<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kamu-bankalarinin-yonetim-kurulu-uyelerinin-yakinlarina-kredi-kullandirmasina-yeni-sinirlama-76820</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu bankalarının yönetim kurulu üyelerinin yakınlarına kredi kullandırmasına yeni sınırlama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu bankalarında yönetim kurulu üyelerinin yakınlarının kredi kullanımına ilişkin sınırlama genişletilerek ikinci dereceye kadar akrabaları da kapsama dahil edildi.</p>
<p>Hazine ve Maliye Bakanlığından edinilen bilgiye göre, kamu bankaları arasında yer alan Ziraat Bankası, Halkbank ve VakıfBank'ın olağan genel kurulları 9 Nisan'da İstanbul'da gerçekleştirildi.</p>
<p>Genel kurullarda yönetim kurulu ve denetim kurulu üyelerinin seçiminin yanı sıra yönetim kurulu üyelerinin yakınlarının bu bankalardan kredi kullanımına ilişkin bir sınırlamaya da yer verildi.</p>
<p>Bankacılık Kanunu (5411 sayılı) uyarınca banka yönetim kurulu üyeleri ile eşleri ve velayetleri altındaki çocuklarının, ilgili bankadan kredi ve kredi kartı kullanımında belirli sınırlamaları bulunurken, bu kişiler yönetim kurulu üyelerinin aylık net ücretinin 5 katını aşmamak üzere kredi kullanabiliyor. Ayrıca, aylık net ücretlerin 3 katını aşmamak üzere de çek karnesi ve kredi kartı kullanabiliyor.</p>
<p>Dün gerçekleştirilen genel kurullarda söz konusu sınırlama, eş ve velayet altındaki çocuklarla birlikte ikinci dereceye kadar akrabaları da kapsayacak şekilde genişletildi. Böylece yönetim kurulu üyelerinin anne, baba, kardeş gibi yakınları da kişinin yönetim kurulunda bulunduğu bankadan kanundaki sınırlar çerçevesinde kredi, çek karnesi ve kredi kartı kullanabilecek. Belirtilen kişilerce bu sınırların üzerinde kullanım yapılması mümkün olmayacak.</p>
<p>Değişikliğin kapsamına Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından sübvanse edilen Hazine faiz destekli krediler dahil edilmedi. Bilindiği üzere tarımsal üreticilere bu krediler Ziraat Bankası, Ziraat Katılım Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri aracılığıyla, esnaf ve sanatkarlara ise Halkbank tarafından sunuluyor. Söz konusu kredilerin sadece belirli kamu bankaları tarafından kullandırılması dikkate alınarak kişilerin bu kredilere erişiminin kısıtlanmaması da gözetilmiş oldu.</p>
<p>Genel kurullarda yapılan söz konusu değişiklik, Hazine ve Maliye Bakanlığının kurumsal yönetimin dayandığı temel ilkeler olan hesap verebilirlik, sorumluluk ve şeffaflık ilkelerini kamu işletmelerinde daha üst noktalara çıkarma çabasının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kamu-bankalarinin-yonetim-kurulu-uyelerinin-yakinlarina-kredi-kullandirmasina-yeni-sinirlama-76820</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/3/1280x720/lira-tl-kredi-1759492281.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, kamu bankalarında yönetim kurulu üyelerinin yakınlarına yönelik kredi kullanımına ilişkin sınırlama genişletilerek ikinci dereceye kadar akrabaların da kapsama dahil edildiğini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tukid-kirtasiyede-guvenli-urun-orani-ilk-kez-yuzde-9933e-cikti-76818</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 11:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜKİD: Kırtasiyede güvenli ürün oranı ilk kez yüzde 99,33&#039;e çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tüm Kırtasiyeciler Derneği (TÜKİD) uzun süredir öncü rol üstlendiği "güvenli ürün" yaklaşımının sahadaki yansımalarının güçlü şekilde alındığını bildirdi.</p>
<p>Dernekten yapılan açıklamaya göre, Ticaret Bakanlığının geçen eğitim sezonu öncesinde gerçekleştirdiği kapsamlı denetimlerin ortaya koyduğu tablo, kırtasiye sektöründe kalite ve güvenlik standartlarının sürdürülebilir biçimde yükseldiğini gösterdi. Bu kapsamda 2025'te 81 ilde yürütülen denetimlerde 5 bin 50 kırtasiye reyonundaki 722 bin 528 ürün incelendi, güvenli ürün oranı yüzde 99,33 seviyesine ulaştı.</p>
<p>Türkiye kırtasiye pazarının geçen yıl nominal büyümesini sürdürdüğü belirtilen açıklamada, büyümenin yazım gereçleri, okul ve ofis kırtasiyesi ile kağıt ürünleri kategorilerinde yoğunlaştığı ve sektörün çok kanallı yapısıyla daha esnek ve dirençli görünüm kazandığı ifade edildi.</p>
<p>Açıklamada, "Kırtasiye sektöründe talep, artık yalnızca okul sezonuna sıkışmıyor, yıl geneline yayılan daha dengeli tüketim eğilimi öne çıkıyor. Türkiye genelinde yaklaşık 10 bin kırtasiyeci hem bireysel hem de kurumsal müşterilere hizmet veriyor." denildi.</p>
<p><strong>"Güvenli ürün, kalıcı bir sektör standardı"</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69da09a1807cf-1775896993.jpg" alt="" width="675" height="497" /></strong>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, güvenli ürün konusunun dönemsel bir gündem değil sektörün temel önceliği olduğunu belirtti.</p>
<p>Güvenli ürün anlayışının sektör için kampanya değil kalıcı sektör standardı olduğunu vurgulayan Keresteci, "Üretici ve tedarikçilerimizle birlikte yürüttüğümüz çalışmaların sahada karşılık bulduğunu görmek son derece kıymetli. Bugün geldiğimiz noktayı yeterli görmüyor, bu standardı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Keresteci, kamu kurumlarıyla kurulan işbirliğinin önemine dikkati çekerek, ürün güvenliği konusunda ilgili tüm kamu otoriteleriyle koordinasyon halinde çalıştıklarını, denetim mekanizmalarının etkinliği arttıkça sektörün genel kalite seviyesinin yukarı taşındığını ve nihai hedeflerinin, güvenli ürün oranının tam uyum seviyesine ulaştırmak olduğunu belirtti.</p>
<p><strong>"Sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine katkı sunmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>Keresteci, 2026 yılında da güvenli ürün yaklaşımını merkeze almaya devam edeceklerini vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Önümüzdeki dönemde odağımızda sürdürülebilir rekabetin güçlendirilmesi, yerli üretimin katma değerinin artırılması, ihracatta pazar çeşitliliğinin genişletilmesi ve kırtasiyecilerimizin dijital çağda daha güçlü bir konuma taşınması yer alıyor. Bu doğrultuda sektör paydaşlarımızla işbirliğimizi daha da derinleştirerek kırtasiye sektörümüzün sürdürülebilir büyümesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Ayrıca bu vizyonun önemli bir yansıması olarak, 10 yıl aranın ardından İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek İstanbul Kırtasiye Fuarı’nda da belirli kalite ve güvenlik standartlarını karşılayan ürünlerin yer almasına özen gösterilecek. Fuar, güvenli ürün yaklaşımının sektörel ölçekte görünür kılındığı önemli bir platform olacaktır."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tukid-kirtasiyede-guvenli-urun-orani-ilk-kez-yuzde-9933e-cikti-76818</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/kirtasiye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığının 2025&#039;teki denetimlerinde güvenli ürün oranının ilk kez yüzde 99,33’e yükseldiği bildirildi. TÜKİD Yönetim Kurulu Başkanı Taha Keresteci, &quot;Üretici ve tedarikçilerimizle birlikte yürüttüğümüz çalışmaların sahada karşılık bulduğunu görmek son derece kıymetli. Bugün geldiğimiz noktayı yeterli görmüyor, bu standardı daha da ileri taşımayı hedefliyoruz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/forda-314-milyar-tllik-proje-bazli-devlet-destegi-76812</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 10:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ford&#039;a 31,4 milyar TL&#039;lik proje bazlı devlet desteği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ford Trucks'ın Avrupa pazarındaki büyümesini desteklemeye yönelik yatırımlar için yapılan teşvik başvurusunun onaylandığı bildirildi.</p>
<p>Ford Otomotiv tarafından konuya ilişkin Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) açıklama yapıldı.</p>
<p>Ford Trucks operasyonlarının Avrupa pazarındaki büyümesini desteklemeye yönelik yatırım planlarına ilişkin teşvik sürecinde yaşanan gelişmenin paylaşıldığı açıklamada "Şirketimiz tarafından Ford Trucks operasyonlarımızın Avrupa pazarındaki büyümesini desteklemek amacıyla, henüz fizibilite çalışmaları ve sözleşme görüşmeleri ile onay süreçleri devam eden, Euro-7 emisyon standartlarına uyum, sıfır emisyon özelliklerine sahip araç üretimi ve Avrupa Birliği Doğrudan Görüş Düzenlemesi'ne uygun kabin dönüşümü yatırımları projeleri için yürütülen ön çalışmalar kapsamında yapılan teşvik başvurusunun onaylanarak şirketimize proje bazlı devlet yardımı verilmesinin uygun görüldüğü Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından bildirilmiştir." denildi.</p>
<p>Açıklamada, proje bazlı devlet yardımına konu tutarın 31 milyar 389 milyon lira olduğu belirtilerek, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Onaylanan teşvik, söz konusu projeler kapsamında şirketimizce 2031 yılının sonuna kadar ilgili yatırımların yapılmasını ve ilave yaklaşık 500 çalışan istihdam edilmesini öngörmektedir. Yatırımların, pazarın gelişimi, teknolojik dönüşümün seyri ve altyapı hazırlıkları doğrultusunda 2026 ve izleyen yıllarda kademeli olarak gerçekleştirilmesi öngörülmektedir. Söz konusu yatırımlarla ilgili çalışmalar devam etmekte olup, öngörülen projeler kapsamında yapılacak yatırımların tamamı için henüz nihai karar alınmamıştır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/forda-314-milyar-tllik-proje-bazli-devlet-destegi-76812</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/1/1280x720/ford-trucks-1765808089.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ford Otomotiv, Ford Trucks&#039;ın Avrupa pazarındaki büyümesini desteklemeye yönelik yatırımlar için yaptığı teşvik başvurusunun 31,4 milyar liralık proje bazlı devlet desteğine uygun görüldüğünü duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/belirsizlik-kalici-dayaniklilik-sart-76804</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 08:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Belirsizlik kalıcı, dayanıklılık şart!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div>Kurumsal Risk Yönetimi Derneği (KRYD) tarafından düzenlenen 12. Global Riskler Zirvesi, “Nasıl Yönetiriz? Belirsizlikten Dayanıklılığa” temasıyla İstanbul’da gerçekleştirildi. Sabancı Center’daki zirve, iş dünyası, finans ve akademi çevrelerinden geniş katılımla yapıldı.</div>
<div> </div>
<div>Zirvenin açılışı KRYD Başkanı Bora Akdoğanlar ve TÜSİAD Başkanı Ozan Diren’in konuşmalarıyla yapılırken, FERMA Başkanı Philippe Cotelle de konuk konuşmacı olarak yer aldı. Zirvenin Basın sponsoru EKONOMİ Gazetesi’nin destekleriyle düzenlenen zirvenin Stratejik Ortak ve Ana Sponsoru Axa Sigorta oldu. Sabancı Center ev sahipliğinde düzenlenen zirvenin diğer sponsorları Aon, Marsh, Bain&amp;Company, BDO, KPMG oldu.</div>
<div> </div>
<div>Programın ilerleyen bölümlerinde EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Prof. Dr. Evren Balta söyleşisi ile başlayan içerik; yönetim kurullarında risk gündemi, küresel riskler, sigorta çözümleri ve yapay zekâ gibi başlıklarda panellerle devam etti.</div>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d9e39734402-1775887255.png" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption>Açılış konuşmalarını KRYD Başkanı Bora Akdoğanlar (sağda) ve TÜSİAD Başkanı Ozan Diren'in yaptığı zirvenin basın sponsoru EKONOMİ Gazetesi oldu. Zirvenin Stratejik Ortak ve Ana Sponsorluğunu Axa Sigorta üstlenirken Sabancı Center ev sahipliğinde düzenlenen zirvenin diğer sponsorları Aon, Marsh, Bain&amp;Company, BDO, KPMG oldu.</figcaption>
</figure>
<h2>“Belirsizlik artık yeni normal” </h2>
<p>Zirvenin açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, dünyanın klasik kriz-denge döngüsünden çıktığını ve çok katmanlı belirsizliklerin kalıcı hale geldiğini söyledi.</p>
<p>Rusya-Ukrayna savaşı, ABD-Çin rekabeti, enerji piyasalarındaki oynaklık ve artan korumacılık eğilimlerinin küresel ekonomiyi yeniden şekillendirdiğini belirten Diren, bu sürecin iş dünyası için daha karmaşık bir risk haritası oluşturduğunu ifade etti.</p>
<h2>“Jeopolitik ekonominin ayrılmaz parçası” </h2>
<p>Diren, şirketlerin artık yalnızca maliyet ve kârlılık odaklı kararlar alamayacağını vurgulayarak, ekonomik güvenlik, tedarik zinciri dayanıklılığı, enerji arzı ve veri egemenliği gibi başlıkların stratejik öncelik haline geldiğini söyledi.</p>
<p>“Jeopolitiği ekonomiden ayrı düşünmek artık mümkün değil; bu bir tercih değil zorunluluk” diyen Diren, küresel şirketlerde “Chief Geopolitical Officer” gibi yeni rollerin ortaya çıkmasının da bu dönüşümün göstergesi olduğunu dile getirdi.</p>
<h2>Türkiye için “fırsat penceresi” vurgusu </h2>
<p>Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, esnek üretim kabiliyeti ve stratejik konumuyla yeni dönemde pozitif ayrışma potansiyeline sahip olduğunu belirten Diren, özellikle “near-shoring” ve “friend-shoring” eğilimlerinin önemli fırsatlar sunduğunu söyledi.</p>
<p>Diren, bu fırsatların değerlendirilebilmesi için Yeşil Mutabakat’a uyum, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim alanlarında hızlanılması gerektiğine dikkat çekti.</p>
<h2>“Verimlilik artık zorunluluk”</h2>
<p>Artan maliyet baskısı ve finansmana erişimde yaşanan zorlukların iş dünyasını daha verimli olmaya zorladığını ifade eden Diren, dijitalleşme, yapay zekâ ve iş gücü becerilerinin geliştirilmesinin kritik olduğunu vurguladı.</p>
<p>Nitelikli iş gücü açığının önemli bir risk alanı olduğuna işaret eden Diren, her beş gençten birinin ne eğitimde ne de istihdamda olmasının yapısal bir sorun olarak ele alınması gerektiğini söyledi.</p>
<h2>Ortak akıl ve yapısal dönüşüm çağrısı </h2>
<p>Diren, enflasyonla mücadelenin yalnızca kısa vadeli politikalarla değil, yapısal dönüşümlerle desteklenmesi gerektiğini belirterek, güçlü yönetişim, şeffaflık ve öngörülebilirliğin önemine dikkat çekti. Konuşmasının sonunda “ortak akıl” vurgusu yapan Diren, kamu ve özel sektör iş birliğiyle hareket edilmesi halinde Türkiye’nin küresel rekabette daha güçlü bir konuma ulaşabileceğini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/belirsizlik-kalici-dayaniklilik-sart-76804</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/6/1280x720/ozan-diren-1773722104.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KRYD’nin 12. Global Riskler Zirvesi’nde konuşan TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, jeopolitik risklerin ekonominin merkezine yerleştiğini belirterek, şirketler için dayanıklılık, verimlilik ve yapısal dönüşümün kritik hale geldiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/sabri-ulker-vakfi-bilim-lideri-odulu-dongusel-beslenme-projesine-verildi-76808</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabri Ülker Vakfı Bilim Lideri Ödülü döngüsel beslenme projesine verildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gıda, beslenme ve metabolizma alanlarındaki bilimsel çalışmaların toplum sağlığına katkısını ve uygulanabilirliğini teşvik eden Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nün 10’uncu yıl kazananı, Şili Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü’nden Biyokimyager Maria Elsa Pando San Martin oldu. Bilim dünyasından ulusal ve uluslararası isimlerin katılımıyla İstanbul’da düzenlenen törende San Martin ödülünü Sabri Ülker Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Yahya Ülker’in elinden aldı. San Martin liderliğindeki proje, tarımsal bir yan ürün olan patates kabuklarını kullanarak, özellikle yutma güçlüğü çeken ileri yaştaki bireyler için ağızda hızla dağılan, yüksek emilime sahip yenilikçi bir Vitamin B12 taşıyıcı sistemi (film) geliştirdi. Ağızda hızla dağılan filmler 60 saniyeden kısa bir sürede eriyerek Vitamin B12'nin doğrudan emilimini ve sistemik dolaşıma katılmasını sağlıyor. Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi Murat Ülker, Ülker ailesi olarak, kendini bilime ve insanlığa hizmete adamış isimleri desteklemekten gurur duyduklarını söyledi. Murat Ülker “Kurucumuz Sabri Ülker’in hayatına baktığınızda, aslında çok net bir ilke görürsünüz: İnsana fayda sağlamak… Onun ‘Başarının temelinde önce çalışmak, sonra dürüstlük, sonra da kalite gelir’ sözü, bizim iş yapış biçimimizin de temelini oluşturdu” dedi.</p>
<p><strong>Yahya Ülker: Bilimin etki alanının da küreselleşmesi gerektiğine inanıyoruz</strong></p>
<p>Sabri Ülker Vakfı Başkanı Yahya Ülker de Vakfın kuruluşundan bu yana ortaya koyduğu “insan sağlığına katkı sağlayacak çalışmaları desteklemek” hedefini bir adım ileriye taşıdıklarını belirtti. Yahya Ülker şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>“İçinde bulunduğumuz çağda, insanlığın karşı karşıya olduğu sorunlar giderek daha karmaşık hale geliyor. İşte tam da bu yüzden bilime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Biz de Sabri Ülker Vakfı olarak 2009’dan bu yana tek bir soruya odaklanıyoruz: Bilim, insan hayatını nasıl daha iyi bir hale getirir? Çünkü biz şuna inanıyoruz: Bilimin gerçek değeri insan hayatına dokunduğu yerde ortaya çıkar. 10 yıl önce küçük bir adım attık. Bugün o adım dünyanın dört bir yanından bilim insanlarını buluşturan bir yapıya dönüştü. Bu ödül artık sadece bir ödül değil; fikirlerin buluştuğu, iş birliklerinin doğduğu, bilimin birlikte üretildiği bir platform. Artık programımız farklı ülkelerden bilim insanlarını bir araya getiren küresel bir etkileşim alanı.”</p>
<p>2025 Sabri Ülker Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nü kazanan Dr.Maria Elsa Pando San Martin ise bu anlamlı ağın bir parçası olmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. San Martin, “Ödül kazanan çalışmam, bilimsel bilginin insan hayatına doğrudan dokunan çözümlere dönüşebileceğini göstermeyi amaçlıyor. Sağlık ve sürdürülebilirliği birlikte ele alan yaklaşımların, geleceğin beslenme ve halk sağlığı çözümlerinde belirleyici olacağına inanıyorum” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/sabri-ulker-vakfi-bilim-lideri-odulu-dongusel-beslenme-projesine-verildi-76808</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/8/1280x720/346-1775888303.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabri Ülker Vakfı’nın yenilenen globalleşme vizyonuyla 10’uncu yılında uluslararası arenaya açtığı Geleceğin Bilim Lideri Ödülü’nü, Şili Üniversitesi Tıp Fakültesi Beslenme Bölümü’nden biyokimyager Maria Elsa Pando San Martin kazandı. San Martin’in araştırması, sağlık ve sürdürülebilirliği “döngüsel beslenme” yaklaşımıyla bir araya getiriyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/stratejik-yatirimlarda-oncelik-degisti-76807</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Stratejik yatırımlarda ‘öncelik’ değişti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE</strong></p>
<p>Yatırım projelerine sağlanacak finansal desteklerde finansman koşullarını belirlemek üzere kullanılan stratejik öncelik ve teknik değerlendirmeye ilişkin usul ve esasları düzenleyen tebliğde değişiklik yapılarak, stratejik öncelik alanları yeniden belirlendi. Resmi Gazete’de Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirilmesine Dair Tebliğ ile birlikte Stratejik Öncelikli Ürün Listesi’nin kapsamı genişletildi. Bu listedeki ürün sayısı 284’ten 310’a yükseltildi. Listeye, bebek veya küçük çocukların beslenmesine kullanılan mamalar, ilaç sanayinde kullanılan bitki özsuları, bitkilerden elde edilen yapışkan sıvı ve kıvam verici maddeler stratejik öncelikli ürün olarak listeye eklendi.</p>
<p><strong>6G teknolojileri ve Deepfakes </strong></p>
<p>Daha önce 261 ürün ve tek kategoriden oluşan teknoloji alanları listesi de yenilendi. listedeki ürün sayısı 272'ye çıktı. Liste; afet teknolojileri, Biyoteknoloji ve Akıllı Yaşam Teknolojileri, Döngüsel Ekonomi ve İklim Teknolojileri, Elektronik ve Makine Teknolojileri, Gıda Tarım ve Kimya Teknolojileri, Malzeme ve Malzeme İşleme Teknolojileri, Yeni Nesil Bilgi ve İletişim Teknolojileri başlıkları eklendi. Türkiye’nin iletişimde 5G teknolojisine yeni geçtiği günlerde yeni nesil teknolojilerle ilgili listede; 6G Ürün ve Teknolojileri başlıklı ürün yanı sıra 5G cihazları, Derin Sahtelik (Deepfakes) ile ilgili teknolojiler, Elektronik Burun(Koku moleküllerinden yasa dışı unsurların tespiti) teknolojileri gibi ürünler yer alıyor.</p>
<p><strong>İşte kritik ham madde listesi! </strong></p>
<p>Öte yandan tebliğin ekinde yapılan değişiklikle aralarında; Bor, Bakır, Lityum, Magnezyum, Nikel, Uranyumun da yer aldığı 36 maddeden oluşan Kritik Hammadde Listesi tebliğe eklendi. Buna göre kritik hammaddeler arasında yer alan ürünler şöyle:</p>
<p>Antimon, Arsenik, Boksik, Barit, Berilyum, Bizmut, Bor, Kobalt, Koklaşamilir Taş Kömürü, Bakır, Feldispat, Kalsiyum Floriti, Galyum, Germanyum, Hafniyun, Helyum, Ağır Nadir Toprak Elementleri, Hafif Nadir Toprak Elementleri, Liyum, Magnezyum, Manganez, Doğal grafit, Nikel, Niyobyum, Fosfat Kaya, Fosfor, Platin Grubu Metaller, Skandiyum, Silikon Metali, Stronsiyum, Tantal, Titanyum Metali, Vanadyum, Uranyım ve Toryum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/stratejik-yatirimlarda-oncelik-degisti-76807</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğ ile, Stratejik Öncelikli Ürün Listesi’nin kapsamı genişletildi. Bu listedeki ürün sayısı 284’ten 310’a yükseltildi. Listeye, bebek veya küçük çocukların beslenmesine kullanılan mamalar, ilaç sanayinde kullanılan bitki özsuları, bitkilerden elde edilen yapışkan sıvı ve kıvam verici maddeler stratejik öncelikli ürün olarak listeye eklendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-savas-programin-suresini-uzatir-ama-raydan-cikarmaz-76806</guid>
            <pubDate>Sat, 11 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Savaş, programın süresini uzatır ama raydan çıkarmaz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/SAKARYA</strong></p>
<p>Capital, Ekonomist ve Start Up dergileri tarafından düzenlenen Uluslararası Ekonomi Zirvesi (UEZ 2026), bu yıl 15’inci kez siyasetçileri, iş dünyası liderlerini ve akademisyenleri bir araya getirdi. Sapanca’da “Büyük Dönüşüm: Dayanıklı ve Sürdürülebilir Bir Küresel Sisteme Geçişin Pusulası” temasıyla düzenlenen zirvenin ana konuşmacısı Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek oldu. Bakan Şimşek, zirvede yaptığı konuşmada içinden geçilen dönemin Türkiye için yarattığı fırsatlara yönelik açıklamalarda bulundu. Savaş nedeniyle yaşanan şokun büyük olduğunu dile getiren Şimşek, “Geçmişe oranla bakıldığında bugünkü savaşın enerji piyasalarına etkisi çok büyük. Hürmüz sadece petrol değil gübreden doğalgaza kadar çok kritik bir geçiş noktası. Bu şokun büyüklüğünün farkındayız. Savaşın getirdiği yıkım ve bunun rehabilitasyonu zaman alacak. Ateşkes devam etse dahi etkiler hissedilecek” diye konuştu. </p>
<h2>"Hürmüz’e bağımlılığımız çok az"</h2>
<p>Şimşek, şöyle devam etti: “Savaşlar diğer şoklara oranla kalıcı ve büyük sonuçlar doğuruyor. Ancak Türkiye dayanıklı. Bunu da geçen yıl ispatladık. Bu sene de ispatlayacağız. Enerjide Hürmüz Boğazı’na bağımlılığımız yok denecek kadar az. Doğalgazda İran’dan ithalat var ama boru hatlarından olduğu için etkilenmedi. Savaş uzarsa birçok ülke enerji arz sorunu yaşayacak. Türkiye bu anlamda diğer ülkelerden avantajlı. Dayanıklılığımızın en önemli kaynağı ise maliye politikasının geçmişe oranla bugün sağlam bir yapıda olması...”</p>
<h2>Yastık altı döviz 640 milyar dolar </h2>
<p>Savaşın yani şokun başlangıcında rezervler anlamında tampon inşa ettiklerini anlatan Şimşek, “Savaş ile risk iştahı düştü, sermaye çıkışı oldu. Ama rezerv yeterliliği anlamında da rahat bir noktadayız. Bankacılık sektörü de sağlıklı. Sermaye yeterliliği problemli krediler konusunda da rahat bir noktadayız” dedi. Şu ana kadar piyasa tepkisini de anlatan şimşek bu dönemde Türkiye’nin olumlu yönde ayrıştığını söyledi. Şimşek, “borsa İstanbul daha iyi performans gösterdi. Risk primi bir miktar arttı ama temeller sağlam olduğu için hızlı bir düşüşe girdi. Önemli olan programa, bize olan güven. Geçmişte döviz talebi yüksekti. Bir tahmine göre vatandaşların yastık altı döviz miktarı 640 milyar dolar civarı, bu sistemde olsa sistemin kırılganlığı çok daha az olurdu. Geçen sene ciddi bir döviz çıkışı vardı. 40 milyar dolar idi. Bu sene şok büyük ve uzun olmasına rağmen bu yarısı düzeyinde gerçekleşti. Biz bu kaygıları azalttığımız için böyle oldu. piyasanın işleyişini önceliklendirdik” dedi.</p>
<h2>Süre 1-1,5 yıldan 2-2,5 yıla çıktı </h2>
<p>Şimşek, savaşın makro ekonomik etkilerine yönelik ise, “Fiyat istikrarının ve mali disiplinin devamı noktasında gerekeni yapacağız. En önemlisi reformlar konusunda çabamızı artıracağız. Makro ekonomik istikrar ve reform programında risklerin yönetimine odaklandık ilk aşamada. Riskleri kontrol ettik ve kırılganlığı azaltacak tedbirleri devreye aldık. İkinci aşamada dezenflasyon dönemi başladı. Başarılı oldu. Üçüncü aşama savaşın etkisi ile başladı. Bu üçüncü aşamanın süresini uzatır ama hedeflerimizden saptırmaz. Başka bir ifade ile savaş programın süresini uzatır ama raydan çıkarmaz. Sadece ihtiyaç duyduğumuz süre artacak. 1-1,5 yıl diye öngördüğümüz süre belki 2-2,5 yıllık döneme sirayet edecek" dedi.</p>
<h2>"Programı önceliklendirdik"</h2>
<p>Şimşek konuşmasında enflasyona da değinirken şunları söyledi: "Programa göre enflasyon 3 puan daha yüksek seyredebilir. Cari açık 1,5 öngörüyorduk, bir puan yükselebilir. Bu da yönetilebilir. Büyümeyi yüzde 4 öngörüyorduk şimdi yarım ya da bir puan düşebilir. Bütçe açığını yüzde 3,5 öngörmüştük. Belki 40 baz puan yüksek olabilir. Ama mesajım, tüm bu etkiler yönetilebilir. Dolayısıyla programı rayından çıkarmaz, programın süresini uzatır. Programı önceliklendirdik ve kararlıyız. Bu önemli bir şok ama bunu yönetilebilir görüyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-savas-programin-suresini-uzatir-ama-raydan-cikarmaz-76806</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/0/6/1280x720/346-1775887731.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, &quot;Makro ekonomik istikrar ve reform programında risklerin yönetimine odaklandık ilk aşamada. Riskleri kontrol ettik ve kırılganlığı azaltacak tedbirleri devreye aldık. İkinci aşamada dezenflasyon dönemi başladı. Başarılı oldu. Üçüncü aşama savaşın etkisi ile başladı. Bu üçüncü aşamanın süresini uzatır ama hedeflerimizden saptırmaz. Başka bir ifade ile savaş programın süresini uzatır ama raydan çıkarmaz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sahin-iletisim-altyapisina-23-milyar-dolarin-uzerinde-yatirim-yaptik-76792</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin: İletişim altyapısına 23 milyar doların üzerinde yatırım yaptık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ile Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İsmail İlhan Hatipoğlu’nun katılımıyla, Türk Telekom CEO'su Ebubekir Şahin Şahin’in ev sahipliğinde Antalya’nın Serik ilçesindeki Belek Turizm Merkezi’nde “Gelecek Seninle Değerli” temasıyla “Türk Telekom İş Ortakları Toplantısı” gerçekleştirildi.</p>
<p>Türk Telekomun 81 ildeki iş ortakları ve teknoloji ekosisteminin önde gelen markalarının bir araya geldiği etkinlikte, şirketin “Herkes için 5G” vizyonu kapsamında 5G çağına yönelik hedefleri ve Türkiye’nin yarınını şekillendirecek stratejik yol haritası paylaşıldı.</p>
<p>Şahin, toplantıda yaptığı konuşmada, Türk Telekom'un 185 yıllık devasa bir çınar olduğunu belirterek, 2025'in kendileri için "başarı yılı" olduğunu kaydetti.</p>
<p>Şahin, 2025’te mobilde tarihi bir rekora imza attıklarını ifade ederek, Türkiye’nin en çok mobil abonesine sahip ikinci operatörü konumunda olduklarını söyledi.</p>
<p>Bu başarının asla tesadüf olmadığına dikkati çeken Şahin, şöyle konuştu:</p>
<p>"Bu başarı sahadaki alın terinin, cesaretin, kararlı bir duruşun ve sarsılmaz inancın sonucudur. 1 Nisan itibarıyla 'Herkes için 5G' dedik ve bu teknolojiyi 81 ilimize ulaştırdık. 5G’nin gücüyle fiber istasyon oranımızı yüzde 61’e kadar çıkararak dünya standartlarının üzerine taşıdık. 5G döneminde de Sayın Cumhurbaşkanımızın yerlilik vizyonu, bizim pusulamız. 5G’de işimiz bitmedi, aksine, hikayemiz yeni başlıyor. Sahada en güçlü, mobilde oyun kurucu aktör yine biz olacağız. Herkes için 5G anlayışıyla Türkiye’nin her noktasında en kapsayıcı mobil deneyimini biz sağlamak istiyoruz. 5G için en iyi kampanyaları, en güçlü ürünleri, en iyi deneyimi, Türkiye’nin en büyük operatörü olarak biz sunacağız."</p>
<p>Hep birlikte yeni bir başarı hikayesi daha yazacaklarını belirten Şahin, Türk Telekomun, kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin iletişim hikayesini yazan ve ülkeyi geleceğe taşıyan en özel kurumların başında geldiğini dile getirdi.</p>
<p>Şahin, fiber hane kapsamının 34 milyonun, mobil abone sayısının ise 32 milyonun üzerinde olduğuna dikkati çekerek, bu başarının altında özveriyle çalışan bir ekibin emeğinin yattığını kaydetti.</p>
<p>Mobil pazarda sıralamayı değiştirdiklerini ve oyun kurucu konumlarını güçlendirdiklerinin altını çizen Şahin, şunları ifade etti:</p>
<p>"Bunu lütfen sadece bir sıralama meselesi olarak görmeyin. Biz sadece hedef bir rakama koşmuyoruz, gelecek nesillerin de konuşacağı başarı hikayesini beraber yazıyoruz. 5G’nin gelişiyle birlikte özellikle, dijital servisler ve cihaz kampanyaları tarafında çok ciddi fırsatlar sunuyoruz. Bu fırsatları müşterilerimize doğru anlatan ve onları doğru yönlendiren bayilerimizin her zaman kazanacağını, sizlerle birlikte birçok kez ispatladık. Bu başarıyı daha da geliştirerek sürdüreceğiz. Mobil pazarda yükselişimizi sürdürürken bir yandan da fiberde pazar liderliğimizi koruyacağız."</p>
<p>Şahin, artık sadece satış yapmanın yetmediğini, doğru müşteri, doğru teklif, doğru irtibatın önemli olduğunu vurgulayarak, "Sektörün en çok yatırım yapan şirketiyiz. Son 20 yılda Türkiye’nin iletişim altyapısına 23 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. İmtiyaz hakkımızın yenilenmesi ile birlikte önümüzdeki 25 yıl boyunca Türkiye ekonomisine yine 20 milyar dolar doğrudan katkı sağlayacağız." ifadesini kullandı.</p>
<p>Şahin, 5G ihalesiyle elde ettikleri güçlü pozisyon karşılığında ülke ekonomisine 1 milyar doların üzerinde katkı sunacaklarını aktardı.</p>
<p><strong>"Güçlü iletişim altyapısı, güçlü geleceğin temelidir"</strong></p>
<p>Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı Hatipoğlu da Türk Telekom ailesi olarak, bir teknoloji şirketi olmanın ötesinde ülkenin geleceğine yön veren stratejik bir yapının temsilcileri olduklarını söyledi.</p>
<p>Türk Telekomun gerçekleştirdiği her yatırımın Türkiye’nin kazanımı olduğunu belirten Hatipoğlu, "Bugün fiber altyapıdan mobil iletişime, veri merkezlerinden yeni nesil teknolojilere kadar attığımız her adım, ülkemizin rekabet kabiliyetini yükselten ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayan stratejik hamlelerdir. Çünkü biz biliyoruz ki güçlü iletişim altyapısı, güçlü ekonominin ve güçlü geleceğin temelidir. Bu bakış açısıyla hareket ederken, en büyük önceliklerimizden biri de yerli ve milli duruşumuzdur." diye konuştu.</p>
<p>Hatipoğlu, teknolojide dışa bağımlılığı azaltan, kendi mühendislerinin emeğini merkeze alan ve yerli ekosistemi büyüten bir anlayışla ilerlediklerini vurguladı.</p>
<p>Teknolojiyi sadece kullanan değil, geliştiren ve dünyaya ihraç eden Türkiye’nin inşasına katkı sağlamayı amaçladıklarını kaydeden Hatipoğlu, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>"Bu vizyon doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz her çalışma, aslında ülkemizin dijital bağımsızlığına atılmış güçlü bir adımdır. Tüm bu vizyonun en somut yansımalarından biri de 5G alanındaki çalışmalarımızdır. 5G, Türkiye’nin dijital geleceğinde stratejik bir eşik noktasıdır. Biz bu teknolojiyi yalnızca bir hız artışı olarak değil, ülkemizin rekabet gücünü belirleyecek bir kaldıraç olarak görüyoruz. Türk Telekom olarak yerli ve milli yaklaşımımızla güçlendirdiğimiz güçlü altyapımız ve fibere bağlı baz istasyonlarımızla 5G dönüşümüne de biz öncülük ediyoruz."</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sahin-iletisim-altyapisina-23-milyar-dolarin-uzerinde-yatirim-yaptik-76792</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/2/1280x720/46423-1775830231.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Telekom CEO&#039;su Ebubekir Şahin, &quot;Son 20 yılda Türkiye’nin iletişim altyapısına 23 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. İmtiyaz hakkımızın yenilenmesi ile önümüzdeki 25 yıl boyunca Türkiye ekonomisine yine 20 milyar dolar doğrudan katkı sağlayacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uraloglu-5g-abonesi-30-milyona-yaklasti-76791</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: 5G abonesi 30 milyona yaklaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Antalya'nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezi'nde düzenlenen "Türk Telekom İş Ortakları Toplantısı"nda yaptığı konuşmada, 205 iş ortağı ve 1600'ü aşkın katılımcıyla gerçekleştirdikleri toplantının anlamlı olduğunu söyledi.</p>
<p>Bilişim ve haberleşme sektörünün, bugünün dünyasının en stratejik ve vazgeçilmez alanlarından biri olduğunu, ekonomik büyümeden istihdama, küresel rekabet gücünden milli güvenliğe kadar her alanda belirleyici rol oynadığını ifade eden Uraloğlu, yapay zeka, bulut bilişim, nesnelerin interneti ve yüksek hızlı bağlantı gibi teknolojilerin, ülkelerin kalkınma hızını doğrudan etkilediğini, yenilikçiliği ve verimliliği zirveye taşıdığını belirtti.</p>
<p>Uraloğlu, Bakanlık olarak insan ve data ulaşımındaki iddialarını her geçen gün artırdıklarını vurguladı.</p>
<p>Türk Telekom'un 1840 yılında kurulan Posta Nezaretine dayanan köklü tarihiyle ülkenin dijital omurgasını oluşturan güzide kuruluşlardan biri olduğunu, yıllar içinde kendini sürekli yenileyerek haberleşme ve iletişim hizmetlerinde güçlü bir marka haline geldiğini kaydeden Uraloğlu, Türk Telekom'un Türkiye'nin 81 ili ve 922 ilçesinin tamamına yayılan ofis ve bayi ağıyla, ülkenin her köşesine eşit ve kesintisiz hizmet ulaştırma gücünün en somut göstergesi olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, 5G'ye geçişi 31 Mart'ta "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Töreni" ile ilan ettiklerini anımsatarak, şöyle konuştu:</p>
<p>"1 Nisan itibarıyla 81 ilimizde kademeli olarak hizmete aldığımız 5G ile daha ilk günden yaklaşık 21 milyon abone bu teknolojiyle buluştu. 10 gün içerisinde yaklaşık 8 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknolojiyle tanışarak rakamımız 29-30 milyonlara yaklaştı. Ülkemizdeki 5G uyumlu cihaz sayısının yaklaşık 32 milyon olduğunu düşündüğümüzde, 29 milyonu aşan abone sayımızla şimdiden yüzde 90'ın üzerinde muazzam bir penetrasyon oranına ulaştık. Bu rakam, gerçekten dikkat çekici ve gurur vericidir. Çünkü bu durum, vatandaşlarımızın 5G teknolojisini olağanüstü hızlı ve yüksek oranda benimsediğini açıkça göstermektedir. Neredeyse her 10 5G uyumlu cihazdan 9'u aktif olarak 5G hizmetini kullanıyor."</p>
