<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-nisanda-2513-milyar-lira-acik-verdi-78951</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine nisanda 251,3 milyar lira açık verdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, nisan ayına ait nakit gerçekleşmelerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay Hazinenin nakit gelirleri 1 trilyon 273 milyar 81 milyon lira, nakit giderleri 1 trilyon 524 milyar 323 milyon lira oldu.</p>
<p>Faiz dışı giderler 1 trilyon 276 milyar 294 milyon lira, faiz ödemeleri ise 248 milyar 29 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz dışı denge ise 3 milyar 213 milyon lira açık verdi.</p>
<p>Nisan ayında nakit dengesinde, 251 milyar 242 milyon liralık açık oluştu.</p>
<p>Kur farklarından kaynaklanan artış 7 milyar 140 milyon lira olarak gerçekleşirken, kasa/banka net hesabında da 74 milyar 962 milyon lira azalış görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-nisanda-2513-milyar-lira-acik-verdi-78951</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/hazine-ve-maliye-bakanligi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazinenin nisan ayında nakit gelirleri 1,27 trilyon lira, nakit giderleri 1,52 trilyon lira oldu. Hazine böylelikle 251 milyar 242 milyon lira açık verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erdogan-kisa-vadede-ihracat-hedefimiz-11-milyar-dolari-asmak-78950</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Kısa vadede ihracat hedefimiz 11 milyar doları aşmak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen SAHA EXPO 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'na katıldı.</p>
<p>Burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanlığı himayesinde gerçekleştirilen ve alanında markaya dönüşen fuarın savunma sektörü ve katılımcı firmalar için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, 120 ülkeden 1700'den fazla firmanın iştirak ettiği fuarın icrasında emeği geçen kurumları, firmaları ve sponsorları tebrik etti.</p>
<p>Kara, deniz, havacılık, uzay ve güvenlik alanlarında geliştirdikleri ürünlerle fuarda boy gösteren tüm şirketlere en kalbi tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>"1300'ü aşkın üye firması ve bünyesindeki 30 üniversitenin etkin katılımıyla Avrupa'nın en büyük savunma ve havacılık kümelenmesi olan SAHA İstanbul ailesini yürekten kutluyorum. Sektördeki 4 bin 500'ü aşkın firmanın uyum ve koordinasyon içinde faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan Savunma Sanayii Başkanlığımızı, kolektif çabaların hasılası olan bu başarı hikayesinin altında imzası bulunan şirketlerimizi, üniversitelerimizi, kuruluşlarımızı, içtenlikle tebrik ediyor, mühendisinden yazılımcısına, işçisinden teknisyenine, savunma sanayimizin tüm emektarlarına aynı şekilde şükranlarımı sunuyorum. Rabb'im sizlerin başarılarınızı daim eylesin. Bu gayretlerinizi hem ülkemiz hem dost ve kardeşlerimiz hem de insanlık için hayırlara vesile kılsın."</p>
<p>Fuarın bu sene beşincisinin tertiplendiğini hatırlatan Erdoğan, fuarı yeni rekorlarla, anlaşmalarla, işbirlikleriyle taçlandırmanın haklı kıvancı içinde olduklarını söyledi.</p>
<p>Erdoğan, fuara 1500'ü yerli olmak üzere 1763 firmanın katıldığını belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Fuarda sahip oldukları yeni özelliklerle göz dolduran 203 ürün ilk kez görücüye çıktı. 192 resmi heyet ve 108 alım heyeti sektörümüzle doğrudan temas kurma imkanı buldu. İmzalanan 182 anlaşmayla toplam 8 milyar dolarlık iş hacmine ulaşıldı. Bu rakamın 6 milyar dolarlık kısmını doğrudan ihracata dönük mutabakatlar oluşturdu. Resmin bütününe baktığımızda karşılaştığımız manzara tam olarak şudur: Türk savunma sanayii artık yalnızca bölgesinde değil, dünya ölçeğinde rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen ve tercih edilen bir ekosistem haline gelmiştir. Türkiye, savunma, havacılık ve uzay alanında küresel düzeyde yıldızı ışıl ışıl parlayan ülkeler arasına adını gururla yazdırmıştır."</p>
<p>Bu başarı tablosunun gerisinde şüphesiz on yılların emeği, gecesini gündüzüne katarak adanmış bir ruhla çalışan 100 bini aşkın vatan evladının gayreti, milletin desteği ve devletin iradesi olduğunu vurgulayan Erdoğan, "İnşallah daha iyi yerlerde olacak, daha büyük başarı hikayelerini birlikte yazacak, savunma sanayiinde tam bağımsız Türkiye hedefine ulaşıncaya kadar durmadan, duraksamadan çalışacağız." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Her yönüyle bütüncül bir konsept"</strong></p>
<p>Erdoğan, dünyanın hızla değişirken harp sanayilerinin ise köklü dönüşüm sürecinden geçtiğini, bundan elbette güvenlik kavramının da nasibini aldığını söyledi.</p>
<p>Bugün geldikleri noktada güvenliğin artık yalnızca tek bir alana, sahaya, sanayi koluna hapsedilemeyeceğini dile getiren Erdoğan, "Fabrikadan test sürecine, veri merkezinden akademiye, tedarik zincirinden geri bildirime güvenlik her yönüyle bütüncül bir konsepttir. Aynı şekilde bugün bir ülkenin caydırıcılığı, sahip olduğu platformların sayısıyla ölçülecek eşiği de çoktan aşmıştır. Envanterinizdeki platformları hangi yazılımla yönettiğiniz, bunlarda hangi sensörleri kullandığınız, bu ürünler için hangi motorları geliştirdiğiniz ve hangi mühimmatı ne kadar sürede üretebildiğiniz önemlidir. Siber saldırılara, elektronik harp tehditlerine, insansız sistemlere ve hibrit savaş yöntemlerine karşı ne denli hazırlıklı olduğunuz belirleyicidir." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, bölgelerinde ve dünyada son dönemde meydana gelen savaş ve çatışma ortamlarında bu gerçeklere bir kere daha şahitlik ettiklerini, yapay zekadan insansız araçlara, otonom sistemlerden karar destek mekanizmalarına uzanan geniş yelpazede muharebe sahasının nasıl dönüştüğüne hep birlikte tanık olduklarını ve olmaya da devam ettiklerini kaydetti.</p>
<p>"Şunu bugün büyük bir gururla ifade etmek isterim." diyen Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Konvansiyonel güç unsurlarının yerini çok katmanlı ve entegre sistemlerin aldığı bu yeni dönemin kurucu aktörlerinden biri hiç kuşkusuz Türkiye'dir. Bugün Türkiye yeni nesil milli muharip uçağını, insansız savaş uçağını, helikopterini, İHA'sını, SİHA'sını üreten, elektronik harp sistemlerini, uydu teknolojisini, harp savunma sistemini, radarını geliştiren, tankını, roketini, füzesini, zırhlı araçlarını, savaş gemisini, insansız deniz araçlarını imal ve inşa eden, velhasıl denizin derinliklerinde uzayın boşluğuna kadar her kademede kendi imzasını taşıyan yazılım, platform ve sistemleri kendi yapabilen bir ülkedir. Türkiye, istiklal ve istikbaline kastetme cüretini gösterecek her muhasım unsurun bileğini bükecek kudrete ve kuvvete ziyadesiyle sahip bir devlettir."</p>
<p>Erdoğan, gerek SAHA 2026'da sergilenen gurur verici ürünler gerekse geçen hafta açıklanan ihracat rakamlarının ne demek istediklerini çok net anlattığını, aynı zamanda Türkiye'nin ulaştığı seviyeyi de ortaya koyduğunu belirtti.</p>
<p>Burada tek tek isimleri saymaya kalkıldığında değil saatler, günler sürecek ürünleri, projeleri, tasarımları ve çalışmaları katılımcıların gördüğünü aktaran Erdoğan, katılımcıların inanç, irade, cesaret, gayret, adanmışlık ve vizyonun bir araya geldiğinde nelerin başarılabileceğine bizzat tanıklık ettiklerini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı iftihar tablosuyla ihracat tarafında da karşılaştıklarına dikkati çekerek, "Bakınız biz göreve geldiğimizde savunma ve havacılık ihracatımız yılda sadece 248 milyon dolardı. Türkiye, savunma sanayisinde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlılığımızı yıllar içerisinde azaltarak biz bunu tersine çevirdik. 2025 yılında savunma ve havacılık ihracatı, tarihimizde ilk defa 10 milyar doların üzerine çıktı." şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>"Türkiye, ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi"</strong></p>
<p>Nisan ayı ihracat rakamlarının geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösterdiğinin altını çizen Erdoğan, "Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026'nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Yani bundan 23 yıl önce senede 248 milyon dolar ihracat yapan Türkiye, bugün bu rakamı aşağı yukarı bir haftada gerçekleştiriyor. Allah'a sonsuz şükürler olsun. Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası işbirliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletinin göğsünü kabartan, dost, kardeş ve müttefiklere güven veren bu başarı hikayesini yazmalarının öyle kolay olmadığını, görünür görünmez nice engelle karşılaştıklarını, ambargolarla, kısıtlamalarla önlerinin kesilmek istendiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"Türkiye savunma sanayisinde ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi"</strong></p>
<p>Parasını ödedikleri sistemlerin verilmediği günler olduğuna işaret eden Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Sadece dışarıdan, sadece dost bildiklerimizden değil, içeriden de ihanete, kumpasa, umutlarımızı kırmaya dönük operasyonlara maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş, kimi zaman da sureti haktan görünen Truva atlarının sabotajlarıyla mücadele ettik. Şurası son derece dikkat çekicidir: Türkiye savunma sanayisinde ne zaman kabuğunu kırsa, ne zaman büyük bir adım atsa birileri hemen devreye girdi. 'Başımıza yeni icat çıkarmayın.' dediler, 'Dışarıdan almak daha kolay.' dediler, 'Ekonomik olarak 'feasible (mümkün)' değil.' dediler. 'Savunma sanayi yatırımları verimsiz.' dediler.</p>
<p>Kimi zaman ekonomik verileri eğip bükerek, kimi zaman milli şirketlerimizi hedef alarak, kimi zaman küçümseyerek, kimi zaman da 'Balıklar ürküyor.' gibi komik argümanlarla savunma sanayi hamlelerimizi engellemeye çalıştılar. Biz bunların hiçbirine kulak asmadık. 'Balıklar ürküyor.' diyenler gelip fuarımızı ziyaret ettiler ama balıkların herhalde ürkmediğini gördüler. Öğrenilmiş çaresizlik sendromuyla malul karakterlerin bizi de kendi ruhsuz, umutsuz, ufuksuz dünyalarına çekmelerine müsaade etmedik. 'Yapamazsınız.' diyenlere cevabımızı işte bugün SAHA 2026'da olduğu gibi yaptığımız, tamamladığımız harp sahalarında başarıyla test edilmiş ürünlerle verdik."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nuri Killigil, Şakir Zümre, Vecihi Hürkuş ve Nuri Demirağ gibi isimlerin canlarını ortaya koyup sabırla yürüyerek savunma sanayisinde bugünkü seviyelere ulaşılmasını sağladığını kaydetti.</p>
<p>Erdoğan, aralarında merhum Özdemir Bayraktar'ın da olduğu Türk savunma sanayisinin öncülerini rahmetle yad ettiğini söyledi.</p>
<p>Vecihi Hürkuş'un havacılıkta yıllar önce yükselttiği bayrağı rahmetli Özdemir Bayraktar'ın insansız hava araçlarında doruklara çıkardığını, göklerde büyük bir gururla dalgalandırdığını dile getiren Erdoğan, "İnanıyorum ki onun izinden gidenler bu emanete hakkıyla sahip çıkacak, Türk savunma sanayisinin şanını yüceltmeye devam edeceklerdir." diye konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Savunma sanayi ve caydırıcılığın yanı sıra ulusal güvenliğin bir diğer kritik halkası bizim 'iç cephe' olarak tarif ettiğimiz milletin birlik ve beraberliğidir. Şurası bir hakikat ki milli bünye ne kadar sağlam olursa bir ülkenin güvenliği de o derece kavi ve kuvvetli olur. Kader ve istikbal birliği yapmış, ortak değerler etrafında kenetlenmiş, aynı ideallere gönül vermiş bir halkı dışarıdan müdahalelerle teslim almak, böyle bir millete diz çöktürmek kolay değildir. Fakat içeride sızıntı varsa, iç cephede gedik açılmışsa, içerisi fokur fokur kaynıyor ve kanıyorsa böyle bir durumda da millet ayakta kalamaz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu durumu Mehmet Akif Ersoy'un Nasrullah Camisi'nde yaptığı konuşmada, "Milletler topla, tüfekle, zırhla, ordularla, tayyarelerle yıkılmaz. Milletler ancak aralarındaki rabıtalar çözülerek, kendi başının derdine, kendi havasına, kendi menfaatine, kendi menfaatini temin etmek kaygısına düştüğünde yıkılır." şeklindeki sözleriyle anlattığını belirten Erdoğan, "Dün olduğu gibi bugün de yarın da meselenin nirengi noktası işte budur." dedi.</p>
<p>Binlerce yıllık tarihin hemen her döneminin mücadeleyle geçtiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet ve millet olarak verilen tüm mücadelelerin, iç cephenin tahkim edilmesiyle kazanıldığını söyledi.</p>
<p>Erdoğan, yeri geldiğinde top seslerinin çocuklara ninni yapıldığını, yeri geldiğinde aç, susuz, silahsız, mühimmatsız kaldıklarını ama hiçbir zaman inançlarını yitirmediklerini, yeise kapılmadıklarını ifade etti.</p>
<p>Birlik ve bütünlüklerinden ödün vermediklerini kaydeden Erdoğan, konuşmasını şu şekilde sürdürdü:</p>
<p>"Harim-i ismetimize uzanan kirli ellere teslim olmadık. Biz de iktidarlarımız boyunca maruz kaldığımız nice saldırıyı, nice darbe girişimini, bekamızı hedef alan nice kuşatmayı işte bu ruhla püskürttük. Burada şunu büyük bir kararlılıkla ifade etmek durumundayım. Bugün iç kalemizi tahkim etme yolunda attığımız en stratejik adım 18. ayını dolduran Terörsüz Türkiye süreci ve terörsüz bölge hedefidir. Terörsüz Türkiye süreci, Türkiye'yi ve komşu ülkeleri iç cepheleriyle birlikte güçlendirerek huzurlu, güvenli, müreffeh ve barışın egemen olduğu bir geleceğin inşasını hedefleyen büyük bir vizyonun adıdır. Terörsüz Türkiye, bölgemizde yürütülen paylaşım kavgası karşısında milletimizin bilincinde ve kalbinde kurulan müstahkem bir mevzidir."</p>
<p>Erdoğan, bu mevzinin fikri ve siyasi müşterek karargahının Cumhur İttifakı olduğunu belirterek, "Terörsüz Türkiye menziline giden yolun mihmandarı aynı şekilde Cumhur İttifakı'dır. Sürecin katalizörü ise Türk milletinin ulaşmayı çoktan hak ettiği hedeflerdir. Bu hedefe ezber kalıplarla değil basiretli, cesaretli, büyük millet ve devlet olmanın sağladığı öz güvenli yaklaşım ile kararlı adımlarla varılabilir. Türkiye, devleti ve milletiyle yaklaşık yarım asırlık başarılı mücadelesinin ardından terörden kurtulma iradesini ortaya koymuş, Terörsüz Türkiye için çok net bir duruş sergilemiştir." sözlerini sarf etti.</p>
<p>Bu iradenin temelinde vatanı ve milleti için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasının kutlu emaneti olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu iradenin temelinde 'vatan sağ olsun' diyerek evlatlarını kara toprağın bağrına veren, acısını kalbine gömen anne ve babaların metaneti vardır. Bu iradenin temelinde şehit eşleri, şehit çocukları, şehit yakınlarımız vardır, gazilerimizin fedakarlıkları vardır. Allah'ın izniyle bundan geriye dönüş yoktur ve olmayacaktır. Muhabbet iklimini çok sağlam bir şekilde tesis edip, kardeşlik bilincini güçlendirerek husumet duvarlarını tek tek yıkıp, fitnelerin kökünü kurutarak terörün kanlı ve karanlık gölgesini sebepleriyle birlikte bu toprakların üstünden tamamen kaldırarak, aziz şehit ve gazilerimizin fedakarlıklarının boşa gitmediğini tüm dünyaya inşallah hep birlikte göstereceğiz. İnanıyoruz, Allah'ın izniyle başaracağız. Kararlıyız, inşallah hedefimize ulaşacağız."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erdogan-kisa-vadede-ihracat-hedefimiz-11-milyar-dolari-asmak-78950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/0/1280x720/767-1778254246.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SAHA EXPO 2026&#039;ya katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Savunma ve havacılık ihracatımız nisanda 962 milyon dolara yükseldi. 2026&#039;nın ilk 4 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 artış oldu. Böylece ilk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi.&quot; dedi. &quot;Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına adımızı yazdırmaktır. İnşallah genişleyen uluslararası iş birliklerimiz, derinleşen ekosistemimiz ve artan üretim kapasitemizle bu hedefimize de vasıl olacağız.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-finansal-acik-yuzde-191e-geriledi-78948</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Net finansal açık yüzde 19,1&#039;e geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025'in dördüncü çeyreğine ait "Finansal Hesaplar Raporu" yayınladı.</p>
<p>Buna göre, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 220 trilyon lira, yükümlülükleri ise 232 trilyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Türkiye ekonomisinin net finansal pozisyon açığının gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı bir önceki döneme göre 1,7 puan azalarak yüzde 19,1'e geriledi.</p>
<p>Sektörlerde gerçekleşen net finansal işlemler incelendiğinde, bir önceki çeyrekte GSYH'nin yüzde 1'i ile net borç veren konumunda olan toplam ekonomi, bu çeyrekte GSYH'nin yüzde 3,4'ü net borç alan konumunda bulundu.</p>
<p>Yurt içi ekonominin sektörel finansal bilançoları incelendiğinde, toplam ekonominin finansal borçlu pozisyonunda olduğu, hanehalkı ve dünyanın geri kalanının yurt içi diğer sektörlerden alacaklı, finansal olmayan kuruluşlar ve genel yönetimin ise diğer sektörlere borçlu pozisyonda olduğu gözlendi.</p>
<p>Hanehalkı finansal varlıkları arasında para ve mevduat kalemi yaklaşık yüzde 54’lük pay ile öne çıkarken yükümlülüklerin tamamına yakını kredilerden oluştu.</p>
<p>Rapora göre, finansal olmayan kuruluşların finansal varlıkları ve yükümlülükleri içinde sırasıyla yüzde 51 ve yüzde 48’lik pay ile hisse senedi ve öz kaynaklar kalemleri belirleyici oldu.</p>
<p>Tüm sektörlerin borçluluk oranları diğer ülkeler ile karşılaştırıldığında Türkiye’de yerleşik sektörlerin toplam borcunun düşük seviyede gerçekleştiği görüldü.</p>
<p>Kredi ve borçlanma senetleri niteliğindeki toplam borcun GSYH’ye oranı, 2025 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 93 gerçekleşerek önceki çeyreğe göre sınırlı azaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/net-finansal-acik-yuzde-191e-geriledi-78948</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/8/1280x720/para-lira-tl-1778253433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın 2025&#039;in son çeyreğine ait verilerine göre, yurt içi yerleşik sektörlerin toplam finansal varlıkları 220 trilyon lira, yükümlülükleri ise 232 trilyon lira oldu. Türkiye ekonomisinin net finansal pozisyon açığının GSYH&#039;ye oranı bir önceki döneme göre 1,7 puan azalarak yüzde 19,1&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-23-yilda-turkiyeye-290-milyar-dolar-yabanci-yatirim-geldi-78946</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 18:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: 23 yılda Türkiye&#039;ye 290 milyar dolar yabancı yatırım geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın katılımıyla, Bakanlığın iş birliği ve Albayrak Medya'nın ev sahipliğinde düzenlenen "Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi", sektör paydaşlarını bir araya getirdi.</p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, burada yaptığı konuşmada, küresel ekonominin son yıllarda yaşanan ekonomik krizleri, salgın, savaşlar, enerji ve gıda arzı sorunlarıyla, ticaret savaşlarının etkisiyle dünyanın çalkantılı bir süreçten geçtiğini belirtti.</p>
<p>Uzmanların ve kanaat önderlerinin ortak görüşünün Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının dünya ekonomisinde önceki krizlerden daha yıkıcı sonuçlar doğurduğu yönünde olduğunu aktaran Bolat, "Dünyadaki petrolün yüzde 25'i, doğal gazın yüzde 20'si, gübre arzının, petrokimya ürünlerinin yaklaşık üçte bire yakın kısmı Hürmüz Boğazı'ndan geçerek dünya piyasalarına satılıyordu. Hürmüz Boğazı'nda gemilere saldırılar başlayıp Boğaz'ı İran kendi direnişi için bir koz olarak kullanmaya başlayınca piyasalarda aniden arz krizi endişesi ve fiyatlarda yukarı doğru hızlı tırmanış başladı." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, petrol, doğal gaz ve gübre fiyatlarındaki artışın enflasyon artışına yönelik etkisi olduğuna değindi.</p>
<p>İlk aşamada gerilimlerin kısa süreceğinin düşünüldüğünü söyleyen Bolat, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye bu dönemde, Cumhurbaşkanı'mız ve Dışişleri Bakanımız ve ekipleriyle beraber barışı, ateşkesi sağlamak için büyük uğraş verdi. Hala da vermeye devam ediyor, Türkiye, Pakistan, Mısır gibi dost ve kardeş ülkeler de. Şu anda gelinen noktada müzakereler devam ediyor. Hürmüz Boğazı'nın bu müzakerelerde temel koz olması ve İran'ın nükleer kartı müzakerelerin zorlu geçmesini sağlıyor. Bize olan etkilerine baktığımızda şunu söyleyebiliriz: Geçen yıl dünyada mal ticareti yüzde 4,6 büyüdü. Hizmet ticareti yüzde 5,1 büyüdü. Mal ve hizmet ticareti toplamı 35 trilyon dolara geldi. Bu yıl için şu andaki baz temel tahmin dünyada büyüme oranının yüzde 1,9'a gerileyebileceği şeklinde. Dünya Ticaret Örgütünün mart tahminine göre, kötümser senaryo ise dünya ticaretinde artış oranı yüzde 1,4'e düşebilir. Bu tahminler ikişer aylık periyotlarla yenileniyor."</p>
<p><strong>"Herkesin rol model almaya çalıştığı bir ülke konumundayız"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanı Bolat, Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının Türkiye'ye etkilerine değinerek, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>"Biz bu ülkelere komşuyuz ve öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı, batıda yıllarca sürmüş Balkan Savaşları, doğuda Azerbaycan'la Ermenistan arasında Azerbaycan'ın Karabağ toprağını kurtarmak için 32 yıllık işgal ve sonrasında kurtarılması, güneyimizde Suriye, Irak'ta yakın geçmişte yaşananlar, İsrail'in Filistin'deki, Gazze'deki, Batı Şeria'daki soykırımı, Suriye'ye, Yemen'e, Lübnan'a saldırıları, Katar'a gidip orada bombalama yapması gibi böyle bir coğrafyada bir ülke yıldız gibi parlıyor. Cumhurbaşkanı'mızın güçlü liderliği ve dirayetli yönetimiyle 23 senede 40 yıllık terörü yok etmiş ve Türkiye topraklarında vatandaşlarımızın tırnağına zarar gelmeden, bu savaşlardan Türkiye'yi ve halkımızı ayrı tutmuş, korumuş, terörü yok etmiş, huzur ve asayişi sağlamış ve yılda da ortalama yüzde 5,4 büyüme sağlamış bir ülke ve milli gelirini 238 milyar dolardan 1,6 trilyon dolara, altı kat çıkarmış. Kişi başı milli gelirini 3 bin 600 dolardan 18 bin 40 dolara çıkarmış, beş katından fazla, ihracatını da mal ve hizmet toplamı olarak 2002'deki 50 milyar dolardan, geçen yıl 396 milyar dolara taşımış bir ülke. Dış politikasıyla, savunma sanayisiyle, güçlü ordusuyla herkesin kendisini ortak, müttefik görmek istediği istikrarına gıptayla baktığı ve rol model almaya çalıştığı bir ülke konumundayız."</p>
<p>Körfez'de savaşın başlamasıyla birlikte pek çok ülkede yakıt kuyrukları, elektrik kesintileri gibi uygulamalara gidildiğinden bahseden Bolat, "Hükümetimizin dirayetli, güven verici politikaları ve arz tedarikinde önceden yaptığı tedarikler nedeniyle mazotta, benzinde, uçak yakıtında, elektrikte, doğal gazda, gübrede, petrokimya ürünlerinde kimse bir arz sorunu yaşamadı. Fiyat artışları bu saydığımız ürünlerde dünyadaki fiyatların artışlarından dolayı yaşanan bir durum." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Herkes bir an önce savaşın bitmesini ve normal hayata dönmeyi bekliyor"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, gübrede yaşanan sorunlar nedeniyle tedbirler alındığına değinerek, "Tedbirlerle gübrede, petrokimya ürünlerinde, akaryakıtta, uçak benzininde hiçbir sıkıntı olmadı. Birçok havayolu uçak benzin maliyetlerinden dolayı seferlerini azaltıyor ve kimi kapanma tehlikesiyle karşı karşıya kalırken bizim hava yollarımız çalışmaya devam ediyor." diye konuştu.</p>
<p>Körfez ülkelerine ticaretin yaşanan gelişmeler nedeniyle mart ayında azaldığını söyleyen Bolat, "İhracatta yüzde 35 azalma yaşadık, Körfez ülkelerine yaptığımız ihracat 1,5 milyar dolara geriledi. Ama Körfez ülkelerinin ihtiyaçları arttığı için ve birçok başka ülkelerden de Hürmüz Boğazı'nı geçip tedarik edemedikleri için Türkiye'den siparişler arttı. Avrupa'dakiler Uzak Doğu'dan ya da Körfez'den alamadıkları ürünler olunca oradan da siparişler artmaya başladı." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Bolat, Hürmüz Boğazı'nda mahsur kalan gemi sayısının ilk başta 15 olduğunu, 3 geminin kurtarıldığını, 12 geminin hala durduğunu söyledi.</p>
<p>Türk tır şoförlerinin Suudi Arabistan üzerinden Körfez ülkelerine geçişini sağlayan 10 yıllık transit vize sorununun çözüldüğünü anımsatan Bolat, 15 Nisan'dan beri gerek Ürdün, Suudi Arabistan üzerinden gerekse Türkiye, Irak, Suudi Arabistan üzerinden transit rota çalıştığını dile getirdi.</p>
<p>Bolat, Kalkınma Yolu Projesi'nin de son yaşanan gelişmelerden dolayı hızlanacağını belirterek, "Son 70 günde yaşadıklarımızdan sonra Körfez ve Hürmüz eskisi gibi olmayacak belli. Ülkeler stratejik tedarikleri, hayati öneme sahip enerji ve diğer tedarikleri için alternatif güzergahları daima düşünecekler ve aksiyona geçmeye çalışacaklar." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasından dolayı lojistik maliyetlerinin çok yükseldiğine dikkati çekerek, "27 Şubat günü çok ucuzdu, Türkiye ile Uzak Doğu arasındaki konteyner taşıma bedelleri. Herkes bir an önce savaşın bitmesini ve normal hayata dönmeyi bekliyor. Bu da talebi artıracaktır bu anlamda. Çünkü hasar alan ülkeler, yıkım yaşayan ülkeler bize doğru eğilim gösterecekler." diye konuştu.</p>
<p><strong>AB ile 233 milyar dolarlık ticaret hacmi</strong></p>
<p>Bakan Bolat, "Made in EU" kararının önemine dikkati çekerek, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ülkeleriyle 233 milyar dolarlık ticaret hacminin bulunduğunu, bunun 117 milyar dolarının ihracat, 116 milyar dolarının ithalattan kaynaklandığını belirtti.</p>
<p>Bolat, "Kafa kafaya olan dengeli ticaretimiz var bu anlamda otomotiv sektöründe de AB'nin en büyük 4'üncü pazarı Türkiye. Bunu da dikkate almaları gerekir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Avrupa ülkelerinin yüzde 43'lük payla Türkiye'nin önemli bir ihracat ortağı olduğuna işaret eden Bolat, Türkiye'nin de AB'nin dış ticarette 5'inci ortağı olduğunu ve onlar için çok önemli bir ülke konumunda bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Bolat, AB'nin serbest ticaret anlaşmaları yaptığı ülkeler arasında Türkiye'nin 3'üncü sırada olduğunu anlatarak, "O nedenle AB, Türkiye için ne kadar önemliyse, Türkiye de AB için o kadar önemli." şeklinde konuştu.</p>
<p>"2017-2023 arasında AB ile siyasi ilişkiler neredeyse durmuştu ama ticaret devam ediyordu." diyen Bakan Bolat, "2023 Mayıs'ında Cumhurbaşkanımızın ve Cumhur İttifakı'nın seçimi kazanmasından sonra AB'de Türkiye'ye karşı yapıcı, olumlu bir eğilim başladı. Biz de ona karşılık verdik, hem liderler düzeyinde hem bakanlar düzeyinde ilişkiler hızlanmaya başladı." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Dış ticareti artırmada en önemli faktörün dış talebi artırmak"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, dış ticareti artırmada en önemli faktörün dış talebi artırmak ve katma değeri yüksek kaliteli ürün satabilmek olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Geçen yıl avro yüzde 38 arttı TL'ye karşı. Dolar ise yüzde 21 arttı geçen yıl. TÜFE yüzde 30,5 civarındaydı. ÜFE de yüzde 28 civarındaydı. Geçen yıl kur noktasında bir sıkıntı yoktu. Biz ham madde ve enerjiyi dolarla alıp daha çok avro ile sattığımız için ürünlerimizi, Trump yönetimi geldikten sonra 1 avro eşittir 1,02 dolarken, 1 avro eşittir 1,17 dolar oldu. Bu da bize parite anlamında fayda sağladı. Biz avro ile sattığımız için daha yüksek TL karşılığını elde edebildik. Bu anlamda bir rahatlama oldu."</p>
<p>Kovid-19 salgınının dünyaya verdiği en büyük zararın yüksek enflasyon olduğunu vurgulayan Bolat, "Resmi rakamlarla dünyada yaklaşık 6 buçuk milyon, gayriresmi rakamlara göre 20 milyon insan hayatını kaybetti. Ama başta gıda, temizlik, sağlık ürünleri olmak üzere bütün alanlarda kontrolsüz bir enflasyon dalgası gelişmiş, en zengin ülkelerde dahil ortalığı tarumar etti ve buna karşı bütün gelişmiş ülkelerde sıkı para politikası, yüksek faiz politikası gibi araçlara sarıldılar. 2022'nin ortalarından itibaren, bizde de 2023'ün ortalarından itibaren böyle bir program uygulanıyor." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Bu yılın ilk üç ayında 785 milyon liralık idari para cezası uygulandı"</strong></p>
<p>Bolat, bakanlık olarak ürün ve sektör bazında düzenlemeler yaparak enflasyonla mücadeleye katkı vermeye gayret ettiklerini belirterek, "Bu anlamda görevli olduğumuz süre içinde 50'den fazla önemli yönetmelikler çıkardık. Emlak piyasasında, Elektronik İlan Doğrulama Sistemi ve Güvenli Ödeme Sistemlerini getirdik. Elden ödeme olayını bitirmiş olduk. Taşıt, oto piyasasında 6 ay 6 bin kilometre uygulaması, noterlerin bireysellere yılda 3'ten fazla satışı yaptırmamızı uygulamasını yürürlüğe soktuk." dedi.</p>
<p>Geçen yıl 578 bin firmanın, 41,3 milyon ürünün denetlendiğini, 2 milyar 658 milyon liralık para cezası uygulandığını söyleyen Bolat, bu yılın ilk üç ayında 130 bin firmanın, 15,1 milyon ürünün denetlendiğini, 785 milyon liralık idari para cezası uygulandığı bildirdi.</p>
<p>Bolat, Körfez'de yaşanan gerilimler nedeniyle yatırımların Türkiye'ye yönelebileceğine ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>"Ülkemize istihdam kazandıracak, döviz getirecek ve Türkiye'nin ihracat yeteneğini, üretim kabiliyetini artıracak, finans kanallarını besleyecek, sermaye ve yatırım girişlerine sıcak bakıyoruz. 23 yılda toplamda Türkiye'ye gelen yabancı yatırım miktarı 290 milyar dolar ve 89 bin şirket. Türkiye istikrar, gelişme ve büyüme ülkesi, başarılı bir dış ticaret ve ihracat ülkesi, lojistik ve tedarik ülkesi en önemlisi güvenli liman. Bunu her seferinde ortaya koydu ve dünyaya barış yaymaya çalışan ve barış kuran bir ülke konumunda. Başta Cumhurbaşkanımızın dünya çapındaki itibarı ve saygınlığıyla ve dış işlerinde dengeli, başarılı politika bize bu yetenekleri kazandırdı. Türkiye dünyada oyun kurucu, rol belirleyen bir ülke konumunda."</p>
<p><strong>Özdemir: Türkiye, yalnızca bölgesel bir pazar değil stratejik bir merkezdir</strong></p>
<p>Zirvenin açılışında konuşan Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Burhan Özdemir, Türkiye Yüzyılı'nın yalnızca büyüme rakamlarından, ihracat verilerinden ya da yatırım tablolarından ibaret olmadığını belirterek, "Bize göre Türkiye Yüzyılı, yeniden ayağa kalkmış, üretim gücünü yeniden keşfetmiş, öz güvenini yeniden kazanmış bir milletin hikayesidir." dedi.</p>
<p>Dünyanın kritik bir dönüşüm sürecinden geçtiğini söyleyen Özdemir, güç dengelerinin yer değiştirdiğini, uluslararası ticari ilişkilerin yeniden şekillendiğini ve neredeyse tüm coğrafyalarda safların yeniden belirlendiğini dile getirdi.</p>
<p>Özdemir, Türkiye Yüzyılı vizyonunun, ülkenin sadece var olan coğrafi sınırlarından, nüfusundan veya ekonomik verilerinden ibaret olmadığını belirterek, Türkiye'nin Türkiye'den daha büyük olduğunu anlatan güçlü vizyona sahip bulunduğunu vurguladı.</p>
<p>Özdemir, şunları ifade etti:</p>
<p>"Ülkemiz, tüm bölgeyi geçmişte defalarca tekrarlanan ithal çözümlere mecbur bırakmayacak, çözümü üretebilecek tarihi bir fırsat penceresini yakalamış durumdadır. Önümüzde beliren tarihi fırsat penceresini değerlendirebilecek jeopolitik konuma, sanayi altyapısına, genç ve dinamik insan gücüne fazlasıyla sahip olduğumuzu düşünüyoruz. Bugün Türkiye, yalnızca bölgesel bir pazar değil Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu arasında üretim, lojistik, enerji, teknoloji ve güvenlik eksenlerini birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir. Bunun yanında ülkemizin organize sanayi altyapısı, tersaneleri, limanları, enerji yatırımları, ulaştırma koridorları gibi kabiliyetleri küresel ekonomide yaşanan yeni kırılmalar karşısında önemli avantajlar sunmaktadır."</p>
<p>Atıl kaynak dönüşümü ve erken sanayisizleşmenin önüne geçecek insan kaynağı dönüşümüne yönelik çalışmalara ihtiyaç duyulduğuna işaret eden Özdemir, "Bu iki dönüşümü hızlı ve proaktif biçimde ve özellikle devlet eliyle gerçekleştirmezsek önümüzdeki yıllarda tekrar orta gelir tuzağına düşmemiz olasıdır." diye konuştu.</p>
<p><strong>Özdil: Sektörümüz, üretim ve ticaretin devamı için kritik bir rol üstlendi</strong></p>
<p>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil de küresel ekonominin, jeopolitik gerilimlerin küresel tedarik zinciri üzerinde meydana getirdiği aksaklıklara bağlı olarak çok zorlu bir sınavdan geçtiğini söyledi.</p>
<p>Özdil, çok kutuplu yeni dünya düzeni ve güç mücadelelerinin küresel ticarette korumacı eğilimlerin artmasına ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesine neden olduğunu ifade etti.</p>
<p>Küresel ticaret dinamiklerindeki değişimin, ticaretin geleceğine yönelik belirsizlikleri artırarak küresel ekonomide aşağı yönlü riskleri açığa çıkardığını belirten Özdil, "Ayrıca önemli bir enerji geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı etrafında düğümlenen politik çıkmazlar, enflasyon görünümünü bozarak küresel finansal piyasalara olumsuz yansıyor." diye konuştu.</p>
<p>Özdil, ülkenin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde uygulanan başarılı ekonomi programı sayesinde risklere karşı korunaklı yapısını muhafaza ettiğini dile getirerek, "Alınan proaktif tedbirlerle piyasalarımızın düzenli işleyişini sürdürmesi sağlanarak enflasyonist baskılar sınırlandırılmaya çalışılıyor. Bu dönemde Merkez Bankamızın rezervleri, finansal istikrarı korumada önemli bir tampon görevi görerek dış şokları yönetebilme kabiliyetimizi artırıyor. Dezenflasyon süreciyle eş güdüm içerisinde reel sektörün finansmana erişimi için de gerekli tedbirler alınıyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Nisan ayı başında Hazine ve Maliye Bakanlığının turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik devreye aldığı 120 milyar lira tutarındaki ilave kredi paketinin de jeopolitik gelişimlerin etkisini azaltmak için önemli bir adım olduğunu vurgulayan Özdil, şunları kaydetti:</p>
<p>"Son açıklanan ihracat verilerindeki olumlu görünüm de bu yaklaşımı destekler niteliktedir. Ayrıca yatırımcı dostu politikalarla ülkemizin küresel cazibe merkezi olma hedefi de güçlenmektedir. Bu doğrultuda Cumhurbaşkanı'mız Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı İstanbul Finans Merkezi odaklı düzenlemeler, transit ticaret ve finansal hizmetler alanında rekabet gücümüzü en üst seviyeye taşıyacaktır. Ekonomi yönetimimizin inşa ettiği bu istikrarlı zeminde sektörümüz, etkin aktif pasif yönetimi, sağlam sermaye yapısı, yüksek likidite yeterliliğiyle, teknolojik altyapısıyla her türlü riske karşı hazırlıklı olduğumuzu kanıtladı."</p>
<p>Özdil, 2025'te ortaya konulan bu performansın yılın ilk çeyreğinde de sürdürüldüğünü vurgulayarak, "İçinde bulunduğumuz zorlu küresel ortamda sektörümüz, üretim ve ticaretin devamı için kritik bir rol üstlendi. Uygulanan selektif kredi politikalarıyla kaynaklar verimli alanlara yönlendirilerek ticaretin sürdürülebilirliğine güçlü bir katkı sağlanmaktadır." şeklinde konuştu.</p>
<p>Ticaretin rotasının yeniden çizildiği bu süreçte Halkbank olarak üretimi, yatırımı ve ihracatı desteklemeye devam ettiklerini vurgulayan Özdil, kamu bankası misyonlarıyla ticaretin gelişimi için güvenli ve güçlü finansal zemin oluşturduklarını söyledi.</p>
<p><strong>"KOBİ kredi hacmimiz 960 milyar liraya ulaştı"</strong></p>
<p>Özdil, "İhracatçılarımızdan, esnaf ve KOBİ'lerimize kadar geniş bir yelpazede ticaretin sürdürülebilirliği için finansman desteği sağladık. KOBİ kredi hacmimiz 960 milyar liraya ulaşırken nakdi kredilerimiz içinde KOBİ kredilerinin payı yüzde 48 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde esnaf kredi bakiyemiz 320 milyar liraya, kredili esnaf sayımız ise 774 bine yükselmiş durumdadır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Girişimcilik ekosistemine katkı sağlamayı öncelikleri arasında gördüklerini vurgulayan Özdil, "Bu amaçla son 4 yılda 210 bin girişimci müşterimize toplam 44 milyar lira kredi kullandırdık. 2021'den bu yana ise 271 bin kadın girişimciye 129 milyar lira, 35 yaş altı yaklaşık 100 bin genç girişimcimize 21 milyar lira kaynak aktardık. Bu desteklerimizi 2026 yılında daha da artırmayı hedefliyoruz." dedi.</p>
<p>Albayrak Medya Genel Müdürü Abdullah Hanönü, bugün dünyanın konuştuğu en önemli başlıklardan birisinin ticaret olduğuna işaret ederek, "Dünya, ülkeler sarsılıyor, Hürmüz'den yükselen gerilim küresel ekonomiyi yakın tarihinin en derin şoklarından biriyle yüzleştiriyor. Ticaret, ekonomi, sanayi, tarım ve teknoloji, hiçbir sektör bu sarsıntıdan azade değil. Türkiye, bu tablonun ortasında bir istikrar adası olarak yükselişine devam ediyor." diye konuştu.</p>
<p>Her zorlukla beraber bir kolaylığın olduğuna inandıklarını belirten Hanönü, "Hem dünyamız hem de ülkemiz bugün bu zor dönemden de geçecek ve istikrarlı bir şekilde yoluna devam edecektir. Karar vericilerimizin yıllarca icra ettiği stratejik aklın meyvelerini topluyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-23-yilda-turkiyeye-290-milyar-dolar-yabanci-yatirim-geldi-78946</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/6/1280x720/67-1778253073.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Ticarette Türkiye Yüzyılı Zirvesi&quot;nde konuşan Ticaret Bakanı Bolat, &quot;23 yılda toplamda Türkiye&#039;ye gelen yabancı yatırım miktarı 290 milyar dolar ve 89 bin şirket. Türkiye istikrar, gelişme ve büyüme ülkesi, başarılı bir dış ticaret ve ihracat ülkesi, lojistik ve tedarik ülkesi en önemlisi güvenli liman.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-kacir-kobiler-icin-kredi-tutarini-30-milyon-liraya-cikaracagiz-78944</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: KOBİ&#039;ler için kredi tutarını 30 milyon liraya çıkaracağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>SAHA İstanbul'un organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde "SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı" gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Fuarda Savunma, Uzay ve Havacılık Sanayiinde KOBİ'ler için Finansman Desteği İmza Töreni, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Uraloğlu, yaptığı konuşmada girişimcileri desteklemenin çok kıymetli olduğuna işaret ederek, "Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın ve Sayın Bakanımız Kacır'ın başlatmış olduğu, uygun kredilerle sektörü destekleme girişimi noktasında, ben de kendilerini tebrik ediyorum. Bu kapsamda savunma sanayisi, havacılık ve hızlı tren projeleri, birbirini besleyen ve tetikleyen sektörler." ifadelerini kullandı.</p>
<p>TÜRKSAT'ın 6A'yı yerli ve milli üreterek uzaya gönderdiğini ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla geçen yıl devreye aldıklarını anımsatan Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu destekle, TÜRKSAT'ın uzay ve havacılıkla ilgili sektörlerinde belirlenen firmalara uygun şartlarda kredi verilecek. Bu, bizim için kıymetli. Alt sektörleri beslediğiniz ölçüde çok daha yukarıya, uzaya doğru gitme imkanınız olur. Onun için çokça kıymetli buluyorum ve burada sağlanan desteklerin en iyi şekilde kullanılması ve sonucunun alınmasının da hep beraber takipçisi olacağız."</p>
<p><strong>Kacır: ASELSAN Türkiye'nin en değerli şirketi</strong></p>
<p>Bakan Kacır da yaptığı konuşmada, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının ortaya koyduğu güçlü irade sayesinde Türkiye'nin, Türksat 6A ile dünyada kendi haberleşme uydusunu geliştirebilen ve üretebilen 11 ülkeden biri olduğuna dikkati çekti.</p>
<p>Türksat 7A Projesi'nde de yine milli teknolojili müesseselerle el ve güç birliği yaparak bu yerli ve milli kabiliyeti daha ileri seviyelere taşıyacaklarına inandığını belirten Kacır, şöyle konuştu:</p>
<p>"SAHA Expo alanını ziyaret eden herkes şu hakikati müşahede etmektedir. Türk savunma sanayisinin alametifarikası, büyük bir ekosistem inşa etmiş olmasıdır. Şimdi dünya çapında, küresel ölçekte savunma sanayisi devi olarak tarif edebileceğimiz müesseselerimiz var. Bugün, ASELSAN Türkiye'nin en değerli şirketi. 40 milyar dolara yakın bir şirket değeri var ASELSAN'ın. Savunma sanayisinde dünya ölçeğinde TUSAŞ, ROKETSAN, Baykar ve MKE gibi dev müesseselerimiz var ama savunma sanayisi sadece bu büyük müesseselerden ibaret değil. Bunların etrafında kümelenmiş 4 bine yakın KOBİ'den, teknoloji girişiminden, üniversitelerden, araştırma merkezlerinden, enstitülerden velhasıl adeta bir dağıtık sinir ağında ortak inovasyon ve üretim zekasına sahip kocaman bir ekosistemden bahsediyoruz."</p>
<p>Bu ekosistemi güçlendirmenin Türkiye'ye dünya çapında platformlar ve sistemler kazandırdığını dile getiren Kacır, atılan imzaların ve hayata geçirilecek projelerin Türkiye'yi çok daha ileri hedeflerine taşıyacağını söyledi.</p>
<p><strong>Kredi tutarı 30 milyon liraya çıkarılacak</strong></p>
<p>Kacır, bugün atılan imzalarla KOSGEB'in kapasite geliştirme programının savunma, havacılık ve uzay sektörüne yönelik gelecek dönemde daha güçlü destekler sunacağını bildirdi.</p>
