>
<p><strong>Saf Borç/FAVÖK</strong>; ödeme kapasitesi, borçluluk, satın alma kıstası, yatırım verimliliği. Amortisman yanılgısı, faiz yükü ihmali, yatırım dönemi sapması.</p>
<p><strong>Gerek farklı pazarlara erişmesi gerekse yurt içindeki üretim artışı sorunu gideriyor</strong></p>
<p>Karadeniz’deki saldırılardan Ulusoy Un ne ölçüde etkileniyor? ● Sinan Pulat</p>
<p>Sinan; Ukrayna ile Rusya arasındaki savaş, Karadeniz’deki gemilerin güvenliğini ciddi şekilde olumsuz etkilediği bir gerçeklik. Savaş hali ticari tahıl gemi trafiğini de aksatıyor. Ulusoy Un ise konuyla alakalı açıklamada bulunurken, buğdayı tek bir ülke veya bölgeye bağlı kalmadan farklı pazarlardan temin ettiğini söylüyor. Öte yandan içerde bu yıl buğday üretiminin yüksek seviyelerde gerçekleşmesi, un üretimi için gereken hammadde ihtiyacını güvence altına alırken, Karadeniz’deki sıkıntının firmanın faaliyetini aksatmayacağı ifade edilmekte.</p>
<p><strong>Alman firmayla makine tedariki için görüştüğünü açıklasa da henüz siparişi duyurmadı</strong></p>
<p>Konya Kağıt’ın Torbalı’daki yatırımında son durum nedir? ● Ercan Mengüç</p>
<p>Ercan; Konya Kağıt, İzmir Torbalı’da hayata geçireceği dekor kağıt ve enerji üretim tesisi için her somut adımı yatırımcısıyla paylaşıyor. Firma, temmuz ayındaki açıklamasında tesiste kullanılacak kağıt makinesi ve yardımcı ekipmanların tedariki amacıyla Almanya merkezli bir şirketle görüşmelere başladığını duyurdu. Üretim kapasitesi, ticari şartlar ve yatırım takvimi gibi operasyonel detayların değerlendirildiği ifade edilirken, geçen süre zarfında konuyla ilgili ek açıklama gelmedi. Tedarik tamamlandığında yatırım süreci de hızlanacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>GBL fonu, kısa vadeli borçlanma araçlarıyla yatırımcısına %44 kazandırdı</strong></p>
<p>Azimut Portföy’ün idare ettiği Pyş Kısa Vadeli Borçlanma Araçları Fonu (GBL), risksiz getiri arayışıyla istikrarlı bir fiyat seyri izliyor. Bununla birlikte toplam piyasa değeri bir yıldır düşen eğilim sergiliyor. Kasımın ilk günlerinde toplam hacmi 2,42 milyar TL düzeyinde olurken, ekime göre bir miktar yukarıda duruyor. Bunda ayın ilk günlerinde fona gelen 7,98 milyon TL nakdin etkisi bulunuyor. Fondaki büyümeye rağmen yatırımcı sayısı önceki aya göre azalarak 1.570’e geriledi. Yatırım stratejisi, nakde dönüşümü kolay ve riski düşük kamu ile özel sektör borçlanma araçlarında pozisyon almak üzerine kurulu. Yatırımın ortalama vadesi 25 ile 90 gün bandında. Portföyünün %49,5’i finansman bonosu ve %29,1’i özel sektör tahvilinden oluşuyor. Son bir yılda %43,9 getiriyle aynı sürede %0,47 duran endeksi geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Hektaş, piyasadan TLREF + %2,5 faizle 3,8 milyar lira borçlandı</strong></p>
<p>Hektaş, nitelikli yatırımcılara yönelik 03.11.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 3.800.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+2,5 düzeyinde bulunuyor. 178 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 30.04.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı değişen TLREF’e göre belirlenecek. 2 Kasım tarihli Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %35,83 seviyesinde bulunuyor. Hektaş’ın verdiği %2,5 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFHEKT42715 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec22687338d-1793860200.png" alt="" width="975" height="234" /></p>
<p><strong>KIRAÇ GALVANİZ</strong></p>
<p><strong>Artan talep beklentisiyle Bursa’daki fabrikayı yıl sonuna kadar tamamlayacak</strong></p>
<p>Kıraç Galvaniz, Nilüfer’de inşası süren ve enerji ile savunma sanayisine yönelik üretim yapacak tesisin tamamlanma hedefini bir yıl öne çekti. Başlangıçta 2027 sonunda devreye alınması planlanan toplam 31 bin 332 metrekare kapalı alana sahip yatırımın inşaat aşaması, artan iş hacmi ve ilave kapasite ihtiyacı nedeniyle bu yıl sonuna kadar tamamlanacak. Hızlandırma hamlesine paralel olarak makine ve ekipman kurulum süreçleri de erkene çekiliyor. Stratejik sektörlerden gelen yoğun talebe hızlı yanıt verebilmek adına kapasite artışının öne çekilmesi büyümeyi destekleyecek.</p>
<p><strong>AKFEN YEN. ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Van’da hayata geçirdiği depolamalı güneş santrali için 49 yıllık lisansını aldı</strong></p>
<p>Akfen Yenilenebilir Enerji, büyüme hedefi kapsamında ikinci aşama yatırımlarında önemli bir süreci geride bıraktı. Yüzde 100 bağlı ortaklığının Van’da hayata geçireceği 66 MWm/50 MWe kurulu güce sahip depolamalı GES projesi için EPDK’dan 49 yıl süreli gerekli üretim lisansını aldı. Proje, şirketin daha önce duyurduğu toplam 310 MW kapasiteli altı depolamalı tesis yatırımının lisans alan ikinci ayağını oluşturuyor. Halihazırda 887 MW olan toplam kurulu gücün, söz konusu yatırımların tamamlanmasıyla 2028 yılı sonunda yaklaşık 1.200 MW seviyesine ulaşması hedefl eniyor.</p>
<p><strong>TÜRK TELEKOM</strong></p>
<p><strong>Fiber ağ ve 5G yatırımına yönelik olarak yurt dışından 1 milyar dolar kredi sağladı</strong></p>
<p>Türk Telekom, 5G altyapısı ve fiber ağ yatırımları başta olmak üzere genel finansman ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla 14 uluslararası bankanın katılımıyla 1 milyar dolarlık uzun vadeli sendikasyon (kulüp kredisi) anlaşması imzaladı. Vadesi Ekim 2031 olarak belirlenen ve ortalama 4,55 yıl vadeye sahip olduğu ifade edilen kredinin yıllık toplam maliyeti 6 aylık SOFR + %2,15 olarak belirlendi. Aralarında Bank of America, ING, Citibank ve J.P. Morgan gibi bankaların bulunduğu konsorsiyumdan uygun maliyetli fon sağlanması, uluslararası piyasaların duyduğu güveni gösteriyor.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Kuzey Boru geride kalan dört ayda sert düşüş kaydederken son günlerde yönü yukarı</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec224951dee-1793860169.png" alt="" width="294" height="236" />Kuzey Boru’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %42,96 ile toplamda 695,05 bin lot artarak 2,31 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı dokuz ile sabit kaldı. KTI fonu 750 bin lot ile en fazla alımı yaparken, NZH 500 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Hisse için faaliyetleri geçici olarak durdurulan Pardus ve Bulls Yatırım’ın dışında öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede Azimut Portföyün KTI ve IDI fonu ile Ziraat Portföyün ZJL fonu ilk defa alım yaptı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/depo-yapan-getirisiyle-zirveye-cikti-lojistikte-yatirima-giden-144-artti-91427</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Depo yapan getirisiyle zirveye çıktı, lojistikte yatırıma giden %144 arttı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findigin-kilosu-2-dolar-ucuza-ihrac-edildi-91423</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındığın kilosu 2 dolar ucuza ihraç edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (KFMİB) fındık ihracat rakamlarını açıkladı.</p>
<p>Türkiye fındık ihracatında 2026/27 sezonunun ilk iki ayında dikkat çekici bir yükseliş yaşandı. Fındık ihracatında miktar bazında artış yaşanırken değer bazında ise gerileme var.</p>
<p>KFMİB verilerine göre, 1 Eylül-31 Ekim 2026 döneminde Türkiye, 49 bin 410 ton iç fındık ihraç ederek 494,5 milyon dolar gelir elde etti. Geçen sezonun aynı döneminde 30 bin 768 ton olan ihracat miktarı, bu sezon yüzde 60,6 arttı. İhracat geliri ise yüzde 43,7 yükseldi. Geçen yıla göre fındığın kilosunu 1,88 dolar daha ucuza ihraç ettik. Son 3 yılın ekim ayları baz alındığında 2024’te iç fındığın kilosunu 8,09 dolara, 2025’te 11,88 dolara ihraç ederken bu yıl 10 dolardan ihraç ettik. Geçen yıla göre miktar bazında yüzde 81 artış yaşanırken değer bazında yüzde 15,1 düşüş var.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec2138a2ad5-1793859896.png" alt="" width="736" height="175" /></p>
<h2>Ekim ihracatında yüzde 81 artış var</h2>
<p>Sadece Ekim 2026’da 30 bin 504 ton iç fındık ihracatı gerçekleştirilirken, 302,7 milyon dolar gelir sağlandı. Geçen yılın aynı ayına göre miktar bazında yüzde 81,1 artış kaydedildi.</p>
<p>Ancak 2024/25 sezonunun ilk iki ayındaki 64 bin 199 tonluk ihracat seviyesinin henüz yakalanamaması, sektör açısından dikkat çeken bir diğer veri oldu. Karadeniz fındığı dünya pazarındaki gücünü korurken, ihracattaki yükseliş yeni sezon için umut verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findigin-kilosu-2-dolar-ucuza-ihrac-edildi-91423</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/findik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KFMİB verilerine göre, fındık sezonunun ilk 2 ayında ihracat geliri yüzde 43,7 yükselirken fındığın kilosu geçen yıla kıyasla 1,88 dolar daha ucuza ihraç edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalardaki-guven-kaybinin-ekonomik-verilere-etkisi-91406</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalardaki güven kaybının ekonomik verilere etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Az sayıda piyasa uzmanı ve akademisyenin 1 yılı aşkın süredir yatırım fonlarındaki problemler üzerine yazılı ve görsel uyarıları yaptıkları sürecin sonunda Türkiye 17 Eylül itibarıyla fon dolandırıcılığı ve piyasa manipülasyonu hadisesini öğrenmiş oldu. Geçen 1,5 aylık sürenin ardından piyasalarda ve ekonomi üzerindeki etkileri konusunda genel bir durum tespiti yapmak için yeterlidir.</p>
<p>Eylül başında yaklaşık <strong>11 trilyon TL</strong> toplam portföy değerine sahip olan yatırım fon piyasası, Kasım başında 1.5 trilyon TL tutarında düşüş ile birlikte <strong>9.5 trilyon TL</strong> büyüklüğe geriledi.</p>
<p>Emeklilik gözetim merkezinin (EGM) yayınlamakta olduğu verilere göre bireysel emeklilik sistemine fon dolandırıcılığı öncesinde 11 Eylül 2026 itibarıyla kayıtlı bulunan <strong>10 milyon 351 bin 286</strong> katılımcının <strong>2.1 trilyon TL</strong> fon portföy tutarı bulunmaktadır. 23 Ekim 2026 itibarıyla sistemde <strong>10 milyon 387 bin 4</strong> katılımcının <strong>2.08 trilyon TL</strong> tutarında bireysel emeklilik yatırımı bulunmaktadır. Katılımcıların emeklilik portföylerindeki düşüş <strong>80 milyar TL</strong> büyüklüğündedir<strong><sup>1</sup></strong>. Fon dolandırıcılığı olayının katılımcılar nezdinde sistemden çıkış şeklinde bir eğilim yaratmadığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Eylül başından itibaren yatırım fon piyasasından net 1 trilyon TL’nin üzerinde para çıkışının olduğunu portföy değerindeki düşüş ile birlikte toplam etkinin 1,5 trilyon TL civarında olduğunu tespit etmekteyiz.</p>
<p>Fon dolandırıcılığından direkt olarak etkilenen 455 bin yatırımcıdan çok daha fazlasının (6,7 Milyon) geçtiğimiz 2 ay boyunda sürekli düşüş kaydeden BİST borsa yatırımcısı olduğunu görmekteyiz. <strong>BİST 100</strong> endeksi Eylül-Kasım döneminde <strong>%33</strong> düzeyinde gerilerken BİST100 dışındaki şirketleri içeren <strong>XTUMY</strong> endeksindeki gerileme <strong>%55</strong> düzeyinde olmuştur.</p>
<p>Bu dönemde borsadaki şirketlerin toplam değer kayıp miktarı da <strong>$173 milyar</strong> düzeyindedir. Bu şiddette bir portföy değerindeki gerilemeyi en son 2008 ABD kredi krizi döneminde yaşamıştık. Ancak o dönemki krizin ABD’de 3-4 yıl, Güney Avrupa ülkelerinde 7-8 yıl gibi oldukça uzun bir zaman dilimine yayıldığını göz önüne aldığımızda içinden geçtiğimiz fonzi sürecinin şiddeti ve süresi oldukça yüksek boyuttadır.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec0da0d9261-1793854880.png" alt="" width="643" height="366" /></p>
<p>Son 2 ay içerisinde para piyasaları fonlarından 1 trilyon TL’ye yakın tutarda portföy çıkışı olurken, TCMB’nin döviz rezervinde 24 milyar dolar civarında gerileme yaşanmıştır. Yatırım fonlarında yaşanan portföy çıkışının yeni adresi bankalarda TL mevduatı şeklinde olmuştur.</p>
<p>Makro tarafta en son açıklanan PMI İmalat endeksi, <strong>Eylül’de 48,1’den 47,9’a</strong> gerileyerek sektördeki daralmanın halen devam ettiğini göstermektedir. Özellikle üreticilerin karşı karşıya oldukları zayıf talep ortamı ve müşteri siparişlerindeki düşüş genel olarak üretimi sıkıştırırken, şirketlerin istihdam ve satın alma faaliyetlerini düşürmeleri nedeniyle ekonomideki daralmanın arttığı sinyalini vermektedir.</p>
<p>2023 yılından bugüne kadar uygulanan makroekonomik politikalardan en olumsuz etkilenen ihracatçı sanayi şirketlerinin durumu önümüzdeki seneden itibaren AB tarafından devreye alınması planlanan “<strong>Made in Europe</strong>” hadisesi ile daha da sıkıntılı bir noktaya doğru evrilebilir.</p>
<p>Sektörde sanayi üretim endeksinin takvim ve mevsim etkisinden arındırılmış seri görüntüsü üretim sıkışması problemini 2022’den bugüne kadar ki durumunu net bir şekilde vermektedir. <strong>104.94</strong> düzeyinde bulunan <strong>Eylül 2026</strong> toplam sanayi üretim verisi Mart 2026’dan bugüne kadar 12 Aylık hareketli ortalama serisinin altında (kırmızıçizgi) hareket etmektedir. Bu arada Makro Ekonomi Platformu (MacroHub) teknik ekibine yeni yazılım dönüşümlerinde başarılar dilerim.</p>
<p>Diğer taraftan haftalık bazda yüksek frekansta yayınlanan banka ve kredi kartı harcamaları verilerine göz attığımızda özellikle araç satış, kiralama, seyahat, konaklama, yeme-içme gibi hizmet sektörlerinde son 2 aydır belirgin ölçüde bir geriye çekiliş trendi göze çarpmaktadır.</p>
<p>Büyümenin kaynaklarını harcamalar yöntemiyle incelediğimizde son 2 çeyrekte özel ve kamu tüketiminin zayıf bir eğilim sergilediğini büyümeye en büyük katkının stok azaltımı ile birlikte net ihracat yönlerinden geldiğini görmüştük.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec0d913fa60-1793854865.png" alt="" width="664" height="637" /></p>
<p>Son 2 aydır yaşamakta olduğumuz fon hadisesi azalmakta olan tüketici harcamaları, kredi kartı harcamaları, otomotiv ve konut satışları gibi ana kalemler sebebiyle büyüme trendini üçüncü çeyrekte ve dördüncü çeyrekte aşağıya çekecektir. 2026 büyüme beklentisinin orta vadeli planda (OVP) yazıldığı şekliyle <strong>%3,3</strong> düzeyinde gerçekleşmesi mümkün değildir. Gerçek zamanlı tahminler ile yapılan ölçümlerde <strong>%2,5</strong> seviyesinde gözüken yıllık büyüme tahmininde risklerin aşağı yönde artmakta olduğunu görmekteyiz.</p>
<p>**</p>
<p>(1) Kaynak: MacroHub (Makro Ekonomi Platormu)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalardaki-guven-kaybinin-ekonomik-verilere-etkisi-91406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasalardaki güven kaybının ekonomik verilere etkisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kentsel-donusumun-enerji-firsatini-kacirmayalim-91405</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kentsel dönüşümün enerji fırsatını kaçırmayalım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>COP31’e sayılı günler kala Türkiye’nin ev sahipliğinde yeni bir hedef gündeme geldi. 29 Ekim’de duyurulan Enerji Verimli Binalar için Antalya Mutabakatı, dünya genelinde bina stokunun kullanım aşamasındaki enerji yoğunluğunun 2020’ye göre 2035’e kadar yüzde 25 azaltılmasını amaçlıyor. Aynı zamanda binalarda elektrifikasyonun hızlandırılmasını öngörüyor. Türkiye içinse konuyu özellikle önemli kılan bir fırsat var. Depreme dayanıklı şehirler oluşturmak için zaten büyük bir bina dönüşümüne ihtiyaç duyuyoruz. Bu yatırımları enerji tüketimini de azaltacak şekilde planlayabiliriz. </p>
<h2>Binalar enerji denklemimizin merkezinde </h2>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın 2024 verilerine göre nihai enerjinin yüzde 22,6’sı konutlarda, yüzde 10,2’si ticaret ve hizmetler sektöründe kullanılıyor. Toplamda yaklaşık üçte birlik bir tüketimden söz ediyoruz. Isıtma, soğutma, sıcak su ve havalandırma ihtiyacı da kentlerin elektrik ve doğal gaz talebini belirliyor. Bu nedenle binalarda sağlanacak verimlilik, hanelerin faturalarını düşürmenin yanında enerji ithalatı, elektrik şebekesine gelen yük ve şehirlerin yaşam kalitesi üzerinde de etkili olacak.</p>
<p>Uluslararası Enerji Ajansı’nın Eylül 2026 Türkiye değerlendirmesi ayrıca dikkat çekici. Türkiye’nin 2033’e kadar mevcut konutların yüzde40’ını yenilemeyi hedeflediği belirtiliyor. Hanelerin yüz31’inden fazlası 2000 yılından öncesinde yapılmış konutlarda yaşıyor. Ajans, deprem güvenliği ile enerji iyileştirmelerinin aynı süreçte ele alınmasını öneriyor. Ülkemizdeki kentsel dönüşüm zorunluluğu düşünüldüğünde bu öneri üzerinde ciddiyetle durmalıyız.</p>
<h2>Deprem güvenliği ve enerji performansı birlikte düşünülmeli </h2>
<p>Bir binayı yıkıp yeniden yapmak veya kapsamlı biçimde güçlendirmek zaten yüksek maliyetli ve uzun ömürlü bir karar. Aynı süreçte dış cephe yalıtımı, pencere kalitesi, hava sızdırmazlığı, verimli ısıtma-soğutma, sıcak su sistemleri ve uygun yenilenebilir enerji çözümleri birlikte tasarlanabilir. Bu tercihler, yapının onlarca yıllık enerji giderlerini belirler.</p>
<p>Örneğin eski bir apartmanın yenilenmesinde yalnızca deprem dayanımına ve daire sayısına odaklanılırsa daha teslim edilmeden yüksek enerji faturası üretecek yeni bir yapı ortaya çıkabilir. Oysa bina kabuğunun doğru tasarlanması ısıtma ve soğutma kapasitesini küçültebilir. Daha küçük kapasiteli ve verimli sistemler de hem ilk yatırımın bir bölümünü dengeleyebilir hem işletme giderlerini azaltabilir. Isı pompası ve çatı güneşi gibi yatırımların ekonomik uygunluğu da bu aşamada değerlendirilmelidir.</p>
<h2>Yeni bina kuralları yeterli mi? </h2>
<p>Türkiye’de önemli adımlar atıldı. 2025’ten itibaren toplam inşaat alanı 2 bin metrekare ve üzerindeki yeni binalarda Neredeyse Sıfır Enerjili Bina koşulları uygulanıyor. Bu kapsamda en az B enerji sınıfı ve birincil enerji ihtiyacının en az yüzde 10’unun yenilenebilir kaynaklardan sağlanması gerekiyor. Ancak mevcut yapı stokundaki dönüşümün hızı, uygulama kalitesi ve gerçek tüketimin izlenmesi ayrı bir sınav.</p>
<p>Enerji Kimlik Belgesi, projenin enerji performansını görünür kılıyor. Fakat kullanım başladıktan sonra gerçekleşen enerji tüketimini izlemek, sistemleri doğru işletmek ve beklenen tasarrufu doğrulamak da gerekli. Müteahhit ilk yatırım maliyetini, bina sahibi/kat malikleri ise gelecek yılların faturasını düşünüyor. Bu farklı öncelikler, daha verimli teknolojilerin başlangıçta tercih edilmesini zorlaştırabiliyor. İnşaat sürecindeki kararların toplam sahip olma maliyeti üzerinden verilmesi bu nedenle önemli.</p>
<h2>Finansman ve uygulama birlikte tasarlanmalı </h2>
<p>Kentsel dönüşümde konut sahiplerinin ödeme gücü, krediye erişim ve ortak karar alma süreçleri zaten belirleyici. Enerji verimliliği önlemlerini ilave ve ertelenebilir harcama gibi görürsek fırsatı kaçırırız. Enerji tasarrufunun finansal karşılığını proje aşamasında hesaplamalı; uygun vadeli finansman, hedefli teşvikler ve gelir düzeyini dikkate alan desteklerle yatırımı erişilebilir kılmalıyız.</p>
<p>Kamu binaları, hastaneler, okullar ve ticari yapılarda ölçülebilir tasarrufa dayalı enerji performans sözleşmeleri de yatırımı hızlandırabilir. Her durumda ortak nokta aynı. Başlangıç tüketimi bilinmeli, hedef performans tanımlanmalı ve bina kullanıma açıldıktan sonra sonuç ölçülmeli.</p>
<p><strong>Son söz </strong></p>
<p>COP31’de ortaya konulan yüzde 25 hedefi Türkiye için önemli bir gündem oluşturuyor. Ancak başarımızı hazırlanan yönetmeliklerin veya yenilenen bina sayısının ötesinde değerlendirmeliyiz. Depreme dayanıklı hale getirilen yapıların ne kadar enerji tasarrufu sağladığını, ailelerin faturalarının nasıl değiştiğini ve kentlerin enerji talebinin ne ölçüde azaldığını da izlemeliyiz. Deprem güvenliği için yapılması gereken büyük yatırımlar, doğru planlanırsa ülkemizin enerji geleceğini de iyileştirebilir. Bu fırsatı sonraki bir yenileme dönemine erteleme lüksümüz bulunmuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kentsel-donusumun-enerji-firsatini-kacirmayalim-91405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kentsel dönüşümün enerji fırsatını kaçırmayalım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abdde-mavi-tsunami-trump-ve-dostlarinin-zor-gunleri-91404</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD’de mavi tsunami, Trump ve &#039;dostlarının&#039; zor günleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Demokratların Başkan Trump’a karşı azil süreci yerine, Kongre soruşturmaları yöntemine gitmeleri daha gerçekçi ve etkili bir seçenek. Bu soruşturmalarla İran savaşı, askerî harcamalar, yabancı ülkelerle ilişkiler ve yönetim çevresindeki olası çıkar çatışmaları için kapsamlı inceleme yolu açılabilir.</strong></p>
<p>ABD’de 3 Kasım ara seçimleri, Trump için siyasi bir deprem oldu. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu Cumhuriyetçilerin elinden aldı. Beklenen mavi dalga, Trump’ın iktidarının son iki yılını gölgeleyen bir tsunamiye dönüştü.</p>
<h2>Demokratların zaferi mi, Trump’ın yenilgisi mi?</h2>
<p>Sandıktan çıkan sonucu “Demokrat Parti’nin zaferi” yerine, “Cumhuriyetçi Başkan Trump’ın yenilgisi” olarak adlandırmak daha doğru gibi.</p>
<p>ABD’de Beyaz Saray’daki başkanın partisi, Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamının, Senato’nun ise yaklaşık üçte birinin seçildiği ara seçimlerde çoğunlukla oy ve sandalye kaybediyor. Ancak 2026 seçimlerinde ortaya çıkan tablo, sıradan bir iktidar yıpranmasının çok ötesinde.</p>
<p>Seçmenin bu tepkisinde hayat pahalılığı ve ekonomiye ilişkin memnuniyetsizliğin etkisi büyük. Trump, 2024 seçim kampanyasında Amerikalılara yaşam maliyetini düşürme, enflasyonu kontrol altına alma ve ülkeyi yeni savaşlara sokmama sözü vermişti. Ancak bu vaatlerin tam tersini yaptı. İran’da savaşa girdi, bu savaş da ABD’deki enerji fiyatlarındaki yükselişi ve günlük yaşamın maliyetindeki artışı tetikledi. 2024’te Trump’a oy veren siyah, Latino ve genç seçmenler büyük ölçüde yüzlerini Demokratlara çevirdi. Geleneksel Cumhuriyetçi seçmen ise Trump yönetimine ders vermek için sandığa gitmemeyi tercih etti.</p>
<h2>Teksas’tan Michigan’a, Kansas’tan Iowa’ya...</h2>
<p>Ara seçimlerin en kritik sonucu Senato’da yaşandı. Seçim öncesinde Cumhuriyetçilerin 53’e 47 çoğunluğuna sahip olduğu Senato’da Demokratlar Cumhuriyetçilerin elindeki en az yedi koltuğu kazanıp çoğunluğu ele geçirdiler.</p>
<p>Demokratların kazandığı yedi Cumhuriyetçi koltuğun coğrafi dağılımı:</p>
<p>Kuzey Carolina: Eski vali Roy Cooper, Cumhuriyetçilerin adayı ve eski Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı Michael Whatley’i geride bırakarak Senato’ya girdi.<br />Teksas: James Talarico’nun zaferiyle Demokratların yaklaşık dört on yıldır kazanamadığı senatörlük koltuğunun el değiştirmesi, seçim gecesinin en önemli sonuçlarından biri.</p>
<p>Kansas: Demokrat aday Adam Hamilton, Cumhuriyetçi senatör Roger Marshall’ı yenerek yaklaşık bir asırlık Cumhuriyetçi Senato hâkimiyetini sona erdirdi. Metodist kilisesi geçmişi bulunan Hamilton’ın muhafazakâr seçmenlere de hitap edebilen profili, bu sonucun önemli unsurlarından biri oldu.</p>
<p>Iowa: Trump’ın 2024’te 13 puan farkla kazandığı Iowa’daki zafer, Demokratların yalnızca kıyı eyaletlerinde veya büyük kentlerde güçlenmediğini ortaya koydu.<br />Ohio: Sanayi işçileri ve sendikalı kesimlerle güçlü ilişkiler kuran Brown’ın başarısı, Demokratların işçi sınıfı seçmenleriyle yeniden bağ kurma çabasının önemli bir örneği oldu.</p>
<p>Maine: Demokrat Troy Jackson kampanyasını çalışan kesimlerin sorunları üzerine kurdu.</p>
<p>Güney Carolina: Cumhuriyetçilerin güçlü olduğu bu eyalette yaşanan değişim, Demokratların başarısının geleneksel rekabetçi eyaletlerle sınırlı kalmadığının bir başka göstergesi oldu.</p>
<h2>Senato’ya ilk Müslüman üye</h2>
<p>Senato seçimlerinin bir diğer önemli sonucu Michigan’da yaşandı. Demokrat Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi Mike Rogers’ı yenerek ABD tarihinde seçimle Senato’ya giren ilk Müslüman siyasetçi oldu.</p>
<p>Mısır göçmeni bir ailenin çocuğu olan, daha önce Michigan’da kamu sağlığı yöneticiliği yapan El-Sayed, Demokrat Parti içinde de tartışmalı bir adaydı.<br />El-Sayed’in zaferi iki açıdan kritik önemde: Birincisi, ABD’deki Müslüman ve Arap kökenli seçmenlerin siyasi temsilinde tarihî bir eşik aşılmış oldu. İkincisi, Demokrat Parti içinde ilerici kanadın, merkez yönetimin itirazlarına rağmen rekabetçi bir eyalette seçim kazanabileceği görüldü. Bu sonucun, 2028 başkanlık seçimlerinde Demokrat başkan adayının belirlenmesinde de etkisi kaçınılmaz olacak.</p>
<p>New York Belediye Başkanlığı’nda Mamdani’nin zaferinin ardından Michigan’da El-Sayed’in senatörlük koltuğunu kazanması, ABD’deki İsrail karşıtı hissiyatın da giderek yayılmakta olduğunun göstergesi. Üstelik Temsilciler Meclisi seçimlerinde de İsrail’in Gazze’de soykırıma varan operasyonlarını sert şekilde eleştiren pek çok Demokrat siyasetçi seçilmeyi başardı.</p>
<p>Minnesota’da Peggy Flanagan’ın zaferi de dikkat çekici: Flanagan, ABD tarihinde Senato’ya seçilen ilk Amerikan yerlisi kadın siyasetçi oldu.</p>
<h2>Temsilciler Meclisi de Demokratların kontrolünde</h2>
<p>Temsilciler Meclisi’nde de Cumhuriyetçilerin çoğunluğu sona erdi. Üstelik Demokratlar, Trump’ın 2024’te çift haneli farklarla kazandığı bazı seçim bölgelerinde bile koltuğu kapmayı başardı.</p>
<p>Yeni Kongre 3 Ocak 2027’de göreve başlayacak. Demokratların Temsilciler Meclisi’ndeki lideri Hakeem Jeffries’in, Temsilciler Meclisi Başkanlığı koltuğuna oturması bekleniyor. Bu gerçekleşirse Jeffries, ABD tarihinde Temsilciler Meclisi Başkanlığı görevini üstlenen ilk siyah siyasetçi olacak.</p>
<h2>Trump’ın son iki yılı çok zor geçecek</h2>
<p>ABD sisteminde başkanın yürütme yetkileri geniş olsa da Kongre’nin bütçe, yasama, atama ve denetim üzerindeki ağırlığı önemli. Temsilciler Meclisi’nde Dış İlişkiler, Silahlı Kuvvetler, Gözetim ve Ödenekler komitelerinde çoğunluğa sahip olmak, Trump yönetiminin kararlarının incelenmesi ve harcamalarının denetlenmesi bakımından Demokratlara güçlü araçlar sağlayacak.</p>
<p>Senato’daki Demokrat çoğunluk ise başkanın atamalarını etkileyebilecek. Bakanlar ve büyükelçilerin yanı sıra federal yargı atamalarının onaylanması da Senato’nun yetkisinde.</p>
<p>Bununla birlikte Demokratların Kongre’de çoğunluğu elde etmesi, Trump’ın bütün kararlarını durdurabilecekleri anlamına gelmiyor. Başkanın veto yetkisi var. Ayrıca Senato’da birçok yasanın kabulü için 60 oya ihtiyaç duyulması, Demokratların basit çoğunlukla her istedikleri düzenlemeyi geçiremeyeceği anlamına geliyor.</p>
<h2>Azil süreci başlar mı?</h2>
<p>Demokratların Temsilciler Meclisi’ni kazanmasının ardından Trump’a karşı yeni bir azil sürecinin gündeme gelip gelmeyeceği, uluslararası alanda da en çok merak edilen mesele.</p>
<p>Anayasal açıdan Temsilciler Meclisi’nde azil sürecini başlatmak için basit çoğunluk yeterli. Ancak başkanın görevden alınabilmesi için Senato’da hazır bulunan üyelerin üçte ikisinin desteği gerekiyor. Demokratların tek başına bu sonucu elde etmesi mümkün değil. Dolayısıyla Demokratların başkanın azil süreci yerine Kongre soruşturmalarına gitmeleri çok daha gerçekçi ve etkili bir seçenek. Bu soruşturmalarla İran savaşı, askerî harcamalar, yabancı ülkelerle ilişkiler ve yönetim çevresindeki olası çıkar çatışmaları için kapsamlı inceleme yolu açılabilir.</p>
<p>Özellikle Trump ailesinin ticari faaliyetleri Demokratların mercek altına alabileceği dosyalar arasında: Damat Jared Kushner’ın Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ile finansal ilişkileri, büyük oğul Donald Trump Jr.’ın Polymarket ve 1789 Capital ile ilişkileri çıkar çatışması tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir. Hatta küçük oğul Barron Trump’ın şaibeli borsa ve fon işlem iddiaları bile inceleme konusu hâline gelebilir.</p>
<p>Trump’ın başkanlık görevi Ocak 2029’da sona erecek. Başkanlık dönemindeki resmî işlemler bakımından sahip olduğu anayasal dokunulmazlık, kişisel ticari faaliyetlerini otomatik olarak korumuyor. Kongre’de başlatılacak soruşturmalar, görev süresinin sonrasına, bizzat başkana uzanabilecek hukuki ve siyasi sonuçlar doğurabilir.</p>
<h2>Mavi tsunaminin dış politikaya olası etkileri</h2>
<p>İran savaşı bu açıdan ilk büyük sınav olacak. Kongre, ödenekler üzerinden askerî operasyonların kapsamını sınırlandırmaya da çalışabilir. Ancak başkanın “başkomutan” sıfatıyla sahip olduğu yetkiler devam ediyor. Bu nedenle Demokratların çoğunluğu, Trump’ın dış politikadaki geniş hareket alanını ortadan kaldırmayacak.</p>
<p>Üstelik Demokrat Parti’nin kendi içinde de dış politika konusunda ciddi görüş ayrılıkları bulunuyor. İsrail’e askerî yardım, İran politikası ve Orta Doğu’daki Amerikan varlığı konusunda partinin merkez kanadı ile ilerici kanadı aynı noktada değil.</p>
<h2>“Trump’la iş bitirme” devrinin sonu mu?</h2>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Amerikan Başkanı arasındaki kişisel ilişki, Trump’ın kalan son iki yılında Ankara-Washington temasının önemli kanallarından biri olmaya devam eder. Ancak Kongre’nin iki kanadının da Demokratlara geçmesi, ABD’nin Türkiye yaklaşımını derinden etkileyebilir.</p>
<p>Türkiye’nin önündeki en önemli başlıklardan biri CAATSA yaptırımları olacaktır.</p>
<p>Trump, temmuz ayında Ankara’daki NATO Zirvesi sırasında Türkiye’ye yaptırım uygulamak istemediklerini ve CAATSA konusunun artık çözülmesi gerektiğini söylemişti. Türkiye’nin F-35 savaş uçağı satın alabilmesi için de olumlu mesajlar vermişti.<br />Demokratların çoğunluğu ele geçirmesiyle bu düzenlemelerin zora gireceğini tahmin etmek güç değil.<br />İsrail ile Türkiye arasındaki gerilim, Yunanistan ile ilişkiler ve Kıbrıs meselesi, insan hakları ve ifade özgürlüğü konuları da Demokratların kontrolündeki komitelerde gündeme gelebilir. Ankara artık Washington’dan daha çok eleştirel ses duymaya hazır olmalı.</p>
<p>Silah satışları açısından da benzer bir tablo söz konusu: Türkiye’nin KAAN projesinde kullanmayı planladığı motorlar, savunma sanayii iş birliği ve diğer askerî tedarik başlıkları, Kongre’deki denetim ve onay süreçlerinden etkilenebilir.</p>
<p>Demokratların Kongre’deki çoğunluğu, ABD ile Türkiye arasındaki bütün askerî ve diplomatik ilişkilerin kesileceği anlamına gelmiyor. Türkiye’nin NATO üyeliği, Karadeniz’deki konumu, Orta Doğu’daki, özellikle Suriye’deki etkisi ve Avrupa güvenliği açısından taşıdığı önem, Washington’da dikkate alınmak zorunda.</p>
<p>Ancak Ankara’nın yalnızca Trump-Erdoğan ilişkisine güvenerek sonuç alabileceği siyasi ortamın sona erdiğini söylemek yanlış olmaz: Ankara artık kilit meselelerde Kongre’nin desteğini de kazanmak zorunda.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">2028'de Demokrat başkan garanti değil</span></h2>
<p>ABD'de 3 Kasım ara seçimleri, Trump'ın ikinci başkanlık döneminin geri kalanını önemli ölçüde değiştirdi. Demokratlar, Kongre'deki çoğunluğu kullanarak Trump yönetiminin politikalarına karşı alternatiflerini ortaya koyabilecekleri bir siyasi zemin kazandı. Ancak Kongre'de çoğunluk elde etmek, Demokrat parti içindeki merkez ve ilerici kanat arasındaki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>2028'de Beyaz Saray'ı kazanmak için yalnızca Trump karşıtlığına dayanan bir siyasetin yeterli olmayacağı ortada. Demokratların ekonomi, göç, sağlık, dış politika ve toplumsal güvenlik konularında seçmene somut bir program sunmaları gerekecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abdde-mavi-tsunami-trump-ve-dostlarinin-zor-gunleri-91404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/4/1280x720/568-1793854501.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD’de mavi tsunami, Trump ve &#039;dostlarının&#039; zor günleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesme-bir-egilim-ise-91403</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sanayisizleşme&#039; bir &#039;eğilim&#039; ise…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p style="text-align: center;"><strong><u>O</u></strong><strong><u>da ve borsa seçimleri sonrası:1</u></strong></p>
<p>Siyasi irade, bürokrasi, iş dünyası ve onların sivil toplum örgütleri, emek örgütleri, medya mensupları ve diğerleri ekonominin belirleyici aktörleridir. Ekonominin başrol oyuncuları oda ve borsalar seçimlerini yaptı. Ülkenin en ince kılcal damarlarında yerini alan bu iş dünyası örgütlerine yeni seçilenler ve güven tazeleyenler oldu. Ülkemizin çok değişik topluluklarının temsil edildiği oda ve borsaların yeni gündemini sorgulamalıyız.</p>
<p>Bize göre, değişen koşullar, oda ve borsaların yeni bir gündem oluşturmalarını gerektiriyor. O gündemin önemli maddelerinden birinin de <strong><em>“sanayisizleşme</em></strong>” olduğunu söylersek abartılı bir değerlendirme yapmış olmayız.</p>
<p>Oda ve borsaları yönetenler “<strong>sanayisizleşme olgusunu</strong>” sorgularken imalat kesiminin görece gerilemesinin ciddi bir “<strong>eğilim</strong>” olduğunu gözlemleyecektir.</p>
<p>İmalat kesininin görece gerilemesi küresel ölçekte bir sorun. Daron Acemoğlu’nun yeni kitabı “<em>Hangi Liberal Demokras</em>i” de sanayisizleşme süreciyle ilgili yeteri kadar rakamsal analiz var. Ülkemizin durumunu da <strong>EKONOMİ</strong> gazetesinde İsmet Özkul’un fikr-i takip disipliniyle izlediği ve paylaştığı yazılarından izlenebilir.</p>
<p>Bu yazılarda ”<strong>sanayisizleşme olgusunun</strong>” niteliksel yönlerini tartışmaya açalım istiyoruz. Biz, sürecin <strong><em>“eğilim</em></strong>” mi, yoksa gelip geçici “<strong><em>dönemsel</em> <em>oluşum</em></strong> “ mu olduğunu anlamanın izlerini sürmeyi deneyeceğiz. “<strong><em>Eğilim ve dönemsel oluşum</em></strong>” dediğimizde ne anladığımızı yazının dipnotunda özetleyerek paylaştık<strong>1</strong>.</p>
<p><strong>Yönetmeye ihtiyacı var</strong></p>
<p>Sanayisizleşme olgusunu iki yönüyle sorgulayabiliriz: Biri, <strong>eğilimlerin yarattığı fırsat ve tehlikelerin</strong> yönetilmesi. Diğeri, dönemsel bir olgu olarak algılama. Bu iki değişik bakış açısı anlamlandırmalarımızı derinden etkiler. Bakış açımız, üretilen politikaların, stratejilerin, taktiklerin, projelerin, uygulamaların, geribildirimlerin ve kendini yeniden üretme mekanizmalarının çerçevesini oluşturur; yaratmak istediğimiz sonuçları nasıl tanımladığımızı belirler.</p>
<p>Paylaşmak istediğimiz düşüncelerin merkezinde, <strong><em>“sanayisizleşme süreci dönemsel bir olgu değildir; güçlü bir eğilimdir. Süreci, evrenin, dünya ekosisteminin ve insanlığın derinliklerinden gelen eğilimler beslemektedir. Eğilimlerin yarattığı fırsatları en üst düzeyde değerlendirecek, maliyetleri de en düşük bedelle savuşturacaksak, uygun varsayımlarla yeni zihni modeller oluşturmalıyız,” </em></strong>varsayımı var.</p>
<p><strong>Sanayisizleşme eğiliminin</strong> arka planını önemli ölçüde teknolojik gelişmeler etkiliyor.</p>
<p>Günümüzde yarıiletken teknolojinin diğer bütün teknolojilere girdi sağlayarak yarattığı kapasiteler etkili: Sayısal kapasite “<strong><em>kol gücü uzantısını zihin gücünün uzantısına</em></strong> ” dönüştürüyor; ölçme, ölçeklendirme, özendirme, ödüllendirme ve ödeşme koşullarını değiştiriyor. Teknolojik gelişmeler iş süreçlerini uçtan uca insan aklının denetimine açıyor. Süreçlerin uçtan uca ölçülmesi, sayısallaştırılması, görselleştirilmesi geleneksel teknolojilerdeki “<em>verimlilik düzeylerini</em>” aşan <em>“yeni verimlilik</em>” düzeyleriyle yüzleşiyoruz. Çıplak gücümüzle yapamadıklarımızı, aklımızı kullanarak geliştirdiğimiz araç-gereç ve metotlarla yapabiliyoruz. Yeni araç-gereç ve metotlar, süreç yapılarını, işlevlerini ve kültürünü değiştiriyor. Süreç değişmeleri bağlamında “<em>iş süreçlerinin değişmesi</em>” “<em>işgücü profillerini</em>” de yeniden tanımlamayı gerektiriyor. İşgücünün “<em>teknik ve sosyal becerilerin sürekli geliştirmek</em>” gerekiyor. İleri düzeyde nitelikli işgücü ihtiyacı ülkeler genelinde ve iş yerleri özelinde sürekli yatırım yapılmasını zorluyor.</p>
<p>Makinelerin, makine-öğreniminin, algoritmaların ve modellerin desteğiyle “<strong>silikon beyin</strong>” kapasitesi yeni bir üretim yapılanması oluşturuyor. Bir de buna teknolojinin “<strong><em>doğrusal büyümeden katlanarak büyümeye ”</em></strong> geçiş gibi hızlanmanın artmasını ekleyince, geleneksel üretim yapısının omurgasını oluşturan “<strong>sanayileşmeye nereden bakacağımızı, sanayisizleşmeyi nasıl dengeleyeceğimiz”</strong> iş yönetiminin temel sorunlarından biri haline geliyor.</p>
<p>Yeni teknolojilerin <strong><em>“bağlantı, iletişim, yarışma ve işbirlikleri</em></strong>” alanlarında yarattığı kapasitelerin üretkenlik ve verimlilik üzerine etkileri hakkında “<strong>net bilgi</strong>” sahibi değilsek sanayisizleşmeyi dengelemek için önereceğimiz çözümler yaratmak istediğimiz sonuçlara bizi götürmez.</p>
<p><strong>Veri-odaklı gelişme</strong></p>
<p><strong>Sanayisizleşme süreçleri, </strong>üretim, ulaşım ve iletişim sistemlerindeki gelişmelerin nedeni değil, sonucu<strong>.</strong> Bilim ve teknoloji bir yanıyla “s<strong><em>onsuz büyük</em></strong><em>”</em> olan evrenin sırlarını çözüyor. Diğer yanıyla, <em>fizik ve biyolojideki<strong> “sonsuz küçük” </strong></em>dinamikleri birer birer “<strong>bilinmez</strong>” olmaktan çıkıyor. 2026 yılı Nobel Ödülü ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki keşiflere verildi. ”<em>Araştırmacılar, söz konusu keşiflerin korku, hafıza, uyku, iştah ve motivasyonla ilgili sınır devrelerini inceleyebiliyor. Keşifler bize öğretiyor ki, ışık canlılar için yalnızca görmeyi sağlayan bir enerji kaynağı değil; hücrelerimizde kimyasal kararları başlatan sinyal<strong>2</strong></em>” Bilim ve teknolojide yaygın değişmeler sağlıkta ve diğer alanlarda tedavi anlayışını, uzmanlık tanımlarını değiştiriyor. Bir başka yönüyle anlatırsak, teknolojinin “<strong>sonsuz büyüğe ve sonsuz küçüğe erişilebilirliğinin</strong>” hızlanması, yaşam biçimlerimizi ve yaşam tarzlarımızı yeniden tanımlayacak yeni ilişkiler ağları oluşturuyor, geliştiriyor ve çoğaltıyor. Uzmanlar kaliteli bir kalkınma yarmada “<strong>faydalı bilginin</strong> <strong>sermayeden daha önemli” hale </strong>geldiğine dikkat çekiyor<strong>. </strong>Sanayisizleşmeyi bir eğilim olarak algılamaz, fırsatlarını ve tehlikelerini bu bağlamlarıyla değerlendirmezsek yaratmak istediğimiz sonuçların yanından bile geçemeyiz.</p>
<p>Bilim ve teknolojide gelişmeler “<strong><em>ölçme, sayısallaştırma, görselleştirme, seslendirme, adlandırma, kavramsallaştırma, düşünme ve karar vermeyi</em></strong>” de dönüştürüyor. Teknolojinin hızlandırdığı “<strong>veri üretimi</strong>” istatistik biliminin temeli olan <strong>“Büyük Sayılar Yasası</strong>”nı gözden ırak tutmamayı gerektiriyor. Teknolojik gelişme kuram, model ve metotlar geliştirirken seçilmiş varsayımlar yerine çoklu varsayımları işleyebilmemizi sağlıyor. Günümüz dünyası iş insanlarının içselleştirmesi gereken şey “<strong>verinin, toprak, işgücü, sermaye ve teknoloji” </strong>gibi “<strong>üretim gücü</strong>” olma özelliğini pekiştirmesidir. “<strong>Veri merkezleri</strong>” ve “<strong>veri işleme sistemleri” </strong>en önemli yatırım alanıdır. Verinin üretim gücü olma eğiliminin güçlenmesini yeterince sorgulamayan bir iş dünyasının hedeflerine erişebilmesi çok zordur.</p>
<p><em>“<strong>Büyük veriyi</strong></em>” üretme kapasitesini artırması yanında “<strong><em>veri işlem kapasitesi</em></strong>” de artırınca üretim sistemleri hızla dönüşüyor. Genel yapay zekâ olgusu, yapay zekâ ajanlarının sorulara yanıt vermesi ötesinde işlevlerini hızla geliştirilmesi yakından gözlenmesi ve izlenmesi gereken bir eğilim. Yapay zekâ, internette araştırma yapabiliyor; araç-gereç kullanabiliyor. Daha da ileri gidebiliyor: Platform ve sistemlerle bağlantıya geçerek iletişim ve etkileşimde bulunuyor. Üstlendiği görevleri alt görevlere ayırabiliyor ve yaratılmak istenen sonuca götürecek “<strong>yol haritaları</strong>” belirleyebiliyor.</p>
<p><strong>“Ülke dolusu dahi”</strong></p>
<p>Dario Amodei’nin ileri sürdüğü gibi, “<em>Bir veri merkezi içinde bir ülke dolusu dahi bulunacak</em>.” Bardağın dolu yanından bakınca, “<em>Bu dâhiler ileri insanlık sorunlarını çözmek için seferber edeceğiz. Fiziksel ve zihinsel hastalıklara, yoksulluğu ve savaşa çare bulacaklar; biz hayatın anlamını dönüştürmeye odaklanacağız<strong>3</strong></em><strong>”. </strong>Bardağın boş yanına baktığımızda durum pek öyle görünmüyor; bir dizi yeni sorunla yüzleşeceğimiz çok açık.</p>
<p>Toplumsal deneyim ve birikimlere dayalı algı ve öğrenme alanlarının değişmesi günümüzün gerçekliği: İş süreçlerinde uzaktan komuta, otamosyan ve otonom uygulamalar yaygınlaşıyor. İşgücünün toplumsal yaşam hiyerarşisindeki yeri değişiyor. Daha derine bakıldığında, süreçlerin uçtan uca denetim ve gözetimine dayalı <em>“<strong>sistem kontrolüne</strong></em>” geçişler hızlanıyor. Teknik ve sosyal beceri odaklı iş ve kariyer önem kazanıyor. Daha bir düzine gelişme “İ<strong><em>malat sistemlerinde gerileme, hizmet alanlarında yayılma” </em></strong>süreçlerini giderek güçlenen bir eğilime dönüştürüyor. Dönüşmelerin yönetilmesi de kendine özgü düşünce ve karar süreçleri gerektiriyor. <strong><em>“Eşitsizlikleri artıran ve kırılganlaşan bir toplumsal yapının” </em></strong>oluşmasını istemiyorsak ilgili aktörlerin gelişmeleri yöneterek fırsat değerlendirme ve tehlike savuşturma konusunda net bilgi, etkin koordinasyon ve odaklanma sorumluluğunu üstlenmesi gerekiyor.</p>
<p>Sanayisizleşme sürecini “<strong>eğilim</strong>” olarak tanımlamak ilk adım olmalı. İzleyen adımımız da “<strong>hizmet sektörünün gelişmesini hızlandıran yapısal ve ekonomik özelliklerin</strong>” iyi analiz edilmesi. İş dünyasının en yaygın mesleki örgütlerini yönetenlerin eğilimleri; eğilimlerin fırsat ve tehlikelerini, erişebilir olanakları, karşılaşılabilecek kısıtları sorgulama ivedi görevlerinden biri olduğunu düşünüyoruz. Bir sonraki yazımızda “hizmet talebindeki artışın nedenlerini” sorgulamak istiyoruz.</p>
<p>***</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><em>(1) Eğilim ve dönemsel oluşum dediğimizde ne anlıyoruz?</em></p>
<p><em>Eğilim, belli bir zaman kesitinde, evren, dünya ekosistemi ve insanlığın oluşturduğu topluluk ve toplumları etkileyen yönelişlerdir. Eğilimler, çok değişik etkenlerin biriken etkileriyle oluşur. Bir fikir akımı, yenilik ve anlayış olarak gelişebilir. Eğilimlerin etkilerini fark ettikçe görülür, anlatılır, paylaşılır ve kavranır. Diğer olgular gibi eğilimler de oluşur, zaman içinde olgunlaşır, değişir ve etkilerini yitirir. Eğilimler çok değişik etki yaratır: Aidiyet, sosyal etki, yenilik merakı, statü ve kimlik, fayda ve ihtiyaç gibi.</em></p>
<p><em>Her popüler olguyu eğilim olarak algılamamak gerekir.</em></p>
<p><em>Eğilimler, dönemsel olgulara göre yaşamı daha uzun soluklu, daha derinden etkiler. Eğilimler fırsatlar kadar tehlikeler de yaratır. Eğilimlerin yarattıkları “fırsatları” en üst düzeyde değerlendirebilir “tehlikeleri” en düşük maliyetle savuşturabiliriz. İhtiyacımız olan şey eğilimler baskın hale gelmeden etkilerin kavramak, eğilimlerin etkilerini olanak ve kısıtlarımızla dengelemektir.</em></p>
<p><em>(2) Dr. Ayşegül Çorumlu, “ Işığın dili: Beyni Açıp kapatan Nobel ve cildimizdeki güneş fabrikası” <strong>Oksijen,</strong> S.:302</em></p>
<p><em>(3) Cem Say, “Yapay zekâ, bilim ve demokrasi” Oksijen, S 302</em></p>
<p>--------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesme-bir-egilim-ise-91403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/78-1793854198.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Sanayisizleşme” bir “eğilim” ise… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yavas-ilerleyen-dezenflasyonun-dayanilmaz-agirligi-91402</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yavaş ilerleyen dezenflasyonun dayanılmaz ağırlığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye ekonomisinde dezenflasyon süreci uzarken işgücü piyasası ve tüketici cephesindeki bozulma dikkat çekiyor. Enflasyondaki direnç, yüksek enerji maliyetleri ve zayıflayan iç talep ekonomi yönetimini zor bir dengeye sürüklüyor. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması halinde faiz indirimlerinin ertelenmesi gündeme gelebilir. Asıl soru ise dezenflasyonun ağırlaşan maliyeti karşısında hangi ekonomik hedeften taviz verileceği.</strong></p>
<p>İşsizlik yüzde 8,4’e yükseliyor, tüketici güveni sert düşüyor, hizmet sektörü güven kaybediyor. Dezenflasyonun bedeli giderek daha görünür hale geliyor. Ancak bütün bu sıkıntılara rağmen enflasyon direniyor; beklenen düşüş öngörülen sürede bir türlü gelmiyor.</p>
<p>S&amp;P’nin geçen ayki değerlendirmesiyle, “Dezenflasyon gecikti ancak rayından çıkmadı.” Sürecin devam ettiğine işaret eden, olumlu bir tespit. Ama Türkiye hala Venezuela, İran, Güney Sudan ve Arjantin'den sonra dünyanın en yüksek enflasyonuna sahip ülkeleri arasında.</p>
<p>Asıl mesele de burada. Enflasyonla mücadelenin maliyeti artarken sonuç almak neden bu kadar uzun sürüyor?</p>
<p><strong>İstihdamda maliyet görünür oluyor</strong></p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı Eylül’de 0,5 puan artarak yüzde 8,4’e çıktı. İşsiz sayısı 198 bin kişi artışla 2 milyon 967 bine ulaşırken istihdam 49 bin kişi azaldı. Genç işsizliği ise 1,6 puanlık artışla yüzde 14,8’e yükseldi. Atıl işgücü oranı yüzde 30’un üzerinde seyrediyor.</p>
<p>Tek bir aylık veriyle kesin hüküm verilemez. İşsizlikteki artışın tamamını da para politikasına bağlayamayız. Ancak bu rakamlar, talepteki soğumanın işgücü piyasasına daha belirgin biçimde yansımaya başladığını düşündürüyor. S&amp;P’nin zayıflayan iç talep tespitiyle de uyumlu bir tablo var.</p>
<p>Bugüne kadar sahada hissedilen ancak rakamlarda görülmeyen dezenflasyonun istihdam üzerindeki etkisi daha açık biçimde görünür hale mi geliyor?</p>
<p><strong>Tüketicinin güveni sarsılıyor</strong></p>
<p>Ekimde tüketici güven endeksi 91,9’dan 84,8’e geriledi. Yalnızca bir ayda yüzde 7,7’lik düşüş söz konusu. Hanenin mevcut maddi durumuna ilişkin değerlendirmesi yüzde 9,3, gelecek 12 aya ilişkin genel ekonomik durum beklentisi yüzde 9 geriledi.</p>
<p>Hizmet sektörü güven endeksi de aylık yüzde 2,4 düşerek 109,2’ye indi. Son üç ayda hizmetlere olan talep göstergesi yüzde 3,5 geriledi. Buna karşılık perakende ticaret güveni yüzde 1,1, inşaat güveni yüzde 0,4 arttı. Dolayısıyla bütün sektörlerde aynı ölçüde bir bozulmadan söz etmek mümkün değil.</p>
<p>Yine de işsizlikteki artış, tüketici güvenindeki sert düşüş ve hizmet sektöründeki güven kaybı birlikte değerlendirildiğinde önemli bir uyarı veriyor. İç talepteki soğuma, hanelerin ekonomik durum değerlendirmelerine ve gelecek beklentilerine de yansıyor.</p>
<p>Ekonomide kontrollü bir dengelenme mi görüyoruz, yoksa tüketici tarafında beklenenden sert bir fren mi başlıyor?</p>
<p><strong>Hizmetlerde kırılma mümkün mü?</strong></p>
<p>Türkiye’de enflasyonun en dirençli alanlarından biri hizmetler. Bu nedenle hizmet talebinin zayıflaması, ekonomik faaliyet açısından kaygı yaratırken enflasyonla mücadele açısından beklenen etkiyi sağlayabilir.</p>
<p>Eylül ayı Hizmet Üretici Fiyat Endeksi de bu açıdan dikkat çekiyor. Yıllık artış yüzde 33,23 olurken aylık artış yüzde 0,17 ile sınırlı kaldı.</p>
<p>Elbette tek aylık veriden eğilim çıkarılamaz. Üstelik hizmet üretici fiyatlarındaki yavaşlama, tüketicinin ödediği hizmet fiyatlarına aynı hız ve ölçüde yansımayabilir. Ancak talep göstergelerindeki gerilemeyle birlikte bakıldığında bu veri, fiyat baskılarında hafifleme ihtimalini gündeme getiriyor.</p>
<p>Önümüzdeki aylarda benzer bir seyir görülürse Merkez Bankası açısından önemli bir gelişme olur. Hizmet enflasyonunda kalıcı bir yavaşlama sağlanıp sağlanamayacağı, faiz kararlarının da temel belirleyicilerinden biri olacaktır.</p>
<p>Buna karşılık ulaştırma ve depolamada yıllık üretici fiyat artışının yüzde 40 civarında seyretmesi, ihtiyatı elden bırakmamak gerektiğini gösteriyor. Çünkü ortada ciddi bir enerji şoku var.</p>
<p><strong>İç talep soğuyor, enerji maliyeti artıyor</strong></p>
<p>İçeride talep zayıflarken dışarıdan gelen enerji baskısı denklemi zorlaştırıyor.</p>
<p>Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirdi. Ancak yüksek petrol fiyatları, aralık toplantısında yeni bir indirim için hareket alanını daraltıyor. Banka bir yandan dezenflasyonun sağladığı alanı değerlendirmek, diğer yandan enerji maliyetlerinin fiyatlara ve beklentilere etkisini sınırlamak zorunda. Üstelik Merkez Bankası'nın faiz indirmenin koşullarını aradığı dönemde dünya yeniden yüksek faiz-yüksek enerji maliyeti dönemine girdi.</p>
<p>Türkiye’nin dezenflasyon programının başlıca dışsal risklerinden biri petrol. İç talepteki zayıflama fiyat artışlarını sınırlarken enerji maliyetleri ters yönde baskı yaratıyor. Merkez Bankası böylece iki farklı yöndeki kuvvet arasında politika yapmak zorunda kalıyor. Eğer petrol 100 doların üzerinde kalmaya devam ederse Merkez Bankası'nın Aralık faiz indirimi alanı daralmaz mı? Bence daralır...</p>
<p><strong>Hangi hedeften taviz verilecek?</strong></p>
<p><strong>Önceki gün açıklanan enflasyon verisinde önemli bir ayrıntı vardı. Manşet enflasyon hızlanırken çekirdek geriledi. </strong>Bu ayrışma, manşetteki sürprizi doğrudan genel bir enflasyon bozulması olarak okumayı zorlaştırıyor ancak çekirdek enflasyon da gerilemiş haliyle bile hala çok yüksek.</p>
<p>Eğer mevcut petrol şoku kalıcılaşırsa ekonomi programındaki zaten tutturulmakta zorlanan hedefleri birlikte tutturmak daha da güçleşir.</p>
<p>Enflasyon hedefini korumak için daha uzun süre sıkı para politikası gerekebilir. Bunun bedeli büyüme ve istihdam üzerinde hissedilir. Büyümeyi desteklemek için erken gevşemeye gidilmesi ise enflasyonla mücadeleyi ve cari dengedeki iyileşmeyi riske atabilir.</p>
<p>Bence bugünkü kritik soru aralıkta kaç puan faiz indirileceğinden daha büyük. Dezenflasyonun bedeli ağırlaşırken petrol şoku da kalıcı olursa hangi hedeften ne ölçüde taviz verilecek; büyümeden mi, enflasyondan mı, cari dengeden mi?</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yavas-ilerleyen-dezenflasyonun-dayanilmaz-agirligi-91402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yavaş ilerleyen dezenflasyonun dayanılmaz ağırlığı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/normal-zamanlarda-degiliz-ki-91401</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Normal zamanlarda değiliz ki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon rezaletinin finans sektörünün küçük bir kısmında yaşanmış olması ya da Merkez Bankası’nın ‘Merkez’in Güncesi’ notunda yer alan analizin ima ettiği gibi reel sektörün küçük bir kesimini etkilemesi değil önemli olan. Asıl önemli olan, finans sektörünün düzenlenmesinden ve denetlenmesinden sorumlu çok sayıda kuruma, bunların önemli yetkilerle donatılmış olmalarına ve bu konuda yetişmiş uzmanlara sahip olmalarına karşın fon rezaletinin yaşanmış olması. Bu noktayı ekonomik istikrarın sağlanmasından ve korunmasından sorumlu kurumların, ekonomi politikası kararı alanların ve o kararları uygulayanların asla küçümsememeleri gerekiyor.</p>
<p>Merkez Bankası’nın son faiz indirim kararını ezici bir uzman çoğunluğu normal buldu. Oysa ve de ne yazık ki şunu atladılar: Normal zamanlarda değiliz. Hadi, faiz indirildi –fon rezaletinin yaşanmadığı bir Türkiye’de, 2027 sonu için önceden açıklanan enflasyon hedefinin yeni OVP’de yukarıya çekilmesi buna izin veriyordu- peki Para Politikası Kurulu karar metninde finans sektöründe yaşananlar -alınan karşı önlemlere atıfla, hiç mi vurgulanmaz? “Enflasyonun ana eğilimindeki gelişmelerin 2027 sonu hedefi ile uyumlu olması ve finans sektöründe yaşanan son gelişmelere karşı alınan güçlü önlemler çerçevesinde” mealinde bir şey de mi denmez? Unutmamak gerekiyor ki ‘normal olmayan’ zamanlarda ekonomideki dinamiklerin temel belirleyicisi güven olur. Güven her zaman önemli ama böyle dönemlerde çok daha önemli.</p>
<p>Neyse, ben “kürkçü dükkânına dönüp” enflasyon gerçekleşmelerini kısaca değerlendireyim. Grafikte, 2003’ten bu yana ekim aylarında gerçekleşen aylık enflasyonların seyri gösteriliyor. İki de yatay çizgi var; alttaki yüzde 2 olan 2003-20 ortalamasını gösteriyor. Üstteki de yüzde 2,9 olan ise 2021-26 ortalamasını. Ekim ayında açıklanan yüzde 2,6 oranındaki enflasyon, saçma para politikasının Eylül 2021’de uygulamaya konulmasından önceki dönemin ortalamasından 0,6 puan daha yüksek. 2018-19 krizi ve 2020’de başlayan pandemi dönemi dışarıda bırakılırsa o dönem tek haneli enflasyonun hüküm sürdüğü bir dönem. Hadi o dönemle karşılaştırmayalım. Ama 2025’te gerçekleşenden de düşük değil.</p>
<p>Bir de daha önce değindiğim ama tekrarlayacağım bir gerçek daha var. Şu: 2025’in kasım ve aralık aylarında enflasyon oldukça düşük bir düzeyde gerçekleşti. Sırasıyla, yüzde 0,87 ve 0,89. Neye göre düşük?  2020-2024 dönemine göre mesela. Ama o dönem zaten enflasyon yüksek. Ancak daha eskiye gidince de aynı yorum geçerli. Yıllık enflasyonun bugünkünün yarısından da az olduğu 2016 ve 2017’de bu ayların ortalama enflasyonları 1,08 ve 1,09; 2025’te gerçekleşenden daha yüksekler. Dolayısıyla, olumsuz bir ‘baz’ etkisi yaşanacak. Bu durumda enflasyon yüzde 30’un üzerine çıkacak. Sevimsiz bir durum. 2025 sonunda enflasyon yüzde 30,9 düzeyindeydi. Dolayısıyla, 2026’da enflasyon düşmemiş olacak. Ne yazık ki durum böyle.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec09f88f2ec-1793853944.png" alt="" width="658" height="276" /></p>
<p>Ekim enflasyonunu bugün öğreneceğiz. Ekim 2025 aylık enflasyonu yüzde 2,55 olarak gerçekleşmişti. Yarın açıklanacak enflasyon, bu düzeyin altında gerçekleşirse yüzde 29,7 olan yıllık enflasyon biraz daha düşecek. Bir fikir vermesi için hafta sonu İstanbul için açıklanan İTO enflasyonuna bakalım: Yüzde 2,47. Hem 2024 hem de 2025 Ekim enflasyonlarından düşük. Birbirine çok yakın olan bu iki enflasyonun ortalaması yüzde 3,28. Dolayısıyla, ortalamaya göre düşüş 0,81 puan. Sosyal medyada günlük verilerden yola çıkarak aylık enflasyonu tahmin etmeye çalışan ciddi araştırmacıların beklentisi de Ekim 2025’e kıyasla belirgin bir azalma olasılığı olduğunu gösteriyor. Peki, yıllık enflasyondaki düşüş sürer mi?</p>
<p>2025’in Kasım ve Aralık enflasyonları, düşüş eğilimi önündeki ilk engel. Geçtiğimiz yıl oldukça düşük bir düzeyde gerçekleştiler. Sırasıyla, yüzde 0,87 ve 0,89. Oysa 2020’den bu yana bu aylarda gerçekleşen enflasyonlar çok daha yüksek. Hadi, 2020-2024 dönemi yüksek enflasyonlu yıllar. 2018-19 krizini atlayıp daha eskiye gidince de aynı yorum geçerli. Yıllık enflasyonun bugünkünün yarısından da az olduğu 2016 ve 2017’de bu ayların ortalama enflasyonları 1,08 ve 1,09; 2025’te gerçekleşenden daha yüksekler. Dolayısıyla, olumsuz bir ‘baz’ etkisi yaşanması muhtemel. Bunlar sadece geçmişle karşılaştırmalar. Şüphesiz enflasyonu belirleyen unsurlardaki gelişmeler daha önemli. Kur artış oranı ve iç talep enflasyonu düşürücü yönde gelişiyor. Buna karşılık, enerji fiyatları şahlanmış vaziyette. Sonuçta, bu yılın sonunda gerçekleşecek yıllık enflasyonun, yarın açıklanacaktan biraz daha yüksek olması beklenir.</p>
<p>Peki, çok mu önemli? Ankara’da yaşayan dört kişilik bir aile için TÜRK-İŞ’in açıkladığı açlık sınırı Ekim’de 38 bin liraya yükseldi; asgari ücretin çok üzerinde. Çoğu emekli, daha da düşük düzeyde gelir elde ediyor. Onlar açısından elbette çok önemli. Ama bir de işe fon rezaleti çerçevesinde bakın. Finans piyasasını düzenleme ve denetlemeden sorumlu BDDK, SPK ve Borsa İstanbul gibi önemli yetkilerle donanmış kurumlar varken fon krizi patladı. 2008-09 küresel krizinden sonra kurulan ve o zamanlar uluslararası düzeyde en çok tartışılan ve tartışmalardan çıkan sonuçlara uygun olarak kurulan Finansal İstikrar Komitesi’ne rağmen fon krizi yaşandı. Nasıl olup da yaşandığı çok önemli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/normal-zamanlarda-degiliz-ki-91401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/finans-piyasalar-borsa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Normal zamanlarda değiliz ki ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/izmir-icin-ortak-akil-ortak-irade-91400</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir için ortak akıl ortak irade</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong> “İzmir önümüzdeki çeyrek yüzyılda nasıl bir şehir olacak?” İZTO Başkanı Mahmut Özgener, bunun için ortak akla-ortak iradeye ihtiyacı olduğunu söylüyor, yarının İzmir’ini projelerle tanımlıyor.</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası (<strong>İZTO</strong>) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mahmut Özgener</strong>’in kent potansiyeline dair sunumunu izliyoruz. Salonu dolduran yüzlerce davetli, bir <strong>şehrin dünü</strong>, <strong>bugünü</strong> ve <strong>yarınına</strong> dair kapsamlı, verili, <strong>gerekçeli projeleri</strong> pür dikkat izliyor. Son yıllarda gördüğüm <strong>en iyi sunumdu</strong> bu. <strong>Özgener</strong>’in, İzmir’e dair çağrısı şu: “<em>Çok proje ihtiyaç değil, projeleri birbirine bağlayan ortak akıl ve ortak iradeye ihtiyaç var</em>.” Nitekim sunum; “<strong>Ortak Akıl Ortak İrade</strong>” mottosu üzerine inşa edilmiş. Onlarca proje, <strong>gelecek vizyonu</strong> ile İzmir’i, üzerindeki külü silkeleyip “<strong>yükselenler ligine</strong>” taşıyacak.</p>
<p><strong>İLKLERİN ŞEHRİ İZMİR’İN ÜZERİNDEKİ KÜLÜ ATMAK</strong></p>
<p>İzmir; hep <strong>ilklerin şehri</strong> oldu. Batı uygarlığının ilk edebi eseri <strong>İlyada</strong>’yı <strong>Homeros</strong>, bu kıyıda yazdı. Dünyanın en eski ve uzun <strong>ilk caddesi</strong> burada inşa edildi. <strong>Nice büyük düşünür</strong>, ilk bu sahillerde eserlerini meydana getirdi. <strong>Hasan Tahsin</strong>, vatan savunmasında ilk kurşunu İzmir’de attı.</p>
<p>Savaştan çıkmış ülkemizin ekonomi kalkınmasında <strong>İzmir İktisat Kongresi</strong>, başka bir ilk… Çok partili hayatın ilki olan <strong>Demokrat Parti</strong>, bu kentte kuruldu. <strong>İlk özel gazete</strong> burada yayınlandı <strong>ilk yerli film</strong> İzmir’de çekildi. Ve ilk fuar; <strong>İzmir Enternasyonal</strong>… Futbolda 3 büyüklerin korkulu rüyası İzmirlilerdi.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / İzmir 2.0’a dair…</strong></span></p>
<p><strong>Özgener’in amacı nedir?</strong></p>
<p>İlklerin şehri İzmir’in bugün, <strong>eski parlak başarısı</strong> yok gibi. Bu görüşü savunanlar; <strong>kentin gelişme hızının düştüğünü </strong>savunuyor. İZTO Başkanının amacı, kenti yeniden <strong>gelişen kent</strong> haline getirmek…</p>
<p><strong>Proje öncelikleri neler?</strong></p>
<p><strong>Çandarlı limanının ekonomiye kazandırılmasını</strong> önceliyor. Ama beşeri sermayeden tarıma, yeşil ve dijital dönüşümden alt yapı yenilemelerine kadar birbiriyle entegre, toplumun her kesimini kapsayan projelerle <strong>net ihracatçı</strong> İzmir’in taşıdığı potansiyeli hayata geçirmeyi de ana vizyon haline taşıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>TARİH, KÜLTÜR, DOĞAL KAYNAK YETMEZ. YEREL KABİLİYETLER OLMADAN PARLAYAMAZSIN</strong></p>
<p>Bir yörenin, kentin; <strong>tarih sahnesinde var kalabilmesi</strong> 3 kritik faktöre bağlıdır; <strong>1</strong>-tarihi kültürel miras, <strong>2</strong>-doğal kaynaklar ve <strong>3</strong>- yerel kabiliyetler. Bu 3 faktör aynı anda buluştuğunda o kent yükselişe geçebiliyor<strong>. Özgener</strong>’in “<strong>ortak akıl ortak irade</strong>” ile yapmaya çalıştığı da bu <strong>dinamikleri birleştirmek</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ÖZGENER LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Ortak akıl</strong>: Birden fazla kişinin, grubun bir sorunu çözmek ve kararlaştırmak için fikir üretmesi</p>
<p><strong>Ortak irade</strong>: Akılların, bilgi birikimlerinin ve deyimlerin bir araya getirilip uzlaşı sağlama süreci</p>
<p><strong>İşbirliği</strong>: Grup, kurum, devletin ortak bir amacı gerçekleştirmek için birlikteliği, iş bölümü yapması</p>
<p><strong>Bölgesel vizyon</strong>: Bir coğrafi bölgenin gelecekte nasıl bir kimliğe, ekonomiye ulaşacağı öngörüsü</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/izmir-icin-ortak-akil-ortak-irade-91400</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/4/1280x720/ozgener-1772180363.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir için ortak akıl ortak irade ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vatandas-enflasyon-oranlarina-niye-mi-inanmiyor-91399</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vatandaş enflasyon oranlarına niye mi inanmıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Açıklanan enflasyon oranlarına inanan vatandaş neredeyse yok. Yalnızca TÜİK’in oranlarına değil, diğer oranlara da… Bu konuya dünkü köşe yazımda değinmiş ve bunun temelinde de TÜİK’e güvensizlik kadar enflasyon ile hayat pahalılığı kavramlarının karıştırılmasının yattığını belirtmiştim. Bu kavram karışıklığı öyle bir boyuta ulaştı ki TÜİK artık hani ağzıyla kuş tutsa topluma inandırıcı bir oran sunabilme şansına sahip değil. Çünkü sorun TÜİK’i çoktan aşmışa benziyor. Hatta biraz önce de belirttiğim gibi enflasyon hesaplaması yapan ve bir dönem pek gözde olan, adeta el üstünde tutulan birilerinin açıkladığı oranlar da eskisi kadar itibar görmüyor. Çünkü onların ortaya koyduğu oranlar da gerçeği yansıtmaktan uzak bulunuyor.</p>
<p>Açıklanan oranlara gerçeği yansıtmaktan uzak kaldığı için mi inanılmıyor, yoksa vatandaş enflasyon ile hayat pahalılığı kavramlarını aynıymış gibi düşündüğü için mi böyle oluyor?</p>
<p>İkisi de; ancak temel sorun ikincisi.</p>
<p> Bir kere vatandaşın açıklanan oranları düşük bulduğu bir gerçek. Daha önce de defalarca belirtildiği gibi herkese tam uyan bir enflasyon oranı hesaplanamaz. Herkesin yaşadığı enflasyon farklıdır. Enflasyon, Türkiye ortalamasındaki durumu gösterir. Oysa büyük kentte oturanın yaşadığı oran farklıdır, küçük bir kentteki vatandaşın hissettiği farklıdır; aynı yerde oturan ancak yaşam biçimi farklı olanın enflasyonu farklıdır. Kimi sigara içer, kimi içmez; kiminin çocuğu okula gidiyordur, kiminin çalışmaya başlamıştır, kiminin çocuğu devlet okuluna gidiyordur, kiminin özel okula; gibi gibi… O yüzden de herkese özel dikim elbise gibi oturan bir enflasyon oranı olamaz.</p>
<h2>Enflasyon-pahalılık karmaşası</h2>
<p>Yukarıda aktardıklarım hissedilen enflasyonun açıklanandan niye farklı olabileceğini gösteren örnekler.</p>
<p><strong>Ama temel sorun başka… Temel sorun hayat pahalılığının enflasyon zannedilmesi ve pahalılığın karşılığının enflasyon oranında aranması.</strong></p>
<p>Emekli vatandaş pazara gidiyor ve sokak röportajlarına da çokça yansıdığı gibi doğru dürüst bir şey alamadan evine dönmek durumunda kaldığını söylüyor, fiyatların yüksekliğinden yakınıyor. Haklı, çünkü fiyatlar elde ettiği gelire göre yüksek.</p>
<p>Ama fiyat son dönem mi çok yükseldi, yoksa zaten uzunca bir süredir mi yüksekti, bunun üstünde çok durulmuyor.</p>
<p><strong>“Fiyatlar çok yüksek, gelirim yetmiyor, demek ki enflasyon çok yüksek”</strong> diye düşünülüyor.</p>
<p>Böyle de olabilir, enflasyon son dönemde çok hızlandığı için fiyatların yüksekliği bundan da kaynaklanmış olabilir.</p>
<h2>Ama ya tersi ise? </h2>
<p>Türkiye’de enflasyon yüksek seyrediyor, bu da çarşıya pazara yansıyor, doğru. Ama bu kısmen doğru. Asıl sorun bu değil artık. Kemikleşen ve geçmişten gelen çok büyük bir pahalılık var. Son dönemde enflasyon tümüyle hız kesse, hatta olmaz ya sıfıra inse bile hayat pahalılığı sona ermeyecek ki.</p>
<p>Türkiye’de son dönemde, hani şu meşhur dezenflasyon sürecinde yaşananlara bakalım.</p>
<p>Yeni ekonomi yönetiminin 2023’ün haziranında göreve geldiğinde devraldığı enflasyon, yani 2023’ün mayısı itibarıyla yıllık enflasyon yaklaşık yüzde 40’tı. Arada çok yüksek oranlar görüldü, şimdi inilen, inilebilen enflasyon kaç, yaklaşık yüzde 30. Tam oranları da vereyim; devralınan yüzde 39,59’du, şimdiki yüzde 29,77. Yani topu topu 10 puanlık bir düşüş var.</p>
<p>Hele hele son bir yıl… İkinci grafikte görüyorsunuz; enflasyon artık yatay. Yüzde 30’a adeta çakılıp kalmış. Kötüye gidiş yok ama iyiye gidiş de yok.</p>
<p>2023’ün mayısından bu yılın ekim sonuna kadar geçen yaklaşık üç buçuk yılın özetini aktardım; enflasyon 40’tan 30’a indirilebilmiş.</p>
<p>Enflasyon düşmüşken peki vatandaş niye yakınıyor, <strong>“Çok pahalı”</strong> diyerek pazardan eli boş dönüyor.</p>
<p><strong>Çünkü vatandaş enflasyon yüzde 40 düzeyindeyken, yani 2023’ün mayısında 100 liraya aldığı bir ürüne şimdi bu yılın ekiminde 345 lira vermek durumunda.</strong></p>
<p>100 ve 345 ne mi; 2023’ün mayısında 100 olan TÜFE, bu yıl ekimde 345’e çıktı, yani yüzde 245’lik artış var.</p>
<p>Gerçek endeks değerlerini de aktarayım. TÜİK’in tüketici fiyat endeksi Mayıs 2023’te 40,86 düzeyindeydi. Endeks bu ekimde 140,77’ye çıktı.</p>
<p>Son üç buçuk yılda fiyatlar yüzde 245 arttı ama gelirlerde bu oranda artış oldu mu? Tabi ki olmadı, zaten olsa vatandaş bu kadar yakınır mı?</p>
<p>Bu hesaplamayı yaparken kullandığım TÜİK’in TÜFE’sine dönük tartışmaları bir kenara koyuyorum. Bu endeks doğruyu yansıtıyordur, yansıtmıyordur o çok başka bir konu.</p>
<p>Ama hesaplama eksiksiz yapılıyor olsa bile ortadaki gerçek çok çarpıcı. Fiyat artış hızının başlangıç ve bitiş tarihleri itibarıyla yüzde 40’tan yüzde 30’a ancak indirildiği bu süreçte fiyatlar tam yüzde 245 arttı.</p>
<p>Pahalılık kemikleşti kaldı. Bundan sonra enflasyon isterse yüzde 20’ye, yüzde 10’a, hatta hayal oran niteliğindeki yüzde 5’e indirilsin.</p>
<p>Fiyatlar 100 liradan 345 liraya geldi bir kere ve 345’ten aşağı inmeyecek. Hatta enflasyon düşmeye devam etse bile fiyatlar artmayı sürdürecek.</p>
<h2>Enflasyon 25’e düştüğünde…</h2>
<p>2027’nin enflasyon hedefi yüzde 21 ya… Diyelim 2027’nin ekiminde yıllık enflasyon yüzde 25’e indirildi, yıl sonunda da 21 gerçekleşecek.</p>
<p>Yani şu durumda bu yıl ekimdeki fiyatlar önümüzdeki bir yılda yüzde 25 arttı. Bunun anlamı şu:</p>
<p><strong>“Bu ekimde 345 olan fiyat düzeyi seneye ekimde 431’e çıkacak.”</strong></p>
<p>Ekimden ekime bir yılda gelirler yüzde 25 artarsa şimdiki hayat pahalılığı aynen kalacak; ne artacak, ne azalacak. Yok eğer fiyatlar yüzde 25 artarken gelirler yüzde 20 artarsa pahalılık daha çok fazla hissedilecek. Tersi olursa refah az da olsa artacak.</p>
<p>Enflasyon yüzde 25 olduğunda, gelir de aynı oranda arttığında vatandaş için hiçbir şey değişmeyecek ama “Dezenflasyon başarıyla sürüyor, amacımız enflasyonu tek haneye düşürmek, bunun için var gücümüzle çalışıyoruz” gibi açıklamalar yapılmaya devam edilecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec0907c5360-1793853703.png" alt="" width="541" height="344" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vatandas-enflasyon-oranlarina-niye-mi-inanmiyor-91399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/market-alisveris-enflasyon.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vatandaş enflasyon oranlarına niye mi inanmıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91397</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsada tablo pozitife mi dönüyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100’de Güçlü Yükseliş! Tablo Pozitife Mi Dönüyor? | Ekonomi Masası | 05 Kasım" src="https://www.youtube.com/embed/QjlWZxn5kLY" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/5/1280x720/munyar-1787203670.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinde-yanit-bekleyen-sorular-91398</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon krizinde yanıt bekleyen sorular!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon krizinin patlamasının üzerinden neredeyse bir buçuk ay geçti. İlk şokun ardından bir ödeme planı açıklandı, yatırımcılara sınırlı bir ara ödeme yapıldı. Ancak bu ödeme, parasını geri almak isteyenlerin büyük bölümünü tatmin etmedi. Üstelik asıl mesele hâlâ ortada duruyor: Operasyon ne kadar sürecek, yatırımcı alacağının ne kadarını tahsil edebilecek?</p>
<p>Krizin nasıl bu noktaya geldiği, hangi kurumların neyi ne zaman gördüğü ve müdahale için neden daha erken adım atılmadığı da açıklığa kavuşmalı. Çünkü ortada birkaç fonun kötü yönetilmesinden ibaret bir tablo yok. Tasfiye kararı verilen 131 fon, yüz binlerce yatırımcının birikimi ve milyarlarca liralık kaynak söz konusu.</p>
<p>İlk başta sorumluluğun sınırları çizilmedi. Süreç ilerledikçe yeni kararlar alındı, bazı kurumların yetkileri daha sonra kaldırıldı, Fon Rehberi’ne uyum takvimi değiştirildi. Geriye dönüp baktığımızda, düzenleyici kurumların ve finans sisteminin hangi aşamada nasıl hareket ettiği sorusu daha da önem kazanıyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec06ccceedd-1793853132.png" alt="" width="675" height="497" />Bu soruların yanıtı, benzer bir tablonun yeniden ortaya çıkmasını önlemek için de gerekli. Denetimin nasıl yapıldığı, uyarıların dikkate alınıp alınmadığı ve kamu kaynaklarının süreçte kullanılıp kullanılmadığı şeff af biçimde ortaya konulmalı. Bunlar, piyasanın yeniden güven kazanması açısından büyük önem taşıyor.</p>
<p>Şimdi yanıt bekleyen sorulara bakalım: 29 Ağustos’ta Fon Rehberine uyum konusunda çok sert takvim açıklayan ve 3 ay süre veren SPK, fonlar temerrüte düştükten sonra süreyi uzattı. Bu hassasiyet başlangıçta neden gösterilmedi?</p>
<p>17 Eylül'de 131 fonun tasfiyesine karar verilirken, bu fonların bağlı olduğu kurumların faaliyetlerine neden aynı gün müdahale edilmedi? Pusula ve Alnus Yatırım'ın faaliyetlerinin 21, Tera Portföy'ün faaliyetlerinin ise 26 Ekim'e kadar sürmesine neden izin verildi? Bu sürede söz konusu kurumlar hangi işlemleri gerçekleştirdi?</p>
<p>Kamu bankaları fon temerrüdünün merkezindeki kurumlara kredi verdi mi? Verilen teminat mektupları için teminat alındı mı?</p>
<p>Fon krizinde yer alan grupların bankalarına Merkez Bankasından limit tahsis edildi mi?</p>
<p>TLY ve TP2 fonunun portföy saklamacısı olan banka bu süreçte hangi işlemleri yaptı? Söz konusu fonlardaki aykırılıkları SPK’ya bildirdi mi?</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinde-yanit-bekleyen-sorular-91398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon krizinde yanıt bekleyen sorular! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/su-gordugunuz-elbise-ayasofyayi-yansitiyor-91396</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şu gördüğünüz elbise Ayasofya’yı yansıtıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DANIŞMANLARI Müge Sevil, </strong>Dice Kayek’in Londra’daki <strong>“Victoria and Albert Museum”</strong>daki<strong> (V&amp;A) “Konstantinapolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” </strong>sergisinde yer alan <strong>“Hagia Sophia” (Ayasofya) </strong>tasarımıyla ilgili bilgi notunu gönderdiğinde 7 Ekim 2009 tarihli yazımı anımsadım.</p>
<p>Dice Kayek markasının temellerini Paris’te (Fransa) atan <strong>Ece Ege-Ayşe Ege </strong>kardeşler, 2009 yılı Mayıs ayında şu planı yapmıştı:</p>
<p>-          <strong>Fransa’da </strong>“Türk Mevsimi” <strong>olacak. </strong>“Paris Fashion Week”<strong>e de denk getirip iyi bir defileyi vitrine çıkaralım.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec056022a58-1793852768.jpg" alt="" width="800" height="534" /></strong><strong>Ece Ege, </strong>hemen yeni tasarımlar için kolları sıvamış, ekibiyle birlikte çalışmaya başlamış, şöyle düşünmüştü:</p>