<p>5G hizmetlerini 2 yıl içerisinde ülkenin her noktasına eriştireceklerini anlatan Uraloğlu, 5G'nin, yalnızca bir haberleşme teknolojisi değil, üretim gücünü, hizmet kalitesini ve teknolojik rekabetçiliği aynı anda yükselten kalkınmanın altyapısı olduğunu vurguladı.</p>
<p>Uraloğlu, bu teknolojinin, robotik sistemlerden otonom sürüşe, akıllı şehirlerden akıllı tarıma, 8K canlı yayınlardan kritik altyapı yönetimine kadar birçok alanda dönüşümü hızlandıracağını belirtti.</p>
<p>5G'ye geçişte en kritik unsurlardan birinin güçlü fiber altyapı olduğuna işaret eden Uraloğlu, "Bu kapsamda 2002'de yaklaşık 81 bin kilometre olan fiber optik ağ uzunluğumuzu 8 kattan fazla artırarak, 657 bin kilometreye yani dünyanın çevresini 16 kez dolaşacak uzunluğa ulaşmış durumdayız. Türk Telekom da bu alanda öncü rol üstlenerek büyük başarılara imza attı. 2019'dan bu yana 231 bin kilometre yeni fiber döşedi ve 12,3 milyon haneye fiber erişimi sağladı." dedi.</p>
<p><strong>"Milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik"</strong></p>
<p>Uraloğlu, 2025 sonu itibarıyla Türk Telekom'un ülke çapındaki fiber ağ uzunluğunun 535 bin kilometreye, fiber hane kapsamasının ise 34,2 milyona ulaştığını söyledi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, Türkiye'nin, 39 Avrupa ülkesi arasında en çok haneye fiber altyapısı ulaştıran ilk 3 ülke arasında yer aldığını, fiber abone sayısında ise 4. sırada bulunduğunu kaydetti.</p>
<p>Türk Telekom'un fiberdeki gücünü mobile taşıma konusunda önemli bir adım atarak 2024 itibarıyla LTE mobil baz istasyonlarının yüzde 61'ini fiberle bağlı konuma getirdiğini anlatan Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Bu oran, mevcut dünya ortalamasının ve Avrupa'nın 2028 için hedeflediği yüzde 53'ün dahi üzerindedir. Türk Telekom, Turkcell, Vodafone'un rekabetiyle 16 Ekim 2025'te gerçekleştirdiğimiz 5G yetkilendirme ihalesi neticesinde 3 milyar 534 milyon dolar gelir elde ettik. 5G yetkilendirme ihalesinde işletmecilerimize yıllara göre artan şekilde yüzde 60'a varan oranlarda yerli malı belgeli ürün ve yüzde 30'a varan oranlarda milli haberleşme ürünü kullanımı yükümlülüğü getirdik. Mobil özel şebekelerde milli bileşenleri zorunlu kıldık. Türk Telekom da ihalede mobil stratejisiyle uyumlu sonuçlar elde ederek abone başına en yüksek kapasite kullanım hakkına sahip operatör olarak stratejik bir başarı gösterdi."</p>
<p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, Türk Telekom Üst Yöneticisi (CEO) Ebubekir Şahin, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı İsmail İlhan Hatipoğlu'nun da katıldığı toplantıda, şarkıcı Sefo, Türk Telekom için hazırlanan şarkıyı seslendirdi.</p>
<p>Programda, Türk Telekom 5G Gala Gecesi'nde Sefo ile 2013'te hayatını kaybeden sanatçı Müslüm Gürses'in hologramının gerçekleştirdiği düet de gösterildi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/uraloglu-5g-abonesi-30-milyona-yaklasti-76791</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/1/1280x720/54356-1775830062.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türk Telekom İş Ortakları Toplantısı&quot;nda konuşan Bakan Uraloğlu, &quot;10 gün içerisinde yaklaşık 8 milyon yeni 5G abonesi daha bu teknolojiyle tanışarak rakamımız 29-30 milyonlara yaklaştı. 29 milyonu aşan abone sayımızla şimdiden yüzde 90&#039;ın üzerinde muazzam bir penetrasyon oranına ulaştık.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemir-baskani-oflaz-rekabet-gucumuzu-artirmayi-hedefliyoruz-76790</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> KARDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı Oflaz: Rekabet gücümüzü artırmayı hedefliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları'nın (KARDEMİR) 2025 yılı faaliyetlerinin görüşüldüğü Olağan Genel Kurul Toplantısı, KARDEMİR Eğitim ve Kültür Merkezi'nde yönetim kurulu üyeleri, genel müdür, genel müdür yardımcıları ve hissedarların katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>Toplantıda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Ali Oflaz, KARDEMİR'in cumhuriyetin sanayileşme yolculuğunda önemli rol ve sorumluluk üstlendiğini, "fabrikalar kuran fabrika" ünvanının onurlu temsilcisi olduğunu söyledi.</p>
<p>Oflaz, 2025'in, küresel ölçekte belirsizliklerin derinleştiği, dünya ekonomisi ve özellikle ağır sanayi için belirsizliğin yeni normal olarak kayıtlara geçtiği ancak yeni stratejik açılımların ve dönüşüm fırsatlarının da ortaya çıktığı önemli dönem olduğunu belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Başta yanı başımızda vuku bulan savaş olmak üzere jeopolitik gelişmeler, ticaret politikalarındaki değişimler, artan maliyet baskıları küresel ekonomiyi daha karmaşık hale getirmiş, yeşil dönüşüm ve enerji bağımsızlığı hedefleri daha da ön plana çıkmıştır. Yaygınlaşan yapay zeka uygulamaları istihdam piyasası ve uzun vadeli büyüme beklentilerini sarsmaya daha fazla başlamıştır. Demir çelik sektörü de bu süreçte artan rekabet, maliyet baskıları ve düşük karbonlu üretime geçiş zorunluluğuyla çok yönlü sınav vermiştir. Bu tablo, sektörde verimlilik, esneklik ve stratejik yönetimin her zamankinden daha kritik hale geldiğini açıkça göstermiştir."</p>
<p>Dünya ham çelik üretiminin 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 2 azalarak 1,8 milyar ton seviyesine gerilediğini, ABD'de yönetim değişikliği sonrası gündeme gelen ek gümrük vergileri ve Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'yla (SKDM) pazar dengelerinin kökten sarsıldığını anlatan Oflaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Türkiye, bu karamsar tablo içerisinde bir kez daha pozitif ayrışmayı başarmış. Ülkemiz ham çelik üretimini yüzde 3,3 artışla tamamlayarak Avrupa'nın en büyük çelik üreticisi ünvanını almış, dünyadaki sıralamasını 7. sıraya yükseltmiştir. Bizler de KARDEMİR olarak, bağlı ortaklık ve iştiraklerimizle 2025'te köklü sanayi mirasımızdan aldığımız güçle, ortak akılla belirlediğimiz stratejik yol haritamız doğrultusunda, disiplinli ve sürdürülebilir büyüme vizyonumuzla bu milli direncin ön saflarında yer aldık. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında değişen küresel dengeleri doğru okuyarak şirketimizi geleceğe daha güçlü taşıma kararlılığımızı sürdürdük."</p>
<p>Oflaz, 2,6 milyon ton ham çelik üretimi ile kapasitelerini sonuna kadar kullandıklarını dile getirerek, "Nihai mamul üretimimizde 2,45 milyon tona ulaştık ve bir tarihi rekoru daha kırmış olduk. 2025'te sıvı ham demir, sıvı çelik ve nihai mamul üretimi dahil olmak üzere 45 farklı alanda rekor üretim seviyelerine erişmemiz, operasyonel çevikliğimizin en önemli, en somut göstergesidir." dedi.</p>
<p><strong>"Toplam sevkiyatımız bir önceki yıla göre yüzde 12 arttı"</strong></p>
<p>KARDEMİR'in katma değeri yüksek ürün üretimine yönelik stratejisi doğrultusunda, özellikle raylı sistemler ürün grubunda önemli performans sergilendiğine, demir yolu ray sevkiyatının yüzde 40 artırıldığına işaret eden Oflaz, "2025'te ihracat faaliyetlerimiz de güçlü ivme kazanmış ve toplam sevkiyatımız bir önceki yıla göre yüzde 12 artmıştır. Kuzey Afrika, Kafkasya ve Avrupa Birliği pazarlarında müşteri çeşitliliği artırılarak sürdürülmüş, Ukrayna, Sırbistan ve Kosova gibi ülkelerin yanı sıra Tunus başta olmak üzere Afrika pazarlarına, Azerbaycan ve Gürcistan gibi bölgesel pazarlara satış gerçekleştirilmiştir. Amsted Rail ve Kolowag gibi dünya devleriyle yaptığımız işbirlikleri, ürünlerimizin uluslararası pazarlarda hızlıca ölçeklenmesini sağlayacaktır." diye konuştu.</p>
<p>Oflaz, 2026'da satış stratejilerinin, karlılık odaklı büyüme, uzun vadeli müşteri ilişkilerinin güçlendirilmesi, pazar çeşitliliğinin artırılması ve katma değerli ürün ihracatının payının yükseltilmesi üzerine kurgulandığını belirterek, "Profil, demir yolu rayı ve demir yolu tekeri ürün gruplarında rekabet gücümüzü artırmayı ve uluslararası pazardaki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz. Bu dönemde lokomotif, metro ve yük vagonlarında kullanılacak 6 yeni teker tipi ürün gamımıza eklenmiş olup, geliştirilen uluslararası işbirlikleri sayesinde küresel pazarlarda daha hızlı kabul görmesi hedeflenmektedir. Gücümüzün ve çevikliğimizin temelinde çalışanlarımızın özverisi, paydaşlarımızın güven ve desteği, ülkemize duyduğumuz sorumluluk bilinci yer almaktadır. KARDEMİR, 89 yıllık sanayi tecrübesiyle sadece çelik üretmiyor, ülkenin bağımsız sanayisine ve Türkiye Yüzyılı vizyonuna önemli katkılar sunuyor, sosyal sorumluluk proje ve faaliyetleriyle insan kaynağına en güçlü yatırımları gerçekleştiriyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/kardemir-baskani-oflaz-rekabet-gucumuzu-artirmayi-hedefliyoruz-76790</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/kardemir-baskani-oflaz-1775829673.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KARDEMİR Olağan Genel Kurul Toplantısı&#039;nda konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Ali Oflaz, &quot;Profil, demir yolu rayı ve demir yolu tekeri ürün gruplarında rekabet gücümüzü artırmayı ve uluslararası pazardaki konumumuzu güçlendirmeyi hedefliyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilimdan-halka-arz-basvurusu-76787</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım&#039;dan halka arz başvurusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ, paylarının halka arzına ilişkin izahnamenin onaylanması talebiyle Sermaye Piyasası Kuruluna (SPK) başvurduğunu duyurdu.</p>
<p>Açıklamaya göre, katılım finans sektöründe faaliyet gösteren banka, istikrarlı büyüme vizyonu ve güçlü finansal performansı doğrultusunda halka arz sürecinde önemli bir adım attı.</p>
<p>İzahname ve halka arza ilişkin detayları, SPK'nın inceleme ve onay sürecinin tamamlanmasının ardından kamuoyuyla paylaşılacak.</p>
<p>Halk Yatırım Menkul Değerler AŞ, Garanti BBVA Yatırım Menkul Kıymetler AŞ ve İş Yatırım Menkul Değerler AŞ, halka arzda konsorsiyum lideri aracı kurumlar olarak yer alacak.</p>
<p>Banka paylarının halka arzıyla finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesi, uzun vadeli yatırımlar için güçlü sermaye yapısı oluşturulması, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve ulusal ile uluslararası yatırımcı tabanının genişletilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Halka arzdan elde edilecek fonun yüzde 50 ila 60'ı yatırım finansmanında, yüzde 20 ila 25'i işletme sermayesinin güçlendirilmesinde ve yüzde 20 ila 25'i öz kaynağın güçlendirilmesinde kullanılacak. Fonun Kullanım Yeri Raporu, Emlak Katılım, Halk Yatırım, Garanti Yatırım ve İş Yatırım'ın internet sitelerinde yayımlanacak.</p>
<p>Gerçekleştirilecek halka arzla bankanın öz kaynak yapısının güçlendirilmesi, aktif büyüklüğünün desteklenmesi, dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarının hızlandırılması ve reel ekonomiye sağlanan finansman katkısının artırılması amaçlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilimdan-halka-arz-basvurusu-76787</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım, halka arz için Sermaye Piyasası Kuruluna başvuruda bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-birim-deger-endeksi-yillik-yuzde-127-artti-76786</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> İhracat birim değer endeksi yıllık yüzde 12,7 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat 2026 dönemine ait dış ticaret endekslerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ihracat birim değer endeksi, şubatta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 12,7 artış gösterdi.</p>
<p>Endeks, Şubat 2025'e göre gıda, içecek ve tütünde yüzde 12,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 9,7, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 13,3 artarken, yakıtlarda yüzde 6,8 azaldı.</p>
<p>İthalat birim değer endeksi, şubatta yıllık bazda yüzde 5 arttı.</p>
<p>Endeks geçen yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 4,7, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 7,2 artarken, yakıtlarda yüzde 14,5, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 7 düşüş gösterdi.</p>
<p><strong>Miktar endeksleri</strong></p>
<p>İhracat miktar endeksi, şubatta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 10,1 azalış kaydetti. Endeks bu dönemde gıda, içecek ve tütünde yüzde 13,9, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 8,7, yakıtlarda yüzde 35,6, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 7 azalış sergiledi.</p>
<p>İthalat miktar endeksi, şubatta yıllık bazda yüzde 1,3 azaldı. Endeks, geçen yılın aynı ayına göre, gıda, içecek ve tütünde yüzde 2,7, ham maddelerde (yakıt hariç) yüzde 6,6, yakıtlarda yüzde 5,6 azalırken, imalat sanayisinde (gıda, içecek, tütün hariç) yüzde 6,1 arttı.</p>
<p><strong>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış veriler</strong></p>
<p>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre, ihracat miktar endeksi 2026 Ocak'ta 139 iken 2026 Şubat'ta yüzde 0,1 azalarak 138,8 olarak hesaplandı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ihracat miktar endeksi, 2025 yılı şubat ayında 141,8 iken bu yılın aynı ayında yüzde 10,1 azalarak 127,5 oldu.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış seriye göre, ithalat miktar endeksi 2026 Ocak'ta 126,9 iken 2026 Şubat'ta yüzde 0,7 artarak 127,9 olarak kayıtlara geçti. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ithalat miktar endeksi, geçen yıl şubatta 121,3 iken 2026 yılının şubat ayında yüzde 1,3 azalarak 119,7 olarak belirlendi.</p>
<p>İhracat birim değer endeksinin ithalat birim değer endeksine bölünmesiyle hesaplanan ve Şubat 2025'te 86,4 olarak elde edilen dış ticaret haddi, 6,3 puan artarak, Şubat 2026'da 92,7 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ihracat-birim-deger-endeksi-yillik-yuzde-127-artti-76786</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/ihracat-dis-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in şubat verilerine göre ihracat birim değer endeksi yıllık yüzde 12,7, ithalat birim değer endeksi de yüzde 5 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-kruvaziyer-yolcu-sayisi-16-yilin-en-yuksek-seviyesinde-76785</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 16:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kruvaziyer yolcu sayısı 16 yılın en yüksek seviyesinde&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Denizcilik Genel Müdürlüğünce hazırlanan mart ayına ilişkin kruvaziyer gemi ve yolcu istatistiklerini değerlendirdi.</p>
<p>Yazılı açıklamada, limanlara martta 26 kruvaziyer geminin uğradığına işaret eden Uraloğlu, "Kruvaziyer yolcu sayısında da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,9 artış oldu. Mart 2026, 41 bin 39 yolcu ile mart ayları içerisinde son 16 yılın en yüksek kruvaziyer yolcu sayısı olarak kayıtlara geçti. Limanlara gelen kruvaziyer gemi sayısı yılın ilk çeyreğinde 56, kruvaziyer yolcu sayısı ise 93 bin 787 oldu." bilgisini paylaştı.</p>
<p><strong>İstanbul limanları zirvede</strong></p>
<p>Uraloğlu, martta İstanbul limanlarına 8 kruvaziyer gemiyle 13 bin 307 kruvaziyer yolcu, Kuşadası'na 7 kruvaziyer gemi 12 bin 191 yolcu, İzmir Alsancak limanına 5 kruvaziyer gemi 9 bin 723 yolcu ve diğer limanlara da 6 kruvaziyer gemi 5 bin 818 kruvaziyer yolcunun geldiğini ifade etti.</p>
<p>Limanlara ilişkin 3 aylık verileri de değerlendiren Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"İstanbul limanları 2026'nın ilk 3 ayında, 18 kruvaziyer gemiyle en fazla kruvaziyer geminin uğrak yaptığı liman oldu. İstanbul limanlarını sırasıyla, 17 kruvaziyer gemiyle Kuşadası Limanı ve 13 kruvaziyer gemiyle İzmir Alsancak Limanı takip etti. Yolcu sıralamasında ise söz konusu dönemde İstanbul limanları 35 bin 800 yolcu ile en fazla kruvaziyer yolcuya ev sahipliği yapan liman oldu. İstanbul limanlarını sırasıyla 27 bin 467 yolcuyla İzmir Alsancak Limanı ve 22 bin 682 kruvaziyer yolcuyla Kuşadası Limanı takip etti."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-kruvaziyer-yolcu-sayisi-16-yilin-en-yuksek-seviyesinde-76785</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/msc-kruvaziyer.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Uraloğlu, mart ayında kruvaziyer yolcu sayısında geçen yıla göre yüzde 4,9 artış olduğunu belirterek, 41 bin 39 yolcu ile mart ayları içerisinde son 16 yılın en yüksek yolcu sayısına ulaşıldığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oibin-yeni-donem-baskani-kemal-yazici-oldu-76772</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 14:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> OİB’in yeni dönem başkanı Kemal Yazıcı oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) 2025 yılı Genel Kurulu, Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Toplantı Salonu’nda yapıldı.</p>
<p>Tek liste girilen seçimlerin sonucunda Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı, katılan üyelerinin tamamının oylarını alarak OİB Yönetim Kurulu Başkanlığına seçildi. Başkanlık dönemi sona eren Baran Çelik, toplantının açılışında yaptığı konuşmada, “Göreve başladığımız 2018 yılında 31,5 milyar dolar olan otomotiv ihracatımız 2025 yılında 41,5 milyar dolara yükseldi. Bu yıl 43 milyar dolar ile bu rakamı daha da yukarıya taşımayı hedefliyoruz” dedi. 2020 yılından sonra Dünya ekonomisinin ve küresel ticaretin en çalkantılı dönemlerinden birinin yaşandığına işaret eden Çelik, “Pandemi ve ardından gelen, çip krizi, tedarik zinciri kırılmaları, Brexit süreci, Yeşil dönüşüm, Enflasyonist ortam, Rusya-Ukrayna savaşı başta olmak üzere hem insanlık hem küresel ekonomi için yıkıcı etkiler bırakan savaşlar ve son dönemde küresel siyasette hızla yükselen korumacılık trendinin sonucunda Avrupa’da gündeme gelen “Made in EU” yaklaşımı… Tüm bu fırtınalı süreçte gemiyi limana sağ salim yanaştırmak için var gücümüzle çalıştık ve bunu başarmanın gururunu yaşıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d8d8fde24d5-1775819005.JPG" alt="" width="639" height="427" /></p>
<h2><strong>Yazıcı: “Üç ana başlıkta ihracatı artırmaya odaklıyız”</strong></h2>
<p>OİB’in yeni Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı ise şunları söyledi: “Sektörümüz; Türkiye ekonomisinin temel taşlarından biri. Türkiye ihracatının yüzde 17,5’ini tek başına gerçekleştiriyor. Direkt çalışan 300 bin kişi, servis ve satışlar dahil 550 bin kişiye istihdam sağlıyoruz. En büyük pazarımız olan Avrupa Birliği ülkelerinin 2035 yılında sıfır emisyonlu araçlara geçiş planı sektörümüz ihracatı açısından çok kritik bir karar. AB ülkeleri sıfır emisyonlu araçlar konusunda kararlılar ama Çin ile rekabette zorlanıyorlar. Kendilerini Çin’e karşı koruyabilmek için “made in Europe” kavramını geliştirdiler. Biz sektör olarak Gümrük Birliği sayesinde bu kapsamda yer alacağız ama sıfır emisyonlu araçlar için gereken teknolojilere henüz hakim değiliz. Bu durum önümüzdeki dönemlerde ihracat açısından bir risk oluşturuyor. Eksiklerimizi hızlı bir şekilde tamamlayarak hazır hale gelmek zorundayız. Bu kapsamda yeni Yönetim Kurulu olarak üç ana başlık üzerinde çalışmak istiyoruz. İlk alanı “Geleceğe Hazırlanmak ve İhracat Artışı” olarak belirledik. İkinci olarak “Rekabetçi Otomotiv Sanayi” ve son olarak da “Güçlü Birlik ve Üye İlişkileri” konularına yoğunlaşmak kararı verdik. Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz.”</p>
<p>OİB’in 2026-2030 dönemini kapsayacak Kemal Yazıcı Başkanlığında yeni Yönetim Kurulunda; Beyçelik Gestamp, Ford Otomotiv, Martur Sünger ve Koltuk Tesisleri, Bosch Sanayi ve Ticaret, Toyota Otomotiv, Oyak Renault, Tofaş Türk, İnci GS Yuasa Akü, Teknorot Otomotiv ve Valeo Otomotiv, Denetim Kurulu’nda ise TKG Otomotiv, OSKİM Pazarlama ve Canel Otomotiv yer aldı. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/oibin-yeni-donem-baskani-kemal-yazici-oldu-76772</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/oibin-yeni-donem-baskani-kemal-yazici-oldu-1775819109.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin yeni dönem başkanı Ecoplas Otomotiv Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yazıcı oldu. Yazıcı yaptığı açıklamada; “Türkiye otomotiv endüstrisi ihracatını korumaya ve artırmaya yönelik stratejiler geliştirerek sektör ve ilgili kurumlar ile birlikte çalışacağız ve geleceği birlikte şekillendireceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-sanayi-uretimi-yillik-bazda-yuzde-22-artti-76771</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu: Martta düşen ihracat üretimde yavaşlamaya neden olabilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, TÜİK tarafından açıklanan şubat ayı sanayi üretim endeksine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Sanayi üretimi yıllık bazda yüzde 2,2 arttı. İmalat sanayinde yıllık yüzde 2,4, sermaye malında ise yüzde 12,8’lik bir artış söz konusu. Şubat ayı ihracatındaki ivmelenmeye paralel olarak sanayi üretiminde de canlanma olacağına işaret etmiştik. Bununla birlikte, ihracattaki sınırlı artış ve iç talepteki zayıf görünüm üretim tarafına güçlü yansımasa da yüksek teknolojideki yüzde 30,6’lık artış dikkat çekiyor” dedi.</p>
<p>KSO Başkanı Zeytinoğlu “Mart ayında yüzde 6,4 azalarak 21,9 milyar dolara gerileyen ihracat rakamı, gelecek ay sanayi üretimine yavaşlama olarak yansıyabilir. Kurlar üzerinde artan baskının reel sektöre etkilerini hissetmeye devam ediyoruz. Bununla birlikte Hazine ve Maliye Bakanımız geçtiğimiz günlerde kefalet desteğiyle ihracat odaklı sektörlere yönelik bir kredi paketini devreye alacaklarını ifade etmişti. Dolayısıyla finansmana erişim noktasındaki her adımın sanayicimizi destekleyeceğine inanıyoruz” ifadesini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-sanayi-uretimi-yillik-bazda-yuzde-22-artti-76771</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/ayhan-zeytinoglu.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, şubat ayında sanayi üretiminin arttığını ancak martta düşen ihracatın gelecek dönemde üretimde yavaşlamaya neden olabileceğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-2025-zarari-1-trilyon-lirayi-asti-76769</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 13:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın 2025 zararı 1 trilyon lirayı aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 31 Aralık 2025'te sona eren 94. hesap dönemine ait bilançosu Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, 2025 sonu itibarıyla TCMB'nin aktif toplamı 12 trilyon 403 milyar 663 milyon 86 bin 819 lira düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde bankanın altın mevcudu, 4 trilyon 817 milyar 61 milyon 208 bin 973 lira oldu.</p>
<p>Geçen yıl sonu itibarıyla TCMB'nin ihtiyat akçesi tutarı 334 milyon 168 bin 579 lira olarak kaydedildi. Bu sonuçlarla Bankanın 2025 dönemi zararı, 1 trilyon 64 milyar 875 milyon 321 bin 767 lira oldu.</p>
<p><strong>Fed ve ECB de zarar açıkladı</strong></p>
<p>ABD Merkez Bankası (Fed), 2025'te 18,7 milyar dolarla üst üste üçüncü yılda faaliyet zararı bildirdi. Banka, 2023'te 114,3 milyar dolar, 2024'te ise 77,6 milyar dolarlık faaliyet zararı açıklamıştı.</p>
<p>Avrupa Merkez Bankası (ECB) da geçen yılı 1 milyar 254 milyon euro zararla kapattı. ECB, 2024 yılını 7,944 milyar euro, 2023'ü ise 1,27 milyar euro zararla kapatmıştı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-2025-zarari-1-trilyon-lirayi-asti-76769</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/merkez-bankasi-para3.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın 2025 yılı aktif toplamı 12,4 trilyon lira olurken, bu dönemde zarar 1 trilyon 64 milyar lirayı aştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretimi-subatta-yuzde-26-artti-76762</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayi üretimi şubatta yüzde 2,6 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat 2026 dönemine ait sanayi üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu ayda takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, geçen yılın aynı ayına kıyasla, yüzde 2,2 artış kaydetti.</p>
<p>Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, ocakta madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi geçen yılın aynı ayına göre yüzde 4,1, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 2,4 yükselirken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 2,2 azaldı.</p>
<p>Arındırılmamış sanayi üretim endeksinde, yıllık bazda yüzde 2 artış oldu.</p>
<p><strong>Sanayi üretiminde aylık veriler</strong></p>
<p>Mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış sanayi üretimi, söz konusu ayda bir önceki aya kıyasla, yüzde 2,6 arttı.</p>
<p>Sanayinin alt sektörleri incelendiğinde, şubat ayında madencilik ve taş ocakçılığı sektörü endeksi bir önceki aya göre yüzde 0,4, imalat sanayi sektörü endeksi yüzde 3,3 artarken, elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi ve dağıtımı sektörü endeksi yüzde 3,6 geriledi.</p>
<p>TÜİK, bazı ayların verilerinde revizyona gitti.</p>
<p>Buna göre sanayi üretim endekslerinin takvim etkisinden arındırılmış yıllık değişim oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Yıllar/Aylar</td>
<td>Ocak</td>
<td>Şubat</td>
<td>Mart</td>
<td>Nisan</td>
<td>Mayıs</td>
<td>Haziran</td>
<td>Temmuz</td>
<td>Ağustos</td>
<td>Eylül</td>
<td>Ekim</td>
<td>Kasım</td>
<td>Aralık</td>
</tr>
<tr>
<td>2023</td>
<td>4</td>
<td>-8,8</td>
<td>0,3</td>
<td>-1,4</td>
<td>0,3</td>
<td>0,9</td>
<td>8,3</td>
<td>3,6</td>
<td>5,2</td>
<td>2,6</td>
<td>2</td>
<td>2,3</td>
</tr>
<tr>
<td>2024</td>
<td>1,3</td>
<td>11,2</td>
<td>4,4</td>
<td>-1</td>
<td>0</td>
<td>-5</td>
<td>-3,8</td>
<td>-5,1</td>
<td>-2,2</td>
<td>-2,9</td>
<td>1,7</td>
<td>7</td>
</tr>
<tr>
<td>2025</td>
<td>1,1</td>
<td>-2</td>
<td>2,4</td>
<td>2,9</td>
<td>4,8</td>
<td>8,1</td>
<td>4,9</td>
<td>7,1</td>
<td>3</td>
<td>2,1</td>
<td>2,2</td>
<td>-2,1</td>
</tr>
<tr>
<td>2026</td>
<td>-1,9</td>
<td>2,2</td>
<td> </td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayi-uretimi-subatta-yuzde-26-artti-76762</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/3/1/1280x720/sanayi-fabrika-1772706619.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in şubat verilerine göre sanayi üretim endeksi, aylık bazda yüzde 2,6, yıllık bazda da yüzde 2,2 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-osb-yonetim-kurulu-baskani-selim-yaymanoglu-oldu-76757</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanı Selim Yaymanoğlu oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/DENİZLİ</strong></p>
<p>Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nin 25. Olağan Genel Kurul Toplantısı, geniş katılımla gerçekleştirildi.</p>
<p>Toplantıda bölgenin son bir yıllık faaliyetleri, 2026’nın ilk çeyreğine ilişkin çalışmalar ve yeni dönem projeleri ele alınırken, gündem maddeleri oy birliğiyle kabul edildi. Genel kurulun en önemli başlığı ise başkanlık seçimi oldu. Yapılan oylamada Selim Yaymanoğlu, 179 oyun 97’sini alarak Denizli OSB Yönetim Kurulu Başkanlığı’na seçildi.</p>
<p>Genel Kurula katılım sağlayan tüm sanayicilere teşekkür eden Denizli OSB Başkanı Selim Yaymanoğlu; “Denizli Organize Sanayi Bölgemize Yönetim Kurulumuzla birlikte değer katmaya, sanayicilerimizin gücüne güç katmak amacıyla başlattığımız projeleri hayata geçirerek bölgemizin gelişimini sürdürmeye devam edeceğiz. Yönetim Kurulumuzla birlikte şeffaf bir yönetim anlayışıyla, birlik ve beraberliğimizi sürdürerek Bölgemizin daha ileri gitmesi için elimizden geleni yapacağız ve daha çok çalışacağız. Kapımız herkese açıktır. Önümüzdeki günlerde kaldığımız yerden devam edip, projelerimizi hiç aksatmadan en hızlı şekilde tamamlayacağız. Denizli’nin gücü sanayicisidir, üretimdir ve birlikteliktir. Bunu hep birlikte başaracağız” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/denizli-osb-yonetim-kurulu-baskani-selim-yaymanoglu-oldu-76757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/7/1280x720/denizli-osb-yonetim-kurulu-baskani-selim-yaymanoglu-oldu-1775812418.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Denizli OSB’de gerçekleştirilen genel kurulda başkanlık görevine Selim Yaymanoğlu seçilirken, yeni dönemde sanayiciyi güçlendirecek projeler ve bölgenin üretim kapasitesini artırmaya yönelik hedefler öne çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehir-muhasebe-finans-ve-vergi-alaninda-turkiyenin-bulusma-noktasi-oluyor-76756</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Eskişehir Talks – Muhasebe, Finans ve Vergi Zirvesi&#039; başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>“Eskişehir Talks – Muhasebe, Finans ve Vergi Zirvesi” 11–12 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek.</p>
<p>Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Osmangazi Üniversitesi, Eskişehir Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ESMMM) ve Eskişehir Yeminli Mali Müşavirler Odası (EYMM) iş birliğiyle düzenlenen zirveye, Osmangazi Üniversitesi ev sahipliği yapacak. Etkinlik, Osmangazi Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Muhasebe, finans ve vergi alanlarında yaşanan hızlı dönüşümler; dijitalleşme, sürdürülebilirlik ve yeni düzenlemeler çerçevesinde yeniden şekillenirken, zirve bu değişimlerin kapsamlı şekilde ele alınacağı önemli bir platform sunacak.</p>
<p>Zirvenin açılışı; akademi, kamu ve meslek örgütlerinden üst düzey temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilecek. Program kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK), Gelir İdaresi Başkanlığı, Eskişehir Defterdarlığı, Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı ve TÜRMOB temsilcilerinin yanı sıra Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM), Yeminli Mali Müşavirler (YMM) ve alanında uzman akademisyenler konuşmacı olarak yer alacak.</p>
<p><strong>Zirve, finans sektörü profesyonellerini bir araya getirecek</strong></p>
<p>İki gün sürecek zirvede, Sürdürülebilirlik ve raporlama standartları, vergi politikaları ve denetim yaklaşımları, dijital denetim ve maliye uygulamaları, finans piyasalarındaki güncel gelişmeler ile kurumlar vergisi ve yeni düzenlemeler gibi güncel ve kritik başlıklar ele alınacak. Zirve; akademisyenler, serbest muhasebeci mali müşavirler, yeminli mali müşavirler, kamu temsilcileri ve finans sektörü profesyonellerini bir araya getirerek bilgi paylaşımını artırmayı hedefliyor. Katılımcılar, güncel mevzuat ve uygulamalar hakkında bilgi edinmenin yanı sıra alanında uzman isimlerle doğrudan iletişim kurma fırsatı bulacak. </p>
<p>Zirve, Eskişehir’in mesleki ve akademik birikimine katkı sağlamayı, muhasebe, finans ve vergi alanlarında güncel gelişmelerin yerelde daha etkin şekilde takip edilmesine destek olmayı amaçlıyor. Aynı zamanda Türkiye genelinde mesleki farkındalığın artırılmasına ve akademi, kamu ve sektör arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine katkı sunması bekleniyor. Kamu kurumları, üniversiteler ve meslek odalarının güçlü iş birliğiyle hayata geçirilen organizasyonun geniş katılımla gerçekleştirilmesi bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehir-muhasebe-finans-ve-vergi-alaninda-turkiyenin-bulusma-noktasi-oluyor-76756</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/eskisehir.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir, 11–12 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan “Eskişehir Talks – Muhasebe, Finans ve Vergi Zirvesi” ile akademi, kamu ve sektör temsilcilerini bir araya getirmeye hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aydem-enerji-ile-atpden-karbon-donusumunde-is-birligi-76788</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aydem Enerji ile ATP&#039;den karbon dönüşümünde iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Aydem Enerji'nin elektrik perakende şirketleri Aydem Perakende ve Gediz Perakende ile teknoloji şirketi ATP arasında iş birliği yapılacak.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, iş birliğiyle, Aydem Perakende ve Gediz Perakende'nin kurumsal müşterileri ATP GreenX platformundan yararlanarak, karbon ayak izlerini uçtan uca yönetebilecek.</p>
<p>Açıklamada, "Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleri ve Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde kritik öneme sahip olan karbon yönetimi, Aydem Enerji Perakende Grubu ve ATP arasında gerçekleşen iş birliğiyle sanayi kuruluşları ve işletmeler için daha erişilebilir hale geliyor. Aydem Perakende ve Gediz Perakende, teknoloji şirketi ATP’nin karbon ticaret platformu ATP GreenX iş birliğiyle kurumsal müşterilerine kurumsal ayak izlerini dijital ortamda ölçme, raporlama ve dengeleme süreçlerini yönetme imkanı sunuyor. Kurumsal karbon yönetimi süreçlerini daha etkin yönetmek isteyen şirketler, Aydem Perakende ve Gediz Perakende aracılığıyla bu teknolojik altyapıya erişim sağlayabiliyor." denildi. </p>
<p><strong>Rekabet gücü artırma ve yeşil dönüşüm hedefi</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Aydem Enerji Perakende Grubu Genel Müdürü Mustafa İren enerji sektörünün, sadece elektrik tedarikinden ibaret olmadığını belirterek,"Enerji sektörü çevresel sorumlulukların ve dijitalleşmenin merkezde olduğu büyük bir dönüşümden geçiyor. Aydem Enerji Perakende Grubu olarak biz de iş ortaklarımızla birlikte bu dönüşümün tam merkezinde yer alıyoruz. ATP GreenX ile hayata geçirdiğimiz bu iş birliğinin, kurumsal portföyümüzün karbon yönetim süreçlerinde şeffaflık ve uluslararası standartlara uyum açısından güçlü bir kaldıraç etkisi yaratacağına inanıyoruz. Amacımız, paydaşlarımızın rekabet gücünü artırırken, onlara yeşil dönüşüm yolculuklarında güvenilir ve stratejik bir destek sunmak." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>ATP Üts Yöneticisi (CEO) Ümit Cinali ise işbirliğine dair teknolojik derinliğe dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Enerji sektörü üretimden tüketime kadar tüm değer zincirinde düşük karbonlu bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu dönüşümde enerji perakende şirketlerinin müşterileriyle birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor. ATP GreenX yeşil enerji ve karbon ticaret platformumuzla, karmaşık görünen karbon hesaplama ve ESG performans takibi süreçlerini kullanıcı dostu ve güvenli bir dijital altyapıya kavuşturuyoruz. Aydem Perakende ve Gediz Perakende'nin geniş hizmet ağı ve bölgedeki sektörel tecrübesiyle birleşen teknolojimiz, işletmelerin çevresel etkilerini minimize ederken operasyonel verimliliklerini artırmalarına yardımcı olacak. Sürdürülebilir bir dünya için iş dünyasının ihtiyaçlarına yönelik teknoloji çözümleri sunmaya devam ediyoruz."</p>
<p><strong>Uluslararası standartlara uygun</strong></p>
<p>İş birliği sayesinde platforma erişim sağlayan Aydem Enerji Perakende Grubu müşterileri, kapsam 1, 2 ve 3 emisyonlarını hesaplayabilecek, gönüllü karbon piyasalarına erişim sağlayarak emisyonlarını dengeleyebilecek ve sürdürülebilirlik raporlarını uluslararası standartlara uygun şekilde oluşturabilecekler.</p>
<p>Platform, sınırda karbon düzenlemelerine tabi olan ihracatçılardan küresel değer zincirinde yer alan imalatçılara, yeşil dönüşümü iş modeline entegre etmek isteyen tüm işletmelerden tedarikçilere kadar geniş bir yelpazeye hitap ediyor.</p>
