<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-2-tarim-ve-hayvancilik-fuarina-hazir-89526</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 11:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa, 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı’na hazır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR / BURSA</strong><br />Bursa, tarım ve hayvancılık sektörünün yerli ve yabancı temsilcilerini bir araya getirecek büyük bir organizasyona hazırlanıyor. Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek AgroGreen Bursa 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı, 14-17 Ekim 2026 tarihleri arasında kapılarını ziyaretçilere açacak. Bu yıl 250 binden fazla ziyaretçiyi ağırlamayı hedefleyen organizasyon, tarım sektöründeki yenilikçi teknolojileri üreticilerle buluştururken uluslararası ticaret bağlantılarının geliştirilmesine de katkı sağlamayı amaçlıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerinden çiftçilerin katılımının beklendiği fuarda, uluslararası alıcı heyetleri, tarımsal üretime yönelik paneller ve modifiye traktör yarışması gibi etkinlikler öne çıkacak.</p>
<h2><strong>“Bursa'da 250 bini aşkın ziyaretçi hedefi”</strong></h2>
<p>Bursa 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı, bu yıl geniş katılımlı bir organizasyonla sektör temsilcilerini bir araya getirmeye hazırlanıyor. Bursa Uluslararası Fuar ve Kongre Merkezi'nde dört gün boyunca devam edecek etkinlikte, 250 bini aşkın ziyaretçiye ulaşılması hedefleniyor. Fuarın temel amaçları arasında çiftçilerin tarım ve hayvancılık alanındaki yeni teknolojilerle tanışması, üreticilerin farklı pazarlarla bağlantı kurması ve sektördeki yeniliklerin daha geniş kitlelere ulaştırılması bulunuyor. Organizasyon, yalnızca tarımsal teknolojilerin tanıtıldığı bir etkinlik olmanın ötesinde, üreticiler ile uluslararası ticaret temsilcilerini aynı platformda buluşturmayı amaçlıyor. Bu yıl büyütülen ulaşım planlaması kapsamında Türkiye'nin 40 farklı şehrinden 460 otobüsle çiftçilerin Bursa'ya taşınması öngörülüyor.</p>
<h2><strong>“Bursa uluslararası alıcı ağırlanacak”</strong></h2>
<p>Bursa 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın dikkat çeken başlıklarından biri de uluslararası ticaret bağlantıları olacak. Organizasyon kapsamında 1.200 uluslararası alıcının Bursa’da ağırlanması planlanıyor. Yurt dışından gelecek alım heyetlerinin katılımıyla tarım ve hayvancılık sektöründeki üreticiler ile uluslararası pazar temsilcilerinin buluşturulması amaçlanıyor. Fuarın uluslararası katılımında bu yıl Gana Cumhuriyeti özel bir yere sahip olacak. Gana, AgroGreen Bursa 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı'na “Konuk Ülke” statüsüyle katılacak. Gana Tarım Bakan Yardımcısı Hon. John Dumelo ve beraberindeki resmi heyetin organizasyonda yer alması bekleniyor. Heyetin katılımıyla Türkiye ile Afrika arasındaki tarımsal iş birliklerinin geliştirilmesi ve iki taraf arasında yeni ticari bağlantıların kurulması hedefleniyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-2-tarim-ve-hayvancilik-fuarina-hazir-89526</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/6/1280x720/bursa-2-tarim-ve-hayvancilik-fuarina-hazir-1791793844.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa, 14-17 Ekim 2026 tarihlerinde tarım ve hayvancılık sektörünün önemli buluşmalarından birine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. AgroGreen Bursa 2. Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nda 250 bini aşkın ziyaretçi hedeflenirken, 40 şehirden 460 otobüsle çiftçilerin fuara taşınması ve 1.200 uluslararası alıcının Bursa’da ağırlanması planlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-ciro-endeksi-yillik-yuzde-318-yukseldi-89523</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Toplam ciro endeksi yıllık yüzde 31,8 yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin ciro endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış toplam ciro endeksi, ağustosta aylık bazda yüzde 3 arttı.</p>
<p>Takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, aynı ayda yıllık bazda yüzde 31,8 yükseliş gösterdi.</p>
<p>Sanayide takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, ağustosta yıllık bazda yüzde 32,6 arttı. Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi ciro endeksi de bir önceki aya göre yüzde 2,2 artış kaydetti.</p>
<p>İnşaat sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, ağustosta yıllık bazda yüzde 19,2 artarken, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış inşaat ciro endeksi temmuza kıyasla yüzde 3,7 azaldı.</p>
<p><strong>Ticaret ve hizmet endeksleri</strong></p>
<p>Takvim etkisinden arındırılmış ticaret ciro endeksi, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 32,5, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış ticaret ciro endeksi bir önceki aya göre yüzde 4,3 arttı.</p>
<p>Hizmet sektöründe takvim etkisinden arındırılmış ciro endeksi, ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 33,6, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış hizmet ciro endeksi bir önceki aya göre yüzde 2,6 artış kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/toplam-ciro-endeksi-yillik-yuzde-318-yukseldi-89523</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/otel-rezervasyon.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre takvim etkisinden arındırılmış sanayi, inşaat, ticaret ve hizmet sektörleri toplam ciro endeksi, yıllık bazda yüzde 31,8 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakende-satis-hacmi-yillik-yuzde-101-artti-89522</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Perakende satış hacmi yıllık yüzde 10,1 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ilişkin ticaret satış hacim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre ticaret satış hacmi, ağustosta bir önceki aya göre yüzde 0,2 yükseldi.</p>
<p>Aynı ayda motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi yüzde 1, toptan ticaret satış hacmi yüzde 0,2 azalış kaydetti.</p>
<p>Perakende ticaret satış hacmi ise yüzde 1,4 arttı.</p>
<p>Ticaret satış hacmi, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,6, perakende ticaret satış hacmi yüzde 10,1 yükselirken motorlu kara taşıtlarının ve motosikletlerin toptan ve perakende ticareti ile onarımı için satış hacmi yüzde 11,2, toptan ticaret satış hacmi yüzde 1,9 düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakende-satis-hacmi-yillik-yuzde-101-artti-89522</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/7/1280x720/perakendecilerin-omnichanel-notu-100-uzerinden-46-oldu-1741935521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre ticaret satış hacmi yıllık bazda yüzde 0,6, perakende satış hacmi yüzde 10,1 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotivde-rekabetin-yeni-kurali-maliyet-dayaniklilik-ve-donusum-89521</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotivde rekabetin yeni kuralı; maliyet, dayanıklılık ve dönüşüm</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Otomotiv sanayisi, bir yandan maliyet ve kârlılık baskısıyla mücadele ederken diğer yandan elektrikli araçlar, dijitalleşme, jeopolitik gelişmeler ve tedarik zincirindeki değişimlerle yeni bir döneme hazırlanıyor. Sektör yöneticilerine göre rekabet gücünü korumak için yalnızca fiyat ve üretim performansına odaklanmak yeterli değil. Öngörülemeyen maliyetlerin yönetilmesi, tedarik zincirinin dayanıklılığının artırılması ve dönüşüm hızının korunması gerekiyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc929b34180-1791791771.JPG" alt="" width="566" height="377" /></p>
<p>Karsan Genel Müdür Yardımcısı Ergün Koru, otomotivde gizli maliyetlerin hem şirketlerin bildiği ancak müşteriye tam olarak yansıtamadığı kalemlerden hem de proje başladıktan sonra ortaya çıkan öngörülemeyen giderlerden oluştuğunu söyledi. Alt tedarikçilerin minimum sipariş miktarlarından kaynaklanan stokların ilk gruba örnek oluşturduğunu belirten Koru, üretim planındaki değişiklikler, kalite sorunları, lojistik problemleri, petrol fiyatlarındaki değişimler, acil sevkiyatlar ve sonradan gelen müşteri taleplerinin ise proje başladıktan sonra ortaya çıkan maliyetleri artırdığını ifade etti. Bu maliyetlerin önemli bölümünün üretici üzerinde kaldığını vurgulayan Koru, “Farkında olduğumuz ama müşteriden alamadığımız kısımda üretici ödüyor. Farkında olmadıklarımızı da yine üretici ödüyor” dedi. Koru, proje sonunda fizibilitede öngörülen maliyetlerle gerçekleşen sonuçların karşılaştırılması ve ortaya çıkan farkların sonraki projelerde kullanılacak bir veri tabanına aktarılması gerektiğini de belirtti. Karsan’ın faaliyetleri açısından Avrupa’daki elektrikli araç pazarının önemine de değinen Koru, şirket cirosunun yüzde 95’inin yurt dışı satışlardan geldiğini ve bunun büyük bölümünün Avrupa’daki elektrikli araçlardan oluştuğunu söyledi. Avrupa'da elektrikli araçlara yönelik teşviklerdeki daralmanın ihale ve sipariş imkanlarını etkilediğini belirten Koru, küresel pazarın tamamen daralmasından ziyade talep ve üretimin coğrafi olarak yer değiştirdiğini ifade etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc925844879-1791791704.JPG" alt="" width="572" height="381" /></p>
<h2>Arıncı: Birim fiyat değil, toplam maliyet önemli</h2>
<p>Valeo Türkiye Ülke Başkanı ve Bursa Fabrikaları Genel Müdürü Tuna Arıncı, otomotivde üretici ve tedarikçilerin müşteri ile alt tedarikçi arasında adeta bir tampon görevi üstlendiğini söyledi. Covid-19, savaşlar ve tedarik zincirindeki kırılmaların acil hava taşımacılığı, konteyner, ilave stok, çift tedarikçi ve kapasite değişiklikleri gibi ek maliyetler oluşturduğunu belirten Arıncı, bu giderlerin her zaman sözleşmelere yansıtılamadığını ifade etti. Üretimin durmasının otomotiv sektöründe yüksek maliyet yaratabildiğine dikkat çeken Arıncı, dakikalık duruş maliyetlerinin 10 bin ila 50 bin dolar seviyelerine ulaşabildiğini söyledi. Satın alma kararlarında yalnızca birim fiyatın dikkate alınmasının da risk taşıdığını belirten Arıncı, nakliye, gümrük, vergi, kalite sorunları, ilave stok, üretim kayıpları ve çalışanların harcadığı zamanın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. Arıncı, bu nedenle “Toplam Sahip Olma Maliyeti” yaklaşımının benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Satın alma ve kalite birimlerinin ayrı hedefler yerine şirketin toplam maliyeti ve kârlılığı üzerinden ortak KPI’larla yönetilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc926b71406-1791791723.JPG" alt="" width="620" height="413" /></p>
<h2>Gökçen: 2030’a kadar sektörde önemli değişimler yaşanacak</h2>
<p>BPlas Yönetim Kurulu Başkanı Celal Gökçen, Türkiye otomotiv sanayisinin araç üretme kabiliyetini koruması gerektiğini belirterek, ülkenin Avrupa’ya coğrafi yakınlığı, mevcut üretim birikimi ve tedarikçi altyapısının önemli avantajlar sunduğunu söyledi. Önümüzdeki dört yılda, 2030’a kadar sektörde önemli değişimler yaşanacağını ifade eden Gökçen, dönüşümün yalnızca elektrikli araçlarla sınırlı olmayacağını; çevre ve jeopolitik baskıların yanı sıra elektronik, veri ve dijitalleşmenin de otomotiv sanayisini değiştireceğini kaydetti. Bu süreçte şirketlerin yatırım yapabilme kapasitesini koruması, tasarım kabiliyetini geliştirmesi, dijital dönüşümü sağlaması ve maliyet yapısına hakim olması gerektiğini vurgulayan Gökçen, dönüşüm hızının yüksek olacağını ve sanayicilerin bu değişime uyum sağlamasının önem taşıdığını ifade etti. Gökçen, Türkiye'nin mevcut üretim yetkinlikleri ve Avrupa'ya yakınlığının yanı sıra şirketlerin yeni teknolojilere uyum kabiliyetlerini geliştirmesinin de rekabet açısından önem taşıdığını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc92835ad0d-1791791747.JPG" alt="" width="551" height="367" /></p>
<h2>Plana: Artık tedarikçinin geleceği de satın alınıyor</h2>
<p>Renault Group Ülke Satınalma Direktörü Önder Plana ise otomotivde satın alma kriterlerinin değiştiğine dikkat çekti. Geçmişte kalite, maliyet ve teslimat performansının temel kriterler olduğunu belirten Plana, bugün bunlara sürdürülebilirlik, dijitalleşme, inovasyon, finans, yapay zekâ ve tedarik zinciri risklerinin eklendiğini söyledi. Plana, sürdürülebilirliğin aynı zamanda risk yönetimi anlamına geldiğini ifade ederek, şirketlerin tedarikçilerini değerlendirirken yalnızca bugün sundukları ürüne ve fiyata değil, gelecekteki kapasite ve dayanıklılıklarına da bakması gerektiğini belirtti. “Artık sadece bir parça almıyoruz. Bir firmanın geleceğiyle beraber alıyoruz” yaklaşımını ortaya koyan Plana, tedarikçilerin beş, 10 ve daha uzun yıllar boyunca projeleri sürdürebilecek yapıya sahip olup olmadığının önem kazandığını söyledi. Türkiye sanayisinin esnek ve hızlı hareket edebilen bir yapıya sahip olduğunu belirten Plana, kritik konunun bu dönüşüm hızının korunması olduğunu vurguladı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/otomotivde-rekabetin-yeni-kurali-maliyet-dayaniklilik-ve-donusum-89521</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/otomotiv-sanayi-1768883996.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotiv yöneticileri, artan maliyet baskısı, tedarik zincirindeki kırılmalar ve elektrikli araç dönüşümünün sektörde yeni bir rekabet düzeni oluşturduğuna dikkat çekti. Yöneticilere göre rekabet gücü; birim fiyattan çok toplam maliyeti yönetme, tedarik zincirini güçlendirme ve dönüşüm hızını koruma kapasitesine bağlı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meydan-okumasi-olmayan-bir-hayat-insa-ediliyor-89519</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Meydan okuması olmayan bir hayat inşa ediliyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mükemmel bir kapitalist mühendis Elon Musk uyarıyor:</p>
<p>“‘Singülarite-tekillik’ sonrası 8 şok edici gelecek” ile insanları, toplumları uyarıyor.</p>
<p>Technological Singularity, yapay zekânın insan zekâsını aşıp kendi kendini durmaksızın geliştirmesiyle öngörülemez bir geleceğe işaret ediyor.</p>
<p>Musk, 2026’nın ilk aylarında <em>“Tekilliğe girdik”</em> ve <em>“2026 tekilliğin yılıdır”</em> diyerek bu eşiğin artık teorik bir gelecek değil, içinde yaşanan bir gerçeklik hâline geldiğini belirtmişti.</p>
<p>Ve şimdiki açıklamalarında insanlığın yaşayabileceği en ürkütücü çağı işaret ediyor.</p>
<p>“Evrensel temel gelir ile kimse çalışmasa bile herkes yüksek gelir elde edecek.</p>
<p>Ama yaşam amacını kaybeden insanlar isyan edecek ve toplum büyük bir kaosa sürüklenecek.”</p>
<p>Ve sonuçta “MEYDAN OKUMASI OLMAYAN BİR HAYAT” ile insanoğlu, zihni pasifize edilmiş, düşünemeyen bir varlığa dönüşecek.</p>
<p>Elon Musk’ın uyardığı “Singülarite sonrası 8 şok edici gelecek”:</p>
<ol>
<li>Herkes ultra yüksek gelire sahip olacak, ama toplum çökecek</li>
</ol>
<p>Yapay zekâ-AI’nin nimetleriyle çalışmadan zengin bir hayat sürülebilir, ancak yaşam amacını kaybeden insanlar, kaygı ve korkuyla ayaklanmalara yol açacak.</p>
<ol start="2">
<li>Masa başı işlerin yarısı hemen ortadan kalkabilir</li>
</ol>
<p>Fiziksel emek dışındaki bilgisayar işlerinin yarısı zaten AI tarafından halledilebilir durumda. Geriye sadece yaygınlaşma hızı sorunu kaldı.</p>
<ol start="3">
<li>“Para” kaybolup “elektrik” para birimi olacak</li>
</ol>
<p>Gelecekte en değerli şey kâğıt para değil, WATT SAYISI (ENERJİ) OLACAK.</p>
<p>Elektriği kontrol eden dünyayı kontrol eder.</p>
<ol start="4">
<li>Çin, AI hesaplama gücüyle dünyayı ezer</li>
</ol>
<p>Çin, devasa güneş enerjisiyle enerjiyi patlama yaparcasına artırıyor ve AI’yi çalıştıran güçle ABD’yi geride bırakıyor.</p>
<ol start="5">
<li>AI’yi yerleştirmek için “uzay” en ucuz yer olacak</li>
</ol>
<p>Gece ve hava engeli olmayan uzay boşluğunda, sınırsız güneş ışığıyla AI’yi neredeyse bedavaya 24 saat tam kapasite çalıştırabilirsiniz.</p>
<ol start="6">
<li>Dev bataryalarla kullanılabilir elektrik iki katına çıkacak</li>
</ol>
<p>Gece şarj edip gündüz kullanma sistemini tam uygularsanız, yeni santral kurmadan ABD’nin elektrik arzı iki katına ulaşır.</p>
<ol start="7">
<li>Robotlar insanın her arzusunu tatmin edecek</li>
</ol>
<p>AI-ROBOT-NANOTEKNOLOJİ, istediğiniz şeyleri sağlayacak, sağlık sorunlarını çözecek ve maddi yoksunluk yeryüzünden tamamen silinecek.</p>
<ol start="8">
<li>En büyük tehlike “meydan okuması olmayan bir hayat”</li>
</ol>
<p>Zorluğun da hedefin de olmadığı bir dünyada, insanlık WALL-E filmindeki gibi sadece koltuğa yayılıp şişmanlayan, motivasyonsuz bir varlığa dönüşecek.</p>
<p>Sonuç itibarıyla:</p>
<p>“AI-yapay zekâ ile her isteğin karşılandığı, geçim sıkıntısı-para sıkıntısı çekilmeyen bir yaşam gelebilir; ancak zihin düşünce yeteneğini kaybettiği anda, insanlık çalışmanın ve yaşamın anlamını kaybederek motivasyonsuzluğa ya da çılgınlığa sürüklenmek zorunda kalabilir.”</p>
<p><strong>Kaynak:</strong><em> Elon Musk Tesla Grp, Araştırmacı 松田悠玄＠独り起業22年目--Matsuda</em></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meydan-okumasi-olmayan-bir-hayat-insa-ediliyor-89519</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meydan okuması olmayan bir hayat inşa ediliyor! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-yumakli-acikladi-tarsimde-kapsam-genisletildi-89520</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı açıkladı: TARSİM&#039;de kapsam genişletildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2027 yılında uygulanacak Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) yenilikleri hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, iklim krizi ve doğal afetlerin tarım üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmeyi hedeflediklerini belirten Yumaklı, üreticilerin emeklerini güvence altına almak adına sigorta kapsamını her geçen yıl daha da büyüttüklerini vurguladı.</p>
<p>Yumaklı, yeni düzenlemeyle birlikte Bitkisel Ürün Sigortası ve Temel Sigorta Paketi'nde teminat kapsamının genişletildiğine dikkati çekerek şunları ifade etti:</p>
<p>"Daha önce kayısı, elma, armut, ayva, şeftali, nektarin, erik, kiraz ve vişne ürünlerinde uygulanan don hadisesi teminatına ceviz, badem, Trabzon hurması, dut, nar, incir, kivi, hünnap, yenidünya, muşmula, kızılcık, kuşburnu, alıç, keçiboynuzu, muz ve kestane olmak üzere 16 ürün daha eklendi. Ayrıca Gelir Koruma Sigortası kapsamında mevcut buğday, arpa ve çavdar ürünlerine ek olarak tritikale de teminat altına alındı. Üreticilerden gelen talepler doğrultusunda pelemir ürünü de TARSİM kapsamına dahil edilirken enginar ürününde çok yıllık yetiştiricilikte dolu paket teminat başlangıç esasları yeniden belirlendi. 2027'den itibaren teminat dönemi öncesi yaşanan don hadisesine karşı kapsama alınan ürün sayısı 9'dan 25'e çıkarıldı, Temel Sigorta Paketi'ne de 16 ürün daha dahil edilerek teminat 25 ürüne yükseltildi."</p>
<p><strong>"Şanlıurfa ve Kayseri'de uygulanmaya başlanacak"</strong></p>
<p>Başta kuraklık olmak üzere üreticilerin Köy Bazlı Verim Sigortası teminatlarında yer alan ürünlerde yaşanan verim kayıplarını parsel bazında güvence altına alan Parsel Bazlı Verim Sigortası'nın pilot olarak Tekirdağ'dan sonra Şanlıurfa ve Kayseri'de de uygulanmaya başlanacağını bildiren Yumaklı, akabinde uygulamanın tüm Türkiye'de hayata geçirileceğini belirtti.</p>
<p>Yumaklı, bunun yanı sıra şeker pancarı tohumluk üretiminde, yaban domuzunun erkek bitkileri yemesi nedeniyle oluşan verim kayıpları ile baraj kapaklarının açılması sonucu meydana gelen sel ve su baskını hasarlarının da teminat kapsamına eklendiğini belirterek, büyükbaş hayvan hayat sigortalarında üretici lehine atılan adımlara ilişkin şu bilgiyi verdi:</p>
<p>"İnfertilite (kısırlık) nedeniyle oluşan mecburi kesim hasarlarında poliçe döneminde buzağılamış olma şartı, poliçe başlangıcından 120 gün öncesine çekildi. Geniş kapsamlı tarifede yetiştiriciler, talepleri halinde buzağılarını birinci günden itibaren sigortalatabilecek. Süreçlerin daha şeffaf ve hızlı takibi için Bakanlığın Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi ile TARSİM entegrasyonu sağlandı. Arıcılık sigortasında ise kar yağışından kaynaklı heyelan hasarları teminat kapsamına alınırken kovan bedeli 5 bin 500 liradan 6 bin 500 liraya yükseltildi."</p>
<p><strong>"Seracılara ve gazi yakınlarına indirim"</strong></p>
<p>Bakan Yumaklı, seracılık faaliyetlerini desteklemek amacıyla sera sigortalarında örtü onarım masrafının 6 bin 500 liradan 8 bin 500 liraya çıkarıldığını ifade ederek, "Modernize edilen seralarda poliçe primi üzerinden yüzde 5 prim indirimi uygulanacak olup, risk inceleme çalışmalarındaki ölçüm toleransı yüzde 15'ten yüzde 20'ye yükseltildi. Sosyal destekler kapsamında ise mevcutta şehit yakınları ve gazilere uygulanan indirim imkanı, gazi yakınları için de geçerli hale getirildi." dedi.</p>
<p>Tarımsal üretimin en önemli sacayaklarından tarım sigortaları alanında tüm paydaşlarla güçlü işbirliği içinde sistemin geliştirilmesine, üretici ve yetiştiricilerin faaliyetlerinin devamlılığına katkı sağlamak üzere çalışmalar yürüttüklerini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Tarım Sigortaları Kanunu ile 2006'da faaliyetlerine başlayan TARSİM Sistemi, tarım sigortaları alanında dünyadaki en başarılı kamu-özel sektör-STK işbirliği modellerinden biri haline gelmiştir. Sigortalanabilir ve ölçülebilir nitelikteki tüm risklerin kapsama alınması yönünde yoğun çalışmalar gerçekleştirdiğimiz sistemin teminat kapsamı, risk ve ürün bazında her yıl genişletilmektedir. 2027 yılı düzenlemelerimizle şemsiyeyi daha da genişletmiş olduk. Çalışmalarımızda her zaman büyük desteğini gördüğümüz Cumhurbaşkanı'mız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a bu vesileyle tüm üreticilerimiz adına teşekkür ediyorum."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-yumakli-acikladi-tarsimde-kapsam-genisletildi-89520</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tarim-tarsim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Devlet destekli Tarım Sigortaları Havuzu&#039;nun kapsamının genişletildiğini açıklayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, &quot;2027&#039;den itibaren teminat dönemi öncesi yaşanan don hadisesine karşı kapsama alınan ürün sayısı 9&#039;dan 25&#039;e çıkarıldı, Temel Sigorta Paketi&#039;ne 16 ürün daha dahil edilerek teminat 25 ürüne yükseltildi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/9-ayda-54-ilin-ihracati-artti-89518</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> 9 ayda 54 ilin ihracatı arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, ocak-eylül dönemine ait faaliyet illerine göre ihracat verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, İstanbul, geçen ay 5 milyar 736 milyon dolarla en fazla ihracat yapan il oldu. Kentin dış satımı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,3 arttı. İstanbul'u, 3 milyar 733 milyon dolar ve yüzde 25,6 yükselişle Kocaeli, 1 milyar 972 milyon dolar ve yüzde 13,1 artışla İzmir takip etti.</p>
<p>Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar faslı, 1 milyar 441 milyon 892 bin dolarla İstanbul'un ihracatında ilk sırada yer aldı. Bu faslı, 461 milyon 455 bin dolarla örme giyim eşyası ve aksesuarları, 454 milyon 157 bin dolarla kazanlar-makineler izledi.</p>
<p>Kocaeli'de motorlu kara taşıtları, 1 milyar 470 milyon 764 bin dolarla en fazla dış satım yapılan sektör oldu. Bu faslı, 343 milyon 725 bin dolarla elektrikli makine ve cihazlar, 333 milyon 384 bin dolarla mineral yakıtlar ve yağlar takip etti.</p>
<p>İzmir'in ihracatında mineral yakıtlar ve yağlar, 333 milyon 602 bin dolarla ilk sırada yer aldı. Söz konusu faslın ardından 193 milyon 138 bin dolarla kazanlar-makineler, 164 milyon 621 bin dolarla tütün ve tütün yerine geçen işlenmiş maddeler geldi.</p>
<p><strong>İlk 3 ilin en fazla ihracat yaptığı ülkeler</strong></p>
<p>İstanbul'un ihracatında 768 milyon 256 bin dolarla İsviçre ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi, 483 milyon 169 bin dolarla ABD ve 329 milyon 139 bin dolarla Almanya izledi.</p>
<p>Kocaeli, en fazla ihracatı 422 milyon 237 bin dolarla İngiltere'ye yaptı. Bu ülkenin ardından 356 milyon 425 bin dolarla Almanya ve 210 milyon 151 bin dolarla ABD geldi.</p>
<p>İzmir'in en fazla ihracat yaptığı ülke, 203 milyon 913 bin dolarla Almanya oldu. Bu ülkeyi, 177 milyon 673 bin dolarla İspanya, 169 milyon 5 bin dolarla ABD takip etti.</p>
<p><strong>İhracatını tutar bazında en çok artıran iller</strong></p>
<p>Eylülde, yıllık bazda ihracatını en fazla artıran iller sıralamasında İstanbul 1 milyar 231 milyon dolarlık artışla ilk sırada geldi. İstanbul'u, 761 milyon dolarla Kocaeli, 311 milyon dolarla Mersin izledi.</p>
<p>Ocak-eylül döneminde 28 il 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı, 54 il de dış satımını artırdı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/9-ayda-54-ilin-ihracati-artti-89518</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/0/1280x720/ithalat-dis-alim-1768549493.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığının 9 aylık verilerine göre 28 ilin ihracatı 1 milyar doları aşarken, 54 ilin de ihracatı arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egeden-su-urunleri-ve-hayvansal-mamuller-ihracati-9-ayda-15-milyar-dolari-asti-89512</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege’den su ürünleri ve hayvansal mamuller ihracatı 9 ayda 1,5 milyar doları aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, 2026’nın ilk 9 ayında ihracatını yüzde 15 artırarak 1 milyar 509 milyon dolara taşıdı. Eylül ayında 193 milyon dolarlık ihracata imza atan Birlik, Ege İhracatçı Birlikleri çatısı altında tarihinde ilk kez ayın ihracat şampiyonu oldu. Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği Başkanı Ufuk Atakan Demir, “Hedefimiz zirveye çıkmakla yetinmeyip zirveye demir atmak” dedi.</p>
<p>Ağustos ayında son 12 aylık ihracatı ilk kez 2 milyar dolar barajını aşan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, eylül ayında gerçekleştirdiği 193 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında ilk kez ayın ihracat lideri oldu. Birlik, 2026 yılının ocak-eylül döneminde ihracatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 15 artırarak 1 milyar 313 milyon dolardan 1 milyar 509 milyon dolara çıkardı ve yeni bir rekora imza attı.</p>
<h2>“Hedefimiz zirveye demir atmak”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc87cc47e25-1791789004.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>Eylül ayında Ege İhracatçı Birlikleri bünyesinde ilk kez en fazla ihracat gerçekleştiren birlik olmanın gururunu yaşadıklarını belirten Demir, sektörün 25 yıllık dönüşümüne dikkat çekti. Su ürünleri sektörünün ihracatın lokomotifi olmayı sürdürdüğünü belirten Demir, 2026 yılının ocak-eylül döneminde su ürünleri ihracatının 1 milyar 222 milyon dolara ulaştığını söyledi. Su ürünlerinin Birliğin toplam ihracatındaki payının yüzde 81'e yükseldiğini kaydeden Demir, levrek, çipura ve Türk somonunun uluslararası pazarlardaki güçlü konumunun ihracat performansına önemli katkı sağladığını vurguladı.</p>
<h2>Yumurta ihracatında yüzde 79 artış</h2>
<p>Su ürünlerinin yanı sıra diğer ürün gruplarında da ihracat artışlarının yaşandığını belirten Demir, “Yumurta ihracatımız 2026 yılının ocak-eylül döneminde yüzde 79 artışla 71 milyon dolardan 128 milyon dolara yükseldi. Böylece yumurta, su ürünlerinin ardından en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ürün gruplarından biri oldu. Aynı dönemde kanatlı sektörümüz 93 milyon dolar, süt ürünleri sektörümüz 27 milyon dolar, bal sektörümüz 10,6 milyon dolar, diğer ürün gruplarımız ise 24 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Tüm ürün gruplarımızın katkısıyla ihracatımızı 2027 yılında 2,3 milyar dolara taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/egeden-su-urunleri-ve-hayvansal-mamuller-ihracati-9-ayda-15-milyar-dolari-asti-89512</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/2/1280x720/egeden-su-urunleri-ve-hayvansal-mamuller-ihracati-9-ayda-15-milyar-dolari-asti-1791789029.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustos ayında son 12 aylık ihracatı ilk kez 2 milyar dolar barajını aşan Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği, eylül ayında gerçekleştirdiği 193 milyon dolarlık ihracatla Ege İhracatçı Birlikleri bünyesindeki 12 ihracatçı birliği arasında ilk kez ayın ihracat lideri oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2-bin-116-ton-bugday-ihale-ile-satilacak-89517</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2 bin 116 ton buğday ihale ile satılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğünün Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre işletme, 2026 yılı istihsali 2 bin 116 ton mahsul buğdayı borsa şartlarında açık artırma usulüyle 4 parti halinde satacak.</p>
<p>İhale, 20 Ekim saat 14.00'te Lüleburgaz Ticaret Borsası'nda gerçekleştirilecek.</p>
<p>Konuya ilişkin şartname, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile Polatlı Tarım İşletmesinde mesai saatlerinde görülebilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2-bin-116-ton-bugday-ihale-ile-satilacak-89517</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tarim-urun-bugday.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİGEM Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü, 2 bin 116 ton mahsul buğdayı açık artırma ile satacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/osdden-cagri-cinlilerin-agresif-politikalarina-karsi-turkiye-disarda-kalmasin-89501</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> OSD&#039;den çağrı: Çinlilerin agresif politikalarına karşı Türkiye dışarda kalmasın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DERYA TAHMAZ KARAYAĞIZ</strong></p>
<p>Türkiye otomotiv sanayisinin gündeminde Avrupa Birliği’nin “Made in Europe” yaklaşımı ve bu kapsamda şekillenecek yeni yatırım kuralları var.</p>
<p>Otomotiv Sanayii Derneği'nin (OSD) 2026’nın ilk dokuz ayına ilişkin verileri açıkladığı toplantıda konuşan OSD Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa’nın Çin’in agresif ihracat politikalarına karşı kendi sanayisini koruma çabasını anladıklarını ancak daha rekabetçi bir Avrupa otomotiv sanayisinin Türkiye’yi dışarıda bırakarak kurulamayacağını söyledi. Türkiye’nin Avrupa otomotiv değer zincirinin önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Eroldu, iki tarafın benzer politikalar izlemesi gerektiğini belirtti. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/cengiz-eroldu.jpg" width="700" /></p>
<h2>“Yeni montaj fabrikalarına ihtiyacımız yok” </h2>
<p>Türkiye'deki otomotiv STK'ları olarak geçen ay bir ortak pozisyon belgesi yayınladıklarını anımsatan Eroldu, "Bu belgenin arkasında OSD, OİB ve TAYSAD var. Biz daha güçlü bir Avrupa otomotiv sanayinin Türkiye’siz olmayacağına ama bunun için de benzer politikaları benimseyen bir değer zincirinin olması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye'nin AB'nin rekabetçiliğine önemli bir katkısı var. AB’nin buradaki ana amacı Çinlilerin agresif politikalarına karşı kendi sanayilerini ve kendi sistemlerini korumak, bunu anlıyoruz. Ama bunu daha güçlü bir Avrupa otomotiv sanayi kurulmak isteniyorsa bunun için Türkiye'nin de muhakkak bunun bir parçası olması lazım" dedi. Avrupa’daki bürokrat ve parlamenterlerle temaslarını sürdürdüklerini belirten Eroldu, Türkiye’nin yarattığı katma değerin ve sanayi entegrasyonunun yeterince bilinmediğini söyledi.</p>
<p>Made in Europe tartışmasının önemli başlıklarından biri de Çinli üreticilerin Avrupa ve Türkiye’de yapacağı yatırımlar. Eroldu, yabancı yatırımlara karşı olmadıklarını ancak bu yatırımların Türkiye’ye teknoloji ve katma değer kazandırması gerektiğini vurguladı. “Türkiye’nin yeni montaj fabrikalarına ihtiyacı yok. Türkiye’ye teknoloji getirecek, Türkiye’de Ar-Ge yapacak yatırımlara ihtiyaç var” diyen Eroldu, yeni yatırımların yerli tedarik sanayisini geliştirmesini ve rekabet gücünü artırmasını beklediklerini kaydetti.</p>
<h2>Çin’in Avrupa’daki payı yüzde 10’a çıktı </h2>
<p>Çin’in üretim kapasitesini değerlendirmek için ihracata daha agresif yöneldiğine dikkat çeken Eroldu, Çin’in ilk sekiz aylık otomotiv ihracatının 7,1 milyon adede ulaştığını ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 67 arttığını aktardı. Sunumda paylaşılan verilere göre Çinli araçların Avrupa pazarındaki payı da geçen yılın ilk sekiz ayında yüzde 6 iken bu yıl yüzde 10’a yükseldi. Eroldu, Avrupa Birliği’nin 2025’te Çin ile ticaretinde 304 milyar dolarlık açık verdiğini, otomotivdeki açığın ise 17 milyar Euro olduğunu belirtti. Türkiye’nin Çin ile dış ticaret açığının da 33 milyar Euro seviyesinde bulunduğunu kaydeden Eroldu, Çin’den ithalatın yüksek, bu ülkeye ihracatın ise sınırlı kalmasının sürdürülebilir bir denge oluşturmadığını söyledi. Türkiye’de Çinli araçların pazar payının geçen yılın ilk dokuz ayında yüzde 8,7 iken bu yıl yüzde 5,8’e gerilediğini belirten Eroldu, ek vergilerin bu tabloda etkili olduğunu ifade etti.</p>
<h2>Üretim düştü, ihracat geliri arttı </h2>
<p>OSD’nin 2026’nın ilk dokuz ayına ilişkin verileri, sektörde üretim ve adet bazında ihracat gerilerken ihracat gelirinin arttığını ortaya koydu. Toplam otomotiv üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 azalarak 971 bin 159 adet oldu. Otomobil üretimindeki düşüş ise yüzde 17’ye ulaştı ve üretim 528 bin 366 adet olarak gerçekleşti. Traktör üretimi dahil toplam üretim 986 bin 584 adede çıktı. Toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 11 gerileyerek 685 bin 671 adet olurken otomobil ihracatı yüzde 27 düşüşle 317 bin 970 adette kaldı. Buna karşılık sektörün ihracat geliri yüzde 3 artarak 31,1 milyar dolara yükseldi. Böylece sektör, Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 17’sini gerçekleştirerek liderliğini korudu. Eroldu, ihracat gelirindeki artışta daha yüksek değerli, hibrit ve teknolojik açıdan gelişmiş araçların payının yükselmesinin etkili olduğunu belirtti. Üretimdeki gerilemenin ise ağırlıklı olarak otomobil grubundan kaynaklandığını söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yatırımlar son çeyrekte sonuç verecek</span></h2>
<p>Otomotiv sanayisinin önemli bir yatırım döneminden geçtiğini belirten Eroldu, üretim ve ihracattaki düşüşün kalıcı bir zayıflık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu. Erdoğdu, yatırımların devreye girmesiyle ilk dokuz ayda görülen zayıf tablonun yılın son çeyreğinde kısmen toparlanmasını beklediklerini kaydetti. Toplam otomotiv pazarı ilk dokuz ayda yüzde 13 daralarak 832 bin 521 adede geriledi. Otomobil pazarı yüzde 15 düşüşle 627 bin 977 adet olurken ticari araç pazarındaki gerileme yüzde 5 düzeyinde kaldı. Buna karşın yerli üretim araçların pazardaki payı arttı. Otomobilde yerli araç payı yüzde 29’dan yüzde 35’e, hafif ticari araçlarda yüzde 21’den yüzde 24’e, kamyonlarda yüzde 59’dan yüzde 64’e çıktı. Eroldu, son aylarda pazarda görülen zayıflamaya ve finansal koşulların etkisine rağmen pazarın 1 milyon adedin altına düşmeyeceği görüşünü dile getirdi. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/osdden-cagri-cinlilerin-agresif-politikalarina-karsi-turkiye-disarda-kalmasin-89501</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/0/1280x720/otomotivde-ihracatin-rotasi-ticariye-dondu-1789107961.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotiv Sanayii Derneği Başkanı Cengiz Eroldu, Avrupa’nın Çin’in agresif ihracat politikalarına karşı kendi sanayisini koruma çabasını anladıklarını ancak daha rekabetçi bir Avrupa otomotiv sanayisinin Türkiye’yi dışarıda bırakarak kurulamayacağını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabi-ihracatina-cin-seddi-89500</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ayakkabı ihracatına Çin Seddi!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türk ayakkabı sektörü, ihracat pazarlarında artan maliyetlerin yanı sıra Çin’in alıcılara sunduğu düşük faizli finansmanın baskısıyla karşı karşıya. Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Berke İçten, Çin’in kendi ürünlerini satın alan yurt dışındaki firmalara kredi sağlayarak rekabeti fiyatın ötesine taşıdığını söyledi. Türk üreticilerin maliyet artışlarıyla mücadele ettiği ve yüzde 50-55 gibi bir maliyet ile borçlandığı bir dönemde, alıcıların uygun fiyat ve yüzde 1 gibi maliyetli finansman imkanını bir arada sunan Çin’e yöneldiğini belirten İçten, bu durumun ihracattaki gerilemenin önemli etkenlerinden biri olduğunu ifade etti.</p>
<h2>Dünya sıralamasında 6'dan 10'a düştük </h2>
<p>Bilindiği üzere Türkiye ayakkabı sektörü, 2022 yılından bu yana yüksek üretim maliyetlerinin yanı sıra yine uzun süredir devam eden finansman maliyetleri nedeni ile zorlu bir dönemden geçiyor. Aradan geçen 3 yılda bu nedenle istihdamda 150 bin kişilik kayıp yaşanırken binlerce üretim tesisi de kapısına kilit vurdu. Türkiye'nin ayakkabı üretimi 2025'te yaklaşık yüzde 14 azalarak 391 milyon çifte inerken, dünya üretimindeki payı yüzde 1,6'ya geriledi. İhraç edilen ayakkabı miktarı 184 milyon çifte düştü, Türkiye dünya ihracat sıralamasında 6'ncılıktan 10'unculuğa indi. Tüm bunların sebebi sadece Türkiye’nin özgü şartlarından kaynaklanmadı; ayakkabı üretim ve ihracatında agrasif bir politika izleyen Çin gibi ülkelerin uygulamaları yer aldı. TASD Başkanı Berke İçten, bu dönemde Çin’in sadece düşük üretim maliyetleri ile değil, uyguladığı düşük faizli kredi ile de rakiplerinden pay kaptığını anlattı. İçten,“Çin, bizim çalıştığımız pazarlardaki alıcılara ‘Yeter ki Çin’den mal al, Yuan ile ödeme yap, sana yüzde 1 faizle kredi vereyim’ diyor. Biz yüzde 50-55 maliyetle borçlanırken alıcıya hem uygun fiyat hem de düşük maliyetli finansman sunuluyor” dedi. İçten, ihracat pazarlarındaki kayıplarda Türkiye’de yükselen üretim maliyetlerinin yanı sıra Çin’in satın almayı kolaylaştıran bu yaklaşımının da önemli bir etken olduğunu söyledi.</p>
