<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulun-temmuz-enflasyonu-yuzde-206-84437</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 14:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul&#039;un temmuz enflasyonu yüzde 2,06</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO), İTO 2023=100 bazlı İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi'nin temmuz ayı verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, kentte temmuzda bir önceki aya kıyasla perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İTO İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi yüzde 2,06, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 1,55 arttı. Geçen yılın aynı ayına göre değişim oranı ise perakende fiyatlarda yüzde 35,20 olarak gerçekleşirken, toptan fiyatlarda yüzde 25,15 oldu.</p>
<p>İstanbul Tüketici Fiyat Endeksi'ndeki artış oranı temmuzda bir önceki aya göre en yüksek yüzde 9,77 ile sağlık harcamaları grubunda görüldü. Onu yüzde 4,42 ile ulaştırma, yüzde 3,69 ile haberleşme, yüzde 2,50 ile eğlence ve kültür, yüzde 2,01 ile konut, yüzde 1,60 ile ev eşyası, yüzde 1,54 ile lokanta ve oteller, yüzde 1,47 ile eğitim, yüzde 1,30 ile gıda ve alkolsüz içecekler, yüzde 1,03 ile çeşitli mal ve hizmetler, yüzde 0,77 ile alkollü içecekler ve tütün harcamaları grubu izledi.</p>
<p>Giyim ve ayakkabı harcamaları grubunda ise yüzde 0,66 azalış kaydedildi.</p>
<p>İstanbul'da temmuz ayı fiyat endeksinin belirlenmesinde, sağlık, ulaştırma ve haberleşme harcama gruplarında yer alan bazı ürün ve hizmetlerde kamu kaynaklı fiyat değişimleri etkili oldu.</p>
<p>Eğlence ve kültür ile konut harcama gruplarında piyasa koşullarına bağlı fiyat değişimleri, gıda ve alkolsüz içecekler grubunda mevsimsel etkiler, giyim ve ayakkabı grubunda ise aşağı yönlü fiyat değişimleri endeks üzerinde belirleyici oldu.</p>
<p><strong>Toptan eşyada en yüksek fiyat artışı kimyevi maddelerde</strong></p>
<p>Temmuzda bir önceki aya göre toptan eşya fiyatlarının en çok arttığı grup yüzde 7,02 ile kimyevi maddeler olurken, onu yüzde 2,97 ile gıda maddeleri, yüzde 2,66 ile yakacak ve enerji maddeleri, yüzde 1,37 ile mensucat, yüzde 1,29 ile inşaat malzemeleri ve yüzde 1,26 ile madenler izledi.</p>
<p>İşlenmemiş maddeler grubunda ise yüzde 4,79 azalış kaydedildi.</p>
<p>En yüksek yıllık artış ise yüzde 35,89 ile madenler grubunda görüldü. Bu grubu yüzde 27,69 ile gıda maddeleri, yüzde 26,56 ile inşaat malzemeleri, yüzde 23,01 ile yakacak ve enerji maddeleri, yüzde 14,55 ile mensucat, yüzde 14,17 ile işlenmemiş maddeler ve yüzde 10,04 ile kimyevi maddeler takip etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulun-temmuz-enflasyonu-yuzde-206-84437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/market-perakende-enflasyon-1766746186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO&#039;nun temmuz verilerine göre İstanbul&#039;da perakende fiyatlar aylık bazda yüzde 2,06, toptan fiyatlar da yüzde 1,55 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uraloglu-istanbul-havalimanimizin-4-ana-pistindeki-calismalarda-son-asamaya-geldik-84434</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: İstanbul Havalimanı&#039;mızın 4. ana pistindeki çalışmalarda son aşamaya geldik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul Havalimanı'nın 4. ana pistindeki çalışmalar hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Yazılı açıklamada, İstanbul Havalimanı'nın her geçen gün artan yolcu ve uçuş trafiğine uygun şekilde altyapısını güçlendirmeye devam ettiklerini belirten Uraloğlu, havalimanının mevcutta kuzey-güney yönlü 3 ana ve 2 yedek pistle hizmet verdiğini anımsattı.</p>
<p>Uraloğlu, "İstanbul Havalimanı'mızın 4. ana pistindeki çalışmalarda son aşamaya geldik. Geçici kabul sürecinin bu ay tamamlanmasını, pistimizin teknik testlerin ardından yılın son çeyreğinde operasyona başlamasını hedefliyoruz. Doğu-batı ekseninde inşa edilen 2 bin 820 metre uzunluğundaki ve 45 metre genişliğindeki yeni pistin tamamlanmasıyla birlikte hava trafiği yönetiminde önemli avantajlar sağlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Taksi süreleri azalacak"</strong></p>
<p>Yeni pistin sağlayacağı katkılara işaret eden Uraloğlu, "Yeni pistimizle hem operasyonel esnekliği artıracağız hem de taksi sürelerini azaltarak daha verimli bir hava trafiği yönetimi sağlayacağız. Özellikle hava şartlarının uygun olduğu dönemlerde doğu yönlü kalkışlar bu pistten gerçekleştirilecek." ifadesini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, yeni pistin yalnızca kapasite artışı sağlamayacağına, aynı zamanda gelecekte uygulanacak dörtlü bağımsız pist operasyonları açısından da kritik bir altyapı oluşturacağına dikkati çekerek, "Doğu-batı eksenli yeni pistimiz, yan rüzgar koşullarında güvenli operasyonlara katkı sunarken, dörtlü pist işletmeciliği hedefimize de güç katacak. Hangar alanlarına yakın konumuyla genel havacılık operasyonlarının daha hızlı ve bağımsız yürütülmesine de imkan sağlayacak." bilgisini verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uraloglu-istanbul-havalimanimizin-4-ana-pistindeki-calismalarda-son-asamaya-geldik-84434</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/4/1280x720/istanbul-havalimani-1785581641.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Havalimanı&#039;nın 4. ana pistindeki çalışmalarda son aşamaya gelindiğini bildiren Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Geçici kabul sürecinin bu ay tamamlanmasını, pistimizin teknik testlerin ardından yılın son çeyreğinde operasyona başlamasını hedefliyoruz.&quot; dedi. Uraloğlu, &quot;Yeni pistimizle hem operasyonel esnekliği artıracağız hem de taksi sürelerini azaltarak daha verimli bir hava trafiği yönetimi sağlayacağız.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kripto-varlik-merkezi-kayit-sistemi-onaylandi-84433</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi onaylandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ'nin (MKK) yürüteceği Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi'ne (KVMKS) ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bugünkü sayıda yayımlanan "Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ'nin Menkul Kıymet Mutabakat Sistemi İşleticiliği Faaliyetlerine İlave Olarak Yürütebileceği Diğer Faaliyetlere İlişkin Karar" ile Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi'nin, MKK'nin yürütebileceği diğer faaliyetler kapsamına alınmasına karar verildi.</p>
<p>Karara göre, MKK'nin "Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi" faaliyeti, daha önce menkul kıymet mutabakat sistemi işletmek üzere verilen faaliyet izni kapsamına dahil edildi.</p>
<p>Söz konusu kararın, 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun ile Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemlerinin Faaliyetleri Hakkında Yönetmelik'in 17'nci maddesi uyarınca alındığı belirtildi.</p>
<p>Yeni düzenlemeyle birlikte MKK, kripto varlıklara ilişkin merkezi kayıt sistemini resmi yetki kapsamında işletebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kripto-varlik-merkezi-kayit-sistemi-onaylandi-84433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/0/1280x720/kripto-varliklar-icin-yeni-kararlar-sermaye-sarti-geldi-sigorta-yaptirilabilecek-1741849480.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, Kripto Varlık Merkezi Kayıt Sistemi&#039;nin resmen onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spk-yatirim-fonlari-rehber-taslagi-icin-calismalar-suruyor-84432</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 13:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> SPK: Yatırım Fonları Rehber Taslağı için çalışmalar sürüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), "Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Taslağı" hakkında açıklama yaptı. </p>
<p>Açıklamada, son günlerde bazı basın yayın organlarında ve sosyal medya mecralarında, SPK kaynaklarına dayandırıldığı iddiasıyla, çalışmaları devam eden rehber taslağının tamamlandığı ve yürürlüğe gireceği tarihin belirlendiği yönünde haberlerin yer aldığı belirtildi.</p>
<p>Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığı vurgulanan açıklamada, rehber taslağının, önceki düzenleme çalışmalarında olduğu gibi yatırımcı haklarının korunması ile sermaye piyasalarının sağlıklı, şeffaf ve güvenilir bir yapıda işlemesi ilkeleri doğrultusunda hazırlandığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, çalışmaların gerekli görülmesi halinde ilgili tarafların uyum sağlayabilmesi amacıyla yeterli geçiş sürelerinin tanınmasına yönelik hassasiyet gözetilerek yürütüldüğü kaydedildi.</p>
<p>Rehber taslağına ilişkin çalışmaların, Borsa İstanbul AŞ, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği, ilgili kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör temsilcileri ile yerli ve yabancı yatırımcıların görüş ve değerlendirmeleri dikkate alınarak sürdürüldüğü belirtilen açıklamada, bilgi akışının tüm yatırımcılara eş zamanlı ve şeffaf şekilde sunulmasının temel ilke olduğu aktarıldı.</p>
<p>Açıklamada, rehber taslağının hazırlanması, tamamlanması ve yürürlüğe konulmasına ilişkin süreçlerin de aynı ilkeler çerçevesinde yürütüleceği, çalışmaların tamamlanmasının ardından hem bu sürece hem de gündemdeki diğer konulara ilişkin gerekli bilgilendirmenin SPK tarafından tüm paydaşlara eş zamanlı olarak yapılacağı bildirildi.</p>
<p>SPK açıklamasında, bu nedenle resmi açıklamalar dışında yapılan haber ve açıklamalara itibar edilmemesi istendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/spk-yatirim-fonlari-rehber-taslagi-icin-calismalar-suruyor-84432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, kamuoyunda yer alan &quot;Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber Taslağı&quot;nın tamamlandığı ve yürürlük tarihinin belirlendiğine yönelik haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-kazandirani-doviz-84431</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın kazandıranı döviz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi haftayı yüzde 3,48 azalışla 13.458,10 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.216,16 puanı, en yüksek 14.085,39 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 7,15 azalışla 47.070,34 puana, sanayi endeksi yüzde 3,85 düşüşle 18.476,08 puana, mali endeks yüzde 2,03 kayıpla 18.526,97 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 1,15 gerilemeyle 12.527,90 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 35,14 ile Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Pasifik Eurasia Lojistik Dış Ticaret AŞ'yi yüzde 13,96 ile Efor Yatırım Sanayi Ticaret AŞ ve yüzde 7,88 ile Aksa Akrilik Kimya Sanayii AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 40,73 ile Şekerbank, yüzde 16,85 ile Destek Finans Faktoring AŞ ve yüzde 15,24 ile Europower Enerji ve Otomasyon Teknolojileri Sanayi Ticaret AŞ oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 560 milyar 660 milyon lirayla ASELSAN, 568 milyar 886 milyon 400 bin lirayla Tüpraş ve 525 milyar 599 milyon 999 bin 999 lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altın değer kaybetti, döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 0,50 azalışla 6 bin 154 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,57 düşüşle 40 bin 263 liraya indi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 0,66 altında 10 bin 103 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,38 artarak 47,5260 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 1,22 yükselişle 54,5180 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 63,1230 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,02 artışla 63,7670 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 1,06 değer kazanarak 58,5130 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-kazandirani-doviz-84431</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/doviz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 100 endeksi haftayı yüzde 3,48 azalarak 13.458,10 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 0,50, cumhuriyet altını yüzde 0,57, çeyrek altın da yüzde 0,66 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,38, euro da yüzde 1,22 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tzob-markette-19-urunun-fiyati-artti-20sinin-dustu-84429</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> TZOB: Markette 19 ürünün fiyatı arttı, 20&#039;sinin düştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, temmuz ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişim hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, geçen ay üretici ile market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 461,2 ile havuçta görüldüğünü bildiren Bayraktar, bu ürünü yüzde 444,4 ile elmanın, yüzde 236,6 ile yeşil mercimeğin, yüzde 231,6 ile kabağın ve yüzde 219,5 ile maydanozun izlediğini aktardı.</p>
<p>Havucun markette üretici fiyatının 5,6 katına, elmanın 5,4 katına, yeşil mercimeğin 3,4 katına ve kabağın 3,3 katına satıldığına işaret eden Bayraktar, üreticide 11 lira olan havucun markette 61 lira 73 kuruşa, 18 lira 75 kuruş olan elmanın 102 lira 7 kuruşa, 24 lira 21 kuruş olan yeşil mercimeğin 81 lira 50 kuruşa, 17 lira 64 kuruş olan kabağın 58 lira 49 kuruşa, 6 lira 82 kuruş olan maydanozun ise 21 lira 79 kuruşa satıldığını bildirdi.</p>
<p>Fiyatı en fazla düşen ürünün ise markette karpuz, üreticide havuç olduğunu belirten Bayraktar, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Temmuzda markette 39 ürünün 19'unda fiyat artışı, 20'sinde fiyat düşüşü görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 86,2 ile sivri biber oldu. Sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 53,3 ile kuru soğan, yüzde 23,4 ile mısırözü yağı, yüzde 22,8 ile kuru üzüm ve yüzde 15,5 ile patates takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 49 ile karpuz oldu. Karpuzdaki fiyat düşüşünü yüzde 39,6 ile yeşil fasulye, yüzde 30,2 ile kiraz, yüzde 28,6 ile havuç ve yüzde 23,5 ile tavuk eti izledi."</p>
<p>Bayraktar, temmuzda üreticide 31 ürünün 8'inde fiyat artışı, 16 üründe fiyat düşüşü görüldüğünü, 7 üründe ise fiyat değişimi olmadığını bildirerek, üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 51,1 ile havuçta, en çok fiyat artışının ise yüzde 52,9 ile kuru soğanda görüldüğünü kaydetti.</p>
<p><strong>"Piyasada arz daralması yaşanıyor"</strong></p>
<p>Çukurova Bölgesi'nde yazlık kuru soğan çeşitlerinin hasadının geçen ay tamamlanması, İç Anadolu Bölgesi'nde ise erkenci çeşitlerin hasadının henüz yeni başlaması nedeniyle piyasada arz daralması yaşandığını aktaran Bayraktar, bu geçiş döneminin, üretici fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bayraktar, kıyı kesimlerindeki seralarda sivri biber ve domates üretiminin sona ermesiyle arzın azaldığına ve üretici fiyatlarının yükseldiğine değinerek, "Çilekte de üretim sezonunun sonuna yaklaşılması nedeniyle arz daraldı ve üretici fiyatlarında artış görüldü. Kabak, salatalık ve patlıcanda, yayla bölgelerindeki üretimin devreye girmesiyle arz arttı. Talebin bu artışı karşılayacak düzeyde olmaması, üretici fiyatlarının gerilemesine yol açtı. Yazlık patateste ilkbahar döneminde uzun süre etkili olan yağışlar, ürünlerde bozulmalara neden olarak arzı azalttı. Arzdaki daralma, patates üretici fiyatlarının yükselmesini beraberinde getirdi." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Piyasada diğer sebzelerin bol miktarda bulunması, mevsimsel olarak havuç ve yeşil mercimekteki arzın artması ve talebin zayıflamasının üretici fiyatlarında düşüşe neden olduğuna dikkati çeken Bayraktar, karpuzun hasat edildikten sonra uzun süre depolanamayan bir ürün olması ve talebin beklentilerin altında kalmasının da üretici fiyatlarının gerilemesinde etkili olduğunu kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tzob-markette-19-urunun-fiyati-artti-20sinin-dustu-84429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/9/1280x720/sivri-biber-1785577426.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Temmuz ayı üretici ve market fiyatlarını değerlendiren TZOB Genel Başkanı Bayraktar, markette 39 ürünün 19&#039;unda fiyat artışı, 20&#039;sinde ise fiyat düşüşü görüldüğünü belirterek, &quot;Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 86,2 ile sivri biber oldu, sivri biberdeki fiyat artışını yüzde 53,3 ile kuru soğan, yüzde 23,4 ile mısırözü yağı, yüzde 22,8 ile kuru üzüm ve yüzde 15,5 ile patates takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 49 ile karpuz oldu. Karpuzdaki fiyat düşüşünü yüzde 39,6 ile yeşil fasulye, yüzde 30,2 ile kiraz, yüzde 28,6 ile havuç ve yüzde 23,5 ile tavuk eti izledi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/maldivler-ile-yapilan-tercihli-ticaret-anlasmasi-yururlukte-84425</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Maldivler ile yapılan Tercihli Ticaret Anlaşması yürürlükte</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Türkiye ile Maldivler arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması'nın (TTA) bugün itibarıyla uygulamaya alındığını duyurdu. </p>
<p>Yazılı açıklamada, TTA'nın Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile Maldivler Ekonomik Kalkınma ve Ticaret Bakanı Mohamed Saeed tarafından 4 Kasım 2024'te İstanbul'da imzalandığı anımsatıldı.</p>
<p>Anlaşmada mal ticaretinde pazara giriş, ticarette teknik engeller, sağlık ve bitki sağlığı, ticaretin kolaylaştırılması ve menşe kurallarına yönelik hükümlerin yer aldığı belirtilen açıklamada, TTA'nın Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun teklifinin 9 Ekim 2025'te TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabul edildiği, anlaşmanın onaylanmasına ilişkin kararın da 19 Aralık 2025'te Resmi Gazete'de yayımlandığı hatırlatıldı.</p>
<p>Açıklamada, anlaşmanın detaylarına ilişkin şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Anlaşma ile demir çelik ve demir çelikten eşya, alüminyum levhalar, elektrikli aksam ve parçalar, buzdolabı, klima, televizyon, deniz araçları, mobilyalar, plastikten eşya, kozmetik, çikolatalar, şekerlemeler, sosisler, bazı balık filetoları ve sosların aralarında bulunduğu 404 üründe ihracatçılarımız tarife avantajı elde etmişlerdir. Öte yandan, hazırlanmış/konserve edilmiş balıkların imalinde kullanılan balıklar, balık unu, kılıç balığı, soğuk su karidesi ve diğer karidesler gibi belirli balıklardan oluşan 154 tarife satırında Maldivler lehine vergi indirimi veya vergi muafiyeti sağlanmıştır."</p>
<p><strong>"Ülkemizin ekonomik gücünü artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat da NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürüttükleri ihracat odaklı ticaret vizyonu doğrultusunda, ihracatçıların küresel pazarlardaki rekabet gücünü artıracak önemli bir adımı daha attıklarını bildirdi.</p>
<p>Bu anlaşmanın, iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini daha ileri seviyeye taşıyacağına ve ihracatçılara yeni fırsatlar sunacak güçlü bir ticaret altyapısı oluşturacağına işaret eden Bolat, "Bu anlaşmayla ihracatçılarımız, demir-çelikten elektrikli eşya ve elektroniğe, mobilyadan plastiğe, kozmetikten gıda sanayisine kadar geniş bir ürün yelpazesinde 404 üründe tarife avantajı elde edecek. Maldivler'de ortalama yüzde 16 seviyesindeki gümrük vergileri, 293 tarife satırında Türkiye menşeli ürünler için tamamen kaldırılıyor. Halihazırda vergi muafiyeti bulunan 111 tarife satırındaki avantajlarımız ise korunuyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bolat, bu kazanımla Türk sanayicisinin, üreticisinin ve ihracatçısının, Hint Okyanusu'nun stratejik pazarlarından birine daha avantajlı şartlarda erişim sağlayacağını belirtti.</p>
<p>Geçen yıl 69 milyon dolar seviyesinde gerçekleşen Türkiye-Maldivler ticaret hacminin, TTA'nın sağladığı yeni imkanlarla gelecek dönemde daha yüksek seviyelere ulaşmasını beklediklerini bildiren Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye, ticaret diplomasisini güçlendiren, serbest ve tercihli ticaret anlaşmalarıyla ihracatçısına yeni kapılar açan, üretimini ve ihracatını çeşitlendirerek küresel değer zincirlerindeki konumunu her geçen gün daha da güçlendiren bir ülkedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde, Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda üretmeye, ihraç etmeye, yeni pazarlara ulaşmaya ve ülkemizin ekonomik gücünü kalıcı şekilde artırmaya kararlılıkla devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/maldivler-ile-yapilan-tercihli-ticaret-anlasmasi-yururlukte-84425</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/omer-bolat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye ile Maldivler arasındaki Tercihli Ticaret Anlaşması hakkında açıklama yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, &quot;Bu anlaşmayla ihracatçılarımız, demir-çelikten elektrikli eşya ve elektroniğe, mobilyadan plastiğe, kozmetikten gıda sanayisine kadar geniş bir ürün yelpazesinde 404 üründe tarife avantajı elde edecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-dagitim-tarifelerinde-duzenleme-84424</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 11:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz dağıtım tarifelerinde düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), kararları  Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, doğal gaz dağıtım şirketlerinin perakende satış tarifelerine ilişkin dördüncü tarife uygulama dönemi, 1 Ocak 2027-31 Aralık 2031 tarihlerini kapsayacak şekilde 5 yıl olarak belirlendi.</p>
<p>Ayrıca, doğal gaz dağıtım şirketlerinin uygulayacağı sistem kullanım bedellerinin hesaplanmasında dördüncü tarife uygulama dönemi için itfa süresinin 22 yıl olarak dikkate alınmasına karar verildi.</p>
<p>EPDK, Aksa Siirt Batman Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin 2022-2026 yıllarına ilişkin tarife revizyonu kapsamında yatırım tavanını güncelledi. Şirketin bu yıl için yatırım tavanı 24 milyon 154 bin 452 liradan 54 milyon 749 bin 963 liraya yükseltildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-dagitim-tarifelerinde-duzenleme-84424</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğal gaz dağıtım şirketlerinin dördüncü tarife uygulama dönemini ve sistem kullanım bedellerinin hesaplanmasına yönelik esasları yeniden düzenlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-doviz-donusum-desteginde-kapsamli-degisiklik-84423</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan döviz dönüşüm desteğinde kapsamlı değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), "Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Döviz dönüşüm desteği uygulamasında önemli değişiklikler getiren düzenlemeye göre, firmalar ürettikleri katma değerle orantılı olarak döviz dönüşüm desteğinden yararlanabilecek.</p>
<p>Firmaların katma değeri, kârlılıkları ve iş gücü maliyetleri üzerinden hesaplanacak. Aracı ihracatçılar, katma değere dayalı limitlerini doldurduklarında, katma değeri yüksek tedarikçileri adına döviz dönüşüm işlemi yapabilecek. Bu durumda, döviz dönüşüm desteği doğrudan tedarikçi hesabına yatırılacak.</p>
<p><strong>Döviz almama taahhüdü kalktı, yerine döviz pozisyonu şartı getirildi</strong></p>
<p>İhracat ve döviz kazandırıcı hizmetler reeskont kredilerinde olduğu gibi, döviz dönüşüm desteğinden faydalanacak firmalar için döviz almama taahhüdü yerine döviz pozisyonlarına dayalı bir düzenlemeye gidildi. Buna göre, firmaların döviz pozisyonları döviz dönüşüm desteği başvurusu öncesinde Merkez Bankası tarafından belirlenecek üst sınırı geçemeyecek.</p>
<p>Uygulamanın etkin şekilde yürütülmesinde önemli rolü olan bankaların aracılık işlevleri güçlendirildi ve uygulamanın etkinliğini artırmaya yönelik ilave tedbirler alındı.</p>
<p>Bu değişiklikler 1 Ekim'de uygulanmaya başlanacak. Düzenlemenin ayrıntıları, Uygulama Talimatı'nda yer alacak.</p>
<p>Tebliğle, döviz dönüşüm desteğinin temel oranı yüzde 2 olarak düzenlenirken, yüzde 3 destek ödemesi ile ihracat bedeli satış yükümlülüğünün yüzde 35 olarak uygulanmasına ilişkin geçici sürenin 31 Ocak 2027'ye kadar uzatılması kararlaştırıldı. Geçici uygulamaların süresi 31 Temmuz'da doluyordu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-doviz-donusum-desteginde-kapsamli-degisiklik-84423</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/dolar-doviz-para34d-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan düzenlemeye göre, firmalar ürettikleri katma değerle orantılı olarak döviz dönüşüm desteğinden yararlanabilecek. Firmaların döviz pozisyonları döviz dönüşüm desteği başvurusu öncesinde Merkez Bankası tarafından belirlenecek üst sınırı geçemeyecek. Döviz dönüşüm desteğinin temel oranı yüzde 2 olarak düzenlenirken, yüzde 3 destek ödemesi ile ihracat bedeli satış yükümlülüğünün yüzde 35 olarak uygulanmasına ilişkin geçici süre 31 Ocak&#039;a kadar uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hasar-arastirmacilarinin-yetkileri-hakkinda-aciklama-84428</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 10:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hasar araştırmacılarının yetkileri hakkında açıklama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumundan (SEDDK) yapılan açıklamada, Sigortacılık Destek Hizmetleri Hakkında Yönetmelik'te 23 Temmuz'da yapılan değişiklik ile hasar araştırma faaliyetlerinin ilk kez kapsamlı şekilde düzenlendiği ve uluslararası uygulamalara benzer şekilde bu faaliyetleri yürütecek kişi ve kuruluşlara ilişkin usul ve esasların belirlendiği hatırlatıldı.</p>
<p>Piyasa disiplini kapsamında yapılan bu düzenleme ile sigorta suistimalleriyle etkin mücadele edilmesi ve sigorta dolandırıcılığının önlenmesinin amaçlandığı belirtilen açıklamada, "Hasar araştırmacılarının yetki, sorumluluk ve görev alanları sadece sigorta suistimali ve şüpheli hasarları incelemekle sınırlıdır." ifadesine yer verildi.</p>
<p>SEDDK'nin, hasar araştırmacılarının yetki, sorumluluk ve görev alanlarına ilişkin oluşabilecek tereddütleri gidermek maksadıyla yaptığı açıklamada, "5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile sigorta konusu risklerin gerçekleşmesi sonucunda ortaya çıkan kayıp ve hasarların miktarını, nedenlerini ve niteliklerini belirleme ve mutabakatlı kıymet tespiti, ön ekspertiz ve hasar gözetimi gibi işleri yapma yetkileri sadece sigorta eksperlerine tanınmıştır ve hasar araştırmacılarının bu alanda yetkileri bulunmamaktadır." uyarısında bulunuldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hasar-arastirmacilarinin-yetkileri-hakkinda-aciklama-84428</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/0/1280x720/sigorta-1771998302.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEDDK açıklamasında, &quot;Hasar araştırmacılarının yetki, sorumluluk ve görev alanları sadece sigorta suistimali ve şüpheli hasarları incelemekle sınırlıdır.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/dunya/ingiliz-futbolunda-kar-hesabi-84414</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 09:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> İngiliz futbolunda kâr hesabı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türk iş insanı ve televizyoncu Acun Ilıcalı, Hull City’nin Premier Lig’e yükselmesinin ardından kulübün değerinin 250-300 milyon sterlin seviyesine ulaştığını açıkladı. Ilıcalı, takımın Premier Lig’de iki sezon daha kalması halinde bu değerin 450-550 milyon sterline çıkabileceğini söyledi.</p>
<p>Futbol finansmanı uzmanı Adam Williams, EFL Analysis’e Temmuz 2025’te yaptığı değerlendirmede kulübün işletme değerini 40-50 milyon sterlin, dış borcunu ise 22 milyon sterlin olarak tahmin etmişti. Ilıcalı da Eylül 2025’te kulübün değerini yaklaşık 60 milyon sterlin olarak açıklamıştı. Ancak kulübün değerinin birkaç kat artmış olması, doğrudan “kâr” anlamına gelmiyor. İngiliz futbolunda yatırımcının asıl kazancı çoğu zaman yıllık kâr dağıtımından değil, kulübün gelecekte daha yüksek bir değerle satılabilme ihtimalinden doğuyor.</p>
<h2>20 milyon sterlinden milyarlarca sterline</h2>
<p>İngiltere’de bir futbol kulübünün değeri; oyuncu kadrosu ve stadyumun yanı sıra oynadığı lig, yayın gelirleri, ticari gelirler, borçlar, stadyum kapasitesi ve Premier Lig’e yükselme ihtimaliyle belirleniyor.</p>
<p>Mali kriz yaşayan kulüpler bu değer zincirinin en alt basamağında yer alıyor. Sheff ield Wednesday örneği, finansal çöküşün kulüp değerini nasıl aşağı çekebildiğini gösteriyor. Kulüp, 2025-26 sezonunda yönetime girdi ve Mayıs 2026’da Arise Capital Partners liderliğindeki konsorsiyuma devredildi. Süreçte eski Newcastle United sahibi Mike Ashley’nin yaklaşık 20 milyon sterlin seviyesinde bir teklif sunduğu basına yansıdı. Ancak bu rakam nihai satış bedeli değil, satış sürecindeki tekliflerden biri olarak değerlendirilmeli.</p>
<p>Merdivenin diğer ucunda ise dünyanın en değerli kulüpleri bulunuyor. Forbes’un 2026 değerlemelerine göre Manchester United 7,2 milyar dolar, Liverpool 6,2 milyar dolar, Manchester City 5,5 milyar dolar ve Chelsea 4,2 milyar dolar değerinde. Tottenham Hotspur’un değeri ise 3 milyar dolar olarak hesaplandı.</p>
<p>Bu tablo, İngiliz futbolunda kulüp değerlerinin yaklaşık 20 milyon sterlinden milyarlarca dolara kadar uzanabildiğini gösteriyor.</p>
<h2>Hull City yalnız değil </h2>
<p>Hull City’nin yaşadığı değer artışı tamamen istisnai değil. Ipswich Town da benzer bir dönüşüm yaşadı. Kulüp, 2021’de yaklaşık 30 milyon sterlin seviyesinde satın alınmıştı. Mart 2024’te ABD merkezli Bright Path Sports Partners’ın yaklaşık yüzde 40 hisse karşılığında 105 milyon sterline kadar yatırım yapması, Ipswich’in değerlemesini Championship seviyesinde bile yüz milyonlarca sterline taşıdı.</p>
<p>Championship’ten Premier Lig’e yükselmek, kulüplere yalnızca daha yüksek yayın geliri sağlamıyor. Kulübün piyasa değeri de önemli ölçüde artabiliyor. Bu farkın temelinde Premier Lig yayın gelirleri ve küme düşme halinde sağlanan paraşüt ödemeleri bulunuyor.</p>
<p>Ancak Premier Lig’e çıkmak otomatik olarak kâr anlamına gelmiyor. Gelirler artarken oyuncu maaşları, transfer harcamaları, tesis yatırımları ve ligde kalabilmek için yapılan harcamalar da hızla yükseliyor.</p>
<h2>24 kulüpten yalnızca 2’si kâr etti </h2>
<p>Değer artışının aksine, kulüp sahipliğinin işletme tarafı klasik anlamda kârlı bir iş modeli sunmuyor. Deloitte’un futbol finansmanı verilerine göre Championship kulüplerinin 2024-25 sezonundaki toplam faaliyet zararı 436 milyon sterline, vergi öncesi toplam zararı ise 355 milyon sterline ulaştı. Ligdeki 24 kulüpten yalnızca ikisi vergi öncesi kâr açıklayabildi.</p>
<p>Aynı sezonda Championship kulüplerinin ticari gelirleri yüzde 10 düşerek 273 milyon sterline gerilerken, yayın gelirleri yüzde 3 artarak 461 milyon sterline yükseldi. Kulüplerin zararları çoğu zaman sahipleri tarafından karşılanıyor. 2023-24 sezonunda 12 Championship kulübü, sahiplerinden toplam 554 milyon sterlin sermaye aldı. Ilıcalı’nın 450-550 milyon sterlinlik projeksiyonunun gerçekleşmesi ise büyük ölçüde tek bir koşula bağlı: Hull City’nin Premier Lig’de kalıcı olması. İngiliz futbolunda yatırımcıların kâr hesabı da tam olarak burada başlıyor. Kulüp sahada ne kadar uzun süre Premier Lig’de kalırsa, işletme zararlarını telafi edebilecek uzun vadeli değer artışı ihtimali de o kadar büyüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/dunya/ingiliz-futbolunda-kar-hesabi-84414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/4/1280x720/hull-city-1785564404.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Acun Ilıcalı, Hull City’nin Premier Lig’e yükselmesinin ardından kulübün değerinin 250-300 milyon sterline ulaştığını açıkladı. Kulübün değerinin birkaç kat artmış olması, doğrudan “kâr” anlamına gelmiyor. İngiliz futbolunda kulüp fiyatları mali kriz yaşayan bir Championship ekibi için 20 milyon sterlinden Premier Lig’in vitrin kulüpleri için milyarlarca sterline uzanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vodafoneda-ust-duzey-atama-84426</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vodafone&#039;da üst düzey atama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vodafone Türkiye'nin Şebeke Altyapısından Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine Erhan Eraydın getirildiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Eraydın, Vodafone Türkiye'nin geleceğin teknoloji ve hizmetlerine yönelik şebeke ve altyapılarının geliştirilmesinden sorumlu olacak.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu olan Eraydın, profesyonel kariyerine 2000'de Ericsson Almanya'da başladı.</p>
<p>Eraydın, Vodafone Almanya'da Şebeke Teknolojileri Kalite Mühendisi olarak görev yaptıktan sonra 2005'te Türkiye'ye dönerek yaklaşık 11 yıl boyunca telekomünikasyon sektöründe çeşitli görevler üstlendi.</p>
<p>Vodafone Türkiye'ye 2016'da katılan Eraydın, Türkiye'de 5G ekosisteminin oluşturulması ve yeni nesil haberleşme teknolojilerinin hayata geçirilmesine yönelik çalışmalara liderlik etti.</p>
<p>Şebekelerin dijital dönüşümü ile yapay zeka destekli planlama yetkinliklerinin geliştirilmesinde görev alan Eraydın, Türkiye'nin yanı sıra Güney Avrupa ve Almanya organizasyonlarında da şebeke stratejileri ve teknoloji dönüşümü alanındaki uluslararası programları yönetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vodafoneda-ust-duzey-atama-84426</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/vodafone.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vodafone Türkiye&#039;nin Şebeke Altyapısından Sorumlu İcra Kurulu Başkan Yardımcılığı görevine Erhan Eraydın atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-esya-yurt-disi-pazarlarda-rekabet-icin-destek-bekliyor-84412</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 08:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyaz eşya, yurt dışı pazarlarda rekabet için destek bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD), sektörün 2026 yılı ilk yarı sonuçlarına dair değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<p>Arçelik, BSH, Dyson, Electrolux, Haier Europe, Midea Grup Türkiye, Miele, Samsung, Versuni (Philips) ve Vestel gibi Türkiye’de üretim veya ithalat faaliyetinde bulunan yerli ve uluslararası firmaları bünyesinde barındıran TÜRKBESD’in verilerine göre, 2026 yılının ilk yarısında 6 ana ürün grubunda iç satışlar, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %7 geriledi. İhracatta son yıllarda gözlemlenen gerileme trendi devam ederken, 2026 yılının ilk yarısında ihracat bir önceki yılın aynı dönemine göre %19 azaldı. İhracattaki düşüş üretim adetlerine de yansırken üretim miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %15 geriledi. Toplam satışlar ise %15 düşüşle 13.026.952 adet olarak gerçekleşti.</p>
<p>Haziran ayı özelinde ise geçen yılın aynı ayına göre iç satışlarda %15, ihracatta %11 daralma yaşanırken üretim aynı seviyede kaldı. Toplam satışlar ise %12 gerileyerek 2.033.470 adet olarak kaydedildi. Türkiye, %7’lik üretim hacmiyle Avrupa’nın birinci, dünyanın ise en büyük ikinci beyaz eşya üretim merkezi konumunda yer alıyor. 2025 yılı itibarıyla yıllık 29 milyon adetlik üretim hacmine sahip olan beyaz eşya sektörü, 60 bin kişiye doğrudan, 600 bin kişiye ise dolaylı istihdam sağlıyor. 2025 yılında 20,2 milyon adet ihracat gerçekleştiren sektör, küresel piyasalardaki rekabetçiliğini artırmak amacıyla Ar-Ge, dijital dönüşüm ve yeşil dönüşüm yatırımlarını sürdürüyor. Sonuçları değerlendiren TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, “Sektörümüz, küresel pazarlarda yaşanan ihracat daralmasının temel nedenleri arasında rekabet gücümüzdeki zayıflama ile dış ticaret politikalarının yarattığı ilave maliyet ve yüklerin bulunduğunu uzun süredir dile getirmektedir. Gelinen noktada, ihracattaki düşüşün devam ettiğini görüyoruz” dedi.</p>
<p>TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, ihracat pazarlarındaki kayıpların devam etmesinin sektörün bugünkü performansının yanı sıra gelecek yatırımlarını, istihdamı ve üretim kapasitesini belirleyici nitelikte olduğunu ifade etti. Avrupa gibi köklü pazarlarda kamu ve özel sektörün ortak çabasıyla uzun yıllar içinde oluşturduğu güçlü ihracat kapasitesi ve pazar konumuna değinen Şengül, “Sektörün sürdürülebilirliği için rekabetçiliği güçlendirecek, ihracatı destekleyecek ve üretim maliyetlerini dengeleyecek adımlar büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<h2>Mehmet Yavuz: Anti-damping önlemleri sektörü zorluyor</h2>
<p>Beyaz eşya sektörünün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanmasını değerlendiren TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yavuz, “Sektörün temel girdilerinden biri olan yassı çelik ürünlerine ilişkin anti-damping soruşturmalarının yüksek vergilerle sonuçlanması, üreticilerin maliyet yapısını doğrudan ve olumsuz biçimde etkiliyor. Üretim maliyetlerindeki her ilave artış, ihracat rekabetçiliğimizi etkilemektedir” dedi. </p>
<p>Bu tablonun etkilerini sektör verilerinde açıkça gördüklerini ifade eden Yavuz, “Üretim ve ihracattaki daralmada küresel talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki belirsizlikler de rol oynamakla birlikte, temel girdilere getirilen ilave maliyetlerin sektörümüzün rekabet gücü üzerindeki başlıca baskı unsurlarından birini oluşturduğu açıktır. Türkiye'nin katma değerli üretim ve ihracat hedeflerine ulaşabilmesi için sanayimizin uluslararası rekabet gücünü koruyacak, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir maliyet yapısına ihtiyacı vardır” diye belirtti.</p>
<h2>Fatih Özkadı: GEKAP, ilave bir maliyet yaratıyor </h2>
<p>Sektörün uluslararası rekabetçiliğini doğrudan etkileyen maliyet unsularına dikkat çeken TÜRKBESD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatih Özkadı, Geri Kazanım Katılım Payı’nın (GEKAP) beyaz eşya üreticilerinin başlıca uluslararası rakiplerinin karşılaşmadığı ilave bir maliyet yarattığını ve üretim, yatırım ve ihracat üzerinde doğrudan baskı oluşturduğunu belirtti. Özkadı, “2020 yılında uygulamaya alınan GEKAP birim tutarları bugün yaklaşık 15 ila 17 katına çıkmış durumda. Aynı dönemde üretici ve tüketici fiyatlarındaki artış yaklaşık 7 kat seviyesinde gerçekleşti. Dolayısıyla GEKAP tutarlarındaki artış, enflasyonun çok üzerinde seyrediyor” bilgisini paylaştı.</p>
<p>GEKAP’ın sektör üzerindeki yıllık maliyetinin yaklaşık 3 milyar TL’ye ulaştığını, 2020–2025 döneminde sektörden tahsil edilen toplam GEKAP tutarının ise yaklaşık 250 milyon dolar seviyesinde olduğunu açıklayan Özkadı, sektörün son yıllarda yaşadığı üretim ve ihracat kaybının aciliyeti dikkate alınarak, GEKAP yükümlülüğünün geçici bir süre için kaldırılmasının veya birim tutarların en az yüzde 50 oranında azaltılmasının sektörün rekabet gücünün korunması açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<h2>Semir Kuseyri: Yetkili servisler için web siteleri tercih edilmeli</h2>
<p>Beyaz eşya sektörünün üretim, satış ve satış sonrası hizmetleriyle dev bir ekosistem oluşturduğunu belirten TÜRKBESD Yönetim Kurulu Üyesi Semir Kuseyri, Türkiye genelinde faaliyet gösteren 3.500'den fazla yetkili servisin bu ekosistemin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi. Kuseyri, “Tüketicilerimizin satın alma sonrasındaki tüm ihtiyaçlarına cevap veren servislerimiz her gün binlerce eve ulaşıyor. Tüketicilerimize herhangi bir teknik destek ve/veya onarım ihtiyacı duyduklarında, servis hizmetlerimize erişmek için arama motorları yerine mutlaka markaların resmi web sitelerini veya Ticaret Bakanlığımızın servis. gov.tr adresini kullanarak yetkili servis lere ulaşmalarını tavsiye ediyoruz" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-esya-yurt-disi-pazarlarda-rekabet-icin-destek-bekliyor-84412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/beyaz-esya.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın ilk 6 ayında 6 ana ürün grubunda iç satışlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7, ihracat yüzde 19 geriledi. TÜRKBESD Başkanı Alper Şengül, yurtdışı pazarlarda rekabetçiliği güçlendirecek adımların önemine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/carrefoursanin-devri-tamamlandi-84422</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> CarrefourSA&#039;nın devri tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>CarrefourSA hisselerinin yüzde 89,28'inin Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık'a devri tüm yasal onayların ardından resmen tamamlandı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, CarrefourSA'nın sermayesini temsil eden payların yüzde 89,28'lik bölümünün Aydın Grup'a devrine ilişkin Rekabet Kurumu dahil tüm yasal onay süreçleri tamamlanarak devir işlemi gerçekleşti.</p>
<p>Devirle birlikte Aydın Grup bünyesindeki Yeni Mağazacılık şemsiyesi altında yer alan CarrefourSA ve A101'in, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdüreceği belirtildi.</p>
<p>CarrefourSA'nın, uzun yıllara dayanan perakende deneyimini yeni sahiplerinin mali gücüyle birleştirerek büyüme odaklı bir döneme girdiği bildirildi. Bu yeni döneme CarrefourSA CEO'su Hatice Evren liderlik edecek.</p>
<p>Aydın Grup Yönetim Kurulu Üyesi Erhan Bostan, bugün yeni bir sayfa açtıklarını belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"CarrefourSA'nın yeni yatırımımızla sağlamlaşacak finansal yapısı, bize daha cesur adımlar atma imkanı veriyor. Mağazalarımıza gelen herkes için daha iyi bir deneyim sunmayı, alışverişi daha keyifli hale getirmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız ve tedarikçilerimiz açısından da güven veren, değer yaratan ve birlikte büyüme iştahını artıran bir iş ortağı olmayı önemsiyoruz. Çalışanlarımız için ise enerjisi yüksek, gelişim alanı açan, parçası olmaktan gurur ve heyecan duyulan bir iş yeri olmayı hedefliyoruz. Güçlü bir finansman, ekosistem ve sağlıklı bir ticaret, bu yolculuğun merkezinde yer alacak."</p>
<p>Erhan Bostan, CarrefourSA'nın en güçlü yönlerinden birinin taze, kaliteli ve zengin ürün çeşitliliği olduğunu belirterek, bu gücü daha da büyüterek Türkiye'nin dört bir yanına taşıyacaklarını bildirdi.</p>
<p>Bostan, "Hedefimiz, Türkiye'nin her ilinde ve çok daha fazla noktada tüketicilere ulaşmak ve erişilebilirlikle kaliteyi birlikte geliştirmektir. Ekonomiye kattığımız değeri, istihdamımızı ve yerli tedarikçilerimizle kurduğumuz iş birliğini çok daha öteye götüreceğiz." açıklamasında bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/carrefoursanin-devri-tamamlandi-84422</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/2/1280x720/carrefoursa-1785570747.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CarrefourSA&#039;nın Yeni Mağazacılık&#039;a devir sürecinin tamamlandığı duyuruldu. CarrefourSA ve A101&#039;in, faaliyetlerini farklı yönetim yapıları altında, ayrı segmentlerde ve kendi marka kimliklerini koruyarak bağımsız şekilde sürdüreceği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sanipakin-arch-peninsulaya-satisi-tamamlandi-84420</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanipak&#039;ın Arch Peninsula&#039;ya satışı tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanipak'ın Arch Peninsula bünyesine katılma sürecinin, gerekli tüm düzenleyici kurum onaylarının alınmasının ardından tamamlandığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Sanipak, sürecin tamamlanmasıyla dünyanın önde gelen entegre selüloz, kağıt ve ambalaj üretim gruplarından birinin parçası olarak yeni bir döneme giriyor.</p>
<p>Bu birleşmeyle Arch Peninsula'nın küresel ölçeği ve üretim alanındaki uzmanlığının Sanipak'ın pazar lideri markalarıyla buluşmasının, şirketin rekabet gücünü artırması ve uluslararası büyümesini desteklemesi hedefleniyor.</p>
<p>Yeni dönemde Sanipak'ın, temizlik kağıtları kategorisindeki liderliğini pekiştirirken, kişisel bakım ve ev bakım kategorilerindeki büyümesini hızlandırmaya ve dünya standartlarında inovasyonları pazara sunmaya devam edeceği bildirildi.</p>
