<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/savas-yatirimcilari-emtiaya-dogru-itiyor-79973</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaş, yatırımcıları emtiaya doğru itiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a13dbb3eade7-1779686323.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Emtialar bu yıl geleneksel varlık sınıflarının çoğundan önemli ölçüde daha iyi performans göstermeye devam ediyor. İran savaşıyla büyüyen enerji krizi, Hürmüz Boğazı’ndaki arz endişeleri ve enflasyon korkuları; yatırım fonlarını petrol, altın, bakır ve tarım emtialarına yöneltti. Yatırımcıların emtia pozisyonları 1999’dan bu yana görülen en yüksek seviyelerden birine çıktı. Bloomberg Emtia Toplam Getiri Endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 29 kazanç elde ederken, emtia fiyatlarını ölçen Thomson Reuters CRB Endeksi savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana yüzde 27’nin üzerinde yükseldi.</p>
<p>Uzmanlara göre piyasa artık yalnızca büyüme verilerini değil, “jeopolitik arz şoklarını” fiyatlıyor. Özellikle enerji, baz metal ve gübre piyasalarında yaşanan sıkışma, emtia fiyatlarında uzun süreli yüksek bant ihtimalini güçlendiriyor. TD Economies’in son analizinde ise petrol, bakır ve alüminyumda arz tarafındaki kırılganlığın 2026 boyunca devam edeceği uyarısı yapıldı.</p>
<h2>Petrol piyasası savaş primiyle hareket ediyor</h2>
<p>TD Economies’e göre enerji piyasalarında fiyatları artık yalnızca arz-talep dengesi değil, doğrudan jeopolitik gelişmeler belirliyor. Kurum, WTI petrol fiyatının kısa vadede 96 dolar seviyelerinde kalmasını, 2026 ortalamasının ise 84 dolar civarında gerçekleşmesini bekliyor. Analizde, ABD-İran geriliminin küresel petrol piyasasında “modern dönemin en büyük arz şoklarından birini” yarattığı ifade edildi. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan aksaklıklar nedeniyle tanker trafiği zayıflarken, piyasada risk primi kalıcı hale geldi. Uzmanlara göre stratejik rezerv satışları yalnızca geçici rahatlama sağlıyor. Özellikle Asya’da yüksek enerji maliyetlerinin sanayi talebini baskılamaya başladığı, buna rağmen arz tarafındaki sorunların fiyatların geri çekilmesini zorlaştırdığı belirtiliyor.</p>
<h2>Bakır ve alüminyumda “yapısal açık” korkusu</h2>
<p>Baz metallerde ise piyasaların odağında arz problemi bulunuyor. TD Economies, bakır fiyatlarının 2026’da ortalama 5,91 dolar/libre seviyesinde kalmasını bekliyor. Küresel büyüme yavaşlasa bile yeni maden yatırımlarının yetersiz kalması ve üretim kesintileri piyasayı sıkı tutuyor. Özellikle enerji dönüşümü, elektrik şebekeleri, veri merkezleri ve savunma sanayi yatırımları bakır talebini güçlü tutmaya devam ediyor. Analistler, bakır piyasasında artık “geçici değil yapısal” bir arz sorunu oluştuğunu düşünüyor. Alüminyum tarafında da tablo benzer. Çin’de çevresel üretim limitleri ve yüksek enerji maliyetleri arzı sınırlarken, Avrupa’daki ergitme kapasitesinin tam anlamıyla geri dönememesi fiyatları destekliyor. Uzmanlara göre enerji krizleri sürdükçe alüminyum piyasasında aşağı yönlü hareketler sınırlı kalabilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Altında yönü faiz belirliyor</span></h2>
<p>Jeopolitik risklerin yükselmesine rağmen altın fiyatları son dönemde ivme kaybetti. Bunun temel nedeni ise yüksek faiz beklentileri ve güçlü dolar oldu. TD Economies, altının 2026’da ortalama 4.818 dolar/ons seviyesinde kalacağını öngörüyor. Merkez bankalarının güçlü altın alımları piyasaya destek verirken, yatırımcılar Fed’in faiz politikasına odaklanmış durumda. Gümüşte ise daha sert dalgalanmalar yaşanıyor. Hem güvenli liman hem de sanayi metali özelliği taşıyan gümüşün, küresel büyüme görünümüne daha hassas hareket ettiği belirtiliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tarım piyasasında yeni tehdit: Gübre krizi</span></h2>
<p>Tarım emtialarında yükselen enerji maliyetleri ve gübre tedarik sorunları öne çıkıyor. Küresel üre ve amonyak ticaretinin yaklaşık yüzde 40’ının Hürmüz Boğazı üzerinden yapılması, piyasaları kırılgan hale getiriyor. TD Economies, buğday fiyatlarının yıl sonunda 6,50 dolar/bushel seviyesine yaklaşabileceğini tahmin ediyor. ABD’de kuraklık riski ve zayıf kışlık buğday koşulları da piyasayı destekleyen unsurlar arasında yer alıyor. Uzmanlara göre mevcut yüksek stoklar kısa vadede sert fiyat sıçramalarını sınırlasa da, enerji maliyetleri ve gübre krizinin sürmesi halinde 2027’ye doğru küresel gıda enflasyonu yeniden hız kazanabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/savas-yatirimcilari-emtiaya-dogru-itiyor-79973</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/emtia.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bloomberg Emtia Toplam Getiri Endeksi, yılbaşından bu yana yüzde 29 kazanç elde ederken, emtia fiyatlarını ölçen Thomson Reuters CRB Endeksi savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana yüzde 27’nin üzerinde yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsa-389-dusus-yasarken-20-hisse-44e-kadar-yukseldi-79971</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 08:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa %3,89 düşüş yaşarken 20 hisse %44’e kadar yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsanın %3,89 düştüğü ortamda haftalık getirileri %9 ile %44 arasında değişen 20 hisse farklı bir tablo çiziyor. Yatırımcısının yüzünü güldüren coşkulu çıkışların arka planındaki değerleme çarpanlarına baktığımızda fiyatların hızının bilançonun çok önünde koştuğu gözleniyor.</strong></p>
<p>Piyasada yatırımcılar borsanın gerilediği bir süreçte hızla yükselen hisseleri her türlü fırtınaya dayanan sarsılmaz birer kale olarak görme eğilimindedir. Oysaki hisselerin parlak getirilerine baktığımızda, kimisinde temel değerleme rasyolarıyla fiyat arasında belirgin bir uçurumun olduğu gözlenmekte. Kuşkusuz Gündoğdu Gıda gibi tahtaların haftalık %43,64 veya yıllık yüzde 2.024 oranında yükselmesi yatırımcının iştahını kabartıyor olabilir. Ancak hissenin, defter değerinin 55 kat üstünde işlem gördüğünü veya Marmaris Altınyunus’un 390 gibi astronomik bir F/K oranına ulaştığını okuyamayanlar büyük bir riski de taşıyor demektir.</p>
<h2>En çok yükselenler</h2>
<p>Tablonun ilk sırasında yer alan Gündoğdu Gıda geçtiğimiz hafta üç gün tavan yaparken %43,64 artış ile öne çıktı. Şubattan itibaren hareketlendiği gözlenen şirket, tahsisli sermaye artırımına giderek 3 milyar TL kaynak sağlayacak. Son iki yılda geliri düşen ve zarar açıklayan firma, açıkladığı üç aylık mali tablolarında da hem gelirdeki düşüşü hem de zararını sürdürdü. Europower Enerji, %26,38 ile haftanın en fazla kazandıran ikinci hissesi oldu. Fiyatı özellikle martın ikinci yarısından itibaren hareketlendi. Son bir aylık getirisi de %87,65 düzeyinde. Şirket geçtiğimiz yıl hem gelini hem de dönem sonu kârını artırmayı başardı. Son açıkladığı üç aylık gelir tablosunda da gelir ve kârdaki artışını korudu.</p>
<h2>F/K oranı yüksek olan</h2>
<p>Listeye girmeyi başaran Marmaris Altınyunus 390,28 F/K oranı ile işlem görüyor. Nisan ayında en yüksek 1.576 TL’ye kadar çıkan hisse sonrasında geriledi. Son işlem gününde tavan olurken kapanışını 1.210 TL’den gerçekleştirdi. Şirket yılın ilk çeyreğinde gelirlerini sabit tutarken dönem sonunda 26 milyon TL zarar yazdı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13db451a17f-1779686213.png" alt="" width="900" height="479" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>SEKTÖR MÜ, HİKÂYE Mİ?</strong></p>
<p>Sektör; trend, makro güvence, pratik seçim, doğal koruma, sürekli talep. Sınırlılık, toplu düşüş, fark yaratamama, regülasyon riski, değişime direnç. Hikâye; bağımsız çıkış, coşku, yüksek beklenti, hızlı yükseliş, hızlı manevra. Beklenti çöküşü, bilgi kirliliği, zaman kaybı, tekil risk, dalgalanma.</p>
<p><strong>İştiraki ile birleşiyor. Sıfır maliyetle operasyonel sadeleşme ve verimlilik oluşacak</strong></p>
<p>Şok Market’in iştiraki ile birleşerek bünyesine katması ne gibi bir avantaj sağlayacak? ● Nadir Akasya</p>
<p>Nadir, Şok Market’in hâlihazırda %100 oranında sahip olduğu bağlı ortaklığı UCZ Mağazacılık’ı kendi bünyesine almasının temel avantajı, doğrudan bilançoyu büyütmekten ziyade operasyonel verimliliği artırmak ve idari maliyetleri ortadan kaldırmak olacaktır. İştirak zaten Şok Market’in tam kontrolünde olduğu için varlıkları ve gelirleri konsolide bilançoda yer alıyor. Dolayısıyla birleşme ek bir nakit akışı getirmemekle birlikte iki ayrı şirket olmaktan kaynaklı giderleri sıfırlarken yönetim süreçlerini tek merkezde toplayarak sadeleşecek.</p>
<p><strong>Yatırım teşvik revizyonu yeni yatırımdan ziyade maliyet güncellemesini işaret ediyor</strong></p>
<p>Bahadır Kimya’nın yatırım teşvik tutarındaki artış yeni bir yatırım mı demek? ● Sami Kartal</p>
<p>Sami, Bahadır Kimya’nın mevcut teşvik belgesindeki tutarın 249,3 milyon TL’den 278,7 milyon TL’ye çıkarılması, hemen yeni bir fabrika veya ekstra bir kapasite yatırımı anlamına gelmiyor. Şirketin yeni bir belge başvurusu yapmak yerine halihazırda yürürlükte olan projesini güncellediği ve artışın yaklaşık 29,4 milyon TL ile sınırlı kaldığı söylenebilir. Söz konusu girişim daha ziyade devam eden yatırım sürecindeki enflasyon, kur farkı veya makine-teçhizat maliyetlerindeki artışların resmi tutarlara yansıtılması amacıyla yapıldığı anlaşılıyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>BDY fonu BIST 100 Endeksi dışındaki hisselerle yıllıkta %29 getiride kaldı</strong></p>
<p>Ak Portföy’ün idaresindeki BIST 100 Dışı Şirketler Hisse Senedi (TL) Fonu (BDY), Nisan 2024’ten bu yana işlem görüyor. İlk yıl dalga boyları küçük olan yatay seyir son bir yılda dalga boyu yükselerek sürdü. Aralıktan bu yana büyüklüğü de yatayda hareket ediyor. Şimdilerde hacmi 95,8 milyon TL seviyesinde ve önceki aya göre bir miktar küçüldü. Son üç ayda düşük miktarlarda da olsa nakit çıkışı gözlendi. BDY’nin yatırımcı sayısı mayısta 2.458 kişi ile yatay bir görüntü sergiliyor. Temel stratejisi BIST 100 Endeksi haricindeki hisselere yatırım yapmak olan fonun portföyünün %84,85’i hisse, %8,2’si para piyasasından oluşuyor. Volatiliteyi göze alıp BIST 100 harici şirketlerdeki büyümeye yönelen yatırımcıya hitap ediyor. Yıllıkta %28,95 getiri sunan portföy, aynı sürede %46,91 yükselen endeksin gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>İstanbul Faktoring, piyasadan TLREF + %5 faizle 35 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>İstanbul Faktoring, nitelikli yatırımcılara yönelik 22.05.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 35.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+% 5 olarak belirlendi. 182 gün vadeli bono, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 2 kupon ödemesi yapılacak. Bononun vade tarihi 20.11.2026 olarak açıklandı. 22 Mayıs itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. İstanbul Faktoring’in verdiği %5 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Finansman Bonosu, bunun yanı sıra piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için uygun bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFIFASK2620 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13db1a32968-1779686170.png" alt="" width="248" height="189" /></strong><strong>Şekerbank’ın nisandaki güçlü çıkışı mayısın yarısında aşağı döndü. Fonlar alıcı</strong></p>
<p>Şekerbank’ta fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %26,61 ile toplamda 7,18 milyon lot artarak 34,15 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 17 ile sabit duruyor. PBR fonu 12,97 milyon lot ile en fazla alımı yaparken, SBH 5,5 milyon lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 1 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Öneride bulunan Tacirler Yatırım 9,30 TL hedef fiyatı işaret ediyor. Söz konusu tutar %31 negatif getiri anlamına geliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13db03a5f19-1779686147.png" alt="" width="981" height="237" /></strong><strong>VİŞNE MADENCİLİK</strong></p>
<p><strong>Adana’da kalker ocağı için gerekli işletme ruhsatını aldı. Gelirini destekleyecek</strong></p>
<p>Vişne Madencilik, Adana Yüreğir’deki kalker ocağına ilişkin işletme izni sürecinin olumlu sonuçlandığını ve Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden gerekli izni aldığını açıkladı. Madencilik yatırımlarında arama sürecinin tamamlanıp işletme izninin alınması, sahanın fiili üretim ve nakit yaratma aşamasına geçmesini ifade eder. Düzenli kalker üretimi ve satışı, şirketin ticari operasyon hacmini büyüterek dönem karlılığını desteklerken doğrudan bir nakit akışı sağlayacak. Şirket, yılın ilk çeyreğinde gelirini %10 düşürdü ve dönem sonunda 98,8 milyon TL zarar yazdı.</p>
<p><strong>ERCİYAS ÇELİK BORU</strong></p>
<p><strong>Raylı sistem projelerindeki gücünü yeni siparişle birlikte bir kez daha gösteriyor</strong></p>
<p>Erciyas Çelik Boru, Körfezray Metro Projesinin 4. fazı kapsamında 2,6 milyon dolar bedelli 342 adet strut borunun üretimi ve sevkiyatı için anlaşmaya vardı. Tutar yıllık gelirinin %1,68’i düzeyinde bulunuyor. Firma, projenin önceki aşamalarıyla birlikte toplam 900 civarında çelik boru tedarik etmiş olacak. Sanayi üreticilerinin altyapı projelerinde ana tedarikçi statüsüne erişmesi sipariş devamlılığı yaratmasına olanak verir. Dolar bazlı fiyatlanan bu sözleşmeler fabrikanın kapasite kullanım oranını yüksek tutarken, faaliyet kar marjını kur riskine karşı koruyacak.</p>
<p><strong>ORGE ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Bodrum’daki otel projesinde iş hacmi 564 milyon TL’ye çıktı. Çalışma devam ediyor</strong></p>
<p>Orge Enerji, Bodrum Hillside Hotel projesi kapsamında Alarko GYO ile sürdürdüğü sözleşmenin büyüklüğünün, kesilen hak ediş faturalarıyla birlikte kdv hariç 564 milyon TL’ye ulaştığını belirtti. Açıklamada sahadaki çalışmaların halen devam ettiğini ifade etti.Taahhüt sektöründe nitelikli şantiyeler ilerledikçe artan iş hacimleri ve keşif artışı projenin nihai ciro katkısını genişletebilmekte. Faturalandırılan bedelin ilk beklentilerin üzerine çıkması, dönemlik faaliyet kar marjını destekleyen bir gelişme olarak değerlendirmeli. Şirket ilk çeyrekte kârını büyüttü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsa-389-dusus-yasarken-20-hisse-44e-kadar-yukseldi-79971</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa %3,89 düşüş yaşarken 20 hisse %44’e kadar yükseldi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bayram-sonrasi-meclis-gundemine-gelecek-yeni-yasal-duzenlemeler-79968</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bayram sonrası Meclis gündemine gelecek yeni yasal düzenlemeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanlığı’nın üzerinde uzun süredir çalıştığı 12. Yargı Paketi Haziran ayında Meclis’e sunulacak ilk yasal düzenlemeler arasında. Yaklaşık 60 maddeden oluşması beklenen 12. Yargı Paketi 10 ayrı kanunda değişiklik öngörüyor.</p>
<p>Değişiklikler arasında, yasa dışı tahsilat veya usulsüz ticari işlemlerin önüne geçmek amacıyla banka hesaplarının (IBAN) denetimi ve usulsüz kullanımına yönelik cezai ve idari düzenlemeler öngörülüyor. Adalet Bakanlığı verilerine göre yaklaşık 300 bin hesabın bu kapsamda kullanıldığı değerlendirilirken, 50 bine yakın kişinin ise nitelikli dolandırıcılık suçlamasıyla yargılandığı belirtiliyor.</p>
<p>Dava süreçlerinin sadeleştirilmesi, arabuluculuk ve noter yardımcılığı gibi alternatif çözüm yollarının daha etkin hale getirilerek yargı yükünün azaltılması hedefleniyor. Miras veya ortak mülkiyetli taşınmaz satışlarında ilk satışın sadece hissedarlar arasında, rayiç bedel üzerinden yapılması kuralı getiriliyor.</p>
<p>Yargı paketinde, özellikle ticari hayatı, mülkiyet haklarını ve gayrimenkul işlemlerini etkileyen yapısal düzenlemeler yer alacak. Ticari ve iş uyuşmazlıklarında yargılama süreçleri sadeleştirilerek ticari hayatın hukuki belirsizliklerden daha az etkilenmesi hedefleniyor. 12. Yargı Paketi’nde süresiz nafaka ile ilgili düzenlemeler de yer alacak. Süresiz nafaka uygulaması sona eriyor ve boşanma davalarında yeni adım atılıyor. Bu kapsamda nafakanın altı sınırının da 5 yıl olması planlanıyor. Uzun süreli evliliklerde ise hakime nafaka süresi konusunda inisiyatif tanınacak. Bu durumlarda evlilik süresinin yarısı esas alınacak. Örneğin 20 yıllık bir evlilik sona ererse 10 yıl nafaka verilebilecek. Aile ve toplumun sosyal yapısını bozduğu gerekçesiyle televizyonların gündüz kuşaklarına düzenlemeler de 12. Yargı Paketi’nde yer alacak. Gündüz kuşakları programlarının içeriğine yönelik düzenlemeler getiriliyor.</p>
<h2>Esnafa teşvik paketi ve hobi bahçeleri </h2>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından bayram sonrası esnafa yeni teşvik programlarının açıklanması bekleniyor. Bununla ilgili yasal düzenlemelerinde yine bayram sonrası Meclis gündemine gelmesi bekleniyor. Tarım arazilerindeki kaçak yapılar için yeni bir yönetmelik çalışmaları sürüyor. Bu sorunun da bayram sonrası çözüleceği belirtiliyor. 100 binin üzerinde hobi bahçesi davası olduğunu belirten kaynaklar, “Bu sorun bayram sonrası çözülecek” mesajını verdiler.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bayram-sonrasi-meclis-gundemine-gelecek-yeni-yasal-duzenlemeler-79968</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/5/1280x720/meclis-tbmm-1766725086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bayram sonrası Meclis gündemine gelecek yeni yasal düzenlemeler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkcellin-5gsi-ile-uzaktan-operasyon-79966</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkcell’in 5G’si ile uzaktan operasyon</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Üniversitesi’nin rektörlük binası ile Muş Devlet Hastanesi arasında kurulan 5G köprüsü ile böbrek taşının uzaktan kırılıp hafriyatın dışarı alındığı operasyon, başlangıç aşamasındaki bir tele-cerrahi uygulaması olarak “heyecan verici” oldu. Konunun heyecan vericiliği, benim böbrek taşların hâlâ ses dalgaları ile kırıldığını düşünüyorken böbreğin içine sokulan lazer-kamera aparatıyla karşılaşmamdan kaynaklandı. Ameliyat ya da operasyon, tıbbi boyutundan ziyade mühendislik kurgusu ve teknoloji uyarlaması ile ilgi çekiciydi. Bunu biraz felsefi ve teknolojik boyutu ile ele almak istiyorum.</p>
<p>Prusyalı general ve askeri teorisyen Carl von Clausewitz’in ünlü eseri Savaş Üzerine’de, askeri çatışmaların amaç değil, devletin siyasi hedeflerine ulaşmak için başvurduğu rasyonel bir araç olduğu tezini ifade ediyor. Clausewitz, bu önermesiyle savaşı politikanın bir parçası olarak tanımlıyor ve şu boyutlar dikkat çekiyor:</p>
<ul>
<li>Araçların Değişimi: Siyaset, diplomasi ve ekonomik yaptırımlar gibi barışçıl yollarla sonuç vermediğinde, şiddet araçları devreye girer. Savaş bu yönüyle siyasetin bitişi değil, başka araçlarla (şiddet yoluyla) sürdürülmesi anlamına gelir.</li>
<li>Siyasetin Üstünlüğü: Savaş, başından sonuna kadar politik bir karaktere sahiptir. Siyasi hedefler savaşın ne kadar büyük olacağını ve ne kadar süreceğini belirler. Savaş sırasında siyaset askıya alınmaz.</li>
<li>Asker ve Siyasetçi: Clausewitz'e göre savaşta orduyu yöneten komutan, devletin siyasi hedeflerine hizmet etmekle yükümlüdür. Siyasi akıl ile askeri güç birbirinden koparılamaz. </li>
</ul>
<p>Clausewitz'in bu fikri, devletlerin "dost veya düşmanı değil, yalnızca değişmez çıkarları olduğu" ve şiddet kullanımının daima daha büyük bir siyasi stratejinin parçası olması gerektiği gerçeğini vurguluyor. Clausewitz’in sözlerinin birebir çevirisini “Savaş, politikanın (siyasetin) başka araçlarla sürdürülmesinden başka bir şey değildir.” şeklinde aktarırken bunun en yaygın kullanımının, “Savaş, siyasetin başka araçlarla devamıdır.” olduğu bilgisini de aktarıyor. </p>
<p>Konuya Clausewitz ile girmemin birkaç nedeni bulunuyor. Birincisi, böbrekteki taşın kırıldığı ameliyatın, televizyonda yıllardır izlediğimiz ve düşman hedeflerini vuran füze ve daha sonrasında dronların üzerlerindeki kameralar ile çekilip daha sonra medyaya verilen görüntülere göre çok daha az ilgi çekici olması. Savaş için geliştirilen teknoloji insan canı kurtarmak ya da hastalıkları tedavi etmek üzere tıp için geliştirilenin çok daha ötesinde. Bu da geleneksel olarak karşımıza çıkan bir hakikatı oluşturuyor.</p>
<p>Her şeyin temelinde siyaset yer alıyor. Siyasetin başka araçlarla sürdürüldüğü savaş dönemleri, teknolojinin en hızlı geliştiği dönemleri oluşturuyor. Bunun sonrasında hızla gelişen teknoloji ticari amaçla kullanılıyor.</p>
<p>İkinci Dünya Savaşı’nın ardından sivil havacılığın hızla gelişmesi, savaşın yaşandığı alanlara yönelik merak kadar savaş sırasında hem bombardıman hem paraşütle asker indirme hem de diğer lojistik ihtiyaçların karşılanması için geliştirilen uçakların yolcu taşıma kapasitesi yaratmasının da etkisi bulunuyor. Uzay teknolojisinin gelişmesinde, Almanların İngiltere’ye attıkları insansız V2 roketlerini geliştirmesinin payı yok mu? Televizyon ve radyo teknolojilerinin geliştirilmesi kadar organ nakli konusunda mesafe kat edilmesi de bu dönemde savaşı kazanma motivasyonu ile yüksek hızda teknoloji geliştirme eyleminden kaynaklanıyor.</p>
<p>Benzer biçimde böbrekteki taşı kırma operasyonundan önce savaş alanlarındaki hedeflerin vurulmasına tanık olduk. Hele ki FPV dronlarla Rusya’nın uzun menzilli bombardıman uçaklarının Batının desteklediği Ukraynalı ajanları tarafından imha edilmesi, film gibi bir görüntü oluşturmuştu. FPV yani “birinci şahıs görüşü” savaş alanını gözleyen bir dronun bakış açısıyla olanların görüntüsünü aktarıyordu. Dronların hareket tarzı, İkinci Dünya Savaşı filmlerinde filotila ya da filolar şeklinde düşmana saldıran hava kuvvetlerine göre çok daha dağınık ve çok daha etkili bir saldırı oluşturuyordu. Bilgisayar ve konsol oyunlarındaki birinci şahıs tetikçi/rol yapma (FPS/RPG) oyunlarında çok daha heyecan verici görsellikle çok uzun süredir karşılaşıyoruz. Yani Clausewitz’in tezine bir de insan zihninin yarattığı oyunların gerçekte savaşların oynadığından bir adım ilerisini gösterdiğini eklememiz gerekiyor.</p>
<p>Yani savaş, ister siyasetin devamı, isterse bir sağlık sorunuyla mücadele isterse de insan zihninin yarattığı bir sanal âlem şeklinde olsun; teknolojinin gelişmesine rehberlik ediyor. Bunu herkesin başka biçimlerde algılaması da iyi bir şey çünkü bu şekilde teknolojiyi geliştirmek için geniş bir geliştirme zemini elde edebiliyoruz.</p>
<p><strong>Farklı bakış açıları tek geliştirme ortamı</strong></p>
<p>Bu geliştirme zemini hakkında kendi görüşlerimi yazmadan önce tarafların ne dediğini aktarmak istiyorum. Turkcell’in servis ettiği bültende şu noktalar öne çıkıyor (Burada bir analitik yapmadan bültendeki sıralamayı önceliklendirme olarak algılamanızı istiyorum):</p>
<p><strong>Turkcell 5G ile 1500 kilometreden tıbbi operasyon</strong></p>
<p>Turkcell gücünde 5G teknolojisiyle, Muş Devlet Hastanesi’ndeki tedavi gören bir hastanın ameliyatı, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki doktorlar tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Türkiye’de yerli ve milli imkânlarla üretilen bir cihazla yapılan ilk uzaktan operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini ortaya koydu. Hayatı kolaylaştıran 5G teknolojisinin tıpta; uzaktan teşhis, görüntüleme, operasyon hasta takibi ve eğitim süreçlerinde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, uzaktan ameliyatla ilgili olarak, “Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır.” değerlendirmesinde bulundu. <br />5G ile mesafelerin engel olmaktan çıktığının altını çizen Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç ise “5G’nin sunduğu ultra düşük gecikme süreleri ve yüksek veri iletme kapasitesi, eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Yaklaşık 1500 kilometre mesafeden Superbox 5G aracılığıyla gerçekleştirilen bu operasyon da bu kapasitenin çok çarpıcı bir örneği. Turkcell olarak bu sürece liderlik etmenin gururunu yaşıyoruz” diye konuştu.”</p>
<p>Burada dikkat çekici olan konuların başında operasyon sırasında 1.300 kilometre olarak ifade edilen mesafenin bültende 1.500 kilometre olarak yazılmasıydı. Bu iletişim sektörü açısından daha akılda kalıcı bir ifade ve haberde kullanılması daha doğru. Ancak bunun operasyon sırasında lazeri yüzde 15 kaydırmak gibi düşündüğünüzde kabul edilemez hata payı ile karşı karşıya kalacağımız aşikâr.</p>
<p>Bundan fazlasını sona bırakıyorum ama görüşlerin önceden alındığı ve genel bilgilere dayandığını dikkate alırsam, bu içeriğin online mecralarda hızla dağıtılmak ve bu şekilde etki yaratmak üzere hazırlandığını söyleyebilirim. Bülten üzerinden devam edeyim.  </p>
<p>“Turkcell gücünde 5G’nin mesafeleri ortadan kaldıran kapasitesi ve sağlık alanına vadettiği dönüşüm, İstanbul ile Muş arasında gerçekleştirilen bir uzaktan ameliyatla ortaya konuldu. Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi gören bir hastanın böbrek taşı kırma operasyonu, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi’ndeki deneyimli doktor ekibi tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Operasyon, 5G teknolojisinin sağlık hizmetlerine erişimde sağladığı fırsat eşitliğini de güçlü bir şekilde ortaya koydu.</p>
<p>Operasyonda, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Tzevat Tefik ile Muş Devlet Hastanesi’nden Op. Dr. Rıfat Burak Ergül görev aldı. Her iki hastanede mevcut olan Turkcell 5G altyapısı, yüksek veri aktarım kapasitesi ve ultra düşük gecikmeyle uzaktan ameliyata imkân verdi. Yaklaşık 4 saat süren ve hastaya herhangi cerrahi müdahale olmadan damar yoluyla yapılan başarılı operasyon, aynı zamanda, böbrek taşı tedavisinde RIRS (Retrograd İntrarenal Cerrahi) ile yapılan dünyanın ilk uzaktan ameliyatı oldu.</p>
<p>5G teknolojisinin; tıp sektöründe uzaktan teşhis, takip, görüntüleme, eğitim ve operasyon gibi süreçlerde yeni kullanım alanlarının önünü açtığına işaret eden İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, “5G destekli bu operasyon, İstanbul Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nın robot yardımlı Retrograd İntrarenal Cerrahi ve ileri endoüroloji alanındaki deneyiminin farklı merkezlere başarıyla aktarılabileceğini göstermesi açısından son derece önemli. Sağlık teknolojileri ve telecerrahi uygulamaları, kendilerini insanlığın hayatını kolaylaştırmaya adamış uzman hekimlerimizin elinde ülkemiz için önemli bir bilimsel adımdır” dedi. </p>
<p><strong>“Turkcell 5G, mesafeleri engel olmaktan çıkarıyor”</strong></p>
<p>Turkcell Genel Müdürü Dr. Ali Taha Koç, 1 Nisan itibarıyla tüm Türkiye’de kullanıma açılan 5G teknolojisinin eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar yaşamın her alanında köklü bir dönüşümü tetiklediğini belirterek şunları söyledi: “Turkcell olarak 5G’yi Türkiye’nin dijital geleceği için stratejik bir eşik olarak görüyoruz. Bu teknoloji; çok yüksek hız, ultra düşük gecikme ve güçlü veri taşıma kapasitesiyle hayatın her alanında yeni bir dönemin kapılarını açıyor. İstanbul-Muş arasında yaklaşık 1500 kilometre mesafeden Superbox 5G aracılığıyla başarılı bir şekilde gerçekleştirilen bu operasyon, Turkcell 5G’nin mesafeleri engel olmaktan çıkaran kapasitesinin çok çarpıcı bir örneği. Bu kapsamda yakın gelecekte eğitimden sağlığa, sanayiden ulaşıma kadar birçok alanda 5G’nin dönüştürücü etkisini daha da fazla göreceğiz. Turkcell olarak sahip olduğumuz altyapı ve en geniş frekans bandıyla, bu köklü değişime liderlik etmenin haklı gururunu yaşıyoruz. Bu vesileyle sayın rektörümüze, kıymetli hocalarımıza, tüm paydaşlarımıza ve çalışma arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.”</p>
