<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/lirayi-koruma-hamlesi-76323</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Lirayı koruma hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası rezervlerinin yeterliliğini ölçmek için kullanılan ilk kriter; rakamın altı aylık ithalat faturasını karşılama kapasitesidir. İkinci ölçüt; brüt rezervlerin bir yıl içinde vadesi dolacak dış borç yükümlülüklerini bütünüyle göğüsleyip göğüsleyemediğidir. Merkez Bankası’nın brüt rezervleri 155 milyar dolardır. Bu tutar, kısa vadeli dış borç yükümlülüklerimizin yüzde 65’lik kısmını karşılıyor. Yanı sıra yaklaşık 5,5 aylık ithalatı finanse edebiliyor.</p>
<p>22 Nisan’daki Para Politikası Kurulu toplantısı, piyasalara rehberlik etme açısından kritiktir. Yabancılar bir aydır Türkiye’den çıkıyorlar. Yerli yatırımcılarda şu aşamada belirgin bir döviz talebi gözlenmiyor.  Hâlihazırdaki enflasyonla mücadele programının olmazsa olmaz şartı, Türk lirasının reel olarak değerli kalmasıdır. Hürmüz konusunda İran geri adım atsa, müthiş bir rahatlama yaşarız. Ancak Boğaz’ın nisan sonuna kadar normale dönme olasılığını yüzde 10 gören bahis piyasaları, mayıs bitimine kadarki açılışa yüzde 30 şans tanıyor. Kısacası, Türkiye’nin makroekonomik ve finansal göstergeleri üzerindeki baskı sürebilir.</p>
<p>Faiz kararı, Türkiye’nin yükümlülüklerini yerine getirme kabiliyetini koruma iradesinin bir ilanı sayılacaktır. Para politikasında tavizsiz bir duruş zorunludur. Rezervlerin daha fazla aşınmaması ve finansal istikrarın sürmesi önemlidir. Faizin artırılabileceğini düşünüyorum. Bu artış hem yerli yatırımcının güvenini pekiştirecek hem de küresel sermayeye ‘‘Riskleri yönetiyoruz’’ mesajını verecektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/lirayi-koruma-hamlesi-76323</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Lirayı koruma hamlesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-karadenize-kuresel-deniz-ticaretinde-devlet-korsanligi-cagi-76322</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz’den Karadeniz’e; küresel deniz ticaretinde &#039;devlet korsanlığı&#039; çağı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Rakip ülkelerin yük taşıyan gemilerini “yaptırım listesine” dahil edip, seferlerine kısıt getirmek, pek çok ülke tarafından kullanılan bir yöntem haline geldi. Buna karşılık “yaptırıma uğrayan” devletler de çözüm olarak, sık sık bayrak değiştiren, şeffaf olmayan mülkiyet yapısına sahip yaşlı tankerlerden oluşan “gölge filo” oluşturma çabasına girdi.</strong></p>
<p>İran ve Ukrayna savaşlarının kümülatif etkisi küresel deniz ticaretine oldu; Bir yandan daha önce serbest geçişin mümkün olduğu kritik boğazlardan “paralı geçiş” sisteminin önü açılırken, diğer yandan yaptırım ve hatta tankerlere el koyma (boarding) giderek daha “meşru” hale gelmekte. Birbiriyle sorunu olan ülkelerin meselelerini deniz ticaretindeki yük gemileri ve tankerler üzerinden çözme eğilimi hızlandı. Yüzyılların geçerli kuralı, Seyrüsefer serbestisi giderek yok oluyor.</p>
<p>İran savaşı Hürmüz Boğazı’nın tıkanmasına, geçişlerin paralı hale gelmesiyle deniz ticaretinin tam anlamıyla sekteye uğramasına yol açıyor. ABD ve İsrail’in saldırısı altındaki İran, Hürmüz Boğazı geçişlerini “pazarlık unsuru” olarak kullanıyor. Avrupa ülkeleri İran meselesinde ABD cephesinden koptukça, kendi bayraklarını taşıyan tankerler için Hürmüz Boğazı’ndan “serbest geçiş imkanı” elde ediyorlar. İspanya ilkti, şimdilerde Fransız tankerlerine de serbest geçiş olasılığının önünü açtı Tahran yönetimi.</p>
<p><strong>İngiltere’nin tankerlere “el koyma” hamlesi</strong></p>
<p>Ukrayna savaşı ise şimdilerde İngiltere’nin kendi sularından geçen ve Rus ham petrolü taşıyan tankerlere “boarding-el koyma” yetkisini vermesiyle gündemde.</p>
<p>Ve elbette bir de “yaptırım” meselesi var;</p>
<p>Ülkeler ayrıca sorun yaşadıkları rakiplerine zarar vermek için bolca “yaptırım” silahına da başvuruyor bugünlerde. Yük taşıyan gemileri “yaptırım listesine” dahil edip, seferlerine kısıt getirmek, pek çok ülke tarafından kullanılan bir yöntem haline geldi.</p>
<p><strong>Korsanlık; ancak bu kez </strong><strong>yapan ulus devletler</strong></p>
<p>Yüzyıllarca deniz taşımacılığının korkulu rüyası olan korsanlık, yük gemileri ve tankerler açısından yaptırım, el koyma ya da serbest geçişi bir şekilde kısıtlama yöntemleriyle artık deniz çeteleri tarafından değil, ulus devletler tarafından yapılır hale geldi.</p>
<p>Buna karşılık “yaptırıma uğrayan” devletler de çözüm olarak, sık sık bayrak değiştiren, şeffaf olmayan mülkiyet yapısına sahip yaşlı tankerlerden oluşan “gölge filo” oluşturma çabasına girdi; “Yaptırım koyma korsanlığına” karşı, “yaptırım delme korsanlığı” baş gösterdi. Üstelik tümü de bizzat uluslararası meşruiyete sahip ulus devletler tarafından yapılmakta artık.</p>
<p>Bundan en çok zarar gören sektör ise -şimdilik- sigortacılık; Küresel deniz ticaretinin “ulus devletlerin korsanlığından” ne kadar zarar göreceği, bunun küresel mal akışına etkisi yakın geleceğin en büyük tartışma konusu olmaya aday.</p>
<p><strong>BM’nin giderek etkisizleşmesi</strong></p>
<p>Elbette deniz ticaretini yaklaşık 40 yıldır düzenleyen BM Deniz Hukuku Sözleşmesi de (UNCLOS) bu yeni “korsanlıktan” nasibini almaya başladı;  1982 tarihli UNCLOS’un karara bağladığı zararsız geçiş hakkı, transit geçiş hakkı gibi düzenlemelerin hepsi artık tartışılıyor. BM etkisini yitirdikçe, denizlerde de devletlerin başrol oynadığı “korsanlık” giderek güç kazanıyor.</p>
<p>BM çatısı altında deniz taşımacılığını örgütleyen IMO’nun (Uluslararası Denizcilik Örgütü) küresel etkisi silikleşirken, “gücü gücüne yeten” devri, küresel ticaretin önündeki en büyük sıkıntılardan biri belirginleşmekte.</p>
<p><strong>Karadeniz’de Ukrayna sıkıntısı</strong></p>
<p>Ulusların giriştiği “deniz korsanlığının” örnekleri, dünyanın sayılı istikrarlı denizlerinden olan Karadeniz’de de ortaya çıkmaya başladı. Özellikle Türk yük gemisi ya da tankerlerinin hedef alınmaya başlamış olması, Ankara’nın izlemeye çalıştığı “arabuluculuk” çabalarını da sekteye uğratacak seviyeye geldi.</p>
<p>Ukrayna Lideri Zelensky’nin apar topar bu hafta Türkiye’ye gelip, bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinin nedenlerinden biri bu “deniz korsanlığının” sona erdirilmesi.</p>
<p>İkinci mesele ise, yine Ukrayna’nın Rusya ile Türkiye arasındaki Karadeniz’den geçen enerji boru hatlarına sabotaj düzenleyeceğine ilişkin haberlerin sıklaşması. Belli ki Ankara, kendisini çok sıkıntıya düşürebilecek bu gelişmelere karşı “pro-aktif” bir yaklaşıma girmeye çalışıyor.</p>
<p>Ancak bir yandan Zelensky uyarılırken, diğer yandan İstanbul Boğazı’nda Fransa ve İngiltere komutasında Ukrayna Çokuluslu gücü komutanlığı kurulmasına ilişkin adımın aynı döneme denk gelmesi, adeta Ankara’nın “arabuluculuk” ya da “tarafsızlık” çabalarında “kendi ayağına sıktığı kurşun” gibi.</p>
<p><strong>Rusya’dan Montrö uyarısı</strong></p>
<p>Rusya’dan gelen Montrö uyarısı da doğrudan bununla bağlantılı; Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği’nin sosyal medya hesaplarından paylaşılan şu mesaj çok anlamlı;</p>
<p>“Rusya, Montrö Sözleşmesi’ne büyük önem vererek uluslararası ilişkilerde yer alan tüm taraflarca uygulanmasını kararlılıkla desteklemektedir. Sözleşmenin, özellikle Akdeniz ve Orta Doğu’daki son olaylardan dolayı meydana gelen dramatik dönemde, tüm ülke ve devletlerin çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyoruz. Bu bağlamda, Türkiye’nin dengeli ve sorumlu tutumunu takdirle karşılıyoruz...”</p>
<p>Tersten okursanız, “eğer Türkiye dengeli ve sorumlu davranmazsa, biz de sıkıntı çıkarırız” diye okumak mümkün bu diplomatik mesajı.</p>
<p>Nitekim Emekli Büyükelçi Süha Umar’ın Cumhuriyet gazetesindeki yazısında,  kurulacak komutanlığın yaratabileceği tehlike için Türk tarihindeki en tartışmalı meselelerden olan “Göben-Breslau” örneğini kullanarak ortaya koyması çarpıcı; “Fransa-İngiltere komutasındaki Ukrayna Çokuluslu Gücü, -Göben ve Breslau örneğinden hareketle, tek bir füze ateşleyerek Türkiye’yi Rusya ile savaşa sokma olasılığı bir yanaTürkiye Cumhuriyeti’nin, ülkesinin tümü üzerindeki egemenlik hakkını ve yetkisini tartışılmaz kılan, Türkiye’nin Ukrayna savaşının dışında kalmasını sağlayan Montrö Sözleşmesi’nin sonu demektir.”</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Rusya Lideri Putin’i geçen hafta telefonla arayarak doğrudan temas kurmasının altında Moskova’yı yatıştırmak, çeşitli güvenceler vermek isteğinin yattığını tahmin etmek yanlış olmaz.</p>
<p>Tabi bir de ABD Başkanı Donald Trump’ın ağzından çıkan, “Türkiye bize son derece destekleyici oldu. Bence Türkiye şahaneydi, harikaydı. Onlar istediğimiz şeylerin dışında kaldılar” cümlelerinin tam olarak ne anlama geldiği bir muamma.</p>
<p>Öyle bir muamma ki, sadece bizlerin değil, çocuklarımız ve torunlarımızın geleceği de tehlikede olabilir...</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Denizlerde kaos Türkiye’nin kapısında</strong></span></p>
<p>Türkiye’nin deniz yollarında giderek artan düzensizleşmeden etkilenmemesi kaçınılmaz elbette. Sosyal medyada daha şimdiden Yunanistan’ın tüm Ege Denizi’nde, Türkiye’nin kuzeyden güneye, doğudan batıya kayık bile geçiremeyeceğini gösteren haritalar birbiri ardına patlak vermeye başladı. Yunanistan’daki milliyetçi kesimler belli ki Ege Adaları’nın karasuları ve kıta sahanlığına sahip olduğu iddiasını bu kez de sosyal medya üzerinden propaganda malzemesi yaparak, bir yerlere varmaya çalışıyorlar. Ankara açısından dikkatli olma zamanı.</p>
<p>Doğu Akdeniz’de ise Kıbrıs meselesi de hiç olmadığı kadar karışık; Daha önce Ada’daki Türk ve Rum Kesimleri ile, garantör devletler Yunanistan, Türkiye ve İngiltere’nin “söz sahibi” kabul edildiği Kıbrıs meselesi, şimdilerde iyiden iyiye “küresel mesele” haline gelmekte; Rum Kesimi’nin savunma anlaşmaları yaptığı İsrail, ABD, Fransa Ada’ya askeri olarak yerleşirken, doğalgaz arama anlaşmalarına imza atan bazı Arap ülkeleri de ekonomik olarak meseleye dahil olmaya başladı. Ne kadar çok taraf olursa, o kadar zor çözüm olacağı açık Kıbrıs’ta.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-karadenize-kuresel-deniz-ticaretinde-devlet-korsanligi-cagi-76322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/2/1280x720/67-1775452420.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’den Karadeniz’e; küresel deniz ticaretinde &#039;devlet korsanlığı&#039; çağı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/komurden-yesile-terk-edilen-madenlerin-yeni-hayati-76321</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kömürden yeşile: Terk edilen madenlerin yeni hayatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazanan “adil geçiş” kavramının somut bir karşılığı olarak öne çıkan Bishrampur örneği, doğru planlama ve yerel katılım ile çevresel tahribatın azaltılabileceğini, yerel ekonominin canlandırılabileceğini ve dezavantajlı grupların güçlendirilebileceğini gösteriyor.</strong></p>
<p>Orta Hindistan’da yer alan Bishrampur, bir zamanlar açık ocak kömür madeni olarak kullanılan bir alanın bugün çevresel, ekonomik ve toplumsal dönüşüm açısından örnek gösterilen bir modele dönüşmesiyle dikkat çekiyor. Bu dönüşüm yalnızca yerel bir başarı hikâyesi değil; aynı zamanda Hindistan’ın enerji politikaları, istihdam yapısı ve kalkınma anlayışının geleceğine dair önemli ipuçları sunuyor. Yıllık yaklaşık 900 milyon tonun üzerinde kömür üretimiyle dünyanın en büyük ikinci kömür üreticisi olan Hindistan’da elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 70’i hâlâ kömüre dayanıyor. Ancak kaynakların sınırlılığı ve iklim değişikliğinin yarattığı baskı, bu modele dayalı büyümenin sürdürülebilir olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Önümüzdeki birkaç on yıl içinde ekonomik ömrünü tamamlayacak 200’den fazla büyük ölçekli kömür madeninin varlığı, milyonlarca insanın geçim kaynağının risk altına girebileceği anlamına geliyor. İşte Bishrampur, tam da bu kritik eşikte alternatif bir yolun mümkün olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Tek bir maden sahasının dönüşümü </strong><strong>yerelde ekonomik canlanma yaratabilir</strong></p>
<p>Eski maden sahasının ekolojik parka dönüştürülmesiyle birlikte bölge yalnızca çevresel olarak rehabilite edilmekle kalmadı, aynı zamanda yeni bir ekonomik çekim merkezi haline geldi. Bir zamanlar kömür çıkarılan çukurun bugün kayık gezintileri yapılan bir göle ve yüzen restorana ev sahipliği yapması, dönüşümün sembolik gücünü artırıyor. Parkın açılmasının ardından ziyaretçi sayısında yıllık yüzde 30’a varan artışlar olduğu tahmin edilirken, yiyecek-içecek, ulaşım ve turizm hizmetleri gibi alanlarda doğrudan ve dolaylı yeni iş olanakları oluştu. Bu gelişmeler, tek bir maden sahasının dönüşümünün dahi yerel ölçekte ekonomik canlanma yaratabileceğini gösteriyor.</p>
<p>Projenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise kadınların aktif rolü. Alanın yönetiminde söz sahibi olan yerel kadın topluluğu, yalnızca gelir elde etmekle kalmıyor, aynı zamanda sosyal statülerini de güçlendiriyor. Hane gelirlerinde ortalama yüzde 15 ila 25 arasında artış gözlemlendiği ifade edilirken, kadın emeğinin görünür hale gelmesi ve örgütlü bir yapıya kavuşması önemli bir toplumsal dönüşüme işaret ediyor. Kadınların karar alma süreçlerine daha fazla katılması ve kamusal alanda daha görünür hale gelmesi, projeyi ekonomik olduğu kadar sosyal açıdan da değerli kılıyor.</p>
<p>Bununla birlikte, modelin sürdürülebilirliği hâlâ bazı zorluklar barındırıyor. Parkın bakım ve işletme maliyetlerinin önemli bir kısmı şu anda yerel topluluk tarafından karşılanıyor. Bu durum, gelir-gider dengesinin kırılgan olabileceğini ve uzun vadede kurumsal destek olmadan benzer projelerin yaygınlaşmasının zorlaşabileceğini gösteriyor. Ancak ilgili kurum temsilcilerinin bölgeye yaptığı ziyaretler, kamu ve özel sektör iş birliklerinin artabileceğine dair umut veriyor.</p>
<p>Bishrampur’daki dönüşüm yalnızca turizmle sınırlı değil. Bölgeye yakın bir alanda kurulması planlanan 40 hektarlık güneş enerjisi santrali, bu dönüşümün enerji boyutunu oluşturuyor. Yaklaşık 20 ila 25 megavat kapasiteye ulaşabileceği öngörülen bu tesis, 15 bin ila 20 bin hanenin elektrik ihtiyacını karşılayabilecek potansiyele sahip. Aynı zamanda inşaat ve işletme süreçlerinde yüzlerce kişiye istihdam sağlaması bekleniyor. Bu gelişme, kömür sonrası dönemde enerji üretimi ile istihdam arasında yeni ve daha sürdürülebilir bir denge kurulabileceğini ortaya koyuyor.</p>
<p><strong>Bishrampur, büyük bir </strong><strong>değişimin habercisi </strong></p>
<p>Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde Bishrampur örneği, küresel ölçekte giderek daha fazla önem kazanan “adil geçiş” kavramının somut bir karşılığı olarak öne çıkıyor. Fosil yakıtlardan çıkış sürecinde yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal dengelerin de gözetilmesi gerektiğini vurgulayan bu yaklaşım, özellikle kömür ekonomisine bağımlı bölgeler için hayati önem taşıyor. Bishrampur, doğru planlama ve yerel katılım ile çevresel tahribatın azaltılabileceğini, yerel ekonominin canlandırılabileceğini ve dezavantajlı grupların güçlendirilebileceğini gösteriyor.</p>
<p>Sonuç olarak Bishrampur’daki dönüşüm, küçük ölçekli bir proje olmanın ötesinde büyük bir değişimin habercisi niteliğinde. Eski maden sahalarının kaderinin yeniden yazılabileceğini ortaya koyan bu model, Hindistan başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında benzer dönüşümlere ilham verebilecek güçlü bir örnek sunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/komurden-yesile-terk-edilen-madenlerin-yeni-hayati-76321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kömürden yeşile: Terk edilen madenlerin yeni hayatı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/demokratik-degerlendirme-76320</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Demokratik değerlendirme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu yıl AutoBest, çeyrek asırlık tarihinin en köklü dönüşümüne imza attı. 32 ülkeden en tecrübeli otomotiv gazetecesi meslektaşlarımla birlikte gerçek test pistlerinde, şehir içinde ve otoyollarda aylarca süren titiz değerlendirmelerin ardından verdiğimiz puanlar, bu kez yalnızca jüri salonunda kalmadı. İlk kez, Avrupa’nın dört bir yanından milyonlarca otomobil kullanıcısı, bizimle aynı terazide kefeye konuldu. AutoBest Conquest 2026, otomotiv ödülleri tarihinin en kapsayıcı, en şeffaf ve belki de en cesur deneyini gerçekleştirdi.</p>
<p>Sonuçta ise en büyük ödül olan “Avrupa’nın Satın Alınması En Mantıklı Otomobili” ünvanı, toplam 39.676 puanla yeni Renault 4’e gitti. İkinci sıradaki Citroen C3 Aircross 38.259, üçüncü Fiat Grande Panda ise 35.405 puanda kaldı. Fark, ikincilikle arasında sadece 1.417 puan ile ne kadar da dardı? Bu, jürinin ve halkın neredeyse aynı anda iki farklı araca da aynı ölçüde yakın durabildiğini gösteriyor. Renault 4’ün zaferini ise üç kelimeyle özetleyebilirim; Çekici klasik tasarım, ultra modern teknik ve erişilebilirlik. Retro yorumla gelecek teknolojisini harmanlayan bu model, ne en ucuz ne de en donanımlı olandı; fakat en “dengeli” olan idi. Ve bugün artık Avrupa’nın aradığı özellik de denge!</p>
<p>Yan ödüller ise, sektörün farklı değerlerini aydınlatıyor. Fiat Grande Panda “Avrupa’nın En İyi Otomobil Tasarımı” ödülünü 7.996 puanla alırken, jüri ve halk oylarının neredeyse eşit dağılması dikkat çekti. Yani geçmişten esinlenen dizayn, sadece uzmanları değil, sokaktaki kullanıcıyı da aynı oranda ikna etmiş olmalı… MG S5 EV ise “En Ulaşılabilir Teknoloji Paketi” kategorisinde 14.955 puanla ikinci Renault 4’ün 14.349 puanının önünde büyük farkla net bir zafere imza attı. Burada da mesaj çok benzer, uygun fiyatlı teknoloji artık boş bir pazarlama terimi değil; MG’nin gösterdiği gibi, algılanan değer ile gerçek maliyet arasındaki dengeyi kuran kazanıyor. Citroen C3 Aircross ise, “Tüketicinin En Çok Beğendiği” seçenek olarak 21.676 puanla en yüksek halk desteğini topladı. Bu da, aracın günlük kullanım pratikliğini ve erişilebilirliğini tescil etti.</p>
<p>Diğer yanda Final Conquest öncesinde Viyana’da buluşulan AutoBest Awards Festivity’de de sektörün nabzı tutuldu. BYD, 1.000 kW’lık Super e-Platform Flash Charging ile hem TechnoBest’i, hem de Grup Başkan Yardımcısı Stella Li’nin ManBest Onur Listesi’ne girişini kutladı. Polestar, Google Maps canlı şerit rehberliğini doğrudan sürücü ekranına taşıdığı için SmartBest’i aldı; CEO Michael Lohscheller’in törende bizzat bulunmasıyla ödülün stratejik ağırlığını gösteriyordu. Toyota CompanyBest ile çoklu yol stratejisinin ne kadar doğru olduğunu tescil ederken; lastikten araca anlık veri aktarımını genel kullanıma geliştiren Pirelli, Cyber Tyre ile SafetyBest’i plaketini teslim aldı. Formula E CEO’su Jeff Dodds SportBest’e layık görüldü, Renault Twingo E-Tech Electric ise EcoBest ile şehir içi elektrikli mobilitede erişilebilirliğin simgesi oldu. Ve nostalji değil, modern teknolojiyle yeniden yorumlanmış bir ikon, Honda Prelude’ün “A Star Is Back” ile geri dönüşü…</p>
<p>Büyük resimde; AutoBest Conquest, jüri üyelerinin canlı oylarıyla Ukrayna’dan başlayıp 32 ülkeyi dolaştığı, halkın oyunu gösterinin ilk yarısına kadar açık tuttuğu yepyeni bir format yarattı. Bu, otomotiv ödüllerinde bir “süper demokrasi” deneyiydi. Artık markalar, sadece laboratuvar verileriyle ya da kapalı bir uzman grubun beğenisiyle değil; milyonlarca gerçek kullanıcının günlük hayatındaki performansıyla yargılanıyor. Sektörün arz-talep dengesini yeniden yazacak kadar ciddi bir değişim…</p>
<p>2026, otomotiv endüstrisinde “kime göre, neye göre” sorusunun cevabının kökten değiştiği yıl olmaya başlıyor. Artık sadece jüri değil, halk da masada… Ve bu masada kazanan, en çok konuşan değil, en çok dinleyen olacak!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/demokratik-degerlendirme-76320</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/0/1280x720/renault-1775452180.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Demokratik değerlendirme ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-piyasasi-uzun-surecek-bir-savasi-fiyatliyor-76319</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji piyasası, uzun sürecek bir savaşı fiyatlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Petrol piyasası fiyatlamaları mutlak ABD zaferine değil yılın ikinci yarısında ağır ağır sönümlenecek olan bir savaşa ve kademeli olarak açılacak bir Hürmüz’e işaret ediyor. Brent petrol Haziran vade 109 dolar ile 2022 Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında gördüğü en yüksek seviyede.</strong></p>