<h2>Rekabet artık sadece fiyatla değil</h2>
<p>İçten’in verdiği bilgiye göre Çin’in bu politikası özellikle Orta Asya, Arap ülkeleri ve Afrika’da öne çıkarken, Doğu Avrupa’da da benzer uygulamalarla karşılaşılıyor. Afrika’da kurulan depolarla ürünün alıcıya yakınlaştırıldığını belirten İçten, rekabetin yalnızca fabrikadan çıkan ayakkabının fiyatıyla sınırlı kalmadığını, finansman ve teslimat olanaklarının da satın alma kararını etkilediğini anlattı. Çin’den ürün alımının yuan ile yapılmasının teşvik edildiğini kaydeden İçten, bu yaklaşımın Çin para biriminin uluslararası ticarette kullanımını da desteklediğini ifade etti. Böylece Türk üreticiler, kendi maliyetlerindeki artışın yanında müşterilerine sunulan finansman avantajıyla da rekabet etmek zorunda kalıyor. İçten, Çin’in uygulamalarının müşteri kayıpları üzerindeki etkisini tek başına sayısallaştırmanın mümkün olmadığını, ancak fiyat ve satın alma kolaylığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Avrupa’da da işletmelerin krediye erişiminin her zaman kolay olmadığına dikkat çeken İçten, uygun fiyatlı ürüne düşük faizli finansmanın eklenmesinin alıcı açısından güçlü bir tercih nedeni oluşturduğunu belirtti. Bu rekabet, Türkiye’ye gelen siparişlerin niteliğini de değiştiriyor. İçten, yüksek adetli alımların giderek Çin ve diğer Uzakdoğu üreticilerine yöneldiğini, Türkiye’nin ise daha küçük siparişler ve hızlı teslimat gerektiren işlerde öne çıkmaya çalıştığını anlattı. “Kimse gelip ‘Senden beş konteyner mal alacağım, bana fiyat ver’ demiyor. Beş konteyner mal alacak olan Çin’e, Uzakdoğu’ya gidiyor. Bize bir modelden 50 çift, diğerinden 30 çift, bir başkasından 40 çift sipariş geliyor” diyen İçten, bu talebin ağırlıklı olarak yüksek katma değerli ürünlerde oluştuğunu söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TÜRKİYE’DEN ALIMI BIRAKAN GRUPLAR VAR</span></h2>
<p>Büyük alım gruplarının Türkiye’deki tedarik faaliyetlerinde de gerilemeye yol açtı. Inditex ve Tamaris grubu Türkiye’den alımlarını sonlandıran gruplar arasında yer alırken Deichmann da alımını oldukça düşüren gruplar arasında yer aldı. İçten bu kararları tek başına Çin’in kredi politikasına bağlamadı. Üretim maliyetleri, fiyat rekabeti ve satın alma koşullarının birlikte etkili olduğunu vurguladı. “Çift başına 40, 50, 60 dolarlık ayakkabılar satarak en azından pazarı tutabilir miyiz diye çalışıyoruz” diyen İçten, AYMOD fuarının daha butik bir yapıya kavuşmasının arkasında bu arayışın bulunduğunu ifade etti. Ancak İçten, fuar özelindeki bu yönelimin sektörün tamamı için uygulanabilecek bir çözüm olmadığının altını çizdi. Deri ayakkabının toplam üretimde adet bazındaki payının yaklaşık yüzde 15 olduğunu, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin ise orta ve düşük segmentteki ürünlerden oluştuğunu belirtti. Daralma, bazı işletmeleri üretimi küçültmeye, bazılarını ise üretimden ticarete yönelmeye itiyor. İçten, kendi markası ve satış ağı bulunan firmaların Çin’den ya da başka ülkelerden ürün getirerek pazardaki varlığını sürdürmenin yollarını araştırdığını söyledi. Üretime ara veren işletmelerin bir kısmının makinelerini beklemeye aldığını, bir kısmının ise satılması için makinecilere teslim ettiğini belirten İçten, atıl kalan ekipmanın da beklenen değeri bulamadığını ifade etti. Çin’de üretilen yeni makinelerin fiyatlarının, Türkiye’deki bazı ikinci el makinelerden daha uygun olmasının bu kaybı derinleştirdiğini anlattı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ayakkabi-ihracatina-cin-seddi-89500</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/TASD-Baskani-Berke-Icten.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TASD Başkanı Berke İçten, Türk ayakkabı üreticileri yüzde 50-55 maliyetle borçlanırken Çin’in kendi ürünlerini alan yabancı firmalara yüzde 1 faizli kredi sunarak ihracat pazarlarında pay kazandığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/celik-sektorunun-hedefi-rusyadan-bosalan-baltik-pazarinda-ihracati-ikiye-katlamak-89496</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çelik sektörünün hedefi Rusya&#039;dan boşalan Baltık pazarında ihracatı ikiye katlamak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Küresel çelik piyasalarında kartlar yeniden dağıtılırken, Türk çelik sektörü ticaret savaşları, AB kotaları ve Çin’in pazar üzerindeki ağır baskısına karşı alternatif pazar arayışlarını hızlandırdı. Sektörün en büyük pazarı konumundaki Avrupa Birliği’nin korumacı önlemlerini sıkılaştırması ve kotaları aşağı çekmesi üzerine Türk ihracatçısı, sanayisinde çelik üretimi bulunmayan ve Rusya-Ukrayna savaşı sonrası tedarik kanalları değişen Baltık ülkelerine odaklandı.</p>
<p>Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), 4-9 Ekim 2026 tarihlerinde Letonya ve Litvanya’ya kapsayıcı bir sektörel ticaret heyeti düzenledi. Riga ve Vilnius’ta gerçekleştirilen ikili iş görüşmelerine Türkiye’den 19 çelik üreticisi ve ihracatçısı katılırken, bölgeden 70’i aşkın ithalatçı ve tüccar firma temsilcisiyle 300’ün üzerinde iş görüşmesi yapıldı. Temaslarda 100 milyon dolara yakın doğrudan iş hacminin temelleri atıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc72016e2d9-1791783425.png" alt="" width="800" height="279" /></p>
<h2>Rusya'nın payına Türkiye aday </h2>
<p>Saha gezisi ve ikili görüşmeleri değerlendiren ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Yavuz Kılıç, Baltık ülkelerinde yerel bir çelik üretiminin bulunmadığına ve bölgenin tamamen ithalata bağımlı olduğuna dikkat çekti. Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde bölgenin en büyük tedarikçisinin Rusya olduğunu hatırlatan Kılıç, “Savaşın ardından sınırların kapanması ve metalürji ürünlerinin Rusya ile Ukrayna’dan gelmeyişi, Türk çelik üreticileri için ticaret akışlarının yönünü değiştirebilecek önemli bir kapı araladı. Letonya’nın savaştan önce Rusya’dan çelik ithalatı oranı yüzde 60-65 seviyelerindeydi. Şimdi bu pazarın yeni ve güvenilir tedarikçilere ihtiyacı var” diye konuştu.</p>
<p>Bölgeye ilişkin istatistikler de dönüşümü net bir şekilde ortaya koyuyor. ÇİB verilerine göre Litvanya, 2025 yılında 1,45 milyon tonluk çelik ithalatı gerçekleştirirken, Türkiye 148 bin 404 tonluk satışla ülkenin toplam ithalatında yüzde 10,2 pay alarak Polonya’nın ardından ikinci sıraya yerleşti. Letonya ise 2025’te 719 bin ton çelik ithal ederken, Türkiye’den doğrudan 22 bin tonun üzerinde alım yaptı. Litvanya üzerinden bölgeye giren sirkülasyon da dikkate alındığında, Türk ihracatçısı Letonya ve Litvanya pazarındaki toplam varlığını orta vadede iki katına çıkarmayı hedefliyor. Bölgede en çok talep gören ürün gruplarının başında ise inşaat çeliği, dikişli boru ve yassı sıcak ürünler geliyor.</p>
<h2>Kotalar Avrupalı alıcıları da vurdu </h2>
<p>Sektörün karşı karşıya olduğu en büyük engel ise AB’nin korumacı koruma önlemleri ve daralan kotalar... AB’nin toplam ithalat kotasını 35 milyon tondan 18,5 milyon tona kadar düşürdüğünü vurgulayan ÇİB yetkilileri, bu durumun Türkiye’nin AB’ye olan genel ihracat hacmini neredeyse yüzde 50 oranında kısıtlama riski taşıdığını ifade ediyor. Türkiye’nin AB’ye çelik satmakla ilgili bir kalite veya pazar sorunu olmadığını belirten Yavuz Kılıç, “Asıl meselemiz satamamak değil, kotasızlık nedeniyle daha fazla satamamak. Avrupa Birliği’nin bize verdiği kotalar hızla doluyor. Hatta kotaların düşmesi Avrupa’daki üreticilerin termin sürelerini 3-4 aya kadar uzattı ve fiyatları tırmandırdı. Avrupalı alıcılar kota aşımında vergi ödeyerek dahi Türkiye’den mal almak zorunda kalacak bir noktaya gelebilir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bunun yanı sıra Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM) belirsizlikleri ve akreditasyon süreçlerinin sektörü zorladığını aktaran Kılıç, Türk çelik sektörünün hurdadan üretim yapması (EAF tesisleri) nedeniyle yeşil dönüşümde Uzak Doğu’lu rakiplerine göre çok daha avantajlı ve hazır olduğunun altını çizdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çin’in 160 milyon tonluk ihracat baskısı</span></h2>
<p>Çelik sektörünün bir diğer küresel tehdidi ise Çin’in agresif ihracat stratejisi. ABD ve Avrupa pazarlarının korumacı duvarlarla kapanması üzerine Çin’in diğer açık pazarlara yüklendiğini kaydeden Yavuz Kılıç, “Çin’in küresel pazara sunduğu ihracat miktarı 160 milyon ton seviyelerine kadar çıktı. Türkiye’nin toplam yıllık çelik ihracatı ise 19,2 milyon ton. Aradaki ölçek farkı çok büyük. Çin, yüksek üretim adetleri ve fi yat baskısıyla piyasayı zorluyor. Biz hıza, esnekliğe, lojistik yakınlığa ve kaliteye odaklanarak bu baskıyı göğüslüyoruz. Nitekim tüm engellere rağmen 2025’te üretimimizi yüzde 3,3 artırarak 38,1 milyon tona çıkardık; ham çelik üretiminde Avrupa birinciliğimizi korurken dünyada 7’nci, ihracatta ise 5’inci sıradaki yerimizi tahkim ettik” diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çelik sektörünün ‘Davos’u İstanbul’da olacak</span></h2>
<p>Türk çelik sektörü, küresel ticaretteki tıkanıklıkları aşmak ve uluslararası arena için bir diyalog zemini oluşturmak amacıyla dev bir organizasyona hazırlanıyor. ÇİB organizasyonunda 25- 27 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul’da Çırağan Palace Kempinski ve Swissotel The Bosphorus’ta gerçekleştirilecek olan "Steel Networking Summits", dünya çelik devlerini bir araya getirecek. Sektörün "Davos"u olarak nitelendirilen etkinliğe 50’den fazla ülkeden 500’e yakın üst düzey temsilcinin katılması bekleniyor. ArcelorMittal ve Tata Steel gibi küresel üreticilerin yanı sıra Eurofer ve Eurometal başkanlarının da katılacağı zirvede, ticaret savaşları, yeşil dönüşüm, yapay zeka ve küresel tedarik zincirleri masaya yatırılacak. Zirve kapsamında düzenlenecek alım heyetleriyle de en az 1 milyar dolarlık iş hacminin temellerinin atılması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/celik-sektorunun-hedefi-rusyadan-bosalan-baltik-pazarinda-ihracati-ikiye-katlamak-89496</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/demir-celik-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yükselen korumacılık duvarları, AB kotaları ve Çin&#039;in agresif fiyatlama baskısıyla mücadele eden Türk çelik sektörü, Rusya’dan boşalan Baltık pazarında Türk çeliğinin ihracat payını iki katına çıkarmayı planlıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fuzeler-s-arabistan-ekonomisini-de-vuruyor-89495</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Füzeler, Suudi Arabistan ekonomisini de vuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6acc6e61c85c1-1791782497.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Suudi Arabistan’ın ekonomik geleceği için kritik önemdeki büyüme ve çeşitlenme hamlesi, savaşın gölgesinde yeni bir darbe aldı. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıkların petrol ihracatını sınırladığı bir dönemde ülkenin, havaalanlarına yönelik art arda saldırılar krizin boyutunu genişletti. Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na düzenlenen ve en az 12 kişinin öldüğü, 300’den fazla kişinin yaralandığı Husi saldırıları güvenlik endişelerini ekonomik toparlanmanın merkezine taşıdı. </p>
<h2>Borsa yılın en düşük seviyesinde </h2>
<p>Suudi Arabistan borsasının gösterge endeksi TASI’de parşemba günü başlayan düşüşler dün devam etti. Borsa yılın en düşük seviyesine indi. Ülkenin en büyük bankalarından Saudi National Bank ve enerji devi Saudi Aramco hisseleri sert geriledi.</p>
<h2>Petrol geliri var toparlanma garantisi yok </h2>
<p>Suudi ekonomisi, savaşın ilk aşamalarında yüksek petrol fiyatları ve alternatif ihracat altyapısı sayesinde kayıplarını sınırlayabileceği umudunu koruyordu. Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlara karşı Doğu-Batı petrol boru hattı, ham petrolün Kızıldeniz üzerinden taşınmasına imkân tanıyordu. Ancak boru hattının saldırılar sonrasında devre dışı kalması, bu güvenlik supabını da zayıflattı. Suudi petrol üretimi şubattaki günlük 10,9 milyon varil düzeyinden ağustosta 6,2 milyon varile geriledi. Boru hattındaki kesintinin uzaması, ihracat kapasitesini ve petrol gelirlerinin sürekliliğini tehdit ediyor.</p>
<p>Son olarak havaalanlarının hedef alınması, enerji sektörünün dışındaki faaliyetleri de tehdit ediyor. Uçuşların aksaması, seyahat uyarıları ve artan sigorta maliyetleri iş dünyasının hareketliliğini sınırlarken, turizm için kayıp anlamına geliyor ve şirketlerin yatırım kararlarını ertelemesine yol açabilir.</p>
<h2>Yatırımcı güvenine çifte baskı </h2>
<p>Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu, petrol dışı sektörleri büyütme, turizmi geliştirme ve ülkeyi uluslararası yatırımın merkezlerinden biri haline getirme hedefleri üzerine kurulu. Bu stratejinin başarısı yalnızca kamu yatırımlarına değil, yabancı şirketlerin uzun vadeli güvenine de bağlı. Riyad ve Abha havaalanlarına yönelik saldırıların tekrarlanması, ülkeye ulaşımın güvenilirliği ve iş yapma koşulları hakkındaki soru işaretlerini artırıyor. Uluslararası etkinliklerin düzenlenmesi planlansa da uçuş iptalleri, seyahat uyarıları ve katılımcıların güvenlik kaygıları, toplantıların ekonomik etkisini azaltabilir.</p>
<p>Uzmanlara göre, önümüzdeki dönemde piyasalar üç göstergeye odaklanacak: petrol üretimi ve ihracatının ne hızla normale döneceği, hava ulaşımındaki aksaklıkların kalıcı hale gelip gelmeyeceği ve yabancı yatırımcıların planlarını değiştirip değiştirmeyeceği. Güvenlik riskinin kontrol altına alınması toparlanma beklentilerini yeniden güçlendirebilir. Buna karşılık saldırıların enerji tesislerinden sivil altyapıya yayılması ülkenin risk primini yükseltip yatırımları olumsuz etkileyebilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Büyüme tahminlerinde sert ayrışma</span></h2>
<p>Suudi Arabistan'daki Doğu-Batı petrol boru hattına ve diğer hedeflere yönelik saldırılar, krallıkta bu yıl beklenenden daha büyük bir ekonomik daralmaya yol açabilir. Arab Gulf States Institute, reel gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) 2026'da yüzde 6,5 oranında daralabileceği tahmininde bulundu. Bu, birkaç ay öncesine göre önemli ölçüde daha zayıf bir sonuç .Tahmindeki en büyük değişiklik, petrol üretiminin daha olumsuz bir görünüm sergilemesi, ve petrol dışı büyümenin de daha önce düşünüldüğünden daha fazla zayıf1laması beklentisine dayanıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Petrol dışındaki büyüme motoru da riskte</span></h2>
<p>Suudi Arabistan’ın ekonomik dönüşüm programı; turizm, havacılık, eğlence, spor organizasyonları ve uluslararası yatırım etkinliklerini petrol dışı büyümenin önemli unsurları haline getirmeyi amaçlıyor. Ancak havaalanlarına yönelik saldırılar ve seyahat uyarıları, bu sektörlerin ihtiyaç duyduğu güven ve erişilebilirliği zedeliyor. Uçuşların aksaması ziyaretçi sayısını azaltabilir; şirketlerin seyahatlerini ertelemesi konferans ve organizasyonlardan beklenen ekonomik getiriyi düşürebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/fuzeler-s-arabistan-ekonomisini-de-vuruyor-89495</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/5/1280x720/suudi-arabistan-1791782935.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Husiler tarafından havaalanlarını hedef alan saldırılar Suudi Arabistan’ın ekonomik toparlanma umutlarını ve yatırımcı güvenini hedef aldı. Petrol üretimi, ihracat rotaları ve hava ulaşımındaki aksamalar ekonomiyi baskı altına alıyor. Ekonomi, enerji gelirindeki azalmanın yanında şimdi turizmden yabancı sermayeye uzanan yeni bir riskle karşı karşıya. Riyad borsasında satışlar hızlanırken Vision 2030 hedeflerinin finansmanı da daha zorlu bir sınavdan geçiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilancodaki-kopuk-gelir-unutuldu-hisse-bir-haftada-yuzde-60-cikti-89494</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bilançodaki köpük gelir unutuldu hisse bir haftada yüzde 60 çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>zEU9zTutcf4Ax7bYBorsa geçtiğimiz haftayı %0,03 gibi sınırlı bir kayıpla yatay kapatırken, asıl hareketlilik yan tahtalarda yaşandı. BIST TÜM-100 Endeksi’nin %4,43 değer yitirdiği haftada 14 hisse %40 üzeri düştü. Haftalardır tabanla açılışı yapan kimi hisseler, hafta boyunca tavan açılışa döndü.</strong></p>
<p>Geçtiğimiz hafta borsada geri çekilme sınırlı kalsa da hisse bazlı fiyat oynaklığı tepe noktasına ulaştı. BIST Tüm kapsamındaki 582 hissenin 320’s i haftayı kayıpla tamamladı;14 hissedeki erime %40’ı geçti. Hedef Holding, Lydia Yeşil Enerji ve Creditwest Faktoring’te haftalardır süren satış paniği bir anda yerini şaşırtıcı biçimde tavan serisine bıraktı. Yatırımcı psikolojisinin hızla yön değiştirebildiği bir ortamda, ekrandaki anlık yükselişin cazibesine kapılmak zarar ettirebilir. İşlem yapmadan önce firmanın gerçek kâr üretme gücünü kontrol etmeli.</p>
<h2>Tavanda risk devam ediyor</h2>
<p>Ağustostan bu yana düşen Hedef Holding, alıcıların gelmesiyle haftayı %60,66 artışla kapattı. Altı aylıkta görünen 810,6 milyon TL gelirin 778,7 milyon TL’si elindeki hisse değer artışından kaynaklı. Portföydeki hisselerin değer kaybı gelirini aşağı çekme olasılığını artırıyor. Bu durum makul seviyelere yaklaşan çarpanları dokuz aylıkta tekrar marjinalleştirmesi beklenmeli. 17 Eylül’den beri taban gören Lydia Yeşil Enerji, geçtiğimiz hafta beş tavanla% 60,91 yükseldi. Fon krizine yönelik yürütülen soruşturmada şirket yönetim kurulu başkanının ifadesine başvurulması tahtada satış baskısını artırırsa da, geçen sürede yatırımcısının risk algısının değiştiği anlaşılıyor. Firma, ilk yarıda 26 milyon TL ile gelir üretmede zorlanırken, 691 milyon TL zarar yazdı.</p>
<h2>Düşüş dalgası kırılmadı</h2>
<p>Ağustosta fiyatı 195,90 TL’yi gören Birleşim Enerji, taban açılışlarla düşüşünü sürdürüyor. Haftayı %40,91 kayıpla kapatan şirketin hisselerinde sular henüz durulmadı. Dokuz fonda 63,3 milyon lot hisse görünüyor. Bunun 62,5 milyon lotu Tera Portföy’ün yönettiği fonlarda olması hissedeki satış baskısının gerekçesini izah ediyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc6e0966132-1791782409.png" alt="" width="900" height="494" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>SABİT KUPON MU, DEĞİŞKEN KUPON MU?</strong></p>
<p><strong>Sabit kupon</strong>; öngörülebilirlik, düşen faiz avantajı, teminat gücü, risksiz liman. Enflasyon zararı, artan faiz tuzağı, fırsat maliyeti, durağanlık.</p>
<p><strong>Değişken kupon</strong>; faizden korunma, enflasyon uyumu, fiyat istikrarı, dinamik getiri, esneklik. Belirsizlik, düşen faiz zararı, takip zorunluluğu.</p>
<p><strong>Arnavutköy’da aldığı arsanın üzerine kapasitesini dörde katlayacak tesis kuracak</strong></p>
<p>Dof Robotik’in Arnavutköy’deki yeni fabrika projesi ne durumda? ● Nihat Bayraktar</p>
<p>Nihat; geçtiğimiz mayıs ayında Arnavutköy’de 157,4 milyon TL’ye 5.686 m2 büyüklüğündeki arsayı alan Dof Robotik, bu alanda 20 bin metrekarelik DOF TECH adında entegre bir robot üretim tesisi kurmayı planlıyor. Tesisin 2028 yılı içinde faaliyete geçmesi hedefleniyor. Yeni yatırımla birlikte şirketin mevcut üretim kapasitesinin dört kat artması bekleniyor. Seri üretim kabiliyetini güçlendirecek girişim, uzun vadede şirketin operasyonel verimliliğini destekleyecek. Firma, yılın ilk yarısında gelirini %69, dönem sonu kârını da %420 oranında artırdı.</p>
<p><strong>Depo yatırımına ağırlık vererek inşaat sayısını 20’ye çıkardı. Kâr hedefi 5 milyar TL</strong></p>
<p>Reysaş GMYO’nun depo yatırımları kârlılığı ne oranda büyütecek? ● Haluk Koca</p>
<p>Haluk, Reysaş GMYO, depo alanındaki büyümesini sürdürüyor. Şirket 2027 sonuna kadar 400 milyon dolarlık depo yatırımı planlıyor. İzmir Menderes’te 278,2 milyon TL’ye alınan arsa gibi yatırımlarla mevcut inşaat sayısı 20’yi aştı. Yılın ilk yarısında satışları yüzde 4 azalan firmanın brüt kârı ise yüzde 5 artış gösterdi. Dönem sonunda 1,99 milyar TL kâr elde eden Reysaş, yıl sonunda bu tutarı 5 milyar TL’ye taşımayı hedefliyor. Kapasite artışıyla oluşacak yeni kira gelirleri, düzenli nakit akışını ve bilanço büyümesini olumlu yönde desteklemesi beklenmeli.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>DNK katılım ilkelerine uygun hisselere yönelerek yıllık yüzde 22 getirdi</strong></p>
<p>Tacirler Portföy’ün idaresindeki Denge Katılım Serbest Fon (DNK), Şubat 2025’ten bu yana işlem görüyor. Kuruluşunun ilk yılında istikrarlı bir yükseliş kaydeden fon, geçtiğimiz şubat ayından itibaren söz konusu istikrarı bozdu. Marttan itibaren de dalgalı ancak aşağı yönlü bir hareket öne çıktı. Toplam büyüklüğü 593,6 milyon TL seviyesinde olup geçtiğimiz aydan bir miktar yukarıda duruyor. Ağustostan bu yana düşük de olsa para çıkışı var. Ekimde çıkan nakit 252 bin TL. Yatırımcı sayısı düzenli olarak azalırken ilgide zayıflama belirgin. Temel stratejisi, varlıklarını katılım esasına uygun hisse senetlerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %89,54’ü hisse senedi ve %5,54’ü BYF katılım paylarından oluşuyor. Yıllık bazda %22,28 getiri sağlayan portföy, aynı sürede %14,04 yükselen borsayı geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>İstanbul Memorial, %44,36 bileşik getiriyle 250 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>ZKB Varlık Kiralama, 09.10.2026 günü kira sertifikası ihraç etti. Toplam tutarı 250.000.000 TL olan sertifikanın, yıllık basit getirisi %39, bileşik getirisi %44,36 düzeyinde. Tek kupon ödemeli enstrüman 119 gün vadeli olup, ödeme tarihi 05.02.2027 olarak belirlendi. Kupona isabet eden getiri oranı ise %12,72 olacağı açıklandı. 9 Ekim tarihli Türk Lirası Gecelik Katılım Referans Getiri Oranı (TLREFK) %36,71 seviyesinde. İstanbul Memorial’ın fon kullanıcısı olduğu kira sertifikası yıllık %39 basit getirisi, TLREFK’nın 2,29 puan üzerinde yer alıyor. Verilen getiri, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcıları için uygun bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Kira sertifikası piyasada TRDZKBV22716 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc6ddfe3c0a-1791782367.png" alt="" width="964" height="241" /><strong>SKYALP FİNANSAL</strong></p>
<p><strong>Borsa ve Takasbank, veri depolama hizmet sözleşmesini tek taraflı olarak feshetti</strong></p>
<p>Skyalp Finansal, geçtiğimiz ağustos ayında Borsa İstanbul ve Takasbank ile imzaladığı veri depolama kurulum ve bakım sözleşmelerinin ilgili kurumlar tarafından feshedildiğini duyurdu. Şirket, ürünlerin ilgili kurumlara teslim edildiğini ve an itibarıyla iade durumu olmadığını belirtti. Firmanın açıklamalardan belirsizlik bulunmakla birlikte ürün teslimine rağmen bakım aşamalarını kapsayan kısmın sonlandırılması öne çıkıyor. Yaşanan bu gelişme, firmanın gelecekteki düzenli hizmet gelirlerinde azalmaya yol açarak kârlılık beklentisini aşağı baskılayabilir.</p>
<p><strong>HİDROPAR HAREKET</strong></p>
<p><strong>Savunma ve denizcilik alanında faaliyet yürütmek amacıyla yeni bir şirket kurdu</strong></p>
<p>Hidropar Hareket, yeni faaliyet alanlarında büyüme hedefi doğrultusunda savunma sanayii ve denizcilik sektörüne yöneldi. Merkezi Ankara’da 50 milyon TL sermayeli HKTM Savunma ve Denizcilik ünvanlı yeni bir iştirak kurma kararı aldı. Tamamı kendisine ait olacak iştirak; insansız deniz sistemleri, gemi inşası ve mekatronik gibi yüksek katma değerli alanlara odaklanacağı ifade edildi. Savunma sektörüne yönelik gerçekleştirilen girişim, firmanın gelir çeşitliliğini desteklemesine olanak verebilecek. Dört yıldır zarar eden firma, altı aylık dönemde de zararını sürdürdü.</p>
<p><strong>BEST BRANDS ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Halka arzdan sağlanan gelir yatırıma hazır şekilde şirket bünyesinde tutuluyor</strong></p>
<p>Best Brands Enerji, hisselerinde gözlenen hareketlilik ve sermaye piyasasındaki son gelişmeler üzerine yatırımcılarını bilgilendirdi. Şirket, halka arzdan elde edilen nakdin tasfiye edilen 7 portföy yönetim şirketine ait hiçbir fonda bulunmadığını ve gelirin tamamının şirket bünyesinde güvenle korunduğunu vurguladı. Mevcut likiditenin yakın zamanda araç muayene istasyonları yatırımlarında kullanılacağı belirtildi. Şubat 2026’da halka açılan Best Brands, yılın ilk yarısında gelirini %17 geriletip esas faaliyetten zarar yazdı. Dönem sonu kârı ise 291 milyon TL oldu.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Berkosan’ın şubattan bu yana aşağı yönlü eğilimi son bir ayda artan ivmeyle sürdü</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc6dc61a242-1791782342.png" alt="" width="300" height="242" />Berkosan Yalıtım’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %68,41 ile toplamda 805,2 bin lot azalarak 371,8 bine indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 3’ten 2’ye geriledi. NUH fonu 805,2 bin lot ile satış yaparken, alan olmadı. Berkosan’ı öneren herhangi bir aracı kurum bulunmuyor. Neo Portföy’ün yönettiği NUH fonu gerçekleştirdiği satış ile portföyündeki hisseyi sıfırladı. Pozisyonu devam eden İnveo Portföy’ün GPG 281,8 bin lot ile en fazla paya sahip fon olarak öne çıkıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bilancodaki-kopuk-gelir-unutuldu-hisse-bir-haftada-yuzde-60-cikti-89494</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilançodaki köpük gelir unutuldu hisse bir haftada yüzde 60 çıktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/cocuklara-sosyal-medya-yasagi-kasimda-basliyor-89493</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çocuklara sosyal medya yasağı kasımda başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, 15 yaş altı sosyal medya düzenlemesi 1 Kasım’da yürürlüğe girecek. Sosyal ağ sağlayıcısı 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı’nca hazırlanan yönetmelikle, sosyal ağ sağlayıcı tarafından sunulan hizmetlere erişimde yaş doğrulamaya, 15 yaşını doldurmuş çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet sunulmasına ve ebeveyn kontrol araçlarına ilişkin usul ve esaslar belirlendi. Teklif, nisan ayında TBMM’de kabul edilerek yasalaşmıştı.</p>
<p>1 Kasım’da yürürlüğe girecek düzenleme ile; </p>
<p>■ Sosyal ağ sağlayıcı, 15 yaşını doldurmuş çocuklara yönelik ayrıştırılmış hizmet sunumunda ise çocuğun yüksek yararı ile fiziksel, zihinsel, psikolojik, sosyal ve duygusal gelişim ihtiyaçlarını gözeterek gerekli tedbirleri alacak.</p>
<p>■ Yaş doğrulama süreçlerinde kişisel verilerin korunması esas olacak. </p>
<p>■ Kimlik tespiti yerine yalnızca yaş eşiğinin belirlenmesine imkan tanıyan yöntemler kullanılacak.</p>
<p>■ Sosyal ağ sağlayıcıları, yeni hesap oluşturma aşamasında kullanıcıların yaşını kontrol etmekle yükümlü olacak. </p>
<p>■ Yaş tespiti, e-Devlet Kapısı üzerinden sunulacak teknik belirteç vasıtasıyla gerçekleştirilecek. </p>
<p>■ Paylaşılan teknik belirteçte kullanıcının kimlik bilgileri saklı tutulacak; yalnızca kişinin 15 ve 18 yaş sınırlarını karşılayıp karşılamadığı bilgisi platforma aktarılacak. </p>
<p>■ Yaş doğrulama yöntemleri, gerçeğe aykırı beyan ve manipülasyon girişimlerine karşı teknik yönden sağlam ve güvenilir bir altyapıya sahip kılınacak. </p>
<p>■ Yaş doğrulaması sonucunda 15 yaşını doldurmadığı tespit edilen çocukların hesap açılış talepleri onaylanmayacak. 15 yaş üstü ise “çocuklara özgü ayrıştırılmış hizmet” esaslarına tabi tutulacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/cocuklara-sosyal-medya-yasagi-kasimda-basliyor-89493</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/meb-arastirmasi-lise-ogrencilerinin-yarisi-en-az-bir-kez-sosyal-medya-siddetine-maruz-kaldi-1741172104.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 15 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı 1 Kasım tarihinden itibaren başlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kimlikle-sigara-satisina-ilk-tepki-kulliyeden-geldi-89492</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kimlikle sigara satışına ilk tepki Külliye’den geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sigara satışıyla ilgili projesi tepki çekti. Bakan Memişoğlu, “Sigara satışı kimlikle olacak. Kimlik numarası şartı olacak. İlgili kanun teklifini birkaç hafta içinde Meclis’e sunacağız” ifadeleriyle sigara satışlarında yeni döneme işaret etti. Ancak tepkiler gecikmedi. Cumhurbaşkanı’nın başdanışmanlarından Oktay Saral, tepkisini Külliye’den açıkladı.</p>
<p>Saral, sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “Sigara içmenin zararlı olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak vatandaşlardan sadece bir paket sigara satın almak için T.C. kimlik numaralarını vermelerini istemek kabul edilebilir bir uygulama olarak görülmemelidir. Vatandaşların zihninde soru işaretleri yaratacak ve gizlilik endişelerine yol açacak kararlar alınmadan önce bir kez daha gözden geçirilmelidir. Değerli Cumhurbaşkanımız bir yandan ülkemizin sorunlarıyla boğuşurken, diğer yandan kamuoyunun tepkisini çekecek kararların ağırlığıyla da yüklenmemelidir. Cumhurbaşkanımızı desteklemek, yükünü artırmakla değil, halkın kalbini kazanacak doğru adımları atmakla mümkündür. Bu konuda milletimizin sesini duymak ve sağduyuyla hareket etmek gereklidir.”</p>
<p>Sigara içilen yerlerde yemek servisi yapılmaması gündemde Önümüzdeki günlerde Meclis gündemine gelecek yasal düzenlemeyle Türkiye’de sigara kullanımına yönelik yeni kısıtlamalar getirilmesi gündemde. AK Parti tarafından hazırlıkları sürdürülen sağlık paketinde, kafe ve restoranların açık alanlarından hastane ve okul çevrelerine kadar birçok noktada yeni kurallar getirilmesi planlanıyor. Düzenlemeyle sigara içilen bölümlerde yiyecek ve içecek servisine sınırlama getirilmesi de öngörülüyor.</p>
<p>Sigara kullanımına ilişkin mevcut kuralların genişletilmesi ve denetimlerin artırılması amacıyla yeni bir yasal düzenleme üzerinde çalışılıyor. AK Parti’nin hazırladığı sağlık paketiyle özellikle toplu kullanım alanlarında sigara içilen ve içilmeyen bölümler arasındaki sınırların daha belirgin hâle getirilmesi hedefleniyor. Yeni düzenlemenin en dikkat çekici başlıklarından birini kafe ve restoranların açık alanlarında sigara kullanımı oluşturuyor.</p>
<p>Özellikle kış aylarında işletmelerin açık bölümlerini ısıtıcılarla donatması ve çevresini açılır kapanır sistemlerle kapatması, bu alanların açık mı yoksa kapalı mekân mı sayılacağı konusunu yeniden gündeme getirdi.</p>
<p>Üzerinde çalışılan düzenlemede, sigara kullanımına ayrılan bölümlerde yiyecek ve içecek servisi yapılmaması seçeneği de bulunuyor. Buna göre işletmelerin sigara içilebilen alanları, yemek ve içecek tüketiminin gerçekleştirildiği bölümlerden ayırması gündeme gelebilecek. Böylece yalnızca kapalı alanlarda değil, açık alanlarda da sigara dumanına maruz kalmanın azaltılması amaçlanıyor.</p>
<p>Sigara içme yasağının kaç metrelik bir mesafeyi kapsayacağı belli değil Düzenlemeyle kamuya açık alanlarla ilgili yeni kısıtlamalar da değerlendiriliyor. Bu alanlarda sigara içme yasağının kaç metrelik bir mesafeyi kapsayacağı ise henüz belirlenmedi. İlgili kurumların görüşleri doğrultusunda sınırların netleştirilmesi bekleniyor. Kurallara uymayan işletmelere yönelik denetimlerin sıklaştırılması ve mevcut yaptırımların daha etkin uygulanması da üzerinde durulan konular arasında bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kimlikle-sigara-satisina-ilk-tepki-kulliyeden-geldi-89492</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kimlikle sigara satışına ilk tepki Külliye’den geldi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/armatorler-uzun-vadeli-finansman-ihtiyaclarina-ivedi-cozum-bekliyor-89499</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Armatörler uzun vadeli finansman ihtiyaçlarına ivedi çözüm bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) tarafından gerçekleştirilen The Shipping Route Istanbul 2026 etkinliği denizcilik sektöründeki ulusal ve uluslararası ölçekteki oyuncuları bir araya getirdi. Zirvenin bu yılki misafir ülkesi Almanya oldu. KOSDER Başkanı Neslihan Torlak, Türkiye’nin yaklaşık 8 bin 400 kilometrelik kıyı şeridiyle denizcilikte önemli bir merkez olduğuna vurgu yaparak, “Bu denizcilik mirasının kalbinde, kıtaları ve ticaret rotalarını birbirine bağlayan büyük bir liman kenti olan İstanbul yer almaktadır. Bu mirası geliştirmek ve Türkiye'nin tam denizcilik potansiyelini gerçekleştirmesini desteklemek hepimizin ortak sorumluluğudur” dedi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc756aa31b2-1791784298.png" alt="" width="800" height="487" /></p>
<h2>Eski gemilerin bakımı pahalılaşıyor yeni nesil gemilere talep artıyor </h2>
<p>EKONOMİ’ye değerlendirmelerde bulunan Ulusal Gemi Brokerleri ve Acenteleri Dernekleri Federasyonu (FONASBA) Başkanı Fulvio Carlini, denizcilik sektörünün Türkiye’de dinamik bir yapıya sahip olduğuna vurgu yaparak, “Türkiye’deki brokerler, acenteler, armatörler ve işletmeciler hem Akdeniz- Karadeniz pazarını hem de Avrupa, Asya ve geniş dünya arasındaki bağları çok iyi analiz ediyor. Bu nedenle FONASBA'nın Türk denizcilik sektörü ile olan ilişkisi geleceğimiz için stratejik öneme sahip” dedi. Carlini, Karadeniz ve Orta Doğu’daki gelişmeleri de yakından takip ettiklerini ve bölgedeki taşımaların olumsuz yönde etkilediğini söyledi.</p>
<p>Sipariş edilen bir geminin 25 ila 30 yıl çalışabileceği bir ortamda, armatörlerin önümüzdeki beş ayı tahmin etmekte zorlandığını kaydeden Carolini, “Şartların zor olduğu koşullarda armatörler uzun vadeli yatırımlarda karar vermek zorundalar. En büyük zorluklardan biri koster filosunun yaşı. Avrupa, Akdeniz ve koster ticaretine hizmet veren önemli sayıda gemi, yenilenmenin gerekli olduğu noktaya yaklaşmış vaziyette. Eski gemilerin bakımı giderek pahalılaşırken, bu hususta finansman da armatör için önemli bir hale geliyor” dedi.</p>
<h2>Karadeniz'in bir gecede savaş bölgesi olmasının mağduriyetini sektör çekiyor</h2>
<p>Karadeniz’deki ticari gemilere düzenlenen saldırıların bölgedeki ticareti durdurma noktasına getirdiğini kaydeden İMEAK Deniz Ticaret Odası Başkanı Tamer Kıran, “Ticaret gemisi askeri hedef değildir. Müşterek Harp Komitesi’nin Karadeniz'in tamamını savaş bölgesi ilan etmesi buradaki ticareti neredeyse imkansız hale getirerek yüksek işletme maliyetlerine, sigorta primlerine ve navlun oranlarına yol açmıştır” dedi. Kapsamlı yaptırımlar, ticaret kısıtlamaları, ihracat kontrolleri ve bir gecede yürürlüğe giren kararların denizcilik operasyonlarına ciddi yük getirdiğine işaret eden Kıran, “Karadeniz'in bir gecede savaş bölgesi ilan edilmesi gibi kararların mağduriyetini sektör çekmektedir. Ticaret gemileri ve denizciler asla hedef alınmamalıdır. Politika yapıcılar ateşkes görüşmelerini engellemek yerine teşvik etmelidir” şeklinde konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sermayeye güvenilir erişim olmadan filonun yenilenmesi mümkün değil </span></h2>
<p>Armatörlerin giderek daha az öngörülebilir hale gelen pazarlarda kararlar aldığını kaydeden Alman Armatörler Birliği Başkanı Gaby Bornheim, “Bu nedenle sektörümüzün hem riskini hem de uzun vadeli karakterini anlayan finansman çözümlerine ihtiyacımız var. Sermayeye güvenilir erişim olmadan filoların yenilenmesi, daha fazla dayanıklılık ve başarılı bir enerji dönüşümü gerçekleşmeyecektir” şeklinde konuştu. Armatörlerin öngörülebilir, uluslararası düzeyde uyumlu ve teknolojik olarak açık kurallara ihtiyacı duyduğuna vurgu yapan Bornheim, “Ayrıca yeterli miktarda uygun fiyatlı alternatif yakıta ve limanlarda gerekli altyapıya ihtiyaç duymaktadırlar” değerlendirmesinde bulundu. Almanya Federal Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Regine Grienberger de Karadeniz, Hürmüz Boğazı, Tayvan Boğazı, Baltık Denizi ve Kuzey Denizi'nde artan oynaklıkların seyrüsefer serbestisinin temel ilkesini sarstığını söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/armatorler-uzun-vadeli-finansman-ihtiyaclarina-ivedi-cozum-bekliyor-89499</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/gemi-ihracat-kargo.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulusal ve uluslararası denizcilik sektörü belirsizlik ve riskleri ele almak için KOSDER tarafından İstanbul’da düzenlenen denizcilik zirvesinde bir araya geldi. Zirvede, artan belirsizlik ve koster filosundaki yaşlanmaya bağlı olarak armatörlerin uzun vadeli finansmana ihtiyaç duyduğuna dikkat çekildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-imalat-55-ayin-zirvesinde-turkiye-30-aydir-esigin-altinda-89491</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel imalat 55 ayın zirvesinde, Türkiye 30 aydır eşiğin altında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MUSTAFA ADIGÜZEL - Finera Veri Analizi Genel Müdürü </strong></p>
<p>Küresel imalat sanayi dört buçuk yılın en güçlü toparlanmasını yaşıyor, Türkiye imalatı ise 30 aydır büyüme eşiğinin altında. Küresel imalat PMI'ı Eylül'de 52,3'ten 53,0'a çıkarak 55 ayın zirvesine ulaştı. Türkiye imalat PMI'ı aynı ay 48,1'den 47,9'a gerileyerek 50 eşiğinin altında 30. ayını tamamladı. Aynı dönemde Türkiye'nin ana ihracat pazarlarının iklimini ölçen İSO endeksi Ocak 2024'ten bu yana kesintisiz olarak 50'nin üzerinde kaldı.</p>