<p>Kapasite geliştirme hedefli projeler yürüten KOBİ'lere kullandıkları kredilerde 20 milyon liraya kadar, 6 ayı geri ödemesiz, 36 ay vadeli, 20 puan finansman desteği verdiklerinin altını çizen Kacır, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu programı savunma, havacılık ve uzay odağında bir özel pencereyle güçlendirmiş olacağız. Bu programda, paydaş kurumlarımız, HAB, Saha İstanbul, Turkish Technic, TÜRKSAT, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımız, Türkiye Uzay Ajansı ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın ekosistemindeki KOBİ'lere özgü bir pencere açacağız. Özellikle bu ana müesseselerin projelerini yürüten veya tedarikçisi olan KOBİ'lere öncelik vereceğiz ve bu program kapsamında destekleyeceğimiz KOBİ'lerimiz için kredi tutarını 20 milyon liradan 30 milyon liraya çıkaracağız."</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-kacir-kobiler-icin-kredi-tutarini-30-milyon-liraya-cikaracagiz-78944</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/4/1280x720/5-1778251830.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savunma, Uzay ve Havacılık Alanında Tedarikçileri Geliştirmeye Yönelik İş Birliği İmza Töreni&#039;nde konuşan Bakan Kacır, &quot;Bu programda paydaş kurumlarımız, HAB, Saha İstanbul, Turkish Technic, TÜRKSAT, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfımız, Türkiye Uzay Ajansı ve Savunma Sanayii Başkanlığımızın ekosistemindeki KOBİ&#039;lere özgü bir pencere açacağız. &quot;Özellikle bu ana müesseselerin projelerini yürüten veya tedarikçisi olan KOBİ&#039;lere öncelik vereceğiz ve bu program kapsamında destekleyeceğimiz KOBİ&#039;lerimiz için kredi tutarını 20 milyon liradan 30 milyon liraya çıkaracağız.&quot; dedi. Bakan Uraloğlu da, &quot;TÜRKSAT&#039;ın uzay ve havacılıkla ilgili sektörlerinde belirlenen firmalara uygun şartlarda kredi verilecek.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cimentodan-ilk-ceyrekte-107-milyar-lira-net-satis-geliri-78942</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 17:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> OYAK Çimento&#039;dan ilk çeyrekte 10,7 milyar lira net satış geliri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>OYAK Çimento, 2026 yılı ilk çeyrek finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Yılın ilk aylarında etkili olan olumsuz hava koşulları, deprem bölgesi başta olmak üzere iç pazardaki yavaşlama, mevsimsellik etkisi ve sektör genelinde artan maliyet baskılarına rağmen OYAK Çimento, faaliyetlerine kesintisiz devam etti.</p>
<p>Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) açıklanan verilere göre şirket, 2026'nın ilk çeyreğinde 10,7 milyar lira net satış gelirine ulaştı. Sektörel görünüme paralel hacim daralmasına ve komşu coğrafyalarda yaşanan askeri ve siyasi gelişmelerin enerji maliyetleri üzerinde yarattığı baskıya rağmen şirket, 2,6 milyar lira faiz, amortisman ve vergi öncesi kar (FAVÖK) ve yüzde 24 FAVÖK marjı kaydetti.</p>
<p>Sektör genelinde talep tarafında temkinli bir görünüm öne çıkarken, şirket yaygın tesis ağı ve etkin lojistik kabiliyeti sayesinde faaliyetlerini dengeli şekilde sürdürdü ve değişen piyasa dinamiklerine uyum sağlayabilen yönetim modeli ve gider yönetimiyle operasyonel karlılığını korudu.</p>
<p>Özellikle enerji verimliliği, alternatif yakıt kullanımı, dijitalleşme ve üretim optimizasyonuna ilişkin adımlar atan şirket, bir sanayi üreticisi tarafından tek bir lokasyonda ve öz tüketim amacıyla hayata geçirilen yenilenebilir enerji projelerinden Ankara Beypazarı Güneş Enerjisi Santralini nisan ayında devreye aldı ve bu yatırımıyla toplam yenilenebilir enerji kullanım oranını yüzde 25'e çıkardı.</p>
<p><strong>"Uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilirlik hedeflerimize odaklandık"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan OYAK Çimento Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CIMPOR Global Mali İşler Direktörü (CFO) Eralp Tunçsoy, 2026'nın ilk çeyreğinde mevsim normallerine kıyasla yüzde 33, bir önceki seneye kıyasla da yüzde 100 artan bir yağış gördüklerini belirtti.</p>
<p>Tunçsoy, bu durumun deprem bölgesinde azalmaya başlayan talep ve bölgede yaşanan jeopolitik gelişmeler kaynaklı artan enerji maliyetleriyle birleşerek, sektör genelinde karlılıkları olumsuz etkilediğini aktardı.</p>
<p>Bu dönemde yüzde 24 marjla operasyonlarını sürdüren OYAK Çimento'nun, disiplinli maliyet yönetimi sayesinde sektördeki en yüksek marjları elde etmeye devam ettiğini belirten Tunçsoy, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bir yandan mevcut operasyonlarımızdaki verimliliği artırmaya devam ederken, diğer yandan uzun vadeli büyüme ve sürdürülebilirlik hedeflerimize odaklanmaya devam ediyoruz. Nisan ayında tam kapasite devreye aldığımız 115 MW büyüklüğündeki Beypazarı Güneş Enerjisi Santrali yatırımımız, yalnızca enerji maliyetlerimizi optimize eden bir proje değil, aynı zamanda karbon nötr yolculuğumuz açısından da stratejik bir eşik niteliği taşıyor. Öz tüketim amacıyla hayata geçirilen en büyük yenilenebilir enerji projesi olma özelliği taşıyan bu santral, tesislerimizin toplam enerji kullanımında yenilenebilir enerji payını yüzde 25'e yükseltecek. Alternatif yakıt kullanımındaki güçlü seviyemiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımız, bizi operasyonel anlamda sektörde ayrıştıran en önemli başlıklar arasında yer almaya devam edecek. TCC ve OYAK'ın bütünleşik sinerjisi ile CIMPOR'un küresel ölçekteki bilgi birikimi, OYAK Çimento'ya hem finansal güç hem de stratejik hareket alanı kazandırdı ve kazandırmaya da devam edecek. Önümüzdeki dönemde de ilk çeyrekte yaşanılan olumsuzlukları telafi ederek, yılın başında belirlediğimiz sene sonu hedeflerimizi gerçekleştirebilmek için tüm gayreti göstereceğiz."</p>
<p><strong>"Faaliyetlerimizi kesintisiz şekilde sürdürdük"</strong></p>
<p>OYAK Çimento Ülke CEO'su Murat Sela da 2026'nın ilk çeyreğinde sektör genelinde daha temkinli bir talep ortamı öne çıkmasına rağmen, operasyonel güçlerini ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımlarını korumayı başardıklarını ifade etti.</p>
<p>Türkiye'nin 7 bölgesine yayılan entegre tesis ağları, güçlü saha organizasyonları ve üretim kabiliyetleri sayesinde değişen piyasa koşullarına hızlı uyum sağlayarak faaliyetlerini kesintisiz şekilde sürdürdüklerine dikkati çeken Sela, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Geldiğimiz noktada OYAK Çimento'nun en önemli fark yaratan alanlarından biri verimlilik, dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve operasyonel optimizasyon başlıklarını aynı anda yönetebilen bütüncül iş modeli. Özellikle enerji verimliliği ve alternatif yakıt kullanımına yönelik çalışmalarımız maliyet yönetimimizi desteklerken, çevresel hedeflerimiz açısından da önemli katkı sağlıyor. İlk çeyrekte ihracat hacmimizde yakaladığımız artış da operasyonel esnekliğimizin ve geniş coğrafyalara erişim kabiliyetimizin önemli göstergelerinden biri oldu. Önümüzdeki dönemde de Türkiye ekonomisine, üretime ve sürdürülebilir büyümeye duyduğumuz güvenle yatırımlarımıza ve dönüşüm projelerimize kararlılıkla devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oyak-cimentodan-ilk-ceyrekte-107-milyar-lira-net-satis-geliri-78942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/5/1280x720/oyak-cimento-1777382104.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OYAK Çimento&#039;nun yılın ilk çeyreğinde 10,7 milyar liralık net satış geliri elde ettiği bildirildi. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CIMPOR Global CFO&#039;su Eralp Tunçsoy, &quot;Alternatif yakıt kullanımındaki güçlü seviyemiz ve yenilenebilir enerji yatırımlarımız, bizi operasyonel anlamda sektörde ayrıştıran en önemli başlıklar arasında yer almaya devam edecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/may-tohumdan-2-bin-ciftciye-egitim-78937</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 16:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> MAY Tohum’dan 2 bin çiftçiye eğitim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk özel tohum firması olan MAY Tohum'un, 2018 yılından beri hayvancılıkta verimliliği ve tarımsal üretimde kaliteyi artırmaya yönelik yürüttüğü “Hayvancılıkta Kalite Yolculuğu” projesini 2026 yılında da başarıyla sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre MAY Tohum, Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği eğitim organizasyonlarıyla 2 binin üzerinde çiftçiyle bir araya geldi.</p>
<p>Aksaray, Aydın, İzmir, Amasya, Tokat, Afyonkarahisar, Düzce, Kastamonu, Burdur, Muğla ve Erzincan illerinde, 13 farklı lokasyonda gerçekleştirilen eğitimlerde çiftçilere hem hayvancılık hem de tarımsal üretim alanında teknik bilgiler aktarıldı.</p>
<p>Hayvancılıkta Kalite Yolculuğu projesi kapsamında düzenlenen eğitimlerde, Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İsmet Türkmen tarafından “Hayvan Beslenmesi ve Hayvan Sağlığı” konularında kapsamlı eğitimler verildi. Eğitimlerde, kaliteli ve yüksek verimli hayvansal üretim için rasyon hazırlama yöntemleri, mısır kullanımının hayvan beslenmesindeki önemi, hayvan besleme kaynaklı hastalıklarla ilgili önemli bilgiler ile iki yıldır Türkiye’deki çiftliklerde görülen şap hastalığı ve alınması gereken önlemler üzerine önemli bilgiler paylaşıldı.</p>
<h2>“Sürdürülebilir üretim için finansal okuryazarlık eğitimi”</h2>
<p>MAY Tohum Ayçiçeği Ürün ve Mısır Teknik Müdürü Burak Uğur ise toplantılarda gerçekleştirdiği sunumlarla çiftçilere mısır yetiştiriciliğinde verim ve kaliteyi artırmaya yönelik teknik bilgiler aktardı. Özellikle silajlık mısır üretiminde doğru çeşit seçimi, yetiştirme teknikleri ve yüksek besleyicilik değerine sahip mısır çeşitlerinin hayvancılık işletmelerine sağladığı katkılar üzerine önemli değerlendirmelerde bulundu. 2026 yılı eğitim organizasyonlarında, önceki yıllardan farklı olarak çiftçilerin ekonomik ve finansal süreçlerde daha bilinçli hareket etmelerine katkı sağlamayı hedefleyen “Finansal Okuryazarlık” eğitimleri de programa dahil edildi. Eğitimlerde üreticilere; bütçe yönetimi, mali planlama, tarımsal yatırım süreçleri ve finansal risk yönetimi konularında farkındalık kazandırılması amaçlandı.</p>
<h2>“Çiftçimizin bilgi birikimini artırmalıyız”</h2>
<p>Gerçekleştirilen organizasyonlarla ilgili değerlendirmelerde bulunan Burak Uğur, MAY Tohum’un yalnızca tohum üretimi gerçekleştiren bir şirket olmadığını, aynı zamanda çiftçilerin bilgi birikimini artırmayı ve sürdürülebilir tarımsal üretime katkı sağlamayı hedefleyen bir anlayışla hareket ettiğini belirtti. Uğur, “48 yıllık sektör deneyimimiz ve güçlü Ar-Ge altyapımızla çiftçilerimize yüksek performanslı çeşitler sunarken, aynı zamanda onların üretim süreçlerinde ihtiyaç duyduğu teknik bilgi desteğini de sağlamaya devam ediyoruz. Hayvancılıkta Kalite Yolculuğu projemiz kapsamında bu yıl da Türkiye’nin farklı bölgelerinde üreticilerimizle bir araya geldik. Hayvan besleme, hayvan sağlığı, mısır yetiştiriciliği ve finansal okuryazarlık gibi konularda gerçekleştirdiğimiz eğitimlerle üreticilerimizin sürdürülebilir ve verimli üretim yapmalarına katkı sunmayı hedefledik” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/may-tohumdan-2-bin-ciftciye-egitim-78937</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/7/1280x720/may-tohumdan-2-bin-ciftciye-egitim-1778246309.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MAY Tohum, Türkiye’nin farklı bölgelerinde gerçekleştirdiği eğitim organizasyonlarıyla 2 binin üzerinde çiftçiyle bir araya geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-15-milyar-euroluk-finansman-anlasmasi-78931</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 15:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> VakıfBank&#039;tan 1,5 milyar euroluk finansman anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>VakıfBank'ın, Türkiye'nin üretim gücünü ve istihdam kapasitesini desteklemek amacıyla uluslararası finans kuruluşlarıyla 1,5 milyar euro tutarında 10 yıl vadeli kredi anlaşması imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığının karşı garantisi ve Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankasının (IBRD) kısmi garantisi altında sağlanan finansmanın, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı işlemlerden biri olduğu açıklandı.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, temin edilen kaynak, VakıfBank'ın "Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı" yaklaşımı çerçevesinde geliştirilen ürünleri aracılığıyla başta kadınlar, gençler, kadın ve genç girişimciler olmak üzere istihdamın artırılması, afet bölgesindeki ekonomik hayatın güçlendirilmesi ve kalkınmada öncelikli illerde üretimin desteklenmesi amacıyla kullandırılacak.</p>
<p>Anlaşma nedeniyle İstanbul Finans Merkezinde bulunan VakıfBank Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilen imza törenine Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez ile paydaş finansal kuruluşların üst düzey temsilcilerinin yanı sıra iş dünyası, girişimcilik ekosistemi ve finans sektöründen davetliler katıldı.</p>
<p><strong>"KOBİ'lerimizin uzun vadeli ve uygun koşullu finansmana erişimini desteklemeye devam ediyoruz"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin üretim ekosistemini güçlendirecek her türlü konuda, Dünya Bankası ile tesis edilen işbirliğinin kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti.</p>
<p>KOBİ'lerin uzun vadeli ve uygun koşullu finansmana erişimini desteklemeye devam ettiklerini aktaran Şimşek, "Sağlanacak 1,5 milyar euro tutarındaki kaynak, istihdamın artırılması, özellikle genç ve kadın girişimcilerin desteklenmesi amacıyla kullanılacaktır. Uyguladığımız ekonomi programına duyulan güven, uluslararası kalkınma bankaları ile ilişkilerimize doğrudan yansımaktadır." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Kalıcı değerler üretmeyi önceliklendiriyoruz"</strong></p>
<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, gerçekleştirilen işlemin yalnızca finansman sağlamakla sınırlı olmadığını ifade ederek, Dünya Bankası İcra Kurulu tarafından onaylanan işlemin, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemlerinden biri olma özelliğini taşıdığını belirtti.</p>
<p>Söz konusu işbirliğinin uluslararası finans çevrelerinin hem bankalarına hem Türkiye'ye duyduğu güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu vurgulayan Arslan, şunları kaydetti:</p>
<p>"VakıfBank olarak ülkemizin üretim gücünü, istihdam kapasitesini ve toplumsal refahını destekleyen kalıcı değerler üretmeyi önceliklendiriyoruz. Bu anlayışla özellikle gelişim potansiyeli yüksek alanlarda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyen finansman modelleri geliştiriyoruz. Çünkü biz inanıyoruz ki, sürdürülebilir bir yaşam sadece ekonomik büyüme ile değil, kapsayıcılıkla, eşit fırsatlarla ve insanı merkeze alan bir anlayışla mümkün. Finansman, kapsayıcı büyümeye hizmet edecek şekilde yapılandırıldı. Kaynağın önemli bir bölümünü kadınlar ve gençler için ayırıyoruz. Kadınların ve gençlerin üretim süreçlerine daha güçlü katılımı, ekonomik büyümeyi hızlandırırken toplumsal kalkınmayı da destekliyor. VakıfBank olarak 200 bin kadın ve gencin iş hayatına katılmasına katkı sağlayarak bu hedefin güçlü bir parçası olacağız. İnşallah, attığımız bu adımlarla kadın ve genç istihdamına ölçülebilir düzeyde önemli bir katkı sağlayacağız."</p>
<p>Afet bölgesine yönelik çalışmalara özel önem verdiklerini belirten Arslan, "Afet bölgesinde ekonomik hayatın yeniden güçlenmesi için finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. İşletme ve yatırım kredileriyle üretimin yeniden canlanmasına katkı sağlarken, istihdam odaklı kredi programlarımızla kadınların ve gençlerin iş gücüne katılımını destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde 150 bin kadın ve 50 bin gencin istihdama katılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-15-milyar-euroluk-finansman-anlasmasi-78931</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/1/1280x720/56-1778243648.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası finans kuruluşlarıyla imzalanan 1,5 milyar euroluk anlaşma hakkında açıklama yapan VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, &quot;Bu işlem, Türk bankacılık sektöründe kalkınma finansmanı alanında gerçekleştirilen en yüksek tutarlı fonlama işlemlerinden biri olma özelliğini taşıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iso-ihracat-pazarlari-iklim-endeksi-502ye-geriledi-78927</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO İhracat Pazarları İklim Endeksi 50,2&#039;ye geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye imalat sektörünün ana ihracat pazarlarındaki faaliyet koşullarını ölçen İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi'nin nisan sonuçları açıklandı.</p>
<p>Endekste eşik değer olan 50'nin üzerinde ölçülen tüm rakamlar ihracat ikliminde iyileşmeye, 50'nin altındaki değerler ise bozulmaya işaret ediyor.</p>
<p>Buna göre, martta 50,3 olan Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, nisanda 50,2’ye geriledi. Endeks, ihracat pazarlarındaki talep koşullarında üst üste 28. kez aylık bazda iyileşmeye işaret etti.</p>
<p>Bununla birlikte, nisandaki iyileşme sınırlı kalırken, mevcut büyüme döneminin en düşük oranında gerçekleşti.</p>
<p>Nisanda büyümenin iki ana kaynağı, Türk imalat sanayi ihracatının toplamda yüzde 12,5'ini oluşturan ABD ve Birleşik Krallık oldu. Üretim artışı ABD'de bir önceki aya göre hafif ivme kazanırken, Birleşik Krallık'ta martta görülen yatay seyrin ardından yeniden genişleme kaydedildi.</p>
<p>Öte yandan, Türkiye'nin en büyük ihracat pazarı olan Almanya'da üretim nisanda yeniden daralma bölgesine geçti. Bu ülkede ekonomik aktivite yaklaşık bir yıldır ilk kez geriledi.</p>
<p>Diğer Avro Bölgesi ekonomilerinde de talep koşulları nisanda olumsuz yönde seyretti. Fransa ve İspanya'da üretim azalırken, İtalya'da ekonomik aktivite değişim göstermedi. Hollanda'da imalat sanayi üretimi ise güçlü şekilde arttı.</p>
<p><strong>Suudi Arabistan'da üretim yeniden genişledi, en sert daralma Kuveyt'te</strong></p>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri'nde (BAE) petrol dışı ekonomik aktivite mart ayına göre güçlendi ancak büyüme düşük hızda seyretmeyi sürdürdü. Suudi Arabistan'da üretim yeniden genişlemeye geçerken, Katar ve Lübnan'da ise daralma hız kesti.</p>
<p>Nisan ayının önemli bir bölümünde hava sahası kapalı kalmaya devam eden Kuveyt'te ekonomik aktivite mart ile aynı oranda azaldı. Nisanda PMI kapsamındaki tüm ekonomiler arasında en sert daralma Kuveyt'te gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde en güçlü üretim artışı Uganda'da kaydedilirken, bu ülkeyi Singapur ve Hindistan izledi. Ancak bu ekonomiler, Türkiye'nin imalat sanayi ihracatında nispeten küçük bir paya sahip bulunuyor.</p>
<p>Açıklamada sonuçlara ilişkin değerlendirmeleri yer alan S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Orta Doğu'daki savaşın ekonomik etkilerinin nisan ayında dünya genelinde hissedildiğini belirterek, "Buna bağlı olarak ihracat pazarlarında talep artışı yaklaşık iki buçuk yılın en düşük oranında kaydedildi. Savaşın hızlı bir şekilde sona ermesi durumunda dahi önümüzdeki ayların Türk imalat sanayi ihracatçıları açısından zorlu geçmesi bekleniyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iso-ihracat-pazarlari-iklim-endeksi-502ye-geriledi-78927</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/7/1280x720/ihracat-ithalat-1778239788.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Martta 50,3 olan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, nisanda 50,2&#039;ye indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretimi-yillik-yuzde-11-azaldi-78926</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi üretimi yıllık yüzde 1,1 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mart ayına ait sanayi üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu ayda takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla, yüzde 1,1 azalış kaydetti.</p>
<p>Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, martta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 5,6, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,3 azalırken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 5,8 arttı.</p>
<p>Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde, yıllık bazda yüzde 3,3 azalış oldu.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, söz konusu ayda bir önceki aya kıyasla, yüzde 0,8 azaldı.</p>
<p>Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, mart ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,6, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 1,1 gerilerken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,9 arttı.</p>
<p>TÜİK, bazı ayların verilerinde revizyona gitti.</p>
<p>Buna göre sanayi üretim endekslerinin takvim etkisinden arındırılmış yıllık değişim oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Yıllar/Aylar</td>
<td>Ocak</td>
<td>Şubat</td>
<td>Mart</td>
<td>Nisan</td>
<td>Mayıs</td>
<td>Haziran</td>
<td>Temmuz</td>
<td>Ağustos</td>
<td>Eylül</td>
<td>Ekim</td>
<td>Kasım</td>
<td>Aralık</td>
</tr>
<tr>
<td>2023</td>
<td>4</td>
<td>-8,8</td>
<td>0,3</td>
<td>-1,4</td>
<td>0,3</td>
<td>0,9</td>
<td>8,3</td>
<td>3,6</td>
<td>5,2</td>
<td>2,6</td>
<td>2</td>
<td>2,3</td>
</tr>
<tr>
<td>2024</td>
<td>1,3</td>
<td>11,2</td>
<td>4,4</td>
<td>-1</td>
<td>0</td>
<td>-5</td>
<td>-3,8</td>
<td>-5,1</td>
<td>-2,2</td>
<td>-2,9</td>
<td>1,7</td>
<td>7</td>
</tr>
<tr>
<td>2025</td>
<td>1,1</td>
<td>-2</td>
<td>2,3</td>
<td>2,9</td>
<td>4,8</td>
<td>8,1</td>
<td>4,9</td>
<td>7,1</td>
<td>3</td>
<td>2,1</td>
<td>2,2</td>
<td>-2,1</td>
</tr>
<tr>
<td>2026</td>
<td>-1,9</td>
<td>2,2</td>
<td>-1,1</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretimi-yillik-yuzde-11-azaldi-78926</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/1/1280x720/sanayi-fabrika-1772706619.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre sanayi üretim endeksi, aylık bazda yüzde 0,8, yıllık bazda yüzde 1,1 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hatay-yaban-hayati-gelistirme-sahasinin-siniri-degistirildi-78924</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hatay yaban hayatı geliştirme sahasının sınırı değiştirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>"Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası"nın sınırlarının değiştirilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bu kapsamda, söz konusu geliştirme sahasının sınırlarının değiştirilmesi kararlaştırıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hatay-yaban-hayati-gelistirme-sahasinin-siniri-degistirildi-78924</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Hatay Dağ Ceylanı Yaban Hayatı Geliştirme Sahası&quot;nın sınırları değiştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/11-sirketin-borclanma-araci-ihraci-basvurusu-onaylandi-78921</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> 1 şirketin halka arz, 11 şirketin borçlanma aracı ihracı başvurusu onaylandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), haftalık bültenini yayınladı.</p>
<p>Buna göre, kurul Ekinciler Demir ve Çelik Sanayinin pay başına 45 lira tutarındaki ilk halka arz başvurusunu onayladı.</p>
<p>BİM Birleşik Mağazaların 600 milyon lira, Frigo-Pak Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaretin 555 milyon 795 bin 50 lira tutarındaki bedelsiz sermaye artırımı başvurusuna onay veren Kurul, Beyaz Filo Oto Kiralamanın 1 milyar 500 milyon lira, Tukaş Gıda Sanayi ve Ticaretin 1 milyar lira, Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayinin 10 milyar lira, Yapı ve Kredi Bankasının 10 milyar lira, Destek Yatırım Menkul Değerlerin 9 milyon dolar, VDF Filo Kiralamanın 10 milyar lira, Nurol Yatırım Bankasının 30 milyar lira, Dyo Boya Fabrikaları Sanayi ve Ticaretin 2,5 milyar lira, Yapı Kredi Finansal Kiralamanın 300 milyon avro, Destek Yatırım Bankasının 750 milyon lira ve 34 milyon 500 bin dolar, Orfin Finansmanın 2 milyar lira tutarındaki borçlanma aracı ihracı başvurusunu uygun buldu.</p>
<p>SPK ayrıca Garanti Portföy BIST 30 Endeksi Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonunun kuruluşuna izin verilmesi talebinin olumlu karşılanmasına, Astra Portföy Yönetimi AŞ STAG Girişim Sermayesi Yatırım Fonunun da kuruluşuna izin verilmesi ve katılma paylarının ihracına ilişkin ihraç belgesinin onaylanması talebinin olumlu karşılanmasına karar verdi.</p>
<p><strong>İdari para cezaları ve suç duyuruları</strong></p>
<p>Kurul, 2 gerçek kişi ve 2 tüzel kişiye toplam 27 milyon 482 bin 722 lira tutarında idari para cezası uygulanmasına, 24 gerçek kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.</p>
<p>23 gerçek kişiye borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda 2 yıl işlem yapma yasağı getirilmesini kararlaştıran SPK, 3 internet sitesi içerik sağlayıcısı ve 3 telefon hattını kullandıran kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti.</p>
<p>SPK, Marmara Capital Portföy Yönetiminin 45 milyon lira olan çıkarılmış sermayesinin 75 milyon liraya artırılmasına izin verilmesi talebinin olumlu karşılanmasına karar verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/11-sirketin-borclanma-araci-ihraci-basvurusu-onaylandi-78921</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1 şirketin ilk halka arzı, 2 şirketin bedelsiz sermaye artırımı, 11 şirketin de borçlanma aracı ihracı başvurusu onaylandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakende-ticarette-bilgi-fisi-uygulamasi-kaldiriliyor-78920</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 14:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Perakende ticarette bilgi fişi uygulaması kaldırılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından hazırlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>GİB'den alınan bilgiye göre söz konusu düzenleme, perakende ticaret belgelendirme süreçlerinde yapısal değişikliği içeriyor.</p>
<p>Bu kapsamda yeni nesil ödeme kaydedici cihazlar (YN ÖKC) üzerinden e-Arşiv Fatura, e-Fatura gibi elektronik belgeler düzenlenebilecek. Böylece bu cihazları kullanan mükellefler, ilave bir donanım veya yazılıma ihtiyaç duymadan, satış anında cihazlar üzerinden ödeme kaydedici cihaz fişi ve tüm e-belgeleri düzenleyebilecek.</p>
<p><strong>Bilgi fişi uygulaması kaldırılacak</strong></p>
<p>Düzenleme kapsamında perakende satışlarda yaygın kullanılan "bilgi fişi" uygulaması kaldırılacak.</p>
<p>Mevcut uygulamada fatura düzenleme sınırının üzerinde gerçekleştirilen satışlarda YN ÖKC'lerden yapılan tahsilatlar karşılığında müşteriye "bilgi fişi" veriliyor ve bu bilgi fişine istinaden de elektronik fatura daha sonra düzenlenebiliyordu.</p>
<p>Yeni tebliğle getirilen uygulama ve yayımlanan kılavuz taslağı uyarınca, fatura gerektiren tahsilatlarda YN ÖKC'lerden artık bilgi fişi yerine doğrudan e-fatura veya e-arşiv faturanın kendisi düzenlenecek.</p>
<p><strong>Tüm faturaların elektronik olarak düzenlenmesine yönelik hazırlık</strong></p>
<p>Uygulamanın zamanlaması, yürürlükteki diğer önemli mevzuatla da doğrudan ilişkili görünüyor.</p>
<p>509 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca basit usulde vergilendirilen mükellefler ile işletme hesabına göre defter tutan mükelleflerce 1 Ocak 2027 tarihine kadar düzenlenecek faturaların, vergiler dahil toplam tutarının 3 bin Türk lirasını aşması halinde e-arşiv fatura olarak düzenlenmesi gerekiyor. Bu tarihten itibaren ise tutarına bakılmaksızın, basit usul mükellefler ve işletme hesabına göre defter tutan mükellefler tarafından düzenlenecek tüm faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlenmesi zorunlu olacak.</p>
<p>GİB, özellikle e-fatura ve e-arşiv fatura uygulamasına dahil olmayan küçük işletmelerin bu sürece zahmetsizce uyum sağlayabilmeleri ve alternatif uygulamaların artırılarak maliyetlerin düşürülmesi amacıyla YN ÖKC'lerden de e-belge düzenlenmesine izin verecek.</p>
<p><strong>Üreticilere özel entegratör statüsü ve TÜBİTAK denetimi</strong></p>
<p>YN ÖKC üzerinden e-belge düzenleyen cihazları üretmek ve satmak isteyen üreticilerin ise GİB'e başvuru yapmaları ve belirlenen teknik yeterlilikleri karşılamaları gerekiyor.</p>
<p>Cihazların teknik incelemeleri TÜBİTAK, Türk Standardları Enstitüsü (TSE) ve GİB tarafından yapılacak.</p>
<p>Onay sürecini başarıyla tamamlayan ve e-belge düzenlenmesine izin verilen cihaz modelleri, "ynokc.gib.gov.tr" ile "ebelge.gib.gov.tr" adreslerinden kamuoyuna ilan edilecek. İzin alan cihaz üreticileri, belgelerin oluşturulması, imzalanması, iletilmesi ve saklanması gibi süreçlerde GİB'den lisans almış özel entegratör firmalarla aynı hukuki ve teknik sorumluluklara tabi olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakende-ticarette-bilgi-fisi-uygulamasi-kaldiriliyor-78920</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tüm e-belgelerin yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan hazırlanabilmesi ve bilgi fişi uygulamasının kaldırılması gibi uygulamaları içeren düzenleme Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/4-ilde-ozellestirme-ve-kamulastirma-kararlar-78923</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 6 ilde özelleştirme ve kamulaştırma kararları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB), bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ile plan değişikliklerine ilişkin kararlarına onay verildi.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesi Mezopotamya Mahallesi'ndeki taşınmaza, "gelişme konut alanı, park ve yol" kullanım kararları getirilmesine yönelik olarak imar planı değişikliği ve uygulama imar planı değişikliği onaylandı.</p>
<p>Ankara'nın Mamak ilçesi Üreğil Mahallesi'ndeki bazı taşınmazlara, "ticaret-konut alanı ve park" kullanım kararları getirilmesine yönelik nazım imar planı ve uygulama imar planının onaylanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi ve Karayolları Genel Müdürlüğü adına kayıtlı, özelleştirme kapsam ve programında bulunan Ankara'nın Yenimahalle ilçesi Yakacık Mahallesi'ndeki taşınmaza, "ticaret-konut alanı, belediye hizmet alanı, özel eğitim alanı, sağlık tesisi alanı, sosyal tesis alanı, rekreasyon alanı, teknik altyapı alanı, park, yol ve otopark" kullanım kararları getirilmesine yönelik nazım imar planı değişikliği ve uygulama imar planı değişikliğinin onaylanmasına karar verildi.</p>
<p>Mülkiyeti Maliye Hazinesi adına kayıtlı, İzmir'in Konak ilçesi Ahmetağa Mahallesi'ndeki 4 taşınmazın, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki alan ile bu alan için tesis edilen veya edilecek kullanım izni, özelleştirme kapsam ve programına alındı. Mülkiyet devri hariç olmak üzere, işletme hakkının verilmesi, kiralama, kullanım izninin devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi veya gelir ortaklığı modeli ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruf yöntemlerinden biri ya da birkaçının birlikte uygulanarak, özelleştirilmesine karar verildi.</p>
<p><strong>Acele kamulaştırma kararı</strong></p>
<p>Manisa ve Ankara'da hayata geçirilecek çeşitli enerji iletim ve dağıtım hattı projeleri kapsamında bazı taşınmazlara yönelik acele kamulaştırma kararı alındı.</p>
<p>Konuya ilişkin Cumhurbaşkanı Kararları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Manisa'da bağlantı anlaşması uyarınca tesis edilecek "154 kilovolt İzdemir Arazi GES-Gördes TM Enerji İletim Hattı Projesi" kapsamında güzergaha isabet eden bazı taşınmazlarda direk yerlerinin mülkiyet şeklinde, iletken salınım gabarisinin ise irtifak hakkı kurulmak suretiyle Türkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi Genel Müdürlüğü tarafından acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p>Ankara'nın Kahramankazan ilçesinde kurulacak RMS-B doğal gaz dağıtım tesisinin yapımı için de Kışla Mahallesi sınırları içerisinde yer alan 104 ada, 121 parsel numaralı taşınmazın, tapuda Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılması kararlaştırıldı.</p>
<p><strong>Antalya ve Mersin</strong></p>
<p>Antalya ve Mersin'deki bazı taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararları Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Antalya'nın Aksu ilçesindeki EXPO alanı ve çevresinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansının 31'inci Oturumu (COP31) kapsamında ihtiyaç duyulan otopark ve diğer altyapı imalatlarının gerçekleştirilmesi amacıyla söz konusu taşınmazlar, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanlığı tarafından acele kamulaştırılacak.</p>
<p>Ayrıca, Yeni Taşkent Bölgesi (Mersin-Tarsus OSB) İltisak Hattı Projesi kapsamında anılan ildeki belirli güzergah ve alana isabet eden taşınmazlar ile üzerlerindeki muhdesatın Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) İşletmesi Genel Müdürlüğünce acele kamulaştırılmasına karar verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/4-ilde-ozellestirme-ve-kamulastirma-kararlar-78923</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Diyarbakır, Ankara ve İzmir&#039;de bazı taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ile plan değişikliklerine ilişkin kararlarına onay verildi. Manisa ve Ankara&#039;da hayata geçirilecek çeşitli enerji iletim ve dağıtım hattı projeleri kapsamında bazı taşınmazlara yönelik acele kamulaştırma kararı alınırken, Antalya ve Mersin&#039;deki bazı taşınmazların acele kamulaştırılması da kararlaştırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tumkad-ve-bozsiad-marsifede-katildi-78909</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 10:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜMKAD ve BOZSİAD, MARSİFED’e katıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Podyum Davet’te gerçekleştirilen olağanüstü genel kurula Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tuncer Hatunoğlu, GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Papatya ile çok sayıda dernek başkanı ve yöneticileri katıldı. Olağanüstü Genel Kurulda oy birliği ile Tüm Mühendis Kadınlar Derneği (TÜMKAD) ve Bozüyük Sanayici ve İş İnsanları Derneği’nin (BOZSİAD) MARSİFED bünyesine katılımları kabul edildi. Genel kurulda ayrıca MARSİFED adına bir iktisadi işletme kurulması kararı alındı. MARSİFED Genel Sekreteri Özge Özen’in yaptığı genel kurulun divan başkanlığını BUSİAD Başkanı Tuncer Hatunoğlu, divan katipliğini Gülnur Algül ve divan başkan yardımcılığını Mustafa Serkan Aksoy gerçekleştirdi. </p>
<h2><strong>“Üye dernek sayımız 342’ye yükseldi”</strong></h2>
<p>TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ramazan Kaya, TÜRKONFED’e bağlı dernek sayısının gerçekleştirilen genel kurulla 342’ye yükseldiğini söyledi. Konfederasyon olarak bir diğer önemli hedeflerinin kadınların iş dünyasındaki temsil yeteneğini arttırmak olduğunu belirten Ramazan Kaya, “Bu anlamda TÜMKAD’ın MARSİFED’e üyeliği bizim için çok önemli. Diğer yandan Konfederasyonumuzda temsil edilmeyen illerimizden bir tanesi Bilecik’ti. Bugün itibariyle de BOZSİAD, Federasyonumuza, dolayısıyla da konfederasyonumuza üye derneklerden bir tanesi olmuş oldu. Tüm bu güzel gelişmelerde emeği olan herkese teşekkür ediyorum” dedi. TÜRKONFED’in 2004 yılında kurulduğunu hatırlatan Ramazan Kaya, kurucu altı federasyonlarından birinin MARSİFED olduğunu belirtti. </p>
<h2><strong>“MARSİFED ailemiz büyüyor”</strong></h2>
<p>MARSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Osman Akın ise, TÜMKAD ve BOZSİAD’ın Federasyonlarına katılımlarından dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdi. Göreve geldikleri günden bu yana çalışmalarını anlatan Akın, “İki yıllık görev süremizde Federasyonumuza bağlı dernek sayımız 13’e ulaştı. Federasyonumuz, birinden değerli derneklerden oluşuyor. Dolayısıyla federasyonumuzu büyütürken seçici davranıyoruz. Yönetim kurulu sayımızı da arttırarak,  kişilik bir yönetim kurulu oluşturduk. Yönetim kurulumuzun yüzde 38’i kadın üyelerden oluşuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tumkad-ve-bozsiad-marsifede-katildi-78909</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/9/1280x720/tumkad-ve-bozsiad-marsifede-katildi-1778227350.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmara ve İç Anadolu Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu, gerçekleştirdiği olağanüstü genel kurul ile TÜMKAD ve BOZSİAD’ın federasyonlarına üyeliklerini kabul ederek, üye dernek sayılarını artırdı. Genel kurulda ayrıca oy birliği ile alınan kararla MARSİFED adına bir iktisadi işletme kurulacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borusan-200-yillik-vizyonunu-enerji-ve-mobiliteyle-ciziyor-78898</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borusan, 200 yıllık vizyonunu enerji ve mobiliteyle çiziyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borusan Grup CEO’su Özgür Günaydın, göreve gelmesinin ardından “Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonu geliştirdiklerini söyledi. Bu yıl 400 milyar TL’yi aşarak rekor ciroya ulaşacaklarını belirten Günaydın, vizyonun ‘öncü’ kısmı odağında enerji ve mobilite yatırımlarını artıracaklarını, 82 yıllık gruplarını Borusan Ventures’ın ataklığı ile 200 yıl ve ötesine taşıyacaklarını söyledi.</strong></p>
<p>Nisan ayında göreve başlayan Borusan Grup’un yeni CEO’su Özgür Günaydın, üst yönetim ile birlikte holdinge “Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” vizyonu belirledi. Bu vizyon doğrultusunda tüm grup şirketleri ekim ayına kadar yatırım ve gelecek planlarını yeniden oluşturacak. 82 yıllık köklü şirkete 200 yıllık bir vizyon sunacak bu yeni adımda enerji ve mobilite itici güç olacak. Ayrıca grup bu yıl 400 milyar TL’lik rekor ciroya ulaşacak.</p>
<p>Bir grup basın mensubu ile bir araya gelen Borusan Grup CEO’su Özgür Günaydın, “Çok güçlü bir miras devralıyorum” diyerek, Borusan’ın artık yalnızca mevcut iş kollarında değil, geleceğin sektörlerinde de büyümeyi hedefleyen bir dönüşüm sürecine girdiğini vurguladı.</p>
<p>Borusan Grubu, 2025 yılını 326 milyar TL konsolide ciro ile tamamladı. Bu rakam yıllık bazda yüzde 27 büyümeye işaret ediyor. FAVÖK ise yüzde 82 artışla 38 milyar TL’ye ulaştı. 2025’te 15 milyar TL’yi aşan yatırım gerçekleştiren grup, otomotivden enerjiye, üretimden liman faaliyetlerine kadar geniş bir alanda kaynak ayırdı. Aynı yıl içinde Borusan Tedarik’in CEVA Lojistik’e devri de portföy optimizasyonu açısından önemli bir adım oldu.</p>
<p><strong>Elektrikli araç ekosistemi, şarj altyapısı….</strong></p>
<p>Günaydın, Borusan’ın yeni vizyonunu “Önce İnsan, Öncü ve Güvenilir Borusan” olarak tanımlarken, şirketin artık bir holding yapısının ötesinde “değer platformu”na dönüştüğünü ifade etti. Günaydın, “Biz bu stratejiyi danışmanlarla değil kendi kadromuzla hazırladık. Grubumuzun insan ve güvenilir olma ile ilgili çalışmaları tüm kamuoyu biliyor. Şimdi en çok öncülüğe odaklanacağız. Bu yatırımlar ve yeni vizyonla 82 yıllık Borusan’ı 200 yıl ve ötesine taşıyacak yeni bir dönemi başlatıyoruz” dedi.</p>
<p>Yeni dönemin en kritik başlıklarının enerji ve mobilite olduğunu vurgulayan Günaydın, elektrikli araç ekosistemi, şarj altyapısı ve yeni nesil enerji çözümlerinin büyümenin ana itici gücü olacağını söyledi. Borusan Next ve Borusan EnBW Şarj gibi girişimler, bu dönüşümün sahadaki somut örnekleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Grubun dönüşümünde önemli rol oynayan kurumsal girişim sermayesi yapısı Borusan Ventures üzerinden bugüne kadar 15 yeni yatırım gerçekleştirildi. Yapay zekâ, enerji teknolojileri ve endüstriyel verimlilik alanlarına odaklanan bu yatırımların sadece finansal değil, operasyonel değer de yarattığını belirten Günaydın, “Girişimlerin teknolojilerini kendi süreçlerimize entegre ediyoruz” dedi. Yeni misyonun “tüm paydaşlarla birlikte kuşaklar boyu değer üretmek” olduğunu belirten Günaydın, bu yaklaşımın uzun vadeli büyümenin temelini oluşturduğunu söyledi.</p>
<p><strong>Yıl sonuna kadar 20 milyar TL yatırım</strong></p>
<p>Borusan’ın, bu yıl sonunda 400 milyar TL’nin üzerinde ciroya ulaşmayı hedeflediğini anlatan Günaydın, şunları söyledi: “Bu, yaklaşık yüzde 25’lik bir büyümeye işaret ederken, Borusan Tedarik’in etkisi hariç tutulduğunda büyüme hedefi yüzde 30 seviyesine çıkıyor. İhracatın toplam ciro içindeki payının yüzde 30 civarında korunması planlanırken, FAVÖK’te de yaklaşık yüzde 30 artış öngörülüyor. Grup, 2026 sonuna kadar toplam 20 milyar TL yatırım yapmayı planlıyor. Plan; üretim sektörüne 8 milyar TL, otomotive 8 milyar TL, makine ve güç sistemlerine 2 milyar TL, enerjiye 1 milyar TL ve liman işimize 1 milyar TL yatırım.”</p>
<p><strong>Yapay Zeka Akademisi 4 bin 500 kişiye eğitim verdi</strong></p>
<p>Günaydın, grup bünyesinde Yapay Zeka Akademisi kurduklarını ve kendisi de dahil 4 bin 500 kişilik beyaz yaka kadrosunun yapay zeka eğitimi aldığını belirterek, grup bünyesindeki 10 bin kişinin işlerine uygun yapay zeka uyumluluğu için eğitim alacağını söyledi. Günaydın, “Bizim yönetim kurulunda da bir yapay zeka üyemiz var. Kullandığımız teknoloji sayesinde video konferansımızdan kayıt alıyor, önerilerde bulunuyor. Yapay zeka benim için önemli bir verimlilik aracı. Borusan Cat’de kullandığımız Müneccim teknik tahminleme ile arızalar konusunda 25 milyon dolar kar ettirdi. Örneğin en son yatırım yaptığımız Archimetis, Google’da üst düzey yöneticilik yapmış bir ekip tarafından kuruldu. Petrol, gaz, kimya ve çelik gibi kompleks süreçlere sahip sektörlerde AI kullanarak verimlilik artışını ve optimizasyonu hedefliyorlar. Borusan Boru’nun ABD’deki tesislerinde şu an bu ürünü test ediyoruz ve ilk verilere göre oldukça anlamlı sonuçlar elde ettik” dedi.</p>
<p><strong>14 ülkede faaliyet gösteriyor cironun yüzde 28’i yurtdışından</strong></p>
<p>Yurtdışı yatırımlarına da değinen Özgür Günaydın, “14 ülkede faaliyet gösteriyoruz. Ciromuzun yüzde 28’ini yurtdışından sağlıyoruz. Doğru yatırımı doğru yerde yapmak gerekiyor. Örneğin ABD’deki boru yatırımımız hacimli bir ürün olduğu için buradan oraya nakledilirse rekabetçi olmaz. Orada üretildiğinde pazarda etkin oluyoruz. ABD’de 1000’e yakın çalışanımız var. Toplam yurtdışı istihdamımız 3 bin kişi. Kazakistan’da önemli yatırımlarımız var. Borusan Boru ile ABD pazarının en büyük oyuncularındanız. Borusan Cat ile Kafkasya’dan Orta Asya’ya 5 farklı ülkede başarıyla varız” açıklamalarında bulundu.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Köy okulu öğretmeni ana babanın evladı</strong></span></p>