<p>Arch Peninsula Yatırımlar Eş Başkanı ve Sanipak Yönetim Kurulu Başkanı Nishant Grover, Sanipak'ın alanında öncü markaları, güçlü ekibi ve Türkiye ile Fas'taki modern üretim altyapısıyla sağlam temellere sahip bir şirket olduğunu belirterek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu işlem, Sanipak'ın büyüme yolculuğunda yeni bir dönemin başlangıcını temsil ederken, bölgedeki portföyümüzü genişletme hedefimiz açısından da stratejik önem taşıyor. Önümüzdeki dönemde Sanipak'ın inovasyon gücünü desteklemeye ve markalarının bölgesel erişimini güçlendirmeye odaklanacağız. Böylece kullanıcılarımız için üstün bir deneyim sunarken, iş ortaklarımız için uzun vadeli değer yaratmaya devam edeceğiz."</p>
<p><strong>"Güçlü performansımızı daha ileri taşımayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Sanipak Üst Yöneticisi (CEO) Bülent Kozlu ise yeni dönemin şirket, çalışanlar, marka kullanıcıları ve iş ortakları için önemli fırsatları beraberinde getireceğini kaydederek, Sanipak'ın yaklaşık 60 yıllık yolculuğunda, kendi kategorilerini oluşturan ve kullanıcılarının güvenini kazanmış güçlü markalar yarattığını bildirdi.</p>
<p>Son 4 yılda cirolarını döviz bazında iki katına çıkardıklarını, Türkiye'deki pazar payını artırdıklarını, ihracat ağını genişlettiklerini ve Fas'taki faaliyetlerini büyüttüklerini anlatan Kozlu, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Yeni sermayedarımızın küresel ölçeği ve yetkinlikleriyle güçlü performansımızı daha ileri taşımayı hedefliyoruz. Türkiye ve Fas'taki üretim altyapımıza, markalarımıza ve ihracat kapasitemize yatırım yapmayı sürdüreceğiz. Tüm paydaşlarımız için uzun vadeli değer yaratırken, Türkiye'de istihdama ve ekonomik büyümeye katkımızı artırmaya ve Sanipak’ın bölgesel liderlik hedefini güçlendirmeye devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sanipakin-arch-peninsulaya-satisi-tamamlandi-84420</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/8/1280x720/sanipak-1774246699.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketin Arch Peninsula bünyesine katılım sürecinin tamamlanması hakkında açıklama yapan Sanipak Yönetim Kurulu Başkanı Nishant Grover, &quot;Bu işlem, Sanipak&#039;ın büyüme yolculuğunda yeni bir dönemin başlangıcını temsil ederken, bölgedeki portföyümüzü genişletme hedefimiz açısından da stratejik önem taşıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kitlerde-105-bin-705-kisi-calisiyor-84416</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KİT&#039;lerde 105 bin 705 kişi çalışıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2026'nın ikinci çeyreğine ait, Kamu İktisadi Teşebbüsleri'nin (KİT) ve özelleştirme programındaki kuruluşların istihdam sayılarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, KİT'ler ve özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda 105 bin 705 kişi çalışıyor ve bunların 105 bin 559'u Hazine portföyündeki kuruluşlarda, 146'sı ise özelleştirme portföyündeki kuruluşlarda istihdam ediliyor.</p>
<p>Çalışanların 4 bin 217'si memur, 44 bin 403'ü sözleşmeli, 42 bin 682'si kapsam içi işçi, 3 bin 930'u kapsam dışı işçi, 10 bin 473'ü ise geçici işçi statüsünde bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kitlerde-105-bin-705-kisi-calisiyor-84416</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/memur.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığının 2. çeyrek verilerine göre, Kamu İktisadi Teşebbüsleri ve özelleştirme kapsamındaki kuruluşlarda 105 bin 705 kişi çalışıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalat-sanayi-ve-turizme-istihdam-destegi-tamam-84413</guid>
            <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İmalat sanayi ve turizme istihdam desteği tamam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>"Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, imalat sanayine sağlanan istihdam desteği 2028 yılı sonuna kadar uzatılacak. Turizm sektörüne 2026 yılının mayıs-aralık döneminde 3 bin 500 lira istihdam desteği sağlanacak. En düşük emekli aylığı temmuz ödeme döneminden itibaren 23 bin 552 liraya yükseltildi. Kanunda nükleer enerji santrali yatırımlarını desteklemek amacıyla kurumlar vergisi, katma değer vergisi ve damga vergisi destekleri yer alıyor. 31 Aralık 2045 yılına kadar nükleer enerji santrallerinde inşaat işleri nedeniyle yüklenilen KDV’de iade imkanı sağlanırken, makine ve teçhizat teslimleri de KDV’den istisna tutulacak. Kurumlar Vergisindeki örtülü sermaye sınırı tespiti ise yüzde 50 yerine yüzde 25 olarak uygulanacak. 2045 yılına kadar olan desteklerde süre 5 yıl daha uzatılabilecek.</p>
<h2>Kamu alımlarında "pozitif mütekabiliyet" </h2>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan kanunla Kamu İhale Kanunu'nda değişikliğe gidiliyor. Kanun'a eklenen hükümle kamu alımlarında "pozitif mütekabiliyet" ilkesi hayata geçiriliyor. Alımlarda yerli istekliler, yerli malı ve bu malı teklif eden istekliler lehine tanınan hak ve avantajların, Avrupa Birliği üyesi devletlerde yerleşik isteklilere, Avrupa Birliği menşeli mala ve bu malı teklif eden isteklilere de mütekabiliyet esasları çerçevesinde ülke ve/veya ürüne göre kısmen ya da tamamen tanınması hususunda Cumhurbaşkanı yetkili olacak.</p>
<h2>"Taşıtların çekiş sistemi"ne göre vergi </h2>
<p>Kanunla, Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda (ÖTV) değişikliğe gidildi. Buna göre oran farklılaştırma yetkisine "taşıtların çekiş sistemi" de eklendi. Ayrıca, binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar için nispi vergi oranı üzerinden hesaplanacak vergi tutarı, T sınıfı araçlar ile L sınıfında olup elektrik motor gücü 4 kW altında olanlar ve içten yanmalı motoru olanlar hariç, asgari maktu vergi tutarı L sınıfı araçlar için 30 bin, diğerleri için 100 bin liradan az olmayacak. Bu tutarlar her yıl bir önceki yıla ilişkin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanacak. Hesaplanan tutarların 100 lirayı aşmayan kesirleri dikkate alınmayacak.</p>
<p>Binek otomobilleri ve esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar için ÖTV veya yeniden değerleme oranı uygulamak suretiyle belirlenmiş tutarları 10 katına kadar artırmaya, 0'a kadar indirmeye, bu sınırlar içinde kalmak şartıyla farklı matrah grupları oluşturmak suretiyle asgari maktu vergi tutarlarını farklılaştırmaya, motor gücü, motor silindir hacmi, çekiş sistemi, menzili, batarya kapasitesi, cinsi, sınıfı, üst yapı gövde tanımı, emisyon türü ve değeri, istiap haddi ile yolcu ve yük taşıma kapasitesi itibarıyla farklı asgari maktu vergi tutarları belirlemeye Cumhurbaşkanı yetkili olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/imalat-sanayi-ve-turizme-istihdam-destegi-tamam-84413</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İmalat sanayine sağlanan istihdam desteğinin 2028&#039;e uzatılması, turizm sektörüne 3 bin 500 lira istihdam desteği sağlanması ile en düşük emekli aylığının 23 bin 552 liraya çıkarılmasına ilişkin düzenlemelerin yer aldığı kanun Resmi Gazete’de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-3-ayda-12-trilyon-lira-borclanacak-84410</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine, 3 ayda 1,2 trilyon lira borçlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, ağustos-ekim dönemine ait iç borçlanma stratejisini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Hazine, söz konusu dönemde, 1 trilyon 272,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık, 1 trilyon 199,7 milyar liralık iç borçlanma yapacak.</p>
<p>İç borçlanma stratejisinde, ağustosta 596,3 milyar liralık iç borç servisine karşılık 536,7 milyar liralık, eylülde 271,5 milyar liralık iç borç servisine karşılık 257,9 milyar liralık, ekimde 405,1 milyar liralık iç borç servisine karşılık 405,1 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.</p>
<p>Ağustostaki iç borçlanmanın 334,7 milyar lirasının piyasadan, 165 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 37 milyar lirasının kamuya satışlardan, eylüldeki iç borçlanmanın 207,9 milyar lirasının piyasadan, 10 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 40 milyar lirasının kamuya satışlardan, ekimdeki iç borçlanmanın da 205,1 milyar lirasının piyasadan, 170 milyar lirasının doğrudan satışlardan ve 30 milyar lirasının kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.</p>
<p>Bu dönemde, 15 tahvil ihalesi düzenlenecek, 5 kira sertifikasının doğrudan satışı yapılacak ve 2 hazine bonosu ihraç edilecek.</p>
<p>Ağustosta 644,9 milyar lira, eylülde 313,5 milyar lira ve ekimde 585,1 milyar lira ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 270,6 milyar lirası, dış borç servisinden oluşacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-3-ayda-12-trilyon-lira-borclanacak-84410</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, 3 aylık dönemde 1,3 trilyon liralık iç borç servisine karşılık, 1,2 trilyon liralık iç borçlanmaya gideceğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tupras-4-yeni-gemi-aliyor-84409</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüpraş, 4 yeni gemi alıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüpraş'ın, Güney Kore'de inşa edilecek dört yeni Suezmax tipi gemisiyle ham petrol taşımacılığı kapasitesini önemli ölçüde artırmayı hedeflediği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Türkiye'nin enerji ihtiyacını kesintisiz karşılamak amacıyla faaliyetlerini sürdüren Tüpraş, "Enerjimiz Geleceğe" vizyonuyla tüm değer zincirinde başlattığı dönüşüm yolculuğunda yatırımlarına hız kesmeden devam ediyor.</p>
<p>Bu kapsamda şirket, toplam yatırım tutarı 370 milyon doları aşan, her biri yaklaşık 157 bin DWT taşıma kapasitesine sahip dört geminin 2029'un sonuna kadar teslim alınması planlanıyor.</p>
<p>Tüpraş'ın deniz yolu taşımacılığı ve lojistik alanında faaliyet gösteren iştiraki Ditaş, teslim aldığı T. Riva tankeriyle Türk Kabotajı'nın ve Koç Topluluğu'nun 100. yılında Türk bayraklı en büyük tanker filosuna sahip şirket olmuştu.</p>
<p>Yeni gemilerin filoya katılmasıyla Tüpraş, petrol taşımacılığındaki kapasitesini artırırken, ulusal ve uluslararası deniz taşımacılığındaki rekabet gücünü daha da ileri taşımayı amaçlıyor.</p>
<p>Verilen bilgiye göre, İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman'da bulunan dört rafinerisinde yıllık toplam 30 milyon tonluk ham petrol işleme kapasitesine sahip olan Tüpraş, Avrupa'nın 7. büyük rafineri şirketi ve Akdeniz havzasının en kompleks rafinerilerinden biri konumunda bulunuyor.</p>
<p>Geçen yıl itibarıyla Türkiye dahil 16 ülkeden 31 farklı ham petrol türü tedarik eden şirket, Avrupa ve Afrika başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerine ihracat gerçekleştiriyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tupras-4-yeni-gemi-aliyor-84409</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/tupras.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüpraş, toplam değeri 370 milyon dolardan fazla olan dört geminin Güney Kore&#039;den satın alınacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerlesik-sektorlerin-acigi-16-trilyon-lira-84408</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 17:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sektörlerin açığı 16 trilyon lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB), 2026'nın birinci çeyreğine ait "Finansal Hesaplar Raporu" yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 232 trilyon lira, yükümlülükleri ise 248 trilyon lira oldu.</p>
<p>Türkiye ekonomisinin net finansal pozisyon açığının gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı bir önceki döneme göre 0,7 puan artarak yüzde 23,2 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Sektörlerde gerçekleşen net finansal işlemler incelendiğinde, bir önceki çeyrekte GSYH'nin yüzde 6,1’i kadar, bu çeyrekte ise GSYH'nin yüzde 10,2’si kadar net borç alındığı görüldü.</p>
<p>Yurt içi ekonominin sektörel finansal bilançoları incelendiğinde, toplam ekonominin finansal borçlu pozisyonunda olduğu, hane halkı ve dünyanın geri kalanının yurt içi diğer sektörlerden alacaklı, finansal olmayan kuruluşlar ve genel yönetimin ise diğer sektörlere borçlu pozisyonda olduğu gözlendi.</p>
<p>Hane halkı finansal varlıkları arasında para ve mevduat kalemi yaklaşık yüzde 54’lük pay ile öne çıkarken, yükümlülüklerin tamamına yakını kredilerden oluştu.</p>
<p>Finansal olmayan kuruluşların finansal varlıkları ve yükümlülükleri içinde sırasıyla yüzde 51 ve yüzde 49’luk pay ile hisse senedi ve özkaynaklar kalemleri belirleyici oldu.</p>
<p>Tüm sektörlerin borçluluk oranları diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında, Türkiye’de yerleşik sektörlerin toplam borcunun düşük seviyede gerçekleştiği görüldü. Kredi ve borçlanma senetleri niteliğindeki toplam borcun GSYH’ye oranı 2026 yılının birinci çeyreğinde yüzde 94 olarak gerçekleşerek önceki çeyreğe göre sınırlı arttı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yerlesik-sektorlerin-acigi-16-trilyon-lira-84408</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/5/1280x720/lira-para-1778213523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın ilk çeyrek verilerine göre, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 232 trilyon lira, yükümlülükleri ise 248 trilyon lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kaysodan-ihracatin-finansmani-icin-iki-somut-talep-84398</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 16:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> KAYSO&#039;dan ihracatın finansmanı için iki somut talep</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Konferans Salonu'nda "İhracatın Finansmanı ve Yeni Nesil İhracat Destekleri Programı" düzenlendi. İhracatın finansmanına yönelik güncel uygulamalar ile yeni nesil ihracat destek mekanizmalarının ele alındığı programa İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya da katıldı. Programın açılış konuşmasını KAYSO Başkanı Mehmet Büyüksimitci yaptı.</p>
<p>Türkiye'nin son yıllarda ihracatta önemli bir başarı hikâyesi yazdığını ifade eden Büyüksimitci, bu başarının kalıcı hale gelmesi için ihracatın niteliğinin artırılması gerektiğini vurguladı. Katma değerli üretimin küresel rekabette belirleyici olacağını dile getiren Büyüksimitci, katma değerin yalnızca yüksek teknolojiyle sınırlı olmadığını; tasarım, marka, kalite, verimlilik ve güçlü pazarlama kabiliyetinin de ürünlerin katma değerini artıran temel unsurlar arasında yer aldığını kaydetti.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı'nın ihracat desteklerine yönelik uygulamalarını da değerlendiren Büyüksimitci, e-ihracat, markalaşma, Turquality, UR-GE, Yeşil Mutabakat, uluslararası fuar destekleri ve finansmana erişimi kolaylaştıran düzenlemelerin ihracatçıların rekabet gücünü artırdığını söyledi. Program kapsamında bu desteklerin uygulayıcılarından doğrudan bilgi alınmasının firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>En önemli gündem maddesi finansmana erişim</strong></p>
<p>Sanayicilerin en önemli gündem maddesinin finansmana erişim olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, uygun maliyetli ve erişilebilir finansmanın üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. İhracatçıların sahada yaşadığı sorunlardan hareketle iki somut beklentileri olduğunu belirten Büyüksimitci şu ifadeleri kullandı: “Ülkemizin üç aylık ihracat bedeli yaklaşık 70 milyar dolara karşılık gelmektedir. İhracatçının işletme sermayesi ihtiyacı da çoğu zaman birkaç aya yayılmaktadır. Bu nedenle reeskont kredilerinin toplam hacminin, en az üç aylık ihracat bedelimize karşılık gelen 70 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını talep ediyoruz. Bu kaynağın yıl boyunca öngörülebilir, kesintisiz ve erişilebilir olması; firma ölçekleri gözetilerek adil biçimde dağıtılması, ihracatçımızın sipariş alma ve fiyat verme gücünü doğrudan artıracaktır. Reeskont kredisi yalnızca bir finansman aracı değil, ihracat kapasitemizi büyüten stratejik bir kaldıraçtır. İkinci beklentimiz ise döviz dönüşüm desteğinin kapsamı ve oranıyla ilgilidir. Yüzde 3 döviz dönüşüm desteğini önemli buluyoruz. Ancak ihracatçımızın karşı karşıya bulunduğu maliyet ve kur baskısı dikkate alındığında bu desteğin daha güçlü bir seviyeye taşınmasına ihtiyaç var. Talebimiz; yüzde 3 döviz dönüşüm desteğine, 5 puanlık ilave bir prim verilmesidir. Toplam desteği yüzde 8 seviyesine taşıyacak böyle bir düzenleme ile özellikle finansman maliyetlerinin ve kur baskısının yoğun olduğu bu dönemde ihracatçımızı önemli ölçüde rahatlatacaktır. Aynı zamanda ihracat bedellerinin ülkemize daha hızlı getirilmesini teşvik ederek döviz rezervlerimize ve makroekonomik istikrara da katkı sağlayacaktır.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kaysodan-ihracatin-finansmani-icin-iki-somut-talep-84398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/8/1280x720/kaysodan-ihracatin-finansmani-icin-iki-somut-talep-1785506469.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mehmet Büyüksimitci, ihracatçının finansmana erişiminin güçlendirilmesi için reeskont kredilerinin hacminin en az 70 milyar dolar seviyesine çıkarılmasını ve yüzde 3 olan döviz dönüşüm desteğine 5 puanlık ilave prim verilerek toplam desteğin yüzde 8&#039;e yükseltilmesini talep etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ddkkm-bakiyesi-10-milyon-dolar-84407</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 16:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> DDKKM bakiyesi 10 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Döviz Dönüşümlü Kur Korumalı Mevduat/Katılma (DDKKM) hesaplarının stok bakiyelerinin haziran ayı sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, DDKKM toplam stok bakiyesi haziran ayında sabit kalarak 10 milyon dolar oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ddkkm-bakiyesi-10-milyon-dolar-84407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/8/1280x720/finansal-kesim-disi-firmalarin-net-doviz-acigi-artti-1741153851.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haziran verilerine göre Döviz Dönüşümlü Kur Korumalı Mevduat/Katılma hesapları bakiyesi 10 milyon dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-en-yuksek-haziran-ayi-ihracat-degerine-ulasildi-84406</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Bolat: En yüksek haziran ayı ihracat değerine ulaşıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, haziran ayı dış ticaret istatistikleri hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, haziran ayında ihracatın geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21,7 artışla 24 milyar 915 milyon dolar olduğunu belirten Bolat, "Böylelikle tarihsel olarak en yüksek haziran ayı ihracat değerine ulaşılmıştır, bununla birlikte haziran ayında tüm zamanların en yüksek üçüncü aylık ihracatı gerçekleşmiştir. Bölgesel savaşlara ve küresel olumsuzluklara rağmen yılın ilk yarısında ihracat yüzde 3,5 artışla 135 milyar 980 milyon dolara yükselmiştir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bolat, haziranda yıllıklandırılmış ihracatın geçen yıla göre yüzde 4,1 artışla 277,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğine işaret ederek, Haziran 2025'te yıllıklandırılmış ihracatın 266,9 milyar dolar olduğunu, geçen ay itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 11 milyar dolar arttığını kaydetti.</p>
<p><strong>"İhracat ve ithalatta kaydedilen artışta takvim etkisi öne çıktı"</strong></p>
<p>Orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının yılın ilk yarısında yüzde 8,4 artarak 56,2 milyar dolara yükseldiğini bildiren Bolat, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Haziranda mal ithalatımız, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 23 artışla 35 milyar 285 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu yıl haziranda yıllıklandırılmış ithalatımız, geçen yıla göre yüzde 4,9 artışla 373,7 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Haziran 2025'te yıllıklandırılmış ithalatımız 356,1 milyar dolardı. Böylece, haziran itibarıyla yıllıklandırılmış mal ithalatımız 17,6 milyar dolar artmıştır."</p>
<p>Bolat, haziranda ihracat ve ithalatta kaydedilen artışta takvim etkisinin öne çıktığını belirterek, Kurban Bayramı'nın geçen yıl hazirana, bu yıl mayısa denk gelmesi nedeniyle mayıs ayında dış ticaret verilerini aşağı çeken takvim etkisinin, haziranda tersine dönerek artış yönünde katkı sağladığını aktardı.</p>
<p>Küresel ekonomide devam eden jeopolitik gerginlikler, ağırlaşan uluslararası şartlar, korumacılık ve zayıf dış talebe rağmen ihracatta dirençli bir görünümün öne çıktığına işaret eden Bolat, "Önümüzdeki dönemde Orta Vadeli Program (OVP) hedefi olan 282 milyar doları aşmak üzere çalışmalarımıza tüm gücümüzle devam edeceğiz. Haziranda geçen yılın aynı ayına göre mal ihracatımız yüzde 21,7 artışla 24 milyar 915 milyon dolara yükseldi. Mal ithalatımız yüzde 23 artışla 35 milyar 285 milyon dolara çıktı." bilgisini verdi.</p>
<p>Bolat, dış ticaret açığının yüzde 26,2 artışla 10 milyar 370 milyon dolara yükseldiğini, ihracatın ithalatı karşılama oranının ise yüzde 70,6 olduğunu bildirdi.</p>
<p>Ocak-haziranda geçen yılın aynı dönemine göre mal ihracatının yüzde 3,5 artışla 135 milyar 980 milyon dolara yükseldiğini ifade eden Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Mal ithalatımız yüzde 4,6 artışla 189 milyar 120 milyon dolara yükseldi. Dış ticaret açığımız yüzde 7,4 artışla 53 milyar 140 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 71,9 oldu. Son 12 aylık dönemde geçen yılın aynı dönemine göre mal ihracatımız yüzde 4,1 artışla 277 milyar 858 milyon dolara yükseldi. Mal ithalatımız yüzde 4,9 artışla 373 milyar 711 milyon dolar olarak hesaplandı. Dış ticaret açığımız yüzde 7,5 artışla 95 milyar 853 milyon dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 74,4 olarak belirlendi."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-bolat-en-yuksek-haziran-ayi-ihracat-degerine-ulasildi-84406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/7/1280x720/omer-bolat-1769688939.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Haziran ayı dış ticaret istatistiklerini değerlendiren Bakan Bolat, &quot;Tarihsel olarak en yüksek haziran ayı ihracat değerine ulaşılmıştır, bununla birlikte haziranda tüm zamanların en yüksek üçüncü aylık ihracatı gerçekleşmiştir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/savasin-hizmet-ihracati-kanaliyla-cari-denge-uzerindeki-olumsuz-etkileri-sinirlandi-84404</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Savaşın, hizmet ihracatı kanalıyla cari denge üzerindeki olumsuz etkileri sınırlandı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, bu yılın ikinci çeyrek turizm istatistikleri hakkında değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış turizm gelirinin 65,2 milyar dolarla 2025 yılı seviyesini koruduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu dönemde ziyaretçi sayısı sınırlı gerilerken, kişi başı ortalama harcama geçen yıla göre artış gösterdi. Böylece savaşın, hizmet ihracatı kanalıyla cari denge üzerindeki olumsuz etkileri sınırlandı. Programımızla sağladığımız yapısal iyileşme sayesinde cari dengenin sürdürülebilir seviyelerde kalmasını öngörüyoruz. Jeopolitik gerilimlerin etkisini azaltmak için turizm sektörünü destekliyoruz. Konaklama vergisini yüzde 2'den yüzde 1'e indirdik. Turizm Destek Paketi kapsamında Hazine kefaletiyle sektöre 60 milyar TL tutarında ilave finansman imkânı sağladık. Çalışan başına aylık 1.270 TL asgari ücret desteği ve Bakanlık işletme belgesine sahip tesislerde çalışanlar için aylık 3.500 TL prim desteği sağlıyoruz. Sağlık, kongre, kültür ve spor turizmi gibi yüksek katma değerli alanları geliştirmeye, turizm faaliyetlerini yılın tamamına yaymaya ve sektörümüzün rekabet gücünü artırmaya yönelik politikalarımızı sürdüreceğiz."</p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Olumsuz jeopolitik gelişmelere rağmen ikinci çeyrekte yıllıklandırılmış turizm geliri 65,2 milyar dolar ile 2025 yılı seviyesini korudu.<br /><br />Bu dönemde ziyaretçi sayısı sınırlı gerilerken, kişi başı ortalama harcama geçen yıla göre artış gösterdi. Böylece savaşın, hizmet ihracatı… <a href="https://t.co/vn7jc1bdA9">pic.twitter.com/vn7jc1bdA9</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://x.com/memetsimsek/status/2083110669927199102?ref_src=twsrc%5Etfw">July 31, 2026</a></blockquote>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/savasin-hizmet-ihracati-kanaliyla-cari-denge-uzerindeki-olumsuz-etkileri-sinirlandi-84404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/mehmet-simsek-1770707941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İkinci çeyreğe ait turizm istatistiklerini değerlendiren Bakan Şimşek, &quot;Bu dönemde ziyaretçi sayısı sınırlı gerilerken, kişi başı ortalama harcama geçen yıla göre artış gösterdi. Böylece savaşın, hizmet ihracatı kanalıyla cari denge üzerindeki olumsuz etkileri sınırlandı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-faturasi-yillik-yuzde-288-artti-84400</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji ithalatı faturası yıllık yüzde 28,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan geçici dış ticaret istatistikleri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, haziranda Türkiye'nin toplam ithalatı, 2025’in aynı ayına kıyasla yüzde 23 artarak 35 milyar 284 milyon 742 bin dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Bu tutarın 5 milyar 916 milyon 832 bin dolarlık kısmını, enerji ithalatı olarak özetlenen "mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar" oluşturdu.</p>
<p>Geçen yılın haziran ayında bu rakam 4 milyar 593 milyon 350 bin dolar olarak kayıtlara geçmişti. Böylece enerji ithalatı tutarı yıllık bazda yüzde 28,8 arttı.</p>
<p>Bu dönemde ham petrol ithalatı ise yüzde 9,1 azalarak 2 milyon 656 bin 324 tona geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-faturasi-yillik-yuzde-288-artti-84400</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/8/1280x720/petrol-enerji-guney-amerika-1776401977.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının haziran verilerine göre Türkiye&#039;nin enerji ithalatı için ödediği tutar, yıllık yüzde 28,8 artışla 5,9 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-geliri-2-ceyrekte-yuzde-26-geriledi-84399</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm geliri 2. çeyrekte yüzde 2,6 geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026'nın Nisan-Haziran dönemine ait turizm istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre turizm geliri, geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 2,6 azalışla 15 milyar 865 milyon 339 bin dolar olarak kaydedildi.</p>
<p>Ziyaretçilerden elde edilen turizm geliri 15 milyar 655 milyon 868 bin dolar, transfer yolculardan elde edilen turizm geliri ise 209 milyon 471 bin dolar olarak hesaplandı. Turizm gelirinin yüzde 15,6'sı, ülkeyi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlardan sağlandı.</p>
<p>Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket turla organize etti. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 10 milyar 933 milyon 868 bin dolarını kişisel harcamalar, 4 milyar 722 milyon dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı, bu yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,1 azalarak 15 milyon 581 bin 14 kişi oldu. Bu ziyaretçilerin yüzde 16,2'sini 2 milyon 527 bin 687 kişiyle yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu.</p>
<p>Söz konusu çeyrekte Türkiye'de geceleme yapan ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 113 dolar oldu. Yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcamasının ise 79 dolar olduğu görüldü.</p>
<p>Nisan-haziran döneminde turizm geliri içindeki paket tur harcamalarının payı yüzde 30,2, yeme içme harcamalarının payı yüzde 21, uluslararası ulaştırma harcamalarının payı yüzde 12,4, konaklama harcamalarının payı ise yüzde 11,3 oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre paket tur harcamaları yüzde 5,5 ve uluslararası ulaştırma harcamaları yüzde 6,1 azalırken, konaklama harcamaları yüzde 11,7 ve yeme içme harcamaları yüzde 5,2 arttı.</p>
<p>Ziyaretçiler, Türkiye'ye yüzde 71,3 ile en çok "gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler" amacıyla geldi. İkinci sırada yüzde 16,6 ile "akraba ve arkadaş ziyareti", üçüncü sırada ise yüzde 6 ile "alışveriş" yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise ülkeye yüzde 60,3 ile en çok "akraba ve arkadaş ziyareti" amacıyla geldi.</p>
<p><strong>Turizm gideri yüzde 7,4 arttı</strong></p>
<p>Yurt içinde ikamet edip başka ülkelere ziyarette bulunan vatandaşların harcamalarından oluşan turizm gideri, yılın ikinci çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 7,4 artarak 2 milyar 962 milyon 898 bin dolar oldu. Bunun 2 milyar 88 milyon 862 bin dolarını kişisel, 874 milyon 36 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı, yıllık bazda yüzde 16,5 artarak 3 milyon 434 bin 172 kişiye çıktı, kişi başı ortalama harcama 863 dolar oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-geliri-2-ceyrekte-yuzde-26-geriledi-84399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/6/1280x720/turizm-turistjpg-1755529499.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2. çeyrek verilerine göre, Türkiye&#039;nin turizm geliri, yıllık bazda yüzde 2,6 azalışla yaklaşık 15,9 milyar dolara geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enparadan-ilk-yarida-39-milyar-lira-net-donem-kari-84405</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enpara&#039;dan ilk yarıda 3,9 milyar lira net dönem kârı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enpara Bank, 2026'nın ilk yarısına ait solo finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre, yılın ilk 6 ayında bankanın toplam aktif büyüklüğü 2025 yılı sonuna göre yüzde 21 artarak 301,8 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>Faaliyet brüt karı 16,2 milyar liraya, vergi öncesi kârı ise 5,4 milyar liraya yükselen banka, 10,8 milyar lira net faiz geliri elde etti.</p>
<p>Yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem kârı elde eden bankanın öz sermaye karlılık oranı ise yüzde 37,7 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankanın toplam müşteri sayısının artmaya devam ettiği, 2025 sonunda 8,6 milyon olan müşteri sayısının bu yılın ilk yarısında yüzde 6 artarak 9,2 milyona yükseldiği belirtildi.</p>
<p>Aynı dönemde müşteri mevduatları yüzde 13 artışla 231,9 milyar liraya, öz kaynaklar ise yüzde 20 artışla 22,6 milyar liraya çıktı.</p>
<p>Enpara Bank Genel Müdürü Cumhur Türkmen, 2026'nın ilk yarısında güçlü bilanço yapılarını korurken aktif büyüklüklerini 300 milyar liranın üzerine taşıdıklarını belirtti.</p>
<p>Kredi hacmi, müşteri mevduatları ve öz kaynaklarda kaydettikleri büyümenin, müşteri güveninin yansıması olduğuna işaret eden Türkmen, "Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye karlılık oranı elde etmemizi sağladı." ifadesini kullandı.</p>
<p>Türkmen, söz konusu dönemde ürün ve hizmet yelpazelerini de genişlettiklerini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Bireysel müşterilerimize yeni yatırım ve sigorta ürünlerimizi, KOBİ müşterilerimize ise taksitli ticari kredi ürünümüzü sunmaya başladık. Önümüzdeki dönemde de müşteri odağımızdan taviz vermeden, müşterilerimize gerçek fayda sağlayacak olan yeni ürün ve hizmetlerimizle sürdürülebilir ve sağlıklı büyümemizi devam ettireceğiz. Enpara Bank'a güvenen tüm müşterilerimize teşekkür ediyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enparadan-ilk-yarida-39-milyar-lira-net-donem-kari-84405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/5/1280x720/cumhur-turkmen-1785508744.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enpara Bank&#039;ın, yılın ilk yarısında 3,9 milyar lira net dönem kârı elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Cumhur Türkmen, &quot;Müşteri odaklı ve verimli çalışma kültürümüz sektör ortalamasının oldukça üzerinde bir öz sermaye kârlılık oranı elde etmemizi sağladı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemir-celik-borsada-islem-gormeye-basladi-84403</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kardemir Çelik, borsada işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kardemir Çelik, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "KARCL" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Kardemir Çelik'in gong töreni, Borsa İstanbul Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Önder Karalp, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özge Yastı, Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Bakırel, A1 Capital Genel Müdürü Şafak Şimşek, Yönetim Kurulu Üyesi Enes Perçin ile Genel Müdür Yardımcısı Ahmet Hulusi Konuk, Vakıf Yatırım Genel Müdürü Uğur Fidan ve Ziraat Yatırım Genel Müdürü Akın Demirbağ'ın katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Talep toplama sürecini 22-24 Temmuz'da gerçekleştiren şirket, halka arzda planlanan satış miktarının yaklaşık 4,28 katı talep aldı.</p>
<p>Pay başına 35 liradan gerçekleştirilen halka arz kapsamında satışa sunulan 128 milyon lira nominal değerli payların tamamı satılırken, halka arza 814 bin 853 yatırımcı katıldı.</p>
<p>Şirket payları, bugün Borsa İstanbul Yıldız Pazar'da "KARCL" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Borsa İstanbul Genel Müdürü Ergun, törende yaptığı konuşmada, Kardemir Çelik'in yüksek üretim kapasitesiyle metal sanayisinin liderleri arasında yer aldığını, uluslararası standartlardaki üretim kalitesi ve ihracat odaklı büyümesiyle küresel pazarlarda önemli bir yer edindiğini söyledi.</p>
<p>Şirketin halka arzdan sağlayacağı kaynağın ham madde tedariki ve tesis yatırımlarında kullanılacağını belirten Ergun, "Bu başarılı halka arz sürecinde emeği geçen herkese, tüm şirket çalışanlarına ve aracı kuruma teşekkür ediyorum. Halka arzın, sermaye piyasalarımıza hayırlı olmasını diliyor, Kardemir Çelik'e borsamız ailesine hoş geldiniz diyorum." dedi.</p>
<p><strong>"Markamızı küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu haline getirmeye kararlıyız"</strong></p>
<p>Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Karalp de İzmir ve Denizli'de bulunan 5 üretim, 5 yardımcı ve 2 enerji tesisiyle faaliyet gösteren şirketin, 1350 çalışanı ve 100'den fazla ülkeye yaptığı ihracatla Türkiye'nin önde gelen demir çelik üreticileri arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>Şirketin son yıllarda kapasiteyi artıran ve rekabet gücünü yükselten önemli yatırımları hayata geçirdiğini dile getiren Karalp, "Pandemi gibi zorlu bir dönemde gerçekleştirdiğimiz yatırımlarla dört yılda üretim kapasitemizi dört katına çıkarmayı başardık. Üretimde, ihracatta ve teknolojide, kurumsal yönetimde örnek gösterilen bir şirket olarak Türkiye'nin en büyük şirketleri arasındaki konumumuzu daha da üst sıralara taşıyacağımıza yürekten inanıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Karalp, uluslararası pazarlardaki etkinliklerini artırmaya, yeni işbirlikleri geliştirmeye ve Kardemir Çelik markasını küresel ölçekte daha güçlü bir oyuncu haline getirmeye kararlı olduklarını kaydetti.</p>
<p>Halka arz sürecinin yatırımcılardan büyük ilgi gördüğünü ifade eden Karalp, şöyle devam etti:</p>
<p>"Arz edilen paylarımıza, planlanan satış miktarının 4,28 katı talep geldi ve bugün 814 bin 853 yeni ortağımız oldu. Bu tablo yıllardır emekle, sabırla, kararlılıkla inşa ettiğimiz güvenin karşılığıdır. Artık Türkiye'nin dört bir yanında yüz binlerce yatırımcısıyla aynı hedefe yürüyen çok daha büyük bir aileyiz. Onların bize duyduğu güvene, daha çok çalışan ve daha çok üreterek daha şeffaf, daha güçlü ve sürdürülebilir bir şirket olarak karşılık vereceğiz. Hep birlikte geçmişinden güç alan ama yüzünü geleceğe çeviren bir anlayışla çok daha büyük başarılara ulaşacağımıza yürekten inanıyoruz."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemir-celik-borsada-islem-gormeye-basladi-84403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/4-1785508017.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;daki gong töreninde konuşan Kardemir Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Tevfik Önder Karalp, &quot;Arz edilen paylarımıza, planlanan satış miktarının 4,28 katı talep geldi ve bugün 814 bin 853 yeni ortağımız oldu. Bu tablo yıllardır emekle, sabırla, kararlılıkla inşa ettiğimiz güvenin karşılığıdır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-temmuzda-51-puan-artti-84401</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MÜSİAD SAMEKS temmuzda 5,1 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Satınalma Müdürleri Bileşik Endeksi'nin (SAMEKS) temmuz ayı sonuçları açıklandı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, temmuzda geçen aya göre 5,1 puan artarak 49,4 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi aylık bazda 3,8 puan artarak 48,3'e, Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi ise 7,7 puan artış kaydederek 53,5 seviyesine yükseldi.</p>
<p>Hizmet sektöründe iş hacmi, girdi alımları, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdam alt endekslerinin tamamı önceki aya göre artış gösterdi.</p>
<p>Böylelikle mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi temmuzda 49,4 puan seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-temmuzda-51-puan-artti-84401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/musiad-1767170330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD SAMEKS, temmuzda aylık bazda 5,1 puan artışla 49,4&#039;e yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kobiler-buyurse-bursa-buyur-bursa-buyurse-turkiye-buyur-84382</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> İbrahim Burkay: KOBİ&#039;ler büyürse Bursa büyür</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Temmuz Ayı Meclis Toplantısı Oda Hizmet Binası’nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Başkan İbrahim Burkay, Temmuz ayında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ev sahipliğinde düzenlenen Akreditasyon Sertifika Töreni’nde BTSO’nun 7 yıldızlı akreditasyon belgesi alarak, hizmet kalitesini bir kez daha tescillediğini söyledi. Burkay, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odamız, üyelerimize sunduğu hizmetler, geliştirdiği çözümler ve hayata geçirdiği projelerle yedi yıldızlı akreditasyon seviyesine ulaşan dört oda ve borsadan biri oldu. Meclis üyelerimizin görüş, öneri ve sektörel birikimi ile alanında uzmanlaşmış olan çalışma arkadaşlarımızın emeği Odamızın ulaştığı yüksek hizmet standardının temelini oluşturuyor. Meclis üyelerimize ve tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.” diye konuştu. </p>
<h2>“Tüm projelerimiz ortak aklın eseri”</h2>
<p>Göreve geldikleri ilk günden bu yana Meclisin, meslek komitelerinin ve sektör konseylerinin ortaya koyduğu fikirleri yol haritalarının merkezine aldıklarını belirten Başkan Burkay, “Üyelerimizin beklentilerini doğru analiz eden, sektörlerimizin önünü açan ve kentimizin gelecek vizyonunu şekillendiren bir anlayışla hareket ettik. TEKNOSAB’dan Bursa Business School’a, BUTEKOM’dan Model Fabrika’ya, BUTGEM’den MESYEB’e, Küresel Fuar Acentesi’nden Ticari Safari’ye kadar hayata geçirdiğimiz tüm projeler bu ortak aklın eseridir. Bursa iş dünyasının ihtiyaçlarından doğan bu çalışmalar, Meclis üyelerimizin katkıları ve birlikte çalışma kültürümüzle şekillendi.” dedi. </p>
<h2>“GUHEM Fen Lisesi açılıyor”</h2>
<p>Gökmen Uzay Havacılık Eğitim Merkezi’nin de (GUHEM) bu vizyonun en önemli eserlerinden biri olduğunu kaydeden Başkan Burkay, “GUHEM, bugün Avrupa’nın alanında en büyük merkezi olarak Bursa’mızın ve ülkemizin gurur duyduğu güçlü bir marka haline geldi. Şimdi bu vizyonu eğitim alanında bambaşka bir seviyeye taşıyoruz. Millî Eğitim Bakanlığımızla gerçekleştirdiğimiz iş birliği kapsamında GUHEM Havacılık ve Uzay Teknolojileri Fen Lisemizi hayata geçiriyoruz. Yeni eğitim öğretim döneminde ilk öğrencilerini kabul edecek okulumuzda Türkiye'nin en başarılı öğrencileri havacılık, uzay ve ileri teknoloji alanında çağın gerektirdiği bilgi ve yetkinliklerle donatılacak. Türkiye Yüzyılında istikbalin yıldızlarının yetişeceği bu önemli projeye verdikleri destekler için Milli Eğitim Bakanımız Sayın Yusuf Tekin ve Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.” şeklinde konuştu.</p>
<h2>“Ne söylediğin değil ne ürettiğin önemli”</h2>
<p>Şeffaflık ve demokrasinin oda ve borsaların en temel yönetim ilkeleri olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, BTSO’nun 70 Meslek Komitesi, Meclisi ve sektör konseyleriyle ortak aklın en güçlü temsilcilerinden biri olduğunu söyledi. Meclis üyelerinin kendi sektörlerinin ve iş dünyasının güvenini kazanarak göreve geldiğini belirten Burkay, "Burada sadece konuşarak oy alamazsınız. Üreteceksiniz, aksiyon alacaksınız, risk alacaksınız. Herkes sonuç ister. Herkes ortaya konulan işe bakar. Biz de aynı anlayışla hareket ediyoruz. Biz göreve geldiğimiz ilk günden bu yana 'Ne söyledin?' değil, 'Ne ürettin?' sorusunu sorduk. Bugün ortaya çıkan eserler de bu anlayışın en güçlü göstergesidir. BTSO'da her karar, ortak aklın ve meclis iradesinin ürünüdür." dedi.</p>
<h2>“Türkiye bizden hizmet bekliyor”</h2>
<p>Göreve geldikleri günden bu yana açıkladıkları projeleri birer birer hayata geçirdiklerini belirten Başkan Burkay, "Biz bu makamlara bize 'Başkanım' desinler diye değil, Bursa'ya eser kazandırmak için talip olduk." dedi. Burkay, yeni dönemde de üretim ve yatırım odaklı projeleri kararlılıkla sürdüreceklerini söyledi. Başkan Burkay, “Bursa'da muazzam bir potansiyel var. Ama bu potansiyeli görebilecek vizyona, onu hayata geçirecek aksiyoner kadrolara ihtiyaç var. BTSO yönetimi de meclisi de bu anlayışa sahiptir. Türkiye bizden hizmet bekliyor, Bursa bizden hizmet bekliyor. 2030 Vizyonumuz doğrultusunda 60 bin üyemizin güçlü desteğiyle durmadan çalışmaya devam edeceğiz.” dedi. </p>
<h2>“TEKNOSAB’da yepyeni bir ekosistem inşa ediliyor”</h2>
<p>Ağustos ayında uzun yıllardır çalıştıkları TEKNOSAB KOBİ OSB, TEKNOSAB Gıda İhtisas OSB, TEKNOSAB Defence Hub, TEKNOSAB Organize Ticaret Bölgeleri, TEKNOSAB Data Center ve TEKNOSAB Teknopark projelerinin lansmanını yapacaklarını açıklayan İbrahim Burkay, Bursa'nın üretim altyapısını daha da güçlendirecek yeni yatırımlarla kentin rekabet gücünü artıracaklarını ifade etti. Bursa'nın üretim gücü, girişimcilik kültürü ve kurumsal birikimiyle Türkiye'nin kalkınmasında stratejik bir role sahip olduğunu vurgulayan Başkan Burkay, "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz. Bugüne kadar ortaya koyduğumuz her projeyi hayata geçirdik. En büyük sermayemiz, bu kuruma duyulan güvendir. Bu güveni hep birlikte koruyacağız. Bu yürüyüş kesintisiz devam edecek. Bursa üretmeye devam edecek. Bursa büyümeye devam edecek. Ve oluşturacağımız yeni KOBİ ekosistemiyle; “KOBİ’ler büyür; KOBİ’ler büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür.” Toplantıda ayrıca önceki Dönem Adalet Bakan Yardımcısı Zekeriya Birkan, BTSO Tahkim ve Arabuluculuk (BTSO TAM) Merkezi’nde yeniden yapılandırılan tahkim süreçlerine ilişkin bilgi verdi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kobiler-buyurse-bursa-buyur-bursa-buyurse-turkiye-buyur-84382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/kobiler-buyurse-bursa-buyur-bursa-buyurse-turkiye-buyur-1785490671.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, TEKNOSAB genişleme alanında hayata geçirdikleri TEKNOSAB KOBİ OSB, Organize Ticaret Bölgeleri, İnşaat Sektörü Depolama Alanları ve yeni vizyon projelerinin lansmanını Ağustos ayında gerçekleştireceklerini açıkladı. “Bursa Büyürse Türkiye Büyür” mottosuyla yola çıktıklarını hatırlatan Burkay, “KOBİ odaklı yeni TEKNOSAB ekosistemimizle KOBİ&#039;ler büyürse Bursa büyür; Bursa büyürse Türkiye büyür” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cengiz-aygun-doluluk-var-karlilik-yok-84378</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cengiz Aygün: Doluluk var, kârlılık yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN</strong></p>