<p>ABD Başkanı Trump’ın artık geleneksel hale gelen zafer çığlıkları ve tehditleri ile haftaya  başlıyoruz. Başkan Trump, ABD’nin İran’a havada karşı mutlak üstünlük sağladığını ve eğer 48 saat içinde bir anlaşma sağlanmazsa veya Hürmüz Boğazı açılmazsa  ülkenin cehennem ile karşılaşacağını açıkladı. </p>
<p>Ama sahadaki durum Başkan Trump’ın anlattığı mutlu bir zafer tablosunu teyit etmiyor. Hava savunma sistemlerinin imha edildiği iddia edilen İran, ABD uçak ve helikopterlerini vurmaya başladı. Birleşik Arap Emirlikleri’ne 8 Mart sonrası en yoğun füze ve insansız hava aracı saldırısını gerçekleştirdi. Sahadaki son gelişmeler İran’ın ABD’nin iddia ettiği kadar zayıf olmadığını söylüyor.</p>
<p>Petrol piyasası fiyatlamaları mutlak ABD zaferine değil yılın ikinci yarısında ağır ağır sönümlenecek olan bir savaşa ve kademeli olarak açılacak bir Hürmüz’e işaret ediyor. Brent petrol Haziran vade 109 dolar ile 2022 Rusya’nın Ukrayna işgali sonrasında gördüğü en yüksek seviyede. Vadeli fiyatlamaları Temmuz için 99 dolar, Eylül için 86 dolar, Aralık için 79 dolar ile ağır ağır gerileyen bir jeopolitik risk primini fiyatlıyor. </p>
<p>Savaş, Başkan Trump’ın vaat ettiği gibi 2-3 hafta içinde ABD’nin mutlak zaferi ile mi sonuçlanır, yoksa İran aylarca sürecek bir savaşa dayanır ve ABD’yi geri çekilmeye mi zorlar? Aslan avını yakalamak için ölü taklidi mi yapıyor? Bu soruların analitik bir cevabı yok. </p>
<p>Ama her ülkenin politika yapıcıları  senaryo analizleri ile bu savaşın ekonomi, şirketler, mali sistemde yapacağı tahribatı inceliyor ve ülkelerinde yol açacağı zararı asgariye indirecek politikaları uygulamaya çalışıyor.   </p>
<p><strong>Türkiye, İran’dan doğalgaz </strong><strong>kesintisine hazırlıklı</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Londra’da yatırımcılar ile paylaştığı sunumunda Türkiye ekonomisindeki tahribatın sınırlı olacağını anlattı. Sunumu izlediğinizde ekonomi yönetiminin Ortadoğu şokuna karşı doğru adımları attığını görüyorsunuz.</p>
<p>Çoğu Avrupa ve Asya ülkesinin tersine Türkiye enerji ihtiyacının görece küçük bir kısmını Ortadoğu’dan karşılıyor.  Türkiye petrol ihtiyacının %7’sini Suudi Arabistan’dan, %15’ini Irak’tan, doğalgaz ihtiyacının %11’ini İran’dan karşılıyor.  Irak’tan petrol ithalatı kısmen boru hattı üzerinden sağlanabilir. İran’dan doğalgaz kesintisi geçmişte yaşandığı için ülkemiz hazırlıklı. </p>
<p>Petrol fiyatlarının ekonomik program baz senaryosuna göre %30’a yakın yükseldiği bir senaryoda, Türkiye enflasyonda 3,6-4,4 yp, cari dengede 1,1-1,4 yp, büyümede -0,6-1,5 yp bandında bir şok ile karşılaşıyor. </p>
<p>Ankara, bu şokun enflasyon üzerindeki etkisini sınırlamak için fiyat artışının %75’inin ÖTV düşürülerek karşılandığı eşel mobil sistemine geçti. Gübre fiyatları vasıtasıyla gıda enflasyonunu sınırlamak için üre ithalatı üzerinde vergiler indirildi. Bu sayede Brent petrolün 2026 yılında ortalama 85 dolar olduğu bir senaryoda enflasyon üzerindeki etki 4,4 yp düzeyinden 1,3 yp civarına iniyor.</p>
<p><strong>Alınan önlemlerin bütçeye </strong><strong>maliyeti kabul edilebilir düzeyde</strong></p>
<p>Hanehalkının bütçesinde enerji kaynaklı tahribat sınırlandığı için daraltıcı etki de sınırlanmış oluyor. Alınan önlemlerin bütçeye maliyeti, milli gelirin %0,6’sı ile kabul edilebilir bir düzeyde. Düşük kamu borcu Türkiye’nin dışsal şoklara karşı güçlü kasını oluşturmaya devam ediyor. </p>
<p>Buna karşın gelişmekte olan ülkelere göre halen çok yüksek olan enflasyon, Ankara’nın enerji şokunun daraltıcı etkisine karşı para politikasının gevşetilmesini zorlaştırıyor. Beklentilerden düşük gelen Mart ayı enflasyonu sayesinde Merkez Bankası Nisan toplantısını politika faizini ve fonlama maliyetini değiştirmeden geçirmeyi deneyebilir.</p>
<p>Ama toplantı tarihi itibariyle savaşın sona ereceğine, Hürmüz Boğazı’nın açılacağına yönelik bir işaret alınamazsa, Merkez Bankası politika faizini fonlama faizi düzeyine çıkartıp piyasalara dezenflasyon programının arkasında olduğu mesajını vermek isteyecektir. Dolayısıyla Merkez Bankası veriye göre değişen dinamik bir yaklaşım ile para politikası uygulayacak.</p>
<p>Piyasa fiyatlamaları  jeopolitik riskleri ne kadar fiyatlıyor? Merkez Bankası’nın müdahaleleri nedeniyle Türk Lirası Ortadoğu riskini fiyatlamıyor. İran şoku ile dezenflasyon programında kritik bir dönemeçte karşılaşan Ankara rezerv yakarak, kuru tutmaya ve enflasyonu baskılamaya çalışıyor. Kısa sürecek bir savaşta bu strateji işe yarayabilir. Uzun sürecek bir savaş senaryosunda ise kaçınılmaz olarak Türk lirasında kontrollü bir değer kaybına gidilir.</p>
<p>Varlık grupları ile ilgili görüşümüzde bir farklılık yok. Türk lirasında pozitif görüşümüzü koruyoruz. Savaş nedeniyle kurda yaşanabilecek olası bir hızlanma Türk lirasında yeni pozisyon açmak için kullanılabilir. Devlet iç borçlanma ve eurobond getirilerinde savaş nedeniyle yaşanan yükselişi alış fırsatı olarak görüyoruz. Borsa İstanbul’da savaşın başında banka ve havacılık ağırlığını düşürerek, enerji, savunma ağırlıklı daha defansif bir portföy yapısına geçtik. Savaş ile ilgili gelişmelere göre portföyün betasını yönetmeye devam edeceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enerji-piyasasi-uzun-surecek-bir-savasi-fiyatliyor-76319</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji piyasası, uzun sürecek bir savaşı fiyatlıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savas-dis-ticareti-nasil-etkiledi-76318</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaş, dış ticareti nasıl etkiledi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan öncü verilere göre Mart ayında ihracatımız %6,4 gerileyerek 21,9 milyar dolar, ithalatımız %8,4 artış ile 33,2 milyar dolar oldu. İhracatta düşüş, ithalatta artış var.  Dış ticaret açığımız aylık 11,3 milyar dolar, ilk üç ay toplamında 28,7 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>İthalat ile başlayalım...</p>
<p>Pek çoğumuzda “petrol fiyatları arttı; bu da ithalatı yukarı çekti” gibi bir düşünce olabilir. Ancak Mart ayı için böyle bir durum söz konusu değil. Enerji fiyatlarındaki sert yükselişe rağmen, Türkiye’nin enerji ithalatı yüzde 2,4 düştü.  Bunun muhtemel nedeni, enerji tedarikini spot piyasada anlık değişen fiyatlarla değil, uzun vadeli sözleşmeler ile önceden belirlenen fiyatlardan yapıyor oluşumuz. Bu yüzden, Mart ayında görmediğimiz etkiyi, kademeli olarak nisandan sonra görmeye başlayacağız.</p>
<p><strong>Altın ve otomotiv sektörü </strong><strong>ithalatında da gerileme var</strong></p>
<p>Sadece enerji değil, altın ve otomotiv ithalatımızda da gerileme var. Bu önemli kalemlerdeki azalmaya rağmen ithalat nasıl yüzde 8,4 yükseldi? Nedenini ilk tabloda göreceksiniz. Makine, metaller, hububat, elektronik gibi kalan tüm başlıklarda artış var. Bu artışların bir kısmı fiyatların küresel düzeyde yükselmesinden, önemli bir kısmı ise miktar artışından geliyor.</p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td width="223">
<p><strong><em>Mart İthalatı (milyon $) </em></strong></p>
</td>
<td width="64">
<p><strong><em>2025</em></strong></p>
</td>
<td width="64">
<p><strong><em>2026</em></strong></p>
</td>
<td width="84">
<p><strong><em>Değişim%</em></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Enerji</p>
</td>
<td width="64">
<p>5.864</p>
</td>
<td width="64">
<p>5.724</p>
</td>
<td width="84">
<p>-2,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Kazanlar, makinalar</p>
</td>
<td width="64">
<p>3.434</p>
</td>
<td width="64">
<p>3.906</p>
</td>
<td width="84">
<p>13,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Otomotiv</p>
</td>
<td width="64">
<p>3.099</p>
</td>
<td width="64">
<p>2.958</p>
</td>
<td width="84">
<p>-4,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Elektrikli makine</p>
</td>
<td width="64">
<p>2.392</p>
</td>
<td width="64">
<p>2.897</p>
</td>
<td width="84">
<p>21,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Kıymetli metaller</p>
</td>
<td width="64">
<p>2.266</p>
</td>
<td width="64">
<p>2.131</p>
</td>
<td width="84">
<p>-6,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Demir ve çelik</p>
</td>
<td width="64">
<p>1.683</p>
</td>
<td width="64">
<p>1.922</p>
</td>
<td width="84">
<p>14,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Plastikler</p>
</td>
<td width="64">
<p>1.283</p>
</td>
<td width="64">
<p>1.378</p>
</td>
<td width="84">
<p>7,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Bakır</p>
</td>
<td width="64">
<p>562</p>
</td>
<td width="64">
<p>829</p>
</td>
<td width="84">
<p>47,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Organik kimyasallar</p>
</td>
<td width="64">
<p>729</p>
</td>
<td width="64">
<p>779</p>
</td>
<td width="84">
<p>6,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Eczacılık ürünleri</p>
</td>
<td width="64">
<p>535</p>
</td>
<td width="64">
<p>676</p>
</td>
<td width="84">
<p>26,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Alüminyum</p>
</td>
<td width="64">
<p>432</p>
</td>
<td width="64">
<p>656</p>
</td>
<td width="84">
<p>51,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Hububat</p>
</td>
<td width="64">
<p>185</p>
</td>
<td width="64">
<p>419</p>
</td>
<td width="84">
<p>126,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Demir veya çelikten eşya</p>
</td>
<td width="64">
<p>382</p>
</td>
<td width="64">
<p>389</p>
</td>
<td width="84">
<p>1,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Kauçuk ve kauçuktan eşya</p>
</td>
<td width="64">
<p>341</p>
</td>
<td width="64">
<p>388</p>
</td>
<td width="84">
<p>14,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Yağlı tohum ve meyveler</p>
</td>
<td width="64">
<p>301</p>
</td>
<td width="64">
<p>375</p>
</td>
<td width="84">
<p>24,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="223">
<p>Hayvansal, bitkisel yağlar</p>
</td>
<td width="64">
<p>283</p>
</td>
<td width="64">
<p>343</p>
</td>
<td width="84">
<p>21,1</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İhracat ile devam edelim…</p>
<p>Ticaret Bakanlığımız tarafından yapılan açıklamada yüzde 6,4 gerileme üç ana nedene bağlandı. Takvim etkisinden 1,3 milyar dolar, savaştan 800 milyon dolar, altından 350 milyon dolar ve toplam olarak 2,4 milyar dolarlık bir negatif etki.</p>
<p>Savaşın ihracat üzerinde önemli bir etkisi olacağı muhakkak. Bölgedeki ülkelerin gelirleri çok yüksek oranda petrol ve türevlerinden geliyor. Hürmüz’ün kapalı olması, bazı rafineri ve tesislerin bombalanması nedeniyle bu ülkelerin gelirleri aniden durdu. Bu da harcamaların ve dolayısı ile ithalatın azalması; yani, Körfez coğrafyasına ihracat yapan ülkelerin ihracatının düşmesi anlamına geliyor. Sorun Türkiye’ye has değil. Bölgeye ihracat yapan tüm ülkelerde benzer durum var.</p>
<p>Türkiye’nin bu bölgeye ihracatı geçen yıl 34 milyar dolardı. 2025’te 12,4 milyar dolar ihracat yaptığımız Irak’ta, günlük 3-4 milyon varil üretim ve ihracat yapılırken, bu şimdilerde 250 bin varile geriledi. O da boru hattı ile Ceyhan’a gelen petrol. Gelir kaybını dengelemek isteyen Irak, eski (Kerkük-Yumurtalık) boru hattı üzerinde hızlı bir tamirat süreci yürütüyor. Bu hattın devreye girmesi ile günlük 500 bin varile yakın ürünün yine Türkiye üzerinden satışı mümkün olabilecek. Bu, kayıpları tam olarak telafi edemese de Irak için ehven-i şer bir durum. Ancak diğer ülkeler için durun hâlâ parlak değil.</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="113">
<p> </p>
</td>
<td width="142">
<p><strong>2025 ihracatımız (milyar </strong> <strong>$)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Irak</p>
</td>
<td width="142">
<p>12,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>BAE</p>
</td>
<td width="142">
<p>9,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>S.Arabistan</p>
</td>
<td width="142">
<p>3,8</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>İran</p>
</td>
<td width="142">
<p>3,1</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Ürdün</p>
</td>
<td width="142">
<p>1,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Lübnan</p>
</td>
<td width="142">
<p>1,3</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Yemen</p>
</td>
<td width="142">
<p>0,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Katar</p>
</td>
<td width="142">
<p>0,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Kuveyt</p>
</td>
<td width="142">
<p>0,6</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Bahreyn</p>
</td>
<td width="142">
<p>0,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="113">
<p>Toplam</p>
</td>
<td width="142">
<p>34</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Mart’ta BAE’ye %47, Irak'a %30 düşüş var. Bölgedeki diğer ülkeler için de benzer oranlar söz konusu. Gerileme maalesef mart ayı ile sınırlı kalmayacak; önümüzdeki süreçte de devam edecek. Yakında savaş sona erse bile, tesislerin tam kapasite ile devreye girmesi aylar sürecek. Savaş bugün bitse bile, petrol fiyatlarının eski düzeylerine dönmesi süre alacak. İşte bu nedenlerle bölgeye mal ihracatımızda en iyimser varsayımlarla 2026 boyunca 4-5 milyar dolarlık bir kayıp yaşayabiliriz. Bir o kadar da sadece bu bölge kaynaklı hizmet ihracatında kayıp olası.</p>
<p>Mart’ta ihracatı 1,3 milyar dolar negatif etkilediği ifade edilen bayram tatili konusuna biraz daha bakmak gerekebilir. Yanlış görmüyorsam, 2025 ve 2026 Mart aylarında çalışma günü sayısı açısından bir fark yok.</p>
<p><strong>Savaş bölgesi dışındaki ülkelere </strong><strong>satışlarımızda da önemli daralma var</strong></p>
<p>İhracattaki gerileme konusunda gözden kaçırmamak gereken bir başka konu ise savaş bölgesi dışındaki ülkelere satışlarımızda da önemli oranlarda daralma olması.  Hollanda’da yüzde 26, İngiltere’de yüzde 23, Yunanistan’da yüzde 19 kaybın yanında, Almanya, Bulgaristan, İtalya, Rusya, ABD pazarlarında da küçülme var. Bu ülkelerdeki düşüşte kısmen savaş etkisi olabilir ancak, ihracatçıların uygun fiyat verebilme esnekliklerinin tükenmiş olmasının daha büyük bir etkisi olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin parite artışından ihracata Mart’ta 682 milyon dolar pozitif muhasebe katkısı geldiği ifadesi de önemli. Buna rağmen önde gelen Avrupa pazarlarının çoğuna ihracatımızda düşüş olması, dış faktörlerden ziyade, sanayimizdeki maliyet baskısı ve doğal olarak ihracatçı firmaların maliyet-fiyat mekanizmasını işletmekte zorlanmasından kaynaklanıyor.</p>
<p>Savaş sonrası dönem için Türkiye ekonomisi adına iyimser olmak için çok sayıda nedenimiz var.  Bu süreçte ihracatçı firmaların kırılganlığını azaltmak, ilerisi için daha büyük fırsatları kaçırmamızı engeller.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savas-dis-ticareti-nasil-etkiledi-76318</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaş, dış ticareti nasıl etkiledi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nese-ve-coskuya-hasret-kaldik-76317</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Neşe ve coşkuya hasret kaldık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bahar, sadece kışa değil; kasvete, umutsuzluğa ve çaresizliğe karşı duruşu simgeler. Portakal Çiçeği Karnavalı ile Adana’da baharın neşe ve coşkusunu görünür kıldık, yüreklere işledik, umutla dolduk.</strong></p>
<p><strong>Adana</strong>, hafta sonu, on binlerce kişiyle <strong>neşeyi</strong> ve <strong>coşkuyu</strong> yaşadı. Türkiye’nin ilk ve tek şehir karnavalı olarak adını dünyaya duyuran “<strong>Nisan’da Adana’da-14. Uluslararası Portakal Çiçeği Karnavalı</strong>” için sokak ve caddeler, 200 farklı etkinliğe sahne oldu. <strong>Cemre</strong>, hava, su, toprak ardından gönüllere düştü.</p>
<p>Karnaval, o <strong>kentin enerjisini</strong>, insanlar aracılığıyla ortaya çıkaran etkinliklerdir. Dün, <strong>Ziya Paşa Bulvarı’</strong>nda birikmiş <strong>50 binden fazla insan</strong>, kortej geçişinde, güzergâh boyunca, evlerin balkonlarından<strong>, harika tezahürat</strong> ve katılımla şehri adeta <strong>bahar neşesine</strong>, <strong>coşkusuna</strong> çevirdi.</p>
<p><strong>GÜNÜN SORUNLARINA TEBESSÜMLE KARŞI DURMAK</strong></p>
<p>Kortejde dikkatimi çeken, <strong>tıkanmış trafikte</strong> bırakın araçları, insanların arasından dahi yürümenin zorlaştığı ortamda, <strong>içten gelen tezahüratla</strong> karnavala dinamizm katılmasıydı. Belli ki <strong>günün gailesinden</strong>, enflasyonun baskısından, <strong>dünyanın içinde bulunduğu gerilimden</strong> bıkmış usanmışız.</p>
<p>Şehrin <strong>kafe</strong> ve <strong>restoranlarını</strong> dolduran, Adanalıların yanı sıra turistler; karnaval sayesinde bu <strong>huzur</strong>, <strong>neşe</strong>, <strong>coşkuya olan hasreti</strong> bir nebze olsun giderdiler. <strong>Pahalılığın</strong>, <strong>savaşın</strong>, <strong>etiketlerin</strong>, <strong>yönetimin</strong>, sorunların üzerimize yüklediklerine, <strong>karnaval neşesi</strong>, coşkusu ile <strong>güçlü bir cevap</strong> vermeyi denediler.</p>
<p><span style="color: #3598db;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Karnavala dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kostümlü kortej nasıldı?</em></strong></p>
<p>Rengârenk <strong>kıyafetler</strong>, gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine dek yüzlerce <strong>kostümlü</strong> insan, binlerce kişiyle buluşurken, <strong>alkışlar dinmedi</strong>, cep telefonları durmadı, <strong>Adana resmen turuncuya boyanıverdi</strong>.</p>
<p><strong><em>Diğer illere örnek olabilir mi?</em></strong></p>
<p><strong>Elbette</strong>… Neşe ve coşkuya yalnızca Adanalıların değil, <strong>81 ilimizin ihtiyacı</strong> var. Adana; portakal çiçeği teması üzerinden yapmışsa <strong>herkes kendi yöresinden, töresinden</strong> kendi rengini insanlara yansıtabilir.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ADANA’YA FARKLI VE YENİ BİR MARKA OLMA FIRSATI</strong></p>
<p>Bu yılki <strong>14</strong>’üncüsüydü. Geçen yıl kente <strong>6,5 milyar lira</strong> katkı sunmuştu. Karnavalın fikir önderi <strong>Toyota</strong> CEO’su, <strong>Ali Haydar Bozkurt</strong>, halkımızın moral değerlerini yükselttiğine vurgu yapıyor; “<em>herkesin güven içinde dostluk, kardeşlik ve birlik havasında eğlendiğini gördük. Daha da iyisini yapmaya çalışacağız</em>.”</p>
<p><strong>KARNAVAL LÛGATI</strong></p>
<p><strong>Karnaval</strong>: Geçit törenleri, maskeli ve kostümlü katılımla gerçekleşen müzik ve danslı festival türü</p>
<p><strong>Portakal Çiçeği</strong>: Bitkinin beyaz, narin ve tatlı-ferahlatıcı kokulu çiçeği ve Adana’nın sahiplendiği</p>
<p><strong>Kostümlü kortej</strong>: Karnaval katılımcılarının, insanlara sunduğu sürpriz kıyafet ve danslı geçiş</p>
<p><strong>Karnaval markası</strong>: Adana’nın 14’üncüsüyle ülkemizde ve dışarıda edindiği marka değerine katkı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nese-ve-coskuya-hasret-kaldik-76317</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Neşe ve coşkuya hasret kaldık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siz-hic-osb-gordunuz-mu-76316</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Siz hiç OSB gördünüz mü?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye 1995 yılında yaklaşık 1000 civarında ürünü, 50 civarında ülkeye satabiliyordu. Sonra 2024 yılında yaklaşık 1700 civarında ürünü, 120 civarında ülkeye satabilmeye başladı. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği düzenlemesi, Türkiye’ye son derece iyi geldi.</strong></p>
<p>Geçen hafta “Dubai şimdi ne olur?” diye sordum. Aldığım tepkilerden anladığım, Türkiye’de Türkiye’nin ekonomik potansiyeli ile ilgili son derece yanlış bir kanaat var. Bugün oradan başlayayım ve Dubai’nin farkına işaret edeyim.</p>
<p>Doğrusu ya, 2003 yılında Irak’a ilk kez gittiğimde bende de benzer bir yanlış kanaat vardı ki, toplantılardan birinde Iraklı bir kamu görevlisi “Türkiye bölgemizin sanayi devidir” deyince ilk anda şaşırdığımı hatırlıyorum. Daha önce vaziyeti hiç böyle ifade etmedim diye herhalde. Memleketin performansının farkında olmadığımdan ya da. Belki de Türkiye’yi hep Batılı ülkelerle karşılaştırmaya alıştığımdan. Belki Ortadoğu ile hiç ilgilenmediğimden.</p>
<p><strong>Bir OSB’mizi görmeden </strong><strong>Türkiye hakkında konuşmayın</strong></p>