<p><strong>“Hastamızı, aynı ameliyathanede gibi takip edebildik”</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tzevat Tefik de operasyonla ilgili bilgi vererek şöyle dedi: “Turkcell'in 5G altyapısı ve ELMED'in yerli üretim İbn-i Sina robotu aracılığıyla, Muş'taki hastamızı İstanbul'dan, tıpkı aynı ameliyathanede gibi takip edebildik. Sistemin sağladığı ultra düşük gecikme süresi sayesinde cerrahi sezgimizden hiçbir şey kaybetmeden işlemi tamamladık. Bu çalışma, telecerrahinin yalnızca bir teknoloji demonstrasyonu olmadığını; doğru altyapı, deneyimli ekip ve multidisipliner iş birliğiyle, klinik pratikte güvenle uygulanabilir bir model olduğunu somut biçimde ortaya koydu. Türkiye'de bir ilk olmasının ötesinde, RIRS yöntemiyle gerçekleştirilen dünyanın ilk uzaktan böbrek taşı ameliyatı olması bu başarıyı küresel ölçekte de anlamlı kılıyor. Uluslararası akademik iş birlikleri çerçevesinde robot yardımlı retrodrad intrarenal telecerrahiyi, küresel ölçekte yaygınlaştırmayı ve Türkiye'yi bu alanda uluslararası bir referans merkezi konumuna taşımayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>Yerli ve milli teknolojiyle Türkiye’de ilk uzaktan ameliyat</strong></p>
<p>Türkiye’de yerli ve milli teknolojiyle üretilen bir cihazla yapılan ilk uzaktan ameliyat olan böbrek taşı kırma operasyonunda, ELMED firması tarafından geliştirilen İbn-i Sina adlı cihaz kullanıldı. 1991 yılında Ankara OSTİM’de kurulan ELMED, Türkiye’nin ilk yüksek teknolojili tıbbi cihaz üreticilerinden biri konumunda. Şirket, Türkiye’nin ilk yerli üretim böbrek taşı kırma cihazını 1992’de üretti. 1994 yılında da ilk ihracatı yapıldı. İlk Türk malı ESWL cihazını 1996 yılında AUA (Amerikan Üroloji Derneği) Kongresi’nde dünyanın farklı ülkelerinden üroloji uzmanlarına tanıtan şirket, üroloji alanında bilinen bir marka olarak 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirdi. ELMED 2012 yılında Tübitak projesi ile böbrek taşlarının lazerle kırılarak tedavisinde fURS (flexible ureterorenoskopi) ile kullanılmak üzere Avicenna Roboflex adı verilen İbn-i Sina robotun ilk protipini üretti. Patent alınan bu robot, Avrupa CE işaretine sahip ve ABD’den de FDA onayını aldı. Halen, ABD, Birleşik Krallık, Almanya, Polonya, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar’da bu robot kullanılmaktadır. ELMED, bu robota tele–cerrahi özelliğini ve yapay zekâ desteğini de entegre etmektedir.</p>
<p><strong>Mühendis gözüyle bir değerlendirme</strong></p>
<p>Kurumların ve içlerinde yer alan kişilerin anlatmak istedikleri bu şekilde.</p>
<p>Birçok konuda yapay zekâ ile birlikte çalışmama rağmen toplantıda konuşulanların medyaya bülten düzeyinde yansıması kendi gözlerimle ve aldığım mühendislik eğitimine bağlı bir değerlendirme yapmamı gerektiriyor. Yapay zekânın da kendisini eğitirken bundan faydalanmasını dilerim.</p>
<p>İlk olarak, iletişim ile mühendisliğin kesiştiği noktada bir yorum yapayım. Etkinlik sırasında kullanılan “kıtalararası operasyon” ifadesi çok daha çarpıcıydı. İstanbul Üniversitesi, İstanbul’un Avrupa yakasında ve Muş da Türkiye’nin Asya’da kalan bölümünde yer aldığı için ameliyat Avrupa ile Asya kıtaları arasında yapılmış oluyordu.</p>
<p>Toplantıdan sonra Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç’a kullanılan şebekenin “stand alone mu non-stand alone mu olduğunu” sordum. “Stand alone kullandık. İki site kurduk” yanıtını aldım. Bu doğru bir yaklaşım: Slicing ile gereken kaynağın tahsis edilmesi ayrı bir şey, insan sağlığını güvence altına alacak teknik kapasiteyi oluşturmak ayrı… Bu hassasiyetin yerinde olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Avicenna Roboflex adı verilen robot, yurtdışında birçok noktada bulunsa da Türkiye içinde sadece test amaçlı olarak İstanbul Üniversitesi’nde bulunuyor. ELMED şirketinin MULTİMED EM Vücut Dışından Şok Dalgaları İle Böbrek Taşı Kırma Cihazı Devlet Malzeme Ofisi (DMO) portalında 12 Haziran 2024-12 Haziran 2026 tarihleri arasında geçerli olan bir ilanla 3 milyon 861 bin lira fiyatla satışa sunulurken Avicenna’yı burada listelenmiş olarak görmüyoruz. Bu da cihazın yurtiçinde neden satılmadığının bir boyutunu açıklıyor. Konunun diğer boyutu ise, bu tür operasyonların robot kullanmadan yapılmasının kimi cerrahlara göre 20, kimilerine göre ise 30 yıllık geçmişinin olması. Etkinlikte ayaküstü konuştuğum doktorlar bu tarihleri verdi.</p>
<p>Benim çocukluğumda böbrek taşı veya kumu olanlar bunu yoğurt suyu ile dökmeye çalışırdı. Dinlediğim bir hikâyede, genç bir mahalle komşumuz sabah kalktığında ağrıdan kendisini yataklı divanın dolap kısmına tırmanmış bulduğunu anlatmıştı. Ameliyat ile taşın temizlenmesi zordu. Daha sonraki yıllarda taşın ses dalgaları ile kırılıp soruna çözüm üretildiğini heyecanla takip ettim. Yakın geçmişte safra kesesi taşı vakasıyla karşılaşınca çözümün buna uyarlanıp uyarlanamayacağını sordum. Birden çok doktordan ikisinin farklı olduğu yanıtını aldım ama bunun anabilim dallarının mı yoksa problemin mi farklı olmasından kaynaklandığını bilmiyorum.</p>
<p>Toplantıda moderasyon yapan Prof.Dr. Tarık Esen, bu konuda daha iyi bir yanıt verebilir. Böbrekten iyi anladığı aşikâr olan Esen’in Google’da prostat kanseri ile ilgili bir videosu da ilk anda karşıma çıktı. Esen, böbrek taşının Türkiye’de yedi kişiden birinde görülen yaygın bir rahatsızlık olduğunu belirtiyor. Dolayısıyla bu aslında bir mühendislik problemi.</p>
<p>Telecerrahi operasyonunda 250 mikronluk düşük güçlü lazer kullanılırken operasyonu yakından takip Esen, benim de dikkatimi çeken hedefi ıskalama görüntülerine bakıp, cerrahın hedefi kaybedince ayağını pedaldan çekip lazer uygulamayı kestiğini söyledi. Bu da yetişmiş insan gücümüze robotlarla karşılaştırıldığında güvenilir bir konumda olduğunu gösteriyor. Robotlarla birlikte daha güvenilir olacaklarından şüphe yok.</p>
<p>Bu ekibe Turkcell Genel Müdürü Ali Taha Koç’u da eklemek gerekiyor. İstanbul’daki salonda 72 milisaniye, Muş’ta 48 milisaniye ve yabancılara anlatırken de 100 milisaniye olarak ifade edien gecikmeyi Turkcell sağladı. Bu, insan gözünün algı süresinin 150 milisaniye ve sorun ya da hata oluşturacak gecikmenin 300-350 milisaniye olduğu bir ortamda iyi bir sonuç.</p>
<p>Anladığım kadarıyla şu anda cerrahlar bu yöntemi, kendi zaman yönetimlerinin ve operasyonel verimliliğin bir unsuru olarak değerlendiriyor. Muş’taki ameliyathanede bulunan cerrahın da ameliyatı yapabilecek olması, buradaki örneği gösteri amaçlı hale getiriyor. Mühendislik ise, Esen’in söylediği yoğunlukta bir soruna karşı bir robot ordusundan faydalanılmasına hükmediyor. Ancak bu insan olmadan bu robotlara yetki verilemeyecek olması nedeniyle mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Bu nedenle son bir tıbbi boyut ile bu yazıya son veriyorum. Ameliyatın genel anestezi altında yapılıyor olması, hızı ve kullanılacak lazerin gücünü seçmeyi bir mühendislik boyutu haline getiriyor. Doktorlar bu sorunu, anestezistin kalan sürenin azaldığını belirtmesi üzerine operasyonu hızlandırarak çözüyor. Hastayı uyutarak yapılan bütün operasyonlarda olduğu gibi zamanlama önemli ama operasyonu yapanın niyetini bilmek ve nasıl bir ortama uyanacağını bilmek de sağlıklı bir vücut için aynı derecede önemli. Dolayısıyla gücünü tıp bilgisinden ya da onu programlayandan alsın, insan ya da robot olsun; operasyon geçiren tarafın kime güveneceğine doğru karar vermesi gerekiyor. Buna “güvenmek” deniyor. Yazı uzun olsa da sonuç bu kadar kısa.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkcellin-5gsi-ile-uzaktan-operasyon-79966</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkcell’in 5G’si ile uzaktan operasyon ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/stellantis-sol-seride-cikiyor-fastlane-2030-yol-haritasi-79964</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Stellantis, sol şeride çıkıyor: faSTLAne 2030 yol haritası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Stellantis CEO’su Antonio Filosa'nın “ürün kraldır" diyerek başlattığı ve 60 milyar Euroluk dev bir bütçeyle taçlandırdığı beş yıllık strateji, marka hiyerarşisinden Çinlilerle kurulan ortaklıklara, direksiyonu ortadan kaldıran teknolojiye kadar küresel otomotiv endüstrisinde tüm güçleriyle var olmaya devam edeceklerini gösteriyor.</strong></p>
<p>Michigan'daki Kuzey Amerika Genel Merkezi'nde 21 Mayıs 2026'da açıklanan “faSTLAne 2030” stratejisi, küresel otomotiv devi Stellantis’in tüm küresel endüstrinin yeniden şekillendiği bu döneme de nasıl hazırlandıklarını tarif ediyordu. CEO Antonio Filosa'nın "müşterinin merkezde olduğu, disiplinli sermaye tahsisi ve acımasız icra" üzerine kurduğu bu 60 milyar Euro'luk beş yıllık plan, şirketin 14 markasını, dört kıtadaki üretim ayak izini ve teknoloji geleceğini yeniden tanımlıyor.</p>
<p><strong>Küreselden bölgesele, ürünlerle stratejinin temeli</strong></p>
<p>Filosa ve ekibinin vurguladığı en temel prensip, otomotiv endüstrisinin artık tek bir küresel pazardan, birbirinden keskin çizgilerle ayrışan "çok bölgeli" bir yapıya dönüştüğü gerçeği. Stellantis, bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak için karar alma mekanizmalarını merkezden bölgelere kaydırıyor.</p>
<p>Stratejinin özünü özetleyen ikinci kritik prensip ise “ürün kraldır" mottosu. Tüm dijital pazarlama ve yeni satış modellerinin kötü bir ürünü kurtaramayacağını, yalnızca iyi bir ürünü yükseltebileceğini açıkça ifade ederlerken; portföy yönetimini tamamen elden geçirerek sermaye verimliliğini en üst düzeye çıkarmayı, mükerrer harcamaları ortadan kaldırmayı ve karlılığı desteklemeyi hedefliyorlar. Bu dönüşümü de, altı stratejik sütun üzerine inşa ediyorlar;</p>
<p><strong>1-</strong> Benzersiz marka portföyünün daha keskin ve net şekilde yönetilmesi.</p>
<p><strong>2-</strong> Platformlara, aktarma organlarına ve teknolojiye küresel yatırım.</p>
<p><strong>3-</strong> Şirketin temel güçlü yanlarını tamamlayan stratejik iş birlikleri.</p>
<p><strong>4-</strong> Üretim tesislerinin verimliliğinin artırılması için optimize edilmiş ayak izi</p>
<p><strong>5-</strong> İcrada mükemmellik için hız, kalite ve verimliliğe tavizsiz odaklanma.</p>
<p><strong>6-</strong> Bölgelerin güçlendirilmesi yönünde de yetkinin ve sorumluluğun yerel ekiplere devredilmesi.</p>
<p><strong>Finansal çerçeve ve rakamlarla faSTLAne 2030</strong></p>
<p>Stellantis'in Yatırımcı Günü'nün finans oturumunda paylaşılan resmî hedefler, planın büyüklüğünü ve iddiasını net bir şekilde ortaya koyuyordu.</p>
<p><strong><em>Temel finansal hedefler:</em></strong></p>
<p><strong>Net Ciro:</strong> 2025'teki 154 milyar Euro seviyesinden, 2030 yılına kadar 190 milyar Euro'ya yükseltilecek.</p>
<p><strong>Düzeltilmiş faaliyet kârı (AOI) marjı:</strong> 2030 yılına kadar %7'ye ulaşması hedefleniyor.</p>
<p><strong>Endüstriyel serbest nakit akışı:</strong> 2027 yılında pozitife dönmesi ve 2030'da 6 milyar Euro'ya ulaşması öngörülüyor.</p>
<p><strong>Maliyet tasarrufu:</strong> 2025 baz yılına kıyasla, Değer Yaratma Programı (VCP) aracılığıyla 2028 yılına kadar yıllık 6 milyar Euro'luk bir tasarruf elde edilmesi planlanıyor.</p>
<p><strong><em>Yatırım kodları: </em></strong>Toplam 60 milyar Euro'luk planlı yatırımın yaklaşık %40’ı 24 milyar Euro'su doğrudan küresel platformlar, yeni nesil aktarma organları ve ileri teknolojilere aktarılacak. Marka ve ürün geliştirmeye ayrılan 36 milyar Euro'luk bütçenin ise %60'ı, en büyük kar havuzu olan Kuzey Amerika pazarına yönlendirilecek.</p>
<p><strong><em>Stellantis Finansal Hizmetler SFS’in Yükselen Rolü: </em></strong>Planda dikkat çeken kritik bir yapısal değişiklik, SFS biriminin stratejik bir büyüme motoru olarak konumlandırılması. Halihazırda dünya çapında 85 milyar Euro'nun üzerinde net alacağı yöneten bu birimin, sigorta ve diğer katma değerli müşteri hizmetlerindeki büyümeyle birlikte, 2030 yılında 1.5 milyar Euro'dan fazla AOI katkısı sağlaması hedefleniyor. Bu bir otomotiv üreticisinin bütüncül bir mobilite finansmanı ve hizmet sağlayıcısı olarak konumlanma hedefini gösteriyor.</p>
<p><strong>Markalarda net hiyerarşi, keskin kimlik</strong></p>
<p>faSTLAne 2030, Stellantis çatısı altındaki 14 marka arasında net bir hiyerarşi kurarak, yıllardır süregelen "kimlik bulanıklığı" sorununu kökten çözmeyi hedefliyor. CEO Filosa'nın ifadesiyle, "Stellantis'teki her marka, faSTLAne 2030 taahhütlerimizi yerine getirmede net bir rol oynayacak."</p>
<p><strong><em>Yatırımın %70'inin odağı küresel yıldızlar</em></strong></p>
<p>Ölçek ve karlılık potansiyeli en yüksek dört marka, planda başrolde olacak. Jeep, Ram, Peugeot, Fiat’a ve ticari araç birimi Pro One'a, ürün yatırımlarının %70'ini yönlendiriliyor.</p>
<p><strong>Peugeot:</strong> STLA One platformunu 2027'de kullanacak ilk marka olarak teknolojik dönüşümün amiral gemisi. Avrupa'da "üst ana akım" konumunu perçinlemek için 7 yeni model çıkaracak.</p>
<p><strong>Fiat:</strong> "Uygun fiyatlı orta boy SUV" üreticisine dönüşme yolunda. Pomigliano d'Arco'da üretilecek 15 bin Euro altı E-Car ve Grizzly SUV ile Türkiye’ye de gelecek FASTBACK ile tam 13 yeni lansman planlanıyor.</p>
<p><strong>Jeep ve Ram:</strong> Kuzey Amerika'nın agresif büyüme motorları olarak; Jeep, BEV Recon ve ICE versiyonuyla atağa kalkarken, Ram, kompakt Rampage, orta boy Dakota ve 777 beygirlik Ram 1500 Rumble Bee ile pazarın en taze ve en güçlü pikap gamını oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p><strong><em>Bölgesel şampiyonlar ve özel markalar</em></strong></p>
<p><strong>Bölgesel Markalar (Chrysler, Dodge, Citroën, Opel, Alfa Romeo):</strong> Kendi pazarlarının şampiyonu olan bu çok güçlü markalar, küresel varlıklardan faydalanacak ancak yatırımlarını kendi bölgelerine yoğunlaştıracak.</p>
<p>Opel'in faSTLAne 2030'daki rolü, Alman tasarımı, Çin teknolojisi ve İspanya üretimi olacak özellikle bir C-SUV modeli için Leapmotor iş birliği ve yeni nesil Corsa ile başlayacak STLA One platformu bağlamında, Stellantis'in "ortaklıklarla büyüme" ve "platform standardizasyonu" ile ulaşılabilir ileri teknoloji amaçlı üretim optimizasyonu stratejilerinin Avrupa'daki en somut örneklerinden birini oluşturuyor.</p>
<p>Chrysler ise, 25-30 bin dolar bandında üç yeni crossover ile %60 hacim büyümesi hedefliyor.</p>
<p>Dodge, yeni nesil Hornet ile "Kaslı Kollar”ını yeniden yukarı kaldıracak.</p>
<p>Citroën ise efsanevi 2CV'yi 15.000 Euro altı elektrikli bir ikon olarak yeniden doğuruyor ve bu model, Stellantis'in E-Car girişiminin bir parçası olarak Ekim ayında Paris Otomobil Fuarı'nda tanıtılacak.</p>
<p>DS ve Lancia, Fransa ve İtalya'daki tarihi köklerine sadık kalarak, sırasıyla Citroën ve Fiat çatısı altında yönetilecek ve niş pazarlara hitap edecek, özel markalar olacak.</p>
<p>Maserati, “saf lüks" konumlandırmasıyla hayatta kalmaya devam ediyor. E segmentinde biri SUV biri Grand Tourer iki yeni model eklenecek. Markanın büyük ihtimal Çinli Huawei HIMA elektroniği ve JAC Maextro ile akıllı elektrikli modeller üzerine olası geleceği de bu yıl sonunda açıklanacak.</p>
<p>SRT de, önemli bir stratejik araç, bir marka değil, bir "kar çarpanı” faktörüyle konumlandırılıyor. Jeep, Dodge ve Ram markalarındaki donör araçlardan türetilen SRT yüksek performans versiyonları, 2-3 kat daha yüksek marjla satılarak hem marka heyecanını artıracak hem de karlılığa doğrudan katkı sağlayacak. Bu başlıkta Viper efsanesinin yerini alacak kaslı asi otantik bir halo model de, HEMI V8’li Copperhead bir amiral gemisi hiper otomobil olarak hazırlanıyor.</p>
<p><strong>Dört kıtaya dört özel stratejiyle bölgesel atılım</strong></p>
<p>faSTLAne 2030'un en devrimci yanı, bölgelerin artık merkezden yönetilen birimler değil, kendi stratejilerini belirleyen güçlü yapılar haline gelmesi.</p>
<p><strong><em>Paranın ve ürünün merkezi Kuzey Amerika</em></strong></p>
<p>Tim Kuniskis liderliğindeki bölge, 36 milyar Euro'luk marka ve ürün yatırımının %60'ını çekiyor. Hedef, pazar kapsamını %60'tan %90'a çıkararak %25 gelir büyümesi ve %8-10 AOI marjına ulaşmak. "Sadece rekabet ettiğimiz segmentlerde payımız iki katına çıkıyor" tespitinden hareketle, büyüme stratejisi yeni segmentlere girmek üzerine kurulu. Bu doğrultuda, 30.000 doların altında iki, 40.000 doların altında tam dokuz yeni model pazara sunulacak. Bölgedeki üretim kapasitesinin kullanım oranı %80'e çıkarılacak.</p>
<p>JLR da, ABD pazarına yönelik olarak, Jeep ve Land Rover'ın off-road araçlarının ortak geliştirilmesi ve JLR’a Stellantis'in ABD fabrikalarında üretim yapma imkanı tanınarak gümrük vergilerinin aşılması hedefleniyor.</p>
<p><strong><em>Verimlilik odaklı yeniden yapılanmayla genişletilmiş Avrupa</em></strong></p>
<p>Emanuele Cappellano liderliğindeki Avrupa, büyümeden çok sürdürülebilir karlılığa odaklanıyor. Bölge hedefleri %15 gelir artışı ve %3-5 AOI marjı olarak belirlenmiş durumda. Stratejinin kalbinde, fabrika kapatmadan toplam kapasiteyi 800.000 adet azaltmak ve kapasite kullanımını %60'tan %80'e çıkarmak yatıyor. Bu, İspanya Madrid ve Zaragoza’da Leapmotor ve Fransa Rennes’de Dongfeng ile kurulacak %51 Stellantis, %49 ortak hisseli ortak girişimler aracılığıyla fabrikaların paylaşılmasıyla başarılacak. Bu yapı, "Made-in-Europe" kriterlerine uyumu da garanti altına alıyor. Ayrıca, Fransa Poissy fabrikası araç montajından parça üretimi ve döngüsel ekonomi merkezine dönüştürülecek.</p>
<p><strong><em>Orta Doğu ve Afrika ile Türkiye</em></strong></p>
<p>Samir Cherfan liderliğindeki bizim bölgeliz ise, %40 gelir büyümesi ve %10-12 AOI marjı ile planın en iddialı büyüme alanı. Strateji, "bölge için bölgede üretim" ve "Asya'dan rekabetçi ithalat" olmak üzere iki temel ayak üzerine kurulu. Araç tedarikinin %90'ının bölge içinden veya Asya'dan sağlanması hedefleniyor.</p>
<p>Türkiye ve Tofaş ile ilgili kısım, belki de planın en net mesajlarından birini içeriyor. MEA COO'su Samir, "Açık ve net hedefimiz, Fiat'ı Türkiye'de hak ettiği yere, yani liderliğe geri döndürmek" diyerek, Koç Grubu ile ortaklık olan Tofaş'ın stratejik önemini vurguladı. Tofaş'ın "dünyadaki en kaliteli ve en yetenekli tesislerden biri" olduğunu belirten Samir, fabrikayı tam kapasiteyle kullanma ve Fiat'ı eski gücüne kavuşturacak ürünler üzerinde çalıştıklarını ifade etti. Cezayir'de sıfırdan kurulan fabrikanın 12 ayda üretime geçmesi ve %40 yerlilik oranına ulaşması, bu bölgedeki uygulama kabiliyetinin bir kanıtı olarak sunuluyor.</p>
<p><strong><em>Varlık-hafif modelle küresel ihracat odaklı Asya-Pasifik ve Hindistan</em></strong></p>
<p>Doğu bölgesinde strateji, ağır yatırımlar yapmak yerine stratejik ortaklıklarla büyümek üzerine kurulu. Hedef, %4-6 AOI marjı ile karlı bir büyüme sağlamak.</p>
<p>Tata Motors ile Hindistan'da Tata platformu üzerinde geliştirilecek yeni bir Jeep SUV modeli, 50'den fazla küresel pazara ihraç edilecek.</p>
<p>Dongfeng, Çin'in Vuhan kentindeki DPCA ortak girişimi kapsamında 1,16 milyar dolarlık bir anlaşma ile iki Peugeot ve iki Jeep modeli, Çin ve diğer bölgeler için üretilecek. Stellantis'in bu anlaşmadaki doğrudan yatırımı 130 milyon Euro.</p>
<p>Leapmotor International, Stellantis %51 ortaklığında üzerinden yürütülen iş birliğiyle Çin'den Avrupa'ya ve diğer bölgelere rekabetçi maliyetli elektrikli araç ihracatını hızlandıracak. Leapmotor International'ın 2026 satış hedefi 180.000 adet.</p>
<p><strong><em>Kârlı ve istikrarlı Güney Amerika</em></strong></p>
<p>2030 planında istikrarlı karlılığın ve bölgesel inovasyonun amiral gemisi olarak konumlanan Latin Amerika’da %29,5 pazar payıyla açık ara lider olan şirket, 2030'a kadar %10 gelir büyümesi ve %8-10 faaliyet kar marjı hedefleniyor.Brezilya ve Arjantin'deki üretim üslerine yapılan 32 milyar Real'lik rekor yatırım, Fiat Strada'nın beş yıldır aralıksız sürdürdüğü en çok satan araç unvanını perçinleyecek yeni pickup taarruzu ve dünyada bir ilk olan etanolle çalışan menzil uzatıcı elektrikli Bio-Hybrid teknolojisi yatıyor. Leapmotor'un Goiana'da başlayacak yerel üretimiyle Çinli rakiplere doğrudan yanıt verilirken, Ram Rampage ve Dakota gibi modellerin bölgeden Kuzey Amerika'ya ihracı, Stellantis'in "bölgesel güç, küresel ölçek" felsefesinin bir başka başarılı örneği.</p>
<p><strong>Teknolojik devrimin omurgası, </strong><strong>STLA One ve akıllı bataryalar</strong></p>
<p>faSTLAne 2030'un teknoloji omurgasını, 2027'de sahaya inecek olan STLA One platformu oluşturuyor. Stellantis, bu hamleyle CMP, EMP2, Smart Car, STLA City ve STLA Medium mevcut beş farklı mimarisini tek bir çatı altında birleştirerek operasyonel karmaşıklığı radikal biçimde azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Ölçek ve Kapsam: B, C ve D segmentlerini kapsayan platform, 2035 yılına kadar 30'dan fazla modelde kullanılacak ve yıllık 2 milyon adet üretim hacmine ulaşacak.</p>
<p>Teknik Üstünlükler: Platform, "enerjiye özel tasarım" felsefesiyle, ICE, HEV, PHEV, BEV dört farklı güç aktarma seçeneğini verimlilikten ödün vermeden destekliyor. Tam elektrikli versiyonlarda 800V mimari, LFP batarya desteği ve bataryayı doğrudan gövdeye entegre ederek ağırlığı ve maliyeti düşüren cell-to-body teknolojisi sunulacak. Tamamen elektronik direksiyon steer-by-wire sistemini kullanan ilk Stellantis platformu olacak.</p>
<p>Maliyet ve Hız: STLA One, araç başına maliyetlerde %20'ye varan düşüş sağlarken, yapay zeka destekli dijital mühendislik sayesinde araç geliştirme süresini 40-44 aydan 24 aya indirecek. İlk STLA One tabanlı model, 2027'de Peugeot 208 olacak.</p>
<p><strong>Yapay zekâ otonom sürüş ve "insan için teknoloji"</strong></p>
<p>Stellantis'in teknoloji stratejisi, "teknoloji, yalnızca gerçek müşterilerin günlük hayatını iyileştiriyorsa önemlidir" prensibiyle şekilleniyor. Bu anlayışla, 2027'de üç temel teknoloji platformunu devreye alacak: Merkezi yazılım mimarisi STLA Brain, yeni nesil bilgi-eğlence sistemi STLA SmartCockpit ve ölçeklenebilir otonom sürüş sistemi STLA AutoDrive. 2030 yılına kadar küresel satışların %35'inin, 2035'te ise %70'inin bu teknolojilerden en az biriyle donatılması hedefleniyor.</p>
<p>Bu dönüşümün arkasında, geleneksel tedarikçi ilişkilerini kökten değiştiren yeni bir iş birliği modeli yatıyor. Filosa ve ekibi, Qualcomm, Wayve, Applied Intuition gibi ortaklarla "beyaz kutu" white-box modeliyle çalıştıklarını vurguluyor. Bu modelde Stellantis, donanım ve yazılımı bir "kara kutu" olarak satın almak yerine, sürecin her aşamasına hakim olmak için çiplerden işletim sistemine kadar her şeyi ortaklarıyla birlikte geliştiriyor. Sonuç olarak, bir yazılım güncellemesi 18 ay yerine 24 saatte yapılabiliyor ve merkezi Qualcomm Snapdragon Digital Chassis mimarisi sayesinde toplam sistem maliyeti, dağınık eski mimariye göre önemli ölçüde daha düşük oluyor. Wayve ile hedeflenen ise, 2028'de Kuzey Amerika'da başlatılmak üzere, harita ihtiyacı olmayan, uçtan uca yapay zeka destekli, "adresten adrese" Seviye 2++ eller serbest otonom sürüş deneyimi ve RoboTaksi adımları…</p>
<p><strong>İcra zamanı</strong></p>
<p>Stellantis için faSTLAne 2030, varoluşsal bir dönüşüm için kağıt üzerinde kusursuz bir yol haritası. 60 milyar Euro'luk yatırım, 60'tan fazla yeni model, 30'dan fazla modeli besleyecek tek bir platform ve 14 markaya biçilen net roller, planın büyüklüğünü ortaya koyuyor. Ancak borsalardaki ilk sert tepkilerin de gösterdiği gibi, asıl sınav bu iddiaların sahneye konmasında… Avrupa'daki kapasite azaltımının sosyal maliyeti, STLA One'ın zamanında ve vaat edilen maliyet avantajıyla devreye alınması, Çinli ortaklarla kurulan karmaşık denklem ve 2027'de pozitif serbest nakit akışına dönme taahhüdü, Antonio Filosa ve ekibinin önündeki en kritik kilometre taşları olacak. Başarı, stratejinin güzelliğine değil, çok ciddi bir icra disiplinine bağlı olacak...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/stellantis-sol-seride-cikiyor-fastlane-2030-yol-haritasi-79964</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/4/1280x720/stellantis-oto-1779684566.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Stellantis, sol şeride çıkıyor: faSTLAne 2030 yol haritası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/egreti-dengeler-ve-ertelenen-iradeler-79962</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eğreti dengeler ve ertelenen iradeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünya ekonomisi tuhaf bir süreçten geçiyor. Petrol, doğal gaz ve gübre gibi hayati maddelerin pazarlarla bu kadar uzun süre buluşamaması, normal şartlarda kriz beklentisini tırmandırır. Gelgelelim, geçmişte biriktirilen rezervlerin devreye sokulması sorunları öteliyor.</p>
<p>Madalyonun diğer yüzünde, bu risklere meydan okuyan, dizginlenemez bir yapay zekâ çılgınlığı var. ABD’nin teknoloji devlerinin yalnızca bu yılki sermaye harcamaları bir trilyon dolara yaklaşacak. Çinli ve Avrupalı aktörlerin yapacakları hamlelerle birlikte, küresel yatırım tutarı 1,5 trilyon doları bulabilir. Eşikteki büyük halka arzlar da fiyatlamaları şekillendiriyor. Borsa endeksleri zirve seviyelerde geziniyor. Merkez bankalarının sert faiz artırımlarına gitmeyeceğine yönelik inanç, yatırımcıları bu riskli oyunun içinde tutuyor.</p>
<p>Ancak geçmişteki finansal balonlar önemli dersler barındırıyor. Her spekülatif dalganın son evresi, gözleri kör eden bir coşku perdesiyle açılır. Tarihte ne iş yaptığı bilinmeyen hayali yapılara sermaye akıtıldı. Bugün de ticari geri dönüşü henüz belirsiz olan yapay zekâ girişimleri milyar dolarlık değerlemelerle borsaya adım atıyor. Önümüzdeki dönemde gerçekleşecek OpenAI, Anthropic ve SpaceX gibi şirketlerin halka arzları bu çılgınlığın son perdesi olabilir. Yatırımcılar ufuktaki tehlikeyi net bir şekilde görseler de kazançların cazibesine yenik düşüyorlar. Kısacası küresel finans sahnesinde bugün, eğreti dengeler ve ertelenen iradeler rol oynuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/egreti-dengeler-ve-ertelenen-iradeler-79962</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eğreti dengeler ve ertelenen iradeler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalar-barisi-satin-almaya-hazir-79961</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar barışı satın almaya hazır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Barışın tesis edilmesi, petrol fiyatlarındaki gerileme ve dezenflasyon sürecinin yeniden tesisi ile getirilerdeki yükselişin yaklaşık yarısının önümüzdeki bir kaç ayda geri gelmesini bekliyoruz. Ancak savaş öncesi seviyelere geri dönmemiz 3-4 çeyrek sürer. </strong></p>
<p>ABD Başkanı Trump’ın  barış için ön koşullar üzerinde anlaşma yapmaya yakınız açıklaması üzerine haftaya pozitif bir havada başlıyoruz. Enerji piyasası Hürmüz Boğazı’nda çatışmalar sırasında gördüğü tepe noktasına göre 10 dolar gerileme ile barış ümidini kısmen satın aldı. Ama daha düşecek çok yeri var. </p>
<p>Son açıklamalar, “zenginleştirilmiş uranyum, Hürmüz’ün kontrolü, yaptırımların kaldırılması” gibi temel konularda  ABD ve İran arasında anlaşmazlık olduğunu gösteriyordu. Bu konularda mutabakat sağlandı mı, yoksa sorunlar ötelendi mi? Bu soruların cevabını henüz  bilmiyoruz. </p>
<p>Bildiğimiz tek şey, Başkan Trump’ın kısa sürede Hürmüz Boğazı’nı açmak zorunda olduğu. Cumhuriyetçilere halk desteği savaş nedeniyle çok zayıfladı. Pompa fiyatlarındaki artış ve ekonomideki yavaşlama  kamuoyunun üçte ikisini savaş karşıtı yaptı. </p>
<p><strong>Trump, İran ile anlaşıp Hürmüz </strong><strong>Boğazı’nı açmak zorunda</strong></p>
<p>Yeni Fed Başkanı Warsh’ın enerji şokunun ikincil etkilerini görmeden  faiz indirme ihtimali düşük. Fed vadelileri 2026 Aralık veya 2027 Ocak toplantısında 25 baz puan faiz artışı fiyatlamaya başladı. Dolayısıyla süvarilerin ekonominin yardımına gelme şansları yok. </p>
<p>Hürmüz Boğazı’nın açılmadığı bir senaryoda Cumhuriyetçiler Senato ve Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kaybedebilir. Topal ördek konumuna düşmek istemeyecek Başkan Trump bir an evvel İran ile anlaşma yapıp, Hürmüz Boğazı’nı açmak zorunda. </p>
<p>Kısa vadede piyasaların yönünü belirleyecek temel konu Hürmüz’ün açılıp açılmayacağı. Enerji  piyasasında mevcut fiyatlamalar kısa vade için 30-35 dolar, orta-uzun vade için 20-25 dolar jeopolitik risk primi içeriyor. Hürmüz’den akışın  güvenli bir şekilde başladığı senaryoda fiyatların ilk aşamada kısa vadeli kontratlarda 10-15 dolar, orta-uzun vade için 5-10 dolar gerilemesini bekleriz. </p>
<p>Hürmüz’ün açılmasının enerji dışı piyasalarda etkisi ne olur? Ortadoğu şokunu sert fiyatlayan tahvil piyasaları muhtemelen iyimser havadan en çok yararlanacak varlık grubu olur. Uzun vadeli ABD, İngiltere, Japonya 30 yıllık tahvil getirileri savaş döneminde 50 -70 baz puan yükseliş ile en çok değer kaybeden varlıklar. Olası barış senaryosunda en sert fiyatlamayı bu varlık grubunda görürüz. </p>