<p>-          <strong>2009 yazında Fransa’da </strong>“Türk Mevsimi” <strong>başlıyor. Ayrıca </strong>“Paris Fashion Week” <strong>de var. İstanbul’un </strong>“2010 Avrupa Kültür Başkenti” <strong>olduğunu da unutmamak gerek. Öyleyse 2010 İlkbahar-Yaz için </strong>“İstanbul Contrast”<strong>la vitrine çıkmalıyız.</strong></p>
<p><strong>Ece Ege, </strong>ekibiyle birlikte 18-20 parçalık <strong>“İstanbul Contrast” </strong>serisini hazırlayınca <strong>Ayşe Ege, </strong>Paris Ritz’in o dönemdeki Genel Müdürü <strong>Ömer Acar</strong>’ı aramış, salon konusunda yardım istemişti. <strong>Ayşe Ege, </strong>ayrıca dönemin İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı <strong>Hikmet Tanrıverdi, </strong>İstanbul Tekstil Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı <strong>İsmail Gülle </strong>ile çocukluk arkadaşları Uludağ İçecek Genel Müdür Yardımcısı <strong>Ömer Kızıl</strong>’dan destek talebinde bulunmuştu.</p>
<p>Söz konusu desteklerle 3 Ekim 2009’da Paris Ritz Bar’da <strong>“İstanbul Contrast” </strong>açılmış, Le Figaro’dan Financial Times’a çok sayıda yayın organından medya mensubu ve moda otoritesinin ilgi odağı olmuştu. <strong>Ayşe </strong>ve <strong>Ece Ege, </strong>sergideki tasarımlarını tek tek anlatmıştı:</p>
<p>-          <strong>Şu gördüğünüz etek Ayasofya’yı, karşıdaki elbise İstanbul’un güvercinlerinin kanatlarını yansıtıyor. Yanındakinde </strong>“Kaşıkçı Elması”<strong>ndan esintiler var.</strong></p>
<p><strong>Ece Ege, </strong>2009 yılında hazırladığı serideki tasarımlarını yıldan yıla değiştirdi, geliştirdi. Dice Kayek, Londra’daki <strong>“Victoria and Albert Museum”</strong>la ilk bağını 2013 yılında <strong>“İstanbul Contrast” </strong>koleksiyonuyla kazandığı <strong>“Jamel Ğrize 3” </strong>ödülüne uzandı.</p>
<p>İslam sanat ve tasarım geleneklerinden ilham alan çağdaş üretimleri onurlandıran bu prestijli ödül, Dice Kayek’in kültürel mirası modern bir tasarım diliyle yorumlama yaklaşımının uluslararası ölçekte tanınmasında önemli dönüm noktası oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec05738e619-1793852787.jpg" alt="" width="600" height="955" /><strong>“Victoria and Albert Museum”</strong>daki<strong> (V&amp;A) “Konstantinapolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” </strong>sergisinde yer alan <strong>“Hagia Sophia” (Ayasofya) </strong>tasarımı, bana iletilen bilgi notunda şöyle anlatıldı:</p>
<ul>
<li><strong>Dice Kayek’in İstanbul’un mimari mirasından ilham alan </strong>“İstanbul Conrast” <strong>koleksiyonunun öne çıkan eserlerinden olan </strong>“Hagia Sofia”, <strong>Ayasofya’nın görkemli mimarisini ve kendine özgü geometrik çizgilerini çağdaş bir tasarım diliyle yeniden yorumluyor.</strong></li>
<li><strong>Yapının anıtsal mimarisinden ilham alan tasarım, Ayasofya’nın mozaiklerinde yer alan </strong>“Başmelek Cebrail” <strong>tasvirinin kanatlarından esinlenen grafik nakışları ve heykelsi formuyla dikkat çekiyor.</strong></li>
<li><strong>Paris’teki köklü nakış atölyesi </strong>“Maison Hurel” <strong>tarafından elde işlenen tasarımda, 1920’lerden kalma antika </strong>“Murano” <strong>üfleme boncukları kullanıldı.</strong></li>
<li><strong>Kırık beyaz saten düşes kumaşı, belirgin omuz formu ve yapısal siluetiyle mimari bir karakter kazanan eserin tamamlanması 3 ay sürdü.</strong></li>
</ul>
<p>Bilgi notunda şu noktanın altı çizildi:</p>
<ul>
<li><strong>Dice Kayek’in yaratıcı dünyasında özel bir yere sahip olan İstanbul, yalnızca ilham kaynağı değil, geçmiş ile bugünün, Doğu ile Batı’nın gelenek ile modernitenin bir arada var olduğu çok katmanlı bir kültürel referans niteliği taşıyor.</strong></li>
<li>“Hagia Sophia” <strong>tasarımının geleneksel moda eserlerinin yer aldığı kostüm koleksiyonu yerine </strong>“V&amp;A”<strong>nın İslam sanatı departmanının hazırladığı seçkiye dahil edilmesi, bir sanat eseri olarak taşıdığı değeri ortaya koyuyor.</strong></li>
</ul>
<p>Kısacası <strong>Ece Ege-Ayşe Ege </strong>kardeşlerin Dice Kayek’i, Londra’daki <strong>“Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” </strong>sergisine <strong>“Hagia Sophia” </strong>ile damgasını vuruyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hazır giyimden artık çıkıyorum, Tor Demir’de yola devam edeceğim</span></h2>
<p><strong>İZMİR </strong>Ticaret Odası’nda (İZTO) yeni dönem seçimlerine tek liste olarak girip, Yönetim Kurulu Başkanlığı’na yeniden seçilen <strong>Mahmut Özgener</strong>’in <strong>“Ortak İrade, Ortak Akıl” </strong>sloganıyla 2027-2030 projelerini açıkladığı toplantı için gittiğim İzmir’de Başkan Yardımcısı <strong>Emre Kızılgüneşler </strong>ve Yömetim Kurulu Üyesi <strong>Alp Avni Yelkenbiçer</strong>’le sohbet ettik.</p>
<p>Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin önceki başkanlarından olan <strong>Emre Kızılgüneşler, </strong>sohbet sırasında işlerinin durumunu sormam üzerine, sektörden çıkma kararı ve adımlarını anlattı:</p>
<p>-          <strong>Biz Zara’ya üretim yapmaya devam ediyorduk. Hazır giyim sektörü malum epey zamandır sıkıntıda. Kızım okulunu bitirdi, Hollanda’ya yerleşti. Ben de artık hazır giyim sektöründe yorgunluk hissediyorum, çıkmaya karar verdim. Buca’daki fabrikayı devrettim.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec058468e4f-1793852804.png" alt="" width="800" height="400" /></strong>Bir fabrikasının da Batman’da faaliyet gösterdiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Batman’daki fabrika için de devralmayı düşünen beyaz yakalı personelimiz olan arkadaşlarımızla görüşüyoruz. Orayı da önümüzdeki dönemde devredersem sektörden tamamen çıkmış olacağım.</strong></p>
<p>Ege İhracatçılar Birliği’nin önceki Koordinatör Başkanlarından <strong>Sabri Ünlütürk</strong>’le ortak Manisa’da kurulu <strong>“Tor Demir”</strong>i 11 yıl önce satın aldıklarını anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Orada raylı sistemlere dönük yan sanayi üretimi yapıyoruz. Hazır giyimden çıkıyorum ama metal sektöründe faaliyete devam edeceğiz. Tor Demir’de savunma sanayine dönük üretim de planlarımız arasında.</strong></p>
<p>Sohbet sırasında Batman’daki fabrikayı ilk açtıkları günleri anımsadı:</p>
<p>-          <strong>O dönemde Maliye Bakanı olan sayın Mehmet Şimşek, fabrikamızı ziyaret etti. Batman’a yatırım yaptığımız için bize teşekkürlerini iletti ama aynı zamanda, </strong>“Bu işlerin artık geleceği yok” <strong>dedi. O günü hiç unutamıyorum.</strong></p>
<p><strong>Emre Kızılgüneşler, </strong>Farbe Tekstil’i 1997 yılında İzmir Karabağlar’da 300 metrekarelik bir atölyede kurdu. 2002 yılında bağlantı kurdukları bir müşteri, büyüme yolculuğu başlattı. 2005 yılında odağına tasarımı aldı.</p>
<p>Zamanla bir taraftan İzmir’deki fabrikasını büyütürken diğer taraftan Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yatırım kervanına katıldı. Batman ve Muş’ta fabrika kurdu. 2020’li yıllara doğru ihracatı 30 milyon Euro dolayına çıktı.</p>
<p><strong>Emre Kızılgüneşler </strong>gibi Ege Bölgesi’nde Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği’nin başkanlığını yapmış bir sanayicinin, 29 yılın ardından sektörden çıkması, bu dönemin kayda geçecek önemli olaylar arasında yerini alacak gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çandarlı için yeni bir hikayeye ihtiyaç var</span></h2>
<p><strong>İZMİR </strong>Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mahmut Özgener, “Ortak İrade, Ortak Akıl” </strong>sloganıyla 2027-2030 dönemi projelerini açıklarken Çandarlı Limanı ve çevresi üzerinde ayrıntılı şekilde durdu:</p>
<ul>
<li><strong>Çandarlı Limanı, 1990’lı yıllardan itibaren İzmir’in gündeminde olan bir konu. İlk dönem yapılan fizibilite çalışmalarında Çandarlı Limanı’nın dünyada büyükler arasında ilk 10’a girmesi hedeflenmiş ve planlamalar buna göre yapılmıştı.</strong></li>
<li><strong>Ancak, aradan geçen süre içerisinde sadece bir mendirek inşası tamamlanabildi. Bununla birlikte, aradan geçen süre zarfında dünya ticaretinin dinamikleri değişti. Türkiye’de ve yakın coğrafyada birçok yeni liman inşa edildi.</strong></li>
<li><strong>Buna bağlı olarak da 1990’lardaki fizibilite çalışmalarının ortaya koyduğu dünyanın 10 büyük limanı arasına girmesi vizyonu artık geçerliliğini yitirdi.</strong></li>
</ul>
<p>Bugün Çandarlı için yeni bir hikayeye ihtiyaç olduğunu vurgulayıp, sürdürdü:</p>
<ul>
<li><strong>İzmir’in rüzgar enerjisi potansiyeli ve bu sektörde sahip olduğu sanayi gücü, Çandarlı özelinde yeni bir hikaye yazılması için oldukça elverişli bir zemin sunuyor.</strong></li>
<li><strong>Türkiye’nin rüzgar başkenti İzmir. İzmir aynı zamanda rüzgar santrallerine yönelik kanat, kule, türbin başta olmak üzere birçok ekipmanın imalatını yapan, ihraç eden güçlü bir sanayi ekosistemine ev sahipliği yapıyor.</strong></li>
<li><strong>Gelişen teknoloji sayesinde 10 yıl içerisinde Türkiye’nin karasularında inşa edilmiş deniz üstü rüzgar santralleri yükselmeye başlayacak.</strong></li>
<li><strong>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızın hazırladığı stratejiye göre, ülkemiz 2035 yılına kadar 5GW büyüklüğünde deniz üstü rüzgar santrali kurmayı hedefliyor.</strong></li>
<li><strong>Bu durumda imalat gücünü deniz üstüne taşımak için önemli fırsat karşımıza çıkıyor. Bu fırsatı değerlendirmek için de yapılması gereken şey, limanı olan bir sanayi üssü kurmaktır.</strong></li>
<li><strong>Çandarlı Limanı sahası, 6.35 milyon metrekare büyüklüğü ile bu iş için adeta biçilmiş kaftan niteliğinde. İzmir ve sektördeki paydaşlarımızla önümüzdeki dönemde bu projeyi hayata geçirmeyi hedefliyoruz.</strong></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/su-gordugunuz-elbise-ayasofyayi-yansitiyor-91396</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/6/1280x720/6765-1793852821.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şu gördüğünüz elbise Ayasofya’yı yansıtıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/yukselen-mavi-dalga-trumpi-sert-carpti-91395</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trump’a mavi dalga çarptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/evrim-kucuk-1791958353.png" width="253" height="120" /></p>
<p>ABD’de seçmen, Donald Trump’ın ikinci döneminin ilk iki yılına ilişkin tepkisini sandığa taşıdı. Ara seçimlerde Cumhuriyetçiler Kongre’deki çoğunluğu kaybederken Demokratlar hem Temsilciler Meclisi’nde hem de Senato’da kontrolü ele geçirdi. Seçim gecesinin ortaya çıkardığı tablo, Trump’ın Beyaz Saray’daki son iki yılını çok daha zorlu bir siyasi mücadeleye dönüştürecek. Dün öğle saatleri itibarıyla açıklanan resmi olmayan ilk sonuçlara göre Demokratlar Senato’da 54 sandalyeye ulaştı. Temsilciler Meclisi yarışında ise 225 sandalye Demokratların, 136 sandalye Cumhuriyetçilerin oldu. Hayat pahalılığı, gümrük vergileri ve yapay zekâ patlamasının ekonomik etkileri seçmenlerin gündemindeki başlıca başlıklar arasındaydı. Seçim günü açıklanan hükümet verileri de Trump döneminde benzin fiyatlarının diğer başkanlık dönemlerine kıyasla ortalama olarak daha yüksek seviyeye ulaştığını gösterdi.</p>
<h2>Washıngton’da bölünmüş hükümet dönemi </h2>
<p>Trump Cumhuriyetçi bir başkan olarak Beyaz Saray’da kalırken Kongre’nin iki kanadının da Demokratların kontrolüne geçmesi, ABD’yi “bölünmüş hükümet” dönemine taşıdı. Bu kavram, başkanlık makamı ile Kongre’nin aynı partinin kontrolünde olmaması anlamına geliyor. Yeni tabloda Trump yönetimi yürütme yetkilerini kullanmayı sürdürebilecek ancak yasama gündemini hayata geçirmek için Demokratların kontrolündeki Kongre’yi ikna etmek zorunda kalacak.</p>
<h2>Yönetimin hareket alanı daralıyor </h2>
<p>Bu değişim, özellikle vergi, bütçe, kamu harcamaları ve düzenleme politikalarında yönetimin hareket alanını daraltabilir. Demokratlar, Trump’ın ekonomi ajandasındaki yasa tekliflerini geciktirebilir veya engelleyebilir. Büyük ve Güzel Yasa Tasarısı kapsamındaki vergi indirimlerinin geleceği de bu güç mücadelesinin başlıklarından biri olacak. Kongre’nin bütçe ve borçlanma görüşmelerindeki tutumu, hükümetin finansmanında yeni gerilimler yaratabilir. Bütçe çıkmazı, borç tavanı tartışmaları ve hükümetin kapanması ihtimali de yeni dönemin riskleri arasında.</p>
<h2>Kripto ve yapay zekada denetim artabilir </h2>
<p>Demokratların zaferi, finansal hizmetler, kripto varlıklar ve yapay zekâ gibi alanlarda daha sıkı denetim beklentisini de artırdı. Özellikle veri merkezlerinin hızla büyümesi ve enerji tüketimi, yeni Kongre’nin gündeminde daha fazla yer bulabilir.</p>
<p>Bununla birlikte Trump, federal izinler, arazi kullanımı ve kurumların öncelikleri üzerindeki yürütme yetkisini kullanarak kendi gündemini ilerletmeye devam edebilir. Çin’le teknoloji rekabeti ve ABD sanayisini destekleme politikalarının ise iki partinin de ortak öncelikleri arasında kalması bekleniyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Trump: Veto hakkım dokunulmazdır</span></h2>
<p>Trump, sonuçlar belli olduktan sonra Fox News'e verdiği röportajda, "Demokratlar iyi iş çıkardı. Çok mücadele ettiler. Bunu kendim için bir yenilgi olarak görmek istemiyorum. Seçim pusulasında adım yoktu." dedi Trump, yeni Demokrat Kongre tarafından önerilen her türlü "çılgın" yasayı engelleyeceğini ancak "işleri nasıl halledeceğimizi bulacağız. Veto yetkim var. Bu yetki dokunulmazdır.” dedi. </p>
<p><strong>İran itirafı </strong></p>
<p>Trump, Demokratları tebrik ederek partiyi "güçlü bir rakip" olarak nitelendirdi.</p>
<p>Başkan, "Bence bunun bir kısmı İran'la ilgiliydi ama aynı zamanda insanlar benim yaptıklarımın önemini de anladılar" dedi. Trump, İran savaşı konusunda hiçbir tereddüdünün olmadığını vurgulayarak, "Bunu düşünmüyorum. Ben doğru olanı yaptım. Yine olsa yine yaparım." ifadesini kullandı.Demokratların zaferi, Trump'ın siyasi eylem komitesi Maga Inc.'in Teksas'tan Michigan'a kadar uzanan seçimlere 380 milyon dolar harcaması ve Elon Musk ile büyük teknoloji devi Marc Andreessen gibi milyarder müttefiklerinin de aralarında bulunduğu kişilerin yaptığı yoğun harcamalara rağmen gerçekleşti. </p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Borsalarda yapay zeka endişesi </span></h2>
<p>Seçim sonuçları ilk aşamada dolar ve tahvil getirileri üzerinde baskı yaratırken altına destek verdi. Yatırımcılar, Demokratların zaferinin yapay zekâ yatırımlarına yönelik daha sıkı düzenlemeler ve büyümede yavaşlama ihtimalini artırabileceğini değerlendirdi. Ancak Asya piyasalarında görülen ilk sert hareketlerin bir bölümü kısa sürede geri alındı. Demokratların ocak ayına kadar göreve başlamayacak olması da seçim sonucunun etkisinin zamana yayılabileceği beklentisini güçlendirdi.</p>
<p><strong>Dolar endeksi 1 ayın dibinde </strong></p>
<p>Dolar endeksi seçim gecesi boyunca 101,25 seviyesine kadar gerileyerek bir ayın en düşük düzeyini gördü. Son işlemelerde 101,41 civarında bulunan endekste, euro ve sterlin de dolar karşısında sırasıyla yaklaşık iki haftanın ve yedi haftanın zirvesine çıktı. Piyasalar, yeni Kongre’nin yapay zekâ yatırımlarını yavaşlatma ve ekonomik büyümeyi sınırlama ihtimalini fiyatladı. Ancak ING’ye göre doların uzun vadeli yönünü seçim sonucu tek başına belirlemeyecek; Fed’in faiz politikası, büyüme ve enflasyon görünümü temel belirleyiciler olmaya devam edecek.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Altın 4 bin doların üzerine çıktı</span></h2>
<p>Altın fiyatları dün yüzde 2’den fazla yükselerek ons başına 4 bin dolar seviyesini yeniden aştı. Doların dört haftanın en düşük seviyesine gerilemesi ve ABD Hazine tahvil getirilerindeki düşüş, faiz getirisi olmayan altının cazibesini artırdı. Washington’da siyasi tıkanıklık ihtimali ve mali genişleme beklentilerinin sınırlanabileceği değerlendirmesi de yükselişi destekledi. Piyasaların odağında şimdi Fed’in faiz görünümüne ilişkin ipuçları ve cuma günü açıklanacak ABD tarım dışı istihdam verisi bulunuyor. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İlk Müslüman senatör Michigan’dan çıktı</span></h2>
<p>Seçimlerde, muhafazakar kalelerdeki seçmenler bile İran'la yürütülen savaştan duydukları derin hayal kırıklığı, yüksek yaşam maliyetinden duydukları endişe ve Trump'ın ülkeyi yönetme biçimine duydukları öfke nedeniyle dramatik bir şekilde Demokratlara yöneldiler. </p>
<p>▶ Michigan'da, ilerici Abdul El-Sayed, iyi finanse edilmiş bir kampanyaya ve Demokrat partili meslektaşlarının muhalefetine rağmen, ülkenin Kongre'nin üst kanadına seçilen ilk Müslümanı oldu. Rhodes Bursu sahibi ve eski ilçe sağlık müdürü Abdul El-Sayed, aşırı sol bir platformla Orta Batı'daki kritik bir eyalette zafer kazandı. ICE'nin kaldırılmasını ve herkese sağlık hizmeti garantisi verilmesini önerdi. El-Sayed, Benjamin Netanyahu'nun Hamas'ın 7 Ekim 2023'te İsrail'e düzenlediği saldırıya verdiği yanıtı "soykırım" olarak nitelendirdi. <br />▶ Kansas, seçmenlerin Trump'ın ilk iki yılına duyduğu memnuniyetsizliğin bir göstergesi olarak 1932'den beri ilk Demokrat senatörünü seçti. <br />▶ Güney Carolina’ye bakıldığında, Trump'ın 2024'te yaklaşık 18 puan farkla kazandığı Güney Carolina'da Demokratlar, onun bizzat seçtiği senato adayını geri çevirdi. <br />▶ Teksas, en büyük Cumhuriyetçi eyalet olarak biliniyor. Fakat Demokratlar on yıllardır süren yenilgi serisine sarsıcı bir şekilde son vererek bir Senato sandalyesi kazandılar ve üç dönemdir görev yapan Vali Greg Abbott'ı koltuğundan ettiler. <br />▶ Kaliforniya'da Demokrat Xavier Becerra, Cumhuriyetçi eski İngiliz siyasetçi Steve Hilton'ı yenerek Gavin Newsom'un yerine vali seçildi. Eyaletteki milyarderlere yönelik %5'lik bir vergi teklifi (ABD'deki ilk servet vergisi) ilk sonuçlara göre başarısız olma yolunda görünüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/yukselen-mavi-dalga-trumpi-sert-carpti-91395</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/5/1280x720/7647-1793852366.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD ara seçimlerinde Demokratlar Kongre’nin iki kanadını da ele geçirerek Trump yönetimine ağır bir fatura çıkardı. İran savaşının tetiklediği enflasyon, rekor benzin fiyatları, gümrük vergileri ve yapay zeka tartışmaları Trump’ın güçlerini sert şekilde törpüledi. Kongre’de Demokratların elde ettiği sonuç, Washington’da yeni bir güç mücadelesinin kapısını açtı. Dolar gerilerken altın 4 bin doların üzerine çıktı; yatırımcılar şimdi yeni Kongre’nin ekonomi ve teknoloji politikalarını nasıl şekillendireceğini izliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsa-7-hafta-sonra-guclu-bir-nefes-aldi-91394</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa, 7 hafta sonra güçlü bir nefes aldı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında yaşanan kriz sonrası tasfiyeye alınan fonlardaki varlıklardan BİST30 hisselerine yönelik satış geldi. Tasfiye süreci devam eden fonlarda yer alan BİST30 hisseleri borsa dışı satışı tamamlandı. Uzmanların hesaplamalarına göre yaklaşık 12.7 milyar lira kaynak elde edilen satış 20 eşit paket halinde gerçekleştirildi. Konuya yakın kaynakların EKONOMİ’ye verdiği bilgiye göre hızlandırılmış satışa talep gelmedi tüm paketler Ziraat Portföy ile İş Portföy’e paylaştırıldı. Bu hisseler 3 Kasım kapanış fiyatından satıldı, alıcılar üç ay boyuncu bu payları satamayacaklar. Dün tüm bu gelişmelerin ardından borsada tam bir bahar havası esti, bankacılık endeksi yüzde 7’nin, BİST100 ve BİST30 yüzde 5'i, halka arz endeksi yüzde 6'nın üzerinde, madencilik endeksi ise yüzde 9'a yakın yükselişler gerçekleşti. Piyasa analistleri yurtiçindeki gelişmelerin yanı sıra ABD seçimleri sonrası İran’a yönelik açıklamaların yumuşamasının da bu yükselişlerde etkili olduğunu vurguladı.</p>
<h2>3 ay boyunca satamayacaklar </h2>
<p>Türkiye Sermaye Piyasası Birliği önceki gün akşam saatlerinde üyelerine bir yazı göndererek tasfiye sürecindeki fonlardaki BİST30 hisselerinin talepte bulunacak menkul kıymet yatırım fonlarına ve bireysel emeklilik fonlarına borsa dışı satış yapılacağını duyurdu. Açıklamada tasfiye süreci devam eden yatırım fonlarının portföylerinde bulunan BIST 30 hisselerinin borsa dışında satışına ilişkin işlemler tamamlandı. Satışa sunulan payların tamamı satılırken, takas işlemlerinin 4 Kasım'da gerçekleştirileceği açıklandı.</p>
<p>Satış işlemlerinde 3 Kasım 2026 tarihli kapanış fiyatları esas alındı. Toplam 20 eşit paket halinde satışa sunulan hisselerin tamamının satış işlemi tamamlandı. Satış işlemlerinin takası, daha önce açıklanan takvim doğrultusunda 4 Kasım 2026 tarihinde şartlı virman yöntemiyle gerçekleştirildi. Daha önce açıklanan satış koşulları kapsamında, söz konusu hisselerin 3 ay boyunca borsada yeniden satılmasına izin verilmeyecek</p>
<h2>4 hisse toplamın yarısını oluşturdu </h2>
<p>EKONOMİ’nin kaynaklardan aldığı bilgiye göre 20 eşit paketten oluşan hisselerin her bir bloku yaklaşık 636 milyon lira ediyor ve satış sonrası tasfiye fonların kasasına 12.7 milyar lira girdi. BİST30 hisselerinde yapılan satışta en büyük ağırlığı ise Vakıfbank, Şişecam, Yapı Kredi ve SASA hisseleri neredeyse toplam paketin yarısını oluşturuyor. Kaynaklardan edinilen bilgiye göre gerçekleşen satışta yatırım ve emeklilik fonları iskonto istedi ancak bu olumsuz karşılanınca paketlere talep gel medi. Bunun üzerine kaynaklar Ziraat ve İş Portföy’e bu paketlerin yarı yarıya satıldığını ileri sürdü. Aynı kaynak tasfiye fonlardaki yatırımcılara 1 milyon lira altında ödeme yapılmış olmasının ve bu hafta sonuna kadar daha fazla ödeme yapılmasının amaçlandığı için çok hızlı bir şekilde satış gerçekleştirildiğini iddia etti.</p>
<h2>Psikolojik etkisi büyük oldu </h2>
<p>Bir başka kaynağın verdiği bilgiye göre iki portföy yönetim şirketi ağırlıklı olarak bu paketleri kendi emeklilik fonları portföylerine aldı. Kaynak emeklilik fonlarının kendi ellerindeki BİST30 hisselerinde satış gerçekleştirerek bir portföy dengelemesi yapabilir. Bu satış uzmana göre fonlardaki BİST30 hisselerine borsada satış gelecek endişelerini ortadan kaldırdığı gibi piyasa üzerinde çok büyük bir psikolojik etki de yarattı. Dünkü borsa fiyatlamaları da etkinin devreye girdiğinin göstergesi oldu.</p>
<p>Piyasa analistleri ABD’deki seçimler sonrası yapılan açıklamalar ve ABD Başkanı Trump’ın bu sonuçların ardından İran’a yönelik yeni bir saldırı ihtimalinin oldukça azalmasının da borsadaki olumlu havayı desteklediğini vurguladı. Analistler İran geriliminin kalıcı şekilde azalmasının ve diplomatik bir çözüm sağlanması halinde piyasada güçlü bir ralli görülebileceğine dikkat çekti. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">3 BİN REEL SEKTÖR FİRMASININ 116 MİLYAR LİRASI TASFİYE FONLARDA</span></h2>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) blog sayfası Merkezin Güncesi'nde yer alan analizde, fon piyasasındaki gelişmelerin reel sektörü farklı kanallar üzerinden etkileyebileceği belirtildi. TCMB Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğünde Müdür Kadir Gürci ve Genel Müdür Ünal Seven tarafından hazırlanan "Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?" başlıklı analiz bankanın blog sayfası Merkezin Güncesi'nde yayımlandı.</p>
<p>Analizde 15 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki fonlarda toplam 116 milyar lira tutarında yatırımı bulunduğu ifade edildi. Analizde, bu tutarın 57 milyar lirasının, yani yaklaşık yarısının, para piyasası fonlarında, kalan kısmının ise hisse senedi fonları ve diğer fon türlerinde yer aldığı bildirildi. Bu firmaların sektörel dağılımında ise belirgin bir yoğunlaşma görülmediği vurgulanan analizde, şu bilgilere yer verildi: "Bu firmalar reel sektörün toplam aktiflerinin yaklaşık yüzde 1,2’sini, istihdamının yüzde 0,6’sını, cirosunun yüzde 0,9’unu, ihracatının yüzde 1,1’ini ve ticari kredi bakiyesinin yüzde 0,9’unu oluşturuyor. Ancak fon yatırımlarının önemi, özellikle kısa vadeli riskler bakımından, her firma için aynı değil. Bu nedenle, her firmanın ilgili fonlardaki yatırım tutarını son yıl bilançosundaki dönen varlıklarına bölerek bir maruziyet oranı hesaplıyor ve firmaları bu orana göre üç grupta değerlendiriyoruz. Buna göre, yüksek maruziyet grubundaki firmalar istihdamın ve cironun on binde 3’ünü oluşturuyor. Diğer bir ifadeyle, fon maruziyeti yüksek firmaların ekonomideki ağırlığı görece düşük. Ayrıca, bu firmaların toplam ticari kredilerdeki payı da on binde 2 gibi oldukça düşük bir seviyede. Toplam satışları içinde tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların payı yüzde 5’in üzerinde olan tedarikçiler, ekonomideki toplam istihdamın yüzde 1,2’sini, cironun ise yüzde 1,5’ini oluşturuyor."</p>
<p>Analizde, tasfiye süreci nedeniyle özellikle kısa vadeli yükümlülüklerin karşılanmasında yaşanabilecek güçlüklerin firmaların işletme sermayesi ihtiyacını artırabildiği belirtildi. Bu nedenle krediye erişimin hem bu firmalar hem de finansal istikrar açısından önem taşıdığı bildirilen analizde, haftalık verilere göre bu firmaların kullandığı kısa vadeli TL kredilerin toplam kısa vadeli TL kredi kullanımları içindeki payının arttığına dikkat çekildi. Analizde, diğer bir ifadeyle, fonlarda yatırımı bulunan firmaların krediye erişiminin devam ettiğinin görüldüğü ifade edildi. Analizlere, tasfiye kapsamındaki fonlarda 15 Eylül 2026 itibarıyla 1 milyon lira ve üzerinde yatırım bakiyesi bulunan firmalar dahil edildi. Bu eşiğin altındaki yatırımlar da hesaba katıldığında toplam yatırım tutarı 116.2 milyar liraya, firma sayısı ise 4 bin 500’e ulaşıyor. Analizde, bu firmaların tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunan yatırımlarının reel sektörün toplam aktiflerine oranının yaklaşık on binde dokuz olduğu belirtildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TAKASBANK, TERA FONUYLA İLGİLİ AÇIKLAMA YAPTI</span></h2>
<p>Gündeme gelen iddialar üzerine Takasbank’tan Tera Portföy’ün Para Piyasası Fonu TP2 fonuna ilişkin açıklama geldi. Açıklamada TP2 fonuna herhangi bir borç verilmediği, TP2 fonu ile bir borç ilişkisi bulunmadığı için bahsedilen hisse senedi teminatı dolayısıyla ileri sürülen zararın da söz konusu olmadığı söylendi. Banka TP2 fonunun Takasbank Para Piyasası’ndan da herhangi bir borç alma işlemi gerçekleştirmediğini söyledi. Finansal tablolarının aylık periyotlarda BDDK’ya raporlandığı ve üçer aylık dönemlerde bağımsız denetimden geçirilerek kamuoyuyla paylaşıldığını belirten Takasbank denetim raporlarından da görüleceği üzere, Takasbank'ın işlemlerinden kaynaklanan herhangi bir zarar ya da zarar karşılığı bulunmadığını ileri sürdü.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">GARANTİ BBVA'DAN 11 MİLYAR LİRALIK PAY GERİ ALIM PROGRAMI </span></h2>
<p>Garanti BBVA, azami 11 milyar TL fon ayrılmasını öngören 3 yıllık pay geri alım programı başlatma kararı aldı. Kamuyu Aydınlatma Platformu’na bankadan yapılan açıklamaya göre dünden itibaren uygulanmaya başlanan Pay Geri Alım Programı kapsamında, azami 85 milyon TL nominal değerli payın geri alınması kararlaştırıldı. Programın süresi 3 yıl olarak belirlenirken, geri alım işlemlerinde kullanılacak fonun üst sınırı 11 milyar TL olarak açıklandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/borsa-7-hafta-sonra-guclu-bir-nefes-aldi-91394</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-istanbul.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul endeksleri, dün hem ABD seçim sonucunun İran’da yumuşamaya işaret etmesi hem de tasfiye sürecindeki fonlardaki BİST 30 hisselerinin borsa dışı paket satışının gerçekleşmesiyle hızlı yükseliş kaydetti. Gün içinde bankacılık endeksinde yüzde 7’nin, BİST100 ve BİST30 endekslerinde de yüzde 5’in üzerinde artışlar dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ykb-murat-seker-dokuz-ayda-toplam-yatirim-tutarimiz-ise-46-milyar-dolara-ulasti-91447</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY YKB Murat Şeker: Dokuz ayda toplam yatırım tutarımız 4,6 milyar dolara ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, şirketin 2026 yılı 3. çeyrek verileri hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Sosyal medya hesabından paylaşımda yapan Şeker, "Barış anlaşmasının ardından iyimser beklentilerle başlayan üçüncü çeyrek, savaşın yeniden alevlenmesiyle sektör genelindeki baskıların devam ettiği bir döneme dönüştü. Bu zorlu faaliyet ortamında operasyonel verimlilik ve mali disiplin odağımızı koruduk. Değişen talep koşullarına paralel olarak yolcu kapasitemizi dinamik biçimde yönettiğimiz bu dönemde, yolcu gelirlerimiz yüzde 15 artarken toplam gelirimiz 8,3 milyar dolara ulaştı. Gelir performansımız ve hayata geçirdiğimiz verimlilik projelerinin desteğiyle üçüncü çeyrekte 929 milyon dolar esas faaliyet karı kaydettik. Öte yandan, jet yakıtı başta olmak üzere maliyetlerdeki belirgin yükselişin gelirlerdeki artışın üzerinde gerçekleşmesi sonucunda FAVKÖK marjımız yıllık bazda 4,2 puan gerileyerek yüzde 25,4 seviyesinde gerçekleşti." ifadelerini kullandı. </p>
<p>THY'nin yeni uçak alımı hakkında Şeker, "Seçici yatırım stratejimiz kapsamında, Boeing ile 100'ü kesin, 50'si opsiyon olmak üzere toplam 150 uçaklık siparişimizi kesinleştirdik. Yılın ilk dokuz ayında toplam yatırım tutarımız ise 4,6 milyar dolara ulaştı." dedi.</p>
<p>Şeker, şirketin gelecek yıl temkinli bir büyümeye odaklandığını belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"2027'ye yaklaşırken ileri rezervasyonlarımızdaki olumlu seyir devam ediyor. Buna karşın, zorlu faaliyet ortamı temkinli duruşumuzu korumamızı gerektiriyor. Disiplinli sermaye tahsisi ve verimlilik odağımızla yatırımlarımızı sürdürecek, stratejik önceliklerimizi hayata geçirmeye ve 2033 hedeflerimize kararlılıkla ilerlemeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ykb-murat-seker-dokuz-ayda-toplam-yatirim-tutarimiz-ise-46-milyar-dolara-ulasti-91447</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/5/1280x720/murat-seker-1781106545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Gelir performansımız ve hayata geçirdiğimiz verimlilik projelerinin desteğiyle üçüncü çeyrekte 929 milyon dolar esas faaliyet kârı kaydettik.&quot; diyen THY Yönetim Kurulu Başkanı Şeker, &quot;Seçici yatırım stratejimiz kapsamında, Boeing ile 100&#039;ü kesin, 50&#039;si opsiyon olmak üzere toplam 150 uçaklık siparişimizi kesinleştirdik. Yılın ilk dokuz ayında toplam yatırım tutarımız ise 4,6 milyar dolara ulaştı.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-9-ada-658-milyar-lira-net-kar-91444</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KARDEMİR&#039;den 9 ada 6,58 milyar lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>KARDEMİR, 2026 yılının üçüncü çeyrek konsolide finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Buna göre, şirket, yılın üçüncü çeyreğinde 269,3 milyon lira net kâr elde ederken, yılın dokuz aylık döneminde 6,58 milyar lira net kâr elde etti.</p>
<p>Şirketin yılın ocak-eylül dönemindeki satış gelirleri 60,57 milyar lira olarak gerçekleşirken üçüncü çeyrekte 21,14 milyar lira satış geliri kaydedildi.</p>
<p>Şirketin dokuz aylık dönemde esas faaliyet karı 2,04 milyar lira, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ise 7,36 milyar lira olarak gerçekleşti. FAVÖK marjı, geçen yılın aynı dönemine göre 3,01 puan artarak yüzde 12,14'e yükseldi.</p>
<p>KARDEMİR'in finansal sonuçlarında net nakit pozisyonuna geçiş ve öz kaynaklardaki artışın dikkat çekicı olduğu belirtildi.</p>
<p>Şirket, 2,10 milyar lira net nakit pozisyonuna ulaşılırken, toplam varlıkları 162,14 milyar lira, öz kaynakları ise 114,70 milyar lira olarak kaydedildi.</p>
<p>Üretim altyapısını geliştirmeye ve rekabet gücünü artırmaya yönelik yatırımlarını sürdüren KARDEMİR'in dokuz ayda 67,64 milyon dolar yatırım harcaması gerçekleştirdiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, üretim süreçlerinde verimliliğin artırılması, kaynakların etkin kullanılması ve maliyet disiplininin korunması, şirketin öncelikli çalışma alanları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda üretim kapasitesinin etkin kullanımı ve operasyonel verimliliğin geliştirilmesi, uzun vadeli rekabet gücünün temel unsurları arasında değerlendiriliyor.</p>
<p>Açıklamanın devamında, "Türkiye Yüzyılı vizyonunun üretim, yatırım ve katma değer odaklı kalkınma hedefleri doğrultusunda, KARDEMİR'in köklü sanayi birikimi, verimlilik odaklı yaklaşımı ve üretim altyapısına yönelik yatırımlarıyla Türkiye sanayisine katkısı sürdürülüyor. Cumhuriyet'in sanayileşme hamlesinin önemli kuruluşlarından biri olan KARDEMİR'in üretim gücünü ve rekabet kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmaları, 'Üreten KARDEMİR, Güçlü Türkiye' anlayışıyla devam ediyor." denildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemirden-9-ada-658-milyar-lira-net-kar-91444</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/4/1280x720/kardemir-1767685616.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KARDEMİR&#039;in yılın 3. çeyreğinde 269,3 milyon lira, dokuz aylık döneminde ise 6,58 milyar lira net kâr elde ettiği açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/gyoya-kayyum-atandi-91442</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Peker GYO&#039;ya kayyum atandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun (TMSF) Peker Gayrimenkul Yatırım Ortaklığına (GYO) kayyum olarak atandığı bildirildi.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformunda (KAP) yapılan açıklamaya göre, İstanbul 11. Sulh Ceza Hakimliğinin kararı doğrultusunda şirketin yönetim kurulu Fon Kurulu tarafından yeniden oluşturuldu.</p>
<p>Peker GYO Yönetim Kurulu Başkanlığına Enis Güçlü Şirin, Başkan Vekilliğine Cüneyt Ardağ, yönetim kurulu üyeliklerine ise Melek İnceköse İmert, Ercan Doğan, Mert Can Aktı, Aybike Kaynar Bardakcı ve Tolga Yenice getirildi. Tolga Yenice, aynı zamanda şirketin CEO'su olarak görevlendirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/gyoya-kayyum-atandi-91442</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/tasarruf-mevduati-sigorta-fonu-tmsf.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Peker GYO&#039;ya kayyum olarak atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/rani-mobilya-mustafakemalpasada-uretimi-uc-vardiyaya-cikaracak-91438</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rani Mobilya, Mustafakemalpaşa’da üretimi üç vardiyaya çıkaracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde mobilya üretimi gerçekleştiren Rani Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin üretim kapasitesini artırmak için 98 milyon 736 bin TL’lik yatırım planladığı belirtildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Çeltikçi Mahallesi’ndeki mevcut tesisinde hayata geçirilmesi öngörülen proje kapsamında yeni makine ve ekipmanlar devreye alınacak, üretim hattı genişletilecek ve kereste imalatına başlanacak. Proje Tanıtım Dosyası'nda yer alan bilgilere göre yatırım, Mustafakemalpaşa Çeltikçi Mahallesi Dervişazmağı mevkiinde bulunan 76 bin 808 metrekarelik alandaki mevcut tesis içerisinde gerçekleştirilecek. Yeni bir fabrika binası inşa edilmeden yapılması planlanan kapasite artışı, makine ve ekipman yatırımları ile üretim süreçlerinin yeniden düzenlenmesine dayanıyor. Mevcut durumda 25 kişinin çalıştığı tesiste kapasite artışı sonrasında çalışan sayısının 150'ye yükseltilmesi hedefleniyor. Halen günde 8 saat ve tek vardiya üzerinden çalışan tesis, yatırımın devreye alınmasıyla üç vardiyalı sisteme geçerek 24 saat faaliyet gösterecek.</p>
<h2><strong>Kereste üretimi de başlayacak</strong></h2>
<p>Rani Mobilya, kapasite artışıyla mevcut ahşap mobilya ve metal mobilya aksesuarı üretiminin yanı sıra kereste imalatını da faaliyetlerine ekleyecek. Bu kapsamda tesiste tomruk kesme, şerit testere, kalınlık makinesi ve kurutma fırını gibi ekipmanlar kullanılacak. Yeni üretim hattında yıllık 23 bin 40 ton tomruk işlenerek 11 bin 520 ton kereste üretilmesi öngörülüyor. Elde edilecek kerestenin bir bölümünün tesisin mobilya üretiminde hammadde olarak kullanılması, ihtiyaç fazlasının ise satışa sunulması planlanıyor. Metal mobilya aksesuarı üretim kapasitesinin de yıllık 720 tondan 1.056 tona çıkarılması hedefleniyor. Toplam 98 milyon 736 bin TL olarak açıklanan proje bütçesinin 93 milyon 736 bin TL'si makine ve ekipman, 5 milyon TL'si ise işçilik maliyetlerinden oluşuyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/rani-mobilya-mustafakemalpasada-uretimi-uc-vardiyaya-cikaracak-91438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/rani-mobilya-mustafakemalpasada-uretimi-uc-vardiyaya-cikaracak-1793864245.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Mustafakemalpaşa’da faaliyet gösteren Rani Mobilya, Çeltikçi’deki tesisinde 98,7 milyon TL’lik makine ve ekipman yatırımıyla üretim kapasitesini büyütmeye hazırlanıyor. Kereste üretimini de faaliyetlerine ekleyecek şirket, vardiya sayısını üçe, çalışan sayısını ise 25’ten 150’ye çıkarmayı planlıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/karacabey-tarimsal-sanayide-yeni-devler-yetistirmek-istiyor-91435</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karacabey tarımsal sanayide yeni devler yetiştirmek istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT – ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın önemli tarım ve gıda sanayi merkezlerinden Karacabey, mevcut üretim gücünü yeni yatırımlarla büyütürken turizm potansiyelini de ekonomiye kazandırmayı hedefliyor.</p>
<p>Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası (KTSO) Başkanı Gökhan Tüydeş, ilçenin ekonomik gelişiminde tarımsal sanayinin belirleyici rol oynadığını belirterek, yeni dönemde katma değerli üretim yapan işletmelerin sayısını artırmaya odaklanacaklarını söyledi. Karacabey’in Türkiye’nin önde gelen tarımsal sanayi kuruluşlarına ev sahipliği yaptığını vurgulayan Tüydeş, ilçede ağır sanayiden ziyade mevcut tarımsal üretim altyapısını destekleyen yatırımlara öncelik verilmesi gerektiğini ifade etti. Sütaş, Matlı ve Nestlé gibi büyük kuruluşların ilçenin ekonomik gücünü ortaya koyduğunu belirten Tüydeş, “Bu firmalarımızı daha ne kadar büyütebileceğimizi düşünürken, onların yanında gelecekte aynı büyüklüğe ulaşabilecek yeni işletmeler de ortaya çıkarmalıyız. Büyük firmalarımız kadar büyüme potansiyeli taşıyan küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklemek istiyoruz” dedi.</p>
<h2><strong>Tarımsal sanayide yeni girişimcilere destek</strong></h2>
<p>Yeni dönemde oda faaliyetlerini bu hedef doğrultusunda şekillendireceklerini anlatan Tüydeş, eğitim, seminer, fuar katılımları ve yatırım teşviklerine ilişkin bilgilendirme çalışmalarında tarımsal sanayi işletmelerine ağırlık vereceklerini kaydetti. Karacabey Ovası'nın verimli toprakları sayesinde yılda iki ürün alınabilmesinin önemli bir rekabet avantajı sağladığını belirten Tüydeş, “Türkiye'nin birçok bölgesinde üretici yılda tek ürün alabilirken Karacabey'de buğday hasadının ardından silajlık mısır ekilebiliyor. Domatesin ardından farklı ürünler yetiştirilebiliyor. Bu verimlilik, tarımsal sanayimizin gelişmesi açısından büyük bir avantaj oluşturuyor” diye konuştu. İlçenin ekonomik yapısının tarımsal üretime bağımlı olmasının mevcut ekonomik koşullarda önemli sıkıntılar yarattığına dikkat çeken Tüydeş, çiftçinin yaşadığı gelir kaybının sanayi ve ticarete zincirleme yansıdığını söyledi. Ekonomideki daralmanın Karacabey'de daha yoğun hissedildiğini belirten Tüydeş, odaların yasal yetkileri çerçevesinde üyelerin sorunlarını ilgili kurumlara taşımaya ve çözüm arayışlarına katkı sunmaya çalıştıklarını ifade etti.</p>
<h2><strong>Turizm potansiyeli ekonomiye kazandırılacak</strong></h2>
<p>Karacabey'in tarımsal sanayinin yanı sıra önemli bir turizm potansiyeline de sahip olduğunu belirten Tüydeş, yeni dönemde ilçenin doğal ve kültürel değerlerinin tanıtımına ağırlık vereceklerini söyledi. Özellikle Yaren Leylek ile balıkçı Adem Amca'nın uluslararası alanda ilgi gören dostluk hikâyesinin, longoz ormanlarının, doğal yaşam alanlarında serbestçe dolaşan yabani atların ve uzun sahil şeridinin Karacabey turizmi açısından önemli değerler olduğunu ifade eden Tüydeş, bu zenginliklerin ekonomik fırsata dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Tüydeş, “Karacabey'in toprağı, tarımı, sanayisi ve doğal güzellikleri var. Türkiye'nin en uzun sahillerinden birine sahibiz. Longoz ormanlarımız ve doğal yaşam alanlarımız önemli bir turizm potansiyeli taşıyor. Bu dönemde hem tarımsal sanayimizi daha ileriye taşımak hem de turizmi ön plana çıkarmak istiyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/karacabey-tarimsal-sanayide-yeni-devler-yetistirmek-istiyor-91435</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/5/1280x720/karacabey-tarimsal-sanayide-yeni-devler-yetistirmek-istiyor-1793863067.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Gökhan Tüydeş, ilçenin verimli tarım arazileri ve güçlü sanayi altyapısını yeni yatırımlarla değerlendirmeyi hedeflediklerini belirterek, “Büyük firmalarımızın yanında onlar kadar büyüme potansiyeli taşıyan yeni işletmeler ortaya çıkarmalıyız” dedi. Tüydeş, tarımdaki gelir kaybının ise ilçede ticaretten sanayiye tüm sektörleri olumsuz etkilediğine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/omac-global-kuresel-rekabette-lojistik-ve-verimlilik-odakli-buyuyor-91433</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;OMAC Global, küresel rekabette lojistik ve verimlilik odaklı büyüyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>2006 yılında Almanya’da yüzde 100 Türk sermayesiyle kurulan ve bugün 50’yi aşkın ülkede 20 binden fazla ürününü başta kendi web siteleri olmak üzere eBay, Amazon, Walmart gibi birçok büyük pazar yerinde tüketicilerle buluşturan OMAC, küresel faaliyetlerini Bursa’daki idari merkezinden koordine ediyor.</p>
<p>OMAC Global CEO’su Aldemir Apari, uluslararası pazarlarda rekabetin yalnızca ürün fiyatıyla sınırlı olmadığını; üretim verimliliği, kalite, erişilebilir stok ve teslimat hızının da belirleyici hale geldiğini belirtti. Türkiye’nin üretim potansiyelini önemli bir avantaj olarak gördüklerini ifade eden Apari, değişen maliyet koşullarına karşı farklı tedarik ve lojistik seçeneklerini birlikte değerlendirdiklerini söyledi. Şirket, Avrupa ve ABD’deki operasyonel altyapısını güçlendirirken Türk üreticilere yönelik yeni hizmet modelleri üzerinde çalışıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec2c3639d47-1793862710.jpg" alt="" width="570" height="351" /></p>
<h2><strong>“OMAC, Almanya’daki lojistik altyapısını güçlendiriyor”</strong></h2>
<p>Verilen bilgiye göre OMAC, Almanya’daki depo yapılanmasını uzun vadeli operasyonel ihtiyaçları doğrultusunda geliştiriyor. Yaklaşık 4 bin 300 metrekare kapalı alana sahip tesis için planlanan iyileştirmelerle birlikte şirket, Avrupa pazarında daha verimli stok ve dağıtım yönetimi hedefliyor.</p>
<p>Aldemir Apari, bu adımlarda sürdürülebilir maliyet yönetimi ve operasyonel sürekliliğin ön planda olduğunu belirtti. OMAC, Fransa’daki faaliyetlerini sürdürürken Houston’daki lojistik kapasitesiyle ABD pazarına yönelik hizmetlerini de geliştirdiğini değinen Apari, “Buradaki altyapımızı Türkiye’den uluslararası pazarlara açılmak isteyen yerli üreticiler için de değerlendirmeyi amaçlıyoruz” dedi. </p>
<h2><strong>“Türk üreticilere ABD’de lojistik destek modeli”</strong></h2>
<p>OMAC’ın yeni dönem stratejisinin önemli başlıklarından birini fulfillment hizmetlerinin oluşturduğu vurgulandı. Model, Türkiye’de üretim yapan firmaların ABD pazarındaki stok, sipariş, sevkiyat ve iade süreçlerini daha etkin yönetebilmesine destek olmayı hedefliyor.</p>
<p>Apari, üreticilerin ürünlerini OMAC’ın ABD lojistik ağına ulaştırarak yerel dağıtım olanaklarından yararlanabildiğini belirtti. Şirket, mevcut taşıma ve operasyon deneyimini iş ortaklarıyla paylaşırken ihtiyaç duyulan şirket kuruluşu, muhasebe ve benzeri hizmetler için de yönlendirme ve destek sağlanabildiğini ifade ediyor. Ayrıca TOBB ile planlanan “cep depo” yapılanmasının Türk üreticiler için ortak lojistik imkânları geliştirmesi hedefleniyor.</p>
<h2><strong>“Hedef pazarda yerel varlık rekabet gücünü artırıyor”</strong></h2>
<p>Apari’ye göre küresel ticarette rekabetçi ürün sunmanın yanı sıra hedef pazara yakın stok ve hızlı teslimat imkânları da önem kazanıyor. Büyük e-ticaret platformları ve alıcılar, tedarikçilerin yerel operasyon kapasitesini değerlendirebiliyor. OMAC’ın Meksika pazarıyla ilgili deneyimlerine değinen Apari, Amazon, Walmart ve Mercado Libre gibi kanallarda yerel şirket ve operasyon altyapısının ticari süreçleri kolaylaştırabildiğini anlattı. “Bir ülkeye ürün satmak başka, o ülkenin ticaret sisteminin içerisinde olmak başka” sözleriyle yerel yapılanmanın önemine dikkat çekti. Apari, Türk üreticilerin hedef pazarlarda güçlü iş ortaklıkları ve lojistik çözümler geliştirmesinin erişimlerini artırabileceğini ifade etti.</p>
<h2><strong>“ABD pazarında rekabet ve kanal çeşitliliği öne çıkıyor”</strong></h2>
<p>ABD otomotiv aksesuarları pazarındaki rekabetin yoğunlaştığını belirten Apari, uluslararası tedarikçilerin fiyat ve teslimat performanslarının pazardaki tercihleri etkilediğini söyledi. E-ticaret platformlarındaki komisyon, lojistik ve iade maliyetlerinin de şirketler açısından dikkatle yönetilmesi gereken kalemler olduğunu ifade etti. OMAC’ın bu doğrultuda Amazon ve eBay gibi mevcut kanallarının yanı sıra Walmart ve farklı Avrupa platformlarında da varlığını geliştirerek satış kanallarını çeşitlendirmeye odaklandığını kaydetti.</p>
<h2><strong>“Üretimde rekabetçilik çok boyutlu hale geliyor”</strong></h2>
<p>Küresel üretim ortamında maliyet ve verimlilik dengesinin önem kazandığını belirten Apari, farklı ülkelerdeki tedarik alternatiflerinin şirketler tarafından daha yakından değerlendirildiğini söyledi. Türkiye’nin Avrupa’ya coğrafi yakınlığı, esnek üretim kabiliyeti ve hızlı teslimat gibi güçlü yönlerinin bulunduğunu ifade eden Apari, “Bu avantajlar kalite, verimlilik ve sürdürülebilir maliyet yönetimiyle desteklenmesinin önemli bir işarettir. OMAC’ın yaklaşımı, Türkiye’deki üretim kapasitesini koruyup geliştirirken küresel pazarlarda rekabetçi çözümler sunmak” diye konuştu. </p>
<h2><strong>“Avrupa’da yerel stok ve esnek dağıtım öne çıkıyor”</strong></h2>
<p>Apari, Autodoc ve Norauto gibi otomotiv satış kanallarının tedarikçiler için geniş pazarlara erişim fırsatı sunduğunu belirterek Avrupa’daki depo ve şirket yapılanmalarının Türk üreticilere katkı sağlayabileceğini ifade etti. Otomotiv aksesuarlarında ürün ve model çeşitliliğinin stok planlamasını önemli hale getirdiğini söyleyen Apari, dropshipping ve ortak stok çözümlerinin tedarik zincirinde verimlilik sağlayabildiğini, OMAC’ın da bu yaklaşımı benimsediğini kaydetti.</p>
<h2><strong>“OMAC, Avrupa pazarlarında büyümesini sürdürüyor”</strong></h2>
<p>OMAC’ın Almanya’daki paket hacminin geçen yıla göre yaklaşık yüzde 5, Fransa’daki hacmi ise yaklaşık yüzde 30 arttığına değinen Apari, “Fransa pazarındaki büyüme operasyonunun gelişim aşamasıyla da bağlantılı” dedi. ABD’de ise değişen pazar koşulları ve platform maliyetleri doğrultusunda faaliyetlerini yeniden değerlendirdiklerini ifade eden Apari, sürdürülebilir büyüme için satış kanallarını çeşitlendirmeyi sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<h2><strong>“OMAC, Türkiye’de e-ticaret kanallarını genişletiyor”</strong></h2>
<p>Ağırlıklı olarak uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren OMAC'ın Türkiye’de de doğrudan tüketiciye yönelik satış kanallarını geliştirmeye başladığı belirtildi. Hepsiburada, N11 ve Trendyol gibi platformlarda yer alan şirket, kendi B2C internet sitesini de büyütmeyi hedefliyor. Apari, “Türkiye pazarındaki ilk sonuçlarımız olumlu geldi, hem OMTEC ürünlerini hem de farklı tedarikçilerin ürünlerini dijital kanallar üzerinden müşterilerimize başarıyla ulaştırdık” dedi. OMAC, bu aşamada dijital satışa ve mevcut lojistik deneyimini Türkiye pazarında değerlendirmeye odaklanıyor.</p>
<h2><strong>“Avrupa’daki tedarik eğilimleri yakından izleniyor”</strong></h2>
<p>Avrupa’da üretim ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiğine dikkat çeken Apari, “Made in Europe” yaklaşımı dahil olmak üzere bölgesel gelişmelerin Türk üreticiler açısından yakından izlenmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlık, esneklik ve üretim tecrübesi gibi güçlü özelliklerinin bulunduğunu söyleyen Apari, fiyat, kalite, hız ve yerel stok kabiliyetlerinin birlikte geliştirilmesinin rekabet gücünü destekleyeceğini ifade etti. OMAC’ın hedefinin, Türkiye’deki üretim ve tedarik ekosistemini küresel lojistik ağıyla bir araya getirerek uzun vadeli, sürdürülebilir büyüme sağlamak olduğunu vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/omac-global-kuresel-rekabette-lojistik-ve-verimlilik-odakli-buyuyor-91433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/3/1280x720/omac-global-kuresel-rekabette-lojistik-ve-verimlilik-odakli-buyuyor-1793862822.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OMAC Global CEO’su Aldemir Apari, küresel otomotiv aksesuarları pazarında maliyet, kalite ve teslimat hızının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’deki üretim kabiliyetlerini uluslararası tedarik ve lojistik ağıyla desteklediklerini ifade eden Apari, farklı pazarlardaki koşulları yakından izlediklerini söyledi. Bursa’daki idari merkezinden küresel faaliyetlerini koordine eden şirketin, Almanya, ABD ve Fransa’daki lojistik yapılanmasını geliştirirken, Türk üreticilerin uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştıracak hizmetlere de odaklandığı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turuncu-catering-10-yilda-10-ilde-faaliyet-gostermeyi-hedefliyor-91454</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turuncu Catering, 10 yılda 10 ilde faaliyet göstermeyi hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir’de Eylül 2023'te faaliyete başlayan Turuncu Catering'in, üç yıllık süreçte günlük yaklaşık 5 bin kişilik üretim kapasitesine ve 70 kişilik istihdama ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Teksan Sanayi Sitesi’nde 15 çalışan ve üç araçla başladığı faaliyetlerini daha geniş bir tesise taşıyan şirket, gelecek dönemde Eskişehir’de oluşturduğu hizmet modelini farklı illere taşımaya hazırlanıyor.</p>
<p>Toplu yemek sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip olduğunu belirten Turuncu Catering Kurucusu Naim Takbaş, ekonomik dalgalanmaların ve yüksek enflasyonun etkili olduğu bir dönemde kurularak büyüdüklerini söyledi. Üretime spor sektöründen bir müşteriyle başladıklarını aktaran Takbaş, “İşe başladığımızda 15 çalışanımız ve üç aracımız vardı. Yaklaşık bir yıl Teksan Sanayi Sitesi’ndeki mutfağımızda üretim yaptıktan sonra daha fazla büyümek ve daha çok müşteriye hizmet vermek amacıyla KOBİ Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesisimize taşındık. Krizin ortasında kurulup yine bu koşullar altında büyümeyi başardık. Üçüncü yılımızda müşterilerin bizi, bizim de müşterilerimizi tanıdığımız ve Eskişehir’de sektörün ana aktörlerinden biri haline geldiğimiz bir noktaya ulaştık” dedi.</p>
<p><strong>Fiyatla değil hizmet kalitesiyle rekabet ediyor</strong></p>
<p>Yüksek enflasyon döneminde şirketlerin yemek hizmetlerine yönelik fiyat revizyonlarını daha sık gerçekleştirmesinin pazara yeni giren işletmelere fırsat sunduğunu anlatan Takbaş, “Düşük enflasyon dönemlerinde firmalar genellikle yılda bir kez teklif alırken, yüksek enflasyon nedeniyle fiyat revizyonları üç ayda bir yapılmaya başlandı. Böylece daha önce yılda bir kez teklif sunabildiğimiz bir firmaya dört kez ulaşma imkânı elde ettik. Ancak temel amacımız fiyat üzerinden rekabet etmek değil. Kuruluş vizyonumuzu iyi yemek ve iyi hizmet sunmak üzerine oluşturduk. Müşteriler bizden sıcak, temiz, zamanında ve gıda güvenliğine uygun yemek bekliyor. Biz de bütün üretim ve sevkiyat süreçlerimizi bu beklentileri eksiksiz karşılayacak biçimde yürütüyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Gelecek dönem hedefleri hakkında bilgi veren Takbaş, Turuncu Catering’i farklı şehirlerde aktif hale getirmeyi planladıklarını kaydetti. Takbaş, “Sadece belirli bir sektöre değil, farklı faaliyet alanlarındaki şirketlere hizmet veriyoruz. Bu nedenle bütün piyasaları yakından takip etmek zorundayız. Önümüzdeki 10 yılda 10 ilde aktif hale gelmeyi hedefliyoruz. Geçmişten gelen iş ilişkilerimiz, deneyimimiz ve farklı şehirlerdeki firmalarla kurduğumuz bağlar bu yapılanmayı destekleyecek nitelikte. Birçok büyük şirkete uzun yıllar boyunca yemek hizmeti sunduk. Eskişehir’de kurduğumuz yapıyı sağlamlaştırdıktan sonra bu birikimi farklı illere taşımak istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Yemekler sevkiyattan kısa süre önce hazırlanıyor</strong></p>
<p>Turuncu Catering Operasyon Direktörü Serhan Söylemez ise taşımalı yemek üretiminde zamanlama ve proses yönetiminin ürün kalitesini doğrudan belirlediğini söyledi. Yemeklerin gece saatlerinde hazırlanarak uzun süre bekletilmediğini, sevkiyata yakın saatlerde üretildiğini dile getiren Söylemez, “Üretime sabah saat 05.00-06.00 arasında başlıyor, araçlarımızı saat 10.00 civarında sevkiyata çıkarıyoruz. Böylece müşterilerimize ocaktan yaklaşık bir saat önce alınmış yemekleri ulaştırabiliyoruz. Yerinde üretim lezzetine yakın bir hizmet sunarken, ürünlerin beklemesini ve kalitesinin düşmesini önlüyoruz. Bir yemeğin benmariye girdikten sonra üç saat içerisinde tüketilmesi gerekiyor. Bu sürenin uzaması çorbanın kıvamından yemeğin tadına kadar birçok unsuru etkilediği gibi gıda güvenliği açısından da risk oluşturuyor” dedi.</p>
<p><strong>Mal kabulünde “yarı ömür” kriterini uyguluyor</strong></p>
<p>Hammadde kabulünden sevkiyata kadar kritik kontrol noktalarını takip ettiklerini belirten Söylemez, sıcak yemeklerin 65 derecenin üzerinde, salataların ise 4 derecenin altında sevk edildiğini ifade etti. Söylemez, “Özellikle taze ürünler ile kırmızı ve beyaz ette ‘yarı ömrünü doldurmamış olma’ kriterini uyguluyoruz. Örneğin son tüketim tarihi üretiminden sekiz gün sonrası olan tavuk ürününü, üretiminin üzerinden dört günden fazla süre geçmişse kabul etmiyoruz. Donuk veya konserve ürünlerde de ürünün toplam raf ömrünün ilk yarısını aşmamış olmasını istiyoruz. Tavuk ürünlerinde görünüm, koku ve ambalajda bombaj bulunmaması gibi katı kriterlerimiz var. Ürünler gıda mühendisimiz tarafından kontrol ediliyor; kriterlere uygunsa kabul ediliyor, değilse doğrudan reddediliyor. Toplu üretim ve tüketim gerçekleştirdiğimiz için gıda güvenliğinde taviz vermiyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turuncu-catering-10-yilda-10-ilde-faaliyet-gostermeyi-hedefliyor-91454</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/4/1280x720/turuncu-catering-10-yilda-10-ilde-faaliyet-gostermeyi-hedefliyor-1793869880.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir’de günlük yaklaşık 5 bin kişilik yemek üretimine ulaşan Turuncu Catering, gelecek 10 yılda 10 ilde faaliyet göstermeyi hedefliyor. 70 kişilik kadrosuyla büyümesini sürdüren şirket, yeni pazarlara kalite ve gıda güvenliği odaklı hizmet modeliyle açılmayı planlıyor. Turuncu Catering Kurucusu Naim Takbaş, &quot;3. yılımızda müşterilerin bizi, bizim de müşterilerimizi tanıdığımız ve Eskişehir’de sektörün ana aktörlerinden biri haline geldiğimiz bir noktaya ulaştık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tdm-bilisim-yapay-zeka-destekli-yazilim-cozumleriyle-isletmelerin-dijital-donusumune-guc-katiyor-91452</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Amacımız, işletmelerin gelecekteki büyüme hedeflerine de cevap verebilecek çözümler sunmak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Dijitalleşmenin her geçen gün daha fazla önem kazandığı iş dünyasında, firmaların ihtiyaçlarına özel geliştirilen yazılım çözümleri rekabet gücünü artıran en önemli unsurlardan biri haline geliyor.</p>
<p>Bu alanda çalışmalarını sürdüren TDM Bilişim'in, farklı sektörlere yönelik geliştirdiği yazılım, sağlık, POS, QR menü, filo yönetimi ve yapay zeka destekli dijital çözümlerle işletmelerin operasyonel süreçlerine katkı sağladığı belirtildi.</p>
<p>TDM Bilişim CEO’su Ali Yıldız, işletmelerin dijital dünyadaki ihtiyaçlarına yönelik geliştirilebilir, sürdürülebilir ve kullanıcı odaklı çözümler sunduklarını belirterek, teknolojinin artık her sektör için vazgeçilmez bir güç haline geldiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Her işletmenin ihtiyacına özel dijital çözümler geliştiriyoruz”</strong></p>
<p>Her sektörün işleyişi, müşteri yapısı ve operasyonel önceliklerinin birbirinden farklı olduğunu ifade eden Ali Yıldız, standart yazılım çözümlerinin her işletme için yeterli olmayabileceğini vurguladı.  Yıldız, “TDM Bilişim olarak işletmelerin ihtiyaçlarını analiz ediyor, süreçlerine uygun, geliştirilebilir ve sürdürülebilir yazılım altyapıları oluşturuyoruz. Amacımız, işletmelerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki büyüme hedeflerine de cevap verebilecek dijital çözümler sunmak” dedi.</p>
<p>TDM Bilişim’in öncelik verdiği alanlardan birinin yapay zeka destekli yazılım geliştirme çalışmaları olduğunu belirten Ali Yıldız, geliştirilen yazılımlarda yapay zeka desteği sunarak işlemlerin kolaylaştırıldığını, iş akışlarının hızlandırıldığını ve raporlama süreçlerinin daha verimli hale getirildiğini ifade etti. Yıldız, “Yapay zekanın işlem hızı ve analiz gücü, işletmelere operasyonel süreçlerinde önemli bir zaman avantajı sağlıyor. Yapay zeka destekli çözümler sayesinde işletmeler veriye daha hızlı ulaşabiliyor, operasyonlarını daha kolay takip edebiliyor ve karar alma süreçlerinde daha güçlü bir altyapıya sahip oluyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gıda sektörüne yönelik geliştirdikleri dijital çözümlerle restoran, kafe, pastane ve benzeri işletmelerin güncel ihtiyaçlarına da cevap verdiklerini aktaran Yıldız, “Geliştirdiğimiz QR menü ve besin değeri yönetim altyapısı; ürün içerikleri, porsiyon bilgileri, kalori değerleri, protein bilgileri ve alerjen verilerinin dijital ortamda yayınlanmasına olanak tanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yeni yönetmeliğine uygun şekilde geliştirilen bu yapı sayesinde gıda işletmeleri, menü içeriklerini daha şeffaf ve erişilebilir şekilde müşterilerine sunabiliyor. İşletmeler, ürün bilgilerini merkezi panel üzerinden güncelleyerek hem mevzuata uyum süreçlerini daha kolay yönetebiliyor hem de müşterilerine daha doğru ve detaylı bilgi aktarabiliyor” dedi.</p>
<p><strong>“Medilura ile sağlık teknolojileri alanında ar-ge çalışmaları yürütüyoruz”</strong></p>
<p>Medilura çatısı altında sağlık süreçlerinin daha erişilebilir, düzenli, takip edilebilir ve veri odaklı yönetilmesine yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyleyen Ali Yıldız, “Medilura ve Kişiselleştirilmiş Besin Öneri Sistemi ile yalnızca mevcut sağlık süreçlerini dijitalleştirmeyi değil, aynı zamanda hastalıkların önlenmesine ve tedavi süreçlerinin daha etkin yönetilmesine katkı sağlayacak karar destek mekanizmaları geliştirmeyi hedefliyoruz. Amacımız; sağlık verilerinin daha anlamlı kullanılmasını sağlamak, bireylerin ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş öneriler sunmak ve sağlık profesyonellerinin karar alma süreçlerine destek olacak güçlü bir dijital altyapı oluşturmaktır” dedi.</p>
<p><strong>“Geleceği teknolojiyle birlikte inşa etmeyi hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Farklı sektörlerdeki işletmelerin dijitalleşme süreçlerine katkı sunarken, geliştirdikleri yazılımlarda sade kullanım, güçlü raporlama, modüler yapı ve yapay zeka destekli analiz kabiliyetlerini ön planda tuttuklarını dile getiren Ali Yıldız, işletmelerin günlük operasyonlarını kolaylaştıran, zamandan tasarruf sağlayan ve karar alma süreçlerini hızlandıran çözümlerle dijital dönüşüm yolculuğunda güçlü bir teknoloji iş ortağı olmayı hedeflediklerini anlattı. Yıldız, “Geleceği birlikte inşa ediyoruz anlayışıyla hareket ediyoruz. İşletmelerin dijital dünyada daha güçlü, daha hızlı ve daha verimli hareket edebilmesi için yenilikçi yazılım çözümleri geliştirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tdm-bilisim-yapay-zeka-destekli-yazilim-cozumleriyle-isletmelerin-dijital-donusumune-guc-katiyor-91452</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/2/1280x720/tdm-bilisim-yapay-zeka-destekli-yazilim-cozumleriyle-isletmelerin-dijital-donusumune-guc-katiyor-1793869767.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TDM Bilişim CEO’su Ali Yıldız, “TDM Bilişim olarak işletmelerin ihtiyaçlarını analiz ediyor, süreçlerine uygun, geliştirilebilir ve sürdürülebilir yazılım altyapıları oluşturuyoruz. Amacımız, işletmelerin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki büyüme hedeflerine de cevap verebilecek dijital çözümler sunmak.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-tasfiyesi-kapsaminda-390-bin-219-yatirimciya-odeme-yapildi-91449</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Fon tasfiyesi kapsamında 390 bin 219 yatırımcıya ödeme yapıldı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TBMM'de kabul edilen 22 Ekim tarihli ve 7596 sayılı Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun ile Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) tasfiye ve ödemelere ilişkin usul ve esaslar hakkındaki 27 Ekim tarihli ve 76/1903 sayılı karar doğrultusunda, fon sahiplerine ara ödemelerin yapılmaya devam edildiği bildirildi.</p>
<p>Fonların tasfiye sürecinde olağanüstü tasfiye kapsamında 390 bin 219 yatırımcıya 62,2 milyar lira ödeme yapıldığı öğrenildi. Bu yatırımcılardan 133 bin 839'unun ana parasının tamamının karşılandığı belirtildi.</p>
<p>Olağan tasfiye kapsamında ise 55 bin 821 yatırımcıya toplam 55,4 milyar lira ödeme gerçekleştirildiği öğrenildi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-tasfiyesi-kapsaminda-390-bin-219-yatirimciya-odeme-yapildi-91449</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/0/1280x720/lira-para-tl-1766502481.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Olağanüstü fon tasfiyesi kapsamında 390 bin 219 yatırımcıya 62,2 milyar lira ödeme yapıldığı bildirildi. Yatırımcılardan 133 bin 839&#039;unun ana parasının tamamının karşılandığı açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/4-trilyon-dolarlik-mesaj-dunya-ekonomik-iklimi-bekletmeyin-91430</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 trilyon dolarlık mesaj: Dünya Ekonomik İklimi bekletmeyin!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dünya Ekonomik Forumu bünyesindeki CEO Climate Leaders İttifakı’nın, Ekim ayında hükümetlere yapmış olduğu çağrı, COP31 Zirvesi’nin temel meselesini temsil ediyor: “Düşük karbonlu ekonomiye geçiş, büyüme ve rekabet gücü açısından stratejik bir fırsat. İklim taahhütlerinin yatırımlara dönüşebilmesi için öngörülebilir politikalar ve daha hızlı uygulama şart!”</strong></p>
<p>Dünya Ekonomik Forumu (WEF) bünyesinde faaliyet gösteren Alliance of CEO Climate Leaders, toplam 4 trilyon dolarlık ciroyu ve 13 milyondan fazla çalışanı temsil ediyor. İttifak, 8 Ekim’de bir açık mektup yayınlayarak hükümetlerden iklim hedeflerini uygulamaya geçirecek koşulları oluşturmaları çağrısında bulundu. Ortak mesaj, iklim eylemini hızlandırmak için siyasi kararlılığın ve yatırım ortamının birlikte güçlendirilmesi gerektiği oldu.</p>
<p><strong>Yeşil pazar 2030’da 7,1 trilyon dolara ulaşacak</strong></p>
<p>Çağrıda; düşük karbonlu ekonomiye geçişin, enerji güvenliğinden sanayide rekabet gücüne, teknolojik yeniliklerden yeni pazarlara kadar önemli ekonomik fırsatlar yarattığı dile getirildi. İttifakın yayımladığı veriler, iklim dönüşümünün ekonomik boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor. Küresel yeşil pazarın büyüklüğü 2024 yılında 5 trilyon doları aşarken, 2030’da 7,1 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. 2020- 2024 döneminde şirketlerin yeşil faaliyetlerden elde ettiği gelirler yıllık ortalama yüzde 12 büyüdü. Bu oran, geleneksel faaliyetlerdeki büyümenin iki katı. İttifak üyelerinin performansı da dikkat çekici. Şirketler, 2019-2024 döneminde doğrudan faaliyetlerinden ve satın aldıkları enerjiden kaynaklanan toplam emisyonlarını yaklaşık yüzde 34 azalttı. Ancak tedarik zincirlerini kapsayan Kapsam 3 emisyonlarında ilerleme ihtiyacı devam ediyor. Bu tablo, iklim dönüşümünün şirketlerin yatırım ve büyüme stratejilerindeki yerini de değiştiriyor. Düşük karbonlu enerji, kaynak verimliliği, döngüsel ekonomi ve dayanıklı tedarik zincirleri, giderek daha önemli rekabet unsurları haline geliyor.</p>
<p><strong>Enerjiden tarıma yeni yatırım alanları</strong></p>
<p>WEF’in değerlendirmesine göre düşük karbonlu enerji pazarının yıllık büyüklüğü 2030’da 3,7 trilyon doları aşabilir. İklim değişikliğine uyum çözümleri için öngörülen pazar büyüklüğü 1,6 trilyon dolar. Döngüsel ekonomide 500 milyar dolarlık, sürdürülebilir tarım ve arazi kullanımında ise 200 milyar dolarlık ekonomik potansiyel bulunuyor. Enerji verimliliği yatırımlarının getirisi de iş dünyasının gündeminde. Uluslararası Enerji Ajansı’nın araştırmasına katılan sanayi şirketlerinin yaklaşık yüzde 70’i, son beş yılda gerçekleştirdikleri enerji verimliliği yatırımlarından yüzde 10’un üzerinde getiri elde ettiklerini bildiriyor. Buna karşılık yeşil hidrojen, düşük karbonlu yakıtlar, ileri biyoenerji ve karbon yönetimi gibi alanlarda teknolojilerin ticari ölçekte yaygınlaşması için finansmana, altyapıya ve güçlü talep sinyallerine ihtiyaç duyuluyor.</p>
<p><span style="color: #169179;"><strong>İş dünyasının COP31’den beklentileri</strong></span></p>
<p>● İş dünyasının Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'na (COP31) yönelik beklentilerinin başında yatırım yapılabilir, istikrarlı ve öngörülebilir düzenlemeler geliyor. Şirketler, hükümetlerden sektörel dönüşüm yol haritalarını netleştirmelerini, karma finansman modellerini ve kamu garantilerini yaygınlaştırmalarını, yeşil kamu alımlarıyla yeni teknolojilere talep oluşturmalarını istiyor. Çağrıda, gelişmekte olan ülkelerde özel sermayenin harekete geçirilmesi de öne çıkıyor. Bakü'den Belém’e Yol Haritası kapsamında 2035 yılına kadar yıllık en az 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanına ulaşılması hedefinin desteklenmesi isteniyor. Elektrik şebekelerinin modernizasyonu, enerji depolama yatırımları, izin süreçlerinin hızlandırılması ve iş gücünün yeni teknolojilere hazırlanması da öncelikler arasında. Şirketlere düşen sorumluluklar ise açık: Güvenilir dönüşüm planları oluşturmak, tedarik zincirlerindeki emisyonları azaltmak, düşük karbonlu teknolojilere yönelik talebi büyütmek ve yatırımları hızlandırmak.</p>
<p><span style="color: #169179;"><strong>Antalya’da asıl mesele uygulama açığı</strong></span></p>
<p>● COP31 öncesinde iş dünyası uzun bir süredir vermekte olduğu mesajı yineliyor: Hedeflerle uygulama arasındaki mesafenin ortadan kalkması. Şirketler düşük karbonlu teknolojilere yatırım yapmaya hazır olduklarını ortaya koyarken, bu yatırımların ölçek kazanabilmesi için kamu politikalarının da aynı yönde ilerlemesini bekliyor. Bu beklenti Türkiye açısından da önemli. Enerji yoğun sanayinin dönüşümü, ihracat pazarlarında rekabet gücünün korunması, tarım ve gıda sistemlerinin iklim risklerine hazırlanması, yeni finansman modellerinin geliştirilmesi gibi başlıklar, COP31’in ekonomik gündemiyle doğrudan örtüşüyor. Antalya’daki müzakerelerde ülkelerin vereceği mesajlar kadar, bu mesajların yatırım kararlarına nasıl yansıyacağı da belirleyici olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/4-trilyon-dolarlik-mesaj-dunya-ekonomik-iklimi-bekletmeyin-91430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/0/1280x720/green-1793860846.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 4 trilyon dolarlık mesaj: Dünya Ekonomik İklimi bekletmeyin! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/havaist-eskisehirden-sabiha-gokcene-yeni-hat-hazirliginda-91425</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Havaist, Eskişehir’den Sabiha Gökçen’e yeni hat hazırlığında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Havalimanı yolcu taşımacılığı şirketi Havaist, Eskişehir’den İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na ulaşım sağlayacak yeni bir hat açmaya hazırlanıyor. Şirket, yeni güzergâhı sosyal medya hesabından duyururken, Eskişehir’in Bozüyük ve Bursa bağlantılarıyla havalimanına ulaştırılacağını bildirdi.</p>
<p>Havaist’in sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Eskişehir’den dünyaya uzanan yolculuklarınız, çok yakında Havaist konforuyla başlayacak! Eskişehir’i, Bozüyük ve Bursa bağlantılarıyla Sabiha Gökçen Havalimanı’na ulaştırmaya hazırlanıyoruz” ifadeleri kullanıldı.</p>
<p><strong>Sefer ve bilet bilgileri bekleniyor</strong></p>
<p>Yeni hattın devreye girmesiyle Eskişehir ve güzergâh üzerindeki yerleşimlerden Sabiha Gökçen Havalimanı’na ulaşım için yeni bir alternatif oluşturulması hedefleniyor.</p>
<p>Hattın hangi tarihte hizmete başlayacağı, sefer sıklığı, hareket saatleri ve bilet ücretleri konusunda ise henüz bilgi verilmedi. Havaist, güzergâha ilişkin ayrıntıların önümüzdeki günlerde açıklanacağını duyurdu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/havaist-eskisehirden-sabiha-gokcene-yeni-hat-hazirliginda-91425</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/5/1280x720/havaist-1793860993.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Havaist, Eskişehir’i Bozüyük ve Bursa üzerinden İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’na bağlayacak yeni güzergâh için çalışmalara başladı. Hattın sefer saatleri, bilet fiyatları ve hizmete giriş tarihi henüz açıklanmadı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/murat-tosyalidan-annemin-cicekleri-sergisi-91431</guid>
            <pubDate>Thu, 05 Nov 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Murat Tosyalı’dan &#039;Annemin Çiçekleri&#039; sergisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Artcrowdistanbul, 2026–2027 sanat sezonunu Sıraselviler’de Murat Tosyalı’nın “Annemin Çiçekleri” başlıklı solo sergisiyle karşılıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec28a6e09c1-1793861798.jpeg" alt="" width="606" height="788" />Sanatçının annesinin işlediği bir kumaş parçasıyla yeniden karşılaşmasından doğan sergi, hafızanın gündelik nesnelerde saklı izlerini, sevginin zaman içindeki varlığını ve sanatın duygularımızla kurduğu bağı odağına alıyor. Sergi, 5 Kasım – 7 Aralık 2026 tarihleri arasında Artcrowdistanbul Sanat Galerisi’nde sanatseverlerle buluşacak.</p>
<p>1973 yılında İskenderun’da doğan Murat Tosyalı’nın sergisi, deprem sonrasında aile evine yaptığı ziyaret sırasında annesinin işlediği bir kumaş parçasını bulmasıyla şekilleniyor. Kumaş üzerindeki çiçek motifleri, sanatçı için geçmişle bugün arasında yeni bir bağ kurarken, kişisel bir hatıranın sanatsal üretime dönüşmesinin de başlangıcı oluyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec28d7c9cdf-1793861847.jpeg" alt="" width="800" height="562" /><strong>Anneden kalan kumaş parçasının anlattıkları...</strong></p>
