<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-aktif-is-gucu-politikalarimizi-uygulamaya-devam-ediyoruz-82203</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Aktif iş gücü politikalarımızı uygulamaya devam ediyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) tarafından açıklanan mayıs ayı iş gücü istatistiklerini değerlendirdi.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, mayıs ayında istihdamın aylık 285 bin kişi artarken işsizlik oranının yüzde 8,2 ile yatay seyrettiğini belirten Şimşek, "İstihdamı korumak ve iş gücüne katılımı artırmak amacıyla aktif iş gücü politikalarımızı uygulamaya devam ediyoruz. Başta gençler ve kadınlar olmak üzere istihdamı destekleyen iş başı eğitim, beceri geliştirme ve mesleki dönüşüm programlarını güçlendiriyoruz. Nitelikli insan kaynağını artıran, verimlilik odaklı üretimi destekleyen ve sürdürülebilir büyümeyi güçlendiren yapısal adımlarımızı hayata geçirmeyi sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-aktif-is-gucu-politikalarimizi-uygulamaya-devam-ediyoruz-82203</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/mehmet-simsek-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in açıkladığı iş gücü verileri hakkında açıklama yapan Bakan Şimşek, &quot;İstihdamı korumak ve iş gücüne katılımı artırmak amacıyla aktif iş gücü politikalarımızı uygulamaya devam ediyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-mayis-ayinda-istihdam-edilenlerin-sayisi-285-bin-kisi-artti-82189</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Sanayinin GSYH&#039;deki payı yüzde 25’e çıkarılmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) açıkladığı mayıs ayı iş gücü verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Mayıs ayında işsizlik oranı bir önceki aya göre değişmeyerek yüzde 8,2 seviyesinde gerçekleştiğini ifade eden Zeytinoğlu, "Mayıs ayında istihdam edilenlerin sayısı bir önceki aya göre 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bine yükseldi. Geçen yılın aynı ayına göre çalışan sayısı 39 bin kişi, çalışabilir nüfusumuz da 591 bin kişi arttı. Ancak işgücüne dahil olmayanların sayısının geçen yıla göre 647 bin kişi artış göstererek yüksek seyrini koruduğunu görüyoruz" dedi.</p>
<p>Mayıs ayında geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 31,0 genç nüfusta işsizlik oranın ise yüzde 14,8 olduğunu belirten Zeytinoğlu, "Dolayısıyla işgücüne katılım ve istihdam rakamları artış gösterse de, genç işsizlik ve atıl iş gücü oranındaki yükseliş dikkat çekiyor. Genç nüfustaki işsizlik oranı ile mücadelede sosyal politikaların gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p>Zeytinoğlu,“AB bugün kendi GSYH’deki yüzde 14 olan imalat sanayi payını 2035’e kadar yüzde 20’ye çıkarmayı hedefliyor. Türkiye’nin de sanayinin GSYH içindeki payını büyük bir hızla yüzde 25’e çıkarması gerekiyor. Ancak üretime devam eden, istihdam sağlayan sanayi kuruluşlarımız yüksek finansman maliyetleri karşısında zorlanmaya devam ediyor. Bu noktada, enflasyonla mücadele sürecinde uygulanan para politikalarının; üretim, yatırım ve istihdam üzerindeki etkilerinin de yakından gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Fiyat istikrarı ile birlikte sürdürülebilir büyüme ve istihdamın desteklenmesinin, ekonomimizin dengeli gelişimi açısından önem taşıdığına inanıyoruz” şeklinde konuştu </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-mayis-ayinda-istihdam-edilenlerin-sayisi-285-bin-kisi-artti-82189</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/8/1280x720/kso-baskani-ayhan-zeytinoglu-sanayi-uretim-endeksi-hakkinda-degerlendirmelerde-bulundu-1746796813.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK tarafından açıklanan mayıs ayı iş gücü verilerini değerlendiren Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Türkiye’nin sanayinin GSYH içindeki payını büyük bir hızla yüzde 25’e çıkarması gerektiğini belirterek, &quot;Ancak üretime devam eden, istihdam sağlayan sanayi kuruluşlarımız yüksek finansman maliyetleri karşısında zorlanmaya devam ediyor. Bu noktada, enflasyonla mücadele sürecinde uygulanan para politikalarının; üretim, yatırım ve istihdam üzerindeki etkilerinin de yakından gözetilmesi gerektiğini düşünüyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-tanimli-genel-yonetim-borcu-156-trilyon-lira-82188</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine garantili dış borç martta 19 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, 31 Mart itibarıyla Hazine garantili dış borç, kamu net borç ve Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin AB tanımlı genel yönetim borç stoku, 15 trilyon 622 milyar lira olarak gerçekleşirken stokun milli gelire oranı yüzde 23,1 oldu.</p>
<p>Kamu net borç stoku da 8 trilyon 960 milyar lira olarak hesaplanırken, stokun milli gelire oranı yüzde 13,3 olarak kaydedildi.</p>
<p>Hazine garantili dış borç stoku ise 19 milyar dolar olarak tespit edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ab-tanimli-genel-yonetim-borcu-156-trilyon-lira-82188</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/7/1280x720/dolar-dollar-1766051989.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakanlık verilerine göre, Hazine garantili dış borç stoku mart itibarıyla 19 milyar dolar, AB tanımlı genel yönetim borç stoku 15,6 trilyon lira, kamu net borç stoku ise 8,96 trilyon lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-issizlik-oranindaki-tek-haneli-seyir-37nci-aya-tasindi-82187</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 14:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: İşsizlik oranındaki tek haneli seyir 37&#039;nci aya taşındı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, mayıs ayı iş gücü istatistikleri hakkında sosyal medya hesabından paylaşımda bulundu.</p>
<p>Yılmaz, uygulanan ekonomi programı ve istihdam odaklı politikalar sayesinde işsizlik oranının tek haneli seviyesini sürdürdüğünü belirterek, "2026 yılı mayıs ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,2 olarak gerçekleşmiş, böylece işsizlik oranındaki tek haneli seyir 37'nci aya taşınmıştır." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Gençlerde işsizlik oranının geçen yılın aynı ayına göre 0,7 puan, kadınlarda ise 1,5 puan azalarak sırasıyla yüzde 14,8 ve yüzde 10,5 seviyesinde gerçekleştiğini ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Küresel ekonomide zayıf talep koşulları, jeopolitik gerilimler ve ticaret politikalarındaki belirsizlikler üretim, yatırım ve istihdam görünümü açısından risk oluşturmaya devam etmektedir. Bu zorlu konjonktürde, makroekonomik dengeleri güçlendiren politikalarımız, reel sektörün üretim kapasitesini koruyan desteklerimiz ve ihracat odaklı büyüme yaklaşımımız ile iş gücü piyasasının dayanıklılığını artırıcı aksiyonlar almaya devam ediyoruz.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde gençler, kadınlar ve iş gücüne katılımda güçlük yaşayan kesimler başta olmak üzere potansiyel işgücünü istihdama kazandıracak ve istihdamın genel seviyesini artıracak politikalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Yatırım, üretim, istihdam ve ihracat ekseninde yürüttüğümüz politikalarla dengeli ve sürdürülebilir büyümeyi desteklemeyi, işsizliği kalıcı biçimde azaltmayı ve vatandaşlarımızın refahını artırmayı hedefliyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-issizlik-oranindaki-tek-haneli-seyir-37nci-aya-tasindi-82187</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/cevdet-yilmaz-5.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mayıs ayı iş gücü istatistiklerini değerlendiren Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &quot;2026 yılı mayıs ayında mevsim etkisinden arındırılmış verilere göre işsizlik oranı yüzde 8,2 olarak gerçekleşmiş, böylece işsizlik oranındaki tek haneli seyir 37&#039;nci aya taşınmıştır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/denizbanka-efseden-20-milyon-euro-kaynak-82183</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> DenizBank&#039;a EFSE&#039;den 20 milyon euro kaynak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DenizBank'ın, Güneydoğu Avrupa için Avrupa Fonu (EFSE) ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında 20 milyon euro tutarında kaynak temin ettiği bildirildi.</p>
<p>Beş yıl vadeli finansmanın, EFSE'nin Yeşil Liste kriterleriyle uyumlu olarak, sürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması, kaynak verimliliğinin artırılması ve küçük işletmelerin finansmana erişiminin desteklenmesi amacıyla kullanılacağı açıklandı.</p>
<p>DenizBank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, banka olarak üreticilerin verimliliklerini artıracak, değişen koşullara uyum kapasitelerini güçlendirecek ve kaynakların daha etkin kullanımını destekleyecek uygulamaların yaygınlaştırılmasını önceliklendirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"EFSE ile hayata geçirdiğimiz iş birliğiyle temin ettiğimiz kaynağın, tarımda sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına, su ve diğer doğal kaynakların verimli kullanılmasına katkı sunarken, ekonomimizin temel yapı taşları arasında yer alan küçük işletmelerin finansmana erişimini güçlendirecek olmasından memnuniyet duyuyoruz. Uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz güçlü iş birlikleri sayesinde, ülkemizin kalkınma hedeflerine katkı sunmaya, üretim, yatırım ve istihdamı destekleyen uzun vadeli ve nitelikli kaynakları ekonomimize kazandırmayı sürdüreceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/denizbanka-efseden-20-milyon-euro-kaynak-82183</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/denizbank.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DenizBank Hazine ve Finansal Kurumlar Genel Müdür Yardımcısı Bora Böcügöz, &quot;EFSE ile hayata geçirdiğimiz iş birliğiyle temin ettiğimiz kaynağın, tarımda sürdürülebilir üretim anlayışının yaygınlaşmasına, su ve diğer doğal kaynakların verimli kullanılmasına katkı sunarken, ekonomimizin temel yapı taşları arasında yer alan küçük işletmelerin finansmana erişimini güçlendirecek olmasından memnuniyet duyuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tcmbden-hong-kong-ile-mutabakat-zapti-82182</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> TCMB&#039;den Hong Kong ile mutabakat zaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ve Hong Kong Para Otoritesi arasında her iki bankanın inovasyon fonksiyonları arasındaki iş birliğine yönelik çerçeve belirlemek amacıyla bir mutabakat zaptı imzalandığı bildirildi.</p>
<p>Anlaşmanın finansal inovasyon alanında bilgi paylaşımının kolaylaştırılmasına ve yenilikçi projelerde işbirliğinin geliştirilmesine zemin oluşturması beklendiği ifade edilen açıklamada, mutabakat zaptının, TCMB Başkanı Fatih Karahan ile Hong Kong Para Otoritesi Başkanı Eddie Yue tarafından imzalandığı kaydedildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/tcmbden-hong-kong-ile-mutabakat-zapti-82182</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/tcmb-js3I_cover.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası ile Hong Kong Para Otoritesi arasında finansal teknolojilerde iş birliği için mutabakat zaptı imzalandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-faturasi-yillik-yuzde-434-artti-82181</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 13:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji ithalatı faturası yıllık yüzde 43,4 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan geçici dış ticaret istatistiklerine göre, mayısta Türkiye'nin toplam ithalatı, 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 10,8 azalarak 28 milyar 70 milyon 620 bin dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Bu tutarın 6 milyar 105 milyon 604 bin dolarlık kısmını enerji ithalatı olarak özetlenen "mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar" oluşturdu.</p>
<p>Geçen yıl mayısta bu rakam, 4 milyar 258 milyon 662 bin dolar olarak kayıtlara geçmişti. Böylece enerji ithalatı tutarı yıllık bazda yüzde 43,4 arttı.</p>
<p>Bu dönemde ham petrol ithalatı ise yüzde 1,71 artarak 2 milyon 665 bin 664 tona yükseldi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-faturasi-yillik-yuzde-434-artti-82181</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/7/1280x720/diyarbakir-dogal-gaz-1769590601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geçici dış ticaret istatistiklerine göre enerji ithalatı için ödenen tutar, yıllık bazda yüzde 43,4 artışla 6,1 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-cop-31i-uluslararasi-yatirim-cekerek-degerlendirmeli-82172</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Antalya, COP 31’i uluslararası yatırım çekerek değerlendirmeli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) İklim Değişikliği ve Çevre Çalışma Masası ve ARÜV Çevre Müh. AŞ Başkanı Cem Arüv, EKONOMİ gazetesine, iklim finansmanı, yeşil yatırımlar ve Antalya'nın geleceği konusunda bilgi verdi.</p>
<p>COP31 Konferansı’nın Antalya için bir zirveden çok daha fazlası olabileceğini belirten Arüv, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nı (COP31) yalnızca birkaç gün sürecek uluslararası bir toplantı olarak görülmesinin büyük bir hata olacağını söyledi.</p>
<p>COP zirvelerinin artık yalnızca iklim değişikliğinin konuşulduğu platformlar olmadığına dikkat çeken Arüv, ‘’COP zirveleri aynı zamanda dünyanın yeşil yatırımlarının, iklim finansmanının ve sürdürülebilir kalkınma modellerinin şekillendiği küresel buluşmalardır. Antalya'nın önünde tarihi bir fırsat var. Bu fırsatı yalnızca ev sahipliği yaparak değil, yatırım çekerek değerlendirebiliriz’’ dedi.</p>
<p><strong>"Dünya trilyonlarca dolarlık iklim yatırımı yapacak"</strong></p>
<p>‘İklim finansmanı’ kavramının öne çıktığını vurgulayan Cem Arüv, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Çünkü iklim değişikliğiyle mücadele artık yalnızca çevre politikası değil, aynı zamanda ekonomi politikasıdır. Dünya, önümüzdeki yıllarda trilyonlarca dolarlık iklim yatırımı yapacak. Asıl soru şudur: Bu yatırımların ne kadarı Antalya'ya gelebilecek?  COP31'de finansman konuşulacak. COP'ta kimse salonlarda para dağıtmıyor. Ancak uluslararası kalkınma bankaları, yatırım fonları, özel sermaye kuruluşları ve teknoloji şirketleri aynı ekosistemde buluşuyor. Eğer siz yatırım yapılabilir projelerle masadaysanız, finansmana erişim ihtimaliniz ciddi şekilde artıyor.’’</p>
<p><strong>Antalya hazır mı?</strong></p>
<p>COP 31’e ev sahipliği yapacak Antalya’nın bu uluslararası finans kaynaklarından yararlanması konusunda hazır olmadığına dikkat çeken Cem Arüv, ‘’Antalya bu konuda tam hazır değil. Çok değerli fikirlerimiz var, güçlü kurumlarımız var, ciddi bir teknik bilgi birikimimiz var. Ancak bunları uluslararası finans kuruluşlarının beklediği formatta yatırım projelerine dönüştürmemiz gerekiyor. Biz mühendislik projeleri hazırlıyoruz ama artık buna ilave olarak ‘yatırım yapılabilir proje’ hazırlamamız gerekiyor. Bir başka ifadeyle teknik olarak doğru olan projeleri, ekonomik, çevresel ve sosyal etkileri hesaplanmış finansman dosyalarına dönüştürmeliyiz’’ dedi.</p>
<p><strong>Antalya STK Platformu</strong></p>
<p>İklim değişikliği ve çevre sorunlarına karşı kentte ortak akıl oluşturmak için Antalya Sivil Platformu oluşturduklarını anlatan Arüv, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya Sivil Platformu'nu tam da bu anlayışla kurduk. Amacımız yalnızca sorunları konuşmak değil; ortak aklı oluşturmak. Platform bünyesinde üniversiteler, meslek kuruluşları, iş dünyası ve uzmanlarla birlikte Antalya'nın iklim değişikliği karşısındaki önceliklerini Su Yönetimi, Enerji ve Karbon Azaltımı, Sürdürülebilir Turizm, Sürdürülebilir Ekosistem ve Tarım ve Dirençli Kentleşme olmak üzere beş ana başlık altında çalışıyoruz. Hazırlayacağımız raporun amacı sadece mevcut durumu tespit etmek değil; Antalya'nın önümüzdeki 20-30 yılına yön verecek yatırım alanlarını belirlemek. Bu rapor tamamlandıktan sonra Antalya'nın İklim Finansmanı Proje Portföyü hazırlanmalı. Yani artık sorunları anlatan raporlardan, çözümü finanse edilebilecek yatırım projelerine geçmeliyiz.’’</p>
<p><strong>"Antalya’nın yatırım kataloğu olacak"</strong></p>
<p>Bu yatırım projelerinin yer aldığı portföyün, Antalya'nın yatırım kataloğu olacağını anlatan Arüv, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Bu portföy, su, enerji, turizm, sanayi, tarım, kıyılar ve şehircilik alanlarında uluslararası finansman kriterlerine uygun, uygulanabilir projelerden oluşacak. Bu projeleri hiçbir kurum tek başına hazırlamamalı. Valilik, belediyeler, üniversiteler, odalar, sivil toplum, özel sektör ve mühendislik şirketleri aynı vizyon etrafında buluşmalı. İklim değişikliği tek bir kurumun çözebileceği bir konu değildir.’’</p>
<p><strong>"Su bağımsızlığı önemli"</strong></p>
<p>Önümüzdeki yıllarda suyun, enerji kadar stratejik bir kaynak olacağına dikkat çeken Cem Arüv, gelecekte, bir turizm tesisinin yalnızca belediye şebekesine bağlı olmasının yeterli olmayabileceğini söyledi. Arüv, ‘’Bunun için deniz suyundan su üretimi, yağmur suyu hasadı, atıksuyun geri kazanılması ve akıllı su yönetimi konusunun birlikte ele alınmalı. Bu yalnızca çevre yatırımı değil; işletmenin geleceğini güvence altına alan bir dayanıklılık yatırımıdır’’ diye konuştu.</p>
<p><strong>Su Dayanıklı Turizm Bölgesi</strong></p>
<p>Hazırlanan projelerin uluslararası finansman bulabileceğini ifade eden Arüv, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Çünkü uluslararası finans kuruluşları artık yalnızca gelir tablosuna bakmıyor. Su tasarrufu, karbon azaltımı, iklim riskinin azalması, kaynak verimliliği, toplumsal fayda, dayanıklılık gibi kriterler yatırım kararlarında önemli rol oynuyor. Antalya dünyanın en önemli turizm destinasyonlarından biri. Bence Antalya, dünyanın ilk ‘Su Dayanıklı Turizm Bölgesi’ olmayı hedeflemeli. Bu hem çevresel hem de ekonomik açıdan çok güçlü bir marka değeri oluşturacaktır.</p>
<p><strong>"Şirket olarak çözüm ortağı olmak istiyoruz"</strong></p>
<p>Kendi şirketinin geleceğini çizmek istediklerini anlatan Arüv, ‘’Biz artık yalnızca çevre mühendisliği yapan bir şirket olmak istemiyoruz. Hedefimiz, yatırım yapılabilir iklim projeleri geliştiren, uluslararası finansman standartlarına uygun dosyalar hazırlayan, teknik uygulamayı yöneten, performansı izleyen, uzun vadeli çözüm ortağı olan bir yapı kurmak. Biz kredi pazarlayan bir firma değiliz. Bizim işimiz yatırımcının güvenle yatırım yapabileceği projeleri geliştirmek. Finansmana hazır proje üretmek. İyi proje varsa finansman yolu zaten açılır.’’</p>
<p><strong>Antalya’nın öncelikli yatırım alanları</strong></p>
<p>Antalya’nın iklim ve çevresel öncelikli yatırımlarını da anlatan Cem Arüv, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Su güvenliği, döngüsel su yönetimi, karbon nötr turizm, yeşil sanayi, iklim dirençli şehirler, kıyı ve deniz ekosistemleri, doğa temelli çözümler, bunların tamamı hem Antalya'nın ihtiyaçlarına hem de uluslararası yatırım önceliklerine uyuyor. Turizm, tarım, sanayi ve doğal zenginliklerin aynı şehirde bulunması Antalya için avantaj. Antalya geliştirilecek çözümlerin gerçek ölçekte uygulanabileceği bir "yaşayan laboratuvar" olabilir. Başarılı modeller daha sonra Türkiye'nin diğer şehirlerine ve Akdeniz havzasına yayılabilir.’’</p>
<p><strong>"Hiçbir kurum tek başına başarılı olamaz"</strong></p>
<p>Antalya’nın yatırım projelerini bu süreçte hiçbir kurumun tek başına başaramayacağını ifade eden Arüv, ‘’Merkezi yönetim, yerel yönetimler, üniversiteler, özel sektör, sivil toplum aynı masada oturmalı. Çünkü iklim değişikliği ortak akıl gerektiriyor. İklim yatırımlarını bir maliyet olarak görmeyin. Bunlar rekabet gücünü artıran, işletmeleri geleceğe hazırlayan stratejik yatırımlardır. Önümüzdeki yıllarda finansmana erişimde de sürdürülebilirlik önemli bir kriter olacak’’ dedi.</p>
<p><strong>COP31 sonunda Antalya ne kazanacak?</strong></p>
<p>COP 31 sonunda Antalya’nın mutlaka bir kazanım sağlamış gerektiğine dikkat çeken Cem Arüv sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Benim hayalim birkaç günlük başarılı bir organizasyon değil. COP31 sonrasında uluslararası finansman çekebilen, yatırım yapılabilir proje portföyünü hazırlamış, pilot uygulamalarını başlatmış, Akdeniz'in sürdürülebilir şehirlerinden biri haline gelmiş bir Antalya görmek istiyorum. Asıl başarı budur. COP31 bittiğinde Antalya'nın ortak akılla hazırlanmış bir iklim stratejisi, uluslararası standartlarda bir yatırım proje portföyü, finansmanla eşleşmeye hazır projeler, kamu, üniversite, özel sektör ve sivil toplumun birlikte çalıştığı kalıcı bir yönetişim modeli olursa, COP31 sadece başarılı bir organizasyon olarak değil, Antalya'nın yeni kalkınma hikâyesinin başlangıcı olarak tarihe geçecektir. Ben bu vizyonu ‘Antalya İklim Finansmanı Girişimi’ olarak görüyorum. İklim değişikliğini yalnızca konuşma zamanı değil; birlikte proje geliştirme, birlikte yatırım üretme ve birlikte geleceği inşa etme zamanıdır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-cop-31i-uluslararasi-yatirim-cekerek-degerlendirmeli-82172</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/2/1280x720/568-1782815931.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaklaşık 150 bin ziyaretçinin beklendiği Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı hazırlıkları sürerken, Antalya’nın bu konferansa sadece ev sahipliği yaparak değil, uluslararası yatırım çekerek değerlendirmesi gerektiği belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-mayista-yuzde-95-geriledi-82170</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracat mayısta yüzde 9,5, ithalat yüzde 10,8 geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan mayıs ayına ait geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, mayısta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 9,5 azalışla 22 milyar 461 milyon dolara, ithalat yüzde 10,8 düşüşle 28 milyar 71 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Dış ticaret açığı, mayısta yıllık bazda yüzde 15,6 azalarak, 6 milyar 663 milyon dolardan 5 milyar 610 milyon dolara düştü.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Mayıs 2025'te yüzde 78,9 iken, geçen ay yüzde 80'e yükseldi.</p>
<p><strong>Ocak-mayıs döneminde dış ticaret açığı yüzde 3,6 arttı</strong></p>
<p>Ocak-mayısta ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,2 artarak 111 milyar 118 milyon dolar, ithalat yüzde 1,1 yükselişle 153 milyar 834 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 3,6 artışla 41 milyar 242 milyon dolardan 42 milyar 716 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Mayıs 2025 döneminde yüzde 72,9 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 72,2'ye geriledi.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 11,5 azalarak, 23 milyar 169 milyon dolardan 20 milyar 500 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, söz konusu ayda yüzde 16,2 azalışla, 25 milyar 86 milyon dolardan 21 milyar 25 milyon dolara indi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, mayısta 525 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi, yüzde 13,9 azalışla 41 milyar 525 milyon dolar oldu.</p>
<p>Söz konusu ayda, enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 97,5 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 94,5,</strong></p>
<p>Ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta mayısta imalat sanayisinin payı yüzde 94,5, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,3, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 1,6 oldu.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 93,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,8, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 1,7 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta mayısta ara mallarının payı yüzde 72,7, sermaye mallarının payı yüzde 13,4 ve tüketim mallarının payı yüzde 13,8 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın ilk 5 ayında ara mallarının payı yüzde 71,5, sermaye mallarının payı yüzde 13,9 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,1 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Rusya ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Mayısta ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı 1 milyar 714 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 520 milyon dolarla ABD, 1 milyar 380 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 144 milyon dolarla İtalya, 922 milyon dolarla İspanya takip etti. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,7'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde de ihracatta ilk sırayı 9 milyar 276 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, sırasıyla 6 milyar 945 milyon dolarla ABD, 6 milyar 776 milyon dolarla Birleşik Krallık, 5 milyar 891 milyon dolarla İtalya ve 4 milyar 640 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,2'sine karşılık geldi.</p>
<p>Mayısta ithalatta ilk sıra Rusya'nın oldu. Bu ülkeden yapılan ithalatın tutarı 3 milyar 758 milyon dolar olarak hesaplandı. Rusya'nın ardından en fazla ithalat, 3 milyar 431 milyon dolarla Çin'den, 2 milyar 40 milyon dolarla Almanya'dan, 1 milyar 208 milyon dolarla ABD'den, 1 milyar 57 milyon dolarla İtalya'dan yapıldı. İlk 5 ülkeden gerçekleştirilen ithalat, toplam ithalatın yüzde 40,9'unu oluşturdu.</p>
<p>Ocak-mayıs dönemi ithalatında ilk sırada 21 milyar 35 milyon dolarla Çin yer buldu. Bu ülkeyi, 17 milyar 270 milyon dolarla Rusya, 11 milyar 20 milyon dolarla Almanya, 7 milyar 739 milyon dolarla ABD, 6 milyar 261 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,2'si olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre mayısta bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,8, ithalat yüzde 1,9 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye kıyasla mayısta geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 4,8, ithalat yüzde 4,3 arttı.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Mayısta bu sınıflamaya göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,5 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatındaki payı yüzde 3,1 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde ISIC Rev.4'e göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,8, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4 oldu.</p>
<p>Mayısta imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 77,1 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 11,8 olarak kaydedildi.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 11,9 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise mayısta ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8,9 azalarak 20 milyar 634 milyon dolara, ithalat yüzde 10 gerileyerek 26 milyar 389 milyon dolara düştü.</p>
<p>Mayısta dış ticaret açığı, yüzde 13,6 azalışla 6 milyar 662 milyon dolardan 5 milyar 756 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Mayıs 2025'te yüzde 77,3 iken bu yılın aynı ayında yüzde 78,2'ye yükseldi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-mayıs döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 1 artarak 101 milyar 934 milyon dolar, ithalat yüzde 2,1 yükselişle 145 milyar 583 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-mayıs döneminde, dış ticaret açığı yüzde 4,7 artarak 41 milyar 689 milyon dolardan 43 milyar 649 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Mayıs 2025'te yüzde 70,8 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 70'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-mayista-yuzde-95-geriledi-82170</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/ihracat-ithalat-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mayıs ayı geçici dış ticaret verilerine göre, ihracat yıllık bazda yüzde 9,5 azalışla 22,5 milyar dolara, ithalat da yüzde 10,8 düşerek 28 milyar dolara geriledi. Bu dönemde dış ticaret açığı 5,6 milyar dolar, ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 80 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-orani-mayista-degismedi-82169</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik oranı mayısta değişmedi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait iş gücü istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaş grubundaki işsiz sayısı, mayısta bir önceki aya kıyasla 9 bin artarak, 2 milyon 883 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 8,2 seviyesinde kaldı.</p>
<p>İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise 0,2 puan azaldı.</p>
<p>Bu oran erkeklerde yüzde 7, kadınlarda yüzde 10,5 olarak tahmin edildi.</p>
<p>Söz konusu ayda, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı, bir önceki aya göre 0,4 puan artarak yüzde 14,8 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı, erkeklerde yüzde 11,2, kadınlarda yüzde 21,8 olarak hesaplandı.</p>
<p>TÜİK, bazı aylara ilişkin verilerde revizyona gitti.</p>
<p>Buna göre 2024-2026 dönemi mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Yıl/Aylar</td>
<td>Ocak</td>
<td>Şubat</td>
<td>Mart</td>
<td>Nisan</td>
<td>Mayıs</td>
<td>Haziran</td>
<td>Temmuz</td>
<td>Ağustos</td>
<td>Eylül</td>
<td>Ekim</td>
<td>Kasım</td>
<td>Aralık</td>
</tr>
<tr>
<td>2024</td>
<td>9,2</td>
<td>8,6</td>
<td>8,8</td>
<td>8,6</td>
<td>8,4</td>
<td>9,1</td>
<td>9</td>
<td>8,5</td>
<td>8,6</td>
<td>8,7</td>
<td>8,4</td>
<td>8,6</td>
</tr>
<tr>
<td>2025</td>
<td>8,5</td>
<td>8,2</td>
<td>8</td>
<td>8,6</td>
<td>8,4</td>
<td>8,6</td>
<td>8,1</td>
<td>8,5</td>
<td>8,6</td>
<td>8,5</td>
<td>8,6</td>
<td>7,8</td>
</tr>
<tr>
<td>2026</td>
<td>8,1</td>
<td>8,4</td>
<td>8,1</td>
<td>8,2</td>
<td>8,2</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı, mayısta bir önceki aya kıyasla 285 bin kişi artarak 32 milyon 463 bin kişi oldu. İstihdam oranı ise 0,4 puan artarak, yüzde 48,5 olarak gerçekleşti. Bu oran erkeklerde yüzde 66,1 iken, kadınlarda yüzde 31,4 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü, mayısta bir önceki aya göre 293 bin kişi artarak, 35 milyon 345 bin kişiye ulaştı. İş gücüne katılma oranı ise 0,4 puan artarak yüzde 52,8 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71 iken, kadınlarda yüzde 35 olarak hesaplandı.</p>
<p>İstihdam edilenlerden referans döneminde iş başında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi, mayısta bir önceki aya göre 0,2 saat artarak, 42,4 saat olarak gerçekleşti.</p>
<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı mayısta aylık bazda 0,9 puan artışla yüzde 31 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,2 iken, işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 20,5 olarak tahmin edildi.</p>
<p>Türkiye genelinde nisan ayına ilişkin mevsim etkilerinden arındırılmış temel iş gücü göstergeleri şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>15 ve daha yukarı yaştakiler</td>
<td>Toplam</td>
<td>Erkek</td>
<td>Kadın</td>
</tr>
<tr>
<td>Nüfus (bin kişi)</td>
<td>66.921</td>
<td>33.082</td>
<td>33.838</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücü (bin kişi)</td>
<td>35.345</td>
<td>23.489</td>
<td>11.857</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam (bin kişi)</td>
<td>32.463</td>
<td>21.854</td>
<td>10.608</td>
</tr>
<tr>
<td>İşsiz (bin kişi)</td>
<td>2.883</td>
<td>1.634</td>
<td>1.248</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücüne dahil olmayanlar (bin kişi)</td>
<td>31.575</td>
<td>9.594</td>
<td>21.982</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücüne katılma oranı (yüzde)</td>
<td>52,8</td>
<td>71</td>
<td>35</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam oranı (yüzde)</td>
<td>48,5</td>
<td>66,1</td>
<td>31,4</td>
</tr>
<tr>
<td>İşsizlik oranı (yüzde)</td>
<td>8,2</td>
<td>7</td>
<td>10,5</td>
</tr>
<tr>
<td>Genç nüfusta işsizlik oranı (15-24 yaş)</td>
<td>14,8</td>
<td>11,2</td>
<td>21,8</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-orani-mayista-degismedi-82169</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/9/1280x720/iskur-1746791015.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre işsizlik oranı, önceki aya göre değişmeyerek yüzde 8,2&#039;de kaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyat-mayista-yuzde-523-82168</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretici fiyatları mayısta yüzde 5,23 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mayıs 2026'ya ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre H-ÜFE, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 5,23, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 24,34, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 38,37 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 35,52 yükseldi.</p>
<p>Endeks, Mayıs 2025'e göre ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 41,27, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 31,97, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 38,63, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 32,85, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 42,60, idari ve destek hizmetlerde yüzde 36,18 arttı.</p>
<p>H-ÜFE'de, mayısta bir önceki aya göre ise ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 3,38, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 4,27, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 7,80, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 8,28, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 7,58, idari ve destek hizmetlerde yüzde 6,73 artış gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyat-mayista-yuzde-523-82168</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/hizmet-otel-resepsiyon-hotel-1777024503.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre, Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 5,23, yıllık bazda yüzde 38,37 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-haziranda-48-puan-azaldi-82186</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MÜSİAD SAMEKS haziranda 4,8 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) tarafından hazırlanan Satınalma Müdürleri Bileşik Endeksi'nin (SAMEKS) haziran ayı sonuçları açıklandı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, haziranda geçen aya göre 4,8 puan azalarak 44,3 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi aylık bazda 7,2 puan düşüşle 44,5'e, Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi ise 1,4 puan azalarak 45,4 seviyesine geriledi.</p>
<p>Hizmet sektöründe iş hacmi, girdi alımları, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdam alt endekslerinin tamamı gerileyerek, Bileşik Endeksin genel seyrini aşağı yönlü etkiledi.</p>
<p>Böylelikle mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi haziranda 44,3 puanla eşik değerin altında gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-haziranda-48-puan-azaldi-82186</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/musiad-1767170330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD SAMEKS, haziranda önceki aya göre 4,8 puan azalışla 44,3&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-yeni-cagri-ilanini-duyurdu-82185</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı yeni çağrı ilanını duyurdu: 30 milyon euro bütçeyle başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD III Programı 12. başvuru çağrı ilanının yayımlandığını duyurdu. </p>
<p>Yumaklı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, modernizasyondan kapasite artırımına, gıdanın işlenmesinden teknolojik dönüşüme kadar her alanda üreticinin emeğine değer katmaya devam ettiklerini belirterek, "IPARD III Programı kapsamında, iki önemli gelişmeyi aynı anda paylaşıyoruz. 10. başvuru çağrı ilanı kapsamında et, süt, su ürünleri, meyve-sebze işleme tesisleri ve soğuk hava deposu yatırımlarına yönelik değerlendirme süreci tamamlanan 240 projeye, toplam 2,9 milyar lira hibe sağlıyoruz. Bu tesisler hayata geçtiğinde, ekonomimize 5,8 milyar liralık bir yatırım kazandırmış olacağız. 12. başvuru çağrı ilanı kapsamında ise süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimine yönelik yatırımları kapsayan yeni çağrı ilanımızı 30 milyon avro bütçeyle başlatıyoruz. Kırsaldaki tüm girişimcilerimize, üreticilerimize ve ülkemize hayırlı, bereketli olsun." ifadelerini kullandı. </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">🤝 Modernizasyondan kapasite artırımına, gıdanın işlenmesinden teknolojik dönüşüme kadar her alanda üreticimizin emeğine değer katmaya devam ediyor; IPARD III Programı kapsamında iki önemli gelişmeyi aynı anda paylaşıyoruz. <br /><br />✅ 10. Başvuru Çağrı İlanı kapsamında et, süt, su… <a href="https://t.co/nNHhES5hW5">pic.twitter.com/nNHhES5hW5</a></p>
— İbrahim Yumaklı (@ibrahimyumakli) <a href="https://x.com/ibrahimyumakli/status/2071861809225605456?ref_src=twsrc%5Etfw">June 30, 2026</a></blockquote> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-yeni-cagri-ilanini-duyurdu-82185</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/4/1280x720/tavuk-yem-1747291291.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IPARD III Programı 12. başvuru çağrı ilanının yayımlandığını duyuran Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, süt, kırmızı et, kanatlı eti ve yumurta üretimine yönelik yatırımları kapsayan yeni çağrı ilanının 30 milyon euro bütçeyle başlatıldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hava-durumu-82159</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hava durumu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ABD’de yeni gösterime giren “Pressure” isimli filmde İkinci Dünya Savaşı’nın en az bilinen ama en kritik karar anlarından birini merkeze alıyor: Müttefiklerin Normandiya çıkarmasının Haziran 1944'ün başlarında gerçekleştirilip gerçekleştirilemeyeceği ya da hava koşullarının, daha ilk asker kumsala ayak basmadan Manş Denizi'ni bir ölüm sahasına çevirip çevirmeyeceği.</p>
<p>Filmdeki bu hikâye, aslında yatırımcılar açısından da ilginç mesajlar içeriyor.</p>
<p>Kraliyet Hava Kuvvetleri meteoroloğu James Stagg, odadaki “uyumsuz" kişiydi. İnatçı bir İskoç olan ve ancak tüm bir komuta kademesine kafa tutmayı göze alabilenlerin sahip olabileceği türden bir zekâya sahip bu adam, eldeki rahatlatıcı hava tahminleriyle örtüşmeyen bir hava sistemiyle karşı karşıyaydı. Tarih belirlenmiş, hazırlıklar tamamlanmış ve pozisyonlar alınmıştı.</p>
<p>Ne var ki Stagg, hava basıncının yükselmekte olduğunu fark etmişti. Diğer bir yanda ise Amerikalı meteorolog Irving Krick vardı; o, hâkim hava düzenine daha fazla güveniyor ve tarihsel verilere dayanmayı tercih ediyordu. Krick'in elindeki tahmin daha net ve sorunsuz görünürken, Stagg'inki çok daha karmaşık ve belirsizdi ama haklı çıkan Stagg oldu.</p>
<p>Stagg’in avantajı, kusursuz bilgiye sahip olması değildi; kimse buna sahip değildi. Hava sistemleri hareket halindeydi, modeller modern standartlara göre ilkeldi ve karar, henüz kesinlik sağlanmadan önce verilmeliydi. Onun avantajı, tahminin koşullara bağlı kalması gerektiğini kavramış olmasıydı. Sadece hava koşulları konusunda kötümser bir bakış açısına sahip değildi. Tahminin dayandığı koşulların kötüye gittiğinin de farkındaydı.</p>
<p>Kötü yatırımların çoğu, o yatırımı destekleyen koşullar ortadan kalktıktan çok sonra bile varlığını sürdüren bir fikirle başlar. Yatırımcı artık piyasada işlem yapmıyor; bunun yerine ilk tahminini savunuyordur. Bir tezi, bir grafiği, kâr-zarar durumunu ya da egosunu korumaya çalışıyordur. İşte bu, söz konusu benzetmedeki "Irving Krick yatırımcısı"dır.</p>
<p>Piyasa gelişmeleri, çizdiğimiz yol haritası paralelinde ilerlemeye devam ediyor. Şu an itibariyle birkaç haftalık bir fırsat penceresi açıldığını ve hem yurt içi hem de yurt dışı piyasaların olumlu olabileceğini, hatta zirvelerini tekrar görebileceğimizi düşünüyoruz.</p>
<p>Daha önce de bahsettiğimiz gibi yurt içi piyasalarının da yurt dışına paralel hareket edebileceğini ve hem Haziran hem de Temmuz enflasyonlarının iyi gelebileceğini bunun da Merkez Bankası’nın faiz indirim sinyalleri vermesini beraberinde getirebileceğini tahmin ediyoruz.</p>
<p>Yurt dışı piyasalarda S&amp;P500 endeksinin 7700 civarına kadar yükselme olasılığını görüyoruz.</p>
<p>İzlediğimiz strateji şu şekilde: Önümüzdeki iki hafta oldukça elverişli koşullar sunuyor bizce. Önceki raporumuzda ele aldığımız mekanik hisse satım baskısı, yeni çeyrek dönemiyle sonlanıyor ve sermaye girişlerinin yeniden başlaması için bir fırsat sunuyor.</p>
<p>Ayrıca Temmuz ayı, genellikle de ilk yarısında en güçlü hareketlerin görüldüğü, mevsimsel takvimin en istikrarlı aylarından biridir. Bu iki unsuru birleştirdiğinizde, karşımıza taktiksel bir destek çıkıyor fakat halihazırda çok artmış olan ve kalabalık pozisyonlanmanın olduğu yarı iletken ve momentum trade’lerin kovalamak yerine; Temmuz ortasındaki bilanço dönemine doğru, değer kaybı yaşamış dev piyasa değeri yüksek (megacap) lider hisselere yönelmek daha makul olabilir.</p>
<p>Mekanik akımlar, olumlu mevsimsellik ve bilanço beklentileri ile güçlü bir Temmuz ayının ilk yarısının ardından çoğu yatırımcının gözden kaçıracağı o kısım gelecek diye düşünüyoruz. O da yaz sona ererken takvim aleyhimize işlemeye başlıyor. Normal bir yılda Ağustos'tan Ekim'e kadar olan dönem, yılın en zayıf ve en volatil sürecidir; üstelik 2026 sıradan bir yıl değil, bu yıl ABD’de ara seçim yılı.</p>
<p>Ara seçim yılı, dört yıllık döngünün en zayıf halkasıdır; piyasa genellikle bu yılın üçüncü veya dördüncü çeyreğinde önemli bir dip seviye oluşturur ve ardından, seçim öncesi yıla uzanan süreçte tüm döngünün en güçlü yükseliş hareketini başlatır.</p>
<p>Piyasalar belirsizlikten hoşlanmaz ve ara seçimler belirsizlik yaratır. Kongre'nin kontrolü söz konusudur; seçim sonrasında vergiler, harcamalar ve düzenlemelerle ilgili izlenecek yol belirsizdir ve seçim kampanyası sürerken politika süreçleri genellikle duraksar. Bu belirsizlik, yılın mevsimsel açıdan en zayıf dönemine denk gelir; işte bu yüzden ara seçim yıllarında volatilite sıklıkla Ekim ayına kadar tırmanış gösterir.</p>
<p>Dolayısıyla Temmuz ayındaki bu fırsat penceresi açık olabilir ancak işler yolunda gittiğinde rehavete kapılmamak gerekir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hava-durumu-82159</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hava durumu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsanin-40-milyon-dolarlik-yatirimi-devrede-82167</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN&#039;ın 40 milyon dolarlık yatırımı devrede</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN'ın, artan sipariş hacmini karşılamak ve üretim altyapısını güçlendirmek amacıyla stratejik yatırımlarını hayata geçirmeye devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Şirket tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformuna yapılan açıklamada, 40 milyon dolar yatırımla tamamlanan 17 bin 360 metrekare kapalı alana sahip "akıllı mühimmat ve su altı sistemleri ilave üretim ve test merkezlerinin" devreye alındığı belirtildi.</p>
<p>Açıklamaya göre, devreye alınan tesislerle birlikte, hava ve deniz savunma sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısı önemli ölçüde güçlendirildi. Seri üretime büyük katkı sunacak tesisler sayesinde ASELSAN'ın teslimat kapasitesi, hız ve kalite kabiliyetinin artırıldığı belirtildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsanin-40-milyon-dolarlik-yatirimi-devrede-82167</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/6/7/1280x720/aselsan-muhimmat-merkezi-1782810078.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN, 40 milyon dolar yatırımla tamamlanan &quot;akıllı mühimmat ve su altı sistemleri ilave üretim ve test merkezlerini&quot; devreye aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/secimde-aday-olmayacak-ender-yorgancilar-ebso-baskanligini-birakiyor-82155</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Seçimde aday olmayacak: Ender Yorgancılar, EBSO başkanlığını bırakıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET USMAN/EKONOMİ</strong></p>
<p>Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, 17 yıldır sürdürdüğü başkanlık görevini bırakıyor. Yorgancılar, sonbaharda yapılacak olan EBSO seçimlerinde yeniden aday olmayacağını açıkladı.</p>
<p>Açıklamasını ailesinin ve EBSO’nun eski yönetim kurulu başkanlarının konuk olarak katıldığı EBSO haziran ayı olağan meclis toplantısında açıklayan Yorgancılar, yaptığı hizmetler nedeniyle tüm meclis üyeleri tarafından ayakta alkışlandı.</p>
<p>EBSO’ya 1992’de meslek komitesi ve meclis üyesi olarak adım attığını, hemen akabinde yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini ifade eden Ender Yorgancılar, 2009’dan bu yana da yönetim kurulu başkanı olarak hizmet verdiğini dile getirdi. EBSO başkanlığı yanında son iki dönemdir Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) başkan vekilliğini yaptığını hatırlatan Yorgancılar, “Göreve geldiğimden bu yana, arkadaşlarımla birlikte hep ‘üretim yoksa kalkınma hayaldir’ mottosuyla çalıştık. Bu anlayış EBSO ile özdeşleşti” diye konuştu.</p>
<p>EBSO’nun 70. Kuruluş yıldönümünü görev döneminde kutlamanın sevincini yaşadığını, TOBB’un akreditasyon sisteminden her zaman tam puan alarak önce İzmir’e, ardından Türkiye’ye ve son olarak aldıkları mükemmellik ödülüyle Asya – Pasifik Bölgesi’ne örnek olduklarını söyleyen Yorgancılar, “EBSO emanetini alnımın akıyla devretmenin gurunu yaşıyorum. Bayrağı devralacak, bizlerden sonra bu sıralarda görev yapacak tüm arkadaşlarıma bir Rus atasözünü hatırlatmak istiyorum. Bozuk paralar daima ses yaparlar. Bu sesler sizin hedefinize, düşüncelerinize, planlarınıza hiçbir zaman için engel olmasın. Ortak aklı koruyun. İzmir'in kurumlarıyla kurduğumuz birlik kültürünü yaşatın. Kararlarınızda EBSO’nun menfaatlerini ön planda tutun. Bu kurum birimizin değil hepimizin. Koltuklar geçici, bırakılan izler kalıcıdır. Üretim yoksa kalkınmak hayaldir dedim. Şimdi sıra bizden sonra bu kıymetli kurumu daha da güçlendirecek arkadaşlarda. Bayrağı ileri taşımaya gayret eden herkesin yanında duracağıma hiç kimsenin şüphesi olmasın. Üretim sevdalısı ve davanın bir ferdi olarak her zaman bilgi, emeğim ve ihtiyaç olduğunda desteğimi vereceğim” dedi.</p>
<p>EBSO Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu da, görev döneminde pek çok yeni uygulamayı hayata geçirdiğini belirterek, 4 yıl önce yapılan seçimlerde söz verdiği gibi yeni dönemde EBSO’da hiçbir makam için aday olmayacağını dile getirdi.</p>
<h2>Hakan Ürün: “Suriye’de pozitif ayırımcılığı hak ediyoruz”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://img.ekonomim.com/rcman/Cw850h568q95gc/storage/files/images/2026/06/30/hakan-urun-satl.jpg" alt="Seçimde aday olmayacak: Ender Yorgancılar, EBSO başkanlığını bırakıyor - Resim : 1" width="700" height="468" data-lightbox="true" /></p>
<p>Türkiye’de imalat sanayisinin sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren EBSO Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hakan Ürün, “Rekabet gücümüzü her geçen gün kaybediyoruz. İthalata dayalı bir montaj sanayisine dönüşmek istemiyorsak üretimin önünde hangi engel varsa tek tek çözülmeli, bu durumun beka sorununa dönüşmesine asla izin verilmemeli. Yerli üreticiyi korumak yalnızca sanayiciyi değil ülkenin ekonomik egemenliğini de korumak demektir. Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi her fabrika bir kaledir” dedi.</p>
<p>Yeniden yapılanmakta olan Suriye’nin bile kendi menfaati için üreticilerini koruma gayreti içinde olduğunu vurgulayan Ürün, “Bu kapsamda Suriye’de vatandaşlarına kol kanat geren, yaşananların ceremesini çeken ihracatçılarımıza herhangi bir üçüncü dünya ülkesinden farksız şekilde yüksek oranlı vergiler uyguluyor. Geçenlerde Şam’da düzenlenen inşaat fuarında konuştuğumuz inşaatçılarımız artık Suriye’de iş yapmalarının mümkün olmadığını, çünkü inşaat malzemelerine yüzde 300 – 500 arasında vergi uygulandığını söylediler. Suriye’de yaşananların ceremesini en fazla çeken ülke olarak, bu uygulamayı hak etmiyoruz. Bu konuda hükümetimizin gereken adımları atarak, sanayicimize yardımcı olmasını bekliyoruz. Suriye, Gazze’den beter durumda. Bu kadar inşaat ve altyapıya ihtiyaç olduğu bir yerde, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın Suriye Başkanı ile olan iletişimi sayesinde Türkiye için pozitif ayırımcılık sağlayacağını umut ediyor, ülkemizin bunu hak ettiğine inanıyoruz. Yalnızca vergiler değil, sınırda bekletilen TIR’larımız nedeniyle lojistik konusunda da ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Bu konunun da çözüme kavuşturulması lazım” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/secimde-aday-olmayacak-ender-yorgancilar-ebso-baskanligini-birakiyor-82155</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/5/1280x720/secimde-aday-olmayacak-ender-yorgancilar-ebso-baskanligini-birakiyor-1782802207.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Bölgesi Sanayi Odası’nda Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar ve Meclis Başkanı İbrahim Gökçüoğlu, sonbaharda yapılacak olan oda seçimlerinde göreve talip olmayacaklarını açıkladılar. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/cin-sincani-orta-asya-icin-one-cikariyor-bolge-ulkelerine-4-maddelik-eylem-onerisi-82198</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin, Sincan’ı Orta Asya için öne çıkarıyor: Bölge ülkelerine 4 maddelik eylem önerisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/URUMÇİ</strong></p>
<p>Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yapılan Çin-Avrasya Fuarı'nın dokuzuncusu tamamlandı. Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi’nin İpek Yolu Ekonomik Kuşağı’nın Çekirdek Bölgesi olarak tanımlanarak, kara yollarının (Kuşak-Koridor) ana güzergahlarının kesişme noktası olarak ilan edilen Sincan’daki fuar 25-29 Haziran günleri arasında düzenlendi. Fuar öncesi, Urumçi, Turfan ve Hotan illeri ve çevresindeki Çin yatırımlarının ön plana çıkarıldığı, kültürel söylem yönü de bulunan bir uluslararası medya ziyareti de gerçekleştirildi. EKONOMİ’nin de yer aldığı programda, Sincan’a yönelik merkezi hükümetin desteklediği yatırımlar ve projeler, geçmişte sorunlarla ve insan hakları tartışmalarıyla gündeme gelen bölgede daha “özgüvenli ve kapsamlı” bir tanıtım dikkati çekti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a43c9657a457-1782827365.jpg" alt="" width="700" height="395" />Fuar kapsamında Çin’in idari olarak ikinci güçlü kişisi Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Büro Daimi Komitesi Üyesi ve Başbakan Yardımcısı Ding Xuexiang, bölgenin küresel ekonomideki yerine işaret ederek, 4 maddelik bir eylem planı önerisini açıkladı. Öteyandan, Türk medya temsilcilerine kısa bir söyleşi veren Türkiye’nin Pekin Büyükelçisi Selçuk Ünal, Türkiye ile Çin arasındaki Orta Koridor projesinde yeni bir tur görüşme için hazırlık yaptığını açıkladı.</p>
<p><strong>Medya gezi programı</strong></p>
<p>Gezi kapsamında uluslararası medyaya Urumçi, Turfan ve Hotan illerinde enerji, tarım ve makine yatırımları gösterildi. İllerin turizm ve başta makine olmak üzere üretim kapasitesi öne çıkarıldı. Bölgede çok yoğun güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi yatırımları dikkati çekti. Bunlar arasında güneş ışınlarının tek noktada toplanmasıyla termik elektrik üretimi ile PV santralin birlikte kullanıldığı 1000 GW kurulu güçte hibrit bir santral da tanıtıldı. Kırsalda ise Uygur nüfusu ağırlıklı köylere yapılan küçük çiftçilere yönelik tarımsal projeler gösterildi. Sincan’ın, Çin’in sanayiciler için en ucuz elektriğin verildiği bölge olarak yatırımcılara avantaj sağladığı belirtiliyor.</p>
<p>Çin merkezi devletinin destekler ve şirketlerin yaptığı bazı yatırımların tanıtıldığı medya gezisinde, kültürel programlar da sunuldu. Genel temalar, Çin’in Komünist devletinin kurulmasının ardından, Sincan’ın da katılmasının 70. Yılı çerçevesindeki sergi ve etkinlikler ile Sincan’ın Çin, Uygur geçmişinin öne çıkarıldığı müze yanında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin ilanından sonra Sincan’daki katılım sürecini anlatan özel sergi de yer aldı. Ayrıca, çok sayıda ülkeden gelen medya temsilcileri, 2024 yılından bu yana devam eden Sincan’ın hanedanlık döneminden itibaren Çin ile ilişkisinin, Çin siyasi tarihi temelli anlatıldığı, oldukça büyük bir görsel yapım olan etkileşimli-outdoor gösteriye de götürüldü. Bu gösteri, tarihi saray-kale olan Tianshan Mingyue City’de (Tanrı Dağları Dolunay Şehri) duvarlara video-mapping ile canlı dans, akrobasi ve istasyonlar arası tarihi kostüm giyen oyuncuların de yer aldığı canlandırmalarla gerçekleştiriliyor.</p>
<p><strong>Fuar açılışı: Çin’den “Avrasya” odaklı 4 maddelik ekonomik-siyasi öneri</strong></p>
<p>Medyaya yönelik bölge gösterimleri yanında merkezi hükümetin “küresel çağrısı” Urumçi’de 25-29 Haziran 9. Çin-Avrasya Fuarı (China-Eurasia Expo) açlış töreninde yapıldı. Bölge ölçeğinde büyük sayılabilecek bu fuar, Çin’in ana ekonomik-teknolojik “sahnesi” olarak nitelenebilecek 22-26 Haziran günleri arasında Pekin’deki China International Supply Chain Expo – CISCE ile kesişen tarihlerde yapıldı.</p>
<p>Sincan “kuşak” projesinin “İpek Yolu Ekonomik Kuşağının Çekirdek Bölgesi” olarak tanımlanıyor. Bu resmi isim Çin’in içlerinden gelen tedarik zincirinin Sincan’daki merkezlerde toplanıp üretim ve lojistikle desteklenerek Avrupa ve Hint Okyanusuna uzanan yolların çıkış noktası olarak planlanması politikasına verildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a43c903cc873-1782827267.jpg" alt="" width="700" height="302" />Açılış törenine Çin’in gelecekteki lider adaylarından biri olan Çin Komünist Partisi (ÇKP) Merkez Komitesi Siyasi Büro Daimi Komitesi Üyesi ve Başbakan Yardımcısı Ding Xuexiang yanında Kazakistan Başbakan Yardımcısı Serik Jumangarin, Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Erlist Akunbekov ve Pakistan Ulusal Meclis Başkan Vekili Sayed Ghulam Mustafa katıldı.</p>
<p>Ding Xuexiang, “küresel sorunların” yaşandığı ortamda, Kuşak ve Yol Girişiminin ekonomik vaatleri söylemini tekrarlarken Avrasya ülkelerinin “her zamankinden daha fazla birlikte çalışma” arzusunda olduğunu söyledi. Ding Xuexiang bu kapsamda 1- Ülkelerin talep, çıkar ve büyüme eksenlerinin birleştirildiği “kalkınma stratejilerinin uyumlaştırılması”, 2-Tarife ve tarife dışı engellerin azaltılarak dışa açıklığın artırılması için “sürekli dışa açık yapının genişletilmesi”, 3- Fiziki yollar yanında kurumsal-mevzuatın uyumlaştırıldığı, teknoloji ve sermaye yanında insanların da hareketliliğinin sağlandığı (yumuşak bağlantısallık) içeren “çeşitlendirilmiş ve verimli lojistik ağının inşası”, 4- Üretim, bilim-teknoloji ve sanayi inovasyonunun teşviki, güçlü sanayi ve tedarik zinciri inşa edilmesini içeren “kalkınma için yeni dinamikler geliştirilmesi” politikalarını önerdi.</p>
<p><strong>Fuara Türk şirketleri ilgi göstermedi</strong></p>
<p>Fuara Türkiye’den milli katılım organizasyonuyla gelen 4, bağımsız 2 gıda firması katıldı. Çin firmalarının ise robot ve makine-taşımacılık olmak üzere ağırlıklı olarak yüksek teknoloji ürünlerine geniş alan ayırdığı gözlendi.</p>
<p><strong>"İkinci toplantı için Çin tarafından tarih bekliyoruz"</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a43c911267d9-1782827281.jpg" alt="" width="700" height="424" /></strong>Açılış törenin ardından Türk medyasına konuşan Türkiye’nin Çin Büyükelçisi Selçuk Ünal, Çin devletinin bölgenin yeraltı kaynakları, enerji, gıda ve lojistik alanlarına büyük yatırımlar yaptığını vurguladı. 10 ay önce başladığı görevi sonrası üçüncü kez bölgeye geldiğini belirten Büyükelçi, “(Çin) Bu bölgeyi dünyaya ve tabii öncelikle Orta Asya Cumhuriyetlerine açmak istiyor” dedi. Bölgenin “Kuşak” yaklaşımı içinde Türkiye’nin geliştirdiği “Orta Koridor” projesine işaret eden Ünal, “İkinci toplantı için Çin tarafından tarih bekliyoruz. Dolayısıyla bizim burada konuştuğumuz konulardan bir tanesi. ..(Orta Koridor ve Kuşak ve Yol Girişiminin uyumlaştırılması) Pekin’de takip ettiğimiz bir konu, (toplantı) olursa, bu harmonizasyon konusunda çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/cin-sincani-orta-asya-icin-one-cikariyor-bolge-ulkelerine-4-maddelik-eylem-onerisi-82198</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/8/1280x720/sincan-1782827246.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin-Avrasya Fuarı kapsamında düzenlenen programda Sincan’a yönelik merkezi hükümetin desteklediği yatırımlar ve projeler tanıtıldı. Programda ayrıca bölge ülkelerine 4 maddelik eylem planı önerisi yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bolgenin-yatirim-nabzi-kmtsoda-atti-82191</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bölgenin yatırım nabzı KMTSO’da attı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOĞAKA) 125. Yönetim Kurulu Toplantısı, bölgenin yatırım, üretim ve kalkınma gündemini ele almak üzere Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) ev sahipliğinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer başkanlığında düzenlenen toplantıya; Osmaniye Valisi Mehmet Fatih Serdengeçti, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, Osmaniye İl Genel Meclisi Başkanı Mehmet Ali Gizlici KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, Hatay TSO Başkanı Hikmet Çinçin, Osmaniye TSO Başkanı Devrim Murat Aksoy ve DOĞAKA Genel Sekreteri Oğuz Alibekiroğlu katıldı.</p>
<p><strong>Yatırım, üretim ve kalkınma gündemi değerlendirildi</strong></p>
<p>Toplantıda; 2026 yılı çalışma programı, yatırım destekleri, yeşil dönüşüm, kırsal kalkınma, alternatif turizm ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen bölgesel kalkınma programları değerlendirildi.</p>
<p>Deprem bölgesinde ekonomik toparlanmayı hızlandıracak yatırımların ele alındığı toplantıda, Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye illerinden gelen yatırım başvuruları görüşüldü. 2025 yılında toplam yatırım değeri 4 milyar TL’nin üzerinde olan 8 başvurunun teşvik belgesine bağlandığı, 2026 yılı başvurularında ise yatırım tekliflerinin 15 milyar TL’nin üzerine çıkarak yaklaşık 1.650 kişilik yeni istihdam öngördüğü ifade edildi.</p>
<p><strong>Yeşil geçiş ve finansman destekleri ele alındı</strong></p>
<p>Toplantıda ayrıca, Dünya Bankası iş birliğiyle yürütülen Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi kapsamında özel sektör kuruluşlarına yönelik Geri Ödemeli Finansman Desteği de gündeme alındı. Yaklaşık 210 milyon TL’lik kaynağın kullandırılacağı programa 47 başvuru yapıldığı, başvuruların toplam yatırım tutarının ise 300 milyon TL’ye ulaştığı belirtildi.</p>
<p>DOĞAKA tarafından yürütülen destek programları kapsamında bölgede toplam yatırım tutarı 438 milyon TL’nin üzerinde olan 22 projenin sürdürüldüğü kaydedildi. Güdümlü Proje Desteği çerçevesinde ise kırsal bölgelerde üretim koşullarının iyileştirilmesi, tedarik zincirinin güçlendirilmesi, kamp, karavan ve doğa turizmi gibi alternatif turizm alanlarının geliştirilmesine yönelik yeni proje önerileri ele alındı.</p>
<p><strong>İşletmeler için yeşil dönüşüm vurgusu</strong></p>
<p>Yeşil dönüşüm başlığında, TÜBİTAK iş birliğiyle yürütülen Yeşil Dönüşüm Teknik Destek Programı’nın işletmelere sunduğu danışmanlık destekleri değerlendirildi. Programla işletmelerin Yeşil Mutabakat’a uyum ve karbon ayak izinin azaltılması süreçlerine katkı sağlandığı ifade edildi.</p>
<p><strong>Buluntu: Bölgemizin rekabet gücünü yükseltecek her çalışmaya destek vereceğiz</strong></p>
<p>Toplantıya ev sahipliği yapan KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, bölgesel kalkınmanın ortak akıl, güçlü iş birliği ve üretim odaklı vizyonla mümkün olduğunu belirtti.</p>
<p>Başkan Buluntu, “Depremin ardından şehirlerimizin yeniden ayağa kalkması; üretimin, yatırımın, istihdamın ve ihracatın güçlenmesiyle mümkündür. DOĞAKA’nın yürüttüğü çalışmalar, Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye’nin kalkınma yolculuğuna önemli katkılar sunmaktadır. KMTSO olarak şehrimizin üretim gücünü artıracak, yatırım iklimini geliştirecek ve bölgemizin rekabet gücünü yükseltecek her çalışmaya destek vermeye devam edeceğiz.” dedi.</p>
<p>DOĞAKA’nın 2027 yılı çalışma programı hazırlıklarının da değerlendirildiği toplantı, bölgesel kalkınmaya yönelik görüş alışverişinin ardından sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bolgenin-yatirim-nabzi-kmtsoda-atti-82191</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/1/1280x720/bolgenin-yatirim-nabzi-kmtsoda-atti-1782820375.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın 125. Yönetim Kurulu Toplantısında konuşan KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, &quot;Depremin ardından şehirlerimizin yeniden ayağa kalkması; üretimin, yatırımın, istihdamın ve ihracatın güçlenmesiyle mümkündür. DOĞAKA’nın yürüttüğü çalışmalar, Kahramanmaraş, Hatay ve Osmaniye’nin kalkınma yolculuğuna önemli katkılar sunmaktadır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vanda-yer-alti-suyu-isletme-sahasi-karari-82166</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Van&#039;da yer altı suyu işletme sahası kararı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ilanı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Van'ın Erçek-Özalp-Saray alüvyonları yer altı suyu işletme sahası oldu.</p>
<p>Belirlenen alanda açılacak yer altı su kuyuları, yalnızca alüvyon akifer içinde kalacak şekilde projelendirilecek, alüvyon birimin tabanını aşacak şekilde sondaj yapılması yasaklanacak.</p>
<p>Su temini maksadıyla kesitleri ne olursa olsun 10 metreden derin açılacak her türlü kuyular ile (el ile açılan kuyular hariç) ufki (yatay) veya meyilli (eğilimli) her türlü galeri, tünel gibi kazılar için belge alınması gerekecek.</p>
<p>İşletme sahasındaki Erçek Gölü Sulak Alan Tampon Bölgesi'nin sınırları içinde yeni su sondaj kuyusu açılmasına da izin verilmeyecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/vanda-yer-alti-suyu-isletme-sahasi-karari-82166</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/4/1280x720/is-yerlerinde-psikolojik-tacizin-onlenmesi-ile-ilgili-genelge-resmi-gazetede-1741267840.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan karara göre, Van&#039;ın Erçek-Özalp-Saray alüvyonları yer altı suyu işletme sahası olarak belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-ilde-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-82165</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 ilde petrol arama ruhsatı uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün Petrol Hakkına Müteallik Kararı, Resmi Gazete'nin bugünkü sayısında yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) Adıyaman ve Şanlıurfa'da bulunan "AR/TPO/K/M41-b" pafta numaralı, 44 bin 474 hektar yüz ölçümüne sahip sahası için petrol arama ruhsatının süresinin 8 Haziran 2028'e kadar uzatılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Bu kararın bölgenin hidrokarbon potansiyelinin belirlenerek, ülke ekonomisine kazandırılması amacıyla verildiği belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/2-ilde-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-82165</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/TPAO.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun Adıyaman ve Şanlıurfa&#039;da bulunan sahası için petrol arama ruhsatının süresi uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/senden-hizli-kossam-yeterli-82144</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Senden hızlı koşsam yeterli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi CEO’su Tarık Serpil’e göre, yeni risk çağında şirketlerin en büyük sınavı tedarik zincirini, belirsizliği ve çoklu krizleri rakiplerinden daha iyi yönetebilmek.</strong></p>
<p>“İki adam Afrika’da savanada yürüyor. Bir çıta onları kovalamaya başlıyor. Adamlardan biri hemen spor ayakkabılarını giyiyor. Diğeri, “Çıtadan hızlı mı koşacaksın?” diye soruyor. Öbürü şu cevabı veri yor: “Senden hızlı koşsam yeterli.”</p>
<p>Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Üst Yöneticisi CEO’su Tarık Serpil’in risk yönetimini anlatırken verdiği bu örnek, aslında bugünün iş dünyasının içine girdiği yeni dönemi çok iyi özetliyor. Çünkü artık mesele bütün riskleri ortadan kaldırmak değil; aynı belirsizlik ortamında rakiplerden daha hazırlıklı, daha esnek ve daha dayanıklı olabilmek.</p>
<p>Dünya Ekonomik Forumu’nun Küresel Riskler 2026 Raporu da tam olarak bu zemine işaret ediyor. Rapora göre 2026 risk görünümünün tanımlayıcı teması belirsizlik.</p>