<p>Bu yapısıyla ATP GreenX, yeni nesil ticaret düzeninde ortaya çıkabilecek riskleri yönetmek ve rekabet avantajı sağlamak adına stratejik bir enstrüman olarak konumlanıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aydem-enerji-ile-atpden-karbon-donusumunde-is-birligi-76788</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/aydem-enerji.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aydem Perakende ve Gediz Perakende ile ATP&#039;in iş dünyasındaki yeşil dönüşüm için güçlerini birleştirdiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-gorgel-sehrimizin-kadim-kulturunu-istanbulda-yasatiyoruz-76821</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Başkan Görgel, “Şehrimizin Kadim Kültürünü İstanbul’da Yaşatıyoruz”</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>İstanbul’da düzenlenen Kahramanmaraş Tanıtım Günleri’ni ziyaret ederek esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Görgel, “Kadim şehrimiz Kahramanmaraş’ın sahip olduğu zengin kültürü, eşsiz mutfağı ve üretim gücünü İstanbul’da hemşehrilerimizle ve tüm vatandaşlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tüm İstanbulluları ve çevre illerden vatandaşlarımızı 12 Nisan’a kadar devam eden Tanıtım Günleri’ne bekliyoruz” dedi.</p>
<p>Kahramanmaraş’ın kültürel ve tarihi değerlerini İstanbul’da tanıtmayı amaçlayan “Kahramanmaraş Tanıtım Günleri”, yoğun katılımla devam ediyor. İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinlik, hemşehrileri bir araya getirirken ziyaretçilerden de büyük ilgi görüyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, etkinlik alanını ziyaret ederek stantları tek tek gezdi. Ziyarette; 66. Hükümet Tarım ve Orman Bakanı Prof. Dr. Vahit Kirişci ile birlikte AK Parti Kahramanmaraş Milletvekilleri Ömer Oruç Bilal Debgici, Tuba Köksal, Mevlüt Kurt, Mehmet Şahin ve İrfan Karatutlu da yer aldı. Heyet, fuar alanında Kahramanmaraş’a özgü yöresel lezzetler, el sanatları ürünleri ve kültürel değerlerin sergilendiği stantları ziyaret ederek esnaflarla yakından ilgilendi. Başkan Görgel, stant açan esnafa hayırlı ve bereketli kazançlar temennisinde bulunurken, üreticilerin ve girişimcilerin şehir ekonomisine sağladığı katkının önemine vurgu yaptı. Fuar alanında vatandaşlarla da bir araya gelen Başkan Görgel, ziyaretçilerle samimi sohbetler gerçekleştirerek Kahramanmaraş’ın sahip olduğu zenginlikleri birebir anlattı. Etkinliğe katılan vatandaşlar, Kahramanmaraş’ın kültürünü İstanbul’da yakından tanıma fırsatı bulduklarını ifade etti.</p>
<p><strong>“Kahramanmaraş’ımızın Güzelliklerini Keşfetmeye Herkesi Bekliyoruz”</strong></p>
<p>Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel, “Kadim şehrimiz Kahramanmaraş’ın sahip olduğu zengin kültürü, eşsiz mutfağı ve üretim gücünü İstanbul’da hemşehrilerimizle ve tüm vatandaşlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tanıtım Günleri, sadece bir etkinlik değil; aynı zamanda birlik ve beraberliğimizi pekiştiren önemli bir organizasyon. Burada stant açan esnafımızın emeği, şehrimizin üretim potansiyelinin en güzel göstergesi. Hamdolsun etkinliğimize olan ilgi de son derece mutluluk verici. Kahramanmaraş’ımızı daha yakından tanımak isteyen binlerce vatandaşımız buraya geliyor. Tüm İstanbulluları ve çevre illerden vatandaşlarımızı 12 Nisan’a kadar devam eden Tanıtım Günleri’ne davet ediyorum. Kahramanmaraş’ın güzelliklerini yerinde keşfetmeye herkesi bekliyoruz” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kahramanmaras/baskan-gorgel-sehrimizin-kadim-kulturunu-istanbulda-yasatiyoruz-76821</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/1/1280x720/baskan-gorgel-sehrimizin-kadim-kulturunu-istanbulda-yasatiyoruz-1775897863.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’da düzenlenen Kahramanmaraş Tanıtım Günleri’ni ziyaret ederek esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen Başkan Görgel, “Kadim şehrimiz Kahramanmaraş’ın sahip olduğu zengin kültürü, eşsiz mutfağı ve üretim gücünü İstanbul’da hemşehrilerimizle ve tüm vatandaşlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tüm İstanbulluları ve çevre illerden vatandaşlarımızı 12 Nisan’a kadar devam eden Tanıtım Günleri’ne bekliyoruz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-lezzetleri-kanada-sofralarini-susleyecek-76755</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 11:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kanada&#039;ya meyve sebze ve mamul ihracatında hedef 100 milyon dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Türk yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatçıları yıllık 23 milyar dolar yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ithal eden Kanada’ya 100 milyon dolarlık Türk lezzetleri ihraç etmek için Kanada’yı hedef pazar olarak belirledi. </p>
<p>Kanada’nın 2025 yılında 10 milyar dolar yaş meyve sebze, 13 milyar 440 milyon dolarlık meyve sebze mamulleri ithal ettiğini dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği (EYMSİB) Başkanı Hayrettin Uçak, geçen ay sonunda  EYMSİB olarak yürüttükleri URGE Projesi’nde yer alan 8 firmanın bu ülkeye yönelik pazarlama faaliyetinde bulunduğunu hatırlattı. Toronto’da gerçekleştirilen program kapsamında market ziyaretleri ve saha araştırması gerçekleştirdiklerini, Loblaws, Costco gibi zincir marketleri ziyaret ettikleri bilgisini veren Uçak, “İhracatçılarımız bu marketlerle temas kurma olanağı buldu. Kanada’ya 2025 yılında 60 milyon dolar seviyesinde olan yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri ihracatımızı 100 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p>Program kapsamında Türk firmalarının Kanadalı ithalatçılarla ikili iş görüşmeleri yaptığını aktaran Uçak, şöyle devam etti: “Toronto Başkonsolosumuz Can Yoldaş ve Ticaret Ataşemiz Merve Orhan’ın katıldığı ikili iş görüşmelerine Kanada tarafından 18 ithalatçı firma yer aldı. Yaklaşık 70 görüşme gerçekleştirildi. Olumlu görüşmeler gerçekleşen B2B etkinliği başarıyla sona erdi. Ayrıca Ontario Meyve Sebze Hali ve ikili iş görüşmelerimize katılamayan ancak heyetimizle görüşmek isteyen 2 ayrı firma da ziyaret edildi. Son ziyaretimiz de Metro süpermarket zinciri firmasının Ontario ofisine oldu. Heyetimizde birliğimiz adına yönetim kurulu üyelerimiz Sadık Demircan ve Tolga Selim Kağan yer aldılar.”</p>
<h2>Heyette 8 firmadan temsilciler yer aldı</h2>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından düzenlenen Kanada Yurtdışı Pazarlama Faaliyeti’ne Ege Hazır Yiyecek Dış Ticaret, Koray Int. Gıda Sanayi, Lidya Konservecilik, Özinan Tarım Ürünleri, Sanford Gıda, Uçak Kardeşler Gıda, Yalıcan Gıda ve Zafer Gıda firmalarından temsilciler katıldı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-lezzetleri-kanada-sofralarini-susleyecek-76755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/5/1280x720/turk-lezzetleri-kanada-sofralarini-susleyecek-1775809767.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Kanada’ya 100 milyon dolarlık yaş meyve sebze ve mamul ihracatı hedefliyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği tarafından sürdürülen URGE Projesi’nde yer alan 8 firma Kanada’ya yönelik pazarlama faaliyetinde bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/imo-bursa-seffaflik-yoksa-danisma-kurulunda-kalmayiz-76746</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> İMO Bursa: Şeffaflık yoksa danışma kurulunda kalmayız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Bursa Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda yürütülen 1/100.000 Ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı çalışmalarına ilişkin sürece yönelik sert eleştirilerde bulundu.</p>
<p>Oda yönetimi, Bursa Planlama Ajansı Danışma Kurulu çatısı altında sürdürülen çalışmaların ortak akıl ve katılımcılık ilkelerinden uzaklaştığını, planın yeterli teknik veri paylaşılmadan doğrudan belediye meclisine taşınmak istendiğini duyurdu. İMO Bursa Şubesi Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, uzun yıllardır dile getirilen “kent anayasası hazırlanmadan Bursa’ya tek bir çivi dahi çakılmamalı” yaklaşımının planlama sürecinin temelini oluşturduğu vurgulandı. Bu kapsamda 2024 yılı Ağustos ayında kurulan danışma kuruluna düzenli katılım sağlandığı, mühendislik perspektifiyle görüş ve itirazların her toplantıda aktarıldığı belirtildi. Şube yönetimi, 28 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirilen son danışma kurulu toplantısında planın yalnızca sınırlı bir bölümünün toplantıdan iki saat önce paylaşıldığını, plan esaslarına ilişkin kapsamlı teknik içeriğin ise sunulmadığını ifade etti. Toplantıda söz alan Şube Başkanı Serdar Atilla Erdem, Bursa’nın geleceğini doğrudan etkileyecek böylesine kritik bir planın eksik veriyle değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu dile getirdi.</p>
<h2>“Temel belgeler iletilmedi”</h2>
<p>Açıklamada, planın sağlıklı değerlendirilebilmesi için talep edilen temel belgelerin bugüne kadar iletilmediği kaydedildi. Eksik bırakıldığı belirtilen belgeler arasında çevre düzeni planı açıklama raporu, plan paftaları, plan notları, nüfus projeksiyonları, ulaşım etütleri, afet risk analizleri, çevresel değerlendirmeler ve dijital plan verileri yer aldı. İMO Bursa Şubesi, tüm bu taleplere rağmen sürecin 4 Nisan 2026 tarihinde bir WhatsApp bilgilendirmesiyle sonlandırılacağının ve planın ivedilikle belediye meclisine sevk edileceğinin bildirildiğini açıkladı. Bu yöntemin kurumsal ciddiyet, planlama etiği ve kamu yararı ilkeleriyle bağdaşmadığı vurgulandı. İMO Bursa Şubesi açıklamasında, çevre düzeni planının yalnızca teknik bir belge olmadığına, Bursa’nın sosyal, ekonomik, çevresel ve kültürel gelişimini yönlendirecek stratejik bir yol haritası niteliği taşıdığına dikkat çekildi. Katılımcılığın sağlanmadığı, meslek odalarının değerlendirmelerinin dikkate alınmadığı ve aceleyle yürütülen bir planlama anlayışının ileride telafisi güç sonuçlar doğurabileceği belirtildi. Şube yönetimi, itirazlara rağmen planın mevcut haliyle meclise sunulması halinde Bursa Planlama Ajansı Danışma Kurulu üyeliğini sürdürmeyeceklerini kamuoyuna duyurdu. Açıklamada, “Bursa’nın kent anayasası niteliğindeki bu süreçte ortak akıl işletilmeden alınacak kararların sorumluluğunda yer almayacağız” denildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/imo-bursa-seffaflik-yoksa-danisma-kurulunda-kalmayiz-76746</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/6/1280x720/imo-bursa-seffaflik-yoksa-danisma-kurulunda-kalmayiz-1775803499.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Bursa’nın geleceğini belirleyecek 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı sürecinde gerekli teknik belgelerin paylaşılmadığını belirterek, planın meslek odalarının görüşü alınmadan meclise taşınmasına tepki gösterdi. Şube yönetimi, “yaptım oldu” anlayışının sürmesi halinde danışma kurulu üyeliğinden çekileceklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mobilyanin-baskenti-inegol-modef-icin-gun-sayiyor-76744</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnegöl, MODEF için gün sayıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Türkiye’nin mobilya başkenti İnegöl, sektörün en köklü organizasyonlarından biri olan MODEF İnegöl Mobilya Fuarı’nın 54. randevusuna hazırlanıyor. Mobilyada yaşanan başarı öyküsünü yarım asırlık fuar tecrübesiyle harmanlayan İnegöl, bu alanda yurt içi ve yurt dışında adeta trendi belirler hale geldi. 14 Nisan Salı günü kapılarını açacak olan fuarda da firmaların yeni koleksiyonları ve sezonun trend modelleri görücüye çıkacak. Tamamı İnegöl firması 150 dolayında üreticinin stant açacağı fuar süresince aynı zamanda İnegöl şehir olarak bir mobilya şöleni yaşayacak. İnegöl’de Mobilya AVM’ler, mobilya mağazaları, binlerce üretici firma ve şehirdeki esnaflar 18 Nisan’a kadar sürecek fuar boyunca misafirlerini ağırlayacak. İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, 14-18 Nisan tarihlerinde düzenlenecek 54. MODEF İnegöl Mobilya Fuarı öncesi bir açıklama yaparak sektörle ilgili tüm profesyonelleri, yeni evlenecek gençleri ve evini yenilemek isteyenleri fuara davet etti. Başkan Taban, “Bu sadece bir sektörün değil, şehrin fuarı. Şehir olarak heyecanlıyız. Hazırlıklarımızı tamamladık. Tüm mobilyacılarımız yeni trend mobilyalarını hazırladılar. Esnaflarımız yurt içi ve yurt dışından gelecek misafirlerimiz için hazırlıklarını yaptılar. Bu vesileyle tüm sektör temsilcilerini, mobilya alışverişi yapmak isteyenleri İnegöl’ümüze davet ediyorum” dedi.</p>
<h2>“İnegöl, bir fuardan ötesi”</h2>
<p>Başkan Taban, İnegöl’ün sahip olduğu mağazacılık tecrübesiyle bu alanda 365 gün açık bir fuar alanı olduğuna da vurgu yaparak; “Şehrimizde fuarın yanı sıra Mobilya AVM’lerimiz var. İnegöl’den adını dünyaya duyurmuş, marka olmuş Ertuğrulgazi Mobilyacılar Caddesi gibi sektöre yön veren bölgelerimiz var. İnegöl’de bir mobilya hikayesi var. Osmanlı döneminden başlayan kadırgalara kürek üretme serüveni, bugünlere modern mobilyalar halinde geliyor. Şehrimizde binlerce firma, girişimciler, markalar mevcut. Gayretle yeni yeni ürünler oluşturularak bu işin modası belirleniyor” diye konuştu. İnegöl’ün turizm değerleri ve güzelliklerinden de bahseden Taban, şöyle devam etti: “İnegöl’ümüz sanayisinin yanında; doğa ve sağlık turizmi başta olmak üzere tarih, kültür ve gastronomi alanlarında da önemli değerlere sahip. Ben bu vesileyle mobilya fuarı için İnegöl’e gelecek misafirlerimize burada keyifli bir hafta geçireceklerini de ifade edebilirim. Misafirlerimizi Oylat Kaplıcalarımızda şifalı sularımızda ağırlayıp yine İnegöl’ümüzün önemli bir markası olan İnegöl Köftesini kendilerine armağan etmek istiyoruz. Gastro İnegöl Restoranımızda şehrimizin asırlık lezzetlerini deneyimlemeye, İnegöl’ümüzün doğal güzelliklerinden tarihi değerlerine, müzelerimize kadar pek çok gezilip görülmesi gereken yerini tecrübe etmeye davet ediyorum” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/mobilyanin-baskenti-inegol-modef-icin-gun-sayiyor-76744</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/mobilyanin-baskenti-inegol-modef-icin-gun-sayiyor-1775802820.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 14-18 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek 54. MODEF İnegöl Mobilya Fuarı’nda yaklaşık 150 üretici yeni koleksiyonlarını sergileyecek. Fuara ev sahipliği yapacak İnegöl, mağazaları, AVM’leri ve üretim altyapısıyla beş gün boyunca sektör profesyonellerini ağırlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/yatirim-projeleri-tebliginde-degisiklik-76784</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım projeleri tebliğinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından hazırlanan "Yatırım Projelerinin Stratejik Öncelik ve Teknik Değerlendirmesine Dair Tebliğde Değişiklik Yapılması Hakkında Tebliğ", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Tebliğle, "Kritik Hammadde Listesi" tanımında değişikliğe gidilirken, liste, ülke ekonomisi için yüksek ekonomik ve stratejik öneme sahip olan ve tedarik kesintisi riski yüksek bulunan ham maddeleri içeren antimon, arsenik, bor, bakır, magnezyum ve fosfor dahil 36 ürünü kapsıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/mevzuat/yatirim-projeleri-tebliginde-degisiklik-76784</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğle, &quot;Kritik Hammadde Listesi&quot; tanımında değişikliğe gidilirken liste, antimon, arsenik, bor, bakır, magnezyum ve fosfor dahil 36 ürünü kapsıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/topraksiz-sera-yatirimi-25-milyar-dolara-ulasti-76758</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Topraksız sera yatırımı 2.5 milyar dolara ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Pandemi döneminde gıdaya ulaşımın öneminin artmasıyla birlikte Türkiye’de de geleneksel seracılığa göre iki kata kadar verim sağlayabilen topraksız tarıma yönelik yatırımlar ciddi artış gösterdi. Bu alanda yapılan yatırımlar pandemiden bu yana iki katına çıkarken, bunların boyutu toplam sera varlığının yüzde 2.5’ine ulaştı. Sera-Bir Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Farmco Tarım İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Cenk Özgür, yatırım maliyeti geleneksel seraların yüzde 10’u kadar olan modern seralarda verimliliğin yüzde 100’e kadar artabildiğini söyledi. Sera-Bir’in 2007 yılında 11 üye tarafından kurulduğunu belirten Özgür, modern topraksız seraların tamamen kontrol edilebilir ortamda ürün yetiştirdiğini vurguladı. Hastalık riski düştüğü için kimyasal ilaç kullanımının azaldığını, gereksiz gübre tüketimi ve sulamanın da önüne geçildiğinin altını çizen Cemil Cenk Özgür, “Yüksek teknolojili otomasyon sistemleri, sera genelinde kullanılan sensörler ile iklim tamamen yapay olarak yönetilir. Sıcaklık, nem, CO2 sürekli kontrol edilir ve bitkinin istediği seviyelerde tutulur” dedi.</p>
<p>Türkiye’de 1995 yılında 40 dekar alanda başlayan modern sera yatırımlarının 2019 yılına kadar 10.000 dekar seviyesine ulaştığı bilgisini veren Cemil Cenk Özgür, 2025 sonuna kadar alanın 20 bin dekara ulaştığını aktardı. Modern seralara bugüne kadar 2.5 milyar dolar yatırım yapıldığını anlatan Özgür, verimliliğin ise ürün bazında yüzde 30’dan yüzde 100’e kadar çıkabildiğini vurguladı. Özgür, Türkiye’nin dünya tarım ürünleri pazarındaki yerini koruyabilmesi ve artırabilmesi için modern seraların payının kısa süre içinde üç dört katına çıkarılmasının önemine işaret etti.</p>
<p><strong>Hedef 2030’a kadar 35 bin dekar </strong></p>
<p>Sera-Bir olarak sektörün daha da büyümesi için Bakanlık düzeyinde görüşmeler sürdürdüklerin ifade edin Özgür, “Ülkemiz jeotermal kaynaklarının tarımda daha etkin kullanılması için çalıştaylar düzenliyoruz. Ziraat bankası ve Maliye bakanlığı ile temaslarda bulunarak yatırım kredisinin arttırılması noktasında da görüşmelerimiz devam ediyor. 2030 yılında modern sera varlığımızın 35.000 dekar seviyesine çıkmasını bekliyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/topraksiz-sera-yatirimi-25-milyar-dolara-ulasti-76758</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/8/1280x720/cemil-cenk-ozgur-1775812614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de 1995 yılında 40 dekar alanda başlayan modern sera yatırımlarının 2019&#039;a kadar 10 bin dekar seviyesine ulaştığını belirten Sera-Bir Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cemil Cenk Özgür, 2025 sonuna kadar alanın 20 bin dekara ulaştığını söyledi. Modern seralara bugüne kadar 2.5 milyar dolar yatırım yapıldığını anlatan Özgür, verimliliğin ise ürün bazında yüzde 30’dan yüzde 100’e kadar çıkabildiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-celik-kotalarini-uzatmakla-dtonun-tabutuna-son-civiyi-cakacak-76735</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB, çelik kotalarını uzatmakla DTÖ’nün tabutuna son çiviyi çakacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MURAT YAPICI - </strong><strong>MY ADVISOR ULUSLARARASI DANIŞMANLIK ŞİRKETİ KURUCUSU</strong></p>
<p><strong>DTÖ sisteminin en güçlü savunucularından biri olan AB’nin, tarife müzakeresi mekanizmasını fiilen kalıcı bir korunma aracına dönüştürmesi ciddi bir normatif çelişki yaratmaktadır. Daha da önemlisi, bu yaklaşımın emsal teşkil etme riski bulunmaktadır.</strong></p>
<p>Avrupa Birliği, Dünya Ticaret Örgütü Korunma Önlemleri Anlaşması çerçevesinde yürüttüğü soruşturma neticesinde, artan ithalatın yerli üretime ciddi zarar verdiği gerekçesiyle 2018 yılından bu yana çelikte tarife kotası (kota içi %0, kota aşımında %25) şeklinde korunma önlemi uygulamaktadır. Söz konusu önlemlerin yasal süresi 30 Haziran 2026’da sona ermektedir. Mevcut kurallar çerçevesinde korunma önlemlerinin azami süresi 8 yıl olup, bu haliyle uzatılması mümkün değildir.</p>
<p><strong>Doğru teşhis, yanlış </strong><strong>tedaviyle birleşiyor</strong></p>
<p>Ancak AB önlemleri “bitirmek” niyetinde değildir. Çünkü dünya çelik üretim kapasitesi yaklaşık 2,5 milyar ton seviyesindeyken tüketim 1,9 milyar ton civarındadır. Yaklaşık 600 milyon tonluk kapasite fazlasının önemli bir kısmı Çin kaynaklıdır. AB’nin teşhisi doğrudur: Sorun konjonktürel değil, yapısaldır. Ancak tartışma tam da bu noktada başlıyor: Doğru teşhis, yanlış tedaviyle birleşmektedir.</p>
<p>Bu nedenle Brüksel yeni bir yol denemektedir. 7 Ekim 2025’te açıklanan taslakta, bu kez araç olarak GATT Madde XXVIII çerçevesinde tarife tavizlerinin yeniden müzakere edilmesi öngörülmektedir. Başka bir ifadeyle, geçici bir korunma önlemi yerine kalıcı ve daha sert bir ticaret kısıtlaması tesis edilmek istenmektedir.</p>
<p>Taslak düzenleme, vergisiz kota miktarının %47 oranında azaltılarak 18,3 milyon tona indirilmesini ve kota dışı ithalata uygulanan vergilerin %50 seviyesine çıkarılmasını öngörmektedir. Yeni düzenleme, ithalatın pazar payını mevcut yaklaşık %20 seviyesinden 2013 yılındaki %13 seviyesine geri çekmeyi hedeflemektedir. Ayrıca, ülke kotalarından yararlanabilmek için menşe kurallarını sıkılaştırarak ergitmeden üretim (melt and pour)  koşulu getirmektedir. Bu yeni rejim yalnızca Çin’i değil, Türkiye gibi önemli ve kurallara uyumlu tedarikçileri de doğrudan hedef almaktadır.</p>
<p>Bu yazıda söz konusu önerinin özünde DTÖ kuralları ile ne ölçüde bağdaştığını sorgulamak istiyorum.</p>
<p>Bu yaklaşım, AB’nin çelikte daha kontrollü bir ithalat rejimi kurma isteğini açıkça ortaya koymaktadır. Ancak asıl soru şudur: Yeni model gerçekten kurallar içinde mi kalmaktadır, yoksa kurallara uyar gibi yaparak onların etrafından mı dolaşmaktadır?</p>
<p>GATT Madde XXVIII, tarifelerin yeniden müzakere edilmesine imkân tanımaktadır. Ancak bu mekanizma, başlıca ihracatçı ülkelerle müzakere edilmesini ve karşılığında telafi edici tavizler verilmesini gerektirir. Amaç, ticari dengenin korunmasıdır. Oysa önerilen modelin bu klasik denge anlayışını fiilen baypas ettiği yönünde ciddi emareler bulunmaktadır.</p>
<p>Zira AB’nin, çelikte daha yüksek tarifeleri kabul ettirmek amacıyla tarife kotası sistemi üzerinden yapay bir denge kurmayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Bu yaklaşım, müzakere gücünün asimetrik kullanımı yoluyla ticaret ortaklarına belirli bir sonucu dayatan bir yapı ortaya çıkarmaktadır.</p>
<p>Ayrıca, ülke kotaları DTÖ hukukunda “daha az lehte muamele” olarak nitelendirebilecek ayrımcı sonuçlar doğurmaktadır. Örneğin, Türkiye’nin kotaları hızla dolduğu için ihracatı fiilen kısıtlanırken, kotasını doldurmayan ülkeler bakımından aynı ölçüde bir sınırlama söz konusu olmamaktadır.</p>
<p><strong>Daha hedefe yönelik araçların </strong><strong>kullanılması mümkün</strong></p>
<p>Öte yandan, AB’nin karşı karşıya olduğu sorunun kaynağı büyük ölçüde belirli ülkelerden kaynaklanan kapasite fazlası ve devlet destekleridir. Bu noktada daha hedefe yönelik araçların kullanılması mümkündür. Anti-damping ve anti-sübvansiyon önlemleri ile menşe kurallarında “melt and pour” gibi daha sıkı kriterler, sorunun kaynağını doğrudan hedef alabilecek araçlardır.</p>
<p>Buna rağmen, tüm tedarikçileri kapsayan geniş bir kısıtlama tercih edilmektedir. Bu tercih, bazı ticaret ortakları açısından açık biçimde orantısız sonuçlar doğurmaktadır. Özellikle Türkiye gibi, AB ile uzun yıllara dayanan ticari entegrasyonu bulunan ve çelik sektöründe devlet yardımı uygulamayan ülkelerin de aynı rejime tabi tutulması, önlemin hedefi ile kapsamı arasındaki uyumsuzluğu açıkça ortaya koymaktadır.</p>
<p>Üstelik mesele yalnızca DTÖ kurallarıyla sınırlı değildir. AB’nin taraf olduğu serbest ticaret anlaşmaları da bu çerçevede ciddi soru işaretleri doğurmaktadır. Örneğin, Türkiye ile yürürlükte bulunan Gümrük Birliği ve AKÇT Serbest Ticaret Anlaşması, taraflar arasında ticaretin serbestleştirilmesini esas almaktadır. Bu bağlamda, pazar erişimini fiilen sınırlayan yeni bir sistemin bu yükümlülüklerle nasıl bağdaştırılacağı belirsizliğini korumaktadır.</p>
<p>AB bir taraftan DTÖ kurallarına bağlılığını vurgularken, diğer taraftan mevcut sistemin sınırlarını zorlayan bir model geliştirmektedir. Bu durum, GATT’ın güvenlik istisnasına dayanarak ABD’nin uyguladığı ilave gümrük vergilerine benzer şekilde, kuralların etrafından dolanma tartışmalarını yeniden gündeme taşımaktadır.</p>
<p>Bu tablo, daha geniş bir sistemik riske işaret etmektedir.</p>
<p>DTÖ sisteminin en güçlü savunucularından biri olan AB’nin, tarife müzakeresi mekanizmasını fiilen kalıcı bir korunma aracına dönüştürmesi ciddi bir normatif çelişki yaratmaktadır. Daha da önemlisi, bu yaklaşımın emsal teşkil etme riski bulunmaktadır. Bu modelin yaygınlaşması halinde, ülkelerin geçici ve kurallara bağlı ticaret politikası araçları yerine doğrudan tarifelerini yeniden müzakere ederek, hatta tek taraflı olarak artırma yoluna yönelmeleri kaçınılmaz hale gelecektir.</p>
<p>Sonuç olarak, ABD’nin uzun süredir zayıflattığı DTÖ sistemine yönelik en ciddi kurumsal aşınmalardan birinin bu kez AB tarafından gerçekleştirilmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-celik-kotalarini-uzatmakla-dtonun-tabutuna-son-civiyi-cakacak-76735</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB, çelik kotalarını uzatmakla DTÖ’nün tabutuna son çiviyi çakacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isverenlere-2025te-ne-kadar-istihdam-tesvik-ve-destegi-saglandi-76733</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşverenlere 2025’te ne kadar istihdam teşvik ve desteği sağlandı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜİK’in Şubat 2026 işgücü istatistiklerine göre; mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre, 2026 yılı Şubat ayında işsizlik oranı %8,5, istihdam edilenlerin sayısı ise 32 milyon 158 bin kişi olarak gerçekleşmiştir.</strong></p>
<p>Kayıtlı sigortalı istihdamının artırılması, kadınlar, gençler ve engelliler gibi dezavantajlı grupların istihdamının sağlanması, bölgesel, büyük ölçekli yatırımlar ile stratejik yatırımların özendirilmesi, ekonomik krize bağlı işten çıkarmaların önüne geçilmesi, mesleki ve teknik eğitimin özendirilmesi,  kültür yatırım/girişimlerinin ve Ar-Ge faaliyetlerinin teşvik edilmesi gibi amaçlarla farklı kanunlarda yapılan düzenlemelerle özel sektör işverenlerine önemli tutarda sigorta primi teşvik, indirim ve desteği imkanı sağlanmıştır.</p>
<p>Söz konusu teşvik ve destek düzenlemelerinin de etkisiyle hem istihdam üzerindeki vergi yükü/vergi takozu (ücretten alınan vergiler ile işçi ve işveren sosyal güvenlik primlerinin işgücü maliyetine oranı) azalmış, hem de istihdamda artış sağlanmıştır.</p>
<p>Zira, istihdam üzerindeki yükler, hem bireylerin istihdam kararlarını ve seçeneklerini, hem de firmaların işe alım kararlarını, yani kaç kişiyi istihdam edeceklerini doğrudan etkilemektedir.</p>
<p>Yine, istihdam üzerindeki vergi ve prim yükünün ağırlığı, hem işçi ve işvereni kayıt dışılığa özendirmekte, hem de firmalar arasında haksız rekabete yol açmaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, istihdamın, üretimin ve ihracatın artırılması için sosyal güvenlik primlerinin ve diğer ücret dışı işgücü maliyetlerinin işletmeler üzerindeki yükünü azaltacak önlemlerin alınması ve devam ettirilmesi önem taşımaktadır.</p>
<p>TÜİK’in Şubat 2026 işgücü istatistiklerine göre; mevsim etkilerinden arındırılmış verilere göre, 2026 yılı Şubat ayında <strong>işsizlik oranı</strong> <strong>%8,5,</strong> <strong>istihdam edilenlerin sayısı ise</strong> <strong>32 milyon 158 bin kişi</strong> olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p><strong>2025 4. çeyrekte </strong><strong>kayıt dışı </strong><strong>istihdam oranı %24,61 oldu</strong></p>
<p>Diğer taraftan, gerek sağlanan istihdam teşvik ve destekleri, gerekse kayıt dışı istihdamla mücadele kapsamında yapılan çalışmaların etkisiyle 2025 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla <strong>kayıt dışı istihdam oranı %24,61</strong> olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla, işverenlere sağlanan istihdam teşvik ve destekleri hem iş gücü maliyetlerinin aşağıya çekilmesi, hem de istihdamın artırarak işsizliğin ve kayıt dışılığın düşürülmesinde önemli bir etki yapmaktadır. </p>
<p>SGK’nın kısa bir süre önce yayınladığı 2025 Yılı Faaliyet Raporu’nda işverenlerin 2025 yılında yararlandıkları istihdam teşvik ve destek türleri ile tutarlarına ilişkin sonuçlar açıklanmıştır.</p>
<p>Buna göre, 2025 yılı içerisinde işverenlere 5510 sayılı Kanun'da altı, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nda üç, 4857 sayılı İş Kanunu’nda bir, 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun'da bir, 5225 sayılı Kültür Yatırımları ve Girişimlerini Teşvik Kanunu’nda bir, 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nda bir, 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu'nda bir ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nda bir olmak üzere toplamda 15 farklı sigorta prim teşvik, destek ve indirimi sağlanmış, buna ilişkin iş ve işlemler ise SGK tarafından yürütülmüştür.</p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="626">
<p><strong>İstihdamTeşvik ve Destekleri ile Ödenen Tutarlar (2025 Yılı)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p><strong>Teşvik ve Destekler </strong></p>
</td>
<td width="122">
<p><strong>Tutar (TL) </strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Malullük, Yaşlılık ve Ölüm Sigortaları Primleri İşveren Hissesi 5 Puanlık İndirim</p>
</td>
<td width="122">
<p>268.728.204.199</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Asgari Ücret Desteği</p>
</td>
<td width="122">
<p>62.347.286.848</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararlar Uyarınca Uygulanan Prim Teşviki</p>
</td>
<td width="122">
<p>27.023.583.749</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Genç, Kadın ve Mesleki Belge Sahibi Olanların İstihdamına Yönelik Sigorta Primi Desteği</p>
</td>
<td width="122">
<p>26.131.295.868</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>4/1-(b) (Bağ-Kur) 5 Puan Teşviki</p>
</td>
<td width="122">
<p>11.033.882.678</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerine İlişkin Sigorta Primi Desteği</p>
</td>
<td width="122">
<p>18.954.839.640</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Genç Girişimci Teşviki</p>
</td>
<td width="122">
<p>12.000.133.018</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Engelli Sigortalı İstihdamına Yönelik Sigorta Primi Teşviki</p>
</td>
<td width="122">
<p>5.239.963.389</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Çok Tehlikeli Sınıflarda Yer Alan İş Yerlerinin İşsizlik Sigortası İndirimi</p>
</td>
<td width="122">
<p>2.539.668.874</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Yurt Dışına Götürülen/Gönderilen Sigortalılara Yönelik 5 Puan İndirim</p>
</td>
<td width="122">
<p>510.110.695</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Sosyal Yardım Alanların İstihdamına İlişkin Sigorta Primi Desteği</p>
</td>
<td width="122">
<p>569.913.011</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>İş Sağlığı ve Güvenliği Hizmetlerinin Desteklenmesi</p>
</td>
<td width="122">
<p>21.791.363</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Kültür Yatırımları ve Girişimleri Hakkında Uygulanan Sigorta Primi Teşviki</p>
</td>
<td width="122">
<p>14.216.420</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>İşsizlik Ödeneği Alanların İstihdamı Halinde Uygulanan Prim Teşviki</p>
</td>
<td width="122">
<p>486.793</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p>Sosyal Hizmetlerden Faydalananların İstihdamı Halinde Uygulanan Teşvik</p>
</td>
<td width="122">
<p>23.226.001</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="504">
<p><strong>Toplam </strong></p>
</td>
<td width="122">
<p><strong>435.138.602.545 </strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Kaynak: SGK 2025 Yılı Faaliyet Raporu</p>
<p>Tablo’daki bilgilerden de anlaşılacağı üzere 2025 yılında işverenlere 15 ayrı türde teşvik, indirim ve destek sağlanmış ve sunulan sigorta primi teşvik, destek ve indirimlerinin toplam tutarı yaklaşık <strong>435,1 milyar TL</strong> olarak gerçekleşmiştir.</p>
<p>Sağlanan istihdam teşvik tutarının büyüklüğü dikkate alındığından işverenler açısından istihdam teşvik, destek ve indirimlerinin önemi açıkça görülebilecektir.</p>
<p>Sosyal güvenlik Kurumu’nun daha önceki uygulamasında, işverenler sigorta primi teşvik ve desteklerinden düzeltme yapmak (iptal/ek-asıl bildirge düzenlemek) suretiyle geriye doğru yararlanabilmekteydi.</p>
<p>Ancak, 5510 sayılı Kanunun Ek 17 nci maddesinin birinci fıkrası <strong><em>“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmayan ay/dönemler için geriye yönelik prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılamaz, yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimler başka bir prim teşviki, destek ve indirim ile değiştirilemez.</em>”</strong> şeklinde değiştirilmiştir.</p>
<p>Bu düzenleme sonucunda; 2021 Mayıs ayı ve sonrası dönemde;</p>
<p><strong>-</strong> 5510 sayılı Kanun ve diğer Kanunlarda yer alan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmayan aylar/dönemler için geriye yönelik prim teşviki, destek ve indirimlerden yararlanılması,</p>
<p><strong>-</strong> Yararlanılmış olan prim teşvik, destek ve indirimin başka bir prim teşviki, destek ve indirim ile değiştirilmesi imkanı ortadan kaldırılmıştır.</p>
<p><strong>Teşvik ve desteği kaybettirecek </strong><strong>risklere dikkat edilmeli</strong></p>
<p>Dolayısıyla, istihdam teşvik ve desteklerinin hem işgücü maliyetlerinin aşağıya çekilmesi ve rekabet gücü açısından kritik bir öneme sahip olması, hem de daha avantajlı olsa bile kaçırılan teşvik, destek ve indirim  fırsatlarından geriye doğru düzeltme yapılarak yararlanma imkanı olmadığından, işverenlerin faaliyette bulundukları sektör, il, çalışanların brüt ücret tutarları, cinsiyetleri, yaşları, engellilik durumu, yatırım teşvik belgesinin olup olmadığı, birden fazla teşvikten yararlanma durumunda optimum avantaj tutarı gibi hususları dikkate alınarak;  işyeri açısından en fazla avantaj sağlayan istihdam teşvik ve desteğinden yasal süresi içinde yararlanılmasına, ayrıca istihdam teşvik ve desteklerinin kaybedilmesine yönelik risklere (kayıt dışı işçi çalıştırma, fiili çalışmaya dayanmadan sigortalılık, çalışanların prime esas kazançlarının düşük gösterilmesi, istihdamın işyerleri arasında kaydırılmasına yönelik muvazaalı işlemler vd.) dikkat etmeleri gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/isverenlere-2025te-ne-kadar-istihdam-tesvik-ve-destegi-saglandi-76733</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşverenlere 2025’te ne kadar istihdam teşvik ve desteği sağlandı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuzde-kriptolu-gecis-donemi-basliyor-76727</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz’de &#039;kriptolu geçiş&#039; dönemi başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d888a8efe9c-1775798440.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD-İran ateşkesi, küresel enerji ticaretinin kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’nı açmak yerine daha da belirsiz bir yapıya sürükledi. İran’ın geçişleri izin, rota ve hatta kripto para ödemesine bağlayan yeni yaklaşımı, tanker trafiğini adeta durma noktasına getirdi. Sektör temsilcileri, “ateşkes sonrası normalleşme” beklentisinin yerini kontrollü ve sınırlı geçiş dönemine bıraktığını belirtiyor.</p>