<p>Özgür Günaydın, köy okulu öğretmeni bir anne ve babanın çocuğu. Eğitim hayatına birleştirilmiş sınıfta başlamış. Bu nedenle “Eğitime özel bir ilgim var” diyor. Köy Okulları Değişim Ağı’nda (KODA) yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor. 31 yıldır Borusan bünyesinde çalışan Günaydın, ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra 1995’te kariyerine Borusan Makine ve Güç Sistemleri’nde servis mühendisi olarak başlamış. Farklı coğrafyalarda global liderlik deneyimi kazanan Günaydın, Borusan Cat’in dijital dönüşüm vizyonuna yön vererek çevik, dayanıklı ve sürdürülebilir organizasyon yapılarının oluşturulmasında öncü rol üstlenmiş. Ocak 2017’den itibaren Borusan Cat İcra Kurulu Başkanı olarak görev yapan Günaydın, 1 Nisan itibarıyla Borusan CEO’su olarak atandı. Bu göreviyle birlikte eğitime olan tutkusuyla Borusan Kocabıyık Vakfı’nda da yönetim kurulu üyeliğini üstlendi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>COP31’e kültür ve sanat ruhunu taşıyacak</strong></span></p>
<p>Borusan, sürdürülebilirlik tarafında da hedefleri büyüttü. 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedeflenirken, su kullanımında yüksek geri kazanım oranı ve döngüsel ekonomi projeleri öne çıkıyor. Yönetişim tarafında ise 1600 tedarikçinin sürdürülebilir satın alma platformuna dahil edilmesi planlanıyor. CEO Özgür Günaydın, “Antalya’da düzenlenecek COP31’e de kültür ve sanat ruhu katmak istiyoruz. Şu anda Perili Köşk binamızda sergisi devam eden Edward Burtynsky’nin küratörlüğünü Marcus Schubert’in üstlendiği Dönüşen Yeryüzü sergisini oraya taşıyacağız” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borusan-200-yillik-vizyonunu-enerji-ve-mobiliteyle-ciziyor-78898</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/8/1280x720/ozgur-gunaydin-1778219801.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borusan, 200 yıllık vizyonunu enerji ve mobiliteyle çiziyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avmlerde-uygun-fiyatli-markalara-yer-acilacak-78896</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> AVM’lerde &#039;uygun fiyatlı marka&#039;lara yer açılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Yüksek enflasyonun yarattığı maliyet baskısı ve alım gücündeki erime, alışveriş merkezlerinde tüketim alışkanlıkları ve marka karmasını yeniden şekillendiriyor. Tüketicilerin daha temkinli harcama eğilimine yönelmesi, özellikle orta ve üst segment markalar üzerindeki baskıyı artırırken, uygun fiyatlı ürün sunan markalara talebi güçlendiriyor. Bu değişim, AVM’lerin marka karmasında da dönüşümü beraberinde getiriyor. Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı Nuri Şapkacı, tüketicilerin satın alma gücündeki düşüş nedeniyle daha uygun fiyatlı segmentlere yöneldiğini belirterek, “Bu durum AVM’lerin marka karmasını etkileyebilir. AVM’ler, bu markaları bünyelerinde bulundurmak için çaba gösterebilir” açıklamasında bulundu. Şapkacı marka ismi vermese de bu kapsamda LC Waikiki, De- Facto ve Koton'un ismi geçiyor.</p>
<h2>Turist alışverişinde düşüş </h2>
<p>Şapkacı, 2025 yılında turist harcamalarında geçen yıla göre yüzde 30’luk bir düşüş yaşandığını söyledi. Bu tablonun Global Tax Free verilerine de yansıdığını ifade eden Şapkacı, Nisan ayı itibarıyla Antalya ve İstanbul’daki AVM’lerde yaklaşık yüzde 15’lik kayıp görüldüğünü kaydetti. Şapkacı, kayıpların yaz aylarında daha net hissedileceğini belirterek, “Eğer bu kayıplar Temmuz ve Ağustos aylarına da yansırsa bugün yüzde 10-15 olarak konuşulan kayıplar yüzde 20-25 seviyelerine ulaşabilir” diye konuştu. Şapkacı, turist ağırlıklı çalışan AVM'lerde son iki yıllık kaybın yüzde 40’lara dayanabileceğine dikkat çekti.</p>
<h2>Metrekare sıkışıklığı var </h2>
<p>Yerli turistlerin ve tüketicilerin yüksek fiyatlar nedeniyle alışverişlerini azaltmasının beklendiğini ifade eden Şapkacı, yılın ilk çeyreğinde iç satışların beklentilerin üzerinde performans gösterdiğini belirtti. Ocak ayında rakamların güçlü geldiğini söyleyen Şapkacı, Ramazan etkisiyle Şubat ayında düşüş yaşandığını ancak Mart ayında yeniden toparlanma görüldüğünü aktardı. Perakende sektöründe Mayıs ve Haziran aylarında optimizasyon sürecinin hızlanabileceğini belirten Şapkacı, verimsiz mağazaların kapatılmasının rasyonel bir adım olabileceğini söyledi. Ancak kapanan mağazaların yeniden geri alınmasının kolay olmadığını vurgulayan Şapkacı, AVM’lerde ciddi metrekare sıkışıklığı bulunduğunu ifade etti. Finansman imkanlarının sınırlı olması nedeniyle yeni projelerin büyük ölçüde öz sermaye ile yapılacağını ifade eden Şapkacı, “Eğer savaş olmasaydı faizler ve enflasyon daha fazla düşecek, finansman imkanları artacaktı” dedi. Perakendecilerin büyüme isteğinin sürdüğünü ancak yatırım tarafında iştahın düşük kaldığını belirten Şapkacı, ortalama bir AVM yatırımının 80-100 milyon dolardan başladığını söyledi.</p>
<p>AVM sektöründe satın alma hareketliliğinin devam ettiğini ifade eden Şapkacı, Tekirdağ’daki Tekir Alışveriş Merkezi ile Bursa’daki Anatolium gibi yabancı şirketlere ait bazı AVM’lerin satış sürecinde olduğunu söyledi. Yabancı yatırımcıların sektördeki payının önemli ölçüde gerilediğini belirten Şapkacı, yabancıların AVM sektöründeki payının yüzde 15-20 bandının altına düştüğünü kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"İstiklal Caddesi'nde eski yoğunluk yok"</span></h2>
<p>Mayıs ayında Anneler Günü ve Kurban Bayramı gibi özel dönemlerin etkisiyle alışveriş hareketliliği beklendiğini ifade eden Şapkacı, özellikle kozmetik, kişisel bakım ve uygun fiyatlı tekstil ürünlerinde satış artışı görülebileceğini söyledi. Türkiye’nin en önemli alışveriş destinasyonlarından biri olan İstanbul İstiklal Caddesi’nde kentsel dönüşüm çalışmalarının sürdüğünü de hatırlatan Şapkacı, geçmiş yıllardaki yoğun hareketliliğin artık görülmediğini ve İstanbulluların caddeye eskisine göre daha az gitmeye başladığını ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avmlerde-uygun-fiyatli-markalara-yer-acilacak-78896</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/6/1280x720/nuri-sapkaci-1778218915.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AYD Başkanı Nuri Şapkacı, düşen alım gücünün tüketiciyi daha uygun fiyatlı markalara yönelttiğini belirtirken, AVM’lerin de bu sınıftaki markalara daha fazla alan açabileceğini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikte-bazi-saatlerde-ptf-sifira-yaklasiyor-78888</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrikte bazı saatlerde &#039;PTF&#039; sıfıra yaklaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Piyasa takas fiyatının (PTF) belirli saatlerde sıfır olması durumu geçmişte de yaşandı. Son dönemde ise belirli saatler için daha sık görülmeye başlandı. EPİAŞ tarafından işletilen piyasada, saatler itibariyle bir sonraki günün elektrik talebi ile arz yönetilerek oluşan fiyat belirleniyor. Örneğin, 7 Mayıs günlü oluşan piyasada, saat 09.00 ile 15.00 arası PTF sıfır olarak belirlendi. Benzer şekilde 1, 2, 3, 6 Mayıs’ta da bazı saatlerde sıfır fiyat oluştu. </p>
<p>EPİAŞ’ta alımların kurallı sıralandığı, YEKDEM ya da ikili anlaşma sahibi üreticiler açısından bir olumsuzluk görünmüyor. Piyasaya satış yapan ve sistem katılım bedelleri ödeyen firmalar açısından günlük olarak kayıp anlamına gelebiliyor. Bu kayıp mutlaka zarar anlamına da gelmiyor. Sürekli işleyen piyasada bazı günler yüksek gelir de elde ediliyor. Enerji uzmanları aslında marjinal kalması gereken ancak Türkiye’de görece yüksek düzeyde kullanılan bu piyasa özelliği nedeniyle büyük zarar düşük ihtimal olarak görülüyor.  </p>
<p>Diğer yandan, son dönemde yenilenebilir kaynaklardaki artış nedeniyle bazı alanlarda, özellikle küçük üreticilerde zorluklar oluşabiliyor. EKONOMİ’ye konuyu değerlendiren Atık Yönetimi ve Atıktan Enerji Üreticileri Derneği (TAYED) Başkanı Ali Rıza Öner, PTF’nin sıfır olmasına dair atıktan enerji üretenler açısından olumsuzluk doğurduğunu vurguladı. Öner, özellikle YEKDEM dışı olan üreticiler için risk olduğunu belirterek, “Elektrik fiyatının sıfır olduğu saatlerde üretim yapmamak en doğru ekonomik tercih olabilir. Çünkü üretici elektrikten gelir elde edemezken, şebekeye verdiği enerji için dağıtım bedeli ve diğer sistem maliyetleriyle karşı karşıya kalabilir. Ancak her üretim tesisi bu kadar esnek değildir. Özellikle çöp gazı, biyogaz, atıktan enerji, jeotermal ve bazı hidroelektrik santrallerinde üretimi durdurmak yalnızca ticari bir karar değildir” dedi.</p>
<p>Öner, bu unsurun çevre açısından da önemli olduğunu, biyogaz ve atıktan enerji üretiminin gaz temelli olduğunu hatırlatarak, çevre yönetimi, atık bertaraf, metan emisyonunun azaltılması, koku ve diğer olumsuzlukları da engelleyen etkileriyle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/elektrikte-bazi-saatlerde-ptf-sifira-yaklasiyor-78888</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/elektrik-1763883529.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elektrik üretim sektöründe EPİAŞ piyasasında bazı saatler için sıfır fiyat görülmeye başlandı. Bu durum o saat için piyasanın dengede olduğu, ilave talep oluşmadığı hatta belirli açılardan arz fazlası oluştuğu anlamına geliyor. Ancak satmasa bile üretimi kesemeyen ve sistem kullanım bedeli gibi bedeller ödemek zorunda olan santrallerin ödeme yapması yükümlülüğünü de engellemiyor. Bu da küçük ölçekli olanlarda maliyet baskısı daha yüksek görünüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-hisse-ve-tahvilde-3-hafta-sonra-satti-78887</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancı hisse ve tahvilde 3 hafta sonra sattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Yabancı yatırımcılar Orta Doğu’yu karıştıran savaşta ateşkes ve müzakere sürecini yeniden TL varlıklara giriş olarak değerlendirirken geçen hafta yeniden satış tarafında yer aldı. Merkez Bankası haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre 30 Nisan haftasında yabancı nette 228.4 milyon dolarlık hisse senedi 282.1 milyon dolarlık da devlet tahvili satışı gerçekleştirdi.</p>
<p>TCMB verilerine göre yabancı yatırımcılar özellikle devlet tahvillerinde savaşın başladığı 28 Şubat’tan ateşkesin ilan edildiği 10 Nisan haftasına kadar aralıksız net satıcı olurken hisse senedi tarafında ise 27 Nisan’da alım yapmış ardından yine satışçı olmuştu. 10 Nisan haftasından geçen haftaya kadar ise yabancı yatırımcı hem hissede hem de devlet tahvillerine yeniden giriş yaptı. Geçen hafta ise alım tersine döndü. Böylece yabancı yatırımcıların yılbaşından bu yana hisse senedine net girişi 2.23 milyar dolara inerken, devlet tahvillerindeki net satışı ise 1.43 milyar dolara yükseldi. Yabancının yılbaşından bu yana tahvil ve hissedeki net girişi ise 801.5 milyon dolara geriledi. Özel sektör tahvillerinde ise yabancının yılbaşından bu yana girişi 968.9 milyon dolar ile 1 milyar dolar sınırına yaklaştı. Son 1 yıllık süre zarfında yabancılar 4 milyar 851,2 milyon dolarlık hisse senedi, 7 milyar 259,1 milyon dolarlık DİBS ve 1 milyar 333,5 milyon dolar özel sektör tahvilleri alımı ile menkul kıymet piyasasına 13 milyar 443,7 milyon dolar yabancı girişi oldu.</p>
<p>Toplam rezervlerde 5.6 milyar dolar gerileme Merkez Bankası’nın (TCMB) toplam rezervleri, 30 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 569 milyon dolar azalarak 165 milyar 483 milyon dolar oldu. Haftalık para ve banka istatistiklerine göre 30 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 4 milyar 351 milyon dolar azalışla 56 milyar 600 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 24 Nisan’da 60 milyar 951 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 218 milyon dolar azalışla 110 milyar 101 milyon dolardan 108 milyar 883 milyon dolara indi. Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 30 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 569 milyon dolar azalışla 171 milyar 52 milyon dolardan 165 milyar 483 milyon dolara geriledi. TCMB net uluslararası rezervleri aynı hafta 554 milyon dolar geriledi ve 53 milyar 676 milyon dolara indi.</p>
<p>Swap hariç net rezerv de 36.4 milyar dolardan 36.3 milyar dolara indi.</p>
<p><strong>Tüzel kişilerin döviz mevduatında sert düşüş </strong></p>
<p>Merkez Bankası haftalık para ve banka verileri 30 Nisan haftasında yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 2 milyar 382 milyon dolar geriledi. Bu gerilemenin en büyük sebebi tüzel kişilerin Euro cinsi yabancı para mevduatındaki sert çözülme oldu. Verilere göre 30 Nisan ile biten haftada tüzel kişilerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 995 milyar dolar azaldı, bunun 1 milyar 546 milyon doları Euro cinsi yabancı para mevduatındaki azalmadan kaynaklandı. Gerçek kişilerin yabancı para mevduatı da geçen hafta parite etkisinden arındırılmış olarak 387 milyon dolar geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabanci-hisse-ve-tahvilde-3-hafta-sonra-satti-78887</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre 30 Nisan haftasında yabancı nette 228.4 milyon dolarlık hisse senedi 282.1 milyon dolarlık da devlet tahvili satışı gerçekleştirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bahcelinin-tartisma-baslattigi-iki-konu-baris-sureci-ve-mutlak-butlan-78884</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bahçeli’nin tartışma başlattığı iki konu: Barış Süreci ve mutlak butlan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ankara’da iki önemli konu gündemin ön sıralarına geçti. İki önemli konunun da tartışılmasına neden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’den gelen hem süreç ile ilgili, hem de istinaftan çıkacak, CHP’nin ‘mutlak butlan’ davasıyla alakalı açıklamaları oldu.</p>
<p><strong>Süreç ilerleyecek mi?</strong></p>
<p>Terörsüz Türkiye süreci, ‘durdu mu, durakladı mı, donduruldu mu?’ tartışmaları devam ederken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, Abdullah Öcalan’a, ‘statü’ çağrısını yinelemesi, ‘Barış koridoru kurulmalı’ açıklaması süreçte yeni bir tartışmayı daha gündeme getirdi. Bahçeli’nin açıklamaları, ‘duran süreci’ hareketlendirme çıkışı olarak yorumlandı. DEM Parti yetkilileri sürecin başından beri, Bahçeli’nin bu konuyla ilgili açıklamalarına destek veriyor. AK Parti, yasal adımların atılması konusunda, ‘önce silahların bırakılması’ şartından geri adım atmıyor. Bahçeli’nin açıklamalarına ise sessiz. Bu konuda partililere uyarı var: “ konuyla ilgili yorumlardan kaçının.” Süreçle ilgili önümüzdeki günlerde nasıl bir hareketlenme olacağı merak konusu. AK Parti de ise Bahçeli’nin açıklamalarına henüz yapılan bir değerlendirme yok. Konuyla ilgili her partiden farklı değerlendirmeler var.</p>
<p><strong>Ne oluyor?</strong></p>
<p>Kamuoyunda, CHP’nin, “mutlak butlan davası” olarak bilinen hukuki süreçle ilgili istinaftan karar çıkması beklenirken, son yapılan açıklamalar kafaları karıştırdı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ‘mutlak-butlan’ davası ile ilgili sorulara, , CHP’nin, Cumhuriyet’in kurulduğundan beri var olan önemli bir siyasi kurum olduğunu ve “Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyahut başka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz” dedi. Bahçeli’nin bu açıklamasının ardından MHP’nin ikinci adamı Genel Başkanı Yardımcısı Feti Yıldız’ın, “Mutlak butlan kararı çıkması ve kararın kesinleşmesi halinde Özgür Özel yönetimi yerine, Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi hukuken tekrar yetkili hale gelebilir” ifadeleri akıllara, “istinaftan karar CHP’nin eski yönetiminin isteği gibi mi olacak?” sorusunu getirdi. MHP’nin hem genel başkanı, hem de genel başkan yardımcısından gelen bu açıklamalar, “ne oluyor, mutlak-butlan kararı mı çıkıyor? Yorumlarına neden oldu.</p>
<p>Kulislerde konuşulan bir başka söylenti ise, istinafın kararıyla ilgili tebliğin hazır olduğu ancak beklettiği iddia ediliyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bahcelinin-tartisma-baslattigi-iki-konu-baris-sureci-ve-mutlak-butlan-78884</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/9/0/1280x720/bahceli-1763461732.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bahçeli’nin tartışma başlattığı iki konu: Barış Süreci ve mutlak butlan ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/girisim-yatirim-ve-saha-ayni-masada-tarimin-yeni-ekosistemi-78901</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Girişim, yatırım ve saha aynı masada: Tarımın yeni ekosistemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve gıda teknolojileri artık yalnızca girişimcilik ekosisteminin yeni ilgi alanı değil; gıda güvencesi, iklim riski, su stresi, verimlilik ve ülkelerin kendi kendine yetebilme kapasitesi açısından stratejik bir başlık. Girişimcilik Vakfı ve Nurol Holding iş birliğiyle hayata geçirilen Terra Future Labs, bu alanda teknoloji geliştiren girişimleri yatırımcı, mentor, kurum ve saha deneyimiyle buluşturarak Türkiye’den bölgesel ve küresel ölçekte söz sahibi olabilecek tarım teknolojisi oyuncuları çıkarmayı hedefliyor.</p>
<p>İklim krizi, su stresi, gıdaya erişim, verimlilik baskısı ve tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar tarımı doğrudan “ekonomik güvenlik” başlığına dönüştürüyor. Bu noktada Türkiye’nin tarım ve gıda teknolojilerinde iyi fikirler üreten, bu fikirleri sahaya, yatırıma ve ölçeklenebilir çözümlere dönüştüren güçlü bir ekosistem kurması çok önemli. Girişimcilik Vakfı (GİRVAK) ve Nurol Holding iş birliğiyle hayata geçirilen Terra Future Labs, tam da bu konuya çözüm üretmeyi hedefliyor.</p>
<p>Mayıs 2025’te başlayan programa, ilk dönemde 60 girişim arasından seçilen 13 girişim kabul edilmiş. 11 girişim dokuz aylık süreci tamamlayarak yatırımcılar ve sektör temsilcileriyle buluşmuş. Ancak hikâyenin en önemli sonucu mezun sayısı kadar; girişimci, yatırımcı, kurum, mentor ve saha deneyimini aynı masada buluşturarak Türkiye’nin gıda güvencesi, verimlilik ve sürdürülebilir üretim arayışına somut bir kapı açması…</p>
<p>Terra Future Labs; tarımı geleceğin stratejik alanlarından biri olarak görmek ve bu alanda girişimciliği yalnızca şirket kurma pratiği değil, daha dayanıklı, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir gelecek tasarlama becerisi olarak konumlandırmayı hedefliyor.</p>
<p>GİRVAK Genel Müdürü Mehru Öztürk ve Nurol Holding Sürdürülebilirlik Koordinatörü Ceyda Çarmıklı ile konuştuk.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd7dc6d702c-1778220486.png" alt="" width="333" height="422" /><span style="color: #e03e2d;"><strong>Çarmıklı: Terra Future Labs’i bu ülkenin geleceğine nasıl baktığımızın ifadesi</strong></span></p>
<p>“Terra Future Labs’i, Nurol Holding’in bu ülkenin geleceğine nasıl baktığının çok canlı bir ifadesi olarak görüyoruz. Bir hızlandırma programının çok ötesinde; sürdürülebilirlik, toplumsal fayda ve dayanıklılık vizyonumuzun sahaya inmiş hali ve uzun soluklu bir dönüşüm platformu. Gıda güvencesinden su kıtlığına, iklim krizinden tedarik zincirlerine kadar bugünün en büyük kırılganlıkları birbirine bu kadar bağlıyken, tarım ve gıda teknolojilerini görmezden gelemeyiz. Bu yüzden bu alan bizim için sadece ‘yükselen bir sektör’ değil; toplumsal dayanıklılık, gıda güvencesi ve doğayla daha adil bir ilişki kurma çabası demek. Şirketlerin değeri artık sadece bugünkü ticari sonuçlarıyla değil, yarının zorluklarına ne kadar hazırlıklı olduklarıyla da ölçülüyor; biz de bu programla Ar-Ge’den sahaya, sahadan ölçeklenmeye uzanan bir hattı besleyerek bunun somut karşılığını oluşturmak istiyoruz. Terra Future Labs hem stratejik bir tercih hem de içten gelen bir sorumluluğun neticesi.”</p>
<p><strong>Tarım artık ekonomik güvenlik meselesi</strong></p>
<p>“Çiftçinin verimliliğini konuşurken iklim riskini, iklimi konuşurken teknolojiyi, teknolojiyi konuşurken finansmana erişimi görmezden gelemeyiz. Türkiye’nin çok güçlü bir potansiyeli var; verimli topraklar, üretim hafızası, genç ve yaratıcı bir insan kaynağı. Ama bugün asıl açık çoğu zaman teknolojinin üretilmesinden çok, o teknolojinin tarlada, işletmede, tedarik zincirinde gerçekten hayata geçmesi. Tarım artık yalnızca üretim miktarı meselesi değil; gıdaya erişim, iklim riski ve ülkelerin kendi kendine yetebilme kapasitesi. Bunlar birer ekonomik güvenlik meselesi haline geldi. Terra Future Labs tam bu boşluğu karşılıyor. Girişim ile yatırım, saha uygulaması ile sanayi ve üretici arasında köprü kurmak; Ar-Ge’den ortaya çıkan çözümlerin sahada uygulanabilir ve ölçeklenebilir hale gelmesini desteklemek istiyoruz.”</p>
<p><strong>Türkiye’den küresel tarım teknolojisi oyuncuları çıkarmak istiyoruz</strong></p>
<p>“Uzun vadede Türkiye’den bölgesel ve küresel ölçekte söz sahibi olabilecek tarım teknolojisi oyuncularının çıkmasına katkı vermek istiyoruz. Ama bizim için asıl başarı bunların ötesinde. Eğer bugün burada tanıştığımız girişimler, üreticinin hayatına dokunan, tedarik zincirini güçlendiren, kırsal kalkınmaya ve kadınların sesine katkı veren çözümler üretiyorsa ve biz bunu hem ölçülebilir etki göstergeleriyle hem de sürdürülebilir iş modelleriyle görebiliyorsak; birkaç yıl sonra geriye dönüp ‘bu program gerçekten bir fark yarattı’ diyebilirsek, işte o zaman başarı tanımımızı yerine getirmişiz demektir.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Öztürk: Amacımız tarım ve gıda teknolojileri alanında kalıcı bir iş birliği zemini kurabilmek</strong></span></p>
<p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd7e023dfa1-1778220546.png" alt="" width="300" height="375" /></strong>“Girişimcilik Vakfı olarak biz girişimciliği yalnızca yeni şirketler kurmak ya da yeni teknolojiler geliştirmek üzerinden okumuyoruz. Sorunlara farklı bakabilme, deneme cesareti gösterebilme ve bu yolla etki yaratabilmek de girişimciliğin önemli bir parçası. Bugün tarım ve gıda teknolojileri, yalnızca belirli bir sektörün gündemi değil. Gıdaya erişim, iklim krizi, verimlilik, üretim kapasitesi ve sürdürülebilirlik artık hepimizin ortak meselesi. Bu alanlarda üretilecek çözümler hem ekonomik hem çevresel hem de toplumsal açıdan çok daha geniş bir etki potansiyeli taşıyor. Tarım ve gıda teknolojileri alanında ortaya çıkan her yenilikçi çözüm, sadece bir girişimin büyümesine değil; daha dayanıklı, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir geleceğin kurulmasına katkı sağlayabilir.”</p>
<p><strong>Ürün ve teknoloji tek başına yeterli değil</strong></p>
<p>“Türkiye’de çok güçlü fikirler, çok iyi ekipler ve teknoloji geliştirme kapasitesi yüksek girişimler var. Ancak bir girişimin büyümesi için iyi bir ürün ya da teknoloji tek başına yeterli olmuyor. Doğru zamanda doğru insanlarla temas edebilmek, pazarı okuyabilmek, yatırımcıya kendini doğru anlatabilmek, hukuki ve finansal yapısını güçlendirebilmek de en az teknoloji kadar belirleyici hale geliyor. Bu nedenle Terra Future Labs’i yalnızca bir eğitim programı olarak kurgulamadık. Program boyunca girişimlere büyüme stratejisi, yatırımcı hazırlığı, iş geliştirme, marka ve iletişim, hukuk ve şirketleşme gibi alanlarda destek sunduk. Aynı zamanda uzman mentorlarla bire bir çalışma, ilham ve trend sohbetleri ve güçlü bir iş ağına erişim imkânı sağladık.”</p>
<p><strong>Ekosistemler tesadüfen değil, tasarlanmış temaslarla güçleniyor</strong></p>
<p>“Terra Future Labs’i yalnızca mezun veren bir hızlandırma programı olarak görmüyoruz. Bizim için asıl mesele, tarım ve gıda teknolojileri alanında kalıcı bir iş birliği zemini kurabilmek. Girişimlerin yenilikçi çözümlerine, kurumların saha deneyimine, yatırımcıların büyüme desteğine, uzmanların bilgisine ve ekosistemin birlikte üretme kapasitesine ihtiyaç var. Terra Future Labs bu aktörleri aynı amaç etrafında buluşturan bir zemin sundu. Önümüzdeki dönemde de sürdürülebilir tarım ve gıda teknolojileri alanında güvene, iş birliğine ve ortak üretime dayalı bu etki alanını büyütmeyi hedefliyoruz. Çünkü ekosistemler tesadüfen değil, tasarlanmış temaslarla güçleniyor.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/girisim-yatirim-ve-saha-ayni-masada-tarimin-yeni-ekosistemi-78901</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Girişim, yatırım ve saha aynı masada: Tarımın yeni ekosistemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/satis-gelirleri-milyarlari-asarken-buyume-hizlari-farklilik-gosterdi-78899</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Satış gelirleri milyarları aşarken büyüme hızları farklılık gösterdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Üç aylık bilançosunu açıklayan sanayi şirketlerinden 1,3 milyar TL’nin üzerinde net satış gelirine ulaşan 24 firma bulunuyor. Listenin ilk sırasındaki Tüpraş, 250 milyar TL’yi aşan hacimle zirvede yer aldı; çok geriden gelen yine Koç grubu şirketlerinden oldu.</strong></p>
<p>Satış hacmi yüksek şirketlerin içinde yer aldıkları sektörlerin farklı süreçler yaşamaları olağandır. Tüpraş ve Anadolu Efes sırasıyla 258,2 milyar TL ve 62,4 milyar TL net satışla yukarılarda yer alırken büyüme oranları %24 ile %7 arasında değişti. Yüksek hacimlerin ivme kazanmakta zorlanmalarının anlaşılır bir yanı bulunuyor. Petro kimya ve içecek firmalarının sınırlı hızına rağmen, Tofaş Oto %200 ve Türk İlaç %65 büyüme ile alan açma yetileriyle satışlarını güçlü şekilde artırdı. Hantal kamyonların yokuşta zorlandığı dönemlerde, çevik arabalar talebi yakalayarak gelirlerini katlayabiliyor. Şüphesiz bir o kadar önemli olan ayrıntı da bu satışların ne ölçüde kâra döndükleridir.</p>
<h2>Satışları hızlı büyüyenler</h2>
<p>Yılın ilk çeyreğinde 95,1 milyar TL ile net satışlarını %200,27 oranında artıran Tofaş, satış hacmindeki yüksek artışla dikkat çekti. Şirket bu başarıyı sergilerken yurt içi satışlarını %216 ve yurt dışı satışlarını da %184 oranında büyüttü. Otomotiv pazarının daraldığı bir ortamda şirketin gelirlerini büyütmesi kendisine alan açmayı başardığını işaret ediyor.</p>
<p>Bilançosunu açıklayan firmalar arasında %65,12 ile hızlı büyüme kaydeden Türk İlaç, 1,39 milyar TL net satışa ulaştı. Şirket bu başarısı ile esas faaliyet kârını %168 büyütürken dönem sonunda da zarardan kâra dönmesine olanak tanıdı. Türk İlaç, martta bir ürünü için serbest dolaşım hakkı tanıyan MDR onayı alarak üretime derhal başlayacağını açıkladı.</p>
<h2>Satış hacmi büyük olan</h2>
<p>Tablonun zirvesinde yer alan Tüpraş, 2026 yılının ilk çeyreğinde net satışlarını %24,41 artırırken esas faaliyet kârındaki büyüme %124’e çıktı. Şirket dönem sonunda da 3,7 milyar TL net kâr açıklarken finansal gelirlerin de katkısı ile artış oranını %2.820’ye yükseltti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd7c98edc6b-1778220184.png" alt="" width="999" height="533" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>NAKİT ÇIKIŞI MI, GELİR İVMESİ Mİ?</strong></p>
<p><strong>Nakit çıkışı</strong>; yatırım, borç kapatma, temettü güveni, stratejik büyüme. Likidite kaybı, finansman ihtiyacı, operasyonel zorluk, sermaye erimesi.</p>
<p><strong>Gelir ivmesi</strong>; pazar payı, artan ilgi, ölçek gücü, nakit yaratımı. Marj fedakarlığı, artan maliyet, yönetim zorluğu, tahsilat riski, beklenti yorgunluğu.</p>
<p><strong>Ukrayna’da e-ticarete geçmesindeki gaye cirodan ziyade kâr kaygısı ile alakalı</strong></p>
<p>Koton’un Ukrayna’da mağaza kapatıp internetten satışa geçmesi geliri düşürmez mi? ● Sefa Polat</p>
<p>Sefa, Koton’un Ukrayna’daki iki mağazasını kapatıp sadece e-ticaret ile devam etme kararının, şirketin 32,8 milyar TL’yi aşan satışları üzerinde yaratacağı negatif etki hayli sınırlı. Jeopolitik belirsizliklerin sürdüğü bir pazarda kira, personel ve fiziksel operasyon gibi ağır sabit giderleri sıfırlayarak sadece dijital kanalda kalmak, cirodan ziyade kârlılığı korumaya yönelik bir hamle. Esas faaliyet kârının %990 artışla 1,69 milyar TL’ye çıkmasına rağmen 963 milyon TL net zarar yazması, maliyet odaklı operasyonel budamaları zorunlu kılıyor.</p>
<p><strong>Nakit yaratabilmek için üç taşınmazını ve zararına bir iştirakini elden çıkardı</strong></p>
<p>Niğbaş’ın taşınmazını satması gerçekleştirilecek bir yatırım anlamına mı geliyor? ● Alper Çimen</p>
<p>Alper, Niğde Beton’un 3 taşınmazı ile BND Elektrik’teki payını satması yatırım amacından ziyade, operasyonel sürekliliği sağlamak adına yapılmış bir nakit toplama hamlesi olarak okumalı. Toplamda 113,2 milyon TL peşin tahsilat, şirketin yıllık gelirinin üzerinde. Ayrıca gayrimenkul satış kârının işletme sermayesi olarak kullanılacak olması ve iştirak paylarının değerleme raporuna rağmen zararına satılması, bir büyüme hikayesinden ziyade, borçlarını veya hammadde alımı gibi günlük nakit ihtiyaçlarını karşılamaya odaklandığını işaret ediyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>EC2 fonu bir yılda %36 getiride kalınca yatırımcısı uzaklaşmayı tercih etti</strong></p>
<p>Global Menkul Değerler Portföy’ün idaresindeki Birinci Hisse Senedi Fonu (EC2), inişli çıkışlı bir seyir izliyor. Mevcut fiyatı, son bir ayda yükseliyor olsa da halen Temmuz 2025’teki seviyelerinde duruyor. Şubattan bu yana düşen hacmi şimdilerde 89,38 milyon TL büyüklüğünde. Miktar ocaktaki 135,4 milyon TL hacmin gerisinde. Aralıktan bu yana değişen miktarlarda olsa da sürekli nakit çıkışı yaşanıyor. Yatırımcı sayısı azalmaya devam ederken 2.553’e gerileyen yatırımcının uzaklaşma eğiliminde değişim gözlenmiyor. Borsadaki hisselere yatırım stratejisiyle hareket eden EC2’nin portföyünün %84,35’i hisse senedi, %8,78’i vadeli işlemlerden oluşuyor. Hisse yoğun yapısı gereği, risk alabilen yatırımcıya hitap ediyor. Türev araçlarla korunma strateji kurgulayan fon, yıllık bazda %36,44 getiri sağladı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Teknosa, piyasadan %48,89 bileşik faizle 660 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Teknosa, 06.05.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 660.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %44, bileşik faizi %48,89 olarak belirlendi. 181 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 03.11.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %21,82 düzeyinde. 6 Mayıs itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Bununla birlikte Teknosa’nın verdiği %44 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 4,01 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFTKNOK2611 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd7c735a74c-1778220147.png" alt="" width="245" height="193" /></strong><strong>THY’de nisanın ikinci yarısında kâr satışları gelse de toplamda fonların payı arttı</strong></p>
<p>THY’de fonların işlemleri daha ziyade alım yönlü. Portföylerindeki miktar %2,24 ile toplamda 656,14 bin lot artırarak 29,96 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 172’den 182’ye yükseldi. PHE 1,94 milyon lotla en çok alımı yaptı. ROF ise 1,15 milyon lotla en fazla satışı gerçekleştirirken portföyü sıfırlayarak nakde döndü. THY hakkında bugüne kadar 30 aracı kurum öneride bulunurken 15 kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Teb Yatırım 650 TL ile verdi. En düşük beklenti 330 TL ile Ak Yatırım’a ait.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd7c5022340-1778220112.png" alt="" width="984" height="236" /><strong>BURÇELİK</strong></p>
<p><strong>Burçelik Vana’daki sahip olduğu paylarını hisse başına 3,40 dolardan devretti</strong></p>
<p>Burçelik, bağlı ortaklığı Burçelik Vana’nın %40,22 oranındaki payını sattı. 25 milyon dolar şirket değeri üzerinden, hisse başına 3,40 dolar fiyatla yapılan işlemin toplam satış bedeli 10,06 milyon dolar olarak belirlendi. Bedelin 4 milyon doları peşin tahsil edilirken, kalan 6,06 milyon dolarlık kısmı için 5 ay vadeli ödeme planı üzerinde anlaşmaya varıldı. Yapılan pay satışıyla şirketin Burçelik Vana’daki ortaklığı sona erdi. İşlemden elde edilen nakit, Burçelik’in yeniden yapılanma planı çerçevesinde stratejik hedefler doğrultusunda değerlendirileceği ifade edildi.</p>
<p><strong>OTOKAR</strong></p>
<p><strong>Ocakta mutabakata vardığını duyurduğu şirketin satın alma sözleşmesi imzalandı</strong></p>
<p>Otokar, Romanya’da savunma sanayi alanında faaliyet gösteren Automecanica’nın %96,77 hissesini satın almak için sözleşme imzaladı. Şirketin değeri 87,8 milyon euro olarak belirlenirken, satıcı ile mutabakata varılan ocaktan sözleşmenin imzalandığı güne kadar Otokar 10 milyon euro ödeme yaptı. Satış bedelinin 25 milyon euroluk kısmı ise teminat amacıyla üç yıllık süre zarfında taksitler halinde ödenecek. Kalan bakiye net borç düzeltme kapanışında ödenecek. Otokar, Romanya’nın hafif zırhlı araç ihalesindeki operasyonlarını bu iştirak üzerinden yürütecek.</p>
<p><strong>IC ENTERRA</strong></p>
<p><strong>Depolamalı kapasitesini büyütüyor. Akçahalil RES için ÇED olumlu kararını aldı</strong></p>
<p>IC Enterra, Tekirdağ sınırları içinde kurulması planlanan 45 MWe rüzgar ve 45 MWh depolama kapasitesine sahip Akçahalil RES projesi için ÇED olumlu kararını aldı. Toplam 485 MW’lık ön lisanslı projelerinden beşincisi için de bu önemli yasal onayı alan şirket, diğer üç projesinin ÇED süreçlerinin sürdüğünü açıkladı. Yenilenebilir enerjide projelerin inşaat aşamasına geçebilmesi için yasal izinlerin tamamlanması önemli. Kurulacak rüzgar santrallerine ilave olarak batarya depolamalı tesisler inşa etmek, şebekeye kesintisiz elektrik sağlaması açısından avantaj sağlayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/satis-gelirleri-milyarlari-asarken-buyume-hizlari-farklilik-gosterdi-78899</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Satış gelirleri milyarları aşarken büyüme hızları farklılık gösterdi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yesil-celikte-avantaj-bizde-risk-maliyette-78882</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Yeşil çelikte avantaj bizde, risk maliyette&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EVRİM KÜÇÜK - MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Küresel çelik sektörü karbon düzenlemeleri, ticaret savaşları ve enerji krizlerinin gölgesinde yeni bir döneme girerken Türkiye düşük emisyonlu üretim yapısıyla Avrupa’nın en avantajlı tedarik merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Ancak sektör temsilcilerine göre önümüzdeki dönemde hurda maliyetleri, enerji fiyatları ve lojistik baskısı rekabetin yönünü belirleyecek. Dünya Çelik Birliği (WorldSteel) Başkanlığı görevini de yürüten Çolakoğlu Metalurji CEO’su Uğur Dalbeler, Türkiye’nin emisyon tarafında rakiplerinden çok daha avantajlı konumda bulunduğunu söylüyor fakat artan maliyetlerin sektörü gölgelediği uyarısı yapıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd6e9c69cb2-1778216604.jpg" alt="" width="700" height="394" />Çelik sanayi ile teknoloji, enerji ve sürdürülebilirlik şirketlerini bir araya getiren 3. Yeşil Çelik Zirvesi, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirvede küresel rekabet, karbon düzenlemeleri ve yeşil dönüşümün çelik sektörüne etkileri masaya yatırıldı.</p>
<p>Zirvede EKONOMİ’ye açıklamalarda bulunan Dalbeler, Türkiye’nin emisyon tarafında rakiplerinden çok daha avantajlı konumda bulunduğunu söyledi. Türkiye’nin dünyada çelik üretiminde ortalama emisyonu en düşük ülkeler arasında yer aldığını belirten Dalbeler, “Türkiye’nin yüzde 75 oranında hurdaya dayalı üretim yapması çok önemli avantaj sağlıyor. Avrupa’nın ithalat tarafındaki rakipleri Çin, Japonya, Kore, Rusya ve Güneydoğu Asya ülkelerinde emisyon seviyeleri Türkiye’nin neredeyse iki katı” dedi.</p>
<h2>Hurda talebi yeni maliyet baskısı yaratıyor </h2>
<p>Ancak Avrupa’da hızlanan yeşil çelik yatırımları sektör için yeni bir maliyet baskısını da beraberinde getiriyor. Dalbeler’e göre sektörün önündeki temel risk, düşük emisyonlu üretim için hızla artacak hurda talebi olacak.</p>
<p>Avrupa’nın karbon düzenlemeleriyle birlikte hurda bazlı üretime yöneldiğini belirten Dalbeler, bu durumun fiyatları yukarı çekeceğini söyledi. Sektör temsilcileri de Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) sonrası karbon yoğun üretim yapan ülkelerin rekabet gücünün zayıflayacağını, Türkiye’nin ise düşük emisyon avantajıyla öne çıkacağını belirtiyor.</p>
<h2>“Türkiye kısa vadede güçlü konumda” </h2>
<p>Dalbeler, kısa vadede Türkiye’nin Avrupa karşısında güçlü rekabet avantajını koruduğunu da vurguladı. Enerji, işçilik ve lojistik açısından Türkiye’nin halen avantajlı olduğunu belirten Dalbeler, Avrupa pazarında ciddi bir tehdit görmediğini ifade etti.</p>
<p>Pandemi sonrası bozulan tedarik zincirleri ve jeopolitik krizlerin Türkiye’yi yeniden ön plana çıkardığını kaydeden Dalbeler, Türkiye’nin Avrupa için stratejik üretim merkezi olmaya devam edeceğini söyledi.</p>
<h2>Doğalgaz maliyetleri baskı yaratıyor </h2>
<p>Yeşil dönüşüm sürecinde sektörün en zayıf halkalarından biri ise enerji maliyetleri olarak görülüyor. Özellikle doğalgaz fiyatlarının üretim tarafında baskı oluşturduğunu belirten Dalbeler, bazı şirketlerin bu nedenle yatırımlarını yurt dışına kaydırmaya başladığını söyledi. Doğalgaz bazlı düşük emisyonlu üretim modellerinin önem kazandığını ifade eden Dalbeler, hidrojen teknolojilerinin ise henüz kısa vadede çözüm yaratabilecek seviyeye ulaşmadığını belirtti.</p>
<h2>Katma değerli üretim vurgusu </h2>
<p>Dalbeler’e göre Türkiye’nin uzun vadeli stratejisi yalnızca çelik ihracatı olmamalı. Asıl hedefin çeliği katma değerli sanayi ürünlerine dönüştürmek olduğunu belirten Dalbeler, otomotiv, beyaz eşya, makine ve gemi inşa sektörlerinin kritik önem taşıdığını söyledi. Dalbeler, “Çeliği eşya ve sanayi ürününe dönüştürdüğünüzde yaratılan katma değer rekabet gücünü artırıyor. Böylece çeliğin maliyet içindeki payı daha yönetilebilir hale geliyor” dedi.</p>
<h2>Hurdadan yassı çelikte Türkiye avantajlı </h2>
<p>Türkiye’nin yeşil çelikteki en büyük avantajlarından biri de hurdadan yassı çelik üretim kapasitesi olarak görülüyor. Dalbeler, dünyada hurdadan yassı çelik üreten ülke sayısının sınırlı olduğunu belirterek, “Avrupa’da yalnızca bir üretici var. Amerika’da iki-üç oyuncu bulunuyor. Türkiye’de ise beş büyük üretici faaliyet gösteriyor. Bu bize ciddi avantaj sağlıyor” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Türkiye’de yenilenebilir enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının yüzde 50’ye yaklaşmasının da sektöre önemli katkı sunduğunu belirten Dalbeler, önümüzdeki dönemde geri dönüşüm, enerji verimliliği ve düşük emisyonlu proses yatırımlarının hız kazanacağını söyledi. Ancak lojistik maliyetlerinin halen çözülmesi gereken en kritik başlıklardan biri olduğuna dikkat çekti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Tosyalı: Artık çeliğin maliyetini karbon belirliyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd6e461aa45-1778216518.jpg" alt="" width="700" height="466" /></span>TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı ise çelik sektöründe rekabetin kurallarının yeniden yazıldığını söyledi. Küresel ölçekte arz-talep dengesinin bozulduğunu belirten Tosyalı, artık yalnızca üretmenin yeterli olmadığını ifade etti. Tosyalı, "Maliyet avantajı tek başına belirleyici olmaktan çıkıyor. Ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonları oyunun kurallarını yeniden yazıyor. Bugün çeliğin maliyetini demir cevherinden çok karbon emisyonu belirliyor” dedi. Türkiye'nin Avrupa Birliği’nin en önemli tedarikçilerinden biri olduğunu belirten Tosyalı, hurdaya dayalı üretim yapısı ve düşük emisyonlu yatırımlar sayesinde Türkiye’nin yeşil çelikte güçlü avantaj taşıdığını söyledi.</p>
<p>Tosyalı, “Türkiye, Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamındaki en kritik tedarikçilerinden biri. AB'ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren 4. ülkeyiz. Türkiye yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik dönüşümünde çözüm ortağı olabilecek konumda” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Basson: Avrupa sıkışıyor, Türkiye çözüm ortağı olabilir</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd6e2f252b5-1778216495.png" alt="" width="233" height="234" /></span>Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson, küresel ekonomi yüksek belirsizlik ve mevcut jeopolitik krizlerin şu ana kadar dünya çelik üretimini durduracak ölçekte bir kırılma yaratmadığını belirtti. Rusya-Ukrayna savaşında etkinin büyük ölçüde bölgesel kaldığını belirten Basson, benzer durumun Ortadoğu’daki kriz için de geçerli olabileceğini ifade etti. Avrupa’nın bu süreçte en kırılgan bölge olduğunu vurgulayan Basson, enerji maliyetleri ve arz güvenliği açısından Avrupa sanayisinin baskı altında kalabileceğini söyledi. Basson’a göre Türkiye ise kriz yönetimi deneyimi, çeşitlendirilmiş enerji yapısı ve genç üretim gücüyle öne çıkıyor. “Türkiye Avrupa için yalnızca rakip değil, aynı zamanda çözüm ortağı olabilir” diyen Basson, Avrupa’nın gerçekleştirmekte zorlandığı birçok sanayi dönüşümünü Türkiye’nin daha hızlı hayata geçirebileceğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Emisyonu düşük yeni tesisler Türkiye’ye rakip olacak” uyarısı </strong></p>
<p>Basson, Türkiye’nin emisyon tarafında önemli avantaja sahip olduğunu ancak gelecekte rekabetin yalnızca ülke ortalamalarıyla değerlendirilemeyeceğini de vurguladı. Özellikle Hindistan, Kuzey Afrika ve Orta Doğu’da yalnızca Avrupa’ya ihracat yapmak amacıyla düşük karbonlu yeni tesislerin kurulabileceğine dikkat çeken Basson, bazı tekil tesislerin emisyon değerlerinin Türkiye ortalamasının da altına inebileceğini söyledi. Buna rağmen Türkiye’nin uzun vadede küresel pazardaki gücünü koruyacağını belirten Basson, bunun arkasındaki en önemli unsurun ise insan kaynağı olduğunu söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yesil-celikte-avantaj-bizde-risk-maliyette-78882</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/5/1280x720/celik-1761582805.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Karbon düzenlemeleri küresel çelik sektöründe dengeleri değiştirirken Türkiye düşük emisyonlu üretim yapısıyla öne çıkıyor. Ancak artan hurda talebi, enerji maliyetleri ve lojistik baskısı sektörün yeni kırılma noktası olarak görülüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hane-halki-ve-esnafin-ekonomik-durumu-78879</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hane halkı ve esnafın ekonomik durumu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ekonomisi son yıllarda büyüme rakamlarıyla dikkat çekse de bu büyümenin toplumun geniş kesimlerine nasıl yansıdığı tartışma konusu olmaya devam ediyor. Özellikle hane halkı ve küçük esnaf açısından bakıldığında tablo, çoğu zaman makro göstergelerin sunduğu iyimser çerçevenin oldukça dışında şekilleniyor. Artan yaşam maliyetleri, gelirlerin enflasyon karşısında erimesi ve finansmana erişimde yaşanan zorluklar, hem vatandaşın hem de esnafın ekonomik dayanıklılığını ciddi biçimde zorluyor.</p>