<p>Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) Başkanı Cengiz Aygün, 2026 turizm sezonunun beklentilerin gerisinde seyrettiğini belirterek, otellerde doluluk oranlarının yüksek görünmesine rağmen bunun büyük ölçüde fiyat indirimleriyle sağlandığını söyledi.</p>
<p>Bölgede yerli turistin sektöre önemli destek verdiğini ifade eden Aygün, 2027 sezonunda ise özellikle İngiltere pazarındaki daralmanın en önemli risklerden biri olduğunu dile getirdi.</p>
<p>2026 turizm sezonunun beklentilerin gerisinde başladığını belirten Aygün, “İran-İsrail gerilimi, ABD'nin bölgedeki gelişmeleri ve Rusya-Ukrayna savaşının etkileri nedeniyle nisan, mayıs ve haziran aylarında arzu ettiğimiz performansa ulaşamadık. Ancak bayramın ardından okulların kapanmasıyla birlikte temmuz ayında doluluk oranları yüzde 90'ın üzerine çıktı. Ağustos ve eylül aylarında da hareketliliğin sürmesini bekliyoruz. Buna rağmen genel tabloya baktığımızda 2026 sezonu, performans açısından 2025'in gerisinde seyrediyor” dedi.</p>
<p>Doluluk oranlarının kârlılığı yansıtmadığını ifade eden Aygün, “Otellerde doluluk sağlanıyor ancak bu doluluk kârlılık anlamına gelmiyor. Kontrat fiyatlarının beklentileri karşılamaması nedeniyle otelleri boş bırakmamak adına çeşitli fiyat avantajları ve kampanyalarla doluluk oluşturmaya çalışıyoruz” diye konuştu.</p>
<h2><strong>“Yerli turist sezonun en önemli destekleyicisi”</strong></h2>
<p>Yerli turistin sezonun en önemli destekleyicisi olduğunu belirten Aygün, “Bölgedeki misafir profilimizin yüzde 50'den fazlasını yerli turist oluşturuyor. Avrupalı turistten kaynaklanan boşluk büyük ölçüde Türk misafirlerle dolduruldu. Yerli turist, bu sezon oteller açısından adeta dengeleyici unsur oldu” dedi.</p>
<p>2027 sezonuna ilişkin erken rezervasyon verilerini de değerlendiren Aygün, “Marmaris ve Dalaman destinasyonları açısından en önemli pazarımız İngiltere. Ancak mevcut verilere göre İngiltere pazarında 2025'e kıyasla yaklaşık yüzde 10'luk bir gerileme öngörüyoruz. Bu bizim açımızdan önemli bir risk oluşturuyor. Bu nedenle Avusturya gibi yeni pazarlara yöneliyoruz. Mayıs ayından itibaren Dalaman'a Avusturya'dan haftada bir veya iki direkt uçuş başlamasını hedefliyoruz. Bunun yanında farklı pazarlarda da tanıtım çalışmalarımızı sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>“Fuarlar bizim için önemli bir lobicilik platformu”</h2>
<p>Turizm fuarlarının yeni pazarlara ulaşmada önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Aygün, "Fuarlar bizim için yalnızca tanıtım değil, aynı zamanda güçlü bir lobi ve pazarlama platformu. Hangi pazarda daha etkili olabileceğimizi belirleyerek fuar takvimimizi buna göre oluşturuyoruz. İngiltere, Rusya, Almanya ve Almanca konuşan ülkeler bizim açımızdan öncelikli pazarlar. Bu fuarlarda tur operatörleri ve hava yolu şirketleriyle yaptığımız görüşmeler sayesinde pazarın beklentilerini doğrudan değerlendirme fırsatı buluyoruz" dedi.</p>
<p>Marmaris'in yeni pazarlara açılması için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Aygün, “Son iki yılda Marmaris'te yaklaşık 6 bin Avusturyalı emekli misafiri ağırladık ve memnuniyet oranı yüzde 97-98 seviyelerine ulaştı. Bunun üzerine Avusturya'daki tur operatörleriyle görüşmelere başladık. 2027 yılı itibarıyla Dalaman'a Avusturya'dan haftada bir veya iki direkt uçuş başlatılması için çalışmalar yürütüyoruz. Böylece bölgeye yeni bir pazar kazandırmayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>“Polonya pazarı bizim için önemli bir atak olabilir”</h2>
<p>Alternatif pazarlara yönelik tanıtım faaliyetlerinin sürdüğünü belirten Aygün, “Polonya pazarı sürekli büyüyor ve bu pazarda yükselen bir grafik yakaladık. Hollanda pazarında geçmişte elde ettiğimiz başarıyı yeniden yakalamak için tanıtım ve halkla ilişkiler çalışmalarımıza devam ediyoruz. İngiltere ise hâlâ bölgemizin en önemli pazarı olmayı sürdürüyor. Mevcut pazarlardaki gücümüzü korurken yeni destinasyonlardan daha fazla turist çekmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cengiz-aygun-doluluk-var-karlilik-yok-84378</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/cengiz-aygun-1785493887.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GETOB Başkanı Cengiz Aygün, 2026 turizm sezonunun beklentilerin gerisinde kaldığını belirterek, otellerde yüksek doluluk oranlarının fiyat indirimleriyle sağlandığını söyledi. Yerli turistin sektörü ayakta tuttuğunu ifade eden Aygün, 2027 sezonunda İngiltere pazarındaki daralmaya karşı Avusturya ve Polonya gibi alternatif pazarlara odaklandıklarını dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/antrepoculuga-kadin-eli-degdi-84373</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nuremma&#039;dan 35 milyon dolarlık antrepo yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET USMAN/İZMİR </strong></p>
<p>İzmir’in en büyük antrepolarından biri 3 kız kardeşin ortaklığı ile Aliağa’da kuruldu. Tesisi, demir ticareti ve geri dönüşüm sektörlerinde faaliyet gösteren Erdoğan Erdem, kızları Nurçin, Meryem ve Fatma ile birlikte birlikte kurdu. </p>
<p>35 milyon dolarlık yatırımla Aliağa’da kurulan antrepo, kimyasal yükler, tehlikeli eşyalar, gıda, otomotiv, iş makineleri, makine grupları, kasalı yükler, soğuk hava ve ihracata dönük depolama ihtiyaçları ve benzeri alanlara hizmet veriyor.</p>
<p>Babası Erdoğan Erdem’in iş hayatına İskenderun’da başladığını, daha sonra işlerini İzmir’e taşıdığını belirten Nuremma AŞ Genel Koordinatörü Nurçin Erdem, “Parça, standart ve hurda demir satışı yaptığımız firmamızda 2019’da konkordato süreci yaşadık. Bir buçuk yıl içinde borçlarımızı ödeyerek bu süreçten çıktık. Ardından antrepo yatırımına yöneldik. Mevcut durumunu ve gelişme potansiyelini dikkate alarak bu yatırımı Aliağa’da yaptık. Firmamızın isminde de ortaklık yapısında da 3 kardeş olarak bizim ağırlığımız var. Nuremma, kardeşlerim Meryem ve Fatma ile benim adımdan türetildi. Şirkette de her birimiz yüzde 31 paya sahibiz. Kalan yüzde 7 hisse de babamıza ait. Kendisi yönetim kurulu başkanımız olarak bize katkı vermeye devam ediyor” diye konuştu.</p>
<h2>35 milyon dolarlık yatırım</h2>
<p>Yaptıkları yatırımın yalnızca bir depolama alanı olmadığını, Aliağa’da limanlardan gümrüğe, ithalatçıdan ihracatçıya kadar geniş bir lojistik zincire hizmet edecek nitelikte planlandığını söyleyen Erdem, “Aliağa’nın dış ticaret kapasitesi her geçen gün artıyor. Bu da güçlü lojistik destek alanlarına duyulan ihtiyacı beraberinde getiriyor. Antrepomuz 13 bin m2’lik 10 metre yüksekliğinde kapalı alan, 30 bin m2 açık alan olmak üzere toplam 43 bin m2 gümrüklü antrepo sahasına sahip. Tesiste ayrıca 3 bin m2 gümrüklü tehlikeli madde stoklama alanı ve bin m2 gümrüklü soğuk hava alanı bulunuyor. 35 milyon dolarlık yatırımla kurduğumuz tesisin tüm hollerinde yüksek güvenlik standartlarıyla tasarlanmış sprinkler sistem, sifonik su tahliye sistemi, raf sistemleri, yükleme rampaları ve yangın tesisatı bulunuyor. Tesiste, 130 kamerayla 7 gün 24 saat kayıt alınan yüksek güvenlikli bir altyapı oluşturduk” diye konuştu.</p>
<h2>“Hem soğuk hava, hem de tehlikeli madde için ayrı alanımız var”</h2>
<p>Erdem, tesisin kimyasal yükler, tehlikeli eşyalar, otomotiv, iş makineleri, makine grupları, kasalı yükler ve ihracata dönük depolama ihtiyaçları için kullanılabileceğini belirterek, “İzmir’de bu çeşitlilikte hizmet sunan başka antrepo yok. Liman, antrepo ve gümrük süreçleri birbirinden ayrı düşünülemez. İthal ürünlerin gümrük kontrolünde depolanması, muayene edilmesi, elleçlenmesi ve işlemler tamamlandığında teslim edilmesi için güçlü bir altyapı oluşturduk. Aynı şekilde ihracata gidecek ürünlerin depolanması ve konteynerlere hazırlanması noktasında da firmalarımıza destek veriyoruz. Soğuk hava ve tehlikeli maddeler için ayrı alanlarımızın olması da bölge için avantaj. Hem piyasanın mevcut durumu, hem kapasitemizin yüksekliği, hem de yeni bir yatırım olmamız nedeniyle şu an yüzde 10 doluluk oranıyla çalışıyoruz. Yıl sonuna kadar bu rakamı yüzde 50’ye çıkarmayı, önümüzdeki yıl da tam kapasite çalışmayı hedefliyoruz. Bünyemizde 60 kişi çalışıyor, kapasite kullanımına paralel olarak bu sayı da artacaktır” dedi.</p>
<h2>Geri dönüşüm ve tarım sektörlerinde de varız</h2>
<p>Kardeş şirketleri aracılığıyla uzun yıllardır demir çelik tesislerinden aldıkları cürufları geri dönüştürdüklerini dile getiren Nurçin Erdem, şunları söyledi: “İzmir ve Zonguldak Ereğli’deki tesislerimizde cüruftan parke taşı, asansör denge ağırlığı gibi ürünler yapıyoruz. Ayrıca cüruftan çıkan hurda demiri ve demir cevherini çimento şirketlerine satıyoruz. Böylece atık olarak çevreyi kirletecek bir ürünü katma değere dönüştürüyoruz. Son dönemde yaklaşık 100 dönümlük alanda tarım ve hayvancılık konusunda çeşitli adımlar attık. 30 dönümlük muz seramız, mantar tesisimiz var. Karakılçık buğday, üzüm, yumurta gibi ürünler üretiyor, koyun yetiştiriciliği yapıyoruz. Bunlara hobi olarak başladık ama yavaş yavaş ticarileştirme düşüncemiz var.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/antrepoculuga-kadin-eli-degdi-84373</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/3/1280x720/antrepoculuga-kadin-eli-degdi-1785488680.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nuremma, 35 milyon dolarlık yatırımla Aliağa’da antrepo kurdu. Babası ve 2 kız kardeşiyle ortak kurdukları tesis hakkında açıklama yapan Genel Koordinatör Nurçin Erdem, yatırımın yalnızca bir depolama alanı olmadığını, Aliağa’da limanlardan gümrüğe, ithalatçıdan ihracatçıya kadar geniş bir lojistik zincire hizmet edecek nitelikte planlandığını belirterek, “Aliağa’nın dış ticaret kapasitesi her geçen gün artıyor. Bu da güçlü lojistik destek alanlarına duyulan ihtiyacı beraberinde getiriyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-yesil-osb-unvanina-bir-adim-kaldi-84386</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kütahya OSB, &#039;Yeşil&#039; olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<div class="qMYqUG_convSearchResultHighlightRoot">
<div class="" data-turn-id-container="request-WEB:830891aa-4a70-40e4-9d83-219efb9ddabf-0" data-is-intersecting="true">
<section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none has-data-writing-block:pointer-events-none [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:830891aa-4a70-40e4-9d83-219efb9ddabf-0" data-turn-id-container="request-WEB:830891aa-4a70-40e4-9d83-219efb9ddabf-0" data-testid="conversation-turn-2" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-8 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn" data-conversation-screenshot-content="">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="37e97f48-74fe-4a9d-9d20-8235784c89db" data-turn-start-message="true" data-message-model-slug="gpt-5-5">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert wrap-break-word w-full light markdown-new-styling">
<p class="PDq2pG_selectionAnchorContainer" data-start="264" data-end="532">Resmî sertifikasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Kütahya Kütahya Organize Sanayi Bölgesinin (OSB), Türkiye genelinde faaliyet gösteren 419 organize sanayi bölgesi arasında Yeşil OSB ünvanına sahip 27 bölge arasına katılması bekleniyor.</p>
<p class="PDq2pG_selectionAnchorContainer" data-start="264" data-end="532">Böylece Kütahya OSB, kentin ilk ve tek "Yeşil OSB"si olacak.</p>
<p data-start="534" data-end="918">Yeşil OSB Sertifikası için gerekli ön koşullar arasında yer alan ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi ile ISO 14064 Sera Gazı Emisyonlarının Hesaplanması ve Doğrulanması Yönetim Sistemi belgelerine sahip olan Kütahya OSB, sürdürülebilirlik alanındaki kurumsal altyapısını uluslararası standartlara uygun şekilde oluşturdu.</p>
<p data-start="920" data-end="1252">Çevre yönetimi, enerji verimliliği, iklim değişikliğiyle mücadele, su ve atık yönetimi, döngüsel ekonomi, sürdürülebilir altyapı ve kurumsal yönetim uygulamalarını kapsayan sertifikasyon denetiminde, Kütahya OSB'nin sürdürülebilirlik odaklı çalışmaları incelendi. Denetim süreci herhangi bir uygunsuzluk tespit edilmeden tamamlandı.</p>
<p data-start="1254" data-end="1552">Kütahya Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Eskioğlu, sürdürülebilirliğin sanayide rekabet gücünün temel unsurlarından biri haline geldiğini belirterek, Yeşil OSB Sertifikasyon Denetimi'nin başarıyla tamamlanmasının yürüttükleri çalışmaların önemli bir göstergesi olduğunu söyledi.</p>
<p data-start="1554" data-end="1802">Eskioğlu, resmî sürecin tamamlanmasıyla Türkiye'de Yeşil OSB unvanına sahip sınırlı sayıdaki organize sanayi bölgeleri arasında yer almayı beklediklerini ifade ederek, bunun Kütahya ve bölge sanayicileri adına önemli bir kazanım olacağını kaydetti.</p>
<p data-start="1804" data-end="2007">Yeşil OSB unvanının yalnızca bir sertifikadan ibaret olmadığını vurgulayan Eskioğlu, kalite, çevre, enerji ve sürdürülebilirliği kurumsal yönetim anlayışlarının merkezine yerleştirdiklerini dile getirdi.</p>
<p data-start="2009" data-end="2281">Eskioğlu, hedeflerinin yalnızca belge almak olmadığını belirterek, sanayiyi geleceğe hazırlamak, yatırımcılara uluslararası standartlarda üretim altyapısı sunmak ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak için çalışmalarını sürdüreceklerini sözlerine ekledi.</p>
<p data-start="2283" data-end="2513" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Kütahya OSB'nin resmî sertifikasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Türkiye'nin Yeşil OSB unvanına sahip organize sanayi bölgeleri arasına katılması ve Kütahya'nın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"> </div>
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"> </div>
</div>
</div>
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1" data-conversation-screenshot-content="">
<div> </div>
</div>
</div>
</section>
</div>
</div>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)" aria-hidden="true"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutahya-osb-yesil-osb-unvanina-bir-adim-kaldi-84386</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/6/1280x720/kutahya-osb-1785496087.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya Organize Sanayi Bölgesi, Yeşil OSB Sertifikasyon Denetimi&#039;ni başarıyla tamamlayarak Türkiye&#039;de &quot;Yeşil OSB&quot; ünvanına sahip organize sanayi bölgeleri arasına girmeye hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-haziranda-104-milyar-dolar-84371</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı haziranda 10,4 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan haziran ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 21,7 artışla 24 milyar 915 milyon dolara, ithalat yüzde 23 artarak 35 milyar 285 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Dış ticaret açığı, haziranda yıllık bazda yüzde 26,2 artarak 8 milyar 218 milyon dolardan 10 milyar 370 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı Haziran 2025'te yüzde 71,4 iken, geçen ay yüzde 70,6'ya geriledi.</p>
<p><strong>Ocak-haziran döneminde dış ticaret açığı yüzde 7,4 arttı</strong></p>
<p>Ocak-haziranda ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,5 artarak 135 milyar 980 milyon dolar, ithalat yüzde 4,6 yükselişle 189 milyar 120 milyon dolar olarak hesaplandı.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 7,4 artışla 49 milyar 460 milyon dolardan 53 milyar 140 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Haziran 2025 döneminde yüzde 72,6 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 71,9'a geriledi.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 23,2 artarak 18 milyar 907 milyon dolardan 23 milyar 302 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, yüzde 24,3 artışla 22 milyar 541 milyon dolardan 28 milyar 16 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, haziranda 4 milyar 713 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi, yüzde 23,8 artışla 51 milyar 318 milyon dolar oldu.</p>
<p>Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 83,2 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 93,7</strong></p>
<p>Ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta haziranda imalat sanayisinin payı yüzde 93,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,5, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 2 oldu.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 93,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 1,8 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta haziranda ara mallarının payı yüzde 71,4, sermaye mallarının payı yüzde 14,2 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,2 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın ilk 6 ayında ara mallarının payı yüzde 71,5, sermaye mallarının payı yüzde 14 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,1 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Haziranda ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı 1 milyar 971 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 539 milyon dolarla ABD, 1 milyar 352 milyon dolarla İtalya, 1 milyar 258 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 117 milyon dolarla İspanya takip etti. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29'unu oluşturdu.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde de ihracatta ilk sırayı 11 milyar 245 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 8 milyar 481 milyon dolarla ABD, 8 milyar 33 milyon dolarla Birleşik Krallık, 7 milyar 239 milyon dolarla İtalya ve 5 milyar 712 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,9'una karşılık geldi.</p>
<p>Haziranda ithalatta ilk sıra Çin'in oldu. Bu ülkeden yapılan ithalatın tutarı 5 milyar 276 milyon dolar olarak hesaplandı. Çin'in ardından en fazla ithalat 3 milyar 673 milyon dolarla Rusya'dan, 2 milyar 463 milyon dolarla Almanya'dan, 1 milyar 872 milyon dolarla ABD'den, 1 milyar 384 milyon dolarla İtalya'dan yapıldı. İlk 5 ülkeden gerçekleştirilen ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,6'sını oluşturdu.</p>
<p>Ocak-haziran dönemi ithalatında da ilk sırada 26 milyar 310 milyon dolarla Çin yer aldı. Çin'i, 20 milyar 943 milyon dolarla Rusya, 13 milyar 482 milyon dolarla Almanya, 9 milyar 611 milyon dolarla ABD, 7 milyar 382 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,1'i olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, haziranda bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 1,8 azaldı, ithalat yüzde 7,1 arttı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, haziranda geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 7,9, ithalat yüzde 8,7 arttı.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Haziranda bu sınıflamaya göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,7 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 4,4 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde ISIC Rev.4'e göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,8, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,5 oldu.</p>
<p>Haziranda, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,3 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 12,1 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,5, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 12 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise haziranda ihracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 23,8 artarak 22 milyar 720 milyon dolara, ithalat yüzde 27,1 yükselerek 33 milyar 193 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Haziranda dış ticaret açığı yüzde 34,9 artarak 7 milyar 764 milyon dolardan 10 milyar 473 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Haziran 2025'te yüzde 70,3 iken, bu yılın aynı ayında yüzde 68,4'e geriledi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-haziran döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,4 artarak 124 milyar 604 milyon dolar, ithalat yüzde 5,9 yükselişle 178 milyar 777 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde dış ticaret açığı yüzde 9,5 artarak 49 milyar 453 milyon dolardan 54 milyar 173 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Haziran 2025'te yüzde 70,7 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 69,7'ye geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-haziranda-104-milyar-dolar-84371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/5/1280x720/ihracat-ithalat-1779254330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının haziran verilerine göre ihracat, yıllık bazda yüzde 21,7 artışla 24,9 milyar dolara, ithalat ise yüzde 23 yükselerek 35,3 milyar dolara yükseldi. Bu dönemde dış ticaret açığı yaklaşık 10,4 milyar dolar oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-teminatinda-riskli-mukellefler-icin-duzenleme-84367</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergi teminatında &#039;riskli mükellefler&#039; için düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, teminatın verileceği yılda sunulması gereken ve bir önceki yıla ait olan gelir veya kurumlar vergisi beyannamesinde, ilgili şartları taşıması durumunda uyumlu mükelleflere vergi indirimi uygulamasından yararlanma hakkı bulunan mükellefler, beşte bir oranında teminat verecek.</p>
<p>Hakkında sahte, yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünden vergi inceleme raporu düzenlenen mükellefler ise vergi inceleme raporlarının vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih ile kesinleşmesi arasındaki sürede beş katı kadar teminat verecek. Söz konusu raporların vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarihten sonra mükelleflere tebliğ edilecek bir yazıyla teminatlarını 30 gün içinde tamamlamaları istenecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-teminatinda-riskli-mukellefler-icin-duzenleme-84367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, hakkında sahte, yanıltıcı belge düzenleme veya kullanma yönünden vergi inceleme raporu düzenlenen mükellefler vergi inceleme raporlarının vergi dairesi kayıtlarına girdiği tarih ile kesinleşmesi arasındaki sürede beş katı kadar teminat verecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/asgari-maktu-vergi-uygulamasi-devreye-giriyor-84365</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Araçlar için asgari vergi uygulaması devreye giriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Binek otomobiller ve insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtların vergilendirilmesinde asgari maktu vergi uygulaması devreye alınıyor.</p>
<p>Konuya ilişkin hükümlerin yer aldığı ​​​​​​​Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kanunda, otomobillere ilişkin özel tüketim vergisi (ÖTV) düzenlemesi öngören maddeler de yer aldı.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgiye göre, kanun, binek otomobiller ile esas itibarıyla insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtların vergilendirme sistemine asgari maktu vergi standardı getiriyor.</p>
<p>Kanunla, mevcut uygulamada, motor silindir hacmi, motor gücü, emisyon, menzil ve matrah gibi kriterlere göre nispi (oran bazlı) olarak vergilendirilen bu taşıtlar için yeni alt sınır mekanizması oluşturuldu.</p>
<p>Yeni sisteme göre, kapsama giren taşıtlar için nispi vergi oranı üzerinden hesaplanacak ÖTV tutarının belirlenen asgari maktu vergi tutarının altında kalması durumunda, yalnızca asgari maktu vergi tutarı tahsil edilecek. Nispi vergi tutarının yüksek çıkması durumunda ise mevcut sistemdeki gibi oran üzerinden vergilendirmeye devam edilecek.</p>
<p>Bu uygulama binek otomobilleri kapsarken, yolcu veya yük taşımaya mahsus ticari araçlar ile motosikletlerin vergilendirilmesinde ise değişiklik yapılmadı.</p>
<p><strong>Sınıflara göre belirlenen vergi tutarları ve muafiyetler</strong></p>
<p>Düzenleme kapsamında binek otomobiller ve bu gruptaki diğer taşıtlar için asgari maktu vergi tutarı 100 bin lira olarak tespit edildi.</p>
<p>Üç ve dört tekerlekli motorlu araçlar ile ATV'lerin bir kısmını içeren (L) sınıfı taşıtlarda ise sadece elektrik motor gücü 4 kilovat ve üzerinde olanlar kapsama alındı. Bu araçlar için asgari maktu tutarı 30 bin lira olarak belirlendi.</p>
<p>Buna karşılık, (L) sınıfında olup elektrik motor gücü 4 kilovatın altında kalanlar, içten yanmalı motoru olanlar, iki tekerlekli motosikletler ve (T) sınıfındaki tarım-orman traktörleri ile bu sınıftaki ATV'ler, yeni uygulamadan muaf tutuldu.</p>
<p><strong>Araç fiyatları ve vergi üzerinde doğrudan değişiklik olması öngörülmüyor</strong></p>
<p>Halen satışı yapılan ve mevcut mevzuata göre hesaplanan nispi vergi tutarları, belirlenen maktu sınırların üzerinde kalıyor. Düzenlemeyle, mevcut araç fiyatları ve vergi üzerinde doğrudan değişiklik olması öngörülmüyor.</p>
<p>Kanunla Cumhurbaşkanına, belirlenen bu maktu tutarları veya yeniden değerleme oranıyla artırılmış tutarları, yasal kriterler çerçevesinde 10 katına kadar artırma ve sıfıra kadar indirme yetkisi verildi.</p>
<p><strong>Düzenlemenin gerekçesi</strong></p>
<p>Uygulama, düzenlemenin gerekçe hükümlerine göre, cari dönemde vergi artışı oluşturmak amacıyla değil, ilerleyen süreçte yaşanabilecek sektörel ve ticari değişimlere karşı idari kararların hızlı alınabilmesi için tasarlandı.</p>
<p>Uygulama, piyasadaki olası rekabet eşitsizliklerine ve fiyatlama yapısını bozucu gelişmelere karşı müdahale aracı olarak mevzuata eklendi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/asgari-maktu-vergi-uygulamasi-devreye-giriyor-84365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni sisteme göre, kapsama giren araçlar için nispi vergi oranı üzerinden hesaplanacak ÖTV tutarının belirlenen asgari maktu vergi tutarının altında kalması durumunda, yalnızca asgari maktu vergi tutarı tahsil edilecek. Nispi vergi tutarının yüksek çıkması durumunda ise mevcut sistemdeki gibi oran üzerinden vergilendirme yapılacak. Düzenlemeyle, mevcut araç fiyatları ve vergi üzerinde doğrudan değişiklik olması öngörülmüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-875-milyon-tllik-otobus-fabrikasi-yatirimi-84363</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’ya 87,5 milyon TL’lik otobüs fabrikası yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa’nın İnegöl ilçesi, otomotiv sanayisindeki üretim kapasitesini yeni bir yatırımla genişletmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Ulaşım İç ve Dış Ticaret AŞ tarafından İnegöl Mobilya ve Ağaç İşleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde kurulması planlanan Otobüs İmalatı Tesisi için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci tamamlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, proje kapsamında hazırlanan Proje Tanıtım Dosyasını (PTD) inceleyerek, ÇED Yönetmeliği’nin 17. maddesi kapsamında “ÇED Olumlu (Ek-2)” kararı verdi. Toplam yatırım bedeli 87 milyon 500 bin TL olarak açıklanan tesisin, Bursa’nın otomotiv üretim altyapısına yeni bir halka eklemesi bekleniyor.</p>
<h2>“14 bin 833 metrekare kapalı alan”</h2>
<p>Proje, İnegöl Mobilya ve Ağaç İşleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde, Hamzabey OSB Mahallesi 15. Cadde No:4 ve 4/1 adreslerinde bulunan 37 bin 3 metrekarelik parsel üzerinde hayata geçirilecek. Tesisin kapalı alanı ise 14 bin 833 metrekare olarak planlandı. Yatırım kapsamında kurulacak fabrikanın ana faaliyet konusu otobüs üretimi olacak. Proje dosyasında yer alan bilgilere göre tesisin yıllık üretim kapasitesi 1.600 otobüs olarak belirlendi. Piyasa koşulları ve müşteri taleplerine bağlı olarak aynı üretim altyapısında minibüs, metrobüs ve troleybüs gibi farklı toplu taşıma araçlarının da üretilebilmesinin planlandığı bildirildi.</p>
<p>Fabrikanın yıl boyunca 360 gün ve günde 9 saat tek vardiya sistemiyle faaliyet göstermesi öngörülüyor. Üretim hattında şasi ve iskelet imalatından kaynak işlemlerine, gövde birleştirmeden astarlama ve boyamaya kadar birçok süreç aynı tesis bünyesinde gerçekleştirilecek. Motor montajı, elektrik ve mekanik montaj, iç ve dış donanım uygulamaları, kalite kontrol ile yol ve su testleri de üretim sürecinin bir parçası olacak. Son kontrollerin tamamlanmasının ardından araçlar sevke hazır hale getirilecek. </p>
<h2>“Elektrikli otobüs için de altyapı”</h2>
<p>Yatırımın dikkat çeken unsurlarından biri ise elektrikli otobüs üretimine yönelik altyapı seçeneği oldu. Proje dosyasında, elektrikli otobüs siparişi alınması halinde elektrik motorları ile lityum-iyon bataryaların tesis içerisinde monte edilebileceği belirtildi. Bataryaların depolanması ve montaj süreçlerinde ise yangın güvenliği, sıcaklık ve nem kontrolü ile gaz algılama sistemleri gibi özel güvenlik önlemlerinin uygulanması planlanıyor. Üretilen araçların iç pazardaki talebi karşılamasının yanı sıra doğrudan yurt dışı pazarlara ihraç edilmesi hedefleniyor. Tesiste üretim, montaj, teknik, lojistik ve idari birimler bünyesinde 450 kişinin doğrudan istihdam edilmesi planlanıyor.</p>
<h2>“Otomotiv tedarik zincirine katkı sağlayacak”</h2>
<p>Proje Tanıtım Dosyası’nda otomotiv sektörü; yüksek katma değer üretmesi, nitelikli istihdam sağlaması ve farklı sektörlerle güçlü bağlantılar kurması nedeniyle stratejik sektörler arasında gösterildi. İnegöl’deki organize sanayi bölgesinde hayata geçirilmesi planlanan yatırımın, mevcut sanayi altyapısı ve lojistik imkanlardan yararlanarak üretim süreçlerine avantaj sağlaması hedefleniyor. Bakanlığın verdiği “ÇED Olumlu (Ek-2)” kararıyla birlikte projenin gerekli diğer izin ve ruhsat süreçlerinin tamamlanmasının ardından hayata geçirilmesinin önü açıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursaya-875-milyon-tllik-otobus-fabrikasi-yatirimi-84363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/3/1280x720/bursaya-875-milyon-tllik-otobus-fabrikasi-yatirimi-1785485359.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa İnegöl’de kurulması planlanan Otobüs İmalatı Tesisi için ÇED süreci tamamlandı. 37 bin metrekarelik parsel üzerinde 14 bin 833 metrekare kapalı alana sahip olacak tesiste yılda 1.600 otobüs üretilecek. Ulaşım İç ve Dış Ticaret AŞ tarafından kurulacak tesiste, elektrikli otobüs, minibüs, metrobüs ve troleybüs üretimi de yer alacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursanin-otomotiv-devi-tofastan-500-kisilik-istihdam-hamlesi-84358</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOFAŞ’tan 500 kişilik istihdam hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa otomotiv sanayisinin öncü kuruluşlarından TOFAŞ tarafından yayımlanan “Saha Çalışanı Genel Başvuru (2026)” ilanı kapsamında işe alınacak personeller; üretim, montaj, gövde, kaynak, boya, kalıp, pres, lojistik ve üretime destek veren farklı birimlerde değerlendirilecek. İlan, belirli bir pozisyona yönelik değil, şirketin ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulan genel yetenek havuzu niteliği taşıyor. Şirket, özellikle meslek liseleri ile teknik bölümlerden mezun adayların yanı sıra otomotiv sektöründe deneyim sahibi olan veya kariyerine bu alanda başlamak isteyen başvuruları da değerlendireceğini duyurdu.</p>
<h2>“500 kişilik istihdam kapısı açılıyor”</h2>
<p>İlanda yer alan bilgilere göre işe alınacak çalışanlar; üretim, üretime destek veren birimler, montaj, gövde, kaynak, boya, kalıp ve pres, lojistik gibi bölümlerde görev alabilecek. TOFAŞ, otomotiv sektöründe deneyimi bulunan adayların yanı sıra bu alanda kariyer yapmak isteyen başvuruları da değerlendireceğini belirtiyor. Edinilen bilgilere göre yaklaşık 500 kişiyi istihdam etmesi beklenen şirket, saha çalışanları için başvuru süreci 31 Aralık 2026'ya kadar devam edecek.</p>
<h2>“Çalışanlara sunulan imkânlar”</h2>
<p>Tofaş’ta göreve başlayacak çalışanlara çeşitli sosyal haklar ve yan faydalar sunulacak. Şirket tarafından paylaşılan bilgilere göre çalışanlar; Koç Vakfı yan faydalarından, Koç Healthcare kapsamında sunulan sınırsız ve ücretsiz “Koçlulara Özel Sağlıklı Yaşam Programı”ndan, Tamamlayıcı Sağlık Sigortası ile isteğe bağlı Özel Sağlık Sigortası imkanlarından yararlanabilecek. Ayrıca eğitim bursları, sosyal destek ödemeleri ve hizmetleri, kariyer ve kişisel gelişim programları, 25 farklı Tofaş  Spor ve Hobi Kulübü, Tofaş Sosyal Tesisleri, indirimli alışveriş imkanları ile tenis, futbol, basketbol, voleybol ve fitness gibi branşların yapılabildiği açık ve kapalı spor tesisleri de çalışanlara sunulan imkanlar arasında yer alıyor.</p>
<h2>“Başvurular 31 Aralık’a kadar devam edecek”</h2>
<p>TOFAŞ’ın yayımladığı ilana göre başvurular 31 Aralık 2026 tarihine kadar kabul edilecek. Şirket, bu ilanın belirli bir pozisyon için değil, saha çalışanı genel işe alım yetenek havuzu oluşturmak amacıyla yayımlandığını belirtiyor. Bursa’da otomotiv sektöründe kariyer hedefleyen adaylar, başvurularını ilanın açık olduğu süre boyunca gerçekleştirebilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursanin-otomotiv-devi-tofastan-500-kisilik-istihdam-hamlesi-84358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/8/1280x720/bursanin-otomotiv-devi-tofastan-500-kisilik-istihdam-hamlesi-1785485019.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOFAŞ, 2026 yılı kapsamında yeni istihdam sürecini başlattı. Şirket, üretim tesislerinde ve üretime destek veren birimlerde görevlendirilmek üzere yaklaşık 500 saha çalışanı alımı için genel başvuruları kabul etmeye başladı. Adaylar, 31 Aralık 2026 tarihine kadar başvurularını gerçekleştirebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hidrojen-gazi-3-grup-madenler-arasina-eklendi-84359</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hidrojen gazı 3. grup madenler arasına eklendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının "Maden Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliği", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, Maden Kanunu'nun madenlerin gruplandırılmasına ilişkin beşinci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "karbondioksit (CO₂) gazı" ibaresinden sonra "hidrojen (H₂) gazı" ibaresi eklendi. Böylece jeotermal, doğal gaz ve petrol alanlarının dışında bulunan hidrojen gazı da üçüncü grup madenler arasında yer alacak.</p>
<p>Ayrıca, yönetmelikle rödövans sözleşmelerine ilişkin hükümler de değiştirildi. Bu kapsamda, rödövans sözleşmelerinin tek taraflı olarak maden sicilinden terkin edilebilmesi için aranan "kesinleşmiş mahkeme kararı" şartı kaldırıldı. Feshe ilişkin mahkeme kararının bulunması, kararın kesinleşmesi beklenmeksizin sicil işlemlerinin yapılması için yeterli olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hidrojen-gazi-3-grup-madenler-arasina-eklendi-84359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle, jeotermal, doğal gaz ve petrol alanlarının dışında bulunan hidrojen gazı da üçüncü grup madenler arasında yer alacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/atama-ve-gorevden-alma-kararlari-84369</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan kararlara göre, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü'nde açık bulunan Genel Müdür Yardımcılığına Melikşah Taşkın atandı.</p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nda açık bulunan 11. Bölge Müdürlüğüne Bilal Timur getirildi.</p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Marmaris Bölge Liman Başkanı Eray Aykanat görevden alındı, yerine Çetin Çiftci'nin ataması yapıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/atama-ve-gorevden-alma-kararlari-84369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazı bakanlık ve kamu kurumlarına yapılan atamalar ile görevden alma kararları, Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-ilk-yarida-31-milyar-liralik-net-grup-kari-84368</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapı Kredi&#039;den ilk yarıda 31 milyar liralık net grup kârı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yapı Kredi, 2026'nın ilk yarısına ait finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Yapı Kredi'nin konsolide finansal tablolarına göre, toplam nakdi kredi hacmi yıl başından bu yana yüzde 14 artışla 2,1 trilyon liraya yükselirken, bankanın aktif büyüklüğü 4 trilyon liraya ulaştı.</p>
<p>Aynı dönemde bankanın toplam müşteri mevduatı 2,1 trilyon lira seviyesine çıkarken, maddi öz kaynak karlılığı yüzde 23,4, konsolide sermaye yeterlilik rasyosu ise yüzde 14,4 olarak gerçekleşti. Bankanın yılın ilk yarısındaki net grup kârı da 31 milyar lira oldu.</p>
<p>Yapı Kredi CEO'su Gökhan Erün, bankanın yılın ilk yarısında güçlü finansal performansını sürdürdüğünü belirtti.</p>
<p>Erün, "2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk. Geniş müşteri tabanımız, yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle müşterilerimizin yanında yer almaya, ekonomimizin üretim, ticaret ve yatırım kapasitesini desteklemeye bu yıl da devam ettik." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılın ilk yarısında uluslararası piyasalarda gerçekleştirdikleri başarılı işlemlerle bankanın güçlü sermaye yapısını daha da pekiştirdiklerini ve Türkiye ekonomisine uzun vadeli kaynak sağlamayı sürdürdüklerini vurgulayan Erün, yılın ikinci çeyreğinde uluslararası piyasalarda başarıyla tamamladıkları 500 milyon dolarlık ilave ana sermaye tahvil ihracının, bankanın güçlü finansal yapısına ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyulan güveni ortaya koyduğunu aktardı.</p>
<p>Erün, yaklaşık 1,1 milyar dolar tutarında sendikasyon kredisi anlaşmasına imza attıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sendikasyonumuzun iki ve üç yıllık dilimlerini Sürdürülebilir Finans Çerçevemiz kapsamında yapılandırdık. Uzun vadeli ve çeşitlendirilmiş fonlama stratejimiz doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz 700 milyon dolarlık DPR işlemiyle de kaynak yapımızı daha da güçlendirdik. Böylelikle son bir yılda yurt dışı piyasalardan sağlamış olduğumuz kaynak 5,8 milyar dolara yükseldi. Bugün Yapı Kredi, bankacılıktan yatırım hizmetlerine, varlık yönetiminden leasing ve faktoringe, ödeme sistemlerinden yurt dışındaki yapılanmalarına kadar uzanan güçlü iştirak yapısıyla müşterilerine uçtan uca finansal çözümler sunuyor.</p>
<p>Her biri kendi alanında değer üreten iştiraklerimizin yarattığı sinerji sayesinde müşterilerimizin değişen ihtiyaçlarına bütüncül çözümler geliştirirken, ülkemiz ekonomisine sağladığımız katkıyı da büyütmeye devam ediyoruz. Güçlü grup yapımız, ortak vizyonumuz ve iştiraklerimizin birbirini tamamlayan yapısı sürdürülebilir büyümemizin en önemli itici güçlerinden biri olmayı sürdürüyor."</p>
<p><strong>"Firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ediyoruz"</strong></p>
<p>Yapı Kredi CEO'su Erün, Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik rol üstlenen firmaların dönüşümünü desteklemeye devam ettiklerine vurgu yaparak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Ülkemizin üretim kapasitesini daha verimli ve rekabetçi hale getirmenin yolunun dijital dönüşümden geçtiğine inanıyoruz. Bu anlayışla MEXT işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Üretimde Dijital Dönüşüm Programı kapsamında üretim yazılımlarından elektronik cihaz yatırımlarına, üretim makinelerinden otomasyon çözümlerine kadar geniş bir yelpazedeki yatırımları finanse ediyoruz. Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası kaynağı, KGF teminat desteği ve uygun vadeli çözümlerimizle firmalarımızın finansmana erişimini kolaylaştırıyoruz. Her üç imalatçı firmadan birinin Yapı Kredi müşterisi olması, ülkemizin üretim dönüşümünde üstlendiğimiz sorumluluğun da önemli bir göstergesi."</p>
<p>Yapı Kredi'nin girişimcilik ve inovasyon platformu FRWRD çatısı altındaki çalışmalarına da işaret eden Erün, söz konusu çalışmalarla girişimcilerin yatırım kaynaklarına, stratejik iş ortaklarına ve uluslararası pazarlara erişimini desteklediklerini, kurdukları işbirlikleriyle girişim ve inovasyon ekosisteminin yenilikçi çözümlerini müşteri ihtiyaçlarıyla doğru zamanda ve doğru şekilde buluşturduklarını, sektörde inovasyona öncülük ettiklerini belirtti.</p>
<p>Erün, bu yıl FRWRD Global kapsamında yüksek büyüme potansiyeline sahip Türk girişimlerinin Almanya, Avusturya ve İsviçre'yi kapsayan DACH bölgesine açılmalarına katkı sağladıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bunun yanında CIFAL Istanbul, UNITAR ve Bahçeşehir Üniversitesi işbirliğiyle hayata geçirdiğimiz Yapı Kredi FRWRD AI Akademisi ile ülkemizin yarınlarına da yatırım yaparak gençlerimizi yapay zeka, girişimcilik ve inovasyon alanlarında geleceğe hazırlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin teknoloji üreten, rekabet gücü yüksek girişimlerinin küresel başarı hikayeleri yazmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz."</p>
<p><strong>"Bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürüyoruz"</strong></p>
<p>Gökhan Erün, bankacılık sektörünün dijital dönüşümüne öncülük etmeyi sürdürdüklerini belirterek, dijital bankacılıktaki güçlü deneyimlerini kripto varlık alanına taşıyarak güvenli, şeffaf ve regülasyonlarla tam uyumlu bir dijital varlık ekosistemi oluşturmayı hedeflediklerini anlattı.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu tarafından kripto varlık platformu kuruluş izinlerinin onaylanmasının bu vizyon doğrultusunda önemli bir kilometre taşı olduğuna işaret eden Erün, faaliyete geçmek için hazırlıkları da aynı kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi.</p>
<p>Yapay zekanın sorumlu kullanımına ilişkin yaklaşımlarını da paylaşan Erün, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Yapay zekanın geleceği dönüştüren en önemli teknolojilerden biri olduğuna inanıyoruz. Ancak bu dönüşümün kalıcı değer yaratabilmesi için etik ilkeler ve güçlü yönetişim anlayışının vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Bu anlayışla hazırladığımız Sorumlu Yapay Zeka İlkelerimizde insan haklarına saygıyı, şeffaflığı, hesap verebilirliği, veri güvenliğini ve gizliliğini merkeze alıyoruz. Yapay zekayı yalnızca teknolojik bir yetkinlik olarak değil, güven, sorumluluk ve toplumsal fayda ekseninde şekillenen stratejik bir dönüşüm alanı olarak konumlandırıyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yapi-krediden-ilk-yarida-31-milyar-liralik-net-grup-kari-84368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/7/1280x720/gokhan-erun-1762532626.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapı Kredi&#039;nin, yılın ilk yarısında 31 milyar lira net grup kârı elde ettiği bildirildi. Yapı Kredi CEO&#039;su Gökhan Erün, &quot;2026 yılının ilk 6 ayında ülkemizin kalkınmasına katkı sağlama hedefimiz doğrultusunda Türkiye ekonomisine 3 trilyon liraya yaklaşan kaynak sunduk.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-kaynak-kitsa-oncelik-kobilere-verilmeli-84352</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> KTO Başkanı Gülsoy: Kaynak kıtsa öncelik KOBİ&#039;lere verilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası (KTO) Temmuz Ayı Meclis Toplantısı'nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, küresel ekonomide yaşanan dönüşümün üretim, ticaret ve sanayi üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu söyledi. Dünyada serbest ticaret döneminin fiilen sona erdiğini belirten Gülsoy, ülkelerin artık kendi sanayisini ve üreticisini korumaya odaklandığını ifade etti.</p>
<p>Küresel ölçekte sıkı para politikaları, yüksek faiz, artan enerji maliyetleri ve jeopolitik gerilimlerin hem dünya ekonomisini hem de Türkiye'deki üretim sektörünü zorladığını dile getiren Gülsoy, "Ticaret artık sadece ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda güç ve güvenlik meselesi haline geldi. Böyle bir dönemde üretim kapasitemiz en kıymetli hazinemizdir. Firmalarımız ülkemizin milli servetidir. Firmalarını nefessiz bırakan hiçbir ülke sanayisini koruyamaz" dedi.</p>