<h2>Trafik dibe vurdu</h2>
<p>Normal şartlarda günde yaklaşık 130-140 geminin geçtiği boğazda, geçiş sayısı 10- 15 bandına kadar geriledi. Hatta bazı günlerde bu sayı tek hanelere indi. Salı günü 11 olan geçiş sayısının Çarşamba günü 4’e indiği rapor ediliyor.</p>
<p>Analistlere göre bu düşüşün nedeni çatışmanın sona ermemesi değil, aksine yeni kuralların yarattığı belirsizlik. İran, geçiş için Devrim Muhafızları’ndan onay, rota kontrolü ve ücret şartı getirirken, gemi sahipleri riskleri net görmeden hareket etmek istemiyor.</p>
<h2>Yüzlerce gemi beklemede</h2>
<p>Körfez’de yüzlerce geminin beklemede olduğu, en az 300’ünün bölgeden çıkmak için fırsat kolladığı ifade ediliyor. Sektör kaynakları bu durumu “küresel enerji ticaretinde park alanı” olarak tanımlıyor.</p>
<h2>Kripto ile geçiş: Yeni sistem nasıl işleyecek?</h2>
<p>İran’ın en dikkat çekici hamlesi ise geçiş ücretini kripto para ile talep etmesi oldu. Planlanan sistemde tankerlerin önceden bildirim yapması, ardından kendilerine bildirilen ücretin kısa sürede dijital para ile ödenmesi gerekiyor.</p>
<p>Bazı değerlendirmelere göre ücretin tanker başına milyon dolar seviyesine çıkabileceği, bazı senaryolarda ise varil başına ek maliyet yaratacağı belirtiliyor. Analistler, bu modelle yaptırımları aşarak gelir yaratma ve Boğaz üzerindeki kontrolü kurumsallaştırma amaçlandığını belirtiyor.</p>
<p>Ancak bu sistemin uygulanabilirliği tartışmalı. Zira kripto ödeme talebi, Batılı şirketler açısından yaptırım ihlali riskini gündeme getiriyor.</p>
<p>Sigorta ve güvenlik engeli Geçişin önündeki en kritik sorunlardan biri de sigorta. Boğaz hâlâ “yüksek riskli bölge” olarak sınıflandırılırken, primler savaş öncesine kıyasla katlanmış durumda.</p>
<p>Sigortacıların, geçiş için İran’dan resmi onay talep etmesi ancak bu onayın nasıl alınacağının net olmaması, operasyonel tıkanıklığı artırıyor. Denizcilik şirketleri ayrıca mayın riski, askeri müdahale ihtimali ve rota belirsizliği nedeniyle temkinli kalmayı sürdürüyor. Bu nedenle ateşkese rağmen kısa vadede tam normalleşme beklenmiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Serbest geçiş” tartışması büyüyor</span></h2>
<p>İran’ın geçişleri ücretlendirme ve kontrol altına alma girişimi, uluslararası alanda ciddi tepkiyle karşılanıyor. Körfez ülkeleri boğazda “engelsiz geçişin” kırmızı çizgi olduğunu vurgularken, ABD tarafı da olası bir anlaşmanın temel şartının serbest dolaşım olacağını belirtiyor. Analistler, böyle bir modelin kabul görmesi halinde küresel enerji ticaretinde güç dengelerini değiştirebileceğini ve üretici ülkeler arasında yeni gerilimler yaratabileceğini ifade ediyor. Askeri olarak boğazın zorla açılmasının ise yüksek maliyetli ve riskli olacağı, bu nedenle diplomatik sürecin belirleyici olacağı değerlendiriliyor. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Petrol yeniden 100 doları zorluyor</span></h2>
<p>Petrol fiyatlarında ateşkes etkisi dün yerini yeniden yükselişe bıraktı. Bent petrol vadeli işlemleri dün yüzde 4’ten fazla artarak varil başına 99 dolara yaklaştı. Amerikan ham petrolünün fiyatı da yüzde 5.3 artarak 100 dolara dayandı. Bu artış, İsrail'in Lübnan'a yönelik yenilenen saldırılarının, kırılgan Ortadoğu ateşkesinin kalıcılığı konusunda şüpheler uyandırması ve Hürmüz Boğazı'nın büyük ölçüde kapalı kalmasıyla gerçekleşti. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hurmuzde-kriptolu-gecis-donemi-basliyor-76727</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/7/1280x720/hurmuz-1775798748.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran’ın geçişleri izin, rota ve kripto ödemeye bağlaması, Hürmüz’de yeni bir ticaret rejimi yaratıyor. Azalan tanker trafiği ve artan maliyetler, enerji piyasalarında kalıcı riskleri gündeme taşıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/varliklarini-hizla-ceviren-28-sirket-sektor-ortalamasini-geride-birakti-76724</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Varlıklarını hızla çeviren 28 şirket, sektör ortalamasını geride bıraktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsada aktif kârlılığı (ROA) %5’in üzerinde olup, kendi sektör ortalamasını aşan ve varlıklarını yılda en az 0.80 kez döndüren 28 şirket bulunuyor. Bu firmalar, atıl varlık yerine yüksek devir hızıyla kâr üretirken, büyük bilanço her zaman iyidir ezberini bozuyor.</p>
<p>Piyasada yatırımcılar çoğu zaman büyük bilançoların büyüsüne kapılır. Ancak asıl önemli olan günün sonunda o ağaçtan kaç sepet elma çıktığıdır. Büyük olmanın ötesinde verimli olmak gerekir ve sadece varlık sahibi olmak yetmez. Borsada sermayeyi hızla çevirerek nakit üreten operasyonel firmalar dikkat çekiyor. Tera Yatırım, elindeki varlıkları yılda neredeyse 6 kez döndürerek parayı uyutmuyor. Bantaş Ambalaj, aktif kârlılıkta kendi sektörünün 77 katı üzerine çıkarak sektör hantallığını aşıyor. Bu şirketler, büyüklükten ziyade çeviklikleriyle öne çıkıyor.</p>
<h2>Aktif kârlılığı yüksekler</h2>
<p>Yüzde 52,92 aktif kârlılıkla listeye ilk sıradan giren Tera Yatırım, kendi sektör ortalamasının üzerinde bir performans sergiliyor. Şirket neredeyse iki ayda bir varlıklarını döndürme başarısı sergiliyor. Hız hissenin fiyatına da yansırken yılbaşından bu yana fiyatını ikiye katladı. Hissede, Tera Portföy’ün TLY fonu alıcı tarafında hisseyi destekliyor.</p>
<p>ATP Yazılım, %40,53 ile aktif kârlılıkta ikinci sırada yer alıyor. İçinde bulunduğu sektörün ortalamasıysa sadece %3,74 düzeyinde duruyor. Geçtiğimiz yıl gelirini %119, dönem sonu kârını %259 büyüttü. Şubattan bu yana satıcılı bir piyasaya sahip olan hisse, Ağustos 2025’ten beri yatayda dalgalı bir seyir izliyor. Fonların payında azalma sürse de portföyüne alan fon sayısı 4 artarak 25’e çıktı.</p>
<h2>Sektörün üzerine en fazla çıkan</h2>
<p>Bantaş Ambalaj %15,07 aktif kârlılığına sahip bulunurken sektörün ortalaması 0,19’da kaldı. Şirket, sektörün 77 kat üzerine çıkan bir performans sergiledi. Ancak gerçekleşen bu olumlu seyre rağmen geçtiğimiz yıl gelirini %8, dönem sonu kârını da %16 düşürdü. Satış baskısı altında olan hisse, son bir yıldır yatayda dalgalı hareket ediyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d8880189c9e-1775798273.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>TAŞIMA GETİRİSİ Mİ? DEĞER ARTIŞI MI?</strong></p>
<p>Taşıma getirisi; düzenli akış, maliyet avantajı, bileşik güç, konfor. Sınırlı potansiyel, vergi kesintisi, enflasyon riski, vade hapsi, faiz baskısı. Değer artışı; yüksek büyüme, vergi erteleme, alım gücü, teminat gücü, yüksek kazanç. Nakit eksiği, volatilite, sabır zorluğu, balon riski, zamanlama hatası.</p>
<p><strong>Esas faaliyetini kâra döndürmesi ve finansal borçlarını azaltması olumlu gelişmeler</strong></p>
<p>Bir yıldır hareket etmeyen Kardemir, sizce 2026’da ne yapar? ● Ahmet Demir</p>
<p>Ahmet, borsada işlem gören hisselerin fiyatı uzun vadede mali yapıdan bağımsız değildir. Kardemir geçen yıl gelirini %10 azaldı. Bununla birlikte brüt kâr %30 artarken esas faaliyetlerde zarardan 1,22 milyar lira kâra geçmesi umut veriyor. Finansman giderleri kârı önemli ölçüde baskılarken, vergi kalemi ile zarara döndü. Finansal borçların %13 azalmasıysa bilançoyu rahatlatıyor. Yatırımcının hisseye daha ilgili olması için gelirlerde artışın gözlenmesi önemli. Mevcut şartlarda düşük çarpanlarla işlem görürken piyasa %50 iskonto ile fiyatlıyor.</p>
<p><strong>Hissenin fiyatındaki artışın sürmesi, imzalanan anlaşmaların ciroya dönmesine bağlı</strong></p>
<p>Mobiltel’den gelen haberlere bakıldığında fiyattaki artış devam eder mi? ● Filiz Aydın</p>
<p>Filiz, geçtiğimiz yıl satışlarını %24 artıran Mobiltel, esas faaliyet kârını da %33 büyüttü. Veriler, şirketin operasyonel performansının yerinde olduğunu söylüyor. Şirketin Oppo ve Anker gibi uluslararası markalarla imzaladığı anlaşmalar ise büyüme potansiyelini besliyor. Bunun yanı sıra, yerli haberleşme cihazı projesi ve Çinli üreticilerle yürütülen üretim görüşmeleri, yatırımcı beklentilerini güçlü tutuyor. Kârlılığın artması firmanın konumunu destekliyor. Fiyattaki artışın sürmesi, haber akışının ciroya dönüşmesine bağlı olacaktır.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>RHS fonu hisse senetlerine yatırımla son bir yılda endeks üstü kazandırdı</strong></p>
<p>Rota Portföy’ün idaresinde bulunan Hisse Senedi (TL) Fonu (RHS), geçtiğimiz yılın son çeyreğinde yukarı yönlü bir atak sergiledi. Fiyattaki yükseliş şubatın ikinci yarısında yönünü aşağı çevirdi. Fonun büyüklüğü ise ocaktan bu yana dalgalı bir seyir izliyor. Nisanın ilk haftası 1,04 milyar TL büyüklükle önceki aya göre genişlemesi söz konusu. Portföyü oluşturan varlıkların %82,27’si hisse, %9,96’sı ters repo ve %4,85’i vadeli işlem nakit teminatlarından oluşuyor. Nisanda 15,38 milyon TL nakit çıkışı yaşanırken yatırımcı sayısı bir miktar azalarak 1.772’ye geriledi. Doluluk oranı %30,12 düzeyinde. RHS’nin stratejisi, ağırlıklı olarak yerli hisse senetlerine yatırım üzerine kurulu. Son bir yıldaki yükselişi %50,65 seviyesinde gerçekleşti. Aynı sürede BIST 100’ün yükselişi %43,90 seviyesinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>D Yatırım Bankası, piyasadan TLREF + %1 faizle 275 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>D Yatırım Bankası, nitelikli yatırımcılara yönelik 09.04.2026 vade başlangıç tarihli bono ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 275.000.000 TL olan bononun yıllık faizi TLREF+% 1 düzeyinde bulunuyor. 182 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 08.10.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı değişen TLREF’e göre belirlenecek. 8 Nisan itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. D Yatırım Bankası’nın verdiği %1 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Bono, bunun yanı sıra piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, bankanın kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRFDBNKE2620 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d888337f69c-1775798323.png" alt="" width="233" height="188" /><strong>Özak GMYO şubattan bu yana kademeli olarak geriledi. Fonlar ise paylarını azalttı</strong></p>
<p>Özak GMYO’da fonlar satış ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki hisseler %6,37 ile toplamda 1,93 milyon lot azalarak 28,4 milyona indi. Hisseyi portföyünde bulunduran fon sayısı 35’ten 30’a geriledi. Hissede OMG fonu 1,5 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, GSP 2,2 milyon lot ile en fazla alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 3 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. En yüksek öneriyi Yatırım Finansman 24 TL ile verdi. En düşük öneri 13,58 TL ile İş Yatırım’dan geldi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d888494172a-1775798345.png" alt="" width="900" height="218" /><strong>TÜRKİYE ALTIN İŞLETMELERİ</strong></p>
<p><strong>Toplam cevher rezervi bir önceki yıla oranla %13,1 artarak 2,9 milyon onsa ulaştı</strong></p>
<p>Türkiye Altın İşletmeleri, UMREK standartlarına uygun olarak hazırlanan 2025 yılı maden rezerv ve kaynak raporlarını yatırımcısıyla paylaştı. Açıklanan verilere göre, toplam cevher rezervi bir önceki yıla oranla %13,1 artış göstererek 2,89 milyon onsa ulaştı. Yıl içinde gerçekleşen 102 bin onsluk üretime rağmen, efektif rezerv miktarındaki artış 437 bin onsu buldu. Bunun yanı sıra, Türkiye Varlık Fonu iştirakinden devralınan Balıkesir İvrindi bölgesindeki Güneş ruhsat sahasının hesaplamalara dahil edilmediği belirtildi. Firmanın verimliliğinde artış gözleniyor.</p>
<p><strong>ENDA ENERJİ HOLDİNG</strong></p>
<p><strong>Dolaylı iştirakinin Karaburun’daki RES tesisine GES yatırımı için onay aldı</strong></p>
<p>Enda Enerji, dolaylı olarak yüzde 59,62 pay sahibi olduğu Yaylaköy RES’in İzmir Karaburun’daki tesisine entegre edilecek 6,5 MWp güneş enerjisi santrali yatırımı için EPDK›dan lisans tadil onayı aldı. Bu gelişmeyle beraber tesisin toplam kurulu gücü 21,5 MWp seviyesinin üzerine çıkarken, mevcut 39 milyon kWh üretimin yıllık yaklaşık 10 milyon kWh artması öngörülüyor. Yeni girişimle şirket, rüzgar santralini hibrit bir modele dönüştürerek yenilenebilir enerji portföyünü güçlendirme yoluna gitmiş oldu. Hibrit sistemler operasyonel verimliliği maksimize etme niteliğine sahip.</p>
<p><strong>BURÇELİK</strong></p>
<p><strong>Holdinge dönüşme kararı aldı. Makine ve döküm işleri iki ayrı iştirake bölünüyor</strong></p>
<p>Burçelik, faaliyet yapısını daha verimli hale getirmek amacıyla yapısını değiştirmeye karar verdi. Burçe Yatırım Holding ünvanıyla, yatırım holdingine dönüşüyor. Karar çerçevesinde makine üretimi ile demir çelik ve döküm faaliyetlerini, %100 bağlı ortaklığı olacak şekilde yeni kurulacak iki ayrı şirkete kısmi bölünme yoluyla devredecek. SPK ve genel kurul onaylarına tabi olacak sürecin ardından, daha odaklı şekilde faaliyetlerin yürütülmesi hedefl eniyor. Operasyonel kollarını bağımsız bilançolara taşıyarak kurumsal yapısını yeniden yapılandırmayı hedefliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/varliklarini-hizla-ceviren-28-sirket-sektor-ortalamasini-geride-birakti-76724</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Varlıklarını hızla çeviren 28 şirket, sektör ortalamasını geride bıraktı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/site-aidatlarina-fren-kanunlasiyor-76722</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Site aidatlarına fren kanunlaşıyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>CANAN SAKARYA</strong></p>
<p>Fahiş site aidat artışlarını sınırlayan ve yönetici keyfiyetine son veren kanun teklifi için geri sayım başladı. AK Parti kaynakları mayıs ayının başta İstanbul olmak üzere büyükşehirlerdeki sitelerde genel kurulların yapılacağı bir dönem olacağını belirterek, mayıs ayı gelmeden yasa teklifinin hızla yasalaştırılmasının planladığını açıkladı.</p>
<p>Site aidatlarına yönelik düzenlemeleri de içeren Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinde yer alan düzenleme ile site aidat artışlarına sınır getirilmesi, site yönetim şirketlerinin bakanlık denetimine alınması ve kat maliklerinin karar süreçlerinde daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor. Son dönemde özellikle lüks konutlarda site aidatlarının kiralarla yarışır hale gelmesi üzerine düzenlemeye gidilmesi ihtiyacı ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Kanun teklifi ile Kat Mülkiyeti Kanunu’nun, yöneticinin görevlerini düzenleyen hükmünde değişikliğe gidiliyor. Yapılan yeni düzenlemeye göre, yöneticiler, ana gayrimenkulün genel yönetim işleriyle korunma, onarım, temizlik gibi bakım işleri, asansör ve kalorifer, sıcak ve soğuk hava işletmesi ve sigorta için yönetim planında gösterilen zamanda, eğer böyle bir zaman gösterilmemişse, her takvim yılının ilk ayı içinde, kat maliklerinden işletme projesi onaylanıncaya kadar avansın toplanmasından sorumlu olacak. Yöneticinin toplayacağı avans miktarına kat malikleri kurulunca onaylanma şartı getirilerek yöneticilerin keyfi aidat belirlemesinin önüne geçiliyor, aidat arttırma yetkisi kat malikleri kuruluna veriliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/site-aidatlarina-fren-kanunlasiyor-76722</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/8/1280x720/meclis-tbmm-1764055171.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ocak ayında Meclise sunulan Bayındırlık ve İmar Komisyonundan geçtikten sonra beklemeye alınan site aidatlarına sınırlama getiren düzenlemenin de yer aldığı yasa teklifi gelecek hafta Meclis Genel Kurul gündemine alınarak yasalaştırılacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonomik-kirilganligi-azaltan-stratejik-bir-yon-degisikligi-76741</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomik kırılganlığı azaltan stratejik bir yön değişikliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Rüzgâr ve güneşin büyümesi sadece “iyi haber” değil, aynı zamanda “zorunlu strateji”. Çünkü mesele artık yalnızca emisyon azaltmak değil, kuraklığın düşürdüğü hidroelektrik üretimini, ithal doğalgazın yarattığı baskıyı ve jeopolitik kırılganlıkları aynı anda yönetebilmek. </strong></p>
<p>Türkiye enerji dönüşümünde son yılların en kritik eşiklerinden birinde. Ember’in Türkiye Elektrik Görünümü 2026 raporunun ortaya koyduğu tablo, ilk bakışta umut verici: 2025’te rüzgâr enerjisinde 1,9 GW’lık kurulumla tüm zamanların rekoru kırılıyor, güneşten elektrik üretimi son iki yılda iki katına çıkıyor, iki kaynağın toplam payı ilk kez yüzde 22’ye ulaşıyor. Türkiye böylece Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya’daki 16 ülke arasında yüzde 20 eşiğini aşan tek ülke oluyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d8905c233f7-1775800412.png" alt="" width="700" height="527" />Bu veri önemli. Çünkü enerji dönüşümünde bazen asıl mesele yalnızca büyümek değil, bir eşiği geçmek. Türkiye, rüzgâr ve güneşte artık “potansiyeli olan ülke” kategorisinden çıkıp, bölgesinde yön gösteren ülke konumuna yerleşiyor. Bu, yalnızca kurulu güç artışıyla ilgili bir hikâye değil; aynı zamanda enerji güvenliği, ithalat bağımlılığı ve sanayi rekabeti açısından da yeni bir dönem anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Doğalgazın payı %22’ye kadar geriledi</strong></p>
<p>Daha da dikkat çekici olan şu: Rüzgâr ve güneşteki bu yükseliş, bir zamanlar elektrik üretiminin neredeyse yarısını karşılayan doğalgazın payını yüzde 22’ye kadar geriletmiş durumda. Yani yenilenebilir enerji artık yalnızca “temiz” bir alternatif değil; pahalı ve dışa bağımlı kaynakları sistem dışına iten gerçek bir denge unsuru. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı enerji faturası baskısı düşünüldüğünde, bu gelişmenin iklim politikasından daha büyük bir anlamı var: Ekonomik kırılganlığı azaltan stratejik bir yön değişikliği.</p>
<p><strong>Temel çelişki: Kömür</strong></p>
<p>Ama tam da bu noktada tabi ki tabloyu romantikleştirmemek gerekiyor. Çünkü dönüşüm hızlansa da, sistemin ağırlık merkezi hâlâ değişmiş değil. Türkiye’de elektrik üretiminde en büyük pay hâlâ kömürde. Üstelik bu kömürün üçte ikisi ithal kaynaklara dayanıyor. Yani bir yanda rüzgâr ve güneşte bölgesel liderlikten söz ederken, diğer yanda elektrik üretiminde yüzde 34 payla kömürün birinci sırada kalması, Türkiye’nin enerji denklemindeki temel çelişkiyi ortaya koyuyor.</p>
<p>Evet, Türkiye temiz enerji hikâyesi yazıyor, ama eski enerji düzenini henüz masadan kaldırmış değil.</p>
<p><strong>İklim krizi, hidroelektriği güvenli liman olmaktan çıkarıyor</strong></p>
<p>Bu çelişkiyi daha görünür kılan bir başka unsur da kuraklık. Türkiye’de yenilenebilir enerji denince uzun yıllar boyunca hidroelektrik neredeyse doğal lider kabul edildi. Oysa son 30 yılın analizi artık daha sert bir gerçeğe işaret ediyor: İklim krizi, hidroelektriği güvenli liman olmaktan çıkarıyor.</p>
<p>Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarının son 10 yıldaki ortalama üretiminin 1996-2005 dönemine göre yüzde 29 düşmesi tesadüfi bir oynaklık değil; yapısal bir uyarı. Bu kayıp doğalgaz santralleriyle ikame edildiğinde ise Türkiye’ye yılda ortalama 1,8 milyar dolarlık ek ithalat faturası çıkıyor. Başka bir ifadeyle, kuraklık artık yalnızca çevresel bir risk değil, doğrudan enerji maliyeti üreten ekonomik bir baskı unsuru.</p>
<p>Tam da bu nedenle raporun belki de en kritik mesajı, rüzgâr ve güneşin büyümesini sadece “iyi haber” olarak değil, aynı zamanda “zorunlu strateji” olarak okumamız gerektiği. Çünkü mesele artık yalnızca emisyon azaltmak değil; kuraklığın düşürdüğü hidroelektrik üretimini, ithal doğalgazın yarattığı baskıyı ve jeopolitik kırılganlıkları aynı anda yönetebilmek.</p>
<p><strong>Ciddi bir yol ayrımındayız</strong></p>
<p>Önümüzde ciddi bir yol ayrımı var. 2026’dan itibaren yerli kömür santrallerine verilecek piyasa üstü alım garantilerinin kömür üretimini yeniden yukarı çekme riski, tam da bu nedenle kritik. Çünkü bugün</p>
<p>Türkiye’nin önünde iki ayrı enerji hikâyesi var. Biri, rüzgâr, güneş ve depolamayla daha dirençli, daha yerli, daha düşük maliyetli bir sistem kurma hikâyesi. Diğeri ise dönüşüm ivmesini korurken eski yapıyı teşviklerle ayakta tutma refleksi. Türkiye yenilenebilir enerjide büyüyor mu? Evet, büyüyor. Ama, bu büyüme, elektrik sisteminin omurgasını değiştirecek kadar güçlü ve kararlı mı? İşte bu soruya cevap bulmak gerekiyor.</p>
<p>COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke için belki de en anlamlı gösterge tam burada yatıyor. Türkiye, enerji dönüşümünü yalnızca rakamlarla değil, tercihleriyle de anlatmak zorunda.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonomik-kirilganligi-azaltan-stratejik-bir-yon-degisikligi-76741</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/1/1280x720/gunes-ruzgar-ges-res-1755788835.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonomik kırılganlığı azaltan stratejik bir yön değişikliği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tlnin-degeri-reel-kur-hesabina-neden-guvenmemelisiniz-76718</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> TL’nin değeri: Reel kur hesabına neden güvenmemelisiniz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin ihracatı ve ithalatında kullanılan para birimlerinin ağırlığı farklı olduğu için tek bir endeksle dış ticaret gelişmelerini açıklayamazsınız.</strong></p>
<p>İran Savaşı’nda bir ateşkese varıldı ve şimdi savaş kaynaklı risklerin tamamen değil ama kısmen düşmesini bekleyebiliriz. Bilmem fark ettiniz mi? Savaşın riskli ortamında en çok tartıştığımız konulardan biri TL’nin reel değerinin ne olması gerektiği oldu.  En çok bunu tartıştık, çünkü kur cephesindeki durumu güvenli göremiyoruz, burada bir risk olduğunu düşünüyoruz.</p>
<p>O halde gelin şu soruya yanıt arayalım: Reel kur hesabına güvenebilir miyiz? Bu hesaba dayanarak dolar 60 TL olmalı, 70 TL olmalı gibi bir hesaplama yapabilir miyiz? Hayır, reel kur hesabına, düzey belirlemek için kesinlikle güvenemeyiz. Neden güvenemeyiz? Buyurun beraber bakalım.</p>
<p>Önce reel kur hesabının mantığını söyleyelim. TL’nin dolar karşısında reel değerini hesaplamak isterseniz önce geçmişte Dolar/TL paritesinin dengede olduğu bir baz yıl seçiyorsunuz. Örneğin Merkez Bankası şu an hesapladığı endekste 2025 yılını kullanıyor. Baz yılınızı seçtikten sonra o tarihten bugüne doların ve TL’nin enflasyonlarını kıyaslayıp, aradaki farkı hesaplıyorsunuz. Formülü biraz daha gerçekçi hale getirmek isterseniz Euro vb. Türkiye’nin sıklıkla kullandığı diğer para birimlerini de hesaba katıyorsunuz. Hepsi bu. Peki hesaptaki sorunlar nedir? Onlar da aşağıda.</p>
<p><strong>Doğru baz yılı bilmiyorsunuz: </strong>TL’nin reel değerinin “doğru” olduğu baz yılı bilemezsiniz. Seçilen baz yıla bağlı olarak TL’yi aşırı değerli veya değersiz bulabilirsiniz. Zaten izleyen satırlarda göreceğiniz gibi düzeyden çok değişim önemli olduğu için, baz yılın pek önemi de yok. Yine de bir baz yıl seçmek isterseniz, benim önerim ihracatın ve ithalatın milli gelire oranlarının uzun yıllar ortalamasına denk olduğu bir çeyreği seçmenizdir.</p>
<p><strong>İthalat ve ihracat için ayrı endekslere ihtiyaç var: </strong>Türkiye’nin ihracatı ve ithalatında kullanılan para birimlerinin ağırlığı farklı olduğu için tek bir endeksle dış ticaret gelişmelerini açıklayamazsınız. Örneğin ihracat endeksinizde euronun payı ithalat endeksinize göre daha yüksek olmalı, çünkü ihracatınızda AB’nin payı büyük. Aslında rekabet gücü kaybı, dolar bazında iç fiyatların gerçek seviyesi gibi değişkenlerin her birini ölçmek için ayrı bir endeks gerekir.</p>
<p><strong>Her mal için ayrı bir endekse ihtiyacınız var: </strong>Üstteki maddenin devamı olarak aslında her mal için ayrı bir endekse ihtiyaç vardır. Hatta her malın ithalatı ve ihracatı için ayrı endekslere ihtiyaç vardır. Bu da tabii mümkün değil ama en önemli birkaç ithal ve ihraç malınız için ya da turizm, müteahhitlik gibi önemli döviz getiren sektörleri için ayrı endeks hesaplanabilir.</p>
<p><strong>İthal girdi kullanımı her şeyi değiştirir: </strong>Reel kur hesabındaki örtük varsayımlardan birisi tüm yurtiçi maliyetinizin TL olduğudur. Teoriyi anlatırken bu pek söylenmez ama o varsayım orada durur ve her şeyi değiştirir. Gerçekte ithal girdi kullanımı arttıkça reel kur endeksinin açıklama gücü düşer. Örneğin yüzde 70 ithal girdi, yüzde 30 TL maliyet içeren bir üretiminiz varsa, reel kurdaki değişme sizi ancak yüzde 30 etkiler.</p>
<p><strong>Ekonomideki yapısal ve teknolojik değişimleri içermez: </strong>Ekonomide meydana gelen teknolojik ve yapısal değişiklikler, gelir dağılımı, iç fiyat hadlerindeki değişiklikler hatta siyasi gelişmeler bile bir malın maliyet kalıbını değiştirir. İşte reel kur endeksi bu değişimlerin hiç birisini içermez. Size sanki baz yılınızdan sonra ekonomide hiçbir değişiklik olmamış gibi “steril” bir sonuç verir.</p>
<p><strong>Düzeyi değil, değişimi önemlidir: </strong>TL’nin reel olarak değerlenmesiyle oluşan maliyet sadece ihracatçı veya ithalatçı üzerinde kalmaz. Reel işçi ücretlerinin ve tüketim kalıplarının değişmesi, teşvikler, üretimin kalitesindeki kaymalar, çapraz kurlardaki gelişmeler gibi bir dizi faktörle ekonominin geneline yayılır. Biz yüzeysel bir bakışla bunu sanayinin adaptasyonu gibi görebiliriz ama bu sadece kısmen doğrudur. Bu yüzden reel kur düzeyine değil, değişim hızına bakmak daha anlamlı sonuç verir.</p>
<p>İşte bu nedenlerle reel kur hesabına güvenmek, dolar en az şu kadar olmalı diye hesap yapmak pek doğru olmaz. Peki “Madem reel kur hesabı bu dezavantajları taşıyor, o zaman TL’nin reel değerlenmesi sorun değildir, devam etsin, hem enflasyona da iyi gelir” diyebilir miyiz? Hayır, kesinlikle diyemeyiz. Başka bir yazıda da neden diyemeyeceğimizi tartışırız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tlnin-degeri-reel-kur-hesabina-neden-guvenmemelisiniz-76718</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TL’nin değeri: Reel kur hesabına neden güvenmemelisiniz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cine-acilan-kapi-dunyaya-kapali-76717</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çin’e açılan kapı, dünyaya kapalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ateşkes ilanı yapmak veya bir anlaşmanın hazır olduğunu duyurmak kolaydır. Asıl mesele, detayların karara bağlanmasında düğümleniyor. Piyasalar bir nevi sessiz bekleyiş evresindedir. Amerikan askerlerinin her şartta bölgede kalacağının açıklanması, iki tarafın çelişen söylemleri, enerji koridorlarındaki arz güvenliğinin kritik bir eşikte olacağını gösteriyor. Lübnan meselesi de netamelidir. İsrail bu ülkeyi vurmaya devam ediyor. Öte yandan İran yönetimi, müttefiklerinden vazgeçmeye hazırlanan bir profili yansıtmıyor.</p>
<p>Hürmüz Boğazı’ndaki gergin süreç sürüyor. Beyaz Saray ‘‘İran’ın geçişlerden ücret alması kesinlikle kabul edilmedi’’ diyor. Tabii geçidin hâlâ kapalı olduğunu birilerinin hatırlatması lazım. İran dün sadece 4 ticari geminin geçişine izin verdi. Bunlar da Çin’e gitti. Bu yazıyı yazdığım sırada, Boğaz’ın ay sonuna kadar açılmasına bahis piyasaları yüzde 26 olasılık veriyordu.</p>
<p>Brent petrolün fiyatı yılbaşında 60 dolardı. Savaş sırasında görülen en yüksek seviye 120 dolardı. Bu hafta yaşanan coşkunluk ortamında 95 dolara kadar düştü. Yani ateşkes açıklamasından sonra yaşanan geri çekilme, yüzde 100’lük bir artışın ardından gerçekleşti. Akaryakıt fiyatları doğası gereği yükselişlerde ne kadar hızlı hareket ederse, inişlerde bir o kadar dirençli davranır. Türkiye olarak savaşa zaten yüksek enflasyon ortamında yakalandık. İçerideki enflasyon beklentilerinin gerçek anlamda yönetilebilmesi için petrol fiyatının savaş öncesi seviyelere dönmesi elzemdir.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cine-acilan-kapi-dunyaya-kapali-76717</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin’e açılan kapı, dünyaya kapalı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/israilin-sirri-daha-iyi-yapay-zeka-degil-daha-cevik-sistem-76716</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> İsrail’in sırrı: Daha iyi yapay zekâ değil, daha çevik sistem</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Marifet her teknolojiyi kendin geliştirmek değil; asıl marifet en uygun teknolojileri hızla savaş alanında uygulayacak şekilde bir araya getirebilmek. Bunun için güvene dayanan doğru ilişki ağları, risk iştahı, hızlı satın alma ve karar alabilme kapasitesi lazım.</strong></p>
<p>Yapay zekâ savaşını en iyi teknolojiye sahip olan değil, sahadaki problemi en hızlı çözüme ulaştıran kazanıyor. Bunu en iyi yapan ülkelerden biri de İsrail. Gelin, bakalım: İsrail bu işleri nasıl yapıyor ve biz neler öğrenebiliriz?</p>
<p>İsrail’in yapay zekâyı nasıl kullandığını daha önce Gazze savaşında gördük. Bu savaşta en çok konuşulan uygulama “Babacık nerede?” adıyla bilinen Lavender uygulamasıydı. İsrail’in geliştirdiği bu uygulama, “bir şekilde”, Gazze’de yaşayan kişilerin WhatsApp verilerine erişerek, herkesin içinde bulunduğu WhatsApp grubuna göre bir risk profillemesi yapıyor. Sonra bu kişilerin hangi binada yaşadığını, yine yapay zekâ marifetiyle, telefon ve elektronik ödeme, varsa şehrin kameralarına sızmak gibi dijital izlerinden yola çıkarak tespit ediyor. Sonra yüksek riskli olarak kategorize edilen kişi veya kişilerin bulunduğu bina havaya uçuruluyor. Söylendiğine göre askerlerin yapay zekâdan gelen sonuçları değerlendirip bomba atıp atmama kararını vermeleri için ortalama 20 saniyeleri oluyormuş. Etik açıdan korkunç bir durum. İsrail, en son İran Dini Lideri Ayetullah Hamaney ve ailesinin ortadan kaldırılmasında yer tespitinde de bu teknolojileri kullanmış. Peki, İsrail bu teknolojik çevikliği nasıl yakaladı?</p>
<p><strong>Wiz’in kurucusunun </strong><strong>yolu 8200’den geçmişti</strong></p>
<p>Facebook’un global güvenlik işinin başındaki kişi olan Guy Rosen askerliğini İsrail askeri istihbarat birimi 8200’de yapmış. Burası İsrail’de tüm lise öğrencilerinin askerlik yapmak için can attıkları bir birim. Çünkü üç senelik askerliğin ardından iyi bir üniversiteye girip, mühendislik okuyup sonrasında hemen İsrail’in renkli teknoloji dünyasına katılabiliyorsunuz. Genelde burada başarılı olan şirketler ardından Amerikan teknoloji şirketleri tarafından satın alınıyor. Mesela Google’ın 32 milyar dolara satın aldığı ve bugün Google Maps’te ne kadar trafik olduğunu görmemizi sağlayan teknolojiyi geliştiren Wiz’in kurucusunun da yolu 8200’den geçmişti. Bugün büyük Amerikan teknoloji şirketlerinde en az 1.400 eski Birim 8200 mensubu var. Hepsi de beraber askerlik yaptığı için birbirine güveniyor. Bu şirketlerin ürünleri de haliyle İsrail ordusu tarafından etkin biçimde kullanılıyor. Son üç yılda İsrail silahlı kuvvetleri 350’den fazla yeni girişim şirketinin teknolojisini kullanmış.</p>
<p>Ancak, İsrail’in başarısının sırrı teknoloji değil; askerlik, startup’lar ve büyük teknoloji şirketleri arasında kesintisiz dönen hızlı bir makine kurmuş olması. İsrail’in kurduğu bu ekosistemi, 20 Ocak 2023’te “Savunma sanayiinde maraba kültürü” başlıklı yazımda tartıştığım, ülkemizdeki rekabet yasaklarının savunma sanayimiz üzerindeki etkileri ile mukayese ederek değerlendirmenizi öneririm.</p>
<p>ABD’de Silikon Vadisi 1960’lardan itibaren askeri amaçla geliştirilen teknolojileri sivil amaçla ticarileştirerek hızla büyüdü. Vadiye adını veren silikonların kullanıldığı yarı-iletkenler ya da  her gün telefonlarımızda kullandığımız GPS teknolojisi, böyle ürünler. İsrail ise bu akışı tersine çevirmiş. Yukarıda anlattığım ilişki ağları sayesinde sivil teknolojiler hızla askeri alana uygulanıyor. Bunun bir örneği, hedef ve yer tespiti yapan yapay zekâ uygulamaları. Daha çarpıcı bir örneği, Hamas’ın İran’ın geliştirdiği Shahed modeli kamikaze İHA’larını kullanmaya başladığı zaman geliştirilen çözüm: İsrail silahlı kuvvetleri, İsrail’deki bir startup’ın otonom arabalar için geliştirdiği kamera ve sensör ürününü kamikaze İHA’lara karşı kullanmak üzere drone savarlara 3 günde adapte etmişti. Tabii, bu işleri yapabilmek için silahlı kuvvetler ve teknoloji şirketlerinin birbirlerinin içine gömülü çalışması gerekiyor.</p>
<p><strong>Devasa şirketlerin yanında çevik </strong><strong>startuplar’a yer açmak gerekli</strong></p>
<p>İsrail bu işlerde kullanılan teknolojilerin çoğunu kendi üretmiyor. Mesela Nvidia’nın geliştirdiği çipler ABD’de tasarlanıp Tayvan’da üretiliyor. Yapay zekâ uygulamalarının çalıştığı veri merkezleri Amazon, Microsoft gibi büyük teknoloji şirketlerine; Claude ve ChatGPT gibi büyük dil modelleri ise Anthropic ve OpenAI gibi Amerikan şirketlerine ait. İsrailli dediğimiz startuplar’ın çoğunun yatırımcıları da Amerikalı girişim sermayesi fonları. Demek ki marifet her teknolojiyi kendin geliştirmek değil; asıl marifet en uygun teknolojileri hızla savaş alanında uygulayacak şekilde bir araya getirebilmek. Bunun için güvene dayanan doğru ilişki ağları, risk iştahı, hızlı satın alma ve karar alabilme kapasitesi lazım. Aslında bu resim savunma sanayii için yeni bir modelin de habercisi. Dikey yapılanmış devasa şirketlerin yanında akışkan/çevik yapıya sahip startuplar’a da yer açmak gerekiyor. İsrail’in savaştaki başarısının sırrı sadece teknoloji değil; askerlik, startup ve büyük teknoloji şirketleri arasında kesintisiz dönen insan ve veri akışı.</p>
<p>Savunma Sanayii Başkanı Sayın Haluk Görgün’ün geçen haftaki “Artık sivil teknolojilerin askeri alana uygulamasına odaklanacağız.” açıklaması önemli. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla teknoloji üretmek değil, mevcut teknolojiyi sahaya en hızlı adapte edecek, güvene dayalı ağları kurmak. Bunun için daha çok startup kurmalı, bunları silahlı kuvvetlerimize entegre etmeli, dünyada teknolojiye yön veren şirketlerde Türk çalışan sayısını artırmalı ve bu ağları birbirine entegre şekilde dans ettirebilmeliyiz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/israilin-sirri-daha-iyi-yapay-zeka-degil-daha-cevik-sistem-76716</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İsrail’in sırrı: Daha iyi yapay zekâ değil, daha çevik sistem ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-dogudaki-savas-ve-turkiye-icin-jeopolitik-firsatlar-76715</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orta Doğu’daki savaş ve Türkiye için jeopolitik fırsatlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Orta Doğu’daki güç dengelerinin değiştiği bu dönemde Türkiye’nin jeopolitik konumu yeniden önem kazanıyor. Özellikle Körfez ülkelerinin son yıllarda oluşturduğu “istikrar merkezi” algısının zedelenmesi, uluslararası yatırımcıları ve şirketleri alternatif arayışlara yöneltebilir.</strong></p>