<p>Herhalde bu yaygın yanlış kanaati bizzat yaşamış olduğumdan, artık sık sık yurt dışı göreve atanan büyükelçilerimizden üniversite öğretim üyelerine, Türkiye’yi yurt dışında temsil edecek ya da Türkiye’den bahsedecek herkese en azından bir organize sanayi bölgemizi (OSB) ziyaret etmelerini öneriyorum. Gebze’deki, Manisa’daki OSB’leri görünce, benim kafamdaki Türkiye imajı değişmişti. Aynı durum, Konya ve Gaziantep OSB’leri için de geçerli esasen.</p>
<p>Aslında Türkiye’de hemen her ilde bir OSB var. Faaliyette olan OSB’lerin sayısı 285 civarında. Faaliyete geçecek olanlarla birlikte bakarsanız sayı 370’i geçiyor.</p>
<p>Şimdi geçen haftaki grafikleri Batı Avrupa’nın üstünü kapatarak bir daha vereyim öncelikle. Bölge ülkeleri içinde Türkiye’nin ürün ve ülke bazında ihracat performansına bir bakın 1995 ve 2024 için (Şekil 1-2).</p>
<p>Türkiye 1995 yılında yaklaşık 1000 civarında ürünü, 50 civarında ülkeye satabiliyordu. Sonra 2024 yılında yaklaşık 1700 civarında ürünü, 120 civarında ülkeye satabilmeye başladı. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği düzenlemesi, Türkiye’ye son derece iyi geldi. Türkiye İsrail dahil, bölgemizdeki ülkelerden ayrıştı. Performansımızı Hindistan ve Çin ile karşılaştırmalı olarak görüyorsunuz işte.</p>
<p>Çin, 1995 yılında 1700 civarında ürünü 20-25 civarında ülkeye satarken, 2024’te 2400 civarında ürünü, 120 civarında ülkeye satabilmeye başladı. Hindistan ise 1200 civarında üründen 1700 civarında ürüne çıktı, satış yaptığı ülke sayısını da 80’lerden 100’lere çıkardı.</p>
<p>Ama Türkiye’nin performansı da göz kamaştırıcı aslında. Peki, toplam ihracatımızın ne kadarı imalat sanayi ürünü? Yaklaşık yüzde 80’i 2023 yılı itibariyle. Türkiye ilk OSB’nin Bursa’da 1960’larda kurulması ile bir sanayi ülkesi olma yolunda adımlar atmaya başladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d33e6eae6c4-1775451758.png" alt="" width="999" height="240" />1980’lerde dışarı açılma hamlesi ihracatımız içinde sanayi ürünlerinin payını belirgin hale getirdi. Zaten satacak başka bir şeyimiz de yoktu. Petrol yok, doğal gaz yok. Ne ihraç ettiysek ürettiklerimizi ihraç ettik. Ve bunların yüzde 50’sini Avrupa Birliği pazarına dünyanın en sofistike pazarına satıyoruz, unutmayın.</p>
<p><strong>Rusya Körfez ülkesi olurken, </strong><strong>Dubai o kategoriden çıktı</strong></p>
<p>1993 yılından 2023 yılına bölgemizdeki ülkeler içinde üç tane dikkat çekici gelişme oldu. Birincisi, 1993 yılında Rusya’nın toplam ihracatının yaklaşık yarısı imalat sanayi ürünlerinden oluşuyordu. Ve Rusya bölge ülkelerinin toplam imalat sanayi ihracatının yüzde 15’ini tek başına yapıyordu (Şekil 3-4).</p>
<p>2023 yılında Rusya’nın imalat sanayii ihracatı toplam ihracatının yüzde 20’sine doğru geriledi. Rusya’nın toplam ihracatı ufalırken, ülkenin bölgemizin toplam imalat sanayii ihracatı içindeki payı yüzde 15’lerden yüzde 5’e doğru geriledi. Ne oldu? Rusya bir tek petrol ihraç eden bir ülke, bir nevi, Körfez ülkesi oldu.</p>
<p>İkincisi, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ihracatı içinde imalat sanayii ürünlerinin payı 1993 yılında yüzde 15 civarındaydı ve o dönemde bölgemizin toplam imalat sanayi ihracatının içinde BAE’nin payı yüzde 5’in altındaydı.</p>
<p>Burada BAE’nin Cebel Ali Serbest Ticaret Bölgesi’ni 1985 yılında kurmaya başladığını ve o yıl bölgede 19 şirket olduğunu not edeyim. Bugün bölgede 10 binden fazla şirket, faaliyet gösteriyor.</p>
<p>2023 yılına geldiğimizde, BAE’nin toplam ihracatı içinde imalat sanayii ürünlerinin payı yüzde 60’a yaklaşmıştı. Bu performansı ile BAE bölgemizin toplam imalat sanayii ihracat içindeki payını yüzde 10’a yükseltti. BAE, Körfez ülkesi olmaktan çıktı, bir nevi.</p>
<p>Üçüncü olarak ise, Türkiye’ye bakalım. 1993 yılında Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 70’i imalat sanayii ürünlerinden oluşuyordu. Türkiye bölgemizin toplam imalat sanayii ihracatının yüzde 10’unu gerçekleştiriyordu.</p>
<p>2023’e gelindiğinde ise Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 75’i imalat sanayii ürünlerinden oluşuyordu. Ve bu performansla bölgemizin toplam imalat sanayii ihracatının yüzde 15’ini Türkiye üstlenmişti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d33e8ad15b5-1775451786.png" alt="" width="999" height="243" />Bölge ülkeleri arasında son otuz yılda imalat sanayi ihracatına yönelen bir ülke olarak öne çıktı BAE. “Son 30 yılda ne oldu?” derseniz; Rusya bir Körfez ülkesi olurken, BAE bir sanayi ülkesi olarak bölgemizde Rusya’nın bıraktığı boşluğu doldurdu.</p>
<p>Ben ona BAE diyorum ama siz Dubai diye okuyun. Cebel Ali Serbest Ticaret Bölgesi Körfez’in içinde Dubai ile Abu Dhabi arasında yer alıyor. Yaklaşık 57 kilometrekare büyüklüğünde bir alan.</p>
<p>Türkiye’de yalnızca İzmir-Manisa-Aydın arasındaki OSB’lerin büyüklüğü de bu kadar. Konya’daki OSB’ler ile Gaziantep OSB’leri 40-45 kilometrekare büyüklüğünde. Nedir? Türkiye’de her yerde bir sürü Cebel Ali var aslında. Üstelik biz burada onlardan vergi de alıyoruz.</p>
<p>Boşuna size, Türkiye hakkında kanaat edinmek istiyorsanız, mutlaka bir OSB’yi ziyaret edin demiyorum. Tekrar edeyim, Türkiye kendi bölgesinde hakikaten bir sanayi devidir.</p>
<p>Şimdi yapılması gereken AB’nin “Made in Europe” sürecini Türkiye için bir reform hamlesine çevirmek, dışa açılma sürecini genişletmek ve eksiklerimizi tamamlamaktır.</p>
<p>O vakit, Türkiye bölgemizin imalat sanayi ihracatında Dubai’nin yaratacağı boşluğu doldurmaya aday olabilir. Finansal sektörde Dubai’den doğacak boşluk için ben hala Kıbrıs’ı en iyi aday olarak görüyorum. Hukuk sistemi orada daha da önemli.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siz-hic-osb-gordunuz-mu-76316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/6/1280x720/osb-1775451875.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Siz hiç OSB gördünüz mü? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/194-hakkinda-birkac-soz-76315</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> 1,94 hakkında birkaç söz…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Mart ayı enflasyonunu şöyle değerlendirmek yanlış olmaz.</strong></p>
<p><strong>✓ Geçen yılki yüzde 2,46 gerçeği yansıtıyorsa bu yılki yüzde 1,94 gerçeklerle bağdaşmıyor.</strong></p>
<p><strong>✓ Yok eğer bu yılki yüzde 1,94 gerçekçi bir oransa demek ki geçen yılın yüzde 2,46’sı çok yüksekmiş.</strong></p>
<p>TÜİK, tüketici fiyatlarının, yani vatandaşın kullandığı mal ve hizmetlerin fiyatının mart ayında ortalama yüzde 1,94 arttığını açıkladı. Türkiye’nin istatistik oluşturmakla görevli devlet kurumu yaptığı hesaplama sonucu böyle bir oran bulmuşsa ne söylenebilir ki! Şimdi TÜİK gerçek oranın daha yüksek olduğunu dile getirenlere<strong> “İnanmıyorsanız siz de ölçün”</strong> dese ne yapacağız!</p>
<p>Ölçebilecek ve<strong> “Hayır, gerçek oran 1,94 değil, 2,94 ya da 3,94 veya 4,94”</strong> diyebilecek miyiz?</p>
<p>Hadi ölçtük ve dedik, ne değişecek ki!</p>
<p>TÜİK böyle bir durumda “Sahi mi, sizin bulduğunuz oran o kadar yüksekse ben de şu hesaplamamı bir gözden geçireyim” mi diyecek, yoo!</p>
<p>Ya da vatandaş TÜİK’e<strong> “Siz 1,94 diyorsunuz ama benim yaşadığım artış çok daha fazla, bu hesapta bir yanlışlık olmasın”</strong> dediğinde, ki diyor zaten, TÜİK <strong>“Madem öyle hesabı tekrar yapayım”</strong> mı diyecek yani! Yine yoo!</p>
<p>İyi de şu durumda ne yapacak, 1,94 karşısında<strong> “Hata bizdeymiş”</strong> diye TÜİK’ten özür mü dileyeceğiz…</p>
<p><strong>“Biz çok fena yanılmışız, gerçek fiyatlar çok düşük olduğu, artış da haliyle çok aşağılarda kaldığı halde biz var olmayan o yüksek fiyatları zihnimizde canlandırmışız” mı diyeceğiz?</strong></p>
<p><strong>“Çarşıya pazara baktık ve fiyatlar çok yüksek ve çok artıyor sandık ama yanılmışız; yanılmışız da yine de cebimizden daha çok para çıktı, işte bunu bir türlü çözemedik, şu hesaba da bir el atsanız” diye ricada mı bulunacağız?</strong></p>
<p>İzlenecek yol belli. TÜİK’in yaptığı bir hesaplama olduğuna ve ortaya konulan 1,94 hiç de gerçekçi görünmediğine göre bu oranı biraz irdeleyeceğiz.</p>
<h2>Savaş çıktı enflasyon düştü!</h2>
<p>Biliyorum şimdi birileri çıkıp<strong> “Biz mi savaşıyoruz, savaştan bize ne”</strong> diyecek kadar<strong> “objektif”</strong> bir tutum sergileyecektir, böyle yaklaşanlar zaten var.</p>
<p>Şu söylense tabii ki anlaşılabilir:</p>
<p><strong>“Doğru, fiyatlar çok yükseldi ama özellikle enerji fiyatlarının nereden nereye geldiği belli, ne yapılabilirdi ki…”</strong></p>
<p>Fiyatların nereden nereye geldiği belli, bu bir gerçek. Ama şöyle bir sorun var:</p>
<p><strong>“Fiyatlar çok yükseldi, vatandaş bunu yaşıyor ama bu durum istatistiklere, resmi enflasyon oranlarına yansımıyor. Sorun bu zaten. Vatandaşın isyanı fiyatların özellikle şu dönemde niye bu kadar yükseldiğine değil, yükselen bu fiyatların adeta yok varsayılmasına ve istatistiklere yansımamasına…”</strong></p>
<h2>Ağırlıklar da ağırlıklar!</h2>
<p>Vatandaş bir geçen yılın mart ayına bakıyor, bir bu yıla ve fiyat artış hızı daha yüksek seyrettiği halde artış oranının bu yıl nasıl olup da geçen yılın altında kaldığına haklı olarak anlam veremiyor.</p>
<p>Bu köşede bilmiyorum kaç kez yazdım. Ağırlıklardaki değişim yüzünden 2026’da enflasyonun olduğundan düşük görüneceğini vurguladım. Neymiş, Avrupa ile uyummuş, ağırlıklar bu yüzden değişmiş. Görüyoruz sonuçlarını. Bu konuyu daha detaylı irdelemek üzere başka bir yazıya bırakıyorum.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Başlıca gruplardaki değişim şaşırtıcı</span></h2>
<p>TÜFE’de 13 ana grup var. En yüksek ağırlığa sahip 7 ana grubun toplamdaki payı yüzde 83-84 (2025 ve 2026 için) düzeyinde.</p>
<p>Bu 7 ana grup içinde bu yıl martta geçen yıla göre artış oranı artan tek grup ulaştırma.</p>
<p>Giyim grubundaki düşüş ise bir miktar hız kesmiş.</p>
<p>Kalan 5 grupta fiyatlar geçen yıldakinden daha az arttı ve doğal olarak toplam TÜFE’ye yansıma da daha düşük oldu.</p>
<p>Bu konuda en tipik örnek konut grubu. Bu yıl ağırlığı en çok azaltılan grup olan konut harcamalarında (kira, elektrik, su, doğalgaz) geçen yıl marttaki artış yüzde 2,10’du, bu yılki artış ise yüzde 1,91. Hem bu düşüşün etkisiyle ama daha çok da bu grubun ağırlığının aşağı çekilmesinin etkisiyle toplam TÜFE’ye yansıma geçen yıl martta 0,33 puan düzeyindeyken bu yıl 0,22 puana indi. Konut grubunun ağırlığındaki düşüşün TÜFE’ye asıl etkisi elektrik ve doğalgaza çok yüklü zamlar yapılan bu ay görülecek.</p>
<p>Toplam TÜFE değişimine gelirsek... Geçen yıl fiyatların daha hızlı artmasını gerektiren ne vardı da o etken bu yıl yaşanmadı?</p>
<p>Geçen yıl martta sepet kur ay ortalamasında yüzde 4,3 artmış ve bu da ağırlıklı olarak İBB Başkanı İmamoğlu’nun 19 Mart’ta gözaltına alınmasından kaynaklanmıştı. Ancak bu tarihe kadar zaten fiyatların önemli bir bölümü toplanmıştı, dolayısıyla geçen yılki artışı bu operasyonla izah etmek pek mümkün değil.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d33d09c2e92-1775451401.png" alt="" width="400" height="231" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Şu akaryakıt fiyatları meselesi</span></h2>
<p>Her türlü mal ve hizmet için en önemli girdi kaleminin ne olduğu belli; enerji fiyatları. Bu çerçevede savaştan en çabuk etkilenen de petrol fiyatları ve yurt içinde akaryakıt fiyatları. Buna <strong>“Hayır öyle değil”</strong> diyebilecek kimse herhalde çıkmaz.</p>
<p>Gelin akaryakıt fiyatları geçen yıl ve bu yıl nasıl seyretmiş, tekrar bakalım…</p>
<p>■ Geçen yılın mart ayında TÜİK verilerine göre benzin fiyatları yüzde 3,10, motorin fiyatları yüzde 2,02 düştü. Bu düşüşün etkisiyle ulaştırma grubundaki fiyat artışı da yalnızca 0,25 oldu.</p>
<p>■ Bu yıl mart ayında ise benzine yüzde 7,95, motorine yüzde 14,39 zam geldi. Ulaştırma grubunda kaydedilen artış da özellikle bu zamların etkisiyle yüzde 4,52’ye çıktı.</p>
<p><em>Bu arada yaygın bir hatayı bir kez daha düzelteyim. TÜFE, ay sonlarındaki fiyatların kıyaslanması yoluyla hesaplanmaz. Hesaplama ay ortalamasındaki fiyatlar kıyaslanarak yapılır. Bazı kalemlerde haftada bir, bazılarında iki haftada bir fiyat derlenir ve ortalama alınır. Akaryakıtta ise gün ağırlıklı hesaplama söz konusudur; yani ayın tüm günlerindeki fiyatların ortalamasından hareket edilir. Aksi halde örneğin ayın 1’inde motorin fiyatı 60 liradan 70 liraya çıksa, ayın son günü de tekrar 60 liraya gerilese o ay motorine zam yapılmamış olur. TÜİK’in mart ayı için ilan ettiği 62 liralık benzin ve 67 liralık motorin fiyatı da <strong>“ay ortalamasını gösteren”</strong> fiyatlardır ve doğrudur.</em></p>
<p>Geçen yıl akaryakıtta indirim olmuş, buna rağmen TÜFE’de yüzde 2,46 artış yaşanmış. Bu yıl ise akaryakıttaki yüklü zamma rağmen TÜFE artışı daha düşük. Bunda bir tuhaflık olduğunu söyleyince birileri ayağa fırlıyor:</p>
<p><strong>“TÜFE sanki yalnızca akaryakıt fiyatlarıyla mı hesaplanıyor ya da sanki yalnızca akaryakıt fiyatlarından mı etkileniyor?”</strong></p>
<p>Böylelerine ancak şu söylenebilir:</p>
<p><strong>“Kimse yalnızca akaryakıt fiyatları diye yaklaşmıyor; başka bir dizi etken söz konusu olur tabii ki. Ama Türkiye gibi taşımacılığını ağırlıkla karayoluyla yapan, nakliyecilerin ertesi gün için bile fiyat veremediği, fiyatların günden güne değiştiği şu ortamda akaryakıt fiyatları çok ama çok önemli bir konuma geldi. Bunun etkileri çarşıda pazarda görüldü zaten. Et fiyatının neredeyse yarısına biber, dörtte bir fiyatına patlıcan, beşte bir fiyatına salatalık, onda bir fiyatına bir tek marul satıldı bu ülkede. Ama bu gruptaki artış yalnızca yüzde 2,92 oldu. Geçen yılın aynı ayında ise yüzde 24,71 artış kaydedilmişti.”</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Nasıl da yanıldın!"</span></h2>
<p>Hatırlayan okurlar çıkabilir; ben 10 Mart’ta geçen ayın artışının yüzde 5 dolayında olabileceğini yazdım. İki gün sonra 12 Mart’ta da <strong>“Oran 5 olmaz da 4 olur ama yüksek olur”</strong> diye bu görüşümü tekrarladım.</p>
<p>Şimdi açıklanan oran yüzde 1,94 oldu ya, bir kesim bundan adeta pek memnun. Bazıları ima yoluyla, bazıları açık açık <strong>“Nasıl da yanıldın”</strong> diyor.</p>
<p>Böyle yaklaşanlar bir gerçeği gözden kaçırıyor.</p>
<p>Ben TÜİK’in açıklayacağı oranı tahmin etmeye çalışmıyordum ki!</p>
<p>Anlaşılması için bir daha yazayım:</p>
<p><strong>“Ben TÜİK’in açıklayacağı, üstüne basa basa belirteyim ‘açıklayacağı’ oranı tahmin etmeye çalışmıyordum ki! Bunu tahmin edemem ki zaten…”</strong></p>
<p>Ben mart ayı enflasyonunun <strong>“açıklanan”</strong> yüzde 1,94 ile<strong> “komşu”</strong> olamayacak kadar uzakta olduğu görüşümü koruyorum.</p>
<p>Enflasyon tahminimde yanıldığımı düşünerek benim adıma üzülenler(!) rahat olun, çünkü ben çok rahatım.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/194-hakkinda-birkac-soz-76315</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1,94 hakkında birkaç söz… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-ab-ile-esit-sekilde-made-in-europeun-bir-parcasi-olmasi-gerekiyor-76314</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin AB ile eşit şekilde ‘Made in Europe’un bir parçası olması gerekiyor </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GEÇEN </strong>hafta 8-9 saatliğine Ankara’ya gittim, MAN Türkiye’nin 50 milyon Euro’luk yatırımla hayata geçirdiği Ar-Ge Merkezi’ni <strong>Erhan Biber </strong>rehberliğinde gezdik, <strong>“MAN Lion’s City E”</strong>yle söz konusu yatırımın önemli parçası olan özel alanda gerçekleşen sürüş-zorluk testini deneyimledik.</p>
<p>Ardından o gün Ankara’da olan MAN Truck &amp; Bus Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Alexander Vlaskamp </strong>ve MAN Truc &amp; Bus SE Otobüs Bölümü Başkanı <strong>Barbaros Oktay</strong>’la MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Genel Müdürü <strong>Tuncay Bekiroğlu </strong>eşliğinde sohbet ettik.</p>
<p><strong>Alexander Vlaskamp, </strong>30 yıldır sektörde olduğunu, 4.5 yıldır da MAN’da görev yaptığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>5 bini aşkın çalışanımızla Türkiye’de otobüs üretiyoruz, otobüs geliştiriyoruz. Türkiye pazarında otobüs, kamyon ve hafif ticari araç satışı ve hizmetleri gerçekleştiriyoruz.</strong></p>
<p>Bu kısa girişin ardından soruları yanıtladı. Almanya’dan otomotiv sektörünün güçlü isimlerinde biriyle sohbeti fırsat bilip <strong>“Made in EU” </strong>konusunu açtık, tasarıya Türkiye’nin de dahil edilmesinden dolayı memnuniyet duyduklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Jeopolitik, sanayi ve ticaretin birlikte değerlendirildiği bir konu. Türkiye, uzun zamandır Avrupa Birliği’nin (AB) bir partneri ve yoğun bir ticari işbirliği söz konusu.</strong></p>
<p>Türkiye’nin AB ülkeleri ile eşit şekilde <strong>“Made in EU”</strong>nun bir parçası olması gerektiğini düşündüklerini ve söylediklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bu Türkiye için önemli olduğu gibi AB için de çok önemli. Türkiye bu noktada da AB’nin bir parçasıdır, bundan sonra da öyle olması gerekir.</strong></p>
<p>Dünyadaki önemli otobüs üretim üslerinden biri Türkiye’de bulunan Almanya merkezli bir global şirket olarak bu konuda neler yaptıklarını sorduk, anlattı:</p>
<p>-          <strong>Bu konuda AB Komisyonu ile görüşmeler yapıyoruz, AB Parlamentosuna çağrıda bulunuyoruz. Bu doğrultuda pozisyon alıyoruz. Hem Almanya’daki hem de Brüksel’deki Türkiye Büyükelçilikleri ile de bu konu özelinde görüşmeler yapıyoruz.</strong></p>
<p><strong>“Made in EU” </strong>sürecinde müzakerelerin 12-18 ay sürebileceğinin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Bu süreci yakından takip ediyoruz. Gelişmelere güvenle bakıyoruz. AB ile Türkiye arasındaki entegrasyon, bundan önce olduğu gibi önümüzdeki bu önemli süreçte de devam edecektir.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          “Made in EU”<strong>nun Türkiye ve Akdeniz ülkeleri açısından hem üretim hem de coğrafi yakınlık açısından Çin’e karşı avantaj sağlayabileceğini öngörüyorum. Ancak, Türkiye ve AB arasında geçmiş sözleşmelerin teyidi ve daha verimli yeni sözleşmeler kritik önem arz ediyor</strong><strong>.</strong></p>
<p>COVID-19 pandemisi sonrası başta Almanya olmak üzere Avrupa’da beklenen ekonomik toparlanmanın gerçekleşemediğini anımsattık, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>-          <strong>MAN, 268 yaşında bir şirket. Tüm dünyada, Almanya ve Avrupa dışında Ortadoğu, Afrika, Amerika, Asya da önemli pazarlarımız mevcut. Örneğin, Çin’e de kamyon ihraç ediyoruz. Orada da dayanıklı, gelişmiş kamyon talebi var. Bu pazarlar da bizim için çok önemli.</strong></p>
<p>Almanya’ya döndü:</p>
<p>-          <strong>Pandemiden sonra maalesef Almanya yeniden büyüme sürecine giremedi. Almanya hükümeti de belirli reformlar uyguluyor.</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan savaşın MAN’ın bölge pazarlarındaki durumunu, Türkiye’deki stratejisini nasıl etkilediğini de sorduk, şu yanıt verdi:</p>
<p>-          <strong>İki önemli savaş var. Biri Türkiye’nin kuzeyinde diğeri de güneyinde. İran, bizim önemli, hedef pazarlarımız arasında değildi. Dolayısıyla çok önemli etkisi olmadı.</strong></p>
<p>İnsani açıdan konuya önem verdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Ayrıca, savaşın yol açtığı petrol fiyatlarındaki artış sektörleri etkiliyor. Yakıt, plastik, alüminyum gibi malzemelerde fiyat artışına yol açması tüm endüstrilere etki yapıyor. Bazıları da fiyat artışını fırsat olarak kullanıyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin <strong>“Made in EU” </strong>tasarısı içinde tutulması, önemli bir aşama olsa da, MAN gibi ülkemizde dünya çapında üretim üssü bulunan Avrupa merkezli global şirketlerin, bu konuda AB ülkeleriyle eşit noktaya ulaşmamız için lobi gücünü sonuna kadar kullanması gerekiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ankara, elektrikli otobüs geliştirme merkezi rolü oynuyor</span></h2>
<p><strong>MAN </strong>Truck &amp; Bus SE Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Alexander Vlaskamp, </strong>Ankara’daki Ar-Ge ve Test Merkezlerinin sektör için çok önemli olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Biz MAN olarak Ankara’daki Ar-Ge merkezimizle gurur duyuyoruz. Burası Türkiye için, ticari araçlar endüstrisi için çok önemli ve gelişmiş bir merkez. Burayı 50 milyon Euro’luk yatırımla hayata geçirdik.</strong></p>