<p>Savaşı umursamadan yeni zirve yapan hisse senedi piyasaları barış haberine daha az tepki verir. Yükselişte başrolü oynayan yapay zeka teması savaştan bağımsız yatırımcıların ilk tercihi olmaya devam eder. Jeopolitik risk ve ekonomide yavaşlama endişesiyle  sert değer kaybeden dayanıklı tüketim malları, gayrimenkul, havacılık, otomotiv gibi döngüsel sektörler tepki alışı ile toparlanır.  Enerji, petrokimya gibi savaş döneminden yararlanan sektörler bu süreçte negatif ayrışır. </p>
<p>Türkiye varlıklarında savaşı en sert fiyatlayan varlık grubu devlet iç borçlanma senetleri. Ortadoğu şoku ve enflasyondaki yükseliş ile gösterge tahvil getirisinde  800 baz puan, 10 yıllık tahvil getirisinde 600 baz puan yükseliş görüldü. Mutlak butlan kararı, hiç şüphesiz, bu sürece katkıda bulundu.  </p>
<p><strong>Borsa İstanbul’da ‘K Tipi’ </strong><strong>ayrışma ile yeni zirve</strong></p>
<p>Barışın tesis edilmesi, petrol fiyatlarındaki gerileme ve dezenflasyon sürecinin yeniden tesisi ile getirilerdeki yükselişin yaklaşık yarısının önümüzdeki bir kaç ayda geri gelmesini bekliyoruz. Ancak savaş öncesi seviyelere geri dönmemiz 3-4 çeyrek sürer. </p>
<p>Borsa İstanbul savaş döneminde “K tipi” bir ayrışma ile yeni zirve yaptı. Enerji, petrokimya, savunma yeni zirveye ulaşılmasında etkili olan sektörlerdi. Banka, gayrimenkul, havacılık, otomotiv  gibi döngüsel sektörler negatif ayrıştı. </p>
<p>Barış olursa geçtiğimiz üç ayın tam tersini yaşarız. Enerji, petrokimya, savunma değer kaybederken, banka, gayrimenkul, havacılık, otomotiv gibi jeopolitik riskin sönümlenmesinden, dezenflasyon sürecinin ve faiz indirim döngüsünün yeniden başlamasından yararlanacak sektörler pozitif ayrışır. Kısa vadeli negatif tepki hareketi  sonrası yenilenebilir enerji ve savunma orta-uzun vadeli tema olarak yatırımcıların radarında yer almaya devam eder.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/piyasalar-barisi-satin-almaya-hazir-79961</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piyasalar barışı satın almaya hazır ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracati-kurban-etmeyelim-79960</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatı kurban etmeyelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yakın geçmişte savunma sanayimizin yaptığı atılım ile ihracat tarafında hayranlık uyandıracak gelişmeler yaşanıyor. Fakat kurulu kapasitenin, istihdamın ve ihracatın büyük bölümünü oluşturan sektörlerimizdeki durum pek de öyle değil.</strong></p>
<p>“Türkiye ekonomisinin en önemli sorunları nelerdir?” sorusuna toplumumuzun farklı kesimlerinden gelecek cevaplar muhtemelen şunlar olurdu:</p>
<p>- Hayat pahalılığı</p>
<p>- Faizlerin yüksekliği</p>
<p>- Yüksek enflasyon</p>
<p>- Üretim maliyetlerinin yüksekliği</p>
<p><strong>Cari denge hızla bozuluyor</strong></p>
<p>Bir de vatandaşın doğrudan hissetmediği ama arka planda ilerlemekte olan daha teknik sorunlar var. Mesela, cari denge henüz kritik noktalardan uzak olsa da, son aylarda hızla bozuluyor. Savunma, elektronik ve otomotiv dışındaki sektörlerin büyük kısmında faaliyet koşullarındaki bozulma, firmaların hem iç piyasada hem ihracatta zorlamalarına neden oluyor. Üretim maliyetleri son birkaç yılda hızla arttığı için, yurtiçinde ithal mallara rağbet yükselirken, ihracatta pazar kayıpları yaşanıyor.</p>
<p>Bazıları, “Hangi pazar kaybından bahsediyoruz; ihracat her ay yeni rekorlar kırıyor!” diyerek karşı çıkabilir. Açıklamaya çalışayım…</p>
<p>Bir malın satış tutarı, birim fiyatı ile satılan mal miktarının çarpımıdır. Örneğin, tanesi 100 dolar olan ürününüzden 500 adet ihraç ediyorsanız, 50 bin dolar ihracat geliriniz olur. Son dönemde bizde olduğu gibi üretim maliyetleriniz artar fakat döviz kuru benzer oranda yükselmezse, tampon görevi yapacak düzeyde kârlılığınız da yoksa, malınızın fiyatını yukarı çekmek zorunda kalırsınız. Önceki yıl 100 dolara sattığınız malın fiyatını istemeyerek de olsa, 120 dolara çıkarırsanız, alıcılarınızın bir kısmı sizin ürünleriniz yerine başka tedarikçilere yönelir. Ancak bu müşteri kaybı bir anda olmaz, zamanla sizin yerinizi alacak diğer üreticilere rağbet artar. Diyelim ki; satışlarınız 500 adetten 450 adede gerilesin. Bu durumda satış geliriniz (120x450) 54 bin dolar olur. Yeni satış verinizi iki türlü yorumlayabilirsiniz. Ya “50 binden, 54 bin dolara çıktık, iyi gidiyoruz” dersiniz, ya da “Cirom arttı ama sattığım mal adedi yüzde 10 düştü. Müşteri kaybediyorum, acilen bir şey yapmak gerekiyor”</p>
<p>Şimdi örnekten çıkıp, Türkiye’nin gerçek ihracat verilerine bakalım. Türkiye'nin ihracat birim fiyatları neredeyse iki yıldır kesintisiz yükseliyor. Nisan 2024’te ihracat birim değer endeksi 114 iken, Mart 2026’da 130,5 oldu. Artış yüzde 14,5.</p>
<p>İhraç ettiğiniz malların fiyatları, kalite, tasarım, marka, teknoloji içeriği gibi katma değeri artıran faktörlerle yükseliyorsa, bu tercih edilen bir durumdur. Nitekim yıllardan beri dile getirilen “ihracat fiyatlarımızın artması gerekiyor” savının arka planında bu düşünce var.</p>
<p>Fakat ihracat fiyatlarınız bu nedenlerle değil de, üretim maliyetlerindeki yükselişten kaynaklanıyorsa, bu küresel pazarda güç kaybettiğiniz anlamına gelir. Yakın geçmişte savunma sanayimizin yaptığı atılım ile ihracat tarafında hayranlık uyandıracak gelişmeler yaşanıyor. Fakat kurulu kapasitenin, istihdamın ve ihracatın büyük bölümünü oluşturan sektörlerimizdeki durum pek de öyle değil. İşte bu yüzden İhraç edilen mal miktarı geriliyor, yurtiçinde nispeten ucuzlayan ithal mallara yönelim artıyor.</p>
<p>2000’li yıllarda güzel bir artış yakalayan toplam ihracat miktarı, 2021-2024 döneminde yatay seyrettikten sonra, Ağustos 2025'ten bu yana sürekli geriliyor. Maalesef bu kan kaybı 2026’nın ilk üç ayında biraz daha şiddetlendi. Ocak-mart döneminde ihracat miktar endeksi önceki yılın yüzde 14 gerisinde.</p>
<p><strong>Müşterilerimiz, sürekli </strong><strong>pahalılaşan ürünleri tolere etmez</strong></p>
<p>Yani pek çok sektör daha fazla mal sattığı için değil, sattığı malı daha pahalıya sattığı (satmak zorunda kaldığı) için toplam ihracat değeri yüksek görünüyor.</p>
<p>Asıl tehlike de tam burada başlıyor. Dünya genelindeki müşterilerimiz sürekli pahalılaşan ürünleri tolere etmez. Alıcılar, bir noktadan sonra daha uygun fiyatla sunan alternatif ülkelere yönelir. Türk mallarının özellikle emek yoğun ve düşük-orta teknolojili sektörlerde rakip ülkelere göre pahalı kalması, siparişlerin başka pazarlara kaymasına neden oluyor.</p>
<p>Türkiye’nin sanayide yeniden nefes alabilmesi için yalnızca daha çok üretmesi değil, rekabetçi maliyetlerle üretmesi gerekiyor. Aksi halde, yarın miktarda daha sert düşüşlerle, kalıcı pazar kayıpları yaşanabilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ihracati-kurban-etmeyelim-79960</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İhracatı kurban etmeyelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2016dan-beri-siyaset-genclerle-ilgilenmiyor-79959</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2016’dan beri siyaset gençlerle ilgilenmiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Erken seçim düşünenlerin akılda tutması gereken iki husus var sanırım: Biri, gençlerin mutsuz ve umutsuz olduğu. Diğeri, ilk seçimde ağırlıkla genç seçmenlerin oyunun belirleyici olacağı.</strong></p>
<p>Siyasetin kendi içine kapandığı bir dönemdeyiz yine. Ne demek kendi içine kapanmak? Kendi derdine odaklanmak demek. Dert belli: Siyasetçinin kariyer planı. Cumhurbaşkanından ilçe başkanına mesele hep aynı. 2016’dan beri işin kolayını da buldular. Siyaset, olmayanı olmuş gibi gösterip itişmeye dayalı bir tür vodvile döndü. Milletle bağı iyice koptu.</p>
<p>Bir de buna bizim burada başkanlık sistemi adı verilen “bütün kağıtları ben imzalayayım düzenlemesi” ile bakanlıklarda müsteşarlıkları kapatıp memleketin politika tasarım kabiliyetini iptal ettiğimizi ekleyin. Siyasetin milletin derdine çare tasarlama yolu da böylece kapatılmış oldu.</p>
<p><strong>Bilgi Üniversitesi kararı geçen </strong><strong>haftanın bir numaralı abukluğuydu</strong></p>
<p>Yoksa “Bilgi Üniversitesi’ni bugün itibariyle kapattım. Oldu, bitti” diye daha dönem bitmeden, öğrenciler derslere devam eder, sınavlara girerken gençlere yıl kaybettirecek abuk bir karar çıkabilir miydi? Hayır, çıkmazdı. Siyasetin gençlerin derdinden kopukluğunu bundan daha iyi göstermek mümkün olamazdı.</p>
<p>Geçen haftanın bir numaralı abukluğu Bilgi Üniversitesi kararıydı doğrusu. Memleketin kurumsal kapasite erozyonunun ulaştığı aşamanın nişanesiydi. CHP ile ilgili karar, yine de bir mahkeme kararı kisvesindeydi. Ama Bilgi Üniversitesi’ndeki karışıklık bir idari karar, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiydi. Doğrudan idarenin kurumsal kapasitesini bir kez daha yakından görmüş olduk.</p>
<p><strong>Meclis’in, Başkanlık sistemi </strong><strong>içinde bir ağırlığı yok</strong></p>
<p>Eskiden Meclis’teki milletvekilleri siyaset ile seçmen arasındaki bağı kuruyordu. Hataları düzeltmek daha kolaydı. Şimdi Başkanlık düzenlemesi ile Meclis’in ya da vekillerin sistem içinde bir ağırlığı yok. Bakanların, bürokratların ciddiye almadığı vekillerin doğal olarak bir işlevi de yok.</p>
<p>Eskiden siyaset ile seçmen arasındaki bağlantıyı kurmak için iletişime geçilebilecek 600 vekil vardı seçmen açısından. Şimdi seçmenin işini halletmek için tek bir kişiye erişmesi gerekiyor. Ört ki ölem.</p>
<p><strong>Yandaki grafikte</strong> 18-24 ile 25-34 yaş grubu gençlerin genel mutluluk ve umut düzeylerini takip etmek mümkün. Veri TÜİK istatistiklerinden. İlk bakışta üç sonuç çıkartabilmek mümkün aslında.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13d286a1826-1779683974.jpg" alt="" width="800" height="388" />Birincisi, toplum genelinde ve gençlerde genel mutluluk ve umut düzeylerinin en düşük seyrettiği dönemdeyiz son 20 yıl açısından bakarsanız. Mutluluk ve umudun taban yaptığı bir dönem bu. Erken seçim düşünenlerin akılda tutması gereken iki husus var sanırım: Biri, gençlerin mutsuz ve umutsuz olduğu. Diğeri, ilk seçimde ağırlıkla genç seçmenlerin oyunun belirleyici olacağı.</p>
<p>İkincisi, gençlerin mutluluk düzeyleri ve umutları özellikle 2016’dan beri geriliyor. Nedir? 2016’dan beri siyaset kendi içine kapanıp, yalnızca kendi derdine odaklanınca kimse milletin ve özellikle de gençlerin dertleriyle ilgilenmiyor. Bu da mutsuzluğu ve umutsuzluğu körüklüyor.</p>
<p><strong>Siyaset kendi içine kapanırken </strong><strong>gençlerin derdi bitmiyor</strong></p>
<p>Üçüncüsü, siyasetin gençleri iten ihtiyarlar arası bir koltuk kapmaca oyununa dönüşmesi de gençlerin mutsuzluğu ve umutsuzluğunu yalnızca derinleştiriyor. Şimdi halimize bakın mesela. AKP ve CHP genel başkanlarının yaş ortalaması 62’den 74’e çıkar mı diye takip ediyoruz milletçe bu aralar. Ortanca yaş ise 34,9 civarına ancak yükseldi bu arada 2025 yılında. 2020’de ortanca yaş 32,7 idi.</p>
<p>Siyaset kendi içine kapanırken gençlerin derdi bitmiyor. <strong>Yandaki grafik</strong>, 2008-2024 yılları arasında, Türkiye’de 22-29 yaş grubu gençlerin ne kadarının yüksek öğrenim mezunu olduğunu gösteriyor. 2008 yılında 22-29 yaş grubundaki gençlerin yalnızca yüzde 9’u yüksek öğretim mezunuymuş. Bu oran 2016’da yüzde 32’ye yükseliyor. 2024 itibariyle ise yüzde 40 oluyor.</p>
<p>Bu ne demek? Yüksek öğretim mezunu olan bir gencin hayattan beklentileri, yüksek öğretim mezunu olmayan bir gence kıyasla artıyor. Beklentiler artarken beklentilere erişim imkanının nasıl artacağını ise siyasetin düşünmesi gerekiyor.</p>
<p>2008’den 2024’e 22-29 yaş grubunda yükseköğretim mezunlarının oranı dört kat artarak yüzde 40’a ulaşıyor. Doğal olarak, beklentileri artıyor. Ama kimse gençlerin dertleriyle dertlenmediği, bu artan beklentilerin nasıl karşılanacağına ilişkin bir beş dakika düşünmediği için gençler mutsuz ve giderek umutsuz oluyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13d2bc269bf-1779684028.jpg" alt="" width="800" height="384" /></p>
<p>Siyaset kendi içine kapandığı için kimsesiz ve ilgisiz kalan bu yüksek öğretim mezunu gençler bakın sonra ne oluyor? Üniversite bitiren her 10 gençten 3’ü istihdam dışında kalıyor. Yüksek öğretim mezunu olup beklentilerini artırdığımız gençlerin yüzde 30’u işsiz kalıyor.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki, “iyi işte yüzde 70’i bir işte çalışıyor.” Doğru. Ancak bunların yüzde 43’ü üniversitede eğitimini aldıkları alanın dışında bir işte çalışıyorlar. Kalan yüzde 57’si kendi alanlarında çalışıyorlar.</p>
<p>Üniversiteden mezun olan her 10 genç diye söylersem bunlardan yalnızca 4’ü eğitimini aldıkları alanda çalışma fırsatı buluyorlar. Sayıları artıyor, beklentileri yükseliyor ama yalnızca yüzde 40’ı kendi alanlarında çalışıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13d2e818665-1779684072.jpg" alt="" width="800" height="360" />Peki, nedir Türkiye’nin problemi? Dünyada ülkeler ikiye ayrılıyor bana sorarsanız. Birincisi, kural hakimiyetinin esas olduğu, geleceğin öngörülebilir olduğu ülkeler. Geleceğe yönelik hadiselere bir olasılık dağılımı atfedebiliyorsunuz normal ülkelerde.  İkincisi ise her an her şeyin olabileceği, kuralların bir gecede keyfi bir biçimde değiştirilebildiği ülkeler. Bu tür ülkelerde geleceğe yönelik hadiselere bir olasılık dağılımı atfedebilmek mümkün değil. Türkiye, ikinci grupta yer alıyor.</p>
<p>Türkiye’nin ikinci grupta yer aldığını, bugünlerde en çok Bilgi Üniversitesi öğrencileri, öğretim üyeleri ve çalışanları hissediyordur sanırım. Ama hepimiz aynı gemideyiz. İktidar elitlerinin bu gece ne yapacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.</p>
<p>2016’da da Ankara’nın üzerinde savaş uçakları uçarken aynı belirsizlik duygusunu hissetmiş ve yıllar önce Amman’da bir taksi şoförünün söyledikleri aklıma gelmişti. Geçen hafta CHP ve Bilgi Üniversitesi haberleri arasında aynı konuşma yine aklıma geldi doğrusu.</p>
<p>Amman’da kaldığım otelden havaalanına gitmek için bir taksiye binmiştim. Şoförle sohbet ediyorduk. “Amman çölün mücevheridir” demişti bana. Sonra bir an durmuş ve sesinde bir karasızlıkla “Gerçi” diye eklemişti, “Bir süre önce Şam da öyleydi.” (Şam o sıra savaş alanıydı, iç savaş nedeniyle. Özellikle Şam kırsalı.)</p>
<p>O vakit, Ortadoğu’da yaşamanın nasıl bir şey olduğunu ilk kez düşündüğümü hatırlıyorum. Akıllarda hep bir geçicilik, “her an her şey değişebilir” duygusu oluyor. Taksi şoförü Amerika’dan Ürdün’e geri dönmüştü. Ama şimdi kafasında bir “acaba yanlış mı yaptım” sorusu vardı.</p>
<p>Ortadoğu’nun mesafe almasını engelleyen meselelerden birinin ben bu “her an her şey değişebilir” algısı olduğunu düşünüyorum. Ülkenin kurumsal altyapısı ne kadar zayıfsa her an her şey değişebilir duygusu o kadar güçlü oluyor. Her an her şey değişebilir algısı ne kadar kuvvetliyse o ülkede istikrar olmuyor. İstikrar yoksa yatırım da olmuyor.</p>
<p>Siyasetçi kendi kariyer planına odaklanıyor.</p>
<p>Millet derdine yanıyor.</p>
<p>Gençlerin gözü dışarıda oluyor.</p>
<p>İşte size Türkiye.</p>
<p>Toparlamak mümkün mü? Evet.</p>
<p>Türkiye’nin en önemli varlığı, yedi iklimde, zor şartlar altında faaliyet gösterebilen becerikli Türk şirketleridir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2016dan-beri-siyaset-genclerle-ilgilenmiyor-79959</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/9/1280x720/46u-1779684101.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2016’dan beri siyaset gençlerle ilgilenmiyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-icin-gazze-modeli-tahran-rejimi-bolge-ulkelerine-emanet-79958</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran için &#039;Gazze modeli&#039;; Tahran rejimi bölge ülkelerine emanet</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İran’daki mevcut Molla rejimini deviremeyeceğini anlayan Trump, orta yolu, belirli tavizler karşılığında Tahran’ı Ortadoğu’daki mevcut sisteme yeniden entegre etmeye çalışmak olarak bulmuş görünüyor. Bu entegrasyon sürecinin sorumluluğunu ise büyük ölçüde, aralarında Türkiye’nin de olduğu, bölge ülkelerine bırakıyor.</strong></p>
<p>İran’da savaş -neredeyse- bitiyor;</p>
<p>Pakistan ve bölge ülkelerinin desteğiyle hazırlanan barış metni, hem Washington’ın hem de Tahran’ın onayını almış görünüyor. Tahran’daki Molla rejimi değişmeden İran ile herhangi bir barışa karşı çıkan savaşın üçüncü tarafı İsrail ise sessiz. Ancak işaretler, ABD Başkanı Trump’ın baskısıyla İsrail Başbakanı Netanyahu’nun da “ikna edileceğini” gösteriyor.</p>
<p>Sızan mutabakat taslağına göre;</p>
<p>- İran Hürmüz Boğazı’nı yeniden açacak ve mayınları temizleyecek,</p>
<p>-  Yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stokları konusunda müzakereye oturacak,</p>
<p>- Nükleer silah üretmeme taahhüdü verecek,</p>
<p>- Buna karşılık ABD de İran’a yönelik bazı yaptırımları gevşetecek, özellikle halen bloke edilmiş durumdaki ülke dışındaki İran malvarlıklarını geri verecek,</p>
<p>- İran’ın petrol satışına alan açacak.</p>
<p>Kâğıt üzerinde bakıldığında bu tablo, küresel ekonomi açısından rahatlatıcı görünüyor. Petrol fiyatlarının düşmesi, sigorta maliyetlerinin azalması ve enerji arz zincirinin yeniden normalleşmesi dünya piyasaları açısından ciddi bir nefes anlamına geliyor.</p>
<p>Ancak bu barış anlaşmasının altında, özellikle bölge ülkeleri açısından çok daha ağır bir sorumluluk bulunuyor; ABD Başkanı Trump bu anlaşma ile savaşı bitirmiyor, aksine “maliyeti” Ortadoğu ülkelerine dağıtıyor.</p>
<p>Ortaya çıkan tablo barış anlaşmasından çok, “kontrollü gerilim yönetimi” gibi duruyor. İran’daki mevcut Molla rejimini deviremeyeceğini anlayan Trump, orta yolu, belirli tavizler karşılığında Tahran’ı Ortadoğu’daki mevcut sisteme yeniden entegre etmeye çalışmak olarak bulmuş görünüyor. Bu entegrasyon sürecinin sorumluluğunu ise büyük ölçüde, aralarında Türkiye’nin de olduğu, bölge ülkelerine bırakıyor.  Washington yönetimi bu anlaşmayla, bölgesel güvenlik yükünü giderek Ortadoğu ülkelerine, İran’ın komşularına devrediyor.</p>
<p><strong>İbrahim Anlaşmaları yerine </strong><strong>“Gazze modeli” devrede</strong></p>
<p>İran’ın sisteme entegrasyonu konusundaki yeni model, Trump’ın daha önce kullandığı “Gazze modelini” andırıyor. Trump daha önce Gazze’de yaptığının benzerini yapıp, ABD’nin Ortadoğu’daki askeri angajmanını azaltıyor, maliyeti bölge ülkelerine bırakarak, ortaya çıkan yeni dengeyi ise “istikrar” olarak pazarlıyor.</p>
<p>Trump’ın ilk başkanlık döneminde denediği, Ortadoğu’da İsrail merkezli bir güvenlik ekseni kurmaktı. Bunun için İbrahim Anlaşmaları aracılığıyla Arap dünyası bölündü. Arap ülkelerinden bir kısmı İsrail’le “ortak ittifak” kuracak kadar yakınlaştırıldı. Ancak bu süreç, büyük ölçüde İran ve vekil güçlerinin etkisiyle yürümeyince, ABD çareyi İsrail’le birlikte İran’a saldırarak rejimi değiştirmekte gördü. İran’ın buna yönelik verdiği karşılık bölgedeki İsrail-ABD yanlısı Arap ülkelerini vurmak ve Hürmüz Boğazı’nı kapatmak oldu.</p>
<p>Sonuçta İran, ABD-İsrail saldırılarından büyük zarar ve yıkım görse de, taktiği işe yaradı. Tahran rejimini değiştiremeyeceğini gören Trump yönetimi - ABD’de yaklaşan kasım ara seçiminin de baskısıyla- devreye daha önce işlemiş olan “Gazze modelini” aldı.</p>
<p>Trump’ın İran anlaşmasından hemen önce aralarında Türkiye’nin de olduğu bölge ülkelerinin liderleri ile telekonferans görüşmesi, ardından yaptığı sosyal medya paylaşımlarında da toplantıya katılan ülke liderlerini tek tek sayması bir anlamda “tarihe not düşmeyi” amaçlıyor gibi; Gazze meselesinde Trump ile birlikte masaya oturtulup, bir nevi “garantör” yapılan bölge ülkeleri, şimdi de telekonferans aracılığıyla İran konusunda “garantör” haline getirilmiş görünüyor. İran artık ABD’nin - ya da İsrail’in değil- tüm bölgenin sorunu olmuş durumda.</p>
<p>Bu açıdan bakınca da Trump’ın yürüttüğü süreç bir barış anlaşmasından çok yeni bir bölgesel yük paylaşımı modeline benziyor; Tıpkı Gazze’de olduğu gibi.</p>
<p><strong>Barış anlaşmasının kırılganlığı</strong></p>
<p>Uluslararası medyaya sızan barış anlaşmasında pek çok kırılgan unsur da var.</p>
<p>Bunlardan en kritik olanı, mutabakatın İsrail-Hizbullah hattında da fiili ateşkesi öngörüyor olması. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun Trump ile yaptığı görüşmede özellikle bu başlığa itiraz ettiği İsrail basını tarafından çokça yazılıp çizildi. Tel Aviv’deki güvenlik çevreleri İran’a ekonomik nefes verilmesinin orta vadede Hizbullah dahil tüm vekil ağlarını yeniden canlandıracağı görüşünde.</p>
<p>Ancak önceliği küresel enerji piyasalarının istikrarı, petrol fiyatlarının kontrolü ve Amerikan ekonomisinin seçim sürecine düşük maliyetle girmesi olan Trump yönetimi - şimdilik- Netanyahu ve ekibinin itirazlarını duymazdan geliyor. ABD yönetiminden gelen “Netanyahu’nun sonbaharda İsrail’de yapılacak seçimlere yönelik iç politik hesapları var ama Trump küresel ekonomiyi düşünmek zorunda” mesajı da aslında bu ayrışmanın açık ifadesi.</p>
<p>Anlaşmadaki bir başka kırılganlık ise metindeki muğlak ifadelerin Tahran ve Washington tarafından farklı farklı okunuyor olması. Bu durum özellikle zamana yayılan İran’ın nükleer programına ilişkin müzakerelerde ortaya çıkacak gibi duruyor. Yine Hürmüz Boğazı’nın yeniden trafiğe açılmasına ilişkin ayrıntılar ve İran’a yönelik yaptırımların ne kadar/nasıl kaldırılacağı konusu da muğlak uzlaşmada “açık bırakılan” meseleler. İlerde bunlar üzerinde yeniden gerilim çıkma ihtimali büyük.</p>
<p><strong>Pakistan’ın kritik rolü</strong></p>
<p>İran anlaşmasında Pakistan’ın oynadığı kritik rolün de ABD’nin küresel hesaplarıyla uyumlu olduğunu söylemek mümkün;</p>
<p>Nükleer silah kapasitesine sahip tek Müslüman ülke olan Pakistan, Çin-Tahran hattı üzerinde yer alıyor.</p>
<p>Pakistan’a verilen stratejik arabulucu rolü, sadece kolu kanadı -şimdilik- kırılmış olan İran yönetiminin küresel çekişmede Ortadoğu’daki mevcut sisteme dahil edilmesini değil, İslamabad’ın da Batı cephesine entegre edilmesini içeriyor. Dolaylı olarak Çin’in bir nefes borusu daha kapatılmaya çalışılmakta bu mimari ile.</p>
<p>Yeni anlaşmanın ortaya çıkardığı sonuç ise, henüz hiçbir şeyin kesinleşmiş olmaması;</p>
<p>İran dosyasında son dakika kırılmaları her zaman mümkün. Ancak mevcut uzlaşma artık Ortadoğu’da doğrudan savaş yükü taşımak istemeyen ABD’nin işine gelir nitelikte.</p>
<p><strong>Ankara’nın ikilemi: Trump </strong><strong>ile mi, Trump’sız mı?</strong></p>
<p>Türkiye, daha önce Gazze’de Hamas’ın olduğu gibi, şimdi de Tahran’ın “zapt-ı rapt” altına alınmasında fiilen “garantör” haline geliyor varılan İran anlaşması ile.</p>
<p>Bu, Türk kamuoyunda yükselen Amerikan-İsrail karşıtı tavır düşünüldüğünde Ankara’daki mevcut hükümet açısından taşıması oldukça ağır bir yük. Ancak ABD Başkanı Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın girdiği bu yükün ya pek farkında değil, ya da hiç aldırmıyor gibi.</p>
<p>Trump’ın önce atıp, sonra sildiği, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine yönelik sözlerine atıf yaptığı sosyal medya paylaşımı, sadece AK Parti seçmenleri değil, Türkiye’deki tüm seçmenler açısından oldukça ağır. Trump sildiği sosyal medya paylaşımında Erdoğan’ın kendisine hitaben aynen şöyle söylediğini ima etti;</p>
<p>“Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkürler. “Başkan Trump, dünyanın asırlardır beklediği lider. Sadece güçten bahsetmiyor, o gücün bizzat kendisi...”</p>
<p>Tweet’in daha sonra silinmiş olması, Amerikalılara böylesine bir paylaşımın Türkiye iç siyaseti açısından tehlikelerinin yoğun bir telefon trafiği ile anlatılmış olduğunu düşündürüyor. Üstelik Amerikan Başkanı’nın bu paylaşımı tam da Türkiye’deki ana muhalefet partisinin üst yönetiminin yargı kararlarıyla değiştirildiği bir ortamda gelmesi ayrıca anlamlı elbette.</p>
<p>Ancak ister gaf, ister Amerikan yönetiminin stratejik hesaplamaları sonucu olsun, ABD Başkanı’nın bu paylaşımının AK Parti hükümetinin dış politikadaki “denge politikası” imajına büyük zarar verdiği açık.</p>
<p>Silinmiş de olsa paylaşımın Moskova’da, Pekin’de, Avrupa ülkelerinin tümünde, hatta ABD’deki Demokrat Parti çevrelerinde dikkatle not edildiğini tahmin etmek güç değil...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-icin-gazze-modeli-tahran-rejimi-bolge-ulkelerine-emanet-79958</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/8/1280x720/iran-harita-1779689007.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran için &#039;Gazze modeli&#039;; Tahran rejimi bölge ülkelerine emanet ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/en-arka-kompartimanda-yolculuk-nereye-79957</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> En arka kompartımanda yolculuk nereye?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ben bu cennet vatanı, el birliğiyle nasıl cinnet vatan haline getirdiğimizin cevabını bulamadım. “Ben buldum”  diyen varsa beri gelsin, çekinmesin söylesin. Bildiğim şudur ki Türkiye, birinci sınıf mevki yolcusudur hep.</strong></p>
<p>Trene biniyoruz <strong>en pahalı biletle en arka kompartımanda</strong> yolculuk yapıyoruz. Kapıya en yakın yerde oturtuluyoruz. Paramızın olmasının bir anlamı olmuyor. Çünkü <strong>trenin yolcusu</strong> olarak görülmüyoruz. Giderek kamplaşan dünyada iddiamız “<strong>dünya lideri</strong>” olmak ancak dünyanın bundan haberi var mı?</p>
<p>Bugün <strong>carry trade </strong>ile gelişmekte olan ülkeler arasında <strong>en yüksek faizi</strong> ödemesine rağmen ülkemizin <strong>yabancı sermaye</strong> çekememesinin, <strong>Avrupa Birliği</strong> görüşmelerinin durdurulmasının, öz sermayeleri <strong>üçte bir fiyatına</strong> gerilemesine rağmen bankaların borsada bile alıcı bulamaması <strong>ilginç geliyor bana.</strong></p>
<p><strong>BENİM İÇİM SIKILIYOR, SİZİN SIKILMIYOR MU?</strong></p>
<p>Peki, bunca krizin içerisinde neden bu kadar <strong>yüksek maliyet</strong> ödüyoruz? <strong>Gıda enflasyonunda</strong> dünya şampiyonu olmanın mantığı nedir? <strong>Yenimiz mi dar yoksa yerimiz mi</strong>? Mercimeği öğrettiğimiz <strong>Kanada</strong>’dan mercimek ithal edecek kadar tarımı batırdık<strong>, kendi hazinemizin dilencisi </strong>yapılıverdik.</p>
<p>Hiç birimiz <strong>göremiyor muyuz</strong> var olan sorunları? Yoksa <strong>kendimiz konuşup kendimiz mi dinliyoruz</strong>? Senin <strong>en arka kompartımana talip olman </strong>da tren yolcusu olman için yeterli değil artık. <strong>O koltuk boş </strong>gidiyor… <strong>Yer yok</strong> da denilebiliyor. Paran olur, bilgin olur, varlığın olur… <strong>İtibarın olmazsa</strong> her şey boş…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Uygarlık trenine dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Kredibiliten olmazsa?</em></strong></p>
<p><strong>Sözün senet yerine</strong> geçmezse arka koltukta dahi yolculuk yapmakta zorlanırsın. Oysa <strong>420 OSB’miz,</strong> yüzbinlerce şirketimiz ve <strong>üretken girişimcilerimiz</strong> var. Ancak <strong>ürettiğimizin hayrını göremiyoruz;</strong> ne yazık.</p>
<p><strong>Bu bir kader mi?</strong></p>
<p>Değil elbette. En pahalı biletle en arka kompartımanda yolculuk etmek; <strong>nasıl bir kader olabilir?</strong> Yoksa bir <strong>tercih midir</strong>? Veya <strong>uygarlık talebinden vazgeçip </strong>küresel yarışın taşrasına düşmeyi mi tercih ettik?</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>UYGARLIK TRENİ KALKIYOR, YARIN YOLCUSU KALMASIN</strong></p>
<p><strong>Özdemir Asaf</strong>; “Bir insan treni kaçırırsa başka bir tren gelir onu alır / Bir ulus treni kaçırırsa başka bir ulus gelir onu alır” der şiirinde… Aslında bu, kaçırılan küresel fırsatlar için de söylenebilir fakat gerçekte olan şudur: <strong>Tren kaçmıyor, sen ona geç biniyorsun</strong>. Bu yüzden ancak ikinci mevkidesin.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>UYGARLIK TRENİ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Birinci mevki</strong>: Kural koyan, sistem geliştiren, teknoloji üreten, sözü dinlenen ülke yurttaşları</p>