<p>Jeoekonomik gerilimler, dezenformasyon, toplumsal kutuplaşma, iklim krizi ve teknolojik kırılmalar artık ayrı ayrı değil; birbirini tetikleyen ve hızlandıran bir risk ağı içinde ilerliyor. Kısa vadede jeoekonomik çatışmalar öne çıkarken, uzun vadede aşırı hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü gibi çevresel riskler en ağır başlıklar arasında yer alıyor.</p>
<p>Bu nedenle kurumlar için risk yönetimi artık hasar gerçekleştikten sonra devreye giren bir mekanizma değil; belirsizliği öngörmeye, kırılganlıkları azaltmaya ve çoklu krizlere karşı rekabet avantajı yaratmaya çalışan stratejik bir yönetim alanı.</p>
<p>Marsh Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hazar Bölgesi Üst Yöneticisi (CEO) Tarık Serpil ile bu yeni dönemin en kritik sorularına odaklandık:</p>
<p><strong>Plansız şirketler yeni risk çağında yolda kalacak</strong></p>
<p>Tarık Serpil’e göre bugün şirketlerin karşı karşıya olduğu en büyük risklerden biri tedarik zincirinde yaşanan kırılmalar. Jeopolitik gerilimler, savaşlar, enerji fiyatları, navlun maliyetleri ve sigorta fiyatlarındaki artışlar şirketlerin operasyonel sürekliliğini doğrudan etkiliyor.</p>
<p>“Bizzat kafanıza bomba düşmediği sürece en büyük risk tedarik zinciri” diyen Serpil, “Maliyetler artıyor, navlunlar artıyor, yakıt fiyatları artıyor, sigorta fiyatları artıyor. Mutlaka bunun sosyal ve ekonomik yansımaları da olacak. Bizi de etkileyecek” diyor.</p>
<p>Bu yeni dönemde meselenin sadece riski görmek değil, rekabet avantajını koruyacak şekilde yönetebilmek olduğunu vurgulayan Serpil, “Rakibinizden iyi olmak gerekiyor. Tedarik riskini en yakındakinden daha iyi yönetebiliyorsanız ilerliyorsunuz. Bu da planlamakla oluyor. Biz ülke olarak bunu pek sevmiyoruz ama planlamak çok önemli” değerlendirmesini yapıyor.</p>
<p><strong>Ev yanarken eşyaların yerini değiştirmezseniz, yangını söndürürsünüz</strong></p>
<p>Küresel ekonomide yaşanan dönüşümlerin çevre ve sürdürülebilirlik çabalarını da etkilediğini belirten Serpil, varoluşsal risklerin şirketlerin önceliklerini değiştirebildiğini söylüyor:</p>
<p>“Varoluşsal sebepler, çevre ve sürdürülebilirlik çabalarını da köstekliyor. Eviniz yanıyorken mobilyanın yerini değiştirmezsiniz, önce yangını söndürürsünüz. Yaşanan her şeyi zamanla normalleştirme eğilimindeyiz. Petrol fiyatlarının yükselmesi, dünya ekonomisindeki durgunluk, savaşlar ve jeopolitik gerilimler artık birbirinden kopuk değil; risk algısını ve şirket stratejilerini aynı anda dönüştürüyor. Önümüzdeki dönemde sürekli aksaklıklar olmaya devam edecek. Şirketlerin artık kesintisiz ve öngörülebilir bir dünya varsayımıyla hareket etme şansı yok.</p>
<p>”Pandemiden sonra sigorta ve risk yönetimi önem kazandı. Eskiden gıda zincirinin son halkasındaydık. Bugün ise özellikle savaş, el koyma, terör, doğal afet ve politik risk teminatları giderek daha fazla önem kazanıyor. Bugün iş dünyasının karşı karşıya olduğu riskler sadece ekonomik değil; aynı zamanda jeopolitik, teknolojik ve toplumsal. Bu nedenle sigorta sektörünün de yalnızca poliçe satan bir yapı olmaktan çıkıp, şirketlerin sürekliliğine katkı sağlayan özgün çözümler üretmesi gerekiyor.”</p>
<p><strong>Risk haritasını değiştiren başlıklardan biri yapay zekâ</strong></p>
<p>Serpil’e göre bugünkü risk haritasını değiştiren başlıklardan biri de yapay zekâ. Yapay zekâyı “doğal döngüyü bozan” unsurlardan biri olarak tanımlayan Serpil, “Yapay zekâ konusunda her ne oluyorsa, Çin Avrupa’dan iyi. Avrupa’nın vatandaşına iyi davranma gibi bir kaygısı var. Çin ise öncelikle büyüme derdinde” diyor.</p>
<p>Serpil’e göre bu tablo yalnızca teknolojik bir rekabeti değil, aynı zamanda değerler, büyüme modeli ve insan kaynağı açısından da yeni bir ayrışmayı gösteriyor. “Bir yandan her şey insan, bir yandan insana gerek yok” diyen Serpil, insan kaynağının geleceğine ilişkin de dikkat çekici bir değerlendirme yapıyor: “İnsan gücü en rahat yaşayabileceği yerde yaşamak istiyor. O nedenle beyin göçü yaşanıyor. Ekonomi büyümediği için mevcut kaynak mevcuda yetiyor; şu an her şey yavaş. Ama ekonomi yeniden hızlandığında insan ihtiyacı da artacak.”</p>
<p><strong>Dayanıklılık sadece ayağa kalkmak değil, önceden hazırlanmak</strong></p>
<p>Röportajın en kritik kavramlarından biri ise dayanıklılık. Serpil’e göre dayanıklılığın psikolojik bir boyutu var: Kaybettiğinizde yeniden ayağa kalkabilmek. Serpil, Türkiye’nin bu konuda güçlü bir kası olduğunu düşünüyor. Dayanıklılığın diğer boyutu ise planlama. Türkiye’nin en güçlü olmadığı alan da burası. Serpil, planlama bizim en güçlü kasımız değil. Anlık akıl becerimizin yetmeyeceği sorunlarla karşılaşma olasılığımız çok güçlü” diyor. Bu sözler, yeni risk çağının belki de en temel dersini özetliyor: Krizlere karşı hızlı refleks göstermek artık tek başına yeterli değil. Şirketlerin, ülkelerin ve kurumların çoklu krizleri önceden düşünmesi, senaryoları test etmesi ve yalnızca bugünü değil, beklenmeyeni de yönetebilecek bir dayanıklılık mimarisi kurması gerekiyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Türkiye’nin avantajı: Arsanın yeri iyi</strong></span></p>
<p>“Türkiye, bütün bu kırılganlıklar içinde avantajlı bir konuma sahip. Hem bulunduğu yer itibarıyla, hem de herkesle iyi ilişkileri nedeniyle iyi durumda. Arsanın yeri iyi” diyen Serpil, bu avantajın doğru değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor: “Türkiye ucuz iş gücü ülkesiydi, artık değil. Ucuz iş gücü gerektiren işleri yapacak ülke de değil. Örneğin tekstil sektörü zarar görecek. Türkiye’nin güçlü olduğu alanları daha stratejik biçimde büyütmesi gerekiyor. Müteahhitlik, üretim, turizm ve savunma sanayi bu alanların başında geliyor. Dünya büyürken müteahhitlik işlerimiz büyüyecek. Üretim sadece ucuz iş gücü ile değil, birikimle oluyor. Bizim iyi işçilerimiz, ustalarımız var. Klasik üretim endüstrisinde de büyüyeceğiz. Turizmde ise kendimizi yeterince kıymetlendiremedik. Bunu daha iyi yapmamız gerekiyor.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KOBİ’ler için sağlık sigortasında yeni çözümler</strong></span></p>
<p>Tarık Serpil, kurumsal sağlık sigortasının yaygınlaştırılması yönünde de yeni çözümler geliştirdiklerini belirtiyor. Özellikle 100’den az çalışanı olan şirketlere yönelik özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortası çözümlerine odaklandıklarını ifade ediyor: “Kurumsalda sağlık sigortasını yaygınlaştıracağız. KOBİ’ye indireceğimiz bir çözüm oluşturduk. 100’den az çalışanı olan şirketler için özel sağlık ve tamamlayıcı sağlık çözümleri sunuyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/senden-hizli-kossam-yeterli-82144</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/4/1280x720/tarik-serpil-1782798024.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Senden hızlı koşsam yeterli&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vodafone-red-tasarrufla-25-milyar-tl-fayda-sagladi-82141</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Vodafone Red, tasarrufla 2,5 milyar TL fayda sağladı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İZMİR</strong></p>
<p>Yüksek enflasyonun hane halkı bütçesi üzerindeki baskısının arttığı dönemde tüketiciler, harcamalarını azaltacak kampanya ve avantaj programlarına daha fazla yönelmeye başladı. Mobil iletişim tarafında da kullanıcıların ilgi gösterdiği bu uygulamalardan biri olan Vodafone Red'in müşterilerine sağladığı ekonomik fayda son bir yılda dikkat çekici şekilde arttı. Geçen yıl yaklaşık 500 milyon TL olarak açıklanan tasarruf tutarı, 2025’in tamamında 2,5 milyar TL'ye yükseldi. Vodafone, artışta sınırsız uygulamalar, yurt dışı kullanım avantajları ve çeşitli kampanyaların etkili olduğunu belirtti. Vodafone Türkiye, premium tarifesi Vodafone Red'in son bir yıllık performansını düzenlenen basın toplantısı ile açıkladı. Açıklanan verilere göre, Red müşterileri tarifeler, yurt dışı kullanım avantajları ve çeşitli kampanyalar sayesinde son bir yılda toplam 2,5 milyar TL tutarında ekonomik fayda sağladı. Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, yüksek enflasyon döneminde tüketicilerin maliyetlerini daha yakından takip ettiğini belirterek, Vodafone Red’in sunduğu avantajların bu süreçte farklı bir işlev kazandığını söyledi.</p>
<h2>Bir yılda 3,5 milyar GB internet </h2>
<p>Şahin, “Enflasyonist bir ortamda müşterilerimizin her biri tasarruf yapmayı bekliyor. Sunduğumuz avantajları düzenli takip eden ve kullanan müşterilerimiz için Vodafone Red yalnızca bir ayrıcalık programı değil, aynı zamanda bir tasarruf aracına dönüştü. Toplam faturalı müşteri bazımızın yaklaşık yarısını Vodafone Red aboneleri oluşturuyor” dedi. Şirketin paylaştığı verilere göre Vodafone Red kullanıcıları son bir yılda yaklaşık 3,5 milyar GB mobil internet kullandı. Söz konusu rakam bir önceki dönem 3,1 milyar GB idi. yine 2025 yılında Red kullanıcıları 50,5 milyar dakika konuştu ve 1,1 milyar SMS gönderdi. Red abonelerinin aylık ortalama mobil internet kullanımı 30 GB’ın üzerine çıkarken, standart faturalı tarifelere göre 3,3 kat daha fazla veri tüketimi gerçekleşti.</p>
<p>Vodafone'un sınırsız uygulama paketlerinden yararlanan kullanıcılar ise toplam 483 milyon GB interneti ek ücret ödemeden kullandı. Şirket verilerine göre bu kullanım kapsamında sosyal medya uygulamalarında 21 milyon gün geçirildi, mesajlaşma uygulamaları üzerinden yaklaşık 970 milyar mesaj gönderildi, müzik platformlarında 1,8 milyar şarkı dinlendi ve YouTube'da 13,6 milyon video izlendi.</p>
<h2>5G tarifeleri devreye alındı</h2>
<p>Vodafone, 5G'ye hazırlık kapsamında Red portföyünü de yeniledi. Yeni dönemde 40 GB Sınırsız Sosyal, 60 GB Sınırsız Eğlence ve 100 GB Sınırsız TikTok olmak üzere üç yeni 5G Red tarifesi sunulurken, kullanıcılara üç ay süreyle YouTube Premium ve Amazon Prime üyeliği de sağlanıyor. Şirket ayrıca Avrupa seyahatlerine yönelik yeni bir uygulamayı da devreye aldı. 5G Red tarifesini kullanan müşteriler, Avrupa ülkelerinde her ay 10 güne kadar “Avrupa Her Şey Dahil Pasaport” hizmetinden ücretsiz yararlanabiliyor. Vodafone'un verdiği bilgiye göre yaklaşık 1 milyon Red müşterisi bu haktan faydalanabilecek durumda bulunuyor. Hizmetin devreye girdiği ilk 25 günde 6 bin müşteri tarafından kullanıldığı ve toplam 18 milyon TL'lik ekonomik fayda sağlandığı belirtildi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">YURT DIŞI AVANTAJLARI ÖNE ÇIKTI</span></h2>
<p>Vodafone Red'in sunduğu ekonomik faydanın önemli bölümünü yurt dışı kullanım ayrıcalıkları oluşturdu. Şirket verilerine göre Red müşterileri, son bir yılda yurt dışı paketleri, “Her Şey Dahil Pasaport” hizmeti ve “Yurt Dışına Hoş Geldin Hediyesi” gibi uygulamalar sayesinde toplam 189 milyon TL tasarruf etti. Son bir yılda 780 bin müşteri ücretsiz “Yurt Dışına Hoş Geldin Hediyesi” paketinden yararlanırken, 876 bin kullanıcı 200 ülkede geçerli “Her Şey Dahil Pasaport” hizmetini kullandı. Ayrıca 17 bin Red müşterisi tarifelerindeki dakikalarla 23 Vodafone ülkesini ücretsiz arayarak toplam 1,4 milyon dakika konuştu. En fazla aranan ülkeler ise Almanya, Yunanistan, Hollanda, İngiltere ve Fransa oldu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vodafone-red-tasarrufla-25-milyar-tl-fayda-sagladi-82141</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/6/1280x720/meltem-bakiler-sahin-1750000800.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, yüksek enflasyon ortamında Vodafone Red&#039;in aynı zamanda bir tasarruf aracı gibi kullanıldığını belirterek abonelerin son bir yılda 2,5 milyar TL fayda elde ettiğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/epsa-yapi-kimyasallarindaki-gucunu-ingilterede-sergiledi-82194</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> EPSA, InstallerSHOW 2026&#039;ya katıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>EPSA'nın yapı sektörünün en prestijli uluslararası organizasyonlarından biri olan ve İngiltere'nin Birmingham kentinde düzenlenen InstallerSHOW 2026'da yer alarak, yenilikçi ürünlerini global sektör profesyonelleriyle buluşturduğu bildirildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, fuarda EPSA, su yalıtım sistemlerinden seramik yapıştırıcılarına, tamir ve güçlendirme harçlarından epoksi ve poliüretan zemin kaplama sistemlerine, astarlardan yapı kimyasalları katkılarına ve ısı yalıtım çözümlerine kadar geniş ürün gamını tanıttı. Açıklamada, "Yüksek performans, uzun ömür, enerji verimliliği ve sürdürülebilir yapı teknolojileri odağında geliştirilen çözümler, uluslararası ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü. Fuarda öne çıkan ürünler arasında yüksek performanslı Quadroflex su yalıtım çözümleri, epoksi esaslı zemin sistemleri, seramik yapıştırıcıları, epoksi seramik yapıştırıcı ve derz dolgu sistemleri ile poliüretan derz dolgu çözümleri yer aldı. Bunun yanında, farklı uygulama alanlarına yönelik teknik çözümler ve yeni nesil yapı kimyasalları da uluslararası profesyonellerle buluşturuldu." denildi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a43b7c534890-1782822853.png" alt="" width="501" height="661" /></p>
<p>EPSA Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir, InstallerSHOW 2026 katılımına ilişkin yaptığı değerlendirmede, uluslararası fuarların yalnızca ürün sergileme alanları olmadığını, aynı zamanda markaların vizyonunu, üretim gücünü ve teknoloji odaklı yaklaşımını dünyaya anlatabildiği stratejik platformlar olduğunu vurguladı. Özdemir, “InstallerSHOW'da yer almak bizim için yalnızca yeni müşterilerle buluşmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye'nin üretim kalitesini, mühendislik gücünü ve yenilikçi yapı kimyasalları çözümlerini uluslararası arenada temsil etmenin gururunu yaşıyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana kalite, sürdürülebilirlik ve Ar-Ge yatırımlarını büyümemizin temel unsurları olarak görüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel pazarlardaki büyüme hedeflerine de değinen Özdemir, “Bugün ürünlerimizi birçok ülkeye ihraç ediyor, farklı coğrafyalardaki iş ortaklarımızla uzun vadeli iş birlikleri geliştiriyoruz. Hedefimiz, yalnızca ihracat yapan bir firma olmak değil, dünya genelinde güven duyulan, tercih edilen ve sektöre yön veren güçlü bir Türk markası olmaktır. Bunun için üretim teknolojilerimize, insan kaynağımıza ve inovasyona yatırım yapmayı kararlılıkla sürdürüyoruz" dedi.</p>
<p>Sürdürülebilir yapı teknolojilerinin geleceğin inşaat sektörünü şekillendireceğini belirten Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “InstallerSHOW 2026, EPSA için yalnızca ürünlerini sergilediği bir organizasyon olmanın ötesinde; yeni iş birliklerinin temellerinin atıldığı, farklı ülkelerden sektör temsilcileriyle bilgi paylaşımının gerçekleştirildiği ve markanın uluslararası pazardaki görünürlüğünü güçlendirdiği bir platform oldu. EPSA olarak daha güvenli, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir yapılar için çözümler geliştirmeye devam edeceğiz. Geleceğin yapı teknolojilerini geliştiren çözümlerimizle, dünyanın dört bir yanında daha güvenli, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir yapılar için çalışmayı sürdüreceğiz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/epsa-yapi-kimyasallarindaki-gucunu-ingilterede-sergiledi-82194</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/4/1280x720/epsa-yapi-kimyasallarindaki-gucunu-ingilterede-sergiledi-1782822904.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPSA, İngiltere&#039;de düzenlenen InstallerSHOW 2026&#039;da yer aldı. Fuar hakkında değerlendirmelerde bulunan EPSA Yönetim Kurulu Başkanı Nurcan Özdemir, “InstallerSHOW&#039;da yer almak bizim için yalnızca yeni müşterilerle buluşmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye&#039;nin üretim kalitesini, mühendislik gücünü ve yenilikçi yapı kimyasalları çözümlerini uluslararası arenada temsil etmenin gururunu yaşıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/liyakate-dayanmayan-atamalar-ile-bir-ulke-kume-duser-82137</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Liyakate dayanmayan atamalar ile bir ülke küme düşer</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabancı Holding’te çalışırken rahmetli Sakıp Ağa’dan duyduğum bir sözü hep hatırlarım. “Arkadaş, sakın yetkin olmayan birini hatır için işe almayın. Rüşvet diye almaya mecbur olursanız da almayın. Parasını ne ise ödeyin, ama yanlış kişiyi işe almayın. Çünkü bir çürük elma tüm küfeyi çürütür.”</p>
<p><strong>Liyakat ne demek?</strong></p>
<p>Sakıp Ağa’nın yukarıdaki sözleri, liyakatin ne kadar önemli olduğunu göstermesi açısından çok değerlidir. Atamalarda liyakatin ne kadar önemli olduğunu, liyakat göz önüne alınmadığında ortaya çıkan olumsuz sonuçları gördükçe, yaşadıkça daha iyi anlamaktayız. Liyakat değil, biat dediğinizde bunun ceremesini tüm toplum çeker. Belediyelere (Her partiden) eğitim verdiğimde çok tekrarladığım bir söz vardı: İşe alımlarda liyakate önem vermez, partizanlık yaparsanız bunun birincil zararını önce sizin seçmeniniz çeker; siz çekersiniz ve sonunda tüm ülke çeker.</p>
<p>Liyakat, Arapça kökenli bir sözcüktür. Türk Dil Kurumu Sözlüğü’ne göre şöyle tanımlanıyor: 1-Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk, yaraşırlık durumu; değim.</p>
<p>2-Yeterlilik</p>
<p>Peki bir pozisyonu, bir koltuğu bilgisi, beceri ve davranışları ile dolduramayacak olan yetersiz birisi neden atanır? Önce bu soruyu cevaplayayım.</p>
<p><strong>Neden liyakatsiz atama?</strong></p>
<p>Liyakate dayalı olmayan atamalar için iki durum düşünebiliriz Birincisi: Bir pozisyona uygun olmayan kişiyi atayan yönetici, bu kişinin uygun olmadığını bilmemektedir. İkincisi, kişinin o pozisyona uygun olmadığını bile bile bu atamayı yapmaktadır.</p>
<p>Önce birinci duruma bakalım. Bu durumda çoğu kez ahbap çavuş ilişkisi içinde bir atama yapıldığını düşünebiliriz. Atamayı yapan makam, söz konusu pozisyon için tanıdıkları, bildikleri arasından birini seçer. Bu tanıdıklık, aynı cemaatten, aynı spor takımından veya aynı siyasi görüşten gelebilir. Atamayı yapan kişinin kapasitesi de sınırlıdır. Ve doğal olarak atamayı yapan kişinin ahbaplarının kapasitesi de kendisi gibidir. Kişi büyük olasılıkla şöyle düşünür: Ben bu kapasitem ile bu işi yapabildiğime göre o da o işi yapabilir. Çoğu kez de seçimde,  kişinin bilgi ve becerisine değil de yalama yeteneğine bakılır.</p>
<p>İkinci durum ise bile bile ladestir. Söz konusu koltuğa bile bile düşük kapasiteli biri atanır. Bunun değişik nedenleri olabilir. Birincisi, kurumun başarı veya başarısızlığı atamayı yapan makamı zerre kadar ilgilendirmemektedir. Bu neden, birinci durum için de geçerli olabilir. Özellikle atamayı yapan makama hesap sorulmadığı durumlarda ve çoğu kez de kamu atamalarında rastlanan bir durumdur. Yukarda anlattığım Sakıp Ağa niye atamalara bu kadar önem veriyordu? Çünkü dükkan, ağanındı. Dükkânın kârından da zararından da o sorumlu idi. </p>
<p>Düşük kapasiteli bir kişiyi bile bile atamanın bir nedeni de kişiyi “kullanma” emelidir. Kişi, yetkinliği ile koltuğu doldurmuyorsa bunun diyetini, kendisini atayan makama öder. Hayal edemeyeceği bir yüksekliğe çıkmıştır, buranın havası başını döndürür. O koltuğu kaybetmemek için kendisinden ne istenirse yapar. İstenen de çoğu kez usulsüz, hatta kanunsuz işlerdir,</p>
<p><strong>Liyakatsiz atamaların zararları</strong></p>
<p>Liyakatsiz bir atamanın zararı, atama yapılan pozisyonun yetkisi ile doğru orantılıdır. Başka bir deyişle, pozisyonun yetkisi ne kadar büyükse verebileceği zarar da o kadar büyüktür. Bu tür atamalar bir kurumun surlarında değişik boyutlarda gedikler açar.</p>
<p>1- Yetkin elemanların kaçışına neden olur.</p>
<p>Düşünün, bir kurumda en tepedeki genel müdürün bir altındaki bir pozisyonda çalışıyorsunuz. Ve de başarılısınız. Herkes size gelecekteki genel müdür olarak bakıyor. Derken genel müdürünüz emekli oluyor. Terfi etmeyi beklerken dışardan birisi pat diye genel müdür olarak tepenize atanıyor. Sarımsağı bile gelin etmişler, kırık gün kokusu çıkmamış derler. Ama genel müdürlük gibi bir pozisyona uymayan kişinin kokusu anında yayılır.  Başta siz olmak üzere kurumdaki bütün yetkin kişiler kuruma güvenlerini kaybederler. İlk fırsatta, değerlerini bilecek bir başka yere gitmeye bakarlar.</p>
<p>2- Kurumun insan kaynağı kalitesi düşüşe geçer</p>
<p>Kurumların insan kaynağı kalitesi, tepedeki kişinin kalitesi ile yukardan sınırlıdır. Genel olarak kişiler kendilerinden nitelikli kişileri altlarında istemez. Tepeye atanan niteliksiz kişi ise hiç istemez. Cücelerin olduğu yerde servi boylular barınamaz. Böylece tepeye atanan yetkin olmayan kişi orta ve uzun vadede kendi kapasitesinden daha düşük seviyedeki kişileri atar. Kurumun insan kaynakları kalitesi böylece zaman içinde değer kaybeder.</p>
<p>3- Kurum içindeki motivasyon düşer</p>
<p>Tepeye yapılan niteliksiz atamaya tepki gösteren yetkin, pazar değeri yüksek kişiler hemen kurumu terkeder. Terk etmenin maliyetine katlanamayarak içerde kalanlar de kuruma olan güvenlerini kaybederler. “Ne kadar çalışırsan çalış, ne kadar nitelikli olursan ol, bir torpilin yoksa burada hayat yok” derler. Kurumdaki adalet algısı ve moraller dibe vurur; verim düşer.</p>
<p>4- Usulsüzlük ve yolsuzluğa yol</p>
<p>Bir kere usulsüzlük, niteliksiz kişinin atanması ile başlar. Bu atama usulsüzdür.  Özellikle kurumların başına, yüksek sorumlulukların ve yetkilerin olduğu bir pozisyona niteliksiz atama, yukarda belirttiğim gibi, genelde usulsüz işleri yaptırmak için yapılır. Hak etmediği koltukta oturan kişi, o koltuğu korumak uğruna her tür usulsüzlük hatta yolsuzluğa açık durumdadır, emir bekler.</p>
<p>5- Yanlış kararlar</p>
<p>Yetkinliği olmayan, oturduğu koltuğu hak etmeyen kişi, kafasına büyük şapkası giymiş çocuk gibidir.  Yalpalar, doğru çizgide yürüyemez. Hele de yüksek sorumluluk isteyen bir pozisyonda, örneğin bir kurumun başında ise oturduğu koltuğun gücünü sindiremez. Bir de aynaya bakıp “Ben neymişim be abi” havasına girer. Haddini de bilmez. Saçma kararlar, yanlış kararlar alır.</p>
<p> Sonunda bütün bunlar kurumun ve genişlerse de ulusun hanesine zarar yazdırır.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Ticari işletmeler kâr etmek amacıyla kurulurlar. Sürdürebilirlikleri önemlidir. Ayakta kaldıkları sürece istihdam yaratırlar, vergi verirler, hizmetleri ve ürünleri ile topluma faydalı olurlar. Çarklarının dönmesi için yetişmiş bir insan kaynağına ihtiyaçları vardır. Her kademedeki kişi kurum için önemlidir. Maaş dahi ona sağlanan tüm olanakların maliyeti ötesinde işletmeye katkısı olması gerekir. Bunun için de her pozisyonun oradaki yükü kaldıracak yetkinlikte kişilerle doldurulması gerekir. Ticari işletmeler hayır kurumu değildir. Sadece istihdam yaratmak, ya da işsizliğe çare olmak diye bir misyonları yoktur. Başka bir deyişle her atama liyakate dayalı olmalıdır.</p>
<p>Kamu kurumlarının kâr amaçları yoktur. Ancak bunlar topluma hizmet verirler, verimli çalışma zorunlulukları vardır. Atamaların liyakate dayalı olarak yapılması gerekir. Eğer olmazsa kurumda hangi zararlara neden olacağını yukarda anlattım. Eğer liyakate dayalı olmayan atamalar sıra dışı olmaktan çıkar da toplumda geçerli ana akım olarak ortada görülürse yetkin kişileri ülkede tutmak da sorun olur. Çevrenizdeki nitelikli gençlere sorun bakalım, kaçı ülkede kalmak istiyor. Unutmayalım ki hovardaca harcanmakta olan mirası, bir zamanlar bu ülkede yaşamış olan yetkin kişiler yaratmıştır.</p>
<p>Liyakate dayanmayan atamalar ile bir ülke küme düşer…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/liyakate-dayanmayan-atamalar-ile-bir-ulke-kume-duser-82137</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Liyakate dayanmayan atamalar ile bir ülke küme düşer ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/denge-82136</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Denge</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Denge kavramı çok önemlidir. Kelimesi kelimesine siyasal-ekonomik “denge” belki de asla ulaşılamayan bir durumdur. Her “durağan durum” denge değildir. Bugünün bilim ve teknoloji sınırında yaşayan ülkeleri bile kolayca dengeye gelememişlerdir. 10 milyonu eğitimsiz, sermayesiz ve mesleksiz köylü olan 12 milyon kişilik göçmen ve imparatorluk kalıntısıyla işe başlayan bir cumhuriyet tarihsel olarak kısa sürede dengeye gelemezdi. Hele hele jeopolitiği itibariyle kolay bir konumda değilse…</p>
<p>Bakalım. İngiltere’de parlamenter sistem zorunluydu çünkü kralın kalmasına karar verilmişti. Örneğin ‘Hem kral kalacak hem Cromwell’ gibi bir siyasal denge yoktur. Hem kral hem başkan olmaz. Kralın kalmasına kesin olarak karar verildiği andan kısa süre sonra 1694 yılında İngiltere Merkez Bankası kuruldu. Bu banka tanımı gereği “bağımsızdır”. Konunun 1990’larda teknik bir konu biçiminde popülerleşen günümüzün ‘merkez bankası bağımsızlığı’ kavramıyla ilgisi olmayıp derin bir toplumsal bağımsızlık söz konusudur. Kral kalmıştır ama ne keyfice vergi salabilir ne savaş kararı alabilir ne de hazine ödeneğini istediği gibi kullanabilir. Merkez bankası bu amaçla kurulmuştur. Bağımsızdır. Kimden? “Kraldan bağımsızdır” ve varlığı City’nin de vergi veren soylu ve tüccarların da “kraldan bağımsızlığı” anlamına gelir. Parlamento maliyeyi, Merkez Bankası da parayı denetler. Kral sonraki yüzyıllarda zaman zaman hakem kılığında kısmen siyasi bir aktör olabilmiş ancak mali ve parasal yetkileri daima mecliste ve merkez bankasında olagelmiştir. Kraliyet ailesinin şahsi harcamalarına bile merkez bankası karar veriyordu. Bugün sembolik bir kraliyet ailesi varsa bu sayededir. Kabul etmeseydi atacaklardı. 1694 kararı bir anlamda Magna Carta’nın devamıdır.</p>
<p>ABD’de büyük ölçekli toprak mülkiyeti var olmuştur; esasen kolonilerden oluşuyordu ve 13 koloni birleşerek ABD’yi kurdular. Toprak/işgücü oranı yüksekti. Kıt faktör işgücüydü. Zenciler bu nedenle getirildi. Önceleri 7 senelik kontratla gelip bu süre boyunca çiftlikte çalıştıktan sonra para ve arazi verilerek kendi toprağına sahip olacağı kontrata yazılan hür Avrupalı göçmenler geniş arazileri işletmeye yetemedi. Ancak ABD’de soyluluğa dayalı toprak mülkiyeti olmamıştır ve 1776 Devrimi ilk andan itibaren bunun olamayacağını hükme bağlamıştır. Sistem “seçilmiş monarkın” yetkilerinin sıkı sıkıya denetlenmesi üzerine bina edilmiştir. Hayli karmaşıktır. Common Law mirası siyasal sistemin stabilitesini sağlamakta son derece etkilidir. Yani hukuk ABD’nin bugünkü gücüne ulaşmasında kritik rol oynamıştır.</p>
<p>Almanya gümrük birliğini ve siyasi birliğini geç oluşturmuş olup eyaletlerin tepesine başkan yerleştirmeyi denememiş değildir. Führer ile yaşananlar nedir? İki kez dünya savaşının çıkmasında ön planda rol oynayan bu ülkenin <em>par excellence</em> başkanlık sistemi denemesidir. Ortaya çıkan felaketten sonra müttefikler ve Fransa Almanya’yı demir-çelik birliğine bağlayarak bir daha sorun çıkarmasını engellemek istemişlerdir. Eyalet yapısı baki kaldığı için değişik bir siyasal sistemi vardır. Almanya’da merkez bankası bağımsızlığın şahikası ve örneğidir. Finansal sistemi kartal gibi tepeden gözlemekte ve düzenlenmesinde büyük rol oynamaktadır. Siyasal sistemin karmaşıklığını dengeleyen bir stabilite kurumudur ve herhangi bir merkez bankasına benzemez. Avrupa Merkez Bankası da aynı ihtiyacın ürünüdür ancak gerek siyasal gerekse bütçe/kamu maliyesi tarafında üye ülkeler yetki devri yapmadıkları için etkisi umulandan az oldu.</p>
<p>İspanya, Portekiz, Yunanistan gibi ülkeler askeri diktatörlük yaşadıktan sonra AB tarafından içerilerek kuşatılmış ve zor kurtuldukları gayya kuyusuna geri dönmeleri engellenmiştir. Bu ülkelerde 20. Yüzyılın ilk yarısının siyasal ve sınıfsal çelişkileri başka biçimler almış ve elbette özleri değişmiştir. Bu ülkelerde 1930’lardan devreden bu durumun uzun sürmesinin en önemli nedeni atalet ve elbette Soğuk Savaş’tır. Örneğin Franco'nun misyonu 1960'ların başında sona ermiştir ancak Frankizmden çıkış için 15 sene kadar beklemek gerekmiştir.</p>
<p>Bugün “dengede” gibi görünen, en azından çok sayıda Asya, Afrika, Orta Doğu ülkesine bakınca kurumlarına stabilite ve etkinlik kazandırmış olan bu ülkeler bile kendilerine büyük avantaj sağlayan siyasal teoloji/siyasal kültür/Rönesans/Reform/Aydınlanma geçmişlerine rağmen buraya kolay gelmediler. Henüz çok erken diyebiliriz. Hatta Orta Çağ’a geri dönüş oralarda da mümkündür. Yine de teknolojinin yayılma etkisini hafife almamak lazım. Yüzyılın ilerleyen safhalarında seyrin hangi yöne olacağını yeni kuşaklar yaşayarak görecek. Bazı bölgelerde demografi iletişim + teknolojiye karşı. AI zaten artık asıl konuya dönüşüyor. İdeoloji ve siyasal kültürün teknolojiye ayak uyduramadığı bir dönem daha yaşanacak gibi görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/denge-82136</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denge ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rotasyon-82135</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rotasyon</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EURUSD paritesindeki baskılanma, çeyreğin son döneminde 1,13-1.14 bölgesine dek çekilişe imkan tanırken, yatırımcılar, orta vadede Fed’in sıkılaşmasının ECB’ye kıyasla daha ağır basacağına yönelik yeni pozisyonlar açıyorlar. Üstelik tüm bunlar, henüz Avrupa sıkılaşırken, Fed’in pas geçtiği ortamda gerçekleşiyor.</strong></p>
<p>Son gelişmelerin ardından jeopolitik risklerin piyasaların odağından neredeyse tam anlamıyla ‘şimdilik’ masadan kalktığı bir ortam söz konusu. Elbette son derece olumlu. Ancak, küçük bir dipnot ile birlikte okuyarak: eğilimin çıkış noktası zaten Nisan’ın ortalarına denk geliyor. Yani, çok yeni bir gelişme konumunda değil. Ancak, risk başlığı olarak konuşulur vaziyetten ayrışması dahi pozitif.</p>
<p>Biraz daha koşulların farklı şeyler konuşmaya imkan tanıması, yatırımcıların da kendi içerisinde olası rotasyon imkanlarını değerlendirmelerine kolaylık sağlıyor. Bunu, ABD varlıkları için konuştuğumuzu ekleyelim. İkinci çeyreğin tamamlanmasına bir kala, teknoloji sınıfındaki primler realize ediliyor. Satışların, ne zamandır beklenen büyük dalga ve kalıcı rotasyona kapı açıp açmayacağını söylemek şimdilik güç. İlk izlenimler, realizasyon eğiliminin ağır bastığını ve biraz daha büyüme ağırlıklı tarafa geçişin gelen son makro verilerin ardından hakim olduğu şeklinde. Haftalık performanslar da bu düşünceyi teyit ediyor: S&amp;P 500’deki %2, Nasdaq bileşikte ise yaklaşık %5’lik değer kayıplarını takip ederken, Dow Jones tarafındaki %0.60’lık sınırlı ama bir o kadar anlamlı yükseliş, küçük de olsa sorgulama yaratıyor. Bu arada, Dow fiyatlamasında üst üste üçüncü haftanın da artıda kapanışa işaret ettiğini, diğer majör endeksler de ise iki haftalık aranın ardından satışların hakim olduğunu ekleyelim. Diğer varlık sınıflarındaki görüntüler ise karışık: tahvil faizleri yaklaşık 10bp gerilerken, dolar endeksi kısa-orta-uzun vadeli ortalamalarının üzerinde, 101-102 aralığında kendisine yer buluyor. EURUSD paritesindeki baskılanma, çeyreğin son döneminde 1,13-1.14 bölgesine dek çekilişe imkan tanırken, yatırımcılar, orta vadede Fed’in sıkılaşmasının ECB’ye kıyasla daha ağır basacağına yönelik yeni pozisyonlar açıyorlar. Üstelik tüm bunlar, henüz Avrupa sıkılaşırken, Fed’in pas geçtiği ortamda gerçekleşiyor. Başkan Warsh sorgulasa da iletişim kanalının gücü, üstelik kendi açıklamalarını takiben, hala daha güçlü şekilde çalışıyor. Sadece son 2 haftada Amerikan dolarındaki dönüş ve biraz daha fazla enflasyon kaygılarının öne çıkmasını bu eksende örneklemek gayet mümkün.</p>
<p>Yurt içi tarafta, bir süredir baskılanan XBANK geri dönüşü, her zamanki gibi tahvil faizleri ve CDS fiyatlaması ile birlikte koordineli oldu. Elbette Haziran ayı enflasyonuna yönelik beklentilerin gölgesinde hareket etti. Ancak, geride kalan haftadaki %5 değer kaybı ve bunun 4 haftanın ardından gerçekleşmesi, ana endeksin de baskılanmasına ve %3 geri çekilmesine zemin hazırladı. Bu harekete sanayi kesiminin de eşlik ettiğini belirtelim. Ekonomi yönetiminin Londra’daki temaslarından basına yansıyan başlıklar arasındaki en dikkat çekici olanı, fonlamadaki normalizasyonun Temmuz sonuna kaydığı oldu. Açıkçası bu, bizim ve genel piyasa beklentilerinin bir miktar zaman olarak ilerisinde. Bizim ana senaryomuz, Temmuz ayında Haziran enflasyonunu takiben kademeli normalleşmenin başlaması ve fonlama maliyetinin de tek seferde olmasa da zamana yayılarak gerilemesiydi. Bu gelişme, XBANK ve BIST 100 baskılanmasında belirleyici faktör olarak öne çıktı. Temmuz ile birlikte şirketlere yönelik 2Ç26 beklentileri şekillendirilecek ve fiyatlamalarda yeniden finansallar konuşulmaya başlanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/rotasyon-82135</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rotasyon ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2025-ilk-1000-ihracatci-analizi-82134</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025 ilk 1000 ihracatçı analizi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İlk 1.000 İhracatçı listesinin en sonunda yer alan ihracatçının, yaptığı ihracat bedeli 33 milyon ABD dolarına yaslanmış. Bu rakamı 2025 yıl sonu TCMB kurlarını almayıp, yıllık ortalama ABD dolarına göre hesaplasak bile, ihracat bedeli karşılığının 1 milyar TL’nin üzerine çıktığını görüyoruz. Bu da demektir ki cari yasaların tanımlamasına göre, liste kapsamına giren ihracatçıların hiçbirisi KOBİ tanımına uymamaktadır.</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi ( TİM ) yayınlamayı geleneksel hale getirdiği, Türkiye’nin en çok ihracat yapanlar firmalar listesini “ İlk 1000 İhracatçı “ 2025 olarak geçtiğimiz günlerde yayınladı.</p>
<p>Biz de yıllardır yaptığımız gibi bu araştırmadaki verilerden hareketle, Türkiye ihracatının son 3 yılını irdeleyeceğiz ve bunların üzerine biraz kalem oynatıp yorumlarınıza bırakacağız.</p>
<p>Her yıl olduğu gibi ilk 1000 ihracatçı ile bunların arasından ilk 10 / 50 / 100 ve 500 ihracatçının Türkiye ihracatındaki paylarını hesapladık ve bunları gösteren çizelgemiz aşağıdadır.</p>
<p>Tabloda da görüleceği üzere İlk 1.000 İhracatçı Türkiye ihracatında, her geçen yıl artan bir şekilde yer almaya devam ediyor.</p>
<p>Bu artış ilk 10, 50, 100 ve 500 firmanın paylarında da aynı şekilde görülüyor.</p>
<p>Bu oranların, KOBİ’ler lehine değişmesinden yana olduğumu hep savunurum amma nafile.</p>
<p>Tüm küresel ekonomilerde olduğu gibi KOBİ ölçeğindeki işletmeler sayısal olarak büyük işletmelerden kat be kat fazladır.</p>
<p>Bu kadar yüksek sayıdaki işletmelerin ihracat pazarlarına katılabilmelerinin sağlanmasının ihracatımızı ciddi boyutta arttıracağı tartışma dışıdır.</p>
<p>İlk 1.000 İhracatçı listesinin en sonunda yer alan ihracatçının, yaptığı ihracat bedeli 33 milyon ABD dolarına yaslanmış.</p>
<p>Bu rakamı 2025 yıl sonu TCMB kurlarını almayıp, yıllık ortalama ABD dolarına göre hesaplasak bile, ihracat bedeli karşılığının 1 milyar TL’nin üzerine çıktığını görüyoruz.</p>
<p>Bu da demektir ki cari yasaların tanımlamasına göre, liste kapsamına giren ihracatçıların hiçbirisi KOBİ tanımına uymamaktadır.</p>
<p>Çünkü yasal KOBİ tanımında işyeri çalışan sayısının 250 altında olması ve net satış hasılatı veya mali bilanço limitinin azami 1 milyar TL olması yer almaktadır.</p>
<p>Öte yandan TÜİK, bültenlerinde belirttiğine göre, ihracat değerlendirmelerinde sadece 250 çalışan sınırını ele almaktadır. Bunu da AB istatistikleri ile uyumlu olma açısından yaptığını belirtmektedir. Doğrudur; AB istatistikleri de ciro hesaplarının istatistiklere katılmasında karşılaşılabilecek sorunlar belirtilerek böyle yapılmaktadır.</p>
<p>Bu şekilde, yasal olarak iki unsur ile yapılan bir tanımlamanın tek unsurunun ele alınması ile KOBİ ölçeğindeki işletmelerin ihracatlarının değerlendirilmesi bizleri eksik ve yanlış sonuca götürecektir.</p>
<p>Bu da makroekonomik kararların odaklanmasında, özellikle desteklerde kaymalara neden olacaktır.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a434af669c9f-1782794998.png" alt="" width="807" height="257" /></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2025-ilk-1000-ihracatci-analizi-82134</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2025 ilk 1000 ihracatçı analizi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elektronik-tebligatin-yeni-duzeni-82133</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektronik tebligatın yeni düzeni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Anayasa Mahkemesinin E.2025/94 K.2026/11 sayılı Kararı ile Vergi Usul Kanununun (VUK) 107/A maddesinin 3. fıkrasında yer alan <em>“tebliğe elverişli elektronik adres kullanma zorunluluğu getirmeye ve kendisine elektronik ortamda tebliğ yapılacakları ve elektronik tebliğe ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye</em>” ibaresini iptal ettiğini daha önce duyurmuş ve Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararının gerekçesi ise kısaca aşağıdaki gibi özetlemiştim (7.4.2026 günlü köşe yazım).</p>
<p>- Mükelleflerin elektronik adres kullanmaya ve vergi idaresince yapılacak tebligatları elektronik posta yoluyla kabule zorlanması ve elektronik posta adresine yapılan tebligata hukuki sonuç bağlanması mahkemeye erişim hakkına sınırlama getirmektedir.</p>
<p>- Temel ilkeleri belirlenmeksizin ve çerçevesi çizilmeksizin sınırsız, belirsiz, geniş bir alanın bir kanun kuralı ile yürütmenin düzenlemesine bırakılması, Anayasaya aykırılık oluşturur</p>
<p>- Vergilendirme geniş bir düzenleme alanını ilgilendirmektedir. Vergilendirmeye ilişkin olarak hüküm ifade eden işlemlerin elektronik ortamda tebliği konusunda kimlere elektronik ortamda tebligat yapılabileceği, elektronik adres kullanma imkânının geniş olmadığı yer, faaliyet ve sektörlerin durumunun gözetilip gözetilmeyeceği, elektronik adres kullanma zorunluluğunun hangi koşullarda başlayacağı ve sona ereceği gibi hususların Kanunla açıkça düzenlenmesi gerekmektedir. Konuya ilişkin usul ve esasları belirleme hususlarında Bakanlığın yetkili olduğunun Kanunla hüküm altına alınması gereken bu hususların Tebliğle düzenlenmesi mümkün değildir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi, Kararının 9 ay sonra yürürlüğe girmesini de kararlaştırmıştı. Ancak bu arada Danıştay’ın, “Anayasaya aykırılığı sabit olan sisteme göre yapılan tebligatların geçerli olmayacağı” yönünde kararlar oluşturması üzerine Yasa Koyucu konuyu beklemeden hemen ele alarak, 24.6.2026 tarih ve 7587 sayılı Kanunla iptal edilen hükmün yerine yeni bir düzenlemeyi kabul etmiştir.</p>
<p><strong>Sisteme dahil olma </strong></p>
<p>VUK’un yeni kabul edilen 107/A maddesi, ilk önce, kimlerin elektronik tebligat sistemine dahil olacağı konusunu yürütmeye bırakmayarak bizzat kendi düzenlemiştir. Düzenlemeye göre bu sisteme dahil olmak zorunda olanlar;</p>
<p><strong>1-</strong> Kurumlar vergisi mükellefleri,</p>
<p><strong>2-</strong> Ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri,</p>
<p><strong>3-</strong> Kollektif şirketler ile adi komandit şirketler,</p>
<p><strong>4-</strong> Özel Tüketim Vergisi Kanununa ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek kişiler ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller.</p>
<p>Bu sayılanlar arasında olmakla birlikte engellilik oranı %90 veya daha fazla olan malul ve engellilerin elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu bulunmamaktadır.</p>
<p>Burada ilk dikkatimi çeken adi veya paylı komandit şirketlerin komanditer ortaklarının sisteme dahil edilmedikleri. Bu sayılanlar arasında olmayanlar, isterlerse bu sisteme dahil olabileceklerdir.</p>
<p><strong>Sistemden çıkış </strong></p>
<p>Maddenin yeni şekli, Anayasa Mahkemesi Kararında da belirtildiği üzere sistemden çıkışı da düzenlemiştir. Çıkış konusundaki esaslar aşağıdaki gibi düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>1-</strong> Ticaret siciline kayıtlı tüzel kişiler ticaret sicil kayıtlarının, diğer tüzel kişiler ise tabi oldukları sicil kayıtlarının silindiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılacaktır</p>
<p><strong>2-</strong> Gerçek kişiler, kişinin ölüm tarihi veya gaipliğine karar verildiği tarih dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkarılacaktır</p>
<p><strong>3-</strong> Zorunlu olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olan gerçek kişiler mükellefiyetin sona erdiği tarihi izleyen beşinci takvim yılı sonundan itibaren talep etmeleri halinde ve elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla, elektronik tebligat sisteminden çıkarılacaktır</p>
<p><strong>4-</strong> İsteğe bağlı olarak elektronik tebligat sistemine dâhil olanlar, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak, elektronik tebligat sistemine dâhil olma zorunluluğu gerektiren diğer haller bulunmamak şartıyla elektronik tebligat sisteminden çıkabileceklerdir.</p>
<p><strong>5-</strong> 65 yaşını doldurmuş kişiler, talep etmeleri halinde talep tarihleri dikkate alınarak elektronik tebligat sisteminden çıkartılacaktır</p>
<p>Bu arada maddenin yeni düzenlemesinde elektronik tebligatın bu sistem ile muhatabına iletildiği tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağına ilişkin hüküm korunmuş ve VUK’a eklenen geçici 38. madde ile daha önce bu elektronik tebligat sistemine dâhil olanların, yeni bir başvuru yapmaksızın elektronik tebligat sistemini kullanmaya devam edecekleri de kabul edilmiştir.</p>
<p><strong>Yeni sistemin eksiklikleri </strong></p>
<p>Söz konusu yazımda elektronik tebligat sistemine yönelik kişisel eleştirilerimi de özetlemiştim. Bunların çoğunun giderilmiş olması memnuniyet vericidir. Ancak iki önemli konu, maalesef yeni düzenlemede yer almamıştır. Bunlar;</p>
<p>-  Kendisine tebliğ yapılanlara sms veya mail yoluyla bilgi verilmesi zorunluluğu ve bu şekilde bilgi verilmeyenlere yapılan e-tebligatların geçerli olmayacağı (böylece idarenin zaafiyetinin mükellefe yüklenerek habersizce yapılan tebligatlarla mükelleflerin hak kayıplarına uğramasına yol açılmasının, yargıya erişim hakkının bu suretle yok edilmesinin veya ibraz süresi kaçırtılarak suçlu duruma düşürülmesinin önüne geçilmesi gereği -zira beş günde bir tebliğ var mı diyerek sisteme girmek şeklinde bir zorunluluğun kimseye yüklenemeyeceği-) ,</p>
<p>- Tebliğ konusunda arada PTT A.Ş. gibi tarafsız bir kuruluşun olmayışının, ihtilaflarda yine tebliğ yapan idareye müracaatla sorunun giderilmeye çalışılmasının yargılamalarda silahların eşitliği ilkesine aykırılığı.</p>
<p>Bu iki giderilmeyen sorun, düzenlemeyi yeniden Anayasa yargısına taşıyabilir. Benden söylemesi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elektronik-tebligatin-yeni-duzeni-82133</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elektronik tebligatın yeni düzeni ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekada-ideal-ile-gercek-arasinda-acemoglunun-uyarilari-neden-yeterli-degil-82132</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâda ideal ile gerçek arasında: Acemoğlu&#039;nun uyarıları neden yeterli değil?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bugün dünyanın en büyük yapay zekâ yatırımlarını yapan şirketlere baktığımızda ortak bir gerçek görüyoruz. Bu şirketlerin önemli bir bölümü, milyarlarca hatta yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapmalarına rağmen hâlâ ciddi zararlar açıklıyor veya yatırım maliyetlerini uzun yıllara yayarak finanse ediyor.</strong></p>
<p>Nobel Ekonomi Ödüllü Daron Acemoğlu'nun Koç Üniversitesi mezuniyet töreninde yapay zekâ üzerine yaptığı değerlendirmeler, teknoloji tartışmalarına önemli bir perspektif kazandırıyor. Özellikle yapay zekânın ekonomik gücü, veriyi ve sermayeyi birkaç ülke ile birkaç teknoloji şirketinin elinde merkezileştirdiği yönündeki tespiti oldukça yerinde. Benzer şekilde, otomasyonun makroekonomik ölçekte bugüne kadar beklenen verimlilik artışını sağlayamadığını, buna karşın gelir dağılımını bozarak toplumsal eşitsizlikleri derinleştirdiğini vurgulaması da üzerinde düşünülmesi gereken önemli bir uyarı.</p>
<p><strong>Dönüşümü kim gerçekleştirecek?</strong></p>
<p>Acemoğlu'nun önerisi ise oldukça net: Yapay zekâyı insanların yerine geçen bir otomasyon teknolojisi olarak değil, insanların yaratıcılığını artıran, yeni işler oluşturan ve çalışanların üretkenliğini yükselten bir yardımcı teknoloji olarak konumlandırmalıyız. Bunun gerçekleşebilmesi için de bilimin ve üniversitelerin özerk olduğu, demokratik kurumların güçlü çalıştığı bir ekosisteme ihtiyaç olduğunu savunuyor.</p>
<p>Teorik olarak bu yaklaşımın karşısında durmak güç. Ancak burada önemli bir soru ortaya çıkıyor: Bu dönüşümü kim gerçekleştirecek?</p>
<p>Bugün dünyanın en büyük yapay zekâ yatırımlarını yapan şirketlere baktığımızda ortak bir gerçek görüyoruz. Bu şirketlerin önemli bir bölümü, milyarlarca hatta yüz milyarlarca dolarlık yatırım yapmalarına rağmen hâlâ ciddi zararlar açıklıyor veya yatırım maliyetlerini uzun yıllara yayarak finanse ediyor. Veri merkezleri, yapay zekâ çipleri, enerji altyapısı ve model geliştirme maliyetleri tarihte benzeri görülmemiş büyüklüklere ulaşmış durumda.</p>
<p>Böylesine yüksek sermaye yatırımı yapan şirketlerin öncelikli motivasyonunun "çalışan refahı" değil, yatırımlarını geri döndürmek olması şaşırtıcı değildir. Kapitalist ekonominin temel dinamiği de zaten budur. Sermaye, sosyal faydayı öncelediği için değil, yatırımının karşılığını almak için risk üstlenir.</p>
<p>Dolayısıyla yapay zekâ şirketlerinin kısa ve orta vadede çalışan perspektifinden hareket ederek otomasyondan vazgeçip insan yaratıcılığını önceleyen çözümlere yönelmelerini beklemek ekonomik gerçeklerle tam olarak örtüşmeyebilir. Çünkü yatırımcılar, yönetim kurulları ve sermaye piyasaları şirketleri öncelikle verimlilik, maliyet düşürme ve kârlılık üzerinden değerlendirmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Acemoğlu'nun önerdiği modelin önündeki temel engel teknolojik değil, ekonomik teşvik mekanizmasıdır.</p>
<p>Ancak bu durum Acemoğlu'nun tezlerini geçersiz kılmaz. Aksine, tartışmayı daha ileri taşımamız gerektiğini gösterir. Asıl soru, şirketlerin çalışan odaklı davranmasını beklemek değil; bunu ekonomik olarak rasyonel hâle getirecek mekanizmaları nasıl oluşturacağımızdır.</p>
<p><strong>Yapay zekânın gelişim sürecinin </strong><strong>tamamlanmadığı unutulmamalı</strong></p>
<p>Belki de yeni dönemin en önemli politikası, otomasyonu sınırlandırmak değil; insanı tamamlayan yapay zekâ uygulamalarını daha cazip hâle getirmektir. Vergi teşvikleri, kamu destekleri, kamu alımları, Ar-Ge fonları ve düzenleyici çerçeveler; yalnızca iş gücünü ikame eden sistemleri değil, çalışanların üretkenliğini artıran çözümleri ödüllendirecek şekilde tasarlanabilir.</p>
<p>Diğer taraftan, yapay zekânın bugünkü gelişim sürecinin tamamlanmadığını da unutmamak gerekir. İnternetin ilk yıllarında olduğu gibi, ilk fazda altyapıya yapılan yatırımların verimlilik etkisi sınırlı görünebilir. Asıl üretkenlik artışı, bu altyapı üzerine geliştirilecek yeni iş modelleriyle ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla bugün henüz makro ölçekte sınırlı görülen verimlilik etkisi, yapay zekâ ajanları, fiziksel yapay zekâ, robotik ve sektörel uygulamaların olgunlaşmasıyla farklı bir boyuta ulaşabilir.</p>
<p>Sonuç olarak Acemoğlu'nun uyarıları son derece değerlidir; ancak tek başına yeterli değildir. Yapay zekânın geleceğini yalnızca etik ilkeler, demokrasi veya üniversite ve bilim özerkliği belirlemeyecek. Aynı ölçüde sermaye piyasalarının beklentileri, yatırımcı davranışları ve küresel rekabet de bu geleceği şekillendirecek.</p>
<p>Gerçek mesele, çalışan perspektifi ile kapital perspektifini karşı karşıya getirmek değil; ikisini aynı ekonomik denklem içinde buluşturabilmektir. Yapay zekâ çağının en büyük başarısı, şirketlerin kâr ettiği, çalışanların değer ürettiği ve toplumun refahının birlikte arttığı bir modeli inşa edebilmek olacaktır.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekada-ideal-ile-gercek-arasinda-acemoglunun-uyarilari-neden-yeterli-degil-82132</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâda ideal ile gerçek arasında: Acemoğlu&#039;nun uyarıları neden yeterli değil? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/esitsizlik-bu-kadar-derinken-enflasyon-faizle-duser-mi-82131</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eşitsizlik bu kadar derinken enflasyon faizle düşer mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Harcamaya göre sıralamada en yüksek ile en düşük arasındaki fark gıdada 2.9 kat, konut ve kirada 3.7 kat iken sağlıkta 20.36 kata, eğlence ve kültürde 35.5 kata, lokanta ve konaklamada 16.2 kata, kişisel bakımda 20.6 kata, finansal hizmetlerde 45.3 kata, ulaştırmada 53.7 kata ve eğitimde 292.2 kata çıkıyor.</strong></p>
<p>Yüksek enflasyon, yıllardır ekonomi gündeminin en önde gelen tartışma konusu durumunda. Enflasyonu düşürme politikalarına ilişkin tartışmalara damga vuran başlık, genelde faiz ve kur ile sınırlı. Buna ikinci sırada maliye politikaları da eklenebiliyor. Buna bağlı olarak enflasyon konusu daha çok Merkez Bankası’nın politika ve taktikleri çerçevesiyle sınırlı ele alınıyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) hanehalkı tüketim harcaması istatistikleri ise bu çerçevenin çok dışında olan ama bu sorunla doğrudan ilgili yapısal bir sorunu tartışma gündeminin ön sıralarına çıkarmak gerektiğine işaret ediyor: Gelir dağılımındaki bozukluk ve buna bağlı olarak tüketimde ortaya çıkan derin eşitsizlik.</p>
<p>Haneleri gelir düzeyine göre sıraladığımızda en yüksek gelire sahip yüzde 20’lik dilim toplam tüketimin yüzde 38.43’ünü gerçekleştiriyor. En yoksul yüzde 20’lik gelir diliminde yer alanların toplam tüketimden aldıkları pay ise sadece yüzde 7.75. En zengin yüzde 20, en yoksul yüzde 20’nin 5 katı fazla tüketim yapıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4349b4a88a9-1782794676.png" alt="" width="656" height="433" /><strong>Tüketimin neredeyse yarısını </strong><strong>en yüksek %20 gerçekleştiriyor</strong></p>
<p>Bu fark hanelerin harcama miktarına göre sıralayarak yüzde 20’lik dilimlere ayırdığımızda iyice artıyor. Bu durumda en yüksek yüzde 20 içindeki hanelerin toplam tüketimden aldıkları pay yüzde 47.17’ye çıkıyor. Yani toplam tüketimin neredeyse yarısını en yüksek yüzde 20 gerçekleştiriyor. En alttaki yüzde 20’nin payı bu sıralamada yüzde 5.98’e düşüyor. En yüksek yüzde 20 ile en düşük yüzde 20 arasındaki fark da 7.9 kata çıkıyor.</p>
<p>En yüksek ve en düşük dilim arasındaki farkın en düşük olduğu ana tüketim kalemleri gıda, alkollü içecekler ve tütün ürünleri ile konut ve kira. Enflasyondaki düşüşü frenleyen ana alan olarak gösterilen hizmetlere geldiğinde, aradaki fark iyice artıyor. Harcamaya göre sıralı yüzde 20’lik dilimlere göre 13 ana harcama kaleminin 6’sında tüketimin yarıdan fazlasını en yüksek yüzde 20 içinde yer alan haneler gerçekleştiriyor. Bu pay hizmet kalemlerinde en yüksek düzeye çıkıyor.</p>
<p>Harcamaya göre en yüksek yüzde 20 içinde yer alan haneler, sağlık harcamalarının yüzde 55.8’ini, eğlence ve kültür harcamalarının yüzde 60’ını, kişisel bakım ve çeşitli mal ve hizmet harcamalarının yüzde 57.3’ünü, finansal hizmetler harcamalarının yüzde 62.5’ini, ulaştırma harcamalarının yüzde 74.7’sini, eğitim harcamalarının yüzde 78.9’unu gerçekleştiriyor.</p>
<p>Harcamaya göre sıralamada en yüksek ile en düşük arasındaki fark gıdada 2.9 kat, konut ve kirada 3.7 kat iken sağlıkta 20.36 kata, eğlence ve kültürde 35.5 kata, lokanta ve konaklamada 16.2 kata, kişisel bakımda 20.6 kata, finansal hizmetlerde 45.3 kata, ulaştırmada 53.7 kata ve eğitimde 292.2 kata çıkıyor.</p>
<p>Aradaki uçurumun en derin olduğu alanın eğitim olması, eşitsizlik sorununun en tehlikeli alanını oluşturuyor. Çünkü eğitimdeki eşitsizlik, eşitsizliği gelecek kuşaklara aktaran, kalıcı hale getiren ve büyüten bir faktör.</p>
<p><strong>Gelir dağılımındaki bozukluk, enflasyon </strong><strong>gündeminin de öncelikli başlığı olmalı</strong></p>
<p>Gelir dağılımındaki bozukluğun doğrudan bir sonucu olan tüketimdeki eşitsizlik, enflasyonla mücadelenin de önündeki temel engellerden birisi. Faiz ve kur çerçevesindeki politikalar, yüksek faiz aracılığı ile tüketimden caydırarak talebi sınırlandırma ve böylece enflasyonu düşürme mantığına dayanıyor.</p>
<p>Tüketimin neredeyse yarısını gerçekleştiren kesimi, yüksek faizin frenlemesi mümkün değil. Bu kesim faize bu anlamda duyarlı değil, faizin bu kesime etkisi ters yönde. Aynı zamanda yüksek tasarruf sahibi olan bu kesim, yüksek faizden nemalanarak daha fazla tüketim yapma olanağı elde ediyor. Yüksek faiz bu kesim için tüketimi frenlemekten çok artırma potansiyeli yaratıyor.</p>
<p>Faize karşı duyarlılığı olan, yüksek faiz nedeniyle borçlanarak tüketim yapmaktan kaçınabilecek kesimin tüketimden aldığı pay zaten düşük. Tüketimin ve talebin lokomotifi bu kesim değil.</p>
<p>Sonuç olarak gelir dağılımındaki bozukluk, enflasyon gündeminin de öncelikli başlığı haline gelmek durumunda.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/esitsizlik-bu-kadar-derinken-enflasyon-faizle-duser-mi-82131</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eşitsizlik bu kadar derinken enflasyon faizle düşer mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/soklar-programin-eksikliginden-kaynaklaniyorsa-82130</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şoklar programın eksikliğinden kaynaklanıyorsa?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Şoklar programın temel eksikliklerinden kaynaklanıyor. Tamam, denilebilir ki “ekonomi programında yargı reformunun ne işi var?”  Olmaz olur mu? Yargı reformunun da işi var, ihale yasasının düzgünleştirilmesinin de, rant yasasının çıkarılmasının da.</strong></p>
<p>Son yazımın başlığı “Suçu şoklarda değil, programda ara” şeklindeydi. Burada üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var. Şu: Ya şokların önemli bir kısmı zaten programın eksikliğinden kaynaklanıyorsa? ‘Ya’ dedim ve soru şeklinde yazdım. Oysa çok daha kesin olabilirdim. Öyle yapayım.</p>
<p><strong>Yargı sisteminin yeniden düzenlenmemesi </strong><strong>programın temel eksikliklerinin başında </strong></p>
<p>Son iki yıla yakın bir dönemdir karşı karşıya kaldığımız şokların bir kısmı yurtdışı kaynaklı ve hemen hepsi Trump ve yönetiminin uygulamaları nedeniyle oluştu. Bu şokların patlak vermesini önlemek şüphesiz ne bizim elimizde ne de ABD dışındaki ülkelerin elinde. Ama bir de iç şoklar var ve çok keskin dalgalar oluşturabiliyorlar. Bu şokların büyük çoğunluğunda Merkez Bankası politika faizini yükseltmek ve döviz satmak zorunda kaldı. Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması bu şokların en şiddetlilerinden biriydi. Satılan döviz büyük tutarlara ulaştı. Son aylarda ise Bay Butlan – şirketlere gerekçeleri düzgün biçimde açıklanmadan kayyım atanması – sonra bir kısım kayyım atamalarından ‘pardon’ şeklinde vazgeçilmesi – çok sayıda belediye başkanının gözaltına alınması gibi şoklar yaşadık.</p>
<p>Bu uygulamalara yol açan yargı sistemi yapımızın yeniden düzenlenmemesi –mesela HSYK’nın yapısının değiştirilmemesi- programın temel eksikliklerinin başında geliyor. Dolayısıyla başta sorduğum sorunun yanıtı çok açık: Şoklar programın temel eksikliklerinden kaynaklanıyor. Tamam, denilebilir ki “ekonomi programında yargı reformunun ne işi var?”  Olmaz olur mu? Yargı reformunun da işi var, ihale yasasının düzgünleştirilmesinin de, rant yasasının çıkarılmasının da. Hadi, rant yasası siyaseten çok zor bir iş. Diğer ikisini yapmak (istek varsa) zor bir iş var mı? Mesela bir yandan davaların çok daha kısa sürede karar bağlanmasını sağlarken diğer yandan daha adil işleyen bir sistem kurmak zor olmasa gerek. Bu konuda fikir üreten çok sayıda hukukçu var.</p>
<p><strong>Gerekli koşul </strong><strong>olan ‘istek’ yok!</strong></p>
<p>Ama öte yandan, durun, kızmayın hemen. Biliyorum; zira Türkiye’de yaşıyorum. Her ikisini de gerçekleştirmek çok zor. Zira gerekli koşul olan ‘isteğin’ olmadığı gözleniyor. Hal böyle olunca program çok eksik kalıyor. Mayıs 2023 seçimleri öncesinde ödemeler dengesi krizinin eşiğine gelmiş, açıklanan istatistiklerin yakın tarihimizde hiç görünmediği kadar tartışıldığı, ekonomi politikası seçenekleri üretip karar alıcılara sunacak kadroların liyakat sorunu nedeniyle pek kalmadığı, enflasyonun yüksekliği bakımından dünyanın altıncı ülkesi olan ve yeni atanan Bakanı’nın “rasyonele dönmeliyiz” dediği bir ülkede, ekonomi programı sadece ekonomi programı olamaz. ABD’de, Euro Bölgesi’nde, İngiltere’de ya da Japonya’da bir ekonomi programının salt para ve maliye politikasına dayanması normal karşılanır. Ama Türkiye’de ve de özellikle altını çizdiğim koşullarda olmaz.</p>
<p>Kapsamlı olduğu iddia edilen bir ekonomi programı uygulanırken, ekonomi dışındaki gelişmeler nedeniyle döviz kuru, risk primi ve piyasa faizi artıyor, tepki olarak hem politika faizini yükseltmek hem de döviz satmak zorunda kalınıyorsa, uygulanan programda önemli sorunlar var anlamına gelir. Ekonomi dışında addedilen konuları da bizim gibi ülkelerde ekonomi programının içine almak şart. Alınmıyorsa suçu şoklara atmamak gerekiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/soklar-programin-eksikliginden-kaynaklaniyorsa-82130</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şoklar programın eksikliğinden kaynaklanıyorsa? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasinin-temmuz-sinavi-82129</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası’nın temmuz sınavı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Para Politikası Kurulu’nun vereceği her karar, bir kesimi memnun ederken diğerini rahatsız edecek. İşte bu nedenle 23 Temmuz toplantısı yalnızca para politikası açısından değil, ekonomi programının geleceği açısından da bir dönüm noktası niteliğinde.</strong></p>
<p>23 Temmuz’da toplanacak Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, belki de son yılların en kritik kararlarından birini verecek. Çünkü masadaki soru yalnızca “faiz indirilsin mi?” değil. Asıl soru, hangi riskin göze alınacağı.</p>
<p>Bir tarafta enflasyon hedeflerinden sapmış bir Merkez Bankası var. Diğer tarafta ise yüksek faiz, pahalı finansman ve değerli TL nedeniyle alarm veren sanayici ve ihracatçılar...</p>
<p>Kurul’un vereceği her karar, bir kesimi memnun ederken diğerini rahatsız edecek. İşte bu nedenle 23 Temmuz toplantısı yalnızca para politikası açısından değil, ekonomi programının geleceği açısından da bir dönüm noktası niteliğinde.</p>
<p>Merkez Bankası ocak ayında politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 37’ye çekmişti. Ancak Ortadoğu’daki jeopolitik gelişmelerin ardından mart, nisan ve haziran toplantılarında frene bastı. Piyasayı ise yüzde 40 gecelik borç verme faizinden fonlayarak faiz artırmadan piyasada hissede sıkılığı fiilen artırdı.</p>
<p><strong>Faiz indirim beklentisi güçleniyor</strong></p>
<p>Şimdi beklenti yeniden gevşeme yönünde oluşmaya başladı.</p>
<p>ABD’li yatırım bankası JP Morgan, petrol fiyatlarındaki düşüş ve TCMB’den gelen mesajlar sonrası yıl sonu politika faizi beklentisini yüzde 37’den yüzde 35’e çekti. Banka, Merkez Bankası’nın repo ihalelerine yeniden başlayarak efektif fonlama faizini yüzde 40’tan yüzde 37’ye indireceğini, ardından eylül ve ekim toplantılarında da faiz indirimlerinin gelebileceğini öngörüyor. Yani JP Morgan’a göre bu kritik toplantıda TCMB pas geçecek ama sonraki toplantılarda faiz indirecek.</p>
<p>Piyasayı yüzde 40’lık gecelik imkan ile fonlamak yerine repo ihaleleri ile fonlamaya başlaması bir efektif faiz indirimi duygusu yaşatacak.</p>
<p>Ancak herkes aynı fikirde değil.</p>
<p><strong>Piyasalar ikiye bölündü</strong></p>
<p>Commerzbank Research analisti Tatha Ghose ise çok daha temkinli. Ghose’a göre Başkan Fatih Karahan gevşemeye kapıyı aralasa da mevcut enflasyon görünümü bunu desteklemiyor. Ghose’un raporundaki özellikle “Repo fonlamasına dönüş efektif faizi düşürecek ancak bu durum Türk lirasında oynaklığı artırabilir ve sert değer kaybı riski oluşturabilir” uyarısı dikkat çekiyor: </p>
<p><strong>Dezenflasyon beklenenden yavaş</strong></p>
<p>Gerçekten de Merkez Bankası’nın önündeki en büyük sorun da burada başlıyor. Çünkü enflasyonda düşüş var ama istenilen hızda değil. Üç yıl önce OVP’de 2026 sonu için yüzde 8,5 enflasyon hedefi konmuştu. Bugün gelinen noktada hedef önce yüzde 16’ya, ardından yüzde 24’e revize edildi. Son tahmin ise yüzde 26. Ancak mayıs verileri bile bu patikanın oldukça zor olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Çekirdek enflasyon hala yüzde 2,92 seviyesinde. Üretici fiyatları güçlü seyrediyor. Fiyatlama davranışlarında katılık devam ediyor. Yani Merkez Bankası’nın kendi tahminleri bile ciddi şekilde test ediliyor.</p>
<p>Buna rağmen ekonomi yönetimi programdan vazgeçmiş değil.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, dezenflasyonun temel dayanağının “sıkı para politikası, destekleyici maliye politikası ve arz yönlü reformlar” olduğunu vurguluyor. Piyasalar  Şimşek’ten “Enflasyonun düşmeye devam etmesini bekliyoruz, ancak daha yavaş bir hızda” mesajını aldı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz da benzer bir çizgide konuştu “Enflasyon ilk 6 ayda programda beklenenden yüksek. Ancak esas olan programdır, önemli olan istikamettir. Enflasyonla mücadeleyi kararlılıkla sürdüreceğiz” mesajını verdi.</p>
<p>Erken bir faiz indirimi, bugüne kadar verilen sıkılaşma mesajlarını zayıflatabilecek bir adım olarak görülebilir.</p>
<p><strong>Reel sektörden alarm zilleri</strong></p>
<p>Fakat madalyonun diğer yüzünde reel sektör bulunuyor.  Sanayiciler artık yüksek sesle “dayanacak gücümüz kalmadı” diyor.</p>
<p>Geçen hafta konuşan İSO Başkanı Erdal Bahçıvan’ın sözleri bunun en net özetiydi. “Üretime devam eden, istihdam yaratan sanayi kuruluşlarımız yüksek finansman maliyetleri, krediye erişim güçlükleri ve artan mali yükler karşısında adeta nefes almakta zorlanıyor,” diyordu Erdal bahçıvan.</p>
<p>Bahçıvan ayrıca “acil finansman konusunda gerekli adımların vakit kaybedilmeksizin atılmasını talep ediyoruz” diyerek Merkez Bankası üzerindeki baskıyı açık biçimde dile getirdi.</p>
<p>Benzer tablo ihracat cephesinde de var. </p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, 410 milyar dolarlık ihracat hedefi koyduklarını ancak mevcut kur politikasıyla bunun zorlaştığını söylüyor, “Rakiplerimize göre pahalıyız. Rekabetçiliğimizi geri kazandıracak acil ekonomik kararlara ihtiyacımız var,” diyor.</p>
<p>Aslında ihracatçının mesajı oldukça açık. Yüksek faiz TL’yi güçlü tutuyor. Güçlü TL ise ihracatçının fiyat avantajını eritiyor. Sanayici ise hem pahalı krediye hem de finansmana erişim sıkıntısına dikkat çekiyor.</p>
<p>Yine geçen hafta bir sohbet toplantısında konuşan MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir ise farklı bir pencere açtı. “Para politikası yapması gerektiğini yaptı. Artık paradigma değişikliği lazım. Ancak sıkı para politikasından sadece faiz indirerek çıkmak bizi daha derin çatlaklara itebilir” dedi.</p>
<p>Bence çok önemli bir noktaya dikkat çekti MÜSİAD Başkanı. Yani yalnızca faiz indiriminin çözüm olmayacağı, üretim modelinin de dönüşmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>İndirmenin de indirmemenin de maliyeti var</strong></p>
<p>Anlayacağınız Merkez Bankası’nın işi hiç kolay değil.</p>
<p>Faizi indirirse, TL üzerindeki baskı artabilir. Kur hareketlenebilir. Enflasyon beklentileri yeniden bozulabilir. Şu ana kadar iyi giden rezerv birikimi zorlaşabilir.</p>
<p>İndirmezse, sanayi üzerindeki finansman baskısı büyüyecek. İhracatçının rekabet gücü daha fazla aşınacak. Yatırımlar yavaşlayacak. Büyüme üzerinde aşağı yönlü riskler artacak. Üstelik hükümetin 2026 büyüme hedefleri açısından da daha zorlu bir tablo ortaya çıkabilecek.</p>
<p>Kısacası Merkez Bankası iki kötü seçenek arasında zor bir tercih yapmak zorunda. Bir tarafta fiyat istikrarı, diğer tarafta üretim ve büyüme...</p>
<p>Ekonomi yönetiminin temel önceliği enflasyonu kalıcı biçimde aşağı çekmek olsa da reel sektörün giderek yükselen itirazlarını daha fazla görmezden gelmek de kolay görünmüyor. 23 Temmuz’da açıklanacak karar bu yüzden yalnızca bir faiz kararı olmayacak.</p>
<p>Aynı zamanda Merkez Bankası’nın hangi riski daha büyük gördüğünün de ilanı olacak. Çünkü bugün gelinen noktada faiz indiriminin de sabit bırakmanın da ciddi bir maliyeti var. Kurulun vereceği karar, bundan sonraki aylarda sadece piyasaların değil, Türkiye ekonomisinin yönünü de belirleyecek.</p>
<p><strong>Son kararı kanun vermeli</strong></p>
<p>Bana sorarsanız bu sorunun cevabı bellidir.</p>
<p>TCMB’nin Merkez Bankası Kanunu ile düzenlenen görev ve sorumlulukları, 5 temel alana ayrılmaktadır: Bunlardan ilki fiyat istikrarının sağlamasıdır. Üstelik bu temel amaçtır. Fiyat istikrarı ile ekonomik kararlarda dikkate almayı gerektirmeyecek ölçüde düşük bir enflasyon oranı kastedilmektedir. </p>