<p>Ar-Ge Merkezinin 580’i mühendis, 850 kişiye yeni istihdam alanı açtığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>İleri seviyede bir Ar-Ge Merkezi ve gelişmiş bir test merkezi oldu. Hem yaz hem de kış testlerimiz için belirli kentlerde saha test güzergahlarımız var Türkiye’de.</strong></p>
<p>Prototiplerde geliştirme, mevcut araçlarda iyileştirmeler yapılan atölyelerin olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Ankara’daki Ar-Ge Merkezimizde şu anda </strong>“MAN Lion’s City E” <strong>ve </strong>“MAN Lion’s Coach E” <strong>otobüslerimizin geliştirme ve testleri yapılıyor. Burada elde ettiğimiz başarılar talepleri de etkiliyor. Bu doğrultuda kapasite artırımı da söz konusu olabiliyor.</strong></p>
<p><strong>“MAN Lion’s Coach E”</strong>nin seri üretimini de Ankara’daki tesislerinde gerçekleştireceklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Geçen yıl otobüs üretiminde rekor bir yıl o</strong><strong>l</strong><strong>du. 7 bin araç ürettik ve bunun büyük bölümü de Türkiye’de gerçekleşti. Önümüzdeki dönemde Ankara’da </strong>“MAN Lion’s Coach E”<strong>nin yanı sıra elektrikli şehiriçi otobüsümüz </strong>“MAN Lion’s Cirty E” <strong>üretilecek.</strong></p>
<p>Ankara’daki Ar-Ge Merkezi’nin kadrosunu övdü:</p>
<p>-          <strong>Çok iyi üniversitelerden mezun ve yetenekli bir insan kaynağına sahibiz. Yüksek derecede yaratıcılıkla çalışıyorlar. Ankara’da geliştirdiğimiz elektrikli seyahat otobüsü </strong>“MAN Lion’s Coach E”, <strong>sözünü ettiğim yaratıcılığa güzel bir örnek.</strong></p>
<p><strong>“MAN Lion’s City E”</strong>nin 7 yıl önce Münih’te geliştirdiklerini irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Şimdi bu otobüsümüz Ankara’da daha da geliştiriliyor. Burada sistemler geliştiriliyor, elektronik aksamlar geliştiriliyor. Yapay zeka kullanılıyor. Burada bütünsel bir geliştirme süreci gerçekleşiyor. Örneğin </strong>“MAN Lion’s Coach E”, <strong>18 ay gibi kısa sürede geliştirildi.</strong></p>
<p>MAN elektrikli otobüsler için yapılan geliştirmelerin merkezinin ağırlıklı Türkiye olduğuna işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Elektrikli otobüs geliştirmelerimizin yüzde 80’i Ankara’da gerçekleşiyor. Yüzde 15’i Münih’te, kalan bölümü de Polonya’da.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">4 bin 500 otobüs ihraç ettik, 850 milyon Euro gelir sağladık</span></h2>
<p><strong>MAN </strong>Truck &amp; Bus SE Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Alexander Vlaskamp</strong>’a Ankara fabrikasının geçen yılki üretimini ve ihracatını sorduk.</p>
<p>Bu sorunun yanıtını MAN Truck &amp; Bus SE Otobüs Bölümü Başkanı <strong>Barbaros Oktay</strong>’a bıraktı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’den dünyaya 4 bin 500 araç ihraç edildi.</strong></p>
<p>Bu ihracatın parasal değerini MAN Kamyon ve Otobüs Ticaret A.Ş. Genel Müdürü <strong>Tuncay Bekiroğlu </strong>paylaştı:</p>
<p>-          <strong>MAN Türkiye’nin geçen yılki ihracatı 850 milyon Euro’yu buldu</strong><strong>.</strong></p>
<p><strong>Alexander Vlaskap</strong>’tan MAN penceresinden Türkiye, Polonya karşılaştırması yapmasını istedik, şöyle değerlendirdi:</p>
<p>-          <strong>Enerji, materyal, işgücü maliyetlerine baktığımız zaman Türkiye ve Polonya üretimlerimizin hemen hemen aynı olduğunu görüyoruz. Şu an iki tesis de, yüksek talepten dolayı tam kapasite çalışıyor.</strong></p>
<p>Maliyetlerin seyrini sürekli izlediklerini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Tabi ki kapasite artırımı yaptığımız zaman </strong>“Hangi alanda belirgin farklılıklar var” <strong>bakarız. Ben Türkiye’de önümüzdeki 5 yıl içinde çok belirgin farklılıklar yaşanacağını düşünmüyorum.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Elektrikli şehir içi otobüsleri yıl sonuna kadar teslim edilecek</span></h2>
<p><strong>MAN </strong>Truck &amp; Bus Otobüs Bölümü Başkanı <strong>Barbaros Oktay, </strong>otobüs işinin dönüşümünü kararlılıkla ilerlettiklerini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Ankara’daki fabrikamızda tam elektrikli </strong>“MAN Lion’s City E” <strong>şehir otobüsümüzün seri üretimi başladı.</strong></p>
<p>MAN’ın elektrikli otobüsler konusundaki adımlarını şöyle özetledi:</p>
<p>-          <strong>2020’den buyana Polonya’daki Starachowice fabrikasından binlerce elektrikli otobüs teslim edildi. Ankara’da da teslimler yıl sonuna kadar başlamış olacak. Olifiantsfontein üretim tesisinde ise Güney Afrika pazarı için </strong>“Lion’s Explorer E” <strong>üretiliyor.</strong></p>
<p><strong>Barbaros Oktay, </strong>Ankara’nın elektrikli otobüs üretiminde öne çıkmasını şöyle değerlendirdi:</p>
<p>-          <strong>Ankara’da e-otobüs üretiminin başlatılması, elektromobilite yolculuğumuzda önemli bir kilometre taşı oldu. Üretim kapasitelerimiz genişliyor, küresel otobüs ağımız güçleniyor. Ankara, ilerleyen dönemde e-mobilite stratejimizde kilit bir rol üstlenecek.</strong></p>
<p><strong>Oktay, </strong>son yıllarda Ankara’daki altyapının modernize edildiğini, üretim süreçlerinde optimizasyon sağlandığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Ankara’daki personel elektrikli mobilite gereksinimlerini kapsayacak şekilde özel olarak eğitildi. Hedefimiz Ankara’nın tıpkı Starachowice gibi MAN’ın otobüs işindeki e-mobilite dönüşümünde kilit bir rol oynamasıdır.</strong></p>
<p>MAN Truck &amp; Bus Otobüs Üretim Direktörü <strong>Mehmet Şermet, </strong>şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Esnek üretim yapımız sayesinde aynı üretim hattında hem çeşitli elektrikli otobüs modellerini hem de geleneksel tahrikli otobüsleri üretebiliyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-ab-ile-esit-sekilde-made-in-europeun-bir-parcasi-olmasi-gerekiyor-76314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/4/1280x720/34u-1775451180.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin AB ile eşit şekilde ‘Made in Europe’un bir parçası olması gerekiyor  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotivde-pazar-daralmasi-indirim-getirdi-76313</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotivde pazar daralması indirim getirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AYSEL YÜCEL</strong></p>
<p>Otomotiv pazarında mart ayında hızlanan daralma eğilimi, markaları düşük faiz kampanyaları ve fiyat avantajlarını artırmaya yöneltti. Yüksek finansman maliyetleri, jeopolitik riskler ve yakıt maliyetlerindeki artışın showroom trafiğini yavaşlatmasıyla birlikte sıfır kilometre araç satışlarında ivme kaybı yaşanırken, markalar talebi canlı tutmak için agresif indirim stratejilerine geçti. Otomotiv veri ve analiz şirketi Cardata’nın verilerine göre pazarda ortalama indirim oranı yüzde 7 seviyesine ulaştı. Bazı modellerde ise indirim oranı yüzde 20’yi aştı. </p>
<p>Cardata CEO’su Hüsamettin Yalçın, 2026 yılına güçlü bir başlangıç yapıldığını ancak şubatta başlayan sınırlı daralmanın, Ortadoğu’daki gerilimin de etkisiyle martta hızlandığını söyledi. EKONOMİ Gazetesi’ne konuşan Yalçın, “Küresel ölçekte artan jeopolitik gelişmeler, tüketici tarafında kısa vadeli bir yavaşlamaya neden oldu” dedi. Yalçın, markaların satışları desteklemek için kampanya tarafında daha aktif davrandığını vurgulayarak, “Analizlerimize göre markaların belirli model ve versiyonlarda uyguladığı ortalama indirim oranı yüzde 7’ye ulaştı. Bu oran, tüm ürün gamının ortalamasını değil, kampanyalı modellerin ortalamasını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>İndirim tutarı 100 bin TL’ye ulaştı </h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d33adcb6d84-1775450844.png" alt="" width="282" height="454" />Özellikle bazı modellerde kampanya seviyelerinin dikkat çekici boyutlara ulaştığını ifade eden Yalçın, stok yönetimi, kur riski ve artan rekabetin bu süreci hızlandırdığını söyledi. Opel ve Volkswagen’in kampanyalı modellerinde indirim yüzde 20’ye çıkarken, Citroën ve Peugeot’da yüzde 18-19 seviyelerinde, Toyota, Hyundai, Jeep ve Nissan’da ise yüzde 12-14 arasında değişiyor. Yalçın, “Bu farklılıklar, markaların stok yapısı, segment dağılımı ve satış hedeflerine göre farklı stratejiler izlediğini ortaya koyuyor. Özellikle bazı modellerde 100 bin TL seviyesine ulaşan indirimler görüyoruz. Bu tablo, satış hızını artırmak için daha agresif kampanyaların devreye alındığını net biçimde gösteriyor” diye konuştu. Yalçın, kampanyaların etkisiyle yıl genelinde sıfır kilometre araçlara olan talebin güçlü kalmasını öngördüklerini belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otomotivde-pazar-daralmasi-indirim-getirdi-76313</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/3/1280x720/otomotiv-ihracat-1775450772.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Markalar, mart ayında hızlanan pazar daralmasını aşmak için bir yandan agresif indirim kampanyalarına yönelirken, bir yandan da düşük finansman modelleri sunmaya başladı. Veri ve analiz şirketleri Cardata’nın verilerine göre, kampanyalı model ve versiyonlarda ortalama indirim oranı yüzde 7’ye ulaştı; bazı modellerde ise bu oran yüzde 20’ye kadar çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/is-ve-ticaret-davalarini-hizlandirma-hazirligi-76312</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş ve ticaret davalarını hızlandırma hazırlığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Hükümet yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekmek için, iş dünyası ve piyasayı rahatlatacak hukuki ve idari adımlar atmaya hazırlanıyor. Bu çerçevede yasal hazırlıklara başlandı. Adalet Bakanlığı, iş ve ticaret davalarının uzamaması için yasa hazırlıklarına başlarken tahkimde de düzenlemeye gidecek. Bilim Kurulu tarafından hazırlanan ve İcra İflas Kanunu’nun, Cebri İcra Kanunu olarak değişeceği öngörülen raporun görüşleri tamamlandı. Uzun süre önce görüşe açılan taslak metinde sona gelindi. Çek Yasası için de hazırlıklar başladı.</p>
<p>Adalet Bakanlığı, yatırım yapan ve istihdam oluşturarak devlete ve bölgelerine katkı sunan firmalara hukuki alt yapı sunacak. Bunun için uzun süren ve iş dünyasının doğrudan muhatap olduğu ticari davalar ve iş davaları için sistemdeki sorunları çözmek amacıyla hem yasal hem de idari adımlar atılacak. Atılacak adımlarla hukuk güvenliğinin sağlanması, hukuk güvenliğiyle birlikte de yatırımcıların bölgede yatırım yapması, istihdam sağlaması kolaylaştırılacak.</p>
<h2>Tahkim Yasası’nda düzenleme </h2>
<p>Uzun süren ticaret ve iş davaları için adımlar atılacak. Sorunların çözümü noktasında yasal düzenlemeler yapılacak. Bunun için tahkimle ilgili düzenlemeye gidilecek. Bakanlık özellikle dış yatırımların önündeki engellerin kaldırılmasıyla, toplam dış yatırımların artırılması amacıyla Tahkim Yasası’nda değişikliğe gidecek. Ticari uyuşmazlıklar, sözleşme anlaşmazlıkları ve sigorta uyuşmazlıklarında tercih edilen Tahkim’de kapsamın genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, “Yatırımcı geldiği zaman aklında ‘Ben ileride şu davayla karşılayabilir miyim?’, ‘Şu davayı açsam şu ticaret mahkemesinde daha uzun sürer mi?’ soruları olmamalı. Bu konularda özellikle sahadan da bilgi alıyoruz. Tahkimle ilgili de düzenlemelerimiz var” açıklaması yaptı.</p>
<h2>İcra İflas daireleri başkanlığı kurulacak</h2>
<p>İcra İflas Kanunu’nda yapılması planlanan değişiklikler de hayata geçecek. Uzun süredir Bilim Kurulu tarafından hazırlanan ve İcra İflas Kanunu’nda değişiklik amacıyla hazırlanan ve görüşe sunulan raporda önümüzdeki günlerde hayata geçecek. Yapılacak değişiklikle İcra İflas Kanunu, Cebri İcra Kanunu olarak adlandırılacak.</p>
<p>Yapılması öngörülen değişiklikler arasında; iş yoğunluğunun veya icra ve iflas dairesi sayısının fazla olduğu illerde Adalet Bakanlığı tarafından, yetki çevresi de belirlenmek suretiyle bir veya birden fazla icra ve iflas daireleri başkanlığının kurulması hedefleniyor.</p>
<p>Ayrıca Adalet Bakanlığı tarafından iş ve ihtiyaç durumu gözetilerek gerekli görülen yerlerde yeteri kadar iflas dairesinin de kurulması düşünülüyor. Öte yandan, Piyasayı rahatlatmak, sahte çekin önüne geçmek amacıyla bir dizi değişiklik planlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/is-ve-ticaret-davalarini-hizlandirma-hazirligi-76312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/hukuk-adalet-dava-mahkeme.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hükümet, piyasayı rahatlatacak hukuki ve idari adımlar atmaya hazırlanıyor. İş ve ticaret davalarının kısa sürede sonlandırılmasını sağlayacak yasa hazırlıkları başladı. Tahkimde de düzenlemeye gidilecek. İcra İflas Kanunu’nu, Cebri İcra Kanunu olarak değiştirmeyi öngören açılan taslak metinde sona gelinirken, Çek Yasası için de hazırlıklar başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasli-nufusun-borc-yuku-artiyor-her-30-kisiden-biri-borclu-yasiyor-76311</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yaşlı nüfusun borç yükü artıyor, her 30 kişiden biri borçlu yaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>2002 yılında 56 yaş ve üzeri borçlu sayısı 45 bin 159 kişi iken, 2024 yılı sonunda bu sayı 2 milyon 911 bin 714’e yükseldi. 2025 yılının ilk 9 ayında ise 2 milyon 555 bin 351 olarak kaydedildi. Veriler, CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e ait. 2025 yılının ilk 9 ayında yaşlıların toplam 223 milyar 61 milyon TL kredi kullandığını, bunun günlük ortalama 826 milyon TL borçlanmaya karşılık geldiğini ifade eden Gürer, 2002 yılında her 1.440 kişiden yalnızca birinin borçlu olduğunu, bugün ise her 30 kişiden birinin borçlu hale geldiğini, nüfus yüzde 32 artarken borçlu yaşlı sayısının ise yüzde 6.300 arttığını, 56-65 yaş grubunda kredi kullananların 34 bin 864 kişiden 2 milyonun üzerine çıktığını, 66 yaş üstünde ise 10 bin 295 kişiden 624 bin 627 kişiye ulaşıldığını belirtti.</p>
<p>2002’de sadece 45 bin olan borçlu yaşlı sayısının, bugün 3 milyona dayandığını aktaran Gürer, “Nüfus yüzde 32 artarken borçlu yaşlı sayısı yüzde 6.300 fırladı” dedi.</p>
<p><strong>Yaş gruplarına göre borçlanma </strong></p>
<p>Gürer, yaş gruplarına göre kredi kullanımındaki artışı şöyle açıkladı: “56–65 yaş grubu: 2002 yılında bu grupta sadece 34.864 kişi kredi kullanırken; 2024’te sayı 2.183.409 kişiye, 2025’in ilk 9 ayında ise 1.930.724 kişi olmuştur.” “66+ yaş grubu: 2002’de sadece 10.295 yaşlı kredi kullanırken; 2025’in ilk 9 ayında bu sayı 624.627 kişiye fırladı. Borç miktarı ise 9 ayda 48 milyar 456 milyon TL'yi gördü.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>CHP’nin, ‘erken ve ara seçim’ çağrısına muhalefetten tam ve kısmi destek</strong></span></p>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in, Hükümeti erken seçime zorlamak amacıyla partisinden 22 milletvekilinin istifa edebileceği açıklaması, siyasette yeni bir tartışma yarattı. Cumhur İttifakı ortakları AK Parti ve MHP’den eleştiri alan bu açıklamaya muhalefetten destek geldi.</p>
<p>Türkiye iyi yönetilmiyor” diyen İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, “Türkiye’nin seçime ihtiyacı var” diyerek Özel’e destek verdi.</p>
<p>Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Özel’e “Geniş bir milli ittifak paydasında bir araya gelelim” çağrısı yaptı.</p>
<p>DEM’den, CHP’nin ‘erken seçim’ çağrısına ise farklı yorumların gelmesi dikkat çekti. DEM Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “CHP’nin erken seçim çağrısına karşılık iktidarın atacağı ilk adım CHP üzerindeki haksızlığı ve hukuksuzluğu kaldırmak olmalıdır” derken, DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, seçim tartışmalarının partilerinin gündeminde olmadığını söyledi.</p>
<p>Anayasa’ya göre ara seçim için en az 30 boş sandalye (TBMM’nin üye tam sayısı olan 600’ün yüzde 5’i) gerekiyor.</p>
<p>Herhangi bir anayasa değişikliği yapılmaz ve Meclis en az beşte üç çoğunlukla (360 oy) erken seçim kararı almazsa, seçimler Mayıs 2028’te yapılacak. Anayasa’nın 78. maddesi ve 2839 sayılı Milletvekili Seçimi Kanunu’na göre genel seçimden 30 ay dolmadan ara seçim yapılamıyor. Genel seçimlere 1 yıldan az süre kalmışsa da ara seçim yasak.</p>
<p>Bir ilin TBMM’de hiç milletvekili kalmazsa, boşalmadan 90 gün sonra gelen ilk pazar günü sadece o ilde ara seçim yapılıyor ve bu durumda 30 sandalye şartı aranmıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasli-nufusun-borc-yuku-artiyor-her-30-kisiden-biri-borclu-yasiyor-76311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/yuzde-49a-cikan-emekli-maas-artisinda-seyyanen-endisesi-ovaw_cover.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaşlı nüfusun borç yükü artıyor, her 30 kişiden biri borçlu yaşıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/giyimde-asya-firsati-destege-bagli-76310</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Giyimde Asya fırsatı desteğe bağlı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kriz, yalnızca enerji piyasalarını değil, küresel hazır giyim tedarik zincirini de derinden etkiliyor. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) tarafından hazırlanan “Hürmüz Boğazı Krizinin Türkiye Hazır Giyim Sektörüne ve Asya Hazır Giyim Tedarik Zincirine Etkisi” başlıklı bilgi notu, Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimin küresel hazır giyim üretimi ve ticareti üzerindeki çok boyutlu etkilerini ortaya koydu. Rapora göre küresel petrol ve LNG akışının yaklaşık yüzde 20’sinin geçtiği bu kritik hattaki aksama sonrası petrol fiyatları yüzde 45, gaz fiyatları yüzde 55 ve gübre fiyatları yüzde 35 oranında arttı. Bu artış, navlun, sigorta ve üretim maliyetlerini de yukarı çekerek küresel tedarik zincirinde ciddi bir maliyet baskısı yarattı. </p>
<h2>Rakip ülkelerde üretim tehlikede</h2>
<p>Asya’daki üretim merkezlerinde enerji kısıtlamaları belirginleşirken, Sri Lanka’da haftada dört gün çalışma modeline geçildi, gemi rotalarının değişmesi teslim sürelerini 10-14 gün uzattı ve navlun maliyetlerini yaklaşık yüzde 15 artırdı. Vietnam’da yakıt stoklarının kritik seviyelere gerilediği belirtilirken, Pakistan ve Bangladeş’te de üretimi sınırlayan enerji tedbirleri devreye alındı. Güney Kore’de bazı tekstil fabrikalarının kapasitesi yüzde 20-30 seviyelerine kadar geriledi.</p>
<p>Söz konusu gelişmeler Türkiye hazır giyim sektörü açısından çok katmanlı bir etki yaratıyor. Raporda, özellikle petrol türevi girdiler ve enerji maliyetlerindeki artışın, navlun ve sigorta giderleriyle birleşerek sektörün maliyet yapısını daha da bozduğu vurgulandı. 2022-2025 döneminde dolar bazında maliyetleri yüzde 26 artan sektör, 2026’nın ilk üç ayında enflasyon ve ücret artışlarının etkisiyle maliyetlerini daha da yukarı taşıdı. Kurda artış olmaması ise rekabetçiliği zayıflatan bir unsur olarak öne çıktı. Rapora göre Türkiye yalnızca maliyet baskısıyla değil, aynı zamanda pazar daralması riskiyle de karşı karşıya. Avrupa ve ABD’de talep yavaşlarken, Arap Yarımadası’na yapılan ihracatta da zayıflama ihtimali bulunuyor. Kuzey Afrika’da ise enerji ve su stresiyle birlikte artan maliyetler, bölgeyi hem risk hem de rekabet açısından kırılgan hale getiriyor. Özellikle Mısır’ın artan enerji faturası dikkat çekiyor.</p>
<h2>Türkiye için önemli fırsat alanları da var </h2>
<p>Buna karşın aynı kriz, Türkiye için önemli bir fırsat alanı da yaratıyor. Raporda, Bangladeş, Çin ve Hindistan gibi rakip üretim merkezlerinde artan maliyetler, lojistik gecikmeler ve sipariş belirsizliğinin Türkiye lehine bir alan açabileceği ifade edildi. Küresel alıcıların belirsizlik dönemlerinde yakın tedarik, hızlı teslimat ve esnek üretim kabiliyetine yönelmesi, Türkiye’nin rekabet avantajını yeniden öne çıkarabilir. Özellikle 2026’nın ikinci yarısından itibaren siparişlerde bu etkinin daha görünür hale gelebileceği değerlendiriliyor.</p>
<h2>Savaşın rakiplere negatif etkisi daha fazla </h2>
