<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erdogan-turkiye-tarihinde-ilk-kez-bir-nato-ve-ab-uyesi-ulkeye-savas-gemisi-ihrac-etti-81564</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 17:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve AB üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığında "Açık Deniz Karakol Gemisi CAm. Roman'ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni"ne katıldı.</p>
<p>Erdoğan burada yaptığı konuşmada, savunma sanayi ve gemicilik sektörünün temsilcilerini ve misafirleri selamladı.</p>
<p>Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ile Romanya heyetini Türkiye'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu, dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği İstanbul'da denizcilik, mühendislik ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini belirten Erdoğan, "Sayın Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizle, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. CAm. Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum." diye konuştu.</p>
<p>Her iki platformun iki ülkeye, Karadeniz'in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgenin huzuruna büyük katkılar yapacağına inandığını dile getiren Erdoğan, "Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız Soğuk Savaş'tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken bizim 'Zor oyunu bozar.' dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaşılan her krizin ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlattığını kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. 'Büyük ve güçlü Türkiye' vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyor. Savunma sanayisinde 'tam bağımsız Türkiye' hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık."</p>
<p><strong>"Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz"</strong></p>
<p>Türkiye'nin savunma ihracatında dünyanın 11'inci büyük ülkesi konumunda olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz. Askeri gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140'ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu'ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM'e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz." şeklinde konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin halihazırda 15'ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50'nin üzerinde savaş gemisini imal ettiğini söyledi.</p>
<p>"Milli uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz." diyen Erdoğan, aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarının araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürdüklerini, yürüttükleri projelerin toplam bedelinin 25 milyar avro seviyesine ulaştığını bildirdi.</p>
<p><strong>"Kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, TCG Anadolu'dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan Türk donanmasının, artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuştuğunu, bunun ülke açısından gurur verici olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinlediklerini dile getiren Erdoğan, MUGEM Projesi'yle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseldiklerini söyledi.</p>
<p>Tüm bu platformların kritik alt sistemlerinin, radarlarının, sonarlarının, savaş yönetim sistemlerinin ve yazılımlarının Türk mühendisleri tarafından hayata geçirildiğinin altını çizen Erdoğan, "Gemilerimiz, muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alanda kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin işbirliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla savunma sanayisinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz." dedi.</p>
<p>Romanya'nın kendileri için özel öneminin olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:</p>
<p>"Türkiye ile Romanya'nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler, tarihi zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz, münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören, işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir. CAm. Roman korveti, iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgemizin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesidir."</p>
<p>Karadeniz'in güvenliğinin, aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen işbirliğini bu bakımdan kıymetli bulduklarını dile getirdi ve gelecek dönemde bu işbirliğinin daha da artmasını temenni etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün teslim ettikleri ve envantere kattıkları gemilerde kullanılan savaş yönetim sisteminin, arama ve atış kontrol radarlarının, sonar sistemlerinin ve yakın savunma silahlarının tamamen yerli ve milli şirketlere ait olduğunu belirterek, "ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız, bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Hiç kimsenin egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına müsaade etmeyiz"</strong></p>
<p>Kahraman deniz kuvvetlerinin gücüne güç katacak TCG Koçhisar'ı da bugün hizmete aldıklarını kaydeden Erdoğan, "Açık Deniz Karakol Gemisi Projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform, istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Türkiye'nin gayesi, bölgemizde gerilim üretmek değil barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz, kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz, aksine karşılıklı saygıya dayalı, güçlü bir işbirliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerine zarar vermesine müsaade etmeyiz. İlkemiz çok net, biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi milli kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımda denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş halidir."</p>
<p>Milli Savunma Bakanlığını, Savunma Sanayii Başkanlığını, Deniz Kuvvetleri Komutanlığını, İstanbul Tersanesi Komutanlığını, ASFAT'ı ve projede görev alan tüm firmaları, mühendisleri, teknisyenleri ve işçileri tebrik eden Erdoğan, CAm. Roman korvetinin Romanya'ya hayırlı olmasını diledi.</p>
<p>Erdoğan, TCG Koçhisar'ın da "mavi vatan"da şanlı bayrağı gururla dalgalandıracağına yürekten inandığını ifade ederek, "Rabb'im denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin." dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erdogan-turkiye-tarihinde-ilk-kez-bir-nato-ve-ab-uyesi-ulkeye-savas-gemisi-ihrac-etti-81564</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/4/1280x720/54-1781966157.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Açık Deniz Karakol Gemisi&#039;nin Romanya&#039;ya Teslimi ve Deniz Platformlarının Hizmete Giriş Töreni&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Askeri gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140&#039;ı aşkın deniz platformu ihraç ettik.&quot; dedi. Erdoğan, &quot;Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-enerjide-donusumu-hizlandirarak-dayanikliligimizi-guclendiriyoruz-81555</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Enerjide dönüşümü hızlandırarak dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası'nın Türkiye'nin rüzgar ve depolama yatırımları için ilave finansmanı hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yeşil dönüşümün Türkiye için bir zorunluluk olduğunu belirten Şimşek, "Son 23 yılda, toplam enerji ithalatımız 1,1 trilyon dolara ulaştı. Enerjide yerli ve yenilenebilir kaynakların payını artırarak dışa bağımlılığı azaltıyor, kaynaklarımızı katma değer zincirinde daha yukarı çıkmamızı sağlayacak alanlara yönlendiriyoruz. Dünya Bankasından sağlanan 400 milyon avro tutarında uzun vadeli ve uygun koşullu finansmanla, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekliyor, enerjide dönüşümü hızlandırarak dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-enerjide-donusumu-hizlandirarak-dayanikliligimizi-guclendiriyoruz-81555</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, &quot;Dünya Bankasından sağlanan 400 milyon avro tutarında uzun vadeli ve uygun koşullu finansmanla, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekliyor, enerjide dönüşümü hızlandırarak dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thynin-2050-hedefi-karbon-notr-hava-yolu-81563</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY&#039;nin 2050 hedefi &#039;karbon nötr hava yolu&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde ASFAAG tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen "Net Sıfır Atık Çağında Yeşil Finansman ve Muhasebenin Geleceğini Şekillendirmek" temalı konferansa katıldı.</p>
<p>Şirketin sürdürülebilirlik vizyonu ile finansman alanındaki çalışmalarını katılımcılarla paylaşan Şeker, şunları kaydetti: </p>
<p>"THY olarak sürdürülebilirliği 2033 stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2050 yılındaki 'karbon nötr hava yolu' hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, sektörümüze yön veren yenilikçi finansal çözümler ve sürdürülebilirlik bağlantılı finansman gibi stratejik adımlarla küresel havacılığın dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thynin-2050-hedefi-karbon-notr-hava-yolu-81563</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/5/1280x720/murat-seker-1781106545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, &quot;THY olarak sürdürülebilirliği 2033 stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2050 yılındaki &#039;karbon nötr hava yolu&#039; hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, sektörümüze yön veren yenilikçi finansal çözümler ve sürdürülebilirlik bağlantılı finansman gibi stratejik adımlarla küresel havacılığın dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sektorumuzu-kuresel-vizyonumuzla-uyumlu-surdurulebilir-ve-daha-dinamik-bir-yapiya-kavusturuyoruz-81554</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sektörümüzü sürdürülebilir ve daha dinamik bir yapıya kavuşturuyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TBMM'de kabul edilerek yasalaşan Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kanunun Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kanunlarda yapılan değişikliklerle tarım sektörümüzün yapısal dinamiklerini daha da güçlendiriyor; doğayı merkeze alan yeniliklerle, ülkemizin yarınlarına kalıcı bir miras bırakıyoruz. 'Türkiye Yüzyılı' hedeflerimiz doğrultusunda, tarımsal potansiyelimizi en üst seviyeye taşıyacak stratejik adımlarımızı hukuki bir güvenceyle taçlandırırken, sektörümüzü küresel vizyonumuzla uyumlu, sürdürülebilir ve çok daha dinamik bir yapıya kavuşturuyoruz. Bu tarihi adımlar, sadece bugünün değil, geleceğin büyük ve güçlü Türkiye'sinin tarım politikalarına atılmış sarsılmaz bir imzadır. Bu süreçte Gazi Meclisimizin çatısı altında titizlikle ve yoğun bir mesai harcayan değerli milletvekillerimize ve mesai arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum. 🇹🇷 Ülkemize, sektörümüze ve milletimize hayırlı olsun."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/sektorumuzu-kuresel-vizyonumuzla-uyumlu-surdurulebilir-ve-daha-dinamik-bir-yapiya-kavusturuyoruz-81554</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/0/1280x720/yumakli-1765096499.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun hakkında, &quot;Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, tarımsal potansiyelimizi en üst seviyeye taşıyacak stratejik adımlarımızı hukuki bir güvenceyle taçlandırırken, sektörümüzü küresel vizyonumuzla uyumlu, sürdürülebilir ve çok daha dinamik bir yapıya kavuşturuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-haftayi-yuzde-57-kazancla-kapatti-81546</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa haftayı yüzde 5,7 kazançla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 5,71 üzerinde 14.734,50 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 14.251,51 puanı, en yüksek 14.876,07 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 7,56 değer kazancıyla 21.128,99 puana, teknoloji endeksi yüzde 6,25 artışla 50.417,30 puana, hizmetler endeksi yüzde 2,83 artışla 13.076,93 puana ve sanayi endeksi yüzde 2,44 yükselişle 18.190,19 puana yükseldi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 26,55 ile Odaş Elektrik ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Odaş Elektrik'i yüzde 23,08 ile Pasifik Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ve yüzde 22,49 ile Destek Finans Faktoring AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 10,55 ile Girişim Elektrik Sanayi, yüzde 8,17 ile Reeder Teknoloji ve yüzde 7,10 ile Europower Enerji oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 835 milyar 400 milyon lirayla ASELSAN, 603 milyar 540 milyon lirayla Garanti BBVA ve 566 milyar 400 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altın değer kaybetti</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 0,55 azalışla 6 bin 198 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 0,55 düşüşle 41 bin 777 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftadaki kapanışının yüzde 0,55 altında 10 bin 382 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,39 artarak 46,4450 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yüzde 0,55 azalışla 53,2770 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 62,0620 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,99 düşüşle 61,4490 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,90 değer kaybederek 57,5650 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-haftayi-yuzde-57-kazancla-kapatti-81546</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu hafta BIST 100 endeksi yüzde 5,71 değer kazanırken, 24 ayar külçe altının gramı ile cumhuriyet altını ve çeyrek altının satış fiyatı yüzde 0,55 oranında değer kaybetti. Dolar yüzde 0,39 artarken, euro yüzde 0,55 geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/etil-asetat-ithalatinda-kontenjan-belli-oldu-81553</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Etil asetat ithalatında kontenjan belli oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı, "İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresine İlişkin Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğle ithalatta uygulanan korunma önleminden muafiyet sağlanması amacıyla açılan tarife kontenjanının, kullanım usul ve esasları düzenlendi.</p>
<p>Buna göre, etil asetat ithalatında, ek mali yükümlülükten muafiyet sağlamak üzere, ülke ayrımı yapılmaksızın ek mali yükümlülüğün uygulanacağı her bir dönem için belirlenen tarife kontenjanı, 10 bin ton olacak.</p>
<p>Kontenjandan faydalanabilmek için ek mali yükümlülüğün uygulanacağı ikinci dönemde 22 Ağustos'a kadar, üçüncü dönemde 22 Haziran-22 Ağustos 2027 tarihleri arasında Ticaret Bakanlığı internet sitesindeki "İthalat Belge İşlemleri" uygulamasından elektronik imza ile başvuru yapılabilecek.</p>
<p>Belirlenen tarife kontenjanının dağıtımı, talep toplama yöntemiyle yapılacak. Tarife kontenjanı kalması durumundaysa, kalan miktar başvuru sırasına göre ilk gelen ilk alır yöntemiyle dağıtılacak. Talep toplama döneminde, bir başvuru sahibi en fazla 3 farklı ülke veya gümrük bölgesi menşeli eşya için başvuru yapabilecek.</p>
<p>Tebliğ, 22 Haziran'da yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/etil-asetat-ithalatinda-kontenjan-belli-oldu-81553</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Etil asetat ithalatında, ek mali yükümlülüğün uygulanacağı her bir dönem için belirlenen tarife kontenjanı 10 bin ton olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/devlet-tahvillerinde-stopaj-suresi-uzatildi-81544</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 11:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Devlet tahvillerinde stopaj süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"193 Sayılı Gelir Vergisi Kanununun Geçici 67'nci Maddesinde Yer Alan Tevkifat Oranları Hakkında Cumhurbaşkanı Kararı", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yürürlüğe giren karara göre, 30 Haziran'da sona erecek devlet tahvilleri, hazine bonoları ve kamu varlık kiralama şirketlerince ihraç edilen kira sertifikalarından elde edilen gelirler için uygulanan mevcut stopaj oranlarının süresinin, 31 Aralık 2026'ya kadar uzatılmasına karar verildi.</p>
<p>Bu karar, 1 Temmuz'dan sonraki söz konusu menkul kıymetlerin gelir ve kazançları için uygulanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/devlet-tahvillerinde-stopaj-suresi-uzatildi-81544</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Devlet tahvili, hazine bonosu ve kamu kira sertifikalarında stopaj süresi yıl sonuna kadar uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/seker-pancari-fiyatlari-alkollu-icki-satisi-ile-celtik-ekimini-iceren-kanun-resmi-gazetede-81543</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Alkollü içki satışıyla ilgili değişiklikleri de içeren kanun Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Yürürlüğe giren kanuna göre, çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar sınırından itibaren 500 metre, köy ve mahallelerde ise 50 metre uzaklıkta bulunabilecek. Uzaklıklar, köy ve mahallelerde, en kenar evin dış çevresi ile çeltik ekilen yerlerin en yakın noktasının arası ölçülerek belirlenecek.</p>
<p>Alkollü içkilerin veya alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, marka, logo, amblemleriyle arz ambalajlarında​​​​​​​ yer alan ifadeler, şekil, isim, işaret ve görseller, iş yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, satış ünitelerinde ve hiçbir etkinlik alanında bulundurulamayacak. Fermente alkollü içki markası, distile alkollü içki markası olarak, distile alkollü içki markası fermente alkollü içki markası olarak kullanılamayacak.</p>
<p>Hidroelektrik enerji üretim tesisinin, Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından belirlenen işletme talimat ve programına uymaması veya eksiklikleri gidermemesi halinde, şirkete toplam ceza tutarı 250 bin liradan az, 5 milyon liradan çok olmamak üzere, tesisin hidrolik kurulu gücüne bağlı olarak megavat başına 50 bin lira ile 100 bin lira arasında idari para cezası uygulanacak.</p>
<p><strong>Karbon yutak ormanları kurulacak</strong></p>
<p>İl özel idareleri, belediyeler ve bağlı kuruluşları, köy tüzel kişilikleri ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, su yapılarından kaynaklanabilecek kaza ve kayıpların önlenmesi için kendi görev ve sorumlulukları dahilinde gereken koruyucu güvenlik tedbirlerini alacak ve bu konuda DSİ'yi bilgilendirecek.</p>
<p>Mülkiyeti DSİ'ye ait su yapıları ile servis yolları ve diğer unsurları, amacı dışında kullanılamayacak. Bunların zorunlu nedenlerle amaç dışı kullanımı halinde, koruyucu güvenlik tedbirleri, kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşlarınca alınacak. Amaç dışı kullanımdan kaynaklanan zararlardan, amacı dışında kullanan kişi veya kamu kurum ve kuruluşları sorumlu olacak.</p>
<p>Orman Genel Müdürlüğünce, küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak için karbon yutak ormanları (atmosferdeki karbonu tutarak ve depolayarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmaya yardımcı olan ekosistem) kurulacak.</p>
<p>Lisans almaksızın Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünce yapılan veya yaptırılmakta olan ikili işbirliği anlaşmaları kapsamında yer alan projeler ve önceki yıllar yatırım programlarındaki projeler için belirlenen süre, 31 Aralık 2025'ten 31 Aralık 2040'a uzatılacak.</p>
<p>Orman Kanunu'nun 2/B hükmüne göre uygulamaların gerçekleştirildiği yerlerde, Orman Genel Müdürlüğünce yürütülecek inceleme sonucunda, bu uygulamaların hükmen iptal edildiği yerler ile 2/B uygulamalarına ait orman kadastrosu tutanaklarında, bu uygulamaların tamamlandığı veya başkaca uygulama yapılacak sahanın bulunmadığının yazılı olup olmadığına bakılmaksızın, 2/B hükmünün şartlarını taşımadığı açıkça belirtilen yerler dışında kaldığı tespit edilen alanlarda 2/B uygulamaları yapılabilecek.</p>
<p><strong>Şeker pancarı fiyatları mutabakata göre belirlenecek</strong></p>
<p>Şeker pancarı fiyatları, her yıl şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre tespit edilecek.</p>
<p>İzin alınmadan yapılmış her türlü yapı ve tesise, ilgili idareler, kurum ve kuruluşlar tarafından elektrik, su ve doğal gaz bağlantısı ve abonelikleri tesis edilmeyecek. Bu hükme aykırı davranan idare, kurum ve kuruluşlara her abone başına, 100 bin lira idari para cezası verilecek.</p>
<p>Canlı hayvan ve hayvansal ürünlerin sevklerinde, Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen belgeleri bulundurmayan canlı hayvan ve hayvansal ürün sahiplerine sığır cinsi hayvanlar için hayvan başına 7 bin 863 lira, koyun ve keçi türü hayvanlar için hayvan başına 1204 lira idari para cezası kesilecek.</p>
<p>Tütün, tütün mamulü, makaron, sigara filtresi, yaprak sigara kağıdı, alkol ve alkollü içkiler sektöründe kanunda belirtilen kişiler dışında faaliyet gösteren gerçek ve tüzel kişiler tarafından uyulmadığının tespiti halinde, 15 günden az olmamak üzere eksikliğin giderilmesi için uygun süre verilerek veya aykırılığın tekrarlanmaması için yazılı olarak uyarılacak.</p>
<p>Verilen süre içinde eksikliğin giderilmemesi veya aykırı fiilin ilk fiilin işlenmesinden sonraki 5 yıl içinde ikinci kez işlenmesi halinde, 100 Türk lirasından 1 milyon Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek, aykırı fiilin aynı süre içinde üçüncü kez işlenmesi halinde faaliyet türüne ilişkin belgeler iptal edilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/seker-pancari-fiyatlari-alkollu-icki-satisi-ile-celtik-ekimini-iceren-kanun-resmi-gazetede-81543</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan değişikliğe göre, şeker pancarı fiyatları, her yıl şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler veya temsilcileri arasında varılan mutabakata göre belirlenecek. Küresel iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlamak ve ormanların sera gazı tutum kapasitesini artırmak için karbon yutak ormanları kurulacak. Alkollü içkilerin veya alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayan firmaların isim, marka, logo, amblemleriyle arz ambalajlarında​​​​​​​ yer alan ifadeler, şekil, isim, işaret ve görseller, iş yerlerinin içinde, dışında, vitrinlerinde, satış ünitelerinde ve hiçbir etkinlik alanında bulundurulamayacak. Çeltik tarlaları, il ve ilçe merkezlerine imar sınırından itibaren 500 metre, köy ve mahallelerde ise 50 metre uzaklıkta bulunabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lisanssiz-elektrik-uretim-tesislerine-duzenleme-81541</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Lisanssız elektrik üretim tesislerine düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, 10 yıllık lisanssız üretim süresi dolan ve tüketim tesisi ile farklı ölçüm noktasında bulunan lisanssız elektrik üretim tesislerinde bu yıl için üretilen ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin tamamı satışa konu edilebilecek.</p>
<p>Öte yandan, 12 Haziran tarihli Cumhurbaşkanı Kararı kapsamındaki yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı lisanssız üretim faaliyetine devam eden elektrik üretim tesislerine söz konusu kararın yürürlük tarihinden itibaren veriş yönlü dağıtım bedeli olarak "Lisanssız Üretici-2" tarifesi uygulanacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/lisanssiz-elektrik-uretim-tesislerine-duzenleme-81541</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan karara göre, 10 yıllık lisanssız üretim süresi dolan ve tüketim tesisi ile farklı ölçüm noktasında bulunan lisanssız elektrik üretim tesislerinde bu yıl için üretilen ihtiyaç fazlası elektrik enerjisinin tamamı satışa konu edilebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/5-ildeki-tasinmazlarin-satisina-onay-81545</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 5 ildeki taşınmazların satışına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) taşınmaz satışına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı Antalya'nın Muratpaşa ilçesi Kırcami Mahallesi'ndeki taşınmazın, 175 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Binbay Ltd. Şti.-Topdemir Nalburiye Ltd. Şti. Ortak Girişim Grubu'na satışı uygun bulundu.</p>
<p>Maliye Hazinesi adına kayıtlı söz konusu mahalledeki bir taşınmazın, 108 milyon 500 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Akfen Tasarım İnşaat Mühendislik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne satışı onaylandı.</p>
<p>Yine aynı mahalledeki, Maliye Hazinesi adına kayıtlı bir taşınmazın, 123 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Abdülkadir Yüksel'e satılmasına onay verildi.</p>
<p>Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Eskişehir'in Tepebaşı ilçesi Yukarısöğütönü Mahallesi'ndeki bazı taşınmazların, 370 milyon lira ve 232 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Özgün Matbaacılık Sanayi ve Ticaret AŞ'ye satışı uygun bulundu.</p>
<p>Mülkiyeti özelleştirme kapsamında bulunan Ankara Doğal Elektrik Üretim ve Ticaret AŞ adına kayıtlı Kırklareli'nin Babaeski ilçesi, Alpullu köyündeki bazı taşınmazların, 63 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Aegean Gıda Ticaret AŞ'ye satılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Maliye Hazinesi adına kayıtlı Kocaeli'nin Kandıra ilçesi, Kurtyeri Mahallesi'ndeki bir taşınmazın ve üzerinde yer alan yapıların bir bütün halinde, 310 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Mürsel Öztürk'e satılmasına karar verildi.</p>
<p>Sümer Holding AŞ adına kayıtlı Manisa'nın Akhisar ilçesi Atatürk Mahallesi'ndeki bir taşınmazın, 213 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren Argeus Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ Üçüncü Gayrimenkul Yatırım Fonu'na satılması uygun bulundu.</p>
<p>Aynı mahalledeki başka bir taşınmazın, 238 milyon 600 bin lira bedelle en yüksek teklifi veren Maslak Yatırım Ortak Girişim Grubu'na satışı onaylandı.</p>
<p>Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) adına kayıtlı Manisa'nın Soma ilçesi, İstasyon Mahallesi'ndeki bazı taşınmazlar ve üzerindeki EÜAŞ'a ait yapıların (Soma A Termik Santrali) bir bütün halinde, 436 milyon lira bedelle en yüksek teklifi veren CAE Danışmanlık Ticaret AŞ ile DC Kömür ve Enerji Limited Şirketi Ortak Girişim Grubu'na özelleştirilmesi uygun bulundu.</p>
<p>Öte yandan, mülkiyeti Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı İzmir'in Bayındır ilçesi, Zeytinova Mahallesi'ndeki taşınmazın, "lojistik tesis alanı ve yol" kullanım kararına ilişkin nazım imar planı değişikliğine yönelik itirazlar reddedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/5-ildeki-tasinmazlarin-satisina-onay-81545</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/7/1280x720/resmi-gazete-1746862710.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özelleştirme İdaresi Başkanlı, Antalya, Eskişehir, Kırklareli, Kocaeli ve Manisa&#039;da bulunan taşınmazların satışına onay verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mardindeki-petrol-sahasi-icin-kamulastirma-karari-81542</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mardin&#039;deki petrol sahası için kamulaştırma kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün (MAPEG) istimlaka müteallik kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) Mardin'de sahip olduğu AR/TPO/K/N45-c pafta numaralı petrol arama ruhsatında açılan Karademir-1 kuyusunun lokasyon sahası için gerekli olan ve kamulaştırılmasında kamu yararı bulunan, rayiç bedelin üzerinde talep edilmesi nedeniyle anlaşma yoluyla satın alınması mümkün olmayan ve hakkında acele el koyma kararı bulunan Mardin'in Artuklu ilçesindeki bir parselin kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Karar kapsamında, Artuklu ilçesi Yaylı Mahallesi'nde bulunan 107 ada 8 numaralı parselin 2 bin 228,30 metrekarelik mülkiyet kısmı kamulaştırılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mardindeki-petrol-sahasi-icin-kamulastirma-karari-81542</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/tpao.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun Mardin&#039;de bulunan bir sahası için kamulaştırma kararı alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-yatiriminda-amortisman-suresi-ortalama-13-yil-oldu-81538</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 08:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut yatırımında amortisman süresi ortalama 13 yıl oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Emlakjet-Endeksa iş birliği ile hazırlanan Mayıs 2026 Konut Değer Raporu’na göre Türkiye genelinde ortalama konut metrekare satış fiyatı 40.486 TL, ortalama konut satış fiyatı ise 5.020.264 TL oldu. Konut metrekare fiyatları Türkiye genelinde son bir yılda nominal olarak %23,8 arttı. Buna karşılık enflasyondan arındırılmış yıllık fiyat değişimi -%6,5 seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, konut fiyatlarının TL bazında yükselmeye devam ettiğini ancak reel olarak satın alma gücü karşısında gerilediğini gösterdi.</p>
<p>TÜİK Mayıs 2026 verilerine göre Türkiye genelinde konut satışları, geçen yılın aynı ayına göre %31,2 azalarak 93.333 adet oldu. İlk el konut satışları %27,9 düşüşle 30.196 adet, ikinci el konut satışları ise %32,7 düşüşle 63.137 adet olarak gerçekleşti. Böylece toplam satışlar içinde ilk el konutların payı %32,4, ikinci el konutların payı ise %67,6 oldu. İpotekli konut satışları aynı dönemde %2,8 azalarak 19.754 adet seviyesinde gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı %21,2 olarak hesaplandı. Endeksa verilerine göre Mayıs ayında en fazla konut satışı yapılan 30 il içerisinde yıllık nominal metrekare fiyat artışında Denizli %32,4 ile ilk sırada yer aldı. Denizli’yi Ankara %30,7, Elazığ %29,1, Kocaeli %28,8 ve Antalya %28,8 izledi. Yıllık reel değişimde Denizli -%0,05 ile yataya yakın seyrederken, Ankara’da -%1,4, Elazığ’da -%2,5, Kocaeli ve Antalya’da yaklaşık -%2,8’lik gerileme görüldü. Türkiye genelinde yıllık reel değişim -%6,5 oldu.</p>
<h2>En uzun geri dönüş Muğla'da</h2>
<p>Konut yatırımında önemli göstergelerden biri olan amortisman, yani geri dönüş süresi, Türkiye genelinde 13 yıl olarak hesaplandı. Bu veri, konut fiyatları ile kira getirisi arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından yatırımcılar için öne çıkan başlıklardan biri oldu. Mayıs ayında en fazla konut satışı gerçekleşen 30 il arasında en uzun geri dönüş süresi 19 yıl ile Muğla’da görüldü. Muğla’yı 18 yıl ile Elazığ, 17 yıl ile Antalya ve Aydın takip etti. İstanbul’da geri dönüş süresi 13 yıl, Ankara’da ise 12 yıl oldu. Yüksek fiyat seviyelerine sahip sahil kentlerinde geri dönüş sürelerinin daha uzun olması, konut değerlerinin kira gelirlerine kıyasla daha yüksek seviyelerde seyrettiğini gösterdi. Bu durum özellikle yatırım amaçlı konut alımlarında fiyat artışı kadar kira getirisi ve amortisman süresinin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koydu.</p>
<h2>Nüfusu en yüksek 5 ilde durum </h2>
<p>Türkiye’nin nüfusa göre en büyük beş ili olan İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve Antalya içinde yıllık nominal metrekare fiyat artışında %30,7 ile Ankara ilk sırada yer aldı. Ankara’yı %28,8 ile Antalya, %27,6 ile İstanbul, %23,0 ile Bursa ve %20,5 ile İzmir takip etti. Enflasyondan arındırılmış yıllık değişime bakıldığında Ankara’da reel fiyat değişimi -%1,4, Antalya’da -%2,8, İstanbul’da -%3,7, Bursa’da -%7,1, İzmir’de ise -%9,1 seviyesinde gerçekleşti. Böylece beş büyük ilin tamamında nominal fiyat artışı sürerken, reel fiyatların gerilediği görüldü. Mayıs 2026 itibarıyla metrekare fiyatı İstanbul’da 63.184 TL, Antalya’da 54.541 TL, İzmir’de 51.917 TL, Ankara’da 37.611 TL, Bursa’da ise 35.183 TL olarak hesaplandı. Ortalama konut satış fiyatlarında ise İstanbul 6.950.240 TL ile beş büyük il arasında ilk sırada yer aldı. İstanbul’u İzmir 6.281.957 TL, Antalya 5.999.510 TL, Ankara 4.814.208 TL ve Bursa 4.468.241 TL takip etti. Veriler, Ankara’nın beş büyük il içinde yıllık nominal artışta en güçlü performansı gösterdiğini; ancak beş büyük ilin tamamında reel fiyat değişiminin negatif bölgede kaldığını ortaya koydu.</p>
<h2>Metrekare fiyatında Muğla ilk sırada </h2>
<p>Metrekare bazında en yüksek konut fiyatı 83.029 TL ile Muğla’da kaydedildi. Muğla’yı 63.184 TL ile İstanbul, 54.541 TL ile Antalya, 52.041 TL ile Çanakkale ve 51.917 TL ile İzmir izledi. Ortalama konut satış fiyatında da Muğla ilk sırada yer aldı. Muğla’da ortalama konut fiyatı 10.710.741 TL olarak hesaplanırken, İstanbul’da 6.950.240 TL, Aydın’da 6.578.060 TL, İzmir’de 6.281.957 TL, Çanakkale’de ise 6.140.838 TL seviyesinde gerçekleşti. Bu tablo, özellikle sahil bölgeleri ve büyükşehirlerde konut edinme maliyetlerinin Türkiye ortalamasının belirgin şekilde üzerinde seyrettiğini gösterdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Verileri dönemsel etkilerle birlikte okumak gerekiyor”</span></h2>
<p>Verileri değerlendiren Emlakjet ve Endeksa CEO’su Görkem Öğüt, şunları söyledi: “Mayıs ayında konut satış adetlerinde daha sınırlı bir işlem hacmi oluştu. Bu tabloda geçen yılın güçlü baz etkisinin yanı sıra, ay içindeki uzun tatil döneminin işlem hacmi üzerindeki kısa vadeli etkisini de dikkate almak gerekiyor. Bu nedenle Mayıs verisini tek başına talepte kalıcı bir yavaşlama olarak değil, dönemsel etkilerle birlikte okumak daha doğru olur. Fiyat tarafında ise nominal artışın sürdüğünü, ancak enflasyondan arındırılmış verilere bakıldığında reel fi yatların gerilediğini görüyoruz. İpotekli satışların hâlâ düşük seviyelerde seyretmesi ve geçen yılın aynı dönemine göre %2,8 gerilemesi, konut talebinin ve fi yat hareketlerinin finansman koşullarına duyarlılığını ortaya koyuyor. Krediye erişimin kolaylaşması ve finansman koşullarının destekleyici hale gelmesiyle birlikte, konut fi yatlarında reel olarak yeniden yukarı yönlü bir hareket alanı oluşabileceğini düşünüyoruz. Konut piyasasında fi yatların değişkenlik gösterdiği dönemlerde, alım-satım kararlarını yalnızca güncel ilan fi yatlarına bakarak vermemek gerekiyor. Biz Emlakjet’te kullanıcıların nominal değişim, reel değişim, geri dönüş süresi ve bölgesel piyasa dinamiklerini birlikte görebileceği bir karar platformu sunuyoruz. Konut almayı, satmayı ya da yatırım yapmayı düşünen herkesin bu verileri karşılaştırarak hareket etmesini öneriyoruz; çünkü doğru veriye bakmak, daha sağlıklı kararların temelini oluşturuyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-yatiriminda-amortisman-suresi-ortalama-13-yil-oldu-81538</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/konut-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye genelinde ortalama konut fiyatı 5 milyon TL’yi aşarken, konut metrekare fiyatları yıllık bazda nominal olarak yüzde 23,8 arttı. Enflasyondan arındırılmış verilere göre ise reel fiyatlar yüzde 6,5 geriledi. Konut yatırımının ortalama geri dönüş süresi 13 yıl oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mahsum-altunkaya-kuresel-krizlere-ragmen-uretimi-ve-istihdami-artirdik-81530</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mahsum Altunkaya: Küresel krizlere rağmen üretimi ve istihdamı artırdık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından her yıl geleneksel olarak hazırlanan ve Türkiye sanayi sektörünün en büyük oyuncularını belirleyen "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması"nın 2025 yılı sonuçları kamuoyuna duyuruldu.</p>
<p>Gaziantep merkezli olarak çok sayıda ülkeye ihracat yapan Altunkaya Şirketler Group bünyesinde faaliyet gösteren Lidersan Sağlık ve Gıda Ürünleri AŞ'nin sergilediği istikrarlı performansla devler ligindeki tırmanışını sürdürdüğü bildirildi. 2024 yılı sıralamasında 376. sırada yer alan şirket 2025'te 74 basamak birden yükselerek 302. sıraya yükseldi.</p>
<p>2025 yılının gerek bölgesel gerekse küresel ölçekte büyük ekonomik zorluklara sahne olduğunu vurgulayan Altunkaya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mahsum Altunkaya, elde edilen bu başarıya dair önemli değerlendirmelerde bulundu. Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere dünyanın birçok noktasında devam eden jeopolitik gerginliklere ve küresel ekonomik daralmaya rağmen frene basmadıklarını belirten Altunkaya, şunları söyledi: "Bu yıl açıklanan 'Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması'nın 2025 listesinde, Altunkaya Grup bünyesinde faaliyet gösteren lokomotif şirketlerimizden Lidersan'ın 74 basamak birden yükselerek daha üst sıralarda yer alması tüm Altunkaya ailesini derinden mutlu etmiş ve gururlandırmıştır. Ülke ihracatımızı artırmak ve ulusal ekonomimize katma değer sağlamak adına her geçen gün ürün ve pazar çeşitliliğimizi genişletiyor, Türk malı kalitesini dünyanın dört bir yanına ulaştırmaya devam ediyoruz."</p>