<p>Tosyalı, serginin ortaya çıkışını, “Deprem sonrası aile evine yaptığım ziyarette annemin işlediği kumaş parçasına rastlamam sonucu bu sergi doğdu. Anneciğimi bulmuş gibi oldum. Motife uzun uzun baktım. Dokundum. Günlerce tüm İskenderun Hatay yas tutarken ben de bu kumaşı tutuyordum. Kendi yasımı… Annemin çiçekleri annem için bir sergi. Kaybettiklerimiz için bir sergi.” ifadeleriyle anlattı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aec2909899cb-1793861897.jpeg" alt="" width="450" height="602" /><strong>Duygular paylaşıldıkça hafifler</strong></p>
<p>“Annemin Çiçekleri”, hüznü saklamak ya da geride bırakmak yerine, onu sanat aracılığıyla ifade etmenin ve başkalarıyla paylaşmanın imkânlarını araştırıyor. Sanatçı için bir kumaş parçasında yeniden karşılık bulan annelik hatırası, zamanla resimlere ve yeni anlatımlara dönüşüyor. Böylece kişisel bir duygu, izleyicinin kendi yaşamından izler bulabileceği ortak bir deneyime açılıyor.</p>
<p>“Annemin Çiçekleri”, geçmişle kurduğumuz bağların yalnızca kayıplardan değil, yaşamaya devam eden izlerden de oluştuğunu vurguluyor. Sergide sanatçının soyutlanmış çiçek resimlerinin yanı sıra farklı mecralarda ürettiği hayvan figürü çizimleri, fotoğraf çalışmaları ve süper kahramanlara adadığı bir seri de izleyiciyle buluşuyor. Farklı ifade biçimlerini bir araya getiren seçki, Murat Tosyalı’nın sanat pratiğinin çeşitli yönlerini görünür kılarken izleyiciyi sanatçının dünyasını farklı katmanlarıyla keşfetmeye davet ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/murat-tosyalidan-annemin-cicekleri-sergisi-91431</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/1/1280x720/murat-tosyali-1793861953.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Artcrowdistanbul, yeni sanat sezonunu Murat Tosyalı’nın kişisel hafızadan yola çıkarak ortak duygulara uzanan solo sergisiyle açıyor. Tosyalı’nın “Annemin Çiçekleri” başlıklı sergisi, 7 Aralık&#039;a kadar ziyaret edilebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isoda-adnan-dalgakiran-donemi-91388</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 18:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO&#039;da Adnan Dalgakıran dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Sanayi Odasının (İSO) yeni meclisi "seçim" gündemiyle toplandı.</p>
<p>Geçici Meclis Başkanlık Divanı yönetiminde yapılan seçimde İstanbul Sanayi Odası'nın 2026-2030 döneminde görev alacak meclis başkanı, yardımcıları ve katip üye, hesapları inceleme komisyonu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurul delegeleri, disiplin kurulu, yönetim kurulu başkanı ve üyeleri belirlendi.</p>
<p>İki listenin yarıştığı seçimde, İSO Yönetim Kurulu Başkanlığına 86 oyla Adnan Dalgakıran seçilirken, diğer aday Ender Yılmaz 67 oy aldı.</p>
<p>Sonuçların açıklanmasının ardından ekibiyle büyük sevinç yaşayan Dalgakıran tebrikleri kabul etti. Ender Yılmaz ve İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan da Dalgakıran'ı tebrik eden isimler arasında yer aldı.</p>
<p><strong>İSO Meclis Başkanlığına Tecdelioğlu seçildi</strong></p>
<p>Meclis Başkanlık Divanı seçiminde ise İSO Meclis Başkanlığı görevine 83 oyla Mustafa Tecdelioğlu seçildi. Diğer aday Erdal Bahçıvan içinse 66 oy kullanıldı.</p>
<p>İSO Yönetim Kurulu asıl üyeliklerine Adem Genç, Hakan Hatiboğlu, Mehmet Demezoğlu, Mehmet Metin Akyüz, Murat Çökmez, Mustafa Mertöz, Nuri Gürcan, Osman Sait Günteki, Serdar Urfalılar ve Ümit Özüren seçilirken, yedek üyeler İsmail Gül, Recep Ünver, Erkin Ekşioğlu, Ahmet Karakaya, Murat Öztürk, Muharrem Sinan Kılıç, Cem Kaan Tayman, Ömer Kandemir, Merve Torbalı Durukan ve Murat Başıbüyük'ten oluştu.</p>
<p><strong>"Çok daha başarılı, verimli çalışmalar yapacağız"</strong></p>
<p>Adnan Dalgakıran, seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından yaptığı açıklamada, yeni dönemde öncelikli gündemlerinin sanayide verimlilik, dijital dönüşüm, finansmana erişim, ihracat ve uluslararası rekabet gücünün artırılması gibi konulardan oluşacağını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Seçim sürecinde sanayicilerin sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini vurgulamıştım. Yönetim anlayışımızda da sektörler arasında güçlü iletişim kurulması ve karar alma süreçlerinde ortak aklın esas alınması öne çıkaracak. Zor bir seçim oldu, çok çalıştık. Hem Türk sanayisi hem de İSO için çok daha başarılı, verimli çalışmalar yapacağız. Yarından itibaren seçim atmosferi bitmiştir. Tüm meclis üyelerimiz ve sanayicilerimizle yepyeni bir dönem başlatacağız."</p>
<p>Dalgakıran, ilk ele alacakları sorunun ne olacağına ilişkin soru üzerine, "Tek bir sorunu değil hepsini ele alacağız." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"Her alanda sanayicilerin yanında olacağız"</strong></p>
<p>Adnan Dalgakıran, bugün İstanbul sanayisinin ortak geleceğine duyulan inancın kazandığını belirterek, "Bu görevi bir ayrışmanın değil, güçlü bir birlikteliğin başlangıcı olarak görüyoruz. Seçim sürecinde farklı tercihler ortaya koymuş olabiliriz ancak hepimizin ortak paydası Türk sanayisinin daha güçlü, daha rekabetçi ve daha üretken olmasıdır." diye konuştu.</p>
<p>Üretimden ihracata, teknolojiden finansmana kadar her alanda sanayicilerin yanında olacaklarını dile getiren Dalgakıran, "Çünkü biliyoruz ki Türk sanayisinin gerçek gücü birlikteliğimizden, üretim kültürümüzden ve ortak hedeflerimizden geliyor. Hep birlikte çalışarak Türk sanayisini dünya ölçeğinde hak ettiği konuma taşımak için var gücümüzle mücadele edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/isoda-adnan-dalgakiran-donemi-91388</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/8/1280x720/adnan-dalgakiran-1793807825.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Sanayi Odası Başkanlığına seçilen Adnan Dalgakıran, &quot;Hem Türk sanayisi hem de İSO için çok daha başarılı, verimli çalışmalar yapacağız. Yarından itibaren seçim atmosferi bitmiştir. Tüm meclis üyelerimiz ve sanayicilerimizle yepyeni bir dönem başlatacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozel-kapsamli-tufede-aylik-yuzde-214-artis-91383</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel kapsamlı TÜFE&#039;de aylık yüzde 2,14 artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">
<div class="card-title cardTitle ltr">Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ekim ayına ait mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) göstergelerini açıkladı.</div>
</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre, göstergelerin alt başlıklarından genel TÜFE, ekimde aylık yüzde 2,14 yükseldi.</p>
<p>Geçen ay işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler​​​​​​​ ve tütün ile altın hariç TÜFE yüzde 1,65, enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE yüzde 1,64 artış kaydetti.</p>
<p>Endeks, enerjide yüzde 4,92, hizmette yüzde 2,21, enerji ve gıda dışı mallarda yüzde 0,65, gıda ve alkolsüz içeceklerde yüzde 2,81 yükseldi.</p>
<p>Mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı TÜFE göstergelerinin ekimde aylık bazda değişim oranları (yüzde) şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<table>
<tbody>
<tr>
<td rowspan="2">Kapsam</td>
<td rowspan="2">Aylık</td>
</tr>
<tr>
<td>Genel TÜFE</td>
<td>
<p>2,14</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE</td>
<td>1,65</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE</td>
<td>1,64</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji</td>
<td>
<p>4,92</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>Gıda ve alkolsüz içecekler</td>
<td>2,81</td>
</tr>
<tr>
<td>Enerji ve gıda dışı mallar</td>
<td>0,65</td>
</tr>
<tr>
<td>Hizmet</td>
<td>2,21</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ozel-kapsamli-tufede-aylik-yuzde-214-artis-91383</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/market-alisveris-enflasyon-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ekim verilerine göre, mevsim etkilerinden arındırılmış özel kapsamlı TÜFE, aylık bazda yüzde 2,14 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/reel-efektif-doviz-kuru-endeksi-ekimde-266-puan-artti-91380</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel efektif döviz kuru endeksi ekimde 2,66 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ekim ayına ait "Reel Efektif Döviz Kuru Gelişmeleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, 2025=100 bazlı reel efektif döviz kuru (REK) endeksi, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bazında ekimde bir önceki aya kıyasla 2,66 puan artarak 107,76 oldu. Endeks, eylülde 105,10 düzeyindeydi.</p>
<p>Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) bazlı reel efektif döviz kuru endeksi ise 1,67 puan artarak 102,90'a çıktı.</p>
<p>Böylece Türk lirasının değeri, geçen yılın aynı dönemine göre TÜFE bazında 7,79 puan, Yİ-ÜFE bazında 2,58 puan arttı.</p>
<p>TCMB'nin REK endeksi gelişmeleri değerlendirmesinde şu ifadeye yer verildi:</p>
<p>"TÜFE bazlı REK endeksine etki eden bileşenler incelendiğinde, Türk lirası karşısında, bir önceki aya göre dolar ortalama yüzde 1,63 değer kazanırken euro ortalama yüzde 1,07 değer kaybetti. TÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 2,58 artarken, Yİ-ÜFE yüzde 1,65 arttı."</p>
<p>Değerlendirmede, Türkiye TÜFE’sindeki değişim ile Nominal Kur Sepeti'ndeki değişimin endeksin artışına katkıda bulunduğu, Dünya TÜFE Sepeti'ndeki değişimin ise endeksi azaltıcı yönde etkilediği kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/reel-efektif-doviz-kuru-endeksi-ekimde-266-puan-artti-91380</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/kkmde-dusus-hizlandi-doviz-mevduati-sert-geriledi-8uz7_headline.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ekim verilerine göre, reel efektif döviz kuru endeksi, TÜFE bazında 2,66 puan artışla 107,76&#039;ya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itoda-sekib-avdagic-yeniden-baskan-91378</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> İTO&#039;da Şekib Avdagiç yeniden başkan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası'nın (İTO) Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden Şekib Avdagiç seçildi.</p>
<p>22’nci Dönem Meclisi, 4 yıl görev yapacak yeni yönetimini belirlemek için İTO'nun Eminönü'ndeki Merkez Binası'nda bir araya geldi. İTO’nun 80 meslek grubunu temsil eden meclis üyeleri, bugün 09.00 ile 12.00 saatleri arasında oylarını kullandı.</p>
<p>Seçim sonuçlarına göre Avdagiç, 270 Meclis üyesinden 251'inin oyunu alarak 144 yıllık geçmişe sahip bulunan, 800 bini aşkın İstanbullu firmayı temsil eden İstanbul Ticaret Odası’nın üçüncü kez Yönetim Kurulu Başkanı oldu.</p>
<p>Avdagiç Başkanlığındaki İTO’nun 2026-2030 arasında görev yapacak Yönetim Kurulu Asil Üyeleri şu isimlerden oluştu:</p>
<p>"Ahmet Özer, Ali Tutuk, Bahadır Yaşık, Davut Tolga Batallı, Ercan Özboyacı, Giyasettin Eyyüpkoca, İbrahim Doğan Salman, Murat Hazıroğlu, Yakup Köç, Zeki Akbal."</p>
<p><strong>"Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız"</strong></p>
<p>İTO Başkanı Şekib Avdagiç, seçim sonuçlarının açıklanmasından sonra Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmada, İstanbul iş dünyasını ulusal ve küresel ekonominin etkin, dinamik ve öncü aktörü olarak yarınlara hazırlamaya devam edeceklerini belirterek, "Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız. Nasıl ki bugüne kadar tek gayemiz ülkemiz ve üyemiz olduysa, önümüzdeki 4 yıl aynı gaye için emek verecek ve ter dökeceğiz." dedi.</p>
<p>Seçimlerin büyük bir demokrasi şöleniyle geçtiğini ifade eden Avdagiç, Yönetim Kurulu üyelerinin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) delegelerinin ve disiplin kurulu üyelerinin seçimlerinin gerçekleştirildiğini açıkladı.</p>
<p>Avdagiç, İTO camiasına seçimde göstermiş olduğu güven ve teveccühten dolayı şükranlarını sunarak, tek önceliklerinin Türkiye ve üyeler olduğunu bundan sonra da bu gayret için gece gündüz demeden çalışmayı sürdüreceklerini ve üyelerin sesi, ticaretin nefesi olacaklarını dile getirdi.</p>
<p>22’nci döneminin hayırlı olmasını dileyen Avdagiç, “Hep birlikte hazırlayacağımız projelerle Türkiye Yüzyılı'na da İTO damgasını vuracağız. İstanbul iş dünyasını ulusal ve küresel ekonominin etkin, dinamik ve öncü aktörü olarak yarınlara hazırlamaya devam edeceğiz. Odamızın çatısı altında Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız." açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>"İTO tarihinde her zaman görülmeyen başarıyla güzel bir netice aldık"</strong></p>
<p>Kürsü konuşmasının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Şekib Avdagiç, İTO'nun geçen hafta organ seçimlerinin yapıldığını ve 80 ayrı meslek komitesi ile 270 meclis üyesinin belirlendiğini hatırlattı.</p>
<p>Avdagiç, 22'nci dönem için resmi olarak göreve başladığını ifade ederek, "İTO tarihinde her zaman görülmeyen bir başarıyla güzel bir netice aldık. Artık bundan sonra üyelerimiz için, ülkemiz için gündemimizdeki konuları, projeleri hayata geçirme vakti." diye konuştu.</p>
<p>8 yıl boyunca üyelerden gelen konuları büyük bir dikkat ve hassasiyetle ele aldıklarını ve bunları değerlendirerek çalışma yaptıklarını, talepleri ilgili makamlara taşıdıklarını söyleyen Avdagiç, ilgili makamlarca bunların çözüme kavuşturulması için önemli adımlar attıklarından bahsetti.</p>
<p>Avdagiç, uluslararası tarafta ise savaşların devam ettiği bir dönemden geçildiğini belirterek, dış konjonktürün hassas olduğunu ve uluslararası ekonominin üzerinde önemli etkilerin olduğu bir dönemde bulunulduğunu söyledi.</p>
<p>Söz konusu durumun Türk iş dünyasına yansımaları üzerine çalışmaları devam ettireceklerini ifade eden Avdagiç, şunları kaydetti:</p>
<p>"Gündemimizde hepinizin bildiği gibi önemli başlıklar var. Bu başlıklarla ilgili hem İTO olarak hem de TOBB'daki görevimiz dolayısıyla süreçlerimizi devam ettireceğiz. Bütün gücümüzle İstanbul iş dünyasının daha fazla ticaretinin geliştirilmesi konusunda, daha fazla üretim yapabilmesi konusunda istihdamını, üretimini, ihracatını artırabilmesi konusunda, İstanbul turizminin geliştirilmesi, İstanbul'da daha çok misafir karşılayabilmemiz konusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz.</p>
<p>İstanbul, Türkiye'nin vergi gelirleri açısından en önemli kenti. Yine turizm açısından 12 ay çalışan bir şehir, canlı olan bir şehir. Bu anlamda İstanbul'un gelişmesi Türk ekonomisine çok büyük katkı sağlıyor. Vergi gelirleri, turizm gelirleri itibarıyla... İhracatına baktığınız zaman yine İstanbul firmalarının ihracatı, Türkiye ihracatındaki en önemli payı kapsıyor. Bu anlamda birçok konuyu biz İstanbul'da çözdüğümüz zaman Türkiye çapında çözülmüş oluyor."</p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, hem yönetim kurulu üyeliğine hem de meclis üyeliğine yeni seçilenlerin yaş ortalamasını düşürdüklerini ve daha genç, enerjik bir kadro ile önemli işler yapacaklarına inandıklarını ifade etti.</p>
<p><strong>Meclis başkanlığına İsrafil Kuralay seçildi</strong></p>
<p>İTO Yönetim Kurulu ile aynı gün yapılan yeni dönemin ilk meclis toplantısında, İTO Meclis Başkanlık Divanı seçimleri de gerçekleştirildi.</p>
<p>İTO Meclis Salonu'ndaki oturum, İTO Meclisi'nin yaşça en büyük üyesi sıfatıyla Mevlüt Yılmaz başkanlığında toplandı. Ardından meclis üyeleri, meclis başkanı ve meclis başkanlık divanı için oy kullandı.</p>
<p>Meclis başkanlığı için İsrafil Kuralay ve Rasim Bilgehan yarıştı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb55016b3df-1793807617.jpg" alt="" width="800" height="533" />Oylama sonucunda İsrafil Kuralay, İTO'nun yeni meclis başkanı seçilirken, meclis başkan yardımcıları ise Hayrettin Ertemel ve Uğur Karadoğan oldu. Meclis katip üyeliğine ise Recep Yeşilyurt seçildi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/itoda-sekib-avdagic-yeniden-baskan-91378</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/avdagic-1793803294.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO Yönetim Kurulu Başkanlığına tekrar seçilen Şekib Avdagiç, &quot;Türkiye ekonomisinin gelecek inşasının bir parçası olacağız. Nasıl ki bugüne kadar tek gayemiz ülkemiz ve üyemiz olduysa, önümüzdeki 4 yıl aynı gaye için emek verecek ve ter dökeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-2027de-ihracatcilar-icin-ayrilan-kaynak-65-milyar-lira-91376</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: 2027&#039;de ihracatçılar için ayrılan kaynak 65 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.</p>
<p>Son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin dünya ekonomisine, emtia ve enerji fiyatlarına yansımalarına ilişkin bilgi veren Bolat, yakın coğrafyada yaşanan İran-ABD-İsrail savaşının da bu zorluklara eklenerek dünya ekonomisi ve ticareti açısından riskleri daha da ağırlaştırdığına dikkati çekti.</p>
<p>Bolat, Bakanlık olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu "Türkiye Yüzyılı'nı Ticaretin Yüzyılı Yapmak" vizyonu doğrultusunda yerli üreticiyi haksız ithalata karşı korumak, ihracatı mal ve hizmetler bazında sürekli artırmak, gümrüklerde etkinliği artırmak, iç ticaretin istikrarlı ve adil rekabet şartlarında işlemesini sağlamak, esnaf ve KOBİ'leri güçlendirmenin yanı sıra tüketicileri korumak için çalıştıklarını aktardı.</p>
<p>2002'de 36 milyar dolar olan mal ihracatının 2025'te Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesi olan 273,2 milyar dolara yükseldiğini vurgulayan Bolat, "2002'de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı da yaklaşık 9 katına çıkararak 2025'te 124,9 milyar dolara yükselttik. Böylece hizmetler ticareti fazlamız 63 milyar dolar gibi rekor bir fazla vererek cari işlemler dengesine önemli pozitif katkı sağlandı. Toplam mal ve hizmet ihracatımız son 24 yılda 7,9 kat arttı." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, dün açıklanan ekim ayı dış ticaret verilerine değinerek, geçen ay yıllıklandırılmış mal ihracatının 285,6 milyar dolara yükselerek tüm zamanların rekorunun kırıldığını belirtti.</p>
<p>Son 42 ayın 31'inde aylık mal ihracatının arttığını, 24'ünde de aylık mal ihracatı rekorunun kırıldığını vurgulayan Bolat, şunları söyledi:</p>
<p>"Bu yıl ilk 10 ayın 7'sinde aylık ihracat artışı sağladık, 6'sında da aylık ihracat rekorları kırıldı. Özellikle nisan ayından bu yana her ay aylık ihracat rekoru kırmaktayız. Bu yılın ocak-ekim döneminde 53 ilimiz ihracatını artırırken 30 ilimiz de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapmış oldu. 2002'de dünya ihracatından yüzde 0,55 olan payımız geçen yıl yüzde 1,04'e yükseldi. Bu başarılar, Hürmüz Boğazı'ndaki blokaj, Karadeniz'deki gemilerin bombalanması, Avrupa Birliği pazarlarındaki durgunluk ve çevremizdeki sıcak savaşlar ve Orta Doğu'daki İsrail soykırımlarının doğurduğu gerilimlere rağmen elde edilmiştir."</p>
<p>Bolat, 2026'nın başında Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı 410 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatı hedefinin ekim ayı itibarıyla 413 milyar dolarla aşıldığını belirterek, geleneksel ürünlerin ihracatını ve pazarlarını artırmaya çalışırken teknoloji yoğunluğu olan ürünlerin de ihracatını artırmakta önemli bir ilerleme sağladıklarını söyledi.</p>
<p>2002'de yüzde 30,4 olan orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının toplam imalat sanayisi ihracatındaki payının 2025 itibarıyla yüzde 43,5'e, ekim ayı itibarıyla da yüzde 44,3'e yükselerek tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştığını bildiren Bolat, "Ülkemizdeki firmaların uluslararası rekabet gücünün geliştirilmesi, ihracat kapasitelerinin güçlendirilmesi, yurt dışında tanıtım, pazarlama, markalaşmaya yönelik giderlerini destekliyoruz." dedi.</p>
<p>Bolat, 2025'te 22 bin 686 mal ihracatçısına 23,5 milyar liralık destek sağladıklarını 2026'da ise ayrılan kaynağın 32,8 milyar liraya yükseldiğini anımsatarak, halihazırda 15 bin 914 firmaya 21,2 milyar lira tutarında destek sağladıklarını belirtti.</p>
<p>Hizmet ihracatında da ihracatçılara bu yıl 12,5 milyar liraya yakın destek sunduklarını ifade eden Bolat, 2025'te 2 bin 435 hizmet ihracatçısının 7,4 milyar lira destek aldığını, 2026'da bu desteğin 12 milyar liraya yükseldiğini söyledi.</p>
<p>Bolat, halihazırda 2 bin 104 firmanın 11 milyar lira destek aldığını belirterek, şöyle konuştu:</p>
<p>"Sizlerin de destek ve onaylarıyla 2027'de mal ve hizmet ihracatına yönelik destekler için ayrılan kaynak 65 milyar lira olacaktır. Bu desteklerin yanı sıra 114 ülkede 167 merkezde 220 ticaret müşaviri ve ataşesiyle firmalarımızın yanında oluyoruz. İhracatımızın finansmanını destekleme noktasında Türk Eximbank ve Merkez Bankası ihracat reeskont kredilerinin önemli katkısı bulunmaktadır. Geçen yıl 54,3 milyar dolar finansman desteği sağlayan Eximbank, bu yıl 59 milyar doları aşacak bir destek sağlayacaktır. Türk Ticaret Bankası da 2025'te 76,3 milyar lira verdiği olan finansman desteğini bu yıl sonuna kadar 110 milyar liraya ulaştıracaktır."</p>
<p>İhracatı Geliştirme AŞ'nin (İGE) de özellikle KOBİ'lere bugüne kadar 297,7 milyar lira kefalet sağlayarak 340,4 milyar liralık kredi kullanma imkanı sağladığını aktaran Bolat, ihracatçıların günlük reeskont kredi limitinin de 5 milyar liraya yükseltildiğini dile getirdi.</p>
<p>Bolat, son 22 ayda ihracatçılara toplam 1,9 trilyon lira reeskont kredisinin Merkez Bankası kaynaklarıyla kullandırıldığına dikkati çekerek, "Yaklaşık 541 milyar lira civarında faiz sübvansiyonu sağlanmıştır. 19 serbest bölgemizden bu yılın 10 ayında 11 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Öte yandan, savaşın enerji ve emtia fiyatları üzerindeki ağır baskılarına rağmen bu yıl ithalat artışımız sınırlı kalmıştır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İthalatın ekim ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak 380,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğinin altını çizen Bolat, burada özellikle enerji ithalatındaki artışa dünya piyasalarındaki aşırı fiyat artışlarının neden olduğunu, buna rağmen ithalat artışının ihracat artışının gerisinde kaldığını söyledi.</p>
<p><strong>"Yerli ve milli üretimin korunmasına katkı veriyoruz"</strong></p>
<p>Bolat, geçen yılın 92,2 milyar dolarlık dış ticaret açığıyla kapatıldığını, bu yılın ocak-ekim döneminde yıllıklandırılmış dış ticaret açığının 95,1 milyar dolar seviyesinde kaldığını, sadece 2,9 milyar dolarlık ilave bir artış olduğunu dile getirdi.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranının da dünyadaki dış ticaret ve ekonomi alanındaki olumsuzluklara rağmen 0,2 puan artışla yüzde 75'e yükseldiğini belirten Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Yerli üretimimizi, milli üretimimizi haksız ticaret unsurlarına karşı koruma noktasında kararlıyız. Bu noktada 155 adet dampinge ve sübvansiyona karşı tedbirlerimiz uygulanmaktadır. 118 adet önlemlerin etkisiz kılınmasına karşı tedbirlerimiz yürürlüktedir. Dampingli ithalatın diğer ülkeler üzerinden gelmesine de müsaade etmiyoruz. 192 ürün grubunda gözetim uygulamalarımız vardır. 10 ürün grubunda da 'safeguard' denilen korunma tedbirlerimiz bulunmaktadır ve tam 4 bin 618 üründe de ilave gümrük vergileri uygulanarak yerli ve milli üretimin korunması ve geliştirilmesi çabalarımıza dış ticaret politikası olarak katkı veriyoruz. 2025'te Dış Ticarette Risk Esaslı Kontrol Sistemi'ni (TAREKS) de yapay zeka teknolojilerini kullanarak kapsamlı olarak yeniledik ve ithalatta uygunsuz ürünlere karşı etkin bir denetim yapılmakta ve bu anlamda Türk Standartları Enstitüsü ile de geniş bir işbirliği sürdürülmektedir."</p>
<p><strong>AB ile Gümrük Birliği'nin genişletilmesine yönelik müzakereler sürüyor</strong></p>
<p>Ticaret diplomasisi alanında yürütülen faaliyetlere değinen Bolat, serbest ticaret anlaşmalarıyla (STA) yeni pazarlar kazanmaya çalıştıklarını ve halihazırda bu anlaşmaların sayısının 25 olduğunu, öte yandan tercihli ticaret anlaşmalarının (TTA) ise 7'ye ulaştığını belirtti.</p>
<p>"İngiltere ile yürürlükte olan STA'mız oldukça iyi işliyor. Hizmetler sektörüne genişletilmesi noktasında da müzakereler devam ediyor." ifadesini kullanan Bolat, Kanada ile iki tarafın da isteği doğrultusunda modern ve kapsamlı bir STA yapılması için görüşmelerin bu ayın sonunda Türkiye'de başlayacağını anımsattı.</p>
<p>Bakan Bolat, bu yılın 10 ayında 66 ülke ve teşkilat ile toplam 256 toplantı ve görüşme gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>AB ülkeleriyle 30 yıldır devam eden Gümrük Birliği'nin genişletilmesi, karşılıklı yatırımların artması, yeşil ve dijital dönüşüm, e-ticaret, çelik kotaları, enerji, ulaştırma, savunma sanayisi alanındaki işbirlikleri olmak üzere geniş bir gündemle müzakerelerin sürdürüldüğünün altını çizen Bolat, bu kapsamda yıl içinde özellikle ticari ve ekonomik ilişkilerde somut kazanımlar elde edildiğine işaret etti.</p>
<p>Bolat, "Avrupa Birliği'nin yarı yarıya azalttığı çelik kotaları noktasında Türkiye olarak yüzde 70'ten fazla kota payımızı korumayı başardık ve geçen yılki rakamlara yakın bir ihracatımız, çelik üreticilerimiz tarafından yapılıyor. Kendileri de (çelik üreticileri) bizlere müzakerelerdeki bu kazanımlar dolayısıyla teşekkür ettiklerini her defasında söylüyorlar." şeklinde konuştu.</p>
<p>Bolat, Makine Emniyeti mevzuatının AB mevzuatına uyumunu teyit eden beyan metnini imzaladıklarını da bildirerek, 1 Ocak'tan itibaren makine ürünlerinin, AB'nin ilgili mevzuatına uygun olarak pazara sunulmaya devam edeceğini kaydetti.</p>
<p>Mikro ihracatçıların, A.TR dolaşım belgesiyle gönderdikleri ürünleri, AB'de uygulanan 3 avroluk gümrük vergisinden muaf tutulabilmelerini sağladıklarına dikkati çeken Bolat, AB'nin "Made in EU" politikaları ve Sanayi Hızlandırma Yasası Taslağı'na yönelik çalışmaları sürdürdüklerini söyledi.</p>
<p>Bolat, Türkiye'nin Gümrük Birliği'nin "Made in EU" kapsamı içinde değerlendirildiğini ancak AB Parlamentosu ve AB Konseyindeki tartışmaların devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Bu konuda Türk otomotiv sektörü açısından elektrikli araçlarda gelecekte sıkıntılar oluşturabilecek ve pazar imkanlarımızı daraltabilecek önerilerle ilgili yoğun bir diplomasi sürdürüyoruz. Son bir yıl içinde 92 ayrı görüşmeyle AB Komisyon yetkilileri ve üye ülkelerinin ilgili bakanları, Avrupa Parlamentosu raportörleri, gruplarının başkanları ve başkanvekilleriyle yoğun temaslar yaptık. Türkiye'de yatırımı olan Avrupalı şirketlerle görüşmeler gerçekleştirdik. Tüm çalışmalarımız içinde en çok önem verdiğimiz konu budur."</p>
<p>ABD'nin uyguladığı ilave gümrük vergilerini ve bunların küresel ticaret üzerindeki etkilerini takip ettiklerine de değinen Bolat, tekstil, çelik, otomotiv, gıda, mobilya gibi sektörlerde getirilen ilave vergiler noktasında müzakerelerin sürdüğünü dile getirdi.</p>
<p>Bakan Bolat, Çin ile dış ticaret açığının azaltılmasına yönelik müzakerelerin devam ettiğini söyleyerek, bu yılın 10 ayında söz konusu ülkeye ihracatın yüzde 48,8 arttığını bildirdi.</p>
<p>Türkiye'nin yerli ve milli otomobili Togg'u korumaya yönelik uyguladıkları tedbirlerin, Çin tarafından Dünya Ticaret Örgütü Anlaşmazlıkların Halli Mekanizması'na taşındığına işaret eden Bolat, "2 yıl süren toplantılar sonunda 26 Temmuz'da verilen kararda, elektrikli otolar ve teknik düzenlemelerle alakalı Çin lehine içten yanmalı motorlar ve hibrit araçlar noktasında ve serbest ticaret anlaşmaları ile Gümrük Birliği'nin kapsam dışında tutulması konularında Türkiye tarafı haklı bulunmuştur." dedi.</p>
<p>Bolat, Türk tır şoförlerinin Suudi Arabistan'a ve Körfez ülkelerine ulaşmalarına imkan sağlayan transit vize rejimini, nisanda başlatmalarıyla Körfez ve Orta Doğu ülkeleri ile ticaretin devam ettiğini söyledi.</p>
<p>İsrail ile ticareti gümrükler, limanlar ve serbest bölgeler açısından 2 Mayıs 2024'ten itibaren tamamen durdurduklarını vurgulayan Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu karar 2,5 yıldır aynı hassasiyetle ve titizlikle devam etmektedir. Filistin hükümetinin acil ihtiyaçlar talebi üzerine talep ettiği ürünlerle alakalı olarak geliştirdiğimiz özel mekanizmayı da her ay, her ürün başına Filistin ve Türk tarafının özel onay vermesi suretiyle kontrollü bir şekilde uygulamaya devam ediyoruz. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızca yenilenen bir tamimle de Türk bayraklı gemilerin İsrail limanlarına gitmeleri, İsrail bayraklı gemilerin de ülkemiz kıyı tesislerine girişleri yasaklanmıştır. Kurallara aykırı tespitlerin olması halinde Türk Ceza Kanunu hükümleri çerçevesinde hukuki süreçler başlatılacaktır."</p>
<p><strong>Son 24 yılda esnaf ve sanatkara 907,8 milyar liralık destek</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, iç ticarette yürüttükleri çalışmalara değinerek, özellikle otomotiv ve emlak piyasalarında güvenli ödeme, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi ve sosyal medyadaki aldatıcı reklamların kontrol edilmesi gibi çeşitli düzenlemeleri hayata geçirdiklerini anlattı.</p>
<p>Yenilenmiş ürün sistemiyle 1,8 milyon kullanılmış elektronik ürünün ekonomiye kazandırılmasının sağlandığını ifade eden Bolat, yiyecek ve içecek sektöründe ise özellikle "kuver" adı altında alınan ücretlere son verdiklerini belirtti.</p>
<p>Bolat, tarımsal ürünlerde 265 lisanslı depo işletmesinin 364 noktada 14,3 milyon ton kapasiteyle faaliyet gösterdiğini söyleyerek, "Özellikle sebze ve meyve ticaretiyle ilgili olarak 2012 yılında çıkarılan Hal Kanunu'nun zaman zaman yapılmış değişikliklerinden sonra, yine kapsamlı bir değişiklikle üretici birliklerinin, üretici kooperatiflerinin kurulmasını, hallerde ve pazarlarda daha fazla yer almasını ve kendilerinin hal kurmasında maddi destekle desteklenmesini öngören, vergi, rüsum gibi muafiyetlerden faydalanmalarını sağlayan kanun taslağımız da Meclis'teki Grubumuza sunulmuştur." dedi.</p>
<p>Bu yıl gıda, otomotiv, market, emlak, kuyum sektörlerinde fahiş fiyat ve stokçuluğu önlemek için ülke genelinde 401 bin 500 işletmenin ve 48 milyondan fazla ürünün denetlendiğini anlatan Bolat, iç ticaretteki denetimler kapsamında 878 milyon lira, tüketicinin korunması kapsamında 2,1 milyar lira olmak üzere yaklaşık 3 milyar lira para cezası uyguladıklarını bildirdi.</p>
<p>Bolat, son 24 yılda esnaf ve sanatkara 907,8 milyar lira hazine sübvansiyonlu kredi sağladıklarına dikkati çekti.</p>
<p><strong>"Yayladağı ve Cilvegözü gümrük kapılarındaki yenilemeler devam ediyor"</strong></p>
<p>Gümrüklerde yenileme çalışmalarının devam ettiğini anlatan Bolat, "Gürbulak Gümrük Kapısı yenilenmiştir. Hatay'da Yayladağı ve Cilvegözü gümrük kapılarındaki yenilemeler devam ediyor. Nusaybin (Nusaybin-Kamışlı Gümrük Kapısı) için de Suriye tarafıyla görüşmeye devam ediyoruz. Kapıkule'de Bulgaristan tarafı, kendi gümrük kapısını yenilemeye başladı. Biz de ilave tedbirler aldık." diye konuştu.</p>
<p>Bakanlığının 2027 yılı bütçesinin 104 milyar 287 milyon 271 bin lira olduğunu kaydeden Bolat, bütçe teklifinin 30 milyar 393 milyon 103 bin lirasının personel giderlerine, 3 milyar 345 milyon 560 bin lirasının SGK devlet primi giderlerine, 3 milyar 82 milyon 506 bin lirasının mal ve hizmet alım giderlerine, 1 milyar 790 milyon 465 bin lirasının sermaye giderlerine, 52 milyon 500 bin lirasının sermaye transferleri tertibine, 65 milyar 623 milyon 137 bin lirasının ise mal ve hizmet ihracatını desteklemede kullanılacak cari transferlere tahsis edildiğini belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-2027de-ihracatcilar-icin-ayrilan-kaynak-65-milyar-lira-91376</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/6/1280x720/46436-1793802332.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığının 2027 yılı bütçesiyle ilgili TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda sunum yapan Bakan Bolat, &quot;2027&#039;de mal ve hizmet ihracatına yönelik destekler için ayrılan kaynak 65 milyar lira olacaktır. Bu desteklerin yanı sıra 114 ülkede 167 merkezde 220 ticaret müşaviri ve ataşesiyle firmalarımızın yanında oluyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/burgan-bankin-aktif-buyuklugu-220-milyar-liraya-yukseldi-91384</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burgan Bank&#039;ın aktif büyüklüğü 220 milyar liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Burgan Bank, yılın 3. çeyreğine ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Açıklamaya göre Burgan Bank, 2026'nın üçüncü çeyreğinde finansal performansını sürdürdü. Ülke ekonomisine konsolide bazda 122,4 milyar lira kredi desteği sağlayan bankanın aktif büyüklüğünün 220 milyar liraya yükseldiği belirtildi.</p>
<p>Bankanın, Kurumsal ve Ticari Bankacılık alanında reel sektöre sağladığı toplam finansman desteğini 117,4 milyar lira seviyesine taşıdığı bildirildi.</p>
<p>Burgan Bank Genel Müdürü Murat Dinç, 2026'nın üçüncü çeyreğinde de güçlü performanslarını sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Dinç, yılın üçüncü çeyreğinde, güçlü finansal yapılarını ve müşteri odaklı büyüme stratejilerini dijital dönüşüm yatırımlarıyla destekleyerek tüm iş kollarında istikrarlı bir performans ortaya koyduklarını aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Teknolojik altyapımızı geliştiren, iş süreçlerimizde verimliliği artıran ve müşterilerimize sunduğumuz hizmetlerin kapsamını genişleten projelerimizle faaliyetlerimizi güçlendirdik. Önümüzdeki dönemde de Burgan Bank, Burgan Yatırım, Burgan Leasing ve ON Dijital markalarımızın gelişimini destekleyen yenilikçi çözümlerimizle müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yanıt vermeyi ve büyüme stratejimizi kararlılıkla sürdürmeyi hedefliyoruz."</p>
<p>ON Dijital tarafında büyüme ivmesinin sürdüğünü anlatan Dinç, ON Dijital olarak beşinci yılda yaklaşık 2 milyon müşteri hedefine ulaşmanın gururunu yaşadıklarını aktardı.</p>
<p>Dinç, dijital bankacılık alanındaki yatırımlarının katkısıyla daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşırken, ürün ve hizmetlerini, müşterilerinin değişen finansal ihtiyaçları doğrultusunda geliştirmeyi sürdürdüklerini vurgulayarak, "2026 yılının üçüncü çeyreğinde uzaktan müşteri edinimi alanındaki pazar payımız yüzde 4,09 olarak gerçekleşti. Stratejik işbirliklerimizle Türkiye genelinde 64 marka ve 7 bin 144 satış noktasına ulaşarak müşterilerimize hızlı, avantajlı ve güvenli çözümler sunmaya devam ediyoruz. Temmuzda Ticari Şahıs Taşıt Kredisi kullandırım sürecini de devreye alarak ürün ve hizmetlerimizi genişlettik." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"KOBİ segmentindeki işlem hacmimizi 6,5 katına çıkardık"</strong></p>
<p>Kurumsal ve Ticari Bankacılık performansıyla ilgili değerlendirmede bulunan Dinç, dijitalleşme ve operasyonel verimlilik odağıyla reel sektörün finansmana erişimini destekleyen çözümler geliştirdiklerini aktardı.</p>
<p>Dinç, API altyapısıyla kurumsal müşterilerinin nakit akışı yönetimini desteklerken, geçen yılın aynı dönemine göre SGK tahsilatlarında yüzde 34, takas çeklerinde yüzde 82 artış kaydederek pazar payını yükselttiklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Dış ticaret işlem hacmimizi dolar bazında yüzde 35 artırırken, dijital faktoring çözümlerimizle KOBİ segmentindeki işlem hacmimizi 6,5 katına çıkardık. Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşüm ve verimlilik odağımızla müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdüreceğiz."</p>
<p>Birikim Yönetimi iş kolundaki gelişmeleri de değerlendiren Dinç, "Yeni müşteri segmentasyon yapımız doğrultusunda, özel bankacılık müşterilerimize kişiselleştirilmiş ayrıcalıklar sunan Avantajlar Dünyası'nı hayata geçirdik. Ayrıca, Maximum özellikli ve prestijli ayrıcalıklar içeren ON Kredi Kartımızın tanıtım ve satış faaliyetlerine başladık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Burgan Yatırım tarafında ise üçüncü çeyrekte yurt dışı piyasalara yönelik kampanyalar ve müşteri ilişkileri yönetimindeki dijital dönüşüm çalışmalarının öne çıktığını belirten Dinç, yurt dışı piyasaların yeni müşteri kazanımında yüzde 31, işlem hacminde yüzde 77 ve komisyon gelirlerinde yüzde 81 artış kaydettiklerini vurguladı.</p>
<p>Dinç, ayrıca hayata geçirilen CRM dönüşüm projesiyle müşteri verilerinin merkezi bir yapıda birleştirilmesi, operasyonel süreçlerin dijitalleştirilmesi ve kampanya yönetiminin güçlendirilmesinin hedeflendiğini aktararak, bu altyapının veri odaklı karar alma, kişiselleştirilmiş iletişim ve çapraz satış fırsatlarını desteklemesinin amaçlandığını kaydetti.</p>
<p>Leasing ve filo kiralama tarafında da güçlü performansın sürdüğünü ifade eden Dinç, 2026'nın üçüncü çeyreği itibarıyla Burgan Leasing'in aktif büyüklüğünün 2025 yıl sonuna göre yüzde 15 artarak 23,7 milyar liraya yükseldiğini belirtti.</p>
<p>Dinç, şirketin özkaynak karlılığının yüzde 35, aktif karlılığının ise yüzde 9 olarak gerçekleştiğini aktararak, "Hedeflenen 100-200 bin dolar işlem segmentinde yüzde 12 pazar payına ulaştık." ifadesini kullandı.</p>
<p>Filo kiralama tarafında ise filo büyüklüğünün 2025 yıl sonuna göre yüzde 11 büyüdüğünü ve toplam araç parkının yatırım değerinin 8,5 milyar liraya ulaştığını kaydeden Dinç, "Filo kiralama faaliyetlerimizde teknoloji odaklı çözümlerimizle müşterilerimizin operasyonel verimliliğini artırmaya odaklanıyoruz. Gelişmiş veri analitiği, sürücü davranış analizi, erken arıza tespiti ve çevreci sürüş raporları gibi teknolojilerle filo operasyonlarının daha kontrollü, verimli ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesine katkı sağlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/burgan-bankin-aktif-buyuklugu-220-milyar-liraya-yukseldi-91384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/4/1280x720/murat-dinc-1793805805.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burgan Bank&#039;ın 3. çeyrekte aktif büyüklüğünün 220 milyar liraya yükseldiği bildirildi. Genel Müdür Murat Dinç, &quot;Önümüzdeki dönemde de dijital dönüşüm ve verimlilik odağımızla müşterilerimizin finansal ihtiyaçlarına yanıt vermeyi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/inegol-kitap-gunlerinde-1-milyondan-fazla-kitap-okurlarla-bulusuyor-91375</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnegöl Kitap Günleri’nde 1 milyondan fazla kitap okurlarla buluşuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ / BURSA</strong><br />İnegöl Belediyesi tarafından düzenlenen 10. İnegöl Kitap Günleri, kitapseverlerin yoğun katılımıyla devam ediyor. 30 Ekim’de kapılarını açan ve 8 Kasım 2026 Pazar günü sona erecek organizasyon, hafta sonunda binlerce ziyaretçiyi ağırlarken hafta içi de özellikle öğrencilerin ve ailelerin ilgi odağı oldu. Toplam 145 yazarın, 105 yayınevinin ve 1 milyonu aşkın kitabın yer aldığı fuar, farklı yaş gruplarından okurlara geniş bir eser yelpazesi sunuyor. Yayınevi stantlarında kitapları inceleme ve yeni eserlerle tanışma imkânı bulan ziyaretçiler, söyleşi ve imza programlarıyla da yazarlarla bir araya geliyor.</p>
<h2><strong>“145 yazar, 105 yayınevi ve 1 milyonu aşkın kitap”</strong></h2>
<p>İnegöl Kitap Günleri’ne hafta içi gündüz saatlerinde okulların ve öğrencilerin katılımı öne çıkıyor. Öğretmenleri eşliğinde fuar alanını ziyaret eden öğrenciler, yayınevi stantlarını gezerek farklı türlerdeki kitapları inceleme fırsatı buluyor. Akşam saatlerinde ise ailelerin ilgisi artıyor. Çocuklarıyla birlikte fuarı ziyaret eden vatandaşlar, kitap alışverişinin yanı sıra kültürel etkinliklere ve yazar buluşmalarına da katılıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb2c731ac5e-1793797235.jpg" alt="" width="762" height="656" /></p>
<h2><strong>“Ünlü yazarlar okurlarıyla buluşacak”</strong></h2>
<p>Fuarın son günlerinde düzenlenecek söyleşi ve imza programları da ziyaretçilere farklı yazarlarla buluşma fırsatı sunacak. Şermin Yaşar, Oytun Erbaş, Nurullah Genç ve Kahraman Tazeoğlu’nun da aralarında bulunduğu çok sayıda yazar, etkinlik kapsamında okurlarıyla bir araya gelecek. İnegöl Kitap Günleri, 8 Kasım 2026 Pazar günü sona erecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/inegol-kitap-gunlerinde-1-milyondan-fazla-kitap-okurlarla-bulusuyor-91375</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/5/1280x720/inegol-kitap-gunlerinde-1-milyondan-fazla-kitap-okurlarla-bulusuyor-1793797292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnegöl’de bu yıl 10.’su düzenlenen Kitap Günleri, 145 yazar, 105 yayınevi ve 1 milyonu aşkın kitapla kitapseverleri ağırlıyor. 8 Kasım’a kadar sürecek organizasyonda Şermin Yaşar, Oytun Erbaş, Nurullah Genç ve Kahraman Tazeoğlu gibi isimler okurlarıyla buluşacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tokinin-61-ildeki-arsa-satisi-basliyor-91374</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOKİ&#039;nin 61 ildeki arsa satışı başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ), 61 ildeki 725 arsanın satışı için ihaleye çıkmaya hazırlandığı bildirildi. </p>
<p>TOKİ'den yapılan açıklamaya göre, açık artırma yöntemiyle yapılacak ihalede, Adana, Adıyaman, Aksaray, Amasya, Ankara, Antalya, Ardahan, Artvin, Aydın, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bingöl, Bolu, Burdur, Çanakkale, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Gümüşhane, Hatay, Isparta, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kastamonu, Kayseri, Kırşehir, Kocaeli, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mersin, Muğla, Muş, Nevşehir, Niğde, Ordu, Osmaniye, Rize, Sakarya, Samsun, Sinop, Sivas, Şanlıurfa, Şırnak, Tekirdağ, Tokat, Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yozgat ve Zonguldak'ta bulunan 725 arsa satışa sunulacak.</p>
<p>Alıcıların, konut, ticaret, turizm, eğitim, tarım, sanayi, spor, kentsel çalışma, plansız alan, rekreasyon alanı, depolama alanı, akaryakıt istasyon alanı, lojistik tesis alanı ve ağaçlandırılacak alan niteliğindeki arsalara, belirlenen lotlarda yüzde 20 veya yüzde 25 peşinatla 48 ay vade ile sahip olabileceği belirtildi.</p>
<p>Bazı taşınmazlar ise peşin bedelle satılacağı, peşin alımlarda yüzde 15 indirim uygulanacağı ifade edildi.</p>
<p>Açık artırmalar, 5-6 Kasım tarihlerinde saat 10.30'da Ankara Radisson Blu Hotel ile TOKİ İstanbul Hizmet Binası'nda yapılacak.</p>
<p>Ayrıntılı bilgilere, "www.toki.gov.tr" ile "muzayede.emlakyonetim.com.tr" internet adreslerinden ve "444 84 34" numaralı telefondan ulaşılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tokinin-61-ildeki-arsa-satisi-basliyor-91374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/toki.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOKİ, 61 ilde 725 arsayı yarın açık artırma yöntemiyle satışa çıkaracak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirli-ralli-ekibi-avrupa-sampiyonlugu-icin-almanyada-piste-cikacak-91372</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eskişehirli ralli ekibi Avrupa şampiyonluğu için Almanya’da piste çıkacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehirli ralli pilotu Evren Olcay ve co-pilotu Yenal Kaya, Avrupa Ralli Kupası’nda (ERT) sezonun son yarışına hazırlanıyor.</p>
<p>Almanya’da 29’uncusu düzenlenecek Lausitz Rallisi öncesinde basın mensuplarıyla bir araya gelen Olcay ve Kaya, sezon boyunca elde ettikleri dereceleri ve şampiyonluk hedeflerini değerlendirdi. Toplantıya katılan Eskişehir Otomobil ve Motor Sporları İl Temsilcisi Nevzat Aslan da iki sporcunun Avrupa’da elde ettiği başarılara dikkat çekerek final yarışından şampiyonluk beklediklerini söyledi.</p>
<p><strong>227 ekip arasında dördüncü sıradalar</strong></p>
<p>Sezon başında belirledikleri hedefler doğrultusunda ilerlediklerini belirten Evren Olcay, Avrupa Ralli Kupası kapsamında planladıkları altı yarışın beşini tamamladıklarını söyledi. Olcay, “Mayıs ayında sezon planlamamızı açıklamıştık. Bugün geldiğimiz nokta, yaptığımız planlamanın doğru olduğunu gösteriyor. Avrupa Ralli Kupası’nda 227 ekip arasında dördüncü sıradayız. Liderle aramızda yaklaşık 70 puan bulunuyor. Almanya’daki son yarışı kazanmamız halinde şampiyonluk şansımız var. Hedefimiz birinci olarak hem Eskişehir’e hem de ülkemize Avrupa Ralli Kupası şampiyonluğunu getirmek” dedi.</p>
<p>Almanya’daki final yarışında güçlü rakiplerle mücadele edeceklerini belirten Olcay, kendi kategorilerinde Almanya, Çekya ve Norveç şampiyonlarının da yer aldığını söyledi. İlk Avrupa sezonlarında şampiyonluk mücadelesi vermelerinin önemli olduğunu dile getiren Olcay, “Elbette şampiyon olmak istiyoruz. Ancak ilk sezonumuzda podyumda yer almak da bizim için tatmin edici bir sonuç olacak. Önümüzde zorlu bir yarış var. Bütün rakiplerimizi geride bırakarak sezonu birincilikle tamamlamak istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Şampiyonluk hâlâ masada”</strong></p>
<p>Sezon boyunca mekanik sorunlar, pilotaj hataları ve çeşitli talihsizliklerle karşılaştıklarını anlatan co-pilot Yenal Kaya, buna rağmen hedeflerinden uzaklaşmadıklarını söyledi. Kaya, “Çok yoğun bir sezon geçirdik. Sevindiğimiz kadar üzüldüğümüz yarışlar da oldu. Zaman zaman mekanik sorunlar yaşadık, zaman zaman kendi hatalarımız nedeniyle puan kaybettik. Ancak bunlar otomobil sporlarının doğasında var. Sezon başında podyum hedefimiz olduğunu söylemiştik. Bugün geldiğimiz noktada şampiyonluk da dâhil olmak üzere podyumun her basamağı için ihtimalimiz bulunuyor. En büyük isteğimiz yarışı tamamlayarak finiş podyumunda Türk bayrağını açmak” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Eskişehir Rallisi yeniden Avrupa takvimine alınmalı"</strong></p>
<p>Basın toplantısında Eskişehir Rallisi’nin bu yıl Avrupa Ralli Kupası takviminden çıkarılması da gündeme geldi. Türkiye’de yarış düzenlenmemesinin Türk sporcular açısından dezavantaj oluşturduğunu belirten Olcay, rakiplerinin kendi ülkelerinde yarışma imkânına sahip olduğunu söyledi.</p>
<p>Avrupa Ralli Kupası’nın 14 yarıştan oluştuğunu, sporcuların bunlardan en fazla altısına katılabildiğini anlatan Olcay, “Biz Türk sporcuları olarak Türkiye’de yarışı bulunmayan bir şampiyonada şampiyon olmaya çalışıyoruz. Almanya’da iki yarış düzenlenirken bizim ülkemizde bu yıl yarış yapılmadı. Oysa Eskişehir Rallisi geçmiş yıllarda Avrupa Ralli Kupası’na puan veriyordu. Bu yarış takvimde olsaydı belki bugün şampiyonluk için mücadele etmek yerine liderliğimizi korumaya çalışıyor olacaktık” dedi. Türkiye’deki yarışın takvimden çıkarılmasının kendilerini doğrudan etkilediğini vurgulayan Olcay, federasyondan yurt dışında yarışan sporculara daha fazla destek beklediklerini ifade etti.</p>
<p>Eskişehir Otomobil ve Motor Sporları İl Temsilcisi Nevzat Aslan da Eskişehir Rallisi’nin yaklaşık yedi yıldır Avrupa Ralli Kupası kapsamında düzenlendiğini belirterek yeniden takvime alınması için çalıştıklarını söyledi. Eskişehir Otomobil Sporları Kulübü (ESOK) tarafından düzenlenen yarışın Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) tarafından başarılı değerlendirmeler aldığını ifade eden Aslan, “Yıllardır düzenlediğimiz yarış bu sezon takvimden çıkarıldı. Sporcularımızın Avrupa şampiyonluğu için mücadele ettiği bir dönemde Eskişehir’de yarış yapamamak üzücü. Önümüzdeki yıl Eskişehir Rallisi’ni yeniden Avrupa Ralli Kupası takviminde görmek istiyoruz. Bunun için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Hatta Türkiye’de iki ayrı yarışın düzenlenmesini arzu ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Sporcularımızın Avrupa’dan şampiyon olarak dönmesini bekliyoruz”</strong></p>
<p>Eskişehirli sporcuların son yıllarda ulusal ve uluslararası yarışlarda önemli dereceler elde ettiğini belirten Aslan, Avrupa Ralli Kupası’nda mücadele eden Olcay ve Kaya’nın performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. İki sporcunun Çekya, Hırvatistan, Polonya, Bulgaristan, Slovakya, İtalya ve Almanya gibi ülkelerdeki yarışlarda mücadele ettiğini anlatan Aslan, “Sporcularımızın yarışlara nasıl hazırlandıklarını, araçlarına ve çalışmalarına gösterdikleri titizliği yakından biliyorum. Şu anda puan olarak şampiyonluğa ulaşabilecek durumdalar. Elbette rallide finiş çizgisi geçilmeden sonuç belli olmaz. Ancak iki sporcumuzun da Eskişehir’e Avrupa şampiyonu olarak döneceğine inanıyorum. Bu başarıların başka sporcularımıza da örnek olmasını istiyoruz” dedi.</p>
<p>Otomobil sporlarında sponsor desteğinin önemine de değinen Aslan, Eskişehirli sporculara sağladığı malzeme desteği nedeniyle Odunpazarı Belediyesi’ne teşekkür etti. Aslan, yerel yönetimlerin, kurumların ve özel sektörün katkılarının artmasıyla daha fazla sporcunun uluslararası yarışmalarda başarı elde edebileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirli-ralli-ekibi-avrupa-sampiyonlugu-icin-almanyada-piste-cikacak-91372</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/2/1280x720/eskisehirli-ralli-ekibi-avrupa-sampiyonlugu-icin-almanyada-piste-cikacak-1793796190.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa Ralli Kupası’nda mücadele eden Eskişehirli pilot Evren Olcay ve co-pilotu Yenal Kaya, sezonun son yarışı olan Almanya’daki Lausitz Rallisi’nde şampiyonluk hedefiyle mücadele edecek. 227 ekibin yer aldığı şampiyonada dördüncü sırada bulunan Eskişehirli ekip, final yarışını kazanarak Avrupa şampiyonluğunu Türkiye’ye getirmeyi hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aras-kargonun-yeni-transfer-merkezi-faaliyete-gecti-91371</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aras Kargo&#039;nun yeni transfer merkezi faaliyete geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çok yönlü dönüşüm programı ve yeni yatırım hamlesi doğrultusunda operasyonel adımlarını hayata geçiren Aras Kargo'nun İstanbul'daki transfer ağını genişlettiği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, hizmet verdiği şubelere, ana yol bağlantılarına ve İstanbul Havalimanı'na yakın konumda yer alan Fenertepe Transfer Merkezi, faaliyetlerine başladı. İkitelli'deki operasyon yoğunluğunu azaltmak üzere konumlandırılan merkezin, İstanbul çıkışlı operasyonları rahatlatarak Türkiye geneline yapılan sevkiyatların işleyişine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p>Faaliyete geçtiği ilk günlerden itibaren günde 100 binin üzerinde kargonun işlendiği merkezin, işlenen parça sayısı bakımından şimdiden şirketin transfer merkezleri arasında üçüncü sırada yerleştiği belirtildi.</p>
<p>Şirket, yeni merkezle İkitelli'deki operasyon yoğunluğunu azaltmayı, hat çıkışlarındaki gecikmelerin önüne geçmeyi, sevkiyatlarını hızlandırmayı ve operasyon kalitesini artırılmayı amaçlıyor. Yaklaşık 200 personelin bulunduğu merkez, bölge istihdamına da katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>"Gönderileri daha güvenli bir ortamda işliyoruz"</strong></p>
<p>Aras Kargo CEO'su Barbara Hagen, her yatırımlarını yalnızca bugünün kapasitesini artıran bir adım olarak değil, Türkiye'nin gelecekteki büyümesini taşıyacak bir altyapı yatırımı olarak gördüklerini belirtti.</p>
<p>Fenertepe Transfer Merkezinin, söz konusu anlayışın İstanbul'daki ilk somut karşılığı olduğunu aktaran Hagen, şunları kaydetti:</p>
<p>"İstanbul'dan yola çıkan gönderilerin Türkiye'nin her noktasına zamanında ulaşması için operasyonumuzu yeni bir merkezle güçlendirdik. Operasyon ihtiyaçlarımıza göre, sıfırdan tasarladığımız ve kapalı devre çalışan bu merkezle hem kapasitemizi artırıyor hem de gönderileri daha güvenli bir ortamda işliyoruz. 200'e yakın çalışma arkadaşımızla hizmet vermeye başlayan Fenertepe, İstanbul'daki operasyonumuza yeni bir güç katıyor."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aras-kargonun-yeni-transfer-merkezi-faaliyete-gecti-91371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/1/1280x720/barbara-hagen-1793795611.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aras Kargo&#039;nun Fenertepe Transfer Merkezi, faaliyetlerine başladı. Aras Kargo CEO&#039;su Barbara Hagen, &quot;İstanbul&#039;dan yola çıkan gönderilerin Türkiye&#039;nin her noktasına zamanında ulaşması için operasyonumuzu yeni bir merkezle güçlendirdik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ahmet-nazif-zorlu-son-yolculuguna-ugurlandi-91377</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 15:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ahmet Nazif Zorlu son yolculuğuna uğurlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akciğer kanseri nedeniyle bir süredir tedavi gördüğü hastanede 2 Kasım'da 82 yaşında hayatını kaybeden Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu'nun cenaze töreni, İstanbul Levent'teki Barbaros Hayrettin Paşa Camisi'nde düzenlendi.</p>
<p>Öğle vakti kılınan cenaze namazına, 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün yanı sıra Zorlu'nun ailesi, yakınları, çalışma arkadaşları ile iş ve siyaset dünyasından çok sayıda isim katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb4324dd6dc-1793803044.jpg" alt="" width="800" height="533" />Ahmet Nazif Zorlu'nun naaşı, kılınan cenaze namazının ardından Zincirlikuyu Mezarlığı'ndaki aile kabristanına defnedildi.</p>
<p>Zorlu Holding tarafından yapılan açıklamada, Zorlu'nun isteği doğrultusunda cenaze törenine çelenk gönderilmemesi, bunun yerine arzu edenlerin diledikleri bir sivil toplum kuruluşuna bağışta bulunmaları rica edilmişti.</p>
<p>Denizli'de 1944 yılında doğan Ahmet Nazif Zorlu, çalışma hayatına erken yaşlarda babasının mesleği olan tekstil işiyle başladı.</p>
<p>İş hayatının ilk yıllarında Trabzon'da açtığı mağazayla tekstil ticareti yapan Zorlu, 1970'te şirketin merkezini İstanbul'a taşıyarak Zorlu Holding'in temellerini attı.</p>
<p>İlk üretim şirketi Korteks'i 1976 yılında kuran Zorlu, 1990'da tüm şirketleri Zorlu Holding çatısı altında topladı.</p>
<p>1994'te Vestel'i Zorlu Holding bünyesine katan Ahmet Nazif Zorlu, yeni iş alanlarının da yolunu açtı.</p>
<p>Zorlu'nun tekstil sektörüyle başladığı girişimciliği, beyaz eşya, elektronik, gayrimenkul, enerji, metalurji, savunma ve e-mobilite gibi birçok farklı alanda faaliyet gösteren şirketlerle devam etti.</p>
<p>Ahmet Nazif Zorlu, Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Zorlu Grubu bünyesinde farklı sektörlerde faaliyet gösteren birçok şirkette yönetim kurulu başkanı veya başkan vekili olarak görev yapıyordu.</p>
<p>Sivil toplum kuruluşlarıyla da yakından ilgilenen Ahmet Zorlu, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Yönetim Kurulu Üyesi, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), Denizlililer Birliği Eğitim ve Kültür Vakfı (DENBİR), Babadağlı Sanayici ve İşadamları Derneği (BASİAD) ve Türkiye Ev Tekstili Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TETSİAD) üyesiydi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ahmet-nazif-zorlu-son-yolculuguna-ugurlandi-91377</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/7/1280x720/zorlu-1793803028.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu, kılınan cenaze namazının ardından toprağa verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iztodan-izmirin-onumuzdeki-25-yili-icin-9-proje-13-oneri-91366</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 14:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> İZTO’dan İzmir’in 25 yılı için 9 proje, 13 öneri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET USMAN/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir’in dünya ekonomisindeki değişimi uzaktan izlemesi değil, değişimin yönünü tartışması, fırsatları erken görmesi, risklere erken hazırlanması ve Türkiye’ye örnek olacak modeller geliştirmesi amacıyla hazırladığı çalışmayı kamuoyuna sundu. Çalışmada İZTO’nun 9’u İZTO tarafından hayata geçirilecek, 13’ü diğer kurum ve kuruluşların ortak iradesiyle ilerleyebilecek 22 ana başlıkta projelere yer verildi.</p>
<p>Çalışma, İZTO meclis üyelerinin ve basın mensuplarının katıldığı toplantıda İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener tarafından sunuldu. Swissotel Büyük Efes İzmir’de gerçekleştirilen toplantıda sermaye, yetenek, teknoloji ve nitelikli insan için rekabetin artık ülkeler kadar kentler arasında da yaşandığını dile getiren Mahmut Özgener, “Dünyanın dengeleri yeniden kurulurken şehirler artık bu değişimin yaşandığı yerler değil; değişimin yönünü etkileyen aktörler. Böylesi dönemlerde, geçmişi güçlü, dünyaya açık ve öncülük iddiası taşıyan şehirlerin sorumluluğu daha da büyüyor. İzmir tam olarak böyle bir şehir. Çünkü İzmir yalnızca Türkiye’nin üçüncü büyük şehri değil. 4,5 milyon insanın yaşadığı, limanıyla, ticaret kültürüyle, üretim kapasitesiyle ve yaşam biçimiyle yüzyıllardır dünyaya açık bir kent. Bu açıklık coğrafi bir özellik değil, İzmir’in karakteri” dedi.</p>
<h2>“Ortak akılla belirlemeye, ortak iradeyle harekete geçmeye ihtiyacımız var”</h2>
<p>İzmir’in 2,56 trilyon TL'lik gayrisafi yurt içi hasılasıyla Türkiye ekonomisinin %5,7'sini ürettiğini hatırlatan Özgener, “2025’te 22,5 milyar dolarlık ihracatla, Türkiye’nin ilk üç ihracat merkezinden biri olan İzmir, bu yıl da Ocak-Eylül döneminde 17,6 milyar dolarlık ihracatla yine Türkiye üçüncüsü. 8 bin 500 yıllık bir kentin, dünyaya açık bir limanın, güçlü bir üretim ve ticaret merkezinin geleceği bekleme lüksü yok. Artık sahip olduğumuz birikimi ortak hedeflere, bu hedefleri de somut sonuçlara dönüştürmek zorundayız. Bunun için öncelikle birbirimizi dinlemeye, farklı görüşlerden yararlanmaya, bilimin ve verinin ışığında doğru kararlar almaya yani ortak akla ihtiyacımız var. Ama en iyi fikir bile hayata geçmediği sürece anlam ifade etmez. Ortak aklın ortaya koyduğu hedefleri gerçekleştirmek için ortak iradeye ihtiyacımız var” diye konuştu.</p>
<p>Kentin önümüzdeki çeyrek yüzyılı için hazırladıkları projeleri iki ana başlıkta topladıklarını vurgulayan Özgener, “Bunlardan biri İZTO olarak doğrudan sorumluluğunu üstleneceğimiz, takibini yapacağımız ve sonuç üretmek için bizzat çalışacağımız projeler. İkincisi ise bizim yetki alanımızda olmasa da İzmir’in geleceği açısından kritik gördüğümüz; ancak merkezi ve yerel yönetim, üniversiteler, meslek kuruluşları ve iş dünyasının ortak iradesiyle ilerleyebilecek stratejik öncelikler. Bu projeler üretimden ticarete, eğitimden teknolojiye, limanlardan turizme, çevreden yaşam kalitesine kadar pek çok alanda yapmak istediklerimizi ifade ediyor. Bir kentin geleceğini yalnızca sahip olduğu imkânlar belirlemez. O imkânları değerlendirme cesareti, değişime hazırlanma yeteneği ve geleceği birlikte kurma kararlılığı belirler. Daha fazla üreten, daha yüksek değer yaratan, dünyayla daha güçlü rekabet eden bir İzmir istiyoruz. Ancak bununla yetinmiyoruz. Doğasını koruyan, kültürüne sahip çıkan, afetlere hazırlıklı, gençlerine fırsatlar sunan, insanlarının güvenle ve mutlulukla yaşadığı bir İzmir istiyoruz. Bunlar ulaşılmaz hayaller değil. Sahip olduğumuz birikime, insanımıza ve kurumlarımızın gücüne baktığımızda, hepsini gerçekleştirebilecek imkânlara sahip olduğumuzu görüyoruz. İhtiyacımız olan, bu büyük potansiyeli ortak bir hedefe dönüştürmek. Fikirlerimizi, deneyimlerimizi, kaynaklarımızı ve enerjimizi aynı gelecek için birleştirmek” görüşünü ifade etti.</p>
<p>Kalkınmanın sadece daha fazla üretmek anlamına gelmediğini anlatan Mahmut Özgener, “Kalkınmayı; daha iyi eğitim, daha güçlü kurumlar, daha dirençli bir kent, daha yüksek yaşam kalitesi ve dünyayla daha fazla etkileşim olarak görüyoruz. Sunduğumuz projelerin her biri, bu anlayışın somut karşılığı... ‘İzmir, önümüzdeki çeyrek yüzyılda nasıl bir şehir olacak?’ sorusunun cevabını bugünden vermeye başlamak istiyoruz. Bunu da iki ayrı çalışma alanıyla yaptık. İlki, İZTO olarak bizzat çalışacağımız projeler, ikincisi ise yetki alanımızda olmasa da İzmir’in geleceği açısından kritik gördüğümüz; ancak merkezi ve yerel yönetim, üniversiteler, meslek kuruluşları ve iş dünyasının ortak iradesiyle ilerleyebilecek stratejik öncelikler. Bunları da Üretimin Geleceği, Liman ve Lojistik Altyapısı, Katma Değerli Turizm ile Yaşam Kalitesi ve Kent Dayanıklılığı olmak üzere dört büyük stratejik alan başlığında topladık. Çünkü 4,5 milyonluk bir metropolde bu alanları birbirinden bağımsız düşünmek mümkün değil” diye konuştu.</p>
<h2>İZTO’NUN KURUMSAL PROJELERİ</h2>
<p>- Tek Adres: Kamu Hizmetleri Ofisi : İzmir Ticaret Odası üyeleri farklı kamu kurumlarındaki işleri için zaman kaybetmeden doğru bilgiye ve doğru yönlendirmeye ulaşabilecekler. Resmi dairelerdeki işlemleri için başvuru evraklarını doğrudan İZTO’ya teslim edebilecekler.</p>
<p>- İkiz Dönüşüm Merkezi: Kurulacak merkez enerji verimliliği, karbon yönetimi, dijitalleşme, yapay zekâ ve iklim dostu teknolojilere uyum sağlama konularında KOBİ’lere rehberlik edecek ve ihtiyaç duydukları mali ve teknik desteği sağlayacak.</p>
<p>- İZTO Future Lab: Yapay Zekâ Destekli Dijital Test ve Simülasyon Merkezi:  Merkez bünyesinde işletmelerin doğal afet ve krizler karşısındaki hazırlık kapasiteleri test edilecek, kurumsal dayanıklılık karneleri hazırlanacak. Dijital Yatırım Simülatörü aracılığıyla yeni yatırımlara ilişkin olası risk ve fırsatlar simüle edilebilecek.</p>
<p>- Stratejik ve Ekonomik Araştırmalar Merkezi: Yapay zekâ ve dijital teknolojiler başta olmak üzere dünyadaki mega eğilimler, sektörel analizler, makro ekonomik raporlar, uluslararası jeopolitik gelişmeler, geleceğin sektörleri vb. alanlarda stratejik araştırmalar yapılacak.</p>
<p>- Bir Vefa Projesi: İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi : İzmir Ekonomi Üniversitesi’nin Balçova Kampüsü’nün bir bölümünde yüksek kalite standartlarında hizmet verecek bir İleri Yaş Sağlıklı Yaşam Merkezi kurulacak.</p>
<p>- İZTO Vakfı Koleji: Kurulacak kolejle ilk ve ortaöğretim düzeyinde, uluslararası standartlarda eğitim verilecek.</p>
<p>- Dünya Odalar Kongresi 2031 Adaylığı: TOBB ile koordineli şekilde, 2031 yılında Dünya Odalar Kongresi’ne ev sahipliği yapmak için adaylık başvurusunda bulunulacak.</p>
<p>- Levanten Kültür Rotası: İzmir gibi Levanten kültür mirasına ev sahipliği yapan Selanik, Beyrut ve İskenderiye şehirleriyle birlikte bir Levanten Kültür Rotası oluşturmak için birlikte çalışılacak.</p>
<p>- Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotası: Başta Agamemnon Kaplıcaları olmak üzere İzmir’deki tarihi kaplıcaların uluslararası alanda daha fazla tanınmasını sağlamak amacıyla Avrupa Konseyi bünyesindeki Avrupa Tarihi Termal Kentler Kültür Rotasına üye olmak için başvuru yapılacak.</p>
<h2>İZMİR İÇİN STRATEJİK ÖNCELİKLER</h2>
<p><strong>* ÜRETİMİN GELECEĞİ</strong></p>
<p>- Kuzey-Güney İzmir Alt Bölge Merkezleri Planlama Çalışması: İzmir, kuzeyden güneye doğru uzanan bir aks boyunca büyüyor. Kuzeyde Aliağa-Bergama, güneyde ise, Torbalı-Tire sanayinin giderek yoğunluk kazandığı ilçeler. Ama bu fabrikaların beraberinde getirdiği nüfusu kendi bünyesinde barındırabilecek sosyo-kültürel altyapıya sahip değiller. İzmir’in artık kent merkezi odaklı düşünme alışkanlığının terk edilmesi lazım. Bunun yerine İzmir’in, kuzey ve güneyinde alt bölge merkezleri olan gerçek bir metropol olarak ele alınması gerekiyor.</p>
<p>- Kent İçi Ekonomik Bölgeler Master Plan Çalışması: Kemeraltı, Gıda Çarşısı, Birinci, İkinci, Üçüncü Sanayi, Ayakkabıcılar Sitesi, Dökümcüler Sitesi, Karabağlar’daki mobilya imalatçıları gibi artık kent içinde kalmış olan sanayi bölgeleri için yerinde dönüşüm, ancak bu mümkün değilse taşınma seçeneklerinin ele alınacağı bir planlamaya ihtiyaç var.</p>
<p><strong>* ENTEGRE LİMAN VE LOJİSTİK ALTYAPISI</strong></p>
<p>- Aliağa Limanları Altyapı Yatırımları: Aliağa Limanları, sadece İzmir için değil Ege Bölgesi ve Türkiye için stratejik öneme sahip. Fakat bu limanların ve arka bölgesinin ciddi altyapı sorunları var. Burada ihtiyaç duyulan altyapı yatırımları ve diğer işlerin merkezi yönetim ve yerel yönetim tarafından bölge ölçeğinde bir bütün olarak ele alınması ve planlanması gerekiyor.</p>
<p>- Limanı Olan Bir OSB: Çandarlı Sanayi Üretim Üssü: Çandarlı Limanı’nın dünyanın en büyük 10 limanından biri olması hedefinden vazgeçildi. Çandarlı Limanı’nın deniz üstü rüzgâr santralleri başta olmak üzere katma değeri yüksek sektörlere hizmet edecek şekilde hem liman hem de sanayi bölgesi olarak fonksiyon kazanması lazım.</p>
<p>- Kemalpaşa Lojistik Merkezi: Yapımı süren Kemalpaşa Lojistik Merkezi’nde 1,3 milyon m2 büyüklüğündeki ilk etap hizmete aldıktan sonra, 1,7 milyon m2 büyüklüğündeki ikinci etap çalışmalarına vakit kaybetmeden başlanacak.</p>
<p><strong>KATMA DEĞERLİ TURİZM</strong></p>
<p>- Alternatif Turizm Türlerinin Güçlendirilmesi: İzmir’in büyük potansiyele sahip olduğu agro-turizm, eko-turizm, gastronomi turizmi, inanç turizmi ve sağlık turizmi başta olmak üzere katma değeri daha yüksek alternatif turizm türlerinin harekete geçirmek için tanıtım çalışmaları artırılmalı.</p>
<p>- Çeşme Turizm Projesi: İzmir’de turizmin 12 aya yayılmasına katkı sunacak Çeşme Turizm Projesi’nin güncel koşullar ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden ele alınması ve hayata geçirilmesi gerekiyor.</p>
<p>- İnciraltı Sağlık Turizmi Projesi: İnciraltı’nın uzun yıllardır devam eden planlama sorunlarının çözülmesi durumunda, bu bölgenin Türkiye’nin önde gelen sağlık turizmi destinasyonlarından biri olması sağlanabilir.</p>
<p>- Yeni Stadyum ile Kongre ve Sergi Sarayı: Atatürk Stadyumu’nun bulunduğu alan hem uluslararası müsabakalara ev sahipliği yapabilecek standartlarda modern bir stadyuma, hem de büyük bir Kongre ve Sergi Sarayı ile Spor Müzesi’ne dönüştürülebilir.</p>
<p><strong>YAŞANABİLİR VE DİRENÇLİ BİR ŞEHİR</strong></p>
<p>- Körfez: Zaman zaman kirlilik nedeniyle gündeme gelen İzmir Körfezi’nin temizliği ve korunması merkezi yönetim ile yerel yönetimin ortak sorumluluğunda, uzun vadeli bir şehir meselesi olarak ele alınmalı.</p>
<p>- Atık Yönetimi: İzmir’in bilimsel ölçütlerle belirlenecek uygun bölgelerde modern atık yönetim tesislerine ihtiyacı var. Bu tesisler atığı ayrıştıran, geri kazanan, dönüştüren, yeniden ekonomik değere çeviren çevre dostu ve çağdaş bir sistemin parçası olmalı.</p>
<p>- Ulaşım: Trafik sorununun çözümü için sisteminin bütününü gören bir yaklaşıma ihtiyaç var. Ancak kısa vadede İkinci Çevre Yolu ve Körfez Geçiş Projesi, Halkapınar-Otogar Metrosu, Karabağlar Metrosu, Havaalanına ulaşım için alternatif güzergâh gibi yatırımlar devreye alınmalı.</p>
<p>- Su Güvenliği: Su güvenliği İzmir’in ana gündem maddelerinden biri olmalı. Bu kapsamda, tarımsal üretim başta olmak üzere suyun verimli kullanımını sağlayan teknolojiler yaygınlaştırılmalı, içme suyu şebekelerindeki kayıp-kaçak oranları azaltılmalı, denizden su artıma konusu da değerlendirilmeli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iztodan-izmirin-onumuzdeki-25-yili-icin-9-proje-13-oneri-91366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/6/1280x720/iztodan-izmirin-onumuzdeki-25-yili-icin-9-proje-13-oneri-1793793605.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Odası, kent ekonomisinin gelecek 25 yılı için “Ortak Akıl, Ortak İrade” sloganıyla proje hazırladı. Projelerin 22 başlıkta sıralandığı çalışmayı tanıtan İZTO Başkanı Mahmut Özgener, İzmir&#039;in yalnızca değişen dünyaya uyum sağlayan değil, değişime yön veren şehirlerden biri olabilecek potansiyel taşıdığını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-64-bin-ton-zeytin-alimi-hedefiyle-kampanyayi-baslatiyor-91364</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmarabirlik 64 bin ton zeytin alımı hedefiyle kampanyayı başlatıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Marmarabirlik, 2026/2027 iş yılı zeytin alım kampanyası için hazırlıklarını tamamladı. Yüksek rekolte beklentisiyle girilen yeni sezonda Birlik, yaklaşık 64 bin ton ürün alımı planlıyor. Kuruluşundan bu yana en yüksek rekolte beyanına ulaşan Marmarabirlik'in bu yılki üretim bölgesinde rekolte beklentisi 430 bin ton olarak açıklanırken, ortakların toplam rekolte beyanı 105 bin ton seviyesine çıktı.</p>
<p>Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, yeni sezonun üreticiler açısından önemine dikkat çekerek alım sürecinde üreticinin mağdur edilmemesini öncelik olarak belirlediklerini ifade etti. Yıldız, “Marmarabirlik'in varlık nedeni üreticisidir. Dolayısıyla aldığımız her kararda ortaklarımızın emeğini, beklentilerini ve sektörün geleceğini birlikte değerlendiriyoruz. Bu sezon da üreticimizi mağdur etmeyecek, imkânlarımızı en doğru şekilde kullanarak ürünün değerini koruyacak bir politika izleyeceğiz” dedi.</p>
<h2><strong>“Alım takvimini kooperatifler belirleyecek”</strong></h2>
<p>Marmarabirlik'te zeytin alımları bugün itibarıyla başlayacak. Bölgesel iklim koşulları, hava durumu ve zeytinlerin kararma süreci dikkate alınarak alım takvimi, kooperatif yönetim kurulları tarafından belirlenecek. Yıldız, kooperatiflerin üreticiler için en uygun alım tarihlerini bölgesel koşullara göre açıklayacağını bildirdi.</p>
<h2><strong>“41 bareme kadar alım yapılacak”</strong></h2>
<p>Bu sezon küçük kalibrajlı zeytin üretiminin yüksek olmasının beklendiğini belirten Yıldız, 39-41 dane aralığındaki ürünlerin de alım kapsamında değerlendirileceğini açıkladı. Marmarabirlik'in 41 bareme kadar ürün alımı gerçekleştireceğini belirten Yıldız, 26 baremin altındaki ürünlerin diğer bölgelerde mevcut uygulamada alım kapsamına alınmadığını kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeb0b4881478-1793788744.jpg" alt="" width="765" height="561" /></p>
<h2><strong>“Rekolte beklentisi 4,3 milyon ton”</strong></h2>
<p>2026/2027 iş yılında Türkiye genelinde sofralık ve yağlık zeytin rekoltesinin yaklaşık 4,3 milyon ton olması bekleniyor. Marmarabirlik'in faaliyet bölgesindeki üretim beklentisi ise 430 bin ton düzeyinde bulunuyor. Birliğin kuruluşundan bu yana en yüksek seviyeye ulaşan rekolte beyanı 105 bin ton olurken, mevcut tablo doğrultusunda yaklaşık 64 bin tonluk alım hedefi belirlendi. Yüksek rekoltenin alım, depolama, işleme ve pazarlama süreçlerinde kapasite yönetimini daha önemli hale getirdiğini vurgulayan Yıldız, sezon hazırlıklarının tamamlandığını belirtti. Yıldız, üretim potansiyelinin doğru değerlendirilmesi için bütün süreçlerin koordinasyon içinde yürütülmesi gerektiğini ifade ederek, ortaklarla dayanışmanın kooperatif yapısının en önemli gücü olduğunu söyledi.</p>
<h2><strong>“Dolu mağduru üreticiye borç erteleme ve fiyat desteği”</strong></h2>
<p>Marmarabirlik, Erdek Kooperatif Bölgesi'nde dolu yağışı nedeniyle zarar gören ortakları için de destek paketi hazırladı. Buna göre afetten etkilenen üreticilerin kredi borçları ertelenecek. Ayrıca dolu zararı nedeniyle yağlığa ayrılmak zorunda kalan, ancak sofralık vasfı taşıyan zeytinlere fark fiyatı uygulanacak. Marmarabirlik, söz konusu desteklerle üreticilerin ekonomik kayıplarını azaltmayı ve üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/marmarabirlik-64-bin-ton-zeytin-alimi-hedefiyle-kampanyayi-baslatiyor-91364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/4/1280x720/marmarabirlik-64-bin-ton-zeytin-alimi-hedefiyle-kampanyayi-baslatiyor-1793788710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmarabirlik, 2026/2027 iş yılı ürün alım kampanyasını bugün başlatıyor. Türkiye genelinde sofralık ve yağlık zeytin rekoltesinin 4,3 milyon tona ulaşmasının beklendiği sezonda Birlik, yaklaşık 64 bin ton ürün almayı hedefliyor. Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, üreticinin emeğini ve ürünün ekonomik değerini koruyacak bir alım politikası izleyeceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-91362</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Albayrak Beton üretimini yüzde 10,57 artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Albayrak Beton, 1 Ocak-30 Eylül 2026 dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) da bildirilen sonuçlara göre, söz konusu dönemde hasılatını yaklaşık yüzde 10,5 artırarak 2 milyar lira seviyesinin üzerine taşıyan şirket, hazır beton faaliyetlerindeki üretim ve satış hacmini büyüttü.</p>