<p>Raporda yer alan değerlendirmeye göre enerji ve ham madde maliyetlerindeki artış Türkiye’de üretim maliyetlerini yukarı iterken, Uzak Doğu’daki rakipler üzerindeki baskı Türkiye lehine göreli bir avantaj yaratıyor. Ancak Türkiye’nin mevcut maliyet yapısı ve ihracatı destekleyici mekanizmaların yetersizliği, bu fırsatın kalıcı siparişe dönüşmesini zorlaştırabilir. TGSD, ortaya çıkan tablo karşısında politika önerilerini de sıraladı. Buna göre net ihracatçılara yüzde 10 döviz dönüşüm desteği verilmesi, çalışan başına 3.500-6.000 TL arasında iş gücü desteği sağlanması ve reeskont kredilerinin daha uygun koşullarla yeniden düzenlenmesi öneriliyor. Ayrıca Eximbank teminatlarına KGF desteği sağlanması, ham madde ithalat yüklerinin azaltılması ve Dahilde İşleme Rejimi süreçlerinin kolaylaştırılması gerektiği vurgulanıyor. Genel değerlendirmede ise Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji şokunun geçici bir dalgalanma değil, tekstil ve hazır giyim üretim ekosistemini etkileyen yapısal bir risk olduğu ifade ediliyor. İran savaşının Türkiye’ye otomatik bir avantaj sağlamayacağı ancak doğru ekonomi politikaları uygulanması halinde Türkiye’nin yeni sipariş fırsatlarını değerlendirebileceği belirtiliyor. Raporda, bu sürecin yönetilmesinin yalnızca sanayicinin değil kamu ve özel sektörün ortak sorumluluğu olduğu vurgulanarak, gerekli adımlar atılmazsa ortaya çıkan fırsat penceresinin kapanabileceği uyarısı yapılıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Mısır’daki Türk firmaları stratejik hazırlık yapmalı”</span></h2>
<p>Raporda AB pazarındaki kaybın, Arap Yarımadası’na yapılan ihracatla kısmen telafi edilmeye çalışıldığı belirtilirken, “Hem Avrupa ve ABD’deki talep yavaşlaması hem de Arap Yarımadası’na ihracatta oluşabilecek zayıflama eklenebilir. Mısır, Fas, Tunus ve Cezayir gibi Kuzey Afrika ülkelerinde de su stresi, enerji baskısı ve Süveyş hattı üzerindeki jeopolitik gerilimler bir arada değerlendirilmelidir. Özellikle Mısır’ın aylık gaz ithalat faturasının savaş sonrası süreçte 560 milyon dolardan 1,65 milyar dolara yükseldiği ve akaryakıt fi yatlarında ortalama yüzde 17 artış yapıldığı bildirilmektedir. Mısır beş yıl içinde hazır giyim ihracatını 12 milyar dolara çıkarma hedefi ni sürdürse de bu kırılganlıklar göz ardı edilmemelidir. Bu nedenle Mısır’da yatırımı bulunan Türk firmalarının gelişmeleri yakından takip etmesi ve olası senaryolar için stratejik hazırlık yapmaları büyük önem taşımaktadır” ifadelerine yer verildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/giyimde-asya-firsati-destege-bagli-76310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/9/1280x720/hazir-giyim-sektoru-avrupadan-umdugunu-bulamadi-rotayi-amerikaya-ceviriyor-1760010288.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TGSD raporuna göre, Hürmüz krizi enerji ve lojistik maliyetlerini artırarak Asya üretimini zayıflattı. Türkiye’de maliyet baskısı artarken, yakın tedarik avantajı yeni sipariş fırsatı yaratabilir. Ancak bunun için destekleyici politikalar şart. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-76308</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Canlı - Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 6 NİSAN" src="https://www.youtube.com/embed/3qfzHSPIXig" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-76308</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/berfin-cipa-1753078160.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kagida-degil-varile-erisim-fiyatlaniyor-76309</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kağıda değil varile erişim fiyatlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d3356a23260-1775449450.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Giderek şiddetlenen çatışma, uluslararası enerji piyasalarında ani şok dalgaları yaratıyor. Durumun uzaması halinde, küresel enerji tedarik zincirlerinde ciddi aksamaların kaçınılmaz olacağı endişesi petrol piyasasında alışılmış fiyat dinamiklerini altüst ediyor. Küresel referans Brent’in spot fiyatı varil başına 140 doların üzerine çıkarak 2008 krizinden bu yana en yüksek seviyeyi test ederken, nadiren görülen bir fiyat kırılması oldu: WTI, Brent’in üzerine çıkıp son dört yılın zirvesine yerleşti.</p>
<p>Piyasada artık yalnızca jeopolitik risk primi değil, doğrudan arz tehdidi fiyatlanıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a yönelik sert müdahale sinyali ve boğazın yeniden açılmasına dair belirsizlik, yatırımcıları hızla pozisyon kapatmaya zorladı. Son bir haftada mayıs vadeli WTI fiyatı yaklaşık yüzde 12 artarak 111,5 dolar seviyesine yerleşti. WTI son 1 ayda yüzde 37 yükseldi. Haziran vadeli Brent’in fiyatı da aylık olarak yüzde 27 artarak 109 dolar civarında seyrediyor.</p>
<h2>ABD petrolü erişilebilir ve güvenilir görülüyor </h2>
<p>Normal şartlarda deniz yoluyla taşınan ve küresel arzı temsil eden Brent, WTI’ya göre primli işlem görür. Ancak Hürmüz Boğazı’ndaki fiili tıkanma bu ilişkiyi tersine çevirdi. Tanker trafiğinin çökmesi ve sevkiyatların durma noktasına gelmesiyle alıcılar için ABD kaynaklı WTI, erişilebilir ve taşınabilir varil avantajıyla “güvenli petrol” konumuna yükseldi. Bu da WTI fiyatlarına hızlı bir yükseliş olarak yansıyor.</p>
<h2>Vadeli ve gerçek işlemde devasa makas </h2>
<p>Fiziki piyasadaki stres, vadeli işlemler ile gerçek yüklemeler arasındaki makası da açtı. Spot Brent olarak bilinen ve gerçek yükleme tarihlerini yansıtan fiziki fiyatlar 18 yılın zirvesi 141 doların üzerine çıkarken, vadeli kontratlar 109 dolar civarında kaldı. Bu ayrışma, piyasada kâğıt işlemlerden çok fiziksel varile erişimin belirleyici hale geldiğini gösteriyor. </p>
<h2>Arz daralması şoku </h2>
<p>Uzmanlara göre bu durum klasik bir arz daralması şoku. Hürmüz’den geçen küresel petrolün yaklaşık 20’si risk altında bulunurken, sigorta maliyetleri, gecikmeler ve rota değişimleri arzı fiilen azaltıyor. Uluslararası Enerji Ajansı bu süreci “tarihin en ciddi arz şoklarından biri” olarak tanımlıyor.</p>
<p>Artan belirsizlik, petrol piyasasında volatiliteyi keskin şekilde yükseltirken, fiyatlamanın merkezi de değişiyor. Brent hâlâ küresel riski yansıtsa da, akışların aksaması nedeniyle anlık referans olma özelliğini kaybediyor. Buna karşılık WTI, teslim edilebilir varil avantajıyla acil talebin adresi haline geliyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, piyasanın verdiği mesaj net: Petrol artık sadece bir finansal enstrüman değil, ulaşılabilir bir fiziksel kaynak olarak fiyatlanıyor. Çatışmanın uzaması halinde bu kırılmanın kalıcı hale gelmesi ve fiyatların yeni zirveleri test etmesi olasılığı güçleniyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">WTI DAHA KALİTELİ, BRENT DAHA TİCARİ</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d33695cdae5-1775449749.png" alt="" width="233" height="261" /></span>Küresel petrol piyasasında fiyatlamanın iki ana referansı olan Brent ve WTI, hem coğrafi kaynakları hem de piyasa dinamikleri açısından belirgin farklılıklar gösteriyor. Brent petrolü, Kuzey Denizi çıkışlı olup Avrupa, Afrika ve Ortadoğu piyasaları için temel fiyat göstergesi kabul edilirken, dünya ticaretinin yüzde 70’ten fazlasının fiyatlanmasında rol oynuyor. Deniz erişimi sayesinde taşımada esneklik sunması da Brent’i küresel arz şoklarına karşı daha hassas hale getiriyor. Brent “tatlı” petrol grubunda, ama WTI’a göre biraz daha kükürtlü.</p>
<p>ABD merkezli Batı Teksas ham petrolü (WTI) ise daha çok ABD iç piyasa referansı olarak öne çıkıyor. Oklahoma Cushing teslimat noktasıyla karasal bir sisteme bağlı olan WTI, lojistik sınırlamalar nedeniyle çoğunlukla Brent’e kıyasla iskontolu işlem görüyor. Ancak daha “hafif ve tatlı” yapısı rafinaj açısından avantaj sağlıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ALTERNATİF ROTALAR GÜNDEMDE</span></h2>
<p>Hürmüz Boğazı’ndaki riskler Körfez ülkelerini alternatif ihracat yollarına yöneltti. Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz’e uzanan Doğu-Batı boru hattı günlük 7 milyon varil kapasitesiyle öne çıkarken, kapasite artışı ve yeni hat projeleri yeniden masada. Abu Dabi’nin Fujairah hattı gibi mevcut güzergahların genişletilmesi kısa vadeli çözüm olarak görülüyor. Uzun vadede ise bölge genelinde boru hatları ve ticaret koridorlarından oluşan bir ağ kurulması tartışılıyor. Ancak yüksek maliyet, siyasi riskler ve güvenlik sorunları bu projelerin önündeki en büyük engeller olmaya devam ediyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kagida-degil-varile-erisim-fiyatlaniyor-76309</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/8/1280x720/petrol-tankeri-1772598101.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’deki tıkanma petrol piyasasında dengeleri altüst ediyor. Brent petrolde spot fiyat 2008’den bu yana en yüksek seviyeye çıkarken, fiziki varile yönelen talep vadeli işlemlerde WTI’yi Brent’in üzerine taşıdı. Piyasada artık “kâğıt fiyat” değil, gerçek arz konuşuluyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aganin-eli-tutulmaz-hamdi-bey-76324</guid>
            <pubDate>Mon, 06 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ağanın eli tutulmaz Hamdi Bey!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hamdi Ulukaya’yı hepiniz tanırsınız. Erzincan’dan çıkıp ABD’de kendi olanaklarıyla yarattığı Chobani’yi dünyanın en bilinen yoğurt markalarından birisi haline getirdi. Chobani bugün 20 milyar dolar değerlemeye ulaşmış ve çalışanlarının da ortak edildiği bir dev. Hamdi Ulukaya son yıllarda ana iş kolu olan yoğurt ürünlerinin ötesinde büyümek için önemi şirket satınalmalarıyla da dikkat çekti. Büyümesi sürdürülebilir şekilde devam ediyor. </p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d34209ea6b8-1775452681.jpg" alt="" width="600" height="614" />
<figcaption><strong>“Giving Pledge” iyi niyet taahhüdünü imzalayarak kişisel servetinin büyük bir kısmını toplumsal fayda için bağışlamayı taahhüt eden Ulukaya hem Türkiye’de hem de dünyada çeşitli toplumsal projelere destek sağlıyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Forbes’un 2026 listesine göre 13,5 milyar dolarlık servetiyle Türkiye’nin en zengin iş insanı olan Hamdi Ulukaya, toplumsal faydayı da işinin merkezine koyan bir isim. “Giving Pledge” iyi niyet taahhüdünü imzalayarak kişisel servetinin büyük bir kısmını toplumsal fayda için bağışlan Ulukaya hem Türkiye’de hem de dünyada çeşitli toplumsal projelere destek sağlıyor. Son olarak da "Resmi Beslenme Ortağı" olarak ABD Futbol Federasyonu ile yaptığı “Feed the Dream- Hayalleri Besle” adlı anlaşmayla genç sporcuların gelişimi ve sağlıklı beslenme konusunda somut bir model sunuyor. Kampanya kapsamında 500 yerel çocuk futbol takımına toplam 5 milyon dolar destek, eğitim materyalleri ve rehberler sağlanıyor; gençlerin hem sahada hem de beslenme alışkanlıklarında gelişimi hedefleniyor. Chobani’nin Türkiye’de Fenerbahçe ile kurduğu bağ da, kulübe sağlanan sponsorluk desteğiyle markanın Türk sporuna adım atmasını ve genç sporculara dolaylı katkı sağlamayı ifade ediyor. Türkiye, 24 yıl aradan sonra futbolda yeniden Dünya Kupası Finallerine katılıyor. Bu bileğinin hakkıyla kazandığı bir geri dönüş. Türk futbolunda dipten gelen dalga her zamankinden daha güçlü; altyapılarda yetişen gençler ve yeniden filizlenen inanç, büyük bir potansiyelin göstergesi.</p>
<p>İşte tam da bu noktada Hamdi Ulukaya devreye girebilir: ABD’deki modelin benzerini Türkiye’de hayata geçirerek, genç futbolcuların gelişimi için öncü bir rol üstlenebilir. Bu sayede sporun sadece sahadaki performans değil, altyapı ve hayaller üzerindeki etkisi de kalıcı hale gelebilir. Ne dersiniz Hamdi bey, ağanın eli tutulur mu?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/aganin-eli-tutulmaz-hamdi-bey-76324</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağanın eli tutulmaz Hamdi Bey! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esbas-ve-basbas-avrasya-hattindaki-guvenli-ticaret-kapisi-oluyor-76288</guid>
            <pubDate>Sun, 05 Apr 2026 10:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESBAŞ ve BASBAŞ&#039;tan Çin heyetiyle iş birliği mutabakatı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Enerji arzı, lojistik hatlar ve tedarik zincirleri açısından küresel ticaretin sarsıldığı bu dönemde, Türkiye’nin en gelişmiş serbest bölgesi ESBAŞ, Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş (ESBAŞ) ve Batı Anadolu Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş (BASBAŞ), Çin/Şanghay İşbirliği Örgütü Yerel Ekonomik ve Ticari İşbirliği Bölgesi (SCODA) ile Asya-Avrupa hattının dirençli ekonomik hatlarından birini oluşturacak stratejik bir İşbirliği Mutabakatı imzaladı.</p>
<p>Çin/Şanghay İşbirliği Örgütü Yerel Ekonomik ve Ticari İşbirliği Bölgesi (SCODA) İdari Komitesi ile ESBAŞ ve BASBAŞ arasında imzalanan mutabakat metinleri sayesinde, her iki serbest bölge, Çin’in yanı sıra  SCODA’nın yapısı gereği; Rusya, Kazakistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan ve İran gibi ülkelerle yürütülen ticari ve lojistik projelerle bağlantı kurabilecek. Bu durum, özellikle Orta Asya ve Avrasya pazarlarına aracısız ve daha düşük maliyetli giriş imkânı anlamına geliyor.</p>
<p>Her iki serbest bölgeyi kuran ve işleten şirketler olan ESBAŞ ve BASBAŞ’ın Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve CEO’su Faruk Güler, SCODA ile imzaladıkları işbirliği mutabakatının, alternatif ticaret koridorlarının güçlendirilmesi ve Asya–Avrupa hattında daha dirençli bir ekonomik ağ oluşturulması açısından stratejik bir adım niteliği taşıdığını aktardı. Güler, SCODA iş birliğinin Ege Serbest Bölgesi ile Batı Anadolu Serbest Bölgesini Çin için Avrasya genelinde inovasyon ve kalkınma yatırımları için güçlü merkezlerden biri haline getirdiğini kaydetti.</p>
<p>İmzalanan protokollerin Türkiye ile Çin arasında üretim, lojistik ve teknoloji alanlarında derinleştirilmek istenen ekonomik iş birliği modelinin bir uzantısı olduğunu kaydeden Güler, “Bu anlaşma Çin’in Batı pazarlarına erişimini çeşitlendiren ve hızlandıran stratejik açılımın sonuçlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu yönüyle imzalanan mutabakat belgeleri, kısa vadeli ticari kazanımlarının ötesinde, uzun vadeli jeoekonomik konumlanma açısından da önemli bir çerçeve sunuyor” dedi.</p>
<h2>Kuşak yol kapsamındaki işletmelerin Avrupa’ya giriş kapısı olacak</h2>
<p>SCODA’nın, Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye ülkeler olan Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan, Hindistan, İran ile Kuşak ve Yol güzergahındaki bölgelerle yerel ekonomik iş birliği yürüten tek platform olduğuna dikkat çeken Güler, “Çin, Ege Serbest Bölgesi ve Batı Anadolu Serbest Bölgesini, Avrasya pazarına girmek isteyen ‘Kuşak ve Yol’ kapsamındaki işletmeler için önemli bir giriş kapısı olarak değerlendirmek istiyor. İş birliği mutabakatı ile yüksek teknoloji, imalat ve modern hizmet sektörlerinde yatırım işbirliklerinin teşvik edilmesi, şirketler arası doğrudan temasların artırılması ve ortak sanayi platformlarının kurulması hedefleniyor. Bu yapı, üretim kapasitesinin entegrasyonunu sağlarken, tarafların uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü artıracak bir ekosistem oluşturmayı amaçlıyor. Lojistik bilgi ve ağ paylaşımının artırılması, sınır ötesi taşımacılık rotalarının optimize edilmesi ve hizmet kapasitesinin geliştirilmesiyle, tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Bu yaklaşım, özellikle küresel ticaret hatlarında yaşanan aksamalara karşı alternatif ve dayanıklı lojistik çözümler üretme potansiyeli taşıyor” değerlendirmelerinde bulundu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esbas-ve-basbas-avrasya-hattindaki-guvenli-ticaret-kapisi-oluyor-76288</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/8/1280x720/esbas-ve-basbas-avrasya-hattindaki-guvenli-ticaret-kapisi-oluyor-1775374778.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın dünya ticaretini sarstığı dönemde ESBAŞ ve BASBAŞ, Çin heyetiyle stratejik iş birliği mutabakatı imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dunya-cografi-isaretli-urun-pazari-200-milyar-dolari-asiyor-76284</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 23:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> YÖREX ile hedef, coğrafi işaretli ürünler pazarından daha fazla pay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye’de coğrafi işaretler ürün tanıtım ve bilincinin gelişmesine çok önemli katkı yapan Yöresel Ürünler Fuarı (YÖREX) Danışma Kurulu Antalya Ticaret Borsası’nda toplandı.</p>
<p>Antalya Ticaret Borsası Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu üyesi Ali Çandır, TOBB tarafından desteklenen, oda ve borsa, kalkınma ajansları, belediyeler ve üreticilerin yer katılığı YÖREX Fuarının 22-26 Nisan tarihleri arasında ANFAŞ’da Türkiye’nin yöresel ürünlerini ziyaretçilerle buluşturacaklarını bildirdi</p>
<p><strong>Türkiye’nin en sevilen fuarı</strong></p>
<p>YÖREX’in Türkiye’nin en çok sevilen ve tek yöresel ürünler fuarı olduğunu belirten Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’YÖREX’e katkı sunan, destek veren tüm kurum ve kuruluşlarımıza teşekkür ediyorum. YÖREX bu kadar sahiplenmeseydi bu projeyi bu kadar geliştiremezdik. YÖREX yerli üretimin en güçlü platformu haline geldi. YÖREX, 2008 küresel krizinin ardından TOBB’un ‘Kriz varsa çare de var’ kampanyası çerçevesinde hayata geçirildi. Fuar, yerli üretimi desteklemek ve kırsal kalkınmayı güçlendirmek hedefiyle ilerledi. Anadolu’nun zengin üretim potansiyelini ekonomiye kazandırmayı hedefledik. TOBB’un ve kurum, kuruluşların desteğiyle YÖREX kısa sürede ulusal bir projeye dönüştü.’’</p>
<p><strong>YÖREX farkındalık yarattı</strong></p>
<p>YÖREX Fuarının ilk yapıldığı 2010 yılında Türkiye’de 109 olan coğrafi işaret tescilli ürün sayısının bugün bin 828’e ulaştığını, 837 ürünün de tescil için beklediğini vurgulayan Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’YÖREX, coğrafi işaret konusunda farkındalık yaratmıştır, yöresel ürünlerin temsil edildiği önemli bir platform haline gelmiştir. Antalya’da aynı dönemde 2 olan coğrafi işaretli ürün sayısı bugün  20’ye yükseldi. Geçen 17 yılda Avrupa Birliği’nde 46 ürünümüz coğrafi işaret tescili aldı. Türk kahvesi de geleneksel ürün adı koruması elde etti. YÖREX’in ardından yöresel ürünler konusunda kamu politikaları da gelişti ve market raflarında coğrafi işaretli ürünlerin yer almasına yönelik düzenlemeler hayata geçirildi.’’</p>
<p><strong>Coğrafi işaretli ürün dünya ticaret hacmi 200 milyar dolar</strong></p>
<p>YÖREX ile Türkiye’de unutulmaya yüz tutmuş binlerce yöresel ürünün gün yüzüne çıkarılarak ekonomiye kazandırıldığını vurgulayan Çandır, yerel mirasın ticari değere dönüştüğünü ve bunun yerel kalkınmaya güçlü katkı sağladığını söyledi. Coğrafi işaretli ürünlerin üretildiği bölgenin ekonomik değerini artırdığına dikkat çeken Çandır, ‘’Dünyada coğrafi işaretli ürünler ticaret hacmi 200 milyar dolara ulaştı. Avrupa Birliği’nde ise 100 milyar Euro’luk bir pazar bulunuyor. Türkiye, coğrafi işaretli ürünler alanında önemli bir potansiyele sahip bulunuyor ve bu pazardan daha fazla pay almayı hedefliyor’’ dedi.</p>
<p><strong>2,5 milyon ziyaretçi</strong></p>
<p>YÖREX’in başladığı günden bu yana başarılara imza attıklarını anlatan Ali Çandır, 81 ilin tamamı ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin YÖREX’te temsil edildiğini, 5 bini aşkın katılımcı ve 2,5 milyondan fazla ziyaretçinin de yöresel ürünlerle buluştuğunu söyledi.</p>
<p>Antalya’da 22-26 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek YÖREX 2026’da 70’in üzerinde ilin katılım sağlayacağını ifade eden Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Hedefimiz 81 ilin tamamının fuarda yer almasıdır. YÖREX yalnızca bir fuar değil, aynı zamanda kültürel bir buluşma noktası olmuştur. Yüzlerce kadın kooperatifinin kurulmasına öncülük eden YÖREX, üretimi teşvik eden ve yerelden kalkınmayı destekleyen önemli bir organizasyondur. Stantlarda ürünlerin sadece sergilenmesi değil, üretim aşamalarının da canlı olarak gösterilmesi büyük önem taşıyor. Yöresel ürünler, gelecek nesillere aktarılmalı. Çocuklarımıza bu değerleri tanıtılmalı ve sahiplenmesi anlatılmalı. Kendi ürünlerimizi çocuklarımıza tanıtmalı, tattırmalı ve hissettirmeliyiz. Aksi halde bize ait olmayan ürünlere yönelim artacaktır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dunya-cografi-isaretli-urun-pazari-200-milyar-dolari-asiyor-76284</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/4/1280x720/dunya-cografi-isaretli-urun-pazari-200-milyar-dolari-asiyor-1775336325.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de yöresel ürünlerin tanıtımı, kaybolmaya yüz tutmuş ürünleri yeniden ekonomiye kazandırmayı ve yerinde kırsal kalkınmayı amaçlayan YÖREX ile Türkiye, 200 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşan coğrafi işaretli ürünler dünya pazarından daha fazla pay almak istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/savaslara-ragmen-bati-akdeniz-ihracati-artiyor-76282</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 23:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Batı Akdeniz&#039;in ihracatı ilk çeyrekte yüzde 4,49 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, görev süresinin dolması ve yeniden Başkanlığa aday olmaması nedeniyle 2026 yılı ihracat rakamlarını son kez açıkladı.</p>