<p>Ve Merkez Bankası, bu amaç doğrultusunda uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı araçları doğrudan kendisi belirler, bir başka deyişle araç bağımsızlığına sahiptir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/merkez-bankasinin-temmuz-sinavi-82129</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/9/1280x720/54-1782796200.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası’nın temmuz sınavı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/putin-gorevi-birakmak-istemiyor-ama-bakarsiniz-ayriliverir-82128</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Putin görevi bırakmak istemiyor ama bakarsınız ayrılıverir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Putin, ülkesini hem maliyeti çok yüksek hem de mahçup eden bir savaşa sürüklemiş durumda. Evet, savaşın maliyeti çok yüksek çünkü Rusya büyük rakamlara ulaşan insan kaybı vermiş bulunuyor. Ayrıca, savaş Rus ekonomisini zora soktu, bunu Ruslar günlük yaşamlarında hissetmeye başladılar. Fiyatlar sürekli yükseliyor.</strong></p>
<p>Eğer Rusya Ukrayna’ya müdahale etmeden önce bana Rusya’nın böyle bir işi tamamlamak için kaç güne ihtiyacı olduğunu sorsaydınız, herhalde “bir kaç gün içinde bu işi tamamlar” der ve işin içinden sıyrılırdım. Aynı soru size yöneltilmiş olsaydı, benden çok farklı şeyler söyleyeceğinizi de zannetmiyorum. İki ülke arasındaki çatışma şu anda beşinci yılında olduğuna göre, isterseniz sizi bir yana bırakayım ama, ben fena halde yanıldığımı itiraf etmek zorundayım. Ancak benim yanılgıya düşmemin fazla önemi olmadığını da teslim ediyorum. Aralarında benim de yer almayı arzuladığım “uluslararası siyasetten az buçuk anlayanların” sık sık yanılgıya düştükleri bilinmeyen bir şey değildir; başkalarına fazla maliyeti de yoktur. Ancak benim düştüğüm yanılgıya, bana nazaran çok daha ayrıntılı bilgi ve değerlendirmelere ulaşması söz konusu olan Bay Putin de düşmüş bulunuyor. Bunun sonucunda ülkesini hem maliyeti çok yüksek hem de mahcup eden bir savaşa sürüklemiş durumda. Evet, savaşın maliyeti çok yüksek çünkü Rusya büyük rakamlara ulaşan insan kaybı vermiş bulunuyor. Bu rakamın milyonu çok aştığı ileri sürüldü. Ayrıca, savaş Rus ekonomisini zora soktu, bunu Ruslar günlük yaşamlarında hissetmeye başladılar. Fiyatlar sürekli yükseliyor. Şu sıralarda bazı malların bulunmaz olduğu da söyleniyor. Buna karşılık Rusya savaşta mahcup da düştü. Beş yıldır bir türlü savaşı kazanamıyor. Putin halkına zafer vaat ediyor ama ortada Rus kuvvetlerinin bir türlü ilerleyemediği bir çatışma var. Ne zaman ve nasıl biter? Kimse bilmiyor.</p>
<p><strong>Ukrayna, Rusya’ya karşı </strong><strong>etkileyici bir direniş gösteriyor</strong></p>
<p>Peki Rusya nerede yanıldı ya da Rus lideri hangi güçlüklerle karşılaşacağını kestiremedi ki, aradan beş yıla yakın süre geçmiş olmasına rağmen henüz Rus halkına savaşı kazandık diyemiyor? Böyle bir soruyu yanıtlamak herhalde hiç de kolay değil ama belki bir Türk’ün yanıtlaması biraz daha kolaydır. Sebebine gelince, bütün emperyalist devletler artık Türklerin bir daha bellerini doğrultamayacak kadar ağır bir yenilgiye uğradığını düşündüğü bir dönemde, bir Kurtuluş Savaşı vermişler ve adeta yeniden dirilmişlerdir. İşgali amaçlayan devletler, varlık için mücadele etmenin nasıl bir direnme gücü verdiğini algılayamıyorlar. Muhtemeldir ki, Bay Putin’in anlamakta güçlük çektiği husus, giriştikleri mücadeleyi bir ulusal direniş olarak kavramsallaştıran insanlarla karşı karşıya olduğudur. Ukraynalılar, Sovyet İmparatorluğu’nun dağılmasından sonra bağımsızlığına kavuşan Ukrayna’nın bu niteliğini eski efendileri dahil herkese karşı kıskançça korumak istemektedirler. Rusya ise sadece eskiden kendisine ait olduğunu iddia ettiği topraklara kavuşmak arzusunda. İkisi aynı şey değil.</p>
<p>Ukrayna savaşçıları Rus güçlerine karşı gerçekten etkileyici bir direniş göstermiş bulunuyorlar. Görünüşe göre, Bay Putin Moskova sakinlerinin ülkelerinin savaştığını hissetmelerini dahi arzulamamıştır. Bunu sağlamak amacıyla ülkenin uzak köşelerinde yaşayan ve genellikle Rus kökenden gelmeyen ülke vatandaşlarını askere almış ve onları fazla yetiştirmeden cepheye salmıştır. Bunun yanında askerden terhis olmuş ama savaşmaktan başka bir şey bilmeyen ve kim uygun ücret verirse onun için savaşmaya hazır Wagner güçlerinden de yararlanmak istemiş, ancak bunların Putin’in saltanatına göz dikecek kadar tehlikeli olabileceklerini hissedince onları kullanmaktan vazgeçmiş, başlarındaki adamın bir suikaste kurban gitmesi karşısında ise sessizliğini korumuştur. Başvurduğu stratejiler yeterli sonucu sağlamayınca, hapishanelere yönelmiş, yatma süresinin kısaltılması ve yüksek ücret ödenmesi karşılığında mahkumlardan yararlanma yoluna gitmiş, ardından Kuzey Kore’den destek almaya karar vermiştir. Bunun yanında Afrika’dan uygun iş bulmak kaydıyla, aldatılarak genç erkeklerin getirildiği, bunların istekleri hilafına hazırlıksızca cepheye sürüldüğü söylenmektedir. Her halükarda, iyi yetiştirilmemiş, ücreti mukabili savaşan zevatın ağırlıklı olduğu bir gücün savaş amaçlarını gerçekleştiremedikleri aşikar.</p>
<p><strong>Trump’ın politikası </strong><strong>Putin’e nefes aldırdı</strong></p>
<p>İşin ilginç tarafı, Putin’in şansının savaşı kazanmasına yardımcı olabilecek bazı gelişmelerle karşılaşacak kadar yaver gitmiş olmasıdır. Bir kere, Trump artık Avrupa’yı savunmayı düşünmediklerine, Avrupa’nın kendi başının çaresine bakmak durumunda olduğuna dair açıklamada bulunmuştur. Buna paralel olarak Kiev’e yaptığı askeri yardımı azalttığı gibi, Ukrayna yönetimini Ruslarla anlaşma yapmaya, bunun için de Rusların dediklerini kabullenmeye davet etmiştir. Bu sözleri bir yandan Avrupa’nın kendi savunmasına daha fazla eğilmesi gereğini ortaya çıkarıp bu yönde girişimleri davet, diğer yandan da Ukrayna’ya daha fazla askeri yardım yapılmasını teşvik etmiştir. Avrupa kendisini askeri bakımdan tehdit eden gücün (herhalde) Rusya olduğunu, Ukrayna’nın da Rus işgalciliğine karşı koyduğunu düşünmektedir. Yine de, Ruslar muhtemelen Amerika’nın Avrupa’yı nükleer saldırıya karşı aynı türden silahlarla korumaktan vazgeçtiğini düşünerek ferahlamışlardır. Bu konuda yanılma olasılıkları her zaman mevcuttur ama Trump’ın niyetlerini okumaya çalışanların bu türden değerlendirmeler yapabileceklerine de şaşmamak lazımdır.</p>
<p>İkinci olarak, İran’la giriştiği mücadele, Birleşik Devletler’in Rusya’nın petrol ihracatı üzerine koyduğu bazı kayıtları kaldırmasıyla sonuçlanmıştır ki, bunlar arasında en önemli olanın petrol ihracatına konulan düşük fiyat kayıtlarının kaldırılması olduğuna şüphe yoktur. Bu yasağın gözetilmemesi sonucu Rusya savaşın maliyetinin daha büyük bir kısmını halka yansıtmadan karşılayabilme imkanına kavuşmuş olmakla birlikte, anlaşıldığı kadar bu ferahlama yeterli olmamış ve Kremlin yine de ülkedeki iktisadi hayatı zorlayacak bir dizi tedbiri devreye sokmak mecburiyetinde kalmıştır.  Şu sıralarda Trump’ın Hürmüz Boğazı’ndan geçişin serbest bırakılması için vardığı anlaşmanın petrol fiyatlarını aşağıya çekmesi Rusya’yı pek memnun etmemiştir. Petrolün bollaşması sonucu fiyatların düşmesi hem Rusya’nın petrol gelirlerin azaltacak hem de eski sınırlamaların tekrardan devreye sokulması olasılığını yeniden gündeme getirecektir. </p>
<p><strong>Savaşın yeni eşiği: Nükleer risk</strong></p>
<p>Bir sonuca varmak gerekirse, Rusların sonucu henüz yeterince belli olmayan bir savaş içinde oldukları söylenebilir. Ukraynalıların Rusya’nın yakıt rafine etme ve silah imal etme kapasitesini zayıflatan yıkıcı teknolojiler geliştirmekte başarılı oldukları dikkati çekmektedir. İlk defa olmak üzere, artık Moskova yakınındaki yerler de ateş altına girmekte, böylece tüm Ruslara ülkelerinin savaştığı hatırlatılmaktadır. Bu koşullar altında, Bay Putin’in taktik nükleer silahlara başvurma eğiliminin güçlenmesini beklememiz için her türlü neden mevcuttur. Doğal olarak, nükleer silahların kullanılması savaşın yeni bir aşamaya tırmanması anlamına gelecektir ve çok tehlikelidir. Tabii, şimdilik biraz uzak gözükse de, savaşı derhal sona erdirmek gibi bir başka çözüm daha bulunuyor ama böyle bir adım herhalde Putin yönetiminin de sona ermesi anlamına gelecektir. Şimdilik Bay Putin’in iktidarı bırakmak türünden bir niyeti olduğunu söylemek mümkün değil. Ama hatırlamakta yarar var, Rusya’da demokrasi hüküm sürmüyor. Dolayısıyla oralarda siyasi değişim bizim bildiğimiz geleneksel kanallardan ve geleneksel yöntemlerle gerçekleşmiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/putin-gorevi-birakmak-istemiyor-ama-bakarsiniz-ayriliverir-82128</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/8/1280x720/67-1782794373.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Putin görevi bırakmak istemiyor ama bakarsınız ayrılıverir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijitokrasi-sistem-kuruyor-ama-insani-ihmal-ediyor-82127</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dijitokrasi sistem kuruyor ama insanı ihmal ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dijitokrasi, insanı yönetmeyen ama onu yutan bir sistem düzenidir. Veri varsa değer de olmalı. Algoritmaları kodlayanlar, bu çağın gizli baronları, tiranları olacaksa YZ, iblise dönüşebilir.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Şu anda yaşadığımız çağın adı; <strong>dijitokrasi</strong>... Veri kutsanıyor, <strong>algoritma</strong> yüceltiliyor ama insan unutuluyor. Sistem işliyor görünüyor ama <strong>işleyen sadece yazılım</strong>, işlemeyen ise <strong>sorumluluk</strong>. YZ her şeye cevap veriyor ama hiçbir <strong>sorumluluk</strong> almıyor. Kimileri bu duruma “<strong>algoritrokrasi</strong>” de diyor.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Biliriz ki <strong>insanı dışarda bırakan sistemler</strong>, sadece veri üretir ama <strong>değer üretmez</strong>. Bunu ilerleme sanıyoruz.  Bilelim; <strong>YZ çalışırsa </strong>değil, <strong>insan unutursa</strong> tehlikelidir. <strong>Veriyi yücelttik, değeri küçülttük</strong>. Kod yazdık ama <strong>karakter yazmayı</strong> unuttuk. Dijitokrasi <strong>sorumluluğu</strong> değil, raporu önemser.</p>
<p><strong>KODUN VAR FAKAT KİMLİĞİN YOKSA DÜZEN BOZULUR</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Çalışan sistem, <strong>düzeltilmemiş bir ahlakı</strong>, sonsuza dek olmasa da <strong>uzun süre gizleyebilir</strong>. YZ çok güçlüdür; ancak <strong>yönlendirilmemişse</strong>, tarafsızlığın maskesiyle <strong>hatayı normalleştirir</strong>. Sistem çalışıyorsa sorun yok sanılır. Soru şudur: <strong>Sistem kimi dışarda bıraktı</strong>? Kimi <strong>dijital köle</strong>, bağımlı yaptı?</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Ben buna “<strong>etik körü algoritma</strong>” diyorum. <strong>Çalışır ama düşünmez</strong>. Veriyle konuşur ama <strong>vicdan susar</strong>. Sorgulayanı değil, <strong>güncelleme yapanı </strong>takdir eder. <strong>Sorun çözülmez</strong>,<strong> görmezden gelinir</strong>.<br />Ve hatalar <strong>log dosyalarında</strong> değil, <strong>vicdan kayıtlarında</strong> birikir. Bu durumda <strong>çürüme</strong> kaçınılmaz olur.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Dijitokraside yaşamaya dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Dijitokrasi vicdanlı mı?</em></strong></p>
<p>Kodun yasa, <strong>algoritmanın anayasa olduğu</strong> sistemdir. Ama bu düzende en büyük boşluk; <strong>ahlaki</strong> <strong>protokol</strong> eksikliği... Sistem var, kayıt var, rapor var… Ama <strong>hesap</strong> yok, <strong>sorumluluk</strong> yok, <strong>vicdan</strong> hiç yok.</p>
<p><strong><em>İnsan ne yapmalı?</em></strong></p>
<p>Bu çağda “İ<strong>nsan nasıl var olur</strong>?” sorusuna verilebilecek en net cevap; ‘<strong>kodla değil, duruşla’</strong> olmalı. YZ sistemlerini <strong>sorgulayan</strong>, sorumluluğu paylaşan, <strong>veriye değer katan, </strong>kamu vicdanını bilen <strong>insan</strong> kalır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>YAPAY ZEKÂLI GÜÇ BARONLARI GEZEGENİN YENİ TİRANLARI</strong></p>
<p><strong>En kötü demokraside dahi</strong> bizi yönetmesi için <strong>kimi seçtiğimizi</strong>, en azından <strong>görerek</strong> bilirdik. <strong>Dijitokraside</strong> ise kararlarımızı, tercihlerimizi, <strong>varlıklarından emin dahi olamadığımız</strong> kodlar belirleyecektir. Bu kodları yazanlar da <strong>dijitokratik rejimlerin</strong> güç baronları, <strong>tiranları</strong> olacaktır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>DİJİTOKRASİ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Dijitokrasi</strong>: Yapay zekâ, büyük veri ve denetimlerin toplumsal yaşamı yönettiği yeni yaklaşım</p>
<p><strong>Algoritmik yönetim</strong>: İnsan iradesi yerine, dijital ağları yöneten tiranların kurallarıyla yol almak</p>
<p><strong>Veri egemenliği</strong>: Alışkanlık, tercih ve dijital ayak izleri verilerini, yönetim aracı haline getirmek</p>
<p><strong>Tekno feodalizm</strong>: Kapitalizmin yerini alan, teknoloji tiranlarının yönettiği yeni rant sistemi</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijitokrasi-sistem-kuruyor-ama-insani-ihmal-ediyor-82127</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/3/1280x720/yapay-zeka-robot-erkek-1754632003.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dijitokrasi sistem kuruyor ama insanı ihmal ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bist-30-endeksi-yuzde-269-gerilerken-yabanci-17-hissede-sinirli-alim-yapti-82143</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> BIST 30 Endeksi yüzde 2,69 gerilerken, yabancı 17 hissede sınırlı alım yaptı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST 30 Endeksi geçen hafta %2,69 değer kaybederken, yabancı yatırımcı 13 hissede satış yaparken 17 hissede alım tarafında yer aldı. Endeksin baskılandığı süreçte Kardemir (D) ve THY’nin de içinde olduğu 5 lokomotif hissede yabancı fonlar birikim modu ile hareket etti.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta kimi yatırımcı önlerindeki ekranda gerileyen hisseleri izleyip panik halde satış yaparken, tecrübeliler perde arkasındaki mal toplama operasyonunu izledi. Kardemir (D), Astor Enerji ve İş Bankası gibi büyük hisselerde fiyatların gerilemesi yanıltıcı bir güç kaybı izlenimi verdi. Takas verilerine bakıldığında, kimi hisselerde fiyatlar düşerken yabancı payının kesintisiz yükseldiğini görmek mümkün. Buradaki asıl sorun, endeks genelindeki satıcılı seyrin yarattığı geçici sis perdesi. Kurumsal akıl ise bu düşüşleri ucuz hisse toplama fırsatı olarak değerlendiriyor.</p>
<h2>Yabancının aldığı hisseler</h2>
<p>Kardemir (D) hissesi geçtiğimiz hafta yatay bir seyir izlerken fiyatı %0,54 değer yitirdi. Yabanılarsa bu sürede paylarını 1,72 puan artırarak %16,6’ya çıkardı. Şirket ile ilgili yakın tarihli önemi gelişme Amsted Rail ile imzaladığı sözleşme. Amsted Rail, Amerika’da distribütör ve yeniden satıcı sıfatıyla hareket ederken iş birliğine gittiler. Geçtiğimiz hafta yabancıların BIST 30 içinde en fazla aldığı diğer bir hisse Astor Enerji oldu. Gerçekleştirilen 0,92 puanlık artış ile paylarını %71,5’e yükselttiler. Hissenin fiyatı geçtiğimiz nisan ayının ikinci yarısında güçlü bir çıkışla yükseldi. Haziranın ilk haftası fiyatı 385,75 TL’yi test ederken sonrasında kâr satışlarıyla birlikte geriledi.</p>
<h2>En fazla sattığı hisse</h2>
<p>Geçtiğimiz hafta Türk Altın hissesinde yabancı fonlar 1,87 puan satış yaparken paylarını %28,06’ye indirdiler. Fiyatı, aynı sürede %8,37 geriledi. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde güçlü bir çıkış sergileyen hisse, performansını geçtiğimiz martta en yüksek 64 TL’ye kadar sürdürdü Sonrasında satışlarla birlikte geriledi ve üç aydır tabanda hareket ediyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4355494e90d-1782797641.png" alt="" width="999" height="553" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>SABIR MI, SÜRAT Mİ?</strong></p>
<p>Sabır; bileşik getiri, konfor, maliyet avantajı, ana yön güveni. Sermaye kilitlenmesi, zaman kaybı, kriz riski, fırsat maliyeti, beklenti yorgunluğu. Sürat; nakit akışı, esneklik, fırsat avcılığı, sermaye verimliliği. İşlem maliyeti, yüksek stres, ralli kaybı, hatalı zamanlama, volatilite.</p>
<p><strong>Norveç açılımıyla ilk yıl yaklaşık 10 milyon euroluk ilave iş hacmi oluşması bekleniyor</strong></p>
<p>Kıraç Galvaniz’in Norveçli şirketle yaptığı anlaşmayı nasıl buluyorsunuz? ● İhsan Hacı</p>
<p>İhsan; Kıraç Galvaniz, savunma sanayisi ve acil durum altyapıları alanında faaliyet gösteren Norveçli Nordic Deployment firması ile bir partnerlik anlaşması imzaladı. Söz konusu adım, şirketin ürünlerini katma değerli savunma sanayisi alanında ve uluslararası pazarlarda değerlendirmesine olanak verecek. Anlaşmanın ilk yılında yaratması beklenen 10 milyon euroluk ek iş hacmi finansallar için büyük önem taşıyor. Kıraç’ın ilk çeyrekteki 1,3 milyar TL’lik toplam cirosu dikkate alındığında, oluşacak gelir akışı yıllık büyüme hedefini destekleyecek.</p>
<p><strong>Proje takvime uygun şekilde tamamlanıp fatura kesildi</strong></p>
<p>Link bilgisayar’ın aldığı 1 milyon dolarlık işin parası kasaya ne zaman girer? ● Sinan Yıldız</p>
<p>Sinan; Link Bilgisayar, geçtiğimiz mayıs ayında ünvanını paylaşmadığı bir bilişim firmasıyla kurumsal dijital dönüşüm projesi kapsamında KDV dahil 1 milyon dolarlık anlaşmaya imza attı. Proje takvime uygun biçimde geçtiğimiz 18 Haziran günü teslim edilip faturasının kesildiği belirtildi. Ancak faturanın kesilmiş olması ödemenin hemen alınması anlamına gelmez. Açıklamada ödeme vadesine dair detay paylaşım olmadı. Bununla birlikte faturanın kesilmesi nedeniyle tutarın anlaşma şartlarına bağlı olarak kısa sürede şirkete yapılmasını beklemeli.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>YTD yabancı fon sepeti nisandan bu yana yükselirken bir yılda %57 kazandırdı</strong></p>
<p>Yapı Kredi Portföy’ün idaresindeki Yabancı Fon Sepeti Fonu (YTD), yıl içinde zayıf bir ivme sergilerken 30 Mart günü en düşük 0,69 TL’ye kadar geriledi. Sonrasında yükselen eğilimiyle günümüzde kadar artan bir hareket sergiledi. Pozitif seyre rağmen şubat-mayıs döneminde para çıkışı sürdü. Haziranda 12,2 milyon TL gibi cüzi miktarda da olsa nakit girişi olması önemli. Fonun büyüklüğü 1,83 milyar TL seviyesinde bulunuyor. Haziranda fona yönelik ilgi yatırımcı sayısında da artışa yol açtı; şimdilerde sayı 15.417 seviyelerinde. Fonun doluluk oranı ise %3,84. Temel stratejisi, sahip olduğu değerleri yabancı borsa yatırım fonları ile yabancı yatırım fonlarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %89,14’ü yabancı fonlar ve %9,67’si yatırım fonlarından oluşuyor. Son bir yılda %56,72 getiri sağladı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Quick Finansman, piyasadan %44,40 bileşik faizle 270 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Quick Finansman, 26.06.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 270.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %45, bileşik faizi %44,40 olarak belirlendi. 390 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 21.07.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %48,08 düzeyinde. 26 Haziran itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Quick’in verdiği %45 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 5,01 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRSQUIC72712 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a43550ca0d60-1782797580.png" alt="" width="969" height="244" /><strong>CW ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Güneş hücresinde birinci fazı tamamlarken Alman enstitüsüyle iş birliği imzaladı</strong></p>
<p>CW Enerji, bağlı ortaklığı CW Solar bünyesinde Antalya’da yürüttüğü entegre güneş hücresi üretim tesisi yatırımında birinci fazı tamamlayıp üretime başladığını belirtti. İngot üretimi için de İngot dilimleme aşamasından başlayacak 5 GW kapasiteli yatırım hedefi için çalışmaların devam ettiğini duyurdu. Şirket bir diğer açıklamada ise güneş enerjisi teknolojileri alanında faaliyet yürüten araştırma kuruluşu Almanya merkezli Fraunhofer ISE ile yerli üretim teknolojilerinin geliştirilmesi ve maliyet azaltıcı yeniliklerin desteklenmesi için mutabakat zaptı imzaladı.</p>
<p><strong>BLUME METAL</strong></p>
<p><strong>Ürün segmentini genişletiyor, ABD pazarına giriş yaptı. İhracatını büyütecek</strong></p>
<p>Blume Metal, mutfak dolabı ve ahşap ev gereçleri segmentindeki yatırımlarını güçlendirdiğini ve seri üretim öncesi entegrasyon aşamalarının tamamlandığını belirtti. Özkaynaklarıyla finanse ettiği stratejik projenin ardından ABD pazarına ilk ihracatın gerçekleştiren firma, yeni tesisin yüksek katma değeriyle yıl sonuna kadar ABD’ye 1,3 milyon dolar ihracat hacmine ulaşmayı hedefliyor. 2027 yılında Avrupa ve İngiltere pazarını da ağa katarak hedefi 3,5 milyon dolara yükseltmeyi planlıyor. Faaliyet alanını küresel bir satış stratejisiyle çeşitlendirmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>KARDEMİR</strong></p>
<p><strong>Amerikalı Amsted Rail ile küresel ölçekli demiryolu ticari anlaşması imzaladı</strong></p>
<p>Kardemir, demiryolu vagonlarına yönelik bileşenler üreten dünyanın önde gelen tedarikçilerinden ABD merkezli Amsted Rail ile kapsamlı bir ana tedarik ve yeniden satış sözleşmesi imzaladığını duyurdu. Anlaşma uyarınca Amsted Rail, Kardemir’in demiryolu ürünlerinin Kuzey, Orta ve Güney Amerika’daki münhasır distribütörü ve yeniden satıcısı olarak atanmış oldu. Kardemir, anlaşmayla katma değerli demiryolu ürünlerinin ihracatında tüm Amerika kıtasını kapsayan küresel bir satış ağını kurmuş oldu. Katma değerli ürünlerini daha rahat uluslararası pazara ulaştırabilecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Arçelik geçtiğimiz şubat ayından bu yana gerilerken satış baskısı öne çıkıyor</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4354f278113-1782797554.png" alt="" width="304" height="241" /></strong>Arçelik’te fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %5,12 ile toplamda 422,5 bin lot azalarak 7,82 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 32’den 29’a geriledi. PMP fonu 234,4 bin lot ile en fazla satışı yaparken, PYR fonu 121 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Arçelik için bugüne kadar 24 kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. En yüksek öneriyi Yatırım Finansman 245,00 TL ile verdi. En düşük öneri 118 TL ile TEB Yatırım’dan geldi. Hisse, iki yıldır düşüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bist-30-endeksi-yuzde-269-gerilerken-yabanci-17-hissede-sinirli-alim-yapti-82143</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 30 Endeksi yüzde 2,69 gerilerken, yabancı 17 hissede sınırlı alım yaptı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akaryakit-fiyatlari-savas-doneminde-ne-kadar-artti-82126</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Akaryakıt fiyatları savaş döneminde ne kadar arttı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstatistikle ilgili çok sayıda özlü söz var. Bunlardan ikisi bana çok ilginç gelmiştir. Üstelik bu sözlerden biri bir iktisatçıya değil, bir edebiyatçıya ait.</p>
<p>Bu isimlerden biri Amerikalı iktisatçı Ronald Coase. 1991’de Nobel ekonomi ödülünü kazanan Coase, <strong>“Verilere yeterince işkence ederseniz her şeyi itiraf ederler”</strong> sözünün sahibidir.</p>
<p>Ünlü İskoç şair ve romancı Andrew Lang ise çok ilginç olan şu söze imza atmış:</p>
<p><strong>“İstatistiği, sarhoş bir adamın sokak lambasını kullandığı gibi kullanan insanlar var; aydınlanmak için değil, sadece destek almak için.”</strong></p>
<p>Andrew Lang’in sözü çok anlamlı. Çünkü sanki Türkiye’de bu söze uygun davranışlar çok daha fazla sergileniyor.</p>
<h2>Akaryakıt zammı ne kadar?</h2>
<p>Çok basit bir soru:<strong> “Savaş döneminde akaryakıt fiyatları hangi oranda arttı?”</strong></p>
<p>Soru çok basit de yanıtlar çeşit çeşit!</p>
<p>Acaba bu soruya yanıt verecek yetkililer<strong> “aydınlanmak”</strong> ve <strong>“kamuoyunu aydınlatmak”</strong> mı ister, yoksa o veriyi<strong> “dayanak olarak kullanmak” mı?</strong></p>
<p>Eşel mobil sistemi sayesinde akaryakıt zamlarının nasıl sınırlandırıldığı, bu sisteme geçilmemiş olsaydı zamların çok daha yüksek olacağı şimdiye kadar defalarca söylendi. Bu elbette doğru, bu uygulama sayesinde artış oranı düşük kaldı.</p>
<p>Peki artış oranı ne kadar oldu?</p>
<p>Size üç oran vereceğim, üçü de yanlış değil; ama gerçeği daha iyi yansıtan bir oran var.</p>
<p><strong>İki tarihteki fiyatlara göre:</strong> Savaş mart ayının başında başladı. Dolayısıyla şubat sonundaki fiyatı bugünkü fiyatla karşılaştırmak mümkün. Benzin ve motorin 28 Şubat’tan 29 Haziran’a kadar olan dönemde yüzde 6,7 ve yüzde 6,9 zam gördü. Bu oranlar yanlış değil; ama ya aradaki fiyat hareketleri ne olacak?</p>
<p><strong>İki aydaki fiyatlara göre:</strong> Yalnızca iki güne, iki tarihe bağlı kalmaksızın savaştan önceki ay ile son ayın ortalama fiyatları karşılaştırılınca zam oranı birden değişiyor. Şubat ortalamasındaki fiyatın haziran ortalamasıyla kıyaslanması benzindeki zam oranının yüzde 11,2, motorindeki zam oranının yüzde 13,4 olduğunu gösteriyor. İlk değerlendirmeye göre daha sağlıklı ama yeterli mi, değil. Çünkü arada dikkate alınmayan aylar var. Örneğin özellikle motorinde fiyatların zirve yaptığı nisan ayındaki durum bu hesaplamada da hiç dikkate alınmamış oluyor.</p>
<p><strong>İki dönemdeki fiyatlara göre:</strong> Mart ayının ilk gününden bugüne kadar dört ay, tam 121 gün geçti. İşte yapılması gereken, bu 121 gündeki ortalama fiyatla önceki 121 günün ortalama fiyatını kıyaslamak. Hani biraz önce de vurguladım, motorin fiyatı bir ara çok yükselmiş ve 85 liranın bile üstüne çıkmıştı ya, işte o rekor düzey de hesaba katılınca, ki katılmalı çünkü o günlerde de motorin kullanıldı, zam oranı daha da artıyor.</p>
<p>Sonuç ortada; dörder aylık dönemlerin kıyaslamasına göre savaş döneminde benzin önceki döneme göre yüzde 15,5, motorin yüzde 22,8 daha pahalı satılmış.</p>
<p>Eşel mobil uygulanmasa elbette bu oranlar çok daha yüksek olacaktı ama ortada bir de gerçek var. Eşel mobile rağmen zam oranları bu düzeylere çıktı, tabii ki gerçek zam oranları.</p>
<h2>Yüzde 6’lar destek arayanlar için</h2>
<p>Kayıtlara girmesi için vurgulamak istiyorum. Bir süre sonra savaşın akaryakıt fiyatları yönüyle iç piyasayı etkilememesi ya da az etkilemesi için elden gelen çabanın gösterildiği söylenirken zam oranı olarak şubat sonundaki fiyatla son fiyat karşılaştırılacak ve olabilecek en düşük oran ön plana getirilecek.</p>
<p>Düşük oranda ısrar edenlere ve bu oranı hesaplarken bugün için 64-65 lira dolayında bulunan motorin fiyatını esas alanlara aradaki fiyatları, örneğin 8-9 Nisan’da 86-87 liralara ulaşan motorin fiyatını hatırlatmak gerek.</p>
<p>Ama yazın bir kenara, duyacağımız kesinlikle şu olacak:</p>
<p><strong>“Bakın işte motorin fiyatındaki artışı dört ay toplamında yüzde 7’de tuttuk. Hem de savaşa rağmen…”</strong></p>
<p>Gel de Andrew Lang’i anma! Elde doğruyu gösteren bir istatistik var. Motorin fiyatı son dört ayda önceki dört aya göre yüzde 23’e yakın artmış ama <strong>“Hayır, yüzde 23 de nereden çıkıyor, işte artış oranı yüzde 7”</strong> diye ısrar edileceği de gün gibi ortada.</p>
<p>Yüzde 23 artışa ve bunun ekonomide yol açacağı etkilere odaklanmaktan kaçın, yani veriden, o ışıktan yararlanma, tut Ronald Coase’un dediği gibi<strong> “işkence ederek”</strong> verilerin yüzde 7’yi söylemesini sağla!</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a43475cc589d-1782794076.png" alt="" width="991" height="270" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/akaryakit-fiyatlari-savas-doneminde-ne-kadar-artti-82126</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/akaryakit.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akaryakıt fiyatları savaş döneminde ne kadar arttı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tagsisle-mucadelede-eksik-parca-kayit-var-gercek-onay-yok-82140</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tağşişle mücadelede eksik parça: Kayıt var, gerçek onay yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'de zeytinyağında tağşiş ve taklit ürünlerle mücadele yıllardır gündemde. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın açıkladığı listeler büyüdükçe tüketicinin kafası daha da karışıyor. Bir yanda laboratuvar analizleri, diğer yanda evde yapılan "donma testi", "yanma testi" gibi bilimsel temeli olmayan yöntemler... Sonuçta tüketici güveneceği bir referans arıyor.</p>
<p>Akhisarlı zeytinyağı üreticisi Mustafa Alhat da yıllardır bu mücadelenin en görünür isimlerinden biri. Geçtiğimiz günlerde yaptığı dikkat çekici sosyal medya paylaşımında ise bugüne kadar birçok kişinin gözden kaçırdığı önemli bir noktaya işaret etti.</p>
<p>Alhat'ın dikkat çektiği konu, ambalajların üzerinde yer alan ve çoğu tüketicinin "üretim izni" sandığı işletme kayıt numarası. Oysa bu numara bir kalite onayı ya da güvenilirlik belgesi değil; yalnızca işletmenin resmi kayıtlarda yer aldığını gösteren bir kayıt kodu. Başka bir ifadeyle, tüketicinin ürünü gönül rahatlığıyla almasını sağlayacak bir garanti sunmuyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a43504ea454f-1782796366.jpg" alt="" width="700" height="393" />
<figcaption><strong>Bugün hayvansal gıda işletmeleri için uygulanan ve belirli teknik yeterlilikleri zorunlu kılan onay mekanizması, zeytinyağı dahil tüm gıdaları kapsayacak şekilde genişletilmeli.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Bu nedenle belki de bugüne kadar yanlış soruyu sorduk. "Bakanlık neden üretim iznini iptal etmiyor?" diye eleştirirken aslında ortada iptal edilecek bir üretim izni bulunmadığını fark edemedik. İşletme kayıt sistemi, denetim açısından gerekli olsa da tek başına kalite güvencesi oluşturmuyor.</p>
<p>Asıl tartışılması gereken ise Alhat'ın önerdiği çözüm. Bugün hayvansal gıda işletmeleri için uygulanan ve belirli teknik yeterlilikleri zorunlu kılan onay mekanizmasının, zeytinyağı dahil tüm gıdaları kapsayacak şekilde genişletilmesi. Çünkü onay belgesi, sadece kayıt altına almakla kalmıyor; işletmenin belirli standartları sağlamasını şart koşuyor ve ihlal halinde askıya alınabiliyor ya da iptal edilebiliyor. Bu belgeniz olmayınca da üretim yapamıyorsunuz.</p>
<p>Yeni bir belge sistemi elbette tek başına tüm sahteciliği ortadan kaldırmaz. Etkin denetim, ağır yaptırımlar ve düzenli laboratuvar kontrolleri yine vazgeçilmez olacak. Ancak mevcut sistemin yalnızca kayıt tutmaya dayalı yapısı, sahteciliğin önüne geçmekte yetersiz kalıyor. Zeytinyağında güven yeniden tesis edilecekse, tartışmanın evde yapılan testlerden ya da etiket üzerindeki numaralardan çıkıp denetlenebilir ve yaptırımı olan bir onay sistemine taşınması gerekiyor. Belki de gerçek mücadele tam da burada başlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tagsisle-mucadelede-eksik-parca-kayit-var-gercek-onay-yok-82140</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tağşişle mücadelede eksik parça: Kayıt var, gerçek onay yok ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82124</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Açığa satış yasağının kaldırılmasının etkisi ne olacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Açığa Satış Yasağı Kaldırıldı! Borsaya Etkisi Ne Olacak? | Ekonomi Masası | 30 Haziran" src="https://www.youtube.com/embed/JCFIZfDzjrQ" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82124</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/1/1280x720/guldag-cipa-1781757268.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kavuk-ailesi-cozum-destegi-istedi-point-bornovayi-yesle-aldi-82125</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kavuk Ailesi ‘çözüm desteği’ istedi, Point Bornova’yı ‘Yes’le aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>GÜRBAŞLAR </strong>Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Adnan Başdemir</strong>’den geleneksel davet geldi:</p>
<ul>
<li><strong>Dostlarla buluşmak, muhabbet etmek, hasret gidermek, geçmişteki güzel günleri yad etmek, bol çay içmek için </strong>“Lale Çay Evi”<strong>ne davetlisiniz.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a434661bea9f-1782793825.jpg" alt="" width="800" height="489" /></strong><strong>Adnan Başdemir, </strong>grubu birlikte kurdukları abisi <strong>Mustafa Başdemir</strong>’le ilk ticari işleri olan Lale Çay Evi’ni 1975 yılında İstanbul Laleli’de açmışlardı. Lale Çay Evi, bir anlamda Gürbaşlar Grubu’nun temelini oluşturmuştu.</p>
<p><strong>Adnan Başdemir, </strong>son 30 yıldır yolu <strong>“Lale Çay Evi”</strong>nden geçen arkadaşlarını, dostlarını onlara eklemeler yaparak davet ediyor, nostaljik buluşma gerçekleşiyor. Bir yandan anılar tazelenirken, diğer taraftan konuklar uzmanlık alanlarında görüşlerini paylaşıyor.</p>
<p>Cumartesi günü <strong>“Lale Çay Evi” </strong>buluşmasından dönerken <strong>Adnan Başdemir</strong>’den bir mesaj ulaştı:</p>
<p>-          <strong>Gürbaşlar Grubu olarak 50’nci yılımızda grup şirketlerimizden </strong>“Yes Oto A.Ş.” <strong>bünyesinde Point Bornova Alışveriş Merkezi’nin mülkiyetini 23 Haziran 2026 itibariyle devralmış bulunuyoruz.</strong></p>
<p><strong>“Yes Oto A.Ş.”</strong>nin ana işine işaret etti:</p>
<p>-          “Yes Oto”, <strong>dünyanın en büyük araç kiralama markası olan </strong>“Enterprise Rent-A-Car”<strong>ın Türkiye ana lisans sahibi olarak 100’ü aşkın hizmet noktasıyla faaliyet gösteriyor. Son 3 yıldır </strong>“Enterprise”<strong>ın bulunduğu ülkeler arasında müşteri memnuniyetinde il</strong><strong>k</strong><strong> sırada yer alıyor.</strong></p>
<p>Perakende ve gayrimenkul işlerine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Perakende gayrimenkul alanında ise yaklaşık 17 yıldır yatırımcısı olduğumuz MalatyaPark Alışveriş Merkezi’nden edindiğimiz deneyimi Point Bornova’ya taşıyacağız.</strong></p>
<p>Esas Gayrimenkul’le AVM’deki işbirliklerine değindi:</p>
<p>-          <strong>Aynı zamanda, bugüne kadar Esas Gayrimenkul tarafından oluşturulan yüksek standartları devam ettirerek üzerine birlikte değer katmayı ve daha güçlü bir alışveriş merkezi deneyimi sunmayı hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Point Bornova ile ilgili yeni dönem temel öncelikleri üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Point Bornova’nın ticari performansını güçlendirmek, ziyaretçi deneyimini sürekli geliştirmek ve iş ortaklarımızla karşılıklı güvene dayalı, uzun soluklu işbirlikleri oluşturmak.</strong></p>
<p>Birlikte kazanmanın sürdürülebilir başarının temel unsuru olduğuna inandıklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Tüm çalışmalarımızı bu anlayışla şekillendiriyoruz. Hedefimiz Point Bornova’yı İzmir’in en sevilen ve en verimli alışveriş merkezlerinden biri haline getirmek. Bu doğrultuda ihtiyaç duyulan yatırımları planlı bir şekilde hayata geçireceğiz.</strong></p>
<p>Point Bornova’daki mevcut kiracılara şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Mülkiyet devri sonrasında mevcut kira sözleşmelerinizle birlikte ve operasyonel işleyişiniz aynı şekilde devam edecek. Geçiş sürecinin sorunsuz ve kesintisiz işlemesi için gerekli tüm hazırlıklar titizlikle yürütülüyor.</strong></p>
<p><strong>Adnan Başdemir</strong>’in Gürbaşlar Grubu adına bütün iş ortaklarına gönderdiği notu okuduktan sonra Point Bornova’nın devir öyküsünü araştırdım.</p>
<p>Point Bornova’yı 350 milyon dolarlık yatırımla Kasım 2015’te hizmete açan Kavuklar Grubu’nun sahibi <strong>Kavuk </strong>Ailesi, Malatya Girişim Grubu’ndaki ortakları ve Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Adnan Başdemir</strong>’in kapısını çaldı:</p>
<p>-          <strong>QNB’ye 140 milyon Euro borcumuz vardı. Bir kısmını ödedik ama tekrar temerrüde düştük, faiz işletildi. Şu anda akaryakıt istasyonlarımız, evlerimiz ne varsa her şey ipotekli. Eş ve çocuklarımız da kefil. Point Bornova’yı alın, bizi bu durumdan kurtarın.</strong></p>
<p><strong>Adnan Başdemir, </strong>önce QNB yönetimiyle görüştü, şu yanıtı aldı:</p>
<p>-          <strong>Kavuklar Grubu işinin içinde TMSF de var. O nedenle hiçbir şey yapamıyoruz. Kavuklar bize ödeme de yapmıyor. Eğer Point Bornova’yı peşin ödemeyle alacaksanız size yardımcı olalım.</strong></p>
<p><strong>Başdemir, </strong>QNB yönetimine şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>Peşim öderim.</strong></p>
<p><strong>Başdemir, </strong>bunun üzerine önce Malatya Girişim Grubu’ndaki diğer ortaklarını yokladı. Point Bornova’nın alımına sıcak bakan olmadı:</p>
<p>-          <strong>20 senedir borç ödüyoruz. Hiç temettü de alamadık. Yeni bir borca girmek istemeyiz.</strong></p>
<p>Ardından Gürbaşlar Grubu yönetimini topladı, karar verildi:</p>
<p>-          <strong>Point Bornova’yı biz alalım…</strong></p>
<p>Bu kararla birlikte TMSF yönetimiyle görüştü, olumlu işareti aldı:</p>
<p>-          <strong>Biz de Point Bornova işinin çözüme kavuşmasını isteriz. Eğer söz konusu borcu ödeyecekseniz, muvafakat veririz.</strong></p>
<p>Gürbaşlar Grubu, TMSF’den olumlu işareti alınca QNB’ye olan borcu kapattı. Ardından TMSF Point Bornova’yı ihaleye çıkardı. Gürbaşlar Grubu, <strong>“Yes Oto” </strong>ile girdiği ihalede muhammen bedeli aşan ödemeyle, QNB’nin borcunu kapatma işlemini de mahsup ederek Point Bornova’yı satın aldı.</p>
<h2>350 milyon dolar yatırdı, 24 katlı bina yapar gibi kazık çaktı</h2>
<p><strong>2015 </strong>yılı Kasım ayının ikinci yarısında eski Yeşilyurt (Malatya) Belediye Başkanı, Kavuklar Grubu Onursal Başkanı <strong>Mehmet Kavuk </strong>aradı:</p>
<p>-          <strong>Bizim çocuklar İzmir’de alışveriş merkezi açıyor, bekliyoruz.</strong></p>
<p>Davet üzerine gittiğim Point Bornova’ya girdiğimde törene Malatya’dan ve İstanbul’daki Malatyalılardan yoğun ilgi olduğunu gördüm. Törende görebildiğim, karşılaştığım isimler şöyleydi:</p>
<ul>
<li><strong>Necmettin Bitlis, Selahattin Bitlis, Metin Emiroğlu, Şahin Nalbant, İbrahim Nalbant, İlhan Şahintürk, Osman Baykan, Tülin Ersöz, Prof. Mesut Parlak, Şaban Taçyıldız, Necdet Narin, Bahattin Doğan, Kadriye Yüksel, Halil İbrahim Daşöz (Malatya eski Valisi), Selahattin Gürkan, Vahap Küçük (Doğanşehir Belediye Başkanı), Haluk Cömertoğlu (Arapgir Belediye Başkanı).</strong></li>
</ul>
<p>Törende Kavuklar Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Abdullah Kavuk, </strong>Yardımcısı <strong>Şahin Kavuk, </strong>yönetim kurulu üyeleri <strong>Mehmet Ali Kavuk </strong>ve <strong>İlhan Kavuk </strong>ev sahipliği yaparken kürsüye üçüncü kuşaktan Gayrimenkul Geliştirme Grup Başkanı <strong>Metehan Kavuk </strong>çıktı:</p>
<p>-          <strong>Point Bornova için 350 milyon dolarlık yatırım yaptık. 160 bin metrekarelik alışveriş merkezi, 125 bin metrekarelik konut alanı var. Zemin, 72 metre derine gömülen baret kazıklarla güçlendirildi. Bu, 24 kat</strong><strong>l</strong><strong>ı binanın yüksekliğine eşit.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Hiç 100 yaşında insan görmedim’ diyordum, kendimi o yaşta gördüm</span></h2>
<p><strong>GÜRBAŞLAR </strong>Grubu Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Adnan Başdemir, “Lale Çay Evi” </strong>buluşmasına gittiğimde beni Milli Nizam, Milli Selamet, Refah ve Fazilet partilerinde siyaset yapan, eski Devlet Bakanlarından <strong>Hasan Aksay</strong>’ın oturduğu masaya götürdü.</p>
<p><strong>Başdemir, </strong>Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı olduğumu anlatmaya çalışırken, şu ifadeyi kullandı:</p>
<p>-          <strong>Burhan Felek’in makamında oturuyor…</strong></p>
<p><strong>Hasan Aksay, </strong>bu takdim üzerine ayağa kalktı, elimi sıktı:</p>
<p>-          <strong>Kusura bakmayın, gözlerim pek görmüyor. Yüzde 10 ancak görüyor…</strong></p>
<p>Sonra yaşıyla ilgili şu espriyi yaptı:</p>
<p>-          “Hiç 100 yaşında insan görmedim” <strong>derdim. Kendimi o yaşta görmüş oldum. Şu anda 101 yaşındayım.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tecdelioğlu ailesi nikah şekeri yerine Malatya Eğitim Vakfı’na bağış yaptı</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a434675d23e7-1782793845.jpg" alt="" width="700" height="453" /></span><strong>İSTANBUL </strong>Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Yönetim Kurulu Başkanı, Çetin Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Çetin Tecdelioğlu, </strong>oğlunun nikah davetiyesini gönderdi:</p>
<ul>
<li><strong>Nejla &amp; Kerem</strong></li>
</ul>
<p><strong>Bu özel günümüzde sizleri aramızda görmekten mutluluk duyarız…</strong></p>
<p><strong>Sema-İsmail Dülger</strong>’in kızları <strong>Nejla </strong>ile <strong>Sema-Çetin Tecdelioğlu</strong>’nun oğulları <strong>Kerem</strong>’in düğünü, katılan konuklarla Türkiye İhracatçılar Meclisi ile İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) önde gelen isimlerinin buluşmasına dönüştü.</p>
<p>Nitekim TİM Başkanı <strong>Mustafa Gültepe </strong>ile İSO Başkanı <strong>Erdal Bahçıvan, </strong>şahit olarak <strong>Nejla &amp; Kerem </strong>çiftinin nikah akdine imza atanlar arasında yer aldı.</p>
<p>Nikaha katılanlar arasında <strong>Ahmet Güleç, Kutlu Karavelioğlu, Ahmet Öksüz, Adil Pelister, Serdar Urfalılar, Mustafa Selçuk Çevik, Adnan Dalgakıran, Cem Yalçınkaya, Mehmet Fatih Uysal, Hayrettin Çaycı, Burak Önder, Talha Özger, Gökhan Turhan, Metin Emiroğlu </strong>dikkatimi çekti.</p>
<p>Malatya Eğitim Vakfı (MEV) Yönetim Kurulu Başkanlığını da yürüten Çetin Cıvata Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Tecdelioğlu, </strong>masalara her konuk için bırakılan küçük karta işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Nikah şekeri ya da anı yerine geçecek hediye yerine Malatya Eğitim Vakfı’na bağış yapmalarını sağladım. Bu bağış, öğrencilere burs için kullanılacak.</strong></p>
<p>Malatya Eğitim Vakfı’nın hazırladığı küçük kartlarda şu mesaj vardı:</p>
<ul>
<li><strong>Nejla ve Kerem bu özel günlerinde sizler adına Malatya Eğitim Vakfı’na bağışta bulunmuşlardır.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Nejla-Kerem Tecdelioğlu </strong>çiftine ömür boyu mutluluklar diliyorum…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kavuk-ailesi-cozum-destegi-istedi-point-bornovayi-yesle-aldi-82125</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/5/1280x720/adnan-basdemir-1782793876.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kavuk Ailesi ‘çözüm desteği’ istedi, Point Bornova’yı ‘Yes’le aldı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-korkusu-altinin-pesini-birakmiyor-82123</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon korkusu altının peşini bırakmıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a4343472015a-1782793031.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Yılın ilk aylarında tarihi zirvelere ulaşan altın piyasasında rüzgâr tersine döndü. Ons altın geçen hafta Kasım 2025'ten bu yana ilk kez 4 bin doların altını test ettikten sonra yeniden 4.050 dolar seviyesine toparlansa da piyasada satış baskısı devam ediyor. Haftalık bazda yüzde 5,5, aylık bazda ise yüzde 10'a ulaşan değer kaybı, yatırımcıların rotasını yeniden faiz beklentilerine çevirdi.</p>
<h2>Petrolde toparlanma altının işine gelmiyor </h2>
<p>ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı çevresinde yeniden tırmanan gerilim kısa süreli güvenli liman alımları yaratsa da petrol fiyatlarının yükselmesiyle birlikte enflasyon endişeleri yeniden ön plana çıktı. Bu durum yatırımcıların Fed'in faiz indirimlerini daha da öteleyeceği beklentisini güçlendirdi. Piyasalar şimdi ABD istihdam verileri ve ISM imalat endeksi gibi göstergelerden gelecek yeni sinyalleri bekliyor.</p>
<h2>Artık savaş değil faiz konuşuluyor </h2>
<p>Uzmanların değerlendirmesine göre altındaki son düzeltmenin temel nedeni jeopolitik gelişmeler değil, faiz beklentilerinin yeniden fiyatlanması oldu. Fed'in son açıklamalarının ardından tahvil faizleri yükselirken dolar güç kazandı. Bu tablo faiz getirisi olmayan altının cazibesini azaltırken ETF yatırımcılarının da önemli ölçüde kâr realizasyonuna yönelmesine neden oldu.</p>
<h2>Altın ETF varlıkları bu yıl %1.5 geriledi </h2>
<p>Yılın başında altın rallisini destekleyen ETF girişleri mart ayından itibaren tersine döndü. Küresel altın ETF varlıkları yıl başına göre yaklaşık yüzde 1,5 gerilerken özellikle Kuzey Amerikalı yatırımcıların satışları dikkat çekti.</p>
<p>Analistler, güvenli liman talebinin bu kez enflasyon endişelerinin gölgesinde kaldığını ve piyasanın savaş riskinden çok para politikasına odaklandığını belirtiyor.</p>
<h2>Merkez bankaları desteği sürüyor </h2>
<p>Yatırımcı talebindeki zayıflamaya karşın merkez bankaları altın piyasasının en önemli destek unsuru olmaya devam ediyor. Yılın ilk çeyreğinde resmi kurumlar yaklaşık 244 ton altın alımı gerçekleştirdi. Çin üst üste 19 ay rezervlerine altın eklerken Polonya da en büyük alıcılar arasında yer aldı.</p>
<p>Dünya Altın Konseyi'nin son araştırmasına göre merkez bankalarının yüzde 84'ü önümüzdeki beş yılda rezervlerde altının payının artacağını öngörüyor. Yaklaşık yüzde 90'ı ise gelecek 12 ay içinde altın rezervlerini artırmayı planlıyor. Bu tablo, kısa vadeli satış baskısına rağmen uzun vadeli yapısal talebin güçlü kalmaya devam ettiğine işaret ediyor.</p>
<h2>Fiyat beklentileri düşüyor </h2>
<p>Uzmanlar altının uzun vadeli yükseliş hikâyesinin bozulmadığını ancak yukarı yönlü hareketin beklenenden daha yavaş ve daha dalgalı olacağını belirtiyor. Örneğin ING, üçüncü çeyrek ortalama ons altın tahminini 4.850 dolardan 4.300 dolara, dördüncü çeyrek beklentisini ise 5.000 dolardan 4.600 dolara düşürdü. Merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme politikaları ve jeopolitik riskler altın için orta ve uzun vadede önemli destek olmaya devam edecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Gümüşte satış daha sert oldu</span></h2>
<p>Altındaki düzeltme gümüş piyasasında çok daha sert hissedildi. Haftalık bazda yaklaşık yüzde 10, aylık bazda ise yüzde 22,5 gerileyen gümüş fiyatları 59 dolar civarında işlem görüyor. Büyük kurumların güncel beklentileri ise şöyle:</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4345374a2c9-1782793527.png" alt="" width="380" height="181" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/enflasyon-korkusu-altinin-pesini-birakmiyor-82123</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/3/1280x720/altin-piyasa-gold-1782793310.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Jeopolitik riskler devam etmesine rağmen altın güvenli liman özelliğini tam olarak kullanamıyor. Yükselen tahvil faizleri, güçlü dolar ve Fed&#039;in şahin duruşu fiyatları baskı altına alıp kritik 4.000 dolar bandında tutuyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ekonomisi-yapisal-donusumle-kabuk-degistiriyor-82122</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye ekonomisi yapısal dönüşümle kabuk değiştiriyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL - HÜSEYİN GÖKÇE - MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara ekonomisi ve Türkiye ekonomisine katkısı, Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası ve Ankara Ticaret Borsası’nın desteğiyle EKONOMİ’nin düzenlediği “Ankara Ekonomi Zirvesi”nde gündeme taşındı. Ticaret Bakanı Ömer Bolat zirvede yaptığı konuşmada, Ankara’nın yüksek teknolojiye dayalı üretimine vurgu yaparken, bunun da etkisiyle Türkiye’nin ihracatında yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerin payındaki artışın sürdüğünü açıkladı. Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, ayrı ayrı Ankara’nın üretim gücü ve potansiyeline dikkat çekerek, serbest bölge kurulması gerekliliğini vurguladı. Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz da tarımın teknoloji kullanımı yönüne işaret ederek, gıda arz güvenliğinin kritik önemine dikkat çekti ve iklim değişikliğiyle birlikte daha az su tüketme, doğru zamanda doğru girdiyi kullanma, maliyeti azaltmanın iklim değişikliğinin yaşandığı bir ortamda zorunluluk haline geldiğinin altını çizdi.</p>
<h2>Yoğun katılım gerçekleşti</h2>
<p>Bilgi ve Teknoloji Kurumu salonunda düzenlenen zirveye, Ticaret Bakanı Ömer Bolat yanında, Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz yanında, Kamu İhale Kurumu Başkanı Hamdi Güleç, Ankara Defterdarı Yüksel Duman, ATO Başkan Yardımcıları Temel Aktay Ve Halil İbrahim Yılmaz, Yönetim Kurulu Üyesi Ali İhsan Güçlü, ASO Yönetim Kurulu Üyesi Levent Akçakoca, OSTİM Başkanı Orhan Aydın, Ankara YMM Odası Başkan Yardımcısı Yılmaz Sezer, Anadolu OSB Başkanı Hüseyin Kutsi Tuncay ve iş ve akademi dünyasından yetkin isimler katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4341e54d2c0-1782792677.jpg" alt="" width="800" height="348" /></p>
<h2>İhracat kabuk değiştiriyor</h2>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, konuşmasında, Türkiye ekonomisinin savaş ortamı, küresel korumacılık dahil ekonomik zorluklar, pandemi gibi son dönem dışsal sorunlara rağmen büyümesini sürdürdüğünü, ihracatını da artırdığını vurguladı. Salgın öncesi G7 ülkelerinin 100 kabul edilen ekonomik gelişmişlik düzeylerinin halen 100’ün altında olduğunu, Türkiye’nin ise 135 seviyesine geldiğini belirten Ömer Bolat, ekonominin son 23 çeyrektir büyüdüğünü, son 5 yılda ortalama büyümenin 5.4 olarak gerçekleştiğini hatırlattı. Bunun, kredi genişlemesi ya da devalüasyon gibi “şişirme” politikalarla olmadığını belirten Bolat, deprem yaralarının sarılması için 104 milyar dolarlık harcama, bölgesel savaşlar ortamında gerçekleştiğinin altını çizdi. Sanayinin ihracat içindeki payının artışına, bunun içinde de orta ve yüksek katma değerli ürünlerin payındaki yükselişe dikkat çeken Bolat sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<h2>Yapısal bir dönüşüm süreci</h2>
<p>“Türkiye ekonomisinde kabuk değişimi ve yapısal bir dönüşüm de gerçekleşmekte. Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payı giderek artmakta ve toplam ihracat içinde Mayıs sonu itibariyle yüzde 44’e yükseldi. Belki Haziran rakamı daha güzel gelecek. Gerçekten yılın ilk yarı yıl karnesi ortaya çıkacak ve bu karne Allah'a çok şükür iyi bir karne olacak. Takvim etkileri ilk 5 ayda aleyhimize çalıştı, altıncı ayda daha iyi bir tabloyla dengeledik. Yıl sonu hedeflerine de ulaşacağız inşallah ve cari açıkta da savaşın ortaya çıkmasıyla olan çok endişe kaygı verici tabloda inşallah o kadar olmayacak.”</p>
<p>Ankara’nın da güçlü olduğu makine, elektronik, elektrikli ürünlerde 43 milyar dolarlık ihracatla iyi bir noktaya geldiğini belirten Ömer Bolat, sanayi, bilişim, tarım ve kamu yönetimiyle büyümesini sürdürdüğünü vurguladı. Ankara’nın üniversite altyapısı ve ARGE kapasitesi yanında, sağlık merkezi haline de geldiğini kaydetti. Bakan Bolat, “Ankara savunma sanayinin kalbi oldu. Büyük kuruluşlarımızın hepsi burada ve kümelenme modeli oldu. Türkiye'nin her tarafına iş dağıtan bir merkez haline dönüştü. ..Bu anlamda da savunma sanayinin lokomotifi haline geldi ki savunma sanayimiz on milyar dolarlık bir büyüklüğe geçen yıl son itibariyle ulaştı” diye konuştu.</p>
<h2>“Dünya markası yaratıldı”</h2>
<p>Türkiye’nin orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracat payının yüzde 44'e yükselmesinde Ankara'daki teknoloji ordusunun büyük payı bulunduğunu ifade eden Ömer Bolat, Ankara'nın savunma sanayisinde bir dünya markası haline geldiğini de söyledi. Bolat, TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN gibi kurumlar ve onlara iş yapan binlerce alt yüklenicinin bir kümelenme modeli oluşturduğunu anlattı.</p>
<p>Yakın coğrafyadaki savaş ve çatışmalara rağmen Türkiye'nin istikrarını korumayı başardığını anlatan Bolat, “Türk sanayi ürünleri artık dünyada kalitenin ve itibarın sembolüdür. Ankara da bu milli mücadelenin en güçlü motorlarından biridir” diye konuştu.</p>
<p>Ankara’nın Türkiye’nin en iyi işleyen lojistik merkezlerinden birine sahip olduğunu ve her gittiği yerde örnek gösterdiğini kaydeden Bakan Bolat, demiryolu ve havayolu ile serbest bölgeler ve limanlara doğrudan erişim sağladığını, bu nedenle gelecek dönemde de gücünü artıracak bir altyapıya eriştiğini anlattı.</p>
<p>ATO Başkanı Gürsel Baran: Ankara sanayi, ticaret, nitelikli tarım, teknoloji ve küresel inovasyon başkenti haline geldi<br />Ankara’nın Cumhuriyetin ikinci yüzyılında farklı ve iddialı bir ekonomi vizyonunu temsil ettiğini, idari ve siyasi başkent olmaktan öteye geçerek, sanayi, ticaret, nitelikli tarım, teknoloji ve küresel inovasyon başkenti haline geldiğini belirten Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran, NATO ve Türk Devletleri Teşkilatları zirveleriyle uluslararası görünürlüğünün de bu yıl ivme kazanacağını anlattı. Ankara’nın iki ayrı projesini gündeme taşıyan Gürsel Baran şöyle konuştu:</p>
<p>“Bunlardan ilki Ankara’da bir Serbest Bölge kurulmasıdır. Bugün Türkiye'de faaliyet gösteren serbest bölgeler, ihracatın artırılmasında ve uluslararası yatırımların çekilmesinde önemli görev üstleniyor. Savunma sanayi, ileri teknoloji, sağlık teknolojileri, yazılım ve yüksek katma değerli üretim alanlarında faaliyet gösteren firmalarımızın uluslararası rekabet gücünü artıracak bir serbest bölge, Ankara'nın ihracatına, istihdamına ve yatırım kapasitesine büyük katkı sağlayacaktır. Bu adım, ihracatçımızın rekabet gücünü artıracak, yabancı yatırımcıları şehrimize çekecek ve Ankara’yı uluslararası ticaret rotalarının merkezine yerleştirecektir. Ankara'nın lojistik üstünlüğü, üniversiteleri, teknokentleri ve sanayi altyapısı dikkate alındığında, serbest bölge için Türkiye'deki en doğru adrestir.” İkinci olarak Ankara’nın turizm potansiyeline işaret eden ATO Başkanı Baran, Gordion, Aslanhane Camii, Beypazarı, Kızılcahamam, Ankara Kalesi ve Cumhuriyet mirasına sahip olduğunu, yerli ve yabancı turistlerin şehirde daha fazla zaman geçirmesini sağlayacak yeni çekim merkezlerine ihtiyaç nedeniyle “Outlet Köyü” oluşturulmasını önerdiklerini belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ardıç: Hangi ülkenin neyi, nerede ürettiği artık bir güvenlik ve rekabet meselesidir</span></h2>
<p>Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç da konuşmasında, jeopolitik kırılma, yapay zeka, yeşil dönüşüm ve tedarik zincirlerinin yeniden oluşması büyük eğilimlerine işaret ederek, “Yaşadığımız şey sıradan bir ekonomik dalgalanma değildir” dedi. Ardıç sözlerini şöyle sürdürdü: “Bütün bu gelişmelerin tek bir ortak sonucu var: Hangi ülkenin neyi, nerede ürettiği artık bir güvenlik ve rekabet meselesidir. Bilginin ekonomik değeri ise ilk kez fiziki sermayenin önüne geçmektedir. Çünkü dünya artık yalnızca ne ürettiğinize değil; nasıl ve kiminle ürettiğinize, bilgiyi ne kadar hızlı değere çevirdiğinize bakıyor. Yeni rekabet, tam da burada başlıyor. Burada açıkça söylemem gereken bir şey var. Ekonomi yalnızca bugünün faizini, kurunu ya da aylık büyüme rakamını konuşarak yönetilemez. Bunlar önemlidir; ama bunlar termometredir. Bizim işimiz ateşi ölçmek değil, hastalığın kökenini tedavi etmektir.” Sorunların çözümüne ilişkin, teşvik yerine üretim anlayışının baştan kurgulanmasını önerdiklerini vurgulayan Seyit Ardıç, Ankara’nın de bu perspektifle geleceği yeniden tasarlaması gerektiğini kaydetti. Ardıç, güçlü üretim geleneği ve girişimcilik kültürü ile genç nüfusu avantajlar arasında sayarken, özellikle gençlerin kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizdi. Ankara Sanayi Odası olarak, İleri Teknolojik Gelişmişlik Endeksi oluşturarak kapasite ve durum ölçtüklerini, Ankara’nın Türkiye’de ilk sırada bulunduğunu hatırlatan Ardıç, ancak bu kapasite ve bilginin üretime dönüşmesinin önem taşıdığını, “derinlik açığı” kavramıyla tanımladı. Ardıç, bu açığın kapatılması için Üç Rapor, Tek Hikâye — Türkiye’nin Derinlik Açığı raporunu yayınladıklarını belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yavuz: Tarımın geleceğini belirleyecek en önemli unsur teknoloji olacaktır</span></h2>
<p>Ankara Ticaret Borsası Başkanı Faik Yavuz da Ankara’nın önemli tarımsal ürünlerde ve hayvancılıkta Türkiye genelinde ilk üçte yer aldığını hatırlatarak, borsa olarak güçlü bir laboratuvar kurduklarını, Ankara’da satılan ve gelen tüm tarımsal ürünleri tağşiş ve taklitçiliğe karşı incelemek için çaba harcadıklarını kaydetti. Gıdada taklit ve tağşişin ağır sağlık sorunu olması yanında, ciddi bir rekabet bozucu etkisi bulunduğunu da belirten Yavuz, bunun işini doğru yapmak isteyenlerin tahribatına yol açtığının altını çizdi. Tarımsal üretimin teknoloji ile birlikte düşünülmesi, kritik öneminin farkedilmesi gerektiğini söyleyen Yavuz “Pandemiler, jeopolitik krizler, enerji maliyetleri ve iklim değişikliği; ülkelerin tarım politikalarını yeniden değerlendirmesine neden oldu. Bugün güçlü ekonomilerin temel göstergelerinden biri, kendi insanının güvenilir ve yeterli gıdaya sürdürülebilir şekilde ulaşmasını sağlamaktır” dedi. Tarımda teknolojinin yeni yeni konuşulmaya başlandığını vurgulayan Faik Yavuz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Tarımın geleceğini belirleyecek en önemli unsur teknoloji olacaktır. Bugün dünyada tarım; artık yalnızca geleneksel yöntemlerle değil, veri, yapay zekâ, sensör teknolojileri, hassas tarım uygulamaları ve dijital takip sistemleriyle şekilleniyor. Daha az suyla daha fazla üretim yapmak, doğru zamanda doğru girdiyi kullanmak ve maliyetleri azaltmak artık bir tercih değil zorunluluktur. Tarım sadece tarladan ibaret değildir; tarımın temeli köydür, üreticidir, alın teridir. Köylerimiz ne kadar güçlü olursa, üretim zincirimiz de o kadar sağlam olur."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiye-ekonomisi-yapisal-donusumle-kabuk-degistiriyor-82122</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/2/1280x720/54-1782792654.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası ve Ankara Ticaret Borsası ile EKONOMİ’nin düzenlediği Ankara Ekonomi Zirvesi gerçekleştirildi. Zirveye katılarak bir konuşma yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ankara’nın elektronik, makine, savunma sanayii, medikal sektörlerde yüksek katma değerli üretimine işaret ederken, Türkiye’nin de orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin ihracatını artırdığını vurguladı. Bakan Bolat, Ankara&#039;nın savunma sanayisinde bir dünya markası haline geldiğini; TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN ve HAVELSAN gibi kurumlar ile binlerce alt yüklenicinin bir kümelenme modeli oluşturduğunu kaydetti. Bolat, “Türk sanayi ürünleri artık dünyada kalitenin ve itibarın sembolüdür. Ankara da bu milli mücadelenin en güçlü motorlarından biridir” diye konuştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ege-sanayisinin-direnis-karnesi-zorlu-kosullarda-uretim-kararliligi-82173</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege sanayisinin direniş karnesi: Zorlu koşullarda üretim kararlılığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) tarafından açıklanan 2025 yılı "Üretimden Satışlara Göre 100 Büyük Sanayi Kuruluşu" araştırması, Ege Bölgesi'nin sanayi gücünü ve üretim kapasitesini bir kez daha gözler önüne serdi. Küresel ekonomik belirsizlikler, yüksek finansman maliyetleri ve ihracat pazarlarındaki daralmaya rağmen bölgenin öncü sanayi kuruluşları üretim, istihdam ve ihracattaki performanslarıyla dikkat çekti. EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar’ın da belirttiği üzere, sanayiciler artan maliyet baskılarına rağmen üretimden vazgeçmezken, Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesi için sanayi ve ihracat odaklı bir ekonomik modele duyulan ihtiyaç her zamankinden daha belirgin hale geldi.</p>
<h2>Zirvede enerji ve petrokimya devleri var</h2>
<p>2025 yılı sonuçlarına göre listenin zirvesinde, enerji ve petrokimya sektörünün devleri hakimiyetini sürdürüyor. Star Rafineri, 330,3 milyar TL’lik net satış rakamıyla birinci sıradaki yerini korurken; onu Tüpraş İzmir Rafinerisi ve Petkim Petrokimya Holding takip etti. İlk 10 içerisinde ayrıca İzmir Demir Çelik, Philip Morris, JTI Tütün, Abalıoğlu Yağ, Abalıoğlu Lezita, Kardemir Çelik ve Kocaer Çelik gibi demir-çelik ve tütün sektörünün güçlü temsilcileri yer aldı. Bu tablo, özellikle Aliağa merkezli yatırımların Türkiye sanayisinin lokomotifi olmaya devam ettiğini kanıtlıyor.</p>
<p>Ender Yorgancılar’ın 2024 yılını sanayi sektörü için "kayıp bir yıl" olarak nitelendirmesi, araştırmanın arka planındaki zorlukları özetliyor. İlk 100 içerisinde yer alan şirketlerin üretimden satışları yüzde 24,3 artmış görünse de yüksek enflasyon ve maliyet kalemlerindeki reel artışlar kârlılık üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu. Nitekim, listedeki firmaların sadece 66’sı kar bildirebilirken, 90 firmanın ihracat yapmış olması sanayicinin dış pazarlara tutunma çabasını gösteriyor. Sanayicinin en büyük sorunu haline gelen yüksek finansman maliyetleri ve borçluluk oranlarındaki yükseliş, yatırım motivasyonunu sarsma riskini taşıyor.</p>
<h2>İhracatçı yapı ve OSB’lerin stratejik gücü</h2>
<p>Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, bölge sanayisinin dış ticaretteki ağırlığı. Ancak küresel daralma ve rekabet baskısı nedeniyle 100 büyük firmanın ihracatı yüzde 4,5, ithalatı ise yüzde 5,9 oranında geriledi. Yorgancılar’ın vurguladığı gibi, sanayiciler Çin ve Hindistan gibi devlerle aynı kalitede mal üretmesine rağmen, döviz kurunun enflasyonun gerisinde kalması nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyor. Bu zorlu süreçte OSB’ler başarının temel taşı olmaya devam ediyor. Özellikle İzmir Atatürk OSB’nin (İAOSB) listede 30 firma ile temsil edilmesi, bölgedeki üretim altyapısının gücünü ortaya koyuyor.</p>
<p>EBSO İlk 100 araştırması, yalnızca bir sıralama olmanın ötesinde, Ege ekonomisinin geleceğine ilişkin kritik mesajlar veriyor. Enerji, petrokimya ve demir-çelik sanayinin omurgasını oluştururken, teknoloji yatırımları, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir üretim anlayışı önümüzdeki dönemin belirleyici unsurları olacak.</p>
<p>Bölgedeki 56 firmanın Ar-Ge çalışması yürütmesi bu vizyonun somut bir adımı. Ege Bölgesi, güçlü üretim altyapısı ve yatırımcı sanayicileriyle Türkiye ekonomisinin büyümesinde kritik rol üstlenmeye devam ederken, başarıyı kalıcı kılmak için ekonomi yönetiminin sanayiciyi faiz-kur-enflasyon sarmalından kurtaracak adımlar atması gerekiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ege-sanayisinin-direnis-karnesi-zorlu-kosullarda-uretim-kararliligi-82173</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/3/1280x720/ege-sanayisinin-direnis-karnesi-zorlu-kosullarda-uretim-kararliligi-1782812044.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege sanayisinin direniş karnesi: Zorlu koşullarda üretim kararlılığı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neden-istanbulun-da-bir-iklim-haftasi-olmasin-82148</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Neden İstanbul&#039;un da bir İklim Haftası olmasın?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken iklim diplomasisi açısından tarihi bir fırsatla karşı karşıya. Bugün küresel iklim liderliği yalnızca COP zirvelerine ev sahipliği yapmakla ölçülmüyor. Fark yaratan, zirvelere giden süreçte ülkelerin oluşturduğu iş birlikleri, geliştirdiği politikalar ve ortaya koyduğu dönüşüm vizyonu.</p>
<p>Bu nedenle dünyanın önde gelen şehirleri COP süreçlerinin önemli bir parçası haline gelen “İklim Haftaları” düzenliyor. Londra ve New York gibi küresel merkezler, iklim haftalarını yalnızca çevresel bir farkındalık etkinliği olarak değil; finansın, teknolojinin, yatırımın ve iş dünyasının geleceğini şekillendiren platformlar olarak konumlandırıyor.</p>
<p>Bizim için de İstanbul’un da bir İklim Haftası neden olmasın sorusunu sormanın tam zamanı.</p>
<p><strong>İklim gündemi artık ekonomi gündemi</strong></p>
<p>İklim değişikliği uzun zamandır sadece çevresel bir konu olmaktan çıktı. Bugün enerji güvenliğinden ticarete, yatırımlardan rekabetçiliğe kadar ekonominin tüm dinamiklerini etkileyen stratejik bir dönüşüm alanına dönüştü.</p>
<p>Dünya ekonomisi düşük karbonlu bir geleceğe doğru ilerlerken şirketlerin, finansal kuruluşların ve ülkelerin başarısı bu dönüşüme ne kadar hızlı uyum sağlayabildikleriyle ölçülüyor. Önemli olan yalnızca karbon emisyonlarını azaltmak değil, aynı zamanda yeni yatırım fırsatları yaratmak, ekonomik dayanıklılığı artırmak ve geleceğin rekabet gücünü inşa edebilmek.</p>
<p>İstanbul İklim Haftası tam da bu nedenle önemli bir girişim olacak, iklim ile ekonomi arasındaki güçlü bağı daha görünür hale getirecektir.</p>