<p>Bu yılın 9 ayında hazır beton üretimini geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,57 artırarak, 531 bin 254 metreküpe ulaştıran şirketin halka arz süreciyle finansal yapısında da değişim yaşandı.</p>
<p>Eylül sonu itibarıyla şirketin toplam varlıkları 6,14 milyar liraya, öz kaynakları ise 4,45 milyar liraya ulaştı. 2025 yılı sonunda 2,57 milyar lira seviyesinde bulunan öz kaynaklar, yaklaşık yüzde 73,5 artış gösterdi. Şirketin nakit ve nakit benzerleri de 1,42 milyar lira seviyesine yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yaklaşık 325 milyon lira tutarında maddi duran varlık yatırımı gerçekleştiren şirket, 108,3 milyon lira net dönem kârı açıkladı. Geçen yılın aynı döneminde 5,7 milyon lira olan net dönem kârındaki artışta, net parasal pozisyon kazancı da etkili oldu. Aynı dönemde brüt kâr 124,3 milyon lira, esas faaliyet kârı ise 49,7 milyon lira olarak gerçekleşti.</p>
<p><strong>"Aylık 60 bin metreküp ilave üretim gücü eklenecek"</strong></p>
<p>Albayrak Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, halka arz gelirinin büyük bölümünün yeni yatırımlara ve inşaat projelerine ayrıldığını belirterek, İstanbul'da iki yeni üretim tesisi için yaklaşık 500 milyon liralık yatırım planının hayata geçirildiğini, tesislerin devreye girmesiyle mevcut kapasiteye aylık yaklaşık 60 bin metreküp ilave üretim gücü ekleneceğini ifade etti.</p>
<p>Albayrak, Çelikler-Fernas-Güryapı Adi Ortaklığı ile imzalanan ve Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü ile Altunizade-Bosna Bulvarı raylı sistem hatlarının hazır beton tedarikini kapsayan sözleşme kapsamında proje boyunca yaklaşık 3 milyar lira hasılat öngörüldüğünü aktardı.</p>
<p>Gayrimenkul tarafında "Teraphill 15" projesinde iskan sürecine gelindiğini, "Moonpark Koru" ve "Teraphill Loft" projelerinde inşaatın sürdüğünü kaydeden Albayrak, "Kasamızdaki kaynak, kapasite yatırımlarımızı ve projelerimizi kendi öz finansmanımızla tamamlayabilmemizi sağlıyor. Dördüncü çeyrekte hem üretimde hem de yatırım harcamalarında temponun artmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/albayrak-beton-uretimini-yuzde-1057-artirdi-91362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/2/1280x720/albayrak-beton-1793788381.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Albayrak Beton&#039;un yılın 9 ayında üretimini geçen yıla göre yüzde 10,57 artırdığı bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak, &quot;Dördüncü çeyrekte hem üretimde hem de yatırım harcamalarında temponun artmasını bekliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/israilli-ve-ukraynali-turist-sayisi-artiyor-91361</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 13:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsrailli ve Ukraynalı turist arttı, İngiliz, Alman ile Rus turist azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Havalimanı yetkililerinden edinilen bilgiye göre, ekim ayında Antalya’ya hava yoluyla gelen turist sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8 düşüş gösterdi. Ekim ayında Antalya’ya 1 milyon 975 bin 277 turist girişi oldu.</p>
<p>Ocak-ekim ayları döneminde bölgeye gelen turist sayısı yüzde 6 gerileyerek 14 milyon 993 bin 854 olarak gerçekleşti. Avrupa’da yaşayan ve tatillerini Antalya’ya geçiren gurbetçi sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2 düşüş oldu.</p>
<p>Turizmde Türkiye’nin ana pazarlarında da önemli oranda düşüş yaşandı. Antalya’ya gelen turistlerin başında ilk sırada yer alan Rusya pazarından Antalya’ya gelen turist sayısı yüzde 1 düşüş gösterdi. Alman turist sayısı da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7, İngiltere’den gelen turist sayısı ise yüzde 12 azaldı. Polonyalı turist sayısı yüzde 6, Hollandalı turist sayısı da yüzde 3 düştü.</p>
<p><strong>İsrail, Macar ve Ukraynalı turist sayısı arttı</strong></p>
<p>Turizmde tüm pazarlarda düşüş yaşanırken, Macaristan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden (KKTC),  Ukrayna ve İsrailli turist sayısında artış oldu.</p>
<p>Komşusu Rusya ile yaklaşık 5 yıldır savaşta olan Ukrayna’dan Antalya’ya gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 artış gösterdi. Yılın 10 aylık döneminde Ukrayna’dan Antalya’ya 432 bin 427 turist ziyaret etti.</p>
<p>En fazla turist artışı ise Macaristan’da gerçekleşti. Antalya’ya gelen Macar turist sayısı geçen yılın 10 dönemine göre yüzde 14 artış gösterdi. Bu dönemde Antalya’ya 150 bin 311 Macar turist ziyaret etti.</p>
<p>KKTC gelen turist sayısı da yüzde 9 artarak 22 bin 236 gerçekleşti.</p>
<p>Orta Doğu’da yaşanan ekonomik, siyasi ve savaş koşullarına rağmen, İsrailli turist, Antalya’dan vazgeçmiyor. Yılın 10 aylık döneminde bölgeye gelen İsrailli turist sayısı yüzde 63 artarak 11 bin 6’ya ulaştı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/israilli-ve-ukraynali-turist-sayisi-artiyor-91361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/1/1280x720/israilli-ve-ukraynali-turist-sayisi-artiyor-1793788142.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın 10 aylık döneminde Antalya’ya gelen İsrailli ve Ukraynalı turist sayısı artarken, turizmde Türkiye’nin ana pazarı olan Rusya, Almanya ve İngiltere’den gelen turist sayısında düşüş yaşandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-kaynak-israfini-onlemek-icin-antalya-kriterleri-91356</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 12:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizmde kaynak israfını önlemek için ‘Antalya Kriterleri’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Bilim Üniversitesi ve Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD), AKTOB, Antalya Gastronomi Yatırımcı ve İş İnsanları Derneği (AYGİD)  ve bazı sektör temsilcileri, turizmde kaynak israfını önlemek amacıyla gönüllülük esasıyla ortak işbirliği ile ‘Antalya Kriterleri’ oluşturuldu. İmzalanan işbirliği protokolü ile Antalya Kriterleri kamuoyuna açıklandı.  </p>
<p>ATSO Yönetim Kurulu sayman üyesi Hüseyin Sarı, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde dünyanın en önemli iklim zirvelerinden BM İklim Değişikliği Zirvesi'ne (COP31) Antalya ev sahipliği yapacağını, bu sürecin Antalya’nın yalnızca uluslararası ölçekte tanıtılması için değil, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilirlik alanında kalıcı adımlar atması için de önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>
<p>Turizmde Kaynak İsrafının Azaltılmasına Yönelik Ortak Eylem Planı’nın da bu fırsatın somut çıktılarından biri olarak gördüklerini ifade eden Sarı, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Amacımız, COP31’in oluşturduğu farkındalığı kalıcı bir iş birliğine dönüştürmek; Antalya turizminin suyu, enerjiyi ve gıdayı daha verimli kullandığı, israfı azalttığı ve çevresel sorumluluğu ekonomik değerle buluşturduğu bir dönüşüme katkı sağlamak. Antalya, turizmde yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın önde gelen destinasyonlarından biridir. Bu güçlü konum, önemli fırsatlarla birlikte büyük sorumluluklar da getiriyor. Çünkü turizmde sürdürülebilir başarıyı yalnızca ziyaretçi sayısıyla ve elde edilen gelirle ölçemeyiz. Doğal kaynaklarımızı nasıl kullandığımız ve gelecek nesillere nasıl bir Antalya bırakacağımız da bu başarının ayrılmaz bir parçasıdır.’’</p>
<p><strong>‘’Hedefimiz Antalya'yı dünyada, kaynaklarını en verimli kullanan destinasyonlarından biri yapmaktır’’</strong></p>
<p>POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu da bu girişimin amacının misafirlere sunulan  hizmet kalitesini,  daha az kaynak tüketerek sunmak, işletme maliyetlerini azaltmak ve Antalya'nın uluslararası rekabet gücünü sürdürülebilir biçimde artırmak olduğunu söyledi.</p>
<p>Turizmcilerin,  yıllarca misafir memnuniyetini her şeyin önünde tuttuğunu anlatan Saatçioğlu, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bugün dünya ile rekabet etmek istiyorsak, misafir memnuniyetiyle kaynak verimliliğini birlikte yönetmek zorundayız. Bizim hedefimiz daha az hizmet vermek değil, aynı hizmeti,  daha az kaynak tüketerek sunmak olmalı. Artık,  kaynak tüketimi konusu,  yalnızca teknik ekiplerin ya da çevre mühendislerinin sorumluluğunda değil. Genel Müdürden aşçıya,  kat görevlisinden satın almaya kadar herkesin ortak sorumluluğudur. Günlük kaynak tüketimlerimiz en az,  gelirimiz ve doluluklarımız kadar önem arz etmektedir. Doğa bizim en büyük sermayemizdir. Sermayemizi tüketerek, sürdürülebilir bir kârlılıktan bahsedemeyiz. Biz, Antalya'yı dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri yaptık.  Şimdi yeni bir hedefimiz olmalı:  Antalya'yı dünyada, kaynaklarını en verimli kullanan destinasyonlarından biri yapmaktır.’’</p>
<p>Konuşmaların ardından ‘Antalya Kriterleri’ni uygulayacak olan otel ve restoran işletme temsilcileri ile bazı turizm paydaşları imza töreni gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>İşte Antalya Kriterleri</strong></p>
<p>Turizm sektöründe kaynak israfının önlenmesine yönelik oluşturulan ‘Antalya Kriterleri şöyle:</p>
<ol>
<li>Gıda israfını azaltmak: Gıda satın alma, stoklama, üretim ve servis süreçlerinde oluşan kayıpları ölçmek ve azaltmak, menü ve porsiyon planlamasını kaynak verimliliği yaklaşımıyla geliştirmek. Açık büfe ve toplu servis sistemlerinde gıda israfını azaltacak yenilikçi uygulamaları yaygınlaştırmak. Tüketime uygun ihtiyaç fazlası gıdaların güvenli biçimde sosyal faydaya dönüştürülmesini desteklemek. Organik atıkların uygun koşullarda kompost, biyogaz veya diğer geri kazanım yöntemleriyle değerlendirilmesini teşvik etmek.</li>
<li>Su israfını azaltmak: Yer altı ve yer üstü su kaynaklarının kullanımında israfın önlenmesi için azami dikkat ve çaba göstermek, Su tüketimini düzenli olarak ölçmek ve izlemek. Su kayıplarını ve kaçakları azaltmak, su verimli ekipmanların kullanımını yaygınlaştırmak. Peyzaj, temizlik, mutfak ve çamaşırhane operasyonlarında su verimliliğini artırmak. Teknik ve mevzuat açısından uygun koşullarda alternatif su kaynaklarının ve suyun yeniden kullanımının geliştirilmesini desteklemek.</li>
<li>Enerji verimliliğini artırmak: Enerji tüketimini ölçmek ve yüksek tüketim alanlarını belirlemek. Enerji verimli ekipman ve teknolojilere geçişi hızlandırmak. Gereksiz enerji tüketimini azaltacak otomasyon ve yönetim sistemlerini yaygınlaştırmak. Yenilenebilir enerji yatırımlarını desteklemek. Turizm faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının ölçülmesi ve azaltılması konusunda ortak çalışmalar yürütmek.</li>
</ol>
<ol start="4">
<li>Malzeme ve atık israfını azaltmak: Tek kullanımlık ürünlerin kullanımını mümkün olan en düşük seviyeye indirmek. Yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir ürünlerin kullanımını artırmak, tedarikçilerle birlikte ambalaj atıklarını azaltmak. Atıkların kaynağında ayrıştırılmasını ve geri kazanılmasını yaygınlaştırmak. Ürün ve ekipmanların kullanım ömrünü bakım, onarım ve yeniden kullanım yoluyla uzatmak. Turizm sektöründe döngüsel ekonomi uygulamalarını geliştirmek.</li>
<li>Ortak Yönetişim ve Ölçülebilir olmak: Kaynak israfının önlenmesine ilişkin işletme bazlı hedefler belirlemek. Çalışanların kaynak verimliliği konusunda eğitimini desteklemek. Misafir ve müşterilerin gönüllü katılımını teşvik etmek. Yerel yönetimler, üniversiteler, meslek kuruluşları, tedarikçiler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği geliştirmek. Ortak performans göstergeleri oluşturmak ve ilerlemeyi düzenli olarak izlemek. İyi uygulama örneklerini Antalya turizm ekosistemi içerisinde paylaşmak.</li>
</ol>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turizmde-kaynak-israfini-onlemek-icin-antalya-kriterleri-91356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/6/1280x720/turizmde-kaynak-israfini-onlemek-icin-antalya-kriterleri-1793784392.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BM İklim Değişikliği Zirvesi hazırlıkları sürerken turizm sektörü paydaşları tarafından da turizmde kaynak israfının azaltılmasına yönelik gönüllük esasına dayalı iş birliği ile &quot;Antalya Kriterleri&quot; oluşturuldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/trendyol-4-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi-91353</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trendyol 4. sürdürülebilirlik raporunu yayımladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Trendyol, 2025 boyunca sürdürülebilirlik alanında elde ettiği sonuçları, hayata geçirdiği projeleri ve kaydettiği ilerlemeyi derlediği dördüncü Sürdürülebilirlik Raporu'nu yayımladı.</p>
<p>Konu hakkında yapılan açıklamaya göre, Trendyol'un sürdürülebilirlik performansını ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarıyla ele alan rapor, şirketin geniş ekosistemiyle oluşturduğu değeri ve sürdürülebilir kalkınmaya katkılarını ortaya koydu.</p>
<p>Şirketin yıl boyunca sürdürülebilirlik adına kaydettiği ilerlemeyi ölçülebilir göstergelerle ortaya koyan rapor, şirketin 2030'a yönelik güncellenen hedeflerini de kapsadı.</p>
<p>Küresel Raporlama Girişimi (GRI) standartlarına uygun olarak hazırlanan rapor, Trendyol'un farklı iş birimleri ve fonksiyonlarının katkılarıyla oluşturuldu.</p>
<p>Açıklamaya göre şirket 2025'te sürdürülebilirliği tüm organizasyonun ortak gündemi haline getirmek üzere önemli adımlar atarken, 100'den fazla ekip üyesinin yer aldığı sürdürülebilirlik çalışma gruplarıyla fonksiyon bazlı yönetişim modeline geçiş sürecini de başlattı.</p>
<p>Trendyol ayrıca "çift yönlü önceliklendirme yaklaşımı" ile tüm paydaşlarının görüşlerini toplayarak çevresel ve sosyal alanda öne çıkan 20 öncelikli konu ile 108 etki, risk ve fırsatı bu yıl odaklı tablolara dönüştürerek sistematik biçimde paylaştı.</p>
<p>Şirketin böylece çevresel ve toplumsal etkilerinin yanı sıra sürdürülebilirlikle bağlantılı finansal risk ve fırsatlarını da değerlendirdiği belirtildi.</p>
<p>Rapora göre, Trendyol 2030'a kadar tüm lokasyonlarında sertifikalı yenilenebilir elektrik kullanımına geçmeyi ve Trendyol Collection ürünlerinin yüzde 20'sini sertifikalı ve patentli sürdürülebilir malzemelerden üretmeyi hedefliyor.</p>
<p>İnsan odağında ise 2030'a kadar 50 bin kişinin dijital ve ekonomik güçlenmesini desteklemek ve 5 bin nitelikli e-ticaret uzmanı yetiştirmek öncelikli hedefler arasında yer alıyor.</p>
<p>Trendyol, uzun vadeli iklim taahhütleri doğrultusunda 2040'a kadar operasyonlarında, 2050'ye kadar ise değer zincirinin tamamında karbon nötr olmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>"Trendyol, KOBİ'lerin dijital ekonomiye katılımını destekliyor"</strong></p>
<p>Şirketin, 36 ülkede faaliyet gösteren, 40 milyonu aşkın aktif müşteriye ve yüzde 95'inden fazlasını KOBİ'lerin oluşturduğu 250 bini aşkın iş ortağına ulaşarak, büyümesini geniş bir ekonomik ekosistemle paylaşmayı sürdürdüğü vurgulandı.</p>
<p>Açıklamaya göre Trendyol, teknoloji ve e-ticaret altyapısıyla yerel üreticilerin, KOBİ'lerin ve girişimcilerin dijital ekonomiye katılımını kolaylaştırırken, iş ortaklarının yeni pazarlara ve uluslararası müşterilere ulaşmasına katkı sağlamayı sürdürüyor.</p>
<p>Piyasa bazlı Kapsam 2 emisyonlarını bir önceki yıla göre yüzde 58 azaltan şirketin, enerji verimliliği projeleriyle 828 bin 795 kilovatsaat (kWh) elektrik, 74 bin 916 standart metreküp doğal gaz ve 8 bin 802 metreküp su tasarrufu gerçekleştirdiği ifade edildi.</p>
<p>Lojistik operasyonlarında hayata geçirilen verimlilik uygulamalarıyla 500 bin kilometreden fazla yol tasarrufu sağlandı. Ambalaj alanında kargo poşetlerinin tamamı geri dönüştürülebilir malzemelerden üretilirken, poşetlerde yüzde 50 geri dönüştürülmüş malzeme kullanılmaya devam edildi.</p>
<p>Rapora göre, Dolap aracılığıyla 14 milyondan fazla ikinci el ürün yeniden dolaşıma kazandırılarak ürünlerin kullanım ömrünün uzatılmasına da katkı sağlandı. Trendyol Care etiketli ürünlerin sayısı ise 749 bini aştı.</p>
<p><strong>"Trendyol sürdürülebilirlik çalışmalarını iş süreçlerine entegre ediyor"</strong></p>
<p>Trendyol Grubu CEO Erdem İnan, kuruldukları günden bu yana büyümeyi hiçbir zaman yalnızca kendi ölçeklerinin büyümesi olarak görmediklerini belirtti.</p>
<p>İnan, şirket için büyümenin, birlikte değer yaratmak, ekosistemde yer alan herkes için yeni fırsatlar oluşturmak ve bu değerin mümkün olduğunca geniş bir alana yayılmasını sağlamak anlamına geldiğini kaydetti.</p>
<p>Trendyol'un 2025'te sürdürülebilirliği tüm organizasyonun ortak gündemi haline getirme yolunda önemli adımlar attığını vurgulayan İnan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Önceliklerimizi yeniden değerlendirirken, çevresel ve toplumsal etkilerimizi daha sistematik biçimde yönetmeye odaklandık. Bu raporda yalnızca ilerlediğimiz alanları değil, gelişim fırsatı gördüğümüz noktaları da şeffaf biçimde paylaşıyoruz. Önümüzdeki dönemde de önceliğimiz, büyümemizi çevresel etkilerimizi azaltan, daha fazla insan için fırsat yaratan ve ekosistemimizin gelişimini destekleyen bir anlayışla sürdürmektir. Sürdürülebilirliği iş yapış biçimimizin ayrılmaz bir parçası haline getirerek, tüm paydaşlarımızla uzun vadeli ve kalıcı değer yaratmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/trendyol-4-surdurulebilirlik-raporunu-yayimladi-91353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/trendyol.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik raporu hakkında açıklama yapan Trendyol CEO&#039;su Erdem İnan, &quot;Önceliklerimizi yeniden değerlendirirken, çevresel ve toplumsal etkilerimizi daha sistematik biçimde yönetmeye odaklandık. Bu raporda yalnızca ilerlediğimiz alanları değil, gelişim fırsatı gördüğümüz noktaları da şeffaf biçimde paylaşıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thyden-3-ceyrekte-929-milyon-dolar-esas-faaliyet-kari-91352</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY&#039;den 3. çeyrekte 929 milyon dolar esas faaliyet kârı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) 2026'nın 3. çeyreğine ait finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamada, küresel ölçekte artan jeopolitik gerilimler ve enerji maliyetlerindeki artışın ivmelendirdiği küresel enflasyonun, yılın üçüncü çeyreğinde havacılık sektörünün faaliyet ortamını zorlaştırmaya devam ettiği belirtildi.</p>
<p>THY'nin jet yakıtı maliyetinin yılın başından bu yana yüzde 118 arttığı kaydedilen açıklamada, yakıt hariç maliyetler üzerindeki enflasyon etkisinin de ilave baskı oluşturduğu ifade edildi.</p>
<p>Orta Doğu'da devam eden savaşın talep ve operasyonel faaliyet ortamındaki yansımaları nedeniyle şirketin, 2026 için hedeflediği yıllık yüzde 10'luk yolcu kapasitesi büyümesi beklentisini aşağı yönlü revize etmek durumunda kaldığı belirtilen açıklamada, üçüncü çeyrekte yüzde 3,2 kapasite artışı gerçekleştirildiği bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, THY'nin bu zorlu faaliyet ortamında esnek iş modeli, geniş uçuş ağı ve çevik kapasite yönetimi sayesinde olumsuz koşulların etkisini sınırlandırmaya gayret ettiği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, kapasitenin talep dinamiklerinin güçlü olduğu pazarlara yönlendirilmesi sayesinde şirketin, Avrupa'nın en fazla uçuş gerçekleştiren ağ taşıyıcısı konumunu koruduğu, üçüncü çeyrekte yolcu sayısını ve doluluk oranını artırdığı kaydedildi.</p>
<p>Başta Asya olmak üzere Avrupa ve Türkiye pazarlarından gelen güçlü talep sayesinde, temmuz-eylül döneminde yolcu doluluk oranının yıllık bazda 1,5 puan artarak yüzde 87,1'e yükseldiği aktarılan açıklamada, aynı dönemde yolcu sayısının yüzde 4,7 artışla 28,5 milyona ulaştığı ifade edildi.</p>
<p>2026 yılının 3. çeyreğinde Orta Doğu’daki savaşın neden olduğu zorlu faaliyet ortamına işaret edilen açıklamada, "Türk Hava Yollarının 929 milyon dolar esas faaliyet karı elde ettiği" bildirildi. ​​​​​​​</p>
<p><strong>Kargo gelirleri yüzde 45,6 arttı</strong></p>
<p>Açıklamada, yolcu ve kargo gelirlerindeki güçlü artışın, yükselen maliyetlerin finansal sonuçlar üzerindeki etkisini kısmen dengelediği ifade edildi.</p>
<p>Üçüncü çeyrekte toplam gelirlerin yıllık bazda yüzde 19,3 artarak 8,3 milyar dolara ulaştığı kaydedildi.</p>
<p>Turkish Cargo'nun güçlü altyapısı ve stratejik coğrafi konumunun katkısıyla taşıdığı kargo hacmini yüzde 7,4 artırdığı belirtilen açıklamada, kargo gelirlerinin de yüzde 45,6 yükselerek 1,2 milyar doları aştığı bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, bununla birlikte, jet yakıtı başta olmak üzere maliyetlerdeki belirgin yükselişin gelirlerdeki artışın üzerinde gerçekleşmesinin operasyonel karlılığı olumsuz etkilediği belirtildi.</p>
<p>THY'nin bu etkiyi sınırlamak amacıyla verimlilik artırıcı projelere odaklandığı, yatırım planlarını ise seçici bir şekilde gözden geçirdiği kaydedildi.</p>
<p><strong>Dokuz ayda 4,6 milyar dolarlık yatırım</strong></p>
<p>Açıklamada, alınan tedbirlerin katkısıyla yılın dokuz ayında faiz, amortisman, vergi ve kira öncesi karın (FAVKÖK) 3,7 milyar dolar olarak kaydedildiği bildirildi.</p>
<p>Jet yakıtı fiyatlarındaki keskin yükseliş ve enflasyonist baskılar nedeniyle FAVKÖK marjının, geçen yılın aynı dönemine göre 6,2 puan gerileyerek yüzde 17,6 seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>Şirketin yılın ilk dokuz ayındaki toplam yatırım tutarının 4,6 milyar dolar olduğu, konsolide varlıklarının ise 52 milyar doları aştığı kaydedildi.</p>
<p><strong>"Operasyonel verimlilik ve maliyet disiplini odağını koruduk"</strong></p>
<p>THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker, Orta Doğu'da yaşanan savaş ve jet yakıtı fiyatlarındaki yüksek seyrin, üçüncü çeyrekte küresel havacılık sektörü üzerinde önemli baskı oluşturduğunu belirtti.</p>
<p>Şeker, şirketin bu koşullarda değişen talep dinamiklerine uyum sağlamayı sürdürdüğünü kaydederek, "Bu ortamda ortaklığımız, operasyonel verimlilik ve maliyet disiplini odağını korurken zengin uçuş ağının sunduğu fırsatlardan yararlanarak değişen talep koşullarına uyum sağlamayı sürdürdü. Faaliyet ortamındaki zorlukların derinleştiği bir dönemde, 3. çeyreğin her ayında yolcu sayısı ve doluluk oranımızı artırabilmemiz, esnek iş modelimizin ve operasyonel kabiliyetlerimizin gücünü net bir şekilde ortaya koymakta." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Sermaye tahsisinde mevcut konjonktüre uygun hareket ettiklerini belirten Şeker, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Mevcut konjonktür doğrultusunda sermaye tahsisinde seçici bir yaklaşım benimseyerek kaynaklarımızı öncelikli ve değer yaratma potansiyeli yüksek yatırımlara yönlendiriyoruz. Bu çerçevede, güçlü bilançomuzun sağladığı imkanlarla markamıza ve müşteri deneyimine yönelik yatırımlarımızı kesintisiz sürdürürken, APEX ve Skytrax tarafından layık görüldüğümüz ödüller bu alandaki çalışmalarımızın uluslararası düzeyde gördüğü takdirin de altını çizmekte. Operasyonel mükemmeliyet ve küresel bağlantılılığı güçlendirme misyonumuz doğrultusunda insanları ve kültürleri buluşturmaya ve havacılık sektörümüze sürdürülebilir katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thyden-3-ceyrekte-929-milyon-dolar-esas-faaliyet-kari-91352</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/8/1280x720/thy-ve-sunexpress-hava-yollari-dunyanin-en-iyileri-secildi-1789848826.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY&#039;nin yılın 3. çeyreğinde 929 milyon dolar esas faaliyet kârı elde ettiği bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Şeker, &quot;Faaliyet ortamındaki zorlukların derinleştiği bir dönemde, 3. çeyreğin her ayında yolcu sayısı ve doluluk oranımızı artırabilmemiz, esnek iş modelimizin ve operasyonel kabiliyetlerimizin gücünü net bir şekilde ortaya koymakta.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiyenin-nufusu-86-milyon-502-bini-asti-91351</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 11:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye&#039;nin nüfusu 86 milyon 502 bini aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini paylaştı. </p>
<p>Buna göre, 2025 sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın 9 ayında 410 bin 118 kişi arttı. Nüfus, 1 Temmuz-1 Ekim döneminde de 181 bin 684 kişi yükseldi.</p>
<p>Böylece ülke nüfusu, 1 Ekim itibarıyla 86 milyon 502 bin 286 kişiye ulaştı.</p>
<p>Erkek nüfusun oranı yüzde 50,02 (43 milyon 264 bin 337 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,98 (43 milyon 237 bin 949 kişi) olarak kaydedildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiyenin-nufusu-86-milyon-502-bini-asti-91351</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/9/1280x720/nufus-kalabalik-1751662872.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 1 Ekim verilerine göre Türkiye&#039;nin nüfusu 86 milyon 502 bin 286 kişiye yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/penta-teknolojinin-9-aylik-cirosunda-yuzde-26-artis-91349</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Penta Teknoloji&#039;nin 9 aylık cirosunda yüzde 26 artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Penta Teknoloji, 2026'nın ocak-eylül dönemine ait finansal sonuçlarını açıkladı. </p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) da bildirilen sonuçlara göre, söz konusu dönemde şirketin brüt kârı, yüzde 33 artışla 2,1 milyar lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Konsolide cirosu geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26 artarak 28 milyar liraya ulaşan şirket, 301 milyon lira vergi öncesi kâr elde ederken, faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ise yüzde 32 artışla 1,1 milyar lira seviyesine geldi. Bu dönemde şirketin FAVÖK marjı yüzde 3,8 olarak kaydedildi.</p>
<p><strong>"Finansal gücümüzü ve pazar etkimizi artırmaya odaklanacağız"</strong></p>
<p>Penta Teknoloji Genel Müdürü Fatih Erünsal, yılın 9 aylık döneminde değişen pazar koşullarına uygun stratejilerle istikrarlı büyümelerini sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Stratejik önceliklerinin ve iş süreçlerini geliştirmeye yönelik dijital yatırımlarının finansal sonuçlara olumlu yansıdığını aktaran Erünsal, geçen yılın aynı dönemine göre ciro, brüt kâr ve FAVÖK'te büyüme kaydettiklerini ifade etti.</p>
<p>Erünsal, geniş ürün ve hizmet portföyleri, operasyonel yetkinlikleri ve dijitalleşmeyi merkeze alan bütünleşik yönetim yaklaşımlarıyla pazar dinamiklerine hızla uyum sağlarken, teknoloji ekosistemindeki güçlü konumlarını pekiştirmeye devam ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Önümüzdeki son çeyrekte, sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda finansal gücümüzü ve pazar etkimizi artırmaya odaklanacağız. Yapay zeka destekli donanım teknolojileri, merkezi veri yönetimi ve bulut çözümleri başta olmak üzere teknoloji dünyasına yön veren gelişmeleri yakından takip ederek, iş ortaklarımıza değer katan çözümler sunmayı sürdüreceğiz. Verimlilik ve operasyonel mükemmellik odağındaki yatırımlarımızı, insanı merkeze alan kurum kültürümüz ve uzun vadeli iş birliklerimizle destekleyerek, Penta Teknoloji'nin büyümesine ve Türkiye'nin dijital dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/penta-teknolojinin-9-aylik-cirosunda-yuzde-26-artis-91349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/fatih-erunsal-1793780240.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Penta Teknoloji&#039;nin 9 aylık cirosunun yüzde 26 artarak 28 milyar liraya ulaştığı açıklandı. Genel Müdür Fatih Erünsal, &quot;Önümüzdeki son çeyrekte, sürdürülebilir büyüme hedefimiz doğrultusunda finansal gücümüzü ve pazar etkimizi artırmaya odaklanacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-fon-tasfiyeleri-ve-reel-sektor-analizi-91346</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 10:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan &#039;Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör&#039; analizi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Yapısal Ekonomik Araştırmalar Genel Müdürlüğünde Müdür Kadir Gürci ve Genel Müdür Ünal Seven tarafından hazırlanan "Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?" başlıklı analiz bankanın blog sayfası Merkezin Güncesi'nde yayımlandı.</p>
<p>Analizde, "Fon piyasasındaki gelişmeler, reel sektörü farklı kanallar üzerinden etkileyebilir. Firmaların fonlarda kalan kaynaklarına erişememesi ve bunun tedarik ilişkilerine yansımasının yanı sıra, finansal varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da firmaların ve hane halklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici olabilir" ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Bu kanalların izlenmesinin parasal aktarım mekanizmasının işleyişini ve finansal istikrara ilişkin riskleri değerlendirmek açısından önem taşıdığı belirtilen analizde 15 Eylül 2026 itibarıyla yaklaşık 3 bin reel sektör firmasının tasfiye kapsamındaki fonlarda toplam 116 milyar lira tutarında yatırımı bulunduğu ifade edildi.</p>
<p>Analizde, bu tutarın 57 milyar lirasının, yani yaklaşık yarısının, para piyasası fonlarında, kalan kısmının ise hisse senedi fonları ve diğer fon türlerinde yer aldığı bildirildi.</p>
<p>Bu firmaların sektörel dağılımında ise belirgin bir yoğunlaşma görülmediği vurgulanan analizde, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Bu firmalar reel sektörün toplam aktiflerinin yaklaşık yüzde 1,2’sini, istihdamının yüzde 0,6’sını, cirosunun yüzde 0,9’unu, ihracatının yüzde 1,1’ini ve ticari kredi bakiyesinin yüzde 0,9’unu oluşturuyor. Ancak fon yatırımlarının önemi, özellikle kısa vadeli riskler bakımından, her firma için aynı değil. Bu nedenle, her firmanın ilgili fonlardaki yatırım tutarını son yıl bilançosundaki dönen varlıklarına bölerek bir maruziyet oranı hesaplıyor ve firmaları bu orana göre üç grupta değerlendiriyoruz. Buna göre, yüksek maruziyet grubundaki firmalar istihdamın ve cironun on binde 3’ünü oluşturuyor. Diğer bir ifadeyle, fon maruziyeti yüksek firmaların ekonomideki ağırlığı görece düşük. Ayrıca, bu firmaların toplam ticari kredilerdeki payı da on binde 2 gibi oldukça düşük bir seviyede. Toplam satışları içinde tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların payı yüzde 5’in üzerinde olan tedarikçiler, ekonomideki toplam istihdamın yüzde 1,2’sini, cironun ise yüzde 1,5’ini oluşturuyor"</p>
<p><strong>Fonlarda yatırımı bulunan firmaların krediye erişiminin devam ettiği görülüyor</strong></p>
<p>Analizde, tasfiye süreci nedeniyle özellikle kısa vadeli yükümlülüklerin karşılanmasında yaşanabilecek güçlüklerin firmaların işletme sermayesi ihtiyacını artırabildiği belirtildi.</p>
<p>Bu nedenle krediye erişimin hem bu firmalar hem de finansal istikrar açısından önem taşıdığı bildirilen analizde, haftalık verilere göre bu firmaların kullandığı kısa vadeli TL kredilerin toplam kısa vadeli TL kredi kullanımları içindeki payının arttığına dikkat çekildi.</p>
<p>Analizde, diğer bir ifadeyle, fonlarda yatırımı bulunan firmaların krediye erişiminin devam ettiğinin görüldüğü ifade edildi.</p>
<p>TCMB'nin 1 Ekim 2026 tarihinde makrofinansal istikrarı ve bankaların likidite yönetimini desteklemek amacıyla yaptığı değişikliklerin de bu görünümde etkili olduğunun değerlendirildiği vurgulanan analizde, şu ifadeler yer aldı:</p>
<p>"Özetle, analizlerimiz olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlarda yatırımı bulunan firmaların ve bu firmaların tedarikçilerinin ekonomideki ağırlığını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, bu bulgular söz konusu firmaların karşılaştığı likidite güçlüklerinin önemini azaltmadığı gibi, fon piyasasındaki gelişmelerin reel sektör üzerindeki toplam etkisine ilişkin bir sonuç da sunmuyor. Varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da tüketim, yatırım ve üretim kararlarını etkileyebilir. TCMB’nin bankaların likidite yönetimini destekleyen adımları ile KOBİ ve özel sektör tahvili ihraççılarının finansmana erişimini destekleyen düzenlemeleri olası risklerin sınırlanmasına yardımcı olurken tasfiye sürecinde sağlanabilecek ilerleme de bu etkilerin hafiflemesine katkı sağlayabilir. Analizlere, tasfiye kapsamındaki fonlarda 15 Eylül 2026 itibarıyla 1 milyon lira ve üzerinde yatırım bakiyesi bulunan firmalar dahil edildi. Bu eşiğin altındaki yatırımlar da hesaba katıldığında toplam yatırım tutarı 116,2 milyar liraya, firma sayısı ise 4 bin 500’e ulaşıyor."</p>
<p>Analizde, bu firmaların tasfiye kapsamındaki fonlarda bulunan yatırımlarının reel sektörün toplam aktiflerine oranının yaklaşık on binde dokuz olduğu belirtildi.</p>
<p>Firmaların aktif büyüklüğü için 2025 yıl sonu verilerinin, diğer göstergeler için ise en güncel verilerin kullanıldığı ifade edilen analizde, "İstihdam verileri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'na göre 4A kapsamındaki (iş sözleşmesiyle) ücretli çalışanları kapsıyor. Maruziyet düzeyleri, oranın yüzde 10 ve altında olması durumunda düşük, yüzde 10 ile yüzde 50 arasında orta, yüzde 50’nin üzerinde ise yüksek olarak tanımlandı. Bu firmaların ortalama kredi maliyetleri diğer firmalardan bir miktar yüksek olsa da istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığını hesaplıyoruz." ifadelerine yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-fon-tasfiyeleri-ve-reel-sektor-analizi-91346</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın &quot;Fon Tasfiyeleri ve Reel Sektör: Firma Verileri Ne Söylüyor?&quot; başlıklı analizinde, &quot;Fon piyasasındaki gelişmeler, reel sektörü farklı kanallar üzerinden etkileyebilir. Firmaların fonlarda kalan kaynaklarına erişememesi ve bunun tedarik ilişkilerine yansımasının yanı sıra, finansal varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da firmaların ve hane halklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici olabilir.&quot; denildi. Analizde ayrıca, &quot;Firmaların fonlarda kalan kaynaklarına erişememesi ve bunun tedarik ilişkilerine yansımasının yanı sıra finansal varlık fiyatlarındaki düşüşler, finansal koşullardaki sıkılaşma ve güvendeki zayıflama da firmaların ve hane halklarının harcama, yatırım ve finansman kararlarında belirleyici olabilir.&quot; ifadelerine yer verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kgkden-finansal-tablo-ornekleri-ve-kullanim-rehberi-91345</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KGK&#039;den &#039;Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"Türkiye Finansal Raporlama Standartları"ndaki (TFRS) değişiklikleri yansıtmak amacıyla Türk Ticaret Kanunu ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK) ilgili mevzuatı kapsamında hazırlanan "Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi" yayımlandı.</p>
<p>KGK'nin konuya ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre rehber, finansal tablolarını TFRS kapsamında düzenleyen işletmelerin finansal bilgilerini gerçeğe uygun sunmalarını, bu bilgilerin ihtiyaca uygunluğunu, karşılaştırılabilirliğini, doğrulanabilirliğini ve anlaşılabilirliğini artırmayı, tabloların yeknesaklığını sağlamayı ve denetimini kolaylaştırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu ile KGK'nin ilgili mevzuatı uyarınca "TFRS 18 Finansal Tablolarda Sunum ve Açıklama" kapsamında söz konusu raporlama standartlarında oluşan değişiklikleri yansıtmak amacıyla Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi yayımlandı.</p>
<p>Rehber, 1 Ocak 2027'de veya sonrasında başlayan hesap dönemlerinde uygulanmak üzere yürürlüğe girecek. Bununla birlikte TFRS 18'i erken uygulamayı tercih eden işletmeler de ilgili hesap dönemlerinde bu standardı uygulayabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kgkden-finansal-tablo-ornekleri-ve-kullanim-rehberi-91345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KGK ilgili mevzuatı kapsamında hazırlanan &quot;Finansal Tablo Örnekleri ve Kullanım Rehberi&quot; Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31in-basarisi-somut-planlar-ve-harekete-gecen-sermaye-ile-olculecek-91287</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘COP31’in başarısı, somut planlar ve harekete geçen sermaye ile ölçülecek’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Birleşik Krallık Büyükelçisi Jennifer Anderson’a göre COP31’in başarısını yeni iklim taahhütlerinin sayısı belirlemeyecek. Asıl ölçüt, Antalya’dan çıkacak kararların temiz enerji yatırımlarına, finansmana ve somut uygulama planlarına dönüşmesi olacak. Türkiye’nin Küresel Kuzey ile Küresel Güney arasında önemli bir köprü rolü üstlenebileceğini vurgulayan Anderson, iki ülke arasında deniz üstü rüzgâr enerjisinden küçük modüler reaktörlere, elektrik şebekelerinden yeşil finansmana uzanan yeni bir iş birliği alanına dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>İklim diplomasisinin en zor sınavlarından biri, verilen sözlerle gerçekleşen yatırımlar arasındaki mesafeyi kapatmak. Paris Anlaşması’nın üzerinden geçen yıllar boyunca ülkeler hedeflerini açıkladı, emisyon azaltım takvimleri oluşturdu, finansman vaatlerinde bulundu. Ancak iklim krizinin hızı ile ekonomik dönüşümün hızı arasındaki fark kapanmış değil.</p>
<p>Jeopolitik gerilimler, fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar, enerji güvenliği kaygıları ve giderek ağırlaşan iklim felaketleri, hükümetleri zor tercihlerle karşı karşıya bırakıyor. İklim politikaları artık, ekonomi politikalarının, sanayi stratejilerinin ve ulusal güvenlik tartışmalarının tam merkezinde yer alıyor. 9-20 Kasım tarihlerinde Antalya düzenlenecek olan COP31 de böyle bir döneme denk geliyor. Böyle bir dönemde Antalya’nın önünde önemli bir fırsat var: İklim müzakerelerini yeni vaatlerin ötesine taşıyarak yatırım ve uygulama gündemine dönüştürmek. Birleşik Krallık’ın Türkiye Büyükelçisi Jennifer Anderson ile COP31 öncesinde yaptığımız söyleşide en çok bu konu öne çıkıyor.</p>
<p>COP26’ya ev sahipliği yapan Birleşik Krallık’ın deneyiminden hareketle Anderson, başarının ölçüsünü oldukça net tanımlıyor: Ülkelerin Antalya’dan kaç yeni taahhütle ayrıldığına değil, bu taahhütleri hayata geçirecek ne kadar somut plan geliştirdiğine bakmak gerekiyor.</p>
<p>Anderson’ın değerlendirmelerinde Türkiye açısından özellikle dikkat çekici iki başlık var. İlki, Türkiye’nin farklı ekonomik ve siyasi bloklar arasında uzlaşı sağlayabilecek konumu. İkincisi ise Londra’nın finansal kapasitesi ile Türkiye’nin üretim gücünü buluşturabilecek yatırım fırsatları.</p>
<p>Anderson’ın bu sözleri, Antalya’da yapılacak tartışmaların ekonomik karşılığını da ortaya koyuyor: “Bu dönüşümün ön saflarında yer alan ülkeler ve şirketler; yatırım çekmek, nitelikli istihdam yaratmak ve küresel pazarlarda başarıyla rekabet etmek açısından en avantajlı konumda olacak.”</p>
<p>COP31’e günler kala Birleşik Krallık’ın Antalya’dan beklentilerini, iklim finansmanında özel sermayenin rolünü ve Türkiye ile gelişebilecek yeni ekonomik ortaklıkları Jennifer Anderson ile konuştuk:</p>
<p><strong>Fosil yakıt şokları karşısında çözüm temiz enerji ve dayanıklılık</strong><br /> <br />“COP31 zorlu bir ortamda gerçekleşiyor. Bugün, Körfez’deki çatışma nedeniyle beş yıldan kısa bir süre içinde ikinci büyük fosil yakıt şokuyla karşı karşıyayız. Bunun ulusal güvenliğimiz, ekonomilerimiz ve kamu maliyemiz üzerinde ciddi etkileri var. Türkiye’de de aşırı hava olaylarının etkilerini şimdiden görüyoruz. İstanbul’daki sel felaketinde yaşanan can kayıplarından dolayı en içten başsağlığı dileklerimi iletmek isterim. Bu nedenle COP31’den beklentimiz açık: Kararlı ve ortak bir yaklaşım görmemiz gerekiyor. Gerçek şu ki güvenliğimizi ve refahımızı kalıcı olarak korumanın tek yolu, temiz enerjiye geçişi hızlandırmak ve aşırı hava olaylarının daha sık yaşandığı bir dünyada dayanıklılığı sistemli biçimde güçlendirmek.<br />Birleşik Krallık açısından başarı, yeni taahhütlerin sayısıyla değil; ülkelerin Antalya’dan Paris Anlaşması’nın hedeflerine bağlılıklarını yenileyerek ve temiz enerjiye geçişi hızlandırmak, doğayı korumak, finansman sağlamak ve dayanıklılığı güçlendirmek için somut planlar geliştirerek ayrılıp ayrılmadıklarıyla ölçülecek.”<br /> <br /><strong>Türkiye ile yeşil dönüşümü hızlandıracağız</strong><br /> <br />“Birleşik Krallık olarak COP26 Başkanlığımız da dâhil olmak üzere, uluslararası iklim liderliği alanındaki çalışmalarımızla gurur duyuyoruz. Başbakanımızın, üst düzey bakanlarımız ile İklim ve Doğa Özel Temsilcilerimizden oluşan güçlü bir heyetle birlikte COP31’e katılacak olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Heyetimiz, temiz enerjiye geçiş, elektrifikasyonun hızlandırılması, doğanın korunması, finansmanın harekete geçirilmesi ve dayanıklılığın güçlendirilmesi konularında bir dizi açıklama yapacak ve somut taahhütlerde bulunacak.</p>
<p>Dışişleri Bakanımızın geçen ay New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda da belirttiği gibi, Birleşik Krallık, ortak iklim hedeflerimiz doğrultusunda başta Türkiye olmak üzere diğer ülkelerle çalışmak için geniş büyükelçilik ağından ve uzmanlığından yararlanmaya devam edecek. Electrify Now kampanyası gibi ortak girişimlerle hem bu önceliklerde hem de metan ve diğer CO2 dışı gazlar, yeşil sanayileşme ve gıda güvenliği gibi önemli konulardaki ilerlemeleri hızlandırmak istiyoruz.”</p>
<p><strong>“Türk ve Britanyalı şirketlere mesajım, yeşil dönüşümü bir fırsat olarak görmeleri”</strong></p>
<p>“Yeşil dönüşümün iklim kadar rekabet gücüyle de ilgili olduğuna kesinlikle katılıyorum. Günümüzde en hızlı büyüyen sektörlerin birçoğu temiz enerji ve düşük karbonlu teknolojiler alanında yer alıyor. Şirketlerin, enerji güvenliği ile rekabet gücünün birbirini tamamladığını giderek daha iyi gördüğünü düşünüyorum. Son dönemde yaşanan jeopolitik şoklardan çıkarılabilecek en önemli derslerden biri, ithal fosil yakıtlara yüksek bağımlılığın ekonomileri ve şirketleri fiyat dalgalanmalarına ve tedarik kesintilerine açık hâle getirebildiği. Temiz enerjinin yaygınlaştırılması, verimliliğin artırılması ve sanayi süreçlerinin elektrifikasyonu, şirketlerin bu belirsizlikten korunmasına yardımcı olabilir. Dolayısıyla Türk ve Britanyalı şirketlere mesajım, yeşil dönüşümü yalnızca bir zorluk olarak değil, değerlendirilmesi gereken bir fırsat olarak görmeleri olur. Bu dönüşümün ön saflarında yer alan ülkeler ve şirketler; yatırım çekmek, nitelikli istihdam yaratmak ve küresel pazarlarda başarıyla rekabet etmek açısından en avantajlı konumda olacak.”<br /> <br /><strong>Türkiye’nin üretim gücü, Londra’nın finansmanı</strong></p>
<p>Türkiye, güçlü üretim altyapısını ve önemli yenilenebilir enerji kaynaklarını, bölgesel tedarik zincirleriyle köklü bağlarıyla bir araya getiriyor. Bu özellikler, Birleşik Krallık’ın temiz enerji, ileri mühendislik, inovasyon ve finansal hizmetlerdeki güçlü yönlerini tamamlıyor. Birlikte istihdam yaratabilir, enerji güvenliğini güçlendirebilir ve sürdürülebilir büyümeye ivme kazandırabiliriz. Temiz elektrik, ortaklığımızın hâlihazırda önemli bir boyutunu oluşturuyor. Birleşik Krallık, bugün 16 GW’ı aşan kurulu kapasitesi ve 2030 yılına kadar 50 GW’a kadar ulaşma hedefiyle dünyanın önde gelen deniz üstü rüzgâr enerjisi sektörlerinden birini geliştirdi. Türkiye’nin de benzer şekilde iddialı hedefleri var. Bu nedenle deniz üstü rüzgâr enerjisi, elektrik şebekeleri ve modern elektrik sistemlerindeki iş birliği fırsatlarının çok açık olduğunu düşünüyorum. Türkiye, Orta Asya, Güney Kafkasya ve Avrupa arasında bir köprü olarak konumunu güçlendirdikçe bölgesel enerji koridorları alanındaki fırsatlar da artıyor. Birleşik Krallık; elektrik enterkonneksiyonları, yüksek gerilim doğru akım (HVDC) iletimi, şebeke entegrasyonu, proje geliştirme ve finansman konularındaki uzmanlığıyla katkı sunabilecek güçlü bir konumda. Ayrıca küçük modüler reaktörler de dâhil olmak üzere sivil nükleer enerji alanında da güçlü bir potansiyel görüyorum. Birleşik Krallık; mühendislik, düzenleyici çerçeve, nitelikli iş gücü ve uzmanlık gerektiren hizmetlerdeki birikimiyle Türkiye’nin üretim, inşaat ve büyük ölçekli projeleri hayata geçirme konularındaki güçlü kapasitesini tamamlayabilir. Tüm bu alanlarda finansman kritik bir rol oynayacak. Daha önce de belirttiğim gibi, Londra’nın finans alanındaki uzmanlığı, yeşil sukuk gibi yenilikçi finansman mekanizmaları aracılığıyla da özel sermayenin harekete geçirilmesine katkı sağlayabilir. Bir G20 ekonomisi olan ve farklı bölgelerle köklü bağları bulunan Türkiye, farklı bakış açılarına ve önceliklere sahip ülkeleri bir araya getirmek için çok özel bir konumda. İçinde bulunduğumuz koşullarda, Türkiye gibi diyaloğu teşvik edebilen, güven inşa edebilen ve ortak zemin bulabilen ülkelerin üstleneceği rol özellikle önemli. Birleşik Krallık olarak Türkiye’nin “diyalog, uzlaşı ve eylem” eksenindeki iş birliğine dayalı yaklaşımına büyük değer veriyoruz. Antalya’da ve sonrasında Türkiye ile yakın iş birliğimizi sürdürmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.”<br /> <br /><span style="color: #e03e2d;"><strong>“İklim finansmanında 1,3 trilyon dolarlık hedef"</strong></span></p>
<p>“Yeni Kolektif Sayısallaştırılmış Hedef (NCQG), önümüzdeki on yıl için yol gösterici bir çerçeve sunuyor. İklim finansmanını yıllık en az 1,3 trilyon dolara çıkarma yönündeki daha geniş çabanın bir parçası olarak, 2035 yılına kadar gelişmekte olan ülkelere yılda en az 300 milyar dolar kamu kaynaklı iklim finansmanı sağlanmasını öngörüyor. Birleşik Krallık’ın sağladığı kaynaklar da dâhil olmak üzere kamu finansmanı vazgeçilmez olmaya devam edecek. Ancak çok daha büyük ölçekli özel yatırımların önünü açmak için bu kaynakları stratejik biçimde kullanmamız gerekiyor. Türkiye gibi yükselen ekonomiler için önceliğin, bu yatırımların önünü açacak koşulları oluşturmak olduğuna inanıyorum. Bu da finansman sağlamaya elverişli projelerden oluşan daha güçlü bir portföy geliştirmek; karma finansman, garantiler, öz sermaye, borç finansmanı ve sigorta araçlarından yararlanarak özel yatırımcıların tek başlarına destekleyemeyecekleri projelere katılmalarını kolaylaştırmak anlamına geliyor. Birleşik Krallık, iklim finansmanı sağlama konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Bu yılın başında, önümüzdeki üç yıl için yaklaşık 6 milyar sterlinlik Uluslararası İklim Finansmanı sağlayacağımızı açıkladık. Bunun yanı sıra, resmî kalkınma yardımı (ODA) kapsamında olmayan, iklim ve doğa açısından olumlu etkiler sağlayan 6,7 milyar sterlinlik Birleşik Krallık destekli kamu yatırımı açıkladık. Ayrıca özel sektörden milyarlarca sterlinlik ilave kaynağı harekete geçirmeyi hedefliyoruz. Londra bu çabada önemli bir rol oynayacak. Küresel bir sürdürülebilir finans merkezi olan Londra, uluslararası sermayeyi yükselen piyasalardaki yatırım fırsatlarıyla buluşturabilecek köklü bir uzmanlığa sahip. Birleşik Krallık’ın yaklaşımı da özellikle bu güçlü yönlerden yararlanacak şekilde tasarlandı. Bu uzmanlığı, hedefe yönelik kamu finansmanı ve ülkelerin kendi öncülüklerinde oluşturduğu güçlü yatırım ortamlarıyla birleştirerek, ülkelerin iklim dönüşümlerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duyduğu ölçekte sermayeyi harekete geçirmeye katkıda bulunabiliriz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31in-basarisi-somut-planlar-ve-harekete-gecen-sermaye-ile-olculecek-91287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/7/1280x720/jennifer-anderson-1793771575.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘COP31’in başarısı, somut planlar ve harekete geçen sermaye ile ölçülecek’ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslegimizin-temelinde-etik-imzamizin-arkasinda-guven-var-91286</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mesleğimizin gücü, bilgi ve deneyimimizi dürüstlük, tarafsızlık ve kamu yararı anlayışıyla kullanmamızdan geliyor. Mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven vardır. </strong></p>
<p>Bir işletmenin mali tablolarına baktığımızda rakamların bize doğruyu söylemesini bekleriz. İşletme sahibi de yatırımcı da kredi veren de kamu idaresi de kararlarını bu bilgilere dayanarak alır. Bu nedenle mesleğimizi icra ederken hazırladığımız her kaydın, raporun ve değerlendirmenin başkalarının kararlarını etkilediğini bilerek hareket ederiz. Yaptığımız işe duyulan güven, beraberinde önemli bir sorumluluk getirir.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Dünya Etik Günü’nü kutladık. Bu vesileyle etik değerlerin hayatımızdaki ve mesleğimizdeki yeri üzerine bir kez daha düşünme fırsatı bulduk. Günlük iş yoğunluğumuz içinde çoğu zaman uygulamanın teknik tarafına odaklanıyoruz. Oysa bilgimizi hangi amaçla kullandığımız, bir çıkar çatışması karşısında nasıl davrandığımız ve kararlarımızın sonuçlarını ne ölçüde gözettiğimiz de yaptığımız işin niteliğini belirliyor.</p>
<p>Etik, ahlaktan farklı olarak ahlaki kabulleri de sorgulamayı, değerler üzerinde düşünmeyi, karşılaştığımız durumlarda doğru davranışın ne olduğunu ve neden doğru olduğunu değerlendirmeyi gerektirir.</p>
<p>Meslek hayatında doğru davranabilmek için mesleki bilgimizi dürüstlük ve etik değerlere bağlılıkla birleştirmemiz gerekir. Etik değerleri içselleştirmek, kimsenin bizi denetlemediği zamanlarda da doğru olanı yapabilmektir. Kararlarımızın başkaları üzerindeki etkisini gözetmek ve gerektiğinde sorumluluk üstlenmek, etik bağlılığın günlük hayattaki karşılığıdır.</p>
<p>Mali müşavirlik ve denetim gibi güvene dayalı mesleklerde bu bağlılık özel bir önem taşır. Teknik bilgi, doğru ve güvenilir verileri üretmek için işimizi yapmamızı sağlar. Dürüstlük, tarafsızlık, mesleki yeterlilik ve özen, sır saklama ve mesleğe uygun davranış ilkeleri ise bu bilgiyi nasıl kullanacağımıza yön verir. Mesleğimizin toplum nezdindeki saygınlığı, sunduğumuz hizmette bu ilkelerin ne ölçüde karşılık bulduğuna dayanır.</p>
<p>Bugün teknolojik gelişmeler, mesleki bilgi ve deneyimimizi kullanabileceğimiz yeni olanaklar sunuyor. Özellikle yapay zekâ, bilgiye erişim, veri analizi, belge inceleme ve raporlama gibi alanlarda mesleki çalışmalarımızı destekleyebilecek önemli araçlar arasında yer alıyor.</p>
<p>Bu olanaklar, işletmelerin ihtiyaçlarını daha kapsamlı değerlendirmemize, riskleri daha erken fark etmemize ve karar süreçlerine daha fazla katkı sunmamıza yardımcı olabilir. Ancak bu araçlardan yararlanırken etik ilkelerimizin uygulamadaki karşılığını da düşünmeliyiz. Çünkü yapay zekâ uygulamaları, eksik veya güncelliğini kaybetmiş bilgileri ikna edici bir dille sunabilir. Üretilen bilgileri mesleki bilgi ve deneyimimizle değerlendirmek, doğruluğunu kontrol etmek ve bize emanet edilen bilgilerin gizliliğini korumak, bu ilkelerin günlük çalışmalarımızdaki somut karşılıklarıdır. Kullandığımız teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, mesleki özen ve sorumluluk anlayışımız çalışmalarımıza yön vermeye devam ediyor.</p>
<p>TÜRMOB olarak eğitim ve farkındalık çalışmalarımızla meslek mensuplarımızın bu dönüşüme hazırlanmasını, yapay zekânın sunduğu fırsatları ve taşıdığı riskleri birlikte değerlendirebilmesini desteklemeye önem veriyoruz.</p>
<p>Teknoloji çalışma biçimlerimizi değiştirirken etik değerlerimiz mesleğimize yön vermeyi sürdürüyor. Çünkü mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven vardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslegimizin-temelinde-etik-imzamizin-arkasinda-guven-var-91286</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mesleğimizin temelinde etik, imzamızın arkasında güven var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/schengen-kabusu-acil-cozum-bekliyor-91284</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Schengen kâbusu acil çözüm bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Avrupa Birliği'nin Schengen kurallarını Tır sürücüleri ile turistleri aynı kategoride değerlendirerek uygulaması, Türk lojistik sektöründe büyük bir krize ve sınır kapılarında beklemeler nedeniyle eylemlere yol açarken, Bulgaristan Kapıkule’deki yoğunluğu azaltmak adına Türk TIR şoförlerine 15 gün süreyle denetim uygulamayacağını duyurmuştu. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, EKONOMİ’ye yaptığı değerlendirmede Bulgaristan'ın denetim yapmamasının yeterli olmadığına dikkat çekerek, “Bulgaristan'dan geçiyorsun, Hırvatistan, Almanya, İtalya denetliyor. O bakımdan bizim buradaki beklentimiz; Avrupa Birliği’nin bu sisteme bir tarih koyması, geriye dönük kontrolleri yapmamasını bize sağlaması. Yani ‘1 Ekim'den itibaren geriye dönük hiçbir zaman aşımını dikkate almayacağım, 1 Ekim'den itibaren 90 günlük süreyi baz alacağım’ diye böyle bir uygulama yapması lazım” dedi. Aras, İtalya'nın, Almanya'nın, Hırvatistan'ın Türkiye’ye ve ardındaki ülkelere sattığı yükü de Türk tırlarının taşıdığına vurgu yaparak, mevcut uygulamanın Avrupalı üreticilere de zarar verdiğini söyledi.</p>
<h2>Vize sistemi acilen değişmeli </h2>
<p>Türkiye'den Avrupa'ya taşımacılık yapan yaklaşık 35 bin dolayında Tır sürücüsünün bulunduğuna vurgu yapan ARCLOG Yönetim Kurulu Başkanı Fahrettin Arabacı, mevcut uygulamanın devam etmesi halinde 15 gün içerisinde 20 bin tır şoförünün kalış süresinin dolacağını ifade ederek, “Vize sistemi son 180 günü geriye dönük hesapladığı için yeni bir vize alınsa bile vize hemen kullanılamıyor. Örneğin son 6 ayda 120 gün kalışı bulunan bir şoförün vize başlangıcı 1 ay sonraya erteleniyor. Bu kapsamada 35 bin şoförün 20 bininin süresi 15 gün sonra dolacak. Yabancı nakliyecilerin devreye girmesi durumunda ise ülkemizdeki sanayicileri lojistik maliyetleri yüzde 50'ye yakın artacak ve bu maliyet ihracatçıya yansıyacak” dedi.</p>
<h2>İtalya ve Fransa'da sıkıntı büyük </h2>
<p>İtalya ve Fransa gibi AB ülkeleri içerisinde kabotaj ve dağıtım yapan şoförlerin çoğunun kalış süresinin dolduğuna işaret eden Arabacı, “Bu sürücülerimiz Avusturya, Polonya ve Almanya'daki kontrollerde tespit edilip sınır dışı ediliyor ve bu durumla karşılaşan sürücülerimiz uzun süre vize alamıyorlar” şeklinde konuştu. Polonya veya Almanya menşeli yabancı bir şoförün aylık maliyetinin 4 bin 500 ila 5 bin Euro seviyesinde olduğuna değinen Arabacı, “Yabancı nakliyeci kullanımı ihracat yapan sanayicilerimizin navlun maliyetlerini yüzde 50 artıracak. Bu yükü de ihracatçılarımız üstlenecek” dedi. Bulgaristan makamlarının sağladığı 15 günlük geçici iznin araçların geçişine imkan tanısa da temel kriz çözmediğini kaydeden Arabacı, “Yıllardır uluslararası taşımacılık yapan şoförlerin turist statüsünde değerlendirilmesi yanlıştır. Yapılan uygulama standart bir AB mevzuatı konusunun ötesinde, doğrudan ticaretin önündeki tarife dışı bir engel” dedi.</p>
<h2>Fiilen gizli bir ambargo </h2>
<p>Yük Mühendisliği Birliği (YMB) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Altunkum, Mevcut uygulamaların Türk taşımacılık şirketleri açısından fiilen bir “gizli ambargo” etkisi oluşturduğuna işaret ederek, “Çünkü Avrupa Birliği'nin Türkiye'den satın aldığı sanayi mallarının serbest dolaşımı kabul edilirken, bu malların taşınmasını sağlayan Türk şirketlerinin profesyonel sürücülerine uygulanan kalış süresi sınırlamaları, uluslararası taşıma hizmetlerinin sürekliliğini engelliyor. Resmen ilan edilmiş bir ambargo bulunmamasına rağmen, ortaya çıkan durum Türk taşımacılık şirketlerinin rekabet imkânlarını sınırlarken, Avrupa'daki alıcıları ve sanayi kuruluşlarını da olumsuz etkiliyor. Bu nedenle kalıcı çözümün, AB–Türkiye Gümrük Birliği'nin modernizasyonu kapsamında, uluslararası karayolu taşımacılığı başta olmak üzere hizmet ticaretinin de karşılıklı ve adil koşullarda serbestleştirilmesi yönünde geliştirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Yük mühendisliği tarafında aksama </h2>
<p>Yük mühendisliği gerektiren ağır, uzun, geniş ve yüksek yüklerin taşınmasında ise gecikmelerin etkisinin daha kapsamlı olduğuna işaret eden Altunkum, “Enerji, sanayi ve altyapı yatırımlarında kullanılan büyük ölçekli ekipmanların taşınması, özel mühendislik planlaması, güzergâh izinleri ve birbirine bağlı operasyon takvimleri gerektirdiğinden, sınırdaki gecikmeler yatırım projelerinin tamamlanma sürelerini ve maliyetlerini de olumsuz etkileyebilmektedir” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Avrupa sanayisi de süreçten etkilenebilir</span></h2>
<p>Sınırlarda yaşanan beklemenin birçok tır şoförünü ve firmaları mağdur ettiğini ifade eden Uluslararası TIR ve Ağır Vasıta Şoförleri Derneği Başkanı Sedat Kaplan, “Trieste limanına günde 3 Ro-Ro gemisi iniyor. Bu gemilerde de ortalama 900-1000 Tır var. Her bir Tır sonrasında yapmış olduğu hizmet alımlarıyla ülke ekonomisine önemli katkılar sağlıyor. Bizler sadece Türk malını taşımıyoruz. İtalya’dan Fransa’dan gelen yükleri Türkiye ve bölge ülkelerine götürüyoruz. Avrupa Birliği’nin şoförlerimize yönelik olumsuz tutumu devam ederse ilerleyen dönemlerde kendi sanayilerinde taşımalar da bu süreçten etkilenecek. Balkanlardaki ülkelerin Tır filosunu göz önüne aldığımızda bizler kadar büyük değil. Almanya ve diğer ülkeler baktığınız zaman da navlun maliyetleri yükseliyor. Burada en iyi alternatif olarak yine Türkiye’deki tır şoförleri öne çıkıyor” şeklinde konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">IRU: EES teknik güçlükler ortaya çıkardı</span></h2>
<p>Uluslararası Karayolu Taşımacılığı Birliği (IRU) yaşanan süreçle ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada Schengen vizelerinin verilme biçimi ve kalış süresi sınırlamalarının taşımacılık işletmeleri ile profesyonel sürücüler üzerinde ciddi etkiler oluşturduğuna dikkat çekildi. Birlik, AB'nin yeni Giriş/Çıkış Sistemi'nin (EES) uluslararası taşımacılık yapan profesyonel sürücüler açısından yeni teknik güçlükler ortaya çıkardığını, söz konusu sorunların yalnızca Türkiye ile AB arasındaki taşımacılığı değil, Batı Balkanlar'daki profesyonel sürücüleri de ilgilendirdiği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/schengen-kabusu-acil-cozum-bekliyor-91284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/4/1280x720/tircilar-1793771034.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye ve Avrupa Birliği arasında yaşanan vize krizi ticari boyutta ağır sonuçlar yaratmaya doğru gidiyor. Sektör temsilcileri EKONOMİ’ye yaptığı değerlendirmede mevcut uygulamanın devam etmesi halinde 15 gün içerisinde 20 bin TIR şoförünün kalış süresinin dolacağı ve bu durumun sanayicilerin lojistik maliyetlerini yaklaşık yüzde 50 artıracağını ifade ediyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kamu-ihaleleriyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-91283</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu ihaleleriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu ihaleleri kamu kaynağının kullanılmasını gerektiren alımlar olduğu için kamuoyunun dikkatini çeken alımlardır.</p>
<p>Birey ve kurumların söz konusu ihalelere katılımıyla ilgili olarak veya yapılan ihalelerde meydana mevzuata aykırılıklar ve usulsüzlüklerle ilgili olarak işin ehli olmayan kişilerce bazı teknik terim ve kavramlar yanlış şekilde kullanılmaktadır.</p>
<p>Kamu ihaleleriyle ilgili doğru bilinen yanlışları aşağıda başlıklar halinde irdeleyebiliriz.</p>
<p><strong>1- İhaleler kurumun en üst yöneticisi tarafından onaylanır </strong></p>
<p>YANLIŞ. İhaleler kurumun en üst yöneticisi tarafından değil, 4734 sayılı Kanun’da ihale yetkilisi adı verilen görevli tarafından onaylanır. Kanuna göre, ihale yetkilisi idarenin, ihale ve harcama yapma yetki ve sorumluluğuna sahip görevlilerini ifade eder. Söz konusu kanuna göre, bir görevlinin ihale yetkilisi olabilmesi için harcama yapma yetkisine ve dolayısıyla harcama yetkilisi sıfatına sahip olması gerekmektedir.</p>
<p>Harcama yetkilisi ise 5018 sayılı Kanun’da “Bütçeyle ödenek tahsis edilen her bir harcama biriminin en üst yöneticisi harcama yetkilisi” şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<p>Harcama birimi; kurumların teşkilat yapılarına göre bütçe kanunu veya kararnamesi ile belirlenir. Örneğin, il ve ilçe belediyelerinde her bir müdürlük harcama birimi ve her bir müdürlüğün başındaki kişi ise harcama yetkilisidir. Bu nedenle, söz konusu belediyelerde ihale yetkilisi veya harcama yetkilisi belediye başkanı veya başkan yardımcısı değil, birim müdürleridir. Dolayısıyla, her ne kadar uygulamada ihaleler kurumun en üst yöneticisinin bilgisi dahilinde gerçekleşmekte ise de ihale işlemlerinde meydana gelen yanlışlık ve usulsüzlüklerden doğrudan üst yönetici değil, ihale yetkilisi ve ihale sürecinde görev alan diğer kurum personeli sorumlu olacaktır. Bununla birlikte, üst yöneticinin ihale evraklarında imzasının bulunması halinde üst yönetici harcama yetkilisi ve diğer görevlilerle birlikte ihale işlemlerindeki yanlışlıklardan sorumlu tutulabilecektir.  </p>
<p><strong>2- Kamu kurumları tarafından yapılan satın almalara katılmak için belli bir iş deneyimi ve mali güç gereklidir</strong></p>
<p>YANLIŞ. İş deneyimi (mesleki ve teknik yeterlilik) ve mali güç (ekonomik ve mali yeterlilik) sadece ihale yoluyla yapılan alımlarda aranır. Dolayısıyla, doğrudan temin yoluyla ve İstisnalar kapsamında yapılan alımlarda mesleki ve teknik yeterlilik ile ekonomik ve mali yeterlilik aranmaz. Hatta ihale yoluyla yapılan ve belli bir parasal tutarın altındaki ihalelerde de mesleki ve teknik yeterlilik ile ekonomik ve mali yeterlilik aranmaz.</p>
<p><strong>3- Yaklaşık maliyet piyasa rayicini yansıtır</strong></p>
<p>YANLIŞ. Yaklaşık maliyet; idarelerce bütçesinin programlanmasında, ihalede ise isteklilerce verilen tekliflerin karşılaştırılmasında kullanılmak (referans fiyat) üzere tespit edilir.</p>
<p>4734 sayılı Kanun’a göre, yaklaşık maliyetin her türlü piyasa fiyat araştırması yapılarak tespit edilmesi öngörülmüş ise de uygulamada yaklaşık maliyet çeşitli nedenlerle piyasa rayiçlerinden farklı şekilde belirlenebilmekte veya bazen güncelliğini yitirebilmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, yaklaşık maliyetin altında alım yapmak piyasa rayiçlerine uygun alım yapıldığı anlamına gelmediği gibi yaklaşık maliyetin üstünde alım yapmak piyasa rayiçlerine aykırı alım yapıldığı ve kamu zararının oluştuğu anlamına gelmez.</p>
<p><strong>4- Doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda piyasadan teklif toplanır</strong></p>
<p>YANLIŞ. Doğrudan temin bir ihale usulü olmadığı için bu yöntemle yapılan alımlarda piyasadan teklif değil, fiyat bilgisi alınır. Bu nedenle, doğrudan temin yoluyla alımlarda piyasadan belli bir sayıda (genellikle 3) fiyat teklifi veya bilgisi alınması zorunluluğu olmadığı gibi belli bir sayıda fiyat teklifi veya bilgisi alınması o alımın piyasa rayiçlerine uygun şekilde gerçekleştirildiği anlamına gelmez. Zira aşağıda da açıklandığı üzere kamu ihalelerinde önemli olan husus piyasa rayiçlerine uygun alım yapılmasıdır.</p>
<p>Öte yandan, doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda alımın kendisinden fiyat teklifi alınanların birisinden yapılması zorunluluğu da bulunmamaktadır. Bu bağlamda, alım fiyatının piyasa rayiçlerine uygun olması koşuluyla kendisinden fiyat teklifi alınan kişi dışındaki kişilerden de doğrudan temin yoluyla alım yapılması mümkündür.</p>
<p><strong>5- İhale mevzuatına her aykırılık kamu zararını oluşturur</strong></p>
<p>YANLIŞ. Mali mevzuatımıza göre, mevzuata her aykırılık yaptırım gerektirmez. Mevzuata aykırılığın yaptırım gerektirebilmesi için kamu zararı, haksız menfaat veya mağduriyetin oluşması gerekmektedir.</p>
<p>5018 sayılı Kanun’a göre, ihale mevzuatına aykırı her alım değil, piyasa rayiçlerine aykırı alımlar kamu zararını oluşturur.</p>
<p><strong>6- Doğrudan temin yoluyla yapılan alımlarda da ihaleye fesat karıştırma suçu oluşabilir</strong></p>
<p>YANLIŞ. İhaleye fesat karıştırma suçu adı üzerinde sadece ihale yoluyla yapılan alım ve satımlarda oluşur. Dolayısıyla, doğrudan temin yoluyla ve İstisnalar kapsamında yapılan alımlarda meydana gelen usulsüzlükler ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturmaz.   </p>
<p><strong>7- Kamu kurumlarınca fatura karşılığı alım da mümkündür</strong></p>
<p>YANLIŞ. Kamu kurumlarınca yapılan alımlarda sadece fatura karşılığı ödeme yapılması kural olarak mümkün değildir. Bu nedenle, hangi yöntem ve usulle olursa olsun kamu idare bütçesinden bir mal ve hizmet karşılığı ödeme yapılabilmesi için mutlaka bir satın alma dosyasının bulunması ve bu dosyada onay belgesi, piyasa fiyat araştırması yapıldığına ilişkin belge, alım kararı, mal ve hizmetin teslim alındığına ilişkin belgeler vs. belgelerin bulunması gerekmektedir.</p>
<p><strong>8- İhale kararının iptalinde belli bir kural yoktur</strong></p>
<p>YANLIŞ. Kamu idarelerince çıkılan her ihalenin yapılması yani belli bir istekli üzerinde bırakılması zorunluluğu bulunmamakta olup, ihale sürecinin herhangi bir aşamasında ihaleden vazgeçilmesi (ihalenin iptal edilmesi) mümkündür. Bununla birlikte, ihalenin iptalinin bir gerekçeye dayandırılması ve bu gerekçenin kamu yararı, hizmet gerekleri ve 4734 sayılı Kanunu’nun temel ilkelerine (rekabet, saydamlık, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kamu kaynaklarının verimli kullanılması vs.) uygun olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>9- Kamu idareleri istediği her alımı pazarlık usulü ile gerçekleştirebilir</strong></p>
<p>YANLIŞ. Pazarlık usulü ile yapılan alımlarda ilan zorunluluğu bulunmadığından ve sadece idare tarafından davet edilen isteklilerin teklif verebildiği bir ihale usulü olduğu için pazarlık usulü suiistimale açık bir usuldür. Bu nedenle, hangi hallerde pazarlık usulü ile alım yapılabileceği 4734 sayılı Kanun’da tek tek sayılmıştır. Söz konusu kanun maddesine aykırı şekilde pazarlık usulü ile alım yapılması kamu zararı ve haksız kazanç sağlanması sonucunu doğurabildiğinden görevliler hakkında adli, idari ve mali yaptırım gerektirir.</p>
<p><strong>---</strong></p>
<p><strong>KAYNAKÇA</strong></p>
<p>Ahmet ARSLAN; Temel Kamu İhale Bilgisi, 6. Baskı, 2026, Ankara.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kamu-ihaleleriyle-ilgili-dogru-bilinen-yanlislar-91283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu ihaleleriyle ilgili doğru bilinen yanlışlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yurt-disi-kazanclarda-gozetim-donemi-91282</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışı kazançlarda gözetim dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYŞE UZUN NURİLİ - Penezoğlu Hukuk Bürosu Direktörü</strong></p>
<p>Vergi Denetim Kurulu (VDK) 28 Eylül’de Yurtdışı Kazançlar Gözetim Programı adıyla yeni bir uygulama duyurdu. Duyuruya göre uluslararası bilgi değişimiyle gelen veriler Risk Analiz Merkezinde mükellef beyanlarıyla karşılaştırılacak, uyumsuzluk görülen mükelleflere vergi müfettişlerince tebligat yapılarak bilgi ve açıklama istenecek. İlk aşamada yüksek gelir ve servet profiline sahip mükellefler kapsama alınacak.</p>
<p>Duyuru tek başına gelmedi. Beş gün önce, 23 Eylül’de, Vergi İstihbarat Sistemi tüm vergi müfettişlerinin kullanımına açılmıştı. Duyurudan üç gün sonra, 1 Ekim’de, İstanbul’da Uluslararası Vergilendirme ve Transfer Fiyatlandırması Sektörel Denetim Daire Başkanlığı fiilen çalışmaya başladı. Başkanlığın görev tanımında kontrol edilen yabancı kurum kazancı, çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ve Ortak Raporlama Standardı (CRS) verisi tek tek sayıldı. Böylece analiz altyapısı ile ihtisaslaşmış denetim yapılanması birkaç gün arayla devreye girdi.</p>
<p>Türkiye, CRS kapsamında 2018’den beri yurt dışı finansal hesap bilgisi alıyor. Geniş çaplı otomatik değişim ise 2020’de başladı. Almanya, Hollanda ve Fransa gibi AB ülkeleri 2021’de, İsviçre ise 2022’de bu kapsama girdi. Çok uluslu gruplar için ülke bazlı raporlama (CbCR) ilk olarak 2019 hesap dönemi için uygulanmaya başladı, ülke bazlı raporların otomatik değişimine ilişkin çok taraflı anlaşma ise 18 Aralık 2020 itibarıyla yürürlüğe girdi. Gelen verilerin risk analizinde kullanımı daha önce de mümkündü. Yeni program bu kullanımın kapsamını ve görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.</p>
<p>VDK, programın yaklaşımını “Uluslararası veriyi analize, analizi gözetim kapasitesine, gözetimi ise gönüllü uyuma dönüştürüyoruz“ sözleriyle anlatıyor. Zincirin halkaları veri, analiz, gözetim ve uyum. İlk halka 2020’den beri yerinde duruyor, otomatik bilgi değişimiyle yurt dışı hesaplar o tarihten itibaren Maliyenin elindeydi. Bu veriyi işleyecek analiz kapasitesi ise aynı hızda gelişmemişti. 2025 yılında inceleme oranı %1,57 olarak gerçekleşti. O yıl 7.253 vergi müfettişine karşılık yaklaşık 4,2 milyon faal gelir ve kurumlar vergisi mükellefi bulunuyordu. Bilgi değişimiyle gelen veri hacmi, mevcut teknolojik araçların geliştirilmesini ve daha kapsamlı ilişki analizlerini gerekli kılıyordu.</p>
<p>Bu tablo Türkiye’ye özgü değil. OECD’nin Eylül 2025 tarihli Governing with Artificial Intelligence raporuna göre 38 OECD üyesinden 29’u vergi idaresinde yapay zekâ kullanıyor. Rapor bu sistemlerin idarelere büyük hacimli veriyi analiz etme ve sınırlı kaynakları yüksek riskli dosyalara daha isabetli yönlendirme imkânı verdiğini belirtiyor. VDK’nın risk analizine ve veri analitiğine yaptığı yatırım da analiz halkasını güçlendiriyor. Vergi İstihbarat Sistemi bu yönelimin bir parçası, büyük veriyi ve yapay zekâyı KURGAN risk analiz sistemiyle birleştiriyor. Bu sistemler risk analizinin kapsamını ve hızını artırabilir. Veri kalitesi ve hukuki değerlendirme bakımından sınırlar ise devam ediyor. Bu aşamadan sonraki her adım yine müfettişin elinde.</p>
<p><strong>Maliye neyi görüyor, neyi görmüyor?</strong></p>
<p>Gelen verinin içeriğini VDK duyurusunda saymış. Hesap sahibinin kimlik bilgileri, bankanın belirlediği vergi mukimliği ülkesi, hesabın yıl sonu bakiyesi, faiz, temettü ve kâr payının brüt tutarları ile menkul kıymet satış hasılatı Türkiye’ye geliyor. Hesap sahibi şirketse aynı bilgiler şirket için, pasif nitelikli bir şirkette ayrıca onu kontrol eden kişiler için raporlanıyor. İmzalanan mukimlik beyanı formunun kendisi gönderilmiyor, ancak bankanın bu form ve kendi kayıtları üzerinden vardığı sonuç gönderiliyor.</p>
<p>Görülmeyenler de var. Hesap hareketlerinin dökümü standart veri setinde yer almıyor, doğrudan sahip olunan gayrimenkul zaten CRS’nin konusu değil. Kripto varlıklar için OECD’nin ayrı bir çerçevesi (CARF) bulunuyor. Türkiye ilk değişimi 2028’de yapmayı taahhüt etmiş olmakla birlikte buna ilişkin iç mevzuat henüz yayımlanmadı. Yurt dışı şirketin gelir yapısı, efektif vergi yükü ve kâr dağıtım politikası da CRS ile gelmiyor. Standart yalnızca pasif nitelikli bir şirketin hesabı için kontrol eden kişiyi gösteriyor, gerisi mükellefe sorulacak. Bu bilgiler için idare mükellefin açıklamasına başvuracak.</p>
<p><strong>Zamanlama manidar</strong></p>