<p><strong>“2026 yılında hedeflerimiz daha da büyük”</strong></p>
<p>Gelecek döneme ait stratejik vizyonu da paylaşan Mahsum Altunkaya, özellikle Orta Doğu ve Körfez bölgesindeki lojistik ve ticari hareketliliğin önümüzdeki süreçte ihracata pozitif yansıyacağını ifade etti. Altunkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "2026 yılında hedeflerimiz çok daha büyük olacak. Özellikle ABD, İsrail ve İran arasında devam eden gerilimlerin ve savaş ortamının diplomatik anlaşmalarla sonuçlanması, Hürmüz Boğazı’nın yeniden güvenli ve yoğun bir şekilde gemi trafiğine açılması, başta Orta Doğu ve Körfez ülkeleri olmak üzere bölgeye yönelik ihracat potansiyelimizi ciddi oranda artıracaktır. Bu büyük başarıda en büyük pay sahibi olan, gece gündüz demeden emek veren tüm çalışanlarımızı, yol arkadaşlarımızı ve bizlere inanan, destekleyen tüm paydaşlarımızı yürekten kutluyor, teşekkür ediyorum. Önümüzdeki süreçte de aynı inanç ve kararlılıkla; yatırım, üretim, istihdam ve ihracat formülümüzle ülkemiz ekonomisine değer katmaya devam edeceğiz" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mahsum-altunkaya-kuresel-krizlere-ragmen-uretimi-ve-istihdami-artirdik-81530</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/0/1280x720/mahsum-altunkaya-kuresel-krizlere-ragmen-uretimi-ve-istihdami-artirdik-1781877560.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altunkaya Şirketler Grubu bünyesindeki Lidersan, İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan &quot;Türkiye&#039;nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025&quot; araştırmasında 302. sıraya yükseldi. Altunkaya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mahsum Altunkaya, dünyanın birçok noktasında devam eden jeopolitik gerginliklere ve küresel ekonomik daralmaya rağmen frene basmadıklarını belirterek, &quot;Lidersan&#039;ın 74 basamak birden yükselerek daha üst sıralarda yer alması tüm Altunkaya ailesini derinden mutlu etmiş ve gururlandırmıştır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/halkali-istanbul-havalimani-metro-hatti-acildi-81531</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı'nın Kayaşehir istasyonu önünde düzenlenen açılış törenine katıldı.</p>
<p>Erdoğan, yaptığı konuşmada, açılışını yaptıkları hattın Halkalı-Arnavutköy kesiminin ülkeye, millete, hat üzerindeki yerleşim yerlerine ve tüm İstanbul'a hayırlı olmasını diledi.</p>
<p>Hattın İstanbul'a kazandırılmasında emeği geçen Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığını, sinyalizasyon sistemini geliştiren ASELSAN ve TÜBİTAK'ı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine kadar herkesi tebrik eden Erdoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>"Sultan Fatih'in şehrine yine Sultan Fatih'in tavsiyelerini kendimize rehber kılarak aşkla hizmet ediyoruz. Ne demişti o büyük Sultan? 'Hüner bir şehir bünyad etmektir, reaya kalbin abad etmektir.' İşte biz de meftunu ve maşuku olduğumuz güzel İstanbul'umuzu mamur etmek, ihya ve inşa etmek, İstanbul halkını hak ettiği hizmet standardıyla buluşturmak için gece gündüz koşturuyoruz. Bilhassa raylı sistemler noktasında büyük bir çaba içindeyiz. İşte şimdi buraya gelirken 120 kilometre hıza kadar ulaştık. 16 milyon nüfusu, yıllık 20 milyona yaklaşan ziyaretçisiyle dünyanın en büyük metropollerinden biri olan şehrimizi demir ağlarla ilmek ilmek örüyoruz."</p>
<p>Toplamda 16 istasyondan oluşan 69 kilometre uzunluğundaki Gayrettepe-İstanbul Havalimanı-Halkalı Metro Projesi'ni iki ayrı koldan hayata geçirdiklerini anlatan Erdoğan, projenin 37,5 kilometrelik kısmını Gayrettepe-İstanbul Havalimanı ve 31,5 kilometrelik kısmını ise Halkalı-İstanbul Havalimanı metrosu olarak şehrin hizmetine verdiklerini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gayrettepe'den Halkalı'ya kesintisiz ulaşım imkanı sağlayacak hattın Gayrettepe'den Arnavutköy'e kadar olan 47 kilometrelik kesimini geçen yıllarda devreye aldıklarını aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Kağıthane-İstanbul Havalimanı kesimini 22 Ocak 2023'te, Kağıthane-Gayrettepe arasını 29 Ocak 2024'te, Arnavutköy-İstanbul Havalimanı kesimini ise 2024 yılının mart ayında İstanbul halkının istifadesine sunduk. Daha önce hizmete açtığımız bu 47 kilometrelik kesimde, İstanbul Havalimanı'nda yapacağımız hızlı tren hattı, Kağıthane istasyonunda Mahmutbey-Mecidiyeköy-Kabataş metro hattı, Gayrettepe istasyonunda Yenikapı-Hacıosman metrosu ve metrobüs ile entegrasyon sağladık. Arnavutköy-İstanbul Havalimanı kesimindeki Arnavutköy Hastane ve Taşoluk istasyonlarını da bu sisteme dahil ettik. Böylece başta bu hatlar üzerinde yaşayan kardeşlerimiz olmak üzere milyonlarca İstanbullunun ulaşımını ciddi ölçüde kolaylaştırdık. Şimdi bütün bu çalışmalarımızı taçlandırıyoruz. Toplam 69 kilometre uzunluğundaki metro projemizi bugün tamamlayarak Türkiye'yi en uzun ve en hızlı metro hattıyla buluşturuyoruz."</p>
<p><strong>"İstanbul'u hak ettiği yatırımlarla buluşturmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Erdoğan, Halkalı-Arnavutköy kesiminin hizmete girmesiyle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın da en uzun metrolarından birinin tamamlanmış olduğunu söyledi.</p>
<p>Hattın 22 kilometre uzunluğundaki Halkalı-Arnavutköy kesiminin, İbn Haldun Üniversitesi, Kayaşehir, Olimpiyatköy, Halkalı Stadı ve Halkalı olmak üzere 5 yeni istasyona sahip olduğunu kaydeden Erdoğan, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Bu istasyonlar sayesinde önemli bağlantılar tesis edilmiştir. Kayaşehir istasyonunda Bakırköy-Kirazlı-Başakşehir-Kayaşehir metrosu ile Olimpiyatköy istasyonunda ise Ataköy-İkitelli Olimpiyat metrosu ile entegrasyon sağlandı. Halkalı Stadı istasyonunda yapımı devam eden Kabataş-Mecidiyeköy-Mahmutbey-Bahçeşehir-Esenyurt metrosu ile bağlantı kuruldu. Halkalı istasyonunda da yüksek hızlı tren hatları, Marmaray, Halkalı-Bahçeşehir Banliyö Hattı ve Yenikapı-Kirazlı-Halkalı metrosu ile tam entegrasyon gerçekleştirildi. Milyonlarca vatandaşımız, İstanbul'un merkezi noktalarına zahmetsiz bir şekilde ulaşım imkanına kavuştu. Hayırlı, uğurlu olsun diyorum."</p>
<p><strong>Yapımı süren metro hatlarıyla İstanbul'daki raylı sistem uzunluğu 191 kilometreye çıkacak</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan yeni hat sayesinde seyahat sürelerini de ciddi manada azalttıklarına işaret ederek, "Halkalı-İstanbul Havalimanı arasını 30 dakikaya, Halkalı-Göktürk arasını 43 dakikaya, Halkalı-Kağıthane arasını 54 dakikaya, Halkalı-Gayrettepe arasını ise 57 dakikaya düşürüyoruz. Küçükçekmece-Kemerburgaz arası 50 dakikaya inerken, Başakşehir-Kağıthane arası da inşallah 48 dakika olacaktır. Projenin 25 senede vakitten 117 milyon saat tasarruf ettirmesini, ekonomik faydanın ise toplam 935 milyon avroyu bulmasını bekliyoruz. Bunların da şehrimize hayırlı olmasını diliyorum." diye konuştu.</p>
<p>"Aşkınan çalışan yorulmaz." diyen Erdoğan, bu inançla İstanbul için raylı sistem çalışmalarını aralıksız devam ettirdiklerini belirterek, "4,5 km uzunluğundaki Altunizade-Çamlıca Camisi-Bosna Bulvarı Metro Hattı'nın inşası sürüyor. İlaveten 6,3 kilometrelik Yavuztürk-Kazım Karabekir-Topağacı-Ümraniye Spor Köyü raylı sistem hattının yapımı da devam ediyor. Bu hatların tamamlanmasıyla Ulaştırma Bakanlığımızca İstanbul'da inşa edilen raylı sistemlerin uzunluğu 191 kilometreye çıkacak." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>"Şehrimiz yeni metro hatları kazandıkça İstanbul'un beceriksiz idarecilerin elinde artık eziyete dönüşmüş trafiğini rahatlatacağız. Bunun da en büyük faydasını, işe geç kalmamak için arabalarında uyuyan, araçlarını hafta içi yatakhaneye çeviren İstanbullu kardeşlerimiz görecek. Milletin kaynakları, para kuleleri, baklava kutuları, kişisel kariyer hesapları yerine bugün burada olduğu gibi hizmete, esere, yatırıma harcandıkça hem İstanbul'un hem de İstanbullunun yüzü gülmeye başlayacak. Bunun için ne diyoruz? 'İstanbul beklemez.' diyoruz. 'İstanbul ihmale gelmez. İstanbul beceriksizliği, vizyonsuzluğu kaldırmaz.' diyoruz. Merhum şair Orhan Seyfi Orhon'un, 'Sihrinle füsununla gururunla nazınla/Altın Haliç'in, Marmara'n, aşık Boğaz'ınla/Endamını sarmakta ipek tüllü karanlık/Türk'ün güzel İstanbul'u mesut uyu artık.' dediği İstanbul'un gevşekliğe, umursamazlığa, boş vermişliğe asla tahammülü olmaz."</p>
<p>İstanbul'u sevmenin aşkla hizmet etmeyi, bu şehre kıymet vermenin taş üstüne taş koymayı, bu şehri önemsemenin sorunlarıyla, dertleriyle ilgilenmeyi gerektirdiğini ifade eden Erdoğan, "Biz de işte bunu yapmanın peşindeyiz. İstanbul'a olan şükran borcumuzu hakkıyla ödemenin gayretindeyiz. Kim ne derse desin, İstanbul'u kaderine terk etmemekte kararlıyız. İstanbul'un, trafik başta olmak üzere sorunlar yumağı altında ezilmesine izin vermeyeceğiz. Dünyanın göz bebeği olan İstanbul'u hak ettiği yatırımlarla buluşturmaya inşallah devam edeceğiz." dedi.</p>
<p>İstanbul'a olan tutkularının, İstanbullulara olan hizmet aşklarının nişanesi olan metro hattının hayırlı uğurlu olmasını dileyen Erdoğan, emeği geçenleri, katkısı ve alın teri olanları tebrik etti.</p>
<p><strong>"Ankara, gurur verici bir esere daha kavuştu"</strong></p>
<p>Erdoğan, İstanbul için çalışırken diğer illeri de ihmal etmediklerini, pazartesi günü Ankara'ya stratejik önemi yüksek bir eser kazandırdıklarını söyledi.</p>
<p>Uzun yıllar askeri havalimanı olarak hizmet veren, 1933 senesinde yapılan Ankara Havalimanı'nı ihya ederek yeni çehresiyle ayağa kaldırdıklarını belirten Erdoğan, "Devlet konukeviyle, 2 bin 450 metreden 3 bin metreye uzattığımız pist uzunluğuyla, 44 uçağın eş zamanlı olarak park edebileceği kapasitesiyle ve diğer imkanlarıyla Ankara, gurur verici bir esere daha kavuşmuş oldu." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, yarın Pendik'te Türk donanmasının ve Türk tersaneciliğinin gücünü gösteren bir törene katılacaklarını, 7-8 Temmuz'da ise aralarında ABD Başkanı Donald Trump'ın da olduğu NATO liderlerini Türkiye'de ağırlamaya hazırlandıklarını hatırlatarak, "Öncesinde 28-29 Haziran'da NATO Parlamenter Zirvesi İstanbul'da yapılacak. Daha sonra yıl boyunca ülkemizin ev sahipliğinde birçok uluslararası etkinlik düzenlenecek. Yani 2026 senesi Türkiye için kelimenin tam manasıyla bir zirveler yılı olacak." diye konuştu.</p>
<p>Türkiye'nin marka değerinin artacağını, bölgesinin cazibe merkezi olduğunun görüleceğini ve küresel diplomasinin oyun kurucu aktörlerinden biri olduğunun tescil edileceğini vurgulayan Erdoğan, "Dünün kavramlarıyla, dünün ideolojileriyle, özellikle de dünün muhalefet tarzıyla bugünün meseleleri anlaşılamaz. Türkiye değişirken, dünya değişirken, dünya sistemlerinde köklü değişimler yaşanırken maalesef bizim muhalefet bunu bir türlü idrak edemiyor." dedi.</p>
<p>Erdoğan, "2026 senesinin Türkiye'sinde hala eski kalıplarla, eski alışkanlıklarla siyasetçilik yapmaya devam ediyorlar. Başlarını öyle bir kuma gömmüşler, bırakın dünyayı ülkemizde ne olup bittiğinden haberleri bile yok." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Muhalefet aktörlerinin yıllarca kendilerini acımasızca eleştirdiğini söyleyen Erdoğan, "Lafa her başladıklarında 'Bizim Libya'da, Suriye'de, Somali'de ne işimiz var?' diyerek bizi suçladılar. Selçuklu'nun, Osmanlı'nın, kahraman ecdadımızın emaneti olan gönül ve kültür coğrafyamıza sırtlarını döndüler. Orta Doğu bataklığı dışında, sınırlarımızın ötesinde yaşayan on milyonlarca kardeşimiz için tek bir cümle dahi kuramadılar." diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Dünyadaki ve bölgedeki gelişmelere Türkiye merkezli bakmayı bir türlü başaramadılar. Son seçimlerde cumhurbaşkanı adayı olarak karşımıza çıkan zat, çareyi Amerika'dan uzman ithal etmekte ararken, onun yerine gelen 5 dakikacık bir görüşme için yabancılar karşısında 40 takla atıyor, adeta yalvarıyor. Daha düne kadar yurt dışına Türkiye'yi şikayet turları düzenliyorlardı. Şimdi bir tanesi çıkmış, kötü siciline bakmadan bizi dış politikada şov yapmakla, tribünlere oynamakla, ülkemizi bölgesel krizlerin mezesi haline getirmekle itham ediyor. İnanın insan, kurduğu cümlelerin neresini düzelteceğini bilemiyor. Bir defa Türkiye, bölgesel krizlerin mezesi değil, işte en son İran savaşında olduğu gibi çözüm çabalarının baş aktörüdür."</p>
<p>Dış politikanın şov alanı değil, tecrübe, birikim ve dirayet gerektiren bir uzmanlık alanı olduğunu belirten Erdoğan, "Biz ne içeride ne dışarıda hiçbir zaman tribünlere oynamadık. Aksine, hep gönüller yapmanın, gönüller kazanmanın derdinde olduk. Siz birbirinizle koltuk kavgası verirken, biz yürüttüğümüz ince diplomasiyle bölgemizdeki çatışmaları dindirmenin kavgasını verdik. Siz birbirinizin kuyusunu kazarken, biz elimizde iğneyle kuyu kazar gibi barışa giden yolun önündeki engelleri kazıdık." açıklamasında bulundu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Siz kimin hain, kimin işbirlikçi, kimin proje olduğunu tartışırken, biz zorlu müzakere masalarında Türkiye'nin hak ve hukukunu savunduk. Aslında bunlara daha önce de söyledim, bugün tekrar ediyorum. Dış politikada bize ders vermek sizin boyunuzu ziyadesiyle aşar. Eskisiyle yenisiyle, sizin çapınız buna yetmez. En iyisi siz, bilgi, birikim ve liyakat gerektiren zor konularla uğraşmayın. Gidin kapasitenize ve kalibrenize uygun işleri kovalayın. Mesela koltuk kapmaca, salon kapmaca oynayın. Eğer becerebiliyorsanız önce şaibesiz bir kurultay yapmayı öğrenin. Daha kavgasız, gürültüsüz tek bir gününüz yok, bir de çıkıp bize diplomasi dersi vermeye kalkıyorsunuz. Hani derler ya, 'Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.' Kusura bakmayın ama size bu işten ekmek çıkmaz."</p>
<p>Kendilerinin muhalefetin bitmez tükenmez kavgalarına ayıracak vakti olmadığını anlatan Erdoğan, "Biz birilerine laf yetiştirmenin değil, sevgili gençlerimiz başta olmak üzere aziz milletimize hizmet etmenin, şehirlerimizi bünyad etmenin derdindeyiz. İnşallah bu şekilde de yola devam edeceğiz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan'dan A Milli Futbol Takımı'na ve YKS'ye girecek öğrencilere başarı dileği</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) girecek tüm gençlere de Allah'tan zihin açıklığı ve kolaylıklar niyaz ettiğini belirterek, "Sınavınız nasıl geçerse geçsin, unutmayın, sizler bu ülkenin geleceğisiniz, yarınlarımızın teminatısınız, ailelerinizin ve milletimizin göz bebeğisiniz. Sizlere güveniyoruz, sizlere inanıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yarın sabah 2026 FIFA Dünya Kupası D Grubu ikinci maçında A Milli Futbol Takımı'nın Paraguay ile karşılaşacağını hatırlatan Erdoğan, "Bizim Çocuklara Paraguay ile oynayacakları maçta başarılar diliyorum. Milli takıma destek veren tüm vatandaşlarımdan, üniversite sınavına girecek evlatlarımızı da düşünerek maç heyecanını ölçülü yaşamalarını, gençlerimizi rahatsız edebilecek eylemlerden uzak durmalarını özellikle rica ediyorum." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı'nın bugün hizmete açtıkları Halkalı-Arnavutköy bölümünün hayırlı olmasını dileyerek, hattın İstanbul'un hizmetine sunulmasında emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p><strong>Programdan notlar</strong></p>
<p>Programda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hediye takdim etti.</p>
<p>Hediye takdiminin ardından sahneye gelen bir kız çocuğu, Erdoğan ile bir süre sohbet etti, ardından elini öperek kendisine sarıldı.</p>
<p>Erdoğan ve beraberindeki heyet, İstanbul İl Müftüsü Doç. Dr. Emrullah Tuncel'in dua etmesinin ardından hattın açılış kurdelesini kesti.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/halkali-istanbul-havalimani-metro-hatti-acildi-81531</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/1/1280x720/3234-1781878317.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Halkalı-İstanbul Havalimanı Metro Hattı Açılış Töreni&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Toplam 69 kilometre uzunluğundaki metro projemizi bugün tamamlayarak Türkiye&#039;yi en uzun ve en hızlı metro hattıyla buluşturuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogu-anadolunun-5-aylik-hububat-sektoru-ihracati-15-milyar-dolar-81529</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneydoğu Anadolu’nun 5 aylık hububat ihracatı 1,5 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu bölgesinde hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı, yılın ilk beş ayında 1,5 milyar dolar oldu. Hububat sektörü, bölgenin 4,8 milyar dolarlık toplam ihracatı içindeki yüzde 30,9 payıyla liderliğini sürdürdü.</p>
<p>Geçen yılın aynı dönemine göre sektörün ihracatı, miktar bazında yüzde 1,4 azaldı. Beş aylık süreçte 497,3 bin ton makarna, 332,8 bin ton buğday unu, 203,2 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 22,7 artış ile 331,5 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı yüzde 8,8 artışla 269 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 1,3 olarak gerçekleştiği bu dönemde Orta Doğu’ya ihracat yüzde 12,3 düşüşle 591,9 milyon dolar olurken, 535,2 milyon dolar ihracat yapılan Afrika pazarında yüzde 15,9 artış sağlandı.</p>
<p><strong>“Yeni koridorlar Orta Doğu ticaretimize güç katacak”</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, küresel ticarette yaşanan lojistik tıkanıklıkların ve jeopolitik belirsizliklerin güvenilir kara koridorlarına olan ihtiyacı artırdığına dikkat çekti. Kadooğlu, Suriye güzergahındaki operasyonel istikrarın ve yeni transit hatların Türkiye'nin bölgesel gıda arz güvenliğindeki yönlendirici rolünü daha da pekiştirdiğini belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Orta Doğu’da artan çatışmalar ve Hürmüz Boğazı'ndaki belirsizlikler, tedarik zincirlerinde güvenilir kara koridorlarının inşasını artık bir zorunluluk haline getirmiştir. Bu bağlamda bölgesel istikrarın giderek tahkim edildiği Suriye sahasındaki normalleşme adımları, sadece komşu ülke olarak ticari hacmimizi büyütmekle kalmıyor, tüm bölgenin gıda arz güvenliğine yanıt veren stratejik bir zemin sunuyor. İslahiye ve Nusaybin gibi kapıların tam kapasiteyle devreye alınma hazırlıkları, Kalkınma Yolu vizyonuyla birleştiğinde meseleyi ikili ticaretin çok ötesine taşıyacaktır. Türkiye-Suriye-Ürdün ve Suudi Arabistan hattının kesintisiz bir transit rotaya dönüşmesi, sanayicimizin ürettiği temel gıda ürünlerinin en kısa sürede Körfez'in derinliklerine ulaşabilmesini sağlayacaktır. Dünyanın en büyük buğday unu, rafine ayçiçek yağı ve makarna ihracatçılarından biri olarak sahip olduğumuz üretim kapasitesini, yeni açılan lojistik arterlerle birleştireceğiz. Suriye'nin yeniden inşası sürecinde ve çevre coğrafyanın temel gıdaya erişiminde üstlendiğimiz doğal tedarikçi rolümüzü, bölgesel istikrarı destekleyen girişimlerimizle daha ileriye taşıyacağız.”</p>
<p><strong>“Tedarik süreçlerini çok yönlü bir stratejiyle yönetiyoruz”</strong></p>
<p>Türkiye’nin üstlendiği bölgesel tedarik merkezi konumunun korunabilmesi için gıda ticareti stratejisinin tarımsal dinamiklerle uyumlu yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Kadooğlu, yeni hasat sezonundaki rekolte beklentileri ile uluslararası gıda piyasalarındaki konjonktürel gelişmeleri şu sözlerle aktardı: “Bölgesel ticaretteki yönlendirme kapasitemizi korumak ve açılan yeni lojistik koridorları kesintisiz besleyebilmek, doğal olarak hammadde tedarik süreçlerinin çok yönlü bir stratejiyle yönetilmesini gerektiriyor. Bu yıl, uzun yıllar ortalamasının üzerindeki yağışların bereketiyle yurt genelinde hububat rekoltesinde tarihi seviyeler bekliyoruz, ki bu ulusal gıda arzımız adına çok güçlü bir güvence... Ancak, iklimsel gerçekliklerin hasat takvimini dar bir periyoda sıkıştırması ve beraberinde getirebileceği bölgesel kalite farklılıkları, sanayicimizin üretim planlamasında proaktif olmasını zorunlu kılıyor. Bu noktada, iç piyasa dinamiklerini ve üreticimizi koruma önceliğimizden taviz vermeden üretim maliyetlerini dengelemek ve yüksek ürün kalitesini standardize etmek amacıyla uluslararası piyasalardan yapılan hammadde tedariki rasyonel bir zorunluluk haline geliyor. Tedarik zincirimizin her bir halkasını, katma değerli ihracat vizyonumuza hizmet edecek birer enstrüman olarak kurgulamaya devam edeceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/guneydogu-anadolunun-5-aylik-hububat-sektoru-ihracati-15-milyar-dolar-81529</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/9/1280x720/guneydogu-anadolunun-5-aylik-hububat-sektoru-ihracati-15-milyar-dolar-1781877206.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu Bölgesi&#039;nin hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı ilk beş ayda 1,5 milyar dolar olurken, geçen yıla göre miktar bazında yüzde 1,4 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yalcintas-erdemir-oyak-ekosistemi-icinde-stratejik-bir-guctur-81525</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yalçıntaş: Erdemir, OYAK ekosistemi içinde stratejik bir güçtür</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Entegre yassı çelik üreticisi Erdemir, 61. işletme yıl dönümünü kutluyor.</p>
<p>Ülke ekonomisine, sanayisine ve istihdamına güçlü katkılar sunan Erdemir'in, köklü geçmişini gelecekte öne çıkacak sürdürülebilirlik vizyonuyla buluşturduğu bildirildi.</p>
<p>Erdemir'in 61. işletme yıl dönümünde düzenlenen hizmet ödülleri töreninde, 15 ve 20. hizmet yılını tamamlayan çalışanlara ödülleri takdim edildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, OYAK'ın Maden Metalürji Şirketleri bünyesinde faaliyet gösteren Erdemir, yaklaşık 4 milyon ton ham çelik ve 5 milyon ton nihai mamul üretim kapasitesi, güçlü AR-GE altyapısı ve ürün çeşitliliği ile küresel ölçekte rekabet gücünü artırıyor.</p>
<p>Erdemir bağlı kuruluşlarıyla birlikte Dünya Çelik Birliği'nin 2025 ham çelik üretimi verilerine göre dünyada 52'nci, AB'ye üye ülkelerin üreticileri arasında ise 4. sırada yer alıyor ve yaklaşık 13 bin kişiye doğrudan istihdam sağlıyor.</p>
<p>Üretim portföyünde 2026 itibarıyla yer alan yassı çelik kalite sayısını 619'a yükselten Erdemir, yüksek katma değerli üretimiyle öne çıkıyor. Özellikle son yıllarda savunma sanayinin yerlileşmesine sağladığı katkılarla Türkiye'nin stratejik öneme sahip şirketleri arasında yer alıyor.</p>
<p>OYAK Genel Müdürü ve Erdemir-İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, Erdemir'in Türkiye sanayisindeki stratejik rolüne değinerek, OYAK'ın Türkiye ve üyeleri için değer üretme sorumluluğunun en güçlü temsilcilerinden olan Erdemir'in gelecek inşa eden bir kurum olduğunu belirtti.</p>
<p>Yalçıntaş, sanayinin çarklarının kesintisiz dönmesinin, dışa bağımlılığın azaltılması ve rekabet gücünün sürdürülebilir şekilde artırılmasında Erdemir'in imzası olduğunu vurgulayarak, "İnsanı, bilgiyi ve teknolojiyi merkeze alan entegre sanayi yaklaşımımızın taşıyıcısı olan Erdemir, OYAK ekosistemi içinde stratejik bir güçtür." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin kalkınma hamlelerinde Erdemir'in önemli bir rol üstlendiğinin altını çizen Yalçıntaş, savaşların yaşandığı, belirsizliklerin arttığı, tedarik zincirinin kırıldığı bir ortamda sanayinin sürdürülebilirliği açısından da Erdemir'in stratejik rolüne dikkati çekti.</p>
<p>Yalçıntaş, yerlileşmenin giderek önem kazandığı günümüzde Erdemir'in yüksek katma değerli ve sürekli çelik tedarikiyle başta savunma sanayisi olmak üzere Türkiye için kritik öneme sahip sektörlerde tedarik zincirindeki kırılma riskini ortadan kaldırarak ve dışa bağımlılığı azaltarak, yerli sanayi üretiminin sürekliliğini sağladığını kaydetti.</p>
<p>Türk donanması envanterindeki en büyük gemi olması planlanan Milli Uçak Gemisi (MUGEM) ve Türk savunma sanayisinin en dikkati çekici adımlarından biri olan Altay Tankı Projesi'nde Erdemir'in kritik bir rol üstlendiğini hatırlatan Yalçıntaş, "Erdemir, ülkemiz için bir güven unsurudur." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Yerel paydaşlarımızla birlikte güçlü işbirlikleri kurmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Erdemir Genel Müdürü Şaban Yazıcı da Erdemir'in, Türkiye'nin çehresini değiştiren bir yatırım olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Erdemir'in sanayi sistemi kuran bir aktör olduğunu vurgulayan Yazıcı, şirketin Türkiye'de ağır sanayi yatırımlarının önünü açtığını, yerli üretim kapasitesinin gelişmesine ivme kazandırdığını, nitelikli mühendislik kültürünün gelişmesine katkı sunduğunu belirtti.</p>
<p>Teknolojik, mühendislik ve insan kaynağı birikimi ile Erdemir'in bugün çelik sektörü için bir okul olduğunu belirten Yazıcı, "Türkiye Sanayi hafızasında kalıcı bir kurumdur." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şirketin geçmişte olduğu gibi bugün de geleceğin ihtiyaçları için çalıştığına işaret eden Yazıcı, Erdemir'de bugün 600'ün üzerinde çelik kalitesi üretildiğini ifade etti.</p>
<p>Yazıcı, çelik sektöründe ilk ve en donanımlı AR-GE alt yapısına sahip şirket olan Erdemir'in niş ve katma değerli ürünlerin üretimi için çalışmaya devam edeceğini belirtti.</p>
<p>Erdemir'in kurulduğu bölgeye de önemli katkılar sağladığına da dikkati çeken Yazıcı, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Erdemir bulunduğu bölgede ekonomik ve sosyal hayatın temel taşıdır. Bölgesel istihdamın bir kısmını doğrudan veya dolaylı olarak sağlıyoruz. Yan sanayi ve hizmet sektörlerinin gelişmesine katkı sunuyoruz. Karadeniz Ereğlisi'nin 'sanayi kenti' kimliğinin oluşmasında öncü rol alıyoruz, yerel paydaşlarımızla birlikte güçlü işbirlikleri kurmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yalcintas-erdemir-oyak-ekosistemi-icinde-stratejik-bir-guctur-81525</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/5/1280x720/77-1781872900.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erdemir&#039;in 61. işletme yıl dönümü dolayısıyla açıklama yapan OYAK Genel Müdürü ve Erdemir-İsdemir Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yalçıntaş, &quot;İnsanı, bilgiyi ve teknolojiyi merkeze alan entegre sanayi yaklaşımımızın taşıyıcısı olan Erdemir, OYAK ekosistemi içinde stratejik bir güçtür.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-milli-egemenlik-artik-dijital-egemenlikten-geciyor-81524</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avdagiç: Milli egemenlik artık dijital egemenlikten geçiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin de Anthropic ve OpenAI gibi kendi modellerini geliştirmesinin önemine vurgu yaparak, aksi takdirde yeni modellere ayrıcalıklı erişim için Avrupa Birliğinin (AB) ABD ile mevcut dönemde yürüttüğü "güvenilir ortak" anlaşmalarının Türkiye için de tek seçenek haline gelebileceğini anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin yapay zeka alanında küresel aktörlere rakip çıkarabileceğini savunma sanayisindeki İHA başarısıyla örnekleyen Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı'nın önemine dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Rekabetin anahtarı artık 'yapay zeka altyapıları, çip teknolojileri, veri işleme kapasitesi ve ileri teknoloji girişimleri' olarak öne çıkıyor. Milli egemenlik artık dijital egemenlikten geçiyor. Hedefimiz Türkiye'den de Anthropic ve OpenAI gibi aktörlere rakipler çıkarmak olmalı. Savunma sanayisindeki İHA'larda yakaladığımız küresel başarı, bunu da başarabileceğimizin en büyük delilidir. Türkiye, İHA gibi yüksek teknolojili ürünlerde dünyanın en büyük ihracatçılarından biri olmayı nasıl başardıysa, yapay zeka alanında da bunu başaracaktır. Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın açıkladığı Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı önemli bir başlangıçtır."</p>
<p><strong>"En dikkati çekici vurgulardan biri 'Micro is Macro' yaklaşımı"</strong></p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın İstanbul'u yapay zeka alanında Türkiye'nin uluslararası vitrini ve yatırım diplomasisinin merkezi haline getirme, 10 bin ileri düzey yapay zeka uzmanı ve 100 bin yapay zeka uygulama profesyoneli yetiştirme hedeflerine ulaşılması için gerekli desteği vereceklerini vurguladı.</p>
<p>Avdagiç, yapay zeka teknolojisine erişimin bir silah olarak kullanılmaya hazırlandığına dikkati çekerek, 2026 görünümünde öne çıkan en dikkati çekici vurgulardan birinin özellikle teknoloji ve yapay zeka yatırımları için kullanılan "Micro is Macro (Mikro Makrodur)" yaklaşımı olduğunu bildirdi.</p>
<p>Şirket düzeyindeki mikro bir eylem ve yatırımın bile artık tüm ekonomiyi, piyasayı veya genel sistemi yani makroyu doğrudan belirleyebildiğini belirten Avdagiç, şöyle konuştu:</p>
<p>"Buna göre yapay zeka yatırımları artık yalnızca teknoloji şirketlerinin konusu değil, enerji talebini, kredi piyasalarını, kamu altyapı yatırımlarını ve küresel sermaye akımlarını etkileyen makro bir dinamik haline geldi. Yapay zeka teknolojisine erişimi bir silah olarak kullanmaya hazır ülke ve bloklar beklemeye başladı. Şurası açık ki dünyada yeni nesil savaş uçağı programları gibi yeni yapay zeka modelleri de bundan sonra sadece yakın müttefiklere açık olacak. Türkiye'nin geliştireceği yapay zeka modelleri ve konseptleri de bu sebeple büyük önem taşıyor. Ticaret savaşları kadar önemli yeni bir mücadele alanı da yapay zeka savaşları olacak."</p>
<p>Avdagiç, Anthropic'in Mythos modelini kritik siber güvenlik açıklarını tespit edebilen bir sistem olarak tanıttığını, bu ayın başında erişimi seçilmiş Avrupa kurum ve şirketlerine genişlettiğini ancak hemen ardından ABD yönetiminin yasağıyla karşılaştığını anlatarak, "ABD'de Trump yönetiminin en yeni yapay zeka modelleri Mythos ve Fable'a yabancı ülkelerden erişimi yasaklaması, yapay zekanın güvenlikten ekonomik güce kadar belirleyici olacağını açıkça ortaya koyuyor. Sadece Claude'un iki yeni modeli değil, OpenAI'ın GPT-5.5 modeli de benzer derecede gelişmiş olarak değerlendiriliyor. OpenAI, şu anda AB'nin siber güvenlik ajansı ENISA ve NATO'ya erişim izni verme sürecinde." dedi.</p>
<p><strong>800 bin üyenin iş süreçlerine yapay zeka entegrasyonu</strong></p>
<p>Şekib Avdagiç, ABD yönetiminin Anthropic'in en yeni yapay zeka modelleri Mythos ve Fable'a yabancı ülkelerden erişimini yasaklamasının yapay zeka savaşlarının önemli bir aşamasını temsil ettiğini dile getirdi.</p>
<p>Savaş uçağı programları gibi yeni yapay zeka modellerinin de gelecek yıllarda sadece en yakın müttefiklere açık olacağını vurgulayan Avdagiç, "Biz de ya Anthropic ve OpenAI gibi kendi modellerimizi geliştireceğiz, ki en doğrusu budur, ya da AB'nin ABD ile şu günlerde pazarlığını yaptığı 'güvenilir işbirliği' anlaşmaları bir zorunluluk olacak." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İTO olarak 2018'den bu yana yürüttükleri dijitalleşme hamlesini yeni bir aşamaya taşıdıklarına işaret eden Avdagiç, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"2018'den bu yana sürdürdüğümüz dijitalleşme hamlesini, 2026'da yapay zekayı 800 bin üyemizin iş süreçlerine entegre ederek yeni bir aşamaya taşıyoruz. 'Dijitalleşme ve Yapay Zeka: Veriden Değer Üretmek' temalı etkinliklerimizle bu sürece katkı sunarken; SoftITO, Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi (BTM) ve Teknopark İstanbul'dan oluşan teknoloji ekosistemimizle girişimcilikten inovasyona, eğitimden ticarileşmeye kadar yapay zekâ odaklı dönüşüme öncülük etmeyi sürdüreceğiz."</p>
<p><strong>"Teknoloji egemenliği artık milli güvenlik meselesi"</strong></p>
<p>Avdagiç, yapay zeka gibi kritik teknolojilerde bağımlılığı azaltmanın milli güvenlik tanımının içine girdiğini belirterek, ABD'li teknoloji şirketlerine olan bağımlılığı azaltmanın ve teknoloji egemenliğini artırmanın milli güvenlik tanımının içine çoktan girdiğini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı programın yapay zeka gibi kritik teknolojilerde bir şirkete veya üçüncü ülkelere bağımlı olmamak için önem taşıdığına dikkati çeken Avdagiç sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Türkiye'nin önündeki yeni büyüme hikayesi teknoloji girişimciliği, yapay zeka yatırımları, yüksek katma değerli üretim ve küresel markalar üzerinden şekillenecek. Unutmayalım ki, bugün dünyada unicorn sayılarıyla, teknoloji ihracatıyla ve girişim sermayesi hacimleriyle öne çıkan ülkelerin ortak noktası, güçlü girişimcilik kültürü ve sürdürülebilir yatırım ekosistemleridir. Biz de bunu, sizlerle birlikte hayata geçirirsek, ülkemizi çok daha güçlü bir konuma taşımış olacağız. Bu değişimde ancak ve ancak 'veriyi yönetenler, teknolojiyi geliştirenler ve yapay zekayı ekonomik güce dönüştürenler' oyun kurucu aktörler olacaklar."</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-milli-egemenlik-artik-dijital-egemenlikten-geciyor-81524</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/4/1280x720/avdagic-1781872415.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın açıkladığı Türkiye Yapay Zeka Eylem Planı&#039;nın önemli bir başlangıç olduğu söyleyen İTO Başkanı Avdagiç, &quot;Rekabetin anahtarı artık &#039;yapay zeka altyapıları, çip teknolojileri, veri işleme kapasitesi ve ileri teknoloji girişimleri&#039; olarak öne çıkıyor. Milli egemenlik artık dijital egemenlikten geçiyor. Hedefimiz Türkiye&#039;den de Anthropic ve OpenAI gibi aktörlere rakipler çıkarmak olmalı. Savunma sanayisindeki İHA&#039;larda yakaladığımız küresel başarı, bunu da başarabileceğimizin en büyük delilidir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-sanayisinde-kapasite-kullanimi-haziranda-yuzde-706-oldu-81522</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 15:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaeli sanayisinde kapasite kullanımı haziranda yüzde 70,6 oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, sanayi kapasite anketiyle oluşturulan “Kapasite Kullanım Oranı” ve “Kocaeli Sanayi Endeksi” ile TCMB İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı haziran verileri hakkında değerlendirme yaptı.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Haziran ayında Kocaeli imalat sanayi kapasite kullanım oranı yüzde 70,6 olarak gerçekleşti. TCMB tarafından açıklanan Türkiye geneli kapasite kullanım oranı ise sınırlı artışla 74,5 oldu. Kapasite kullanımındaki sınırlı artışta haziran ayı ihracatındaki toparlanmanın ve savunma sanayindeki üretim ivmesinin etkilerini görüyoruz. Haziran ayında, Kocaeli ve Türkiye geneli için metal sektöründe ortalama kapasitenin üzerinde artış, kimya sektöründe ise ortalama kapasite kaybının paralel seyrettiğini görüyoruz. Makine sektöründe ise Türkiye genelinde kapasite kaybı gözlemlenirken Kocaeli’de artış oldu. Haziran ayında, geçen aya göre Kocaeli’de kimya ve otomotiv sektörlerinde, Türkiye genelinde ise kimyasal imalat sektörü kapasite kullanımında düşüş olduğunu görüyoruz. Kocaeli sanayi kapasite anketine göre, Kapasite kullanımındaki kaybın nedenleri arasında tüm sektörlerde talep yetersizliği ve finansman zorlukları olmakla birlikte kimya sektörü için hammadde/ekipman zorluklarının devam ettiğini görüyoruz” dedi.</p>
<p> Zeytinoğlu, “Kocaeli sanayi endeksi haziran sonuçlarına göre, haziran ayı endeks skoru 92,4 olarak gerçekleşti. Alt kırılımlarda ise makine sektöründe 95,8, metal sektöründe 93,3, otomotiv sektöründe 89 ve kimya sektöründe 83,7 oldu. Makine ve metal sektörünün genel endeks değerinin üzerinde olması bu sektörde olumlu beklentinin devam ettiğine işaret ediyor. Sektörlerdeki firmaların, beklentilerini yansıtan endeks değerlerinin 100’ün altında seyretmesi sektörlerin geleceğe ilişkin temkinli duruşunu yansıtıyor” ifadelerini kullandı.,</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-sanayisinde-kapasite-kullanimi-haziranda-yuzde-706-oldu-81522</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/2/1280x720/kocaeli-sanayisinde-kapasite-kullanimi-haziranda-yuzde-706-oldu-1781871581.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, haziran ayında Kocaeli imalat sanayi kapasite kullanım oranının yüzde 70,6 olarak gerçekleştiğini açıkladı. Kapasite kullanımındaki sınırlı artışta ihracattaki toparlanma ve savunma sanayindeki üretim ivmesinin etkili olduğunu belirten Zeytinoğlu, sanayi endeksinin 92,4 seviyesinde kaldığını ve sektörlerin geleceğe ilişkin temkinli beklentilerini koruduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-nisanda-eksi-4023-milyar-dolar-81516</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net UYP nisanda eksi 402,3 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Nisan 2026 dönemine ait Uluslararası Yatırım Pozisyonu (UYP) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu, nisan ayı itibarıyla eksi 402,3 milyar dolar olarak tespit edildi.</p>