<p><strong>İkinci mevki</strong>: Gelişme sürecinde, zenginleşen ancak insani gelişmişlik parametreleri düşükler</p>
<p><strong>Üçüncü mevki</strong>: Doğal kaynakları zengin ancak finansal kaynağı düşük, fakirleştirilmişler</p>
<p><strong>Dördüncü mevki</strong>: Uygarlık treninde böyle bir mevki yok. Zaten trenden atılıyorsun bu noktada</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/en-arka-kompartimanda-yolculuk-nereye-79957</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/yht.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ En arka kompartımanda yolculuk nereye? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hattusa-unescodaki-40inci-yilini-kutluyor-acik-atesle-gastronomi-listesini-gozluyor-79956</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hattuşa, UNESCO’daki 40’ıncı yılını kutluyor, ‘Açık Ateş’le gastronomi listesini gözlüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ÇORUM </strong>Belediye Başkanı Dr. <strong>Halil İbrahim Aşgın, </strong>Çorum’un Gaziantep, Hatay ve Afyonkarahisar’ın ardından gastronomiyle <strong>“UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı”</strong>na girmesi için kolları sıvarken, Anadolu Halk Mutfağı Derneği kurucularından, araştırmacı, yazar <strong>Adnan Şahin</strong>’den danışmanlık alma yolunu seçti.</p>
<p>Tokatlı olan, Çorum’u, gastronomisini yakından bilen <strong>Adnan Şahin, </strong>gastronomisiyle dikkatleri çekmek için Çorum Belediyesi’ne bir <strong>“Açık Ateş Festivali” </strong>önerdi:</p>
<p>-          <strong>Çorum’u dünyaya tanıtmak için öncelikle Berlin Turizm Fuarı’na katılmanızda fayda var. Ayrıca Çorum’un pişirme tekniklerini vitrine çıkarmak üzere </strong>“Açık Ateş Festivali” <strong>düzenleyelim. Dünyadan ünlü şefleri getirip bu tekniği deneyimlemelerini sağlayalım.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13d009bade9-1779683337.png" alt="" width="980" height="341" /></strong>Dr. <strong>Halil İbrahim Aşgın, Adnan Şahin</strong>’in önerilerini dikkate aldı. Çorum’u dünya turizm sektörünün buluştuğu Berlin Fuarı'nda bir anlamda vitrine çıkardı. Aynı zamanda <strong>“Açık Ateş Festivali” </strong>için de çalışmalar başlatıldı, tarih belirlendi:</p>
<ul>
<li><strong>Çorum Açık Ateş Festivali, 3-7 Haziran 2026…</strong></li>
</ul>
<p>Gastronomi yazarlığının yanı sıra bu konuda düzenlenen organizasyonlarda kurumlara iletişim danışmanlığı hizmeti de veren <strong>Zeynep Kakınç, </strong>10 gün önce Çorum Belediye Başkanı Dr. <strong>Halil İbrahim Aşgın</strong> imzalı davetiyeyi gönderdi:</p>
<ul>
<li><strong>Çorum’un Yeni Hikayesini Birlikte Konuşalım</strong></li>
</ul>
<p>Başkan <strong>Aşgın, </strong>davetiyede konuyu özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>Bazı şehirler vardır, sahip oldukları zenginliğe rağmen hikayeleri yeterince anlatılamamıştır. Çorum da onlardan biri.</strong></li>
<li><strong>Oysa bu topraklar, köklü medeniyet mirası, üretim kültürü, paylaşım geleneği ve güçlü gastronomik hafızasıyla çok katmanlı bir hikaye anlatıyor.</strong></li>
<li><strong>Çorum’u sadece geçmişiyle değil, geleceğe taşıyacağı vizyonuyla yeniden konuşuyoruz. </strong>“UNESCO Gastronomi Şehri” <strong>adaylık sürecimiz de bu yaklaşımın önemli bir parçası.</strong></li>
<li><strong>Üreten ve dönüşen Çorum’un yeni hikayesini paylaşmak, birlikte konuşmak istiyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Çorum Belediye Başkanı <strong>Aşgın</strong>’la <strong>Adnan Şahin</strong>’in eşi <strong>Deniz Şahin</strong>’in yönettiği, <strong>“Michelin Bib Gourmand” </strong>listesinde yer alan <strong>“SADE Beş Denizler Mutfağı” </strong>adlı restoranda düzenlediği toplantıda buluştuk. <strong>Aşgın</strong>’a Çorum Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Müdürü <strong>Eray Çetinkaya </strong>ile <strong>Adnan Şahin </strong>de eşlik etti.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a13d03ba97ca-1779683387.png" alt="" width="506" height="331" />
<figcaption><strong>Adnan Şahin</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Adnan Şahin, </strong>Çorum mutfağının pişirme teknikleriyle fark yarattığını belirtirken, Belediye Başkanı <strong>Aşgın, </strong>kentin gastronomiyle ilgili gücünü ortaya koymak için Hititliler dönemine kadar uzandıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Hattuşa (Çorum), Hititlilerin başkenti. Şehrimizin gastronomi kültürünü, çeşitliliğini ortaya çıkarmak için Hititliler döneminin tabletlerine yoğunlaştık. Oradan yemek tariflerine baktık. Örneğin 2025 yılında </strong>“Hitit Ekmeği” <strong>üretimine öncülük ettik.</strong></p>
<p>Kadın kooperatiflerini harekete geçirdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Kadın kooperatiflerinin ürünlerini pazarlayabilmeleri için el emeği pazarları kurduk.</strong></p>
<p>Hattuşa’da (Boğazkale) kazılarının başlamasının 100’üncü, <strong>“UNESCO Dünya Mirası” </strong>listesine girişinin de 40’ıncı yılını kutladıklarının altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı 34’ü buldu. 15 ürünümüz de sırada. Coğrafi işaretli ürünlerimiz arasında </strong>“Osmancık Pirinci”, “Oğuzlar Cevizi”, “Alaca Mor Soğanı”, “Kışlacık Pırasası”, “Çorum Su Böreği” <strong>yer alıyor.</strong></p>
<p><strong>Adnan Şahin </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Çorum, Osmancık’ta üretilen </strong>“Kapari”<strong> ile de öne çıkıyor. Ayrıca, </strong>“Kapari”<strong>yi ihraç da ediyor.</strong></p>
<p><strong>Aşgın, </strong>kenti gastronomide öne çıkaracak adımlarını anlatmayı sürdürdü:</p>
<p>-          <strong>Gastronomimizi tanıtmak üzere yaptığımız çalışmalar sonuç vermeye başladı. 5-7 Ekim 2026’da gerçekleşecek </strong>“San Sebastian Gastronomika”<strong>ya katılım için davet aldık. Buraya şehir katılımını ilk kez biz gerçekleştirmiş olacağız.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Anadolu’nun ilk başkenti, dünyanın merkezi Çorum’un 2026 yılında ülkemizin </strong>“UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı”<strong>na giren 4’üncü şehri olacağına inanıyoruz.</strong></p>
<p>Çorum Belediye Başkanı Dr. <strong>Halil İbrahim Aşgın, Adnan Şahin</strong>’in rehberliğinde ekibiyle birlikte <strong>“UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı” </strong>için <strong>“tam saha pres” </strong>taktiği ile çalışıyor…</p>
<p>Hattuşa’nın <strong>“UNESCO Dünya Mirası” </strong>listesine girişinin 40’ıncı yılında bu hedefe de ulaşılabileceği konusunda iddialı görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çorumlunun yaptığını herkes yapamaz</span></h2>
<p><strong>ÇORUM </strong>Belediye Başkanı Dr. <strong>Halil İbrahim Aşgın, </strong>kentin gastronomisiyle <strong>“UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı”</strong>na giriş ve bu çerçevede düzenledikleri <strong>“Açık Ateş Festivali”</strong>ni anlatırken sıklıkla şu deyimi kullandı:</p>
<ul>
<li><strong>Çorumlunun yaptığını herkes yapamaz…</strong></li>
</ul>
<p>Bunun üzerine takıldım:</p>
<p>-          <strong>Sayın Başkan, bizim aklımızda </strong>“Senin yaptığını Çorumlu yapmaz” <strong>deyimi kalmış...</strong></p>
<p>Başkan <strong>Aşgın, </strong>deyimin aslının <strong>“Çorumlunun yaptığını herkes yapamaz” </strong>olduğunu belirtip, öyküyü anlattı:</p>
<ul>
<li><strong>1864 yılındaki Rus-Kafkas savaşı sırasında Çerkezler Osmanlı topraklarına sürüldü. Sultan Abdülaziz, Çerkezler’i aralarında Çorum’un da yer aldığı illere yönlendirdi.</strong></li>
<li><strong>Dönemin Çorum Valisi, Kafkasya’dan kente gelen Çerkezler’e halkın nasıl kucak açtığını Saray’a rapor eder.</strong></li>
<li><strong>Sultan Abdülaziz, Çorumlulara teşekkür etmek üzere bir mektup gönderir, yanı sıra para ile ödüllendirir.</strong></li>
<li><strong>Vali, Çorum halkının isteği üzerine, </strong>“Çerkezler bizim kardeşimizdir. Biz kardeşlerimize evlerimizi açtık. Kardeşe yardım etmenin parasal karşılığı olmaz” <strong>diyerek parayı iade eder.</strong></li>
<li><strong>Sultan Abdülaziz, paranın iade edilmesi üzerine Vali’ye bir mektup daha gönderir ve o deyimi kullanır: </strong>“Çorumlunun yaptığını herkes yapamaz.”</li>
</ul>
<p>Çorum Belediye Başkanı <strong>Halil İbrahim Aşgın, </strong>kentin bir başka gurur kaynağı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Gazi Mustafa Kemal (Atatürk), 28 Ekim 1923’te İsmet Bey’i (Eker) çağırır, </strong>“Meclis Başkan Vekili olarak yarın Cumhuriyetin ilanını kürsüden senin okumanı istiyorum” <strong>der. İsmet Eker, Çorum milletvekilidir.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">6.2 milyar dolarlık ihracatla 11’inciyiz</span></h2>
<p><strong>ÇORUM </strong>Belediye Başkanı Dr. <strong>Halili İbrahim Aşgın, </strong>kentin Türkiye ekonomisindeki yerini anlatırken ihracata işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Çorum, 2025 yılındaki 6.2 milyar dolarlık ihracatıyla iller arasında 11’inci sıraya yerleşti. 5 yıl önce 20’li bir sıradaydı. Altın rafinerisi (Ahlatçı) ve altın ihracatı Çorum’u sıralamada yukarı çekmede etkili oldu. 5 yıl sonra ilk 5’e de rahatlıkla gireriz.</strong></p>
<p>Çorum’da savunma sanayinin de güçlü olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Arca, parlayıcı kimyasalları ve mühimmat üretiyor. Topçu mühimmatlarıyla dünyada da öne çıkıyor.</strong></p>
<p>Ece Seramik’in üretim merkezinin de Çorum’da olduğunu anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Çorum ayrıca un fabrikaları üretiminde de güçlü bir sanayi altyapısına sahiptir.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">8 milyar lira bütçemiz var, 2025’te fazla verdik, faiz yükümüz yüzde 1’e indi </span></h2>
<p><strong>ÇORUM </strong>Belediye Başkanı <strong>Halil İbrahim Aşgın</strong>’a belediyenin mali durumunu sordum, 2019’a uzandı:</p>
<p>-          <strong>2019 yılında ilk görev dönemimde yıllık bütçemizin 3 katını bulan borcumuz vardı. Faiz yükü bütçemizin yüzde 13’ü düzeyindeydi.</strong></p>
<p>2025 yılını örnek gösterdi:</p>
<p>-          <strong>2025 yılında Maliye’ye vergi borcumuz, SGK’ya da prim borcumuz sıfıra indi. Faiz yükümüz yüzde 1’e düştü. 2025 yılında bütçemiz fazla verdi.</strong></p>
<p>Çorum Belediyesi bütçesinin 8 milyar lira olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Bizim ölçekte hiçbir belediyenin böyle bir bütçesi yok. Bugün, İller Bankası dışında hiçbir kamu bankası ya da özel bankaya borcumuz yok. 2 bin 700 personelimiz var. Maaşları da iyidir.</strong></p>
<p>Çorum’daki çimento fabrikasının 1 milyon 384 bin metrekarelik arsasını Brezilyalı şirketten 2020 yılında 102 milyon liraya alıp belediyeye kazandırdıklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>11 dönümlük bölümünü 500 milyon liraya sattık. Orada yeni bir şehir kuruyoruz. 27 dönümlük bölümünde konut ve ticari bölümlerden oluşan proje başlattık. Bu projeden 1 milyar liralık ciro bekliyoruz.</strong></p>
<p>Çorum’un kadim ruhunu yeniden canlandırmak için kapsamlı restorasyon projeleri yürüttüklerini de vurguladı:</p>
<p>-          <strong>14 bin 500 metrekarelik Çorum Tarihi Meydanı ve Han Önü Meydanı’nı birleştirdik. Türkiye’nin en büyük ahşap hanı Velipaşa Hanı’nı restore ettik. 1100 yıllık Selçuklu mirası kalemizin etrafını açtık. 1500’lerden kalma bedesteni aslına uygun günümüze uyarlıyoruz.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hattusa-unescodaki-40inci-yilini-kutluyor-acik-atesle-gastronomi-listesini-gozluyor-79956</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/6/1280x720/halil-ibrahim-asgin-1779683417.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hattuşa, UNESCO’daki 40’ıncı yılını kutluyor, ‘Açık Ateş’le gastronomi listesini gözlüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kredi-buyumesine-yeni-fren-geldi-79954</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kredi büyümesine yeni fren geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikasını desteklemek için kredilere yönelik makroihtiyati çerçeveyi daha da sıkılaştırdı. Orta Doğu savaşının etkilerinin yanı sıra iç siyasi gündemin yarattığı belirsizlik ortamına karşılık adım atan TCMB tüm kredi büyüme sınırlarını 1 puan daha düşürdü, KOBİ’lere yönelik sınırda 0.5 puanlık değişiklik yaptı. TCMB, söz konusu adımların sıkı parasal duruşu desteklemek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla atıldığını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13cd1797d85-1779682583.png" alt="" width="316" height="273" /></p>
<h2>KOBİ’lerde yarım puanlık indirim </h2>
<p>Geçen hafta cuma gece yarısı yayımlanan açıklamaya göre TCMB’nin zorunlu karşılık uygulaması kapsamında kredi büyüme sınırları düşürüldü. Bireysel kredilerde tüm kredi türleri için sınırlar 1 puan daraltılırken, Türk lirası ticari kredilerde büyük ölçekli işletmelere kullandırılan krediler için 1 puan, KOBİ kredileri için ise 0,5 puanlık daraltmaya gidildi. Böylece 8 haftalık dönemde tüketicilere kullandırılan ihtiyaç ve taşıt kredileri için büyüme sınırı yüzde 4'ten yüzde 3'e çekilirken, tüketicilere tahsis edilen KMH limit büyümesi yüzde 2'den yüzde 1'e indirildi. KOBİ'lere kullandırılan TL krediler için büyüme sınırı yüzde 5'ten yüzde 4,5'e, KOBİ dışı işletmelere kullandırılan TL krediler için büyüme sınırı ise yüzde 3'ten yüzde 2'ye düşürüldü.</p>
<p>Kredi büyüme hesaplama döneminin bugün sona ermesi nedeniyle yeni dönem için değişikliler uygulamaya alındı. TCMB, düzenlemeyle sıkı parasal duruşu desteklemeyi ve makrofinansal istikrarı güçlendirmeyi amaçlıyor. İhracat, yatırım, tarım ve kamu gibi bazı alanlarda kullandırılan krediler büyüme sınırlamaları kapsamı dışında tutuluyor.</p>
<h2>Kredi büyümede yavaşlama olmadı </h2>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık verilerine göre 15 Mayıs ile biten hafta itibariyle TL kredilerin yüzde 35’i KOBİ’lerin, yüzde 24’ü taksitli ticari krediler ve kurumsal kredi kartları, yüzde 19’u bireysel kredi kartı, yüzde 14,6’sı ihtiyaç yüzde 4,76'sı konut kredilerinden oluşuyor. BDDK verilerinden yapılan hesaplamaya göre son 1 yılda toplam TL krediler yüzde 44 büyürken ihtiyaç kredileri yüzde 47, bireysel kredi kartları yüzde 49,3, konut kredileri yüzde 36,7 arttı. Ticari kredilerde ise KOBİ krediler yüzde 49,15, taksitli ticari krediler yüzde 58 büyüme gösterdi. Bankacılık sektörü kaynaklarının verdiği bilgiye göre kredilerde savaşa ve yükselen faizlere rağmen büyümede bir yavaşlama gerçekleşmedi. Toplam kredi büyümesi de kur etkisinden arındırılmış olarak büyüme de yüzde 30 ile savaş öncesine yakın seyrediyor. Bankacılık sektörü kaynaklarının yaptığı hesaplamalara göre kredi limitleri yıllıklandırılmış olarak ihtiyaç kredilerinde yüzde 21, TL KOBİ kredilerde yüzde 33, TL diğer ticari kredilerde ise yüzde 14 büyümeye izin veriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kredi-buyumesine-yeni-fren-geldi-79954</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/9/1280x720/para-lira-tl-1765458549.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası enflasyonla mücadele kapsamında uyguladığı sıkı para politikasını desteklemek için kredilere yönelik makroihtiyati çerçeveyi daha da sıkılaştırdı. Orta Doğu savaşının etkilerinin yanı sıra iç siyasi gündemin yarattığı belirsizlik ortamına karşılık adım atan TCMB tüm kredi büyüme sınırlarını 1 puan daha düşürdü, KOBİ’lere yönelik sınırda 0.5 puanlık değişiklik yaptı. Söz konusu adımların makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla atıldığı belirtildi. Veriler yükselen faiz oranları ve savaşa rağmen hem tüketici hem de ticari tarafta kredi büyümesinin yavaşlamadığını ortaya koyuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/akaryakitta-teminat-bes-katina-cikariliyor-79953</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akaryakıtta teminat beş katına çıkarılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA/ANKARA</strong></p>
<p>Akaryakıt ve LPG piyasalarında riskli mükellef açısından daha güçlü ve etkin bir teminat mekanizması oluşturuluyor. Petrol Piyasası Kanununda yapılacak değişiklikle, idareye alınan teminatları artırma konusunda tanınan yetki iki katından beş katına çıkarılıyor. AK Parti’nin geçtiğimiz hafta TBMM’ye sunduğu torba yasa teklifinde işlem hacminin büyüklüğü, ürünlerin kolay el değiştirebilmesi, sahte ve yanıltıcı belge kullanımının yaygınlığının yüksek olduğu akaryakıt, LPG ve benzeri lisansa tabi piyasalarda faaliyet gösteren mükellefler bakımından doğacak vergilerin tahsil güvenliğinin sağlanması amacıyla 5 kat teminat alınmasına yönelik düzenlemeye gidiliyor.</p>
<h2>Daha etkin ve caydırıcı olacak </h2>
<p>213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 257.nci maddesinde değişiklik yapılarak yüksek riskli mükellefler bakımından daha etkin ve caydırıcı bir teminat mekanizması kuruluyor. TBMM’ye sunulan etki analizinde, mevcut durumda geçici faaliyet durdurma tedbiri uygulanan lisanslı 37, lisansı bulunmayan 324 olmak üzere toplam 361 akaryakıt istasyonunun yapılacak düzenleme sonrasında artırımlı teminat mekanizması çerçevesinde yeniden faaliyet gösterebilmesine imkan sağlanabileceği kaydedildi.</p>
<h2>Taksici esnafına vergi desteği </h2>
<p>Yasa teklifiyle taksici esnafına 3 yıllığına hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden yararlanma hakkı getiriliyor. Taksi mali cihaz kullanımına ilişkin getirilen zorunluluk kapsamında taksi ile yolcu taşımacılığı faaliyetinde bulunan mükellefler de talep etmeleri halinde, talep ettikleri tarihi takip eden yılın başından itibaren en fazla üç yıl süre ile hasılat esaslı kazanç tespiti usulünden faydalanabilecekler. Yapılan diğer bir düzenleme ile gerçek usulde gelir vergisi mükelleflerinin, düzenlemenin yürürlük tarihinden önce sahip oldukları taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçlarına ait ticari plakaları elden çıkarmalarından doğan kazançları gelir vergisinden ve bu kapsama giren ticari plakaların satış ve teslimleri KDV’den istisna edilecek. Bu tarihten sonra edinilen ticari plakaların elden çıkarılması ise genel hükümler çerçevesinde vergilendirilecek. Etki analizinde, Türkiye Noterler Birliğinin verilerine göre, yıllık yaklaşık 7-8 bin ticari plakanın el değiştirdiği bilgisi yer aldı.</p>
<h2>Gençlere eğlence vergisi yok </h2>
<p>Kanun teklifiyle Belediye Gelirleri Kanunu'nda yapılan değişikle, belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan sirkler, lunaparklar, çalgılı bahçeler ve benzeri yerler başta olmak üzere tam biletle girilen yerlerde, 18 yaşını doldurmamış çocuk ve gençlerden veya tahsili devam eden 25 yaşını doldurmamış öğrencilerden eğlence vergisi alınmayacak. Biletle girilen yerlerden alınan eğlence vergi tutarı, 2024 yılı sonu itibarıyla 79 milyon, 2025 yılının ilk 9 aylık döneminde ise 56 milyon 158 bin lira olarak gerçekleşti.</p>
<h2>Taksitle taşınmaz satılabilecek </h2>
<p>2886 sayılı Kamu İhale Kanununa eklenen ek madde ile Hazine taşınmazlarının satışında olduğu gibi mahalli idare taşınmazlarının da taksitle satışına imkan sağlanıyor. Satış bedelinin taksitle ödenebileceği hususunun ihale ilanında belirtilmesi ve ihale üzerinde kalan isteklinin talep etmesi durumunda, ihale sonucu belirlenen satış bedeli; en az yüzde 25’i peşin, kalanı en fazla iki yılda ve en fazla 12 taksitle kanuni faiz ile birlikte ödenecek. Ayrıca satış, kira, trampa ve sınırlı ayni hak tesisi işlemlerinde hâlihazırda yüzde 3 olarak uygulanan geçici teminatın yüzde 3 ile yüzde 30 arasında belirlenebilmesine imkan sağlanıyor.</p>
<p>Yapılan etki analizine göre, 51 il özel idaresi, 1407 belediye ve 262 mahalli idare birliği bulunuyor ve 2025 yılı TÜİK verilerine göre 86 milyon 92 bin 168 kişiye hizmet götürüyor. 2024 yılı itibarıyla mahalli idarelerin toplam gelirleri 1 trilyon 420 milyar 679 milyon 249 bin lira, toplam gelirler içerisindeki taşınmaz satışından elde edilen gelirler toplamı ise 76 milyar 228 milyon 137 bin lira olarak gerçekleşti. 2025 yılı ilk dokuz ayı itibarıyla ise 1 trilyon 478 milyar 428 milyon 316 bin lira toplam gelir elde edildi bunun içinde 79 milyar 903 milyon 312 bin TL taşınmaz satışı geliri gerçekleşti. 2024 yılı içinde taşınmaz satışları tüm gelirler içinde yüzde 5,36 ve 2025 yılı ilk 9 ayı içinde yüzde 5,40 pay aldı.</p>
<p>Teklifte yer alan bazı düzenlemeler</p>
<p>■ TOBB Kanununda yapılan değişiklikle, birlik genel kurullarının mayıs ayında yapılması yerine takvim yılının başından itibaren mayıs ayının sonuna kadar yapılması sağlanıyor. Buna ek olarak, Genel Kurul toplantısının yeri, günü, saati ve gündeminin en az 30 gün öncesinden Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesi ve Genel Kurul toplantısı tarihine kadar yayımda kalacak şekilde Birlik resmi internet sitesinde duyurulmasına dair düzenleme yapılıyor. </p>
<p>■ Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'daki Reklam Kurulunun üye yapısı ve sayısına yönelik değişikliğe gidiliyor. Reklam Kurulunun üye sayısı 19'dan 23'e yükseltilecek, Kurul toplantıları için Başkan dahil 11 üye yerine 13 üyenin hazır bulunması gerekecek. </p>
<p>■ Orman Kanunu'ndaki değişiklikle, devlete ait engelli ve yaşlılara yönelik bakım ve rehabilitasyon merkezleri ormanlarda açılabilecek. </p>
<p>■ Elektronik ortamda tescili mümkün olan araçlara satış tarihinden itibaren getirilen üç iş günü içinde tescil edilme zorunluluğunun özellikle filo satışlarında işlemlerin son noktaya teslimi aşamasında yapılması nedeniyle satıştan sonra tescil edilme zorunluluğu süresi 15 iş günü olarak düzenlendi. </p>
<p>■ Kahramanmaraş merkezli deprem bölgesinde sürdürülen projeler, faaliyetler ve yatırımların tamamlanabilmesi amacıyla genel bütçeli kamu idarelerine bağışlanacak konutların yabancı devlet kurum ve kuruluşlarına teslimindeki katma değer vergisinden müstesna olduğu tarih 31 Aralık 2028'e uzatılıyor. </p>
<p>■ Devlet memurları yasasında yer alan disiplin cezaları Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası kanununa ekleniyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/akaryakitta-teminat-bes-katina-cikariliyor-79953</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/yakit-benzin-mazot-motorin-utts.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geçen hafta TBMM’ye sunulan torba yasa teklifi ile işlem hacminin büyüklüğü, ürünlerin kolay el değiştirebilmesi, sahte ve yanıltıcı belge kullanımının yaygınlığının yüksek olduğu akaryakıt, LPG ve benzeri lisansa tabi piyasalarda teminata yönelik yeni düzenlemeye gidiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bavul-ticaretinde-bir-donem-kapandi-79952</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bavul ticaretinde bir dönem kapandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Türkiye’nin uzun yıllar döviz kazandıran alternatif ihracat kanallarından biri olan bavul ticaretinde son yıllarda sert dalgalanmalar yaşanıyor. Pandemi döneminde tüm dünyanın kapalı olması nedeni ile tarihi çöküş yaşayan sektör, ikinci en büyük çöküşünü bu yılın ilk çeyreğinde yaşadı. Geçen yıl ilk çeyrekte 248 milyon dolar olan bavul ticareti değeri bu yılın aynı yüzde 32 düşüşle 169 milyon dolara geriledi. Söz konusu düşüşte Rusya-Ukrayna savaşı sonrası Afrika-Ortadoğu pazarına yönelen sektörün, ABD-İsrail ve İran savaşı ile birlikte bu bölgelerde de kan kaybetmesi etkili oldu. Bir diğer etken ise bu alanda da yüksek maliyetler nedeni ile rekabetçiliğin kaybedilmesi şeklinde sıralandı.</p>
<h2>Küçük partili ihracat! </h2>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13cab89758b-1779681976.png" alt="" width="192" height="355" />Kamuoyunda “bavul ticareti” olarak bilinen işlem, Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerin satın aldıkları malları kişisel bagaj ya da küçük ölçekli sevkiyatlarla yurtdışına çıkarmasıyla gerçekleşen dış ticaret yöntemi olarak tanımlanıyor. Resmi adıyla “yolcu beraberinde mal ihracatı” kapsamında değerlendirilen bu ticaret modeli; özellikle tekstil, hazır giyim, ayakkabı, kuyum ve deri ürünlerinde yoğunlaşıyor. Bavul ticaretinde ürünler genellikle mağaza, toptancı veya üreticilerden döviz karşılığında satın alınıyor ve büyük konteyner sevkiyatları yerine daha küçük partiler halinde yurtdışına taşınıyor.</p>
<h2>Özel dış ticaret kalemi </h2>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Merkez Bankası verilerinde hizmet gelirleri ve özel dış ticaret kalemleri içinde izlenen bavul ticareti, özellikle Rusya, Orta Asya, Balkanlar, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarına yönelik satışlarda önemli rol oynuyor. Türkiye’de bavul ticaretinin merkezi uzun yıllardır İstanbul oldu. Özellikle Laleli, Merter, Osmanbey ve Zeytinburnu bölgeleri hazır giyim, tekstil ve ayakkabı ticaretinde öne çıkıyor. Sektör temsilcilerine göre bavul ticareti, küçük ve orta ölçekli üreticiler için hızlı nakit akışı sağlarken, turizm hareketliliği ile de doğrudan bağlantılı bir yapı taşıyor.</p>
<h2>Sezona iyi başlamıştı </h2>
<p>Ancak gerek jeopolitik gelişmeler gerekse Türkiye’nin yüksek maliyetler nedeni ile pahalı hale gelmesi bavul ticaretinin, son birkaç yıldır tarihinin en düşük seviyesine gerilemesine yol açtı. Bavul ticaretinin en yoğun olduğu bölgelerin başında ise Laleli geliyor. Laleli Sanayi ve İşinsanları Derneği (LASİ- AD) Başkanı Gıyasettin Eyyüpkoca, bu yılın başında sektörün iyi bir başlangıç yaptığını hatırlatarak ABD-İsrail ve İran arasında başlayan ve bölge ülkelerini de etkileyen savaşın bavul ticaretini negatif etkilediğini söyledi. Eyyüpkoca, “Rusya ve Ukrayna arasında devam eden savaş bölgede ticareti geçen yıl yüzde 30-40 oranında düşürmüştü. Son dönemde Afrika ülkeleri Ortadoğu’dan talep vardı ancak Körfez’de devam eden savaş ile bu kanallar da tıkandı adeta. Şu an geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 30 düşüş var” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">En kötü ikinci çeyrek</span></h2>
<p>Veriler de bu durumu destekliyor. Merkez Bankası’nın son 10 yıllık verilerine göre 2017 yılında 6,2 milyar dolarla zirveye çıkan bavul ticareti hacmi, pandemi sonrası toparlanma denemelerine rağmen eski seviyelerine ulaşamadı. 2023 yılında 1,74 milyar dolara kadar gerileyen bavul ticareti, 2024’te sınırlı toparlanmayla 1,93 milyar dolara çıktı. Ancak 2025 verileri yeniden dalgalı bir görünüme işaret etti. 2025’in ilk çeyreğinde bavul ticareti 248 milyon dolar olurken, 2026’nın ilk çeyreğinde rakam 169 milyon dolara geriledi. Böylece son veri, bavul ticaretinde tarihsel olarak en düşük ilk çeyrek performanslarından biri olarak kayıtlara geçti. Sektör temsilcileri düşüşte; yüksek maliyetler, vize sorunları, bölgesel savaşlar, turizm hareketliliğindeki değişim ve alternatif tedarik merkezlerinin güçlenmesini etkili görüyor. Özellikle Rusya, Orta Asya ve Orta Doğu’dan gelen alıcı trafiğindeki yavaşlama Laleli, Merter ve Osmanbey gibi bavul ticaretinin merkezlerinde hissediliyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bavul-ticaretinde-bir-donem-kapandi-79952</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/havalimani-yolcu-seyahat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bavul ticaretinde yıllardır süren gerileme 2026’nın ilk çeyreğinde daha da derinleşti. 2017’de 6,2 milyar dolarla zirve yapan sektörün ilk çeyrek hacmi 169 milyon dolara kadar inerken; yüksek maliyetler ve bölgesel savaşlar nedeni ile alıcı trafiğindeki yavaşlama İstanbul’daki ticaret merkezlerini de olumsuz etkiledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ingilterenin-turkiye-yatirimi-21-projede-840-milyon-dolar-79975</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İngiltere&#039;nin Türkiye yatırımı 21 projede 840 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türkiye, İngiliz sermayesi için cazibe merkezlerinden biri olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık, Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi’nin yayımladığı rapora göre 2025’te hem sıfırdan yatırımlarda hem de uluslararası yatırımcıların gerçekleştirdiği birleşme ve satın alma (M&amp;A) işlemlerinde Türkiye’nin önde gelen kaynak ülkeleri arasındaki konumunu güçlendirdi.</p>