<p>Bu hafta, küresel ölçekte risk algısının zirveye çıktığı dönemlerden biri olarak kayda geçti. Haftaya, ABD Başkanı Trump’ın İran’a yönelik sert tehditleriyle başladık. Hürmüz Boğazı’nın açılmaması halinde “bir medeniyetin yok edileceği” yönündeki açıklamalar dünya kamuoyunu ciddi şekilde tedirgin etti. Ancak ültimatom süresinin dolmasına saatler kala geri adım atıldı ve İran ile geçici bir ateşkes sağlandı.</p>
<p>Her ne kadar ateşkes kısa vadede finansal piyasalar açısından rahatlama yaratsa da bunun kalıcı bir çözüm sunduğunu söylemek mümkün değil. İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırıları sürerken, İran ile bölge ülkeleri arasındaki gerilim de devam ediyor.</p>
<p>Daha da önemlisi, ABD’nin İran’a yönelik müdahalesinin temel hedefleri arasında yer alan rejim değişikliği ve nükleer kapasitenin sınırlandırılması konusunda somut bir ilerleme sağlanamadı. Buna karşılık İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol avantajını daha da pekiştirmiş görünüyor. Üstelik ateşkese rağmen ABD’nin bölgedeki askeri varlığını artırmaya devam etmesi, gerilimin yeniden tırmanabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Özetle, piyasalar açısından geçici bir rahatlama söz konusu olsa da kalıcı bir çözüm ufukta görünmüyor.</p>
<p>Bu belirsizlik ortamı Türkiye ekonomisi üzerinde de önemli baskılar yarattı. Özellikle; döviz rezervlerinde erime, borçlanma maliyetlerinde artış ile enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı kısa sürede hissedildi.</p>
<p>Savaşın şiddetlenmesinin hem küresel ekonomi hem de Türkiye açısından olumsuz sonuçlar doğuracağı konusunda geniş bir mutabakat var.</p>
<p><strong>Orta/düşük yoğunlukta savaşın </strong><strong>Türkiye ekonomisine etkileri</strong></p>
<p>Peki, çatışmaların daha düşük yoğunlukta; ancak uzun süreli bir seyir izlemesi halinde Türkiye nasıl etkilenir?</p>
<p>Bu senaryoda enerji fiyatları, finansal koşullar ve risk primi üzerinden gelen baskılar Türkiye açısından enflasyon, cari açık ve büyüme kanallarından ekonomiyi zorlamaya devam eder. Ancak bu tablo, tamamen olumsuz bir çerçeve çizmek için yeterli değil. Zira aynı süreç, bazı fırsat alanlarını da beraberinde getiriyor.</p>
<p><strong>Türkiye için jeopolitik fırsat penceresi</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki güç dengelerinin değiştiği bu dönemde Türkiye’nin jeopolitik konumu yeniden önem kazanıyor. Özellikle Körfez ülkelerinin son yıllarda oluşturduğu “istikrar merkezi” algısının zedelenmesi, uluslararası yatırımcıları ve şirketleri alternatif arayışlara yöneltebilir.</p>
<p>Bu noktada Türkiye, bölgeye kıyasla daha güvenli ve öngörülebilir bir merkez olarak öne çıkma potansiyeline sahip.</p>
<p>Nitekim son dönemde bazı finansal kuruluşların İstanbul’u bölgesel merkez olarak değerlendirdiğine dair haberler bu eğilimin ilk sinyallerini veriyor. Önümüzdeki dönemde yalnızca finans sektörü değil, reel sektör şirketlerinin de bölgesel operasyonlarını Türkiye’ye kaydırması olası görünüyor.</p>
<p><strong>Turizmde yeni bir denge</strong></p>
<p>Benzer bir dönüşüm turizm tarafında da yaşanabilir. Körfez ülkelerini tercih eden turistler, artan güvenlik riskleri nedeniyle alternatif destinasyonlara yönelebilir. Türkiye’nin güvenli ve erişilebilir bir coğrafya olarak konumlanması, turizm gelirlerini destekleyebilir.</p>
<p><strong>Ticaret rotalarında Türkiye’nin rolü</strong></p>
<p>Jeopolitik gerilimler yalnızca sermaye ve turizm akımlarını değil, ticaret rotalarını da yeniden şekillendirebilir. Bu süreçte Türkiye, coğrafi avantajı sayesinde enerji akışı, lojistik ve ticaret merkezi olarak daha fazla ön plana çıkabilir. Bu da başta inşaat ve ticaret olmak üzere birçok alanda ekonomik aktiviteyi destekleyebilir.</p>
<p><strong>Orta vadede stratejik avantaj</strong></p>
<p>Tüm bu fırsatların kısa vadede sınırlı kalması şaşırtıcı olmayacaktır. Ancak özellikle 2027 ve sonrasında, bölgedeki belirsizlikten kaçınmak isteyen uluslararası şirketlerin ve ticaret ağlarının yeniden konumlanma sürecinde Türkiye önemli bir avantaj elde edebilir.</p>
<p>Sonuç olarak, Orta Doğu’da kalıcı bir çözümün sağlanamaması Türkiye için kısa vadede önemli riskler yaratırken, orta vadede doğru politikalarla değerlendirilebilecek önemli fırsatlar da sunuyor. Bu fırsatların kalıcı kazanımlara dönüşmesi ise büyük ölçüde Türkiye’nin ekonomik istikrarı ve kurumsal güvenilirliğini güçlendirme kapasitesine bağlı olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/orta-dogudaki-savas-ve-turkiye-icin-jeopolitik-firsatlar-76715</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Orta Doğu’daki savaş ve Türkiye için jeopolitik fırsatlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/para-politikasi-yabanci-yatirimcilar-ve-yerli-balinalar-76714</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Para politikası, yabancı yatırımcılar ve yerli balinalar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>1. Dünya Savaşı’nı ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasını hafızasında tutan Avrupa Merkez Bankası, yüksek enflasyona dayanamaz. Büyük Buhranı gören Fed, işsizliğe dayanamaz. TCMB’nin de rezerv erimesi sevmediğini biliriz. Lakin panik yapmamak gerek.</strong></p>
<p>Eskiden balıkçılar açık denizde gördükleri balinaların yaşını, sırtlarındaki zıpkın yaralarının sayısından anlarmış. Şahit olduğumuz kriz ve çalkantılar, ekonomistlerin zıpkın yaralarıdır ve ben de bu yazıyı yaralarım sızlarken yazıyorum.</p>
<p>Geçen hafta, TCMB’nin Londra’da asimetrik bir iletişim yaptığı ve yabancı yatırımcılara faiz artırımı mesajı verdiği iddia edildi. Olayın bu şekilde gerçekleştiğini düşünmüyorum. Muhtemelen faiz artırım mesajı olarak algılanan cümle şuydu: “Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.”. Sıkılaşma mesajı mı? Evet. Yeni mi? Hayır. Bu cümle TCMB’nin internet sayfasında uzun zamandır var.</p>
<p><strong>Kendi kendini gerçekleştiren kehanet</strong></p>
<p>Asimetrik iletişim endişesinin yaşanması bir vaka ve TCMB de buradan ders çıkartmalı. Ama ne olmuş olabilir? Bir ihtimal, yabancı yatırımcı TCMB belgelerine bizim kadar hâkim değildir ve bu cümleye şaşırmıştır. Bir ihtimal de yabancı yatırımcının, kendi portföyünü düşünerek, gönlünden geçeni söylemesi olabilir mi?</p>
<p>Benden duymuş olmayın ama piyasada “kendi kendini gerçekleştiren kehanet” (self fulfilling prophecy) diye bir şey vardır. Piyasa, önce kendi portföyüne uygun bir beklenti oluşturur, sonra da o beklentinin gerçekleşmesini tetikler. Bunun en kolay yapılabildiği yer de para piyasalarıdır. Hele tasarruf açığınız varsa, rezerv erimesi sizi zayıflatıyorsa, bir de enflasyonunuz yüksekse, piyasa baskısına daha da açıksınızdır. O nedenle yabancı yatırımcının tahminlerini tümden görmezden gelemezsiniz.</p>
<p>Geldiğimiz noktada, önce yabancı yatırımcılardan, takiben de yurtiçindeki oyunculardan faiz artırım beklentisi gelmesi, bu nedenle şaşırtıcı değil. Elbette, gerekçesiz de değil:</p>
<p>- TCMB, fonlamayı politika faizinin 3 puan üzerinden yaptığı için aslında zaten faiz artırdı. Dolayısıyla 300 baz puanlık artırım, politika faizini fiili duruma eşitlemek olacaktır.  </p>
<p>- TCMB’nin 22 Nisan’daki PPK toplantısından sonra, 11 Haziran’a kadar planlı toplantısı yok. Arada olağanüstü toplantı yapma riski almadan, Haziran’a kadar yaşanabilecek belirsizliklere karşı TCMB’nin 22 Nisan’da pas geçmemesi bir seçenek.</p>
<p>- Savaş uzadıkça etkilerinin kalıcı olma riski yükseliyor. Hem enflasyon hem enflasyon beklentileri baskı altında. Bu da TCMB’nin son PPK notundaki sıkılaşma kriterlerinden biriydi.</p>
<p>- Konu talep enflasyonu olmadığı için faiz artırımının işe yaramayacağı da not ediliyor. Ancak Türkiye gibi tasarruf açığı olan ülkelerde, rezerv seviyesi, reaksiyon fonksiyonunun bir değişkenidir. Yani rezervlerdeki azalış, politika tepkisine neden olabilir.</p>
<p>Merkez bankaları tarihlerinden bağımsız değil muhteremler. II. Dünya Savaşı’nı ve Berlin Duvarı’nın yıkılmasını hafızasında tutan Avrupa Merkez Bankası, yüksek enflasyona dayanamaz. Büyük Buhranı gören Fed, işsizliğe dayanamaz. TCMB’nin de rezerv erimesi sevmediğini biliriz. Lakin panik yapmamak gerek.</p>
<p><strong>22 Nisan’a kadar faiz kararını </strong><strong>etkileyecek pek çok şey olabilir </strong></p>
<p>Zıpkın yarası bol olanlar, TCMB’nin 2011 sunumlarındaki (Londra, Manisa) bir cümlesini hatırlar: Politika duruşu, sadece faiz seviyesi ile değil bütün politika araçlarının bileşimi ile belirlenir. Aynı sunumda, tüm kamu otoriterlerinin eşgüdüm içerisinde faiz dışı araçları değerlendirmesinden de bahsedilir ve araçlara örnekler de verilir. Bugün, TCMB ve politika faizi dışında bir şey konuşmamak bana tuhaf geliyor. Konuş-reddet, ona da varım. Ama neden hiç konuşulmaz?</p>
<p>22 Nisan’a kadar faiz kararını etkileyecek pek çok şey olabilir. O nedenle bu yazı, faiz tahminimle ilgili değildir. Bu yazı, “Doğru şeyi, doğru nedenle yapalım” demek için yazılmıştır. Yerli balinalar, yabancı yatırımcı beklentisinin önemini de sadece ona göre politika yapılmaması gerektiğini de bilir. Burası açık deniz muhteremler!</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/para-politikasi-yabanci-yatirimcilar-ve-yerli-balinalar-76714</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Para politikası, yabancı yatırımcılar ve yerli balinalar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/finansal-istikrar-mi-fiyat-istikrari-mi-76713</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Finansal istikrar mı, fiyat istikrarı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Son dönemlerde yapılan değerlendirmelerde, fiyat istikrarından çok finansal istikrarı önceleyen bir eğilim ortaya çıktı. Bunun temel nedeninin, hem piyasaların hem de korkarım ki, ekonomi yönetiminin fiyat istikrarını tesis etme hedefinden çok uzaklaştığımızı düşünmesi olduğunu tahmin ediyorum.</strong></p>
<p>Dün sabah BloombergHT kanalında Zeynep Erataman’ın konuğu oldum. İran ile ABD’nin, kırılgan da olsa bir ateşkes üzerinde anlaşmış olmasının yarattığı rahatlama ve bunun Türkiye’de Merkez Bankası açısından ne anlam ifade ettiğine dair konuşurken, Zeynep Hanım “bana finansal istikrar mı yoksa fiyat istikrarı mı?” diye sordu. Çok kısa ama çok yerinde, doğru bir soru. Bu haftaki yazımın konusuyla ilgili bana esin kaynağı olduğu için kendisine teşekkür ediyorum.</p>
<p>Sorunun cevabı benim açımdan çok net ve yayında da hiç tereddüt etmeden söyledim: Elbette ve tartışmasız bir şekilde fiyat istikrarı. Nedeni de son derece basit: Fiyat istikrarını sağlamadan, finansal istikrarı sağlamamız zaten mümkün değil. Peki o zaman Zeynep Hanım neden böyle bir şey sordu? Asıl üzerinde düşünmemiz gereken konu tam da bu. Zeynep Hanım, işini iyi yapan bir insan olarak, son dönemde gerek ekonomi yönetiminden gerekse piyasa aktörlerinden sıkça duyduğumuz finansal istikrar vurgusunu anlamlandırmaya çalıştı. Zira son dönemlerde yapılan değerlendirmelerde, fiyat istikrarından çok finansal istikrarı önceleyen bir eğilim ortaya çıktı. Bunun temel nedeninin, hem piyasaların hem de korkarım ki, ekonomi yönetiminin fiyat istikrarını tesis etme hedefinden çok uzaklaştığımızı düşünmesi olduğunu tahmin ediyorum. Savaştan önce bile, piyasalardaki en iyimser tahminler dahi Merkez Bankası’nın enflasyon tahmininin üst bandının üzerindeyken, savaş sonrasında beklentiler tamamen bozuldu ve 2026 sonu için %30’a kadar yükselen enflasyon tahminleri duymaya başladık. Bu durumda öncelik, ister istemez finansal istikrara kaydı.</p>
<p><strong>Dezenflasyon programının en önemli </strong><strong>bileşenlerinden biri kur istikrarı</strong></p>
<p>Türkiye’de finansal istikrar denildiğinde ilk akla gelen genellikle döviz piyasaları oluyor. Elbette, para ve hisse senedi piyasalarındaki istikrar da gözetiliyor. Ancak, 2023 seçimlerinden sonra başlayan dezenflasyon programında döviz piyasalarındaki ılımlı seyir önemli bir ağırlık taşıyor. Türkiye gibi yetersiz yurtiçi tasarrufları nedeniyle dış finansmana bağımlı olan bir ülkede, üstüne üstlük bir de yerel ekonominin bir hayli dolarize olduğu bir dönemde, ekonomi yönetiminin döviz kurlarını kontrol altına tutmak istemesi son derece doğal. Dolayısıyla, yaklaşık üç yıl önce başlayan ve hâlâ devam eden dezenflasyon programının en önemli bileşenlerinden bir tanesi döviz kurlarındaki istikrar. Burada bir konunun altını özellikle çizmek istiyorum. Programın amacı, önce dezenflasyon (fiyat artışlarının yavaşlaması) ve ardından fiyat istikrarını (düşük tek haneli enflasyon) sağlamak. Bu temel amaca ulaşmak için kullanılacak araçlardan bir tanesi ise döviz kuru istikrarı. Neyin amaç, neyin bu amaca ulaşmak için kullanılan bir araç olduğuna dair bir kafa karışıklığımız olmaması lazım.</p>
<p>Şimdi gelin, son üç yılın döviz piyasası istikrarı açısından bir muhasebesini yapalım:</p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td width="217">
<p><strong>Tablo 1: Kümülatif Artışlar (%)</strong></p>
</td>
<td width="76"> </td>
<td width="68"> </td>
<td width="64"> </td>
<td width="104"> </td>
</tr>
<tr>
<td width="217">
<p><strong> </strong></p>
</td>
<td width="76">
<p><strong>ABD $/TL</strong></p>
</td>
<td width="68">
<p><strong>EUR/TL</strong></p>
</td>
<td width="64">
<p><strong>TÜFE</strong></p>
</td>
<td width="104">
<p><strong>ÜFE</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="217">
<p><strong>30 Haziran 2023-31 Mart 2026</strong></p>
</td>
<td width="76">
<p>71,9</p>
</td>
<td width="68">
<p>81,2</p>
</td>
<td width="64">
<p>186,1</p>
</td>
<td width="104">
<p>121,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="217">
<p><strong>31 Mart 2025-31 Mart 2026</strong></p>
</td>
<td width="76">
<p>17,0</p>
</td>
<td width="68">
<p>24,8</p>
</td>
<td width="64">
<p>30,9</p>
</td>
<td width="104">
<p>28,1</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="217">
<p><strong>31 Aralık 2025-31 Mart 2026</strong></p>
</td>
<td width="76">
<p>3,6</p>
</td>
<td width="68">
<p>1,1</p>
</td>
<td width="64">
<p>10,0</p>
</td>
<td width="104">
<p>7,6</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Yukarıdaki</strong> tablonun ilk satırından da görebileceğiniz gibi, dezenflasyon programının başladığı 2023 yılının Haziran sonundan itibaren hesapladığımızda, bu yılın Mart sonu itibariyle ÜFE bazlı toplam fiyat artışı %121,7; TÜFE bazlı toplam fiyat artışı ise %186,1 olmuş. Aynı dönemde ABD Doları/TL kurundaki artış %71,9; Euro/TL kurundaki artış ise %81,2 olarak hesaplanıyor. Yani, kurlardaki artışlar, enflasyondaki artışın bir hayli gerisinde kalmış görünüyor.</p>
<p>Tablonun ikinci satırında son 12 ayda; üçüncü satırında ise bu yılın başından beri durumun nasıl seyrettiğini görebilirsiniz. Üçüncü satıra göre, bu yılın ilk üç aylık döneminde, kümülatif enflasyon ÜFE bazında %7,6; TÜFE bazında ise %10 olmuş. Aynı dönemde dolar kurundaki artış %3,6 olurken, euro kurundaki yükseliş %1,1’de kalmış. Arada ciddi bir fark var.</p>
<p>Bu şekilde bakıldığında, programın başından itibaren döviz kurlarının tam da tasarlandığı gibi davrandığını söyleyebiliriz. Ne var ki, aradan geçen 33 ayda, enflasyonu ilk hedeflenen seviyelere düşüremediğimiz gibi (2023 yılındaki OVP’de 2026 sonu için enflasyon tahmini %8,5 idi), ara yıllarda yukarı çekilen yeni hedeflere de yaklaşamamışız (2025 yılındaki OVP’de 2026 sonu için enflasyon tahmini %16 idi). Yani, programa başlarken, 2026 sonu için %8,5 enflasyon hedefiyle yola çıkıp, 2025’te bunu %16’ya yükselttikten sonra, bugün piyasa beklentisinin %25-30 civarında olduğu bir durumla karşı karşıyayız.</p>
<p><strong>Hedeften uzaklaştıkça kurlar </strong><strong>üzerindeki baskı artıyor</strong></p>
<p>Ana amaç olan enflasyonu düşürme konusundaki başarısızlığı bu şekilde tespit ettikten sonra, şimdi araç olarak kullanılan döviz kurları meselesine bakalım. Eğer dezenflasyon programı yolunda gitseydi, ekonomi yönetiminin döviz kurları üzerindeki baskıyı kademeli bir şekilde azaltması ve tek haneli enflasyon ufukta göründüğünde, enflasyonla daha uyumlu kur artışlarına izin vermesi beklenirdi. Ne var ki, bugün geldiğimiz noktada, enflasyon hedeflerinden uzaklaştıkça, kurlar üzerindeki baskının arttığını görüyoruz. <strong>Yukarıdaki</strong> tablonun son iki satırındaki dolar kurundaki artışlarıyla, enflasyon arasındaki farklara baktığımızda, bu yılın ilk üç aylık döneminde ciddi bir artış görüyoruz. Dolar kuru üzerinden gidecek olursak, Mart 2026 itibariyle son bir yıllık kur artışı, TÜFE enflasyonunun %55’i seviyesinde hesaplanırken, sadece son üç aya baktığımızda, kur artışı enflasyonun %36’sında kalmış. Euro/dolar paritesindeki hareketin bir yansıması olarak, euro/TL kurundaki durum daha da vahim: Bu yılın ilk üç ayında euro/TL kurundaki artış, enflasyonun sadece %11’i kadar olmuş.</p>
<p>Özetlemek gerekirse, ana amaç olan enflasyonu düşürmekte zorlandıkça, araç olarak kullandığımız döviz kuru istikrarının üzerindeki baskıyı artırmışız. Kurlardaki artışla enflasyon arasındaki makas kapanacağına, daha da açılmış. Nisan ayında %3-4 civarında gelmesi beklenen aylık enflasyonla birlikte, bu makas daha da açılacak. Bu durum, zaten uzun süredir zorlanmakta olan reel sektörün sıkıntılarının devam edeceğine işaret ediyor.</p>
<p>İşte böyle bir ortamda, Zeynep Hanım’ın bana fiyat istikrarı mı finansal istikrar mı diye sormasından daha doğal bir şey olamaz. Öyle bir noktaya geldik ki, sanki ekonomi programının temel hedefi kurları tutmak. Faizleri, döviz rezervlerini, yabancı yatırımcıların ruh halini, yerli yatırımcıların dolarizasyon ihtimalini hep döviz kurları üzerindeki olası etkileri üzerinden tartışıyoruz. Sanki kurları tutmaya devam edebilirsek, bütün sorunlarımız çözülecek gibi bir hava oluşuyor. Halbuki asıl derdimiz, enflasyonu amasız ve fakatsız olarak acilen tek haneli sayılara düşürmek ve kalıcı fiyat istikrarını tesis etmek olmalı. Bunu da kurları tutarak yapamadığımız ve önümüzdeki dönemde de yapamayacağımız ortada. Şimdi yeni bir şeyler düşünmemiz ve söylememiz lazım. Gerisi boş laf.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/finansal-istikrar-mi-fiyat-istikrari-mi-76713</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/3/1280x720/finansal-istikrar-mi-fiyat-istikrari-mi-1775799199.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Finansal istikrar mı, fiyat istikrarı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbuldan-neden-bir-dubai-olmaz-76712</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul’dan neden bir Dubai olmaz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dubai’yi ön plana çıkaran unsurlara baktığımızda, vergi avantajı elbette başlangıç için önemli bir katalizatördü. Ancak yıllar ilerledikçe, bunun dışındaki hususlar da çevre ülkelerden ayrışmasına imkân tanıdı.</strong></p>
<p>Pandemi döneminde Türkiye’nin ihracatının artması pek çok iş dünyası temsilcisi tarafından kalıcı olacak şeklinde yorumlanmıştı. Hatta daha da ileri gidenler, Türkiye’nin Çin’in yerini alacağını iddia etmişti.</p>
<p>Oysa o dönemde tüm dünya kapalıyken, Türkiye pandemiyi doğru yönetmiş, tam kapanmaya imkân tanımamıştı. İş dünyası çalışmaya, üretmeye devam etti. Rakiplerin neredeyse tamamı kapalıydı. Bu zaten başlı başına büyük avantajken, konteyner gemilerinin Çin limanlarında beklediği, küresel ticarette konteyner bulunamadığı bir ortamda, Türkiye’den karayolu ile Avrupa’ya kolayca ulaşılabilmesi fazladan bir avantaj daha yükledi Türkiye’ye. Bir de bunun yanında, pandemi şartlarında yüksek miktarda satın alma yapmaktansa, ihtiyacı kadar tedarik etme eğiliminde olan dış talep, küçük ölçekte iyi iş yapan, Avrupa standartlarında üretim gerçekleştiren Türkiye’deki küçük ve orta boy işletmelere yöneldi. Bu gerçeklikleri göremeyen, görmezden gelen bazı iş dünyası temsilcileri destansı söylemlerle, pandemi şartlarının pandemi sonrasında da süreceğini dile getirdiler. Maalesef öyle olmadı.</p>
<p>O gün; dünyadaki gelişmeleri, Türkiye’nin avantaj ve dezavantajlarını, Türkiye’de iş yapabilirliği doğru okuyamayan iş dünyasının bahsi geçen temsilcileri, bugün de yine dünyayı ve Türkiye’yi doğru okuyamıyor. <strong>Yine yeniden destansı söylemlerle İstanbul’un Dubai’nin yerini alabileceğini söylüyor. Üstelik bunların büyük bir kısmı Dubai’yi görmüş olmasına rağmen bunları dile getiriyor.</strong></p>
<p><strong>ABD-İsrail-İran savaşından doğrudan etkilenen Dubai’nin yerini İstanbul alabilir mi? Bir bakalım.</strong></p>
<p><strong>GFCI Dubai yükseldi, </strong><strong>İstanbul geriledi</strong></p>
<p>Dubai, son 20 yıldır bölgesel bir ticaret merkezinden küresel bir finans merkezine dönüşmek için çalışıyor. Küresel Finans Merkezleri Endeksi’nin 39’uncu baskısı (GFCI 39) 26 Mart 2026’da yayımlandı. GFCI 39, dünya genelindeki 120 finans merkezinin gelecekteki rekabet gücünü ve sıralamasını değerlendiriyor. GFCI, politika ve yatırım karar vericileri için değerli bir referans görevi görüyor. Shenzhen’deki Çin Kalkınma Enstitüsü (CDI) ve Londra’daki Z/Yen Partners, GFCI’nin hazırlanmasında iş birliği yapıyor. GFCI her mart ve eylül ayında güncellenip yayınlanıyor ve küresel finans topluluğundan büyük ilgi görüyor.</p>
<p><strong>2026 Endeksi’nde; Dubai ve Abu Dabi Orta Asya ve Afrika bölgesinde birinci ve ikinci sıraları almaya devam ederken, Dubai küresel ölçekte ilk 10’a girerek yedinci sıraya yükseldi.</strong></p>
<p><strong>İstanbul;</strong> Merkez Asya ve Doğu Avrupa grubunda yer alıyor. <strong>Küresel endekste 101. sırada.</strong> <strong>Bir önceki sıralamadan 13 basamak aşağıya düşmüş durumda. </strong>Daha önemlisi, İstanbul, Küresel Merkezler Grubu’nda yer almıyor. Yeri <strong>‘uluslararası merkezler’</strong>. Üstelik bu grupta da <strong>‘uluslararası yarışmacılar’</strong> arasında.</p>
<p><strong>Uluslararası işletmeler için tanıdık </strong><strong>ve şeffaf bir yasal ortam sağlıyor</strong></p>
<p>Dubai’yi ön plana çıkaran unsurlara baktığımızda, vergi avantajı elbette başlangıç için önemli bir katalizatördü. Ancak yıllar ilerledikçe, bunun dışındaki hususlar da çevre ülkelerden ayrışmasına imkân tanıdı.</p>
<p><strong>Dubai Uluslararası Finansal Merkezi’nin (DFIC) en büyük fark yaratan özelliği, DIFC’nin Birleşik Arap Emirlikleri Medeni Hukuku’ndan bağımsız olarak, İngiliz hukukuna dayalı bir ortak hukuk sistemi altında faaliyet göstermesi.</strong> Kendi mahkemeleri, tahkim merkezi ve düzenleyici kuruluşu (DFSA) ile uluslararası işletmeler için tanıdık ve şeffaf bir yasal ortam sağlamakta.</p>
<p><strong>Herhangi başka bir ülkede keyfi hukuki uygulamalarla, bugünden yarına değişen finansal ve mali düzenlemelere muhatap olmak istemeyenler için bu çok ama çok önemli bir özellik.</strong> Sadece bu yapısı itibarıyla bile İstanbul, Dubai’ye alternatif olamaz.</p>
<p>İçeride bizler hukuki uygulamalardan çokça şikâyet ederken, Dubai’den gelecek yabancı sermayeyi Türkiye’ye böyle bir ortamda çekebilmek mümkün değil. Özellikle son dönemlerde mülkiyet hakkına ilişkin ciddi sıkıntıların olması da, yabancıyı bırakın savaş ortamında, normalleşen süreçte bile getiremememiz için bir neden.</p>
<p><strong>Bunların yanında, BAE’nin aksine, DIFC’deki işletmeler, yerel bir BAE sponsoru veya ortağına ihtiyaç duymadan yüzde 100 yabancı mülkiyete sahip olabiliyor. Kurumlar vergisi ve kişisel gelir vergisi, 50 yıl garantili olarak sıfır. Sermayenin geri dönüşünde veya kâr transferlerinde bir kısıtlama yok. Stopaj yok</strong>.</p>
<p>Dubai Finansal Hizmetler Otoritesi (DFSA), Dubai Uluslararası Finans Merkezi’nde (DIFC) gerçekleştirilen veya buradan yürütülen finansal hizmetlerin bağımsız düzenleyicisi bir kurum. <strong>2004 yılında kurulan DFSA, finansal bütünlüğü ve yatırımcı korumasını sağlamak amacıyla bankacılık, varlık yönetimi, menkul kıymetler, İslami finans ve kripto varlıkları düzenlemiş. DFSA, uluslararası alanda bilinen ve IOSCO, FATF, Basel gibi küresel standartlarla uyumlu bir yapı.</strong> Bu özellik firmalara uluslararası muhataplarıyla işlem yaparken düzenleyici güvenilirlik kazandırıyor.</p>
<p><strong>BAE, 130’dan fazla ülke ile çifte </strong><strong>vergilendirme anlaşmasına sahip</strong></p>
<p>DFSA’nın başında Mark Steward var. Bu göreve gelmeden önce, Hong Kong Menkul Kıymetler ve Vadeli İşlemler Komisyonu’nda (SFC) İcra Bölümü’nden sorumlu İcra Direktörü olarak görev yapmış. <strong>Örneğin, Merkez Bankası yöneticiliğinde başarısız olmuş birini buraya atamamışlar. </strong></p>
<p><strong>Birleşik Arap Emirlikleri, 130’dan fazla ülkeyle kapsamlı bir çifte vergilendirme anlaşması ağına sahip ve bu da DIFC’de faaliyet gösteren işletmelere avantaj sağlıyor.</strong> Bu özelliği sayesinde gelişmekte olan ülkelere açılan bir kapı adeta.</p>
<p><strong>Bunların yanında, BAE dinarı (AED) 1997 yılından beri resmi olarak 1 USD = 3,6725 AED sabit kuruyla Amerikan dolarına sabitlenmiş. Bu sabitleme, BAE Merkez Bankası tarafından para birimi istikrarını sağlamak, ticarette döviz kuru riskini azaltmak ve yatırımcı güvenini desteklemek amacıyla sürdürülüyor ve bu güven güçlü AED ile verilmiş durumda. </strong></p>
<p><strong>Yabancı çalışanlar için en önemli hususlardan biri de çocuklarının alacağı eğitim.</strong> Dubai bu anlamda da İngiliz, Amerikan, AB ve diğer müfredatlardan geniş bir seçim yelpazesi sunan bir şehir.</p>
<p><strong>Keşke İstanbul Finans Merkezi projesi bir inşaat projesinin çok daha ötesine geçebilseydi. </strong>Zaten o vizyon yaratılabilmiş olsaydı, sanırım Türkiye bugünkü ekonomik göstergelerin çok daha ötesinde bir refah ülkesine dönüşebilirdi.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbuldan-neden-bir-dubai-olmaz-76712</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/2/1280x720/6-1775800851.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’dan neden bir Dubai olmaz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-kaynak-mi-maliyet-mi-76711</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnsan; kaynak mı maliyet mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İyileri özenle bir kenara bırakarak diyorum ki Türkiye’de pek çok işletme, kendi insan kaynaklarının işgali altındadır. Yeni nesil insan kaynakları oluşturun ki yeni çağın iş yapma modellerine geçebilin</strong>.</p>
<p>Biliyorum tuhaf bir soru ama şu sıralar çok fazla sorguluyorum. Kurumların, şirketlerin <strong>insan kaynakları birimlerini sorgulama</strong> zamanı bence geldi. Zira şu anda pek çok kurum, <strong>kabiliyetin</strong> hayati önemini konuşurken; ekseriyeti de insanı “<strong>kaynak</strong>” olarak değil, “<strong>maliyet</strong>” olarak görme eğiliminde...</p>
<p><strong>Yeni nesil insan kaynakları</strong> <strong>yönetimi</strong> önem kazanıyor. Değişen dünyadaki İK’ların da değişmesi gerektiğini sürekli yazıp, çiziyoruz.  Yıllardır <strong>İK’ların işletmelere katkılarını</strong> ve <strong>risklerini</strong> inceledim. Öncelikle tezimi sunayım; <strong>Türkiye’de pek çok işletme, kendi insan kaynaklarının işgali altındadır.</strong></p>
<p><strong>İNSANI SEVMEYEN, KAYNAĞINI KURUTUR</strong></p>
<p>Eğer <strong>İK silolarında CV biriktirip</strong> diploma peşinde koşar, <strong>kabiliyetleri görecek kabiliyetiniz yoksa</strong> yandınız. Hele ki bu yeni çağda işletmenizdeki <strong>insanları sevmiyorsanız</strong>, insan kaynaklarınız kuruyor demektir. <strong>İnsan sevmeyen insan kaynakları olur mu</strong>? O kadar çok örneğin tanığı oldum ki şaşarsınız.</p>
<p>Eğer siz <strong>tecrübe maddesini abartıp</strong> iş vermez iseniz <strong>yeni mezunlar nasıl tecrübe kazanacak</strong>? İş ilanlarına bakın. İnsan kaynakları siteleri ve iş mülakatlarında <strong>tuhaflıklar</strong> oluşmaya başladı. Nitelikli işsizleri mi ti’ye alıyorlar yoksa <strong>bulundukları kurumu mu sabote ediyorlar</strong>, anlayan beri gelsin…</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Yeni nesil İK’ya dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Diploma mı?</em></strong></p>
<p>Belki hala <strong>gerek şarttır</strong> ama <strong>yeter şart değildir</strong>. Dünyada diplomanın önemi azalıyor. Marka okulların diplomaları dahi sorgulanır oldu. Kuruma, şirkete <strong>değer üretemeyen diploma</strong>, çöp değerindedir artık.</p>
<p><strong><em>Beceri mi?</em></strong></p>
<p><strong>Giderek önem kazanıyor</strong>. Yeni nesil İK’lar kendilerini “<strong>kabiliyet avcısı</strong>” şeklinde nitelendirmeye başladı. <strong>Diploma aramak nitelik gerektirmez</strong> ama <strong>kabiliyeti bulup çıkarmak başlı başına kabiliyet</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>TECRÜBE ARAYANLAR DİKKAT; İNSANIN DÜNÜNÜ DEĞİL YARININI İŞE ALIN</strong></p>
<p><strong>Paranı</strong>, <strong>fabrikanı</strong>, <strong>pazarını</strong> kaybedebilirsin ama seni var eden <strong>insan kaynağını kaybedersen</strong>, gidersin. Patronlar bilsin ki; <strong>diplomaya geçit veren beceriyi kapıdan kovan</strong>, yeni mezundan tecrübe talep edecek kadar vizyonsuzların İK’sında konuşlandığı işletme olmayın. <strong>Aman dikkat batabilirsiniz.</strong></p>
<p><strong>İNSAN KAYNAKLARI LÛGATI</strong></p>
<p><strong>Dil</strong>: Başvurulardan yabancı dile takıntılılar; anadilini bilmiyorsa yabancı dilin fazlaca önemi yoktur</p>
<p><strong>Diploma</strong>: Okullar diploma kazandırır ama beceri ve kabiliyet daha derinde yatan özelliklerdir</p>
<p><strong>Test</strong>: İK çalışanlarının IQ’su, kuruma gereken kabiliyeti bulmada yetersiz kalıyor, test yanıltabilir</p>
<p><strong>Tecrübe</strong>: Yeni mezundan dahi bunu arayanlar; geçmişi değil, geleceği işe almanız gerekiyor</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/insan-kaynak-mi-maliyet-mi-76711</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/3/1280x720/kadin-calisan-yorgun-bilgisayar-1760373667.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İnsan; kaynak mı maliyet mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefini-degistirmek-icin-artik-bir-gerekce-var-76710</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon hedefini değiştirmek için artık bir gerekçe var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Merkez Bankası savaş gerekçesiyle 2026 yılının enflasyon hedefini yukarı çekebilir.</strong></p>
<p><strong>✓ Mevcut durumda 2026 yılının enflasyon tahmin aralığı yüzde 15-21, enflasyon hedefi ise yüzde 16 ya; işte 14 Mayıs’ta açıklanacak yılın ikinci enflasyon raporunda bu oranlar 3’er puan artırılabilir.</strong></p>
<p><strong>✓ Yani tahmin aralığı yüzde 18-24 olabilir, enflasyon hedefi de yüzde 19’a yükseltilebilir.</strong></p>
<p>Merkez Bankası 2025’in ağustos ayında açıkladığı enflasyon raporunda enflasyon tahmin ve hedefine ilişkin temel bir değişiklik yaptı. O döneme kadar enflasyonla ilgili olarak alt ve üst sınır belirlenir ve bu sınırların orta noktası enflasyon tahmini olarak ifade edilirdi. Merkez Bankası, Ağustos 2025’te yayımladığı raporda ise tahmin ile hedef ayrımına gitti ve bu konuda şöyle denildi:</p>
<p><strong>“TCMB orta vadeli tahmin iletişimi çerçevesinde değişikliğe giderek tahmin patikasının yanı sıra her yıl için yıl sonu odaklı bir ara hedef tanımlamıştır. 2025, 2026 ve 2027 yılları için ara hedefler sırasıyla yüzde 24, yüzde 16 ve yüzde 9 olarak belirlenmiştir. TCMB, enflasyon raporu dönemlerinde gerçekleşme ve varsayımlardaki değişiklikleri dikkate alarak tahminlerinde güncellemeye gidebilecektir. Ancak, taahhüt ve çıpa işlevi gören ara hedefler, varsayım setinde olağanüstü bir güncelleme olmadığı sürece değiştirilmeyecek ve politika faizine ilişkin patikanın içsel olarak belirlenmesinde referans olarak alınacaktır.”</strong></p>
<p>2025 yılının hedefi yüzde 24 olarak belirlenmişti ama o yılın tahmin aralığı yüzde 25-29’du ve bu oranlar o dönem <strong>“Tahminden düşük hedef olur mu”</strong> diye çok eleştirildi.</p>
<p>Merkez Bankası kasım ayında yayımladığı 2025’in son enflasyon raporunda yıllık hedefi değiştirmeyerek yüzde 24’te tuttu ama tahmin aralığını bu kez yüzde 31-33’e çıkardı.</p>
<p>2026’nın enflasyon hedefi geçen yıl belirlenen yüzde 16 düzeyindeydi, tahmin aralığı da yüzde 13-19’du. Bu yılın ilk enflasyon raporunda tahmin aralığı yüzde 15-21 olarak değiştirildi, hedef ise yüzde 16 olarak korundu.</p>
<h2>16’da ısrar edilecek mi?</h2>
<p>Merkez Bankası’nın ara hedef konusundaki yaklaşımı belli:</p>
<p><strong>“Varsayım setinde olağanüstü bir güncelleme olmadığı sürece değiştirilmeyecek…”</strong></p>
<p>Peki bir ayı aşkın süren ve şimdilik ateşkesle sonuçlanan savaş varsayım setinde olağanüstü bir güncelleme gerektirmiş midir?</p>
<p>Herhalde! Ateşkese kesin olarak uyulsa ve iki hafta sonra kalıcı barış sağlansa bile ne enerji fiyatlarının çok kısa sürede eski düzeye dönmesi mümkün olacak, ne de dış ticarette ihracatın sekteye uğraması ve ithalatın artması biçiminde kendini gösteren sorunlar bir anda geride bırakılabilecek.</p>
<p>Artan enerji fiyatlarında yaşanacak görece iyileşme yurt içindeki fiyatlara ne yazık ki bire bir yansımayacak.</p>
<p>Dolayısıyla zaten gerçekleşmesi hiç mümkün görünmeyen ve ta belirlendiği tarihte bile kağıt üstünde kalacağı adeta belli olan ve ekonomi yönetiminin artık yarım ağız dahi olsa değinmekten kaçındığı yüzde 16’nın hiç anlamı kalmadı. Ekonomi yönetiminin kaç zamandır 2026 enflasyonu için hedef olarak<strong> “yüzde 20’nin altını”</strong> işaret ettiği zaten gözden kaçmıyor. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de açık açık hedefin yüzde 19 olduğunu söylemedi mi?</p>
<h2>Merkez Bankası’na alan açıldı</h2>
<p>Merkez Bankası geçen yıl enflasyon hedefini, enflasyon tahmininin bile altında tutarak bu konudaki kararlılığını ortaya koymaya çalıştı. Kararlılık vurgusu ve çabası iyi de, biraz da gerçekçi olmak gerekiyor.</p>
<p>Şimdi Merkez Bankası’na bir alan açılmış durumda. Enflasyon hedefini değiştirmek için savaştan ve bu savaşın yarattığı olumsuzluklardan daha iyi bir gerekçe olur mu?</p>
<p>Dolayısıyla her ne kadar yılın ikinci enflasyon raporunun açıklanacağı 14 Mayıs’a daha bir ay varsa da Merkez Bankası’nın bu raporla birlikte yüzde 16’lık hedefini güncellemesi beklenir.</p>
<p>Yüzde 16’nın baştan beri inandırıcı olmayan bir oran olduğu ortadaydı. Şimdi gayet güzel bir gerekçe ortaya çıktı. Bu oran revize edilip örneğin yüzde 20’ye çıkarıldığında kim Merkez Bankası’na<strong> “Hani olağanüstü bir durum olmadığı sürece hedefi değiştirmeyecektin”</strong> diyebilir ki! Savaştan daha iyi bir olağanüstü durum mu olur?</p>
<h2>Yüzde 18-24 ve yüzde 19</h2>
<p>Bu oranlar ne mi; hemen söyleyeyim…</p>
<p>Mevcut durumda 2026 yılının enflasyon tahmin aralığı yüzde 15-21, enflasyon hedefi ise yüzde 16 ya; işte 14 Mayıs’ta açıklanacak yılın ikinci enflasyon raporunda bu oranlar 3’er puan yukarı çekilebilir.</p>
<p>Yani tahmin aralığı yüzde 18-24 olabilir, enflasyon hedefi de yüzde 19’a yükseltilebilir.</p>