<p>Nisan ayı itibarıyla Türkiye'nin yurt dışı varlıkları, bir önceki aya göre yüzde 2,8 artışla 406 milyar dolar, yükümlülükleri ise yüzde 4,1 yükselişle 808,3 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Rezerv varlıklar, 14,7 milyar dolar artarak 165,5 milyar dolar oldu. Varlık kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 0,8 artışla 79,3 milyar dolara çıkarken, diğer yatırımlar kalemi yüzde 2,8 azalarak 151 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Bankaların yabancı para efektif ve mevduat varlıkları, yüzde 9,6 azalışla 47,6 milyar dolara indi.</p>
<p>Portföy yatırımları alt kalemlerinden hisse senetleri ve yatırım fonu payları nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 19,3 artarak 51,7 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yükümlülükler alt kalemleri bir önceki aya göre incelendiğinde, doğrudan yatırımlar kalemi yüzde 6,2 artışla 247,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Portföy yatırımları kalemi yüzde 8,3 artarak 154,1 milyar dolara, diğer yatırımlar kalemi yüzde 1,5 yükselişle 407,1 milyar dolara çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-uyp-nisanda-eksi-4023-milyar-dolar-81516</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/9/1280x720/dolar-dollar-1777267603.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası verilerine göre mart ayında eksi 360,8 milyar dolar olan Türkiye&#039;nin net Uluslararası Yatırım Pozisyonu nisanda eksi 402,3 milyar dolar olarak kaydedildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kartli-odemeler-yillik-yuzde-32-artti-81512</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kartlı ödemeler yıllık yüzde 32 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankalararası Kart Merkezi (BKM), Mayıs 2026'ya ait verileri paylaştı. </p>
<p>Buna göre, mayıs ayı itibarıyla Türkiye'de kredi kartı sayısı 149 milyon, banka kartı 216,6 milyon, ön ödemeli kart sayısı 99,1 milyon oldu. Geçen yılın aynı dönemine göre kredi kartı sayısında yüzde 11, banka kartlarında yüzde 2 artış yaşanırken, ön ödemeli kart sayısı yüzde 3 geriledi. Toplam kart sayısı ise yüzde 3 artarak 464,7 milyona ulaştı.</p>
<p>Kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla mayısta yapılan toplam ödeme tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 32 artarak 2 trilyon 633,6 milyar lira oldu. Bu ödemelerin 2 trilyon 212,9 milyar lirası kredi kartları, 412,8 milyar lirası banka kartları, 7,9 milyar lirası ise ön ödemeli kartlarla yapıldı.</p>
<p>Aynı dönemde ödeme tutarı ise kredi kartlarında yüzde 30, banka kartlarında yüzde 50 artarken, ön ödemeli kartlarda yüzde 59 geriledi.</p>
<p>Kartlarla yapılan ödeme sayısı yüzde 7 artarak 1,9 milyara yükseldi. Bunun 1 milyar 114,3 milyonunu kredi kartları, 775,5 milyonunu banka kartları, 34,5 milyonunu ise ön ödemeli kartlar oluşturdu.</p>
<p>Ödeme adetlerinde büyüme oranı geçen yılın aynı dönemine göre kredi kartlarında yüzde 9, banka kartlarında yüzde 12 artarken, ön ödemeli kartlarla yapılan ödeme adetleri ise yüzde 55 düştü.</p>
<p><strong>İnternetten kartlı ödemeler 740,4 milyar liraya ulaştı</strong></p>
<p>Geçen ay internetten yapılan kartlı ödeme tutarı yıllık bazda yüzde 19 artarak 740,4 milyar liraya ulaştı. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı yüzde 28 oldu.</p>
<p>Aynı dönemde internetten kartlı ödeme adedi ise yüzde 2 artarak 254,6 milyona yükseldi. İnternetten yapılan kartlı ödemelerin toplam içindeki payı yüzde 14 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Kartlarla yapılan temassız ödeme sayısı yüzde 8 artarak 1 milyar 298,1 milyon oldu. Temassız ödeme tutarı ise aynı dönemde yüzde 50 artarak 961,8 milyar liraya yükseldi. Mayıs ayında mağaza içi yapılan her 5 kartlı ödemeden 4'ü temassız gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kartli-odemeler-yillik-yuzde-32-artti-81512</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/3/1280x720/kartli-vergi-odeme-limiti-5-milyon-liraya-yukseltildi-1741261384.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BKM&#039;nin mayıs verilerine göre, kredi kartları, banka kartları ve ön ödemeli kartlarla yapılan toplam ödeme tutarı geçen yıla kıyasla yüzde 32 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-102ye-yukseldi-81511</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Reel kesim güveni 102&#039;ye yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haziran ayına ait İktisadi Yönelim İstatistikleri ve Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, İktisadi Yönelim Anketi sonuçları, imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1975 iş yerinin yanıtlarının ağırlıklandırılıp toplulaştırılmasıyla elde edildi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmış RKGE, haziranda 1 puan artarak 102 seviyesine yükseldi.</p>
<p>Endeksi oluşturan anket sorularına ait yayılma endeksleri incelendiğinde, gelecek üç aydaki üretim hacmi, sabit sermaye yatırım harcaması, son üç aydaki toplam sipariş miktarı, mevcut toplam sipariş miktarı ve genel gidişata ilişkin değerlendirmeler endeksi artış yönünde etkilerken, mevcut mamul mal stoku, gelecek üç aydaki toplam istihdam ve gelecek üç aydaki ihracat sipariş miktarına ilişkin değerlendirmeler endeksi azalış yönünde etkiledi.</p>
<p>Mevsimsellikten arındırılmamış RKGE ise haziranda bir önceki aya göre 0,2 puan artarak 103,5 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Son üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacminde artış bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre zayıfladığı, iç piyasa sipariş miktarında azalış bildirenler lehine olan seyrin güçlendiği, ihracat sipariş miktarında artış bildirenler lehine olan seyrin güçlendiği görüldü.</p>
<p>Mevcut toplam siparişlerin mevsim normallerinin altında olduğu yönündeki değerlendirmelerin bir önceki aya göre zayıfladığı, mevcut mamul mal stokları seviyesinin mevsim normallerinin üstünde olduğunu bildirenler lehine olan seyrin bir önceki aya göre güçlendiği gözlendi.</p>
<p><strong>ÜFE beklentisi yüzde 31,5'e geriledi</strong></p>
<p>Gelecek üç aya yönelik değerlendirmelerde, üretim hacmi ve iç piyasa sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyir bir önceki aya göre güçlenirken, ihracat sipariş miktarında artış bekleyenler lehine olan seyir ise zayıfladı.</p>
<p>Diğer taraftan gelecek üç aydaki istihdama ilişkin artış yönlü beklentilerin bir önceki aya göre zayıfladığı, gelecek on iki aydaki sabit sermaye yatırım harcamasına ilişkin artış yönlü beklentilerin ise bir önceki aya göre güçlendiği gözlendi.</p>
<p>Ortalama birim maliyetlerde, son üç ayda artış olduğunu bildirenler ile gelecek üç ayda artış olacağını bekleyenler lehine olan seyir ve gelecek üç aydaki satış fiyatına ilişkin artış yönlü beklentiler zayıfladı. Gelecek on iki aylık dönem sonu itibarıyla yıllık ÜFE beklentisi bir önceki aya göre 0,1 puan azalarak yüzde 31,5 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>İçinde bulunduğu sanayi dalındaki genel gidişat konusunda, bir önceki aya kıyasla daha kötümser olduğunu belirtenler lehine olan seyrin zayıfladığı görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/reel-kesim-guveni-102ye-yukseldi-81511</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/reel-kesim-guven-kadin-calisan-is-yeri.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haziran verilerine göre mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi 1 puan artışla 102&#039;ye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-haziranda-sinirli-artti-81509</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapasite kullanımı haziranda sınırlı arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Haziran 2026'ya ait imalat sanayi kapasite kullanım oranı verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, haziranda imalat sanayisinde faaliyet gösteren 1975 iş yerinin İktisadi Yönelim Anketi'ne verdiği yanıtlar değerlendirilerek sonuçlar oluşturuldu.</p>
<p>İmalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmış kapasite kullanım oranı, önceki aya göre 0,2 puan artarak yüzde 74,3 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı ise mayısta yüzde 74,2 seviyesindeyken, haziranda 0,3 puan artışla yüzde 74,5'e çıktı.</p>
<p>Türkiye'de 2025 ve 2026 yıllarında aylar itibarıyla kapasite kullanım oranları (yüzde) şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Aylar/Yıl</td>
<td> </td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Ocak</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td>74,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Şubat</td>
<td> </td>
<td>74,5</td>
<td>73,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Mart</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td>73,3</td>
</tr>
<tr>
<td>Nisan</td>
<td> </td>
<td>74,3</td>
<td>73,8</td>
</tr>
<tr>
<td>Mayıs</td>
<td> </td>
<td>75,0</td>
<td>74,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Haziran</td>
<td> </td>
<td>74,6</td>
<td>74,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Temmuz</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ağustos</td>
<td> </td>
<td>73,5</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Eylül</td>
<td> </td>
<td>74,0</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ekim</td>
<td> </td>
<td>74,2</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Kasım</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Aralık</td>
<td> </td>
<td>74,4</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapasite-kullanimi-haziranda-sinirli-artti-81509</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/1/1280x720/sanayi-fabrika-1772706619.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haziran verilerine göre, imalat sanayisi genelinde mevsimsel etkilerden arındırılmamış kapasite kullanım oranı, aylık 0,3 puan artışla yüzde 74,5&#039;e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arcelik-beko-europeun-tamamini-satin-aliyor-81507</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Arçelik, Beko Europe&#039;un tamamını satın alıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Arçelik'in, Whirlpool Grubu ile bir dizi stratejik işlem konusunda anlaşmaya vardığı duyurdu.</p>
<p>Anlaşmaya varılan işlemlerin tamamlanmasıyla Beko B.V., Beko Europe sermayesini temsil eden payların tamamını satın alacak ve Beko Europe, Beko B.V.'nin yüzde 100 bağlı ortaklığı haline gelecek.</p>
<p>Açıklamaya göre, bu adım, Arçelik'in Avrupa'daki uzun vadeli büyüme stratejisini desteklerken, Beko Europe'un tek pay sahibi yapısıyla faaliyet göstermesine olanak sağlayacak.</p>
<p>İşlemlerin tamamlanmasının ardından Beko B.V. aracılığıyla Arçelik, Beko Europe bünyesindeki Avrupa üretim, satış ve pazarlama faaliyetlerinin tamamına sahip olacak.</p>
<p>Bu tam sahiplik yapısının, şirketin daha yalın bir organizasyonla hareket etmesine ve karar alma süreçlerini daha etkin şekilde yönetmesine olanak sağlayacağı belirtildi.</p>
<p>Anlaşmaya göre, taraflar arasındaki ticari iş birliği ve marka lisans sözleşmesi ise yürürlükte kalmaya devam edecek. Beko Europe, yürürlükteki anlaşmalar kapsamında Avrupa'da Whirlpool markalı ürünlerin üretim ve pazarlamasını sürdürmeye devam edecek.</p>
<p>Ayrıca Arçelik, 2022'de Whirlpool'un Rusya operasyonlarını satın alması kapsamındaki uzun vadeli ödeme yükümlülüklerinin taraflarca anlaşılan bedel karşılığında sona erdirilmesine yönelik de bir sözleşme imzaladı. Bu işlemin tamamlanmasıyla satın alımdan kaynaklanan mevcut ve gelecekte ortaya çıkabilecek tüm ödeme yükümlülükleri sona erecek.</p>
<p>Öte yandan, Whirlpool EMEA Holdings LLC, Arçelik sermayesinin yüzde 2,9'unu temsil eden geri alınan paylarını devralacak. Bu işlemin, Arçelik'in ortaklık yapısında kontrol değişikliğine yol açmayacağı gibi yönetim yapısında da herhangi bir değişikliğe neden olmayacağı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, bu işlemlerle Arçelik, Beko Europe'un tam sahipliğini elde ederek Avrupa operasyonlarında daha sade bir yönetim yapısı ve daha hızlı karar alma süreçleri sağlayacak, üretim, satış ve pazarlama faaliyetlerinde daha güçlü bir uyum oluşturarak uzun vadeli büyüme hedeflerini destekleyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arcelik-beko-europeun-tamamini-satin-aliyor-81507</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/8/1280x720/arcelik-1776772000.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Arçelik, Whirlpool Grubu ile yapılan anlaşma kapsamında Beko Europe&#039;un paylarının tamamını satın alacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarimsal-girdi-fiyatlari-aylik-yuzde-561-artti-81505</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarımsal girdi fiyatları aylık yüzde 5,61 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Nisan 2026'ya ait tarımsal girdi fiyat endeksi (Tarım-GFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, nisanda bir önceki aya kıyasla yüzde 5,61, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 17,49, Nisan 2025'e göre yüzde 38,97 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 33,79 yükseldi.</p>
<p>Ana gruplarda bir önceki aya göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 6,19, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 1,95 artış kaydedildi.</p>
<p>Geçen yılın aynı ayına göre tarımda kullanılan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 41,21, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetler endeksinde yüzde 25,8 yükseliş görüldü.</p>
<p><strong>Alt gruplar</strong></p>
<p>Yıllık Tarım-GFE'ye göre 9 alt grup daha düşük, 2 alt grup daha yüksek değişim gösterdi.</p>
<p>Nisanda yıllık bazda artışın az olduğu alt gruplar, yüzde 21,64 ile tarımsal ilaçlar, yüzde 24,04 ile makine bakım masrafları oldu. Yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise yüzde 62,77 ile gübre ve toprak geliştiriciler, yüzde 48,44 ile enerji ve yağlayıcılar olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Aylık Tarım-GFE'ye göre 9 alt grup daha düşük ve 2 alt grup daha yüksek değişim sergiledi.</p>
<p>Nisanda bir önceki aya göre en az artış gösteren alt grup yüzde 1,08 ile veteriner harcamaları, yüzde 1,62 diğer mal ve hizmetler olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Buna karşılık, aylık artışın yüksek olduğu alt gruplar, yüzde 12,54 ile enerji ve yağlayıcılar, yüzde 11,51 gübre ve toprak geliştiriciler olarak hesaplandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tarimsal-girdi-fiyatlari-aylik-yuzde-561-artti-81505</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/3/1280x720/tarimsal-sulama-1773724185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in nisan verilerine göre, tarımsal girdi fiyat endeksi, aylık bazda yüzde 5,61, yıllık bazda yüzde 38,97 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uberden-turkiyeye-500-milyon-dolarlik-yatirim-taahhudu-81502</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uber&#039;den Türkiye&#039;ye 500 milyon dolarlık yatırım taahhüdü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurulunun, Uber Technologies Inc. tarafından Getir AŞ'nin bazı hizmet kollarının devralma işlemine taahhütler çerçevesinde izin verdiği bildirildi.</p>
<p>Kurumun internet sitesinden yapılan açıklamaya göre, Uber Technologies Inc. tarafından Getir Perakende Lojistik AŞ'ye ait çevrim içi yemek siparişi ve teslimatı hizmetleri iş kolu ile çevrim içi hızlı tüketim malları siparişi ve teslimatı hizmetleri işinin tek kontrolünün devralınmasına Uber Technologies Inc. tarafından sunulan taahhüt paketi çerçevesinde onay verildi.</p>
<p>Söz konusu taahhütler kapsamında, Uber Technologies Inc. tarafından Türkiye'ye 500 milyon dolarlık yatırım yapılmasına yönelik sunulan taahhüdün, yüksek nitelikli istihdamı desteklemesi, yerel mühendislik kabiliyetlerini güçlendirmesi ve Türkiye'nin dijital altyapısı ve teknoloji altyapısının gelişimine olumlu katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p>Gerekçeli karar daha sonra Kurumun internet sitesinde yayımlanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uberden-turkiyeye-500-milyon-dolarlik-yatirim-taahhudu-81502</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/2/1280x720/uber-1781856022.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu Uber&#039;in Getir&#039;in bazı faaliyetlerini devralmasına onayladı. Bu kapsamda Uber&#039;in Türkiye&#039;ye 500 milyon dolarlık yatırım taahhüdünde bulunduğu bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mayista-kurulan-sirket-sayisi-azaldi-81500</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mayısta kurulan şirket sayısı azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) 2026 yılı Mayıs ayına ilişin kurulan ve kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Veriler ticari hayatın açılan şirket sayısı yönünden kötü, kapanan şirket sayısı yönünden daha iyi olduğunu gösterdi. Mayısta kurulan şirket sayısı yüzde 12.8 azalarak 7 bin 644’e, inerken kooperatif sayısı yüzde 47.1 azalarak 101’e, gerçek kişi ticari işletme sayısı ise yüzde 17.8 azalarak 1154’e indi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 29.1’lik azalışla 2 bin 72’ye gerilerken, kooperatif sayısı yüzde 20.3 azalarak 59’a, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 35.6 azalarak 655’e geriledi.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde ise kurulan şirket sayısı yüzde 5.8 artarak 47 bin 423’e yükselirken, kapanan şirket sayısı yüzde 8.3 azalarak 10 bin 191’e indi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/mayista-kurulan-sirket-sayisi-azaldi-81500</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sirket-ofis.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mayıs ayında kurulan şirket sayısı gecen yılın aynı dönemine göre yüzde 12.8 azalarak 7 bin 644’e, kapanan şirket sayısı da yüzde 29.1 azalarak 2 bin 72’ye geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nato-bulusmasindan-ne-cikar-deprem-mi-devrim-mi-81497</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> NATO buluşmasından ne çıkar; deprem mi, devrim mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara, <a href="https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2025/08/20/turkiye-to-host-2026-nato-summit-in-ankara?utm_source=chatgpt.com">7-8 Temmuz’da</a> NATO liderlerini ağırlayacak. Mekân, Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi. Masada 32 müttefik ülke liderleri, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, davetliler, güvenlik heyetleri, diplomatik ekipler, basın ordusu olacak. ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımının Washington tarafından teyit edilmesi, Ankara’daki zirveye ayrı bir gerilim, ayrı bir merak ve ayrı bir sahne değeri katıyor.</p>
<p>Türkiye daha önce de NATO zirvesine ev sahipliği yaptı. 2004 İstanbul Zirvesi hafızalarımızda. 2026 Ankara buluşması, yaygın sınıflandırmayla NATO’nun 36. Liderler Zirvesi; Türkiye’nin ev sahipliğinde yapılan ikinci büyük NATO zirvesi olacak.</p>
<p><strong>Bu zirveden ne çıkar?</strong></p>
<p>“…Ne deprem çıkar ne de devrim. Zaten NATO’nun doğası buna elvermez. Zirveler, büyük kurumların yön duygusunu tazelediği toplantılar, anlık mucize üretmezler…” Yorum eski diplomat, Nato uzmanı, jeostratejist Hasan Aygün’e ait. Aygün, 22 yıl Dışişleri Bakanlığı’nda görev yaptı. Lizbon ve Napoli’deki NATO karargâhlarında siyasi başdanışmanlık ve uluslararası siyasi ilişkiler direktörlüğünde ve ayrıca Kosova, Bosna-Hersek ve Akdeniz operasyonlarında bulundu. Bosna ve Dağlık Karabağ barış süreçlerinde Türkiye’yi temsil etti.</p>
<p><strong>Söyleşimizde yanıtlarını bulacağınız soru kümesi:</strong></p>
<ul>
<li>Ankara Zirvesi gerçekten ne kadar önemli?</li>
<li>Türkiye’nin “vazgeçilmezlik” anlatısı dışarıdan nasıl görünüyor?</li>
<li>Houston’da kurulan Doğu Akdeniz enerji hattı ne söylüyor?</li>
<li>NATO komuta merkezlerindeki sessiz değişim Türkiye’yi nereye koyuyor?</li>
<li>Yapay zekâ, veri merkezleri ve dijital bağımlılık artık savunma meselesi mi?</li>
<li>Yeni nesil savaş pahalı orduları nasıl zorluyor?</li>
<li>Rusya tehdidi hâlâ eski yerinde mi?</li>
<li>ABD, İngiltere ve Türkiye arasında küçük bir güvenlik hattı okunabilir mi?</li>
<li>Avrupa ordusu değil de Avrupa orduları mı doğuyor?</li>
</ul>
<p>Bu yazı uzun bir söyleşiden önemli gördüğüm alıntılar. Bütüncül bakış için sizi <a href="https://www.youtube.com/watch?v=vtnadVrt6yo">youtube</a> ve <a href="https://open.spotify.com/episode/40qKkLfYczxGZQHEl6YpAp">spotify</a>’a davet etmek isterim. İlgili ve benzer konularda tartışmalar için <a href="https://www.yaprakozer.com/">yaprakozer.com</a>.</p>
<p><strong>Gerçekten; NATO bizsiz yapamaz mı?</strong></p>
<p>Türkiye’de NATO kolay konuşulan, zor anlaşılan bir konu. Kimi zaman bütün kötülüklerin kaynağı gibi gösteriliyor. Kimi zaman Türkiye’nin Batı içindeki en sağlam dayanağı gibi anlatılıyor. NATO bir savunma örgütü. Kararlar oy birliğiyle alınıyor. NATO çatısı altında bir üyenin açıkça aleyhine resmi karar çıkması, yapının mantığına aykırı.</p>
<p>Diğer yandan, “kullanışlı” cümleler havada uçuşuyor. “NATO bize karşı.” “NATO bizsiz yapamaz.” “Türkiye kilit ülke.” “Türkiye Batı’nın kalesi.”</p>
<p>Aygün, NATO’nun anlamının ülkeden ülkeye değiştiğini söyledi; “Estonya için NATO başka; Lüksemburg için başka. Rusya sınırına yakın yaşayan bir toplumun güvenlik hafızası ile Avrupa’nın ortasında yaşayan bir ülkenin güvenlik duygusu aynı değil. Türkiye’nin NATO algısı da kendi tarihinden, askeri kapasitesinden, Batı ile kurduğu inişli çıkışlı ilişkiden besleniyor.”</p>
<p><strong>Şeytan ayrıntıların neresinde dolaşıyor?</strong></p>
<p>Zirve, şüphesiz Türkiye açısından görünürlük yaratacak. Başkan Trump’ın gelişi gündemi büyütecek. Buna karşılık, Türkiye’nin bütün sorunlarını çözmeyecek. Ankara’yı dünyanın merkezine taşımayacak.</p>
<p>Klişedir ama geçerlidir; şeytan ayrıntılarda… Yan konular ve sorunlar bu süreçte çözülecek ya da üzerinde görüş alışverişi yapılarak gelişecek. Zirve buzdağının üstü. Hikayenin önemli kısımları öncesinde ve sonrasında yaşanacak. Medyaya ilk etapta yansıyacak kısım ise verilmek istenen bütüncül mesaj olacak.</p>
<p>Bazı başlıklara birlikte bakıp değerlendirelim;</p>
<p><strong>Houston’da Ne Oldu?</strong></p>
<p>Ankara Zirvesi öncesi dikkat edilmesi gereken gelişmelerden biri Houston’da yaşandı. ABD, Yunanistan, Kıbrıs Cumhuriyeti ve İsrail’in katılımıyla <a href="https://www.energy.gov/articles/united-states-cyprus-greece-israel-and-rice-university-establish-eastern-mediterranean?utm_source=chatgpt.com">Rice Universitesi</a> üzerinden Eastern Mediterranean Energy Center kuruldu. Kâğıt üzerinde enerji, araştırma, altyapı, inovasyon ve bölgesel iş birliği merkezi diyor, Türkiye’nin içinde olmadığı bir Doğu Akdeniz oluşumu.</p>
<p>Türkiye, uzun süredir kendini enerji geçiş ülkesi, Doğu ile Batı arasında hat, Avrupa’nın enerji güvenliği için vazgeçilmez coğrafya olarak anlatıyor. Bu anlatının gerçek payı var. Coğrafya yerinde duruyor. Boru hatları, limanlar, Boğazlar, piyasa büyüklüğü, askeri kapasite yerinde duruyor.</p>
<p>Ve fakat; Houston’daki merkez dikkatle okunmayı hak ediyor. Aygün’ün en keskin uyarısı Türkiye Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yaparken, Doğu Akdeniz’de Türkiye’siz bir enerji ve güvenlik hattının ekonomik, stratejik boyutu var. Kritik altyapı güvenliği, siber koruma, deniz yetki alanları, askeri tatbikatlar ve diplomatik tanınma zinciriyle birlikte ilerliyor.</p>
<p><strong>Komuta merkezlerinde değişim ne demek? </strong></p>
<p>Bir başka kritik konu da komuta merkezlerindeki yapılanma. NATO’nun komuta yapısındaki değişim, ittifakın yeni tehdit algısına göre kendini yeniden yerleştirmesi olarak okunmalı. NATO’nun iki stratejik karargâhından biri Belçika/Mons’taki SHAPE; operasyonlardan sorumlu en üst askeri komuta merkezi. Diğeri ise ABD/Norfolk’ta bulunan Allied Command Transformation; NATO’nun gelecekteki kuvvet yapısı, ihtiyaçları ve eğitiminden sorumlu dönüşüm komutanlığı. Norfolk’un İngiltere’ye taşınması ya da ağırlığının Avrupa’ya kayması, Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenmesi yönünde sembolik bir işaret olarak değerlendiriliyor. Operasyonel düzeyde ise Napoli ve Brunssum öne çıkıyor: Napoli Afrika ve Ortadoğu hattına; Brunssum ise Afganistan sonrası dönemde Rusya, Kuzey Avrupa ve Doğu Avrupa güvenlik mimarisine dönük çalışmalarıyla anılıyor. Doğu Avrupa’daki kaygıları yatıştırmak için Polonya’ya kısmi kaydırmalar ve kuvvet konuşlandırmaları yapılması da bu nedenle askeri olduğu kadar siyasi mesaj niteliği taşıyor.</p>
<p>Türkiye’de ise temel NATO karargâhı İzmir’deki Kara Kuvvetleri Komutanlığı. Ankara’da küçük ölçekli işlevsel bir yapı olan terörizm ve asimetrik savaşla mücadele merkezi, Adana, Malatya ve Kürecik gibi unsurlar NATO’nun temel karargâh yapısından çok, Türkiye ile NATO arasındaki anlaşmalar çerçevesinde kullanılan tesisler olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Türkiye açısından tablo nüanslı. Avrupa otonom bir yapıya doğru ilerliyor. İngiltere, ABD ayrışıyor. Türkiye ABD’ye bağlanıyor. Bu ayrışma neye işaret ediyor? Yeni mimariden anlıyoruz ki, savunma düzeni eski cephe ülkesinin çevresinde kurulmuş tek eksenli bir dünya değil artık…</p>
<p><strong>Rusya tehdidi buharlaşırsa, bize ne olacak?</strong></p>
<p>Aygün’ün aktardığına göre NATO’nun en üst askeri komutanı olan SACEUR- Supreme Allied Commander Europe-Berlin’de yaptığı değerlendirmede Rusya’nın bugün NATO ile doğrudan bir çatışma arayışında görünmediğini söyledi. Aygün’ün ifadesiyle eldeki istihbarat raporları ve Rus birliklerinin hareketleri, Moskova’nın NATO ile savaşmak istemediğine işaret ediyor. Rusya hâlen Ukrayna savaşına saplanmış durumda; asker temininde zorlanıyor, drone ve yüksek teknoloji karşısındaki açıkları görülüyor. Aygün, mevcut dönemde Rusya’nın NATO’ya yakın vadede doğrudan tehdit oluşturma kapasitesinin sınırlı olduğunu; Ukrayna savaşını bitirse hatta kazansa bile üç, beş, belki yedi yıl toparlanmaya ihtiyaç duyacağını belirtti.</p>
<p>Türkiye’nin NATO’daki yeri uzun süre Rusya tehdidi üzerinden anlatıldı. Biz sınır ülkesiydik. Adeta cephenin kendisi!... “Avrupa’nın ileri karakolu” deniyordu. Bu söylem hâlâ kullanılıyor. Fakat Rusya tehdidi aynı biçimde okunmuyor.</p>
<p><strong>Veri merkezi neden dijital bağımlılık?</strong></p>
<p>Yapay zekâ savaş planlamasından istihbarata, dezenformasyondan hedef tespitine, siber saldırıdan kritik altyapı korumasına kadar her alanı kesiyor. Veri merkezleri egemenlik meselesine dönüşüyor. Aygün söyleşide enteresan bir saptama yaptı, “…yalnız düşmanlardan değil, dostlardan da korunmaya çalışıyoruz.” İfade ettiği ortam, NATO üyeleri birbirlerinin teknoloji şirketlerine, veri toplama kapasitesine, Pentagon veya Washington ile kurduğu ilişkilere kuşkuyla bakabileceğini mi gösteriyor?</p>
<p>Yorumum şu ki, Ankara NATO Zirvesi öncesi hayli rol çalan G7 Zirvesi’nde yapay zekanın liderler düzeyinde ele alınması, NATO gündemiyle doğrudan bağlantılı okunmalı. G7’de Anthropic, OpenAI, Google DeepMind gibi şirketlerin liderlerle aynı masaya oturması; Amerikan yapay zeka modellerine erişimin “güvenilir ortaklar” çerçevesinde tartışılması ve çocukların çevrim içi güvenliğinin bile güvenlik mimarisinin parçası haline gelmesi, savunmanın sınırlarının değiştiğini gösteriyor. Ankara’daki NATO buluşmasını okurken yapay zekayı ayrı bir teknoloji parantezi değil, ittifakın yeni bağımlılık, egemenlik ve güvenlik testi olarak görmek gerek.</p>
<p><strong>Arılar fillere mi saldırıyor?</strong></p>
<p>Ukrayna, Karabağ, İran ve Doğu Akdeniz, savaşın yapılış gerekçeleri, ihtiyaç ve maliyet mantığının değiştiğini gösteriyor. Askeri taraftan bakacak olursak; uçak gemileri, tanklar, savaş uçakları ve füze sistemleri dünyanın en ciddi güç sembolleri olmayı sürdürüyor. Bununla birlikte küçük, ucuz, çoğalabilir, yönlendirilebilir sistemler gündemde ve savaş alanlarında. Ukrayna’da, İran’da etkinlikleri gözümüzün önünde test edildi. Aygün’ün kullandığı benzetmeyle ifade etmem gerekirse; “Arı ordusu file saldırdı”.</p>
<p>Artık biliyoruz ki, hızlı, insansız, düşük maliyetli askeri araçlar Türkiye için gerçek bir avantaj. Savunma sanayimiz bu rotada gelişiyor. Bu yaklaşım tek başına stratejik garanti olabilir mi? Kapasite kadar adaptasyon, savunma sanayi kadar veri, yazılım, üretim hızı, elektronik harp ve saha öğrenmesi önemli.</p>
<p>Riskin, magazinin, siyasetin, ticaretin ve jeostratejinin bol olacağı bir zirve olacağı kesin. Bize ne kadar dokunacağını bekleyip göreceğiz. Çoklu eskende sallanan  konuları; “Biz ne kadar önemliyiz?” sorusuna boğmak “fazla kolay ve konforlu” bir yaklaşım. Gündemi okumaya devam.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nato-bulusmasindan-ne-cikar-deprem-mi-devrim-mi-81497</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO buluşmasından ne çıkar; deprem mi, devrim mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/solar-cam-ithalatina-sorusturma-81504</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Solar cam&#039; ithalatına soruşturma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğle yerli üretici Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları AŞ tarafından yapılan ve Düzce Cam Sanayi ve Ticaret AŞ, Europen Endüstri İnşaat Sanayi Ticaret AŞ, Çağdaş Cam Sanayi ve Ticaret AŞ, Okandan Cam Sanayi ve Ticaret AŞ, Salt Cam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, Camplaza Solar Cam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. tarafından desteklenen başvuruya istinaden Çin, Malezya ve Vietnam menşeli "solar cam" ürünlerine yönelik damping soruşturması açılmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p>Yapılan inceleme sonucu, damping soruşturması açılabilmesi için yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından, İthalatta Haksız Rekabeti Değerlendirme Kurulunun kararı ile üç ülke menşeli solar cam ürününe yönelik damping soruşturması açılması kararlaştırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/solar-cam-ithalatina-sorusturma-81504</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, Çin, Malezya ve Vietnam menşeli &quot;solar cam&quot; ürünlerine yönelik damping soruşturması açılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iso-500de-bursali-sirket-sayisi-25ten-31e-yukseldi-81481</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO 500’de Bursalı şirket sayısı 25’ten 31’e yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) açıkladığı 2025 yılı “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu” araştırması, Bursa sanayisinin son bir yılda önemli bir büyüme kaydettiğini ortaya koydu.</p>
<p>2024 yılı araştırmasında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası ile ilçe odalarına kayıtlı 25 firma İSO 500 listesinde yer alırken, 2025 yılında bu sayı 31’e yükseldi. Böylece Bursa, listeye en fazla şirket sokan sanayi merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Firma sayısındaki artışın yanında üretim gücünde de dikkat çekici bir büyüme yaşandı. 2024 yılında listede yer alan Bursalı şirketlerin toplam üretimden satışları yaklaşık 305,7 milyar TL seviyesindeyken, 2025 yılında bu rakam 485,9 milyar TL’ye ulaştı. Buna göre Bursa’nın İSO 500 kapsamındaki üretimden satışları bir yılda yaklaşık 180 milyar TL artarken, büyüme oranı yüzde 59’a yaklaştı.</p>
<h2>İlk 50’deki şirket sayısı korundu</h2>
<p>Bursa, her iki yılda da ilk 50 içerisinde üç güçlü sanayi kuruluşuyla temsil edildi. Ancak sıralamalarda önemli değişimler yaşandı. 2024 yılında ilk üç sırayı Bosch Sanayi ve Ticaret, SÜTAŞ ve Oyak Renault alırken, 2025’te Togg’un yükselişi dikkat çekti. Togg 28’inci sıraya yerleşerek Bursa’nın en büyük sanayi kuruluşu olurken, Bosch 35’inci, SÜTAŞ ise 46’ncı sırada yer aldı. Bu tablo, Bursa sanayisinde geleneksel otomotiv üretiminin yanında elektrikli araç ve yeni teknoloji yatırımlarının da üst sıralara çıkmaya başladığını gösterdi. 2024 yılında Bursa’dan ilk 100’de üç şirket yer alırken, 2025 yılında bu sayı 5’e yükseldi. Togg, Oyak Horse ve Siro Silk Road’un ilk 100’e girmesi, Bursa’nın elektrikli araç ve enerji depolama teknolojilerindeki yatırımlarının artık sanayi sıralamalarına da yansımaya başladığını ortaya koydu. Özellikle Siro ve Togg’un kısa sürede üst sıralara yükselmesi, Bursa’nın yalnızca üretim üssü değil aynı zamanda yeni nesil mobilite merkezi olma yolunda ilerlediğine işaret etti.</p>
<h2>Listeye yeni şirketler damga vurdu</h2>
<p>2025 araştırmasında Bursa’dan altı şirketin listeye girmesi dikkat çekti. Oyak Horse Makine Ekipmanları, Eker Süt Ürünleri, Feka Otomotiv Mamulleri, T.K.G. Otomotiv, Yazaki Wiring Technologies Türkiye ve Maysan Mando Otomotiv Parçaları’nın listeye dahil olması Bursa’nın sanayi tabanının genişlediğini gösterdi. Yeni girişlerin önemli bölümünün otomotiv ve otomotiv tedarik sanayisinden gelmesi ise sektörün kent ekonomisindeki belirleyici rolünü koruduğunu ortaya koydu. </p>
<p>İki yılın verileri birlikte değerlendirildiğinde Bursa’nın sanayi yapısında önemli bir değişim yaşandığı görülüyor. 2024 yılında daha çok geleneksel otomotiv ve yan sanayi şirketlerinin ağırlıkta olduğu listede, 2025 yılında elektrikli araç, batarya teknolojileri ve ileri mühendislik alanlarında faaliyet gösteren şirketler öne çıktı. Karsan, Siro Silk Road, Astemo Bursa, Bosch Rexroth ve Coşkunöz Metal Form gibi şirketlerin sıralamalardaki yükselişi de katma değeri yüksek üretime yönelik dönüşümün somut göstergeleri arasında yer aldı.</p>
<h2>Bursa’nın İSO 500’deki ilk 10 şirketi</h2>
<p>1. TOGG – 28. sıra<br />2. Bosch Sanayi ve Ticaret – 35. sıra<br />3. SÜTAŞ – 46. sıra<br />4. Oyak Horse Makine Ekipmanları – 86. sıra<br />5. Siro Silk Road – 90. sıra<br />6. Beyçelik Gestamp – 124. sıra<br />7. Asil Çelik – 129. sıra<br />8. Coşkunöz Metal Form – 146. sıra<br />9. Pro Yem – 152. sıra<br />10. Eker Süt Ürünleri – 157. sıra</p>
<h2><br /><strong>İSO 500’de Bursa’nın sektörel görünümü</strong></h2>
<p>* Taşıt araçları sanayi: 11 firma<br />* Gıda sanayi: 6 firma<br />* Elektrik makineleri ve ekipmanları: 4 firma<br />* Demir-çelik ana metal sanayi: 2 firma<br />* Kimya, tekstil, içecek, enerji ve diğer sektörler: 8 firma</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iso-500de-bursali-sirket-sayisi-25ten-31e-yukseldi-81481</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/1/1280x720/iso-500de-bursali-sirket-sayisi-25ten-31e-yukseldi-1781850736.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO 500 araştırmasında Bursa’nın temsil gücü 2025 yılında belirgin şekilde yükseldi. Bir önceki yıl 25 şirketle listede yer alan Bursa, 2025’te 31 firmaya ulaşırken, üretimden satışlar da yaklaşık 306 milyar TL’den 486 milyar TL’ye çıkarak yüzde 59’a yakın artış gösterdi. Yeni girişler ve elektrikli mobilite yatırımları Bursa sanayisinin dönüşümünü hızlandırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/etil-asetat-ithalatina-sorusturma-81501</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Etil asetat ithalatına soruşturma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Haksız Rekabetin Önlenmesine İlişkin Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Tebliğle, yerli üretici Adokim Kimya Sanayi ve Ticaret AŞ'nin başvurusuna istinaden söz konusu ürüne yönelik damping soruşturmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p>Buna göre yapılan inceleme sonucu soruşturmaya ilişkin yeterli bilgi, belge ve delillerin bulunduğu anlaşıldığından Çin menşeli "etil asetat" ithalatına yönelik damping soruşturması açılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/etil-asetat-ithalatina-sorusturma-81501</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin menşeli &quot;etil asetat&quot; ithalatına yönelik damping soruşturması açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tesab-raporu-turkiyenin-veri-merkezi-olmak-icin-firsati-var-81498</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TESAB raporu: Türkiye’nin veri merkezi olmak için fırsatı var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Elektrik Sanayi Birliği (TESAB) tarafından hazırlanan Veri Merkezleri: Küresel Gelişmeler ve Türkiye’nin Rotası başlıklı raporda, veri merkezlerinin yalnızca bir teknoloji yatırımı olmadığı, enerji, sanayi ve sayısal dönüşüm politikalarının kesişiminde bulunan stratejik bir alan olduğu yorumu yapıldı. Türkiye’nin bu alanda yatırım çekmesinin mümkün göründüğü belirtilen raporda, yüksek yoğunluklu yapay zeka uygulamalarına uygun altyapının geliştirilmesi, yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması ve uluslararası yatırımcı için uygun bir ekosistem oluşturulması önerileri yer aldı. Raporda, veri merkezlerinin tükettiği elektriğin 2020'de 269 TWh seviyesinden, 2024'te 416 TWh seviyesine yükseldiği, mevcut eğilimle 2030'da 945-1000 TWh'a ulaşabileceği belirtildi. </p>