<p>Görev yaptığı süre içinde ihracatta ve tarımsal ve sanayi üretiminde birçok krizle mücadele ettiklerini, Ukrayna ile Rusya arasında yaşanan savaşın ihracatı olumsuz etkilediğini belirten Çavuşoğlu, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın da dünya ekonomilerini zorladığını, lojistik maliyetlerinin arttığını, üretim maliyetlerinin arttığını ve ihracatın da zorlaştığına dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye’nin kuzey ve güneyinde yaşanan savaşlara rağmen, Batı Akdeniz bölgesinde 2026 Mart ayında yapılan ihracatın yüzde 0,78 düşüşle 253,4 milyon dolar gerçekleştiğini ifade eden Çavuşoğlu, yılın ilk üç ayında ise bölge ihracatının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,49 artarak, 736,8 milyon dolara ulaştığını bildirdi.</p>
<p>Batı Akdeniz bölgesinden yapılan sektörel ihracatta ilk başta yaş meyve sebze, maden ve metaller ürünleri geldiğini anlatan Çavuşoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Yaş meyve sebze sektörü geçen yılın mart ayına göre ihracatını ciddi oranda artırmayı başardı. Bu sektörde ise en fazla biber ihracatı yapıldı. Bölgemizden Mart ayında 124 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştirildi. 8 ülkede10 milyon dolar ihracat barajı aşıldı. 45 ülkede ise 1 milyon dolar barajını geçtik. Romanya ilk defa aylık bazda en fazla ihracat gerçekleştirilen ülke oldu. Mart ayında Maldiv Adaları’na ihracat yüzde 1263 artarak, 5,3 milyon dolar oldu. Mart ayında ihracat gerçekleştirilen ülkeler arasında en dikkat çekici olanı ise Bermuda oldu. 2025 yılında 400 bin dolarlık ihracat yapılan Bermuda’ya Mart ayında 4 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti.’’</p>
<p>Çavuşoğlu, yılın ilk çeyreğinde Antalya, Burdur ve Isparta’dan bin 525 firmanın 152 ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>BAİB’de başkanlık seçimi</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçı Birliği’nde 8-9 Nisan tarihlerinde seçimli genel kurul gerçekleştirilecek. Nazım Hikmet Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek seçimlerde, mevcut yönetim kurulunda görev yapan Ramazan Keskin ile Mehmet Ali Can başkanlık için mücadele edecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/savaslara-ragmen-bati-akdeniz-ihracati-artiyor-76282</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/2/1280x720/savaslara-ragmen-bati-akdeniz-ihracati-artiyor-1775336071.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BAİB Başkanı Çavuşoğlu Batı Akdeniz&#039;in ihracatının yılın ilk üç aylık döneminde savaşlara rağmen yüzde 4,49 artarak, 736,8 milyon dolara ulaştığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-144-kurulus-ve-vergi-odul-toreni-tobb-baskani-hisarciklioglu-turkiyenin-bir-enerji-merkezi-ve-transit-gecis-guzergahi-olma-potansiyeli-one-cikacaktir-kerkuk-ceyhan-hattinin-ve-kalkinma-yolu-projesi-gibi-girisimlerin-onemi-de-artacaktir-76281</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 23:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hisarcıklıoğlu: Türkiye’nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergâhı olma potansiyeli öne çıkacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası'nın (ATSO) 144. kuruluş yıl dönümü kapsamında, vergi ödülleri ile Ali Bahar Özel Ödülleri için ATSO Atatürk Konferans Salonunda tören düzenlendi. Törene, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Antalya milletvekilleri, Burdur ve Isparta TSO ve borsa başkan ve yöneticileri, ilçe belediye başkanları ile davetliler katıldı.</p>
<p>ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, 70 bin üyesi ile ATSO’nun Türkiye’nin en büyük dördüncü odası, Antalya’nın da en büyük ekonomiler arasında altıncı sırada yer aldığını söyledi.</p>
<p>Körfez ve Hürmüz Boğazındaki savaşın Türkiye’yi de etkilediğini belirten Hacısüleyman, savaşın bir an önce sona erip basış sürecinin başlamasını temenni ettiklerini kaydetti. Savaşın hem ülke hem de küresel ekonomiyi her alanda etkilediğine dikkat çeken Hacısüleyman, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Petrol fiyatları artıyor. Gübre ve hammadde fiyatları artıyor. Tüm girdi fiyatları artıyor. Tarım, turizm ve sanayi sektörleri çok olumsuz etkilenmeye başladı. Çin ve Rusya gübre ihracatını yasakladı. Bu da tarımsal üretimi etkiliyor. Uçak bilet fiyatları artıyor. Sigorta maliyetleri, kara yolu, deniz ve hava yolu taşımacılığını etkiliyor.’’</p>
<p>Turizmde Türkiye’nin 150 milyon geceleme yapıldığını, bunun 95 milyonunun ise Antalya’dan gerçekleştirildiğini ifade eden Yusuf Hacısüleyman, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Antalya 18 milyar dolarlık turizm geliriyle Türkiye’nin en önemli lokomotiflerindendir. Türkiye’nin tarım ve turizmin ekonominin lokomotifi en küçük titremeden etkileniyor.  Turizm nasıl olacak. Rezervasyonlar yavaşlamaya yol açtı. Turizmde tek haneli düşüşlere yol açabilir. Tarım, turizm ve sanayi sektörüne yeni teşvikler verilmeli. Bu sektörlere verilecek yeni teşvikler ekonomiye geri dönecektir. Enflasyon beklentilerinden feragat etmemiz gerekiyor. Finansmana erişim açılmalı ve kolaylaştırılmalı. Kredi Garanti Fonu’nda yeni bir ivme yaratılmalı.’’</p>
<p>ATSO olarak ‘2050 Antalya Vizyonu’ çalışması yaptıklarını anımsatan Hacısüleyman, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’25 yıl önce Antalya nüfusu 1 milyon civarındaydı,  şimdi 2,7 milyonu geçiyor. 25 yıl önce 3 milyon turist geliyordu bugün 19 milyon turist var. Bakanlarımızdan, hükümetimizden taleplerimiz var. Antalya denizi sadece serinlemek amacıyla kullanıyor.  Trafik sorununu çözmek için deniz ulaşımı açılmalı. Trafik sorununu devlet olarak birlikte çözmeliyiz. Bunu yerel yönetimler tek başına altından kalkamaz.‘’</p>
<p>-Antalya Fuarlar kenti olmalı</p>
<p>COP31 Antalya Konferansını çok önemsediklerini ifade eden Hacısüleyman, insanın artık çevreye yapay zeka ile de hükmetmeye başladığına dikkat çekti. Antalya havalimanının 50 ülke 230 havalimanı ve 105 havayolu şirketi ile bağlantılı olduğunu anlatan Yusuf Hacısüleyman, ‘’Antalya fuarlar kenti olmalı. COP31 Antalya Konferansı EXPO alanında yapılacak.  EXPO alanı fuar merkezi haline getirilerek, Antalya Fuarlar şehri olmalı’’ dedi.</p>
<p><strong>"Zor dönemden geçiyoruz"</strong></p>
<p>TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da,  Antalya’nın bugün sadece Akdeniz’in değil, başta turizm ve tarım olmak üzere, pek çok sektörde, dünyanın önde gelen merkezlerinden biri haline geldiğini söyledi. Antalya’nın marka şehri olmasında, ATSO’nun çok büyük rolü olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, ‘’Antalya, Türkiye için, ülkemiz ekonomisi için, çok önemli. Antalya büyüdüğünde, Türkiye’yi de büyütüyor. Antalya sıkıntı yaşarsa, Türkiye’de yaşıyor. Bu nedenle, Antalya’ya hep, özel bir ihtimam gösterilmeli’’ dedi.</p>
<p>Dünyanın şu günlerde zor bir dönemden geçtiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti.</p>
<p>‘’Kuzeyimizde ve güneyimizdeki savaşın ateşi giderek büyüyor. Küresel ekonomide belirsizlikler ve maliyetler artıyor. Tedarik zincirleri bozuluyor, öngörülebilirlik azalıyor. Enerji arzı açısından kritik önemde olan ve dünya petrol ticaretinin yüzde 20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazında bekleyen gemi sayısının, 2 bine ulaştığı tahmin ediliyor. Dünya genelinde fiyatlar yükselirken, büyüme yavaşlıyor ve stagflayon tehlikesi giderek artıyor. Bu tür küresel şoklar, kaçınılmaz olarak ülkemizi de etkiliyor. Girdi maliyetlerimiz artıyor, krediye erişim zorlaşıyor ve faizler yükseliyor. Belki de ilk defa, hem yurtiçi, hem de yurtdışı talebin, birlikte daralacağını, hesaba katmamız gerekiyor.’’</p>
<p>Yine reel sektör olarak özellikle nakit akışının çok daha iyi yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, ‘’Bilançolarımızda döviz cinsinden borç-alacak dengesinde de dikkatli olunması gerekiyor. Öte taraftan şunları da unutmayalım. Türkiye, dinamik, esnek, kriz tecrübesi olan bir özel sektöre sahiptir. Bu sayede şoklara uyum sağlama kapasitesi yüksektir. Geçmişte de bunun örnekleri yaşanmıştır. Milletimiz de sakin bir tutum sergilemiş, panik hareketlere tevessül etmemiştir’’ diye konuştu.</p>
<p>İran’daki savaşın, aynı zamanda, enerji ve ticaret koridorlarının çeşitlendirilmesine yol açacağını vurgulayan Rifat Hisarcıklıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Körfezin yerini alacak, alternatif turizm ve teknoloji merkezi destinasyonları arayışı hız kazanacaktır. Türkiye’nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergâhı olma potansiyeli öne çıkacaktır. Kerkük–Ceyhan hattının ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin önemi de artacaktır. Dolayısıyla artan küresel belirsizlikler karşısında Türkiye olarak, siyasi ve ekonomik istikrarımızı korumalı, askeri caydırıcılığımızı güçlendirmeliyiz. Böylece, ülkemize yönelik risk algılarını bertaraf eder, güçlü yönlerimizin daha fazla görünmesini sağlarız. Ayrıca bu sıkıntılı süreçte birlik ve beraberliğimizi de muhafaza etmeliyiz. Birbirimizi ötekileştirmeyelim. Kimseyi fikrinden görüşünden, inancından dolayı dışlamayalım. Bugüne kadar pek çok küresel krizi aşmayı başardık. Bizler birlikte daha güçlüyüz ve inşallah bu sıkıntılı dönemi de yine birlikte geride bırakacağız.’’</p>
<p>ATSO Meclis Başkanı Ahmet Öztürk ise Antalya’nın turizmde, tarımda,   ticarette ve girişimcilikte Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden biri haline geldiğini söyledi. Öztürk, şöyle konuştu:</p>
<p> ‘’Antalya’nın kalkınma yolculuğunda birlikte hareket ettiğimiz, ortak akıl ve güçlü işbirliği ile tüm paydaşlarımızla kurduğumuz uyumun Antalya‘nın geleceğini şekillendiren en önemli güç olduğuna inanıyoruz . ATSO’nun yeni dönemdeki en önemli görevi; Antalya iş dünyasını geleceğin ekonomisine hazırlamaktır. Daha güçlü üretim, daha yüksek katma değer, daha fazla ihracat, daha nitelikli girişimcilik… Ama aynı zamanda; daha yaşanabilir bir şehir, daha sürdürülebilir bir ekonomi ve gelecek nesillere bırakılacak güçlü bir Antalya. Güçlü şehirler, güçlü iş dünyasıyla; güçlü iş dünyası da güçlü kurumlarla ayakta durur. Antalya’nın potansiyeli çok büyük. Bu şehir sadece turizmin ve tarımın değil; ticaretin, üretimin, teknolojinin ve girişimciliğin de merkezi olabilir.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-144-kurulus-ve-vergi-odul-toreni-tobb-baskani-hisarciklioglu-turkiyenin-bir-enerji-merkezi-ve-transit-gecis-guzergahi-olma-potansiyeli-one-cikacaktir-kerkuk-ceyhan-hattinin-ve-kalkinma-yolu-projesi-gibi-girisimlerin-onemi-de-artacaktir-76281</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/1/1280x720/54-1775370369.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ‘’Türkiye’nin bir enerji merkezi ve transit geçiş güzergâhı olma potansiyeli öne çıkacaktır. Kerkük–Ceyhan hattının ve Kalkınma Yolu Projesi gibi girişimlerin önemi de artacaktır’’ dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tutuklanan-bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-gorevden-uzaklastirildi-76280</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 21:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey görevden uzaklaştırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliği'nin 4 Nisan 2026 tarihli ve 2026/294 sayılı kararıyla, Mustafa Bozbey hakkında "Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma ve Yönetme ile Rüşvet Alma" iddialarıyla tutuklama kararı verildi.</p>
<p>Anayasanın 127'nci maddesi ve 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi gereği, İçişleri Bakanlığı Başkan Bozbey'i geçici olarak görevden uzaklaştırdı. Söz konusu uygulamanın, hukuki süreç tamamlanana kadar geçici bir tedbir niteliğinde olduğu kaydedildi.</p>
<p>Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Bursa 6. Sulh Ceza Hakimliğinin 4 Nisan 2026 tarih ve 2026/294 sorgu kararıyla 'Suç işlemek amacıyla örgüt kurma, yönetme ve rüşvet almak' suçlarından tutuklanması üzerine Anayasa'nın 127'nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 47'nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığınca görevden uzaklaştırılmıştır."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tutuklanan-bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-gorevden-uzaklastirildi-76280</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/0/1280x720/tutuklanan-bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-gorevden-uzaklastirildi-1775326603.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İçişleri Bakanlığı, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey&#039;in geçici tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turizme-120-milyar-liralik-kredi-paketi-76275</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 15:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm ve ihracatçı sektörlere 120 milyar liralık kredi paketi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığının, ekonomi programının finansal istikrar hedefleriyle uyumlu olarak kredi garanti sistemini uyguladığı belirtildi.</p>
<p>Bakanlık, kredi garanti sistemine ilişkin yeni paket ve limit güncellemesi çalışmaları yaparken, reel sektörün finansmana erişiminin kesintisiz sürdürülmesi hedefleniyor.</p>
<p>Şimdi Bakanlık, küresel konjonktür ve bölgesel risklerin ekonomik aktivite üzerindeki etkilerini minimize etmek amacıyla Hazine Destekli Kefalet Sistemi kapsamında stratejik bir adım daha atacak.</p>
<p>Bakanlık, ekonomi programında yer alan yatırım, istihdam ve ihracat odaklı büyüme stratejisi çerçevesinde 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini ekonomiye kazandıracak.</p>
<p>Bu adım, yoğun talep nedeniyle limitleri dolan İhracatı Geliştirme AŞ (İGE) ve Katılım Finans Kefalet AŞ (KFK) paketlerinin güncellenmesi amacıyla atılacak.</p>
<p><strong>Turizm sektörü için 60 milyar liralık paket</strong></p>
<p>Böylece, bölgedeki jeopolitik gerilimlerin Türkiye'nin en önemli döviz kazandırıcı hizmet sektörü olan turizm üzerindeki olası dolaylı etkilerine ilişkin önlem alınması amaçlandı.</p>
<p>Turizm Destek Paketi'yle, turizm işletmelerinin operasyonel verimliliğini korumak amacıyla 60 milyar lira kredi imkanı oluşturuldu. Bu kaynakla, bölgesel dalgalanmaların sektör üzerindeki baskısının önceden göğüslenmesi hedefleniyor.</p>
<p>İhracatta Atılım Destek Paketi'yle ihracatçılar için İGE üzerinden kullandırılmak üzere 30 milyar liralık kredi imkanı belirlendi. İhracatçılar için 12 milyar lira da KFK üzerinden kullanıma açılacak.</p>
<p>Ayrıca KFK aracılığıyla yürütülen mevcut destek paketine 18 milyar lira ek limit tanımlandı. Bu limitle, işletmelerin artan maliyetler karşısında ihtiyaç duyduğu işletme sermayesine hızlı ve uygun maliyetli erişim sağlanması öngörülüyor.</p>
<p><strong>"Reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılıyor"</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, söz konusu paketlerin, dezenflasyon süreci ve seçici kredi politikasıyla tam bir eşgüdüm içerisinde tasarlandığına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"İlave hacim, doğrudan üretimi, döviz kazandırıcı faaliyetleri ve ekonomik dayanıklılığı artıracak 'hedef odaklı' alanlara kanalize edilecek. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor. Böylece, bir yandan reel sektörün finansal dayanıklılığı artırılırken, diğer yandan makroekonomik istikrar hedeflerinden taviz verilmeksizin büyümenin sürdürülebilirliği güvence altına alınıyor."</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turizme-120-milyar-liralik-kredi-paketi-76275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/6/1280x720/turizm-turistjpg-1755529499.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığının, jeopolitik ve bölgesel gelişmelerin etkisini minimize etmek amacıyla kredi garanti sistemi kapsamında turizm ve ihracat yapan sektörlere yönelik 120 milyar lira tutarında ilave kredi hacmini devreye alacağı bildirildi. Bakan Şimşek, &quot;Jeopolitik gelişmeler nedeniyle dış dengede oluşabilecek bozulmayı sınırlamak için hizmet ihracatında lider sektör turizme büyük destek veriyoruz. Söz konusu paketlerle finansmana erişimde oluşabilecek olası daralmanın önüne geçilerek, reel sektörün işletme sermayesi döngüsünün korunması amaçlanıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/10-sirkete-dis-ticaret-sermaye-sirketi-statusu-verildi-76272</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 şirkete &#039;dış ticaret sermaye şirketi&#039; statüsü verildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının Dış Ticaret Sermaye Şirketi Statüsü Verilmesine İlişkin Karar Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Kararla 10 şirkete daha "dış ticaret sermaye şirketi" statüsü verildi. Böylece, dış ticaret sermaye şirketi statüsü bulunan şirket sayısı 103'e çıktı.</p>
<p>Buna göre listeye eklenen şirketler, Oyak Horse Makine Ekipmanları Ticaret ve Sanayi AŞ, Coşkunöz Dış Ticaret AŞ, Jantsa Jant Sanayi ve Ticaret AŞ, Aytek Konfeksiyon Dış Ticaret AŞ, Tosyalı Toyo Çelik AŞ, Tatmetal Çelik Sanayi ve Ticaret AŞ, Hitachi Energy İhracat Ticaret ve Elektrik Sanayi AŞ, Ahlatcı Kuyumculuk Sanayi ve Ticaret AŞ, SSTEK Savunma Sanayi Teknolojileri AŞ ve Agromey Gıda ve Yem Sanayi Ticaret AŞ oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/10-sirkete-dis-ticaret-sermaye-sirketi-statusu-verildi-76272</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı tarafından 10 şirkete daha &quot;dış ticaret sermaye şirketi&quot; statüsü verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elektrik-piyasasinda-14-lisans-verildi-76271</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik piyasasında 14 lisans verildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">
<div class="card-title cardTitle ltr">Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</div>
</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre, elektrik piyasasında 13 üretim lisansı ve 1 toplayıcılık lisansı verildi. Aynı piyasada 3 üretim lisansı sonlandırılırken, 1 şirketin şarj ağı işletmeci lisansı sona erdirildi.</p>
<p>Şarj hizmetleri piyasasında ise 1 şirkete şarj ağı işletmeci lisansı verildi.</p>
<p>Karar kapsamında, lisans alan şirketler arasında güneş (GES), rüzgar (RES) ve biyokütle enerji projeleri yer aldı.</p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/elektrik-piyasasinda-14-lisans-verildi-76271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, elektrik piyasasında toplam 14 lisans verirken, 1 şirkete ise şarj ağı işletmeci lisansı verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasiyla-ilgili-esaslar-duzenlendi-76270</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 13:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarım arazilerinin korunması ve kullanılmasıyla ilgili esaslar düzenlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Tarım Arazilerinin Korunması ve Kullanılması Hakkında Yönetmelik, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, geliştirilmesi, toprağın korunması, toprak koruma projelerinin hazırlanması ve uygulanması ile çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazilerin planlı kullanımının sağlanmasına yönelik usul ve esaslar düzenlendi.</p>
<p>Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım taleplerinde birden çok kişiyi ilgilendiren ve birden çok fonksiyonu içeren planlara yönelik çalışmalara başlanmadan önce, planlamayı yapacak kamu kurum ve kuruluşları veya plan yapma yetkisine sahip kamu kurum ve kuruluşlarınca yetkilendirilen plan müellifleri tarafından Tarım Arazileri Değerlendirme ve Bilgilendirme Sistemi (TAD Portal) kullanılarak il müdürlüklerine başvuru yapılacak.</p>
<p>Gerçek veya tüzel kişiler tarafından tarım arazilerinin tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanım talepleri için arazinin belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde olması durumunda belediyelere, belediye ve mücavir alan sınırları dışında olması durumunda ise il özel idarelerine veya diğer plan yapma yetkisine sahip kuruluşlara başvurulacak.</p>
<p>Arazi incelemesi sonucu hazırlanan arazi etüt raporlarında tarımsal arazi kullanım bütünlüğünün bozulduğunun tespit edilmesi durumunda, talep reddedilecek ve konu, Toprak Koruma Kurulu gündemine alınmayacak.</p>