<p>Finera'nın küresel PMI raporu ile imalat sanayi öncü göstergeler raporu bu ayrışmayı birlikte okuyor. Ortaya çıkan tablo kısaca şöyle: dünya talebi var ama dar bir tabandan geliyor, Türkiye'de algı iyileşiyor ancak bu iyileşme sipariş, üretim ve yatırıma dönüşmüyor, maliyet baskısı ise talebin zayıf olduğu bir ortamda artıyor.</p>
<p><strong>Dünya talebi güçlü ama dar tabanlı</strong></p>
<p>Küresel toparlanmanın ayrıntısı manşetten farklı, S&amp;P Global'in ürün grubu verilerine göre Almanya'da yatırım malları yeni siparişleri 59,2 ile güçlü, tüketim malları ise 40,1 ile derin daralma bölgesinde. Aradaki 19 puanlık fark, incelenen yedi ülkenin en geniş ayrışması. Birleşik Krallık'ta yatırım malları üretimi 61,0 iken ara mallar 47,6'da. S&amp;P Global yayınları bu tabloyu yapay zeka altyapısı ve savunma ekipmanı harcamalarıyla, bir de fiyat ve tedarik endişesiyle yapılan stok alımlarıyla ilişkilendiriyor.</p>
<p>Bu, manşetin yükselmesinin tüketiciye çalışan üretici için daha fazla iş anlamına gelmediği demek. Fransa ve İtalya'da manşet PMI 50'nin üzerinde olsa da yeni siparişler 48,3 ve 49,4 ile daralıyor. ABD'de yeni siparişler 56,1 iken yeni ihracat siparişleri 48,8; ülkenin güçlü görünümü iç pazardan besleniyor.</p>
<p>Türkiye'nin gözünden en önemli gösterge yeni ihracat siparişleri... Almanya'da 54,2, Çin'de 53,8, Japonya'da 55,6 olan bu endeks Türkiye'de 46,6'ya geriledi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6acc68f2eab68-1791781106.png" alt="" width="578" height="341" />
<figcaption><strong><em>Kaynak: S&amp;P Global aylık imalat PMI verileri, 2 Ekim 2026. Euro Bölgesi bir karşılaştırma ölçütüdür, üye ülkelerle toplanmaz.</em></strong></figcaption>
</figure>
<p>Listedeki 13 ekonomiden dördü 50'nin altında kalıyor: Türkiye, ABD, Fransa ve İtalya.</p>
<p><strong>Türkiye'de üç gösterge, üç ayrı hikâye</strong></p>
<p>Eylül'de PMI geriledi, kapasite kullanımı yükseldi, güven endeksi yatay seyretti; üçü de bir yıl öncesinin üzerinde, ama hiçbiri güçlü bir toparlanmaya işaret etmiyor.</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td width="196">
<p>Gösterge</p>
</td>
<td width="85">
<p>Eylül 2026</p>
</td>
<td width="93">
<p>Ağustos 2026</p>
</td>
<td width="125">
<p>Karşılaştırma ölçüsü</p>
</td>
<td width="125">
<p>Yıllık değişim</p>
</td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td width="196">
<p>İSO imalat PMI</p>
</td>
<td width="85">
<p>47,9</p>
</td>
<td width="93">
<p>48,1</p>
</td>
<td width="125">
<p>50 eşiği, 30 aydır altında</p>
</td>
<td width="125">
<p>+1,2 puan</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="196">
<p>Kapasite kullanım oranı, mevsimsellikten arındırılmış</p>
</td>
<td width="85">
<p>%74,1</p>
</td>
<td width="93">
<p>%73,5</p>
</td>
<td width="125">
<p>Tarihsel ortalama %75,95</p>
</td>
<td width="125">
<p>+0,3 puan</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="196">
<p>Reel kesim güven endeksi</p>
</td>
<td width="85">
<p>102,5</p>
</td>
<td width="93">
<p>102,4</p>
</td>
<td width="125">
<p>100 eşiği, tarihsel ortalama 103,42</p>
</td>
<td width="125">
<p>+1,7 puan</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>PMI'da yeni siparişler 46,9'a, üretim 47,6'ya indi ve on sektörün dokuzunda üretim azaldı; tek istisna 52,4 ile gıda oldu. İstihdam endeksi 47,6'ya toparlandı, ama on sektörün sekizinde istihdam hâlâ azalıyor.</p>
<p>Kapasite kullanımı, 2024 başından bu yana en düşük seviye olan Ağustos'taki yüzde 73,5'ten yüzde 74,1'e çıktı. Ancak oran 2026'nın tamamında yüzde 73,5 ile yüzde 74,4 arasındaki dar bantta kaldı ve tarihsel ortalamanın 1,85 puan altında. Güven endeksi beş aydır 100 eşiğinin üzerinde.</p>
<p>Algıyı ölçen gösterge en çok, faaliyeti ölçen gösterge en az iyileşti. Güven endeksini yukarı çeken kalemler mevcut durum değerlendirmeleri: genel gidişat 86,7'den 90,4'e, mevcut sipariş düzeyi 84,8'den 87,8'e çıktı, ikisi de 100 eşiğinin altında. Aşağı çeken kalem ihracat sipariş beklentisi oldu, 118,4'ten 113,0'a düştü. Beklenti ile gerçekleşme arasındaki makas daraldı, ama gerçekleşmenin güçlenmesiyle değil, beklentinin gerilemesiyle.</p>
<p><strong>İhracat kanalı daraldı, talep farklı kapılara yöneliyor</strong></p>
<p>Eylül'ün en önemli sinyali ihracat kanalında. Yeni ihracat siparişleri 48,0'dan 46,6'ya geriledi ve ihracat siparişlerini artıran sektör sayısı beşten ikiye düştü. Genişleyen iki sektör gıda, 51,9, ve kara ve deniz taşıtları, 50,5. Küresel talebin yöneldiği yatırım malları ve teknoloji ürünlerine en yakın sektörlerde ise ihracat siparişleri daralıyor: makine ve metal ürünlerde 44,6, elektrikli ve elektronikte 47,3, ana metalde 42,9.</p>
<p>İhracat pazarlarının genel iklimi ise bu tabloyu yansıtmıyor. İSO Türkiye İhracat Pazarları İklim Endeksi, Türkiye'nin ana ihracat pazarlarındaki üretim koşullarını ihracat paylarıyla ağırlıklandırarak ölçüyor ve Ocak 2024'ten bu yana kesintisiz olarak 50 eşiğinin üzerinde. Endeks Temmuz'daki 52,2'den Ağustos'ta 52,7'ye çıkarak üst üste dördüncü ay yükseldi ve Mayıs 2024'ten bu yana en belirgin iyileşmeyi kaydetti; büyümeyi ABD ve Orta Doğu sürükledi. Türkiye'nin yeni ihracat siparişleri ise son 12 ayda yalnızca Mayıs'ta, 51,0 ile 50'nin üzerine çıkabildi. İki gösterge farklı şeyleri ölçüyor: biri pazarlardaki üretimi, diğeri Türk firmalarının aldığı yeni dış siparişi. Ama aradaki makas, pazarlardaki iyileşmenin Türk ihracatçısının sipariş defterine kendiliğinden yansımadığını gösteriyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6acc6939e70fb-1791781177.png" alt="" width="578" height="299" />
<figcaption><strong>Kaynak: İSO Türkiye İmalat Sektörü İhracat Pazarları İklim Endeksi, Ekim 2025 ile Ağustos 2026; İSO Türkiye İmalat PMI yeni ihracat siparişleri alt endeksi, Ekim 2025 ile Eylül 2026. İklim endeksi ihracat pazarlarının üretim koşullarını ölçer, sipariş ölçmez.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Tek aylık kesit de yanıltıcı olabilir. Gıdanın Eylül'deki 51,5'lik PMI'ı bir sıçrama: sektörün üç aylık ortalaması 48,2 ve önceki üç aya göre yalnızca 0,2 puan yüksek. Buna karşılık giyim ve deride Eylül ihracat siparişleri 47,3 ile eşiğin altında görünse de üç aylık ortalama 52,4 ile on sektörün en yükseği. On sektörün yedisinde üç aylık ortalamalar ihracat siparişlerinin iyileştiğini gösteriyor. Kısacası Eylül zayıf, yön ise daha karışık…</p>
<p>Veri, hem pazar iklimi ile Türkiye'nin sipariş defteri arasındaki makasın hem de talebin yöneldiği ürün grupları ile Türkiye'nin ihracat sepeti arasındaki kopukluğun nedenini söylemiyor. Ürün yapısı, fiyat rekabeti, kur ve finansman koşulları PMI'ın kapsamı dışında kalıyor.</p>
<p><strong>Maliyet artıyor, fiyat yansıtma gücü zayıflıyor</strong></p>
<p>Maliyet cephesi yeni bir risk ekliyor. Girdi fiyatları endeksi 60,6'dan 66,2'ye çıkarak son dört ayın en yüksek artış hızına ulaştı. Ürün fiyatları endeksi 56,0'dan 57,0'a yükseldi. İki endeks arasındaki fark bir ayda 4,6 puandan 9,2 puana açıldı ve grafikteki iki yılın en geniş seviyesine çıktı. S&amp;P Global'e göre yakıt, petrol ve taşımacılık maliyetleri ile hammadde fiyatları baskıyı besliyor ve firmalar bunu Orta Doğu'daki savaşa bağlıyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6acc696c5319e-1791781228.png" alt="" width="578" height="300" />
<figcaption><strong>Kaynak: S&amp;P Global ve İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI, Eylül 2024 ile Eylül 2026. Endeksler fiyat artışı bildiren firmaların net ağırlığını gösterir, fiyat artış oranını göstermez.</strong></figcaption>
</figure>
<p> </p>
<p>Bu fark doğrudan bir kâr marjı ölçüsü değil, çünkü endeksler fiyat artış oranını değil, artış bildiren firmaların net ağırlığını gösteriyor. Ama firmaların maliyet artışını fiyata yansıtma gücünün zayıfladığına işaret ediyor. Ana metal bunun en açık örneği: satış fiyatlarını on sektör arasında en hızlı artıran sektör oldu ve aynı ay yeni siparişleri 43,3'e geriledi.</p>
<p>Avrupa ile karşılaştırma önemli bir ayrım gösteriyor. Girdi fiyatı endeksi Almanya'da 71,0, İtalya'da 71,2, Euro Bölgesi'nde 70,9; Türkiye'deki 66,2'nin üzerinde. Yani Türkiye'nin maliyet baskısı Avrupa'dan yüksek değil. Fark baskının görüldüğü sipariş ortamında: Almanya'da yeni siparişler 54,4 ile genişlerken Türkiye'de 46,9 ile daralıyor. Bu birlikteliğin kâr marjlarına etkisi PMI verisinden çıkarılamıyor.</p>
<p><strong>Kapasite kullanımı: yatırım malları sıçradı, tüketim malları geride</strong></p>
<p>Kapasite kullanımı sektörlere göre ayrışıyor. Yatırım malları yüzde 69,7'den yüzde 73,1'e çıkarak 3,4 puanla en büyük artışı kaydetti. Önceki iki yılın ağustostan eylüle geçişlerinde bu grup 4,2 ve 2,6 puan arttığı için hareketin büyük bölümü döngüsel görünüyor. Dayanıklı tüketim malları ise yüzde 68,2'den yüzde 66,4'e inerek yıllık bazda 3,9 puan düşük kaldı.</p>
<p>Otomotivde kapasite kullanımı yüzde 65,9'dan yüzde 75,9'a sıçradı, ancak önceki iki yılın aynı geçişlerinde 10,2 ve 6,6 puanlık artış görüldüğünden sıçramanın büyük bölümü mevsimsel. Aynı sektörde yeni siparişler 34 aydır geriliyor ve nihai ürün stokları son üç buçuk yılın en yüksek hızında arttı. Bu nedenle kapasite artışını siparişlerden çok stok birikimiyle birlikte izlemek gerekiyor.</p>
<p><strong>Firmalar için ne anlama geliyor</strong></p>
<p>Avrupa'nın yatırım malları zincirine çalışan üretici için izlenecek gösterge grup manşeti değil, müşterinin ülkesindeki yatırım malları siparişleri. Bu gösterge Almanya'da 59,2, Birleşik Krallık'ta 54,8, İtalya'da 52,2 iken Fransa'da 43,2, İspanya'da 44,1. Kapasite artışı kararı bu nedenle grup endeksine değil, teyit edilmiş müşteri siparişine bağlanmalı.</p>
<p>Tüketim malları satan üretici için tablo ters: Almanya'da tüketim malları siparişleri 40,1. Türkiye'nin giyim ve deri sektöründe ihracat siparişleri son üç ayda ortalama 52,4 ile direniyor, ancak zayıf talepte biriken stok işletme sermayesini bağlar. Ana metal ve kimya gibi ara malı üreticileri için ise dış talep iyileşmesinin bu sektörlere ulaştığına dair veri yok; fiyatlama ve nakit akışı planı teyit edilmiş siparişe dayanmalı.</p>
<p><strong>Ekim için üç izleme değişkeni</strong></p>
<p>Finera'nın Ekim izleme listesi üç soruya dayanıyor:</p>
<ol>
<li>Mevcut durum algısındaki iyileşme PMI yeni siparişlerine yansıyacak mı?</li>
<li>Kapasite kullanım oranı 2026 boyunca korunan yüzde 73,5 ile yüzde 74,4 bandının dışına çıkacak mı?</li>
<li>Girdi ve ürün fiyatı endeksleri arasındaki fark kapanacak mı?</li>
</ol>
<p>Bunlara dördüncü bir soru eşlik ediyor: ihracat kanalı gıda ile kara ve deniz taşıtlarının dışına yayılabilecek mi?</p>
<p>Analizin sınırları da belli. PMI ve güven endeksleri yön ve algı verir, üretim hacmi veya ihracat tutarı vermez. Kur, finansman maliyeti ve rekabet gücü bu verilerin kapsamı dışında kalıyor; Türkiye'nin neden geride kaldığı sorusuna bu veri tek başına cevap vermiyor. Okura önerimiz, kararı manşet göstergeye değil, kendi tedarik ve müşteri zincirinin verisine bakarak vermek. Ürün ve ülke bazında talep analizleri ve modelleri oluşturmal.</p>
<p><em>Kaynak: Finera Küresel PMI Raporu, Eylül 2026; Finera İmalat Sanayi Öncü Göstergeler Raporu, 2 Ekim 2026; S&amp;P Global PMI verileri; İstanbul Sanayi Odası ve S&amp;P Global İhracat Pazarları İklim Endeksi; TCMB kapasite kullanım oranı ve reel kesim güven endeksi verileri.</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-imalat-55-ayin-zirvesinde-turkiye-30-aydir-esigin-altinda-89491</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel imalat 55 ayın zirvesinde, Türkiye 30 aydır eşiğin altında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fonlarda-bekleyen-paranin-faturasi-89490</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlarda bekleyen paranın faturası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERYEM KENAN - Rota Portföy Kurumsal İletişim Direktörü</strong></p>
<p><em>Fon piyasasında yaşanan sıkışmanın ekonomiye etkisini, olası kayıplar kadar paraya erişim süresi de belirleyebilir. Ödeme takvimi belirsiz kaldıkça, yatırımcının bekleyişi işletmenin finansman maliyetine, tedarikçinin alacağına ve üretim kararlarına yansıyabilir.</em></p>
<p>Para fonda bekleyebilir; maaş günü, vergi takvimi ve tedarikçinin vadesi beklemiyor. Fon piyasasında yaşanan gelişmelerin ekonomiye etkisini değerlendirirken, büyük rakamların yanında bu gündelik gerçeğe de bakmak gerekiyor.</p>
<p>Önce rakamı doğru yere koyalım. 826 milyar lira, kesinleşmiş zarar değil. Tamamı borsada satılacak hisse tutarı da değil. Yatırımcıya dönecek tutar, varlıkların hangi koşullarda paraya çevrilebildiğine bağlı olacak.</p>
<p>Ölçeğe baktığımızda, 826 milyar lira ağustos sonundaki yatırım fonu büyüklüğünün yaklaşık yüzde 7,5’ine karşılık geliyor. Aynı tutar, 2025 milli gelirinin yüzde 1,3’ü; 2026 için öngörülen milli gelirin ise yaklaşık yüzde 1’i kadar. Bu karşılaştırma, sorunu ekonominin bütünü içindeki boyutuyla görmemizi sağlıyor. Ancak milli gelirin bu oranlarda azalacağı söylenemez.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc68190adba-1791780889.png" alt="" width="308" height="255" /></p>
<p>Asıl dikkat isteyen, sıkışmanın belirli hisselerde ve işletmelerde yoğunlaşması. Alıcısı sınırlı hisselerde büyük miktarda satış gerektiğinde, ekrandaki fiyatı korumak zorlaşabilir. Fonun varlığı olsa bile bunu kısa sürede nakde çevirememesi, yatırımcının bekleyişini uzatabiliyor.</p>
<p>Bu mekanizmanın reel ekonomiye uzanan tarafı ise nakit akışı. Parasına ulaşamayan bir işletme, ödemelerini karşılamak için kredi kullanabilir; bunun bedeli ek faiz olur. Krediye erişemiyorsa tedarikçisine ödemeyi geciktirebilir. Böylece fonda hiç parası bulunmayan bir şirket de sıkışıklıktan etkilenebilir. Etkinin büyüklüğünü, bekleyen paranın kimde ve hangi ihtiyaç için tutulduğu da belirleyecektir.</p>
<p>Basit bir hesap, zamanın maliyetini somutlaştırıyor. Başlangıçta 20 milyon lira kredi kullanan bir işletmenin, yıllık yüzde 41 basit faiz varsayımıyla 90 günlük faiz yükü yaklaşık 2,02 milyon lira. Alacağının yarısını 30’uncu günde tahsil edip kredisini azaltabilirse bu tutar 1,35 milyon liraya iniyor. <strong>Yaklaşık 674 bin liralık fark, yalnızca ödeme zamanından kaynaklanıyor.</strong> Bu, gerçekleşmiş bir kayıp veya ödeme tahmini değil; erken ödemenin olası etkisini gösteren varsayımsal bir örnek.</p>
<p>Öte yandan, tabloyu ekonominin tamamına yayılan bir finansal tıkanma olarak değerlendirmek için mevcut veriler yeterli görünmüyor. Eylülün ikinci yarısında mevduatın artması ve kredi akışının sürmesi olumlu işaretler. Bunlar, sıkışmanın belirli alanlarda kalabileceğini düşündürüyor. Yine de toplam göstergelerdeki dayanıklılık, parasına erişemeyen işletmenin ödeme güçlüğünü ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Bundan sonraki aşamada ödeme takvimi öne çıkıyor. SPK’nın 30 Eylül kararıyla belirli fonlarda yatırımcı başına, her fon için ayrı ayrı en fazla 1 milyon liralık ara ödeme yolu açıldı. Ancak ödemelerin başlayacağı tarih henüz açıklanmadı.</p>
<p>Fonlarda paranın beklemesi de yatırımcı için maliyet yaratıyor. Bu nedenle ne kadar ödeme yapılacağı kadar, paranın ne zaman döneceğinin netleşmesi de güven açısından önemli.</p>
<p>Son olarak, sermaye piyasalarının birikimleri üretime ve yatırıma taşıyabilmesi güvene bağlı. Bugün bu güveni korumak, yarının yatırımlarını da korumak demek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fonlarda-bekleyen-paranin-faturasi-89490</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fonlarda bekleyen paranın faturası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/10-numara-vizyon-100-ve-vestel-89489</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> 10 numara Vizyon 100 ve Vestel</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vizyon 100 toplantısı bundan daha iyi bir zamana denk gelemezmiş. Bir önceki yazımda anlatmaya başladıklarım rekabet gücü ve ihracata odaklıydı. BASBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Faruk Güler’e daha geniş yer ayırabilmek için yazıyı ikiye bölmüştüm. Aradan geçen birkaç günde elektronik ihracatındaki güçlü oyuncumuz Vestel’e yeni CFO atanması başta olmak üzere yaşanan gelişmeler, Vizyon 100’de ele alınan konuların ne kadar doğru odaklanmış olduğunu gösteriyor. Networking &amp; Collaboration-Shaping The Future Together (Yeni Bağlantılar ve İş Birliği-Geleceği Birlikte Şekillendirmek) teması benim hayatımda müthiş hız kazanmış durumda.</p>
<p>15 yaşına altındakilere sosyal medyaya erişim yasağı getirilirken EDAM Direktörü Sinan Ülgen’den farklı ülkelerdeki uygulama örneklerini dinleme ve bazı sorular sorma fırsatım oldu. Networking taş gibiydi, pratik sallanmakta. Bu sürecin nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda mühendis olarak net bir bakış oluşturdum ama bu işi yapmakla ilgili bir görevim olmadığı için abesle iştigal oldu. Raporu ve konuyu gelecek yazılardan birinde yorumlayacağım. Habercilere göre biraz gecikmiş olacağız ama zaten bizim odağımız koroda şarkı söylemek değil ülkemizin geleceğine katkıda bulunmak. Bu iş böyle yapılırdı yapılmazdı tartışmasına girmiyorum ancak internetteki suçla mücadeleye odaklanmak yerine çocukları kapatmak doğru bir politika mı diye sormak gerekiyor. 15 yaşına kadar sosyal medyaya girmeyenler daha sonra sosyal medyaya aşamalı olarak girdiklerinde Köyden İndim Şehre filmindeki gibi garabetler yaşanmayacak mı? Ya da kaçak olarak sosyal medya kullananlar bunu yapmanın kendilerine sağladığı güvenle gücün karanlık tarafına geçmeye daha eğilimli olmayacaklar mı? Yapay zekâ çağında ulaşabildiği kaynakları kullanarak kendisini sürekli geliştiren yapay zekâ ile çalışırken annelerinin “tanımadığın insanlarla konuşma” diye tembihlediği çocukların benzerleri gelecekte “problemli apartman çocuğu” olarak başımıza bela olmayacak mı? Bir düşünün, konuyu ele alacağım.</p>
<p><strong>Vestel’in hikâyesi ve finansı</strong></p>
<p>Bir diğer önemli gelişme halka açık bir şirket olan Vestel’e yeni CFO atanması oldu. Bu konuyu değerlendirirken kendi belleğimle networking yaptım. Güncel gelişme Zeynep Sarsan’ın bu göreve atanmasıydı. Biz şirketi var eden vizyonun sahibi olarak İTÜ’deki arkadaşlarla hep Cengiz Ultav’ı gördük. Kendisi bir dönemin teknoloji ile işi (business) birleştirmeyi bilen kuşağının değerli temsilcilerinden biridir. O kuşak artık iş hayatından çekiliyor ve Türkiye’de bir işi yapmak için gereken teknoloji ile iş modelini birleştirebilen insan sayısı azalıyor. Yeni hikâyemiz bir işi çözmek için kestirmeden giderken uçurumdan aşağı uçmak şeklinde özetlenebilir. Vestel hikâyesi Türkiye’nin Turgut Özal döneminde her sınıfa bir televizyon kampanyası yapıp markaya güçlü bir zemin sağlamasıyla başlar. Bu sağlam zemin üzerinde Avrupa’ya televizyon başta olmak üzere elektronik ihracatının önemli oyuncusu haline gelen ve bunu Manisa’da yaptığı önemli yatırımla güçlü bir üretim zeminine taşıyan Vestel’in beni en fazla etkileyen yanı alt markası Regal’in etiketini taşıyan televizyonun Almanya’daki bir marketin alt katında çok uygun fiyatla satıldığını görmek olmuştu. Dünya düz ekran devrimini yaşarken Vestel çok iyi bir niş yakalayarak tüplü televizyonları üretme işinde pazar payı elde etmişti. O dönemde OEM ve ODM (orijinal ekipman ve cihaz üretimi) işleri de yapan Vestel’in adını daha sonra Venüs markasıyla cep telefonu işinde duyduk. Zorlu Grubu ise TOGG ile otomobil ve daha öncesinde bizim görüşeceğimiz gün yurtdışına ani bir seyahat etmesini gerektirecek kadar önemli enerji işi ile duyduk. Bu arada tabii ki Zorlu Center da var. Atatürk Kültür Merkezi’nin (AKM) kullanılamaz hale getirildiği dönemde metro mesafesinde bunu aratmayacak kalitede bir sanat merkezini de içerecek şekilde hayata geçen Zorlu Center, hâlâ İstanbul’un önemli bir yaşam ve iş alanı ancak yürüyen yolların kaldırılması da dahil olmak üzere yapılanlar artık kamu yönetimlerince pek desteklenen bir varlık olmadığını gösteriyor. Kendisi ile Türkiye Bilişim Derneği’nin (TBD) bir etkinliğinde sohbet ederken Vestel’deki teknoloji ve inovasyonu sormuştum. Yanıtı ilgi çekiciydi: “Herkes Vestel’den bahsediyor ama ben teknolojiyi asıl tekstil işinde kullanıyorum.” demişti.</p>
<p>Enerji temalı beklenmedik seyahati nedeniyle yapamadığımız görüşmede bunu ele alacaktık. Bunu yapamasak da Vestel’in Manisa’daki televizyon üretim tesisinin açılışında modeli net bir biçimde anlama fırsatım oldu. Mühendis gözü karalığı ile sohbet ede ede tesisin derinliklerine yolumu açtığımda Samsung markalı panelleri gördüm. Üretim modeli, Güney Kore’den ithal edilen panellerin üzerine tunerlerin burada eklenmesine dayanıyordu. Bu, bir yandan televizyon ithal etmek yerine panel ithal etmeye dayanan bir vergi avantajı yaratıyor; diğer yandan da ithal edilen televizyonlardaki aylar süren test süreçlerini devreden çıkararak piyasaya çıkma süresini kısaltıyordu. Bazıları imtiyaz sağlama gibi değerlendirse de aslında muazzam ve rekabetçi bir iş modeliydi.</p>
<p>O dönemde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Vestel’in panelini ürettiği ve Şişecam’ın da ekranını ürettiği televizyon üretme vizyonunu ortaya koyuyordu. Bu proje ile Türkiye’nin düz ekran televizyonlarda dışa bağımlılığının azalacağı düşünülüyordu. Ancak o dönemde bir panel fabrikası kurmak için 4 milyar dolarlık yatırım yapmak ve iki yılda bir de 2 milyar dolarlık yatırımla bunları yeni teknolojilere göre yeniden yapılandırmak gerekiyordu. Bunu dikkate almadan yapılan planlamanın benzerleri içinde yer alması Vestel’i ve Zorlu Grubu’nu bu hızlı teknolojik dönüşüm ve sürekli yeni yatırım yapmaya dayanan yeni normalde sıkıntıya sokmuş görünüyor. O zamanlar yanılmıyorsam beş tane olan panel üreticisi sayısı da izleyen dönemde zaten konsolide oldu.</p>
<p>Ben bu konuyu pratikte akıllı telefonuma indirdiğim Total Battle oyununda yaşıyorum. Oyuna girdikten sonra çok hızlı ilerlerken bu kadar basit işler için neden 250 liradan 2.500 liraya kadar fiyatlarla satılan paketleri alayım diye düşünüyordum. Hammadde olarak ahşap, demir ve taşın yanı sıra altın ve gümüş kullanarak oynanan oyunca başlangıçta tesisleri 50-100 birimlik kullanımlarla –yatırım da diyebiliriz- kurup güncellerken kısa sürede bu rakamlar bin, 5 bin, 10 bin 30 bin derken 100 bine kadar yükseldi. Esir düşen bir komutanımı kurtarmak için şehir binasını yükseltmem gerekiyor ve bunun maliyeti 100’er bin ahşap, demir ve taş kullanmam gerekiyor ama böyle bir kaynağım yoktu. 15 binlerde kaynaklarım vardı. Sonra yaptığım işlerle bağlantılı teşvik ve vergi iadesi benzeri getirilerle bu kaynağı elde edebileceğimi şans eseri anladım. Bunlar faaliyet kârı diyebileceğimiz getirilerdi. Böylece komutanımı kurtarırken yeni altın ve gümüş kazanacak işleri yapabileceğim. Bu arada ordumu sefere gönderip hem ganimet elde etmemin hem de yeterli gelmeyen gıda üretimimi azalan asker sayısı için yeterli hale getirmemin de yolu açıldı. Acımasız boyutları da dahil olmak üzere oyunun kurallarını öğreniyor ve adapte oluyorum. Bunun bir başka boyutu da gerçek hayatta karşıma çıktı. </p>
<p>Bu yazıyı yazarken Antalya Belek’teki Granada otelinde Mağazanolsun’un davetlisi olarak bulunuyorum. Buradaki e-ticaret erbabı ile işleri konuşma fırsatımız oluyor. Şu andaki gündem e-ihracat ve Hollanda üzerinden yeni bir akın başlattığımız anlaşılıyor. Daha önce Fornium (fornium.uk) markası ile İngiltere’ye açılan Mağazanolsun’un ekosisteminin adını Hollanda’da da ve bu ülke üzerinden Avrupa’nın farklı yerlerinde de duyacaksınız. Avrupa pazarı için ürün seçmek için Denizli’ye gidenlerle konuştuğumda bizim de çok beğendiğimiz havlu ve peştamalları e-ihracat için seçmişler. Ancak yerel üreticilerle konuştuklarında bunların İngiltere pazarında tutmadığını ve bizim zevkimize çok uymayan başka ürünleri tercih etmek gerektiğini öğrenmişler.     </p>
<p>Bu, Ahmet Nazif Zorlu’yla Faruk Güler arasında bağlantı kurarak anlatacağım hikâye için gerekiyor. Aslen Denizlili olan Ahmet Nazif Zorlu, 15 yaşında amcasıyla birlikte Trabzon’a giderek ticaret hayatına atılıyor. Bu yolculuk olmasa, Zorlu muhtemelen tekstil işinden teknoloji işine doğru uzanan yolculuğu da gerçekleştiremeyecekti. Zorlu’nun yaşadıklarını bugün Türkiye’nin e-ihracat hikâyesini yazmaya çalışanların dikkatlice okuması gerekiyor. Bu sadece başarıya ulaşmak için değil, başarısızlık anında da yeniden ayağa kalkmak için yardımcı olacaktır. 1944 doğumlu olan Ahmet Nazif 1959 sonunda Trabzon’un Ortahisar ilçesi Kemeraltı Terziler Sokağı’nda amcasıyla birlikte küçük bir dükkân açıyor. Yapay zekâ bu hikâyeyi “Trabzon’daki ilk ticari girişimi senetlerin ödenmemesi ve iflas nedeniyle zarara uğramış, ancak pes etmeyerek kalan mallarla ticarete devam etmiştir. Trabzon’u “ikinci memleketi” olarak gören iş insanı, kentin ilk 5 yıldızlı oteli olan Zorlu Grand Otel'i açmış, bu oteli Ağustos 2026'da 37 milyon Euro karşılığında Usta ailesine satmıştır.” diye anlatıyor. Kendisinin de kulağına gitmiştir; “havlucu teknolojiden ne anlar” diyorlardı ama işler şöyle ya da böyle bugüne kadar geldi. Düşük kur, yüksek enflasyon tercihi olmasaydı ve babayiğit dolduruşuna gelinmeseydi belki daha ileri de giderdi ama iş hayatında belki kavramına yer olmadığını hepimiz biliyoruz.</p>
<p><strong>Günümüzde serbest bölge kozunu çekmek</strong></p>
<p>Coğrafi ve yapılan işle ilgili farklı alanlara göçün bir benzerini, BASBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Faruk Güler tavsiye ediyor. Serbest bölgelerde üretimi teşvik eden Güler, dost acı söyler tadında bir ifadeyle sermaye problemine dikkat çekerek dünyaya KOBİ penceresinden bakma yaklaşımının ötesinde bir vizyonu ortaya koyuyor. Güler, “KOBİ’lerde hadi bir kooperatif yapalım, KOBİ’ler bir olsun yaklaşımı yürümez. Hem Türkiye’de hiç yürümez. Neden? Türkiye’de hepimiz kendi işimizi severiz. En iyi biz biliriz. Benim şirketim benim olsun, ağabey. Küçük olsun, benim olsun. Bu kültüre hadi birleşelim de çözüm bulamayız. Yapacağımız şey şu: Herkes kendi şirketinin sahibi olsun. Herkes kendi işini yapsın. Ama nereye gideceğiz, ağabey? Bu şirketleri nasıl organize edeceğiz de bunların bilgi birikimiyle, bunların enerjisini, bunların yaptığı işleri bir araya getirip, sonunda ben bunu yapacağım ve dünyada da bu işi yapacağım dedirteceğiz. Burada rekabetçi olacağım diyeceğimiz sistemi organize etmek kalıyor. Bu bir iki kişinin yapabileceği şey değil; hakikaten iyi bir organizasyon lazım.” diyor.</p>
<p>Söyleyene değil, söyletene bak dersek, Güler’in bunları söylemesinde benim Ferrero’nun fındık ekseninde kurduğu sisteme atıfta bulunmamın da rolü var. Güler şöyle devam ediyor: “Bunun en güzel örneğini fındık oluşturuyor. Fındık üreticilerinin hepsi, herkes çalışsın. Herkes kendi bir dönüm, beş dönüm, 10 dölümlük fındık bahçesinden devam etsin. Ama fındığı gidip de 3 kuruşa satmayalım kardeşim. Bunun organizasyonunu bile yapamıyoruz. milyon tane öyle örnek var.”</p>
<p>Bundan sonrasını araya girmeden aktarıp yazıyı bitireceğim. Güler şöyle diyor: “İnsanoğlu zora gelmeden bir şey yapmıyor. Yapmak zorunda kalıyoruz. Vizyon 100 onun için işte gelin arkadaşlar birlikte olalım. Gelin arkadaşlar sen fındık yapıyorsan ben de bak fındık yağı yapıp satıyorum. Şurada hepsini hepimiz birleşelim de beraber yapalım. Beraber konuşalım bunları. Aklımızı başımıza da alalım toplantıları yapıyoruz aslında: Fırsat ve iş ortamını buluşturmaya çalışıyoruz. Ben 60 yıldır iş içindeyim. Her zaman kötü. Her gün kötünün daha kötüsü oluyor ama fırsatların bittiği bir dönem de olmuyor.</p>
<p>1. Dünya Savaşı zamanında da fabrikalar kuruluyordu. II. Dünya Savaşı’ndan sonra da iş vardı. Bugün de bir takım insanlar iş yapıyor. Bugün de bir takım, bir takım sektörler büyüyor. Bir takımları da yok oluyor. Dolayısıyla işadamının nerede ne yapacağını bilmesi lazım. Devlet ve kurumların kamu da bunu yönlendirmesi lazım. Şimdi Kürşat Tüzman döneminden bahsettiniz. Hâlâ görüştüğümüz, dostluğumuzun devam ettiği bir bakanımızdır eski. Rahmetli Özal serbest bölgeleri 1985 yılında niye gündeme getirdi? Kendisi DPT'den geldi biliyorsunuz. Başbakan olduğunda diyor ki, ‘Ya memlekete yatırım yapılacak şey yok.” Çoğu bilmez; cebinizde dövizle yakalanırsanız hapse atılırdınız. Yedek parça bile alıp getiremezsiniz. İşçinizin sanayi ile hiçbir alakası yok. Sanayici yok. Bunların hepsinin en kötü dönemi Atatürk dönemiydi ama 1985’e geldiğimizde de fazla bir şey yoktu. O zaman diyor ki Özal, ya dünyada serbest bölge diye bir şey var. Herkes gidiyor orada yatırım yapıyor. İlk ikisini Antalya ve Mersin’de devlet DPT eliyle kuruyor.</p>
<p>Artık insanlar aynı zamanda bu kümelenmeyi yapabildikleri için daha gelişmiş fırsatlar var. Neyi ne şekilde yaparsam mevcut şartlarda iyi yapabilirimi araştırmak durumundalar. Serbest bölgeye gelin kurun şirketinizi üretin; devlete verdiğiniz gelir vergisini devlet almıyor. Ne demek? Sizin işçiniz maliyetleriniz ortalama yüzde 27 azaldı demek. Büyüme ihtiyacı var. Fiziken var. Görüyoruz. Yeni yatırım yapan şirketler var. Bina yatırımı yapmayalım, arazi almayalım diyene binayı biz yapıyoruz. ‘Binayı da gel, al, yap, çalıştır’ diyoruz. Bunun gibi fırsatlar da var. Zorlukları anlıyorum. Hepimiz yaşıyoruz, hepimiz dinliyoruz. Fakat işte bu birliktelikler bunu sağlıyor. Ben onun için buradayım.”</p>
<p>78 yaşındaki duayen insanlarla bu konuları tartışmak için sahaya çıkıyorsa bizim de bunu aktarmak görevimiz diye düşündüm. Ancak gerçek sorunları samimiyetle tespit edip onları çözmediğimiz takdirde bu iyi niyetli çabaların da sonuç alması zor görünüyor. Daha önce defalarca yazdığım esnekliği üretimden başlayarak her alanda yeniden inşa etmeli ve kırılmalara neden olmadan ülkeyi ileri taşımalıyız. Bu da tercih yapmakla başlayan bir süreç olmak zorunda ki bu noktada katı olmak zorundayız. İonna Kuçuradi’nin sözünü biraz değiştirirsem, insanlara saygı duyabilmek için fikirleri acımasızca tartışmak zorundayız.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/10-numara-vizyon-100-ve-vestel-89489</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 10 numara Vizyon 100 ve Vestel ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknoloji-fonlarinda-asil-mesele-para-toplamak-degil-yatirimi-yonetmek-89488</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Teknoloji fonlarında asıl mesele: Para toplamak değil, yatırımı yönetmek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dr. KEMAL OĞUZ KALAFAT - </strong><strong>TSI ABD Yön. Krl.Üyesi - </strong><strong>TSI Türkiye Yön. Krl. Başkanı</strong></p>
<p>Türkiye’nin teknolojiye, biyoteknolojiye ve girişim sermayesine daha fazla kaynak ayırması gerektiğine inanıyorum. Ancak son yıllarda yaşanan tecrübeler bize önemli bir gerçeği de hatırlatıyor: Teknolojiye yatırım yapmak ile teknoloji yatırımcılığı yapmak aynı şey değildir.</p>
<p>2012’den bu yana ABD’de özellikle life sciences yatırımlarının içinde bulunan bir yönetici olarak Amerika’da öğrendiğim en önemli prensiplerden biri şudur: Venture capital’ın başarısı ne kadar para topladığınızla değil, size emanet edilen sermayeyi hangi disiplinle yönettiğinizle ölçülür.</p>
<p>Bir fonun 500 milyon dolar veya milyarlarca lira büyüklüğe ulaşması tek başına başarı sayılamaz. Asıl üzerinde durulması gereken; bu sermayenin hangi şirketlere, hangi değerlemelerden ve hangi teknik incelemelerden sonra yatırıldığı, yatırımların ne kadarının yatırımcıya nakit olarak geri döndüğü ve fon yöneticisinin aldığı riskin yatırımcıya yeterince açıklanıp açıklanmadığıdır.</p>
<p><strong>Her start-up yatırım yapılabilir şirket değildir</strong></p>
<p>ABD’de profesyonel venture capital yatırımcısı yalnızca girişimcinin sunumuna bakmaz. Teknolojiyi, fikri mülkiyeti, yönetim ekibini, pazarı, rekabeti, sermaye ihtiyacını ve muhtemel çıkış yollarını inceler. Life sciences’ta süreç daha da ağırdır. Bir biyoteknoloji şirketine yatırım yapıyorsanız bilanço okumak yetmez. Bilimsel hipotezi, preklinik ve klinik verileri, patentleri, FDA sürecini, üretilebilirliği, geri ödeme ihtimalini ve rakip molekülleri anlayabilecek ekibe ihtiyacınız vardır.</p>
<p>Dolayısıyla teknoloji fonlarında sektörel uzmanlık bir tercihten çok, risk yönetiminin temel unsurudur. ABD’deki sistemin önemli özelliklerinden biri de yatırım yapıldıktan sonra başlayan kurumsal disiplindir. Yatırım sözleşmeleri yalnızca ne kadar para yatırılacağını değil, yatırım sonrasında şirket ile yatırımcı arasındaki ilişkinin nasıl yürütüleceğini de belirler. Yatırımcı gerektiğinde yönetim kurulunda temsil veya gözlem hakkı alır; düzenli finansal bilgi ister; önemli sermaye işlemlerinde söz hakkı kazanabilir; sonraki yatırım turlarında payını koruyacak haklar talep edebilir. Preferred shares, liquidation preference ve benzeri mekanizmalar yatırım yapılırken belirlenir.</p>
<p>Amaç girişimciyi kontrol etmek değildir. Sermayeyi veren ile kullanan arasındaki ilişkinin kurallarını yatırım yapılmadan önce belirlemektir.</p>
<p><strong>Değerleme ile gerçek getiriyi karıştırmamalıyız</strong></p>
<p>Teknoloji fonlarında en tehlikeli yanılgılardan biri de budur.</p>
<p>Bir start-up’ın son yatırım turunda 100 milyon dolar değerleme alması, şirketin bugün 100 milyon dolar nakit değeri olduğu anlamına gelmez. Küçük bir yatırım yüksek bir değerleme üzerinden yapılmış olabilir. Hisselerin ekonomik hakları farklı olabilir. Üstelik şirketin bu değerlemeyle satılabileceğinin garantisi de yoktur.</p>
<p>Bu nedenle profesyonel fon dünyasında yalnızca şirket değerlemelerine değil; DPI, TVPI, RVPI ve IRR gibi performans ölçülerine bakılır. Özellikle DPI önemlidir: yatırımcıya gerçekten ne kadar para geri dönmüştür?</p>
<p>Kâğıt üzerindeki kazanç ile yatırımcının banka hesabına dönmüş kazancı birbirinden ayırmak gerekir.</p>
<p><strong>Türkiye ne yapmalı?</strong></p>
<p>Türkiye’de girişim sermayesi yatırım fonları için hâlihazırda bir mevzuat ve kurumsal çerçeve bulunmaktadır. Dolayısıyla mesele Türkiye’de düzenleme bulunmaması değildir. Bundan sonraki aşamada kalite, şeffaflık ve hesap verebilirlik standartlarını yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>- İlk olarak,</strong> teknoloji fonlarında yatırım kararını veren ekiplerin sektörel yetkinliği daha görünür hale gelmeli. Bir biyoteknoloji fonunun yatırım komitesinde bilimi ve klinik geliştirmeyi anlayabilecek kişiler; bir yapay zekâ fonunda ise teknolojiyi değerlendirebilecek uzmanlar bulunmalı.</p>
<p><strong>- İkinci olarak,</strong> fon performansında ortak bir şeffaflık standardı oluşturulmalıdır. Yatırımcı fonun yalnızca toplam portföy değerini değil; yatırılan sermayeyi, gerçekleşmiş çıkışları, zarar yazılan yatırımları ve DPI, TVPI ve IRR gibi temel göstergeleri mümkün olduğunca standart bir formatta görebilmelidir.</p>
<p><strong>- Üçüncü olarak,</strong> gerçekleşmiş ve gerçekleşmemiş kazanç kesin biçimde ayrılmalı. Son yatırım turundaki değerleme üzerinden yaratılan kâğıt üzerindeki performans, nakit getiri gibi sunulmamalı.</p>
<p><strong>- Dördüncü olarak</strong>, değerleme süreçlerinde bağımsızlık güçlendirilmelidir. Özellikle likit olmayan start-up hisselerinin değerlemesinde kullanılan metodoloji yatırımcı tarafından anlaşılabilir olmalı; yüksek değerlemelerin fon performansını yapay biçimde yükseltmesine izin verilmemelidir.</p>
<p><strong>Beşinci olarak,</strong> fon yöneticilerinin yatırım yaptıkları şirketlerle veya yatırımcılarla oluşabilecek çıkar çatışmaları açık biçimde raporlanmalıdır. Yönetici veya ilişkili tarafların ekonomik menfaatleri şeffaf olmalıdır.</p>
<p><strong>Altıncı olarak,</strong> büyük teknoloji yatırımlarında milestone-based financing, yani sermayenin aşamalı aktarılması daha fazla kullanılmalıdır. Şirkete ihtiyaç duyacağı bütün sermayeyi ilk gün vermek yerine, teknik ve ticari kilometre taşlarına bağlı yatırım dilimleri hem yatırımcıyı hem şirketi koruyabilir.</p>
<p><strong>- Yedinci ve belki de en önemlisi,</strong> fon yöneticisinin de yatırımcıyla aynı ekonomik riski taşıdığı modeller teşvik edilmelidir. Başarılı venture capital sistemlerinin temel prensiplerinden biri alignment of interests, yani çıkarların mümkün olduğunca aynı yönde olmasıdır.</p>
<p><strong>Amaç teknoloji yatırımlarını azaltmak olmamalı</strong></p>
<p>Türkiye’nin teknoloji fonlarına ihtiyacı var. Hatta bugün olduğundan çok daha fazla girişim sermayesine ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>Ancak yatırımcı güvenini kaybedersek bunun bedelini yalnızca kötü yönetilen fonlar ödemez. Gerçek teknoloji şirketleri de sermayeye ulaşamaz; iyi girişimciler ve bilim insanları da zarar görür.</p>
<p>Amerikan venture capital sisteminden alınması gereken ders, Amerika’nın riski ortadan kaldırdığı değildir. Private-market yatırımları doğaları gereği yüksek risklidir.</p>
<p>Amerika’nın yaptığı, risk sermayesinin çevresine zaman içerisinde profesyonel bir ekosistem kurmaktır: uzman yatırımcılar, güçlü hukuk altyapısı, standardize edilmiş yatırım sözleşmeleri, yönetim kurulları, teknik due diligence, performans ölçümü ve sermaye piyasaları.</p>
<p>Türkiye’nin de ihtiyacı daha az risk almak değil, riski daha profesyonel yönetmektir.</p>
<p>Çünkü iyi teknoloji yatırımcılığı en heyecan verici hikâyeyi bulmak değildir.</p>
<p>Doğru teknolojiyi bulmak, doğru değerlemeyle yatırım yapmak, yatırım sonrasında şirketi profesyonel biçimde izlemek ve en sonunda kendisine emanet edilen sermayenin hesabını yatırımcıya verebilmektir.</p>