<p>Raporun önsözünü yazan EÜAŞ Genel Müdürü ve TESAB Başkanı Zafer Benli veri merkezlerinin sayısallaşmanın ötesinde enerji güvenliği, teknolojik bağımsızlık ve küresel rekabet gücü açısından da ana unsurlardan biri haline geldiğini vurguladı. Stratejik bir fırsat alanı doğduğunu belirten Benli ülkelerin veri işleme kapasitesinin kalkınma yarışı açısından belirleyici unsurlardan biri olduğunu savundu.</p>
<p><strong>100 MW'lık bir veri merkezi, 350 bin konut kadar elektrik tüketiyor</strong></p>
<p>Raporda, Türkiye’nin 2023 yılı verilerine göre veri merkezi kurulu gücünün 250 MW seviyesinde olduğu, 2028’e kadar düşük senaryoda 500 MW seviyesine kadar çıkabileceği kaydedildi. Bu seviye, yine raporda belirtilen 100 MW kurulu güçteki bir veri merkezinin yıllık 2,5 MW elektrik tüketen bir konut dikkate alındığında, 350 bin konutun tükettiği elektriğe karşılık geldiğine dikkat çekildi.</p>
<p>Türkiye Ulusal Veri Merkezi Strateji Belgesi hazırlanması önerilen raporda Türkiye elektrik planlaması açısından yapılan değerlendirme ve önerilerde, ÇED benzeri bir “Enerji Etki Değerlendirmesi” sisteminin kurulması önerildi. Ayrıca, yüzde 56’sı Marmara olmak üzere, veri merkezlerinin Marmara, Ege ve İç Anadolu (Ankara) civarında yoğunlaştığına dikkat çekildi. Bu nedenle bölgesel bir enerji tüketim planlaması gerektiği belirtildi. Bunun yanında, veri merkezlerine elektriğin yüzde 50’sinin yenilenebilir kaynaklı olması zorunluluğu, batarya ve hidrojen depolama zorunluluğu, atık ısının değerlendirilmesi, yeni veri merkezi yatırımlarının enerji üretimi ile depolanması ile birlikte kamu-özel ortaklığıyla yapılması politikaları önerildi.</p>
<p>Raporda, veri merkezlerine yönelik yenilenebilir kaynaklar ve depolama imkanları da incelendi. Hali hazırda, veri merkezlerinin kesintisiz ve kaliteli elektriğe bağımlılığı dikkate alınarak, yenilenebilir enerjinin bunu tam olarak sağlayamadığı, batarya ve hidrojen depolamasının ise şimdilik tam olarak ihtiyaca çözüm oluşturmadığı kaydedildi. Bu nedenle, batarya ve hidrojen depolama önerilmekle birlikte, mevcut görünümde, fosil kaynaklar ya da nükleer güç gibi kaynaklara dayalı elektriğe ihtiyacın sürdüğüne işaret edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tesab-raporu-turkiyenin-veri-merkezi-olmak-icin-firsati-var-81498</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/9/1280x720/yapay-zeka-1752043151.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TESAB&#039;ın hazırladığı &#039;Veri Merkezleri&#039; raporunda Türkiye’nin bu alanda yatırım çekmesinin mümkün göründüğü belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/demiryolu-baglanti-hatlari-icin-yap-islet-devret-modeli-hazirlaniyor-81470</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Demir yolu bağlantı hatları için yap-işlet-devret modeli hazırlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından hazırlanan İltisak Hatlarının Projelendirilmesi, Yapımı ve İşletilmesinde Uygulanacak Usul ve Esaslara Dair Yönetmelik taslağı ile uzun süredir gündemde olan üretim ve ticaret-lojistik merkezlerinin demiryolu ve karayollarına demiryolu iltisak (bağlantı) hatlarıyla bağlanması projesinde kamu-özel ortaklığı modelinin de kullanılabilmesi öngörüldü. Buna göre, mülkiyeti kamuda olmak üzere, yap-işlet-devret modeliyle demiryolu bağlantısı, yükleme boşaltma ve tesisler üstlenici eliyle yapılıp işletilebilecek. </p>
<h2>Önem derecesine göre belirlenecek </h2>
<p>Başvurular Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü’ne yapılacak. Genel müdürlük, iltisak hatlarının planlarını hazırlayacak ya da hazırlatacak. Milli Savunma gerekçesiyle iletilenler ile Sanayi ve Teknoloji, Tarım Orman ve Ticaret Bakanlığı tarafından, OSB, teknoloji geliştirme, endüstri bölgesi, serbest bölge gerekçeli olarak iletilen başvurular önem derecesi yüksek statüde, ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulacak. İltisak hatlarında TCDD yanında özel demiryolu işletmesi yapılabilecek. Yük ve konteyner ile liman bağlantılı talepler ise “çok yüksek önem dereceli” olarak değerlendirilecek.</p>
<p>Yönetmelik taslağı, karayolu bağlantısı sağlama açısından da düzenlemeler içeriyor. İltisak hakları böylece sadece demiryolu ve limanlar ile bağlantı değil, karayolu bağlantısına da sahip olmak üzere tasarlanabilecek. Halen TCDD’nin çok sayıda iltisak hattı projesi, yatırım programında bulunuyor. Bu tür yatırımlar artık yap-işlet-devret modeliyle özel sektöre de yaptırılabilecek. Yönetmelik taslağında, talep halinde mevcut hatların da yönetmelik kapsamına alınmasına imkan verilmesi düzenleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/demiryolu-baglanti-hatlari-icin-yap-islet-devret-modeli-hazirlaniyor-81470</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/demiryolu-lokomotif.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Demir yollarının mülkiyeti kamuda olmak üzere yükleme boşaltma ve tesisler üstleniciye yaptırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hazir-giyimde-asil-tehlike-cin-degil-banglades-fas-ve-tunus-81469</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazır giyimde asıl tehlike Çin değil; Bangladeş, Fas ve Tunus</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Türk hazır giyim sektörü yıllardır küresel rekabette en büyük rakibi olarak Çin’i gösterse de Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği'nin (TGSD) hazırladığı “Dünya Hazır Giyim Ticaret Akımı 2025” raporu, tehdit haritasının değiştiğini ortaya koydu. Rapora göre dünya hazır giyim ticaretinde Çin'in hakimiyeti sürse de pazar payı geriliyor. Türkiye açısından asıl risk ise Avrupa pazarında Türkiye ile aynı müşteri kitlesine oynayan Bangladeş, Fas ve Tunus'tan geliyor. TGSD'nin analizine göre Türkiye, Avrupa Birliği dışı hazır giyim tedarikçileri arasında yüzde 9,1 pay ile üçüncü sırada yer alırken, Çin yüzde 30,9 ve Bangladeş yüzde 19,3 paya sahip. Ancak rapor, Çin ve Bangladeş’in daha çok yüksek hacimli ve düşük maliyetli segmentlerde faaliyet gösterdiğini, Türkiye'nin ise asıl rekabeti Avrupa'ya yakınlık avantajını kullanan Fas ve Tunus ile yaşadığını vurguluyor. Fas ve Tunus'un AB dışı ithalattaki payı henüz yüzde 5 seviyesinde olsa da son yıllarda hızlı büyüme göstermeleri dikkat çekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34d1759c0df-1781846389.png" alt="" width="700" height="309" /></p>
<h2>Yakın üretim modelini paylaşıyor </h2>
<p>Raporda yer alan değerlendirmeye göre Fas ve Tunus, Avrupa markalarına kısa teslim süreleri sunarak Türkiye'nin en önemli rekabet avantajlarından biri olan “yakın üretim” modelini paylaşmaya başladı. Bangladeş ise Avrupa pazarına sağladığı gümrük avantajları ve düşük maliyetli üretim gücüyle temel ürün kategorilerinde Türkiye'nin payını baskılıyor. Bu nedenle sektörün Çin ile fiyat savaşına girmek yerine hız, kalite, izlenebilirlik ve katma değer alanlarında konumlanması gerektiği belirtiliyor.</p>
<h2>Avrupa bağımlılığı dezavantaj </h2>
<p>Raporun dikkat çektiği bir diğer konu ise Türkiye'nin aşırı Avrupa bağımlılığı... Küresel hazır giyim ticaretinde yaklaşık 600 milyar Euro’luk talebin yarısı Avrupa ekseninde bulunurken Türkiye'nin gücü de bu bölgede yoğunlaşıyor. Buna karşılık dünyanın en büyük hazır giyim ithalatçısı konumundaki ABD pazarında Türkiye'nin varlığı oldukça sınırlı kalıyor. ABD'nin 97,9 milyar dolarlık hazır giyim ithalatına karşın Türkiye'nin payı yüzde 1,24 seviyesinde bulunuyor. TGSD, Türkiye'nin özellikle Almanya, Hollanda ve İspanya gibi yüksek hacimli Avrupa pazarlarında payını artırmaya odaklanması gerektiğini savunuyor. Rapora göre Almanya tek başına 22,7 milyar Euro’luk AB dışı hazır giyim ithalatı gerçekleştirirken Hollanda da Avrupa’ya açılan önemli bir dağıtım merkezi konumunda bulunuyor.</p>
<h2>İngiltere, yeni fırsat olabilir </h2>
<p>İngiltere ise Brexit sonrasında Türkiye için büyütülmesi gereken stratejik pazarlardan biri olarak öne çıkıyor. TGSD'nin analizine göre Brexit sonrasında değişen tedarik zincirleri, İngiltere'yi Türkiye için en önemli büyüme alanlarından biri haline getirdi. İngiltere'nin yıllık hazır giyim ithalatı 24 milyar dolar seviyesinde bulunurken, Türkiye 1,6 milyar dolarlık ihracat ve yüzde 6,7 payla dördüncü sırada yer alıyor. Pazarda Çin 6,4 milyar dolar, Bangladeş 4,8 milyar dolar ve Pakistan 1,7 milyar dolarlık ihracatla Türkiye'nin önünde bulunuyor. Rapora göre Brexit'in yarattığı lojistik ve tedarik boşlukları, İngiliz markalarını Avrupa Birliği dışındaki güvenilir tedarikçilere yönlendiriyor. Türkiye'nin kısa teslim süresi, esnek üretim yapısı ve coğrafi yakınlığı sayesinde İngiltere'de mevcut payını artırabilecek ülkelerin başında geldiği belirtiliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">3 ÜLKE SEKTÖR AÇISINDAN KRİTİK RAKİP</span></h2>
<p>TGSD'nin raporuna göre Türkiye'nin yakın üretim avantajını paylaşan Fas ve Tunus ile Avrupa Birliği pazarına gümrüksüz erişim sağlayan Bangladeş, sektör açısından daha kritik rakipler konumunda. Fas ve Tunus, Akdeniz'e yakınlıkları sayesinde hızlı teslimat avantajı sunarken, düşük işçilik maliyetleriyle pazar paylarını büyütüyor. Bangladeş ise AB pazarında yüzde 19,3 paya ulaşarak Türkiye'nin iki katından fazla hacme sahip bulunuyor ve gümrüksüz giriş avantajıyla temel ürün gruplarında Türkiye'yi zorlamaya devam ediyor. TGSD, Türkiye'nin bu rekabete fiyat indirerek değil; kumaştan hazır giyime uzanan dikey entegrasyon gücü, sürdürülebilirlik düzenlemelerine uyum ve orta-üst segment üretim kalitesiyle karşılık vermesi gerektiğini vurguluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hazir-giyimde-asil-tehlike-cin-degil-banglades-fas-ve-tunus-81469</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/9/1280x720/hazir-giyim-sektoru-avrupadan-umdugunu-bulamadi-rotayi-amerikaya-ceviriyor-1760010288.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Dünya Hazır Giyim Ticaret Akımı 2025” raporunda, sektörde Çin&#039;in hakimiyeti sürse de pazar payının gerilediği, Türkiye açısından asıl riskin ise Avrupa pazarında Türkiye ile aynı müşteri kitlesine sahip Bangladeş, Fas ve Tunus&#039;un olduğu vurgulandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2026-yili-mali-tatilinde-sosyal-guvenlik-uygulamalari-81467</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2026 yılı mali tatilinde sosyal güvenlik uygulamaları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun’un 1’inci maddesi uyarınca <strong>01.07.2026-20.07.2026 dönemi mali tatildir. </strong></p>
<p>5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun’un 2’nci maddesinde de mali tatil kapsamında çalışma hayatı ve sosyal güvenlik mevzuatı ile ilgili beyan bildirim ve ödemelerle ilgili hususlar açıklanmıştır.</p>
<p>Yasal düzenleme gereği,</p>
<p>- Son günü mali tatile (01-20 Temmuz) rastlayan kapsamdaki kanuni ve idari süreler, <strong>mali tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamaktadır.</strong></p>
<p>- Mali tatilin sona erdiği günü izleyen beş gün (21-25 Temmuz) içinde biten kanuni ve idari süreler ise, <strong>tatilin son gününü izleyen tarihten itibaren beşinci günün mesai saati bitiminde sona ermektedir.</strong></p>
<p>Buna göre, 5604 sayılı Mali Tatil İhdas Edilmesi Hakkında Kanun uyarınca, 2026 yılı mali tatilinde sosyal güvenlik ile ilgili kapsama giren beyan, bildirim ve yükümlülükler aşağıda belirtilen tarihlerde yerine getirilmesi halinde yasal süresi içinde yapılmış sayılacaktır.</p>
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="100%">
<p><strong>2026 Yılı Mali Tatilinde</strong></p>
<p><strong>Sosyal Güvenlik Uygulamaları</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p><strong>Beyan/Bildirim/Yükümlülük</strong></p>
</td>
<td width="16%">
<p><strong>İlgili Mevzuat</strong></p>
</td>
<td width="24%">
<p><strong>Son Günün</strong></p>
<p><strong>Mali Tatil <br />Günlerine <br /></strong>(01-20 Temmuz Arasına) <br /><strong>Rastlaması Halinde <br /><br /></strong></p>
</td>
<td width="21%">
<p><strong>Son Günün <br />Mali Tatilden <br />Sonraki 5 Güne <br /></strong>(21-25 Temmuz Arasına) <br /><strong>Rastlaması Halinde <br /><br /></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>İşyeri Bildirgesi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>5510/11. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>Sigortalı İşe Giriş Bildirgesi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>5510/8. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>Sigortalı İşten Ayrılı§ Bildirgesi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>5510/9. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>2026 Haziran Ayı</p>
<p>Muhtasar Prim ve Hizmet Beyannamesi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>SSİY/Ek-5. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>Haziran ayı MPHB’nin verilme süresinin son günü mali tatile (01-20 Temmuz) rastlamadığından, ancak normal süresi Pazar gününe rastladığından</p>
<p>(27.07.2026 Pazartesi)</p>
<p>yerine getirilecektir.</p>
</td>
<td width="21%">
<p>Haziran ayı MPHB’nin <br />verilme süresinin son <br />günü 21-25 Temmuz’a <br />rastlamadığından, ancak normal süresi Pazar gününe rastladığından</p>
<p>(27.07.2026 Pazartesi)</p>
<p>yerine getirilecektir.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>2026 Haziran Ayı Primlerinin Ödenmesi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>5510/88. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>Haziran ayı primlerinin <br />ödeme süresinin son günü <br />mali tatile (1-20 Temmuz)<br />rastlamadığından, <br />normal süresi olan takip eden ayın son günü</p>
<p>(31.07.2026 Cuma)</p>
<p>yerine getirilecektir.</p>
</td>
<td width="21%">
<p>Haziran ayı primlerinin <br />ödeme süresinin son günü <br />21-25 Temmuz’a <br />rastlamadığından, normal süresi olan takip eden ayın son günü</p>
<p>(31.07.2026 Cuma)</p>
<p>yerine getirilecektir.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>İdari Para Cezasına İtiraz ve Ödeme</p>
</td>
<td width="16%">
<p>5510/102. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>SGK'nın Resen Hesapladığı Prim Borcuna İtiraz</p>
</td>
<td width="16%">
<p>SSİY/113. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>Asgari İsçilik Uygulamasından Kaynaklanan Borcun Kabulüne Dair Taahhütname</p>
</td>
<td width="16%">
<p>SSİY/112. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>Asgari İsçilik Tespit Komisyonunca Belirlenen Orana İtiraz</p>
</td>
<td width="16%">
<p>Asgari İsçilik <br />Tespit <br />Komisyonunun <br />Çalışma Usul ve <br />Esasları Hakkında <br />Yönetmelik/ 17. <br />Md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>Prim Borçlarının Ertelenmesi Talebi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>5510/91. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="37%">
<p>Denetim Elemanlarına İşyeri Kayıt ve Belgelerin İbraz Edilmesi</p>
</td>
<td width="16%">
<p>SSİY/107. md</p>
</td>
<td width="24%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
<td width="21%">
<p>27.07.2026</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Sosyal güvenlik mevzuatına yönelik denetim ve kontrol işlemleri </strong></p>
<p>Mali tatilin uygulandığı <strong>1-20 Temmuz 2026</strong> tarihleri arasında SGK müfettiş ve denetmenleri tarafından sosyal güvenlik mevzuatının uygulanmasına yönelik denetim, kontrol, tespit, tarama yapılabilecek, yine işyeri kayıt ve belgelerinin ibraz edilmesine yönelik tebligat gönderilebilecektir.</p>
<p>Ancak, kayıt ve belgelerin ibraz edilmesi için verilen sürenin;</p>
<p>- Son gününün mali tatile (01-20 Temmuz) rastlaması halinde, istenilen kayıt ve belgelerin <strong>en geç 27.07.2026 Pazartesi (dahil) tarihine kadar,</strong></p>
<p>- Son günün 21-25 Temmuz arasındaki bir güne rastlaması halinde ise,<strong> 25.07.2026 Cumartesi gününe rastladığından, en geç 27.07.2026 Pazartesi (dahil) tarihine kadar,</strong></p>
<p>ibraz edilmesi halinde yasal süresi içinde ibraz edilmiş sayılacak ve idari para cezası uygulanmayacaktır.</p>
<p><strong>Mali tatil kapsamına girmeyen iş ve işlemler</strong></p>
<p>İş hukuku ve sosyal güvenlik mevzuatı ile ilgili aşağıda belirtilen iş ve işlemler mali tatil kapsamına girmemektedir.</p>
<p>- 5510 sayılı Kanuna tabi işverenlerin ve 4-b (Bağ-Kur) kapsamındaki sigortalıların <strong>6183 sayılı Kanun ve çeşitli tarihlerde çıkarılmış olan</strong> <strong>yeniden yapılandırma kanunlarından kaynaklanan ödeme ve diğer yükümlülükleri, </strong></p>
<p><strong>- İş kazası ve meslek hastalığı olaylarının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirimi,</strong></p>
<p><strong>- İş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde işverenlerce düzenlenmesi gereken vizite kâğıdı,</strong></p>
<p><strong>- E-bildirge uygulaması kapsamında işverenlerce internet ortamında Sosyal Güvenlik Kurumuna gönderilen sigortalı hesap fişi,</strong></p>
<p><strong>- Sigortalıların istirahatli oldukları sürede işyerinde çalışmadığına dair işverenlerce internet ortamında yapılması gereken çalışmazlık bildirimi,</strong></p>
<p>- 4857 sayılı İş Kanunu tabi işverenlerin <strong>toplu işçi çıkarma ile ilgili olarak yapmaları gereken bildirim, </strong></p>
<p><strong>- 5510, 6356, 4447, 4857, 6183 sayılı Kanunlar gereğince ilgili kurumlarca gönderilecek tebligatlar ile sigortalılar veya işverenler tarafından açılacak davalarda dava açma süreleri,</strong></p>
<p>Dolayısıyla, yukarıda belirtilen iş ve işlemlerin mali tatil olup olmadığı üzerinde durulmaksızın ilgili kanunlarda belirtilen süreler içinde yerine getirilmesi gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2026-yili-mali-tatilinde-sosyal-guvenlik-uygulamalari-81467</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026 yılı mali tatilinde sosyal güvenlik uygulamaları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/muradiye-osb-uzunburun-genisleme-alaninda-ilk-fabrikanin-temeli-atiliyor-81506</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muradiye OSB Uzunburun Genişleme Alanı’nda ilk fabrikanın temeli atılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/MANİSA</strong></p>
<p>Muradiye Organize Sanayi Bölgesi Uzunburun Genişleme Alanı’nda yatırım süreci hız kazanıyor. Bölgede yürütülen 1. etap tahsis çalışmalarında doluluk yüzde 80 seviyesine ulaşılırken, ilk sanayi tesisinin inşaatı Temmuz ayında başlıyor. Çevreci üretim anlayışıyla hayata geçirilecek fabrikanın temelleri temmuz ayının ilk haftasında atılacak.</p>
<p>Muradiye OSB’nin üretim, istihdam ve sürdürülebilir kalkınma hedefleri doğrultusunda planlanan Uzunburun Genişleme Alanı, yatırımcıların yoğun ilgisini görmeye devam ediyor. Birinci etapta yer alan sanayi parsellerinin büyük bölümünün tahsis edilmesiyle birlikte bölgede somut yatırım süreci de başlamış oldu. İlk fabrikanın temelinin atılması, Uzunburun’un üretime geçiş sürecinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw850h572q95gc/storage/files/images/2026/06/19/whatsapp-image-2026-06-19-at-10-s4mx.jpg" alt="Muradiye OSB Uzunburun Genişleme Alanı’nda ilk fabrikanın temeli atılıyor - Resim : 1" width="850" height="572" data-lightbox="true" /></p>
<h2>1. Etap Tahsislerinde Yüzde 80’e Ulaşıldı</h2>
<p>Uzunburun Genişleme Alanı, uzun vadeli üretim ve istihdam hedefleriyle dikkat çekiyor. Bölgede 200’den fazla firmanın faaliyet göstermesi ve 12 binin üzerinde kişiye istihdam sağlanması planlanıyor. Bugüne kadar 400 bin metrekarenin üzerinde sanayi alanının tahsisi gerçekleştirilirken, kalan alanlar için de yatırımcı görüşmeleri devam ediyor.</p>
<p>Büyük ölçekli sanayi yatırımlarının yanı sıra, küçük ve orta ölçekli işletmelerin ihtiyaçlarına yönelik küçük sanayi sitesi projeleri üzerinde de çalışmalar sürdürülüyor. Uzunburun’un farklı ölçeklerdeki yatırımcılara sunduğu imkanlarla Manisa’nın sanayi altyapısını güçlendiren ve bölgesel kalkınmayı destekleyen önemli bir üretim merkezi haline gelmesi hedefleniyor.</p>
<h2>Osman Kıvırcık: “Tahsisler Hızla Tamamlanıyor”</h2>
<p><img src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw842h1264q95gc/storage/files/images/2026/06/19/baskan-zn5z.jpg" alt="Muradiye OSB Uzunburun Genişleme Alanı’nda ilk fabrikanın temeli atılıyor - Resim : 2" width="842" height="1264" data-lightbox="true" /></p>
<p>Muradiye OSB Yönetim Kurulu Başkanı Osman Kıvırcık, Uzunburun Genişleme Alanı’nda yatırım sürecinin planlandığı şekilde ilerlediğini belirterek, “Uzunburun Genişleme Alanı’nda birinci etap tahsislerimizin yaklaşık yüzde 80’ini tamamlamış durumdayız. Yatırımcılarımızın gösterdiği yoğun ilgi bizleri memnun ediyor. Temmuz ayında ilk fabrikanın temelini atarak bölgede üretim sürecinin başlangıcına tanıklık edeceğiz. Uzunburun’u sürdürülebilir üretim anlayışını merkeze alan, çevreye duyarlı ve yüksek katma değerli yatırımların yer aldığı örnek bir sanayi ekosistemi olarak planlıyoruz. İlk yatırımların hayata geçmesiyle birlikte bölgenin üretim ve istihdam kapasitesi hızla artacaktır” değerlendirmelerinde bulundu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/muradiye-osb-uzunburun-genisleme-alaninda-ilk-fabrikanin-temeli-atiliyor-81506</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/6/1280x720/muradiye-osb-uzunburun-genisleme-alaninda-ilk-fabrikanin-temeli-atiliyor-1781856418.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Birinci etapta yer alan sanayi parsellerinin büyük bölümünün tahsis edilmesiyle birlikte Muradiye Organize Sanayi Bölgesi Uzunburun Genişleme Alanı’nda somut yatırım süreci de başlamış oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vakifbank-yonetimi-ispartada-toplandi-81503</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vakıfbank yönetimi Isparta’da toplandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vakıfbank Yönetim Kurulu Isparta’da toplandı.</p>
<p>Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan ve Yönetim Kurulu üyeleri, Isparta Barida Oteli’nde düzenlenen toplantıda, Isparta ekonomisi ve sorunları da ele alındı. Toplantıya Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkanı Metin Çelik de katıldı.</p>
<p>ITSO Başkanı Çelik, bölge iş dünyasının finansman konusundaki beklenti ve taleplerini Vakıfbank yönetim kurulu üyelerine iletti. Toplantıda, reel sektörün finansmana erişimi, KOBİ’lerin desteklenmesi, kadın ve genç girişimcilerin güçlendirilmesi ile bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak yeni finansman modellerinin ele alındığı öğrenildi.</p>
<p>Toplantıda ayrıca, Vakıfbank’ın sunduğu kredi olanakları ve finansman programları ile Isparta ekonomisinin öncelikli sektörlerine yönelik destekler de görüşüldü.</p>
<p>ITSO Başkanı Metin Çelik, Vakıfbank yönetim kurulu üyeleri ve Genel Müdürü Osman Arslan ile özellikle KGF ve anlaşmalı bankalar iş birliğiyle hayata geçirilen TOBB Nefes Kredisi kapsamında Isparta’daki işletmelerin finansman ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik ek kaynak talebinde bulunduklarını söyledi. Çelik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Isparta’da üretim, ihracat, tarım, sanayi, hizmet ve ticaret alanlarında faaliyet gösteren binlerce işletmenin temsilcisiyiz. Üyelerimizin en önemli beklentisi uygun maliyetli finansmana erişim sağlanmasıdır. Yatırımın, üretimin ve istihdamın sürdürülebilirliği için finansman kaynaklarının artırılması büyük önem taşımaktadır.’’</p>
<p>ITSO Başkan Çelik, Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan’a, Isparta iş dünyasının finansmana erişiminin kolaylaştırılması amacıyla KOBİ’lere yönelik özel kredi paketleri, kadın ve genç girişimcilerin desteklenmesi, gül, kozmetik ve tıbbi aromatik bitkiler sektörü ile elma ve tarıma dayalı sanayi yatırımlarına uygun finansman sağlanması, yenilenebilir enerji ve GES projelerinin desteklenmesi, ihracatçılara yönelik avantajlı bankacılık çözümleri geliştirilmesi ve ITSO ile Vakıfbank arasında üyelere özel finansman olanaklarını içeren geniş bir dosya verdi.</p>
<p>Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan, Isparta’nın ek kaynak taleplerini olumlu karşılandıklarını belirterek, Isparta’ya özel ilave finansman desteği sağlayacaklarını söyledi.</p>
<p>Arslan, ITSO’nun önemli projelerinden biri olan TOKA Evi Projesi’ne de destek vereceklerini belirterek, şehrin ekonomik ve kültürel değerlerine katkı sunan projelerin yanında olacaklarını ifade etti. Arslan, ‘’Kadın ve genç girişimcilere yönelik özel kredi paketleri ve avantajlı finansman olanakları sunuyoruz. Girişimciliğin desteklenmesi, yeni yatırımların teşvik edilmesi ve istihdamın artırılmasına yönelik projeleri öncelikli olarak değerlendirmekteyiz’’ dedi.</p>
<p>Vakıfbank Genel Müdürü Osman Arslan ve Vakıfbank Yönetim Kurulu üyeleri, Isparta Valisi Abdullah Erim, Isparta Belediye Başkanı Şükrü Başdeğirmen ve Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yılmaz Çatal’ı ayrı ayrı makamlarında ziyaret etti. Ziyaretlerde kurumlar arası işbirlikleri, bölgenin ekonomik, sosyal ve akademik gelişimine katkı sağlayabilecek konularla ilgili fikir alışverişinde bulunuldu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vakifbank-yonetimi-ispartada-toplandi-81503</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/3/1280x720/vakifbank-yonetimi-ispartada-toplandi-1781856320.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vakıfbank Yönetim Kurulu toplantısı Isparta’da yapıldı. Toplantıda KGF desteklerinde Isparta’nın ek kaynak talebinin olumlu karşılandığı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fed-enflasyonla-mucadelede-sahinlesti-81473</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed, enflasyonla mücadelede şahinleşti!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a34d54cd6b6d-1781847372.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD Merkez Bankası (Fed), Başkan Kevin Warsh yönetimindeki ilk toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit bırakırken, karar metni ve güncellenen projeksiyonlar para politikasında belirgin bir şahinleşmeye işaret etti. Özellikle “fiyat istikrarı sağlanacaktır” ifadesinin öne çıkarılması, Fed’in enflasyonla mücadelede taviz vermeyeceği mesajı olarak yorumlandı.</p>
<p>Güncellenen “dot plot” (noktasal grafik) üyelerin bu yıl izleyeceği faiz patikasında ciddi bir ayrışma olduğunu ortaya koydu. 18 üyeden dokuzu yıl sonuna kadar en az bir faiz artırımı beklerken, sekiz üye faizlerin değişmeyeceğini öngördü. Sadece bir üye faiz indirimi beklentisini korudu. Medyan beklenti ise bu yıl 25 baz puanlık tek bir faiz artışına işaret etti.</p>
<p>Piyasalar da bu değişimi hızla fiyatladı. Faiz vadeli işlemlerinde bu yıl için beklenen toplam sıkılaşma 32 baz puana yükselirken, uzun vadeli ABD tahvil faizleri yeniden yüzde 4,45 seviyesine çıktı. Dolar küresel para birimleri karşısında değer kazanırken, riskli varlıklarda satış baskısı görüldü.</p>
<h2>Enerji fiyatlarındaki düşüş Fed’in elini rahatlatabilir</h2>
<p>Fed’in şahin mesajlarına rağmen analistler, petrol fiyatlarındaki sert geri çekilmenin enflasyon baskısını azaltabileceğine dikkat çekiyor. Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik diplomatik gelişmeler sonrasında enerji fiyatlarında yaşanan düşüşün, haziran enflasyonuna aşağı yönlü katkı sağlaması bekleniyor. Benzin fiyatlarının gerilemesi, ulaştırma maliyetlerindeki gevşeme ve zayıflayan tüketici talebiyle birlikte çekirdek enflasyon üzerindeki baskının da kademeli olarak azalacağı öngörülüyor. Bu nedenle birçok ekonomist, Fed’in piyasaların fiyatladığı kadar agresif davranmak yerine uzun süreli bir bekleme dönemini tercih edebileceğini değerlendiriyor.</p>
<h2>Altın, Fed ile düşen petrol fiyatları arasında sıkıştı</h2>
<p>Fed’in faiz artırımı ihtimalini güçlendiren şahin mesajları ilk etapta altın üzerinde sert satış baskısı oluştururken, jeopolitik cephede gelen haberler kayıpların önemli bölümünü telafi etti. ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile geçici bir anlaşmaya vararak Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik adım atması enerji fiyatlarını aşağı çekerken, güvenli liman talebini de sınırladı. Buna karşın ons altın yeniden 4.300 doların üzerine çıkarak toparlandı.</p>
<p>Analistler, kısa vadede altının iki zıt güç arasında yön arayacağını belirtiyor. Bir tarafta Fed’in daha uzun süre yüksek faiz uygulama ihtimali altın üzerinde baskı oluştururken, diğer tarafta jeopolitik riskler ve küresel belirsizlikler güvenli liman talebini canlı tutuyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">KEVİN WARSH İLE ‘SADE DİL’ DÖNEMİ</span></h2>
<p>Fed Başkanlığı görevindeki ilk toplantısında Kevin Warsh, yalnızca faiz kararıyla değil yönetim anlayışıyla da dikkat çekti.</p>
<p>■ Kendi faiz projeksiyonunu açıklamayarak geleneksel "dot plot” uygulamasına mesafesini gösterdi. Fed’in iletişim dilini sadeleştirdi; karar metni yaklaşık 130 kelimeye indirildi.</p>
<p>■ Enflasyonla mücadelede “fiyat istikrarı” vurgusunu toplantının merkezine yerleştirdi.</p>
<p>■ İletişim, bilanço yönetimi, yapay zekâ, veri kalitesi ve para politikası süreçlerini incelemek üzere beş çalışma grubu kurulacağını açıkladı.</p>
<p>■ Warsh’ın ilk toplantısı, Fed’in önümüzdeki dönemde hem iletişim tarzında hem de politika yaklaşımında daha sade ancak daha kararlı bir çizgi izleyeceğinin sinyalini verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fed-enflasyonla-mucadelede-sahinlesti-81473</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/3/1280x720/kevin-warsh-1781847488.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD Merkez Bankası’nın yeni Başkanı Kevin Warsh liderliğinde gerçekleştirilen ilk toplantı, piyasalara güçlü bir “enflasyonla mücadele” mesajı verdi. Faizler sabit tutulurken, üyelerin yarısı bu yıl en az bir faiz artırımı bekliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ford-otosan-yeni-nesil-otomotiv-girisimleri-icin-fon-sirketi-kurdu-81464</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ford Otosan, yeni nesil otomotiv girişimleri için fon şirketi kurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye otomotiv sanayii, 2025’te 41,5 milyar dolarlık ihracat yaptı ve bu rakam cumhuriyet tarihinin sektörel ihracat rekoruydu. Bu rakamın 15,8 milyar dolarlık kısmı oto yan sanayi ürünlerinden geldi. Türkiye’de üretilmiş (yerlilik oranı yüzde 55-70) araçların yüzde 70’ini ihraç ettik. Bir yılda ihraç edilen otomobil ve hafif ticari araç sayısı ise 1 milyon 57 bin adetti. Toplam araç üretim kapasitemiz 2,2 milyon adetin üzerinde ve bu verilerle Türkiye, dünyanın en büyük 12’nci, Avrupa’nın en büyük 5’inci üreticisi konumunda. Geçen yıl iç pazarda 1 milyon 368 bin 400 adet otomobil ve hafif ticari araç satıldı ve bu da rekordu. 2026 Ocak-Mayıs döneminde üretim ve iç pazarda daralma yaşansa da Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre ihracat, yüzde 2’lik artışla 16,6 milyar dolar oldu. Son dönemde sektörün rekabet gücü geriliyor, kaygılar artıyor. Aman nazar değmesin… Şimdi bu kadar rakam hatırlatmasını neden yaptım?</p>
<p>Önceki gün, Ford Otosan’ın iştiraklerinden Gembox Teknoloji Girişimleri A.Ş. ile Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ’nin ortaklaşa kurdukları ‘Future of Mobility Girişim Sermayesi Yatırım Fonu’nun (Future Mobility GSYF) tanıtım toplantısına katıldım. Tabii ki birincil hedef Ford Otosan’ın küresel rekabet gücünü artırmak ama bu fonun destekleyeceği girişimler gelişip büyüdükçe otomotiv sanayimizin tamamına hizmet verebilecek işler ortaya çıkaracak. Fonun oaklanacağı öncelikli yatırım alanları, “Mobilite teknolojileri ve otomotiv, Endüstri 4.0, Sürdürülebilirlik, Müşteri deneyimi, Veri, yapay zekâ ve bağlantılı servisler, Enerji yönetimi, Şarj çözümleri, Batarya ve üretim teknolojileri” şeklinde sıralandı.</p>
<p>Ford Otosan Genel Müdürü Güven Özyurt, “A Türkiye’nin, Avrupa ile birlikte geliştiren, üreten ve Avrupa müşterisinin ihtiyaçlarına esnek yanıt veren bir ekosistem oyuncusu olarak konumlanması, stratejik bir zorunluluk. Üretimden mühendisliğe, tedarik zincirinden müşteri deneyimine, ihracattan teknoloji geliştirmeye uzanan çok geniş bir sanayi ekosisteminin içindeyiz. 2019 yılında hayata geçirdiğimiz kurumsal girişim sermayesi şirketimiz Driventure, bugüne kadar çok önemli yatırımlara imza attı. Bu deneyimi şimdi daha geniş bir ekosistemin hizmetine açıyoruz. OEM’lerin, tedarikçilerin, stratejik yatırımcıların, teknoloji şirketlerinin ve girişimlerin içinde yer alabileceği kurumsal, güvenilir ve etkisi yüksek bir platform oluşturmayı hedefl iyoruz. Future of Mobility GSYF’nin öncelikli amacı, sektörün tüm paydaşlarını aynı ortak hedef etrafında buluşturan bir platform yaratmak. Paydaşlarımızla beraber bu fonu büyütmek istiyoruz” dedi.</p>
<p>Gembox Teknoloji Girişimleri Genel Müdürü İlknur İlkyaz Gül ise fon ile sürdürülebilir mobilite için yeni nesil teknolojiler ve çözümler geliştiren girişimlere yatırım yapacaklarını vurguladı ve girişimlerin sanayiyle, gerçek saha ihtiyaçlarıyla, veriyle, müşteriyle ve ölçeklenme imkânlarıyla buluşturmayı amaçladıklarını anlattı. Maxis Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi A.Ş Genel Müdürü Özgür Temel de “İk aşamada 50 milyon dolarlık büyüklük planladık. Türkiye merkezli mobilite teknoloji girişimlerine yatırım hedefliyoruz.”</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a34cbdd17fec-1781844957.png" alt="" width="590" height="542" />
<figcaption><strong>Soldan sağa: Güven Özyurt, İlknur İlkyaz Gül, Özgür Temel</strong></figcaption>
</figure>
<p>Ford Otosan, günümüzde komple bir aracı, motoru da dahil, tüm süreçleriyle tasarlamak, geliştirmek ve test etmek için gerekli tüm birikim, yetenek ve altyapıya sahip ve Ford Avrupa’nın en büyük ticari araç üretim merkezi konumunda. 25 binden fazla kişiye istihdam sağlıyor, 2 binden fazla Ar-Ge mühendisi çalıştırıyor. Eskişehir Fabrikası, araç, dizel motor ve güç aktarma organlarını aynı merkezde üretebilen tek fabrika. 13 yıldır otomotiv sektörünün ve son 9 yıldır da Türkiye’nin ihracat şampiyonu. Ford Otosan’ın ‘her bir birimlik’ üretimin Türkiye üretimine çarpan etkisi 3, GSYH’ya etkisi 1’e 6,5 ve istihdama etkisi 1’e 14. Bunlar çok büyük etki ve çarpan etkisi…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KAYNAKLARI AKILLICA KULLANMAK…</strong></span></p>
<p>Future of Mobility GSYF’nin hedefleri Vehbi Bey’in yöneticilerine yazdığı bir mektuptaki cümleleriyle de çok örtüşüyor: “İnsanımızın yeteneklerinden, gücünden ve yaratıcılığından azami fayda sağlamak; verimliliklerini artırmak, gelişmelerine imkân tanımak, iş birliği ve dayanışmanın yeşerdiği bir çalışma ortamı yaratmak, Koç Topluluğu’nun kuşaklar boyu devamlılığını sağlamak için seçtiğimiz yoldur... Küçük ve büyük tasarrufların birleşmesini teşvik etmek üzere, sermayenin hakkı olan kârı hissedarlara sağlamak; çalışanlarımızın ve toplumun ekonomik ve sosyal gelişmesine yardımcı olmak üzere, faaliyetlerden kaynak yaratmak ve tüm kaynakların akılcı kullanımını sağlayarak savurganlığa ödün vermemek, ana ilkelerimizdendir.” </p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>2-3 BİN OTOMOBİL SATILAN ÜLKEDE FABRİKA KURULUR MU?</strong></span></p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34cbf1f1466-1781844977.png" alt="" width="660" height="333" /></strong></span>Bu konuşmaları dinledikten sonra Koç Topluluğunun kurucusu merhum Vehbi Koç’un, bir zamanlar tamamı ithal olan ve yıllık ortalama 2-3 bin adet otomobil satılan Türkiye’de ‘bir an önce yerli oto üretme çabası’ geldi. İçimden “Bu fonu Vehbi Bey’in yerli oto üretme aşkına çok yakıştı” dedim. Düşünün; “Vehbi Bey’in ilk şirketlerinden biri 1928’de Ford Motor Company temsilciliğini (acenteliğini) alıyor. 1954’te Ford ile Türkiye’de otomobil üretmek için ilk görüşmelere başlıyor ama nafile… Ford yönetimini, yılda 2-3 bin otomobil satılan bir pazarda üretim yatırımına ikna etmek çok zor ama Vehbi Bey yılmıyor, ısrarını sürdürüyor. 1956’da, merhum Başbakan Adnan Menderes’ten Henry Ford II’ye hitaben tavsiye mektubu alıyor. Müdürleri Bernar Nahum ve Kenan İnal ile birlikte ABD’ye gidiyor, görüşüyor. Sonuç; 1959’da Otosan’ı kurarak üretime başlıyor. Otosan, şimdiki Akasya AVM’nin yerinde yıllarca üretim yaptı. D-100 Karayolu kenarındaki o fabrika herkesin çalışmak istediği bir efsaneydi ve bulunduğu yer yıllarca ‘otosan durağı’ olarak adlandırıldı. Koç Holding 2 yıl sonra Ford ile işbirliğinin başlamasının 100’üncü yılını kutlayacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ford-otosan-yeni-nesil-otomotiv-girisimleri-icin-fon-sirketi-kurdu-81464</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/8/1280x720/her-5-forddan-1i-bizden-1744559755.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ford Otosan, yeni nesil otomotiv girişimleri için fon şirketi kurdu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-var-ama-fail-yok-81463</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyaz ette fahiş fiyata ceza var ama &#039;fail&#039; yok!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, üç gün önce yaptığı açıklamayla İstanbul’da beyaz ette fahiş fiyat uygulayan marketlere toplam 10 milyon 114 bin 595 lira idari para cezası kesildiğini duyurdu. Kulağa büyük, caydırıcı bir rakam gibi geliyor değil mi? Vatandaşın bütçesini düşünen, fırsatçılara göz açtırmayan bir devlet refleksi izliyoruz sanki. Ancak madalyonun arkasında ise koskoca bir şeffaflık krizi var: Fahiş fiyat uygulayan, vatandaşı yaz başında tavuk eti üzerinden soyan o marketler hangileri? İsimleri nerede?</p>