<p>Çokuluslu şirketlerin yakın dönemde hayata geçirmek üzere kamuoyu ile paylaştığı resmi yatırım duyurularını esas alan rapor, “proje odaklı” bir yaklaşımla Türkiye’nin uluslararası doğrudan yatırım (UDY) performansını derinlemesine analiz ediyor. Rapor verilerine göre Birleşik Krallık, 2025’te Türkiye’de duyurusu yapılan 21 sıfırdan UDY projesiyle proje sayısı sıralamasında 9’uncu, 840 milyon dolarlık sermaye harcaması taahhüdüyle yatırım tutarı sıralamasında 8’inci sırada yer aldı. Bu rakamlar, Türkiye’nin 2025’te çektiği toplam proje sayısının yüzde 4,4’üne ve toplam sermaye taahhüdünün yüzde 4’üne karşılık geliyor.</p>
<h2>İngiliz mobil teknoloji sermayesi sahnede </h2>
<p>Raporda Birleşik Krallık’ın geçen yıla kıyasla Türkiye’deki etkinliğini güçlendirdiği vurgulanırken, Lüksemburg ile birlikte sermaye yoğun iletişim yatırımlarındaki rolüne özel bir parantez açıldı.</p>
<p>2025’in en dikkat çekici sektörel verisi iletişim alanından geldi. Sektörde duyurulan 16 proje, toplam sermaye harcamasının yüzde 32,3’ünü oluşturarak 6,8 milyar dolara ulaştı. Bu, bir önceki yıla göre yaklaşık 10 katlık bir sıçrama anlamına geliyor.</p>
<p>Veri merkezi yatırımları ABD, Birleşik Arap Emirlikleri ve Çin’den çekilen 8 projede 4,84 milyar dolarla sektörü domine ederken, 5G teknolojisi yatırımları 2 projede 1,85 milyar dolarlık taahhütle 2’nci sırayı aldı. 5G hattında Birleşik Krallık ve Lüksemburg, sermaye yoğun iletişim yatırımlarının iki ana kaynak ülkesi olarak konumlandı.</p>
<h2>Birleşme ve satın almada 2’nci </h2>
<p>Raporda ayrıca, bilgi ve iletişim teknolojileri (BİT) ile internet altyapısı faaliyet alanında 2025’te duyurulan 6,74 milyar dolarlık sermaye harcamasının kaynak ülkeleri arasında ABD, Lüksemburg ve BAE’nin yanı sıra Birleşik Krallık’ın da yer aldığı belirtildi. Söz konusu kalemde duyurulan yatırımlar bir önceki yıla göre 7 kat arttı.</p>
<p>İngiliz sermayesinin 2025’teki en güçlü performansı M&amp;A cephesinde geldi. Uluslararası yatırımcıların Türkiye’de gerçekleştirdiği birleşme ve satın alma işlem sayısı, geçen yıla göre yüzde 33 artışla 124’e, açıklanan işlem hacmi ise 6,7 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Birleşik Krallık, bu işlemlerde 13 anlaşmayla ABD’nin (23 işlem) ardından 2’nci sıraya yerleşti ve toplam M&amp;A faaliyetinin yüzde 10,5’ini tek başına üstlendi. İngiliz yatırımcıların hedefi ağırlıklı olarak yazılım ve bilgi teknolojileri ile iş hizmetleri sektörleri oldu. İş hizmetleri sektöründe de 18 işlemin önemli kısmına Almanya ile birlikte Birleşik Krallık öncülük etti.</p>
<h2>Finans merkezlerinin yükselişi </h2>
<p>Rapor, Türkiye’nin yatırım haritasında finans merkezlerinin artan ağırlığına da dikkat çekti. Sıfırdan UDY proje sayısında Lüksemburg ve İsviçre belirgin bir sıçrama yaşarken, Birleşik Krallık 21 proje ile etkinliğini güçlendirdi. Yatırım tutarı sıralamasında ise Lüksemburg 1,54 milyar dolarla 4’üncü, Birleşik Krallık 840 milyon dolarla 8’inci, İsviçre 391 milyon dolarla 13’üncü sırada yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ingilterenin-turkiye-yatirimi-21-projede-840-milyon-dolar-79975</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/5/7/1280x720/dis-ticaret-ithalat-ihracat-1777528021.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Birleşik Krallık, 2025’te Türkiye’de duyurulan 21 sıfırdan (greenfield) uluslararası doğrudan yatırım projesi ve 840 milyon dolarlık sermaye taahhüdüyle 9’uncu sıraya yerleşti. İngiliz sermayesi, birleşme ve satın alma cephesinde ise 13 işlemle ABD’nin ardından 2’nci oldu. 5G iletişim altyapısı ve yazılım, Londra merkezli yatırımcıların Türkiye’deki iki ana yatırım hattı olarak öne çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/lale-sogani-cilginligi-donemine-mi-donuyoruz-79974</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Lale soğanı çılgınlığı dönemine&#039; mi dönüyoruz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul’da bugün bazı hisseler bana 1636-1637 yılları arasında Hollanda’da yaşanan "Lale Çılgınlığı" (Tulip Mania) olarak bilinen ve dünyanın ilk spekülatif ekonomik balonu kabul edilen finansal çöküşü hatırlatıyor. O dönemde lale soğanları gerçek değerlerinden koparak astronomik fiyatlara ulaşmış, herkes bunların yatırımcısı olmuş ve ardından da sert çöküş yaşanmıştı. Çok şükür ki bizim borsamızda ancak bazı hisseler için benzer bir çöküş söz konusu olabilir.</p>
<p>İsim açıklamadan bir örnek vereyim. Şirket şarküteri en ağırlıklı olarak süt ürünleri imalatı, yapıyor(du). Şarküteri ürünleri imalatı, paketlenmesi, iç ve dış satımı da diğer faaliyet alanlarıydı.</p>
<p>2024 Ağustos’unda 35 TL halka arz fiyatıyla borsaya geldi ve kısa sürede yüzde 3.286 yükselerek 1.185 TL’ye ulaştı. Ancak tartışmanın merkezinde yükselişin büyüklüğünden çok şirketin faaliyet yapısı yer alıyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a13ddb0c66f5-1779686832.jpg" alt="" width="700" height="451" />
<figcaption><strong>Dünyanın ilk spekülatif ekonomik balonu kabul edilen finansal çöküşü 636-1637 yılları arasında Hollanda’da yaşanan "Lale Çılgınlığı" (Tulip Mania) idi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Şirket halka arzdan 315 milyon TL kaynak sağladı. İzahnamede halka arz gelirinin yüzde 75’inin doğrudan ve dolaylı alımlarla süt tedarikine yönlendirileceğine ilişkin bilgi nedeniyle şirket "süt alacak parası olmadığı için halka açıldığı" gerekçesiyle o dönem "sıra dışı ve riskli bir halka arz modeli" olarak sert şekilde eleştirilmişti.</p>
<p>Şirket Şubat 2026'da aldığı kararla üretim faaliyetlerine son verdiğini, Manisa Salihli'deki fabrikasını ve tüm üretim varlıklarını halka arzı yapan patronun özel şirketine 407 milyon lira gibi “düşük” olduğu öne sürülen bir fiyatla sattığını açıkladı. Yani bu tarihten itibaren üretim yerine tamamen tarım ve gıda ürünleri ticaretine (alım-satım) yönelecekti. Halka arzdaki fiyat tespit raporlarında ve izahname projeksiyonlarında ise toplam şirket değeri 1,49 milyar TL olarak hesaplanmıştı.</p>
<p>Normal şartlarda böyle bir gelişmenin hisse üzerinde baskı yaratması beklenirdi. Çünkü yatırımcı açısından üretim yapan fabrikanın kapanması; küçülme, faaliyet daralması ve geleceğe dair soru işaretleri anlamına geliyordu.</p>
<p>Ama öyle olmadı. Açıklamanın yapıldığı gün 237 TL olan fiyat, sadece birkaç ayda 1.185 TL’ye yükseldi. Yani üretimi durdurma kararından sonra yüzde 400 prim yaptı. Biz merak ettik nasıl oluyor diye ama anlaşılan SPK bu işe hiç kafayı takıp patrona sormamış. İnşaallah bu şirket de “Lale soğanı”na benzemez.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/lale-sogani-cilginligi-donemine-mi-donuyoruz-79974</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Lale soğanı çılgınlığı dönemine&#039; mi dönüyoruz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kapitalizm-isyani-da-insan-dogasini-da-markalastiran-sistem-79967</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapitalizm: İsyanı da, insan doğasını da markalaştıran sistem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Kuralları yık”, “sistemi sorgula”, “farklı ol” gibi mesajlar, bireysel özgürlük hissini tetiklerken, aslında tüketimi teşvik eden bir pazarlama dili üretiyor. Aslında bu klasik bir “yıkama” faaliyeti. Üstelik bir çelişkiyi de temsil etmiyor. Aksine, kapitalizmin esnekliğinin ve uyum yeteneğinin bir göstergesi.</strong></p>
<p>Gelir/servet eşitsizliği özellikle 2008 Küresel Finansal Krizi’nden sonra daha görünür hale geldi. ABD’de ortaya çıkan “Wall Street’i İşgal Et” hareketinin ‘biz %99’uz’ sloganı sistemin bölüşüm adaletsizliğini de hedef almıştı. Bugün ise benzer anti-kapitalist düşünce, genç kuşaklar arasında daha sofistike ve kültürel bir forma bürünmüş durumda. Ama tahmin edin ne oluyor? Kapitalizm, o üstün becerisiyle, isyanı da paketleyip satıyor.</p>
<p><strong>Kapitalizm, itinayla yıkama-yağlama </strong><strong>yapar, “isyanı da satar”</strong></p>
<p>Kapitalizm, kendisine yönelen eleştiriyi de ticarileştiriyor. Markalar artık yalnızca ürün değil, ideoloji ve “karşı duruş” satıyor. Anti-kapitalist söylem, özellikle genç tüketicilerde güçlü bir duygusal bağ yaratmanın aracı. “Kuralları yık”, “sistemi sorgula”, “farklı ol” gibi mesajlar, bireysel özgürlük hissini tetiklerken, aslında tüketimi teşvik eden bir pazarlama dili üretiyor. Aslında bu klasik bir “yıkama” faaliyeti. Üstelik bir çelişkiyi de temsil etmiyor. Aksine, kapitalizmin esnekliğinin ve uyum yeteneğinin bir göstergesi.</p>
<p><strong>Reklamda isyan: </strong><strong>Gerçek mi, kurgu mu?</strong></p>
<p>Son yıllarda global markaların toplumsal hareketlere, eşitsizliklere ve sistem eleştirisine referans veren kampanyaları dikkat çekiyor. Stratejik hareket eden şirketlerin “imaj manipülasyonu” ve “gösterişçi duyarlılık” üzerinden tüketicinin değerleriyle uyumluymuş gibi bir algı yaratarak marka sadakati üretmesi de giderek daha görünür bir olgu haline geliyor. Akademik jargona boğmayayım sizi; “duyar kasarak” prim yapan şirketleri kastediyorum. Çoğu durumda üretim ilişkileri, tedarik zinciri dinamikleri ve kâr maksimizasyonu mantığı değişmiyor. Değişen şey, anlatı.</p>
<p><strong>Bansky’yi piyasalaştıran </strong><strong>kapitalizm bize neler yapmaz?</strong></p>
<p>Bu çelişkinin en çarpıcı örneklerinden biri de Banksy’nin eserleri. Kapitalizmi, tüketim kültürünü ve eşitsizliği eleştiren Bansky eserleri, ironik biçimde sanat piyasasının en pahalı varlıkları arasında yer alıyor.<strong><sup>1</sup></strong> Örneğin, “Love is in the Bin” adlı eserinin 2021’de yaklaşık 25 milyon dolara (yeniden) satılması ya da “Game Changer”ın 23 milyon dolara alıcı bulması, anti-kapitalist içeriğin bizzat kapitalist değer üretim mekanizmasına nasıl entegre edildiğinin somut bir kanıtı.<strong><sup>2</sup></strong>  Bu durum “anlatısal değer primi” olarak adlandırılabilecek bir olguyu işaret ediyor<strong><sup>3</sup></strong>: Hikâye ne kadar güçlü (ve belki de çelişkiliyse), fiyat da o kadar yükseliyor.</p>
<p><strong>Tüketici davranışı: Bilinç mi, illüzyon mu?</strong></p>
<p>Davranışsal ekonomi perspektifinden bakıldığında, tüketiciler yalnızca ürün değil, kimlik de satın alıyor. “Doğru tarafta olma” hissi, satın alma kararlarını etkileyen önemli bir faktör olabilir. Anti-kapitalist söylem taşıyan bir ürünü tüketmek, bireye ahlaki tatmin sağlıyor. Ancak burada kritik nokta şu: bu bir aldatmaca mı, yoksa karşılıklı bir uzlaşma mı? Tüketici aslında çoğu zaman bu oyunun farkında. Ancak yine de bu anlatının bir parçası olmayı tercih ediyor. Çünkü kimlik, modern ekonomide en az ürün kadar değerli. Sürdürülebilirlik ve ESG adaptasyonu üzerinden yıkama odaklı maddi olmayan değer yaratma işlerini de biraz pencereden görmek gerekiyor.</p>
<p><strong>Kapitalizmin en büyük </strong><strong>gücü: İnsan doğası</strong></p>
<p>Kapitalizmin sürekliliği, yalnızca kurumsal yapılardan değil, insan doğasından da besleniyor. Ürün-hizmet; statü arzusu, ahlaki-etik normlar, farklılaşma isteği ve hikâyelerle paketleniyor. Anlaşılan o ki “sistem”, bu motivasyonları harekete geçirdiği sürece kendini yeniden üretmeye devam edecek. Bu yüzden anti-kapitalist soslu bir markanın kapitalist değer üretmesi bir paradoks değil; sistemin en rafine işleyiş biçimlerinden biri. Kapitalizm yalnızca ürünleri değil, kendine yönelik eleştiriyi de satıyor. Bu işler, sistem kadar, insan doğası nedeniyle de böyle.</p>
<p> </p>
<p><sup>1</sup>https://www.myartbroker.com/artist-banksy/record-prices/banksy-record-prices</p>
<p><sup> </sup><sup>2</sup>https://www.bbc.com/news/entertainment-arts-58908768</p>
<p><sup> </sup><sup>3</sup> Damodaran, A. (2017). <em>Narrative and numbers: The value of stories in business</em>. Columbia University Press.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kapitalizm-isyani-da-insan-dogasini-da-markalastiran-sistem-79967</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kapitalizm: İsyanı da, insan doğasını da markalaştıran sistem ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-ongoruleri-79963</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sürdürülebilirlik öngörüleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sürdürülebilirlik, günümüzün en popüler kavramlarından biri. Öyle ki gerek akademik gerek siyasal gerekse toplumsal her sohbetin içinde bir şekilde mutlaka önemli bir yer kaplıyor. Peki nedir sürdürülebilirlik? Bu konuda herkesin üzerinde anlaştığı bir tanım yok. Ancak herkes sürdürülebilirliğin “daimi olma yeteneği” olduğu konusunda hem fikir.</p>
<p>Bu neden önemli veya neden bugün daha da önemli? Bu sorunun cevabı insanın yıkıcı gücünün sonucunun farkına varmış ve bir felakete doğru gittiğini anlamış olmasında yatıyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik neden önemli?</strong></p>
<p>Önemli çünkü dünyanın geleceğinden bahsediyoruz. Daha yaşanabilir bir dünyanın anahtarı sürdürülebilirlikten geçiyor. Doğal olarak bu kavram bir kesimi değil dünyanın bütününü temsil ediyor. Önce yaşadığımız dünyanın, insanın yaşaması için gerekli olan ekosistemin korunması, ardından zamanla bozulan ekosistemin tekrar yenilenmesi gerekiyor. Bu açıdan bakıldığında, sürdürülebilirlik deyince ilk akla gelen çevre duyarlılığı. Ancak, sürdürülebilirlik bundan mı ibaret? Elbette hayır. Sürdürülebilirliğin çevresel boyutunun yanında toplumsal ve ekonomik boyutu da var.</p>
<p>Biz, bu dünyayı atalarımızdan miras değil, çocuklarımızdan emanet aldık. Bu nedenle bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek neslin ihtiyaçlarının karşılanmasına zarar verilmemesi gerekiyor. Dolayısıyla bir yandan insanların, diğer yandan diğer organizmaların hayatta kalmasını sağlayacak bir yapı oluşturma becerisinin üstünlüğü önemli. Yer yüzünden sadece arı neslinin tükenmesi bile tüm canlıların yok olmasına sebep olabilecek bir etkidir.</p>
<p>Bu noktada ilk akla gelen doğal kaynakların hunharca tüketilmemesinin önüne geçilmesinin gerekliliğidir. Neresinden bakarsanız bakın, doğal kaynakların bir sonu var. Oluşumu yüzyıllar süren kaynakların bir çırpıda tüketilmesi, gelecek nesillerin bu kaynaklardan yoksun olması sonucunu doğuracaktır. Bu da insan yaşamının gelişiminin tersine döneceğine işaret eder. Bunu önlemenin tek yolu, mevcut kaynakların doğal yollardan üretiminden daha hızlı tüketilmemesinden ya da bu kaynaklara alternatif yeni yöntemlerin bulunmasından geçiyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilirliğin tarihi</strong></p>
<p>Sürdürülebilirliğin tarihinin, insanlığın tarihiyle eş zamanlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Dünyanın daha yaşanabilir olmasını olumsuz etkileyecek her olay, sürdürülebilirlik için bir iz niteliği taşır. Ancak 18. yüzyıla kadar, insan doğa ile uyumlu ve iç içe yaşadığını söyleyebiliriz. Bu döneme kadar insanlar, doğadan daha çok kendisine zarar vermiştir.</p>
<p>Bununla birlikte Amerika’ya giden yerleşimcilerin Kızılderilileri yenmek için besin kaynakları olan bizonları yok etmesi, belki de 18. yüzyıl öncesi en önemli olaydır. “Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık öldüğünde, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.” Kızılderili atasözünün pek de doğru çıkmadığını ama doğal denge için iyi bir tespit olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Ancak sanayi devri ile peşinden gelen birinci ve ikinci dünya savaşlarıyla çevre felaketi ivme kazanmıştır. 18 ve 19. yüzyıllarda sanayi devrimi ile gerek fosil yakıtlar gerekse doğal kaynaklar, hunharca kullanılmaya başladı. Önce motorlar için buhar elde etmek, sonra da elektrik üretmek için kullanılan kömür, çevreyi tahrip etmeye başladı. Aynı zamanda demir-çelik ürünlerinin üretimi için hammadde olarak kullanılan doğal kaynaklar ve üretimde kullanılan enerji için gereken kömür ve fosil yakıtlar, eş zamanlı olarak havayı da kirletti. Üretimde ortaya çıkan atıklar ise felaketin tuzu biberi oldu. İnsanların bitmek bilmez tüketim çılgınlığı milyonlarca yılda oluşan kaynakları bir çırpıda tüketir hale geldi.</p>
<p>İngiliz iktisatçı Thomas Robert Malthus’un, “Malthus kapanı” ya da “felaketi” teorisi vardır. Teoriye göre, gıda ürünleri matematiksel artarken nüfus geometrik artar. Dolayısıyla nüfus arttıkça gıda ürünleri artan nüfusun ihtiyacına cevap veremeyecek, bunun sonucunda ise nüfus kendiliğinden gıdaya uygun olarak dengelenecek. Ancak, gelişen teknolojiler sonucunda, gıda ürünleri nüfustan daha hızlı arttı. Bugün dünyanın sorunu, zayıflıktan çok obezite.</p>
<p>Diğer taraftan, tıp bilimindeki gelişmeler insanları hastalıklardan korudu ve nüfusu daha da artırdı. Roma döneminde ortalama yaş 35 idi. Bugün Türkiye’de bu süre erkekler için 75,6 yıl, kadınlar için 81,2 yıl olarak hesaplanıyor. Nüfusun artış oranının düşmesi ise gıda kıtlığından çok insanların bireyselleşmesi ve konforlarını ön planda tutmasından kaynaklanıyor.</p>
<p><strong>Ekonomik açıdan sürdürülebilirlik</strong></p>
<p>Sürdürülebilirliği sağlamak için birincil öncelik iklim değişikliğinin önlenmesidir. Bu konuda uluslararası anlamda atılan en etkin adım, Paris İklim Anlaşması yani Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’dir. 191 ülkenin taraf olduğu anlaşmanın amacı; küresel ortalama sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelerden 2 °C artış seviyesi ile sınırlı tutmaktır. Bunu sağlamak için tüm ülkelerin emisyonlarını düşürmesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Emisyonun düşürülmesinin gerçekten yüksek bir ekonomik maliyeti bulunmaktadır. Türkiye’nin sadece enerji sektöründe yeşil dönüşüm maliyetinin 75-100 milyar dolar olması bekleniyor. Konuyu tüm sektörler ve tüm ülkeler bazında değerlendirdiğimizde, tek başına bu veri bile dönüşüm maliyetinin büyüklüğünü göstermektedir. Bu maliyetlerin nasıl karşılanacağı konusu henüz sonuca bağlanmamakla birlikte müzakereler sürmektedir. Anlaşma uyarınca, her ülke küresel ısınmayı azaltmak için üstlendiği katkıyı belirlemeli, planlamalı ve düzenli olarak raporlamalıdır.</p>
<p>Emisyonun düşürülmesi için, salımı yüksek üretimlerin salımı düşük üretime dönüştürülmesi, havayı kirleten ozon tabakasını incelten gazların ve fosil yakıtların tüketiminin sonlandırılması, enerjinin yenilenebilir enerjiden elde edilmesi, atıkların geri dönüştürülmesi gibi çevreyi kirleten her türlü faaliyetin sonlandıracak adımların atılması gerekmektedir. Dönüşümün maliyetinin en azından bir kısmının “kirleten öder” prensibi çerçevesinde, kirletenden vergi alınarak karşılanmaktadır.</p>
<p><strong>Gümrük açısından sürdürülebilirlik</strong></p>
<p>1 Ocak 2026’da AB sınırda karbon düzenlemesi kapsamında ülkeye girişte, ithal eşyasına ilişkin karbon vergisinin ödenmiş olup olmadığını kontrol etmekte ve ödenmemişse tahsil etmektedir. Bu uygulamanın zaman içinde tüm dünyada yaygınlaşacağı öngörülmektedir.</p>
<p>Gümrük işlemlerinin konusu eşyanın dış ticaretidir. Yeşil dönüşümün gereği olarak aynı zamanda dış ticarete konu eşya türleri arasında da bir dönüşüm kaçınılmaz olacaktır.</p>
<p>Ayrıca, uluslararası çapta yeşil dönüşümün sağlanmasının teşvik edileceği bir gerçektir. Bu kapsamda, bir taraftan yeşil dönüşümün finansmanı için daha uygun şartlar sağlanacak, diğer taraftan bu amaç için getirilen eşyaya daha uygun gümrük tarifeleri uygulanacaktır. Her iki durumda da yeşil dönüşüme ilişkin eşya ticareti hacminde hissedilir bir artış olacağı öngörülmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/surdurulebilirlik-ongoruleri-79963</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sürdürülebilirlik öngörüleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/bilgi-universitesini-kapatma-kararindan-vazgecildi-79979</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilgi Üniversitesi&#039;ni kapatma kararından vazgeçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla Resmi Gazete'de yayımlanan yayımlanan karara göre, kurucu vakfına kayyım atanan İstanbul Bilgi Üniversitesi'nin faaliyet izninin kaldırılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararının yürürlükten kaldırılmasına karar verildi.</p>
<p>Karar, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığının yazısı üzerine, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun ek 11'inci maddesi gereğince alındı.</p>
<p><strong>YÖK Başkanı Özvar'dan paylaşım</strong></p>
<p>Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Erol Özvar, konuya ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdirleriyle İstanbul Bilgi Üniversitesi'nde eğitim öğretim faaliyetlerinin kesintisiz şekilde devam edeceğini bildirdi.</p>
<p>Erdoğan'ın, öğrencilerin eğitim hayatının aksamaması, ailelerinin huzurunun korunması ve üniversite çalışanlarının haklarının gözetilmesi yönündeki süreci hassasiyetle yeniden değerlendirdiğini kaydeden Özvar, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın herhangi bir mağduriyet yaşamaması yönündeki güçlü irade doğrultusunda karar güncellenmiştir. İlk karar, yürürlükteki mevzuat çerçevesinde yerine getirilmesi gereken zorunlu bir hukuki işlemdi. Ancak sonrasında sunulan raporlar ve güncel durum değerlendirmeleri doğrultusunda Sayın Cumhurbaşkanımız, her zaman olduğu gibi öğrencilerimizin, ailelerimizin ve üniversite çalışanlarımızın beklentilerini hassasiyetle gözetmiştir. Alınan kararın öğrencilerimiz, ailelerimiz ve yükseköğretim camiamız için hayırlı olmasını diliyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/bilgi-universitesini-kapatma-kararindan-vazgecildi-79979</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/1/1280x720/bilgi-universitesi-1779429053.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Bilgi Üniversitesi&#039;nin faaliyet izninin iptal edilmesine yönelik karar, Resmi Gazete&#039;de yayımlanan kararla yürürlükten kaldırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mutlak-butlan-krizi-buyudu-ozel-tomaya-cikti-79955</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mutlak butlan krizi büyüdü, Özel TOMA’ya çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Kurultayının geçersiz olduğu yönünde verilen kararın ardından başlayan gerilim dün partinin genel merkezine polis müdahalesi aşamasına kadar tırmandı. Birkaç saat süren ablukanın ardından Özgür Özel ve partililer Genel Merkez’i boşalttılar. Bu gelişmenin ardından Özel, partililer ve milletvekilleriyle TBMM’ye doğru yürüyüşe başladı. Özel, Genel Merkez’den ayrılırken, “Bir daha kimsenin el uzatamayacağı şekilde geri alınmak üzere çıkıyoruz. Yürüyelim arkadaşlar” ifadesini kullandı.</p>
<h2>Özel-Kılıçdaroğlu görüşmesi</h2>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile Kurultay öncesi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu arasında önceki gün yapılan telefon görüşmesi ile taraflardan kişiler kişilik bir heyeti, olağanüstü kurultay ile ilgili görüşmesi planlanmıştı. Dün öğlen saatlerinde bu görüşmenin yapılması beklenirken, sabah saatlerinde Kılıçdaroğlu ekibine mensup vekillerin yanlarındaki kişilerle Genel Merkeze girmeye çalışmasıyla birlikte gerginlik başladı. İki taraf arasında yoğun arbede yaşandı. CHP Genel Merkezi’nin etrafı tamamen polis kordonu altına alınırken, partiye giriş ve çıkışlar yasaklandı. Partinin içinde kalanlar Genel Merkez’in kapısına otobüslerle barikat kurarken, binanın içinde de tüm giriş kapıları içerden koltuk ve masalarla kapatıldı.</p>
<h2>İçişleri Bakanı ile görüşüldü </h2>
<p>Bu gerginlik yaşanırken CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ve Suat Özçağdaş İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ile görüşmek için Genel Merkez’deki demirlerin üzerinden atlayarak partiden çıktılar. Ancak bu heyetin görüşmelerin olumlu geçtiğine yönelik açıklama yaptıkları sırada saat 14:00 civarında çevik kuvvet ekipleri ana giriş kapısının dışında başka bir kapıdan Genel Merkez önündeki meydana girerken, çevreye yoğun miktarda biber gazı ile müdahale ettiler. Eş zamanla olarak kapının önünde bulunan parti minibüsleri çekici vasıtasıyla uzaklaştırılırken, garajın demir kapısı da yine emniyet kuvvetleri tarafından kırıldı.</p>
<h2>Özel uzun süre 12. kattan takip etti </h2>
<p>Bu gelişmeler devam ederken CHP Genel Başkanı Özgür Özel sosyal medya hesabından videolu bir açıklama yaptı. Amaçlarının emniyet güçleriyle karşı karşıya gelmek olmadığını belirten Özgür Özel, bir şekilde genel merkezden çıkarılmaları halinde gerekirse bir çadırda, meydanlarda mücadeleyi sürdüreceklerini bildirdi. Atatürk’ün emaneti mekanda bulunduklarını belirten Özel, “Bir saldırı altındayız. Suçumuz, 47 yıl sonra partiyi birinci parti yapmak. Suçumuz, AK Parti’yi yenmek. Suçumuz, Cumhuriyet Halk Partisi’nde bir parti içi yarışa girip son seçimlerin kaybından sonra iktidar değişikliğine direnenlere karşı ‘Değişim’ deyip, o değişim iradesiyle gençlerle, kadınlarla ve değişimi isteyen herkesle birlikte partimizi birinci yapmak” diye konuştu.</p>
<h2>"Polise el kaldıracak halimiz yok" </h2>
<p>Partideki başarıları ile 31 Mart seçimlerindeki başarılarını hazmedemeyenlerin ittifak halinde olduğunu belirten Özgür Özel, “Şimdi o hukuksuz kararı almaları yetmezmiş gibi kapıya dayandılar. Önce sabahın 07.00’sinde hiçbirisi CHP’li olmayan, önde yürüyen birkaç milletvekili dışında arkada yürüyenlerin CHP’li olmadığı ve işi gücü kavga etmek olan bir grupla kapımıza dayandılar" dedi. Partiden çıkmayacaklarını ancak ne kadar dayanacaklarını bilmediklerini belirten Özel, “Ne kadar dayanabiliriz bilmiyorum. Sonuçta devletin polisine el kaldıracak halimiz yok. Ama ‘Delegenin oturttuğu bu koltuklardan delegeden başkası bizi kaldıramaz’ dedik. Kaldırabilirler, söküp atabilirler, sokağa atabilirler. Ama zaten biz bu binada oturarak partiyi birinci parti yapmadık. Bu binada oturmakla seçim kazanılmıyor. Bunu en iyi birileri bilir. Seçim sokakta, meydanda kazanılır. Biz bundan sonra sonuna kadar burada direnip eğer bizi buradan söküp atarlarsa da iktidar yürüyüşümüzü meydanlarda sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu. Bu açıklamaların ardından Özel bir süre sonra binadan ayrıldı, meclise yürüyüş başladı.</p>
<p>Gerginliğin biraz durulduğu dönemlerde saat 15:00 civarı Kemal Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik Genel Merkezin dış kapısına gelerek emniyet mensuplarıyla bir süre görüştü.</p>
<p>Aradan yarım saat geçtikten sonra İcra Heyetinden iki kişi kararı tebliğ etmek üzere partiye geldiler.</p>
<h2>"Birileri kendine yakışanı yapıyor" </h2>
<p>CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindekiler saat 15:50 civarında TBMM’ye yürümek üzere CHP Genel Merkezi’nden ayrıldılar. Özel buradan çıkmadan yaptığı kısa konuşmada, 14 Mayıs 2023’teki seçimden bu yana kendilerine yakışanı yapmaya çalıştıklarını belirtti ve “Bize yenilgiyi kabul etmek, kaybetmek yakışmıyor. Atatürk’ün partisine teslim olmak yakışmıyor. Atatürk’ün partisini teslim almak isteyenlerle, teslim etmek isteyenlerin ittifakına isyan ediyorum. Ben de Ekrem Başkan da değişim diye yola çıkan burada gördüğünüz her bir partili, değişimin mücadelesini görüp katılan herkes mücadele ediyor. Birileri de kendine yakışanı yapıyor” dedi. “En kısa sürede kurultay ilan edilip bu sorun bitsin deyip bunu konuşalım delmişken arkalarına Ankara'da ne kadar kriminal tip varsa sabahın 7’sinde onları arkalarına takıp baba ocağı kapısına dayananlar kendilerine yakışanı yaptı” diyen Özel, delegenin vermediği yetkinin hakimlerden dilenildiğini aktardı.</p>
<p>Özel, CHP Genel Merkezi'nin önünde yaptığı açıklamada ise “İktidar için bina lazım değil, yürek lazım, mücadele lazım, Meclis’teki odamız yeter. Elbette partimizi, genel merkezimizi geri alacağız ama o güne kadar da sokaktayız, meydandayız, başımızı sokacak yer Meclis’tir” diye konuştu.</p>