<p>Türkiye teknoloji fonlarında yeni bir döneme girecekse, tartışmamız gereken temel standart da bu olmalıdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/teknoloji-fonlarinda-asil-mesele-para-toplamak-degil-yatirimi-yonetmek-89488</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Teknoloji fonlarında asıl mesele: Para toplamak değil, yatırımı yönetmek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ponzi-neydi-ponzi-emekti-89485</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ponzi neydi, ponzi emekti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yatırım fonu krizi (2)</strong></p>
<p><strong>Yatırım fonlarında yaşanan kriz, finansal dolandırıcılığın yeni boyutlarını ve Ponzi benzeri yapıların yaratabileceği riskleri yeniden gündeme taşıdı. Geçmişteki banker ve aracı kurum krizleriyle karşılaştırılan süreçte, yatırımcı mağduriyetinin önlenmesi kadar finansal sistemin bulaşıcı risklere karşı korunması da önem taşıyor.</strong></p>
<p>Son yıllarda ortaya çıkan türlü finansal dolandırıcılık olayları sonrasında fon piyasasında yaşananlar, finansal sahteciliğin birçok açıdan sınıf atladığını ortaya koyuyor. Henüz boyutlarına tam olarak vakıf olamadığımız yatırım fonu krizi 1980 sonrasında sermaye piyasalarında yaşanan üçüncü büyük krizdir. Ortaya çıkan finansal başarısızlığın boyutları Banker Krizi (1982-1985) dönemindeki banker iflaslarıyla karşılaştırılabilecek düzeyde olmasa bile, 1994 Krizi'ndeki aracı kurum iflaslarıyla paralellik kurulabilecek düzeye gelebilir. Umarız mevcut çalışmalar iyi yönde ilerler ve ne yatırımcılarımız, ne de kurumlarımız bu süreçte daha fazla yıpranmaz.</p>
<p>Yatırım fonu krizinde “Ponzi” sözcüğü de yeniden dolaşıma girdi. Financial Times yaşananları “Ponzi benzeri” diye nitelendirmişti.<strong><sup>1</sup></strong> Sahtecilikle örülü ponzi finansmanı Türkiye’de pek de yabancısı olmadığımız bir konu aslında. Daha önce de gördük, bugünden sonra da çeşitli formlarda karşımıza çıkabilir.</p>
<h2>Ponzi finansmanı neydi?</h2>
<p>Klasik Ponzi kurgusunda yatırımcıya sunulan getiri, yatırım faaliyetinin yarattığı gelirle değil, sisteme sonradan giren yeni yatırımcıdan temin edilen kaynaklarla finanse edilir. Bu nedenle düzenin sürekliliği varlıkların ekonomik performansına değil, yeni kaynak girişinin sürmesine bağlıdır. Bakınız, ABD SPK’sı (SEC) <strong>Ponzi düzeneği olabilecek olayları nasıl belirlemiş? </strong>Düşük riskle yüksek getiri vaadi, piyasa koşullarından bağımsız biçimde sürekli pozitif getiri, mevzuata aykırı yatırım biçimleri, yetkisiz aracılı işlemler, açıklanamayan karmaşık stratejiler, hesap dökümlerindeki tutarsızlıklar ve yatırımcının parasını geri almakta güçlük çekmesi.<strong><sup>2</sup></strong></p>
<h2>Ponzi “sistemin” başına iş açar mı?</h2>
<p>“Efendim, parası olan akıllı olsun, öyle tamahkâr da olmasın”, demeyin. İnsan doğası bu: Beşer şaşar. Bu noktada yatırımcının yatırım konusunda bilgi ve deneyimini geliştirmeyi hedeflemek kadar, sistemin de zarar görmemesini kurgulamak gerekiyor. Zira <strong>tekil risk</strong> kaynak girişi kesildiğinde yatırımcıların ve ilgili finansal aracının zarara uğramasını gündeme getirirken, <strong>sistemik risk</strong> ise bulaşıcı karakteri olabilecek tekil risklerin sisteme zarar vermesini gündeme getiriyor. IMF (2022)<strong><sup>3</sup></strong> diyor ki; “likiditesi düşük varlıkları portföylerinde tutarken yatırımcılara günlük geri alım imkânı sunan fonlar, yatırımcıların topluca fondan çıkması ve varlıkların zorunlu satışlarla elden çıkarılması olasılığını artırarak olumsuz şokların etkisini büyütebilir. Bu durum, varlık piyasalarındaki oynaklığı artırır ve finansal istikrarı tehdit edebilir.”</p>
<p>Dolayısıyla, bir yapının “Ponzi benzeri” olması, bunun tek başına sistemik krize neden olabileceği anlamına gelmez. Ancak risklerin bulaşıcılığına ve sistem geneline yayılma ihtimaline de bakmak gerekiyor. Bu noktada Türkiye’nin banka odaklı bir ekonomi olmasını ve bankaların sermaye piyasası faaliyetlerinden kaynaklanan risklerinin (sınırlı ve) iyi yönetilmesini de bir şans olarak görmek gerekiyor. En azından şimdilik durum böyle.</p>
<h2>Ponzi: Sahtekârlık da emek istiyor</h2>
<p>Ponzide sistemi kurtarmak kadar yatırımcı mağduriyetini önlemek de önemli. Yatırımcılar Ponzi finansmanındaki sahtekârın emeği zamanında fark etmelidir. Zira Ponzi düzeni kendiliğinden kurulmuyor. Önce bir ekip toplanıyor, kulağa makul gelen bir yatırım hikâyesi yazılıyor. Başarılı işlemler yapılıyor, ilk ödemeler aksatılmıyor. Rakamlar konuşmaya başlayınca reklamlar devreye giriyor, kazananlar da çevrelerine durumu anlatıyor. Getiri tablosu her yeni yatırımcıyla biraz daha inandırıcı hâle geliyor. Bir süre sonra kimse “Bu getiri nereden geliyor?” diye sormuyor. Olağan dışı performans, beklenen performansa dönüşüyor. Derken sahtekârın emeği de yat-kat olarak karşılık buluyor.</p>
<h2>Ne yapmalı?</h2>
<p>Ponzi kurbanı yatırımcının önce şüphe etmeyi öğrenmesi gerekiyor. “Denetlenen kurumdur dedim, patronu çok samimi buldum, reklamı aklımı aldı veya pazarlamacı çok tatlı dilliydi” ile yatırım o-la-maz. Yatırımcı, yatırım işine ponzicinin gösterdiği emek kadar emek vermek zorunda. Gerçek olamayacak kadar iyi görünen bir şeyin, muhtemelen gerçek olmadığını akıldan hiç çıkarmamak gerekiyor.</p>
<p>----</p>
<p>[1] <em>Financial Times</em>, 18 Eylül 2026, “Turkey moves to liquidate funds at centre of ‘Ponzi-like scheme’”</p>
<p>2 https://www.investor.gov/protect-your-investments/fraud/types-fraud/ponzi-scheme?utm_source=</p>
<p>3 https://www.elibrary.imf.org/display/book/9798400219672/CH003.xml?utm_source=</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ponzi-neydi-ponzi-emekti-89485</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ponzi neydi, ponzi emekti ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sikintilara-alismamaliyiz-89484</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sıkıntılara alışmamalıyız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Otomotivde yılın ilk dokuz ayında pazar yüzde 13,4, üretim yüzde 6, ihracat adet bazında yüzde 10,5 daraldı. Ticari araç ihracatı ve toplam ihracat gelirindeki artış kayıpları sınırlarken, sektör yılın son çeyreğine finansman sıkışıklığı ve artan rekabet baskısıyla giriyor. Türkiye AB değer zincirindeki yerini korursa yıl sonu ve 2027’de kısmi toparlanma öngörülebilir.</strong></p>
<p>2026’nın ilk dokuz ayı geçse de Türkiye otomotiv piyasası, distribütör ve üretici tarafında aynı eksi yönü gösteriyor… Beklentilerin yüksek olduğu son üç aya girerken talep halen daralırken, üretim ve ihracat adetleri geriliyor, buna karşılık sadece ticari araçlar ve ihracat tutarı direnç gösteriyor… ODMD’ye göre Ocak-Eylül’de otomobil ve hafif ticari araç pazarı yüzde 13,39 küçülerek 803.465 adede indi. Otomobil satışları yüzde 15,45 azalışla 627 bin 977, hafif ticari araç pazarı yüzde 5,12 azalışla 175 bin 488 adet oldu. En sert daralma ise Eylül ayında toplam pazar yüzde 24,33, otomobil yüzde 27,80, hafif ticari araç yüzde 10,42 geriledi. Buna rağmen Eylül, beş yıllık ortalamaya göre toplamda yüzde 0,8, on yıllık ortalamaya göre toplamda yüzde 17,8 yukarıda görünüyor. Yani sorun pazar hacminin erimesi değil; son iki yılda yakalanan yüksek bazın, finansman koşulları ve maliyet gerçekleriyle hızla aşağı çekilmesi.</p>
<p>Talep cephesinde belirleyici olan, tüketicinin satın alma gücüyle araç fiyatları arasındaki makas. OSD Başkanı Cengiz Eroldu’nun aktardığı gibi iç pazar son üç aydır yüzde 25’in üzerinde daralıyor; kredi limitleri, fonlama sıkışması ve katılım finansmanına dönük soru işaretleri talebi aşağı çekiyor. Satın alma imkânları yansıtan ODMD verileri pazarın yüzde 84,7’sinin A, B ve C segmentlerinden oluştuğunu gösteriyor; C yüzde 56,1, B yüzde 28,3 pay alıyor. Gövde tipinde SUV yüzde 66,2’ye çıkarken sedan yüzde 19,9’a, hatchback yüzde 13,2’ye geriledi. Motor tipinde benzinli yüzde 41,2, hibrit yüzde 32,6, elektrikli yüzde 19,3, dizel yüzde 5,5. Elektrikli araçta 160 kW altı yüzde 7,9 artarken 160 kW üstü yüzde 59 azaldı. Otomatik şanzımanlı araçların payı yüzde 97,2’ye ulaştı.</p>
<p>OSD verileri ise sanayi tarafında pek keyifli değil… Ocak-Eylül’de toplam üretim yüzde 6 azalarak 971.159 adede, otomobil üretimi yüzde 17,1 azalarak 528.366 adede indi. Ticari araç üretimi yüzde 12, hafif ticari araç yüzde 13, ağır ticari araç yüzde 7 artmış olsa da; ihracat adette yüzde 10,5 azalışla 685 bin 671’e, otomobil ihracatı yüzde 26,7 düşüşle 317.970’e geriledi. Sadece ticari araç ihracatı yüzde 10,8, traktör ihracatı yüzde 12,5 arttı. Dolar bazında toplam otomotiv ihracatı yüzde 2,8 artışla 30,5 milyar doları aşarken; otomobil ihracatı yüzde 7,8 azalarak 7,8 milyar dolarda kaldı. Adet azalırken tutarın artması, aslında hep ümit edilen, ihraç edilen araçların teknolojik içeriğinin yükseldiğini gösteriyor.</p>
<p>Üretimdeki düşüşte model değişimlerin de etkili olduğunu hatırlatalım… Hyundai’nin elektrikli Ioniq 3’ü, Oyak Renault’nun Striker’ı, Tofaş’ın K9’u ve Otokar’ın Mercedes-Benz otobüs üretimi orta vadede kapasiteyi yukarı çekecek; ancak devreye alma süreçleri sebebiyle yaz aylarında otomobil üretim ve ihracatı aşağıda kaldı. Kapasite kullanımı yüzde 61’e, hafif araçlarda yüzde 62’ye, kamyonda yüzde 59’a, otobüs-midibüste yüzde 67’ye, traktörde yüzde 27’ye geriledi. Traktörde Ocak-Ağustos pazar daralması yüzde 46’ya, üretim azalışı yüzde 29’a ulaştı.</p>
<p>Baskıyı artıran dış ticaret ve rekabet verileri ise; otomobilde ithalatın payı yüzde 65, hafif ticari araçta yüzde 76; yerli üretim payı otomobilde yüzde 35-36, hafif ticaride yüzde 24, toplamda yüzde 34. Çinli markaların Türkiye pazar payı dokuz ayda yüzde 8,7’den yüzde 5,8’e gerilerken AB pazarında yüzde 6’dan yüzde 10’a çıktığı tabloda OSD, yabancı yatırıma karşı olmadan, ancak yatırımın montajla sınırlı kalmayıp Ar-Ge, teknoloji ve yerel tedarik içermesi gerektiğini savunuyor. Diğer yanda; AB’nin Made in Europe ve Union Origin tartışmaları, Türkiye’nin değer zincirinde kalması stresini büyütmeye devam ediyor.</p>
<p>İç talep ve üretim aşağı yönde ilerlerken, ticari araç ihracatı ve daha değerli araç kompozisyonu dengeyi kısmen korumaya çalışıyor. Finansman gevşerse, yeni yatırımlar devreye girerse ve Türkiye AB değer zincirindeki yerini korursa yılsonu ve 2027’de kısmi toparlanma öngörülebilir. Pazarın yılsonunda 1,1 milyon bandında tutunacağını, üretim ve ihracattaki adet kaybının da artan teknolojik içerikle dengelenmeye devam edeceğini tahmin ediyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sikintilara-alismamaliyiz-89484</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sıkıntılara Alışmamalıyız ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trumpin-secim-panigi-skandallar-petrol-ve-putin-89483</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trump&#039;ın seçim paniği; skandallar, petrol ve Putin...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABD Başkanı Donald Trump, kasım ara seçimlerine yolsuzluk ve çıkar çatışması iddiaları, enerji krizi ve Rusya politikasıyla ilgili tartışmaların gölgesinde hazırlanıyor. Ekonomik sıkıntıları hafifletmeye çalışan Beyaz Saray, bir yandan yakın isimlere yönelik soruşturmalarla, diğer yandan Kongre’deki çoğunluğu koruma mücadelesiyle karşı karşıya.</strong></p>
<p>Türkiye’de iktidara yakın isimlerin de anıldığı fon skandalı tartışılırken, ABD’de Donald Trump yönetimi de yolsuzluk ve çıkar çatışması iddialarıyla karşı karşıya. Trump’ın bizzat görevlendirdiği isimler hakkındaki soruşturmalar, İran savaşıyla ağırlaşan enerji krizi ve Rusya politikasındaki ani değişiklik, Beyaz Saray’ın kasım seçimleri öncesinde birden fazla cephede mücadele verdiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>ABD’de 3 Kasım’da yapılacak Kongre ara seçimleri yaklaşırken Trump’ın önceliği giderek belirginleşiyor:</p>
<p>- Ekonomik sıkıntılardan bunalan seçmene rahatlama sağlayacak adımlar atmak,</p>
<p>- Yönetimi hakkındaki tartışmaların siyasi maliyetini sınırlamak,</p>
<p>- Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu korumak.</p>
<p>Ancak bu hedefler için atılan adımların bazılarının Trump’ın bugüne kadar savunduğu politikalarla çelişiyor olması da oldukça dikkat çekici.</p>
<h2>Washington'da büyüyen “etik” tartışmaları</h2>
<p>Trump yönetimini zorlayan gelişmelerin başında, kendisine yakın isimler hakkındaki çıkar çatışması ve yolsuzluk iddiaları geliyor. ABD’nin Yunanistan Büyükelçisi-Trump'ın oğlu Don Jr Trump'ın eski nişanlısı- Kimberly Guilfoyle hakkında ABD Dışişleri Bakanlığı yolsuzluk soruşturması başlattı. Soruşturma, Trump’ın uzun süredir destekçisi olan bağışçı Eric Deters'in Guilfoyle’un 2025’teki Senato onay süreci öncesinde 100 bin dolarlık American Express borcunun ödenmesini istediğini yolundaki iddiaları üzerine tetiklendi. Deters’ın iddiasına göre Guilfoyle, kredi kartı borcunun ödenmesine karşılık işadamına, Trump yönetimindeki üst düzey isimlere erişim sağlama sözü verdi. Deters, para transferinin iz bırakmayacak biçimde yapılmasını istediğini ileri sürdüğü Guilfoyle’a ait mesajları da kamuoyuyla paylaştı. İddialar henüz kesinleşmiş değil. Ancak büyükelçi ve yönettiği diplomatik temsilcilik hakkında soruşturma açılması, konunun kişisel bir anlaşmazlığın ötesine geçtiğini gösteriyor. ABD’de Demokrat siyasetçiler, iddiaların Kongre tarafından da incelenmesini istiyor.</p>
<h2>Tom Barrack hakkındaki iddialar...</h2>
<p>Bir diğer tartışma da, yine Trump'ın yakın arkadaşlarından ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Thomas Barrack hakkında;</p>
<p>Reuters’ın 9 Ekim tarihli haberine göre Barrack, uzun süredir iş ilişkisi bulunan Ziad Ghandour’un yönettiği TI Capital şirketinin Irak ile Suriye arasındaki petrol boru hattının yeniden geliştirilmesi projesine katılması için bizzat araya girdi.</p>
<p>Hürmüz Boğazı’nı devre dışı bırakması hedeflenen yaklaşık 15 milyar dolarlık proje için Irak ve Suriye, aralarında TI Capital, Chevron ve Katarlı UCC Holding’in bulunduğu konsorsiyumla teknik ve finansal çalışmalar yapılmasına yönelik mutabakatlar imzalamıştı. Reuters’ın haberine göre Barrack’ın, TI Capital tarafından yürütülen bir gayrimenkul girişiminden kâr payı alma hakkı bulunuyor.</p>
<p>Etik uzmanları, Barrack'ın iş ortağının şirketinin projeye katılması için diplomatik nüfuzunu kullanmasının çıkar çatışması yaratabileceğine dikkat çekiyor. ABD Dışişleri Bakanlığı ise Barrack’ın etik kurallara uygun hareket ettiğini savunuyor ve kendisinin doğrudan boru hattı projesinde mali çıkarı bulunduğu iddiasını reddediyor.</p>
<h2>Trump Nobel'i alamadı; alan hakimin kurumuna yaptırım uyguladı...</h2>
<p>Trump yönetiminin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik yaptırımları da Beyaz Saray’ı yalnızca iç politikada değil, uluslararası alanda da sert bir tartışmanın içine çekmiş durumda. Norveç Nobel Komitesi’nin 2026 Nobel Barış Ödülü’nü eski UCM yargıcı Navi Pillay’a verdiğini açıklamasından saatler sonra Washington, mahkemeye yönelik kurumsal yaptırımları duyurdu. Yaptırımların hedefinde mahkemenin finansal hizmetlere ve teknoloji altyapısına erişimi de bulunuyor. Washington, ABD vatandaşlarının UCM tarafından yargılanmasına karşı olduğunu uzun süredir dile getiriyordu. Atılan bu son adım ise ABD yönetiminin, uluslararası mahkemenin faaliyetlerini daha geniş ölçekte sınırlandırmayı amaçladığını gösteriyor.</p>
<p>Nobel barış ödülünü “en çok hak eden kişinin kendisi olduğunu” sürekli ifade eden Trump, ödülün UCM'nin eski yargıcına verilmesine de sosyal medyadan sert tepki gösterdi. Ortaya çıkan tablo, Washington’ın uluslararası yargı kurumlarıyla çatışmasının derinleştiğini gösteriyor.</p>
<h2>Amerikan ekonomisi alarm veriyor</h2>
<p>Trump açısından asıl siyasi risk, bütün bu tartışmaların enerji fiyatlarındaki yükseliş ve yaşam maliyeti sorunuyla aynı döneme denk gelmesi;</p>
<p>İran savaşı küresel enerji piyasalarını sarsarken ABD’de özellikle dizel fiyatları çiftçiler, nakliyeciler ve ticari taşımacılık sektörü üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Trump da, Amerikalıların daha düşük benzin ve dizel fiyatlarıyla yaşamalarının siyasi öncelikleri arasında olduğunu sürekli ifade ediyor. Ancak seçmen açısından önemli olan açıklamaların çokluğu ve kelimelerin hamaseti değil, pompaya ve günlük harcamalara ne ölçüde yansıdığı.</p>
<p>İşte tam bu noktada Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı telefon görüşmesinin ardından beklenmedik bir adım attı;</p>
<p>Rusya’nın küresel piyasalara hemen 300 bin tondan fazla dizel sağlayacağını, Kasım ayında 500 bin ton daha göndereceğini ve sonraki aşamalarda ilave sevkiyatlar yapılacağını duyurdu. Açıklanan planın ilerleyen bölümünde 1 milyon ton ve kısa süre içinde 3 milyon tona kadar ek tedarik sağlanacağı bilgisi de yer aldı.</p>
<p>ABD Hazine Bakanlığı da Rus dizelinin satışına ve sevkiyatına belirli koşullar altında izin veren geçici bir yaptırım muafiyeti yayımladı. 9 Ekim’de açıklanan düzenleme, kapsamına giren sevkiyatlar bakımından yaptırım engelini 7 Nisan 2027’ye kadar kaldırıyor.</p>
<p>Trump, geçen ay Rusya’nın petrol ve doğal gaz gelirlerini hedefleyen yeni bir yaptırım yasasını imzalamıştı. Şimdi ise aynı yönetim, enerji fiyatlarını düşürmek amacıyla Moskova’nın yakıt ihracatını kolaylaştırıyor.</p>
<h2>Putin'in dizeli Trump'ı kurtarabilir mi?</h2>
<p>Trump'ın Putin ile telefonda “kotardığı” anlaşmanın siyasi mantığı açık:</p>
<p>Enerji fiyatlarındaki yükselişin seçmen üzerindeki etkisini hafifletmek ve yaklaşan Kasım ara seçimleri öncesinde Trump’ın ekonomik sorunlara çözüm üretebildiği mesajını vermek.</p>
<p>Ancak açıklanan miktarların büyüklüğü, Rusya’nın mevcut üretim ve ihracat kapasitesiyle birlikte değerlendirilmek zorunda… Ukrayna’nın Rus petrol rafinerilerine yönelik saldırıları üretimi olumsuz etkilediği için bizzat Moskova, iç piyasadaki ihtiyacı karşılamak için Temmuz ayından itibaren dizel ihracatını kısıtlama kararı almıştı. Uluslararası Enerji Ajansı’na dayandırılan veriler de Rusya’nın dizel üretiminde ciddi düşüş yaşandığına işaret ediyor.</p>
<p>Bu nedenle Trump’ın duyurduğu sevkiyatların ne kadarının, hangi tarihlerde ve hangi koşullarda gerçekleştirileceği belirsizliğini koruyor. Beyaz Saray'ın da yakıtın bedelini kimin ödeyeceği ve teslimatların takvimi konusunda ayrıntılı bilgi vermemesi ayrıca dikkat çekici.</p>
<p>Üstelik küresel enerji piyasasında fiyatları yalnızca bir ülkenin sağlayacağı ek miktar belirlemiyor; Rus dizelinin yeni pazarlara yönelmesi, mevcut müşterilerin başka tedarikçilere gitmesine yol açabilir. Böyle bir durumda küresel arz üzerindeki net etki sınırlı kalabilir.</p>
<p>Enerji uzmanlarının değerlendirmeleri de anlaşmanın ABD'deki dizel ve benzin fiyatlarını hızla düşüreceğinin garanti olmadığını gösteriyor. Dolayısıyla Trump’ın duyurduğu büyük miktarlar, tek başına ABD’deki enerji maliyetlerinin kısa sürede gerileyeceği anlamına gelmiyor.</p>
<h2>Zelensky'den sert tepki, Washington'da çatlak...</h2>
<p>Anlaşma, Ukrayna yönetiminin sert tepkisini de çekmiş durumda; Rus Lider Zelensky, kararı “güçlü ortaklardan gelen zayıf bir karar” olarak nitelendirdi. Rusya’nın elde edeceği gelirin savaşın sürmesine katkı sağlayacağını savunan Ukrayna lideri, Washington’ın yaklaşımının Moskova’nın elini güçlendirdiğini belirtti.</p>
<p>Tepkinin zamanlaması da önemli. Trump’ın Rusya’dan dizel tedarikini duyurduğu sırada özel temsilcisi Steve Witkoff ile damadı Jared Kushner, Miami’de Ukraynalı yetkililerle savaşı sona erdirmeye yönelik bir öneriyi görüşüyordu. Zelensky, Ukrayna heyetinin bu süreçte bir tür perdeleme aracı olarak kullanılmasından duyduğu rahatsızlığı da dile getirdi.</p>
<p>ABD’de Demokrat senatörler Chuck Schumer, Jeanne Shaheen ve Elizabeth Warren da kararı Ukrayna’ya, Avrupa müttefiklerine ve ABD’nin ulusal güvenliğine zarar verebilecek bir adım olarak eleştirdi. Senatör Richard Blumenthal ise anlaşmanın Rusya’nın savaş kapasitesini destekleme riski taşıdığını savundu. Tartışmanın merkezinde yalnızca dizel ticareti yok. ABD’nin Ukrayna politikasında hangi önceliğin ağır basacağı sorusu var: Enerji fiyatlarını kısa vadede aşağı çekmek mi, yoksa Rusya’nın savaş ekonomisini sınırlamak mı?</p>
<p>Trump yönetimi bu iki hedefin bir arada yürütülebileceğini savunabilir. Ancak Rusya’nın gelirlerini artırabilecek bir düzenleme ile Moskova üzerindeki baskıyı sürdürme hedefi arasında açık bir gerilim bulunduğu da açık.</p>
<h2>Asıl sınav sandıkta…</h2>
<p>Kasım seçimleri, Trump’ın başkanlığını sona erdirmeyecek. Ancak Cumhuriyetçilerin Kongre’deki çoğunluğunu kaybetmesi, yönetimin yasa çıkarma, bütçe belirleme ve siyasi gündemini uygulama kapasitesini sınırlayabilir. Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu elde etmesi halinde yönetim üzerindeki Kongre denetiminin ve soruşturmaların yoğunlaşması da mümkün. Yolsuzluk ve çıkar çatışması iddiaları, bu süreçte Cumhuriyetçilerin savunmak zorunda kalacağı başlıklardan biri olabilir. Bununla birlikte seçmenin tercihini yalnızca bu iddiaların belirleyeceğini varsaymak doğru olmaz. Enerji maliyetleri, enflasyon, istihdam ve İran savaşının ekonomik sonuçları da seçim gündeminin önemli parçaları…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD'deki kasım seçimlerinden Türkiye nasıl etkilenebilir?</span></h2>
<p>ABD’de kasım seçimlerinin sonuçları, Türkiye açısından yalnızca Washington’daki siyasi dengeler üzerinden değil, savunma işbirliği, yaptırımlar, enerji politikaları ve bölgesel güvenlik başlıkları üzerinden de önem taşıyor. Kongre’de çoğunluğun değişmesi, Trump yönetiminin dış politika kararlarını uygulama alanını daraltabilir; özellikle Rusya, İran ve Suriye politikalarında yeni tartışmaların önünü açabilir.</p>
<p>Cumhuriyetçilerin güç kaybetmesi halinde, Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde Kongre kaynaklı baskıların artması ihtimali göz ardı edilemez. Savunma sanayii işbirliği, Türkiye’nin F-35 programına dönüşü, CAATSA yaptırımları ve Suriye’deki gelişmeler, iki ülke arasındaki ilişkilerin temel sınav alanları olmaya devam edecek. Ancak seçim sonuçlarının bu dosyalarda otomatik bir değişim yaratması beklenmemeli; belirleyici olan, Kongre’deki güç dağılımının yönetimin tercihleriyle nasıl etkileşeceği olacak.</p>
<p>Enerji cephesinde ise Trump’ın Rusya’dan dizel tedarikine yönelik adımı, Türkiye için hem fırsat hem risk barındırıyor. Rus enerji ürünlerinin küresel piyasalara daha fazla yönelmesi fiyatları etkileyebilir; ancak yaptırım rejimindeki belirsizlikler, Türkiye’nin enerji ticareti ve finansal işlemleri bakımından yeni hassasiyetler yaratabilir.</p>
<p>Dolayısıyla Türkiye açısından asıl mesele, seçim sonucundan çok, Washington’ın seçim sonrasında hangi dış politika önceliklerini öne çıkaracağı olacak gibi...</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trumpin-secim-panigi-skandallar-petrol-ve-putin-89483</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/3/1280x720/786-1791780179.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trump&#039;ın seçim paniği; skandallar, petrol ve Putin... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelecegin-seralari-89482</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geleceğin seraları</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tarım artık yalnızca doğanın değil; enerjinin, verinin ve küresel sistemlerin belirlediği bir alan. İthal teknoloji ve yüksek maliyetli enerjiyle kurulan sistemler sürdürülebilir olmayabilir. Buna karşılık yerli teknoloji geliştirme, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve yüksek katma değerli ürün stratejisiyle desteklenen bir model, yeni bir rekabet avantajı yaratabilir.</strong></p>
<p>“Geleceğin seraları” üzerine Virginia Tech Üniversitesi’nin yaptığı çalışma, büyük bir dönüşümün habercisi niteliğinde. Tarım, sessiz ama köklü bir değişim geçiriyor: Toprağa, mevsime ve coğrafyaya bağımlı bir faaliyet olmaktan çıkıp; enerjiye, veriye ve mühendisliğe dayalı bir üretim sistemine evriliyor. Bugün “seracılık” dediğimiz yapı, klasik anlamını büyük ölçüde yitirmiş durumda. Güneş enerjisiyle çalışan kapalı sistemler, hidroponik ve aeroponik üretim teknikleri, sensör destekli iklim kontrolü ve hatta genetik ya da besin çözeltisi üzerinden tadı optimize edilen ürünler artık bu alanın parçası. Bu gelişmeler, tarımın doğadan koparak kontrollü, ölçülebilir ve programlanabilir bir sürece dönüştüğünü gösteriyor. Başka bir ifadeyle tarım, giderek bir endüstriyel üretim platformuna dönüşüyor.</p>
<p>Bu dönüşümü tetikleyen koşullar net. Küresel ölçekte tarımsal su kullanımının toplam su tüketiminin yaklaşık %70’ini oluşturması, su kıtlığını kritik bir mesele haline getiriyor. İklim değişikliği, üretim takvimlerini ve verimliliği belirsizleştirirken; küresel tedarik zincirleri giderek daha kırılgan hale geliyor. Bu bağlamda kontrollü tarım yalnızca bir alternatif değil, birçok durumda zorunlu bir çözüm olarak öne çıkıyor. Daha az su kullanımı (bazı hidroponik sistemlerde %80-90’a varan tasarruf), daha düşük arazi ihtiyacı ve yıl boyunca kesintisiz üretim imkânı, özellikle hızlı şehirleşme çağında önemli avantajlar sağlıyor.</p>
<p>Ancak bu modelin kritik eşiği enerji. Geleneksel tarımda belirleyici unsur toprakken, kontrollü sistemlerde bu rolü enerji üstleniyor. Aydınlatma, iklimlendirme ve otomasyon sistemleri ciddi enerji talebi yaratıyor. Eğer enerji ucuz ve temiz kaynaklardan sağlanabiliyorsa, bu model verimli ve sürdürülebilir olabilir. Aksi halde maliyetler yükselir, çevresel kazanımlar sorgulanır. Bu nedenle tarım ve enerji politikaları artık ayrıştırılamaz bir bütün oluşturuyor. Bir ülkenin tarımsal gücü giderek “toprak büyüklüğünden” çok “erişilebilir temiz ve ucuz enerji kapasitesi” ile ölçülüyor.</p>
<p>Bu değişim, küresel ticaretin coğrafyasını da yeniden şekillendiriyor. Bugüne kadar iklim avantajı olan ülkeler, mevsim dışı üretimle önemli ihracat gelirleri elde etti. Ancak üretimin şehir içine taşınabildiği, mevsim bağımlılığının azaldığı ve lojistik maliyetlerin düştüğü bir dünyada bu avantajlar aşınıyor. Özellikle raf ömrü kısa ürünlerde “yakında üret, az taşı” yaklaşımı güç kazandıkça, geleneksel ihracat modelleri yerel üretimle daha yoğun rekabet etmek zorunda kalacak.</p>
<p>Asıl kırılma ise değer zincirinde yaşanıyor. Tarımsal katma değer artık sadece üründe değil; o ürünü mümkün kılan sistemde yoğunlaşıyor. Tohum teknolojilerinden sensörlere, veri analitiğinden otomasyon yazılımlarına uzanan bu yapı, tarımı yüksek teknolojiyle iç içe geçiriyor. Çiftçi giderek bir üreticiden çok sistem operatörüne dönüşürken; katma değer, ekipman ve teknoloji sağlayıcılarına kayıyor. Tarım, fark edilmeden bir “dijital-sanayi kompleksinin” parçası haline geliyor. Bu durum yeni bir rekabet alanı doğuruyor. Önümüzdeki dönemde ülkeler yalnızca tarım ürünüyle değil; tarım teknolojisi geliştirme kapasitesi, enerji verimliliği, su yönetimi ve karbon ayak izi standartları üzerinden rekabet edecek. Yani mesele artık yalnızca “ne ürettiğiniz” değil, “nasıl ürettiğiniz”.</p>
<p>Elbette bu dönüşümün çift yönlü etkisi var. Su ve arazi kısıtı yaşayan ülkeler için önemli bir fırsat sunarken; teknoloji ve sermayeye erişimi sınırlı ülkeler için yeni bağımlılık riskleri yaratıyor. Çünkü bu modelde üretim, fiziksel olduğu kadar teknolojik ve finansal bir süreç. Bu da tarımsal değerin üreticiden çok teknoloji sağlayıcılarında toplanmasına yol açabilir.</p>
<p>Türkiye gibi ülkeler açısından tablo daha da kritik. Güçlü bir seracılık geleneğine rağmen artan enerji maliyetleri ve su stresi önemli bir baskı oluşturuyor. Bu noktada asıl soru kontrollü tarımın yapılıp yapılmayacağı değil, nasıl kurgulanacağı. İthal teknoloji ve yüksek maliyetli enerjiyle kurulan sistemler sürdürülebilir olmayabilir. Buna karşılık yerli teknoloji geliştirme, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve yüksek katma değerli ürün stratejisiyle desteklenen bir model, yeni bir rekabet avantajı yaratabilir.</p>
<p>“Geleceğin seraları”, basit bir tarımsal inovasyondan öte; gıda üretiminin yeniden sanayileşmesi anlamına geliyor. Tarım artık yalnızca doğanın değil; enerjinin, verinin ve küresel sistemlerin belirlediği bir alan. Önümüzdeki dönemde asıl belirleyici soru şu olacak: Güç, daha çok gıda üretenlerde mi, yoksa gıdayı üreten sistemi kontrol edenlerde mi olacak?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelecegin-seralari-89482</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geleceğin seraları ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dezenflasyon-surecinde-sanayinin-yukselenleri-ve-dusenleri-89481</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dezenflasyon sürecinde sanayinin yükselenleri ve düşenleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de sanayi üretimi son üç yılda yalnızca yüzde 2,2 artarken, sektörler arasındaki ayrışma derinleşti. Savunma sanayii ve elektronik üretimi yükselişle öne çıkarken giyim, deri ve makine başta olmak üzere birçok sektörde sert düşüşler yaşandı. Üretimdeki durgunluk, sanayinin geniş bir kesimini etkiliyor.</strong></p>
<p>Kısa dönemli ekonomik göstergeleri aylık bazda değerlendirmek genellikle eksik bir algı oluşmasına neden oluyor. Bu nedenle, bazı verileri uzun dönemli değişimleri ile analiz etmek daha doğru ve bütüncül bir yorum yapmamızı sağlayabilir. Bunlardan biri de sanayi üretim endeksi. Türkiye'de sanayi üretimi, mevsimsel dalgalanmaları göz ardı edersek, son yıllarda yatay bir seyir izliyor. Ancak üretimi bir bütün olarak değil de; sektörler bazında ele aldığımızda, bazılarında ciddi artışlar, bazılarında ise sert düşüşler yaşandığını görüyoruz.</p>
<p>Karşılaştırmamızı 2023-2026 dönemi için yapalım. Dezenflasyon sürecinin başladığı dönem referans noktamız olsun. 2023’ün Mayıs-Haziran-Temmuz ortalaması ile bu yılın aynı aylarının ortalamasını kıyaslayalım. Bir dipnot: Referans noktası olarak dezenflasyon sürecinin başladığı dönemi almak, sonuçları sadece bu politikalara mal etmek anlamına gelmiyor. Evet, faizlerin uzun süre yüksek kalması ve kredi sınırlamaları finansman açısından sanayicileri çok zorladı ancak, TL’de reel değerlenme, ithalattaki artış, çevremizdeki savaşlar, sanayimizin sektörel dağılımındaki bozukluk, hedef pazarlarda gümrük vergilerindeki artışlar, Asya ülkelerinin ihracat atakları gibi faktörler de az sonra göreceğiniz tablo üzerinde etkili olmaya devam ediyor.</p>
<p>Son üç yılda ülkemizde sanayi üretimi yalnızca yüzde 2,2 yükseldi. İmalat sanayi üretimindeki artış ise yüzde 1,3 oldu. “Yerinde saydı” diyebileceğimiz bu tablonun alt satırlarında çarpıcı veriler var.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc6438ea600-1791779896.png" alt="" width="324" height="644" /></p>
<p>Önemli bölümünü savunma sanayii ürünlerinin oluşturduğu “diğer ulaşım araçları” sektörünün üretimindeki artış yüzde 32,8, bilgisayar ve elektronik ürünler imalatındaki artış yüzde 19,6 oldu. Makine kurulum ve onarımı, ana metal, kömür-petrol imalatı çift haneli yükseliş kaydeden diğer sektörler. Gıda, fabrikasyon metal ürünleri, metalik olmayan mineral üretiminde daha ılımlı artış oranları var.</p>
<p>Üretiminde gerileme olan sektörler arasında motorlu kara taşıtları, mobilya, plastik, makine, tekstil, giyim, basım ve deri dikkat çekiyor. Giyim ürünleri imalatında üç yılda yaşanan düşüş yüzde 28,5. Makine imalatında yüzde 19,2, deri ürünlerinde yüzde 19,3, daralma yaşanmış.  Plastik, mobilya, motorlu kara taşıtları ve tekstil ürünleri imalatında yüzde 5 ila 8 arasında gerileme var.</p>
<p>Dolayısı ile sektörlerin aşağı yukarı yarısında üretim artışı kaydedilirken, diğer yarısında üretim kaybı ile karşı karşıyayız. Bu verilere bir de, sektörlerdeki oyuncu sayısını ekleyelim. En sert artışın yaşandığı diğer ulaşım araçları imalatında 2265, bilgisayar-elektronik ürün imalatında 2896 girişim faaliyet gösteriyor. Sanayimizdeki girişimlerin sadece yüzde 1’i bu iki sektörde. Üretim düşüşünde başı çeken giyim, deri ve makine sektörlerindeki girişim sayısı 90 binin üzerinde. Sanayimizin yüzde 20’sine yakın bir kitle.</p>
<p>Toplulaştırarak ifade etmek gerekirse, üretiminde artış kaydedilen sektörlerde 228 bin, daralma kaydedilen sektörlerde 251 bin girişimimiz var. Fakat bu üç yıllık süreçte oyuncu sayısının yüksek olduğu sektörlerdeki üretim artışının pek de kuvvetli olmadığını da gözden kaçırmamak gerekiyor.</p>
<p>Sözün özü:</p>
<ul>
<li>Yakın geçmişte sanayi üretimimiz zayıf bir performans gösteriyor.</li>
<li>Sektörlerin performansı birbirinden oldukça sapma gösteriyor.</li>
<li>Üretimde güzel artışlar gördüğümüz sektörlerdeki girişim sayısı son derece düşük.</li>
<li>Firmaların yoğunlaştığı sektörlerin önemli bölümünde üretim kaybı var.</li>
</ul>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dezenflasyon-surecinde-sanayinin-yukselenleri-ve-dusenleri-89481</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dezenflasyon sürecinde sanayinin yükselenleri ve düşenleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nereden-cikti-bu-cop31-simdi-89480</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nereden çıktı bu COP31 şimdi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yeşil dönüşümün yalnızca elektrikli araçlara geçişle sınırlı kalamayacak. Elektrikli otomobillerin yanı sıra kamyon filolarının da dönüşmesi, Türkiye’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kaynaklı maliyetlerini azaltabilir. Ancak yeşil dönüşümün başarıya ulaşması için nadir metal madenciliğinin biyoçeşitlilik üzerindeki etkilerinin gözetilmesi ve kömürden çıkışı da kapsayan somut bir enerji planının hazırlanması gerekiyor.</strong></p>
<p>Şimdi bu iklim değişikliği tartışmaları ve tedbirleri size son günlerin icadı gibi gelebilir, ama değildir. İklim değişikliği gündemli taraflar konferansı, COP 31, bu yıl Antalya’da düzenlenecek. “Nereden çıktı bu COP 31 şimdi?” diye merak ediyorsanız söyleyeyim, 1992 yılında Rio’dan çıktı.</p>
<p><strong>Yine Süleyman Demirel, COP 31’de de Süleyman Demirel imzası</strong></p>
<p>O vakitler, daha Demirel başbakandı. Rahmetli Süleyman Demirel’in son başbakanlık dönemi 1991 seçimleri sonrasındaydı. DYP-SHP koalisyon Hükümeti dönemi…</p>
<p>Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı (UNCED) 1992 yılında Brezilya’nın Rio de Janeiro kentinde toplandı. O günkü adıyla bu Dünya Zirvesi’ne (Earth Summit) Türkiye’den katılan heyete Demirel başkanlık etmişti.</p>
<p>Demirel’in o tarihlerde günün mana ve ehemmiyetine uygun bir biçimde “Kalkınma ile çevre birbirinden ayrılamaz; bu meseleleri birlikte ele almak gerekir” demişliği de var, bakın onu da belirteyim. Zaten Rio’dan çıkan Gündem 21’in (Agenda 21) temel şiarı da buydu. "Küresel Düşün, Yerel Hareket Et" felsefesi o vakitlerden kalma.</p>
<p>İklim değişikliği sürecinin etkileri daha bugünkü kadar somut, gözle görülebilir bir biçimde hissedilmiyordu. Ama sürece müdahale etme amaçlı girişimler ta o zamanlarda başlamıştı. İyi ki. Ben o vakit daha Sermaye Piyasası Kurulu’ndaydım, doğrusu ya, Süleyman Bey’in bu açıklamalarını pek uzaktan dinliyorduk, derdimiz bir başkaydı.</p>
<p>Rio’daki Dünya Zirvesi’nden üç temel sözleşme çıktı aslında, Rio Sözleşmeleri diyelim. Dünya çapında iklim değişikliği meseleleriyle mücadele etmek için üç kritik uluslararası anlaşma.</p>
<p>Birincisi, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, UNFCC. İkincisi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, CBD. Üçüncüsü ise Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi, UNCCD.</p>
<p>Ama bu yıl bu üç kardeş sözleşme için düzenlenen toplantılar hep bizim coğrafyamızda yer alıyor. UNCCD’ye dayalı Çölleşmeyle Mücadele COP 17 Taraflar Konferansı 17-28 Ağustos tarihleri arasında Ulan Bator, Moğolistan’da toplandı.</p>
<p>CBD kaynaklı Biyoçeşitlilik COP 17 Taraflar Konferansı ise önümüzdeki haftalarda, 19-30 Ekim tarihleri arasında Erivan, Ermenistan’da toplanacak. Sonra sıra Antalya’daki COP31’e gelecek. </p>
<p>UNFCC, ilerleyen yıllarda Kyoto Protokolü ile Paris Anlaşması’na zemin hazırladı. Türkiye tüm bu süreçlerde vardı. İşte COP 31, UNFCC çerçevesinde yürütülen temaslar ve müzakereler neticesinde düzenlenen taraflar konferanslarının otuz birincisi olacak. COP 31 toplantısı 9-20 Kasım tarihleri arasında Antalya’da yapılacak. </p>
<p>Doğrusu ya, toplantıların ve de sözleşmelerin üçünü birden değerlendirmek, insana hem daha daha geniş bir perspektif kazandırıyor hem de daha ne kadar çok işimiz olduğunu görmemizi sağlıyor.</p>
<p><strong>Yeşil dönüşüm daha çok EV ve hatta elektrikli kamyon demektir</strong></p>
<p>COP 31 gündemi dendiğinde benim aklıma hemen elektrifikasyon geliyor. Türk sanayisinin yeşil dönüşümü söz konusu olduğunda da akla ilk elektrifikasyon geliyor. Aynı Sovyet Devrimi sırasında Lenin’in “Sosyalizm elektrifikasyon demektir” şiarı gibi, yeşil dönüşüm söz konusu olduğunda da ilk aklımıza gelen mesele elektrifikasyon.</p>
<p>Şimdilerde üretim sürecinin elektrifikasyonundan birdenbire gündelik yaşamın elektrifikasyonuna geçiverdik. Halbuki üretim sürecinin elektrifikasyonu zaten kocaman bir mesele. Hem üretim sürecinde ısıtma ve soğutmanın elektrifikasyonu hem de iş sürecinin her aşamasında dijitalleşme ve yapay zekâ çözümlerinin gerektireceği elektrifikasyon.</p>
<p>Bu noktada çok işimiz olduğu ortada. Ancak bir de yoğun olarak gündemimize giren gündelik yaşamın elektrifikasyonu meselesi var. Artık ulaştırmada, içten yanmalı motorlara dayalı taşımacılıktan elektrifikasyona dayalı taşımacılığa geçme zamanı. Ne demek? Yollarımızda ağırlık elektrikli vasıtalara (EV) geçecek demek.</p>