<p><strong>Toprak Koruma Kurulu ayda en az bir kez olağan toplanacak</strong></p>
<p>Tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'da belirtilen istisnalar hariç olmak üzere arazi kullanım planlarında belirtilen amaçları dışında kullanılamayacak. Arazi kullanım planlaması yapılan alanlarda amaç dışı kullanımlara ayrılan yerler bulunması halinde, buralar alternatif alan olarak değerlendirilecek.</p>
<p>Tarım arazilerinin korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasına yönelik inceleme, değerlendirme ve izleme yapmak, ortaya çıkan olumsuzlukları belirlemek, toprağı korumak ve toprakla ilgili sorunları giderici önlemleri almak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak için görüş oluşturmak amacıyla ayda en az bir kez olağan toplanacak Toprak Koruma Kurulu, en az 9 üyeden oluşacak.</p>
<p>Kurulun üye tam sayısı ile toplanması esasken, zorunluluk halinde en az 6 üye ile toplantı yapılabilecek. Kurul gündemindeki konular hakkındaki görüşün olumlu sayılması için en az 6 üyenin olumlu yönde oy kullanması gerekecek.</p>
<p>Büyük ova koruma alanı olarak belirlenen alanlarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamayacak. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla Bakanlıkça izin verilebilecek.</p>
<p><strong>İzinsiz yapılar bir ayda yıkılacak</strong></p>
<p>Tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunlu olacak.</p>
<p>İzinsiz bütün yapıların yıkılması ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesi gerektiği belediyelere veya il özel idarelerine bildirilecek. İlgili belediye veya il özel idaresi bir ay içinde yıkımı yapacak ve arazinin tarımsal üretime uygun hale getirilmesini sağlayacak.</p>
<p>Hakkında yıkım kararı alınmış olmasına rağmen bir ay içinde belediye veya il özel idarelerince yıkılmayan yapılar, Bakanlıkça yıkılabilecek veya yıktırılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tarim-arazilerinin-korunmasi-ve-kullanilmasiyla-ilgili-esaslar-duzenlendi-76270</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/8/1280x720/kinik-organize-tarim-bolgesi-yatirimcilari-bekliyor-1768727335.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan yönetmeliğe göre, tarım arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu&#039;da belirtilen istisnalar hariç olmak üzere arazi kullanım planlarında belirtilen amaçlar dışında kullanılamayacak. Tarımsal amaçlı yapılarda ve tarım dışı arazi kullanımlarında izin alınması ve toprak koruma projelerine uyulması zorunlu olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/arazi-kullanim-planlari-hazirlanacak-76269</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arazi kullanım planları hazırlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Arazi Kullanım Planlaması Uygulama Yönetmeliği Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Yönetmelikle, toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, toprak etüt, haritalama ve sınıflama yapılması, büyük ovaların ve erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, tarımsal amaçlı plan ve projelerin hazırlanması ve uygulanması ile toprağın niteliği, arazinin yeteneği ve diğer arazi özellikleri gözetilerek uygun arazi kullanım şekillerini içeren arazi kullanım planı (AKUP) hazırlanmasına ilişkin usul ve esaslar düzenleniyor.</p>
<p>Buna göre, her ölçekte planlamaya temel oluşturmak üzere, toprağın ve diğer çevresel kaynakların bozulmasını önlemek için ekolojik, toplumsal ve ekonomik şartlar gözetilerek sürdürülebilirlik ilkesine uygun, farklı arazi kullanım şekillerini oluşturmaya yönelik toprak potansiyelinin belirlenip, su miktar ve kalitesi de göz önüne alınarak sistematik değerlendirilmesi için AKUP hazırlanacak.</p>
<p>AKUP süreci, veri toplama ve analiz çalışmaları, açıklama raporu, hükümlerin hazırlanması, kontrolü ve onaylanması aşamalarından oluşacak.</p>
<p>Söz konusu aşamaların onaylanması çalışmaları bakanlıkça, AKUP'un kontrolü ise valiliklerce veya bakanlıkça yapılacak. Bakanlık, arazi kullanım planlarının hazırlanması yetkisini kendi koordinasyonunda olmak üzere ihtiyaca göre valiliklere devredebilecek.</p>
<p>AKUP'lar 1/25000 veya 1/5000 ölçekli hazırlanabilecek. Söz konusu planlar hazırlanırken toprağın niteliği, iklim, topoğrafya, fizyografya ve su potansiyeli gibi unsurlar dikkate alınacak.</p>
<p>Arazi ve toprakların, sahip oldukları morfolojik, fiziksel, kimyasal, biyolojik ve mineralojik özelliklerine bağlı olarak doğal veya kültür bitkilerini yetiştirmedeki yeteneklerine göre ayrılması için arazi kullanım kabiliyet sınıflaması da yapılacak.</p>
<p>Planlama yapılırken tarım alanları, toprak ve arazi verileri ile yıllık ortalama yağış verilerinden yararlanılarak önem sınıflaması kriterlerine göre, "mutlak tarım arazileri", "özel ürün arazileri", "dikili tarım arazileri" ve "marjinal tarım arazileri" olarak ayrılacak.</p>
<p><strong>Büyük ova koruma alanları ilan edilecek</strong></p>
<p>Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar, o ildeki toprak koruma kurulunun, birden fazla ili ilgilendiren ovalarda ise ilgili kurulların görüşü alınarak Cumhurbaşkanı Kararı ile "büyük ova koruma alanı" olarak belirlenebilecek.</p>
<p>Büyük ova koruma alanı ilan edilen parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine "büyük ova alanı"na girdiğine dair şerh konulması, valilikler tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilecek. Ayrıca söz konusu ovaların korunması, geliştirilmesi ve çiftçilerin desteklenmesi için bakanlık gerekli tedbirleri alabilecek.</p>
<p><strong>Erozyona duyarlı alanlar belirlenecek</strong></p>
<p>Öte yandan, doğal ve yapay olaylar sonucu toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulup bozulmadığına ilişkin çalışmalar bakanlık veya il müdürlükleri tarafından gerçekleştirilecek.</p>
<p>Toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin bozulduğu veya bozulma ihtimalinin bulunduğu belirlenen alanlar bakanlığa gönderilecek.</p>
<p>Söz konusu alanlar, uygun bulunması halinde Cumhurbaşkanı Kararı ile "erozyona duyarlı alan" olarak ilan edilebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/arazi-kullanim-planlari-hazirlanacak-76269</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/tarim-arazisi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Toprağın niteliği gözetilerek uygun arazi kullanım planı hazırlanması kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yekdem-maliyetleri-revize-edildi-76268</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> YEKDEM maliyetleri revize edildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, "Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Belgelendirilmesi ve Desteklenmesine İlişkin Yönetmelik" kapsamında, tedarik edilen birim enerji miktarı başına öngörülen YEKDEM maliyetleri güncellendi.</p>
<p>2026 yılı için öngörülen Yenilenebilir Enerji Kaynaklarını Destekleme Mekanizması (YEKDEM) maliyetleri nisan ayında megavatsaat başına 574,54 lira, mayısta megavatsaat başına 602,51 lira, haziranda ise megavatsaat başına 580,99 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Öte yandan, YEKDEM maliyeti temmuzda megavatsaat başına 189,15 lira, ağustosta 213,89 lira, eylülde 330,66 lira olarak hesaplanırken, ekimde 332,82 lira, kasımda 302,57 lira ve aralıkta 224,02 lira olarak öngörüldü.</p>
<p><strong>Son Kaynak Tedarik Tarifesi güncellendi</strong></p>
<p>EPDK, ayrıca Son Kaynak Tedarik Tarifesinin Düzenlenmesi Hakkında Tebliğ kapsamında tanımlanan düşük tüketimli tüketiciler ile görevli tedarik şirketleri tarafından "Yeşil Tarife"yi seçen tüketicilere uygulanacak tarife tablolarını belirledi.</p>
<p>Buna göre, bugünden itibaren geçerli olacak yeni tarife tablosu kapsamında, alçak gerilim seviyesinde tek zamanlı aktif enerji bedeli iletim sistemi kullanıcıları için kilovatsaat başına 312,4942 lira olarak belirlenirken, sanayi aboneleri için 290,9687 lira, kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler için 326,2024 lira, mesken aboneleri için 203,6685 lira ve tarımsal faaliyetler için 243,7156 lira olarak uygulanacak.</p>
<p>Orta gerilim seviyesinde ise tek zamanlı aktif enerji bedeli sanayi aboneleri için kilovatsaat başına 290,9687 lira, kamu ve özel hizmetler sektörü ile diğer aboneler için 326,2024 lira, mesken aboneleri için 203,6685 lira ve tarımsal faaliyetler için 243,7156 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Dağıtım bedeli alçak gerilim için kilovatsaat başına 107,0498 lira, orta gerilim için ise 108,2655 lira olarak uygulanacak. Reaktif enerji bedeli ise tüm abone grupları için kilovatsaat başına 349,3698 lira olarak tarifede yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yekdem-maliyetleri-revize-edildi-76268</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, nisan ayı ve sonrası için geçerli olacak YEKDEM maliyetlerini revize etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-uretiminde-hesaplama-esaslari-guncellendi-76265</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenebilir enerji üretimi hesaplama esaslarında değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararı, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, yenilenebilir enerji tesislerinde ön lisans ve üretim lisansına esas alınacak yıllık azami üretim miktarının belirlenmesinde kaynak bazlı kriterler güncellendi.</p>
<p>Kararla birlikte hidroelektrik santrallerde Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından bildirilen yıllık azami üretim miktarı esas alınacak. Ancak fiili üretimin bu değeri aşması halinde, gerçekleşen üretim dikkate alınabilecek.</p>
<p>Hidroelektrik dışındaki yenilenebilir enerji tesislerinde ise kapasite faktörü esaslı bir hesaplama yöntemi uygulanacak. Bu kapsamda rüzgar, güneş, biyokütle ve jeotermal kaynaklara ilişkin yıllık üretim hesaplamasında belirlenen saat ve kapasite faktörü değerleri kullanılacak.</p>
<p>Yeni düzenlemeye göre, rüzgar enerjisine dayalı üretim tesisleri için kapasite faktörü yüzde 45,7 ve yıllık 4 bin saat, güneş enerjisine dayalı üretim tesisleri için yüzde 28,5 ve yıllık 2 bin 500 saat, biyokütleye dayalı üretim tesisleri için yüzde 85,6 ve yıllık 7 bin 500 saat, jeotermal enerjiye dayalı üretim tesisleri için ise yüzde 91,3 ve yıllık 8 bin saat esas alınacak.</p>
<p><strong>Çok kaynaklı ve depolamalı tesislere özel düzenleme</strong></p>
<p>Birden fazla kaynağa dayalı elektrik üretim tesislerinde, ön lisans veya üretim lisansına dercedilecek yıllık elektrik enerjisi üretim miktarının tespitinde ana kaynağa ilişkin kapasite faktörü karşılığı üretim miktarı esas alınacak. Ancak fiili üretimin lisansa dercedilen değerlerden farklı gerçekleşmesi halinde, talep üzerine gerçekleşen üretim miktarı dikkate alınabilecek.</p>
<p>Depolamalı elektrik üretim tesislerinde ise ön lisans veya üretim lisanslarına ya da mevcut lisanslar kapsamındaki üretim tesislerine bütünleşik elektrik depolama ünitesi eklenmesi durumunda, lisanslara dercedilecek yıllık azami üretim miktarının belirlenmesinde ana kaynağa ilişkin kapasite faktörü esas alınacak.</p>
<p>Güneş enerjisine dayalı üretim tesislerinde ise ana kaynak mekanik kurulu gücü ile depolama ünitesi kapasitesinin ana kaynak elektriksel kurulu gücünden büyük olması halinde, yıllık azami üretim miktarı kurul kararında yer alan hesaplama yöntemi çerçevesinde belirlenecek.</p>
<p>Söz konusu düzenlemeyle yenilenebilir enerji tesislerinin üretim kapasitelerinin daha gerçekçi şekilde belirlenmesi, lisans süreçlerinde standardizasyon sağlanması ve sistem planlamasının daha sağlıklı yapılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenebilir-enerji-uretiminde-hesaplama-esaslari-guncellendi-76265</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/yenilenebilir-enerji.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK&#039;nin Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararına göre, rüzgar santralleri için kapasite faktörü yüzde 45,7, güneş santralleri için yüzde 28,5, biyokütle santralleri için yüzde 85,6 ve jeotermal santraller için yüzde 91,3 olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-tutuklandi-76264</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında 31 Mart'ta gözaltına alınan ve dün adliyeye sevk edilen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey ile 56 zanlının savcılık sorguları tamamlandı.</p>
<p>Bu kişilerin dışında "rüşvet, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi suçlamalardan 14 Ekim 2025'te tutuklanan eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 8 zanlı, bu soruşturma kapsamında şüpheli olarak ifade verdi.</p>
<p>Savcılıkta ifadeleri alınan Mustafa Bozbey, kardeşi R. Bozbey ve 51 şüpheli tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine gönderildi.</p>
<p>Bozbey, çıkarıldığı hakimlikçe tutuklandı, diğerlerinin işlemleri sürüyor.</p>
<p>Savcılık, Mustafa Bozbey'in eşi S. Bozbey, kızı S. Bozbey G, kardeşi E. Bozbey ile Z.E.D, M.A.D, E.D, C.P.Ç, Y.A, F.Ç, Y.I. ve S.G'yi de adli kontrol şartıyla sulh ceza hakimliğine sevk etti. Hakimlik, bu 11 şüphelinin adli kontrol şartıyla salıverilmesine karar verdi.</p>
<p>Şüphelilerden birinin de savcılık ifadesinin ardından serbest bırakıldığı öğrenildi.</p>
<p>Soruşturma kapsamında Nilüfer ilçesinde dönemin Nilüfer Belediye Başkanları Mustafa Bozbey ve Turgay Erdem ile bazı belediye çalışanlarının inşaat projelerinde rüşvet karşılığında usulsüz emsal artışları yaparak kendilerine ve proje sahiplerine maddi menfaat sağladıkları iddiası üzerine 31 Mart'ta Mustafa Bozbey'in yanı sıra eşi S. Bozbey, kızı S.G, kardeşleri R. Bozbey ve E. Bozbey ile bazı belediye çalışanları ve rüşvet verdiği iddia edilen çok sayıda iş insanının da yer aldığı 57 şüpheli gözaltına alınmıştı. Yurt dışında bulunan Ş.G. ve T.K'nin de yakalanması için çalışmaların sürdüğü öğrenilmişti.</p>
<p>Ayrıca "rüşvet, suç örgütü kurma, suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama" gibi suçlamalardan yürütülen soruşturma kapsamında Ekim 2025'te eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem'in de aralarında bulunduğu 17 zanlı tutuklanmıştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/bursa-buyuksehir-belediye-baskani-mustafa-bozbey-tutuklandi-76264</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/1/1280x720/bozbey-bursayi-turizmde-ilk-akla-gelen-kent-yapacagiz-1751611237.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturma kapsamında gözaltına alınan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey tutuklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yacht-life-boat-show-fuari-acildi-76283</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yacht Life Boat Show Fuarı açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİCİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Deniz Ticaret Odası (DTO) Antalya Şubesi destekleriyle bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘’Yacht Life Boat Show’’ fuarı deniz severlere kapılarını açtı.</p>
<p>Antalya Fuar ve İşletmecilik Yatırım A.Ş (ANFAŞ) merkezinde bu yıl üçüncüsü düzenlenen ve 70 firmanın katıldığı Yacht Life Boat Show Fuarı, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in katılımıyla düzenlenen törenle açıldı.</p>
<p>Antalya Valisi Şahin, fuarın açılışında yaptığı konuşmada Antalya’nın, deniz sektörü açısından lider bir şehir olduğunu söyledi. Vali Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Tarih boyunca deniz ticareti açısından çok önemli bir nokta olan Antalya, denizcilik sektörünün Türkiye’deki lider şehridir. Antalya limanları ve marinaları olan bir şehir. Suyla ilgili her türlü turistik faaliyetin, üretimin ve ekipmanın ana merkezi konumundayız. Sadece deniz ticareti ve turizmi değil, yat yapım ve onarımında da Antalya Serbest Bölge müthiş bir potansiyele sahip. Öyle ki 1 milyar doların üzerinde bir hacimle şehrimize katkı yapmaya devam ediyor. Bu hususta Yacht Life Boat Show’un bize önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.’’</p>
<p>IMEAK Deniz Ticaret Odası (DTO) Antalya Şbe Başkanı Ahmet Çetin de, fuarın düzenlenmesinde ve desteklenmesine katkı yapanlara teşekkür etti.  Yacht Life Boat Show Fuarının Antalya ve denizcilik sektörü için çok önemli bir yere sahip olduğunu belirten Çetin “Üçüncü kez kapılarını açan bu fuar hem sezon öncesi paydaşlarımızın sektörün durumunu görmesi hem de network anlamında kritik önemdedir’’  dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından fuarın açılış kurdelesini Vali Şahin ve denizciler kesti.</p>
<p><strong>Antalya’da Mavi Akdeniz hedefi</strong></p>
<p>Öte yandan fuar açılış öncesi Akdeniz Üniversitesi’nde Vali Hulusi Şahin yönetiminde, Antalya’nın kıyılarını, deniz ekosistemini ve su kaynaklarını kirlilik riskinden korumayı hedefleyen "Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Değerlendirme Toplantısı” gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıda, Antalya kıyılarında deniz yüzeyi ve kıyı dip temizliğine yönelik kullanılacak yöntemler ve ekipmanlar, deniz kirliliğini kaynağında önlemek için yapılacak müdahaleler, dumansız sahil uygulaması, akarsularda bariyer uygulaması, atık alım gemisi kapasitesinin artırılması, tarımsal ve kimyasal atıklara karşı alınan tedbirler, geri dönüşüm altyapısı ve depozito sistemi ile toplumsal sahiplenme ve farkındalık çalışmaları ele alındı.</p>
<p>Vali Şahin, Antalya’da gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Zirvesi (COP31) hazırlıkları ve Antalya’nın çevre hedefleri hakkında bilgi verdi. Vali Hulusi Şahin, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’COP31 Kasım ayında Antalya’da yapılacak. Biz ev sahibi şehir olarak ayrıca bir şeyler söylemesi gereken bir numaralı şehiriz. Ne söyleyeceğiz ne yapacağız ve hangi çalışmalarla bunu destekleyeceğiz? Bu çerçeveyi belirlemek, görünürlüğünü sağlamak ve Kasım ayında ortaya koyabilmek için uzun süredir kurumlarımız, kuruluşlarımız ve sivil toplum örgütlerimizle koordinasyon içinde çalışıyoruz” dedi.</p>
<p>Hedeflerinin Antalya’nın deniz ve sahillerinin temizlenmesi ve temiz tutulması olduğunu ifade eden Vali Hulusi Şahin, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Denizlerimizin kirlenmesine sebep olan unsurların bertaraf edilmesi ve uzaklaştırılması için gerekli tüm adımları atacağız. 640 kilometrelik sahil şeridimizin tamamında bu inisiyatifi uygulayacağız. Ayrıca denize dökülen derelerimizde ve ırmaklarımızda da aynı yaklaşımı sergileyeceğiz. Antalya’mızın Mavi Akdeniz’ini temizlemeyi ve temiz tutmayı ilke edineceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yacht-life-boat-show-fuari-acildi-76283</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/3/1280x720/yacht-life-boat-show-fuari-acildi-1775336195.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yıl üçüncüsü düzenlenen ‘’Yacht Life Boat Show’’ fuarı kapılarını ziyaretçilerine açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sebze-ve-meyvede-fahis-fiyat-artisina-966-milyon-lira-ceza-76254</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sebze ve meyvede fahiş fiyat artışına 96,6 milyon lira ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulunun 3 Nisan'da yılın ikinci toplantısını gerçekleştirdiğini duyurdu.</p>
<p>Açıklamaya göre toplantıda, toptancı halleri ve marketlerde yapılan sebze ve meyve ürünlerine yönelik denetimlere ilişkin tespitler değerlendirildi.</p>
<p>Tüketicilerin korunması ve piyasada adil fiyat oluşumunun sağlanması amacıyla denetimlerin kararlılıkla sürdürüleceği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Gerçekleştirilen kapsamlı denetimler sonucunda elde edilen bulgular doğrultusunda, fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen ulusal zincir marketler ile sebze ve meyve toptan ticaretiyle iştigal eden toplam 183 işletme hakkında işlem tesis edilmiştir. Kurul tarafından yapılan değerlendirme neticesinde, söz konusu işletmelere 96,6 milyon lira tutarında idari para cezası uygulanmasına karar verilmiştir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sebze-ve-meyvede-fahis-fiyat-artisina-966-milyon-lira-ceza-76254</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/7/1280x720/subat-ayinda-domates-sebze-ve-meyve-miktari-azaldi-fiyatlari-artti-1772439005.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fahiş fiyat artışı yaptığı belirlenen ulusal zincir marketler ile sebze ve meyve toptancısı 183 işletme hakkında işlem yapıldığı, toplamda 96,6 milyon liralık ceza kesildiğini bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyukgoz-her-alanda-guclu-bir-gebze-olusturduk-76252</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükgöz: Her alanda güçlü bir Gebze oluşturduk</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE ESİN ADIGÜZEL/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, düzenlediği basın toplantısında görev süresinin ikinci döneminde geride bırakılan iki yılı değerlendirdi. Kentte “sessiz devrim” olarak nitelendirdiği çalışmaların zamanla daha iyi anlaşılacağını ifade eden Büyükgöz, “Kullandığımız kavramlar bugün daha net karşılık buluyor. Gebze’de sağlam işler yaptık, geleceği güvence altına aldık. İki yılı geride bıraktık. Gebze halkının teveccühüyle ikinci dönemimize başladık” diye konuştu.</p>