<p>Bakanlığın resmi dil arkasına sığındığı metinde ne yazık ki tek bir marka, tek bir isim yok. Konuyu kurcalayıp Bakanlık Basın Müşaviri Mesut Özcan’a ulaştığımda aldığım yanıt ise trajikomik: “Haklısınız ama biz hep böyle açıklama yapıyoruz.” Kendisine market isimlerinin verilmesi durumunda tüketicinin ciddi bir tepkisi olacağını söyleyince de aldığım yanıt “Haklısınız. Bakan beye arz edeceğim” oldu. Ardından Ticaret Bakanlığı’ndan aldığım bilgide de denetimin nasıl yapıldığını ve nelere dikkat edildiği anlatılıyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a34cac05f177-1781844672.jpg" alt="" width="700" height="467" />
<figcaption><strong>Vatandaş beyaz ette fahiş fi yat uygulayan marketlerin adlarını "Ser verip, sır vermeme politikası" nedeniyle yine öğrenemedi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yok efendim geriye dönük üç aylık faturalar istenirmiş, yok yedi günlük savunma süreleri varmış ama ceza kesilenlerin isimlerini yine öğrenemedim. “Ser verip sır vermeme politikası” sıkı uygulanıyor. Denetimin bürokrasisini değil, bizi kimin kazıkladığını bilmek istediğimizi bir türlü anlayamadılar.</p>
<p>Burada açıkça ihlal edilen, bizzat tüketicinin en temel hakları. Evrensel tüketici haklarının başında “bilgi edinme” ve “ekonomik çıkarların korunması” gelir. Devlet, fahiş fiyat uygulayan firmaların adını saklayarak tüketiciyi değil, hukuku çiğneyen o marketleri korumuş oluyor. Oysa 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ruhu şeffaflıktan beslenir. Vatandaş, bütçesine göz diken markayı bilme hakkına sahiptir.</p>
<p>İsimleri açıklamazsanız bu düzen böyle sürer gider. En büyük, en etkili ceza devletin kestiği para cezası değil, halkın bilinçli uygulayacağı boykottur. Eğer o marketlerin adları çarşaf çarşaf ilan edilseydi, en azından tüketicinin bir bölümü o dükkanların kapısından adımını atmazdı. Şeffaflık olmadan yürütülen hiçbir denetim fahiş fiyatı bitiremez; sadece usulsüzlüğe resmi bir kılıf hazırlar. Ceza miktarını başarı gibi sunmayı bırakın; millete kendisini en çok kimin kazıkladığını açıklayın ki bu soygun artık son bulsun.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyaz-ette-fahis-fiyata-ceza-var-ama-fail-yok-81463</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyaz ette fahiş fiyata ceza var ama &#039;fail&#039; yok! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kalici-barisa-dogru-giderken-merkez-bankalarinin-karar-haftasi-81460</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kalıcı barışa doğru giderken merkez bankalarının karar haftası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İran Savaşı'nın sonlandığını söylemek için henüz erken, ancak barış sürecinde olduğumuzu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Nisan ayından bu yana zımnen de olsa yürürlükte olan bir ateşkes varken, şimdi artık üzerinde müzakere edilmiş bir çerçeve var.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz haftadan bu haftaya uzanan, uzun bir merkez bankaları haftasındayız.</p>
<p>Geçtiğimiz haftayı içeride TCMB’nin, dışarıda Avrupa Merkez Bankası’nın (AMB) kararlarıyla kapatırken, bu haftanın en önemli gündemi Japon Merkez Bankası (BoJ) ile yeni başkan yönetiminde ilk sınavına çıkan ve gelecek projeksiyonlarını gördüğümüz ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz kararları oldu.</p>
<p><strong>Fakat her şeyin çok hızlı değiştiği küresel belirsizlik ortamında, bir hafta içinde bambaşka bir noktaya evrildik.</strong></p>
<p>28 Şubat 2026'da ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan ‘savaş’ artık sonlanma noktasına geldi. </p>
<p><strong>Yaklaşık beş haftalık çatışmanın ardından, ABD ve İran 7-8 Nisan'da İsrail'i de kapsayan geçici bir ateşkes anlaşmasına varmışlardı; </strong>ancak bu anlaşma zaman zaman alevlense de bir türlü kalıcı bir anlaşmaya dönüştürülemedi. Taraflar arasındaki ilişki hep kırılgan bir safhada seyretti.</p>
<p><strong>Fakat son dönemdeki en önemli gelişme, 14 Haziran'da arabulucuların çatışmayı 60 gün içinde resmen sona erdirmeyi amaçlayan ve 19 Haziran'da imzalanması planlanan bir mutabakat zaptı açıklaması oldu, sanırım. </strong>Çok büyük olasılıkla 19 Haziran 2026 Cuma günü İsviçre’de bir barış anlaşmasının imzalandığını göreceğiz.</p>
<p><strong>Çok kırılgan bir zemin üzerinde </strong><strong>hareket edildiği unutulmamalı</strong></p>
<p>İran Savaşı'nın sonlandığını söylemek için henüz erken, ancak barış sürecinde olduğumuzu da rahatlıkla söyleyebiliriz. Nisan ayından bu yana zımnen de olsa yürürlükte olan bir ateşkes varken, şimdi artık üzerinde müzakere edilmiş bir çerçeve var. 14 Haziran tarihli bir mutabakat zaptı ve 19 Haziran için belirlenmiş bir imza tarihi mevcut. <strong>Üstelik bunlar söylem düzeyinde kalmayıp barışa yönelik gerçek ve somut adımlar. </strong></p>
<p>Fakat yine de ihtiyatlı olmakta fayda var. Çok kırılgan bir zemin üzerinde hareket edildiğini unutmamak gerekiyor. Çatışmanın kesin olarak sona ermesinden ziyade, imzadan sonra şartların kesinleştirilmesi için 60 günlük bir süre belirlendi. "<strong>Bir barış süreci devam ediyor"</strong> demek doğru, ancak mutabakat zaptı gerçekten imzalanıp yürürlüğe girene kadar <strong>"savaş sona erdi" </strong>veya <strong>"barış sağlandı"</strong> demek için henüz erken.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta Barış Kararı gelmeden önce Avrupa Merkez Bankası (AMB) 11 Haziran 2026 tarihinde; İran savaşı nedeniyle artan enflasyonist baskıların etkisiyle faizlerde 2023 sonrası ilk kez faiz artışı kararı aldı.</p>
<p>AMB; enflasyonun orta vadede yüzde 2 hedefinde istikrar kazanmasını sağlamak amacıyla 0,25 puanlık bir faiz artışı gerçekleştirdi. Bu kararın temelinde, bankanın Orta Doğu'daki savaşın enflasyon baskısı yarattığı ve faiz oranlarını artırma kararının şokun nasıl gelişebileceğine ve Euro Bölgesi'nin orta vadeli görünümünü nasıl etkileyebileceğine ilişkin temel senaryoların değerlendirilmesi yer alıyor.</p>
<p>AMB, yaptığı açıklamada, savaşın neden olduğu belirsizliği yönetmek için iyi bir konumda bulunduklarını belirterek durumu yakından izleyeceklerini ve uygun para politikası duruşunu belirlemek için veriye dayalı, toplantıdan toplantıya değişen bir yaklaşım izleyeceklerini söyledi. <strong>Banka ayrıca belirli bir faiz oranına önceden bağlı kalmadığının da altını çizdi.</strong></p>
<p>Başkan Lagarde’ın basın toplantısı yine ders niteliğindeydi.  </p>
<p>Lagarde “<strong>Bizim işimiz fiyat istikrarı. Bizim işimiz, hepinizin aşina olduğu ve mümkün olduğunca şeffaf olmaya çalıştığımız tepki fonksiyonunu dikkatlice takip etmek, böylece tahmin edilebilir olmak.</strong> Ve açıkçası, elimizdeki rakamlar, enflasyon görünümü, enflasyonun yukarı yönlü riski, tüm senaryolara karşı kararın sağlamlığı ve her koşulda geçerliliğini koruması göz önüne alındığında, bir de bunlara ek olarak revize edilmiş 2026 büyüme tahminimizin Mart ayına göre %0,1 puan düşüşle %0,8, 2027 yılında %1,2 ve 2028’de de %1,5 olması gerçeğini de eklersek, <strong>büyümenin olmadığı veya önemli bir tehdit altında olduğu bir ortamda değiliz.</strong> Yapısal reformlarla, ticarete engel teşkil etmeyen bir Avrupa pazarını teşvik ederek, tasarruf ve yatırım birliği kurarak ve benzeri yollarla çok daha fazlası yapılabilir” dedi.</p>
<p><strong>Bu hafta salı günü (16.06.2026) Japonya Merkez Bankası’nın (BoJ) faiz oranlarını artırdığını gördük. Önceden iletişimi yapıldığı için sürpriz olmayan faiz artışının en önemli yanı 31 yıl sonra Japonya’da faizlerin yüzde 1 seviyesinde olması. </strong>Karar 7’ye karşı 1 oy ile alındı.</p>
<p>BoJ açıklamasında; Japonya ekonomisinin Orta Doğu'daki durumun etkisiyle kısmen zayıflıklar göstermesine rağmen orta derecede toparlandığı belirtildi. Yüksek ham petrol fiyatlarının ekonomik aktivite üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturmasına karşılık, ekonominin genel olarak yüksek kurumsal kâr seviyeleri ile istihdam ve gelir durumundaki iyileşme gibi faktörler tarafından desteklendiğine dikkat çekildi. Bu bağlamda, Japonya ekonomisinin genel olarak yavaşlamış olsa da ılımlı bir şekilde büyümeye devam etmesini bekleyen temel senaryo ile uyumlu olarak geliştiği vurgulandı. <strong>Ancak, ham petrol fiyatlarındaki artıştan kaynaklanan fiyat geçişlerinin, işletmeler arası işlemlerde nispeten hızlı bir şekilde ilerlemekte olduğu, bu durumun geniş bir yelpazede ürünlerde tüketici fiyatlarında artışa yol açabileceği riski dikkate alındığında, orta ve uzun vadeli enflasyon beklentilerinin de yükselmeye devam ettiği gerçeği de ortadayken, temel TÜFE enflasyonunun %2'lik fiyat istikrarı hedefinin üzerinde bir seviyeye doğru yukarı yönlü sapma riski bulunması gerekçesi ile bu faiz artışına gidildiği belirtildi.</strong></p>
<p><strong>Fed’in metni sade ve </strong><strong>şahin olarak algılandı</strong></p>
<p>Çarşamba günü ise Fed’in yeni Başkanı Kevin Warsh, başkan sıfatıyla ilk defa basının karşısına geçti. Politika metninde en somut ve ölçülebilir fark metnin uzunluğu oldu. Politika metni, son toplantılardaki 300'ün üzerindeki rakamlardan yaklaşık 130 kelimeye düşmüş. Bu da yaklaşık yüzde 60'lık bir azalma anlamına gelmekte. Bu yapısıyla Fed’in politika metni sade ama şahin bir metin olarak algılandı.  Metindeki kısalma aslında daha derin bir değişimin belirtisi gibi gözüküyor. Fed, ileriye dönük yönlendirmeyi tamamen bırakmak üzere. Diğer bir ifadeyle 2008 krizi öncesi yapısına geri dönüyor sanki Fed. <strong>Bunların yanında, ‘verimlilik’ kavramı Ağustos 2021’den bu yana ilk kez metne girdi.</strong></p>
<p>Projeksiyonlar kısmında; Faiz tavanının 2026, 2027 ve 2028 için yukarı yönlü güncellendiğini gördük. 2026 yılında en az bir faiz artırımı artık Fed’in resmi olarak gündeminde. Fed 2026 yıl sonu enflasyon tahmini 2,7’den 3,6’a keskin bir şekilde artırırken, 2027 enflasyonu tahmini 0,1 puan artırılmış.</p>
<p>Basın toplantısında Başkan Warsh’ın; “<strong>Fed'in görevi, ikinci tur fiyat etkilerinin oluşmamasını sağlamak</strong>” söylemi aslında geçtiğimiz haftadan bu haftaya sarkan merkez bankalarının ana endişesi olarak gözüküyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kalici-barisa-dogru-giderken-merkez-bankalarinin-karar-haftasi-81460</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/0/1280x720/47-1781847775.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kalıcı barışa doğru giderken merkez bankalarının karar haftası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hakikat-rejimleri-rekabeti-optimizasyonu-81459</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hakikat rejimleri rekabeti optimizasyonu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hakikat rejimlerinin tarihsel serüveni, aslında insanlığın Dünya’yı “nasıl anlattığı” kadar <strong>“nasıl satın aldığı, nasıl yönlendirildiği ve nasıl inandığı”</strong> meselesinin de tarihidir.</p>
<ol start="19">
<li>yüzyılda Poe’nun karanlık zihinsel labirentleri ve Dickinson’ın yoğun içsel sessizliği, bireyin hakikati kendi bilinç alanında kurduğu bir dönemi temsil etmiştir.</li>
<li>yüzyılda Wilde’ın toplumsal maskeleri ve Neruda’nın politik şiirleri, kitle toplumunun yükselişiyle hakikatin artık bireyden çok toplum ve ideoloji tarafından üretildiği bir çağın kapısını açmıştır.</li>
</ol>
<p>Türkiye’de ise bu dönüşüm, geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, oradan da 1980 sonrası neoliberal medya düzenine uzanan çizgide, önce devlet anlatısı, sonra kitle medyası ve ardından dijital dikkat ekonomisi üzerinden usul usul, katman katman ilerlemiştir. Günümüz Türkiye’sinde <strong>“hakikat haritası rejimi”</strong> daha çok <strong>edebiyat, şiir ve gazetecilik üçgeninde</strong> oluşmaktadır.</p>
<p><strong>Veri ifşası / veri sızıntısı temelli hakikat rejimi dediğimizde; Snowden ve Manning’in belge temelli yüksek güvenilirliği, Assange’ın belge atıflı tartışmalı güvenilirliği, Edmonds’un veri sızıntısı temelli “thread-ifşası”nın muğlaklığı hibrit hakikat rejimi başlığı açılabilmesi ihtimallerine örnekler oluşturmaktadır. Bu örnekler; küresel ifşa kültürünün yerel siyasal-ekonomik belirsizliklerin kesişiminde yeni bir “güven anlatısı krizi”ne işaret etmektedir.</strong></p>
<p><strong>Türkiye’de devlet anlatısının güçlü olması, ifşa kültürünün gazeteciliğe özgülenmiş olması, edebiyatın birey ve toplum ekseninde gelişmesi nedeniyle hibrit hakikat rejiminin Türkiye’de henüz Dünya’daki kadar etkin olmadığını söylemek mümkündür.</strong></p>
<p>Psikolojik hakikat rejimi yani Poe hattı, insan zihninin içsel çöküşlerini, korku ve bilinç kırılmalarını merkeze alır; burada gerçeklik dış dünyada değil, zihnin kendi üretiminde oluşur. Varoluşsal hakikat rejimi yani Dickinson hattında, az sözle çok anlam üretir; yoğunluk, hakikatin kendisi haline gelir. Sosyal hakikat rejimi yani Wilde hattında, toplumun ikiyüzlülüğünü ve kimlik performanslarını görünür kılarak maskelerin çatışması haline getirir.  Politik hakikat rejimi yani Neruda hattı, tarih ve güç ilişkilerini merkez alır; hakikat, iktidarın ve halkın geriliminden doğar.</p>
<p>Bu rejimler karşılaştırıldığında ortaya çıkan temel ayrım şudur: Batı edebiyat geleneğinde hakikat daha çok birey, toplum ve estetik ekseninde gelişirken, Türkiye örneğinde bu yapı daha çok devlet, medya ve kriz ekonomisi ekseninde yoğunlaşmıştır.</p>
<p>Hakikat rejiminin yerli temsilcileri Oğuz Atay, Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Edip Cansever ve Uğur Mumcu ile yabancı temsilciler arasındaki fark, yalnızca üslup değil, aynı zamanda hakikatin dolaşım hızıdır. <strong>Türkiye’de hakikat; çoğu zaman gecikmeli, çatışmalı ve kurumsal, sosyal, kültürel filtrelerden geçmiş bir form almıştır. Kadim Anadolu kültürünün tüm duyguları, tüm verileri, tüm analizleri “demlenme” sürecine tabi tutması, doğal ve kendiliğinden zorunlu kılan bir süreçtir.</strong> Batı’da ise; edebi ve düşünsel alan daha erken soyutlama üretmiştir.</p>
<p>Eğer bu yazarlar bugün sosyal medya çağında yaşıyor olsalardı, Poe TikTok’un karanlık psikoloji estetiğine, Dickinson Instagram’ın minimalist yoğunluk kültürüne, Wilde influencer kimlik performanslarına, Neruda viral politik klip ve meme ekosistemine dönüşürdü. Yani hakikat artık metin değil, format olurdu; derinlik değil, hız; süreklilik değil, viral kırılma belirleyici hale gelirdi.</p>
<p>Yapay zekâ ise; hakikat rejimlerini radikalleştirerek, hakikati yalnızca dağıtan değil, yeniden üreten bir simülasyon motoruna dönüştürmektedir.</p>
<p>Artık psikolojik, estetik, sosyal, politik ve kurumsal hakikatler yalnızca dolaşımda değil, aynı zamanda sürekli yeniden yazılabilir durumdadır.</p>
<p>Yapay zeka hakikat değil, duygusal reaksiyon optimizasyonu yapmaktadır. Estetiğin değil algoritma tarafından paketlenmiş duygu dönüşümü gerçekleştirilmektedir. Gerçek benlik değil, optimize edilmiş sosyal benlik örnekleri oluşmaktadır. Büyük politik anlatılar değil, mikro-ideolojik parçacıklar ortalığa saçılmaktadır ve kurumsal hakikat artık rekabet eden anlatılardan biri haline gelmiştir.</p>
<p>Hakikat artık “orijinal kaynak” üretimi değil, <strong>“yapay zeka tarafından yeniden yazılmış versiyonların sürekli rekabeti”</strong> haline gelmiştir. <strong>Algoritmalar tarafından tek bir dikkat akışına dönüştürülen ve içerik ekonomisi içinde sürekli birbirine çevrilen formatlara indirgenmiştir. </strong></p>
<p><strong>Bu dönüşümün ekonomik sonucu açıktır.</strong></p>
<p>Bilgi asimetrisi azalmak yerine biçim değiştirmekte, piyasa, gerçek veriye değil, üretilmiş anlatıların hızına duyarlı hale gelmektedir.</p>
<p>Türkiye’de hakikat rejimlerinin ekonomiyle kesişimi özellikle <strong>döviz kuru dalgalanmaları, enflasyon verileri ve Merkez Bankası kararları</strong> üzerinden gözlemlenmektedir. Türkiye gibi volatil ekonomilerde bu durum, kısa vadeli beklenti dalgalanmalarını artırırken uzun vadede güven ekonomisini aşındırma potansiyeli taşımaktadır.</p>
<p>Örneğin, 2021–2023 döneminde döviz kurlarına ilişkin farklı medya anlatıları, piyasalarda kısa vadeli beklenti dalgalanmalarını artırmış; aynı dönemde Borsa İstanbul’da bankacılık hisseleri, açıklanan resmi verilerden çok <strong>“anlatıların hızına” duyarlı hale</strong> gelmiştir. Benzer şekilde, kripto para piyasasında sosyal medya kaynaklı içerikler, yatırımcı davranışlarını yönlendirmiş ve klasik bilgi asimetrisi yerine <strong>“format rekabeti” üzerinden fiyat oynaklığı</strong> yaratmıştır.</p>
<p><strong>Küresel ölçekte ise; ekonomik değer giderek üretimden değil, “anlatı üretim kapasitesinden” türemeye başlamıştır.</strong></p>
<p>Böylece klasik hakikat rejimleri henüz tamamen çözülmemekle birlikte; yalnızca yapay zekâ tarafından sürekli yeniden üretilen bir simülasyon katmanının içine çekilmeye başlamıştır.</p>
<p>En kritik dönüşüm de; hakikati keşfedilen bir şey değil, optimize edilen bir süreç haline getirilmesidir.</p>
<p>Hakikat optimizasyon sürecini en iyi planlayanlar, hakikat rekabetini kazanacaklardır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hakikat-rejimleri-rekabeti-optimizasyonu-81459</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hakikat rejimleri rekabeti optimizasyonu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elon-musk-dahi-mi-soytari-mi-hukmumu-acikliyorum-81458</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elon Musk dâhi mi, soytarı mı? Hükmümü açıklıyorum</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Şu an dünyaya internet hizmeti veren uyduların çoğu SpaceX’e ait. Yörüngeye sınırsız sayıda uydu atılamadığı için bu önemli bir unsur. Dahası bu uyduları uygun maliyetle atabilecek teknoloji de sadece SpaceX’te. Geliştirdikleri Starship ile hâlâ birbirini yiyen ABD ve Rusya’nın yönetemediği uluslararası uzay istasyonunun ikmal işlerini de yakında alacaklar.</strong></p>
<p>Son beş yıldır “Elon Musk dahi mi, soytarı mı?” başlıklı yazılar yazıyorum. Geçen hafta,  SpaceX’in rekor halka arzından sonra bu konuda nihai hükmümü verdim; Elon Musk asrımızın en büyük dâhilerinden biri. Dehası sadece yeniden kullanılabilir roketler gibi teknolojileri uygulamaya koymasından gelmiyor. Elon, aynı zamanda jeoekonomik trendleri, devlet-şirket ilişkilerini ve siyasetin seyrini –muhtemelen içgüdüsel olarak- emsali olan diğer iş insanlarından çok daha iyi okuyor. Teknik becerisi, sosyal trendleri okuma kabiliyeti ve tükenmek bilmeyen icra hevesiyle birleşince, Elon Musk dünyanın ilk dolar trilyoneri oldu.</p>
<p><strong>Elon Musk düşündüğümüzden </strong><strong>çok daha büyük oynuyormuş</strong></p>
<p>2021’de yazmıştım: Elon Musk, Tesla ve SpaceX’teki iş modellerini, kamu desteklerinin yöneleceği alanları iyi kestirip de kurmuştu. Tesla’da yeşil teknolojiler ve elektrikli araçlara verilen destekler, SpaceX’te ise uzay faaliyetlerinin icrasının NASA yerine kamu fonlarıyla özel şirketlere taşınmasını önceden öngörebilmişti. SpaceX yıllardan beri savunma sanayiine egemen olan maliyet + kâr marjı fiyatlama sistemini değiştirip Amerikan devletini yalnızca fiyat üzerinden alım yapmaya ikna etti. Böylece inovasyonun önü açıldı;  zira kısıt olmazsa inovasyon olmaz. Maliyetleri düşürmek isteyen SpaceX, yeniden kullanılabilen roketleri geliştirdi. Bu sayede uzay faaliyetlerinin verimliliği görülmemiş bir biçimde arttı. Maliyetlerin düşmesiyle SpaceX, alçak yörüngeleri Starlink uydularıyla doldurup tüm dünyaya (Türkiye hariç!) internet hizmeti vermeye başladı. Örneğin, Çinli Spacesail şirketi aynı işi yapmaya çalışsa da yeniden kullanılabilir roket teknolojisinde çok geride olduğu için bunu henüz başaramıyor.</p>
<p>2022’den itibaren Elon Musk’ın -o zaman benim de tam olarak izah edemediğim- değişik adımları gelmeye başladı. Önce Twitter’ı, o zamanın parasıyla iyi paraya, 44 milyar dolara satın aldı. Bunun üzerime, Twitter’ın Elon’ın birçok ülkede kamuyla ilişkilerde denge gerektiren diğer işlerinin başına bela olacağını söylemiştim. Bu konuda da kısmen haklı çıktım. 2024’te Brezilya, seçim sürecinde Twitter (yeni adıyla X) ile çatışınca, SpaceX’in Starlink lisansını iptal etti.</p>
<p>Ancak anladık ki Elon Musk düşündüğümüzden çok daha büyük oynuyormuş. Bunun en güzel örneklerinden birini ABD’de 2024 yılındaki başkanlık seçimlerinde gördük. X’in artık ayrımcı ve kutuplaştırıcı söylemleri eskisi gibi bastırmayan yeni algoritması, Donald Trump’ın seçilmesinin önünü açan faktörlerden biri oldu. Elon Musk, Trump yönetimine katıldı. Bir ipte iki cambaz oynayamayacağı için bu iki ismin ilişkisi de pek uzun ömürlü olmadı ve yolları ayrıldı. Ama Elon ile Donald Trump’ın yakınlaşması, Silikon Vadisi’ndeki yeni sağ düşüncenin Trump yönetimi üzerinde ciddi nüfuz sağlamasına yardımcı oldu.</p>
<p>Elon dünya siyasetine yön vermeyi başardı ama doğru düzgün para kazanmayan X de elinde kalmıştı. Tam da bu sırada Silikon Vadisi’nde büyük dil modeli balonu şişmeye başladı. Bu modelleri yapan OpenAI ve Antrophic rekor değerlemelerle yatırım alıyordu. Elon, OpenAI 2015’te kurulduğunda zaten ilk yatırımlarından biriydi. Çok iyi bildiği bu iş için en iyi veri kaynağının X’te olduğunu fark etti. Önce insanlığın en büyük yazışma kayıtlarından biri olan X’in arşivini, başkaca yapay zekâ botlarının işlemesini önlemek için gerekli tedbirleri aldı. Sonra, Grok diye temelde X verisiyle eğitilmiş büyük bir dil modeli geliştirdi. Ardından önce X ile xAI’yı birleştirdi ve sonrasında xAI’yı SpaceX’in içine sokup geçtiğimiz hafta ikisini birlikte halka arz etti. Bu arada, ChatGPT’yi geliştirip 2022’de kullanıma açan OpenAI’ın halka arzının henüz gerçekleşmediğini de not edelim.</p>
<p><strong>SpaceX’in egemenlik </strong><strong>iddiasına yatırım yapılıyor</strong></p>
<p>SpaceX’in borsadaki değeri şu an 2,5 trilyon doların üzerinde. Yatırımcılar SpaceX’e neden bu kadar değer atfediyor? Şu an dünyaya internet hizmeti veren uyduların çoğu SpaceX’e ait. Yörüngeye sınırsız sayıda uydu atılamadığı için bu önemli bir unsur. Dahası bu uyduları uygun maliyetle atabilecek teknoloji de sadece SpaceX’te. Geliştirdikleri Starship ile hâlâ birbirini yiyen ABD ve Rusya’nın yönetemediği uluslararası uzay istasyonunun ikmal işlerini de yakında alacaklar. ABD’nin birkaç önemli yapay zekâ büyük dil modeli arasında yer alan ve X sayesinde insanlığın en canlı metinlerinden beslenen Grok da SpaceX’e ait. Elon “uzayda kurulacak veri merkezleri” gibi makyaj unsurlarıyla da yapay zekâ-uzay kesişimindeki bu hikâyeyi kuvvetlendirdi. Ancak esas espri, hiçbir devletin egemen olmadığı iki yerde SpaceX’in önceden bulunması. Bunların birincisi uzay, ikincisi ise yapay zekâ alemi. SpaceX’e yatırım yapanlar, şirketin bilançosuna değil; egemenlik kurma iddiasında olduğu bu alemlere yatırım yapıyor.</p>
<p>Hollanda devleti 1602’de Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’ne Hint Okyanusu’nu kolonileştirmek için münhasır lisans vermişti. Bu şirket aynı zamanda tarihte kurulan ilk anonim şirketti. Doğu Hindistan Şirketi, uzun bir dönem bu coğrafyaya hükmetti ve ortaklarının inanılmaz ölçüde zenginleşmesini sağladı. Bugün SpaceX’in kolonileştirdiği yerlerde köleleştirilecek insanlar yaşamıyor. Ancak egemenlik açısından konumunu Hollanda Doğu Hindistan Şirketi’ne benzetebiliriz. Elon Musk’ın dehası, teknolojiden önce devletin hangi fonksiyonlarının özel şirket mimarisine taşınacağını görmesidir. Bu sayede Afrika’dan çıkıp ABD’ye göç eden bir adam, tarihin ilk dolar trilyoneri oldu. Türkiye gibi orta güçler “kendi Elon Musk’ımızı çıkaralım” romantizmine kapılmak yerine, hangi Elon Musk’larla ittifak mimarileri kuracağını düşünse fena olmaz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elon-musk-dahi-mi-soytari-mi-hukmumu-acikliyorum-81458</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elon Musk dâhi mi, soytarı mı? Hükmümü açıklıyorum ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fedin-yeni-baskani-ve-kuresel-etkileri-81457</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fed’in yeni başkanı ve küresel etkileri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu haftanın en önemli ekonomi gündemi, para politikası açısından Amerikan Merkez Bankası (Fed) tarafından açıklanan faiz kararıydı. Beklendiği üzere Fed, politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tuttu.</p>
<p>Ancak piyasaların asıl odaklandığı konu Fed'in yeni Başkanı Kevin Warsh'ın ilk Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) toplantısının ardından vereceği mesajlardı.</p>
<p>Warsh, göreve geldikten sonraki ilk toplantıda yaptığı açıklamalarla yalnızca para politikasına yaklaşımını değil, Fed'in karar alma ve iletişim mekanizmasını da önemli ölçüde değiştireceğinin sinyallerini verdi. Bunun ilk yansımasını ise önceki metinlerden oldukça farklılaşan yeni basın açıklamasında gördük.</p>
<p>Özellikle Fed'in yıllardır uyguladığı ileriye dönük sözlü yönlendirme yaklaşımına karşı olduğunu açıkça ortaya koyması, piyasalarda dikkatle takip edilen en önemli gelişmelerden biri oldu. Nitekim Fed üyelerinin ekonomik görünüm ve faiz beklentilerini ortaya koyduğu noktasal tahminler içerisinde ekonomik projeksiyon paylaşmayan tek üye de yine Warsh oldu.</p>
<p><strong>Merkez Bankaları Neden Sözlü Yönlendirme Yapar?</strong></p>
<p>Peki, merkez bankaları neden sözlü yönlendirme yapar ve Warsh neden bu yaklaşımı değiştirmek istiyor?</p>
<p>Merkez bankacılığında sözlü yönlendirmenin temel amacı, piyasalardaki belirsizliği azaltmak ve finansal oynaklığı mümkün olduğunca sınırlamaktır. Böylece merkez bankaları, faiz oranlarını değiştirmeden de ekonomik beklentileri etkileyebilir ve para politikasının etkinliğini artırabilir.</p>
<p>Modern merkez bankacılığında iletişim, en az faiz kararları kadar önemli bir politika aracına dönüşmüştür. Merkez bankası başkanlarının kullandığı ifadeler, konuşmalarındaki tonlama, basın toplantılarındaki vurgu ve hatta bazen beden dili bile yatırımcılar tarafından dikkatle analiz edilir.</p>
<p>Bu nedenle merkez bankası başkanlarının kamuoyu ile etkili iletişim kurabilmesi, para politikasının başarısında kritik bir rol oynar.</p>
<p><strong>Greenspan Döneminden Bugüne</strong></p>
<p>Bu durumun en dikkat çekici örneklerinden biri, 1987 ile 2006 yılları arasında Fed Başkanlığı yapan Alan Greenspan döneminde yaşanmıştı. Greenspan'ın yapacağı konuşmalar öncesinde finansal piyasalarda adeta bir tahmin yarışması başlar, hatta bazı yatırımcılar o gün taktığı kravatın rengine bakarak konuşmasının "güvercin" mi yoksa "şahin" mi olacağını tahmin etmeye çalışırlardı.</p>
<p>Elbette bu örnek işin biraz uç noktasını temsil ediyor. Ancak burada önemli olan nokta, merkez bankalarının yönlendirmeleri sayesinde piyasalarda aşırı tepkilerin önüne geçilebilmesidir.</p>
<p>Aksi halde yatırımcılar her ekonomik veriyi veya her jeopolitik gelişmeyi farklı şekillerde yorumlayabilir; bu da tahvil faizlerinden döviz kurlarına kadar birçok finansal göstergede sert dalgalanmalara yol açabilir.</p>
<p>İşte bu nedenle Fed'in yıllardır yayımladığı noktasal tahmin grafikleri, yalnızca gelecekteki faiz kararlarına ilişkin değil, aynı zamanda kurul üyelerinin ekonomik görünümü nasıl değerlendirdiğine ilişkin de önemli ipuçları sunuyor.</p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34cf1148b52-1781845777.png" alt="" width="319" height="245" /></strong><strong>Fed Daha Opak Bir Döneme Mi Giriyor?</strong></p>
<p>Ancak yeni dönemde Fed'in bu şeffaflık anlayışından kısmen uzaklaşabileceğine ilişkin sinyaller alıyoruz. Warsh, basın toplantısında Fed yönetiminde beş öncelikli alan belirlediğini açıkladı:</p>
<ul>
<li>Fed iletişimi</li>
<li>Fed'in bilanço politikası</li>
<li>Veri kaynaklarının kullanımı ve güvenilirliği</li>
<li>Dönüşüm çağında verimlilik ve istihdam</li>
<li>Fed'in enflasyon çerçevesi</li>
</ul>
<p>Bu başlıklar arasında en kritik olanı hiç kuşkusuz Fed iletişimi.</p>
<p><strong>Küresel Merkez Bankacılığı İçin Bir Dönüm Noktası</strong></p>
<p>Fed, dünyadaki birçok merkez bankası için referans kurum niteliğindedir. Özellikle 2008 Küresel Finans Krizi sonrasında merkez bankalarının şeffaflık düzeyleri belirgin biçimde artırılmış, iletişim politikaları para politikasının ayrılmaz bir parçası haline gelmişti.</p>
<p>Fed'in bu alanda geri adım atması ise diğer merkez bankalarının da benzer uygulamalara yönelmesine yol açabilir. Bu nedenle iletişim politikasında yaşanacak değişiklikler yalnızca teknik bir tercih olarak değerlendirilmemeli. Aslında bu tercih, merkez bankacılığının geleceğine ilişkin daha geniş bir tartışmanın da başlangıcını oluşturuyor.</p>
<p>İletişim kanallarının azaltılması piyasa güveni açısından da bazı riskleri barındırıyor. Çünkü merkez bankalarının bağımsızlığı kadar öngörülebilirliği de finansal istikrarın temel unsurlarından biridir. Ayrıca, Fed'in piyasalarla kurduğu iletişim biçimi yalnızca Amerikan finansal piyasalarını değil, küresel sermaye akımlarını da doğrudan etkiliyor. Dünyanın rezerv para birimini ihraç eden merkez bankasının verdiği her mesaj, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerdeki faiz oranlarından döviz kurlarına kadar geniş bir alanı etkileyebiliyor.</p>
<p><strong>Enflasyon Hedefi Tartışması</strong></p>
<p>Warsh'ın açıkladığı beşinci öncelik alanı olan Fed'in enflasyon çerçevesi ise piyasalarda ayrı bir tartışma yarattı. İlk etapta yatırımcılar Fed'in uzun yıllardır koruduğu yüzde 2'lik enflasyon hedefinin değiştirilip değiştirilmeyeceğini sorgulamaya başladı.</p>
<p>Warsh basın toplantısında bu endişeleri gidermeye çalışarak Fed'in mevcut yüzde 2 enflasyon hedefini değiştirmeyi planlamadığını açık şekilde ifade etti. Ancak piyasaların aklındaki soru işaretleri tamamen ortadan kalkmış değil. Nitekim son yıllarda yüksek kamu borcu, kalıcı bütçe açıkları, ticaret savaşları ve jeopolitik riskler nedeniyle bazı ekonomistler yüzde 2'lik hedefin artık gerçekçi olmadığını savunuyor.</p>
<p><strong>Trump'ın Beklentisi ve Warsh'ın Zorlu Dengesi</strong></p>
<p>Bunun temel nedeni siyasi baskılar…</p>
<p>Bilindiği üzere Başkan Donald Trump uzun süredir daha düşük faiz oranlarını savunuyor ve Fed'in büyümeyi desteklemek amacıyla daha hızlı faiz indirimlerine gitmesini istiyor.</p>
<p>Ancak mevcut ekonomik koşullar Warsh'ın işini oldukça zorlaştırıyor. Amerikan ekonomisinde istihdam piyasası hâlâ güçlü görünümünü korurken, yüksek enerji fiyatları da enflasyon risklerini canlı tutuyor. Özellikle Orta Doğu kaynaklı jeopolitik gelişmeler nedeniyle petrol fiyatlarının yüksek seyretmesi, Fed'in faiz indirimleri konusunda temkinli davranmasını gerektiriyor.</p>
<p>Bu nedenle Warsh'ın atacağı her adım yalnızca ekonomik veriler açısından değil, aynı zamanda Fed'in bağımsızlığı açısından da yakından izlenecek. Eğer piyasalar Fed'in siyasi baskılar doğrultusunda hareket ettiği kanaatine varırsa, enflasyon beklentilerinde bozulma yaşanabilir.</p>
<p><strong>Dünyayı Bekleyen Risk</strong></p>
<p>Amerika'da enflasyon beklentilerinin bozulması yalnızca ABD ekonomisini ilgilendiren bir gelişme değildir.</p>
<p>Doların küresel rezerv para olması nedeniyle ABD tahvil faizlerinde yaşanacak yükseliş, dünya genelindeki borçlanma maliyetlerini de artıracaktır. Risk primlerinin yükselmesi özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından daha pahalı dış finansman anlamına gelir.</p>
<p>Türkiye gibi dış finansman ihtiyacı bulunan ekonomiler açısından bu süreç daha yüksek borçlanma maliyetleri, daha oynak sermaye akımları ve daha kırılgan finansal koşullar yaratabilir.</p>
<p>Bu nedenle Fed'de yaşanan değişim yalnızca yeni bir başkanın göreve başlaması olarak görülmemelidir. Asıl mesele, küresel merkez bankacılığının son yirmi yılda inşa ettiği şeffaflık ve iletişim anlayışının yeni dönemde nasıl şekilleneceğidir.</p>
<p>Önümüzdeki aylarda piyasalar yalnızca Fed'in faiz kararlarını değil, Fed'in bundan sonra nasıl konuşacağını da en az faiz kararları kadar dikkatle takip edecektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fedin-yeni-baskani-ve-kuresel-etkileri-81457</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/7/1280x720/warsh-1781845799.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fed’in yeni başkanı ve küresel etkileri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tasarruflarimiz-neden-dusuk-81456</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasarruflarımız neden düşük?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İzninizle bu yazıya son derece sıkıcı birkaç klişe cümleyle başlayalım. Sürdürülebilir büyüme istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Enflasyonu düşürmek istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Kamu maliyesini güçlendirmek, bütçe disiplinini artırmak istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Cari işlemler açığını düşürmek istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz. Reel faizi düşürmek, kredi arzını artırmak istiyorsanız tasarruf etmelisiniz. Ekonomide herhangi “iyi” bir şey istiyorsanız, tasarruf etmelisiniz.</p>
<p>Türkiye’de mevduat gibi finansal büyüklükleri içeren istatistikler ve harcamalar yöntemiyle milli gelir istatistikleri gibi dolaylı bilgi sağlayan veriler dışında doğrudan tasarruf eğilimini ölçen istatistikler çok az. Bunlar da genel nitelikli istatistikler. Örneğin sadece İstanbulluların, esnafın yada üniversite öğrencilerinin tasarruf eğilimlerini bilmiyoruz. Kimin hangi tasarruf aracını tercih ettiğini, hangi kesimin risk algısının yüksek olduğunu vs bilmiyoruz. Bu yüzden bu konuda yapılan her çalışma değerli.   </p>
<p>ING Türkiye her üç ayda bir tasarruf eğilimleri araştırması yapıyor. Oldukça detaylı veriler içeren çalışmanın 2026 yılı ilk çeyrek sonuçları açıklandı. Çalışmada çok dikkat çekici bulgular var. Bugün bunlara bakarak tasarruf davranışı ile ilgili bir iki ipucu yakalamaya çalışalım.</p>
<p><strong>Türkiye’nin yarısının tasarrufu yok:</strong> Araştırmaya göre Türkiye’de tasarrufu olanların oranı yüzde 51. Zaten düşük olan bu oran ayrıca geriliyor da. Mesela bir yıl önce, yani 2025’in ilk çeyreğinde tasarrufu olanların oranı yüzde 54’müş. Demek ki son bir yılda örneklemin yüzde 3’ü tasarrufunu kaybetmiş. Tasarruf edememenin en önemli nedenleri tahmin edebileceğiniz gibi yeterli gelirin olmaması veya zorunlu harcamaların yüksek olması. Zaten o da yeterli gelir olmaması anlamına geliyor. Aslında tasarruf etmeme nedenlerini detaylı incelediğinizde verilen tüm yanıtların “yeterli gelirim yok” başlığı altında toplanabileceğinizi fark ediyorsunuz.</p>
<p><strong>Kadınlar daha çok tasarruf ediyor:</strong> Araştırmanın ilgi çekici bulgularından birisi kadınların daha çok tasarruf etmesi. Cinsiyetler arasında fırsat ve hak eşitliğini sağlamak elbette ki en önemli ahlaki amaçlarımızdan birisi olmalı ama aynı zamanda görüyoruz ki, daha çok kadının çalışması, daha çok parayı kadınların kontrol etmesi, ekonominin her alanında kadın varlığının güçlenmesi, tasarrufları da artıracak, ekonomiyi de bu yönden ayrıca güçlendirecek.</p>
<p><strong>Tasarrufların neredeyse yarısı yok hükmünde:</strong> Türkiye’de tasarruf edenler bu tasarruflarını ortalama 2,1 adet tasarruf aracında değerlendiriyormuş. Yani tasarrufunuzun bir kısmını vadeli mevduat yaparken, bir kısmıyla da altın almak gibi. Bu yüzden araştırmadaki tasarruf tercihlerini topladığınızda yüzde 210 çıkıyor. Bunu alıştığımız üzere yüzde 100 üzerinden yeniden dağıtırsak, şunu görüyoruz: Tasarrufların yüzde 40’ı çeşitli yastık altı araçlarda. Ayrıca yüzde 7’si de ev ya da araba gibi araçlarda.</p>