<p>Merkez Bankası <strong>“Yok ben yüzde 16’da ısrar edeceğim ama tahmin aralığını yukarı çekebilirim”</strong> der mi, neden olmasın. Ya da <strong>“Tahmin aralığını yüzde 15-21 olarak sabit tutuyorum”</strong> diye yaklaşabilir mi, o da olabilir. Ne var ki bu yaklaşımlar gerçekçi olmaz.</p>
<p>Enflasyonla mücadele vurgusu iyidir ama gerçekçi bir yaklaşım sergilemek daha iyidir!</p>
<h2>Yüzde 16 mümkün değil ki…</h2>
<p>İlk çeyrekteki enflasyon TÜFE’ye göre yüzde 10 oldu. Buna göre yüzde 16 için son dokuz ay toplamında yüzde 5,5’lik bir alan kaldı. Bu da aylık ortalama yüzde 0,6 artış demek.</p>
<p><strong>“Dokuz ay boyunca aylık yüzde 0,6 olur, niye olmasın”</strong> diyebilen varsa buyursun oldursun!</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefini-degistirmek-icin-artik-bir-gerekce-var-76710</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon hedefini değiştirmek için artık bir gerekçe var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neocappadociaya-203-milyon-euro-yatiriyor-10-yil-sonra-600-milyon-dolar-yillik-gelir-hedefliyor-76709</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> NeoCappadocia’ya 20.3 milyon Euro yatırıyor, 10 yıl sonra 600 milyon dolar grup geliri hedefliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DOF </strong>Robotics Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Mertcan </strong>davet etti:</p>
<p>-          <strong>Amsterdam’da (Hollanda) yatırımcılarla toplantı yapacağız. Toplantımıza bekliyoruz.</strong></p>
<p><strong>Hakan Güldağ </strong>ve <strong>Servet Yıldırım</strong>’la birlikte <strong>Mustafa Mertcan</strong>’ın davetine uyduk, DOF Robotics’in Amsterdam’da gerçekleşen yatırımcı toplantısını izledik.</p>
<p><strong>Mustafa Mertcan</strong>’a DOF Robotics şirketlerinden NEO Planet Genel Müdürü <strong>Tankut Tonger, </strong>DOF Robotics Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Tansel Saraç, Kaan Özçelik, </strong>Batı Avrupa Direktörü <strong>Berk Baltaoğlu, </strong>Pazarlama Direktörü <strong>Ceyda Taş </strong>eşlik etti.</p>
<p>Toplantıya Pusula Portföy Genel Müdürü <strong>Ayşe Seher Aydın, </strong>Osmanlı Portföy Genel Müdürü <strong>Mehmet Gerz, </strong>Garanti BBVA Portföy yöneticilerinden <strong>Mehmet Kapudan, </strong>Sparta Portföy Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Taner Özarslan, </strong>Sparta Portföy Yönetimi Direktörü <strong>Mehmet Özgür Karabağ, </strong>Sparta Portföy Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Uğur Konuk, </strong>Yatırım Finansman’dan <strong>Nil Tola, </strong>TSKB Genel Müdür Yardımcısı <strong>Poyraz Koğacıoğlu, </strong>Azimut Portföy Yönetimi Araştırma Müdürü <strong>Kutluhan Murat Bulut, </strong>Azimut Portföy’ün Portföy Yöneticilerinden <strong>Kutay Ultan</strong>, Yatırım Finansman Halka Arz Aracılık Müdürü <strong>Eda Önder Öztürk, </strong>Şengüler Hukuk Bürosu’ndan <strong>Nihan Uslu Yiğit </strong>de katıldı.</p>
<p><strong>Mustafa Mertcan, </strong>2006 yılında kurdukları DOF Robotics’in kilometre taşlarını izleyerek öyküsünü özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>2008: </strong>6 eksenli eğlence simülatörü hareket kontrol yazılımı yapıldı. 3 boyutlu bilgisayar üretimi grafik görüntü ile film içerikleri hazırlandı.</li>
<li><strong>2009: </strong>Şirketin kendi hareket kontrol yazılımını elektromekanik olarak üretilen 6 eksenli servomotorlu simülatörüyle entegresi gerçekleşti.</li>
<li><strong>2010: </strong>Türkiye’deki AVM’lerde 20’den fazla konumda <strong>“5 Boyutlu Sinema” </strong>ismiyle eğlence simülatörleri satışı yapıldı.</li>
<li><strong>2011: </strong>Globalleşme yolunda ilk adımlar atıldı, Orlando’da (ABD) sektörün en önemli fuarına katılım sağlandı.</li>
<li><strong>2014: </strong>DOF Robotik Sanayi A.Ş. kuruldu.</li>
<li><strong>2015: </strong>Dünyanın ilk 120 kişilik 6 eksenli, 360 derece dönüş kabiliyetine sahip otorobot projesi hayata geçti. 360 derece dönüş eksenine sahip dünyanın ilk roller coster simülatörünün Ar-Ge çalışmaları başladı.</li>
<li><strong>2016: </strong>ABD’ye ilk ihracat yapıldı. Dünyanın önemli parklarından olan <strong>“Universal Studios” </strong>ile 6 eksenli Riot Simülatörü için ortak Ar-Ge çalışması başladı.</li>
<li><strong>2017: </strong>ABD’de, DOF Robotics Inc. kuruldu. <strong>“Marvel Studios” </strong>ile Bangkok’ta 144 kişilik kubbe perdeli 2 katlı <strong>“XD Attraction” </strong>projesiyle adım atıldı.</li>
<li><strong>2018: </strong>Şirket Ar-Ge Merkezi belgesi alıp teşvik kapsamına girdi. Kreatif tasarım ekibi oluşturuldu.</li>
<li><strong>2019: </strong>Taşkent’te (Özbekistan) ilk <strong>“Flying Theather”</strong>a imza atıldı. Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen ilk aktif oyunlu simülatör <strong>“Defender” </strong>Orlando’da vitrine çıkarıldı.</li>
<li><strong>2020: </strong>ABD merkezli <strong>“FELD Entertainment”</strong>e ait <strong>“Monster Jam” </strong>markasının kullanım hakları alındı. Marka için özel bir simülasyon geliştirilerek dünya pazarına sunuldu. Ar-Ge merkezinde geliştirilen otonom araç projesinin ürünü <strong>“Robocare” </strong>üretildi.</li>
<li><strong>2021: </strong>Atatürk Havalimanı İstanbul İhtisas Serbest Bölgesi’nde fabrika kuruldu. İstanbul Çamlıca Kulesi’nde 1200 metrekarelik dijital temapark konseptli <strong>“Hedef Ay” </strong>projesi hayata geçirildi.</li>
<li><strong>2023: </strong>Finlandiya merkezli <strong>“Rovio” </strong>firmasının dünyaca ünlü dijital oyun <strong>“Angry Birds” </strong>markasının global hakları alındı. Marka için yeni nesil yarış simülatörleri geliştirilip pazara sunuldu. <strong>“Turquality” </strong>programı kapsamına girildi.</li>
<li><strong>2024: </strong>ABD’nin Texas eyaletinde showroom açıldı. Hollanda’da Avrupa merkezi devreye girdi.</li>
<li><strong>2025: </strong>Şirket hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görmeye başladı.</li>
</ul>
<p>2025 yılı sonuçlarını paylaşmadan önce DOF Robotics’in şu yönüne işaret etti:</p>
<p>-          <strong>DOF Robotics, yüksek teknolojili ürünlerinin yüzde 90’dan fazlasını 60’tan fazla ülkeye ihraç ediyor. 3 ülkede ofisimiz, 3 ülkede de temsilciliğimiz bulunuyor.</strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d87ebfe7de8-1775795903.jpg" alt="" width="700" height="328" />
<figcaption><strong>Soldan sağa: Berk Baltaoğlu, Mustafa Mertcan, Tankut Tonger</strong></figcaption>
</figure>
<p>Finansal tablolarını ekrana yansıttı:</p>
<ul>
<li><strong>2024 yılında 1.5 milyar lira olan aktif büyüklüğümüz 2025’te 3.5 milyar liraya yükseldi.</strong></li>
<li><strong>2024 yılında 628 milyon lira olan hasılatımız 2025’te 1 milyar 11 milyon liraya çıktı.</strong></li>
<li><strong>2024 yılında 416 milyon lira olan brüt kârımız yüzde 67’lik artışla 673 milyon liraya ulaştı.</strong></li>
<li><strong>2024 yılında 297 milyon lira olan FAVÖK yüzde 39’luk artışla 2025’te 390 milyon lira oldu.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Tankut Tonger, “NeoCappadocia” </strong>projesi üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Kapadokya’da 20.3 milyon Euro’luk yatırımla bölgenin ilk eğlence merkezini kurmak üzere harekete geçtik. Projede otel, restoran, balon simülatörü, gösteri merkezi ve uçuş tiyatrosu yer alacak.</strong></p>
<p><strong>Mustafa Mertcan, </strong>bu noktada DOF Robotics’in yatırım planlarıyla ulaşacağı hedefin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>İşletmecilik projeleriyle önümüzdeki 10 yılda 600 milyon dolar gelir elde etmeyi hedefliyoruz. NeoCappadocia, bu stratejimizin ilk ve en önemli adımı olacak.</strong></p>
<p><strong>Mustafa Mertcan, </strong>ekibiyle birlikte <strong>“akıl teri ve tasarımla” </strong>DOF Robotics’i 20 yılda ürünlerinin yüzde 90’ından fazlasını 60’tan fazla ülkeye ihraç edebilen noktaya ulaştırmayı başardı…</p>
<p><strong>“NeoCappadocia” </strong>projesi ile açtıkları kapı, DOF Robotics’i 10 yılda 600 milyon dolara rahatlıkla taşıyabilecek gibi görünüyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘NeoCappadocia’ 22.4 milyon Euro ciro ile yola çıkar, 2.3 yılda yatırımı geri dönebilir</span></h2>
<p><strong>DOF </strong>Robotics Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Mertcan, “NeoCappadocia” </strong>projesinin detaylarına geçmeden önce, Kapadokya’nın turizm verileri üzerinde durdu:</p>
<ul>
<li><strong>Konaklayan </strong><strong>t</strong><strong>uristler: </strong>2025 yılında 2 milyon 205 bin 619 turist Kapadokya bölgesinde konakladı.</li>
<li><strong>Müze ve </strong><strong>ö</strong><strong>ren </strong><strong>y</strong><strong>erleri </strong><strong>z</strong><strong>iyaretleri: </strong>2025 yılında bölgedeki müze ve ören yerleri ziyaretçisinde 4 milyon 523 bin 275 kişi ile rekor kırıldı.</li>
<li><strong>Sıcak </strong><strong>h</strong><strong>ava </strong><strong>b</strong><strong>alonu </strong><strong>d</strong><strong>eneyimi: </strong>2025 yılında 223 uçuş gününde 156 balonun aynı anda havada olduğu dönem yaşandı. Balon yolcusu 754 bin 098 kişiye ulaştı.</li>
<li><strong>Konaklama </strong><strong>a</strong><strong>ltyapısı ve </strong><strong>g</strong><strong>eceleme: </strong>Bölgede 32 bin 037 yatak kapasitesine sahip 883 tesis var. Ortalama geceleme 1.8-1.95 güne denk geliyor. 2025’te 4.29 milyon geceleme gerçekleşti.</li>
</ul>
<p>DOF Robotics teknolojisiyle donatılacak <strong>“NeoCappadocia”</strong>nın yatırımının 20.3 milyon Euro’yu bulacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Tesisimizin yıllık 500 bine yakın ziyaretçiye ulaşacağını, kişi başına 30 Euro harcayacağını öngörüyoruz. Tesisin 22.4 milyon Euro’luk yıllık ciroya ulaşabileceği</strong><strong>ni</strong><strong> öngörüyoruz.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d87ed71c63e-1775795927.jpg" alt="" width="700" height="401" /></strong>Bu hesapla yatırımın geri dönüşüyle ilgili beklentilerini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Yatırım bedelimizin 2.3 yıl gibi kısa sürede geri dönebileceğini düşünüyoruz. Yani, sektör standartlarının üzerinde, yüksek nakit akışı sağlayan hızlı geri kazanım modeli olacak. </strong>“NeoCappadocia”<strong>yı 12 ay boyunca hizmet verecek şekilde tasarladık.</strong></p>
<p><strong>“Flying Theater” </strong>konseptine işaret etti:</p>
<p>-          “NeoCappadocia” <strong>gibi </strong>“Flying Theater” <strong>konseptini Türkiye’nin farklı şehirlerinde hayata geçirmeyi planlıyoruz. İstanbul Beyoğlu’nda planladığımız </strong>“Flying Theater” <strong>projesinde tüm kurulum ve yatırım süreçlerini DOF Robotics olarak üstleneceğiz.</strong></p>
<p>Antalya’ya uzandı:</p>
<p>-          <strong>Bunun yanı sıra Antalya şehir merkezinde hayata geçirmeyi planladığımız </strong>“Flying Theater” <strong>yatırımıyla da şehrin turizm ve eğlence ekosistemine yeni bir deneyim kazandırmayı amaçlıyoruz.</strong></p>
<p>Deneyim ekonomisine yönelik geliştirdikleri yeni nesil markaları <strong>“Neo Planet”</strong>i de anlattı:</p>
<p>-          “Neo Planet”<strong>i uluslararası ölçekte büyütmeyi hedefliyoruz. Teknolojiyi oyun ve interaktif deneyimle buluşturan bu konsepti farklı ülkelerde yeni merkezlerle yaygınlaştırmayı düşünüyoruz.</strong></p>
<p>Ardından şu mesajı verdi:</p>
<p>-          <strong>Amacımız Türkiye’yi teknoloji ve inovasyon turizminin önemli merkezlerinden biri haline getirmek.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Eğlence teknolojileri 100 milyar doları aşıyor, Türkiye ihracatıyla ilk 10’a giriyor</span></h2>
<p><strong>DOF </strong>Robotics Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Mustafa Mertcan, “Deneyim Ekonomisi: Tema Parklar ve Eğlence Endüstrisi” </strong>başlıklı sunumunda sektörün dünyadaki büyüklüklerine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Eğlence teknolojileri bugün dünyada 100 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Artan turizm hareketliliği, deneyim ekonomisinin yükselişi ve şehirlerin cazibe merkezi yaratma ihtiyacı bu büyümeyi destekliyor.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Tema park ve deneyim odaklı yatırımlar eğlencenin yanı sıra istihdamdan turizme kadar geniş bir ekonomik etki yaratıyor.</strong></p>
<p>Orlando, Paris ve Japonya’ya işaret etti:</p>
<p>-          <strong>2023 yılı verilerine göre dünya genelinde en büyük 10 tema parkında ziyaretçi sayısı 512 milyonun üzerine çıkarken yıllık artış yüzde 30 seviyesinde gerçekleşti. Asya-Pasifik bölgesinde bu oran yüzde 78’e çıktı, 146 milyon ziyaretçi seviyesine ulaşıldı.</strong></p>
<p>Bu tabloyu şöyle irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Bu tablo, eğlence ve deneyim ekonomisinin artık ülkelerin büyüme stratejilerinde önemli bir yer tuttuğunu açıkça gösteriyor. Tema park yatırımları eğlencenin yanı sıra istihdam, turizm gelirleri ve vergi katkısı açısından da ülkeler için stratejik kaldıraç görevi görüyor.</strong></p>
<p>Türkiye’nin dünyadaki yerine vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye, eğlence teknolojileri ihracatında dünyada ilk 10 içinde yer alıyor.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/neocappadociaya-203-milyon-euro-yatiriyor-10-yil-sonra-600-milyon-dolar-yillik-gelir-hedefliyor-76709</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/9/1280x720/5-1775795866.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NeoCappadocia’ya 20.3 milyon Euro yatırıyor, 10 yıl sonra 600 milyon dolar yıllık gelir hedefliyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/astor-enerjiden-11-milyar-dolarlik-ciro-hedefi-76740</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Astor Enerji&#039;den 1.1 milyar dolarlık ciro hedefi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE</strong></p>
<p>Astor Enerjij CFO’su Olcay Doğan, SolarEX İstanbul Uluslararası Güneş Enerjisi Teknolojileri &amp; Enerji Depolama Fuarı’nda gazetecilerin sorularını cevaplandırdı. Hammaddede aşırı yükselen fiyatın, ateşkes süreciyle birlikte gerilemeye başladığını belirten Doğan, önemli miktarda kullandıkları trafo yağında Türkiye’ deki firmaların elinde Ağustos ayına kadar ihtiyacı karşılayacak stokun bulunduğunu aktardı. Bu konuda uluslararası firmalarla anlaşmaları olduğunu kaydeden Doğan, “ Üç yıl süreli yaklaşık 54 milyon Euro’luk anlaşma gerçekleştirdik. Bugün itibarıyla kritik ürünler ve temel girdilerimizde herhangi bir sorun görünmüyor” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d88f2d82e1b-1775800109.png" alt="" width="800" height="350" />Fiyat artışlarını yeni siparişlerde maliyete ekleyerek kârlılıklarını korumaya çalıştıklarını dile getiren Doğan, kritik hale gelen transformatöre çok yoğun talep olduğunu ancak henüz arzın bunu karşılayacak seviyede olmadığını anlattı. Arz artışı noktasında ciddi yatırımları olduğunu aktaran Doğan, bu alanda geçen yıl 200 milyon dolar, bu yıl ise 150 milyon dolarlık yeni bir yatırıma imza atarak özellikle güç trafolarında kapasiteyi iki katın üzerine çıkardıklarını söyledi.</p>
<h2>Yeni fabrikada üretim nisanda başlayacak</h2>
<p>Amerika, Avrupa ve Kore’de de ilave kapasite artırımlarına yönelik yatırımlar olduğuna dikkat çeken Olcay Doğan, Astor’un daha önce aldığı yatırım kararlarının, kendilerini rakiplerine göre daha avantajlı konuma getirdiğini kaydetti. Kapasite artırımı yatırımlarını kimsenin yatırım yapmadığı dönemde yaptıklarını dile getiren Doğan, yeni fabrikada üretimin Nisan’da başlayacağını vurguladı.</p>
<p>Yatırımlar sayesinde güç trafosunda 32 bin MW olan kapasiteyi 102 bin MW’ye çıkardıklarını kaydeden Doğan, dünyada ürün teslim sürelerinin 2-4 yıla, Türkiye’de ise 1.5-2 yıla çıktığını söyleyerek, Astor’un da 2027 yılı ilk yarısına kadar dolu olduğu bilgisini verdi.</p>
<p>Birçok enerji ekipmanı üreticisinin trafo yanı sıra bir çok ürün üretmesine rağmen, Astor’un sadece kendi alanına odaklandığını ifade eden Doğan, son dönemlerde bunun dışındaki yatırımları da bünyelerinden çıkardıklarını söyledi. Astor’un geçen yılı 824 milyon dolar ciro ile kapattığını bildiren Olcay Doğan, ciroyu 2026’da 1.1 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini, ciroyu iki yıl içinde 2.6 milyar dolar, üç yıl içinde ise 3 milyar dolara çıkarmayı öngördüklerini kaydetti.</p>
<p>Kapasite artırımı yatırımlarının ciroya 1 milyar dolar katkı sağlayacağının altını çizen Doğan, yüzde 42 olan ihracatın ciro içindeki payını bu yıl yüzde 52’ye, sonraki dönemlerde ise yüzde 75’e çıkarmayı planladıklarını anlattı. ABD’den aldıkları önemli siparişi hatırlatan Doğan, önümüzdeki dönemde başka ABD’li firmalardan da çok büyük siparişler alacaklarını, bu pazarda büyümeyi sürdüreceklerini söyledi</p>
<h2>"7 yıl vadeli uluslararası kaynak temin ettik"</h2>
<p>Astor’un istikrarlı büyüme hedefinden bahseden Olcay Doğan, uluslararası bankalardan uygun koşullarda 7 yıl vadeli kaynak temin ettiklerini, sektörde dünyanın güçlü oyuncularından olmak istediklerini vurguladı.</p>
<p>Türkiye’nin transformatör üretiminde dünya liderlerinden birisi olduğunun altını çizen Doğan, bu alanda yeni yatırımla birlikte sadece Astor’un Türkiye’nin tüm ihtiyacını karşılayacak seviyede üretim hacmine ulaştığını bildirdi. Sektörün korunması noktasında önümüzdeki dönemde yeni tedbirlere ihtiyaç olabileceğini dile getiren Olcay Doğan, ABD ve Avrupa’ya satış yapamayan ülkelerin Türkiye’ye yönelebileceğini, bu yüzden de tedbirlerin güçlendirilmesinin önemli olduğunu kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">“Minimum yüzde 30 temettü dağıtım kararımız var”</span></h2>
<p>Doğan, Irak, Ukrayna gibi enerji altyapısı hasar gören ülkelere de ciddi miktarda ürün sattıkları bilgisini verdi. Şirket hisselerinin halka açık kısmının yüzde 55’ini yabancı yatırımcılar tarafından alındığını ifade eden Olcay Doğan, “Bizim temettü politikamızda % 30 oranında minimum temettü dağıtma kararımız var. Yatırım yapmaya, temettü dağıtmaya devam edeceğiz. Temettü endeksine de girdik. Önümüzdeki dönemde de genel kurulumuzun aldığı karar çerçevesinde de ASTOR bu yıl da, önümüzdeki dönemde de temettü dağıtacak” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/astor-enerjiden-11-milyar-dolarlik-ciro-hedefi-76740</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/0/1280x720/astor-enerji-1755760149.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Astor Enerji, cirosunu bu yıl 1.1 milyar dolara, üç yıl içinde ise 3 milyar dolara çıkarmayı planlıyor. Geçen yılki 200 milyon dolarlık yatırıma, bu yıl 150 milyon dolar daha ekleyen Astor, bu kapsamda kapasitesini iki katına çıkarırken, CFO Olcay Doğan yüzde 30 temettü dağıtma kararları olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kooperatiflerde-sayi-var-guc-yok-76708</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kooperatiflerde sayı var güç yok!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle, “Birleşmiş Milletler 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı” kapsamında hazırlanan, “Türkiye’de Tarım Kooperatiflerinde İş Modelleri Araştırması”nın sonuçları düzenlenen toplantı ile kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantının açılış konuşmalarını TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İzzet Özilhan ve FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık gerçekleştirdi. Etkinliğin açılışında konuşan İzzet Özilhan, kooperatiflerin sürdürülebilir kalkınma ve gıda arz güvenliği açısından kritik rolüne dikkat çekerek Türkiye’de mevcut yapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Küresel ölçekte krizlerin derinleştiği, iklim değişikliği ve gıda arz güvenliğinin her zamankinden daha kritik hale geldiği bir dönemde tekil çabaların yetersiz kaldığını belirten Özilhan, kapsayıcı kalkınma için birlikte iş yapma kültürünün öneminin arttığını ifade ederek, kooperatiflerin bu noktada hem ekonomik hem sosyal değer yaratan temel araçlardan biri olduğunu dile getirdi.</p>
<h2>“Kooperatifler dev ekonomik güç haline geliyor” </h2>
<p>Dünya genelinde kooperatiflerin yalnızca bir dayanışma modeli olmadığını, aynı zamanda büyük ekonomik güçler oluşturabildiğini belirten Özilhan, 2025 verilerine göre dünyanın en büyük 300 kooperatifinin cirosunun 2,8 trilyon dolara yaklaştığını aktardı. Bu gücün özellikle tarım ve gıda sektöründe yoğunlaştığını ifade eden Özilhan, Avrupa’da tarımsal üretimin pazarlanmasında kooperatiflerin payının ortalama yüzde 40’ı aştığını söyledi. Başarılı örneklerde kooperatiflerin küçük çiftçiler için bir “sığınak” olmaktan çıkıp sanayi ile üretici arasında güçlü bir köprü kuran etkin ekonomik aktörlere dönüştüğünü vurguladı. </p>
<h2>Türkiye’de potansiyel var, etki sınırlı </h2>
<p>Türkiye’de köklü bir kooperatifçilik geleneği ve yüksek sayıda tarımsal kooperatif bulunduğunu hatırlatan Özilhan, buna rağmen istenen ekonomik etki ve verimliliğin sağlanamadığını ifade etti. Özilhan, mevcut yasal ve kurumsal çerçevedeki sorunlar ile finansmana erişimde yaşanan güçlüklerin, kooperatiflerin potansiyelini sınırladığını söyledi. Üreticilerin, kooperatiflerin kurumsal kapasite ve ölçek eksiklikleri nedeniyle modern değer zincirlerine entegre olmakta zorlandığını belirten Özilhan, bu durumun tarımsal verimlilik ve rekabet gücü üzerinde olumsuz etkiler yarattığını dile getirdi.</p>
<h2>FAO iş birliğiyle yol haritası</h2>
<p>Bu tablo doğrultusunda TÜSİAD’ın, FAO ile birlikte kapsamlı bir çalışma yürüttüğünü açıklayan Özilhan, amaçlarının kooperatiflerin yapısal sorunlarını aşmalarına yönelik bir yol haritası oluşturmak olduğunu söyledi. Tarımsal kalkınmayı sürdürülebilir büyümenin temel unsurlarından biri olarak gördüklerini belirten Özilhan, kooperatiflerin güçlendirilmesinin yalnızca çiftçi refahını artırmakla kalmayacağını, aynı zamanda gıda enflasyonu ile mücadelede ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin kurulmasında kritik rol oynayacağını söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">FAO’dan kooperatifler için entegre model önerisi</span></h2>
<p>FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık, tarımsal kooperatiflerin en büyük sorununun üretimde değil pazarda güçsüzlük olduğunu belirterek, çözüm için “entegre iş modeli” önerdiklerini açıkladı. FAO ve TÜSİAD iş birliğiyle hazırlanan çalışmanın saha verilerine dayandığını vurgulayan Selışık, Türkiye genelinde 48 kooperatifle yapılan analizlerde pazara erişim zorlukları, finansman eksikliği, kalite standardizasyonu sorunları ve dijital altyapı yetersizliklerinin öne çıktığını söyledi. Selışık, mevcut desteklerin parçalı ve kısa vadeli kaldığını belirterek, “Sorunlar tek tek değil, sistemsel. Bu nedenle çözüm de bütüncül olmalı” dedi. Önerilen modelin sözleşme, finansman, lojistik, kalite ve veri yönetimini tek yapıda birleştirerek kooperatifleri pasif aracılardan aktif piyasa aktörlerine dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti. Modelin yalnızca Türkiye için değil, benzer sorunlar yaşayan ülkeler için de örnek olabileceğini belirten Selışık, başarının kamu, özel sektör, finans dünyası ve kooperatiflerin birlikte hareket etmesine bağlı olduğunu vurguladı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kooperatifler yapısal darboğazda</span></h2>
<p>Rapor Türkiye’de tarım-gıda değer zincirlerinde faaliyet gösteren tarımsal amaçlı kooperatiflerin pazarla entegrasyon bakımından mevcut durumunu kapsamlı biçimde analiz ederken; Türkiye’de kooperatiflerin sayısal olarak yaygın olmasına rağmen pazara erişim, finansmana ulaşım, dijitalleşme, kalite ve izlenebilirlik ile kurumsal yönetişim alanlarında yapısal darboğazlar yaşadığını ortaya koyuyor. Rapor kapsamında önerilen Kooperatifler Entegre İş Modeli (KEİM) modeli ise üretim planlaması, pazara erişim, finansman mekanizmaları, kalite ve izlenebilirlik sistemleri, dijitalleşme ve veri yönetimi gibi kritik alanları bütüncül ve entegre bir iş ağı sistemi içinde ele alarak, kooperatiflerin daha pazarda daha rekabetçi bir yapıya kavuşmasını hedefliyor. Birleşmiş Milletler 2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı kapsamında hazırlanan rapora göre kooperatiflerin sayısal olarak yaygın olmasına rağmen pazar entegrasyonu, finansman, dijitalleşme ve kurumsal kapasite başlıklarında ciddi yapısal darboğazlarla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu. Raporda, mevcut desteklerin büyük ölçüde proje bazlı ve parçalı kaldığı, bu nedenle kalıcı dönüşüm üretmekte yetersiz olduğu vurgulandı. Saha bulgularına göre kooperatiflerde demokratik yapı algısı genel olarak korunuyor olsa da ortakların karar alma süreçlerine katılımı homojen değil. Özellikle gençler ve kadınların karar alma mekanizmalarındaki varlığının düşük seviyede kaldığı, birçok kooperatifte aktif katkının dar bir yönetici kadro etrafında yoğunlaştığı tespit edildi. Raporda bu yapının kısa vadede karar süreçlerini hızlandırsa da uzun vadede aidiyet, hesap verebilirlik ve kurumsal sahiplenme açısından kırılganlık yarattığına işaret edildi. Raporda çözüm olarak “Kooperatifler Entegre İş Modeli” (KEİM) önerildi. KEİM; sözleşme, kalite, lojistik, risk, finansman ve üretim öncesi girdi temini olmak üzere altı temel bileşeni entegre eden çok işlevli bir model olarak tanımlandı. Modelin, dijital teknolojiler ve veri temelli yönetim araçlarıyla desteklenerek kooperatiflerde şeffaflık, güven, standardizasyon ve kurumsal yetkinliği güçlendirmesi hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kooperatiflerde-sayi-var-guc-yok-76708</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/8/1280x720/tarim-1775795375.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜSİAD ile FAO iş birliğiyle hazırlanan “Türkiye’de Tarım Kooperatiflerinde İş Modelleri Araştırması” sonuçlarına göre Türkiye’de kooperatiflerin sayısı çok olsa da pazar entegrasyonu, finansman, dijitalleşme ve kurumsal kapasite başlıklarında ciddi yapısal darboğazlarla karşı karşıya. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-rezervinden-satis-57-tonu-asti-76707</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası’nın altın satışı 57.3 tona ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Merkez Bankası ağırlıklı altına dayalı olan rezervlerinden TL’yi korumak için satış ve swap işlemlerine geçen hafta da devam etti. Ekonomist Uğur Gürses’in Merkez Bankası verilerinden yaptığı hesaba göre 3 Nisan ile biten haftada Merkez Bankası 9.5 ton daha altın sattı. Döviz karşılığı altın swap miktarı ise 3.3 ton azıldı. Gürses, böylece Merkez Bankası’nın toplam altın satışının 57.3 tona ulaştığını, swap miktarının ise 75.7 ton olduğunu vurgularken, bu işlemlerin yarattığı toplam dolar likiditesinin ise 19.5 milyar dolar olduğuna dikkat çekti.</p>
<h2>Swap hariç net rezervde düşüş </h2>
<p>Merkez Bankası haftalık para ve banka verilerini açıkladı. Buna göre Merkez Bankası toplam rezervleri, 3 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 6 milyar 306 milyon dolar artarak 161 milyar 645 milyon dolara yükseldi. Brüt döviz rezervleri 3 milyar 127 milyon dolar artışla 58 milyar 417 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 27 Mart’ta 55 milyar 290 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 180 milyon dolar artışla 100 milyar 49 milyon dolardan 103 milyar 229 milyon dolara yükseldi. Net uluslararası rezervler bir önceki haftaya göre 10 milyar 574 milyon dolar artış ile 45 milyar 656 milyon dolara çıktı. Bu artışlar swap işlemlerinden kaynaklarınken swap hariç net rezervler 18.4 milyar dolara indi, bir önceki hafta 20.2 milyar dolar seviyesinde bulunuyordu. </p>
<h2>Tüzel kişilerden dolara hücum </h2>
<p>Merkez Bankası verilerine göre 3 Nisan haftasında yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 2 milyar 785 milyon dolar arttı. Gerçek kişilerin döviz mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 237 milyon dolar yükselirken, tüzel kişilerin ağırlıklı olarak dolar cinsi mevduat artışından kaynaklı olarak parite etkisinden arındırılmış yabancı para mevduatı 2 milyar 548 milyon dolar büyüdü. Bir önceki hafta gerçek kişilerin altın mevduatlarını artırmasından 2.21 milyar dolar yükselen yabancı para mevduat geçen hafta ise tüzel kişilerin dolara yönelmesiyle yükseldi.</p>
<p>Öte yandan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu verilerine göre geçen hafta kur korumalı mevduat bakiyesi 19 milyon lira azalarak 1 milyar 515 milyon liraya geriledi.</p>
<h2>Yabancının tahvilden çıkışı 6.9 milyar dolar </h2>
<p>Yabancı yatırımcılar geçen hafta TL hisse senedi ve devlet tahvillerinde satışını sürdürdü. Merkez Bankası haftalık menkul kıymet istatistiklerine göre 3 Nisan ile biten haftada yabancı yatırımcılar 217.8 milyon dolarlık hisse senedi, 784.3 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) satarken, 15 milyon dolarlık özel sektör tahvili aldı. Savaştan bu yana devlet tahvillerinde yabancı çıkışı 6.9 milyar dolara ulaştı. Hisse senedinde ise 1.3 milyar dolarlık net satış yaşandı. Yabancının 27 Şubat’tan bu yana hisse ve tahvildeki toplam çıkışı 8.2 milyar doları buldu. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-rezervinden-satis-57-tonu-asti-76707</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/8/1280x720/kulce-altin-1762502706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Savaşın etkisine karşılık TL’yi korumaya çalışan Merkez Bankası’nın döviz silahını güçlendirmek için başladığı rezervlerinden altın satışı 57.3 tona ulaştı. Ekonomist Uğur Gürses’in hesabına göre swap miktarı ise 75.7 ton olarak gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mutfaklarda-domates-biber-patlican-cilek-ureten-cihaz-76738</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mutfaklarda domates, biber patlıcan, çilek üreten cihaz !</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Genç girişimci Emre Onaran’ın, yazılım ve tasarımını yapıp 10 kişilik bir ekiple üretimine başladığı Ubicro adlı cihaz, ‘evde ve iş yerinde topraksız ortamda domates, biber, patlıcan, marul, roka, çilek, salatalık gibi 50’den fazla sebze, meyve’ üretebiliyor. Su ve enerji sarfiyatı çok az olan cihazdan 8 ayda 1.500 adetten fazla satıldı. Danimarka’ya bir konteyner Ubicro yakında gidecek. ABD pazarı için San Francisco’da şirket kuran Emre Onaran ile İstanbul’daki ‘yazılım ve montaj atölyesinde’ buluştuk. Kendisi, Prontotour’un sahibi Ali Onaran’ın oğlu olan Emre şöyle konuşuyor:</p>
<p><strong>‘ABD’de lise okurken sınır dışı edildim’ </strong></p>
<figure class="image align-right"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d88e07e24ec-1775799815.png" alt="" width="344" height="394" />
<figcaption><strong>Emre Onaran</strong></figcaption>
</figure>
<p>“Ben çok erken yaşlarımda yazılım meraklısı oldum ve kendimi geliştirdim. Boston’a yakın bir kasabada liseyi okurken, sistemi hack’lediğimi öne sürerek beni ‘sınır dışı’ ettiler. Onlara lise 3 ve 4’üncü sınıfları birlikte (1 yılda) okuyacağımı söylemiştim ve buna göre kayıt yapılmıştı. Ancak sonradan ‘sen bunu nasıl yaptın, mezun görünüyorsun’ dediler ve beni okuldan attılar. Sonra bir yanlış anlaşılma olduğuna kanaat getirip üniversite için tekrar dönmeme izin verdiler ama ben de 2’nci sınıftayken üniversiteyi bıraktım. Üniversitenin bana katacağı bir şey olmadığını gördüm ve bir an önce iş hayatına atılmak için 2018’de İstanbul’a döndüm. Babamın işine girmektense önce 2 yıl kadar farklı yerlerde çalıştım. Türkiye’nin ilk led fabrikası kuruluyordu, önce orada başladım. Aynı zamanda Hyundai ve Toyota gibi önemli şirketlerin CRM yazılım ekiplerinde görev aldım. 2020’de Prontotour’un (aile şirketi) CRM yazılım ihtiyacı vardı, onların IT ekibine katıldım. Yazılımcı ve analist olarak orada da 2 yıl çalıştım. 2022’de kendi işimi kurarak girişimciliğe adım attım.</p>
<p><strong>‘Herkes kendi sebzesini evinde üretebilir’ </strong></p>
<p>Tarımda teknolojinin çok geri ve üretim standartlarının dengesiz olduğunu görüyordum. Ayrıca iklim değişikliği, kirlenen topraklar, sulama sorunları, gıda ürünlerinde hızlı fiyat artışları gibi sorunlar da büyüyor ki ben de burada fırsat olduğunu gördüm. Tarımın ortamdan (iklimden) bağımsız ve topraksız ‘evlerde, ofislerde nasıl yapılabileceğini’ yazılım ve teknoloji açısından tasarlamaya başladım. ‘Yazılım, tasarım, yapay zeka ve sensörler’ derken ilk cihaz prototiplerini ürettik. 10 kişilik bir çekirdek ekibiz ama dolaylı çalışanlarla 40 kişiyi aştık. 8 ay önce de cihaz satışlarına başladık, yurt içinde 1.500’den fazla Ubicro sattık. Küçük üniteler halinde ‘elektronik cihaz’ üretip evlere ve iş yerlerine girmeye başladık. Ortalama fiyatımız, 23 bin lira, iki farklı cihaz ürettik ve üniteler halinde üst üste konularak daha fazla üretim yapmak da mümkün. Bu cihazlarda sebze ve bazı meyve üretimleri yapıyoruz, maliyetimiz de (su ve enerji) çok düşük. 9 adet Yedikule Marulu 3 haftada yetişiyor. Biber, çilek, patlıcan, domates ve yeşilliklerin hepsi yetiştirilebiliyor. 50’den fazla farklı bitki üretimi mümkün. En çok marullar, fesleğen, salatalık, kıvırcık, roka üretiliyor. Domates, biber, patlıcan, fasulye, bezelye ve daha neler neler… Danimarka’ya 20 cihazımız gitti, yakında bir konteyner gönderebiliriz. Gronland’dan talep var. Ürünümüzü aylık 1.500 lira (1 yıl ödemeli) olarak da verebiliyoruz, sonunda ürün müşterimizin oluyor. Biz cihazı ve gerekli her şeyi veriyoruz, müşterimiz hemen kullanıma başlayabiliyor. Laboratuvar sonuçlarına göre besin değerlerimiz çok yüksek, ağır metal ve diğer kirlilikler yok. Pestisitler, koruyucu katkılar, zararlı kanserojenler yok. Her zaman taze ve lezzetli …”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mutfaklarda-domates-biber-patlican-cilek-ureten-cihaz-76738</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mutfaklarda domates, biber patlıcan, çilek üreten cihaz ! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/andorraya-nufusun-100-kati-turist-geliyor-76736</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Andorra&#039;ya nüfusun 100 katı turist geliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugünkü durağım dağ başında küçük bir ülke. Andorra’yı ilk duyduğunda insan küçük, sakin bir dağ ülkesi hayal ediyor ama detaylara girince işler bayağı ilginçleşiyor. Örneğin en çarpıcı noktadan başlayalım: Bu ülkenin iki devlet başkanı var. Evet gerçekten. Biri Fransa’dan Emmanuel Macron, diğeri ise Urgell Piskoposu. Yani bir ülkeyi aynı anda hem bir cumhurbaşkanı hem de bir din adamı temsil ediyor. Üstelik bu piskopos İspanya’nın Katalonya bölgesinden geliyor. Gerçi ikisi de sembolik ama sistem 1278’den beri devam ediyor ve bugün hâlâ yürürlükte. Ama hem başbakanı hem de meclisi var. Modern dünyada oldukça sıra dışı bir yapı.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69d88d4247ec8-1775799618.jpg" alt="" width="700" height="526" />
<figcaption><strong>Andorra'ya yılda yaklaşık 9 milyon turist geliyor ve turizm tek başına ekonominin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. </strong></figcaption>
</figure>
<p>Ekonomik yapı da en az bu kadar ilginç. Kişi başı milli gelir yaklaşık 49 bin dolar. Bu da onu Avrupa’nın en zengin küçük ülkelerinden biri yapıyor. Zenginliğin kaynağı ise çok net: Turizm. Ülkeye yılda önemli bölümü günübirlik yaklaşık 9 milyon turist geliyor ve turizm tek başına ekonominin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. Yani ülke resmen turistlerle dönüyor.</p>