<p><strong>Türkiye’nin yeşil dönüşümüne güçlü bir katalizör </strong></p>
<p>Türkiye üretim kapasitesi, ihracat potansiyeli ve genç nüfusuyla önemli avantajlara sahip. Ancak küresel ticaret sistemi hızla değişiyor. Avrupa Birliği’nin Yeşil Mutabakatı, sınırda karbon düzenlemeleri ve sürdürülebilir finans kriterleri, şirketlerin yalnızca ürünleriyle değil, üretim biçimleriyle de rekabet edeceği yeni bir dönemi başlatıyor. Bu süreçte Türk iş dünyasının dönüşümü yalnızca çevresel bir zorunluluk değil, ekonomik bir gereklilik haline geliyor.</p>
<p>İstanbul İklim Haftası şirketlerin, yatırımcıların, düzenleyici kurumların ve akademinin aynı platformda buluşarak ortak çözümler geliştirebileceği güçlü bir ekosistem oluşturabilir. Zira dönüşüm ancak ortak akıl ve iş birliği ile mümkün.</p>
<p><strong>İstanbul bölgesel bir sürdürülebilir finans merkezi olabilir </strong></p>
<p>Küresel iklim hedeflerinin gerçekleştirilmesi için çok ciddi finansmana ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle iklim mücadelesinin merkezinde artık finans sektörü yer alıyor. Yeşil tahviller, sürdürülebilirlik bağlantılı krediler, geçiş finansmanı ve etki yatırımları önümüzdeki dönemin en önemli sermaye akımlarını oluşturacak. İstanbul’un gelişen finansal altyapısı, bankacılık sektörü ve sermaye piyasaları düşünüldüğünde İstanbul, bölgesel ölçekte önemli bir sürdürülebilir finans merkezi olma potansiyeline sahip.</p>
<p>İstanbul İklim Haftası, Türkiye›nin bu alandaki kapasitesini uluslararası yatırımcılara gösterebileceği önemli bir vitrin görevi görebilir. Bu aynı zamanda ülkeye yeni sermaye akışlarının çekilmesine ve sürdürülebilir kalkınma yatırımlarının hızlanmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>İş dünyasının geleceği bu platformlarda şekilleniyor </strong></p>
<p>Dünyadaki başarılı örneklere baktığımızda iklim haftaları yalnızca konuşulan değil, kararların alındığı platformlar olduğunu görüyoruz. Yeni ortaklıklar, yatırım olanakları, yeni teknoloji iş birlikleri geliştiriliyor, yeni politika önerileri şekilleniyor ve bir anlamda sürdürülebilir geleceğin yapısı bu platformlarda inşa ediliyor.</p>
<p>Üstelik, İstanbul’da var olan girişimcilik ekosistemi, teknoloji şirketleri, üniversiteler, güçlü özel sektör ve sivil toplum kuruluşları düşünüldüğünde bu inisiyatifin yaratacağı etki son derece yüksek olacaktır.</p>
<p><strong>Toplumun tüm kesimlerini bir araya getiren bir platform </strong></p>
<p>İklim değişikliğiyle mücadele yalnızca hükümetlerin veya şirketlerin sorumluluğunda değil. Başarılı bir dönüşüm için kamu, özel sektör, yerel yönetimler, finans sektörü, akademi, sivil toplum ve gençlerin aynı hedef doğrultusunda hareket etmesi son derece önemli.</p>
<p>İstanbul İklim Haftası, farklı paydaşları ortak bir gelecek vizyonu etrafında bir araya getiren kapsayıcı bir platform oluşturabilir. Bu yönüyle yalnızca bir etkinlik değil, toplumsal dönüşümün de önemli bir aracı olabilir.</p>
<p><strong>COP31’e giden yolda güçlü bir mesaj </strong></p>
<p>Türkiye’nin COP31 ev sahipliği, ülkemizin uluslararası görünürlüğü açısından önemli bir fırsat sunuyor. Ancak bu fırsatın kalıcı bir değere dönüşebilmesi için COP öncesinde güçlü bir hazırlık sürecine ihtiyaç olduğu gibi COP sonrası içinde sürdürülebilir bir etki yaratılması gerekiyor.</p>
<p>İstanbul İklim Haftası, bu anlamda Türkiye›nin iklim diplomasisindeki iddiasını ortaya koyan, sürdürülebilir kalkınma hedeflerine bağlılığını gösteren ve yeşil dönüşüm vizyonunu dünyaya anlatan en güçlü platformlardan biri olabilir.</p>
<p>Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yalnızca bir etkinlik takvimi değil; geleceği şekillendirecek bir vizyon. İstanbul tarih boyunca ticaretin, finansın ve kültürlerin buluşma noktası oldu. Şimdi ise sürdürülebilirlik ve iklim dönüşümünün buluşma noktalarından biri olma potansiyeline sahip.</p>
<p>COP31’e giden yolda Türkiye’nin anlatacağı sürdürülebilir güçlü bir hikâye varsa, o hikâyenin en önemli bölümlerinden biri İstanbul’da yazılmalı. İstanbul İklim Haftası COP ev sahipliği yapan bir ülke olarak sürdürülebilir geleceğe doğru karalı bir adım olacaktır.</p>
<p>Üstelik İstanbul'a bir İklim Haftası gerçekten yakışır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neden-istanbulun-da-bir-iklim-haftasi-olmasin-82148</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Neden İstanbul&#039;un da bir İklim Haftası olmasın? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/new-yorkun-toplu-konutlarina-mutfak-dolabi-ve-kapi-satiyor-82142</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> New York’un toplu konutlarına mutfak dolabı ve kapı satıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SADİ ÖZDEMİR</strong></p>
<p>Sakarya’da (Kaynarca) yıllık 90 bin adet kapı, Tuzla’da yıllık 10 bin takım mutfak dolabı (160 bin adet dolap) üretim kapasitesine sahip iki fabrikası bulunan Aslandağ Grubu, ABD pazarına ihracatını hızlı artıracak. New York’taki toplu konutlarda üç tedarikçiden biri olan firma, şimdi de ABD genelinde perakende zincirlere girmeye hazırlanıyor.</p>
<p>Türkiye geçen yıl mobilyada 4,7 milyar dolarlık ihracat ve 1,4 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. 2026 Ocak-Mayıs dönemindeki ihracat ise geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 gerilemeyle 1,7 milyar dolar oldu. Mobilya üreticilerimiz, uzun yıllardan beri ABD pazarında daha etkin olmanın yollarını arıyor. Bunlardan biri olan Aslandağ Grubu, 7 yıldır New York’ta sayıları 60 bini bulan kamu mülkiyetindeki toplu konutlara kapı ve mutfak dolabı tedarik ediyor. Aslandağ Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Aydın Aslandağ, ABD genelindeki ‘mutfak perakende sistemine’ yayılmak için beş yıllık bir yatırım stratejisi geliştirdiklerini belirtiyor ve buna bağlı olarak da hem mutfak hem de kapı fabrikaları kapasiteleri artıracaklarını söylüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4353e42d632-1782797284.jpg" alt="" width="700" height="340" /><strong>ABD pazarımız büyüyor</strong></p>
<p>Aydın Aslandağ, şöyle konuşuyor: “Şu anda ABD’de yedi noktada bayilik ve temsilciliklerimiz var. New York’ta var. New Jersey’de kendi mağazamızı da açtık. Boston, San Francisco, Chicago’da bayilerimiz var. Toplu satışlar yapan temsilcilerimizle mutfak ağırlıklı satıyoruz ama kapı da satıyoruz. New York temsilcimiz orada kamunun idaresinde olan konutlara (Kahverengi tuğlalı binalar, onlarda 60 bine yakın konut var) hizmet veriyor. İlgili kamu kuruluşunun ihalelerine giriyor ve şu anda 3 tedarikçiden biri olmuş durumdayız. Onlar üç ana ürün alıyorlar. Bu kurumlardan başka şehirlerde de var. Bu nedenle biz de toplu projelere satış için ayrı ekip oluşturduk. Bu alanda satışlara yedi yıl önce başladık. Şu anda ABD’ye yıllık yaklaşık 2,5 milyon dolarlık ihracat yapıyoruz. Bu rakam büyüyor ve yeni bir çalışma başlattık. ABD’de mutfak mağazaları farklı markaların ürünlerini satabiliyor ve ülke genelinde böyle 60 bin civarı mağaza var. Bu mağazalarda ‘toptan fiyatlarla’ yaklaşık 20 milyar dolarlık iş var. Şimdi bu mağazalara da ürün vermek için görüşmeler yapıyoruz. Bunun için bir altyapı kurmak ve yatırım yapmak gerekiyor. 5 yıllık plan dahilinde yapacağımız yatırımları belirledik. Bu süre sonunda 124 bayiye ürün ulaştırabilir konuma geleceğiz. Bu da aylık 250 takım mutfak satabiliriz anlamına geliyor. İlk 2 yılda yatırımımızı tamamlarız ki bu yatırımın 1,2 milyon dolar olacağını tahmin ediyoruz. Tabii ki küresel genel şartları da takip ediyoruz. Malum, tarifeler hareketli, yeni kurallar gelebilir ama önümüzü açacak gelişmeler de olabilir.”</p>
<p><strong>“Yüzde 35’i ihracattan 750 milyon lira ciro bekliyoruz"</strong></p>
<p>Aslandağ Grubu’nun geçen yılki cirosunun geçen yıl 550 milyon lira ciro yaptığını belirten Aydın Aslandağ  diğer ülkelere ihracatla birlikte toplam ciroda ihracatın payının yüzde 25 olduğunu söylüyor ve “Bir dönem ciromuzun yüzde 50’si ihracattan geliyordu. Ancak son yıllarda ciddi geriledi. Geçen yıl oran yükseldi, bu yılsonunda yüzde 35’inin ihracattan olacağını tahmin ediyoruz. 2026 ciromuzu da yaklaşık 750 milyon lira bekliyoruz” diyor.</p>
<p><strong>Üretim alanı 50 bin metrekareye ulaşacak</strong></p>
<p>1988’e bir aile şirketi olarak üretime başladıklarını ve dört kardeş olduklarını, şu anda üç kardeş yola devam ettiklerini anlatan Aydın Aslandağ şöyle konuştu: “200 metrekarelik bir atölye-dükkânda mobilya dekorasyon işine başlamıştık. 2005’te Ümraniye’de 5 bin metrekare kapalı alanı olan bir fabrikaya geçtik ve üretimi büyüttük. Kapıda Artella, mutfakta Tresette marka olarak kendi yolumuzu çizdik. 30 dakikadan 120 dakikaya kadar yangına dayanan tek ve çift kanat camlı kapılar, akustik özellikli kapılar, hastaneler için radyasyon geçirmeyen kapılar üretiyoruz. Dış kapı olarak da çok özel çelik kapılar üretiyoruz. Tuzla’daki fabrikamızda kapı üretim kapasitemiz yıllık 90 bin adet, Sakarya Kaynarca’da, Mobilya İhtisas Sanayi Bölgesi’ndeki mutfak dolabı tesisimizde ise yıllık 10 bin takım mutfak kapasitemiz var. Ünite olarak bakınca 160 bin adet dolap diyebiliriz. Bizim orada 40 bin 500 metrekare arsamız var. Birinci etap yatırımı olarak 8 bin 500 metrekaresinde fabrikamızı tamamladık, geçen yıl temmuz ayında deneme üretimlerimiz başladı. Buradaki arsamızda toplam yatırımı tamamladığımızda 50 bin metrekarelik tesisimiz olacak. Yatırımı tamamlama hedefi olarak 2030’u belirledik. Dış pazarlarımızı genişlettikçe etaplar halinde tamamlayacağız. Abimiz (Salih) emekli kaptandır, o ayrı biz üç kardeş ortak işlerimizi yönetiyoruz.”</p>
<p><strong>“Lisansla ‘Pedini üretmeye’ başladık”</strong></p>
<p>Aslandağ Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Aydın Aslandağ, ‘Çin ile rekabet’ konusundaki sorumu şöyle yanıtladı: “Bizim rakiplerimiz artık Avrupa firmaları, özellikle de İtalyan ve Alman markaları. Ürün kalitemiz ve tasarım yeteneğimiz gereği böyle. Biz, Çin ya da Vietnam ile rekabet etmiyoruz. Ürün grubumuz onlarınkinden çok farklılaştı. Altı ay önce Kaynarca fabrikamızda, İtalya markası Pedini üretmeye başladık. Uzun yıllar Türkiye temsilcisiydik ve yeni bir anlaşma imzaladık. Sattığımız Pedini ürünlerini kendimiz üretiyoruz. İleride onlar da bizim ürettiğimiz ürünleri satabilirler. Bize güveniyorlar, iyi gidiyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/new-yorkun-toplu-konutlarina-mutfak-dolabi-ve-kapi-satiyor-82142</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/2/1280x720/aydin-aslandag-1782797258.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya’da yıllık 90 bin adet kapı, Tuzla’da yıllık 10 bin takım mutfak dolabı üretim kapasitesine sahip iki fabrikası bulunan Aslandağ Grubu, ABD pazarına ihracatını hızlı artıracak. New York’taki toplu konutlarda üç tedarikçiden biri olan firma, şimdi de ABD genelinde perakende zincirlere girmeye hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerjide-yeni-donem-kucuk-ureticiler-pazari-devlestirdi-82139</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjide yeni dönem: Küçük üreticiler pazarı devleştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a434eee94168-1782796014.png" alt="" width="999" height="144" />Türkiye'nin en yüksek fatura oluşturan ekonomik kırılganlıklarından biri uzun yıllardır enerji ithalatı oldu. Petrol ve doğal gazda dışa bağımlılık nedeniyle küresel fiyatlardaki her dalgalanma cari açığa, üretim maliyetlerine ve enflasyona doğrudan yansıdı. Türkiye, 2025 yılında enerji ithalatı için 62,5 milyar dolar ödedi. Bu tutar hala ekonominin en büyük ithalat kalemlerinden biri olmayı sürdürse de bu tutar, 2024'teki 65,5 milyar dolar seviyesine göre yaklaşık yüzde 5’lik bir düşüşe işaret ediyor. Bu düşüşte küresel enerji fiyatlarındaki değişimin yanı sıra yenilenebilir enerji yatırımlarının hızlanması ve yerli elektrik üretimindeki artış da etkili oldu.</p>
<p>Son yıllarda ise bu dönüşüme yeni bir boyut eklendi. Artık mesele yalnızca daha fazla enerji üretmek değil, üretilen enerjiyi ticarete konu edebilmek. Enerji artık fabrikaların yalnızca gider kalemi olmaktan çıkıp gelir yaratabilen bir ekonomik değere dönüşüyor. Çatısına güneş paneli kuran sanayi tesisleri, organize sanayi bölgelerindeki işletmeler ve lisanssız üreticiler, hem kendi tüketimlerini karşılıyor hem de ihtiyaç fazlasını sisteme satarak enerji ticaretinin yeni aktörleri arasında yer alıyor.</p>
<h2>Büyük santrallerin yanına binlerce küçük üretici eklendi </h2>
<p>Türkiye'de enerji piyasasının en dikkat çekici değişimlerinden biri üretimin tabana yayılması oldu. Eskiden elektrik üretimi denildiğinde akla büyük barajlar ya da dev santraller gelirdi. Bugün ise organize sanayi bölgelerindeki fabrikalar, tekstil tesisleri, gıda üreticileri hatta çatısına güneş paneli kuran işletmeler dahi elektrik üretebiliyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) verilerine göre, 2025 yılında lisanssız elektrik üretimi yüzde 40'ın üzerinde büyüdü. Bu artış, binlerce işletmenin kendi enerjisini üretmeye başladığını ve ihtiyaç fazlasını sisteme satarak enerji ticaretine dahil olduğunu gösteriyor.</p>
<h2>Çatılar yeni enerji santraline dönüştü </h2>
<p>Güneş enerjisi yatırımları bu dönüşümün lokomotifi konumunda. Son birkaç yılda sanayi tesislerinin çatılarına kurulan güneş enerji santralleri hızla arttı. Birçok işletme önce kendi elektrik ihtiyacını karşılıyor, ardından oluşan fazla elektriği sisteme vererek gelir elde ediyor. Türkiye’de toplam kurulu gücün 123 bin megavatı aşmasında yalnızca büyük yatırımlar değil, ülkenin dört bir yanındaki bu küçük ölçekli üreticiler de önemli rol oynuyor. Enerji üretiminin tabana yayılması aynı zamanda arz güvenliğini güçlendirirken yatırımın Anadolu'ya yayılmasını da sağlıyor.</p>
<h2>Enerji ekonominin yeni yatırım alanına dönüşüyor </h2>
<p>Enerji ticareti artık yalnızca enerji şirketlerini ilgilendiren teknik bir konu olmaktan çıktı. Bir fabrikanın kendi elektriğini üretmesi yalnızca enerji maliyetini düşürmüyor; gerektiğinde bu elektriği satarak ek gelir elde etmesini de sağlıyor. Bu nedenle enerji yatırımları artık üretim yatırımı kadar finansal bir yatırım olarak da değerlendiriliyor. Uzmanlara göre yenilenebilir enerji yatırımlarının hız kesmeden sürmesi, doğal gaz ticaret merkezi hedefinin hayata geçirilmesi ve enerji piyasalarının daha da derinleşmesi halinde Türkiye önümüzdeki yıllarda yalnızca enerjiyi tüketen bir ülke değil, bölgesinde fiyat oluşturan ve enerji ticaretine yön veren önemli aktörlerden biri haline gelebilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ENERJİ BORSASINDA İŞLEM HACMİ BÜYÜYOR</span></h2>
<p>Enerji ticaretinin ulaştığı ekonomik büyüklük ise Türkiye'nin enerji borsası olan EPİAŞ'ın rakamlarına yansıyor. Şirketin 2025 Faaliyet Raporu'na göre organize elektrik piyasalarında geçen yıl 229,9 teravatsaat (229,9 milyar kilovatsaat) elektrik el değiştirdi. Bu işlemlerin toplam parasal büyüklüğü ise 1,22 trilyon liraya ulaştı. Başka bir ifadeyle Türkiye'de elektrik artık yalnızca santrallerde üretilip evlerde tüketilen bir ürün değil; her gün milyarlarca liralık işlemin gerçekleştiği dev bir ticaret ve finans piyasasının konusu haline geldi. Enerji sektöründeki hareketlilik yatırım rakamlarına da yansıyor. EPDK verilerine göre 2025 yılında elektrik, doğal gaz, petrol, LPG ve şarj hizmetleri piyasalarında verilen lisans sayısı yaklaşık 12 bine ulaştı. Bu tablo yalnızca büyük enerji şirketlerinin değil, orta ölçekli sanayicilerin ve yeni yatırımcıların da sektöre ilgisinin arttığını gösteriyor. Özellikle güneş ve rüzgâr yatırımları ile elektrikli araç şarj ağına yönelik yatırımlar enerji ticaretinin önümüzdeki yıllarda daha da büyüyeceğine işaret ediyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerjide-yeni-donem-kucuk-ureticiler-pazari-devlestirdi-82139</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/9/1280x720/enerji-ges-gunes-ruzgar-1764155342.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye uzun yıllardır enerjide dışa bağımlı bir ülke olarak milyarlarca dolarlık ithalat faturası ödüyor. Son yıllarda tablo yavaş yavaş değişiyor. Bir yandan yerli kaynaklar devreye girerken diğer yandan çatısına güneş paneli kuran fabrikalar, organize sanayi bölgelerindeki işletmeler ve küçük üreticiler enerji piyasasının yeni oyuncularına dönüşüyor. Elektrik artık yalnızca tüketilen bir maliyet kalemi değil; alınıp satılan, gelir üreten ve ekonomiye yeni bir hareket kazandıran stratejik bir ticaret alanı haline geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-kuresel-teknoloji-kurulusu-turkiyede-neden-gastronomi-alanina-yatirim-yapar-82138</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir küresel teknoloji kuruluşu Türkiye’de neden gastronomi alanına yatırım yapar?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bu soruyu geçen hafta İstanbul Neo Lokal’de Dyson Türkiye’nin düzenlediği Chefs’ Kitchens With Dyson” projesinin lansman toplantısında Dyson Türkiye Genel Müdürü Tümay Yavrucuk ve  Dyson Kurumsal İletişim Müdürü Doğukan Süzer’e sordum. </p>
<p>Malum Dyson bir mühendislik ve teknoloji firması.  İngiliz mühendis, tasarımcı ve girişimci  James Dyson’un  torbasız elektrikli süpürge teknolojisiyle gelen başarısı sayesinde şirket hızla büyüdü. Markanın inovasyon çalışmaları ve özgün tasarımları yoğun rekabetin olduğu pazarlarda bile  öne çıkmasını sağladı.  Dyson son yıllarda ülkemizde de elektrikli süpürge, saç bakım ürünleri, hava temizleyicileri ve el kurutma sistemleriyle önemli bir pazar payı elde etti.</p>
<p>Dyson bugüne kadar ağırlıklı olarak evlerde ve bazı ofislerde kendisine yer bulmuştu. Şimdi çok daha büyük bir alana giriş yapıyor. Yenilikçi ve bütünsel yaklaşımını “Chefs’ Kitchens With Dyson” projesiyle profesyonel mutfak dünyasına taşıyor.</p>
<p>Tümay Yavrucuk, Dyson ürünlerinin yalnızca yaşam alanlarında değil; yoğun tempo ve uzmanlık gerektiren profesyonel mutfaklarda da doğal bir karşılık bulduğunu ortaya koymak istediklerini ifade ediyor. </p>
<p>Tümay Yavrucuk, bu açılımdan çok umutlu. Dyson için teknolojinin sadece mühendislik, laboratuvar veya üretim teknikleri anlamına gelmediğini söylüyor ve ekliyor: “T<em>eknolojinin gelişmesini sağlayan inovasyonlar, tasarımlar, sürdürülebilirlik, tarım ve hatta gerçek hayatta insanların karşılaştıkları problemler Dyson ürünlerinin ortaya çıkmasında rol oynuyor</em>”.</p>
<p><strong>Peki bu proje kapsamında ne yapılacak?</strong></p>
<p>Dyson Kurumsal İletişim Müdürü Doğukan Süzer’in verdiği bilgiye göre, proje Türkiye ekibi tarafından yaratılmış. Bir başka deyişle tüm çalışma “yerel düşün, yerel davran” yaklaşımının bir ürünü.</p>
<p>Restoranlarda yer ve hava temizliği konusunda Dyson ürünlerinin kullanılması fikrinden yola çıkan proje kapsamında  Michelin yıldızlı ve uluslararası alanda farklı kategorilerde ödüllerle öne çıkan 6 şefle iş birliği yapılıyor. </p>
<p>Şeflerin ortak özelliği ise, hepsinin yerel ürün kullanımına özen göstermeleri, sürdürülebilir gıda ve sürdürülebilir işletme yaklaşımlarına sahip olmaları ve yaptıklarıyla sadece Türkiye’de değil dünya çapında dikkat çeken girişimciler olmaları. </p>
<p><strong>“Chefs’ Kitchens With Dyson” projesinde kimler var?</strong></p>
<ul>
<li>Modern Türk mutfağını dünyaya tanıtma misyonuyla hareket eden, Michelin yıldızlı Şef Maksut Aşkar;</li>
<li>Tarladan sofraya akımının Türkiye’deki ilk uygulayıcılarından olan Michelin yıldızlı Şef Osman Sezener;</li>
<li>Doğadaki dönüşümü menüsüne yansıtan ve Urla’nın ilk şef restoranının kurucusu olan 2 Michelin yıldızlı Şef Ozan Kumbasar;</li>
<li>Sunduğu yenilikçi ve rafine lezzetlerle ön plana çıkan Michelin yıldızlı Şef Emre Şen; Başarılarıyla dikkat çeken ve Türkiye’nin Michelin yıldızlı ilk kadın şefi olan Zeynep Pınar Taşdemir;</li>
<li>Anadolu'nun zengin tarihi ve kültürel mirasının etkilediği yemek kültürünü koruyup gelecek nesillere aktarmak amacıyla çalışmalarını sürdüren ve 2025 yılı Michelin Rehberi’nde tavsiye listesine giren Şef Sinem Özler.</li>
</ul>
<p><strong>Profesyonel mutfaklara uygun ürünler</strong></p>
<p>Doğukan Süzer, süpürge kategorisindeki, Spot+Scrub Ai robot süpürge, Clean+Wash Hygiene ıslak zemin temizleyici, Pencilvac kablosuz süpürge, Pencilwash ıslak zemin temizleyici, V16 Piston Animal Submarine ürünleri ve hava temizleme kategorisindeki Hushjet kompakt hava temizleyici şeflerin mutfaktaki en büyük yardımcısı olduklarını ifade ederek: <em>“Dyson ürünleri, profesyonel mutfaklarda hava kalitesi, ergonomi, temiz çalışma alanı, koku yönetimi ve konsantrasyon gibi temel ihtiyaçlara çözüm sunuyor</em>.”yorumunu yapıyor.  </p>
<p><strong>Kampanyada şefler başrolde</strong></p>
<p>“Chefs’ Kitchens With Dyson” iletişimi 2026 yılı süresince, şeflerle çekilecek özel videolar aracılığıyla yapılacak.  Her şefin mutfağında geçen hikâyeler; disiplin, tutku, sadakat, yaratıcılık ve sessiz güç gibi değerler çerçevesinde ifade edilecek.</p>
<p>Ben kampanyayı çok yaratıcı ve yenilikçi buldum. Önümüzdeki dönemde Dyson yönetiminin başka ülkelerde de aynı projeyi kullanacağını  ve Türkiye’nin kampanyayı ihraç edeceğini tahmin ediyorum. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-kuresel-teknoloji-kurulusu-turkiyede-neden-gastronomi-alanina-yatirim-yapar-82138</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/3/8/1280x720/55-1782795312.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir küresel teknoloji kuruluşu Türkiye’de neden gastronomi alanına yatırım yapar? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/neapco-turkiye-tekerlek-entegreli-vitesli-otomatik-sanziman-teknolojisine-odaklaniyor-82149</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Neapco Türkiye, tekerlek entegreli vitesli otomatik şanzıman teknolojisine odaklanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Otomotiv güç aktarma sistemleri üzerine faaliyet gösteren Neapco Türkiye, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’ndeki tesisinde aks mili üretimi gerçekleştirirken elektrikli araçlara yönelik yeni nesil teknolojilere de yatırım yapıyor.</p>
<p>Neapco Türkiye Yönetim Kurulu Başkan Vekili Hüseyin Erdem, küresel ölçekte 1921 yılında kurulan Neapco'nun bugün 6 ülkede, 12 lokasyonda ve 3 bin 200 çalışanla faaliyet gösterdiğini belirtti. Amerika, Çin, Meksika, Polonya, Türkiye ve Almanya'daki tesislerde üretim yaptıklarını aktaran Erdem, yılda 2,5 milyon kardan mili ve yaklaşık 6 milyon aks mili ürettiklerini söyledi. Bir tondan 100 tona kadar farklı araç segmentlerine yönelik üretim gerçekleştirdiklerini ifade eden Erdem, Türkiye operasyonunun ise 2020 yılında kurulduğunu kaydetti.</p>
<p>Dilovası'nda başlayan yatırımlarını daha sonra Eskişehir'e taşındığını anlatan Erdem, 20 bin metrekare alan üzerine kurulu tesiste seri üretimin 2024 yılında başladığını ve çalışan sayısının 100'e ulaştığını dile getirdi.  Eskişehir tesisinde aks mili montajı, dış mafsal montajı, talaşlı imalat ve satış sonrası müşteri destek hizmetleri sunduklarını belirten Erdem, yıllık 1,5 milyon adet aks mili üretim kapasitesine sahip olduklarını bildirdi. Modern montaj ve işleme hatları sayesinde hem yüksek hacimli üretim gerçekleştirdiklerini hem de müşteri taleplerine göre esnek çözümler geliştirebildiklerini vurgulayan Erdem, güçlü lojistik ve kalite altyapısıyla müşterilerine zamanında teslimat sağladıklarını söyledi.</p>
<p><strong>“Elektrikli araç teknolojilerinde yeni ürünleri devreye almayı hedefliyoruz”</strong></p>
<p>Elektrikli araç dönüşümünün gelecek stratejilerinde önemli yer tuttuğunu belirten Hüseyin Erdem, şunları kaydetti: “Küresel organizasyonumuzun teknik bilgi birikimi ve mühendislik gücüyle önümüzdeki dönemde elektrikli araçlara yönelik çözümlerimizi genişletmeyi planlıyoruz. Tekerlek içi motorlar, rulmanlar ve fren sistemleri gibi yeni nesil ürün gruplarında daha aktif rol alacağız. Hâlihazırda tekerlek içi motorlara yönelik prototip çalışmalarımız devam ediyor. Bunun yanında geliştirmeyi hedeflediğimiz Tekerlek Entegreli 1 veya 2 Vitesli Otomatik Şanzıman teknolojisiyle elektrikli araçlarda daha yüksek verimlilik, daha düşük ağırlık ve maliyet avantajı sunmayı amaçlıyoruz. Önümüzdeki beş yıllık dönemde bu ürünleri ticari faaliyetlerimizin önemli bir parçası haline getirmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p>Üzerinde çalıştıkları tekerlek entegreli şanzıman sisteminin 16 inç jant içerisinde 2 bin 550 Nm'ye kadar tork üretebildiğini belirten Erdem, sistemin ayırma ve rölanti fonksiyonları sayesinde enerji verimliliğine katkı sunduğunu ifade etti. Söz konusu teknolojinin daha uzun menzil veya daha küçük batarya kullanımına imkan tanıyabileceğini kaydeden Erdem, araç geliştirme sürecinde şasi üzerinde daha az değişiklik gerektirmesi ve montajda daha az parça kullanılması sayesinde maliyet avantajı sağlayabileceğini dile getirdi. Tam yağ soğutmalı motor ve güç elektroniği teknolojilerinin de ürün geliştirme çalışmalarında öne çıktığını aktaran Erdem, bu sistemlerin yüksek termal kararlılık, verimlilik ve sürüş dinamikleri sunduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“Katma değeri artıracak yatırımlara odaklanıyoruz”</strong></p>
<p>Ar-Ge faaliyetleri kapsamında aks millerinin dayanıklılığını ve kullanım ömrünü artırmaya yönelik projeler yürüttüklerini ifade eden Hüseyin Erdem, özel yağlama teknolojileriyle titreşim ve sürtünmeyi azaltarak daha yüksek performans elde ettiklerini belirtti. Ürün ağırlığını azaltmaya yönelik yeni malzeme çalışmaları gerçekleştirdiklerini aktaran Erdem, “Üretim süreçlerinde yerlilik oranını artırmaya odaklandık. Aks mili montajıyla başladığımızı üretim yolculuğumuzda, CNC işleme teknolojilerinin üretim hatlarına entegrasyonuyla daha fazla katma değer oluşturmayı hedefliyoruz. Üretim üssümüzde aks mili üretimini büyütmeye odaklandı. Önümüzdeki dönemde yeni nesil mobilite çözümlerine yönelik yatırımlarımızı da hızlandıracağız” diye konuştu.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/neapco-turkiye-tekerlek-entegreli-vitesli-otomatik-sanziman-teknolojisine-odaklaniyor-82149</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/9/1280x720/neapco-turkiye-tekerlek-entegreli-vitesli-otomatik-sanziman-teknolojisine-odaklaniyor-1782800122.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güç aktarma sistemleri alanında faaliyet gösteren Neapco Türkiye, geliştirmeyi hedeflediği tekerlek entegreli ve vitesli otomatik şanzıman teknolojisiyle elektrikli araçlarda ağırlık, maliyet ve enerji verimliliği avantajları sunmayı hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-kirazina-cinli-gorucu-82121</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 01:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kiraza Çinli görücü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Uzun yıllardır, dünyanın en büyük kiraz ithalatçı olan Çin Halk Cumhuriyeti, Türk kirazı için görücüye geldi. Yılda 500 bin ton kiraz ithalatı yapan Çin Halk Halk Cumhuriyeti’nin Gümrükler Genel İdaresinden 2 teknik uzman, Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan 3, Ege ihracatçı Birliği ve Batı Akdeniz İhracatçı Birliği’nden de birer temsilci olmak üzere bir hafta boyunca İzmir Bornova Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ile Manisa, Denizli, Isparta ve Afyonkarahisar'da kiraz bahçeleri ile paketleme tesislerini inceledi.</p>
<p>BAİB Başkanı Mehmet Ali Can ve BAİB Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Erdoğan, Çin teknik ekibine Türkiye’deki kiraz üretimi, ihracat ve ihracat sürecinde yapılan işlemler ile ilaç kalıntısı olmayan sağlıklı gıda üretimi ile tarladan sofraya gerçekleşen işlemler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Çin Halk Cumhuriyeti teknik heyetinin yaptığı inceleme ve ziyaretlerin olumlu geçtiğini belirten Can, ‘’Uzun yıllardır kiraz için Pazar arayışlarımız sürüyor. Çin, dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı durumunda. Latim Amerika ülkelerinden ithalat yapıyor. Türkiye, lojistik anlamda Çin’e kısa sürede ürün gönderebilecek durumda. Bu nedenle dünyanın en büyük kiraz ithalatçısı Çin, ülkemiz açısından çok önemli sektörü yeniden düzenleyebilir. THY fiyatları yüksek ama sirkülasyon olduğu zaman THY gerekli desteği veriyor’’ dedi.</p>
<p>Türkiye’de yılda 750 bin ton kiraz üretimi yapılıyor ve bunun ancak yüzde 10’u ihraç edilebildiğine dikkat çeken Can, Çin’e ihracat gerçekleşmesi halinde, Türkiye’nin buu karşılayabileceğini kaydetti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-kirazina-cinli-gorucu-82121</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/1/1280x720/turk-kirazina-cinli-gorucu-1782771210.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılda 500 bin ton kiraz ithalatı gerçekleştiren Çin Halk Cumhuriyeti, kiraz için görücüye geldi. Çin’den gelen teknik ekip Ege bölgesinde kiraz bahçeleri ve paketleme tesislerinde incelemelerde bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-otelleri-cop-31-ile-surdurulebilirlik-donusumunu-hizlandiracak-82120</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 01:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Antalya otelleri, COP 31 ile sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD Başkanı Hakan Saatçioğlu, Antalya’nın COP31'e sadece ev Sahipliği yapmayacağını, sürdürülebilirlikte dünyaya da örnek olacağını söyledi. </p>
<p>Dünyanın en önemli iklim organizasyonlarından biri olan COP31’in, Antalya'nın bugüne kadar ev sahipliği yapacağı en büyük uluslararası organizasyonlardan biri olacağını ifade eden Saatçioğlu, ‘’POYD olarak inanıyoruz ki, bu organizasyon yalnızca kongre salonlarında gerçekleşmeyecek. Antalya'nın gerçek başarısı, havalimanından ulaşıma, konaklamadan yeme-içmeye kadar her noktada sürdürülebilirlik anlayışını misafirlerine hissettirebilmesi olacaktır’’ dedi.</p>
<p>Antalya otellerinin COP 31 ile birlikte, turizm de sürdürülebilirlik konusunda dönüşümü hızlandıracağını ifade eden Saatçioğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Artık sürdürülebilirlik yalnızca bir sertifika veya çevre politikası değildir. Misafirin her geçen gün doğrudan içinde olduğu, katıldığı ve deneyimlediği bir yaşam biçimine dönüşmektedir. Birçok otelimiz, su tüketiminin azaltılması, plastik kullanımının en aza indirilmesi, enerji verimliliğinin artırılması, atık oluşumunun engellenmesi, atıkların kaynağında ayrıştırılması veya geri dönüşümü, Her şey dâhil sisteminde, masadaki israfı azaltma ve yerel üreticilerin desteklenmesi gibi uygulamalarla sürdürülebilirlik çalışmalarına büyük önem vererek başarıyla yürütmektedir.’’</p>
<p><strong>"Müşteriler ödüllendiriliyor"</strong></p>
<p>Artık otellerin, misafirlerini bu sürecin aktif bir parçası haline getirmek için çeşitli ödüllendirme sistemleri uygulamaya başladığına dikkat çeken Hakan Saatçioğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Havlusunu her gün değiştirmeyen, gün içinde gereksiz plaj havlusu kullanımını azaltan, plastik tüketimini düşüren, israfı önleyici önlemler alan veya sürdürülebilirlik uygulamalarına gönüllü olarak katılan misafirlere çeşitli ayrıcalıklar ve farklı ödüller sunulmaktadır. Burada dikkat çekici olan ise verilen ödüllerin ekonomik boyutudur. Otellerimiz arasında, müşterilerine hediye verenler var, ücretli a la cartlardan ücretsiz yararlandırma ya da ek para verip otelde harcama yaptıranlar var. Birçok otel, misafir tarafından gönüllü sağlanan su tüketimi ve plastik azaltma veya enerji tasarrufundan elde edeceği kazançtan çok daha yüksek maliyetli ödülleri misafirlerine sunmaktadır. Çünkü amaç yalnızca tasarruf etmek değildir. Amaç, çevre ve sürdürülebilirlik bilincini artırmak, misafiri bu yolculuğun bir parçası yapmak ve sürdürülebilirliği, birlikte yaşanılan bir kültüre dönüştürmektir.’’</p>
<p><strong>"COP31 bir fırsat"</strong></p>
<p>Antalya turizminin artık misafirine sadece kaliteli hizmet sunmadığın vurgulayan Hakan Saatçioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Antalya turizm sektörü aynı zamanda gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakabilmek için birlikte hareket etmeyi de öneriyor. COP31, Antalya'nın bu vizyonunu tüm dünyaya gösterebilmek için çok önemli bir fırsattır. POYD olarak tüm üyelerimizi sürdürülebilirlik uygulamalarını daha da geliştirmeye, misafirlerini bu sürece dâhil edecek inovatif projeler üretmeye davet ediyoruz. Bugün attığımız her adım, yarın Antalya'nın uluslararası turizmdeki marka değerini daha da yukarı taşıyacaktır. COP31 günü geldiğinde dünyaya yalnızca ne söylediğimizi değil, bugüne kadar neleri hayata geçirdiğimizi göstermeliyiz. Çünkü sürdürülebilirlik sözle değil, uygulamayla anlam kazanır.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antalya-otelleri-cop-31-ile-surdurulebilirlik-donusumunu-hizlandiracak-82120</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/2/0/1280x720/antalya-otelleri-cop-31-ile-surdurulebilirlik-donusumunu-hizlandiracak-1782771109.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin turizm lokomotifi olan Antalya’da oteller, kasım ayında gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansına hazırlanırken, Antalya otellerinin bu organizasyonla birlikte sürdürülebilirlik dönüşümünü hızlandıracağı belirtildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-yeni-osbde-5-bin-istihdam-ve-10-milyar-liralik-ticaret-hacmi-hedefliyor-82118</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 01:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Burdur yeni OSB’de 5 bin istihdam ve 10 milyar liralık ticaret hacmi hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/BURDUR</strong></p>
<p>Burdur Ticaret ve Sanayi Odası (BUTSO) Başkanı Yusuf Keyik, ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı olan Burdur’da 4. Organize Sanayi Bölgesi yer onayının resmiyet kazandığı müjdesini verdi. Keyik, Batı Burdur OSB’nin üretim, yatırım, ihracat ve istihdamda bölgenin kalkınma merkezi olacağını belirtti.</p>
<p>Batı Burdur’un yıllardır beklediği büyük kalkınma hamlesinde tarihi bir eşiğin daha aşıldığını ifade eden Yusuf Keyik, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yayımlanan resmi yazı ile Burdur Batı Organize Sanayi Bölgesi’nin yer seçimi resmen kesinleşti. Böylece Burdur merkezde bulunan 2 Organize Sanayi Bölgesi ve Bucak Organize Sanayi Bölgesi’nin ardından, Batı Burdur’un ilk OSB’si ve Burdur’un toplamda 4. Organize Sanayi Bölgesi resmiyet kazanmış oldu. Yaklaşık 118 hektarlık alanda kurulacak Batı Burdur OSB; Çavdır başta olmak üzere Gölhisar, Altınyayla, Tefenni, Karamanlı, Yeşilova ve çevre bölgeler için yeni bir üretim, yatırım ve istihdam merkezi olacaktır. Bölgenin stratejik konumu sayesinde Batı Burdur OSB; Burdur, Antalya ve Denizli üçgeninde önemli bir sanayi, üretim ve lojistik merkezi olma potansiyeli taşımaktadır.’’</p>
<p><strong>5 bin kişiye istihdam</strong></p>
<p>2024 yılında hazırlanan ön fizibilite çalışmalarının 2026 yılı ekonomik verileriyle güncellenmesi sonucunda, Batı Burdur OSB’nin tam kapasiteye ulaştığında yaklaşık 3 bin 500 kişilik doğrudan istihdam oluşturmasının beklendiğini belirten Yusuf Keyik, şöyle devam etti.</p>
<p>‘’Bu istihdamın yaklaşık 3 bin kişisinin mavi yaka ve teknik personel, 500 kişisinin ise mühendislik, yönetim ve idari kadrolardan oluşan beyaz yaka personel olması öngörülmektedir. Ayrıca lojistik, taşımacılık, servis, yemek, bakım, tedarik, ticaret ve yan sektörlerle birlikte yaklaşık bin 500 kişilik dolaylı istihdam oluşması bekleniyor. Toplam istihdam etkisinin ise  5 bin kişiye yaklaşacağı değerlendirilmektedir. 2026 yılı ekonomik projeksiyonlarına göre Batı Burdur OSB’nin yerel ekonomiye yıllık yaklaşık 2 milyar TL seviyesinde doğrudan ekonomik hareketlilik kazandırması hedefleniyor. Üretim kapasitesi açısından değerlendirildiğinde ise Batı Burdur OSB’nin tam kapasiteyle birlikte yıllık yaklaşık 10 milyar TL üzerinde üretim hacmine ulaşabileceği öngörülmektedir.’’</p>
<p><strong>7-8 milyar dolarlık ihracat hedefleniyor</strong></p>
<p>Batı Burdur OSB’nin teknoloji yoğun ve yüksek katma değerli yatırımların artmasıyla birlikte bu ekonomik büyüklüğün ilerleyen süreçte daha da yukarı taşınmasının hedeflendiğini anlatan Keyik, üretilecek ürünlerin yaklaşık yüzde 40’ının ihracata yönelmesiyle birlikte yıllık yaklaşık 7 ila 8 milyar TL seviyesinde katma değerli ihracat oluşturabileceği bildirdi. Keyik, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Antalya Limanı’na, ana ulaşım arterlerine ve üretim merkezlerine yakınlığı sayesinde Batı Burdur OSB’nin yatırımcılar açısından önemli lojistik avantajlar sunacağı öngörülmektedir. Batı Burdur OSB’nin aynı zamanda “Yeşil OSB” vizyonuyla planlanması; yenilenebilir enerji, çevre dostu üretim altyapısı ve sürdürülebilir sanayi modeli açısından Batı Burdur’a önemli bir vizyon kazandıracaktır. Yenilenebilir enerji altyapıları, çevre dostu üretim sistemleri ve sürdürülebilir sanayi yatırımlarıyla birlikte bölgenin uzun vadeli kalkınmasına katkı sağlanması hedeflenmektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/burdur-yeni-osbde-5-bin-istihdam-ve-10-milyar-liralik-ticaret-hacmi-hedefliyor-82118</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/8/1280x720/burdur-yeni-osbde-5-bin-istihdam-ve-10-milyar-liralik-ticaret-hacmi-hedefliyor-1782770808.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Burdur Ticaret ve Sanayi Odası öncülüğünde Batı Burdur bölgesinde yapılacak olan organize sanayi bölgesinde 5 bin kişilik istihdam ve yılda 10 milyar liralık ekonomik hacim hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/amazonlarin-kenti-giresun-ve-ufkun-otesini-gormek-82174</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Amazonların kenti Giresun ve ufkun ötesini görmek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HAKAN ATİS - info@hakanatis.com</strong></p>
<p>Göklerdeki gururumuz Türk Hava Yolları’nın iştiraki A Jet’in Boeing 737-800 model modern yolcu uçağı Karadeniz’in üstünde süzülürken doğanın dantel gibi işlediği yemyeşil kıyıları izliyorum. Türk Halk Müziği’nin efsane sesi Ümit Tokcan, Hekimoğlu İbrahim’in sevda dolu isyanını benzersiz yorumuyla anlatıyor. Ümit Ağabey’in saygın adıyla hafızalarımızda yer eden ünlü türküyü yerinde dinlemek bir başka oluyor. Mavi gökyüzünde bembeyaz bulutların eşlik ettiği keyifli yolculuğum Giresun-Ordu Havalimanı’na kartal gibi süzülen pilotlarımızın ustalığıyla son buluyor. Önemli ve büyük bir hizmet. Emeği geçenlerin tümünü kutluyorum. Benzerleri dünyanın çeşitli ülkelerine renk katıyor. Örneğin, Japonya’da Osaka Körfezi’ne kucak açan ve yapay ada kurularak inşa edilen Kansai Uluslararası Havaalanı. Güney Kore’nin cazibe merkezi Seul’deki Incheon Uluslararası Havalimanı vb gibi. Ancak, böylesine önemli bir yapıyı kendi ülkemde görmek beni doğal olarak gururlandırıyor. Dünyanın her yerinde Türk mühendislerinin imza attığı önemli eserler olduğunu biliyorum. Onlardan birini yurdumda görmek beni sonsuz derecede mutlu ediyor. Giresun-Ordu Havalimanı çıkışında değerli dostlarla buluşuyorum. Onur Ağan ve Önder Özgür Özdemir’le güncel gelişmeleri değerlendirerek yola koyuluyorum. Yeşiline bakmaya doyamadığım eşsiz coğrafyaya Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu’nun konuğu olarak adım atıyorum. Kendisiyle makamında gerçekleştirdiğim sohbette söz dönüp dolaşıp meslek büyüğüm Yavuz Ağabey’den (Donat) açılıyor. Başkan aramamı rica edince elim hızla telefonuma  gidiyor. O an Yavuz Ağabey’in sıcacık sesi odayı kaplıyor. Sonrası yörenin lezzetli çayları eşliğinde keyifli sohbet. Karadeniz’deyim, Giresun’dayım… Bundan daha güzel ne olabilir?</p>
<p><strong>Yatırımcılara davet</strong></p>
<p>Sekiz yıldır ülkemizin çeşitli kentlerinde sürdürdüğüm solo söyleşilerimin odak noktasını 40  yılı bulan mesleki deneyimimle harmanladığım iletişim ve medya ilişkileri konusundaki görüşlerim oluşturuyor. Bu sürecin en sevdiğim kısmını soru cevap bölümü oluşturuyor. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu’da yöreye özgü açık sözlülüğü ve misafirperverliği ile kurumunun kapılarını coşkuyla açınca benim için keyifli bir seyahat kaçınılmaz oluyor. Türkiye’ye ‘Freşa’ markasıyla doğal maden suyu başta olmak üzere çeşitli ürünler sunan ve sektörünün önemli kuruluşları arasında olan Çakırmelikoğlu Grubu, anlaşılan o ki istikrarlı büyümesini başarıyla sürdürecek. Yolları açık, işleri Ege’nin bal incirleri gibi bereketli olsun.  GTSO’nun tarihi binasında kurumun basın danışmanı değerli meslektaşım Murat Çakır ve kentin nabzını tutan Yeşil Giresun Gazetesi’nin üçüncü kuşak sahibi Egemen Öğütçü ile sohbet ederken önemli bilgiler ediniyorum. Onlarla sohbeti tamamladıktan sonra demli çayları ile ünlü makam odasına yöneliyorum. Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, çelebi sohbetiyle güne renk katarken not defterime onun şu sözlerini kaydediyorum “Kentimizin sanayi yatırımlarındaki büyümesini yeni OSB projeleriyle sürdürmeye hazırlanıyoruz.  Mevcut durumda faaliyetlerini sürdüren Giresun 1’nci  ve 2’nci OSB’lerde yaklaşık 6 bin kişiye istihdam sağlanıyor. Kentimizin ihracatı 2025’te 1 milyar doların üzerine çıkarak Doğu Karadeniz’de ilk sıraya yükseldi. Bölgemizin üretim ve istihdam kapasitesini artıracak üç yeni OSB’nin 2026 sonu ile 2027 yılı içinde yatırımcı tahsis aşamasına getirilmesi hedefleniyor. Bu kapsamda Espiye Adabük Mahallesi ile Tirebolu Düzköy sınırlarında bulunan 63 hektarlık alan beş yıl önce OSB olarak ilan edildi. Tamamı özel mülkiyete ait 125 parselden oluşan alanda yatırımcı tahsis sürecine geçilebilmesi için gereken yasal işlemlerin büyük bölümü tamamlandı. OSB yatırımları kentimizin üretim gücünü daha da artıracak ve yeni istihdam alanları oluşturacak. Bu nedenle yatırımcıları bölgeye davet ediyoruz.”</p>
<p><strong>Lezzet ve kitaplar</strong></p>
<p>Giresun’da Türkiye’nin en kaliteli fındıkları yetiştiriliyor. Bu nedenle ülkemizin diğer bölgelerinde üretilen fındıklar levant olarak adlandırılıyor. Diğer yandan yeşil ile mavinin kucaklaştığı bu güzel kentin mutfağı da oldukça ünlü. Yolunuz düşerse fırından yeni çıkmış mısır ekmeğinin yanında hamsi diblesi ve mısır çorbası tavsiye ederim. İsterseniz tereyağlı sos yerine soğuk yoğurtla deneyebilirsiniz. Bir önerim daha olacak…Kent merkezinde sahilde bulunan Grava Lounge’da biftek, Piraziz Eğrice mevkiindeki Özkukul’da yöreye has nefis pideleri mutlaka tadın. Yazımı birazdan tamamlıyorum. Karadeniz’in cennet köşesinde İzmir’in fahri elçisi gibi arı titizliğiyle çalışan Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Genel Sekreteri Şükrü Cebeci ve kent ekonomisinin daha da ileri gitmesi için vizyon sergileyen Meclis Başkanı Necmettin Şükrü Ataün ile Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu başta olmak üzere tüm dostlara mavi selamlarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum. Bu keyifli seyahatte bana Stefan Zweig’in Olağanüstü Bir Gece ve Gabriel Garcia Marquez’in Kayıp Bir Denizci isimli eserleri eşlik etti. Yol arkadaşı arayanların bilgisine sunuyorum. </p>
<p><strong>Yol haritası</strong></p>
<p>Ülkemizin her yanı cennet lakin Karadeniz’e ve Giresun’a doymak mümkün değil. Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu’nun yönetiminde nice başarılara imza atacaklarına inanıyorum. Faaliyetlerini bütünleşik kurumsal iletişim yaklaşımları ve organizasyonuyla güçlendirmeleri halinde daha da etkili olacaklarına eminim. Türkiye’nin her yerinden ve yurtdışından yatırımcı bekliyorlar. Bu fırsatın iyi değerlendirilmesi lazım. Bence fındık alanında sahip oldukları küresel ham madde ihracatçısı kimliğini güçlendirerek dijital dünya, yayla ve özel sağlık turizmi, gastronomi, lojistik gibi alanlarda da söz sahibi olabilirler. Bu güzel şehir Doğu Karadeniz’in Orta Asya ve Kafkasya’daki yeni cazibe merkezi yapılabilir. Giresun bunu fazlasıyla hak ediyor. Yöre yılın 8 hatta 10 ayı uzaktan çalışmaya uygun. Uydu kentler ve ortak çalışma alanlarıyla Avrupa’daki şirketler için aranan bir merkez haline getirilebilir. Hatta tarihe not düşmek için özellikle yazıyorum… Biyo-karbon dönüşüm tesisleri hayata geçirilerek işlenecek fındık kabukları sayesinde çelik ve alimünyum sektöründe AB’nin gözdesi olabilirler. Sakarya ve Ordu’da fındık kabuklarından yüksek karbon elde edilen tesisler var. Ancak biyo-karbon hammaddesine dönüştüren işletme henüz yok! Bildiğim kadarıyla Ordu Büyükşehir Belediyesi de sanayiden tıbba kadar birçok alanı kapsayan aktif karbon üretimine hazırlanıyor. Sözün özü… Karadeniz’in yeşil cenneti Giresun fırsatlar diyarı olarak sizleri bekliyor. Kolları sıvayın. Neden olmasın? Giresun Ticaret ve Sanayi Odası ufkun ötesini görmek ve bilmek için çalışıyor. Bu yaklaşım günümüzün rekabet yoğun dünyasında onların yıldızını parlatıyor. Yolları açık olsun. Kalemimle yanlarında olmaya devam edeceğim. Temmuz sayımızda yeniden buluşmak üzere esen kalın.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/amazonlarin-kenti-giresun-ve-ufkun-otesini-gormek-82174</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Amazonların kenti Giresun ve ufkun ötesini görmek… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tvf-petrokimya-yatirimindan-vazgecti-sanayici-ithal-hammaddeye-mahkum-82171</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TVF petrokimya yatırımından vazgeçti, sanayici ithal ham maddeye mahkûm!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SERKAN AKSÜYEK - </strong><strong>serkan@ibailetisim.com</strong></p>
<p>Dikkatli okurlar anımsayacaktır. Ekonomi Gazetesi’nin 31 Mart 2026 tarihli sayısında, yaşamsal önem taşıyan bir müjdeyi paylaşmıştık. Türkiye Varlık Fonu (TVF) bünyesindeki TVF Rafineri ve Petrokimya A.Ş’nin, hem ihracat hem de ithalat rekorları kıran “kimyevi maddeler ve mamulleri” sektörünün en büyük oyuncularıyla el ele vererek Adana-Ceyhan’da kurmayı planladığı ve ÇED süreçleri tamamlanan “yeni petrokimya kompleksi”nin detaylarını aktarmıştık. <em>(Bknz, Nasıl Bir Ekonomi 31,03,2026)</em></p>
<p><strong>TVF VAZGEÇTİ</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk ve tek petrokimyasal ham madde üreticisi Petkim’in kurumsal iletişim süreçlerini uzun yıllar yöneten bir iletişimci olarak bu müjdeyi vermekten büyük keyif de almıştım. Aradan üç ay geçtikten sonra ise aynı konuda bu kez üzücü haberi yine ilk kez okurlarla paylaşmak bana düşüyor. Kulağımıza çalınan ve teyit ettiğimiz bilgiler, TVF yönetiminin Adana’nın Ceyhan ilçesinde BOTAŞ’ın mülkiyetinde bulunan arazilerde inşa etmeyi planladığı yeni petrokimya üretim kompleksi yatırımından tamamen vazgeçtiğini gösteriyor.</p>
<p>Bu kritik ve stratejik projenin ön mühendislik süreçlerinde görevlendirilmesi için transfer edilen yetkin mühendis kadrolarının iş sözleşmelerine son verildiğini de büyük üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Bu kadrolar arasında, yurt dışındaki şirketlerde başarıyla görev yaparken, bu dev yatırıma katkı sağlamak için düzenini bozarak heyecan içinde ülkesine dönen yetkin mühendisler de bulunuyor.</p>
<p>2019 yılında “Enerji İhtisas Bölgesi” olarak ilan edilen BOTAŞ arazisine komşu olan arazilerde en az 10 milyar dolara mal olacak yatırımla başta alçak yoğunluk polietilen, yüksek yoğunluk polietilen, polipropilen (PP), polivinil klorür (PVC), vinil klorür monomer (VCM) ve saf tereftalik asit (PTA) gibi Türkiye içerisinde tüketimi en yüksek petrokimyasal ürünlerin üretilmesi hedefleniyordu.</p>
<p><strong>NEDEN İPTAL OLDU? </strong></p>
<p>TVF bünyesindeki TVF Rafineri ve Petrokimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından gerçekleştirilmesi öngörülen ve ÇED raporu aşaması dahi tamamlanan bu yatırımın iptal edilme sebepleri arasında “tanıdık” nedenler olduğu da anlaşılıyor.</p>
<p>Risk paylaşımını mümkün kılacak bir ortaklık yapısıyla inşa edilmesi planlanan yatırımda en önemli soru işareti, üretimde kullanılacak ham maddenin ne olacağının yanı sıra, nerede ve nasıl üretileceğiydi. Türkiye’de petrokimyasal ürünleri en yüksek seviyede tüketen yerli ve yabancı sermayeli dev firmaların da yer alması hedeflenen bu oyun planında, reel sektöre “tükettiğin ham maddenin üreticisi ol” mesajı da verilmişti. Ancak mesele mesaj vermekle çözülmedi.</p>
<p>Petrokimyasal üretime odaklanacak bir rafinerinin (petro-rafineri) en iyimser tahminle 3,5-4 milyar dolara mal olması ve bu maliyete reel sektör şirketlerinin dahil olmak istememesi, projeyi akamete uğratan en önemli sebepler arasında yer alıyor. Petkim gibi dünyanın en pahalı ham maddelerinden nafta ile yapılacak bir üretim, daha ilk adımda rekabetçi olmaktan uzaklaşma riskini barındırıyor. Başta Ortadoğu olmak üzere petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olan ülkelerin hemen hepsinde nafta bazlı bir üretim uzun yıllar önce terk edilmiş durumda. Yeni tesisler doğal gazla üretimini sürdürüyor.</p>
<p>Ceyhan’da gerçekleştirilmesi planlanan bu yatırıma dahil olmayı planlayan firmaların, rafinerinin yüksek maliyetine katlanmak istememesi, bu yatırımın devlet eliyle yapılmasını istemeleri, planı bozan en önemli gerekçeler arasında.</p>
<p><strong>EVDEKİ HESAP ÇARŞIYA UYMADI</strong></p>
<p>Firmalar, rafinerinin ürettiği ham maddeyi kullanarak onlarca sektöre ham madde üretecek fabrikaları, devletin de içinde bulunduğu risk paylaşımı modeliyle inşa etmeye sıcak bakıyorlardı. Ancak evdeki hesabın çarşıya uymadığı anlaşılıyor. Bu durumda 10 puanlık sınav sorusunu sorma hakkımız doğuyor:</p>
<p>Türkiye’de 1960’lı yıllarda İzmit-Yarımca’da, 1980’li yıllarda ise İzmir-Aliağa’da dev petrokimya kompleksleri kuran devlet, yerli üretimin yüzde 7 seviyesine kadar düştüğü 2026 yılında, neden bu yatırıma yanaşmıyor?</p>
<p>Çelişki şurada: Yıllık 15 milyar dolar ithalat ile Çin’den sonra “dünyanın en büyük ikinci petrokimyasal ham madde ithalatçısı” olan Türkiye için petrokimya kompleksi yatırımı yaşamsal önem taşırken; aynı devlet milyarlarca lira zarar eden ve sadece 30 bin adet/yıl üretim kapasitesine sahip olan TOGG’u yere göğe sığdıramıyor. “TOGG mu önemli yerli petrokimya kompleksi mi?” sorusu, anlamsızca askıda kalmayı sürdürüyor. Emeklisinin bayram ikramiyesine zam dahi yapmayan devlet, petrokimyaya odaklanacak bir rafineri için 3,5-4 milyar dolarlık yatırımı sanırım “gereksiz” buluyor.</p>
<p><strong>FAİZE VAR YATIRIMA YOK</strong></p>
<p>Aynı kamu idaresinin faize ödediği ve hepimizin alın teri olan bütçe büyüklüğü konusunda fikriniz var mı? Yardımcı olayım: Bu yılın ilk beş ayında 1 trilyon 262 milyar 642 milyon TL faiz ödeyen Maliye Bakanlığımızın, 2026 bütçesinde yılın tamamı için öngörülen faiz gideri 2 trilyon 741 milyar 656 milyon TL. ABD dolarının bugünkü değeri olan 45 TL dikkate alındığında, sadece bu yılın ilk beş ayında faiz giderlerinin 28 milyar doların üzerinde olduğu anlaşılıyor. Geçen yıla göre yüzde 51’lik bir artıştan söz ediyoruz. 2026 yılının tamamında ise faiz gideri 60 milyar dolara ulaşacak ya da bu seviyeye çok yaklaşacak.</p>
<p>Hal böyle olunca; başta faize, her türlü gereksiz harcamaya ve elbette saltanata kaynak bulmakta zorlanmayan devletin, yeni bir petrokimya kompleksi için kolları sıvamasını beklemek Türk reel sektörünün hakkı olsa gerek. Dünyanın hemen her ülkesinde rafineri gibi stratejik özellik taşıyan yatırımlar, devletlerin doğrudan ya da dolaylı içinde olduğu iş modelleri üzerinden kurgulanıyor.</p>
<p>Bugünün dünyasında kalkınmışlık seviyesi yüksek ülkelerin, aynı zamanda kimya sektöründe önemli üreticiler olmaları elbette tesadüf değil. Kimya, onlarca üretim sektörünün doğrudan ya da dolaylı ham madde üreticisi konumunda olduğu için stratejik özellik taşıyan bir sektör aynı zamanda.</p>
<p>Geleceğe umutla bakmamızı sağlayacak bu yatırımlara bir an önce başlanmasını diliyorum.</p>
<p><strong>TVF’NİN AKTİF BÜYÜKLÜĞÜ 360 MİLYAR DOLARA ULAŞTI </strong></p>
<p>2025 yılı sonu itibarıyla Türkiye Varlık Fonu (TVF) envanterinde 7 farklı sektörde 36 şirket, 2 lisans ve çeşitli gayrimenkuller bulunuyor. Kurulduğu günden bugüne sermaye artışları, birleşme ve satın alma işlemleri ve sıfırdan yatırımlarla toplam 18 milyar dolar yeni yatırım gerçekleştiren TVF’nin varlık büyüklüğü ise 360 milyar dolara yükselmiş durumda. TVF bu aktif büyüklüğüyle varlık fonlarının global düzeydeki görünümünü izleyen Global SWF'in uluslararası ulusal varlık fonları sıralamasında da ilk 10 varlık fonu arasında yer alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tvf-petrokimya-yatirimindan-vazgecti-sanayici-ithal-hammaddeye-mahkum-82171</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/1/1280x720/tvf-petrokimya-yatirimindan-vazgecti-sanayici-ithal-hammaddeye-mahkum-1782811899.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TVF petrokimya yatırımından vazgeçti, sanayici ithal hammaddeye mahkûm! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbnin-yurt-disi-tahvil-ihracinda-nominal-tutar-300-milyon-82164</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSKB&#039;nin yurt dışı tahvil ihracında nominal tutar 300 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), Medium Term Note (MTN) Programı kapsamında yurtdışında ihracının yapılması planlanan tahvillerin ihracında nominal tutar 300 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>TSKB tarafından Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamada, "29 Haziran 2026 tarihli özel durum açıklamamızda Bankamızın MTN Programı kapsamında yurt dışında ihracının yapılması planlanan tahvillerin ihracı ile ilgili olarak Arab Banking Corporation (B.S.C.), Banco Bilbao Vizcaya Argentaria S.A., BNP PARIBAS, Citigroup Global Markets Limited, ING Bank N.V., J.P. Morgan Securities plc, Morgan Stanley Co International plc, SMBC Bank International Plc ve Standard Chartered Bank'den oluşan bankaların yetkilendirildiği ve yatırımcı görüşmelerinin yapılacağı duyurulmuştu. Bu kapsamda, söz konusu ihraca ilişkin yatırımcılardan talep toplama süreci tamamlanmıştır." denildi. </p>
<p>Nominal tutarı 300 milyon dolar, itfa tarihi 7 Temmuz 2031 olan sabit faizli 5 yıl vadeli tahvilin kupon oranının yüzde 7,25 olarak belirlendiği aktarılan açıklamada, tahvil ihraç tavanı tutarının 750 milyon dolar olduğu bildirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbnin-yurt-disi-tahvil-ihracinda-nominal-tutar-300-milyon-82164</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/07/tskb-ZVqU_cover.jpg.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TSKB&#039;nin yurt dışı tahvil ihracında nominal tutarın 300 milyon dolar olarak belirlendiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bakioglu-holding-2026-bahar-doneminde-3-bine-yakin-ogrenciyle-bulustu-82156</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakioğlu Holding, 2026 bahar döneminde 3 bin öğrenciyle buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Bakioğlu Holding ve Ambalaj Grubu Şirketleri Bak Ambalaj, Polibak, Bak Gravür, Bareks ve Bakcycle'nin, 2026 Bahar Dönemi boyunca gerçekleştirdiği Kampüs Günleri kapsamında genç yeteneklerle bir araya gelmeye devam ettiği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göe, kariyer fuarlarından teknik gezilere, ders katılımlarından seminer ve söyleşilere, mülakat simülasyonlarından kariyer buluşmalarına kadar uzanan geniş bir etkinlik yelpazesiyle öğrencilerin kariyer gelişimlerine katkı sağlayan Bakioğlu Holding, dönem boyunca yaklaşık 3 bin öğrenciyle buluştu.</p>
<p>Bahar dönemi boyunca 10 farklı üniversitede gerçekleştirilen 18 etkinlikte öğrencilerle bir araya gelen Bakioğlu Holding çalışanları, iş yaşamına dair deneyimlerini paylaşırken gençlerin kariyer planlamalarına destek olmayı ve sektör hakkında daha yakından bilgi edinmelerine katkı sağlamayı amaçladı.</p>
<p>Genç yeteneklerle yalnızca işe alım süreçlerinde değil, öğrenme ve gelişim yolculuklarının farklı aşamalarında buluşmayı önemseyen Bakioğlu Holding, üniversite iş birliklerini uzun vadeli değer yaratma yaklaşımının önemli bir parçası olarak görüyor. Şirket, geleceğin profesyonelleriyle erken dönemde bağ kurarak karşılıklı öğrenme ve gelişim fırsatları oluşturmayı hedefliyor.</p>
<p>2026 Bahar Dönemi Kampüs Günleri kapsamında gerçekleştirilen etkinlikler, öğrencilerin sektör profesyonelleriyle doğrudan iletişim kurmasına, iş dünyasını yakından tanımasına ve kariyer hedeflerini şekillendirmesine katkı sağladı. Etkinlikler aynı zamanda Bakioğlu Holding’in “Seninle Baki” işveren markasını genç yeteneklerle buluşturduğu önemli temas noktaları arasında yer aldı.</p>
<p>Bakioğlu Holding, genç yeteneklerle yeniden buluşmak üzere 2026 Güz Dönemi Kampüs Günleri’nde üniversite kampüslerinde yerini almaya hazırlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bakioglu-holding-2026-bahar-doneminde-3-bine-yakin-ogrenciyle-bulustu-82156</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/6/1280x720/bakioglu-holding-2026-bahar-doneminde-3-bine-yakin-ogrenciyle-bulustu-1782802474.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bahar dönemi boyunca 10 farklı üniversitede gerçekleştirilen 18 etkinlikte öğrencilerle bir araya gelen Bakioğlu Holding çalışanları, iş yaşamına dair deneyimlerini paylaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ick-kalip-dijital-yatirimla-urun-gamini-100-bin-kaleme-cikaracak-82151</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İCK Kalıp dijital yatırımla ürün gamını 100 bin kaleme çıkaracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir’de 1988 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren İCK Kalıp AŞ'nin, kalıp ve üretim ekipmanları alanındaki uzmanlığını dijital tedarik yatırımlarıyla büyüttüğü bildirildi. Pres-sac kalıp sistemlerinden plastik enjeksiyon kalıplarına, bağlantı elemanlarından CNC kesici takımlara kadar üretim sanayisinin ihtiyaç duyduğu geniş bir ürün grubunda faaliyet gösteren şirketin, 2000 yılında kurduğu Sanalbur markasıyla dijital satış ve tedarik altyapısını güçlendirmeye odaklandığı belirtildi.</p>
<p>İCK Kalıp AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Cem Kılınç, 3 bin metrekare kapalı alanda hem standart ürün tedariki hem de müşteriye özel üretim gerçekleştirdiklerini belirterek, üretim süreçlerini dijitalleşme yatırımlarıyla desteklediklerini söyledi. Kalıp ve bağlantı elemanları tarafında üretim yaparken, dijital ortamda oluşturdukları üç boyutlu datalarla müşterilerin üretim süreçlerine daha hızlı entegre olmasına katkı sunduklarını ifade eden Kılınç, “Sanalbur markamız üzerinden yürüttüğümüz e-ticaret ve B2B platformumuzu daha kapsamlı hale getirmek için yatırımlarımıza devam ediyoruz. Mevcut ürün gamımızı yalnızca kalıp ve bağlantı elemanlarıyla sınırlı tutmuyoruz. Hırdavat, cıvata, iş güvenliği ekipmanları, kaynak malzemeleri ve makine çeşitlerini de portföyümüze dahil ediyoruz. Hedefimiz, üretime dair ihtiyaç duyulan A’dan Z’ye tüm ürünleri tek bir platform üzerinden sunabilmek. Bu doğrultuda ürün çeşitliliğimizi 100 bin kaleme çıkarmayı planlıyoruz. Barkodlu sistem altyapısı, hızlı sipariş ve stok yönetimi tarafında da dijital yatırımlarımız sürüyor. Kalıpların üç boyutlu datalarının doğrudan platforma aktarılabilmesi için çalışmalar yürütüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Türkiye genelinde bayilik sistemi kurmayı hedefliyor”</strong></p>
<p>Dijital platform yatırımlarının toplam büyüklüğünün 3 milyon TL seviyesine ulaştığını kaydeden İsmail Cem Kılınç, orta vadede yurtdışında distribütörlük anlaşmalarıyla doğrudan ihracata yönelmeyi planladıklarını söyledi. Otomotiv sektörünün kalıp teknolojilerinin en yoğun kullanıldığı alanlardan biri olduğunu ifade eden Kılınç, şöyle konuştu: “Otomotiv ana sanayi ve yan sanayisinin ihtiyaç duyduğu kalıp, bağlantı elemanları, kesici takımlar ve üretim destek ürünleri konusunda çözüm sunuyoruz. Özellikle metal pres kalıpları, plastik enjeksiyon kalıpları ve kalıp elemanları tarafında hızlı ve sürdürülebilir tedarik sağlamayı hedefliyoruz. Otomotiv sektöründe zaman, kalite ve süreklilik kritik öneme sahip. Bu nedenle yalnızca ürün tedarik eden bir firma değil, üretim süreçlerine teknik katkı sunan bir çözüm ortağı olmayı önemsiyoruz. Dijital ortamda oluşturduğumuz üç boyutlu data desteğiyle müşterilerimizin tasarım ve üretim süreçlerini hızlandırmayı amaçlıyoruz. Türkiye genelinde güçlü bir bayilik sistemi oluşturmayı ve üreticilere daha yakın olmayı hedefliyoruz.”</p>
<p><strong>“Sektörün rekabet gücü yerli tedarik altyapısıyla artacak”</strong></p>
<p>Türkiye otomotiv sanayisinin güçlü bir üretim ekosistemine sahip olduğunu dile getiren Kılınç, sektörün hız, kalite, maliyet avantajı ve dijitalleşme konularına her geçen gün daha fazla odaklandığını söyledi. Tedarik süreçlerinde yaşanan zaman kayıplarının üretim planlamasını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Kılınç, “Otomotiv sektörü Türkiye sanayisinin en stratejik alanlarından biri. Ana sanayi, yan sanayi, kalıpçılık, talaşlı imalat, plastik enjeksiyon ve metal işleme gibi birçok üretim kolunu besleyen büyük bir yapıdan söz ediyoruz. Son dönemde üreticilerin hızlı tedarik, doğru ürün seçimi ve teknik destek konularına daha fazla önem verdiğini görüyoruz. Kalıp ve üretim ekipmanları tarafında güçlü bir yerli tedarik altyapısının oluşması, otomotiv sanayisinin rekabet gücünü artıracaktır. Biz de hem üretim tecrübemiz hem de dijital tedarik yapılanmamızla sektöre katkı sunmaya devam ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ick-kalip-dijital-yatirimla-urun-gamini-100-bin-kaleme-cikaracak-82151</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/5/1/1280x720/ick-kalip-dijital-yatirimla-urun-gamini-100-bin-kaleme-cikaracak-1782800516.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İCK Kalıp, dijital tedarik altyapısına yaptığı 3 milyon TL’lik yatırımla ürün gamını genişletiyor. Şirket, Sanalbur markası üzerinden yürüttüğü yapılanmayla ürün çeşitliliğini 100 bin kaleme çıkarmayı ve Türkiye genelinde bayilik ağını büyütmeyi hedefliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/amerika-ve-avrupalilarin-halilari-antalya-hali-tarlasinda-temizleniyor-82119</guid>
            <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Amerika ve Avrupalıların halıları Antalya ‘halı tarlası’nda onarılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA  </strong></p>
<p>Başta Türkiye olmak üzere yurt dışından eskiyen, kirlenen halıların temizlenmesi ve onarımı Antalya’nın Döşemealtı ilçesi Killik köyünde gerçekleştiriliyor.</p>
<p>El dokuması halı ve kilimler temizlenip onarıldıktan sonra renklerinin açılması amacıyla biçilmiş ekin tarlalarında güneşe seriliyor. Tarlalara serilen binlerce halının büyük ilgi çektiği, özellikle hafta sonlarında gezginlerin uğrak yeri haline geldiği belirtildi.</p>
<p>Topkara Halı Yıkama şirketi sahibi Hasan Topkara da halı tarlalarını oluşturan işletmecilerden biri. Topkara, 1978 yılında babası Ali Topkara’dan aldığı işi severek yapıp bugünlere getirdiğini söyledi.</p>
<p>Halı Tarlası sezonun 20 Haziran’da başlayıp 20 Eylül’de sona erdiğini ifade eden Topkara, el dokuması ile ünlü Antalya’nın Döşemealtı Halısının artık üretiminin yapılmadığını kaydetti.</p>
<p>Sadece Türkiye’den değil yurtdışından da temizlenmesi ve bakım onarımının yapılması için halı ve kilim gönderildiğini belirten Topkara, Rusya-Ukrayna, hem de ABD-İsrail ile İran savaşlarının halı sektörünü çok olumsuz etkilediğini söyledi.</p>
<p>Yurt dışından yıkanmak, temizlenmek ve onarılmak üzere gelen kilim ve halıların yüzde 80’inin ABD, diğer kalan kısmının da Almanya, Fransa, Bulgaristan ve Moldavya’dan ‘Geçici ithalat’ karşılığı geldiğini belirten Hasan Topkara, ‘’ABD’den gelen halıların çoğu İran halısı.  Bulgaristan’dan göçmen kilimi, Moldavya’dan da Moldov kilimi geliyor. Sektör bu aralar çok zayıfladı. Rusya ve Ukrayna savası zaten iki sezondur kötü gidiyordu. ABD-İsrail ile İran savaşı büyük olumsuzluk yarattı. Avrupa’ya halı satışı düştü’’ dedi.</p>
<p><strong>300 dönüm tarlada 44 bin adet halı</strong></p>
<p>Her iki savaş öncesi 44-45 bin adet halı ve kilim yıkayıp onardığına dikkat çeken Topkara, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Türkiye’den temizlenmek ve onarılmak üzere gelen halıların yüzde 95’i İstanbul olmak üzere, Kayseri ve Konya ile diğer şehirlerden geliyor. Halı ve kilimlerin kullanımı 30 ile 60 yıl arasında değişiyor. Geçmiş dönemde 300 dönüm tarlada 44-45 bin adet halı serip güneşe sererdik.  Ancak savaşlar nedeniyle şu anda 7-8 bin adet halı ve kilim serebiliyoruz. Savaşlar nedeniyle son iki sezondur büyük düşüş yaşanıyor. El dokuma halı ve kilim yıkanmaz ise güve yer. Nemli ortamlarda kullanılan halılarda da çürüme olur. Yıkanan halı ve kilimleri güneşe sererek bakterilerden kurtulmasını sağlıyoruz.’’</p>
<p><strong>"Afgan halısı Türk halısına darbe vuruyor"</strong></p>