<p>Türkiye'nin İtalya ile Çin arasındaki en büyük sanayi üretim merkezi konumunda bulunduğunu ifade eden Gülsoy, buna rağmen orta-düşük teknoloji tuzağı ve sanayide güç kaybı riskine dikkat çekti. İhracatta yüksek teknolojili ürünlerin payının halen yüzde 3-4 seviyelerinde olduğunu belirten Gülsoy, üretim altyapısının korunmasının stratejik önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>"Sanayi destekleri üretime moral verdi"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı tarafından açıklanan 1 trilyon liralık imalat sanayi yatırım paketini olumlu değerlendiren Gülsoy, söz konusu desteklerin reel sektörün beklentilerine karşılık verdiğini ifade etti. "Üretimin nefes alması Türkiye'nin nefes almasıdır. Sanayicinin ve tüccarın güçlenmesi ülkemizin güçlenmesidir" diye konuştu.</p>
<p><strong>"Finansman reel sektörün oksijenidir"</strong></p>
<p>Kayseri'de özellikle imalatçı, tüccar ve mobilya sektörünün en önemli sorununun finansmana erişim olduğunu dile getiren Gülsoy, yüksek kredi faizlerinin yanı sıra komisyon ve çeşitli masrafların finansman maliyetini daha da artırdığına dikkat çekti. Bankalara çağrıda bulunan Gülsoy, "Finansman reel sektörün oksijenidir. Büyük firmalar işlerini bir şekilde sürdürüyor ancak küçük işletmeler ve KOBİ'ler krediye ulaşmakta ciddi sıkıntı yaşıyor. KOBİ'nin finansmana erişimi tıkanırsa mahalledeki dükkân kapanır, sanayideki atölye durur, gençlerimiz işsiz kalır" ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Politika faizi ile kredi faizi arasındaki makas daralmalı"</strong></p>
<p>Enflasyondaki düşüş süreciyle birlikte Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine başlamasını beklediklerini belirten Gülsoy, politika faizi ile ticari kredi faizleri arasındaki yaklaşık 20 puanlık farkın azaltılması gerektiğini söyledi. Ticari kredi büyümesine yönelik sınırlamaların gevşetilmesini isteyen Gülsoy, KOBİ kredilerindeki büyüme sınırlarının ise tamamen kaldırılmasının reel sektöre önemli katkı sağlayacağını ifade etti. TOBB tarafından yürütülen Nefes Kredisi uygulamasının önemine de dikkat çeken Gülsoy, uygulamanın dönemsel bir destek olmaktan çıkarılarak sürekli işleyen bir finansman mekanizmasına dönüştürülmesini istedi. "Kaynak kıtsa öncelik en çok ihtiyacı olan KOBİ'lerimize verilmelidir" diyen Gülsoy, Nefes Kredisi'nin limitlerinin artırılması ve vadelerinin uzatılması gerektiğini kaydetti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-kaynak-kitsa-oncelik-kobilere-verilmeli-84352</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/2/1280x720/kto-baskani-gulsoy-kaynak-kitsa-oncelik-kobilere-verilmeli-1785481761.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, küresel ekonomide dengelerin yeniden şekillendiğini belirterek, Türkiye&#039;nin üretim gücünü koruması gerektiğini söyledi. Finansmana erişimde yaşanan sıkıntıların reel sektörün en önemli gündemi olduğunu vurgulayan Gülsoy, Nefes Kredisi&#039;nin kalıcı bir finansman mekanizmasına dönüştürülmesi ve kredi büyüme sınırlarının KOBİ&#039;ler için kaldırılması çağrısında bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kgk-degisiklikleri-resmi-gazetede-84402</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KGK değişiklikleri Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun (KGK), iştiraklerdeki ve iş ortaklıklarındaki yatırımlarda gerçeğe uygun değer seçeneğine ilişkin değişiklik  kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kararla, öz kaynak yönteminin uygulanmasına ilişkin istisnalar düzenlendi. İştirakteki veya iş ortaklığındaki yatırım, girişim sermayesi kuruluşu, yatırım fonu, yatırım ortaklığı veya benzer işletmeler yoluyla, dolaylı ya da bu işletmelerce doğrudan elde tutuluyorsa, işletme bu yatırımı TFRS 9 (Türkiye Finansal Raporlama Standardı 9) uyarınca, gerçeğe uygun değer değişimi kar veya zarara yansıtılan olarak ölçmeyi tercih edebilecek. İşletme bu tercihi, iştirak veya iş ortaklığı ilk defa finansal tablolara alınırken, her bir iştirak veya iş ortaklığı için ayrı ayrı yapacak.</p>
<p>İşletmenin, bir kısmı girişim sermayesi kuruluşu, yatırım fonu, yatırım ortaklığı veya benzer işletme yoluyla dolaylı olarak elde tutulan iştirak yatırımına sahip olması durumunda, işletme iştirak yatırımının bu kısmını TFRS 9 uyarınca, gerçeğe uygun değer farkı kar veya zarara yansıtılan olarak ölçmeyi seçebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/kgk-degisiklikleri-resmi-gazetede-84402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, iştiraklerdeki ve iş ortaklıklarındaki yatırımlarda gerçeğe uygun değer seçeneği hakkında değişiklik yapılmasına karar verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/epdkde-2-baskanliga-izgec-atandi-84366</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> EPDK 2. Başkanlığına İzgeç atandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) yapılan atamalar Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan karara göre, EPDK İkinci Başkanlığına Muhammed Mustafa İzgeç atandı.</p>
<p>Kurul üyeliklerine ise Erdoğan Tozan ile İbrahim Tan'ın ataması yapıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/epdkde-2-baskanliga-izgec-atandi-84366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK İkinci Başkanlığına Muhammed Mustafa İzgeç getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kredi-limiti-artti-esnaf-gozunu-krediye-erisim-sartlarina-cevirdi-84350</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kredi limiti arttı, esnaf gözünü krediye erişim şartlarına çevirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Hazine faiz destekli esnaf kefalet kredisi üst limitinin 1 milyon 500 bin liraya çıkarılmasını iş dünyası açısından önemli bir adım olarak değerlendirdiklerini belirterek, kredi limitindeki artışın tek başına yeterli olmayacağını söyledi. Finansmana erişimin özellikle küçük esnaf açısından halen en önemli sorunlardan biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Arnik, ipotek gösteren işletmelerden ayrıca iki kefil istenmesinin kredi kullanımını zorlaştırdığını ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c49decddef-1785481694.jpg" alt="" width="700" height="397" />Artan finansman maliyetleri, yüksek işletme giderleri ve nakit akışındaki bozulmanın küçük işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Arnik, kredi limitlerindeki yükselişin sahada olumlu karşılandığını ancak mevcut uygulama şartlarının birçok işletmenin bu kaynaktan yararlanmasını engellediğini söyledi.</p>
<p>Küçük işletmelerin bugün en büyük ihtiyacının uygun koşullarda finansmana erişmek olduğunu belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, kredi limitlerindeki artışın tek başına çözüm üretmeyeceğini söyledi.</p>
<p>Arnik, şöyle konuştu: "Hazine faiz destekli işletme kredisi limitinin 1 milyon 500 bin liraya yükseltilmesi esnaf ve sanatkârımız açısından son derece önemli ve kıymetli bir gelişmedir. Devletimizin üretimi, ticareti ve istihdamı destekleme yönünde attığı bu adımı memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak sahada karşılaştığımız tablo gösteriyor ki kredi limitinin yükseltilmesi kadar bu krediye ulaşılabilmesi de büyük önem taşıyor. Bugün birçok işletmemiz limit artışından memnun olsa da mevcut şartlar nedeniyle finansmana erişemiyor. Esnafımızın beklentisi sadece daha yüksek limit değil, aynı zamanda bu kaynağa daha kolay ulaşabileceği bir finansman sistemidir. Umutlarımız arttı ancak uygulamadaki şartların da bu beklentiye uygun şekilde yeniden ele alınması gerektiğine inanıyoruz."</p>
<p><strong>"İpotek gösteren esnaftan iki kefil istenmesi yeniden değerlendirilmeli"</strong></p>
<p>Finansmana erişimin önündeki en önemli sorunlardan birinin kefil şartı olduğunu dile getiren Arnik, ipotek gösteren işletmelerden ayrıca iki kefil talep edilmesinin mevcut ekonomik koşullarda kredi kullanımını zorlaştırdığını söyledi. Arnik, "Esnafımız evini, iş yerini ya da arsasını ipotek göstererek devletimize en güçlü teminatı sunuyor. Buna rağmen ayrıca iki kefil istenmesi krediye ulaşmanın önündeki en önemli engellerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Günümüz ekonomik koşullarında insanlar kefil olmaktan çekiniyor. Odamıza gelen başvurularda en çok duyduğumuz soru 'Başkanım ipoteğimi veriyorum ama iki kefili nereden bulacağım?' oluyor. Kanaatimizce ipotek gösterilen kredilerde kefil şartının yeniden değerlendirilmesi hem kamu açısından teminat güvenliğini koruyacak hem de binlerce küçük işletmenin finansmana erişimini önemli ölçüde kolaylaştıracaktır" diye konuştu.</p>
<p><strong>"Krediye en fazla ihtiyaç duyan kesim küçük işletmeler"</strong></p>
<p>Ekonomide yaşanan maliyet baskısının en fazla küçük esnafı etkilediğini belirten Arnik, işletmelerin ayakta kalabilmek için yoğun mücadele verdiğini ifade ederek, "Bugün küçük işletmeler sadece ticaret yapmıyor; aynı zamanda artan kira giderleri, personel maliyetleri, enerji faturaları, vergi ve sigorta yükümlülükleriyle mücadele ediyor. Esnafımız üretmeye, istihdam sağlamaya ve ekonomiye katkı sunmaya devam ederken ciddi bir finansman ihtiyacıyla karşı karşıya bulunuyor. Böylesine zorlu bir süreçte krediye en fazla ihtiyaç duyan kesim zaten ekonomik baskıyı en yoğun hisseden küçük işletmelerimizdir. Bu nedenle finansmana erişim şartlarının sahadaki gerçekler dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, hem işletmelerimizin sürdürülebilirliği hem de piyasalardaki canlılığın korunması açısından büyük önem taşıyor" dedi.</p>
<p>KOSGEB desteklerinden yararlanarak işletmesini kuran girişimcilerin uzun süre esnaf kefalet kredilerinden yararlanamamasının da önemli bir sorun oluşturduğunu belirterek uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini isteyen Murat Arnik, "KOSGEB'in temel amacı girişimciliği teşvik etmek ve yeni işletmelerin kurulmasını sağlamaktır. Ancak bugün sahada bu desteklerden yararlanmış birçok küçük işletmenin beş yıl boyunca esnaf kefalet kredilerinden faydalanamaması ciddi mağduriyet oluşturuyor. Girişimciliği destekleyen mekanizmaların birbirini tamamlaması gerekirken birbirini sınırlandırması doğru bir yaklaşım değildir. Bu konunun yeniden değerlendirilmesi hem yeni işletmelerin ayakta kalmasına hem de üretim ve istihdamın güçlenmesine önemli katkı sağlayacaktır" ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kredi-limiti-artti-esnaf-gozunu-krediye-erisim-sartlarina-cevirdi-84350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/9/1280x720/para-tl-1774878057.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine faiz destekli esnaf kefalet kredisi üst limitinin artırılmasını olumlu karşılandığını ancak yeterli olmadığını belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, finansmana erişimin özellikle küçük esnaf açısından hala en önemli sorunlardan biri olmaya devam ettiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehir-osbnin-yeni-yatirim-ve-genisleme-planlari-bakanlik-gundeminde-84348</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eskişehir OSB, stratejik yatırım projelerini Ankara&#039;da anlattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) Yönetimi, Ankara'da Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ile Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Abdurrahman Aydın'ı ziyaret ederek, Eskişehir OSB'nin yeni yatırım alanları, planlanan genişleme bölgeleri, devam eden projeleri ve sanayinin geleceğine yönelik stratejik hedeflerini değerlendirdi.</p>
<p>EOSB'nin temaslarında, Eskişehir sanayisinin üretim, ihracat ve istihdam kapasitesini daha da güçlendirecek yatırımlar ile Bakanlık iş birliğinde yürütülecek çalışmalar ele alındı.</p>
<p>Eskişehir OSB Yönetim Kurulu Başkanı Nadir Küpeli başkanlığındaki heyette, Başkan Vekili Metin Saraç, Yönetim Kurulu Üyeleri Erol Öz ve Mustafa Gönenli, Denetim Kurulu Üyeleri Hasan Hakan Bayar ve Hamit Alper Çelebi ile Bölge Müdürü Erhan Tatar yer aldı.</p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ile gerçekleştirilen görüşmede, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nin devam eden yatırımları, üretim kapasitesini artırmaya yönelik çalışmaları, planlanan yeni yatırım alanları ele alındı. Nadir Küpeli, Eskişehir OSB'nin üretim, ihracat ve istihdamdaki güçlü performansına ilişkin bilgiler paylaşırken, artan yatırım taleplerini karşılamak amacıyla yürütülen yeni genişleme alanı çalışmaları ile bölgenin gelecek vizyonunu aktardı.</p>
<p>Görüşmede ayrıca Eskişehir sanayisinin rekabet gücünü artıracak projeler, yüksek katma değerli üretimin geliştirilmesi, yatırım ortamının güçlendirilmesi, yeşil ve dijital dönüşüm süreçleri ile Organize Sanayi Bölgelerinin sürdürülebilir büyümesine yönelik çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p><strong>İnan: Eskişehir OSB ülkemizin en güçlü üretim merkezi</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Oruç Baba İnan ise Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nin Türkiye'nin en güçlü üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak, organize sanayi bölgelerinin ülkenin kalkınma hedeflerine ulaşmasında stratejik bir rol üstlendiğini ifade etti. Bakanlık olarak üretimi, yatırımı, istihdamı ve yüksek katma değerli sanayiyi destekleyen çalışmaları kararlılıkla sürdürdüklerini belirten İnan, Eskişehir OSB'nin yeni yatırım alanları ve büyüme vizyonunun Türkiye sanayisine önemli katkılar sağlayacağını dile getirdi.</p>
<p><strong>Projeler ve yeni genişleme alanları ele alındı</strong></p>
<p>Heyetin bir diğer durağı ise Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Abdurrahman Aydın oldu. Gerçekleştirilen ziyarette Eskişehir OSB'nin mevcut durumu, devam eden altyapı yatırımları, planlanan projeler ve yeni genişleme alanlarına ilişkin yürütülen çalışmalar ayrıntılı şekilde değerlendirildi. Sanayicilerin artan yatırım taleplerinin karşılanmasına yönelik planlamalar ile bölgenin sürdürülebilir büyüme hedefleri hakkında görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Sanayi Bölgeleri Genel Müdürü Abdurrahman Aydın da Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'nin Türkiye'nin örnek organize sanayi bölgeleri arasında yer aldığını belirterek, üretim, ihracat ve istihdama sağladığı katkıları takdirle takip ettiklerini ifade etti. Aydın, Bakanlık ve Genel Müdürlük olarak organize sanayi bölgelerinin gelişimini desteklemeye yönelik çalışmaları sürdüreceklerini belirterek, Eskişehir OSB'nin hayata geçirmeyi planladığı projelerin başarıyla tamamlanması temennisinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehir-osbnin-yeni-yatirim-ve-genisleme-planlari-bakanlik-gundeminde-84348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/8/1280x720/eskisehir-osbnin-yeni-yatirim-ve-genisleme-planlari-bakanlik-gundeminde-1785480382.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı&#039;nda gerçekleştirdiği temaslarda yeni yatırım alanları, planlanan genişleme bölgeleri ve üretim kapasitesini artıracak projeleri değerlendirdi. Görüşmelerde, üretim, ihracat ve istihdamı destekleyecek yatırımlar ile yeşil ve dijital dönüşüm sürecinde yürütülecek iş birliği öne çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yuksek-kdv-ve-artan-maliyetler-turkiyenin-mavi-yolculuktaki-rekabet-gucunu-zayiflatiyor-84374</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yüksek KDV ve artan maliyetler Türkiye&#039;nin mavi yolculuktaki gücünü zayıflatıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'nin köklü mavi yolculuk şirketlerinden Turhan Yat'ın Yönetim Kurulu Başkanı Galip Turhan, 2026 sezonunun otel turizmine kıyasla daha sınırlı etkilendiğini ancak sektörün uluslararası rekabette her geçen yıl kan kaybettiğini söyledi.</p>
<p>Turan, bunun temel nedenleri arasında yüksek KDV oranları, hızla artan işletme maliyetleri, kur baskısı ve jeopolitik gelişmelerin bulunduğunu belirterek, Türkiye'nin sahip olduğu büyük potansiyele rağmen hak ettiği konumdan uzaklaştığını ifade etti.</p>
<p>1988 yılında kurulan aile şirketinin ikinci kuşak temsilcisi olan Galip Turhan, yaklaşık 40 yıla yaklaşan tecrübeleriyle ağırlıklı olarak yurt dışından gelen üst segment misafirlere mavi yolculuk hizmeti sunduklarını ve sektöre yatırım yapmaya devam ettiklerini belirtti.</p>
<p>2025 yılını güçlü bir performansla tamamladıklarını anlatan Turhan, 2026 sezonunun ise genel olarak iyi ilerlediğini ancak özellikle Orta Doğu'daki savaş ortamının yarattığı güvenlik algısı nedeniyle bazı rezervasyon iptalleri yaşandığını ifade etti. Buna rağmen mavi yolculuk sektörünün otel turizmine göre daha dirençli bir performans sergilediğini vurguladı. Her yıl filolarını yenileyerek kapsamlı renovasyon yatırımları yaptıklarını dile getiren Turhan, uzun vadede marina, çekek yeri ve yat imalat tesisi projelerini de hayata geçirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.</p>
<p>Sektörün en önemli sorunlarının başında yüksek KDV oranının geldiğini belirten Turhan, şu değerlendirmeyi yaptı: "Biz de oteller gibi konaklama hizmeti veriyor ve aynı turizm işletme belgesine sahip bulunuyoruz. Ancak otellerde KDV oranı yüzde 10 iken mavi yolculuk sektöründe yüzde 20 olarak uygulanıyor. Bu durum sektörümüz üzerinde çok ciddi bir maliyet baskısı oluşturuyor ve uluslararası pazarda fiyat rekabeti yapmamızı neredeyse imkânsız hale getiriyor."</p>
<h2>“Rakiplerimizin 2 – 3 katı KDV ödüyoruz”</h2>
<p>Turhan, Türkiye'nin en büyük rakipleri olan Yunanistan, Hırvatistan ve İtalya'nın yat turizmini stratejik bir sektör olarak gördüğünü, düşük KDV oranları ve çeşitli teşviklerle desteklediğini belirterek, bu ülkelerde KDV oranlarının yüzde 7-11 seviyelerinde olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Artan marina ücretleri, personel giderleri, bakım maliyetleri ve enflasyon karşısında döviz kurlarının yetersiz kalmasının sektör üzerindeki baskıyı daha da artırdığını ifade eden Turhan, son yıllarda Türkiye'nin uluslararası pazardaki rekabet gücünü önemli ölçüde kaybettiğini söyledi.</p>
<p>Yüksek vergi yükü, artan maliyetler ve sektöre yönelik desteklerin yetersiz kalması nedeniyle Türkiye’nin mavi yolculukta sahip olduğu doğal avantajı yeterince değerlendiremediğini ifade eden Turhan, "Oysa dünyanın en güzel koylarına sahip ülkelerden biriyiz. Ancak bugün rakiplerimiz Yunanistan ve Hırvatistan, uyguladıkları teşvik politikaları sayesinde uluslararası pazarda bizden çok daha güçlü bir konuma geldi. Son 5-6 yılda Türkiye, olması gereken seviyenin çok daha altına geriledi ve pazar payında ciddi kayıplar yaşadı" dedi.</p>
<h2>“Mavi yolculuk bölge ekonomisine yüksek katma değer sağlıyor”</h2>
<p>Türkiye'nin mavi yolculuğun doğduğu ve en güçlü destinasyonlarından biri olduğuna dikkat çeken Turhan, sektörün yalnızca tekne işletmelerine değil; marinalara, tersanelere, restoranlara, esnafa ve bölge ekonomisine yüksek katma değer sağladığını belirterek, KDV'nin yeniden düzenlenmesi ve sektöre rekabet gücü kazandıracak teşviklerin hayata geçirilmesinin artık bir zorunluluk haline geldiğini sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yuksek-kdv-ve-artan-maliyetler-turkiyenin-mavi-yolculuktaki-rekabet-gucunu-zayiflatiyor-84374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/4/1280x720/mavi-yolculuk-1785496276.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turhan Yat Yönetim Kurulu Başkanı Galip Turhan, mavi yolculuk sektörünün 2026 sezonundaki olumsuzluklardan otellere kıyasla daha sınırlı etkilendiğini ancak yüksek KDV oranı, artan maliyetler ve jeopolitik gelişmeler nedeniyle uluslararası rekabet gücünün zayıfladığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/5-ildeki-tasinmazlarin-satisi-icin-ihale-84357</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5 ildeki taşınmazların satışı için ihale</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), ihale ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Kurum, 5 ildeki 12 taşınmazı satış yöntemiyle özelleştirecek.</p>
<p>Buna göre, Muş'un Merkez ilçesinde 4, Ankara'nın Çankaya ilçesinde 3, Antalya'nın Kaş ilçesinde 2, Kırklareli'nin Lüleburgaz, Bursa'nın Mustafakemalpaşa, Antalya'nın Manavgat ilçelerinde birer olmak üzere 12 taşınmazın satışı yapılacak.</p>
<p>Bu taşınmazlar için ihale şartnamesi bedeli 7 bin 500 lira ile 25 bin lira, geçici teminat bedeli 2 milyon lira ile 10 milyon lira arasında değişiyor.</p>
<p>Son teklif verme tarihi, Muş'taki taşınmazlar için 18 Ağustos, Kırklareli, Bursa ve Antalya'dakiler için 19 Ağustos, Ankara'dakiler için 20 Ağustos olarak belirlendi.</p>
<p>İhaleler, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek. İhale, pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla yapılacak açık artırmayla sonuçlandırılacak.</p>
<p>İhalelere ilişkin belgelerin, Başkanlığın Ankara'daki adresine son teklif verme tarihlerinde saat 18.00'e kadar elden teslim edilmesi gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/5-ildeki-tasinmazlarin-satisi-icin-ihale-84357</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Muş, Ankara, Antalya, Kırklareli, Bursa ve Antalya&#039;da bulunan toplam 12 taşınmazın satışı için ihale düzenleyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pirlantada-laboratuvar-cagi-84338</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pırlantada laboratuvar çağı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Alım gücündeki gerileme ve doğal pırlanta fiyatlarındaki yükseliş, laboratuvar ortamında üretilen pırlantalara ilgiyi artırdı. Dünyada bu yıl yaklaşık 35 milyar dolarlık büyüklüğe ulaşan laboratuvar pırlantası pazarı, özellikle ABD gibi gelişmiş pazarlarda hızla yaygınlaşırken Türkiye'de de ilk büyük yatırımlar yapılmaya başlandı. Türkiye'de bu alanda zincir mağaza olarak ilk adımı atan So Chic, yıl sonunda laboratuvar pırlantalarının toplam pırlanta pazarından yüzde 5 pay alacağını, önümüzdeki üç yıl içinde ise bu oranın yüzde 45'e ulaşabileceğini öngörüyor. Karat bazında yüzde 80'i aşan fiyat avantajının tüketiciyi bu segmente yönlendirdiğini belirten So Chic markasının sahibi Sezgin Group Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sezgin, laboratuvar pırlantasının katkısıyla şirket satışlarında yüzde 20 büyüme beklediklerini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c390e4685b-1785477390.jpg" alt="" width="577" height="476" /></p>
<h2>Küresel nişan yüzüğü pazarı yüzde 40 </h2>
<p>So Chic’in küresel ölçekte hızla büyüyen ve mücevher ekonomisini yeniden şekillendiren Lab Diamond (Laboratuvar Pırlantası) kategorisindeki yeni stratejik yatırımlarını paylaştığı basın toplantısında konuşan Sezgin, laboratuvar pırlantalarının gelişmiş ülkelerde artık ana akım haline geldiğini söyledi. Sezgin, özellikle ABD, İngiltere ve Hong Kong'da dönüşümün çok hızlı yaşandığını belirtti. ABD'de laboratuvar pırlantalarının nişan yüzüğü pazarındaki payının üç yıl önce yüzde 5 seviyesindeyken bugün yüzde 40-45 bandına yükseldiğini aktaran Sezgin, Türkiye'nin ise bu dönüşümün henüz başında olduğunu ifade etti. Sezgin’in verdiği bilgilere göre laboratuvar pırlantaların 2026'da küresel nişan yüzüğü pazarından aldığı pay yüzde 40'ın üzerine çıktı. Pazar büyüklüğü ise 2025'te yaklaşık 28 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2026 yılında ise 34 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Pazarın 2035 yılına kadar 90 milyar dolar büyüklüğe ulaşabileceği de öngörülüyor.</p>
<h2>Türkiye'de yüzde 5 pay beklentisi </h2>
<p>2003 yılında kurulan So Chic’in bu alana yatırım yapan ilk zincir mağaza olduğunu belirten Sezgin, hali hazırda 99’a ulaşan satış noktasının yarısından fazlasında laboratuvar pırlantalı ürün satışına başladığını belirtti. Sezgin, laboratuvar pırlantasının bu yıl toplam pırlanta pazarından yaklaşık yüzde 5 pay alacağını düşündüklerini belirterek, “Amerika'da üç yıl içinde yüzde 5'ten yüzde 40'ın üzerine çıkıldı. Türkiye'de de benzer bir dönüşüm yaşanacağını düşünüyoruz. Biz de yaygın mağaza ağımız sayesinde bu pazarın en az yarısını almayı hedefliyoruz” dedi. Halen ürünlerin yaklaşık 60 mağazada satıldığını, kısa sürede tüm mağazalara yayılacağını kaydeden Sezgin, zincir mağaza tarafında bu alana giren ilk marka olduklarını vurguladı.</p>
<h2>Büyük taşlarda fiyat farkı katlanıyor </h2>
<p>Laboratuvar pırlantasının doğal pırlantayla aynı kimyasal ve fiziksel özelliklere sahip olduğunu belirten Sezgin, iki ürün arasındaki temel farkın oluşum süreci olduğunu söyledi. Doğal pırlantanın milyonlarca yılda yer altında oluştuğunu, laboratuvar pırlantasının ise kontrollü ortamda üretildiğini ifade eden Sezgin, özellikle büyük karatlarda fiyat farkının dramatik seviyelere ulaştığını anlattı. Bir karatlık laboratuvar pırlantasının uluslararası piyasada 300-400 doların altında bulunabildiğini, benzer kalitedeki doğal pırlantanın ise 5 bin doların üzerinde fiyatlandığını belirten Sezgin, "Sekiz karat gibi büyük taşlarda fark 100 kata değil, neredeyse bin kata kadar çıkabiliyor. Doğal pırlantada yüz binlerce doları bulan ürünler laboratuvar pırlantasında birkaç bin dolara alınabiliyor” dedi.</p>
<p>Amaçlarının pırlantayı daha geniş kitleler için ulaşılabilir hale getirmek olduğunu dile getiren Sezgin, laboratuvar pırlantasının özellikle genç tüketiciler için önemli bir alternatif oluşturacağını söyledi. “Orta gelirli bir genç de artık bir karatlık taşla evlilik teklifi yapabilecek. Pırlanta deneyimini daha ulaşılabilir hale getirmek istiyoruz. Her evde doğal pırlanta olmayabilir ama laboratuvar pırlantası olabilir” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Yüzde 25'in altında geri alım garantisi </h2>
<p>Bu alandaki yatırımlarını hızlandırdıklarını belirten Sezgin, son iki ayda yalnızca laboratuvar pırlantası stoğu için yaklaşık 2,5 milyon dolarlık taş alımı gerçekleştirdiklerini açıkladı. Ürünlerin uluslararası sertifikalarla satışa sunulduğunu belirten Sezgin, müşterilere geri alım ve ürün değiştirme garantisi de verdiklerini söyledi. Sezgin, “Bizden ürün alan müşterilerimiz, aldıkları ürünü satmak istediklerinde alış fiyatının yüzde 25 altında alım garantisi veriyoruz. Ürün değişimi yapmak istediklerinde ise yalnızca fiyat farkını yansıtıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Satışlarda yüzde 20 büyüme hedefi </h2>
<p>Laboratuvar pırlantasının şirket büyümesinin en önemli itici güçlerinden biri olacağını ifade eden Sezgin, “Bu yılın ilk yarısında satışlar adet olarak yüzde 15 düşmüştü. Bu ürün grubunun katkısıyla toplam satışlarımızda yaklaşık yüzde 20 büyüme bekliyoruz. Ancak bunun için pazarı da anlatmamız gerekiyor. Türkiye'de hala laboratuvar pırlantasını bilen kişi sayısı oldukça sınırlı. Şu an alım yapan müşterilerimizin büyük çoğunluğu yurtdışında yaşayan ve laboratuvar ortamında üretilen ürünleri bilen insanlar" diye konuştu. Sezgin, şirketin Ekim ayından itibaren laboratuvar pırlantasına yönelik kapsamlı bir tanıtım kampanyası başlatacağını da sözlerine ekledi.</p>
<h2>Doğal pırlanta da varlığını sürdürecek </h2>
<p>Laboratuvar pırlantasının doğal pırlantanın yerini tamamen almayacağını vurgulayan Sezgin, iki ürünün farklı müşteri gruplarına hitap edeceğini söyledi. Doğal pırlantanın lüks ve yatırım algısıyla varlığını sürdüreceğini belirten Sezgin, laboratuvar pırlantasının ise ulaşılabilir lüks segmentini büyüteceğini ifade ederek, “Doğal pırlanta bitmeyecek. Ama laboratuvar pırlantası da artık pazarın önemli oyuncularından biri olacak. Dünyada kabul edilen adı laboratuvar pırlantasıdır. Sentetik ya da sahte olarak tanımlanması doğru değil” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/pirlantada-laboratuvar-cagi-84338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/8/1280x720/pirlanta-1785477575.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğal pırlantadaki yüksek fiyatlar, laboratuvar ortamında üretilen pırlantalara ilgiyi hızla artırıyor. ABD&#039;de üç yıl içinde nişan yüzüğü pazarındaki payını yüzde 5&#039;ten yüzde 45&#039;e çıkaran laboratuvar pırlantaları, küresel nişan yüzüğü pazarının da yüzde 40&#039;ından fazlasını oluşturuyor. Türkiye&#039;de ise bu yıl yüzde 5 pay alması beklenen pazarın, üç yıl içinde yüzde 45&#039;e ulaşacağı tahmin ediliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/navlun-maliyetleri-yuzde-100-artti-84337</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Navlun maliyetleri yüzde 100 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Lojistik sektörü Orta Doğu’daki savaş nedeniyle maliyet baskısı yaşamaya devam ediyor. Geçtiğimiz haftalarda Fransız deniz taşımacılığı şirketi CMA CGM, Hürmüz Boğazı’ndaki çatışmaların yakıt maliyetini yeniden artırması üzerine 1 Ağustos’tan itibaren konteyner başına 65 ile 165 dolar arasında acil yakıt ek ücreti uygulayacağını duyurmuştu. Mevcut durumun ikinci bir duyuruya kadar süreceği belirtilmişti. EKONOMİ’ye konuşan sektör temsilcileri bu durumun diğer yük operatörlerinde de fiyatlama açısından zincirleme bir etki oluşturabileceğine dikkat çekti. Halihazırda Japonya’dan Türkiye’ye yapılan bazı seferlerde ürün türüne göre değişmekle birim başına maliyetler 35 dolardan 68 dolara kadar yükseldi. Navlun fiyatlarının en önemli göstergesi olan Baltık Dry Endeksi ise 6 aylık dönemde yüzde 34’ün üzerinde yükseldi. Özellikle taşıma sürelerinin uzaması, petrol fiyatlarındaki yüksek seyir ve sigorta primlerindeki artış lojistik maliyetlerindeki yükselişte etkili olan diğer parametreler olarak öne çıkıyor. Sektör temsilcileri yaşanan bu durumun global enflasyondaki artışı derinleştireceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p>Stratejistlerin EKONOMİ’ye yaptığı değerlendirmelerde ise lojistik maliyetlerindeki artışın global enflasyona doğrudan etkisinin yüzde 0,17 ila 0,25 puan arasında olduğuna yer veriliyor. Mevcut durumun gıda ve perakende başta olmak üzere birçok sektördeki etkisinin ise daha fazla hissedileceğine dikkat çekilirken, şu anda normalleşme sağlansa bile lojistik maliyetlerinde artış etkilerinin 2027’nin son çeyreğine kadar sürebileceğini söylüyorlar. Deniz taşımalarındaki artışın bir benzerinin pandemi döneminde yaşandığını kaydeden yetkililer, lojistik sektöründeki normal fiyatlamalara yaklaşık 1 yıl sonra gelindiğini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/navlun-maliyetleri-yuzde-100-artti-84337</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/0/1280x720/navlun-gemi-lojistik-ihracat-1778475846.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Japonya’dan Türkiye’ye gelen bazı yüklerde birim başı navlun maliyeti sene başından bu yana 35 dolardan 68 dolara kadar çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/booking-turkiyede-yeniden-hizmete-aciliyor-84336</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Booking&#039; Türkiye&#039;de yeniden hizmete açılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Gözler Terörsüz Türkiye sürecinde hazırlanan çerçeveye yasanın ne zaman sunulacağına çevrilmişken, AK Parti’den Meclis kapanmadan önce iki sürpriz yasa teklifini daha Meclis’e sunmaya hazırlanıyor. AK Parti Grubu, uzun süredir üzerinde çalışılan şehit ve gazi yakınlarının özlük haklarını yeniden düzenleyen yasa teklifi ile Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın hazırladığı “Booking.com”u Türkiye'de yeniden hizmete açılmasını sağlayan teklifleri Meclis’e sunacak. Türkiye'de uzun süredir erişimi kısıtlı olan Booking.com için yeni düzenlemeyi Kültür ve Turizm Bakanlığı hazırladı. AK Parti Grubu’nun son şeklini verdiği ve daha önce vergi ödemediği ve haksız kazanç elde ettiği gerekçesiyle faaliyetleri durdurulan platformun, yapılacak düzenlemenin ardından Türkiye'de yeniden hizmet vermesi öngörülüyor. Halihazırda platform, Türkiye'deki kullanıcıların yalnızca yurt dışı rezervasyon yapmasına izin veriyor. Yerli ve yabancı turistlerin seyahat ve tatil planlarında sıkça tercih ettiği Booking.com, Türkiye'de yeniden hizmet vermeye hazırlanıyor. Hazırlanan düzenlemeyle birlikte Booking.com'un Türkiye'de yeniden faaliyet göstermesinin önü açılacak. </p>
<h2>Şehit ve Gazi yakınlarının özlük hakları </h2>
<p>Öte yandan, AK Parti’nin son şeklini verdiği şehit yakınları, gaziler, vazife ve harp malulleri ile hak sahiplerine ilişkin mali, sosyal ve özlük haklarının güçlendirilmesine yönelik düzenlemeleri içeren kanun teklifi de bu hafta bitmeden Meclis Başkanlığı’na sunulması planlanıyor. Meclis tatile girmeden düzenlemeni yasalaşması hedefleniyor. Şehit yakınlarının gelir güvencelerinin artırılması, bakıma muhtaç gazilere sağlanan desteğin yükseltilmesi, sosyal güvenlik uygulamalarında birlik sağlanması ve farklı kanunlarda yer alan hükümlerin güncel ihtiyaçlar doğrultusunda yeniden düzeltilmesi öngörülen teklif ile, vazife ve harp malullüğü hükümleri kapsamında aylık bağlanmasını gerektiren olaylar nedeniyle yaşamını yitirenlerin veya malul olduktan sonra hayatını kaybedenlerin anne ve babalarına bağlanacak aylıklara ilişkin asgari güvence genişletiliyor. Bu arada Terörsüz Türkiye sürecinde hazırlanan çerçeve yasayla ilgili çalışmalar sürüyor. Yasa teklifinin çalışmalarına hafta sonu da devam edilecek ve hafta başında da Meclis’e sunulması planlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/booking-turkiyede-yeniden-hizmete-aciliyor-84336</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/5/1280x720/meclis-tbmm-1766725086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti, şehit ve gazi yakınlarının özlük haklarını yeniden düzenleyen yasa teklifi ile “Booking.com”un Türkiye&#039;de yeniden hizmete açılmasını sağlayan teklifi Meclis’e sunacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/avrupanin-atardamari-kuruyor-84331</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa’nın atardamarı kuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c30a694a59-1785475238.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Avrupa’nın sanayi kalbi yeniden kuraklıkla mücadele ediyor. İsviçre Alpleri’nden doğarak Almanya ve Fransa’nın üretim merkezlerini Hollanda’nın Rotterdam Limanı’na bağlayan Ren Nehri, kıtanın en kritik ticaret koridorlarından biri olmasına rağmen bu yaz tarihinin en düşük su seviyelerinden birini yaşıyor. Almanya’nın en kritik ölçüm noktalarından Kaub’da su seviyesinin 24 santimetreye kadar gerilerken, nehir taşımacılığını neredeyse durma noktasına getiriyor. 2018 ve 2022 yıllarında yaşanan kuraklıkların ardından üçüncü büyük sınavını veren nehir, bu kez yalnızca taşımacılığı değil Avrupa’nın ekonomik toparlanmasını da tehdit ediyor.</p>
<h2>Sanayi zincirinde domino etkisi </h2>
<p>Ren Nehri, Avrupa’nın en büyük limanı Rotterdam’ı Almanya’nın ağır sanayi merkezlerine bağlayan ana lojistik hattı konumunda bulunuyor. Petrol ürünleri, dizel, kömür, demir cevheri, tahıl, kimyasallar ve çelik üretiminde kullanılan hammaddelerin önemli bölümü bu su yolu üzerinden taşınıyor. Ancak su seviyesinin kritik eşiğin altına inmesiyle mavnalar normal yüklerinin yalnızca yüzde 15-20’sini taşıyabiliyor. Bu durum aynı yükü taşımak için daha fazla gemi kullanılmasına, navlun maliyetlerinin katlanmasına ve üreticilerin hammaddeye daha pahalı ulaşmasına neden oluyor. Bazı bölgelerde yakıt tedarikinde aksama riski gündeme gelirken, İsviçre’nin stratejik petrol rezervlerini kullanmak zorunda kalabileceği de değerlendiriliyor.</p>
<h2>Almanya büyümesini kaybedebilir </h2>
<p>Kuraklığın ekonomik faturası şimdiden hesaplanmaya başlandı. Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü, düşük su seviyelerinin sürmesi halinde Almanya›nın üçüncü çeyrek ekonomik büyümesinin yüzde 0,1 ila 0,2 arasında azalabileceğini öngörüyor. Uzmanlara göre en büyük risk, Avrupa’nın kimya devleri başta olmak üzere rafineriler, çelik üreticileri ve ağır sanayi tesislerinin ham madde akışında yaşanacak aksaklıklar.</p>
<h2>Enerji ve enflasyon riski büyüyor </h2>
<p>Rotterdam’dan Almanya’nın iç kesimlerine dizel ve petrol ürünleri taşınmasının zorlaşması enerji maliyetlerini de yukarı çekiyor. Kömür sevkiyatındaki aksamalar elektrik üretimini, kimyasal hammaddelerdeki gecikmeler ise birçok sanayi kolunu etkiliyor. Analistler, kuraklığın sonbahara kadar sürmesi halinde dizel, ısıtma yakıtı ve sanayi hammaddelerinde yeni fiyat artışlarının görülebileceğini, bunun da Avrupa’da enflasyonla mücadeleyi yeniden zorlaştırabileceğini belirtiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Avrupa için kritik</span></h2>
<p>■ Avrupa’nın en önemli iç su ticaret koridoru. <br />■ İsviçre, Almanya, Fransa ve Hollanda›yı birbirine bağlıyor. <br />■ Rotterdam Limanı’nı Avrupa sanayisine bağlayan ana lojistik hat. <br />■ Almanya’daki iç su yük taşımacılığının yaklaşık %80’i Ren üzerinden yapılıyor. <br />■ Petrol ürünleri, kömür, demir cevheri, tahıl, kimyasallar ve çelik hammaddeleri bu hat üzerinden taşınıyor. <br />■ 2018’de yaşanan benzer kuraklığın Alman ekonomisine maliyeti yaklaşık 5 milyar euro olarak hesaplandı. <br />■ Kiel Dünya Ekonomisi Enstitüsü, mevcut krizin Almanya’nın üçüncü çeyrek GSYH’sinden yüzde 0,2’ye kadar götürebileceğini hesaplıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/avrupanin-atardamari-kuruyor-84331</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/1/1280x720/ren-nehri-1785475619.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa ekonomisinin ‘lojistik damarlarından’’ Ren Nehri’nde su seviyesi kritik eşiğin altına indi. Almanya’nın Kaub geçidinde ölçülen seviyenin 24 santimetreye kadar gerilemesi, yük gemilerinin kapasitesini yüzde 80’e varan oranda azaltırken, Avrupa’nın kimya tesislerinden çelik fabrikalarına, rafinerilerden enerji santrallerine kadar uzanan tedarik zincirinde alarm zilleri çalmaya başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuksekogretimde-buyuyen-sessiz-kriz-84329</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yükseköğretimde büyüyen sessiz kriz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Üniversite tercih dönemine girildiğinde milyonlarca genç, hayalini kurduğu meslek için tercih listelerini hazırlıyor. Kimisi doktor olmak istiyor, kimisi mühendis, kimisi psikolog, kimisi ise öğretmen… Ancak üniversitelerin tabelalarına bakıldığında görünen manzara ile eğitim kalitesine bakıldığında ortaya çıkan tablo her zaman aynı olmuyor.</p>
<p>Son yıllarda Türkiye'nin hemen her iline üniversite açıldı. Bu gelişme ilk bakışta önemli bir fırsat gibi görünüyor. Çünkü gençler doğdukları şehirden ayrılmadan üniversite okuyabiliyor, şehirlerin ekonomisi canlanıyor ve yükseköğretime erişim kolaylaşıyor. Fakat madalyonun bir de diğer yüzü var. Açılan birçok bölümde yeterli sayıda profesör bulunmuyor. Hatta binlerce bölümde hiç profesör görev yapmıyor. Özellikle bazı mühendislik, psikoloji ve hatta tıp programlarında profesör sayısının sıfır olması, yükseköğretimin geleceği açısından düşündürücü bir tablo ortaya çıkarıyor.</p>
<p>Üniversite demek sadece bina yapmak değildir. Gösterişli kampüsler, modern derslikler ve büyük tabelalar tek başına kaliteli eğitim anlamına gelmez. Bir üniversiteyi üniversite yapan en önemli unsur, yetişmiş akademik kadrosudur. Bilgiyi üreten, araştırma yapan, öğrenci yetiştiren ve yeni nesillere yol gösteren kişiler akademisyenlerdir. Profesör ise bu zincirin en tecrübeli halkasını oluşturur.</p>
<p>Bir öğrenci üniversiteye sadece diploma almak için gitmez. Aynı zamanda alanında uzman isimlerden bilgi almak, bilimsel düşünmeyi öğrenmek ve geleceğini şekillendirmek ister. Eğer bölümde yeterli akademisyen yoksa, eğitim ister istemez eksik kalabilir. Laboratuvar çalışmaları aksayabilir, araştırma projeleri sınırlanabilir ve öğrenciler mesleki gelişim açısından önemli fırsatları kaçırabilir.</p>
<p>Bugün birçok genç mezun olduktan sonra iş bulmakta zorlanıyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri de iş dünyasının istediği niteliklerle üniversitelerin verdiği eğitimin her zaman örtüşmemesidir. Sanayi, teknoloji ve sağlık sektörleri hızla değişirken üniversitelerin de aynı hızla kendini yenilemesi gerekiyor. Ancak akademik kadro eksikliği bu dönüşümü zorlaştırıyor.</p>
<p>Özellikle mühendislik fakültelerinde yaşanan öğretim üyesi yetersizliği dikkat çekiyor. Türkiye savunma sanayinden yapay zekâya, yazılımdan uzay teknolojilerine kadar birçok alanda büyük hedefler açıklıyor. Böyle bir dönemde mühendis yetiştiren fakültelerin güçlü akademik kadrolara sahip olması hayati önem taşıyor. Benzer şekilde psikoloji bölümlerine olan ilgi her geçen yıl artarken uzman akademisyen sayısının yetersiz olması da önemli bir sorun olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>En dikkat çekici noktalardan biri ise tıp eğitimidir. Sağlık alanında yapılacak en küçük hata insan hayatını doğrudan etkileyebilir. Bu nedenle tıp fakültelerinde deneyimli öğretim üyelerinin bulunması büyük önem taşır. Akademik kadroların eksik olduğu bir ortamda hem öğrencilerin eğitimi hem de bilimsel araştırmalar olumsuz etkilenebilir.</p>
<p>Peki bu noktaya nasıl gelindi?</p>
<p>Uzmanlara göre en önemli nedenlerden biri, üniversite sayısının akademisyen yetişme hızından daha hızlı artmasıdır. Bir profesör bir günde yetişmiyor. Lisans, yüksek lisans, doktora, yardımcı doçentlik ve doçentlik süreçleri düşünüldüğünde bir akademisyenin profesör olabilmesi çoğu zaman yirmi yılı aşan bir emeği gerektiriyor. Üniversiteler hızla çoğalırken aynı hızda profesör yetiştirilemediği için bugün bu açık daha belirgin hale geliyor.</p>
<p>Bir başka neden ise bazı deneyimli akademisyenlerin emekliliği tercih etmesi veya yurt dışındaki üniversitelere yönelmesidir. Daha iyi araştırma imkânları, yüksek maaşlar ve güçlü bilimsel altyapılar, başarılı akademisyenlerin başka ülkelerde çalışmasını cazip hale getirebiliyor. Bu durum ise Türkiye açısından önemli bir beyin gücü kaybı anlamına geliyor.</p>
<p>Üniversiteler arasında akademisyen dağılımındaki dengesizlik de dikkat çekiyor. Büyük şehirlerdeki köklü üniversiteler daha fazla öğretim üyesini bünyesinde bulundururken yeni kurulan üniversiteler aynı imkânlara ulaşmakta zorlanabiliyor. Sonuç olarak öğrenciler arasında eğitim kalitesi bakımından ciddi farklılıklar oluşabiliyor.</p>
<p>Önümüzdeki yıllarda bu sorun çözülemezse bazı sonuçlarla karşılaşmamız sürpriz olmayacaktır. Bazı bölümlere öğrenci ilgisi azalabilir. Mezunların iş bulma oranları düşebilir. Uluslararası üniversite sıralamalarında gerileme yaşanabilir. Bilimsel yayın ve patent üretimi beklenen seviyeye ulaşamayabilir. Türkiye'nin yüksek teknoloji üretme hedefleri de bundan olumsuz etkilenebilir.</p>
<p>Ancak doğru politikalar uygulanırsa tablo tersine dönebilir.</p>
<p>Her şeyden önce yeni bölüm açılırken sadece fiziki bina yeterli görülmemeli, güçlü akademik kadro şartı da aranmalıdır. Akademisyen planlaması uzun vadeli yapılmalı, ihtiyaç duyulan alanlarda doktora programları desteklenmelidir.</p>
<p>Başarılı genç araştırmacılara daha fazla burs, araştırma fonu ve kariyer desteği verilmelidir. Akademisyenlerin ekonomik ve sosyal şartları iyileştirilirse hem mevcut kadroların korunması hem de yurt dışındaki Türk bilim insanlarının geri dönüşü kolaylaşabilir.</p>
<p>Üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilmeli, akademisyenlerin araştırmaları ekonomik değere dönüşebilmelidir. Bilim insanı sadece ders anlatan kişi değil, aynı zamanda bilgi üreten ve teknoloji geliştiren kişi olmalıdır.</p>
<p>Bölgesel akademisyen destek programları oluşturularak yeni kurulan üniversitelere belirli sürelerle deneyimli öğretim üyeleri görevlendirilebilir. Dijital eğitim altyapıları geliştirilerek ortak ders sistemleri kurulabilir. Böylece bir profesörün bilgi ve deneyiminden aynı anda farklı üniversitelerdeki öğrenciler de yararlanabilir.</p>
<p>Kalite odaklı bir yükseköğretim sistemi oluşturulması da büyük önem taşıyor. Üniversitelerin başarısı yalnızca öğrenci sayısıyla değil; mezunların istihdamı, bilimsel yayınları, patentleri, uluslararası projeleri ve araştırma kalitesiyle değerlendirilmelidir.</p>