<p>Gelir artışı mı, geçim daralması mı?</p>
<p>Resmi verilere göre Türkiye’de nominal gelirler artıyor. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan veriler ile sahada hissedilen gerçeklik arasında belirgin bir fark bulunuyor. Bunun temel nedeni, enflasyonun özellikle gıda, kira ve enerji gibi zorunlu harcama kalemlerinde yoğunlaşmasıdır.</p>
<p>Hane halkı bütçesinde en büyük payı oluşturan bu kalemlerdeki hızlı fiyat artışları, gelir artışlarını fiilen anlamsız hâle getiriyor. Örneğin asgari ücrette yapılan artışlar, kısa süre içinde fiyatlara yansıyan maliyet baskıları nedeniyle eriyor. Bu durum, özellikle sabit gelirli kesimlerde “Gelir artıyor ama alım gücü düşüyor” algısını güçlendiriyor.</p>
<p><strong>Borçlanarak ayakta kalma dönemi</strong></p>
<p>Hane halkının ekonomik durumunu anlamanın en kritik göstergelerinden biri borçluluk düzeyidir. Türkiye’de bireysel kredi ve kredi kartı kullanımındaki artış, geçim sıkıntısının önemli bir işareti olarak öne çıkıyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verileri, tüketici kredileri ve kredi kartı borçlarının son yıllarda ciddi bir yükseliş eğilimi içinde olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Bu tablo, hane halkının artık gelirleriyle değil, borçlanarak yaşamını sürdürdüğünü ortaya koyuyor. Özellikle düşük ve orta gelir gruplarında kredi kartı borcunun asgari ödeme düzeyinde tutulması, ilerleyen dönemde daha büyük finansal sorunların habercisi olabilir.</p>
<p><strong>Esnafın sessiz krizi</strong></p>
<p>Ekonomide yaşanan dönüşümün en kırılgan aktörlerinden biri de küçük esnaf. Artan kira fiyatları, yükselen enerji maliyetleri ve tedarik zincirindeki fiyat baskıları, esnafın maliyetlerini ciddi ölçüde artırmış durumda. Buna karşılık vatandaşın alım gücündeki düşüş, talebi sınırlıyor.</p>
<p>Bu çifte sıkışma, esnafı “yüksek maliyet – düşük satış” sarmalına sokuyor. Özellikle mahalle esnafı olarak bilinen küçük işletmeler, büyük zincir marketler ve e-ticaret platformlarıyla rekabet etmekte zorlanıyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyokültürel bir dönüşümü de beraberinde getiriyor. Çünkü mahalle esnafı yalnızca ticari değil, aynı zamanda toplumsal bir işlev de görüyordu.</p>
<p><strong>Kapanan dükkânlar ve artan iflaslar</strong></p>
<p>Son dönemde iflas ve konkordato başvurularındaki artış, esnafın içinde bulunduğu zorlu durumu somutlaştırıyor. Kısa süre içinde kapanan işletme sayısındaki artış, ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliği açısından önemli bir risk oluşturuyor.</p>
<p>Küçük işletmelerin büyük bir kısmı düşük sermaye yapısına sahip olduğu için krizlere karşı daha savunmasızdır. Finansmana erişim maliyetlerinin yükselmesi ve kredi faizlerinin artması, esnafın nefes almasını zorlaştırıyor. Bu noktada kamu desteklerinin kapsamı ve etkinliği de tartışma konusu hâline geliyor.</p>
<p><strong>Enflasyonun psikolojik etkisi</strong></p>
<p>Ekonomik sorunlar yalnızca sayısal verilerle sınırlı değil; aynı zamanda güçlü bir psikolojik boyuta da sahip. Sürekli artan fiyatlar, hane halkında geleceğe yönelik belirsizlik duygusunu artırıyor. Bu durum, tüketim davranışlarını değiştirerek ekonominin genel dengelerini de etkiliyor.</p>
<p>Vatandaşlar artık zorunlu harcamalar dışında harcama yapmaktan kaçınırken, esnaf da müşteri kaybı endişesiyle fiyatlarını artırmakta zorlanıyor. Bu karşılıklı çekingenlik, ekonomik aktivitenin yavaşlamasına neden olabiliyor.</p>
<p><strong>Sosyal denge ve gelir dağılımı</strong></p>
<p>Hane halkı ve esnafın ekonomik durumunu değerlendirirken gelir dağılımı konusu da göz ardı edilemez. Türkiye’de gelir dağılımındaki bozulma, ekonomik sıkıntıların belirli kesimlerde daha yoğun hissedilmesine yol açıyor.</p>
<p>Üst gelir grubunun harcama gücü korunurken, alt ve orta gelir grubunun hızla yoksullaşması toplumsal dengeleri de zorlayan bir unsur hâline geliyor. Bu durum, sadece ekonomik değil, aynı zamanda sosyal bir mesele olarak da ele alınmalıdır.</p>
<p><strong>Çıkış yolu nerede?</strong></p>
<p>Hane halkı ve esnafın ekonomik olarak rahatlaması için çok boyutlu bir politika setine ihtiyaç var. Öncelikle enflasyonun kalıcı şekilde düşürülmesi, alım gücünün korunması açısından kritik öneme sahip. Bunun yanı sıra küçük esnaf için vergi kolaylıkları, düşük faizli kredi imkânları ve kira destekleri gibi uygulamalar gündeme gelebilir.</p>
<p>Ayrıca yerel ekonomiyi destekleyen politikalarla mahalle esnafının rekabet gücü artırılabilir. Dijitalleşme ve e-ticaret alanında küçük işletmelere yönelik teşvikler, bu dönüşüm sürecinde önemli bir rol oynayabilir.</p>
<p><strong>Sonuç: Ekonominin nabzı sahada atıyor</strong></p>
<p>Ekonomik göstergeler ne söylerse söylesin, gerçek tablo çoğu zaman sokakta, pazarda ve küçük dükkânlarda ortaya çıkar. Hane halkının geçim mücadelesi ve esnafın ayakta kalma çabası, Türkiye ekonomisinin en gerçekçi göstergelerinden biridir.</p>
<p>Bu nedenle ekonomik politikaların başarısı yalnızca büyüme rakamlarıyla değil, vatandaşın refah düzeyi ve esnafın sürdürülebilirliğiyle ölçülmelidir. Aksi hâlde büyüyen bir ekonomi içinde küçülen bir toplum gerçeğiyle karşı karşıya kalınabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hane-halki-ve-esnafin-ekonomik-durumu-78879</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hane halkı ve esnafın ekonomik durumu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/calistirma-yasagi-ile-ilgili-yeni-yukumluluklere-dikkat-78877</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çalıştırma yasağı ile ilgili yeni yükümlülüklere dikkat!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Anayasaya göre, Devletimizin temel niteliklerinden birisi de sosyal devlet ilkesidir.</p>
<p>Bu bağlamda, kişilerin, toplumun ve ailenin refah, huzur ve mutluluğunu sağlama, çocukların her türlü istismara ve şiddete karşı korunması Devletin temel amaç ve görevleri arasında yer almaktadır.</p>
<p>Kısa bir süre önce yürürlüğe giren 7578 sayılı Kanunla 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na <strong>“Çalıştırma yasağı”</strong> başlıklı Ek-1 madde eklenmiş ve bu düzenleme <strong>01.05.2026</strong> tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.</p>
<p>Söz konusu düzenleme ile bazı suçlardan dolayı haklarında <strong>kesinleşmiş mahkûmiyet kararı olan</strong> kişilerin cezalarının infazından sonraki süreçte çocuklarla doğrudan temas gerektiren alanlarda bulunmalarının, telafisi imkânsız riskler barındırdığı göz önünde bulundurularak çocukların yoğun olarak bulunduğu iş ve işyerlerinde <strong>çalışması,</strong> <strong>şahsen işletmesi</strong> ve <strong>görev almasına</strong> yönelik yasak getirilmiştir.</p>
<p><strong>Çalıştırma yasağı </strong><strong>kapsamına giren suçlar</strong></p>
<p>Cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki, uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, müstehcenlik, fuhuş, insan ticareti, kasten öldürme suçları çalıştırma yasağı kapsamına giren suçları oluşturmaktadır.</p>
<p>Ancak, bu suçlardan dolayı çalıştırma yasağının söz konusu olabilmesi için ilgili kişiler hakkında <strong>adli sicil ve arşiv kayıtlarına göre kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunması</strong> gerekmektedir.</p>
<p><strong>Çalıştırma yasağının </strong><strong>uygulanacağı iş ve işyerleri</strong></p>
<p>Yukarıda belirtilen suçlardan haklarında adli sicil ve arşiv kayıtlarında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanlar;</p>
<p><strong>Kamuya, özel sektöre veya sivil toplum kuruluşlarına ait </strong>her ne adla olursa olsun çocukların yoğun olarak bulunduğu; çocuk hizmet birimleri, adli görüşme odaları, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri ve salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisleri olarak işletilen iş yerlerini,</p>
<p><strong>Şahsen işletemeyecek, bu iş yerlerinde çalıştırılamayacak ve herhangi bir sıfatla fiilen bu iş yerlerinde görev alamayacaktır.</strong></p>
<p>Ayrıca, kapsama giren kişilere yukarıda belirtilen iş yerlerinin açılması veya işletilmesi için <strong>izin ve ruhsat verilmeyecektir.</strong></p>
<p>Kapsamdaki iş yerlerinin söz kişilerce işletildiğinin tespit edilmesi hâlinde bu kişilere <strong>iş yerinin devri için altı ay süre verilecek</strong> ve bu sürede kişinin <strong>iş yerini fiilen işletmesine izin verilmeyecektir</strong>. Bu süre içinde devir işleminin yapılmaması durumunda verilen <strong>izin ve ruhsatlar</strong>, bunları veren kamu kurum ve kuruluşları tarafından <strong>iptal edilecektir.</strong></p>
<p><strong>Çalışanlardan 6 ayda bir adli sicil kaydı istenmesi</strong></p>
<p>Çalıştırma yasağı kapsamına giren yukarıda belirtilen <strong>iş yerlerinde çalışanlar</strong>, adli sicil ve arşiv bilgilerine dayanılarak oluşturulan <strong>bu iş yerlerinde çalışabileceğini gösterir resmî belgeyi altı ayda bir işverene ibraz edeceklerdir.</strong></p>
<p><strong>İdari yaptırımlar</strong></p>
<p>Çalıştırma yasağı kapsamına giren işyerlerinde Kanunda belirtilen suçlarda kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunanları <strong>işçi olarak çalıştıran kişilere</strong>, mahallîn mülki idare amiri tarafından <strong>çalıştırdığı her bir kişi başına brüt asgari ücretin üç katı tutarında idari para cezası</strong> verilecektir.</p>
<p>Aykırılığın cezanın tebliğinden itibaren <strong>bir ay içinde giderilmediğinin tespiti hâlinde</strong> ise çalıştırılan <strong>her bir kişi başına brüt asgari ücretin yedi katı tutarında idari para cezası</strong> uygulanacaktır.</p>
<p>Bu cezanın tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın hâlen giderilmemiş olması hâlinde de, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından <strong>verilen izin ve ruhsatlar iptal edilecektir.</strong></p>
<p>Çocukların istismarını önlemeye yönelik getirilen “çalıştırma yasağı” uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar önümüzdeki günlerde Adalet Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak ikincil düzenlemelerle belirlenecektir.</p>
<p>Çalıştırma yasağı ile ilgili düzenlemeler 01.05.2026 tarihinde yürürlüğe girdiğinden ve söz konusu yeni uygulama kamu ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra <strong>özel sektörü de kapsadığından</strong> çocuk hizmet birimleri, eğitim kuruluşları, çocuk etkinlik ve oyun evleri, okul, okul servisi, okul kantini, yurt, kreş, gündüz bakımevi, çocuk kulübü, internet kafeleri ve salonları, e-oyun yerleri, çocuk spor okulu, beden eğitimi ve spor tesisi olarak işletilen işyeri işverenlerinin getirilen yeni düzenleme ile ilgili yükümlülüklere dikkat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/calistirma-yasagi-ile-ilgili-yeni-yukumluluklere-dikkat-78877</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çalıştırma yasağı ile ilgili yeni yükümlülüklere dikkat! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sac-ekimi-turizminden-turkiye-ince-gecis-yapabilir-miyiz-78876</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Saç ekimi turizminden Türkiye Inc’e geçiş yapabilir miyiz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sağlık hizmeti satmakla mobilya satmak arasında şöyle bir fark var: Hastalar yerel doktorların yönlendirmesiyle hareket ediyor. Dolayısıyla Hintli doktorlarla Afrikalı doktorlar arasındaki ilişkiler ne kadar iyiyse o kadar çok hasta Hindistan’a yönlendiriliyor.</strong></p>
<p>İnsan bazı şeyleri ancak Türkiye’ye dışarıdan bakınca görebiliyor: İnsanımızın en önemli özellikleri arasında kıvraklık, cesaret ve çeviklik var. Bugün size Afrika ülkelerindeki çeşitli pazarlara açılması için danışmanlık hizmeti verdiğimiz bir hastane zincirinden bahsedeceğim.</p>
<p>Medical Point, İzmir merkezli bir hastane zinciri. Bu kuruluşun temsilcilerini, son altı ayda dokuz Afrika ülkesine götürüp bu ülkelerin sağlık bakanlıkları, sigorta şirketleri ve başlıca sağlık kurumlarıyla tanıştırdık. Neredeyse hepsiyle anlaşmalar imzaladılar. Anlaşma sağladıkları ülkelerden hastaları getirip Türkiye’de tedavi ediyorlar. İnsanın aklına bu iş fikri nereden gelir? İşte bahsettiğim Türk kıvraklığı burada. Meğer Afrika ülkelerinde hastaların yurt dışına tedaviye gönderilmesi normal bir şeymiş ve Afrika ülkeleri bu iş için yılda 10 milyar dolara yakın para harcıyormuş. Diyelim ki bir Afrika ülkesinde beliniz ağrıyor. Genelde bel fıtığı teşhisiniz o ülkede konabiliyor, ama eğer ameliyat olmanız gerekiyorsa bu işi yapabilecek doktor yok. Çünkü bel fıtığı ameliyatını yapabilecek yetkinlikteki doktorlar “Neden Afrika’da yaşayayım, gider Fransa’da doktorluk yaparım” diyor. Aslında, Afrika’daki devletler kendi sağlık sistemlerine yatırım yapıp doktorlarını mutlu etmeyi başarsalar bu hizmetlere kendi evlerinde ulaşabilecekler. Fakat bu sistemi kuramadıkları için bütçelerini her sene yurt dışına hasta göndermeye harcıyorlar. Zaten Afrikalı ülkeleri yöneten liderler en ufak bir tedavi için özel jetleriyle Avrupa’ya gidebildikleri için bu durumdan pek de şikâyet eden de yok; alan memnun, satan memnun!</p>
<p><strong>Afrikalıların tedavi için en çok </strong><strong> gittikleri ülke Hindistan</strong></p>
<p>Afrika’daki 10 milyar dolarlık fırsatı bizden önce görenler de olmuş. Bugünlerde Afrikalıların tedavi için en çok gittikleri ülke Hindistan. Hindistan’da devlet bu iş için özel bir altyapı kurmuş. Her bir hasta için Hintli doktorlar hem hastayla hem de daha önemlisi hastanın oradaki doktoruyla online görüşme yapabiliyor; tıbbi görüntülemeleri ve tahlilleri uzaktan inceleyebiliyor. Hastanın ne zaman tedaviye gideceği kararlaştırılınca da internet üzerinden özel “tıbbi vize” alınıyor. Hasta taburcu olduktan sonra da Hindistan’daki doktoru tarafından takibi sağlanıyor.</p>
<p>Sağlık hizmeti satmakla mobilya satmak arasında şöyle bir fark var: Hastalar yerel doktorların yönlendirmesiyle hareket ediyor. Dolayısıyla Hintli doktorlarla Afrikalı doktorlar arasındaki ilişkiler ne kadar iyiyse o kadar çok hasta Hindistan’a yönlendiriliyor. O yüzden mesela Hindistan doktorlar arası online görüşme sistemi de kurmuş. Ancak bunun ötesine geçmek lazım: Mesela, ilişki kurmanın en iyi yollarından biri de Afrikalı öğrencilere ülkenizdeki tıp fakültelerinde eğitim vermek. Ayrıca, sigorta sistemlerini entegre etmek lazım ki masraflar karşılanabilsin. Tabii, bir de tedaviye gelenlerin ailelerine iki üç hafta kalacak yer bulmalı. Mesela ülkenizde Airbnb’ye izin veriliyorsa bu işler daha kolay oluyor.</p>
<p>Dünyanın farklı yerlerinde, özellikle gelişmiş ülkelerde yaşayanlar bilir. Türkiye’deki sağlık sistemi birçok yerden daha iyi. Ülkemizde bu sağlık hizmetlerinin hemen hepsi çok daha rekabetçi fiyatlarla, en az aynı kalitede ve çok geniş bir uzmanlık yelpazesinde verilebiliyor. Doktorlarımız -mecburi hizmet sağ olsun- hem az gelişmiş ülke koşullarına alışıklar hem de Batı’daki meslektaşları ile benzer eğitim seviyesine ve yeteneklere sahipler. Birçok hasta için Hindistan’dan daha cazip olduğumuz ortada. Malum Türk Hava Yolları da dünyada 350’den fazla destinasyona uçuyor; bunların 50’si Afrika’da. Yani hastaları getirmek de kolay. Zaten Medical Point de bu pazarı görmüş.</p>
<p><strong>Dünyada en iyi saç eken </strong><strong>ve saç kesen milletiz!</strong></p>
<p>Türkiye’de bugüne kadar bu konu sağlık “turizmi” başlığında ele alındı. Geçen sene 3 milyar dolara yakın sağlık “turizmi” geliri elde etmişiz. Bunun yaklaşık yarısı saç ektirmeden geliyor. Dünyada en iyi saç eken ve saç kesen millet olduğumuza kuşku yok! Diş tedavisinde de iyiyiz. Ancak dikkat ederseniz, bunlar nitelik açısından “turistik” hizmetler; yani tedavi ve takip süreçlerinin nispeten kısa olduğu, uzun soluklu kurumsal ilişkilerin tesisine gerek olmayan işlemler. Ancak yakında dünyada saç ekebileceğimiz kimse kalmayınca(!) onkoloji, ortopedi gibi daha ciddi tıbbi sorunlara da eğilmemiz gerekecek. O zaman “turizm” kafasından çıkıp “sistem entegrasyonu” kafasına girmemiz gerekecek. Sistem entegrasyonu, yukarıda anlattığım doktor ve eğitim ağları, sigorta ve vize entegrasyonları demek.</p>
<p>Geçen hafta Apple’ın aslında hiç telefon fabrikası olmamasına rağmen üretim süreçlerini küresel ölçekte yönetebilecek sistemleri kurduğu için dünyanın en başarılı şirketlerinden biri olduğunu <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/applein-yeni-ceosu-sanayide-guc-fabrikada-degil-77781" target="_blank" rel="noopener">yazmıştım</a>. Bu yaklaşımı sadece imalat sanayii için değil, tüm hizmet ihracı işlerinde de uygulamamız gerek. <em>Türkiye Inc.</em> olarak tasarlanabilecek bir sistem etrafında, sektörel politikalarımızı dış politikamızla entegre şekilde yapılandırmalı ve hizmet sağlayıcılarımızın bu sistemle uyumlu hareket etmesine fırsat sağlamalıyız. Türk girişimcilerinin kıvraklığı ve çevikliği ulusal bir sistem içinde daha anlamlı olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sac-ekimi-turizminden-turkiye-ince-gecis-yapabilir-miyiz-78876</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Saç ekimi turizminden Türkiye Inc’e geçiş yapabilir miyiz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ikinci-perde-ve-enflasyon-raporu-78875</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkinci perde ve Enflasyon Raporu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bence piyasanın ara hedef değişikliğinden ne beklediğini iyi anlamak gerek. TCMB ara hedefi en az 7-8 puan yükseltmezse, ne değişecek? %16’lık ara hedef %20 olsa, ikna olacak mısınız? Resmi hedef, ara hedef, yenilenen ara hedef… Manşet enflasyon yetmedi, üzerine bir de hedef enflasyonu çıkacak.</strong></p>
<p>Haber akışını izlerken içi şişenlerden misiniz? Eh, bu da bir çeşit enflasyon sayılır. Küresel ekonomide kötü haber enflasyonu var muhteremler. İpin ucu kaçtı.</p>
<p><strong>Geldiğimiz nokta, bazı siyasetçilerin bir savaşı bitirmenin, o savaşı başlatmaktan daha zor olduğunu anladığı yer.</strong> O nedenle belirsizlik yüksek.  </p>
<p>Örneğin çarşamba günü aniden gelişen anlaşma ümidi, piyasalarda mutluluk yarattı ama iyimserliğin kalıcılığı hâlâ bir soru işareti. Bu da bize, piyasalar için ikinci perde riskinin olduğunu gösteriyor. Ne demek ikinci perde? Senaryolarla ilerleyen piyasanın, baz senaryosunu biraz daha kötümser olan senaryoyla değiştirmesi demek. İşte 14 Mayıs’ta açıklanacak olan Enflasyon Raporu bu ikinci perdenin açılma ihtimali olduğu döneme denk geliyor.</p>
<p>Bu noktada herkes %16 olan 2026 ara hedefinin güncellenip güncellenmeyeceğini merak ediyor. Ara hedef kavramı hayatımıza 2026’da girdiği için ben size mevzuyu resmî hedef üzerinden aktarmaya çalışacağım.</p>
<p><strong>Soru-1:</strong> Türkiye’de Enflasyon Hedeflemesi çerçevesi, resmî hedefin değiştirilmesine izin veriyor mu?</p>
<p><strong>Yanıt:</strong> Evet. 12/2005’te yayınlanan Enflasyon Hedeflemesi Genel Çerçevesi raporundan: <em>Önceden açıklanan bir enflasyon hedefi, sadece, para politikasının denetimi dışındaki unsurlara bağlı olarak hedeflerden çok büyük ve uzun süreli sapmalar görüleceğinin belirlenmesi ve orta vadeli hedeflerin anlamsız kalması durumunda değişecektir. Bu durumda, yeni hedef Yasa gereği yine Hükümet ile beraber saptanacaktır.</em></p>
<p><strong>Soru-2:</strong> Türkiye’de resmî enflasyon tahmini daha önce hiç değiştirildi mi?</p>
<p><strong>Yanıt:</strong> 2008’de, [2009-2011] için hedefler yukarı çekildi.</p>
<p><strong>Soru-3:</strong> Hedef değişikliğinin sinyali verilmiş miydi?</p>
<p><strong>Yanıt: </strong>Evet</p>
<p><strong>İstendiği takdirde resmî hedefi </strong><strong>bile değiştirmek mümkün</strong></p>
<p><strong>1- 30 Nisan 2008 TCMB PPK özeti:</strong> <em>Kurul, enflasyonun önceki tahminlere göre daha uzun bir süre hedefin üzerinde kalacağı öngörüsünden hareketle enflasyon hedeflerinin değiştirilmesi konusunu da gündeme almıştır</em></p>
<p><strong>2- 30 Nisan 2008-Hükümete açık mektup:</strong> Arz şokları nedeniyle hedefe ulaşmanın daha uzun süreceği söyleniyor ve enflasyon tahmini 3 senaryo ile veriliyordu.</p>
<p><strong>3- 3 Haziran 2008-Açık mektup:</strong> <em>Geçtiğimiz iki yıl içinde arz şoklarının olağan dışı boyutlara ulaşması enflasyon hedeflerinin belirgin olarak aşılmasına neden olmuştur. Daha da önemlisi, bu şokların etkilerinin, başlangıçtaki tahminlerin tersine uzun bir müddet süreceğine ilişkin algılamalar giderek güçlenmektedir. Bunun yanında, küresel ekonomideki sorunların devam etmesi nedeniyle enflasyon görünümüne ilişkin riskler belirginleşmektedir. Bu doğrultuda güncellenen projeksiyonlar, para politikasının temkinli bir duruş gösterdiği bir durumda dahi, enflasyonun yüzde 4 seviyesine ulaşmasının oldukça uzun bir süre alabileceğine işaret etmektedir. Daha da önemlisi enflasyon hedefinin nominal çıpa özelliğini yitirdiği gözlenmektedir. Bu nedenle, enflasyon hedeflerinin, 2009 yılı sonu için yüzde 7,5 ve 2010 yılı sonu için yüzde 6,5 olarak güncellenmesi; 2011 yılı için ise yüzde 5,5 olarak belirlenmesi önerimizi değerlendirmelerinize arz ederiz.</em></p>
<p>Yani istendiği takdirde resmî hedefi bile değiştirmek mümkün. Dolayısıyla ara hedefi değiştirmenin önünde bir engel yok. Ama Sayın Başkan, 5 Mayıs tarihli sunumunda böyle bir sinyal vermedi.</p>
<p>Fakat bence piyasanın ara hedef değişikliğinden ne beklediğini iyi anlamak gerek. TCMB ara hedefi en az 7-8 puan yükseltmezse, ne değişecek? %16’lık ara hedef %20 olsa, ikna olacak mısınız? Resmi hedef, ara hedef, yenilenen ara hedef… Manşet enflasyon yetmedi, üzerine bir de hedef enflasyonu çıkacak.</p>
<p><strong>2027 için de tahmin patikası </strong><strong>çok önemli olacak</strong></p>
<p>Ben tahmin bandındaki değişikliği daha çok önemsiyorum. Üstelik sadece 2026 için değil, 2027 için de tahmin patikası çok önemli olacak. Çünkü son PPK’da enflasyon hassasiyetini vurgulayan TCMB’nin politika terazisi, kendini tahminlerde belli edecek. <strong>2008’deki gibi tahminleri senaryolu vermek de mümkün ve hatta ben bunu ısrarla öneririm.</strong></p>
<p>Sözüm petrole geçmiyor ama umarım Enflasyon Raporu’na geçer: <strong>Gerçekçi tahminler, iyimser değil aşırı temkinli varsayımlar, barış sağlansa bile geçmişe dönülmeyeceğinin anlatılması, zayıflayan talebin dezenflasyona katkısının sayısallaştırılması, piyasada herkesin anlayacağı şekilde şahin bir yazı ve konuşma. İhtiyacımız olan bunlardır. Yarım adım azı olmaz, olmamalı. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ikinci-perde-ve-enflasyon-raporu-78875</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İkinci perde ve Enflasyon Raporu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergide-yeni-donem-turkiyenin-uretim-yatirim-ve-kuresel-sermaye-hamlesi-78874</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergide yeni dönem: Türkiye’nin üretim, yatırım ve küresel sermaye hamlesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda kabul edilen Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, yalnızca teknik vergi düzenlemelerinden ibaret değildir. </p>
<p>Bu teklif; Türkiye ekonomisinin üretim kapasitesini artırmayı, küresel sermayeyi ülkemize çekmeyi, kayıt dışı varlıkları sisteme kazandırmayı ve yüksek katma değerli yatırımları teşvik etmeyi amaçlayan kapsamlı bir ekonomik dönüşüm vizyonunu yansıtmaktadır.</p>
<p>Ekonomide yeni dönemin temel yaklaşımı açıktır: Daha güçlü üretim, daha fazla yatırım, daha rekabetçi vergi sistemi ve daha fazla istihdam.</p>
<p><strong>Üretim yapan kazanacak</strong></p>
<p>Teklifin en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim yapan kurumlar ile zirai üretim faaliyetinde bulunan şirketler için kurumlar vergisinin yüzde 12,5’e düşürülmesidir.</p>
<p>Bu adım, Türkiye’nin üretim ekonomisini güçlendirme hedefi açısından son derece stratejiktir. Çünkü vergi politikası yalnızca gelir toplama aracı değil, aynı zamanda ekonomik yönlendirme mekanizmasıdır.</p>
<p>Üreten, istihdam sağlayan, ihracata katkı sunan işletmelerin daha düşük vergi yüküyle desteklenmesi;</p>
<p>- Sanayi yatırımlarını artıracak,</p>
<p>- Tarımsal üretimi teşvik edecek,</p>
<p>- Kayıtlı ekonomiyi güçlendirecek,</p>
<p>- Türkiye’nin küresel rekabet gücünü yükseltecektir.</p>
<p>Özellikle deprem sonrası yeniden yapılanma sürecindeki başta Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya gibi şehirlerimiz açısından üretim teşviklerinin daha da kıymetli olduğu açıktır.</p>
<p><strong>Türkiye’ye dönüşü teşvik </strong><strong>eden vergi modeli</strong></p>
<p>Yurt dışında yaşayan, sermaye birikimi olan veya uluslararası gelir elde eden vatandaşlarımız için getirilen 20 yıllık gelir vergisi istisnası, Türkiye’ye beyin gücü ve finansal sermaye dönüşünü hızlandırabilecek önemli bir adımdır.</p>
<p>Son üç yılda Türkiye’de vergi mükellefiyeti bulunmayan gerçek kişilerin, yurt dışı kazançlarının 20 yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulması; Türkiye’yi yalnızca bir yatırım merkezi değil, aynı zamanda küresel gelir sahipleri için cazip bir yaşam ve finans üssü haline getirme potansiyeline sahiptir.</p>
<p>Bu yaklaşım, tersine göç politikaları açısından da güçlü bir ekonomik araçtır.</p>
<p><strong>Ekonomik entegrasyon</strong></p>
<p>Yurt dışı ve yurt içindeki kayıt dışı varlıkların belirli oranlarda vergilendirilerek sisteme dahil edilmesini öngören düzenleme, yalnızca bir kaynak transferi değil; finansal şeffaflık ve sermaye derinliği açısından önemli bir adımdır.</p>
<p><strong>İstanbul Finans Merkezi ve </strong><strong>nitelikli hizmet merkezleri</strong></p>
<p>Teklifte yer alan bir diğer önemli başlık, İstanbul Finans Merkezi’nin küresel çekim merkezi olma iddiasını güçlendiren düzenlemelerdir.</p>
<p>Kurumlar vergisi avantajları, genişletilen gelir vergisi teşvikleri ve “nitelikli hizmet merkezi” modeli; Türkiye’yi yalnızca bölgesel değil, küresel bir yönetim, finans ve hizmet merkezi haline getirme hedefinin parçasıdır.</p>
<p>Özellikle çok uluslu şirketlerin;</p>
<p>- Finans,</p>
<p>- Hukuk,</p>
<p>- Dijital dönüşüm,</p>
<p>- Ar-Ge,</p>
<p>- Veri analitiği,</p>
<p>- Marka yönetimi gibi operasyonlarını Türkiye’ye taşıması; yüksek gelirli istihdam, döviz girdisi ve bilgi/teknoloji transferi açısından kritik olacaktır.</p>
<p>Teknogirişim şirketlerine yönelik hisse senedi teşvikleri, şarta bağlı sermaye artırımı kolaylıkları ve aidat muafiyetleri; Türkiye’nin klasik üretim ekonomisinin yanında teknoloji ekonomisini de büyütme hedefinde olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Bu düzenlemeler, genç girişimciler için yalnızca vergi avantajı değil, aynı zamanda sermayeye erişim kolaylığı sağlayacaktır.</p>
<p><strong>Mali disiplin ve sosyal denge</strong></p>
<p>Amme alacaklarının 72 aya kadar yapılandırılabilmesi ve küçük borçlarda teminat şartının kaldırılması ise özellikle ekonomik dalgalanmalardan etkilenen işletmeler açısından rahatlatıcıdır.</p>
<p>Bu yaklaşım, kamu alacağından vazgeçmeden mükellefi yaşatmayı esas almaktadır. Çünkü güçlü devlet anlayışı, yalnızca tahsilat değil; sürdürülebilir ekonomik dengeyi de gözetir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergide-yeni-donem-turkiyenin-uretim-yatirim-ve-kuresel-sermaye-hamlesi-78874</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergide yeni dönem: Türkiye’nin üretim, yatırım  ve küresel sermaye hamlesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yilin-ilk-ceyreginde-banka-bilancolari-riskler-ve-davranislar-78873</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılın ilk çeyreğinde banka bilançoları: Riskler ve davranışlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yılın ilk üç ayında mevduattaki artış çok zayıf. İlk üç ayda enflasyon yüzde 10 olarak gerçekleşmişken, en az bu kadar büyümesi beklenen TL mevduattaki artış yüzde 1 bile değil.</strong></p>
<p>Yılın ilk çeyreğine ait banka bilançoları açıklandı. Bu dönemde yurt içinde ve yurtdışında risk algısı devamlı arttı. En sonunda Mart ayında ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimin sıcak savaşa dönmesiyle beraber risk algısı tavan yaptı.    </p>
<p>Savaşın petrol, gübre ve finans sektörleri açısından küresel önemi haiz bölgeleri etkilemesi nedeniyle de hızlı fiyat hareketleri ve davranış değişiklikleri görüldü. Bu davranış değişikliklerini en iyi izleyeceğimiz yer banka bilançoları, çünkü bilançolar bize hem hanehalkının, hem reel sektörün hem de kamunun davranışlarına dair ipuçları veriyor.</p>
<p>Grafikte banka bilançolarındaki bazı seçilmiş kalemlerin yılın ilk çeyreğindeki değişimlerini görüyorsunuz. Buyurun grafiğe bir göz atarak başlayalım. Önce dikkat çeken gelişmelere bir bakalım, sonra da bu gelişmelerin nedenlerini konuşalım.</p>
<p><strong>Seçilmiş bilanço kalemleri (Milyar TL)</strong></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="143">
<p> </p>
</td>
<td width="141">
<p><strong>Mart 2026</strong></p>
</td>
<td width="141">
<p><strong>Aralık 2025</strong></p>
</td>
<td width="140">
<p><strong>Fark</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>Mevduat</p>
</td>
<td width="141">
<p>28.261</p>
</td>
<td width="141">
<p>27.226</p>
</td>
<td width="140">
<p>1.035</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>  -TL</p>
</td>
<td width="141">
<p>16.716</p>
</td>
<td width="141">
<p>16.587</p>
</td>
<td width="140">
<p>129</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>  -YP</p>
</td>
<td width="141">
<p>11.546</p>
</td>
<td width="141">
<p>10.639</p>
</td>
<td width="140">
<p>907</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>Repo işlemleri</p>
</td>
<td width="141">
<p>3.343</p>
</td>
<td width="141">
<p>2.575</p>
</td>
<td width="140">
<p>768</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p> </p>
</td>
<td width="141">
<p> </p>
</td>
<td width="141">
<p> </p>
</td>
<td width="140">
<p> </p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>Nakdi krediler</p>
</td>
<td width="141">
<p>24.902</p>
</td>
<td width="141">
<p>23.122</p>
</td>
<td width="140">
<p>1.780</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>  -Ticari</p>
</td>
<td width="141">
<p>17.772</p>
</td>
<td width="141">
<p>16.479</p>
</td>
<td width="140">
<p>1.293</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="143">
<p>     -Bireysel</p>
</td>
<td width="141">
<p>7.130</p>
</td>
<td width="141">
<p>6.643</p>
</td>
<td width="140">
<p>487</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>TL mevduat durdu:</strong> Yılın ilk üç ayında mevduattaki artış çok zayıf. İlk üç ayda enflasyon yüzde 10 olarak gerçekleşmişken, en az bu kadar büyümesi beklenen TL mevduattaki artış yüzde 1 bile değil. Toplam mevduattaki sınırlı artışın tamamına yakını döviz ve altın mevduattan geliyor. Üstelik döviz mevduatındaki artışın bir kısmı da organik değil, çapraz kur hareketleri sonucu ortaya çıkmış.</p>
<p><strong>Krediler mevduattan daha hızlı arttı:</strong> Kredilerdeki artış neredeyse mevduatın iki katı. Dikkat lütfen burada kredilerin hızlı arttığını söyleyemeyiz. Hatta kredi büyümesi yüzde 7,5 ile son derece mütevazi ve beklenenin altında. Kredilerin mevduattan daha hızlı artmasının temel nedeni mevduatların duraklamış olması.</p>
<p><strong>Repo işlemlerinde hızlı artış:</strong> Normalde kredilerdeki artışın büyük ölçüde mevduat ve özkaynaklarla finanse edilmesi gerekirdi ama mevduat ve özkaynak artışı yetersiz kalınca, repo işlemleri devreye girmiş. Gerçekten de repo işlemlerindeki artış miktarı hemen hemen kredi ve mevduat artışı arasındaki fark kadar. Hemen söyleyelim ki buradaki repo işlemleri bankaların merkez bankasından kullandığı bir kaynak türünü ifade ediyor. Yoksa bankaların vatandaşlarla yaptığı repodan bahsetmiyoruz.</p>
<p><strong>Nedenler sermaye çıkışı ve TL talebinin yetersiz olması:</strong> Yukarıda saydığımız üç gelişme aslında birbirleriyle “yakın akraba.” Her üçü de iki temel kök nedene dayanıyor.  Bu kök nedenlerden ilki mart başında sıcak savaşın başlamasıyla carry trade pozisyonlarının, yani yabancı yatırımcıların TL varlıklara yaptıkları kısa vadeli yatırımların, kısa sürede yoğun olarak kapatılması. Bu paranın çıkışıyla beraber günlük likidite üç haftalık bir süre içinde yaklaşık 1 trilyon TL artıdan 1 trilyon TL açığa geriledi. Bu da yaklaşık 2 trilyon TL veya 45 milyar dolarlık bir miktara denk geliyor. Piyasa likiditesindeki bu gerileme özellikle TL mevduat üzerinde sınırlayıcı bir etki yaptı ve piyasa likidite ihtiyacını gidermek için repo işlemlerinden sağlanan kaynaklara yüklendi.</p>
<p>“Peki krediler artmaya neden devam etti?” diye sorabilirsiniz. Kredi vermek ön inceleme prosedürleri içerdiği için ekonomideki davranış değişikliklerine daha geç adapte oluyor. Muhtemelen temel neden bu. Kredilerin sektörlere göre dağılımı da sağlıklı görünüyor. Yani incelenen dönemde verilen kredilerin belli bir sektörde yoğunlaşması ya da belli bir sektörün geride kalması söz konusu değil. Finansman şirketlerinin verdiği bireysel kredileri de sayarsanız, kredi görünümü daha da iyileşiyor.</p>
<p>Yalnız “savaş çıktı, o yüzden bunlar oldu” demek yeterli değil. Çünkü TL mevduattaki yavaşlama sadece savaşın çıktığı mart ayında gerçekleşmiyor, üç aya yayılmış durumda. Bu sadece TL mevduatta gözlenen bir durum. Kredi, repo işlemleri veya diğer bilanço kalemlerindeki gelişmeler özellikle mart ayında yoğunlaşırken, TL mevduat için savaştan önce de bozulma görünüyor. İşte burada da ikinci kök nedene geliyoruz. Yani TL talebinin yetersiz olması.</p>
<p>TL talebinin yetersiz olmasının arkasında bir dizi sebep var. Bunlardan bir tanesi de biraz paradoksal gibi görünse de TL’nin reel olarak değer kazanması. TL talebinin neden yetersiz kaldığının ayrıntıları da başka bir yazının konusu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yilin-ilk-ceyreginde-banka-bilancolari-riskler-ve-davranislar-78873</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın ilk çeyreğinde banka bilançoları: Riskler ve davranışlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-dinamikleri-ve-para-politikasi-sirada-ne-var-78872</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon dinamikleri ve para politikası: Sırada ne var?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Nisan ayında açıklanan enflasyon verileri, Türkiye ekonomisinin halen oldukça kırılgan bir fiyatlama davranışı içinde olduğunu bir kez daha gösterdi. Tüketici enflasyonu aylık bazda yüzde 4,2 ile piyasa beklentilerinin yaklaşık 1 puan üzerinde gerçekleşirken, yıllık enflasyon da bir önceki aya göre 1,5 puan artarak yüzde 32,4’e yükseldi.</p>
<p>Özellikle enerji fiyatları kaynaklı maliyet baskılarının güçlenmesi, enflasyondaki düşüş sürecinin beklenenden daha zorlu ilerleyeceğine işaret ediyor. İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki belirsizlikler nedeniyle enerji fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, yalnızca akaryakıt fiyatlarını değil, ulaştırmadan gıdaya kadar geniş bir fiyatlama alanını etkiliyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde ise temel soru şu: Bu tablo karşısında para politikası nasıl şekillenmeli?</p>
<p><strong>Enerji fiyatları </strong><strong>enflasyonu yukarı taşıdı</strong></p>
<p>Nisan ayında enflasyondaki yükselişte en belirleyici kalem enerji grubu oldu. İran Savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasının etkisiyle yurt içi enerji fiyatları nisan ayında yüzde 14,4, savaşın başladığı mart ayından bu yana ise toplam yüzde 20 oranında arttı.</p>
<p>Eşel mobil sisteminin devreye alınmasına rağmen akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş ulaştırma maliyetlerini artırdı. Bunun yanı sıra kamu mali dengeleri üzerindeki baskıyı azaltmak amacıyla hanehalkına yönelik enerji desteklerinin kademeli olarak düşürülmesi, doğal gaz ve elektrik fiyatlarında da yüksek oranlı artışlara neden oldu.</p>
<p><strong>Gıda ve giyim fiyatlarındaki </strong><strong>artış devam ediyor</strong></p>
<p>Nisan ayında gıda fiyatları da dikkat çekici şekilde yükseldi. Özellikle ulaştırma maliyetleri ile gübre ve yem başta olmak üzere uluslararası tarımsal girdi fiyatlarındaki artışlar, gıda enflasyonunu yukarı taşıdı.</p>
<p>Üstelik fiyat artışları yalnızca işlenmemiş gıda ürünlerinde değil, işlenmiş gıda grubunda da belirginleşti. Bu durum, maliyet geçişkenliğinin giderek daha geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.</p>
<p>Öte yandan uzun süredir kamuoyunun gündeminde olan giyim ve ayakkabı grubunda da sert fiyat artışları yaşandı. Böylece enflasyon baskısı daha geniş sektörlere yayılmış oldu.</p>
<p><strong>Üretici fiyatları da baskının </strong><strong>süreceğine işaret ediyor</strong></p>
<p>Yurt içi üretici fiyat endeksi, özellikle enerji kalemleri öncülüğünde, nisan ayında yüzde 3,2 arttı. Üretici fiyatlarındaki yüksek seyir, önümüzdeki aylarda tüketici fiyatları üzerindeki maliyet baskısının devam edebileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Tüm bu gelişmeler sonucunda tüketici enflasyonunun ana eğiliminde de yukarı yönlü bir bozulma gözlendi.</p>
<p><strong>Merkez Bankası </strong><strong>hedefleri güncellemeli</strong></p>
<p>Yılın ilk dört ayında gerçekleşen toplam enflasyon yüzde 14,6’ya ulaştı. Bu tablo, Merkez Bankasının yıl sonu için öngördüğü yüzde 16’lık ara hedefin ve yüzde 21’lik üst bandın ulaşılabilir olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Bu nedenle Merkez Bankasının, içinde bulunduğumuz olağanüstü jeopolitik ve ekonomik koşulları da dikkate alarak, yıl sonu enflasyon hedefini daha gerçekçi ve ekonomik aktörler tarafından daha inandırıcı bulunacak bir seviyeye güncellemesi politikaların etkisi açısından faydalı olacaktır.</p>
<p>Aksi halde piyasa beklentileri ile resmi hedefler arasındaki farkın açılması, para politikasının kredibilitesi açısından ilave risk oluşturabilir.</p>
<p><strong>Faiz, rezerv ve kur dengesi </strong><strong>daha kritik hale geldi</strong></p>
<p>Para politikası açısından bir diğer önemli başlık ise faiz-rezerv-kur dengesi olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Reel efektif döviz kuru nisan ayında aylık bazda yüzde 1,5, yılın ilk dört ayında ise yüzde 7,4 arttı. Rezerv kullanımıyla birlikte nominal kurdaki değer kaybının sınırlanması, risk ortamının yüksek olduğu dönemlerde kur şoklarının enflasyona yansımasını azaltabiliyor.</p>
<p>Ancak bunun da önemli bir maliyeti bulunuyor.</p>
<p>Reel kurdaki yükseliş dış ticaret açığını artırırken, ihracatçı sektörlerin rekabet gücü üzerinde baskı oluşturuyor. Nitekim yılın ilk çeyreğinde dış ticaret açığı 28 milyar dolara ulaşarak 2023’ten bu yana en yüksek seviyesini gördü.</p>
<p>Kurun uzun süre reel olarak değerli kalması, bir yandan ithalatı teşvik ederken diğer yandan mevcut kur rejiminin sürdürülebilirliğine ilişkin tartışmaları da artırabilir.</p>
<p><strong>Yeni bir kalkınma </strong><strong>hikâyesine ihtiyaç var</strong></p>
<p>Gelinen noktada yalnızca para politikasına odaklanan bir yaklaşımın yeterli olmadığı görülüyor.</p>
<p>TEPAV Para Politikası Değerlendirme Notlarımızda da vurguladığımız üzere, geniş toplum kesimleri tarafından benimsenebilecek, ekonomide yeni bir yön değişimi algısı oluşturabilecek ve “ülkede önemli değişiklikler oluyor” hissini güçlendirecek yeni bir kalkınma stratejisine ihtiyaç bulunuyor. Türkiye’nin bundan sonraki dönemde fiyat istikrarını, üretim yapısını, dış ticaret dengesini ve rekabet gücünü birlikte ele alan daha kapsamlı bir ekonomi politikasına yönelmesi kritik önem taşıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-dinamikleri-ve-para-politikasi-sirada-ne-var-78872</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon dinamikleri ve para politikası: Sırada ne var? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-kiskacinda-stratejik-son-mevzi-78871</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon kıskacında stratejik son mevzi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>MSCI gelişen piyasalar endeksi, tarihin en yüksek seviyelerinde geziniyor. Mart sonundan beri yaşanan yüzde 20'lik bu güçlü yükseliş, Asyalı teknoloji devlerinin enerji fiyatları şokunu kârlarıyla dengelemesine dayanıyor. Teknoloji hikâyesi, jeopolitik risklerin yarattığı sis perdesini dağıtarak yatırımcı iştahını canlı tutmayı başarıyor.</p>
<p>Gelişen ülkelerin borçlanma maliyetleriyse piyasalardaki güveni simgeliyor. Bu ekonomilerin borçlanırken ödediği faiz ile en güvenli yatırım araçları arasındaki farklara baktığımızda hem devlet hem özel sektör senetleri alışılmadık derecede sakin seyrediyor. Geçmişteki salgın veya savaş dönemlerinde bu faiz makası hızla açılırken, bugün tam tersi bir tablo gözleniyor. Yatırımcıların çok düşük ek getiriye razı olması, Orta Doğu’daki savaşı sadece bir yol kazası olarak gördüklerinin kanıtıdır. Lakin küresel rehavetin aksine, Türkiye cephesinde tablo hassas bir dengeye işaret ediyor.</p>