<p>Son yıllarda Türkiye’ye çeşitli yollardan Afgan halısı girdiğini, bunun da Türk halı sektörüne darbe vurduğunu söyledi. Topkara, ‘’Sıkıntıların çoğu yurtdışından gelen Afgan halıları. Kalitesi çok düşük. Satıcılar 20 dolardan Afgan halısı getiriyor. El dokuma boya ve dokuması daha kaliteli olan Türk kilim ve halısı rekabet edemiyor’’ diye konuştu. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/amerika-ve-avrupalilarin-halilari-antalya-hali-tarlasinda-temizleniyor-82119</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/9/1280x720/amerika-ve-avrupalilarin-halilari-antalya-hali-tarlasinda-temizleniyor-1782771013.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya’da halı yıkama ve onarımı yapıldıktan sonra kuruması için tarlalara serilen &quot;halı tarlası&quot;na Amerika ve Avrupa ülkelerinden de yoğun talep olduğu belirtiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cimentodan-alman-pure-energy-ile-is-birligi-82110</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> OYAK Çimento&#039;dan Alman Pure Energy ile iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>OYAK Çimento'nun, Ankara’da düzenlenen 7. Türk-Alman Enerji Ortaklığı Forumu kapsamında geleceğin enerji stratejilerini şekillendirecek bir iş birliğine gittiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre OYAK Çimento, sanayide enerji esnekliğinin değerlendirilmesi ve karbonsuzlaşma süreçlerinin hızlandırılması amacıyla Almanya merkezli "temiz teknoloji" şirketi Pure Energy ile iş birliği protokolü imzaladı.</p>
<p>"Enerji Güvenliği için Ortaklık" ana temasıyla toplanan ve iki ülke arasındaki siyasi kararlılığı somut projelere dönüştürmeyi amaçlayan forumda, iş birliği kapsamı daha da genişletilerek ortaklığın adı "Türk-Alman Enerji ve Maden Ortaklığı" olarak güncellendi.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Katherina Reiche’nin katılımıyla gerçekleşen organizasyon, sanayinin geleceğine yönelik stratejik dönüşüm başlıklarına ev sahipliği yaptı. Bu stratejik protokol ile OYAK Çimento ve Pure Energy'nin, enerji verimliliğini artırmak, yenilikçi enerji çözümlerini değerlendirmek, sanayide esneklik ile karbonsuzlaşma odağında sürdürülebilir üretim yaklaşımını daha da güçlendirmek üzere ortak çalışmalar yürüteceği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, "Protokolün diğer imzacısı olan Almanya merkezli Pure Energy, yenilenebilir enerji varlıklarının ve batarya depolama sistemlerinin ticari optimizasyonu, enerji ticareti, proje geliştirme ve uygulamalı danışmanlık hizmetleri alanlarında uzmanlaşmış, özel bir temiz teknoloji şirketi olarak öne çıkıyor. İki şirketin bir araya gelerek başlattığı bu süreç, forumda çizilen vizyonun sahada projelere dönüşmesinin ilk somut adımlarından birini oluşturuyor." denildi. </p>
<p><strong>“Sanayinin dönüşümüne öncülük ediyoruz”</strong></p>
<p>İmza töreninin ardından stratejik ortaklığa ilişkin değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Ülke CEO’su Murat Sela, "Geleceğin enerji sistemleri; güçlü iş birlikleri, ortak vizyon ve sürdürülebilir dönüşüm odağında şekilleniyor. Türk-Alman Enerji Ortaklığı Forumu kapsamında Pure Energy ile imzaladığımız bu stratejik protokol, sanayide enerji esnekliğinin değerlendirilmesi ve karbonsuzlaşmanın desteklenmesi adına son derece somut bir adım olma özelliği taşıyor. OYAK Çimento olarak düşük karbonlu üretim vizyonumuz doğrultusunda sanayinin dönüşümüne katkı sağlayacak hamleleri kararlılıkla yapıyoruz. Bu iş birliği sayesinde enerji verimliliğimizi artırmayı, yenilikçi enerji çözümlerini operasyonlarımıza entegre etmeyi ve sürdürülebilir üretim yaklaşımımızı daha da pekiştirmeyi hedefliyoruz. Sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek amacıyla değer üretmeye kesintisiz devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cimentodan-alman-pure-energy-ile-is-birligi-82110</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/0/1280x720/4664-1782741397.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OYAK Çimento ile Almanya merkezli Pure Energy arasında, 7. Türk-Alman Enerji Forumu kapsamında iş birliği protokolü imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yasa-disi-hasar-takibiyle-ilgili-yeni-duzenleme-82107</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yasa dışı hasar takibiyle ilgili yeni düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Trafik sigortalarındaki değer kaybı kaynaklı uyuşmazlıkların asgari seviyeye indirilmesi ve tazminat süreçlerinin etkin, adil ve hızlı şekilde yönetilmesi amacıyla hazırlanan eylem planı kapsamında yapısal reformların kararlılıkla hayata geçirildiği bildirildi.</p>
<p>Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) açıklamasında, bu kapsamda eksper hesaplamalarının standartlaştırılması, eksper atamalarında akıllı sisteme geçilmesi ve değer kaybı tazminatının hak sahiplerine herhangi bir ilave başvuru şartı aranmaksızın maddi hasarla birlikte hesaplanarak ödenmesi yönünde yakın dönemde üç önemli değişikliğin hayata geçirildiği hatırlatıldı.</p>
<p>Eylem planının dördüncü aşamasında, kanuna aykırı şekilde hasar aracılığı faaliyetinde bulunan ve bu yolla vatandaşların mağduriyetine neden olan yasa dışı yapıların engellenmesine yönelik yeni bir genelgenin yayımlanarak yürürlüğe girdiği belirtilen açıklamada, "Yapılan düzenlemeyle, söz konusu yapılara yönelik gerekli adli ve idari yaptırımların daha etkin uygulanması suretiyle hasar süreçlerinin doğrudan sigorta şirketi ile sonuçlandırılması amaçlanmaktadır." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, eylem planının beşinci aşamasında ise vatandaşların kaza ihbarını tek bir merkeze kolay ve hızlı şekilde iletebilmelerini sağlamak amacıyla tüm sigorta şirketlerinin entegre olacağı Ortak Hasar İhbar Merkezi'nin (OHİM) yakın tarihte devreye alınacağı kaydedilerek, "Kurumumuz, sigorta hasar tazmin süreçlerini basitleştirerek işlem yükünü azaltıp işlem hızını artıran düzenlemelere devam edecektir." denildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yasa-disi-hasar-takibiyle-ilgili-yeni-duzenleme-82107</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/1/1280x720/arac-otomobil-tamiri-otomotiv-1753626787.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEDDK açıklamasında, kanuna aykırı şekilde hasar aracılığı faaliyetinde bulunan ve bu yolla mağduriyete neden olan yasa dışı yapıların engellenmesine yönelik yeni bir genelgenin yayımlanarak yürürlüğe girdiği belirtilerek, &quot;Yapılan düzenlemeyle, söz konusu yapılara yönelik gerekli adli ve idari yaptırımların daha etkin uygulanması suretiyle hasar süreçlerinin doğrudan sigorta şirketi ile sonuçlandırılması amaçlanmaktadır.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-talep-endeksi-mayista-995e-geriledi-82106</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracat Talep Endeksi mayısta 99,5&#039;e geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM), önemli pazarlarda talebi oluşturan koşullar ile küresel ekonomideki talep ve risklerin takip edildiği İhracat Pazar Monitörü'nün mayıs ayı sonuçları paylaşıldı.</p>
<p>Buna göre, ihraç edilen ürünlere olan talep koşullarını ihracat yapılan pazarlar üzerinden temel ve öncü makroekonomik göstergeleri kullanarak takip eden İhracat Talep Endeksi, mayısta aylık bazda yüzde 0,1, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 0,7 azalışla 99,5 oldu. Böylece endeks, uzun dönem ortalamasının altında seyretti.</p>
<p>Mayısta sanayi üretimi ve enflasyondaki kısmi iyileşmelere karşın, işsizlik, iş güveni ve tüketici güvenindeki gerilemeler talep endeksinin uzun dönem ortalamasının altında kalmasında etkili oldu.</p>
<p>Uzun ve kısa vadeli sosyal, ekonomik ve politik göstergelerden yararlanılarak oluşturulan ve ihracat pazarlarının risklere karşı direncini ölçen TİM Pazar Dayanıklılık Endeksi ise mayısta aylık bazda yüzde 0,9 artış gösterirken geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4 azalarak 98,8 olarak hesaplandı.</p>
<p>Küresel jeopolitik risklerdeki kısmi azalışa rağmen İhracat Talep Endeksi'nin uzun dönem ortalamasının altında kalmayı sürdürmesi, ihraç pazarlarının genel dayanıklılığını olumsuz etkiledi. Bu gelişmeyle birlikte Pazar Dayanıklılık Endeksi de uzun dönem ortalamasının altında seyrini sürdürdü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-talep-endeksi-mayista-995e-geriledi-82106</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/7/1280x720/ihracat-ithalat-1778239788.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİM&#039;in İhracat Pazar Monitörü mayıs ayı sonuçlarına göre, İhracat Talep Endeksi yıllık yüzde 0,7 azalarak 99,5&#039;e, Pazar Dayanıklılık Endeksi de yüzde 0,4 azalarak 98,8&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-elektronik-haberlesme-sirketlerinin-ilk-ceyrek-yatirimi-263-milyar-lira-82105</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Elektronik haberleşme şirketlerinin ilk çeyrek yatırımı 263 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun (BTK) hazırladığı yılın ilk çeyreğine ait Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü Üç Aylık Pazar Verileri Raporu'nu değerlendirdi.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, ocak-mart döneminde elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısının 416'ya, bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısının ise 782'ye ulaştığını belirten Uraloğlu, 16 Ekim 2025'te gerçekleştirilen 5G hizmetine ilişkin yetkilendirme ihalesinin ardından 1 Nisan'da ülke genelinde hizmete sunulan 5G abone sayısının 43 milyonun üzerine çıktığını ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, hızlı yaygınlaşmayı destekleyen yatırımların da hız kesmeden devam ettiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:</p>
<p>"5G'nin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve artan veri kapasitesi ihtiyaçları doğrultusunda işletmeciler, hem mobil şebekelerini hem de fiber altyapılarını güçlendirmeye yönelik yatırımlarını artırdı. 5G ihalesinde oluşan bedelleri yatırım hesaplamalarına dahil ettiğimizde, yüksek kapasiteli mobil iletişim yatırımları başta olmak üzere elektronik haberleşme sektöründeki şirketlerin toplam yatırım tutarı 2026 yılının ilk çeyreğinde 263 milyar liraya ulaştı. Böylece söz konusu yatırım miktarı, 2025 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 1300 artış gösterdi."</p>
<p>Bu yılın birinci çeyreğinde sabit telefon abone sayısının 8,3 milyon, gerçek kişi mobil abone sayısının yaklaşık 86 milyon, makineden makineye iletişim (M2M) abone sayısının ise 12,3 milyon olduğunu aktaran Uraloğlu, "2026 yılının ilk çeyreğinde mobil şebekelerdeki toplam trafik miktarı yaklaşık 71,8 milyar dakika, sabit şebekelerdeki trafik miktarı ise 1,3 milyar dakika olarak gerçekleşti. Böylece mobil ve sabit hatlarda toplam 73,1 milyar dakikayı aşan görüşme gerçekleştirildi." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, toplam mobil abonelerin yaklaşık yüzde 78'inin bireysel, yüzde 22'sinin ise kurumsal abonelerden oluştuğuna işaret ederek, bu yılın birinci çeyreğinde 439 dakikalık ortalama aylık mobil kullanım süresiyle Türkiye'nin önceki dönemde olduğu gibi incelenebilen Avrupa ülkeleri arasında ilk sırada yer aldığının altını çizdi.</p>
<p><strong>Üç ayda 3,5 milyon abone numarasını taşıdı</strong></p>
<p>Söz konusu dönemde yaklaşık 3,5 milyon mobil abonenin numarasını taşıdığı bilgisini veren Uraloğlu, 31 Mart'a kadar taşınan mobil numara sayısının toplam yaklaşık 211,3 milyon olduğunu bildirdi.</p>
<p>Uraloğlu, bu yılın birinci çeyreği itibarıyla geniş bant internet abone sayısının 21,2 milyonunun sabit, 78,3 milyonunun mobil abone olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Toplam 99,5 milyon geniş bant internet abone sayısına ulaştık. İnternet abone sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,1 artarken en yüksek artış yüzde 29,2'lik oranla 'Eve Kadar Fiber' abone sayısında gerçekleşti. Fiber altyapı açısından ise 2025 yılının ilk çeyreğinde 618 bin kilometre olan fiber uzunluğu 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 12,8'lik artışla 697 bin kilometreye ulaştı. Böylece fiber ağımız, dünyanın çevresini 17 kez dolaşacak uzunluğa erişti."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-elektronik-haberlesme-sirketlerinin-ilk-ceyrek-yatirimi-263-milyar-lira-82105</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Uraloğlu, &quot;5G&#039;nin sunduğu yüksek hız, düşük gecikme ve artan veri kapasitesi ihtiyaçları doğrultusunda işletmeciler, hem mobil şebekelerini hem de fiber altyapılarını güçlendirmeye yönelik yatırımlarını artırdı. 5G ihalesinde oluşan bedelleri yatırım hesaplamalarına dahil ettiğimizde, yüksek kapasiteli mobil iletişim yatırımları başta olmak üzere elektronik haberleşme sektöründeki şirketlerin toplam yatırım tutarı 2026 yılının ilk çeyreğinde 263 milyar liraya ulaştı. Böylece söz konusu yatırım miktarı, 2025 yılının ilk çeyreğine göre yüzde 1300 artış gösterdi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/faruk-celik-kobiler-uretimin-ve-ihracatin-omurgasidir-82100</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faruk Çelik: KOBİ’ler üretimin ve ihracatın omurgasıdır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa plastik sektörünün önde gelen sanayicileri, üretim, ihracat, finansman ve yeşil dönüşüm başlıklarını değerlendirmek amacıyla düzenlenen sektörel toplantıda buluştu. SFA Grup AŞ ile Poliner-İnterkan AŞ'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıda, üretim maliyetlerinden ihracat rekabetine kadar birçok konu ele alındı.</p>
<p>Toplantıya katılan AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Türkiye'nin üretim altyapısının güçlenmesinde KOBİ'lerin kritik rol üstlendiğini vurgulayarak, kamu politikalarının bu işletmeleri merkeze alması gerektiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a425959d19dd-1782733145.jpeg" alt="" width="862" height="270" /></p>
<p>Yaklaşık 30 yıllık siyasi yaşamı boyunca üretim ve yatırım odaklı politikaları desteklediklerini ifade eden Çelik, Bursa'daki organize sanayi bölgelerinin gelişim sürecinde aktif görev aldıklarını hatırlattı. Türkiye'deki işletmelerin yüzde 99,6’sını KOBİ’lerin oluşturduğunu belirten Çelik, “İstihdamın, üretimin ve ihracatın temel gücü KOBİ’lerdir. Bu nedenle devlet destekleri ve teşvik mekanizmalarında öncelik mutlaka KOBİ’lere verilmelidir. Uzatılacak ilk el KOBİ'lere uzatılmalıdır” dedi. Üretim ve yatırımın Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi açısından stratejik önem taşıdığına dikkat çeken Çelik, sanayicinin rekabet gücünü artıracak politikaların kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a42597b6d4be-1782733179.jpeg" alt="" width="602" height="736" /></p>
<h2>“Meslek komiteleri çözüm üreten yapılar olmalı”</h2>
<p>Sektörel temsil mekanizmalarının daha etkin çalışmasının önemine değinen Çelik, meslek komitelerinin yalnızca sorunları dile getiren değil, çözüm süreçlerini takip eden yapılar haline gelmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle geri dönüşüm, çevre mevzuatı ve sanayiyi ilgilendiren düzenlemelerde sektör temsilcilerinin ilgili kurumlarla sürekli temas halinde olması gerektiğini belirten Çelik, sektörün sorunlarının Ankara'da da takipçisi olacağını söyledi.</p>
<h2>“Plastik sektörünün sesi daha güçlü çıkmalı”</h2>
<p>Toplantının açılışında konuşan SFA Grup Yönetim Kurulu Başkanı Safa Yaşar Çelik ise plastik sektörünün ortak sorunlarına dikkat çekerek, sektörün daha güçlü temsil edilmesi gerektiğini söyledi. Son aylarda gerçekleştirdikleri firma ziyaretlerinde benzer sorunlarla karşılaştıklarını belirten Çelik, üreticilerin beklentilerini ortak akılla çözebilecek bir temsil anlayışını hayata geçirmek istediklerini ifade etti. Toplantıda, plastik sektörünün yeşil dönüşüm süreci, geri dönüşüm yatırımları, ihracatın artırılması ve küresel rekabet gücünün korunmasına yönelik iş birliğinin önemine de dikkat çekildi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4259b995c48-1782733241.jpeg" alt="" width="662" height="865" /></p>
<h2>“Sanayicinin gündeminde maliyet ve finansman var”</h2>
<p>Poliner Plastik Ambalaj ve Geri Dönüşüm Genel Müdürü Eyüp Görgülü de plastik sektörünün mevcut üretim koşullarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Artan enerji fiyatları, yükselen işçilik maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve hammadde maliyetlerindeki dalgalanmaların üreticiler üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu belirten Görgülü, birçok işletmenin bugün kârlılığı değil üretimi sürdürebilmeyi öncelik haline getirdiğini söyledi. Buna rağmen sektörün üretimden, ihracattan ve yatırım hedeflerinden vazgeçmediğini ifade eden Görgülü, rekabet gücünün korunabilmesi için maliyetleri düşürecek ve finansmana erişimi kolaylaştıracak destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/faruk-celik-kobiler-uretimin-ve-ihracatin-omurgasidir-82100</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/0/1280x720/6767-1782795560.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’da plastik sektörünün temsilcileri, üretimden ihracata uzanan sorunları ve çözüm önerilerini değerlendirmek üzere bir araya geldi. Toplantıda konuşan AK Parti Artvin Milletvekili Faruk Çelik, Türkiye ekonomisinin temel taşı olan KOBİ&#039;lerin daha güçlü desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Uzatılacak ilk el KOBİ&#039;lere uzatılmalıdır.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/golda-gida-halka-aciliyor-82109</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 14:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Golda Gıda halka arz ediliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Golda Gıda paylarının yüzde 35'lik bölümü Bera Holding AŞ tarafından halka arz edilecek.</p>
<p>Halka arzın detayları Bera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Şahin ve Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan'ın katılımıyla Bera Konya Otel'de düzenlenen basın toplantısında kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Toplantıda verilen bilgilere göre, Golda Gıda'nın çıkarılmış sermayesinin 200 milyon liradan 250 milyon liraya yükseltilmesi dolayısıyla 50 milyon lira nominal değerli paylar sermaye artırımı, 37 milyon 499 bin 998 lira nominal değerli paylar ise ortak satış olmak üzere toplam 87 milyon 499 bin 998 lira nominal değerli pay yatırımcılara sunulacak.</p>
<p>Pay başına 9,20 lira sabit fiyatla gerçekleşecek halka arzın büyüklüğünün yaklaşık 805 milyon lira, halka açıklık oranının ise yüzde 35 olması bekleniyor.</p>
<p>Katılım endeksine uygun olan Golda Gıda payları, Borsa İstanbul Ana Pazar'da GOLDA koduyla işlem görecek. Gedik Yatırım ve Misyon Yatırım Bankası liderliğinde gerçekleştirilecek halka arz kapsamında talep toplama, 1-2 Temmuz tarihlerinde Borsa İstanbul Birincil Piyasa'da "Borsada Satış-Sabit Fiyatla Talep Toplama ve Satış" yöntemiyle yapılacak.</p>
<p>Bera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Şahin, toplantıda yaptığı açıklamada, Golda Gıda'nın 2012 yılından beri Borsa İstanbul'da işlem gören Bera Holding'in bağlı ortaklığı olduğunu belirterek, şöyle konuştu:</p>
<p>"Golda Gıda'nın halka arzını yalnızca şirketimiz açısından değil, bölgemiz açısından da önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Üretim kültürüyle öne çıkan bölgemizden sermaye piyasalarına katılan şirket sayısının artmasını son derece değerli buluyoruz. Bu halka arzla birlikte Golda Gıda, Karaman'ın ilk, Konya'nın ise dokuzuncu halka açık şirketi olacak."</p>
<p>Şahin, Bera Holding olarak, kurumsal yapısını güçlendiren, sürdürülebilir büyüme potansiyeline sahip şirketlerini sermaye piyasalarıyla buluşturmaya devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>"Kurumsal yapımızı daha da güçlendirecek şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızı ileri taşıyacağız"</strong></p>
<p>Golda Gıda Genel Müdürü Fatih Doğan da yaklaşık 30 yıldır kalite odaklı üretim anlayışıyla faaliyet gösterdiklerini söyledi.</p>
<p>Karaman'daki 1 milyon 78 bin metrekarelik entegre üretim alanında makarna, un, irmik, bakliyat, bisküvi ve gofret üretimi gerçekleştirdiklerini anlatan Doğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ürünlerimizi bugün 6 kıtada 60'tan fazla ülkeye ulaştırıyoruz. Ciromuzun yarıdan fazlasını, toplam ihracatımızın ise yaklaşık yüzde 76'sının makarnadan elde ediyoruz. Halka arzı şirketimizin yurt içi ve yurt dışındaki büyüme hedeflerini destekleyecek stratejik bir adım olarak görüyoruz. Kurumsal yapımızı daha da güçlendirecek şeffaflık ve hesap verebilirlik anlayışımızı ileri taşıyacağız. Güçlü üretim altyapımızı yeni yatırımlarla destekleyerek, hem üretim kapasitemizi hem de operasyonel verimliliğimizi artırmayı hedefliyoruz."</p>
<p><strong>"Kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında kullanılacak"</strong></p>
<p>Doğan, halka arzdan elde edilecek gelirin yüzde 50-60'lık bölümünü makarna, irmik, bakliyat ve bisküvi üretim hatlarına yönelik kapasite artışı ve modernizasyon yatırımlarında kullanacaklarını aktardı.</p>
<p>Kalan yüzde 40-50'lik bölümünü ise işletme sermayesinin güçlendirilmesinde değerlendirmeyi planladıklarını dile getiren Doğan, "Anadolu buğdayının kalitesini ve lezzetini daha geniş pazarlara ulaştırmayı hedefliyoruz. Bunun yanında katma değeri yüksek ürün gruplarına odaklanacak, ürün çeşitliliğimizi artıracak, yeni pazarlara açılırken mevcut ihracat pazarlarımızdaki etkinliğimizi de güçlendireceğiz." diye konuştu.</p>
<p>Şirketin finansal performansına ilişkin de bilgi veren Doğan, "2026 yılının ilk çeyreğinde hasılatımız 685 milyon lirayı aşarken özkaynaklarımız 3,9 milyar liraya ulaştı. Aynı dönemde brüt karımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 10 artışla yaklaşık 91 milyon lira olarak gerçekleşti. Halka arzdan sağlayacağımız kaynakla kapasite artışı, modernizasyon ve verimlilik yatırımlarımızı hızlandırarak rekabet gücümüzü daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi.</p>
<p>Sürdürülebilirliği uzun vadeli büyüme stratejisinin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Doğan, Sıfır Atık Belgesi, ISO 50001 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikası, kojenerasyon tesisi ve 1,8 megavat kurulu güce sahip güneş enerji santraliyle enerji verimliliğini artırmaya yönelik önemli yatırımlar gerçekleştirdiklerini söyledi.</p>
<p>Doğan, verimlilik ve kapasite artışını desteklemek amacıyla ilave güneş enerji santrali ve enerji depolama yatırımlarını da değerlendirdiklerini belirterek, çevreye ve topluma değer üreten sürdürülebilir üretim anlayışını geliştirmeye devam edeceklerini ifade etti.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/golda-gida-halka-aciliyor-82109</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/0/9/1280x720/785-1782740830.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bera Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haşim Şahin, &quot;Golda Gıda&#039;nın halka arzını yalnızca şirketimiz açısından değil, bölgemiz açısından da önemli bir gelişme olarak görüyoruz. Üretim kültürüyle öne çıkan bölgemizden sermaye piyasalarına katılan şirket sayısının artmasını son derece değerli buluyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekonomik-guven-yuzde-18-artti-82089</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 12:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomik güven yüzde 1,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait ekonomik güven endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mayısta 97,2 olan endeks, haziranda yüzde 1,8 yükselerek 98,9 değerine çıktı.</p>
<p>Tüketici güven endeksi, haziranda aylık bazda yüzde 2,5 artarak 87,9'a yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde reel kesim güven endeksi, yüzde 1 artışla 102 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Hizmet sektörü güven endeksi, yüzde 1,4 yükselişle 110,5 oldu.</p>
<p>Perakende ticaret sektörü güven endeksi, yüzde 0,3 artışla 112,8, inşaat sektörü güven endeksi yüzde 1,1 artarak 83 değerini aldı.</p>
<p>Ekonomik güven endeksinde yaklaşık son 5 yılın aylık verileri şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Aylar/Yıllar</td>
<td>2022</td>
<td>2023</td>
<td>2024</td>
<td>2025</td>
<td>2026</td>
</tr>
<tr>
<td>Ocak</td>
<td>102,6</td>
<td>99,9</td>
<td>99,6</td>
<td>99,7</td>
<td>99,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Şubat</td>
<td>99,7</td>
<td>99,4</td>
<td>99,2</td>
<td>99,2</td>
<td>100,7</td>
</tr>
<tr>
<td>Mart</td>
<td>96,6</td>
<td>99,3</td>
<td>100,4</td>
<td>100,8</td>
<td>97,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Nisan</td>
<td>96</td>
<td>102,8</td>
<td>99,3</td>
<td>96,5</td>
<td>96,4</td>
</tr>
<tr>
<td>Mayıs</td>
<td>98,3</td>
<td>104,2</td>
<td>98,4</td>
<td>96,5</td>
<td>97,2</td>
</tr>
<tr>
<td>Haziran</td>
<td>95</td>
<td>101,7</td>
<td>95,9</td>
<td>96,5</td>
<td>98,9</td>
</tr>
<tr>
<td>Temmuz</td>
<td>94,5</td>
<td>99,7</td>
<td>94,3</td>
<td>96,1</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ağustos</td>
<td>95,1</td>
<td>94,5</td>
<td>93,1</td>
<td>97,7</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Eylül</td>
<td>95,1</td>
<td>95,7</td>
<td>95</td>
<td>97,7</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Ekim</td>
<td>98</td>
<td>96,8</td>
<td>98,1</td>
<td>98</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Kasım</td>
<td>97,7</td>
<td>95,5</td>
<td>97,1</td>
<td>99,3</td>
<td> </td>
</tr>
<tr>
<td>Aralık</td>
<td>98,6</td>
<td>96,5</td>
<td>98,8</td>
<td>99,4</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ekonomik-guven-yuzde-18-artti-82089</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/6/1280x720/endeks-hesap-ekonomi-1755680031.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran ayı verilerine göre, ekonomik güven endeksi yüzde 1,8 artarak 98,9&#039;a yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tso-yesil-donusum-laboratuvari-kuruyor-82085</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sakarya TSO, Yeşil Dönüşüm Laboratuvarı kuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Sakarya sanayisi yeşil mutabakat, karbon ayak izi ölçümü ve sürdürülebilir üretim sürecine hazırlanıyor.</p>
<p>Konu ile ilgili olarak bilgiler veren Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, KOBİ’leri bu sürece dahil etmek amacıyla Greenshift projesi kapsamında ‘Yeşil Dönüşüm Laboratuvarı’ kuracaklarını söyledi.</p>
<p>Bu konudaki proje çalışmalarının 15 Ocak itibarıyla başladığını belirten Altuğ, şu bilgileri verdi: “Ticaretin yönünü yeşil standartların belirlediği bir dönemdeyiz. KOBİ’lerimizi bu sürece kanalize etmek amacıyla hayata geçirdiğimiz, Gaziantep sanayi odası ve Belçika Antwerp-Waasland Ticaret ve Sanayi Odası ortaklığıyla yürüttüğümüz Avrupa birliği destekli "Greenshift" projemizin çalışmalarında sona geldik. Bütçesi 145 bin avro. Avrupa birliğinden 122 bin avro hibe aldık bu konuda. Projenin amacı; Sakarya sanayisini yeşil mutabakat, karbon ayak izi ölçümü ve sürdürülebilir üretim sürecine hazırlamak. Proje kapsamında odamız bünyesindeki 2 nolu toplantı salonunu bilgisayarlı bir yeşil dönüşüm laboratuvarı ve Kapasite Geliştirme Merkezi’ne dönüştürüyoruz. Ayrıca kuracağımız e-öğrenme platformu sayesinde enerji verimliliği ve AB mevzuatlarına uyum gibi dijital eğitimleri üyelerimizin erişimine açarak, salon sınırlarını aşan sürekli bir eğitim ağı oluşturacağız. Önümüzdeki süreçte yüz yüze eğitimler, birebir mentorluk, karbon ayak izi ölçümleri ve uluslararası firma eşleştirmelerini başlatıyoruz. Sanayimizin bu alandaki uzman personel ihtiyacını karşılamak için üniversiteli gençlerimize yönelik de kapasite geliştirme programları yürüteceğiz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sakarya-tso-yesil-donusum-laboratuvari-kuruyor-82085</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/5/1280x720/sakarya-tso-yesil-donusum-laboratuvari-kuruyor-1782722837.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Akgün Altuğ, KOBİ’leri karbon ayak izi ölçümü ve sürdürülebilir üretim sürecine dahil etmek için &quot;Yeşil Dönüşüm Laboratuvarı&quot; kuracaklarını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tobbdan-s-arabistan-odalar-federasyonu-ile-is-birligi-82084</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOBB&#039;dan S. Arabistan Odalar Federasyonu ile iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Suudi Arabistan Odalar Federasyonu (FSC) arasında İşbirliği Mutabakat Zaptı'na imzalar atıldı.</p>
<p>İslam Ticaret ve Kalkınma Odası toplantıları kapsamında 20 İslam ülkesinden oda temsilcilerinin katılımıyla TOBB Kabul Salonu’nda imza töreni ve gala yemeği düzenlendi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın katılımıyla gerçekleştirilen törende zapt, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile İslam Ticaret ve Kalkınma Odası ile FSC'nin Başkanı Abdullah Saleh Kamel tarafından imzalandı.</p>
<p>İki kuruluş arasındaki kurumsal işbirliğinin kapsamını ve çerçevesini belirleyen anlaşmayla Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin özel sektör boyutunda daha sistematik ve sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Hisarcıklıoğlu, törende yaptığı konuşmada, İslam ülkeleriyle her sektörde ticaret ve ortak yatırım yapabileceklerini söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin İtalya ile Çin arasındaki coğrafyada en büyük sanayi üretim kapasitesini kurmuş, en çok sanayi ürünü ihracatını yapan girişimci bir ülke olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Yüzde 95'i sanayi malı olan 12 bin 600 farklı ürünle, 200'den fazla ülkeye, yılda 275 milyar dolar ihracat yapıyoruz. Hizmet ihracatıyla bu rakam 400 milyar doları buluyor. İhracatımızın yüzde 60'ını, AB ve ABD'ye yapıyoruz. Bu da Türk ürünlerinin kalitesini, fiyat rekabetçiliğini ve tüketiciler açısından beğenildiğini gösteriyor. Sahip olduğumuz üretim kabiliyeti son derece çeşitlidir. Türkiye, rekabetçi bir biçimde üretebildiği ürün sayısı ve pazar çeşitliliği açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasındadır." dedi.</p>
<p>Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin ekonomik ve ticari gücünden örnekler vererek, şöyle konuştu:</p>
<p>"Türkiye'nin iş ve yatırımcı dostu ortamı küresel yatırımcıların ilgisini giderek daha fazla çekmektedir. Son 20 yıla baktığımızda Türkiye, 290 milyar dolardan fazla küresel yatırım çekmiştir. 2025'te Türkiye'ye gelen uluslararası doğrudan yatırım tutarı yüzde 12 artarak 13 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yatırımlar sadece üretim ve ticaretle de sınırlı değildir. Türkiye, aynı zamanda önemli bir teknoloji ve inovasyon merkezi konumundadır. 740'tan fazla global şirket Türkiye'deki teknoparklarda faaliyette bulunmaktadır."</p>
<p>Pek çok küresel yatırımcının Türkiye'yi, güvenli büyüme ve geleceğe yönelik yatırım amaçlı, cazip bir ülke olarak gördüğüne işaret eden Hisarcıklıoğlu, "İslam ülkelerindeki kardeşlerimiz açısından da Türkiye bir fırsattır. İslam ülkelerinin sermaye birikimleriyle Türk özel sektörünün üretim tecrübesini bir araya getirmeliyiz. Bu sinerjiyi ortaya çıkarabilirsek dünyanın en önde gelen gücü haline dönüşebiliriz. Bunu sağlayacak en önemli mekanizma da Şeyh Abdullah Kamel'in başkanlığını yaptığı İslam Ticaret ve Kalkınma Odasıdır. Burayı daha çok kullanmalı ve küresel vitrinde öne çıkarmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>"Ticaret ve yatırımları kısıtlayan engellerin kaldırılmasını savunmalıyız"</strong></p>
<p>Hisarcıklıoğlu, İslam ülkeleri arasında ticarette kısıtlama konulmaması gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bizler aynı zamanda ülkelerimizde reel sektörün ve girişimcilerin temsilcileriyiz. Kamuoyunu ve siyaseti etkileme imkanına sahibiz. Ülkelerimizde girişimcilik dostu bir ortamın kurulması, yeniliğin ve girişimciliğin teşviki, verimliliği artıracak ve adil bir rekabet ortamı tesis edecek yapısal reformların hayata geçirilmesi için hükümetlerimiz nezdinde lobi yapmalıyız. Ülkelerimiz arasında daha derin ticaret entegrasyonuna gidilmesini, aramızdaki ticaret ve yatırımları kısıtlayan engellerin kaldırılmasını savunmalıyız. Kuzey Afrika'dan Doğu Asya'ya kadar İslam ümmetinin entegrasyonunu ve işbirliğini hızlandırmanın yollarını aramalı ve hükümetlerimize bizler sunmalıyız. Böylelikle ve birlikte çalışarak milyonlarca Müslüman'a refah ve fırsat getirebiliriz."</p>
<p><strong>İş birliği alanları</strong></p>
<p>Mutabakat Zaptı kapsamında taraflar oda akreditasyon sistemleri konusunda deneyim paylaşımına giderek sektör meclisleri/konseyleri arasında iş birliği gerçekleştirecek. Ortak sektörel platformların oluşturulması, düşünce kuruluşları arasında işbirliği hedefleniyor. Ayrıca, TOBB ile FSC arasında Türkiye-Suudi Arabistan Ortak Oda Forumunun (TSCF) kurulması ve faaliyetlerinin desteklenmesi planlanıyor.</p>
<p>Taraflar bu işbirliğinin sağlanması amacıyla somut faaliyetleri, performans göstergelerini, sorumlu kurumları ve uygulama takvimini içeren ortak bir eylem planı hazırlayacak ve gerektiğinde güncelleyecek.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tobbdan-s-arabistan-odalar-federasyonu-ile-is-birligi-82084</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/4/1280x720/57-1782720826.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Suudi Arabistan Odalar Federasyonu ile imzalanan İşbirliği Mutabakat Zaptı hakkında açıklama yapan TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, &quot;İslam ülkelerinin sermaye birikimleriyle Türk özel sektörünün üretim tecrübesini bir araya getirmeliyiz. Bu sinerjiyi ortaya çıkarabilirsek dünyanın en önde gelen gücü haline dönüşebiliriz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kuveyt-turkten-kinali-malkara-otoyolu-projesine-105-milyon-euroluk-finansman-82098</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kuveyt Türk&#039;ten Kınalı-Malkara Otoyolu Projesi&#039;ne 105 milyon euroluk finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kuveyt Türk Finans Grubu, 1915 Çanakkale Köprüsü'nü de kapsayan Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi'nin önemli etaplarından biri olan Kınalı-Malkara Otoyoluna finansman sağladığını duyurdu.</p>
<p>Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi'nin önemli etaplarından biri olan Kınalı-Malkara Kesiminin, 107 kilometre otoyol ve 20 kilometre bağlantı yolu olmak üzere toplam 127 kilometre uzunluğundan oluştuğu bildirildi.</p>
<p>Proje, İstanbul-Edirne Otoyolu'nun Kınalı Kavşağı'ndan başlayarak Tekirdağ'ın kuzeyinden ilerleyecek, güneybatı yönünde devam ederek Şarköy'ün kuzeyinden geçip Malkara'da yapım çalışmaları tamamlanarak işletmeye açılan Malkara-Çanakkale Otoyolu'na bağlanacak.</p>
<p>Projenin tamamlanmasıyla İstanbul-Tekirdağ arasındaki ulaşım süresinin 1 saatin altına, İstanbul-Çanakkale arasındaki ulaşımın ise yaklaşık 2 saate düşmesi hedefleniyor. Ayrıca otoyolun, bölgedeki sanayi, ticaret ve lojistik faaliyetlerin gelişimine önemli katkılar sunması bekleniyor.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Kuveyt Türk Finans Grubu tarafından, toplam yatırım bedeli 1,76 milyar euro olan Kınalı-Malkara Otoyolu projesi kapsamında 105 milyon euro tutarında finansman desteği sağladı.</p>
<p>Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, Türkiye'nin kalkınma yolculuğuna katkı sunan stratejik projelerin finansmanında yer almayı yalnızca bankacılık faaliyetlerinin bir parçası olarak değil, aynı zamanda Türkiye'nin geleceğine yapılan bir yatırım olarak gördüklerini belirtti.</p>
<p>Uyan, Kınalı-Malkara Otoyolu'nun, Marmara Bölgesi'nin ulaşım altyapısını güçlendirecek, ticaret ve lojistik kapasitesini artıracak, bölgesel kalkınmaya ivme kazandıracak önemli bir proje niteliği taşıdığını vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kuveyt Türk olarak daha önce 1915 Çanakkale Köprüsü ve Malkara-Çanakkale Otoyolu'nun finansmanında da yer almıştık. Kuveyt Türk Finans Grubu olarak bugün de Kınalı-Malkara etabına sağladığımız toplamda 105 milyon euroluk finansmanla bu stratejik ulaşım koridorunun tamamlanmasına katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca finansman paketi kapsamında ana ortağımız Kuwait Finance House adına agent rolünü üstlenmemiz, proje finansmanı alanındaki uzmanlığımızın ve uluslararası işbirliklerindeki güçlü konumumuzun önemli bir göstergesi."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kuveyt-turkten-kinali-malkara-otoyolu-projesine-105-milyon-euroluk-finansman-82098</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/8/1280x720/ufuk-uyan-1782732173.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, &quot;Kuveyt Türk Finans Grubu olarak bugün de Kınalı-Malkara etabına sağladığımız toplamda 105 milyon euroluk finansmanla bu stratejik ulaşım koridorunun tamamlanmasına katkı sunmaktan memnuniyet duyuyoruz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-250-milyon-dolarlik-kaynak-temini-82090</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> VakıfBank&#039;tan 250 milyon dolarlık kaynak temini</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>VakıfBank'ın, Dünya Bankası Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) garantörlüğünde 250 milyon dolar tutarında yeni kaynak temin ettiği bildirildi.</p>
<p>MIGA garantisi altında JP Morgan'ın tek fonlayıcı banka olarak yer aldığı fonlamayla VakıfBank'ın, Dış Ticaret Finansman Garanti Programı kapsamında Türkiye'deki ticari bankalar arasında işlemi gerçekleştiren ilk banka olduğu açıklandı.</p>
<p>Banka açıklamasına göre, üç yıl vadeye kadar yenileme opsiyonu içeren ve yüzde 95 oranında MIGA garantörlüğü kapsamında yer alan 250 milyon dolar tutarındaki kaynak ile geri dönüşüm yoluyla yeniden üretilerek Türkiye'nin ihracatına katkı sağlayan hurda demir çelik ithalatının yanı sıra enerji verimliliğini artırmaya yönelik yenilenebilir enerji dış ticaret işlemlerinin finansmanı hedefleniyor. Sağlanan fonun, Türkiye'nin enerji dönüşümüne de katkı sunduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>"İhracat ve yenilenebilir enerjinin finansmanına destek sunmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Mart 2026'da Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) garantörlüğü altında 1,5 milyar euro tutarında 10 yıl vadeli fonlama sağlamalarının ardından bu kez Dünya Bankası Grubu bünyesindeki diğer kuruluş MIGA garantisi altında, önde gelen muhabir bankalarından JP Morgan aracılığıyla yeni bir kaynak temin ettiklerini belirtti.</p>
<p>Kalkınma odaklı değer bankacılığı vizyonları doğrultusunda, Türkiye'nin büyüme hedeflerine katkı sağlayacak ihracat ve yenilenebilir enerji odaklı alanların finansmanına destek sunmayı hedeflediklerini aktaran Arslan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Uluslararası fon stratejimizi oluştururken yalnızca yeni kaynak teminine odaklanmıyor, bir yandan farklı kuruluşlarla yeni ve güçlü iş birlikleri geliştirirken, diğer yandan katma değer üreten sektörlerde faaliyet gösteren firmalarımızı destekleyecek çözümler üzerine yoğunlaşıyoruz. Dünya Bankası Grubunun Türkiye'deki en büyük iş ortaklarından biri olarak, aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren MIGA ile de söz konusu iş birliğini hayata geçirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz."</p>
<p>Arslan, söz konusu işlemin Türkiye'deki ticari bankalar arasında MIGA garantörlüğü kapsamındaki ilk işlem olma özelliği taşıdığını aktararak, "Kalkınma odaklı değer bankacılığı vizyonu doğrultusunda, farklı yapılar altında Türkiye'nin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayacak çeşitli projelerde yer almaya devam edeceğiz. Bu önemli adımda emeği geçen MIGA ve JP Morgan ekiplerine bankamıza ve ülkemiz ekonomisine sağladıkları katkılar dolayısıyla teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasını destekliyor"</strong></p>
<p>MIGA Genel Müdürü Tsutomu Yamamoto, VakıfBank ve J.P. Morgan ile bu projede iş birliği yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını vurguladı.</p>
<p>Türkiye'nin dünyanın en büyük 10 çelik üreticisinden biri olup, üretiminin büyük kısmını geleneksel çelik üretim yöntemlerine kıyasla daha düşük enerji tüketimine sahip elektrik ark ocaklarında gerçekleştirdiğini kaydeden Yamamoto, "Türkiye'nin yenilenebilir enerji kapasitesini artırmaya yönelik güçlü hedefleri bulunuyor. Bu nedenle geri dönüştürülebilir çelik hurdası ile rüzgar türbinleri ve ilgili ekipmanların ithalatının finansmanı, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmasını desteklerken, kritik sektörlerde istihdam sağlanması ve korunması açısından da büyük önem taşıyor." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>JP Morgan Türkiye Genel Müdürü Mustafa Bağrıaçık da MIGA'nın Dış Ticaret Finansman Garanti Programı kapsamında VakıfBank'ın 250 milyon doları tutarındaki işleminde tek kreditör banka olarak görev almaktan memnuniyet duyduklarına değinerek, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"MIGA ve VakıfBank ile gerçekleştirdiğimiz bu işbirliği, uluslararası finansman aracılığıyla dış ticaretin desteklenmesine katkı sağlarken, Türkiye'deki müşterileri destekleme konusundaki taahhüdümüzü ve JP Morgan'ın küresel erişim ve uygulama gücünü bir kez daha ortaya koydu."</p>
<p>JP Morgan İhracat ve Kurum Finansmanı Küresel Başkanı Laura Galvin, Türkiye'nin ekonomik büyüme hedeflerine katkı sağlayacak ihracat ve yenilenebilir enerji odaklı sektörlerin finansmanını güçlendirmeye yönelik kilometre taşı niteliğindeki projede VakıfBank'ı desteklemekten memnuniyet duyduklarını, bankanın kalkınma odaklı değer bankacılığı stratejisini desteklemek amacıyla Dünya Bankası Grubu üyeleriyle işbirliklerini sürdürmeyi sabırsızlıkla beklediklerini aktardı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-250-milyon-dolarlik-kaynak-temini-82090</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/0/1280x720/osman-arslan-1782725789.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 250 milyon dolarlık kaynak hakkında açıklama yapan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, &quot;Uluslararası fon stratejimizi oluştururken yalnızca yeni kaynak teminine odaklanmıyor, bir yandan farklı kuruluşlarla yeni ve güçlü iş birlikleri geliştirirken, diğer yandan katma değer üreten sektörlerde faaliyet gösteren firmalarımızı destekleyecek çözümler üzerine yoğunlaşıyoruz. Dünya Bankası Grubunun Türkiye&#039;deki en büyük iş ortaklarından biri olarak, aynı grup bünyesinde faaliyet gösteren MIGA ile de söz konusu iş birliğini hayata geçirmekten büyük memnuniyet duyuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsada-aciga-satis-yasagi-kaldirildi-82082</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsada açığa satış yasağı kaldırıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da açığa satış yasağının kaldırılmasına karar verildi.</p>
<p>Borsa İstanbul'un Kamuyu Aydınlatma Platformu'nda (KAP) yaptığı açıklamada, "Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından 2 Mart-26 Haziran 2026 tarihleri arasında uygulanan tedbirlerin sona ermesiyle birlikte, Pay Piyasası'nda emir/işlem oranının 29 Haziran 2026 tarihinden itibaren yeniden 5/1 olarak uygulanmasına karar verilmiştir." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>SPK, 2 Mart'ta pay piyasalarında açığa satış işlemlerinin yasaklanmasına karar vermişti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/borsada-aciga-satis-yasagi-kaldirildi-82082</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul&#039;da açığa satış yasağı kaldırılırken, pay piyasasında emir/işlem oranının yeniden 5/1 olarak uygulanmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/biyoyakit-deniz-tasimaciliginda-daha-fazla-onem-kazanacak-82061</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biyoyakıt, deniz taşımacılığında daha fazla önem kazanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Deniz taşımacılığında kullanılan yakıt, sürdürülebilirlik ve yeşil ekonomi regülasyonlarıyla birlikte önemini gittikçe artıran konu başlıkları arasında yer alıyor. Sektörde fosil yakıtlara alternatif ürün geliştirme çalışmaları da hızlanıyor.</p>
<p>Bu kapsamda Arkas Bunker ve DB Tarımsal Enerji, denizcilikte biyoyakıt üzerine önemli bir etkinlik gerçekleştirdi. Sürdürülebilirlik konusunda yeni regülasyonlar özelinde biyoyakıtların öne çıkacağına işaret eden Arkas Bunker Genel Müdürü Seçkin Gül, “Filodaki gemilerin yaşı ve sistemlerini de göz önüne aldığımızda biyoyakıtların karbonsuzlaşmada Türk armatörleri için daha fazla önem kazanacağını öngörüyoruz” dedi. Biyoyakıtların gemilerde herhangi bir modifikasyona ihtiyaç duymadan armatörlerin karbonsuzlaşma hedefl erine ulaşmasına katkı sağlayacağına işaret eden Gül, “Kağıt üstünde bakıldığında fuel oil yakıtlar biyoyakıtlara nazaran daha düşük maliyetli olabilir. Ancak toplam maliyet açısından ele alındığında biyoyakıtlar fuel oil yakıtlara nazaran daha avantajlı. İki Avrupa limanı arasında gerçek rakamlar üzerinde yaptığımız bir deneyimde karbon vergileri de dahil edildiğinde biyoyakıtın kullanıldığı gemiyle proseslerini gerçekleştiren armatör ekstra 192 bin dolarlık bir maliyet avantajı elde ediyor. Ayrıca yapılan bu operasyonla birlikte 928 ton daha az karbon emsiyonu yakılmış oluyor. Biyoyakıtla fuel oil yakıtı salt yakıt fiyatıyla karşılaştırmak doğru değil tüm maliyetleri göz önünde bulundurmak gerekiyor” diye konuştu.</p>
<h2>“Biyoyakıta ilgi önümüzdeki dönemde artacak” </h2>
<p>Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Danışmanı Prof. Dr. Mustafa İnsel, Türk sahipli gemilerde LNG ve çevreci sistemlerle çalışan gemilerin çok sınırlı olduğunu söyledi. Türkiye’nin yapmış olduğu ticaretin yüzde 70’ini Avrupa bölgesine gerçekleştirdiğini kaydeden İnsel, “Karbonsuzlaşma konusu burada karşımıza çıkan en önemli unsur. Şu anda filomuza baktığımızda teknoloji dönüşümünü gerçekleştirmemiz mümkün değil. Metanol ise maliyeti nedeniyle henüz ülkemizde üretilmiyor, geriye biyodizel ve biyoyakıt kaldı. Bu alandaki talebin önümüzdeki dönemde artacağı öngörülüyor” şeklinde konuştu. Dünyadaki filonun yüzde 15’inin yeni regülasyonlara uyum konusunda önlem alması gerektiğini kaydeden İnsel, “Bu kesim ya yakıt değişimini ya da teknoloji değişimini konuşmak zorunda. Burada da metanol, LNG ve biyoyakıt gibi çevreci yakıtların ağırlığı daha fazla artacak” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“İzmir’deki tesisimizin 100 bin tonluk biyodizel üretim kapasitesi var”</span></h2>
<p>DB Tarımsal Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Borovalı, İzmir’deki tesislerini entegre biyorafineri tesisine dönüştürdüklerine dikkat çekerek, “Tesisimize giren 100 kilogramlık hammadde 100 kilogram olarak yeni ürüne dönüşüyor. En son dönüşemeyen kısmını ise biyogaza çevirip buradan enerji elde ederek üretim proseslerinde kullanıyoruz. Bunu ne kadar verimli yapabilirsek ürettiğimiz ürünün karbonsuzlaşma sertifikası o kadar yüksek değerde oluyor” dedi. Arkas’la birlikte önemli Ar-Ge çalışmaları yaptıklarına vurgu yapan Borovalı, “İzmir’deki tesisimizin yıllık olarak 100 bin tonluk biyodizel üretim kapasitesi var. Bunun dışında da 60 bin tonluk denizcilik yakıtı üretme kapasitesine sahibiz. Yeni ürünümüz gliserini de üretmeye başladık. Böylece ithal ikamesine de katkı sağlıyoruz” dedi. Borovalı, yaptıkları iyileştirmelerle tesislerinde karbonsuzlaşma oranını ise %93’ten %95’lere çıkarmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/biyoyakit-deniz-tasimaciliginda-daha-fazla-onem-kazanacak-82061</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ticaret-ihracat-gemi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Arkas Bunker Genel Müdürü Seçkin Gül, toplam maliyet açısından ele alındığında biyoyakıtların fuel oil yakıtlara nazaran daha avantajlı olduğunu ifade etti. Gül, iki Avrupa limanı arasında biyoyakıt kullanan bir geminin aynı mesafede fuel oil kullanan bir gemiye nazaran armatöre 192 bin dolar maliyet avantajı sağladığını söyledi.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ticaret-anlasmalari-artik-sadece-ticaretle-ilgili-degil-82059</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ticaret anlaşmaları artık sadece ticaretle ilgili değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dünya imalat sanayisinin önemli bir kısmını elinde bulunduran Çin, elektrikli araçlardan güneş panellerine, bataryalardan kritik minerallere kadar pek çok stratejik sektörde baskın konumda. Bu nedenle günümüz rekabeti yalnızca askeri veya siyasi değil; aynı zamanda teknolojik ve ekonomik bir rekabet niteliği taşıyor.</strong></p>
<p>Küresel ekonomi son 30 yılda büyük ölçüde serbest ticaret anlayışı üzerine inşa edildi. Ülkeler gümrük vergilerini düşürdü, şirketler üretimlerini maliyet avantajı sunan bölgelere taşıdı ve küresel değer zincirleri dünya ekonomisinin temel omurgası haline geldi. Ancak bugün içinde bulunduğumuz uluslararası ortam, bu modelin ciddi bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. Artık ticaret politikaları yalnızca ekonomik verimlilik veya pazar erişimi üzerinden şekillenmiyor; teknoloji, güvenlik ve jeopolitik rekabet de en az ekonomi kadar belirleyici hale geliyor.</p>
<p>Hinrich Foundation tarafından yayımlanan “Trade Deals in a Geopolitically Convoluted Era” başlıklı rapor, tam da bu dönüşüme dikkat çekiyor. Raporun temel tezi oldukça net: Günümüz dünyasında ticaret anlaşmaları artık sadece ticaret anlaşması değil. Bunlar aynı zamanda teknoloji paylaşımını, kritik tedarik zincirlerini, veri akışlarını ve ekonomik güvenliği düzenleyen stratejik araçlara dönüşüyor.</p>
<p><strong>Çin, küresel ticaret sisteminin </strong><strong>tam merkezinde ekonomik bir güç</strong></p>
<p>Bu tespit, son yıllarda yaşanan gelişmeler dikkate alındığında oldukça isabetli. COVID-19 pandemisi sırasında maske, ilaç ve tıbbi ekipman tedarikinde yaşanan sorunlar, küresel değer zincirlerinin ne kadar kırılgan olabileceğini ortaya koydu. Ardından gelen yarı iletken krizi, otomotivden elektroniğe kadar birçok sektörde üretimi aksattı. Rusya-Ukrayna savaşı ise enerji arz güvenliğinin ekonomik güvenlikten ayrı düşünülemeyeceğini gösterdi. Tüm bu gelişmeler, devletleri maliyet odaklı küreselleşme anlayışından uzaklaştırarak daha dayanıklı ve güvenilir tedarik ağları kurmaya yöneltti.</p>
<p>Bu dönüşümün merkezinde ise Çin yer alıyor. Soğuk Savaş dönemindeki Sovyetler Birliği’nden farklı olarak Çin, küresel ticaret sisteminin dışında değil, tam merkezinde bulunan bir ekonomik güç. Dünya imalat sanayisinin önemli bir kısmını elinde bulunduran Çin, elektrikli araçlardan güneş panellerine, bataryalardan kritik minerallere kadar pek çok stratejik sektörde baskın konumda. Bu nedenle günümüz rekabeti yalnızca askeri veya siyasi değil; aynı zamanda teknolojik ve ekonomik bir rekabet niteliği taşıyor.</p>
<p>Raporun dikkat çekici yönlerinden biri de mevcut serbest ticaret anlaşmalarının artık yeni ekonomik gerçekliği karşılamakta yetersiz kaldığını ortaya koyması. Geleneksel anlaşmalar esas olarak tarifelerin düşürülmesi ve pazar erişiminin artırılması üzerine kuruluydu. Oysa bugün ülkeler yapay zekâ, yarı iletkenler, kuantum teknolojileri, kritik hammaddeler ve veri yönetişimi gibi alanlarda rekabet ediyor. Bu alanlarda başarıyı belirleyen unsur gümrük vergilerinin seviyesi değil; teknoloji geliştirme kapasitesi, Ar-Ge yatırımları ve güvenilir ortaklık ağları.</p>
<p>Bu nedenle rapor, klasik serbest ticaret anlaşmalarının ötesine geçen “Stratejik Tekno-Ekonomik Anlaşmalar” modelini öneriyor. Bu yaklaşım, benzer ekonomik ve siyasi değerlere sahip ülkelerin stratejik sektörlerde ortak yatırım yapmasını, araştırma geliştirme faaliyetlerini koordine etmesini ve kritik teknolojilerde ortak standartlar oluşturmasını öngörüyor. Başka bir ifadeyle ticaret anlaşmaları artık yalnızca malların dolaşımını değil, teknolojik kapasitenin paylaşımını ve ekonomik güvenliğin güçlendirilmesini de kapsamalı.</p>
<p>Aslında dünya bu yöne doğru ilerlemeye başlamış durumda. ABD’nin yarı iletken üretimini güçlendirmeyi amaçlayan CHIPS and Science Act programı, Avrupa Birliği’nin ekonomik güvenlik stratejisi, kritik hammaddelere yönelik yeni ortaklık girişimleri ve Hint-Pasifik bölgesinde oluşturulan ekonomik iş birliği mekanizmaları bunun en somut örnekleri arasında yer alıyor. Son yıllarda sıkça duyulan “friend-shoring” ve “ally-shoring” kavramları da şirketlerin ve devletlerin üretim ağlarını artık sadece maliyet kriterine göre değil, siyasi güvenilirlik kriterine göre de şekillendirdiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Türkiye, önemli fırsatlar </strong><strong>yakalayabilecek ülkeler arasında</strong></p>
<p>Bu yeni tablo Türkiye açısından da önemli sonuçlar doğuruyor. Türkiye, Avrupa ile Gümrük Birliği ilişkisi, NATO üyeliği, gelişen savunma sanayisi ve stratejik coğrafi konumu sayesinde yeni dönemde önemli fırsatlar yakalayabilecek ülkeler arasında bulunuyor. Ancak bunun için yalnızca geleneksel ihracat kapasitesine değil, yüksek teknoloji üretimine, dijital dönüşüme ve kritik sektörlerde uluslararası entegrasyona da odaklanılması gerekiyor. Geleceğin ticaret düzeninde avantaj sağlayacak olan ülkeler, sadece mal üretenler değil; teknoloji geliştiren, veri yöneten ve stratejik tedarik ağlarının parçası haline gelen ülkeler olacak.</p>
<p>Bugün gelinen noktada küreselleşmenin sona erdiğini söylemek doğru değil. Ancak küreselleşmenin niteliğinin değiştiği açık. Dünya ekonomisi tamamen korumacılığa yönelmiyor; aksine daha seçici, daha stratejik ve daha güvenlik odaklı bir entegrasyon modeline evriliyor. Ticaret anlaşmaları da bu dönüşümün merkezinde yer alıyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde uluslararası ekonomik ilişkileri belirleyecek temel soru, ülkelerin ne kadar ticaret yaptığı değil; bu ticareti kimlerle, hangi teknolojiler üzerinden ve hangi stratejik amaçlarla gerçekleştirdiği olacak. Ticaret artık yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda jeopolitik gücün ve teknolojik rekabetin en önemli araçlarından biri. Bu nedenle geleceğin ticaret anlaşmalarını anlamak, geleceğin dünya düzenini anlamakla eş anlamlı hale gelmiş durumda.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ticaret-anlasmalari-artik-sadece-ticaretle-ilgili-degil-82059</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret anlaşmaları artık sadece ticaretle ilgili değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hizmet-ihracatinda-sirketlesmemeli-mi-82057</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet ihracatında şirketleşme(me)li mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>30 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 11257 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile yurt dışına verilen yazılım, mühendislik, tasarım, veri işleme, veri analizi, çağrı merkezi, eğitim ve sağlık gibi hizmetlerden elde edilen kazançlarda uygulanan indirim oranı %100’e çıkarıldı. Düzenleme, 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren başlayan vergilendirme dönemlerine ilişkin gelir ve kazançlara uygulanıyor.</p>
<p>İlk bakışta oldukça olumlu bir adım. Türkiye’de üretilen yazılımın, mühendisliğin, tasarımın ve nitelikli hizmetin yurt dışına satılması hem döviz kazandırıcı bir faaliyet hem de yüksek katma değerli ihracat anlamına geliyor.</p>
<p>Ancak düzenlemenin gelir vergisi mükellefleri ile kurumlar vergisi mükellefleri üzerindeki fiili etkisi aynı değil. Aynı hizmeti yurt dışındaki müşteriye veren bir şahıs işletmesi ile bir sermaye şirketi, beyanname sonunda farklı vergi sonuçlarıyla karşılaşabiliyor.</p>
<p><strong>Aynı teşvik, farklı vergi yükü</strong></p>
<p>Şöyle ki; Gelir Vergisi Kanunu’nun 89/13. maddesi kapsamında faaliyet gösteren bir serbest meslek erbabı ya da şahıs işletmesi, şartları sağladığında bu kazancın tamamını yıllık beyannamesinde indirebiliyor. Gelir vergisi mükellefleri için ayrıca bir “asgari gelir vergisi” uygulaması bulunmadığından, bu kazanç üzerinden fiilen gelir vergisi doğmayabiliyor.</p>
<p>Aynı iş limited veya anonim şirket bünyesinde yapıldığında ise tablo değişiyor. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 10/1-ğ maddesindeki indirim oranı da %100. Yani kazanç, normal kurumlar vergisi matrahından indirilebiliyor. Fakat kurumlar vergisi mükellefleri açısından devreye giren önemli bir uygulama var: yurt içi asgari kurumlar vergisi.</p>
<p>Bu uygulama, hesaplanan kurumlar vergisinin, indirim ve istisnalar düşülmeden önceki kurum kazancının %10’unun altına inmesini engelliyor. Kritik nokta şu: yurt dışına verilen yazılım, mühendislik, eğitim ve sağlık hizmetleri kazanç indirimi, asgari kurumlar vergisi matrahından düşülebilecek indirimler arasında yer almıyor. Genel Tebliğ ve GİB rehberi bu indirimi açıkça “asgari kurumlar vergisi matrahından düşülemeyecek” indirimler arasında sayıyor.</p>
<p>Sayıyla bakalım.</p>
<p>Yurt dışındaki bir müşteriye yazılım hizmeti veren iki mükellef düşünelim. Biri şahıs işletmesi, diğeri limited şirket olsun. İkisi de 10 milyon TL kazanç elde etsin ve indirim şartlarını eksiksiz sağlasın.</p>
<p>Şahıs işletmesi, kazancın tamamını beyannamesinde indirdiğinde bu kazanç üzerinden fiilen gelir vergisi ödemeyebilir.</p>
<p>Limited şirket ise aynı kazancı kurumlar vergisi matrahından tamamen indirse dahi, asgari kurumlar vergisi nedeniyle yaklaşık 1 milyon TL, yani kazancın %10’u kadar vergiyle karşılaşabilir. Burada örneğin, asgari kurumlar vergisine tabi olan ve ilk defa faaliyete başlayan kurumlara tanınan üç hesap dönemlik kapsam dışı kalma süresinden yararlanmayan bir şirket üzerinden kurulduğunu özellikle belirtmek gerekir.</p>
<p>İhracata özgü 5 puanlık kurumlar vergisi indirimi de bu sonucu değiştirmiyor. Çünkü kazancın tamamı KVK 10/1-ğ kapsamında indirildiğinde normal kurumlar vergisi matrahı kalmıyor; dolayısıyla 5 puanlık oran indiriminin asgari vergiye mahsup edilecek fiili bir etkisi de doğmuyor.</p>
<p><strong>Asgari kurumlar vergisi </strong><strong>şirketleşmeyi zorluyor</strong></p>
<p>Burada eleştirdiğim husus teşvikin kendisi değil. Hizmet ihracatında %100 indirim son derece yerinde bir adım. Sorun, aynı teşvikin mükellefin hukuki formuna göre farklı sonuç doğurması.</p>
<p>Vergi sistemi, bir faaliyetin hangi hukuki yapı altında yürütüleceği konusunda mümkün olduğunca tarafsız olmalıdır. Mükellefi “şahıs kalırsan avantajlısın, şirketleşirsen asgari vergi ödersin” noktasına sürüklememelidir. Oysa mevcut tablo, özellikle belirli hizmet ihracatı faaliyetlerinde tam da bu sonucu doğurmaktadır.</p>
<p>Bu yapı; yazılım, dijital hizmet, mühendislik, veri analizi, tasarım ve danışmanlık alanlarında faaliyet gösteren profesyonellerin şirketleşme kararını olumsuz etkileyebilir. Oysa şirketleşme yalnızca bir vergi tercihi değildir. Kurumsal yönetim, istihdam yaratma, yatırım alabilme, yabancı müşterilerle daha güçlü sözleşme ilişkisi kurabilme, marka değeri oluşturma ve denetlenebilir bir mali yapı için şirketleşme önemli bir aşamadır.</p>
<p>Türkiye’nin ihtiyacı da bireysel ölçekte kalan hizmet üreticilerinden ziyade, büyüyebilen, kurumsallaşabilen ve ihracat kapasitesi yüksek hizmet şirketlerinin çoğalmasıdır. Vergi sisteminin bu süreci teşvik etmesi gerekirken, dolaylı biçimde zorlaştırmaması gerekir.</p>
<p><strong>Teşvikte hukuki </strong><strong>tarafsızlık sağlanmalı</strong></p>
<p>Çözüm, “gelir vergisi mükelleflerine de asgari vergi getirilsin” demek değildir. Böyle bir yaklaşım, teşvikin amacını zayıflatır. Doğru olan, şahıs işletmesinin avantajını kısmak değil, şirketleşmiş yapı üzerindeki uyumsuzluğu gidermektir.</p>
<p>Kanaatimce en makul çözüm, KVK 10/1-ğ kapsamındaki hizmet ihracatı kazanç indiriminin, yurt içi asgari kurumlar vergisi matrahından düşülebilecek indirimler arasına alınmasıdır. Böylece yurt dışına yüksek katma değerli hizmet satan mükellef, şahıs işletmesi de olsa sermaye şirketi de olsa aynı teşvikten aynı ölçüde yararlanır. Vergi sistemi de organizasyon tercihini bozucu bir etki yaratmaz.</p>
<p>Bir vergi teşvikinin başarısı, yalnızca kanunda yazan oranla ölçülmez. Asıl ölçü, bu teşvikin mükellefin beyannamesinde ve kasasında doğurduğu sonuçtur.</p>
<p>Bugün hizmet ihracatında %100 indirim var; ancak şirketleşen mükellef açısından bu indirim her zaman %100 etki doğurmuyor. İyi niyetli ve doğru yönde atılmış bir teşvikin, “şirketleşmeyene daha avantajlı” bir sonuca dönüşmemesi için, hukuki forma göre farklılaşan bu yapının bir an önce giderilmesi gerekir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hizmet-ihracatinda-sirketlesmemeli-mi-82057</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hizmet ihracatında şirketleşme(me)li mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-turk-lirasi-risk-alanlari-ve-temel-sorular-82056</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dijital Türk Lirası: Risk alanları ve temel sorular</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Paranın dijital kimlik kazanması, yalnızca teknik bir altyapı değişimi değil; ticaretin, şirket yönetiminin ve sözleşme özgürlüğünün kurallarını baştan yazan ekonomik bir devrim niteliği taşıyor. Merkez Bankası öncülüğünde yürütülen Dijital Türk Lirası (DTL) projesi, hız, düşük işlem maliyeti, şeffaflık ve finansal kapsayıcılık gibi vaatleriyle iş dünyası için heyecan verici bir geleceğin kapısını aralıyor. Ancak bu değişimi doğru okumak, yasal yükümlülüklere uyumun ötesinde kurumsal risk yönetimini ve ticari sırların korunmasını da kapsayan bütüncül bir perspektif gerektiriyor. Bu nedenle dijital para konulu yazı dizimiz kapsamında, bu defa dijital paranın risklerinden bahsedeceğiz.</p>
<p>Önceki yazılarımızda değindiğimiz üzere, Merkez Bankası Dijital Parası (CBDC) sistemlerinin en belirgin özelliği işlemlerin izlenebilirliği ve kayıt altına alınma kapasitesidir. Geleneksel paranın anonimliğinin ortadan kalkmasıyla DTL üzerinden gerçekleşen her işlem izlenebilir hâle geliyor; bu durum, tedarik zinciri ödemelerinden müşteri harcama alışkanlıklarına kadar devasa bir ticari veri havuzu oluşturuyor. Söz konusu izlenebilirlik, devletlere kayıt dışı ekonomi ve mali suçlarla mücadelede ciddi avantajlar sağlarken bireyler açısından sürekli gözetim altında olma hissini beraberinde getiriyor.</p>
<p>Kişisel verilerin korunması açısından, bireylerin harcama alışkanlıkları, finansal davranışları ve işlem geçmişlerine ilişkin verilerin bu dijital sistemde nasıl işleneceği ve hangi ölçüde anonimleştirileceği önemli bir soru olarak öne çıkıyor. Bu verilerin kapsamı ve erişim sınırları, Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde açık, sınırlı ve ölçülü şekilde belirlenmediği takdirde finansal mahremiyet bakımından ciddi tartışmalar gündeme gelebilir.</p>
<p>Öte yandan şirketler bakımından risk alanı daha farklı bir çerçevede ortaya çıkıyor. Dijital para altyapısında oluşabilecek veri sızıntıları veya yetkisiz erişimler, ticari sırların, stratejik yatırım planlarının ve müşteri portföylerine ilişkin bilgilerin ifşası riskini doğurabilir.</p>
<p>Veri minimizasyonunun tasarım aşamasında gözetilmemesi, rekabet avantajlarının siber ortama sızması riskini doğurabileceğinden, CBDC altyapılarının “kontrollü anonimlik” ve “amaçla sınırlılık” ilkeleriyle uyumlu biçimde tasarlanması gerekiyor.</p>
<p>Dijital ayak izlerinin belirginleşmesi devletlere muazzam bir denetim gücü veriyor: DTL ile şüpheli işlemlerin tespiti hızlanacak, belirli eşik değerler aşıldığında otomatik uyarı sistemleri devreye girebilecek. Ancak veri paylaşım sınırlarının hukuken net çizilmediği bir ortamda meşru ticari işlemler bile algoritmik işaretlere takılarak dondurulabilir. Suçla mücadele ile bireysel özgürlükler arasındaki denge, dijital para sistemlerinin başarısını doğrudan belirleyecek.</p>
<p>Ekonomik güvenliğin temeli olan mülkiyet hakkı da dijitalleşmeden etkileniyor. Dijital para, merkezi veya yarı merkezi sistemler üzerinde tanımlanan veri kayıtlarından ibaret olduğu için teknik arızalar ya da erişim sorunları gibi durumlarda bireylerin dijital varlıklarına erişimi kesintiye uğrayabilir. Ayrıca DTL’nin kanun düzeyinde net bir hukuki statüye kavuşturulmaması, ticari ihtilaflarda, icra-iflas süreçlerinde ve şirket tasfiyelerinde dijital cüzdanlardaki varlıklara nasıl müdahale edileceğini belirsiz bırakıyor. Bu belirsizlik, uzun vadeli ticari planlamayı güçleştirebileceği gibi anayasal mülkiyet güvencesinin kapsamı konusunda da ciddi sorular doğuruyor.</p>