<p>Türkiye genç nüfusu sayesinde büyük bir avantaja sahip. Bu avantajın gerçek güce dönüşmesi ise nitelikli eğitimle mümkündür. Üniversitelerin sayısı kadar kalitesi de yükseltilmelidir. Çünkü güçlü üniversiteler olmadan güçlü ekonomi kurmak, yüksek teknoloji üretmek ve küresel rekabette söz sahibi olmak kolay değildir.</p>
<p>Sonuç olarak mesele yalnızca birkaç bin bölümde profesör bulunmaması değildir. Asıl mesele, geleceğin doktorlarını, mühendislerini, öğretmenlerini ve bilim insanlarını nasıl yetiştireceğimizdir. Bugün alınacak doğru kararlar, yarının bilimini, teknolojisini ve ekonomik kalkınmasını belirleyecektir. Üniversiteler sadece diploma veren kurumlar değil, ülkenin geleceğini şekillendiren bilgi merkezleri olmalıdır. Eğitimde kaliteyi önceleyen, akademisyeni destekleyen ve bilimi merkeze alan bir anlayış benimsendiğinde Türkiye'nin yükseköğretimde çok daha güçlü bir konuma ulaşması mümkün olacaktır.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuksekogretimde-buyuyen-sessiz-kriz-84329</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yükseköğretimde büyüyen sessiz kriz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-fotograf-kayboldugunda-sehir-ne-kaybeder-84325</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir fotoğraf kaybolduğunda şehir ne kaybeder?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta sonu bir bit pazarında dolaşırken, eski gramofonların, pirinç kahve değirmenlerinin, porselen tabakların ve yıllardır açılmamış aile albümlerinin arasında ahşap çerçeveli siyah beyaz bir fotoğraf dikkatimi çekti. Satıcı, "Üç yüz lira..." dedi. Pazarlık etmedim; çünkü o anda elimi uzattığım şey ahşap bir çerçeveden fazlasıydı. Sanki İstanbul’un hafızasından kopup bugüne ulaşabilmiş küçük bir parçaya dokunuyordum.</p>
<p>Evde, masamın karşısındaki eski etajerin koydum. Her baktığımda yeni bir ayrıntı fark ettim. Sonunda anladım ki beni etkileyen yalnızca fotoğrafın yaşı değildi; içinde taşıdığı sessizlikti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2d19c9aff-1785474329.jpg" alt="" width="700" height="518" />Fotoğraf, Tokatlıyan Lokantası'nın önünde çekilmişti. Kaldırımdan geçen insanlar uzun pozlamanın etkisiyle hafifçe silinmiş, zamanın içinde eriyip gidiyormuş gibi görünüyordu. Kapının önünde duran iki adam ise bütün netlikleriyle hâlâ oradaydı. Sol tarafta Yunanca afişler, vitrindeki yazılar, fötr şapkalar, dönemin giyim anlayışı... Birkaç saniyelik bir görüntü, neredeyse yüz yıl sonrasına ulaşmayı başarmıştı. O kareye baktıkça fotoğrafın yalnızca bir lokantayı göstermediğini fark ettim. Aslında bir şehrin gündelik hayatını, çok kültürlü yapısını, sokak düzenini ve insan ilişkilerini de saklıyordu.</p>
<p>Merak edip araştırmaya başladım. Aynı fotoğrafın dijital ortama aktarılmış bir kopyasına da rastladım. İlk anda bunun elimdeki fotoğrafın değerini azaltacağını düşündüm. Sonra tam tersine başka bir gerçeği fark ettim. Dijital dünya görüntüyü koruyabiliyordu ama fotoğrafın yaşadığı zamanı koruyamıyordu. Ekrandaki kusursuz ama soğuk görüntü ile elimde tuttuğum kâğıdın dokusu arasında tarif edilmesi güç bir uçurum vardı. Birinde yalnızca görüntü vardı; diğerinde ise zamanın izi, yılların dokunuşu ve geçmişten bugüne taşınmış bir yolculuk hissediliyordu.</p>
<p>Bugün insanlık tarihinde hiçbir dönemde olmadığı kadar çok fotoğraf çekiyoruz. Telefonlarımızda binlerce, bulut depolarında yüz binlerce görüntü saklıyoruz. Gittiğimiz restoranları, çıktığımız yolculukları, içtiğimiz kahveyi, gün batımını, dostlarımızı, çocuklarımızı durmadan kaydediyoruz. Buna rağmen hiç olmadığı kadar hızlı unutuyoruz.</p>
<p>Çünkü teknoloji bize görüntüyü saklamayı öğretti; hikâyeyi saklamayı öğretmedi. Telefonlarımız hangi gün, hangi saatte, hangi sokakta fotoğraf çektiğimizi biliyor ama o kareyi neden çektiğimizi bilmiyor. O gün ne hissettiğimizi, masanın etrafında hangi sohbetin yapıldığını, objektifin dışında nelerin yaşandığını kaydetmiyor.</p>
<p>Fransız düşünür <strong>Roland Barthes</strong>, <em>Camera Lucida</em> adlı kitabında fotoğrafın geçmişten bugüne uzanan bir bakış olduğunu söyler. Gerçekten de eski bir fotoğrafa baktığımızda yalnızca geçmişi seyretmeyiz; geçmişin de bize baktığını hissederiz. <strong>Walter Benjamin</strong>'in yıllar önce sözünü ettiği <em>"aura"</em> kavramı da tam burada anlam kazanır. Bir fotoğrafı benzersiz yapan yalnızca üzerindeki görüntü değildir. Onun kimlerin evinde asılı kaldığı, hangi sandıkta yıllarca beklediği, kimlerin elinden geçtiği ve hangi hayatlara tanıklık ettiği de o fotoğrafın ayrılmaz bir parçasıdır. Aynı görüntünün binlerce dijital kopyasını üretebilirsiniz ama o yolculuğu çoğaltamazsınız.</p>
<p>Fotoğraf beni zamanla başka bir soruya götürdü: Bir şehrin hafızası gerçekten nerede yaşar? Resmî arşivlerde mi? Kütüphanelerde mi? Müzelerde mi? Elbette oralarda da yaşar. Ama yalnızca oralarda değil. Bir şehrin hafızası aynı zamanda yıllardır aynı köşede duran kitapçıdadır, her sabah aynı masaya oturan kahve müdavimindedir, değişmeyen bir pastane vitrininin önündedir, eski bir lokantanın garsonunda, sahafın rafları arasında unutulmuş bir notta, bir fotoğraf albümünün arasına sıkışmış sararmış bir kartpostalda da yaşamaya devam eder. Kent belleği dediğimiz şey tam da bu görünmeyen ayrıntıların toplamıdır.</p>
<p>İstanbul'un kültür hayatı üzerine düşündüğümde aklıma yalnızca saraylar, camiler ya da meydanlar gelmiyor. Markiz geliyor. Lebon geliyor. Baylan geliyor. Rejans geliyor. Abdullah Efendi Lokantası geliyor. Tokatlıyan geliyor. Çünkü bunlar yalnızca yemek yenilen ya da kahve içilen mekânlar değildi. Gazetecilerin haber konuştukları, yazarların yeni kitaplarını tartıştıkları, ressamların sergilerini planladıkları, müzisyenlerin buluştukları kültür adalarıydı. Bir şehrin düşünce hayatı yalnızca üniversitelerde ya da konferans salonlarında şekillenmez; bazen küçük bir lokantanın köşe masasındaki uzun bir sohbet de o kültürün geleceğini belirleyebilir.</p>
<p>Bugün bu mekânların bir kısmı yaşamaya devam ediyor, bir kısmı ise yalnızca eski fotoğraflarda ve anılarda karşımıza çıkıyor. Daha acısı, onları tanıyanların sayısı her geçen gün azalıyor. Oysa UNESCO'nun yıllardır vurguladığı <em>"somut olmayan kültürel miras"</em> kavramı tam da bunu anlatıyor. Bir toplumun belleği yalnızca taş binalarında değil; geleneklerinde, tariflerinde, şarkılarında, sohbetlerinde ve gündelik hayatında yaşar. Bir lokantanın kaybolması bazen yalnızca bir işletmenin kapanması değildir; o masalarda kurulmuş dostlukların, yapılmış tartışmaların ve paylaşılmış fikirlerin de sessizce tarihe karışmasıdır.</p>
<p>Bit pazarından aldığım fotoğraf hâlâ karşımda duruyor. Arada bir işimi bırakıp ona bakıyorum. Artık Tokatlıyan Lokantası'nı görmüyorum. O karede yürüyen insanların farkında olmadan geleceğe bıraktıkları izi görüyorum. Belki onlar, yaklaşık yüz yıl sonra birilerinin bu fotoğrafa uzun uzun bakacağını hiç düşünmemişlerdi. Belki yalnızca işlerine yetişmeye çalışıyor, belki dostlarıyla öğle yemeğine gidiyor, belki de hayatlarının en sıradan günlerinden birini yaşıyorlardı. Ama tarih çoğu zaman tam da o sıradan günlerin içinden yazılır.</p>
<p>Üç yüz liraya satın aldığım şey aslında eski bir fotoğraf değildi. Bir şehrin hafızasına dokunma imkânıydı. O yüzden bugün bana sorulsa, <em>"Bir fotoğraf kaybolduğunda şehir ne kaybeder?" </em>diye, cevabım çok basit olurdu. Şehir önce bir görüntü kaybetmez. Kendini hatırlama imkânını kaybeder. Ve bir şehir, geçmişini hatırlamayı bıraktığı gün, geleceğini de eksiltmeye başlar.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-fotograf-kayboldugunda-sehir-ne-kaybeder-84325</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir fotoğraf kaybolduğunda şehir ne kaybeder? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karbon-piyasasinda-manuelden-yapay-zekaya-geciyoruz-84324</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karbon piyasasında ‘manuel’den ‘yapay zekâ’ya geçiyoruz…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Emisyon hesaplarının gerçek ölçüme dayalı mı yoksa hesaplanabilir değerler üzerinden mi yapılacağını, hesaplanan emisyon değerlerinin AB akreditasyon otoritelerince akredite edilmiş doğrulayıcılar tarafından yerinde tesis ziyareti öncelikli olmak üzere belirlenmesi konusunu da bir kenara koyalım.</strong></p>
<p>Türkiye, iklim değişikliğiyle mücadelede son yıllarda önemli adımlar attı. Paris Anlaşması’nı 2021’de onaylayarak 2053 net sıfır emisyon hedefini açıkladı. Ulusal Katkı Beyanı’nı güncelledi. Yeşil Mutakabat Eylem Planı’nı devreye aldı. İklim Kanunu, 9 Temmuz 2025 tarihinde Resmî Gazete yayımlanarak yürürlüğe girdi.  </p>
<p>Bir yandan yenilenebilir enerji yatırımları artırılırken, fosil yakıt bağımlılığının giderilmesi, sanayi kaynaklı emisyonların azaltılması yeni mücadele alanları arasına eklendi. Ayrıca  karbon fiyatlandırma mekanizmaları ve sürdürülebilir üretim teşvikleri gibi adımlarla Türkiye, düşük karbonlu ekonomiye geçiş sürecini hızlandırmayı hedefledi.</p>
<p>2026 kritik bir yıl. Çünkü AB ithalatçıları üçüncü ülkelerden ithal ettiği ‘kapsamdaki’ ürünler için yıllık karbon ücretini ödemekle yükümlü hâle geldi. AB ithalatçısı bu ürünlerin emisyon değerlerini, bu emisyon hesaplanmasına dair doğrulanmış emisyon raporlarını ve bir ton emisyon ücretine karşılık gelen satın almış olduğu SKDM sertifikalarını ilgili 30 Eylül 2027’ye kadar ilgili otoriteye sunacak. Böylelikle ‘yükümlüsüne’ AB ETS’de oluşan karbon fiyatına eşdeğer bir maliyet yansıtılacak. SKDM demir-çelik, alüminyum, çimento, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünlere uygulanacak.</p>
<p>Bu ürünlere ilişkin emisyon hesaplarının gerçek ölçüme dayalı mı yoksa hesaplanabilir değerler üzerinden mi yapılacağını, hesaplanan emisyon değerlerinin AB akreditasyon otoritelerince akredite edilmiş doğrulayıcılar tarafından yerinde tesis ziyareti öncelikli olmak üzere belirlenmesi konusunu da bir kenara koyalım. Zaten henüz  Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi (TR ETS) devreye girmedi. Yönetmelik taslak aşamasında, uygulama 2026-2027 yılları arasında ‘pilot’ döneminde. Hazırlık ve test devam ediyorken gerçek anlamda ‘sistem’e geçişin 2028 yılından sonra başlaması planlanıyor.</p>
<p>Sanki mevcut tabloya göre biraz yavaş yürüyor, gecikiyor gibiyiz.</p>
<p>Ancak başka sorunlar da var. Türkiye'de karbon piyasasına yönelik mevcut yaklaşımlar, dinamik ve veriye dayalı bir yapıdan ziyade, genel makro-ekonomik varsayımlara ve statik hesaplama modellerine dayanıyor. Ulusal ölçekteki karbon piyasası analizleri ağırlıklı olarak manuel  değerlendirmeler ve raporlamalar üzerinden yürütülüyor. Karbon fiyatı tahmini ve senaryo  analizleri de yine manuel bazlı yapılıyor.</p>
<p>Ayrıca TR ETS henüz uygulama aşamasına geçmediğinden ulusal karbon fiyatı, piyasa  işlem verileri, gerçekleşmiş tahsisat verileri ve kıyas değer uygulama sonuçları gibi piyasa temelli  veri setleri henüz oluşmadı. ETS'nin devreye alınmasını takiben oluşacak karbon fiyatları, işlem  hacimleri, tahsisat kayıtları ve diğer piyasa verilerinin mevcut veri kaynakları ile birlikte  değerlendirilmesi mümkün olabilecek.</p>
<p>Bu nasıl yapılacak? Çevre Bakanlığı Karbon Fiyatlandırma Dairesi Başkanlığı ‘yapay zekâ’ temelli bir sistem kurarak mücadele hız kazandırma peşinde. Yapay Zekâ Tabanlı Mikroekonomik Karbon Piyasası Modeli ve Karar Destek Sistemi Projesi bu amaçla hazırlanarak ihale aşamasına getirildi.</p>
<p>Geliştirilecek sistem, uçtan uca analiz ve senaryo simülasyon kabiliyetine sahip olacak.</p>
<p>Küresel enerji fiyatları, AB ETS trendleri, ulusal makroekonomik göstergeler ve her türlü veriyi içeren çok boyutlu veri setlerinin entegre edileceği bir veri akış sisteminin kurulması ve bu verilerin işlenerek analiz edilebilir hale getirilmesi sağlanacak.</p>
<p> Ardından, makine öğrenmesi ve derin öğrenme tabanlı zaman serisi algoritmaları kullanılarak; kısa, orta ve uzun vadeli karbon fiyatını tahminleyen bir model geliştirilecek. Sistemin çekirdeğini oluşturacak olan Yapay Zekâ Destekli Mikroekonomik Senaryo Simülasyon Modeli ile; farklı politika parametrelerinin piyasa üzerindeki etkileri çeşitli senaryolar üzerinden analiz edilecektir.</p>
<p>Söz konusu senaryo simülasyonları aracılığıyla piyasa dinamiklerinin ve sektörel etmenleri karbon piyasasına olan etkisinin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi, elde edilen öngörülerin ise model açıklanabilirlik yöntemleriyle karar vericilere sunulması sağlanacak.</p>
<p>Geliştirilecek sistem; karbon fiyatı eğilimleri, tahsisat ihtiyacı, ücretsiz tahsisat miktarı, emisyon üst sınırı, sektör ve tesis bazlı maliyet etkileri ile açık/fazla tahsisat durumlarına ilişkin karşılaştırmalı analizler sunabilecek ara yüzler içerecek.</p>
<p>Umalım ki bu yöntemle emisyon ticaret sistemi ‘manuel’den kurtulsun,  hız kazansın ve doğru istikamete yönelsin.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karbon-piyasasinda-manuelden-yapay-zekaya-geciyoruz-84324</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karbon piyasasında ‘manuel’den ‘yapay zekâ’ya geçiyoruz… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/emeklilik-sonrasi-calisma-ve-yasal-haklar-84323</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emeklilik sonrası çalışma ve yasal haklar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Emeklilik sonrası çalışma, sosyal güvenlik hukukunda hem sigortalıların gelir güvencesi hem de kayıtlı istihdamın korunması bakımından önem taşıyan konulardan biridir. Sosyal güvenlik sisteminde uzun vadeli sigorta kolları arasında yer alan <strong>yaşlılık sigortası</strong> kapsamında sağlanan temel yardımlardan biri, yaşlılık döneminde ortaya çıkabilecek gelir kaybı riskinin telafi edilmesi amacıyla sigortalıya emekli aylığı bağlanmasıdır.</p>
<p>Sosyal güvenlik mevzuatına göre, kural olarak emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin emeklilik sonrasında çalışmamaları; çalışmaları hâlinde ise bağlanmış olan emekli aylıklarının kesilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Ancak ülkemizde, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında kişilerin daha genç yaşta emekli olması ve buna karşın bağlanan emekli aylıklarının çoğu zaman yeterli düzeyde bulunmaması, emekli kişilerin kayıt dışı çalışma eğilimini artırmıştır.</p>
<p>Bu çerçevede, hem emekli olup çalışmaya devam eden kişilerin kayıt içine alınarak sigorta primi ve vergi kaybının önlenmesi hem de emekli kişilerin emekli aylıkları kesilmeksizin çalışmalarına imkân tanınması amacıyla sosyal güvenlik destek primi uygulaması, sosyal güvenlik mevzuatına ilk olarak 5510/4-a (SSK) kapsamındaki sigortalılar yönünden, mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nda 06.05.1986 tarihinde yapılan düzenlemeyle dâhil edilmiştir.</p>
<p>Benzeri düzenleme, daha sonraki süreçte 5510/4-b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalılar için de 08.09.1999 tarihinde yapılmıştır.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik destek </strong><strong>primi uygulaması</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik destek primi uygulaması, belirli yaş, sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı şartlarını yerine getirerek emeklilik veya yaşlılık aylığı bağlanan kişilerin, emekli aylıkları kesilmeksizin çalışma hayatına devam edebilmelerine imkân sağlayan bir uygulamadır.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik destek primi </strong><strong>kapsamında çalışabilecek kişiler</strong></p>
<p>Sigortalıların sosyal güvenlik destek primi uygulamasına tabi olup olmayacakları ve bu kapsamda hangi kanun hükümlerinin uygulanacağı, ilk defa sigortalı olunan tarihe göre farklılık göstermektedir.</p>
<p>Buna göre, Ekim/2008 ayından önce sigortalı olanlar, hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, emekli olduktan sonra emekli aylıkları kesilmeksizin 4/a (SSK) kapsamında sosyal güvenlik destek primi ödemek suretiyle çalışabilirler. Bu kişiler, tercih etmeleri hâlinde emekli aylıklarını kestirerek tüm sigorta kollarına tabi şekilde de çalışabilirler.</p>
<p>Aynı şekilde, Ekim/2008 ayından önce sigortalı olanların, hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında emekli aylıkları kesilmeksizin çalışmaları mümkündür. Bu kişilerden emekli aylıkları üzerinden SGK tarafından kaynakta sosyal güvenlik destek primi kesilmekte iken, 29.02.2016 tarihinden itibaren söz konusu kesinti tamamen kaldırılmıştır.</p>
<p>Buna karşılık, hangi kurumdan emekli olurlarsa olsunlar, emekli olduktan sonra kamuda 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında çalışmaya başlayanların emekli aylıkları kesilmekte olup bu kişilerin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma imkânı bulunmamaktadır.</p>
<p>5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği <strong>Ekim/2008 döneminden sonra ilk defa sigortalı olup emeklilik şartlarını yerine getirerek yaşlılık aylığı bağlananların ise</strong>, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma hâli hariç olmak üzere yeniden çalışmaya başlamaları durumunda aylıkları kesilmektedir. Dolayısıyla bu kişilerin hem emekli aylıklarını almaya devam edip hem de sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaları mümkün değildir.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik destek primi </strong><strong>oranı ve ödeme yükümlülüğü</strong></p>
<p>4/a (SSK) statüsünde çalışanlar yönünden sosyal güvenlik destek primi oranı <strong>%32,25</strong> olup bu oranın %7,5’i işçi payı, %24,75’i ise işveren payıdır.</p>
<p>4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışanlar yönünden ise 29.02.2016 tarihinden itibaren sosyal güvenlik destek primi kesintisi kaldırılmıştır. Bu nedenle, emekli olduktan sonra 4/b (Bağ-Kur) kapsamında çalışanlar sosyal güvenlik destek primi kesintisine tabi olmaksızın emekli aylıklarını alabilirler.</p>
<p>4/c (Kamu) kapsamında çalışanların ise, hangi statüden emekli olurlarsa olsunlar, tekrar kamuda çalışmaya başlamaları hâlinde emekli aylıkları kesilmektedir. Bu nedenle bu kişilerin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışma imkânı bulunmamaktadır.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik destek </strong><strong>priminin emekliliğe etkisi</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik destek primi içinde emeklilik, diğer bir ifadeyle malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası primleri bulunmadığından, sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışmanın emekli aylığına herhangi bir katkısı bulunmamaktadır.</p>
<p>Ayrıca sosyal güvenlik destek primleri toptan ödeme olarak iade edilmemekte ve hizmet birleştirmelerinde dikkate alınmamaktadır.</p>
<p><strong>Sosyal güvenlik destek primi </strong><strong>kapsamında sağlanan yardımlar</strong></p>
<p>Emekli olduktan sonra 4/a (SSK) statüsünde sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışan kişilerin <strong>iş kazası veya meslek hastalığına</strong> maruz kalmaları hâlinde; geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, ölüm hâlinde hak sahiplerine gelir bağlanması, gelir bağlanmış kız çocuğuna evlenme ödeneği verilmesi ve ölen sigortalının hak sahiplerine cenaze ödeneği ödenmesi gibi yardımlar sağlanmaktadır.</p>
<p>Sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışanlar hakkında yalnızca iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kolu uygulandığından, <strong>hastalık nedeniyle</strong> istirahat raporu alınması durumunda bu kişilere SGK tarafından geçici iş göremezlik ödeneği, yaygın kullanımıyla rapor parası, ödenmemektedir.</p>
<p><strong>Sürekli iş göremezlik </strong><strong>geliri alanların çalışması</strong></p>
<p>İş kazası veya meslek hastalığı sonucu kendilerine sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış olan kişilerin çalışmaları hâlinde almakta oldukları gelir kesilmemektedir. Bu kişiler hem iş kazası veya meslek hastalığı sigorta kolundan bağlanmış gelirlerini almaya devam edebilir hem de 4/a (SSK), 4/b (Bağ-Kur) veya 4/c (Emekli Sandığı) kapsamında tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışabilirler.</p>
<p><strong>İşverenler açısından </strong><strong>sigorta primi teşvikleri</strong></p>
<p>İstihdamın artırılması ve iş gücü maliyetlerinin azaltılması amacıyla farklı tarihlerde yürürlüğe konulmuş çok sayıda istihdam teşviki (5510, 6111, 4857 vd.) bulunmaktadır.</p>
<p>Ancak söz konusu sigorta primi teşviklerine ilişkin düzenlemelerde sosyal güvenlik destek primi ödeyerek çalışanlar kapsam dışında bırakıldığından, emekli kişileri sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalıştıran işverenlerin bu kişiler bakımından sigorta primi teşviklerinden yararlanmaları mümkün değildir.</p>
<p><strong>Emeklilik nedeniyle </strong><strong>kıdem tazminatı hakkı</strong></p>
<p>Kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14'üncü maddesine göre, işçinin bağlı bulunduğu kanunla kurulu kurum veya sandıklardan yaşlılık/emeklilik aylığı, malullük aylığı ya da yaşlılık toptan ödemesi almak amacıyla veya normal emeklilik ya da kısmi emeklilik şartlarından yaş dışındaki sigortalılık süresi ve prim gün sayısını doldurması nedeniyle iş sözleşmesini feshetmesi, kıdem tazminatına hak kazandırmaktadır. Ancak emekli olduktan sonra aynı veya farklı bir işyerinde sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam eden kişilerin, kendi istekleriyle işten ayrılmaları hâlinde artık <strong>emeklilik nedeniyle kıdem tazminatı talep etmeleri mümkün değildir.</strong></p>
<p>Zira emekli olarak çalışmaya devam edilmesi hâlinde, emeklilik sonrası çalışma dönemine ilişkin kıdem tazminatı ancak 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14’üncü maddesinde belirtilen ve <strong>emeklilik dışındaki diğer nedenlerin</strong> gerçekleşmesi durumunda gündeme gelebilir. Bu nedenlere; işveren tarafından iş sözleşmesinin ahlak ve iyi niyet kuralları dışındaki bir nedenle feshedilmesi, işçi tarafından İş Kanunu’nun 24’üncü maddesinde belirtilen haklı nedenlerle fesih veya ölüm nedeniyle iş sözleşmesinin sona ermesi gibi hâller örnek gösterilebilir.</p>
<p><strong>Emeklilerin ihbar </strong><strong>tazminatı hakkı</strong></p>
<p>Emeklilik sonrası çalışmaya devam eden kişiler yönünden ihbar tazminatı hakkı, emeklilik statüsünden bağımsız olarak iş sözleşmesinin türüne ve sona erme şekline göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Dolayısıyla, emeklilik tek başına ihbar tazminatı hakkını ortadan kaldıran bir neden değildir.</p>
<p>Buna göre, belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan emekli işçinin iş sözleşmesinin işveren tarafından bildirim sürelerine uyulmaksızın feshedilmesi hâlinde, diğer işçilerde olduğu gibi ihbar tazminatı hakkı gündeme gelecektir.</p>
<p><strong>Emeklilerin yıllık </strong><strong>ücretli izin hakları</strong></p>
<p>Emekli olduktan sonra sosyal güvenlik destek primine tabi olarak çalışmaya devam eden kişiler, iş hukuku bakımından işçi sıfatını koruduklarından yıllık ücretli izin hakkından yararlanmaya devam ederler. Yıllık ücretli izin hakkı, işçinin aynı işveren nezdindeki hizmet süresi esas alınarak belirlenir. Emeklilik sonrasında aynı işyerinde çalışmaya ara verilmeksizin devam edilmesi hâlinde, yıllık izin bakımından önceki hizmet sürelerinin de dikkate alınması gerekmektedir. Buna karşılık emeklilik sonrasında farklı bir işveren nezdinde yeni bir iş ilişkisi kurulması durumunda izin hakkı, yeni işyerindeki hizmet süresine göre hesaplanır.</p>
<p><strong>Emeklilerin işsizlik ödeneğinden </strong><strong>yararlanma durumu</strong></p>
<p>Emekli kişiler için ödenen sosyal güvenlik destek primi içinde işsizlik sigortası primi bulunmamaktadır. Ayrıca, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 52'nci maddesinde, işsizlik ödeneği alınan sürede herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı alınması işsizlik ödeneğinin kesilme nedenleri arasında sayılmıştır. Başka bir ifadeyle, emekli aylığı alan kişiler işsiz olarak kabul edilmediğinden, İŞKUR’dan işsizlik ödeneği alma imkânları bulunmamaktadır.</p>
<p>Sonuç olarak, sosyal güvenlik destek primi uygulaması, emekli aylığı alan kişilerin belirli koşullar altında çalışma hayatına devam edebilmelerine imkân tanıyan istisnai bir sosyal güvenlik mekanizmasıdır. Bununla birlikte uygulamanın kapsamı; sigortalının ilk defa sigortalı olduğu tarih, çalışma statüsü ve emeklilik sonrası çalışmanın niteliğine göre farklılık göstermektedir. Bu nedenle emeklilik sonrası çalışmaya devam eden kişiler ile bu kişileri istihdam eden işverenlerin; prim oranları, teşviklerden yararlanma durumu, kıdem tazminatı, yıllık ücretli izin, ihbar tazminatı ve işsizlik ödeneği gibi hukuki ve mali sonuçları birlikte değerlendirerek hareket etmeleri önem arz etmektedir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/emeklilik-sonrasi-calisma-ve-yasal-haklar-84323</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emeklilik sonrası çalışma ve yasal haklar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/onemli-olan-yangini-beklemek-degil-yonetmek-84334</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Önemli olan yangını beklemek değil, yönetmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrupa'nın dört bir yanından gelen orman yangını görüntüleri artık sıradan bir yaz haberi olmaktan çıktı. Fransa'da tek bir yangın Paris'in dört katı büyüklüğünde alanı küle çevirdi. İspanya'da alevler Madrid’e yaklaştı. Kanada'dan Yunanistan'a kadar benzer manzaralar yaşanıyor. Türkiye'de de son günlerde Ege ve Akdeniz'de peş peşe yangın haberleri geliyor. Sezonun ilk bölümü, geçen yıllara göre daha sakin geçmesine karşılık sıcaklık, düşük nem ve kuvvetli rüzgârın aynı anda devreye girmesiyle risk yeniden en üst seviyeye çıktı.</p>
<p>Türkiye'de orman yangınlarının yaklaşık yüzde 88’i insan kaynaklı. Yani mesele yalnızca iklim değil. İhmal, dikkatsizlik ve eksik hazırlık da en az hava koşulları kadar belirleyici. Yıllardır her büyük yangından sonra uçak sayısını, helikopter kapasitesini ve müdahale süresini tartışıyoruz. Oysa dünya artık başka bir noktaya geçti.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c3484229e7-1785476228.jpg" alt="" width="700" height="393" />
<figcaption><strong>Türkiye'de de son günlerde Ege ve Akdeniz'de peş peşe yangın haberleri geliyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Financial Times'ta önceki gün yayımlanan dikkat çekici iki yazı bunun en açık göstergesi. Bilim insanları, orman yangınlarının artık mevcut modellerin öngöremediği yeni bir döneme girdiğini söylüyor. Aşırı sıcaklar ve kuraklık, yangınların daha hızlı yayılmasına, kendi hava sistemini oluşturmasına ve öngörülemez hale gelmesine yol açıyor. Kısacası yangınlar artık sadece büyümüyor; karakter değiştiriyor.</p>
<p>Bu yüzden gözler, 2019-2020'de yaşadığı "Kara Yaz" felaketinden sonra radikal değişime giden Avustralya'ya çevrilmiş bulunuyor. O felakette 33 kişi yaşamını yitirmiş, binlerce ev yanmış ve ülke milyarlarca dolar kaybetmişti. Sonrasında ise "yangın çıktıktan sonra söndür" anlayışı terk edildi.</p>
<p>Bugün Avustralya, cep telefonlarına saniyeler içinde ulaşan acil uyarı sistemi kullanıyor. Ormanlarda kontrollü yakmalar yaparak kuru bitki örtüsünü temizliyor, yangın şeritleri oluşturuyor, uydu verileri ve yapay zekâyla risk haritaları hazırlıyor. Ev sahiplerinden çatı oluklarını temizlemeleri, bahçelerini yangına dayanıklı hale getirmeleri isteniyor. Çünkü kabul edilen gerçek şu: Büyük yangınlar, çıktıkları gün değil, yıllar önce alınan ya da alınmayan önlemlerle belirleniyor.</p>
<p>Belki de bizim de artık her yaz aynı tartışmaları yapmak yerine şu soruyu sormamız gerekiyor: Yangın söndürmeye mi hazırlanıyoruz, yoksa yangının hiç büyümemesini sağlayacak bir sistemi mi kuruyoruz?</p>
<p>Çünkü geleceğin başarısı, kaç uçağınız olduğuna değil; yangının çıkmasını ne kadar zorlaştırdığınıza bağlı olacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/onemli-olan-yangini-beklemek-degil-yonetmek-84334</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Önemli olan yangını beklemek değil, yönetmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/almanya-sanayisindeki-sorunlari-sorgularken-turkiye-neden-sessiz-kaliyor-84322</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Almanya sanayisindeki sorunları sorgularken Türkiye neden sessiz kalıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın emeklilik nedeniyle görevinden ayrılmasından sonra gerek enflasyon raporlarının içeriğinde gerekse de Merkezin Güncesi’nin etkin kullanımında bir zayıflama olduğu göze çarpıyor. TCMB daha içine kapanık, daha sessiz ve tabiri caizse suya sabuna pek dokunmayan bir yapıda hareket ediyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de sanayinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYH) içerisindeki payı her geçen gün azalıyor. <strong>Sanayinin alt kollarına baktığımızda, özellikle imalat sanayiinde bu durum daha da endişe verici bir boyutta.</strong> Bazı sektörler dikkate alındığında, Türkiye daha sanayileşmeyi tam olarak gerçekleştirememişken, ‘Erken Sanayisizleşme’ tehlikesiyle karşı karşıya. <strong>Erken sanayisizleşmeyi basitçe; bir ülkenin geleneksel sanayileşmeyi tamamlamadan hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye dönüşmesi tehlikesi olarak tanımlayabiliriz.</strong></p>
<p><strong>Erken sanayisizleşme riskini </strong><strong>TCMB de dikkate almalı </strong></p>
<p>Erken sanayisizleşme tehlikesi hiç de kulak arkası edilecek ya da dikkate alınmadan geçiştirilecek bir durum değil.</p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nın Temmuz ayı meclis toplantısı <strong>“Türkiye’yi Bekleyen Tehlike: Erken Sanayisizleşme” </strong>ana gündemiyle gerçekleştirildi. <strong>Sanayicilerin sesi ekonomi yönetimi tarafından ne kadar duyuluyor bilmiyorum, ama ‘sanayisizleşme’ ya da bizdeki şekliyle ‘erken sanayisizleşme’ tek başına sanayicilerin sorunlarını dile getirip seslerini duyurmaya çalışacağı bir konu değil. </strong>Bunun başta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından da dikkate alınması ve risk analizlerinin yapılması gerekiyor.</p>
<p><strong>TCMB Başkan Yardımcısı Cevdet Akçay’ın emeklilik nedeniyle görevinden ayrılmasından sonra gerek enflasyon raporlarının içeriğinde gerekse de Merkezin Güncesi’nin etkin kullanımında bir zayıflama olduğu göze çarpıyor.</strong> TCMB daha içine kapanık, daha sessiz ve tabiri caizse suya sabuna pek dokunmayan bir yapıda hareket ediyor. <strong>Bu küçük uyarıyı da yapmadan geçmeyelim.</strong></p>
<p>Rapora geldiğimizde;</p>
<p><strong>Almanya’nın, bir iş ve yatırım merkezi olarak bir süredir rekabet gücünün zayıflaması sorunuyla karşı karşıya olduğunun kabulüyle başlıyor rapor. </strong></p>
<p><strong>Sorunu çözmek için sorunla yüzleşmek ve sorunun varlığını inkâr etmek yerine kabul etmek çok değerli. </strong></p>
<p>Rapor PACE göstergesinden yararlanılarak hazırlanmış. <strong>PACE göstergesi; Deutsche Bundesbank araştırmalarında Fiyat ve Maliyet Rekabetçiliğini (genellikle Fiyat ve Maliyet Etkileri'nin kısaltması olarak kullanılır) ölçmek için kullanılan özel bir ölçüm.</strong> Bu gösterge, düşük iç verimlilik ve artan maliyetler gibi faktörlerin bir ülkenin ihracat performansını zaman içinde nasıl etkilediğini izliyor. </p>
<p><strong>PACE göstergesi, iç maliyetlerde veya fiyatlardaki kalıcı değişikliklerin bir ülkenin reel ihracat büyümesini nasıl etkilediğini ölçüyor</strong>.  Alman Merkez Bankası ekonomistleri, Almanya'nın (veya diğer ülkelerin) daha yüksek göreceli maliyetler nedeniyle küresel pazarlarda rekabet avantajını kaybedip kaybetmediğini anlamak için PACE'i Reel Efektif Döviz Kuru göstergeleriyle birlikte kullanıyorlar. <strong>PACE göstergesi, diğer koşullar aynı kaldığında, daha yüksek verimlilik daha avantajlı bir rekabet gücüyle ilişkili olduğu için fiyat analizinin ötesine geçerek verimlilik farklılıklarını da kapsaması açısından önemli bir gösterge.</strong></p>
<p><strong>Dayanılan temel hipotez ise Balassa-Samuelson hipotezi. </strong></p>
<p><strong>Hipotez bize yüksek verimliliğe sahip ülkelerde genellikle genel fiyat düzeyinin de daha yüksek olduğunu, bunun nedenin, özellikle ticarete konu olan mallar sektöründe, verimli ekonomilerde yüksek ücretlerin ödenmesi nedeniyle olduğunu söylüyor. </strong></p>
<p>Ticarete konu olan mallar sektörü (reel sektör) işgücü için ticarete konu olmayan mallar sektörüyle rekabet ettiğinden, ücretler orada da (hizmetler sektöründe de) yükseliyor.</p>
<p>Ancak, ticarete konu olmayan mallar sektöründe, daha yüksek ücretler verimlilik avantajlarıyla aynı ölçüde telafi edilemiyor. Bu durum, örneğin hizmetler gibi alanlarda fiyatların yükselmesine yol açıyor. Dolayısıyla teorik açıdan, verimli ülkelerdeki yüksek fiyat düzeyi, ticarete konu olmayan malların daha yüksek fiyatlarından kaynaklanıyor.</p>
<p>Uluslararası fiyat rekabetçiliği açısından önemli olan unsurlardan birinin, ticarete konu olan malların fiyatları olduğu yadsınamaz bir gerçek. <strong>Bununla birlikte, genel fiyat düzeyinin yüksek olması, rekabet gücünün otomatik olarak düşük olduğu anlamına da gelmiyor. </strong>Buna bağlı olarak teori; bir ülkenin verimlilik düzeyi ticaret ortağınkinden yüksek olmasına rağmen fiyat düzeyi aynıysa, o ülkenin daha rekabetçi olduğunun kabul edilmesi gerektiğini savunuyor.</p>
<p><strong>Raporda ilk tespit, hem fiyat kaynaklı hem de fiyat dışı faktörlerden kaynaklanan bu durumun ihracat pazar payındaki kayıplara yansıdığını göstermesi. </strong></p>
<p>Daha önceki Bundesbank analizlerinde, Almanya'nın ihracat pazar payındaki kayıpları talep ve arz yönlü bileşenlere ayırmak için ayrıntılı ticaret verileri kullanılmış ve arz yönlü bileşenler genel kabul gören anlamıyla <strong>"ortaya konan rekabet gücü"</strong> (revealed competitiveness) olarak yorumlanmışken; <strong>mevcut analiz, fiyat rekabet gücüne ilişkin makroekonomik göstergelere odaklanmış. </strong></p>
<p><strong>Mevcut rapor öncesi tespitleri yok sayan bir rapor değil. Tam tersine, yeni raporla elde edilen sonuçlar önceki raporla birbirini tamamlayıcı nitelikte. </strong></p>
<p><strong>Ana bulgu, Almanya'nın fiyat rekabet gücünün son on yılda belirgin bir şekilde zayıfladığı; aynı zamanda Alman ihracatının ivme kaybettiği ve 2022'den bu yana düşüş eğilimine girdiği yönünde. </strong></p>
<p>Rapor söz konusu iki gelişmenin birbiriyle ne ölçüde bağlantılı olduğunu inceliyor.</p>
<p><strong>Rekabet gücü yalnızca </strong><strong>kurla açıklanamaz</strong></p>
<p>Raporun bu kısmı bence önemli. <strong>Çünkü Türkiye’de hâlâ küresel rekabetin birinci önceliğinin fiyat rekabeti olduğuna, bunun da yolunun değersiz TL’den geçtiğine inanan çok önemli bir kesim var.</strong> Bu inanca sahip olanlar, diğer faktörleri yok sayarak küresel rekabet için tek geçerli yolun değersiz TL olduğundan hareketle her platformda TL’nin değer kaybetmesi gerektiğini savunarak bence temel unsurların gözden kaçmasına neden oldular. <strong>O nedenle düşük kur talep etmek yerine ‘erken sanayisizleşme riski’ne dikkat çekmek çok daha önemli; konuyu bütünsel bir açıdan ele almak için de önemli bir başlangıç noktası.</strong></p>
<p>Bundesbank; rapora yönelik çalışmasında, daha önce bahsettiğim gibi fiyat rekabet gücü göstergelerinden yararlanmış. 1980'den bu yana ihracat gelişmeleri üzerindeki etkilerini analiz etmek üzere 50'den fazla ülkeyi kapsayan bir veri setini kullanmış.</p>
<p><strong>Sonuçlar, fiyat rekabet gücündeki bozulmanın ihracat büyümesi üzerinde genellikle ölçülebilir düzeyde baskılayıcı bir etki yarattığını gösteriyor.</strong> Bu zaten bildiğimiz bir konu. <strong>Ancak tek neden fiyat rekabet gücündeki bozulma değil. Çünkü fiyat rekabet gücü göstergeleri, Alman ihracatında son dönemde görülen zayıflığın yalnızca sınırlı bir kısmını açıklayabiliyor.</strong></p>
<p>Kullanılan göstergeye bağlı olarak, 2022 itibarıyla fiyat rekabet gücünde yaşanan bozulma, 2022-2025 dönemindeki ortalama ihracat büyümesinin, pandemi öncesi dönem olan 2015-2019'daki eğilimsel büyüme oranından sapmasının yüzde 6 ila yüzde 24'lük bir kısmını açıklamakta. <strong>Diğer bir ifadeyle, söz konusu sapmayı açıklamaya yönelik en yüksek katkı oranı yaklaşık dörtte bir düzeyinde kalıyor.</strong></p>
<p><strong>Bunun yanında, ticaret ortaklarından gelen ithalat talebinin zayıflaması da pandemi öncesi ihracat eğiliminden sapmanın yaklaşık dörtte birine kadar olan kısmını açıklayabilmekte. </strong></p>
<p><strong>İmalat gücü kaybedilirse </strong><strong>geri dönüş zorlaşır</strong></p>
<p>Özetle; ilk yüzde 25 fiyat rekabet gücünde yaşanan bozulmadan gelirken, ikinci yüzde 25 ticaret ortaklarından gelen ithalat talebinin zayıflamasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Böylece analiz, Almanya'nın ihracatındaki son dönemdeki zayıflığın yalnızca fiyat faktörlerine veya konjonktürel olumsuzluklara bağlanamayacağını ortaya koyan önceki çalışmaların bulgularını destekliyor.</p>
<p><strong>Rapor; bu bulgular haricinde yapısal faktörlerin de rol oynamış olmasının muhtemel olduğunu söylüyor. Bu faktörler arasında, makroekonomik göstergelerin yalnızca kısmen yansıtabildiği sektörel maliyet yükleri ile Alman ihracatının ürün kompozisyonu ve Almanya'daki iş yapma koşulları sıralanmış.</strong></p>
<p><strong>Genel olarak sonuçlar, Almanya'nın rekabet gücünün geniş tabanlı bir şekilde güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. </strong></p>
<p>Özetle, Türkiye, 'erken sanayisizleşme' tehlikesini kulak arkası etmeye devam ederse, yarın ne değersiz TL ne de düşen fiyatlar kaybettiğimiz imalat gücünü geri getirmeye yetecektir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Alman sanayiciler sahipsiz değil</strong></span></p>
<p>IMF'nin 2026 yılına ilişkin Dünya Ekonomik Görünümü verilerine göre, nominal GSYH bakımından en büyük 10 ekonomisi içerisinde 4,45 trilyon dolarlık nominal GSYH’si ile dördüncü sırada olan, Avrupa’nın en büyük ekonomisinin Temmuz 2026 Aylık Raporu’nun başlığı ‘Azalan fiyat rekabetçiliğinin, Alman ihracatındaki son dönemdeki zayıflığa nasıl bir katkısı oldu?’</p>
<p>Almanlar, sanayilerinin gerilemesinin ve Alman firmalarının uluslararası rekabetinin kaybolmasının nedenlerini merkez bankaları nezdinde arıyorlar. Alman sanayiciler sahipsiz değil. Burası bence en önemli nokta.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/almanya-sanayisindeki-sorunlari-sorgularken-turkiye-neden-sessiz-kaliyor-84322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/2/1280x720/467-1785474084.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Almanya sanayisindeki sorunları sorgularken Türkiye neden sessiz kalıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bibinin-purolari-ve-israil-siyasetinin-gelecegi-84321</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bibi’nin puroları ve İsrail siyasetinin geleceği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta, 27 Ekim 2026’daki İsrail seçimlerinin Türkiye ve bölge için önemine dikkat çekmiştim. Bu seçimlerde Benjamin Netanyahu’nun (Bibi) yenilme ihtimali var. Bibi, 1996’daki seçimlerde Filistin lideri Yaser Arafat ile birlikte Nobel Barış Ödülü’nü almış olan Şimon Peres’i yenerek ilk kez başbakan olmuştu. O zamandan beri aralıklarla 17 sene başbakanlık yaptı. Fasılarlarla da olsa, Putin’den bile daha eskiden beri iktidarda olan az sayıda dünya liderinden biri. Peki bu noktaya nasıl geldi ve neden kaybetme ihtimali var?</p>
<p>1976’da,  bir haziran gecesi, küçük bir İsrailli komando timinin Uganda’nın başkenti Entebbe Havaalanı yakınlarına gizlice indikleri yerde, kendileri için Mossad’ın önceden ayarladığı, dönemin Uganda devlet başkanı İdi Amin’in limuzininin bir benzeri onları bekliyordu. Komandolar bu limuzine binip havaalanına doğru yola çıktı. Filistinlilerin kaçırdığı İsrail Havayolları El Al’a ait bir uçak günlerdir havaalanında rehin tutuluyordu. İsrailli komandolar, İdi Amin’in havalimanına geldiğini zanneden kapıdaki güvenlik görevlilerini kandırıp içeri girmeyi başardılar. Ancak sonrasında çıkan çatışmada komando timinin lideri silahı teklediği için öldürüldü. Rehineler kurtarılırken, operasyon esnasında öldürülen Yonatan Netanyahu İsrailliler için kahraman olarak tarihe geçti.</p>
<p><strong>Yonatan Enstitüsü Bibi’nin </strong><strong>siyasi platformu haline geldi</strong></p>
<p>Benjamin Netanyahu, ABD’de MIT’de üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, 1979’da ağabeyi Yonatan’ın adına “Yonatan Enstitüsü” adlı bir düşünce kuruluşu kurdu. Bu kuruluş Bibi’nin siyasi platformu haline geldi. Bibi, ABD’de kendine isim yaptıktan sonra İsrail siyasetine girdi. 1990’da Birinci Körfez Savaşı sırasında CNN International’a çıkıp, İsrail tezlerini anlatan ve çok iyi İngilizcesi olan bir dışişleri bakan yardımcısını ben de hayal meyal hatırlıyorum. Bu kişi altı sene sonra hızla yükselip İsrail başbakanı olacaktı.</p>
<p>Bibi’nin en büyük meziyetlerinden biri de Amerikan siyaseti üzerindeki nüfuzu oldu. ABD’de okurken Amerikan Yahudileriyle iyi ilişkiler kurmayı başarmıştı. Ancak esas yaptığı iş, ABD’nin İsrail’e desteğini geleneksel Yahudi lobisinin ötesine taşıması oldu. Özellikle, İsa Mesih’in yeniden yeryüzüne dönüşünün tüm Yahudilerin tekrar İsrail’e dönmesinin ardından gerçekleşeceğine inanan Evanjelik Hristiyanları İsrail’in en büyük destekçisi yaptı. Böylece Amerikan Yahudilerinin geleneksel olarak desteklediği Demokratlar kadar Cumhuriyetçileri de arkasına aldı. Hatta, 2015 yılında Başkan Barack Obama'nın İran ile bir nükleer anlaşma imzalanmasının ardından, Cumhuriyetçilerin desteğiyle ve Başkan Obama'nın onayı olmaksızın, Amerikan Kongresi’nde bir konuşma yaparak bu anlaşmaya karşı çıktı.</p>
<p>Çoğu zaman unutulan bir gerçek şu ki, Amerikan Yahudileri her zaman İsrail destekçisi değildi. Ben Gurion’un 1950’de Amerikan Yahudi toplumunun lideri Jacob Blaustein ile görüşmesinde kavga çıkmıştı. Ben Gurion bu görüşmede muhatabına, “İsrail sizin de haklarınızı koruyacak” deyince, “Bizim böyle bir ihtiyacımız olmadığı gibi, sadakatimiz de Amerikan Anayasası’nadır!” şeklinde bir cevapla karşılaşmıştı. O zaman İsrail’de 500 bin, ABD’de 5 milyon Yahudi vardı. İsrail’deki Yahudi sayısı ancak 2010’da ABD’deki Yahudi sayısını geçti. Amerikan Yahudilerinin İsrail’e kayıtsız şartsız desteği ise 1973’teki Arap-İsrail Savaşı’ndan sonra konsolide oldu. Son yirmi yılda, ABD’de İsrail’e karşı söylenebilecek her söz Yahudi düşmanlığı kategorisine sokulur hale gelmişti.</p>
<p>İsraillilerin “chutzpah” dedikleri bir kavram var. “Her şeyi yapmaya cesaret edebilmek” diye dilimize çevrilebilir. Chutzpah sayesinde Bibi’nin ağabeyi hiç bilmediği bir ülkedeki havalimanına müdahale edip esir tutulan İsrail vatandaşlarını kurtarmaya cesaret edebilmişti. Yine aynı chutzpah sayesinde Bibi, Amerikan Kongresi’ne gidip Amerikan başkanını eleştirmeye, İran gibi 5 bin yıllık bir devletin üst düzey yöneticilerini ortadan kaldırmaya cesaret edebiliyor. Ancak keskin sirke küpüne zarar verir. Üç yıldır devam eden Gazze Savaşı’ndan sonra Amerikan Yahudilerinin artık yarısından azı kendini “Siyonist” olarak tanımlıyor. Neredeyse beşte ikisi İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığını düşünüyor.</p>
<p>İran Savaşı ise Cumhuriyetçi Hristiyan tabanda İsrail desteğini bitirdi. MAGA’cılar “İsrail’in savaşından bize ne?” diyor. Temmuz ayında verdiği bir mülakatta Başkan Yardımcısı JD Vance bu konuyu açıkça dile getirdi. Tarih bir gün Başkan Donald Trump’ın hiçbir siyasi menfaatine hizmet etmeyen bu savaşa neden girdiğini yazacaktır. Anlaşılan o ki, özellikle Kasım 2026’daki Kongre ara seçimlerinden sonra, Bibi Amerikan siyasetini eskisi kadar rahatça kontrol edemeyecek.</p>