<p>Ardından TBMM'ye doğru yürüyen Özel, yürüyüş esnasında TOMA'nın üzerine çıktı. TBMM’nin Çankaya Kapasının yanında bulunan Milli Egemenlik Parkı’nda da parti otobüsü üstünde bir konuşma yapan Özgür Özel, "İktidarın biber gazından, dost bildiğimizin ihanetinden gayrı arınacak hiçbir şeyimiz yoktur” ifadelerini kullandı. Özel, daha sonra TBMM önünde bir konuşma yaptı. Özel'e diğer partilerden destek açıklamaları geldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mutlak-butlan-krizi-buyudu-ozel-tomaya-cikti-79955</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/5/1280x720/574-1779683517.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ CHP&#039;de mutlak butlan krizi dün yeni boyutlara ulaştı. Sabah saatlerinde Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerin CHP Genel Merkezi’ne girmeye çalışmasıyla başlayan gerilim, polis ablukası ve çevik kuvvetin gazlı müdahalesiyle büyüdü. Kılıçdaroğlu ekibi binaya girerken Özgür Özel “Devletin polisine el kaldıracak halimiz yok” diyerek ekibiyle binayı terk etti. Ardından Meclise doğru yürüyüşe geçildi. Özel barikatları aşmak için TOMA&#039;nın üzerine çıktı, daha sonra TBMM önünde partililere seslendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/lale-tara-sanat-bursuna-basvuru-donemi-basliyor-79978</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Lale Tara Sanat Bursu’na başvuru dönemi başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ENKA Sanat'ın, klasik müzik alanında uluslararası ölçekte başarı hedefleyen genç sanatçıların, yurt dışındaki lisans ve yüksek lisans eğitimlerine destek olmak amacıyla hayata geçirdiği Lale Tara Sanat Bursu'na 3 Temmuz'a kadar başvuru yapılabilecek.</p>
<p>Konu hakkında yapılan açıklamada, ENKA Vakfı’nın eğitim, spor ve sanat alanlarında nitelikli nesiller yetiştirme vizyonu doğrultusunda şekillenen ve uzun yıllardır genç sanatçıların gelişimine katkı sunan Lale Tara’nın misyonunu sürdüren burs programı, yalnızca bir eğitim desteği olmanın ötesinde, genç müzisyenlerin uluslararası sanat ekosistemine entegre olmalarını hedefleyen bütüncül bir gelişim alanı sunuyor.</p>
<p>Lale Tara Sanat Bursu başvuruları, ENKA Sanat’ın web sitesinde yer alan ilgili bağlantı üzerinden 1 Haziran Pazartesi günü saat 10.00 itibarıyla erişime açılacak ve Başvuru Modülü aracılığıyla online gerçekleştirilecek. 3 Temmuz Cuma günü saat 18.30’da sona erecek başvuru sürecinin ardından, seçici kurulun ön değerlendirmesini başarıyla geçen adaylar, 3 Ağustos Pazartesi günü ENKA Oditoryumu’nda gerçekleştirilecek mülakat aşamasına davet edilecek. Dört yıldır sürdürülen bursun seçici kurulunda, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Flüt Grup Şefi Bülent Evcil, Viyolonsel Sanatçısı ve MSGSÜ İstanbul Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Dilbağ Tokay, dünyaca ünlü Piyanist ve Besteci Fazıl Say, Piyanist ve Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gökhan Aybulus ve ENKA Sanat Direktörü Gül Mimaroğlu yer alacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a13e1e23e74d-1779687906.jpeg" alt="" width="477" height="650" />Lale Tara Sanat Bursu’na başvuru koşulları, sıkça sorulan sorular ve mevcut bursiyerler hakkında detaylı bilgilere www.enkasanat.org adresinden ulaşılabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kultur-sanat/lale-tara-sanat-bursuna-basvuru-donemi-basliyor-79978</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/8/1280x720/keman-klasik-muzik-1779688161.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ENKA Sanat tarafından hayata geçirilen Lale Tara Sanat Bursu için başvuru dönemi 1 Haziran&#039;da başlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-universite-kapanirken-egitim-hakki-nasil-acik-tutulur-79977</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir üniversite kapanırken eğitim hakkı nasıl açık tutulur?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir üniversite idari, mali ya da hukuki gerekçelerle kapanabilir. Dünyada bunun örnekleri var. Ancak Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları açısından konu farllı: Bir üniversite kapanırken, eğitim hakkı, diploma değeri, akademik süreklilik ve eşit erişim de kapanıyor mu?</p>
<p>izninin kaldırılması, Türkiye’de yükseköğretim tarihinin en sarsıcı başlıklarından biri oldu.</p>
<p>22 Mayıs 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı kararıyla, kurucu vakfına kayyım atanan üniversitenin faaliyet izni kaldırıldı. YÖK ise yaptığı açıklamada öğrencilerin eğitim-öğretim faaliyetlerinin aksamaması ve mağduriyet yaşanmaması için gerekli tedbirlerin alınacağını duyurdu. Ama konu sadece “öğrenciler nereye aktarılacak?” sorusundan ibaret değil.</p>
<p>Çünkü, bir üniversite yalnızca bir bina değildir, bir kampüs değildir. Kurumsal değer üretimidir, hafızadır, öğrenme hakkıdır, gelecek inşasıdır…</p>
<p>O zaman bir üniversitenin kapanması, o kurumun öğrencileri, akademisyenleri, çalışanları, mezunları ve ülkenin bilgi üretim kapasitesi açısından ne anlama geliyor? Dünyada da üniversite kapanma örnekleri var. Öğrenci sayısındaki düşüş, artan işletme maliyetleri ve bağış gelirlerindeki zayıflama, birçok kurumun kapısına kilit vurmasına yol açıyor.</p>
<p>Örneğin ABD’de 180 yıllık geçmişe sahip Limestone Üniversitesi, yeterli finansman sağlanamadığı için kapanma kararı aldı.</p>
<p>Japonya ve Güney Kore’de azalan genç nüfus nedeniyle, 2000’den bu yana çok sayıda üniversite kapandı. Hindistan’da da üniversiteler öğrenci sayısındaki düşüş, finansman sorunları ve kalite tartışmaları nedeniyle kapanıyor.</p>
<p><strong>SKA 4 Eğitim: Erişim, kalite ve eşitlik</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler’in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları içinde “eğitim” başlığı, SKA 4 altında tanımlanıyor:</p>
<p>“Herkes için kapsayıcı ve hakkaniyetli kaliteli eğitimi sağlamak ve yaşam boyu öğrenme fırsatlarını teşvik etmek.”</p>
<p>Üniversiteler açısından en kritik madde SKA 4.3. Bu hedef, 2030’a kadar kadınlar ve erkekler için kaliteli, karşılanabilir teknik, mesleki ve yükseköğretime, üniversite dahil, eşit erişimin sağlanmasını öngörüyor. SKA 4.5 ise eğitimde ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını ve kırılgan gruplar için tüm eğitim düzeylerine eşit erişimi vurguluyor.</p>
<p>Bu çerçeveden bakınca bir üniversitenin kapanması tek başına SKA 4’e aykırıdır demek doğru olmaz. Çünkü kötü yönetilen, mali olarak çöken, akademik kalitesi düşen, öğrencisine gerçek bir eğitim değeri sunamayan bir kurumun varlığını sürdürmesi de SKA 4’ün “kaliteli eğitim” ilkesine aykırı olabilir.</p>
<p>Ancak kapanma süreci kötü yönetilirse, o zaman durum farklı. Öğrencinin kredisi yanarsa, bursu kesilirse, bölümü karşılıksız kalırsa, diploma değeri belirsizleşirse, akademisyen işsiz kalırsa, çalışanlar güvencesiz bırakılırsa, engelli öğrenciler, düşük gelirli öğrenciler, şehir dışından gelenler, çalışan öğrenciler yeni sisteme uyum sağlayamazsa, kapanma idari bir karar olmaktan çıkar. Eğitim hakkını, sosyal adaleti ve fırsat eşitliğini zedeleyen bir konuma gelir.</p>
<p><strong>Üniversite kapanacaksa nasıl kapanmalı?</strong></p>
<p>Dünyada bunun 3 örneği var: Birincisi, kapanma ani değil, planlı olmalı. En sağlıklı model, “teach-out” denilen tamamlatma modeli. Yani mevcut öğrencilerin mümkünse aynı akademik standartlarla eğitimlerini tamamlaması, yeni öğrenci alınmaması ve kurumun kademeli biçimde kapanması.</p>
<p>İkincisi, geçiş yalnızca teknik kayıt aktarımı olmamalı. Öğrencinin dersi, kredisi, bursu, stajı, değişim programı, psikolojik desteği, barınması, ulaşımı, engellilik düzenlemeleri ve mezuniyet takvimi birlikte düşünülmeli. Üçüncüsü, şeffaflık. Her gün değişen bilgi, “diplomam ne olacak?” kaygısı, “bölümüm nereye gidecek?” sorusu eğitim hakkına büyük zarar veren unsurlar.</p>
<p><strong>Öğrencinin geleceği kapanamaz</strong></p>
<p>Sonuç olarak verilmesi gereken asıl sınav kurumun kapanması değil, gençlerin gelecek hakkının korunması olmalı.</p>
<p>Bilgi Üniversitesi’nin faaliyet izninin kaldırılması, Türkiye için yükseköğretimde güven, özerklik, kalite ve kamusal sorumluluk testi niteliğinde.</p>
<p>SKA 4’ü de tanımladığı gibi; Eğitim, piyasa koşullarına ya da idari kararlara bırakılmayacak kadar temel bir kamusal haktır. Üniversite kapanabilir. Bir vakfın faaliyet izni kaldırılabilir. Bir yönetim modeli sürdürülemez bulunabilir. Ama öğrencinin geleceği kapanamaz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-universite-kapanirken-egitim-hakki-nasil-acik-tutulur-79977</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir üniversite kapanırken eğitim hakkı nasıl açık tutulur? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makine-ihracati-4-ayda-yuzde-45-artti-79970</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Makine ihracatı 4 ayda yüzde 4.5 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’nin makine ihracatı ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4.5 artarak 9.3 milyar dolara yükseldi. Miktar bazında yüzde 6.7 gerileyen makine ihracatının birim değeri ise yüzde 12.6 artarak 8.6 dolara yükseldi. Yıllıklandırılmış ihracat yüzde 1.3 artarak 29.1 milyar dolara çıkarken, aynı dönemde ithalat yüzde 8.2 artarak 47.2 milyar dolara çıktı.</p>
<p>En çok ihracat yapılan ülke Almanya’ya gerçekleştirilen ihracat yüzde 14.1 artarak 1.1 milyar dolara yükselirken, ABD’ye yapılan ihracat yüzde 39.5 artarak 767 milyon dolara ulaştı. İtalya’ya yapılan ihracat ise yüzde 12.7 artarak 442 milyon dolara çıktı. Bu  dönemde; Irak, Rusya ve Polonya ise en çok daralan üç pazar oldu.</p>
<p>İhracat verilerini  değerlendiren Makine İhracatçıları Birliği Başkanı (MAİB) Sevda Kayhan Yılmaz, Avrupa’nın küresel enerji hatlarının Hürmüz Boğazı’nda kilitlenmesi nedeniyle şimdiden 25 milyar Euro daha ilave enerji maliyeti ile karşı karşıya kaldığına dikkat çekti.</p>
<p>Yatırımların odağının değiştiği bu tabloda; makine sanayinin yüksek teknoloji üreten mevcut hatlarının, savunma sanayiinin özel regülasyon ve sertifikasyon gereksinimleriyle tam uyumlu bir entegrasyon sürecinden geçmesi gerektiğini belirten Yılmaz, “Ancak bu dönüşüm, son dönemde ABD ve Çin arasında tekrar tırmanan ve küresel tedarik zincirlerini istikrarsızlaştıran teknoloji savaşlarının gölgesinde, her adımın bir diğer aktörün çıkarlarıyla çarpıştığı karmaşık bir labirentte ilerlemeyi gerektiriyor.” dedi.</p>
<p>Stratejik yön arayışını küresel sanayinin kalbinin attığı her noktada sahada bulunarak yönettiklerinin altını çizen Sevda Kayhan Yılmaz, “Batı’nın siber güvenlik ve düşük karbon odaklı yeni nesil korumacılık duvarlarına uyum sağlarken, Doğu’nun teknolojik hammadde ve üretim avantajlarıyla rekabet ettiğimiz bu denklemde dünyanın her yerinde güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Gündeme gelen kurumlar vergisi indirimini, imalatçı sektörler üzerindeki yükleri hafifletmek üzere stratejik bir adım olarak desteklediklerini kaydeden Yılmaz, “Bu düzenleme, hem yerli tedarik zincirini korumak hem de firmalarımızın küresel pazardaki dönüşüm süreçlerini finanse edebilmek açısından önemli” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılmaz, yabancı para kredi kullanımındaki kısıtlamayla daralan kredi arzı yanı sıra yüksek komisyon maliyetlerinin ihracatçısının en temel savunma mekanizması olan hedge imkanını elinden alarak finansal riskleri sınırlandırdığını anlattı.</p>
<p>TL kredilerdeki istisnaların yabancı para kredilerde sadece İGE kapsamıyla sınırlandırılmasının da uluslararası fonlara ve döviz cinsi kaynaklara erişimi zorlaştırdığının altını çizen Yılmaz, “Finansal enstrümanların, vergi indirimlerinden kredi piyasasına kadar bir bütün olarak kurgulanacağına ve Orta Doğu’daki gelişmeler neticelendiğinde sanayicinin ihtiyaç duyduğu finansman kanallarının daha açık tutulacağına inanıyoruz.” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Öncelik kâr maksimizasyonu değil”</strong></p>
<p>Sanayicinin asıl önceliği kâr maksimizasyonu değil, rakipleriyle teknolojik olarak başa çıkabileceği sürdürülebilir bir yatırım zemini olduğunu söyleyen Yılmaz, Üretim tesislerindeki kapasite kullanım oranlarının düşük kalmasını, dünya genelinde artan makroekonomik uyumsuzlukla ilgili görmek gerekiyor. Yurt içi tarafında da kurun enflasyonun altında seyretmesi nedeniyle sanayi gelirlerinin maliyetlerin altında seyrettiği uzun bir süreç yaşandı” dedi.</p>
<p>Yılmaz ihracatçıyı dezavantajlı hale getiren uyumsuzluğun ithalatı cazip kılarak yerli üreticiyi iç pazarda ana tedarikçi olma özelliğini kaybetme riskiyle karşı karşıya bıraktığını bildirdi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/makine-ihracati-4-ayda-yuzde-45-artti-79970</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/7/0/1280x720/sevda-kayhan-yilmaz-1779685799.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MAİB verilerine göre  makine ihracatı 4 ayda yüzde 4.5 artarak 9,3 milyar dolara yükseldi. MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Batı’nın siber güvenlik ve düşük karbon odaklı yeni nesil korumacılık duvarlarına uyum sağlarken, Doğu’nun teknolojik hammadde ve üretim avantajlarıyla rekabet ettiğimiz bu denklemde dünyanın her yerinde güven duyulan partner olma özelliğimizi korumak istiyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tas-sokaklarda-topragin-hafizasi-79965</guid>
            <pubDate>Mon, 25 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Taş sokaklarda toprağın hafızası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Kapadokya’da yağmurun ardından çıkan gökkuşağı</strong></p>
<p>Kapadokya’nın o zamanı yavaşlatan coğrafyasında iki gün geçirmek, bazen insanın yalnızca bir festivalin içinde değil, yüzyılların içinde dolaştığını hissettiriyor. Tüflü kayaların arasından süzülen rüzgâr, taş konakların gölgeleri, eski bağ yolları, mübadele hafızası taşıyan sokaklar… Bu coğrafya insanı yalnızca misafir etmiyor; içine çekiyor.</p>
<p>Mustafapaşa’ya vardığımız ilk saatlerde gökyüzü yavaş yavaş kapanmaya başlamıştı. Sonra Kapadokya’nın o ince, sabırlı yağmuru taş sokakların üzerine düştü. Yağmurun altında koyulaşan taş duvarlar, meydandaki eski konaklar ve avlular bir anda sanki başka bir yüzyıldan çıkıp gelmiş gibi görünüyordu.</p>
<p>İnsan bazen yağmurun bir şehrin üzerine değil, hafızanın üzerine yağdığını düşünüyor. Meydanın taşlarına düşen yağmur damlalarıyla birlikte Kapadokya’nın rengi de değişmişti sanki. Sokaklardan yükselen hafif toprak kokusu, ıslanan taşların koyu griye dönen yüzeyi, rüzgârın taşıdığı serinlik… İnsan o anlarda coğrafyanın yalnızca görülen değil, hissedilen bir şey olduğunu daha iyi anlıyor.</p>
<p>Ama ilginçtir, kimse dağılmadı. Bu sene festival halka açık gerçekleştiriliyordu. Bölge halkı, turistler, açılışa gelen davetliler herkes sokaklardaydı… Gençler koşturmaya devam ediyor, üreticiler tezgâhlarını koruyor, meydandaki sohbetler sürüyor, taş sokaklardan müzik sesleri yükselmeyi bırakmıyordu.</p>
<p>Bir köşede kadın kooperatifleri ürünlerini yağmurdan korumaya çalışıyor, başka bir yerde öğrenciler misafirleri yönlendiriyor, çocuklar meydanda koşturuyordu. Şemsiyelerin altındaki o hareketlilik bile bu festivalin ruhunu anlatıyordu aslında.</p>
<p>Kapadokya Üniversitesi’nin Nevşehir Valiliği himayesinde bu yıl beşincisini düzenlediği Gastronomi Festivali, daha ilk dakikada şunu hissettiriyordu:<br />Bu yalnızca yemeklerin konuşulduğu bir etkinlik olmayacaktı.</p>
<p>Bu yazımın devamı ve köşemdeki diğer yazılarımın ayrıntıları için lütfen <a href="https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi">https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi</a> adresine geçiniz...</p>
<p><strong>Mustafapaşa artık yalnızca gezilen değil, okunan bir yer</strong></p>
<p>Öğleden sonra festivalin ritmi Mustafapaşa’nın sokaklarına yayıldı. Festivalin en etkileyici yanlarından biri, gastronomiyi yalnızca tat üzerinden değil, hikâye üzerinden kurmasıydı. Rehber eşliğinde yapılan Mustafapaşa Lezzet Rotası boyunca taş konakların, eski yapıların ve meydanların önüne yerleştirilen QR kodları telefonlarımızla okuttukça bambaşka bir dünyanın kapıları açılıyordu. Kapadokya Üniversitesi ile Mustafapaşa Belediyesi’nin birlikte geliştirdiği bu çalışma sayesinde yapıların tarihçeleri, eski fotoğrafları, mimari özellikleri ve geçmiş hikâyeleri ziyaretçilere aktarılıyor. Bir gastronomi festivalinin aynı zamanda açık hava kültür arşivine dönüşmesi Türkiye’de çok sık karşılaştığımız bir yaklaşım değil. İşte tam da bu yüzden Mustafapaşa’da dolaşırken insan yalnızca yemek tatmıyor; bir coğrafyanın nasıl oluştuğunu da anlamaya başlıyor.</p>
<p>Taş konakların gölgeleri arasında yürürken, mübadelenin izlerini taşıyan eski sokaklarda insan sık sık geçmişle bugün arasında gidip geliyor. Çünkü Mustafapaşa yalnızca korunmuş bir mimari doku değil; aynı zamanda yaşayan bir hafıza alanı.</p>
<p>Eski adıyla Sinasos olan bu yerleşimde taşların bile anlatacak hikâyeleri var sanki. Kapı tokmakları, kemerli avlular, yıpranmış duvarlar, eski çeşmeler, odalardaki duvar resimleri… İnsan bazen yalnızca yürümüyor, geçmişin içinden geçiyormuş hissine kapılıyor. Festivalin meydanlara, avlulara ve sokaklara yayılması da bu yüzden çok anlamlıydı. Çünkü burada gastronomi kapalı salonlarda değil, hayatın tam ortasında kuruluyordu.</p>
<p><strong>Sofralarda toprağın hafızası vardı</strong></p>
<p>Meydandaki Kapadokya Yerel Üretici Pazarı festivalin en sahici alanlarından biriydi. Kadın kooperatiflerinin ürünleri, bağlardan gelen üzümler, kurutulmuş sebzeler, köftürler, taş fırınlardan yükselen kokular… Şov dünyasının gürültüsünden uzak, toprağa bağlı bir üretim kültürü vardı burada. Son yıllarda gastronomi dünyasında sık sık parlak tabakların ve büyük sunumların öne çıktığını görüyoruz. Oysa Mustafapaşa’daki o küçük stantlarda insan başka bir şeyle karşılaşıyordu: emeğin sessiz asaletiyle. Belki de festivalin en kıymetli tarafı buydu:<br />Üreticiyi yeniden görünür kılmak.</p>
<p>Çünkü gastronomi yalnızca şeflerden ibaret değil; toprağı eken, kurutan, saklayan, mayalayan ve bekleyen insanların emeğiyle var oluyor.</p>
<p><strong>Festival gösterdi ki geleceğe inanan bir ruh Kapadokya’da hâlâ sürüyor</strong></p>
<p>Son yıllarda <em>“sürdürülebilirlik”</em> kelimesi gastronomi dünyasının en sık kullanılan sözcüklerinden biri hâline geldi. Ama çoğu zaman dekoratif bir kavram olmanın ötesine geçemiyor. Kapadokya Gastronomi Festivali’nde ise bu yaklaşımın daha somut biçimde ele alınmaya çalışıldığını gördüm. Festival boyunca karbon ayak izinin ölçülmesi, emisyon hesaplamaları yapılması, yerel üretimin desteklenmesi ve atığın azaltılması yönündeki uygulamalar dikkat çekiyordu. Ama asıl önemli olan şuydu:</p>
<p>Burada sürdürülebilirlik yalnızca çevresel değil, kültürel bir mesele olarak da ele alınıyordu. Çünkü bazen bir tarif kaybolduğunda da aslında bir ekosistem yok olur.</p>
<p>İki gün boyunca taş sokaklarda dolaştım, paneller dinledim, üreticilerle konuştum, sofralara oturdum… Ama geriye dönüp baktığımda aklımda en çok kalan şey, bir coğrafyanın hâlâ kendi geleceğine inanıyor olması duygusuydu. Festival boyunca alanda çalışan gençlerin enerjisinde, üreticilerin inadında, eski tarifleri kayıt altına almaya çalışan akademisyenlerde ve taş sokakları yeniden hikâyeye dönüştüren o ortak çabada bunu hissettim. Bir yanda yıllardır aynı tohumu koruyan üreticiler, öte yanda o üretimin hikâyesini öğrenmeye çalışan gençler vardı. Belki de Anadolu imecesinin bugünkü karşılığı tam olarak buydu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tas-sokaklarda-topragin-hafizasi-79965</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Taş sokaklarda toprağın hafızası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egenin-cilek-ihracati-4-milyon-676-bin-dolara-ulasti-79938</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 10:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege’nin çilek ihracatı 4 milyon 676 bin dolara ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye’de çilek üretimi 2024 yılında 606 bin ton, 2025 yılında ise 595 bin ton olarak gerçekleşti. Dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra Türkiye, 5’inci sırada yer alıyor.</p>
<p>Taze ve dondurulmuş halde yaklaşık 40 ülkeye ihraç edilen yaş meyve grubunun katma değerli ürünü çileğin Türkiye geneli ihracatı 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 56 artış gösterdi. Türkiye geneli çilek ihracatı ilk dört ayda 20 milyon 871 bin dolara yükseldi.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2026’nın ilk dört ayında Türkiye geneli çilek ihracatımız yüzde 56 artarak 20 milyon 871 bin dolara, Bölgemiz ise yüzde 50 artışla 4 milyon 676 bin dolara ulaştı” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a12aa3cef0af-1779608124.jpg" alt="" width="700" height="651" /></p>
<p>Türkiye genelinde yaklaşık 40 ülkeye çilek ihraç edildiğini söyleyen Balık, “2026 yılında 6 bin 608 ton taze çilek ihraç ettik. Miktar bazında yüzde 32 azalış gerçekleşti. Bu azalışın sebepleri arasında çilek fiyatları, ürünün bu yıl beklenildiği kadar fazla olmaması ve iç piyasadaki fiyatın şu an için cazip olması yer alıyor. Buna rağmen ihracatımızdaki yükseliş, Türk çileğinin uluslararası pazardaki güçlü konumunu gösteriyor” dedi. </p>
<p>Çilek ihracatının yüzde 69’unu Rusya’ya gerçekleştirildiğini, Rusya’yı Gürcistan, Irak ve Malezya’nın takip ettiğini dile getiren Balık, “Taze çilek ihracatımızı 50 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye geneli dondurulmuş çilek ihracatımız ise 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 44 artışla 59 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ilk sırada yüzde 100 artışla 16 milyon dolarla Kanada yer alıyor. Almanya, ABD ve İtalya da dondurulmuş çilek ihracatımızda öne çıkan ülkeler arasında. Bölgemizden de 5 milyon dolarlık dondurulmuş çilek ihracatı yapıldı” diye konuştu. </p>
<p>Türkiye’de çilek üretiminin 2024 yılında 606 bin ton, 2025 yılında ise 595 bin ton olarak gerçekleştiğini söyleyen Balık, “Dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra Türkiye 5. sırada yer alırken, ihracatta değerde 20. sırada, miktarda 12. sırada yer alıyor. Çilek üretim ve ihracatında Ege Bölgesi’nin önemli bir yeri var. Çilek üretiminin yüzde 27’si Bölgemizde gerçekleşiyor. Özellikle Aydın’da çilek üretiminin son yıllarda önemli oranda arttı. Aydın örtü altı çilek üretiminde Mersin ve Antalya’dan sonra en büyük il durumunda.” dedi.</p>
<p>İhracatın sürdürülebilir bir şekilde büyümesinin üretim kalitesine bağlı olduğunu vurgulayan Balık, “Bu yüzden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak üretim bölgelerinde pestisit kullanımını izlemek ve kalıntı haritasını ortaya çıkarmak amacıyla yürüttüğümüz "Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi" kapsamındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son iki yılda toplamda 400’ün üzerinde numune toplayıp analiz yaptırdık. Üreticilerimize doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak için ziraat mühendislerimiz, üniversitelerimiz ve Tarım ve Orman Bakanlığımız ile iş birliğimizi her geçen yıl daha da güçlendiriyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egenin-cilek-ihracati-4-milyon-676-bin-dolara-ulasti-79938</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/8/1280x720/egenin-cilek-ihracati-4-milyon-676-bin-dolara-ulasti-1779608173.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, yılın ilk dört ayında Türkiye geneli çilek ihracatının yüzde 56 artarak 20 milyon 871 bin dolara, bölgenin ise yüzde 50 artışla 4 milyon 676 bin dolara ulaştığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracatcilar-ukraynadan-anti-damping-uygulamasini-kaldirmasini-istiyor-79934</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatçılar, Ukrayna’dan anti damping uygulamasını kaldırmasını istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) tarafından, Ukrayna’nın geçen yıl Türkiye’den ithal ettiği domates ve salatalık ürünlerine uyguladığı anti-damping önlemini Gözden Geçirme Soruşturması öncesinde toplantı düzenlendi.</p>
<p>Toplantıya Ticaret Bakanlığı İthalat Genel Müdür Yardımcısı Önder Duman, Damping ve Sübvansiyon Daire Başkanı Atilla Uğur Başbuğ, BAİB Denetim Kurulu Üyesi İsmail İnanç, BAİB Genel Sekreteri Ümit Sezer, Ticaret uzmanlar ve Ukrayna’ya domates ile salatalık ihraç eden üyeler katıldı.</p>
<p>İhracatçı firmaların yaşadığı sorunları anlatan BAİB yönetici ve üyeleri, anti damping uygulamasının kaldırılması amacıyla çözüm önerilerini anlattı. Sorunun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da aktarıldığı ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski ile kısa süre önce İstanbul’da yaptığı görüşmede de sorunun gündeme geldiği belirtildi.</p>
<p>Toplantıda BAİB üyeleri tarafından Türk ürünlerine aşırı vergi uygulanmasının kabul edilemez olduğunu vurgulanırken, Ukrayna’nın başka ülkelere daha az vergi uygulandığı da aktarıldı. İhracatçılar, Ukrayna ile yapılacak olan Ara Gözden Geçirme toplantısında kararın iptalinin talep edileceğini bildirdi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı heyeti ile yapılan toplantı öncesinde ise BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, Başkan Yardımcısı Harun Öztürk ve Yönetim Kurulu Üyeleri Abdullah Bulut ve Harun Oran ile bir araya geldi. Toplantıda, Antalya, Burdur ve Isparta’nın ihracatı ile ithalatı, BAİB’in hayata geçireceği çalışmalar üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Öte yandan, BAİB Yönetim Kurulu Üyesi Abdullah Bulut ile Gümrük Müşavirleri Derneği Antalya Temsilcisi Hüseyin Ertaş, Ticaret Bakanlığı heyeti ile yaşanan gümrük sorunlarını görüştü.</p>
<p><strong>Ukrayna’ya 26 milyon dolarlık domates-salatalık ihracatı</strong></p>
<p>BAİB Başkanı Mehmet Ali Can, Ukrayna’nın Türk domates ve salatalığına koyduğu anti damping uygulamasının siyasi olduğunu düşündüğünü belirterek, ‘’İşin siyasi olduğunu düşünüyorum. Anti damping soruşturması bir yıl önce yapıldı. Şimdi gözden geçirme işi ile ilgileniyoruz. Aynı dönemde Ukrayna farklı ürün gruplarına da yaş sebze meyve dışında anti damping soruşturması açtı’’ dedi.</p>
<p>Türkiye, 2025 yılında Ukrayna’ya 26 bin 470 ton domates ve salatalık ihracından 26 milyon 497 bin 158 dolar döviz girdisi sağladı. 2026 yılında ise 1 Ocak-21 Mayıs tarihleri arasında da 8 bin 891 ton domates ve salatalık ihracına karşılık 9 milyon 881 bin 334 dolarlık ihracat gerçekleştirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracatcilar-ukraynadan-anti-damping-uygulamasini-kaldirmasini-istiyor-79934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/4/1280x720/ihracatcilar-ukraynadan-anti-damping-uygulamasini-kaldirmasini-istiyor-1779572744.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaş meyve sebze ihracatçıları, Ukrayna’nın geçen yıl Türk domates ve salatalığına koyduğu anti damping uygulamasının kaldırılması için çalışıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ogm-hava-filosunu-yerli-yapim-helikopterlerle-guclendiriyor-79933</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Orman yangınlarıyla mücadele için kullanılacak yerli helikopter yıl içinde test uçuşlarına başlayacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından orman yangınlarıyla mücadele çerçevesinde Orman Gönüllüleri Eğitimi devam ediyor. Ankara, Antalya ve İstanbul’dan gazeteci ve televizyon muhabirlerine Antalya Düzlerçamı Uluslararası Orman Eğitim Merkezinde eğitim verildi.</p>
<p>Orman yangınlarıyla mücadelede gönüllü gazeteci ve televizyon ekiplerine, eğitim verildikten sonra, yangın savaşçılarının komando eğitimi gördüğü pentatlon alanı, helikopterlerin su alma ve su atma ile arozözlerin trafik eğitim parkı gezdirildi. Helikopterlerle kısa mesafeli ormanların üzerinde uçuş gerçekleştirildi.</p>
<p>Senaryo gereği yanan orman alanında hava ve kara yangın söndürme ekiplerinin çalışmaları ile gazeteci ve televizyon ekiplerine söndürme yöntemleri gösterildi.</p>
<p>OGM Genel Müdürü Bekir Karacabey, "Yeşil Vatan"ın korunması amacıyla 2026 yılı yangın sezonuna yönelik hazırlıkları yılın ilk aylarından itibaren yoğun şekilde sürdürdüklerini söyledi. Karacabey, 2026 orman yangınları sezonunda temel hedeflerinin, yangına ilk müdahale süresini daha da düşürmek, hava ve kara filosunu güçlendirmek, erken tespit kapasitesini artırmak, eğitimli personel ve gönüllü sayısını yükseltmek ve teknoloji destekli yangın yönetimini yaygınlaştırmak istediklerini bildirdi.</p>
<p><strong>Hava filosu güçlendirildi</strong></p>