<p>Zaten Enerji Bakanı Alpaslan Bayraktar da daha geçenlerde 2035 yılına kadar yollarımızda 8 ila 10 milyon EV bulunmasını hedeflediklerini söyledi geçenlerde. AB zaten 2035’ten itibaren yollara içten yanmalı motora dayalı yeni vasıta çıkartmayacağını açıklamıştı. Gerçi AB şimdi o eski kararını revize etmeyi tartışıyor ama Türkiye’nin bir yanından konuya müdahil olması hoş bir yenilik aslında.</p>
<p>EV’ye dayalı taşımacılık deyince, ülkenin kamyon filosunu da elden geçirmek gerekecek elbette. Türkiye’nin devasa bir kamyon filosu var. Şimdi bir an önce bu filomuzu elektrikli kamyona çevirmek, EV’leştirmek gerekiyor. Neden?</p>
<p>Şimdilerde katlanmaya başladığımız Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) kapsamında firmalarımızın katlanacağı maliyetin önemli bir bölümü Türkiye’nin lojistik altyapısının yüzde 85-90’ının karayolu taşımacılığına dayalı olmasından kaynaklanıyor. Firmalarımızın karbon maliyetini azaltmanın ilk elden düşünülmesi gereken tedbirlerinden birinin kamyon filosunun EV’leştirilmesi olduğu ayan beyan ortada.</p>
<p>Yollarda yalnızca otomobillerin değil, kamyonlarında EV’leştirileceği bir sürecin içinde olacağız. Bu çerçevede, memlekette EV üretimi kapasite inşası önem taşıyor. Böyle bakıldığında Türkiye’nin ilk EV’si TOGG ile atılan adım da doğrusu manalı duruyor. Memlekette EV üretimi konusunda bir kapasite inşası bu çerçevede başlamış oldu.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde yalnızca Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin kamyon filolarını elden geçirmesi gerektiğini düşünürseniz EV konusunda ön almanın önemini daha iyi görebilmek mümkün aslında.</p>
<p><strong>Elektrifikasyon iyi, peki ya nadir metal madenciliği?</strong></p>
<p>Bu çerçevede bakarsanız elektrifikasyon COP 31 için iyi. Ama COP 31 için iyi olan COP 17’ler için ne kadar iyi, doğrusu tartışılır. Neden?</p>
<p>Sadece AB’nin 2035 hedeflerine uygun olarak, yalnızca elektrikli vasıtaların pilleri için dünyanın çeşitli bölgelerinde dört yüz yeni madenin (97 adet doğal grafit, 74 tane lityum ve 72 tane de nikel madeni) açılması gerekiyor yapılan analizlere göre. Elektrifikasyon lityumdan başlayarak nadir metal madenciliği ihtiyacını büyütüyor. Nadir metal madenciliği ise dünyanın yoksul bölgelerini daha da yoksullaştırıyor.</p>
<p>“Sıfır karbon salımına sahip” SUV’lara binebilelim ve dünyanın geleceği için içimiz rahat dolaşabilelim diye, Türkiye dahil sayıları giderek artan gelişmekte olan ülkelerin nadir toprak elementlerini çıkarma telaşının ekolojik maliyetini üstlenmesi gerekiyor, bir nevi.  </p>
<p>Nedir? İklim değişikliğiyle mücadele için elektrifikasyona ağırlık vermeye başladığımızda, EV’leşme süreci için gereken ek maden ihtiyacını biyoçeşitliliği koruma ve çölleşmeyle mücadele hedeflerine uygun olarak gerçekleştirmek için ek tedbir almamız gerekir.</p>
<p>Bu ne demek? COP 31’i tek başına değil, COP 17’ler ile birlikte değerlendirmekte fayda var. SKDM olmasa bile, Made in Europe müzakerelerinde herhalde bu konunun da gündemde olması yararlı olabilir.</p>
<p>Çin’in nadir metal elementleri işleme konusundaki egemenliği dikkate alındığında, bu konunun Türkiye ile ilgili olarak nasıl müzakere edilebileceğini şimdiden düşünmeye başlamakta gerekiyor.</p>
<p>Gerçi elektrifikasyon söz konusu olduğunda Türkiye’nin öncelikle elektriği nasıl üreteceğine bir daha bakması lazım… Son günlerin en güzel şakası, benim için, ortalıkta dolaşmaya başlayan Adil Geçiş Stratejisi (AGES)  taslağı oldu doğrusu. Türkiye’nin “içinde kömür geçse de kömür bölgeleri sıralansa da kömürden çıkış tarihine ve bunun planlamasına hiç değinmeyen, buna kör kalan” bir AGES dokümanı var. Şaka gibi.</p>
<p>Bir yandan COP 31 çerçevesinde, iklim değişikliğiyle mücadele için, yolları EV ile doldurmaktan bahseden, öte yandan yine iklim değişikliğiyle mücadele için, yatırımcılara yol gösterecek, kömürden çıkış tarihini açıklamayı bir türlü beceremeyen bir enerji bakanımız var. Şaka gibi işte...</p>
<p>İspanya’daki Adil Geçiş Enstitüsü’ndekilerle yıllar önce konuştuğumda, bana ilk sordukları soru şuydu: “Elektriğin ne kadarını kömürü yakarak üretiyorsunuz?”. Ben “yaklaşık yüzde 35’i” deyince, “çokmuş” demişti oradaki yetkililer. “Biz” dediler “geçişe başladığımızda yüzde 12’lerdeydik ve zor oldu.”</p>
<p>Sonra hemen ikinci soruya geçtiler. “Peki, bu iş için ne kadarlık bir bütçeniz var? Malum bu kaybedenleri telafi etmeden, yeni yatırımları da desteklemeden olmuyor. Tabii ben kem küm.</p>
<p>Türkiye garip bir biçimde sorunlarının adını koymaktan ısrarla kaçınıyor. Enerji Bakanlığı’nda gördüğüm de bu. Ortada bir plan yok. Çözüme odaklanmayı reddediyor. Dedikoduyla vakit geçiriyor. Bodrumdaki odunlukta kaybettiğini, öylesi kolayına geldiği için, bahçedeki aydınlıkta boş yere arıyor. Odunlukta kaybettiğinizi ancak odunlukta bulabilirsiniz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/nereden-cikti-bu-cop31-simdi-89480</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/8/0/1280x720/78867-1791779730.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nereden çıktı bu COP31 şimdi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/firtina-sonrasi-firsatlar-89479</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fırtına sonrası fırsatlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tahvil fırtınasının sakinleştiği ve doların yükselişinin durduğu bir ortamda haftaya başlıyoruz. Uzun dönemli Hazine ihalelerine gelen güçlü talep sonrası, 10 ve 30 yıllık ABD tahvilleri ile başlayan hareket Fransa, İngiltere gibi Avrupa’nın sorunlu halkalarına da yayılıyor. Dolar sterlin ve yene karşı kazancının küçük bir kısmını geri verdi. Euro küresel olarak gerilemeye devam ediyor.</p>
<p>Dünya borsaları tahvil fırtınasının sakinleşmesi sayesinde tepki alışları ile haftayı bitirdi. Son dönemin yıldızı yarı iletkenlerden çıkıp gayrimenkul, madencilik, otomotiv, perakende, sağlık, yazılım gibi sektörlere geçiş öne çıkıyor. Yapay zekâ hisselerinde geri çekilmeyi fırsat olarak görürüz.</p>
<p>Başkan Trump’ın ABD seçimleri öncesi İran’ı vurmayacağız açıklamasına rağmen Brent petrol son iki günde %5’e yakın yükselişle 105 doların hemen altında kapattı. Husilerin Suudi Arabistan'ın uluslararası havalimanını vurması, ABD'nin Roosevelt uçak gemisi ve 10 bin askeri bölgeye yönlendirmesi ve İran’ın Ekim başından beri Körfez’de 10 gemiye saldırması, enerji fiyatlarındaki yükselişin arkasındaki temel gerekçeler.</p>
<p>Türkiye varlıkları küresel tahvil fırtınası ve enerji şokuna karşı farklı tepkiler veriyor. Türk lirası, Brezilya Reali ile birlikte fonlama sonrası pozitif getiri yaratabilen az sayıda gelişmekte olan ülke parası arasında yer alıyor. Türk Lirası tahvillerde kısa-orta vade getirileri faiz indirim beklentisi ile gerilerken, uzun vade getirisi küresel fırtına ile yükseliyor. Eurobond verim eğrisi dikleşiyor. Borsa İstanbul Ankara’nın sorunlu fonların tasfiye sürecini sistematik risk yaratmadan çözecek adımları sayesinde sınırlı pozitif ayrışıyor. Jeopolitik riskten yararlanan enerji ve petrokimya hisseleri, faiz indiriminden yararlanacak bankalar pozitif ayrışıyor.</p>
<p>Bu hafta piyasaların yönünü belirlemekte Ortadoğu’daki gelişmeler, Çarşamba günü açıklanacak ABD enflasyonu ve fon tasfiyesi sürecinde atılacak somut adımlar etkili olacak. Salı günü açıklanacak IMF’nin Dünya Ekonomisinin Görünümü raporu önemli bir piyasa etkisi yaratmaz.</p>
<p>Husilerin Suudi Arabistan'a, İran’ın Hürmüz’de gemilere saldırısı devam ederse enerji, petrokimya varlıkları değer kazanırken havacılık ve banka hisseleri değer kaybeder.</p>
<p>S&amp;P’nin Türkiye’nin kredi notunda bir değişikliğe gitmesini beklemiyoruz. Merkez Bankası’nın Ekim ayında 100 baz puan faiz indirmesini beklemeye devam ediyoruz. Tersini düşünen oyuncuların satışı zaman zaman piyasayı dalgalandırırsa, alım için fırsat olarak görürüz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/firtina-sonrasi-firsatlar-89479</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fırtına sonrası fırsatlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerjide-bagimsizligin-maliyeti-yukseliyor-89506</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjide bağımsızlığın maliyeti yükseliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 75. Yıl Ana Sınıfı Projesi kapsamında Van Türk Eczacılar Birliği İlkokulu’nda iki yeni ana sınıfını hizmete açtı. Kilis, Malatya, Elazığ ve Kars’ın ardından Van’a uzanan projeyle beş ilde toplam dokuz ana sınıfına ulaşıldı. Okul öncesi eğitime erişimi kolaylaştırmayı ve kadın istihdamını desteklemeyi amaçlayan projenin açılışında sorularımızı yanıtlayan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, küresel enerji politikalarındaki değişimi değerlendirdi. Enerjide arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirmesinin öncelik kazandığını belirten Uyar, fosil yakıtlara bağımlılığı azaltma çabasının teknoloji, ekipman ve kritik mineral tedarikinde yeni bağımlılıklar yaratabildiğine dikkat çekti.</p>
<h2>Dönüşüm yeni bağımlılıklar getirebiliyor </h2>
<p>Küresel enerji politikalarında arz güvenliği ve kaynak çeşitlendirmesi öncelik kazanırken, maliyetler görece geri planda kalıyor. Ozan Uyar, bu değişimi “Arz güvenliği birincil öncelik oldu. Çeşitlendirme öncelik oldu” sözleriyle özetledi. Ancak enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, dışa bağımlılığı tamamen ortadan kaldırmıyor. Yenilenebilir enerji yatırımları ve elektrifikasyon, fosil yakıt ithalatını azaltırken teknoloji, üretim kapasitesi ve kritik mineral tedarikinde yeni bağımlılıklar ortaya çıkıyor. Çin’in güneş paneli üretimi ve kritik minerallerdeki ağırlığına dikkat çeken Uyar, Avrupa’nın daha bağımsız bir tedarik politikası izlemesinin yatırım maliyetlerini artırabileceğini belirtti. Çin ekipmanı kullanılmaması halinde Avrupa’da güneş enerjisi santrali kurulum maliyetlerinin yüzde 20-25 artabileceğini söyledi. Benzer maliyet baskılarının rüzgar yatırımlarında da ortaya çıkabileceğini ifade eden Uyar’a göre, önümüzdeki dönemde enerji yatırımlarının maliyetini korumacılık politikaları ve ticaret savaşlarının seyri de belirleyecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc7c3d15190-1791786045.jpg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<h2>İletim ve dağıtım şebekeleri şart </h2>
<p>Enerjide dışa bağımlılığı azaltma arayışına artan elektrik talebi de eşlik ediyor.</p>
<p>Yapay zeka uygulamaları, veri merkezleri ve iklimlendirme ihtiyacındaki artışın enerji tüketimini hızlandıracağını belirten Uyar, önümüzdeki 10 yılda dünyadaki mevcut enerji tüketiminin yüzde 40 artmasının beklendiğini aktardı. Bu nedenle yenilenebilir enerji yatırımlarının hızla sürmesi gerektiğini, ancak fosil yakıtların da enerji sistemindeki yerini koruyacağını söyledi. Artan talebin karşılanması için yalnızca yeni santrallerin kurulması yeterli değil. Üretilen elektriğin tüketim noktalarına ulaştırılması için iletim ve dağıtım şebekelerinin de geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye’nin kurulu kapasite hedefleri doğrultusunda altyapı yatırımlarına duyulan ihtiyacın büyüdüğünü belirten Uyar, bu alanda daha önce 60 ve 80 milyar dolar seviyelerinde konuşulan tutarın bugün 100 milyar dolara kadar çıktığını söyledi. Söz konusu harcamaların yeni elektrik üretim yatırımlarına ilave olduğuna dikkat çekti.</p>
<h2>Enerji maliyetleri yatırım kararlarında belirleyici </h2>
<p>Enerji maliyetleri ve altyapı ihtiyacı, Türkiye’nin büyüyen veri merkezi pazarından alabileceği pay açısından da önem taşıyor. Türkiye’nin bölgesel bir veri merkezi üssü haline gelme potansiyeline ilişkin sorumuzu yanıtlayan Uyar, yatırımların küresel ölçekte uygun maliyetli enerjiye erişilebilen bölgelere yöneldiğini söyledi. Türkiye’nin enerji fiyatları bakımından avantajlı bir konumda olduğuna dikkat çeken Uyar, “Bu politikaları devam ettirebilirsek veri merkezleri gelir” dedi. Bankanın hâlihazırda finansman sağladığı veri merkezi projeleri bulunduğunu, yeni yatırımları da değerlendirdiklerini açıkladı. Ancak yatırımların ne ölçüde büyüyeceğinin talebe bağlı olduğunu belirterek, Türkiye’nin diğer ülkelere veri merkezi hizmeti sunabilmesinde bağlantı altyapısı ve coğrafi mesafenin de önem taşıdığını vurguladı.</p>
<h2>2 milyar doların üzerinde kredi hedefi </h2>
<p>Küresel ölçekte yükselen finansman maliyetlerine rağmen Türkiye’de yenilenebilir enerji yatırımlarının devam etmesi bekleniyor. Uyar, yatırımcı, finansör ve kamunun birlikte yer aldığı modelin bu alandaki yatırımları desteklediğini belirtti. YEKA ve YEKDEM gibi mekanizmaların projelerin finansmanını kolaylaştırdığını ifade ederek, “Bu üçlü denklemde Türkiye’de yenilenebilir enerji hikâyesi ve yatırımları kesinlikle devam edecektir” dedi. TSKB’nin de enerji yatırımlarındaki finansman rolünü sürdürdüğünü aktaran Uyar, bankanın Türkiye’deki yenilenebilir enerji kurulu kapasitesinin yüzde 15’inin finansmanında pay sahibi olduğunu söyledi. Yenilenebilir enerjinin hem toplam kredi portföyünde hem de yeni kredi kullandırımlarında yüzde 30 paya sahip olduğunu açıkladı. Bankanın 2026 yılı için 2 milyar doların üzerinde yeni kredi kullandırma hedefi bulunduğunu hatırlatan Uyar, yıl sonu hedeflerinde herhangi bir sapma öngörmediklerini belirtti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Beş ilde dokuz ana sınıfı, 14 okulda kütüphane</span></h2>
<p>TSKB’nin 75. yılı kapsamında başlattığı ana sınıfı projesi, okul öncesi eğitime erişimi kolaylaştırmayı ve kadın istihdamını desteklemeyi amaçlıyor. Proje kapsamında Van Türk Eczacılar Birliği İlkokulu’nda iki yeni ana sınıfının açılmasıyla beş ilde toplam dokuz ana sınıfına ulaşıldı. Daha önce Kilis Öncüpınar İlkokulu’nda iki, Malatya Söğüt İlkokulu’nda bir, Elazığ’ın Yenice ve Muratçık ilkokullarında birer, Kars Başbakanlık TOKİ İlkokulu’nda ise iki ana sınıfı hizmete açılmıştı. Proje kapsamında şu ana kadar 160 çocuğun okul öncesi eğitimine katkı sağlandı. Van’da açılan yeni ana sınıfları, çocukların motor becerilerini ve hayal güçlerini geliştirmeye yönelik oyun alanları, eğitici materyaller ve grup çalışması köşeleriyle donatıldı. Açılışta konuşan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, “Van’da açtığımız bu dokuzuncu ana sınıfıyla bir yandan çocuklarımızın eğitim imkanlarına erişimini güçlendirirken, diğer yandan bölgemizdeki kadın istihdamına katkı sunmaya devam ediyoruz” dedi. TSKB’nin eğitim alanındaki çalışmaları arasında okul kütüphaneleri de yer alıyor. Depremden etkilenen 11 ilde başlatılan kütüphane projesi, bu yıl Nevşehir, Aksaray ve Niğde’nin de eklenmesiyle 14 okula ulaştı. TSKB verilerine göre proje kapsamında bugüne kadar 8 binden fazla öğrenciye 60 binin üzerinde kitap sunuldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerjide-bagimsizligin-maliyeti-yukseliyor-89506</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/6/1280x720/5686-1791786034.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TSKB, okul öncesi eğitimi ve kadın istihdamını desteklemek amacıyla başlattığı ana sınıfı projesini Van’a taşıdı. Proje kapsamında beş ilde açılan ana sınıfı sayısı dokuza ulaştı. TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, enerji yatırımlarını da değerlendirerek, arz güvenliğinin öncelik kazandığını, dışa bağımlılığı azaltma arayışının ise yatırım maliyetlerini yükseltebileceğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isonun-akil-merkezi-ne-vaat-ediyor-89478</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO’nun Akıl Merkezi ne vaat ediyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ender Yılmaz; seçilmesi halinde İSO’da Akıl Merkezi kuracak ve bu sayede proaktif, veriye dayalı, uzun vadeli düşünen bir yapı oluşturacak. Bu da sanayisizleşme sürecinde İSO’ya can simidi olabilecek.</strong></p>
<p><strong>İstanbul Sanayi Odası</strong> Yönetim Kurulu Başkan Adayı <strong>Ender Yılmaz</strong>’ı dinliyoruz; Yılmaz, odanın 74 yıllık birikimi ile hedeflerinin “<strong>Güçlü Sanayi, Güçlü Türkiye</strong>” olduğuna dikkat çekerek; “<strong>sorunları sadece konuşan değil, çözen ve geleceği inşa eden İSO istiyoruz</strong>” diyor, <strong>İSO AKIL MERKEZİ</strong> çözümü öneriyor.</p>
<p>Akıl Merkezi’nde, <strong>İSO</strong>’nun, <strong>TOBB</strong>’un, <strong>DEİK</strong>’in, <strong>TİM</strong> yanı sıra <strong>STK</strong>’ların da yer alacağını söylüyor <strong>Ender bey</strong>; “<em>bu merkezde, sanayie dair bilgi birikimi olan gençler, kadınlar da olacak</em>.” Bana göre harika bir kurum zira <strong>kadını, gençleri</strong> dışarıda bırakan hiçbir <strong>ekonomik-sosyolojik çözüm</strong>, sürdürülebilir olmaz.</p>
<p><strong>ENDER YILMAZ’DAN İSO’YA STRATEJİK KATKI</strong></p>
<p><strong>Akıl merkezi</strong>; kurum veya işletmenin “<strong>beyni</strong>” gibi çalışan, <strong>stratejik düşünce</strong>, analiz, <strong>öngörü</strong> ve <strong>karar destek</strong> birimidir. <strong>Think tank (</strong>düşünce kuruluşu), <strong>stratejik istihbarat</strong>/analiz merkezi, <strong>ortak akıl</strong> platformu, <strong>strateji ofisi</strong> formatıdır. <strong>Proaktif</strong> (sorun ortaya çıkmadan öngören) yaklaşımı öne çıkarır.</p>
<p><strong>Ender Yılmaz’ın kazanınca kuracağı akıl merkezi</strong>, şu açılardan kritiktir<strong>; Proaktif yönetim</strong> sağlar. Sorunlara tepki vermek yerine <strong>riskleri</strong> ve <strong>fırsatları</strong> önceden görür, hazırlık yapar. Reaktif “<strong>itfaiyecilik</strong>” yerine <strong>planlı</strong>, <strong>öngörülü</strong> hareket eder. <strong>Daha nitelikli kararlar</strong> üretir. <strong>İSO’yu iyi-doğru veri ile yönetir</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / İSO Akıl Merkezi’ne dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>İSO’nun kolektif zekâsını tetikler mi?</em></strong></p>
<p>Bilişsel önyargıları azaltır, üyelere rekabet avantajı yaratır, pazar, teknoloji, rakip, regülasyon ve jeopolitik trendleri erken yakalar; uzun vadeli konumlanmayı güçlendirir. Bilgiyi toplar ve paylaşır.</p>
<p><strong><em>Sanayinin dayanıklılığına çare mi?</em></strong></p>
<p>Ender Yılmaz’ın kuracağı İSO Akıl Merkezi, <strong>üyeler arasında hizalanma</strong> ve <strong>koordinasyon</strong> sağlayacak, farklı birimlerin <strong>otak strateji etrafında</strong> <strong>çalışmasını</strong> kolaylaştıracak, <strong>belirsizlikte yol aldırabilecek</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>SANAYİ AKLI, TIPKI DEVLET AKLI GİBİ DERİN, KÖKLÜ SORUNLARA STRATEJİK YAKLAŞACAK</strong></p>
<p><strong>Ender Yılmaz</strong>’ın dile getirdiği “<strong>Proaktif Akıl Merkezi</strong>” fikri; sanayi sorunlarına yönelik çalışmalar, paydaş katılımı (<strong>TİM</strong>, <strong>DEİK</strong> vb.) ve <strong>öngörülebilir</strong> uzun vadeli yol haritası oluşturmayı hedefliyor. <strong>Devlet düzeyinde</strong> benzer yapılar “<strong>devlet aklı</strong>” ve stratejik bilgi merkezleriyle ilişkilidir ve <strong>fayda</strong> sağlar.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>AKIL MERKEZİ LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>İSO Akıl Merkezi</strong>: İSO Yönetim Kurulu Başkan Adayı Ender Yılmaz’ın kuracağı stratejik karar birimi</p>
<p><strong>Stratejik akıl</strong>: Mevcut durumu bütüncül biçimde analiz ederek senaryolar öngörmek, çözüm üretmek</p>
<p><strong>Sanayici aklı</strong>: Üretim, verimlilik, sürdürülebilirlik, değer yaratma odaklı düşünme ve yönetim biçimi</p>
<p><strong>DPT</strong>: Devlet Planlama Teşkilatı, ülkemizin akıl merkezi gibi çalışıyordu ama maalesef yok ettiler</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isonun-akil-merkezi-ne-vaat-ediyor-89478</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/2/1280x720/ender-yilmaz-1791611578.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO’nun Akıl Merkezi ne vaat ediyor? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-89475</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu hafta piyasada yönü ne belirleyecek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 12 Ekim" src="https://www.youtube.com/embed/e1_zbnumVXQ" width="1030" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-89475</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-hesaplari-eylulde-net-59-milyar-dolar-artti-89477</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Döviz hesapları eylülde net 5,9 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Şeytan ayrıntıda gizlidir sözünde olduğu gibi gerçekler de bazen ayrıntıya girmeden anlaşılamıyor ve görünen verilerle yetinilerek yapılan analizler yanlış yorumlara yol açabiliyor.</p>
<p>Fon vurgunuyla birlikte tasarruflarda adeta bir yalpalanma oldu. Hani çok sert olmayan geniş bir plastik leğene su koyduğunuzda sağa sola eğilir ve dengede tutmakta zorlanırsınız ya, bu vurgundan hemen sonra vatandaş da tasarrufları konusunda böyle bir dengesizlik yaşadı.</p>
<p>Trilyona yakın bir tutar şimdilik malum fonlarda kaldı ama diğer fonlarda yatırımı bulunan tasarruf sahiplerinin aklından da ister istemez <strong>“Benim paramın bulunduğu fona da bir şey olur mu”</strong> düşüncesi, kaygısı geçti. İllegal yollara başvurmayan hiçbir fonda benzeri bir durum yaşanmaz ama vatandaşın bu kaygıyı duyması da şaşırtıcı değil. Vatandaş TEFAS fonlarına bir süre mesafeli yaklaşacaktır, bu normaldir.</p>
<h2>Para nereye gidiyor? </h2>
<p>Türk parası cinsi mevduatın zaman zaman dalgalanmalar olsa da sürekli yükselmesi zaten normal bir durum. Bu enflasyonist ortamda başka ne olabilir ki.</p>
<p>Ama daha önemli hareket döviz tevdiat hesaplarında yaşanıyor. Gerçi toplam döviz tevdiat hesabı açısından bakınca bir artış yok. Ama girişte de belirttiğim gibi toplam tutara bakmakla yetinmek çok yanıltıcı.</p>
<p>Merkez Bankası verilerine göre ağustos sonunda 231,4 milyar dolar olan toplam döviz hesabı eylül sonunda 230,1 milyara inmiş ve 1,2 milyardan fazla azalmış.</p>
<p>Hatta gerçek kişilerin yani vatandaşın hesabında 4,7 milyar dolar azalma olmuş, tüzel kişilerin hesabında ise 3,4 milyar dolarlık artış kaydedilmiş.</p>
<p>Bu verilere bakan ve bardağın yalnızca dolu tarafını görmek isteyen biri <strong>“Fon vurgunu piyasada hiçbir dalgalanma yaratmadı, dövize yönelme gibi bir durum da kesinlikle söz konusu değil, işte veriler ortada, döviz hesapları artmak bir yana azalmış”</strong> dese başı ağrımaz.</p>
<h2>Gerçek durum ne? </h2>
<p>Döviz hesaplarının bakiyesi çoğu kez yanıltıcı olabiliyor. Bu yüzden de parite etkisini dikkate almak gerekiyor. DTH eylül ayında görünürde 1,2 milyar dolar azaldı ama bu azalma parite etkisinden kaynaklandı.</p>
<p>Bir not; burada parite etkisi diye ifade edilen kavram yalnızca doların diğer paralar karşısındaki değer değişiminden ibaret değil. Kıymetli maden depo hesaplarının dolar karşılığı da fiyat değişiminden dolayı çok farklılık gösterebiliyor.</p>
<p>İşte parite etkisi döviz hesaplarının eylül ayında 7,1 milyar dolar daha düşük görünmesine yol açtı. Ekim ayının ilk haftasındaki parite etkisi de yine toplam hesabın 2,5 milyar dolar daha düşük görünmesi sonucunu doğurdu.</p>
<h2>Gerçek artış 5,9 milyar</h2>
<p>Parite etkisi biraz önce belirttiğim gibi DTH’nin eylülde 7,1 milyar düşük görünmesine yol açtı.</p>
<p>Oysa DTH’deki görünür düşüş 1,2 milyar dolar.</p>
<p>Yani DTH eylülde gerçekte düşmedi, tam tersine 5,9 milyar dolar arttı.</p>
<p>Özellikle 18 ve 25 Eylül’de biten haftalarda sırasıyla 3 milyar ve 1,3 milyar artış kaydedildi.</p>
<h2>Artış hızı düşüyor </h2>
<p>Bankalardaki döviz hesapları bir ayda 5,9 milyar dolar arttı ama bir de yastık altına giden döviz var. O tutarı hiç kimse bilmiyor. </p>
<p>Şimdi döviz hesaplarındaki bu artıştan çok fazla kaygı duymak gerekir mi? Sanmıyorum.</p>
<p>Şunu biliyoruz ki, tasarruf sahibi nedeni ne olursa olsun gidişatı belirsiz gördüğünde genellikle dövize yönelir. Bu geçmişte de böyle olmuştur.</p>
<p>Dolayısıyla bir aydaki 5,9 milyarlık artış çok büyük kaygı uyandıracak bir tutar değil. Kaldı ki tutar haftadan haftaya azalma eğiliminde.</p>
<p>Fon vurgununun patlak verdiği hafta 3 milyar dolarla zirveye ulaşan DTH artışı, izleyen iki hafta düzenli olarak geriledi. Bu eğilim sürecek gibi görünüyor.</p>
<h2>Bu yılın rekoru </h2>
<p>Eylüldeki 5,9 milyar dolarlık bu artış, DTH’nin bu yılki en yüksek aylık artışı. </p>
<p>Son dönemde en yüksek aylık artış 8,6 milyar dolarla İBB operasyonunun yapıldığı geçen yılın mart ayında kaydedilmişti. 2025’in şubatında da 5,7 milyar dolarlık bir artış olmuştu.</p>
<h2>Dokuz ayda 17 milyar </h2>
<p>Döviz tevdiat hesabında yılbaşından 2 Ekim’e kadar olan dönemde parite etkisinden arındırılmış hesaplamayla net 17 milyar dolar artış kaydedildi. </p>
<p>Döviz hesaplarının bu dönemdeki görünür artışı ise yalnızca 7 milyar dolar.</p>
<h2>TL mevduattaki eğilim </h2>
<p>Eylül ayında TL mevduatta da artış kaydedildi ama bu düzeyde artışlar daha önce de yaşandı. </p>
<p>TL mevduatta eylüldeki artış 576 milyar lira düzeyinde. </p>
<p>Bu tutarın 201 milyarı gerçek kişilerin, 375 milyarı ise tüzel kişilerin mevduatındaki artıştan oluştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc62678989d-1791779431.png" alt="" width="488" height="687" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doviz-hesaplari-eylulde-net-59-milyar-dolar-artti-89477</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/3/1280x720/dolar-dollar-1768292317.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Döviz hesapları eylülde net 5,9 milyar dolar arttı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-enflasyon-faturasi-turkiyede-neden-10-kat-daha-yuksek-89476</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savaşın enflasyon faturası Türkiye’de neden 10 kat daha yüksek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara’nın paylaşımı önemli bir soruyu gündeme getiriyor. Kara, Merkez Bankası sunumunda savaşın küresel enflasyona etkisinin 0,7 puan, Türkiye’de ise 7 puan olarak hesaplandığını söylüyor. Bu fark, Türkiye’deki enflasyon baskısının nedenini sorgulatıyor.</p>
<p>Ukrayna yıllardır savaşın içinde; üretim tesisleri, enerji altyapısı ve ulaşım hatları saldırılardan etkileniyor. İran da çatışmalar ve enerji ticaretindeki aksaklıklarla gündemde. Rusya ise savaşın tarafı olmasının yanı sıra dünyanın önde gelen petrol ve doğalgaz üreticilerinden biri. Savaş ve yaptırımlar, Rusya’nın enerji ticaretinin rotalarını değiştiriyor; arz güvenliği kaygılarını ve fiyat dalgalanmalarını artırıyor. Rusya ihracat gelirini sürdürürken enerji ithalatçıları yükselen fiyatların faturasını ödüyor. Türkiye de bu fiyat artışlarından etkileniyor.</p>
<p>Türkiye savaş alanı dışında olsa da enerji fiyatlarındaki yükselişten kaçamıyor. Petrol ve doğalgaz ihtiyacının önemli bölümünü dışarıdan karşılayan ülkenin ithalat faturası büyüyor. Akaryakıttan ulaşıma, tarımdan sanayiye kadar maliyetler artıyor. Ancak enflasyon etkisini yalnızca enerji ithalatıyla açıklamak mümkün değil.</p>
<p>Asıl fark, ekonominin kırılganlıklarında aranmalı. Döviz kurunun fiyatlara yansıması, enflasyon beklentilerinin bozulması ve geçmiş zamların yeni artışlara gerekçe yapılması süreci besliyor. Ücretler, kiralar ve hizmet fiyatları da yükseldiğinde maliyet şoku kalıcı hale gelebiliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc607a2f4c2-1791778938.png" alt="" width="385" height="327" /><strong>Fiyatların eski seviyesine dönmesi beklenemez</strong></p>
<p>Enerji şoku ithalatçının faturasını büyütüyor; Türkiye’de enflasyonun fiyatlamaya yerleşmesi bu etkiyi artırıyor.</p>
<p>Savaşın yarattığı maliyet baskısı geçici olsa bile fiyatların eski seviyelerine dönmesi beklenemez. Enerji fiyatları gerilese de bir kez yükselen fiyatlar kolay kolay geri gelmiyor. Asıl mesele, geçici bir dış şokun neden kalıcı bir enflasyon sorununa dönüştüğüdür.</p>
<p>Savaşı enflasyonun açıklaması olarak sunmak kolay. Zor olan, aynı savaşın Türkiye’de neden bu kadar büyük bir fiyat baskısına dönüştüğünü anlatmak. Dışarıdaki savaşı bitirmek Türkiye’nin elinde olmayabilir. Ama savaşın içeride neden bu kadar büyük bir enflasyon etkisi yarattığını anlamak ve önlem almak ekonomi yönetiminin sorumluluğundadır.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/savasin-enflasyon-faturasi-turkiyede-neden-10-kat-daha-yuksek-89476</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın enflasyon faturası Türkiye’de neden 10 kat daha yüksek? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/super-yatta-dunya-ikincisiyiz-ama-yuzde-296lik-vergi-iceride-filo-yenilemeye-darbe-vuruyor-89474</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Süper yatta dünya ikincisiyiz ama yüzde 29.6’lık vergi, içeride filo yenilemeye darbe vuruyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YAT </strong>ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Bekiroğlu, </strong>17-25 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Ataköy Marina’da düzenleyecekleri <strong>“Bosphorus Boat Show” </strong>öncesi sektörü değerlendirirken söze, Türkiye’de oluşan üretim gücünden girdi:</p>
<p>-          <strong>Son yıllarda yat üretiminde önemli bir ivme yakaladık. </strong>“Global Order Book 2026” <strong>verilerine göre 24 metre ve üzeri süper yat üretiminde İtalya’nın ardından dünya ikincisi olduk.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc5f68b8853-1791778664.png" alt="" width="700" height="266" /></strong>Türk yat üretimi sektörünün birkaç yıl öncesine kadar dünyada 3’üncü sırada olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Hollanda ikinci sıradaydı. Halen ülkemizdeki yat-tekne üreticilerinin elindeki 141 projeyle dünyada ikinci sıradaki yerimizi koruyoruz. İtalya, 562 projeyle liderliğini sürdürüyor.</strong></p>
<p>YATED Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Bekiroğlu </strong>ile <strong>“Bosphorus Boat Show”</strong>u ve sektörü konuşmak üzere buluştuk. <strong>Bekiroğlu</strong>’na YATED Genel Sekreteri <strong>Orhun Şentürk, </strong>Genel Müdürü <strong>Kadir Karakaya, </strong>YATED Fuarcılık A.Ş. Genek Müdür Yardımcısı <strong>Seda Zeynep Boyraz, </strong>YATED Kurumsal İletişim ve Pazarlama Sorumlusu <strong>Aysima Soybaş Aydeğer </strong>eşlik etti.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6acc5f74cbbe5-1791778676.png" alt="" width="500" height="596" />
<figcaption><strong>Murat Bekiroğlu</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Bekiroğlu, </strong>esnek üretim kabiliyeti, kaliteli işçilik, özel üretim gücü ve Avrupa pazarlarına yakınlığın Türkiye’yi rakiplerinden ayırdığını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Bu konumu koruyup daha da güçlendireceğimize inanıyoruz. Özellikle süper yat üretiminde büyük ölçüde ihracata yönelik çalışılıyor. Sektör, ülkemize doğrudan döviz kazandırıyor. Bundan sonra daha fazla tekne üretmeyi değil, katma değeri yükseltmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<p>Türkiye’nin gemi, yat ve bu alandaki hizmet ihracatının 2025 yılında 2 milyar 340 milyon dolar seviyesinde olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>2026 yılı ihracatının da aynı düzeyde gerçekleşmesini bekliyoruz. İhracat verisinde gemi, yat üretimi, bakım-onarım ve diğer hizmetler birlikte değerlendiriliyor.</strong></p>
<p>Yat-tekne ihracat verisini merak ettik, <strong>Murat Bekiroğlu </strong>tahminini paylaştı:</p>
<p>-          <strong>İhracat verilerinde yat-tekne ayırımı yapılmıyor. Bizim tahminimiz yat-tekne ihracatımız 400-500 milyon dolar düzeyinde bulunuyor. Türkiye’den yat-tekne alan ülkelerin başında ABD geliyor. Avrupa ülkeleri de önde gelen pazarlarımız arasında yer alıyor.</strong></p>
<p>Bu noktada yat-tekne sektörünün iç pazardaki durumu üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>İç pazarda daralma yüzde 40’ları buldu. Bu daralma özellikle 5-15 metre tekne üretenleri daha çok etkiliyor. Yüksek üretim maliyetleri, döviz kuru ile maliyetler arasındaki uyumsuzluk, vergi yükü ve finansmana erişim sıkıntının nedenlerini oluşturuyor.</strong></p>
<p>2017 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>2017 yılında sektör temsilcilerinin girişimleriyle hükümet tekne-yat satışlarında ÖTV’yi sıfırlamış, KDV'yi yüzde 1’e indirmişti. Bu adım, iç pazarı canlandırmış, Türk Bayrağına geçişler artmıştı.</strong></p>
<p>2025 yılında tekne satışlarına yeniden yüzde 8 ÖTV konulduğunu, KDV’nin yüzde 20’ye yükseltildiğini anımsattı:</p>
<p>-          <strong>KDV, ÖTV’li fiyattan hesaplandığı için toplam vergi yükü yüzde 29.6’ya ulaşıyor. Bu durum yerli tekne müşterisini yurt dışında satın almaya yöneltiyor.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>2017 yılında yapılan vergi indirimi kamu gelirlerini azaltmadı. Aksine ekonomik faaliyetlerin artmasıyla vergi gelirlerinde artış oldu. Tekne satışları artınca bu kurumlar vergisine yansıdı. Türk Bayrağına geçen teknelerde çalışanlar kayda girdi.</strong></p>
<p>2017 yılındaki vergi indirimleri sonrası Türk Bayrağına geçen tekne sayısının 7 bin 500’ü aştığına işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Bu tekneler büyük ölçüde Türk Bayrağında kaldı. Ancak, yeni tekne alımları için yurt dışı tercihi arttı. Yeniden yabancı bayrakta da artış başladı. Tekne ve yatların uluslararası hareket kabiliyeti yüksek. Vergi avantajı sağlayan ülkelere kolaylıkla kayılabiliyor.</strong></p>
<p><strong>Bekiroğlu, </strong>vergi düzenlemesinin ticari tekne kiralama sektörünü ciddi şekilde etkilediğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong> 20 teknelik bir charter filosu olan şirket, 10 milyon Euro’luk yatırımla filosunu yenilemeye kalksa karşısına 3 milyon Euro’luk vergi yükü çıkıyor. Bu durumda ülkemizdeki charter şirketleri filolarını yenilemekte zorlanıyor.</strong></p>
<p>Charter turizminde rakiplerin Yunanistan, Hırvatistan, İtalya ve Fransa olduğunu irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Rakip ülkelerde vergi avantajları, teşvikler ve finansman destekleri sağlanırken ülkemizde yatırım maliyetleri yükseliyor. Charter hizmetlerinde fiyatlar uluslararası rekabet nedeniyle istenildiği kadar da artırılamıyor.</strong></p>
<p><strong>Bekiroğlu, </strong>tekne satışları üzerindeki vergi oranlarının yeniden gözden geçirilmesi çağrısı yaptı:</p>
<p>-          <strong>Vergi gelirlerine yalnızca tekne satışları üzerinden değil, sektörün tetiklediği ekonomik hareketliliğin yarattığı gelirler üzerinden bakılmasında fayda var. Yerli üreticilerin korunmasının sektörün ekosistemi açısından kritik önemi var.</strong></p>
<p>Süper yat üretiminde dünya ikincisi olmak sektörün göğsünü kabartıyor…</p>
<p>Ancak iç pazardaki daralma, tur şirketlerinin filo yenilemesini frenleyen vergi yükü, yat-tekne sektörüne, özellikle 5-24 metre segmentinde üretim yapanlara sıkıntı yaşatıyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Monaco’da gecesi 650, Göcek’te 2 bin Euro, 26 bin olan marina kapasitesi en az ikiye katlanmalı</span></h2>
<p><strong>YAT </strong>ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Bekiroğlu, </strong>sektörün büyümesi konusundaki en önemli başlıklarından birinin marina ve bağlama kapasitesi olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’deki marinaların toplam yat-tekne bağlama kapasitesi 26 bin. Ülkemizde bu konuda arz yetersizliği var. Bağlama kapasitesinin en az iki katına yükseltilmesi gerekiyor.</strong></p>
<p>Bağlama kapasitesi yetersizliğinin marinalarda fiyatları yukarı taşıdığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Marina bağlama ücretleri son 5 yılda 60 Euro’dan 450 Euro’ya yükseldi. Bağlama bedeli teknenin uzunluğu ve genişliğinin çarpımıyla ortaya çıkan büyüklük üzerinden hesaplanıyor. 12-13 metrelik bir teknenin yıllık bağlama ücreti 20 bin Euro’yu buluyor.</strong></p>
<p>150-200 bin Euro’ya alınabilen bir tekneye 20 bin Euro’luk yıllık bağlama bedelinin çok yüksek olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu bedellere elektrik, su ve hizmetler eklenince bağlama maliyeti daha da yükseliyor.</strong></p>
<p>Gecelik bağlama ücreti konusunda şu karşılaştırmayı yaptı:</p>
<p>-          <strong>42 metrelik bir teknenin Monaco Port Hercule’deki yüksek sezondaki gecelik bağlama ücreti 650 Euro. Düşük sezonda bu ücret 350 Euro’ya inebiliyor. Göcek’te ise aynı boyutta teknenin gecelik bağlama ücreti 1800-2 bin Euro’yu bulabiliyor.</strong></p>
<p>Türkiye’de 85 marinanın olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’de irili ufaklı 135 bin tekne var. Marinaların bağlama kapasitesi ise 26-27 bin dolayında. Yani, bağlama kapasitesi talebin çok gerisinde. Fransa’da marina kapasitesi bizdekinin 9-10 katı, İtalya’da 8 katı, İspanya’da ise 6-7 katı düzeyinde.</strong></p>
<p>Türkiye’deki marina fiyatlarının daha uygun hale gelmesi için yeni kapasite eklenmesi gerektiğinin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Kapasite eksikliğinin hızlı çözümü için balıkçı barınaklarının küçük teknelere açılmasında fayda var.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">120 firma, 200 tekne sergilenecek, sektörün buluşma noktası olacak</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc5f9628071-1791778710.png" alt="" width="473" height="395" /></span><strong>YAT </strong>ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Bekiroğlu, </strong>17-25 Ekim 2026 tarihlerinde Ataköy Marina’da gerçekleşecek <strong>“Bosphorus Boat Show”</strong>a 120 firmanın katılacağını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Fuarımızda 200 tekne sergilenecek, 500’ün üzerinde marka bir araya gelecek. Amacımız fuarın sektörümüzün tüm paydaşlarının buluşma noktasına dönüşmesi.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Avrupa’dan sektör temsilcilerini ve potansiyel alıcıları İstanbul’da buluşturarak yeni ticari bağlantıların kurulmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. 9 gün boyunca 40 bin ziyaretçi bekliyoruz.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Fuarda sürdürülebilir denizcilik teknolojilerinin de öne çıkacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Güneş panelleri, batarya sistemleri ve hibrit çözümler başta olmak üzere çevreye duyarlı teknolojiler ziyaretçilerle buluşacak.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Bir teknenin ekonomiye katkısı 30 yıl sürebiliyor</span></h2>