<p>Siber güvenlik boyutu DTL’nin en kritik risk alanlarından birini oluşturuyor. Dijital bir para sistemine geçiş, bu sistemin siber saldırılar için cazip bir hedef olması anlamına geliyor. CBDC altyapılarının merkezi veya dağıtık yapısına yönelik saldırılar ciddi finansal aksaklıklara yol açabilecek; bu nedenle sistem güvenliğinin sürekli güncellenmesi gerekliliği kaçınılmaz olacak. Nitekim Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından yayımlanan Bilgi ve İletişim Güvenliği Rehberi, kritik altyapılarda veri güvenliği, erişim kontrolü, sızma testleri ve olay müdahale süreçlerinin zorunlu tutulması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.</p>
<p>Bu çerçevede dijital para sistemlerinin yalnızca teknolojik açıdan değil, aynı zamanda yönetişimsel açıdan da güçlü olması gerekiyor. CBDC’lerin bir ödeme aracının ötesinde kamu politikası aracı olarak da işlev gördüğü giderek kabul görüyor; dolayısıyla veri yönetimi, denetim ve güvenlik boyutlarıyla bütüncül biçimde ele alınmaları zorunlu.</p>
<p>DTL, finansal sistemin dönüşümünde önemli bir kilometre taşı olma potansiyeli taşısa da bu yeni para formunun toplum tarafından benimsenmesinin ön koşulu işlem izlenebilirliği, veri mahremiyeti, mülkiyet hakkı ve siber güvenlik alanlarındaki risklerin doğru yönetilmesi olacak. Dijitalleşmenin sunduğu fırsatlarla bireysel hak ve özgürlüklerin korunması arasındaki denge ise sürecin seyrini belirleyen en kritik unsur olmaya devam edecek.</p>
<p><strong>Stj. Av. Deniz Onuk’un katkılarıyla</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dijital-turk-lirasi-risk-alanlari-ve-temel-sorular-82056</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dijital Türk Lirası: Risk alanları ve temel sorular ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/satisin-sonrasinda-82055</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Satışın sonrasında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yaşlanan park, kısa vadede nakit akışını desteklerken uzun vadede elektrikli araç yetkinliği rekabet avantajı oluşturacak. Yeni nesil müşteri deneyimi, ikame araç adedi, parça temin süresi ve ilk temasta çözüm oranı gibi KPI’larla yönetilen bir mühendislik disiplinine dönüşüyor.</strong></p>
<p>Otomotivde satış sonrası hizmetler, artık markaların kârlılığını ve müşteri sadakatini belirleyen stratejik bir teknoloji işine dönüşüyor. Tedarik zinciri direnci, batarya ekonomisi, veri yönetimi, bağımsız pazarın kurumsallaşması gibi başlıkların arasında servis sayıları kadar operasyonel derinlik de çok önemli. Ülkemizdeki 24 milyonluk araç parkının %41’inin 16 yaş üzerinde olduğu ve pazar hacminin 9 milyar Euro’ya ulaştığı bu ekosistemde Tofaş’ın 7 markayı tek çatı altında yönetme pratiği, sektörün geleceğine dair iyi bir referans oluşturuyor.</p>
<p>Öncelikle Tofaş tüm markalarını kapsayan tedarik zincirindeki yerlilik oranlarına bakalım… Fiat tarafında Opar ile %67 yerli parça maliyet avantajıyla kullanılırken, ithal Stellantis markalarında bu oran %10’da kalıyor ve parçaların %90’ı Mopar üzerinden olası küresel tedarik riskleriyle sağlanıyor. Bağımsız pazarda ise Eurorepar’ın %50 yerlilikle dengeli bir model izlemesi, fiyat hassasiyeti yüksek pazarda rekabetçiliği koruyor. Aylık 2 milyon parçanın 38 bölgesel depodan dağıtılması ve anlık karşılama oranının %87 seviyesinde tutulması, ölçek ekonomisinin kaliteden ödün vermeden uygulanabildiğini gösteriyor.</p>
<p>Elektrifikasyon sürecinde de yatırımların kademeli bir yetkilendirme modeliyle optimize edilirken; periyodik bakım yapabilen 319 servis arasında batarya değişim yetkinliği, 130’u TSE K646 standardında sertifikalı 211 servisle sınırlı tutuluyor ve güvenliğin hızdan önce geldiği işaret ediliyor.</p>
<p>Batarya ekonomisinde garanti sonrasında bataryaların değiştirilmesi yerine tamir edilmesinin avantajlı maliyet oluşturacağı dolaşımsal ekonomi modeli benimseniyor; henüz garantisi dolmamış bir pazarda bile uzun vadeli maliyet yönetiminin şimdiden planlandığını gösteriyor.</p>
<p><strong>Merkez artık, uçtan uca ekosistemin </strong><strong>satış hub’ı olarak çalışıyor</strong></p>
<p>Klasik çağrı merkezi anlayışının ötesinde de Bursa’da 180 kişilik uzman ekiple yılda 600 bin temas, iç kaynakla yönetiliyor. Veri güvenliği ve çözüm hızı, müşteri deneyimi yönetiminde bir çözüm ve gelir merkezi oluşturmuş. Merkez artık sadece şikayet kaydı almıyor; sigorta, yedek parça ve leasing dahil uçtan uca ekosistemin satış hub’ı olarak çalışıyor. Mobilite kesintisizliği vaadindeyse; 2 bin araçlık ikame filosunun finansman maliyetlerinin tamamı merkez tarafından karşılanırken; bayilerin sadece işletim maliyetini üstlendiği bu hibrit modelde, ikame hizmeti bayilere yük olmaktan çıkarılıp standart bir deneyim bileşeni haline getirilmiş.</p>
<p>Katma değerli ürün portföyü, toplam sahip olma maliyetini optimize ederek müşteriyi ekosistemde tutmayı hedefliyor. Kasko oranının %30 seviyesinde olması Hasar Koruma Paketi’ni hem risk yönetimi hem de fırsat aracına dönüştürüyor. CareMagic markasıyla araç koruma hizmetlerinin fabrika testlerinden geçmiş ürünlerle standartlaştırılması, gri bölgeyi kurumsallaştırma hamlesi olarak okunuyor. Garanti sonrası sadakat oranları, bu stratejilerin başarısını ölçen en kritik metrik; 10 yaşındaki parkın %45’inin hala yetkili servislere gelmesi sektör ortalamasının çok üzerinde bir elde tutma performansına işaret… Ancak bu sadakat, hızlı satış büyümesi nedeniyle kapasite baskısı yaratıyor. Geçen yıldan bu yana 200 bin adet üzerinde ek kapasite yaratılması ve lift sayısının 2.700’e çıkarılması, sistemin sürekli iyileştirme döngüsünde olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Eurorepar, yetkili servislerin dışında </strong><strong>kurumsal bir alternatif yaratacak</strong></p>
<p>Bağımsız pazar tarafındaysa yetkili ağın dışında kalan parkı yakalamak için büyüyen Eurorepar’ın 4 yılda servis girişini 70 binden 250 bine yükseltmesi ve cirosunu 8 kat artırması, markasız pazardaki talebin boyutunu hatırlatıyor. 2026 sonuna kadar 450’yi aşacak nokta hedefi, yetkili servislerin dışında kurumsal bir alternatif yaratacak.</p>
<p>İnsan kaynağında Tofaş Akademi çatısı altında hibrit metodolojilerle yeni nesil teknisyenlerin yetiştirilmesi, emekli usta kuşağın yarattığı deneyim boşluğunu kapatabilir. Jeopolitik risklerde tedarikçi çeşitlendirmesine gidilmesi de, proaktif bir zincir yönetimi zekâsı...</p>
<p>Satış sonrası hizmetlerin markaların değer önermesinin merkezine yerleştirilmesi, yeterli olmayan fiziksel altyapıdan farklılaşmanın müşteri verisi ve tahminleyici bakım algoritmalarının entegrasyonuna ilerletilmesi gibi… Yaşlanan park, kısa vadede nakit akışını desteklerken uzun vadede elektrikli araç yetkinliği rekabet avantajı oluşturacak. Yeni nesil müşteri deneyimi, ikame araç adedi, parça temin süresi ve ilk temasta çözüm oranı gibi KPI’larla yönetilen bir mühendislik disiplinine dönüşüyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/satisin-sonrasinda-82055</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Satışın sonrasında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/10-soruda-2026-model-varlik-barisi-82052</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 soruda 2026 model varlık barışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Av. Dr. Burak Aslanpınar </strong></p>
<p><strong>Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de sahip olduğu ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bankalara veya aracı kurumlara bildirilebilecek. Mükelleflerin ayrıca vergi dairesine bildirim yapması gerekmiyor.</strong></p>
<p>Yeni varlık barışı, 4 Haziran 2026 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile yürürlüğe girdi. Düzenleme ile yurt dışında veya Türkiye’de bulunan bazı varlıkların ekonomiye kazandırılması amaçlanıyor. Bunun yanında, varlık barışına dahil olmak vergi incelemesi bakımından “çifte koruma” sağlıyor.</p>
<p>Bu çifte korumanın ilki, bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacak olması.</p>
<p>İkincisi ise bildirilen varlıklar dışındaki diğer nedenlerle başlayan vergi incelemeleri veya takdire sevk işlemleri dolayısıyla bulunacak matrah farkı hakkında bildirilen varlık değeri kadar gelir veya kurumlar vergisi ile katma değer vergisi yönünden tarhiyat yapılmayacak olması. En çok sorulan ve önem arz eden 10 soru:</p>
<p><strong>1- Varlık Barışı’ndan kimler yararlanabilir?</strong></p>
<p>Varlık barışından yararlanabilecekler kimlerdir sorusuna kısaca “herkes” şeklinde cevap verilebilir. Kanundaki ifadesiyle şu şekil üçlü bir ayrım yapılabilir:</p>
<p><strong>-</strong> Yurt dışında varlıkları bulunan gerçek ve tüzel kişiler,</p>
<p><strong>-</strong> Türkiye’deki gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri (kayıtlarında olmayan varlıkları bakımından),</p>
<p><strong>-</strong> Gelir ve kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan ve yurt içinde varlıkları olan kişiler.</p>
<p>Özetle düzenleme; şirketleri, şahısları, vergi mükellefi olan ya da olmayan herkesi yurt dışındaki ve Türkiye’deki kayıt altında olmayan varlıkları bakımından ilgilendiriyor.</p>
<p>Bir memur, emekli, işçi ya da ev hanımı da vergi mükellefi olmasa dahi varlık barışından ve dolayısıyla vergi incelemesi ve tarhiyatı korumasından faydalanabilecek.</p>
<p><strong>2- Hangi varlıklar kapsama dahil?</strong></p>
<p>Varlık barışı kapsamındaki “varlık” tanımına; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları giriyor. Bu varlıkların yurt dışında bulunması hâlinde Türkiye’ye getirilmesi, Türkiye’de bulunması hâlinde ise banka veya aracı kurumlara bildirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Gayrimenkuller doğrudan bu varlık barışı kapsamında değil. Ancak kapsama girmeyen varlıkların kapsamdaki varlıklara dönüştürülerek varlık barışına dahil olması mümkün olabiliyor.</p>
<p><strong>3- Başvuru süresi ne zamana kadar?</strong></p>
<p>Varlık barışından yararlanmak için son tarih 31 Temmuz 2027. Cumhurbaşkanının her defasında 6 ay olmak üzere iki defa uzatma yetkisi var. Ancak sürenin uzun olduğu düşüncesiyle başvuru tarihini ertelemek iki nedenle doğru olmayabilir. Birincisi 1 Ocak 2027’den sonra bildirilen varlıklardan alınacak verginin artacak olması. İkincisi ise varlık barışının vergi incelemesi ve tarhiyat korumasının, vergi incelemesine başlanılmayan ve takdir komisyonuna sevk edilmeyen durumlar bakımından söz konusu olması.</p>
<p><strong>4- Varlıklar için vergi ödenecek mi? Yüzde sıfır vergi nasıl mümkün olacak?</strong></p>
<p>Genel kural, bildirilen varlıkların değeri üzerinden yüzde 5 oranında vergi ödenmesi olarak belirlenmiş. Bu vergi için banka veya aracı kurumlar tarafından peşinen tahsil edilecek ve ilgili vergi dairesine beyan edilip ödenecek.</p>
<p>Ancak varlıkların vadeli hesaplarda, devlet iç borçlanma senetlerinde, kira sertifikalarında veya girişim sermayesi yatırım fonlarında belirli sürelerle tutulacağının taahhüt edilmesi hâlinde oran düşüyor. Buna göre en az beş yıl tutulursa yüzde 0, dört yıl tutulursa yüzde 1, üç yıl tutulursa yüzde 2, iki yıl tutulursa yüzde 3, bir yıl tutulursa yüzde 4, eğer bir yıl dolmadan çıkılır ise genel oran olan yüzde 5 oranı uygulanıyor.</p>
<p>1 Ocak 2027 ile 31 Temmuz 2027 arasında yapılacak bildirimlerde bu oranlara yarım puan ilave edilecek. Sürenin uzatılması hâlinde ise uzatılan dönemde ilave artış söz konusu olacak.</p>
<p><strong>5- Yurt dışındaki varlıklar için ne yapmak gerekiyor?</strong></p>
<p>Yurt dışındaki varlıklar için bildirim tarihinden itibaren “iki ay içinde” Türkiye’deki banka veya aracı kurum hesabına transfer edilmesi ya da fiziki olarak getirilmişse bu hesaplara yatırılması gerekiyor.</p>
<p><strong>6- Türkiye’de bulunanlar varlık barışından nasıl yararlanabilir?</strong></p>
<p>Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin Türkiye’de sahip olduğu ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bankalara veya aracı kurumlara bildirilebilecek. Mükelleflerin ayrıca vergi dairesine bildirim yapması gerekmiyor.</p>
<p>Gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmayan kişiler de Türkiye’de bulunan bu kapsamdaki varlıklarını banka veya aracı kurum hesaplarına yatırarak ve bunu belgeleyerek düzenlemeden yararlanabilirler.</p>
<p><strong>7- Varlık barışı vergi incelemesine karşı nasıl koruma sağlar?</strong></p>
<p>Düzenlemenin en önemli sonucu, bildirime konu edilen varlıklara isabet eden tutarlar bakımından “hiçbir şekilde” vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmaması.</p>
<p>Ayrıca başka nedenlerle başlayan vergi incelemelerinde matrah farkı bulunursa, bu farkın bildirilen varlıklardan kaynaklandığının tespiti hâlinde bildirilen tutar kadar tarhiyat yapılmaması gündeme gelebilir. Örneğin 10 milyon TL varlık bildirilen bir kişi hakkında başka bir nedenle yapılan incelemede 15 milyon TL matrah farkı bulunur ve bunun 10 milyon TL’sinin bildirilen varlıkla bağlantılı olduğu kabul edilirse, sadece kalan 5 milyon TL üzerinden tarhiyat yapılabilir.</p>
<p><strong>8- İzaha davet veya gönüllü uyum yazısı gelenler yararlanabilir mi?</strong></p>
<p>Maliye tarafından son zamanlarda çok kişiye gönderilen “gönüllü uyum” veya “izaha davet” yazılarının gelmiş olması tek başına varlık barışından yararlanmayı engellemiyor. Hatta bu durumda olanlar için varlık barışı büyük bir fırsat olabilir. Ancak vergi incelemesine veya takdire sevk gibi aşamalara geçilmeden önce hareket edilmesi önem taşıyor.</p>
<p><strong>9- Mükellefler için özel şart var mı?</strong></p>
<p>Yararlananın durumuna göre bazı şartlara uyulması gerekiyor. Yurt dışındakiler için Türkiye’ye getirme, Türkiye’dekiler için şartlara uygun bildirimde bulunma, mükellefler için deftere kayıt, özel fon hesabı, iki yıl işletmeden çekmeme ve verildiyse taahhüt şartları gibi yükümlülüklere var.</p>
<p>Defter tutan mükelleflerin bildirilen varlıkları kanuni defterlerine kaydetmeleri gerekli. Bilanço esasına göre defter tutanlar bakımından bu kıymetler pasifte özel fon hesabına alınacak. Bu fon hesabı iki yıl geçmedikçe işletmeden çekilemiyor ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamıyor.</p>
<p>Serbest meslek kazanç defteri veya işletme hesabı esasına göre defter tutanlar ise bildirilen varlıkları defterlerinde ayrıca göstermek zorunda.</p>
<p><strong>10- Varlık barışından yararlanmak mı, matrah artırımını beklemek mi?</strong></p>
<p><strong> </strong>Varlık barışı ile matrah artırımı gibi düzenlemeler birbirinden farklı kapsamdaki konular. Ancak sonuç olarak vergi incelemesine karşı koruma sağlaması şeklinde önemli bir ortak özellikleri var. Bu nedenle matrah artırımı beklentisinde olanlar için varlık barışından yararlanma konusunda tereddüt olabilir. Bu hususta öncelikle böyle bir düzenlemenin çıkacağının kesin olmadığını belirtmek gerekir. Kaldı ki ileride vergi affı, yapılandırma veya matrah artırımı çıksa bile varlık barışı yararlanmış olmak bunlardan yararlanmaya engel değil.</p>
<p>Bunun yanında daha önceki yıllarda getirilen matrah artırımı gibi düzenlemelerde çoğu zaman her yıl ve her vergi türü için ayrı ayrı ödeme yapılması gerekiyordu. Varlık barışında ise bildirilen varlık tutarı üzerinden hem kurumlar veya gelir vergisi hem de KDV bakımından koruma sağlanıyor. Bu yönüyle, özellikle hakkında henüz vergi incelemesi başlamamış kişiler bakımından, “ileride af veya matrah artırımı çıkar” beklentisiyle beklemek doğru bir tercih olmayabilir.</p>
<p>Bununla birlikte, varlık barışından yararlanırken dikkatli hareket etmek ve konunun uzmanlarıyla çalışmak doğru olacaktır. Belirtmek gerekir ki şartlara ve usule uyulmaması hâlinde, düzenlemenin sağladığı vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması korumasından yararlanılamayabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/10-soruda-2026-model-varlik-barisi-82052</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/2/1280x720/varlik-1782709283.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 10 soruda 2026 model varlık barışı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/endeks-yuzde-3-kayipla-zayiflarken-20-hissede-yasanan-cikis-kalici-mi-82051</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Endeks yüzde 3 kayıpla zayıflarken 20 hissede yaşanan çıkış kalıcı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsa geçen hafta %3,13 oranında gerilerken, 20 hisse %10’un üzerinde çıkışıyla endeksin aksine yükselişini korudu. İnfo Yatırım %58,73’lük performansıyla listenin ilk sırasında yer aldı. Gıda, gayrimenkul ve metal sanayi gibi farklı sektörlerdeki hareketlilik dikkat çekti.</strong></p>
<p>Piyasada her zaman yükselen hisseler alkışlanır. Dahası endeks düşerken yükselen hisselerin birer güvenli liman olduğu düşüncesine kapılan da az değildir. Oysaki tek fiyata bakarak hareket etmek ciddi riskleri beraberinde getirir. İnfo Yatırım, Balsu Gıda veya İş GYO gibi hisselerde gözlenen ataklar kağıt üzerinde etkileyici dursa da asıl hikayeyi bilanço satırlarında aramak gerekiyor. Fiyatlardaki yükselişi tetikleyenin güçlü nakit akışı mı yoksa sığ tahtalardaki sektörel rotasyon mu olduğunun gözlenebilmesi önemli. Yükselişlerin büyüsüne kapılıp fiyat hareketlerini kalıcı büyüme sanmak yatırımcıya ağır bedeller ödetebilir.</p>
<h2>Haftanın en fazla kazandıranları</h2>
<p>Yüzde 100 bedelsiz sermaye artırım kararı alan İnfo Yatırım, son bir yıldır yatayda dalgalı bir seyir izlerken özellikle 11 Haziran’dan itibaren yönünü yukarı çevirdi. Açıkladığı ilk çeyrek mali tablolarında gelirini %65 düşürürken esas faaliyet kârında %21 artış yaşandı. Bunda kur farkı gelirine ilave pazarlama giderindeki azalma etkili oldu. Geçtiğimiz yıl şubatta borsaya gelen Balsu Gıda, ağustosta en yüksek 27,83 TL’yi test etse de sonrasında halka arz fiyatının gerisine düştü. Hissenin fiyatı son bir haftada hızla yükseldi ve 14,05 TL’den 18,59 TL’ye çıktı. Hakim ortak BG Holding’in %32,19 payını hisse başına 18,42 TL’den satacak olmasının etkisi hissediliyor.</p>
<h2>Son günün en fazla kazandıranı</h2>
<p>Marshall, 11 Haziran’dan itibaren düzenli yükseliş eğilimi sergilerken, son işlem gününde tavanla kapanış gerçekleştiren dört hisse arasında %9,96 ile en yüksek çıkışı yapan oldu. Yılın ilk çeyreğinde gelirini %23 düşüren firma, esas faaliyet kârını %283, dönem sonu net kârını da %86 büyüttü. Oluşan artışta kontrol altına alınan giderler etkili.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a41fb6c4aae0-1782709100.png" alt="" width="999" height="549" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>TEMETTÜ HİSSESİ Mİ, TEMETTÜ FONU MU?</strong></p>
<p><strong>Temettü hissesi</strong>; maliyet avantajı, manevra, odaklı getiri, şeffaflık. Şirket riski, araştırma yükü, sermaye kısıtı, dalgalanma stresi, beklenti tuzağı.</p>
<p><strong>Temettü fonu</strong>; risk dağıtımı, uzman yönetimi, bütçe dostu, büyüme, rahatlık. Masraf, zorunlu sepet, zaman kaybı, sınırlandırılmış potansiyel.</p>
<p><strong>Her iki ocakla ilgili yasal süreçler tamamlanırken üretim için gerekli onaylar alındı</strong></p>
<p>Vişne Madencilik’in Kaharmanmaraş’taki ocağı ne zaman devreye giriyor? ● Barış Öztekin</p>
<p>Barış; Vişne Madencilik, Adana ve Kahramanmaraş’taki sahalarını faaliyete geçirmek için yürüttüğü yasal süreçleri tamamladı. Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü her iki sahanın işletme izinlerini onayladı. Adana Yüreğir’deki ocak için 20 Mayıs’ta, Kahramanmaraş Türkoğlu’ndaki ocak için de 22 Haziran’da gerekli izinler alındı. Gerçekleştirilen onaylarla birlikte maden çıkarmanın önünde yasal bir engel kalmadı. Açıklamada üretimin başlamasına dair net bir takvim verilmemiş olsa da, sahalardaki operasyonlara geçilmesi artık her zaman mümkün.</p>
<p><strong>Afrika coğrafyasından önemli miktarda siparişler geliyor. Bölgeye açılım sağlıyor</strong></p>
<p>İmaş Makina’nin Afrika’ya yönelik bir açılımı olduğunu söyleyebilir miyiz? ● Hasan Durmuş</p>
<p>Hasan, değirmen tesisleri kuran İmaş Makina, son dönemde ihracat pazarlarındaki büyüme stratejisine hız vermiş görünüyor. Şirketin Afrika kıtasına yönelik güçlü bir yönelimi olduğu söylenebilir. Son altı ayda bu bölgeden peş peşe önemli siparişler aldı. Aralık 2025’te Batı Afrika’da 2,25 milyon dolarlık anlaşmayla başlayan süreç, 2026’nın ilk aylarında hızlandı. Nisanda 607 bin dolarlık iş alan şirket, mayısta 1,7 milyon ve 3,96 milyon dolarlık yeni sözleşmelere imza attı. Sipariş akışı, Afrika’nın önemli bir büyüme alanına dönüştüğünü gösteriyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>ZSG sürdürülebilirlik fonu çevre bilinciyle son bir yılda %50 kazandırdı</strong></p>
<p>Ziraat Portföy’ün idare ettiği ESG Sürdürülebilirlik Fon Sepeti Fonu (ZSG), nisanda artan bir performans sergilese de mayıstan itibaren yataya dönen bir ivmesi var. Büyüklüğü yılbaşından bu yana benzer seviyelerde. Şimdilerde 51,15 milyon TL olan hacim, önceki ayın bir miktar üzerinde. Mart-Mayıs döneminde para çıkışı yaşanırken, haziranın son haftasında 305 bin TL nakit girişi gözlendi. Yatırımcı sayısında son altı ayda belirgin değişim görülmüyor. Ocakta 1.017 olan sayı şimdilerde 995 düzeyinde. Temel stratejisi, fon varlıklarını sürdürülebilir gelecek anlayışıyla hareket eden ve çevresel duyarlılığı olan şirketlerde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünde yer alan iki enstrüman %54,02 ile yabancı hisse senedi ve %19,97 yatırım fonu. Son bir yılda %50,22 getiri ile endekse paralel duruyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>QNB Bank, piyasadan TLREF + %0,75 faizle 1 milyar lira borçlandı</strong></p>
<p>QNB Bank, nitelikli yatırımcılara yönelik 26.06.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 1.000.000.000 lira olan bononun yıllık faizi TLREF+%0,75 düzeyinde bulunuyor. 182 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 25.12.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı değişen TLREF’e göre belirlenecek. 26 Haziran itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %39,99 seviyesinde bulunuyor. QNB Bank’ın verdiği %0,75 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, piyasa koşullarında yatırımcısı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, bankanın kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFQNBBA2646 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a41fb3b8d4cf-1782709051.png" alt="" width="958" height="241" /></strong><strong>ARÇELİK</strong></p>
<p><strong>Rusya operasyonundaki Whirlpool ödeme yükümlülüğünü 40 milyon euroya kapattı</strong></p>
<p>Arçelik, daha önce Whirlpool EMEA Holdings ile imzaladığı anlaşma çerçevesinde, Rusya’da yerleşik Indesit International ve Whirlpool RUS (yeni adıyla IHP Appliances) şirketlerinin satın alınmasından kaynaklanan mevcut ve gelecekte doğabilecek ödeme yükümlülüklerinin 40 milyon euro karşılığında sonlandırıldığını duyurdu. Açıklamada ilgili tutarın ödendiğini ve yükümlülüklerin kapatıldığını belirtti. Şirketlerin iştirak edinimlerinde, uzun yıllara yayılabilecek şarta bağlı yükümlülüklerin belirli bir ödemeyle tek seferde kapatılması söz konusu olabilmekte.</p>
<p><strong>TUREKS TURUNÇ MADENCİLİK</strong></p>
<p><strong>Ocakta elde ettiği hammaddeye olan ihtiyacı azalınca ruhsatı iadeye karar verdi</strong></p>
<p>Tureks Madencilik, Balıkesir Manyas’ta bulunan maden ocağı ruhsatının terk edilmesine karar verdi. Gerekçe olarak; ocaktan elde edilen hammaddeye olan ihtiyacın azalması, ocağı elde tutma maliyetlerinin yüksek olması ve yeni ruhsat başvuruları ile Ar-Ge bütçesi arasındaki dengenin sağlanması gösterildi. Kapatılacak ocak genel üretim kapasitesini olumsuz etkilemeyecek. Söz konusu yaklaşımla şirket, verimsiz varlıklarını portföyden çıkarırken, kaynak optimizasyonuna gitme yolunu yöneliyor. Cevherin maliyetleri karşılayamaması özkaynak verimliliğini düşürüyor.</p>
<p><strong>KUZEY BORU</strong></p>
<p><strong>Gaziantep’te termoplastik boru fabrikası kurulumu için kiralamaya yöneldi</strong></p>
<p>Kuzey Boru, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde genişleme stratejisi kapsamında Gaziantep’te termoplastik boru üretim fabrikası kurulumu için çalışmalara başladı. Bu amaçla Başpınar OSB’de 8.400 metrekare kapalı alana sahip toplam 30 bin metrekarelik bir tesisi 10 yıl süreli kiraladı. Aylık kira bedelinin 1,5 milyon TL olduğunu belirtti. İki faz halinde gerçekleştirilecek yatırımın toplam maliyetinin 10 milyon dolar olması ve ilk fazın yıl sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor. Kuzey Boru, söz konusu girişimiyle bölgesel büyüme hedefini fiziki bir altyapıya bağlamış oldu.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Mogan Enerji üç aydır gerçekleştirdiği  ataklarla her defasında 16 TL’den dönüyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a41fb1e9f134-1782709022.png" alt="" width="298" height="243" />Mogan Enerji’de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %4,71 ile toplamda 255,95 bin lot artarak 5,70 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 9’dan 10’a yükseldi. QTEMZ.F fonu 209,7 bin lot ile en fazla alımı yaparken, BIY 22,3 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Mogan Enerji için bugüne kadar 1 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Hedef önerisinde bulunan İş Yatırım 16,60 TL’yi işaret etti. Üç aydır yukarı atakları 16 TL’nin üzerinde kalmaya yetmedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/endeks-yuzde-3-kayipla-zayiflarken-20-hissede-yasanan-cikis-kalici-mi-82051</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Endeks %3 kayıpla zayıflarken 20 hissede yaşanan çıkış kalıcı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-et-cephesinde-madalyonun-iki-yuzu-82050</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyaz et cephesinde madalyonun iki yüzü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Beyaz et sektörüne yönelik iki hafta önce başlatılan soruşturma ve denetim kayyumu atamaları, hem iç piyasada hem de ihracat cephesinde ciddi yankı uyandırdı. Beyaz et sektörüne yönelik yürütülen soruşturma, artan fiyatlar ve rekabet ihlali iddialarıyla kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Firmaların yapmış olduğu itirazlar sonucu kayyum kararları kaldırılırken süreç, bir yandan tüketici fiyatları ve rekabet ihlali iddialarını gündeme taşırken, diğer yandan üretim ve ihracat tarafında güven kaybı endişelerini beraberinde getirdi. İhracatçı cephesi: “Türkiye’nin güvenli tedarikçi algısının bozulduğu, pazar kaybının büyüdüğü” uyarısında bulunurken, tüketici cephesinde ise bu tablo ticari hata sınırını aştığı cezai yaptırımların yerinde olduğu değerlendirilmesi geldi.</p>
<h2>Uluslararası pazarlarda olumsuz algı yaratıldı </h2>
<p>Ege Su Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yardımcısı Bedri Girit, iki hafta önce beyaz et sektörüne yönelik başlatılan soruşturma ve denetim kayyumu atamalarının, hem iç piyasada hem de ihracatta ciddi güven sorunlarına yol açtığını söyledi. Girit, 13 firmaya yönelik kayyum atamalarının üretim ve sevkiyatlarda doğrudan bir duraksamaya yol açmadığını ancak kamuoyunda ve uluslararası pazarlarda olumsuz algı sorununa neden olduğunu belirtti. Hukuk sisteminin kanatlı sektörüyle bu şekilde anılmasının, tüketicinin ve yabancı alıcının kafasını karıştırdığını vurgulayan Girit, “Bu normal bir durum değil ve anlatması da çok zor” dedi. Sürecin bir daha yaşanmaması için doğru veriyle doğru teşhis konulması gerektiğini vurgulayan Girit, “Eğer elinizdeki veriler yanlışsa, aldığınız kararlar da yanlış olur. Teşhis yanlış olunca tedavi de yanlış oluyor. Olan hem sektöre hem ülke ekonomisine oluyor” dedi.</p>
<h2>Fahiş fiyat iddiaları bilançolara yansımıyor </h2>
<p>Sektöre yönelik fahiş fiyat iddialarını da değerlendiren Girit, “Eğer söylendiği gibi olağanüstü bir kârlılık olsaydı, bu şirketlerin bilançolarında net şekilde görülürdü. Ancak böyle bir tablo yok. Zaten bu nedenle firmaları tarafından yapılan itirazlar sonucunda kayyum kararları kaldırıldı” ifadelerini kullandı. Tavuk fiyatlarının merkezi bir şekilde belirlenmediğini vurgulayan, fiyatların tamamen arz-talep dengesiyle oluştuğunu söyleyen Girit; “Maliyet hesapları ortada, şuan üretici tavuğun maliyeti hatta maliyetin altında kilosunu 92 liraya satıyor. Yetkimiz olsa tavuğu 200 liraya satarız ama böyle bir dünya yok. Dünyanın her yerinde tavuk üretiliyor. Ne aşırı pahalıya satabilirsiniz ne de maliyetin çok altına inebilirsiniz” diye konuştu.</p>
<h2>Haftalık ihracat 20 milyon dolardan 7 milyona geriledi </h2>
<p>Kanatlı sektörünün sanayi disipliniyle çalıştığını belirten Girit, üretim süreçlerinin uzun vadeli planlandığını vurgulayarak şunları söyledi: “Bugün üretimi artırmak ya da azaltmak istiyorsanız, bunun kararını en az 1,5-2 yıl önceden vermeniz gerekir. Tavukta ‘bugün üretmeyelim’ deme şansınız yok. Her şey planlı ve kontrol altında yürür.” Ticaret Bakanlığı’nın, iç piyasada fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla Ramazan ayı öncesinde beyaz et (tavuk) ihracatına getirdiği kısıtlama kararının dış pazarlarda ciddi kayıplara yol açtığını belirten Girit, “Türkiye normal şartlarda haftalık yaklaşık 20 milyon dolarlık kanatlı ihracatı yapıyordu. Bu rakam bugün 6-7 milyon dolar seviyesine düştü. Yani pazarlarımızın önemli bir kısmını rakip ülkelere kaptırdık” dedi. Girit, “Biz pazarı kaybederken rakiplerimiz ellerini ovuşturuyor. Kaybedilen zamanın telafisi çok zor” ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“İdari cezalar yetmiyor, ceza hukuku şart”</span></h2>
<p>Süreci tüketici cephesinden değerlendiren Tüketici Konfederasyonu (TÜKONFED) Başkanı Aydın Ağaoğlu, bunun yalnızca Ticaret Bakanlığı’nın değil; Adalet, Hazine ve Maliye, İçişleri Bakanlıkları ile Rekabet Kurumu’nun birlikte ele alması gereken çok boyutlu bir süreç olduğunu söyledi. Ağaoğlu, “Çünkü kırmızı et fiyatları 900-1000 TL bandına dayanmış durumda. Tüketici için beyaz et, hayvansal proteinde neredeyse tek erişilebilir seçenek haline geldi. Tam da bu dönemde özellikle kanat ve but gibi ürünlerde hızlı fiyat artışları yaşanması, doğal olarak tepkileri artırıyor. Kayyum atamaları sonrası fiyat artış hızının durması olumlu; ancak geriye dönük bir indirim yok. Bu da soru işaretlerini büyütüyor” dedi. Bu tablonun artık “ticari hata” sınırlarını aştığını vurgulayan Ağaoğlu, “Türk Ceza Kanunu’nun 237. maddesinde düzenlenen “fiyatları etkileme suçu” tam da bu tür durumlar için vardır. Hapis cezasının 1 ila 3 yıl aralığına çıkarılması önemli bir adımdır. Evet, bu cezalar ertelenebilir; ancak tekrarında ertelenmiş cezaların da devreye girecek olması, ilk kez gerçek bir caydırıcılık yaratmaktadır” diye konuştu. Para cezaları fiyata yansıtılıyor.</p>
<p>Uygulanan idari para cezalarının caydırıcı olmadığını ifade eden Ağaoğlu, “Ya mahkemelerden geri dönüyor ya da erken ödeme indirimleriyle sembolik rakamlara düşüyor. Daha da vahimi, bu cezalar çok kısa sürede yeni zamlarla tüketicinin sırtına yükleniyor. Yani cezayı tüketici finanse ediyor” dedi. “Serbest piyasa ekonomisinde firmalar rekabet eder, birlikte fiyat belirlemez” diyen Ağaoğlu, tam rekabetin tüketicinin en büyük güvencesi olduğunun altını çizerek, “Rekabet bozulursa fiyatlar kontrolsüz yükselir, kalite düşer, tüketici seçeneksiz kalır. Bugün beyaz ette yaşanan risk, geçmişte sebze-meyve piyasasında yaşanan sert dalgalanmalara benziyor. Eğer bu süreç doğru yönetilmezse, tüketici çok daha zor bir tabloyla karşılaşabilir” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/beyaz-et-cephesinde-madalyonun-iki-yuzu-82050</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/2/1280x720/pilic-tavuk-beyaz-et-1758099644.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kanatlı sektörüne yönelik soruşturma ve kayyum atamaları, üretici tarafında pazar daralması ve ihracatta güven kaybı endişeleri yaratırken tüketici tarafında yüksek fiyat ve rekabet ihlali yapılıyor iddialarıyla değerlendiriliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ak-parti-erdoganin-adayligini-ilan-edecek-82049</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> AK Parti, Erdoğan’ın adaylığını ilan edecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Çeyrek asrı geride bırakan AK Parti iktidarı 25. Kuruluş yıldönümünü bu yıl farklı olarak İstanbul merkezli 81 ilde kutlamaya hazırlanırken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yeniden adaylığını açıklamaya hazırlanıyor. Ankara yerine İstanbul’u tercih eden AK Parti bugüne kadar yapılan en geniş katılımlı kutlamayı yapacak. Bu nedenle İstanbul’un tercih edildiği belirtiliyor. 14 Ağustos’ta eş zamanlı 81 ilde de aynı formatta kutlamalar yapılacak. Aynı gün seçim tarihi tartışmalarını sonlandırmak amacıyla Erdoğan’ın adaylığını da resmen ilan etmeyi planlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ise kuruluş yıldönümünde önümüzdeki genel ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti’nin, “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu açıklaması bekleniyor.</p>
<p><strong>Seçim kampanyasının ana ekseni</strong></p>
<p>AK Parti, iktidardaki 25. yılına denk gelen 2026’yı yalnızca bir yıldönümü olarak değil, seçim kampanyasının ana ekseni olarak değerlendirmeye hazırlanıyor. Bu kapsamda yürütülen çalışmaların, partinin kuruluş yıldönümüyle birlikte daha görünür hale getirilmesi hedefl eniyor. Öte yandan AK Parti 33. İstişare ve Değerlendirme kamp toplantısında, ‘AK Parti’nin dünü-bugün- yarını’ başlıklarıyla 25 yılın siyaseti ele alındı. Artılar ve eksiler masaya yatırıldı. Kampta başta ekonomi, dış politika, güvenlik, Terörsüz Türkiye hedefi, yeni anayasa ve yeni döneme ilişkin yol haritası değerlendirildi.</p>
<p>Diğer toplantılardan farklı olarak AK Parti, uzun sunumlar yerine karşılıklı değerlendirme toplantıları yaptı. Bakanlar seçmenin beklentilerini, parti yöneticileri ise saha izlenimlerini dinledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da kampta mevcut milletvekilleriyle son siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Siyaset başlıklı oturumda Erdoğan milletvekillerinin, AK Parti’nin 25 yılda değişen politikalarını artı ve eksileriyle değerlendirmelerini aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/ak-parti-erdoganin-adayligini-ilan-edecek-82049</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/6/1280x720/erdogan-ak-parti-1769000607.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti iktidarı Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın yeniden adaylığını açıklamaya hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabida-kg-basina-ihracat-degeri-yuzde-35-artti-82048</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ayakkabıda kg başına ihracat değeri yüzde 35 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Ayakkabı sektöründe ihracat miktarı ve toplam gelir düşmeye devam ederken, ürünlerin kilogram başına ihracat değeri güçlü yükselişini sürdürdü. İstanbul Deri ve Deri Mamulleri İhracatçıları Birliği (İDMİB) verilerine göre 2026 yılının ilk beş ayında ihracat değeri yüzde 12,1 gerilerken, kilogram başına ihracat değeri yüzde 35,1 artarak 5,58 dolara çıktı. Sektör temsilcileri, düşük fiyatlı ve hacimli üretimden daha katma değerli ürünlere yönelimin birim değeri desteklediğini ancak toplam ihracattaki kaybın devam ettiğini belirtiyor. Öte yandan ne kadarı alıma döndü bilinmez ancak son dönemde Salvatore Ferragamo, Overland, Nesto Group gibi birçok önemli marka ve alım grubu ile yapılan görüşmelerin sonuçlarının da birim değerde meydana gelen artışta payı olduğu belirtiliyor.</p>
<h2>Miktar bazında gerileme sert </h2>
<p>Birim değer artmaya devam etse de ihracat performansında uzun süredir devam eden düşüş mayıs ayında da sürdü. İDMİB verilerine göre sektörün Ocak-Mayıs dönemindeki ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 düşerek 357,7 milyon dolardan 314,4 milyon dolara geriledi. İhracattaki gerileme miktar bazında ise daha sert oldu. Geçen yılın ilk beş ayında 86 bin 571 ton olan ihracat miktarı bu yıl aynı dönemde 56 bin 331 tona düştü. Böylece miktar bazındaki düşüş yüzde 34,9’a ulaştı. Buna karşın sektörün kilogram başına ihracat değeri dikkat çekici bir artış gösterdi. Geçen yılın ilk beş ayında 4,13 dolar olan kilogram birim fiyatı bu yıl yüzde 35,1 artarak 5,58 dolara yükseldi. Veriler, sektörün daha az miktarda ürün ihraç etmesine rağmen daha yüksek katma değerli ürünlere yöneldiğine işaret etti.</p>
<h2>Mayıs ayında düşüş hızlandı </h2>
<p>Sadece mayıs ayı verileri incelendiğinde de benzer tablo ortaya çıktı. 2025 Mayıs ayında 60,2 milyon dolar olan ihracat değeri, 2026 Mayıs’ta yüzde 21,6 düşüşle 47,2 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 42 azalarak 16 bin 696 tondan 9 bin 689 tona düştü. Buna karşılık kilogram başına ihracat değeri yüzde 35,1 yükselerek 3,60 dolardan 4,87 dolara çıktı. Bu görünüm, sektörün fiyatlama gücünü artırmasına rağmen sipariş hacmi ve pazar talebinde yaşanan zayıflığın sürdüğünü ortaya koyuyor.</p>
<h2>Irak ve Almanya’da sert kayıp </h2>
<p>Mayıs ayında en büyük ihracat pazarı olan Irak’a yapılan satışlar yüzde 42,8 düşüşle 10,2 milyon dolardan 5,8 milyon dolara geriledi. Almanya’ya ihracat da yüzde 48,8 azalarak 5,6 milyon dolardan 2,8 milyon dolara indi. Buna karşılık Polonya’ya ihracat yüzde 3,5 artışla 2,39 milyon dolara, İtalya’ya ihracat yüzde 11,6 yükselişle 1,79 milyon dolara çıktı. Birleşik Krallık pazarı ise yatay seyrederek yaklaşık 1,8 milyon dolar seviyesinde kaldı.</p>
<h2>İlk beş ayda tablo değişmedi </h2>
<p>Ocak-Mayıs döneminde de Irak ve Almanya’daki kayıplar sektörün genel performansını aşağı çekti. Irak’a yapılan ihracat yüzde 32,3 azalarak 41,7 milyon dolardan 28,3 milyon dolara geriledi. Almanya’ya ihracat yüzde 22,9 düşüşle 21,3 milyon dolar seviyesine indi. İtalya ise yüzde 2,5 artışla 17,8 milyon dolara ulaşarak en büyük pazarlardan biri olmayı sürdürdü. Fransa’ya ihracat yüzde 4,1 artışla 11,8 milyon dolara yükselirken, Polonya’ya satışlar yüzde 21,8 gerileyerek 14,4 milyon dolara düştü.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a41f7eaccff8-1782708202.png" alt="" width="274" height="320" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dış ticaret açığı büyüyor; ithalat ihracatın 1,5 katına ulaştı</span></h2>
<p>Türkiye ayakkabı sektöründe dış ticaret dengesi ithalat lehine bozulmaya devam ediyor. TÜİK’in Genel Ticaret Sistemi verilerine göre 2022 yılında 962 milyon dolar olan ayakkabı ithalatı, 2024 yılında 1,71 milyar dolarla tarihi seviyeye ulaştı sektör, net ihracatçı konumundan hızla uzaklaştı. Veriler, 2025 yılında da tablonun değişmediğini gösteriyor. Geçen yıl ayakkabı ithalatı 1,68 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken ihracat 1 milyar doların biraz üzerinde kaldı. Böylece dış ticaret açığı yaklaşık 670 milyon dolara ulaştı. 2026 yılının ilk dört ayında ise ithalatta bir miktar yavaşlama görülmesine rağmen dış ticaret açığı devam etti. Ocak-nisan döneminde ithalat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,9 azalarak 625,4 milyon dolardan 507 milyon dolara geriledi. Aynı dönemde ihracat ise yüzde 14,3 düşüşle 394,2 milyon dolardan 338 milyon dolara indi. İthalattaki gerilemeye rağmen ihracatın da düşmesi nedeniyle sektör dış ticaret açığı vermeyi sürdürdü. Sektör temsilcileri, özellikle Uzak Doğu kaynaklı ürünlerin fiyat avantajı, iç pazarda talep daralmasına rağmen ithalatın yüksek seviyelerde seyretmesi ve üretim maliyetlerindeki artışın yerli üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığına dikkat çekiyor. Son dönemde ilave gümrük vergilerindeki artışa rağmen ithalatın yüksek seviyesini koruması da sektörün temel sorunlarından biri olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabida-kg-basina-ihracat-degeri-yuzde-35-artti-82048</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/ayakkabi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ocak-mayıs döneminde ayakkabı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,1 düşerek 357,7 milyon dolardan 314,4 milyon dolara gerilerken sektörün kilogram başına ihracat değeri yüzde 35,1 artışla 5,58 dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gece-toplanan-zeytinin-yagi-daha-mi-degerli-82046</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gece toplanan zeytinin yağı daha mı değerli?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçenlerde bir markette gördüğüm ve yarım litresi 600 TL’ye satılan sızma zeytinyağı dikkatimi çekti. Yılların zeytinyağı firması Kristal gecenin karanlığında topladığı zeytinlerden sıktığı yağı "Gece Hasadı" etiketiyle satıyordu. Fiyatı da normal zeytinyağının iki katı. Şirkete ulaştım ve aşağıdaki bilgi notunu gönderdiler. Nottaki bilgileri özetleyerek aktarıyorum.</p>
<p>Gece hasadı aslında yeni bir fikir değil. Özellikle İspanya'nın Endülüs bölgesinde, İtalya'da, Portekiz'de ve kısmen Yunanistan'da yıllardır premium zeytinyağı üretiminde uygulanıyor. Mantığı da basit: Gündüz 30-35 dereceyi bulan sıcaklıkta ısınan zeytin yerine, gecenin serinliğinde toplanan meyve bekletilmeden birkaç saat içinde sıkılıyor. Böylece oksidasyon yavaşlıyor, meyvemsi aromalar ve polifenoller daha iyi korunabiliyor. Ancak uzmanların ortak uyarısı da net: Gece hasadı tek başına üstün kalite anlamına gelmiyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a41f61246d19-1782707730.png" alt="" width="436" height="243" />
<figcaption><strong>Kristal Genel Müdürü Gözgeç, gece hasadıyla ortaya daha yakıcı ve aromatik bir zeytinyağı çıktığını söylüyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Kristal Genel Müdürü Vural Gözgeç'in anlattıkları da bunu doğruluyor. Gözgeç, ortaya daha yakıcı ve aromatik bir zeytinyağı çıktığını söylerken, gece çalışacak işçi bulmanın zorluğu ile aydınlatma ve enerji giderlerinin maliyeti ciddi biçimde artırdığını da gizlemiyor. Şirket, gece hasadına 2025 Aralık ayında başlamış. Yaklaşık 5 bin adet yarım litrelik şişe üretimiyle sınırlı kalan bu denemenin bu yıl bir kez daha tekrarlanması değerlendiriliyor.</p>
<p>Zaten birçok üretici de gece hasadını geniş kitlelere yayılabilecek bir üretim modeli değil, sınırlı miktarda premium ürün geliştirme denemesi olarak görüyor. Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar'ın, "Türkiye ucuz zeytinyağını bile satmakta zorlanırken bunu satmak kolay olmayacak" değerlendirmesi de yabana atılacak cinsten değil.</p>
<p>Aslında iyi zeytinyağının sırrı tek bir uygulamada saklı değil. Zeytinin doğru olgunlukta toplanması, kasalarda ezilmeden taşınması, saatler içinde sıkılması, 27 derecenin altında işlenmesi ve oksijen ile ışıktan korunarak depolanması en az gece hasadı kadar önemli. Gece toplamak bu zincirin sadece bir halkası.</p>
<p>Kısacası gece hasadı ne mucize ne de pazarlama masalından ibaret. Doğru koşullarda kaliteyi yukarı taşıyabilen bir yöntem. Ama iyi zeytinyağını belirleyen asıl unsur, bahçeden şişeye kadar uzanan üretim zincirinin tamamının ne kadar doğru yönetildiği.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gece-toplanan-zeytinin-yagi-daha-mi-degerli-82046</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kristal Genel Müdürü Gözgeç, gece hasadıyla ortaya daha yakıcı ve aromatik bir zeytinyağı çıktığını söylüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cinin-kuresel-devi-kaishan-izbasta-uretime-basladi-82070</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çinli Kaishan, İZBAŞ’ta üretime başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir’in en önemli üretim ve ihracat merkezleri arasında yer alan İzmir Serbest Bölgesi (İZBAŞ), yerli ve yabancı sermayeli yatırımların adresi olmayı sürdürüyor.</p>
<p>Kompresör üretiminde dünyanın en önemli üreticileri arasında yer alan Çin sermayeli Kaishan Grubu’nun İZBAŞ’ta inşa ettiği fabrikanın açılışı gerçekleştirildi. 20 bin metrekare alanda yükselen ve 20 milyon dolara mal olan üretim tesisinde, jeotermal enerji santralleri sondaj ekipmanları ve kompresörler üretilecek.</p>
<p>Fabrikanın açılış töreninde konuşan İZBAŞ İzmir Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, “Yerli ve yabancı yatırımcılar için cazibe merkezi olmayı sürdüren İZBAŞ ailesinin yeni üyesi Kaishan’ın yatırımı, bölgemizin uluslararası sanayi yatırımları açısından ne kadar stratejik bir noktada konumlandığını ortaya koyuyor.” dedi. Bir yılda tamamlanan tesisi İzmir’e kazandırmış olmaktan mutluluk duyduklarını kaydeden Sevimli, fabrikanın yalnızca bir üretim altyapısının değil; yüksek teknoloji, mühendislik kapasitesi ve sürdürülebilir üretim anlayışının da Türkiye’ye transferi anlamını taşıdığının altını çizdi.</p>
<p>Sevimli, bu yıl kuruluşunun 70’inci yılını kutlayan ve 18 ülkede faaliyet gösteren Kaishan’ın İZBAŞ fabrikasında üreteceği kompresörler ve sondaj ekipmanlarının, tüm sanayi kuruluşlarında kullanılacağını ve dünyanın farklı coğrafyalarına ihraç edileceğini sözlerine ekledi.</p>
<p>Törende konuşan Kaishan Grubu Başkanı Cao Ke Jian ise 2020 yılında Manisa ve Çanakkale’de yaptıkları jeotermal enerji yatırımı ile Türkiye’ye ilk adımlarını attıklarını hatırlattı. Açılışı yapılan fabrikanın inşası sırasında Kaishan kadrolarına ve yüklenici firmalara gösterdiği anlayış ve yardım nedeniyle İZBAŞ yöneticilerine teşekkür eden Jian, “Kaishan’ın Türkiye’deki yatırımları artarak devam edecek. Türkiye’deki yasalara ve mevzuatlara tam bir uyum göstererek başarımızı sürdürülebilir kılmak en önemli hedefimizdir.” dedi.</p>
<p>Konuşmaların ardından Kaishan’ın İZBAŞ Kompresör Fabrikası’nın kurdela kesimi, şirketin farklı ülkelerde görev yapan üst yöneticileri, İZBAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Eyüp Sevimli, İZBAŞ Yönetim Kurulu Üyeleri ve davetliler tarafından gerçekleştirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cinin-kuresel-devi-kaishan-izbasta-uretime-basladi-82070</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/7/0/1280x720/cinin-kuresel-devi-kaishan-izbasta-uretime-basladi-1782712196.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin merkezli kompresör üreticisi Kaishan Grubu, 20 milyon dolarlık yatırımla İZBAŞ&#039;ta kurduğu üretim tesisini hizmete açtı. Jeotermal enerji santralleri için sondaj ekipmanları ve kompresör üretilecek fabrikada üretilen ürünler, hem Türkiye sanayisine hem de ihracat pazarlarına sunulacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/is-insanlari-neden-yurt-disina-daha-az-cikiyor-82045</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş insanları neden yurt dışına daha az çıkıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İş amacıyla yurt dışına çıkanların sayısı da, toplam çıkışlar içindeki payları da geriliyor. Bunun küçük bir nedeni vize almada yaşanan zorluklar olabilir. Tatil amacıyla ve alışveriş amacıyla gidenlerde artış varken, iş amacıyla gidenlerin sayısındaki azalmayı sadece vize sorununa bağlayamayız.</strong></p>
<p>Türk iş dünyası, ticari ilişkilerini geliştirmek amacıyla sık sık yurt dışına çıkar. Tedarikçiler ya da müşteriler ile yüz yüze ilişki kurmak, bizde diğer ülkelere göre daha yaygın bir iletişim kurma türü. Bu nedenle bireysel olarak ya da ilgili STK’ların organizasyonu ile her yıl çok sayıda iş insanımız diğer ülkeleri ziyaret eder. Ancak son dönemde bu eğilimde bir zayıflama var. </p>
<p>2023 yılında Türk vatandaşlarının fuar, firma ziyareti, ikili görüşme gibi iş amacıyla yurt dışına çıkış sayısı 2,6 milyon ile zirve yapmıştı. 2024’te sayı 1,9 milyona düştü. 2025’te ise, 1 milyon 368 bin ile, pandemi yılı olan 2020’yi hariç tutarsak, verilerin açıklanmaya başladığı 2012 yılından bu yana en düşük değerine geriledi. İki yılda neredeyse yarı yarıya düşüşten bahsediyoruz.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a4200c670dec-1782710470.png" alt="" width="328" height="193" /><strong>İş amaçlı çıkışlarda </strong><strong>gerileme devam ediyor</strong></p>
<p>Artık elimizde TÜİK’in derlediği 2026’nın ilk 3 aylık verileri de var ve gerileme devam ediyor. Geçen yılın ilk çeyreğine göre iş amacıyla yurt dışına çıkış sayısı yüzde 8 düşerek 331 bine inmiş.</p>
<p>İş görüşmeleri amacıyla yurt dışına çıkışların toplam çıkışlardaki payı zaman zaman yüzde 30’a yaklaşırdı. Geçen yıl yüzde 12 ile en düşük düzeyine indi. Bu yılın ilk çeyreğinde ise yüzde 11’e geriledi.</p>
<p>Bu bize ne anlatıyor?</p>
<p>Sadece bu verilere bakarak bu keskin değişimin nedenlerini sıralamak mümkün değil ama yine de şu çıkarımları yapabiliriz:</p>
<p>Türkiye son yıllarda giderek pahalılaşan bir ülke ve giderek daha fazla insanımız tatilini yurt dışında yapıyor. Tatil amaçlı çıkanların sayısı da, toplam çıkışlardaki payı da en yüksek düzeylerinde.</p>
<p>İş amacıyla yurt dışına çıkanların sayısı da, toplam çıkışlar içindeki payları da geriliyor.</p>
<p>Bunun küçük bir nedeni vize almada yaşanan zorluklar olabilir. Tatil amacıyla ve alışveriş amacıyla gidenlerde artış varken, iş amacıyla gidenlerin sayısındaki azalmayı sadece vize sorununa bağlayamayız.</p>
<p>Bu durumda, ikinci olası neden, masrafları kısma amacıyla iş insanlarının çıkışları ertelemesi olabilir.</p>
<p><strong>İhraç ettiğimiz </strong><strong>mal miktarı geriliyor</strong></p>
<p>Üçüncü olasılık ise ihracatta müşteri kayıpları. İhracatımızda dolar bazında artış olsa da, sektörlerin büyük kısmında, özellikle de hammaddeyi içeriden alan, emek-yoğun ve nispeten düşük teknolojili sektörlerimizde, ihracat miktar olarak bir süredir geriliyor. Önceki yazılarda detaylı bahsettiğim için tekrar girmeyeyim ama TL’deki değerlenme nedeniyle yaklaşık 2 yıldır fiyatlarımızı yukarı çekmek zorunda kalıyoruz. Bazı firmalarımız müşteri kaybediyor ve yaklaşık bir yıldır ihraç ettiğimiz mal miktarı geriliyor.</p>
<p>Firmalarımızın ekseriyetinin yıllardan beri düşük maliyet-düşük fiyat üzerine inşa ettiği uluslararası rekabet gücümüz, maalesef son dönemde zayıflıyor. Daha agresif ve proaktif olmamız gereken bir dönemde içimize kapanmamalıyız.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/is-insanlari-neden-yurt-disina-daha-az-cikiyor-82045</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş insanları neden yurt dışına daha az çıkıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82039</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu hafta piyasada yönü ne belirleyecek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 29 Haziran" src="https://www.youtube.com/embed/r3HW4SInP7M" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-82039</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/3/1280x720/berfin-cipa-talip-aktas-1771825245.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iso-500den-alinacak-dersler-82044</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO 500’den alınacak dersler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Sanayi Odası tarafından hazırlanan ve Şirketler hakkında çok önemli bilgi ve trend içeren 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025 Çalışması geçen hafta yayınladı. Üretimden satışlar %28 büyüyerek 11 trilyon TL’ye ulaştı. Bugünkü yazımızda bu çalışmanın detayına girmeden almamız gereken dersleri beş bölümde özetleyeceğim.</p>
<ol>
<li>Üretimden Satışlar %2,1 reel olarak büyüdü ve 11,1 trilyon TL’ye ulaştı. İlk bakışta yatay görünen büyüme oranını 2025’in makro koşullarını ve 2022, 2023 ve 2024 (sırasıyla -%4,2, -%5,2 ve -%3,4) negatif büyüme rakamlarını dikkate aldığımızda bizce önemli bir başarı elde etti şirketler. Aynı zamanda ihracat 2025 genel büyüme oranı olan %4,4’ün iki katı oranında %8.4 aratarak 104.7 milyar USD oldu. Kısaca sıkıntılara rağmen (para politikası, yüksek faiz, artan maliyetler ve değerlenen TL) hem yurt içi hem de yurt dışı satışlar reel olarak büyüdü ve 2025 fena bir yıl olmadı.</li>
<li>%2,1 artan reel satışa karşın Sanayi şirketleri maliyetlerini daha iyi yönettiler. Üretimden satışlar %28 artarken Satılan Malın Maliyeti % 25 arttığından şirket karlılıkları genelde 2025 yılında arttı. Brüt kar marjı %14.7’den %16.3’e, EBİTDA %12.8’den %13.9’a, faaliyet kârı %6.2’den % 7.7’e ve VÖK %2.6’dan %3.4’e çıktı. Özetle karlılıklar etkin maliyet yönetimi ile küçük de olsa yukarı çıktı ve pandemiden sonra en iyi yıl oldu.</li>
<li>Savunma Sanayi firmalarının 500 Büyük sanayi kuruluşu içindeki ağırlığı 2025 yılında hissedilir şekilde arttı. Üretimden satışlar ile başlayalım. Üretimden satışlar 278 milyar TL’den %116 artarak ( 4 kat fazla diğer sanayi firmalarından) 602 milyar TL’ye ulaştı ve büyük başarı. EBİTDA %71 artarak 142 milyar TL ve VÖ dönem karı ise %72 artarak 42 milyar TL oldu. Jeostratejik bir konumda olan savunma sanayimizin bu başarısı inşallah devam edecektir.</li>
<li>Borç yapısı birazcık kötüleşti. Öz kaynakların payı %52.1’den % 49.1’e Net Finansal Borç/EBİTDA oranı 1.44X’den 1.54X’e yükseldi. Buna karşın faiz giderlerinin artan faaliyet giderleri içindeki payı biraz iyileşerek %97’den %85’e geriledi. Hala şirketlerin birincil sorunu finansman giderleri. İyileştirmek için sonuç bölümündeki önerilerin dikkate alınması yararlı olur.</li>
<li>Şirketlerin açık pozisyonu artıyor. 2024 yılında 27.1 milyar USD ve 16.4 milyar EUR olan açık pozisyon artarak 34,2 milyar USD ve 18.3 milyar EUR’ya ulaşmıştır. Bir yandan risk alarak finansman giderlerini daha iyi yönetmek bir yandan da artan açık pozisyonlar nedeniyle kur riski almak. Her iki açıdan da zor bir karar. Ancak %50’e yaklaşan TL kredi maliyeti yerine açık pozisyon yönetmek bugüne kadar çalıştı. Daha ne kadar çalışır hep beraber göreceğiz.</li>
</ol>
<p>Sonuç olarak, 2025 sıkıntılara rağmen üretimden satışların toparlandığı ve karlılığın arttığı bir yıl oldu. Savunma Sanayimiz gittikçe yıldızlaşıyor umarım daha büyük hedeflere ulaşırlar. Buradan alınacak dersler. 1. Yurt içi ve dışı talep var, işe ve müşteriye odaklanmak lazım. 2. Maliyet ve verimlilik yönetimi olmadan işin içinden çıkmak rekabet etmek mümkün değil.3. Savunma Sanayi firmaları ile stratejik iş birlikleri daha da öne çıkacak.4. Finansman giderlerini azaltabilmek için TL Reeskont ve FX Kredi kullanımı önemli. 5. Kullanmadığınız ve satışa, müşteriye faydası olmayan atıl varlıkları paraya çevirerek borçlanmayı azaltmak. Son söz: “ İş bilenin kılıç kuşananın.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iso-500den-alinacak-dersler-82044</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO 500’den alınacak dersler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trump-lobiler-ve-turkiye-pazarligi-82043</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trump, lobiler ve Türkiye pazarlığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KAAN motorları için satış anlaşması bugün imzalansa bile, teslimatlar birkaç yılı bulacağından 2027 ara seçimleri sonrası oluşacak yeni Kongre dengeleri ihracat lisansları ve teknoloji transferini yeniden tartışmaya açabilir. Bu nedenle Trump yönetiminin bugünkü desteği, Ankara açısından kalıcı bir kurumsal güvence anlamına gelmiyor.</strong></p>
<p>Şimdiden bütün işaretler mevcut.</p>
<p>7-8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi yalnızca ittifakın geleceğini tartışacağı rutin bir toplantı olmayacak; aynı zamanda Türkiye-ABD ilişkilerinin son yıllardaki en kritik sınavlarından biri de yaşanacak.</p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın zirveye katılacağını açıklaması, ardından Türk savunma sanayisine 700 milyon doların üzerindeki motor ve ekipman satışının Kongre itirazlarına rağmen ilerletilmesi, Washington’da uzun süredir perde arkasından yürüyen yeni bir güç mücadelesini de görünür hale getirdi.</p>
<p>Trump yönetimi, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Türkiye’ye yönelik 700 milyon doları aşan savunma ekipmanı satışını Kongre’nin geleneksel inceleme sürecini beklemeden resmi bildirime taşıdı. Bu adım üzerine Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks son derece sert açıklamalar yaptı. Meeks’e göre Trump yönetimi Amerikan Kongresi’nin denetim yetkisini bilinçli biçimde devre dışı bıraktı. Dışişleri Bakanlığı’nın Türkiye’ye KAAN uçaklarında kullanılmak üzere motor satışı konusunda ne acil durum gerekçesi sunduğunu, ne S-400 sisteminin etkisiz hale getirilip getirilmediği, ne de ABD-Türkiye ilişkileri ve bölgesel güvenlik dengeleri konusunda Kongre’yi hiç bilgilendirdiğini vurguladı. Böyle bir satışın mutlaka Kongre onayından geçmesi gerektiği mesajını verdi.</p>
<p>Ancak Meeks itiraz etse de, Amerikan sistemi Başkan olarak Trump’a büyük yetkiler tanıyor.</p>
<p>Silah satışlarında Kongre’nin inceleme süreci güçlü bir gelenek olsa da, Başkan’ın veto yetkisi ve yürütmenin sahip olduğu geniş dış politika alanı nedeniyle süreç tek başına Kongre üyelerinin itirazıyla durmuyor. Satışın tamamen engellenebilmesi için hem Temsilciler Meclisi, hem de Senato’nun ortak ret kararı alması, ardından da Başkan vetosunun üçte iki çoğunlukla aşılması gerekiyor. Bu ise Amerikan siyasi tarihinde oldukça istisnai bir durum.</p>
<p>Dolayısıyla mevcut aşamada siyasi irade hâlâ satıştan yana görünüyor.</p>
<p><strong>Erdoğan’ın “başkanlar arası diyalog” </strong><strong>sistemi nereye kadar sürer?</strong></p>
<p>Ancak mesele yalnızca Türkiye’ye silah satışına ilişkin hukuki prosedürlerden ibaret değil.</p>
<p>Türkiye uzun yıllar Washington’da Ermeni ve Yunan lobilerinin baskısını, İsrail yanlısı çevrelerle geliştirdiği stratejik ilişkiler sayesinde önemli ölçüde dengeleyebildi. Soğuk Savaş boyunca ve 1990’lı yıllarda Türkiye-İsrail stratejik ortaklığı yalnızca Ortadoğu’yu değil, Amerikan Kongresi’ndeki dengeleri de etkiliyordu.</p>
<p>Fakat 7 Ekim 2023’teki İsrail’e yönelik Hamas saldırıları sonrasında başlayan bölgesel savaş, Gazze krizi ve Ankara-Tel Aviv hattındaki sert siyasi kopuş bu tabloyu kökten değiştirdi.</p>
<p>Bugün İsrail, Türkiye’yi bölgesel rakip, hatta zaman zaman “bir sonraki İran” -yani “bir sonraki hedef”- gibi tanımlıyor. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın Ermeni soykırımını tanıma sürecinin başlatıldığını açıklaması, Amerikan Kongresi’ndeki İsrail yanlısı isimlerin de artık, Yunan ve Ermeni lobileriyle aynı çizgide hareket edeceğinin ilk işareti sayılmalı.</p>
<p>Nitekim Kongre’deki New Jersey Temsilcisi Josh Gottheimer’in Türkiye’ye KAAN uçaklarında kullanılmak üzere General Electric motorlarının satışına açık şekilde karşı çıkması da Washington’daki bu yeni ittifakın somut örneklerinden biri.</p>
<p>Türkiye son dönemde ABD ile ilişkilerde, Amerikan Kongresi’ndeki dengeleri değiştirmeye çalışmak yerine, doğrudan “liderler arası kişisel ilişkiyi” baz alan bir yöntem izliyordu. Trump’ın hem Ankara zirvesine gelme kararını Cumhurbaşkanı Erdoğan’a büyük övgülerle açıklaması, hem yönetimin KAAN motorları konusunda aldığı inisiyatif, bu yöntemin ABD’deki mevcut yürütme tarafından hevesle işletildiğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Orta ve uzun vadede Türkiye </strong><strong>açısından durum pek iç açıcı değil</strong></p>
<p>“Devlet başkanları arası diyalog sistemi” şimdilik işliyor gibi. Ancak asıl mücadele orta ve uzun vadede olacak gibi görünüyor.</p>
<p>ABD yönetim sistemi yalnızca Başkan’dan ibaret değil. S-400 krizi çözülemediği için Türkiye’nin maruz kaldığı CAATSA yaptırımları da halen yürürlükte. Türkiye’nin F-35 yeni nesil savaş uçağı programından çıkarılmasını sağlayan hükümler Kongre tarafından yasaya dönüştürülmüş durumda.</p>
<p>Trump bugün bazı satışları ilerletebilse bile Kongre, her yıl kabul edilen Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası’na (NDAA) yeni kısıtlayıcı hükümler ekleyerek Başkan’ın hareket alanını yeniden daraltabilir.</p>
<p>Üstelik kasımda ABD’de Kongre’nin yaklaşık üçte birinin değişeceği ara seçimler var. Kamuoyu yoklamaları, özellikle İran savaşı ve ekonomik verilerdeki bozulma nedeniyle Trump ve Cumhuriyetçiler açısından hiç iç açıcı sonuçlar ortaya koymuyor.</p>
<p>KAAN savaş uçağı motorları için satış anlaşması bugün yapılsa bile, motorların teslimat süreci birkaç yılı bulacağından, 2027 ara seçimleri sonrasında oluşacak yeni Kongre dengeleri de ihracat lisanslarından teknoloji transferine kadar birçok başlığı yeniden tartışmaya açabilir.</p>
<p>Dolayısıyla Ankara açısından esas mesele, bugün Trump yönetimi tarafından verilen siyasi desteğin kalıcı kurumsal güvence anlamına gelmemesi.</p>
<p><strong>Avrupa’nın, Türkiye’yi dışlayan tutumu</strong></p>
<p>Ankara, ABD ile ilişkilerini Trump üzerinden yürütmeye çalışırken, Avrupa’da da Türkiye’yi “dışlama” eğilimlerinin giderek artması ayrı bir mesele;</p>
<p>Neredeyse Ortadoğu ülkelerinin tümünün liderleri davetliyken, Türkiye’nin NATO zirvesine giden süreçteki en kritik toplantılardan biri olan Fransa’daki G-7 zirvesinden dışlanması anlamlıydı.</p>
<p>G-7 sonrasında bu kez Berlin’de bir araya gelen Almanya, Fransa, İngiltere, İtalya ve Polonya liderleri Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi öncesinde Avrupa’nın ortak güvenlik stratejisini tartıştı. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin de çevrim içi katıldığı toplantının Türkiye’den katılım olmadan yürütülmesi dikkat çekici.</p>
<p>NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip, üstelik NATO zirvesine ev sahipliği yapacak Türkiye’nin, Avrupa’nın yeni güvenlik mimarisine ilişkin ön hazırlık toplantısında yer almaması, kıtanın savunma vizyonunun giderek daha dar bir Avrupa çekirdeği tarafından şekillendirildiğine işaret ediyor.</p>
<p>Bu durum, Ankara’nın NATO içindeki askeri ağırlığını korumasına rağmen, Avrupa’nın stratejik karar alma süreçlerine “hangi ölçüde dahil edildiği” sorusunu da meşru hale getiriyor.</p>
<p>Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi Türk hükümetinin verdiği görüntü dış politikada tüm ağırlığın Trump’a verildiği yönünde.</p>
<p>Nitekim Ankara’daki NATO zirvesinde Erdoğan ile Trump arasındaki kişisel uyuma ilişkin pek çok fotoğraf da ortaya çıkacağı aşikar.</p>
<p>Ancak ya “Trump sonrası ?”</p>
<p><strong><span style="color: #e03e2d;">Bedel ne olacak ?</span> </strong></p>
<p>ABD Başkanı Trump'ın uluslararası ilişkileri de iş insanı refleksiyle bir "al-ver" dengesi içinde değerlendirdiği düşünülürse, Türkiye'ye yönelik olumlu yaklaşımının karşılığında ne talep edebileceği sorusu önem kazanıyor. İlk akla gelenler arasında, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack'ın Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılacağı yönündeki açıklaması, BM öncülüğünde hızlanan Kıbrıs sürecinde Türkiye'nin garantörlüğünün NATO güvencesiyle değiştirilmesi ve KKTC'den stratejik öneme sahip toprak talepleri yer alıyor. Gazze Barış Kurulu'nun ilk toplantısının Türkiye'nin tanımadığı Güney Kıbrıs'ta yapılacak olması da dikkat çekici. Bunun yanında, Washington'ın Ankara'dan Suriye'de Şam yönetimi üzerindeki etkisini kullanmasını istemesi ya da Ukrayna'da Mehmetçiğin olası bir barış gücünde görev almasını gündeme getirmesi de ihtimaller arasında sayılıyor. Görünen net; Türkiye için asıl sınav NATO zirvesi sonrası başlayacak gibi...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trump-lobiler-ve-turkiye-pazarligi-82043</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/3/1280x720/4735-1782712645.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trump, lobiler ve Türkiye pazarlığı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-abdnin-sabrini-ve-ateskesin-kaliciligini-test-ediyor-82042</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran, ABD’nin sabrını ve ateşkesin kalıcılığını test ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD, askeri hedefler ve ülke altyapısını vuran geniş ölçekli, bir saldırı başlatırsa  durum değişir. Ateşkes bozulur. Brent yeniden 90 - 100 dolar bandına yükselir. Dolar güçlenir, enflasyon beklentileri ve tahvil getirileri yükselir. Hisse senedinden genel bir kaçışa olmasa da, sektörel rotasyon görülür. </strong></p>
<p>Hafta sonunu, ABD ve İran’ın karşılıklı füze saldırıları ve birbirini suçlaması ile geçirdik. İran’ın  izin almadan Hürmüz’den çıkmaya çalışan bir gemiyi vurması ile başlayan gerginlik, ABD’nin İran’ın füze rampalarını, kıyı radarlarını vurması ve İran’ın bölgedeki ABD üslerini hedef alan saldırıları ile tırmandı. </p>
<p>Enerji piyasasının İran’ın bir gemiyi vurmasına tepkisi sınırlı oldu. Brent petrol 72 dolardan 75 dolara yükselip, sonraki gün kazancının tamamını geri vererek Şubat sonu seviyesine geri döndü. Bu hafta durum değişir mi? Emin değiliz. Başkan Trump’ın açıklaması sonrası haftaya muhtemelen sert bir yükseliş ile başlarız. ABD el yükselterek İran’ı vurmazsa tarih kendini farklı bir dalga boyu ile tekrarlar. </p>
<p>ABD, askeri hedefler ve ülke altyapısını vuran geniş ölçekli, bir saldırı başlatırsa  durum değişir. Ateşkes bozulur. Brent yeniden 90 - 100 dolar bandına yükselir. Dolar güçlenir, enflasyon beklentileri ve tahvil getirileri yükselir. Hisse senedinden genel bir kaçışa olmasa da, sektörel rotasyon görülür. </p>