<p>AB ülkeleriyle 2021’de yapılan ilk değişim 2019 ve 2020 verisini birlikte getirmişti. Zamanaşımı dolmamış en eski yıl 2021 ve bu yılın tarh zamanaşımı 31 Aralık 2026’da doluyor. İki ay içinde 2021’e ilişkin geniş çaplı bir incelemeyi bitirmek zor, izaha davet süreleri de yıl sonunu aşıyor. Geriye takdir komisyonuna sevk kalıyor. Takdir komisyonuna sevk, belirli koşullarda tarh zamanaşımını durdurabiliyor. Ancak sırf zamanaşımını durdurmak amacıyla yapılan sevklerin bu etkiyi doğurup doğurmayacağı hukuken tartışmalı. Danıştay 7. Dairesi’nin mükellef lehine yakın tarihli bir kararı var. Buna karşılık Vergi Dava Daireleri Kurulunun önceki tarihli kararları istikrarlı biçimde aksi yönde, dolayısıyla konu kesin olarak sonuçlanmış değil.</p>
<p>Varlık barışında da 31 Aralık 2026 bir eşik. Bildirim imkânı 31 Temmuz 2027’ye kadar devam ediyor, ancak 1 Ocak 2027’den itibaren uygulanacak oranlara yarım puan ekleniyor. Dolayısıyla yıl sonu hem 2021 hesap dönemi için zamanaşımının hem de varlık barışı kapsamında artışsız oranla bildirimin son günü.</p>
<p>Programın bu dönemde açıklanması, 2021’i de içine alan bir düzeltmenin ya da artışsız oranla bildirimin yıl bitmeden ve yazı gelmeden yapılabilmesi için bir fırsat sunuyor.</p>
<p><strong>İzaha davetten önce</strong></p>
<p>Gelecek yazının hangi maddeye dayanacağı duyuruda yok, ama emsal var. Beyanname Gözetim Programı’nda ve Yüksek Gelir Grupları Programı’nda ilk yazı, hukuki dayanağı belirtilmeyen bir gönüllü uyum yazısıydı. Yapılan çalışmanın inceleme niteliğinde olmadığı yazıda açıkça belirtiliyordu ve mükellefler pişmanlıkla düzeltme yapabildi.</p>
<p>Aradaki fark mükellef açısından belirleyici. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 371’inci maddesi pişmanlık yolunu ihbar, haber verilen olayın ilgili olduğu vergi türüne ilişkin incelemeye başlanması ve olayın o vergi türü bakımından takdir komisyonuna intikal ettirilmesi hâllerinde kapatıyor. Bilgi isteme yazısı ise bu hâllerin hiçbirinde yer almıyor. VDK da KURGAN’ı tanıttığı sayfasında bu uygulamayı denetim öncesi bir risk analizi aşaması olarak tanımlıyor. Aynı sayfada, bilgi isteme yazısı tebliğ edilen mükellefin seçenekleri arasında pişmanlıkla beyanname vererek kayıtlarını düzeltmek de sayılıyor. İnceleme görevinin doğduğu aşamada ise durum değişiyor. İncelemeye Hazırlık Dosyası Rehberi, dosyanın konusu bakımından pişmanlıktan yararlanılamayacağını söylüyor. İzaha davette dayanak doğrudan kanunda. VUK’un 370’inci maddesi, izaha davet yazısı tebliğ edilen mükellefin davet konusu tespitle sınırlı olarak pişmanlık hükümlerinden yararlanamayacağını açıkça yazıyor. Dolayısıyla her bilgi isteme yazısını izaha davet veya incelemeye başlama olarak değerlendirmeden, yazının hangi hukuki dayanağa ve aşamaya ilişkin olduğuna bakmak gerekiyor.</p>
<p>Üstelik yurt dışında hesap bulunması tek başına eksik beyan anlamına gelmiyor. Kişinin Türkiye’de vergi mukimi olup olmadığı, gelirin niteliği, istisnalar, beyan sınırları ve ilgili çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması değerlendirilmeli. Beyan yükümlülüğü doğsa bile, yurt dışında ödenen verginin şartları sağlandığında Türkiye’de mahsup edilmesiyle ödenecek vergi çıkmayabilir.</p>
<p>Vergi ziyaı söz konusuysa ilk araç, şartları oluştuğu ölçüde pişmanlık. İlgili yılların vergisel durumu ayrı ayrı hesaplanıyor. VUK’un 371’inci maddesindeki 15 günlük beyan ve ödeme şartlarına uyulduğunda vergi ziyaı cezası uygulanmaksızın vergi ve pişmanlık zammı ödeniyor.</p>
<p>Diğer seçenek, şartları sağlayan varlıklar bakımından varlık barışı. Yurt dışındaki para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları kapsama girerken taşınmazlar girmiyor. Genel oran %5. Kanunda sayılan vadeli hesap, devlet iç borçlanma senedi, kira sertifikası veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli süreyle bulundurma taahhüdüne göre oran %0’a kadar düşebiliyor. Bildirimin inceleme ve tarhiyat bakımından sağladığı koruma ise kanuni sınırlarla bağlı. Özellikle inceleme veya takdir komisyonuna sevkten sonraki bildirimler, o süreçte yapılacak tarhiyatlar açısından aynı korumayı sağlamıyor. Buna karşılık bilgi isteme yazısının tebliği tek başına bildirim yapılmasına engel değil. Yine de sürecin hangi usul aşamasında bulunduğu, bildirimin sağlayacağı koruma açısından ayrıca incelenmeli.</p>
<p><strong>Kontrol edilen yabancı kurum kazancında yeni denetim kapasitesi</strong></p>
<p>Kontrol edilen yabancı kurum kazancına ilişkin düzenleme 2006’dan beri Kurumlar Vergisi Kanunu’nda yer alıyor. Gerçek kişiler açısından da 2007’den itibaren belirli şartlarda dağıtılmamış yabancı şirket kazancı, Gelir Vergisi Kanunu uyarınca dağıtılmış kâr payı sayılıyor. Yurt dışı şirket kâr dağıtmasa bile kazancı Türkiye’de vergilenebiliyor. Bununla birlikte düzenlemenin uygulamadaki görünürlüğü sınırlı kalmıştı. Yurt dışı şirketlerin ortaklık yapısı, gelir kompozisyonu ve kontrol ilişkileri hakkında yeterli bilgiye ulaşmak güçtü. Kısmen bu nedenle konuya ilişkin yayımlanmış içtihat da sınırlı kaldı.</p>
<p>Düzenleme yirmi yıldır mevzuatta ve yükümlülük bu süre boyunca vardı. Denetim imkânlarının sınırlı olması bu yükümlülüğü ortadan kaldırmıyordu. Bilgi değişiminin genişlemesi, veri analitiği ve ihtisaslaşmış birimler, bu yapıların daha sistematik biçimde değerlendirilmesine imkân sağlayacak.</p>
<p>Nitekim duyurudaki analiz başlıkları arasında iki tanesi öne çıkıyor. Birincisi ”uluslararası şirket ve ortaklık yapıları üzerinden elde edilen kazançlar“ başlığı olup kontrol edilen yabancı kurum kazancını da gündeme getiriyor. İkincisi ”yurt dışı ekonomik faaliyetler ile Türkiye’deki gelir ve servet profili arasındaki uyumsuzluklar" başlığı ve kapsamı daha geniş. Yurt dışında hesabı, yatırımı ya da şirketi olmakla birlikte Türkiye’de düşük gelir beyan eden kişinin profili artık başlı başına bir risk göstergesi. İdarenin elindeki veri yapının tamamını göstermese de kapıyı çalmaya yetiyor, CRS’de hesabın pasif şirket olarak kodlanması bile bir işaret sayılıyor. Vergi İstihbarat Sistemi tam da bu noktada devreye giriyor. Sistem ağ analiziyle mükellefler, kişiler ve şirketler arasındaki bağlantıları çıkarıyor, böylece ortaklık yapıları tek tek işlemlerin ötesinde görünür hâle geliyor. Kontrol oranı, pasif gelir payı ve efektif vergi yükü sorulduğunda cevabı mükellef verecek ve belgeleyecek.</p>
<p>Benzer bir durum bireysel yatırımlar için de geçerli. CRS, hisse satışının brüt hasılatını gösterebilir. Maliyet, kazancın dönemi ve vergisel istisnalar ayrıca hesaplanır. Yurt dışı faiz ve temettü beyan sınırını aşıyorsa Türkiye’de beyana tabi oluyor, yurt dışında ödenen vergi ise yetkili makamdan alınan ve konsoloslukça tasdik edilen belgeyle mahsup edilebiliyor. Hisse ve fon satışlarında CRS yalnızca brüt hasılatı veriyor. Maliyeti, kazancın elde edildiği dönemi ve uygulanabilecek istisnaları ortaya koymak mükellefe düşüyor.</p>
<p>Yurt dışı bankaya başka bir ülkede mukim olduğunu beyan eden kişinin verisi normalde Türkiye’ye gelmiyor. Ancak özellikle CRS öncesinde açılmış hesaplarda, banka kayıtlarında Türkiye adresi, telefonu, düzenli transfer talimatı ya da Türkiye’de yerleşik birine verilmiş vekâlet gibi emareler varsa ve bunlar belgeyle giderilmemişse banka kişiyi her iki ülkeye birden raporluyor. Bu durumda idare, bankanın Türkiye ile bağlantılı gördüğü bir hesabı tespit edebilir. Ancak Türkiye’ye raporlama yapılması tek başına kişinin Türkiye’de vergi mukimi olduğunu veya bankaya gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunu göstermiyor. Ülke mevzuatlarına göre birden fazla ülkede mukim sayılabilen kişinin durumunda ilgili vergi anlaşmasının mukimlik kuralları belirleyici olacak.</p>
<p>Geçmiş yıllar için düzeltme, bundan sonrası için planlama gerekiyor. Yurt dışı şirket ya da holding üzerinden kurulmuş bir yapı, kuruluş tarihindeki varsayımlarla sürdürülüyorsa taşıdığı risk aynı kalmıyor. Yapıya bugünden bakmak, yazı geldikten sonra bakmaya göre çok daha geniş bir hareket alanı bırakıyor.</p>
<p><strong>Gözetimin ötesinde</strong></p>
<p>Yurtdışı Kazançlar Gözetim Programı, uluslararası vergi denetiminde yeni bir aşamaya işaret ediyor. İdarenin farklı kaynaklardan elde ettiği bilgileri birlikte değerlendirme kapasitesi geliştikçe, daha önce tespit edilmesi güç olan sınır ötesi ekonomik ilişkiler de görünür hâle gelecek. Ancak bu ilişkilerin vergisel sonuçları, verinin kendisinden daha kapsamlı bir değerlendirme gerektiriyor. Bir hesabın hangi ülkede bulunduğu, hesap sahibinin nerede mukim olduğu veya bir şirketin kimin kontrolünde bulunduğu, vergilendirme bakımından aynı sorunun farklı parçaları.</p>
<p>Yapay zekânın bu alandaki etkisi de burada önem kazanıyor. Veri toplama, eşleştirme ve risk analizinin hızlanması, uluslararası vergilendirmenin gündemine daha fazla ve daha karmaşık meseleyi taşıyacak. Aynı kazancın farklı ülkelerde nasıl nitelendirildiği, vergilendirme yetkisinin nasıl paylaşıldığı ve çifte vergilendirmenin nasıl önleneceği, giderek daha fazla somut olay üzerinden değerlendirilecek. Bu gelişme, hem idarenin denetim süreçlerini hem de mükelleflerin uluslararası yapılarını ve vergi yükümlülüklerini ele alış biçimini değiştirecek.</p>
<p>Bugün için öncelik, geçmiş yıllara ilişkin yükümlülüklerin doğru değerlendirilmesi. Daha uzun vadede ise uluslararası yapıların, farklı ülkelerin vergi kuralları ve gelişen bilgi değişimi uygulamaları dikkate alınarak gözden geçirilmesi gerekecek.</p>
<p>Çünkü yapay zekâ ile vergi idarelerinin gördüğü tablo genişlerken, uluslararası vergilendirmede cevaplanması gereken sorular da derinleşiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yurt-disi-kazanclarda-gozetim-donemi-91282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt dışı kazançlarda gözetim dönemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/degerin-yeni-olcusu-etki-91280</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değerin yeni ölçüsü: Etki </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ÜMİT NURİ YILDIZ - </strong><strong>Alarko Şirketler Topluluğu, CEO</strong></p>
<p>Yatırım dünyasında değer anlayışı yeniden şekilleniyor. Sermaye artık yalnızca büyümeyi finanse etmiyor; hangi büyümenin geleceğe taşınmaya değer olduğuna da karar veriyor.</p>
<p>Uzun yıllar boyunca yatırım kararlarının ana kriteri finansal getiri oldu. Bugün ise yatırımcılar farklı bir soru daha soruyor: Bu getiri nasıl yaratılıyor ve geride nasıl bir etki bırakıyor?</p>
<p>Bu değişim geçici bir eğilim değil. Küresel ekonomiyi dönüştüren üç temel dinamik, sermayenin yönünü de değiştiriyor: iklim krizi, teknolojik dönüşüm ve toplumsal beklentilerdeki değişim. Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz “üçüz dönüşüm" kavramı da çevresel, dijital ve sosyal dönüşümlerin artık birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Şirketler bugün enerji güvenliğinden su stresine, tedarik zinciri dayanıklılığından yapay zekâya kadar birbirini etkileyen sayısız risk ve fırsatla karşı karşıya. Yeni dönemin ayırt edici özelliği de tam burada yatıyor: Çözümler ile riskler, fırsatlar ile maliyetler giderek daha iç içe geçiyor. Örneğin yapay zekâ, verimlilik ve emisyon azaltımı açısından önemli fırsatlar sunarken, enerji ve su talebini de ciddi şekilde artırabiliyor.</p>
<p>Bu yeni gerçeklik karşısında yatırımcının rolü değişiyor, karar alma parametreleri genişliyor. Artık yatırımcı şirketlerin dönüşüm kapasitesini, uzun vadeli dayanıklılığını, yönetişim kalitesini, çevresel ve toplumsal değer yaratma gücünü birlikte değerlendiren stratejik bir paydaş haline geliyor.</p>
<p>Birden fazla sektörde faaliyet gösteren şirketler ise dönüşümün hızını ve yönünü etkileyen aktörler olarak öne çıkıyor. Farklı paydaşlarla, kaynaklarla ve değer zincirleriyle kurdukları ilişki, değişimin ekonomik, çevresel ve toplumsal boyutlarını aynı anda görmelerine imkân tanıyor. Bu ölçekte ve çeşitlilikte faaliyet gösteren şirketlerde sermaye tahsisi, yalnızca kaynak dağıtımı değil; hangi teknolojilerin gelişeceğini, hangi sektörlerin hızlanacağını ve hangi dönüşümlerin destekleneceğini belirleyen stratejik bir tercih haline geliyor.</p>
<p>Sürdürülebilirlik de bu çerçevede yeni bir anlam kazanıyor. Bir dönem ağırlıklı olarak çevresel performansla ilişkilendirilen kavram, bugün daha geniş bir değer üretme yaklaşımını ifade ediyor. İnsan sermayesi, tedarik zinciri dayanıklılığı, etik yönetim, dijital dönüşüm, toplumsal kapsayıcılık ve yerel kalkınma artık uzun vadeli şirket değerinin temel unsurları arasında yer alıyor.</p>
<p>Bu dönüşümün sermaye piyasalarındaki ilk büyük yansıması ESG yaklaşımı oldu. ESG, yatırımcılara şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim kaynaklı risklerini değerlendirebilecekleri ortak bir çerçeve sundu. Ancak bugün tartışma yeni bir aşamaya taşınıyor.</p>
<p>Soru artık yalnızca risklerin nasıl yönetildiği değil; yatırımların hangi somut sonuçları ürettiği.</p>
<p>Etki odaklı yatırım yaklaşımı da burada devreye giriyor. Etki odaklı yatırımlar, finansal getiri ile toplumsal ve çevresel fayda arasında bir tercih yapılmasını değil, bu iki hedefin birlikte gerçekleştirilmesini amaçlıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın hızla büyüdüğünü veriler de doğruluyor. Global Impact Investing Network'ün 2025 araştırmasına göre, etki yatırımı varlıkları son altı yılda yıllık bileşik yüzde 21 büyüdü. Sadece son bir yıldaki büyüme oranı ise yüzde 11 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bu büyümenin arkasında yalnızca etik kaygılar bulunmuyor. Asıl belirleyici unsur, çevresel ve sosyal performansın şirketlerin finansal performansını da doğrudan etkilemeye başlaması. Boston Consulting Group'un 2025 tarihli çalışması, şirketlerin yeşil gelir payı arttıkça piyasa değerlemelerinde de anlamlı primler oluştuğunu ortaya koyuyor. Aynı şekilde PwC'nin araştırmasına göre tüketiciler sürdürülebilir şekilde üretilen ürünler için ortalama yüzde 9,7 daha fazla ödeme yapabileceklerini belirtiyor. Bu veriler, etkinin yatırımcı kararlarının yanı sıra tüketici tercihlerinin de önemli bir parçası haline geldiğini gösteriyor.</p>
<p>Dolayısıyla sorumlu yatırım artık rekabet avantajı olarak değerlendiriliyor. Kaynak verimliliğini artıran, düşük karbonlu üretime yatırım yapan, çalışanlarını geliştiren, tedarik zincirini de dönüşüme dahil eden şirketler, finansmana erişimden paydaş güvenine kadar birçok alanda ön plana çıkıyor.</p>
<p>Diğer yandan etki yaratmak kadar, yaratılan etkinin ölçülmesi ve doğrulanması da önem taşıyor. Çünkü dünyanın geldiği bu noktada artık yeni taahhütlerden çok, somut uygulama örneklerine ve net sonuçlara ihtiyaç var.</p>
<p>Ülkemizde son yıllarda yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), İklim Kanunu ve çevresel beyanlara ilişkin düzenlemeler, iş dünyası için yeni bir döneme işaret ediyor. Bu düzenlemeler çevresel performans kadar, sürdürülebilirlik söylemlerinin de dayanaklarını açık biçimde ortaya koymayı zorunlu kılıyor. Zira ölçülemeyen etki, yatırımcı nezdinde değer üretmiyor. Doğrulanamayan etki ise güven oluşturmuyor.</p>
<p>Bu paradigma değişimiyle dünya yeni bir yatırım dönemine giriyor. Ekonomik değer ile etkiyi buluşturan alanlarda liderlik yarışı çoktan başlamış durumda.</p>
<p>Enerji dönüşümünden iklim teknolojilerine, su ve gıda güvenliğinden dijital altyapılara kadar uzanan yatırım alanlarında yeni bir büyüme dalgası yükseliyor. Bu yıl ülkemiz ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’in Eylem Gündemi de iklim taahhütlerinin somut yatırım projelerine dönüşmesini hızlandırma hedefiyle önemli bir fırsat sunuyor. Ancak düzenlemeler ve uluslararası zirveler yalnızca çerçeveyi oluşturuyor. Asıl farkı, şirketlerin bu zemini nasıl bir vizyona ve nasıl bir uygulamaya dönüştürdüğü belirleyecek.</p>
<p>Kısacası; içinden geçtiğimiz dönüşümün ortak paydasında, değerin ne olduğu, nasıl yaratıldığı ve geride nasıl bir iz bıraktığına ilişkin anlayışımızın yeniden şekillenmesi yer alıyor. Asıl soru ise iş dünyasının bu yeni değer denkleminde nasıl bir rol üstleneceği.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde öne çıkacak şirketler, etkiyi faaliyetlerinin sonucu olarak görenler değil, yatırım kararlarının başlangıç noktası haline getirenler olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/degerin-yeni-olcusu-etki-91280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Değerin yeni ölçüsü: Etki  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilancolari-buyudu-fiyatlari-eridi-22-hissede-fiyat-ve-kar-makasi-acildi-91277</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilançoları büyüdü fiyatları eridi, 22 hissede fiyat ve kâr makası açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada altı temel bilanço kalemine göre büyüyen 22 şirketin 17’si son üç ayda %79’a varan kayıplar yaşadı. Yeni iş bağlantıları ve yatırımlarla kârını büyüten kimi şirketlerin tahtasındaki satışlar, bilanço yapısıyla hisse fiyatı arasında dikkat çeken bir makas aralığına yol açıyor.</strong></p>
<p>Borsada son üç aydır gözlenen düzeltme dalgası, mali tablolarında güçlü finansal sonuçları olan şirketleri de kapsama dışında bırakmadı. Aktifler, özsermaye, satış, FAVÖK, esas faaliyet ve net kâr kalemlerinin tamamında büyüyen 22 şirketten yalnızca dördü son üç ayda yatırımcısına kazandırdı. Geriye kalan 17 şirket bilançosunda gözlenen ivmeye rağmen fiyatında değişen oranlarda düşüşler yaşadı. Temel veriler yukarıda oluşurken fiyatların aşağı gelmesi, yatırımcının belirsiz piyasa şartlarında kârını realize ederek bir an önce nakde dönme arzusunu öne çıkarıyor.</p>
<h2>Yatırım yapsa da düştü</h2>
<p>Fiyat ile operasyonel güç arasındaki en çarpıcı kopuş ihracat ve yatırım odaklı sanayi şirketlerinde yaşanıyor. Türk Altın İşletmeleri, altı aylık bilançosunda esas faaliyet kârını dört katına çıkarmasına ve eylül sonunda Kayseri ve Çanakkale maden sahaları için önemli altyapı ihalelerini sonuçlandırmasına rağmen üç ayda %21,8 düştü. Europower Enerji, Japon firmayla Ukrayna için 37 milyon dolarlık transformatör anlaşması imzalarken altı aylık dönemde gelir ve kârını büyüten bir diğer şirket. Bunar rağmen üç ayda %54,2 değer kaybetti. Ankara’daki Turkcell Veri Merkezi ihalesini 4,95 milyon euroya kazanan Orge Enerji de aynı sürede performansı ekside kalan bir diğer şirket oldu.</p>
<h2>Yurt dışı açılımı var</h2>
<p>Enflasyonist ortamda büyüyen sağlık ve gıda hisselerinde de yeni iş haberleri fiyatları yukarı taşımaya yetmedi. Ekim ayında İsviçre merkezli ürünlerin distribütörlüğünü alan, Kazakistan’da ilaç ihalesi kazanan ve Azerbaycan’daki fabrikasını devreye sokan Gen İlaç, güçlü kâr artışına karşın geride kalan üç ayda fiyatı %64,2 geriledi. Armada Gıda, Eylül sonunda 2,2 milyon euroluk yeni üretim hattı alırken %38,2 düştü.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeac10145443-1793769729.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>EV Mİ, HİSSE SENEDİ Mİ?</strong></p>
<p>Ev; güvence, psikolojik rahatlık, kaldıraç imkanı, kira geliri, enflasyondan korunma. Hantallık, yüksek başlangıç maliyeti, bakım gideri, kiracı riski. Hisse senedi; likidite, hızlı büyüme, düşük bütçeli giriş, temettü akışı, çeşitlendirme. Volatilite, psikolojik baskı, yönetim riski, analiz zorluğu.</p>
<p><strong>İlişkili firma üzerinden yürüttüğü faaliyetini doğrudan gerçekleştirmeye başladı</strong></p>
<p>Oylum’un A101’in tedarikçisi olması gelirine ne ölçüde katkı sağlayacak? ● Şenay Saka</p>
<p>Şenay; Oylum Sınai Yatırımlar, daha önce ilişkili şirketi üzerinden ürün tedarik ettiği A101 ile artık doğrudan çalışmaya başladı ve ilk siparişini üç ay kadar önce aldı. Dokuz aylık dönemde satışlarını %3 düşürerek 699 milyon TL’ye, esas faaliyet kârını ise 51,1 milyon TL’ye taşıyan şirket, maliyet ve yönetim giderlerini kontrol altına almasının pozitif etkisini yaşıyor. Ancak ertelenmiş vergi giderlerinden kaynaklı olarak dönem sonunu 51,95 milyon TL zararla kapattığı görülüyor. Doğrudan tedarik sürecinin gelir kalemine henüz yansıması gözlenmedi.</p>
<p><strong>Zeytinburnu projesinde arsa sahibiyle gelirin yarı oranda paylaşılması için anlaştı</strong></p>
<p>Luxera GMYO’nun Zeytinburnu’ndaki projesi hangi aşamada? ● Tevfik Büyükdere</p>
<p>Tevfik; Luxera GMYO, Zeytinburnu’nda geliştirilecek proje için arsada pay sahibi olan NBG Zeytinburnu İnşaat ile haziranda hasılat paylaşımlı bir sözleşme imzaladı. Anlaşmaya göre arsa üzerinde bağımsız bölümler Luxera tarafından anahtar teslim inşa edilecek ve satıştan elde edilecek hasılat iki taraf arasında yarı oranda olacak şekilde paylaşılacak. Değerleme raporunda projeye konu olan arsanın değeri 3,9 milyar TL olarak tespit edildi. Şirket, aynı bölgedeki diğer arsalarla ilgili pazarlıklarda anlaşmaya varamayınca görüşmeleri sonlandırdı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>PBN fonu, borsada hisse senetlerine yatırımda bulunurken %3 kaybettirdi</strong></p>
<p>Piramit Portföy’ün yönetimindeki Birinci Hisse Senedi Serbest Fon (PBN), Mayıs 2025’ten bu yana işlem görüyor. Dalgalı bir seyre sahip olan fon, son iki aydır düşen bir eğilim sergiliyor. Fonun toplam büyüklüğü arada artış yaşasa da daralan bir eğilime sahip. 2 Kasım’da toplam piyasa büyüklüğü 332,5 milyon TL’ye geriledi. Şubattan bu yana sürekli para çıkışı yaşanıyor. Ekimde giden nakit tutarı 3,47 milyon TL oldu. Sürece paralel yatırımcı sayısı düzenli şekilde geriliyor. Sayı şimdilerde 356 kişiye kadar indi. Temel stratejisi, borsada işlem gören hisselere yatırım yapmak üzerine kurulu. Söz konusu stratejiyle şekillenen portföyün %86,80’i hisse senetlerinden, %10,71’i yatırım fonlarından oluşuyor. Son bir yıllık değer kaybı %2,96 seviyesinde olurken aynı sürede endeks %0,1 düzeyinde kayıp yaşadı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Milk Süt, piyasadan %54,95 bileşik faizle 150 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Milk Academy Süt, 30.10.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 150.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %45, bileşik faizi %54,95 olarak belirlendi. 45 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 17.12.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %5,55 düzeyinde. 30 Ekim itibarıyla TLREF %35,82 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Milk Süt’ün verdiği %45 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 9,18 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından cazip bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFMILKA2610 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeac0e0a141a-1793769696.png" alt="" width="978" height="236" /><strong>DOĞAN HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Romanya’daki Kanal D operasyonlarını 109 milyon euro karşılığında devrediyor</strong></p>
<p>Doğan Holding, yurt dışındaki önemli medya varlıklarından olan Kanal D Romanya firmasını satmak üzere bağlayıcı sözleşme imzaladı. Sermayenin tamamını temsil eden paylar, Romanian Content ve Clever Media konsorsiyumuna vadeli ödeme planı dahilinde toplam 109 milyon euro bedelle devredecek. Satış işleminin yasal onaylar ve rekabet otoritesinin izninin ardından resmen tamamlanması bekleniyor. Şirketin medya sektöründeki uluslararası varlıklarını yüksek bir değerlemeyle nakde çevirmesi, holdingin portföy optimizasyonu stratejisinin güçlü bir adımı olarak görülmeli.</p>
<p><strong>MEGA METAL</strong></p>
<p><strong>ABD’deki tesisi ticari faaliyete geçerken kapasitesi kademeli olarak artacak</strong></p>
<p>Mega Metal, Kuzey Amerika’da büyüme hedefinin en kritik ayağı olan ABD South Carolina’daki fabrikasında deneme üretimlerini tamamlayarak ticari satışlara başladı. Tesisin üretim kapasitesinin müşteri siparişleri doğrultusunda kademeli olarak artırılarak 2027 yılında yıllık 24 bin tona ulaşması hedefleniyor. ABD’de yerinde üretim modeline geçmesi, lojistik maliyetlerini minimize edecek. Bunun yanı sıra şirket, yurt içinde yerleşik bir müşterisinden kırma eleme tesisi kurulumu için KDV hariç 1,32 milyon euro tutarında yeni sipariş aldığını yatırımcısıyla paylaştı.</p>
<p><strong>KONFRUT TARIM</strong></p>
<p><strong>Tarsus’ta hayata geçireceği 580 milyon liralık tesis yatırımı için teşvik aldı</strong></p>
<p>Konfrut Tarım, bağlı ortaklığı üzerinden Mersin Tarsus’ta hayata geçireceği narenciye işleme, meyve suyu üretimi ve soğuk hava depolama tesisi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından Komple Yeni Yatırım niteliğinde teşvik belgesi aldı. Toplam 580,2 milyon TL bütçeli yatırım kapsamında; makine hibe desteği, KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, %60 vergi indirimi ve SGK işveren hissesi desteklerinden yararlanacak. Kurulum aşaması devam eden modern tesisin Şubat 2027’de faaliyete geçmesi planlanıyor. Şirket gerçekleştireceği yatırımla birlikte verimini artıracak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Penguen Gıda’nın mayıstan bu yana gerileyen fiyatı son bir ayda ivmesini azalttı</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeac0beade1f-1793769662.png" alt="" width="299" height="232" /></strong>Penguen Gıda’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %5,87 ile toplamda 26,5 bin lot artarak 477,8 bine çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 3 ile sabit kaldı. TVE fonu 40 bin lot ile en fazla alımı yaparken, GIH 13,5 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Penguen Gıda için 2026 yılında öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hissede belirgin şekilde öne çıkan Emaa Blue Portföy’ün TVE fonu son alımla birlikte payını 453 bin lota yükseltti. Fiyat gerilerken payını artırdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilancolari-buyudu-fiyatlari-eridi-22-hissede-fiyat-ve-kar-makasi-acildi-91277</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilançoları büyüdü fiyatları eridi, 22 hissede fiyat ve kâr makası açıldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeniden-degerleme-orani-2027-icin-2783-91275</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeniden değerleme oranı belli oldu: Vergi ve cezalarda beklenen artışlar...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>TÜİK tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon verileriyle yeniden değerleme oranı da teknik olarak belli oldu. Buna göre oran 27,83 olarak belirlendi. Yasa gereği, ekim ayında açıklanan Yİ-ÜFE’nin 12 aylık ortalaması yeniden değerleme olarak alınıyor. Ancak Vergi Usul Kanunu uyarınca Cumhurbaşkanının, vergi, harç ve cezalarda yeniden değerleme oranını yüzde 50 azaltma ve yüzde 50 artırma yetkisi bulunuyor.</p>
<p>Motorlu Taşıtlar Vergisi’nde ise Cumhurbaşkanının artırma yetkisi yüzde 50 olmakla birlikte, indirme yetkisi yüzde 80 düzeyinde. Cezalarda ise ilan edilen yeniden değerleme oranları değiştirilemiyor. Kararlar Resmi Gazete’de yayımlanıyor. Yeniden değerleme oranı ise Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın tebliği ile ilan ediliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeabcbcb1584-1793768636.png" alt="" width="812" height="635" />Açıklanan orana göre, trafikte tartışmalarda saldırı amacıyla aracından inen 231 bin TL, alkollü araç kullanan 31 bin 958 TL ceza ödeyecek. 3 yıl ve daha üzeri uzun süreli pasaport 17 bin 142 TL olacak. 1300-1600 cc sıfır otomobil için MTV, 15 bin 375 TL olarak uygulanacak. Gelir vergisi dilimleri de yeniden değerleme oranı kadar artacak. Bu konuda ise tartışma uzun yıllardır devam ediyor. Daha önce istisnaya konu tarifeler düşük belirlendiği için, asgari ücret başta olmak üzere düşük ücretlerin yüzde 20’lik ikinci dilime geçmesi nedeniyle, çalışanların tarife üzerinden yüksek gelir vergisi ödediği eleştirileri yapılıyordu. Cumhurbaşkanı’nın gelir vergisi tarifesi için yüzde 50 artırım ya da azaltma yetkisi bulunuyor. İşletmeler yönünden, gelir vergisi tarifeleri dışında, ticaret sicil harçları, noter harçları, tapu ve kadastro, gemi ve liman harçları, ruhsat vb. harçlar yönünden de aynı oranda artış gerçekleşecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeniden-degerleme-orani-2027-icin-2783-91275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/7/1280x720/lira-para-1793369445.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in enflasyon verileriyle birlikte açıkladığı yeniden değerleme oranına göre, trafikte tartışmalarda saldırı amacıyla aracından inen 231 bin TL, alkollü araç kullanan 31 bin 958 TL ceza ödeyecek. 3 yıl ve daha üzeri uzun süreli pasaport 17 bin 142 TL olacak. 1300-1600 cc sıfır otomobil için MTV, 15 bin 375 TL olarak uygulanacak. Gelir vergisi dilimleri de yeniden değerleme oranı kadar artacak. Ancak Cumhurbaşkanının, vergi, harç ve cezalarda yeniden değerleme oranını yüzde 50 azaltma ve yüzde 50 artırma yetkisi bulunuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-ekimde-hizlandi-91274</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon ekimde hızlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Enflasyon ekim ayında yüzde 2,58 arttı ve yüzde 2,4 olan beklentilerin hafif üzerinde geldi. Eylüldeki yüzde 1,84 aylık enflasyona göre ise belirgin şekilde hızlandı. Yıllık enflasyon eylüldeki yüzde 29,73 seviyesinden ekimde yüzde 29,77’ye geldi. Enflasyonun beklentilerin üzerinde gelmesinde gıda ve giyim fiyatlarındaki hızlı yükselişler olurken veri sonrası borsada bankacılık ve BİST100 endeksinde kayıplar hızlandı.</p>
<h2>Gıdada bu kez yukarı yönlü sürpriz </h2>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre ekimde gıda enfl asyonu eylüldeki sürprizin üzerine yüzde 3,5 yükseldi. Önceki iki ay gerileyen gıda fiyatları ekimde hızlandı. Bu yükselişte taze sebze ve meyvelerdeki aylık yüzde 14,66 artış etkili olurken gıda enfl asyonundaki bu artışın manşet enfl asyona etkisi 0.84 puan oldu. Enfl asyon hesabında yüksek ağırlığa sahip gıdada uzmanlar eylülden ekime sarkan sebze fiyatları artışının etkisinin de bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Giyim ve ayakkabı ise yeni sezon nedeniyle her yıl olduğu gibi bu yıl ekimde de manşet enfl asyonu yükseltici etki yaptı. Aylık yüzde 12,58 artan giyim ve ayakkabı grubu aylık enflasyonu 0.82 puan yukarı çekti. Giyim ve ayakkabıda gelecek aylarda enflasyona yükseltici etki bahara kadar beklenmiyor.</p>
<p>Yine ulaştırma grubu manşet enflasyonu hızlandıran harcama grupları arasında yer aldı. Eşel mobil sisteminin sona ermesi ve devam eden akaryakıt zamlarıyla ulaştırma grubunda aylık artış yüzde 2,02 manşet enflasyona katkı ise 0.36 puan gerçekleşti. Konut grubu da elektrik ve doğalgaz tarifelerinde bir değişiklik olmadı bu gruptaki artışın büyük çoğunluğu kira zamlarından kaynaklandı. Konut grubunda aylık yüzde 2,84 artış manşet enflasyonu 0.34 puan yükseltti.</p>
<h2>Baz etkisi baskı oluşturabilir</h2>
<p>Gıda, giyim, konut ve ulaştırma bu dört grup ekim ayı enflasyonunun belirleyicisi oldu. Çekirdek enflasyon göstergelerinden işlenmemiş gıda, enerji, içki ve sigara ile altın hariç B çekirdek enflasyonu aylık yüzde 2 arttı yıllık enflasyon yüzde 29’dan yüzde 28,46 geldi. Enerji, gıda, içki ve sigara ile altın hariç C çekirdek enflasyonu ise aylık yüzde 2,07 arttı ekimde ve yıllık C çekirdek enflasyonu eylüldeki yüzde 28,70’ten yüzde 28,28’e geriledi.</p>
<p>12 Kasım'da Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası yılın son enflasyon raporunu açıklayacak. OVP sonrası yapılacak bu toplantıda TCMB'nin vereceği mesajlar 2027 için sinyaller barındırabilecek. Öte yandan Uzmanlar geçen yıl kasım ve aralıktaki düşük aylık enflasyonun bu yıl baz etkisi oluşturabileceğini ve bu aylarda yıllık enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabileceğine işaret etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TCMB ekimde 12 milyar dolar sattı</span></h2>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın rezervlerinde gerileme geçen hafta devam etti. QNB ekonomistlerinin hesaplamalarına göre TCMB rezervleri 4.1 milyar dolar düşüşle 158.1 milyar dolara geriledi. Geçen hafta içerisinde bankaların TCMB’de zorunlu karşılık ve teminat depo çerçevesinde tuttukları döviz miktarının 0.8 milyar dolar artması, brüt rezervi olumlu etkiledi. Bunu hariç tutan net rezerv ise 5 milyar dolar azalışla 37.9 milyar dolara indi. Swap hariç net rezerv de önceki haftaya göre 6.6 milyar dolar azalışla 24.2 milyar dolara geriledi. QNB ekonomistlerinin analizine göre net rezerv içinde değerlendirilen yurt içi bankalarla yapılan satım yönlü swap hacminin 30 Ekim haftasında 1.6 milyar dolar azalması, net rezervi olumlu etkiledi. Altın fiyatlarının gerilemesinin ise net rezervde 0.7 milyar dolarlık azalışa yol açtı. Kamunun döviz mevduatı da incelenen hafta içerisinde yataya yakın seyretti. QNB analizinde “Sonuç olarak, bu saydığımız işlemler net rezervin geçen hafta 0.9 milyar dolar yükselmesine neden olmuştur. Net rezervdeki değişimi dikkate aldığımızda, bunun dışında kalan işlemlerle toplamda 5.9 milyar dolar döviz satışı gerçekleştiğini hesaplıyoruz. Böylece, ekim ayının tamamında 12 milyar dolar civarında döviz satışı yapılmıştır” denildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-ekimde-hizlandi-91274</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/market-enflasyon-ekonomi-1785419485.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Önceki iki ayda yavaşlamasıyla enflasyonda sürpriz yaratan gıda enflasyonu ekimde taze sebze ve meyvedeki çift haneli artışlarla hızlandı. Giyimde yeni sezon ve ulaştırma ile konut grubundaki yükselişlerin etkisiyle de aylık enflasyon ekimde yüzde 2,58 ile beklentileri aştı. Borsa endeksleri veri sonrası geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-iktidari-fon-chpyi-iktidara-destek-uzerinden-elestirdi-91273</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özel; iktidarı fon, CHP’yi iktidara destek üzerinden eleştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, iktidarı fon tartışmaları üzerinden eleştirerek, “Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey'in atadığı kadrolar çöktü” dedi.</p>
<p>Özel, grup toplantısında AK Parti’yi yatırım fonları üzerinden, CHP ise AK Parti’ye yaptığı destek açıklamaları üzerinden eleştirdi. Fon krizinin üzerinden 48 gün geçtiğini hatırlatan Özel, “Milletin devlete emanet ettiği paralara Tayyip Bey'in atadığı kadrolar çöktü. Cumhuriyet tarihinin en büyük soygunu. Bütünüyle AKP kadrolarının büyük bir operasyonu. 'Türkiye Yüzyılı' dediler ya, bu Türkiye Yüzyılı'nda yüzyılın vurgunudur. Ve bunun başındaki isim, hiç kimse kıvırmasın oradan buradan, Recep Tayyip Erdoğan'dır. Çünkü Tayyip Bey'in bu soruya iki cevabı var. Bu yaşananları biliyor muydun, bilmiyor muydun? 'Biliyordum' derhal istifa et, milleti nasıl soyarsın? 'Bilmiyordum' derhal seçime götür” diye konuştu. Servetine servet katanların tamamının neredeyse AK Partili olduğunu öne süren Özgür Özel, “ Atadıklarını koruyan kollayan da Erdoğan. Masada liste var, listenin içinde bakanlar var milletvekilleri var parti yöneticiler var ama Erdoğan'da çıt yok. 245 kişilik ana listeyi yayınlamıyor. 80 kişilik o listeyi ne yalanlıyor ne doğruluyor ama bir yandan 'Merak etmeyin, çözeceğim masa kurdum' diyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun son günlerdeki açıklamalarına atıfta bulanan Özgür Özel, “Butlancılar şimdi 'Anayasa'yı değiştirmeye varım' diyor. Bütün partilerin karşı çıktığı (Mekke) anlaşmayı imzalarım diyor. Mehmetçiği Yemen'e ‘yollarım’ diyor. Erdoğan'ın Trump'la yaptığı anlaşmada 'Ben de varım' diyor. Nasıl Selahattin Demirtaş'ın içeri girmesini kolaylaştırdıysa şimdi YENİ Partili kadrolar için ‘yaparım’ diyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Bahçeli: Siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır</strong></span></p>
<p>MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Meclis grup toplantısında Türkiye'nin ihtiyacının aklın ve ahlakın gereğini yapmak, sağduyu, hukukun üstünlüğü ve demokratik zemini güçlendirmek olduğunu belirterek, “Artık yolsuzluğu, kirliliği ve siyasetin üzerine çöken bütün yükleri geride bırakmanın zamanıdır. Siyaseti kişisel hesapların, parti taassubunun ve kısır çekişmelerin gölgesinden kurtarıp ahlakla; toplumsal hayatımızı ise huzurla, güvenle ve umutla buluşturmanın vaktidir. Vatandaşlarımızın sabrını sınayanlar, yük almak yerine yük olmaya devam etmekte ısrar edenler, milletin irfanını da ferasetini de hafife almasın” dedi.</p>
<p>Türkiye ile Libya arasındaki Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılmasına İlişkin Mutabakat Muhtırası’nın Libya tarağından onaylanmasının ardından AB cephesinden gelen tepkilere değinen Bahçeli, “Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve onları Türkiye aleyhine kışkırtan İsrail, ayrıca Avrupa Birliği’nin bu gelişmeden rahatsızlık duydukları hemen ortaya çıkmıştır. Brüksel’deki tüm yetkililer anlamalıdır ki, tam bağımsız şekilde ve sadece kendi menfaatleri doğrultusunda kararlar alıp uygulayabilme kudretine ve iradesine sahip olan Türkiye’ye parmak sallamak, istikamet tayin etmek, neyi yapıp yapamayacağına dair talimatlar vermek, hiç kimsenin olmadığı gibi Avrupa’nın da harcı değildir” diye konuştu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Ateş: Sanayici Kacır'ın sesini duymak istiyor</strong></span></p>
<p>CHP Bolu Milletvekili Türker Ateş, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda sanayi sektörünün üç yıldır yerinde saydığını belirtirken, Sanayi Bakanı Kacır’a yeterince sanayicinin arkasında durmadığı eleştirisi getirdi. Ateş, “Sayın Mehmet Şimşek'in yüksek faize dayalı enflasyonu düşürme programı sanayinin çanına ot tıkamış durumda. Üzülerek söylemek istiyorum, ortalıkta yoksunuz Sayın Bakanım, sanayicilerimizi Mehmet Şimşek'in inisiyatifine terk etmiş durumdasınız. Sanayici sizin sesinizi duymak istiyor” sözleriyle eleştirdi. Ateş, seçim bölgesi Bolu'da kanatlı sektörünün maliyet yükünü anlatırken, sektöre yönelik yargı operasyonunu da gündeme getirdi, “Adalet Bakanımız, sosyal medyada paylaşım yapıyor: "İSO 500 içerisinde olan kanatlı sektör firmalarına denetim kayyumu atadık." diyor. Sabahleyin firma sahipleri İstanbul'a alınıyor" diye konuştu. </p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Dalgın: "Coffee latte" ekonomisi olduk</strong></span></p>
<p>İYİ Parti Balıkesir Milletvekili Burak Dalgın gelinen noktada Türkiye’nin bir "coffee latte" ekonomisine döndüğünü söyledi. Dalgın, “Türkiye'nin en büyük 1.000 sanayi şirketinde çalışan sayısı, kafe ve restoranda çalışanlar kadar. Türkiye'nin en büyük 1.000 sanayi şirketinde çalışan sayısı, motokurye sayısı kadar. Türkiye'nin en büyük 1.000 sanayi şirketinde çalışan sayısı dört senedir yerinde sayıyor bir hizmet sektörümüz olması çok önemli, oraların artması doğal ama bizim burada kaybettiğimiz işler kaliteli işler. Nitekim orta direği taşıyan işler burada yok oluyor. En büyük 1.000 sanayi şirketindeki ortalama ücret asgari ücretin 3,5 katı yani kaybedilen ya da büyümeyen işler aslında nitelikli, bizim vatandaşımızın sahip olmasını isteyeceğimiz işler” dedi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozel-iktidari-fon-chpyi-iktidara-destek-uzerinden-elestirdi-91273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/5/1280x720/ozgur-ozel-1791351232.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özel; iktidarı fon, CHP’yi iktidara destek üzerinden eleştirdi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergiye-uyumlu-mukellef-indiriminden-yararlanilmamissa-duzeltme-yapilabilir-mi-91272</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanılmamışsa, düzeltme yapılabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanma koşullarını taşıdığı halde beyannamesinde bu hakkını kullanmayan şirketler, fazla ödedikleri vergiyi geri alabilecek. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, indirimden yararlanılmamasını hesap hatası kapsamında değerlendirerek, kurumlar vergisine isabet eden indirim tutarının normal düzeltme zamanaşımı süresi içinde iadesinin talep edilebileceğine hükmetti.</strong></p>
<p><strong>Vergi hatası ve düzeltme</strong></p>
<p>Vergileme işleminin herhangi bir aşamasında; vergiyi doğuran olayda, indirim, istisna ve muafiyet uygulamasında, tarh ve tahakkuk işlemlerinde hata yapılabilir. Hata yapılmışsa yapılacak bellidir, kural olarak yasal düzenlemeler çerçevesinde hata düzeltilir.</p>
<p>İdari çözüm yollarından biri olan vergi hatalarının düzeltilmesine ilişkin düzenlemeler Vergi Usul Kanunu’nun 116 ve devamı maddelerinde yer alıyor.</p>
<p>Kanunda vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış ve bu hatalar, hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak gruplanmış durumda. Hesap hataları, hesaplarda matrah ve miktar hatası bulunması ya da mükerrer vergi istenmesi şeklinde, vergilendirme hataları ise mükellefin şahsında, mükellefiyette, verginin konusunda ve döneminde yapılmış hatalar olarak belirlenmiş.</p>
<p><strong>Düzelmenin sınırı</strong></p>
<p>Müessesenin adından da anlaşıldığı gibi düzeltme hatalarla sınırlı. Hukuksal olarak çözümlenmesi gereken, yoruma dayalı konularda düzeltme hükümlerinin uygulanması mümkün değil. Düzeltilebilecek vergi hataları, kendisinden düzeltme isteminde bulunulan idari makamın veya uyuşmazlık halinde yargı yerinin, Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinde öngörülen yorum tekniklerine başvurmadan anlaşılabilecek açıklıktaki vergilendirme yanlışlıkları.</p>
<p>Böyle olunca, hangi konuların ihtilaf konusu yapılabileceği, hangi konuların düzeltme konusu olabileceği kritik öneme sahip. Çoğu zaman da açık değil. Gördüğüm kadarıyla, İdari uygulamada genellikle düzeltme işlemi çok yapılmıyor, yargı kararları da uzun vadede istikrarlı değil. İstikrarlı olmaması biraz da hangi konunun yorumu gerektirdiğinin kolayca tespit edilememesinden kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Vergiye uyumlu mükellef indirimi</strong></p>
<p>Gelir Vergisi Kanunu’nun mükerrer 121. maddesinde yer alan düzenleme gereği;</p>
<p>- Vergiye uyumlu olarak tanımlanan bazı mükellefler, beyannameleri üzerinden hesaplanan verginin % 5’ini ödenmesi gereken gelir veya kurumlar vergisinden indirilebiliyor. </p>
<p>- İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda kalan tutar, beyannamenin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde, mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsup edilebiliyor. Bu süre içinde mahsup edilemeyen tutarların red ve iadesi mümkün değil.</p>
<p><strong>Beyannamede indirimden yararlanılmaması vergi hatası mıdır?</strong></p>
<p>İndirimden yararlanma koşulları varken yararlanılmaması ve hesaplanan tutarda indirim yapılmaması, Vergi Usul Kanunu’nun 117. maddesinde tanımlanan hesap hatası (vergi miktarında hata) niteliğinde. Yasal düzenleme açıkça, koşulları sağlayanların indirimden yararlanmasını öngörüyor. Tercihe bağlı bir durum değil, indirimden yararlanmak. Dolayısıyla, yapılan hatanın fark edilmesi durumunda, öngörülen yasal prosedür çerçevesinde düzeltilmesi gerekir.</p>
<p>Yukarıda özetlediğim gibi;</p>
<p>- Uyumlu mükellef indirimi ödenmesi gereken vergiden mahsup ediliyor. Bu mahsup yapılmamışsa, normal düzeltme zamanaşımı süresinde hatanın düzeltilmesi ve fazladan ödenen verginin iadesi gerekiyor.</p>
<p>- İndirilecek tutarın ödenmesi gereken vergiden fazla olması durumunda indirilemeyen tutarın ise beyannamenin verilmesi gereken tarihi izleyen bir tam yıl içinde mükellefin beyanı üzerine tahakkuk eden diğer vergilerinden mahsubu mümkün. Bu süre içinde mahsup talep edilmemiş ve yapılmamışsa, red ve iade mümkün değil.</p>
<p>Görüldüğü gibi düzeltmede, indirilecek vergi tutarının ödenecek vergi tutarından büyük olması halinde iki farklı süre söz konusu. Düzeltme de bu sürelere bağlı olarak yapılabilir.</p>
<p><strong>Konuyla ilgili güncel bir yargı kararı</strong></p>
<p>Konuyu yukarıda birkaç cümleyle özetledim. Konuyla ilgili güncel bir yargı kararı da var. Tekrardan kaçınarak ve ek bir yorum yapmadan, kararı da olabildiğince kısa özetleyeyim.</p>
<p>Dava konusu somut olayda, yasal süresinde 2018 hesap dönemi beyannamesini veren kurum, vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanmamış. Durumun fark edilmesi üzerine, vergi hatasının düzeltilmesi ve fazladan ödenen verginin iadesi için, 17.08.2020 tarihinde vergi dairesinden düzeltme talebinde bulunmuş. Düzeltme talebi ve şikâyet yoluyla düzeltme talebinin cevap verilmeyerek zımnen reddi üzerine dava açılmış.</p>
<p>Konuyu inceleyen Vergi Mahkemesi, uyumlu mükellef indirimi koşullarının sağlandığı konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını tespit ettikten sonra, İdarenin, konunun vergilendirme hatalarına ilişkin düzenleme kapsamında incelenemeyeceğine ilişkin itirazını yerinde görmemiş. Ancak davacının iade talebinin, beyannamenin verilmesi gereken tarihi izleyen bir yıl içinde, en geç 25.04.2020 tarihine kadar yapılması gerektiği, süresinden sonra yapılan iade talebinin zımnen reddine dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar vermiş.</p>
<p>İstinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesi’nce reddi üzerine temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi;</p>
<p>- Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu düzeltme başvurusunun, kurumlar vergisi beyannamesindeki <u>ödenmesi gereken kurumlar vergisine isabet eden bölümünü aşan kısmına</u> ilişkin hüküm fıkrasını hukuka uygun bularak, bu kısma ilişkin temyiz talebini reddetmiş.</p>
<p>- Vergi indirimine ilişkin şartların davacı şirketçe sağlanamadığına dair, davalı İdarece ileri sürülen bir iddia bulunmadığı gerekçesiyle, vergi indiriminden faydalanması gereken davacı kuruma ait olan vergi indiriminin, ödenmesi gereken kurumlar vergisinden indirilememesi sonucu, bu tutardaki ödenen kurumlar vergisinin fazla tahakkuk ettirildiği ve bu nedenle hesap hatası ortaya çıktığı sonucuna ulaşmış. Bu çerçevede, bu kısma ilişkin olarak normal düzeltme zamanaşımı süresi içinde (5 yıl) düzeltme başvurusunda bulunulduğunu dikkate alarak, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu kısma ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş. (Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin 05.10.2023 tarih ve E:2022/1947 K:2023/3407 sayılı kararı.)</p>
<p>Bölge İdare Mahkemesi’nin, ilk kararının bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmesi üzerine konuyu inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, Danıştay Dokuzuncu Dairesi’nin dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçeyle, davacı kurumun temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi’nin ısrar kararını bozmuş. (28.01.2026 tarih ve E:2024/69 K:2026/11 sayılı karar.)</p>
<p>Bu karar özetle, koşullar sağlanmasına rağmen uyumlu mükellef vergi indiriminden yararlanılmaması durumunda, hesaplanan indirim tutarının, kurumlar vergisi beyannamesinde ödenmesi gereken kurumlar vergisine isabet eden kısmının, iadesinin talep edilebileceğini söylüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergiye-uyumlu-mukellef-indiriminden-yararlanilmamissa-duzeltme-yapilabilir-mi-91272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergiye uyumlu mükellef indiriminden yararlanılmamışsa, düzeltme yapılabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurumsal-firmalarin-inovasyon-paradoksu-91271</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kurumsal firmaların inovasyon paradoksu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Büyük şirketlerin inovasyon önündeki en büyük engeli teknoloji, sermaye ya da yetenek eksikliği değil, geçmiş başarılarına bağlı kalmaları. Nokia, Kodak ve BlackBerry gibi örnekler, değişime zamanında uyum sağlayamayan kurumların gerilemesini ortaya koyarken, çözüm mevcut işlerde verimliliği artırmakla geleceğin pazarlarını keşfetmeyi aynı anda mümkün kılan “çift elli organizasyon” modelinde yatıyor.</strong><strong> </strong></p>
<p>Büyük şirketlerin inovasyon yapamamasının temel nedeni çoğu zaman teknoloji, sermaye ya da yetenek eksikliği değildir. Asıl sorun, geçmişte başarılı olmuş işleri ve iş yapış biçimlerini değiştirmek istememeleridir. Başarı, bir noktadan sonra yerleşik kurumların en büyük prangasına dönüşebilir.</p>
<p>İnovasyon gurusu, Harvard profesörü Clayton Christensen, bu durumu <em>İnovatörün İkilemi</em> (The Innovator’s Dilemma) olarak tanımlar. Büyük kurumsal firmalar bir taraftan değişen dünyaya uyum sağlamak, yeni teknolojileri benimsemek ve geleceğin pazarlarında yer almak isterken, diğer taraftan mevcut gelir modellerini, organizasyon yapılarını ve karar mekanizmalarını korumaya çalışırlar. Amiral gemisini terk etmek kolay değildir. Fakat ikisini aynı anda yapmak da kolay değil.</p>
<p>Nokia, Kodak ve BlackBerry bunun en bilinen örnekleri. Bu şirketlerin teknolojiye, yeteneğe ya da finansal kaynaklara erişimi vardı. Hatta kendi sektörlerinde oldukça başarılıydılar. Fakat değişimin gerektirdiği dönüşümü zamanında gerçekleştiremediler. Sorun geleceği görememek değil, bugünkü başarılarından vazgeçememekti.</p>
<p>İnovasyon literatüründe buna <em>başarının tuzağı</em> diyebiliriz. Kurumlar mevcut iş modellerini geliştirmeye, verimliliği artırmaya ve operasyonel mükemmelliğe odaklanırken yeni fırsatları keşfetme yeteneklerini kaybedebiliyorlar.</p>
<p>Peki, ne yapmalı?</p>
<p>Çözüm yine literatürde mevcut. Üstelik sadece teorik olarak değil, pek çok en iyi uygulama (best practice) örneğiyle de karşımıza çıkıyor: <strong><em>Ambidextrous Organization</em></strong>. Türkçesine çift elli organizasyon diyebiliriz. Bir taraftan yeni işleri/inovasyonları keşfedecek, diğer taraftan mevcut işinde operasyonel mükemmelliği yakalayacak bir yapı kurmalısınız. Operasyonel mükemmellik çalışmalarını da inovasyonla gerçekleştirmek mümkün. Özellikle süreç inovasyonlarına odaklanabilirsiniz.</p>
<p>Çift elli organizasyonu nasıl kurgulayacağımıza ve yürüteceğimize dair tek bir formül yok. Kurumun koşullarına göre terzi usulü biçimlenmesi gerekir. Bu yola çıkmak dahi önemli bir adım.</p>
<p>Risk alarak derin sularda keşfe dalıp radikal inovasyonlara mı yöneleceksiniz, yoksa bildiğiniz kıyılarda mevcutla mı yetineceksiniz? Bugün para kazandığınız işi gelecekte gereksiz hâle getirecek alternatiflere yönelmek her babayiğidin harcı değil. Fakat asıl kazananlar onlar. Apple, büyük bir çıkış yakalayan inovasyonunu (iPod) yine kendisi öldürdü. Çünkü iPhone'un tarih yazması için bu gerekliydi.</p>
<p>Böyle bir stratejik bakış olduktan sonra organizasyonel ya da operasyonel tüm teferruatlar çözülür.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kurumsal-firmalarin-inovasyon-paradoksu-91271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kurumsal firmaların inovasyon paradoksu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sizin-telefon-buzluktan-cikinca-da-calisiyor-91270</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sizin telefon buzluktan çıkınca da çalışıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Zorlu Grubu’nun kurucusu Ahmet Nazif Zorlu’yu bugün ebediyete uğurluyoruz. Ekonomiye 1990’ların ilk başlarında sıkıntıya düşen Vestel’i eski patronum Asil Nadir’in Polly Peck’ini kayyımlarından satın alarak tekrar dirilten, Denizbank’ı büyütüp rekor bir fiyata yabancı sermayeye satan Zorlu’yu unutmak mümkün mü?</p>
<p>Ekonomi gazetecilerinin Zorlu ile mutlaka birçok anısı vardır. Benim anılarımdan birisi de başlattığı ancak devam ettirmediği Venüs cep telefonuyla ilgili.</p>
<p>2000’li yılların başı. Asil Nadir’in Manisa’da kurduğu ve sonra sıkıntıya giren Vestel ile ilgili Zorlu’nun patronajında çok iyi haberler duyuyorum. Fabrikayı merak ediyorum. Yıl 2016, aradım. Manisa’da fabrikada buluşmak üzere randevulaştık. Önce İzmir’e uçtum, sonra Manisa’nın yolunu tuttum.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6aeab867d1f51-1793767527.jpg" alt="" width="727" height="939" />Fabrikada kendisini bekliyorum. Pat, pat, pat bir helikopter sesi. İnen helikopterden haftalık anne ziyaretini tamamlayan Zorlu çıktı ve gezimiz başladı.</p>
<p>Her ürün ve her makina hakkında heyecanla bilgi veriyor, sorularımı da detaylı yanıtlıyor. Bir oraya bir buraya seğirtiyor. Tam o sırada telefonum çaldı izin isteyip açtım. Arayana cevap verirken yüzünün asıldığını ve söylendiğini duydum ama anlamadım. Konuşmayı sonlandırıp hayli eskimiş telefonumu cebime koyarken de kaşlarını çatıp “Bu ne? diye sorduğunu duydum. Zannettim ki telefonun eskiliğine laf ediyor. Dedim ki “Beyefendi biz sizin gibi zengin değiliz, paramız anca buna yetiyor. “Yok, telefonun eskiliğine laf etmiyorum. Niye yerli malı kullanmıyorsun?” diye sordu. “Var mı yerlisi” yanıtımı duyunca da attı elini yanıbaşımızdaki dev karton kutuya ve tutuşturdu elime yeni geliştirdikleri Venüs marka cep telefonunu.</p>
<p>Başladı yine heyecanla Venüs ile ilgili planlarını ve hedeflerini anlatmaya. Gezi bitti, oturduk sohbet ettik uzun uzun ve sonra İstanbul’un yolunu tuttum. Akşam evde yeni telefonumla sağı solu aradık da sonra baktım ki ısınmış “serinlesin” diye hemen buzdolabının buzluğuna koydum. Sonra da duş yapmak için banyonun yolunu tuttum. Çıktım sonra aklıma geldi ki telefon 45 dakikadır buzlukta serinliyor. Koştum aldım, üzerinde soğuktan neredeyse buz tabakası oluşmuş. Kuruladım baktım ki çalışıyor hemen Zorlu’yu aradım: Patron sizin telefon buzluktan çıkınca da çalışıyor. Patlattı kahkahayı ve sordu: Bunu Venüs reklamlarında kullanabilir miyiz?</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sizin-telefon-buzluktan-cikinca-da-calisiyor-91270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Sizin telefon buzluktan çıkınca da çalışıyor&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-enflasyon-tuzagi-arti-eksi-yuzde-30-bandi-91269</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orta enflasyon tuzağı: Artı eksi yüzde 30 bandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dezenflasyon programında en fazla değiştirilen rakamlar enflasyon ile ilgili. Bir türlü dikiş tutmayan durum var. 2027 enflasyon hedefinin de yüzde 21 öngörüldüğü durumda, bunun yukarı yönlü sapacağını anlamak için kâhin ya da uzman olmak gerekmiyor.</strong></p>
<p>Dün TÜİK tarafından Ekim 2026 ayına ait üretici ve tüketici fiyatları yayımlandı.</p>
<p><strong>Rakamlarla enflasyon…</strong></p>
<p>Ekim 2026 ayının TÜFE tüketici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 2,58 arttı. Bu oran, geçen yılın aynı ayında yüzde 2,55 ve önceki yılın aynı ayında da yüzde 2,88 olarak gerçekleşmiş. Görüldüğü gibi 3 yılın ekim ayında da aşağı yukarı aynı oran ortaya çıkmış görünüyor. Baz etkilerinden nispeten az nasiplenen aylık değişimin birbirine çok yakın rakamda oluşması analiz yapabilme bakımından önemli.</p>
<p>Bir önceki yılın ekim ayına göre Ekim 2026 ayının TÜFE oranı da yüzde 29,77 olup bu oran önceki iki yıla göre düşüş sergilemiş.</p>
<p>Aynı şekilde yılın başına göre Ekim 2026 ayının TÜFE oranı da yüzde 27,52 olarak gerçekleşmiş. Bu oran geçen yılın aynı döneminde çok değişmemiş, ancak 2 yıl önceki ekim ayına göre azalış sergilemiş.</p>
<p>TÜFE yıllık değişim oranları açısından 2026 Ekim ayında:</p>
<p>- İlk sırayı yüzde 48,86 ile eğitim almış,</p>
<p>- Bunu yüzde 43,29 ile sağlık sektörü ikinci sırada izlemiş,</p>
<p>- Üçüncü sıraya yüzde 40,24 ile konut girmiş ve</p>
<p>- İzleyen sırayı da yüzde 28,73 ile alkollü içecekler ve tütün izlemiş.</p>
<p>Yıllık değişime katkı yönüyle:</p>
<p>- Yüzde 6,81 ile gıda ve alkolsüz içecekler,</p>
<p>- Yüzde 6,10 ile ulaştırma,</p>
<p>- Yüzde 4,71 ile konut,</p>
<p>- Yüzde 3,08 ile de lokanta ve konut sıralanmış.</p>
<p>TÜFE aylık değişim oranları açısından ise:</p>
<p>- İlk sırayı yüzde 12,58 ile giyim ve ayakkabı,</p>
<p>- İkinci sırayı yüzde 3,50 ile gıda ve alkolsüz içecekler,</p>
<p>- Üçüncü sırayı yüzde 2,84 ile konut,</p>
<p>- Yüzde 2,02 ile ulaştırma sektörü almış.</p>
<p>Bu arada aylık değişime katkı oranları da şöyle:</p>
<p>- Giyim ve ayakkabı yüzde 12,58,</p>
<p>- Gıda ve alkolsüz içecek yüzde 3,50,</p>
<p>- Konut yüzde 2,84,</p>
<p>- Ulaştırma yüzde 2,02.</p>
<p>Öte yandan çekirdek enflasyon da yüzde 2,07 olmuş.</p>
<p>Konuya Yİ-ÜFE yurt içi üretici fiyatları açısından bakacak olursak…</p>
<p>Yİ-ÜFE Ekim 2026 itibarıyla yıllık yüzde 27,41 ve aylık yüzde 1,65 olarak gerçekleşmiş. Bu oran, en yüksek yüzde 35,12 ile maden ve yüzde 33,42 ile enerji sektöründe ortaya çıkmış. İmalat sektörü ÜFE rakamı da yıllık yüzde 29,04 ve aylık yüzde 1,79 olmuş.</p>
<p>Daha fazla rakama boğulmadan 2026 yılına genel çerçeveden baktığımızda, Ekim 2026 ayının en yüksek 4. ay olduğunu görüyoruz.</p>
<p><strong>Ne olacak enflasyonun hâli?</strong></p>
<p>Malum, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ekonomi dümeninin başına geçtiği 2023 yılı Mayıs ayından bu tarafa <em>“dezenflasyon programı” </em>adı altında bir program uygulanıyor ya da uygulanmaya çalışılıyor. Zaten programın ekonomik istikrar, kemer sıkma, ekonomik değişim ve dönüşüm gibi adlarla anılmadan ifade edilmesi, “…mış gibi” olduğunu ortaya koyuyor.</p>
<p>Ekonomik programın temel metninin son üç yıldır orta vadeli programlar olduğunu biliyoruz. Yani orta vadeli program ile bir yandan rakamsal büyüklükler ve hedefler ortaya konuluyor, bir yandan da yapısal nitelikli algılanabilecek düzenlemeler yapılacağı vaatlerine yer veriliyor.</p>
<p>Bu çerçevede Ekim 2026 ayının enflasyon rakamlarına bakarak şu değerlendirmelerde bulunabiliriz.</p>
<p>Her şeyden önce programda en fazla değiştirilen veya değişikliğe uğrayan rakamlar enflasyon ile ilgili. Bir türlü dikiş tutmayan durum var.</p>
<p>Orta vadeli programlarda, Merkez Bankası’nın yılda 4 kez yayımlanan enflasyon raporlarında, enflasyon beklentilerine ilişkin hanehalkı, iş dünyası ve finans kesimi tahminlerinde, İTO, ENAG, TEPAV ve benzeri kuruluşların periyodik tahminlerinde enflasyon rakamının sürekli değiştiği ortada.</p>
<p>Enflasyon rakamlarını etkileyen önemli unsurlardan birisi yönlendirilen ve yönetilen fiyatlar. Hükümetin ve resmî makamların tek taraflı belirlediği kamusal fiyatlar, ister istemez, enflasyon üzerinde etkili oluyor.</p>
<p>Enerji fiyatları, herhalde son dönemin en net olumsuz unsuru. İran ile İsrail ve ABD arasındaki çatışmalar, bölgedeki jeopolitik çalkantılar petrolün fiyatlarını hem yerinde tutamıyor hem de sürekli yukarı doğru itiyor. Bu da gelişmiş ülkelerde bile enflasyon oranının artması anlamına geliyor.</p>
<p>Gıda fiyatları her zaman kendini ortaya koyuyor. Bu ekim ayında da aylık değişimde ilk sıraya yerleştiği görülüyor. İyi giden iklim koşullarına ve mevsimsel gelişmelere rağmen konunun yapısal sorun niteliği, doğrudan enflasyona yansıyor.</p>
<p>Hizmet sektörü fiyatlarının yapışkanlığı ve katılığı enflasyonu besleyen bir başka önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Ki hanehalkı tüketimindeki zayıflamaya rağmen de enflasyon bir türlü ciddi düşüş sergilemiyor.</p>
<p>Aslında bu analizleri ve değerlendirmeleri televizyon kanallarında izliyoruz, gazete ve yazılı basındaki haber ve makalelerde görüyoruz.</p>
<p>Asıl görünen o ki, enflasyon orta vadeli tuzak hâline gelmiş; artı eksi yüzde 30 bandına yerleşmiş. Bu sonuç yakın tarihte de pek değişmeyecek gibi görünüyor. Bu senenin sonunda yüzde 30 zaten görüldü gibi. 2027 enflasyon hedefinin de yüzde 21 öngörüldüğü durumda, bunun yukarı yönlü sapacağını anlamak için kâhin ya da uzman olmak gerekmiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-enflasyon-tuzagi-arti-eksi-yuzde-30-bandi-91269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/6/1280x720/enflasyon-kimin-umurunda-1741088831.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta enflasyon tuzağı: Artı eksi yüzde 30 bandı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fonlarda-odemeler-basladi-peki-bundan-sonra-91268</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlarda ödemeler başladı, peki bundan sonra?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İlk ara ödemelerin başlaması tasfiye sürecinde önemli bir ilerleme. Ancak yatırımcı güveninin yeniden oluşması için yalnızca ödeme yapılması yeterli değil. Ödemenin neden o tutarda yapıldığının, kalan varlıkların durumunun ve bundan sonraki aşamaların açık biçimde anlatılması gerekiyor.</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında 17 Eylül'de başlayan tasfiye sürecinde olağanüstü tasfiyedeki Tera, Pusula ve Atlas Portföy fonlarına ilişkin ilk ödemeler gerçekleştirildi. Resmi açıklamaya göre, 30 Ekim itibarıyla olağanüstü tasfiye kapsamındaki 7 fonda 29,3 milyar TL, daha önce olağan tasfiye kapsamındaki 93 fonda ise 68 milyar TL ödeme yapıldı. Böylece <strong>toplam 100 fonda 247 bin 839 yatırımcıya 97,3 milyar TL ödeme gerçekleştirilmiş oldu.</strong> Ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının anapara tutarının karşılandığı açıklandı.</p>
<p>Yaklaşık bir buçuk aydır birikimlerine ulaşmayı bekleyen yatırımcılar açısından ödemelerin başlaması olumlu. Kanunun yürürlüğe girmesi, uygulama esaslarının açıklanması ve ardından ilk ödemelerin yapılması önemli bir ilerleme. Ancak ilk ödemelerle birlikte yatırımcıların cevap beklediği yeni sorular da ortaya çıktı.</p>
<p>Özellikle para piyasası fonlarında 1 milyon TL'ye kadar ara ödeme beklentisi bulunurken, bazı fonlarda yatırımcılara 250 bin TL'ye kadar ödeme yapılması hayal kırıklığı yarattı. Çünkü daha önce yapılan açıklamalarda 1 milyon TL tutarı öne çıkmış, birçok yatırımcı da bu rakamı alabileceği ödeme olarak değerlendirmişti.</p>
<h2>Peki, neden 250 bin TL ödendi?</h2>
<p>Aslında yanıt, SPK'nın 27 Ekim'de açıkladığı tasfiye ve ödemelere ilişkin usul ve esaslarda yer alıyor. Kararın 6. maddesine göre ara ödeme tutarı; yatırımcının net yatırım tutarı, para piyasası fonlarında 16 Eylül gün sonu fiyatına göre hesaplanan değer ve 1 milyon TL sınırından en düşük olanını aşamıyor.</p>
<p>Ancak 8. madde önemli bir istisna getiriyor. Fonun dağıtılabilir nakdi, bu hesaplamaya göre yapılması gereken ara ödemelerin tamamını karşılamaya yetmiyorsa, mümkün olan en fazla sayıda yatırımcıya ödeme yapılabilmesi için Kurul onayıyla daha düşük bir asgari ara ödeme tutarı belirlenebiliyor.</p>
<p>İlk ödemelerde gördüğümüz 250 bin TL uygulaması da bu düzenleme çerçevesinde değerlendiriliyor. Temel amaç, mevcut nakdi sınırlı sayıda yatırımcıya yüksek tutarlı ödeme yapmak yerine daha geniş bir yatırımcı kitlesine ulaştırmak. Bu yaklaşımın gerekçesi anlaşılabilir. Ancak yatırımcı açısından önemli olan yalnızca düzenlemenin hangi maddeye dayandığı değil, neden o tutarın belirlendiğini de bilmek.</p>
<p>Örneğin 1 milyon TL ara ödeme bekleyen bir yatırımcı hesabında 250 bin TL gördüğünde doğal olarak kalan tutarın ne zaman ödeneceğini soruyor. Burada önemli bir ayrım var: Ara ödeme nihai ödeme değil. Yatırımcının fon payları bu aşamada iptal edilmiyor ve tasfiye sürecindeki hakları devam ediyor. Sonraki ödemeler, fonun nakde dönüşen varlıklarına, tahsilatlara ve nihai tasfiye hesabına bağlı olacak.</p>
<p>Bu nedenle mevcut ödemelerin yatırımcılara doğru anlatılması gerekiyor. Özellikle ilk ara ödemeyi tasfiyenin tamamlanması gibi değerlendirmemek önemli.</p>
<h2>Yatırımcı artık daha fazla açıklık bekliyor</h2>
<p>Bence bundan sonraki sürecin en önemli başlığı şeffaflık… Yatırımcıların neden 1 milyon TL yerine 250 bin TL ödeme aldıklarını yalnızca mevzuatı okuyarak anlamalarını beklemek doğru değil.</p>
<p>Her fonun portföy yapısı, nakit durumu ve vadesi gelecek varlıkları farklı. Bu nedenle fon bazında dağıtılabilir nakdin ne kadar olduğu, hangi varlıkların henüz nakde dönüşmediği, ödeme tutarının hangi hesaplamayla belirlendiği ve sonraki aşamaların nasıl ilerleyeceği açıklanmalı.</p>
<p>Özellikle para piyasası fonları açısından bu bilgilendirme daha da önemli. Çünkü yatırımcılar bu fonları çoğu zaman kısa vadeli birikimlerini değerlendirmek ve günlük nakit ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıyor. Düşük riskli olarak gördükleri bir fonda birikimlerine haftalarca ulaşamamak, ardından da beklediklerinden daha düşük ödeme almak doğal olarak endişelerini artırıyor.</p>
<p>Olağan tasfiye kapsamındaki bazı fonlarda da ilk ödemelerin fon değerinin tamamını karşılamadığını gördük. Burada kalan varlıkların vadesi geldikçe veya işlemler sonuçlandıkça yeni ödemelerin yapılabileceği açıklandı. Benzer bir bilgilendirme yaklaşımının olağanüstü tasfiye kapsamındaki fonlarda da benimsenmesi gerekiyor.</p>
<p>Dolayısıyla yatırımcıların önüne gerçekçi bir yol haritası konulmalı. Kesin ödeme tarihi verilemiyorsa bile sürecin hangi aşamada olduğu, bir sonraki değerlendirmenin ne zaman yapılacağı ve hangi koşullarda yeni ödeme yapılabileceği düzenli olarak duyurulmalı.</p>
<p>Bir başka önemli konu da tasfiye kapsamında olmayan ancak halen alım-satıma kapalı bulunan fonlar. Özellikle olağan tasfiye kapsamındaki ödemeleri büyük ölçüde tamamlanan portföy yönetim şirketlerinde, tasfiye dışında kalan fonların neden hâlâ işleme açılmadığı açıklığa kavuşturulmalı.</p>
<p>Bu fonlar arasında para piyasası ve altın fonları gibi farklı varlıklara yatırım yapan ürünler de bulunuyor. Yatırımcılar mevcut birikimlerine ulaşamadıkları için başka varlıklarını satmak zorunda kalabiliyor. Bu nedenle gerekli kontroller tamamlandıktan sonra söz konusu fonların ivedilikle işleme açılması, mümkün değilse bunun gerekçesinin ve öngörülen takvimin paylaşılması gerekiyor.</p>
<p>Sonuç olarak ilk ara ödemelerin başlaması tasfiye sürecinde önemli bir ilerleme. Ancak yatırımcı güveninin yeniden oluşması için yalnızca ödeme yapılması yeterli değil. Ödemenin neden o tutarda yapıldığının, kalan varlıkların durumunun ve bundan sonraki aşamaların açık biçimde anlatılması gerekiyor.</p>
<p>Bu kadar uzun süre belirsizlik yaşamış yatırımcıların artık yeni bir belirsizliğe ihtiyacı yok. <strong>Bundan sonraki süreçte güveni yeniden oluşturacak olan yalnızca ödemelerin büyüklüğü değil, neyin, neden ve ne zaman yapılacağının yatırımcıya açık biçimde anlatılması olacak.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fonlarda-odemeler-basladi-peki-bundan-sonra-91268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fonlarda ödemeler başladı, peki bundan sonra? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31i-nasil-okumaliyiz-91267</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> COP31&#039;i nasıl okumalıyız?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AB, karbon kaçağını önlemek için sınırda karbon düzenlemesi uyguluyor. Çin, temiz teknoloji üretimiyle küresel dönüşüme katkı sağlarken, sanayi kapasitesine pazar açıyor. Amerika, enerji arzını güvenlik ve teknolojik üstünlükle birlikte ele alıyor.</strong></p>
<p>COP31'e günler kaldı. Zirve öncesi bu son yazıda, hikâyenin satır aralarını okumaya çalışalım. Çünkü bunu yapmadan Antalya'yı doğru analiz etmek bana göre mümkün değil.</p>
<p><u>İklim artık çözülmesi gereken bir sorundan, üzerine yeni bir ekonomik düzenin kurulduğu zemine dönüştü</u>. Antalya'da iklim, otuz yıldır olduğu gibi, yine bir <u>sorun</u> olarak masada konuşulacak. Ama arka planda enerji yatırımları, yapay zekâ, kritik mineraller ve ticaret <u>düzeni </u>tartışılacak.</p>
<p>Özetle, satır aralarını <em>“sorun” </em>ve <em>“düzen” </em>ekseninde okumak gerekiyor.</p>
<h2>Aynı hafta, iki hikâye</h2>
<p>Son on günde açıklanan rakamlar iki ayrı hikâye anlatıyor ve ikisi de doğru.</p>
<p><u>İlki sorunun hikâyesi</u>. BM’nin 27 Ekim raporuna göre, 154 ülkenin ulusal katkı beyanları harfiyen uygulansa bile, küresel emisyon 2035'te 2019'a göre <u>yalnızca yüzde 6 azalacak</u>. UNEP'in 21 Ekim raporuna göre 1,5 dereceye yüzyıl sonunda geri dönebilmek için gereken kesinti yüzde 45. Yetmiyor, üstüne 320 gigaton karbonun da atmosferden geri alınması gerekiyor. <strong><em>Yani, sorun çözülmüyor; büyüyor.</em></strong></p>
<p><u>İkincisi düzenin hikâyesi.</u> Dünya 2025'te 5,2 teravat yenilenebilir kapasiteye ulaştı. Çin'in temiz teknoloji ihracatı rekor kırdı. Elektrikli araçta yüzde 61, rüzgâr türbininde yüzde 45, bataryada yüzde 39 artış. Temiz enerji sektörleri Çin'in 2025 büyümesinin üçte birini sağladı. <strong><em>Yani, yeni bir düzen kurulmuyor; çoktan kuruldu bile.</em></strong></p>
<p>Bu iki hikâye çelişmiyor. Çünkü <u>düzen, sorunu çözmek için değil, sorunun üzerine kuruldu.</u> Emisyonu düşürüyor; ama amaç olarak değil, gölge fayda olarak.</p>
<p>Peki, neden hala tüm iklim diplomasisi <em>“sorun”</em> olarak konuşmaya devam ediyor? Çünkü<em> "sorun" </em>dili, yeni düzenin de meşruiyet kaynağı.</p>
<p>AB, karbon kaçağını önlemek için sınırda karbon düzenlemesi uyguluyor. Çin, temiz teknoloji üretimiyle küresel dönüşüme katkı sağlarken, sanayi kapasitesine pazar açıyor. Amerika, enerji arzını güvenlik ve teknolojik üstünlükle birlikte ele alıyor.</p>
<p><strong><em>Yani, “sorun” kurulan yeni düzenin sadece sahne önü gerekçesi. Arkadaysa güvenlik, rekabet, dayanıklılık, güç kaygısı çalışıyor. </em></strong></p>
<p>Bunun en iyi kanıtı ulusal katkı beyanları (NDC). Beyan sistemi sanki ölmüş gibi gelebilir ama tersine. Ülkeler beyanlarının neredeyse tamamını artık yasal çerçeveye bağladı, karbon piyasalarını kullanmayı planlıyor, özel sektörü uygulamaya ortak etmiş. Sorunu çözmek için düzenlenen bu beyanlar, artık düzenin alt yapısı.</p>
<h2>Düzenin üç kuralı</h2>
<p>Bu yeni düzene bir ad vermek gerekirse, <strong><em>elektrik çağının ekonomik düzeni</em></strong> demek mümkün. Küresel elektrik talebi toplam enerji talebinden 2,3 kat hızlı büyüdü, ABD'de talep artışının yarısı veri merkezlerinden geldi.</p>
<p>Bu düzeni üç kural üzerinden okuyabiliriz. Her kuralda farklı aktörlerin ağırlığı var; hiçbiri tek bir başkentin kontrolünde değil.</p>
<p><strong><em>Birinci kural: Karbonun fiyatını ve pazara giriş koşullarını kim belirliyor?</em></strong></p>
<p>Brüksel’in gücü, büyük pazarını düzenleyebilmesinden geliyor. CBAM, 2026’da kesin dönemine girdi. BRICS ise eylül bildirgesinde karbon sınır düzenlemeleri gibi önlemlere tek taraflılık ve ayrımcılık gerekçeleriyle karşı çıktı.</p>
<p>Ama hikâye sadece itirazdan ibaret değil. Çin, karbon piyasasını 2025’te çelik, çimento ve alüminyuma genişletti. Türkiye ETS düzenlemelerini oluşturdu. İngiltere kendi sınırda karbon mekanizmasını 2027’de başlatıyor. Bunlar tek bir küresel fiyat yaratmıyor ama karbon maliyetini ticaretin ve yatırımın daha yaygın bir değişkeni haline getiriyor.</p>
<p>Afrika Grubu’nun COP31 için istediği üç ek gündem başlığından birinin <em>“ticaret”</em> olması bu bağlamda anlamlı. Ticaret koşullarının daraltılmamasını istiyorlar.</p>
<p><strong><em>İkinci kural: Girdiyi kim kontrol ediyor?</em></strong></p>
<p>Pekin. Hem de <u>iki ayrı kapıyla.</u> Makine kapısı herkese açık ve ucuz. 5,2 teravatın adresi burası. Maden kapısıysa dar. Çin, nadir toprak işleme ve mıknatıs üretiminin yaklaşık yüzde 90'ını elinde tutuyor ve rüzgâr türbininden şebeke transformatörüne her parça bunlardan geçiyor.</p>
<p>Strateji açık. <u>Ucuz makineyle içeri al, pahalı madenle bağlı tut.</u> Ve bu ülke BM masasında hâlâ<em> "gelişmekte olan ülke" </em>olarak oturuyor. Yani finansman yükümlülüğü yok. Avrupa'nın yeni finansman taahhüdünü <em>"suya düştü" </em>ilan etmesinin bir gerekçesi de bu. Para verdiğiniz ülke, panelini sizden değil, Çin'den alıyor.</p>