<p><strong>YAT </strong>ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Bekiroğlu, </strong>yat-tekne işinin sadece üretimden ibaret olmadığını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bir yat üretildiği andan itibaren farklı alanlarda ekonomiye katkıya vesile oluyor. Marina, bakım-onarım, refit, akaryakıt, sigorta, kumanya, ulaşım ve konaklama gibi bir çok sektörü besliyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin yat turizminde önemli potansiyeli olduğuna dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Bir yatın ekosisteme katkısı 20-30 yıl sürüyor.</strong></p>
<p>Tekne-yat turistinin harcama potansiyeli üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’ye teknesiyle gelen bir turist, normalin 10 katı düzeyinde harcama yapıyor. Yani, 10 bin dolarlık harcama söz konusu olabiliyor.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/super-yatta-dunya-ikincisiyiz-ama-yuzde-296lik-vergi-iceride-filo-yenilemeye-darbe-vuruyor-89474</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/yat-tekne.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Süper yatta dünya ikincisiyiz ama yüzde 29.6’lık vergi, içeride filo yenilemeye darbe vuruyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-teklifinin-etki-analizi-cikarildi-89473</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon teklifinin etki analizi çıkarıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Fon teklifinin etki analizine göre SPK ve YTM yaklaşık 1.500 davayı takip ediyor. Para piyasası fonlarında 199 bin kişinin yatırımı 1 milyon liranın altında. Analizde, 8 Eylül itibarıyla 189 kişi hakkında el koyma tedbiri uygulandığı belirtildi.</p>
<p>Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun Teklifi’nin etki analizi çıkarıldı.</p>
<p>MKK verilerine göre, 17 Eylül itibarıyla tasfiye kapsamındaki fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyor. Tasfiye hâlindeki 131 fon, toplam fon sayısının yüzde 4,6’sını, toplam portföy değerinin ise yüzde 7,7’sini oluşturuyor.</p>
<p>Düzenleme, SPK’nın 17 Eylül 2026 tarihli kararlarıyla tasfiyesine karar verilen ve kanun yürürlüğe girdiğinde tasfiyesi tamamlanmamış fonlarla sınırlı olacak. Fon pay sahiplerine yapılacak ödemelerde kamu kaynakları ve bütçe imkânları kullanılmayacak.</p>
<p>T.C. Ziraat Bankası AŞ’nin ilettiği bilgilere göre, 8 Eylül 2026 itibarıyla 17 fondaki 43.643 yatırımcının ödeme işlemleri tamamlandı.</p>
<h2>Teklifin etki analizinde tanımlara yer verildi </h2>
<p>“Geri kazanım hesabı”, farklı hukuki kaynaklardan tahsil veya iade edilen değerlerin TMSF nezdinde, TMSF’nin kendi mal varlığından ayrı, fon bazında izlendiği özel hesap olarak tanımlandı. “Fon pay sahibi” tanımı, tek bir kurum kaydına değil, MKK, Takasbank, portföy saklama kuruluşları, dağıtım kuruluşları ve tasfiye ile görevli kuruluşların kayıtlarının mutabakatına dayandırıldı. “Tasfiye mal varlığı” kavramına, mevcut varlıkların yanı sıra kanun uyarınca geri kazanılan değerler ile üçüncü kişilerden olan iade, tazmin ve diğer alacaklar da dâhil edilerek tasfiye sonunda yatırımcıya dağıtılabilecek ekonomik değerlerin bütüncül izlenmesi amaçlanıyor.</p>
<h2>En yüksek ekonomik değerin elde edilmesi amaçlanıyor </h2>
<p>Fon varlıklarının satışında yalnızca hız değil, pay sahiplerinin ortak menfaati gözetilerek mümkün olan en yüksek ekonomik değerin elde edilmesi esas alınacak. Borsa fiyatının gerçek ekonomik değeri yansıtmadığı veya olağan satışın tasfiyeyi gereksiz biçimde geciktirdiği durumlarda geri alım, hâkim ortağa satma hakkı, toptan satış, özel işlem bildirimi, geçici farklı fiyat marjı ve mevzuattaki diğer yöntemler kullanılabilecek.</p>
<p>Sermaye Piyasası Kanunu’na aykırı hareket ettiği Kurulca tespit edilen kişi ve kurumlar, kanuna özgü tasfiye ve geri kazanım mekanizmasından ödeme alamayacak.</p>
<h2>Nakit yetersizliğinde hangi önlemler alınacak?</h2>
<p>Etki analizinde, fon mal varlığının tüm pay sahiplerine ödeme yapmaya yetecek ölçüde nakde dönüşmemesi hâlinde uygulanacak sistem şöyle açıklandı: </p>
<p>■ Kâğıt üzerindeki veya gerçeğe aykırı geçmiş değer yerine, yatırımcının fona fiilen koyduğu ekonomik değer esas alınacak. </p>
<p>■ Net yatırım tutarı, fon pay sahibinin nakit giriş ve çıkışlarının tasfiye tarihine kadar TÜFE ve Yİ-ÜFE değişim oranlarının aritmetik ortalamasıyla güncellenmesi ve çıkışların “ilk giren ilk çıkar” yöntemiyle mahsubu sonucu MKK tarafından hesaplanacak. </p>
<p>■ Net yatırım tutarı ile hak ve alacak tutarları aşılmadan kişi başına en fazla 1.000.000 TL ara ödeme yapılabilecek. Nakit yetmezse her yatırımcının ara ödemeye esas tutarının toplam içindeki oranı korunarak dağıtım yapılacak.</p>
<h2>69 kişi hakkında suç duyurusunda bulunuldu </h2>
<p>SPK, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na 7 yazılı başvuru dilekçesiyle 69 kişi hakkında suç duyurusunda bulundu. Analizde, Kurul’un belirleyeceği alacakların TMSF aracılığıyla takip ve tahsiliyle tasfiye kaynaklarının artırılması, yatırımcıların karşılanamayan alacaklarının azaltılması ve hukuka aykırı işlemlerin ekonomik sonuçlarının sorumlular üzerinde bırakılmasının amaçlandığı belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-teklifinin-etki-analizi-cikarildi-89473</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/8/3/1280x720/para-tl-1767355285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım fonlarının tasfiyesine ilişkin kanun teklifinin etki analizi hazırlandı. Buna göre 455 bin 758 yatırımcının bulunduğu 131 fon, toplam portföy değerinin yüzde 7,7’sini oluşturuyor. Kamu kaynakları kullanılmadan yürütülecek tasfiyede kişi başına 1 milyon liraya kadar ara ödeme olacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/50-bin-yatirimci-hisse-portfoyunu-sifirladi-89472</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> 50 bin yatırımcı hisse portföyünü sıfırladı!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında yaşanan kriz hem fon, hem de hisse yatırımcısını olumsuz etkiledi. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre hisse senedinde portföyünü boşaltan yatırımcı sayısı 1 ayda 50 bin kişi arttı, bu sayı yatırım fonlarında ise bin 133 oldu. Portföy büyüklüğü yatırım fonlarda toplamda 1.2 trilyon lira eriyerek 9.26 trilyon liraya indi, hisse senetleri piyasasında ise başta sert düşüşlerin değer kaybı nedeniyle portföy büyüklüğü yüzde 22,83 eridi ve 7.34 trilyon liraya geriledi.</p>
<p>MKK verilerine göre ağustosta 10 trilyon 436 milyar 653 milyon lira olan yatırım fonları portföy büyüklüğü eylül sonunda yüzde 11,23 geriledi ve 9 trilyon 264 milyar 833 milyon lira oldu. Portföy büyüklüklerine göre değişimler incelendiğinde yatırımcı sayısının 0-1 portföy büyüklüğünde arttığı, portföy değeri kaybında ise 10 milyon üstünün öne çıktığı görülüyor. MKK verilerine göre eylülde portföy büyüklüğü 0-1 arasında olan yani hesabı duran ancak portföyünü boşaltmış olan yatırımcı sayısı 1.133 arttı yani yüzde 1,79 büyüdü 64 bin 378’e çıktı. 2-10 bin lira portföy büyüklüğüne sahip olan yatırımcılarda ise artış 13 bin 150 oldu ve portföy büyüklükleri yüzde 1,09 arttı. Yani portföyünü sıfırlamasa da küçülten yatırımcı sayısı büyüdü. Bu gruptaki yatırımcılar toplam yatırımcıların da yüzde 60’ını oluşturdu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc5c9f8e81a-1791777951.png" alt="" width="604" height="576" /></p>
<h2>10 milyon lira üzeri portföyde sert kayıp </h2>
<p>10-50 bin lira arası portföy büyüklüğüne sahip yatırımcı sayısı yüzde 4,66 azalırken portföy büyüklüklerindeki düşüş ise yüzde 5,17 oldu. 50-100 bin lira arası portföyü olan yatırımcıların yüzde 6,54, portföy değerleri ise yüzde 6,66 geriledi, 100-250 bin lira arası portföyü olanlarında sayısı yüzde 7,39 azalırken portföy değerlerindeki kayıp yüzde 7,29 oldu. 250-500 bin liralık portföye sahip yatırımcı sayısındaki düşüş yüzde 6,51, portföy değerlerindeki azalma yüzde 6,70, 500 bin -1 milyon lira portföyü olanlarda azalma yüzde 7,36 portföy değerlerinde gerileme yüzde 7,59 hesaplandı. 1-5 milyon liralık portföye sahip yatırımcılar yüzde 8,48 geriledi, portföy değerleri de yüzde 8,84 düştü, 5-10 milyon lira portföye sahip yatırımcılarda ise yüzde 9,53 azalma ile portföy değerlerinde yüzde 9,72 kayıp gerçekleşti.</p>
<p>Toplam yatırım fonu portföyünün yüzde 79,56’sını oluşturan 10 milyon lira ve üzeri portföy değerine sahip yatırımcıların portföy değerlerinde sert düşü gerçekleşti. MKK verilerine göre ağustosta 10 milyon üzeri portföyü olan yatırımcı sayısı yüzde 9,19 düştü. Portföy değeri ise yüzde 14,39 gerilemeyle 8.84 trilyon liradan 7.56 trilyon liraya indi. Bu portföy değeri kaybı yine yaşanan krizin sermaye piyasası araçlarında yarattığı etkiden kaynaklanırken toplam portföy değeri içindeki payları da ağustos ayına göre 1 puan düştü.</p>
<h2>Hiçbir dönemde böylesi görülmedi </h2>
<p>Hisse senedi piyasası ve yatırımcıları yaşanan krizin etkilerin yoğun hissetti eylülde. MKK verilerine göre toplam hisse senedi portföy değeri eylülde ağustosa göre 2 trilyon 172 milyar 799 milyon lira azaldı ve 7 trilyon 343 milyar 88 milyon liraya indi. Bu kaybın büyük çoğunluğu fon krizi nedeniyle hisse senetlerindeki taban serileri ve sert satışlardan kaynaklandı. Yatırımcı sayısı da krizin etkilerini gösterdi. Hisse senedi piyasasında portföyü 0-1 lira arasında olan yatırımcı sayısı eylülde ağustosa göre 50 bin 234 arttı. Bu rakam portföyünü boşaltan ancak hesabı açık kalan yatırımcıları gösteriyor. Bu durumdaki yatırımcı sayısında denli güçlü artış ne geçen yıl yaşanan siyasi krizde ne de bu yıl şubat sona başlayan savaş döneminde görüldü.</p>
<h2>Yabancının fon portföyü %54 azaldı </h2>
<p>Hem portföy büyüklüğü hem de yatırımcı sayısı çift haneli azalan grup ise 500 bin lira ve üzeri portföye sahip olan yatırımcılarda gerçekleşti hisse senedi piyasasında. MKK verilerine göre 500 bin -1 milyon lira arası portföy büyüklüğüne sahip yatırımcı sayısı yüzde 13,76 azaldı, portföy değerindeki düşüş yüzde 13,95 oldu. 1-5 milyon lira portföyü olan yatırımcılardaki düşüş yüzde 20'yi aşarken portföy değerlerindeki kayıp da yüzde 21,07 gerçekleşti. 5-10 milyon lira arası portföyü olan yatırımcıların sayısı yüzde 24,47 azaldı, portföy değeri yüzde 24,46 düştü. Toplam portföy değerinin yüzde 85,77'sini oluşturan 10 milyon lira üzeri portföye sahip yatırımcıların sayısında yüzde 23,09 azalma gerçekleşti. Bu yatırımcıların portföy büyüklüğü ise yüzde 23,57 azalarak 6.3 trilyon liraya geriledi.</p>
<p>Bu arada yatırım fonlarındaki yabancı yatırımcıların portföy değeri ve sayısı da eylülde azaldı. Ağustosta 532 milyar 588 milyon lira olan portföy değeri eylülde 245 milyar 28 milyon liraya indi. Bu yüzde 54’lük sert kayıpta krizin yanı sıra özellikle para piyasası fonlarına giren carry trade parasına getirilen yüzde 10 stopaj da etkili oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/50-bin-yatirimci-hisse-portfoyunu-sifirladi-89472</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/Hisse-borsa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırımcılar eylülde en sert şekilde yaşanan yatırım fonu krizinde kaçışı tercih etti. Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre fonlarda hesabını boşaltan yatırımcı sayısı bin 133, hisse senetlerinde ise 50 bin 234 kişi arttı. Özellikle hisse senetlerinde böyle bir azalma eğilimi ne savaşta ne de iç siyasi krizlerde görüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-buyukkilic-kayseri-mutfagini-gecmisten-gelecege-tasiyoruz-89528</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başkan büyükkılıç: Kayseri mutfağını geçmişten geleceğe taşıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri’nin gastronomi kültürünün yalnızca birkaç tescilli ürünle sınırlı olmadığını belirten Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç, kentin geleneksel mutfağının Anadolu’nun zengin kültürel birikiminin önemli bir yansıması olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Kayseri mutfağımız, şehrimizin tarihini, kültürünü ve yaşam biçimini yansıtan önemli bir değerimizdir. Mantımız, yağlamamız, pastırmamız, sucuğumuz, Nevzine’miz ve daha birçok yöresel ürünümüz bu zenginliğin parçalarıdır. Biz bu değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmayı ve Kayseri’nin gastronomi potansiyelini daha geniş kitlelere tanıtmayı önemsiyoruz.” UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Kreatif Şehirler Ağı Ulusal Listesi’nde yer alan Kayseri, bu alandaki çalışmalarını kalıcı merkezler ve hizmet noktalarıyla da güçlendiriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acca0449f14b-1791795268.jpeg" alt="" width="563" height="375" /></p>
<p><strong>Mutfak Sanatları Merkezi ile gelenek yaşatılıyor</strong></p>
<p>Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi içerisinde faaliyet gösteren Mutfak Sanatları Merkezi, Kayseri mutfağının geleneksel üretim yöntemlerinin yaşatıldığı önemli merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. Merkezde mantı başta olmak üzere yöresel ürünlerin geleneksel yöntemlerle üretimi gerçekleştirilirken, et ürünleri de hijyen ve gıda güvenliği standartlarına uygun özel alanlarda hazırlanıyor. Kayseri Mutfak Akademisi ise gastronomiye ilgi duyan vatandaşlara eğitim imkânı sunarak bu kültürün yeni kuşaklara aktarılmasına katkı sağlıyor.</p>
<p><strong>KAYTUR, Kayseri mutfağını şehrin dört yanına taşıyor</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediyesi iştiraki KAYTUR A.Ş. de gastronomi kültürünün günlük hayatın içerisinde yaşatılmasına katkı sağlıyor. Kent genelindeki 15 kafe, 8 restoran ve 57 Kaytur ekmek satış noktasıyla hizmet veren KAYTUR, Kayseri mutfağının yöresel lezzetlerini vatandaşlar ve ziyaretçilerle buluşturuyor. KAYTUR restoranlarında mantı, yağlama, pastırma, sucuk ve Nevzine gibi geleneksel tatların yanı sıra farklı yemek ve tatlı seçenekleri sunuluyor. Kayseri Kalesi içerisindeki Mülhem Kayseri Mutfağı ise tarihi atmosfer içerisinde yöresel lezzetleri ziyaretçilere ulaştırıyor.</p>
<p><strong>Gastronomi günleri, lezzet buluşmasına sahne olacak</strong></p>
<p>Kayseri’nin gastronomi kültürünü daha geniş kitlelere taşımak amacıyla düzenlenen 4. Kayseri Gastronomi Günleri, bu yıl 22-25 Ekim 2026 tarihleri arasında Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde gerçekleştirilecek. Dört gün boyunca düzenlenecek etkinliklerde Kayseri’nin coğrafi işaretli ürünleri ve geleneksel lezzetleri öne çıkarılırken, Türkiye’nin farklı bölgelerinden gastronomi dünyasının önemli isimleri Kayserililer ve ziyaretçilerle bir araya gelecek. Şef buluşmaları, atölye çalışmaları, söyleşiler ve yemek sunumlarıyla Kayseri mutfağının farklı yönleri ele alınacak.</p>
<p>Başkan Büyükkılıç, Gastronomi Günleri’nin Kayseri’nin mutfak kültürünü tanıtmak açısından önemli bir buluşma olduğunu belirterek, “Kayseri’nin gastronomi değerlerini hemşehrilerimizle ve şehrimizi ziyaret eden misafirlerle buluşturuyoruz. Gastronomi Günleri ile geleneksel lezzetlerimizi, üretim kültürümüzü ve mutfak mirasımızı daha geniş bir kitleye anlatmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Gastronomi ve turizm birlikte gelişiyor</strong></p>
<p>Kayseri’nin gastronomi çalışmalarını turizm potansiyelinden ayrı düşünmediklerini vurgulayan Büyükkılıç, KAYTUR aracılığıyla kentin önemli turizm noktalarında da ziyaretçilere yeme-içme hizmeti sunduklarını belirtiyor. Koramaz Vadisi, Sultan Sazlığı, Tomarza Böke Kano Alanı ve Erciyes Kayak Merkezi gibi destinasyonlarda hizmet veren tesisler, Kayseri’nin doğal ve turistik değerlerini yöresel mutfağıyla buluşturuyor. Büyükkılıç, “Kayseri’ye gelen misafirlerimizin şehrimizin tarihini, doğasını ve kültürünü tanırken mutfağımızı da keşfetmesini istiyoruz. Gastronomi, turizmin tamamlayıcı unsurlarından biri. Bu nedenle Kayseri’nin mutfak değerlerini şehrimizin farklı noktalarında tanıtmaya devam ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Gelenekten geleceğe uzanan bir mutfak</strong></p>
<p>Başkan Büyükkılıç, Kayseri gastronomisinde temel hedeflerinin, geleneksel değerleri korurken bu mirası çağın imkânlarıyla daha geniş kitlelere ulaştırmak olduğunu belirterek, sözlerini şöyle noktaladı: “Bizim için gastronomi, geçmişten geleceğe uzanan bir kültür köprüsüdür. Geleneksel tariflerimizi, yöresel ürünlerimizi ve üretim kültürümüzü korurken eğitimden tanıtıma, turizmden sosyal belediyeciliğe kadar farklı alanlarda çalışmalar yürütüyoruz. Kayseri mutfağının hak ettiği şekilde tanınması ve gelecek nesillere aktarılması için gayret göstermeye devam edeceğiz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baskan-buyukkilic-kayseri-mutfagini-gecmisten-gelecege-tasiyoruz-89528</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/8/1280x720/baskan-buyukkilic-kayseri-mutfagini-gecmisten-gelecege-tasiyoruz-1791795321.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, kentin yüzyıllara dayanan mutfak kültürünü koruyarak gelecek kuşaklara aktarmak ve Kayseri’yi gastronomi alanında daha güçlü bir şehir markası haline getirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Mantıdan yağlamaya, pastırmadan sucuğa, Nevzine’den gacer unlu ekmeğe uzanan geleneksel lezzetler; Mutfak Sanatları Merkezi, Kayseri Mutfak Akademisi, KAYTUR ve gastronomi etkinlikleriyle daha geniş kitlelerle buluşturuluyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gemlik-tsoda-hamaloglu-yeniden-baskan-secildi-89524</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gemlik TSO’da Hamaloğlu yeniden başkan seçildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası (GTSO) seçimlerinde beyaz listeyle yarışan Hasan Hamaloğlu, 27 meclis üyeliğinin 19’unu kazanarak üyelerden bir dönem daha görev aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc9601ec761-1791792641.jpg" alt="" width="355" height="474" /></p>
<p>Seçim sonuçlarının, hayata geçirmeyi hedefledikleri projelere duyulan güveni gösterdiğini belirten Hamaloğlu, yeni dönemde devam eden projeleri tamamlayarak Gemlik’in gelişimine katkı sunmayı hedeflediklerini ifade etti. Seçimlerin ardından değerlendirmelerde bulunan Hasan Hamaloğlu, özellikle Gıda OSB ve Yat Limanı projeleri kapsamında yürüttükleri çalışmaların üyeler nezdinde karşılık bulduğunu söyledi. Yeni dönemde yatırım, üretim, istihdam ve ihracatı artıracak projelere odaklanacaklarını vurgulayan Hamaloğlu, hedeflerinin Gemlik’in ekonomik gelişimini hızlandırmak olduğunu kaydetti. Projelerini kentin geleceğine yönelik vizyon çalışmaları olarak nitelendiren Hamaloğlu, “Yatırım, üretim, istihdam ve ihracatı artıracak, Gemlik’in gelişimine ciddi anlamda katkıda bulunacak, kentin 21. yüzyılını temsil edecek projelerle yola çıktık. Üyelerimizin desteğiyle seçimi kazandık. Bundan sonra da üyelerimize layık olmak için daha çok çalışmamız gerekiyor” diye konuştu. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gemlik-tsoda-hamaloglu-yeniden-baskan-secildi-89524</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/4/1280x720/gemlik-tsoda-hamaloglu-yeniden-baskan-secildi-1791792668.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gemlik Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerinde beyaz listeyle yarışan Hasan Hamaloğlu, 27 meclis üyeliğinin 19’unu kazanarak seçimleri önde tamamladı. Hamaloğlu, yeni dönemde Gıda OSB ve Yat Limanı projeleri başta olmak üzere yatırım, üretim, istihdam ve ihracatı artıracak çalışmalara ağırlık vereceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-matli-turkiye-yuzyili-hedeflerine-bursadan-guclu-katki-sunacagiz-89509</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BTSO Başkanı Matlı: Türkiye Yüzyılı hedeflerine Bursa’dan güçlü katkı sunacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT / BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Hizmet Binası’nda gerçekleştirilen Yönetim Kurulu Başkanı ve üyelerinin seçiminin ardından Ekonomi Gazetesi Bursa Bölge Temsilcisi Ömer Faruk Çiftçi'ye açıklamalarda bulunan Başkan Özer Matlı, kendisine duyulan güven için teşekkür etti. Seçim sürecindeki rekabetin geride kaldığını belirten Matlı, yeni dönemde ortak akıl ve iş birliğiyle Bursa ekonomisinin gelişimine odaklanacaklarını söyledi. 60 bin üyenin tamamına eşit mesafede hizmet vereceklerini vurgulayan Matlı, şeffaf ve kapsayıcı bir yönetim anlayışı benimseyeceklerini ifade etti. Dört yıllık görev sürecini hesap verebilir bir anlayışla tamamlamayı hedeflediklerini kaydeden Matlı, eksik veya yanlış gördükleri uygulamaları sorgulayarak gerekli düzeltmeleri yapacaklarını dile getirdi. Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı hedeflerine dikkat çeken Matlı, “Devletimizin kurumlarıyla, yerel yönetimlerimizle, yerel kamu kuruluşlarımızla ve sivil toplum kuruluşlarımızla iş birliği içinde çalışacağız. Bursa’nın üretim gücünü ve ticaretini geliştirmek, ülkemizin kalkınmasına katkı sunmak için kurumlarımızın birikimini ve desteğini önemsiyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc85743e421-1791788404.jpeg" alt="" width="695" height="463" /></p>
<h2><strong>Şeffaflık ve hesap verebilirlik öncelikli</strong></h2>
<p>Matlı’nın yeni döneme ilişkin önceliklerinin başında şeffaflık ve hesap verebilirlik geliyor. Üyelerin ödedikleri aidatların karşılığını sorgulayabilmesinin ve yönetimden hesap sorabilmesinin önemine işaret eden Matlı, BTSO kaynaklarının üyelerin yararına kullanılacağını ve faaliyetlerin açık biçimde paylaşılacağını belirtti. Ekonomik koşulların işletmeler üzerindeki baskısına da değinen Matlı, kaynakların kullanımında tasarruflu davranılması gerektiğini ifade ederek, BTSO’nun KOBİ’lerin ve ticaret erbabının ihtiyaçlarına da odaklanacağını söyledi. Yeni dönemde oda aidatlarının azaltılması, finansmana erişimin kolaylaştırılması, KOBİ’lerin desteklenmesi, oda hizmetlerinin üyelerin bulunduğu noktalara taşınması ve Bursa içindeki ticaretin güçlendirilmesi öncelikli çalışma alanları arasında yer alacak. Bursa sanayisinin gelişimi açısından üretim alanlarına erişimin önemine dikkat çeken Matlı, özellikle fiziki koşulları yetersiz kalan ve büyümek isteyen işletmelerin sorunlarının çözülmesi gerektiğini belirtti. TEKNOSAB’daki mevcut alanların değerlendirilmesi ve KOBİ’lerin üretim ihtiyaçlarının karşılanması konularını gündeme getiren Matlı, sanayi bölgelerinde mevzuata uygun hareket edilmesinin önemini vurguladı. Üretim ve ihracat potansiyeli bulunan işletmelerin önünü açacak çözümler geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<h2><strong>“Bursa’nın potansiyeli sanayiyle sınırlı değil”</strong></h2>
<p>Bursa’nın ekonomik gelişiminin yalnızca sanayiyle sınırlı olmadığını belirten Matlı, turizm, kültür, sanat ve tarım alanlarındaki potansiyelin de değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Sadece sanayide değil, sanayinin yanında turizmiyle, kültürüyle, tarımıyla büyük bir ekosistemin parçası olduğunu hep hatırlattık” diyen Matlı, yeni dönemde bu alanların gelişimine de katkı sunmayı hedeflediklerini belirtti.</p>
<h2><strong>BTSO’nun yeni yönetimi</strong></h2>
<p>Özer Matlı başkanlığındaki yeni Yönetim Kurulunda Abidin Şakir Özen, Sinan Topuk, Murat Çağlar, Osman Güler, Safa Yaşar Çelik, Seyfullah Baylan, Savaş Keskin, Mehmet Zahit Yanar, Elif Özhan ve Zeki Eker yer aldı. BTSO Meclis Başkanlığına Erol Dağlıoğlu seçilirken, Meclis Başkan Yardımcılıklarına Gülçin Güleç ve İbrahim Kahraman, Meclis Divan Katipliklerine ise Atilla Kaan Aslanoba ve Gökhan Dinçer getirildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/btso-baskani-matli-turkiye-yuzyili-hedeflerine-bursadan-guclu-katki-sunacagiz-89509</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/9/1280x720/btso-baskani-matli-turkiye-yuzyili-hedeflerine-bursadan-guclu-katki-sunacagiz-1791788443.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilen Özer Matlı, seçimlerin ardından birlik ve beraberlik mesajı verdi. Matlı, oda aidatlarının azaltılması, KOBİ’lerin finansmana ve üretim alanlarına erişiminin kolaylaştırılması ile şeffaf yönetimi öncelikli gündem olarak belirlediklerini, 60 bin üyeye hesap verebilir bir yönetim anlayışıyla Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü artırmayı hedeflediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yalova-veri-merkezi-ve-savunma-sanayii-yatirimlarinin-yeni-adresi-olacak-89504</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yalova, veri merkezi ve savunma sanayii yatırımlarının yeni adresi olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>EKONOMİ gazetesi, Yalova Makine İhtisas OSB ve Yalova Valiliği’nin ev sahipliğinde bu yıl ilki düzenlenen Yalova Ekonomi Zirvesi yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. İDO, Tersan Tersanesi, Beşiktaş Tersane, Sefine Tersanesi, Hatsan Tersanesi, Avrasya OSB ile Xpress Mutfak Catering ve Restoran’ın destekleriyle yapılan zirvede, kentin sanayi ve tarımdaki potansiyeli ile yeni yatırımlar mercek altına alındı.</p>
<p>Yalova Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Meltem Danışman, reel ekonomide daha fazla yer alması gerektiğine vurgu yaparak, “Kadınların üretim ve istihdam ekosisteminde daha fazla yer alması hem üretim hem de verim tarafında önemli girdilerin elde edilmesine katkı sağlıyor” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc7aac8b7e9-1791785644.png" alt="" width="404" height="319" />Yalova Valisi Dr. Ahmet Hamdi Usta kentin Marmara Bölgesi’nde üretim ve lojistik kavşağı olduğuna vurgu yaparak, şehrin yeni yatırımlarla birlikte önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc7a917f8e5-1791785617.png" alt="" width="405" height="382" />Ar-Ge merkezleri, yeşil sanayi hamleleri, sıfır emisyon hedeflerine yönelik attığı adımlarla Yalova’nın dünya standartlarında rekabet edebilecek akıllı altyapılar kurduğuna vurgu yapan Hamdi Usta, “Girişimcilerimizin, sanayicilerimizin, üreticilerimizin önünü açmaya, devletimizin tüm imkanlarıyla onların en güçlü paydaşı ve destekçisi olmaya kararlılıkla devam edeceğiz” şeklinde konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc7a1a5c5bc-1791785498.png" alt="" width="800" height="363" /></p>
<h2>Kentteki sanayi yatırımları artıyor </h2>
<p>EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sanayide Yükselen Yalova” panelinde kentin sanayi envanteri, istihdam yapısı ve devam eden yatırımlar mercek altına alındı. Yalova Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü İlhan Aydın, kentte 4 tane ihtisas OSB’nin bulunduğuna dikkat çekerek, “Bu 4 OSB’mizin yanında 6 tane küçük sanayi sitemiz var. 580 sanayi sicil belgemiz, 37 tane tersanemiz, 4 Ar-Ge merkezimiz, iki tane tasarım merkezi, bir de teknoparkımız bulunuyor. Tabii bunları toplu düşündüğümüz zaman, 2025 yılında 2,6 milyar dolar ihracat, 2,2 milyar dolar ithalat ilk kez cari fazlamız oldu” dedi. Aydın, mevcut projeksiyonun 2026 sonunda da devam edeceğini söyledi. Aydın, kentteki sanayici sayısının son bir yılda 500’den 580’e yükseldiğini bu firmalarda da toplam 25 bin kişinin istihdam edildiğini de ifade etti.</p>
<h2>Google, Amazon, Netflix, YouTube’la görüşmeler belli bir noktaya getirildi</h2>
<p>Avrasya OSB Başkanı Hüseyin Çelik, bugün itibarı ile bölgelerinde 4 firmanın faaliyete geçtiğini toplam istihdamın ise 3 bin dolayında yer aldığına dikkat çekerek, “15 firmamızın işlemleri de ruhsat aşamasında. 15 tane de inşaatı devam eden tesisimiz var” dedi. Savunma sanayiine yönelik bölgede bir kümelenme çalışması yaptıklarının altını çizen Çelik, “Savunma Sanayii Başkanlığı ile bu konuyla ilgili görüştük. Valimizin de öncülüğünde kentte bir savunma sanayii kümelenmesi oluşturmayı hedefliyoruz" dedi. Ortadoğu’daki savaşın yeni yatırımlar konusunda Türkiye’yi öne çıkardığını kaydeden Çelik, “Geçtiğimiz haftalarda Google, Amazon, Netflix, YouTube gibi firmalarla birebir bölgemize yatırım yapmakla alakalı ciddi görüşmelerimiz oldu. Bir noktaya da getirdik” diye konuştu.</p>
<p>Yalova Makine İhtisas OSB Başkanı Direnç Özdemir bölgelerinde 16 firmanın üretim yaptığına vurgu yaparak, “İnşaat halinde olanları bitiriş terminlerini gözettiğimizde önümüzdeki yıl 60 tesisin üretimde olacağını öngörüyoruz” dedi.</p>
<h2>Airbus’la görüşmeler devam ediyor </h2>
<p>OSB’leri içerisindeki tüm tesislere yeşil bina sertifikasını zorunlu hale getirdiklerini kaydeden Özdemir, “Dolayısıyla biz arsa tahsisi peşinde olan bir yapılanma değil, eksik oyuncunun peşinde olan bir OSB’yiz. Şimdi rakamsal olarak söylemek gerekirse geçen yıl 69 olan tahsis sayımızı bu sene 90’a çıkardık. Oransal olarak alansal ve de sayısal bazda yüzde 25 artış kaydettik” ifadelerini kullandı. Yeni yatırımlar konusunda uluslararası havacılık şirketi Airbus’la görüşmelerin sürdüğünü kaydeden Özdemir, “Tosyalı ve BMC’nin yatırım süreçleri devam ediyor. Şirketin kirpi, akrep ve otobüs imalatını burada realize olması yönünde bir irade oluştu. Önümüzdeki dönemde bu yatırımların hayata geçmesini bekliyoruz” açıklamalarında bulundu.</p>
<h2>“Tersanelerimiz İspanya’ya nazaran daha pahalı kaldı” </h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc7a4f51c1e-1791785551.png" alt="" width="800" height="383" />Ekonomi Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Şeref Oğuz’un moderatörlüğünde “Gemi İnşa ve Tamir Bakımın Yeni Merkezi” oturumu gerçekleşti. Oturumda kenti gemi inşa ve tamir bakım alanındaki mevcut konumu ele alındı. Yalova Altınova Tersane Girişimcileri A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Şükrü Fazıl Uzun, Yalova’da yapılan gemilerin yüzde 99,9’unun ihraç edildiğine dikkat çekerek, “En teknolojik, en modern gemi ihracatının yaklaşık yüzde 90’ı burada inşa ediliyor” dedi. Türkiye’nin gemi inşada rakip ülkelere nazaran yüzde 15- 20 pahalı kaldığını kaydeden Uzun, “İspanya’ya göre 3-4 yıl evvel daha ucuzken şimdi daha pahalıyız. Özellikle işletme sermayesi konusunda birçok tersanemiz sorunlar yaşıyor. Finansmana erişim de karşılaşılan zorluklar arasında” dedi. Öte yandan çalışma veriminin de ciddi şekilde düştüğünü söyleyen Uzun, bu durumun üretim süreçlerini de etkilediğini kaydetti.</p>
<h2>Türkiye gemi tamir bakımda 2’nci sırada </h2>
<p>Türkiye’nin tamir bakım konusunda dünyada Çin’den sonra ikinci sırada yer aldığına vurgu yapan Beşiktaş Tersane Müdürü Murat Bener, ”Endonezya ve Güney Kore’nin toplamı Türkiye kadar değil. Yanı sıra Doğu Akdeniz havzası özellikle Süveyş Kanalı’nın girişine yakın olma konumuyla Türkiye tamir bakım konusunda avantajlı bir yere sahip. Bunun haricinde Türkiye’nin gerçekteki en büyük şansı Tuzla ve Yalova’nın birbirine çok yakın olması. Bu durum birçok konuda önemli avantajlar sunuyor” diye konuştu. Dünyada üretilen gemilerin yüzde 65’inin Çin’de inşa edildiğini kaydeden Bener, Türkiye’nin bu pastadan 0,2 düzeyinde pay aldığını söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Süs bitkisi sektörü KDV ve çeşit düzenlemesi istiyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc7ad06cb8d-1791785680.png" alt="" width="800" height="203" /></span>“Tarımda Katma Değerli Üretim” oturumunun moderatörlüğünü yapan Ekonomi Gazetesi Başdanışmanı Rüştü Bozkurt, öncülüğünde ise bu alandaki yeni fırsatlar ve gelişmeler ele alındı. Süs Bitkileri Üreticileri Alt Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Dündar, Türkiye’nin süs bitkisi ihracatını 7 yılda 2 kat artırdığına vurgu yaparak, “Yalova’da da Türkiye’de de bu üretim geliştiği sürece bizim ithalatımız azalıyor, ihracatımız artıyor. Avrupa bölgesinde İtalya, Almanya, Hollanda bizim en büyük pazarımız. Bunun yanında Türk Cumhuriyetleri güçlendiğimiz pazarlar arasında” dedi. Süs bitkisi ihracatında gönderilen ürünlerin çeşitten ziyade hacme göre alınması gerektiğini kaydeden Dündar, “Bizim bugün üreticimiz Yalova’dan ihracat yaparken bir tırda 20 ürün bulunuyor. Bunun her birinin analiz ücreti 11 bin 250 lira 20 tane olduğu zaman bu rakam 225 bin lirayı buluyor. Bir tır kivide analiz ücretiniz 11 bin 250 lira Bu kimseye dokunmaz. Kimse de buna itiraz etmez. Ancak 20 çeşit ürün olunca doğası gereği bu. Böyle süs bitkilerinin burada ayrı değerlendirilmesi gerekiyor” dedi. Dündar, Avrupa’da süs bitkisinde alınan KDV’nin yüzde 1 seviyesinde olduğunu, Türkiye’de ise bu oranın yüzde 20 olduğuna vurgu yaparak, bu alanda da düzenleme yapılması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>Sofralık üzümde yeni çeşitler için sona gelindi </strong></p>
<p>Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürü Halil İbrahim Tuzlacı, enstitü bünyesinde devam eden projeler hakkında bilgiler verdi. Tuzlacı, “Çekirdeksiz sofralık üzüm üzerine çalışmalarımız devam ediyor. Bu hususta önemli bir noktaya geldik. Ancak bundan daha önemlisi, üreticilerin üretimle alakalı olarak, dalında uzun süre muhafaza etmesiyle ilgili elde ettiğimiz bulgular var. Örtü altında bizim ocak ayına kadar dalından hasat ettiğimiz çeşitlerimiz var. Bu anlamda tabii ki önemli çalışmalar var. Bunların bir an önce il müdürlüğümüz eliyle de piyasaya bu bilgilerin aktarılması, üreticilerimize aktarılmasıyla ilgili önemli çalışmalar planlıyoruz” dedi. Tuzlacı, Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün bugüne kadar yüzlerce çeşit geliştirdiğini ve hem Yalova ve Türkiye’nin tarım ekosistemine önemli katkılar sağladığını kaydetti.</p>
<p><strong>Balıkçılıkta da önemli bir oyuncu konumunda </strong></p>
<p>Yalova İl Tarım Müdürü Mustafa İlmeç, kentin ıslah çalışmaları başta olmak üzere tarımda önemli bir sıçrama gerçekleştirdiğini söyledi. Yeni çalışmaların da devam ettiğini kaydeden İlmeç, tarımın yanı sıra balıkçılığın kentin önemli faaliyet alanları arasında yer aldığını kaydetti. Yalova’nın 123 kilometrelik kıyı şeridine sahip olduğuna dikkat çeken İlmeç, “Tarım ve balıkçılık alanında kentimiz önemli bir potansiyele sahip. 146 ticari balıkçı gemimiz uluslararası sularda avcılığa gidiyor. Buradaki hacmin güçlenmesi için yatırımlarımız devam ediyor” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yalova-veri-merkezi-ve-savunma-sanayii-yatirimlarinin-yeni-adresi-olacak-89504</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/yalova.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Stratejik konumuyla her geçen dönem yatırım hacmini artıran Yalova, uluslararası şirketlerin de radarına girdi. Google, Amazon, Netflix ve YouTube gibi firmaların kente veri merkezi yatırımı yapması gündemde. Savunma sanayii alanında da yeni bir atılıma hazırlanan kent, Konya ve Karaman’daki modele benzer bir yapı oluşturmak istiyor. Konuyla ilgili Savunma Sanayii Başkanlığı’yla görüşmeler yapıldığı ifade edilirken somut adımlarında yakında atılacağına dikkat çekiliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beko-teknolojisi-simdi-de-evcil-hayvanlarin-hayatina-kolaylik-ve-konfor-getiriyor-89487</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beko teknolojisi şimdi de evcil hayvanların hayatına kolaylık ve konfor getiriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ülkemizin en önemli kurumsal markalarından Beko, teknolojiye ve Ar-Ge yatırımlarına büyük kaynak ayırarak küresel rekabetteki gücünü koruyor. Kuruluş son olarak akıllı mama ve akıllı su kabıyla evcil hayvan ürünleri kategorisine adım attı.  Hava temizleyici, robot süpürge ve tüy toplama teknolojili kurutma makinesiyle birlikte evcil hayvanlarla yaşamın farklı ihtiyaçlarına yanıt veren beş bağlantılı ürünü bir araya getirdi.  Bir anlamda, Patili dostlarımızın sağlıklı beslenmesi, bizlerinse daha temiz hava soluması bir eko-sistem oluşturdu. </p>
<p>Sektör verilerine göre 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan küresel evcil hayvan teknolojileri pazarının 2033 yılında 23,5 milyar doları aşacak. Dolayısıyla, çok geniş bir potansiyel söz konusu… Beko’nun yeni ürünleri ilk aşamada Türkiye’de pazara sunuldu.  Önümüzdeki dönemde küresel pazarlarda da satılması için incelemeler sürüyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acc9231689f1-1791791665.JPG" alt="" width="720" height="480" /></p>
<p>Beko’nun bu yeni evcil hayvan ürünlerini Abdülmecid Efendi Korusu’nda düzenlenen etkinlikte görme fırsatı bulduk. Düzenlenen panelde, Arçelik Global İletişim Direktörü Selin Güler’in moderatörlüğündeki buluşmada; Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, Arçelik Türkiye Pazarlama Kıdemli Direktörü Mehmet Tüfekçi, Koç Üniversitesi Hastanesi Çocuk Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Betül Büyüktiryaki ve VetAmerikan Başhekimi Uzman Veteriner Hekim Dr. Onur Ülgenalp’i  dinledik.   Panelde evcil hayvanlarla birlikte yaşam; günlük bakım ve teknolojinin sunduğu çözümlerin yanı sıra, insan ve hayvan sağlığı açısından da ele alındı.  Basın buluşmasının konukları arasında SemtPati Vakfı iş birliği kapsamında sahiplendirilmeyi bekleyen köpekler de vardı.  “Birlikte Yaşamanın Teknolojisi” temasıyla düzenlenen etkinlikte, Michelin Yeşil Yıldızlı Telezzüz’ün şefi Bahtiyar Büyükduman’ın hazırladığı vegan ikramlar sunuldu.</p>