<p><strong>ABD ve İran karşılıklı el </strong><strong>yükseltirse, petrol 90 doları aşar</strong></p>
<p>İlk senaryoda nabzımız biraz yükselir, ama küresel risk iştahını ve Türkiye varlıklarını etkileyecek bir şok yaşanmaz. Enflasyon beklentisi ve Merkez Bankasının faiz patikası tahminleri pek değişmez. Sabıkalı iyimserler olarak alış fırsatı çağrısına devam ederiz. </p>
<p>Düşük bir ihtimal de olsa, ikinci senaryo gerçekleşir, ABD ve İran karşılıklı el yükseltirse durum değişir. Petrolün yeniden 90 doların üzerine yükseleceği bu senaryoda sene sonu enflasyon beklentisi %30-31 aralığına çıkar. Merkez Bankası’nın politika faizini indiremeyeceği korkusuyla tahvil getirileri 100-200 baz puan yükselir. </p>
<p>Borsa İstanbul banka, banka sahibi holding ve havacılık hisselerinde satışlar ile geriler. Enerji, petrokimya, rafineri, savunma hisselerindeki alışlar endeksteki gerilemeyi sınırlar. Değerlemelerdeki geri çekilme bir süre sonra kendi talebini yaratır. Kredi kullanmayan mali kası güçlü değer odaklı yatırımcılarının alışlarıyla endeks toparlanır. </p>
<p>Geçmiş veri, ilk senaryonun daha gerçekçi olduğunu söylüyor. Başkan Trump ara seçimler öncesi  İran ile uzun sürme ihtimali yüksek bir savaşı başlatmak istemez. İran ABD ablukasından bir an evvel çıkıp altyapısını yeniden inşa etmek isteyecektir.  </p>
<p><strong>ABD’nin stratejisi, ara seçime </strong><strong>kadar savaşı soğutmak</strong></p>
<p>Ama Başkan Trump’ın barış çağrısının devam etmesi için nükleer alanda göstermelik de olsa “zenginleştirilmiş uranyumun imhası” gibi bir başarı elde etmesi lazım. Sahadaki durum ise tam tersine ABD’nin elinin zayıfladığını,  İran’ın savaştan güçlenerek çıktığını gösteriyor. </p>
<p>ABD stratejisini ara seçime kadar olan dönemde savaşı soğutmak üzere kuruyor. Sahada eli güçlenen İran ise, ateşkes kağıt üstünde devam etse de, gücünü denemeye ve ABD’nin sabrını test etmeye devam ediyor.  Ortadoğu'da savaşın tırmanmasının Başkan Trump'ın elini zayıflatacağının farkında. ABD ve İsrail  seçimlerini, İran'a karşı saldırılarının devam edip etmeyeceği konusunda temel belirleyici olarak görüyoruz. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-abdnin-sabrini-ve-ateskesin-kaliciligini-test-ediyor-82042</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran, ABD’nin sabrını ve ateşkesin kalıcılığını test ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/organik-zekasi-yetkin-olmayanlara-82041</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Organik zekâsı yetkin olmayanlara…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâ sunumuyla itibar kazanılmaz. Zekâyı sürdürmek değil, dayanıklı kılmak gerekir. Diline dolaman yetmez; iş, ilişki, iletişim ve bilgi süreçlerine de uygulaman, benimsetmen şart…</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Yapay zekâyı yeni tanıdık. Ama yeni tanıdığımız her şeyi yaptığımız gibi, onu da hızla <strong>kavram fetişine</strong> dönüştürdük. “<strong>YZ dönüşümü</strong>”, “<strong>YZ stratejisi</strong>”,  “<strong>YZ vizyonu</strong>”… Peki, ya içerik? <strong>Yok</strong>. Tıpkı “<strong>sürdürülebilirlik</strong>” kelimesi gibi, YZ şu anda “<strong>fiyakalı ama içi boş</strong>” terimlerle değersizleştiriliyor.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Yeni kelimemiz: <strong>Zekârılık</strong>. Yâni zekâyı konuşarak <strong>zeki görünme </strong>arzusu. <strong>Kodu bilmeden</strong>, etik katmanı olmadan, <strong>sistemi anlamadan</strong> sunumlarda YZ deyince dönüşüm gerçekleşmiyor. YZ, <strong>sunum cümlesi</strong> değildir, organik zekâsı yetkin olmayan <strong>YZ gevezesinin dilinde</strong> zihin saçması halini alacaktır.</p>
<p><strong>KOD YAZABİLMEK BAŞKA, ZEKÂYI ANLAMAK BAŞKA</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: YZ’yi <strong>sürdürülebilir kalkınma sunumlarına ekleyerek</strong> ileri teknoloji toplumuna dönüşemeyiz. Zira YZ sürdürülebilirlik değil, <strong>dayanıklılık</strong> ister. Ama neye karşı? <strong>Veri çarpıklığına</strong>… Etik boşluğa… <strong>Kültürel dirençlere</strong>… <strong>Zeki olmayan organizasyonlara</strong>… Veriyi, bilgiyi küçümseyenlere…</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Yeni kavramımız: <strong>Algoritmik dayanıklılık</strong>. Yani sistemin sadece <strong>teknik</strong> olarak değil, <strong>kültürel</strong> ve <strong>etik</strong> olarak da <strong>ayakta kalabilme</strong> kabiliyeti… YZ sistemleri en büyük hasarı; kültürel olarak sindirilemediği yerlerde alır. Anadolu’da bir söz vardır: “<em>Sokma akıl yedi adım gider, o da anlayana</em>…”</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>2 SORU 2 CEVAP / Dilden zihne geçişe dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>YZ nasıl moda terime dönüştü?</em></strong></p>
<p>Çünkü toplum olarak “<strong>duyunca zeki görüneceğimiz</strong>” her şeye hızla yapışıyoruz. YZ, bugün sunumlarda <strong>itibar artırıcı</strong> bir etiket. Ama sistemin ne yaptığı değil, ne söylediği konuşuluyor.</p>
<p><strong><em>YZ nasıl dayanıklı hale getirilir?</em></strong></p>
<p><strong>Dayanıklılık</strong>; sadece <strong>teknik</strong> değil, <strong>stratejik</strong> bir mesele. <strong>Veri mimarisinden</strong> başlayıp <strong>etik kodlarla</strong> devam etmeli, <strong>organizasyon kültürüyle</strong> örtüşmeli. YZ’nin <strong>baytları</strong> yetmez insani zemini de lâzım.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>ATA BİNER YAPAY ZEKÂ DER AMA ATIN NE YANA KOŞTUĞUNU BİLMEZ</strong></p>
<p>YZ dilimize düştü, ama <strong>zihnimize</strong> yerleşmedi. Bugün Türkiye’deki birçok kurumun <strong>YZ söylemi</strong>, sadece fon toplantılarında, <strong>lânsmanlarda</strong>, medya içeriklerinde parlıyor. Ama içeri giriyorsunuz: YZ deyince <strong>hâlâ Excel formülü</strong> konuşuluyor. Bu yüzden YZ <strong>dilde sürdürülebilir</strong>, ama <strong>eylemde eksiktir, çöküktür</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YZ LÜGATI</strong></span></p>
<p><strong>Zihin entegrasyon açığı</strong>; Sistem kurulmuş ama zihin kurulumunu tamamlamamış</p>
<p><strong>Algoritmik dayanıklılık</strong>: YZ sistemlerinin teknik, kültürel ve etik bütünlüğüyle sürdürülebilir olması</p>
<p><strong>Sürgit kodlama</strong>: YZ sistemlerinin süreklilik ve güncellik içinde inşa edilmesi ve güncellenmesi</p>
<p><strong>Kavramsal gölgeleme</strong>: Etkili görünen ama içi boş kavramların gerçeği perdelemesi sendromu</p>
<p><strong>Zihin entegrasyon açığı</strong>: Teknik sistem kurulmuş olsa da zihinsel dönüşümün tamamlanmamış olması</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/organik-zekasi-yetkin-olmayanlara-82041</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/0/1/1280x720/yapay-zeka-1778650248.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Organik zekâsı yetkin olmayanlara… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/petroldeki-ucuzlama-pompaya-niye-az-yansiyor-82040</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petroldeki ucuzlama pompaya niye az yansıyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Her ne kadar ABD hafta sonunda İran’a dönük sınırlı da olsa yeniden hava saldırısı başlatmışsa da savaşın biter gibi olması ve en azından o çok şiddetli çatışma döneminin geride kalmasıyla ham petrol fiyatlarında yaşanan hızlı düşüş, vatandaşta haklı olarak bir beklenti doğurdu. Akaryakıt fiyatlarının da petroldeki gibi hızla gerileyeceği beklentisi. Ama haziran ayı boyunca benzinde de, motorinde de kayda değer bir indirim olmadı.</p>
<p>Ve klasik hale gelen o şikayetler yeniden başladı…</p>
<p><strong>“Zamma geldi mi anında ve yüklü miktarda yapıyorlar ama konu ucuzluk olunca, indirim söz konusu olunca adeta elleri titriyor, yapmıyorlar.”</strong></p>
<p>Bu konuya, yani akaryakıt fiyatlarının herhangi bir kurum ya da kişi tarafından belirlenmediği gerçeğine bu köşede kim bilir kaç kez değindim. Yalnızca ben değil tabii ki, bu konuyu ele alan çok sayıda değerlendirme yapıldı, yapılıyor.</p>
<p>Ancak vatandaşın bu konudaki yargısı değişmiyor. Akaryakıt zammını ya da indirimini hükümetin yaptığı sanılıyor. Oysa gerçek öyle değil. Akaryakıt fiyatları İtalya’nın Cenova kentindeki ürün borsasında oluşan fiyatlar esas alınarak otomatik olarak belirleniyor.</p>
<p>Hükümet bu konuda bir tek şu yönden eleştirilebilir tabii ki. Türkiye bu yılın mayısına gelinceye kadar Rusya’dan ucuz ham petrol ve motorin ithal ettiği halde iç piyasada fiyat belirlenirken bu durum niye dikkate alınmadı da yine Cenova borsasına göre hesaplama yapıldı? Bu soru haklıdır.</p>
<h2>Savaş ve indirim</h2>
<p>Ham petrol fiyatlarının nasıl hızla gerilediğine cuma günkü yazımda değinmiştim. Nisan sonunda 126 dolarla rekor kıran fiyatlar 70-75 dolar aralığına kadar indi. Ama akaryakıtta kayda değer bir indirim yok ve vatandaş işte bundan şikayetçi.</p>
<p>Peşin peşin şunu söyleyeyim; petrol fiyatlarındaki gerileme akaryakıt fiyatlarına öyle hemen ve petroldeki ucuzlama ölçüsünde yansımayacak.</p>
<h2>İndirimin dörtte üçü ÖTV’ye…</h2>
<p>Savaşın başlamasıyla birlikte mart ayının ilk haftasında akaryakıtta eşel mobil sistemine geçilmiş ve yapılması gereken zammın yüzde 75’inin ÖTV’den karşılanması, pompaya ise yüzde 25’inin yansıtılması kararlaştırılmıştı.</p>
<p>Bu uygulamayla akaryakıtta her ürün bazında farklı olan ÖTV azaldı. Şimdi yapılan zam dönemindekinin tam tersi. Nasıl zam yapıldığında zam tutarının yüzde 75’i ÖTV’den karşılanıyor, yüzde 25’i pompaya yansıtılıyorsa, şimdi de indirim söz konusu oldukça indirim tutarının yüzde 75’i eksilen ÖTV’ye ekleniyor, yüzde 25’i pompaya yansıtılıyor.</p>
<p>Yani zammın yüzde 75’inin ÖTV’den karşılanması ve pompaya yalnızca yüzde 25’inin yansıtılması indirim durumunda da aynen geçerli.</p>
<p>Benzin ya da motorinde örneğin 1 liralık bir indirim mi söz konusu oldu, bu tutarın 75 kuruşu ÖTV’ye eklenecek, ancak 25 kuruşu pompaya yansıyacak.</p>
<p>Bu işlem, akaryakıttaki eksik ÖTV tamamlanana kadar devam edecek.</p>
<h2>Her üründe farklı</h2>
<p>Akaryakıttaki ÖTV her bir ürün için farklı tutarda. Zamların bir kısmı ÖTV’den karşılandığı için de henüz maktu ÖTV’ye ulaşılmış değil. İşte indirimlerin yüzde 75’i aktarılmak suretiyle önce bu maktu vergi tutarına ulaşılacak, daha sonra tüm indirimler, olursa tabii ki, pompaya yansıyacak.</p>
<p>Tabloda birinci sütunda her ürün bazında ne kadar maktu ÖTV bulunduğu görülüyor.</p>
<p>Ancak uygulanan eşel mobil sisteminden dolayı bugün (29 Haziran) itibarıyla mevcut ÖTV daha düşük ve bu tutarlar ikinci sütunda yer alıyor.</p>
<p>Birinci sütundaki nihai, yani bir anlamda olması gereken ÖTV ile mevcut durumdaki ÖTV’nin farkı ise dördüncü sütunda.</p>
<p>Şu durumda örneğin benzinde toplam indirim 7,84 lira oluncaya kadar bu tutarın yüzde 75'i, yani 5,88 lirası ÖTV’ye gidecek, pompaya 1,96 lira yansıyacak.</p>
<p>Motorinde 8,80’lik indirimle ÖTV’ye 6,60 lira eklenecek ve maktu tutar tamamlanacak. 8,80’lik indirimden pompaya 2,20 lira yansıyacak.</p>
<p>LPG’de de toplam 6,09 lira indirim yapıldıktan sonra eksik olan 4,57 liralık ÖTV tamamlanacak, bu durumda pompaya yansıyan da 1,52 lira olacak.</p>
<p>Tabloda ancak toplam indirim sütununda yer alan indirimler gerçekleştikten sonra yaşanacak fiyat düşüşleri tümüyle pompaya yansımaya başlayacak.</p>
<p>Dolayısıyla vatandaş önce maktu ÖTV tutarının tamamlanmasını bekleyecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a41f39b133c3-1782707099.png" alt="" width="377" height="199" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/petroldeki-ucuzlama-pompaya-niye-az-yansiyor-82040</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/yakit-benzin-mazot-motorin-utts.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petroldeki ucuzlama pompaya niye az yansıyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyede-klinik-arastirmamiz-10-yilda-yuzde-800-artti-bu-fabrikadan-daha-etkili-yatirim-82038</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye’de klinik araştırmamız 10 yılda yüzde 800 arttı, bu fabrikadan daha etkili yatırım&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FARID Bidgoli, </strong>2024 yılında Roche İlaç Türkiye Genel Müdürlüğü görevine atandığında bir süre İstanbul Levent’teki Wyndham Grand Otel’de konakladı.</p>
<p>Roche Türkiye’deki yönetim ekibi, <strong>Farid Bidgoli</strong>’ye konakladığı oteli anlatırken şu bilgiyi verdi:</p>
<p>-          <strong>Wyndham Grand Otel ve yanındaki Özdilek AVM’nin yerinde çok önceleri Roche İlaç fabrikası vardı. Yani, burada üretim yapılıyordu.</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a41f1ba9d39b-1782706618.png" alt="" width="700" height="452" />
<figcaption><strong>Farid Bidgoli - Mahit Kurt</strong></figcaption>
</figure>
<p>Ekip, <strong>Bidgoli</strong>’ye Roche Türkiye’nin tarihçesini özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>Roche, Türkiye’de 1958 yılında üretime başladı. 1971 yılında Levent Büyükdere Caddesi’ndeki yerine taşındı.</strong></li>
<li><strong>2005 yılında üretim Gebze’deki tesislere yöneldi. Roche, küresel küçülme kararı ve Türkiye’de o dönemde karşılaştığı fiyat davalarının ardından 2007 yılında üretimi durdurdu.</strong></li>
<li><strong>Roche’un Gebze’deki tesisleri 2007 yılında Sandoz’a satıldı.</strong></li>
</ul>
<p>Roche İlaç Türkiye Genel Müdürü <strong>Farid Bidgoli </strong>ve Medikal Direktörü Dr. <strong>Mahir Kurt, </strong>geçen hafta düzenledikleri sohbet toplantısında Roche’un Türkiye’deki stratejisini anlattı.</p>
<p>Sohbetin başında <strong>Bidgoli</strong>’ye sordum:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de fason üretim yaptırıyor musunuz? Varsa ne kadarlık bir üretim söz konusu? Kaç ilaç tesisi ile çalışıyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>Bidgoli, </strong>yanıta şöyle girdi:</p>
<p>-          <strong>Roche’un Türkiye’deki varlığı 1958 yılında dayanıyor. 65 yılı aşan bu yolculuk, Roche’un Türkiye’ye olan bağlılığının uzun vadeli, kalıcı ve çok boyutlu bir anlayışla şekillendiğini ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Roche’un Türkiye serüvenini şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Roche İlaç Türkiye’nin yolculuğu, istikrarlı bir büyüme yolculuğunun ötesinde, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne eşlik eden uzun soluklu bir ortaklığın ve güçlü bir paydaşlığın yansıması.</strong></p>
<p>Ardından klinik araştırmalara işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Son 10 yılda Roche’un Türkiye’ye yaptığı yatırım yüzde 800’ün üzerinde artarak klinik araştırmalara harcaması 4.1 milyar liraya (89 milyon dolar) ulaştı.</strong></p>
<p>Aynı dönemde şirketin 12 milyonun üzerinde hastanın tedaviye erişimine katkı verdiğini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu rakamlar, Roche’un Türkiye’de yenilikçi tedavilere erişim ile birlikte, aynı zamanda sağlık sisteminin bilimsel, teknolojik ve kurumsal kapasitesini güçlendirmeye yönelik uzun vadeli bir katkı sunduğunu ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin Roche için klinik araştırmalar açısından stratejik bir konuma sahip olduğu iddiasını ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de son 26 yılda, 1128 klinik araştırma merkezinde 722 araştırmacı ile birlikte 63 binden fazla hastaya doğrudan fayda sağlayan yaklaşık 200 klinik çalışma yürütüldü.</strong></p>
<p>Mevcut verilerin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 109 farklı kurumda ve 29 yenilikçi molekülle yürütülen klinik çalışmalar, 6 terapötik (iyileştirici) alanı kapsıyor. Bu tablo, Türkiye’nin global klinik araştırma ekosisteminde daha güçlü bir konuma gelme potansiyelini ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Roche İlaç’ın klinik araştırma harcaması konusunda Türkiye’nin ikinci en büyüğü olduğunu irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Klinik araştırmalar bence fabrika kurmaktan daha etkili sonuç veriyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin klinik araştırma liginde dünyada 26’ncı sırada olduğuna dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>İngiltere, klinik araştırmalarda dünya 3’üncüsü. İlaç şirketlerinin İngiltere’ye yaptığı klinik araştırma yatırımı 8 milyar poundu (10.5 milyar dolar) buluyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de klinik araştırma harcamalarının artması konusunda öneri ve beklentilerini sordum, anlattı:</p>
<p>-          <strong>Klinik araştırmalara daha çok teşvik verilmesi lazım. Örneğin Tayland’da klinik araştırması gerçekleştirilen ilacın olumlu etki yapması halinde hükümet o araştırmada harcanan kaynağın yarısını karşılıyor. Yüzde 10 düzeyinde prim de verebiliyor.</strong></p>
<p>ABD örneğine uzandı:</p>
<p>-          <strong>ABD’de klinik çalışmalarda pozitif sonuç alındığında o ilaçla ilgili FDA onayları çok hızlanıyor. İlacı ABD’de hızlı bir şekilde ruhsatlandırıp piyasaya çıkarabiliyoruz. Böylece o ilaçtan yararlanan hasta sayısı aynı hızla artıyor.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye, bunları yapsa, daha fazla klinik araştırma çalışmasını çekebilir…</strong></p>
<p>Hükümet <strong>“benzer ilaç”</strong>ların ülkemizde üretilmesi konusunda kuralları uyguluyor, fabrikası olmayanlar fason da olsa üretimini Türkiye’de gerçekleştiriyor…</p>
<p>Yenilikçi ilaç ve klinik araştırmaları daha fazla çekebilmek için İngiltere, ABD gibi gelişmiş ülkelerin modellerini dikkatle inceleyip örnek almayı düşünsek mi?</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Roche İlaç, Türkiye’nin sağlık ekosistemine katkıyı 5 ana eksende yürütüyor</span></h2>
<p><strong>ROCHE </strong>İlaç Türkiye Genel Müdürü <strong>Farid Bidgoli, </strong>ülkemizin sağlık ekosistemine katkılarını 5 ana eksen etrafında şekillendirdiklerini belirtip sıraladı:</p>
<p>-          <strong>Bilgi, altyapı, teknoloji, sağlık politikaları ve toplumsal değer…</strong></p>
<p>Bu yaklaşımla sağlık sisteminin yalnızca bugünkü ihtiyaçlarına değil, gelecekteki dönüşümüne de katkı sağlamayı hedeflediklerini kaydedip, 5 ana ekseni biraz daha açtı:</p>
<ul>
<li><strong>Bilgi </strong>ekseninde, sağlık profesyonellerinin bilimsel gelişmelere erişimini destekleyen programlar yürütüyoruz. 43 klinik çalışmalar okulunda eğitim programı düzenledik, katılımcı sayısı 2 bini aştı. <strong>“Medikaynak” </strong>da 15 bin üyeye sahip bilimsel bilgi platformuna dönüştü.</li>
<li><strong>Altyapıda</strong>hastanelerde en iyi klinik uygulamaların hayata geçirilmesi için <strong>“infüzyon merkezleri” </strong>(sıvı, ilaç ve besinin damar yoluyla belirli hızla verilmesi) ve klinik araştırma merkezlerine destek veriyoruz. Ayrıca, 10 yılda 9 bine yakın mamografi taraması sağladık.</li>
<li><strong>Teknolojide </strong>dijital çözümler ve veri odaklı uygulamalarla sağlık hizmetlerinin daha erişilebilir, verimli ve hasta odaklı hale gelmesine katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye Meme Hastalıkları Dernekleri Federasyonu ile <strong>“Sanal Konsey Platformu”</strong>nu hayata geçirdik.</li>
<li><strong>Sağlık politikaları </strong>ekseninde, sağlık sistemlerinin daha sürdürülebilir ve veri temelli kararlar almasına katkı sağlamayı önceliklendiriyoruz.</li>
<li><strong>Toplumsal değer </strong>vizyonumuz, bilimsel inovasyonu hasta ihtiyaçları ve toplumsal etki ile birleştirerek daha bütüncül çözümler üretme amacı doğrultusunda şekilleniyor.</li>
</ul>
<p>Bu noktada yapay zeka konusunda da değindi:</p>
<p>-          <strong>Roche, yapay zekayı sağlık sistemlerinin geleceğini şekillendirmeye katkı sunan stratejik bir dönüşüm gücü olarak görüyor. Yapay zeka, sağlık profesyonellerinin karar alma süreçlerini destekleyen, tanı ve tedavi süreçlerini daha verimli hale getiren araç olarak konumlanıyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Meme kanserinde ‘kişiselleşmiş tedavi’, 10 yılda 25.4 milyar lira tasarruf sağlayabiliyor</span></h2>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a41f204c66a9-1782706692.png" alt="" width="345" height="238" />
<figcaption><strong>Prof. Dr. Simten Malhan ve Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>ROCHE </strong>İlaç Türkiye Medikal Direktörü Dr. <strong>Mahir Kurt, </strong>Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. <strong>Simten Malhan </strong>ve Ankara Şehir Hastanesi Tıbbi Onkoloji Kliniği Eğitim Görevlisi Prof. <strong>Mehmet Ali Nahit Şendur</strong>’un katkısıyla hazırlanan, <strong>“Erken Evre HER2+ Meme Kanserinde Kişiselleştirilmiş Tedavi Yaklaşımının Klinik, Ekonomik ve Toplumsal Değeri” </strong>araştırmasına değindi:</p>
<ul>
<li><strong>Araştırmaya göre, kişiselleştirilmiş tedavi yaklaşımıyla 3 bin 859 metastaz vakasının önlenmesi, 102 bin 183 yaşam yılı kazanılması, 79 bin 877 kaliteli yaşam yılı elde edilmesi ve 63 bin 294 üretken yaşam yılının geri kazanılması potansiyeli bulunuyor.</strong></li>
<li><strong>Aynı çalışma, kişiselleştirilmiş tedavinin 10 yıl içinde 25.4 milyar lira doğrudan maliyet tasarrufu ve 7.1 milyar lira dolaylı tasarruf sağlayabileceğini ortaya koyuyor.</strong></li>
<li><strong>Meme kanseri maliyetlerinin yaklaşık yüzde 75’inin dolaylı maliyetlerden oluşması, inovatif tedavilerin yalnızca klinik sonuçları değil, sağlık ekonomisinin ve toplumsal üretkenliği de etkilediğini gösteriyor.</strong></li>
</ul>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sağlık yatırımı ‘milli güvenlik’ konusu olarak görülmeli</span></h2>
<p><strong>ROCHE </strong>İlaç Türkiye Genel Müdürü <strong>Farid Bidgoli, “gelecek vizyon”</strong>larını şöyle ortaya koydu:</p>
<ul>
<li><strong>Roche İlaç Türkiye’nin gelecek öncelikleri, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşüm hedefleriyle uyumlu olarak şekilleniyor.</strong></li>
<li><strong>Roche İlaç Türkiye olarak, </strong>“Türkiye Sağlıklı Yüzyıl vizyonu ve Sağlık Bakanlığı’nın 2024-2028 Stratejik Planı” <strong>ile ortak hedef doğrultusunda hareket ediyoruz.</strong></li>
<li><strong>2030 yılına kadar belirlediğimiz hedeflerden biri, 5 kat daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere zamanında erişimini desteklemek.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Farid Bidgoli, </strong>Türkiye’nin hastane altyapısı ve sağlık sisteminin sosyal yönüyle dünyada öne çıktığını belirtip, ekledi:</p>
<p>-          <strong>Ülkeler sağlık yatırımlarını milli güvenlik konusu gibi görmeli, ona göre hareket etmeli.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyede-klinik-arastirmamiz-10-yilda-yuzde-800-artti-bu-fabrikadan-daha-etkili-yatirim-82038</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/8/1280x720/farid-bidgoli-1782706784.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de klinik araştırmamız 10 yılda yüzde 800 arttı, bu fabrikadan daha etkili yatırım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/zorla-calistirmaya-vergi-tehdidi-82037</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Zorla çalıştırma&#039;ya vergi tehdidi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>ABD Ticaret Temsilciliği'nin (USTR) 2 Haziran'da yayımladığı “Zorla Çalıştırılarak Üretilen Malların İthalatına İlişkin Section 301 Soruşturması Raporu", Türkiye dahil 60 ekonomiyi mercek altına aldı. Zorla çalıştırmanın küresel ölçekte artmaya devam etmesi ve bunun uluslararası ticarette haksız rekabet yaratması nedeni ile hazırlanan 98 sayfalık raporda, incelenen ekonomilerin yüzde 99,4'ünün ABD ithalatı içindeki payı dikkate alınarak değerlendirme yapıldığı belirtilirken, Türkiye hakkında da özel bir sonuca yer verildi. Raporda Türkiye, Çin, Japonya, Güney Kore, İngiltere, Vietnam ve Bangladeş gibi ülkelerle birlikte, “zorla çalıştırılarak üretilen malların ithalatına yönelik yasal yasak getirmeyen ve bunu etkin biçimde uygulamayan ülkeler” arasında sayıldı. USTR, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 54 ülkenin bu konuda hem yasal düzenleme hem de uygulama açısından eksiklik taşıdığı sonucuna vardı.</p>
<h2>Ankara ile görüşmeler de yapılmış </h2>
<p>Türkiye ayrıca ABD ile görüşmelere katılan 46 ülke arasında yer aldı. Rapora göre Ankara, soruşturma sürecinde Washington ile hükümetler arası istişarelere katılan ülkeler arasında bulunuyor. Raporun en dikkat çekici yönlerinden biri ise tekstil, hazır giyim ve ayakkabı sektörlerine yönelik değerlendirmeler oldu. USTR, ABD Gümrük ve Sınır Koruma Birimi'nin (CBP) halen yürürlükte bulunan 55 “Withhold Release Order (ABD Gümrük ve Sınır Koruma Kurumu'nun (CBP) zorla çalıştırma şüphesi bulunan ürünlerin ülkeye girişini engellemek için kullandığı bir yaptırım mekanizması” ve 8 “Finding (nihai tespit kararı)” kararı bulunduğunu, bunların altısının doğrudan giyim, ayakkabı ve tekstil ürünlerini kapsadığını belirtti. Raporda zorla çalıştırma kaynaklı risklerin tarımdan elektroniğe kadar birçok sektöre yayıldığı ancak tekstil, hazır giyim ve ayakkabının en çok dikkat çeken alanlardan biri olduğu vurgulandı. Raporun dikkat çeken başka bir bölümü ise imalat sanayine ilişkin veriler oldu. Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) verilerine dayandırılan analizde, zorla çalıştırmadan elde edilen yıllık yasa dışı kazancın 63,9 milyar dolar olduğu, bunun 35,4 milyar dolarlık bölümünün imalat ve sanayi sektörlerinden kaynaklandığı belirtildi. Kişi başına yıllık yasa dışı kazanç ise 4 bin 944 dolar olarak hesaplandı. Raporda ayrıca tekstil ve hazır giyim sektörüne ilişkin önemli bir tespit daha yer aldı. Zorla çalıştırma ile üretilen pamuğun, iplik, kumaş ve hazır giyim ürünlerinde kullanıldığı, bunun da küresel tedarik zincirlerinde haksız rekabete yol açtığı ifade edildi. ABD Çalışma Bakanlığı'nın listesinde zorla çalıştırma şüphesi bulunan 134 ürün arasında pamuk, tekstil ipliği, kumaş ve konfeksiyon ürünleri de bulunuyor. USTR, zorla çalıştırmanın maliyetleri yapay olarak düşürdüğünü ve ülkeler arasında “dibe doğru yarış” (race to the bottom) yarattığını savundu. Rapora göre düşük işgücü standartları, özellikle emek yoğun sektörlerde ülkelerin rekabet avantajını yapay biçimde artırıyor ve diğer ülkeleri de standartlarını düşürmeye zorluyor. Raporun ardından USTR, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu ülkeler için yüzde 12,5 ilave gümrük vergisi uygulanmasını önerdi. Ancak tekstil ve hazır giyim ürünleri için özel bir sistem üzerinde çalışıldığı belirtiliyor. Buna göre, ilgili ülkenin ABD'den yaptığı pamuk ve tekstil ürünleri ithalatı dikkate alınarak daha düşük tarife uygulanabilecek. Nihai karar için kamuoyu görüşleri alınmaya devam ediyor. ABD'nin yıllık yaklaşık 1 milyar dolarlık Türk tekstil ve hazır giyim ithalatı ile deri ve ayakkabı ürünleri ticareti dikkate alındığında, sürecin özellikle emek yoğun sektörler açısından yakından izleneceği değerlendiriliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TEMMUZDA NİHAİ KARAR VERİLECEK</span></h2>
<p>ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), 12 Mart 2026'da zorla çalıştırılarak üretilen malların ithalatına ilişkin Section 301 soruşturmalarını başlattı. Süreç kapsamında 28 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında kamuya açık duruşmalar düzenlenirken, hükümet temsilcileri, sektör kuruluşları, şirketler ve sivil toplum örgütlerinin görüşleri alındı. USTR, 2 Haziran'da soruşturmaların sonuçlarını içeren raporu yayımlayarak bulgularını ve önerilen önlemleri açıkladı. Raporda Türkiye'nin de aralarında bulunduğu 60 ekonomi değerlendirmeye alınırken, bazı ülkelere ilave gümrük vergileri önerildi. Temmuz ayında ise önerilen ek vergilere ilişkin kamuoyu görüşlerinin alınması ve ilave duruşmalar yapılması öngörülüyor. Böylece tekstil, hazır giyim ve ayakkabı sektörlerini de yakından ilgilendiren USTR'nin zorla çalıştırma raporu, yayımlanmasının üzerinden henüz yaklaşık üç hafta geçmiş, oldukça yeni bir çalışma niteliği taşıyor. Türkiye de soruşturma sürecine dahil edilen ülkeler arasında yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/zorla-calistirmaya-vergi-tehdidi-82037</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/2/0/1280x720/tekstil-1752414112.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD Ticaret Temsilciliği&#039;nin yayımladığı raporda Türkiye, zorla çalıştırma yoluyla üretilen malların ithalatını yasaklamada yetersiz bulunan 54 ülke arasında yer aldı. Türkiye için yüzde 12,5 ilave gümrük vergisi önerilirken, tekstil, hazır giyim ve ayakkabı sektörleri için özel bir tarife sistemi gündeme geldi. Nihai karar temmuzda verilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/20-halka-arzdan-ortaklara-104-milyar-lira-82036</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halka arz gelirinin üçte biri patronlara gitti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Orta Doğu’yu karıştıran savaşın hisse senedi piyasalarına etkisi bu yıl hızlı başlayan halka arzları yavaşlattı ancak Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ateşkes süreciyle birlikte tarihinde ilk kez 5 halka arza birden tek bültende onay verdi. SPK verilerine göre 17 şirket halka arzını gerçekleştirdi, önümüzdeki günlerde 5 şirket daha bu yola girecek. Bu yılki 22 halka arzın sadece 2 tanesinde ortak satışı gerçekleşmezken elde edilen 39.2 milyar liralık halka arz gelirinin de üçte biri patronların cebine girdi. Toplam halka arzlar 880.7 milyon dolar büyüklüğe ulaşırken patronların geliri de 228.7 milyon doları buldu.</p>
<h2>Bu hafta talep toplama çok yoğun </h2>
<p>SPK, verilerine göre 142 şirket halka arz için onay sırası bekliyor. Bu şirketler arasında en eski başvuru Ekim 2023 tarihliyken en yeni başvuru ise geçen hafta gerçekleştirildi. SPK geçen haftaki bülteninde büyüklüğü 12.2 milyar lirayı bulan 5 şirketin halka arzına onay verdi. Bu şirketler önümüzdeki günlerde talep toplamaya başlayacak. Yeni onay alan Orzax, 29-30 Haziran – 1 Temmuz tarihlerinde 3 gün süre ile talep toplayacak. Halka arz fiyatı 69 TL olan halka arzın büyüklüğü 3.62 milyar lira. Bu halka arzda ortak satış tutarı 21 bin ve ortakların kazancı 1.45 miyar lira. Henüz talep toplama tarihi açıklanmayan Ekim Turizm’de toplam halka arz büyüklüğü 4.9 milyar lira ortakların kazancı 907.8 milyon lira olacak.</p>
<h2>Soho Giyim’de ortak satışı yok</h2>
<p>30 Haziran-1 Temmuz arası talep toplayacak olan Soho Giyim sermaye artırımı yoluyla halka arz olacak, bu şirkette ortak satışı yok. 1-3 Temmuz’da talep toplayacak olan İsvea Seramik’te ortak satışından kazanç 146.3 milyon lira toplam halka arz geliri ise 1.4 milyar lira. 1-2 Temmuz’da talep toplayacak Golda Gıda’da ortak satışı 345 milyon lira ve toplam halka arz büyüklüğü 805 milyon lira. Bu son 5 halka arzdan sadece birinde ortak satışı yok ve önümüzdeki günlerde bu 5 şirketin ortakları halka arzlarından 2.84 milyar lira gelir elde edecek.</p>
<h2>Ortak satışında gelir lideri </h2>
<p>Ağaoğlu Avrasya GYO Bu yılın başından bu yana tamamlanan 17 halka arzın da sadece 1 tanesi Akhan Un’da ortak satışı yok, sermaye artırım yoluyla halka arz gerçekleştirildi. Diğer 16 şirketin halka arzından ortaklar 7.6 milyar lira gelir elde ettiler. Halka arzdan pay satışıyla en çok gelir elde eden ortaklar Ağaoğlu Avrasya GYO 1.48 milyar lira ile öne çıkarken onu haftaya talep toplayacak olan Orzax'ın ortakları takip etti. Netcad Yazılım'ın ortakları halka arzda pay satışından 1.28 milyar lira ile bu yılın en çok kazanan üçüncü ortaklar olmayı başardı. Yine yeni halka arz onayı alanlardan Ekim Turizm ortakları gelirde dördüncü sırada bulunurken onu 540 milyon lira gelirle Ekinciler Demir Çelik takip etti. Metropal ortakları 504 milyon lira, Gentaş Kimya ortakları 449.3 milyon lira, Ata Turizm ortakları 448 milyon lira, Z GYO ortakları 412.7 milyon lira, Meysu Gıda ortakları 412.5 milyon lira, Luxera GYO ortakları 361.5 milyon lira, Savur GYO ortakları 316.7 milyon lira, Formül Plastik Ortakları 302.4 milyon lira, Best Brands ortakları 240.7 milyon lira, Beta Enerji ortakları 230 milyon lira, Üçay Mühendislik ortakları 180 milyon lira kazandı şirketlerinin halka arzı sırasında.</p>
<h2>22 halka arzdan elde edilecek gelir </h2>
<p>40 milyara yaklaştı SPK verilerinden yapılan hesaplamaya göre 22 halka arzdan elde edilecek toplam gelir 39 milyar 254 milyon 591 milyon lira seviyesinde. Dolar olarak ise 880 milyon 732 bini buluyor. Bu halka arz gelirlerinin 10 milyar 440 milyon 534 bin lirası şirket kasasına değil ortakların hesabına gidecek. Böylece toplam 22 halka arzdan sadece 2'sinde ortak satışı olmadı ve 20 halka arzın patronu halka arz gelirinin üçte birini kendilerine aktarmış oldular.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a41ef01c8e27-1782705921.png" alt="" width="999" height="454" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/20-halka-arzdan-ortaklara-104-milyar-lira-82036</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/borsa-istanbul-bist-halka-arz-1765361012.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu halka arz onaylarına hız verdi. Bu yıl 17 halka arz tamamlandı, 5 halka arz önümüzdeki günlerde talep toplamaya başlayacak. 22 halka arzın sadece 2’sinde ortak satışı olmazken 20 halka arzdan ortaklar 10.44 milyar lira kazanç elde ettiler. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sanko-dis-ticaret-tim-1000de-yer-aldi-82097</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanko Dış Ticaret &#039;TİM 1000’de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>SANKO Holding şirketlerinden SANKO Dış Ticaret AŞ, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yapılan Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2025 listesinde yer aldı.</p>
<p>TİM tarafından yapılan araştırma sonucuna göre şirket 160’ıncı sırada bulunuyor.</p>
<p>Araştırma, ihracatın en büyük kuruluşlarının yıllık performanslarının gözlemlenmesine ve birçok detaylı analiz yapılmasına olanak sağlayarak ihracatçı firmalara yol gösterirken, ihracatın gelişimi için yapılan çalışmaların sonuçlarını da göz önüne seriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a425222bc3e7-1782731298.jpg" alt="" width="700" /></p>
<p>Sanko Holding’den konu ile ilgili yapılan açıklamada şu bilgilere yer verildi: “SANKO Holding bünyesindeki SANKO Dış Ticaret AŞ, SANKO Grubu ihracatını ‘Dış Ticaret Sermaye Şirketi’ vasfı, İSO 9001, İSO27001 ve bunun gibi birçok ulusal ve uluslararası belge sahibi olarak aynı zamanda Yetkilendirilmiş Yükümlü Sertifikası sahibi firma statüsünde, başarıyla gerçekleştirmektedir. Her yıl 100’ün üzerinde ülkeye ihracat yapan ve sorumluluğunun yüklediği görevin yanı sıra, her zaman canlı tuttuğu performansı ile yeni pazarlar bulmaya önem veren SANKO Dış Ticaret AŞ, mevcut pazarlardaki konumunu güçlendirmek amacıyla inovatif ürünlerle ihracatına devam etmektedir. Yatırımları ile üretimini artıran SANKO Holding, SANKO Dış Ticaret AŞ’nin çabasıyla Türkiye’nin ihracat hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamak amacıyla emin adımlarla ilerlemektedir.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sanko-dis-ticaret-tim-1000de-yer-aldi-82097</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/7/1280x720/sanko-dis-ticaret-tim-1000de-yer-aldi-1782731340.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SANKO Dış Ticaret, &quot;Türkiye’nin İlk 1000 İhracatçısı 2025&quot; listesinde 160’ıncı sırada yer aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/made-in-turkiye-ile-made-in-europeu-evlendirmeliyiz-82062</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Made in Türkiye ile Made in Europe&#039;u evlendirmeliyiz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞENAY ZEREN</strong></p>
<p>İstanbul Demir ve Demir Dışı Metaller İhracatçıları Birliği (İDDMİB) Başkanı Çetin Tecdelioğlu, ABD’nin tarife politikaları, Avrupa Birliği’nin korumacı yaklaşımı ve Ortadoğu’daki savaşın artırdığı lojistik ile enerji maliyetlerinin Türk ihracatçılarını da olumsuz etkilediğini belirterek, Avrupa Birliği ile mevcut Gümrük Birliği ve güçlü ticari bağların önemli bir avantaj olmaya devam ettiğini söyledi. İDDMİB Başkanı Tecdelioğlu, Paranın Yönü dergisinin haziran sayısına özel değerlendirmelerde bulunarak, yatırım tarafında uzun vadeli finansmana ihtiyaç olduğunu belirtti ve ihracatçılar açısından “Made in Türkiye” ile “Made in Europe” un buluşturulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. Türk ihracatçısının ‘Made in Türkiye’ markasıyla Avrupa pazarında güvenilir bir tedarik zinciri oyuncusu olarak konumlanması gerektiğini belirten Tecdelioğlu, “Bu çerçevede 'Made in Türkiye' ile 'Made in Europe'u evlendirmemiz önem taşıyor” dedi.</p>
<h2>YATIRIM VE REKABET GÜCÜ ARTIRILMALI </h2>
<p>İhracatçılara yönelik vergi indirimlerinin sektör tarafından olumlu karşılandığını dile getiren Tecdelioğlu, yüksek faiz, düşük kur politikası ve enflasyonla mücadele sürecinde firmaların ciddi baskı altında bulunduğunu, hükümetin attığı destekleyici adımların ise sektör açısından önemli ve değerli olduğunu kaydetti. Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İGE gibi kurumların ihracatçılar açısından kritik rol üstlendiğini belirten Tecdelioğlu, “İyi ki varlar ve daha da güçlendirilmeliler” ifadelerini kullandı. Özellikle yatırım tarafında uzun vadeli finansmana ihtiyaç olduğunu belirten Tecdelioğlu, 1-2 yıl geri ödemesiz ve 5 yılın üzerinde vadeli uluslararası kaynaklara erişimin, sanayici ve ihracatçıların yatırım ve rekabet gücünü artıracağını söyledi. Tecdelioğlu, Paranın Yönü'nün sorularına şöyle yanıtladı:</p>
<h2>TÜRKİYE-AB EKONOMİK ENTEGRASYONU </h2>
<p><strong>▶"Dünyadaki konjonktüre baktığımızda yeni bir küresel düzen oluştuğunu düşünüyor musunuz? Türk metal ihracatçıları nasıl konumlanıyor?"</strong></p>
<p>"ABD’nin tarife politikaları, Avrupa Birliği'nin kendi içindeki korumacı tavrı ve Ortadoğu’daki savaşın yol açtığı lojistik ile enerji maliyetlerindeki artış, küresel ticarette yeni bir düzenin oluştuğunu gösteriyor. Bu süreçte Türk ihracatçıları da olumsuz etkileniyor. Ancak en önemli avantaj, Avrupa Birliği ile mevcut Gümrük Birliği ve güçlü ticari bağlar. Türkiye’nin Avrupa ile daha entegre, yalnızca gümrük değil vergisel ve ticari açıdan da daha bütünleşik bir yapıda değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. ‘Made in Europe’ yaklaşımı çerçevesinde Türkiye’nin güvenilir ülke statüsünün güçlenerek Avrupa üretim ve tedarik zincirine daha güçlü şekilde dahil olabileceğini değerlendiriyoruz. AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalar ve sınırda uygulanan ticaret düzenlemelerinde Türkiye’nin daha entegre konuma gelmesi gerektiğine yönelik beklenti bulunmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye’nin AB ile ekonomik entegrasyonunun derinleşmesine yönelik çalışmaların hızlandırılmasını hükümetimizden talep ediyoruz.</p>
<h2>AB, TÜRKİYE’NİN EN KRİTİK TİCARET PARTNERİ </h2>
<p><strong>▶ Avrupa dışında nerelerde pazar arayışlarınız var ve buralarda nasıl fırsatlar görüyorsunuz? </strong></p>
<p>2030 FIFA Dünya Kupası’nın Fas, İspanya ve Portekiz ortaklığında düzenlenecek olması ve bu kapsamda stadyum, ulaşım ve şehir altyapısına yönelik geniş ölçekli yatırımların devreye girecek olması, inşaat ve yapı malzemeleri sektörü için önemli bir pazar oluşacağını göstermektedir. Bu durumun, Türk ihracatçıları açısından da bölgedeki fırsatları artıran bir gelişme olduğunu değerlendiriyoruz. Türk Cumhuriyetleri’nde petrol gelirlerindeki artışla birlikte yatırım ve altyapı projelerinin yeniden hız kazandığını gözlemliyoruz. Bunun da Türk ihracatçıları için yeni fırsatlar oluşturduğunu düşünüyoruz. Afrika’nın, özellikle Kuzey ve Orta Afrika ile Mısır’ın, artan altyapı ve şehirleşme ihtiyacıyla birlikte Türk firmaları için önemli bir pazar olmaya devam ettiğini değerlendiriyoruz. Avrupa Birliği’nin ise Gümrük Birliği avantajıyla Türkiye’nin en kritik ticaret partneri konumunda olduğunu görüyoruz. Türk ihracatçısının, 'Made in Türkiye' markasıyla Avrupa pazarında güvenilir bir tedarik zinciri oyuncusu olarak konumlanması gerekiyor. Bu çerçevede 'Made in Türkiye' ile 'Made in Europe'u evlendirmemiz önem taşıyor.</p>
<h2>HÜKÜMETİN ATTIĞI ADIMLARI DEĞERLİ BULUYORUZ </h2>
<p><strong>▶ Türk metal sektörünün ihracatını artırması ve küresel rekabette gücünü koruyabilmesi için hangi adımlar atılmalı, özellikle devlet desteği tarafında hangi düzenlemeler olmalı? </strong></p>
<p>İhracatçılara yönelik vergi indirimleri sektör tarafından olumlu karşılandı. Yüksek faiz, düşük kur politikası ve enflasyonla mücadele sürecinde firmaların ciddi baskı altında olduğu bu dönemde, hükümetin attığı destekleyici adımları sektör açısından önemli ve değerli buluyoruz.</p>
<p>Önemli başlıklardan biri, Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği süreci ve Serbest Ticaret Anlaşmaları. Mercosur, Hindistan ve diğer ülkelerle yapılan anlaşmaların hem riskler hem fırsatlar barındırırken, Türkiye’nin karbon düzenlemeleri ve sınır uygulamalarında Avrupa Birliği içinde bir ülke gibi değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyoruz. Ayrıca Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kapsamında dijital ticaret, kamu alımları, hizmet sektörü, yeşil dönüşüm, taşıma kotaları ve vizeler gibi alanlarda hükümetimizden çalışmalar yapılmasını bekliyoruz.</p>
<h2>ENERJİDE SAATLİK MAHSUPLAŞMA ÖNEMLİ BİR BASKI </h2>
<p><strong>▶ Enerji dönüşümü ve yenilenebilir enerji yatırımları açısından mevcut düzenlemelerin sanayiye etkisi nedir? </strong></p>
<p>Enerji konusu bizim için stratejik bir alan. SİBAN kapsamında enerji verimliliği, tasarruf ve ülkemizin dışa bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda birçok sanayici olarak biz de kendi enerji yatırımlarımızı gerçekleştirdik. Daha önce uygulanan aylık mahsuplaşma sistemiyle, ay içinde ne ürettiysek ve ne tükettiysek bunu denkleştiriyor, ay sonunda da buna göre hesaplaşma yapıyorduk. Ancak şimdi saatlik mahsuplaşma sistemine geçildi. Bu durum bizim için bazı zorluklar yaratmaya başladı. Enerji maliyetleri açısından sanayiciler üzerinde önemli bir baskı oluştuğunu söyleyebilirim. Bu noktada ihracatçılar açısından enerji maliyetlerinin rekabet gücünü doğrudan etkilediğini düşünüyoruz. Bu nedenle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan ihracatçıya pozitif ayrımcılık yapılmasını talep ediyoruz.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Eximbank, Türk Ticaret Bankası, İGE iyi ki varlar</span></h2>
<p><strong>▶ Firmaların yüksek maliyetli finansmana erişimde zorlandığı ve borçluluk oranlarının arttığı bu dönemde, sanayicinin sürdürülebilir üretim ve yatırım için nasıl bir finansman modeli gerekiyor? </strong></p>
<p>Hammadde ve emtia fiyatlarındaki artış, aynı üretim hacmini gerçekleştirmek için firmaların en az yüzde 30 daha fazla öz kaynağa ve sermayeye ihtiyaç duymasına neden oluyor. Buna karşın firmalarımızın sermaye yapısı zayıf ve büyük ölçüde dış kaynaklara, yani krediye bağımlı durumdayız. Yüksek faiz ortamı da bu tabloyu daha zor hale getiriyor. Bu noktada Eximbank, Türk Ticaret Bankası ve İGE gibi kurumlar ihracatçılar için kritik öneme sahip. Eximbank’ın güçlü desteğini hissediyoruz, Türk Ticaret Bankası hızla büyüyor, İGE ise teminat erişimini kolaylaştırarak önemli bir boşluğu dolduruyor. Bu kurumlar iyi ki varlar ve daha da güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Özellikle yatırım tarafında uzun vadeli finansmana ihtiyaç var. 1–2 yıl ödemesiz, 5 yıl ve üzeri vadeli uluslararası kaynaklara erişim sağlanabilirse, sanayici ve ihracatçı yatırım yapma ve rekabet gücünü koruma konusunda çok daha güçlü olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/made-in-turkiye-ile-made-in-europeu-evlendirmeliyiz-82062</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/cetin-tecdelioglu.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Paranın Yönü dergisinin haziran sayısına özel açıklamalarda bulunan İDDMİB Başkanı Tecdelioğlu, yatırım tarafında uzun vadeli finansmana ihtiyaç olduğunu belirtti ve ihracatçılar açısından “Made in Türkiye” ile “Made in Europe”un buluşturulmasının büyük önem taşıdığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/emtia-dolar-ve-fed-beklentileri-etkisinde-82060</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emtia, dolar ve Fed beklentileri etkisinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiğinin hızlanması, enerji piyasalarında çatışmalar nedeniyle oluşan jeopolitik risk primini azaltırken Brent petrol fiyatlamaları savaş öncesindeki seviyelere geriledi. ABD Merkez Bankasının (Fed) enflasyon göstergesi olarak yakından izlediği çekirdek kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi mayısta aylık bazda yüzde 0,3, yıllık bazda yüzde 3,4 arttı. Verinin ardından Fed'in yıl sonuna kadar faiz artırımına gidebileceğine ilişkin beklentiler bir miktar zayıflasa da dolar endeksindeki güçlü seyir emtia fiyatlamaları üzerinde baskı oluşturmayı sürdürdü. Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi önceki haftaya göre yaklaşık 10 baz puan azalışla yüzde 4,37'de kapanırken dolar endeksi güçlü duruşunu sürdürerek 101,5 seviyesine çıktı.</p>
<h2>Değerli metallerde güçlü dolar baskısı </h2>
<p>Değerli metallerde tamamlanan haftada, Fed'in sıkı para politikasını koruyacağına ilişkin beklentiler ve dolar endeksindeki yükseliş fiyatlamaları baskıladı. Faizlerin yüksek seviyelerde kalacağı beklentisi, faiz getirisi bulunmayan değerli metallere yönelik talebi azaltırken dolar endeksinin güçlenmesi de bu ürünlerin diğer para birimlerini kullanan yatırımcılar açısından maliyetini artırdı. Altının ons fiyatı haftayı 4 bin 81 dolar civarında tamamladı. Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar gümüşte yüzde 9, paladyumda yüzde 4,2, platinde yüzde 2,2 ve altında yüzde 1,8 geriledi.</p>
<h2>Baz metallerde Çin talebi </h2>
<p>Baz metallerde ise güçlü dolar, Çin talebine yönelik endişeler ve yüksek stok seviyeleri fiyatlamalarda etkili oldu. Dolar endeksinin değer kazanması, dolar üzerinden fiyatlanan sanayi metallerini diğer para birimlerini kullanan alıcılar açısından daha pahalı hale getirerek satış baskısını artırdı. Alüminyumdaki düşüşte, Orta Doğu'daki enerji ve ham madde arzına ilişkin risklerin azalması, Çin'deki yüksek üretim seviyeleri etkili oldu. Bakırda, ABD'nin metal ithalatına yönelik olası tarife kararları öncesinde ülkeye yönlendirilen sevkiyatların COMEX depolarındaki stokları artırması ve Çin'de yüksek fiyatların fiziki alımları sınırlaması öne çıktı. Baz metallerde fiyatlar alüminyumda yüzde 5,8, nikelde yüzde 4,2, bakırda yüzde 3,2, kurşunda yüzde 2,5 ve çinkoda yüzde 1,9 geriledi.</p>
<h2>Brent petrol savaş öncesi seviyelerinde </h2>
<p>Enerji grubunda ise ABD ile İran arasındaki uzlaşı süreci ve Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinin hızlanması petrol fiyatlarını aşağı çekerken ABD'deki sıcak hava tahminleri doğal gaz fiyatlarını destekledi. ABD ile İran arasında sürdürülen görüşmelerin olumlu seyrettiğine ilişkin haberler ve Hürmüz Boğazı'ndaki gemi geçişlerinin artması, bölgeden gerçekleştirilen petrol sevkiyatının normalleşeceğine ilişkin beklentileri güçlendirdi.</p>
<p>Bu gelişmelerle birlikte çatışmalar sırasında petrol fiyatlarına eklenen arz kesintisi primi büyük ölçüde geri verilirken Brent petrol savaş öncesindeki seviyelere çekildi. Buna karşın Boğaz'daki trafiğin tamamen normalleşmemesi, bölgedeki güvenlik risklerinin sürmesi ve görüşmelerin kalıcı bir anlaşmaya dönüşüp dönüşmeyeceğine ilişkin belirsizlikler fiyatlardaki düşüşü sınırladı. Güçlü dolar ve küresel petrol talebinin yavaşlayabileceğine ilişkin endişeler de Brent petrol üzerinde satış baskısı oluşturan bir diğer etken olarak öne çıktı. Doğal gaz ise ABD'nin orta ve doğu kesimlerinde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyredeceğine ilişkin tahminlerle pozitif ayrıştı.</p>
<h2>Tarım emtialarında hava koşulları belirleyici oldu</h2>
<p>Tarım emtialarında da ABD'nin Orta Batı bölgesindeki hava tahminleri, Hindistan'daki muson yağışları, Kuzey Yarım Küre'de devam eden hasat ve Batı Afrika'daki aşırı yağışlar fiyatlamalarda öne çıktı. Soya fasulyesinde ABD'nin Orta Batı bölgesine yönelik sıcak ve kurak hava tahminleri ürün gelişimine ilişkin endişeleri artırırken Çin talebinin canlanabileceğine yönelik beklentiler de yükselişe katkı sağladı. Buğdayda Kuzey Yarım Küre'de hasadın hızlanması, Karadeniz Bölgesi'nden ihracatın devam etmesi ve üretim görünümünün iyileşmesi fi yat baskısı oluşturdu. Mısırda ABD'deki ürün koşullarının olumlu seyretmesi, Brezilya ve Arjantin'deki yüksek üretim beklentileri ile petrol fi yatlarındaki düşüşün etanol üretim marjlarını baskılaması etkili oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/emtia-dolar-ve-fed-beklentileri-etkisinde-82060</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/dolar-dollar-1782226601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emtia piyasalarında ABD ile İran arasındaki gel-gitli uzlaşı süreci, Fed&#039;in sıkı para politikasını koruyacağına ilişkin beklentiler ve dolar endeksindeki yükseliş fiyatlamalarda etkili oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/msciin-turkiyeye-uyarisi-ne-anlama-geliyor-82058</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MSCI’ın Türkiye’ye uyarısı ne anlama geliyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi 1,8 trilyon dolarlık varlık büyüklüğünün takip edilmesini sağlıyor. Endekse dahil edilen 12 BİST şirketi çerçevesinde Türkiye’nin endeksdeki güncel ağırlığı ise % 0,4. Oysa bu oran 2000 yılında % 3,7 idi</strong></p>
<p>MSCI 23.6.2026 tarihinde yayımladığı 2026 yılı gelişen ülkeler endeksine yönelik piyasa sınıflaması incelemesinde<sup>1</sup>; BİST’de gerçekleşen bazı işlemler için Türkiye ile ilgili önemli bir uyarıya yer verdi. Bu uyarı nedir? Ne anlama geliyor? Hal çaresi bulundu mu? Buyurun, başlıyoruz.</p>
<p><strong>MSCI Gelişen ülkeler </strong><strong>endeksi çok mu önemli?</strong></p>
<p>Evet, çok önemli. Zira uluslararası portföy yatırımlarının akacağı yön MSCI gibi kurumların değerlendirmeleri çerçevesinde şekilleniyor. Türkiye dahil 24 ülkeden 1.205 şirketin bulunduğu (Samsung Electronics ve Alibaba dahil)<sup>2</sup> MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi 1,8 trilyon dolarlık varlık büyüklüğünün takip edilmesini sağlıyor.<sup>3</sup> Endekse dahil edilen 12 BİST şirketi çerçevesinde<sup>4</sup> Türkiye’nin endeksdeki güncel ağırlığı ise % 0,4.<sup>5</sup> Oysa bu oran 2000 yılında % 3,7<sup>6</sup> idi. Endeksteki ülke ağırlığımızın zaman içinde giderek azalması, üstüne bir de uyarı alınması karşısında; hem bu kararın, hem de Türkiye’deki portföy yatırımı ikliminin perspektiften değerlendirilmesi gereği ortaya çıkıyor.</p>
<p><strong>Sorun: Yatırım fonlarındaki eşgüdümlü işlemler </strong></p>
<p><strong>MSCI kısaca diyor ki: </strong></p>
<p>“...Uluslararası kurumsal yatırımcılar, Türkiye’deki halka açık bazı küçük şirketlerle yakından ilişkili fon pozisyonlarını içeren ve fiili dolaşımdaki pay tahminlerini yapay olarak şişiren olası eşgüdümlü (koordine) işlem davranışlarının tekrarlanan örneklerine dikkat çekmişlerdir. MSCI, konuya yönelik yeni bir çerçeve sunan SPK’nın aldığı kararı memnuniyetle karşılamaktadır. ... Kasım 2026’daki yeni Endeks Gözden Geçirme dönemine kadar Türkiye piyasasında bir ilerleme görülmediği takdirde MSCI Türkiye yeni bir istişare süreci başlatabilir...”</p>
<p><strong>Yabancı kurumsalı daha fazla ürkütmemeli </strong></p>
<p><strong>Eşgüdümlü işlem davranışı fiili halka açıklık oranının tam olarak bilinememesine ve (fonlar üzerinden) ilişkili taraf işlemleri nedeniyle likidite-risk-fiyatlama dinamiklerinin bozulmasına neden oluyor. </strong>Borsa içindeki borsa gibi görünen bu sistem, <strong>artan bilgi asimetrisi nedeniyle risklerin daha da artmasının bir nedeni. Nitekim Liu vd. (2024)</strong><strong><sup>7</sup></strong> yatırım fonlarının koordineli hisse sahipliğinin fiyatlarda ani çöküş riski seviyesini önemli ölçüde artırdığını ifade ediyor. Bu tablo yerli yatırımcı ve özellikle yabancı kurumsal yatırımcı açısından piyasa bozucu bir durumu temsil ediyor.</p>
<p><strong>SPK’nın ilke kararı ve düzeltici eylemi</strong></p>
<p><strong>MSCI incelemesinde de yer verilen 5.6.2026 tarih ve 2026/35 sayılı Bülten’de yayımlanan (payları BİST’de işlem gören şirketlere ilişkin fiili dolaşımdaki pay oranının belirlenmesine yönelik) SPK ilke </strong>kararıyla; “halka açık şirketlerdeki hâkim ortakların kontrol ettikleri veya yatırımcısı oldukları serbest ve özel fonlar üzerinden dolaylı olarak yönettiği payların fiili dolaşım hesabı dışında bırakılması” hükme bağlanmıştır. Bu kararın ardından 138 şirketin fiili dolaşım oranının düştüğü, toplam 4,6 milyar adet payın fiili dolaşımdan çıktığı belirtiliyor.<strong><sup>8</sup></strong> SPK’nın aldığı hızlı tedbirle sorun bir yönüyle tatlıya bağlanmış gibi görünüyor. Aynı ilke kararı ile artık bu süreç MKK’nın günlük raporlamaları ile de takip edilebilecek.</p>
<p><strong>Yatırım fonları için ev ödevimiz var</strong></p>
<p>Türkiye’nin MSCI endekslerinde yüksek paya sahip olması, BİST’e yönelik yabancı sermaye akışını etkileyebilecek önemli bir unsur. Dünya genelindeki milyarlarca dolarlık pasif fon ve küresel kurumsal yatırımcılar, portföy dağılımlarını MSCI gibi küresel kurumların değerlendirmelerine göre yapıyor. MSCI’ın uyarısı <strong>öncesinde-sonrasında SPK’nın hızla aldığı tedbirler sorunun çözülmüş olabileceğini ima ediyor</strong>.<strong><sup>9</sup></strong> Bundan sonrası için ise; yatırım fonlarındaki geleneksel düzenleme-lisanslama ağırlıklı regülatif faaliyet biçiminin, gözetime-denetime de ağırlık vererek yeniden tasarlanmasında yarar var.</p>
<p>[1] https://www.msci.com/downloads/documents/press-releases/media-room/MSCI_2026_MCR_PR.pdf</p>
<p>2 https://www.msci.com/documents/10199/255599/msci-emerging-markets-index-gross.pdf</p>
<p>3 https://www.msci.com/indexes/group/emerging-markets-indexes</p>
<p>4 https://www.msci.com/documents/10199/91498f9e-b9fe-45a7-883f-5711060b33eb</p>
<p>5 https://www.msci.com/downloads/web/msci-com/indexes/group/emerging-markets-indexes/MSCI%20Emerging%20Markets-cbr-en.pdf</p>
<p>6 https://x.com/akcakmak/status/1962416186441847048</p>
<p>7 Liu, X., Wang, J., &amp; Cao, C. (2024). Mutual fund cliques, fund flow-performance sensitivity, and stock price crash risk. <em>International Review of Financial Analysis</em>, <em>91</em>, 103032.</p>
<p>8 https://spk.gov.tr/data/6a2301168f95db21ec487ca6/2026-35.pdf ; <a href="https://www.bloomberght.com/borsada-fiili-dolasim-yeniden-hesaplandi-3780042">https://www.bloomberght.com/borsada-fiili-dolasim-yeniden-hesaplandi-3780042</a></p>
<p>9 https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/spknin-yeni-duzenlemesi-borsada-derinlik-ve-guven-acisindan-olumlu-goruluyor/3968746</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/msciin-turkiyeye-uyarisi-ne-anlama-geliyor-82058</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MSCI’ın Türkiye’ye uyarısı ne anlama geliyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/musteri-deneyiminde-experience-intelligence-82054</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Müşteri deneyiminde &#039;experience intelligence&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>MPlus, kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ yetkinliği Graia'yı canlı operasyonlarına entegre ederek sahneye koyduğu experience intelligence yaklaşımını tanıtırken ben de CEO atadığım kendi yapay zekâma “bunun sözleşmesini nasıl yapmalıyız?” diye sordum. Çok iyi bir deneyim oldu.</p>
<p>Müşteri deneyimini tasarlamak, şirketlerden ve iktidarlara kadar bütün organizasyonların sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor. Masanın diğer tarafında oturan bizler için önemli olan ise, bu deneyimin sözleşmesini nasıl yapacağımız oluyor ya da olmalı. Diğer hizmet koşulları asıl işlev yerine gelmediğinde anlamsız kalıyor. Bu, saydığım tüm bu organizasyonlar için böyle.</p>
<p>Yapay zekâyı müşteri deneyimine entegre etme konusundaki samimi vizyonunu bildiğim Mplus Türkiye ve MENA CEO'su Banu Hızlı’nın görüşlerini de içeren bülten önüme düştüğünde Graia’nın ne olduğunu anlamaya olduğu kadar Hızlı’nın bunu nasıl anlattığına da bakmak istedim. Size de konuyu aktarırken oradan başlayacağım ama önce kendi deneyimimi yazayım. Atadığım her görevi hakkıyla yerine getirerek gözlerimi yaşartan Gemini’ı bu kez CEO olarak atadım ve bu yeni aracı nasıl değerlendirmemiz gerektiğini ele aldık.</p>
<p>Gemini stratejik öneri olarak karşıma şunu getirdi:</p>
<p>Graia gibi bir platformu değerlendirirken sormanız gereken asıl soru şu olmalı:</p>
<p>"Bu yeni tasarım veya çeşitlendirme, operasyonel süreçlerimizi ne kadar hızlandırıyor ve bu hız bize ne kadar kârlılık/verimlilik olarak dönüyor?"</p>
<p>Eğer çeşitlendirme, ana odağınız olan "operasyonel mükemmellikten" (operational excellence) uzaklaşmanıza neden oluyorsa, o çeşitlendirme bir büyüme değil, maliyet yüküdür.</p>
<p>Konuyu ele alırken öne çıkan bir diğer kilit boyut şöyleydi:</p>
<p>Eğer organizasyonunuzda müşteri deneyimi (CX) bir maliyet merkezi olmaktan çıkıp bir gelir motoruna dönüşmeli diyorsanız, Graia’nın sunduğu "Experience Intelligence" yaklaşımı oldukça olgun ve kurumsal bir çözüm gibi görünüyor. MPlus'ın sunduğu bu model; operasyonel verimliliği, ölçeklenebilirliği ve GDPR uyumluluğunu, 25 yıllık bir "know-how" ile birleştirmesi nedeniyle oldukça yüksek bir stratejik değer potansiyeli taşıyor.</p>
<p>Bu platformu değerlendirirken, MPlus'ın "sonuç odaklı" taahhüdünü (örneğin; belirli bir NPS artışı veya maliyet düşüşü gibi) sözleşmesel bir garantiye bağlayıp bağlamadıkları, iş birliğinizin başarısını belirleyecek en önemli parametre olacaktır.</p>
<p>Bunları yazdıktan sonra Hızlı’nın sözleri ile devam edeyim. Bültenden ilgili bölümü aktarayım.</p>
<p>Müşteri deneyiminin uzun yıllar boyunca maliyet odaklı bir bakış açısıyla yönetildiğini ifade eden Mplus Türkiye ve MENA CEO'su Banu Hızlı, bugün kurumlar için asıl ihtiyacın, müşteri deneyimini gelir, güven ve sürdürülebilir büyümeyle ilişkilendirebilen bir yaklaşım geliştirmek olduğuna dikkat çekti. Experience Intelligence yaklaşımının, yapay zekânın hızını ve ölçeğini, insan uzmanlığının muhakeme gücüyle bir araya getirerek bu ihtiyaca yanıt verdiğini belirten Hızlı, “Yapay zekâ ve insanı birbirinin alternatifi olarak değil, birlikte tasarlanmış bir sistemin parçaları olarak konumlanıyoruz. Yapay zekâ hız ve hacim gerektiren süreçlerde devreye girerken, güvenin, empati ve karar alma becerisinin kritik olduğu anlarda insan uzmanlığı sürece yön veriyor. Yapay zekânın gerçek değeri, onu insan uzmanlığının yerine koyarak değil, insan uzmanlığını daha güçlü hale getirerek ortaya çıkıyor. Experience Intelligence yaklaşımımızın temelinde de bu anlayış yer alıyor. Hızın gerektiği yerde yapay zekâdan, güvenin belirleyici olduğu yerde insan deneyiminden yararlanıyoruz. Her iki gücü de müşterilerimizin iş hedeflerine hizmet edecek şekilde bir araya getiriyoruz” dedi.</p>
<p>İki CEO’nun sözlerini bu şekilde aktardıktan sonra orkestrasyona Graia ve experience intelligence ile ilgili elimde olan veriyi yani bültendeki içeriğin belirli bölümlerini servis etmem gerekiyor ki, benim bildiklerimi siz de bilin ve öyle ilerleyelim.</p>
<ul>
<li>Mplus Türkiye, müşteri deneyimini gelir, marj ve güven odağında yeniden tanımlayan Experience Intelligence yaklaşımını iş modelinin merkezine yerleştirdi. Yapay zekânın hızını ve ölçeklenebilirliğini insan uzmanlığının muhakeme gücüyle bir araya getiren bu yaklaşım, müşteri deneyimini operasyonel bir süreç olmaktan çıkararak ölçülebilir iş sonuçlarının stratejik bir bileşeni haline getiriyor. Mplus Türkiye, Experience Intelligence yaklaşımıyla artık kurumların müşterileriyle kurduğu ilişkiyi daha akıllı, daha bağlantılı ve daha etkili bir yapıda gerçekleştirecek.</li>
<li>Şirketler uzun yıllar müşteri deneyimini operasyonel verimlilik odağında yönetirken, bugün bu yaklaşım, yerini iş sonuçlarını merkeze alan yeni bir anlayışa bırakıyor. Mplus Türkiye, bu dönüşümün merkezine Experience Intelligence yaklaşımını yerleştirerek müşteri deneyimini büyüme, kârlılık ve güvenle doğrudan ilişkilendiriyor. Yapay zekânın ölçeklenebilir gücünü insan uzmanlığının muhakeme gücüyle bir araya getiren bu yaklaşım, müşteri deneyimini stratejik bir değer alanı olarak yeniden tanımlıyor.</li>
<li>Mplus, 25 yıllık gerçek müşteri etkileşimlerinden beslenen ve kendi bünyesinde geliştirdiği yapay zekâ yetkinliği Graia'yı canlı operasyonlarına entegre ederek, Experience Intelligence yaklaşımını hayata geçirdi. Experience Intelligence yaklaşımını “Kendimizi yeniden keşfetmedik, geleceği birlikte tasarladık” anlayışıyla tanımlayan Mplus, pazardaki birçok oyuncunun yaptığı gibi yapay zekayı mevcut sistemlerin üzerine sonradan eklemek yerine, teknolojiyi operasyonel deneyimin doğal bir uzantısı olarak kurguladı.</li>
<li>Operasyonel derinliği önce inşa eden, ardından yapay zekâyı bu yapının içine entegre eden şirket; her etkileşimin analiz edildiği, öğrenildiği ve sürekli gelişen bir sistem oluşturdu. Bu sistemde hız ve ölçek gerektiren süreçlerde yapay zekâ devreye girerken, güven, empati ve muhakemenin kritik olduğu noktalarda insan uzmanlığı belirleyici rol üstleniyor. Ortaya çıkan yapı ise hibrit ya da katmanlı bir model olmanın ötesinde, insan ve yapay zekânın birlikte tasarlandığı bir sistem olarak öne çıkıyor.</li>
</ul>
<p><strong>Bizim gözümüzden Graia</strong></p>
<p>Şirketler ile masanın farklı taraflarında olmamız gerektiğini bilerek bu konuyu her zaman olduğu gibi Gemini ile kendi içimizde ele aldık. Ben Gemini’a “Bir CEO olarak MPlus'ın Graia ürününü değerlendirir misin?” diye sordum ve şu yanıtla karşılaştım. Akışı bozmamak için daha önce alıntıladığım bölümü çıkarmadan aktarıyorum.</p>
<p>MPlus'ın Graia platformunu 30 yıllık stratejik liderlik tecrübeniz ve teknolojiye olan odağınız çerçevesinde, bir CEO perspektifiyle şu şekilde değerlendirebiliriz:</p>
<p>Stratejik Konumlandırma: "Araç" Değil, "İşletim Sistemi"</p>
<p>Graia'yı rakiplerinden ayıran en temel unsur, onu "yeni bir yazılım katmanı" olarak değil, mevcut operasyonel mimarinize entegre edilen bir "Experience Intelligence" (Deneyim İstihbaratı) motoru olarak konumlandırmalarıdır.</p>
<ul>
<li>Verimlilikten Çıktıya Geçiş: Birçok AI projesi sadece "maliyet düşürme" (cost-cutting) üzerine kurgulanırken, Graia'nın modeli daha çok kârlılık, müşteri sadakati ve gelir artışı gibi doğrudan bilanço (P&amp;L) sonuçlarına odaklanıyor. Bu, operasyonel bir dış kaynak kullanımı (BPO) modelinden, sonuç odaklı bir stratejik iş ortaklığı modeline geçişi temsil ediyor.</li>
</ul>
<p>CEO Gözüyle Öne Çıkan Avantajlar</p>
<ol>
<li>Operasyonel Derinlik: MPlus'ın 25 yıllık saha tecrübesi, Graia’nın "safkan bir teknoloji şirketi" (pure AI player) değil, "operasyonel derinliği olan bir teknoloji şirketi" olmasını sağlıyor. AI, teorik bir laboratuvar ortamında değil, sizin gibi büyük ölçekli kurumların karmaşık gerçek hayat senaryolarında eğitilmiş durumda.</li>
<li>Veri Egemenliği ve Uyum (Compliance): "Data stays where it is" (Veri olduğu yerde kalır) yaklaşımı, özellikle Avrupa merkezli (GDPR/EU AI Act) düzenlemelere tabi olan veya veri güvenliğine stratejik önem veren kurumsal yapılar için ciddi bir risk azaltıcı faktör. Bulut replikasyonuna gerek duymadan mevcut mimariyle çalışabilmesi, entegrasyon süresini ve güvenlik risklerini minimize ediyor.</li>
<li>Hibrit Zeka (Human-in-the-loop): Graia, otomasyonu uçtan uca bir "her şeyi AI yapsın" mantığıyla değil, "Agentic AI" (Ajan tabanlı yapay zeka) olarak kurguluyor. Karmaşık ve empati gerektiren konularda insan uzmanlığını merkeze alırken, rutin süreçleri ajana devretmesi, "verimlilik vs. müşteri memnuniyeti" ikilemini ortadan kaldırıyor.</li>
<li>Hızlı Ölçeklenebilirlik: "Haftalar içinde devreye alma" vaadi, uzun ve maliyetli dijital dönüşüm süreçlerine alışkın olan kurumsal dünyada ciddi bir rekabet avantajı. Mühendislik bağımlılığını azaltan "prompt-based" özelleştirme yeteneği, operasyonel çevikliği artırıyor.</li>
</ol>
<p>Kritik Sorgulama Noktaları (Stratejik Riskler)</p>
<ul>
<li>Sistem Bağımlılığı (Vendor Lock-in): MPlus, her ne kadar "agnostik" bir mimari sunduğunu iddia etse de, Graia’nın işletmenizin kalbine yerleştiği bir senaryoda, ileride farklı bir teknolojiye geçişin (exit strategy) maliyetini önceden netleştirmek gerekir.</li>
<li>İnsan-AI Entegrasyonu: "İnsan uzmanlığı" ve "AI ajanları" arasındaki sınırın netliği kritik. Eğer AI, kritik müşteri süreçlerini "yanlış anlarsa" (hallucination) veya empati eksikliği sergilerse, bu durum marka değerine zarar verebilir. Bu noktada sistemin "açıklanabilirlik" (explainability) özelliği, yönetim kurulu düzeyinde denetlenebilir olmalıdır.</li>