<p><strong>İktidarda kalmak için Bibi’nin </strong><strong>yapmayacağı bir şey yok</strong></p>
<p>Bibi’nin şansı seçim sonrası koalisyonları şekillendirme gücünde olacak. Bibi daha önce de seçimlerden birinci çıkamasa da her türlü ilkesinden ödün verip koalisyon kurabildiğini göstermişti. Bibi’yi geleneksel bir siyasetçi pragmatizminden daha da uzaklaşarak ilkesiz olmaya mecbur kılan bazı kişisel nedenler söz konusu. Burada Bibi’nin puro düşkünlüğü devreye giriyor! Uzun süredir yargı sürecinde olan yolsuzluk dosyalarına göre Bibi, İsrailli iş insanlarına yaptığı kıyaklar karşılığında puro almış. Hediye edilen bu lüks puroların değerinin 200 bin doları bulduğu iddia ediliyor. Bibi hakkında yolsuzluk soruşturması başlatıldığından beri araya COVID-19, savaşlar ve türlü türlü siyasi entrikalar girdi. Bibi, doğal olarak, başbakanlığı kaybetmesi halinde hapse girmekten korkuyor. O yüzden iktidarda kalmak için yapmayacağı bir şey yok.</p>
<p>Bibi’nin gündemini kontrol etmek için ekim ayındaki seçimlere giderken ve sonrasında koalisyon görüşmeleri boyunca daha da saldırganlaşması sürpriz olmayacaktır.  Bu da İsrail’in Filistinlilere ve bölgedeki diğer hasımlarına yönelik askeri operasyonlarına devam etmesi anlamına geliyor. Zaten her durumda, İsrail’de parçalı kimlik siyaseti üzerine oturan sistemin yakın gelecekte bölge istikrarına katkıda bulunacak şekilde değişmesini beklemek saflık olur. Ancak dünyanın her yerinde olduğu gibi, İsrail’de de makul seçmenler var. Demokratik siyasetin oyunlarının nasıl sonuçlar doğuracağını öngörmek zor. Yine de bir de bakmışsınız ki bu kez “komutan” kazanmış!</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bibinin-purolari-ve-israil-siyasetinin-gelecegi-84321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bibi’nin puroları ve İsrail siyasetinin geleceği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhalefet-cok-parca-da-iktidar-farkli-mi-84320</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhalefet çok parça da iktidar farklı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Malum CHP’deki ayrışma son günlerin popüler konusu…</p>
<p>Fakat CHP tartışmalarının gölgesinde kalan (belki de kalması istenen) başka siyasi gelişmeler de var… Misal, Davutoğlu’nın partisini kapatma kararı alışı…</p>
<p>Davutoğlu, “Partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz” diye açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamanın bence en önemli vurgusu, şu satırlarda:</p>
<p>“…. 2028 seçimlerine doğru ilerlerken, milletimizin geleceği bakımından iki tehlikeli senaryo konusunda uyarıda bulunmayı tarihi bir görev kabul ediyoruz.</p>
<p>(Birincisi) Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıflaması, denge ve denetim mekanizmalarının tümüyle ortadan kalkması ile güçlenen otoriterleşme eğiliminin hızlanması sonucunda zaten büyük zaaf gösteren çoğulcu demokratik hukuk düzeni yerini kalıcı bir otoriter yapıya bırakabilir.</p>
<p>… Bir diğeri; otoriterleşmenin, yolsuzlukların, gelir adaletsizliğinin, yasakların ve hukuk ihlallerinin doğurduğu öfke dalgasının rövanşist bir karşı iktidara dönüşmesi tehlikesidir.”</p>
<p>AK Parti Genel Başkanlığı ve Başbakanlık yapmış bir isim diyor ki Türkiye bir yol ayrımında; ya kalıcı bir otoriter yapıya evrilecek ya da rövanşist yeni bir iktidar gelecek...</p>
<p>İki halin de tehlikelerini sıralayan Davutoğlu, “Türkiye’nin ihtiyacı rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barıştır” diyerek şiddetle sağduyu çağrısı yapıyor.</p>
<p>Davutoğlu’nun altını çizdiği tehlikeler aslında bir süredir, AK Parti içinde de bu kadar açık olmasa da dile getiriliyor.</p>
<p>Partinin siyasetin içinden gelen, teşkilat nedir bilen önemli isimleri, Erdoğan sonrası partinin varlığını devam ettirebilmesi için tavır değişikliği gerektiğini uzunca bir süredir söylüyorlar. 2015 seçimlerinin ardından ortaya çıkan tablo üzerine CHP ile koalisyon kurulması gerektiğini savunan aynı isimler, o günde yumuşak geçiş için böyle bir manevranın gerekliliğine inanıyordu. İktidar partisi içindeki bu grup yakın zamanda da İBB operasyonlarının yanlış olduğunu savundu, son olarak da butlan kararına karşı çıktı. Ancak iktidar partisinin içindeki bu kanada karşılık cumhurbaşkanlığı külliyesindeki bürokrasi tam tersini düşünüyor. Ve görünen o ki söz konusu bu bürokrasi en azından şimdilik alınan kararlarda daha etkili.</p>
<p>Bu işin bir tarafı… işin diğer tarafında ise Cumhur İttifakı’nın birleşenleri ile kendilerine ayrı bir yol çizmek isteyen İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti, Saadet ve Yeniden Refah gibi partiler var.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın birleşenleri Terörsüz Türkiye meselesinde bir tedirginlik yaşıyorlar ve iş anayasa değişikliğine geldiğinde tansiyonları daha da artacak gibi duruyor.</p>
<p>İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti, Saadet ve Yeniden Refah tarafında ise kapalı kapılar arkasında ortak aday çıkarma merkezli yoğun bir trafik yürütülüyor. Adalet Partisi Lideri Vecdet Öz de geçenlerde "Hesapları doğru yapın, herkesi şaşırtacak gelişmeler var" diyerek bu fırtınanın ilk sinyalini verdi. “Bu neden önemli” derseniz; ortaya çıkacak tablo Cumhur İttifakı’nın kimi birleşenlerini bu yeni ittifaka doğru yönlendirebilir ki iktidar kanadı için hiç istenmeyen bir gelişme olur bu…</p>
<p>Bu arada geçtiğimiz günlerde Saadet Partisi’nin öncülüğünde İstanbul Çırağan Sarayı’nda Gelişen 8 Ülke (D8) Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 29. kuruluş yıl dönümüne ilişkin programı tekrar hatırlatmak isterim. O toplantıda da yan yana gelen Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi, Gelecek Partisi, Deva Partisi Genel Başkanları 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile verdikleri fotoğrafta adeta yepyeni bir ittifakın da ipuçlarını kayda geçirmişlerdi.</p>
<p>Toparlarsak, önümüzdeki günler Terörsüz Türkiye süreci, bu sürece endeksli anayasa değişiklikleri ve artan ekonomik krizin gölgesinde iktidar kanadı açısından hayli hareketli olacağa benziyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhalefet-cok-parca-da-iktidar-farkli-mi-84320</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muhalefet çok parça da iktidar farklı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kaptan-swingden-cin-20a-84319</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kaptan Swing’den Çin 2.0’a</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Aranızda benim gibi çizgi roman okuyucusu varsa onlar mutlaka bilecektir; Kaptan Swing sinirlendiği zaman “Hay bin kunduz!” der. Swing’in kunduz deme tercihinin arkasında sadece coğrafi değil, iktisadi de bir hikâye var ve bence hâlâ güncel.</p>
<p>Yakın arkadaşları Gamlı Baykuş, Mister Blöf ve Burcu Ünüvar ile maceradan maceraya atılan Kaptan Swing’in yaşadığı Ontorio Bölgesi (Kuzeyinde, Hudson Körfezi’nin çevresindeki ormanlık alanı da kapsayacak genişlikte), kunduz avının ve kunduz kürkü ticaretinin tarihte canlı olduğu bir bölge. Tam da bu sebeple 17’nci-18’inci yüzyıllarda bu bölgede, bugünü hiç aratmayacak sanayi ve dış ticaret savaşları yaşanıyor. Meraklısı Dani Rodrik’in <em>Paradox of Globalization</em> kitabından detayları öğrenebilir.</p>
<p>O dönem bu iş, av lisanslarının münhasıran dağıtılması, kürk ticaretinde belli şirketlere ayrıcalık verilmesi gibi adımlarla yürümüş. Bugünden bakınca bunlar size hafif gelebilir ama konu temelinde, üretim ve ticaretin düzenlemesinde kamunun durduğu yer ile ilgili. Bu hikâyeden de anlaşılacağı üzere, sanayi politikası ya da dış ticaret kısıtları dünya için yeni değil. Başka bir deyişle, iktisat tarihini bilenlerin, iyi sanayi politikaları hazırlamak için yeterince nedeni ve zamanı vardı.</p>
<p>Sanayi politikasının farklı tanımları var. Ben “Kamu hedeflerine ulaşmanın bir aracı olarak, ekonomik aktivitede yapısal dönüşümü amaçlayan politikalar” (Juhazs et al, 2023) diye anlatmayı tercih ediyorum. Kamu faydası gözetilmesi benim için anlamlı bir tercih. Ama örneğin IMF daha dar bakıyor ve “belli firma ve sektörlerin desteklenmesi ve geliştirilmesi için yapılan devlet müdahaleleri” olarak tanımlıyor sanayi politikalarını.</p>
<p><strong>Sanayi politikaları can </strong><strong>havliyle yapılmaya başladı</strong></p>
<p>IMF’nin meseleyi bu şekilde ele alması tümden sebepsiz değil. Gerçekten de sanayi politikaları özellikle pandemi sonrasında can havliyle yapılan, bazen stratejik ama çoğunlukla da tepkisel düzenlemeler olmaya başladı. Sayıları da haliyle arttı. Nitekim 75 ülkede, 2009’dan beri açıklanan 52 bin sanayi müdahalesini inceleyen NIPO, sadece 2025’te açıklanan müdahalelerin sayısının, pandemi öncesi ortalamanın 2,5 katı olduğunu söylüyor.</p>
<p>Bu işin büyük kısmı ya dış ticaretten etkilendiği ya da dış ticareti etkilediği için, sanayi politikalarındaki hareketliliğe paralel olarak dış ticaret önlemlerinde de hareketlilik görüyoruz. Nitekim Grafik-1, hem dış ticaret önlemlerinin sayısındaki artışı hem de bu önlemlerin pek çoğunun kısıtlayıcı olduğunu gösteriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2ab50026a-1785473717.png" alt="" width="407" height="344" /></p>
<p> Tam burada, bence Çin için bir pencere açmak gerekli. Fakat dikkat! Amacım size Çin’i anlatmak değil. Amacım Çin üzerinden, sanayi politikalarını anlatmak. Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne girişini de Seattle’da yapılan protestoları da dün gibi hatırlıyorum. Çin, küresel ekonomiyi kar küresi gibi salladı. Peki bugün gördüğümüz Çin, o gün gördüğümüz Çin ile aynı mı? Buna yanıtım hem evet hem hayır.</p>
<p><strong>Çin, ihracat benzerliğinde </strong><strong>gelişmiş ülkelere yakınsıyor</strong></p>
<p>Çin 1.0 ya da Çin Şoku olarak anılan dönem (2000-2007), en temelinde Çin’in dünya ticaretine entegre olması ve ihracat üzerinden küresel ticaretteki payını artırmasına odaklıydı. Mevzu sonra değişti. Çin, 2015’teki programından hareketle “kendine yeterlilik” vurgusu üzerinden yeni bir sanayi politikası kurgulamaya başladı. “Çin için Çin’de yapılmıştır” başlığıyla, sadece ihracatı artırmayı değil, yurtiçi üretim yeteneklerini geliştirerek <strong>ithalatı azaltmayı </strong>da hedeflemeye başladı; yani Çin 2.0.</p>
<p>Peki hedeflenen oldu mu? Grafik-2, Çin’in küresel mal ticaretindeki ihracat payı artarken, ithalat payındaki artış hızının gerilediğini gösteriyor. Yorum sizin.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2af467a12-1785473780.png" alt="" width="412" height="344" /></p>
<p>Bu sırada Çin, ihracat benzerlik endeksinde de kendini Pakistan, Endonezya gibi ülkelerden ayrıştırarak, ABD, Japonya ve Avro Bölgesi gibi gelişmiş ülkelere yakınsıyor (Grafik-3). Vietnam’ı ise tarifelere karşı bir üs olarak kullanıyor. Yani rakibini de rekabet şeklini de kendi seçiyor. Çin; hedeflediği şey konusunda aynı Çin, sadece hedefe gitme yolunu değişen dünyaya uyarlıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2b0b7b690-1785473803.png" alt="" width="401" height="321" /><strong>Daha önemlisi yön </strong><strong>ve devamlılık</strong></p>
<p>Bu anlattıklarımda, strateji ve ülke seçimi gibi noktalar elbette önemli. Ama daha önemlisi yön ve devamlılık. Panikle, son dakika, pandemiden tetiklenerek değil (ama elbette pandemiden etkilenerek), tarihsel bütünlükle kurgulanan, yıllar içinde iyileştirmeler ve güncellemelerle yoluna devam eden Çin sanayi ve ticaret politikalarının tarihsel bütünlüğü dikkat çekici.  </p>
<p>Çin’in eleştirilecek pek çok yanı var elbette. Ancak iktisat politikalarındaki tarihi bütünlük ve ulusal hafıza açısından ders alınacak yanlar da var: Sanayi politikalarını ve ekonomik programları, hedefe koşan bir devamlılıkla hazırlamak önemli. Çünkü <strong>piyasalar her gün değişse de Kaptan Swing’ten beri bu düzen, aynı düzen!</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kaptan-swingden-cin-20a-84319</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kaptan Swing’den Çin 2.0’a ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kredi-kisitlari-el-cek-ilacimdan-tabip-84318</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kredi kısıtları: El çek ilacımdan tabip</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Eğer bir ekonomide göreli fiyatlar doğru oluşmuşsa, yani kur, enflasyon ve faiz piyasayı temizleyen bir seviyedeyse, kimse fazla kredi vermez veya gereksiz kredi almaz, çünkü bunun maliyeti vardır.</strong></p>
<p>Merkez Bankası yıllardır bankalara kredi büyüme sınırı uyguluyor. Üstelik bu kısıtlar giderek daha sert hale geliyor. Yani kredi büyüme sınırları devamlı düşürülüyor. En son 23 Mayıs 2026’da yapılan daraltma ile kredi büyüme sınırları kredi faiz oranının oldukça altına düştü. İşte bu son düşüş sanayinin finansmanı açısından özellikle riskli. Neden peki? Açıklayalım.</p>
<p>Öncelikle kredi kısıtları ile ilgili en temel iki gerçeğin altını çizelim. Birincisi normal şartlar altında bir ekonomide kredi sınırı olmamalıdır. İkincisi Türkiye’de kredi sınırları mevcut konjonktürde -makul ölçüler içinde- gereklidir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c3513bc27f-1785476371.png" alt="" width="328" height="300" />Eğer bir ekonomide göreli fiyatlar doğru oluşmuşsa, yani kur, enflasyon ve faiz piyasayı temizleyen bir seviyedeyse, kimse fazla kredi vermez veya gereksiz kredi almaz, çünkü bunun maliyeti vardır. Ancak göreli fiyatlar bozulmuşsa, o zaman kredi sınırlarını ve -bu sınırların kısmen telafisi olduğunu varsaydığımız- teşvikli kredi paketlerini vb tartışmaya başlarız.</p>
<p>Merkez Bankası’nın hazırladığı reel kur endeksine göre son yıllarda TL döviz karşısında düzenli olarak değer kazandı fakat mallar karşısında da düzenli olarak değer kaybetti. Yani göreli fiyatlar bozuluyor. Bu nedenle uygulanan kredi sınırları enflasyonla mücadelede bir anlam kazanıyor. Nedir o anlam? Bu konjonktürde kredi sınırları enflasyonun yükselmesini engelliyor fakat düşmesini de sağlamıyor. Enflasyon yıllardır yüzde 30’un altına düşmüyor. Her politikanın bir maliyeti vardır. Kredi kısıtlarının maliyeti de şirketlerin finansmanının giderek zorlaşması.</p>
<p><strong>Kredi sınırlarının sanayi </strong><strong>finansmanına etkisi</strong></p>
<p>Az önce Türkiye’de kredi sınırlamaları makul ölçüler içinde gereklidir dedik. O halde makul ölçüyü de söyleyelim ki bu ifade ölçülemez, boş bir ifade olarak kalmasın. Kredi büyüme hızı en fazla yıllık kredi faiz oranına kadar düşürülebilir. Eğer bunun altına düşürülüyorsa, bunun anlamı kredi stokunun reel olarak küçülme zorunluluğudur. Yani bankalara “iyi işleyen, sağlıklı kredi bağlantılarının bir kısmını kapat veya küçült” demektir. Dikkat edin lütfen burada artık yeni kredi vermemekten değil, verilmiş ve sağlıklı işleyen bazı kredilerin kapatılmasından ve/veya küçültülmesinden bahsediyoruz. Bunun sanayiye çıkardığı maliyet, yeni kredi verilmemesinden çok daha yüksektir. O krediye güvenip iş yapan ve işini başarıyla yürüten bazı iş insanlarının planlarının bozulması demektir.</p>
<p>23 Mayıs 2026 tarihinde yapılan düzenlemeyle kredi büyüme sınırları kredi faizlerinin oldukça altına düşürüldü. Bu kararı değerlendiren ve son üç yılda kredi büyüme sınırlarının ne kadar düşürüldüğüne dair bir tabloyu da içeren yazımın bağlantısını meraklısı için aşağıda veriyorum.</p>
<p><a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zehiri-ilactan-ayiran-sey-dozudur-kredi-sinirlamalari-80475">https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zehiri-ilactan-ayiran-sey-dozudur-kredi-sinirlamalari-80475</a> </p>
<p>Kredi kısıtlamalarıyla ilgili son düzenlemenin üzerinden yaklaşık iki ay geçti. Gelin bu iki ay içinde krediler nasıl seyretmiş, ona bir bakalım. Düzenlemenin etkisini görelim.</p>
<p><strong>Kurumsal krediler </strong><strong>daha hızlı geriliyor</strong></p>
<p>Grafikte 23 Mayıs kararından sonraki 8 hafta içinde üç ana TL kredi türünün yıllık büyüme hızını görüyorsunuz. Her üç kredi türünde de TL kredilerin yıllık büyüme hızı gerilemiş ama en hızlı gerileme kurumsal kredilerde. Düzenlemenin nispeten korumaya çalıştığı KOBİ kredilerinin büyüme hızı da daha yavaş olmakla beraber yine geriliyor. Bireysel krediler ise grafikte göründüğünden daha iyi, çünkü tasarruf finansman şirketleri (evimler) bireysel kredi niteliğinde finansman sağlıyorlar ve bunlar hızla büyüyor.</p>
<p>Bu gelişmeleri alt alta koyduğumuzda şu sonuçlar ortaya çıkıyor:</p>
<p><strong>1-</strong> Kredi kısıtları en çok büyük sanayi kuruluşlarını etkiliyor. Bu kuruluşların önemli bir finansman kaynağı olarak gördüğü döviz kredileri de zayıflamaya başladığı için turizmci ve ihracatçılar açısından finansman sorununun daha büyük olduğunu düşünebiliriz.</p>
<p><strong>2-</strong> Bireysel krediler nispeten iyi durumda ve banka dışı finans kuruluşlarına kredi kısıtı uygulanmadığı için, güçlü seyretmeye devam edecek gibi görünüyor.</p>
<p>Unutmayalım ki, olumsuz etkilenen kurumsal krediler üretimi desteklerken, nispeten canlı seyreden bireysel krediler tüketimi destekliyor. Sizce böyle bir kredi kompozisyonu enflasyonu nasıl etkiler?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kredi-kisitlari-el-cek-ilacimdan-tabip-84318</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kredi kısıtları: El çek ilacımdan tabip ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-cephesinde-alarm-zilleri-yeniden-caliyor-84317</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon cephesinde alarm zilleri yeniden çalıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Avrupa Merkez Bankası ile Japonya Merkez Bankası, bozulan enflasyon görünümü nedeniyle faiz oranlarında artışa gitti. Hatta piyasalarda Avrupa Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantısında 25 baz puanlık yeni bir faiz artışı neredeyse tamamen fiyatlanmış durumda.</strong></p>
<p>Dünya ekonomisinde son haftalarda yaşanan gelişmeler yeni bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıya kalınabileceğine işaret ediyor. ABD ile İran arasında tırmanan gerilim enerji fiyatlarını yeniden yukarı iterken, Avrupa ve Japonya’da merkez bankalarının faiz artırımlarına geri dönmesi, enflasyonla mücadelenin devam ettiğini gösteriyor. ABD’de ise politika faizi değişmemesine rağmen tahvil piyasalarının verdiği mesaj oldukça net: Enflasyon beklentileri hızla bozuluyor.</p>
<p>Türkiye ise bu sürece, halihazırda yüksek enflasyon ve finansman maliyetlerini yaşadığı bir dönemde giriyor.</p>
<p><strong>Petrol fiyatları yeniden küresel </strong><strong>enflasyonun merkezinde</strong></p>
<p>Son dönemde enflasyon görünümünü bozan en önemli gelişme enerji piyasalarında yaşanıyor.</p>
<p>ABD ile İran arasında devam eden çatışmalar, petrol arzına ilişkin endişeleri yeniden artırırken küresel petrol stoklarının kritik seviyelere gerilemesi fiyatlar üzerinde ilave baskı oluşturuyor.</p>
<p>Enerji fiyatları sadece akaryakıtı değil, sanayi üretiminden ulaştırmaya, tarımdan lojistiğe kadar ekonominin neredeyse bütün maliyet yapısını etkiliyor. Bu nedenle petrol fiyatlarında görülen artış, enflasyonun yeniden yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyor.</p>
<p>Son haftalarda Amerika ve Avrupa’da enflasyon beklentilerinin yeniden yükselmesinin arkasında da büyük ölçüde bu arz yönlü gelişmeler bulunuyor.</p>
<p><strong>Merkez bankaları yeniden </strong><strong>sıkılaşma sürecine giriyor</strong></p>
<p>Enerji kaynaklı maliyet baskılarının ilk etkisi para politikalarında görülmeye başladı.</p>
<p>Avrupa Merkez Bankası ile Japonya Merkez Bankası, bozulan enflasyon görünümü nedeniyle faiz oranlarında artışa gitti. Hatta piyasalarda Avrupa Merkez Bankası’nın önümüzdeki toplantısında 25 baz puanlık yeni bir faiz artışı neredeyse tamamen fiyatlanmış durumda.</p>
<p>Bu gelişme, küresel faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalacağı yönündeki beklentileri güçlendiriyor.</p>
<p>Oysa yılın ilk yarısında hâkim olan beklenti, enflasyondaki düşüşün hızlanacağı ve merkez bankalarının faiz indirimlerine başlayacağı yönündeydi. Son gelişmeler ise bu beklentinin tamamen değiştiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Fed’in kararı piyasalara </strong><strong>güven vermedi</strong></p>
<p>Küresel piyasalarda dikkat çeken bir diğer gelişme ise ABD Merkez Bankası’nın (Fed) temmuz toplantısı oldu.</p>
<p>Fed, toplantı sonrasında politika faizini değiştirmedi. Ayrıca, kararın ayrıntıları, faiz kararının kendisinden çok daha önemliydi.</p>
<p>FOMC üyelerinden dokuzu faizlerin sabit tutulmasını desteklerken, üç üye faiz artışı yönünde karşı oy kullandı. Böylece 2016 yılından bu yana ilk kez tek bir toplantıda bu kadar güçlü bir şahin ayrışma yaşandı.</p>
<p>Fed Başkanı Warsh’un enflasyonla mücadelede kararlılık mesajı vermesine rağmen piyasalar bu mesajı yeterince güçlü bulmadı. Bunun sonucunda uzun vadeli enflasyon beklentileri yükseldi.</p>
<p>Kararın hemen ardından ABD’nin 30 yıllık Hazine tahvil faizinin yüzde 5,23 seviyesine ulaşarak son 19 yılın zirvesine ulaşması da bunun en önemli göstergesi oldu.</p>
<p>Tahvil piyasası aslında tek bir mesaj veriyor: Yatırımcılar enflasyonun beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceğini fiyatlamaya başladı.</p>
<p><strong>Dünyayı bekleyen yeni risk: </strong><strong>Yüksek faiz, düşük büyüme</strong></p>
<p>Küresel ekonomi açısından asıl risk ise bundan sonra başlıyor. Enflasyonun yeniden yukarı yönlü hareket etmesi, merkez bankalarını daha uzun süre yüksek faiz uygulamaya zorlayacak. Bunun en büyük maliyetini ise kamu borcu yüksek olan ekonomiler ödeyecek.</p>
<p>Başta ABD, Avrupa, Japonya ve Çin olmak üzere birçok ülkede kamu borç stokları milli gelirin çoktan yüzde yüzünü aşmış ve tarihi rekorlara ulaşmış durumda. Faiz oranlarındaki her bir baz puanlık artış, bu ülkelerin borçlanma maliyetlerini yükseltirken bütçeler üzerindeki faiz yükünü de büyütüyor.</p>
<p>Diğer taraftan yüksek finansman maliyetleri özel sektör yatırımlarını yavaşlatıyor, tüketimi sınırlıyor ve büyüme üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor.</p>
<p>Kısacası dünya ekonomisi yeniden yüksek enflasyon ile düşük büyümenin aynı anda yaşandığı zorlu bir döneme girme riskiyle karşı karşıya bulunuyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de enflasyon </strong><strong>en büyük sorun</strong></p>
<p>Küresel enflasyonist riskler yeniden yükselirken Türkiye ekonomisinin kendi enflasyon sorunları da devam ediyor. Son bir yıldır tüketici enflasyonu yüzde 32 seviyesinin altına gerilemedi. Temmuz ayında ise özellikle gıda fiyatları, yönetilen ve yönlendirilen fiyatlardaki artışlar ile petrol fiyatlarındaki yükseliş enflasyonu yeniden yukarı yönlü baskıladı. TEPAV Gıda Fiyat Endeksine göre temmuz ayında gıda fiyatları aylık yüzde 0,93 arttı. Yıllık gıda enflasyonu ise yüzde 32,8 olarak gerçekleşti. Özellikle sebze fiyatlarındaki artış dikkat çekti.</p>
<p>Bu görünüm, yaz aylarında beklenen dezenflasyon sürecinin gerçekleşmediğine işaret ediyor.</p>
<p><strong>Beklentiler hâlâ istenen </strong><strong>seviyede değil</strong></p>
<p>Enflasyonla mücadelede sadece gerçekleşen enflasyon değil, beklentiler de büyük önem taşıyor. Ancak bugün gelinen noktada reel sektörün, hane halkının ve piyasa katılımcılarının enflasyon beklentileri hâlâ Merkez Bankası’nın tahminlerinin oldukça üzerinde bulunuyor. Piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 30 civarında seyrediyor.</p>
<p>Beklentilerin hedeflerden bu kadar uzak olması, fiyatlama davranışlarının normalleşmediğini ve enflasyon ataleti sorununun devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Merkez Bankasının </strong><strong>manevra alanı daralıyor</strong></p>
<p>Önümüzdeki dönemde ekonomi yönetiminin en önemli sınavı para politikasında ortaya çıkacak. Bir tarafta küresel ölçekte yeniden yükselen faizler ve bozulan enflasyon görünümü, diğer tarafta Türkiye’de kalıcılığını koruyan fiyat baskıları bulunuyor. Bu tablo, Merkez Bankasının faiz indirimleri konusunda hareket alanını önemli ölçüde sınırlandırıyor.</p>
<p>Üstelik yüksek faizler, değerli reel kur ve artan finansman maliyetleri; üretim, yatırım ve ihracat üzerinde giderek daha ağır bir yük oluşturuyor.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki aylarda ekonomi politikalarının temel amacı yalnızca enflasyonu düşürmek olmayacak. Aynı zamanda yüksek faiz-yüksek maliyet sarmalının büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini sınırlayacak dengeli bir politika bileşimi oluşturmak gerekecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-cephesinde-alarm-zilleri-yeniden-caliyor-84317</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/7/1280x720/54-1785473156.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon cephesinde alarm zilleri yeniden çalıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akil-ve-ahlak-yoksa-potansiyel-bosa-gider-84316</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akıl ve ahlak yoksa potansiyel boşa gider</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Akıl olsaydı yönetenlerin bizi uygarlığın taşrasına itmesine izin vermezdik. Ahlak olsaydı: “Bu arsa benim” diye kaçak villa dikilmez, orman yakılıp otel yapılmaz, “benden sonrası tufan” denmezdi.</strong></p>
<p>Türkiye, <strong>potansiyel aşuresi</strong> gibi; <strong>7</strong> iklim <strong>4</strong> mevsim, <strong>faunası</strong>, tabiat güzellikleri, <strong>suyu</strong>, florası, <strong>endemik</strong> zenginliği… Peki, böylesi <strong>zenginliğin değere dönüşmemesinin sebebi</strong> ne ola ki? Benim bir tezim var: <strong>Akıl</strong> (<em>planlama, öngörü, sistem kurma</em>) ve <strong>ahlak</strong> (<em>sorumluluk, liyakat, gelecek bilinci</em>) eksikliği yüzünden.</p>
<p><strong>Elmas madeninde kömür arıyor</strong> gibiyiz. <strong>Orkide</strong>, dağ çayları, <strong>tıbbi aromatik</strong> bitkiler; <strong>farmakoloji</strong> ve <strong>kozmetikte</strong> milyar dolarlık hammadde potansiyeli taşıyor. <strong>Akıl olsaydı</strong>, üniversiteler ve devlet enstitüleri bunları sistematik tarayıp, yerli patentlerle, <strong>yüksek katma değerli ürüne</strong> çevirebilirdik.</p>
<p><strong>BEN GÖNLÜMÜ TOPRAK SANDIM TAŞ İMİŞ, MEĞER TAŞA TOHUM EKİLMEZ İMİŞ</strong></p>
<p><strong>Ahlak olsaydı</strong>; “<em>bu topraklar bizim</em>” demekle yetinmeyip “<em>bu bitkiler gelecek nesillerin mirası</em>” bilinciyle koruma alanları oluşturur, <strong>kaçak toplamaya</strong> göz yumulmazdı. Ya da “<strong>hobi evi</strong>” diyerek <strong>cennet vatanın</strong> mümbit arazilerine imar kurup <strong>cinnet vatana</strong> dönüştürmezdik. <strong>Yazık değil mi</strong>?</p>
<p><strong>Elması taş sanıp kömür arıyoruz</strong> zira yeterince akıllı değiliz. <strong>Dört mevsimi bir günde yaşayıp</strong>, bir mevsimi bile yönetememek, <strong>az akılsızlık değil hani</strong>… Sırf bu yüzden <strong>darı ambarı üzerinde açlık çeken tavuklara döndük</strong>, gıda enflasyonunda dünya şampiyonu olduk<strong>, kendi hazinemizin dilencisi gibiyiz</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Potansiyel ziyanına dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Akıllılarımız yok mu?</em></strong></p>
<p><strong>Olmaz mı?</strong> Her toplumun <strong>%2</strong>’si zeki ve yeteneklidir ama bu <strong>%2</strong>’ye nasıl davrandığımız önemli. Ya <strong>devlet başa</strong> yapar <strong>ufukların efendisi</strong> oluruz ya da <strong>kuzgun leşe</strong> atar, <strong>uygarlığın taşrasına</strong> düşeriz.</p>
<p><strong><em>Ahlaklılarımız yok mu?</em></strong></p>
<p><strong>Olmaz mı?</strong> Nükleer fizikte kural şudur: <strong>Zincirleme reaksiyonun</strong> başlaması için <strong>aktif madde </strong>miktarının <strong>kritik kütleye</strong> ulaşması gerekir. Bizdeki ahlaklıların sayısı, <strong>toplumsal atılım kritik kütlesine</strong> erişemedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>UYGARLIK TALEBİ OLANLARIMIZ İLE KONFOR RANTİYELERİMİZİN MÜCADELESİ…</strong></p>
<p>Türkiye, elinde <strong>yedi renkli bir palet</strong>, dört mevsimlik bir <strong>tuval</strong> ve endemik çiçeklerle dolu bir <strong>bahçe</strong> olan <strong>ressam</strong> gibi. Ama ressamın fırçası (<strong>akıl</strong>) kırık, boyaları karıştırma <strong>ahlakı </strong>yok. <strong>Tuval boş kalıyor</strong>; ya da üzerine <strong>rastgele</strong>, aceleyle, <strong>bazen de başkasının resmi</strong> çiziliyor. Halimize bakıp <strong>utanmamız</strong> gerekir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>POTANSİYEL SÖZLÜĞÜ</strong></span></p>
<p><strong>Potansiyel</strong>: Gizli kalmış, henüz ortaya çıkmamış, gelecekte gerçekleşmesi mümkün olan güç, yetenek</p>
<p><strong>Gerçekleştirme</strong>: Potansiyelin ve becerinin, fark edilip değere dönüştürülmesi, hayata geçirilmesi</p>
<p><strong>Atıl kapasite</strong>: Varlığın değerlendirilmemesi. Ev genci gibi… İmkân setinin etkin kullanılmaması</p>
<p><strong>Tefessüh</strong>: Akılsızlık ve ahlaksızlığın bir toplumu kokuşturması, bencil bireylerle çürüme ortamı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akil-ve-ahlak-yoksa-potansiyel-bosa-gider-84316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/7/1280x720/istanbul-depremi-ve-turkiyenin-afet-gercegi-1745562437.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akıl ve ahlak yoksa potansiyel boşa gider ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/issizlik-kagit-uzerinde-son-21-yilin-en-dusuk-duzeyinde-84315</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik kağıt üzerinde son 21 yılın en düşük düzeyinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İşsizlikte mayıs ayında görünen tablo şöyleydi: İşsizlik oranı adeta yüzde 8’e oturmuştu ve çok küçük oynamalar gösteriyordu, yön de uzun süredir aşağı doğruydu. Bu köşede mayıs ayının işsizlik oranının yüzde 8,2 olarak (haziran verisiyle birlikte yüzde 8,1’e revize edildi) açıklanmasından sonra şöyle bir benzetme yapmıştım:</p>
<p><strong>“Türkiye’nin gerçek işsizlik oranı, sihirli aynanın karşısına geçip Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler’in kötü karakterli kraliçesinin güzelliğini tescil ettirmeye çalışması gibi ‘</strong>Ayna ayna söyle bize işsizlik oranımız yüzde 8, değil mi<strong>’ diye sorsa başlangıçta alacağı yanıt aynı masaldaki gibi muhtemelen ‘</strong>Evet<strong>’ olurdu.”</strong></p>
<p>Ama aynı soru şimdi sorulsa ve aynı yanıt alınsa o kötü kalpli kraliçe <strong>“Ne 8’i, artık işsizlik oranımız yüzde 7’lere düştü”</strong> diye haykırırdı!</p>
<p>Ama ya gerçek; ne 7, ne 8! Gerçek işsizliği gösteren oran çok daha yukarılarda ve grafiklerde…</p>
<p>Oysa görünen işsizlikte olumlu anlamda rekor kırıldı.</p>
<p>TÜİK dün haziran ayının işgücü verilerini açıkladı ve mevsim etkisinden arındırılmış işsizlik oranı yüzde 7,6 ile 2005’in ocak ayından bu yana olan dönemin en düşük düzeyine indi.</p>
<p>Ocak 2005’ten haziran 2026’ya… Tam 21 yıl 6 ay… Bir başka ifadeyle 258 ay.</p>
<p>Demek ki Türkiye ekonomisi 2005’ten bu yana geçen bunca yılın istihdam yaratma ve işsizliği düşürme yönüyle en iyi dönemini yaşıyor!</p>
<h2>Son bir yılda ne olmuş?</h2>
<p>İşgücü istatistiklerine ilişkin başlıca göstergelerin son bir yıldaki seyrine bakalım… </p>
<p>● 2025’in haziranından bu yılın haziranına 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus 610 bin kişi artmış. <br />● Nüfus 610 bin kişi artmış ama daha fazla kişi işgücünden çıkmış, işgücüne dahil olmayanların sayısındaki artış 823 bini bulmuş. <br />● Böyle olunca işgücünde 213 bin kişilik bir azalma kaydedilmiş. <br />● İstihdam edilenlerin sayısında ise 181 bin kişilik artış olmuş. <br />● İşsiz sayısı da 393 bin kişi azalmış. </p>
<p>Sonuçta olan biten şu: </p>
<p><strong>“Nüfus artıyor ama çalışmak isteyenler azalıyor, öte yandan istihdam artıyor, dolayısıyla işsiz sayısı geriliyor ve işsizlik oranı adeta dip yapıyor.”</strong></p>
<h2>İşsiz sayısı da çok düşük</h2>
<p>Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranı 2005’in başından bu yana olan dönemin en düşük düzeyine geriledi, bunu belirttim.</p>
<p>İşsiz sayısında da çok düşük bir düzeye inildi.</p>
<p>Bu yılın haziranındaki işsiz sayısı 2 milyon 688 bin kişi.</p>
<p>Bu sayı 2014’ün şubat ayındaki 2 milyon 676 binden sonraki en düşük düzeye işaret ediyor.</p>
<p>On iki yıl öncesi, 2014’ün şubatı… O dönemde 15 ve daha yukarı yaştaki nüfus 56-57 milyon, şimdi 67 milyon. Ama işsiz sayısı o dönemle neredeyse aynı. Nüfus 10 milyon artmış ama bu artış işsiz sayısına hiç yansımamış.</p>
<h2>“İş aramıyorsan işsiz değilsin!”</h2>
<p>İşsizliğin görünürde böylesine olumlu seyretmesinin altında yatan en büyük etken hiç kuşku yok ki işsizlik tanımında ve o tanımda yer alan dört hafta ölçüsünde yatıyor:</p>
<p><strong>“Referans haftasında istihdamda olmayan, son dört hafta içinde aktif olarak iş arayan, iş bulduğu takdirde iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler.”</strong></p>
<p>Yalnızca bu tanıma uyanlar işsiz sayılıyor.</p>
<p>İş aramış aramış bir türlü bulamamış ve iş aramanın bile maliyetini karşılayamayıp kaderine razı olmuş milyonlar var. Son dört haftada iş aramadıkları için artık onlar işsiz sayılmıyor.</p>
<h2>Gerçek işsizlikte durum ne?</h2>
<p>Görünen işsizlik gayet iyi gidiyor, hatta iyi tanımlaması zayıf bile kalır, şahane gidiyor.</p>
<p>Peki ya gerçek işsizliği gösteren atıl işgücünde durum ne?</p>
<p>Her ne kadar haziranda önceki dönemlere göre atıl işgücünde de bir miktar iyileşme varsa da, uzun dönemli bakıldığında bu göstergenin çok olumsuz seyrettiği ortada.</p>
<p>İş aramaktan vazgeçenlerin etkisiyle görünen işsizlik oranının aşağı gitmesi tabii ki sorunun hafiflediği anlamına gelmiyor. Önemli olan atıl işgücü oranı ve bu oranla görünen işsizlik arasındaki makas.</p>
<p>Bu makas toplamda 21,2 puan. Erkeklerde fark 17,2 puana düşüyor. Ancak kadınlarda atıl işgücü oranı ile görünen işsizlik oranı arasında tam 27,6 puanlık bir fark var.</p>
<h2>Nedir bu atıl işgücü?</h2>
<p>Atıl işgücü hesaplanırken önce işsizlik oranı alınıyor, sonra bu orana zamana bağlı eksik istihdam oranı ekleniyor. Zamana bağlı eksik istihdamı TÜİK şöyle açıklıyor:</p>
<p><strong>“İstihdamda olan ve 40 saatten daha az süre çalışıp daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu durumda daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.”</strong></p>
<p>Yani bu kişiler çalışıyor ama işinden memnun değil, daha uzun süre çalışabilecek durumda ve o yüzden aslında iş arıyor. Dolayısıyla bu kişileri bir başka bakış açısıyla işsiz saymak gerekiyor.</p>
<p>Bir de potansiyel işgücü var. Bu tanıma girenler de görünen işsizlik oranı ve zamana bağlı eksik istihdamın bütünleşik oranına ekleniyor. Potansiyel işgücü de şu gruplardan oluşuyor: </p>
<p>● İşbaşı yapabilecek durumda olduğu halde iş bulacağına inanmadığı için iş aramayanlar. <br />● Çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iki hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler. <br />● Son dört hafta içinde en az bir iş arama kanalını kullanan fakat iki hafta içinde işbaşı yapamayacak durumda olanlar.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c276edda32-1785472878.png" alt="" width="981" height="298" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/issizlik-kagit-uzerinde-son-21-yilin-en-dusuk-duzeyinde-84315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/5/1280x720/issizlik-subatta-02-puan-geriledi-1743067818.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşsizlik kağıt üzerinde son 21 yılın en düşük düzeyinde ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-84313</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Borsa İstanbul’da Negatif Seyir! Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 31 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/6roQth7oJqg" width="700" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-84313</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/9/1280x720/munyar-berfin-nilgun-cipa-1762958010.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/12-gwlik-gese-ispanyadan-aldigimiz-187-milyon-euroluk-kredi-dis-guveni-gosteriyor-84314</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> 1.2 GW’lık GES’e İspanya’dan aldığımız 187 milyon euroluk kredi ‘dış güven’i gösteriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TOSYALI </strong>Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Fuat Tosyalı </strong>ile Banco Bilbao Vizcaya Argentaria (BBVA) CEO’su <strong>Onur Genç</strong>’in el sıkışırken çekilmiş fotoğraflarının yer aldığı haber dikkatimi çekti:</p>
<ul>
<li><strong>Tosyalı’nın GES yatırımına İspanyol BBVA’dan 187 milyon Euro’luk kredi…</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c24c63e7ab-1785472198.jpg" alt="" width="700" height="398" /></strong>Haberin özeti şöyleydi:</p>
<ul>
<li><strong>Tosyalı, toplam 1.2 GW kapasiteli güneş enerjisi santralı (GES) yatırımının ilk fazını oluşturan Osmaniye ve Niğde projeleri için, İspanya ihracat kredi kuruluşu </strong>“Cesce” <strong>teminatı kapsamında BBVA ile 187 milyon Euro </strong>“İhracat Finansmanı Alıcı Kredisi” <strong>imzası attı.</strong></li>
</ul>
<p>Haberi okuyunca 2017 yılı Nisan ayı başına uzandım. O günlerde Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi’nin <strong>Fuat Tosyalı</strong>’ya verdiği fahri doktora unvanı için düzenlenen törene katılmıştım. <strong>Tosyalı, </strong>törende Osmaniye’ye Nisan 2008’de başlattığı yatırımın öyküsünü anlatmıştı.</p>
<p>2003-2007 döneminde Osmaniye’nin Toprakkale İlçesi Kaymakamı <strong>İskender Yönden</strong>’in ısrarlı daveti sonuç vermişti. Tosyalı’nın Osmaniye’de yatırım yaptığı alan, zamanla 2 milyon metrekareyi, yatırım tutarı da 9 yılda 1.7 milyar doları bulmuştu.</p>
<p><strong>Fuat Tosyalı, </strong>tören sonrası sohbet sırasında GES yatırımıyla ilgili şu bilgiyi vermişti:</p>
<p>-          <strong>Osmaniye’deki Tosçelik ERW Boru fabrikasının çatısı 250 bin metrekare. Çatının 205 bin metrekarelik bölümüne güneş enerjisi panelleri döşeyeceğiz. Çatıda 10 MW elektrik üreteceğiz.</strong></p>
<p>Törene katılan dönemin MÜSİAD Başkanı <strong>Nail Olpak </strong>sormuştu:</p>
<p>-          <strong>GES için lisans aldınız mı?</strong></p>
<p><strong>Tosyalı, </strong>şu yanıtı vermişti:</p>
<p>-          <strong>İşi hızlandırmak için her MW başına bir şirket kurduk ve izinlerimizi aldık. Yani, çatıda 10 ayrı şirket olacak.</strong></p>
<p>Aradan 7 yıl geçti, 2024 yılı Nisan ayında Erciyas Holding Kurucu Başkanı <strong>Ahmet Kamil Erciyas </strong>ve İcra Kurulu Başkanı <strong>Kamil Emre Erciyas</strong>’ın davetiyle Almanya’nın Düsseldorf kentindeki <strong>“Wire &amp; Tube” (Kablo &amp; Boru) </strong>Fuarına gittiğimde Tosyalı’nın iki ayrı salondaki stantlarına uğramıştım.</p>
<p>Stantta <strong>Fuat Tosyalı, Fatih Tosyalı, </strong>Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Üyeleri <strong>Şerif Yavuz Tosyalı, Hakan Eminsoy, </strong>CEO <strong>Suha Korkmaz, </strong>Tosçelik Yönetim Kurulu-İcra Kurulu Üyesi <strong>Şerif Tosyalı </strong>ile sohbet etmiştik. Fuarda <strong>“Tosyalı V-Green” </strong>markasıyla ürettikleri <strong>“yeşil çelik”</strong>i tanıtmışlardı.</p>
<p><strong>Fuat Tosyalı, </strong>Osmaniye’deki fabrikanın çatısına 10 ayrı şirkete bölerek yaptıkları GES’i söktüklerini belirtip, yenilenebilir enerji ile ilgili yatırım hedeflerini paylaşmıştı:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 235 MW ile dünyanın en büyük çatı üstü güneş enerjisine sahip şirketiz. Güneş enerjisi gücümüzü 2.5 GW’ın üzerine çıkarmak için yatırımlarımız sürecek.</strong></p>
<p>BBVA ile 187 milyon Euro’luk krediye imza attıkları haberlerinden birkaç gün sonra <strong>Fuat Tosyalı</strong>’yla karşılaştım. <strong>Onur Genç</strong>’le el sıkışma fotoğrafını anımsattım, söze enerji dönüşümünden girdi:</p>
<p>-          <strong>Enerji dönüşümü, bugün sanayide rekabet gücünü belirleyen en önemli unsurlardan biri haline geldi. Biz de Tosyalı olarak sürdürülebilirliği iş yapış şeklimizin merkezine koyuyor, üretimden enerjiye kadar tüm süreçlerimizi uzun vadeli bakış açısıyla dönüştürüyoruz.</strong></p>
<p>GES yatırımlarını bu vizyonla hayata geçirdiklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>1.4 GW’a ulaşacak GES yatırımımız, yalnızca kendi enerji ihtiyacımızı yenilenebilir kaynaklardan karşılamaya yönelik yatırım değil, enerji bağımsızlığımızı da güçlendiren ve </strong>“yeşil çelik” <strong>üretimindeki küresel iddiamızı pekiştiren stratejik dönüşüm hamlesi.</strong></p>
<p>Böylesine büyük ölçekli yatırımların hayata geçirilmesinde güçlü uluslararası işbirlikleri ve sürdürülebilir finansman kaynaklarına erişimin kritik öneme sahip olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>BBVA ile Cesce teminatı kapsamında imzaladığımız 187 milyon Euro tutarındaki </strong>“İhracat Finansmanı Alıcı Kredisi” <strong>anlaşması, uluslararası finans kuruluşlarının Tosyalı’nın vizyonuna ve sürdürülebilir büyüme stratejisine duyduğu güvenin önemli bir göstergesi.</strong></p>
<p><strong>“GE Vernova” </strong>ve <strong>“Inogen” </strong>ile işbirliklerine değindi:</p>
<p>-          <strong>Kurduğumuz güçlü işbirliğiyle birlikte, ileri teknoloji, mühendislik ve finansman olanaklarını bir araya getirerek dünyanın en büyük öz tüketim odaklı GES projelerinden birini hayata geçiriyoruz.</strong></p>
<p>Hedeflerini bir kez daha irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Tosyalı olarak yenilenebilir enerji yatırımlarımızla hem düşük karbonlu üretim hedeflerimize ulaşmayı hem de küresel </strong>“yeşil çelik” <strong>sektöründeki öncü konumumuzu daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Tosyalı, 1.4 GW’a ulaşacak GES yatırımıyla çelik üretiminde önemli bir dönüşüme imza atıyor…</p>
<p>BBVA’dan aldığı 187 milyon Euro’luk kaynakla sürdürülebilirlik yolunda attığı adımları <strong>“uluslararası güven”</strong>le perçinliyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Cesce’ desteğiyle sağlanan ilk finasman</span></h2>
<p><strong>TOSYALI </strong>Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Fuat Tosyalı, </strong>1.2 GW’lık güneş enerjisi santralı yatırımıyla ilgili şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Daha önce hayata geçirdiğimiz ve kendi segmentinde dünyanın en büyük çatı üstü güneş enerji santrallarından biri olan 235 MW kurulu güce sahip yatırımımızın devamı niteliğini taşıyor.</strong></p>
<p>İmza attıkları krediyle ilgili şu noktaya dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>İmza attığım kredi işlem</strong><strong>i</strong><strong>, GE Vernova’nın Türkiye’deki bir yenilenebilir enerji projesine yönelik olarak Cesce desteğiyle sağladığı ilk finansman olma özelliğini taşıyor.</strong></p>
<p><strong>Tosyalı, </strong>şu noktaya da işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Proje aynı zamanda GE </strong><strong>V</strong><strong>ernova’nın güneş enerjisi projelerinin finansmanında bugüne kadar yaklaşık 850 milyon dolar tutarında kaynak sağlamasında katkı sunan rolünü de güçlendiriyor.</strong></p>
<p>Tosyalı’nın iletişim ekibi, GE Vernova ile ilgili şu notu da gönderdi:</p>
<p>-          <strong>Bu işbirliği, GE Vernova’nın Türkiye’deki yerel varlığını daha da güçlendirirken, şirketin sunduğu teknolojiler ülke genelinde 3.5 GW’lık güneş enerjisi potansiyelini destekliyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çözüm ortaklarımızla birlikte uzun yıllardır Türkiye’de iş yapıyoruz</span></h2>
<p><strong>TOSYALI </strong>Holding’in GES yatırımlarında işbirliği yaptığı Inogen Group Yönetim Kurulu Başkanı Prof. <strong>Ali Murat Soydan, </strong>sanayide <strong>“yeşil dönüşüm”</strong>ün tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli gündem başlıklarından biri olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Çözüm ortaklarımızla birlikte uzun yıllardır Türkiye enerji sektöründe uyguladığımız uçtan uca çözüm modelinde edindiğimiz deneyimi, </strong>“yeşil dönüşüm” <strong>hedefi doğrultusunda ilerleyen sanayicilerimizin ihtiyaçlarına yanıt verecek çözümlerde kullanıyoruz.</strong></p>