<p>Beko’nun evcil hayvanlarla yaşamı kolaylaştıran ürünlerinde 7–15 Ekim tarihleri arasında çeşitli oranlarda indirimler uygulanacak. Kampanya kapsamında Beko Akıllı Evcil Hayvan Su Kabı, Beko Akıllı Evcil Hayvan Mama Kabı, Beko Havamis BK APP 600 H13 Hava Temizleyici ve tüy toplama teknolojisine sahip yeni kurutma makineleri yer alacak. Ayrıca satın alınan her pet ürünü için hayvan barınaklarına; hayvanların sağlığı, korunması ve sahiplendirilmesi projelerine de bağış yapılacak. </p>
<p><strong>Evcil hayvan bakımında güvenle tercih edilen bir marka olma hedefi</strong></p>
<p>Panelde konuşan Arçelik Türkiye Genel Müdürü Cem Kural, evcil hayvanların bakımının pek çok hanede günlük hayatın doğal bir parçasını oluşturduğunu, tüketicilerin, yoğun programları arasında evde olmadıkları zamanlarda da evcil dostlarının bakımının aksamadan sürmesini ve temel ihtiyaçlarını uzaktan takip edebilmeyi önemsediklerini ifade etti.  Ve ekledi:  <em>“Bu beklenti, evcil hayvanların günlük bakımını destekleyen teknolojilere yönelik ilgiyi de artırıyor. Biz de yıllardır insanların evdeki hayatını, değişen alışkanlıklarını ve ihtiyaçlarını anlamaya odaklanan bir şirket olarak bu değişimi yakından takip ediyoruz. Sektör verilerine göre 2025 yılında 9,2 milyar dolara ulaşan küresel evcil hayvan teknolojileri pazarının 2033 yılında 23,5 milyar doları aşması bekleniyor. Bu büyüyen alanda, ev yaşamındaki uzmanlığımız ve 35 yılı aşkın ar-geve mühendislik birikimimizle yeni bir adım atıyoruz. Türkiye genelindeki yaygın satış ağımız ve köklü hizmet deneyimimiz sayesinde bu yeni kategoride de ürünlerimize erişimden satış sonrası hizmetlere kadar kullanıcılarımızın yanında olacağız. Önümüzdeki dönemde de ürün gamımızı yeni çözümlerle genişletmeyi ve Beko’yu evcil hayvan bakımında da güvenle tercih edilen bir marka haline getirmeyi hedefliyoruz.” </em></p>
<p><strong>Evcil dostlarıyla aynı evi paylaşan tüketiciler için bütünleşik bir deneyim</strong></p>
<p>Tüketicilerin farklı yaşam düzenlerini ürün geliştirme süreçlerinin merkezine aldıklarını ifade eden Arçelik Türkiye Pazarlama Kıdemli Direktörü Mehmet Tüfekçi’nin paylaştığı araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de yaklaşık 5 milyon evcil kedi ve 1,5 milyon evcil köpek bulunuyor.  Evcil hayvan sahibi hanelerin %40’ında  ise birden fazla  hayvan var.  Türkiye’de özel mama dışındaki ürünlerin perakende satışlarının 2026 yılı sonunda 18 milyar TL’yi aşması bekleniyor. </p>
<p>Panelde söz alan Mehmet Tüfekçi verilerin bu alandaki ihtiyaçların hem ölçeğine hem de çeşitliliğine işaret ettiğine dikkat çekerek şu yorumu yaptı:  “<em>Biz de yeni ürünlerimizi geliştirirken farklı yaşam ve bakım düzenlerini dikkate alarak evcil dostlarımızın günlük ihtiyaçlarıyla onlarla paylaşılan evin bakımını birlikte ele aldık. Beslenme ve su düzeninden hava, zemin ve giysi bakımına uzanan beş yeni ürünümüzle evcil dostlarla yaşanan haneler için bütünleşik ve bağlantılı bir deneyim sunmayı hedefledik. Kullanıcı içgörülerinden beslenerek evcil dostlarımızla yaşamın farklı ihtiyaçlarını bir arada ele alan bu deneyimi geliştirmeyi sürdüreceğiz</em>.”</p>
<p><strong>Elektrik kesintisinde de besleme programı devam ediyor, su akışı ihtiyaca göre ayarlanıyor </strong></p>
<p>Beko Akıllı Evcil Hayvan Mama Kabı, HomeDirect uygulaması üzerinden beslenme saatleri ile porsiyonların planlanmasına, planlanan ve gerçekleşen beslemelerin takip edilmesine imkân tanıyor. Hareket algılama ve gece görüşü özelliğine sahip 3MP/2K çözünürlükteki kamerasıyla beslenme alanının uzaktan izlenebilmesini sağlayan ürün, mama miktarı azaldığında veya güç kesintisi yaşandığında kullanıcıya bildirim gönderiyor. 6 litrelik geniş kapasite ve mamanın sunulduğu bölümde daha hijyenik bir malzeme olan gıda sınıfı SUS 304 paslanmaz çelik malzemeye sahip cihaz, yedek pil sistemi ile elektrik kesintilerinde önceden tanımlanan besleme programını sürdürerek evcil hayvanların beslenme programının aksamasını önlüyor. 2.4 Ghz ve 5 Ghz çift bant bağlantı desteği sunan cihaz, çift yönlü gerçek zamanlı sesli iletişim özelliği de sunuyor.</p>
<p><strong>Güvenlik ve hijyen ön planda</strong></p>
<p>3 litre kapasiteye sahip Beko Akıllı Evcil Hayvan Su Kabı, sensörlü, aralıklı, sürekli ve akıllı olmak üzere dört farklı su dağıtım modu sunuyor. Filtreleme yoluyla evcil hayvanların her zaman temiz suya erişimini kolaylaştıran su kabının sensörlü modu, evcil hayvan cihaza yaklaştığında devreye girerken, aralıklı modu belirli zaman dilimlerinde su akışı sağlıyor. Akıllı mod bu iki seçeneği birlikte çalıştırıyor; sürekli mod ise ürün adaptöre bağlıyken kesintisiz su akışı sunuyor. Adaptörün yanı sıra şarj edilebilir bataryayla da kullanılabilen ürünün su seviyesi ve cihaz durumu HomeDirect üzerinden takip edilebiliyor; temizlik ve filtre değişimi için hatırlatmalar oluşturulabiliyor. Gelişmiş akışkan yapı sayesinde 24 dB düşük ses seviyesinde çalışan cihazda suyun sunulduğu yüzeyde gıda sınıfı SUS 304 paslanmaz çelik malzeme kullanılıyor. Güvenlik için su ve elektrik ayrı tasarıma sahip su kabı, su azaldığında otomatik kapanma özelliği de barındırıyor.</p>
<p><strong>Hava, zemin ve giysi bakımına yönelik üç yeni ürün</strong></p>
<p>Beko Havamis BK APP 600 H13 Hava Temizleyici, karbon ve HEPA13 filtresinin yanı sıra sahip olduğu evcil hayvanlara özel filtresi ve evcil hayvan moduyla öne çıkıyor. Cihazda bulunan karbon filtre kokuların azaltılmasına, HEPA13 filtre ise havadaki toz, polen ve alerjen benzeri hava kaynaklı kirleticileri filtrelenerek daha temiz ve ferah bir yaşam alanı oluşmasına yardımcı olurken, statik yapıdaki evcil hayvan filtresi, tüylerin filtre yüzeyine tutunmasını sağlıyor ve hava temizleme özeliğini destekliyor. HomeDirect uygulaması üzerinden kontrol edilebilen cihaz, uygulama üzerinden hava kalitesi ve filtre durumunu takibine de imkân tanıyor. Cihazın uyku modu, fan hızını ve ekran aydınlatmasını minimum seviyeye indirerek diğer modlara göre daha sessiz bir çalışma ortamı oluşturuyor. Aroma difüzörüne sahip cihaz ile aromatik yağ veya esans eklenerek istenilen kokunun ortama yayılması da sağlanabiliyor.</p>
<p>Beko Robo-X Pro, 26.000 Pa yüksek emiş gücünü saç ve tüy dolaşmasını azaltan TangleSafe teknolojisine sahip dolaşma önleyici çift fırçayla bir araya getiriyor. Çift kamerası sayesinde partikülleri algılayarak emiş gücünü otomatik olarak artıran ürün, üst sensörünü gövde seviyesine indirerek koltuk ve yatak altı gibi dar alanlara da girebiliyor.</p>
<p>Beko’nun tüy toplama teknolojisine sahip yeni kurutma makineleri, evcil hayvanlarla paylaşılan evlerde kıyafetlere tutunan tüy ve havların giderilmesine yönelik özel bir program sunuyor. Tambur içindeki hazneye su eklendikten sonra kuru olarak yerleştirilen kıyafetler, program sırasında kontrollü biçimde nemlendiriliyor ve kurutuluyor. Böylece kumaşa tutunan tüy ve havların kıyafetlerden ayrılarak filtrede toplanması sağlanıyor. Farklı hane ihtiyaçlarına yönelik 11 ve 12 kilogram kapasiteli iki seçenekle sunulan ürün, evcil hayvan tüylerinin giysi bakımında oluşturduğu ek iş yükünü azaltmayı amaçlıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beko-teknolojisi-simdi-de-evcil-hayvanlarin-hayatina-kolaylik-ve-konfor-getiriyor-89487</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beko teknolojisi şimdi de evcil hayvanların hayatına kolaylık ve konfor getiriyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gecmisin-izleri-yasamin-renkleri-89486</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geçmişin izleri, yaşamın renkleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bir pencere kaç hayatı hatırlatır?</strong></p>
<p>Eski bir evi hatırlarken bazen önce penceresi gelir gözümüzün önüne. Önünde oturduğumuz, sokağı seyrettiğimiz, birinin gelişini beklediğimiz pencere… Perdesi, ahşabının rengi, kapanırken çıkardığı ses bile hafızamızda yer edebilir. O evden ayrılırız, sokak değişir, belki bina da ortadan kalkar; ama dünyaya bir zamanlar baktığımız o çerçeve, zihnimizde durur.</p>
<p>Bir evden sökülmüş pencerenin karşısında bu yüzden biraz daha uzun kalabiliriz. Kimin odasına ışık verdiğini bilmesek de kendi hayatımızdan bir şey buluruz onda. Ahşabındaki aşınma, üst üste sürülmüş boyalar, bir köşesinde kalmış kullanım izi, zamanın elle tutulur hâlidir.</p>
<p><strong>Tunca</strong>’nın Kahve Dünyası’nın güncel sanat projesi Yanköşe için hazırladığı <em>Yan Yana</em>, bu izleri Kabataş’ta, 260 metrekarelik bir duvarda buluşturuyor. Projenin on ikinci çalışmasında kullanılan ahşap çıkma pencereler, sanatçının Ayvalık ve çevresinden topladığı parçalardan oluşuyor. Bir zamanlar farklı evlere ait olan çerçeveler, şimdi aynı yüzeyde birbirine komşu.</p>
<p>Pencerelerin geldiği yapılar, restore edilmek ya da yıkılmak üzere olan eski evler. Tunca, onları toplarken üzerlerinde kalan geçmişle ilgileniyor. Her birinin ölçüsü, biçimi, ahşabı, boyası ve eskime şekli farklı. Bu farklılıklar, yerleştirmenin nasıl kurulacağını da belirliyor.</p>
<p>Proje broşüründe <strong>Tuna Ortaylı</strong> ile yaptığı söyleşide, üretim sürecini bir tür arşivleme olarak anlatıyor sanatçı. Toplamak, sınıflandırmak, parçalar arasındaki ilişkileri görmek ve onları yeni bir bütün içinde bir araya getirmek… Burada arşivin malzemesi, bir zamanlar evlerin gündelik hayatına katılmış mimari parçalar.</p>
<p>Tunca’nın yaklaşımını şu sözleri açıklıyor: <em>“Bir anlamda restore ederek geçmişlerini temizlemek yerine, üzerlerindeki izlerle birlikte var olmalarına izin verdim.”</em> Ahşabın yıpranmışlığı, boyanın dökülmesi, kullanımın bıraktığı izler eserin içinde korunuyor. Pencerelerin geçmişi, yüzeylerinden okunmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu düşünceyi önemsiyorum. Eski bir nesneyi korurken bazen onu mümkün olduğunca yeni göstermeye çalışıyoruz. Oysa eskimenin de anlattıkları var. Yıllar boyunca açılıp kapanmış bir pencerenin üzerindeki iz, o evde sürmüş hayatın küçük bir kaydı olabilir.</p>
<p>Bu yazımın devamı ve köşemdeki diğer yazılarımın ayrıntıları için lütfen <a href="https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi">https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi</a> adresine geçiniz...</p>
<p><strong>Bir filmden çıkıp diğerine yetişmek</strong></p>
<p>Bir festival programını açmanın kendine özgü bir keyfi vardır. Önce tanıdığımız yönetmenlerin isimlerini ararız. Sonra bir filmin konusu ilgimizi çeker, başka birinin oyuncuları… İzlemek istediklerimizin yanına işaretler koyar, seans saatlerini karşılaştırırız. Birbirine denk gelen gösterimler arasında karar vermek zorlaşır. Daha ilk film başlamadan, günlerimizi sinemaya göre düzenlemeye koyuluruz. Filmekimi, yıllardır ekim ayına böyle bir hareket getiriyor. Bir filmden çıkıp diğerine yetişmek, aradaki zamanda bir kahve içmek, az önce izlediğimiz sahneyi konuşmak… Kimi filmler üzerine hemen söyleyecek sözümüz olur; kimilerini ise biraz içimizde taşımak isteriz. Günler sonra yeniden düşündüğümüz, bir dostla konuşurken anlamı değişen filmler de vardır.</p>
<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Paribu sponsorluğunda düzenlediği Filmekimi, bu yıl 25. kez seyirciyle buluşuyor. İstanbul gösterimleri başladı, 18 Ekim’e kadar sürüyor. Programda 43 film bulunuyor; Cannes, Venedik ve Toronto gibi festivallerden gelen yapımlar, farklı sinema anlayışlarını aynı seçkide bir araya getiriyor.</p>
<p><strong>Kırk yılın içinden geçen kırk saat</strong></p>
<p>Bir saat var karşımızda… Kırka kadar ilerliyor, sonra geriye dönüyor. <strong>Barış Kıralioğlu</strong>, sergisini anlatmaya bu saatten başlıyor. Hayatın dönemlerini renklerle ayırmış. İlk on yıl beyaz; ardından renkler değişiyor. Okulun bitişi, meslek seçimi, insanın hayatta kendine yer açma çabası… Yirmili yaşlardan otuzlara uzanan bu uğraş, onun anlatımında kırka doğru biraz hafifliyor. Sonra yeni bir döngü başlıyor. İkinci kırk yılın da kendi renkleri, aydınlık ve koyu bölümleri var. Üçüncü döngüye gelince, gülerek o günlere bırakıyor sözü.</p>
<p>Kırkıncı yaşını karşıladığı buluşmaya <em>“Barış Müzesi”</em> adını vermiş. 26 Eylül’de Fular’t Galeri’de açılan serginin davetiyesinde, oyuncaklarla saatlerin, bir zürafayla trenin arasında şu cümle yer alıyor:</p>
<p><em>“Kırk yıl biriktirdiklerim kırk saatliğine sizlerle.”</em></p>
<p>Resimler arasında ilerledikçe bu birikimin parçalarıyla tanışıyoruz. Çocukken izlediği çizgi filmler, gençliğinde okuduğu mizah dergileri, sevdiği sanatçılar, oynadığı roller ve yıllardır topladığı saatler… Her birinin burada anlatılacak bir hikâyesi var.</p>
<p><strong>Bir şehrin hatırası sofrasında saklı</strong></p>
<p>Bir şehri bazen bir yemekle hatırlarız. Adını duyduğumuzda gözümüzün önüne bir tabak gelir; ardından o yemeği yediğimiz masa, yanımızdaki insanlar, sofrada konuşulanlar… Afyonkarahisar’ın böyle güçlü çağrışımları var. Kaymak, sucuk, lokum hemen akla geliyor. Biraz daha zaman ayırınca hamur işleri, sebze yemekleri, çorbalar ve özel gün sofralarıyla genişleyen bir mutfakla karşılaşıyoruz.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde, sekizincisi düzenlenen Uluslararası GastroAfyon Turizm ve Lezzet Festivali için Afyonkarahisar’daydım. Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi’nde gerçekleştirilen buluşmanın teması <em>“Lezzetin Hafızası Anadolu”</em> olarak belirlenmişti. Valilik himayelerinde, belediye koordinasyonunda düzenlenen festival, şehrin yemeklerini Anadolu’nun farklı mutfaklarıyla aynı çerçevede ele alıyordu. Bu tema üzerinde durmaya değer. Bir yemeğin hafızası nerede saklanır? Yazılı tarifinde, kullanılan malzemede, onu hazırlayan kişinin elinde… Bir de hangi gün yapıldığında, kiminle yenildiğinde, sofraya hangi sırayla getirildiğinde. Yemeğin hikâyesi bunların hepsini içine alıyor. Afyonkarahisar mutfağı da bu gözle bakıldığında, insanı tariflerden hayatın içine götürüyor.</p>
<p><strong>İstanbul’da bir Fransız sofrasına oturmak</strong></p>
<p>Bazı yemeklerin adı, daha sofraya gelmeden bir şeyler hatırlatır. Soğan çorbasını okurken üzerindeki peynirli ekmeği, Crêpes Suzette’i görünce portakalı düşünürüz. Daha önce tattığımız bir yemeğin hafızamızdaki yeriyle, biraz sonra önümüze gelecek tabak arasında bir bağ kurulur. Klasik yemekler hazırlayan bir lokantada masaya oturmanın keyiflerinden biri de bu beklentidir.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Grand Hyatt İstanbul’daki L’Entrecôte at Library’de akşam yemeğindeydim. Otelin Library Bar alanında yer alan restoran, menüsünü Fransız mutfağının bilinen yemekleri etrafında kurmuş. Soğan çorbasından dil balığı meunière’e, antrikottan crème brûlée’ye uzanan bir seçki var. İstanbul’da bir akşamı Fransız yemeklerine ayırmak isteyenler için, menüsünü bu yönde belirlemiş bir adres.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gecmisin-izleri-yasamin-renkleri-89486</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geçmişin izleri, yaşamın renkleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oylum-yeni-gofret-ve-kraker-cesitleriyle-urun-yelpazesini-genisletiyor-89531</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Oylum CEO&#039;su Büyüknalbant: Katma değerli ürün portföyünü genişletmeye odaklandık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Atıştırmalık sektöründe 1969 yılından bu yana faaliyet gösteren Oylum, yeni ürünlerini piyasaya sundu. Yapılan açıklamaya göre bisküvi, gofret ve kraker kategorilerinde ürün geliştirme çalışmalarını sürdüren şirket, 2025 yılında pazara sunduğu tam buğdaylı bisküvi ve kraker çeşitlerinin ardından bu yıl Türk kahveli küp gofret ile mandalina ve nar aromalı gofret çeşitlerini tüketicilerle buluşturdu. Şirketin, ürün çeşitliliğini artırırken reçetelerinde kullandığı malzemelerle de farklılaşmayı amaçladığı belirtildi.</p>
<p>Oylum CEO’su Yener Büyüknalbant, katma değerli ürün portföyünü genişletmeye odaklandıklarını belirterek ürün geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Türk kahveli küp gofret ile mandalina ve nar aromalı gofret çeşitlerinin bu çalışmaların güncel örnekleri olduğunu ifade eden Büyüknalbant, yeni ürünlerin büyük zincir marketlerde listelenmeye başladığını kaydetti. Oylum, yeni ürünleriyle hem iç pazarda tüketiciye ulaşmayı hem de ihracatta katma değerli ürünlerin payını artırmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>"İhracatta markalaşma ve katma değerli ürün odağı"</strong></p>
<p>1985 yılından bu yana ihracat yapan Oylum, orta vadede ihracatın toplam ciro içindeki payını yüzde 50’ye çıkarmayı hedefliyor. Bu doğrultuda Almanya, Romanya, Avusturya, ABD ve Dominik Cumhuriyeti’ni öncelikli pazarlar olarak belirleyen şirket, pazarlama ve markalaşma çalışmalarıyla bu ülkelerdeki varlığını güçlendirmeyi planlıyor.</p>
<p>Büyüknalbant, Oylum markalı ürünlerin söz konusu pazarlardaki ihracatının olumlu ilerlediğini belirterek, “Pazarlama ve markalaşma destekleri sağlayarak bu pazarlardan başlamak suretiyle ihracatımızı artıracağız. Katma değerli ürünlerin de bu pazarlarda ciddi karşılığı olacaktır” dedi.</p>
<p>Gulfood, PLMA, WorldFood İstanbul, Anuga, SIAL ve ISM gibi uluslararası fuarlara katılan şirket, özellikle Avrupa ve Amerika kıtalarındaki hedef müşterilere ulaşmayı amaçlıyor. Büyüknalbant, TURQUALITY marka desteğine yönelik çalışmalarla da hedef pazarlarda Oylum’un görünürlüğünü ve bilinirliğini artırmak istediklerini ifade etti.</p>
<p><strong>Verimlilik ve yenilenebilir enerji yatırımları</strong></p>
<p>2026 yılı başında dijitalleşme ve sürdürülebilirliği önceliklendiren üç yıllık stratejik plan hazırladıklarını belirten Büyüknalbant, uzun vadeli değer yaratmaya odaklandıklarını söyledi. Türk lirası cinsinden giderlerdeki artış ile döviz kurlarının seyri arasındaki farkın ihracatta rekabeti zorlaştırdığını ifade eden Büyüknalbant, bu süreçte yeşil sanayi dönüşümü ve verimlilik odaklı üretim yönetimine ağırlık verdiklerini kaydetti.</p>
<p>Büyüknalbant, üretimde kullanılan elektrik ihtiyacının yüzde 65’ini yenilenebilir enerji kaynaklarından kendilerinin karşıladığını belirtti. Makine ve ekipmanların enerji verimliliğini gözden geçirdiklerini, modernizasyon yatırımlarını sürdürdüklerini ve kurdukları Yalın Üretim Ofisi aracılığıyla kaynak verimliliğini artırmaya çalıştıklarını ifade etti. Atık yönetimi ve üretkenliği artıran uygulamaların da şirketin rekabet gücünü desteklediğini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/oylum-yeni-gofret-ve-kraker-cesitleriyle-urun-yelpazesini-genisletiyor-89531</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/4/1280x720/yener-buyuknalbant-1785405617.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Katma değerli ürün portföyünü genişletmeye odaklandıklarını belirten Oylum CEO’su Yener Büyüknalbant, ürün geliştirme çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Büyüknalbant, pazarlama ve markalaşma çalışmalarıyla Almanya, Romanya, Avusturya, ABD ve Dominik Cumhuriyeti&#039;ndeki varlıklarını güçlendirmeyi planladıklarını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-pastirmasi-anavatanini-tescilledi-89530</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayseri Pastırması, anavatanını tescilledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri’nin yüzyıllardır süregelen gastronomi kültürünün en önemli ürünlerinden biri olan Kayseri Pastırması, Avrupa Birliği coğrafi işaret tescilinin ardından uluslararası arenada yeni bir döneme girdi. Tescilin alınmasında önemli rol üstlenen Kayseri Ticaret Odası, şimdi bu kazanımın ihracat, markalaşma ve e-ticaret kanallarıyla daha geniş pazarlara taşınmasına odaklanıyor.</p>
<p>Kayseri Pastırması’nın coğrafi işaret yolculuğu Türkiye’de 2002 yılında başladı. Kayseri Ticaret Odasının (KTO) girişimleriyle Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen ürün, Türkiye’de coğrafi işaret alan ilk pastırma oldu. Ürünün Avrupa Birliği’nde tescillenmesi için ise 5 Nisan 2023’te başvuru yapıldı. Başvuru, 9 Şubat 2024’te Avrupa Birliği Resmi Gazetesi’nde yayımlandı. Yayın sürecinde Bulgaristan tarafından yapılan itirazın ardından Kayseri Ticaret Odası bünyesinde teknik bir ekip oluşturuldu. Türk Patent ve Marka Kurumu, TOBB ve Avrupa’daki ilgili ekiplerle yürütülen çalışmalar sonucunda yaklaşık iki yıllık hukuki ve diplomatik sürecin ardından Kayseri Pastırması, 25 Mart 2026’da Avrupa Birliği’nde coğrafi işaret tescili aldı.</p>
<p>Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, tescil sürecinin yalnızca bir belge alma çalışması olmadığını belirterek, Kayseri’nin gastronomi ürünlerinin uluslararası alanda korunması ve tanıtılması açısından önemli bir kazanım elde edildiğini ifade etti. Gülsoy, Kayseri Pastırması’nın AB’de tescilli ürünler arasında kendisine yönelik itiraz davası açılan ilk ve tek ürün olduğunu belirterek, süreçte yoğun bir çalışma yürütüldüğünü vurguladı.</p>
<p><strong>“Biz şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik”</strong></p>
<p>Gülsoy, Kayseri Pastırması’nın AB tesciliyle ilgili değerlendirmesinde, “AB’den tescilli ürünlerimiz içinde hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri Pastırması. Perde arkasındaki emek çok büyük. Biz şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik. Kayseri’nin binlerce yıllık emeği, tüccarımızın alın teri uluslararası arenada mühürlendi” ifadelerini kullandı. Tescille birlikte Kayseri Pastırması’nın Avrupa pazarında daha güçlü bir konuma ulaşmasının önü açılırken, ürünün uluslararası pazarlarda tanıtılması ve markalaştırılması da öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Gülsoy, Kayseri’nin sahip olduğu gastronomi değerlerinin dış pazarlarda daha fazla tanıtılması gerektiğine dikkat çekerek, “Bu topraklardan çıkan ürünlerin değerini önce biz bilmezsek, dış pazarlara anlatamayız” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Hedef dünya mutfakları</strong></p>
<p>Gülsoy, Kayseri Ticaret Odası’nın coğrafi işaret çalışmalarının yalnızca pastırmayla sınırlı olmadığını belirtirken, kent mutfağına ait çok sayıda ürünün de tescillenmesi için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi. Kayseri Yağlaması, Kayseri Katmeri, Kayseri Tandır Böreği, Kayseri Yağ Mantısı, Kayseri Nevzinesi, Kayseri Börek Aşı, Kayseri Kurşun Aşı Çorbası, Kayseri Fırınağzı Kebabı, Kayseri Çemeni, Kayseri Tepsi Mantısı, Kayseri Gül Baklavası ve Kayseri Sucuk İçi’nin de aralarında bulunduğu ürünlerin tescilinin gerçekleştirildiğini belirten Gülsoy, son dönemde Kayseri Pöç Kebabı ve Kayseri Purov Mantısı’nın da tescilini alarak Kayseri Ticaret Odası adına tescilli ürün sayısının 17’ye, Kayseri genelindeki coğrafi işaretli ürün sayısının ise 34’e ulaştığını ifade etti. Kayseri Kuru Böreği ve Kayseri Pehlisi için yapılan coğrafi işaret başvurularının ise şu anda değerlendirme aşamasında olduğunu söyledi. Gülsoy, coğrafi işaretlerin ekonomik değere dönüştürülmesinin önemine dikkat çekerek, “Tescilli ürünlerin e-ticaret ve ihracat kanallarıyla dünya pazarlarına taşınmasını sağlamalıyız. Bize düşen görev bu tescilli gücü e-ticaretin hızıyla birleştirip dünyanın her mutfağına ulaştırmak” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayseri-pastirmasi-anavatanini-tescilledi-89530</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/3/0/1280x720/kayseri-pastirmasi-anavatanini-tescilledi-1791795600.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili almasıyla birlikte gözler ürünün uluslararası pazarlardaki yolculuğuna çevrildi. Kayseri Ticaret Odası Başkanı Ömer Gülsoy, yaklaşık iki yıl süren hukuki ve diplomatik çalışmaların ardından alınan tescilin, Kayseri pastırmasının dünya markası haline gelmesi için önemli bir fırsat oluşturduğunu belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocasinan-belediyesi-glutensiz-kayseri-mutfagini-turkiyeye-tasidi-89529</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocasinan Belediyesi, &#039;Glütensiz Kayseri Mutfağı&#039;nı Türkiye’ye taşıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Türkiye’de birçok belediye çölyaklı bireylere yönelik projeler yürütürken, Kayseri’nin merkez ilçelerinden Kocasinan Belediyesi bu alandaki çalışmalarına 2017 yılında başladı. İlçede yaşayan 257 çölyaklı aile için hayata geçirilen destek programıyla dikkat çeken belediyenin, toplam 8 bin 801 çölyak paketini ihtiyaç sahiplerine ulaştırdığı bildirildi.</p>
<p>Kocasinan Belediyesi, sosyal destek çalışmalarını zaman içerisinde üretim odaklı bir modele dönüştürerek “Glütensiz Kayseri Mutfağı” projesini hayata geçirdi. Proje kapsamında mantı, erişte ve boş mantı başta olmak üzere Kayseri’ye özgü birçok ürün glütensiz şekilde endüstriyel olarak üretilip Türkiye’nin farklı noktalarındaki satış kanallarına ulaştırılıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6acca0de8a8e7-1791795422.jpg" alt="" width="431" height="443" /></p>
<p>Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Türkiye’de ilk kez uygulanan bir modeli hayata geçirdiklerini belirterek, “Kayseri’nin yöresel yemekleri olan mantı, yağlama, nevzine, yağ mantısı ve erişte gibi ürünleri tesisimizde üretiyoruz. Kayseri mantısı gibi ürünler Türkiye’de yalnızca burada glütensiz olarak üretiliyor. Bu durum hem Kayseri hem de Kocasinan adına gurur verici” dedi. Tesisin hem restoran hem de paket servis hizmeti verdiğini ifade eden Çolakbayrakdar, glütensiz yaşamı tercih eden vatandaşların ürünlere kolay erişim sağlayabildiğini söyledi. Üretilen ürünlerin Türkiye’nin dört bir yanına gönderildiğini kaydeden Çolakbayrakdar, belediyecilik anlayışlarının vatandaşların yaşamını kolaylaştırmaya dayandığını vurguladı ve Türkiye’nin farklı şehirlerinde yaşayan çölyak hastalarına da, Kayseri mutfağını, Glütensiz Kayseri Mutfağı üzerinden rahatlıkla tadabilecekleri çağrısında bulundu.</p>
<p><strong>“8 bin 801 çölyak paketi dağıtıldı”</strong></p>
<p>Glütensiz Kayseri Mutfağı Projesi’nin çıkış noktasının ilçede yaşayan çölyak hastaları olduğunu belirten Başkan Çolakbayrakdar, ilk etapta çölyaklı bireylerin sağlıklı beslenmesine katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi. Ailelerdeki çölyaklı birey sayısı ve gelir durumuna göre düzenli destek sağladıklarını ifade eden Çolakbayrakdar, “2017 yılında başlattığımız ve Türkiye’de diğer belediyelere de örnek olan uygulama kapsamında ilçemizde yaşayan 257 çölyaklı aileye bugüne kadar toplam 8 bin 801 çölyak paketi ulaştırdık” diye konuştu.</p>
<p>Çolakbayrakdar, yıllara göre dağıtım rakamlarının ise 2017’de 264 koli, 2018’de 528 koli, 2019’da bin 163 koli, 2020’de 960 koli, 2021’de 808 koli, 2022’de 952 koli, 2023’te 960 koli, 2024’te bin 265 koli, 2025’te bin 405 koli ve 2026’nın ilk dört ayında 396 koli olarak gerçekleştiğini aktardı.</p>
<p>Kocasinan Belediyesi Sosyal Hizmetler Müdürlüğü tarafından hazırlanan glütensiz ürün paketlerinde kek unu, hamur işi unu, nişastalı karışım, kakaolu çıtır top, burgu makarna, spagetti, şehriye, köftelik bulgur, fındık ezmesi, portakallı mini kek ve susamlı çubuk kraker gibi ürünler yer alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocasinan-belediyesi-glutensiz-kayseri-mutfagini-turkiyeye-tasidi-89529</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/2/9/1280x720/kocasinan-belediyesi-glutensiz-kayseri-mutfagini-turkiyeye-tasidi-1791795485.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocasinan Belediyesi’nin 2017 yılında çölyaklı bireyler için başlattığı sosyal destek çalışmalarının glütensiz yöresel ürünlerin üretildiği ve Türkiye geneline ulaştırıldığı bir modele dönüştüğü belirtildi. Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, “Kayseri’nin yöresel yemekleri olan mantı, yağlama, nevzine, yağ mantısı ve erişte gibi ürünleri tesisimizde üretiyoruz. Kayseri mantısı gibi ürünler Türkiye’de yalnızca burada glütensiz olarak üretiliyor. Bu durum hem Kayseri hem de Kocasinan adına gurur verici” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uluslararasi-kocaeli-kitap-fuari-1-milyon-59-bin-ziyaretciyle-rekor-kirdi-89510</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı 1 milyon 59 bin ziyaretçi ağırladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli’nin gelenekselleşen kültür buluşması Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, “Ağaçlar Kitap Açtı” etkinliğiyle verilen fuar müjdesinin ardından 16’ncı kez kapılarını açarak kenti edebiyat dünyasıyla buluşturdu. Bu yıl 16’ncısı düzenlenen Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 1 milyon 59 bin 347 ziyaretçiyi ağırlayarak tüm zamanların rekoruna ulaştı.</p>
<p>Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar’ın onur konuğu olduğu fuar, “Romanların ve Hatıratların İzinde” temasıyla düzenlendi. 515 yayınevinin katıldığı organizasyonda 1.065 etkinlik, söyleşi ve ziyaretçi sayısıyla Türkiye’nin en büyük kitap fuarı olma özelliğini taşıyan organizasyon, 9 gün boyunca gördüğü yoğun ilgiyle kapılarını kapattı. Fuar, ulaştığı ziyaretçi sayısıyla Kocaeli’nin kültür ve sanat yaşamına katkı sunarken kitap okuma kültürünün yaygınlaşmasına da destek oldu.</p>
<p>Fuarın kapanış programında Büyükşehir personeliyle bir araya gelen Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, “16’ncısını düzenlediğimiz Kocaeli Kitap Fuarı, önemli bir marka haline geldi. Bini aşkın çalışanımızla büyük bir özveriyle 10 gün geçirdik. Bu sürede Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı’nı 1 milyon 59 bin 347 kişinin ziyaret etti. Bu heyecanı en alttan en üste tüm yöneticilerimizle birlikte yaşadık. Heyecanımız çok büyük. Yine önemli bir rekora imza attığımızı düşünüyorum. Türkiye’de bu çapta bir fuarın parçası olmaktan gurur duyuyoruz” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/10/12/whatsapp-image-2026-10-12-at-08-idyc.jpg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<h2>Dünya edebiyatının önemli isimleri Kocaeli’de buluştu</h2>
<p>Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı’nda söyleşilerin ardından imza alanlarında oluşan uzun kuyruklar, bu yıl da fuarın değişmeyen görüntüleri arasında yer aldı. Sevdikleri yazarlarla tanışmak, kitaplarını imzalatmak ve söyleşilere katılmak isteyen kitapseverler salonları doldururken, fuar dünya edebiyatının önemli isimlerini de Kocaelililerle buluşturdu. Bu isimler arasında yer alan Amerikalı yazar John Perkins, Bir Ekonomik Tetikçinin İtirafları kitabıyla ele aldığı küresel ekonomik sistemdeki güç ilişkilerini, “Kurgu Gibi Bir Dünya: Güç, Borç ve Ekonomik İmparatorluklar” başlıklı söyleşisinde okurlarıyla paylaştı. Türkiye hakkında bir kitap yazması durumunda eserine “Kilit Taşı” adını vereceğini belirten Perkins, Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nda yer almaktan onur duyduğunu ifade etti.</p>
<p>Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı, yabancı yazarları da Kocaelili okurlarla buluşturdu. Fuara katılan İngiliz tarihçi ve yazar Roger Crowley, söyleşisinin ardından kamera gözlüğüyle fuar alanını gezdi. Organizasyona ilişkin izlenimlerini paylaşan Crowley, “Böyle bir fuara daha önce rastlamadım” dedi. Fuar kapsamında ayrıca Soyoung Park, Paola Peretti, Silvana Paternostro ve Amina Seçeroviç de okurlarıyla bir araya geldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/10/12/whatsapp-image-2026-10-12-at-08-yoa2.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>Gazze söyleşisi ve tarihi eser müzayedesi ilgi gördü</h2>
<p>Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı’nda Gazze’ye yönelik duyarlılık da etkinlik programında yer buldu. 7 Ekim saldırılarının yıl dönümünde fuarın konukları Nour Alhila, Samir Atiye ve Peren Birsaygılı Mut, “7 Ekim Gazze Özel Etkinliği” kapsamında düzenlenen söyleşide bir araya geldi. Anadolu Ajansı tarafından hazırlanan, İsrail’in Gazze’deki savaş suçları ve soykırım iddialarına ilişkin kanıtları ele alan Kanıt belgeselinin gösteriminin ardından gerçekleştirilen söyleşide Gazze’de yaşananlar konuşuldu. Fuarın öne çıkan etkinliklerinden biri de “Değerli Eserler Müzayedesi” oldu. İki seansta düzenlenen müzayedede farklı dönemlere ait yaklaşık 45 kitap, mecmua, harita ve tarihi belge koleksiyon meraklılarının beğenisine sunuldu. Türk edebiyatının önemli eserlerinin yanı sıra tarih, sanat, düşünce ve kültür alanlarından yayınların da yer aldığı müzayedede açılış fiyatları 5 TL ile 7 bin 500 TL arasında değişirken katılımcılar, ilgilendikleri eserleri koleksiyonlarına katmak için teklif verdi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/10/12/whatsapp-image-2026-10-12-at-08-mhci.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<h2>Kocaeli’nin kültürel mirası yeni eserlerle geleceğe taşınıyor</h2>
<p>Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında, tarihi ve kültürel mirasın korunması ile yerel sanatçıların üretimlerinin desteklenmesini amaçlayan Kültürel Değerler Destek Projesi (KÜDEP) tanıtıldı. Programda ayrıca Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan “Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu VII / Bildiriler Kitabı”, “Spor Kenti Kocaeli: Dünden Bugüne”, “Soyut Vatan”, “Geçmişi Kim Anlatır: Tarih, Roman, Hafıza” ve “Aslı Gibidir” adlı beş eserin lansmanı gerçekleştirildi. Kentin kültür, tarih ve spor birikimini ele alan eserler, Kocaeli’nin şehir hafızasının gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunmayı amaçlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/uluslararasi-kocaeli-kitap-fuari-1-milyon-59-bin-ziyaretciyle-rekor-kirdi-89510</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/0/1280x720/uluslararasi-kocaeli-kitap-fuari-1-milyon-59-bin-ziyaretciyle-rekor-kirdi-1791788946.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı, 515 yayınevi ve 1.065 etkinlik ve söyleşiyle 1 milyon 59 bin 347 ziyaretçiyi ağırladı. Yabancı yazarları Kocaelili okurlarla buluşturan fuarda Gazze söyleşisi, tarihi eser müzayedesi ve kentin kültürel mirasını geleceğe taşıyan eserlerin tanıtımı da gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-ihracati-miktarda-azaldi-degerde-artti-89516</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fındık ihracatı miktarda azaldı, değerde arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>​​​​​​​Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, 1 Ocak-30 Eylül 2026 ihracat dönemi hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamaya göre bu dönemde yurt dışına 152 bin 543 ton fındık satıldığı, karşılığında 1 milyar 919 milyon 691 bin dolar girdi sağlandığı belirtildi.</p>
<p>Geçen yılın aynı döneminde gerçekleştirilen 187 bin 618 ton fındık ihracatından ise 1 milyar 600 milyon 204 bin dolar gelir elde edildiği kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/findik-ihracati-miktarda-azaldi-degerde-artti-89516</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/6/1280x720/findik-1787577942.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geçen yılın ocak-eylül döneminde 187,6 bin ton fındık ihracatından 1,6 milyar dolar gelir elde edilirken, bu yıl 152,5 bin tondan 1,9 milyar dolarlık gelir elde edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-dunyasi-sigorta-birliginin-yeni-baskani-atilla-benli-89515</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk Dünyası Sigorta Birliği&#039;nin yeni başkanı Atilla Benli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Dünyası Sigorta Birliği Başkanlığı'na Atilla Benli seçildi.  </p>
<p>Türk devletleri arasındaki tarihi, kültürel ve ekonomik bağları sigortacılık sektöründe somut ve sürdürülebilir işbirliklerine dönüştürmek amacıyla 14 Eylül 2025 tarihinde Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çatısı altındaki ülkelerin temsilcilerini bir araya getirmek için Türk Dünyası Sigorta Birliği kuruldu.</p>
<p>Bu kapsamda Türk dünyasının çeşitli ülkelerinden sigorta sektörünün üst düzey temsilcilerini ve karar vericilerini buluşturmak amacıyla organize edilen Türk Dünyası Sigorta Birliği 1. Genel Kurulu, Azerbaycan'ın Şuşa şehrinde gerçekleştirildi.</p>
<p>Bu yıl Birliğin 2. Genel Kurulu Türkiye Sigorta Birliğinin (TSB) ev sahipliğinde Gaziantep'te gerçekleştirilirken, genel kurulun ardından TSB Hayat ve Emeklilik Yönetim Komitesi Üyesi, Zurich Yaşam ve Emeklilik Genel Müdürü olan Atilla Benli, Türk Dünyası Sigorta Birliğinin yeni başkanı oldu.</p>
<p><strong>"Artık somut adımlar atacağız"</strong></p>
<p>Atilla Benli, yaptığı değerlendirmede, TDT çatısı altındaki ülkelerin bir araya gelerek Türk Devletleri Sigorta Konseyini kurduğunu anımsattı.</p>
<p>Önce iyi niyet belgesine dayalı bir başlangıç belgesinin imzalandığını, ardından Türk Dünyası Sigorta Birliğinin 1. Genel Kurulu ile Birliğin resmi hale geldiğini belirten Benli, "Türkiye, Azerbaycan, Kırgızistan, Özbekistan ve Kazakistan olmak üzere 5 kurucu ülke var. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türkmenistan ve Macaristan, gözlemci üye ülkeler olarak yer alıyorlar." diye konuştu.</p>
<p>Birlikte 1 yıl boyunca başkanlık yapacağını belirten Benli, genel kurulda yapılan konuşmalar ve panellerden edinilen izlenimler doğrultusunda bütün üyelerin kendi ülkelerinde çalışma yapacağını, ardından çıkacak sonuçlara göre atılması gereken adımlara ilişkin aksiyon alınacağını kaydetti.</p>
<p>Benli, Birliğin birbirini tanıma döneminin artık bittiğini ifade ederek, "Türk Dünyası Sigorta Birliği olarak artık somut adımlar atacağız. En önemli başlığımız reasürans. Ortak Türk devletlerinin birlikte çalışabileceği havuz kurulması. Türkiye, en fazla potansiyele ve bilgi birikime sahip ülke, kapasite kullanım ve reasürans anlamında öncü rol oynayarak en önemli adımımızı bu tarafta atacağız." açıklamasını yaptı.</p>