<p>Nüfusu ise sadece 80-90 bin civarında. Yani nüfusun 100 katı turist geliyor. Ama buna rağmen sokakta yürürken Barselona’daki gibi her yerde turist görmüyorsun. Çünkü “altın yumurtlayan tavuklar” genelde kayak merkezleri, oteller ve alışveriş bölgelerinde yoğunlaşıyor.</p>
<p>Gümrük vergisi olmadığı için vergisiz alışveriş de ayrı bir çekim noktası. İnsanlar sadece gezmek için değil, alışveriş yapmak için de geliyor.</p>
<p>Coğrafya da bu yapıyı doğrudan belirliyor. Andorra, Pirene Dağları üzerinde yer alıyor. Bu yüzden ülke tamamen dağlık ve tarım neredeyse yok. Bu da gıda fiyatlarını hayli yüksek düzeylere çekiyor. Oteller de pek ucuz değil. Her şey hizmet sektörüne kaymış durumda. Hatta ülkede havalimanı ve tren istasyonu da yok ve bu nedenle Andorra’ya yalnızca karayoluyla ulaşabilirsiniz. Bir de dil konusu var. Ülkenin resmi dili Katalanca. Ama günlük hayatta İspanyolca ve Fransızca da çok yaygın şekilde kullanılıyor. Kısacası Andorra dışarıdan bakınca sakin bir dağ ülkesi gibi görünse de aslında içinde çok farklı bir sistem barındırıyor. İki devlet başkanı, milyonlarca turist ve küçük bir alana sıkışmış güçlü bir ekonomi… Gerçekten alışılmışın dışında bir ülke. Gidilir mi derseniz komşu ülkelere gitmişseniz ve yolu göz alıyorsanız bir gün geçirmek için evet.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/andorraya-nufusun-100-kati-turist-geliyor-76736</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Andorra&#039;ya nüfusun 100 katı turist geliyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kirpi-diplomasisi-bir-buyukelciden-ayakta-durma-hayatta-kalma-formulu-76732</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kirpi diplomasisi&#039;: Bir büyükelçiden ayakta durma, hayatta kalma formülü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel siyasetin koordinatları, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan yerleşik düzenden hızla uzaklaşıyor, diplomasi geleneği tarihinin en radikal dönüşümlerinden birini yaşıyor. Emekli Büyükelçi Selim Yenel’in perspektifiyle şekillenen bu analiz, devletlerin kurumsal hafızalarından çıkıp bireysel egoların ve liderlerin şahsi ikbal kaygılarının yön verdiği yeni bir dünya düzenini mercek altına alıyor.</p>
<p>Yenel’le devlet merkezli dünyadan lider merkezli krizlere uzanan diplomasi koridorlarında öngörülemezliğin simülasyonunu deneyimledim.</p>
<p>Yenel, kariyerini Avrupa Birliği uzmanlığı çerçevesinde şekillendirmiş olsa da “kariyer diplomatı” olarak dünyanın farklı coğrafyalarında görev almış deneyimli bir analist. Dışişleri’nden emekli olduktan sonra 6 yıl süren Global İlşkiler Forumu Başkanlığı, son döneme damgasını vuran siyasi ve uluslararası ilişkileri iş dünyası ve akademi gibi farklı dünyaları da barındıran bir noktadan değerlendirmesine vesile. Bu söyleşi ki, geniş bir perspektiften dar alanda (İran-ABD-İsrail) cereyan eden küresel tehlikeyi analiz ediyor.</p>
<p><strong>Şahısların Hakimiyetinde Bir Savaş ve Diplomasi </strong></p>
<p>Geleneksel diplomasi, sabır ve zamanlama üzerine kurulu bir zanaatken; günümüz, Donald Trump’ın <strong>“policy by tweet” (tweet ile politika)</strong> olarak adlandırılan, anlık, sert ve öngörülemez hamleleriyle şekilleniyor. Savaşlar, stratejik devlet çıkarlarından ziyade, liderlerin iç siyasi sıkışmışlıklarından kurtulma çabası haline gelmiş durumda. İran ile yaşanan gerilimde, Başbakan Netanyahu’nun seçim başarısı arayışı ve Donald Trump’ın Epstein dosyaları gibi iç gündemlerden sıyrılma motivasyonu, rasyonel devlet aklının önüne geçiyor.</p>
<p>Trump’ın dış politikayı bir “iş adamı” edasıyla, kâr-zarar odaklı bir ticari işlem gibi görmesi, diplomasinin temelindeki <strong>empati</strong> unsurunu ortadan kaldırıyor. Oysa diplomasi, karşı tarafın değer verdiği unsurları anlamak ve buna göre pozisyon almak. Uzmanların ve kariyer diplomatlarının dışlandığı bu süreçte, müzakere masalarına Jared Kushner veya Witkoff gibi tecrübesi sınırlı, buna karşın lidere sadakati tam olan isimlerin oturması, uluslararası ilişkilerdeki kurumsal derinliği zedeliyor. Yenel’e göre, Hitler’in generallerinin uyarılarını dikkate almayarak Alsace-Lorraine’e girmesi ve ilk aşamadaki başarısını mutlak bir yanılmazlık sanrısına dönüştürmesiyle çarpıcı bir benzerlik taşıyor.</p>
<p><strong>Uzmanlığın irtifa kaybı ve "monşer" miti</strong></p>
<p>Sadece diplomaside değil, tıptan mühendisliğe kadar her alanda <strong>uzmanlık krizi</strong> yaşanıyor. Halkın ve siyasetçilerin uzmanlardan her şeyi bilmelerini beklemesi, en küçük bir yanılmada uzmanlığın tamamen itibarsızlaştırılmasına yol açıyor. Türkiye özelinde ise kariyer diplomatları uzun süre “monşer” niyetlemesiyle, kokteyllerde vakit geçiren elitler olarak yaftalandı. Yenel’in de vurguladığı gibi, o kokteyller “açık istihbarat” sahaları; diplomatlar nefret etseler dahi bilgi toplamak, ilişki ağlarını örmek ve ülkeleri için kritik verileri süzmek adına oralarda bulunmak zorunda.</p>
<p>Kurumsal birikimin devre dışı bırakılması, dış politikayı günübirlik reflekslere mahkum ediyor. Yenel’e göre Trump’ın, “Çukura düştüyseniz kazmayı bırakın” deyişinin aksine çukuru kazmaya devam etmesi, öngörülemezliği küresel bir standart haline getiriyor. Tarihçiler bugünü, muhtemelen <strong>“öngörülemezliklerin zirve yaptığı dönem”</strong> olarak tanımlayacaklar.</p>
<p><strong>Uluslararası örgütlerin iflası </strong></p>
<p>İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan Birleşmiş Milletler (BM) ve Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi yapılar, hantal ve işlevsiz mekanizmalara dönüştü. BM’nin krizleri engelleyememesi ve ülkelerin bu örgütlere sahip çıkmaması, dünyayı merkezi olmayan bir yönetim boşluğuna sürükledi. Türkiye’nin “Dünya beşten büyüktür” çıkışı bu noktada haklı bir zemine otursa da, henüz küresel ölçekte arkasında güçlü bir "kuyruğa girme" etkisi yaratabilmiş değil.</p>
<p>Batı merkezli yapılar yerine "yönetim kurulu" tarzı, dar kapsamlı ve şahsi güvene dayalı konsorsiyumların (örneğin İngiltere eski BaşbakanıTony Blair’in dahil olduğu) ikame edilmeye çalışılması, 19. yüzyılın sömürgeci tarzına geri dönüş riskini barındırıyor. Yenel’e göre bu tür yapılar, Trump gibi liderlerin görev süreleriyle sınırlı kalmaya mahkum; “…kurumsallaşmayan hiçbir çözüm kalıcı olamaz...”</p>
<p><strong>Orta güçlerin yükselişi ve "kirpi teorisi"</strong></p>
<p>Süper güç tanımı değişti; ABD halen küresel erişimi olan tek güç, Çin bölgesel kalmayı tercih ediyor, Rusya nükleer kapasitesiyle eski gücünü hatırlatmaya çalışsa da Ukrayna örneğinde görüldüğü üzere sınırlarında dahi zorlanıyor. Bu vakumda Türkiye, Brezilya, Hindistan ve Endonezya gibi “<strong>orta güçlerin”</strong> oyun kurucu olma şansı doğuyor. Bu ülkeler, Soğuk Savaş dönemindeki gibi bir blok seçmek zorunda değiller; kendi ayakları üzerinde durabiliyorlar.</p>
<p>Yenel’e göre hayatta kalmanın kuralı ise “kirpi gibi olmak”tan geçiyor. Bir ülke, dokunulduğunda can yakacak bir savunma kapasitesine (veya nükleer caydırıcılığa) sahipse, dış müdahalelere karşı daha korunaklı hale geliyor. Kuzey Kore örneği, bu acı ama gerçekçi güç politikasının en uç örneği.</p>
<p><strong>İran ve Türkiye: Kültürel derinliğin direnci</strong></p>
<p>İran-İsrail-ABD üçgenindeki gerilimde, İran’ın üst düzey yönetiminin (Hamaney ve diğerleri) suikastlarla temizlenmesi bir zafiyet gibi görünse de, rejimin halen ayakta kalması dikkate değer bir nokta. Yenel, İran’ın Venezuela gibi ülkelerden farkının <strong>kurumsallaşmış yapı ve derin kültürel doku</strong> olduğunu belirtti; “…İran, Türkiye ve Afganistan gibi ülkeler, acıya ve direnişe alışık, saldırı anında farklı refleksi olan "direnişli" coğrafyalardır. Bu nedenle, dışarıdan bir müdahale ile İran’da Amerikan yanlısı bir hükümet kurulması ihtimali oldukça düşüktür; halkın rejime yönelik tepkisi olsa bile, dış tehdit anında bu doku kenetlenmektedir.”</p>
<p><strong>Türkiye’nin klasiğe dönüşü: Denge politikası</strong></p>
<p>Yenel, Türkiye’nin son dönem dış politikasının, kişisel ve ideolojik eksenden tekrar geleneksel <strong>“denge politikasına”</strong> rücu ettiğini ifade etti. Rusya-Ukrayna savaşında ve bölgesel krizlerde izlenen bu dengeci tutum, Türkiye’nin çıkarını merkeze alan rasyonel bir çizgi. İsrail ile ilişkilerde yaşanan kopukluk ise büyük oranda Netanyahu’nun şahsi tutumundan kaynaklanan, dönemsel bir durum olarak okunabilir.</p>
<p><strong>Donmuş sorunların sonu: Minsk </strong><strong>süreci ve Karabağ’ın öğrettikleri</strong></p>
<p>Küresel diplomasideki dönüşüm, liderlerin kişisel kararlarıyla, yerleşik çözüm mekanizmalarının iflası ve yeni bölgesel ittifak arayışlarıyla şekilleniyor. Yenel’in anlatımlarında, "donmuş sorunlar", "alternatif çok taraflılık" ve "siyasal hanedanlar" gibi temalar, bugünün karmaşık jeopolitiğine ışık tutuyor.</p>
<p>Diplomasinin en büyük zaafı, sorunları çözmek yerine onları "dondurarak" zamana yayma eğilimi. Selim Yenel, bu durumun en çarpıcı örneği olarak <strong>Azerbaycan-Ermenistan</strong> arasındaki Karabağ krizine işaret etti. Yaklaşık otuz yıl boyunca Fransa, Rusya, Ukrayna ve ABD gibi aktörlerin yer aldığı <strong>Minsk Süreci</strong><strong>,</strong> kağıt üzerinde diplomatik bir çözüm arayışı gibi görünse de, sahada tek bir adım bile atılamadı; “…Bu otuz yıllık durgunluk, diplomasinin başarısız olduğu noktada askeri gücün tek belirleyici haline geldiğini gözler önüne serdi. Azerbaycan’ın kendi imkanlarıyla "bu işi hallederim" diyerek askeri güçle sorunu çözmesi, uluslararası toplum için bir uyarı niteliğinde oldu…”</p>
<p>Yenel’e göre, diplomasinin zamanlamasının ve sabrının bazen çözüm üretmek yerine <strong>statükoyu körleştirdiğini</strong> gösteriyor. Kıbrıs meselesi gibi "donmuş" kabul edilen diğer sorunlar da, bu tür bir diplomatik işlemezliğin sonuçları üzerinden yeniden okunmalı.</p>
<p><strong>Küresel boşlukta yeni oluşumlar: </strong><strong>MIKTA ve BRICS’in ötesi</strong></p>
<p>Dünyanın "beşten büyük" olduğu iddiası Türkiye tarafından sıkça dile getirilse de, uluslararası arenada bu söylem henüz güçlü bir kitlesel karşılık bulmadı. Yenel, Türkiye’nin de içinde bulunduğu ancak kamuoyunda pek bilinmeyen <strong>MIKTA (Meksika, Endonezya, Güney Kore, Türkiye ve Avustralya)</strong> gibi oluşumlara dikkat çekti.</p>
<p>BRICS’e (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin, Güney Afrika Cumhuriyeti, Mısır, Etiyopya, Endonezya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri) benzer bir yapıda kurgulanan MIKTA gibi gruplar, orta güçlerin küresel sistemde kendilerine alan açma çabalarını temsil ediyor. Mevcut sistemin reform edilmesi -özellikle BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto yetkileri nedeniyle- oldukça zor. Dünya, "ad hoc" (duruma özel) ve <strong>ihtisas odaklı çoklu sistemlere</strong> doğru evriliyor. Enerji, güvenlik veya uzmanlık alanlarında ülkelerin kendi aralarında kuracağı mini-reform odaklı taahhütler, ABD’siz veya mevcut hantal yapılardan bağımsız bir düzenin habercisi.</p>
<p><strong>Avrupa’nın liderlik krizi ve Orbán faktörü</strong></p>
<p>Küresel boşluğu doldurması beklenen aktörlerden biri olan Avrupa Birliği (AB), kendi içindeki liderlik krizleriyle boğuşuyor. Yenel, AB’nin dünyaya liderlik edecek noktada olmadığını, kendi içinde bir liderlik mekanizmasının bulunmadığını vurguladı. Macaristan’daki siyasi gidiş Birliğin gelecekteki sıkıntılarını aşma kapasitesi için belirleyici bir turnusol kağıdı niteliğinde. AB’nin felç hali, "orta güçler" olarak tanımlanan Brezilya, Hindistan ve Türkiye gibi ülkelerin oyun kurucu rolünü kritik hale getiriyor.</p>
<p><strong>Siyasal hanedanlar: </strong></p>
<p><strong>Demokrasi, monarşi ve Trump</strong></p>
<p>Sıkça tartışılan konulardan biri de gücün belirli aileler elinde toplanması. Trump ailesinin Amerikan siyasetindeki etkisi, bazı çevrelerde yeni bir "hanedanlık" endişesi yaratsa da, Yenel bu durumu <strong>geçici bir fenomen</strong> olarak değerlendiriyor. ABD tarihinde Bush veya Clinton aileleri gibi örnekler olsa da, demokratik yapılar bu tür süreklilikleri genelde uzun vadede kabul etmiyor; Hindistan’da Gandhi ailesi bile seçimleri kaybederek ağırlığını yitirmişti.</p>
<p>Ancak Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri bu genellemenin dışında; yönetim doğrudan aile mülkiyeti olarak görülüyor. İran örneğinde ise, <strong>Şah’ın oğlunun</strong> geri dönme ihtimali, Yenel tarafından gerçekçilikten uzak ve şans tanınmayan bir senaryo olarak nitelendiriliyor. Yenel, “İran halkının kültürel dokusu ve kurumsal direnci, bu tür bir "ithal" liderlik modeline geçit vermeyecek kadar “derin” yorumunu yaptı.</p>
<p><strong>Sultanın elçisinden veri analistine</strong></p>
<p>Diplomasi mesleği değişimden geçiyor. 19. yüzyılın başlarında kralların ve sultanların sadece güvendiği isimlerden oluşan bir yapıdan, bugünün profesyonel dışişleri bakanlıklarına uzanan süreç, <strong>dijital evrimle</strong> karşı karşıya. Yeni dönemde başarılı bir diplomatın profili; yalnızca kurumsal gelenekleri bilmek değil, aynı zamanda yapay zeka araçlarını kullanarak devasa bilgi yığınlarını filtreleyebilme yeteneğiyle tanımlanabilir.</p>
<p>Sayfalar dolusu raporların yerini, sabırsız karar vericiler için hazırlanmış <strong>özetler</strong> alıyor. Değişmeyen tek şey, bilginin doğruluğu ve onun stratejik bir akılla aktarılması. Dünya; dondurulmuş sorunların askeri yöntemlerle çözüldüğü, geleneksel uluslararası örgütlerin bypass edildiği ve orta güçlerin yeni çıkış yolları aradığı bir geçiş döneminde. Bu dönemde hayatta kalmanın anahtarı, Yenel’in deyimiyle <strong>"kirpi gibi"</strong> savunma kapasitesinde.  Söyleşimizi Youtube kanalımdan izleyebilirsiniz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kirpi-diplomasisi-bir-buyukelciden-ayakta-durma-hayatta-kalma-formulu-76732</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Kirpi diplomasisi&#039;: Bir büyükelçiden, ayakta durma hayatta kalma formülü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mutfak-hikayemizi-genc-sefler-yazacak-76719</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mutfak hikâyemizi genç şefler yazacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bazen bir yazının tonu, anlatılanlardan çok o ânın kendisiyle belirlenir. O sabah Galataport İstanbul’daydık. Deniz menevişleniyor, Boğaz'ın tuzlu ve ısrarlı kokusu arada bir kahvaltı masasına sızıyordu. Hava, mevsimin en cömert günlerinden birini sunuyordu. Kurulan o kahvaltı masasında, henüz gün yeni başlamışken bir araya gelen genç şefler vardı. İlk bakışta sade bir buluşma gibi görünen bu an, aslında çok daha derin bir hikâyenin başlangıcıydı.</p>
<p>S.Pellegrino Young Chef Academy Yarışması’nın tanıtımı için Muutto Anatolian Tapas Bar’da gerçekleşen bu kahvaltı buluşması, genç şeflerin bir araya geldiği bir tanışma toplantısıydı. Ancak o masalarda konuşulanlar, aslında bugünün değil, yarının gastronomisini ilgilendiriyordu. Çünkü bu yarışma, teknik bir rekabetten çok daha fazlasını talep ediyor: Bir mutfak fikri, bir kimlik, bir hikâye ve belki de en zoru, o hikâyenin içindeki sessiz katmanları duyabilmek.</p>
<p>Bugün bir şefin tabağını anlamak için o tabağın <em>ne söylemediğini</em> de duymak gerekir. Neden bu baharat burada eksik? Neden bu pişirme tekniği tercih edilmiş? Bir tabak, coğrafyanın suskunluğunu, hafızanın ısrarını ya da bir genç şefin korkusuzluğunu anlatabilir yeter ki onu bir <em>nesne</em> değil, bir <em>cümle</em> gibi okumasını bilelim. Yarışma tam da bu noktada farklılaşıyor: Teknik becerilerin yanı sıra yaratıcılığı, kişisel mutfak gustosunu ve şeflerin kendi hikâyelerini ortaya koyma biçimlerini odağına alıyor. İmza tabak dediğimiz şey, artık bir anlatı biçimine dönüşüyor.</p>
<p>Bu dönüşümün Türkiye açısından ayrı bir anlamı var. Çünkü bizim mutfağımız, yalnızca <em>"zengin" </em>değil; aynı zamanda çok katmanlı bir hafızaya sahip. Ama şu soruyu sormadan geçmek de kültürel derinlikten kaçmak olur: <em>Hangi Anadolu?</em> Anadolu'nun mutfak belleği dendiğinde çoğu zaman bir <em>"zenginlik"</em> vurgulanır. Oysa bu mirasın bir kısmı yoksulluğun, bir kısmı göçün acısının, bir kısmı da kurulan devletlerin iştahının ürünüdür. Göçlerin taşıdığı lezzetler, saray mutfağının inceliği, sokak kültürünün doğallığı… Bütün bunlar büyük bir potansiyel sunar. Ancak bu potansiyelin küresel sahnede gerçek bir değere dönüşmesi, onu nasıl yorumladığımıza bağlı. Kültürel derinlik, işte bu katmanları aynı anda taşıyabilmektir; sadece güzeli değil, çelişkiyi de tabağa koyabilmek.</p>
<p>İşte yarışmanın en kritik tarafı burada ortaya çıkıyor: Genç şeflerden beklenen şey, bu hafızayı <em>tekrar etmek</em> değil; onu <em>yeniden okumak</em>. Yerel malzemeyi olduğu gibi sunmak değil; onu bir fikre dönüştürmek. Çünkü küresel gastronomi sahnesinde fark yaratan şey, artık egzotizm değil; özgünlük. Ve özgünlük de hafızayı <em>kesip</em> başka bir yere <em>dikebilmekten</em> geçiyor. Bir büyükannenin yaptığı yemek ile bir genç şefin yaptığı yemek arasındaki fark, sadece teknik değil, <em>zamanın kendisine bakıştır</em>. Büyükanne, belleği tekrar ederek korur. Genç şef ise hafızayı <em>keserek</em> ve <em>başka bir yere dikerek </em>korur.</p>
<p>Bu noktada mekânın da sahibi Şef <strong>Umut Karakuş</strong>’un genç şeflere yaptığı vurgu, o sabahın en yerinde cümlelerinden biriydi. Şefliğin zamanla kendi bakış açınızı oluşturduğunuz ve onu tabağa yansıttığınız bir yolculuk olduğunu hatırlattı. Erken dönemde cesur olmanın, denemekten çekinmemenin ve kendi yorumunu ortaya koymanın belirleyici olduğunu söylerken aslında hepimizin bildiği ama çoğu zaman ertelediği bir gerçeği vurguluyordu: Kendi sesini bulmak. Yerel mutfağımızın ve malzemelerimizin bu dili kurarken en güçlü referans noktası olduğunu, onları kendi perspektifimizle ele aldığımızda bizi global sahnede ayrıştıran bir hikâyenin kendiliğinden ortaya çıkacağını belirtti. Ama bu <em>"kendi sesi" </em>aynı zamanda bir sorumluluktur: O seste, ataların mutfağı kadar, onların suskunlukları da yankılanır.</p>
<p>Aynı masada, Nestlé Waters &amp; Premium Beverages Türkiye Genel Müdürü <strong>Neslihan Kara</strong>’nın sözleri ise bu çerçeveyi tamamlıyordu. Gastronomiyi sadece bir sektör olmanın ötesinde, yaratıcılığın ve kültürel zenginliğin en güçlü ifade alanı olarak tanımlayan Kara, S.Pellegrino Young Chef Academy’nin dünyanın dört bir yanındaki genç yetenekleri keşfetmeyi amaçladığını söyledi. Bu yapının bir yarışmanın çok ötesinde, mentorluk programları, global şef ağı ve uluslararası görünürlük fırsatlarıyla genç şeflere kapsamlı bir gelişim alanı sunduğunun altını çizdi.</p>
<p>Öte yandan yarışmanın yapısı da bu arayışı destekleyecek şekilde kurgulanmış. Başvuruların dünyanın farklı ülkelerini kapsayan 15 uluslararası bölge üzerinden değerlendirilmesi ve ilk aşamada ALMA – Uluslararası İtalyan Mutfak Sanatları Okulu tarafından ön elemeden geçirilmesi, sürecin ne denli titiz işlediğini gösteriyor. Ön elemeyi geçen şeflerin bölgesel finallerde yarışacağı, ardından uluslararası büyük finalde dünyanın önde gelen şeflerinden oluşan jüri karşısına çıkacağı bu çok katmanlı yapı, genç şefleri yalnızca rekabete değil; aynı zamanda gelişime zorluyor. Ve belki de en stratejik kriter: Adayların hem kendilerini hem de reçetelerini farklı dillerde ifade edebiliyor olmaları imkânı. Bu, yerel değerlerimizi küresel bir dille anlatabilmemiz adına bir gereklilik. Başvurular 9 Haziran tarihine kadar devam edecek. 16 Şubat 1996 veya sonrasında doğmuş, 30 yaş altı tüm genç şeflere kapılarını açan bu platform, adaylardan kendi mutfak vizyonlarını yansıtan bir imza reçete bekliyor.</p>
<p>Bugün gastronomi, şehirlerin marka değerini belirleyen, turizmi şekillendiren ve hatta ekonomik stratejilerin parçası haline gelen bir alan. Ama bütün bu büyük resmin içinde, çoğu zaman gözden kaçan bir şey var: Bu yapıyı ayakta tutacak olanlar, henüz yolun başındaki gençler. O sabah o masada aslında bunu gördük. Henüz yolun başında olan ama ne söylediğini bilen, yerel malzemeyi global bir vizyonla harmanlamaya hazır bir kuşak…</p>
<p>Mesele artık çok açık:<br />Genç şefleri desteklemek bir tercih değil, bir zorunluluk. Aksi halde elimizde yalnızca geçmişin tekrarı kalır. Oysa gastronomi, tekrar ederek değil; risk alarak, bozarak ve yeniden kurarak ilerler.</p>
<p>Eğer bu ülkenin mutfak hikâyesi gelecekte de anlatılacaksa, o hikâyeyi yazacak olanlar gençlerdir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mutfak-hikayemizi-genc-sefler-yazacak-76719</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/9/1280x720/57-1775796810.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mutfak hikâyemizi genç şefler yazacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dunya-siralamalarinda-10-12-basamaklar-arasinda-yer-aliyoruz-76761</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Dünya sıralamalarında 10–12. basamaklar arasında yer alıyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Madencilik sektöründe hem sahada hizmet hem de makine üretimiyle entegre bir yapı kuran Ortadoğu Sondaj Sanayi AŞ ile birlikte faaliyet gösteren GEO Sondaj Makine İmalat, Türkiye menşeli üretim ve yüksek verimlilik hedefleriyle dikkat çekiyor. 1995’te kurulan Ortadoğu Sondaj, özellikle son yıllarda artan metal fiyatları ve derin maden aramalarına paralel olarak bin metreyi aşan sondaj sahalarında aktif rol alıyor. </p>
<p>“Amacımız Türkiye’nin yeraltı zenginliklerini yer üstüne çıkarırken, sektöre entegre çözümler sunmak” diyen Genel Müdür Ahmet Zeki Topdemir, şirketin 50 sondaj makinesi ve iki şirket toplamında 600 çalışanla yılda 300 bin metrenin üzerinde sondaj yaptıklarını belirtti. Topdemir, üretim kapasitesi ve kalite standartları sayesinde firmanın dünya sıralamalarında 10–12. basamaklar arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p>Topdemir, yerli üretim vurgusunu şu sözlerle yaptı: “Yüzde yüz yurt içi entegre yapımız sayesinde ithalatı büyük ölçüde durdurduk; yüksek yerlilik oranı ve güçlü stok yapımızla operasyonlarımızı kesintisiz sürdürebilecek kapasitedeyiz. Hem makine hem hizmeti entegre yürüten nadir firmalardan biriyiz.”</p>
<p>Şirket, makinelerini başta Körfez bölgesi, Pakistan, Suudi Arabistan, Azerbaycan olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerine ihraç ediyor; Kazakistan ve Özbekistan’daki saha faaliyetleri ile Tayvan’daki 2.000 metrelik jeotermal çalışmaları örnek gösteriliyor. Topdemir, bölgesel gerilimlere rağmen ihracat ve saha faaliyetlerinin sürdüğünü kaydetti.</p>
<p>Madencilik fuarlarında aktif olan iki şirket, yakın dönemde Suudi Arabistan’daki Future Minerals’da ekipman ve makine tanıtımlarını gerçekleştirdi. Türkiye’deki Maden Türkiye fuarlarında ayrı stantlarla yer alarak hem sondaj hizmetlerini hem de yerli üretim makinelerini tanıtmaya devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/dunya-siralamalarinda-10-12-basamaklar-arasinda-yer-aliyoruz-76761</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/1/1280x720/5-1775813356.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 600 çalışanla yılda 300 bin metrenin üzerinde sondaj yaptıklarını söyleyen Ortadoğu Sondaj Genel Müdürü Ahmet Zeki Topdemir, üretim kapasitesi ve kalite standartları sayesinde firmanın dünya sıralamalarında 10–12. basamaklar arasında yer aldığını ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bosch-bursa-turkiyenin-5ci-bosch-ar-ge-merkezi-olarak-tescillendi-76749</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bosch Bursa, Türkiye’nin 5.’ci Bosch Ar-Ge Merkezi olarak tescillendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bosch’un sanayi teknolojileri alanında faaliyet gösteren Bosch Üretim Çözümleri, şirketin Türkiye’deki 5’inci Ar-Ge Merkezi olarak tescillendi.</p>
<p>Bosch Türkiye ve Orta Doğu Başkanı Daniel Korioth, Bosch Üretim Çözümleri’nin Ar-Ge Merkezi sertifikası almasıyla ilgili olarak yaptığı açıklamada, Bosch’un Türkiye’deki güçlü mühendislik birikimine dikkat çekerek, “İnovasyona olan bağlılığımızın ifadesi olan ‘Yaşam için teknoloji’ mottomuz bize tüm faaliyetlerimizde yol gösteriyor. Türkiye’deki 5.’ci Ar-Ge merkezimiz aynı zamanda sanayi teknolojileri alanındaki mühendislik yetkinliğimizin de bir tescilidir” dedi. </p>
<h2><strong>“4 kıtada 17 farklı lokasyonda faaliyet”</strong></h2>
<p>Küresel bir endüstriyelleşme ortağı ve üretim ekipmanları ile otomasyon için özel makine ve montaj hattı sağlayıcısı olan Bosch Üretim Çözümleri, 30 yılı aşkın bir süredir dört kıtada 17 farklı lokasyonda faaliyetlerine devam ediyor. Bosch Üretim Çözümleri Türkiye, küresel mühendislik ağıyla entegre yapısı sayesinde, Bosch’un üretim teknolojilerindeki deneyimini dijital mühendislik ve ileri üretim çözümleriyle birleştirerek danışmanlık ve tasarımdan tedariğe, üretimden eğitim ve teknik servise kadar uçtan uca hizmet sağlıyor. Başta mobilite olmak üzere dayanıklı tüketim malları, enerji ve iklimlendirme gibi pek çok farklı sektördeki zorlu üretim süreçlerine uygun, müşteriye özel çözümler geliştiren iş kolu, mevcut makine parklarının modernizasyonuna da katkı sağlıyor.</p>
<h2><strong>“İnovasyon kapasitesi uluslararası standartlara taşındı”</strong></h2>
<p>Bosch Üretim Çözümleri Bursa Teknik Müdürü Ersin Uçan, Ar-Ge merkezi sertifikasıyla inovasyon kapasitelerini uluslararası standartlara taşıdıklarını belirterek şunları söyledi: “Makine, mekatronik, bilgisayar ile elektrik-elektronik mühendisliği disiplinlerinden oluşan 100 kişilik Ar-Ge ekibimizle, tasarım, proses geliştirme, yazılım ve donanım alanlarında çalışmalar yürütüyoruz. Güçlü mühendislik birikimimizle Türk sanayisine katma değerli çözümler kazandırırken, Ar-Ge çalışmalarımızla müşterilerimizin üretim hatlarını daha verimli, esnek, sürdürülebilir ve rekabetçi hale getirmeyi hedefliyoruz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bosch-bursa-turkiyenin-5ci-bosch-ar-ge-merkezi-olarak-tescillendi-76749</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/9/1280x720/bosch-bursa-turkiyenin-5ci-bosch-ar-ge-merkezi-olarak-tescillendi-1775807465.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bosch Üretim Çözümleri, şirketin Türkiye’deki 5’inci Ar-Ge Merkezi olarak tescillendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından sertifikalandırılan merkez, 16 yıldır Bursa’da faaliyet gösteren iş kolunun artan yetkinliklerinin ve genişleyen sorumluluklarının bir yansıması olarak görülüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-10-yilda-bir-gelen-pencereyle-karsi-karsiya-hurmuz-bogazinin-golgesinde-turkiye-76748</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye 10 yılda bir gelen pencereyle karşı karşıya  Hürmüz Boğazı&#039;nın Gölgesinde Türkiye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MUSTAFA ADIGÜZEL - </strong><strong>FİNERA GENEL MÜDÜRÜ </strong></p>
<p><strong><span style="font-size: 12pt; color: #e03e2d;">Sahadan rakamlarla, riskten ve strateji analizi</span></strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Geçen hafta masama iki belge düştü. Biri, CitriniResearch adlı yatırım araştırma firmasının "Analist #3" olarak andığı bir analistini Hürmüz Boğazı'na gönderdiği, kısmen çılgın kısmen son derece aydınlatıcı bir saha raporu. Diğeri, YASED'in (Uluslararası Yatırımcılar Derneği) 8 Nisan 2026 tarihli, Türkiye'nin Hürmüz'e doğrudan ticaret maruziyetini ölçen titiz bir stratejik analiz belgesi. İkisini yan yana okuduğunuzda, birbirini tamamlayan iki perspektif ortaya çıkıyor: biri sahadan gelen ham gerçek, diğeri rakamların söyledikleri.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Sonra bu iki belgeyi günün haberleriyle eşleştirince tablonun beklediğimden daha karmaşık olduğunu gördüm. Türkiye için de öyle.</span></p>
<p><strong>Kronoloji: Gerçekte ne oldu?</strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail'in İran'a yönelik ortak saldırıları başladığında, Hürmüz Boğazı'ndan günde ortalama 129 gemi geçiyordu. Mart ayının sonuna gelindiğinde bu rakam altıya düşmüştü; yüzde 95'lik bir düşüş. UNCTAD verilerine göre boğaz, küresel seyrüsefer ham petrolünün yüzde 38'ini, LPG'nin yüzde 29'unu, LNG'nin yüzde 19'unu ve kimyasal ürün ticaretinin yüzde 13'ünü taşıyan bir koridor olarak işlev görüyordu. Uluslararası Enerji Ajansı bu gelişmeyi "küresel petrol piyasasının tarihindeki en büyük arz kesintisi" olarak nitelendirdi; piyasa analistlerine göre ise Hürmüz'ün kapanması temel piyasa koşullarının gerektireceği fiyata kıyasla varil başına yaklaşık 40 dolar ek risk primi ekledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Brent ham petrolü krizin başında varil başına 82 dolardan Nisan'ın ilk haftasında 116 dolara yükseldi; bazı tahminler 200 dolarlık senaryoları dahi fiyatlamaya başladı. Dünya Ekonomik Forumu, bu çatışmayı "zaten tarife, borç yükü ve enflasyonla boğuşan küresel ekonomiye indirilen yapısal bir şok" olarak tanımladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">8 Nisan 2026 itibarıyla tablonun kısmen değiştiği görülüyor. Pakistan'ın arabuluculuğuyla varılan iki haftalık ateşkes çerçevesinde Trump, İran'ın Hürmüz'ü iki hafta boyunca koordineli geçişe açacağını duyurdu; piyasalar buna Dow Jones'un 1.300 puan yükselmesi, Brent'in 100 doların altına gerilemesiyle yanıt verdi. Ancak bu ateşkes hem kırılgan hem de tartışmalı. İran, ABD'yi ateşkesi ihlal etmekle suçlarken İsrail Lübnan'da saldırılarını sürdürdü, boğazdaki trafik hâlâ durma noktasında. BCA Research'ten jeopolitik stratejist Matt Gertken, ceasefire sonrası süreci şöyle özetliyor: "Trump, ABD orta dönem seçimleri yaklaşırken ve benzin fiyatları yüksekken geçici olarak İran'ı gişe operatörü olarak kabul edebilir. Ama seçimlerden sonra ulusal güvenlik yapısı kalıcı çözüm isteyecektir."</span></p>
<p><strong>Orada ne oluyor, gerçekten? Sahanın anlattıkları</strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">CitriniResearch'ün analistinin boğazdan getirdiği en kritik bulgu şu: piyasaların fiyatladığı senaryo ile suyun üzerindeki gerçeklik birbirinden ciddi ölçüde ayrışıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Batılı medya ve analistlerin büyük çoğunluğu boğazı kapalı ya da açık şeklinde değerlendiriyor. Analist #3 ise Umman kıyısında, GPS'siz bir teknede, İran Devrim Muhafızları'nın devriye botları ve Shahed insansız hava araçları altında gözlemlediği şeyin bambaşka bir tablo çizdiğini aktarıyor: boğaz kapanmamış, yönetim el değiştirmiş.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">İran, Qeshm ve Larak adaları arasındaki kanalı fiilen bir gümrük kapısına dönüştürmüş durumda. Geçiş yapmak isteyen gemi, armatör ya da ülke; sahiplik yapısını, kargo içeriğini, mürettebat bilgilerini ve varış limanını İran'a bağlı aracılara iletiyor. Onay gelirse geçiş sağlanıyor. Gelmezse gemi bekliyor. Lloyd's List Intelligence bu yapıyı "IRGC'nin Hürmüz Boğazı'nda kurduğu fiili gişe rejimi" olarak tanımladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">TRM Labs'ın analizine göre Mart ortasından bu yana IRGC gemi başına yaklaşık 2 milyon dolara varan ücret talep ediyor ve ödemeyi hem Çin yuanı hem kripto para olarak kabul ediyor. Tam yüklü bir VLCC yaklaşık 2 milyon varil ham petrol taşıdığından bu rakam varil başına yaklaşık 1 dolara karşılık geliyor. Bloomberg bu sistemin günde 20 milyon dolara kadar gelir üretebileceğini tahmin ederken LNG gemileri de dahil edildiğinde aylık 600-800 milyon dolarlık bir rakamdan söz ediliyor. İran parlamentosu bu mekanizmayı 30-31 Mart 2026'da "Hürmüz Boğazı Yönetim Planı" adıyla resmen yasalaştırdı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Ödeme mekanizması sanıldığından daha karmaşık. Bloomberg'in haberlerine göre Batılı medyada öne çıkan yuan ve kripto kanalı kısmen doğru, ama ağırlıklı mekanizma değil. Diplomatik kanal çok daha yaygın: İran'ın yabancı bankalardaki dondurulmuş varlıklarının belirli ülke-bazlı anlaşmalar çerçevesinde serbest bırakılması<strong>. Fransa ve Japonya'nın geçiş hakkı kazanmasının arkasında örtülü varlık takaslarının yattığı tahmin ediliyor;</strong> Hindistan ise ödeme yapmadan diplomatik müzakere yoluyla geçiş sağladığını açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Sahada gözlemlenen trafik artışı da dikkat çekici. CitriniResearch, 2 Nisan'da en az 15 geminin boğazı geçtiğini doğruladı. Bir önceki haftada Qeshm-Larak kanalından günde yalnızca 2-5 gemi geçiyordu. Geçiş yapan gemiler arasında Hindistan, Malezya, Japonya, Yunanistan, Fransa, Umman, Türkiye ve Çin bayraklı gemiler yer alıyordu. Bir Yunan Dynacom gemisi ise tam boğaz ortasından geçiş yaptı; bu hem boğazın mayınlı olmadığını hem de bespoke anlaşmaların işlediğini kanıtlıyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Bu yapıyı anlamak için analistin alıntıladığı Avustralyalı-Yunan kaptan metaforu son derece yerinde: "Bu bir deniz mayını tarlası değil, bir gişe. Fark önemli." Piyasalar birincisini fiyatlarken gerçeklik ikincisine işaret ediyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">İran'ın gerçek niyeti de bu tabloya uygun. Omanlı resmi kaynaklara ve bölgedeki birden fazla kaynağa göre İran Hürmüz'ü kapatmak istemiyor; boğazı kontrol altında tutarak hem ekonomik gelir elde etmek hem de egemenlik iddiasını pekiştirmek istiyor. Foreign Policy'de yayımlanan analize göre İran bu sistemle Türkiye'nin 1936 Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Boğazlar'ı yönetmesine benzer bir hukuki çerçeve kurmaya çalışıyor: ticari geçişe açık, düşman askeri gemilere kapalı, transit ücrete tabi bir egemenlik rejimi.</span></p>
<p><strong>Türkiye nerede duruyor? İki belgenin kesişimi</strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Türkiye, bölgeyle (BAE, Suudi Arabistan, Irak, Katar, İran, Kuveyt ve Bahreyn) 31 milyar dolar ihracat, 17 milyar dolar ithalat gerçekleştiriyor. Net ticaret fazlası var; yani bu kriz, ilk bakışta bir tedarik şoku değil, talep şoku olarak da kendini gösteriyor. Bu fark analitik açıdan kritik: çoğu ülke ithalat cephesindeki kırılganlığa odaklanırken Türkiye aynı zamanda önemli bir ihracat pazarını da kaybetme riskiyle yüzleşmek zorunda.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">CitriniResearch'ün "diplomatik erişim matrisi" Türkiye'yi görece avantajlı konumlandırıyor. İran ile ilişkiler tarihi olarak pragmatik bir çizgide sürmüş; Ankara bu savaşta ABD'nin yanında doğrudan çatışmaya girmiş bir taraf değil. Nitekim Türkiye, 29 Mart'ta Pakistan'ın İslamabad'da düzenlediği toplantıya Mısır ve Suudi Arabistan ile birlikte katıldı; Hürmüz'ün yeniden açılması için bölgesel konsensüs inşa etmeye çalıştı. IRAM araştırmacısı Oral Toğa'ya göre Ankara bu süreçte yalnızca "mesaj taşıyıcı" değil, müzakere mekanizmasını şekillendirmeye çalışan kurucu bir aktör konumunda.</span></p>