<p>Brent petrol fiyatındaki düşüş enflasyonist baskı altındaki ekonomimize bir teselli sunsa da yılbaşına göre rakam hâlâ yüzde 65 yukarıdadır. Dahası, enerji fiyatları düşüş evrelerinde yapısal bir direnç sergiliyor. Bu katılık da etiketlere yansımayı geciktiriyor.14 Mayıs’ta açıklanacak Enflasyon Raporu, sadece teknik bir sunum olmanın ötesindedir. Piyasa güvenini ayakta tutacak stratejik mevzi niteliğindedir. Raporda kurgulanacak yol haritası ve beklenti yönetimi, ekonominin istikrarı adına kritik bir dönemeçtir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-kiskacinda-stratejik-son-mevzi-78871</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon kıskacında stratejik son mevzi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nisan-verisi-ile-birlikte-enflasyonla-mucadelede-umutlar-tukendi-mi-78870</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nisan verisi ile birlikte enflasyonla mücadelede umutlar tükendi mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEA-TÜFE’nin nisan dahil yılbaşından bu yana hiç yüzde 2'nin altına düşmediği görülüyor. Savaşın etkilerinin hiç olmadığı ocak ve şubat aylarındaki MEA-TÜFE neredeyse yüzde 3’e yakın bir seyir izlemiş durumda. Hal böyleyken enflasyon görünümünün savaşın etkisiyle bozulduğunu söyleyebilmek mümkün değil.</strong></p>
<p>Bu haftanın şüphesiz en heyecanla beklenen verisi nisan ayı Tüketici Fiyat Endeksi’ydi.</p>
<p><strong>Piyasanın nisan ayı için enflasyon artış beklentisi yüzde 3,1 ila 3,3 arasında iken, TÜİK tarafından açıklanan yüzde 4,18’lik enflasyon rakamı herkesi adeta şok etti. </strong>Böylece ilk 4 aylık enflasyon gerçekleşmesi yüzde 13,88 oldu. <strong>Merkez Bankası tarafından güncelleme imkânı varken, I. Enflasyon Raporu’nda ısrarla korunan yüzde 16’lık hedefe ulaşmak için 2026 yılının geri kalan 8 ayında toplamda yüzde 2,12 enflasyon üretmemiz gerekiyor.</strong></p>
<p><strong>Bana göre, baştan tutması mümkün gözükmeyen bir hedefi, üstelik ocak ve şubat enflasyonlarını görmüşken, enflasyon hedefindeki bozulma aşikârken, sırf iddialı olmak adına ve Merkez Bankası sık hedef değiştirmez mantığıyla orada tutmak, Merkez Bankamıza itibar sağlamaktan öte, itibarının düşmesi yolunda atılmış bir adım gibi duruyor.</strong> Daha da ötesi olmayacak bir hedefi ısrarla güncellemek, Merkez Bankası’nın enflasyonla mücadelede en zorlandığı husus olan beklentileri yönetmekte daha da zorlanmasına, hatta çaresiz kalmasına neden oluyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd74ab5f262-1778218155.png" alt="" width="578" height="448" /><strong>Varsayımların gerçek duruma </strong><strong>göre yapılması temennimiz</strong></p>
<p>Muhtemelen 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek yılın II. Enflasyon Raporu’nda bu hedef güncellenecek. <strong>Varsayımların da ‘rumors’tan (söylentilerden), ziyade ‘facts’e (gerçek durum) göre yapılması da en büyük temennimiz.</strong></p>
<p>Ocak 2026’da enflasyon yüzde 4,8’e gelmişti. Şubat 2026 gerçekleşmesi 2,96 oldu. <strong>Savaşın hiç ortada olmadığı ilk iki aya baktığımızda, dezenflasyon süreci devam etse de enflasyon hedefindeki bozulma çok açık bir şekilde gözüküyordu. </strong></p>
<p>Nisan 2026 enflasyonu ile birlikte mevsim etkilerinden arındırılmış TÜFE’nin çekirdek enflasyonda B Endeksi (İşlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içkiler ve tütün ile altın hariç TÜFE) ve C Endeksi (Enerji, gıda ve alkolsüz içecekler, alkollü içkiler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) grafikte toplu halde gözükmekte.</p>
<p><strong>Yukarıdaki grafik, süreci daha iyi görmemize yardımcı olur diye düşünüyorum. </strong></p>
<p><strong>Mart ayında düşük gelen manşet enflasyona rağmen mevsim etkilerinden arındırılmış (MEA) TÜFE rakamlarının Nisan dahil yılbaşından bu yana hiç yüzde 2'nin altına düşmediği görülmekte.</strong> Savaşın etkilerinin hiç olmadığı Ocak ve Şubat aylarındaki MEA-TÜFE neredeyse yüzde 3’e yakın bir seyir izlemiş durumda. <strong>Hal böyleyken enflasyon görünümünün savaşın etkisiyle bozulduğunu söyleyebilmek mümkün değil. </strong></p>
<p>Elbette İran-Amerika savaşı ve ardından gelen çifte abluka enerji fiyatlarında ve gıda girdilerinde beklenmeyen fiyat değişimleri yarattı. Bu zaten tüm dünyada etki yarattığı gibi bizde de aynı etkiyi yapmış durumda<strong>. Fakat bizde nisan ayı enflasyonunda hem işlenmiş gıda hem de işlenmemiş gıdadaki fiyat artışları dikkat çekici.</strong></p>
<p><strong>Enflasyonda gelinen nokta, faizde </strong><strong>indirim olmayacağı sinyalini veriyor</strong></p>
<p>Öte yandan, yoğun yağışın yaşandığı bir kışın tarım üretimine etkisi olumlu olarak beklenirken, mayıs başında yağan kar ve hava olaylarının tarımsal ürünler üzerinde yaratacağı etkileri ve yaşanacak ürün kayıplarından doğabilecek fiyat artışlarını da önümüzdeki aylar açısından dikkate aldığımızda, fiyatların genel olarak mayıs ve haziranda daha düşük gerçekleşebilecek olmasına karşılık, sonraki aylarda beklentilerin üstünde gelmesi mümkün gözüküyor.</p>
<p><strong>Şimdi geldiğimiz noktada gözler yeniden Merkez Bankası’na çevrilmiş durumda. Enflasyonda gelinen nokta yakın bir gelecekte faiz indirimi olmayacağının sinyalini veriyor.</strong></p>
<p><strong>Öte yandan ilk 4 aydaki enflasyon yıllıkta yüzde 32,4’e ulaştı. Bu durumda Merkez Bankası’nın fiilen piyasayı fonladığı yüzde 40 dikkate alındığında, aradaki marj yüzde 7,6’ya düşmüş durumda.</strong> Fonlamanın asıl olması gereken yer olan haftalık repo faiz oranını bir an için dikkate aldığımızda, marj daha da daralıyor.</p>
<p><strong>Yatırımcı açısından, TL faiz getirisi stopajı hesaba kattığımızda cazip olmaktan yavaş yavaş çıkıyor.</strong> Marjın daralması Merkez Bankası için faiz artırım baskılarının çoğalmasına sebep olabilir. Öte yandan, büyük merkez bankalarının pandemide geç kalarak enflasyonun ikincil etkilerini önleyemeyecek durumdayken olaya müdahale etmenin kendi üzerlerinde yarattığı baskıyla erken faiz artırımına giderlerse, bu faiz artırım döngüsü de Merkez Bankası üzerinde bir baskı yaratacaktır.</p>
<p><strong>Enflasyonun yüksek seyretmesi nedeniyle faiz indiriminin ötelenecek olması, sermaye piyasaları ve bu piyasalarda yatırım yapanlar açısından da hiç iyi bir haber değil.</strong> Zaten ilk etkileri bankacılık sektöründe gördük. Öte yandan enflasyon endişeleri nedeniyle tahvil faizlerinin de yüksek seyretmesi, tahvil getirilerini tırpanlamış durumda. Bankalar zaten uygulanan sıkı kredi politikası nedeniyle kredi vermekte zorlanıyorlar. Özellikle bilançolar ikinci çeyrek için iyi gelmeyebilir.</p>
<p><strong>İmalat PMI’da 9 sektör </strong><strong>eşik değerin altında</strong></p>
<p>Merkez Bankası, 22 Nisan 2026 tarihindeki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantı metninde, göstergelerin ikinci çeyrekte iktisadi faaliyette yavaşlamaya neden olduğunu belirtilmişti. Nitekim <strong>İstanbul Sanayi Odası tarafından açıklanan Türkiye İmalat PMI Nisan 2026 Raporu ile Nisan 2026 PMI verisi, Eylül 2024’ten bu yana en yüksek oranda daralmayı gösterdi.</strong> COVID-19 salgınından bu yana en yüksek hızda daralma bu. <strong>Böylece, Türk imalat sanayindeki yavaşlama eğilimi 25’inci aya ulaşmış oldu. </strong>Manşette PMI 45,7 fakat sektörel olarak baktığımızda, giyim ve deri ürünleri hariç (51,4), geri kalan diğer tüm dokuz sektör eşik değer olan 50’nin altında.</p>
<p>Merkez Bankası’nın bahsettiği iktisadi faaliyetteki daralma çok net gözüküyor. <strong>İktisadi faaliyetteki daralmanın enflasyonla mücadelede Merkez Bankası’na alan kazandıracağını düşünmüyorum. Tam tersine, uygulanan ekonomik programa yönelik inanç azalırken, programa yönelik sosyal baskının daha da artmasına neden olacaktır.</strong> Bu süreçte mutlaka bir türlü devreye giremeyen maliye politikasının artık devreye girmesi gerekiyor.</p>
<p>Yılın geri kalanında işimiz çok ama çok zor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nisan-verisi-ile-birlikte-enflasyonla-mucadelede-umutlar-tukendi-mi-78870</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/0/1280x720/543-1778217945.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nisan verisi ile birlikte enflasyonla mücadelede umutlar tükendi mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-78869</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Borsada Yükseliş Sürecek Mi? Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 08 Mayıs" src="https://www.youtube.com/embed/c5_NJ8JOOM8" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-78869</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/proje-uret-yatirimciya-sun-mezun-ol-78868</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Proje üret, yatırımcıya sun, mezun ol</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ostim Teknik Üniversitesi, proje üretmeyen, ürün oluşturmayanı mezun etmediği gibi kendisini anlatma yetkinliğini de şart koşuyor. Ancak bu sayede inovatif fikirler hayata geçebilecek</strong></p>
<p><strong>Âyînesi iştir kişinin lâfa bakılmaz</strong> / Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde… <strong>Ziya Paşa</strong> böyle diyor ve haklıdır da… Benzer öğüdün sahibi dahi meçhul: “"<strong>Kâmil odur ki koya dünyada bir eser</strong>, eseri olmayanın yerinde yeller eser." Argoda dahi yeri var; “<strong>İnsan ölür kalır eseri, eşek ölür kalır semeri</strong>.”</p>
<p><strong>Ostim Teknik Üniversitesi</strong>’ndeyiz. Sanayinin kalbinde, <strong>yenilikçi fikirlerin peşindeler</strong> ve bu amaçla <strong>Pitching Day</strong> (sunum günü) düzenlemişler ve <strong>12 proje grubu</strong>, ürettikleri fikirleri paylaştılar. Amaç, öğrencilerin <strong>kendilerini</strong>, <strong>projelerini</strong> ifade edebilmeleri ve <strong>fikirlerine yatırımcı bulmak</strong>…</p>
<p><strong>YETKİN PROJE ETKİN SUNUM</strong></p>
<p>Rektör Prof. Dr. <strong>Murat Yülek</strong>; “<strong>Aç kalmak istemiyorsan, teknolojiyle iç içe ol</strong>” diyor ve ekliyor; “<strong>Bizde yatırımcı sunumu</strong>, <strong>mezuniyet şartı</strong>… Diplomadan önce <strong>en az 1 ürün</strong> oluşturulmalı.” Nitekim buranın öğrencileri, hem proje üretmede hem de bunu <strong>etkin/yetkin sunuşta</strong> diğer okullara fark yaratabilmiş.</p>
<p><strong>Teknolojik girişimcilik</strong> ancak böylesi yaklaşımlarla mümkün olabiliyor. <strong>Üniversite-sanayi</strong> işbirliğinin ötesinde, gençlerin <strong>yeni zenginlik alanlarında</strong> var olabilmeleri için <strong>teşvik</strong>, <strong>yönlendirme</strong> gerekiyor. <strong>Ostim</strong> gibi gözbebeği OSB’mizin eğitim bacağında “<strong>öğreten, üreten</strong>” yaklaşımı, hayati önemdedir.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Üretken eğitime dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Bir ürün üretebilir miyim?</em></strong></p>
<p>Elbette… Bunun için eğitim rutininin içine böylesi bir <strong>amacı</strong> yerleştirmek gerekir. <strong>Dr. Egehan Özkan Alakaş</strong>; “<em>Üniversite olarak zaten bunu öneriyor, öğrencilerimize değer katmayı amaçlıyoruz</em>” diyor.</p>
<p><strong>Şirket kurabilir miyim?</strong></p>
<p>Zaten pek çok yenilikçi proje, <strong>üniversite sıralarında gelişen</strong> arkadaşlıklar ve <strong>işbirlikleri</strong> sayesinde gerçekleşebiliyor. <strong>Ostim Teknik Üniversitesi</strong> zaten <strong>startup kuluçka merkezi</strong> gibi faaliyet gösteriyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BEŞİBİYERDE GENÇLER, KAMİKAZE DRONE ÜRETİYOR</strong></p>
<p><strong>Pitching Day</strong> proje pazarında onlarca masa, <strong>yeni fikirler ve harika prototiplerle</strong> doluydu. Bunlardan birinde, <strong>GökTufan</strong> projesiyle <strong>Eren Solakoğlu</strong>, Halil Buğra Alan, <strong>Muhammed Yunus Karadavut</strong>, Onur Çakmak ve <strong>Zeki Eren Can</strong>, 50 km menzilli ürünlerini <strong>TSK envanterine sokmayı</strong> amaç edinmişler.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>PITCHING DAY LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Pitching Day</strong>: Projelerin finansmana erişim gayesiyle sunumlarını görücüye çıkardıkları etkinlik</p>
<p><strong>Melek yatırımcı</strong>: Gençlerin projelerine finansman sağlamak için proje arayan iş insanları</p>
<p><strong>Teknoloji girişimci</strong>: Geleneksel alanlar da dahil teknolojiyi süreçlere dahil eden inovatif tutum</p>
<p><strong>Ostim Teknik Üniversitesi</strong>: Kendisini proje üretmeden mezun vermeyen olarak ayrıştıran üniversite</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/proje-uret-yatirimciya-sun-mezun-ol-78868</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/8/1280x720/ostim-teknik-universitesi-1778221495.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Proje üret, yatırımcıya sun, mezun ol ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonda-yirmi-yilin-egilimi-yuzde-38-39a-isaret-ediyor-78867</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyonda yirmi yılın eğilimi yüzde 38-39’a işaret ediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TÜFE’de 2006-2025 yıllarını kapsayan yirmi yıllık dönemdeki gerçekleşmeden yola çıkılarak yapılan hesaplama, bu yılın enflasyonunun en geniş marjda yüzde 35-40 aralığında, büyük olasılıkla da yüzde 38-39 düzeyinde oluşacağına işaret ediyor.</p>
<p>İlk dört aydaki yüzde 14,64’lük artış sonrasında hem orta vadeli programda yer alan, hem de Merkez Bankası’nın ısrarla bağlı kalmaya çalıştığı yüzde 16’lık hedef zaten anlamını tümüyle yitirmişti ama geçmiş yılların eğilimi bu somut gerçeği tüm çıplaklığıyla bir kez daha gözler önüne serdi.</p>
<p>Artık görünen köy kılavuz istemiyor ve 2026 yılı enflasyonu yüzde 35’ten aşağıda kalacağa hiç mi hiç benzemiyor. Kuşkusuz bu tahmin, mevcut koşulların çok büyük değişiklik göstermeden süreceği varsayımına dayanıyor.</p>
<p>Savaşın tekrar ve daha şiddetli hale gelmesi ya da tam tersine sona ermesi gidişatı elbette çok etkileyecektir.</p>
<p>Ya da CHP’ye dönük mutlak butlan kararının çıkması dengeleri tümüyle değiştirecektir.</p>
<p>Veya yıl sonuna doğru 2027’de yapılması muhtemel bir seçim için erken adım atılmaya başlanması ve bu çerçevede zaten ne ölçüde sıkı olduğu tartışılan para politikasında köklü değişikliğe gidilmesi enflasyon konusunda Türkiye’yi çok başka bir aşamaya getirecektir.</p>
<p>Dolayısıyla bir kez daha vurgulamak gerekiyor; yüzde 38-39’luk tahmin yalnızca geride kalan yıllarda ortaya çıkan eğilime dayalı olarak hesaplanan bir orandır.</p>
<h2>Dört ay-yıl dengesi…</h2>
<p>Ekonomik veriler de tekerrür eder; hele hele enflasyon gibi mevsimsel etkenlere çok bağlı bir verinin hangi aylarda ya da dönemlerde ne yönde seyrettiği ve toplam oranın ne olduğu kolaylıkla gözlenebilir.</p>
<p>Ancak Türkiye gibi ekonomik kararların büyük ölçüde siyasi yaklaşımlara göre oluştuğu ve enflasyonun çok büyük zikzaklar çizdiği bir ülkede fiyatların belli dönemlerdeki birikimli artışının yılın toplamı içinde ne kadar pay aldığının sağlıklı bir seyri oluşmuyor.</p>
<p>Bu yüzden bir ortalama almak en iyisidir, böylece dalgalanmanın etkileri en aza indirilebilir.</p>
<p><strong>İşte bu hesaplama da buna dayanıyor. 2006-2025 döneminde ilk dört ayda oluşan enflasyon, o yılın toplam enflasyonunun kaçta kaçı?</strong></p>
<p>Biraz önce de vurguladığım gibi bu oranın yıldan yıla çok değişmemesi gerekiyor. Ancak gerek örneğin 2010’da ocak ayındaki enflasyonu o dönem için çok yüksek düzeye çıkaran vergi ayarlamaları yüzünden ilk dört ayın oranı görece çok yüksek gerçekleşti ve dört ayın toplam içindeki payı yüzde 70’i aşarak rekor kırdı.</p>
<p>Ya da örneğin 2021 yılında eylüldeki faiz indirimiyle birlikte yılın sonuna doğru enflasyon tırmanınca ilk dört aydaki artışın payı yüzde 15’lerde kaldı.</p>
<h2>Ortalama pay yüzde 38</h2>
<p>2006-2025 döneminde her yılın ilk dört ayındaki enflasyonun yıllık enflasyon içindeki payı ortalama yüzde 38 düzeyinde.</p>
<p>Yüzde 38’lik bu oranı yılın ilk dört ayındaki yüzde 14,64’lük artışa uyguladığımızda karşımıza çıkan oran yüzde 38-39.</p>
<p>Basit bir matematik işlemi;<strong> “Yüzde 14,64 yüzde 38 ise, yüzde 100 kaç”</strong>, bu sorunun yanıtı bizi yüzde 38-39 düzeyinde bir orana götürüyor.</p>
<p>Marjı biraz geniş tutup yanılma payı koymak gerekse bu sefer de söylenebilecek oranlar yüzde 35-40 arasıdır.</p>
<p>Ama enflasyonun seyrini olumlu ya da olumsuz etkileyebilecek biraz önce saydığım gerekçelerin gündeme gelmesi durumunda yüzde 35’in altında kalınabileceğini ama diğer yandan yüzde 40’ın üstüne çıkılması olasılığının bulunduğunu da göz ardı etmemek gerek.</p>
<h2>Yüzde 16’da ısrar etmek!</h2>
<p>Biraz önce 2010 yılının ilk dört ayındaki enflasyonun (yüzde 4,55) yıllık enflasyonda (yüzde 6,40) yaklaşık yüzde 72 payı bulunduğunu belirttim. Varsayalım bu yıl da aynı oranlar geçerli; ilk dört aydaki yüzde 14,64’lük oran yıllık içinde tam yüzde 72 paya sahip olacak. Şu durumda yıllık oran yine de yüzde 20’nin altına indirilemeyecek, bu düzeyin az da olsa üstünde oluşacak.</p>
<p>Yani artık yüzde 16 gibi bir oranda kalmak kesinlikle söz konusu değil.</p>
<p>Merkez Bankası artık bu orana bağlı kalmaya çalışmayıp daha gerçekçi bir oran belirleyebilir. Kaldı ki daha önce de defalarca dile getirildi, Merkez Bankası’nın elinde enflasyon hedefini <strong>-tahminini değil, hedefini-</strong> revize etmek için çok iyi bir koz var; savaş kozu.</p>
<p>Merkez Bankası’nın enflasyonun yüzde 30’un altına kesinlikle indirilemeyeceği, hatta geçmiş yıl göstergelerine göre yüzde 35’in altının bile mümkün olmayacağı bir yıl için hâlâ yüzde 16'da ısrar edip etmeyeceğini haftaya perşembe günü göreceğiz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonda-yirmi-yilin-egilimi-yuzde-38-39a-isaret-ediyor-78867</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/1/1280x720/boykotlarin-enflasyonla-mucadeleye-katkisi-1743693549.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyonda yirmi yılın eğilimi yüzde 38-39’a işaret ediyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2019da-278-milyon-litreye-inen-rakiyi-2025te-406-milyon-litreye-dengeli-vergi-mi-cikardi-78866</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2019’da 27.8 milyon litreye inen rakıyı 2025’te 40.6 milyon litreye ‘dengeli vergi’ mi çıkardı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜTÜN </strong>ve alkol piyasasını yakından izleyen bir uzman, geçenlerde 2024 yılı Aralık ayından itibaren <strong>“Rakı ve viskide kategori bazlı ÖTV ayrıştırması”</strong>na geçilmesinin etkilerinin analizini yaptığı raporu gönderdi.</p>
<p>Uzman söz konusu raporunun girişinde şu saptamayı yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Rasyonel vergi politikası yerli üretimi ve kayıtlı pazarı destekliyor…</strong></li>
</ul>
<p>Bu başlığın hemen altında şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Tütün ve Alkol Dairesi Başkanlığı’nın (TADB) verileri üzerinden analiz yapıldığında, özellikle Aralık 2024’te hayata geçirilen </strong>“Rakı-viski ÖTV ayrıştırması”<strong>nın piyasa üzerinde dengelenme etkisi ortaya koyduğu görülüyor.</strong></p>
<p>Raporda 2021’den bu yana rakı ve viskide gerçekleşen vergi artışlarında izlenen yol haritası özetlendi:</p>
<ul>
<li><strong>Temmuz 2021’de yüzde 22’lik Yİ-ÜFE (Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi) referansına karşın ÖTV artışı yapılmadı.</strong></li>
<li><strong>Mayıs 2022’de yüzde 60’lık Yİ-ÜFE referansına karşı geçiş yüzde 25 ile sınırlı tutuldu.</strong></li>
<li><strong>Aralık 2024’te </strong>“rakı ve viski için kategori bazlı ÖTV ayrışması”<strong>na gidildi.</strong></li>
<li><strong>Ocak 2026’da yüzde 10.33’lük referansa karşın artış yüzde 7.95’te tutuldu.</strong></li>
<li><strong>Bu durum, uygulamada gelinen noktayı gözler önüne seriyor.</strong></li>
</ul>
<p>Bu uygulama raporda şöyle yorumlandı:</p>
<ul>
<li><strong>Bu dizilim, vergi politikasının yalnızca mali bir ayar olarak değil, piyasa davranışlarını yönlendiren ve kayıtlı ekonomiyi destekleyen bir araç olarak da kullanılabildiğini gösteriyor.</strong></li>
<li><strong>Türkiye’de alkollü içeceklerin vergileri, son yıllarda sadece otomatik endeksleme çerçevesinde değil, yanı sıra kayıt dışı ekonomiyle mücadele, kamu sağlığı, enflasyon yönetimi ve sürdürülebilir vergi gelirleri gibi daha geniş politika hedefleriyle şekilleniyor.</strong></li>
<li><strong>Bu çerçevede bazı dönemlerde ÖTV artışlarının, otomatik ve enflasyona bağlı artışların altında tutulduğu, bazı dönemlerde ise kategori bazlı daha hedefli düzenlemelere gidildiği dikkati çekiyor.</strong></li>
</ul>
<p>Rapordaki şu başlık üzerinde durdum:</p>
<ul>
<li><strong>Rakı kategorisinde kayıt dışı piyasadan yasal piyasaya pozitif dönüş…</strong></li>
</ul>
<p>Bu bölümde Aralık 2024’te yapılan kategori bazlı ÖTV düzenlemesinin etkisini arz verilerinde gösterdiği vurgulanıp, veriler şöyle sıralandı:</p>
<ul>
<li><strong>VİSKİ: </strong>2023-2024 döneminde yüzde 21.2 düzeyinde artan piyasaya arz, düzenleme sonrasında 2024-2025 döneminde yüzde 13.6’da kaldı. (TADB)</li>
<li><strong>RAKI: </strong>Rakı arzı 2011 yılında 48.8 milyon litre seviyesindeydi. 2019 yılına kadar kademeli olarak geriledi ve 27.8 milyon litreye indi. 2020 sonrasında kısmi toparlanma eğilimi görüldü. 2023-2024 döneminde yüzde 4.9 daralan rakı arzı, düzenleme sonrasında yüzde 2 oranında pozitif büyümeye döndü.</li>
<li><strong>6 YILLIK SEYİR: </strong>2019 yılında 27.8 milyon litreye kadar gerileyen rakı arzı, 2024 yılında 39.8 milyon litreye, 2025 yıl sonu itibarıyla 40.6 milyon litreye ulaştı.</li>
<li><strong>Bu veriler, yerli üretimin ve kayıtlı pazarın korunduğuna yönelik adımların atıldığına işaret ediyor.</strong></li>
</ul>
<p>Ardından şu vurgu yapıldı:</p>
<p>-          <strong>Son yıllarda kayıt dışı pazara karşı sergilenen kararlılık ve hayata geçirilen rasyonel vergi politikası, alkollü içecek sektöründeki kategoriler arası dengesiz büyümenin azaldığını ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Geçmiş uygulamalar şöyle irdelendi:</p>
<ul>
<li><strong>Ani ve sert vergi artışları kısa vadede gelir etkisi yaratabilse de, orta vadede kayıt dışı üretim ve sahtecilik riskini artırabiliyor.</strong></li>
</ul>
<p>Raporun son bölümünde şu öneriler paylaşıldı:</p>
<ul>
<li><strong>Kayıp-kaçak ve sahte ürün riski de vergi politikasının etkinliğini değerlendirirken ayrıca dikkate alınmalıdır.</strong></li>
<li><strong>Kayıt dışı kanalın güçlenmesi, yalnızca vergi tahsilatını zayıflatmakla kalmıyor, aynı zamanda bandrollü ve kayıtlı arzın rekabet gücünü azaltıyor, sahte ve kontrol dışı ürünlerin dolaşım alanını genişleterek kamu sağlığı bakımından ilave riskler yaratabiliyor.</strong></li>
<li><strong>Dolayısıyla ölçülü ve öngörülebilir vergi geçişlerinin etkin saha denetimiyle birlikte uygulanması hem verginin tabana yayılması hem de tüketicinin yasal ve izlenebilir ürüne yöneliminin desteklenmesi açısından daha sürdürülebilir bir politika çerçevesi sunuyor.</strong></li>
<li><strong>ÖTV ayrıştırması, tek başına belirleyici bir müdahale olarak değil, kontrollü vergi patikası, denetim etkinliği ve kategori bazlı hedefleme ile birlikte çalışan daha geniş bir kamu politikası setinin parçası olarak konumlandırılmalıdır.</strong></li>
</ul>
<p>Bu raporu okuyunca 2008 yılı Şubat ayı başlarını anımsadım. Şarap Üreticileri Derneği zaman zaman dönemin Maliye Bakanı <strong>Kemal Unakıtan</strong>’ın kapısını çalıyor, vergi yüklerini şöyle anlatıyordu:</p>
<p>-          <strong>Şişede fiyatın 3 katı vergi olur mu? Bu yük sırtımıza bindiğinden beri ayakta zor duruyoruz…</strong></p>
<p><strong>Unakıtan </strong>da şarap üreticilerine şu yanıtı veriyordu:</p>
<p>-          <strong>Kardeşim 80-90 milyon litre şarap üretiyorsunuz. Kayıtlı olan ürün 20-30 milyon litre dolayında seyrediyor.</strong></p>
<p>Şarap üreticileri yaşadıkları sıkıntının üzüm üreticilerine de yansıdığını dile getiriyordu:</p>
<p>-          <strong>Vergi sadece bizi değil, üzüm üreticilerini de vuruyor. Bağlar sökülmeye başlandı…</strong></p>
<p><strong>Unakıtan </strong>sonunda 2008 yılı Şubat ayı başında sözünü vermişti:</p>
<p>-          <strong>Daha düşük fiyatlı olan sofra şarabını kayıt altına almak için ÖTV’sinde indirim yapabiliriz. Yalnız indirim yaparsak sizi daha yakından izleriz. Eğer şarap üretim ve satışlarında kayıtlılık oranı artmazsa, verginizi anında yukarı çekeriz.</strong></p>
<p>Rahmetli <strong>Unakıtan, </strong>o günlerde sofra şarabının vergisini indirmiş, bir yılda kayıtlı ürün 60 milyon litreyi bulmuştu…</p>
<p>Kısacası <strong>“ölçülü ve öngörülebilir vergi” </strong>birçok sektörde olduğu gibi alkollü içki sektöründe de etkisini olumlu yönde gösteriyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘Discount’ta doyum noktasına gelindi, süper market tarafına da yöneleceğiz</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd654e00272-1778214222.png" alt="" width="333" height="392" /></span><strong>“JETEX-İGA Genel Havacılık Terminali” </strong>açılış buluşmasında A101 Yeni Mağazacılık A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Yaşar Aydın</strong>’la karşılaşınca Carrefoursa konusunu açtım:</p>
<p>-          <strong>Carrefoursa’nın yüzde 89.28 hissesini devralmak üzere Sabancı Holding ve Carrefour ile anlaştınız. Rekabet Kurulu’ndan izin çıkınca devir işlemleri başlayacak sanıyorum. Carrefoursa’yı satın alma hedefiniz neydi?</strong></p>
<p>Önce kısa yanıt verdi:</p>
<p>-          <strong>A101’le </strong>“discount market” <strong>(indirimli market) tarafında güçlü şekilde varız. Şimdi süpermarket tarafına da odaklanmak istiyoruz.</strong></p>
<p>Sonra planlarını biraz daha açtı:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizde </strong>“discount market” <strong>tarafında doyum noktasına ulaşıldı. Süpermarket tarafı önde gelen bir büyük grup ağırlıklı görünüyor. BİM, File ile süpermarket tarafında başarılı adımlar attı. Biz de Carreforsa ile o taraftaki eksikliğimizi gidermeyi planlıyoruz.</strong></p>
<p>Konuyu netleştirmek için yeniden sordum:</p>
<p>-          <strong>Yani, Carrefoursa mağazalarını zaman içinde </strong>“A101” <strong>zincirinin halkaları yapmayacaksınız anlaşılan?</strong></p>
<p>Yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Hayır, biz o mağazaları süpermarket olarak çalıştıracağız.</strong></p>
<p>İsim konusunu merak ettim:</p>
<p>-          <strong>Devir işlemleri gerçekleştikten sonra Carreforsa markasını 2 yıl kadar kullanma hakkınız var sanıyorum. Sonrası için marka, isim belirlediniz mi?</strong></p>
<p>İsim konusunda renk vermedi:</p>
<p>-          <strong>Henüz belirlemiş değiliz. İzinler çıkıp, devir işlemlerini tamamladıktan sonra o konuyu da gündemimize alacağız.</strong></p>
<p><strong>“Discount market”</strong>lerin önde gelen üçünün mağaza sayıları şöyle:</p>
<ul>
<li><strong>A101: </strong>Türkiye’nin 81 ilinde 13 bin 496 mağaza.</li>
<li><strong>BİM:</strong>Türkiye’deki mağaza sayısı 12 bin 462</li>
<li><strong>Şok:</strong>11 bini aşkın mağazası var.</li>
</ul>
<p>Süpermarket tarafında 3 markanın mağaza sayılarına baktım:</p>
<ul>
<li><strong>Migros: </strong>3 bin 812</li>
<li><strong>Carrefoursa:</strong>71 ilde 1250 mağaza</li>
<li><strong>File:</strong>312 mağaza</li>
</ul>
<p>A101 Yeni Mağazacılık, Carrefoursa’yı devraldığında, henüz faaliyet göstermediği süpermarket pazarında BİM'in File'sini geride bırakıp, Migros’un ardından ikinci sıraya yerleşecek…</p>
<p>A101 Yeni Mağazacılık’ın girişiyle birlikte süpermarketler arasındaki rekabet kızışacak gibi görünüyor…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2019da-278-milyon-litreye-inen-rakiyi-2025te-406-milyon-litreye-dengeli-vergi-mi-cikardi-78866</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/6/1280x720/unakitan-1778214068.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2019’da 27.8 milyon litreye inen rakıyı 2025’te 40.6 milyon litreye ‘dengeli vergi’ mi çıkardı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/rekor-borclanmada-uc-aylar-basladi-78865</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rekor borçlanmada &#039;üç aylar&#039; başladı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığı yoğun bir iç borçlanmaya başlıyor. Mayıs-temmuz arasında üç ayda Hazine 1 trilyon 653,3 milyar liralık rekor bir iç borçlanma gerçekleştirecek buna karşılık bu üç ayda 1 trilyon 510,9 milyar liralık iç borç ödemesi yapacak. Hazine bu yüklü programın ilk iki ihalesini bu hafta başında tamamladı. İhalelere faiz yüksek olmasına rağmen talep düşük kaldı. Uzmanlar her iki ihalede talebin faiz seviyesine rağmen oldukça düşük olmasını tahvil piyasasının enflasyon kısa vadeli faiz belirsizliğini fiyatladığı anlamına geldiğini belirtti.</p>
<h2>Talepler zayıf kaldı </h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd626c87017-1778213484.png" alt="" width="294" height="455" />Hazine açıkladığı iç borçlanma stratejisine göre mayısta 381.7 milyar lira, haziranda 561.9 milyar lira ve temmuzda 709.7 milyar lira ile 1 trilyon 653 milyar liralık rekor iç borçlanma yapmayı planlıyor. Önceki gün düzenlenen Hazine bonosunun yeniden ihracında toplam talep 39.8 milyar lira olurken basit faiz yüzde 41,46, bileşik faiz yüzde 42,51 hesaplandı, toplam satış 24.02 milyar lira oldu. Uzmanlar ihale faizinin piyasa faizi ile paralel gerçekleşse de talebin düşük olduğunu dile getirdi. Uzmanların hesaplamasına göre ihalede talep/satış rasyosu 1.62x ile düşük bir talebe işaret etti. 5 yıl vadeli sabit faizli tahvil ihalesine sadece 29.1 milyar lira talep gelirken, basit faiz yüzde 35,23, bileşik faiz ise yüzde 38,33 oldu. Hazine bu ihraçta sadece 20.22 milyar liralık satış yapabildi, faiz piyasa faizinden yüksek olsa da talep oldukça düşük kaldı. 5 yıl vadeli ihalede de talep /satış rasyosu 1.45x ile çok daha düşük seyretti.</p>
<h2>Piyasaya 339 milyar ödenecek </h2>
<p>Hazine’nin mayısta 347 milyar liralık iç borç geri ödemesi var. İlki 37.88 milyar lira olarak tamamlandı, 13 Mayıs’ta 72.4 milyar lira, 20 Mayıs’ta ayın en yüklü itfası 219.86 milyar lira ile yapılacakken, 22 Mayıs’ta da 16.8 milyar liralık ödeme olacak. Bu ödemelerin 339.1 milyar lirası piyasaya, 7.94 milyar lirası kamuya yapılacak. Hazine; 11 Mayıs’ta 2 yıl vadeli sabit kuponlu ve 4 yıl vadeli TÜFE’ye endeksli iki tahvil ihalesi, 12 Mayıs’ta 4 yıl vadeli TLREF’e endeksli tahvil ihalesi ile birlikte 2 yıl vadeli dolar cinsi tahvil ve kira sertifikası doğrudan satışları, 18 Mayıs’ta ise 1,5 yıl vadeli altın tahvili ve altına dayalı kira sertifikası doğrudan satışları düzenleyecek.</p>
<h2>TÜFE'ye endeksli tahvil </h2>
<p>Haziran ayında ise en yüklü geri ödemesi 373.12 milyar lira ile 17 Haziran’da yapılacak. 3 Haziran’da 9.23 milyar lira, 10 Haziran’da 67.5 milyar lira, 12 Haziran’da 107.6 milyar lira ve 26 Haziran’da 4.3 milyar lira olmak üzere toplam aylık geri ödeme 561 milyar 949 milyon lirayı bulacak. Haziranda 8 Mayıs'ta 2 yıl vadeli kira sertifikasının doğrudan ihracı ile 4 yıl vadeli TÜFE'ye endeksli tahvil ihalesi yapılacak. 10 Haziran'da 4 yıl vadeli TLREF endeksli tahvilin yeniden ihracı, 4 yıl vadeli değişken faizli tahvilin ihalesi gerçekleştirilecekken 11 Haziran'da 1 yıl vadeli altın tahvil ile altına dayalı kira sertifikası doğrudan satışı olacak. 15 Haziran'da 11 ay vadeli Hazine bonosu ilk kez ihraç edilecek, aynı gün 2 yıl vadeli sabit faizli tahvilin yeniden ihracı yapılacak. 16 Haziran'da 4 yıl vadeli TLREFK endeksli kira sertifikası doğrudan satılacak ve 5 yıl vadeli sabit kuponlu tahvil ile 9 yıl vadeli sabit faizli tahvil ihraç edilecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">En yüklü borçlanma ve itfa temmuzda gerçekleştirilecek</span></h2>
<p>Üç ayın en yüklü borçlanması ve itfası temmuzda gerçekleştirilecek. Hazine programına göre temmuzda toplam 602 milyar TL’lik iç borç servisine karşılık toplam 709.7 milyar TL’lik iç borçlanma planlanıyor. Takvime göre 1 Temmuz’da 4.4 milyar lira, 3 Temmuz’da 83.3 milyar lira, 8 Temmuz’da 56.6 milyar lira, 15 Temmuz’da 132 milyar lira, 22 Temmuz’da ise 325 milyar lira, 29 Temmuz’da da 590 milyon liralık iç borç servisi gerçekleştirilecek. Bu miktarın 580.14 milyar lirası piyasaya ödenecek. Temmuz takviminde 2 Temmuzda 2 yıl vadeli altın tahvili ve kira sertifikası doğrudan satılacak, 6 Temmuz'da 2 yıl vadeli tahvil, 7 Temmuz'da 5 yıl vadeli tahvil ihraç edilecek. 20 Temmuz'da 10 ay vadeli bono yeniden ihraç yapılacakken, aynı gün 5 yıl vadeli kira sertifikası doğrudan satılacak. 21 Temmuz'da 2 yıl vadeli dolar cinsi devlet tahvili ile kira sertifikası doğrudan satış yöntemiyle sunulacak, 4 yıl vadeli TLREF endeksli tahvil ihraç edilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/rekor-borclanmada-uc-aylar-basladi-78865</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/5/1280x720/lira-para-1778213523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı en yüklü iç borç ödeme ve borçlanmasına çıkıyor. Mayıs-temmuzu kapsayan üç ayda 1.65 trilyon liralık rekor iç borçlanma gerçekleştirilecekken en yüklü itfa temmuz ayında olacak. Hazine’nin bu ayki ilk iki ihalesine talep ise oldukça düşük kaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/anadolunun-seramik-kulturu-bursada-konusuldu-78907</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anadolu’nun seramik kültürü Bursa’da konuşuldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Osmanlı'nın ilk payitahtı Bursa’nın fethinin 700. yılını 17 ilçede düzenlediği etkinliklerle kutlayan Bursa Büyükşehir Belediyesi, kültürel mirasa yaraşır bir programa daha ev sahipliği yaptı. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü iş birliğinde düzenlenen ‘Anadolu Seramik Kültürü Sempozyumu: Topraktan Gelen Hafıza’ sempozyumu, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde gerçekleştiriliyor. Program, 7-9 Mayıs tarihleri arasında farklı disiplinlerden akademisyenlerin ve uzmanların katkılarıyla düzenleniyor. Sempozyumda; seramik üretim gelenekleri, tarihsel gelişim süreçleri ve günümüz sanatına yansımaları kapsamlı bir şekilde değerlendiriliyor. Programın açılış bölümünde konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 2026 yılını Bursa’nın Fethi’nin 700. Yılı’na ithaf ettiklerini hatırlatarak birçok önemli program düzenlendiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd96a744f37-1778226855.jpeg" alt="" width="488" height="325" /></p>
<h2><strong>Geçmişle gelecek arasında kültür köprüsü</strong></h2>
<p>Bursa’nın, medeniyetlerin kök saldığı, gelişip büyüdüğü ve şekillenerek bugünlere ulaştığı kadim bir dünya merkezi olduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, 700 yıl önce atılan adımların hala Anadolu kültürünü, mutfağını, yaşamını, sanatını ve hafızasını beslediğini ifade etti. Seramik sanatının da tarihin güçlü hafızalarından birisi olduğunu dile getiren Başkan Vekili Biba, “Seramik sanatı, geçmişten bugüne uzanan bir kültür köprüsüdür. Bursamızın adını dünyaya duyuran İznik çinisi de Osmanlı’nın estetik anlayışını ve sanat yaklaşımını ortaya koyan kadim bir mirastır” dedi.</p>
<h2><strong>Arkeolojik kazılara destek</strong></h2>
<p>Bursa’da yürütülen arkeolojik kazılara Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin destek vermeye devam ettiğini anlatan Başkan Vekili Biba, Anadolu’nun en eski yerleşim izlerini taşıyan Aktopraklık Höyüğü'nün ve İznik Çini Fırınları kazılarının önemine değindi. Sempozyumun, kültürel mirasın anlaşılması, korunması ve geleceğe aktarılması noktasında kıymetli bir adım olduğunu söyleyen Başkan Vekili Biba, “Alanında uzman akademisyenlerin, araştırmacıların ve sanatçıların katkılarıyla iki gün boyunca gerçekleştirilecek oturumlar, sunulacak bildiriler ve Bursa gezisi sayesinde geçmişin birikimi ile günümüz kültür-sanat anlayışı arasında güçlü bir bağ kurulacaktır. Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak tarihi ve kültürel mirasa her zaman sahip çıktık ve çıkıyoruz. Değerlerimizi yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı büyük bir sorumluluk olarak görüyoruz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fd96bc76cce-1778226876.jpeg" alt="" width="606" height="404" /></p>
<h2><strong>“Çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi”</strong></h2>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Birol İnceciköz ise seramik kültürünün insanın toprakla kurduğu ilişkinin, üretim bilgisinin, estetik anlayışının binlerce yıllık yansıması olduğunu belirtti. Seramik sanatının, insan tarihinin her döneminde ilgi gördüğünü, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde ise zirveye ulaştığını anlatan İnceciköz, “Başta İznik olmak üzere Kütahya gibi önemli üretim merkezlerinde gelişen çinicilik, dünya sanat tarihinde özgün bir yere geldi. Özellikle Osmanlı sarayının himayesinde gelişen İznik çinileri, camilerin kubbelerinde, sarayların duvarlarında ve en nadide köşelerinde hayat buldu. Mekanlar yalnızca süslemekte kalınmamış, ortama ruh kazandırılarak anlam katılmıştır. Bursa’nın fethinin 700. yıl dönümünde gerçekleştirilen sempozyumun, Anadolu seramik kültürüne dair yeni akademik açılımlar sağlayacağına inanıyorum” dedi. Uludağ Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Şahin de seramik kültürünün arkeoloji için taşıdığı değere dikkat çekti. Sempozyumda sunulacak bildirilerin Anadolu seramik literatürüne önemli katkılar sağlayacağını ifade eden Şahin, emeği geçenlere teşekkür etti.</p>
<p>Sempozyum kapsamında, 3 gün boyunca alanında uzman isimlerin katılımıyla toplam 9 oturum yapılacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/anadolunun-seramik-kulturu-bursada-konusuldu-78907</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/7/1280x720/anadolunun-seramik-kulturu-bursada-konusuldu-1778226908.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin Bursa&#039;nın fethinin 700. yılı etkinlikleri kapsamında düzenlediği sempozyumda, Anadolu’nun binlerce yıllık seramik geleneği uzman isimler tarafından kültürel, sanatsal ve tarihsel yönleriyle konuşuluyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hangi-site-sahtekar-ile-tamahkari-bulusturan-katalog-hizmeti-veriyor-78893</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hangi site sahtekar ile tamahkarı buluşturan katalog hizmeti veriyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Her gün gazetelerde okuyor, televizyonlarda izliyoruz. Tağşişli veya taklit ürünler yakalanıyor. Üreticileri de afişe ediliyor. Ediliyor da ne oluyor? Hiçbir şey. Bunların arasında defalarca yakalanıp da üretim izni iptal edilen biri var mı? Yok. Akhisarlı zeytinyağı üreticisi Mustafa Alhat da bu durumu sosyal medya paylaşımıyla anlatmış:</p>
<p>“İzmirde arabanı kordona park edip döndüğünde sileceğine iliştirilmiş bir kartvizit bulursun. Şuh bir kadın fotoğrafı ve bir numara... Şöyle bir site hayal edin. İçişleri bakanlığı fuhuştan yakalananları orada teşhir etse. Gizli saklı yapan utanır tabi de, bu kartvizit dağıttıranlar için bedava reklam olmaz mı? Site ismi de guvenilirmasaj. gov.tr. Ama İçişleri Bakanlığı geç kaldı. Bu fikri 10 sene önce Tarım Bakanlığı akıl etti: www.guvenilirgida.gov.tr</p>
<p> </p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69fd7565b30b4-1778218341.png" alt="" width="397" height="324" />
<figcaption><strong>Üretim iznine sahip ama ucuz sahte gıda kullanmak isteyenler bu listeleri takip ediyor ve arayıp “sizi tağşiş listesinden buldum üretim izniniz devam ediyorsa bize de o mallardan getirin” diyorlarmış.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Şimdi içeriği zenginleşti ama eskiden sadece tağşiş listesi vardı. Domain adına bakınca düzgün markaları bulacağını beklersin di mi? Tam tersine sadece suçlular var. Bu liste ilk çıktığında sektöre korku saldı, doğru. Ama şu anda sahtekar ile tamahkarı buluşturan katalog hizmeti veriyor. Nasıl mı? Normal vatandaş listeyi takip etsin ve bu markaları almasın diye yayınlanıyor değil mi? İnsanlar bir iki baktı sıkıldı. Ama bu listeleri takip eden başkaları var. Otel, restoran ve hazır yemek şirketlerinin sorumluluğu üretim izni olan firmaların ürünlerini kullanmak. Bakanlık denetime geldiğinde tenekede üretim izni yoksa ceza yerler. Ürünün sahte olup olmaması üreticinin sorumluluğunda. Üretim iznine sahip ama ucuz sahte gıda kullanmak isteyenler bu listeleri takip ediyor ve arayıp 'sizi listeden buldum, üretim izniniz sürüyorsa bize de o mallardan getirin' diyorlarmış. Bu firma defalarca yakalanmış ama üretim izni iptal edilmiyor. Ve şu an en mutlu olduğu zamandır kesin. Çünkü artık haber kanalları da bedava reklamını yapıyor.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hangi-site-sahtekar-ile-tamahkari-bulusturan-katalog-hizmeti-veriyor-78893</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hangi site sahtekar ile tamahkarı buluşturan katalog hizmeti veriyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-geliyor-yonetici-tukeniyor-78881</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ geliyor, yönetici tükeniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLMİ GÜVENAL - </strong><strong>İŞ İNSANI-YAZAR</strong></p>
<p><strong>Yönetici rolü yılların tortusunu toplamış durumda. Uyum dosyaları. Bitmeyen eskalasyon zincirleri. Kimsenin okumadığı performans dokümantasyonu. Kimsenin iptal etmeye cesaret edemediği toplantılar. Son dönem Osmanlı bürokrasisi de benzer mantıkla çalışıyordu.</strong></p>
<p><strong>Beşte bir. </strong></p>
<p>Gallup’un 2026 raporuna göre dünyada çalışanların yalnızca beşte biri işine bağlı görünüyor. Yüz elli bin kişi, 160 ülke. Çalışanların dikkatini, enerjisini ve kopuşunu bu kadar uzun süre ve bu kadar geniş ölçekte izleyen başka çalışma pek yok.</p>
<p>Yüzde 20 bağlı.  Geri kalan ya işi sürüklüyor ya da duygusal olarak çoktan çıkmış. Son yılların en düşük seviyesi. Aynı anda kurumsal tarihin en büyük yatırım dalgalarından biri yapay zekâya akıyor. BCG ile Dünya İnsan Yönetimi Dernekleri Federasyonu, mart ayında 115 pazardan 7 binden fazla liderle konuştu. Stratejik işgücü planlaması önem sıralamasında iki numaraya çıktı. Dijital HR çözümleri üç yılda 13 basamak yükseldi. Araştırma tarihinin en büyük sıçraması. Yapay zekâya değen her başlık yukarı gidiyor.</p>