<p><strong><em>Üçüncü kural: Enerjiyi kim satıyor?</em></strong></p>
<p>Washington’ın Paris’ten çekilmesi, enerji denklemindeki etkisini azaltmıyor. ABD, 2025’te AB’nin LNG ithalatının yüzde 58’ini sağladı. Aynı zamanda enerji altyapısını yapay zekâ ve yarı iletken üretiminin büyüme koşulu olarak ele alıyor.</p>
<p>Dolayısıyla Amerikan politikası yalnızca gaz satmak değil, teknoloji üstünlüğünü taşıyacak elektrik ve üretim kapasitesini kurmak.</p>
<p><strong>Washington sorunun masasını terk etti ama düzenin masasında yerini koruyor</strong>. COP31, dünyanın en büyük ekonomisinin Paris'ten resmen çıkmış olarak katılmadığı ilk zirve olacak; ama rakip bir enerji teklifiyle her masada yer alacak.</p>
<h2>Düzenin kurmadığı şey</h2>
<p>Düzen, sorun dilinin yapamadığı hızda emisyonları düşürüyor. Çin'in bir yıllık ihracatı tam kapasite kurulduğunda, her yıl Brezilya'nın toplam emisyonu kadar karbon önlenmiş olacak.</p>
<p>Ama düzen yalnızca kârlı olanı kurar. Tarife fabrika kurdurur, lisans madeni değerli kılar, gaz kontratı santrali finanse eder. Hiçbiri bir erken uyarı sistemini, kuraklığa dayanıklı bir tohumu finanse etmez.</p>
<p>Sorunun hâlâ gerçekten sorun olarak kaldığı tek yer, düzenin kâr görmediği yer. Uyum, kayıp, zarar ve en yoksul ülkeler düzenin dışında, sorunun içinde kaldı. Antalya'nın en zor sorusu bu olacak.</p>
<h2>Ev sahibinin benzersiz fırsatı</h2>
<p>Türkiye, bu üç kuralın kesiştiği bir konumda COP31’e ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>AB’ye ihracatıyla Avrupa’nın karbon düzenlemelerinden etkileniyor; kritik girdilerde ithalatçı konumundan üreticiliğe geçmeye, enerjide ise kaynaklarını ve ortaklıklarını çeşitlendirmeye çalışıyor.</p>
<p>Beylikova bu arayışın somut örneklerinden. Eskişehir’deki sahada açıklanan 694 milyon ton, saf nadir toprak miktarı değil; barit, florit ve toryumu da içeren toplam cevher kaynağı. Türkiye’nin stratejik kazanımını, bu kaynağı ayrıştırıp yüksek saflıkta ve yüksek katma değerli ürünlere dönüştürebilmesi belirleyecek.</p>
<p>Emisyon ticaret sisteminde de benzer bir ölçü geçerli. Piyasayı kurmanın değeri, karbon gelirini sanayinin dönüşümünü finanse edecek biçimde kullanabilmekte.</p>
<p>Antalya’daki görev paylaşımı, Türkiye’ye bu bağlantıları kurabileceği bir alan açıyor. Avustralya müzakerelere liderlik ederken Türkiye, COP başkanlığını ve Eylem Gündemi’ni yürütüyor. Elektrifikasyon hedefi, binalarda enerji verimliliği ve finansmanı projelere bağlamayı amaçlayan <em>İklim Uygulama Köprüsü</em>, ortak hedeflerin ekonomik kararlara dönüşeceği araçlar.</p>
<p>Türkiye’nin bırakabileceği somut miras da burada. <em>Mevcut şeffaflık mekanizmalarını tamamlayan, ülkelerin beyanlarıyla sahadaki uygulamalarını birlikte izleyen, yıllık ve kamuya açık bir kayıt.</em> Hangi yatırım açıklandı, hangisi finansman buldu, hangisi devreye girdi ve ne kadar emisyon azalttı? Böyle bir kayıt, vaatle gerçekleşme kadar yatırım hacmiyle iklim sonucu arasındaki farkı da görünür kılabilir.</p>
<p>Antalya’nın fotoğrafında ticaret ve enerji başlıklarının öne çıkması, iklimin geri plana düşmesi gibi görülebilir. Ben bunu, iklim siyasetinin ekonomik düzeni biçimlendiren gücünün görünür hale gelmesi olarak okuyorum.</p>
<p>Ancak ekonomik çıkar üretmek, ortak sorunu çözmeye yetmiyor. Sorun konferanslarda müzakere edilirken düzen fabrikalarda, madenlerde ve şebekelerde kuruluyor. Antalya’da bakılması gereken, bu ikisinin birbirini ne ölçüde tamamladığı olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Paris'in üç ayağı, artık düzenin aracı</span></h2>
<p>Paris Anlaşması üç ayak üzerine kurulmuştu. Hedef, taahhüt sistemi ve para. Üçü de sorunu çözmek için tasarlanmıştı. Üçü de şimdi düzenin aracına dönüştü.</p>
<p>Hedef, düzenlemelerin yönünü belirliyor. Taahhüt, yatırımın ve ulusal politikaların çerçevesini oluşturuyor. Finansman ise hangi projenin, hangi ülkede, hangi koşullarla gerçekleşebileceğini etkiliyor.</p>
<p>Sorunun masasında bedel yoktu. Düzenin masasında ise bedel var: <em>İhracat lisansı, sınır vergisi, şebeke ihalesi, kredi notu.</em> Siyaset de bedelin olduğu masaya taşınıyor.</p>
<p>Türkiye’nin <strong><em>“İklim Uygulama Köprüsü”</em> </strong>girişimi de ulusal önceliklerle proje ve finansman arasındaki bağı güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu araçların ekonomik etkisi büyüdükçe iklim diplomasisiyle sanayi politikası daha fazla iç içe geçiyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cop31i-nasil-okumaliyiz-91267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/5-1793767155.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31&#039;i nasıl okumalıyız? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-secimi-sonrasi-trump-ve-fed-piyasalarin-yonunu-belirleyecek-91266</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD seçimi sonrası Trump ve Fed, piyasaların yönünü belirleyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çok büyük bir ihtimalle Fed önümüzdeki süreçte iki ya da üç faiz artırımı daha yapacaktır. Para politikasının etkilerinin gecikmeyle ortaya çıktığını düşünecek olursak, aralık ayında 50 baz puanlık bir faiz artırımı yapılması ihtimal dışı görünmüyor.</strong></p>
<p>Küresel piyasalarda ABD’den gelen haberlerin etkili olduğu ve önümüzdeki dönemde de etkili olmaya devam edeceği bir süreçten geçiyoruz. Geçtiğimiz çarşamba akşamı Fed’in beklendiği gibi faiz değişikliğine gitmediği bir toplantıyı geride bıraktık. Bugün de seçim sonuçlarını öğreneceğiz. ABD seçimi öncesi Fed yeni bir artırıma çok cesaret edememiş görünüyor. Fed’in kurul üyeleri, 2’ye karşı 10 oyla politika faizini yüzde 3,75–4,00 bandında sabit tuttu. İki kurul üyesi ise 25 baz puanlık faiz artırımından yana oy kullandı.</p>
<p>Fed Başkanı Kevin Warsh, toplantı sonrasında yaptığı açıklamalarda güçlü bir ekonomik büyümeye ve sağlıklı bir iş gücü piyasasına sahip olduklarını, ancak enflasyonun da tahminlerin üzerinde seyrettiğini bir kez daha vurguladı. Bununla birlikte, faiz kararında neden sabırlı davrandıklarını da birkaç önemli gözlemiyle paylaştı. Tüketim harcamalarının güçlü kalması, yatırımların çift haneli oranlarda büyümeye devam etmesi ve ekonomik büyümenin birkaç sektörle sınırlı kalmayıp ekonominin geneline yayılan bir karakter taşıması, bu yaklaşımın arkasındaki temel nedenler olarak karşımıza çıktı. İşsizliğin tarihsel olarak düşük seviyelerde bulunması ve işsizlik ödeneği başvurularının tarihsel dip seviyelere yakın seyretmesi de Amerikan ekonomisinin gücüne ilişkin vurguladığı diğer noktalardı.</p>
<p>Warsh, enflasyonun hedeflerin oldukça üzerinde olmasına rağmen enflasyon beklentilerinin çıpalanmış olduğunu, örtük biçimde daha yüksek bir enflasyon hedeflemediklerini da vurguladı. Sıkı finansal koşulların sermayenin daha seçici hareket etmesine yol açtığını, yapay zekâya yönelik yatırımlardan diğer sektörlere doğru kısmi bir kayma yaşanmasını da buna bağladığını, bunun da çok sağlıksız olmadığını belirtti. Warsh’un başından beri en temel argümanlarından birisi, Amerikan ekonomisindeki verimlilik artışı ve bunun başta yapay zekâ olmak üzere teknolojik gelişmelerden kaynaklanmasıydı. Bu gelişmelerin ekonomik büyümeyi desteklerken enflasyonist baskıları sınırlayan bir yapı oluşturduğuna ilişkin görüşlerini bir kez daha vurguladı. Verimlilik artışının enflasyonu baskılayacak önemli bir dinamik olduğu görüşünün yalnızca kendisi tarafından değil, Fed kurulundaki birçok üye tarafından da paylaşıldığını belirtti.</p>
<p>Kriz dönemleri dışında Fed’in piyasaları çok fazla yönlendirmemesi gerektiğine ilişkin görüşlerini de tekrarlayan Warsh, bu yaklaşımını destekleyen bir diğer adım olarak gelecek yıldan itibaren faiz kararı alınacak Fed toplantılarının sayısını azaltmaya yönelik değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<h2>Fed, ekimde durdu ama aralık ayında hızlanabilir</h2>
<p>Sonuç olarak, ısınan bir ekonomide daha yüksek enflasyonla karşılaşma ihtimali artıyor. Her ne kadar teknolojik gelişmelerin sağladığı verimlilik artışları bu enflasyonist baskıları azaltsa da para teorisinde nötr faiz olarak adlandırılan, ekonomiyi ne canlandıran ne de yavaşlatan faiz oranının daha yüksek seviyelerde oluşmasının önünde önemli bir engel görünmüyor. Çok büyük bir ihtimalle Fed, önümüzdeki süreçte iki ya da üç faiz artırımı daha yapacaktır. Para politikasının etkilerinin belirli bir gecikmeyle ortaya çıktığını da düşünecek olursak, aralık ayında 50 baz puanlık bir faiz artırımı yapılması ihtimal dışı görünmüyor.</p>
<h2>Seçim sonuçları normalde piyasaları olumlu etkilemeye aday ama…</h2>
<p>Önümüzdeki süreçte ABD’den gelecek haberler piyasaları etkilemeye devam edecek. Bunlardan ilki seçim sonuçları olacak. Normal koşullarda Demokratların Temsilciler Meclisi’nde, hatta Senato’da çoğunluğu elde etmesi, ABD’de siyasi dengelerin daha fazla gözetildiği ve öngörülebilirliğin arttığı bir tablo yaratabileceği için piyasalar tarafından olumlu karşılanabilir. Muhtemelen piyasanın ilk tepkisi de bu yönde olacaktır.</p>
<p>Bununla birlikte, Trump’ın farklı bir lider olması ve seçim sonuçlarından bağımsız olarak öngörülmesi zor, hatta seçim sonuçlarının ortaya koyduğu dengelerin ötesine geçen bir karar alma sürecine girme ihtimali önemli bir risk oluşturuyor. Bunu ancak seçim sonuçlarının ardından görme şansımız olacak.</p>
<p>İsrail seçimlerinin de bir kilitlenme noktasında olması, belki beş-altı ay sonra İsrail’de yeniden seçime gidilmesi ihtimali ve bu süreçte Netanyahu’nun Trump’ın işini zorlaştıracak, hatta onu yeni maceralara sürükleyebilecek adımlar atma olasılığı dikkate alındığında, Orta Doğu’da savaşın yeniden kızışması ve petrol fiyatlarının artma riskini de göz ardı etmemek gerekiyor.</p>
<h2>Olumsuz haberler çok kalıcı olmayabilir</h2>
<p>Bununla birlikte, İsrail seçimlerinde Netanyahu’nun bloğunun birinci çıkmasına rağmen ciddi oy kaybettiğini, Trump’ın da benzer bir eğilimle karşı karşıya olduğunu gördüğümüz bir ortamda, savaş zaman zaman alevlense bile belirli bir noktanın ötesine geçmeyeceğini hem düşünüyor hem de temenni ediyoruz. ABD seçim sonuçları da tahminler doğrultusunda gelirse bu, uzun süreli bir savaşı sürdürmek için siyasi desteğin İsrail’de de ABD’de de yeterince güçlü olmadığı anlamına gelecek. Bu nedenle, piyasanın ana hikâyesi olan güçlü büyüme, düşük enflasyon ve verimlilik artışına bağlı olarak enflasyonist baskıların sınırlı kalması beklentisinin finansal piyasaları nihayetinde olumlu etkilemeye devam edeceğini düşünüyoruz.</p>
<h2>Sürdürülebilir dengelere ulaşmak ise zaman alacak</h2>
<p>Bu noktada şunu da vurgulamak gerekiyor. Bu olumluluk on yıllarca sürecek bir olumluluk gibi de düşünülmemeli. Avrupa başta olmak üzere dünya sokaklarında yaşananlar, eşitsiz ve gelir dağılımını daha da bozan büyüme yapısının bu hâliyle uzun süre devam ettirilemeyeceğine dair güçlü sinyaller vermeye de başladı. Küresel ekonomide büyük değişim ve büyük sıfırlama sert dalgalarla devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-secimi-sonrasi-trump-ve-fed-piyasalarin-yonunu-belirleyecek-91266</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/6/1280x720/6767-1793767031.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD seçimi sonrası Trump ve Fed, piyasaların yönünü belirleyecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hadi-gelin-fabrika-ayarlarina-donelim-91265</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hadi gelin fabrika ayarlarına dönelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Toplumun fabrika ayarlarına dönmesi; bencilliğin yerini dayanışmaya, kutuplaşmanın yerini hoşgörüye, adaletsizliğin yerini hakkaniyete bırakması, kamunun halkı soymaması demektir.</strong></p>
<p><strong>Fon yağmacılığıyla</strong> doruğa çıkan <strong>toplumsal çürüme</strong>, bozulan sisteme <strong>fabrika ayarı çekme zarureti</strong> doğurdu. <strong>Kazandığından</strong> fazlasını harcama. <strong>Ürettiğinden</strong> fazlasını tüketme<strong>. Devlet malı deniz</strong> yemeyen domuz deme. Bunlar slogan değil, <strong>hayatta kalma kılavuzu</strong> ve unuttuğumuz ayarlar bunlar.</p>
<p>Bugün her şey tersine dönmüş durumda. İnsanlar daha çok <strong>çalışmak</strong> yerine daha çok <strong>borçlanıyor</strong>. Daha çok <strong>üretmek</strong> yerine daha çok <strong>tüketiyor</strong>. “<strong>Devletin zaten var</strong>” diye bakıyor, sonra da o devletin battığını görünce şaşırıyor. Oysa fabrika ayarı basitti: <strong>Ekmeğini taştan çıkaran adam saygı görürdü</strong>.</p>
<p><strong>“DEVLET VERSİN, KURUM VERSİN, BİR BAKSIN” DİYE BEKLERSEN ÇÜRÜRSÜN</strong></p>
<p>İsraf eden, “<strong>yok artık</strong>” diye yüzüne bakılırdı. Devlet malına el uzatan, “<strong>keriz</strong>” değil, hırsız diye anılırdı. Fabrika ayarına dönmek ideoloji istemez. <strong>Üç basit kural</strong> yeter: <strong>1</strong>- Önce üret, sonra harca, <strong>2</strong>- Maaşı almadan harcamayı planlama, <strong>3</strong>- Kart limitini maaşın gibi görme. <strong>Kendi göbeğini artık kendi kes</strong>. </p>
<p>“<strong>Devlet versin, kurum versin, biri baksın</strong>” diye bekleyen toplum, <strong>beklediği şeyi</strong> kaybeder. Hak yeme, hak yedirme. <strong>Devlet malı senin babanın malı değil</strong>. Senin de babanın malı <strong>başkasının</strong> değil. Herkes kendisi üretsin, <strong>başkasının payına el uzatmasın</strong>. Bu ayarlar moda değil, <strong>hayati ahlaki zorunluluk</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Fabrika ayarlarına dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Geri dönüş nasıl olacak? </em></strong></p>
<p><strong>Enflasyon</strong>, borç, <strong>yoksulluk</strong>, adaletsizlik; hepsi kuralları bozduğumuz için geldi. Geri dönmek için büyük <strong>devrim,</strong>  <strong>kurtarıcı</strong> bekleme... Herkes kendi <strong>evinden</strong>, kendi <strong>işinden</strong>, kendi <strong>cebinden</strong> ayara başlasın.</p>
<p><strong><em>Bu dönüş o kadar zor mu?</em></strong></p>
<p>Fabrika ayarları zor değil. <strong>Sadece unutulmuş</strong>. Hadi hatırlayalım. Tıpkı artık işlevini yitirmiş cep telefonunda olduğu gibi. Zaten <strong>sosyal DNA’nda</strong> var olan <strong>kirlilikten ari değerleri</strong> geri yükleyeceksin.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>DEVLET MALINA EL UZATANA “HIRSIZ” DENİRDİ, ŞİMDİ WHATSUP GRUBUNDAN ÇIKARILIYOR</strong></p>
<p>Bizi <strong>fonumuza kadar soyanları</strong> cezalandırmak bir yana, <strong>aklamaya</strong> çalışıyoruz. Hatta işi <strong>ilahi adalete</strong> terk ederek, “<strong>cehennemde yansınlar</strong>” diye beddua ediyoruz. Oysa bu <strong>dolandırıcıların öteki dünyada yanıyor olmasının bize ne faydası var</strong>? Eski bakan çalıyor, ceza olarak whatsapp’tan çıkarılıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>FABRİKA AYARLARI LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Toplumun fabrika ayarları</strong>: Toplumdaki bireylerin temeli insani, ahlaki ve hukuki değerler bütünü</p>
<p><strong>Adalet, hukuk üstünlüğü</strong>: Her bireyin kanun önünde eşit sayılması, bunun sağlanacağına dair güven</p>
<p><strong>Ahlak, saygı, hoşgörü</strong>: Ortak yaşam kültürü, farklı inanç, köken ve düşüncelere hayat hakkı</p>
<p><strong>Empati, nezaket</strong>: Ben ve öteki arasında sınırlara saygı göstermek, kul hakkına girmemek, nazik olmak</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hadi-gelin-fabrika-ayarlarina-donelim-91265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hadi gelin fabrika ayarlarına dönelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91263</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekim enflasyonu piyasada nasıl fiyatlandı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Ekim Enflasyonu Piyasada Nasıl Fiyatlandı? | Ekonomi Masası | 04 Kasım" src="https://www.youtube.com/embed/YtpUs-VJdVY" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-91263</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/7/1280x720/guldag-berfin-1787719214.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-yuksek-geldi-ama-vatandasin-bakisi-yine-de-kusku-dolu-91264</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon yüksek geldi ama vatandaşın bakışı yine de kuşku dolu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TÜİK ekim ayının TÜFE artışını yüzde 2,58 olarak açıkladı. Bu oran tahminlerden bir miktar yüksek. Ne var ki vatandaşın açıklanan orana bakışı yine de kuşku dolu ve bu oran da inandırıcı bulunmuyor.</p>
<p>Ekim ayının oranı geçen yılın aynı ayındaki yüzde 2,55’in çok az da olsa üstünde gelince yıllık enflasyon da yönünü yine çok az olmakla birlikte yukarı çevirdi. Eylül sonunda yüzde 29,73 düzeyine gerileyen yıllık artış, ekim sonunda yüzde 29,77’ye çıktı.</p>
<p>Yıllık oranın ekimde gerilemeye devam etmesi, kasım ve aralıkta ise yeniden artış göstermesi bekleniyordu. Bu eğilim bir ay önce yaşanmış oldu.</p>
<p>Kasım ve aralıkta geçen yıl yüzde 0,87 ve yüzde 0,89 artışlar yaşandığı ve bu yıl bu düzeylerde kalmanın olağanüstü gelişmeler ortaya çıkmadığı sürece mümkün olmadığı ortada. Savaş tümüyle biter, petrol fiyatları 90, hatta 80 dolarlara gerilerse belki tabii ki ama bu yaşanmadığı ve mevcut gidişat sürdüğü takdirde son iki ayda öyle yüzde 1’in altında kalan oranlar şu aşamada hayal. Kasım ve aralıkta aylık artışlar yüzde 1 bile olsa yıllık oran yüzde 30’un üstünde gerçekleşecek. Dolayısıyla 2026 enflasyonunun yüzde 30’un altına indirilmesinin artık neredeyse tümüyle mümkün olmaktan çıktığı söylenebilir.</p>
<p>Kasım ve aralıktaki artışlar yüzde 1 değil de yüzde 1,5 olursa o zaman yıllık enflasyon yüzde 31,4’e çıkacak, bu da göz önünde bulundurulmalı. </p>
<h2>Enflasyon farkı </h2>
<p>Kasım ve aralık için aylık yüzde 1,5 artışlar makul. Daha yüksek oranlar görülebilir ama daha aşağısı sürpriz sayılır.</p>
<p>Son dört aydaki TÜFE artışı yüzde 8,29 oldu. Kasım ve aralıkta da yüzde 1,5’lik oranlar yaşanması halinde altı aylık artış yüzde 11,56’yı bulacak. Tabii ki yüzde 1,5’i aşan artışlarda altı aylık oran daha da büyüyecek.</p>
<p>2027’nin başında 2026’nın ikinci yarısı için enflasyon farkı olarak uygulanacak oran da çok büyük olasılıkla yüzde 11,5 dolayında olacak.</p>
<p>Bu oranın üstüne verileceği söylenen fark ne kadar olur, bu fark geçmişten gelen kayıpları ne ölçüde telafi eder, bilmek zor. Ancak daha önce de yazdığım gibi altı ayda bir verilen enflasyon farkları görünürde kayıp oluşmasını engelliyor gibiyse de reel anlamda her altı ayda bir biriken yüklü bir kayıp söz konusu.</p>
<h2>Orana niye inanılmıyor?</h2>
<p>Kimi aylar var ki TÜİK’in açıkladığı oran, tahminlerin epeyce altında kalıyor ve gerçekten çok düşük bulunuyor. Bu kez ekim ayında tahminlerden yüksek gelen bir oran söz konusu ama vatandaş bu orana da kuşkuyla yaklaşıyor, hatta kuşkunun bir adım ötesine geçilip açıklanan oranın gerçeği yansıtmadığı dile getiriliyor.</p>
<p>Peki bu düşüncenin temelinde ne yatıyor? En başta geçmişten gelen güvensizlik. Hem TÜİK’e, hem de tüm kurumlara olan güvensizlik. Hele hele son dönemde yaşanan fon vurgunu ve rezaletinden sonra kamuda hangi kurumun güvenilirliği tartışma konusu olmadı ki. Bu toz duman içinde TÜİK hiç tartışılmayacak bir oran açıklasa bile o yıllar önce yok olan güven var ya, onu yerine koyamadıktan sonra aylık artış değil 2,58, yüzde 3,58 de açıklansa inanılmayacaktı, 4,58 de açıklansa.</p>
<p>Ayrıca hanelerin geliri düştükçe harcamada ilk sıraları barınma ve gıda alır, bu kalemlere çok daha fazla para ayırmak gerekir. Bu yalnızca Türkiye’de değil, tüm ülkelerde geçerli olan bir durum. Türkiye’de bu son yıllarda daha da belirgin hal aldı. Gelir dağılımı bozuldukça ve yoksulluk arttıkça gıda ve barınmaya daha çok pay ayrılmak durumunda kalınıyor. </p>
<h2>Enflasyon mu, hayat pahalılığı mı?</h2>
<p>Karıştırılan, karıştırıldığı için de enflasyon oranının yanlış yorumlanmasına yol açan iki kavram var.</p>
<p>Türkiye’de enflasyon ile hayat pahalılığı kavramları karıştırılıyor. Aslında bunu en çok körükleyen ve kavramların karıştırılmasından medet umanlar da ekonomi yönetimleri.</p>
<p>Onlar istiyor ki enflasyon düştüğünde vatandaş bunu hayat pahalılığının azalması gibi algılasın. Oysa enflasyon düşerken hayat pahalılığı pekâlâ artar, bunu tabii ki onlar da gayet iyi biliyor. Nitekim Türkiye’de olan da budur.</p>
<p>Kaldı ki Türkiye’de enflasyon da öyle kayda değer bir ölçüde düşmüyor, işte bir yılı aşkın süredir yüzde 30’a takılıp kalındı; ama hayat pahalılığı her geçen gün daha da artıyor.</p>
<p>TÜİK’in ölçtüğü tabii ki yalnızca enflasyon. Hayat pahalılığı çok başka bir kavram ve onun ölçümü başka göstergelerle yapılabilir.</p>
<p>Ayrıca enflasyon sıfır bile olsa Türkiye’de hayat pahalılığı sorunu var, zaten temel sorun bu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yeniden değerleme oranı yüzde 27,83 oldu</span></h2>
<p>2027 yılında uygulanacak yeniden değerleme oranı yüzde 27,83 olarak kesinleşti. Bu oranın yüzde 28 dolayında oluşacağı zaten günler öncesinden tahmin ediliyordu. Bunun nedeni YDO’yu herhangi bir kişi ya da kurumun belirlemiyor olması. Çünkü Yİ-ÜFE’de ekim sonu itibarıyla oluşan on iki aylık ortalama artış otomatik olarak bir sonraki yılın yeniden değerleme oranını veriyor. </p>
<p>Bu oranı çeşitli vergiler için artırma ya da azaltma yetkisi Cumhurbaşkanına tanınmış durumda. Ancak oran tüm vergiler için aynı oranda artırılıp azaltılmıyor, zaten yetki böyle düzenlenmemiş, her bir vergi kanununda sınır ayrı ayrı çiziliyor.</p>
<p>Toplumu en çok ilgilendiren vergilerin başında gelen motorlu taşıtlar vergisinde YDO yüzde 50 artırılarak yüzde 41,74’e çıkarılabileceği gibi, yüzde 80 düşürülerek yüzde 5,56’ya da indirilebilir. Ancak bu oranları alt-üst sınırları vermek adına aktarıyorum. 2027’de MTV artışında uygulanması beklenen oran yüzde 20 dolayında olabilir. Bu artış, yüzde 21’lik enflasyon hedefiyle de uyumlu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı YDO’yu bir dizi vergide değişik oranda uygulama kararı alabiliyor ama para cezalarında bu oranın dışına çıkılamıyor. Dolayısıyla trafik cezaları da 2027’de yüzde 27,83 oranında artırılacak.</p>
<p>Örneğin kırmızı ışıkta geçmenin, kemer takmamanın ve cep telefonunu ele alarak konuşmanın cezası 5 bin liradan 6.391 liraya, ters yöne girmenin cezası 10 bin liradan 12.782 liraya, ehliyetsiz araç kullanmanın 40 bin olan cezası 51.132 liraya, son beş yıllık dönemde ilk kez alkollü araç kullanmanın cezası 25 bin liradan 31.957 liraya çıkacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-yuksek-geldi-ama-vatandasin-bakisi-yine-de-kusku-dolu-91264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/1/1280x720/boykotlarin-enflasyonla-mucadeleye-katkisi-1743693549.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon yüksek geldi ama vatandaşın bakışı yine de kuşku dolu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hucreye-300-milyon-dolar-yatirdi-gunes-panelinde-yerlilik-orani-yuzde-80i-asti-91262</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hücreye 300 milyon dolar yatırdı, güneş panelinde yerlilik oranı yüzde 80’i aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İSTANBUL </strong>Teknik Üniversitesi (İTÜ) 1959 mezunu <strong>Özkan Olcay, </strong>inşaat şirketini kurup Devlet Su İşleri’nin (DSİ) Manavgat Şelalesi (Antalya) ihalesine girip, projeyi üstlendi. Manavgat Şelalesi, <strong>Özkan Olcay</strong>’ın ilk işi oldu.</p>
<p><strong>Özkan Olcay, </strong>Pekintaş adlı şirketiyle 1980’li yıllara kadar inşaat sektöründe faaliyet gösterdi. 24 Ocak 1980 kararlarıyla birlikte devlet yatırımlarını kısınca, Pekintaş farklı iş arayışına girişti. Türkiye’nin tarım ülkesi potansiyeli dikkate alındı, sulama kanalları için hazır beton bölümler üretimi (kanalet) gündeme geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeab3035a7e2-1793766147.jpg" alt="" width="800" height="564" /><strong>“Kanalet” </strong>tecrübesi, Pekintaş’a zamanla prefabrik endüstriyel yapıların ön üretimine yöneltti. Prefabrik yapılar için üretim derken, fabrika binalarının yapımında da devreye girildi. Pekintaş, perfabrik endüstriyel yapı işini ilerletince müşterilerinden talepler aldı:</p>
<p>-          <strong>Pr</strong><strong>e</strong><strong>fabrik fabrika binalarımızı gayet güzel yapıyorsunuz. Ancak, çatı ve cepheleri düzgün yapan kimse yok. Siz bu işe de girin, fabrika binalarımızı bize anahtar teslimi yapın.</strong></p>
<p>Müşterilerinden bu taleplerin yöneldiği dönemde, 1996 yılında baba <strong>Özkan Olcay </strong>ve oğlu <strong>Özhan Olcay, “SAIE Fuarı” </strong>için İtalya’ya gitti. Onlar fuardayken Almanya’dan Aluform System-Technic GmbH Genel Müdürü <strong>Özhan Olcay</strong>’ı aradı:</p>
<p>-          <strong>Sizinle görüşmek istiyoruz. Biletlerinizi gönderiyorum, Köln’de buluşabilir miyiz?</strong></p>
<p>Baba-oğul <strong>Olcay</strong>’lar Köln’e gitti, Aluform System-Technic GmbH yönetimiyle buluştu. Kendilerine şu öneri yapıldı:</p>
<p>-          <strong>İki fabrikamızdan Dresten’de olanı Doğu Almanya’ya taşımak istiyoruz. Köln’dekini de kapatacağız. Araştırdık, Türkiye’de bu işleri en iyi sizin yaptığınızı öğrendik. Fabrikayı size satalım. Fabrikayı Türkiye’ye taşıyın, ülkenizde üretim yapın.</strong></p>
<p>Görüşme maratonu ertesi güne sarktı. <strong>Özhan Olcay, </strong>karşı teklifini sundu:</p>
<p>-          <strong>Biz fabrika için binayı Düzce’de yapalım. Siz fabrikayı ve teknolojiyi getirin. Türkiye’de bu üretimi birlikte yapalım.</strong></p>
<p>Böylece 1996’da <strong>“Aluform Pekintaş” </strong>kuruldu, sandviç panel üretimine başladı. Pekintaş Grubu, yaptıkları fabrika binalarının çatı ve cephelerini de tamamlayarak, anahtar teslimi modeline geçmiş oldu.</p>
<p>Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>2-4 Ekim 2026’da Elite World Grand Sapanca’da PwC işbirliğiyle düzenlediğimiz <strong>“Dönüşen Liderlik Zirvesi”</strong>ne konuşmacı olarak katıldığında Düzce’de yeni devreye giren güneş paneli hücresi fabrikasına davet etti.</p>
<p>Danışmanları <strong>Müge Sevil </strong>ve <strong>Cumhur Elmas </strong>organize etti, <strong>Hakan Güldağ, Şeref Oğuz </strong>ve <strong>Servet Yıldırım</strong>’la birlikte önce güneş paneli fabrikasına gittik. Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>Başkan Vekili <strong>Defne Olcay, </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Hüsnü Münci Bilgiç, </strong>Genel Müdür <strong>Derya Kaya </strong>ve Fabrika Müdürü <strong>Çadaş Şenol</strong>’la buluştuk.</p>
<p><strong>Özhan Olcay, </strong>2013 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>2013 yılında, </strong>“Pasif binalar yapsak, müşterilerimiz kendi enerjilerini üretse” <strong>dedik. Bu amaçla Alman Schmid’le bağlantı kurduk. Ailenin 5’inci kuşak temsilcisi Christian Schmid ile görüştük. Ortak üretim teklif ettik.</strong></p>
<p><strong>Christian Schmid</strong>’in ilk aşamada <strong>“Biz zaten en büyük üreticiyiz. Niye birlikte iş yapalım? Biz size makine satalım” </strong>yanıtı verdiğini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Christian Schmid’i Japon eşi Ayako’nun yardımıyla ikna ettik. 2013 yılında Schmid Pekintaş’ı kurduk. Başlangıçta fabrikayı yıllık 10 MW’lık kapasiteyle kurduk. O günlerde bir günde 100 panel üretince, </strong>“Pasta kesip kutlayalım” <strong>demiştim.</strong></p>
<p>Fabrikayı gezerken son durum bilgisi verdi:</p>
<p>-          <strong>Bugün bu tesiste günde 10 bin panel üretiyoruz. Yıllık kapasitemiz 3 bin MW. Yani kapasitemiz 13 yılda 300 kat büyüdü. O zamanlar 230 Watt’lık paneller üretebiliyoruz. Şimdi 630 Watt’lık paneller üretiyoruz. Yani panel gücü de 3’e katlandı.</strong></p>
<p><strong>Schmid Pekintaş</strong>’ın Düzce’deki tesisinin büyüklüğünün altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Burası hem Türkiye’nin hem de Avrupa’nın kendi alanındaki en büyük kapasitesine sahip.</strong></p>
<p>Ardından hep birlikte Nisan 2026’da devreye giren güneş paneli hücresi fabrikasına gittik. <strong>Özhan Olcay, </strong>hücre üretimine girişlerinin öyküsünü de yerinde anlatmaya koyuldu:</p>
<p>-          <strong>Güneş panelinde önemli taraf yerli ve milli üretim yapabilmek. O nedenle hücre üretimine de girmeye karar verdik. Bu yatırımda Türkiye’de üretilmeyen </strong>“TOPCon” <strong>teknolojisine yöneldik. Teknolojiyi yüzde 10 hisse vererek Çinli JPTV’den aldık.</strong></p>
<p><strong>“JPTV”</strong>nin kendine ait kapasitesinin yıllık 80 GW olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>JTP, dünyanın üçüncü büyük hücre üreticisi. Bizim yıllık kapasitemiz ise 5 GW. Bu da Çin dışında dünyanın en büyük kapasitesi oldu. Bizimle rekabet edebilecek bir tesis Hindistan’da, bir tesis de Vietnam’da var.</strong></p>
<p><strong>“P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri ve Ticaret A.Ş.”</strong>nin <strong>“HIT-30 Yüksek Teknoloji Yatırım Programı” </strong>kapsamında hayata geçirildiğini irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Şu ana kadar hücre üretimi için 300 milyon dolarlık yatırım yaptık. Yatırımımız devam ediyor. </strong>“HIT-30” <strong>kapsamında 7 firma teşvik belgesini aldı ama şu ana kadar yatırımını tamamlayan sadece biz olduk.</strong></p>
<p>Güneş paneli ve hücre üretimindeki yerlilik oranlarını merak ettik, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Aslında sadece polisilikon (polikristalin silikon) ithal ediyoruz. Panel tarafında yerlilik oranımız yüzde 82. Hücrede ise yüzde 62. Aslında bizim ürettiğimiz güneş panelleri, Türkiye’de üretilen hücrelerle </strong>“Made in Türkiye” <strong>olarak banttan çıkıyor.</strong></p>
<p><strong>Özkan Olcay</strong>’ın 1959 yılında temellerini inşaat ile attığı Pekintaş Grubu, 67 yılda ikinci ve üçüncü kuşağın devreye girmesiyle güneş paneli hücresi teknolojisine kadar üretim çıtasını yükseltti…</p>
<p><strong>“P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri”</strong>nin Düzce’deki tesisindeki robotik sistemler, <strong>“Pekintaş, teknoloji çıtasını çip üretimine kadar yükseltecek gibi” </strong>sinyalleri verdi…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeab31ed2348-1793766174.jpg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD’ye 150 milyon dolarlık hücre ve panel ihraç etti</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş ve P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>Nisan 2026’da devreye giren hücre tesislerinden ihracata da başladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>ABD’ye 1.2 GW’lık hücre ve güneş paneli ihracatı gerçekleştirdik. Bu rakam, Türkiye’nin bu alanda yaptığı tüm ihracatın toplamından fazla.</strong></p>
<p>İhraç ürünlerinin ABD yolculuğuyla ilgili şu ayrıntıyı verdi:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 571 konteynerde Schmid Pekintaş fabrikamızdan çıkan paneller var. Okyanusta ABD’ye doğru yol alıyor. 1441 uçak konteyneri de ABD’ye P-Tech tesislerimizde ürettiğimiz hücreleri taşıyor. Hepsi 4 Aralık 2026’ya kadar ABD’ye teslim edilmiş olacak.</strong></p>
<p>Bu ihracatın parasal değerini sorduk, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>Panel ve hücre ihracatımız 150 milyon doları buluyor.</strong></p>
<p>ABD’den otoritelerin gelip fabrikaları test ettiğini, denetlediğini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Hammaddeden başlayarak ürünlerimizi, çalışma ortamımızı denetlediler. Kendi kriterlerine uyup uymadığına baktılar. Muazzam bir imtihana, kontrol prosesine tabi tuttular.</strong></p>
<p>Schmid Pekintaş Yönetim Kurulu Başkanvekili olan kızı <strong>Defne Olcay</strong>’a döndü:</p>
<p>-          <strong>Amerika operasyonumuzla Başkan Vekilimiz, kızım Defne ilgileniyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye hücreyi ithal ediyordu, şimdi ihracatçı olduk</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş ve P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay, </strong>Türkiye’nin güneş paneli hücresinde ithalatçı konumunda olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Bizim 5 GW’lık P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri tesisiyle birlikte ihracatçı olduk. Türkiye’deki hücre üretiminin yarısından fazlası bizim tesislerimizden çıkıyor.</strong></p>
<p>Kalyon Enerji’nin Ankara’daki fabrikasında ingot üretimi yaptığına işaret edip sordum:</p>
<p>-          <strong>Hücre fabrikasını kurarken ingot üretimini neden düşünmediniz?</strong></p>
<p><strong>Özhan Olcay, </strong>şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>İngot üretimi çok fazla enerji tüketimi gerektiriyor. O nedenle düşünmedik.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Güneş hücresinin kilo başına ihracat geliri 10 dolar dolayında</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş ve P-Tech Solar Hücre Üretimi Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Özhan Olcay</strong>’a güneş paneli hücresinde kilo başına ihracat değerini sorduk, hesapladı:</p>
<p>-          <strong>9-10 dolar dolayında…</strong></p>
<p>Güneş panelinin kilo başına ihracat gelirini merak ettik, paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Güneş paneli 7 doları buluyor…</strong></p>
<p>Bu noktada Pekintaş Group’un ihracat yaptığı ülke sayısına değindi:</p>
<p>-          <strong>Pekintaş Group olarak çatı-duvar panelleri, çelik ürünlerimiz, güneş paneli, hücre gibi ürünlerimizi bu yıl 5 kıtada 72 ülkeye ihraç etmiş olacağız.</strong></p>
<p>Toplam satışlarının içinde ihracatın payı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Şu anda satışlarımızın 3’te 1’ini ihracat oluşturuyor. Hedefimiz ihracat-iç pazar dengesini yüzde 50-50 düzeyine taşımak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">280 MW’lık depolamalı GES yatırımı sürüyor</span></h2>
<p><strong>SCHMID </strong>Pekintaş Yönetim Kurulu Başkan Vekili <strong>Defne Olcay, </strong>grupla ilgili sunumunda yakın dönemde devreye giren 3 şirkete değindi:</p>
<ul>
<li><strong>SPI Energy: </strong>2023 yılında kurduğumuz EPC firmamız, anahtar teslimi güneş paneli projelerini tamamlıyor. Yani, hücreyi, paneli üretiyoruz. Bu şirketimiz de sahada montaj hizmeti veriyor. Bu şirketimizle birlikte kendi ürünlerimizi kullanarak anahtar teslimi GES’e de başlamış olduk.</li>
<li><strong>DePower: </strong>2024 yılında kurduğumuz bu şirketimizle birlikte enerji yatırımcısı kimliğimiz de devreye girdi. Grup bünyesinde şu anda 280 MW’lık depolamalı GES projesinin inşası, ülkemizin 10 farklı bölgesinde sürüyor.</li>
<li><strong>Temmuz Energy:</strong>Bu şirketi de 2024 yılında YEKA ihalesi vesilesiyle kurduk. İhaleye katıldık, 260 MW’lık Karaman ihalesini aldık. Yapım devam ediyor. Yıl sonunda devreye girecek gibi görünüyor.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hucreye-300-milyon-dolar-yatirdi-gunes-panelinde-yerlilik-orani-yuzde-80i-asti-91262</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/2/1280x720/shimid-pekintas-gunes-ges-1793766118.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hücreye 300 milyon dolar yatırdı, güneş panelinde yerlilik oranı yüzde 80’i aştı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-krizinde-organize-suc-yapilanmasi-var-91261</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Fon krizinde organize suç yapılanması var&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sermaye piyasalarını sarsan fon skandalına ilişkin soruşturmada, basit bir borsa manipülasyonunun çok ötesinde, üst düzey finans bürokrasisine kadar uzanan organize bir suç yapılanmasının ortaya çıkarıldığını açıkladı. Yapılanmanın denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmek için rüşvet çarkı kurduğunu belirten Gürlek, "Sistemli bir işbirliğinin delillerine ulaştık. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler, rüşvet çarkını kurarak üzerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir" dedi. Gürlek, şebekenin bazı hisseler üzerinde oynayarak piyasayı ele geçirmeyi ve kartelleşerek ekonomiye zarar vermeyi amaçladığını bildirdi. Fon soruşturmasının bilançosunu açıklayan Gürlek, dosyada 433 şüphelinin bulunduğunu, bunlardan 112'sinin tutuklandığını, 38 kişinin ise firari durumda olduğunu ve haklarında yakalama kararı çıkarıldığını söyledi. Soruşturmanın ilk aşamada piyasa aktörleri üzerinden başladığını ancak giderek genişlediğini belirten Gürlek, üst düzey finans bürokrasisini de kapsayan bir suç yapılanmasıyla karşı karşıya olduklarını vurguladı.</p>
<h2>"Basit bir borsa vurgunu değil" </h2>
<p>Denetim mekanizmalarına sızan şebekenin varlığının artık belirgin hale geldiğini kaydeden Gürlek, verilen ifadelerin yeni şüphelileri ortaya çıkardığını ve soruşturmanın derinleştirilerek sürdürüldüğünü söyledi. Yapılanmaya dahil olduğu değerlendirilen en üst düzeyden en alt kademeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler ile siyasi profiller hakkında yasal işlemlerin yapıldığını ve yapılmaya devam edildiğini belirten Gürlek, "Sorumlular hukuk önüne bir bir çıkarılmaya başlanmıştır" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Soruşturmanın kapsamına ilişkin değerlendirmesinde, "Karşımızdaki yapının basit bir borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir" diyen Gürlek, elde edilen delillerin organize bir piyasa dolandırıcılığına işaret ettiğini söyledi. Şebekenin çalışma yöntemine de dikkat çeken Bakan, bazı hisselerde gerçekleştirilen manipülatif işlemlerle piyasanın kontrol altına alınmasının hedeflendiğini, bu yolla kartelleşen yapının ekonomiye zarar verdiğini ifade etti.</p>
<h2>"Karanlık nokta kalmayacak" </h2>
<p>Gürlek, soruşturmanın ilk gününden itibaren adli ve mali eylem planlarının devreye sokulduğunu, ilgili bütün verilerin toplandığını ve gerekli işlemlerin yapıldığını belirterek, "Karanlık nokta kalmayacaktır. Biz millete yanlış yapana sahip çıkmayacağız" dedi. Devletin tüm kurumlarının teyakkuzda olduğunu vurgulayan Bakan, elde edilen deliller doğrultusunda sürecin titizlikle yürütüldüğünü kaydetti.</p>
<p> Soruşturmanın en önemli boyutlarından birinin yatırımcıların birikimlerine yeniden kavuşması olduğunu belirten Gürlek, haksız kazançların geri alınmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü bildirdi. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) bünyesinde oluşturulan gönüllü iade hesabı kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin iade edildiği açıklandı. İade sürecinin yanı sıra şüphelilerin mal varlıklarına yönelik tedbirler de uygulanıyor.</p>
<h2>"Vatandaş birikimine kavuşacak" </h2>
<p>Gürlek, suç işleyenlerin hesap vereceğini ancak soruşturma yürütülürken masumiyet karinesinin de gözetileceğini vurguladı. "Sürecin en önemli boyutu vatandaşların birikimlerine yeniden kavuşmasıdır" diyen Bakan, haksız kazanç sağlayanlarla meşru yatırımcıların birbirinden ayrılması gerektiğine işaret etti.</p>
<p>Fon skandalı, portföy yönetim şirketlerinin bazı fonlarında olağan dışı kazançlar ve hisse senetlerinde sert fiyat hareketlerinin ortaya çıkmasıyla gündeme gelmişti. SPK'nın 17 Eylül'de 7 portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar vermesinin ardından soruşturma genişletilmiş, sermaye piyasalarındaki güven ve yatırımcıların varlıklarının korunması tartışmanın merkezine yerleşmişti. Bakanın son açıklamaları ise dosyanın yalnızca fon işlemleri ve borsa manipülasyonlarıyla sınırlı kalmadığını, finansal denetim sistemine uzanan daha geniş bir suç yapılanmasının araştırıldığını ortaya koydu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">FON TASFİYESİNDE 97 MİLYAR ÖDEME</span></h2>
<p>Fonların tasfiyesiyle ilgili süreçte bugüne kadar yaklaşık 248 bin yatırımcıya 97 milyar lirayı aşan ödeme yapıldı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen 9'uncu Fon Kurulu Toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Olağanüstü tasfiyeye konu fonlardaki ilk ara ödemeler 30 Ekim itibarıyla fon sahiplerinin hesaplarına yatırılmaya başlanmıştır. 30 Ekim tarihi itibarıyla Atlas, Pusula ve Tera Portföy Yönetim Şirketlerinin oluşturduğu fonlarda, olağanüstü tasfiye kapsamında toplam 29,3 milyar TL fon sahiplerinin hesaplarına yatırılmıştır" denildi. Ayrıca önceki süreçte A1 Capital, Bulls, Pardus ve Hedef Portföy Yönetim şirketlerinin oluşturduğu olağan tasfiye kapsamında 93 fonda 68 milyar TL ödeme yapıldığı hatırlatılarak, "Böylece, 30 Ekim günü itibarıyla olağan ve olağanüstü tüm tasfiyelerde toplam 100 fonda 247 bin 839 yatırımcıya 97,3 milyar TL ödeme yapılmıştır. Bugüne kadar ilgili kurumlarımızın koordinasyonunda yürütülen olağan ve olağanüstü tasfiye süreci kapsamında, 178 bin 537 tekil yatırımcıya nakdi ve ayni olarak yaklaşık 76 milyar TL ödeme yapılmış ve bu yatırımcıların anapara tutarları ödenmiştir” denildi. Açıklamada yetkili kurumların yaptığı denetimler neticesinde haksız ve fahiş kazanç elde ettiği tespit edilen yatırımcıların ara ödeme kapsamı dışında bırakıldığı da belirtildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">■ TAKASBANK’TA YENİ GENEL MÜDÜR</span></h2>
<p>İstanbul Takas ve Saklama Bankası AŞ Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevine atama yapıldı. Dün gerçekleştirilen İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş. Yönetim Kurulu Toplantısı’nda alınan karar doğrultusunda, Piyasalar ve Operasyondan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Gökhan Elibol, vekaleten Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak atandı. 1983 Erzincan doğumlu olan Gökhan Elibol, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Beykent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden lisans derecelerin ile avukatlık ve arabuluculuk ruhsatlarına sahip. Maliye Bakanlığı bünyesinde Vergi Müfettişi olarak iş hayatına başlayan Elibol kariyerine BDDK bünyesinde Bankalar Yeminli Murakıbı olarak devam etti. BDDK bünyesinde geçen 10 yıllık görev süreci sonrası 2016 yılında Takasbank'ta Piyasalar ve Operasyondan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak göreve başlayan Elibol, Nisan 2019 - Mart 2021 tarihleri arasında da vekaleten Takasbank Genel Müdürlüğü yaptı. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">■ BORSA İSTANBUL GENEL MÜDÜRÜ TUTUKLANDI</span></h2>
<p>İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca, sermaye piyasalarındaki işlemlere ilişkin yürütülen fon soruşturması devam ediyor. Fon soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Enes Ergun tutuklandı. 31 Ekim'de gözaltına alınan Ergun, rüşvet almak suçundan tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderilmişti. </p>
<p><strong>6 kişi hakkında gözaltı kararı </strong></p>
<p>Soruşturma kapsamında dün ayrıca eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkan Vekili Enver Usca, eski SPK Kurul Üyesi Bülent Murat Haholu, eski SPK Ortaklar Finansmanı Dairesi Başkanı Kürşat Sait Babuçcu, eski SPK Piyasa Gözetim ve Denetim Daire Başkanı Ercan Urkan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Uygulama 4. Daire Başkanı Mustafa Alper Taş ile Tera Holding İdari İşler Direktörü Ümit Sincanlı hakkında gözaltı kararı verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-krizinde-organize-suc-yapilanmasi-var-91261</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/1/1280x720/akin-gurlek-1793765402.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adalet Bakanı Gürlek fon krizi soruşturmasında gelinen son noktayı açıkladı. Gürlek olayın basit bir borsa manipülasyonu olmadığını belirterek “Basit bir borsa manipülasyonunun çok ötesinde, üst düzey finans bürokrasisine kadar uzanan organize bir suç yapılanması ortaya çıkarıldı&quot; dedi. “Sistemli bir iş birliğinin delillerine ulaştık. Parayı kontrol eden mekanizmanın içindeki isimler, rüşvet çarkını kurarak üzerindeki denetim mekanizmalarını etkisiz hale getirmişlerdir&quot; diyen Gürlek bugüne kadar 433 şüpheliden 112’sinin tutuklandığını, 38 kişinin firari olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-turizmde-uc-kulvarli-bir-yolculuga-cikiyor-91382</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri turizmde üç kulvarlı bir yolculuğa çıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kayseri’nin turizmde yeni bir kimlik kazanmasına yönelik çalışmalar, Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda şekilleniyor. Gastronomiden inanç turizmine, Erciyes yatırımlarından kültürel mirasın tanıtımına uzanan projeler, Kayseri Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde hayata geçiriliyor. Bu adımların ortak hedefi ise Kayseri’yi yalnızca sanayi ve ticaretle değil, turizmde de öne çıkan bir şehir hâline getirmek.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde dördüncüsü düzenlenen Kayseri Gastronomi Günleri, bu vizyonun en görünür örneklerinden biriydi. Dört gün boyunca yaklaşık 200 şefi, gastronomi profesyonellerini, yerel üreticileri ve vatandaşları buluşturan organizasyonda 1 ton börek aşı çorbası ikram edildi. Ancak mesele yalnızca bir festival düzenlemek değil; Kayseri mutfağını ekonomik değere dönüştürebilmek.</p>
<p>Yaklaşık 200 yöresel ürünü ve 38 civarında coğrafi işaretli değeri bulunan Kayseri’nin mutfak zenginliği, doğru değerlendirildiğinde önemli bir turizm avantajı. Büyükşehir Belediyesinin Mutfak Sanatları Merkezi ve gastronomi tanıtım çalışmaları da bu birikimi görünür kılmayı amaçlıyor. Bundan sonraki süreçte yerel üreticinin desteklenmesi, ürünlerin daha fazla işletmede kullanılması ve Kayseri lezzetlerinin ulusal, uluslararası ölçekte markalaşması büyük önem taşıyor. Çünkü gastronomi yalnızca turist çekmez; üretime, istihdama ve yerel ekonomiye de katkı sağlar.</p>
<p>Şehrin turizm hikâyesindeki bir diğer önemli başlık ise inanç ve kültür turizmi. 4-6 Kasım tarihlerinde 782’nci vefat yıl dönümü dolayısıyla anılacak Seyyid Burhaneddin Hazretleri, Kayseri’nin en kıymetli manevi miraslarından biri. Mevlana’nın hocası olan ve ömrünün son dönemini Kayseri’de geçiren Seyyid Burhaneddin’in türbe çevresini de kapsayan düzenleme projesi, Büyükşehir Belediyesinin tarihî mirası turizmle buluşturma çabasının önemli bir parçası. Burada asıl hedef, yalnızca çevreyi güzelleştirmek değil; şehrin tarihî ve manevi hafızasını ziyaretçiler için anlamlı bir kültür rotasına dönüştürmek.</p>
<p>Erciyes’teki yatırımlar ise bu tablonun üçüncü ayağını oluşturuyor. Kış turizminde önemli bir marka hâline gelen Erciyes’in dört mevsim ziyaretçi ağırlaması hedefleniyor. 2025-2026 sezonunda 3,3 milyon ziyaretçiye ulaşan dağda yapımı tamamlanan yaklaşık 1.100 metrelik dağ kızağı da bu hedefin yeni adımlarından biri. Test ve sertifikasyon sürecinin ardından hizmete girmesi planlanan tesis, Erciyes’teki turizm deneyimini çeşitlendirecek.</p>
<p>Gastronomi, tarih ve doğa… Birbirinden farklı görünen bu üç alan, aslında aynı turizm vizyonunun parçaları. Büyükşehir Belediyesinin öncülüğünde yürütülen çalışmaların kıymeti de burada ortaya çıkıyor. Elbette başarıyı yalnızca festival katılımıyla, ziyaretçi sayısıyla ya da yeni tesislerle ölçmek yeterli değil. Şehre gelen turistin kaç gece konakladığı, ne kadar harcama yaptığı ve yerel esnafa ne kadar katkı sağladığı da önemli.</p>
<p>Kayseri’nin anlatacak çok hikâyesi, gösterecek çok değeri var. Başkan Büyükkılıç’ın öncülüğünde atılan adımlar bu değerleri turizmle buluşturmak açısından önemli. Şimdi bu çabayı kalıcı bir turizm ekonomisine dönüştürmek; kurumların, işletmelerin ve yerel üreticilerin aynı hedef doğrultusunda birlikte hareket etmesini sağlamak gerekiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayseri-turizmde-uc-kulvarli-bir-yolculuga-cikiyor-91382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri turizmde üç kulvarlı bir yolculuğa çıkıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ensia-baskani-elvan-aygun-anbar-cop31de-turkiye-uretim-gucunu-dunyaya-sunacak-91350</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elvan Aygün Anbar: COP31&#039;de Türkiye, üretim gücünü dünyaya sunacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA), 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31’inci Taraflar Konferansı’nda (COP31) iki kritik oturuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Türkiye’nin üretim yetkinliğini, enerji dönüşümündeki rolünü ve iklim politikalarının temiz enerji sektörü açısından taşıdığı önemi uluslararası platforma taşımayı amaçlayan oturumlara katılımcıların yoğun ilgi göstermesi bekleniyor. 10 Kasım ve 13 Kasım tarihlerinde yapılacak oturumlarda, iklim değişikliğiyle mücadelede temiz enerji sanayisinin katkısı ile düşük karbonlu ekonomiye geçişin üretim, yatırım ve ticaret üzerindeki yansımaları değerlendirilecek.</p>
<p>10 Kasım Salı günü, 11.15–12.00 saatleri arasında Mavi Alan 3’üncü Hol’de gerçekleştirilecek “Üretimden İklim Liderliğine: Türkiye’nin Temiz Enerji Dönüşümündeki Rolü” başlıklı oturumda, Türkiye’nin temiz enerji alanındaki üretim birikimi ve teknolojik yetkinlikleri, iklim hedeflerine katkısı çerçevesinde ele alınacak.</p>
<p>ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı ve AHA Teknoloji Yönetim Kurulu Üyesi Elvan Aygün Anbar’ın moderasyonunda gerçekleşecek oturumda ENSİA Onursal Başkanı ve EnConIQ Kurucusu Alper Kalaycı, ENSİA Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve XGEN Energy Yönetici Ortağı Murat Çekirdek, VAT Energy CEO’su Altuğ Karataş ve Atlas Advanced Technology Satış Müdürü Anna Efe konuşmacı olacak.</p>
<p>ENSİA ev sahipliğindeki ikinci oturum ise 13 Kasım Cuma günü, 11.15–12.00 saatleri arasında “İklim Politikalarından Ticarete: SKDM, Emisyon Ticaret Sistemi ve Temiz Enerji Sektörü” başlığı ile COP31 Türkiye Yeşil Alan’da düzenlenecek.</p>
<p>Derneğin kurumsal üyesi şirketlerin üst yöneticilerinin katılacağı oturumda, iklim politikalarının sanayinin rekabetçiliği ve uluslararası ticaret üzerindeki etkileri ele alınacak. Moderasyonunu ENSİA Genel Sekreteri Hazal Coşkun’un üstleneceği oturumda konuşmacı olarak TAI Dynamics Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Sarıçiçek, ÜNSPED Denetim ve İş Geliştirme Direktörü Gamze Satoğlu, Xeden Energy Kurucusu Mahmut Aydın ve Onur Enerji Kurucusu Onur Günduru yer alacak.</p>
<p>COP31 Konferansı’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan ENSİA Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, COP31’in Türkiye’nin temiz enerji alanında tüm dünyanın dikkatini çeken üretim ve teknoloji yetkinliğini uluslararası kamuoyuyla buluşturan bir zemin olduğunu belirtti.</p>
<p>Her iki oturumda temiz enerji dönüşümünün üretimden teknolojiye, karbon yönetiminden ticarete uzanan boyutlarını ortak bir gündemde buluşturmayı hedeflediklerine dikkat çeken Anbar, şu değerlendirmeyi yaptı: “ENSİA olarak sektörümüzün saha deneyimini ve çözüm önerilerini COP31 platformuna taşıyarak Türkiye’nin temiz enerji ekosisteminin uluslararası görünürlüğüne ve yeni iş birliklerinin geliştirilmesine katkı sunmayı amaçlıyoruz. Türkiye’nin temiz enerji sanayisi, mühendislik birikimi, üretim yetkinliği ve uluslararası iş birlikleriyle bu dönüşüme katkı sunabilecek güçlü bir potansiyele sahip. Bu potansiyeli daha yüksek katma değere, kalıcı rekabet gücüne ve somut emisyon azaltımına dönüştürmeliyiz. Sanayimizin bu dönüşüme hazırlanmasında temiz enerjiye erişim, enerji verimliliği ve teknolojik gelişim belirleyici olacak. COP31 Başkanlığı’nı üstlenen Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’a bize bu fırsatı sunduğu için ayrıca teşekkürlerimizi iletiyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ensia-baskani-elvan-aygun-anbar-cop31de-turkiye-uretim-gucunu-dunyaya-sunacak-91350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/0/1280x720/ensia-baskani-elvan-aygun-anbar-cop31de-turkiye-uretim-gucunu-dunyaya-sunacak-1793780334.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, Antalya&#039;da düzenlenecek COP31&#039;de iki kritik oturuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Türkiye&#039;nin temiz enerji üretimindeki yetkinliği, yeşil dönüşüm hamleleri ve ticaretin geleceği uluslararası platformda ele alınacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-yilin-son-ceyregine-1-milyar-713-milyon-dolarlik-ihracatla-guzel-bir-giris-yaptik-91348</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhammet Öztürk: Son çeyreğe 1,7 milyar dolarlık ihracatla güzel bir giriş yaptık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) ekim ayında ihracatını yüzde 5’lik artışla 1 milyar 713 milyon dolara yükseltti. EİB, 2026 yılında haziran, temmuz ve eylül aylarından sonra dördüncü kez ekim ayında da 1 milyar 700 milyon dolar barajını aşmayı başardı. 2026 yılının son çeyreğine moralli bir giriş yapan EİB, bu performansıyla 20 milyar dolar ihracat hedefine bir adım daha yaklaştı.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2026 yılının son çeyreğine 1 milyar 713 milyon dolarlık ihracatla güzel bir giriş yaptıklarını 2026 yılının ikinci ve üçüncü çeyreğindeki ihracat performansını son çeyreğe taşıma gayreti içinde olduklarını vurguladı.</p>
<p>20 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak üzere ekim ayında büyük bir adım attıklarını söyleyen Öztürk, “Bu çizgimizi sürdürerek 2027 yılının ilk çeyreğinde 20 milyar doları aşmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmamız için finansmana erişim sorunumuzun çözüme kavuşması gerekiyor. TCMB’nin faiz indirim kararının devamının gelmesini bekliyoruz. Döviz dönüşüm desteğinde ihracatçılarımızın beklentilerini karşılamayan 1 Ekim 2026 tarihli yeni uygulamanın yeniden değerlendirilmesini ve ihracatçılarımızın lehine düzenlenmesini istiyoruz. İhracat yalnızca döviz kazandıran bir faaliyet değil; üretimi, istihdamı, yatırımı ve teknolojik gelişimi besleyen bir ekonomik kalkınma modeli. Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi, üretim gücünü uluslararası pazarlara taşımasına bağlı. Bunun için ihracatçılarımızın yolundaki taşları temizlememiz gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h2>7 birlik ekim ayında ihracatını artırdı</h2>
<p>EİB bünyesindeki 12 ihracatçı birliğinin 7 tanesi ekim ayında ihracatını artırmayı başarırken, 5 tanesi geçen yılki ihracat seviyesinin altında kaldı. Ege İhracatçı Birlikleri ocak – ekim döneminde yüzde 6’lık artışla ihracatını 15,3 milyar dolardan 16,2 milyar dolara taşırken, son 1 yıllık dönemdeki ihracatını yüzde 5’lik gelişimle 18,5 milyar dolardan 19 milyar 364 milyon dolara ulaştırdı. EİB önümüzdeki süreçte ihracatını 636 milyon dolar artırdığı anda 20 milyar dolar hedefine ulaşmış olacak. EİB’de tarım sektörü ihracatını yüzde 8’lik büyümeyle 692 milyon dolardan 750 milyon dolara taşırken, sanayi sektörü 793 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Her ay ihracat rekorları kıran Madencilik sektörü ekim ayında yüzde 34’lük ihracat artış hızıyla 126 milyon dolardan 168,5 milyon dolara ilerledi.</p>
<p>Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği ekim ayında ihracatını yüzde 4 artırarak 186,8 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştı ve EİB bünyesinde en çok ihracat yapan birlik oldu. Eylül ayında zirveyi Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği’nden devralan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği iddiasının tek seferlik olmadığını ortaya koydu.</p>
<p>Eylül ayında ihracatını yüzde 68 oranında artırarak dikkatleri üzerine çeken Ege Tütün İhracatçıları Birliği ekim ayında da ihracatını yüzde 64 artırarak 125,8 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı ve eylül ayından sonra ekim ayında da EİB bünyesinde ihracat artış rekortmeni oldu.</p>
<p>Ege Demir ve Demirdışı Metaller İhracatçıları Birliği ekim ayında 185,5 milyon dolarlık ihracatla EİB bünyesinde ikinci olurken, ocak – ekim dönemindeki 2 milyar 104 milyon dolarlık ihracat hacmiyle zirvedeki yerini korudu.</p>
<p>Ege Maden İhracatçıları Birliği ekim ayında ihracatını yüzde 34’lük artışla 126 milyon dolardan 168,5 milyon dolara çıkarırken, 10 aylık dönemde ihracatını yüzde 20 geliştirerek 1 milyar 397 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaşma yanında EİB bünyesinde ihracatını en çok artıran sektör olma başarısı gösterdi. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği 127,8 milyon dolarlık ihracata imza attı ve 100 milyon dolar barajını aşan birlikler arasına adını yazdırdı. Ekim ayında 112,5 milyon dolarlık taze meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihraç eden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği 100 milyon dolar barajını geçen bir diğer ihracatçı birliği oldu. Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında 100 milyon dolar barajını aşan 7. İhracatçı birliği 102,5 milyon dolarlık ihracatla Ege Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği oldu. 5 aydır ihracatını artırmayı başaran Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ekim ayında yüzde 9’luk kayıp yaşadı ve ihracatı 101 milyon dolardan 91,7 milyon dolara geriledi. İhracatta yatay bir performans gösteren Ege Mobilya Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği 69,3 milyon dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdı. Ekim ayında ihracatı yüzde 6 artan Ege Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği 29,2 milyon dolarlık ihracatı hanesine yazdırdı. Uzun zaman sonra ihracattaki düşüşünü durduran Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği yüzde 4 ihracat artışıyla 21 milyon 959 bin dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Ege Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği ihracatını yüzde 3 artırarak 11 milyon 70 bin dolarlık performans ortaya koydu.</p>
<p>Ege İhracatçı Birlikleri ekim ayında 187 ülkeye ihracat yaparken, ilk sırada 175 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. ABD’ye ihracat yüzde 50 artış gösterdi ve Almanya’yı geride bıraktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-yilin-son-ceyregine-1-milyar-713-milyon-dolarlik-ihracatla-guzel-bir-giris-yaptik-91348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/1/1280x720/ege-ihracatci-birlikleri-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-tanitim-desteklerinde-kaynak-sikintisi-yok-ihracatci-daha-gayretli-olmali-1791193312.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege İhracatçı Birlikleri, 2026 yılında haziran, temmuz ve eylül aylarından sonra dördüncü kez ekim ayında da 1 milyar 700 milyon dolar barajını aştı. Yılın son çeyreğine güzel bir giriş yaptıklarını belirten EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, ikinci ve üçüncü çeyrekteki ihracat performansını son çeyreğe taşıma gayreti içinde olduklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/selden-etkilenen-firmalar-icin-acil-durumlar-destegi-91344</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Selden etkilenen firmalar için &#039;Acil Durumlar Desteği&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, KOSGEB aracılığıyla hayata geçirdikleri Acil Durumlar Desteği hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Kacır, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "İstanbul'da ve diğer şehirlerimizde sel ve taşkın felaketlerinden etkilenen KOBİ'lerimizin ekonomik kayıplarını telafi edebilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla KOSGEB eliyle Acil Durumlar Desteği'ni hayata geçiriyoruz. Destek kapsamında, küçük işletmelere 1 milyon lira, mikro işletmelere 500 bin liraya kadar kredi sıfır finansman maliyeti (Kredi faiz/kar payının tamamı KOSGEB tarafından karşılanıyor.) 24 ay vade, 6 ay ödemesiz dönem. KOBİ'lerimizin yanlarında olmaya devam ediyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Başvurular için son tarih 31 Aralık 2026 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>"İşletmelerin finansman yükü hafifletilecek"</strong></p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre ise KOSGEB Acil Durumlar Desteği'nden, 2026 içerisinde Türkiye'nin farklı bölgelerinde meydana gelen sel ve taşkın felaketlerinden etkilenen ve valilikler tarafından hasar tespiti yapılmış olan mikro ve küçük ölçekli işletmeler yararlanabilecek.</p>
<p>İşletmelerin destekten yararlanabilmeleri için sel ve taşkın felaketinden etkilendiklerini ve olayın etkilerinin devam ettiğini ilgili resmi makamlardan alacakları belgelerle tevsik etmeleri gerekecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/selden-etkilenen-firmalar-icin-acil-durumlar-destegi-91344</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/6/1280x720/bakan-kacir-1747139685.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Kacır, ⁠&quot;İstanbul&#039;da ve diğer şehirlerimizde sel ve taşkın felaketlerinden etkilenen KOBİ&#039;lerimizin ekonomik kayıplarını telafi edebilmesi ve faaliyetlerini sürdürebilmesi amacıyla KOSGEB eliyle Acil Durumlar Desteğini hayata geçiriyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bolgesel-kalkinma-kamu-ve-ozel-sektoru-bulusturan-yeni-modellerle-gelistirilmeli-91295</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bölgesel kalkınma, kamu ve özel sektörü buluşturan yeni modellerle geliştirilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MAHİR SOLMAZ/DİYARBAKIR</strong></p>
<p>Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Doğu Güneydoğu Sanayici ve İş İnsanları Dernekleri Federasyonu (DOGÜNSİFED), Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO), Diyarbakır Ticaret Borsası, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi ve EKONOMİ Gazetesi iş birliğiyle 9. Uluslararası Ekonomi, Siyaset ve Yönetim Sempozyumu düzenlendi. Sempozyumda dijitalleşme, yapay zekâ, sürdürülebilirlik, yatırım ortamı ve bölgesel kalkınma başlıkları ele alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeadcf5d70fa-1793776885.png" alt="" width="900" height="552" />DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Türk, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınmasının geleneksel sanayi yatırımlarıyla sınırlandırılamayacağını belirterek, teknoloji odaklı ve uzun vadeli bir bölgesel kalkınma stratejisine ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya ise bölgeye yönelik yatırımların artırılması için teşviklerin yanı sıra kamu altyapısının güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve hukuki güvenin sağlanması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<h2>EKONOMİK REKABETİN BELİRLEYİCİLERİ DEĞİŞİYOR</h2>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeadce36a7dc-1793776867.jpg" alt="" width="333" height="347" />Sempozyumun Dicle Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ilk gününün açılışında konuşan İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pelin Karatay Göğül, dünya ekonomisinin köklü bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, bu yılın sempozyum temasının “Jeoekonomik Kırılmalar Çağında İkiz Dönüşüm: Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Perspektifinde Yeni Ekonomi” olarak belirlendiğini aktardı ve “Üretim biçimleri değişiyor, ticaret yolları yeniden şekilleniyor ve ülkeler arasındaki ekonomik ilişkiler farklılaşıyor” dedi. Yapay zekâ ve dijital teknolojilerin çalışma hayatını dönüştürdüğünü, iklim değişikliği, enerji güvenliği ve kaynakların etkin kullanımının ise ekonomik kararların merkezine yerleştiğini kaydeden Göğül, “Dijitalleşme ile sürdürülebilirliğin birbirinden ayrı hedefler olarak değerlendirilmemesi gerekiyor” diye konuştu.</p>
<p>Dijital teknolojilerin kaynak kullanımında verimliliği artırabileceğini, doğru planlanan yeşil yatırımların işletmelerin maliyetlerini azaltarak yeni pazarlara erişimini kolaylaştırabileceğini belirten Göğül, bu fırsatların değerlendirilmesi için finansmana, nitelikli insan kaynağına, güçlü kurumlara ve uzun vadeli bir vizyona ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Sempozyumun ilk gününde, Almanya’daki Bielefeld Üniversitesi’nden Prof. Dr. Rıza Öztürk’ün moderatörlüğünde bir panel de gerçekleştirildi. Panelde Bielefeld Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Antonius Hötte ve Prof. Dr. Christoph Weisser, İstanbul Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi ve EKONOMİ Gazetesi yazarı Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu ile Koblenz Uygulamalı Bilimler Üniversitesi’nden Prof. Dr. Margareta Teodorescu sunumlarını paylaştı.</p>
<h2>KAMU YATIRIMLARI İLE ÖZEL SEKTÖR SERMAYESİ BULUŞMALI</h2>
<p>Sempozyumun ikinci gününde akademi ve iş dünyası temsilcileri Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda bir araya geldi. Programın açılışında konuşan DOGÜNSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Devrim Türk, yapay zekâ çağında dijital ve hukuki dönüşümün ekonomi gündemindeki öneminin daha da artacağını söyleyerek, “Dünya ekonomisi önemli kırılmaların yaşandığı bir dönemden geçiyor. Ekonomik rekabetin ölçütleri de değişti. Eskiden ekonomik güçte temel kriterlerin başında üretim kapasitesi gelirken bugün teknoloji geliştirme yeteneği, veri yönetimi, enerji güvenliği, güçlü kurumlar ve uluslararası ilişkiler ekonomik rekabetin belirleyici unsurları hâline geldi” dedi. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınması için geleneksel sanayi yatırımlarının ötesine geçilmesi gerektiğini vurgulayan Türk, büyük ölçekli kamu yatırımlarıyla özel sektör sermayesini bir araya getiren yeni kalkınma modellerinin geliştirilmesini önerdi.</p>
<p>Bölgenin ekonomik gelişiminin yalnızca yerel ölçekte değil, Türkiye ekonomisine sağlayacağı katkılar açısından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Türk, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir bölgesel kalkınma stratejisine ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>
<p>Türk, “Genç nüfusumuzu dijital ekonomiye hazırlamalı, teknoloji girişimciliğini desteklemeli, enerji, tarım, madencilik ve sanayide yeni teknolojilerin kullanımını yaygınlaştırmalıyız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bölgesel kalkınma konusunda çalışma başlattıklarını da açıklayan Türk, ilgili paydaşlar ve Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ile birlikte bu alandaki çalışmaların altyapısını oluşturmaya başladıklarını, Ankara’daki ekonomi yönetimiyle de diyaloglarını sürdüreceklerini kaydetti.</p>
<h2>DİYARBAKIR OSB’DE 23 BİN KİŞİYE İSTİHDAM</h2>
<p>Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Fidan, sanayinin rekabet gücünün artırılması için teknolojik dönüşüm, enerji verimliliği ve nitelikli iş gücünün önemine dikkat çekti. Diyarbakır OSB’de faaliyet gösteren yüzlerce işletmede yaklaşık 23 bin kişiye istihdam sağlandığını belirten Fidan, üretim kapasitesini artırırken çevreye duyarlı, teknolojiyi etkin kullanan ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilen bir sanayi yapısı oluşturmayı hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Sanayicilerin uygun finansmana erişiminin kolaylaştırılması, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve KOBİ’lerin teknolojik dönüşümünün desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, üniversite-sanayi iş birliğinin geliştirilmesi çağrısında bulundu. Fidan, kamu kurumları ile finans kuruluşlarının da bu süreçte daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Tarım ve ticarette dijitalleşme vurgusu</h2>
<p>Diyarbakır Ticaret Borsası Meclis Başkanı Ahmet Ay, dijitalleşmenin üretimden ticarete kadar ekonomik hayatın tüm alanlarını dönüştürdüğünü belirtti. Diyarbakır’ın tarım, sanayi ve ticaret potansiyelinin dijital teknolojilerle desteklenmesi gerektiğini ifade eden Ay, özellikle tarımsal üretim, depolama ve pazarlama süreçlerinde dijital uygulamaların verimliliği artıracağını söyledi. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerinde desteklenmesinin önemine dikkat çeken Ay, dijital ticaretin gelişmesi için güvenilir bir hukuki altyapının oluşturulması gerektiğini kaydetti. Ay, üniversiteler, kamu kurumları ve iş dünyası arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacağını vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aeadd18813ce-1793776920.png" alt="" width="900" height="544" /></p>
<h2>TEŞVİKLER BÖLGESEL GELİŞMİŞLİK FARKINI AZALTMAYA YETMİYOR</h2>
<p>Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, konuşmasında dijitalleşme, yapay zekâ, küresel ekonomik gelişmeler, Türkiye’nin güvenlik politikaları ve bölgesel kalkınma sorunlarını değerlendirdi. Dijitalleşme ve yapay zekânın üretim süreçlerini, sektörleri ve iş yapma biçimlerini yeniden şekillendirdiğini belirten Kaya, “Güvenlik politikaları da küresel ölçekte ekonomik rekabetin önemli unsurlarından biri hâline geldi. Türkiye’nin, güvenlik politikalarını ekonomik kalkınma ve dış ticaretle birlikte ele alması gerekiyor. Devam eden çözüm süreci, toplumsal barışın yanı sıra ekonomik gelişme açısından da önem taşıyor” şeklinde konuştu. Türkiye’de uygulanan teşvik politikalarının bölgeler arasındaki gelişmişlik farklarını azaltmakta yetersiz kaldığını savunan Kaya, son 24 yıllık teşvik uygulamalarında birinci ve ikinci bölgelerin toplam yatırımlardan yüzde 61 pay aldığını, beşinci ve altıncı bölgelerde bulunan 29 ilin payının ise yüzde 10 düzeyinde kaldığını belirtti. Kaya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması (SEGE) verilerine değinerek, bölgenin eğitim, yaşam kalitesi ve erişilebilirlik gibi temel göstergelerde karşılaştığı sorunların kamu yatırımlarıyla giderilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h2>TÜRKİYE, IRAK PAZARINDAKİ KONUMUNU GÜÇLENDİRMELİ</h2>
<p>Türkiye’nin Irak pazarındaki payının gerilediğine dikkat çeken Kaya, 2015 yılında Irak’ın ithalatında ilk sırada bulunan Türkiye’nin 2025 yılında üçüncü sıraya düştüğünü ifade etti ve “Komşu ülkelerle ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, Türkiye’nin bölgesel rekabet gücü açısından stratejik önem taşıyor. Bölgeye yönelik yatırımların artırılması için yalnızca teşvik mekanizmalarına odaklanmak yeterli değil” diye konuştu. Kaya, kamu altyapısının güçlendirilmesi, yatırım ortamının iyileştirilmesi ve hukuk ile adalet mekanizmalarının ekonomik güveni desteklemesinin önemine işaret ederek, dijital dönüşümün sunduğu fırsatlardan yararlanmak için ekonomik ve bölgesel kalkınma politikalarının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Avrupa ve Türkiye’de iş dünyasının dönüşümü ele alındı</span></h2>