<p>Bu tasarruflar kullanışsız. Neden mi? Çünkü yastık altı tasarruflar elbette tasarruftur ama finansal sisteme girmediği için en başta saydığımız faydalardan hiçbirini gerçekleştiremez. Ekonomiyi büyütmez, enflasyonu veya reel faizi düşürmez. Belki cari işlemler açığını küçültebilir ama eğer yastık altı tasarruflar altın gibi ithal edilen mallara dayanıyorsa, o da gerçekleşmez. Diğer bir konu ev yada araba gibi yüksek miktarlı malları alanların bunu tasarruf olarak tanımlaması. Vatandaş hem kullanım değeri olan hem de yeniden satış değeri olan ev ve araba gibi malları aldığında “tasarruf ettim” diye düşünebiliyor ama aslında bunlar tasarruf değil. Öyle olsaydı ev alana “tasarruf etti” derken, evini satana “da tüketim yaptı” dememiz gerekirdi ve iki ifade de yanlış olurdu zaten.</p>
<p>Dolayısıyla yastık altı (yani finansal sistem dışı) tasarruflarla gerçekte tasarruf olmayan araçları çıkardığımızda, tasarruf tercihlerinin yaklaşık yarısının ekonomik açıdan işe yaramadığını görüyoruz.  </p>
<p>Sonuç olarak araştırma bize diyor ki, Türkiye’de gelir düşük, dolayısıyla tasarruf imkanları sınırlı, mevcut tasarrufların yaklaşık yarısı ekonomik açıdan işe yaramaz durumda. Kalanların içinde de yine altın ve döviz cinsi tasarruflar oldukça yüksek. Yani para politikasından daha az etkileniyor. Bu bulguların her biri için “neden” diye sormamız gerekiyor. Neden tasarruf ederken TL araçları çok tercih etmiyoruz? Neden tasarruflarımızın yarısını finansal sisteme sokmuyoruz? Neden pek çok insanın geliri tasarrufa izin vermiyor?</p>
<p>Son olarak da şunu söylemek lazım. Bu az ve dağınık tasarruf temelini çok etkin bir şekilde kullanmamız, bunları en doğru yatırımlara yönlendirmemiz, tasarrufları teşvik etmemiz lazım. Bunu yapabiliyor muyuz? Enflasyonla etkin bir şekilde mücadeleye başladığımız an, işte bunları yapabildiğimiz an olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tasarruflarimiz-neden-dusuk-81456</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasarruflarımız neden düşük? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zugurdun-cenesini-yoran-zenginin-degil-aslinda-devletin-parasi-81455</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Züğürdün çenesini yoran; zenginin değil aslında devletin parası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Devletin, kamu yararı gözeterek desteklediği şirket ve/ya sektörlerde aldığı risk ölçüsüz bir risk değildir. Nitekim Tesla’nın ya da SpaceX’in ülke ekonomisine getirdiği hareketlilik ile kıyasladığımızda, Solyndra’da batan para, devede kulak (bile sayılmaz).</strong></p>
<p>Elon Musk tarafından kurulan SpaceX’in halka arzı, sadece finansal değil iktisadi olarak da ilginç bir vaka. Nasıl yorumlanacağı ise kişiden kişiye değişebiliyor. Elon Musk’a baktığınızda sinemada Robert Downey, Jr’ın hayat verdiği çılgın milyarder Tony Stark’ı mı görüyorsunuz? ABD’deki teknolojik gelişimi, evlerinin garajında iş kuran zeki ve maceraperest bir grup genç girişimcinin cesaretine mi bağlıyorsunuz? Eğer öyleyse yazının kalanında ayrışacağız demektir. Çünkü maalesef mevzu o kadar romantik değil.</p>
<p><strong>SpaceX’te iflasın eşiğinden </strong><strong>NASA’nın ihalesiyle kurtuluşa...</strong></p>
<p>SpaceX’e benim penceremden bakarsanız, ilk yıllarında ABD hükümetinden 500 milyon dolar doğrudan destek alan bir şirket görürsünüz. Biraz daha yaklaşırsanız, başarısız roket yapım denemelerinin ardından iflasın eşiğine gelmişken, NASA’dan aldığı ihale ile kurtulduğu çarpar gözünüze. Aynı pencereden, Elon Musk’ın diğer şirketi Tesla’nın da ABD Enerji Bakanlığı’ndan 2010’da 465 milyon dolar destek aldığı<strong><sup>1</sup></strong> ve Musk’ın yararlandığı kamu desteklerinin toplamının 38 milyar dolar olduğu da görülüyor<strong><sup>2</sup></strong>. Vay arkadaş!</p>
<p><strong>Musk’ın bazı şeyleri doğru </strong><strong>yaptığını kabul etmek gerekli</strong></p>
<p>Elbette devletten kredi alan her şirket başarılı olmuyor. Örneğin ABD Enerji Bakanlığı, Tesla’yla benzer zamanlarda (09/2009), Kaliforniya’daki bir güneş paneli üreticisi olan Solyndra’ya da 535 milyon dolar kredi vermişti. Onun hikâyesi maalesef 2011’de iflasla sonuçlandı. Yani bu hikâyede Musk’ın bazı şeyleri doğru yaptığını kabul etmek ve başarısını teslim etmek gerekli. Ama bu durum kamunun payını görmeye engel olmamalı.</p>
<p>Bu arada Elon Musk bu yaklaşımı çok net reddediyor. Hükümetin, bazı rakiplerini daha fazla desteklediğini ve bugüne kadar hükümetten aldığı desteğin, şirketlerinin toplam değerinin %2’sinin altında olduğunu söylüyor. Buna polemik mi diyeyim manipülasyon mu, bilemedim. İş modeli oluştuktan sonra gelecek nakit akımlarını indirgeyip toplayarak elde ettiğimiz şirket değeri başka bir şeydir, iş modeli bile kesinleşmemişken en başta verilen yatırım desteği başka. İkisini kıyaslayamazsınız. Hele de bir şirketin ayakta kalıp kalmayacağı belli değilken verilen hibe, tam iflas edecekken sadece mali durumunu değil itibarını da kurtaran kamu ihalesi, öyle sadece topla-böl ile hesaplanacak bir katkı değildir. “Can suyu” nedir bilir misiniz Elon Bey? (Fazla samimiyete gerek yok.) Can suyu hayat verir. Bu şirketlere hayat veren kamu kaynağıdır. Finansal okuryazarlığımızı geçtim, bari aklımızla dalga geçmeyiniz.</p>
<p>Geleyim lafın özüne. Devletin, kamu yararı gözeterek desteklediği şirket ve/ya sektörlerde aldığı risk ölçüsüz bir risk değildir. Nitekim Tesla’nın ya da SpaceX’in ülke ekonomisine getirdiği hareketlilik ile kıyasladığımızda, Solyndra’da batan para, devede kulak (bile sayılmaz). Üstelik bu şirketler vergi de ödüyor (bazen). İstihdam yaratıyor; büyümeyi, ticareti destekliyor. Yani aldıklarını hiç geri vermiyor değiller.</p>
<p>Fakat şirket destekleme meselesi ‘sanayi politikası’ ile düzenlenirken, şirketlerin aldıklarını topluma geri vermesi rastlantılara kalıyor. 16 Haziran itibariyla, SpaceX hisselerinin fiyatındaki artışın ve onun tetiklediği piyasa yükselişinin, dünyanın en zengin 500 kişisinin servetine 336 milyar dolar eklediği hesaplanıyor<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a>. Hissenin fiyatındaki %20’lik yükseliş, Elon Musk’ın şahsî servetini 164 milyar dolar artırmış. Destekleyen kamu ama zenginleşen bireyler. Verilen desteğin kaynağı herkesin vergisi ama hisseyi alabilen sadece belli bir kesim. Desteğin miktarı hesaplanırken 15 yıl önceki rakam sabit olarak alınıyor ama zenginleşme her gün piyasa değeri ile artıyor. Ne güzel matematik!</p>
<p>Sanayi politikası hiçbir zaman sadece sanayi politikası değildir muhteremler. Dönüşümü ve bölüşümü konuşmadan sanayi politikası yapılamaz. SpaceX manşetleri süslerken ve zenginin parası züğürdün çenesini yorarken, o paranın kimin parası olduğunu hatırlamak için güzel bir gün.</p>
<p><sup>1</sup> https://www.energy.gov/edf/tesla</p>
<p><sup>2</sup> https://www.congress.gov/119/meeting/house/117956/documents/HMKP-119-JU00-20250226-SD003.pdf</p>
<p> </p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Bloomberg Billionaires Index Shows Wealthiest Add $336 Billion in One Day - Bloomberg</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zugurdun-cenesini-yoran-zenginin-degil-aslinda-devletin-parasi-81455</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/elon-musk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Züğürdün çenesini yoran; zenginin değil aslında devletin parası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ureterek-hayatta-kalabilme-donemindeyiz-81454</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üreterek hayatta kalabilme dönemindeyiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye iyi yönetilse, kamudaki kleptokratlar çalmasa, çırpmasa, kamu israfına son verebilse; dünyanın 70 alanda üretim üssü olma kabiliyetini koruyabilecek, üst gelir grubuna çıkabilecek.</strong></p>
<p>Bundan 26 yıl önce Türkiye, <strong>balo</strong> havasındaydı. <strong>Ürettiğinden fazlasını</strong> tüketiyor, ithalatı patlatıyordu. <strong>Kazandığından fazlasını</strong> harcıyordu, borcu şişiriyordu. <strong>Devlet malı denizdi</strong>; yemeyen domuzdu. Kamu kaynaklarını <strong>çalıyor</strong>, çırpıyorduk. Bu <strong>kleptokrasi</strong> neticesinde <strong>sıfırı tükettik</strong> ve <strong>balo aniden bitiverdi</strong>.</p>
<p>Bizler, <strong>domuzluktan vazgeçtiğimiz için</strong> düzelmeyi seçmedik; <strong>deniz bitti de balo sona ermiş oldu</strong>. Ardından <strong>Cumhuriyet tarihinin en büyük krizini</strong> yaşadık. <strong>Devleti dolandırmayı</strong> bıraktık, <strong>üretmeye yöneldik</strong>, borç para ile <strong>konfordan vazgeçtik</strong>. Balonun ağır faturası için <strong>evdeki gümüşleri</strong> sattık.</p>
<p><strong>SORUN DIŞ GÜÇLER DEĞİL, İÇ GÜÇLER</strong></p>
<p>Bugün, <strong>durum daha da ağır</strong> bir fırtına bulutu taşıyor ekonominin ufuklarına… Öncelikle <strong>küresel</strong> sorunlar, durgunluk, <strong>Trump </strong>belası, <strong>enerji</strong> krizi, <strong>Ukrayna-Rusya</strong> savaşı, <strong>AB</strong>’nin resesyonu yetmezmiş gibi <strong>rekor enflasyonumuz</strong>, faiz takıntımız, zar zor tuttuğumuz<strong> kur</strong> ve yaklaşan <strong>seçim ekonomisi</strong>…</p>
<p>Dış güçler tamam da <strong>iç güçlere </strong>bakıyorum; <strong>konforun çürüttüğü</strong> toplumda <strong>üretimden vazgeçer</strong> olduk. <strong>Dış güçler ve güçlükleri</strong> yazdım ama <strong>iç güçler ve güçlükler</strong>; üretmeyenlerimiz, <strong>kaytarıcılarımız</strong>, kleptokratlarımız, <strong>konfor tuzaklarımız, </strong>zombi şirketlerimiz…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Üreterek hayatta kalmaya dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Üreterek hayatta kalmak ne demek?</em></strong></p>
<p>Rantın (<strong>yan gelip kazanmanın</strong>) zorlaştığı, <strong>ekip-biçmeden doyulamayacağı</strong>, ter dökmeden tok karnına yatağa girilmeyeceği <strong>gayretler bütünü</strong> demektir. <strong>17,5 milyon</strong> çalışmadan kamu kaynağı kemiriyor.</p>
<p><strong><em>Üretmezsek ne olur, başımıza ne gelir?</em></strong></p>
<p>Çok basit, <strong>ağalıktan marabalığa</strong> düşersin. Dış kaynak ile konfor içinde harcama lüksün biter. Lira basadur ancak <strong>dolar basamacağına göre</strong> zorunlu ithal girdilerini karşılayamazsın, çürür gidersin.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>DERT BİR DEĞİL Kİ AĞLAYASIN, DELİ BİR DEĞİL Kİ BAĞLAYASIN</strong></p>
<p><strong>Ekonomi gazetesi</strong> olarak tüm Anadolu’yu dolaşıyor ve <strong>üreten</strong>, <strong>çalışan</strong> kesimlerin olağanüstü gayretlerini okurlarımıza aktarıyoruz. Şikâyetleri; <strong>kımıl zararlısı gibi</strong> kamu zararlılarının bu üretim süreçlerini zorlaştırması, <strong>finans damarlarını koparması</strong>, kaynak kemirgeni yandaşların varlığı…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>ÜRETİM LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Üretim</strong>: Hammaddeyi işleyip insan ihtiyaçlarını karşılayacak hale uygun mal, hizmete dönüştürme</p>
<p><strong>Tüketim</strong>: Üretilen mal ve hizmetlerin ihtiyacı karşılamak için satın alınması, harcanması süreci</p>
<p><strong>Rantiye</strong>: Üretimde yer almadan, gayrimenkul, faiz, hisse senedi, tahvilden gelir elde edenler</p>
<p><strong>Zombi şirket</strong>: Canlıların kaynaklarından semirip değer üretmeyen yandaş ekonomi çeteleri</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ureterek-hayatta-kalabilme-donemindeyiz-81454</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/imalat-sanayii.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üreterek hayatta kalabilme dönemindeyiz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81451</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100’de Yeni Rekor Yakın Mı? Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 19 Haziran" src="https://www.youtube.com/embed/7Oy2waPmFMw" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81451</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/7/1280x720/seref-oguz-berfin-1773294621.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zenginlige-bakin-zenginlige-avrupada-en-pahali-otomobil-turkiyede-satiliyor-81453</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zenginliğe bakın zenginliğe! Avrupa’da en pahalı otomobil Türkiye’de satılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’nin bazı ürünleri Avrupa’nın en zengin ülkelerinden biriymiş gibi çok yüksek fiyatla sattığını tabii ki ne ben söylüyorum, ne de Türkiye İstatistik Kurumu. Bunu bizzat Avrupa İstatistik Ofisi-Eurostat söylüyor.</p>
<p>Eurostat’ın resmi verilerine göre Avrupa’da otomobilin en pahalı satıldığı ülke Türkiye. Yine Avrupa’da bilgi ve iletişim ekipmanlarının en pahalı satıldığı ikinci ülke de Türkiye.</p>
<p>En pahalı otomobil… Bu iki türlü yorumlanabilir.</p>
<p>Ya en lüks ve dolayısıyla en pahalı otomobiller Türkiye’de satılıyordur…</p>
<p>Ya da öyle en lüks olmamakla birlikte otomobil Avrupa’da en pahalı Türkiye’de satılıyordur.</p>
<p>Galiba ikincisi. Türkiye’de otomobil hâlâ bir lüks ve hani bir kendine, bir devlete otomobil alıyormuşçasına öylesine vergi ödemek gerekiyor ki, otomobil fiyatında Avrupa’ya neredeyse fark atılacak hale gelindi.</p>
<p>Avrupa İstatistik Ofisi-Eurostat her yıl Avrupa’daki ülkelerin fiyat düzeyini çıkarıyor. 27 Avrupa Birliği üyesi ülkenin fiyat ortalaması 100 kabul ediliyor ve ona göre her bir ülke için fiyat düzeyi hesaplanıyor.</p>
<h2>Türkiye otomobilde ilk sırada</h2>
<p>Avrupa Birliği ortalamasında 100 olan genel fiyat düzeyi, Türkiye’de 60. Yani AB’de 100 euroya alınabilenleri Türkiye’de 60 euroya almak mümkün.</p>
<p>Ancak bazı kalemler var ki, biraz önce aktardığım otomobil gibi, Türkiye Avrupa’nın çok gelişmiş ülkelerinden bile önde.</p>
<p>AB ortalamasında 100 olan kişisel ulaşım araçlarının, bir başka ifadeyle otomobilin fiyatı, Türkiye’de tam 156.</p>
<p>Avrupa’nın en pahalı ülkesi İzlanda ve bu ülkenin genel fiyat düzeyi 174. Türkiye’nin neredeyse üç katı düzeyinde. Ama İzlanda’da otomobil fiyatı Türkiye’den çok düşük. Türkiye’de 156 olan otomobil fiyatı İzlanda’da 136.</p>
<p>Hani şu bize bakıp bakıp iç geçiren Almanya var ya… Zengin olmadıkları(!) otomobili 102’den almalarından belli.</p>
<p>Türkiye’de 156 olan fiyat, orada 102. Türkiye’yi nasıl kıskanmasınlar değil mi!</p>
<h2>Diğer harcama kalemleri</h2>
<p>Türkiye tüm teknolojik ürünlerin fiyatında Avrupa ile boy ölçüşüyor.</p>
<p>Otomobilden sonra bir başka örnek de bilgi ve iletişim ekipmanları. Avrupa bu kalemdeki ürünlere ortalama 100 euro verirken, Türkiye’de söz konusu ürünler 118 euroya satılıyor.</p>
<p>Bilgi ve iletişim ekipmanlarında Türkiye’den pahalı olan tek bir ülke var; o da biraz önce vurguladığım gibi Avrupa’nın en pahalı ülkesi olan İzlanda. Bu ülkede söz konusu ekipmanların fiyat düzeyi 137.</p>
<p>Bilgi ve iletişim ekipmanlarında Türkiye’deki fiyat düzeyinin 2024’te 67 olduğuna ve bir yılda yüzde 76 arttığına da dikkatinizi çekmek isterim.</p>
<h2>Genel fiyat düzeyindeki artış</h2>
<p>Eurostat verilerine göre Türkiye’nin fiyat düzeyinde son yıllarda belirgin bir artış yaşanıyor.</p>
<p>Örneğin 2020 yılındaki düzey 38’di. Beş yılda yaşanan artış yüzde 58’i buldu.</p>
<p>Kişisel ulaşım araçlarında, yani otomobilde beş yılda kaydedilen artış yüzde 75.</p>
<p>Yine beş yıllık dönemde, yani 2021-2025 döneminde giyimde yüzde 88, lokanta ve otellerde yüzde 96’lık artış yaşandı.</p>
<h2>Hem zenginler, hem az harcıyorlar</h2>
<p>Şimdi Avrupa’da 100 olan ortalama fiyatın Türkiye’de 60 düzeyinde bulunmasına bakarak Türkiye’nin hâlâ ucuz bir ülke olduğu sonucunu çıkarmak ne kadar doğru?</p>
<p>İki detaya dikkat etmek gerekir.</p>
<p>Birincisi; Türkiye’nin fiyat düzeyi artış eğiliminde. Yani Türkiye her yıl daha pahalı bir ülke haline geliyor.</p>
<p>İkincisi ise Avrupa’daki gelir düzeyi ile Türkiye’deki düzey arasındaki devasa fark. Kaldı ki bazı kalemlerde, örneğin otomobilde, örneğin bilgi iletişim ekipmanlarında Türkiye Avrupa ortalamasından daha pahalı bir ülke. Türk halkının, özellikle de dar gelirlinin harcamasında çok büyük bir yer tutan gıdada Avrupa’ya giderek yaklaşıldığı da gözlerden kaçmamalı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c5f7cfa6a-1781843447.png" alt="" width="531" height="265" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/zenginlige-bakin-zenginlige-avrupada-en-pahali-otomobil-turkiyede-satiliyor-81453</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/otomobil.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zenginliğe bakın zenginliğe! Avrupa’da en pahalı otomobil Türkiye’de satılıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/birlesik-kralliktaki-en-buyuk-kagit-fabrikasinda-yatirim-2-milyar-pounda-yaklasiyor-81452</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Birleşik Krallık’taki en büyük kağıt fabrikasında yatırım 2 milyar pounda yaklaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>COVID-19 </strong>pandemisinin dünyayı sardığı günlerde Eren Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ahmet Eren, </strong>yönetim ekibini topladı, düşündüklerini, aklından geçen planı paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Ambalaj kağıdı üretiminde ülkemizde geriden gelip bir numaraya oturduk. Ancak, hammaddemiz olan atık kağıdın önemli bölümünü İngiltere’den alıyoruz. Önümüzdeki dönem için Birleşik Krallık’ta bir fabrika kurmamız daha doğru olacak.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c4de698be-1781843166.jpg" alt="" width="518" height="532" /></strong>Bu düşüncesini kabul ettirmek için şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Hammaddenin kaynağında üretim yapmak bize avantaj sağlar…</strong></p>
<p>Eren Holding çatısı altındaki Modern Karton yönetimi, <strong>Ahmet Eren </strong>ve Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Hamdullah Eren </strong>liderliğinde araştırma ve görüşmeleri yoğunlaştırdı. Derken Galler’de gazete kağıdı üreten bir tesis bulundu. Bu tesis konusunda şu plan oluştu:</p>
<p>-          <strong>1000 dönüm üzerinde olan bu gazete kağıdı fabrikasını alalım. Onun ÇED izinleriyle yola devam edip önce karton, yani ambalaj kağıdı üretiriz. Ardından temizlik kağıdı üretimine de geçeriz.</strong></p>
<p>Eren Holding, Galler’deki eski gazete kağıdı fabrikasını alıp <strong>“Shotton Mill” </strong>projesi için harekete geçti, yatırım bedeli belirlendi:</p>
<p>-          <strong>Karton ambalaj ve temizlik kağıdı üretimi için 1 milyar sterlinlik (pound) yatırım yapmamız gerekiyor.</strong></p>
<p>Eren Holding’in Birleşik Krallık’taki yatırım öyküsünü 2024 yılı Kasım ayında <strong>Hakan Güldağ </strong>ve <strong>Mustafa Kemal Çolak</strong>’la İstanbul’daki ofisinde <strong>Ahmet Eren</strong>’den dinlemiştik:</p>
<p>-          <strong>Bizim yatırım Birleşik Krallık’ın en büyük kağıt fabrikası olacak. Yatırım 1 milyar poundu aşacak gibi görünüyor. Tesiste atık kağıttan önce ambalaj kağıdı, daha sonraki adımda da temizlik kağıdı üretilecek.</strong></p>
<p>Türkiye’deki karton ve kağıt üretim tesislerinin İstanbul, Çorlu, Eskişehir, Manisa, Kayseri, Gebze, Bursa ve Sakarya’da olduğunu anımsatmıştı:</p>
<p>-          <strong>Galler’deki yatırım kararımız Birleşik Krallık’ta büyük ses getirdi. Çevreci, örnek bir yatırım olarak ülkedeki medyanın da dikkatini çekti, büyük haber oldu. Hükümet de yakın ilgi gösterdi.</strong></p>
<p>Kale Grubu’nun Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleşen <strong>“İbrahim Bodur Sosyal Girişimcilik Programı 10. Yıl Töreni”</strong>nde Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su <strong>Zeynep Bodur Okyay </strong>ve <strong>Ahmet Eren</strong>’le sohbet ederken Birleşik Krallık’taki yatırımın son durumunu merak ettim. <strong>Ahmet Eren </strong>anlattı:</p>
<p>-          <strong>Yatırım süresi planlarımızı biraz aşıyor. Bu yılın sonlarında yatırım tamamlanır. 2027’de üretime başlarız diye öngörüyoruz.</strong></p>
<p>Yatırımın büyüklüğünü önceki sohbetlerimizden anımsasam da bilgi tazelemek açısından yeniden sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Yatırım 2 milyar pounda yaklaşacak. Aslında ilk planlarımıza göre 1.5 milyar dolara tamamlanacak gibi görünüyordu. Maliyetler arttı, yatırım bedelini yukarı doğru çekti.</strong></p>
<p><strong>Ahmet Eren</strong>’le sohbet sonrası 2021 yılı Mart ayındaki sohbetten yazdığım notlara da baktım. O notlarda da Türkiye’de yeni veya ek yatırımlarının listesi yer alıyordu:</p>
<ul>
<li><strong>Mersin’deki çimento fabrikamızda 250-300 milyon dolarlık yatırımla kapasiteyi iki katına çıkarıyoruz.</strong></li>
<li><strong>İstanbul Hadımköy’deki karton ambalaj tesislerimize 100 milyon dolarlık yatırım için düğmeye bastık.</strong></li>
<li><strong>Çorlu’da 110 milyon dolarlık yatırımla temizlik kağıdı üretimine giriyoruz.</strong></li>
<li><strong>Çorlu’da 50 milyon dolara nişasta fabrikası kuruyoruz.</strong></li>
<li><strong>Zonguldak Çatalağzı’ndaki enerji santralımızın yanına 600 milyon dolarlık yatırımla yeni kağıt fabrikası kuruyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Yani, Eren Holding 2 milyar pounda yaklaşan harcamayla Birleşik Krallık’ın en büyük kağıt fabrikasını kurarken, Türkiye’deki yatırımlarını da sürdürüyor…</p>
<h2>Üniversite öğrencisine 7 bin lira burs veriyoruz</h2>
<p><strong>EREN </strong>Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Ahmet Eren, </strong>zaman zaman kendisinin de destek verdiği Malatya Eğitim Vakfı’nın (MEV) öğrenci başına verdiği burs miktarını sordu, Başkan Yardımcısı olarak yanıtladım:</p>
<p>-          <strong>2 binin üzerinde öğrenciye ayda 2 bin 250 lira verebiliyoruz.</strong></p>
<p><strong>Ahmet Eren, </strong>hem aile olarak kurdukları Eren Vakfı hem de başında bulunduğu Bitlis Eğitim ve Tanıtma Vakfı (BETAV) adına kendi burs miktarlarını paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Biz iki vakıfta da üniversite öğrencilerine ayda 7 bin lira burs veriyoruz.</strong></p>
<p>Bunun üzerine MEV’in burs miktarının düşüklüğünün nedenini anlatmaya çalıştım:</p>
<p>-          <strong>Belki 2 bin değil de 1000 öğrenciye burs verilse o vakit 4 bin 500 liraya çıkarmak mümkün. Malum bursların ana kaynağı bağışlar. Orada artış oldukça burs miktarı ve yararlanabilen öğrenci sayısını artırmak mümkün olabiliyor.</strong></p>
<p><strong>Ahmet Eren, </strong>gönlünden geçeni ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Aslında öğrenci başına artık en az 10 bin lira verebilmeliyiz.</strong></p>
<p><strong>Ahmet Eren</strong>’le bursları konuşurken Kasım 2024’te yaptığımız sohbete döndüm. O sohbette memleketi Bitlis’te yaptırıp devlete bağışladıkları üniversitenin maliyetini sorduğumda şu yanıtı almıştım:</p>
<p>-          <strong>Üniversiteye harcadığımız kaynak 100 milyon doları bulmuştur.</strong></p>
<p>Eğitime dönük bağışlarından bazı örnekler sıralamıştı:</p>
<ul>
<li><strong>Malazgirt’te (Muş) iki okul yaptırdık.</strong></li>
<li><strong>Yayladağı’nda (Hatay) bir okul yaptırdık.</strong></li>
<li><strong>Bitlis’teki Eren Koleji, üniversite başarısıyla öne çıkıyor.</strong></li>
</ul>
<p>Devlete bağışladıkları okulların bakım-onarımlarına hep devam ettiklerini anlatmıştı:</p>
<p>-          <strong>Tuvalette bir musluk dahi kırılsa eksiği biz gideriyoruz.</strong></p>
<p>Bitlis’te devlete bağışlamak üzere yaptırdıkları hastane hakkında da bilgi vermişti:</p>
<p>-          <strong>Hastane 110 milyon dolara mal olacak. Kompleks kapsamında 84 tane doktor lojmanı da yaptırıyoruz.</strong><strong> </strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">600 milyon dolara Miami’de ABD’nin 7’inci yüksek binasını yapıyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c464cb453-1781843044.png" alt="" width="700" height="385" /></span><strong>TÜRK </strong>Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare Konseyi vesilesiyle önceki akşam Başkan <strong>Ozan Diren </strong>ve YİK Başkanı <strong>Ömer Aras</strong>’ın ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada Okan Holding Yönetim Kurulu Başkanı, Okan Üniversitesi Kurucusu <strong>Bekir Okan, </strong>Okan Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı <strong>Işıl Okan Gülen </strong>ve Mütevelli Heyeti Üyesi <strong>Can Özkan Okan</strong>’la karşılaştım.</p>
<p><strong>Bekir Okan</strong>’a Miami’deki inşaat projesini sordum:</p>
<p>-          <strong>Miami’deki Okan Tower projesi ne durumda?</strong></p>
<p>Kat sayısıyla yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 54’üncü kattayız. 73 katlı planlandı. Bittiğinde ABD’nin 7’nci en yüksek binası olacak.</strong></p>
<p>Projenin maliyetini merak ettim, aktardı:</p>
<p>-          <strong>600 milyon dolarlık yatırım yapıyoruz. Miami’ye her gittiğimde, </strong>“Burada bir gayrimenkul projesi geliştirmemiz lazım” <strong>diyordum. Nitekim önce 20 milyon dolara arsayı aldık. Sonra da adım adım projeyi geliştirdik.</strong></p>
<p>Projenin 2027’de tamamlanacağını belirtti:</p>
<p>-          <strong>330 metre yüksekliği ile Miami’nin simge binaları arasına girecek.</strong></p>
<p>Projenin <strong>“karma” </strong>olduğunu bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Projemizde 11 katlı otopark, 316 odalı Hilton Oteli, 4 katlı ofis bloğu yer alıyor. Ayrıca rezidans bölümünde 400 ayrı birim bulunuyor.</strong></p>
<p>Sohbet sonrasında Okan Holding’in sitesine baktım, sayfanın tepesinde <strong>“Okan Tower Miami”</strong>nin tanıtımının yer aldığı dikkatimi çekti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Okan Üniversitesi’nden 5 bin 800 öğrenci mezun oldu</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c43f35ef9-1781843007.png" alt="" width="469" height="439" /></span><strong>OKAN </strong>Üniversitesi Kurucusu <strong>Bekir Okan</strong>’a Okan Üniversitesi’ni sordum, kızı <strong>Işıl Okan Gülen</strong>’e döndü:</p>
<p>-          <strong>Üniversitemizde Mütevelli Heyeti Başkanımız artık Işıl Hanım. Başkanlığı kendisine devrettim.</strong></p>
<p><strong>Işıl Okan Gülen, </strong>13 Haziran 2026’da gerçekleşen mezuniyet töreninden verileri aktardı:</p>
<p>-          <strong>2025-2026 döneminde üniversitemizden 5 bin 800 öğrencimiz diplomasını aldı.</strong></p>
<p><strong>Bekir Okan </strong>sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Kuruluşumuzdan buyana Okan Üniversitesi’nden mezun olanların sayısı 70 bine yaklaştı.</strong></p>
<p>Üniversitenin öğrenci sayısını merak ettim, <strong>Işıl Okan Gülen </strong>yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Öğrenci sayımız 20 binin üzerinde bulunuyor.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/birlesik-kralliktaki-en-buyuk-kagit-fabrikasinda-yatirim-2-milyar-pounda-yaklasiyor-81452</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/ahmet-eren.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Birleşik Krallık’taki en büyük kağıt fabrikasında yatırım 2 milyar pounda yaklaşıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-10-yildan-uzun-vadeli-ihraca-cikabilir-81450</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine 10 yıldan uzun vadeli ihraca çıkabilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı bu yıl 4 ihraçla uluslararası piyasalardan 7.9 milyar dolar borçlandı. ABD ve İran'ın savaşı sonlandıracak ön anlaşmayı imzalamasının ardından TL varlıkların güçlenmesi Hazine’nin yeniden bir ihaleye çıkma ihtimalini arttırdı. Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk primi CDS 217 puana kadar gerilerken dün hafif yükseldi, gösterge tahvil faizleri düştü, ABD 10 yıl vadeli tahvil ile Türkiye 10 yıl vadeli tahvil arasındaki fark ocak ayı seviyelerine indi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c2fb60991-1781842683.png" alt="" width="303" height="302" />28 Şubat’ta başlayan savaş TL varlıklara olumsuz etki yaptı. Mart sonunda 311 baz puanın üzerine gelen CDS 236 baz puana gerilediğinde Hazine ve Maliye Bakanlığı yılın üçüncü yurtdışı tahvil ihracına çıktı ve dolar cinsi 5 yıl vadeli 2 milyar dolar borçlandı. Yatırımcıya getirisi yüzde 6,4 olan ihracın spreadi UST+250,3 baz puan olarak belirlendi. Ocakta dolar cinsi 7 yıl ve 12 yıl vadeli 3.5 milyar dolar borçlanan Hazine, şubatta ise Euro cinsi 8 yıl vadeli 2 milyar dolar tahvil ihracını tamamladı. Böylece 2026 yılında uluslararası sermaye piyasalarından sağlanan toplam finansman tutarı yaklaşık 7.9 milyar dolara ulaştı. Yılbaşında Hazine bu yıl 11 milyar dolar borçlanma hedefi açıkladı, 3.1 milyar dolar daha borçlanma kaldı.</p>
<h2>CDS’te savaş dönemine göre gerileme </h2>
<p>CDS'in marttaki zirve seviyesinden neredeyse 100 baz puan kadar gerilemesi piyasayı hareketlendirdi. Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın dış borç ödeme takvimine göre haziranda 2 milyar 673 milyon doları ana para 172 milyon doları faiz olmak üzere 2 milyar 845 milyon dolarlık ödemesi bulunuyor. Bu yılın en yüklü itfası olarak ise ekimdeki 3 milyar 566 milyon dolar öne çıkıyor. Piyasa uzmanları hem CDS'teki gerilemenin yanı sıra gösterge tahvil faizlerindeki savaş dönemine göre düşüşü Hazine için şartları daha olumlu hale getirdiğini belirtti.</p>
<p>Türkiye’nin 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi savaş döneminde yönünü yukarıya çevirirken mayıs ortasındaki yüzde 36,41 seviyesinden dün itibariyle yüzde 33,26'ya indi. Yine 2 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 44,65'e kadar çıkarken savaşta dün yüzde 41,37'yi gördü. 5 yıl vadeli gösterge tahvil faizi de yüzde 40,58'den yüzde 37,39'a indi. ABD 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi ile Türkiye’nin 10 yıl vadeli gösterge tahvil faizi farkı da böylece ocak ayı seviyelerine geriledi. Bu durum da Hazine’nin yeni bir ihracı çıkmasını avantajlı hale getiren göstergelerden biri.</p>
<h2>İç borçlanmadan da aktarılacak </h2>
<p>Öte yandan Hazine’nin açıkladığı borç geri ödeme projeksiyonlarına göre Ocak 2026 ile Aralık 2026 arasında öngörülen dış borç geri ödemesi yaklaşık 20.4 milyar dolar seviyesinde. Hazine’nin hedef ise 11 milyar dolarda. Yılın ikinci yarısında ise 10 milyar 767 milyon dolarlık bir itfası kaldı Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın. Dış borçlanmada kalan 3.1 milyar doları geçen bu itfa için iç borçlanmanın bir bölümünün dış borç geri ödemelerine aktarılmasının gerekeceğini vurguladı. Hazine’nin üç aylık projeksiyonuna göre ihaleleri tamamlanan haziran ayı dahil temmuz ve ağustosta 1.85 trilyon lira iç borçlanma hedefl iyor. İç borç ödemeleri ise bu üç ayda 1.77 trilyon lira seviyesinde. En yüklü iç borç itfası ise 616.3 milyar lira ile temmuz ayında gerçekleştirilecek.</p>
<p>Bu yılın başında 7 yıl ve 12 yıl vadeli olarak çıkılan uluslararası tahvil ihracını örnek gösteren uzmanlar Hazine’nin bu olumlu havada 10 yıldan uzun vadeli bir ihraca çıkma olasılığını çok güçlü buluyor. Öte yandan bu yılki 4 ihracın hiçbiri sukuk olarak gerçekleştirilmedi. Uzmanların verdiği bilgiye göre Hazine önce uluslararası piyasalarda bir sukuk ihracına da çıkabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-10-yildan-uzun-vadeli-ihraca-cikabilir-81450</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/dolar-dollar-1778823964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşı bitirecek ön anlaşmanın imzalanması Türkiye’nin 5 yıllık iflas risk priminde gevşeme yarattı, en son nisanda uluslararası piyasalara çıkan Hazine’nin de elini güçlendirdi. Uzmanlar Hazine’nin bu ay içinde 10 yıldan daha uzun vadeli bir dış borçlanmaya çıkabileceğine dikkat çekiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeni-hikaye-verimlilik-ve-teknoloji-olmali-81449</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yeni hikaye verimlilik ve teknoloji olmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN/YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) 2026 yılının ilk toplantısını yüksek bir katılım ile gerçekleştirdi. Toplantının açılışında konuşan TÜSİAD YİK Başkanı Ömer Aras, dünyanın artık yalnızca ekonomik dalgalanmalarla değil, aynı anda jeopolitik, enerji ve teknoloji kaynaklı üç büyük dönüşümle karşı karşıya olduğunu söyledi. Aras, Türkiye’nin bu yeni dönemde sahip olduğu stratejik avantajları değerlendirebilmesi için üretim kapasitesini teknoloji, enerji dönüşümü ve insan kaynağıyla bütünleştirmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Konuşmasında son dönemde yaşanan küresel gelişmelerin şirketlerin tüm hesaplarını altüst ettiğine dikkat çeken Aras, yılbaşında birçok şirketin 2026 bütçelerini hazırlarken enflasyon, faiz ve enerji fiyatlarına ilişkin benzer varsayımlar kullandığını ancak birkaç hafta içinde yaşanan jeopolitik gelişmeler nedeniyle bütün dengelerin değiştiğini söyledi. Aras, “Yaşadığımız olaylar neticesinde gördük ki artık ekonomik hesaplarla jeopolitik gelişmeler birbirinden ayrı düşünülemiyor. Bütün yatırım kararları yalnız ekonomik bölgelere bakılarak alınmıyor. Enerji güvenliği, tedarik güvenliği teknoloji erişimi ve jeopolitik risklerle birlikte düşünülüyor. Çünkü yaşadığımız dünya artık daha kırılgan, daha parçalı, daha belirsiz bir dünya. Önemli bir gerçeği kabul etmek zorundayız. Bugün yaşadığımız belirsizlik ve çatışma ortamı geçici bir parantez değildir” diye konuştu.</p>
<h2>“Belirsizlik dönemi kalıcı hale geliyor”</h2>
<p>İran’a yönelik saldırılar ve ardından Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının enerji maliyetlerini yükselttiğini, navlun ve sigorta giderlerini artırdığını belirten Aras, artık yatırım kararlarının yalnızca ekonomik göstergelerle değil enerji güvenliği, tedarik güvenliği ve jeopolitik risklerle birlikte değerlendirildiğini ifade etti. Dünyanın yeni bir denge arayışı içinde olduğunu belirten Aras, Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu’daki çatışmalar, ABD-Çin rekabeti ve Tayvan gerilimi gibi gelişmelerin geçici krizler değil, uzun süre devam edecek yapısal dönüşümlerin işaretleri olduğunu söyledi. Önümüzdeki dönemde küresel ekonomide dalgalanma ve kırılganlıkların süreceğini kaydeden Aras, şirketlerin ve ülkelerin dayanıklılık kapasitesinin her zamankinden daha önemli hale geldiğini vurguladı.</p>
<h2>“Dünyanın üretim merkezi ile askeri gücü ayrıştı”</h2>
<p>Konuşmasında dikkat çekici bir analiz de yapan Aras, son 25 yılda küresel üretim merkezinin Batı’dan Doğu’ya kaydığını söyledi. Çin’in küresel üretimdeki payının 2000 yılında yüzde 6 seviyesindeyken bugün yüzde 27’ye yükseldiğini belirten Aras, buna karşılık ABD’nin üretimdeki payının yüzde 25’ten yüzde 17’ye gerilediğini ancak finans ve askeri güçte üstünlüğünü koruduğunu ifade etti. 2030’da Çin’in payı yüzde 45’e çıkarken ABD’nin payının yüzde 45’e çıkacağını anlatan Aras, “Modern tarihte ilk kez dünyanın üretim merkezi ile askeri ve finansal merkezi farklı yerlerde bulunuyor” dedi. Bu ayrışmanın küresel ekonomide önemli bir fay hattı yarattığını söyleyen Aras, kritik minerallerden yarı iletkenlere kadar birçok stratejik alanda yaşanan rekabetin temelinde de bu dönüşümün bulunduğunu kaydetti.</p>
<h2>“Yeşil enerji artık rekabet gücü meselesi”</h2>
<p>Enerji dönüşümünün küresel belirsizliklerin ikinci büyük kaynağı olduğunu belirten Aras, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin dünyanın halen petrol ve doğalgaza bağımlı olduğunu gösterdiğini söyledi. Buna karşın güneş ve rüzgar enerjisinin birçok bölgede fosil yakıtlardan daha ucuz hale geldiğine dikkat çeken Aras, yeşil enerjinin artık sadece çevresel bir konu değil, aynı zamanda rekabet gücü ve ulusal güvenlik meselesi olduğunu ifade etti. Aras, yeni enerji sisteminin teknolojik altyapısında Çin’in önemli bir ağırlık kazandığını, bunun da küresel güç dengelerini yeniden şekillendirdiğini söyledi.</p>
<h2>Yapay zeka yarışında üç kritik unsur</h2>
<p>Teknolojik dönüşümün üçüncü büyük kırılma alanı olduğunu belirten Aras, yapay zeka yarışında çip, enerji ve verinin stratejik önem taşıdığını söyledi. Yapay zekanın yalnızca ekonomik değil aynı zamanda jeopolitik bir mücadele alanına dönüştüğünü ifade eden Aras, ABD, Çin ve Avrupa Birliği arasındaki teknoloji rekabetinin önümüzdeki dönemde daha da sertleşeceğini dile getirdi. Konuşmasının Türkiye açısından en dikkat çekici bölümünde Aras, 2026’nın ikinci yarısında Türkiye’nin iki önemli uluslararası organizasyona ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Temmuz ayında gerçekleştirilecek NATO Zirvesi ile kasım ayında yapılacak COP31 İklim Zirvesi toplantılarının Türkiye açısından stratejik önem taşıdığını vurgulayan Aras, bu zirvelerin ülkenin jeopolitik ve ekonomik ağırlığını küresel ölçekte görünür kılacağını söyledi. NATO Zirvesi’nin güvenlik, enerji ve teknoloji eksenli yeni dünya düzenini temsil ettiğini belirten Aras, Türkiye’nin Karadeniz, Orta Doğu, enerji koridorları ve lojistik hatlar üzerindeki konumu nedeniyle ittifakın en kritik ülkelerinden biri haline geldiğini ifade etti. COP31’in ise Türkiye’nin enerji dönüşümü, sürdürülebilir finansman ve yeşil kalkınma vizyonunu dünyaya anlatması açısından önemli bir fırsat olduğunu belirten Aras, “Bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz” dedi.</p>