<p>Aynı kurumlara dair iki veri. Biri insanın sistemden koptuğunu söylüyor. Diğeri sistemin insana daha fazla teknoloji yüklemeye hazırlandığını. Yapay zekâ programı bu bağlılık zemininin üzerine kuruluyor. O zemin şu anda çatlıyor.</p>
<p><strong>Fark yaratan kalemler görünür</strong></p>
<p>BCG raporu “bağlılık artık önemsiz, boş verin” demiyor. Böyle okumak haksızlık olur. Tam tersine, bağlılık ve çalışan deneyimi için “artık farklılaştırıcı değil, temel hijyen” diyor.</p>
<p>Yüzeyde mantıklı. Ama sermaye yeniden dağıtılırken ilk yenilen şey genellikle tarif olur. Temel kabul edilen kalemler çeyrek bazlı karşılaştırmada görünmez. Fark yaratan kalemler görünür. “İkisi de önemli, ikisini de yapalım” cümlesinin yanına net bir öncelik sırası koymazsan, sistem zaten hangi tarafa akacağını bilir.</p>
<p>Bu düzenden kim besleniyor? Yapay zekâ programlarını yönetenlerin önünde somut bir takvim var. Bir sonraki yönetim kurulu toplantısına kadar ROI göstermek zorundalar. Kullanım oranı, otomasyonla düşen maliyet, entegrasyon adımları. Bunların hepsi bu çeyrekte rakama dönüşebiliyor.</p>
<p>Bağlılık öyle dönüşmüyor. İkinci çeyrekte bağlılık endeksi üç puan düştü diye koltuğunu kaybeden yönetici pek yok. Üçüncü çeyrekte yapay zekâ hedefini tutturamadığı için fırça yiyen çok. BCG verisinde çalışan bağlılığı ve wellbeing başlığı 2023-2026 arasında önem sıralamasında yedi basamak gerilemiş. Ödül ve takdir başlıkları altı basamak düşmüş. Yönetim kuruluna sunulabilir yeni bir kategori sisteme girdiğinde kurgu hep böyle çalışır. Bu defa adı yapay zekâ oldu.</p>
<p>Kariyerimin büyük kısmında dönüşüm programlarının neden patladığını klasik danışman gerekçeleriyle açıkladım. Yanlış araç. Yanlış sıralama. Yetersiz sahiplenme.</p>
<p><strong>Yönetici bağlılığı üç yılda </strong><strong>yüzde 31’den 22’ye düşmüş</strong></p>
<p>Sonra üç yıl geçti. Başka bir odada, aynı logolarla, üçüncü dönüşümü konuşurken aynı post-mortem’i dinledim. Kabahat yine araçlara çıkarıldı. Oysa araçlar çoğu zaman fena değildi. Eksik olan şey daha basitti. İcra sorumluluğu taşıyan insanlar, değişim kapıya gelmeden önce kafaca işten çekilmişti.</p>
<p>Gallup verisi deseni netleştiriyor. Yönetici bağlılığı üç yılda yüzde 31’den 22’ye düşmüş. Gallup, ekip bağlılığındaki farkın büyük kısmını yöneticinin açıkladığını söylüyor; yaklaşık yüzde 70. Daha temkinli çalışmalar bu etkiyi yüzde 30-50 bandına yerleştiriyor.</p>
<p>Hangi sayıya yaslanırsan yaslan, satır arası değişmiyor. Sahaya en yakın kaldıraç, yani yönetici, sessizce kırılırken kurumların çoğu refleks olarak o kaldıracın üzerine daha fazla ağırlık koydu.</p>
<p><strong>Rolün içini temizlersen, </strong><strong>geri kalanı takip eder</strong></p>
<p>Bu çöküşü üç açıdan okumak mümkün:</p>
<p>Birinci okuma bana yakın. Yönetici rolü yıllar içinde idari tortuyla aşırı yüklendi. Yapay zekâ programları zaten tıkanmış bir fonksiyonun üzerine geldi. Rolün içini temizlersen, geri kalanı takip eder.  İkinci okuma yönetici sınıfının duymak istemeyeceği türden. Bazı yönetici işlerini gerçekten yapay zekâ ile ikame etmek mümkün. Sermayeyi yönetenler bunu, ikame tamamlanmadan önce sezebilir. Kapasiteyi yerine koymak, alttaki sinyali değiştirmez. Üçüncü okuma makro. Yapay zekâ kaynaklı iş kaybı korkusu, pandemi sonrası kronik stres, hemen her kıtada artan siyasi gerilim, üstüne iklim belirsizliği. Eğer baskın etken buysa, yapacağın bütün audit’ler eğriyi biraz oynatır ama trendi çeviremez.</p>
<p>Ben birinci okumaya göre hareket ediyorum. En doğru okuma olduğundan değil. Elimde kullanabileceğim kaldıraç orada olduğu için. Dürüst pozisyon şu: Üçü aynı anda kısmen doğru olabilir.</p>
<p>Yönetici rolü yılların tortusunu toplamış durumda. Uyum dosyaları. Bitmeyen eskalasyon zincirleri. Kimsenin okumadığı performans dokümantasyonu. Kimsenin iptal etmeye cesaret edemediği toplantılar. Son dönem Osmanlı bürokrasisi de benzer mantıkla çalışıyordu. Her ıslahat eski yapının üzerine yeni bir katman ekledi. Hiçbir reform eski katmanı sökmedi. Tanzimat’ı yazan kadrolar, 19. yüzyılın sonunda, kullanmak zorunda oldukları kurumun bizzat değişimin önündeki engel olduğunu görüyordu.</p>
<p>Biz de ölçüm mimarisini böyle kurduk. Bağlılığı yönetim kurulu seviyesinde görünmez kılan bir raporlama düzeni inşa ettik. Adına “önceliklendirme” dedik. Yönetim kurulu kitapçığına “son üç yılda yönetici bağlılığı kaç puan düştü ve kim bunun hesabını verecek?” sorusunu koyan çok az CHRO gördüm. Üst düzey prim kriterlerine arka arkaya gelen bağlılık düşüşünü ceza kalemi olarak yazan neredeyse hiç görmedim. Bu kasıtlı bir ihmal olarak tasarlanmadı. Bağlılık diye bir kategori doğmadan önce kurulmuş bir yönetişim iskeletini devraldık. Sonra da “bugün kursak böyle kurar mıydık?” diye sormadık.</p>
<p>Bu sistemin dışında değiliz. Biz kurduk. Biz sürdürüyoruz. Çoğumuz, çoğu zaman, bu sayede kazanıyoruz.</p>
<p>Döngü temiz çalışıyor. Yapay zekâ programları zaten aşırı yüklenmiş yöneticilerin üzerine iniyor. Yürütme kalitesi düşüyor. Üst yönetim takvimi sıkıyor. Yöneticinin zihinsel marjı daralıyor. Ekip bağlılığı aşağı geliyor. Baskı artıyor. Sonra aynı sistem yöneticiden daha fazla dönüşüm taşımasını istiyor.</p>
<p>Yönetici rolü için sıfır bazlı bir tarama gerekiyor. Wellness programı değil. Liderlik eğitimi de değil. Bugün rolün içinde ne var? Bu rolü sıfırdan tasarlasak hangilerini kesinlikle içine koymazdık? Bu soruya dürüst cevap vermeden hiçbir şey düzelmez. Bazı işler yıllardır otomasyona uygun ama kimse uğraşmadığı için hâlâ insan üzerinden dönüyor. Bazı işler, bir fonksiyonun varlığını savunmak için yöneticinin üzerine yıkılmış. Bazısı da kimsenin ciddiye almadığı, regülatör için üretilip kimsenin okumadığı uyum gösterisi.</p>
<p>Bu reçete danışman klasörlerinde de var. BCG’nin “Four Power Moves” anlatısı temelde bu yöne bakıyor. Fark, bence sıralamada. Önce kapasiteyi geri alacaksın. Sonra yeni program yükleyeceksin. Büyük kurumların çoğu bunu tersinden yapıyor. O yüzden ajanda her turda aynı sonucu üretiyor. Bu taramayı kim yapacak? Kurul değil. Komite değil. Task force değil.</p>
<p>Komiteler kendi girdilerini ortadan kaldırmaz. Bu işi, performansı mevcut mimariyi korumaya bağlı olmayan bir üst yönetici yapabilir. Kâğıt üzerinde en bariz aday CHRO’dur. Tam da bu yüzden pratikte zor olur. Yönetim kurulu odasına doğru teşhisle girip, KPI’leri çeyreklik olan meslektaşları tarafından o teşhisin kenara itildiğini defalarca gördüm.</p>
<p>Nesiller ötesi kurumlar stratejiyle değil, krizlerde yeniden tasarlanır. Yakında çıkacak kitabımda bu meseleyi daha geniş ele alıyorum. İbn Haldun, 14. yüzyılda medeniyet döngülerini anlatırken buna asabiyetin ölümü diyordu. İlk nesilde insanları bir arada tutan ortak maksat, dördüncü nesilde yerini prosedür uyumuna bırakır. Bugün gördüğümüz şey biraz bu.</p>
<p>Yüzde 20 bağlılık, yaklaşan felaketten önce gelen uyarı değil. Pek çok kurum için normalleşmiş seviye. Geri kalan yüzde 80, ekstra gayretin maliyeti ile aldığı karşılık arasındaki oranı kendince hesapladı ve makul bir sonuca vardı. Bu oyun, fazla veren için kârlı değil. O hesap ancak dışarıdan gelen bir şokla değişir. Yetkin insanları silkeleyen bir istifa dalgası. Yönetici kapasitesi sorununu çözen rakibin üç puan pazar payı alması. Yapay zekâ yatırımından üst üste iki çeyrek ROI alamayan bir yönetim kurulunun, “aynı teknoloji orada niye çalışıyor da bizde çalışmıyor?” diye sormaya başlaması.</p>
<p>Şu anda yönetici kapasitesini arka plan değişkeni sayıp üzerine yapay zekâ yükü bindiren kurumların yaptığı şey strateji değil. Zar atıyorlar. İddiaları şu: Zemin, yapay zekâ yatırımı kendini amorti edene kadar dayanacak. Çatlaklar taşıyıcı kirişe ulaşmadan iş bitecek. Bazı zeminler beklediğinizden uzun dayanır. Bazıları ansızın çöker.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Aşırı yüklenme pek çok </strong><strong>yerde aynı anda yaşanıyor</strong></span></p>
<p>Ucuz peynir pahalı kapanın içindedir. Buradaki peynir de “verimlilik” diye sunuluyor. MIT’nin NANDA projesi, üretken yapay zekâ pilotlarının yüzde 95’inde ölçülebilir getiri oluşmadığını rapor etti. “Getiri yok” tanımının eşiği ve zaman penceresi tartışmaya açık; eleştirenler de var. Ama ciddi bakan hiçbir çalışma “aslında gayet iyi gidiyor” demiyor. Yön aynı yön. Eğer yönetici kapasitesi bu kadar sert düşüyorsa, doğal soru şu: İyi yöneticiler neden rolü daha düzgün tasarlanmış kurumlara kaçmıyor?</p>
<p>Bir kısmı kaçıyor. Çoğu kaçamıyor. Çünkü aşırı yüklenme pek çok yerde aynı anda yaşanıyor. Desenin büyük ölçekli kurumlarda yoğunlaşması tesadüf değil. BCG verisinde KOBİ liginde hâlâ kültür, ödül ve beceri başlıkları öne çıkıyor. Bu yazı daha çok çok uluslu holdingler, halka açık şirketler ve özel sermaye fonu portföylerindeki yapılar için geçerli. Ortaklıklar, aile şirketleri ve patron işyerleri aynı meseleyi başka türlü yaşıyor. Onların patolojileri ayrı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-geliyor-yonetici-tukeniyor-78881</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/1/1280x720/patron-yapay-zeka-1778219081.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ geliyor, yönetici tükeniyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-caginda-reklam-tuketici-davranisi-nasil-yeniden-sekilleniyor-78880</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ çağında reklam: Tüketici davranışı nasıl yeniden şekilleniyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET BELİKTAY - </strong><strong>Dijifabrik Agency Yönetici Ortağı</strong></p>
<p>Reklamcılık dünyası, yapay zekânın etkisiyle yalnızca hızlanan değil, aynı zamanda kökten dönüşen bir döneme girdi. Artık mesele daha fazla içerik üretmek değil; doğru anda, doğru kişiye, gerçek hissettiren deneyimler sunmak. Bu değişim, markaların iletişim biçimlerini yeniden tanımlarken, tüketicinin beklentilerini ve karar alma süreçlerini de derinden etkiliyor.</p>
<p><strong>“Karar ortağı”na dönüşüyor</strong></p>
<p>Yapay zekâ, artık sadece bir araç değil; giderek daha fazla “karar ortağı” rolü üstleniyor. Eskiden veri, yaratıcı sürecin arka planında yer alırken bugün sürecin merkezine yerleşmiş durumda. Hangi içeriğin üretileceğinden, kime nasıl ulaşılacağına kadar pek çok karar artık veriyle birlikte, hatta çoğu zaman veri üzerinden şekilleniyor. Bu da pazarlama ve reklam dünyasında daha önce görülmemiş bir hız ve ölçek yaratıyor.</p>
<p>Son birkaç yılda yaşanan en büyük kırılma ise üretken yapay zekânın kitleselleşmesi oldu. Artık şirketlerin büyük bir bölümü yapay zekâyı aktif olarak kullanıyor. Bu durum, teknolojiyi bir inovasyon alanı olmaktan çıkarıp işin operasyonel bir parçası haline getirdi. Aynı zamanda içerik üretim maliyetlerinin düşmesi ve hiper kişiselleştirme imkânlarının artması, reklamcılığın doğasını tamamen değiştirdi. Yapay zekâ yalnızca üretmiyor; planlıyor, optimize ediyor ve hatta aksiyon alabiliyor.</p>
<p>Bu dönüşümün tüketici tarafındaki etkisi ise oldukça çarpıcı. Yapay zekâ sayesinde içerik üretimi hızlanırken, reklamlar da giderek birbirine benzemeye başladı. Kusursuzluk arttıkça farklılık azaldı. Bu noktada tüketicinin beklentisi değişti: Artık sadece iyi üretilmiş içerikler değil, “gerçek hissettiren” içerikler öne çıkıyor. Karar verme sürecinde belirleyici olan şey teknik mükemmeliyet değil; samimiyet duygusu.</p>
<p><strong>Hassas denge kişiselleştrime</strong></p>
<p>Kişiselleştirme ise bu yeni dönemin en güçlü ama en hassas alanlarından biri. Doğru kullanıldığında tüketicide “beni anlıyor” hissi yaratarak güçlü bir bağ kuruyor. Ancak bu denge çok kırılgan. Aynı yaklaşım, kolayca “beni ne kadar tanıyor?” sorusuna dönüşebiliyor. Tüketici artık bilinçli; verisinin kullanıldığını biliyor ve bunun sınırlarını sorguluyor. Bu nedenle kişiselleştirme, ancak doğru dozda ve doğru bağlamda anlam kazanıyor.</p>
<p>Benzer şekilde, yapay zekâ tarafından üretilen içeriklerin algısı da güvenle doğrudan ilişkili. Tüketici çoğu zaman bir içeriğin yapay zekâ ile üretilip üretilmediğini teknik olarak ayırt edemese de, his düzeyinde bunu sezebiliyor. Aşırı kusursuz, pürüzsüz ve “herkese hitap eden” içerikler yapay bir his yaratabiliyor. Oysa güven, hatasızlıktan değil; insani dokunuştan besleniyor.</p>
<p><strong>Veri, mahremiyet ve etik sınır</strong></p>
<p>Veri kullanımı ve mahremiyet konusu da bu dönüşümün en kritik başlıklarından biri. Yapay zekâ, markalara tüketiciyi derinlemesine anlama gücü verirken, aynı zamanda ince bir etik çizgi yaratıyor. Tüketici, kendisine değer katıldığı sürece verisinin kullanılmasına açık. Ancak bu sınır aşıldığında, fayda hissi hızla rahatsızlığa dönüşebiliyor. Bu nedenle rekabet artık kimin daha fazla veriye sahip olduğunda değil; kimin bu veriyi güveni zedelemeden kullanabildiğinde şekilleniyor.</p>
<p>Yaratıcılık tarafında ise çift yönlü bir etki söz konusu. Yapay zekâ üretimi hızlandırıyor, alternatifleri çoğaltıyor ve yeni imkânlar sunuyor. Ancak aynı zamanda ekip içi fikir geliştirme süreçlerini kısaltarak derinliği azaltma riski de taşıyor. Eskiden uzun tartışmalarla, deneme-yanılmalarla ortaya çıkan fikirler, bugün çok daha hızlı finalize edilebiliyor. Bu da daha fazla içerik, ancak zaman zaman daha az özgünlük anlamına geliyor. Bu yüzden asıl mesele yapay zekâyı kullanmak değil; onu yaratıcı düşüncenin yerine koymamak.</p>
<p>Ajans yapıları da bu dönüşümle birlikte evriliyor. Kreatif ekipler artık sadece üretici değil; seçici, yönlendirici ve stratejik karar verici roller üstleniyor. Yapay zekâyı doğru kullanan profesyoneller için ise çok daha geniş bir gelişim alanı oluşuyor. Artık disiplinler arası geçişler mümkün; bir kreatif hem yazabiliyor, hem görselleştirebiliyor, hem de stratejik katkı sunabiliyor.</p>
<p><strong>Markalar için kritik tercih</strong></p>
<p>Markalar açısından bakıldığında, yapay zekâyı konumlandırma biçimi kritik bir fark yaratıyor. Onu yalnızca bir araç olarak görmek potansiyeli sınırlarken, tamamen bir “karar verici” olarak görmek de risk taşıyor. Doğru yaklaşım; yapay zekâyı analiz eden, öneren ve hızlandıran bir partner olarak konumlandırmak, ancak nihai kararı insanda bırakmak.</p>
<p>Bu noktada markalar arasında belirgin bir ayrışma oluşuyor. Yapay zekâyı yanlış kullananlar daha fazla içerik üretiyor, ancak anlamı inceltiyor. Görünürlükleri artıyor ama etkileri zayıflıyor. Doğru kullananlar ise daha az ama daha net iletişim kuruyor; Hatırlana bilirliklerini güçlendiriyor.</p>
<p>Türkiye özelinde bakıldığında ise ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Türkiye, teknoloji üretiminde lider olmasa da adaptasyon hızında oldukça güçlü bir pazar. Yeni araçlar ve platformlar hızlıca benimseniyor ve uygulanıyor. Ancak yapay zekâ hâlâ ağırlıklı olarak içerik ve iletişim tarafında kullanılıyor. Global pazarlarda ise daha çok iş modeli ve ürün geliştirme seviyesinde konumlanıyor. Bu da Türkiye’yi hızlı adapte olan ama henüz yön veren tarafta olmayan bir noktaya yerleştiriyor.</p>
<p>Geleceğe bakıldığında ise en büyük dönüşümün, reklamın doğasında yaşanması bekleniyor. Önümüzdeki yıllarda reklam; sabit kampanyalar yerine, kullanıcıya göre anlık olarak şekillenen dinamik deneyimlere dönüşecek. “En iyi kampanya” kavramı yerini “en doğru an ve en doğru mesaj”a bırakacak. Markalar içerik üretmekten çok, kendi kendini sürekli üreten sistemler kurmaya odaklanacak.</p>
<p>Bu değişim, tüketici–marka ilişkisini de yeniden tanımlıyor. Tek yönlü iletişim yerini gerçek zamanlı ve karşılıklı etkileşime bırakıyor. Ancak bu kişiselleşme, beklentiyi de aynı ölçüde artırıyor. Tüketici artık sadece kendisine uygun içerik değil; kendisini gerçekten anlayan ve tutarlı bir deneyim sunan markalar bekliyor. Sadakat ise kampanyalarla değil, her temas noktasında kurulan bu tutarlılıkla inşa ediliyor.</p>
<p>Tüm bu dönüşümün merkezinde ise hâlâ insan var. Belki de bu çağın en kritik mesajı burada yatıyor: Kusursuz olmaya çalışmak yerine, gerçek kalabilmek. Çünkü teknoloji her şeyi mükemmelleştirdikçe, farklılık yaratan şey kusursuzluk değil; insani dokunuş oluyor. Ve günün sonunda, tüketiciyle bağ kuran da tam olarak bu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-caginda-reklam-tuketici-davranisi-nasil-yeniden-sekilleniyor-78880</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ çağında reklam: Tüketici davranışı nasıl yeniden şekilleniyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/en-cok-merak-edilen-dis-politika-sorusu-turkiye-avrupa-gucu-mu-orta-dogu-aktoru-mu-78878</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> En çok merak edilen dış politika sorusu: Türkiye Avrupa gücü mü, Orta Doğu aktörü mü?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yakın geçmişte bilirdik ki, yerimiz Batı’da Avrupa’da. Bugün “Neredeyiz?” diye sorma ihtiyacı duyuyor musunuz siz de? Kişisel ve psikolojik tandanslı bir arayış sorusu değil. Güçlü bir dış politika sorusu. Her şeyin değiştiği gibi sorularımızın tonu, maksadı, hedefi de kaydı.</p>
<p>Biz; kendimizi Avrupa’nın ayrılmaz güvenlik parçası, NATO’nun vazgeçilmez üyesi, Orta Doğu’nun ateşini söndürmeye çalışan bölgesel aktör, Kafkasya ve Karadeniz hattında ağırlığı olan “orta güç” olarak tanımlayabiliriz. Dış politika ise başkalarının sizi nasıl okuduğuyla sonuç üretiyor.</p>
<p><em>Türkiye’nin stratejik marka konumlanması bulanık. Avrupa için fazla Orta Doğulu, Orta Doğu için fazla NATO’cu, NATO için fazla bağımsız, bağımsızlık iddiası için fazla Batı’ya bağımlı. </em></p>
<p>Diplomasi geleneğinden gelen gazeteci – dış politika yorumcusu Barçın Yinanç’la gerçekleştirdiğim söyleşinin bende bıraktığı iz; “…dünyanın kavşağında, yer kürenin en güzel coğrafyasında…” gibi THY anonsu reklamsı cümleler iz bırakmadan teğet geçiyor. Anlamı şu:“coğrafya stratejiye tek başına dönüşemiyor.”</p>
<p><strong>Alkış geçti, hafıza kaldı; coşkunun faturası ağır oldu</strong></p>
<p>Türkiye’nin (tek tek son kez sayasacağım); Avrupa, Orta Doğu, Kafkasya, Karadeniz ve Akdeniz arasındaki konumu her zaman benzersizdi, hep de öyle olacak. Coğrafyayı dış politika ağırlığına çevirmek için güven gerekiyor. Sonra hukuk gerekiyor. Yanında ekonomik öngörülebilirlik gerekiyor. Bir de diplomatik dil şart. En önemlisi de süreklilik. Tıkandığımız en kritik nokta, buyrun yine iletişim!</p>
<p>Sert çıkışları, masaya yumruk vurmayı, öngörülemezliği, oyunu bozan tavrı, dış politikanın manevra alanı gibi gördük. Miting meydanlarında, Meclis’te, TV ekranlarında alkışlandı. “Helal olsun” dedirtti.</p>
<p>Dış politika konuşulan salonlarda alkışın ömrü kısa, hafızanın ömrü uzun. O sözler, o çıkışlar, o kriz anları, yıllar sonra başka masalarda önümüze dosya olarak geldi.</p>
<p><strong>Stratejik otonomi mi, yanlış mesaj mı?</strong></p>
<p>Bugün Türk dış politikasında kritik meselelerden biri “stratejik otonomi” arayışı. Türkiye gibi orta büyüklükte, jeopolitik konumu güçlü, askeri kapasitesi yüksek, savunma sanayisini geliştirmiş bir ülkenin tek bir eksene sıkışmak istememesi anlaşılır. Türkiye elbette Avrupa ile ilişkisini sürdürürken BRICS’i, Şanghay İşbirliği Örgütü’nü, Körfez sermayesini, Afrika pazarlarını, Orta Koridor’u izleyecek. Bunların hiçbirinde şaşılacak bir yan yok.</p>
<p><strong>Çok yönlü olmak başka, yönsüz olmak aynı şey değil</strong></p>
<p>Hükümet, “Avrupa’nın güvenliği Türkiye olmadan düşünülemez” dediğinde anlıyoruz ki, kendisini Avrupa güvenliğinin parçası olarak tarif ediyor. Yinanç’ın ifadesiyle “Ben sizin jandarmanız olurum demiyor; ben o güvenlik mimarisinin içindeyim” diyor. Ama aynı anda Avrupa’ya dönük sert, mesafeli, küçümseyici söylemler ve yeni kimlik vurguları öne çıktığında Avrupa’da başka bir okuma devreye giriyor: “Türkiye zaten Avrupalı değil ki.”</p>
<p><em>Stratejik otonomi, doğru anlatıldığında “değer”; yanlış anlatıldığında eksen kayması delili haline geliyor. Çok yönlü dış politika doğal. Çok yönlülük ile yönsüzlük arasındaki çizgi, diplomatik dilin kalitesiyle belirleniyor.</em></p>
<p><strong>Alkışın faturası: Elektrik-su hesabı gibi geliyor</strong></p>
<p>Yinanç sert çıkışların bir gün “elektrik-su faturası” gibi geri döndüğünü söyledi. Bunu özellikle Avrupa ile ilişkiler bağlamında şöyle anlattı;  “…Liderlerin uluslararası platformlarda sert sözler söylemesi, iç kamuoyunda coşku yaratabilir. Hele Türkiye gibi dış politikanın iç politikayla fazlasıyla iç içe geçtiği ülkelerde bu tür çıkışlar, bir tür moral üstünlük duygusu yaratır…”</p>
<p>Dış politika moral üstünlükle yürümüyor. Güvenle ve hafızayla yürüyor. Yinanç şöyle sürdürdü sözlerini; “…Siz, bir kriz anında “Mültecileri otobüslere bindirir gönderirim” dediğinizde, bu söz o günün sıcaklığında içeriye dönük güçlü bir mesaj olabilir. Fakat on yıl sonra enerji güvenliği, tedarik zinciri, savunma iş birliği, vize serbestisi, Gümrük Birliği, kamu ihaleleri ya da Avrupa savunması konuşulurken o hatıra kopup geliyor.</p>
<p><strong>Türkiye’nin önünde fırsatlar var mı?</strong></p>
<p>Var! Rusya-Ukrayna savaşı Avrupa güvenlik mimarisini sarstı. Orta Doğu yangın yeri. ABD, Trump döneminde Avrupa’ya “Sizi eskisi kadar korumayabilirim” mesajı verdi. “Avrupa kendi savunmasını düşünmek zorunda. Türkiye burada çok önemli bir aktör. Geçmişte kullanılan sert dil, Avrupa başkentlerinde güven kırılması yarattı; bu nedenle fırsatlar tam kapasiteyle değerlendirilemiyor. Dış politikada coşku geçiyor, sonuç kalıyor. Alkış geçiyor, hafıza kalıyor” diye yorumladı Yinanç.</p>
<p><strong>Ana mahalle Avrupa</strong></p>
<p>Türkiye’nin kimlik tartışmasını fazla romantize etmeden konuşmak gerekir. Türkiye Balkan ülkesidir, Kafkas ülkesidir, Karadeniz ülkesidir, Akdeniz ülkesidir, Avrasya gücüdür, Orta Doğu’ya komşu bölge ülkesidir. Bunların hepsi aynı anda olabilir ama Yinanç’ın ifadesiyle Türkiye’nin “ana mahallesi” Avrupa’dır.</p>
<p>Yinanç’ın sözlerinden derleyecek olursam; Avrupa, yalnız değerler ve kimlik üzerinden değil, ekonomi ve kurumsal bağlar üzerinden de okumayı gerektiriyor. Türkiye’nin ihracatı, üretim zincirleri, otomotiv sektörü, sanayi entegrasyonu, finansal ilişkileri ve NATO üzerinden güvenlik mimarisi Batı’ya bağlı. Türkiye, Avrupa’ya kızabilir. Avrupa’nın Türkiye konusunda stratejik miyopluğu olabilir. Hiçbiri Türkiye’nin Avrupa ile kurduğu derin bağı ortadan kaldırmıyor.</p>
<p><strong>Avrupa’nın taşından ekmek </strong></p>
<p><em>Türkiye’nin sorunu Avrupa’ya ihtiyaç duyduğu anlarda Avrupalı olduğunu hatırlaması; işler iyi giderken Avrupa’yı küçümseyen bir söyleme yaslanması. Bu bir tutarsızlık. </em></p>
<p>“Avrupa bitti, dünya Asya’ya kayıyor” cümlesini sık duyar olduk. <em>Asya’nın ağırlığı artıyor, doğrudur. Körfez sermayesi de önemli. Çin ise tartışmasız küresel ekonominin ana aktörlerinden biri. Ama Türkiye’nin ekmeğinin önemli bir bölümünü Avrupa’nın taşı pişiriyor: stratejik gerçekçilik.</em></p>
<p><strong>Orta Doğu ateşinden siyaset </strong></p>
<p>Orta Doğu’ya komşu olmak başka, içine yerleşmek başka… “Türkiye Orta Doğu’ya sırtını dönemez” diye söze başladı Yinanç ve şöyle devam etti; “Suriye, Irak, İran, Filistin meselesi, İsrail, Körfez, enerji hatları, göç, güvenlik, mezhep ve kimlik fay hatları Türkiye’nin dış politikasının doğal parçası. Türkiye bu bölgede konuşmak, temas kurmak, arabuluculuk yapmak, krizleri yönetmek zorunda…” Yinanç’a Türkiye’nin ihtiyacı, Orta Doğu’da etkili ama ateş çemberinin içinde görünmeyen bir pozisyon. Yangını söndürmeye çalışan ama yangının parçası gibi algılanmayan bir diplomatik dil.</p>
<p><strong>Körfez’de kriz fırsat olabilir, fırsat, hazırlığı olan ülkeye gelir.</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki son krizler, Körfez’in “güvenli yaşam ve yatırım merkezi” imajını tartışmaya açtı. Savaş, enerji yolları, liman güvenliği, sigorta maliyetleri, şirketlerin risk hesapları, expat çalışanların çoluk çocuk aile kararları, turizm ve sermaye hareketleri üzerinde etkili. Körfez’den çıkan sermaye, uzman iş gücü, şirket merkezi ya da expat Türkiye’ye gelir mi?</p>
<p>İstanbul’da yaşam kalitesi, hizmet sektörü, coğrafi konum, Avrupa’ya erişim, üretim kapasitesi, turizm altyapısı, insan kaynağı, kültürel çeşitlilik cazip… Güvenli liman olmak için savaşın dışında kalmak yetmiyor. Yabancı şirket yöneticisi Türkiye’ye bakarken haritaya şöyle bakıyor; mevzuat ve döviz istikrarına, internet altyapısına, çocuğunu göndereceği okula, dijital özgürlüğe bakıyor.</p>
<p><strong>Orta güç olmak; Ya Benimsin Ya Toprağın </strong></p>
<p>“Orta Güç” sık kullanılan “seksi” kavramlarından. Türkiye; ne küçük ülke ne süper güç. Bölgesel kapasitesi yüksek, askeri gücü ciddi, diplomatik ağı geniş, birçok kriz başlığında konuşulması gereken bir aktör. Orta Güç mü?</p>
<p>Orta Güç olmanın zor ikilemini hatırlayalım; ittifakların parçası olmak istersiniz, gerektiğinde bağımsız hareket etmek istersiniz. İttifaklar çoğu zaman “Ya benimlesin ya değilsin” refleksini devreye sokuyor.</p>
<p>Türkiye’nin kurumsal çıpası NATO. Türkiye’nin Batı ile en güçlü kurumsal bağı NATO üyeliği. Rusya ile konuşabilmek, İran’la temas kurabilmek, Körfez’le ilişki geliştirmek, Orta Asya’ya açılmak, Afrika’da görünür olmak NATO kimliğini belirsizleştirdiğinde işe yaramayabiliyor.</p>
<p><strong>Zirveler tutarlılık testi</strong></p>
<p>Önümüzde NATO zirvesi ve COP gibi büyük organizasyonlar var. “Ben herkesle konuşabilen ülkeyim” mesajı verebilir mi? Zirveye ev sahipliği yapmak yeterse tamam, zirvenin temsil ettiği değerlerle uyumlu olduğunuz sorulursa yanıt vermek zor. Vitrin ülkeyi gösteriyor; tutarlılık ülkeyi taşıyor.</p>
<p>ABD çöktü, Avrupa bitti, Türkiye yalnız kaldı demek eksik; Türkiye vazgeçilmez olduğu için her şeyi yapabilir demek de yanıltıcı. ABD öngörülemez olsa da vazgeçilmez. Avrupa Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor ama güvenmiyor.</p>
<p><em>Avrupa gücü olmak, Orta Doğu’ya sırtını dönmeyi, Orta Doğu’da etkili olmak, Avrupa kimliğini zayıflatmayı, stratejik otonomi aramak NATO çıpasını belirsizleştirmeyi gerektirmiyor. Türkiye’nin potansiyelinden kuşku yok. Potansiyel tek başına politika değil. </em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/en-cok-merak-edilen-dis-politika-sorusu-turkiye-avrupa-gucu-mu-orta-dogu-aktoru-mu-78878</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ En çok merak edilen dış politika sorusu: Türkiye Avrupa gücü mü, Orta Doğu aktörü mü? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-tesviki-degil-rekabetci-yapi-onceliklendirilmeli-78864</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergi teşviki değil rekabetçi yapı önceliklendirilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ</strong></p>
<p>Hafta başında AK Parti’nin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunduğu torba yasa teklifinde kurumlar vergisi oranlarında önemli indirimler öngörülmüştü. Ancak iş dünyası temsilcileri, mevcut ekonomik konjonktürde temel sorunun vergi oranlarından çok; yüksek finansman maliyetleri, enerji ve işçilik giderleri ile kur baskısı nedeniyle zayıflayan rekabet gücü olduğuna dikkat çekti.</p>
<p>Süreçte yaşanan yeni gelişmeyle birlikte, ilk düzenlemede ihracatçılara yönelik planlanan vergi indirimi modeli komisyon aşamasında verilen önergeyle değiştirildi. İlk teklifte imalatçı-ihracatçıların ihracat gelirlerine yüzde 9, diğer ihracatçı kurumların kazançlarına ise yüzde 14 oranında kurumlar vergisi uygulanması öngörülüyordu. Ancak komisyonda kabul edilen önergeyle bu modelden vazgeçildi. Yeni düzenlemeye göre yalnızca sanayi sicil belgesine sahip ve fiilen üretim faaliyeti yürüten kurumların üretimden elde ettiği kazançları ile zirai üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlara yüzde 12,5 oranında kurumlar vergisi uygulanacak.</p>
<p>EKONOMİ’ye konuşan iş dünyası temsilcileri, birçok ihracatçı firmanın bugün kârlılık üretmekte zorlandığını, bu nedenle vergi avantajlarının sahada beklenen etkiyi oluşturmasının kolay olmadığını ifade etti. İş dünyası, üretim ve ihracatta sürdürülebilir büyüme için maliyetleri azaltacak, finansmana erişimi kolaylaştıracak ve sanayinin rekabetçiliğini artıracak daha kapsamlı yapısal reformların öncelikli ihtiyaç olduğunu vurguladı.</p>
<h2>“Rekabet gücünü artıracak destekler devreye alınmalı” </h2>
<p>Devletin ihracatı destekleme yönünde bir iradesinin olduğunu aktaran İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanı Vefa İbrahim Aracı, gündeme gelen kurumlar vergisi indiriminin de erken hayata geçirilmesinin daha güçlü bir etki yaratabileceğine dikkat çekti. Bugün birçok firmanın finansal açıdan zorlandığını ve kârlılığın ciddi şekilde baskı altında olduğunu vurgulayan Aracı, “Vergi indiriminin gündem olmasının ihracatçıya moral ve motivasyon sağlama açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu dönemde firmaların ihracata yönelimi artıyor. Bu süreçte ilave destekler de önemli. Rekabet gücünü artıracak desteklerin devreye alınması daha güçlü bir etki oluşturacaktır.”</p>
<h2>“İthalat baskısı artıyor, sanayicinin rekabet gücü desteklenmeli” </h2>
<p>Sanayicinin önceliğinin kâr değil, rekabetçi ve sürdürülebilir bir yatırım ortamı olduğunun altını çizen Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, “Bu nedenle ek adımlar gereklidir. İthalatın cazip hale gelmesi ve kurun enflasyonun altında kalması, ihracatçının gücünü zayıflatmaktadır. Düzenlemenin kalıcı etkisi için finansal piyasalardaki tıkanıklıkların giderilmesi şarttır. Özellikle YP kredi kısıtları ve yüksek komisyonlar doğal hedge imkânını sınırlarken, YP kredilerdeki dar istisnalar finansmana erişimi zorlaştırmaktadır. Artan ithalat baskısına karşı tüm araçların sanayicinin rekabet gücünü destekleyecek şekilde bütüncül kurgulanmasını bekliyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>“En az 2-3 yıl vadeli işletme kredilerine erişim sağlanmalı” </h2>
<p>Vergi indirimi çalışmasının devletin ihracatçıya destek verme iradesini ortaya koyduğunu söyleyen İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçı Birliği (İHBİR) Başkanı Kazım Taycı, devletin burada alacağı vergiden bir ölçüde feragat ederek ihracatçıya katkı sağlamaya çalıştığını kaydetti. Ancak mevcut tabloda ihracatçının temel sorununun vergi yükü değil, kârlılık eksikliği olduğuna dikkat çeken Taycı, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“Keşke firmalar yeterli kâr elde edebilse de vergi planlamasını konuşabilseydik. Bugün birçok firma bırakın kâr etmeyi, zararına üretim yapıyor. Firmalar bugün çeklerini, senetlerini ve çalışan maaşlarını ödemekte zorlanıyor. Artık kâr etmekten ziyade yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilme kaygısı öne çıkmış durumda. Böyle bir ortamda vergi indiriminin kısa vadede somut etkisi sınırlı kalıyor. İhracatçının asıl ihtiyacı sürdürülebilir nakit akışı, güçlü finansman yapısı ve rekabet gücünü koruyacak desteklerdir. Bu çerçevede uzun vadeli ve düşük faizli kredi imkanlarına acil ihtiyaç duyuyoruz. Üretici ihracatçıların en az 2-3 yıl vadeli işletme kredilerine erişimi sağlanmalı. Bunun yanı sıra SGK primlerinde kolaylıklar, döviz bazlı finansman imkanları, iç ve dış navlun destekleri ile yabancı işçi istihdamına yönelik esneklikler büyük önem taşıyor.”</p>
<h2>“İhracatçının ihtiyacı yapısal ve makro düzeyde çözümlerdir” </h2>
<p>İstanbul Mobilya Kağıt ve Ağaç Ürünleri İhracatçıları Birliği Başkanı Erkan Özkan ise, “Bu düzenlemenin gündeme gelmesini zamanlama açısından geç kalınmış bir adım olarak değerlendiriyorum. Bugün firmalar kâr etmeyi bırakmış, ciddi şekilde zarar eden bir yapıya sürüklenmiş durumda. Böyle bir dönemde vergi indiriminin etkisi doğal olarak sınırlı kalacaktır. Çünkü ortada vergilendirilecek bir kazanç yok. Kârın olmadığı bir yerde vergi oranının yüzde 9 ya da yüzde 25 olması pratikte bir fark yaratmıyor. Zamanında devreye alınmış olsaydı çok daha güçlü bir etki oluşturabilirdi. Döviz kazandırmak giderek zorlaşıyor. Bu nedenle mevcut desteklerin de etkisi sınırlı kalıyor. İhracatçının ihtiyacı kısa vadeli düzenlemelerden ziyade daha kapsamlı, yapısal ve makro düzeyde çözümlerdir” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘İstihdam desteği 5 bin TL’ye çıkarılsın’ önerisi</span></h2>
<p>Vergi indirimi konusunun olumlu ancak mevcut koşullar için yeterli olmadığını dile getiren İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkan Yardımcısı Ahmet Öksüz, “İçinde bulunduğumuz dönemde temel sorun kârlılık değil, maliyet baskısı. Bu nedenle öncelik, ihracatçının maliyetlerini aşağı çekecek uygulamalara verilmeli. Özellikle istihdam destekleri bu açıdan kritik önem taşıyor. Halihazırda uygulanan desteklerin artırılması, örneğin 3 bin 500 TL olan mevcut tutarın en azından 5 bin TL’ye çekilmesi ihracatçıya doğrudan katkı sağlayacaktır. Kur ve maliyet dengesi gözetilerek ihracatçının gelir yaratması sağlanabilirse, vergi yükümlülüklerini yerine getirmek zaten mümkün olacaktır” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Kâr edemeyen firmalara desteklerde öncelik verilmeli”</span></h2>
<p>Mevcut koşullarda vergi indiriminin etkisinin sınırlı olacağını vurgulayan Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, şöyle devam etti: “Bugün ihracatçı kesimi ciddi bir kârlılık sorunu yaşıyor. Kârın olmadığı bir ortamda vergi de doğal olarak oluşmuyor. Dolayısıyla vergi indirimi ancak kazanç elde eden firmalar için anlam ifade eder. Esas odak noktası, karlılık yaratamayan ve zorlanan ihracatçıların desteklenmesi olmalıdır. Kar edemeyen firmalara güçlü ve doğrudan destek mekanizmaları sağlanması çok daha kritik bir ihtiyaçtır.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-tesviki-degil-rekabetci-yapi-onceliklendirilmeli-78864</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/04/ihracat-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TBMM’de görüşülen torba yasa teklifinde kurumlar vergisine yönelik indirimler gündeme gelirken, iş dünyası mevcut ekonomik koşullarda asıl sorunun vergi oranları değil artan üretim maliyetleri olduğunu vurguladı. İhracatçılar, yüksek finansman, enerji, işçilik ve kur baskısı nedeniyle kârlılıkta zorlandıklarını belirtirken, rekabet gücünü artıracak ve maliyetleri azaltacak yapısal reformların öncelikli ihtiyaç olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sgk-borclarinda-tecil-ve-taksitlendirme-suresi-72-aya-cikiyor-78904</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK borçlarında tecil ve taksitlendirme süresi 72 aya çıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Mesleki Yeterlilik Kurumu (MYK) tarafından bir otelde düzenlenen "Ulusal Yeterlilik Sisteminin Sürdürülebilirliği ve Kalite Güvencesi Çalıştayı"na katıldı.</p>
<p>Programda konuşan Işıkhan, çalıştayda ele alacakları başlıklar ve ortaya koyacakları fikirlerin, ülkenin insan kaynağı politikalarına yön verecek stratejik bir aklın tezahürü olacağına inandığını söyledi.</p>
<p>Çalıştayı, mesleki yeterlilik alanında ortak sorumluluk bilincini güçlendiren, kurumlar arasındaki işbirliğini derinleştiren ve geleceğe dair somut, uygulanabilir bir yol haritası ortaya koyan çok kıymetli bir platform olarak değerlendiren Işıkhan, yürütülecek her tartışmanın, yarının iş gücü piyasasını inşa edeceğine inandığını dile getirdi.</p>
<p>Işıkhan, dünyanın son dönemde büyük bir dönüşüm sürecinden geçtiğine işaret ederek, "Dünya Ekonomik Forumu'nun raporları, önümüzdeki dönemde mesleklerin önemli bir kısmının dönüşeceğini, yeni mesleklerin ortaya çıkacağını ve beceri setlerinin hızla değişeceğini ortaya koymaktadır. Benzer şekilde OECD analizleri de iş gücü piyasalarında en temel sorunun artık yalnızca işsizlik değil, beceri uyumsuzluğu olduğunu açıkça göstermektedir. Türkiye olarak biz de bu dönüşümün merkezindeyiz." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Üçüz dönüşümü birlikte yönetmek zorundayız"</strong></p>
<p>Dünyanın, yaşanan bu dönüşümü anlama ve ne gibi adımlar atılması gerektiği noktasında yoğun bir çalışma içinde olduğunu dile getiren Işıkhan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bizler de özellikle kültürümüzden gelen vizyonla benzer çalışmalar yapıyoruz. Türkiye'nin beceri politikalarında karşılıklı öğrenme ve deneyim paylaşımını merkeze alan güçlü bir vizyonu bulunmaktadır. Bir taraftan nüfusumuz hızlı bir şekilde yaşlanmaktadır. Bu durum, iş gücü piyasalarını ve beceri politikalarını meslekleri ve mesleki yeterlilikleri, sosyal koruma sistemlerini ve kamu maliyesini doğrudan etkileyen bir kırılma noktası olacaktır. Bu nedenle dijital ve yeşil dönüşümle birlikte beceri dönüşümünü de içeren bütüncül bir yaklaşımı benimsiyoruz. Bu dönüşüm, yeni fırsatlar sunmakla birlikte bu fırsatlardan kimlerin, nasıl yararlanacağı, büyük ölçüde, toplumların bu sürece ne kadar hazırlıklı olduklarına bağlı kalacaktır. Özetle, bu üçüz dönüşümü birlikte yönetmek zorundayız."</p>
<p>Ülkedeki işsizlik oranının yüzde 8,1'ler seviyesinde, genç işsizlik oranının yüzde 15 bandında, Ne İstihdamda Ne Eğitimde Olan Gençler (NEET) oranının ise yüzde 20'nin üzerinde seyrettiğini hatırlatan Işıkhan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Bu tablo bize, meselenin yalnızca istihdam değil, doğru beceriye sahip insan kaynağı olduğunu ayrıca göstermektedir. İşte tam bu noktada mesleki yeterlilik sistemi kritik bir rol üstlenmektedir. Mesleki Yeterlilik Kurumumuz, meslekleri tanımlayan, becerileri standartlaştıran, ölçen ve belgelendiren ulusal bir kalite altyapısıdır. 20 yıllık süreçte milyonlarca belge, yüzlerce meslek standardı ve yeterlilik, yüzlerce yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşu ile güçlü ve kurumsallaşmış bir yapı ortaya çıkmıştır. Bu başarı, kalite güvencesine dayalı sürdürülebilir bir sistemin inşasıdır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı vizyonu, insanı merkeze alan, üretimi nitelikle buluşturan ve rekabet gücünü beşeri sermaye üzerinden yükselten bir anlayışı esas almaktadır. Bu vizyon doğrultusunda, bilginin beceriye dönüştüğü, becerinin ölçüldüğü ve yeterliliğin güvence altına alındığı bir sistem inşa etmek, artık bir tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Mesleki Yeterlilik Kurumumuz tarafından yürütülen çalışmalar da tam olarak bu çerçevede, nitelikli, belgeli ve yetkin iş gücünün yaygınlaştırılması suretiyle ülkemizin kalkınma hedeflerine doğrudan katkı sunmaktadır. Ayrıca Mesleki Yeterlilik Kurumumuz, tecrübesiyle çevre ülkelere de rol model olabilecek çalışmalara imza atacak seviyeye ulaşmıştır. Bu doğrultuda da çalışmalarımızı yapıyoruz."</p>
<p>Mesleki yeterlilik belgelerinin çalışanlar için bir güven kaynağı, işveren için doğru eşleşmenin anahtarı, ekonomi için verimlilik unsuru olduğunu kaydeden Işıkhan, özellikle tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde iş kazalarının azaltılmasının, üretim kalitesinin artırılmasının, kayıtlı istihdamın güçlendirilmesinin, bu sistemin somut çıktıları olduğunu vurguladı.</p>
<p>Yaptıkları son düzenlemeyle 40 yeni mesleği daha belge zorunluluğu kapsamına aldıklarını ve belge zorunluluğu bulunan meslek sayısının 244'e yükseldiğini anımsatan Işıkhan, bugün itibarıyla 3,5 milyon vatandaşın MYK belgesi sahibi olduğunu bildirdi.</p>
<p>Bakan Işıkhan, 27 sektörde 945 meslek standardının ve 697 ulusal yeterliliğin hayata geçirildiğini belirterek, 9 ülkede MYK belgelerinin, Türkiye'nin güvenini ve kalitesini taşıdığını aktardı.</p>
<p><strong>"Yalnızca ölçen değil, aynı zamanda yön gösteren bir sistem inşa etmek zorundayız"</strong></p>
<p>Gelecek dönemde mesleki yeterlilik sistemini daha esnek ve verimli hale getirmeyi, yeni nesil becerilere hızlı uyum sağlayan yapılar kurmayı, eğitim-istihdam-üretim bağını daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini söyleyen Işıkhan, artık yalnızca ölçen değil, aynı zamanda yön gösteren bir sistem inşa etmek zorunda olduklarına dikkati çekti.</p>
<p>Bu noktada paydaşları olan 252 yetkilendirilmiş belgelendirme kuruluşunun, bu sistemin sahadaki en güçlü aktörleri olduğunun altını çizen Işıkhan, "Önümüzdeki süreçte sizlerden beklentimiz, sadece uygulayan değil, geliştiren, yenilik öneren ve sistemi ileri taşıyan aktörler olmanızdır. İnanıyorum ki bu çalıştay, sistemimizin güçlü yönlerini daha da pekiştirecek, gelişime açık alanları ortaya koyacak ve ortak akılla yeni bir yol haritası oluşturacaktır. Türkiye Yüzyılı vizyonumuz doğrultusunda nitelikli, belgeli ve yetkin insan kaynağını artırmak en stratejik önceliklerimizden biridir." ifadesini kullandı.</p>
<p>SGK prim borçlarını da ilgilendiren bir düzenlemeyi paylaşan Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Meclis'e verilen kanun teklifi ile Sosyal Güvenlik Kurumu'na olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil ve taksitlendirme süresini 72 aya çıkarıyoruz. Hayırlı olur inşallah. Teminatsız tecil tutarını da 1 milyon liraya çıkarıyoruz. Bu düzenlemeden belediyeler dahil tüm vatandaşlarımız ve firmalarımız yararlanabileceklerdir. Borcu bulunan ve ödemek isteyenler için önemli bir kolaylaştırma sağladığımı düşünüyorum. Prim tahsilatımızın da bu adımla çok daha fazla artacağını düşünüyorum."</p>
<p><strong>"Önemli bir istişare zemini"</strong></p>
<p>MYK Başkanı Aşkın Tören ise ülkenin nitelikli insan kaynağını güçlendiren ulusal yeterlilik sisteminin mevcut durumunu değerlendirmek, kalite güvencesi anlayışını daha ileri taşımak ve ortak aklı büyütmek amacıyla bir araya geldiklerini anımsattı.</p>
<p>Yaklaşık 20 yıllık kurumsal birikimle gelişen ulusal yeterlilik sisteminin, üretimin, istihdamın, verimliliğin ve güvenin önemli yapı taşlarından biri haline geldiğini vurgulayan Tören, çalıştayın, kapsamı, katılım düzeyi ve ele aldığı başlıklar itibarıyla kurum açısından bir ilk olma özelliği taşıdığını ve bu yönüyle sistemin geleceğine ışık tutacak önemli bir istişare zemini olduğuna inandığını belirtti.</p>