<p>Konuya yalnızca finansman perspektifinden yaklaşmanın sağlıklı bir bakış açısı sunmadığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Doğru planlamayla ihtiyaca en uygun çözümü optimum maliyetle geliştirebilmek uzun yıllara dayanan deneyim gerektiriyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Artık kendi enerjisini yönetebilen şirketler daha fazla öne çıkacak</span></h2>
<p><strong>TOSYALI </strong>Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Fuat Tosyalı, </strong>yıllık 15 milyon ton ham çelik üretim kapasitesiyle dünyada öne çıktıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Çelik sektöründe dünyada oyunun kuralları değişiyor. Bundan sonra büyük olmaktan daha ziyade kendi enerjisini yönetebilen şirketler öne çıkıyor. Enerji satın alan değil kendi enerjisini üreten çelik şirketleri öne çıkacak.</strong></p>
<p><strong>Tosyalı, </strong>şu iddiasını ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Çelik sektöründe önümüzdeki 10 yılın rekabetini belirleyecek enerji dönüşümünün ilk örneklerinden biri oluyoruz.</strong></p>
<p>GES’te ulaşacakları 1.4 GW’lık kapasitenin ne anlama geldiğinin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bu, ülkemizdeki bazı enerji şirketlerinden bile daha yüksek kapasite anlamına geliyor. Hedef kapasiteye ulaştığımızda fabrikalarımızın enerji ihtiyacının büyük bölümünü karşılar hale geleceğiz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Yapay Zeka Zirvesi’ne 10 bin başvuru oldu, 62 ilden katılımcı var</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c24de0479c-1785472222.jpg" alt="" width="700" height="539" /></span><strong>HAKAN Güldağ</strong>’la birlikte TOBB<strong> </strong>Türkiye Yazılım Meclisi’nin önderliğinde Ankara’da düzenlenen <strong>“TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesi”</strong>nin gerçekleştiği salona girerken Yazılım Meclisi’nden bizi karşılayanlar heyecanla şu bilgiyi paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Zirveye katılım için 10 bin başvuru oldu. Başvurulardan 1500’üne olumlu yanıt verebildik. Çünkü salonun ve stant alanlarının kapasitesi bu kadar.</strong></p>
<p>Zirvenin ev sahibi Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı <strong>Ertan Barut, </strong>gösterilen ilgiden memnuniyetini dile getirirken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Üyesi, Kayseri Sanayi Odası Başkanı <strong>Mehmet Büyüksimitçi, </strong>ilginin bir başka yönüne işaret etti:</p>
<p>-          “Yapay Zeka Zirvesi”<strong>ne 62 şehirden başvuru oldu. Şu anda salonda bulunanlardan 600 kişi buraya Ankara dışından geldi.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/12-gwlik-gese-ispanyadan-aldigimiz-187-milyon-euroluk-kredi-dis-guveni-gosteriyor-84314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/5/1280x720/fuat-tosyali-1768726782.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1.2 GW’lık GES’e İspanya’dan aldığımız 187 milyon euroluk kredi ‘dış güven’i gösteriyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yapay-zekada-entegrasyon-zayif-84312</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâda entegrasyon zayıf</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>TOBB Yazılım Meclisi tarafından düzenlenen TOBB İş Dünyası Yapay Zeka Zirvesinde, iki ayrı oturumda, teknoloji odaklı sektörlerde yapay zeka ile KOBİ’lerde ve üretim odaklı sektörlerde yapay zeka panelleri yapıldı. Moderatörlüğünü TOBB Türkiye Medya ve İletişim Meclis Başkanı, Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın yaptığı teknoloji panelinde, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) Genel Sekreteri Hanzade Sarıçiçek, Yapay Zeka Fabrikası'nın raporuna göre çoğunluğu son 5 yıl içinde kurulmuş 1100'den fazla girişim bulunduğunu ancak bu girişimlere talebin sınırlı kaldığını vurguladı. TOBB Türkiye Medya ve İletişim Meclisi Başkan Yardımcısı, Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın yönetimindeki KOBİ’lerde ve Üretim Odaklı Sektörlerde Yapay Zekâ panelinde ise HUX AI, Kurucu ve CEO’su Merve Ayyüce Kızrak yapay zekada insan kaynağının hala en önemli konu olmayı sürdürdüğünü vurgulayarak, yapay zekanın kullanım etkinliğinin, kullanan kişiyle sınırlı kalabildiğini kaydetti. Kızrak, yapay zekanın gündeme gelmesiyle kurumların bu alanda kullanıma girdiğini ancak bunu kurumsal temelli olarak yerleştiremediğini, bireysel bir çaba olarak kaldığını anlattı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c23128445f-1785471762.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2>Arz ve talep dengesizliği</h2>
<p>Hakan Güldağ moderatörlüğünü yaptığı oturumda, iş dünyası açısından “dönüşüm” denilen olgu içinde “neyin dönüştüğünün”, iş modellerindeki değişimin öne çıkan soru olduğunu vurguladı. TTGV Genel Sekreteri Hanzade Sarıçiçek, yapay zeka kullanan çözümlere yönelik çok sayıda şirket kurulduğunu hatırlatarak, "Çoğu girişimlerin son beş yılda kurulmuş ve büyük çoğunluğu otomasyon, kurumsal verimlilik gibi B2B alanlarda hizmetler geliştiren girişimler. Burası fena değil, gelişiyor, daha da gelişeceğini düşünüyorum. Talep tarafına baktığımızda aslında Rıfat Başkanım da (R. Hisarcıklıoğlu) biraz önce söyledi, biraz sorun gözüküyor. TÜİK'in bir anketine baktım, bireysel olarak kurumlarda yapay zeka kullanımı çalışanlarda yüzde 69 civarında ama kurumsal olarak entegre eden firma sayısı yüzde 7,5-7 civarı. Yani arzla talep arasında bir dengesizlik var ve bunu sahaya, aslında bugünün de mottosu olan sahaya indirmek zorunda gözüküyoruz" yorumunu yaptı. Sorunun yanıtı olarak “kurumların dönüşümü ve zihniyet dönüşümünü” öne çıkaran Hanzade Sarıçiçek, yapay zeka kullanımına yönelik girişimin aynı zamanda bir yatırım gerektirdiğini, çalışan yönetiminden süreçlerin idaresine kadar geniş bir alandaki işlemlerin dönüştürülmesinin sözkonusu olduğunu vurguladı. Sarıçiçek, yapay zekanın kurumların bütün akışlarını, iş süreçlerini, insan kaynağını dönüştürdüğünün altını çizdi. Kamu tarafında ise işletmelere yönelik güdümlü desteklerin planlanmasının öne çıktığını anlattı.</p>
<h2>Verilerinizi tasnif ederek depolayın</h2>
<p>TOBB Türkiye E-Ticaret Meclisi Başkanı, Trendyol Grup Başkan Yardımcısı Ozan Acar ise yapay zekanın şirketlere işlediği verilere dayanarak yön gösterme gibi bir güce eriştiğini de vurgulayarak, e-ticaret platformları düşünüldüğünde bunun sadece yerel pazar değil, diğer ülkeler için de söz konusu olabildiğini kaydetti. Ozan Acar, firmalara kendi şirket platformunda kar-zarar vb. durumlarını görme imkanı dahi sağlayan yapay zeka ajanları verdiklerini belirterek, risk tarafında ise yapay zeka yöntemlerindeki insan unsuru eksikliği olduğunu kaydetti. Küçük firmalar açısından dönüşümün başlangıcı için tavsiyede bulunan Ozan Acar, "Akıllı sistemlerin artılarını, eksilerini, limitlerini bilen, okuyan insanlara ihtiyacımız var. Türkiye'nin ki bizim ciddi verimlilik problemimiz var biliyorsunuz. Kişi başı milli gelir farkı aslında verimlilik farkıdır. Evet. Tarımda, sanayide, lojistikte bu verimlilik farkını giderecek şekilde bu araçları akıllı şekilde kullanacak insanlara ihtiyaç var. Ne önerirsin diye buradakilere diye sorarsanız, şimdi hangi yapay zeka aracını nasıl kullanacağım sorusuna cevap veremiyor olabilirsiniz şu anda ama yapmanız gereken bir şey var. Ne yapıyorsanız yapın, ürettiğiniz veriyi doğru dürüst tasnif edip bir yerde depolamaya başlayın" diye konuştu.</p>
<h2>KOBİ’ler izleme-raporlamadaki eksikliği giderebilir</h2>
<p>TOBB Türkiye Finansal Teknolojiler Meclis Başkan Yardımcısı, Ödeal Genel Müdürü Fevzi Güngör ise KOBİ’lerin sayısal dönüşümdeki sorunlarından birinin finansal teknolojileri kullanarak kendi veri ve durumlarını izlemedeki eksiklikleri olduğunu hatırlatarak, "Finansal teknoloji nerede topa giriyor? Normal büyük şirketler tüm bu verilerini aslında düzenli tutuyorlar, raporluyorlar, takip ediyorlar ama KOBİ dediğimiz şirketler bunları bu seviyede takip edemiyorlar. İşte bu (yapay zeka) asistanları vs. devreye girmesiyle bütünsel bir perspektiften tüm veriyi gören finansal teknoloji şirketlerinin devreye girmesiyle KOBİ’ler de büyük şirketler gibi credible (yetkin-güvenilir) olacaklar. Aslında bence en büyük değişim burada olacak" dedi. Fevzi Güngör, yapay zeka ajanlarının/asistanlarının küçük şirketler ve hatta bireylere kadar yaygınlaşmasıyla yeni bir faza geçileceğini de vurgularken, soru üzerine gelecek 5 yıl içinde bu tür bir dönüşüm ve yaygınlaşmanın olmasını beklediğini kaydetti.</p>
<h2>Fikri mülkiyet sorunu var, regülasyon gerekli</h2>
<p>"Dünyada yapay zekayı en çok konuşan ülke Türkiye" diyen TOBB Türkiye Kreatif Endüstriler Meclisi Başkanı, Tatu Creative Solutions Ajans Başkanı Ali Ata Kavame ise yaratıcı endüstriler açısından yapay zekanın sektöre zararı ya da faydası noktasında hala görüş birliği oluşmadığını vurguladı. Yapay zekanın, yaratıcı endüstriler tarafındaki "üretimlerinin" aslında tüm insanlığın şimdiye kadar biriktirdiği unsurlardan oluştuğunu belirterek, "Burada bir fikri mülkiyet sorunu var. Bakın bu yanılgıyı bütün ortamlarda seslendiriyoruz burada da kayıtlara geçsin: Şimdi burada elde ettiğiniz veri kreatif endüstrilerde uzaydan gelmiyor. O veri bugüne kadar üretilmiş olan tüm müzik kütüphanelerinden, tüm tasarım kütüphanelerinden, sinemayla ilgili oyun endüstrisiyle ilgili üretilmiş olanlardan yani bizden önceki ya da sırasında üretilmiş olanlardan aldıklarından çıkıyor. Bu bir fikri mülkiyet, intellectual property. Şimdi siz bu hakkı yani başkalarının hakkını yiyerek güya hiç olmamış gibi bir eser ürettiğinizi iddia ediyorsunuz. O eser değil o bir ürün. Bu sebeple burada bir hak kaybı var ve biz bunun peşindeyiz. Çünkü bunu ölçemiyoruz" dedi. Kavame, Türkiye dahil tüm alanda regülasyonların başlaması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<h2>Yapay zekanın yaygınlaştırılması için altyapı gerekli</h2>
<p>TOBB Türkiye Telekomünikasyon Meclis Başkanı, Mobilfon A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Kemal Turnacı da kendi sektörlerinde yapay zekayla ilgili regülasyonların başlaması gerektiğini vurgularken, yaygınlaştırmanın önemine dikkat çekerek, "Evet bugün burada (yapay zekanın) sahaya inmesinden bahsediyoruz. Yapay zekayı toplumda bireylere ne kadar sağlıklı indirebilirsek aslında bunun etkilerini ve avantajlarını o kadar verimli yaşayabiliriz ve ülkemize de katkısını o kadar yüksek elde ederiz. Haliyle bugün mobiliteyi ve telekomünikasyonu da göz ardı etmememiz lazım. Telekomünikasyon ve buna bağlı mobilite bugün ülkemizde stratejik öneme sahiptir, desteklenmeli ve bugün ülkemizde bu mobil ürünleri ülke vatandaşımız en iyi teknolojilerini deneyimleyebilecek bir ortam oluşturmamız gerektiğini düşünüyorum. Haliyle biz burada yapay zekanın her alandaki faaliyetlerinin aslında ortam sağlayıcısı olarak görüyoruz kendimizi" diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ertan Barut: AB'nin 20 milyon bilişimciye ihtiyacı var</span></h2>
<p>TOBB Türkiye Yazılım Meclisi Başkanı, GLOBALNET Kurucusu Ertan Barut paneldeki konuşmasında, yapay zekanın yazılım sektörüne olumsuz etki edeceği yorumlarına karşılık, sektörün yeni yaratımlara yol açacak bir uyum süreci geçireceği tahminini vurgulayarak şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz (yazılımcılar) yeni teknolojilere adapte olmak, şirketlerimizi adapte etmek zorundayız. Yoksa geride kalacağız, yarışı geride bitireceğiz. Ne ihracatımızı arttırabileceğiz ne de bir şekilde ülkedeki istihdam sorununu çözeceğiz. Onun için arkadaşlara biz her toplantıda her ortamda diyoruz ki bir an önce yapay zekayla tanış, tanıştıktan sonra kendini geliştir. Ondan sonra üretmeye başla, sonra da sana sektörde illaki bize deneyimli insanlar lazım. Yapay zeka oryantasyonuyla belli bir noktaya getirebileceğimiz deneyimli arkadaşlar lazım. Avrupa Birliği'nin -her yerde söylüyorum- 20 milyon bilişimciye ihtiyacı var. Onlar da dönüyorlar Türkiye'den bu kişileri almaya çalışıyorlar. Hem Türkiye'nin istihdama ihtiyacı var hem Avrupa'nın da ihtiyacı var. Onun için bizim yapay zekayla çok daha hızlı kendimizi geliştirip çok daha üretimimizi arttırabiliriz kalitemizi de arttırabiliriz."</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yapay zekanın kendisi kadar kullanan kişinin de yetkinliği önemli</span></h2>
<p>TOBB Türkiye Medya ve İletişim Meclisi Başkan Yardımcısı, Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar'ın yönetimindeki KOBİ'lerde ve Üretim Odaklı Sektörlerde Yapay Zekâ panelinde insan kaynağı yönetimi öne çıkan konu oldu. Vahap Munyar, yapay zekanın etkinliğini sağlayan veri merkezlerinin çevre-enerji dengesine ve etkin kullanımına dikkati çekti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c23293c75f-1785471785.jpg" alt="" width="700" height="394" />TOBB ETÜ Yapay Zekâ Mühendisliği Bölümü Başkanı Ahmet Murat Özbayoğlu yapay zekanın kendisi kadar kullanan kişinin de yetkinliğinin öne çıkan konu olduğunu belirterek, "Hem dilinden anlayan hem de teorik yapay zeka ve bunun uygulanmasını bilebilen insanlara ihtiyacımız var. Yani entegratör tarzı diyebileceğimiz kişiler. Nedir bu? Mesela üretimden bahsediyoruz, üretim teknolojilerinden bahsediyoruz. O üretimin işleyişini bilen ve bunu daha iyi nasıl yapay zekayla daha iyi hale getirebiliriz? Daha verimli nasıl çalışır? Maliyetleri nasıl düşürürüz? Kaliteyi nasıl arttırırız? Bunları yapabilen kişilere ihtiyacımız var. Bu tek taraflı bir iş değil" dedi. Kızrak, yapay zekanın sağladığı faydanın, onu kullanan insanların yetkinliğiyle sınırlı kalabildiğini, özellikle KOBİ'ler açısından bu unsurun öne çıktığını vurguladı.</p>
<p><strong>Karar destek sistemi olarak önemli</strong></p>
<p>TOBB Türkiye Tarım Meclisi Başkanı, Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Başkanı M. Ülkü Karakuş ise tarım alanında teknoloji ve bilgi işlemenin etkisinin çok yüksek düzeyde olduğunu vurgulayarak, tarım sektöründe teknoloji ve yapay zekayı "işi hızlandıracak" bir unsur olarak gördüklerini ancak teknolojinin gelişme hızının şimdi herkesi arkasından sürüklediğini kaydetti. Karakuş, "Biz yapay zekayı karar desteği olarak adlandırıyoruz. Yani risk ve belirsizlik fazla. Bakın şimdi buğday hasadı var. Üç gün önce yağmur yağdı ve makarnalık buğday, 17 bin lira piyasa değeri olan makarnalık buğday bir gecede 12 bin liralık yemlik buğdaya döndü. Risk ve belirsizlik çok fazla ama biz bunu akıllı sulamada, akıllı gübrelemede, tohum seçiminde, bölgesel ilaçlamada çok yoğun kullanıyoruz. Kullanmaya da devam edeceğiz. Yapay zeka zaten akıllı sulama, akıllı ilaçlamaya çok ihtiyaç var. Sürekli işte pestisitle ilgili dertlerimiz var. Özellikle sebze meyve ihracatında karşımıza çıkıyor" dedi. Karakuş, özellikle su sorunu ve su yönetiminin öne çıkan bir teknoloji alanı olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Teknoloji kadar kullanan da önemli</strong></p>
<p>"İnsan kaynağı 10 yıl önce de (önem sıralamasında) 1. sıradaydı, şu anda da 1. sırada" diyen HUX AI Kurucu ve CEO’su Merve Ayyüce Kızrak da insan unsuruna vurgu yaptığı konuşmasında, merakla başlayan uygulamanın, etkin kullanmaya evrilmesinde başarı sağlanması gerektiğini kaydetti. Kızrak, KOBİ'lerde yapay zeka kullanımının, kullanan kişiler düzeyinde kalabildiğine dikkati çekerek, merak kaynaklı kullanımla yükseliş görüldükten sonra, ana faaliyetlere destek amaçlı kullanımın sınırlı kalabildiğini belirtti. Kızrak, "TÜİK'in 2021 yılındaki KOBİ'lerin, girişimlerin yapay zekâ kullanımı verisinde oran yüzde 2,5 düzeyindeyken, 2025'te yüzde 7,5'a çıkıyor. Arttığını görüyoruz. Büyük kurumlara geçecek olursak da oran yüzde 24'e çıkıyor. Ama bu farkındalık seviyesinde kalıyor. Aslında şunu görüyoruz. Verimlilik elde ediliyor. Bir meraktan dolayı KOBİ bu alana giriyor ama daha sonra bunu kurumsal bir strateji seviyesine çekmekte yavaş davranıyor. Burada kişisel kullanımlar ön plana çıkıyor. Kurumlarda tecrübeme dayanarak söylüyorum, kurumsal yapay zeka aracı kullanımındansa kişisel kullanım daha yaygın oluyor" dedi. Kızrak, araştırmaların yapay zekanın yarattığı çevre sorunlarından en fazla etkilenenlerin, aslında yapay zekayı en az kullanan dezavantajlı kişiler olduğunu da kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yapay-zekada-entegrasyon-zayif-84312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/3/1280x720/yapay-zeka-teknoloji-1762962710.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB İş Dünyası Yapay Zekâ Zirvesi&#039;nde, Türkiye&#039;de yapay zekâ girişimlerinin hızla artmasına karşın kurumsal kullanımın aynı hızda gelişmediği vurgulandı. Zirve kapsamında düzenlenen panellerde konuşan katılımcılar, son 5 yılda önemli sayıda girişim kurulmasına rağmen işletmelerde kurumsal yapay zeka entegrasyonunun yüzde 7’lerde kaldığını belirterek &quot;arz-talep dengesizliği&quot; uyarısı yaptı. Yapay zekada insan kaynağının hâlâ en önemli konu olmayı sürdürdüğüne ve kullanım etkinliğinin kullanan kişiyle sınırlı kalabildiğine işaret eden panelistler, verimlilik artırıcı teknolojileri kullanacak insan kaynağına ihtiyaç bulunduğunu dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avrupa-turk-tarim-urunlerine-denetim-dozunu-artirdi-84311</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa, Türk tarım ürünlerine denetim dozunu artırdı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türkiye'de yıllardır "en kaliteli meyve ve sebzenin ihraç edildiği" söylemi öne çıksa da, Avrupa Birliği'nin son dönemde aldığı kararlar Türk tarım ürünlerinin gıda güvenliği performansına ilişkin farklı bir tablo yansıtıyor. Avrupa Birliği (AB), Türkiye'den ihraç edilen tarım ürünlerine yönelik gıda güvenliği denetimlerini son bir yıl içinde önemli ölçüde sıkılaştırdı. Avrupa Komisyonu'nun 18 Temmuz 2025 tarihinde kabul ettiği ve Ağustos 2025'te yürürlüğe giren 2025/1441 sayılı Uygulama Tüzüğü ile pestisit kalıntıları nedeniyle Türk domatesleri artırılmış resmi kontroller kapsamına alınırken, Ocak 2026'da kabul edilen 2026/194 sayılı düzenleme ile aflatoksin bulguları nedeniyle Antep fıstığı ve ürünlerine yönelik kontrol oranı da yüzde 50'ye yükseltildi.</p>
<p>Böylece kuru incir ve kimyonla birlikte dört önemli ihraç ürününde sınır kontrolleri belirgin şekilde artırılmış oldu. Kararlar ithalat yasağı anlamına gelmese de daha fazla sevkiyatın laboratuvar analizine tabi tutulması, resmi sertifika zorunluluğu, sınır kapılarında bekleme sürelerinin uzaması ve ilave analiz maliyetleri nedeniyle ihracatçılar açısından önemli bir yük oluşturuyor.</p>
<h2>Sürekli güncelleme yapılıyor </h2>
<p>AB'nin söz konusu uygulaması yeni değil. Avrupa Komisyonu, 2019/1793 sayılı Uygulama Tüzüğü ile üçüncü ülkelerden ithal edilen ve gıda güvenliği açısından risk taşıyan ürünler için “artırılmış resmi kontrol” sistemini oluşturdu. Sistem kapsamında üye ülkelerde yapılan sınır kontrolleri ile Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) bildirimleri düzenli olarak analiz ediliyor. Elde edilen sonuçlara göre ürünler listeye ekleniyor, kontrol oranları artırılıyor, azaltılıyor veya tamamen listeden çıkarılıyor. Komisyon bu listeyi en az altı ayda bir güncelliyor. Dolayısıyla ürünlerde tespit edilen uygunsuzlukların devam etmesi denetim oranlarının daha da yükselmesine yol açabileceği gibi, iyileşme sağlanması halinde kontroller gevşetilebiliyor.</p>
<h2>Domates ilk kez listeye girdi </h2>
<p>18 Temmuz 2025 tarihli 2025/1441 sayılı düzenleme, Türkiye açısından en dikkat çekici değişikliği domateste getirmişti. Komisyon, pestisit kalıntıları nedeniyle Türkiye menşeli domatesleri ilk kez artırılmış kontrol kapsamına aldı. Ağustos 2025'ten itibaren AB sınırlarına ulaşan Türk domatesi sevkiyatlarının yüzde 20'si kimlik doğrulaması ve fiziksel kontrole tabi tutulmaya başlandı. Kontroller sırasında gerekli görülmesi halinde ürünlerden numune alınarak laboratuvar analizleri yapılıyor. Analiz sonuçları çıkıncaya kadar sevkiyatlar bekletilebiliyor. Uygunsuzluk tespit edilmesi halinde ise ürünler geri çevrilebiliyor, imha edilebiliyor veya ihracatçı ülkeye iade edilebiliyor.</p>
<h2>3 üründe denetim daha ağır </h2>
<p>AB'nin denetimleri yalnızca domatesle sınırlı değil. Kuru incir ve kimyon daha önce de özel ithalat koşullarına tabi ürünler arasında yer alıyordu. Ancak mevcut düzenlemeler bu ürünlerde yüksek kontrol seviyesinin devam ettiğini gösteriyor. Buna göre; kuru incirlerde aflatoksin ve okratoksin A riski nedeniyle sevkiyatların yüzde 30'u kontrol ediliyor. Kimyon tohumlarında doğal toksin grubundaki pirolizidin alkaloidleri nedeniyle kontrol oranı yüzde 50 seviyesinde bulunuyor. Bu ürünlerde yalnızca sınır kontrolleri değil, resmi analiz raporları ve sağlık sertifikaları da zorunlu tutuluyor. Ocak 2026'da yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle ise Türkiye menşeli Antep fıstığı ve Antep fıstığı ürünleri de afl atoksin bulgularının devam etmesi nedeniyle yüzde 50 kontrol oranına çıkarıldı. Aynı uygulama, ABD menşeli olup Türkiye üzerinden AB'ye sevk edilen Antep fıstıkları için de geçerli hale getirildi. Türkiye, kuru incirden 369,8 milyon dolar, domatesten yaklaşık 400 milyon dolar, Antep fıstığından ise 178,2 milyon dolarlık ihracat geliri sağlıyor. Bu üç üründe ihracatın önemli bir kısmı da AB ülkelerine yapılıyor. Greyfurt kontrolden çıkarıldı AB'nin risk esaslı sistemi yalnızca denetimleri artırmıyor, olumlu gelişmeleri de dikkate alıyor. Ocak 2026 düzenlemesiyle Türkiye menşeli greyfurtlarda yapılan resmi kontrollerde uyumun artması üzerine ürün, artırılmış kontrol listesinden çıkarıldı. Daha önce yüzde 10 oranında denetime tabi tutulan greyfurtlar için ilave kontrol uygulaması sona erdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2129224d8-1785471273.png" alt="" width="405" height="278" /></p>
<h2>AB alarm sisteminde Türkiye ilk sırada </h2>
<p>Avrupa Komisyonu'nun yayımladığı 2025 Alert and Cooperation Network (ACN) Raporu, Türkiye açısından dikkat çekici veriler içeriyor. Rapora göre 2025 yılında meyve ve sebzelerle ilgili bin 572 bildirim yapıldı. Bunların yüzde 67'si insan sağlığı açısından olası risk taşıyan bildirimler olarak sınıflandırıldı. Bildirimlerin yüzde 59'unu pestisit kalıntıları oluştururken, en fazla bildirime konu olan ürünler arasında biber, domates ve turunçgiller yer aldı. En sık tespit edilen pestisitler ise chlorpyrifos, acetamiprid ve formetanate oldu. Mikotoksin kaynaklı bildirimlerde ise özellikle kuru incirde aflatoksin ve okratoksin A öne çıktı. Rapora göre Türkiye, üst üste ikinci yıl meyve ve sebzeye ilişkin bildirimlerde en fazla adı geçen menşe ülke oldu. Özellikle incir, turunçgiller ve biber ürün gruplarında yoğun bildirim yapılırken, komisyon bu durumun kısmen Türk ürünlerine zaten uygulanan yüksek kontrol oranlarından kaynaklandığını da vurguladı. Antep fıstığında aflatoksin, susam ve kuruyemiş ürünlerinde Salmonella, kimyon ve kekikte ise doğal toksin bildirimleri dikkat çeken diğer başlıklar arasında yer aldı.</p>
<h2>Türkiye en fazla bildirim alan ülke oldu </h2>
<p>Avrupa Komisyonu'nun 2025 Türkiye Raporu da gıda güvenliği alanında eleştirel değerlendirmeler içerdi. Raporda, Türkiye'nin gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikalarında raporlama döneminde ilerleme kaydedemediği belirtildi. Komisyon pestisit kalıntılarının AB maksimum limitleriyle uyumlu hale getirilmesini, gıda ve yem işletmelerinin AB standartlarına uygun hale getirilmesini, hayvansal yan ürün sisteminin geliştirilmesini, çiğ süt stratejisinin tamamlanmasını, denetim, izlenebilirlik ve üretim sistemlerinin güçlendirilmesini talep etti. Öte yandan AB'nin Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) verilerine göre 2025 yılında Türkiye menşeli ürünler hakkında 485 bildirim yapıldı. Bu rakam, sistemdeki toplam 5 bin 328 bildirimin yaklaşık yüzde 9'unu oluştururken, Türkiye en fazla bildirim alan menşe ülke oldu. Bildirimlerin 298'i sınır reddi, 58'i uyarı, 129'u ise bilgi bildirimi niteliği taşıdı. En fazla bildirim alan ürünler arasında kuru incir, Antep fıstığı, taze biber, asma yaprağı ve kekik yer aldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise Nisan ayında yaptığı açıklamada, Türkiye'nin AB Hızlı Alarm Sistemi kapsamındaki uygunsuzluk oranının son beş yılda yüzde 74 azaldığını söylemişti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">SEKTÖR TEMSİLCİLERİ NE DİYOR?</span></h2>
<p><strong>Hayrettin Uçak: AB denetlesin, ürünümüzden eminiz</strong></p>
<p>■ Avrupa Birliği'nin Türk domatesine yönelik denetim oranını artırmasını değerlendiren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hayrettin Uçak, uygulamadan endişe duymadıklarını söyledi. Denetimlerin kalite standartlarını daha da güçlendireceğini belirten Uçak, "Denetlesinler, sıkıntı olmaz. Eğer bir eksiğimiz varsa biz de görür, kendimize çeki düzen veririz" dedi. Türkiye'den özellikle jeotermal seralarda üretilen salkım domateslerin yaklaşık yüzde 60'ının ihraç edildiğini, bunun büyük bölümünün de Avrupa pazarına gittiğini ifade eden Uçak, bugüne kadar AB'den kalıntı nedeniyle geri dönen bir ürün bulunmadığını vurguladı. Uçak, "Kaliteli ve kalıntısız üretime büyük önem veriyoruz. Şu ana kadar Avrupa Birliği'nden geri dönen hiçbir ürünümüz olmadı. Gönlümüz rahat. Dünyanın her yerine güvenle ürün gönderebilecek kaliteye sahibiz. Bunu onlar da görecek ve zamanla denetimlerin gevşeyeceğine inanıyoruz" diye konuştu.</p>
<p><strong>Şemsettin Özgür: İhracatın sürdürülebilirliğini etkiliyor</strong></p>
<p>■ Avrupa Birliği'nin kuru incirde denetim oranının yükseltmesinin ihracatçı üzerinde önemli bir maliyet ve zaman baskısı oluşturduğunu belirten Ege İhracatçı Birlikleri Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Bayram Özgür, uygulamanın ihracatın sürdürülebilirliğini de olumsuz etkilediğini söyledi. Ürün kalitesini artırmak amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile İncir Araştırma Enstitüsü iş birliğinde çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Özgür, iklim koşullarının ürün kalitesi üzerinde belirleyici rol oynadığına dikkat çekti. Ar-Ge çalışmalarıyla riskleri azaltmaya çalıştıklarını belirten Özgür, "Ancak bu kadar yüksek kontrol oranları ihracatçıyı hem maliyet hem de operasyon açısından ciddi şekilde zorluyor. Süreçler uzuyor ve Avrupa Birliği pazarına ihracat güçleşiyor. Bu nedenle ihracatta son dönemde AB yerine alternatif pazarlara yönelim artmaya başladı" dedi.</p>
<h2>Kazım Taycı: Uygulanan kriterler hakkaniyetli değil</h2>
<p>■ Avrupa Birliği'nin Türk tarım ürünlerine yönelik denetim ve kısıtlamalarında çifte standart uygulandığını düşündüklerini belirten İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Kazım Taycı, üreticilerin AB standartlarına uyum sağlamak için önemli çaba gösterdiğini söyledi. AB'nin son olarak pul biberde kontrol oranını yüzde 25'ten yüzde 41'e çıkardığını hatırlatan Taycı, "Türkiye, Avrupa'nın kaliteli ürün tedarik ettiği en önemli ülkelerden biri olmasına rağmen uygulanan kriterlerin hakkaniyetli olmadığını düşünüyoruz. Denetim ve kısıtlamalarda daha esnek bir yaklaşım bekliyoruz" dedi. Karşılıklı tarım ticaretinin kolaylaştırılması gerektiğini vurgulayan Taycı, mevcut uygulamaların lojistik süreçleri de olumsuz etkilediğine dikkat çekerek, "Bulgaristan sınırına giden TIR'larımızın ne kadar sürede geçeceğini artık biz bile öngöremiyoruz. Tarım ticaretinde hem denetim süreçlerinin hem de karşılıklı kota ve geçiş uygulamalarının daha öngörülebilir hale gelmesine ihtiyaç var" ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avrupa-turk-tarim-urunlerine-denetim-dozunu-artirdi-84311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/domates.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrupa Birliği, Türkiye&#039;den aldığı 4 ürüne yönelik sınır kontrollerini sıkılaştırdı. Domateste denetim oranı yüzde 20, kuru incirde 30, kimyon ve Antep fıstığında ise yüzde 50&#039;ye çıktı. Düzenlemeler ihracatı durdurmasa da rekabet gücünü zayıflatıyor. Avrupa Komisyonu, Türkiye&#039;nin gıda güvenliğinde AB mevzuatına uyum konusunda ilerleme sağlayamadığı iddiasında… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bewen-enerji-halka-arz-oluyor-84364</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bewen Enerji halka arz oluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Yenilenebilir enerji alanında yüzde 100 yeşil portföyü ve 208,9 MW mekanik kurulu gücüyle faaliyet gösteren Bewen Enerji’nin halka arz büyüklüğünün 3 milyar 848 milyon TL olması öngörülen süreçte, paylar 48,10 TL sabit fiyatla yatırımcılara sunulacak. Talep toplama ise 29-30-31 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Türkiye Sınai Kalkınma Bankası A.Ş. (TSKB) konsorsiyum liderliğinde ve Yatırım Finansman Menkul Değerler A.Ş. konsorsiyum eş liderliğinde yürütülen süreçte, Bewen Enerji’nin toplam 80.000.000 adet payı, 48,10 TL sabit fiyatla yatırımcılara sunulacak. Halka arz sonrasında şirketin halka açıklık oranının yüzde 25,24, halka arz büyüklüğünün ise 3 milyar 848 milyon TL seviyesinde gerçekleşmesi bekleniyor. Yatırımcılar için talep toplama ise 29-30-31 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Bewen Enerji Genel Müdürü Zafer İğdeli, Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ'ın NBE TV YouTube kanalındaki GONG programında şirketin halka arz sürecine ilişkin merak edilen soruları yanıtladı. İğdeli, halka arzın ardından izlenecek yatırım stratejisini, kapasite artışı hedeflerini, finansal yapıyı güçlendirme planlarını ve yenilenebilir enerji sektörüne yönelik büyüme vizyonunu kamuoyuyla paylaştı.</p>
<h2>“İki dev kurumsal gücün sinerjisi”</h2>
<p>Türk sanayisinin lokomotif gruplarından Beyçelik Holding ile küresel finans devi Japon ORIX Corporation iştiraki olan İspanyol Elawan Energy ortaklığında faaliyetlerini sürdüren Bewen Enerji, yarım asırlık yerli sanayi tecrübesiyle küresel yenilenebilir enerji birikimini aynı çatıda buluşturuyor. Bewen Enerji Genel Müdürü Zafer İğdeli, şirketin halka açılmasını yalnızca finansman sağlayan bir işlem olarak görmediklerini belirterek, “Bu süreç bizim için aynı zamanda kurumsallaşma, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sürdürülebilir büyüme yolculuğunun önemli bir kilometre taşıdır” dedi.  </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6a6c5ccf55008-1785486543.jpg" alt="" width="700" height="421" /></p>
<h2>“Kaynağın yüzde 55'i yeni yatırımlara yönlendirilecek”</h2>
<p>Halka arzdan elde edilecek fonun kullanım planını paylaşan İğdeli, gelirin yüzde 55'inin yeni yatırımlar, kapasite artışları ve inorganik büyüme fırsatlarında, yüzde 40'ının finansal yapının güçlendirilmesinde, yüzde 5'inin ise işletme sermayesinde kullanılacağını söyledi. Yatırım odaklı büyüme stratejisi izlediklerini vurgulayan İğdeli, "Amacımız bilançomuzu güçlendirirken aynı zamanda Türkiye'nin yenilenebilir enerji dönüşümünde daha güçlü bir oyuncu haline gelmek" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Talep toplama 29, 30 ve 31 Temmuz tarihlerinde”</h2>
<p>Toplantıda ayrıca Elawan Energy CEO’su Dionisio Fernandez Auray, Beyçelik Holding CFO’su Merve Gökdemir ve TSKB Proje Lideri Uğur Aydın Ünüvar da birer konuşma yaparak ortaklık yapısının küresel vizyonuna ve halka arzın finansal boyutlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sermaye artırımı ve ortak satışı yöntemiyle gerçekleştirilecek halka arzda; payların yüzde 50’si Yurt İçi Bireysel Yatırımcılara, yüzde 40’ı Yurt İçi Kurumsal Yatırımcılara ve yüzde 10’u Yüksek Talepte Bulunacak Yatırımcılara tahsis edildi. Bireysel yatırımcılar için eşit dağıtım yöntemi uygulanacak. Yatırımcılar, 29, 30 ve 31 Temmuz 2026 tarihlerinde taleplerini iletebilecek.</p>
<h2>“208,9 MW kurulu güç, yeni yatırımlarla büyüyecek”</h2>
<p>Bewen Enerji bugün Aydın, İzmir ve Kayseri'de bulunan rüzgar ve hibrit güneş enerji santralleriyle toplam 208,9 MW kurulu güçle faaliyet gösteriyor. İğdeli, mevcut lisanslarına işlenmiş 53,35 MW'lık kapasite artışının izin süreçlerinin devam ettiğini belirterek, “2027 ve 2028 yıllarında devreye almayı planladığımız yatırımlarla kurulu gücümüzü önemli ölçüde artıracağız. Bunun yanında satın alma fırsatları ve YEKA ihaleleriyle de büyümemizi sürdüreceğiz” dedi.</p>
<h2>“Portföyümüz yüzde 100 yeşil enerjiden oluşuyor”</h2>
<p>Enerji sektörünün artık sadece elektrik üretimiyle değil karbon ayak iziyle de değerlendirildiğini belirten Zafer İğdeli, şirketin üretim portföyünün tamamının yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu söyledi. “Portföyümüzde fosil yakıt kullanan tek bir yatırım bulunmuyor” diyen İğdeli, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenleme mekanizmasının sektör açısından oyunun kurallarını değiştirdiğini ifade etti. Türkiye'nin COP31'e ev sahipliği yapmasının da yenilenebilir enerji yatırımlarını hızlandıracağını belirten İğdeli, “Enerji bağımsızlığı artık yalnızca çevresel değil ekonomik bir zorunluluk haline geldi. Türkiye'nin 2035 yenilenebilir enerji hedefleri sektörümüze çok önemli büyüme alanları açıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2>“Depolama yatırımları yeni dönemin odağında”</h2>
<p>Rüzgar ve güneş santrallerinin verimliliğini artırmak amacıyla depolama teknolojilerine yatırım hazırlığında olduklarını belirten İğdeli, hibrit santral yatırımlarının ardından batarya depolama sistemlerine odaklandıklarını söyledi. “Kayseri'deki hibrit yatırımımızla santralimizin kapasite faktörünü yüzde 35 seviyelerinden yüzde 47'ye yükselttik. Şimdi hedefimiz depolama sistemleriyle üretim sürekliliğini daha da artırmak. Akıllı şebekeler ve enerji depolama teknolojileri sektörün yeni büyüme alanı olacak” dedi.</p>
<h2>“Borçluluk azalacak, finansal yapı güçlenecek”</h2>
<p>Şirketin mevcut finansal borcunun yaklaşık 56,2 milyon dolar seviyesinde bulunduğunu belirten İğdeli, halka arz sonrasında borçluluğun önemli ölçüde düşeceğini ifade etti. İğdeli konuşmasına şöyle devam etti: “Halka arz gelirleriyle finansal borcumuzu yaklaşık 30-35 milyon dolar seviyelerine indirmeyi hedefliyoruz. Uzun vadeli döviz bazlı finansman imkanlarımız sayesinde güçlü bir bilanço yapısıyla yatırımlarımıza devam edeceğiz.” </p>
<h2>“Yatırımcılarımıza uzun vadeli değer ortaklığı sunuyoruz”</h2>
<p>Bewen Enerji'nin arkasında yarım asrı aşan sanayi deneyimine sahip güçlü bir Türk sanayi grubu ile küresel yenilenebilir enerji yatırımcısı Orix Corporation bulunduğunu belirten İğdeli, bu ortaklık yapısının şirketin büyüme stratejisini desteklediğini söyledi. İğdeli, “Yatırımcılarımıza kısa vadeli beklentiler yerine uzun vadeli değer ortaklığı sunuyoruz. Hedefimiz yalnızca kapasitemizi büyütmek değil, düzenli temettü ödeyen, güçlü bilançosu ve sürdürülebilir büyümesiyle öne çıkan yenilenebilir enerji şirketlerinden biri olmak” dedi.</p>
<h2>“Türkiye'nin enerji dönüşümünde yeni yatırım dönemi”</h2>
<p>Türkiye'nin 2035 yılına kadar rüzgar ve güneş enerjisinde kurulu gücünü yaklaşık üç kat artırmayı hedeflediğine dikkat çeken İğdeli, enerji sektöründe önümüzdeki on yılın yüksek yatırım dönemine işaret edeceğini belirtti. “Geçmiş 15 yılda gerçekleştirilen yenilenebilir enerji yatırımlarından daha büyük bir yatırım dönemine giriyoruz. Bewen Enerji olarak bu büyüme sürecinde hem organik hem de inorganik yatırımlarla sektörün öncü şirketlerinden biri olmayı hedefliyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bewen-enerji-halka-arz-oluyor-84364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/4/1280x720/bewen-enerji-halka-arz-oluyor-1785486139.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin yenilenebilir enerji yatırımlarında büyümesini hızlandırmayı hedefleyen Bewen Enerji, halka arzdan sağlayacağı kaynağı yeni yatırımlar ve kapasite artışında değerlendirecek. Şirket, 208,9 MW seviyesindeki kurulu gücünü kısa vadede lisanslı kapasite artışlarıyla büyütmeyi, orta vadede ise 300 MW’ın üzerine taşımayı hedefliyor. Bewen Enerji Genel Müdürü Zafer İğdeli, “Halka arz gelirinin yüzde 55&#039;ini yeni yatırımlara ayıracağız, hedefimiz 300 MW&#039;ın üzerine çıkmak” ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/her-seyin-uretilebildigi-bir-dunyada-guven-84342</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Her şeyin üretilebildiği bir dünyada güven</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uzun bir süredir dijital dünyanın temel göstergesinin dikkat olduğunu söylüyoruz. Daha çok görünmek, daha çok izlenmek, daha çok paylaşılmak ve daha fazla etkileşim almak yalnızca sosyal medya başarısının değil, giderek ekonomik ve toplumsal değerin de göstergesi hâline geldi. Kurumlar, markalar, medya kuruluşları ve hatta bireyler kendilerini takipçi sayıları, görüntülenmeler ve beğeniler üzerinden anlatmaya başladı. Gazetecilik dahi takipçi sayısı ve yaptığım ödeme karşılığında beni nerede ne kadar insana gösterebiliyorsun oyununa dönüştü. Fakat yapay zekânın yükselişiyle birlikte bu düzenin temelinde önemli ve daha da tehlikeli bir kırılma yaşanıyor. Çünkü artık yalnızca içerik değil, içeriğe gösterilen ilginin kendisi de sınırsız biçimde üretilebiliyor.</p>
<p>After the Feed: Trust, Connection, and the Next Era of Social Technology raporu bu dönüşümü dikkat ekonomisinden güven ekonomisine geçiş olarak tanımlıyor. Raporun işaret ettiği mesele oldukça açık: Yorumların, takipçilerin, değerlendirmelerin ve paylaşımların yapay biçimde üretilebildiği bir ortamda, yıllardır değer göstergesi olarak kullandığımız dijital ölçütler güveni kaybediyor. Bir içeriğin binlerce kişi tarafından beğenilmiş görünmesi, onun gerçekten binlerce insanda karşılık bulduğunu göstermeyebiliyor. Çok konuşulan bir gündemin arkasında gerçek bir toplumsal talep değil, otomatik hesaplar ve yapay zekâ sistemlerinin olması olası. Yani suni gündemler ve sesler arasında yönümüzü bulmak daha imkansız hale gelebilir. Bugüne kadar daha çok dikkat çekebilenler daha fazla reklam geliri elde etti, daha güçlü bir marka kurdu ve daha geniş kitlelere ulaşabildi. Fakat dikkat kolayca üretilebilir hâle geldiğinde, görünür olmak ile değerli olmak arasındaki ilişki de zayıflıyor. Herkesin içerik üretebildiği bir dünyadan, makinelerin durmaksızın içerik üretebildiği bir dünyaya geçiyoruz. Böyle bir ortamda içerik bolluğu değil, hangi içeriğe güvenebileceğimiz temel mesele hâline geliyor.</p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde önemli olan yalnızca kaç kişinin sizi takip ettiği olmayacak. İnsanların neden sizi takip ettiği, sizinle nasıl bir ilişki kurduğu ve hangi topluluğa ne kadar süreyle katkı sunduğunuz daha belirleyici olacak. Güçlü itibar hızlı biçimde inşa edilen, tek bir viral içerikle kazanılan veya satın alınabilen bir şey değil. Belirli bir topluluk içinde zamanla, tutarlılıkla ve gerçek katkıyla oluşuyor. On bin takipçiye sahip olmaktan çok, bir topluluğa iki yıldır anlamlı biçimde katkıda bulunmak önem kazanıyor. Bir platform tarafından doğrulanmış olmaktan çok, güvendiğimiz insanlar tarafından önerilmek değerli hâle geliyor. İşte burada da yeni ekonominin aktörleri için önemli bir fırsat alanı doğuyor. Güvenli bilgi etrafında bir araya gelen adil talepleri olan toplulukları var edebilmek gittikçe kritik hale gelecek.</p>
<p>Bugün insanların açık sosyal ağlardan daha küçük ve kapalı alanlara yönelmesi de bu arayışın bir sonucu. WhatsApp grupları, özel topluluklar, sınırlı katılımlı dijital ağlar ve belirli ilgi alanları etrafında kurulan kanallar giderek daha önemli hâle geliyor. Çünkü bu alanlarda kiminle konuştuğumuzu biliyoruz. Ortak kurallar, geçmiş ilişkiler ve belirli bir karşılıklılık duygusu bulunuyor. İnsanlar artık yalnızca daha geniş kitlelere ulaşmak istemiyor. Kime ulaşacağını, kimden bilgi aldığını ve hangi ortamda konuştuğunu da önemsemeye başlıyor. Kısacası erişimden vazgeçmeden güveni yeniden arıyoruz.</p>
<p>Her şeyin üretilebildiği bir dünyada kıt olan içerik olmayacak. Gerçek ilgi, sahici ilişki ve güven kıt olacak. Bu nedenle geleceğin en değerli para birimi dikkatle birlikte güven olabilir. Fakat güven satın alınamaz, otomatikleştirilemez ve birkaç saniye içinde üretilemez. Yalnızca zamanla, tutarlılıkla ve gerçek katkıyla kurulabilir. Kendi küçük topluluklarımıza, adil üretim alanlarımıza sıkı sıkı sarılma zamanı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/her-seyin-uretilebildigi-bir-dunyada-guven-84342</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Her şeyin üretilebildiği bir dünyada güven ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karadeniz-holding-abdnin-yapay-zeka-elektrigini-uretecek-84341</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karadeniz Holding, ABD’nin yapay zekâ elektriğini üretecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâ yatırımlarının hızlanmasıyla veri merkezlerinin enerji ihtiyacı küresel enerji dengelerini değiştiriyor. Karadeniz Holding, ABD’deki veri merkezlerini hedefleyen 15 GW’lık yeni kapasite hazırlarken, Texas’ta yaptığı tersane yatırımıyla bu dönüşümün önemli oyuncularından biri olmayı hedefliyor. Aynı dönemde şirket, satrançtan teknoloji eğitimine uzanan sosyal etki projeleriyle geleceğin insan kaynağına da yatırım yapıyor.</strong></p>
<p>Sanayi devrimini kömür, dijital devrimi petrol besledi. Yapay zekâ devrimini ise elektrik büyütecek.</p>
<p>Yapay zekâ yalnızca teknoloji dünyasını değil, enerji sektörünü de yeniden şekillendiriyor. Microsoft, Google, Amazon, Meta ve OpenAI gibi teknoloji devleri milyarlarca dolarlık yeni veri merkezi yatırımı açıklarken, rekabet artık algoritmalardan çok bu merkezleri çalıştıracak kesintisiz elektriğe odaklanıyor. Yeni nesil veri merkezlerinin her biri orta büyüklükte bir şehrin tükettiği kadar enerjiye ihtiyaç duyuyor. Bu da enerji üretiminden türbin tedarikine, iletim altyapısından yatırım planlarına kadar tüm dengeleri değiştiriyor.</p>
<p>Karadeniz Holding de tam bu dönüşümün yeni oyuncularından biri olmaya hazırlanıyor.</p>
<p>Bugüne kadar enerjiye erişimin kritik olduğu coğrafyalarda geliştirdiği “powership” yüzer enerji santrali modeliyle öne çıkan Karadeniz Holding, şimdi rotasını dünyanın en büyük teknoloji pazarına çeviriyor.</p>
<p>ABD’de hızla büyüyen yapay zekâ veri merkezlerinin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla 15 GW’lık yeni kapasite planlayan Karadeniz Holding, Texas’ın Brownsville kentinde satın aldığı tersaneyi de bu yeni dönemin üretim üssü olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Böylece şirket, gelişmekte olan ülkelerde üstlendiği enerji arzı misyonunu, yapay zekâ ekonomisinin merkezine taşımaya hazırlanıyor. Karadeniz Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Harezi Yılmaz, şirketin bu stratejisinin arkasındaki temel nedeni, küresel enerji yatırımlarında son yıllarda yaşanan kırılmayla açıklıyor. “COVID döneminden itibaren dünyada enerji yatırımları ve ekipman üretimleri neredeyse durma noktasına geldi. Ardından faiz artışları, enflasyon, Rusya-Ukrayna savaşı ve emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle yatırımcılar önünü göremedi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c3be828142-1785478120.jpg" alt="" width="500" height="470" />
<figcaption><strong>Karadeniz Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Harezi, Bugüne kadar enerjiye erişimin kritik olduğu coğrafyalarda geliştirdiği “powership” yüzer enerji santrali modeliyle öne çıkan Karadeniz Holding'in şimdi rotasını dünyanın en büyük teknoloji pazarına çevirdiğini söyledi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Tam bu yatırım boşluğunun üzerine veri merkezlerinin ve yapay zekânın patlayan enerji talebi eklendi. Önümüzdeki 10-20 yıl içinde küresel elektrik ihtiyacının ikiye katlanması bekleniyor ancak dünyada bu talebi karşılayacak türbin, makine veya iletim hattı üretim kapasitesi yok.”</p>