<h2>Türkiye’nin yeni hikayesi verimlilik ve teknoloji olmalı</h2>
<p>Türkiye’nin güçlü yanlarının coğrafi konumu, üretim kapasitesi ve ekonomik çeşitliliği olduğunu vurgulayan Aras, özellikle ekonomik çeşitliliğinin çok büyük bir başlangıç avantajı olduğunu ifade etti. Bununa beraber Aras, yalnızca ekonomik büyümenin yetmediğini söylerken, “Nasıl büyüdüğümüz, büyümenin kalkınma yaratıp yaratmadığı da çok önemli. Burada çok önemli bir noktayı özellikle vurgulamak istiyorum. Ekonomik başarı yalnızca kaynak meselesi değildir. Aynı zamanda yön meselesidir” dedi. Bu noktada Aras, Türkiye’nin yeni kalkınma hikayesinin daha yüksek verimlilik, daha yüksek katma değer, daha güçlü teknoloji kapasitesi ve nitelikli insan kaynağı üzerine kurulması gerektiğini söyledi. Gençlerin eğitimine yatırım yapılmasının, çalışanların yetkinliklerinin artırılmasının ve kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımının kritik önem taşıdığını belirten Aras, Türkiye’nin hangi sektörlerde derinleşeceğine ve hangi teknolojilere odaklanacağına ilişkin uzun vadeli bir yön duygusuna ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Yeni dönemde başarının ortak akıl, uzun vadeli bakış ve güçlü koordinasyon gerektirdiğine işaret eden Aras, “Türkiye yeni dönemin üretim, enerji ve teknoloji mimarisinde sağlam bir yer edinmelidir. Önemli olan jeopolitik ağırlığımızı güçlü ekonomiye, kalıcı refaha çevirebilmektir. Bu sorumluluk yalnızca kamu değil, yalnızca özel sektörün değil, hepimizin ortak sorumluluğudur” diye konuştu.</p>
<h2>En öneli stratejik hedef Gümrük Birliği ve Made in Europe</h2>
<p>Aras’ın konuşmasında öne çıkan bir diğer başlık ise Avrupa Birliği ile ilişkiler oldu. Türkiye’nin ekonomik açıdan en önemli stratejik hedeflerinden birinin Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi olduğunu söyleyen Aras, Türkiye’nin Avrupa’nın yeni üretim mimarisinin dışında değil içinde yer alması gerektiğini bu nedenle Made in Europe yaklaşımının da bir parçası olunması gerektiğini vurguladı. Avrupa’nın enerji dönüşümü, dijitalleşme, savunma ve stratejik üretim alanlarında yeniden yapılanma sürecinden geçtiğini belirten Aras, Türkiye’nin coğrafi konumu ve sanayi kapasitesiyle Avrupa’nın en önemli üretim ortaklarından biri olabilecek potansiyele sahip olduğunu söyledi. Konuşmasının sonunda Aras, dünyanın yeniden şekillendiği bu dönemde yalnızca mevcut durumu korumaya çalışan ülkelerin geride kalacağını belirterek, “Belirsizliği doğru okuyan, kurumlarını güçlendiren, teknolojiye yatırım yapan ve ekonomik dayanıklılık yaratabilen ülkeler kazanacak. Türkiye yeni dönemin üretim, enerji ve teknoloji mimarisinde sağlam bir yer edinmeli. Önemli olan jeopolitik ağırlığımızı güçlü ekonomiye ve kalıcı refaha dönüştürebilmektir” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ozan Diren: Kurallı piyasa düzeni güçlendirilmeli</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c1fd8e764-1781842429.jpg" alt="" width="700" height="413" /></span>TÜSİAD YİK Toplantısı’nın açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Türkiye’nin önemli fırsatlara sahip olduğunu söylerken, bu fırsatların kalıcı başarıya dönüşmesi için enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, sanayi dönüşümünün hızlandırılması, AB ile entegrasyonun derinleştirilmesi ve kurallı piyasa düzeninin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. İş dünyasının son yıllarda salgından bölgesel savaşlara, enerji fiyatlarındaki dalgalanmalardan finansmana erişim zorluklarına kadar birçok sınamadan geçtiğini hatırlatan Diren, Türk şirketlerinin bu süreçlerde hızlı uyum sağlama, alternatif pazarlar yaratma, üretimi sürdürme ve ihracat bağlantılarını koruma becerisi gösterdiğini söyledi. Ancak yeni dönemde çevikliğin tek başına yeterli olmayacağını belirten Diren, “Çevikliği stratejiyle, dayanıklılığı verimlilikle, üretim gücünü teknoloji ve sürdürülebilirlikle birleştirmemiz gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>"Dezenflasyon sürecinden taviz verilmemeli"</strong></p>
<p>Diren’in konuşmasında enflasyonla mücadele de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Haziran 2023’te başlayan programla enflasyonun yüzde 70’lerden yüzde 30’lar seviyesine gerilediğini belirten Diren, dezenflasyon sürecinden taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Para politikasındaki kararlılık, maliye politikasındaki uyum ve beklenti yönetiminin fiyat istikrarı açısından belirleyici olacağını ifade eden Diren, kalıcı fiyat istikrarı için verimlilik artışı ve yapısal dönüşüm gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Diren, ihracatta 2025 yılında sınırlı artış yaşandığını, 2026’nın ilk 5 ayında ise bir ivme yakalandığını söyledi. Buna karşın dış ticaret açığının genişlediği, savunma sanayindeki güçlü büyümenin imalat sanayinin geneline yayılmadığı bir dönemden geçildiğini dile getiren Diren, bu nedenle dezenflasyon yönetiminin üretim, ihracat ve sanayi dönüşümünü destekleyen tamamlayıcı araçlarla güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin önümüzdeki 5, 10 ve 15 yılda hangi alanlarda rekabet edeceğini, hangi teknolojileri ve ihracat pazarlarını önceleyeceğini ortak akılla tarif etmesi gerektiğini söyleyen Diren, seçici, şeffaf, veriye dayalı ve performans odaklı bir sanayi dönüşümü yaklaşımına ihtiyaç olduğunu belirtti. Konuşmasında yeni rekabet gücü tanımına da dikkat çeken Diren, rekabetin artık yalnızca üretim ölçeği, maliyet ve coğrafyadan doğmadığını; veri, teknoloji, yapay zekâ, temiz enerji, beceri dönüşümü ve verimlilikten beslendiğini söyledi. Sanayi ürününün de artık yalnızca fiziksel bir ürün olmadığını belirten Diren, yazılım, veri, hizmet, tasarım, marka, finansman ve ekosistemle birlikte değer kazandığını ifade etti.</p>
<p><strong>"AB ile entegrasyon derinleştirilmeli"</strong></p>
<p>Diren, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile entegrasyonunun da yeni dönemde özel önem taşıdığını belirterek, Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun AB tarafında teknik veya siyasi ön koşullara bağlanmadan başlatılması gerektiğini söyledi. Bunun yalnızca ticareti artıracak bir düzenleme değil, Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonu yeni dönemin ihtiyaçlarına uyarlayacak kilit bir adım olduğunu ifade etti. Diren, konuşmasının sonunda Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, girişimcilik kültürü, genç nüfusu, coğrafi konumu ve Avrupa ile entegrasyonu sayesinde önemli fırsatlara sahip olduğunu belirtti. Bu fırsatların kalıcı başarıya dönüşmesi için enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, sanayi dönüşümünün hızlandırılması, AB ile entegrasyonun derinleştirilmesi ve kurallı piyasa düzeninin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Diren, “Bugünü yönetirken yarını kuran, krizlere dayanıklı, dönüşüme hazır, dünyayla entegre, daha yüksek katma değer üreten ve insana daha fazla gelecek umudu veren bir Türkiye için birlikte çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yeni-hikaye-verimlilik-ve-teknoloji-olmali-81449</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/9/1280x720/omer-aras-1781842447.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜSİAD&#039;ın yoğun katılımla gerçekleştirilen Yüksek İstişare Konseyi toplantısında konuşan YİK Başkanı Ömer Aras, Türkiye’nin güçlü yanlarının coğrafi konumu, üretimi ve ekonomik çeşitliliği olduğunu kaydetti. Aras, yeni kalkınma hikayesinin daha yüksek verimlilik, daha yüksek katma değer, daha güçlü teknoloji üzerine kurulması gerektiğini söyledi. TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren de Türkiye’nin elindeki fırsatların kalıcı başarıya dönüşmesi için enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi, üretim ve ihracat kapasitesinin korunması, sanayi dönüşümünün hızlandırılması, AB ile entegrasyonun derinleştirilmesi ve kurallı piyasa düzeninin güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bitliste-ilave-organize-sanayi-bolgesi-kuruluyor-81508</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bitlis&#039;te ilave organize sanayi bölgesi kuruluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bitlis'in Güroymak ilçesinde 128 hektar alana kurulacak ilave organize sanayi bölgesinde (OSB) sondaj ve zemin etüt çalışmaları yapılıyor.</p>
<p>Aşağıkolbaşı köyü yakınlarında 120 parselden oluşacak ilave OSB'de yaklaşık 100 fabrikanın yer alması planlanıyor.</p>
<p>Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, kentte istihdama ve ekonomiye katkı sunacak OSB'de yapılan çalışmaları inceledi, görevlilerden bilgi aldı.</p>
<p>Karakaya, basın mensuplarına, Bitlis'in her alanda olduğu gibi sanayileşmede de ciddi mesafe aldığını söyledi.</p>
<p>İl genelinde 70 civarındaki fabrikada 12 bine yakın kişinin istihdam edildiğini kaydeden Karakaya, şöyle konuştu:</p>
<p>"Bunun önemli ayaklarından biri olan OSB'mizde 55 firma hizmet vermektedir. Orada neredeyse yerimiz kalmadı. OSB'nin geliştirilmesine ihtiyaç olduğu için ilave organize sanayi bölgesi projemizi hayata geçiriyoruz. İlgili bakanlıklarla prosedürleri tamamladık. 128 hektar olan bu alan mevcut OSB'mizin iki kat büyüklüğünde. 120 parselde kurulacak çok sayıda fabrikanın önümüzdeki dönemde faaliyete geçmesi için çalışmalarımız devam ediyor."</p>
<p>İlave OSB'nin, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının 2027 yılı yatırım programına dahil edildiğini ve 660 milyon liranın tahsis edildiğini anlatan Karakaya, fabrika binaları ve diğer donatı alanlarının yerleşimi konularında imar çalışmasının hızla tamamlanacağını ifade etti.</p>
<p>Altyapı projesi tamamlandığında ön tahsisleri yapacaklarını dile getiren Karakaya, şöyle devam etti:</p>
<p>"Gelecek yıldan itibaren ilave OSB'de yeni fabrikaların yükseldiğini, istihdama ve ekonomiye katkı sağladığını göreceğiz. Buraya 100 civarında fabrikanın sığabileceği parseller planlandı. Küçük işletmeler için 5 dönümlük, daha büyük işletmeler için 30 dönüme kadar alanlar olacak. İlimize hayırlı olsun."</p>
<p>Karakaya'ya, vali yardımcıları Onur Aykaç ile Alay Yazıcı, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Adem Aydoğdu, İl Tarım ve Orman Müdürü Ramazan Çolak, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürü Levent Şeker eşlik etti.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bitliste-ilave-organize-sanayi-bolgesi-kuruluyor-81508</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/8/1280x720/bitlis-1781858298.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bitlis Valisi Ahmet Karakaya, &quot;128 hektar olan bu alan mevcut OSB&#039;mizin iki kat büyüklüğünde. 120 parselde kurulacak çok sayıda fabrikanın önümüzdeki dönemde faaliyete geçmesi için çalışmalarımız devam ediyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tribunde-olamayanlarin-sesi-sahaya-ulasti-81474</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tribünde olamayanların sesi sahaya ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Teknoloji, hayatı kolaylaştırdığı kadar insanları birbirine yakınlaştırmakta da önemli bir rol üstleniyor. Spor bunun en güçlü örneklerinden biri.</p>
<p>Türkiye Kadın Voleybol Milli Takımlar Ana Sponsoru ve Sultanlar Ligi İsim Sponsoru Vodafone, 2026 Voleybol Milletler Ligi’nin Ankara etabında teknoloji ile taraftar deneyimini buluşturdu. Ancak bu kez öne çıkan yalnızca daha hızlı bağlantı ya da gelişmiş veri paylaşımı olmadı. Vodafone, kilometrelerce uzaktaki taraftarların sesini ve heyecanını milli takımın yanına taşıdı.</p>
<p>Türkiye-Belçika karşılaşması öncesinde hayata geçirilen “Vodafone 5G Türkiye Tribünü” projesi, bunun somut örneklerinden biri oldu. Farklı şehirlerde bulunan 41 voleybolseverin görüntüleri ve sesleri, 5G destekli hologram teknolojisi aracılığıyla salona taşındı. İstiklal Marşı okunurken tribünlerin arkasında beliren hologram taraftarlar, salondaki binlerce kişiyle birlikte aynı anda marşa eşlik etti. Ortaya çıkan görüntü, teknolojinin yalnızca ekranlar ve cihazlardan ibaret olmadığını; doğru kullanıldığında duygusal bağları da güçlendirebildiğini gösterdi…</p>
<p><strong>Sporda yeni bir deneyim </strong></p>
<p>Dijital dönüşüm, uzun süredir spor endüstrisinin de gündeminde. Bugün dünyanın önde gelen spor organizasyonları, taraftarlara yalnızca maç izleme deneyimi sunmanın ötesine geçmeye çalışıyor. Gerçek zamanlı veri paylaşımı, artırılmış gerçeklik uygulamaları, yapay zekâ destekli analizler ve yeni nesil bağlantı teknolojileri bu dönüşümün temel araçları arasında yer alıyor. Vodafone’un Ankara etabında sunduğu uygulamalar da bu dönüşümün bir parçası olarak öne çıkıyor. Karşılaşmalar sırasında servis hızı, smaç hızı ve smaç yüksekliği gibi performans verileri anlık olarak izleyicilerle paylaşılırken, “canlı dahil-hariç” kararlarında da 5G teknolojisinin eşzamanlı bağlantı kapasitesinden yararlanılıyor. Böylece hem hakem kararlarının desteklenmesi hem de seyir deneyiminin zenginleştirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Ancak belki de en dikkat çekici nokta, teknolojinin bu kez yalnızca performans analizi için değil, taraftar katılımını artırmak için kullanılması.</p>
<p>Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin’in de vurguladığı gibi, milli takım maçlarından önce İstiklal Marşı’nın okunduğu anlar birlik duygusunun en yoğun hissedildiği anlar arasında yer alıyor. Bu nedenle geliştirilen hologram tribün uygulaması, teknik bir gösteriden çok daha fazlasını ifade ediyor. Ankara’da olmayan taraftarlar da o anın parçası olabiliyor; sesleri, görüntüleri ve heyecanları sahaya taşınabiliyor.</p>
<p>Aslında bu yaklaşım, dijitalleşmenin geleceğine dair önemli bir ipucu veriyor. Önümüzdeki dönemde teknoloji yalnızca daha fazla kişiyi bağlamayacak, aynı zamanda fiziksel mesafeleri ortadan kaldırarak ortak deneyimler yaratacak.</p>
<p>Bakiler Şahin şu yorumları yapıyor: “A Milli Kadın Voleybol Takımımız hepimizin gururu ve kalbimiz maçlarında onlarla birlikte çarpıyor. Özellikle İstiklal Marşı’mızın okunduğu ve tüm oyuncuların sahada birlikte oldukları o an, maçların başlamasından önce birlik ve beraberliğin en çok hissedildiği an. İşte tam da bu anda teknolojiyi de kullanarak milli takımımıza tüm Türkiye olarak yanlarında olduğumuzu hissettirmek ve bu anı unutulmaz kılmak istedik. Teknolojinin gücüyle deneyimi yeniden tanımlayan bu projeyle, ülke genelindeki heyecanı tek bir noktada buluşturduk. Vodafone olarak, kadın voleybolunun yanında gururla durmayı sürdüreceğiz.” </p>
<p><strong>Taraftar merkezde</strong></p>
<p>Vodafone’un Ankara etabındaki çalışmaları yalnızca hologram tribünle sınırlı değil. Maç aralarında gerçekleştirilen taraftar kamera uygulamalarıyla izleyicilerin görüntüleri cep telefonları üzerinden salon ekranlarına yansıtılıyor. Katılımcılara milli takım forması gibi sürpriz hediyeler veriliyor.</p>
<p>Şirket, turnuva başlamadan önce Ankara’daki mağazalarında düzenlediği etkinliklerle de yaklaşık 6 bin voleybolsevere bilet, forma ve çeşitli hediyeler ulaştırdı. Bütün bu çalışmaların ortak noktası ise taraftarı yalnızca izleyici olmaktan çıkarıp deneyimin aktif bir parçası haline getirmesi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tribunde-olamayanlarin-sesi-sahaya-ulasti-81474</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/4/1280x720/3466-1781848175.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tribünde olamayanların sesi sahaya ulaştı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/19-firma-ic-pazar-sinirini-asti-yuzde-86-ihracata-ulasan-var-81471</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 19 firma iç pazar sınırını aştı, yüzde 86 ihracata ulaşan var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İhracat, dönem kârı ve satış büyümesi birlikte güçlenen şirketler yatırımcısına daha fazla güven veriyor. Borsada her üç kriteri de karşılayıp %10’un üzerinde büyümeyi başaran 19 şirket, iç pazarın daraldığı günlerde %86’yı aşan ihracat oranlarıyla yatırımcıların ilgisini çekiyor.</strong></p>
<p>Bir şirketin çift haneli ihracat geliri oranına sahip olması kimi yatırımcının o şirketin yurt içindeki daralmadan etkilenmeyeceği düşüncesine götürebilir. Şüphesiz Coca-Cola İçecek veya Yeo Teknoloji gibi şirketlerin ihracat oranlarını %50’nin üzerine taşıması önemli bir döviz girdisi elde etmelerine olanak verir. Ancak asıl mesele, elde edilen döviz gelirinin ne kadarının kalıcı bir kârlılığa dönüştüğüdür. Rakamların büyüsüne kapılmadan gelir ve kârın sürekliliğini araştıranlar, sanal yükselişlerin ötesinde reel kazançlara ulaşma imkanı bulur.</p>
<h2>İhracat oranı yüksek olanlar</h2>
<p>Yeo Teknoloji, üç aylık dönemde toplam gelirin %86’sını yurt dışından sağlarken bu yönüyle listedeki diğer şirketlerin önünde yer aldı. İlk çeyrekte gelirini %86 büyüten Yeo, dönem sonu kârını da %195 artışla 195 milyon TL’ye çıkardı. Henüz ilk yarı dolmadan yıllık gelirinin %71,5’ine denk gelen yeni iş bağlantıları kurması kârın büyüme olasılığını destekliyor.</p>
<p>Coca Cola İçecek toplam gelirinin %60,98’ini yurt dışı satışlarından temin ediyor. Üç aylık dönemde gelirini %11, esas faaliyet kârını %84 büyüten firma, dönem sonu net kârını %214 artışla 5,2 milyar TL’ye çıkardı. Mayısta hisse başına net 1,22 TL temettü veren hisse, mayısta test ettiği en yüksek 87,90 TL’nin ardından gelen satışlarla birlikte geriledi.</p>
<h2>Satışları en fazla büyüyen</h2>
<p>Listeye girmeyi başaran Odine Teknoloji’nin toplam satışları içindeki ihracat oranı %15,02 olsa da net satışlarını %173,63 oranında büyüttü. Toplam gelirindeki yüksek artış dönem sonu kârlılığına da olumlu yönde yansıdı. Net kârını %97 artışla 24,6 milyon TL’ye çıkaran şirkete ait hissenin fiyatı özellikle geçtiğimiz şubattan itibaren ivmesini artırarak yükselişini sürdürüyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34d4b0e94de-1781847216.png" alt="" width="999" height="526" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>GRAM ALTIN MI, KÜLÇE ALTIN MI?</strong></p>
<p><strong>Gram altın</strong>; bütçe dostu, yüksek likidite, esnek satış, düzenli birikim, fiziksel dolaşım. Yüksek makas, taşıma riski, disiplin kaybı, muhafaza zorluğu.</p>
<p><strong>Külçe altın</strong>; maliyet avantajı, düşük makas, sermaye yoğunluğu, zorunlu disiplin, güven. Bölünememe, yüksek bütçe, güvenlik riski, likidite engeli.</p>
<p><strong>Yeni anlaşmalar ciroyu desteklerken güvenli ve sağlam nakit akışı sağlayacak</strong></p>
<p>Yeni alınan işler Orge Enerji’nin 2026 cirosunu ne kadar büyütecek? ● Uğur Kaya</p>
<p>Uğur; Orge Enerji, Mandarin Oriental projesinde 286 milyon TL, Bursa Hafif Raylı Sistem projesinde ise 940 bin dolarlık ek sözleşme imzaladı. Yapılan işlerin 2026 cirosuna katkısı proje takvimlerine göre değişkenlik gösteriyor. Mandarin projesi Eylül 2026’da biteceğinden, 286 milyon TL’lik gelirin tamamı bu yılın bilançosuna girecek. Bursa projesinin teslimi 2027’ye uzanıyor. İlk çeyrekte satışlarını %23 artırarak 1,25 milyar TL’ye taşıyan ve kârını %138 büyüten şirket için bu imzalar, yılın geri kalanında ciroyu destekleyecek nakit akışı olacak.</p>
<p><strong>Özbekistan şirketiyle potansiyel arayışı içerisinde. Kısa vadeli gelir beklenmemeli</strong></p>
<p>Odaş’ın Özbekistan’daki iş birliği kısa vadede gelire dönüşür mü? ● Suat Bozkurt</p>
<p>Suat; Odaş, iştiraki Suda Maden aracılığıyla geçtiğimiz mayıs ayında Özbekistan kamu şirketi UzTMK ile stratejik metaller alanında potansiyel arayışı ve ortak tesis yatırımlarını değerlendirmek üzere iş birliği protokolü imzaladı. Şirketin açıklamasından sürecin henüz potansiyel tespiti ve değerlendirme aşamasında olduğu anlaşılıyor. Madencilik projelerinde tesis kurmak ve üretime geçmek yıllar alabilmekte. Bu sebeple, atılan imzanın bilançoya kısa vadede ciro veya nakit katkısı yapması beklenmemeli. Uzun vadeli olarak değerlendirilmeli.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>BV1 fonu son bir yılda %65 yükselişle endeksin performansının üzerine çıktı</strong></p>
<p>BV Portföy idaresindeki Birinci Hisse Senedi (TL) Fonu (BV1), Nisan 2025’ten bu yana işlem görüyor. Ekimde gerçekleştirdiği yükselişiyle geçtiğimiz şubatta en yüksek 1,67 TL’ye kadar çıktı. Sonrasında yataya dönerken son günlerde tekrar zirvesine yönelmiş durumda. Fonun büyüklüğünde de dalgalı bir seyir öne çıkıyor. Haziranın ilk yarısında 91 milyon TL nakit çıkarken büyüklüğü 94,81 milyon TL seviyesinde duruyor. BV1’in yatırımcı sayısı 614 kişi düzeyinde. Temel stratejisi, portföyünü borsada işlem gören hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Fonun %96,88’i hisse senedi ve %3,12’si yatırım fonlarından oluşuyor. Aldığı hisseler arasında ilk beşte GLRMK, VAKBN, THYAO, KCHOL ve GLCVY öne çıkıyor. Son bir yılda %65,19 getiri sağarken aynı sürede BIST 100 Endeksi’nin %54,24 çıkışını geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Tiryaki Agro Gıda, piyasadan %55,72 bileşik faizle 130 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Tiryaki Agro Gıda, 16.06.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 130.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %47,50, bileşik faizi %55,72 olarak belirlendi. 114 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 09.10.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %14,84 düzeyinde. 17 Haziran itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Tiryaki’nin verdiği %47,50 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 7,51 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bununla birlikte ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFTRYKE2613 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34d48715f2c-1781847175.png" alt="" width="985" height="242" /></strong><strong>RAİNBOW</strong></p>
<p><strong>Yozgat’taki tarlayı üzerindeki GES ile birlikte işletme sermayesi için satıyor</strong></p>
<p>Rainbow Polikarbonat, Yozgat Yerköy’de bulunan tarlası ve üzerinde kurulu 3 MWe kapasiteli GES’in satışı için anlaşmaya vardı. Satış KDV dahil 125 milyon TL’ye gerçekleşirken, elde edilen yaklaşık 7,6 milyon TL, işletme sermayesi olarak kullanılacak. Şirket, duran varlık portföyündeki tesisi nakde çevirerek finansman ihtiyacını karşılayacak. Faaliyet süreçlerinde oluşan finansman ihtiyaçları özkaynaklarla çözülmesi operasyonel esneklik sağlaması açısından tercih edilebilmekte. Bankalardan yüksek maliyetli kredi kullanımına kıyasla, daha avantajlı olmakta.</p>
<p><strong>SANİFOAM ENDÜSTRİ</strong></p>
<p><strong>Hendek OSB’deki fabrika alanını genişletiyor. İlave arsa tahsisi kabul edildi</strong></p>
<p>Sanifoam Endüstri, Hendek’teki 23 bin metrekarelik mevcut fabrika arazisini genişletmek amacıyla başvurduğu 5.193 metrekarelik ilave arsa tahsisinin OSB tarafından onaylandığını duyurdu. Ödemelerin 10,1 milyon TL’si peşin, kalanı altı ay taksitle yapılacak. İşlem sonrası toplam arsa büyüklüğü 28 bin metrekareyi aşacak. Şirket, ilerleyen dönemde mevcut fabrikaya ilave olarak yapmayı planladığı 7 bin metrekarelik inşaat yatırımı için fiziksel alanı hazır hale getirmiş oldu. Kapasitesini artırmak isteyen firmaların aynı alan içinde büyümeleri avantaj sağlayabilecek.</p>
<p><strong>BALSU GIDA</strong></p>
<p><strong>Şili’de yürüttüğü üretim tesisinin ilk fazını tamamlayarak sevkiyata başladı</strong></p>
<p>Balsu Gıda, Şili’de yürüttüğü üretim tesisi yatırımının ilk fazının tamamlandığını, üretimin ve ihracat sevkiyatlarının başladığını duyurdu. İleri işleme entegre tesisini kapsayan ikinci fazda da inşaatın sürdüğü ve üretim ekipmanlarının sahaya ulaştığı bildirilirken, tesisinin tamamının 2026 yılının üçüncü çeyreğinde devreye alınmasının planlandığı açıklandı. Şirket, girişimiyle farklı hasat dönemlerinden faydalanarak yıl boyunca kesintisiz fındık tedariki sağlama ve Amerika ile Asya-Pasifik pazarlarına coğrafi yakınlık kurma yönünde önemli bir adım atmış oldu.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Akiş GYO’da son bir aydır kâr satışları fiyatı baskılıyor. Fonlar satış tarafında</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34d46a68adf-1781847146.png" alt="" width="294" height="219" /></strong>Akiş GYO’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %2,6 ile toplamda 1,57 milyon lot azalarak 58,39 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 35’den 38’e çıktı. TI2 fonu 3,05 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, GO9 fonu 1,53 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Akiş GYO için bugüne kadar 2 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan kurum bulunmuyor. En yüksek hedef öneriyi İş Yatırım 14,03 TL ile verdi. Yıl içinde en düşük öneri 12 TL ile Gedik Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/19-firma-ic-pazar-sinirini-asti-yuzde-86-ihracata-ulasan-var-81471</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 19 firma iç pazar sınırını aştı yüzde 86 ihracata ulaşan var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cini-universitelerinden-okumak-tsinghuanin-koridorlarindan-81466</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin’i üniversitelerinden okumak: Tsinghua’nın koridorlarından</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a34d72e779b9-1781847854.png" alt="" width="287" height="126" /></p>
<p>Pekin, Şanghay, Shenzhen, Hangzhou, Guangzhou... Beş şehir, toplam yaklaşık 100 milyon insan. Bu beş şehri not aldım çünkü Çin’in startup ekosisteminin gelişmesi için gereken kritik nüfus havuzunu barındırıyormuş. Daha önce Şanghay ve Dalian’da konuşmacı olarak konferanslara katılmıştım, en son 2019’da Wuzhen’deki Dünya İnternet Konferansı’na konuşmacı olarak katılmıştım. O 1.300 yıllık “su şehrinde” kulislerde herkes aynı şeyi konuşuyordu: Xi Jinping’in Alibaba kurucusu Jack Ma’yı istemediğini, bırakması gerektiğini. Nitekim Jack Ma kısa süre sonra Alibaba’nın başından ayrıldı. Çin’in devlet-teknoloji ilişkisinin ne kadar keskin olabileceğinin çarpıcı bir örneği oldu. Bu son ziyaretim ise Pekin merkezliydi ama bu beş şehrin oluşturduğu ağ, Çin’in teknoloji ve girişimcilik altyapısını anlamanın anahtarı (Hong Kong’u da eklersek altı).</p>
<p>Çin’in bugününü okumak istiyorsak yalnızca fabrikalara, limanlara ya da borsa verilerine değil, üniversitelerine bir bakalım. Dünyanın en büyük yükseköğretim sistemine ev sahipliği yapan bu ülkede, 3.100’den fazla üniversite ve 48 milyonu aşkın öğrenciyle karşı karşıyasınız. Yıllık 13 milyondan fazla gencin girdiği Gaokao sınavı, belki de gezegenin en büyük meritokratik yarışı. Bizdeki YKS. Ben bu yarışın zirvesindeki kuruma, Tsinghua Üniversitesi’ne misafir öğretim üyesi olarak davet edildim.</p>
<p>Üniversitenin kapısına geldiğimde herkes kart basarak giriş yapıyordu; ben de pasaportumu uzattım, numaramı girdiler ama izin vermediler. Beni havalimanından alan doktora öğrencisine yazdım, başvuruyu yaptığını söyledi, ama parti sekreterliği onayı gerekiyormuş. Yurt dışında elini kolunu sallayarak girdiğimiz üniversiteler aklıma geldi; burada kampüse girmek bile bir prosedür. Ama düşününce bizde de öyle, üniversiteleri halka açamadık daha.</p>
<p>Üniversite yönetim sistemine baktım: rektör merkezi devlet sistemi tarafından atanıyor, Parti Sekreteri ise ÇKP’nin örgütlenme mekanizması tarafından belirleniyor. Batılı anlamda bağımsız bir mütevelli heyeti bulunmuyor. Çin üniversiteleri “ikili liderlik” modeliyle yönetiliyor; teoride rektör akademik ve idari işlerden sorumlu, Parti Sekreteri ise siyasi yönelim ve parti çalışmalarını denetliyor. Yani Parti Sekreteri, mütevelli heyeti başkanı + ideoloji şefi + insan kaynakları direktörünün birleşimi gibi. Ancak iki yapı arasında önemli bir personel örtüşmesi var. Akademik araştırmalara göre Eğitim Bakanlığı’na bağlı üniversitelerin yaklaşık yüzde 91’inde rektör aynı zamanda Parti Sekreter Yardımcısı olarak görev yapıyor. Bu nedenle üniversite yönetiminde akademik ve siyasi otorite arasındaki sınırlar Batı üniversitelerine kıyasla çok daha geçirgen. Öte yandan Vahşi Batı’nın “liberal” üniversiteleri de şu aralar bağımsızlıklarını korumakta zorlanıyor; federal fonların kesilmesi, araştırma hibelerinin siyasi kriterlere bağlanması derken, kontrol mekanizması farklı ama baskı tanıdık. Hangisi uzun ömürlü olacak göreceğiz.</p>
<p><strong>Ayaklanma tazminatlarıyla kurulan üniversite</strong></p>
<p>Tsinghua için “Çin’in MIT”si deniliyor. Üniversitenin kapısından girdiğinizde ilk fark ettiğiniz şey, kampüsün devasa ölçeği ve sessiz bir ciddiyetle çalışan binlerce öğrenci. 1911’de Boxer Ayaklanması tazminatlarıyla kurulan bu üniversite, başlangıçta ABD’ye gidecek öğrenciler için bir hazırlık okulu olarak başlamış. Aklıma da mezun olduğum ODTÜ’nün kuruluşu geldi.  Tsinghua’nın etkisi bu arada Çin sınırlarını da aşmış. Kuruluş hikâyesi, yarı-sömürge bir ülkenin üniversite kurma mücadelesinin özeti.  Çindeki politik çalkantılar ana karadan ayrılan Tsinghua akademisyenlerini Tayvan’da National Tsing Hua University’yi kurmaya; Singapur’da ise yerel Çin diasporası 1955’te Nanyang Üniversitesi’ni (Güneydoğu Asya’nın ilk Çince üniversitesi) Tsinghua, Fudan ve Peking’in bölgedeki eşdeğeri olarak inşa etmeye itmiş. Bugün Nanyang Teknoloji Üniversitesi (NTU), dünya sıralamalarında ilk 15’te.</p>
<p>Tsinghua, bugün Çin’deki en yüksek üniversite bütçesiyle dünya sıralamalarında sürekli olarak ilk 10’u zorluyor.  Yapay zekâ alanında dünyanın en güçlü üniversitelerinden biri olarak kabul ediliyor. Çin’deki açık ara en prestijli üniversite. Danışma kurulunun başkanı Apple CEO’su Tim Cook; üyeleri arasında NVIDIA CEO’su Jensen Huang (yeni girdi), Elon Musk, Satya Nadella, Mark Zuckerberg, Michael Dell, Jamie Dimon ve Larry Fink var; tek bir Çin üniversitesinin danışma kurulunda Amerikan iş dünyasının zirvesi toplanmış. Kampüsün girişinde dev harflerle yazılı gayri resmi sloganı konuştuğum her öğrencinin mottosu olmuş: “Yapmak konuşmaktan iyidir.”</p>
<p>Yapanlara bir örnek. Yang Zhilin, 1992’de Guangdong eyaletinin küçük bir şehri Shantou’da doğmuş. Lisede tek satır kod yazmamış; ama bilişim olimpiyatı hazırlık programına seçilmiş, Guangdong eyalet birincisi olmuş ve Tsinghua’ya garantili kabul kazanmış. Gaokao’dan 667 almış. Sistem onu Termal Enerji Mühendisliği’ne yerleştirmiş. İkinci yılında Bilgisayar Bilimleri’ne geçmiş, 2015’te bölüm birincisi olarak mezun olmuş. Tsinghua’da bir yandan Prof. Tang Jie’nin (daha sonra bir başka Çinli yapay zekâ devi Zhipu’yu kuracak) danışmanlığında araştırma yaparken, bir yandan da üç arkadaşıyla Splay adında bir rock grubu kurmuş. Amerika’da Carnegie Mellon’da doktorasını dört yılda bitirmiş; bu sürede modern yapay zekânın temel taşlarından Transformer-XL ve XLNet makalelerinin ortak yazarı olmuş, Facebook AI Research ve Google Brain’de çalışmış. Sonra Kasım 2022’de ChatGPT çıkınca Mart 2023’te Pekin’de, Tsinghua’dan iki sınıf arkadaşı ve rock grubunun üyeleri ile Moonshot AI’ı kurmuş. Şirketin adı Yang’ın en sevdiği albüm olan Pink Floyd’un Ayın Karanlık Yüzü albümünden ve şirket albümün 50. yıl dönümünde kurulmuş. 60 milyon doları hızlıca toplamış, üç ayda 40 kişilik ekibi kurmuş. Bu ekip Temmuz 2025’te 1 trilyon parametreli açık kaynak Kimi K2 modelini yayınladı. Kodlama testlerinde GPT-4 ve Claude’u geçti. Şubat 2026’da Moonshot AI, 10 milyar dolar değerlemeye ulaşan en hızlı Çinli şirket oldu: ByteDance’ın (TikTok) dört, Pinduoduo’nun (Temu) üç yılda vardığı yere iki yılda geldi. Shantou’lu, lisede kod yazmayı bilmeyen bir çocuk, bugün OpenAI, Google ve Anthropic’in ürettiği her şeyle kafa kafaya rekabet eden açık kaynak modelin arkasındaki isim. İnsan sermayesinin Çin ve ABD döngüsünü görüyorsunuz.</p>
<p>Ama Tsinghua sadece yapanların değil, düşünenlerin de yurdu. Bugün birçok kişi Tsinghua Üniversitesi Profesörü Wang Hui’yi yaşayan en büyük Çinli düşünürlerden biri olarak görüyor. Wang Hui modern Çin’i sadece açıklamıyor; Çin üzerinden moderniteyi, kapitalizmi ve küresel düzeni yeniden düşünmeye zorluyor. Kitabı “The Rise of Modern Chinese Thought”, Çin’in son 2.000 yıllık düşünsel dönüşümünü ele alıyor: Konfüçyüsçülüğü donuk bir doktrin değil sürekli kendini eleştiren canlı bir gelenek olarak okuyor; Çin’in kendi aydınlanmasını batıdan bağımsız bir çizgide izliyor; “Doğu despotizmi” ve “geç modernleşen ulus-devlet” kalıplarının ikisini de reddediyor; modernite öncesi Çin düşüncesinin eşitlik ve eleştiriyi zaten içerdiğini gösteriyor ve batı-merkezci modernite anlatısını kökünden sorguluyor. Tsinghua Üniversitesi’nde bir taraftan MIT’den yeni dönmüş Prof. Benben Jiang ile birlikte yapay zekâ ve batarya teknolojileri üzerine ortak proje çalışmalarımızı başlatırken, diğer taraftan kendisiyle tanışma fırsatı buldum. Kurduğu sosyal bilimler enstitüsüne Prof. Huricihan İslamoğlu’nun tanıştırmasıyla davet edildim; bana kitabını imzaladı, Girişimci Kapital kitabımı imzalayıp İTÜ tişörtüyle birlikte hediye ettim. Bu arada Prof. İslamoğlu’nun Tsinghua’da verdiği Osmanlı Tarihi dersi hâlâ üniversitenin web sayfasında.</p>
<p>Tsinghua’da Wang’ın enstitütüsünde Prof. Cui Zhiyuan’ın davetiyle katıldığım en çarpıcı oturumlardan biri, Fransız iktisatçı misafir Prof. Cédric Durand’ın yapay zekâ, aşırı sermaye birikimi ve teknofeodalizm üzerine yaptığı tartışmaydı. Durand’ın temel argümanı şuydu: Yapay zekâ üretimi giderek toplumsallaşıyor (veri, emek, davranış kalıpları, kolektif bilgi hep birlikte bu sistemi besliyor) ama kontrol birkaç platformda yoğunlaşıyor. Durand, bunu “regresif toplumsallaşma” olarak adlandırıyor. Bu yapı emeği sisteme daha fazla entegre ederken bireyin ajansını daraltıyor, bilgiyi niteliksizleştiriyor (“de-skill”) ve devlet ile dijital tekeller (Big Tech) arasında yeni bir kontrol mimarisi üretiyor. Yapay zekâ konusunda en korumacı bölge AB ve AB’den bir profesörün bu tartışmayı yürütmesi tabii ki anlamlı oldu. Şikago Üniversitesi doktoralı Zhiyuan’dan sonra tartışma da bana da söz geldi: bu merkezileşme kalıcı bir son durum mu, yoksa geçici bir faz mı? diye sordum. Elektronikteki sinyal işleme ile örnekleyerek... GPU’lar ve altyapı standartlaştıkça, yapay zekâ algoritmaları metalaştıkça (commoditize), bugünkü platform tekellerinin sürdürülebilirliği tartışmalı. Benim tezim, regresif toplumsallaşmanın karşısında “ilerici liberalizm” ihtimaliydi: yapay zekânın emek yükünü azaltması, yaratıcı kapasiteyi özgürleştirmesi ve bilgiye erişimi demokratikleştirmesi. Yani hangisi: Tekno-feodalizm mi, yaratıcı özgürleşme mi?</p>
<p>Tsinghua’nın bu tartışmaya ev sahipliği yapması tesadüf değil. Bir tarafta yapay zekâ araştırma ve üretiminde dünyanın en verimli kurumlarından biri, diğer tarafta yapay zekânın topluma ne getireceğini sorgulayan eleştirel tartışmaların merkezi; ikisi de aynı kampüste, aynı anda. Çin, yapay zekâyı hem üreten hem de etkilerini en yakından yaşayan ülkelerden biri. Rakamlar da bunu teyit ediyor: yapay zekânın en prestijli konferanslarından ICLR 2026’da kabul edilen 5.000’den fazla makale arasında Tsinghua 332 makaleyle dünyada birinci sırada yer aldı. Çin kurumları toplam makalelerin yaklaşık yüzde 44’ünü üreterek ABD’yi geçti; Hong Kong’un yüzde 7,7’lik payını da eklediğinizde Çin’in katkısı yarıyı aşıyor. Avrupa’nın katkısı ise İngiltere dahil yüzde 5 civarında kaldı. Asıl ise Tsinghua ve Pekin Üniversiteleri (Çin’in Harvardı!) merkezi hükümetin üniversitelere ayırdığı payın aslan ötesi payını alıyor.  2021-2025 döneminde bu rakam 181 milyar yuan (yaklaşık 25 milyar dolar) ve Tsinghua’nın bütçesi 4 milyar doların üstünde. Bugün Tsinghua, Pekin Üniversitesi ile birlikte Çin’in araştırma çıktısında açık ara önde gidiyor; Nature Index ve CWTS Leiden gibi sıralamalarda ikisi sürekli ilk ikide. Eşitlik üzerine kurulu bir ideolojiden böyle sübjektivite beklemezsiniz değil mi? Gelecekte benzetme tersine döner mi ve MIT için “Amerika’nın Tsinghua’sı” denir mi bilemiyorum. Daha iddialı bir hayal bizim için olmalı: “Çin’in İTÜ’sü veya ODTÜ’sü!” Ama işte Çin pragmatizmi: hayal kurarken bile stratejiyi ihmal etmiyor.</p>
<p><strong>Çin’de üniversite diplomalı nüfus 240 milyonu aşmış</strong></p>
<p>Çin’in yükseköğretim stratejisi, 2015’te başlayan “Çifte Birinci Sınıf” (Double First-Class) girişiminin sonuçları. Bu strateji 147 seçkin üniversite, dünya standartlarında araştırma ve eğitim için devasa kaynaklar ile destekleniyor. Hedefleri açık, 21. yüzyılın ortasına kadar bir grup dünya çapında üniversite yetiştirmek. Sonuçlar da geliyor; QS Asya Sıralamasında 146’dan fazla Çin üniversitesi yer alıyor ve Asya ilk 10’unda yedisi Çinli. Çin’de 2024’te yükseköğretime katılım oranı yüzde 60,8’e ulaşmış; üniversite diplomalı nüfus 240 milyonu aşmış. Karşılaştırma için söyleyeyim: bu rakam Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya’nın toplam nüfusundan fazla.</p>