<p>Türkiye’de ormanların yaklaşık yüzde 64’ü nün birinci ve ikinci derece yangın riski taşıyan bölgelerde yer aldığını, bu nedenle özellikle Akdeniz ve Ege bölgelerinde yüksek hazırlık seviyesi uygulandığını anımsatan Karacabey, 2026 yangın sezonunda kullanılacak hava ve kara gücünün önemli ölçüde artırıldığını açıkladı.</p>
<p>Yangın sezonunun başladığını anımsatan Bekir Karacabey, 2026 yılında 28 yangın söndürme uçağı, 119 helikopter, 14 insansız hava aracının (İHA) aktif görev yapacağını belirtti. Karacabey, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Yangın söndürme uçaklarının önemli bölümü amfibik özellik taşıyan Air Tractor AT-802F (Fireboss) ve Beriev BE-200 tipi hava araçlarından oluşuyor. Air Tractor Fireboss AT802F tipi amfibik uçaklar özellikle hızlı su alma yetenekleri ile orman ve orman yakınında meydana gelen kırsal alan yangınlarına müdahalede etkin şekilde kullanılıyor. 2026 yılı hazırlıkları kapsamında, helikopter sayısı bir önceki yıla göre artırıldı. Havadan su atma kapasitesi yaklaşık 462 tona çıkarıldı, kritik risk bölgelerinde konuşlanma süreleri yeniden düzenlendi. Kara gücü ve teknik ekipman açısından yangınlarla mücadelede hava gücünün yanı sıra kara ekipleri de operasyonların temel unsuru olacak.’’</p>
<p>2026 sezonunda kara filosunda ise bin 953 arazöz, 2 bin 766 ilk müdahale aracı, 878 iş makinesi, mobil harekât merkezleri, su ikmal araçları, dron destekli gözlem sistemleri yer aldığını kaydeden Karacabey, ‘’Ayrıca ülke genelinde, 4 bin 852 yangın havuzu ve göleti, stratejik su ikmal noktaları, yangın emniyet yolları, 776 İnsanlı ve 194 insansız gözetleme kuleleri aktif olarak kullanılacak’’ dedi.</p>
<p><strong>"TUSAŞ yerli helikopter test uçuşlarına başlayacak"</strong></p>
<p>Uçak filosundaki görev yapacak 15 uçak ve 57 helikopterin OGM, bir kısmının çeşitli bakanlıkların envanterinde yer aldığını, bazı uçak ve helikopterlerinde İspanya’dan bir firmadan kiralandığını açıklayan Karacabey, yangın söndürme filosunu yerli helikopterlerle daha da artıracaklarını bildirdi.</p>
<p>Yeşil Vatan’ın İHA’larla, termal kameralarla, dron ve yapay zeka teknolojileri ile izlendiğini anlatan Karacabey, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Türkiye ormanlarında İHA kullanan dünyada iki ülkeden biridir. TUSAŞ ile 2023 yılında orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmak üzere yerli helikopteri yapımı konusunda protokol imzalanmıştı. 4 ton su kapasiteli yerli helikopteri 2026 yılı içinde test uçuşlarına başlayacak.2028 yılında ise 6 adet helikopter teslim edilecek. İsteğimiz, tüm hava filomuzu yerli helikopterlerle daha da güçlendirmektir.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ogm-hava-filosunu-yerli-yapim-helikopterlerle-guclendiriyor-79933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/3/1280x720/ogm-hava-filosunu-yerli-yapim-helikopterlerle-guclendiriyor-1779572624.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Yeşil Vatan&quot;ın korunması amacıyla 2026 yılı yangın sezonuna yönelik hazırlıkları yılın ilk aylarından itibaren yoğun şekilde sürdürdüklerini söyleyen OGM Genel Müdürü Bekir Karacabey, &quot;TUSAŞ ile 2023 yılında orman yangınlarıyla mücadelede kullanılmak üzere yerli helikopteri yapımı konusunda protokol imzalanmıştı. 4 ton su kapasiteli yerli helikopteri 2026 yılı içinde test uçuşlarına başlayacak.2028 yılında ise 6 adet helikopter teslim edilecek. İsteğimiz, tüm hava filomuzu yerli helikopterlerle daha da güçlendirmektir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-deri-ve-konfeksiyon-ihracatinda-rusyanin-yerini-abd-aldi-79932</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk deri ve konfeksiyon ihracatında Rusya’nın yerini ABD aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya’da kapılarını açan deri ve kürk konfeksiyon sektörünün en önemli uluslararası etkinliklerinden biri olan ve Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD), Ticaret Bakanlığı, TİM, İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB), KOSGEB ve TOBB destekleriyle düzenlenen TDK Leather &amp; Fur Fashion Show Fuarı, uluslararası alanda büyük ilgi gördü.</p>
<p>Türkiye’den 56 firmanın koleksiyonlarını sergilediği fuarda toplam katılımcı ve ziyaretçi sayısı bin 500’e yaklaştı. 21 ülkeden binin üzerinde yabancı alıcının katıldığı fuarın 100 milyon dolarlık bir ticaret hacmine ulaştığı tahmin ediliyor.</p>
<p>İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) Başkanı Güven Karaca, deri ve kürk konfeksiyonunun Türkiye’nin en yüksek katma değer yaratan alanlarından biri olduğunu söyledi. Karaca, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Türkiye özellikle lüks segmentte dünyadaki en güçlü oyunculardan biri haline geldi. Son yıllarda sektör önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Artık modayı takip eden değil, moda üreten bir yapıya sahibiz. Küçük adetli, hızlı teslimat avantajı sağlayan ve yenilikçi koleksiyonlarla hareket eden firmalarımız dünya pazarlarında daha fazla tercih ediliyor.”</p>
<p>Karaca, ikili iş görüşmelerinde (B2B) Avrupa Birliği ülkeleri, ABD, Kanada, Birleşik Krallık ve İspanya başta olmak üzere birçok ülkeden nitelikli alıcıların Türk firmalarıyla bir araya geldiğini, ABD, Kanada ve İspanya’dan gelen 11 firmadan oluşan alım heyetinin de Türk üreticilerle görüşmeler yaptığını bildirdi.</p>
<p><strong>4 ayda yüzde 17 büyüme ve 226 milyon dolarlık ihracat</strong></p>
<p>Antalya’daki etkinliğin, sektörün katma değerli büyüme stratejisi açısından kritik bir rol üstlendiğini vurgulayan Karaca, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Deri ve kürk konfeksiyonu Türkiye’nin en yüksek katma değer yaratan alanlarından biri oldu. 2025 yılında deri ve deri mamulleri sektörü 1,5 milyar dolara yakın ihracat gerçekleştirdi. Deri ve kürk konfeksiyonu ise diğer alt sektörlerden pozitif ayrışarak yüzde 17 büyüme ile 226 milyon dolarlık ihracata ulaştı. Deri ve kürk konfeksiyon ülkenin ve sektörün katma değer lokomotifidir. 2025 yılında kilogram başına ihracat 128 dolar seviyesinde iken 2026’nın ilk dört ayında ise bu rakam 156 dolara yükseldi. Türkiye’nin genel ihracat kilogram değeri yaklaşık 1,5 dolar olduğu düşünüldüğünde burada olağanüstü bir katma değer yaratıldığını görüyoruz.”</p>
<p><strong>“A Plus segmentte üretim yapıyoruz"</strong></p>
<p>Sektörün artık fiyat rekabeti yerine kalite, tasarım ve hız avantajıyla hareket ettiğine dikkat çeken Güven Karaca, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Türkiye sektörde özellikle lüks segmentte dünyadaki en güçlü oyunculardan biri haline geldi. Biz artık ucuz ürün segmentinde değiliz. Niş, butik ve yüksek kaliteli ürünlere odaklanıyoruz. Dünyanın en iyi vitrinlerinde Türk deri konfeksiyon ürünleri yer alıyor. A ve A Plus segmentte üretim yapıyoruz. Bugün bizim yaptığımız kaliteyi aynı hız ve esneklikle üretebilen çok fazla ülke kalmadı. Türkiye ham maddeden nihai ürüne kadar entegre bir üretim gücüne sahip. Güçlü tabakhane altyapısı sektörün en önemli avantajlarından biri oldu. Trendleri artık Türk tabakhaneleri ve Türk üreticileri şekillendiriyor. Bizim en büyük avantajımız hızımız. Bir müşteri bizden numune istediğinde iki hafta içinde sonuç verebiliyoruz. Aynı süreç bazı Uzak Doğu ülkelerinde aylar sürebiliyor. Trendlerin çok hızlı değiştiği moda dünyasında bu büyük bir avantaj sağlıyor.”</p>
<p><strong>"ABD’ye ihracat her geçen yıl artıyor"</strong></p>
<p>Uzun yıllar sektörün ana pazarı olan Rusya’nın yerini artık ABD’nin aldığını belirten Karaca, ‘’Deri ve kürk konfeksiyonunda son iki yıldır en büyük pazarımız Amerika oldu. ABD’ye ihracat her geçen yıl artıyor. Avrupa’da da büyüme hızlandı’’ dedi.</p>
<p>Amerika’nın deri konfeksiyonunda en güçlü pazar haline geldiğini ifade eden Karaca, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Bunun yanında İngiltere’de ilk dört ayda yüzde 155, Almanya’da yüzde 77, İtalya’da ise yüzde 72 büyüme yakaladık. Yani sadece Amerika’da değil Avrupa’da da ciddi bir ivme söz konusu. Kanada’yı da stratejik hedef pazarlarımız arasına aldık. Önümüzdeki dönemde Kanada’ya yönelik özel çalışmalarımız olacak. İDMİB olarak son dönemde agresif pazarlama stratejileri uyguladık. Klasik fuarcılık anlayışının dışına çıktık. Son 5 ayda 9 ülkeden 27 önemli alıcıyı bire bir eşleştirme modeliyle İstanbul’da ağırladık. Artık başkasının kurduğu oyunun içine dahil olmak yerine oyunu bizim kurmamız gerekiyor. Deri ve kürk konfeksiyonunda Türkiye artık dünyada oyun kurucusu oldu. Bugün lüks segmentte Türk deri sektörü dünyaya yön veren ülkelerden biri haline geldi. Rakiplerimizle fiyat üzerinden değil kalite, tasarım, hız ve inovasyon üzerinden rekabet ediyoruz.”</p>
<p>Türkiye Deri Konfeksiyoncuları Derneği (TDKD) Başkanı Cengiz Sarıgül de, etkinliğin sektör açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Fuarda 100 milyon dolarlık bir ticaret hacmine ulaşmayı beklediklerini vurgulayan Sarıgül, “Antalya fuarımız sektörümüzün en önemli vitrinidir. Burada sadece ürün sergilemiyoruz; aynı zamanda yeni pazarlara açılıyor, yeni iş birlikleri kuruyoruz. Özellikle ABD ve Avrupa’dan gelen alıcı ilgisinin artması bizim için son derece değerli” dedi.</p>
<p><strong>Sektörde dönüşüm süreci</strong></p>
<p>Son yıllarda sektörün önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini anlatan Sarıgül, Türk deri konfeksiyon sektörünün artık yüksek katma değerli, butik ve tasarım odaklı üretime yöneldiğini söyledi. Sarıgül, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Artık modayı takip eden değil, moda üreten bir yapıya sahibiz. Küçük adetli, hızlı teslimat avantajı sağlayan ve yenilikçi koleksiyonlarla hareket eden firmalarımız dünya pazarlarında daha fazla tercih ediliyor. Rusya-Ukrayna savaşı sonrasında sektör alternatif pazarlara yöneldi. Özellikle Avrupa Birliği, ABD ve Kuzey Amerika pazarlarında daha görünür hale geldik. Ancak, sektör halen zorlu ekonomik koşullar altında faaliyet gösteriyor. Buna rağmen firmalarımız  yatırımlarını ve üretim gücünü korumaya çalışıyor. 2026’nın ilk aylarında ihracatta olumlu sinyaller alıyoruz. İlk 4 ayda yüzde 6'lık bir artış görüldü. Birim fiyatlardaki yükselişte sektörün katma değerli üretime yöneliminin önemli bir göstergesi oldu.’’</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-deri-ve-konfeksiyon-ihracatinda-rusyanin-yerini-abd-aldi-79932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/turk-deri-ve-konfeksiyon-ihracatinda-rusyanin-yerini-abd-aldi-1779572482.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Güven Karaca, uzun yıllar sektörün ana pazarı olan Rusya’nın yerini artık ABD’nin aldığını belirterek, ‘’Deri ve kürk konfeksiyonunda son iki yıldır en büyük pazarımız Amerika oldu. ABD’ye ihracat her geçen yıl artıyor. Avrupa’da da büyüme hızlandı.’’ dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/teskten-bayram-alisverisini-esnaftan-yapin-cagrisi-79930</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> TESK’ten bayram alışverişini esnaftan yapın çağrısı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, Kurban bayramı nedeniyle yaptığı açıklamada, vatandaşların daha güvenli ve sağlıklı hizmet alabilmeleri için güvendikleri esnaftan alışveriş yapmaları çağrısında bulundu.</p>
<p>Vatandaşların merdiven altı ürünlerden uzak durmalarını, alışverişleri kayıtlı, denetimli ve güvenilir yerel esnaftan yapmalarını isteyen Dere, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Kurban Bayramı tatilinin 9 güne çıkarılmasıyla birlikte esnaf piyasasında bayram yoğunluğu yaşanıyor. Özellikle çarşı ve pazarlarda, tatlıcı, büfeci, kuruyemişçi, berber, ayakkabıcı, kasap ve bakkal gibi esnaf gruplarında belirgin bir canlılık bekleniyor. Vatandaşların bayram hazırlıklarını mahallelerinde, yerel ve güvenilir esnaftan yapması hem sağlıklı alışveriş hem de şehir ekonomisi açısından büyük önem taşıyor.’’</p>
<p>Bayram alışverişinin hijyenik, güvenilir ve bereketli adresinin esnaf ve sanatkar olduğunu ifade eden Dere, ‘’Çünkü esnafımız, sicil kaydı, vergi kaydı ve oda kaydı bulunan, denetime açık, bulunduğu mahalleye karşı sorumluluk taşıyan işletmelerdir. Vatandaşlarımızın et ve et ürünleri, pasta, şekerleme, çikolata, tatlı, kuruyemiş ve benzeri ürünlerde sağlıklı, kaliteli ve güvenilir hizmet alabilmesi için alışverişlerini ruhsatlı, kayıtlı ve denetimli yerel esnafımızdan yapmaları büyük önem taşımaktadır” dedi.</p>
<p>Esnaftan yapılan her alışverişin şehir ekonomisine doğrudan katkı sunduğunu vurgulayan Adlıhan Dere, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Vatandaşlarımızın mahalle esnafından yaptığı her alışveriş, yerel kalkınmaya güç verir. Para şehrimizin içinde döner, bereket artar, aile işletmelerimiz ayakta kalır. Bayramın huzurunu ve bereketini büyütmenin yolu, güvenilir esnafımıza sahip çıkmaktan geçer.  Bayram dönemlerinde artan ticari yoğunluk nedeniyle bazı fırsatçılar sağlıksız, kalitesiz ve kayıt dışı ürünleri piyasaya sürebiliyor. Özellikle gıda ürünlerinde vatandaşlarımızın çok dikkatli olması gerekiyor. Et ve et ürünleri, tatlı, şekerleme, çikolata, kuruyemiş gibi ürünlerde son kullanma tarihi geçmiş, hijyen şartlarını taşımayan ya da kayıt dışı ortamlarda üretilmiş ürünler ‘ucuzluk’ veya ‘indirim’ adı altında vatandaşlarımıza sunulabiliyor. Ucuz alayım derken sağlığımızı riske atmamalıyız.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/teskten-bayram-alisverisini-esnaftan-yapin-cagrisi-79930</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/0/1280x720/teskten-bayram-alisverisini-esnaftan-yapin-cagrisi-1779572327.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TESK Genel Başkan Vekili Adlıhan Dere, vatandaşlara bayram alışverişlerini esnaftan yapmaları çağrısında bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-milyonu-askin-hayvanin-saglik-kontrolu-yapildi-79969</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;4 milyonu aşkın hayvanın sağlık kontrolü yapıldı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı, Kurban Bayramı öncesi hayvan denetimleriyle ilgili açıklama yaptı.</p>
<p>Bakanlığın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, ekiplerin hastalıkların yayılmasını önlemek ve hayvansal üretimi güvence altına almak için 7 gün 24 saat çalıştıkları aktarıldı.</p>
<p>Bu kapsamda gerçekleştirilen denetimlere işaret edilen paylaşımda, "Veteriner hekimlerimiz ve denetim ekiplerimiz tarafından yol kontrol ve denetim istasyonlarımızda, nisan ayı itibarıyla 36 binden fazla araç titizlikle incelendi, 4 milyonu aşkın hayvanın sevkiyat uygunluğu ve sağlık kontrolleri gerçekleştirildi. Biyo-güvenlik standartlarımızı en üst seviyede tutmak, kaçak nakillerin önüne geçmek ve üreticimizin emeğini korumak adına kontrol ağımızı her geçen gün daha da güçlendiriyoruz." bilgileri verildi.</p>
<p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da sosyal medya hesabından, Kurban Bayramı öncesi görev başında olduklarını belirterek, "Veteriner Yol Kontrol ve Denetim İstasyonlarımızda aralıksız sürdürdüğümüz denetimlerle, hayvan refahını ve sağlığını koruyor, vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlıyoruz. Sağlıklı hayvan, güvenilir gıda, huzurlu bayram." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-milyonu-askin-hayvanin-saglik-kontrolu-yapildi-79969</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/damizlik-hayvan-buyukbas.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Kurban Bayramı öncesi yapılan hayvan denetimleri hakkında, &quot;Veteriner hekimlerimiz ve denetim ekiplerimiz tarafından yol kontrol ve denetim istasyonlarımızda, nisan ayı itibarıyla 36 binden fazla araç titizlikle incelendi, 4 milyonu aşkın hayvanın sevkiyat uygunluğu ve sağlık kontrolleri gerçekleştirildi.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/kmtso-baskani-buluntu-tobb-divan-kurulunda-79940</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KMTSO Başkanı Buluntu, TOBB Divan Kurulu’nda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) 82. Genel Kurulu, Türkiye’nin dört bir yanından oda ve borsa temsilcilerinin katılımıyla Ankara’da gerçekleştirildi.</p>
<p>Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nı (KMTSO) Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz, Ticaret Borsası Başkanı Mustafa Narlı, TOBB Genel Kurul Delegeleri Barbaros Sezal, Fatih Sarıkaya, Mahmut Arıkan, Fatih Mehmet Şeker ve Muharrem Özşerbetçi ile birlikte Genel Kurul’a katılan Başkan Mustafa Buluntu, TOBB 82. Genel Kurulu’nda Divan Kurulu Üyesi olarak görev aldı.</p>
<p>TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen Genel Kurul’da; üretim, yatırım, ihracat, istihdam ve ekonomik kalkınma başta olmak üzere iş dünyasının gündemindeki konular ele alındı. Ömer Bolat’ın da katıldığı programda, Türkiye ekonomisinin geleceğine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p>“<strong>Kahramanmaraş’ın vizyonunu güçlü şekilde temsil ediyoruz”</strong></p>
<p>Genel Kurul kapsamında değerlendirmelerde bulunan KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, Kahramanmaraş’ın üretim gücü, sanayi altyapısı ve ihracat potansiyelini her platformda kararlılıkla dile getirmeye devam ettiklerini belirterek, şunları kaydetti: “Kahramanmaraş, üretim kültürü, girişimcilik gücü ve sanayi altyapısıyla Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biridir. Şehrimizin yeniden yükseliş sürecinde iş dünyamızın taleplerini, beklentilerini ve vizyonunu en güçlü şekilde ifade etmeyi sürdürüyoruz.”</p>
<p><strong>“Üretim ve ihracat odaklı çalışmalar sürecek”</strong></p>
<p>Başkan Buluntu ayrıca, Kahramanmaraş’ın yeni yüzyılına yön verecek üretim, yatırım ve ihracat odaklı çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>İş dünyası temsilcileriyle temaslar gerçekleştirildi</strong></p>
<p>KMTSO heyeti, Genel Kurul kapsamında çeşitli temaslarda bulunarak iş dünyasının temsilcileriyle bir araya geldi. Genel Kurul’un ülke ekonomisine ve iş dünyasına hayırlı olması temennisinde bulunuldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/kmtso-baskani-buluntu-tobb-divan-kurulunda-79940</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/0/1280x720/kmtso-baskani-buluntu-tobb-divan-kurulunda-1779608905.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası’nı temsilen TOBB 82. Genel Kurulu&#039;na katılan Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, Divan Kurulu Üyesi olarak seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/buyuksehirden-elektrikli-arac-sarj-altyapisinda-turkiyeye-ornek-yatirimlar-79939</guid>
            <pubDate>Sun, 24 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kahramanmaraş Büyükşehir&#039;den elektrikli araç şarj altyapısına yeni yatırım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin, çevreci ulaşım altyapısını güçlendirmek ve şehirde her geçen gün artan elektrikli araç kullanımına cevap verebilmek amacıyla şarj istasyonu yatırımlarını hız kesmeden sürdürdüğü bildirildi. Yapılan açıklamaya göre, Büyükşehir Belediyesi iştiraki KMBB Enerji tarafından hayata geçirilen yeni yatırımlar ve mevcut istasyonlarda gerçekleştirilen güçlendirme çalışmalarıyla Kahramanmaraş, Türkiye’de örnek gösterilecek elektrikli araç şarj altyapılarından birine kavuşuyor.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, KMBB Enerji tarafından Adil Erdem Beyazıt Caddesi’nde hizmet veren KMBB Enerji İzzetbegoviç İstasyonu, artan kullanıcı talebi doğrultusunda yenilendi. 1 Temmuz 2025 tarihinde hizmete alınan istasyonda gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında şarj alanı modernize edildi. Yapılan yenileme çalışmalarıyla istasyonun üzeri solar carport sistemleriyle kapatıldı. Böylece hem elektrikli araç kullanıcıları için gölgelikli ve konforlu bir alan oluşturuldu hem de güneş enerjisinden elektrik üretimi sağlayan çevreci bir altyapı kazandırıldı. Kurulan güneş enerji panelleri sayesinde mevcut otopark alanı aynı zamanda enerji üreten bir sisteme dönüştürüldü. Alanda gerçekleştirilen güçlendirme uygulamaları neticesinde istasyon, toplam 400 kilowatt enerji kapasitesine sahip 4 araçlık ultra hızlı şarj alanına dönüştürüldü.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a12abbd90ca8-1779608509.JPG" alt="Güneş Panelleri" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>Tekerek İstasyonu hizmete alındı</strong></p>
<p>KMBB Enerji'nin, şehir genelindeki yatırımlarını yalnızca mevcut istasyonların güçlendirilmesiyle sınırlı tutmadığı belirtilerek şu bilgiler verildi: "Bu kapsamda ikinci araç şarj istasyonu da Haydarbey Mahallesi’nde hizmete alındı. KMBB Enerji Tekerek İstasyonu adıyla hizmet vermeye başlayan yeni tesiste, toplam 400 kilowatt enerji kapasitesine sahip 2 araç şarj ünitesi kuruldu. Yeni yatırımla birlikte aynı anda 6 araç şarj edilebilir hale geldi. Program kapsamında Tekerek İstasyonu’na da solar carport sistemleri entegre edilerek güneş enerji panellerinin kurulması planlanıyor. Böylece istasyonun enerji ihtiyacının önemli bölümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması hedefleniyor. Diğer yandan KMBB Enerji, teknoloji ve teknik altyapı alanındaki iş birlikleriyle de dikkat çekiyor. Bünyesinde istihdam ettiği mühendis ve teknisyen kadrosuyla, bu yıl Türkiye’deki 170. yılını kutlayan Siemens firmasının bölgedeki tek teknik servisi olma yetkisini alan KMBB Enerji, önemli bir iş birliğine imza attı. Gerçekleştirilen iş birliği kapsamında Alman teknolojisi Kahramanmaraş’a kazandırılırken, bölgedeki tüm Siemens elektrikli cihazlarının kurulum, bakım ve teknik servis hizmetleri de KMBB Enerji tarafından yürütülecek. Bu adımla birlikte şehrin elektrikli araç altyapısının teknik kapasitesinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor. KMBB Enerji ve Siemens iş birliğinin ilk ARGE projesi dijital gösterge panelleri ve akıllı aydınlatma sistemi oldu. İstasyona entegre edilen yeni nesil dijital ekranlar sayesinde kullanıcılar araçlarının şarj durumunu anlık olarak takip edebilecek, üzerindeki ışıklandırmanın renklerine göre şarj durumunu izleyebilecek. Şarj süreciyle ilgili bilgilerin dijital paneller üzerinden görüntülenebilmesini sağlayan bu sistemin Türkiye’de ilk kez Kahramanmaraş’ta uygulanıyor. Yeni uygulamanın kullanıcı deneyimini artırmasının yanı sıra elektrikli araç şarj altyapısında teknolojik dönüşüme de katkı sağlaması hedefleniyor."</p>
<p><strong>"Kahramanmaraş, Türkiye’ye model oluyor"</strong></p>
<p>Açıklamanın devamında, "400 kilowatt kapasiteli ultra hızlı cihazların yer aldığı Türkiye’nin tek TOGG Trugo Tesisi’nin, Büyükşehir Belediyesi iştiraki KMBB Enerji bünyesinde ilk kez Kahramanmaraş’ta hizmete başlaması ise şehrin elektrikli ulaşım altyapısındaki öncü rolünü ortaya koyuyor." denildi. </p>
<p>Gerçekleştirilen yatırımlarla birlikte Kahramanmaraş’ın, çevreci enerji üretimi, akıllı şarj sistemleri ve yüksek hızlı şarj altyapısıyla Türkiye’ye örnek gösterilen şehirlerden biri haline gelmesi hedefleniyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/buyuksehirden-elektrikli-arac-sarj-altyapisinda-turkiyeye-ornek-yatirimlar-79939</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/9/1280x720/buyuksehirden-elektrikli-arac-sarj-altyapisinda-turkiyeye-ornek-yatirimlar-1779608554.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi iştiraki KMBB Enerji, Adil Erdem Beyazıt Caddesi’ndeki Trugo şarj istasyonu solar carport sistemi ve 400 kilowatt kapasiteli hızlı şarj altyapısıyla yenilerken, Haydarbey Mahallesi’ne de yeni nesil şarj üniteleri kazandırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-chp-tbmm-grup-baskani-secildi-79925</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 13:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özgür Özel, yeniden CHP TBMM Grup Başkanı seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özgür Özel'in, yeniden CHP TBMM Grup Başkanlığına seçildiği duyuruldu.</p>
<p>CHP Basın Birimi'nin açıklamasına göre, parti genel merkezinde CHP TBMM Kapalı Grup Toplantısı yapıldı.</p>
<p>Özgür Özel, toplantıya katılan 96 milletvekilinden 95'inin oyuyla CHP TBMM Grup Başkanı olarak yeniden seçildi. Bir oy ise geçersiz sayıldı.</p>
<p>Toplantıya hastalık, cenaze ya da yurt dışında olma gibi mazeretleri nedeniyle katılamayan 42 milletvekilinden 15'inin Özel'e desteklerini bildirdiği belirtildi.</p>
<p>CHP'nin Meclis'te 138 milletvekili bulunuyor.</p>
<p>Özgür Özel, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ozgur-ozel-chp-tbmm-grup-baskani-secildi-79925</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/2/1280x720/ozgur-ozel-1763479790.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin kararıyla tedbiren CHP Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Özgür Özel, yeniden CHP TBMM Grup Başkanı seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/buyuksehir-etnospor-kultur-festivalinde-sehrin-degerlerini-ziyaretcilerle-bulusturdu-79944</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Büyükşehir, Etnospor Kültür Festivali’nde şehrin değerlerini ziyaretçilerle buluşturdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehrin tarihi, kültürel ve gastronomik değerlerini ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtmak amacıyla yürüttüğü çalışmalara hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, Dünya Etnospor Birliği tarafından İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali’nde açtığı tanıtım çadırıyla ziyaretçilerden yoğun ilgi görüyor. Dünyanın farklı ülkelerinden binlerce ziyaretçinin katıldığı festivalde Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehrin yöresel lezzetlerini, geleneksel el sanatlarını, kültürel mirasını ve edebi kimliğini katılımcılarla buluşturuyor. Festival alanında kurulan Kahramanmaraş çadırı, organizasyonun ilk gününde en yoğun ziyaret edilen alanlardan biri oldu.</p>
<p><strong>Yöresel Lezzetler ve El Sanatları Büyük İlgi Gördü</strong></p>
<p>Festivalde Kahramanmaraş’a özgü ürünlerin sergilendiği çadırda ziyaretçiler, şehrin köklü geçmişini ve kültürel birikimini yakından tanıma fırsatı buluyor. Geleneksel motiflerle süslenmiş el emeği ürünler, yöresel objeler ve kültürel eserler katılımcılardan büyük beğeni aldı. Kahramanmaraş’ın dünyaca ünlü dondurması ise festival alanının en dikkat çeken unsurlarından biri oldu. Yerli ve yabancı ziyaretçiler, dondurma tezgâhı önünde uzun kuyruklar oluştururken, şehrin gastronomi kültürü katılımcıların yoğun ilgisiyle karşılandı.</p>
<p><strong>UNESCO Edebiyat Şehri Kimliği Ön Plana Çıkarıldı</strong></p>
<p>Festivalde yalnızca gastronomi ve el sanatları değil, Kahramanmaraş’ın edebi yönü de ön plana çıkarıldı. Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO Edebiyat Şehri unvanına sahip olan Kahramanmaraş’ın kültürel ve edebi mirasını yansıtan yayınlar, kitaplar ve tanıtım materyalleri de ziyaretçilerle buluşturuldu. Katılımcılar, şehrin yetiştirdiği önemli edebiyat insanları, kültürel geçmişi ve edebiyat alanındaki birikimi hakkında bilgi edinme imkânı buldu.</p>
<p><strong>Başkan Fırat Görgel Festival Alanını Ziyaret Etti</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel de festivalin ilk gününde etkinlik alanını ziyaret ederek Büyükşehir Belediyesinin tanıtım çadırında vatandaşlarla bir araya geldi. Ziyaretçilerle yakından ilgilenen Başkan Görgel, Kahramanmaraş’ın tarihi, kültürel ve gastronomik değerleri hakkında katılımcılara bilgiler verdi. Festival alanında yerli ve yabancı misafirlerle sohbet eden Başkan Görgel, şehrin sahip olduğu kültürel zenginliklerin uluslararası organizasyonlarda tanıtılmasının önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Bilal Erdoğan’dan Kahramanmaraş Çadırına Ziyaret</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesinin festival alanındaki tanıtım çadırını ziyaret eden isimler arasında Dünya Etnospor Birliği Başkanı Bilal Erdoğan da yer aldı. Bilal Erdoğan’a çadırda sergilenen yöresel ürünler, geleneksel el sanatları ve Kahramanmaraş’ın kültürel değerleri hakkında bilgiler verildi. Festival ziyaretçileri tarafından yoğun ilgi gören Kahramanmaraş standı, organizasyon süresince şehrin tanıtımına önemli katkı sunmaya devam edecek. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinin etkinlik çadırı, festival süresince ziyaretçilerini ağırlamayı sürdürecek.</p>