<p><strong>2032’ye kadar enerji ekipmanı ve türbin kapasitesini güvenceye aldı</strong></p>
<p>Bu tabloyu yıllar önce öngören Karadeniz Holding ise büyüme stratejisini yalnızca finansman üzerine değil, ekipman tedariki üzerine de kurdu. Şirket, Siemens Energy ile yaptığı uzun vadeli stratejik iş birliği kapsamında, 2032 yılına kadar üretilecek kritik gaz türbinleri ve ana enerji ekipmanlarının önemli bir bölümünü bugünden güvence altına aldı. Yılmaz, bu hazırlığın şirket için önemli bir rekabet avantajı yarattığını vurgulayarak, “2032 yılına kadar üretilecek kritik türbin ve makinelerin önemli bölümünü şimdiden güvence altına aldık. Bu da 10 bin megavatın üzerinde hazır kapasite anlamına geliyor. Ekipmana erişimin bu kadar zorlaştığı bir dönemde, bu hazırlık bize önemli bir küresel avantaj sağlayacak” diyor. Bu strateji, Karadeniz Holding’in yapay zekâ ekonomisine yönelik yeni büyüme planının da temelini oluşturuyor. Bugün yaklaşık 8,5 GW aktif enerji kapasitesine sahip olan şirket, devam eden projelerle bu rakamı kısa vadede 10 GW’a çıkarmayı hedefliyor. Bunun da ötesinde planlanan 15 GW’lık yeni kapasite, doğrudan ABD’de hızla büyüyen veri merkezi yatırımlarına odaklanıyor.</p>
<p><strong>Texas, ABD stratejisinin merkezinde</strong></p>
<p>Karadeniz Holding’in bu vizyonunu sahaya taşıyan en önemli adımlardan biri Texas’ın Brownsville kentinde satın aldığı tersane oldu. Şirket, yeni nesil Powership’leri burada üreterek hem ABD pazarına fiziksel olarak yakınlaşmayı hem de veri merkezlerinin ihtiyaç duyacağı enerji çözümlerini çok daha hızlı devreye alabilecek bir üretim ve lojistik merkezi oluşturmayı hedefliyor. Yılmaz, ABD’nin önümüzdeki yıllarda şirketin en önemli büyüme pazarı olacağını belirterek şunları söylüyor: “Dünyadaki veri merkezi yatırımlarının yaklaşık yüzde 95’i bugün Amerika’da yoğunlaşıyor. Bu nedenle Texas’taki tersane yatırımımız bizim için son derece stratejik. Planlama aşamasındaki 15 bin megavatlık kapasitemizin ana hedefi Amerika Birleşik Devletleri ve hızla büyüyen veri merkezleri. Önümüzdeki beş yıl boyunca odağımızı büyük ölçüde bu projeye vereceğiz.”</p>
<p><strong>Enerji güvenliği satın alınan stratejik bir hizmet haline geliyor</strong></p>
<p>Karadeniz Holding’in büyüme stratejisi yalnızca ABD ile sınırlı değil. Şirket bugün 15 ülkede yaklaşık 8,5 GW kurulu güçle faaliyet gösterirken, Meksika ve Kosta Rika'da kazandığı yeni ihalelerle bu kapasitenin kısa vadede 10 GW’a ulaşmasını hedefliyor. Tunus’ta devam eden 400 MW’lık ihale süreci de şirketin Kuzey Afrika’daki büyüme planının önemli adımlarından biri olarak görülüyor. Ülke tarihinde ilk kez özel bir şirketten elektrik tedarikini öngören ihale sonuçlanırsa, Karadeniz Holding bölgede yeni bir referans projeye daha imza atacak. Şirkete göre yapay zekâ ve veri merkezlerinin hızla artan enerji talebi, Powership modelini gelişmekte olan ülkelerin ötesinde gelişmiş ekonomiler için de stratejik bir çözüm haline getiriyor. Çünkü yeni dönemde rekabet yalnızca elektrik üretmekle değil, ihtiyaç duyulan yerde ve zamanda kesintisiz enerji sağlayabilmekle ölçülüyor. Karadeniz Holding’in vizyonu bu noktada şekilleniyor: “Enerji güvenliği artık yalnızca bir altyapı yatırımı değil, satın alınan stratejik bir hizmet haline geliyor.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Osman Murat Karadeniz: Enerji; eğitimin, üretimin, istihdamın temel altyapısı</strong></span></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c3baf1fa44-1785478063.jpg" alt="" width="700" height="466" /></strong>Karadeniz Holding, yapay zekâ çağında rekabetin yalnızca enerji altyapısıyla değil, bu dönüşümü yönetecek insan kaynağıyla da şekilleneceğine inanıyor. Bu anlayışla Tek Dünya Karadeniz Vakfı çatısı altında yürüttüğü sosyal etki projelerini uzun vadeli kalkınma vizyonunun ayrılmaz bir parçası olarak görüyor. Karadeniz Holding Yönetim Kurulu Başkanı Osman Murat Karadeniz, bu yaklaşımı şu sözlerle özetliyor: “Bizim için enerji yalnızca elektrik değildir. Enerji; eğitimin, sağlığın, üretimin, istihdamın, kadınların güçlenmesinin ve çocukların geleceğinin temel altyapısıdır.” Bu vizyonun en somut örneği ise Yalova’daki Karmarine Tersanesi’nde hayata geçirilecek TechLand projesi. “Keşfet, eğlen, öğren” sloganıyla tasarlanan merkezde çocuklar teknolojiyi yalnızca izlemeyecek; üretim süreçlerini ve mühendisliği deneyimleyerek öğrenecek. TechLand, bu yolculuğun yalnızca ilk adımı. Karadeniz Holding, Güney Kore’nin Korean National Maritime &amp; Ocean University (KMOU) ile imzaladığı iş birliği anlaşması kapsamında elektrik ve makine mühendisliği odaklı uygulamalı eğitim modelleri üzerinde çalışıyor. Amaç, TechLand’i geleceğin mühendislerini, girişimcilerini ve teknoloji liderlerini yetiştirecek uluslararası bir eğitim ekosisteminin başlangıç noktası haline getirmek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YARIN İÇİN ŞAH MAT: GELECEĞİN LİDERLERİNE YATIRIM</strong></span></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c3b212707e-1785477921.png" alt="" width="700" height="461" />Karadeniz Holding, Tek Dünya Karadeniz Vakfı çatısı altında yürüttüğü Future Grandmasters programıyla farklı ülkelerden genç satranç yeteneklerini aynı gelişim platformunda buluşturuyor. “Yarın için şah mat” sloganıyla hayata geçirilen program, satrancı yalnızca sportif bir başarı değil; stratejik düşünme, analitik bakış, sabır ve liderlik becerilerini geliştiren evrensel bir eğitim aracı olarak görüyor. Programın ilk uluslararası adımı, Fildişi Sahili’nde düzenlenen turnuvayla atıldı. Dereceye giren üç genç sporcu, Türkiye’nin en genç büyükustalarından Ediz Gürel ile Yalova’daki Karmarine Tersanesi’nde buluştu. Karadeniz Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Harezi Yılmaz, "Future Grandmasters bir satranç organizasyonu değil, geleceğe yapılan bir yatırım. Satranç gençlere yalnızca doğru hamleyi değil; stratejik düşünmeyi, baskı altında doğru karar vermeyi ve her yenilgiden sonra yeniden ayağa kalkmayı öğretiyor. Biz geleceğin liderlerine yatırım yapıyoruz” diyor. Şirket, faaliyet gösterdiği ülkelerde düzenleyeceği turnuvalarla yeni yetenekleri keşfetmeyi, bu gençleri uluslararası mentorluk programlarına dahil etmeyi ve kendi ülkelerinde rol model olacak liderler yetiştirmeyi hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karadeniz-holding-abdnin-yapay-zeka-elektrigini-uretecek-84341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/1/1280x720/karadeniz-holding-1785478201.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karadeniz Holding, ABD’nin yapay zekâ elektriğini üretecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-donusumunun-gorunmeyen-kahramani-transformator-sektoru-84333</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji dönüşümünün görünmeyen kahramanı: Transformatör sektörü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c337620451-1785475958.png" alt="" width="999" height="144" />Güneş santralleri, rüzgar türbinleri, elektrikli araçlar ya da veri merkezleri... Enerji dönüşümünün konuşulduğu hemen her alanda ortak bir ihtiyaç var: Güçlü bir elektrik şebekesi. Bu şebekenin en kritik halkalarından biri olan transformatörler ise çoğu zaman görünmese de enerji sisteminin adeta kalbi görevini üstleniyor. Üretilen elektriğin güvenli ve kesintisiz şekilde tüketiciye ulaşmasını sağlayan sektör, bugün Türkiye'nin ihracat performansının da yükselen oyuncuları arasında. Son yıllarda dünyanın birçok ülkesinde enerji altyapılarının yenilenmesi ve yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kazanması, transformatör üreticileri için yeni fırsatlar oluşturdu. Türkiye de bu süreçte güçlü üretim kabiliyeti, mühendislik deneyimi ve stratejik konumuyla öne çıkan ülkelerden biri oldu.</p>
<h2>İhracat rekoru tesadüf değil </h2>
<p>Elektromekanik Sanayicileri Derneği'nin (EMSAD) yayımladığı 2025 Elektromekanik Sektör Raporu, sektörün yükselişini rakamlarla ortaya koyuyor. Rapora göre elektrik iletim ve dağıtım ekipmanları ihracatı geçen yıl yaklaşık 10,2 milyar dolara ulaşarak bir önceki yıla göre yüzde 16 büyüdü. Daha dikkat çekici olan ise büyümenin hız kesmemesi. 2026'nın ilk altı ayında ihracat artışı yüzde 18-20 bandında gerçekleşirken, yıl sonunda sektörün 12 milyar dolarlık ihracata ulaşması bekleniyor. Güç transformatörlerinde ise yeni yatırımların devreye girmesiyle ihracatın 3 milyar doların üzerine çıkacağı öngörülüyor. Bu tablo, Türkiye'nin yalnızca iç pazarına üretim yapan bir ülke olmaktan çıkarak küresel enerji altyapısının önemli tedarikçilerinden biri haline geldiğini gösteriyor.</p>
<h2>Enerji yatırımları sektörü besliyor </h2>
<p>Türkiye'nin yenilenebilir enerji hedefleri de transformatör sektörüne güçlü bir ivme kazandırıyor. Ekim 2025 itibarıyla kurulu güç 121 bin 412 MW seviyesine ulaşırken, bunun yaklaşık yüzde 62'sini yenilenebilir enerji kaynakları oluşturuyor.</p>
<p>Her yeni güneş ve rüzgar santrali, her yeni trafo merkezi ve her yeni iletim hattı, transformatör üreticileri için yeni bir yatırım alanı anlamına geliyor. TEİAŞ’ın 77.188 km iletim hattı, toplam 1.418 yüksek gerilim trafo merkezi, TEDAŞ ve 21 EDAŞ’ın yönettiği yaklaşık 1,5 milyon km dağıtım hattı ve 560 bin dağıtım trafosu, Türkiye’nin elektrik altyapısının boyutunu gösteren önemli göstergeler. Bu dev altyapının yenilenmesi ve genişletilmesi, sektörün önümüzdeki yıllarda da büyümesini destekleyecek en önemli dinamiklerden biri olarak görülüyor.</p>
<h2>"Bölgesel lideriz, küresel oyuncu olabiliriz" </h2>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c33a379ddf-1785476003.png" alt="" width="260" height="296" />EMSAD Başkanı Zafer Arabul, sektörün geldiği noktayı değerlendirirken Türkiye'nin sahip olduğu üretim kapasitesine dikkat çekiyor. Arabul, "Türk elektromekanik sektörü; güçlü üretim altyapısı, deneyimli insan kaynağı ve ihracat gücüyle bölgesel bir liderdir. Elektrik iletim ve dağıtım şebekeleri için kritik ekipmanlar üreten sektörümüz, enerji arz güvenliğinin en önemli halkalarından birini oluşturuyor" diyor. Ancak Arabul'a göre mevcut başarı yeterli değil. Türkiye'nin Avrupa ve Amerika pazarlarında kalıcı bir oyuncu haline gelmesi için test ve sertifikasyon altyapısının güçlendirilmesi, yüksek teknoloji gerektiren hammaddelerde dışa bağımlılığın azaltılması, nitelikli iş gücünün artırılması ve markalaşmaya daha fazla yatırım yapılması gerekiyor. "Doğru politikalarla Türkiye, 2035'e kadar yalnızca bölgesel bir üretim üssü değil, Avrupa ve Amerika pazarlarında da kalıcı bir küresel oyuncu olacaktır" değerlendirmesinde bulunan Arabul, sektörün potansiyeline duyduğu güveni de ortaya koyuyor.</p>
<h2>Türkiye yeni dönemin kazananı olabilir </h2>
<p>Enerji dönüşümü hız kesmeden devam ederken, ülkeler yalnızca elektrik üretimine değil, elektriği taşıyacak altyapıya da milyarlarca dolarlık yatırım yapıyor. Bu durum transformatör üreticileri için uzun vadeli ve güçlü bir talep anlamına geliyor. Türkiye'nin son yıllarda üretim kapasitesini artırması, ihracatta yakaladığı ivme ve mühendislik kabiliyeti düşünüldüğünde, transformatör sektörü önümüzdeki dönemde sadece enerji sektörünün değil, yüksek katma değerli sanayi üretiminin de en güçlü temsilcilerinden biri olmaya aday görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-donusumunun-gorunmeyen-kahramani-transformator-sektoru-84333</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/3/1280x720/transformator-calisan-1785476037.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yenilenebilir enerji yatırımları hızlanırken, elektrik şebekelerinin modernizasyonu da hiç olmadığı kadar önem kazanıyor. Bu dönüşümün merkezinde ise transformatör sektörü var. Türkiye, transformatörde güçlü üretim altyapısı ve artan ihracatıyla dikkat çekiyor. EMSAD Başkanı Zafer Arabul, doğru politikalarla Türkiye’nin, 2035’e kadar yalnızca bölgesel bir üretim üssü değil, Avrupa ve Amerika pazarlarında kalıcı bir küresel oyuncu olabileceğini söylüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zarardan-528-milyonluk-kara-dondu-yolcu-hedefini-112-milyona-dusurdu-84330</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zarardan 528 milyonluk kâra döndü, yolcu hedefini 112 milyona düşürdü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Altı aylık bilançolar görünmeye başladı. Mali verilerini paylaşan 18 şirketten milyarı aşan dönem kârlılıklarıyla 8 şirket öne çıktı. Finans ağırlıklı firmalardan Akbank 34,4 milyar TL ve Türkiye Sigorta 13,5 milyar TL ile ilk iki sırasında yer alırken büyüklükleriyle dikkat çektiler.</strong></p>
<p>Her bilanço döneminde gözler tabloların sonundaki kâr hanesine takılır. Kimi yatırımcı gördükleri yüksek kâr tutarlarını aynı oranda fiyata yansımasını bekler. Akbank ya da Türkiye Sigorta’nın yüksek kârları veya TAV gibi güçlü bir şirketin zarardan kâr dönmesi, beklentileri artırabilmekte. Şüphesiz Akbank’ın 34,37 milyar TL’ye ulaşan kârı takdiri hak ediyor. Paranın maliyetinin yüksek olduğu bir süreçte bankaların ve sigorta şirketlerin kârlarını büyütmesi olağan olsa da asıl meselenin, milyarlık kârların faaliyetlerden geldiğinin görülmesi olduğu unutulmamalı.</p>
<h2>Banka ve sigortalar büyüdü</h2>
<p>Gelen bilançolara baktığımızda, görünen ile gerçekleşen arasındaki çelişkiyi gözlemek mümkün. Yatırımcı, Türkiye Sigorta cephesindeki %44,10 oranındaki büyüme ile 13,45 milyar TL’ye ulaşan kârı alkışlarken; DAP Gayrimenkul’de kârın %49,70 eriyerek 402,2 milyon TL’ye gerilemesini çöküş sanabilir. Oysaki burada asıl sorun yüksek faizin sebebiyet verdiği operasyonel zayıfl ıklar olmakta. Koleksiyon Mobilya hissesinde geçen yılki 14,8 milyon TL kârın 46 milyon TL dönem sonu zarara dönüşmesi, satışlardaki düşüşün ve sanayicinin üzerindeki artan maliyetin acı faturasını işaret ediyor. Finans sektöründe yüksek faiz kasaya artan gelir olarak yansırken, üreten sanayi ve gayrimenkul şirketlerinde faaliyetleri baskılayan etkiye dönüşmekte.</p>
<h2>Zarardan kâra döndü</h2>
<p>Son iki yıl kârı küçülen Tav, 2026’nın ilk yarısında 528,1 milyon TL kâr açıklarken, zarardan kâra döndü. Bununla birlikte beklentilerini aşağı çekti. Daha önceki beklediği yolcu sayısını 112-118 bandına çekti. Geçen yıl 113 milyon yolcuya hizmet vermişti. Yıl içi yatırım harcaması tavanını ise 330 milyon eurodan 300 milyon euroya indirdi.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c304565f52-1785475141.png" alt="" width="999" height="544" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>SATIŞ GİDERİ Mİ, YÖNETİM GİDERİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Satış gideri</strong>; ciro artışı, marka yatırımı, stok eritme, rekabet gücü, esneklik. Kâr tırpanı, geri dönüş belirsizliği, bağımlılık sarmalı, lojistik yükü.</p>
<p><strong>Yönetim gideri</strong>; strateji, kurumsal yapı, uyum, verimlilik, itibar yönetimi. Sabit yük, hantallık, üretime uzaklık, faaliyet kârı baskısı, israf riski.</p>
<p><strong>Kocaeli projesinde ön sözleşmeye imza atarken 2,5 milyar TL gelir hedefliyor</strong></p>
<p>Zeray GYO Kocaeli’ndeki projeden ne kadar gelir elde etmeyi amaçlıyor? ● Alican Erdağ</p>
<p>Alican, geçtiğimiz aralıkta borsaya gelen Zeray GYO’nun farklı projeleri söz konusu. Haziranda, Kocaeli Başiskele’de gerçekleştirmeyi planladığı projede prensip anlaşmasına vardığını bildirdi. Ancak henüz nihai sözleşmenin imzalandığına dair açıklama gelmedi. Geliştirilmesi planlanan karma proje kapsamında şirkete ait payın toplam büyüklüğünün yaklaşık 2,5 milyar TL seviyesinde olması hedefleniyor. Geçtiğimiz yıl gelirini düşüren firma, bu yılın ilk çeyreğinde de gelirdeki düşüşünü sürdürdü. Dönem sonunda ise 184,9 milyon TL kâr açıkladı.</p>
<p><strong>Hatay Şehir Hastanesi ihalesinde en düşük teklif başka bir firmadan geldi</strong></p>
<p>Akfen İnşaat’ın Hatay Şehir Hastanesi ihalesine verdiği teklifin akıbeti ne oldu? ● Erhan Bedir</p>
<p>Erhan, Akfen İnşaat, haziranda yaptığı açıklamada 1000 yataklı ve 225.000 m2 inşaat alanına sahip Hatay Şehir Hastanesi ihalesine teklifte bulunduğunu duyurmuştu. Daha sonra yaptığı açıklamada ihalede en düşük teklifi başka bir katılımcının verdiğini bildirdi. İhalenin kesin olarak hangi tarihte sonuçlanacağına dair resmi tarih açıklanmamış olsa da, en düşük teklifin başka şirketten gelmesi, Akfen İnşaat açısından sürecin olumsuz sonuçlandığını gösteriyor. Şirket, ilk çeyrekte gelirini %15 artırırken dönem sonunda 809,8 milyon TL kâr açıkladı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>HTJ fonu teknoloji temasıyla yatırımcısına son bir yılda %34 kazandırdı</strong></p>
<p>Hedef Portföy’ün idaresindeki Teknoloji Değişken Fon (HTJ), işlem görmeye başladığı Ekim 2024’ten bu yana önce yatay ardından yukarı atak ve ardından tekrar yatay döngüsüyle hareket etmekte. Geçtiğimiz mayıstan bu yana yatay hareket eden HTJ’nin nisandan itibaren hacminde belirgin bir artış yaşandı. Şimdilerde büyüklüğü 20,94 milyon TL seviyesinde ve temmuzda 1,2 milyon TL nakit girişi gözlendi. Yatırımcı sayısı ise son iki ayda azalırken temmuzda 204’e indi. Stratejisi, bilişim, yazılım ve teknoloji alanlarında faaliyet gösteren yerli ve yabancı şirketlerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %67,64’ü yabancı ve %34,27’si yerli hisselerden oluşuyor. Son bir yılda %33,95 kazanç sağlayan HTJ, aynı sürede %28,07 oranında yükselen BIST 100 Endeksinin üzerinde bir performans gerçekleştirdi.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Midas Menkul, piyasadan %51,23 bileşik faizle 815 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Midas Menkul, 28.07.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 815.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %43,75, bileşik faizi %51,23 olarak belirlendi. 98 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 04.11.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %11,75 düzeyinde. 29 Temmuz itibarıyla TLREF %39,84 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Midas Menkul’ün verdiği %43,75 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 3,91 puan üzerinde yer alıyor. Belirlenen faiz oranı, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFMIDSK2610 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2fe9e40e6-1785475049.png" alt="" width="965" height="240" /><strong>TÜMOSAN</strong></p>
<p><strong>Güney Koreli firmayla güç aktarma sistemleriyle alakalı iş birliğine gidiyor</strong></p>
<p>Tümosan, Güney Kore merkezli Daedong ile traktör sektöründe güç aktarma sistemlerinin (motor, transmisyon ve aks) tedarikine yönelik, iş birliği esaslarını belirleyen 5 yıl süreli bağlayıcı olmayan bir çerçeve sözleşmesi imzaladı. Anlaşmanın özellikle 57 beygir gücü altındaki yeni nesil modelleri kapsayacağı belirtildi. Çerçeve kapsamında, yeni nesil traktör platformlarında kullanılabilecek güç aktarma sistemlerinin tedariki ileride akdedilebilecek kesin tedarik sözleşmesine bağlı olarak değerlendirilecek. Şirket, kendi motor programını ise devam ettiriyor.</p>
<p><strong>DARDANEL</strong></p>
<p><strong>İştiraki üzerinden Milli Savunma Bakanlığı’ndan 536 milyon TL tutarlı ihale aldı</strong></p>
<p>Dardanel’in bağlı ortaklığı Dardanel Dağıtım, Milli Savunma Bakanlığı tarafından düzenlenen 536,47 milyon TL tutarlı ihaleyi kazandığını duyurdu. İhaleye konu sözleşmelerin imzalanması için davet alındığı, tutarın yarısının ağustosta, kalan diğer yarısının ise Şubat 2027’de teslim edileceği belirtildi. Ayrıca bakanlığın talebi halinde %20’ye kadar iş artışı olabileceği ifade edildi. Dardanel, gıda tedariki alanında en büyük ve risksiz kurumsal alıcılardan biriyle hacimli bir anlaşma sağlamış oldu. Firmaların ihaleler yoluyla iş almaları ilave getiri sağlamakta.</p>
<p><strong>MERCAN KİMYA</strong></p>
<p><strong>Bağlı ortaklığının Romanya’daki yatırımı için 15 yıl vadeli finansman sağladı</strong></p>
<p>Mercan Kimya, Romanya’da faaliyet gösteren bağlı ortaklığının iştiraki Nivas tarafından geliştirilen Bratovoești GES yatırımı için kredi alıyor. Açıklamada ProCredit ile yürütülen proje finansmanı sürecinin başarıyla tamamlandığını belirtti. Toplam yatırım büyüklüğü 3,4 milyon euro olan proje için 1,6 milyon euro tutarında 15 yıl vadeli yatırım kredisi ve 2 milyon Rumen leyi tutarında KDV finansman kredisinin kullandırıldığı belirtildi.</p>
<p>Şirket, yurt dışı yenilenebilir enerji operasyonlarının sermaye altyapısını  uzun vadeli uluslararası kaynaklarla güvenceye aldı.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Avrupakent GYO’nun fiyatı mayıstan bu yana aşağı yönlü, fonlar ise alıyor</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2fd48e7ba-1785475028.png" alt="" width="304" height="239" /></strong>Avrupakent GYO’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %7,99 ile toplamda 567,1 bin lot artarak 7,66 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 45’ten 41’e geriledi. IPB 789,4 bin lot ile en fazla alımı yaparken, OMG 198,7 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Avrupakent GYO hakkında bugüne kadar 6 aracı kurum öneride bulunurken model portföye alan olmadı. En yüksek hedefi Oyak Yatırım 110,10 TL ile “Endeks Üstü” olarak önerdi. En düşük beklenti 71 TL ile GCM Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zarardan-528-milyonluk-kara-dondu-yolcu-hedefini-112-milyona-dusurdu-84330</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zarardan 528 milyonluk kâra döndü, yolcu hedefini 112 milyona düşürdü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/burasi-kuresellesme-20-siz-neredesiniz-84328</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burası küreselleşme 2.0, siz neredesiniz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>IMF'nin "Mikro Maestro" olarak tanımladığı Brown Üniversitesi'nden ekonomist Şebnem Kalemli-Özcan, küreselleşmenin bitmediğini, güven, savaş, teknoloji ve diplomasi süzgecinden geçen yeni bir evreye girdiğini söylüyor: Küreselleşme 2.0. Yeni dönemin adı bu.</p>
<p>Bu evrenin Türkiye için avantajları var; ama savunma sanayindeki başarının eğitim, inovasyon, finansman ve AB ile rasyonel entegrasyonla bir ekosisteme dönüşmesi şartıyla. Aksi halde savunmadaki başarımız bir istisna olarak kalır görüşünde. Yani Türkiye’nin hikayesi Özcan’a göre kur değil kapasite, savunma değil entegrasyon. Bir de yeni terim hediyesi var; “choke point” farklı alanlarda kullanılan örneğin denizcilerin sık başvurduğu bir tanımlama; dar geçitleri ifade ediyor bire bir anlamıyla. Ben, Özcan gibi coğrafi hakimiyete vurgu yapan bu tanımı stratejiye vurgu yaparak mutlak hakimiyet olarak anlamlandıracağım. Her ülkenin mutlak hakimiyet kurduğu alanlara ve bunu ekosistemle genişletip derinleştireceği, stratejik paylaşımla enerjisini verimli/stratejik kullanacağı kafa yapısına ihtiyacı var… mealen böyle söylüyor Özcan.</p>
<p>Özcan'ı dinlerken Türkiye adına içim rahatlamadı. Sanmayın ki, çöküp bedbaht oldum. Arafta bir yerde yine yeniden durdum kaldım…Kendisiyle daha önce de söyleşi yaptım. Her seferinde beni çok ama çok heyecanlandırdı. Ve gelin görün ki, kendi söyleşimi dönüp yeniden dinlediğimde heyecanım “bir dakika biz ne yapıyoruz?” diye sorduğum yüzleşmelerle doldu. Türk vatandaşı olmanın dayanılmaz zevki de ağırlığı da bu olsa gerek. Ne şanslıyız ki, her zaman ve her koşulda bizim için ileride parlayan bir ışık oluyor. Görüyoruz onu. Tuhaftır; biz ışığa doğru gittikçe ışık bizden uzaklaşıyor. Işıkta mı sorun var sizce? Hayır; belli ki, ışığa ulaşma yöntemlerimiz hatalı, eksik… son olarak da kestirmeden yol yok.</p>
<p>Özcan’la söyleşimi izlemenizi öneriyorum. Bir masal değil, gerçek bir fırsat penceresine işaret ediyor. Bizim dilimizde konuşuyor ama farklı bir lisan kullanıyor. Diyor ki, savunma sanayi avantaj, sermaye akışı sürüyor, yapay zekâ büyük bir dönüşüm ama hiçbiri eğitim, inovasyon, doğru finansman ve kurumsal akılla birleşmezse kalıcı büyümeye dönüşmüyor. Türkiye'nin yeni büyüme hikâyesi kurda, ucuz işgücünde ya da tek başına savunma sanayi başarısında değil; şirketlerin bilançosunda, bankaların kredi kararında, ülkenin yatırım aklında saklı. Bu söyleşinin kilit kelimesi: “akıl”!</p>
<p><strong>Mikro maestro kim?</strong></p>
<p>Şebnem Kalemli-Özcan, Brown Üniversitesi'nde ekonomi profesörü ve Global Linkages Lab'in direktörü; küresel sermaye akımları, şirket verileri, tedarik zincirleri ve büyüme dinamikleri üzerine çalışıyor. IMF, Dünya Bankası, ECB, Bank of England, BIS ve Fed çevresinde politika tartışmalarına temas eden bir kariyeri var. IMF'nin Finance &amp; Development dergisi Haziran sayısında kendisini "Mikro Maestro" diye profilledi; yerinde bir yakıştırma, çünkü farkı makroekonomiyi mikro veriden okuması: büyüme, kur, kâr sorularını doğrudan yanıtlamak yerine sermayenin hareketleri, bankaların verimli mi yoksa büyük ve tanıdık firmaları mı finanse ettiğini araştırıyor.</p>
<p><strong>Küreselleşme 2.0: Aynı kurallar, yeni kriterler</strong></p>
<p>Özcan'a göre küreselleşmenin bittiği algısı ABD'nin, özellikle Trump yönetimlerinin politikalarından güçlendi. Ama insan, sermaye ve ticaret akışı sürüyor; değişen, akışın mantığı. Brown'daki Global Linkages Lab'de bu yeni evreye "Küreselleşme 2.0" adını verdiklerini söylüyor:</p>
<p>"Eski küreselleşme maliyet üzerine kuruluydu: ucuz üretim, zengin pazarda satış, uzayan tedarik zincirleri. Yeni dönemde maliyet hâlâ önemli ama tek kriter değil; güvenlik, enerji, savaş, teknoloji, kritik mineraller ve diplomasiyle kol kola."</p>
<p>Pandemi bu düzenin zayıf noktasını gösterdi: Çin fabrikaları kapattığında maske bile bulunamadı. İhtiyaç duyulan malı başka bir ülke üretiyorsa, bu ekonomik kaldıraçtır. Yaygın anlatı, ABD'nin Çin'e öğrettiği teknolojiyi Çin'in güvenlik riski yaratacak biçimde kullandığı yönünde. Özcan bunun bir kısmını haklı buluyor ama çözümün küreselleşmeyi geri almak olmadığını söylüyor: "Çin artık teknoloji liderlerinden biri. Dünyada iki süper güç var: Amerika ve Çin. Bu kabul edilmeden Küreselleşme 2.0 anlaşılamaz."</p>
<p><strong>Şirketler neden Çin'den çıkamıyor?</strong></p>
<p>Global Linkages Lab’de üzerinde çalıştıkları bir araştırmalarını örnek verdi. Otomotivden (Tesla'dan GM'e) elektronik, kimya ve biyoteknolojiye uzanan şirketlere tek soru sormuşlar: "2025 gümrük vergileriyle nasıl başa çıkıyorsunuz?" Yanıt hep aynı: Tarifeleri, tedarik riskini, Çin'den çıkma baskısını değerlendiren çalışma grupları kurduk.</p>
<p>Asıl çarpıcı olan maliyet tablosu: Bir parça Çin'den 3 dolara, ABD'den 50 dolara, Meksika'dan 10 dolara geliyor. Çin sadece ucuz işgücü değil; ölçek, altyapı, tedarikçi ağı ve üretim disiplini demek. Bu yüzden şirketler bazen tarifeyi ödemeyi, üretimi taşımaktan daha ucuz buluyor.</p>
<p>Üstelik üretim taşınsa bile kontrol taşınmıyor: ABD, Çin'e tarife koyunca şirketler Meksika'ya, Endonezya'ya, Türkiye'ye kayıyor; ama Çin sermayesi de bu ülkelerdeki şirketlere yatırım yaparak zincirin finansörü, bazen sahibi kalıyor. Özcan bunu "istenmeyen sonuç" olarak tanımlıyor: Çin'i izole etmeye çalışan politika, ABD şirketlerinin maliyetini artırıyor ve sonunda Çin sermayesini başka kanaldan sisteme sokuyor; amaçlananın tam tersi.</p>
<p>“Küreselleşme bitti mi?” soruma bir de buradan yanıt verdi; "hayır" dedi ve şöyle devam etti: "Şirketler her zaman kâr-zarar hesabından yola çıkar."</p>
<p><strong>Savaş, darboğaz ve "choke point"</strong></p>
<p>Özcan, bugünkü ortamı Birinci Dünya Savaşı öncesi büyük güç rekabetine benzetiyor; ama nükleer silahların topyekûn savaş yerine küçük başlayıp bölgesel kalan, uzun süren çatışmaları daha olası kıldığını söylüyor. Hürmüz Boğazı örneği: "İran gibi bir ülke, coğrafi bir darboğaz sayesinde büyük güçler karşısında ekonomik kaldıraç elde edebiliyor. Büyük ordu her zaman büyük sonuç üretmiyor."</p>
<p>Bu, "choke point" kavramına bağlanıyor: bir ülkenin elindeki stratejik darboğaz. Coğrafya dışında her şey yatırımla değişebiliyor; nadir toprak elementleri başka yerlerde de var ama işleme kapasitesine yatırım yapan Çin piyasaya hâkim. Aynı nedenle Brezilya ve Avustralya'ya bugün yatırım akıyor. Türkiye için de anahtar kelime aynı: yatırım. Coğrafya avantaj sağlar ama tek başına kalkınma modeli değildir.</p>
<p><strong>Türkiye: Orta güç, ama savunma yetmez</strong></p>
<p>Kanada örneği üzerinden gündeme gelen "orta güç" kavramında Özcan bulunduğumuz coğrafya için oldukça net: bu coğrafyada o rolü oynayabilecek ülke Türkiye. Ama orta güç olmak konumla değil, konumu kullanma biçimiyle mümkün; diplomasi, yatırım, üretim kapasitesi, güvenilirlik gerektiriyor.</p>
<p>Türkiye'nin NATO üyeliği ve savunma sanayindeki görünür kabiliyeti stratejik değer katıyor. Ancak Özcan'ın uyarısı da net: "Savunma tek başına ele alınırsa kalkınma modeli üretmez." ABD'yi süper güç yapan da yalnızca askeri kapasite değildi; üniversiteler, savunma sanayi ve imalat birlikte çalıştı, inovasyon ve eğitim aynı ekosistemde buluştu. Türkiye için ders aynı: savunma sanayi ancak üniversite, özel sektör, mühendislik, veri, enerji ve finansmanla birleşirse kalkınma modeline dönüşür; aksi halde bir "başarı adası" olarak kalır.</p>
<p><strong>Avrupa'yla kopuş: Duygu, akıl değil</strong></p>
<p>Özcan, Avrupa'nın Türkiye'ye ihtiyacının on yıl öncesine göre daha fazla olduğunu, ama Türkiye'nin bunu "size biz lazımız" diliyle değil ortak bir orta güç mimarisi olarak değerlendirmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Türkiye'nin Avrupa'dan kopma isteğini rasyonel değil duygusal buluyor; yıllarca süren kapı kapatma, çifte standart ve tıkanan üyelik sürecinin yarattığı bir kırgınlık. Aynı kırılmayı bugün Avrupa'nın Amerika'ya karşı yaşadığını, bunun da anlaşılır ama rasyonel olmadığını ekliyor. Çözüm olarak Gümrük Birliği'nin enerji, savunma ve eğitim ekseninde yeniden tasarlanmasını öneriyor.</p>
<p><strong>Büyüme gerçek mi, sermaye doğru yere mi gidiyor?</strong></p>
<p>"Enflasyon olan hiçbir ülkede reel büyüme öyle çabuk olamaz." İSO 500'ün nominal büyümesi TL bazında şişkin görünüyor olabilir; bu yalnızca Türkiye'nin değil, Amerika ve Çin dışındaki çoğu ülkenin, özellikle Avrupa'nın sorunu. Amerika ve Çin'i ayrıştıran şey teknoloji, yapay zekâ ve sermaye birikimi. Diğer ülkeler için katma değer, ya yeni teknoloji üretmekten ya da var olanı hızlı ve verimli adapte etmekten geçiyor; ikisi de doğru yere giden finansman gerektiriyor.</p>
<p>Özcan bunu İspanya örneğiyle somutlaştırdı: Almanya'dan İspanya'ya akan büyük sermaye, teoriye göre verimliliği artırmalıydı; artırmadı. Çünkü kredi büyük, tanınan ve teminatı güçlü firmalara gitti; küçük ama üretken firmalar ve yenilikçi girişimler kaynak bulamadı. "Sermayenin ülkeye gelmesi önemli değil; ülke içinde doğru şirkete gitmesi önemli." Türkiye'nin sorunu da sermaye eksikliği değil, sermayenin yönü.</p>
<p>Bu da sanayi-hizmet ayrımını anlamsızlaştırıyor: yeni ekonomide üretim, yazılım, tasarım, veri, finansman ve lojistikle paketleniyor. Soru "sanayi mi hizmet mi" değil, "hangi ekosistem" sorusu.</p>
<p><strong>Yapay zekâ: Fırsat mı, balon mu?</strong></p>
<p>Özcan, yapay zekâyı Endüstri Devrimi'ne benzetiyor. Amerika ve Çin'i dünyadan ayrıştıran asıl güç bu. Ama finansal tarafta risk görüyor: trilyon dolarlık beklentiler balon riski taşıyor; bu balon sönerse ABD resesyona girebilir ve dünyaya artçı etkileri olur. Türkiye için ders aynı yere çıkıyor: yapay zekâyı sadece kullanmak yetmez, üretime ve kamu kapasitesine verimli biçimde adapte etmek gerekir.</p>
<p>Bunun altını "dünyada çok fazla para var" tespitiyle çiziyor: Sermaye, teknoloji ve şirketler küresel ama toplumların duygusu daha milliyetçi ve korumacı hale geliyor. Ekonomik akılla siyasi duygunun çarpışması Brexit'te, tarifelerde, Avrupa'nın Amerika'dan kopma isteğinde ve Türkiye'nin Avrupa'ya kırgınlığında aynı örüntüyü izliyor: anlaşılır, ama rasyonel değil. Özcan'ın vardığı yer net: Küreselleşme 2.0 bir kopuş değil, daha seçici ve yatırım odaklı yeni bir bağlantılar dönemi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/burasi-kuresellesme-20-siz-neredesiniz-84328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burası küreselleşme 2.0, siz neredesiniz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belirsizlikten-korunmak-mi-yoksa-onunla-dans-etmek-mi-gelecek-sabirli-degil-84327</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Belirsizlikten korunmak mı, yoksa onunla dans etmek mi? Gelecek, sabırlı değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6c2de44e312-1785474532.jpg" alt="" width="209" height="165" /></strong><strong>SERKAN SOYUER - </strong><strong>Sürdürülebilirlik Profesyoneli</strong></p>
<p>Bir zamanlar gelecek, “sonraki kuşaklar” için yazılmış bir hayaldi. Sürdürülebilirliğin tanımını yaparken kullandığımız, 1980'lerden kalma meşhur ifade. Şimdi ise elimizin tersiyle itmeye çalıştığımız bir gerçek olarak yüzümüze çarpıyor. İklim yalnızca değişmiyor, öfkeleniyor. Veri sadece artmıyor, bölüyor. Nüfus yalnızca yaşlanmıyor, sistemleri zorluyor. Biyoteknoloji sadece ilerlemiyor, kontrolü ele alıyor. Bu iş artık PowerPoint sunumlarında sürdürülebilirlik konuşmanın çok ötesinde.</p>
<p>Artık “iyi niyetli şirket vizyonları” çağı bitti. Bu, bir varlık mücadelesi. Bu, riskle satranç oynarken kendi kurallarını yazamayanların oyun dışı kalacağı bir çağ.</p>
<p><strong>Gezegen çöküyor, fakat borsa açık</strong></p>
<p>Ormanlar tahrip olurken, şirketler karbon nötr hedeflerini 2040’a çekmelerinin iletişimlerini yapıyor. Bu kötü bir şey değil tabii ki. Ancak bu durum, yangın çıktığında itfaiyeyi 20 yıl sonrası için çağırmaya benziyor. Oysa gerçek şu: Dünya, yani varlığımızı devam ettirmeye çalıştığımız ekosistem, CEO mektuplarını değil, radikal eylemleri ödüllendiriyor. Artık sürdürülebilirlik, PR departmanının değil, strateji masasının konusu olmak zorunda.</p>
<p><strong>DNA koduyla oynarken, etik kodu unutmak</strong></p>
<p>Biyoteknoloji bize tanrısal yetiler veriyor; gen düzenleme, sentetik yaşam, insan ömrünü uzatma… Ancak etik rehberlik olmadan bu güçler, sürdürülebilirliğin değil felaketin hizmetine girer. Bu noktada yönetişim devreye giriyor. Fakat eski model değil: Hızlı düşünen, sorumluluk alan, disiplinler ötesi düşünebilen “çevik yönetişim” modelleri.</p>
<p><strong>İnsan kaynak değildir</strong></p>
<p>Demografi suskun ama yıkıcı bir tsunami gibi geliyor. Yaşlanan nüfus, genç yetenek göçü, iş gücü dengesizliği… İnsan kaynakları artık bordro değil, hayatta kalma sanatı. İnsan merkezli tasarım, yaş dostu teknolojiler ve kapsayıcı kültür, sadece “kurumsal sosyal sorumluluk” projesi değil; rekabet avantajının ta kendisi.</p>
<p><strong>Ekonomik gerilim: Kırık taşlarla küresel satranç</strong></p>
<p>Tedarik zincirleri domino taşları gibi düşerken hâlâ "verimlilik optimizasyonu" konuşmak, ateşe kibritle gitmek gibi. Sürdürülebilirlik artık rafineriden değil, dayanıklı ağlardan geçiyor. Jeopolitik krizlere hazırlıklı olmak için yalnızca ekonomi bilmek yeterli değil; sistem dinamikleri, senaryo planlama ve çoklu kriz yönetimi şart.</p>
<p><strong>Dijitalleşme: Herkese Ulaşmıyorsa, Geleceğe Ait Değildir</strong></p>
<p>Veri çağında yaşıyoruz ama adalet çağında değiliz. Dijitalleşme eğer kapsayıcı değilse, daha derin eşitsizlikler yaratır. Bu yüzden veri sorumluluğu, sadece bir BT meselesi değil; sürdürülebilirliğin kalbinde duran bir etik meselesidir. Sibernetik adalet, dijital erişim ve algoritmik şeffaflık, şirketlerin dijital stratejilerinde artık olmazsa olmaz.</p>
<p><strong>Güç dengeleri değişiyor: Stratejik körlük lüks değil, risk</strong></p>
<p>Küresel düzen yeniden yazılırken şirketler eski ezberlerle oynuyor. Oysa artık politik riskler, ekonomik risklerden daha hızlı etkiliyor. Bu değişimi sadece takip eden değil, önceden sezen şirketler ayakta kalacak. Eski güçler silinirken yeni oyuncular sahneye çıkıyor. Geleceği görmeyenler, geçmişe saplanıp kalacak.</p>
<p><strong>Yönetişim 2.0: Komuta kontrol değil, rehberlik ve refleks</strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik, yıllardır konuşuyoruz ancak bu kez anahtar, <strong>yönetmek değil yönlendirmek</strong>, <strong>tepkisel değil refleksif olmak</strong>. “Küresel yönetişim” derken kastettiğimiz şey sadece uyum değil; kolektif etki. “Çevik yönetişim” ise yalnızca hız değil; esneklik, öğrenme, hata kabulü ve yeniden inşa cesareti.</p>
<p><strong>Sonuç Olarak: Geleceğin gözünde hepimiz start-up’ız</strong></p>
<p>Artık hiçbir şirket “çok büyük olduğu için batmaz” diye bir algı yok. Aksine, büyük ve hantalsa daha çabuk çöker. Geleceğin en değerli varlığı sadece teknoloji ya da sermaye değil; <strong>öngörü, uyum ve etik refleks</strong>. Şirketler için bu çağrının adı net: Ya sürdürülebilirliğe radikal bir şekilde geçiş yapmak, ya da tarihin bir dipnotu olmak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belirsizlikten-korunmak-mi-yoksa-onunla-dans-etmek-mi-gelecek-sabirli-degil-84327</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belirsizlikten korunmak mı, yoksa onunla dans etmek mi? Gelecek, sabırlı değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sapkalarin-sayisi-artiyor-84326</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şapkaların sayısı artıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN ADANALI - </strong><strong>Adisa Danışmanlık Kurucusu</strong></p>
<p>Nasıl ki tüm yöneticilerin bir insan kaynakları (İK) şapkası olacak ve işlerinin asli bir parçası haline gelecekse (ki bu yolda ciddi bir mesafe de kat edildi), aynı durum <strong>dijitalleşme</strong> tarafında da olmalı ve göreceksiniz yakında olacak. Bu yüzden, geçmişte İK yöneticilerine verilen kurumsal desteğin bir benzeri, artık bilgi teknolojileri (BT) yöneticilerine de sunulmalı.</p>
<p>Dijitalleşme; otomasyon, veri yönetimi ve yapay zekâ (AI) gibi birçok alanı içine alan oldukça derin bir konu. Bu sorumluluğu tamamen BT uzmanlarına devretmek kesinlikle mümkün değil. Gördüğümüz üzere, bir fonksiyon yöneticisi artık sadece kendi mesleki alanıyla sınırlı kalmıyor; İK’nın ardından, şimdi sıra dijitalleşmeye geliyor.</p>
<p>Her yönetici kendi süreçlerini analiz edip sorgulayabilmeli; hız, maliyet, kalite ve iş güvenliği gibi ana başlıklarda gelişim fırsatlarını tespit edebilmeli. Kendi fonksiyonuna bakan iş analistine fırsatları ve ihtiyaçlarını doğru bir şekilde aktarabilmeli. İş analisti de bu ihtiyaçları; yazılım, otomasyon ve yapay zekâ konusunda uzmanlaşmış kişilere ulaştırarak en etkin çözümün üretilmesini sağlamalı.</p>
<p>Bu süreç hiç bitmeyecek bir döngü. Nitekim teknoloji yerinde durmuyor; yeni ve devrimsel bir değişimin yaşanmadığı tek bir gün bile geçmiyor. Bu alandaki amansız rekabet, neredeyse bir gün bile dinlenme veya nefes alma fırsatı vermiyor. Dolayısıyla, bu dijital ve teknolojik dönüşüm döngüsünü bir kurum kültürü olarak benimseyen şirketler ön plana çıkacaktır.</p>
<p>Dijital dönüşüm, tam da bu yüzden yalnızca yazılımcılara, otomasyonculara ve yapay zekâ uzmanlarına bırakılamayacak kadar kritik bir unsur ve kaçınılmaz bir gereklilik haline geldi.</p>
<p>Öğrenecek ve yapacak çok, ama çok şey var. Kolları sıvayıp bir an önce işe girişme zamanı!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sapkalarin-sayisi-artiyor-84326</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şapkaların sayısı artıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fada-muhendislik-agir-sanayi-lojistiginde-kuresel-buyumesini-hizlandiriyor-84395</guid>
            <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> FADA Mühendislik, ağır sanayi lojistiğinde küresel büyümesini hızlandırıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Elektrikli transfer sistemleri ve ABD yatırımıyla dikkat çeken FADA Mühendislik'in, transformatör üreticilerine yönelik geliştirdiği yüksek teknolojili intralojistik çözümlerle büyümesini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, karayolları dışı ağır yük taşıma sistemleri ve endüstriyel transfer çözümleri geliştiren FADA Mühendislik, enerji sektörünün en kritik ekipmanlarından biri olan transformatörlerin üretim süreçlerine yönelik geliştirdiği yüksek kapasiteli taşıma sistemleriyle küresel pazarın aranan markası olma yolunda ilerliyor. Sakarya’nın Arifiye ilçesindeki üretim tesislerinde faaliyet gösteren şirket, mühendislik altyapısı, Ar-Ge yatırımları ve ihracat odaklı büyüme stratejisiyle ağır sanayi lojistiğinde uluslararası oyuncular arasında yer almayı hedefliyor.</p>
<p>FADA Mühendislik Genel Müdürü İsmail Hakkı Akyüz, şirketin vizyonunun karayolları dışı ağır endüstriyel taşımacılıkta küresel liderlik olduğunu belirterek, 15 yılı aşkın süredir endüstriyel taşıma sistemleri geliştirdiklerini söyledi. Akyüz, FADA Mühendislik olarak bugüne kadar 20'den fazla ülkede, 25'i aşkın farklı sektörde, 220'nin üzerinde müşteriye yönelik 700'ü aşkın proje tamamladıklarını ifade etti.</p>
<p>İhracat ağırlıklı bir büyüme stratejisi izlediklerini belirten Akyüz şu bilgileri verdi: “Dört kıtada faaliyet gösteren bir şirket olarak yalnızca makine üreticisi değil, ağır sanayi tesislerinin iç lojistik süreçlerini yöneten bütüncül bir mühendislik çözüm ortağı konumundayız. Straddle Carrier, hava yastıklı taşıyıcılar, her yöne hareket edebilen transfer arabaları, kablo tamburu taşıma sistemleri ve SPMT tabanlı özel projeler gibi yüksek katma değerli ürün gruplarıyla küresel pazarlara hizmet veriyoruz.”<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a6ca2964f17e-1785504406.jpg" alt="" width="700" height="395" /></p>
<p><strong>"Transformatör üreticilerine özel mühendislik çözümleri"</strong></p>
<p>İsmail Akyüz, FADA'nın geliştirdiği transfer sistemlerinin; transformatörlerin üretim hatları, test alanları, boya ve montaj istasyonları ile sevkiyat sahaları arasında güvenli ve milimetrik hassasiyetle taşınmasını sağladığını belirtti.</p>
<p>Ayrıca BESS (Batarya Enerji Depolama Sistemleri) konteynerleri, beton köşkler, kablo tamburları ve diğer yüksek tonajlı enerji ekipmanları için de projeye özel taşıma çözümleri geliştirdiklerini hatırlatan Akyüz şöyle devam etti: “Enerji sektöründe kullanılan güç transformatörleri, yüksek tonajları ve hassas yapıları nedeniyle üretim tesislerinde özel taşıma sistemleri gerektiriyor. Transformatörler üretimden sahaya ulaşıncaya kadar her aşamada yüksek hassasiyet gerektiren ürünlerdir. Biz yalnızca ağır yük taşımıyoruz; üreticilerimizin operasyonel sürekliliğini güvence altına alan mühendislik çözümleri sunuyoruz. FADA'nın son dönemde geliştirdiği en dikkat çekici projelerden biri ise 350 ton taşıma kapasiteli transformatör transfer arabası oldu. Tamamen elektrikli ve raysız çalışan sistem, sabit ray altyapısına ihtiyaç duymadan üretim tesislerinde esnek hareket kabiliyeti sunuyor. Senkronize tahrik sistemi, yük dengeleme teknolojisi ve hassas manevra özellikleri sayesinde yüksek tonajlı transformatörler güvenli şekilde taşınabiliyor. Uzaktan kumanda ve otonom navigasyon seçenekleriyle desteklenen sistem, vinç kullanımını azaltırken iş güvenliği, operasyonel verimlilik ve enerji tasarrufu açısından da önemli avantajlar sağlıyor. Önümüzdeki dönemde otonom navigasyon, enerji verimli batarya teknolojileri ve Endüstri 4.0 tabanlı akıllı taşıma sistemlerine yönelik Ar-Ge yatırımlarımızı artırarak küresel pazardaki rekabet gücümüzü daha da yükselteceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/fada-muhendislik-agir-sanayi-lojistiginde-kuresel-buyumesini-hizlandiriyor-84395</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/5/1280x720/fada-muhendislik-agir-sanayi-lojistiginde-kuresel-buyumesini-hizlandiriyor-1785504446.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ FADA Mühendislik Genel Müdürü İsmail Hakkı Akyüz, &quot;Önümüzdeki dönemde otonom navigasyon, enerji verimli batarya teknolojileri ve Endüstri 4.0 tabanlı akıllı taşıma sistemlerine yönelik Ar-Ge yatırımlarımızı artırarak küresel pazardaki rekabet gücümüzü daha da yükselteceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