<p>Konuşmaların ardından Işıkhan, bazı bakanlık personeline hizmetlerinden dolayı plaket takdim etti.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sgk-borclarinda-tecil-ve-taksitlendirme-suresi-72-aya-cikiyor-78904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/4/1280x720/isikhan-1778223375.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, &quot;Meclis&#039;e verilen kanun teklifi ile Sosyal Güvenlik Kurumu&#039;na olan borçlarda mevcutta 36 ay olan tecil ve taksitlendirme süresini 72 aya çıkarıyoruz. Teminatsız tecil tutarını da 1 milyon liraya çıkarıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pinar-tasdelen-engin-tekstil-hala-lider-sektor-78902</guid>
            <pubDate>Fri, 08 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pınar Taşdelen Engin: Tekstil hala lider sektör</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>İpliğe kazandırdığı yenilikçi özelliklerle kullanım alanını genişleten ve katma değerini artıran Polyteks'in, sürdürülebilirlik odaklı üretim yaklaşımıyla dikkat çektiği belirtildi. Şirketin, kendi markası Poly-eco ile çevre dostu üretim anlayışını güçlendirirken, uluslararası Global Recycle Standard (GRS) sertifikasıyla da bu yaklaşımını belgelediği vurgulandı. Şirket açıklamasında göre, geri dönüştürülmüş ham maddelerle fonksiyonel iplik üretimi gerçekleştiren Polyteks, temiz üretim ve yüksek katma değer hedefiyle global pazarda rekabet gücünü artırıyor. Polyteks’in geliştirdiği ipliklerin; otomotivden ev tekstiline, konfeksiyondan inşaat ve savunma sanayiine kadar geniş bir kullanım alanına hitap ettiği bildirildi. Bu çeşitliliğin tekstil sektörünün stratejik önemini artırdığına dikkat çeken Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, sektörün hem Bursa hem de Türkiye için vazgeçilmez konumunu koruduğunu ifade etti.</p>
<h2>“Tekstilin geleceği parlak”</h2>
<p>Tekstilin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Engin, üretim kadar üretim biçiminin de önem kazandığını belirterek şunları söyledi: “Nasıl ürettiğimiz, neyi dönüştürdüğümüz ve gelecek nesillere nasıl bir dünya bıraktığımız artık en az üretim kadar önemli. Doğaya saygılı, sürdürülebilir kaynaklarla katma değeri yüksek ürünlere yönelmeliyiz.” Tekstilin çok geniş bir etki alanına sahip olduğunu vurgulayan Engin, sağlıktan savunma sanayiine, inşaattan gıdaya kadar birçok sektörde tekstilin kritik rol oynadığını belirterek, “Tekstil, Türkiye’nin en parlayan sektörlerinden biri olma özelliğini geçmişte olduğu gibi bugün ve gelecekte de sürdürecek” dedi.</p>
<h2>“Çevre dostu üretim modeli”</h2>
<p>Polyteks’in hedefinin çevre dostu ve geri dönüşümlü ipliklerde dünya çapında daha üst sıralara çıkmak olduğunu dile getiren Engin, üretimde çevresel etkinin giderek daha belirleyici hale geldiğini söyledi. Endüstriyel kenevirin bu noktada önemli bir alternatif olduğuna dikkat çeken Engin, “Kenevir; doğaya saygılı, çok yönlü ve sürdürülebilir bir kaynak. Bu potansiyeli farklı sektörlerde katma değere dönüştürmeyi ve yeşil dönüşüm sürecine katkı sağlamayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/pinar-tasdelen-engin-tekstil-hala-lider-sektor-78902</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/2/1280x720/pinar-tasdelen-engin-tekstil-hala-lider-sektor-1778221723.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tekstil sektörünün geçmişte olduğu gibi gelecekte de hem Türkiye hem de Bursa için lider sektör olmaya devam edeceğini söyleyen Polyteks Yönetim Kurulu Başkanı Pınar Taşdelen Engin, “Tekstil’de doğru stratejilerle küresel rekabette güçlü konumumuzu sürdürebiliriz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-1793-milyar-lira-artti-78849</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 179,3 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 30 Nisan ile biten haftada yüzde 0,59 ve 179 milyar 263 milyon 665 bin lira artışla 30 trilyon 299 milyar 462 milyon 767 bin liradan 30 trilyon 478 milyar 726 milyon 432 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 1,59 artarak 16 trilyon 387 milyar 533 milyon 168 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1,57 düşüşle 10 trilyon 300 milyar 43 milyon 700 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 267 milyar 860 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 229 milyar 391 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 30 Nisan itibarıyla 2 milyar 382 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,83 artışla 6 trilyon 329 milyar 250 milyon 185 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 766 milyar 894 milyon 287 bin lirası konut, 45 milyar 167 milyon 775 bin lirası taşıt, 2 trilyon 401 milyar 894 milyon 566 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 115 milyar 293 milyon 557 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 30 Nisan ile biten haftada 262 milyar 227 milyon 569 bin lira artarak 24 trilyon 870 milyar 281 milyon 851 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-1793-milyar-lira-artti-78849</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/9/1280x720/mevduatta-faiz-avantaji-kisa-vadeden-uzuna-kaydi-1746544209.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin geçen haftaya ait verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, yaklaşık 179,3 milyar lira artarak 30,5 trilyon liraya çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-705-milyon-dolarlik-satis-78848</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 705 milyon dolarlık satış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler 30 Nisan haftasında 228,4 milyon dolarlık hisse senedi, 282,1 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 194,6 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin 24 Nisan haftasında 43 milyar 911,6 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 30 Nisan haftasında 43 milyar 603,4 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 443,9 milyon dolardan 15 milyar 41,2 milyon dolara gerilerken, ÖST stoku 1 milyar 725,9 milyon dolardan 1 milyar 524,9 milyon dolara indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-705-milyon-dolarlik-satis-78848</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 228,4 milyon dolarlık hisse senedi, 282,1 milyon dolarlık DİBS ve 194,6 milyon dolarlık ÖST sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turksat-ve-roketsandan-uydu-haberlesme-cozumu-icin-is-birligi-78847</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜRKSAT ve ROKETSAN&#039;dan uydu haberleşme çözümü için iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi'nde SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı gerçekleştiriliyor.</p>
<p>Fuar kapsamında, TÜRKSAT ve ROKETSAN arasında, uydu haberleşme çözümü hizmet alımı konusunda iş birliğine gidildi.</p>
<p>Söz konusu işbirliğine ilişkin anlaşmayı TÜRKSAT AŞ Genel Müdürü Ahmet Hamdi Atalay ve ROKETSAN Genel Müdürü Murat İkinci imzaladı.</p>
<p>Atalay, buradaki konuşmasında, ROKETSAN ile yaptıkları birçok çalışmanın bir aşamasını bugün imza altına aldıklarını ifade ederek, "ROKETSAN'ımızın projelerindeki kapasitemizi ve yetkinliğimizi kullanmak üzere işbirliği anlaşması imzaladık. Her iki şirketimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum." dedi.</p>
<p>İkinci de TÜRKSAT gibi köklü bir kurumla işbirliği yapmanın ROKETSAN'ın savunma sanayisi alanındaki gücüne güç katacağını belirterek, "ROKETSAN'ın da ilgi alanına giren uyduların fırlatılması konusunda TÜRKSAT ile çok daha derin işbirliklerini hayata geçireceğimize inanıyorum." diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turksat-ve-roketsandan-uydu-haberlesme-cozumu-icin-is-birligi-78847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/7/1280x720/47-1778160340.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRKSAT ile ROKETSAN, uydu haberleşme çözümü hizmet alımı konusunda iş birliği anlaşması imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-rezervleri-1655-milyar-dolara-indi-78846</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez&#039;in rezervleri 165,5 milyar dolara indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 1 Mayıs itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 4 milyar 351 milyon dolar azalışla 56 milyar 600 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 24 Nisan'da 60 milyar 951 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 1 milyar 218 milyon dolar azalışla 110 milyar 101 milyon dolardan 108 milyar 883 milyon dolara indi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 1 Mayıs haftasında bir önceki haftaya göre 5 milyar 569 milyon dolar azalışla 171 milyar 52 milyon dolardan 165 milyar 483 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-rezervleri-1655-milyar-dolara-indi-78846</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 5,6 milyar dolar azalışla 165,5 milyar dolara indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-14-milyar-liranin-altina-geriledi-78845</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 1,4 milyar liranın altına geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 30 Nisan itibarıyla 264 milyar 329 milyon lira artarak 25 trilyon 290 milyar 176 milyon liradan 25 trilyon 554 milyar 504 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 124 milyar 959 milyon lira artarak 29 trilyon 43 milyar 306 milyon liradan 29 trilyon 168 milyar 265 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 32 milyar 155 milyon lira artarak 3 trilyon 219 milyar 918 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 767 milyar 635 milyon lirası konut, 45 milyar 240 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 407 milyar 42 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 39 milyar 710 milyon lira artarak 3 trilyon 969 milyar 809 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 2,7 artışla 3 trilyon 115 milyar 577 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 158 milyar 188 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 957 milyar 389 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 30 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 6 milyar 478 milyon lira artışla 703 milyar 601 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 526 milyar 192 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 251 milyon lira azalarak 5 trilyon 547 milyar 967 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 58 milyon lira azalarak 1 milyar 395 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-14-milyar-liranin-altina-geriledi-78845</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/02/kkmde-dusus-hizlandi-doviz-mevduati-sert-geriledi-8uz7_headline.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK verilerine göre, KKM bakiyesi geçen hafta 58 milyon lira azalışla 1 milyar 395 milyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbden-300-milyon-euroluk-yeni-kredi-anlasmasi-78844</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSKB&#039;den 300 milyon euroluk yeni kredi anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sınai Kalkınma Bankasının (TSKB) iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesini güçlendirme yolunda stratejik bir adıma daha imza attığı bildirildi.</p>
<p>Dünya Bankası Grubu üyesi Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) kısmi garantisi ve Hazine ve Maliye Bakanlığının karşı-garantisiyle hayata geçirilen projenin ikinci aşaması kapsamında, BNP Paribas, Standard Chartered Bank ve ING Bank ile 300 milyon euro tutarında yeni kredi anlaşması imzalandı. Bu adımla projenin toplam hacmi 600 milyon euro seviyesine ulaştı.</p>
<p>Finansmanla Türkiye genelindeki yerel firmaların, iklim risklerine karşı daha dayanıklı, rekabetçi ve uyum kapasitesi yüksek bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor.</p>
<p>Anlaşmanın fon aktarımının yanı sıra sürdürülebilir kalkınma için özel sermayenin iklim odaklı yatırımlara yönlendirilmesinde de kaldıraç görevi görmesi amaçlanıyor.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, TSKB'nin kalkınma bankacılığı tecrübesiyle geliştirdiği ve iklim adaptasyonu alanında "bir ilk olma" özelliğini taşıyan AdapTool, anlaşmanın önemli parçasını oluşturuyor.</p>
<p>Sektör ve lokasyon bazlı derinlemesine analizler yapabilen araç, firmaların iklim değişikliğine karşı kırılganlıklarını analiz ederek onlara özel aksiyon önerileri sunuyor.</p>
<p>Böylece banka, finansman sağladığı şirketlerin bugünkü ihtiyaçlarının yanı sıra gelecekteki iklim risklerine karşı korunma stratejilerini de bilimsel metotlarla destekliyor.</p>
<p>Bu sayede firmalar iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelirken iklim risklerine karşı kırılganlıklarını azaltıyor, katma değerli üretim ve hizmetlerini de sürdürülebilir şekilde ileri taşıyor.</p>
<p><strong>"Firmalarımızın dönüşüm yolculuğuna teknik rehberlik sunuyoruz"</strong></p>
<p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, Dünya Bankası ile başlattıkları iklim dayanıklılığına katkı sağlayan projenin ikinci dilimini de hayata geçirerek 600 milyon euro hedefine ulaşmış olmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirtti.</p>
<p>Uyar, uluslararası finans kuruluşlarının bankaya ve ülkeye duyduğu güvenin somut bir göstergesi olan kaynakla sanayinin iklim adaptasyon sürecini hızlandırdıklarını aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Projenin ilk diliminden itibaren firmalara uyguladığımız AdapTool ile firmaların iklim dirençliliğine sağlanan pozitif etkiyi şimdiden görmeye başladık. AdapTool gibi yenilikçi araçlarımızla firmalarımızın dönüşüm yolculuğuna teknik rehberlik sunuyor, ülkemizin iklim ve kalkınma hedeflerine somut katkı sunmaya devam ediyoruz."</p>
<p>Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Humberto Lopez de Büyüme İçin Uyum Finansmanı Projesi'nin ikinci diliminin, iklim dayanıklılığı alanında özel sektör finansmanını harekete geçirmek açısından önemli bir araç niteliği taşıdığını vurguladı.</p>
<p>Lopez, "Bu garanti yapısıyla işletmelerin dayanıklılığını güçlendirirken, bir yandan mevcut istihdamı koruyor diğer yandan yeni iş imkanlarının oluşmasına ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin desteklenmesine katkı sağlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbden-300-milyon-euroluk-yeni-kredi-anlasmasi-78844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/07/tskb-ZVqU_cover.jpg.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TSKB&#039;nin &quot;Büyüme İçin Uyum Finansmanı Projesi&quot;nde kaynak tutarı 600 milyon euroya yükseldi. Genel Müdür Ozan Uyar, &quot;Projenin ilk diliminden itibaren firmalara uyguladığımız AdapTool ile firmaların iklim dirençliliğine sağlanan pozitif etkiyi şimdiden görmeye başladık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hazir-giyim-sektoru-13-mayista-izmirde-bulusacak-rekabet-sadece-uretimde-degil-tedarik-zinciriyle-kazaniliyor-78841</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazır giyim sektörü, 13 Mayıs’ta İzmir’de buluşacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD), hazır giyim sektörünün üretici ve tedarikçi kesimini bir araya getiren Ege Tekstil ve Konfeksiyon Tedarikçileri Buluşması’nı yeniden sektöre kazandırıyor. Daha önce 6 kez düzenlenen ve sonuncusu 2019 yılında yapılan organizasyon, 7 yıl aradan sonra, 13 Mayıs 2026 tarihinde Wyndham Grand İzmir Özdilek Hotel’de gerçekleştirilecek.</p>
<p>EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya, yönetim kurulu ve hazırlık komitesi üyeleri ile katılımcı firma temsilcilerinin katılımıyla, etkinliğin tanıtım toplantısı yapıldı.  34 firmanın yerlerinin belirlenmesi için kura çekimleri de yapıldı. Akçakaya, hazır giyim üretiminin sürdürülebilirliği, rekabet gücü ve katma değerli üretimin artırılmasında güçlü tedarik zincirinin kritik rolüne dikkat çekerken, bu etkinlik ile kumaş, aksesuar, yan sanayi, teknoloji ve hizmet sağlayıcı firmalar ile hazır giyim üreticilerini aynı platformda buluşturmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fc8e21999b0-1778159137.jpg" alt="" width="700" height="891" /></p>
<p>34 tedarikçi firmanın katılımı ve 200’ün üzerinde üretici firmanın ziyareti beklenen etkinliğin, klasik bir fuar yapısından ziyade doğrudan iş bağlantıları kurulmasını sağlayan verimlilik odaklı bir buluşma olarak kurgulandığının altını çizen Akçakaya, İzmir’deki hazır giyim üreticilerini, sektörün belkemiği olan tedarikçiler ile bir araya getirdiklerini belirtti. Etkinliğe katılımın artırılması için yoğun çalışma yaptıklarını dile getiren Akçakaya, İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli gibi şehirlerde tanıtım yaptıklarını ve ulusal ölçekte hazır giyim ve konfeksiyon sektör temsilcilerine davet gönderdiklerini dile getirdi.</p>
<h2>“Sektörün dayanıklılığını birlikte güçlendireceğiz”</h2>
<p>Firmaların rekabet gücünü koruyabilmesi ve geliştirebilmesi için doğru, hızlı ve alternatif tedarik yapısına erişimin her zamankinden daha kritik olduğunu anlatan Akçakaya, “Çünkü bugün rekabet sadece üretimde değil, tedarik zincirinin doğruluğunda kazanılıyor. Doğru tedarikçiye hızlı erişemeyen üreticinin rekabet şansı giderek azalıyor. Bu etkinlik ile amacımız, üreticilerimize yeni alternatifler sunmak, maliyet ve kalite dengesini daha etkin yönetebilecekleri iş birliklerinin önünü açmak ve sektörümüzün dayanıklılığını birlikte güçlendirmek. Buluşmamıza gümüş sponsor olarak destek veren Gelişim Tekstil’e de teşekkür ediyorum. Bu önemli buluşmada tüm sektör paydaşlarımızı bir arada görmekten mutlu olacağız. EGSD olarak bundan sonra da sektörümüzü bir araya getiren, güçlendiren ve geleceğe hazırlayan projeleri üretmeye devam edeceğiz” diye konuştu.</p>
<p>Etkinlikte, sürdürülebilir dokuma ve örme kumaş ile aksesuar çözümlerinden makine ve teknolojilere, sektörün önümüzdeki dönemde önemli bir gündem maddesi olacak Dijital Pasaport yazılım çözümlerine, boyahane, nakış, brode ve gipür uygulamalarından konfeksiyon makineleri, barkod sistemleri, tela, fermuar, aksesuar ve yan sanayi ürünlerine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren tedarikçi firmalar yer alacak. Katılımcılar, yenilikçi ürün ve çözümlerle ilgili birebir temas kurma ve doğrudan bilgi alma imkânı bulacak.</p>
<p>İstanbul, Bursa, Ankara ve Denizli başta olmak üzere İzmir dışından da çok sayıda üretici firmanın ziyaretinin beklendiği etkinlik, katılımcılara yakın coğrafyadan tedarik imkânları sunarak sektörde sürdürülebilir iş modellerinin gelişimine katkıda bulunmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hazir-giyim-sektoru-13-mayista-izmirde-bulusacak-rekabet-sadece-uretimde-degil-tedarik-zinciriyle-kazaniliyor-78841</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/1/1280x720/hazir-giyim-sektoru-13-mayista-izmirde-bulusacak-rekabet-sadece-uretimde-degil-tedarik-zinciriyle-kazaniliyor-1778159060.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Giyim Sanayicileri Derneği 7. Ege Tekstil ve Konfeksiyon Tedarikçileri Buluşması ile hazır giyim sektörünü bir araya getirecek. Etkinlik kapsamında, 34 firmayı 200’ün üzerinde üretici firma ziyaret edecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/toggdan-cait-ile-is-birligi-78842</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> TOGG&#039;dan CAIT ile iş birliği anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TOGG'un, yeni B segmenti ailesi için stratejik bir anlaşmaya imza attığı bildirildi.</p>
<p>Marka, CATL'in iştiraki CAIT ile ortak platform geliştirmek üzere iş birliği yaptı. Bu doğrultuda TOGG, platformu hazır bir çözüm olarak almak yerine geliştirme sürecine aktif mühendislik katkısı sunarak kendi ürün ve kullanıcı ihtiyaçları doğrultusunda şekillendirecek.</p>
<p>Platform teknolojisini CAIT sunarken, kullanıcı deneyimi, ürün gereksinimleri ve dijital mimari tarafında TOGG belirleyici rol üstlenecek. İşbirliği, CAIT'in Bedrock Şasi teknolojisi ile TOGG'un araç geliştirme kabiliyetlerini bir araya getirerek Türkiye pazarı için yeni nesil elektrikli araçların geliştirilmesini de destekleyecek.</p>
<p>Bu kapsamda geliştirilecek üç modelin, 2027 yılı ortasından itibaren kademeli olarak Türkiye'deki kullanıcılarla buluşması hedefleniyor.</p>
<p><strong>"TOGG ekosistemini ve kullanıcılarımıza sunduğumuz deneyimi daha da zenginleştireceğiz"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, iş birliğinden büyük memnuniyet duyduklarını belirtti.</p>
<p>Tosyalı, mobiliteyi yalnızca bir ürün kategorisi olarak değil, bütüncül bir teknoloji ve ekosistem meselesi olarak ele aldıklarını ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu doğrultuda kurduğumuz işbirliklerini klasik tedarik ilişkilerinin ötesine taşıyarak, ortak değer üreten ve geleceği birlikte inşa eden stratejik ortaklıklara dönüştürüyoruz. Hazır bir çözüm yerine tüm geliştirme sürecinin parçası olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verirken aynı zamanda ülkemizde bu ekosistemin gelişimine de katkı sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde de değer yaratan bu tür işbirlikleriyle, farklı segmentlerde yeni çözümler geliştirerek, TOGG ekosistemini ve kullanıcılarımıza sunduğumuz deneyimi daha da zenginleştireceğiz."</p>
<p><strong>"Düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekliyoruz"</strong></p>
<p>CATL Yönetim Kurulu Başkanı Robin Zeng de bu işbirliğinin Bedrock Şasi'nin Çin pazarındaki seri üretim sürecinin ardından küresel ölçekte büyümesi açısından önemli bir kilometre taşı niteliği taşıdığına dikkati çekti.</p>
<p>Zeng, "Aynı zamanda entegre akıllı şasi alanında referans projelerden biri olacak bu işbirliği, küresel iş ortaklarımızı güçlendirerek elektrifikasyon sürecini hızlandıracak ve gelişmekte olan yeni enerji pazarlarında düşük karbonlu mobiliteye geçişi destekleyecek." açıklamasında bulundu.</p>
<p><strong>Ortak bir teknolojik altyapı ile ihtiyaca göre tasarım ve üretim</strong></p>
<p>Bu arada, Bedrock Şasi, Çin pazarında 2024'te seri üretime geçerek, binek araç markalarına bağımsız bir ürün olarak sunulan entegre akıllı şasinin dünyadaki ilk örneği olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Batarya, elektrikli güç aktarma sistemi, termal yönetim sistemi ve şasi kontrol ünitesi gibi temel bileşenleri tek bir platformda bir araya getiren model, yerelleştirme mantığıyla küresel ölçekte uygulanmak üzere geliştirildi.</p>
<p>Bu model, şasi teknolojisi platformunu, endüstriyel tedarik zinciri yapısını ve yerel bir otomotiv markasının operasyonel kabiliyetlerini bir araya getiriyor. Böylelikle ortak bir teknolojik altyapı kullanırken araçların yerel pazar ihtiyaçlarına göre tasarlanıp üretilmesini sağlamak amaçlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/toggdan-cait-ile-is-birligi-78842</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/4/2/1280x720/07-1778159235.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOGG, CAIT ile B segmentinde ortak bir platform geliştirmek için iş birliği anlaşması imzaladı. TOGG Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, &quot;Hazır bir çözüm yerine tüm geliştirme sürecinin parçası olarak kullanıcılarımızın ihtiyaçlarına daha iyi karşılık verirken aynı zamanda ülkemizde bu ekosistemin gelişimine de katkı sağlıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ebso-ve-izmir-demokrasi-universitesi-is-birligi-protokolu-imzaladi-78836</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> EBSO ve İzmir Demokrasi Üniversitesi iş birliği protokolü imzaladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) ile İzmir Demokrasi Üniversitesi arasında, üniversite–sanayi iş birliğini güçlendirmek, nitelikli insan kaynağı yetiştirilmesine katkı sağlamak ve bölgesel kalkınmayı desteklemek amacıyla iş birliği protokolü imzalandı.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Üniversiteler ile sanayiciler arasındaki bağı güçlendirmek için EBSO çatısı altında Üniversite-Sanayi İş Birliği Koordinasyon Kurulu’nu kurduklarını hatırlatan, EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Üniversitelerde teorik bilgi, sanayide ise pratik bilgi bulunuyor. Bu iki alanı bir araya getirerek üniversitelerde üretilen bilginin sanayiye aktarılması büyük önem taşıyor. Çünkü kullanılmayan bilginin faydası yok. Sanayimizin değişime hızlı uyum sağlayabilmesi için nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi önceliklerimiz arasında yer alıyor. Rekabet gücünü artırmanın yolu, bilgi ile üretimi buluşturmaktan geçiyor. Bu iş birlikleri sayesinde hem gençlerimizin istihdamını destekliyor hem de sanayinin ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip bireyler yetiştiriyoruz” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">EBSO ve YÖK iş birliğiyle düzenlenen “Yükseköğretimde Mesleki Eğitimin Yaygınlaştırılması" Toplantısı ile “EBSO-YÖK İş Birliği Protokolü” İmza Töreni’ne, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katıldığını ve Üniversite-Sanayi İş Birliği Ödül Töreni düzenlediklerini hatırlatan Yorgancılar, “İzmir Demokrasi Üniversitemizle çalışmalarımıza bir yenisini daha ekliyoruz. Ülkemizde yapılacak çok iş var. Bizler de bu sorumlulukla görev alıyoruz. Bu protokolün sanayicilerimiz, öğrencilerimiz ve üniversitemiz için hayırlı olmasını diliyorum.” dedi.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">İzmir Demokrasi Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selim Karahasanoğlu ise, “Biz nispeten yeni bir üniversiteyiz ama potansiyelimiz oldukça yüksek. On fakültemizle, hemen her bölümü barındıran klasik bir devlet üniversitesiyiz ve gelişim açısından önemli bir ivmeye sahibiz. Doluluk oranlarımız yüzde yüz. Bu nedenle İzmir’de gerçekleştirilecek her türlü iş birliğinin üniversitemize çok ciddi katkı sağlayacağına inanıyoruz. İş birliğimizin hayırlı olmasını diliyor, teşekkürlerimi sunuyorum” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">İmzalanan protokol kapsamında; akademik bilgi birikiminin sanayinin ihtiyaçları doğrultusunda uygulamaya aktarılması, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerinin desteklenmesi, öğrencilerin iş dünyası ile daha erken dönemde buluşturulması ve mesleki eğitimin yaygınlaştırılması hedefleniyor. Ayrıca, ortak projeler, eğitim programları, staj ve uygulamalı eğitim imkanları ile sanayiye yönelik çözüm odaklı çalışmaların artırılması planlanıyor.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ebso-ve-izmir-demokrasi-universitesi-is-birligi-protokolu-imzaladi-78836</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/6/1280x720/ebso-ve-izmir-demokrasi-universitesi-is-birligi-protokolu-imzaladi-1778157983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Bölgesi Sanayi Odası ile İzmir Demokrasi Üniversitesi arasında imzalanan iş birliği protokolüyle, üniversitelerde üretilen akademik bilginin sanayiye aktarılması, nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi ve bölgesel kalkınmaya katkı sağlayacak ortak projelerin hayata geçirilmesi hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izto-uyeleri-kamu-destekleri-icin-ayni-masada-bulustu-78835</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> İZTO üyeleri kamu destekleri için aynı masada buluştu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası (İZTO), İzmir’de bir ilki gerçekleştirerek, “Kamu Hizmetleriyle Üyelerimizi Aynı Masada Buluşturuyoruz” etkinliği düzenledi. KOSGEB İzmir İl Müdürlüğü, İzmir Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, İzmir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu İzmir İl İrtibat Ofisi, İzmir Kalkınma Ajansı, Türk Eximbank Ege ve Anadolu Bölge Müdürlüğü ile PTT yetkililerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda, üyeler ihtiyaç duydukları konularda hızlı ve etkin çözümlere ulaşırken, kamu kurumları ile iş dünyası arasındaki iletişim ve iş birliği de güçlendirildi.</p>
<p>Randevu sistemiyle yüzyüze yürütülen görüşmelere, tarım, gıda, tekstil, sağlık, tıbbi cihaz, bilişim, bankacılık, taşımacılık, danışmanlık, sigorta, otomotiv, makine, inşaat-yapı ve hizmetler sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar katılım sağladı. Görüşülen konular arasında; ihracat finansmanı, sigorta primi teşvik, destek ve indirimleri, istihdam ile asgari ücret desteği, kırsal kalkınma ve tarımsal destekler, yatırım destek ofisi ve kalkınma ajansı destekleri, PTT’nin indirimli tarifleri yer aldı. Etkinlikte toplam 149 görüşme gerçekleştirildi.</p>
<p><strong>Özgener: Zaman en az finansman kadar kritik</strong></p>
<p>Etkinliğe gösterilen yoğun ilginin, iş dünyasının kamu hizmetlerine doğrudan erişim sağlayan bu tür platformlara duyduğu ihtiyacı bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, “Günümüz rekabet koşullarında zaman, en az finansman kadar kritik bir unsur. Üyelerimizin doğru bilgiye en kısa sürede ulaşabilmesi, destek ve teşvik mekanizmalarından etkin şekilde faydalanabilmesi için yeni modeller geliştirmeye devam ediyoruz. Bu buluşmayla yalnızca sorulara yanıt vermedik; aynı zamanda kamu ile iş dünyası arasında güçlü, sürdürülebilir bir iletişim zemini oluşturduk. Bu modelin, kentimizde iş yapma kültürünü daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Önümüzdeki dönemde de benzer uygulamaları yaygınlaştırarak, üyelerimizi ihtiyaç duydukları her alanda doğru paydaşlarla buluşturmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izto-uyeleri-kamu-destekleri-icin-ayni-masada-bulustu-78835</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/5/1280x720/izto-uyeleri-kamu-destekleri-icin-ayni-masada-bulustu-1778157847.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Odası, KOSGEB’den Eximbank’a, SGK’dan PTT’ye kadar kentin 8 kurumunu üyeleriyle aynı masada buluşturdu. Özellikle finansmana destek konusunda birinci ağızdan en doğru bilgiye ulaşılmasını sağlayan etkinlik kapsamında toplam 149 önemli görüşme yapıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kocaer-celik-favok-marjini-141e-cikardi-78833</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaer Çelik, FAVÖK marjını yüzde 14,1’e çıkardı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>2026 yılının ilk çeyreği, küresel çelik sektörü açısından belirsizliklerin derinleştiği bir dönem olarak öne çıktı. Artan ticaret engelleri, Çin kaynaklı arz baskısı, lojistikte yaşanan aksaklıklar ve jeopolitik gelişmeler sektör genelinde rekabeti daha da yoğunlaştırırken, dünya ham çelik üretimi yılın ilk çeyreğinde yüzde 2,3 geriledi. Üretimin yarısından fazlasının Çin tarafından gerçekleştirilmeye devam etmesi, küresel ölçekte rekabet baskısının yapısal olarak sürdüğünü ortaya koydu. Buna karşın Türkiye çelik sektörü üretim tarafında görece pozitif bir görünüm ortaya koyarak üretimini yüzde 5,3 artırdı ve dünyanın en büyük 7. çelik üreticisi konumunu korudu.</p>
<p>Verilen bilgiye göre, Kocaer Çelik, yılın ilk çeyreğinde esnek üretim yapısı, geniş ürün portföyü ve yaygın satış ağı sayesinde operasyonel gücünü korurken üretim hacmini yaklaşık yüzde 7 artırdı. Küresel ticaretteki dalgalanmalar, lojistik aksaklıklar, artan rekabet, ABD tarifeleri nedeniyle satışların gerçekleşmemesi ve savaş kaynaklı sevkiyat sorunlarına rağmen şirketin, 5 milyar TL’nin üzerinde net satış geliri, 715 milyon TL FAVÖK ve yüzde 14,1 FAVÖK marjı elde ederek kârlılığını sürdürdüğü bildirildi.</p>
<h2>"Sanayide dönüşüm artık bir tercih değil"</h2>
<p>Kocaer Çelik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Kocaer, ilk çeyrek sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde, küresel ölçekte yaşanan dönüşümün sanayi şirketleri açısından yalnızca maliyet yönetimini değil; üretim esnekliğini, enerji verimliliğini ve sürdürülebilirliği de stratejik hale getirdiğini belirtti.</p>
<p>Kocaer, “2026 yılının ilk çeyreğinde küresel ticarette belirsizliklerin arttığı, maliyet baskılarının sürdüğü ve rekabet koşullarının daha yoğun hissedildiği bir dönem yaşanmıştır. Kocaer Çelik’in bu zorlu koşullarda elde ettiği başarılı sonuçlar, teknolojik üretim yapısının, çevik yönetim anlayışının ve yüksek katma değerli ürün çeşitliliğinin önemli bir yansımasıdır. Özellikle değişken piyasa koşullarına hızlı uyum sağlayabilen üretim altyapımızın operasyonel dayanıklılığımıza katkısı net şekilde görülmüştür.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dünya çelik sektöründe rekabetin artık yalnızca kapasiteyle değil; teknoloji, sürdürülebilirlik ve ürün niteliğiyle şekillendiğine dikkat çeken Kocaer, açıklamasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Sanayide dönüşüm artık bir tercih değil, doğrudan rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan biri haline gelmiştir. Biz de bu doğrultuda dijitalleşme, ileri üretim teknolojileri, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim alanlarındaki yatırımlarımızı uzun vadeli stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. Teknolojik ve çevik üretim yapımızı daha da güçlendirirken, operasyonel mükemmeliyeti destekleyecek yatırımlarımıza devam ediyoruz. Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kabiliyetiyle küresel ölçekte çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceğine inanıyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kocaer-celik-favok-marjini-141e-cikardi-78833</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/kocaer-celik-favok-marjini-141e-cikardi-1778157633.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaer Çelik&#039;in, üretim hacminde yaklaşık yüzde 7 büyüme sağlarken, katma değerli ürün odaklı üretim yapısıyla operasyonel performansını sürdürdüğü bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarim-artik-sadece-uretimle-sinirli-degil-cok-kapsamli-stratejik-bir-alan-78832</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tarım artık sadece üretimle sınırlı değil, çok kapsamlı stratejik bir alan&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET USMAN/İZMİR</strong></p>
<p>Tarım 4.0 Teknoloji Etki Derneği tarafından düzenlenen 4.Tarım Yatırım Etki Zirvesi, sektörün tüm paydaşlarını İzmir’de bir araya getirdi. “Dünyanın Merkezinden, Tarım Yeniden” ana teması ile hazırlanan zirvenin konuşmacıları , tarımın artık üretimle ilgili bir mesele olmaktan çıkıp, çok katmanlı stratejik bir alan haline geldiğine dikkat çektiler. EKONOMİ Gazetesi’nin de sponsorları arasında bulunduğu zirvenin ikinci gününde ise Tire’de Dünya Çiftçiler Günü kutlandı.</p>
<p>İzmir Ticaret Odası İzQ İnovasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen zirvenin açılış töreninde konuşan Tarım 4.0 Teknoloji ve Etki Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sumer Tömek Bayındır, tarım sektörünün sorunlarının başında işlerin yeni nesle devrinin geldiğini vurgulayarak, “Büyük bir sorun gibi görünen bu durum aslında bir dönüşümün işareti. Bunu, ‘eski Süpermenler azalıyor, yeni nesil devralıyor’ şeklinde değerlendirebiliriz. Çiftçi neslinin tükeniyor gibi görünmesinin sebebi, onlardan bir Süpermen olmalarını beklememiz. Ama artık çiftçilik o kadar çok disiplini bir araya getiren bir iş ki, ancak bilimsel çalışan bir insan bunun altından kalkabilir. Biz hem çiftçiyi hem tarımı yüceltmek, hem de bu geleceği doğru bir şekilde sonraki nesle devretmek için bu derneği kurduk” diye konuştu.</p>
<h2>“Tarımın sistem yönetimi meselesi olarak ele alınması lazım”</h2>
<p>Tarımın artık sadece üretim odaklı bir faaliyet olmaktan çıkıp, küresel güç dengeleri, enerji maliyetleri ve iklim değişikliği ile iç içe geçmiş stratejik bir alan haline geldiğini dile getiren İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdürü Umut Yiğit ise, “Günümüzde ülkeler tarım politikalarını yalnızca üretim ve verimlilik odaklı değil aynı zamanda gıda güvenliğini stratejik bağımsızlık ve diş ticaret dengeleri çerçevesinde de yeniden şekillendiriyor. Tarımın yalnızca üretim değil aynı zamanda sistem yönetimi meselesi olarak ele alınması lazım. Üretimde sağlanan artışların çağın sunduğu imkanlardan yeterince faydalanılamadığı sürece depolama, işleme ve lojistik aşamalarında kayıplara uğraması toplam katma değerinin önemli ölçüde azalmasına neden oluyor” dedi.</p>
<p>2025’in tarım sektörü için oldukça zorlu geçtiğini hatırlatan Yiğit, “Sektör 2025’i %8,8 küçülme ile tamamladı. 2026 yılına zayıflamış bir bilanço ile başlansa da daha dengeli bir görünüm söz konusu; ancak enerji maliyetleri ve finansal sıkılık kredi talebi üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Tarım sadece bir üretim değil, bir sistem yönetimi meselesi. Türkiye İş Bankası olarak tarımı teknoloji ve sürdürülebilirlik bileşenleriyle ele alıyoruz. 56 tarım ihtisas şubemizle üreticilerin finansmana ve teknik bilgiye erişimini kolaylaştırıyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Öğütçü: “Tarım teknoloji ile evlendi, bambaşka bir hale geldi”</h2>
<p>Dünyanın Merkezinde Değişen Akışlar ve Stratejik Politika Hatları başlıklı oturumda söz alan eski diplomat ve OECD üst düzey yöneticilerinden Global Resources Partners Group İcra Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü, yeni dünya düzeninde paranın nereye akacağı düşünülürken önce tarımla karşılaşıldığını vurgulayarak, “Tarım eski ekonomi olarak görülüyordu eskiden. İkilime bağlı oluşu, emek yoğun yapısı gibi nedenlerle çok cazip değildi. Ama şimdi tarım teknoloji ile evlendi ve bambaşka bir hale geldi. Uydular, dronlar, veri tabanları, meteorolojik hesaplamalar, yapay zeka gibi öylesine gelişmeler ve kırılmalar yaşadık ki. Dünyada son dönemde yaşanan gelişmeler tarım ve gıdanın enerjiden daha az önemli olmadığını gösterdi. Önümüzdeki dönemde tarım bir numaralı stratejik öncelik olmaya devam edecek. Türkiye artık tarımda kendine yetmek bir yana, stratejik sektör olarak görmemize rağmen zor durumda. Topraklarımızı ve sularımızı kaybetmeye devam ediyor. Tarımda aşırı ölçüde dışa bağımlıyız. Yeni dünya düzensizliğinde ülkeler artık direnç güçleriyle öne çıkıyorlar. Enerjide olduğu gibi tarımda da potansiyeli olan ülkelere yönelik açık ya da örtülü mücadele var. Biz de hedeflerden biriyiz” görüşünü ifade etti.</p>
<p>Zirve kapsamında gıda ve sağlık hukuku uzmanı Yasemin Bal, “21. Yüzyılın Akış Jeopolitiği Kuramı”nı tarım ve gıda ekseninde ele alarak kamuoyu ile paylaşırken, fütürist, Teknokratlar Derneği Eş Başkanı Alphan Manas da Savaş, kriz ve barış zamanlarında teknolojinin nasıl sıçramalar yaptığını; yapay zekâ, dijital sistemler, veri kullanımı ve yeni nesil girişimcilik modellerinin tarım ve gıda sistemlerinde nasıl yer bulduğunu anlattı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarim-artik-sadece-uretimle-sinirli-degil-cok-kapsamli-stratejik-bir-alan-78832</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/2/1280x720/tarim-artik-sadece-uretimle-sinirli-degil-cok-kapsamli-stratejik-bir-alan-1778157328.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım sektörünün tüm paydaşlarını İzmir’de bir araya getiren 4.Tarım Yatırım Etki Zirvesi’ne katılan konuşmacılar tarımın artık sadece üretim odaklı bir faaliyet olmaktan çıkıp, küresel güç dengeleri, enerji maliyetleri ve iklim değişikliği ile iç içe geçmiş stratejik bir alan haline geldiğini ifade ettiler. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cezayir-ile-tercihli-ticaret-anlasmasi-yil-sonuna-yetistirilmeye-calisilacak-78831</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cezayir ile Tercihli Ticaret Anlaşması yıl sonuna yetiştirilmeye çalışılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Cezayir Cumhurbaşkanı Abdülmecid Tebbun’un resmi ziyareti kapsamında Türkiye-Cezayir İş Forumu düzenlendi. Foruma, Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezig de katıldı.</p>
<p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat açılışta yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Afrika’daki en güçlü ticaret ortaklarından biri olduğunu vurguladı. Yeni anlaşmalarla bu ilişkilerin derinleştiğini belirten Bolat, tercihli ticaret anlaşmasına yönelik iradeyi teyit ederek, “Türkiye ile Cezayir arasında müzakereleri iki yıldır devam eden tercihli ticaret anlaşması görüşmelerinin yıl sonuna kadar bir anlaşma ile sonuçlanması irademizi birlikte karşılıklı olarak ortaya koyacağız. Bunun yanında yatırımcılar için çok önemli bir husus, yatırımların teşvik edilmesi ve yatırımların korunması anlaşması. Bu anlamda iki ülke arasında bir anlaşma imzalanmasına büyük bir ihtiyaç var. Bu konuda da Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız ile Cezayir Maliye Bakanlığı arasında görüşme devam etmektedir. Bunun da en kısa sürede anlaşma ile sonuçlanmasını gönülden arzu ediyoruz” dedi. </p>
<p>Bakan Bolat, Rönesans Holding ve Cezayir ulusal hidrokarbon şirketi Sonatrach’in Adana’da Ceyhan Polipropilen üretim tesisi yatırımını sürdürdüğünü hatırlatarak, bu yatırımın da hızlandığını kaydetti. </p>
<p>Cezayir Dış Ticaret ve İhracatı Teşvik Bakanı Kamel Rezig de konuşmasında, ekonomik ilişkilerin sağlam bir zeminde bulunduğunu vurgulayarak, gelecekte hacmin daha da artacağını, iki ülkenin karşılıklı yatırımlarının önemli boyutlarda olduğunu vurguladı. Cezayir’li Bakan da Türkiye ile Tercihli Ticaret Anlaşmasını sonuçlandırmayı istediklerini belirterek tamamlanmasının iki ülke ekonomik ilişkileri açısından “dönüm noktası” olacağını söyledi. </p>
<p><strong>OLPAK: Cezayir dünyanın en önemli güneş enerjisi potansiyeline sahip ülkelerinden biri  </strong></p>
<p>Toplantıda konuşan Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Başkanı Nail Olpak da eşdeğer karşı kuruluş CREA ile imzalanan mutabakat zaptıyla ilişkilerin derinleşeceğini belirterek, TOBB bünyesinde ortak oda kurulacağını açıkladı. </p>