<p>Ama asıl çarpıcı olan Gaokao. Sınav 1977’de başkan Deng Xiaoping’in kararıyla yeniden başlatıldı; Mao’nun Kültür Devrimi’nde 1966’da kaldırılmıştı. 11 yıl boyunca üniversiteye giriş sınavla değil “işçi-köylü-asker öğrenci” sistemiyle, yani siyasi önerilerle yapıldı. Sınavı tekrar koymak, Deng’in “Reform ve Açılım” politikasının ilk adımlarından biriymiş: Mao’nun kapalı ekonomisini piyasaya açan, üniversiteleri meritokratik temele geri döndüren bir hamle olmuş. Daha önce “Gaokao vs. YKS: Aynı Sınav, Farklı Sonuç” yazımda ele almıştım. Sınav bu sene 7-8 Haziran’da. Spor, bağış, ebeveynlerden gelen miras kabul ya da ekstra-küriküler aktivite yok; daha da ötesi çeşitlilik, eşitlik, kapsayıcılık (DEI) kotası da yok. Tek kriter sınav puanı. Saf meritokrasi. Türkiye’de YKS’yi yalnızca üniversiteye girişte kullanıyoruz ve sonra unutuyoruz; Çin’de ise Gaokao puanı hayat boyu peşinizi bırakmıyor: iş başvurularında, terfilerde, hatta sosyal statüde belirleyici olmaya devam ediyor. Bir yandan adaletli, öte yandan acımasız bir sistem. Peki ya Türkiye’de de özel ve kamu kuruluşları çalışanlarının YKS sonuçlarından bir ortalama yetkinlik indeksi çıkarsaydık, kurumun skorunun zaman içinde yükseliyor olmasını beklemez miydik? Zorunluluktan ziyade korelasyon önemli: sınavı yalnızca üniversite kapısında bırakmak yerine, kariyer boyunca bir referans noktası olarak kullanmak... Çin modelinin bize öğretebileceği en somut şeylerden biri belki de bu. Eşitlik ve sübjektivitenin dansı…</p>
<p>Peki bu eğitim ve insan sermayesi makinesi gerçekten fark yaratıyor mu? İnsan nüfusu açısından zengin iki ülkeye bakarsak cevap çarpıcı. Çin zenginleşti, Hindistan zenginleşemedi. David Oks’un isabetle gösterdiği gibi, ayrışma noktası 1978’deki ekonomik reformlar ya da 1991’deki Hindistan liberalizasyonu değil, 1950’ler. Çin, Mao döneminde ekonomik olarak felaketler yaşadı ama toplumsal modernizasyonu gerçekleştirmiş: toprak reformu geleneksel güç yapılarını çözmüş, kitlesel okuryazarlık kampanyaları ve sağlık hamleleri insan sermayesini dönüştürmüş, kadınlar iş gücüne katılmış. Hindistan’da ise bağımsızlık sonrası geleneksel toplumsal düzen büyük ölçüde ayakta kalmış; kast sistemi, aile içi otorite yapıları ve kadınların dışlanması reform yasalarına rağmen pratikte sürmüş. Çin 1980’de ekonomisini dünyaya açtığında yüz milyonlarca eğitimli, sağlıklı ve disiplinli işçiye sahip; Hindistan 1990’larda liberalleştiğinde bu havuz henüz yok.</p>
<p>Yeterli insan havuzunuz yok ise. Singapur’un meşhur başbakanı Lee Kuan Yew 2010’da Xi Jinping’e söylediği “Çin 1,3 milyar kişilik bir yetenek havuzundan yararlanabilir, ama ABD 7 milyar kişilik bir yetenek havuzundan yararlanıp onları etnik Han milliyetçiliğinin yapamayacağı şekilde yaratıcılığı besleyen çoğulcu bir kültürde bir araya getirebilir.” sözü önemli. Yani insan sermayesi meselesi sadece nicelik değil, nitelik ve çeşitlilik meselesi de. Çin kendi 1,3 milyarını eğitip seferber ederek Hindistan’dan ayrıştı; ama dünyanın 7 milyarını çekip harmanlayan bir ekosisteme karşı etnik homojenlik, Lee’nin deyimiyle, yapısal bir tavan oluşturuyor.</p>
<p>Çin’in yeni Eğitim Master Planı (2024-2035) bu sistemi yenilemeyi, araştırma üniversitelerini güçlendirmeyi ve uluslararası iş birliklerini derinleştirmeyi hedefliyor. Belki bizim ortak proje kabulümüz de bunun bir parçası. Özellikle yapay zekâ, yarı iletkenler, yeşil enerji ve biyoteknoloji alanlarında akademik programların yüzde 20’sinden fazlası son iki yılda yeniden yapılandırılmış. Mark Leonard’ın What Does China Think? kitabında betimlediği gibi, Çin artık batının çizdiği haritada yol almıyor, kendi haritasını çiziyor.</p>
<p>Kampüsten sokağa: gündelik Çin ise daha da renkli. Pekin’e THY’nin iyi bir uçuşuyla vardım. Havalimanı bizim İGA gibi, belki daha küçük, belki daha büyük ama daha iyi değil. Doktora öğrencisi kendi toplu taşıma ile gelmiş ama hemen bir DiDi (oranın Uber’i) çağırdı. Şehre giderken sağlı sollu yeşil ağaçlarla çevrili geniş bir otobandan geçtik. Akşamüstü harika bir bahar havasında üniversiteye doğru yürüyüşe çıktım. İlk fark ettiğim şey sessizlik: araçlar elektrikli, motosikletler elektrikli, tek ses bisiklet zili ya da nadiren de olsa bir araba kornası.</p>
<p>Pekin, Çin’in diğer şehirlerine kıyasla çok daha güvenlikçi bir yer olduğunu söylediler ve ertesi gün örneğin otelde öğlen on ikide iki polis kapıyı çaldı: niye geldiniz, ne yapıyorsunuz? Tabii dilden anlaşamadık, tekrar doktora öğrencisini aradım. Üniversiteye kadar ulaştılar, ziyaret nedenimi teyid ettiler. Başkentin nabzı anladığım kadarıyla böyle atıyor.</p>
<p>Tiananmen Meydanı’na girmek için mesela önceden WeChat üzerinden başvuru yapıyorsunuz, en az dört beş güvenlik noktasından geçiyorsunuz. Bayrak çekme ve indirme seremonilerini izlemek bir gelenek olmuş. Ben de indirmeye katıldım. Bu güvenlik, meydanda korunacak bir şey olduğundan değil meydanın “fırtına” yaratma potansiyelinden. Örneğin, Wang Hui meşhur 1989 siyasi fırtınasında Tiananmen Meydanı’ndaymış; protestolara katıldığı için Shaanxi’ye zorunlu “yeniden eğitim”e gönderilmiş. Protestoların bastırılmasını emreden de Deng Xiaoping, aynı ekonomik açılımı başlatan kişi. Siyasi liberalleşmeye izin vermeden ekonomik liberalleşme; bu “Çin modeli”nin temeli gibi: piyasaya evet, demokrasiye hayır. Çin’de o olayda orada olmak, her iki taraf açısından da CV’ye yazılacak bir şey gibi geldi.</p>
<p>Gündelik gözlemler de güzel bir Çin resmi çizdi. İlk şaşkınlık tuvaletlerde başladı: tertemiz, teknolojik, çoğu Dyson el kurutma makineleriyle donatılmış, Çin malı değil. Türkiye’de AVM’lerde bile bulamayacağınız hijyen standardı, burada bir tren istasyonunda karşınıza çıkıyor ya da sokak arası seyyar tuvaletlerde. Asansörlerde Hitachi, Schneider, gene Çin malı değil; taşıma yemek ambalajlarında hem çeşitlilik hem estetik bir titizlik var; kâğıt kahve kapları bile tasarım ödülü alabilecek düzeyde, her kafede farklı farklı…</p>
<p>Telefondaki anlık çevirileri kullanarak hayatın akışında ilerliyorsunuz. Çince yazıya bakan bir Çinli bile bazen duraksıyor, tahmin ediyor; resmen olasılık var dilde. Bu, 50.000’den fazla karakter içeren devasa bir yazı sisteminin doğal sonucu olabilir.</p>
<p>Yemek kültürü sınır tanımıyor. Türk mutfağında “yenmez” dediğimiz hemen her şey burada bir tabağa dönüşmüş. Kısıtlama işaret etmek zor; deniz ürünlerinden böceklere, sokak tezgâhlarından Michelin restoranlarına uzanan bir yelpaze. Aynı yemeği tekrar yeme şansınızın olmadığı bir mutfak derinliği. Zaten Çinlilerde sürekli menülerin değişmesini bekliyormuş, olasılık orada da devam ediyor. Onun için Amerikalı hızlı yemek şirketlerinin tutturamadığını söylüyorlar. Ama KFJ logosunun varyasyonlarıyla birden fazla lokal restoran gördüm. Irk olarak da Çin, beyazdan siyaha her tonu barındırıyor; tekil bir “Çinli” tipolojisi yok, göz hariç. Batılıların “sarı ırk” tabiri yanlış bir gözlüktü; belki o gözlükle baktıkları için Çin’in yükselişini bu kadar geç fark ettiler.</p>
<p>Sincan da bu çeşitliliğin bir yanı, ister istemez konu geliyor. Wang Hui’ye akşam yemeğinde Çin ile Osmanlı’nın bir ilişkisi olmuş mu diye sordum, bir sınır paylaşmamışlar. Olmuş, hem de gerileme döneminde: Sultan Abdülhamid, 1901’de Boxer Ayaklanması sırasında Çinli Müslümanları yatıştırmak için Pekin’e dokuz kişilik bir “Nasihat Heyeti” göndermiş; 1908’de Pekin Hamidiye Üniversitesi’ni kurmuş.</p>
<p>GPS öncesi Çin’in Big Ben’i sayılan Saat Kulesi Meydanı’ndayken Ercan Saatçi’nin “Özledim” şarkısının Çince versiyonunu dinledim; Çin’den aldıkları sanıp klibi ve Çelik’i Instagram’da etiketledim, ama sonradan bir yemekte Çinli bir arkadaşla araştırınca anladık ki Uygur şarkıcı Erkin Abdulla “Loulan Güzeli” adıyla derlemiş. Kendine “İpek Yolu’nun sanatçısı” diyen Abdulla, şarkının adını Sincan’da İpek Yolu güzergâhında bulunan 3.800 yıllık, olağanüstü iyi korunmuş bir kadın mumyasından almış.</p>
<p>Dünkü Çin’i anlamak için yasak şiire, eski metinlere bakmamız gerekir, ya da Wang Hui’nin son 2.000 yılı anlattığı kitabına. Bugünkü Çin’i anlamak için ise WeChat’e. Ödeme, iletişim, sosyal medya, ulaşım, resmi işlemler... Her şey tek bir uygulamada. WeChat olmadan Çin’de yaşamak, cüzdansız ve telefonsuz sokağa çıkmak gibi. Bu arada Eduroam ağıyla kampüslere bağlanmak mümkün ama dijital duvar (Great Firewall) her yerde hissediliyor; Google, Twitter, WhatsApp yok.</p>
<p>Qing Hanedanı’nın yapay Kunming gölü üzerine kurulmuş 2.900 dönümlük (dörtte üçü göl) Yazlık Sarayı’nı gezerken kolayı bir robotun ellerinden satın aldım, dükkânın tek çalışanıydı. Tsinghua ve Pekin Üniversitesi’nden çıkan Galbot şirketinin robotları işe alınmaya başlanmış bile. Ama bu şirketin tenis oynayan robotuyla tanışamadım. Bir dahaki sefere.</p>
<p>Ben Pekin’den kalkarken Trump Pekin’e iniyordu; Amerikan teknoloji devlerinin CEO’ları yanında, Tsinghua bu devlere yabancı değil. ABD’nin yaptırımlarla yarattığı teknolojik vakum, Çin’i kendi çiplerini, kendi yapay zekâ modellerini ve kendi platform ekosistemini kurmaya zorladı. Chan Kim ve Mauborgne’nin stratejik çerçevesiyle söylersek: kırmızı denizde rekabet etmek yerine kendi mavi denizini yaratıyorlar. Şimdi aynı ABD ama o vakumu doldurmak için geri geliyor!</p>
<p>Yasak Şehir’i gezerken aklıma da Bertolucci’nin Son İmparator filmi geldi; dönüş uçağında THY’nin eğlence sisteminde olsa keşke diye düşündüm. Ama yoktu.  Pekin’den İstanbul’a indiğimde bagaj bekleme alanı o kadar boştu ki yanlış yerde mi bekliyorum diye düşündüm, neredeyse tek bendim. Geri kalanlar sanki bağlantılı uçuyordu. THY’ye bravo diyelim.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cini-universitelerinden-okumak-tsinghuanin-koridorlarindan-81466</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin’i üniversitelerinden okumak: Tsinghua’nın koridorlarından ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasadigimiz-filmlerin-muzigi-mi-muzigin-filmleri-mi-81465</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yaşadığımız filmlerin müziği mi, müziğin filmleri mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçtiğimiz akşam 54. İstanbul Müzik Festivali kapsamında Atatürk Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası'nın <em>“Morricone-Sinemanın Sesi”</em> konserindeydim.</p>
<p>Konserden çıkarken aklımda yalnızca müzikler yoktu. Bir soru vardı: Bazı filmleri unutulmaz yapan şey gerçekten görüntüler mi, yoksa onları hafızamıza kazıyan müzikler mi? Sinema tarihine baktığımızda çoğu zaman yönetmenleri, oyuncuları, sahneleri ve replikleri hatırlarız. Oysa yıllar sonra bir melodiyi duyduğumuzda gözümüzün önüne gelen şey çoğu zaman filmin kendisidir.</p>
<p>Bir obua sesi... Bir ıslık... Bir koro... Bir gitar cümlesi... Ve bir anda onlarca yıl öncesine gideriz. Bir çölün ortasında geçen düello... New York'un sisli sokakları... Bir misyonerin Amazon ormanlarında taşıdığı umut... Ya da eski bir sinema salonunda büyüyen bir çocuğun hikâyesi...</p>
<p><strong>Bir melodinin hatırlattıkları</strong></p>
<p>İşte <strong>Ennio Morricone'</strong>nin büyük gücü burada yatıyor. O, film müziği bestelemedi. Hafızaya müzik besteledi. 1961 yılında başlayan ve yarım yüzyılı aşan üretim hayatı boyunca beş yüzden fazla film için müzik yazdı. Yüzü aşkın konser eseri besteledi. Ama onu diğer bestecilerden ayıran şey sayılar değil; müziğin sinema içindeki rolünü değiştirmiş olmasıydı.</p>
<p>Morricone'den önce film müziği çoğu zaman sahnenin duygusunu destekleyen bir unsurdu. Morricone ile birlikte müzik, anlatının kahramanlarından birine, bazen başrol oyuncusundan daha baskın bir karaktere dönüştü. Bazen filmin önüne geçti, bazen de filmin hafızada kalmasının temel nedeni oldu. Ve işte tam bu noktada, başlangıçtaki sorumuzun cevabı da şekillenmeye başlıyor: Kimi zaman filmler müzikleri yaşatır, kimi zaman da müzikler filmleri ölümsüz kılar.</p>
<p>Bugün <em>"İyi, Kötü ve Çirkin"</em>i düşündüğümüzde, gözümüzün önüne sahnelerden önce o vahşi batı ezgisi gelir. <em>"Bir Zamanlar Amerika"</em>da <strong>Edda Dell'Orso</strong>’nun o hüzünlü sopranosu, <em>"Cennet Sineması"</em>nda çocukluğumuza dokunan o piyano cümlesi filmin önüne geçer. Peki ya <strong>De Niro</strong>’nun aynalarla dans ettiği o meşhur sahne ya da <em>"The Untouchables"</em>da tren istasyonundaki o gerilim dolu an? Morricone olmasaydı, bu sahneler bu kadar ikonik olabilir miydi? <em>"The Mission"</em> da öyledir... Çünkü Morricone'nin müzikleri filmlere sadece eşlik etmez; onların ruhuna yerleşir. Ve en nihayetinde, bizim hayatlarımızın içine sızar.</p>
<p><strong>Filmlerin ötesinde bir hafıza</strong></p>
<p>Konser boyunca salona baktım. Farklı yaşlardan insanlar vardı. Kimileri Sergio Leone'nin westernleriyle büyümüş kuşaktandı. Kimileri <strong>Giuseppe Tornatore</strong> filmleriyle tanışmıştı Morricone'yle. Kimileri onu <strong>Quentin Tarantino</strong> sayesinde keşfetmişti. Kimileri ise yalnızca birkaç ünlü melodisini biliyordu. Ama aynı müzikler herkesin zihninde farklı kapılar açıyordu.</p>
<p>Bu da kültürün en güçlü taraflarından birini gösteriyor: Aynı eser, her insanda başka bir hikâyeye dönüşebiliyor. Bir sanat eserinin gerçek başarısı da belki burada başlıyor. Çünkü sanatın etkisi yalnızca üretildiği dönemde ölçülmez. Aradan geçen yıllara rağmen insanlarda karşılık bulabiliyorsa kalıcı hale gelir.</p>
<p>Morricone'nin müziği tam da bunu yapıyor. O akşam salondaki insanların önemli bir bölümü, bu eserlerin bestelenmesinden onlarca yıl sonra doğmuştu. Ama müzikler hâlâ canlıydı. Hâlâ heyecan yaratıyordu. Hâlâ duygulara dokunuyordu. Hatta yanımdaki genç bir dinleyici, konser arasında <em>"Hiçbir filmini tam izlemedim ama bu melodiler sanki benim çocukluğumdan geliyor" </em>dedi. İşte Morricone'nin asıl sihri buydu belki de zamana değil, doğrudan insan ruhuna seslenmek.</p>
<p><strong>Hız çağında kalıcı olan</strong></p>
<p>Bu durum bana başka bir şeyi düşündürdü. Bugün kültür dünyasında en çok konuşulan konulardan biri hız. Daha çok içerik, daha çok platform, daha çok film, daha çok dizi, daha çok tüketim... Her gün binlerce yeni içerik üretiliyor ancak aynı hızla unutuluyorlar da. Bir hafta önce izlediğimiz dizinin ayrıntılarını, bir ay önce dinlediğimiz şarkının adını hatırlamıyoruz. Çağımızın temel sorunu içerik eksikliği değil, derinlik ve kalıcılık eksikliği. Morricone'nin eserleri ise bize kalıcılığın nicelikle değil, ruhsal bir iz bırakabilmekle ilgili olduğunu hatırlatıyor.</p>
<p>Teknoloji değişebilir, dağıtım kanalları değişebilir, izleme alışkanlıkları değişebilir... Ama insan ruhuna dokunan eserler yaşamaya devam ediyor. Belki de bu nedenle Morricone yalnızca bir besteci değil; 20. yüzyılın ve 21. yüzyılın ortak duygusal hafızasının kurucularından biri. Onun müziklerinde yalnızca sinema yok. Yalnızlık var, özlem var, kayıp var, umut var, direniş var, aşk var... İnsanlık hâllerinin hemen hepsi var. Bu yüzden de farklı kültürlerden, farklı dillerden ve farklı kuşaklardan insanlar aynı melodilerde buluşabiliyor.</p>
<p><strong>Aynı konser, farklı yolculuklar</strong></p>
<p>Konserin programı da bu geniş evreni yansıtıyordu. Sergio Leone filmlerinin epik dünyasından <em>"The Mission"</em>ın ruhani atmosferine, toplumsal duyarlılık taşıyan İtalyan sinemasından Hollywood yapımlarına ve doğrudan konser salonları için yazılmış eserlere uzanan çok katmanlı bir seçkiydi bu.</p>
<p>Philadelphia Oda Orkestrası ile Krakov Sinfonietta’nın onursal şefi, Prima La Musica’nın sanat direktörü ve Gent Film Festivali Dünya Film Müzikleri Akademisi’nin müzik direktörü olan <strong>Dirk Brossé</strong> yönetimindeki Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası, Morricone'nin o alışılmadık enstrüman harmanını ve bu çok boyutlu dünyasını sahneye başarıyla taşıdı. Ancak gecenin asıl etkisi teknik başarıdan çok daha farklı bir yerdeydi.</p>
<p>Salondan çıkan insanların yüzlerine baktığınızda bunu görmek mümkündü. Herkes aynı konseri dinlemişti ama herkes başka bir yolculuktan dönüyordu. Kimisi gençliğine gitmişti, kimisi sevdiği bir filme, kimisi yıllardır izlemediği bir sahneye, kimisi de çoktan kaybettiği bir döneme... İyi sanatın yaptığı tam da budur zaten; bizi olduğumuz yerden alır ve başka bir zamana taşır.</p>
<p>Konser sonunda gelen uzun alkışlar yalnızca başarılı bir orkestraya ya da bir dönemin sinemasına değildi. Belki biraz da giderek hızlanan bir dünyada hâlâ kalıcı eserlerin mümkün olduğuna duyulan özlemeydi.</p>
<p>O gece Atatürk Kültür Merkezi'nden ayrılırken şunu düşündüm: Bugün pek çok sanatçı gündemi yakalamaya çalışıyor, Morricone ise zamanı yakalamış. Bu yüzden eserleri yalnızca geçmişin değil, bugünün ve yarının da parçası olmaya devam ediyor.</p>
<p>Bazı besteciler müzik yazar, bazıları filmlere müzik yazar. Ennio Morricone ise zamanı aşan hatıraların müziğini yazmış. Ve belki de asıl mesele, filmlerin mi müzikleri yoksa müziklerin mi filmleri yaşattığı değil; ikisinin de bizim hayatlarımıza sızdığı ve onları sonsuzlaştırdığı gerçeğidir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yasadigimiz-filmlerin-muzigi-mi-muzigin-filmleri-mi-81465</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/5/1280x720/3566-1781845171.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaşadığımız filmlerin müziği mi, müziğin filmleri mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-saglik-inovasyonunda-bolgesel-guc-olabilir-mi-81462</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye sağlık inovasyonunda bölgesel güç olabilir mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyanın önemli teknoloji fuarlarından biri olan Vivatech Paris teknolojide değişimin genel bir gözlemini yapmak için güzel bir platform. Bu yıl fuar 10. Yılını kutluyor. Fuarı gezerken, Türkiye’de pek çok fuar yapılıyor ancak, bölgesel teknoloji AI başta olmak üzere yeni bir buluşma noktası oluşturmanın da önemli olabileceğini düşündüm. Zira fuarda, teknoloji şirketlerinin yanı sıra dikkat çeken önemli konulardan biri ülkelerin stantlarının fazlalıydı. Ülkeler bütünsel halde artık teknoloji rekabeti içinde ve bu rekabet  büyük şirket iş birlikleri, devletler ve en önemlisi startuplar arasında gerçekleşiyor. Evet herkes startup’larla teknolojide ‘yıkıcı’ dönüşümün peşinde. Türkiye de Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin öncülüğünde ‘Invest In Türkiye’ standında 27 startup ile katılmıştı. Sağlık alanında da Sanofi Türkiye kendi PharmUp Startup programı kapsamında 6 startup’ı dünya vitrinine taşıyordu. Türkiye’den başka başka kuruluşlar da  startuplarını getirmişti… Özellikle ülkeler, kurumlar açısından bir ‘startup rekabeti’ nin de yaşandığını söyleyebiliriz. Büyüme onlardan geliyor, yıkıcı değişimler onların geliştirdiklerinden geliyor, verimlilik onlardan geliyor. Şimdi çoğunun temelin de AI – Yapay Zeka tabanı var.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34ca0bc92f9-1781844491.JPG" alt="" width="700" height="571" /><strong>PharmUp örnek platform oldu</strong></p>
<p>Dünya genelinde ilaç inovasyonunun dinamikleri hızla değişiyor. 2016-2018 yılları arasında FDA tarafından onaylanan yeni ilaç ruhsatlarının %65’inin start-up’lara ait olması, inovasyonun artık büyük ilaç şirketleri ile girişimlerin iş birliğinden doğduğunu kanıtlıyor. Bu vizyonu Türkiye’de hayata geçiren Sanofi, 66 yıllık yerel tecrübesini PharmUp Girişimcilik Programı ve genişleyen çok paydaşlı platformuyla birleştirerek Türkiye’yi sağlık teknolojilerinde bölgesel bir merkez haline getirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Bugüne kadar 336 girişim başvurdu</strong></p>
<p>2019 yılında hayata geçirilen PharmUp, sağlık hizmetlerine yenilikçi çözümler sunan girişimcileri desteklemek amacıyla kuruldu. Bugüne kadar 336 girişimcinin başvurduğu programda 29 girişim destek alırken, bu mezunların %86’sının ürünlerini ticarileştirmeyi başarması programın etkinliğini gözler önüne seriyor. Endeavor iş birliğiyle yürütülen bu süreçte girişimciler; akıllı sağlık cihazlarından teletıpa, dijital dönüşümden sağlıklı yaşam çözümlerine kadar geniş bir yelpazede mentorluk ve eğitim desteği alıyor.</p>
<p>Programın en önemli çıktılarından biri de girişimlerin küresel arenaya açılmasıdır. Mezunlar, her yıl Paris’te düzenlenen dünyanın en prestijli teknoloji fuarlarından VivaTech’e katılma ve projelerini uluslararası yatırımcılara sunma fırsatı buluyor. Örneğin, 2026 yılı VivaTech kafilesinde yer alan Traick, yapay zeka ile tiroid nodüllerindeki malignite riskini analiz ederken; MediSense AI, erken evre kanser tespiti üzerine odaklanıyor. Diğer girişimler olan Octobio moleküler diyagnostik, Ancorax dental simülasyon, Diltigo dil terapisi ve DermaAI cilt sağlığı alanlarında Türkiye’nin teknolojik yetkinliğini temsil ediyor.</p>
<p><strong>Paris’te Sanofi ve Yatırım Ofisi Oturumu</strong></p>
<p>Avrupa’nın en büyük teknoloji ve girişimcilik etkinliklerinden biri olan VivaTech 2026, bu yıl Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki küresel iddiasını ortaya koyduğu stratejik bir oturum gerçekleşti. Sanofi, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi iş birliğiyle Paris VivaTech 2026’da düzenlediği özel oturumda, Türkiye’nin sağlık teknolojileri, klinik araştırmalar, aşı, yapay zekâ ve girişimcilik alanlarında bölgesel bir inovasyon merkezi olma potansiyelini gündeme taşıdı. 17 Haziran’da Paris’te gerçekleştirilen bu özel oturuma T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu ve Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk de yer aldı. Toplantıda, Türkiye’nin sağlık ekosisteminde nasıl bir bölgesel güç haline gelebileceği konuşuldu.</p>
<p><strong>Stratejik Bir Yatırım Destinasyonu: Türkiye</strong></p>
<p>Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve gelişen Ar-Ge kapasitesi ile uluslararası yatırımcılar için stratejik bir merkez olma potansiyeline sahip. Oturumda, Türkiye’nin klinik araştırmalardan dijital sağlığa, biyoteknolojiden yapay zekâ destekli çözümlere kadar uzanan geniş yetkinlikleri ele alındı. Özellikle Türkiye’nin E-nabız uygulaması ve sisteminin benzerinin pek bulunmadığı ve bunun sağlık verilerinin değerlendirilmesi açısından önemli potansiyel sunduğu vurgulandı.</p>
<p>T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, bu dönüşümün önemini şu sözlerle vurguladı:</p>
<p>“Sağlık sektörünün geleceği; bilim, veri ve yapay zekânın kesişiminde şekilleniyor. Türkiye, güçlü sağlık sistemi, dijital altyapısı, araştırma kapasitesi ve yetenek havuzuyla bu dönüşümün önemli aktörlerinden biri olma potansiyeline sahip. Bugün klinik araştırmalardan biyoteknolojiye, dijital sağlıktan yapay zekâ uygulamalarına kadar birçok alanda uluslararası yatırımcılar ve teknoloji şirketleri için önemli fırsatlar sunuyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi olarak amacımız, Türkiye’nin sağlık inovasyonu alanındaki küresel entegrasyonunu güçlendirmek ve ülkemizi yüksek katma değerli yatırımlar için tercih edilen bir destinasyon haline getirmek. Sanofi’nin Türkiye’ye duyduğu güven ve uzun yıllara dayanan katkıları da bu potansiyelin en somut göstergelerinden biri.”</p>
<p><strong>Yapay Zekâ ve Veri: Ar-Ge’nin Yeni Motoru</strong></p>
<p>Sağlık sektörü; kronik hastalıklar, yaşlanan nüfus ve sağlık çalışanı açığı gibi küresel baskılar altında köklü bir dönüşüm yaşıyor. Bu noktada yapay zekâ, ilaç keşfinden üretim süreçlerine kadar her aşamada hızı ve doğruluğu artırıyor. Sanofi bünyesinde bugün, küçük molekül keşif çalışmalarının yaklaşık yüzde 70’i yapay zekâ destekli platformlar üzerinden yürütülüyor. Sanofi Avrasya Bölge Başkanı Cem Öztürk, teknolojinin sunduğu bu imkanları şöyle özetledi:</p>
<p>“Karmaşık klinik verileri analiz ederek potansiyel ilaç adaylarının daha erken belirlenmesini, molekül tasarımının optimize edilmesini, yan etkilerin öngörülmesini ve klinik araştırmalar için doğru hasta popülasyonlarının daha isabetli seçilmesini mümkün kılıyor. Dijital ikiz teknolojileriyle birlikte artık gerçek hastaların dijital modelleri üzerinden tedavi etkileri simüle edilebiliyor; daha güvenli ve daha verimli araştırma süreçleri tasarlanabiliyor.”</p>
<p>Ancak Öztürk, başarının sadece teknolojide değil, bu teknolojiyi doğru veri ve insan kaynağıyla buluşturmakta yattığını belirtti. Türkiye’nin gelişmiş dijital sağlık altyapısı, yapay zekâ destekli çözümler için kritik bir veri potansiyeli sunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-saglik-inovasyonunda-bolgesel-guc-olabilir-mi-81462</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/2/1280x720/54-1781844516.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye sağlık inovasyonunda bölgesel güç olabilir mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iki-ornek-influencer-izmirli-bir-kedi-ve-kas-antik-tiyatrodaki-dunya-kupasi-81461</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İki örnek influencer: İzmirli bir kedi ve Kaş Antik Tiyatro’daki Dünya Kupası </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Son yıllarda dijital medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte değişen medya tüketimi, pazarlama iletişiminde “influencer” teriminin ön plana çıkmasına neden oldu. Sosyal mecrada takipçisi çok olan içerik üreticileri tüketici tercihlerinde etkili olmaya başlayınca, reklam dünyası  da bütçelerini gazete ve televizyonlar yerine  ünlü kullanıcılara yönlendirdiler. Ancak, kısa bir süre içinde şirketler  internet ünlülerinin bir kısmının  paylaştıklarının  kendi markalarının hedeflerine ve değerlerine uymadığını fark ettiler. Pek çok başarısız iş ortaya çıktı. Harcanan bütçelerin bir kısmı da boşa gitti. </p>
<p>Bu deneyimler sonrasında, kurumlar influncer’larla çalışırlarken daha titiz ve seçici davranmaya başladılar. Ancak, hala gidecek çok yol alınacak çok ders var.  </p>
<p>Sosyal medyada başarı için öncelikle doğallık, samimiyet ve şaşırtıcılık  gerekiyor. Bu bağlamda geçen hafta Türkiye’d  iki harika “influencer” vakası yaşandı.  </p>
<p>Bu influencerlardan birincisi  İzmir’deki bir sarman kedi, diğeri ise bir antik tiyatrodaki dev ekrandı. Her iki konu da  hem  ülkemizde hem de dünyada  bir anda viral bir biçimde  yayıldı .. Televizyonlar, gazeteler, haber kanalları ve sosyal  medya kullanıcıları bu içerikleri paylaşmak için adeta yarıştılar. Türkiye para ödemeden sempatiklik, gençlik ve dinamiklik çağrıştıran iki influencer iletişimi yapmış oldu. Oluşan dalga,  “Made in Turkiye” markası için gerçek anlamda pozitif etki yarattı.</p>
<p><strong>Aktör turuncu kedi</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a34c8ea33c4c-1781844202.png" alt="" width="700" height="436" /></strong>10 Haziran 2026'da İzmir Bornova Açıkhava Tiyatrosu'nda sahnelenen <em>Romeo ve Juliet</em> balesinin finalinde, Romeo'nun öldüğü sahnede turuncu bir sokak kedisi sahneye çıktı. Kuyruğunu sallayarak yerde yatan “ölü Romeo'nun yanına uzanıp,   saçlarıyla oynamaya başladı.  Hatta bazı görüntülerde oyuncunun kafasını ısırmaya bile kalktı.  Durumun tüm absürdlüğüne rağmen Romeo rolündeki Brezilyalı dansçı Pedro Seara hiç kıpırdamadı. Sahnede Shakespeare ve Prokofyev'in müziği, Juliet rolündeki Rus balerin Tatyana Borger’ın kusursuz disiplini sürerken küçük afacan oyununa devam etti.Muhtemelen dünyada ilk kez, Shakespeare’in Romeo Juliet trajedisinin finaline  komik bir unsur dahil oldu.  </p>
<p>Reuters çekilen  görüntüyü dünya ajanslarına servis edince olay birkaç saat içinde ABD, İngiltere, Hindistan, Yunanistan ve Latin Amerika medyasına yayıldı.Kedicik milyonlarca dolarlık reklam kampanyalarının başaramayacağı bir görünürlük yakaladı.  </p>
<p>Özetle, Shakespeare’in yazmadığı ama turuncu kedinin yarattığı son perde,  Türkiye algısının içine sanatı, kültürü ve gülümsemeyi kattı. Türkiye’nin yeni kültür elçisi bir turuncu kedi oldu.</p>
<p><strong>***</strong></p>
<p><strong>6 bin kişi Antik Tiyatro ve civarında millilerimizi izledi</strong></p>
<p>Antalya’nın Kaş ilçesindeki Antik tiyatroda yayınlanan Dünya Kupası maçı  da geçen hafta sosyal medyada büyük yankı uyandırdı.Yaklaşık 6 bin kişi Türkiye milli takımın maçını birlikte izledi. Tiyatroda yer bulamayanlar civardaki tepelerde oturdular. Görüntüler hızla viral bir biçimde yayıldı. Böylece, Kaş ve Türkiye için harika bir doğal reklam imkanı doğdu. </p>
<p>Kaş uzun yıllardır tarihi mirasını öne çıkararak kültür ve sanat etkinlerine imza atıyor. Beş senedir düzenlenen Kaş Kısa Film Festivali ise yerli ve yabancı sanatçılara ev sahipliği yapıyor. 15 kişilik gönüllü bir ekibin büyük bir çabayla organize ettiği Festivalin gündüz gösterimleri ve etkinlikleri yeni açılan Kaş Atatürk Kültür Merkezi'nde, akşam gösterimleri ise 4000 kişilik kapasiteye sahip 2000 yıllık Antiphellos Antik Tiyatrosu'nda yapılıyor.</p>
<p>Geçen hafta, Festival Direktörü Seren Topaloğlu’nu arayıp, maç gösterimi fikrinin geri planını sordum.Topaloğlu,  Dünya Kupası maçları heyecanı başlamadan 2 ay önce maç tarihleri yayınlandığında ilk maçın Festival tarihlerine  denk geldiğini fark ettiğini söyledi.14 Haziran akşamı tiyatrodaki son etkinlik bitince, maç yayını yapılabilir miyiz diye düşünmüş hemen. Bu doğrultuda,   Antalya İl Kültür ve Turizm'den, dolayısıyla T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı'ndan, festival için tahsis alırken,  ücretsiz maç gösterimi için de izin almış. </p>
<p style="text-align: center;"><strong><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a34f22e07098-1781854766.jpg" alt="" width="720" height="480" /></strong></p>
<p>Seren Topaloğlu sürecin devamını şu cümlelerle anlattı: </p>
<p><em>“Halka, eşe dosta bunu anlattığımda kimse pek heyecanlanmıyordu açıkçası.  Herkes o saatte kim kalkıp gidecek dediği için ben belki 100 kişi gelir biz bize izleriz keyifli etkinlik olur diyordum. Sonra konu Twitter'a düştü, ondan sonra ipin ucu koptu. Ben yine de Twitter tayfasını bir etkileşim balonu olarak gördüğüm için kaale almadım ama daha kalabalık geçeceğini anlayıp Kaymakam Bey'le 6 hafta boyunca çok ciddi bir çalışma yaptık. Ambulansından zabıtasına, emniyetinden, çanak anteninden, ücretsiz dağıtılacak simitine, çayına kadar çok detaylı bir çalışma yaptık. Tüm birimlere talimat verildi. Tiyatro, son gösterimler 23:30'da bittikten sonra hızla şehir dışından gelenlerle dolmaya başladı. Elimizde saat saat fotoğraf ve videoları var. 02:00'ye doğru ortam epey kalabalıklaşıyor, 03:00'te protokole ayırdığımız alan da elimizden gidiyor, 04:00'te Antik Tiyatro full. Ben 05:30'da sahaya vardığımda kimse daha fazla içeri giremediği için Kaş meydanına geri dönüyorlardı. Tahminimize göre  o gün 6000 kişi maçı izledi. .Tiyatroya sığamayanlar arkadaki tepeye ve ağaçlara çıktı</em>”</p>
<p><strong>Kaş gönüllüleri örnek çalışmalara imza atıyorlar </strong></p>
<p>Kaş Kısa Film Festivali  5 yıldır düzenleniyor.  Festivalin 4 yarışma kategorisi var: Bu yıl, Ulusal, uluslararası, ulusal yeni bakışlar (2001 ve sonrası doğumlu sinemacılar), uluslararası su altı kısa film yarışmaları başlığı altında 27 film yarıştı. Yüzde 50’si uluslararası filmlerden oluşan Toplam 683 film başvurusu oldu. </p>
<p>Her sene olduğu gibi bu yıl da festivalden bir gün önce gönüllüler Antiphellos Antik Tiyatrosu ve çevresini temizlediler.  Kısa film yarışmasının yanı sıra birçok uzun ve kısa metraj filmin özel gösterimi, etkinlikler ve  paneller düzenledi. Bu seneki açılış filmi Manevi Değer’in (Sentimental Value)  yapımcısı Atilla Yücer de jüride yer aldı. </p>
<p>Açılışa 2500 kişi katıldı. Diğer günlerde de benzer bir katılım oldu. Festival her sene olduğu gibi 20-21 Haziran'da İstanbul’da  Kadıköy Sineması'nda devam edecek.</p>
<p>Festival Direktörü Seren Topaloğlu, Antalya Valiliğinin desteğinin önemine dikkat çekerek, teşekkürlerini şu cümleleri dile getiriyor: </p>
<p><em>“Mavi Akdeniz İnsiyatifi'nden haberdar mısınız bilmiyorum ama su altına çok önem veren bir festival olarak Antalya Valiliğinin  yardımlarıyla bu insiyatife bir platform ve görünürlük sağladık. Sayın Antalya Valimiz Hulusi Şahin Festivalimize üçüncü kez bizzat katıldı. Onun desteği  bizim için büyük bir onur. Biz gönüllülerin motivasyonunu artırıyor ve Kaş için daha büyük bir coşkuyla hizmet etmeye çalışıyoruz</em>.” </p>
<p><strong>Sürdürülebilir su haritası: SuCo</strong></p>
<p>Seren Topaloğlu, sohbetimizde  Kaş’teki  içilebilir su kaynalarının haritasını çıkardıklarından da söz etti. Bu örnek çalışmayı da onun cümleleriyle aktarmayı diliyorum. </p>
<p><em>“Bu fikre 3 sene boyunca destekçi aradım bulamadım sonunda geçen sene SuCo oldu, artık onlarla yola devam ediyoruz. Konu şu: Kaş'ta kamuya açık 30'a yakın musluk tespit ettim, ancak sadece Kaş meydanındaki ünlü "Soğuk Çeşme" aktifti. Belediyemiz kısa sürede bu çeşmeleri daha işler hale getirdi. Daha sonra  cihazlarla hepsininin tek tek su kalitelerini ölçtük. Çalışmalar sonucunda hem  su kalitesi yüksek hem de konumu iyi olan 15'e yakın çeşme tespit ettik. Daha sonra tanıtım başladık. Kaş halkını ve ziyaretçileri bu noktalara  yönlendirmeye başladık. Dileyen  herkese Suco mataraları dağıttık. Kaş’taki  esnafımızda projeye  destek oldu.  Matarayla gelenlere ücretsiz su doldurma imkanı sağladılar. Bir sene içinde fikrimiz dalga dalga yayıldı ve  yayılmaya devam ediyor.” </em></p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iki-ornek-influencer-izmirli-bir-kedi-ve-kas-antik-tiyatrodaki-dunya-kupasi-81461</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İki örnek influencer: İzmirli bir kedi ve Kaş Antik Tiyatro’daki Dünya Kupası  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-gokhan-gunaydin-hakkindaki-tedbir-karari-kaldirildi-8-vekilinin-tedbir-karari-suruyor-81468</guid>
            <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> CHP’de Gökhan Günaydın hakkındaki tedbir kararı kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>CHP’de mutlak butlan kararıyla göreve gelen yönetim tarafından tedbirli olarak kesin çıkarma cezası uygulanmak üzere Yüksek Disiplin Kurulu’na (YDK) sevk edilen 9 milletvekilinden 8’i hakkında tedbir kararının devamına 3’e karşı 10 oyla karar verildi. İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın hakkındaki tedbir kararı ise YDK tarafından kaldırıldı. Dün yapılan YDK toplantısı sonrası açıklama yapan YDK üyesi Aydın Milletvekili Süleyman Bülbül, kararın tüzüğe aykırı olduğunu belirterek siyasi partiler kanunu kapsamında itiraz edeceklerini açıkladı. CHP Genel Merkezi'nde açıklamalarda bulunan Bülbül, tedbire yönelik itiraz dosyalarında Günaydın hakkında oy birliğiyle tedbirin kaldırılması kararı verildiğini belirtti. Kararların 6-7- 8 Eylül 2024 tarihindeki olağanüstü kurultayda kabul edilen tüzüğe göre alınması gerektiğini belirten Bülbül, yetkisiz bir MYK tarafından YDK'ye gönderilen dosyaların yok hükmünde olduğunu belirti. Tedbirin kaldırılması gerekirken devamına karar verilmesinin tüzük hükümlerine aykırı olduğunu, karara siyasi partiler kanunu gereğince itiraz edeceklerini kaydetti.</p>
<p><strong>“Bir an önce evvel bu saçmalıkların bitmesi dileğimdir” </strong></p>
<p>CHP İstanbul Milletvekili Gökhan Günaydın, hakkındaki tedbir kararına yaptığı itirazın CHP Yüksek Disiplin Kurulunca (YDK) kabul edilmesine ilişkin, “Bu partiden benim ihraç edilmeye kalkışılmam kalbimin derinliklerinde bir sızı oluşturdu. Diğer arkadaşlarımız için de bir an evvel bu saçmalıkların bitmesi dileğimdir” değerlendirmesi yaptı. Kararın ardından Mecliste gazetecilere açıklamalarda bulunan Günaydın, tedbirli olarak kesin ihraç talebiyle YDK’ye sevk edilen 9 milletvekili için ortak metinle itiraz yaptıklarını söyledi. Kendisi hakkında ‘kurultayda para dağıtırken görüldüğü’ iddiasıyla işlem yapıldığını anlatan Günaydın, iddiayı gündeme getirenler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. CHP Grup Başkanvekilliği görevine geri dönmesi beklenen Günaydın'ın TBMM'deki odasından ve resmi internet sitesinde yer alan unvanı ihraç kararının ardından kaldırılmıştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/chpde-gokhan-gunaydin-hakkindaki-tedbir-karari-kaldirildi-8-vekilinin-tedbir-karari-suruyor-81468</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/8/1280x720/gokhan-gunaydin-1781846126.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP’de Gökhan Günaydın hakkındaki tedbir kararı kaldırıldı, 8 vekilinin tedbir kararı sürüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