<p><strong>“Şehrimizin Değerlerini Daha Geniş Kitlelere Ulaştıracağız”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Kahramanmaraş, köklü tarihi, zengin mutfağı, güçlü edebiyat geleneği ve kültürel mirasıyla ülkemizin en önemli şehirlerinden biri. Bizler de bu değerleri ulusal ve uluslararası platformlarda en güçlü şekilde tanıtmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Etnospor Kültür Festivali gibi dünyanın farklı ülkelerinden insanların bir araya geldiği önemli bir organizasyonda şehrimizi temsil etmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Festival alanında Kahramanmaraş çadırımıza gösterilen yoğun ilgi bizleri son derece mutlu etti.</p>
<p>Özellikle dondurmamız, yöresel ürünlerimiz, geleneksel el sanatlarımız ve UNESCO Edebiyat Şehri kimliğimiz ziyaretçilerin büyük beğenisini kazandı. Kahramanmaraş’ımızın sahip olduğu kültürel zenginlikleri daha geniş kitlelere ulaştırmaya ve şehrimizin tanıtımını her platformda sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/buyuksehir-etnospor-kultur-festivalinde-sehrin-degerlerini-ziyaretcilerle-bulusturdu-79944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/4/1280x720/buyuksehir-etnospor-kultur-festivalinde-sehrin-degerlerini-ziyaretcilerle-bulusturdu-1779611970.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen 8. Etnospor Kültür Festivali’nde Kahramanmaraş’ın tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerini ziyaretçilere tanıtıyor. Organizasyonun ilk gününde Kahramanmaraş çadırı katılımcıların en çok ziyaret ettiği alanların başında geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/teknoloji-tutkunu-gencler-robotik-festivalinde-bulustu-79943</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Teknoloji tutkunu gençler Robotik Festivali&#039;nde buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda çocuklar ve gençlere yönelik faaliyetlerini artırarak sürdürürken, teknoloji ve inovasyon alanında önemli bir organizasyona daha imza attı. Bu yıl dördüncüsü düzenlenen Robotik ve Teknoloji Festivali, yüzlerce öğrenciyi aynı çatı altında buluşturdu. Büyükşehir Belediyesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bilişim Teknolojileri Eğitimcileri Derneği öncülüğünde Merkez Spor Kompleksi’nde gerçekleştirilen festival, yoğun katılım ve büyük heyecana sahne oldu. Şehrin farklı noktalarından gelen öğrenciler, geliştirdikleri projeler ve robotik sistemlerle kıyasıya mücadele etti.</p>
<p>Festival kapsamında 8 farklı ilçeden gelen ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri yarışmalarda yer aldı. Toplam 103 okuldan 741 öğrenci ve 147 öğretmenin katıldığı organizasyonda gençler, teknoloji alanındaki bilgi ve yeteneklerini sergileme fırsatı buldu. Robot yarışmaları, proje sunumları ve teknoloji atölyeleriyle zenginleştirilen etkinlikte öğrenciler hem eğlendi hem de bilimsel üretim süreçlerine aktif şekilde katıldı. Festival boyunca öğrencilerin geliştirdiği projeler ziyaretçiler tarafından da büyük ilgi gördü.</p>
<p><strong>Gençler Hem Yarıştı Hem Öğrendi</strong></p>
<p>Festival, gençlerin teknolojiye olan ilgisini artırmanın yanı sıra yaratıcı düşünme, problem çözme ve takım çalışması gibi becerilerinin gelişmesine de katkı sağladı. Katılımcılar, robotik ve yazılım alanında deneyim kazanırken aynı zamanda teknolojiyi daha yakından tanıma fırsatı elde etti. Etkinlik alanını ziyaret eden Valisi Mükerrem Ünlüer, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Beşen, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İbrahim Taner Okumuş, Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, Dulkadiroğlu Kaymakamı Hicabi Aytemur ve Onikişubat Kaymakamı Salih Çiğdem, festival alanında incelemelerde bulunarak yarışmacılarla bir araya geldi. Protokol üyeleri, öğrencilerin projelerini tek tek inceleyerek gençlere destek verdi.</p>
<p><strong>Dereceye Giren Öğrencilere Ödül</strong></p>
<p>Gün boyu süren yarışmaların ardından dereceye giren öğrencilere plaket ve çeşitli ödüller şehir protokolü tarafından takdim edildi. Organizasyon, öğrencilerin ortaya koyduğu başarılı projeler ve renkli görüntülerle tamamlandı.</p>
<p><strong>“Üreten Bir Bilinç Oluşturmak İstiyoruz”</strong></p>
<p>Festivalde konuşan Rasim Özdenören İlkokulu öğretmenlerinden Ömer Faruk Uyduran, organizasyonun öğrenciler açısından büyük önem taşıdığını belirterek, “Bu atmosferi ve heyecanı öğrencilerimizle yaşamak çok güzel. Şehrimizde böyle bir organizasyon düzenlenmesine katkı sağlayan herkese teşekkür ediyorum. Buradaki öncelikli amacımız çocuklarımızın çok küçük yaşlarına rağmen neler yapabileceğini herkese göstermek. Sadece tüketen değil aynı zamanda üreten bir toplum bilinci oluşturmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Öğretmen Ahmet Kısa ise gençlere yönelik gerçekleştirilen organizasyondan duyduğu memnuniyeti dile getirerek emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p><strong>Öğrencilerden Festivale Tam Not</strong></p>
<p>Rasim Özdenören İlkokulu öğrencilerinden Mehmet Emir Ciğerlioğlu da yarışmaların çok keyifli geçtiğini belirterek, “Bizim için bu etkinliği düzenleyenlere teşekkür ederim. Yarışmalar çok güzel geçti, ikinci olduk. Çok güzel bir yarışma çıkardık, herkesi tebrik ederim. Bu yarışmaların devam etmesini isterim” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/teknoloji-tutkunu-gencler-robotik-festivalinde-bulustu-79943</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/3/1280x720/teknoloji-tutkunu-gencler-robotik-festivalinde-bulustu-1779611590.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde bu yıl dördüncüsü düzenlenen Robotik ve Teknoloji Festivali, heyecan dolu ve renkli anlara sahne oldu. Şehrin dört bir yanından gelen 741 öğrenci, yarışmalarda dereceye girmek için kıyasıya mücadele etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-haftayi-yuzde-389-dususle-kapatti-79920</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa haftayı yüzde 3,89&#039;luk düşüşle kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu hafta yatırım araçlarından borsa değer kaybederken, döviz euro hariç değer kazandı, altın yatay seyretti.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,89 azalışla 13.808,20 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.966,26 puanı, en yüksek 14.342,48 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde hizmetler endeksi yüzde 3,38 düşüşle 12.730,37 puana, sanayi endeksi yüzde 3,69 azalışla 18.161,60 puana, teknoloji endeksi yüzde 2,03 kayıpla 49.217,78 puana ve mali endeks yüzde 5,24 değer kaybıyla 18.098,35 puana geriledi.</p>
<p>- Europower Enerji en çok prim yapan hisse</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 26,38 ile Europower Enerji ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Europower Enerji'yi yüzde 15,33 ile Girişim Elektrik Sanayi ve yüzde 11,48 ile Fenerbahçe Futbol AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 16,34 ile Hektaş, yüzde 12,83 ile KUYAŞ Gayrimenkul ve yüzde 12,72 ile Ral Yatırım Holding oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 869 milyar 600 milyon lirayla ASELSAN, 593 milyar 700 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ ve 513 milyar 660 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın yatay seyretti, döviz euro hariç değer kazandı</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yatay seyirle 6 bin 632 lira, cumhuriyet altınının satış fiyatı da değişim göstermeyerek 44 bin 684,40 lira oldu.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftadaki kapanışının hemen üzerinde 11 bin 108,60 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,43 artarak 45,7390 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yatay seyirle 53,0340 lira oldu.</p>
<p>Geçen hafta 60,8640 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,46 artışla 61,7550 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,29 yükselişle 58,1560 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsa-haftayi-yuzde-389-dususle-kapatti-79920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-istanbul.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım araçlarından BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,89 azalışla 13.808,20 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.966,26 puanı, en yüksek 14.342,48 puanı gördü. 24 ayar külçe altının gramı yatay seyirle 6 bin 632 lira, cumhuriyet altını da değişim göstermeyerek 44 bin 684,40 lira oldu. Çeyrek altın ise 11 bin 108,60 liraya yükseldi. Doların satış fiyatı yüzde 0,43 artışla 45,73 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yatay seyirle 53,03 lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/onikisubat-belediyesi-ikinci-kir-dugun-salonunu-onsene-kazandiriyor-79945</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;İkinci kır düğün salonunu Önsen’e kazandırıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kavlaklı’da hizmete açılan kır düğün salonunun kısa sürede büyük ilgi görmesi ve bu yıl için neredeyse tüm rezervasyon günlerinin dolması üzerine Onikişubat Belediyesi'nin ikinci tesisi Önsen Mahallesi’nde inşa etmeye başladığı bildirildi.</p>
<p>Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, projeye ilişkin yaptığı değerlendirmede vatandaşların yoğun talebinin kendilerini yeni yatırımlara yönlendirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Göreve geldiğimiz günden bu yana vatandaşlarımızın ihtiyaçlarını önceleyen, sosyal yaşamı güçlendiren projeleri hayata geçirmeye büyük önem veriyoruz. Kavlaklı’da hizmete sunduğumuz Kır Düğün Salonumuz kısa sürede çok yoğun ilgi gördü. Bu yıl için neredeyse boş gün kalmaması, vatandaşlarımızın bu hizmete ne kadar ihtiyaç duyduğunu açıkça ortaya koydu. Biz de gençlerimizin taleplerini karşılamak adına ikinci kır düğün salonumuzu Önsen Mahallemize kazandırıyoruz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a12c701cca64-1779615489.jpeg" alt="Önsen Kır Düğün Salonu" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>“Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu, çalışmalarımızı daha anlamlı hale getirdi”</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği 2026-2035 Aile ve Nüfus 10 Yılı vizyonu doğrultusunda aile kurumunun güçlenmesine katkı sağlayacak her projeyi çok kıymetli görüyoruz. Biz bu projelerde ticari bir amaç gütmüyoruz. Amacımız; genç kardeşlerimizin evlilik hayallerine destek olmak, aile kurumunu güçlendirmek ve vatandaşlarımızın mutlu günlerinde yanlarında olmaktır. Özellikle artan düğün maliyetleri nedeniyle zorlanan çiftlerimize belediye olarak katkı sunmak istiyoruz. Modern yapısı, doğayla iç içe konsepti ve uygun fiyat politikasıyla Önsen Kır Düğün Salonumuzun da büyük ilgi göreceğine inanıyoruz. İnşallah burada nice yuvalar kurulacak, nice mutluluklara şahitlik edeceğiz.”</p>
<p>Tesisin hafta içi 10 bin TL, hafta sonu ise 15 bin TL gibi ulaşılabilir fiyatlarla hizmet vermesi planlanırken, bu yönüyle özel sektör salonlarına güçlü bir alternatif sunması hedefleniyor.</p>
<p>Önsen Mahallesi’nin çehresini değiştirecek yatırımın tamamlanmasıyla birlikte bölgedeki sosyal hayatın daha da hareketlenmesi bekleniyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/onikisubat-belediyesi-ikinci-kir-dugun-salonunu-onsene-kazandiriyor-79945</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/5/1280x720/onikisubat-belediyesi-ikinci-kir-dugun-salonunu-onsene-kazandiriyor-1779615555.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş, &quot;Kavlaklı’da hizmete sunduğumuz Kır Düğün Salonumuz kısa sürede çok yoğun ilgi gördü. Bu yıl için neredeyse boş gün kalmaması, vatandaşlarımızın bu hizmete ne kadar ihtiyaç duyduğunu açıkça ortaya koydu. Biz de gençlerimizin taleplerini karşılamak adına ikinci kır düğün salonumuzu Önsen Mahallemize kazandırıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatta-gunluk-rekor-79919</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracatta günlük rekor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı 22 Mayıs itibarıyla 2 milyar 428 milyon dolar ile günlük ihracat rekoru kırıldığını duyurdu. Bundan önceki rekor 2025 yılı 28 Mart’ta 2 milyar 123 milyon dolar seviyesindeydi.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan açıklamada tarihi başarının güçlü üretim kapasitesinin dinamik özel sektör yapısı ve ihracatçıların küresel pazardaki rekabet gücünden kaynaklandığı bildirildi.</p>
<p>1973 yılında ilk defa yıllık 1 milyar dolar ihracat seviyesine ulaşan Türkiye’nin aylık 1 milyar dolar sınırını 1987 yılında aştığı belirtilen açıklamada, “Türkiye’miz bugün günlük 2 milyar 428 milyon dolar ihracat gerçekleştirebilen güçlü bir ekonomik yapıya ulaşma başarısını göstermiştir. Ticaret Bakanlığı olarak; ihracatçılarımızın uygun finansmana ulaşmasından pazara giriş faaliyetlerine, markalaşmadan lojistik altyapının güçlendirilmesine kadar her alanda tedbirler almaya ve politikamızı kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz” denildi.</p>
<p><strong>Günlük ihracat rekorları</strong></p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="576"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p><strong>GÜN</strong></p>
</td>
<td width="104">
<p><strong>AY</strong></p>
</td>
<td width="132">
<p><strong>YIL</strong></p>
</td>
<td width="237">
<p><strong>DOLAR</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>22</p>
</td>
<td width="104">
<p>5</p>
</td>
<td width="132">
<p>2026</p>
</td>
<td width="237">
<p>2.427.991.235</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>28</p>
</td>
<td width="104">
<p>3</p>
</td>
<td width="132">
<p>2025</p>
</td>
<td width="237">
<p>2.123.861.740</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>23</p>
</td>
<td width="104">
<p>6</p>
</td>
<td width="132">
<p>2023</p>
</td>
<td width="237">
<p>2.115.119.188</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>14</p>
</td>
<td width="104">
<p>6</p>
</td>
<td width="132">
<p>2024</p>
</td>
<td width="237">
<p>1.976.011.170</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="104">
<p>30</p>
</td>
<td width="104">
<p>4</p>
</td>
<td width="132">
<p>2026</p>
</td>
<td width="237">
<p>1.958.163.635</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracatta-gunluk-rekor-79919</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/7/1280x720/ihracat-ithalat-1778239788.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, 22 Mayıs’ta 2,4 milyar dolarla günlük ihracat rekoru kırıldığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/teis-baskani-saydandan-internetten-ilac-satisi-girisimlerine-tepki-79917</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> TEİS Başkanı Saydan&#039;dan internetten ilaç satışı girişimlerine tepki</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>İnternet üzerinden ilaç satışına izin verileceği yönündeki haberlerin ardından eczacıların tepkileri sürüyor. Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Başkanı Nurten Saydan, bu yöndeki eğilimin Sağlık Bakanlığı taslaklarında da görüldüğünü belirterek, “Eczacılığın dönüm noktasındayız” ifadesiyle düzenleme isteğine karşı çıktı. Öte yandan, TEİS Başkanı Saydan “ilacım nerede” uygulamasına karşı idari dava açtıklarını da duyurdu.  </p>
<p>Düzenlediği basın toplantısında, kanunda “münhasıran eczanelerde…” ifadesinin değiştirildiğini vurgulayan Nurten Saydan, sadece ilaç değil, takviye edici gıdalar, kozmetik ürünlerin eczane dışı satışlarının sorun oluşturma potansiyeli bulunduğunu söyledi. İlaç konusuna özellikle vurgu yapan Saydan, “Elbette tepki konulacaktır. Hatta ileri şeyde bilemiyorum eylem bile yapılabilir, kapatmaya bile gidebilir çünkü mesleğin bu dönüm noktası ve vatandaşın sağlık noktası bu” diye konuştu. </p>
<p>Eczacıların vatandaşın en yakın ve en kolay erişebildiği sağlık danışmanı olduğunu hatırlatan Nurten Saydan, Türkiye’deki eczacılık sisteminin “geleneksel eczane” olduğunu, reçetesiz ilaç vb. ürünler dahil, eczane dışı satışlara izin veren ülkelere kıyasla Türkiye’deki ilaç zehirlenmelerinin çok düşük düzeyde kalmasının bu yapı sayesinde sağlandığını vurguladı. </p>
<p><strong>"İnternetten sağlık ürünü satışı halk sağlığını tehdit ediyor"</strong></p>
<p>İnternet aracılığıyla sahte ilaç ve benzeri ürünlerin satışının yasa dışı olarak yapıldığını ve ağır sorunların hali hazırda görüldüğünü belirten TEİS Başkanı Saydan,  “Ülkemizde de internet ve sosyal medya üzerinden kontrolsüz şekilde ilaç ve sağlık ürünü satışının artması halk sağlığını tehdit ediyor. Özellikle kaynağı belirsiz platformlarda ilaç, bebek mamaları, vitaminler, gıda takviyeleri, steroidler, cinsel performans ve zayıflama ilaçları gibi birçok ürün satılırken bunların sahte, bozulmuş veya en önemlisi uygun koşullarda saklanmamış ve kargolama sırasında uygun sıcaklık ve nem ortamlarında gönderilmemiş olduğunu biliyoruz ve vatandaşlarımıza internetten asla ilaç almayınız diyoruz. Sahte ilacın içinde ne olduğu belli olmadığı için içildiğinde ne yapacağı da belli olmaz” diye konuştu. </p>
<p>İlacım nerede uygulamasına karşı idari dava açıldı: Veriler 24 saat sonra sisteme düşüyor</p>
<p>TEİS Başkanı Nurten Saydan, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı, ilaçların hangi eczanelerde bulunduğunu vatandaşa e-Nabız sistemi üzerinde gösteren “İlacım Nerede” uygulamasına karşı yürütmesinin durdurulması istemli olarak idari dava açtıklarını duyurdu. Bu uygulamadaki verilerin 24 saate kadar sapabildiğini belirten Nurten Saydan, “İlacım Nerede uygulaması piyasada yeterli ilaç olmadığının tescilli niteliğidir. TEİS olarak uygulamanın yürütmesinin durdurulması ve iptal talebiyle 17 Nisan 2026'da Danıştay'ın 10. Dairesi'nde dava açtık. Bizce pek çok sakıncası olan uygulamanın aksayan yanlarının en basiti İlacım Nerede uygulamasında kullanılan stok verisinin yaklaşık 24 saat öncesine ait olmasıdır. Oysaki eczanelerde gün içinde yüzlerce reçete ve ilaç karşılanıyor ve stok verileri anlık değişiyor. Bu nedenle sisteme göre eczanede mevcut görünen bir ilacın mevcut olmaması ya da mevcut görünmeyen bir ilacın temin edilmiş olması çok olağan bir durumdur” diye konuştu. </p>
<p>Saydan, bu uygulamanın kişinin eczanelere yönlendirilmesi yönünden de sakıncalı olduğunu, serbest eczane seçimi ilkesine uymadığını kaydetti. </p>
<p>Türkiye’deki ilaca erişim sorununda fiyat politikasının temel sorun olmayı sürdürdüğünü belirten Saydan, ayrıca eczane ekonomilerinin de son dönemde zorlandığını, bürokratik işlemlerin ağırlaştığını söyledi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/teis-baskani-saydandan-internetten-ilac-satisi-girisimlerine-tepki-79917</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/7/1280x720/saydan-1779520840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnternet üzerinden ilaç satışına izin verileceğine yönelik haberler hakkında açıklamalarda bulunan TEİS Başkanı Nurten Saydan, bu yöndeki eğilimin Sağlık Bakanlığı taslaklarında da görüldüğünü söyledi. Saydan, “Elbette tepki konulacaktır. Hatta ileri şeyde bilemiyorum eylem bile yapılabilir, kapatmaya bile gidebilir çünkü mesleğin bu dönüm noktası ve vatandaşın sağlık noktası bu.” ifadelerini kullandı.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-haber-is-turk-telekom-toplu-sozlesmesi-imzalandi-79916</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye Haber-İş ile Türk Telekom toplu sözleşmesi imzalandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Haber-İş Sendikası ile Türk Telekom arasında 2026-2028 dönemini kapsayan toplu iş sözleşme görüşmeleri uzlaşmayla sonuçlandı. Türkiye Haber-İş sendikasından yapılan açıklamada şubat ayından bu yana görüşmelerin sürdüğü belirtildi. </p>
<p>Varılan uzlaşmayla, 1 Mart 2026’dan geçerli olmak üzere birinci altı ayda ortalama ücretlerde yüzde 24 artış yapılacak. 1 Eylül’den itibaren ise yüzde 8 ek ücret artış olacak. </p>
<p>Sosyal haklarda ise yemek bedeli yüzde 400 TL’den 500 TL’ye, giyim yardımı ise 5 bin 500 TL’den 9 bin TL’ye çıkarıldı. Evlenme yardımı 19 bin TL’den 30 bin TL’ye, doğum yardımı da 19 bin TL’den 30 bin TL’ye yükseltildi. Akıllı kart ödemeleri ve çeşitli sosyal yardım kalemlerinde de çalışanlar lehine yeni iyileştirmeler yapıldı. Ayrıca her bir bayram için ayrı ayrı ödenen brüt 13 bin TL ödeme, bayram öncesi ödeme şartıyla 17 bin 875 TL’ye yükseltildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-haber-is-turk-telekom-toplu-sozlesmesi-imzalandi-79916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/6/1280x720/57-1779520465.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Haber-İş Sendikası ile Türk Telekom arasında varılan uzlaşma kapsamında, 1 Mart 2026’dan geçerli olmak üzere birinci altı ayda ortalama ücretlerde yüzde 24 artış yapılacak. 1 Eylül’den itibaren ise yüzde 8 ek ücret artış olacak.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-piyasalarinda-seffaflik-yonetmeligi-gelecek-yila-ertelendi-79915</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji piyasalarında şeffaflık yönetmeliği gelecek yıla ertelendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) "Enerji Piyasalarında ve Çevresel Piyasalarda Şeffaflığa ve Piyasa Bozucu Davranışlara İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik"i Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu yönetmeliğin yürürlük tarihi 1 Ocak 2027 olarak belirlendi.</p>
<p>Yönetmelik, enerji ve çevresel piyasalarda yapılan ticaretin güvenilir, şeffaf, etkin, istikrarlı, adil, dürüst ve rekabetçi şekilde yürütülmesi amacıyla piyasa bozucu davranışların önlenmesine ve ilgili tarafların görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-piyasalarinda-seffaflik-yonetmeligi-gelecek-yila-ertelendi-79915</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve çevresel piyasalarda şeffaflığın artırılması ve piyasa bozucu davranışların önlenmesine yönelik usul ve esasları düzenleyen yönetmeliğinin yürürlük tarihi 1 Ocak 2027&#039;ye ertelendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ve-motorin-uretim-tarifeleri-icin-duzenleme-79914</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 10:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Doğal gaz ve motorin üretim tarifeleri için düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) kurul kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Samgaz Doğal Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Konya Gaz Dağıtım AŞ, Enerya Denizli Gaz Dağıtım AŞ ve Torosgaz Isparta Burdur Doğalgaz Dağıtım AŞ'nin 2022 ile 2026 arasındaki 5 yıllık dönemi kapsayan üçüncü tarife uygulama dönemindeki perakende satış tarifeleri revize edildi.</p>
<p>Perakende satış tarifeleri kapsamında şirketlerin sistem kullanım bedelleri ile tarife uygulama dönemi hesaplamalarına ilişkin detaylar ve gelir farkı sonrası gelir gereksinimi yeniden düzenlendi.</p>
<p><strong>Motorin standardı ve lisanssız üretim tarifesine düzenleme</strong></p>
<p>EPDK, ayrıca motorin türlerine ilişkin teknik düzenlemede değişikliğe gitti.</p>
<p>Karara göre, "TS EN 590 Otomotiv Yakıtları-Dizel (Motorin)-Gerek ve Deney Yöntemleri Aralık 2025" standardında yer alan "4 mikrometreden büyük partikül sayısı" özelliğinin teknik düzenleme olarak yürürlük tarihi, 1 Haziran 2027 olarak belirlendi.</p>
<p>Öte yandan Kurum, lisanssız elektrik üretim tesislerine uygulanacak dağıtım bedeline ilişkin de karar aldı.</p>
<p>Buna göre, 1 Haziran'dan itibaren geçerli olmak üzere, Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun kapsamında 10 yıllık süresini dolduran lisanssız üretim tesislerine, Cumhurbaşkanı kararı yayımlanana kadar veriş yönlü dağıtım bedeli olarak "Lisanssız Üretici-2" tarifesi uygulanacak. ​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/dogal-gaz-ve-motorin-uretim-tarifeleri-icin-duzenleme-79914</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dört doğal gaz dağıtım şirketinin 3. tarife uygulama dönemi perakende satış tarifelerine yönelik EPDK kararı revize edilirken, motorin türlerine ilişkin teknik düzenlemede de değişikliğe gidildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-makrofinansal-istikrari-destekleyici-tedbirler-79911</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;ndan &#039;makrofinansal istikrarı destekleyici&#039; tedbirler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), makrofinansal istikrarı desteklemek amacıyla kredi büyümesine yönelik ilave tedbirleri devreye aldığını bildirdi.</p>
<p>Açıklamaya göre, zorunlu karşılık uygulaması kapsamında kredi büyüme sınırları düşürüldü.</p>
<p>Bireysel kredilerde tüm kredi türleri için sınırlar 1 puan daraltılırken, Türk lirası ticari kredilerde büyük ölçekli işletmelere kullandırılan krediler için 1 puan, KOBİ kredileri için ise 0,5 puanlık daraltmaya gidildi.</p>
<p>Böylece 8 haftalık dönemde tüketicilere kullandırılan ihtiyaç ve taşıt kredileri için büyüme sınırı yüzde 4'ten yüzde 3'e çekilirken, tüketicilere tahsis edilen KMH limit büyümesi yüzde 2'den yüzde 1'e indirildi. KOBİ'lere kullandırılan TL krediler için büyüme sınırı yüzde 5'ten yüzde 4,5'e, KOBİ dışı işletmelere kullandırılan TL krediler için büyüme sınırı ise yüzde 3'ten yüzde 2'ye düşürüldü.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a1158d8986aa-1779521752.jpg" alt="" width="600" height="543" />Kredi büyüme hesaplama döneminin bugün sona ermesi nedeniyle yeni dönem için değişikliler bugün yayımlanarak uygulamaya alındı. TCMB, düzenlemeyle sıkı parasal duruşu desteklemeyi ve makrofinansal istikrarı güçlendirmeyi amaçlıyor.</p>
<p>İhracat, yatırım, tarım ve kamu gibi bazı alanlarda kullandırılan krediler büyüme sınırlamaları kapsamı dışında tutuluyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasindan-makrofinansal-istikrari-destekleyici-tedbirler-79911</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi452117h.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB tarafından yapılan açıklamaya göre, bireysel kredilerde tüm kredi türleri için sınırlar 1 puan daraltılırken, Türk lirası ticari kredilerde büyük ölçekli işletmelere kullandırılan krediler için 1 puan, KOBİ kredileri için ise 0,5 puanlık daraltmaya gidildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/botas-ile-italyan-enerji-sirketi-arasinda-mutabakat-zapti-79910</guid>
            <pubDate>Sat, 23 May 2026 09:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> BOTAŞ ile İtalyan enerji şirketi arasında mutabakat zaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) ile İtalyan enerji şirketi Edison arasında doğal gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alanlarında potansiyel işbirliği imkanlarını değerlendirmek üzere mutabakat zaptı imzalandığını duyurdu. </p>
<p>Bayraktar, sosyal medya hesabından paylaşımında, "İstanbul Doğal Kaynaklar Zirvesi marjında BOTAŞ ile İtalyan enerji şirketi Edison S.p.A. arasında doğal gaz ve LNG alanlarında potansiyel işbirliği imkanlarını değerlendirmek üzere bir Mutabakat Zaptı (MoU) imzalandı. Anlaşma kapsamında doğal gaz ve LNG ticaretinden swap operasyonlarına, ortak ticari fırsatlardan Türkiye ile İtalya arasında kurulması planlanan olası boru hattı bağlantısına kadar geniş bir sahada birlikte çalışacağız. Kuracağımız Ortak Çalışma Grubu ile de teknik ve ticari tecrübelerimizi birleştireceğiz. Bu stratejik ortaklığın ülkelerimizin kalkınmasına, Akdeniz Havzası'ndaki bağlantılarımıza ve bölgesel enerji arz güvenliğine güçlü bir katkı sunacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/botas-ile-italyan-enerji-sirketi-arasinda-mutabakat-zapti-79910</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/1/0/1280x720/346-1779518888.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ ile İtalyan enerji şirketi Edison arasında imzalanan mutabakat zaptı hakkında açıklama yapan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, &quot;Anlaşma kapsamında doğal gaz ve LNG ticaretinden swap operasyonlarına, ortak ticari fırsatlardan Türkiye ile İtalya arasında kurulması planlanan olası boru hattı bağlantısına kadar geniş bir sahada birlikte çalışacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