</ul>
<p>Özet Değerlendirme</p>
<p>Eğer organizasyonunuzda müşteri deneyimi (CX) bir maliyet merkezi olmaktan çıkıp bir gelir motoruna dönüşmeli diyorsanız, Graia’nın sunduğu "Experience Intelligence" yaklaşımı oldukça olgun ve kurumsal bir çözüm gibi görünüyor. MPlus'ın sunduğu bu model; operasyonel verimliliği, ölçeklenebilirliği ve GDPR uyumluluğunu, 25 yıllık bir "know-how" ile birleştirmesi nedeniyle oldukça yüksek bir stratejik değer potansiyeli taşıyor.</p>
<p>Bu platformu değerlendirirken, MPlus'ın "sonuç odaklı" taahhüdünü (örneğin; belirli bir NPS artışı veya maliyet düşüşü gibi) sözleşmesel bir garantiye bağlayıp bağlamadıkları, iş birliğinizin başarısını belirleyecek en önemli parametre olacaktır.</p>
<p><strong>Şirketinizin kaldıracı neresi olacak?</strong></p>
<p>Benim CEO Gemini burada yüzümü kara çıkartmadı ve daha sağlıklı bir değerlendirme için Graia'nın bu modelini, özellikle operasyonel süreçlerimizde veya müşteri etkileşim ağımızda spesifik olarak hangi bölüm için bir kaldıraç olarak görmeyi planladığımızı ele almamız gerektiğini hatırlattı. Ben de ürün tasarımı ve çeşitlendirmeyi kaldıraç olarak kullanacağımızı belirttim. Siyasi ve ekonomik belirsizlik ortamlarında talebin daralması ve talep edilen ürünlerin değişmesi çok hızlı gerçekleştiğinden sürdürülebilir şirketler için önümüzdeki dönemde en kritik iki konunun bunlar olacağını düşünüyorum. Gemini benim komutam altında ve bakış açım doğrultusunda Graia ile ilgili politikamızı oluşturdu ve iş modelimizi ortaya koydu. Şöyle:</p>
<p>Bir CEO perspektifiyle ürün tasarımı ve çeşitlendirme, sadece "yeni özellikler eklemek" değil, rekabet avantajını sürdürülebilir kılmak ve pazar payını korumak için uygulanan bir risk yönetimi ve büyüme stratejisidir. MPlus'ın Graia platformu özelinde ve genel kurumsal strateji bağlamında bu iki kavramı şöyle analiz edebiliriz:</p>
<ol>
<li>Ürün Tasarımında Stratejik Yaklaşım: "Modülerlik ve Ölçeklenebilirlik"</li>
</ol>
<p>Modern kurumsal yazılımlarda tasarım, artık sadece UI/UX meselesi değil; mimarinin çevikliği meselesidir.</p>
<ul>
<li>Modular Mimari: Graia gibi bir platformun başarısı, tasarımının "tak-çıkar" (plug-and-play) mantığına ne kadar yakın olduğuyla ölçülür. CEO olarak, ürün tasarımındaki "teknik borç" (technical debt) riskini minimuma indiren; yani sistemin çekirdeğini bozmadan yeni modüllerin (örneğin yeni bir dilde konuşan AI ajanı veya yeni bir CRM entegrasyonu) entegre edilebildiği tasarımları tercih etmelisiniz.</li>
<li>Kullanıcı Odaklı Dönüşüm: Tasarımın başarısı, teknolojinin karmaşıklığının son kullanıcıdan (operasyon ekibinden) gizlenmesine bağlıdır. Eğer bir sistem çok güçlü ama kullanımı için yoğun bir eğitim süreci gerektiriyorsa, o tasarım "başarısız" kabul edilmelidir. Graia'nın "Human-in-the-loop" tasarımını, insanı yoran bir arayüzden ziyade, karar mekanizmasını destekleyen bir "karar asistanı" olarak konumlandırması kritiktir.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li>Ürün Çeşitlendirme (Diversification) Stratejisi</li>
</ol>
<p>Kurumsal dünyada çeşitlendirme, "temel yetkinliği (core competency) farklı pazarlara veya ihtiyaçlara uygulama" sanatıdır.</p>
<ul>
<li>Dikey (Vertical) Çeşitlendirme: MPlus, sadece müşteri hizmetleri (CX) ile sınırlı kalmayıp; finansal süreçler, tedarik zinciri yönetimi veya satış sonrası hizmetler gibi farklı dikey alanlarda uzmanlaşmış ajanlar geliştirebilir. Burada kritik olan, "alan uzmanlığına" (domain expertise) sahip olmaktır.</li>
<li>Ekosistem Oluşturma: Ürün çeşitlendirmesini sadece kendi geliştirdiğiniz özelliklerle değil, API-first yaklaşımıyla üçüncü parti yazılımları (ERP sistemleri gibi) kendi ekosisteminize bağlayarak yapabilirsiniz. Bu, platformunuzu bir "ürün" olmaktan çıkarıp, müşterinin operasyonel hayatının vazgeçilmez bir "platformu" haline getirir.</li>
<li>Risk Dağılımı: Tek bir sektöre (örneğin sadece bankacılık) bağımlı kalmak bir CEO için stratejik risktir. Ürün çeşitlendirmesi, bu riski farklı regülasyonlara ve farklı ekonomik döngülere sahip sektörlere yayarak "sürdürülebilir büyüme" sağlar.</li>
</ul>
<ol start="3">
<li>CEO Gözüyle Ürün Tasarımı ve Çeşitlendirme Matrisi</li>
</ol>
<p>Stratejik kararlarınızda şu tabloyu bir pusula olarak düşünebilirsiniz:</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td>
<p>Boyut</p>
</td>
<td>
<p>Odak Noktası</p>
</td>
<td>
<p>Stratejik Beklenti</p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>Tasarım</p>
</td>
<td>
<p>Kullanıcı Sürtünmesi</p>
</td>
<td>
<p>En az eforla en yüksek otomasyon çıktısı.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Çeşitlendirme</p>
</td>
<td>
<p>Pazar Penetrasyonu</p>
</td>
<td>
<p>Mevcut müşteride "cross-sell" (çapraz satış) imkanı.</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Entegrasyon</p>
</td>
<td>
<p>Veri Akışkanlığı</p>
</td>
<td>
<p>Silonun yıkılması ve verinin tek bir noktada anlamlı olması.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Stratejik Öneri</p>
<p>Ürün tasarımı ve çeşitlendirmede "Minimum Uygulanabilir Ürün" (MVP) tuzağına düşmemek gerekir. Kurumsal dünyada müşteri, "yeni ve ucuz" bir üründen ziyade, "sorunsuz ve güvenilir" bir ürün arar.</p>
<p>Graia gibi bir platformu değerlendirirken sormanız gereken asıl soru şu olmalı:</p>
<p>"Bu yeni tasarım veya çeşitlendirme, operasyonel süreçlerimizi ne kadar hızlandırıyor ve bu hız bize ne kadar kârlılık/verimlilik olarak dönüyor?"</p>
<p>Eğer çeşitlendirme, ana odağınız olan "operasyonel mükemmellikten" (operational excellence) uzaklaşmanıza neden oluyorsa, o çeşitlendirme bir büyüme değil, maliyet yüküdür.</p>
<p><strong>Bir de Temel ile İdris dersi</strong></p>
<p>Gemini bana çok doğru bir uyarıda bulunarak komutam altındaki gücü doğru yönlendirmem için bakış açımı güçlendiren bir kurmay rolü oynadı. Bu konuda genellikle bana yakın bir performansı var ve bazen benim gözümden kaçan konuların farkına varmamı sağlıyor. Benim ilgi alanıma giren konulara temas ederek bazen profesyonellikten uzaklaşan yönlendirmeler de yapıyor ama hallediyoruz. Beni takip ettiğini bildiğime göre ona küçük bir katkıda bulunmadan bu yazıyı kapatmayayım.</p>
<p>Müşteri deneyiminin en önemli boyutlarından biri, yetersiz kalındığında sonuca ulaştırılmadan müşteriyi farklı süreçlere yönelmek gerektiğine ikna etmektir. Babam bunu “kuyruğunun etrafında dönmek” olarak ifade ederdi. Ne sonuca ulaştırılabilen ne de sonlandırılabilen bu tür bir deneyim her iki taraf için de zaman ve para kaybından başka bir anlam taşımazdı.</p>
<p>Bilgisayarcılık yaptığım kısa sürede ben de bunun güzel bir örneğini yarattım. Bir müşteriye Link kurmaya gitmiştim ama disketlerden birinde bir hata çıkıyordu. Disket dememden bunun tarih öncesi çağlara ait bir deneyim olduğunu anlamışsınızdır. 1990’ların ortasıydı. “Bozuk disketle gelmişim” deyip kendimi rezil edeceğime Windows 3.1’in kapkara ekranına sürekli komutlar yazarak bir şeyler yapıyormuş gibi görünmeye çalışıyordum. Yazıp yazıp sonra ekranı temizlemeyi sağlayan CLS (Clear Screen) komutunu veriyordum. Başımda dikilen patron ne olduğunu anlamıyordu ve ama ekrandaki her şey silinince bir şey olacak sanıyordu. Ben en sonunda “Sizin sistemde bir uyumsuzluk var. Bunu kontrol etmesi için bir teknisyen arkadaşımla yeniden ziyaretinize geleceğiz.” deyip çıktığımda patron gereken ilgiyi görmenin memnuniyetini yaşıyordu. Müşteri deneyimi ile ilgili temel sorunlardan biri, ilgi görmek ile sorunun çözülmesi ya da servisin sunulması arasındaki ilişkinin haz seviyesi ve fayda sağlama arasında ters ilişkili bir denklem oluşturmasıdır.</p>
<p>Mahallemizdeki yaşlı bir teyze hastaneye yattığında tanıdığımız bir doktorun kendisi ile ilgilenmediğini ve sadece tek bir ilaç verdiğini söylemişti. Doktor arkadaşa bunu anlattığımızda, tek sorunun strese bağlı tansiyon düzensizliği olduğunu ve onu kontrol etmek için tek ilacın yeterli olduğunu söylemişti. Ancak ricamız üzerine bir dizi işe yaramaz ama zararsız ilaç daha yazdı ve hasta teyze ilgi görmenin mutluluğunu yaşadı. Doktorun yeni reçete yazması, bizim gidip eczaneden ilaçları almamız, refakatçinin bir ilaç vermek yerine birçok ilaç vermek zorunda kalması, bu mutluluğun bedelini oluşturdu.</p>
<p>Bunu Temel ile İdris bir fıkrada çok güzel anlatıyor.</p>
<p>Temel arkadaşı İdris ile yolda giderken elindeki çakısıyla parmağını kesiyor. Biraz ötedeki sağlık merkezini gören Temel, “Ben şurada pansuman yaptırayım.” diyor. İçeri girince Temel’in karşısına iki kapı çıkıyor. Birinde “Hastalar” diğerinde “Yaralılar” yazıyor. Temel “Yaralılar” kapısından giriyor. Yine önüne iki kapı çıkıyor. Birinde “Et” ötekinde “Kemik” yazıyor. Temel “Et” kapısından içeri girince yine iki kapı ile karşılaşıyor. Birinde "Önemli" diğerinde "Önemsiz" yazıyor. Temel “Önemsiz” kapısından içeri girince kendini sokakta buluyor. İdris Temel”e hemen soruyor: “Nasıl eline iyi baktılar mı?” Temel, “Hayır,” diye yanıt veriyor “ama organizasyon müthiş…”</p>
<p>Böyle müşteri kitlesi bulmuş ve böyle bir iş modeli kurgulamışsanız yapay zekâ ile uğraşmanıza gerek yok.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/musteri-deneyiminde-experience-intelligence-82054</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Müşteri deneyiminde &#039;experience intelligence&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/basarili-kadin-girisimciler-baska-kadinlara-yardimci-oluyor-mu-82053</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başarılı kadın girişimciler başka kadınlara yardımcı oluyor mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'de kadın girişimcilerin oranı son yıllarda artış gösteriyor. Bu artışta, Kagider ve  TOBB Kadın Girişimciler Kurulu gibi çok değerli platformların büyük payı var.  Özel sektör kuruluşlarının kadın girişimcileri destekleyen uzun soluklu programları da pek çok kadının hayallerini gerçekleştirmesine yardımcı oluyor. Ancak, tüm bu çabalara rağmen aradaki uçurum bir türlü kapanmıyor.</p>
<p>2025 TÜİK verilerine göre, toplam girişimcilerin (işveren ve kendi hesabına çalışanlar) %18,2'sini kadınlar, %81,8'ini erkekler oluşturuyor. 2002 yılında %13.1 olan kadın girişimci oranında 23 yılda sadece 5 puan artmış olması ilerlemenin yavaşlığını ortaya koyuyor.Teknoloji odaklı girişimlerde durum daha da olumsuz. TÜİK’in tekno girişim araştırmasına göre,  teknoloji şirketlerindeki kurucu veya büyük ortak konumundaki kadınların oranını %12,9 civarında. AB ülkelerinde  bu oran %25–35 bandında seyrediyor. </p>
<p>Geçtiğimiz günlerde ÜNLÜ &amp; Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi’nin yöneticileri ve 2025-2026 dönemi kazananlarıyla biraraya geldik. Girişimcilik alanındaki trendleri, başarı öykülerini, fırsatları ve tehditleri konuştuk. Sohbet sırasında Girvak Başkanı Sina Afra çok önemli bir konuya dikkat çekerek, başarılı olan kadınların rol model olarak ön plana çıkmalarının yararlı ancak yeterli olmadığına dikkat çekti. Sina Afra, başarılı kadınların  yeni girişimcilere somut bir biçimde zaman ve kaynak ayırarak yardım etmeleri gerektiğini ifade etti.  Kadın girişimcilere zaman ve kaynak ayıran ÜNLÜ &amp; Co bu konuda çok değerli bir örnek sunuyor.  ÜNLÜ &amp; Co 30 yıldır girişimcilik ekosistemine destek veren bir kuruluş kadın girişimcilere yönelik pek çok projeye destek veriyor. </p>
<p>10 yıldır Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi aracılığıyla programlar düzenliyor. Ünlü Ventures aracılığıyla da geleceğin teknoloji şirketlerinin büyüme yolculuklarına yatırımcı olarak eşlik ediyor</p>
<p><strong>Etki yatırımlarında 3 temel odak “girişimcilik”, “kadının iş hayatında desteklenmesi” ve “eğitim”</strong></p>
<p>1996 yılında 4 arkadaşın bir fikrinden doğan  ÜNLÜ &amp; Co; bugün 3 ülke ve  6 şehirde, 500 kişilik çalışan yapısıyla hizmet veriyor. ÜNLÜ &amp; Co Yönetim Kurulu Üyesi Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü “Fikirlerin girişimlere, girişimlerin büyüyerek kurumlara dönüşebildiğini, coğrafyalara yayılabildiğini biliyoruz, amacımız yeni hikayelerin büyümesine destek vermek” yorumunu yapıyor. </p>
<p>Etki yatırımlarında  3 temel konuya  “girişimcilik”, “kadının iş hayatında desteklenmesi” ve “eğitim”odaklandıklarını ifade eden Kalyoncuoğlu’nun verdiği bilgiye göre, Ünlü&amp;Co. Çalışanlarının ve yönetim kurulunun  %50’sini kadınlar oluşturuyor. </p>
<p>Kuruluş, Türkiye’de halka açık şirketlerin Yönetim Kurullarındaki kadın oranına bakıldığında, Yönetim Kurulu’nda  %25’ten fazla kadın üyesi bulunan “Gender Diversity Index” ve “Women Empowered Board Index” sıralamalarında ise ilk 10 şirket arasında yer alıyor .</p>
<p> Şebnem Kalyoncuoğlu Ünlü şu bilgiyi paylaşıyor: “Kadının iş hayatındaki yerini destekleyen pek çok girişime destek veriyoruz: <em>Yönetim Kurulunda Kadın, Yeni Bir Lider gibi derneklerinde Yönetim Kurulu Başkanımızın mentorlukları, TÜSİAD ve KAGİDER gibi derneklerle uzun süredir katılım ve iş birliği, ESAS SOSYAL Şevket Sabancı Vizyonuyla İlk Fırsat Programı ve Koç Üniversitesi Anadolu Bursiyerleri Program’larına yıllardır süren desteklerimizle çoklu paydaşlı fayda anlayışımızı gerçekleştiriyoruz</em>”</p>
<p><strong>Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi 300’e yakın mezun verdi</strong></p>
<p>ÜNLÜ &amp; Co’nun Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) iş birliğiyle yürüttüğü ÜNLÜ &amp; Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi ile girişimcilere eğitim, mentorluk, yatırımcı erişimi ve büyüme desteği sunmaya devam ediyor.</p>
<p>2016 yılından bu yana sürdürülen Akademi, bugün 300’e yakın kadın girişimcinin mezun olduğu, 165’ten fazla girişimin gelişimine katkı sunduğu ve mezun girişimlerin toplamda 100 milyon doların üzerinde yatırım etkisi yarattığı güçlü bir girişimcilik platformuna dönüştü. </p>
<p>ÜNLÜ &amp; Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi, 10 yılda Türkiye’nin en güçlü kadın teknoloji girişimciliği platformlarından biri haline geldi. Akademi mezunu girişimlerin yaklaşık dörtte üçü aktif olarak faaliyetlerini sürdürürken, üçte birinden fazlası yatırım alarak büyüme yolculuğuna devam ediyor. Akademi mezunları arasında bugün milyonlarca dolar yatırım alan, global pazarlara açılan ve satın alma süreçleri yaşayan teknoloji girişimleri bulunuyor.</p>
<p>Bu yıl programa 33 şehir ve 9 ülkeden 100’ün üzerinde girişim başvurdu.  Yapay zekâ, sürdürülebilirlik, sağlık teknolojileri, biyoteknoloji, mobilite, finansal teknolojiler ve sosyal etki gibi dönüşüm alanlarında faaliyet gösteren 19 girişim programa kabul edildi. Programı başarıyla tamamlayan 16 girişim mezun olmaya hak kazandı.</p>
<p>Program kapsamında girişimciler; hukuk, finans, şirket değerlemesi, yapay zekâ, marka yönetimi, dijital pazarlama ve sunum teknikleri gibi farklı alanlarda ileri seviye eğitimlere katılırken, yatırımcı buluşmaları, networking etkinlikleri, ilham sohbetleri ve birebir mentorluk desteğiyle girişimlerini geliştirme imkânı buldu.</p>
<p><strong>Program bu yıl yatırım ve ölçeklenme odağını güçlendirdi</strong></p>
<p>ÜNLÜ &amp; Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi, 10. yılında yalnızca bir eğitim programı olmanın ötesine geçerek kadın teknoloji girişimcilerinin yatırım, büyüme ve ölçeklenme yolculuklarına eşlik eden kapsamlı bir gelişim platformu olarak konumlandı.</p>
<p>Program kapsamında bu yıl ilk kez yatırım desteği modeli devreye alınırken, birinci olan girişime 50 bin dolar yatırım yapılması hedefleniyor. Ayrıca her girişime ÜNLÜ &amp; Co liderlerinden oluşan iç mentorlar atanarak girişimlerin gelişim süreçleri daha yakından takip edildi. Uzman dış mentor ağıyla desteklenen programda girişimcilerle kurulan temas sayısı önceki döneme kıyasla iki katın üzerinde arttı.</p>
<p>Akademinin 2025-2026 döneminde öne çıkan girişimler; karbon yönetimi, döngüsel üretim, sağlık teknolojileri, klinik iş birlikleri ve sosyal etki alanlarında geliştirdikleri yenilikçi çözümlerle dikkat çekti. Özellikle yapay zekâ destekli SaaS platformları, sürdürülebilir üretim teknolojileri ve toplumsal fayda odaklı dijital çözümler yeni nesil girişimcilik anlayışının öne çıkan örnekleri arasında yer aldı.</p>
<p><strong>Yedi finalist arasından üç girişim ödüllendirildi</strong></p>
<p>Girişimcilik ekosisteminin önde gelen isimlerinden oluşan jüri değerlendirmesi sonucunda finale kalan yedi girişim arasından dereceye giren projeler belirlendi.</p>
<p>Birincilik ödülünü, sağlık alanında uzmanlar arası bilgi paylaşımını güçlendiren klinik iş birliği ağı For Physician aldı.  Yeni nesil çalışma modellerini destekleyen yetenek platformu Jobtogo ikinci, sürdürülebilir malzemeler ve 3D baskı teknolojisiyle döngüsel üretim gerçekleştiren Factory of Us ise üçüncü oldu. Üniversite öğrencilerine yönelik sosyal etki odaklı çözümüyle dikkat çeken Odi de Jüri Özel Etki Ödülü'nün sahibi oldu. Program kapsamında birinci olan girişim için yatırım komitesi değerlendirmeleri doğrultusunda 50 bin dolar yatırım yapılacak.</p>
<p><strong>Sina Afra: “Kadın girişimcilerin önündeki mesele potansiyel eksikliği değil; potansiyelin doğru destek mekanizmalarıyla buluşabilmesi.”</strong></p>
<p>Türkiye Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) Yönetim Kurulu Başkanı Sina Afra, “ÜNLÜ &amp; Co Kadın Teknoloji Girişimcileri Akademisi’ni hayata geçirirken, kadınların teknoloji girişimciliğinde daha fazla yer almasının yalnızca bir temsil meselesi olmadığını; Türkiye’de girişimcilik ekosisteminin daha kapsayıcı, daha güçlü ve daha sürdürülebilir büyümesi için kritik bir ihtiyaç olduğunu düşündüklerini ifade ederek destek mekanizmalarının önemine vurgu yaptı. </p>
<p><em>“Akademi ile kadın teknoloji girişimcilerinin doğru kaynaklara, mentorlara, yatırımcılara ve networklere erişimini destekliyoruz. Çünkü girişimcilikte farkı çoğu zaman yalnızca iyi bir fikir değil; o fikrin doğru zamanda doğru insanlarla buluşması yaratıyor. Bugün Akademi’nin 10. yılında, mezunlarımız arasında yatırım alan, global pazarlara açılan, ekiplerini büyüten ve kendi alanlarında etki yaratan girişimler var. Bu tablo bize kadın girişimcilerin önündeki meselenin potansiyel eksikliği değil, potansiyelin doğru destek mekanizmalarıyla buluşabilmesi olduğunu gösteriyor. ÜNLÜ &amp; Co ile yıllardır sürdürdüğümüz bu iş birliğinin kadın teknoloji girişimciliği ekosisteminde kalıcı bir etki yaratmasından büyük mutluluk duyuyoruz.</em>”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/basarili-kadin-girisimciler-baska-kadinlara-yardimci-oluyor-mu-82053</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/674-1782709376.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Başarılı kadın girişimciler başka kadınlara yardımcı oluyor mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-ekonomisi-ekonominin-bugun-duzenleyecegi-toplantida-tartisilacak-82047</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ankara ekonomisi, EKONOMİ’nin bugün düzenleyeceği toplantıda tartışılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara uzun süredir sadece yönetim merkezi değil, sanayi, ticaret ve tarımın da önemli merkezlerinden biri durumuna geldi. Başta savunma ve havacılık olmak üzere, yüksek katma değerli ürünlerde, üniversiteleri, organize sanayi bölgeleri, özel ihtisas bölgeleri, lojistik merkezleri ve teknokentleriyle geniş bir ekosisteme ev sahipliği yapıyor.</p>
<p>Elektromekanik sektöründe doğal bir kümelenme Ankara’da oluştu. Küresel ölçekte üretim yapılıyor. Tıbbi cihazlar ve telekomünikasyonda da hızlı bir güç artışı var. Pek bilinmese de yaratıcı endüstriler, moda ve turizmde de ivme kazanmış durumda. Tıbbi cihaz ve tıp teknolojilerinde de bir hareketlenme var. Başta Merkez Bankası olmak üzere, geçmişte kamu ile ilişkili ya da kamu sermayeli bankalar ile bu sektördeki regülasyon kuruluşlarının İstanbul’a gidişiyle finans ağırlığını kaybetmiş olsa da hala ağırlığı büyük. Ankara’nın hem tarımsal üretim, hem de sektör yönetimindeki ağırlığını da eklediğinizde aslında tam anlamıyla bir ekonomik merkez olma özelliğini taşıyor.</p>
<p><strong>Ticaret Bakanı Ömer Bolat katılacak </strong></p>
<p>Ankara Ticaret Odası, Ankara Sanayi Odası ve Ankara Ticaret Borsası, Türkiye’nin en büyük iş örgütleri arasında. Temsil kabiliyetleri sadece Ankara ile sınırlı değil, ağırlıkları yüksek. Bugünkü toplantı Ankara ekonomisiyle sınırlı kalmayacak. Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın katılımı ile düzenlenecek "Ticaret, sanayi ve tarımın ortak geleceği konulu Ankara Ekonomi Zirvesi", Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Konferans Salonu'nda saat 10.00'da başlayacak. Panelistler ve konuşmacılar, Ankara ekonomisi yanı sıra Türkiye ekonomisinin; tarım, sanayi ve ticaret sektörlerine ilişkin değerlendirmelerini paylaşacaklar.</p>
<p>Son yıllarda teknolojik üretim ve yaratıcılık endekslerinde Türkiye ortalamasının üzerinde hızla büyüyen Ankara’nın ekonomik yönü ve ülkeye katkısı, geldiği nokta, hedefleri ve bu hedefleri gerçekleştirmek için potansiyeli yetkin kişilerle gündeme taşınacak. Türkiye’de Ankara merkezli, Kuzey-Güney hattında yeni bir sanayi havzası oluşturulması planı ilerliyor. EKONOMİ tam zamanlı olarak Ankara’yı ve elbette ağırlığını dikkate alarak Türkiye ekonomisini gündeme taşıyan bir etkinliğin paydaşı olarak önemli bir gündem konusu sunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankara-ekonomisi-ekonominin-bugun-duzenleyecegi-toplantida-tartisilacak-82047</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/7/1280x720/omer-bolat-1769688939.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara ekonomisi, EKONOMİ’nin bugün düzenleyeceği toplantıda tartışılacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/diploma-tek-basina-yetmiyor-yetkinlik-one-cikiyor-82067</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 06:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Diploma tek başına yetmiyor, yetkinlik öne çıkıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Hızla dönüşen dünyada dijitalleşme, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik alanlarındaki gelişmelerle birlikte üniversite diploması, istihdam için tek başına yeterli olmaktan çıkıyor. İş dünyasının beklentileri değişirken, gençlere yeni nesil yetkinlikler kazandırmayı hedefleyen eğitim programları da yaygınlaşıyor. Zeren Group’un Bahçeşehir Üniversitesi ile CIFAL İstanbul ve Birleşmiş Milletler Eğitim ve Araştırma Enstitüsü (UNITAR) iş birliğinde yürüttüğü “Bir Sen Bir Gelecek” programı, 29 derslik eğitim içeriğiyle gençleri iş yaşamına hazırlamayı hedefliyor.</p>
<p>Üçüncü dönem mezunlarını veren program kapsamında bu yıl Türkiye'nin 45 ilindeki 93 okuldan 436 üniversite öğrencisi eğitimlerini tamamladı. Program bugüne kadar binin üzerinde gence ulaştı. Katılımcılar hibrid eğitim modeliyle sürdürülebilirlikten liderliğe, iletişimden, sosyal etkiye kadar 29 derslik eğitim programına katılarak UNITAR onaylı sertifika almaya hak kazandı. Mezuniyet töreninde konuşan Zeren Group Holding Yönetim Kurulu Üyesi Seda Zeren Adıgüzel, gençlerin geleceğine yatırım yapmanın ülkenin geleceğine yatırım yapmak anlamına geldiğini belirterek, “Bir Sen Bir Gelecek’i hayata geçirirken en büyük amacımız gençlerimizin potansiyellerini keşfetmelerine destek olmak ve onları geleceğe daha güçlü hazırlamaktı. Ülkemizin dört bir yanından daha fazla gence ulaşmayı önümüzdeki dönemde de kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.</p>
<h2>İş dünyasının beklentisi değişti </h2>
<p>Programın paydaşlarından Bahçeşehir Üniversitesi Rektör Danışmanı ve CIFAL İstanbul Direktörü Prof. Dr. Çisil Sohodol, Bahçeşehir Üniversitesi’nin Times Higher Education 2026 Dünya Üniversiteleri Sürdürülebilirlik Etki Sıralaması’nda Türkiye'deki üniversiteler arasında birinci olduğunu, “Amaçlar için Ortaklıklar” kategorisinde ise ilk kez dünyanın ilk 100 üniversitesi arasına girerek 89’uncu sırada yer aldığını söyledi. Prof. Dr. Sohodol, Zeren Group ile yürütülen “Bir Sen Bir Gelecek” programının da üniversitenin sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında uluslararası değerlendirmeye giren projeler arasında yer aldığını ifade etti.</p>
<p>Diplomanın istihdam için yetersiz kaldığı günümüzde, iş dünyası neden artık bu tür programlara ihtiyaç duyuyor? Zeren Group Holding Yönetim Kurulu Üyesi Seda Zeren Adıgüzel’e göre bunun temel nedeni, eğitim hayatıyla iş dünyasının beklentileri arasındaki farkın giderek açılması. Adıgüzel, gençlerin karşılaştığı en büyük zorluklardan birinin üniversitede edindikleri bilgileri iş yaşamının ihtiyaçlarıyla buluşturabilmek olduğunu söyledi. Günümüzde şirketlerin teknik ve akademik bilginin yanı sıra, güçlü iletişim kurabilen, teknoloji okuryazarlığı yüksek, sürdürülebilirlik bakış açısına sahip ve liderlik becerileri gelişmiş çalışanlar aradığını belirten Adıgüzel, birçok gencin bu becerilerle mezuniyetten sonra tanıştığını ifade etti. Programın iletişim, teknoloji, sürdürülebilirlik ve liderlik olmak üzere dört temel ayak üzerine kurulmasının tesadüf olmadığını vurgulayan Adıgüzel, bu alanların geleceğin iş dünyasını şekillendiren en kritik yetkinlikler olduğunu söyledi.</p>
<p>“Bugün hangi sektörde çalışırsanız çalışın güçlü iletişim kurabilmek, teknolojik dönüşümü anlayabilmek, sürdürülebilirlik perspektifine sahip olmak ve liderlik becerileri geliştirmek büyük önem taşıyor” diyen Adıgüzel, bu nedenle programın UNITAR onaylı içeriklerle tasarlandığını belirtti. Eğitimlerin yalnızca teorik bilgiyle sınırlı kalmadığını, öğrencilerin kriz anlarında çözüm üretme, farklı bakış açıları geliştirme ve toplumsal sorunlara daha duyarlı yaklaşma konusunda da önemli kazanımlar elde ettiğini dile getirdi.</p>
<h2>İlk hafta bin başvuru </h2>
<p>Adıgüzel’in verdiği bilgiye göre Bahçeşehir Üniversitesi ile CIFAL İstanbul ve UNITAR iş birliğinde hayata geçirilen programın ilk döneminde 118 lise ve 118 üniversite öğrencisine ulaşıldı. İkinci dönem başvurularının açıldığı ilk hafta ise binin üzerinde başvuru alındı. Türkiye’nin birçok farklı şehrinden gelen yoğun talep üzerine programın kapsamı genişletildi ve ikinci dönemde 400 üniversite öğrencisi programa dahil edildi. Aynı ölçekte yürütülen üçüncü dönem de 400’ü aşkın öğrenciyle tamamlandı.</p>
<p>Üniversite öğrencileriyle yaptıkları buluşmalarda en sık geleceğe ilişkin belirsizliklerin gündeme geldiğini belirten Adıgüzel, gençlerin mezuniyet sonrası kariyer planlaması, kendilerini farklılaştıracak yetkinlikler ve hızla değişen çalışma hayatına uyum konusunda kaygı taşıdığını söyledi. Teknolojik dönüşümün bu belirsizliği artırdığına dikkat çeken Adıgüzel, buna karşın gençlerin yalnızca iyi bir işe sahip olmayı değil, topluma katkı sunacak anlamlı bir yaşam kurmayı da önemsediğini ifade etti. Program kapsamında gençleri deneyimli isimlerle buluşturarak farklı bakış açıları kazanmalarını ve kariyer yolculuklarına daha güçlü başlamalarını hedeflediklerini söyleyen Adıgüzel, özel sektörün bu süreçteki rolüne de değindi. Şirketlerin gençlere yönelik katkısının finansal destekle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade eden Adıgüzel, sürdürülebilir kalkınma için kapsayıcı bir bakış açısına ihtiyaç olduğunu, gençlere ilham veren ve yol gösteren uzun soluklu iş birliklerinin hem iş dünyası hem de toplum açısından değer taşıdığını söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/diploma-tek-basina-yetmiyor-yetkinlik-one-cikiyor-82067</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/7/1280x720/6-1782711944.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Zeren Group’un Bahçeşehir Üniversitesi ve CIFAL Istanbul-UNITAR iş birliğiyle yürüttüğü “Bir Sen Bir Gelecek” programı üçüncü dönem mezunlarını verdi. Zeren Group Holding Yönetim Kurulu Üyesi Seda Zeren Adıgüzel, iş dünyasında teknik bilginin yanı sıra sürdürülebilirlik, teknoloji, iletişim ve liderlik becerilerinin de belirleyici hale geldiğini söylüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/siber-guvenlik-artik-bir-bt-konusu-degil-milli-guvenlik-meselesi-82065</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Siber güvenlik artık bir BT konusu değil, milli güvenlik meselesi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Siber saldırılar yapay zekanın oyuna girmesiyle yeni ve tehlikeli bir evreye geçti. Artık hackerlar yapay zekâ sayesinde kusursuz dilde kişiye özel oltalama mesajları hazırlayabiliyor, üst düzey yöneticilerin ses ve görüntülerini taklit edebiliyor. Enerjiden finansa, ulaştırmadan sağlığa kadar kritik altyapıları hedef alan bu yeni nesil saldırılar, kurumların güvenlik anlayışını da kökten değiştiriyor.</p>
<p>Eskiden birçok oltalama e-postasının dil bilgisi hataları ve amatör içerikleri nedeniyle kolay fark edilebildiğine dikkat çeken Türkiye Bilişim Derneği Genel Başkanı Kenan N. Altınsaat, “Yapay zeka, savunma tarafına önemli imkânlar sağlarken saldırı tarafının da ölçeğini ve hızını artırıyor. Günümüzde yapay zeka sayesinde, kusursuz dilde yazılmış mesajlar üretilebiliyor, kuruma ve kişiye özel içerikler hazırlanabiliyor, ses ve görüntü taklitleri yapılabiliyor, çok kısa sürede binlerce farklı saldırı senaryosu oluşturulabiliyor. Özellikle üst düzey yöneticileri hedef alan saldırılar ciddi bir risk oluşturuyor.</p>
<p>Bu nedenle kurumların karşı karşıya olduğu riskler yalnızca ‘daha fazla saldırı’ değil, aynı zamanda ‘daha akıllı ve daha kişiselleştirilmiş saldırılar’ hâline geliyor” dedi.</p>
<p><strong>"Yerli siber güvenlik ekosistemi güçlendi"</strong></p>
<p>Türkiye’de yerli ve milli siber güvenlik çözümlerinin gelişiminde önemli ilerleme olduğunu dile getiren Altınsaat, “Ancak henüz yeterli seviyede değil. Son yıllarda Türkiye'de yerli siber güvenlik ekosistemi belirgin şekilde güçlendi. Özellikle savunma sanayii, kamu kurumları ve kritik altyapılar için geliştirilen ürünlerde ciddi bir olgunlaşma görülüyor. Örneğin 2026'da Türkiye'nin ilk yerli AV/EDR (uç nokta tespit ve müdahale) platformunun geliştirilerek kullanıma alınması, daha önce büyük ölçüde yabancı üreticilerin hâkim olduğu bir alanda önemli bir eşik olarak değerlendiriliyor” diye konuştu.</p>
<p>Asıl sorunun "yerli ürün var mı?" değil, "yerli ürünler küresel ölçekte ne kadar rekabetçi?" sorusu olduğunu dile getiren Altınsaat, “Burada hala bazı zorluklar bulunuyor. Küresel ölçekte faaliyet gösteren dev siber güvenlik şirketlerinin Ar- Ge bütçeleriyle rekabet etmek kolay değil. Bazı kritik teknolojilerde dış kaynaklı bileşenlere bağımlılık sürüyor. Yerli ürünlerin uluslararası pazarlarda yaygınlaşması ve marka değeri oluşturması gerekiyor. Nitelikli siber güvenlik uzmanı açığı devam ediyor; insan kaynağı büyüme hızının gerisinde kalabiliyor” değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>“Kurumsal farkındalık önemli” </strong></p>
<p>Siber güvenliğin yalnızca teknoloji yatırımıyla sağlanamayacağını ifade eden Altınsaat, kurumsal farkındalığın da en az teknolojik altyapı kadar önemli olduğunu söyledi. Kurumların artık güvenliği yalnızca bilgi işlem birimlerine bırakmaması gerektiğini belirten Altınsaat, yönetim kurullarından saha çalışanlarına kadar tüm organizasyonun siber risklere karşı hazırlıklı olması gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>"Bugün birçok başarılı siber saldırının temelinde teknik zafiyetlerden çok insan hatası bulunuyor" diyen Altınsaat, düzenli farkındalık eğitimleri, kriz senaryoları ve tatbikatların kurum kültürünün bir parçası haline gelmesi gerektiğini kaydetti. Fidye yazılımları, tedarik zinciri saldırıları ve kimlik avı girişimlerinin her geçen gün daha karmaşık hale geldiğini belirten Altınsaat, şirketlerin sadece güvenlik ürünü satın alarak değil, risk yönetimini bütüncül bir yaklaşımla ele alarak direnç kazanabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>“Siber güvenlik stratejik bir unsur haline geldi” </strong></p>
<p>Türkiye'de yürürlüğe giren yeni siber güvenlik düzenlemelerinin de bu dönüşümü hızlandıracağını ifade eden Altınsaat, özellikle kritik altyapı işleten kurumların daha yüksek güvenlik standartlarına ulaşmasının zorunlu hale geldiğini belirtti. Enerji, finans, ulaştırma, haberleşme ve sağlık gibi stratejik sektörlerde hizmet sürekliliğinin ülke ekonomisi açısından hayati önem taşıdığına dikkat çeken Altınsaat, "Siber güvenlik artık yalnızca veri koruma meselesi değil; üretimin, ticaretin ve kamu hizmetlerinin kesintisiz devam etmesini sağlayan stratejik bir unsur haline geldi" dedi.</p>
<p>Yapay zekâ teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte savunma sistemlerinin de sürekli öğrenen ve tehditleri gerçek zamanlı analiz edebilen yapılara dönüşmesi gerektiğini söyleyen Altınsaat, üniversiteler, kamu ve özel sektör arasında daha güçlü iş birliklerinin kurulmasının önemine işaret etti. Türkiye'nin son yıllarda yerli siber güvenlik ürünlerinde önemli mesafe katettiğini belirten Altınsaat, bu ürünlerin uluslararası pazarlarda rekabet edebilir hale gelmesi için Ar-Ge yatırımlarının artırılması, nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi ve girişimcilik ekosisteminin desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Siber kubbe üretmeliyiz”</strong></span></p>
<p>Artık saldırıların “insan hızında” değil, “işlemci hızında” gerçekleştiğine dikkat çeken Altınsaat, “Yapay zekâ ile üretilen risklere karşı, yine yapay zekâ ile karşı koymalıyız. Milli bir yapay zekâ sistemi, başka bir ifadeyle siber kubbe üretmeliyiz. Türkiye’nin yapay zekâ çağındaki rekabet gücünü değerlendirirken hem güçlü yönlere hem de yapısal zorluklara bakmak gerekiyor. Türkiye'nin önemli fırsatları var, ancak küresel liderler arasında yer alabilmesi için insan kaynağı, sermaye ve teknoloji altyapısında daha hızlı ilerlemesi gerekiyor” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/siber-guvenlik-artik-bir-bt-konusu-degil-milli-guvenlik-meselesi-82065</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/6/1280x720/siber-1772172251.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ ile birlikte siber tehditlerin daha karmaşık ve daha hızlı hale geldiğini belirten Türkiye Bilişim Derneği Genel Başkanı Kenan N. Altınsaat, kurumların yalnızca saldırıları engellemeye değil, dijital dayanıklılıklarını güçlendirmeye odaklanması gerektiğini söyledi. Altınsaat, siber güvenliğin artık yalnızca bilgi işlem departmanlarının değil, ekonomi ve ulusal güvenliğin de temel başlıklarından biri haline geldiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dijital-ekonominin-yeni-petrolu-veri-yonetimi-turkiyede-1-milyar-dolarlik-hacme-ulasti-82064</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dijital ekonominin yeni petrolü veri yönetimi, Türkiye’de 1 milyar dolarlık hacme ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dijitalleşmenin ivme kazanmasıyla birlikte şirketler her gün petabaytlarca veri üretiyor. Yapay zekâ, bulut bilişim ve nesnelerin interneti (IoT) teknolojilerinin yaygınlaşması bu veri hacmini katlayarak büyütürken, üretimden finansa, lojistikten sağlığa kadar tüm sektörlerde veri artık sadece yan ürün değil, doğrudan ekonomik değerin kaynağı haline geliyor. Ancak uzmanlara göre kritik nokta verinin büyüklüğü değil; nasıl yönetildiği, nasıl anlamlandırıldığı ve nasıl karar süreçlerine dönüştürüldüğü.</p>
<p><strong>Veriyi okuyan şirketler öne geçiyor</strong></p>
<p>Uluslararası araştırma şirketi Gartner ve IDC verilerine göre küresel veri yönetimi ve analitiği pazarının 2026 yılı itibarıyla 150 milyar dolara yaklaşması bekleniyor. Türkiye’de ise bu alan, yerli yazılım çözümleri, bulut yatırımları ve veri merkezi projeleriyle birlikte hızla büyüyerek 1 milyar dolarlık bir pazara doğru ilerliyor.</p>
<p>Uzmanlara göre, veri odaklı yönetim modeline geçen şirketlerin pazarı daha erken okuyabiliyor, tedarik zincirlerini daha verimli yönetebiliyor ve müşteri kayıplarını azaltabiliyor. Veri yönetimini sistematik hale getiren şirketlerde operasyonel maliyetlerin yüzde 20 ila 25 oranında düşüyor, yeni ürün geliştirme süreçleri ise yüzde 40’a varan oranda hız kazanabiliyor.</p>
<p><strong>Yerli veri merkezi kapasitesi artacak </strong></p>
<p>Türkiye’de bu dönüşüm yalnızca özel sektörün gündeminde değil. 12. Kalkınma Planı kapsamında veri yönetişimi, veri ambarlarının millileştirilmesi ve yapay zekâya uygun nitelikli veri setlerinin oluşturulması kamu politikalarının da merkezine yerleşmiş durumda. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar, veri ekonomisinin kurumsal bir çerçeveye oturtulmasını hedefl iyor. Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi’nin yürüttüğü projelerle, verinin Türkiye içinde kalmasını sağlayacak yerli veri merkezi kapasitesinin artırılması teşvik ediliyor. Özellikle finans, enerji, e-ticaret ve telekomünikasyon gibi kritik sektörlerde şirketlerin KVKK ve GDPR uyumlu veri yönetimi yatırımlarını artırdığı görülüyor.</p>
<p>Sektörde dikkat çeken bir diğer konu ise “karanlık veri” olarak adlandırılan kullanılmayan veri yığınları. Uzmanlar, şirketlerdeki verinin yaklaşık yüzde 60’ının analiz edilmeden depolandığını, bunun da ciddi bir maliyet ve enerji yükü oluşturduğunu ifade ediyor. Bu durum, veri yönetimini sadece bir teknoloji yatırımı değil, aynı zamanda verimlilik ve sürdürülebilirlik meselesi haline getiriyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YAPAY ZEKA VERİNİN ÖNEMİNİ ARTIRDI</strong></span></p>
<p>Yapay zekâ teknolojilerinin yaygınlaşması ise veri yönetiminin önemini daha da artırıyor. Üretken yapay zekâ sistemlerinin doğru sonuçlar üretebilmesi için temiz, yapılandırılmış ve güvenilir veriye ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle veri mühendisliği ve veri yönetimi yatırımları, artık yapay zekâ projelerinin ön şartı olarak görülüyor. </p>
<p>Önümüzdeki üç yıl içinde küresel ticaretin önemli bir bölümünün veri paylaşımı ve veri tabanlı servisler üzerinden şekilleneceğini öngörülüyor. Türkiye’nin bu yeni düzende rekabet gücünü koruyabilmesi ise yerli veri teknolojilerinin geliştirilmesi, bulut altyapısında yerlilik oranının artırılması ve nitelikli insan kaynağının hızla yetiştirilmesine bağlı görünüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dijital-ekonominin-yeni-petrolu-veri-yonetimi-turkiyede-1-milyar-dolarlik-hacme-ulasti-82064</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/4/1280x720/67-1782711288.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ekonomide dijital dönüşüm hızlanırken, ham veriyi işlenebilir ve ticari değere dönüştürülebilir hale getiren veri yönetimi sektörü Türkiye’de giderek stratejik bir alan haline geliyor. Uzmanlar, verisini doğru yöneten şirketlerin operasyonel kârlılığını yüzde 30’a kadar artırabildiğini belirtirken, Türkiye’nin yerli veri ekonomisini büyütecek yasal ve teknolojik altyapı adımlarını hızlandırdığı ifade ediliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/medya-vadisi-yeni-ofisiyle-buyume-surecini-hizlandirdi-82096</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Medya Vadisi, yeni ofisiyle büyüme sürecini hızlandırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa'da reklam, iletişim ve dijital pazarlama alanında faaliyet gösteren Medya Vadisi, Nilüfer Üçevler'deki yeni ofisine taşındı.</p>
<p>Şirket, yeni yatırımın operasyonel kapasiteyi artırırken kurumsal yapılanmasını da güçlendireceğini açıkladı. 2010 yılından bu yana faaliyet gösteren Medya Vadisi, yeni ofisiyle birlikte reklam, medya planlama, dijital pazarlama, marka iletişimi ve prodüksiyon alanlarındaki hizmetlerini daha güçlü bir altyapıyla sürdürmeyi hedefliyor.</p>
<p>Medya Vadisi Ajans Başkanı Bülent Seylan, yeni ofisin yalnızca fiziki bir taşınma olmadığını, şirketin büyüme stratejisinin önemli bir parçasını oluşturduğunu belirtti. Bursa ekonomisinin üretim ve hizmet sektörlerinde önemli bir dönüşüm yaşadığına dikkat çeken Seylan, reklam ve iletişim sektörünün de bu değişime uyum sağlamak zorunda olduğunu söyledi. Dijitalleşme, veri odaklı pazarlama ve yapay zekâ uygulamalarının sektörde belirleyici hale geldiğini ifade eden Seylan, bu doğrultuda teknolojik altyapılarını ve insan kaynağını güçlendirdiklerini kaydetti.</p>
<p>Yaklaşık 16 yıldır Bursa başta olmak üzere Türkiye'nin farklı illerindeki firmalara hizmet verdiklerini belirten Seylan, yeni ofis yatırımıyla birlikte müşterilerine daha geniş kapsamlı iletişim ve dijital pazarlama çözümleri sunmayı amaçladıklarını ifade etti. Kurumsal iletişim, marka yönetimi, dijital reklamcılık, sosyal medya yönetimi, medya planlama ve prodüksiyon alanlarında faaliyet gösteren şirket, yeni dönemde hem hizmet kapasitesini hem de operasyonel verimliliğini artırmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/medya-vadisi-yeni-ofisiyle-buyume-surecini-hizlandirdi-82096</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/6/1280x720/medya-vadisi-yeni-ofisiyle-buyume-surecini-hizlandirdi-1782730058.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa merkezli reklam ve dijital pazarlama ajansı Medya Vadisi, Nilüfer&#039;deki yeni ofisine taşınarak operasyonel kapasitesini artırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayserinin-potansiyeli-etkinlik-ekonomisiyle-buyuyebilir-82079</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kayseri’nin potansiyeli etkinlik ekonomisiyle büyüyebilir&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Tüm Etkinlik Sektörü İşveren Sendikası (Etkinlik-Sen), Kayseri'nin merkez ilçeleri Talas, Melikgazi ve Kocasinan'ın turizm, kültür, gastronomi, gençlik, çevre ve şehir yaşamına yönelik geliştirdiği proje önerilerini EKONOMİ Gazetesi ile paylaştı.</p>
<p>Özandaç, ilçelerin sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal değerlerin etkinlik ekonomisiyle desteklenmesi halinde şehir markasına, istihdama ve yerel kalkınmaya önemli katkılar sağlayacağını belirterek, belediyelerle ortak projeler geliştirmeye hazır olduklarını söyledi.</p>
<p>Yerel yönetimlerle iş birliğine büyük önem verdiklerini ifade eden Özandaç, "Amacımız yalnızca etkinlik düzenlemek değil; şehir ekonomisine, turizme ve sosyal yaşama sürdürülebilir katkı sağlayacak projelerin hayata geçirilmesine destek olmak. Kayseri'nin üç merkez ilçesi de kendi kimliği ve potansiyeliyle önemli fırsatlar barındırıyor" dedi.</p>
<p>Kocasinan ilçesi için özellikle Erkilet ve Yamula Barajı çevresine yönelik projeler hazırladıklarını aktaran Özandaç, Erkilet Bölgesi'nin turistik yürüyüş rotaları, seyir terasları, sosyal yaşam alanları ve yaşayan tarih sokağı konseptiyle yeniden planlanabileceğini söyledi.</p>
<p>Tarihi dokunun canlı müzik, el sanatları ve kültürel etkinliklerle desteklenmesinin, bölgenin gece kullanımına uygun şekilde ışıklandırılarak şehir turizmine kazandırılmasının önemine işaret eden Özandaç, Yamula Barajı çevresinde ise su sporları, kamp organizasyonları, doğa yürüyüşleri ve sportif etkinliklerin gerçekleştirilebileceği bir yaşam alanı oluşturulmasını önerdi. Böylece Kocasinan'ın doğa ve spor turizminde yeni bir cazibe merkezi haline gelebileceğini dile getirdi.</p>
<p>Projeler arasında gençlik festivalleri, gastronomi organizasyonları, yerel lezzetlerin tanıtımı ve Michelin Rehberi'ne aday olabilecek işletmelerin belirlenmesi de yer alıyor. Özandaç ayrıca Kızık ve Güneşli bölgelerinde çiftlik yaşamı, atlı sporlar, kahvaltı alanları ve yerel üreticiyi destekleyen "yetiştir-pişir-sergile-sat" modeliyle yeni turizm destinasyonları oluşturulabileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>"Sessiz Kocasinan" önerisi</strong></p>
<p>Özandaç'ın dikkat çeken önerilerinden biri de "Sessiz Kocasinan Projesi" oldu. Proje kapsamında kornasız trafik kültürünün yaygınlaştırılması, semt pazarlarında bağırarak satış yapılmasının azaltılması ve daha sakin bir alışveriş ortamının oluşturulması hedefleniyor. Kontrollü canlı müzik uygulamalarının hayata geçirilmesini öneren Özandaç, belirli bölgelerde "Dingin İlçe" ve "Sanatsever Bölge" konseptlerinin uygulanabileceğini söyledi. Etkinlik-Sen'in önerileri arasında sokak sanatçıları için performans alanları oluşturulması, ruhsatsız işletmelere yönelik denetimlerin artırılması ve belediye nikâh salonlarının yalnızca nikâh hizmeti vermesi de bulunuyor.</p>
<p><strong>Melikgazi'de kültür ve gastronomi öne çıkıyor</strong></p>
<p>Melikgazi Belediyesi'ne yönelik önerilerini de paylaşan Özandaç, ilçenin tarihi ve kültürel mirasının etkinliklerle daha görünür hale getirilebileceğini söyledi. Bu kapsamda Çarşı Melikgazi'nin iç ve dış alanlarının sosyal ve kültürel etkinlikler için aktif kullanılmasını öneren Özandaç, atıl durumdaki iş yerlerinin sektör temsilcileri aracılığıyla yeniden ekonomiye kazandırılabileceğini ifade etti.</p>
<p>Restorasyonu tamamlanan 700 yıllık Köşk Medrese'nin ise resim, hat, ebru, telkâri ve farklı sanat dallarına ev sahipliği yapan yaşayan bir kültür merkezine dönüştürülmesini öneren Özandaç, "Melikgazi'nin tarihi birikimi ve kültürel mirası çok güçlü. Bu değerleri etkinliklerle buluşturduğumuzda hem turizm hem de şehir ekonomisi açısından önemli kazanımlar elde edilebilir" diye konuştu.</p>
<p>Öneriler arasında açık hava sanat etkinlikleri, sosyal sorumluluk projeleri, çevre farkındalığı organizasyonları ve 2026 yılında planlanan fidan dikim çalışmalarına sendika üyeleriyle destek verilmesi de yer aldı.</p>
<p><strong>Festival önerileriyle marka değeri artırılabilir</strong></p>
<p>Etkinlik-Sen, Melikgazi'nin tarihi şahsiyetleri, kültürel değerleri ve gastronomik ürünleri üzerinden tematik festivaller düzenlenmesini de öneriyor. Özellikle "Melikgazi Pastırma ve Sucuğun Vitrini" temalı gastronomi etkinliklerinin düzenlenebileceğini belirten Özandaç, Melik Gazi, Seyyid Burhaneddin ve Gevher Nesibe Sultan gibi tarihi ve manevi şahsiyetlerin ilçenin tanıtımında daha etkin kullanılabileceğini ifade etti. Melikgazi Belediyesi öncülüğünde Turizm, Tarih ve Gastronomi Çalıştayı düzenlenmesini öneren Özandaç, Michelin yıldızına aday olabilecek işletmelerin de belirlenmesi gerektiğini kaydetti.</p>
<p><strong>Talas'ta gençlik ve kültür projeleri</strong></p>
<p>Etkinlik-Sen'in Talas Belediyesi için hazırladığı öneriler ise gençlik, kültür ve turizm ekseninde şekillendi. Özandaç, ilçenin tarihi kimliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirterek, Yaman Dede ve Cemil Baba gibi manevi şahsiyetlerin anma programları ve kültürel etkinliklerle daha geniş kitlelere tanıtılmasını önerdi.</p>
<p>Ali Dağı çevresinde doğa yürüyüşleri, fidan dikim organizasyonları ve sosyal farkındalık etkinlikleri düzenlenebileceğini ifade eden Özandaç, gastronomi festivalleri ile Michelin sürecine aday işletmelerin desteklenmesinin de önemli katkılar sağlayacağını söyledi.</p>
<p><strong>Tarihi sokaklar yaşayan kültür aksına dönüşebilir</strong></p>
<p>Talas'ın tarihi sokaklarının canlı müzik, sanat performansları, geleneksel el sanatları ve tarihi canlandırmalarla yaşayan bir kültür koridoruna dönüştürülebileceğini belirten Özandaç, ilçedeki üniversite öğrencilerinin yoğunluğu dikkate alınarak gençlik ve kampüs festivallerinin düzenlenebileceğini ifade etti. Açık hava gastronomi pazarlarının kurulmasını ve dijital tanıtım çalışmalarının profesyonel içerik üretimiyle desteklenmesini öneren Özandaç, Talas'ın butik düğün ve özel organizasyon destinasyonu olarak konumlandırılabileceğini söyledi. Tarihi alanların ışıklandırılarak gece ekonomisine kazandırılması, kadın girişimcilere yönelik el sanatları merkezlerinin kurulması ve rehberli kültür rotalarının oluşturulması da öneriler arasında yer aldı.</p>
<p><strong>"Ortak çalışmaya hazırız"</strong></p>
<p>Hazırlanan raporların temel amacının belediyelere yol göstermek ve ortak projeler geliştirmek olduğunu vurgulayan Etkinlik-Sen Genel Başkanı Ali Koray Özandaç, etkinlik sektörünün yalnızca eğlenceyi değil, turizm, istihdam, gastronomi, kültür ve şehir ekonomisini de doğrudan etkileyen stratejik bir alan olduğunu söyledi. "Talas, Melikgazi ve Kocasinan'ın sahip olduğu potansiyeli etkinlik ekonomisiyle buluşturarak daha güçlü bir şehir markası oluşturabiliriz" diyen Özandaç, sendika olarak sahip oldukları bilgi birikimi ve organizasyon gücüyle belediyelerin yanında olmaya hazır olduklarını sözlerine ekledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayserinin-potansiyeli-etkinlik-ekonomisiyle-buyuyebilir-82079</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/7/9/1280x720/koray-ozandac-1782725938.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Etkinlik-Sen Genel Başkanı Ali Koray Özandaç, &quot;Amacımız yalnızca etkinlik düzenlemek değil; şehir ekonomisine, turizme ve sosyal yaşama sürdürülebilir katkı sağlayacak projelerin hayata geçirilmesine destek olmak. Kayseri&#039;nin üç merkez ilçesi de kendi kimliği ve potansiyeliyle önemli fırsatlar barındırıyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/er-meydaninda-nefes-kesen-mucadele-454-pehlivan-derekoyde-bulustu-82077</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 454 pehlivan Dereköy’de buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Dulkadiroğlu Belediyesi tarafından düzenlenen 23. Geleneksel Dereköy Karakucak ve Şalvar Güreş Festivali, Şeref Eroğlu Güreş Er Meydanı’nda yoğun katılım ve büyük bir heyecanla gerçekleştirildi.</p>
<p>Ata sporuna gönül veren vatandaşların ilgiyle takip ettiği festivalde, 14 ilden gelen 454 sporcu, 4 kategoride er meydanına çıkarak dereceye girebilmek için mücadele etti.</p>
<p>Geleneksel güreş kültürünün yaşatılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla düzenlenen festival, hem sporcuların kıyasıya mücadelesine hem de vatandaşların yoğun ilgisine sahne oldu. Müsabakalarda pehlivanlar, güçleri kadar centilmenlikleri ve er meydanı ahlakıyla da takdir topladı.</p>
<p><strong>Başkan Akpınar: Güreş, mertliğin ve kardeşliğin simgesidir</strong></p>
<p>Festival programında konuşan Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar, güreşin yalnızca bir spor dalı olmadığını belirterek, ata sporunun milletin köklü değerlerini yansıtan önemli bir kültür mirası olduğunu vurguladı. Başkan Akpınar, güreşin mertliği, yiğitliği, ahlakı, saygıyı ve kardeşliği temsil ettiğini ifade ederek, bu kadim geleneği yaşatmaya devam edeceklerini kaydetti.</p>
<p>Dulkadiroğlu Belediyesi olarak ata sporuna ve geleneksel değerlere sahip çıkmayı sürdüreceklerini belirten Başkan Akpınar, er meydanına çıkan tüm pehlivanları tebrik ederek, festivalin hazırlanmasında emeği geçenlere ve organizasyona ilgi gösteren vatandaşlara teşekkür etti.</p>
<p><strong>Baş Pehlivanlara tam altın hediye edildi </strong></p>
<p>Festival kapsamında yapılan müsabakalar sonunda dereceye giren sporculara ödülleri takdim edildi. Kulüp Güreşçileri Başpehlivanları kategorisinde birinci olan Mehmet Emin Demir’e, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar tarafından tam altın hediye edildi.</p>
<p>Köy Güreşçileri Başpehlivanları kategorisinde birinci olan Emre Batuhan Karslı’ya ise Avrupa ve Dünya Şampiyonu Harun Doğan tarafından tam altın takdim edildi. Ödül töreni, vatandaşların alkışları eşliğinde büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Festivalde Kulüp Güreşçileri Başpehlivanları kategorisinde Mehmet Emin Demir birinci, Doğan Uzun ikinci, İsa Göçen ve Yunus Emre Yıldız üçüncü oldu.</p>
<p>Köy Güreşçileri Başpehlivanları kategorisinde ise Emre Batuhan Karslı birinciliği elde ederken, Alper Domurcuk ikinci, Abdülhamid Boyalı üçüncü olarak dereceye girdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/er-meydaninda-nefes-kesen-mucadele-454-pehlivan-derekoyde-bulustu-82077</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/7/7/1280x720/er-meydaninda-nefes-kesen-mucadele-454-pehlivan-derekoyde-bulustu-1782716074.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dulkadiroğlu Belediyesi tarafından düzenlenen 23. Geleneksel Dereköy Karakucak ve Şalvar Güreş Festivali, Şeref Eroğlu Güreş Er Meydanı’nda yoğun katılım ve büyük bir heyecanla gerçekleştirildi. Ata sporuna gönül veren vatandaşların ilgiyle takip ettiği festivalde, 14 ilden gelen 454 sporcu, 4 kategoride er meydanına çıkarak dereceye girebilmek için mücadele etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracat-sampiyonlarinin-11i-egeli-82072</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracat şampiyonlarının 11’i Egeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türkiye'nin 2025 yılında ulaştığı 396 milyar dolarlık mal ve hizmet ihracatında Ege Bölgesi'nin imzası güçlü şekilde hissedildi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından düzenlenen "İhracatın Yıldızları Ödül Töreni"nde Ege Bölgesi'nden 11 firma toplam 12 ödüle layık görülürken, farklı sektörlerde ihracat şampiyonluğu elde eden Egeli şirketler Türkiye ihracatındaki ağırlıklarını bir kez daha ortaya koydu.</p>
<p>Çelik, Elektrik-Elektronik, Hazır Giyim, Kimya, Kuru Meyve, Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller, Tütün, Yaş Meyve Sebze, Zeytin ve Zeytinyağı sektörlerinin ihracat şampiyonları Egeli ihracatçılar olurken, en çok ihracat yapan 10 firma arasına iki Egeli ihracatçı firma girdi. E-ihracat kategorisinde de ödüllerin birisi İzmir’e geldi.</p>
<p>Hazır Giyim ve Konfeksiyon Sektörü’nde 2024 yılında Türkiye ikinciliğine yükselen Üniteks Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret A.Ş. 2025 yılında Türkiye ihracat şampiyonu oldu ve hazır giyim sektöründe ihracat şampiyonluğu ödülünü İzmir’e getirdi.</p>
<p>Kuru meyve ve mamulleri sektöründe Özgür Tarım Ürünleri Sanayi ve Ticaret AŞ Türkiye şampiyonluklarına bir yenisini ekledi. Kılıç Deniz Ürünleri İhracat ve İthalat Ticaret A.Ş. firması uzandı. Ege Bölgesi’nde ihracat şampiyonluğu gururu yaşayan bir diğer firma tütün sektöründe JTİ Tütün Ürünleri Sanayi A.Ş. oldu. Yaş meyve sebze sektöründe Uçak Kardeşler Gıda A.Ş. şampiyonluklarına yeni bir halka ekledi. Zeytin ve zeytinyağı sektöründe Verde Yağ Besin Maddeleri Ticaret Sanayi A.Ş. zirvedeki yerini korudu ve 2025 yılında da ihracat şampiyonluğu ödülünü İzmir’e getirdi. İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’nde e-ihracat kategorisinde Türkiye genelinde en çok ihracat yapan üç firma ödüllendirildi. E-ihracat kategorisinde üçüncülük ödülünü İzmir merkezli K.F.C. Gıda Tekstil Sanayi İthalat İhracat Yatırım A.Ş. kazandı.</p>
<p>Kanuni merkezleri farklı illerde olan üretim tesisleri Ege Bölgesi’nde bulunan HABAŞ Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi A.Ş. Çelik sektöründe, VESTEL Ticaret A.Ş. Elektrik ve Elektronik Sektöründe, Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. kimya sektöründe ihracat mutluluğu yaşadı. Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. Türkiye’nin en çok ihracat yapan altıncı firması olarak ikinci ödülünü kazandı. Üretim tesisleri İzmir’de bulunan Star Rafineri A.Ş. Türkiye’de en çok ihracat yapan firmalar listesinde adını yedinci sıraya yazdırdı.</p>
<p><strong>Öztürk: İhracat şampiyonlarımızla gurur duyduk</strong></p>
<p>“Türkiye İhracatçılar Meclisi “İhracatın Yıldızları Ödül Töreni”nde Ege Bölgesi’nden 11 firmanın yer almasından gurur duyduk” diyen Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, 2025 yılında Ege Bölgesi’nin 42,8 milyar dolar dövizi Türkiye’ye kazandırdığını dile getirdi.</p>
<p>Küresel rekabetin zorlaştığı bir dönemden geçildiğine vurgu yapan Öztürk, “İhracat hedeflerimize ulaşmamız için rekabetçi olabileceğimiz bir ekonomik yapı gerekiyor. Üretim ve ihracatımızın devam edebileceği bir ekonomik ortamın uzağında kaldık. Rekabetçiliğimiz zayıfladı. Üretim maliyetlerimiz rakiplerimize göre daha fazla arttı. Rekabetçiliğimizi kazandığımızı takdirde her yıl iki haneli ihracat artışlarına imza atarak kısa sürede 500 milyar dolar ihracat hacmine ulaşabiliriz” şeklinde konuştu</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ihracat-sampiyonlarinin-11i-egeli-82072</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/7/2/1280x720/ihracat-sampiyonlarinin-11i-egeli-1782713521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye İhracatçılar Meclisi&#039;nin &quot;İhracatın Yıldızları Ödül Töreni&quot;nde Ege Bölgesi&#039;nden 11 firma toplam 12 ödüle layık görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mrda-yedi-gun-tomografide-dort-gun-ortalamayla-randevu-veriyoruz-82069</guid>
            <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;MR&#039;da yedi gün, tomografide dört gün ortalamayla randevu veriyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, katıldığı programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Kanal 7 canlı yayınıyla ilgili bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğiyle son 24 senede sağlıkta çok büyük bir gelişim olduğunu ifade eden Memişoğlu, Türkiye'nin, sağlıkta bütün ülkelerin sağlık sistemini örnek almaya çalıştığı bir sistem kurduğunu belirtti.</p>
<p>Memişoğlu, geçmişte Türkiye'den yurt dışına sağlık hizmeti almak için gidenler olduğuna, bugün ise dünyanın en gelişmiş ülkelerinden dahi insanların tedavi için Türkiye'yi tercih ettiğine dikkati çekerek, "Bugün 3 milyon insan, dünyanın en gelişmiş ülkeleri dediğimiz ülkeler de dahil, Türkiye'ye sağlık hizmeti almaya geldi. Her gün günlük 3 milyon kişi Türkiye'de sağlık hizmeti alıyor. Yılda 3 milyona yakın insan da yurt dışından gelip Türkiye'de sağlık hizmeti alıyor." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Sağlıklı bir toplum oluşturmak için ana politikamız 'Koruyan Sağlık"</strong></p>
<p>"Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık" modeliyle, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonunda, sağlık hizmeti sunumunun yanında sağlık teknolojisini üretmeyi ve sağlıklı kalmayı teşvik eden bir politikayı benimsediklerini aktaran Memişoğlu, Türk toplumunun en önemli üç riski olduğunu kaydetti.</p>
<p>Memişoğlu, bu risklerden birincisinin kilo, ikincisinin sigara, tütün ve tütün mamulleri, internet bağımlılığı gibi teknolojik bağımlılıklar olduğunu belirterek, üçüncü riskin ise hareketsizlik olduğunu bu kapsamda riskleri yönetmek ve sağlıklı bir toplum oluşturmak için ana politikalarının "Koruyan Sağlık" olduğunu ifade etti.</p>
<p>Türkiye'nin tedavi bazlı 271 bin hasta yatağı ve 27 şehir hastanesiyle dünyanın en iyi sağlık hizmetini sunan ülkelerinden birisi olduğuna işaret eden Memişoğlu, sağlık altyapısı, sağlık insan gücü ve sağlık sistemi anlamında dünyanın en kapsamlı, en güvenilir sağlık hizmetini sunduklarının altını çizdi.</p>
<p>Bakan Memişoğlu, Türkiye'de cihazından ilacına kadar kendi kendine yetebilecek tam bağımsız bir sağlık sistemi olması için stratejik ürünlerini belirlediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bunları Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) ve bilim insanlarımızla beraber üreteceğiz. Bu ülkenin insan gücü de kabiliyeti de bilgisi de altyapısı da sağlıkla ilgili üretmeye ve sağlığın teknolojisini dünyaya ulaştırmaya yeterlidir. Yeter ki bunun reorganizasyonunu yapalım. Cumhurbaşkanımız, bu konuda bizi talimatlandırdı, bu konuda çok büyük bir çalışma içindeyiz. Türkiye'nin, savunma sanayisi gibi sağlık sanayisinde de dünyanın lider ülkelerinden biri olmasını sağlayacağız. Bütün altyapıyı hazırlıyoruz. İyilik medeniyetinin temsilcileri olarak biz sadece kendi insanımıza değil, çevremizdeki veya ihtiyacı olan bütün insanlara bu sağlık hizmetini gönderecek şekilde planlıyoruz. Bizim hedefimiz 5 yılda 10 milyar dolar, 10 yılda 50 milyar dolarlık ihracat yapmak ve insanımızla beraber bütün insanlığa sağlıkla ilgili yeni şeyler söylemektir."</p>
<p>ASELSAN ve TÜSEB işbirliğinde tamamen yerli imkanlar ve yerli mühendislerin yazılımıyla, yüzde 90'ın üzerinde yerli malzeme kullanarak Türkiye'nin ilk yerli kalp-akciğer makinesini ürettiklerini anımsatan Bakan Memişoğlu, geçen hafta ilk kez bir hastada bu makineyi kullandıklarını ve sene sonu itibarıyla da seri üretimine başlayacaklarının bilgisini verdi.</p>
<p>Memişoğlu, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu bekleyen hasta sayısına ilişkin, "Şu anda bizim randevu bekleyen hasta sayımız 200-250 bin bandında. Bazıları sadece belli bir doktoru beklediği için bekliyor. Randevu sorunu şöyle yok, aile hekimine giderseniz aile hekimi sizin muayenenizi yaptıktan sonra gerek duyduğu takdirde direkt hastaneden randevunuzu alıyor. Sadece randevu almıyor. Öyle bir sistem kurduk ki randevu aldığı doktora da sistemden 'Şöyle bir düşüncem var, şöyle bir şey var.' diye yazı da yazabiliyor. Eğer hastanedeki doktor da hastanın aile hekimi tarafından takip edilmesini öngörmüşse o da aynı şekilde sistemden aile hekimine yazabiliyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Aile hekimliği sayısının 31 bin olduğunu ve bu sayıyı artırmak için de bir çalışma yaptıklarını aktaran Memişoğlu, bu kapsamda 439 aile hekimliğinin inşaatını bitirerek teslim ettiklerini kaydetti.</p>
<p><strong>"Türkiye sağlıklı yaşamı teşvik eden bir ülke haline gelecek"</strong></p>
<p>Memişoğlu, Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, 17 ayrı sağlık hizmetini ücretsiz verdiklerine dikkati çekerek, vatandaşlara kendilerine en yakın Sağlıklı Hayat Merkezlerini ziyaret etmeleri çağrısında bulundu.</p>
<p>Sağlıklı yaşamın teşvik edilmesinin önemini vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Esenlik mevzuatı hazırladık. İnsanların önce sağlıklı kalmak konusunda sağlık hizmeti almasını istiyoruz. Sadece bu ülkede değil, yurt dışından gelen insanlara da sağlıklı yaşam tarzlarını destekleyecek sağlık hizmeti vermek istiyoruz. Böylece Türkiye, sadece hastalık ve tedavi hizmeti değil, sağlıklı yaşam hizmeti de verebilir. Bunun mevzuat altyapılarını da oluşturuyoruz. Böylece Türkiye sadece hastalığı tedavi eden bir ülke değil, sağlıklı yaşamı teşvik eden bir ülke haline de gelecek." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Memişoğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bugün Türkiye'de kamu hastaneleri için söylüyorum, eğer acil değilse MR'da yedi gün ortalamayla randevu veriyoruz, tomografide ise dört günde veriyoruz. Acilse 24 saat içinde hemen çekilir. Türkiye 2014'ten beri kullandığı sağlık alanındaki elektronik altyapısıyla sağlık sistemini veriye dayalı olarak yönetiyor. Her şeyi görüyoruz, ölçüyoruz, ölçtüğümüz için yönetebiliyoruz. Türkiye artık bu konuda Cumhurbaşkanımızın dediği gibi en üst ligdeyiz. Toplumumuzdan hekimine güvenmesini istiyoruz. Bu ülkenin hekimleri dünyanın en iyi hekimleri."</p>
<p>Memişoğlu, sigara konusunda bir kanun taslağı hazırladıklarına değinerek, "Şu anda tartışılıyor, bazı değişiklikler olabilir. Bizim bir taslak metnimiz var. Cumhurbaşkanımızla, milletvekillerimizle ve ilgili kuruluşlarla konuşuyoruz. İnşallah birkaç ay içinde tekamül hale gelmiş olacak. Sigara ve tütünün özellikle çocuklarımız için görünür olmasını istemiyoruz. Sigaranın mümkün olduğu kadar görünür olmamasını sağlayacağız. Biz esasında talebi, toplumun bunu kullanma isteğini azaltacağız." açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>"Uzaktan sağlık, palyatif bakım ve evde sağlığı mevzuat anlamında birleştirdik"</strong></p>
<p>Türkiye'de, 126 tıp fakültesi olduğunu anımsatan Memişoğlu, Türkiye'nin doktor sayısının Avrupa'nın ve OECD'nin altında olduğunu, bu doğrultuda 2036'a kadar ihtiyaç duyulacak uzman hekim ve toplam hekim sayısına ilişkin planlamaları yaptıklarını kaydetti. Memişoğlu, bu çalışmanın YÖK ile koordinasyon içinde yürütüldüğünü, benzer planlamaların diğer sağlık meslek grupları için de sürdürüldüğünü aktardı.</p>
<p>Sağlık Bakanı Memişoğlu, sağlık meslek mensuplarının iş yapabildiği alanları genişletmek için mevzuatlarını revize ettiklerini belirterek, "Sağlık meslek mensupları ile ilgili bir mevzuat çıkardık. Artık fizyoterapistinden diyetisyenine kadar hemşiresinden ebesine kadar hepsi kendi özel birimini oluşturabilecek. Esenlik mevzuatıyla turistik alanlarda, spor alanlarında, bakım merkezlerinde sağlık hizmeti verilebilir hale getiriyoruz. Bunun yanında özellikle uzaktan sağlık, palyatif bakım ve evde sağlığı mevzuat anlamında birleştirdik." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/mrda-yedi-gun-tomografide-dort-gun-ortalamayla-randevu-veriyoruz-82069</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/9/1280x720/kemal-memisoglu-1782712267.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, &quot;Bugün Türkiye&#039;de kamu hastaneleri için söylüyorum, eğer acil değilse MR&#039;da yedi gün ortalamayla randevu veriyoruz, tomografide ise dört günde veriyoruz. Acilse 24 saat içinde hemen çekilir.&quot; dedi. Memişoğlu, &quot;Her gün, günlük 3 milyon kişi Türkiye&#039;de sağlık hizmeti alıyor. Yılda 3 milyona yakın insan da yurt dışından gelip Türkiye&#039;de sağlık hizmeti alıyor.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