<p>Açılış konuşmalarının ardından EKONOMİ Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar'ın moderatörlüğünde "İş Dünyasının Dijital ve Hukuki Dönüşümü: Avrupa ve Türkiye" başlıklı panel düzenlendi. Panelde Augsburg Üniversitesi'nden Dr. Hüseyin Doluca ile Qara Legal yöneticisi Avukat Zeynel Kara, Almanya'da yatırım yapmanın yollarına ilişkin bilgi verdi. EKONOMİ Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hakan Güldağ ve Dicle Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pelin Karatay Göğül ise bölge, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<p>Sempozyumda yapılan değerlendirmelerde, bölgesel kalkınmanın güçlendirilmesi için geleneksel yatırım teşviklerinin yanı sıra dijitalleşme, teknoloji geliştirme, nitelikli istihdam, enerji verimliliği ve hukuki güvenin birlikte ele alınması gerektiği öne çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bolgesel-kalkinma-kamu-ve-ozel-sektoru-bulusturan-yeni-modellerle-gelistirilmeli-91295</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/5/1280x720/774-1793776994.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Diyarbakır’da düzenlenen 9. Uluslararası Ekonomi, Siyaset ve Yönetim Sempozyumu’nda dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve bölgesel kalkınma gündeme geldi. DOGÜNSİFED Başkanı Devrim Türk, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun kalkınması için kamu yatırımlarıyla özel sektör sermayesini buluşturan yeni modeller geliştirilmesi gerektiğini belirtirken, DTSO Başkanı Mehmet Kaya teşviklerin tek başına yeterli olmadığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dagder-40-yilinda-kulturel-mirasi-gelecege-tasimayi-hedefliyor-91294</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> DAĞDER 40. yılında kültürel mirası geleceğe taşımayı hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın dağ yöresini temsil eden en büyük sivil toplum kuruluşlarından Dağ Köyleri Yardımlaşma ve Kültür Derneği (DAĞDER), kuruluşunun 40. yılını yeni dönem projeleri ve hedefleriyle karşılıyor. Orhaneli, Keles, Büyükorhan, Harmancık ve Osmangazi’ye bağlı dağ köylerinin dayanışma çatısı olan dernek, kültürel mirasın korunmasının yanı sıra eğitim, gençlik ve kırsal sorunlara yönelik çalışmalarını genişletmeyi amaçlıyor.</p>
<p>DAĞDER Kültür Merkezi’nde düzenlenen 40. yıl toplantısında konuşan Genel Başkan Derya Başak, derneğin 40 yıllık geçmişini, mevcut yönetimin çalışmalarını ve gelecek dönem projelerini değerlendirdi. 11 Mayıs 2025’teki genel kurulun ardından yoğun bir çalışma dönemi geçirdiklerini belirten Başak, önceki dönem başkanları, şube yönetimleri, temsilcilikler ve hemşehrilerin katkısıyla kurumsal dayanışmayı güçlendirmeye odaklandıklarını söyledi.</p>
<h2><strong>“500 öğrenciye eğitim desteği”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in eğitim çalışmalarına öncelik verdiğini vurgulayan Başak, “Bir Öğrencinin Umudu Ol” projesi kapsamında oluşturulan burs fonuyla yaklaşık 500 öğrenciye destek sağladıklarını açıkladı. Köy okullarının ihtiyaçlarının belirlenmesi amacıyla ilçe milli eğitim müdürlükleri ve okul yönetimleriyle görüşmeler gerçekleştirdiklerini kaydeden Başak, köy ziyaretleriyle eğitim altyapısına ilişkin talepleri de takip ettiklerini ifade etti. Meslek tanıtımları, okul ihtiyaçlarının tespiti ve taleplerin ilgili kurumlara iletilmesi yönündeki çalışmaların süreceğini belirten Başak, eğitim projelerini derneğin öncelikli faaliyet alanlarından biri olarak konumlandırdıklarını dile getirdi.</p>
<h2><strong>“7 ülkeden gençler Bursa’da buluşacak”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in uluslararası gençlik çalışmalarında da yeni bir dönem başlıyor. “Mavi Yaşa, Yeşili Koru” adlı Erasmus projesinin onaylandığını ve sözleşmesinin imzalandığını açıklayan Başak, 7 ülkeden beşer gencin aralık ayında Bursa’da ağırlanacağını bildirdi. Proje kapsamında gençlerin Bursa’nın ve dağ yöresinin kültürüyle tanıştırılacağını belirten Başak, kültürel etkileşimin proje sonrasında da sürdürülmesini sağlayacak uluslararası bir Erasmus ağı oluşturmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<h2><strong>“300 köy derneği ve muhtarla istişare”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in çalışmalarının kültürel etkinliklerle sınırlı olmadığını vurgulayan Başak, dağ yöresinin altyapı, hizmet ve yerel ihtiyaçlarına yönelik taleplerin ilgili kurumlara taşınması için de çalışma yürüttüklerini kaydetti. Yaklaşık 300 köy derneği başkanı ve muhtarla iki ayrı genişletilmiş istişare toplantısı gerçekleştirdiklerini aktaran Başak, köylerden gelen taleplerin yazılı dilekçelerle toplandığını, analiz edilerek milletvekilleri, kaymakamlıklar ve belediye başkanlıklarına iletildiğini belirtti. Başak, taleplerin sonuçlandırılması için muhtarlar ve dernek başkanlarıyla iletişimin sürdürüldüğünü ifade etti. </p>
<h2><strong>“Köklerine sahip çıkan, kültürümüzü yaşatan bir DAĞDER”</strong></h2>
<p>DAĞDER’in gelecek vizyonunu yalnızca geçmişin kültürel değerlerini yaşatmak üzerinden şekillendirmediklerini dile getiren Başak, “Hedefimiz, DAĞDER’in yalnızca anılara yaslanan, sadece geçmişi anan ve yad eden bir dernek olması değil. Gelecekte daha güçlü, köklerine sahip çıkan, kültürümüzü yaşatan, yöremizin sorunlarına çözümler arayan ve kurumlarla iş birliği yapan bir dernek olmaktır. Bursa’da hemşehrilerimizle Bursalılık bilincini geliştirmek istiyoruz. Köklerimiz ortak, geleceğimiz ortak. 40 yıllık birikimimizden aldığımız güçle birlikte üretmeye, çalışmaya ve büyümeye devam edeceğiz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dagder-40-yilinda-kulturel-mirasi-gelecege-tasimayi-hedefliyor-91294</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/4/1280x720/dagder-40-yilinda-kulturel-mirasi-gelecege-tasimayi-hedefliyor-1793776088.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’da 1986 yılında kurulan DAĞDER, 40. yılında eğitim, gençlik ve kırsal kalkınma odaklı projelerini genişletmeyi hedefliyor. Genel Başkan Derya Başak, yaklaşık 500 öğrenciye destek sağladıklarını, 7 ülkeden gençleri Erasmus projesi kapsamında Bursa’da buluşturacaklarını belirterek, “Hedefimiz, yalnızca geçmişi anan değil, yöremizin sorunlarına çözüm arayan ve geleceğe yön veren bir dernek olmak” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzsuz-kadinlar-91279</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzsüz kadınlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Almanya, Avusturya ve Fransa’da, farklı tarihlerdeki yaklaşık kırk olayla ilişkilendirilen cinayetler işlenir, cesetler bulunur, olay yerleri incelenir. Eşyalardan, yüzeylerden ve suçlarla ilişkili nesnelerden biyolojik örnekler alınır. Laboratuvar incelemelerinde <strong>kim olduğu bilinmeyen, aynı kadına ait</strong> <strong>DNA profiliyle karşılaşılır.</strong> Cinayetler, hırsızlıklar ve soygunlar arasında kurulan bağlantıların merkezine bu kadın yerleştirilir.</p>
<p>DNA incelemelerine esas alınan çubuklar,  üretim ve paketleme sürecinde görevli bir kadının DNA’sıyla kirlenmiştir. Cinayetler gerçektir; onları işleyen insanlar da vardır. Yanlışlık, suçların veya suçluların varlığında değil, sorumluluğun kime ve hangi gerekçeyle yüklendiğindedir. Bir çalışanın DNA’sı ile olay yerinden toplanan DNA kirlenmiştir.</p>
<p>Heilborg Hayaleti veya Yüzü Olmayan Kadın olarak bilinen bu olay; Türkiye’de kamuoyuna “fon olayı” olarak yansıyan dosyayı düşünmek için de önemli bir başlangıç sunar.</p>
<p>Heilbronn Hayaleti dosyasında örnekleme çubuklarının üretim ve paketleme sürecindeki kontaminasyon, faili değiştirmiştir. Fon olayında ise  <strong>gerçek bir bulgu, yanlış bir ilişki içinde kullanıldığında veya kirli bir bilgiyle kontamine olduğunda gerçeğe aykırı bilgiye dönüşebilir. </strong></p>
<p>Fon kelimesinin kendisi bile hukuken kurulmuş bir yatırım ürününün varlığıyla, fon adı altında sunulan bir anlatıyı birbirinden ayırmamızı gerektirir. Bir şeye isim verilmesi, o şeyin o isimle var olduğunu kanıtlamaz.  Tıpkı bir kişinin adının bir olayın anlatısında geçmesi, o kişinin o anlatı içindeki rolünün de kanıtlandığı anlamına gelmez. Bağlantıların araştırılması, araştırmanın yerine geçebilecek sonuçlar olarak değerlendirilemez.</p>
<p><strong>Bilgi kirliliği çoğu zaman yanlış bir olgudan değil, doğru olgular arasına yerleştirilen yanlış bir bağdan doğar.</strong></p>
<p>Bu nedenle en tehlikeli yanlış anlatılar, bütünüyle uydurulmuş olanlar olmayabilir. Gerçek bir belgeyi, yapılmış bir görüşmeyi ve gerçekleşmiş bir ödemeyi yan yana getiren anlatı daha ikna edici görünebilir. Oysa tartışılması gereken yalnızca bu parçaların varlığı değildir. Onları birbirine bağlayan açıklamanın doğruluğudur.</p>
<p>Heilbronn’da “Bu DNA numunede var” tespiti, “Bu kadın olay yerindeydi” sonucuna; oradan da “Bu suçlarla bağlantılıydı” varsayımına taşındı. Fon olayının kamusal anlatımında da benzer bir sıçrama riski görülmektedir. “Bu kişiyle görüşüldü” bulgusundan “Bu kişi düzeni biliyordu” sonucuna, oradan “Düzenin parçasıydı” hükmüne geçilebilir. Bu geçişlerin her biri ayrıca gerekçelendirilmelidir. Bağlantının mümkün olması, gerçekleştiğinin kanıtı değildir. Bağlantıyı sorgulamak da sorumluluğu baştan reddetmek anlamına gelmez.</p>
<p><strong>İki doğru bilgi yanlış bağlantıyla bağlanırsa veya doğru bilgi kirli bilgiyle kontamine olursa veya kirli bilginin erişimi daha fazla olursa, yalnız cevaplar değişmez; sorular da değişir.</strong></p>
<p>Fon olayında da araştırma, kişilere önceden dağıtılmış rollerden hareket ederse, benzer bir sorun doğar. Birine “örgütleyici”, diğerine “aracı”, bir başkasına “koruyucu” rolü verilerek bütün bulgular bu rollerin içine yerleştirildiğinde, yeni bilgi artık açıklamayı sınamak yerine onu tamamlamaya yarayabilir. <strong>Böylece gerçek bulgularla kontamine olan bilgiler kirli bilgiye dönüşür. </strong></p>
<p><strong>Bilgi kirliliği, yalnızca insanların yanlış düşünmesine yol açmaz; doğruyu araştırmanın başlangıç noktasını da bozar.</strong> Bir soru, kendi içinde kanıtlanmamış bir hüküm taşıyabilir. Bu yüzden hakikate yaklaşmak, yalnız cevapların doğruluğunu denetlemeyi değil, soruların ön kabullerini de açığa çıkarmayı gerektirir.</p>
<p><strong>Yanlış bir bağın güç kazanmasında tekrarın özel bir rolü vardır.</strong></p>
<p>Bir iddia önce tek bir açıklamada ortaya çıkar. Bir haber sitesi onu aktarır. Başka yayınlar bu habere dayanır. Televizyon programlarında tartışılır, sosyal medyada paylaşılır, yorum yazılarına girer. Bir süre sonra “çok sayıda kaynakta yer alan bilgi” olarak sunulur.</p>
<p>Oysa kaynakların sayısı artmamış olabilir. Artan, aynı kaynağın görünürlüğüdür.</p>
<p><strong>Yüz ayrı yayında görünen iddia, tek bir doğrulanmamış kaynağın yüz kez çoğaltılması olabilir.</strong></p>
<p><strong>Kurumların otoritesi, kirlenmiş bilginin etkisini daha da artırabilir.</strong></p>
<p>Bir iddianın gündelik konuşmada dolaşmasıyla resmî yazıya, teknik rapora veya kurumsal açıklamaya girmesi aynı sonucu doğurmaz</p>
<p>Heilbronn’da laboratuvar bulgusunun bilimsel ağırlığı, bulguya yüklenen daha geniş anlamı da taşıdı. Fon olayı gibi ekonomik ve hukuki katmanları bulunan dosyalarda ise banka unvanı, mesleki konum, teknik terminoloji, bilirkişi değerlendirmesi veya resmî açıklama benzer bir otorite etkisi yaratabilir.</p>
<p><strong>Bulgunun kayda geçirilmesi ve doğrulanması ile hükme bağlanması ayrı aşamalardır. </strong>Kurumsal dil bu ayrımları görünmez kıldığında, bilgiye açıklık kazandırmak yerine onun taşıdığı belirsizliği örtebilir.</p>
<p><strong>Kirli bilgi nedeniyle tanımlanan insanın en büyük güçlüğü, kendisini düzeltecek sözünün de aynı anlatı tarafından etkisizleştirilmesidir. Tıpkı laboratuvar çalışanı kadının kendisini ifade etmekteki güçlüğü gibi. Konuşsa </strong>“kendini kurtarmaya çalışıyor”, sussa “cevap veremiyor”, itiraz etse  “gerçeğin ortaya çıkmasını engelliyor” denebilir.</p>
<p><strong>Heilbronn’daki masum çalışanın hayatı ile varsayılan seri suçlunun hikâyesi arasındaki uçurum, bu sorunu görünür kılar.</strong> Hakikati araştıran tutum, hakikatin hangi bulguyla değişebileceğini söyleyebilen tutumdur. <strong>Savunma, araştırmanın dışına atılacak bir engel değil, araştırılması gereken bilgi kaynaklarından biridir.</strong></p>
<p>Heilbronn’da Hayalet veya Yüzü Olmayan Kadın varsayımının çökmesi, cinayetleri ortadan kaldırmadı. Fon dosyasında da herhangi bir isnadın kanıtlanamaması, diğer bütün iddiaları kendiliğinden doğrulamaz veya çürütmez.</p>
<p><strong>Sorumluluk;</strong> “yanlışı düzelttik” demekle sona ermez. Yanlış bilginin ulaştığı yerlere düzeltmeyi ulaştırmak, ona dayanılarak alınan kararları yeniden incelemek ve mümkün olan zararları gidermek gerekir. Bütün bunlar yapılsa bile geçmiş bütünüyle geri getirilemeyebilir.</p>
<p><strong>Hakikat anlayışımızı bu geri döndürülemezlik bilinci üzerine kurmalıyız</strong>. İnsan hakkında hüküm verirken gösterilecek özen, hata ortaya çıktıktan sonra gösterilecek üzüntüden daha değerlidir.</p>
<p> “Heilborg Hayaleti” ile “Fon Faili”ni yan yana düşünmenin değeri burada yatar: Birinde kanıtlanmış bir kontaminasyon, diğerinde ise kamusal anlatının sürekli denetlenmesini gerektiren bir yanlış ilişkilendirmenin sıçraması riski vardır.</p>
<p>İki dosyayı eşitlemeden, ikisinden aynı düşünsel soruyu çıkarabiliriz: <strong>Bildiğimiz şey gerçekten olayın kendisi mi, yoksa gerçek parçalar arasına yerleştirdiğimiz açıklama mı?</strong></p>
<p>Bilgi asimetrisi, söylenti etkisi, piyasa psikolojisi ve kurumsal güven meseleleri ortaya çıkabilir. Finansal piyasalarda fiyatlar, gerçekleşmiş verilerin yanı sıra beklentilerden, bu verilerin yorumlanışından ve dolaşıma giren anlatılardan da etkilenir. Gerçek bulgular arasındaki hatalı bağlantılar, gerçek bulguların kirli bilgilerle kontaminasyonu bankalar, yatırım fonları ve sermaye piyasaları açısından da teyakkuz oluşturabilir.</p>
<p><strong>Gerçek bir suçun varlığı, o suçun failine ilişkin her açıklamayı gerçek kılmaz. </strong></p>
<p><strong>Gerçek bir izin varlığı da o ize yüklenen anlamı doğrulamaz.</strong></p>
<p>Hakikate sadakat, bulguları toplamak kadar, onlardan çıkaramayacağımız sonuçların sınırını korumaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzsuz-kadinlar-91279</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzsüz kadınlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalat-sanayii-finansman-programi-daha-da-buyuyecek-91276</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İmalat Sanayii Finansman Programı daha da büyüyecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TCMB ile uyguladıkları Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı'nın hacmini bu yıl 500 milyar liradan 750 milyar liraya yükselttiklerini, programa 36 kritik hammaddeyi de ilave ettiklerini kaydederek, bu alanlarda hayata geçen yatırımlarda 1 milyar liranın üzerindeki yatırımlarda 2 yıl anapara ödemesiz, 10 yıl vadeli finansman imkanı sunduklarını söyledi.</p>
<p>Kacır, “Burada da finansman maliyetleri yıllık yüzde 13 seviyesine kadar indiriliyor. Programla bugüne kadar 531 milyar lirayı aşan 85 projenin önünü açtık. İmalat Sanayisi Finansman Programı'nı başlattık. Burada 150 milyar liralık kefaletle toplam 250 milyar lira krediye erişimin önünü açıyoruz. Bu programı önümüzdeki yıl büyüterek devam ettireceğiz. Buradan sanayicilerimiz için de bunun müjdesini ifade etmek isterim” dedi.</p>
<h2>Erken sanayisizleşme uyarısına eleştiri</h2>
<p>Kacır, Mecliste 2027 bütçe görüşmelerinde muhalefet milletvekilleri tarafından dile getirilen ‘Türkiye erken sanayisizleşme yaşıyor’ tespitlerine asla katılmadığını söyledi. Türkiye’nin, imalat sanayi katma değerinin 259 milyar dolara yükseldiğini, yüzde 9.7'lik bir yıllık artışın sadece bu yıl gerçekleştiğini kaydeden Kacır, özellikle Ocak 2020’den bu yana Türkiye’de üretim seviyesinin yüzde 27.5 ile İtalya, Fransa ve Almanya’yı geride bıraktığına dikkat çekti.</p>
<p>Kacır, Türkiye’nin bunu daha fazla katma değerli üretim sayesinde sağladığını belirterek, bu dönemde yüksek teknolojili üretimin yüzde 87.5, orta-yüksek teknolojili üretimini yüzde 47.9 arttığını belirtti. 284 milyar dolarlık ihracatın içinde orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını yüzde 44.2 ile tarihi zirveye çıktığını kaydeden Kacır, 117.5 milyar dolar yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ihracatı gerçekleştiğini bildirdi.</p>
<p>Hazır giyim, tekstil, deri, ayakkabı, mobilya sektörlerinde verdikleri destekle 2026 itibarıyla istihdamı yüzde 100 koruduklarını kaydeden Kacır, tekstil sektöründe programa başvuru yapan 5 bin 898 işletmenin Kasım 2025’te 333 bin 291 olan istihdamının Ağustos 2026’da 339 bin 84 olduğunu kaydetti. Kacır’ın verdiği bilgiye göre; hazır giyimde 10 bin 83 işletmenin Kasım 2025’te 360 bin 331 olan istihdamı bu yıl Ağustos ayında 366 bin 665 oldu. Deri sektörünün geçtiğimiz Kasım ayında bin 889 işletmenin 34 bin 183 olan istihdamı Ağustosta 35 bin 172’ye ulaştı. Kacır, “Mobilya sektöründe 7 bin 696 işletmenin 112 bin istihdamını korumayı başarmışız. Bu 4 sektörün toplamında 25 bin 566 işletme, geçtiğimiz yıl Kasım itibarıyla 840 bin 280 kişiyi istihdam etmekteyken bu yıl Ağustos ayı itibarıyla 863 bin 347 istihdam sağlamaktadır. Dolayısıyla programdan yararlanan 25 bin 566 işletmede 23 bin istihdam artışı sağlandı“ dedi.</p>
<h2>“BYD’de yatırımın hayata geçmesini ümit ediyoruz"</h2>
<p>Meclis Plan Bütçe Komisyonunda Çinli otomotiv markası BYD’nin Manisa’da yapacağı yatırımdan vazgeçmesi milletvekilleri tarafından Komisyon gündemine taşındı. Kacır, milletvekillerinden gelen çok sayıda soruyu yanıtlarken. BYD ile yapılan yatırım anlaşmasının mevzuata uygun olarak yapıldığını belirterek, şöyle devam etti: “Her yatırım teşvikinde olduğu gibi yatırımcının sorumlulukları bellidir. Eğer yatırımcılar sorumluluklarını yerine getirmezlerse yatırım döneminde kullanmış oldukları teşvikleri geri vermekle yükümlüdürler. Bu yatırım özelinde de bu geri ödemelere ilişkin gerekli teminatlar Bakanlığımızca alınmıştır. Biz halihâzırda yürürlükte olan bu anlaşma kapsamındaki yatırımın hayata geçmesini ümit ediyoruz. Bu gayretlerimizi de devam ettireceğiz. Nasıl geçmişte Japonya'dan, Kore'den, dünyanın farklı ülkelerinden yatırımları bu sektörde Türkiye'ye çektiysek Çin'den yatırımları da bu sektörde Türkiye'ye çekebilmek için çabalarımızı, çalışmalarımızı elbette sürdüreceğiz ama yaptığımız her iş hukukidir, doğrudur” diye konuştu. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalat-sanayii-finansman-programi-daha-da-buyuyecek-91276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/6/1280x720/6635-1793769386.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, başlattıkları ‘İmalat Sanayisi Finansman Programı’ ile 150 milyar liralık kefaletle toplam 250 milyar lira krediye erişimin önünü açtıklarını belirterek, “Bu programı önümüzdeki yıl büyüterek devam ettireceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-91365</guid>
            <pubDate>Wed, 04 Nov 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KASİAD &#039;İleri Düzey Finansal Raporlama Eğitimi&#039; tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KASİAD) ile Kahramanmaraş Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (KMSMMMO) iş birliğinde, Kahramanmaraş Teknokent’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen ve 100’ün üzerinde profesyonelin katıldığı "İleri Düzey Finansal Raporlama Eğitimi" tamamlandı. </p>
<p>2 gün süren programın açılışında konuşan KASİAD Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Dinçer, dernek olarak uzun süredir hayata geçirmeyi amaçladıkları bu eğitimin temel amacının; bağımsız denetim ve finansal danışmanlık hizmeti alınan kuruluşlarla aynı dili konuşmak, karşılıklı bakış açılarını yakalamak ve muhasebe-finans alanında kendini geliştirmek isteyen genç beyinlere rehberlik etmek olduğunu belirtti. Dinçer; organizasyona katkı sunan KMSMMMO yönetimine, TÜRMOB’a, değerli eğitmenlere ve Vizyon Grup temsilcilerine teşekkürlerini iletti.</p>
<p><strong>Sertifika tören düzenlendi</strong></p>
<p>100’ü aşkın şirket yöneticisi, finans ve muhasebe departmanı çalışanı ile serbest muhasebeci mali müşavirin katıldığı programın sonunda, eğitime katkı sunan konuşmacılara ve eğitmenlere günün anısına KASİAD Başkanı İsmail Dinçer tarafından kentin simgesi olan "Maraş Aslanı" hediye edildi.</p>
<p>Eğitimi başarıyla tamamlayan katılımcılara sertifikalarının verilmesinin ardından program sona ererken; KASİAD ve KMSMMMO öncülüğünde kentin ekonomik kalkınmasına, üretim ve istihdam süreçlerinin niteliğine katkı sağlayacak benzer stratejik projelerin gelecek dönemde de artarak süreceği vurgulandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-91365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/5/1280x720/kasiad-baskani-ismail-dincer-1793791925.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Sanayici ve İş İnsanları Derneği ile Kahramanmaraş Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası iş birliğinde düzenlenen &quot;İleri Düzey Finansal Raporlama Eğitimi&quot; sona erdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-pay-geri-alim-programi-baslatti-91342</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 23:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Garanti BBVA &#039;pay geri alım programı&#039; başlattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Garanti BBVA, finansal yapısı ve uzun vadeli değer yaratma potansiyeli doğrultusunda, azami üç yıl süreli pay geri alım programı başlatma kararı aldığını duyurdu.</p>
<p>Garanti BBVA Yönetim Kurulunun banka paylarının Borsa İstanbul Pay Piyasası'nda geri alınmasına ilişkin kararı 4 Kasım'da yürürlüğe girecek.</p>
<p>Program kapsamında azami 85 milyon lira nominal değerli payın geri alınması ve bu işlemler için azami 11 milyar lira fon ayrılması öngörülüyor.</p>
<p>Programın, ilgili sermaye piyasası düzenlemeleri ve bankacılık mevzuatı çerçevesinde piyasa koşulları, bankanın likidite durumu ve sermaye yeterliliği dikkate alınarak yürütülmesi planlanıyor.</p>
<p>Program ve kapsamında gerçekleştirilecek geri alım işlemleri ilk genel kurul toplantısında pay sahiplerinin bilgisine sunulacak.</p>
<p>Ayrıca programın sona ermesini takiben gerçekleştirilecek ilk genel kurul toplantısında, geri alınan payların ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak itfa edilmesi yönetim kurulu tarafından genel kurula önerilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/garanti-bbva-pay-geri-alim-programi-baslatti-91342</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/garanti-bbva.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Garanti BBVA, azami üç yıl süreli pay geri alım programı başlatma kararı aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsekten-enflasyon-aciklamasi-91227</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 18:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek&#039;ten &#039;enflasyon&#039; açıklaması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TÜİK tarafından açıklanan ekim ayı enflasyon verilerini değerlendirdi.</p>
<p>Yıllık tüketici enflasyonunun ekimde geçen yılın aynı ayına göre 3,1 puan azalarak yüzde 29,8'e gerilediğini belirten Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı paaylaşımda şunlrı kaydetti:</p>
<p>"Enflasyondaki düşüş ulaştırma hizmetleri ve enerji hariç genele yayıldı. Bu dönemde yıllık enflasyon gıdada 7,1 puan, enerji ve gıda dışı mallarda 2,5 puan, hizmetlerde 7,9 puan geriledi. Ancak savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları, enerji enflasyonunu 16,7 puan artırarak dezenflasyonu sınırladı. </p>
<p>Önümüzdeki dönemde ekonomik aktivitenin dengeli seyri, enerji ve emtia fiyatlarında öngörülen gerileme, beklentilerde iyileşme ve hizmet enflasyonunda ataletin azalması enflasyondaki düşüşü destekleyecektir. Aynı zamanda gıda, konut ve enerjide arz yönlü politikalarımızı hızlandırırken yönetilen-yönlendirilen fiyatların bütçe imkânları dâhilinde enflasyon hedefleriyle uyumunu güçlendireceğiz."</p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Yıllık tüketici enflasyonu bir önceki yılın aynı ayına göre 3,1 puan azalarak yüzde 29,8 oldu. Enflasyondaki düşüş ulaştırma hizmetleri ve enerji hariç genele yayıldı. Bu dönemde yıllık enflasyon gıdada 7,1 puan, enerji ve gıda dışı mallarda 2,5 puan, hizmetlerde 7,9 puan geriledi. Ancak savaşın etkisiyle yükselen enerji fiyatları, enerji enflasyonunu 16,7 puan artırarak dezenflasyonu sınırladı. Önümüzdeki dönemde ekonomik aktivitenin dengeli seyri, enerji ve emtia fiyatlarında öngörülen gerileme, beklentilerde iyileşme ve hizmet enflasyonunda ataletin azalması enflasyondaki düşüşü destekleyecektir. Aynı zamanda gıda, konut ve enerjide arz yönlü politikalarımızı hızlandırırken yönetilen-yönlendirilen fiyatların bütçe imkânları dâhilinde enflasyon hedefleriyle uyumunu güçlendireceğiz.</p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2117606938393317421?ref_src=twsrc%5Etfw">November 3, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsekten-enflasyon-aciklamasi-91227</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekim ayı enflasyon verilerini değerlendiren Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, &quot;Önümüzdeki dönemde ekonomik aktivitenin dengeli seyri, enerji ve emtia fiyatlarında öngörülen gerileme, beklentilerde iyileşme ve hizmet enflasyonunda ataletin azalması enflasyondaki düşüşü destekleyecektir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-bankasindan-4-milyar-dolarlik-yeni-finansman-hazirligi-91226</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 18:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Bankası&#039;ndan 4 milyar dolarlık yeni finansman hazırlığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean Christophe Carret ve IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Lisa Kaestner, İstanbul’da düzenlenen toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.</p>
<p>Carret, Dünya Bankası’nın önceliğinin istihdam yaratan ve insanların geçimlerini sağlamalarına imkan veren projelere destek sağlamak olduğunu söyledi.</p>
<p>Bankanın ulaştırma, enerji ve su gibi alanlardaki altyapı yatırımlarında hükümete destek verdiğini belirten Carret, önümüzdeki dönemde dijital teknolojiler ve yapay zekanın da bu alanlara ekleneceğini ifade etti.</p>
<p>Carret ayrıca, küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) daha üretken hale gelmelerine, ihracat pazarlarında rekabet güçlerini artırmalarına ve istihdam yaratmalarına yardımcı olmanın Dünya Bankası’nın Türkiye ile ortaklığının temel hedeflerinden biri olduğunu vurgulayarak, bu kapsamda Dünya Bankası finansmanının ulusal kalkınma bankaları aracılığıyla KOBİ’lere kullandırıldığını belirtti.</p>
<p>Carret, Türkiye’nin son dönemde Dünya Bankası’nın küresel ölçekte en büyük müşterilerinden biri haline geldiğini ve Hindistan, Brezilya, Nijerya ve Pakistan gibi büyük ülkelerden bile daha fazla Dünya Bankası kaynağından yararlandığını kaydetti.</p>
<p>Türkiye’de halen uygulama aşamasında olan projelerin toplam büyüklüğünün yaklaşık 23 milyar dolar olduğuna işaret eden Carret, “Haziran sonunda tamamlanan son mali yılımızda 5,6 milyar dolar finansman sağladık. Bu mali yıl içinde yaklaşık 4 milyar dolarlık yeni finansman daha sağlamaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ekonomilere yönelik mevcut kaynaklarından en fazla yararlanan ülke oldu.” diye konuştu.</p>
<p>Dünya Bankası Grubu ile Türkiye arasındaki köklü ve olgun ortaklığın, yeni işbirliği alanlarının değerlendirilmesi açısından güçlü bir temel oluşturduğunu belirten Christophe Carret, mevcut aşamada görüşmelerin iki alan üzerinde yoğunlaştığını söyledi.</p>
<p>Carret, şöyle devam etti:</p>
<p>“Bunlardan ilki enerji. Türkiye elektrik iletim altyapısına yönelik yatırımlarını artırmayı ve ekonominin elektrifikasyonunu hızlandırmayı hedeflerken, Dünya Bankası Grubu olarak, yalnızca Dünya Bankası değil IFC ve MIGA’yı da kapsayacak şekilde, kamu ve özel sektör yatırımlarını bir araya getirerek bu iddialı gündemi nasıl destekleyebileceğimizi görüşüyoruz. Türkiye’nin 2035 yılına kadar elektrifikasyonu yüzde 35 artırmaya yönelik daha geniş kapsamlı planları çerçevesinde, ülkenin Yüksek Gerilim Doğru Akım (High Voltage Direct Current-HVDC) teknolojisini kullanacak ilk elektrik koridoru konusunda TEİAŞ ile görüşmeler halihazırda devam ediyor. Bu, ortaklığımız açısından önemli yeni bir alan olabilir. Gereken yatırımın ölçeğini desteklemek üzere kamu finansmanı ile özel sermayeyi, teknik uzmanlığımız ve büyük ölçekli proje finansmanı konusundaki deneyimimizle bir araya getirebiliriz.”</p>
<p>İlk HVDC koridorunun Akdeniz kıyısından İstanbul’a kadar yaklaşık 700 kilometre uzanacağını ve Türkiye’nin gelecekteki elektrik iletim şebekesinin önemli unsurlarından biri haline gelebileceğini aktaran Carret, koridorun, yenilenebilir enerji kaynakları açısından zengin bölgelerde üretilen büyük miktardaki elektriğin başlıca talep merkezlerine daha verimli ve güvenilir biçimde taşınmasına yardımcı olacağını ifade etti.</p>
<p>Carret, “İkinci alan ise demir yolu ulaştırma. Hükümetle Orta Koridor’un geliştirilmesi konusunda halihazırda işbirliği yapıyoruz. Buna geçen yıl imzalanan büyük ölçekli bir finansman anlaşması da dahil. Şimdi ise bu ortaklığı Güney Koridoru’nu da kapsayacak şekilde nasıl derinleştirebileceğimize ve organize sanayi bölgelerini iki ana ulaştırma koridoruna bağlayan son kilometre demir yolu bağlantılarını (LMC) finanse eden mevcut projeyi nasıl büyütebileceğimize bakıyoruz. Bu yeni gelişmeler önemli ölçekli yatırımlar gerektirecektir. Dolayısıyla kamu kaynaklarına ek olarak özel sermayenin de nasıl harekete geçirilebileceğini düşünmeye başlamak için iyi bir fırsat olduğunu değerlendiriyoruz.” açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>“2026 mali yılımızda Türkiye’de 5,5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik”</strong></p>
<p>IFC Türkiye, Kazakistan ve Özbekistan Direktörü Kaestner de Dünya Bankası ile IFC arasındaki ayrıma değinerek, IFC’nin özel sektöre odaklandığını belirtti.</p>
<p>Kaestner, Türkiye’nin IFC’nin portföy büyüklüğü açısından Brezilya ve Hindistan’ın ardından üçüncü sırada olduğunu ve kurum açısından son derece önemli bir ülke niteliği taşıdığını kaydederek, “Türkiye 70 yıldır IFC üyesi ve geçtiğimiz yıl rekor bir yıl oldu. Haziran sonunda tamamlanan 2026 mali yılımızda Türkiye’de 5,5 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdik ve bu rakamı artırmaya devam etmeyi umuyoruz.” dedi.</p>
<p>Lojistiğin de IFC’nin öncelikli alanlarından biri olduğunu belirten Kaestner, kurumun en yakın dönemde gerçekleştirdiği büyük projelerden birinin Antalya Havalimanı olduğunu ve IFC’nin bu proje kapsamında 1,2 milyar dolarlık özel sermayeyi harekete geçirdiğini söyledi.</p>
<p>Kaestner, IFC’nin daha küçük ölçekli işletmelerle bankalar veya sermaye fonları aracılığıyla, daha büyük şirketlerle ise doğrudan çalıştığına dikkati çekerek, 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen bölgelerdeki mikro ve küçük işletmeleri desteklemek amacıyla beş Türk bankası aracılığıyla yaklaşık 530 milyon dolar finansman sağlandığını kaydetti.</p>
<p><strong>“IFC son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 25 milyar dolar finansman sağladı”</strong></p>
<p>Lisa Kaestner, IFC’nin son 10 yılda Türkiye’de yaklaşık 25 milyar dolar finansman sağladığını belirtti.</p>
<p>Bu rakamın son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Kaestner, bir önceki yılın rekor seviyeye ulaştığını ve haziran sonunda tamamlanan mali yılda IFC’nin 5,5 milyar dolar finansman sağladığını söyledi.</p>
<p>Depremden etkilenen bölgeye ilişkin değerlendirmede bulunan Kaestner şöyle konuştu:</p>
<p>“2023 depremlerinin ardından, bölgedeki küçük işletmeleri desteklemek amacıyla ortak bankalarımızla yürüttüğümüz özel bir girişim aracılığıyla Türkiye’nin güneyindeki deprem bölgesine odaklandık. Bununla birlikte, daha geniş açıdan baktığımızda, örneğin sanayi tesislerine veya altyapıya sağladığımız tüm finansmanın öncelikle performans standartlarımızın yanı sıra sağlam iş uygulamalarına da uygun olması gerekiyor.</p>
<p>Dolayısıyla, bir şirketi finanse ediyorsak, bir bina inşa ediliyorsa veya üretim kapasitesi artırılıyorsa, finanse edilen bina veya altyapının depreme dayanıklılığı da dahil olmak üzere, faaliyetlerin sürdürülebilirliğini sağlamak için gereken finansmanı sunuyoruz. Bu nedenle doğrudan girişimimiz 2023 depremlerinden etkilenen bölgeye odaklanmış durumda. Daha geniş ölçekte ise Türkiye’deki tüm faaliyetlerimiz aracılığıyla altyapının dayanıklılığını destekliyoruz.”</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dunya-bankasindan-4-milyar-dolarlik-yeni-finansman-hazirligi-91226</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/6/1280x720/56568-1793718865.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Jean Christophe Carret, &quot;Haziran sonunda tamamlanan son mali yılımızda 5,6 milyar dolar finansman sağladık. Bu mali yıl içinde yaklaşık 4 milyar dolarlık yeni finansman daha sağlamaya yönelik çalışmalarımız devam ediyor. Geçtiğimiz yıl Türkiye, Dünya Bankası’nın gelişmekte olan ekonomilere yönelik mevcut kaynaklarından en fazla yararlanan ülke oldu.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/otomotiv-endustrisi-ekim-ihracatinda-ilk-sirada-91225</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv endüstrisi ekim ihracatında da ilk sırada</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ekim ayı ihracat verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ekimde sanayi grubu sektörlerinden otomotiv endüstrisi 4 milyar 32 milyon dolar ihracat yaparak ilk sıradaki yerini korudu.</p>
<p>En fazla dış satım yapan sektörler arasında kimyevi maddeler ve mamulleri 3 milyar 13 milyon dolarla ikinci, elektrik ve elektronik sektörü 1 milyar 929 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı.</p>
<p>Geçen ay ihracatını oransal olarak en fazla artıran sektör, yüzde 61,1 ile savunma ve havacılık sanayisi oldu. Bu sektörün ekim ayı ihracatı 1 milyar 140 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Türkiye'nin ihracatının yüzde 70,7'sine imza atan sanayi grubunun dış satımı yüzde 7,1 artışla 18,3 milyar dolara çıktı.</p>
<p>Geçen ay ihracatın yüzde 12,9'unu gerçekleştiren tarım grubunda yüzde 1,8'lik yükselişle 3 milyar 347 milyon dolarlık, ihracatın yüzde 2,7'sini oluşturan madencilik grubunda yüzde 18'lik yükselişle 688 milyon dolarlık dış satım yapıldı.</p>
<p><strong>En fazla ihracat Almanya'ya</strong></p>
<p>Geçen ay en fazla ihracat yapılan ilk 3 ülke, yaklaşık 1,9 milyar dolarla Almanya, 1,5 milyar dolarla ABD ve 1,3 milyar dolarla Birleşik Krallık oldu.</p>
<p>Bu dönemde en çok dış satım yapan ilk 3 kent ise yaklaşık 9 milyar dolarla İstanbul, 2,2 milyar dolarla Kocaeli, 1,9 milyar dolarla Ankara olarak sıralandı.</p>
<p>TİM verilerine göre, sektörel bazda 2025 ve 2026'nın ekim ayları ve son 12 aylık ihracat verileri, değişim oranları ve toplam içindeki payları şöyle (bin dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td> </td>
<td colspan="4">1 - 31 EKiM</td>
<td colspan="4">SON 12 AYLIK</td>
</tr>
<tr>
<td>SEKTÖRLER</td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
<td>Değişim ('26/'25)</td>
<td>Pay(26) (%)</td>
<td>2024 - 2025</td>
<td>2025 - 2026</td>
<td>Değişim ('26/'25)</td>
<td>Pay(26) (%)</td>
</tr>
<tr>
<td>I. TARIM</td>
<td>3.286.819</td>
<td>3.347.353</td>
<td>1,8</td>
<td>12,9</td>
<td>36.020.624</td>
<td>37.546.247</td>
<td>4,2</td>
<td>13,1</td>
</tr>
<tr>
<td>A. BİTKİSEL ÜRÜNLER</td>
<td>2.174.162</td>
<td>2.254.479</td>
<td>3,7</td>
<td>8,7</td>
<td>24.131.301</td>
<td>25.361.684</td>
<td>5,1</td>
<td>8,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri</td>
<td>1.089.642</td>
<td>1.038.577</td>
<td>-4,7</td>
<td>4,0</td>
<td>12.307.015</td>
<td>12.150.249</td>
<td>-1,3</td>
<td>4,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Yaş Meyve ve Sebze</td>
<td>334.468</td>
<td>287.294</td>
<td>-14,1</td>
<td>1,1</td>
<td>3.273.324</td>
<td>4.590.679</td>
<td>40,2</td>
<td>1,6</td>
</tr>
<tr>
<td>Meyve Sebze Mamulleri</td>
<td>231.745</td>
<td>237.304</td>
<td>2,4</td>
<td>0,9</td>
<td>2.622.081</td>
<td>2.519.055</td>
<td>-3,9</td>
<td>0,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Kuru Meyve ve Mamulleri</td>
<td>188.162</td>
<td>212.955</td>
<td>13,2</td>
<td>0,8</td>
<td>1.774.786</td>
<td>1.666.566</td>
<td>-6,1</td>
<td>0,6</td>
</tr>
<tr>
<td>Fındık ve Mamulleri</td>
<td>200.089</td>
<td>303.702</td>
<td>51,8</td>
<td>1,2</td>
<td>2.376.304</td>
<td>2.661.029</td>
<td>12,0</td>
<td>0,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Zeytin ve Zeytinyağı</td>
<td>35.437</td>
<td>33.911</td>
<td>-4,3</td>
<td>0,1</td>
<td>562.524</td>
<td>386.445</td>
<td>-31,3</td>
<td>0,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Tütün</td>
<td>82.093</td>
<td>130.161</td>
<td>58,6</td>
<td>0,5</td>
<td>1.057.345</td>
<td>1.229.928</td>
<td>16,3</td>
<td>0,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Süs Bitkileri ve Mamulleri</td>
<td>12.525</td>
<td>10.574</td>
<td>-15,6</td>
<td>0,0</td>
<td>157.922</td>
<td>157.732</td>
<td>-0,1</td>
<td>0,1</td>
</tr>
<tr>
<td>B. HAYVANSAL ÜRÜNLER</td>
<td>381.274</td>
<td>422.355</td>
<td>10,8</td>
<td>1,6</td>
<td>3.933.393</td>
<td>4.309.969</td>
<td>9,6</td>
<td>1,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller</td>
<td>381.274</td>
<td>422.355</td>
<td>10,8</td>
<td>1,6</td>
<td>3.933.393</td>
<td>4.309.969</td>
<td>9,6</td>
<td>1,5</td>
</tr>
<tr>
<td>C. AĞAÇ VE ORMAN ÜRÜNLERİ</td>
<td>731.384</td>
<td>670.520</td>
<td>-8,3</td>
<td>2,6</td>
<td>7.955.930</td>
<td>7.874.594</td>
<td>-1,0</td>
<td>2,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri</td>
<td>731.384</td>
<td>670.520</td>
<td>-8,3</td>
<td>2,6</td>
<td>7.955.930</td>
<td>7.874.594</td>
<td>-1,0</td>
<td>2,8</td>
</tr>
<tr>
<td>II. SANAYİ</td>
<td>17.086.264</td>
<td>18.298.627</td>
<td>7,1</td>
<td>70,7</td>
<td>191.844.332</td>
<td>203.989.211</td>
<td>6,3</td>
<td>71,4</td>
</tr>
<tr>
<td>A. TARIMA DAYALI İŞLENMİŞ ÜRÜNLER</td>
<td>1.254.340</td>
<td>1.211.550</td>
<td>-3,4</td>
<td>4,7</td>
<td>13.793.841</td>
<td>13.751.491</td>
<td>-0,3</td>
<td>4,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Tekstil ve Hammaddeleri</td>
<td>838.979</td>
<td>811.008</td>
<td>-3,3</td>
<td>3,1</td>
<td>9.515.598</td>
<td>9.492.674</td>
<td>-0,2</td>
<td>3,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Deri ve Deri Mamulleri</td>
<td>129.119</td>
<td>118.818</td>
<td>-8,0</td>
<td>0,5</td>
<td>1.469.321</td>
<td>1.424.566</td>
<td>-3,0</td>
<td>0,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Halı</td>
<td>286.242</td>
<td>281.724</td>
<td>-1,6</td>
<td>1,1</td>
<td>2.808.922</td>
<td>2.834.251</td>
<td>0,9</td>
<td>1,0</td>
</tr>
<tr>
<td>B. KİMYEVİ MADDELER VE MAM.</td>
<td>2.650.682</td>
<td>3.013.925</td>
<td>13,7</td>
<td>11,6</td>
<td>32.066.453</td>
<td>33.795.938</td>
<td>5,4</td>
<td>11,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Kimyevi Maddeler ve Mamulleri</td>
<td>2.650.682</td>
<td>3.013.925</td>
<td>13,7</td>
<td>11,6</td>
<td>32.066.453</td>
<td>33.795.938</td>
<td>5,4</td>
<td>11,8</td>
</tr>
<tr>
<td>C. SANAYİ MAMULLERİ</td>
<td>13.181.242</td>
<td>14.073.151</td>
<td>6,8</td>
<td>54,4</td>
<td>145.984.038</td>
<td>156.441.783</td>
<td>7,2</td>
<td>54,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Hazırgiyim ve Konfeksiyon</td>
<td>1.508.490</td>
<td>1.296.330</td>
<td>-14,1</td>
<td>5,0</td>
<td>16.950.381</td>
<td>16.213.085</td>
<td>-4,3</td>
<td>5,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Otomotiv Endüstrisi</td>
<td>3.809.159</td>
<td>4.032.435</td>
<td>5,9</td>
<td>15,6</td>
<td>40.727.741</td>
<td>42.683.678</td>
<td>4,8</td>
<td>14,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Gemi, Yat ve Hizmetleri</td>
<td>304.894</td>
<td>233.086</td>
<td>-23,6</td>
<td>0,9</td>
<td>2.161.973</td>
<td>2.686.746</td>
<td>24,3</td>
<td>0,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Elektrik ve Elektronik</td>
<td>1.640.849</td>
<td>1.929.862</td>
<td>17,6</td>
<td>7,5</td>
<td>17.445.061</td>
<td>19.839.374</td>
<td>13,7</td>
<td>6,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Makine ve Aksamları</td>
<td>1.066.913</td>
<td>954.535</td>
<td>-10,5</td>
<td>3,7</td>
<td>11.031.260</td>
<td>11.310.489</td>
<td>2,5</td>
<td>4,0</td>
</tr>
<tr>
<td>Demir ve Demir Dışı Metaller</td>
<td>1.219.311</td>
<td>1.324.090</td>
<td>8,6</td>
<td>5,1</td>
<td>13.113.275</td>
<td>14.711.222</td>
<td>12,2</td>
<td>5,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Çelik</td>
<td>1.286.963</td>
<td>1.352.622</td>
<td>5,1</td>
<td>5,2</td>
<td>16.407.352</td>
<td>16.885.884</td>
<td>2,9</td>
<td>5,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Çimento Cam Seramik ve Toprak Ürünleri</td>
<td>402.912</td>
<td>390.091</td>
<td>-3,2</td>
<td>1,5</td>
<td>4.438.635</td>
<td>4.531.482</td>
<td>2,1</td>
<td>1,6</td>
</tr>
<tr>
<td>Mücevher</td>
<td>568.425</td>
<td>760.800</td>
<td>33,8</td>
<td>2,9</td>
<td>8.075.300</td>
<td>8.801.331</td>
<td>9,0</td>
<td>3,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Savunma ve Havacılık Sanayii</td>
<td>707.494</td>
<td>1.140.026</td>
<td>61,1</td>
<td>4,4</td>
<td>8.290.704</td>
<td>11.357.392</td>
<td>37,0</td>
<td>4,0</td>
</tr>
<tr>
<td>İklimlendirme Sanayii</td>
<td>665.833</td>
<td>659.274</td>
<td>-1,0</td>
<td>2,5</td>
<td>7.342.355</td>
<td>7.421.101</td>
<td>1,1</td>
<td>2,6</td>
</tr>
<tr>
<td>III. MADENCİLİK</td>
<td>583.304</td>
<td>688.043</td>
<td>18,0</td>
<td>2,7</td>
<td>6.109.866</td>
<td>7.219.159</td>
<td>18,2</td>
<td>2,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Madencilik Ürünleri</td>
<td>583.304</td>
<td>688.043</td>
<td>18,0</td>
<td>2,7</td>
<td>6.109.866</td>
<td>7.219.159</td>
<td>18,2</td>
<td>2,5</td>
</tr>
<tr>
<td>T O P L A M (TİM*)</td>
<td>20.956.387</td>
<td>22.334.023</td>
<td>6,6</td>
<td>86,3</td>
<td>233.974.823</td>
<td>248.754.617</td>
<td>6,3</td>
<td>87,1</td>
</tr>
<tr>
<td>İhracatçı Birlikleri Kaydından Muaf İhracat ile Antrepo ve Serbest Bölgeler Farkı</td>
<td>2.993.113</td>
<td>3.550.712</td>
<td>18,6</td>
<td>13,7</td>
<td>36.097.992</td>
<td>36.886.811</td>
<td>2,2</td>
<td>12,9</td>
</tr>
<tr>
<td>GENEL İHRACAT TOPLAMI</td>
<td>23.949.501</td>
<td>25.884.734</td>
<td>8,1</td>
<td>100,0</td>
<td>270.072.815</td>
<td>285.641.428</td>
<td>5,8</td>
<td>100,0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/otomotiv-endustrisi-ekim-ihracatinda-ilk-sirada-91225</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/otomotiv-ihracati-agustos-ayinda-da-liderligi-birakmadi-1757237173.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekim ayında otomotiv endüstrisi ekimde 4 milyar dolarlık ihracatla ilk sırada yer alırken, kimyevi maddeler ve mamulleri 3 milyar dolarla ikinci, elektrik ve elektronik sektörü 1,9 milyar dolarla üçüncü oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pegasus-ykb-nane-icao-kuresel-elcisi-secildi-91224</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pegasus YKB Mehmet Nane, ICAO Küresel Elçisi seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane, Birleşmiş Milletler'in uzmanlık kuruluşu Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (ICAO) tarafından 2026-2028 dönemi için "Küresel Elçi" olarak görevlendirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Türkiye'nin aday göstermesiyle göreve getirilen Nane, ICAO Küresel Elçisi olarak atanan ilk Türk özel sektör yöneticisi ünvanını aldı.</p>
<p>Ekim 2028'e kadar yeni görevini üstlenecek Nane'nin, görev süresince havacılığın gelecekteki insan kaynağı ihtiyacı, kadınların ve gençlerin sektöre katılımının artırılması ile sivil havacılığın sürdürülebilir gelişimi konularındaki ulusal ve uluslararası çalışmalara katkı sağlayacağı belirtildi.</p>
<p>Dünyanın farklı ülkelerinden kamu otoriteleri, havacılık kuruluşları, özel sektör ve akademi temsilcilerini bir araya getiren ICAO Küresel Elçiler Programı'nda 40 isim bulunuyor.</p>
<p>ICAO'nun 2026-2050 Stratejik Planı doğrultusunda yürütülen Küresel Elçiler Programı, havacılığın geleceğine ilişkin uluslararası farkındalığı artırmayı ve yeni nesilleri sektöre kazandırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Ülkelerin aday gösterdiği isimler arasından belirlenen elçiler, havacılığa yönelik farkındalığın artırılması, yeni nesillerin sektöre teşvik edilmesi ve ICAO'nun stratejik önceliklerinin geniş kitlelere ulaştırılması amacıyla görev yapıyor.</p>
<p>Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanlığının yanı sıra Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) bünyesinde de görevler üstlenen Nane, 2022-2023 döneminde Türkiye adına IATA Yönetim Kurulu Başkanlığı yapmıştı. Haziran 2027'de aynı görevi ikinci kez üstlenmeye hazırlanan Nane, IATA tarihinde Yönetim Kurulu Başkanlığı'nı iki ayrı dönemde yürüten ilk isim olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pegasus-ykb-nane-icao-kuresel-elcisi-secildi-91224</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/mehmet-nane-1788414853.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pegasus Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Tevfik Nane, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü tarafından 2026-2028 dönemi için &quot;Küresel Elçi&quot; olarak görevlendirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/daha-olumlu-bir-yil-sonu-91223</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Daha olumlu bir yıl sonu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Philip Shepherd, bedenlenme (embodiment) konusunda çalışan bir eğitmen ve yazar olarak biliniyor. Kendisi ayrıca Radical Wholeness’ın da yazarı olarak tanınıyor.</p>
<p>Shepherd de Dr. Iain McGilchrist’in büyük hayranı; Philip’in çalışmaları, sağ beyin yarım küresinin ağırlık kazandığı bir varoluş biçimine geçişte son derece pratik bir rehber niteliği taşıyor. Yakın zamanda kaleme aldığı kapsamlı makale, McGilchrist’in çalışmaları ile kendi projesi olan The Embodied Present Process (TEPP) arasındaki doğrudan bağı inceleyen bir çalışma.</p>
<p>Philip’in Radical Wholeness adlı kitabı, zekânın merkezi olarak “kafayı” (veya sol beyin yarım küresini) görme eğilimimizin ne denli kısıtlayıcı ve kültürel olarak özgül bir bakış açısı olduğunu gösteriyor. Bu yüzden de anın içinde gerçekten var olmamızı engelliyor. Philip’in çok güzel ifade ettiği gibi: “<em>Günün sonunda, anda yaşamıyor olmanızın nedeni, anın sizin içinizde yaşadığını hissetmiyor oluşunuzdur</em>.”</p>
<p>Zekânın merkezine kafayı yerleştirmek, yaşam yolculuğumuzda bize faydalı bir rehberlik sunabilecek o incelikli, “çekim gücü olan” çevre faktörleri ile olan bağımızı da zayıflatıyor olabilir mi? Bu nedenle Philip’in yaklaşımı, sadece bedeni değil, beden aracılığıyla dünyayı da dinlemeyi öğretiyor. İşte bu yüzden o, “zihin-beden” ikiliği yerine “dünya-beden” terimini kullanmayı tercih ediyor. Benzer bir durum piyasalarda da geçerli olabilir mi?</p>
<ul>
<li>Yapay zekâ sürecinde hem kredi piyasası hem de hisse senedi piyasası için kuşkusuz çok daha karmaşık olan yeni bir aşamaya girdik.</li>
<li>Yapay zekanın birçok açıdan ama özellikle de finansman açısından daha çok sorgulanması, konsensus pozisyonları sarsarak önemli ölçüde risk azaltımını tetikledi.</li>
<li>çeyrek bilanço döneminin tam ortasında, diğer piyasalardan gelen baskı ile şirketlerin temel kazanç gücü arasındaki gerilim kritik bir rol oynayacak.</li>
<li>Eylül ve Ekim ayları için uyarılarımızı yapmıştık fakat sene başından bu yana Eylül ve Ekim aylarındaki satış baskısının yerini Kasım ve Aralık aylarında güçlenme eğilimine bırakacağını da düşünmeye devam ediyoruz.</li>
<li>Kasım’ın ikinci yarısından yıl sonuna kadar daha olumlu bir periyod bekliyoruz.</li>
</ul>
<p>Nasdaq 100 endeksi yüzde 10 düşüş gösterdi ancak bu rakam, yüzeyin altındaki tahribatın boyutunu tam olarak yansıtmıyor. Nasdaq'taki hisselerin yarısından fazlası şu anda "ayı piyasası" bölgesinde yer alıyor.</p>
<p>"Yüksek beta" katsayısına sahip hisseler en ağır kayıpları yaşadı; birçoğunda yüzde 50 veya daha fazla değer kaybı görüldü.</p>
<p>Piyasalarda henüz dipleri gördüğümüzü düşünmüyoruz ama artık önceliğimiz, bir sonraki satışta dip noktalarını yakalamaya çalışıp taktiksel olarak olumlu bir duruşa geçmek. Şu an anlatmak istediğimiz satış dalgasının tamamlanması için hâlâ zamana ihtiyaç var ve ne içeride ne de dışarıda bizce dip noktaları henüz görülmedi ancak mevcut düşüş tamamlandığında, oldukça güçlü bir yükseliş bekliyoruz. Zamanlama olarak ise bu yükselişin Kasım ayı içinde muhtemelen de ikinci yarısında bekliyoruz.</p>
<p>Aylardır devam eden yüksek faiz, petrol, İran savaşının uzamasın, MOVE’daki artış ve başka risk işaretlerini Vix olsun hisse senetleri olsun çok önemsemedi ama sonra oldukça sert bir darbe aldı. Son aylarda riskli varlıklarda özellikle de hisse senetlerinde temkinli olan bizler ise olup biteni anlamaya çalıştık ve bu konularda da birçok kez yazdık.</p>
<p>Son dönemdeki en önemli gelişmelerden biri olarak, yapay zekaya dair söylemdeki değişime dikkat çektik. Piyasalar, aniden sermayenin hem erişilebilirliği hem de maliyeti üzerine yoğun bir tartışmaya girdi.</p>
<p>Son zamanlarda, yatırımcıların yüksek kaliteli varlıklar ile düşük kaliteli varlıklar arasında algıladığı farkın giderek açıldığını da gördük. Bu durum hem kredi piyasasında yüksek getirili tahvillerin (HY) yatırım yapılabilir seviyedeki tahvillere (IG) kıyasla süregelen düşük performansına bakılabilir hem de özellikle de CCC reytingine sahip kredinin seyri oldukça önemli bir sinyal olarak izlendi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9f0e594ffc-1793716453.png" alt="" width="850" height="394" />
<figcaption><strong>Kaynak: Bloomberg</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yılın büyük bölümünde, piyasanın iç dinamiklerinde yaşanan sıkıntılar endeks seviyesinde genellikle göz ardı ediliyordu. Ancak son haftalarda bu durum değişti. Daha geniş bir perspektiften bakıldığında, İran'daki savaşın patlak vermesinden bu yana piyasadaki temel gerilim; güçlü kazanç büyümesinin sağladığı destekle  enerji maliyetleri ve faiz oranlarının yarattığı baskılayıcı unsurlar arasındaki çekişmeden kaynaklanıyordu. Fakat, piyasa son birkaç haftadır iki temel nedenden ötürü zorlanıyor. İlki,  analist tahminlerinde görülen büyük yukarı yönlü revizyonlar döneminin artık geride kalmış olabileceğine dair bir kanı oluşuyor. İkinci olarak ise artan maliyetlerin dönüşü sorusu karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Sonuç olarak, artan enerji maliyetleri ve yükselen faiz oranlarının birleşik etkisi ciddi bir baskı yarattı; şimdi asıl soru, büyüme görünümünde aşağı yönlü revizyonun olup olmayacağı ve olursa ne oranda olacağı…</p>
<p>İleriye baktığımızda, önemli bir detay ise şirketlerin kendi hisselerini geri alımları (buyback) piyasadaki temel flow belirleyicilerinden biri haline gelebilir. Kasım ayının yıl içinde hisse geri alımlarının en yoğun gerçekleştiği ikinci ay olduğunu belirtmek isteriz.</p>
<p>Piyasanın flow dinamiklerinin ötesinde, önümüzdeki haftalarda yanıt bulacak önemli bir temel soru da 3. çeyrek kazançlarının güven ortamını yeniden tesis edip edemeyeceği konusu olarak karşımıza çıkıyor. Son dört yıl boyunca kazançlar, bu piyasa için adeta bir barometre/katalizör işlevi gördü; nitekim 1. ve 2. çeyrek bilanço dönemlerinin en yoğun olduğu zamanlarda bu dinamiğin piyasayı desteklediğine şahit olmuştuk.</p>
<p>Aslında genel tabloya bakıldığında, yatırımcıların artık sadece "Big Tech" veya yapay zekâ sektörüne genel bir yaklaşımla yatırım yapmadıklarını görüyoruz; bunun yerine, bu dev şirketlerin bütçelerine odaklanıyor ve söz konusu harcamalardan kimin gerçekten tatmin edici bir getiri elde edebileceği konusunda çok daha seçici davranıyorlar.</p>
<p>Yatırımcılar için, piyasalarda çapraz varlıklar arası teyit, hisse senedi fiyat hareketleri kadar önemli olacak. Yapay zekâ kredi spread’lerinin daralması, istikrarlı veya azalan reel faizler ve iyileşen kazanç beklentileriyle  gerçekleşen bir toparlanma, yalnızca pozisyonlanmaya ve/veya flow’a dayalı bir toparlanmadan çok daha güçlü bir temel sunacak.</p>
<p>Son zamanlardaki satış baskısı sürecinden Kasım,  Aralık aylarındaki olası toparlanmaya geçiş, piyasanın, zorunlu satışların ve pozisyonlanma ve flowların yarattığı fırsatlarla yatırım ortamında meydana gelen daha temel değişimler arasında bir ayrım yapmasını gerektirecek.</p>
<p>Yapay zekânın yarattığı bu yeni, zor ortamda; bilançosu en güçlü, getirileri en net ve sermaye harcamalarından nakit akışına giden yolu en inandırıcı olan şirketler, başarılı olma olasılığı en yüksek olanlar olarak görülebilir.</p>
<p>İran konusunda gerilimin azalması umutlarının azaldığına, diplomatik yolların daraldığına ve ABD ara seçimlerin ardından yeniden gerilimin tırmanabileceğine işaret ettiğine dair işaretler var. Bu, klasik senaryoyu karmaşıklaştırıyor. Tarihsel olarak, hisse senedi piyasaları ara seçimlerden sonra pozitif işlem görmüştür ancak şimdi potansiyel bir gerilim tırmanma riski var. Enerji altyapısına yönelik misillemenin çok gerçek bir olasılık olduğu bir ortamda, seçimlerin geçmesinin risk primini ortadan kaldırıp kaldırmadığını göreceğiz.</p>
<p>İnsanlar her şeyden endişe duyuyor savaş, fazla yatırım, yetersiz sermaye, artan enerji maliyetleri, ABD ara seçim sonrası siyasi etkiler, güvenlik, iklim krizi ve genel bir karamsarlık ortama hâkim gibi duruyor ama umut vadeden bazı katalizörler de var. Açıklanacak büyük hiper ölçekli şirketlerin sonuçları, özellikle de birikmiş siparişlerini gelire nasıl dönüştürdükleri, dağıtım hızı ve finansman hakkında ne söyledikleri açısından kritik önem taşıyor. Riskler ve endişeleri göz önüne alındığında kimsenin riski artırmak istememesini anlıyoruz ancak bu seviyelerden düştükçe oldukça kötümser fiyatlandırmaya başlıyoruz diyebiliriz. Bu da zamanı gelince fırsat yaratabilir.</p>
<p>Körfez'deki diplomatik duruş değişiklikleri ve artan bölgesel güvenlik uyarıları, piyasanın potansiyel tırmanma senaryolarına odaklanmasını yoğunlaştırdı. Bunlar fiyat etkisinin bir kısmını zaten sağladı. Piyasa, yakın vadede bir tırmanmanın olasılığını fiyatlandırırken, sonuçlar aslında belirsiz. İkincil altyapı hasarı olmadan geçici de olsa bir yumuşama risk priminin hızlı şekilde çözülmesini tetikleyebilir.</p>
<p>Belki de konuları fazla karmaşıklaştırıyoruz ve ilgili endişeleri çok fazla düşünüyor bardağın dolu kısmı da olduğunu ıskalıyoruz. Doğru katalizörler, değerlemelerde, doğru şirketlerde ve yukarıda bahsettiğimiz bazı olumlu dinamiklerle yıl sonu daha iyi geçebilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/daha-olumlu-bir-yil-sonu-91223</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Daha olumlu bir yıl sonu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-10-aylik-ihracati-45-milyar-dolara-yaklasti-91222</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya’nın 10 aylık ihracatı 4.5 milyar dolara yaklaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya’dan yapılan ihracat 2026 yılının ilk 10 ayında 4 milyar 436 milyon doları geçti. Bu performans ile en çok ihracat yapan iller arasında 7’inci sıradaki yerini korudu.</p>
<p>Ekim ayında Sakarya’nın ihracatında ilk 5 sırayı sırasıyla otomotiv endüstrisi, demir ve demir dışı metaller, kimyevi maddeler ve mamulleri, çelik ile iklimlendirme sanayisi sektörleri oluşturdu.</p>
<p>Ekim ayında 25 ana sektörün 14’ünde ihracatını geçtiğimiz yılın aynı ayına kıyasla artırma başarısı gösterdi. Özellikle Çelik, İklimlendirme Sanayii, Madencilik Ürünleri, Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri ve Makine ve Aksamları sektörlerinde yüzdesel ve dolar bazlı artışlar dikkat çekti.</p>
<p>Sakarya’dan 2026 Ekim ayında serbest bölgeler dahil dünyanın 123 noktasına ihracat gerçekleştirildi. Fransa, Polonya, İtalya, İspanya ve Romanya en çok ihracat yapılan ilk 5 ülke oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakaryanin-10-aylik-ihracati-45-milyar-dolara-yaklasti-91222</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/2/1280x720/sakaryanin-10-aylik-ihracati-45-milyar-dolara-yaklasti-1793716286.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya’nın yılın 10 ayındaki ihracatı 4,43 milyar dolar olarak gerçekleşti. İhracatta ilk 5 sırayı otomotiv endüstrisi, demir ve demir dışı metaller, kimyevi maddeler ve mamulleri, çelik ile iklimlendirme sanayisi  oluşturdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/isikhan-asgari-ucrette-reel-olarak-yuzde-207-artis-saglandi-91220</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Işıkhan: Asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, Bakanlığı ile bağlı kuruluşlarının 2027 yılı bütçelerine ilişkin sunum yaptı.</p>
<p>Bugünün AK Parti iktidarının 24. yıl dönümü olduğunu anımsatan Işıkhan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin her alanda büyük reformlara ve köklü dönüşümlere sahne olduğunu belirtti.</p>
<p>Bu dönüşümün önemli bir parçasını çalışma hayatı, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında atılan adımların oluşturduğunu vurgulayan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Dünyada çalışma hayatı, dijitalleşme ve yapay zekadan yeşil dönüşüme, yeni çalışma modellerinden iş gücü hareketliliğine kadar köklü bir değişimden geçmektedir. Demografik dönüşüm, belki de bu sürecin en önemli boyutunu oluşturmaktadır. Bir yanda yaşlanan nüfusun üretim ve sosyal güvenlik üzerindeki etkileri, diğer yanda gençlerin eğitimden istihdama geçişi, ülkelerin önceliklerini belirlemektedir. Bakanlık olarak hedefimiz, bu dönüşümü insanımız için fırsata çevirmek, nitelikli ve güvenceli istihdamı artırırken emek ile üretim arasında adil dengeyi sağlamak, sosyal korumayı güçlendirmek ve çalışanlarımızı, geleceğin becerileriyle buluşturmaktır."</p>
<p>Çalışma hayatına ilişkin politikalarını büyümeyi ve üretimi destekleyen, çalışan haklarını koruyan ve işgücü piyasasının değişen ihtiyaçlarına cevap veren bir anlayışla yürüttüklerini ifade eden Işıkhan, bu amaçla hazırladıkları 2025-2028 Ulusal İstihdam Stratejisinin 1 Şubat 2025'te yürürlüğe girdiğini hatırlattı.</p>
<p>Yeşil ve dijital dönüşümün çalışma hayatına etkilerini bütüncül biçimde ele alan Ulusal Adil Geçiş Stratejisi'ni yıl sonuna kadar yayımlamayı hedeflediklerini bildiren Işıkhan, şunları söyledi:</p>
<p>"Sosyal diyalog, çalışma hayatımızın vazgeçilmez bir unsurudur. Üçlü Danışma Kurulu, 14. Çalışma Meclisi ve Kamu Personeli Danışma Kurulu aracılığıyla tarafları bir araya getirdik. İşçilerde sendikalaşma oranı 2013'te yüzde 9,2 iken 2026'da yüzde 13,8'e, kamu görevlilerinde ise sendikalaşma oranı 2002'de yüzde 47,94 iken 2026'da yüzde 77,96'ya yükseldi. İşgücü piyasasında dengeyi sağlamaya çalışırken, çalışanlarımızın gelirlerinin korunması için de çaba sarf ediyoruz. 2026 yılı için net asgari ücret 28 bin 75 lira olarak belirlenmiştir. 2002 yılından bu yana asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı. 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla aralık ayında toplanacaktır. Asgari Ücret Desteğini 2026'da 1270 liraya çıkardık, yaklaşık 1,5 milyon işyerine 48,4 milyar lira destek verdik."</p>
<p>Memur ve memur emeklilerinin aylıklarında 2026'da toplu sözleşme kazanımlarıyla birlikte kümülatif yüzde 34,63 artış gerçekleştirdiklerini anımsatan Işıkhan, "En düşük devlet memuru maaşı temmuz ayında 70 bin 224 liraya yükseldi. Ayrıca, memurlarımızın taban aylıklarını, emekli aylıklarına da yansıyacak şekilde, 1000 lira artırdık. Yürürlükteki 2026-2027 dönemine ilişkin toplu sözleşme kapsamında, memur ve memur emeklilerimiz için 2027 yılında yüzde 5 ve yüzde 4 oranındaki artışlar ile olası enflasyon farkı da aylıklara yansıtılacaktır. 2025-2026 dönemi Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü ile kamu işçilerimizin ücret ve sosyal haklarında da iyileştirmeler sağladık. Bu kapsamda, taban ücret ve seyyanen artış düzenlemeleriyle farklı ücret seviyelerindeki çalışanlarımızın gelirlerini destekledik. Ücret politikalarımızda, çalışanlarımızın alım gücünü ve refahını, sosyal taraflarımızla birlikte gözetmeye devam edeceğiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Işıkhan, İş Sağlığı ve Güvenliğinde (İSG) temel yaklaşımlarının kazaları meydana gelmeden önlemek, olası riskleri ortadan kaldırmak ve bütün işyerlerinde koruyucu ve önleyici kültürü yerleştirmek olduğunu belirterek, "Sekiz yıl aradan sonra Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyimizi topladık. 2026-2030 Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Politika Belgesi'ni hazırlayarak Konseyimizde kabul ettik. Özellikle esnaf ve sanatkarlarımızın iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini daha kolay yerine getirebilmeleri için eğitim ve belgelendirme imkanlarını geliştirdik. 284 bin 709 işveren veya işveren vekiline, e-sertifika düzenledik." diye konuştu.</p>
<p>Son 3 yılda İSG hizmeti alan işyeri sayısını 166 binden 793 bine çıkardıklarını vurgulayan Işıkhan, İSG hizmeti alan çalışan sayısının da söz konusu dönemde 6,4 milyondan, 12,1 milyona yükseltildiğini aktardı.</p>
<p>Çalışma hayatında etkin denetimin yalnızca ihlali tespit etmek olmadığını belirten Işıkhan, ihlal olmasının önüne geçmek ve çalışanların ruh ve beden sağlığının korunmasını da önemli olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Uyguladıkları rehberlik temelli yaklaşım sayesinde tespit edilen uygunsuzlukların yaklaşık yüzde 90'ının teftiş sırasında düzeltildiğini hatırlatan Işıkhan, "2026 yılı ekim ayına kadar, 11 bin 39 işyerine, 76 bin 362 teftiş ziyareti gerçekleştirerek yaklaşık 1,2 milyon çalışana ulaştık. Bu çalışmalarla yaklaşık 890 milyon liralık işçilik alacağının işçilerimize ödenmesini, ayrıca yaklaşık 338 milyon liranın da vergi ve sigorta primi olarak kamuya aktarılmasını sağladık. Hayati tehlike belirlenen 190 işyerinde ise işin durdurulmasına karar verdik." bilgisini paylaştı.</p>
<p>Bakan Işıkhan, yerel seçimlerin ardından belediyeler ve iştirakleri hakkında sendikal ayrımcılık, işten çıkarma ve mobbing konularında yapılan incelemeler sonucunda yaklaşık 1 milyar lira işçi alacağının ödenmesini sağladıklarını vurgulayarak, "Yaklaşık 110 milyon lira idari para cezası uyguladık. İş müfettişi yardımcısı alımlarıyla teftiş kapasitemizi geliştirmeye devam ediyoruz." dedi.</p>
<p>Yurt dışında yaşayan vatandaşlara 33 ülkede 62 ihtisas birimi aracılığıyla hizmet verdiklerini ifade eden Işıkhan, "Yaklaşık 9 milyon vatandaşımızın sosyal güvenlik haklarını ve hizmetlere erişimini güçlendirmek için işlemleri elektronik ortama taşıyoruz. Bugüne kadar, vatandaşlarımızın yoğun olarak yaşadığı 37 ülkeyle sosyal güvenlik, 13 iş gücü ve 52 işbirliği anlaşması imzaladık." diye konuştu.</p>
<p>OECD Beceriler Zirvesi'ne ev sahipliği yaptıklarını anımsatan Işıkhan, "Türk Devletleri Teşkilatının çalışma, istihdam ve sosyal korumadan sorumlu bakanlarının ikinci toplantısını bu ay Ankara'da gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Bu temaslar yoluyla mesleki beceriler, sosyal koruma ve çalışma hayatının dönüşümüne ilişkin deneyimlerimizi ortaklarımızla paylaşıyoruz. Uluslararası platformlarda çalışanlarımızın haklarını korumayı ve işbirliklerini geliştirmeyi sürdüreceğiz." sözlerini sarf etti.</p>
<p><strong>"Üç yılda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam hedefliyoruz"</strong></p>
<p>İstihdam politikalarının merkezinde daha fazla vatandaşın üretime ve çalışma hayatına katılmasının yer aldığını vurgulayan Işıkhan, şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Orta Vadeli Program ve Ulusal İstihdam Stratejisi hedefleri doğrultusunda istihdamı artırmaya, işsizliği azaltmaya ve iş gücümüzün niteliğini yükseltmeye odaklanıyoruz. Eylül 2026 verilerine göre, iş gücümüz 35,4 milyon, istihdamımız 32,4 milyon, işsiz sayısı 2,9 milyon ve işsizlik oranımız ise yüzde 8,4 olmuştur. İşsizlik oranımız 41 aydır tek hanelerde seyretmektedir. 15-24 yaş aralığındaki genç işsizlik oranı yüzde 14,8, ne eğitimde ne istihdamda (NEET) olanların oranı ise 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 22,2 olmuştur. Önümüzdeki üç yılda yaklaşık 2,1 milyon ilave istihdam oluşturmayı hedefliyoruz."</p>
<p>Işıkhan, İŞKUR aracılığıyla 2026 yılında 1 milyon 75 bin 474 kişinin özel sektörde istihdamına aracılık ettiklerini belirterek, "2002'den bu yana 6 milyon kadının, 600 bin engelli vatandaşımızın ve yaklaşık 5,9 milyon gencimizin işe yerleşmesini sağladık. Mesleki Eğitim Kursları ve İşbaşı Eğitim Programlarıyla milyonlarca vatandaşımızın mesleki beceri kazanmasına destek verdik. İlave istihdam sağlayan işverenlerimize, sigortalı başına, 65 bin liraya kadar prim desteği sunuyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu'nun varlığı da 900 milyar liranın üzerine çıkmıştır. Mezun oldukları alanlarda çalışan meslek lisesi mezunlarının İşbaşı Eğitim Programlarına katılımında, cep harçlığını yüzde 30 artırdık." dedi.</p>
<p>"Aktif işgücü programlarımızda dijital dönüşüm, yeşil dönüşüm, yapay zeka, geleceğin meslekleri ve meslek lisesi mezunlarının kendi alanında çalışması durumunda, cep harçlıklarını yüzde 50'ye kadar artırımlı ödeme imkanı getiriyoruz. 2027 yılından itibaren uygulanacak bu düzenlemenin hayırlı ve uğurlu olmasını diliyorum" ifadesini kullanan Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kadınların iş gücüne katılımını artırmak için İş Pozitif Programımızla 2,7 milyondan fazla kadının işe yerleşmesine aracılık ettik. Her Meslekte Kadın Eli Projesi ile kadınların farklı mesleklere yönelmesini destekliyoruz. İşgücü Uyum Programından 2024'ten bu yana 720 bin 224 vatandaşımız yararlandı, bu programımızdaki katılımcıların yüzde 80'i kadınlardan oluşmuştur. Engelli vatandaşlarımız için Engelsiz İŞKUR Platformu'nu geliştirdik, kendi işlerini kurmalarını kolaylaştırdık. Otizmli ve down sendromlu bireyler başta olmak üzere özel politika gerektiren gruplar için Destekli İstihdam Projeleriyle ücret desteği sağlıyoruz. Engelsiz İşgücü Uyum Programlarından 5 binden fazla vatandaşımız yararlanıyor. 2026-2027 eğitim öğretim yılı için okullarımızda temizlik ve hijyen koşullarının iyileştirilmesine katkı sağlamak amacıyla Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında, 80 bin kişilik kontenjan tahsis ettik. Ayrıca, okul bahçeleri ve giriş çıkışlarında gözetim ve düzenin desteklenmesi için 81 ilde ek 31 bin TYP kontenjanı ayırdık. Böylece hem kamu hizmetlerinin belirli ihtiyaçlarına cevap veriyor hem de iş arayan vatandaşlarımıza geçici çalışma imkanı sunuyoruz."</p>
<p><strong>"Üç yılda 750 bin gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Bakan Işıkhan, gençler için en büyük hedeflerinin, eğitimden iş hayatına geçişini kolaylaştırmak ve ilk iş deneyimine erişimini artırmak olduğunu dile getirerek, bu kapsamda üç yılda 3 milyondan fazla gence ulaşmayı hedefledikleri Gençliğin Üretim Çağı (GÜÇ) Programı'na toplam 472,3 milyar lira kaynak ayırdıklarını bildirdi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde, mesleki eğitimden staja, NEET gençlerden ilk işe uzanan beş programı GÜÇ çatısı altında bir araya getirdiklerini vurgulayan Işıkhan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu kapsamda birinci program 2026 itibarıyla İŞKUR'a devredilen Ulusal Staj Programı'dır. Staj ile gençlerimizi, çalışma hayatıyla erken tanıştırmayı amaçlıyoruz. Bu kapsamda kamu ve özel sektörde 144 bin öğrencimize staj imkanı sağladık. Üç yıl sonunda 800 bin öğrencimize staj kapasitesi oluşturmayı hedefliyoruz. İkinci program ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerimize yönelik özel iş gücü uyum programımızdır. Bugüne kadar İşgücü Uyum Programlarından 61 bin 616 NEET gencimiz yararlandı. Önümüzdeki üç yılda 450 bin gencimizi de eğitim ve istihdama kazandırmayı hedefliyoruz. Üçüncü program devlet üniversitelerinde okuyan öğrencilerimizin çalışma alışkanlığını, disiplinini güçlendiren ve becerilerini geliştiren İŞKUR Gençlik Programı'dır. Bu kapsamda, iki eğitim öğretim yılında toplam 250 bin öğrencimize kontenjan sağladık. 2028 yılı sonuna kadar 1 milyon öğrencimize ulaşmayı amaçlıyoruz. Dördüncü program meslek lisesi ve meslek yüksekokulu öğrencilerimizin iş hayatına geçişini destekleyen ve onları kendi mesleklerine yönlendirmeyi amaçlayan Geleceğim Meslekte Programı'dır. Bugüne kadar 191 bin 145 öğrencimize bireysel danışmanlık hizmeti sunduk, üç yılda 750 bin öğrencimize ulaşmayı hedefliyoruz. Beşinci ve son program ise özel sektör işbirliğiyle hazırladığımız İşe İlk Adım Programı'dır. Bu programda, ilk kez sigortalı olacak 18-25 yaş arasındaki gençlerin ilk kez iş deneyimine kavuşmasını, ücret ve sigorta primi desteğiyle kolaylaştıracağız. Üç yılda 750 bin gencimizi istihdama kazandırmayı hedefliyoruz."</p>
<p><strong>İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında 15,5 milyar lira destek sağladık"</strong></p>
<p>Üretimin sürekliliği için mevcut istihdamı korumayı önemsediklerinin altını çizen Işıkhan, İstihdamı Koruma Destek Programı kapsamında bugüne kadar 15,5 milyar lira destek sağladıklarını açıkladı.</p>
<p>Işıkhan, programı 2028 yılı sonuna kadar uzatacak düzenlemeyi yaptıklarını ve 2026-2028 döneminde toplam 187,5 milyar lira kaynak aktarmayı öngördüklerini belirterek, turizm sektöründe de istihdamın desteklenmesi için yaklaşık 6 milyar lira kaynak tahsis ettikleri bilgisini paylaştı.</p>
<p>Savunma sanayisi gibi stratejik alanların iş gücü ihtiyacını da dikkate aldıklarını vurgulayan Işıkhan, "Savunma Sanayii Başkanlığıyla, ASELSAN'la, ROKETSAN'la, TUSAŞ'la özel işbirlikleri yaptık. En son HAVELSAN tarafından yürütülen, KOVAN Programı aracılığıyla ilk aşamada, 18-30 yaş arasındaki 500 lisans mezunu gencimize eğitim ve istihdam yolu açmayı hedefliyoruz. Ayrıca 2026'da 12 ilde düzenlediğimiz bölgesel kariyer fuarlarında, 351 bin 753 gencimizi iş dünyasıyla buluşturduk." dedi.</p>
<p><strong>"Aktif sigortalı sayımız yaklaşık 26 milyona ulaştı"</strong></p>
<p>Işıkhan, uluslararası iş gücü politikalarını, yüksek nitelikli insan kaynağını ülkeye kazandırmak, ihtiyaç duyulan mesleklerde işgücü açığını karşılamak ve ülkedeki yabancıların kayıtlı istihdamını desteklemek amacıyla yürüttüklerini dile getirdi.</p>
<p>Uluslararası iş gücünün tamamlayıcı rolünü yerli iş gücünün istihdamını önceleyen bir yaklaşımla ele aldıklarına dikkati çeken Işıkhan, "Mesleki Yeterlilik Kurumumuz (MYK) aracılığıyla bugüne kadar 27 sektörde, 965 ulusal meslek standardı ve 701 ulusal yeterliliği yürürlüğe koyduk. Mesleki yeterlilik belgesi zorunluluğu bulunan meslek sayısını, 244'e çıkardık." ifadesini kullandı.</p>
<p>Bakan Işıkhan, sosyal güvenlik politikalarının temel amacının, vatandaşların yaşamının her döneminde, güvenceye erişmesini sağlarken sistemin mali sürdürülebilirliğini de güçlendirmek olduğuna dikkati çekti. Işıkhan, bu anlayışla, kapsamı genişlettiklerini, hizmet kalitesini artırdıklarını ve kaynakları etkin kullandıklarını belirtti.</p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Işıkhan, şu verileri paylaştı:</p>
<p>"2002'de yüzde 71,5 olan SGK gelirlerinin giderlerini karşılama oranının, 2026 sonunda yüzde 88 olarak gerçekleşmesi beklenmektedir. 2002'de binde 22 seviyesinde olan SGK açığının milli gelire oranının ise, 2026 sonunda binde 1,2 düzeyinde gerçekleşmesi öngörülmektedir. Uyguladığımız prim teşviki, destek ve indirimlerle, 2023 başından 2026 Ağustos ayına kadar yaklaşık 2 milyon iş yerine, 13 milyon sigortalı için toplam 1 trilyon 302 milyar lira destek sağladık. Aktif sigortalı sayımız, 2002'ye göre yüzde 115 artarak yaklaşık 26 milyona ulaştı. Kayıt dışı istihdam oranı ise 2002'de yüzde 52 iken 2026 yılı verilerine göre, yüzde 24,4'e geriledi. 2026 çalışmalarımız kapsamında, kayıt dışı işçi çalıştırdığı belirlenen iş yerlerine, 3,5 milyar lira idari para cezası uygulandı. Denetim faaliyetlerinin yaklaşık yüzde 88'ini e-Rapor sistemine taşıdık."</p>