<p>Çin ile Avrupa arasındaki ticaret süresini kısaltmayı amaçlayan Orta Koridor'un da üye ülkelerin topraklarından geçeceğini hatırlatan Benli, bu alanda yapılacak yatırımların güvence ve korunmaya ihtiyacı olduğunu söyledi.</p>
<p>Benli, Türk dünyasının coğrafyadaki risklerinin hep birlikte sigortacılık açısından ölçülmesi ve modellenmesinin, öncelikle doğal afetler ve zorunlu sigortalar üzerinden devam ettiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Şimdi parametrik sigortalarla ilgili hem akademik hem de sigorta tekniği açısından birlikte komiteler kurarak ölçümleyeceğiz. Bu modelleri sigorta riskini hesaplamakta ve fiyatlamakta kullanıp kendi coğrafyamızda mümkün olduğunca sigortayla daha az kaynağı dışarı çıkararak çok daha büyük kapasitelerle güvence sağlamaya çalışacağız. Şu anda birbirimizden ayrı olarak yapamadıklarımızı birlikte hizalanarak yapacağız. Türk coğrafyasında sigorta koruması için yaklaşık 30 trilyon liralık bir potansiyel var."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turk-dunyasi-sigorta-birliginin-yeni-baskani-atilla-benli-89515</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/5/1280x720/6663-1791790585.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Dünyası Sigorta Birliği Başkanlığı&#039;na seçilen Atilla Benli, &quot;Türkiye, en fazla potansiyele ve bilgi birikime sahip ülke, kapasite kullanım ve reasürans anlamında öncü rol oynayarak en önemli adımımızı bu tarafta atacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/e-tebligat-sisteminde-sartlar-belirlendi-89514</guid>
            <pubDate>Mon, 12 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> e-Tebligat sisteminde şartlar belirlendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan "Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğle, daha önce bu alanda yapılan kanun değişikliği doğrultusunda elektronik tebligat (e-Tebligat) sistemine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlenirken, düzenleme kapsamında sisteme dahil olması gereken mükelleflerin, başvuru süreleri ve sistemden çıkış şartları tespit edildi.</p>
<p>Bakanlıktan edinilen bilgiye göre, kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri, kolektif şirketler, adi komandit şirketler ile ÖTV Kanunu'na ekli (II) sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılan gerçek ve tüzel kişiler ile tüzel kişiliği olmayan teşekküller, belirlenen şart ve sürelerde e-Tebligat sistemine dahil olacak.</p>
<p>Buna göre, 1 Temmuz'dan önce ilgili kanun maddesi kapsamında e-Tebligat sistemine dahil olanlar, yeni bir başvuru yapmadan mevcut kullanıcı kodu ve şifreleriyle sistemi kullanmaya devam edebilecek.</p>
<p>Sisteme dahil olması gereken mükellefler, başvurularını Dijital Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda veya durumlarına uygun "Elektronik Tebligat Sistemine Dahil Olma Talep Bildirimi" ile ilgili vergi dairesine yapabilecek.</p>
<p>11 Ekim'den önce elektronik tebligat sistemine dahil olması gerektiği halde henüz dahil olmayan kurumlar vergisi mükellefleri, ticari, zirai ve mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kolektif ve adi komandit şirketlerin 30 Kasım'a kadar sisteme dahil olması gerekiyor.</p>
<p>Söz konusu tarihten sonra mükellefiyet tesis ettiren ve sisteme dahil olması zorunlu olan bu mükelleflerin ise işe başlama tarihini takip eden 15 gün içinde sisteme dahil olmaları önem taşıyor.</p>
<p>ÖTV Kanunu kapsamındaki mallardan kayıt ve tescile tabi olanların ilk iktisabında adına tescil yapılacak kişilerin ise ilk iktisaba ilişkin kayıt veya tescil işlemi tamamlanmadan önce sisteme dahil olmaları zorunlu olacak.</p>
<p><strong>e-Tebligatlar, Dijital Vergi Dairesi ve e-Devlet üzerinden görüntülenebilecek</strong></p>
<p>Bu kapsamda tebliği gereken ve e-imza ile imzalanan evrak, e-Tebligat sistemi aracılığıyla muhatabına elektronik ortamda iletilecek. Mükellefler bu tebligatlarına Dijital Vergi Dairesi veya e-Devlet Kapısı üzerinden erişebilecek.</p>
<p>Elektronik imzalı tebliğ evrakı, sisteme ulaştığı tarihi izleyen 5'inci günün sonunda tebliğ edilmiş sayılacak. Mükellefler, kendilerine e-Tebligat iletildiğine ilişkin kısa mesaj veya e-posta yoluyla bilgilendirme yapılmasını talep edebilecek. Ancak bu bilgilendirmenin herhangi bir nedenle yapılamamış olması, e-Tebligatın geçerliliğini ve tebliğ süresini etkilemeyecek.</p>
<p>Tebliğle e-Tebligat sisteminden çıkışa ilişkin hükümler de belirlendi. Buna göre, tüzel kişilerin ilgili sicil kayıtlarının silinmesi veya gerçek kişilerin ölümü ya da gaipliğine karar verilmesi gibi durumlarda sistemden çıkış yapılacak.</p>
<p>Belirli şartları taşıyan zorunlu ve isteğe bağlı kullanıcılar ise başvuruları üzerine sistemden çıkabilecek. 65 yaşını doldurmuş kişiler de başvurmaları halinde sisteme dahil olma zorunluluğunu gerektiren başka bir durum bulunmaması şartıyla sistemden çıkarılabilecek.</p>
<p>Kısıtlı olma, ceza infaz kurumuna girme veya askerlik hizmeti gibi nedenlerle sistemi kullanma imkanı ortadan kalkanlara ilişkin geçici çıkış hükümleri de tebliğ kapsamında düzenlendi.</p>
<p><strong>Mükelleflerin dikkat etmesi gereken hususlar</strong></p>
<p>Ayrıca, e-Tebligat sistemini kullanan mükelleflerin, bildirimlerini süresinde, tam ve doğru şekilde yapmaları, bilgilerinde meydana gelen değişiklikleri vergi dairesine bildirmeleri ve kendilerine tahsis edilen kullanıcı kodu ile şifreyi korumaları gerekiyor.</p>
<p>Kullanıcı bilgilerinin veya şifrenin üçüncü kişilerin eline geçtiğinin öğrenilmesi halinde durumun derhal ilgili vergi dairesine bildirilmesi önem taşıyor. Yükümlülüklere uymayanlar hakkında ilgili kanun kapsamındaki ceza hükümleri uygulanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/e-tebligat-sisteminde-sartlar-belirlendi-89514</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğe göre, kurumlar vergisi ve ticari, zirai, mesleki kazançları dolayısıyla gerçek usulde vergilendirilen gelir vergisi mükellefleri ile kolektif ve adi komandit şirketler gibi tüzel ve gerçek kişiler, elektronik tebligat sistemine dahil olacak. Kapsamda olmasına rağmen sisteme henüz girmeyen mükelleflerin 30 Kasım&#039;a kadar uygulamaya dahil olması gerekiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/esbas-ucuncu-kez-avrupada-calisilacak-en-iyi-sirketler-listesinde-yer-aldi-89462</guid>
            <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 02:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESBAŞ, üçüncü kez Avrupa’da çalışılacak en iyi şirketler listesinde yer aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ (ESBAŞ), Great Place To Work ve Fortune Europe iş birliğiyle hazırlanan Fortune 100 Best Companies to Work For in Europe 2026 listesine girerek Avrupa’da çalışılacak en iyi 100 şirket arasında gösterildi. Bu yıl listeye Türkiye’den giren dört şirketten biri olan ESBAŞ, 2022 ve 2023 yıllarında da Avrupa’nın en iyi işverenleri arasında gösterilmişti.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre şirket, bu yıl da listeye girme başarısını göstererek, çalışan odaklı kurum kültürünü uluslararası ölçekte bir kez daha tescillemiş oldu. </p>
<p>Avrupa’da çalışılacak  en iyi şirketleri belirlemek amacıyla, kıta genelinde çalışanların deneyimlerini esas alan araştırma kapsamında, 2,4 milyondan fazla çalışanı temsil eden 1,5 milyondan fazla gizli anket yanıtı değerlendirildi. Listeye girebilmek için şirketlerin en az 500 çalışana sahip olması, Great Place To Work sertifikası alması ve 2025 ya da 2026 yılının ilk döneminde bulundukları ülkelerin ulusal en iyi işverenler listelerinde yer alması gerekiyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/esbas-ucuncu-kez-avrupada-calisilacak-en-iyi-sirketler-listesinde-yer-aldi-89462</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/2/1280x720/esbas-ucuncu-kez-avrupada-calisilacak-en-iyi-sirketler-listesinde-yer-aldi-1791675693.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ESBAŞ, çalışan deneyimi ve güven temelli iş yeri kültürünü esas alan uluslararası değerlendirmede Avrupa’da çalışılacak en iyi 100 şirket arasına girdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmir-ticaret-borsasinda-baskan-omer-gokhan-tuncer-oldu-89461</guid>
            <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 02:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir Ticaret Borsası’nda yeni Başkan Ömer Gökhan Tuncer</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Borsası (İTB) Organ Seçimleri tamamlandı. Yönetim Kurulu Başkanlığı için yapılan seçim neticesinde Ömer Gökhan Tuncer 36, Barış Kocagöz 16 oy aldı, 1 oy ise geçersiz sayıldı. İTB'de 2026-2030 tarihleri arasında görev yapacak yönetim kurulu asil listesi şu isimlerden oluştu, Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökhan Tuncer, Nihat Sağır, Deniz Celep, Ali Koyuncuoğlu, Mustafa Elmas, Erdem Barış Kılıç, Suat Yıldırım, Ezgi Ulusoy Yılmaz, Evren Bayraktar, Onur Uçak, Necati Polat.</p>
<p>Meclis başkanlık divanı seçiminin gerçekleştirildiği 2026-2030 dönemi ilk Meclis toplantısı, en yaşlı üye Mümin Yavuz’un başkanlığında gerçekleştirildi. Meclis Başkanlığı'na Bülent Uçak, Meclis Başkan Yardımcılıklarına Erol Avni Bozkurt ve Murat Şenay, Katip Üyeliğe Erbey Zeki Ergen seçildi.</p>
<p>Meclis Başkanlığı için yapılan seçimde 53 Meclis Üyesinin 52’si oy kullandı. Oylama neticesinde; Bülent Uçak 30 oy, Özhan Şen ise 20 oy alırken, 2 oy ise geçersiz sayıldı.</p>
<p>Disiplin kurulu asil üyeleri, Ahmet Tuğrul Başer, Sonnur Kırmızıoğlu, Müfit Uz, Emrullah Hasdemir, Yasin Çakmak, Hanif Pehlivanoğlu’ndan oluştu. TOBB delegeleri asil üyeler: Erdinç İnan Yılmaz, Engin Nostar, Aydın Arıkök, Abdullah Atar, Satılmış Ömeroğlu, Sebahettin Dumlu, Ali Özcan, Eren Aka, Nuri Kahya oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izmir-ticaret-borsasinda-baskan-omer-gokhan-tuncer-oldu-89461</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/1/1280x720/izmir-ticaret-borsasinda-baskan-omer-gokhan-tuncer-oldu-1791675569.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTB Yönetim Kurulu Başkanlığı için yapılan seçim neticesinde Ömer Gökhan Tuncer 36, Barış Kocagöz 16 oy aldı, 1 oy ise geçersiz sayıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/lima-logistics-vizyonunu-izmirde-acikladi-lima-360-ile-tam-entegrasyon-89463</guid>
            <pubDate>Sun, 11 Oct 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Lima Logistics vizyonunu İzmir’de açıkladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h3>DUYGU GÖKSU/İZMİR</h3>
<p>Lima Logistics, 5. Uluslararası Logistech İzmir Fuarı kapsamında gerçekleştirdiği basın buluşmasında, Lima’nın bugününü, gelişim alanlarını ve geleceğe yönelik vizyonunu paylaştı.</p>
<p>Şirket vizyonu, lojistik ve hizmetlerden dijital dönüşüme, uluslararası yapılanmadan sürdürülebilirliğe, spordan kurum kültürüne kadar altı başlıkta açıklandı.</p>
<p>Verilen bilgiye göre, Lima’nın bu yıl hayata geçirdiği LİMA 360 sistemi, müşteri, operasyon ve finans süreçlerini tek bir yapı altında buluşturuyor. Müşteri 360, Operasyon 360 ve Finans 360 yapılarıyla farklı süreçlerin daha görünür ve bağlantılı şekilde yönetilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Lima Logistics Kurucu Ortaklarından Vedat Çelik, hava, kara ve denizyolu taşımacılığının yanı sıra otomotiv, fuar ve etkinlik lojistiği gibi uzmanlık alanlarıyla müşterilerine değer yaratmaya devam ettiklerini belirterek, “Sektörümüzün zorlu koşullarına rağmen odağımızı koruyor, hizmet yapımızı geliştirerek müşterilerimiz için değer yaratmaya devam ediyoruz. LİMA 360 ile farklı süreçlerdeki bilgiyi aynı yapıda buluşturuyor, ekiplerimizin aynı bilgiyle aynı hedefe ilerlemesini sağlıyoruz” dedi.</p>
<h3>“Büyümeyi Türkiye ile sınırlı tutmuyoruz”</h3>
<p>Şirketin Kurucu Ortaklardan Sinan Türel, Lima’nın Türkiye’den dünyaya uzanan yapılanmasını ve Lima Europe ile gelişen uluslararası hizmet ağını aktarırken, global pazarlardaki büyüme vizyonuna dikkat çekti. Lima’nın gelecek vizyonunu anlatan Türel, “Lima’nın gelişimini Türkiye ile sınırlı tutmadan, uluslararası pazarlarda güçlü ve sürdürülebilir bir yapı kurarak ilerliyoruz” dedi.</p>
<p>Lima Spor Kulübü üzerinden şirketin iş dünyasının ötesindeki yaklaşımını paylaşan kurucu ortaklardan Cenker Ural da, “Lima Spor Kulübü, çocukların ve gençlerin sporla buluşmasını, gelişimlerine katkı sağlamayı ve sporun hayatın önemli bir parçası olmasını destekliyor. Bu da Lima’nın yalnızca iş sonuçlarına değil, topluma ve genç nesillere yaptığı katkıya da önem verdiğini ortaya koyuyor. Bir şirketi yalnızca yaptığı iş değil, o işi birlikte yapan insanların kurduğu bağ ve oluşturduğu kültür de şekillendirir.”</p>
<p><strong>Çevresel etkileri azaltmak için çalışmalar sürüyor</strong></p>
<p>Lima Green kapsamında gerçekleştirilen çalışmalarla, taşımacılık faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonların karbon nötr taşımacılık yaklaşımıyla dengelenmesi hedefleniyor. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/lima-logistics-vizyonunu-izmirde-acikladi-lima-360-ile-tam-entegrasyon-89463</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/3/1280x720/lima-logistics-vizyonunu-izmirde-acikladi-lima-360-ile-tam-entegrasyon-1791676927.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Lima Logistics Kurucu Ortağı Vedat Çelik, “Sektörümüzün zorlu koşullarına rağmen odağımızı koruyor, hizmet yapımızı geliştirerek müşterilerimiz için değer yaratmaya devam ediyoruz. LİMA 360 ile farklı süreçlerdeki bilgiyi aynı yapıda buluşturuyor, ekiplerimizin aynı bilgiyle aynı hedefe ilerlemesini sağlıyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bati-akdeniz-oda-ve-borsalar-degisimden-yana-89459</guid>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 23:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Batı Akdeniz oda ve borsa seçimlerinde yeni dönem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Antalya Ticaret Borsası’nda (ATB) 2026-2030 çalışma döneminde görev yapacak yönetim kurulu, disiplin kurulu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) delegeleri belirlendi. Ali Çandır, güven tazeleyerek yeniden Yönetim Kurulu Başkanı seçildi.</p>
<p>Seçim sonucunda Antalya Ticaret Borsası yönetim kurulu üyeliklerine de Halil Bülbül, Hüseyin Simav, Cüneyt Doğan ve Ragıp Gök yeniden seçildi.</p>
<p>TOBB Genel Kurul delegeliğine Halil Bülbül, Selçuk Çelebi, Nuri Büyükselçuk seçilirken, ATB Disiplin Kuruluna Burak Gönen, Nurettin Babaoğlu, Sedat Ekici, Mustafa Çetin, Salih Kurubaş ve Halil Karakaş seçildi.</p>
<p>Borsa organ seçimlerinin ikinci aşamasını da tamamladıklarını belirten Başkan Ali Çandır, yönetime duyulan güven için Borsa üyelerine teşekkür etti. Çandır, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Organ seçimlerimizin ikinci etabını da tamamladık. Üyelerimizin seçtiği meclis üyelerimiz, yönetim kurulumuza 4 yıllığına görev verdi. Bize güvenen, destek veren tüm üyelerimize ve meclis üyelerimize teşekkür ediyorum. Yeni dönem daha fazla sorumluluk ve daha fazla çalışma gerektiriyor. ATB olarak üretimin, emeğin ve ticaretin gücünü artıran çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Antalya’mız, tarım sektörümüz ve ülkemiz için fark yaratan çalışmaları daha da ileri taşıyacağız. Üyelerimizin ihtiyaçlarına, kentimizin önceliklerine ve ülkemizin ekonomik hedeflerine odaklanarak çalışmaya devam edeceğiz. İş dünyamızın sesi ve çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz. Önümüzdeki dört yılda da daha çok çalışacak, daha çok üretecek ve Antalya için daha güçlü işler ortaya koyacağız.’’</p>
<p><strong>Burdur Ticaret Borsası’nda yeni dönem</strong></p>
<p>Burdur Ticaret Borsası’nda da seçim süreci tamamlandı. Mehmet Varol öncülüğündeki Burdur Ticaret Borsası’nda yeni meclis üyeleri, yönetim, disiplin kurulu ve TOBB delegeleri ile meclis başkanlığı ile yardımcılarını belirlendi. Buna göre, Burdur Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Mehmet Varol, yönetim kurulu üyeliklerine de Levent Başar, İsmail Aksöz, Mustafa İleri ve Osman Coşkun seçildi.</p>
<p>Meclis Başkanlığına Ahmet Özcan seçilirken, Meclis Başkan Yardımcılıklarına Soner Özdemir ve Halil Ünel, Katip Üyeliğe ise Gürsel Evren getirildi. TOBB Delegeleri ise Mehmet Varol ve Ahmet Özcan’dan oluştu. Yeni dönemde Suat Çetin, Abdullah Çelik, Musa Tuğrul, Ahmet Özalp ve Mehmet Ali Kocak Meclis Üyesi olarak görev yapacak.</p>
<p>Burdur Ticaret Borsası yeni Başkanı Mehmet Varol yaptığı ilk açıklamasında, ‘’Söz verdiğimiz gibi tarlada, ahırda, pazarda emeğimizi ve ticaretimizi güçlendireceğiz. Seçim döneminde ortaya koyduğumuz projeleri hayata geçirmek için vakit kaybetmeden çalışmaya başlayacağız’’ dedi. Varol, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Seçim döneminde söz verdiğimiz projelerimizi hızla hayata geçirmek için vakit kaybetmeden çalışmaya başlıyoruz. Üretenin yanında, Burdur’un hizmetinde; tarlada, ahırda, pazarda emeğimizi ve ticaretimizi güçlendiren olacağız. Üyelerimize, üreticilerimize ve şehrimizin ekonomisine değer katmak için birlik, istişare ve ortak akıl anlayışıyla çalışacağız.’’</p>
<p><strong>Manavgat’ta yeni dönem</strong></p>
<p>Manavgat Ticaret ve Sanayi Odası’nda (MATSO) Seydi Tahsin Güngör ve Önem Gök, başkanlık için yarıştı. Seçimlerin ilk aşamasında Önem Gök, 22, Seydi Tahsin Güngör 21, bağımsız gruplarda 6 meclis üyeliği kazandı.</p>
<p>İkinci aşamada MATSO Yönetim Kurulu Başkanlığına Önem Gök, Meclis Başkanlığına ise Anıl Bahar seçildi. MATSO yönetim kurulu da Ahmet Arıcı, Ahmet Ünal, Ali Umut Yılmaz, Hakan Yalçınkaya, Hasan Hüseyin Öztürk, İbrahim Anıl Özden, İbrahim Atalay, İbrahim Özen, Mehmet Tatar ve Mehmet Özdemir’den oluştu.</p>
<p>TOBB genel kurul delegeliğine Mehmet Küçüksoy, Erkan Özkan, Fatih Maslak, Önem Gök, MATSO disiplin kuruluna da Mustafa Uyar, Serdar Arslan, Ali Harman, Kemal Enhoş, Hasan Şahin seçildi.</p>
<p>MATSO Meclis Başkan yardımcılıklarına Erol Demir ve Ahmet Can Avcı, katip üyeliğe Seyit Sezer Aktaş seçildi. Hesapları İnceleme Komisyonuna da Metin Bulut, Mehmet Ay, Hüseyin Yıldırım, Mehmet Sargın ile Fatih Maslak getirildi.</p>
<p>MATSO Başkanı Önem Gök, seçimlerin ardından yaptığı açıklamada, seçim sürecinin demokratik bir olgunluk içerisinde tamamlandığını belirterek kazananın Manavgat iş dünyası olduğunu söyledi. Gök, ‘’Hiç kimseyi ötekileştirmeden tüm üyeleri kucaklayan bir yönetim anlayışıyla hareket edeceğiz ve Manavgat ekonomisini daha ileriye taşımak için ortak akılla çalışacağız’’ dedi.</p>
<p><strong>Isparta Ticaret Borsasında Şahin yeniden başkan</strong></p>
<p>Isparta Ticaret Borsası’nda Hüdai Şahin, güven tazeleyerek ikinci dönem için yeniden başkan oldu.</p>
<p>Isparta Ticaret Borsası'nda 3 Ekim 2026'da yapılan seçim sonucunda Yönetim Kurulu Başkanlığına Hüdai Şahin ve Meclis Başkanı Nevzat Demirel seçildi. Borsa Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılıklarına Abdülkadir Kurucu ve Erhan Göçerli, sayman üyeliğe Mehmet Bayındır ve yönetim kurulu üyeliğine de Sadettin Güneş seçildi.</p>
<p>Isparta Ticaret Borsası Meclis Başkan yardımcılıklarına Mahmut Barış Aydın ve Kadir Köklü Meclis Katip üyeliklerine Mehmet Eski, Ertuğrul Bölükbaşıoğlu, Mustafa Özdemir, Halil İbrahim Doğan, Bayram Özkan ve Osman Aşır seçildi.</p>
<p>Isparta Ticaret Borsası Başkanı Hüdai Şahin, seçimlerin ardından bir teşekkür mesajı yayımladı. Şahin, Isparta’nın tarım, hayvancılık ve ticaret potansiyelini artıracak projelere ve çalışmalara aralıksız devam edeceklerini söyledi. Şahin, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Seçimlerimizi büyük bir olgunluk, şeffaflık ve demokratik coşku içerisinde gerçekleştirdik. Organ seçimlerimizi başarıyla tamamladık. Şahsıma ve yol arkadaşlarıma gösterdiğiniz yüksek güven, destek ve teveccüh için her bir üyemize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum. Sandığa yansıyan bu güçlü irade; önümüzdeki dönemde Isparta’mızın tarım ve hayvancılık ekonomisini daha ileriye taşıma kararlılığımızın ortak bir göstergesidir.’’</p>
<p>Geçmiş dönemde olduğu gibi yeni hizmet döneminde de vizyoner projeleriyle Isparta’nın ekonomik potansiyelini en üst seviyeye çıkarmaya, üyelerinin hak ve menfaatlerini korumaya kararlılıkla devam edeceklerini belirten Şahin, ‘’Birlik ve beraberlik içerisinde, ortak akılla hareket ederek Borsamızı daha da güçlü kılacağız’’ dedi.</p>
<p><strong>Burdur TSO’ya en genç başkan</strong></p>
<p>Burdur Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BUTSO) yeni yönetim belirlendi. Yönetim Kurulu Başkanlığına, Türkiye’deki TSO ve borsalar arasında en genç başkanı unvanını alan Ömer Semerci seçildi.</p>
<p>BUTSO’da seçim süreci tamamlandı. Yönetim Kurulu Başkanlığı’na 34 yaşındaki Ömer Semerci, Meclis Başkanlığına da Mehmet Anık seçildi.</p>
<p>BUTSO yönetim kurulu üyeliklerine de Mehmet Çakır, Hurşit Çetin, Öner Kunt, Osman Gök, Dündar Baydar, Ali Buğra Baykan, Mehmet Kılınç ve Halil Candan getirildi.</p>
<p>Meclis başkan yardımcıları Kenan Okur ve Elvan Özyurt, Osman Ekinci de Meclis Kâtip Üyesi oldu.</p>
<p><strong>Isparta TSO’da Çelik seçimi farklı kazandı</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ITSO) meslek komitelerini farklı alan Başkan Metin Çelik güven tazeledi.</p>
<p>Metin Çelik, Alettin Ünal Turgut ve Yunus Karabulut’un başkanlık için yarıştığı seçimlerde toplam 3 bin 200’e yakın oy kullanıldı. Üyelerden bin 332 oy alan Metin Çelik 16 meslek komitesinden 14’ünü, Başkan adayı Turgut ve Karabulut ise 1’er meslek komitesi seçimini kazandı. Buna göre, ITSO’da üyelerinin güvenini alan Metin Çelik, ikinci dönem için göreve seçilmiş oldu.</p>
<p>ITSO’da yeni yönetim kurulu ve meclis başkanı ve TOBB delege seçimleri önümüzdeki günlerde belirlenecek.</p>
<p><strong>Alanya’da Eray Erdem kaybetti</strong></p>
<p>Alanya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ALTSO) Eray Erdem ve Mustafa Tuna başkanlık için mücadele etti. Seçimlerde, Eray Erdem 10, Mustafa Tuna ise 14 meclis komitesi seçimini kazandı. Buna göre, 61 meclis üyesinden 35’ini kazanan Tuna, ALTSO’nun yeni başkanı oldu. Erdem ise 26 meclis üyeliği elde etti. Eray Erdem’in, 8. meslek komitesinde geçersiz oyların bulunduğu gerekçesiyle itirazda bulunduğu öğrenildi.</p>
<p>ALTSO yönetim, meclis başkanlığı ve diğer organlar ile TOBB Delegeleri önümüzdeki günlerde seçilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bati-akdeniz-oda-ve-borsalar-degisimden-yana-89459</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/9/1280x720/bati-akdeniz-oda-ve-borsalar-degisimden-yana-1791662913.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Batı Akdeniz bölgesinde Burdur TSO, Burdur Ticaret Borsası, Manavgat ve Alanya TSO’larda başkan ve yönetimler değişirken, Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Çelik rakiplerine fark attı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır rakipsiz girdiği seçimi kazanarak güven tazeledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bosna-hersek-antalya-fahri-konsoloslugu-acildi-89458</guid>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 23:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bosna-Hersek Antalya Fahri Konsolosluğu açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Bosna Hersek Antalya Fahri Konsolosluğu, Alpek Otel’de düzenlenen törenle açıldı.</p>
<p>Törene, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Željko Komšić, Ankara Büyükelçisi Mirsada Čolaković, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Temsilcisi Büyükelçi Deha Erpek, Slovenya Antalya Fahri Konsolosu Sedat Peker, Bosna Hersek’in İzmir Fahri Konsolosu Hasan Sehovıc ve Sakarya Fahri Konsolosu İsmet Çalışkan ile Antalya iş dünyası temsilcileri ve turizmciler katıldı.</p>
<p>Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Željko Komšić, açılışta yaptığı kısa konuşmasında, dünyada ve Avrupa’da sorunlar yaşandığını, Türkiye ile ilişkilerin daha da geliştiğini belirterek, ‘’Türkiye ile her anlamda partnerlik istiyoruz.  Sadece ekonomik alanda değil politik partnerlik de istiyoruz’’ dedi.</p>
<p>Ülkesinin Antalya Fahri Konsolosluk görevine getirilen FİFA lisanslı spor turizmi yapan Cooltour yönetim kurulu Başkanı Emir Dizdarević’in, Bosna Hersek’i çok iyi temsil edeceğini ifade eden  Komšić, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Ülkemizin Antalya Fahrı Konsolosluk görevini en çok Emir Dizdarević hak ediyor. Bu konuda çok iyi bir seçim yaptığımızı düşünüyor. Antalya’da faaliyetini sürdüren Dizdarević, kısa sürede Türk iş dünyasında da hak ettiği yeri bulmuştur.’’</p>
<p>Bosna Hersek’in Ankara Büyükelçisi Mirsada Čolaković, Antalya Fahri Konsolosu Emir Dizdarević’e görev yetki belgesini teslim etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bosna-hersek-antalya-fahri-konsoloslugu-acildi-89458</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/8/1280x720/bosna-hersek-antalya-fahri-konsoloslugu-acildi-1791662731.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bosna-Hersek’in Antalya Fahri Konsolosluğu, Bosna Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Željko Komšić tarafından törenle açıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/nevada-coffee-global-marka-icin-yola-cikti-89457</guid>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 23:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nevada Coffee&#039;nin 145. şubesi Antalya&#039;da açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>İstanbul’da 4 yıl önce faaliyete başlayan Nevada Coffee, Türkiye’de frenchise sistemiyle 145 şubeye ulaştı. </p>
<p>Nevada Coffee 145. şubesi Antalya Yalım Park Lara caddesinde düzenlenen törenle hizmete açıldı.</p>
<p>Nevada Coffee Genel Müdürü Taylan Tunçel yaptığı açıklamada, Antalya şubesinin açılmasıyla dört yılda 145 şubeye ulaştıklarını söyledi. 2025 yılına kadar 60 şube, 2025’ten 2026’ya kadar da 119 şubeye ulaştıklarını ifade eden Tunçel, yılsonunda ise 170 şube olacaklarını bildirdi.</p>
<p>Aylık 45 ton kahve işlediklerini, geçen yıla göre mağaza gelirlerinin yüzde 42 arttığını söyleyen Taylan Tunçel, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Yerli bir firma olarak sektörde global 5-6 firma ile rekabet ediyoruz. Global markalar arasında mağaza ve ciro başında oldukça iddialıyız. Global markaların iki katı büyüyoruz. Pastane bölümünde 200 bin adet üretim gerçekleştiriliyor. Kahve kavurma tesisimizde 45 ton üretim yapılıyor. Bayilerimizin yüzde 99’u franchise.’’</p>
<p>Öncelikle Türkiye’de şube bulunmayan illerde bayi ağını genişletmek istediklerini anlatan Tunçel, ‘’Gelecek dönemde Türk markası olarak global markalar arasında ilk sıralarda yer almak istiyoruz. 2027’yi Nevada Coffee için yeni bir dönemin başlangıcı olarak görüyoruz. Türkiye’de yıllar içinde oluşturduğumuz marka deneyimini farklı coğrafyalara taşımak ve global bir marka olma yolunda ilerlemek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>"Türkiye’de aylık 3 litre kahve tüketiliyor"</strong></p>
<p>Türkiye’nin 76 bin tonu Brezilya olmak üzere yaklaşık 102 bin ton kahve ithal ettiğine dikkat çeken Taylan Tunçel, Türkiye’de aylık kişi başı kahve tüketiminin 3 litreye yaklaştığını bildirdi. Tunçel, ‘’Türkiye, dünya kahve mağaza pazarı büyümesinde Mısır’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. Kahve tüketiminde ise İskandinav ülkeleri ilk sırada bulunuyor. Kişi başı kahve tüketiminde Türkiye, 2035 yılına kadar önemli bir yere gelecek’’ diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/nevada-coffee-global-marka-icin-yola-cikti-89457</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/7/1280x720/nevada-coffee-global-marka-icin-yola-cikti-1791662629.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 145. şubesini Antalya&#039;da açan Nevada Coffee, global markalar arasında ilk sıralarda yer almayı hedefliyor. Genel Müdür Taylan Tunçel, &quot;Yerli bir firma olarak sektörde global 5-6 firma ile rekabet ediyoruz. Global markalar arasında mağaza ve ciro başında oldukça iddialıyız. Global markaların iki katı büyüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtoda-yildirim-guven-tazeledi-meclisin-yeni-baskani-sarica-oldu-89455</guid>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 17:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO&#039;da Yıldırım güven tazeledi, meclisin yeni başkanı Sarıca oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası'nın (GTO) 3 Ekim 2026 tarihinde 47 meslek grubunda Meslek Komitesi ve Meclis üyelerinin belirlenmesiyle başlayan seçim süreci, 10 Ekim'de gerçekleştirilen Yönetim Kurulu, Meclis Başkanlık Divanı, Disiplin Kurulu ve TOBB Genel Kurul Delegeleri seçimleriyle tamamlandı. Seçimlerin ardından Tuncay Yıldırım, GTO Yönetim Kurulu Başkanlığına yeniden seçilerek güven tazelerken, önceki dönemde Meclis Başkan Yardımcılığı görevini yürüten Ali Bayram Sarıca ise Meclis Başkanlığı görevine seçildi.</p>
<p><strong>“Bu görevi yalnızca bir makam olarak görmüyoruz”</strong></p>
<p>Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından açıklamalarda bulunan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, kendisine duyulan güven ve verilen destek için teşekkür ederek yeni dönemin Gaziantep iş dünyasına hayırlı olmasını diledi. Başkan Yıldırım, "Gaziantep Ticaret Odası olarak 41. dönemimize başlıyoruz. Öncelikle bizlere duyduğunuz güven ve verdiğiniz destek için hepinize yürekten teşekkür ediyorum. Biz bu görevi yalnızca bir makam olarak görmüyoruz. Bu görev, üyelerimize karşı bir sorumluluk, onların sorunlarına çözüm üretme ve işlerini büyütmelerine katkı sunma görevidir. Bu nedenle yeni dönemde de önceliğimiz üyemiz olacak. Üyemizin sorununu dinleyeceğiz. İhtiyacını anlayacağız. İşini kolaylaştırmak, rekabet gücünü artırmak ve önünü açmak için çalışacağız." dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aca46dfd7940-1791641311.jpeg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<p><strong>“Bugün ayrışma değil, birlikte çalışma zamanıdır”</strong></p>
<p>Seçim sürecinin geride kaldığını ve artık Gaziantep iş dünyası için birlikte çalışma zamanı olduğunu vurgulayan Yıldırım, yeni dönemde de ortak akıl ve iş birliği anlayışıyla hareket edeceklerini belirtti. Yıldırım, "Seçimler geride kaldı. Şimdi önümüzde yeni bir dönem, yeni sorumluluklar ve birlikte gerçekleştireceğimiz işler var. Farklı görüşlerimiz, farklı düşüncelerimiz olabilir. Ama hepimizin ortak amacı aynı: Üyelerimize daha iyi hizmet etmek, Gaziantep iş dünyasının gücüne güç katmak… Bugün ayrışma değil, birlikte çalışma zamanıdır. Yeni dönemde de ortak akılla hareket edeceğiz. Birbirimizi dinleyecek, birlikte karar alacak ve sonuç almak için birlikte çalışacağız" ifadelerini kullandı. Bugüne kadar Gaziantep Ticaret Odasına emek veren tüm Meclis üyelerine teşekkür eden Yıldırım, "Ben inanıyorum ki hep birlikte çalışırsak üyelerimiz için daha fazlasını yapabiliriz. Önce üyemiz için çalışacağız. Üyemizi güçlendireceğiz. Üyemize kattığımız değerle Gaziantep'e katkı sağlayacağız. Unutmayalım ki üyeye hizmet, Gaziantep'e hizmettir" şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Ortak akılla, birlik ve beraberlik içinde çalışacağız”</strong></p>
<p>Gaziantep Ticaret Odası Meclis Başkanlığına seçilen Ali Bayram Sarıca ise kendisine duyulan güven ve verilen destek için Meclis üyelerine teşekkür ederek, üstlendiği görevin büyük bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Sarıca, "Gaziantep Ticaret Odası gibi köklü bir kurumun Meclis Başkanlığı görevine layık görülmek benim için büyük bir onur ve aynı zamanda önemli bir sorumluluktur. Bizlere güvenen, destek veren tüm Meclis üyesi arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Gaziantep Ticaret Odası Meclisi, şehrimizin ticari hayatının nabzının tutulduğu, sektörlerimizin sorunlarının ve beklentilerinin dile getirildiği çok önemli bir platformdur. Bizim görevimiz de bu güçlü temsil yapısını en verimli şekilde çalıştırmak, üyelerimizin sesine kulak vermek ve ortak akılla çözüm üretmektir" dedi.</p>
<p>Yeni dönemde Yönetim Kurulu, Meclis ve Meslek Komiteleri arasında güçlü bir iş birliği anlayışıyla çalışacaklarını vurgulayan Sarıca, "Meclisimizde farklı sektörlerden, farklı tecrübelerden gelen çok kıymetli arkadaşlarımız var. Bu çeşitliliği en büyük zenginliğimiz olarak görüyorum. Hepimizin ortak paydası Gaziantep ve üyelerimize hizmet etme sorumluluğudur. Yeni dönemde birlik ve beraberlik içerisinde, karşılıklı anlayış ve istişare kültürüyle çalışacağız. Bugüne kadar Odamıza emek veren tüm başkanlarımıza ve Meclis üyelerimize teşekkür ediyor, 41. Dönemimizin Gaziantep iş dünyasına hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6aca46f60ac66-1791641334.jpeg" alt="" width="700" height="389" /></p>
<p><strong>GTO'nun yeni yönetimi belli oldu</strong></p>
<p>Gerçekleştirilen seçimler sonucunda Tuncay Yıldırım başkanlığındaki GTO Yönetim Kuruluna Taner Özdurak, Kerim Akdoğan, İbrahim Yetkinşekerci, Ahmet Özgözükara, Mustafa Özeren, Mustafa Korkmaz, Mehmet Bülent Evyapan, Ömer Faruk Katırcıoğlugil, Hayri Sinan Köksüzer ve Mehmet Deniz Özatıcı seçildi. Ali Bayram Sarıca başkanlığındaki Meclis Başkanlık Divanında ise Beşir Demircioğlu ve Mesut Akın Meclis Başkan Yardımcısı, Soner Bacaksız ise Kâtip Üye oldu. Disiplin Kurulu üyeliklerine Kemal Delioğlu, Hüseyin Şahin, Hülya Akkaya, Mehmet Özkara, Hamit Savcı ve Ahmet Kavsara seçildi.</p>
<p><strong>GTO TOBB Genel Kurul Delegeliğine ise şu isimler seçildi:</strong></p>
<p>Müslüm Yıldırım, Yusuf Ziya Yıldırım, Hamit Kara, Hasan Erol, Halil Ağca, Bekir Sıtkı Dayıoğlu, Yahya Bozdoğan, Okan Karalar, İbrahim Acıoğlu, Sait Ganidağlı, Mehmet Ali Batır, Ali Yanargöz, Orhan Ceyran, Mehmet Bozkurt, Abidin Ademoğlu, Sinan Bay, Mehmet Özcan, Mustafa Eryoldaş</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtoda-yildirim-guven-tazeledi-meclisin-yeni-baskani-sarica-oldu-89455</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/5/1280x720/gtoda-yildirim-guven-tazeledi-meclisin-yeni-baskani-sarica-oldu-1791641360.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Odası&#039;nda yapılan seçimlerde Mehmet Tuncay Yıldırım yeniden Yönetim Kurulu Başkanlığına seçilirken, Meclis Başkanlığına ise Ali Bayram Sarıca seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-cerkezkoy-edirne-arasindaki-seyahat-suresi-54-dakikaya-dustu-89454</guid>
            <pubDate>Sat, 10 Oct 2026 15:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Çerkezköy-Edirne arasındaki seyahat süresi 54 dakikaya düştü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Projesi'nin Çerkezköy-Kapıkule kesiminde başlayan yolcu taşımacılığı hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Yazılı açıklamasında hattın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın katılımıyla dün hizmete alındığını anımsatan Uraloğlu, ilk yolcu treninin bugün hareket ettiğini, Çerkezköy-Edirne güzergahında hızlı tren seferlerinin başladığını bildirdi.</p>
<p>Uraloğlu, yeni hat üzerinde ilk hızlı trenin Edirne İstasyonu'ndan saat 09.00'da hareket ettiği bilgisini vererek, "Yeni hattımızda günde karşılıklı 6 hızlı tren seferi düzenliyoruz. Çerkezköy-Edirne arasındaki seyahat süresi hızlı trenle 54 dakikaya düştü." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Çerkezköy-Edirne istikametinde trenlerin 10.45, 15.00 ve 19.30 saatlerinde hareket edeceğini ifade eden Uraloğlu, Edirne-Çerkezköy istikametinde ise 09.00, 13.00 ve 17.45 saatlerinde sefer düzenlendiğini belirtti.</p>
<p>Uraloğlu, hızlı trenlerin Büyükkarıştıran, Lüleburgaz ve Babaeski istasyonlarında duracağını bildirerek, "Trenlerimiz, ikisi tekerlekli sandalye kullanıcısı için ayrılmış, toplam 411 koltuk kapasitesiyle vatandaşlarımıza hizmet veriyor." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>Günde toplam 8 tren seferi düzenleniyor</strong></p>
<p>Yeni hattın hizmete girmesiyle bölgedeki tren seferlerinin de yeniden planlandığına işaret eden Uraloğlu, Çerkezköy-Edirne arasında karşılıklı 6 hızlı tren seferinin yanı sıra Halkalı-Uzunköprü arasında mevcut hat üzerinden karşılıklı iki bölgesel tren seferinin düzenlendiğini ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, Halkalı-Uzunköprü arasında bölgesel trenlerle de hizmet vermeye devam ettiklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Halkalı'dan Uzunköprü'ye trenimiz saat 08.25'te, Uzunköprü'den Halkalı'ya ise saat 15.40'ta hareket ediyor. Böylece yeni ve mevcut hatlarımızda günde toplam 8 yolcu treni seferi düzenliyoruz. Halkalı'dan bölgesel trenlerle Çerkezköy'e ulaşan yolcularımız, buradan hızlı trenlere aktarma yaparak Edirne'ye seyahat edebilecek. Edirne'den Halkalı yönüne seyahat edecek yolcularımız da Çerkezköy'de bölgesel trenlere aktarma yaparak yolculuklarını tamamlayabilecek."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uraloglu-cerkezkoy-edirne-arasindaki-seyahat-suresi-54-dakikaya-dustu-89454</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/4/1280x720/cerkezkoy-edirne-yht-hizli-tren-1791637299.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Demiryolu Hattı&#039;nda başlayan seferler hakkında açıklama yapan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Yeni hattımızda günde karşılıklı 6 hızlı tren seferi düzenliyoruz. Çerkezköy-Edirne arasındaki seyahat süresi hızlı trenle 54 dakikaya düştü.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