<p>İki ülkenin geniş bir ekonomik işbirliği potansiyeli olduğunu bu kapsamda Cezayir’in sahra bölgesinin dünyanın en önemli güneş enerjisi santrali alanlarından biri olarak dikkat çektiğini vurgulayan Olpak, Afrika bölgesini kapsayan serbest ticaret anlaşmasının tarafı olan bu ülke ile ortak olarak diğer ülkeleri hedefleyen ekonomik faaliyetlerin de mümkün olduğunu kaydetti. Nail Olpak, yatırımların karşılıklı korunması anlaşmasının da önemli gündem maddesi olduğunu vurguladı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cezayir-ile-tercihli-ticaret-anlasmasi-yil-sonuna-yetistirilmeye-calisilacak-78831</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/1/1280x720/356-1778157178.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye-Cezayir İş Forumunda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, iki ülkenin Tercihli Ticaret Anlaşmasını bu yılın sonuna kadar tamamlama yönünde irade ortaya koyacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kalyon-pvnin-yeni-gunes-paneli-uretim-tesisleri-acildi-78830</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 15:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kalyon PV&#039;nin yeni güneş paneli üretim tesisleri açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MARUF BUZCUGİL/ANKARA</strong></p>
<p>Kalyon PV'nin yeni güneş paneli fabrikası törenle hizmete açıldı.</p>
<p>Ankara’daki Kalyon PV fabrikasında düzenlenen törene, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da katıldı. Açılış töreninde konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, yabancı sermaye enerji yatırımlarına verilen avantajların eleştirilmesine tepki gösterirdi. Bakan Bayraktar, rüzgar ve güneş santralleri yatırımlarının hızlandırılacağını, bu yıl içinde COP31 Antalya öncesi yeni YEKA yarışmalarının tamamlanacağını duyurdu. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da yeşil dönüşüm ve özellikle AB ile ticaretin olduğu ortamda yenilenebilir enerji yatırımlarına desteklemeyi sürdüreceklerini açıkladı. </p>
<p>Açılış töreninde yeni üretim tesisi ve Kalyon PV hakkında bilgi veren Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, Ankara’daki üretim tesislerinde daha yüksek enerji üretimi içeren G12R hücre teknolojisi ile enerji kaybını azaltan, düşük ışıklarda daha fazla enerji sağlayan TOPCONPlus panel teknolojisine sahip güneş panellerinin önemli kapasite artışı sağlayacağını vurgulayarak, “Yaklaşık 55 milyon dolarlık bu yeni yatırımla Kalyon PV'nin toplam yerli güneş hücresi üretim kapasitesi 2,1 gigavat seviyesine ulaşmaktadır. Kalyon ailesi olarak enerji sektöründeki yatırımlarımızla, yüksek katma değerli üretimi ülkemizde gerçekleştiriyor, ekonomiye, istihdama, ihracata ve cari açığın azaltılmasına güçlü katkılar sunmaya devam ediyoruz.” dedi. </p>
<p><strong>Bakan Bayraktar: Yeni YEKA yarışmaları COP31 öncesi tamamlanacak</strong></p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar da törende yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kurulu gücünde Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı verilerine göre Avrupa’da ilk 5, Dünyada ise 11. sırada yer aldığını belirterek, Türkiye’nin toplam kurulu güçte 120 bin MW hedefinin ilan edildiğini hatırlattı. <br />Mart ayında 20 milyar kWh üretimle, tüm zamanların en yüksek yenilenebilir kaynaklı elektrik üretimine erişildiğini belirten Bayraktar, rüzgar ve güneşte 2025’te 8.3 bin MW kurulu gücün devreye alındığını kaydetti. Kamu alım garantisine dayalı YEKA sisteminde, yeni yatırım alanı tahsisi yarışmaları hazırlıklarının devam ettiğini, her yıl 2 bin MW kurulu güç için yarışma açmayı hedeflediklerini belirten Bayraktar, “Bu yılın yarışmalarını COP31 öncesinde eylül veya ekim aylarında neticelendirmeyi hedefliyoruz. Yenilenebilir enerji alanında YEKA'ların yanı sıra hükümetler arası anlaşmalarla, büyük ölçekli ve çok daha rekabetçi fiyatlarla projeler geliştiriyoruz” dedi. <br />Bakan Bayraktar, yenilenebilir enerji yatırımlarında yerli üretim malzeme ve sistemler kullanılmasının da bu alandaki endüstriyi geliştirdiğini vurguladı. </p>
<p><strong>Muhalefetin eleştirisine yanıt</strong></p>
<p>Türkiye’nin Suudi Arabistan ile hükümetlerarası anlaşmayla Türkiye’de güneş enerjisi santrali kurulmasına yönelik girişimde, Türkiye’nin yerli yatırımcılara tanınmayan sıradışı teşvikler verildiği iddiasıyla eleştirilerde bulunan muhalefet partilerine yanıt veren Bakan Bayraktar, “Suudi Arabistan ile yaptığımız hükümetlerarası anlaşma ile ülkemizde ilk etapta Sivas ve Karaman Taşeli'nde 1000'er megavatlık güneş enerjisi santrali kurulacak. Bu santrallerden üretilen elektriği, bugüne kadar Türkiye'de oluşan en düşük fiyatla alacağız. Dünyada bunca krize rağmen ilk etapta yaklaşık 2 milyar dolarlık bu dış yatırımın ülkemizdeki siyasi ve ekonomik istikrara güveni göstermesinden rahatsızlık duyuyorlar, bunu hazmedemiyorlar." dedi. </p>
<p><strong>Bakan Kacır: Enerji dönüşümü için çalışıyoruz</strong></p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır da konuşmasında, güneş enerjisi ve diğer enerji alanlarında, AR-GE ve geliştirme çalışmalarına sürekli destek verdiklerini belirterek, 2035’e kadar 55 GW kurulu güçte güneş santrali kurulacağını belirtti. Bakan Kacır, özellikle AB ile dış ticaret nedeniyle yenilenebilir kaynaklara dayalı enerji üretiminin Türkiye’nin ihracat kapasitesi için de önemli olduğunu belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>“İhracatının yüzde 40'tan fazlasını AB'ye gerçekleştiren bir ülke olarak AB Yeşil Mutabakatı'na uyumlu bir yeşil dönüşüm altyapısını ivedilikle tesis etmek, sürdürülebilir kalkınma adına öncelikli amaçlarımızdan biri. Yenilenebilir enerji kaynakları başta olmak üzere alternatif enerji kaynaklarının kullanımını yaygınlaştırmayı, yenilenebilir enerji teknolojilerinde kabiliyet setimizi genişletmeyi, enerjide yerli kaynakların kullanımı ve yeşil dönüşüm hedeflerimize erişimin anahtarı olarak görüyoruz. Sanayicilerimize öz tüketimlerini karşılamaları için yenilenebilir enerji yatırımı yapma imkanı sunuyoruz. Bu doğrultuda özellikle son yıllarda hayata geçirdiğimiz atılımlarla yenilenebilir enerji kaynaklarının toplam kurulu güçteki payı yüzde 62'nin üzerine çıktı. Güneş enerjisinde kurulu gücümüz 26 gigavata ulaştı. Bakanlık olarak 2012'den bu yana güneş santrali kurulumlarına yönelik teşviklerimizle 895 milyar liralık yatırımı destekledik” diye konuştu. </p>
<p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı, özellikle son yıllarda güneş paneli üretiminde Avrupa’da birinci sırada, Dünyada 4. Sıradaki üretim kapasitesine ulaşıldığını söyledi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı, teşvik sistemi kapsamında, güneş enerjisi santralleri için sağlanan teşvik belgesi tutarının 895 milyar TL düzeyine ulaştığını da açıkladı. <br />Bakan Kacır, güneş hücresi üretiminde ingot dilimleme aşamasından başlayan yatırımlara destek verildiğini de belirterek, planlanan 5 üretim tesisinin tamamlanmasıyla 20 GW üzerinde güneş hücresi üretim kapasitesine ulaşılacağını açıkladı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kalyon-pvnin-yeni-gunes-paneli-uretim-tesisleri-acildi-78830</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/0/1280x720/346-1778156690.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneş panelleri üreten fabrikanın açılışında konuşan Kalyon Holding Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Kalyoncu, Ankara’daki üretim tesislerinde daha yüksek enerji üretimi içeren G12R hücre teknolojisi ile enerji kaybını azaltan, düşük ışıklarda daha fazla enerji sağlayan TOPCONPlus panel teknolojisine sahip güneş panellerinin önemli kapasite artışı sağlayacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-dogal-gaz-tuketimi-yuzde-19-artti-78824</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 13:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’da doğal gaz tüketimi yüzde 19 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Aksa Bursa Doğalgaz’ın 2025 yılı verileri, Bursa’da doğal gaz kullanımındaki artış eğiliminin sürdüğünü ortaya koydu. Kentte altyapının genişlemesi ve konut kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte hem abone sayısı hem de tüketim yükseldi. 2025 yılında toplam doğal gaz tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 2,6 milyar metreküpü aştı. Tüketimin büyük bölümünü konutlar oluştururken, konutların payı yüzde 71, ticari işletmeler ve sanayi kuruluşlarını kapsayan serbest tüketicilerin payı ise yüzde 29 olarak gerçekleşti. İlçeler bazında bakıldığında, 302,8 milyon metreküplük tüketimle Osmangazi ilk sırada yer aldı. Yıldırım ve Nilüfer ilçeleri de yüksek tüketim seviyeleriyle öne çıktı. Sanayi faaliyetlerinin yoğunluğu, nüfus ve yapılaşma bu dağılımda belirleyici oldu.</p>
<h2><strong>Konutlarda tüketim arttı</strong></h2>
<p>Konutlarda ortalama tüketim de yükseliş gösterdi. 2024’te 968,52 metreküp olan hane başı yıllık tüketim, 2025’te 1.061 metreküpe çıktı. En yüksek tüketim şubat ayında gerçekleşirken, zirve gün 20 Şubat oldu. Bu tarihte Bursa’da 16,7 milyon metreküp doğal gaz kullanılırken, Türkiye genel tüketiminin yüzde 5,4’ü kentte gerçekleşti. En düşük tüketim ise ağustos ayında kaydedildi. Aksa Bursa Doğalgaz Şirket Müdürü Çağdaş Adıbelli, artan talebe dikkat çekerek, “Doğal gaz, Bursa’da konutlarda ısınma, sıcak su ve pişirme gibi temel ihtiyaçlarda en çok tercih edilen enerji kaynaklarından biri. Artan talebi altyapı yatırımlarıyla destekliyor, kesintisiz ve güvenli arz için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69fc6e8d8fa5e-1778151053.jpg" alt="" width="578" height="385" /></p>
<p>Güvenli kullanım konusunda uyarılarda bulunan Adıbelli, doğal gazın yalnızca dağıtım şirketinin onayıyla kullanılması gerektiğini vurguladı. Kombilerin kapalı alanlarda bulunması halinde baca çıkışlarının dış ortama kadar uzatılmasının önemine dikkat çeken Adıbelli, baca bağlantılarının sızdırmazlığının düzenli kontrol edilmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle bacalı cihaz kullanımında bakımın hayati önem taşıdığına işaret eden Adıbelli, yetersiz havalandırma ve baca sorunlarının karbonmonoksit riskini artırdığını belirtti. Renksiz ve kokusuz olması nedeniyle fark edilmesi zor olan karbonmonoksitin ciddi tehlike oluşturduğunu vurgulayan Adıbelli, tesisata yetkisiz müdahaleden kaçınılması, cihaz ve baca kontrollerinin düzenli yapılması gerektiğini kaydetti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-dogal-gaz-tuketimi-yuzde-19-artti-78824</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/4/1280x720/bursada-dogal-gaz-tuketimi-yuzde-19-artti-1778151085.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa’nın 11 ilçesinde 1 milyon 270 binden fazla aboneye hizmet veren Aksa Bursa Doğalgaz, 2025 yılına ilişkin doğal gaz tüketim verilerini açıkladı. Bursa’da 2025 yılında doğal gaz tüketimi bir önceki yıla göre yüzde 19 artarak 2,6 milyar metreküp seviyesini aştı. Kent genelinde en yüksek tüketim ise şubat ayında gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/elektrik-muhendislerinden-uyari-sebeke-ve-tesisat-kaynakli-yangin-riski-buyuyor-78817</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektrik mühendislerinden uyarı: Şebeke ve tesisat kaynaklı yangın riski büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şubesi Başkanı Şaban Tat yaptığı açıklamada, yaz aylarına girerken orman yangınlarının yeniden gündeme geldiğini bildirdi.</p>
<p>Orman yangınlarda çoğu zaman mangal ateşi ya da sigara izmariti konuşulduğunu vurgulayan Tat, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Oysa gerçek tablo bundan daha geniştir. Elektrik şebekelerindeki teknik kusurlar kadar, konut ve iş yerlerindeki elektrik tesisatındaki ihmaller de yangınların önemli bir nedenidir. Rüzgârlı havalarda birbirine temas eden iletkenler, bakımsız trafolar ve devrilen direkler nasıl yangın riski oluşturuyorsa aşırı yük altında çalışan tesisatlar, eskiyen kablolar, kontrolsüz yapılan ekler ve uygun olmayan cihaz kullanımları da aynı şekilde yangına davetiye çıkarmaktadır. Son yıllarda yaşanan büyük yangınlar bize şunu açıkça göstermiştir: Bu olaylar tesadüf değildir. İhmal edilen her bakım, ertelenen her kontrol, büyüyen bir riske dönüşmektedir. Teknik ihmallerin ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini hepimize göstermiştir.’’</p>
<p><strong>"Elektrik dağıtım şirketleri düzenli denetlemeli"</strong></p>
<p>Elektrik kaynaklı yangınların hem doğada hem yaşam alanlarında büyüyen bir tehdit olduğuna dikkat çeken Tat, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Elektrik dağıtım şirketlerinin, ormanlık alanlardan geçen enerji hatlarını düzenli olarak denetlemesi, eski ve riskli ekipmanları yenilemesi ve hat altı temizliklerini eksiksiz yapması hayati önem taşımaktadır. Ancak bu sorumluluk sadece kurumlara ait değildir. Konutlarda ve işyerlerinde kullanılan elektrik tesisatlarının da mutlaka periyodik olarak kontrol edilmesi gerekmektedir. Yıllarca kontrol edilmemiş tesisatlar, bilinçsizce artırılan elektrik yükleri, uygun olmayan uzatma kabloları ve yetkisiz müdahaleler; özellikle yaz aylarında artan enerji kullanımıyla birlikte ciddi yangın riskleri oluşturmaktadır. Birçok yangın, aslında önceden tespit edilebilecek küçük bir arızanın zamanında giderilmemesi nedeniyle çıkmaktadır.’’</p>
<p>Vatandaşları da uyaran EMO Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Evlerinizde ve işyerlerinizde elektrik tesisatınızı kontrol ettirin. Eğer güç aşımı yaptıysanız veya yoğun elektrikli cihaz kullanıyorsanız mutlaka uzman görüşü alın. Unutulmamalıdır ki elektrik tesisatı bir kez yapılıp unutulacak bir sistem değildir. Aynı şekilde, gelişen teknoloji artık riskleri önceden tespit etmeye olanak vermektedir. Termal kameralar, sensör sistemleri ve akıllı şebeke uygulamaları ile hem hatlardaki hem de tesisatlardaki riskler erkenden belirlenebilir. Ancak bu teknolojilerin kullanılabilmesi için öncelikle riskin ciddiyetinin kabul edilmesi gerekir. 2026 yazına girerken bir kez daha uyarıyoruz. Gerek şebekede gerekse yaşam alanlarımızda gerekli önlemler alınmazsa, aynı acı olayları tekrar yaşarız. Elektrik kaynaklı yangınları önlemek mümkündür. Bunun yolu ise bellidir: Denetim, bakım ve sorumluluk.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/elektrik-muhendislerinden-uyari-sebeke-ve-tesisat-kaynakli-yangin-riski-buyuyor-78817</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/7/1280x720/elektrik-muhendislerinden-uyari-sebeke-ve-tesisat-kaynakli-yangin-riski-buyuyor-1778144258.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yaz sezonuna girilirken orman yangınlarına dikkat çeken elektrik mühendisleri,  şebeke ve tesisat kaynaklı yangın risklerinin büyüdüğüne dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotiv-endustrisi-nisan-ayi-ihracati-38-milyar-dolari-asti-78812</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotiv endüstrisinin nisan ihracatı 3,8 milyar doları aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) verilerine göre, Türkiye ihracatının lideri otomotiv endüstrisinin nisan ayı ihracatı geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 22,7 artışla 3 milyar 855 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrinin aldığı pay da yüzde 17,3 oldu. Yılın ilk dört ayında otomotiv endüstrisi ihracatı da yüzde 8,9 artarak 13 milyar 748 milyon dolar oldu.</p>
<p>OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, “İhracat liderliğimizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Nisan ayında bugüne kadar aylık bazda ulaşılan en yüksek ikinci rakama ulaştık. Tüm ana ürün gruplarında çift haneli artış kaydederek küresel rekabet gücümüzü perçinledik. Önemli pazarlarımızdan Fransa’ya yüzde 30, İtalya’ya yüzde 42, Slovenya’ya yüzde 68 ihracat artışı oldu” diye konuştu.</p>
<h2>“Tedarik endüstrisi ihracatı yüzde 19 arttı”</h2>
<p>Nisanda en büyük ürün grubu olan Tedarik Endüstrisi ihracatı yüzde 19 artış ile 1 milyar 519 milyon dolar oldu. Binek Otomobiller ihracatı yüzde 16 artarak 1 milyar 35 milyon dolar, Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlar ihracatı yüzde 39 artışla 756 milyon dolar, otobüs-minibüs-midibüs ihracatı yüzde 30 artışla 312 milyon dolar, Çekiciler ihracatı da yüzde 33 artışla 194 milyon dolar oldu. Tedarik Endüstrisinde en fazla ihracat yapılan ülke Almanya olurken, bu ülkeye ihracat yüzde 21 arttı. Önemli pazarlardan İtalya’ya yüzde 57, Fransa’ya yüzde 33, ABD’ye yüzde 26, Birleşik Krallık’a yüzde 27, Rusya’ya yüzde 41 ihracat artışı yaşandı. Buna karşılık Romanya’ya yüzde 23,5 ihracat düşüşü oldu. Binek otomobillerde en fazla ihracat yapılan ülke olan Fransa’ya ihracat yüzde 16 artarken, önemli pazarlardan İspanya’ya yüzde 59, Slovenya’ya yüzde 75, Almanya’ya yüzde 21, Yunanistan’a yüzde 767, Romanya’ya yüzde 25, Hollanda’ya yüzde 87 ihracat artışı, Birleşik Krallık’a yüzde 39, Polonya’ya yüzde 22, Portekiz’e yüzde 42 ihracat düşüşü yaşandı.</p>
<h2>“Eşya taşıma araçlarında lider Birleşik Krallık”</h2>
<p>Eşya Taşımaya Mahsus Motorlu Taşıtlarda ise Birleşik Krallık’a yüzde 31, Almanya’ya yüzde 57, İtalya’ya yüzde 50, Fransa’ya yüzde 74, Slovenya’ya yüzde 54, Belçika’ya yüzde 108 ihracat artışı, Romanya’ya yüzde 36 ihracat düşüşü oldu. Otobüs Minibüs Midibüs ürün grubunda Fransa’ya yüzde 11, Romanya’ya yüzde 228, İtalya’ya yüzde 24, İspanya’ya yüzde 53, ABD’ye yüzde 71 ihracat artışı yaşanırken, Almanya’ya yüzde 14 ihracat düşüşü kaydedildi. Çekicilerde ise Almanya’ya yüzde 12, Birleşik Krallığa yüzde 16 ihracat düşüşü, Slovenya’ya yüzde 254, Fransa’ya yüzde 98, İtalya’ya yüzde 202 ihracat artışı oldu.</p>
<h2>“Almanya’ya ihracat yüzde 22 arttı”</h2>
<p>Nisan ayında otomotiv sektöründe ilk 10 ülke ihracatında yer alan tüm ülkelerde artış kaydedildi. Almanya 645 milyon dolar ile en fazla ihracat yapılan ülke olurken, bu ülkeye ihracat yüzde 22 arttı. Fransa 461 milyon dolarlık ihracat rakamı ile ikinci büyük Pazar olurken, bu ülkeye yönelik otomotiv ihracatı da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30 artış gösterdi. Üçüncü büyük pazar İtalya’ya yönelik ihracat ise yüzde 42 artışla 357 milyon dolar oldu. Birleşik Krallık’a yüzde 3, İspanya’ya yüzde 24, Slovenya’ya yüzde 68, Belçika’ya yüzde 26, Polonya’ya yüzde 3 ihracat artışı yaşandı.</p>
<h2>“AB ülkelerine ihracat yüzde 27 arttı”</h2>
<p>Nisanda Avrupa Birliği ülkeleri yüzde 75 pay ve 2 milyar 883 milyon dolar ile ülke grubu bazında ihracatta ilk sırada yer aldı. AB ülkelerine yönelik ihracat yüzde 27 arttı. Diğer Avrupa Ülkeleri yüzde 10,7 pay ile ülke grupları arasında ikinci sırada olurken, Orta Doğu Ülkeleri’ne yüzde 22 ihracat düşüşü yaşandı. Okyanusya Ülkelerine ihracat ise yüzde 36 arttı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotiv-endustrisi-nisan-ayi-ihracati-38-milyar-dolari-asti-78812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/2/1280x720/otomotiv-endustrisi-nisan-ayi-ihracati-38-milyar-dolari-asti-1778142825.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ OİB verilerine göre Türkiye otomotiv endüstrisinin nisan ayı ihracatı yaklaşık yüzde 23 artışla 3 milyar 855 milyon dolar oldu. Türkiye ihracatında birinci sıradaki yerini koruyan endüstrinin aldığı pay da yüzde 17,3 olarak gerçekleşti. Yılın ilk dört aylık döneminde otomotiv endüstrisi ihracatı da yüzde 8,9 artışla 13 milyar 748 milyon dolara ulaştı. OİB Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, “Nisan ayında bugüne kadar aylık bazda ulaşılan en yüksek ikinci rakama ulaştık. Tüm ana ürün gruplarında çift haneli artış kaydederek küresel rekabet gücümüzü perçinledik.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holdingden-ilk-ceyrekte-403-milyar-tllik-kombine-gelir-78811</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 11:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabancı Holding&#039;den ilk çeyrekte 403 milyar TL&#039;lik kombine gelir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sabancı Holding, 2026'nın ilk çeyreğine ilişkin finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre üç aylık dönemde, stratejik öncelikleri doğrultusunda büyümesine devam eden Sabancı Holding'in kombine gelirleri (temettü geliri hariç) 403 milyar lira, konsolide net kârı da 318 milyon lira seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde 565 milyon dolarlık yatırıma imza atan Sabancı'nın, 2021'den bu yana hayata geçirdiği toplam yatırım büyüklüğü 7 milyar dolara ulaştı. Söz konusu yatırımların 6,2 milyar dolarlık kısmı Türkiye'de gerçekleşti.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Kıvanç Zaimler, dinamik portföy anlayışının bir gereği olarak, sermaye tahsislerini daha yüksek büyüme ve daha güçlü getiri potansiyeli olan alanlara yönlendirirken, daha odaklı, dirençli ve geleceğe daha hazır bir Sabancı inşa ettiklerini anlattı.</p>
<p>Tüm bunları yapabilmenin ön koşullarından birinin de bugünü doğru yönetebilmek, mevcut portföyün sürdürülebilir değer yaratmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Zaimler, "2026'nın ilk üç aylık dönemine ilişkin finansal sonuçlarımız, bu anlamda Topluluk şirketlerimizin operasyonel mükemmeliyet, verimlilik ve kârlı büyüme anlayışını iş kültürlerinin bir parçası haline getirdiğini ortaya koyuyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Zaimler, Sabancı'nın güçlü bilanço yapısını korurken, odaklandığı büyüme alanlarında da yatırıma devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bir yandan Topluluk şirketlerimizin küresel yetkinliklerini ve ayak izlerini artırırken, yatırımlarımızda ise önceliğimizi Türkiye'ye vermeyi sürdürüyoruz. 2021'den bu yana yaptığımız yatırımlara baktığımızda, toplam yatırımlarımız içerisinde ülkemiz için seferber ettiğimiz yatırımların oranı yüzde 87 seviyesinde. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızda Türkiye'ye ağırlık vermeyi sürdüreceğiz."</p>
<p><strong>Topluluk şirketlerinin ilk çeyrek performansları</strong></p>
<p>Topluluk şirketlerinin ilk çeyrek performanslarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Zaimler, bu yıl 30. yaşını kutlayan Enerjisa Üretim'in, kademeli olarak devreye aldığı YEKA-2 santralleriyle Türkiye'de rüzgar enerjisinde bin megavat kurulu güç kapasitesini aşan ilk şirket olduğunu aktardı.</p>
<p>Zaimler, YEKA-2 yolculuğunu tamamladığında ülkenin toplam rüzgar gücünün en az yüzde 10'unu tek başına karşılamayı hedefleyen Enerjisa Üretim'in, devam eden yatırımların tamamlanması ve yeni kapasite artışlarının devreye alınmasıyla 2028 sonu itibarıyla en az 6 bin 250 megavat kurulu güce ulaşmayı planladığını ifade ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Küresel belirsizliklerin yüksek seyrettiği bu dönemde de Türk ekonomisini desteklemeyi sürdüren Akbank, 2026'nın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine sağladığı kredi desteğini 2 trilyon 24 milyar lirası nakdi olmak üzere toplam 2 trilyon 601 milyar lira seviyesine çıkardı. Bugün 3 farklı kıtaya yayılan fabrikalarıyla beyaz çimentoda dünyanın ikinci, kalsiyum alüminat çimentoda (CAC) ise üçüncü en büyük oyuncusu olan Çimsa, 2025'in son çeyreğinde tamamlayarak hizmete aldığı ABD gri çimento yatırımı ve geçtiğimiz dönemde başlattığı uluslararası ticaret operasyonları sayesinde yılın ilk çeyreğinde konsolide bazda satış hacmini yükseltirken, sürdürülebilir karlılık yaklaşımıyla hem FAVÖK'ünü hem de net karını önemli ölçüde artırdı. Çimentodan yapı malzemelerine geçişte köprü görevi gören ve katma değerli endüstrilerin en önemli hammaddeleri arasında yer alan CAC'ın Türkiye'deki tek üreticisi olan Çimsa'nın, bu alanda Mersin'de sürdürdüğü yeni kapasite yatırımı da önümüzdeki dönemde tamamlanacak."</p>
<p>Brisa'nın yerli markası Lassa'nın da farklı coğrafyalarda ayak izini güçlendirdiğini ifade eden Zaimler, Kazakistan ve Moldova'da ilk tabelalı mağazalarını açtıklarını kaydetti.</p>
<p>Zaimler, bugüne kadar 140 bin araç üreten ve dünyanın 70 ülkesine 18 binden fazla araç ihraç eden Temsa'nın da 2025'te kırdığı üretim ve satış rekorlarının ardından, mobilite vizyonunu elektrifikasyon dönüşümüyle güçlendirmeye sürdürdüğünü ve Litvanya'ya 15 elektrikli araç teslimatı gerçekleştirdiğini belirtti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holdingden-ilk-ceyrekte-403-milyar-tllik-kombine-gelir-78811</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/8/1280x720/kivanc-zaimler-1772720862.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabancı Holding&#039;in yılın ilk çeyreğinde 403 milyar liralık kombine gelir elde ettiği bildirildi. Sabancı Holding CEO&#039;su Kıvanç Zaimler, &quot;Bir yandan Topluluk şirketlerimizin küresel yetkinliklerini ve ayak izlerini artırırken, yatırımlarımızda ise önceliğimizi Türkiye&#039;ye vermeyi sürdürüyoruz. 2021&#039;den bu yana yaptığımız yatırımlara baktığımızda, toplam yatırımlarımız içerisinde ülkemiz için seferber ettiğimiz yatırımların oranı yüzde 87 seviyesinde. Önümüzdeki dönemde de yatırımlarımızda Türkiye&#039;ye ağırlık vermeyi sürdüreceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/loreal-turkiye-40-yilda-40-milyar-tllik-ekonomik-etki-yaratti-78796</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> L’Oréal Türkiye 40 yılda 40 milyar TL’lik ekonomik etki yarattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>L’Oréal Türkiye, 40’ıncı yılını güzellik kavramının ekonomik, teknolojik ve toplumsal boyutlarını ele alan bir etkinlikle kutladı. Şirket, dört on yıllık faaliyet sürecinde oluşturduğu ekosistemle hem sektörel dönüşüme hem de ekonomiye katkı sağladığını açıkladı.</p>
<p>1986’dan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren L’Oréal Türkiye, bugün 22 markası ve yaklaşık 8 bin 500 ürün çeşidiyle pazarda yer alıyor. Tüketici ürünleri, lüks, profesyonel ürünler ve dermatolojik güzellik olmak üzere dört ana iş biriminde faaliyet gösteren şirket, yüz binlerce satış noktasına ulaşırken yaklaşık 1000 kişiye istihdam sağlıyor. Şirketin 27 milyon tüketiciye erişerek Türkiye nüfusunun yaklaşık üçte birine dokunduğu ifade ediliyor.</p>
<p><strong>10 bini aşkın istihdama katkı </strong></p>
<p>Şirketin paylaştığı verilere göre, değer zinciri genelinde Türkiye ekonomisine sağlanan toplam katkı 40 milyar TL seviyesinde. Doğrudan ve dolaylı etkilerle 10 bini aşkın istihdam yaratılırken, küresel araştırmalar L’Oréal ekosisteminde oluşan her bir istihdamın Türkiye genelinde 12 ek istihdamı tetiklediğini ortaya koyuyor. Tedarikçiler, perakende ağı ve hizmet sağlayıcılar bu etkinin temel bileşenleri arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>“Teknoloji şirketi” vurgusu </strong></p>
<p>Etkinlikte konuşan L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova, güzelliğin yalnızca estetik bir alan olmadığını, ekonomik ve toplumsal değer yaratan bir yapı olduğunu belirtti. Panayotova, şirketin kendisini “tek işi güzellik olan bir teknoloji şirketi” olarak konumlandırdığını ifade etti.</p>
<p>Küresel ölçekte yıllık yaklaşık 1 milyar euro Ar-Ge yatırımı yapan L’Oréal’in, 4 binden fazla bilim insanı ve geniş bir teknoloji kadrosuyla faaliyet yürüttüğü belirtiliyor. İstanbul’un grubun yedi açık inovasyon merkezinden biri olduğu bilgisi paylaşılırken, Türkiye’de 2014’te başlayan dijitalleşme sürecinin bugün 22 dijital servisle sürdüğü aktarıldı. Bu servislerin 2025 itibarıyla 7 milyon oturuma ulaştığı ifade edildi.</p>
<p><strong>Odakta sürdürülebilirlik var </strong></p>
<p>Şirket, sürdürülebilirlik çalışmalarını “Gelecek İçin L’Oréal” programı kapsamında yürütüyor. Türkiye’deki operasyonlarda yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanıldığı, lojistik ve ambalaj süreçlerinde karbon salımı ve kaynak kullanımını azaltmaya yönelik uygulamaların devreye alındığı belirtiliyor. Ayrıca tedarik zincirinde kadın girişimciler ve KOBİ’lerin payının artırılmasına yönelik çalışmalar da devam ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/loreal-turkiye-40-yilda-40-milyar-tllik-ekonomik-etki-yaratti-78796</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/6/1280x720/67-1778138200.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ L’Oréal Türkiye 40 yılda 40 milyar TL’lik ekonomik etki yarattı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/eksim-enerjinin-kurulu-gucu-12-gigavata-ulasti-78808</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eksim Enerji&#039;nin kurulu gücü 1,2 gigavata ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye'nin rüzgar enerjisi sektöründe ilk 3 oyuncu arasında yer alan Eksim Enerji'nin, 2025'te başarıyla tamamladığı kapasite artış hamlesinin ardından toplam kurulu gücünü yaklaşık 1,2 gigavat seviyesine taşıdığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre Eksim Enerji, geçen yıl biri Türkiye'nin 2. büyük lisanslı güneş enerjisi santrali (GES) sahası olmak üzere, 10 ayrı sahada bir senede ulaşılması zor bir başarıya imza atarak 42 yeni türbini devreye aldı. Ayrıca Geyve, Silivri, Viranşehir, Yozgat ve Karaman sahalarının yanı sıra yurt dışında Skole Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) projesinin yapımını tamamladı. Bu yatırımlarla birlikte 488,5 megavatlık kapasite artışı sağlayan şirketin, ulaştığı kurulu güç seviyesiyle büyümesini kararlılıkla sürdürdüğü belirtildi.</p>
<p>Amasya'nın Merzifon ilçesinde yer alan Kayadüzü RES'te düzenlenen Uçurtma Festivali’nde değerlendirmelerde bulunan Eksim Enerji CEO'su Arkın Akbay, dünyada son dönemde artan jeopolitik gerilimler ve lojistik aksamaların enerji güvenliğini üretim hacminin ötesinde stratejik bir öncelik haline getirdiğini kaydederek, "Uluslararası öngörüler, bazı bölgelerde yaşanan üretim kayıplarının telafisinin iki yılı bulabileceğini gösteriyor. Bu tablo, yenilenebilir enerjiye geçişi artık bir tercih değil, zorunluluk haline getiriyor. 2026 yılı ilk çeyreği itibarıyla ülkemizin toplam kurulu gücünün 124 bin 532 megavata ulaştığını ve bu artışın büyük ölçüde güneş enerjisinden kaynaklandığını görüyoruz. Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payının yüzde 60’ı aşması, dönüşümün hızını ve ülkemizin başarısını net biçimde ortaya koyuyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Temiz enerjinin yalnızca bir yatırım alanı değil, aynı zamanda gelecek nesillere bırakılacak en değerli miras olduğunu belirten Akbay, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bugün burada uçurtmalarımızı yalnızca rüzgarla değil, daha temiz bir dünya umuduyla gökyüzüne bırakıyoruz. Geçtiğimiz yıl İzmir Seferihisar'da başlattığımız uçurtma festivalini bu yıl Merzifon'a taşıyarak çocuklarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 2025 yılı boyunca rüzgar, güneş ve hidroelektrik santrallerimizden elde ettiğimiz 2,35 milyar kilovatsaat üretimle yaklaşık 1 milyon hanenin enerji ihtiyacını temiz kaynaklardan karşıladık. Bu üretim sayesinde 1,4 milyon ton karbon salımını engelledik. Tüm bu çalışmaların arkasında çocuklarımıza daha yaşanabilir ve güvenli bir çevre bırakma motivasyonu bulunuyor."</p>
<p>Akbay, dijitalleşmenin verimli büyüme stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ifade ederek, "Dijitalleşme yoluyla verim artışını, maliyet optimizasyonunu ve veri odaklı üretim modelini stratejimizin merkezine konumlandırıyoruz. Yapay zeka destekli tahminleme sistemlerinden dijital ikiz uygulamalarına kadar geniş bir teknoloji yelpazesini aktif olarak kullanıyoruz. Üretimi yalnızca kurulu güç üzerinden değil, en başta sürdürebilirlik olmak kaydıyla verimlilik, öngörülebilirlik, emre amadelik ve dayanıklılık temelinde ele alıyoruz. Rüzgar, güneş, bulut, nem ve su gibi tüm iklim verilerinden ekipman performansına kadar bütün parametreleri anlık olarak izliyoruz. Böylece operasyonel kararlarımızı tedarikçiden müşteriye uçtan uca optimize ediyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Kırklareli’nden Antalya’ya uzanan 10 farklı sahada toplam 633 megavat gücündeki yatırımlar için ön lisans süreçlerinin hızla ilerlediğini de kaydeden Akbay, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Türkiye'deki yatırımlarımızın yanı sıra yurt dışında da aktif olarak büyümeye devam ediyoruz. Gürcistan'da işletmede olan 2 hidroelektrik santralimize ek olarak devreye alınma aşamasında 1 güneş enerjisi santralimiz bulunuyor. Aynı ülkede geliştirme süreci devam eden 6 rüzgar ve 2 güneş projesiyle toplamda 700 megavat kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz. Ukrayna'da ise işletmeye aldığımız 1 rüzgar santrali ve geliştirme aşamasındaki 1 proje ile toplam 360 megavatlık bir portföy oluşturmayı planlıyoruz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/eksim-enerjinin-kurulu-gucu-12-gigavata-ulasti-78808</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/arkin-akbay.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eksim Enerji&#039;nin kurulu gücünü yaklaşık 1,2 gigavata yükselttiği bildirildi. Eksim Enerji CEO&#039;su Arkın Akbay, &quot;2026 yılı ilk çeyreği itibarıyla ülkemizin toplam kurulu gücünün 124 bin 532 megavata ulaştığını ve bu artışın büyük ölçüde güneş enerjisinden kaynaklandığını görüyoruz. Yenilenebilir kaynakların toplam kurulu güç içindeki payının yüzde 60’ı aşması, dönüşümün hızını ve ülkemizin başarısını net biçimde ortaya koyuyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/8-ayda-2982-bin-ton-findik-islem-gordu-78807</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 8 ayda 298,2 bin ton fındık işlem gördü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Giresun Ticaret Borsası, fındık üretilen bölgelerdeki 21 ticaret borsasında gerçekleştirilen fındık satış işlemleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Buna göre, 2025 Ağustos-2026 Mart arasındaki 8 aylık dönemde borsalarda 298 bin 216 ton yeni sezon ürünü fındık satıldı.</p>
<p>En fazla işlem, 59 bin 622 tonla Giresun'da gerçekleştirildi. Bu kenti 58 bin 514 tonla Sakarya, 42 bin 488 tonla Düzce/Bolu takip etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/8-ayda-2982-bin-ton-findik-islem-gordu-78807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/findik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret borsalarında 8 aylık dönemde 298,2 bin ton fındığın işlem gördüğü bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/maliyet-ve-mevzuat-yeni-avm-yatirimlarini-engelliyor-78800</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Maliyetler ve mevzuat yeni AVM yatırımlarını engelliyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı ve Ece Türkiye Genel Müdürü Nuri Şapkacı, artan maliyetler nedeniyle yeni AVM yatırımlarının zorlaştığını vurgulayarak, perakendecilerin ise yer bulmakta zorlandığını dile getirdi.</p>
<p>Perakende ve Gayrimenkul zirvesinde konuşan Şapkacı, büyüme projeksiyonları, tedarik zincirindeki kopmalar ve maliyet artışlarının, marka kârlılıklarında baskı oluşturduğunu belirtti. Türkiye’de 450 AVM’nin yılda 2,5 milyar ziyaretçi ağırladığını ve 59 milyar dolarlık ciro yarattığını söyleyen Şapkacı, perakendecilerin yeni projeler, konseptler ve müşteri odaklı yaklaşımlarla bu zorlukları aşacağını ifade ederek, yatırımcının Türkiye'ye gelmesi için mevzuat tarafında uluslararası normların oluşturulmasını umut ettiklerini söyledi. Ece Türkiye Genel Müdürü Nuri Şapkacı, 250 çalışanla 2 bin 500 kira sözleşmesini yönettiklerini, portföylerindeki 14 alışveriş merkezinden 10'unun neredeyse yüzde 100 dolu olduğunu belirtti. Ece Almanya'nın 1965'ten bu yana 11 ülkede 200 AVM'de faaliyet gösterdiğini, büyüklüğünün 28 milyar Euro olduğunu ve 7 milyon m2'de 17 bin mağazayı yönettiğini belirtti. Şapkacı, bu uluslararası birikimi Türkiye'ye taşıdıklarını ve Türk perakendecilerin yurt dışındaki AVM'lere açılmasına katkı sağladıklarını söyledi.</p>
<p>Ece Türkiye Genel Müdürü Semet Yolaç Canlıel de, "ECE Türkiye Connect sayesinde yatırımcı ve kiracılarımıza entegre bir yapı üzerinden AVM performans verilerini gerçek zamanlı olarak takip etme imkanı sunuyoruz" diye konuştu.</p>
<p><strong>FİZİKSEL MAĞAZALAR ÖNEMİNİ KORUYACAK</strong></p>
<p>Etkinlikte “Avrupa’da Perakende Gayrimenkulün Bugünü ve Yarını” başlıklı bir konuşma yapan ECE Marketplaces CEO’su Joanna Fisher, küresel perakende dünyasındaki dönüşüme dikkat çekti. Deneyim odaklı yaklaşımın artık sektörün merkezinde yer aldığını belirten Fisher, “Avrupa’da ekonomik büyüme yavaşlarken tüketiciler daha seçici, daha bilinçli ve değer odaklı hale geliyor. Fiziksel mağazalar önemini koruyor ancak artık yalnızca ürün ve hizmet değil, deneyim ve duygu sunmak zorundalar. Yatırım kararlarında ise başarı artık lokasyondan çok aktif ve doğru yönetimle belirleniyor" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/maliyet-ve-mevzuat-yeni-avm-yatirimlarini-engelliyor-78800</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/nuri-sapkaci.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Artan maliyetler nedeniyle yeni AVM yatırımlarının zorlaştığını söyleyen Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği Başkanı Nuri Şapkacı, perakendecilerin ise yer bulmakta zorlandığını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cinin-sulfurik-asit-ihracatini-durdurmasi-kuresel-zinciri-sarsti-fiyatlar-firladi-bakir-uretimi-risk-altinda-78777</guid>
            <pubDate>Thu, 07 May 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘Kimyasalların kralı’ kükürt, bakır ekonomilerini vuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69fc23e712e8d-1778131943.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Küresel emtia piyasaları, alışılmışın dışında bir şokla karşı karşıya. Çin’in 1 Mayıs itibarıyla sülfürik asit ihracatını durdurması, bakırdan gübreye kadar uzanan geniş bir üretim zincirinde dengeleri sarstı. Normalde bakır üretiminin yan ürünü olarak görülen sülfürik asit, bugün arzı belirleyen kritik unsur haline gelmiş durumda.</p>
<p>Kükürt, bakır üretimi sırasında ortaya çıkan ve işlenerek sülfürik aside dönüştürülen temel girdi. Bu asit ise hem metal üretiminin hem de gübre ve sanayi zincirinin vazgeçilmez kimyasalı olarak küresel ekonominin omurgasını oluşturuyor.</p>
<p>Son bir yılda Çin’de sülfürik asit fiyatları yüzde 200’ün üzerinde artarak 1.760 yuan/ton seviyesine çıktı. Şili’ye yönelik spot fiyatlar ise yalnızca birkaç ay içinde iki katına yükseldi. Bu gelişme, özellikle asitle liç yöntemiyle üretim yapan madenciler için maliyetleri dramatik şekilde artırıyor.</p>
<h2>Çin frene bastı, zincir kırıldı </h2>
<p>Krizin merkezinde Çin yer alıyor. 2025’te sülfürik asit ihracatını yüzde 73 artırarak 4,65 milyon tona çıkaran ülke, kısa süre içinde tam tersine dönerek ihracatı durdurdu. Kararın arkasında ise iç piyasada gübre üretimini koruma isteği bulunuyor.</p>
<p>Ancak bu hamle tek başına değil. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar kükürt sevkiyatını keserken, Rusya ihracat kısıtlamalarını uzattı, Türkiye sınırlamalara gitti, Afrika’daki bazı üreticiler arzı düşürdü. Sonuç: küresel ölçekte sıkışan bir asit piyasası.</p>
<h2>Bakır üretiminde büyük sıkıntı </h2>
<p>Asit fiyatlarındaki yükseliş, bakır sektöründe alışılmış ekonomik modeli de tersine çevirdi. Normalde madencilerin eritme tesislerine ödeme yaptığı TC/RC (işleme ücretleri), son 16 aydır negatif bölgede.</p>
<p>Nisan sonunda spot TC/RC seviyeleri eksi 86,7 dolar/tona kadar geriledi. Buna rağmen bazı eritme tesisleri üretime devam ediyor. Çünkü her 1 ton bakır üretimi sırasında ortaya çıkan 3-4 ton sülfürik asit, oluşan zararı telafi edebiliyor.</p>
<h2>Bakır ekonomileri baskı altında </h2>
<p>Küresel rafine bakır üretiminin yaklaşık %20’si, sülfürik asit kullanılan liç yöntemine dayanıyor. Bu da asit arzındaki daralmanın doğrudan üretim riski anlamına geldiğini gösteriyor. Şili, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Zambiya gibi büyük üreticiler, artan maliyetlerle karşı karşıya. Büyük şirketler stoklar ve uzun vadeli kontratlarla kendini koruyabilse de, küçük ve orta ölçekli üreticiler için üretim kesintileri ihtimali güçleniyor. Çin’in ihracat yasağı, küresel sistem için bir uyarı niteliğinde. Tek bir kimyasala bağımlı olan üretim zincirlerinin ne kadar kırılgan olduğu açık şekilde ortaya çıkmış durumda. Kısa vadede fiyat baskısı sürecek gibi görünüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kükürt yoksa üretim de yok!</span></h2>
<p>Yıllık 260 milyon tonluk üretimiyle sülfürik asit, modern sanayinin en temel girdilerinden biri. Küresel üretimin yaklaşık yüzde 60’ı gübre sektöründe kullanılırken, geri kalanı bakır ve nikel üretimi, yarı iletkenler, çelik işleme ve petrol rafinasyonunda kritik rol oynuyor. Bu nedenle asit arzındaki herhangi bir kesinti yalnızca madenciliği değil, tarımdan teknolojiye kadar uzanan geniş bir ekonomik alanı doğrudan etkiliyor. Başka bir ifadeyle: sülfürik asit yoksa üretim zinciri de yok.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Rakamlarla kükürt krizi</span></h2>
<p>● Çin sülfürik asit ihracatı (2025): 4,65 milyon ton<br />● Çin küresel ticarette payı: %73<br />● Çin iç piyasa fi yatı: 1.760 yuan/ton<br />● Fiyatlarda son 1 yıllık artış: %204<br />● Şili’ye spot asit fi yatı artışı; %100 (Şubat’tan bu yana)<br />● Bakır işleme ücreti (TC/RC): -86,7 $/ton (negatif)<br />● 1 ton bakır üretimi için gereken sülfrik asit: 3 – 4 ton</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/cinin-sulfurik-asit-ihracatini-durdurmasi-kuresel-zinciri-sarsti-fiyatlar-firladi-bakir-uretimi-risk-altinda-78777</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/7/1280x720/kukurt-1778132195.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin’in sülfürik asit ihracatını durdurması küresel zinciri sarstı; fiyatlar fırladı, bakır üretimi risk altında. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