<p>Emeklilerin gelirlerini iyileştirmek için de gerekli adımları attıklarını dile getiren Işıkhan, "2025'in ikinci yarısında 16 bin 881 lira olan en düşük emekli aylığını, ocak ayında 20 bin liraya, temmuz ayında ise 23 bin 552 liraya yükselttik. 2018'den bu yana toplam 483,4 milyar lira bayram ikramiyesi ödedik. Elbette bunların yeterli olmadığını biliyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın, son kabine toplantısı sonrasında da ifade ettiği gibi 'Emeklilerimizin durumunu biraz daha iyileştirecek mali imkanları oluşturuyoruz.' Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik koşulların farkındayız ve refah seviyelerini yükseltmeye yönelik çalışmalarımızı, kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, 2027 Ocak ayından itibaren geçerli olması hedeflenen mevcut yasal artışlara, ilave iyileştirmeleri de içeren bir çalışma yapıyoruz. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın talimatıyla, özellikle emeklilerimiz arasındaki gelir farklılıklarını gözeten, adalet ve hakkaniyeti esas alan, emeklilerimizin alım gücünü ve yaşam standartlarını iyileştirmeyi amaçlayan bir yaklaşım üzerinde duruyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Işıkhan, Ekonomi Koordinasyon Kurulunda süreci değerlendirerek çalışmaları sürdürdüklerini, çalışmalar neticelendiğinde bunu kamuoyuyla paylaşacaklarını ve TBMM'nin takdirine sunacaklarını söyledi.</p>
<p>Aile yapısını güçlendiren, çalışma hayatı ile aile yaşamını uyumlu hale getiren "aile dostu" uygulamaları desteklemeye devam ettiklerini ifade eden Işıkhan, çalışan annelere yönelik analık iznini 8 hafta uzatarak 24 haftaya çıkardıklarını hatırlattı.</p>
<p>Işıkhan, şehit yakınları, gaziler, vazife ve harp malulleri ile hak sahiplerine ilişkin düzenlemeleri de geliştirdiklerini anlatarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Başkasının yardımına muhtaç derecede malul olanlara, yapılan ek ödemeyi yüzde 25 artırdık. Terörle mücadelede yaralanan ancak farklı mevzuat hükümleri nedeniyle haklardan yararlanamayan kişiler ile 15 Temmuz gazilerimizin aylık ve sosyal haklarında iyileştirmeler sağladık. Vazife malulü erbaş ve erlerimizin yeniden muayene talebinde bulunabilme yaş sınırını 55'e yükselttik. Milletimiz için fedakarlık gösteren evlatlarımıza ve ailelerine karşı sorumluluğumuzun bilincindeyiz."</p>
<p><strong>"8 bin 845 ilaç geri ödeme kapsamında"</strong></p>
<p>Sağlık güvencesinin sosyal devlet anlayışlarının en somut göstergelerinden biri olduğunu vurgulayan Işıkhan, Genel Sağlık Sigortası (GSS) kapsamında, gelir durumu nedeniyle prim ödeyemeyen vatandaşların primlerini devletin karşıladığını söyledi.</p>
<p>GSS'nin vatandaşa sunduğu güvencenin, yalnızca hastanelere başvurabilmekten ibaret olmadığını ifade eden Işıkhan, bu güvencenin, tedavide kullanılan ilaca, cihazlara, tıbbi malzemeye ve özel beslenme ihtiyaçlarına erişimi de kapsadığına dikkati çekti.</p>
<p>Vedat Işıkhan, ilaç ve tedaviye erişimi güçlendirmeyi sürdürdüklerini belirterek, bedeli ödenen ve geri ödeme kapsamına alınan ilaç verilerini şöyle paylaştı:</p>
<p>"2000'li yılların başında bedeli ödenen ilaç sayısı 3 bin 986 iken, bugün, 8 bin 845 ilacı geri ödeme kapsamında bulunduruyoruz. Yalnızca 2026'da, 253 ilacı daha bu kapsama aldık. Bunların 29'u kanser tedavisinde kullanılan ilaçlardır. 2025'te geri ödeme kapsamına alınan 5 farklı immünoterapi ilacı sayesinde, son bir yılda yaklaşık 41 bin kanser hastamızın tedaviye erişimi sağlandı. SMA tedavisinde ikinci bir ilacı daha geri ödeme kapsamına aldık. 18 yaş altındaki Tip 1 diyabetli çocuklarımız için sürekli glukoz izlem cihazlarının bedelini karşılıyoruz. Bu kapsamda yaklaşık 155 bin reçete için, 1 milyar 800 milyon liraya yakın ödeme yaptık. Prostat kanseri, kalp yetmezliği, kronik böbrek hastalığı, nadir hastalıklar gibi alanlarda yeni tedavi seçeneklerine erişimi genişlettik. Tekerlekli sandalye, işitme cihazı ve diyabet tedavisinde kullanılan tıbbi cihaz ve malzemeler dahil çeşitli ürünlerin geri ödeme tutarlarında yüzde 20 artış gerçekleştirdik. Çölyak ve belirli metabolizma hastalıklarında, özel beslenme ürünlerine sağlanan ödemeleri de yüzde 30 artırdık."</p>
<p>Aile hekimlerinin reçete edebildiği ilaçların sayısını artırmaya, akılcı ilaç kullanımını teşvik eden uygulamalarla da israfı önlemeye çalıştıklarını vurgulayan Işıkhan, MEDULA üzerinden binlerce hastane, eczane ve sağlık hizmeti sunucusuna çevrimiçi hizmet verdiklerini bildirdi.</p>
<p>Işıkhan, sosyal güvenlik ile sağlık hizmetlerinde vatandaşların hayatını kolaylaştıracak yeni ve kapsamlı bir dijital dönüşümü 2027 başlarında hayata geçirmeyi hedeflediklerini anlattı. Bu sistemle vatandaşların, sosyal güvenlik ve sağlık işlemlerini çok daha hızlı ve kolay gerçekleştirebileceğinin altını çizen Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Özellikle sağlık raporlarının ve düzenli reçetelerin yönetiminde önemli kolaylıklar sağlayacak, gereksiz hastane başvurularını azaltarak hem vatandaşlarımızın hem de hastane ve doktorlarımızın yükünü hafifleteceğiz. Sistem, koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerini de kapsayan, vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını önceden gözeten, onlara yol gösteren ve doğru sağlık hizmetine yönlendiren bütüncül bir yapıya sahip olacak. Uluslararası alanda da örnek gösterilecek bir dijital dönüşüm olacağına inandığımız bu sistemle ilgili çalışmalarımızı, en kısa sürede Saygıdeğer Cumhurbaşkanımıza arz ederek kamuoyuyla paylaşacağız."</p>
<p>31 Ağustos'a kadar tecil işlemlerinde tecil faizinin, yüzde 39 yerine yüzde 29 şeklinde uygulandığını anımsatan Işıkhan, bu kapsamda, 325 milyar liralık SGK prim alacağının taksitlendirildiğini de sözlerine ekledi.</p>
<p>Bakan Işıkhan, konuşmasının devamında, Bakanlık ile bağlı ve ilgili kuruluşların 2027 yılı bütçe tekliflerini şöyle paylaştı:</p>
<p>"Bakanlığımızın 2027 yılı toplam bütçe teklifi, 2 trilyon 395 milyar 824 milyon 844 bin liradır. Bakanlık merkez ve yurt dışı teşkilatı harcamaları için, 7 milyar 512 milyon 634 bin lira bütçe teklif edilmiştir. Bütçemizden, SGK'ye, 2 trilyon 266 milyar 365 milyon 277 bin lira, İŞKUR'a, 121 milyar 946 milyon 933 bin lira olmak üzere, 2027'de toplam, 2 trilyon 388 milyar 312 milyon 210 bin lira kaynak aktarılması öngörülmektedir. MYK'nin bütçe büyüklüğü ise gider bütçesi, 388 milyon 658 bin lira, gelir bütçesi 441 milyon 767 bin lira, net finansman 3 milyon liradır."</p>
<p>Bakanlığa tahsis edilen bütçeyi, 2025 kesin hesabında da görüldüğü üzere, ödenek üstü harcamaya yer vermeden, tasarruf ilkelerini ve kamu yararını gözeterek kullandıklarını vurgulayan Işıkhan, "Sayıştay denetimlerinde, 2025 yılı mali rapor ve tablolarımızın önemli yönleriyle doğru ve güvenilir bilgi sunduğu değerlendirilmiştir." dedi.</p>
<p>Işıkhan, Bakanlığa ile bağlı ve ilgili kurumlarına ilişkin, 2025 Sayıştay denetim raporlarında, toplam 6 bulguya rastlandığını, bunlardan 3'ünün muhasebe işlemlerinden kaynaklandığının görüldüğünü aktardı.</p>
<p>Denetimlerde tespit edilen hususları da yakından takip ettiklerini belirten Işıkhan, "Terörsüz Türkiye hedefimizin, ülkemizde birlik ve kardeşliğin yanı sıra, çalışma, üretim ve yatırım imkanlarını da güçlendireceğine inanıyoruz. 2027 yılı bütçemizi, aynı sorumlulukla kullanacağımızı ifade ediyorum." diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/isikhan-asgari-ucrette-reel-olarak-yuzde-207-artis-saglandi-91220</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/2/0/1280x720/67656u-1793715730.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;2002 yılından bu yana asgari ücrette reel olarak yüzde 207 artış sağlandı. 2027 yılı asgari ücretini belirlemek üzere Asgari Ücret Tespit Komisyonu kamu, işçi ve işveren temsilcilerinin katılımıyla aralık ayında toplanacak.&quot; diyen Bakan Vedat Işıkhan, &quot;Ücret politikalarımızda, çalışanlarımızın alım gücünü ve refahını, sosyal taraflarımızla birlikte gözetmeye devam edeceğiz.&quot; açıklaması yaptı. Işıkhan, &quot;Emeklilerimizin yaşadığı ekonomik koşulların farkındayız ve refah seviyelerini yükseltmeye yönelik çalışmalarımızı, kararlılıkla sürdürüyoruz. Bu kapsamda, 2027 Ocak ayından itibaren geçerli olması hedeflenen mevcut yasal artışlara, ilave iyileştirmeleri de içeren bir çalışma yapıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yeka-geste-11-proje-icin-en-iyi-teklifler-belli-oldu-91219</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 17:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> YEKA GES&#039;te 11 proje için en iyi teklifler belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 11 proje için toplam 785 megavatlık güneş enerjisine dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA GES-2026) yarışmaları 19 şirketin katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Bakanlığın düzenlediği YEKA GES-2026 yarışmalarında, kapalı mali tekliflerin açılmasının ardından 2 bin avro katılım bedeli üzerinden açık artırma usulüne geçildi.</p>
<p>Denizli, Ankara, Konya, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Elazığ'da toplam 785 megavatlık 11 proje için elektrik bağlantı kapasitesi tahsisi amacıyla düzenlenen yarışmalarda, tavan fiyat kilovatsaat başına 5,50 avro sent, taban fiyat ise 3,25 avro sent olarak belirlendi.</p>
<p>Bakanlıkta yapılan yarışmalar kapsamında, toplam 7 başvuruyla 30 megavat kapasite için düzenlenen "G26-Denizli GES" yarışmasında en iyi teklifi 6. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 60 bin avro katkı payıyla Temmuz Güneş Denizli Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ verdi.</p>
<p>Toplam 4 başvuruyla 40 megavat kapasite için yapılan "G26-Ankara-1 GES" yarışmasında ise 4. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 22 bin avro katkı payıyla en iyi teklif Erser Grup Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret AŞ'den geldi.</p>
<p>30 megavat kapasite için 5 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Ankara-2 GES" yarışmasında en iyi teklifi veren, 2. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 12 bin avro katkı payıyla İklim İnvest Enerji ve Teknoloji Yatırımları AŞ oldu.</p>
<p>4 başvuruyla 110 megavat kapasite için gerçekleştirilen "G26-Konya GES" yarışmasında en iyi teklifi 7. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 64 bin avro katkı payıyla İş Enerji Yatırımları AŞ sundu.</p>
<p>85 megavat kapasite için 5 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Kahramanmaraş-2 GES" yarışmasında en iyi teklifi 8. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 60 bin avro katkı payıyla Temmuz Güneş Kahramanmaraş Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ ortaya koydu.</p>
<p>Toplam 4 başvuruyla 50 megavat kapasite için yapılan "G26-Kahramanmaraş-3 GES" yarışmasında ise 12. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 74 bin avro katkı payıyla en iyi teklifi Temmuz Güneş Kahramanmaraş Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ verdi.</p>
<p>55 megavat kapasite için 4 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Malatya-1 GES" yarışmasında en iyi teklif, 16. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 91 bin avro katkı payıyla Ezel Mensucat Sanayi ve Ticaret AŞ'den geldi.</p>
<p>3 başvuruyla 200 megavat kapasite için gerçekleştirilen "G26-Diyarbakır GES" yarışmasında en iyi teklifi 2. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 16 bin avro katkı payıyla Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim AŞ sundu.</p>
<p>120 megavat kapasite için 3 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Mardin-2 GES" yarışmasında en iyi teklifi 3. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 18 bin avro katkı payıyla Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim AŞ ortaya koydu.</p>
<p>Toplam 3 başvuruyla 25 megavat kapasite için yapılan "G26-Batman GES" yarışmasında ise 7. turda, kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 36 bin avro katkı payıyla en iyi teklifi Egesa Elektrik İnşaat Enerji Üretim AŞ verdi.</p>
<p>40 megavat kapasite için 2 başvuruyla gerçekleştirilen "G26-Elazığ GES" yarışmasında en iyi teklif, 8. turda kilovatsaat başına 3,25 avro sent elektrik birim fiyatı ve megavat başına 36 bin avro katkı payıyla Ecogreen Elektrik Enerji Üretim AŞ'den geldi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yeka-geste-11-proje-icin-en-iyi-teklifler-belli-oldu-91219</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/9/1280x720/65-1793715167.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli, Ankara, Konya, Kahramanmaraş, Malatya, Diyarbakır, Mardin, Batman ve Elazığ’da toplam 785 megavat gücündeki 11 proje için en iyi teklif veren şirketler belli oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-ve-6-il-arasinda-turizm-koridoru-olusturulacak-91217</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7 il arasında turizm koridoru oluşturulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ve Gaziantep Valiliği iş birliğinde, Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın başkanlığında düzenlenen “Turizm Temelli Bölgesel Kalkınma Çalıştayı Üst Düzey Hazırlık Toplantısı”, Ömer Ersoy Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıda Gaziantep, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Şanlıurfa’nın tarihi, doğal ve kültürel değerlerinin ortak rotalarla birbirine bağlanması ele alındı. Yedi ili kapsayan turizm koridoruyla bölgenin turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi hedefleniyor. Şehirlerin turizm değerlerini ortak tanıtım, ortak envanter, ortak rota ve yatırım planlamasıyla buluşturmayı amaçlayan toplantıda, bölgenin kültürel mirası ve doğal zenginlikleri değerlendirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e898d62d4-1793714328.jpeg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>“Gaziantep, Türkiye’nin göz bebeği kültür ve turizm kentine dönüştü”</strong></p>
<p>Toplantının açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gaziantep’in öncülüğünde yürütülen bölgesel iş birliğine ve Başkan Fatma Şahin’in turizm vizyonuna dikkat çekti. Türkiye’nin turizmde küresel bir güce dönüştüğünü belirten Alpaslan, Fırat ve Mezopotamya havzasının kültürel mirası, doğal güzellikleri ve gastronomisiyle dünya turizminde daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini vurguladı. Gaziantep’in turizm alanındaki dönüşümüne değinen Alpaslan, şunları söyledi: “Gaziantep, yakın zamana kadar kültür ve turizmde esamesi okunmayan bir konumdayken, bugün sanayi ve ticaretin yanı sıra Türkiye’nin gözbebeği bir kültür ve turizm kentine dönüştü. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dahil olması ve teknolojiyi turizmle buluşturan ‘Visit Gaziantep’ gibi öncü adımlarla diğer illerimize ilham verdi. Fatma Şahin Başkanımızın da ifade ettiği gibi; birbirimizi rakip değil, birlikte kazanacağımız yol arkadaşları olarak gördüğümüz sürece bu zenginliği hep birlikte büyüteceğiz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e8f82570f-1793714424.jpeg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>“Bu kadim coğrafyayı dünyanın en gözde turizm destinasyonu yapacağız”</strong></p>
<p>Şehirlerin yeniden yapılanma sürecine ve bölgedeki güven ortamına da değinen Alpaslan, sözlerini şöyle tamamladı: “Şehirlerimiz daha modern ve estetik olarak ayağa kalkıyor. Ülkemiz kalıcı barış ve istikrara kavuştu. Artık önümüzde hiçbir mazeret, hiçbir engel yok. Gaziantep’ten Mardin’e, Şanlıurfa’dan Adana’ya uzanan bu kadim coğrafyayı dünyanın en gözde turizm destinasyonu yapacağız.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e8b5ae02e-1793714357.jpeg" alt="" width="800" height="533" /></p>
<p><strong>“Şehirleri akıllı, yeşil bir bölge yapmaya çalışıyoruz”</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, turizm, kültür ve sanat alanında yeni bir döneme girildiğini belirterek bölgenin tarihi dokusunun ve estetik değerlerinin eşsiz olduğunu söyledi. 21’inci yüzyılın veri ve tasarım yüzyılı olduğunu belirten Başkan Şahin, teknolojinin ziyaretçilerin seyahat deneyimini kolaylaştırdığına dikkat çekerek şöyle konuştu: “Zamanı iyi kullanmak adına, yapay zekayla hiçbir asistana gerek kalmadan cep telefonuyla kendine rota belirleyen bir sistemimiz var. Biz de şehirleri akıllı, yeşil bir bölge yapmaya çalışıyoruz.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9e8ce18bb3-1793714382.jpeg" alt="" width="818" height="537" /></p>
<p><strong>“Gaziantep, bölgedeki illerin ortak sinerjisine öncülük ediyor”</strong></p>
<p>Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise Gaziantep’in yalnızca kendi tarihi ve kültürel zenginliğiyle değil, bölgedeki 7 ilin ortak sinerjisine öncülük etmesiyle de öne çıktığını dile getirdi. Doğru planlamanın bölgenin turizm geleceği açısından hayati önem taşıdığını belirten Çeber, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yapılacak doğru planlamalar Gaziantep'in ve bölgenin turizm geleceği için hayati önem taşımaktadır. ‘Birlikte hareket etme ruhu’ canlı tutulup bu heyecan fiiliyata döküldüğünde, Gaziantep'in merkezinde bulunduğu bu bölgesel güç, büyük turizm hedeflerini tek başına bile ülkeye kazandırabilecek devasa bir potansiyel barındırmaktadır.”</p>
<p>Program, açılış konuşmalarının ardından bölgesel turizm rotaları ve ortak çalışma başlıklarının değerlendirildiği oturumlarla devam etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-ve-6-il-arasinda-turizm-koridoru-olusturulacak-91217</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/7/1280x720/gaziantep-ve-6-il-arasinda-turizm-koridoru-olusturulacak-1793714464.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep, Kilis, Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Şanlıurfa kapsayan turizm koridoruyla bölgenin turizm potansiyelinin geliştirilmesi ve ekonomik kalkınmanın desteklenmesi amaçlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gsomemde-sanayiciye-yari-yariya-istihdam-destegi-91216</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> GSOMEM’de sanayiciye ‘yarı yarıya’ istihdam desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Avrupa Birliği ve Alman Hükümeti tarafından ortak finanse edilen, Alman Uluslararası İşbirliği Kurumu (GIZ) yürütücülüğünde hayata geçirilen RE-SEED Projesi kapsamında, Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve GSOMEM iş birliğiyle sanayinin nitelikli personel sorununun çözümüne katkı sağlayacak mesleki eğitim programları başladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Gaziantep sanayisinin acil ihtiyaç duyduğu alanlar dikkate alınarak açılan yönetici asistanı, ambalaj ve paketleme elemanı, makina bakımcı ve kaynakçı kurslarında eğitimler hız kesmeden devam ediyor. Projenin, mesleki eğitim vermenin yanı sıra, bu eğitimleri başarıyla tamamlayan kursiyerleri istihdam eden sanayi firmalarına mali destek sunduğu belirtildi.</p>
<p><strong>"İstihdam yükünü sanayicimizin omuzlarından alıyoruz"</strong></p>
<p>Eğitim programlarının başlaması ve projenin sanayiciye sunduğu finansal fırsatlar hakkında değerlendirmelerde bulunan GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Endüstriyel Gelişim Üssü Yönetim Kurulu Başkanı Bora Tezel, hedeflerinin sadece kurs açmak değil, doğrudan üretim hatlarına kalifiye ve maliyetsiz güç sağlamak olduğunu vurguladı. Tezel, şunları kaydetti: "Gaziantep sanayicisinin bugün masadaki en büyük iki problemi; doğru yetkinliğe sahip nitelikli personel bulmak ve artan istihdam maliyetlerini yönetmektir. Biz GSO ve GSOMEM olarak bu projeyle her iki soruna tek hamlede neşter vuruyoruz. Başlattığımız dört kritik alandaki eğitimleri tamamlayan kursiyerlerimiz, doğrudan üretim çarklarına dahil olacak. İşin en çarpıcı kısmı ise şudur: Bu gençlerimizi istihdam eden firmalarımıza, proje süresi sonuna kadar personel başına brüt asgari ücretin yüzde 50'si oranında doğrudan nakdi hibe desteği sağlayacağız. Yani sanayicimize 'siz üretmeye ve kapasitenizi artırmaya odaklanın, nitelikli personelinizin maaş yükünün yarısını biz üstleniyoruz' diyoruz."</p>
<p><strong>Firmalar için başvuru çağrısı</strong></p>
<p>Gaziantep'in üretim gücünü ve küresel rekabetçiliğini artırmak amacıyla kurgulanan RE-SEED Projesi kapsamında, eğitimlerini tamamlayacak olan bu personelleri bünyesine katarak yüzde 50 maaş hibe desteğinden yararlanmak isteyen firmaların, kontenjanlar dolmadan GSOMEM proje uzmanlarıyla (0342 503 01 10) iletişime geçmeleri gerektiği bildirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gsomemde-sanayiciye-yari-yariya-istihdam-destegi-91216</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/6/1280x720/gsomemde-sanayiciye-yari-yariya-istihdam-destegi-1793713798.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Bora Tezel, &quot;Gençlerimizi istihdam eden firmalarımıza, proje süresi sonuna kadar personel başına brüt asgari ücretin yüzde 50&#039;si oranında doğrudan nakdi hibe desteği sağlayacağız. Yani sanayicimize &#039;siz üretmeye ve kapasitenizi artırmaya odaklanın, nitelikli personelinizin maaş yükünün yarısını biz üstleniyoruz&#039; diyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-doviz-donusum-desteginde-sektorlerin-farkliliklari-dikkate-alinmali-91209</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO Başkanı Yıldırım: Döviz dönüşüm desteğinde sektörlerin farklılıkları dikkate alınmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep, üretim ve ihracattaki güçlü performansını sürdürmeye devam ediyor.</p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından açıklanan verilere göre, kentin 2026 yılı Ekim ayı ihracatı, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 10,4 artarak 1 milyar 24 milyon 399 bin dolara yükseldi. Ocak-ekim döneminde ise ihracat, yüzde 8,17’lik artışla 9 milyar 11 milyon 505 bin dolara ulaştı.</p>
<p>Gaziantep’in ihracat performansını değerlendiren Gaziantep Ticaret Odası (GTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, elde edilen başarıda ihracatçıların, iş dünyasının ve çalışanların önemli payı olduğunu belirtti. Yıldırım, “Gaziantep’imiz üretmeye, ihraç etmeye ve ülkemiz ekonomisine değer katmaya devam ediyor. Ekim ayı ihracatımızın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10,4 artarak 1 milyar 24 milyon 399 bin dolara, ocak-ekim dönemi ihracatımızın ise yüzde 8,17 artışla 9 milyar 11 milyon 505 bin dolara ulaşması bizler için büyük bir gurur kaynağı. Tüm zorlu koşullara rağmen üretimden, ihracattan ve istihdamdan vazgeçmeyen, şehrimizin ekonomisine güç katan ihracatçı üyelerimize, iş insanlarımıza ve bu başarıya alın teriyle katkı sunan tüm çalışanlarımıza gönülden teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Döviz dönüşüm desteği ihracatçının gerçek ihtiyaçlarına cevap vermeli”</strong></p>
<p>İhracatçıların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün korunmasında döviz dönüşüm desteğinin önemli bir rol üstlendiğini belirten Yıldırım, 1 Ekim itibarıyla yürürlüğe giren yeni uygulamanın sektörlerin kendine özgü üretim, kârlılık ve maliyet yapıları dikkate alınarak yeniden ele alınması gerektiğini ifade etti. Mevcut sistemde firmaların kârlılık oranları ve işçilik maliyetlerinin dikkate alındığını hatırlatan Yıldırım, sektörler arasındaki farklılıkların göz ardı edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Yıldırım, “Her sektörün üretim yapısı, kâr marjı ve döviz ihtiyacı aynı değil. İhracatçılarımızın önemli bir bölümü üretimlerini sürdürebilmek için yurt dışından ham madde ve ara malı temin ediyor. Bu nedenle firmaların döviz pozisyonları değerlendirilirken yalnızca kârlılık ve işçilik maliyetleri değil, gerçek ticari ihtiyaçları ve döviz cinsinden yükümlülükleri de dikkate alınmalı” diye konuştu. Döviz dönüşüm desteğinin ihracatçılara somut fayda sağlayacak şekilde uygulanmasının önemine değinen Yıldırım, “Amacımız desteğin kapsamını tartışmak değil, ihracatçımıza gerçekten katkı sağlayacak bir mekanizmanın oluşturulmasını sağlamak. Beklentimiz, sektörler arasındaki farklılıkların gözetilmesi ve uygulamanın ihracatçılarımızın rekabet gücünü koruyacak şekilde yeniden değerlendirilmesidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Faiz indirimi finansman maliyetlerine yansımalı”</strong></p>
<p>Merkez Bankasının politika faizini yüzde 37’den yüzde 36’ya indirme kararını da değerlendiren Yıldırım, enflasyonla mücadele kapsamında atılan adımları olumlu karşıladıklarını ancak işletmelerin finansman maliyetleri üzerindeki baskının devam ettiğini belirtti. Enflasyondaki gerilemenin umut verici olduğunu ifade eden Yıldırım, faiz indirimlerinin reel sektöre yansımasının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Enflasyonda yaşanan gerileme olumlu bir gelişme ancak işletmelerimizin maliyet baskısı henüz sona ermiş değil. Merkez Bankasının faiz indirimini olumlu karşılıyoruz. Asıl beklentimiz, bu indirimin kredi faizlerine ve finansmana erişim koşullarına yansımasıdır. Üreticilerimizin ve ihracatçılarımızın uygun maliyetli finansmana ulaşabilmesi, hem mevcut üretim kapasitemizin korunması hem de yeni yatırımların hayata geçirilmesi açısından büyük önem taşıyor.”</p>
<p>Yıldırım, üretim ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından finansmana erişim koşullarının iyileştirilmesinin, işletmelerin büyümesi ve Türkiye ekonomisinin rekabet gücünün artırılması bakımından kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gto-baskani-yildirim-doviz-donusum-desteginde-sektorlerin-farkliliklari-dikkate-alinmali-91209</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/9/1280x720/gto-baskani-yildirim-doviz-donusum-desteginde-sektorlerin-farkliliklari-dikkate-alinmali-1793711062.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep’in ekim ayı ihracatı yüzde 10,4 artışla 1 milyar 24 milyon doları aşarken, yılın ilk 10 aylık ihracatı 9 milyar dolara ulaştı. Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, ihracatçının rekabet gücünün korunması için döviz dönüşüm desteğinin sektörlerin farklı üretim ve maliyet yapıları gözetilerek yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sigorta-sektorunun-aktifleri-47-trilyon-lirayi-asti-91213</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sigorta sektörünün aktifleri 4,7 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan (SEDDK), sektörün 2026 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Açıklamada, sigortacılık sektörünün 2026 yılı üçüncü çeyrek sonuçlarına göre 1,1 trilyon liranın üzerindeki prim üretimi, 4,7 trilyon lirayı aşan aktif toplamı, 600 milyar liraya ulaşan öz kaynağı ve yüzde 40 seviyelerindeki öz kaynak karlılığı ile büyümesini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Bireysel Emeklilik Sistemi'nin (BES), çok katmanlı gözetim ve denetim mekanizmalarının sağladığı güven ve istikrarın yanı sıra yüzde 20 devlet katkısının getirdiği avantajlarla katılımcı sayısını ve portföy büyüklüğünü artırmayı sürdürdüğü belirtilerek, "Sistem, Ekim 2026 sonu itibarıyla 18,3 milyona ulaşan katılımcı sayısı ve 2,5 trilyon lirayı aşan portföy büyüklüğü ile vatandaşlarımızın emeklilik dönemindeki refahını artırmakla kalmayıp uzun vadeli tasarrufları ekonomiye kazandırma rolünü de başarıyla ifa etmektedir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Kurum olarak sektör genelinde son 3 yıldır uygulanan "finansal dayanıklılık ve piyasa disiplini programı" kapsamında alınan tedbirler sonucunda sektörün sermaye yeterlilik seviyesinin yüzde 200'leri aştığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu S&amp;P Global Ratings Eylül 2026'da ülkemizin sigorta sektörü değerlendirme notunu iyileştirmiştir. İlave olarak, Kurumumuzca sermaye piyasalarında eylül ayından bu yana yaşanmakta olan gelişmelerle eş zamanlı surette sektör genelinde art arda gözetim taramaları gerçekleştirilmiştir. Bu taramalarda tespit edilen bulgulara istinaden iki şirket kapsamlı denetime alınmıştır. Bu iki şirket hariç sektör genelinde söz konusu gelişmelerle bağlantılı risklerin sektör aktif büyüklüğünün on binde birinin altında kaldığı görülmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sigorta-sektorunun-aktifleri-47-trilyon-lirayi-asti-91213</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/9/1280x720/bes-emeklilik-birikim-hesap-sigorta-1767160789.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEDDK&#039;nin 3. çeyrek verilerine göre sigorta sektörü, prim üretimi 1,1 trilyon lira, aktif toplamı 4,7 trilyon lirayı aşarken, öz kaynağı 600 milyar liraya ulaştı. Sektörün öz kaynak kârlılığının ise yüzde 40 seviyesinde olduğu açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holding-ceosu-zaimler-5-senede-10-milyar-dolara-yakin-yatirim-yaptik-91208</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabancı Holding CEO&#039;su Zaimler: 5 senede 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabancı Holding CEO'su Kıvanç Zaimler, Anadolu Ajansı Finans Masası'nda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunarak soruları yanıtladı.</p>
<p>Küresel jeopolitik gerilimlerin arttığı ve makroekonomik öngörülerin zorlaştığı bir dönemden geçildiğini dile getiren Zaimler, "Bu da bizim gibi büyük yapıların, büyük portföy yöneten şirketlerin daha disiplinli olmasını gerektiriyor. 2026'nın özeti bizim açımızdan disiplin oldu." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, gıda perakendeciliğinde CarrefourSA, çimento sektöründe ise farklı bir kulvarda büyüme hedefleri doğrultusunda Akçansa hisselerinin satışının portföylerini disiplinli yönettiklerinin önemli göstergeleri olduğunu bildirdi.</p>
<p>Bu satışlardan elde edilen nakdin bilançodaki borçluluk seviyesini düşürerek şirketi daha güvenilir bir konuma taşıdığını aktaran Zaimler, portföyde B2B işlerin ağırlığının ve çeşitliliğin artmasının da dayanıklılığı güçlendirdiğini kaydetti.</p>
<p>Zaimler, ilk iki çeyrekte karlılıkta önceki döneme göre artış yaşadıklarını belirterek, "Bu momentumu sürdürmeye devam ediyoruz. Sürdürmeyi de öngörüyoruz. Üçüncü çeyrek sonuçlarımızı önümüzdeki günlerde açıklayacağız." diye konuştu.</p>
<p><strong>"En büyük önceliğimiz öz kaynak karlılığını artırmak"</strong></p>
<p>Kıvanç Zaimler, en büyük önceliklerinin öz kaynak karlılığını artırmak olduğunu vurgulayarak, 2026'nın şu ana kadarki döneminde yakaladıkları ivmeyi 2027'de de sürdürmeyi hedeflediklerini ifade etti.</p>
<p>Portföylerindeki iş kollarının farklı gelişmelerden farklı ölçülerde etkilendiğini dile getiren Zaimler, bu alanlar arasında denge sağlamaya çalışacaklarını ifade etti.</p>
<p>Kalıcı istikrar için dezenflasyonun şart olduğunu vurgulayan Zaimler, "Bunun (dezenflasyonun) sabit, lineer gitmesini bekleyemeyiz. İnişler, çıkışlar içerecektir ama yön olarak kalıcı istikrar açısından dezenflasyon programının başarılı uygulanması önemli, ülkemiz açısından." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, finansal ve operasyonel önceliklerine ilişkin şunları kaydetti:</p>
<p>"Dört başlıkta toparlayabilirim. Bunlardan birincisi bilançonun yönetimi. Bunun içinde borçluluğumuz, kuvvetli bir bilançoya sahip olmamız. İkincisi portföyümüzün çeşitliliği. Yani farklı iş kollarındayız, dolayısıyla bu dünyadaki gerek jeopolitik gerek makroekonomik dalgalanmalara karşı her işin direnç seviyesi farklı. Dolayısıyla bunu denge içinde tutmaya çalışıyoruz. Bu çeşitlilik bize önemli fayda sağlıyor. Operasyonel verimlilik, maliyet yönetimi diğer odaklandığımız konulardan bir tanesi. Tabii ki en önemlisi de bu operasyonları yönetirken sağladığımız kar, karlılığın kalitesi, bu karlılığın nakde dönüşmesi dolayısıyla nakit yönetimi."</p>
<p><strong>"Büyümeyi Türkiye'de ve uluslararası coğrafyalarda genişletmeyi planlıyoruz"</strong></p>
<p>Sabancı Holding CEO'su Zaimler, büyüme planlarını 5'er yıllık dönemler halinde değerlendirdiklerini ve her yıl orta vadeli 5 yıllık plan hazırladıklarını belirtti.</p>
<p>Bütçenin orta vadeli plana uygun ilerleyip ilerlemediğinin önemli bir gösterge olduğunu kaydeden Zaimler, "İlk çeyrek veya ikinci çeyrekte zaten o senenin gidişatını görüyoruz. Orta vadeli planımızdan sapmalarımız var mı? Buna göre bir sene sonra yapacağımız orta vadeli planda bu planları organize edebiliyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, mevcut orta vadeli planlarının dış risklere karşı dayanıklı şekilde hazırlandığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Çeşitli opsiyonları içeriyor. Büyümelerimizi erkene veya ileriye çekebiliriz. Yatırımlarımızla ilgili portföy kararlarımızda bir esneklik var. Bu da zaten disiplinin yanında hızlı ve çevik olmayı da beraberinde getiriyor. Mevcut işlerimizde ve kuvvetli olduğumuz işlerle beraber yaklaşık alanlarda, onun çevresinde büyümeyi, bunu hem Türkiye'de hem uluslararası coğrafyalarda genişletmeyi planlıyoruz. Büyüme iştahımız var. Ama disiplinden, öz kaynak karlılığından asla vazgeçmeyeceğiz."</p>
<p><strong>"Yeni fırsatları araştırıyoruz"</strong></p>
<p>Kıvanç Zaimler, finansal hizmetlerden enerji ve sanayiye kadar geniş bir portföy yönettiklerini belirterek, tüm iş kollarında verimliliği ön planda tuttuklarını söyledi.</p>
<p>Yürüttükleri faaliyetlerde verimliliği artırmak amacıyla yapay zeka ve yeni teknolojilerden yararlandıklarını aktaran Zaimler, bu çözümlerin ürün ve hizmet kalitesini yükseltmenin yanı sıra müşterilere yeni ürünler sunulmasını da kolaylaştırdığını ifade etti.</p>
<p>Zaimler, yapay zekanın dijital alanda yeni iş fırsatları da yarattığına dikkati çekerek, "Bugün SabancıDx veya Bulutistan gibi şirketlerimizle bunun bir ayağında varız. Yeni fırsatları da bu eksende araştırıyoruz. Hem veri merkezlerimiz ki bankamızdaki veri merkezi ve onun etrafındaki ekosistem içinde de önemli bir oyun fırsatı da görüyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, tüm iş kollarında yeni teknolojilerden yararlandıklarını belirterek, girişim sermayesi yatırımları kapsamında özellikle enerji ve iklim teknolojileri alanlarında yapay zeka ve enerji dönüşümüne yönelik iş ortaklıkları kurduklarını ve yatırımlar yaptıklarını söyledi.</p>
<p>Teknolojik dönüşümün odağında insanın bulunduğunu vurgulayan Zaimler, çalışanların yeni teknolojiler doğrultusunda geliştirilmesi ve sunulan ürün ve hizmetlerin insanların hayatını kolaylaştırmasının önem taşıdığını kaydetti.</p>
<p><strong>"Son 5 senede yaklaşık 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık"</strong></p>
<p>Sabancı Holding CEO'su Zaimler, holdingin yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarına ilişkin şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Son 5 senede yaklaşık 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık. Bunun yüzde 90'a yakını Türkiye'de. Büyüme stratejimizin içinde Türkiye'deki öncü, kuvvetli şirketlerimiz ve iştiraklerimizle birlikte yurt dışındaki ayak izlerimizi artırmak var. Yurt dışındaki büyümeler hep Türkiye'den, Türkiye'deki yetkinliklerle oluşturulacak büyüme hamleleri. Dolayısıyla yurt dışındaki büyüme projeleri de bizim mevcut işlerimizdeki yetkinliklerle gelişecek."</p>
<p>Zaimler, yatırım kararlarında ölçeklenebilirlik, portföyde büyük yatırımlara yer verilmesi ve rekabet gücüne baktıklarını ifade ederek, "Bugün başta Uzak Doğu olmak üzere dünyada farklı bir rekabet ekosistemi gelişiyor ve bunun içindeki gireceğimiz yeni iş alanlarında da rekabete karşı bazı yetkinliklerimizin olması gerekiyor." şeklinde konuştu.</p>
<p>Disiplin, öz kaynak verimliliği ve karlılığının önemine işaret eden Zaimler, son 5 yılda Türkiye'de önemli yatırımlar yaptıklarını, yıllık yatırım tutarının 800 milyon dolardan 2,5 milyar dolara yükseldiğini, büyüme iştahlarını hem Türkiye'de hem de yurt dışında sürdürmeyi hedeflediklerini anlattı.</p>
<p>Zaimler, yatırımları belirli bir coğrafyayla sınırlandırmadıklarını belirterek, rekabet avantajı ve ölçek kazandırabilecek tüm bölgeleri değerlendirdiklerini kaydetti.</p>
<p><strong>Kritik mineraller ve elektrifikasyon yeni büyüme alanları arasında</strong></p>
<p>Kıvanç Zaimler, büyümede öncelik verecekleri sektörlere değinerek, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Malzeme teknolojileri, enerji bizim rekabetçi olarak hem Türkiye'de hem de uluslararası boyutta hem yapı malzemelerinde hem enerjide kuvvetli iştiraklerimiz var. Onlar başlıca büyüme alanları ama onun yanındaki diğer alanlara bakıyoruz. Hep onlarla ilişkili ama bugün dünyaya baktığınızda zaten kritik mineraller ve oradan uzanan malzeme teknolojileri önemli bir trend. Diğer taraftan bugünkü enerji dönüşümü elektrifikasyona doğru evrildi. Yani bu iki ana trendin üzerinde olmaya gayret ediyoruz."</p>
<p>Zaimler, teknolojiyi kullanarak yüksek katma değerli ürünler üretilmesinde Sabancı Holding'in üstlendiği role ilişkin soruyu yanıtlarken bilgi ve teknolojinin ulusal büyüme planına dahil edilmesinin fark yaratabileceğini, bunun da nitelikli insan kaynağıyla mümkün olduğunu söyledi.</p>
<p>Holdingin tüm iş kollarına teknoloji ve bilgiyi entegre ettiklerini belirten Zaimler, "TEMSA'da otobüs üretirken ihracattaki payımız yaklaşık 15-16 kat arttı. İhracatta kilogram başına değerimiz Türkiye ortalamasının katbekat üzerinde. Burada hem elektrikli otobüs hem de batarya ihracatımız başı çekiyor." diye konuştu.</p>
<p>Zaimler, Kordsa'nın malzeme teknolojileri alanındaki kompozit faaliyetleriyle uzay, havacılık ve otomotiv sektörlerine önemli tedarik sağladığını, yapı malzemelerinde ise kalsiyum alüminat çimentoda dünya genelinde önemli bir pazar payına sahip olduklarını kaydetti.</p>
<p>Enerji sektöründeki çalışmalara da değinen Zaimler, "Santrallerimizi, şebekemizi uzaktan yönetebilme, teknolojiyle yönetebilme hem verimlilik sağlıyor hem de ülkeye karbon ayak izini azaltmak açısından katkı sağlıyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Elektrifikasyon Türkiye'nin ekonomik büyüme modeline katkı sunacak bir konu"</strong></p>
<p>Sabancı Holding'in "Elektrifikasyon Partneri" olduğu, Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'na (COP31) ilişkin Zaimler, konferansın ülkede hayata geçirilen iyi örnekleri ortaya koymak ve gelecek döneme ilişkin taahhütleri paylaşmak açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.</p>
<p>Zaimler, iklim değişikliğiyle mücadelede artık taahhütlerden uygulamaya geçilmesi gerektiğini belirterek, bu yaklaşımın Türkiye dahil tüm katılımcı ülkeler için geçerli olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Elektrifikasyonun Türkiye ekonomisine katkısına ilişkin Zaimler, "Türkiye'nin ekonomik büyüme modeline katkı sunacak bir konu elektrifikasyon. Elektrifikasyon, sadece elektriği daha fazla kullanmak değil, bilgiyi, teknolojiyi daha fazla kullanabilmek. Sadece bir enerji dönüşümü, sadece bir iklim çözümü değil, bir ekonomik büyüme modelindeki dönüşüm olarak görüyorum ve Türkiye için büyük bir fırsat." dedi.</p>
<p>Zaimler, Türkiye'nin COP31 ev sahipliğini en iyi şekilde yapacağına inandığını dile getirerek, "Hükümetlerin, devletlerin, bilim insanlarının, STK'lerin, iş ve finans dünyasının bir araya geldiği bir organizasyonda şansımızı iyi kullanacağımızı düşünüyorum. Elektrifikasyon partneri olmak da esasında bizim için en doğru tercihlerden biriydi." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Sabancı Topluluğu olarak elektrifikasyonun merkezindeyiz"</strong></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar'ın 5 Kasım'da açıklayacağı Milli Enerji 2040 vizyonunun en önemli konularından birinin elektrifikasyon olacağını düşündüğünü belirten Zaimler, "Sabancı Holding olarak, Sabancı Topluluğu olarak elektrifikasyonun merkezindeyiz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Zaimler, Sabancı Holding'in bu alandaki çalışmalarına işaret ederek şunları söyledi:</p>
<p>"Enerji üretiminde temiz kaynaklara yatırım yapan en büyük şirketimiz Enerjisa Üretim ve bu yatırımlarına hızla devam ediyor, bütün büyümesi yenilenebilir enerjiden geliyor. Bu enerjinin taşınması ve dağıtılması gerekiyor. Elektrik dağıtımında Enerjisa Enerji, Başkent, Ayedaş ve Toroslar bölgelerindeki teknolojik yatırımlarıyla bu dönüşüme katkı sağlıyor. Mobiliteye bakarsak, Eşarj elektrikli araç şarjında, Temsa elektrikli otobüs üretiminde yer alıyor. Sanayi şirketlerimiz Brisa, Kordsa ve Çimsa, hem verimlilik hem de elektrifikasyon projelerini aynı anda yürütüyor. Akbank ile elektrifikasyonun, karbon azaltımının finansmanını sağlıyoruz. Sigorta şirketlerimizle de bunu koruyoruz. Sabancı Üniversitesi bugün bu konuda öncü üniversitelerden biri. Özellikle Türkiye'de kurulan ilk iklim merkezlerinden biri olan IICEC bu konuda politikalar üretiyor. Yaptığımız işlere bakarsanız, elektrifikasyon bu işlerin hepsinin merkezinde."</p>
<p>Elektrifikasyonun, günlük yaşamda fosil yakıtların yerine elektriğin daha fazla kullanılması ve bu elektriğin mümkün olan en temiz şekilde üretilmesi anlamına geldiğini ifade eden Zaimler, dönüşümün merkezinde insanın ve insan hayatını kolaylaştırmanın bulunduğunu dile getirdi.</p>
<p>Zaimler, "Sayın Bakanımızın açıklayacağı vizyon programında yine işin merkezinde insan olacağını düşünüyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p>Ulaşımda elektrikli araçların, evlerde ise ısınma ve pişirme amacıyla elektrikli cihazların daha fazla kullanılacağını belirten Zaimler, asıl önemli dönüşümün ise sanayide yaşanacağını söyledi.</p>
<p>Zaimler, ısı veya mekanik enerji gerektiren sanayi faaliyetlerinde elektriğin daha fazla kullanılacağını dile getirerek, "Amaç elektriği daha fazla kullanmak, bunu temiz kaynaklardan üretmek ve karbon ayak izimizi azaltmak ama aynı zamanda ekonomik gelişim modelimizi de dönüştürebilmek. Ülkelerin kalkınması için de elektrifikasyon önemli araçlardan biri." dedi.</p>
<p><strong>"Finansman, güvenilir, öngörülebilir pazarlara, öngörülebilir projelere gider"</strong></p>
<p>Enerji dönüşümü sürecinde bazı kısıtların bulunduğunu ancak fırsatları daha fazla gördüğünü söyleyen Zaimler, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu dönüşümün bir maliyeti var. Bu maliyetin finanse edilmesi lazım. Finansman da güvenilir, öngörülebilir pazarlara, öngörülebilir projelere gider. Dolayısıyla kamunun, karar vericilerin, politika yapıcıların, düzenleyici kurumların da bu öngörülebilirliği sağlama yükümlülüğü var. Bu birinci önemli konu.</p>
<p>İkincisi, dünya genelindeki dönüşümde elektrifikasyon en önemli reçetelerden biri ama aynı reçeteyi bütün ülkelere uygulayamazsınız. Bugün çok gelişmiş bir ülke ile daha az gelişmiş bir ülkenin ihtiyaçları, öncelikleri, imkanları farklı. Dolayısıyla gelişmişlik seviyelerine göre ülkelerde farklı politikaların uygulanması lazım.</p>
<p>Üçüncüsü, dönüşümden bahsederken en önemli konunun sanayideki dönüşüm olduğunu söylemiştim. Burada her sanayiye de aynı reçeteyi uygulayamıyorsunuz. Bugün yüksek enerji tüketen çimento, demir-çelik, alüminyum ve diğer sektörlerin elektrifikasyon yol haritaları birbirinden farklı olacak."</p>
<p>Zaimler, Türkiye'de bu konudaki farkındalığın yüksek olduğunu belirterek, "Bugün Türkiye'nin enerji ithalatı cari açığın en önemli sebeplerinden biri. Bu bağımlılığın azaltılması lazım. Bu dönüşüm sadece bir enerji dönüşümü değil, sanayinin de birlikte dönüşümü." dedi.</p>
<p>Yerli ve yenilenebilir kaynaklardan elektrik üretmenin, bu alandaki değer zincirinde Türkiye'nin payını artırmanın, üretilen elektriği iletim ve dağıtım hatlarıyla tüketiciye ulaştırmanın ve tüketim alışkanlıklarını değiştirerek verimliliği artırmanın önemini vurgulayan Zaimler, "Bütün değer zincirinde hep beraber gelişebileceğimiz, Gayri Safi Yurt İçi Hasıla'ya katkı sağlayabileceğimiz bir fırsat olarak görüyorum." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holding-ceosu-zaimler-5-senede-10-milyar-dolara-yakin-yatirim-yaptik-91208</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/8/1280x720/kivanc-zaimler-1793710378.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabancı Holding CEO&#039;su Kıvanç Zaimler, &quot;Son 5 senede yaklaşık 10 milyar dolara yakın yatırım yaptık. Bunun yüzde 90&#039;a yakını Türkiye&#039;de. Büyüme stratejimizin içinde Türkiye&#039;deki öncü, kuvvetli şirketlerimiz ve iştiraklerimizle birlikte yurt dışındaki ayak izlerimizi artırmak var.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-buyuksehirden-cop31e-yesil-ulasim-destegi-91207</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep Büyükşehir’den COP31’e yeşil ulaşım desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Türkiye’nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’nın (COP31), ülkeleri iklim değişikliğiyle mücadele, sera gazı salımlarının azaltılması ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum konularında ortak çözümler geliştirmek üzere bir araya getirecek.</p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, konferansın ulaşım organizasyonuna aralarında elektrikli araçların da bulunduğu 60 otobüs ve 72 şoförle destek sağlayacağını duyurdu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ae9d78e4b0e0-1793709966.jpg" alt="" width="800" height="450" /></p>
<p>Açıklamaya göre, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından görevlendirilen araçlar ve şoförler, konferans boyunca katılımcıların ulaşım ihtiyaçlarının karşılanmasına katkı sunacak. Ulaşım planlamasıyla toplu taşıma kullanımının artırılması, trafik yoğunluğunun azaltılması ve lojistik süreçlerin etkin biçimde yürütülmesi hedefleniyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, elektrikli otobüslerin de yer aldığı araç desteğiyle organizasyonun ulaşım kaynaklı karbon ayak izinin azaltılmasına ve çevre dostu ulaşım uygulamalarının yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-buyuksehirden-cop31e-yesil-ulasim-destegi-91207</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/7/1280x720/gaziantep-buyuksehirden-cop31e-yesil-ulasim-destegi-1793709989.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi&#039;nin, Antalya’da düzenlenecek COP31&#039;in ulaşım organizasyonuna aralarında elektrikli araçların da bulunduğu 60 otobüs ve 72 şoförle destek sağlayacağı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kamiad-baskani-adiguzel-surdurulebilir-konut-piyasasi-icin-uretim-ve-finansman-desteklenmeli-91202</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> KAMİAD Başkanı Adıgüzel: Sürdürülebilir konut piyasası için üretim ve finansman desteklenmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Konut piyasasında yaşanan gelişmeler, inşaat sektörünün geleceğine ilişkin önemli ipuçları vermeye devam ediyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Eylül 2026 Konut ve İş Yeri Satış İstatistiklerini değerlendiren Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, ilk el konut satışlarında görülen artışın sektörde memnuniyet verici bir gelişme olduğunu ancak piyasadaki genel görünümün bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini ifade etti. Konut satışlarındaki hareketliliğin doğrudan yeni konut üretimine ve sektörün sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayabilmesi için ekonomik koşulların iyileştirilmesi gerektiğine dikkat çeken Adıgüzel, inşaat maliyetleri ve finansmana erişim sorunlarının sektörün önündeki en önemli engeller arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p><strong>“İlk el satışlardaki artış önemli, ancak yeterli değil”</strong></p>
<p>Konut piyasasındaki gelişmelerin yalnızca satış rakamları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Ali Adıgüzel, şu ifadeleri kullandı: “İlk el konut satışlarında yaşanan artış, yeni konut üretimi ve sektörümüzün geleceği açısından elbette olumlu bir gelişmedir. Ancak ilk el ve ikinci el konut satışlarının aynı ölçüde etkilenmemesi, piyasadaki dinamiklerin farklılaştığını ortaya koyuyor. Bu tabloyu doğru okumak ve sektörümüzün ihtiyaçlarını bütün yönleriyle değerlendirmek zorundayız. İnşaat sektörü, yalnızca konut üreten bir alan değil, aynı zamanda istihdamdan sanayiye, finansmandan ticarete kadar geniş bir ekonomik ekosistemin temel aktörlerinden biridir. Dolayısıyla konut piyasasında yaşanan gelişmelerin sektörün üretim kapasitesi ve ekonomik sürdürülebilirliği üzerindeki etkileri göz ardı edilmemelidir.”</p>
<p><strong>“Maliyetler ve finansmana erişim sektörü zorluyor”</strong></p>
<p>İnşaat sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara da değinen Adıgüzel, artan maliyetlerin müteahhitlerin üretim planlamasını zorlaştırdığını, finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin ise yeni yatırımların önünde önemli bir engel oluşturduğunu kaydetti. Adıgüzel, “Bugün müteahhitlerimiz bir taraftan yükselen inşaat maliyetleriyle mücadele ederken diğer taraftan finansmana ulaşmakta ciddi zorluklar yaşıyor. Diğer yandan vatandaşlarımızın konut satın alma gücü de piyasanın hareketliliğini doğrudan etkiliyor. Bu koşullar altında üretimin devamlılığını sağlamak ve yeni konut projelerini hayata geçirmek kolay olmuyor. Sektörün ihtiyaç duyduğu ekonomik ve finansal koşulların oluşturulması büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p><strong>“Erişilebilir konut, güçlü sektör ve sürdürülebilir büyüme”</strong></p>
<p>KAMİAD olarak konut piyasasında üretimi teşvik eden, yatırım ortamını güçlendiren ve vatandaşların uygun koşullarda konut sahibi olmasını sağlayan politikaları önemsediklerini belirten Ali Adıgüzel, sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmesinde şu görüşlere yer verdi: “Bizim temel beklentimiz, konut üretiminin sürdürülebilir biçimde devam etmesi, finansman imkânlarının geliştirilmesi ve vatandaşlarımızın erişilebilir koşullarda konut sahibi olabilmesidir. Üreticinin yatırım yapabildiği, sektörün finansmana ulaşabildiği ve vatandaşın konut alım gücünün desteklendiği bir piyasa yapısı, ekonomimizin tamamına olumlu yansıyacaktır. Güçlü bir inşaat sektörü demek, daha fazla istihdam, daha fazla yatırım ve ekonomik büyüme demektir. Aynı zamanda şehirlerimizin gelişimi, yaşam kalitesinin yükselmesi ve geleceğe yönelik güvenli yapılaşma açısından da stratejik bir öneme sahiptir.”</p>
<p>Konut piyasasındaki gelişmelerin sektörün tüm bileşenleri açısından değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Adıgüzel, sağlıklı, dengeli ve sürdürülebilir bir konut piyasasının hem sektör temsilcileri hem de vatandaşlar için ortak bir hedef olması gerektiğini sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kamiad-baskani-adiguzel-surdurulebilir-konut-piyasasi-icin-uretim-ve-finansman-desteklenmeli-91202</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/2/1280x720/kamiad-baskani-adiguzel-surdurulebilir-konut-piyasasi-icin-uretim-ve-finansman-desteklenmeli-1793708133.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Adıgüzel, konut piyasasında ilk el ve ikinci el satışlar arasında ortaya çıkan farklılaşmanın inşaat sektörü açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, sürdürülebilir büyüme için üretimin desteklenmesi ve finansmana erişimin kolaylaştırılması çağrısında bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tvf-toggun-en-buyuk-hissedari-olacak-91204</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TVF, TOGG&#039;un en büyük hissedarı olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Varlık Fonu (TVF), Türkiye'nin yüksek katma değerli üretim ve küresel bir mobilite ve teknoloji markası oluşturma hedefi doğrultusunda hayata geçirilen Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu'nun (TOGG) ortaklık yapısında değişikliğe gidildiğini bildirdi.</p>
<p>Değişiklik kapsamında, AG Anadolu Grubu Holding ve Vestel Elektronik'in TOGG'un ortaklık yapısında paylarının Türkiye Varlık Fonu ve Turkcell'e devrine ilişkin Pay Devir Sözleşmesi imzalandı.</p>
<p>TVF açıklamasına göre, kurucu ortaklar arasında karşılıklı mutabakatla yürütülen süreç sonucunda TOGG'un ortaklık yapısı yeniden şekillendi. Yeni ortaklık yapısında Türkiye Varlık Fonu, TOGG'un en büyük paya sahip hissedarı olacak.</p>
<p>Pay Devir Sözleşmesinin imzalanmasıyla kuruluşundan bugüne kadar oluşan kurumsal birikimin ve kazanılan yetkinliklerin yeni ortaklık yapısına taşınması yönünde önemli bir adım atıldığı vurgulanan açıklamada, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 2018'de ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile kurucu ortakların katkılarıyla hayata geçirilen TOGG, Milli Teknoloji Hamlesi'nin önemli girişimlerinden biri olarak Türkiye'nin sanayi ve teknoloji alanındaki dönüşümünde önemli bir rol üstlendi. Farklı sektörlerin üretim gücünü, mühendislik yetkinliğini ve kurumsal deneyimini ortak hedef doğrultusunda bir araya getiren TOGG'un gelişimine Anadolu Grubu, BMC, Turkcell, Zorlu Holding ve TOBB, yatırımları, bilgi birikimleri ve üstlendikleri rollerle önemli katkılarda bulundu. Bu süreçte mühendislikten yazılıma, üretimden teknoloji geliştirmeye uzanan farklı alanlarda yeni yetkinlikler kazanılırken, nitelikli insan kaynağı ve teknoloji girişimciliğini de kapsayan daha geniş bir ekosistemin gelişimi desteklendi. TOGG, kamu ile özel sektörün Türkiye'nin sanayi ve teknoloji hedefleri doğrultusunda birlikte hareket etmesinin güçlü örneklerinden biri oldu. 2023 yılında 19 bin 583 adet araç satışıyla otomobil pazarına giriş yapan şirket, bu yılın 9 ayında 37 bin 426 satışa ulaştı. Aynı dönemde Türkiye elektrikli otomobil pazarında elde ettiği yüzde 31 payla sektör lideri olan TOGG, Türkiye'nin elektrikli mobilite dönüşümündeki konumunu güçlendirdi." denildi.</p>
<p>TVF'nin TOGG'un hissedarları arasına katılması, Fonun Türkiye'nin stratejik öncelikleri doğrultusunda yurt içindeki yatırımları hayata geçirme hedefi açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Açıklamaya göre, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesinin geliştirilmesi, teknolojik yetkinliklerinin güçlendirilmesi ve küresel ölçekte rekabet edebilen markalarının desteklenmesi, TVF'nin uzun vadeli yatırım yaklaşımının temel unsurları arasında yer alıyor. Bu doğrultuda TOGG'a yapılan yatırımın, şirketin büyüme yolculuğuna katkı sağlayan bir ortaklık adımı olmanın yanı sıra Türkiye'nin mobilite ve teknoloji alanındaki uzun vadeli hedeflerini destekleyen stratejik bir yatırım niteliği taşıdığı belirtildi.</p>
<p>Pay Devir Sözleşmesi'nin imzalanmasıyla TOGG'un, kuruluşundan bu yana kurucu ortaklarının katkılarıyla oluşturduğu birikimi yeni ortaklık yapısıyla geleceğe taşıyacağı yeni bir döneme girdiği ifade edildi..</p>
<p>Türkiye Varlık Fonunun hissedarlar arasına katılmasıyla bugüne kadar ortaya konulan çalışmaların üzerine yeni kazanımlar eklenmesine, TOGG'un teknolojik yetkinliklerinin ve rekabet gücünün daha da geliştirilmesine ve markanın yurt içi ve küresel pazarlardaki büyüme yolculuğunun güçlenerek devam etmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye'nin Milli Teknoloji Hamlesi'nin öncü projelerinden olan girişim, kuruluşunda ortaya konulan vizyon ve hedefler doğrultusunda çalışmalarını yeni ortaklık yapısıyla sürdüreceği anlatıldı. Bugüne kadar emeği ve katkısı bulunan tüm paydaşların oluşturduğu güçlü birikim üzerine inşa edilecek yeni dönemde, TOGG'un başarılarının artarak devam etmesi ve Türkiye'nin mobilite ve teknoloji alanındaki küresel hedeflerine katkısını daha da ileri taşıması amaçlanıyor.</p>
<p>"Zorlu'nun, TOGG'un kuruluş ve gelişim sürecine sunduğu katkıları daima takdirle hatırlayacağız"</p>
<p>Açıklamada, dün vefat eden Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu'ya ilişkin, "Türk sanayisinin gelişimine önemli katkılarda bulunan Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı merhum Ahmet Nazif Zorlu'nun, TOGG'un kuruluş ve gelişim sürecine sunduğu değerli katkıları daima takdirle hatırlayacağız. Kendisine Allah'tan rahmet, Zorlu Holding ailesine ve yakınlarına başsağlığı dileriz." ifadeleri yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tvf-toggun-en-buyuk-hissedari-olacak-91204</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/2/1280x720/togg-t10f-1757923156.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anadolu Grubu ve Vestel&#039;in TOGG&#039;un ortaklık yapısında paylarının TVF ve Turkcell&#039;e devrine yönelik sözleşme imzalandı. Yeni ortaklık yapısında TVF, TOGG&#039;un en büyük paya sahip hissedarı olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-enerji-yatirimlarini-yuzde-85-artirdi-91215</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjisa Enerji yatırımlarını yüzde 85 artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerjisa Enerji, 2026'nın 9 ayına ilişkin verileri paylaştı. </p>
<p>Buna göre şirket yatırımlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 85 artırarak 20,8 milyar liraya çıkardı.</p>
<p>Açıklamaya göre bu tutarın 20,1 milyar lirası elektrik dağıtım altyapısına yönelik yatırımlarda kullanılırken, şirket, yıl sonu için belirlediği 30-35 milyar liralık toplam yatırım hedefini de korudu.</p>
<p>Enerjisa Enerji'nin esas faaliyet geliri, yılın 9 ayında 62,1 milyar lira olarak gerçekleşti. Söz konusu gelirin yaklaşık yüzde 90'ı elektrik dağıtım faaliyetlerinden elde edildi.</p>
<p>Şirketin Düzenlemeye Esas Varlık Tabanı 111,5 milyar liraya yükselirken, 9 aylık dönemde Baz Alınan Net Kârı 11,6 milyar lira oldu.</p>
<p>Enerjisa Enerji, yıl sonu için 80-85 milyar lira esas faaliyet geliri ve 13-15 milyar lira Baz Alınan Net Kâr hedeflerini koruduğu, Net Finansal Borç/Faaliyet Geliri oranının ise 1 seviyesinde gerçekleştiği belirtildi.</p>
<p>Enerjisa Enerji CEO'su Oğuzhan Özsürekci, elektrifikasyonun yaygınlaşması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artmasının elektrik şebekelerinde kapasite ve esneklik ihtiyacını artırdığını belirtti.</p>
<p>Ulaşımdan sanayiye kadar birçok alanda elektriğin kullanımının yaygınlaştığına işaret eden Özsürekci, Türkiye'nin ev sahipliği yapacağı COP31 kapsamında gündeme gelen elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını 2035'e kadar yüzde 35'e çıkarma hedefinin de bu ihtiyacı ortaya koyduğunu ifade etti.</p>
<p>Özsürekci, söz konusu dönüşüm için elektriğin kullanıcılara güvenli, kesintisiz ve verimli şekilde ulaştırılmasını sağlayacak altyapı yatırımlarının önem taşıdığını vurgulayarak, "Yılın 9 ayında elektrik dağıtım altyapısına 20,1 milyar lira kaynak ayırdık. Şebekelerimizi modernize ediyor, dijitalleşmeyi yaygınlaştırıyor ve artan elektrik talebini karşılayacak kapasiteyi geliştiriyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarıyla uzun vadeli iş birliklerimiz ve finansman yapımız, yatırım programımızı sürdürmemizi destekliyor. Yıl sonu için belirlediğimiz 30-35 milyar liralık toplam yatırım hedefimiz doğrultusunda, Türkiye'nin enerji dönüşümüne katkı sağlamaya devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-enerji-yatirimlarini-yuzde-85-artirdi-91215</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/enerjisa-.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerjisa Enerji&#039;nin yılın 9 ayında yatırımlarını geçen yıla göre yüzde 85 artırarak 20,8 milyar liraya çıkardığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/oz-iplik-is-sendikasinda-rafi-ay-yeniden-baskan-91203</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 13:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Öz İplik İş Sendikası’nda Rafi Ay yeniden başkan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Tekstil, hazır giyim ve deri sektöründe örgütlü Öz İplik İş Sendikası 15. Genel Kurulu tamamlandı.</p>
<p>1 Kasım günü yapılan seçimlerde Genel Başkan Rafi Ay güven tazelerken, yönetim kurulu üyeliklerine Muzaffer Birdoğan, Samet Ceylan ve Şaban Singin seçildi. Öz İplik İş Sendikası Genel Başkanı Rafi AY Başkanlığındaki Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise; Muzaffer Birdoğan, Samet Ceylan ve Şaban Singin seçildi. Genel Denetim Kurulu Üyeliğine;  Aleyna Avcı, İsmail İnan, İsmail Gökalp seçilirken, Genel Disiplin Kurulu Üyeliklerine ise; Harun Bağcı, Engin Osmanoğlu ve Saime Elma seçildi. </p>
<p>Genel Kurula, HAK-İŞ Başkanı Mahmut Arslan, Öz İplik İş Kurucu Genel Başkanı Mehmet Er ve çok sayıda HAK-İŞ Konfederasyonuna bağlı sendikanın genel başkan ve yöneticileri katıldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/oz-iplik-is-sendikasinda-rafi-ay-yeniden-baskan-91203</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/3/1280x720/54-1793708235.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rafi Ay, Öz İplik İş Sendikası 15. Genel Kurulu&#039;nda başkanlığa tekrar seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-en-yuksek-ekim-ayi-ihracat-rekoru-kirildi-91194</guid>
            <pubDate>Tue, 03 Nov 2026 12:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: Ekim ayı ihracat rekoru kırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekim ayı dış ticaret verileri, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe'nin katılımıyla TİM Dış Ticaret Kompleksi'nde düzenlenen toplantıda açıklandı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Bolat, ihracattaki bereketli dönemin ekimde de sürdüğünü kaydederek, 2026'nın yağışların, bereketin, tarımsal üretimin arttığı ve ihracatta rekorların kırıldığı bir yıl olduğunu söyledi.</p>
<p>Geride kalan 10 ayın ihracat açısından performansının pekiyi olduğunu dile getiren Bolat, Türkiye'nin çevresindeki savaşlara, emtia ve enerji fiyatlarındaki artışlara, navlun ve sigorta ücretlerinin tavan yapmasına rağmen sanayisiyle, tarımıyla, hizmetleriyle ihracat yapmaya, dünya pazarlarındaki payını ve ihracat değerini artırmaya devam ettiğini anlattı.</p>
<p>Bolat, Türkiye'nin 16 yıldır kesintisiz büyüdüğünü ve bu büyümenin içinde ihracatın lokomotif görevi gördüğünü ifade ederek, tarımda, ulaştırmada, çevrede, enerjide, sanayide, hizmetlerde ve altyapıda 24 yıldır Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde büyük atılımlar yapıldığını bildirdi.</p>
<p>Bakan Bolat, ekim ayı rakamlarının çok güzel geldiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"(Geçen ay) En yüksek ekim ayı ihracat rekoru kırıldı. Mal ihracatımız (yıllık bazda) yüzde 8,1 artarak 25,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Eylülde 26 milyar dolardı hatırlarsınız. Böylece 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yüksek üçüncü aylık ihracatına ulaşmış bulunuyoruz. İkinci önemli başarı 2026 Ocak-Ekim dönemi rekoru. O da yüzde 5,5 artışla 236,8 milyar dolara yükselmiştir. Üçüncü rekor son 12 aylık yıllıklandırılmış toplam mal ihracat rekoru. Geçen ay 2025 Ekim'e kıyasla 15,6 milyar dolar artarak 285,6 milyar dolara yükseldi. Hedefimiz 282 milyar dolardı. Hedefimizi 3,5 milyar dolar aştık."</p>
<p>Bolat, son bir yıldaki mal ihracatının 15,6 milyar dolar arttığını kaydederek, hizmetler ihracatında ağustostan itibaren görülen hızlanmanın sürdüğünü söyledi.</p>
<p>Ekim itibarıyla yıllıklandırılmış hizmetler ihracatının toplamının 127,4 milyar dolara yükseldiğini dile getiren Bolat, "Böylece ekim sonu itibarıyla yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının toplamı 413 milyar dolara yükseldi. Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın yeni yılın başında bizlere vazettiği 410 milyar dolarlık hedefi ekim ayı itibarıyla aşmış bulunuyoruz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Mal ihracatında son 42 ayın 24'ünde rekor kırıldı"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, ekimde mal ticaretinde dış ticaret açığının yüzde 11,4 azaldığını belirterek, "Yine önemli bir olumlu gelişme de ihracatın ithalatı karşılama oranı da 3,4 puan artmıştır. Böylece ihracattaki artış, dış ticaret açığında son aylarda yakaladığımız gerileme eylül ve ekimde de cari işlemler dengesinin fazla vermesini bizlere tahmin ettirmektedir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Mal ihracatında son 42 ayın 31'inde artış, 24'ünde rekor görüldüğünü anlatan Bolat, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"2026'nın ilk 10 ayının 7'sinde aylık ihracat artışı sağlandı, 6'sında ihracat rekorları kırıldı. Özellikle nisandan bu yana nisan, haziran, temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarının hepsinde aylık ihracat rekorları kırıldı. Nisan, haziran ve eylülde çift haneli artışlar sağlandı. Bu ay da yüzde 8,1 ile küçümsenmeyecek güzel bir artış oranına ulaştı. Bunun yanında orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatımız da 118,6 milyar dolarla tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaştı. Bu yıllıklandırılmış rakam. Bu rakam 2025'in tamamında 112 milyar dolardı."</p>
<p><strong>"Ocak-ekim döneminde 26 sektörün 17'sinde ihracat arttı"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, ekimde 26 sektörün 13'ünde, ocak-ekim döneminde ise 26 sektörün 17'sinde ihracatın arttığını belirterek, "Ekim ayı itibarıyla yıllıklandırılmış ihracatta dünyanın 5 bölgesinde, 46 ülkede ve 23 ürün faslında rekorlar kırılmıştır." dedi.</p>
<p>Ekimde takvim ve pariteden gelen olumsuz etkilere rağmen yüzde 8,1 artışla 25,9 milyar dolarlık ihracata imza attıklarını vurgulayan Bolat, "Diğer taraftan son 3 aydır ihracatı destekleyen işlenmemiş altın ihracatında da rakam 204 milyon dolarla oldukça düşük gerçekleşmiştir. Bu da yaklaşık 850 milyon dolar eksi yazmıştır. Bu gördüğümüz önemli handikaplara rağmen 1 milyar 935 milyon dolarlık artış sağlanmıştır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bolat, "Kasım ve aralıkta ortalama 50 milyar dolar daha toplam ihracat yaparsak 287 milyar dolarlık mal ihracatıyla yılı kapatmış olacağız." dedi.</p>
<p>Bolat, ocak-ekim döneminde yıllık bazda elektrikli makineler ve cihaz ihracatının 2,5 milyar dolar, motorlu kara taşıtlarının 1,3 milyar dolar, plastik grubunun 1,2 milyar dolar, meyve ve sebzenin 1,2 milyar dolar, bakırın 1,1 milyar dolar arttığını söyledi.</p>
<p>Ocak-ekim döneminde en yüksek ihracat düşüşünün inorganik kimyasallar, hububat, mobilya, kakao ve örülmemiş giyim eşyası gruplarında görüldüğünü anlatan Bolat, "Bölgeler olarak baktığımızda Avrupa Birliği yine bizim en büyük ihracat pazarımız. 10 ayda 99 milyar dolarla çok önemli bir ticaret ortağımız. Yılı AB'ye muhtemelen 120 milyar dolarlık mal ihracatı yaparak kapatabileceğiz." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının artmaya devam ettiğini belirterek, "Son bir yıl itibarıyla yaklaşık 6,5 milyar dolar artışımız var. Toplam ihracatımızdaki payı neredeyse yüzde 44'e yükseldi." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İhracatın ve ithalatın en çok arttığı sektörler</strong></p>
<p>Bakan Bolat, ekim ayı ithalat rakamlarına değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Ekimde yıllık bazda ihracat yüzde 8,1 artarken ithalat yüzde 3,4 ile sınırlı kaldı ve 32,6 milyar dolar olarak gerçekleşti. Buradaki artışın en büyük kalemi doğal gaz, petrol ve madeni yağlar gibi enerji ürünlerindeki anormal ve yüksek artış. Bunun da sebebi Körfez'deki savaş durumunun ve gerilimin devam etmesi. İlk 10 ay itibarıyla ithalatımız mücevher ve altında 8 milyar dolar, motorlu kara taşıtlarında 5,2 milyar dolar, hava ve uzay taşıtlarında 854 milyon dolar, kakaoda yaklaşık 500 milyon dolar, ayakkabıda da 177 milyon dolar azaldı. İthalat mineral yakıtlarda 10 ayda 10 milyar dolar, elektrikli makinelerde 3,3 milyar dolar, bakırda 2 milyar dolar arttı."</p>
<p>Bolat, ocak-ekim döneminde tüketim malları ithalatında yaşanan 3 milyar dolarlık azalışın sevindirici olduğunu kaydederek, ham madde ve ara malları ithalatındaki artışa işaret etti.</p>
<p><strong>"Dış ticaret açığı ekimde yüzde 11,4 azaldı"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, 10 ayda ithalatın en çok arttığı bölgenin Diğer Asya Ülkeleri olduğunu belirterek, Kuzey Amerika, Kuzey Afrika ve İslam İşbirliği Teşkilatı bölgelerinden de ithalatın arttığını söyledi.</p>
<p>Ekim ayına ilişkin dış ticaret açığı verilerini paylaşan Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Dış ticaret açığı ekimde 6,7 milyar dolar oldu ve yüzde 11,4 azaldı. Bu sevindirici bir tablo. Dış ticaret açığımız eylülde de azalmıştı. Dış ticaret açığı ekimde yıllık bazda net 863 milyon dolar azaldı. Bu başarıdır. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 79,4 oldu. Geçen yıl ekimde yüzde 76'ydı. 3,4 puan iyileşme var. Yıllıklandırılmış mal ithalatında 381 milyar dolardayız. Geçen yılı 92,2 milyar dolar dış ticaret açığıyla kapatmıştık. En büyük sebebi enerji ile altın ve mücevherat ithalatıydı. Bu sene Körfez'deki savaşa ve enerji fiyatlarında 10 milyar dolarlık fazla ithalat yapmamıza rağmen dış ticaret açığımız 95 milyar dolarda. OVP'de maksimum kötü senaryoda 105-106 milyar dolar olarak tahmin edilen dış ticaret açığı gerçekleşmeyecek, 100 milyar doların altında kalacak. Bu da cari işlemler tablomuzu kontrol altında tutmamızı mümkün kılacak."</p>
<p><strong>"19 Kasım'da Berlin'de otomotiv zirvesi yapacağız"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, hizmetler ihracatının ocak-ağustos döneminde 80,6 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirterek, hizmetler dış ticaretinde verdikleri fazlanın cari işlemler dengesine yaptığı katkıdan bahsetti.</p>
<p>Ekim itibarıyla yıllıklandırılmış hizmetler ihracatına ilişkin tahminlerinin 127,4 milyar dolar olduğunu dile getiren Bolat, "Bu da yıllıklandırılmışta yüzde 2,8 artışa tekabül etmektedir. Hesabımız minimum sapmayla gerçekleşmektedir. Ekim ayı itibarıyla yıllıklandırılmış hizmetler ihracatımız 127,4 milyar dolar civarında gerçekleşecektir." dedi.</p>
<p>Bolat, ihracatçılara sunulan desteklere ilişkin detayları paylaşarak, her zaman onların yanında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini anlattı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığının ticaret diplomasisi çalışmalarından bahseden Bolat, birkaç gün önce Türk Devletleri Teşkilatı 13'üncü Zirvesi'nin Ankara'da gerçekleştirildiğini, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesinin (İSEDAK) 42. Bakanlar Toplantısının bugün sona ereceğini, dün Avrupa'dan gelen otomotiv gazetecilerini ağırladıklarını anlattı.</p>
<p>Bolat, "19 Kasım'da Berlin'de otomotiv zirvesi yapacağız. TİM ve Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği ile hep birlikte orada olacağız. Alman makamları ve devleriyle görüşeceğiz." diye konuştu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-en-yuksek-ekim-ayi-ihracat-rekoru-kirildi-91194</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/4/1280x720/bolat-1793700315.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[  Ekim ayı dış ticaret verilerini açıklayan Bakan Bolat, &quot;En yüksek ekim ayı ihracat rekoru kırıldı. Mal ihracatımız yüzde 8,1 artarak 25,9 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.&quot; dedi. &quot;Geçen ay 2025 Ekim&#039;e kıyasla 15,6 milyar dolar artarak 285,6 milyar dolara yükseldi. Hedefimiz 282 milyar dolardı. Hedefimizi 3,5 milyar dolar aştık.&quot; diyen Bolat, &quot;Ekim sonu itibarıyla yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatının toplamı 413 milyar dolara yükseldi. 410 milyar dolarlık hedefi ekim ayı itibarıyla aşmış bulunuyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. Bolat, dış ticaret açığının ekimde 6,7 milyar dolara gerileyerek yüzde 11,4 azaldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