<p>Gebze’nin dijitalleşme alanında önemli bir noktaya geldiğini belirten Büyükgöz, “Birçok hizmetimizi dijital ortama taşıdık. Avrupa ve Türkiye’de örnek gösterilebilecek bir noktadayız. İnteraktif çözümler ve dijital belediyecilik en güçlü başlıklarımızdan biri” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Büyükgöz, “Yüzde 92 oranında dijital hizmet sunuyoruz. Akıllı kent sistemleriyle Türkiye’de öncü konumdayız” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/1-xgxd.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>17 bin metrekarelik atık kompost tesisi</h2>
<p>Zinnur Büyükgöz, çevre yatırımları kapsamında hayata geçirilen atık kompost tesisine ilişkin, “Pelikli bölgesinde kurduğumuz tesis, 45 bin metrekarelik parsel içerisinde yaklaşık 17 bin metrekarelik aktif kullanım alanına sahip olacak. Pazarlardan toplanan sebze ve meyve atıkları, park ve bahçelerden çıkan budama artıkları ile organik materyaller burada işlenerek yüksek kaliteli kompost gübreye dönüştürülecek. Bu sayede hem atıkların ekonomiye kazandırılmasını sağlayacağız hem de çevre kirliliğinin önüne geçerek sürdürülebilir bir üretim modeli oluşturacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Önce insan dedik”</h2>
<p>Sosyal belediyecilik anlayışına dikkat çeken Büyükgöz, “Önce insan dedik ve bunu rakamlarla ortaya koyduk. İhtiyaç sahibi ailelere desteklerden engelsiz hizmetlere kadar geniş bir yelpazede çalışmalar yürüttük” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-qd73.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>“Gebze sadece sanayi kenti değil”</h2>
<p>Gebze’nin kimliğini yeniden tanımladıklarını ifade eden Büyükgöz, “Yıllarca ‘sanayinin başkenti’ olarak anılan Gebze’yi, tarih, turizm, bilişim ve inovasyon kenti olarak konumlandırıyoruz” dedi.</p>
<p>Tarihi değerlerin yeniden gün yüzüne çıkarılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Büyükgöz, “Hannibal Mezarı ve Hünkar Çayırı gibi önemli mirasları turizme kazandırmak için girişimlerimizi sürdürüyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Kültür ve sanat faaliyetleri arttı</h2>
<p>Kültürel etkinliklerin önemli ölçüde arttığını söyleyen Büyükgöz, “Kitap fuarlarımız 569 bin ziyaretçiye ulaştı. Kültür merkezlerimizde milyonun üzerinde katılım sağlandı” dedi.</p>
<h2>Altyapı ve imarda büyük artış</h2>
<p>İmar ve mülkiyet alanında önemli ilerleme kaydedildiğini belirten Büyükgöz, “Geçmiş 100 yılda 5 bin 800 hektar alan planlanmışken, son 7 yılda bu rakamı 6 bin 300 hektara çıkardık. 50 bine yakın vatandaşımızı tapusuna kavuşturmuş olacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-mppp.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Kentin ulaşımına nefes aldıracak projelere değinen Büyükgöz, “Gebze’nin kuzey-güney aksında en önemli arterlerinden biri olacak yol projesi onaylandı. Ulaştırma Bakanlığı ihale sürecini yürütüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Üst yapı dönemi başlıyor”</h2>
<p>Altyapı yatırımlarının büyük ölçüde tamamlandığını belirten Büyükgöz, “Artık üst yapı çalışmalarına ağırlık vereceğiz. Metro devreye girdikten sonra kent merkezinde yeni ulaşım düzenine geçeceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Sosyal tesisler ve yeşil alanlar arttı</h2>
<p>Kentte sosyal yaşam alanlarının artırıldığını söyleyen Büyükgöz, “Göreve geldiğimizde sosyal tesis yoktu, bugün 10 farklı noktada hizmet veriyoruz. Ayrıca 638 bin metrekare yeni yeşil alan kazandırdık” dedi.</p>
<h2>“Gerçek belediyecilik görünmeyeni yapmaktır”</h2>
<p>Eğitim ve kamu yatırımlarına sağlanan katkılara da değinen Büyükgöz, “43 okulun mülkiyet sorununu çözdük. Bunlar görünmez ama kentin geleceğini belirleyen hizmetlerdir. Gerçek belediyecilik budur. Her gün 450 aileye iki öğün yemek ulaştırıyoruz. Bunu sessizce, kimseyi incitmeden yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-uzja.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>“Arama kurtarma ekibimiz ulusal düzeyde çalışıyor”</h2>
<p>Göreve geldikten sonra kurulan arama kurtarma ekibinin akredite olduğunu vurgulayan Büyükgöz, “Kocaeli’de ilk akredite ekiplerden biri olduk. Hatay, Kahramanmaraş, Kastamonu Bozkurt sel felaketi, Elazığ depremi ve orman yangınlarında aktif görev aldık. AFAD’a düşen ihbar aynı anda bize de geliyor ve ihtiyaç halinde ekiplerimiz hızla yola çıkıyor” diye konuştu.</p>
<p>Bu yapının daha da genişletileceğini belirten Büyükgöz, “STK’larla, fabrikalarla ve mahallelerle iş birliği yaparak daha yaygın bir arama kurtarma ağı oluşturacağız” dedi.</p>
<h2>Aile ve eğitim odaklı projeler</h2>
<p>Aile yapısını güçlendirmeye yönelik çalışmalar yürüttüklerini belirten Büyükgöz, “Baba-çocuk ve anne-çocuk atölyeleriyle aile içi bağları güçlendiriyoruz. Enderun Çocuk Atölyeleri ile eğitim desteği sunuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gebze’de okuma alışkanlığını artırmaya yönelik projelere dikkat çeken Büyükgöz, “Her ay 1071 kitap dağıtıyoruz. Aileler kitapları okuyup analiz ediyor, ardından yazarlarla bir araya geliyor. Bu proje aile içinde okuma kültürü oluşturdu” diye konuştu.</p>
<h2>Gençlik ve eğitim yatırımları</h2>
<p>Gençlere yönelik yatırımlara değinen Büyükgöz, “Üniversiteye yeni başlayan öğrencilere 10 bin lira destek veriyoruz. YKS başvuru ücretlerini karşılıyoruz” dedi.</p>
<p>Kentte 7 kütüphane bulunduğunu ve bu sayının artacağını belirten Büyükgöz, “68 bin kayıtlı üyemiz var, günlük 2 bin 500 ziyaretçi ağırlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Spor yatırımlarına da değinen Büyükgöz, “Göreve geldiğimizde 7 bin civarında lisanslı sporcu vardı, bugün bu sayı 39 bin 400’e ulaştı. 33 farklı branşta faaliyet yürütülüyor” dedi.</p>
<p>Gebzespor’un yeniden ayağa kaldırıldığını, voleybol takımının üst liglere yükseldiğini belirten Büyükgöz, “Gebze artık spor kenti olarak anılıyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/04/whatsapp-image-2026-04-04-at-09-1wfo.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>Uluslararası organizasyonlar düzenleniyor</h2>
<p>Kentte ilk kez birçok spor organizasyonunun düzenlendiğini vurgulayan Büyükgöz, “BMX Türkiye Şampiyonası, ultra trail maratonu, off-road festivali gibi etkinlikleri hayata geçirdik” dedi.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek projeleri de paylaşan Büyükgöz, emeklilere yönelik “Vefa Kafe”, gastronomi atölyesi, kadın ve çocuk eğitim merkezleri ile kompost tesisi gibi yatırımların gerçekleşecegini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/buyukgoz-her-alanda-guclu-bir-gebze-olusturduk-76252</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/2/1280x720/buyukgoz-her-alanda-guclu-bir-gebze-olusturduk-1775287289.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Belediye Başkanı Zinnur Büyükgöz, ikinci döneminin iki yıllık değerlendirmesinde dijital dönüşümden sosyal projelere, altyapıdan spora kadar birçok alanda önemli adımlar attıklarını belirterek, “Gebze’yi sadece sanayiyle değil, yaşam kalitesiyle de öne çıkan bir kent haline getiriyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/getipte-sevim-aydin-guven-tazeledi-76277</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GETİP’te Sevim Aydın güven tazeledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h2>Merve Esin Adıgüzel/Kocaeli</h2>
<p>Gebze Ticaret ve İş Geliştirme Platformu’nun (GETİP) 2. Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı, Gebze Ticaret Odası’nın ev sahipliğinde geniş katılımla gerçekleştirildi. İş dünyası temsilcileri, üyeler ve davetlilerin yoğun ilgi gösterdiği genel kurulda mevcut Başkan Sevim Aydın, oy birliğiyle yeniden başkanlığa seçilerek güven tazeledi.</p>
<p>Genel kurulda konuşan Aydın, platformun geldiği noktaya dikkat çekerek, “GETİP artık sadece bir platform değil, iş dünyasında gerçek bir güç birliği ve ekosistem haline geldi” dedi.</p>
<p>Yeni dönemin hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Aydın, “Gebze’nin üretim gücünü uluslararası arenaya taşımayı sürdüreceğiz. İhracatın artırılması, üyeler arası iş birliklerinin güçlendirilmesi ve küresel ticaret ağlarının genişletilmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.<br />Kadın girişimciliğinin önemine de değinen Aydın, “Kadın girişimciliği ekonomik kalkınmada kritik bir rol üstleniyor. Uluslararası platformlarda Gebze’yi temsil etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomimedya.com.tr/images/files/2026/04/69d1159155c74.jpeg" width="700" height="428" data-cke-saved-src="https://www.ekonomimedya.com.tr/images/files/2026/04/69d1159155c74.jpeg" /></p>
<p>Genel kurul sonucunda oluşan yeni dönemde, GETİP’in kamu–özel sektör iş birliğini daha da güçlendirerek bölgesel kalkınmaya ve Türkiye ekonomisine katkı sunmayı sürdüreceği ifade edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/getipte-sevim-aydin-guven-tazeledi-76277</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/7/1280x720/getipte-sevim-aydin-guven-tazeledi-1775310364.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret ve İş Geliştirme Platformu’nun 2. Olağanüstü Genel Kurulu’nda mevcut Başkan Sevim Aydın, oy birliğiyle yeniden başkan seçilerek güven tazeledi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/silivri-ve-tuz-golu-depolama-tesisleri-icin-tarifeler-belirlendi-76267</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Silivri ve Tuz Gölü depolama tesisleri için tarifeler belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) bünyesindeki Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesislerinin 2026-2027 dönemine ilişkin tarife ve gelir gereksinimlerini belirledi.</p>
<p>EPDK'nin Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesislerine ilişkin kurul kararları Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi için 4'üncü tarife uygulama dönemi 2026-2027 olarak belirlenirken, söz konusu döneme ilişkin itfa süresi 22 yıl olarak tespit edildi. Tesis için reel getiri oranı yüzde 13,99, düzeltilmiş reel getiri oranı ise yüzde 13,08 olarak belirlendi.</p>
<p>Bu kapsamda, Silivri Depolama Tesisi için yıllık gelir gereksinimi 2026 için 11 milyar 19 milyon 890 bin 744 lira, 2027 yılı için ise 11 milyar 650 milyon 32 bin 700 lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Enerji giderleri kapsamında doğal gaz gideri 2026 için 418 milyon 962 bin 740 lira, 2027 yılı için 466 milyon 512 bin 758 lira, elektrik gideri ise 2026 yılı için 50 milyon 251 bin 97 lira, 2027 için 55 milyon 954 bin 326 lira olarak belirlendi. Söz konusu döneme ilişkin yıllık yatırım tavanı ise her iki yıl için 0 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Tuz Gölü tesisi için gelir tavanı 26,5 milyar lira</strong></p>
<p>Tuz Gölü Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi için ise 2026 bütünleşik gelir tavanı 26 milyar 566 milyon 553 bin 455 lira olarak onaylandı.</p>
<p>Karar kapsamında 2026 için geçerli olacak depolama tarifeleri üst sınırları da belirlendi. Buna göre kapasite bedeli 4,086611 TL/standart metreküp (Sm³), enjeksiyon bedeli 0,168354 TL/Sm³, geri üretim bedeli 0,015426 TL/Sm³ olarak tespit edildi. Ayrıca enjeksiyon gaz takas bedeli 0,008418 TL/Sm³, geri üretim gaz takas bedeli 0,000771 TL/Sm³ olarak belirlendi.</p>
<p>Bunun yanı sıra enjeksiyon hizmet kesinti bedeli 0,084177 TL/Sm³, geri üretim hizmet kesinti bedeli 0,007713 TL/Sm³ olurken, günlük kapasite bedeli 0,022392 TL/Sm³ ve günlük geri üretim bedeli 0,030852 TL/Sm³ olarak açıklandı.</p>
<p>Kararda, söz konusu bedellerin TL/Sm³ cinsinden belirlendiği ve BOTAŞ tarafından TL/kWh bazında ayrıca düzenleneceği, hesaplamalarda doğal gazın 9155 kcal/m³ üst ısıl değerinin esas alınacağı belirtildi. Ayrıca belirlenen fiyatlara Katma Değer Vergisi dahil edilmediği ifade edildi.</p>
<p>Silivri Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi'ne ilişkin karar 1 Ocak 2026, Tuz Gölü Yer Altı Doğal Gaz Depolama Tesisi'ne ilişkin karar ise 1 Nisan 2026 tarihinde yürürlüğe girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/enerji/silivri-ve-tuz-golu-depolama-tesisleri-icin-tarifeler-belirlendi-76267</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ bünyesindeki Silivri ve Tuz Gölü yer altı doğal gaz depolama tesisleri için yeni dönem tarife ve gelir gereksinimleri belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-76250</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurulundan (EPDK) yapılan açıklamada, evlerde kullanılan elektrik ve doğal gaza yüzde 25, ticari kuruluşlar ile orta gerilim kullanan sanayi kuruluşlarına sırasıyla yüzde 17,5 ve yüzde 5,8 oranlarında zam yapıldığı belirtildi. Aynı açıklamada, yine meskenlerde tüketilen doğal gaza da yüzde 25 artış olduğu kaydedildi. </p>
<p>EPDK açıklamasında, uzun süredir tartışılan ve adaletli bir sistem kurulması yönünde uyarılar bulunan doğal gazda tarifeli fiyat da devreye girdi. Doğal gaz tarifesi ve kademeli sistem uygulaması BOTAŞ’ın satış fiyatlarına bağlı değişiyor. Bu tarifelere ilişkin BOTAŞ bülten ve duyuruları da internet sitesinde yayımlandı.  </p>
<p><strong>4 Nisan'dan itibaren geçerli</strong></p>
<p>Elektrikte yeni tarifeler 4 Nisan gününden itibaren geçerli olacak. BOTAŞ tarifelerinde de aynı günden geçerli yeni fiyatlar uygulanacak. Ayrıca kademeli doğal gaz fiyatına ilişkin de 4 Nisan yeni hesaplama sisteminin devreye girdiği gün olarak belirlendi ve yeni modele göre hesaplamalar bu tarihten sonraki günler için geçerli olacak. </p>
<p><strong>İş için kullanılan elektrik de zamlandı</strong></p>
<p>EPDK'dan yapılan açıklamada, elektrikte evlerde kullanılan elektriğe yüzde 25, alçak gerilimdeki ticarethaneler-bürolara yüzde 17,5, orta gelirim sanayi abonelere yüzde 5,8 ve orta gerilimden bağlı tarımsal faaliyetler abonelere yüzde 24,8 zam yapıldı. Açıklamada örnek olarak "100 kWh elektrik tüketen bir evin elektrik faturasının 323,8 TL olacağı” belirtildi.</p>
<p><strong>Doğal gaza zam</strong></p>
<p>Aynı açıklamada BOTAŞ'ın da aylık tarifesini yayınladığı belirtilerek, konut tüketicilerinin kullandığı doğal gazına ortalama yüzde ortalama yüzde 25, sanayi abonelerine yüzde 18,61, elektrik üretim santrallerinin kullandığı doğal gaza yüzde 19,42 oranında zam yapıldığı duyuruldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrik-ve-dogal-gaza-yuzde-25-zam-76250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/elektrik-faturasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Evlerde kullanılan elektrik ve doğal gaza yüzde 25 zam yapıldı. Ticari kuruluşlar ile orta gerilim kullanan sanayi kuruluşlarına zam oranı ise yüzde 17,5 ve yüzde 5,8 olarak belirlendi. Yeni fiyat tarifesi bugünden itibaren geçerli olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogalgazda-kademeli-tarife-uygulamasinin-ayrintilari-76249</guid>
            <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 09:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gazda &#039;kademeli tarife&#039; uygulaması başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA </strong></p>
<p>Elektrikte olduğu gibi doğal gazda da kademeli faturaya geçildi. Bu yöntem, belirli bir miktarın üzerinde tüketim yapanların daha yüksek bedel ödemesi anlamına geliyor. Kademeli tarife sadece ev tüketicileri için uygulanacak. Resmi adı “Kademeli Fiyat Uygulaması (KFU) olarak konulan yeni yöntemin işleyişine ilişkin BOTAŞ internet sitesi üzerinden açıklama yaptı. Bu sistem, zamla birlikte 4 Nisan günü uygulanmaya başlandı. Doğal gazda kademeli fiyatlama için, ağır kış şartları nedeniyle ısınma için daha fazla gaz tüketen abonelere haksızlık yapılacağı söyleniyordu. BOTAŞ her il için limit belirledi. Bu limiti aşanlar yüksek fatura ödeyecek. </p>
<p><strong>İkinci kademe yüzde 69,41 zamlı uygulanacak</strong></p>
<p>BOTAŞ'ın bülteninde meskenler için yüzde 25 zamlı birinci tarife ile limitlerin aşılmasıyla uygulanacak zamlı tarife de açıklandı. Buna göre, meskenlerde kullanılan doğalgazın santimetreküp birim fiyatı yani Kadame-1 fiyatı 10,625000 TL oldu. Limit aşılması halinde uygulanacak zamlı tarife ise bunun yüzde 69,41 oranında daha yüksek seviyede, 18,000000 TL olarak tespit edildi.</p>
<p><strong>Kademeli sistem nasıl olacak?</strong></p>
<p>BOTAŞ açıklamasına göre, dağıtım şirketleri 4 Nisan 2026 günü için bir ilk okuma tarihi belirleyecek. İl bazında limitlere göre kademe uygulanacak. Her bir abone için Kademe 1 ve Kademe 2 fiyatlaması uygulanacak. Yüksek kademeye geçiş için EPDK’nın her bir il için belirlediği aylık ortalama tüketim bedeli limit olacak. Kendi ilindeki limiti yüzde 75 oranında aşan tüketiciler yüksek tarifeden fatura ödeyecek. </p>
<p><strong>Nasıl hesaplanacak: Tek bir faturada iki ayrı tarifeden fiyat hesaplama ihtimali var</strong></p>
<p>BOTAŞ açıklamasına göre aylık bir hesap yapılsa da ay geçişleri hesabı biraz karıştırıyor. Açıklamanın teknik detayı, iki ayrı ayı kapsayan bir faturalama döneminde, limit hesaplamasının da ilgili ayın tarifesine göre yapılmasını öngörüyor. Bu da tüketicinin dikkat etmemesi halinde, örneğin havaların birden soğuduğu bir dönemde, kısa da olsa çok yüksek miktarda gaz tüketen birinin, kendi hesabına göre aylık limit içinde kaldığını zannettiği bir dönemde, faturasının bir kısmının zamlı hale gelmesi sonucunu doğurabilecek.</p>
<p>Burada kritik nokta ise ilgili ayda aştığı limit kadarının zamlı tarifeye geçecek olması, biraz daha adaletli bir yöntem olarak ortaya çıkıyor. </p>
<p><strong>Tüketiciler ay geçişlerinde ve yüksek tüketim yaptığı dönemlerde dikkatli olmalı</strong></p>
<p>BOTAŞ açıklamasında teknik dille ifade edilen hesaplama yöntemi, tüketicinin çok dikkatli olması gereken bir durumu ortaya çıkardı.</p>
<p>Aylık hesaplama basit görünse de hesaplama yöntemi, tüketicinin limit dahilinde olduğunu düşündüğü bir ortamda, bir miktar daha fazla tutarla karşılaşma riskini taşıyor. <br />Hesaplama, EPDK'nın her bir il ve her bir ay için belirlediği aylık limiti baz alıyor. Bu limitler BOTAŞ tarafından ilan edildi.</p>
<p>Sayaç okunduğunda, abonenin o fatura döneminde tükettiği toplam gaz miktarı, ilgili gün sayısına bölünerek bir günlük tüketimi hesaplanıyor. Belirlenen günlük tüketim takvim ayı içindeyse hesaplama basit: O ay için ilan edilmiş limitin yüzde 75 fazlasının altındaysa, zamlı tarife uygulanmayacak.</p>
<p>Ancak, fatura okuma dönemleri ay değişimlerine denk gelebiliyor. Böyle bir durum olursa, günlük tüketim hesaplandıktan sonra, limitin aşılıp aşılmadığı, denk geldiği ayın günlük tüketim limitlerine göre ayrı ayrı hesaplanıyor. Yine bu toplam açıklanmış limitlerdeki günlük tüketim miktarı ile karşılaştırılıyor. </p>
<p>Burada kritik unsur ise fatura hesaplamada, limit aşımı ya da limit altı kalma durumu, ilgili ayın tüketimiyle karşılaşıyor. Yani bir tüketicinin sayacı 15 Ocak ile 15 Şubat arasında okunduysa ve 15 Ocak 31 Ocak günleri arasında limitleri aşmış ancak 1 Şubat 15 Şubat günleri arasında limitleri aşmadıysa, sadece Ocak ayındaki 15 günlük tüketimini zamlı tarifeden, Şubat ayındaki 15 günlük tüketimini normal tarifeden hesaplanıyor ve toplam fatura bedeli oluşturuluyor. </p>
<p>Bu durum, havaların birden kötüleşip doğal gaz tüketiminin arttığı bir geçiş döneminde, <a href="/storage/uploads/0/0/0/69d0b99393752-1775286675.pdf" target="_blank" rel="noopener">normal limitleri aşan bir tüketici</a> için birden zamlı tarifeye geçme ihtimalini doğuruyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogalgazda-kademeli-tarife-uygulamasinin-ayrintilari-76249</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/dogal-gaz-ocak.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğal gazda kademeli tarife sadece ev tüketicileri için uygulanacak. Uygulamaya geçilen tarifeyle ilgili BOTAŞ her il için limit belirledi. Bu limiti aşanlar yüksek fatura ödeyecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