<p><strong>Birinci Risk: Bütçe şoku halihazırda gerçekleşti</strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">TEPAV'ın analizine göre 90-100 dolar bandında sabitlenen petrol fiyatları, Türkiye'nin 2026 bütçesinde ve Orta Vadeli Programı'nda baz alınan varil başına 65 dolarlık varsayımı zaten geçersiz kıldı. Her 10 dolarlık petrol fiyatı artışının Türkiye'nin cari açığını 4,5 ile 5 milyar dolar arasında genişlettiği ve enflasyonu yaklaşık bir puan artırdığı hesaplanıyor. Enerji Bakanı Bayraktar, her 1 dolarlık artışın 400 milyon dolarlık ek maliyete yol açtığını, dolayısıyla toplamda devlet enerji destek programlarının 305 milyar TL'den 925 milyar TL'ye yükselebileceğini açıkladı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Şubat 2026 itibarıyla yüzde 31,53'e ulaşan enflasyonla yaşayan Türkiye ekonomisi için bu şok, hâlihazırda baskı altındaki bir modele ek yük bindiriyor. Türk lirası 3 Nisan itibarıyla dolar karşısında 44,59 seviyesine gerilemiş; son bir yılda değer kaybı yüzde 17'yi aşıyor. Middle East Forum analizine göre her 10 dolarlık petrol artışı Türkiye'nin cari açığını 4,5-5 milyar dolar genişletiyor. Merkez Bankası faiz indirim döngüsünü askıya almak zorunda kaldı.</span></p>
<p><strong>İkinci risk: Enerji bağımlılığı yönetilebilir, ama sıfır değil</strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Türk hükümetinin resmi tutumu görece güvene işaret ediyor. Enerji Bakanı Bayraktar, Türkiye'nin Hürmüz'e doğrudan bağımlılığının yüzde 10 civarında kaldığını, doğal gazı dört farklı boru hattı ve 12 farklı ülkeden LNG olarak temin ettiğini belirtti. YASED'in ürün bazlı analizi bu görüşü kısmen doğruluyor; rafine petrol ürünlerinde bölgenin Türkiye ithalatındaki payı yalnızca yüzde 9.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Asıl kırılganlık petrokim ve ara mallarda saklı. Türkiye, Körfez üreticilerinden (Bahreyn, Katar, BAE, Umman) yılda 700 milyon ile 1 milyar dolar arasında alüminyum ve alüminyum ürünü ithal ediyor, aynı bölgeden gelen petrokimyasal girdiler ise yılda yaklaşık 2 milyar dolara ulaşıyor. YASED verileri bu tablo için somut yüzdeler sunuyor: ham alüminyumda bölge payı yüzde 42, etilen polimerlerinde yüzde 38, propilen polimerlerinde yüzde 34. Bunlar teorik rakamlar değil; otomotiv, beyaz eşya, ambalaj ve inşaat sektörlerinin fiilen kullandığı hammaddeler.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Dow CEO'su James Fitterling 18 Mart 2026 açıklamasında küresel polietilen arzının yüzde 50'sinin ya devre dışı, ya kısıtlı ya da etkilenmiş durumda olduğunu söyledi. Üstelik Hürmüz tamamen açılsa bile tedarik normalizasyonunun 250-275 gün alabileceğini öngörüyor. Bu, "ateşkes haberleri geldi, sorun bitti" denkleminin çok ötesinde yapısal bir baskıya işaret ediyor.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;">Üçüncü risk: İhracat tarafındaki çifte darbe</span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Türkiye'nin ihracat yapısı ilginç bir tablo çiziyor. YASED verilerine göre bölgeye yapılan ihracatta tarım ürünleri öne çıkıyor; kümes hayvanları, fırın ürünleri, buğday unu, peynir, yumurta. Bu kategorilerde bölgenin payı zaman zaman yüzde 60-70'e ulaşıyor. Nitekim veriler beklentileri doğruladı: Türkiye'nin Körfez ülkelerine ihracatı Mart 2026'da yüzde 36,5 geriledi.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">TEPAV analizine göre yüksek nakliye ve girdi maliyetleri tekstil, makine, otomotiv bileşenleri ve beyaz eşya gibi ihracat sektörlerinde teslimat programlarını ve rekabet gücünü sekteye uğratabiliyor. LNG taşımacılığı spot kira ücretleri yaklaşık yüzde 600 artarak günlük yaklaşık 300.000 dolara ulaştı; bu maliyet bir şekilde ihracat fiyatlarına yansıyor.</span></p>
<h1><span style="font-size: 12pt;">Stratejik fırsat: Coğrafya kader olmak zorunda değil</span></h1>
<p><span style="font-size: 12pt;">Tablonun bu kadar kasvetli olması gerekmiyor. Türkiye'nin bu krizde gerçek bir stratejik avantajı var ve bu avantaj hem sahadaki gözlemlerle hem de makro verilerle destekleniyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">YASED verilerine göre Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 32'si kara yoluyla gerçekleşiyor. Rakip ihracatçılar, Avustralya, Yeni Zelanda, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya ülkeleri Körfez pazarlarına deniz yollarının aksadığı ya da maliyetinin çıldırdığı bir dönemde ulaşmak için çok daha uzun ve pahalı güzergahlar kullanmak zorunda. Türk gıda ihracatçısı için bu teorik bir fırsat değil, fiilen aktive edilmeye başlanan bir avantaj. Ankara Mart sonunda Suudi Arabistan'dan 15 günlük geçiş vizesi aldı; Suriye-Ürdün güzergahı aktive edilerek Körfez'e teslimat süreleri üç-dört güne indirildi.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;">Asıl koz: Boru hattı diplomasisi</span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Türkiye'nin bu krizden stratejik kazanım sağlayabileceği en kritik alan enerji altyapısı. 1976'dan bu yana var olan ama 2023'te bir tahkim kararı sonrası devre dışı kalan Kerkük-Ceyhan boru hattı, Hürmüz'ün kapanmasıyla birlikte fiilen bir can simidine dönüştü. Kapasite 1,5 milyon varil/gün olan bu hat, Irak'ın güney limanlarına olan aşırı bağımlılığını gözler önüne seren kriz karşısında yeniden müzakere masasına taşındı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Enerji Bakanı Bayraktar, hattın Kerkük'ten Basra'ya uzatılmasını teklif ederek Irak'ın günlük 3 milyon varillik ihracatının yaklaşık yüzde 50'sinin bu güzergahtan geçirilmesini önerdi. Bu teklif hâlihazırda kısmen hayata geçti; federal hükümet ile Kürdistan Bölgesel Yönetimi arasında varılan uzlaşmanın ardından Kerkük ham petrolü yeniden Ceyhan'a akmaya başladı, başlangıç kapasitesi günde 250.000 varil. Türkiye ayrıca Katar'lı LNG için alternatif güzergahlar ve Trans-Hazar boru hattı seçeneklerini de değerlendiriyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Daily Sabah'ta analistlerin dile getirdiği görüş bu resmi tamamlıyor: "Türkiye'nin Hürmüz krizindeki konumu stratejik tercihin değil coğrafyanın bir sonucu; Ceyhan terminali Doğu Akdeniz'deki güvenli birkaç enerji çıkış noktasından biri." Türkiye aynı zamanda Irak'ın Development Road projesi çerçevesinde Basra'yı Türkiye üzerinden Avrupa'ya bağlayacak kapsamlı bir ulaşım koridorunu hayata geçirmeyi de planlıyor; bu kriz o projeyi hem daha acil hem daha somut hâle getirdi.</span></p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Ateşkes sonrası dönem: Üç senaryo</strong></span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;">Birinci senaryo: Ateşkes kalıcılaşır</span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Foreign Policy'nin analizine göre İran'ın savaş sonrası en gerçekçi talebi, Hürmüz'ü Türkiye'nin Montrö Sözleşmesi çerçevesinde Boğazlar'ı yönetmesi gibi yönetme hakkı. Bu tabloda enerji fiyatları aşağı gelir, Türkiye'nin cari açık baskısı hafiflemeye başlar. Kerkük-Ceyhan hattı ve kara güzergahları üzerinden elde edilen lojistik avantaj kısmen korunur.</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 12pt;">İkinci senaryo: Ateşkes çöker, çatışma devam eder</span></strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Bloomberg analistleri Hürmüz kapalı kalmaya devam ederse petrolün varil başına 200 dolara ulaşabileceğini öngörüyor; bu stagflasyonist bir şok. Türkiye'nin cari açığı hızla büyür, enflasyon kontrolden çıkabilir, dış finansman koşulları sertleşir. OECD'nin projeksiyonuna göre Hürmüz etkisiyle ABD enflasyonunun 2026'da yüzde 4,2'ye ulaşması bekleniyor; enerji-ithalatçı Türkiye için bu rakam potansiyel olarak çok daha yüksek.</span></p>
<p><strong><span style="font-size: 12pt;">Üçüncü senaryo: ABD zaferi ve tam kontrol</span></strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Trump, "savaşı kazanan taraf olarak ABD'nin de Hürmüz'den geçiş ücreti alabileceği" bir konseptten söz etti. Bu tablo gerçekleşirse Türkiye'nin diplomatik arabuluculuk değeri zayıflar ama enerji fiyatları düşer; net etki belirsiz.</span></p>
<p><strong>Sonuç: Krizin tüm katmanları</strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">İki analizdeki verileri ve güncel haberleri sentezlediğimizde Türkiye için şu tablo ortaya çıkıyor:</span></p>
<ul>
<li><span style="font-size: 12pt;">Doğrudan enerji maruziyeti yönetilebilir düzeyde. Yüzde 10 olarak açıklanan Hürmüz bağımlılığı, Japonya'nın yüzde 75'i veya Güney Kore'nin yüzde 73'üyle kıyaslandığında makul. Diversifikasyon politikaları bu cephede işe yaramış.</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt;">Ara mal zinciri riski ise kritik ve ateşkese karşı görece dirençli. Alüminyum, polimer ve petrokimyasal girdilerde yüzde 34-42 arasında seyreden bölge payları, üretim maliyeti kanalından enflasyona baskı yapıyor. Dow CEO'sunun öngördüğü 250-275 günlük normalizasyon süreci göz önüne alındığında bu baskı 2026 yılının geri kalanında hissedilecek.</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt;">İhracat talebi riski somut ama kısmen dengelenebilir. Mart'taki yüzde 36,5'lik düşüş ciddi; ancak kara güzergahlarının devreye alınması ve bölgesel talebin yeniden canlanma potansiyeli bu kaybın bir kısmını geri kazandırabilir.</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt;">Mali baskı en kritik cephe. Bütçe varsayımlarının aşılması, enerji sübvansiyonlarının katlanması ve enflasyonla mücadele eden bir merkez bankasının politika esnekliğini kaybetmesi, bu krizin Türkiye'ye en dolaysız ve kalıcı maliyeti olabilir.</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt;">Stratejik kazanım ise bu krizin Türkiye'ye sunduğu nadir somut fırsatı temsil ediyor. Kerkük-Ceyhan hattı, kara güzergahları ve diplomatik arabuluculuk rolü bir arada değerlendirildiğinde Türkiye, transit merkez konumunu pekiştirme açısından belki de on yılda bir gelen bir pencereyle karşı karşıya.</span></li>
<li><span style="font-size: 12pt;">CitriniResearch'ün analistinin sahada öğrendiği en önemli şeyi rakamlar da doğruluyor: Bu kriz kapalı ya da açık, kazanan ya da kaybeden, tehdit ya da fırsat şeklinde okunamaz. Katmanları var ve her katman farklı bir analiz istiyor. Türkiye için de bu böyle. Coğrafya bir kader değil, bir başlangıç noktası. Sonuç, önümüzdeki haftalarda yapılacak seçimlere bağlı.</span></li>
</ul>
<p><span style="font-size: 12pt;"><strong>Kaynaklar</strong></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>CitriniResearch Hürmüz Saha Raporu (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>YASED Stratejik Analiz Serisi — Hürmüz Boğazı: Türkiye'nin Doğrudan Ticaret Maruziyetinin Değerlendirilmesi (8 Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>TEPAV — Hürmüz Krizinin Türkiye'ye Etkileri (Mart 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>TRM Labs — İran'ın Hürmüz'deki Kripto Gişesi (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Bloomberg — Hürmüz'de Geçiş Ücretleri ve Ateşkes Analizi (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>CNBC — İran Toll Booth ve ABD-İran Ateşkesi (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Foreign Policy — Savaş Sonrası Hürmüz Gişesi Senaryosu (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Al Jazeera — Tahran'ın Gişesi: İran Kimi Geçiriyor (Mart 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Middle East Eye — Türkiye'nin Boru Hattı Teklifi (Mart 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Daily Sabah — Türkiye Diplomasi ve Enerji Güzergahları Odağında (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Turkiye Today — Enerji Bakanlığı Açıklamaları (Mart 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Middle East Forum — Savaş Türkiye Ekonomisini Çökertir mi (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Noon Post — Kerkük-Ceyhan'ın Yeniden Canlanması (Nisan 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Dünya Ekonomik Forumu — Ortadoğu Savaşının Küresel Faturası (Mart 2026)</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>Wikipedia — 2026 Hürmüz Boğazı Krizi ve 2026 İran Savaşı Ateşkesi</em></span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><em>OECD 2026 Ekonomik Görünümü</em></span></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiye-10-yilda-bir-gelen-pencereyle-karsi-karsiya-hurmuz-bogazinin-golgesinde-turkiye-76748</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye 10 yılda bir gelen pencereyle karşı karşıya; Hürmüz Boğazı&#039;nın gölgesindeTürkiye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-warflation-riskine-dikkat-76721</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avdagiç: &#039;Warflation&#039; riskine dikkat!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, küresel enerji krizinden Türkiye ekonomisine ve tedarik zinciri kırılmalarına dair değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Küresel “savaşflasyon” riskinin dikkate alınması gereken bir etken olduğunu vurgulayan Avdagiç, Türkiye ekonomisinin iç talep desteğiyle büyümesini sürdürdüğünü, bununla birlikte dış talebin zayıflaması ve maliyetlerdeki artışın büyümenin kompozisyonunu etkileyebileceğini kaydetti.</p>
<p>İTO Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye'nin kendi iç dinamikleriyle büyüyebileceğini belirterek, üç temel öneri sıraladı. Avdagiç, “Bizim kendi gücümüz, kendi çözümlerimizdir. Şöyle ki; yenilenebilir kaynaklarla ve nükleer güçte kapasite artışıyla enerji bağımlılığını düşürebiliriz. Katma değerli üretim yapısı ve ihracat kompozisyonuyla dış kaynak ihtiyacını karşılarız. Arz yönlü politikalar ve yapısal reformlarla da enflasyon sorununun üstesinden pekala gelebiliriz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türkiye'nin önündeki fırsat penceresinin konjonktürel değil, yapısal bir nitelik taşıdığını belirten Avdagiç, şöyle devam etti:</p>
<p>“Eskiden enflasyon, deflasyon ya da stagflasyonu bilir ve fiyat artışıyla bağlantısını kurardık. Şimdi 'warflation (savaş kaynaklı enflasyon)' diye yeni bir kavram daha üretildi. Bununla da savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgası kastediliyor. Bu yeni rejimde büyüme yavaşlarken fiyatlar yükseliyor. Dünyada savaş kaynaklı, arz yönlü, kalıcı olma riski taşıyan bir enflasyon dalgasıyla karşı karşıyayız.</p>
<p>Türkiye’nin hep dikkat çektiğimiz potansiyeli, bugün çok daha yüksek bir gerçekleşme şansına sahip: Avrupa’nın tedarikini daha yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Gümrük Birliği entegrasyonu, Türkiye’nin ‘Made in EU’ düzenlemesine dahil edilmesi, gelişmiş sanayi altyapısı ve tedarik avantajı, Türkiye’yi Avrupa için stratejik bir üretim ortağı konumuna taşıyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel ‘warflation’ riskinden ‘üretim, verimlilik ve ihracat’ üçgenini uzak tutmalıyız.”</p>
<p><strong>“Merkez Bankası'nın politika duruşu istikrarın sigortası olacak”</strong></p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, TCMB’nin para politikası beklentilerine ilişkin ise şunları söyledi: “Savaş öncesinde oluşan faiz indirimi beklentilerinin, artan enflasyon riski ve küresel sıkılaşma koşulları nedeniyle belirgin şekilde zayıfladığı görülüyor. Piyasa beklentileri, kısa vadede faiz indirimlerinin ötelenebileceği ve para politikasında daha uzun süre sıkı duruşun korunacağı yönünde şekillenmeye başladı. Merkez Bankası’nın fiyat istikrarı ve finansal istikrarın korunmasına yönelik üretimi de gözeten hassas kurgulanmış politika duruşu, bir bütün olarak ekonomik istikrarın sigortası olacaktır.”</p>
<p>Gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akımlarının gittikçe zayıfladığına dikkat çeken Avdagiç, “Uzmanlar dünya ekonomisinin yeniden düşük büyüme, yüksek enflasyon patikasına yaklaştığını söylüyorlar” dedi. Şekib Avdagiç, savaş sona erdirilmezse giderek büyüyen ham petrol kıtlığının tarımdan petrokimyasallara, tekstilden sağlık sektörüne kadar birçok üründe darboğaza yol açabileceğini vurgulayarak, “Temel zorluk artık fiyat olmaktan çıktı, temel zorluk dünya çapında fiziksel kıtlığa dönüşmeye başladı. Arz kıtlığı ve artan fiyatların yarattığı etki, tüketici pazarının her köşesine yayılıyor" ifadelerini kullandı.</p>
<p>Küresel dönüşümün Türkiye açısından hem riskler hem fırsatlar içerdiğinin altını çizen Avdagiç, “ABD-İran arasındaki kırılgan ateşkesin barışa dönmesiyle dezavantajlarımızın geçici ve yönetilebilir, güçlü avantajlarımızın ise kalıcı ve stratejik nitelikte olduğu yeni bir dönem bekliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>“Kur ile enflasyon arasındaki makas ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor”</strong></p>
<p>Avdagiç, Türkiye’nin dış ticaret hedefleri için enflasyonla kur arasındaki korelasyonun giderek açıldığını belirtti. Avdagiç, “Sadece yılın ilk çeyreğinde dahi kur ile enflasyon arasındaki makasın yüzde 7’ye yaklaşması, ihracatçımızın rekabet gücünü aşındırıyor. Türkiye’nin dış ticaret hedefleri açısından enflasyon ile kur arasındaki korelasyonun giderek zayıfladığına dikkat çekiyoruz. Yılın ilk üç ayında kümülatif enflasyon yüzde 10’a ulaşırken, kur artışı yüzde 3 seviyesinde kaldı. Son iki yıllık döneme baktığımızda da benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. Tüketici ve üretici enflasyonunun ortalaması yüzde 70’e ulaşırken, kurdaki artış yüzde 42 seviyesinde gerçekleşti. Böylece iki yılda kur ile enflasyon arasındaki fark 28 puan oldu. Kurun enflasyona paralel hareket etmemesi, zamanla yapısal bir rekabet gücü kaybına dönüşme riski taşıyor. Bu sürecin önüne geçmek zorundayız.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu tablonun yansımasının dış ticaret verilerimizde de görüldüğüne dikkati çeken Avdagiç, 2026'nın ilk çeyreğinde ihracatın geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 azaldığını, ithalatımızın ise yüzde 4,7 arttığını kaydetti.</p>
<p>Şekib Avdagiç, şöyle devam etti: “Dolayısıyla bundan sonraki süreçte enflasyonla kur arasındaki korelasyonun paralel gitmesi, hatta bir miktar kur lehine bir sürecin devreye girmesinin, Türkiye'nin rekabetçiliği açısından elzem hale geldiğini düşünüyoruz. Sürdürülebilir bir ihracat büyümesi için enflasyonun kalıcı olarak dizginlenmesinin yanında Türk Lirasının gerçekçi bir seviyede seyretmesi son derece önemli. Katma değerli ürünlere geçişin hız kazanması adına da bunun gerekli olduğuna inanıyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-warflation-riskine-dikkat-76721</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/1/1280x720/avdagic-1775797700.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO Başkanı Avdagiç, “Avrupa’nın tedarikini yakın ve güvenilir coğrafyalara kaydırma eğilimi, Türkiye’yi doğal bir üretim üssü adayı haline getiriyor. Büyümenin kalitesinin bozulmaması için gerekli tedbirleri alıp küresel &#039;warflation (savaş kaynaklı enflasyon)’ riskinden üretim, verimlilik ve ihracat üçgenini uzak tutmalıyız.” ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ust-yonetiminde-gorev-degisikligi-76720</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY üst yönetiminde görev değişikliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) İletişim Başkanlığı, şirketin kurumsal hedefleri doğrultusunda yapılan atamalarla, yönetim kurulu ve genel müdürlük makamlarında yeni isimler görevlendirildiğini duyurdu.</p>
<p>Şirket bünyesinde uzun yıllardır finans, hazine ve yatırımcı ilişkileri gibi kritik alanlarda yöneticilik yapan Prof. Dr. Murat Şeker, Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı'na Prof. Dr. Ahmet Bolat'ın yerine Prof. Dr. Murat Şeker, THY Genel Müdürlüğü'ne ise Bilal Ekşi'nin yerine Ahmet Olmuştur getirildi.</p>
<p><strong>Prof. Dr. Murat Şeker</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d883f56b01e-1775797237.jpg" alt="" width="700" height="467" /></strong>Prof. Dr. Murat Şeker, 2000 yılında Marmara Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümünden mezun oldu, Sabancı Üniversitesi'nde Ekonomi Yüksek Lisans derecesini ve Minnesota Üniversitesi'nde ekonomi alanında doktora derecesini aldı.</p>
<p>Kariyerine uluslararası arenada önemli görevlerle devam eden Prof. Dr. Şeker, 2008-2013 yılları arasında Dünya Bankası'nda ekonomist olarak görev yaptı, gelişmekte olan ülkelerde inovasyon, girişimcilik, uluslararası ticaret ve büyüme alanlarında birçok projede yer aldı, politika raporları ve akademik çalışmalar gerçekleştirdi.</p>
<p>2013-2016 yılları arasında Ziraat Bankası'nda Finansal Kurumlar ve Yatırımcı İlişkileri Bölüm Başkanı olarak görev yapan Prof. Dr. Şeker, bankanın uluslararası finansman faaliyetlerini yönetti, aynı dönemde Ziraat Yatırım, Ziraat Hayat ve Emeklilik ile Ziraat Sigorta'da yönetim kurulu üyeliklerinde bulundu.</p>
<p>Temmuz 2016'da THY Genel Müdür Yardımcısı olarak atanan Prof. Dr. Şeker finansman, hazine operasyonları, muhasebe, satın alma ve yatırımcı ilişkileri gibi kritik alanların yönetimini üstlendi. Mart 2021 itibarıyla THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Üyeliği görevlerini de yürüten Prof. Dr. Şeker, aynı zamanda Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. ve SunExpress'te Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktadır.</p>
<p>Prof. Dr. Şeker, 2024 yılından beri Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA) tarafından kurulan Finansal Danışma Konseyi üyesi ve 2025 yılından beri başkanlığını yürütmektedir. Akademik alanda da aktif çalışmalar yürüten Şeker, 2015-2018 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi'nde yarı zamanlı eğitmenlik yapmış olup, Aralık 2025 itibarıyla Profesör ünvanını almıştır.</p>
<p>Prof. Dr. Şeker, evli ve üç çocuk babasıdır.</p>
<p><strong>Ahmet Olmuştur</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d88406175fa-1775797254.jpg" alt="" width="700" height="454" /></strong>THY Genel Müdürü olarak atanan Ahmet Olmuştur, 1980 yılında İstanbul'da doğdu.</p>
<p>Lisans eğitimini Marmara Üniversitesi İşletme Bölümü'nde tamamlayan Olmuştur, İşletme İdaresi (MBA) yüksek lisansını, Long Island University (New York), European Business School (Londra) ve Pôle Universitaire Léonard de Vinci (Paris) iş birliğiyle yürütülen uluslararası program kapsamında aldı.</p>
<p>Olmuştur'un kariyer yolculuğu, 2000 yılında THY Çağrı Merkezi'nde yarı zamanlı olarak başladı. Kurumun en temel temas noktalarından birinde edindiği saha deneyimini yıllar içerisinde üstlendiği görevlerle pekiştiren Olmuştur, THY'nin en üst yönetim pozisyonuna uzanan örnek bir başarı hikayesine imza attı.</p>
<p>THY'de Gelir Yönetimi Başkanlığı bünyesinde Uçuş Analisti olarak görev aldıktan sonra, Genel Dağıtım Sistemleri Müdürü, Gelir Yönetimi ve Fiyatlandırma Müdürü ve Gelir Yönetimi Başkanı gibi kritik görevlerde bulunan Olmuştur, 2014 yılından itibaren Pazarlama ve Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptı.</p>
<p>Olmuştur, 2024 yılından bu yana Genel Müdür Yardımcısı olarak şirketin ticari faaliyetlerine liderlik etti.</p>
<p>Kariyeri boyunca uçuş ağı planlaması, gelir yönetimi ve fiyatlandırma stratejileri, satış ve pazarlama faaliyetleri, müşteri deneyimi uygulamaları ve Miles&amp;Smiles sadakat programı başta olmak üzere birçok stratejik alanda önemli katkılar sağlayan Olmuştur, SunExpress Havayolları Yönetim Kurulu ve Denetim Komitesi Üyeliği, Türk Hava Yolları Teknik A.Ş. Yönetim Kurulu Üyeliği ve IATA Dağıtım Danışma Konseyi Üyeliği görevlerini de sürdürmektedir.</p>
<p>Ayrıca, Prof. Dr. Fuat Sezgin İslam Bilim Tarihi Araştırmaları Vakfı, Türkiye Golf Federasyonu, Turizm Geliştirme ve Eğitim Vakfı ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi gibi önemli kurumlarda aktif görevler üstlenen Olmuştur, evli ve üç çocuk babasıdır.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thy-ust-yonetiminde-gorev-degisikligi-76720</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/thy.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanlığı&#039;na Prof. Dr. Ahmet Bolat&#039;ın yerine Prof. Dr. Murat Şeker, THY Genel Müdürlüğü&#039;ne ise Bilal Ekşi&#039;nin yerine Ahmet Olmuştur getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-76706</guid>
            <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomi Masası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Ekonomi Masası | 10 NİSAN" src="https://www.youtube.com/embed/mQIm0WehLQc" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-76706</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/ekonomi-masasi-talip-seyda-1775799076.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hububat-bakliyat-yagli-tohumlar-ve-mamulleri-ihracati-3-ayda-28-milyar-dolar-76699</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 21:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatı 3 ayda 2,8 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre, ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk üç ayında 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptı.</p>
<p>Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarında dolar bazında yaşanan yüzde 17’4’lük yükselişin etkisiyle, değer bazındaki düşüş yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 17,2 artışla 316,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken, yüzde 14,7 düşüşle 248,7 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 200 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 315,2 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 40,1’lik düşüşün de etkisiyle Orta Doğu pazarında yüzde 25,3’lük düşüş kaydedildi.  3 aylık süreçte geçtiğimiz yıla göre yüzde 4 artışla 68 milyon dolar ihracat yapılan İran, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk 7 içerisinde yer aldı.</p>
<p><strong>“Krizlere dayanıklı yapımız, küresel sarmalı soğukkanlı yönetebilmemizi sağlıyor”</strong></p>
<p>Küresel gıda ticaretinin Hürmüz Boğazı odağında gelişen enerji ve lojistik darboğazı nedeniyle kritik süreçten geçtiği bu dönemde yaşanan aksamaların ihracata etkilerini değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Orta Doğu’da devam eden süreç, 2022 yılında yaşanan ve tahıl ile yağlı tohum arzını doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan farklı bir dinamikle ilerliyor. O dönemde ürün arzı sekteye uğramıştı, bugünse sahaya yansımalar enerji, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden dünya üretim altyapısını baskılayan sistematik bir şekilde gelişiyor. Bu tablonun küresel bir riski temel gıda maddeleri olan pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesinde muhtemel düşüşleri tetikleyerek, özellikle ithalata bağımlı ülkeleri uzun süreli istikrarsızlığa mahkûm edebilecek olması. Bunun yanında yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini artırması mısır, soya ve palm yağı gibi ürünlerde ek bir fiyat baskısı oluşturabilir, tüm bu gelişmeler de gıda ticaretini sadece bir tarım meselesi olmaktan çıkararak küresel ekonomi için istikrar başlığına dönüştürebilir Türkiye gıda sanayii, şu an tüm ülkeleri etkileyen bu sarmalı, geçmiş krizlerde test edilmiş çevik yapısı, hammaddeye erişim ve onu katma değerli ürüne dönüştürme kabiliyetiyle soğukkanlı bir şekilde yönetiyor. Mart’ta aylık bazda yaşanan yüzde 14,2’lik daralmaya rağmen sektörel ihracatımızın 1 milyar dolar sınırına yaklaşması, ticari ilişkiler normale döndüğü zaman ticari verilerde hızlı bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor.”</p>
<p><strong>“Dinamik lojistik altyapımız en stratejik kalkanımız”</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki tıkanıklıklar küresel petrol ticaretinin üçte birini işlevsiz bırakma potansiyeline sahip olsa da Türkiye’nin, lojistik açıdan tek bir rotaya mahkûm olan diğer ülkelerden ayrıştığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi:V“Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan geniş liman ağımız, gelişmiş kara yolu taşımacılığımız ve stratejik demir yolu bağlantılarımız, bölgesel blokajları alternatif güzergahlarla bypass edebilmemize imkân tanıyan eşsiz bir esneklik sunuyor. Bu lojistik çeşitlilik sayesinde, küresel tedarik zincirindeki kopmaları minimize ederek hem tedarik akışımızı güvence altına alıyor hem de ihracat menzilimizi koruyabiliyoruz. Bölgedeki deniz yolu trafiğinin yüzde 90 oranında aksadığı bu gibi dönemlerde, Türkiye’nin sahip olduğu taşımacılık altyapısının, sanayicimize hammaddeye erişim konusunda rakiplerinin önüne geçen bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz. Jeopolitik risklerin deniz yolu rotalarını felç ettiği bir süreçte, ülkemizin alternatifli ve dinamik lojistik altyapısı sadece ticari bir avantaj değil, aynı zamanda geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğini sürdürülebilir kılan en stratejik kalkanımız olmaya devam ediyor.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/hububat-bakliyat-yagli-tohumlar-ve-mamulleri-ihracati-3-ayda-28-milyar-dolar-76699</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/9/1280x720/hububat-bakliyat-yagli-tohumlar-ve-mamulleri-ihracati-3-ayda-28-milyar-dolar-1775759893.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk çeyreğinde 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iran-savasi-nedeniyle-ortadogu-limanlarini-iptal-eden-kruvaziyer-gemiler-rotayi-bati-akdenizin-guvenli-limanlarina-cevirdi-76696</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 21:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> QTerminals ile ASBAŞ arasında iş birliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>QTerminals Genel Müdürü Hüseyin Sipahioğlu yaptığı açıklamada, Antalya için kruvaziyer turizminde heyecan verici bir gelişme yaşandığını belirterek, Vali Hulusi Şahin öncülüğünde yürütülen çalışmalar sonucu, QTerminals ile Antalya Serbest Bölge Kurucusu ve Yatırımcısı AŞ (ASBAŞ) arasında ASBAŞ limanının ortak kullanımı için iş birliği yapıldığı bildirdi.</p>
<p>İşbirliği ile QTerminals Antalya Limanı’na ait 9 numaralı rıhtım ile ASBAŞ’a ait 10 numaralı rıhtımın, Liman Başkanlığı’nın onayıyla birlikte ortak kullanıma açıldığını anlatan Sipahioğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Böylece toplam 340 metrelik yanaşma kapasitesine sahip yeni bir alan oluşturularak daha büyük kruvaziyer gemilerinin Antalya’ya gelmesinin önü açıldı. İş birliğinin ilk adımı olarak 294 metre uzunluğunda Malta bayraklı dev kruvaziyer gemisi <strong>Celebrity Infinity</strong>, ikinci kez Antalya limanına geldi. Bu gelişme, Antalya’nın kruvaziyer turizmindeki potansiyelinin artık daha güçlü şekilde hayata geçirildiğinin önemli bir göstergesi olacak. Planlanan düzenli seferlerle birlikte şehre gelen ziyaretçi sayısının daha da artması bekleniyor. Bu hareketlilik özellikle esnaf, turizm işletmeleri ve şehir içi taşımacılık sektörü için ciddi bir ekonomik katkı anlamına geliyor.’’</p>
<p><strong>"Antalya Akdeniz’in gözde kruvaziyer limanı olacak"</strong></p>
<p>QTerminals Antalya ile ASBAŞ arasındaki iş birliği ile Antalya’nın yalnızca bir tatil destinasyonu olmanın ötesine geçerek Akdeniz’in önde gelen kruvaziyer liman şehirlerinden biri olma yolunda kararlı adımlar atmaya devam ettiğini ifade eden Sipahioğlu, ‘’Antalya, kruvaziyer turizminin yükselen rotalarından biri olmaya devam ediyor’’ dedi.</p>
<p><strong>Rota Batı Akdeniz’e çevrildi</strong></p>
<p>ABD ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın Körfez ve Doğu Akdeniz kruvaziyer sektörünü tamamen alt üst ettiğini anlatan Hüseyin Sipahioğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Basra Körfezi'nde yaklaşık 15 bin yolcuyu taşıyan altı kruvaziyer gemisi dışarıya çıkış yolu bulamadan mahsur kaldı. Bu gemiler İran'a en yakın noktada bulunan ve hâlâ kapalı olan Hürmüz Boğazı'nı geçmeden güvenli sulara ulaşamıyor. Kruvaziyer hatları tarafından Orta Doğu sezonların tamamı iptal edildi ve filolar Karayipler ile Batı Akdeniz gibi daha güvenli sulara yönlendirilmek zorunda kaldı. Mevcut duruma önlem olarak kruvaziyer şirketleri, gemilerini Batı Akdeniz'in temel limanlarında yoğunlaştırıyor, Kuzey Avrupa sezonlarını uzatıyor ve Kanarya Adaları ile Atlantik adaları gibi alternatif güneş güzergahlarını ön plana çıkarıyor.’’</p>
<p>Celebrıty Infinity adlı kruvaziyer gemisinin ikinci kez gelişi nedeniyle gemi kaptanına Antalya Bölge Liman Başkanı Mustafa Ergüven tarafından plaket verildi. Gemiyle gelen üst düzey gelir grubu yolcular, Antalya’nın tarihi ve kültürel mirası Aspendos Antik Tiyatrosu ile tarihi Kaleiçi’ni ziyaret edip alışveriş yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/iran-savasi-nedeniyle-ortadogu-limanlarini-iptal-eden-kruvaziyer-gemiler-rotayi-bati-akdenizin-guvenli-limanlarina-cevirdi-76696</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/5656-1775801053.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ QTerminals ile ASBAŞ limanının ortak kullanımı için iş birliği yapıldığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baibde-yeni-baskan-mehmet-ali-can-oldu-76695</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 21:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> BAİB’de yeni başkan Mehmet Ali Can oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Batı Akdeniz ihracatçı Birliği (BAİB) Genel Kurulu Nazım Hikmet Kongre Merkezinde yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Divan Başkanlığı’na ATSO Başkan Yardımcısı Hakan Pakalın oy birliği ile seçildi.</p>
<p>Yönetimin ibra edilmesinden sonra seçimlere geçildi. BAİB tarihinde en yoğun katılım yaşandığı seçimlerde bin 241 oy kullanıldı. Seçim sonucunda Mehmet Ali Can 624, başkan adayı Ramazan Keskin de 612 oy aldı. Böylece BAİB başkanlığına Mehmet Ali Can seçilmiş oldu. Sonuçların açıklanmasından sonra Ramazan keskin, başkan seçilen Can’ı kutladı.</p>
<p>BAİB yeni başkanı Can, Batı Akdeniz’in, üretimiyle, emeğiyle, alın teriyle bu ülkenin en güçlü ihracat merkezlerinden biri olduğunu belirterek, ‘’Antalya’dan dünyaya uzanan yaş meyve sebze, Burdur’dan çıkan doğal taş, Isparta’nın üretim gücü, 25 sektörün emeği, 25 sektörün mücadelesi ve 25 sektörün geleceğe olan inancıdır. Bu coğrafya değer üretir. Ve biz bu değeri daha ileri taşımak istiyoruz. Sahayı bilen, üyeyi dinleyen, çözümü birlikte üreten bir yönetim anlayışında olacağız’’ dedi.</p>
<p><strong>"Üretim ve ihracatta büyük sorunlar var"</strong></p>
<p>Batı Akdeniz ihracatını büyüten, yeni pazarlara açan, üyelerini güçlendiren, geleceği planlayan bir Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği için bu vizyonu hayata geçirecek projelerinin hazır olduğunu ifade eden Can, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’⁠Güçlü UR-GE projeleri, ⁠Sürdürülebilirlikte yol gösteren eğitim ve dönüşüm programları, ⁠Aile şirketlerine kurumsallaşma eğitimleri, ⁠Genç ihracatçılarımızı sahaya kazandıracak ‘Genç İhracat Kulübü’,⁠  ⁠tecrübeyi yok saymayan, aksine merkeze alan Yüksek İstişare Kurulları oluşturulacak. Bizim en büyük sorumluluğumuz BAİB’e değer katmak ve üyelerimizin güçlü sesi olmaktır. Maalesef sahada, üretimde, ihracatta çok büyük problemlerle karşı karşıyayız. İhracatçımız bugün ciddi bir mücadele vermektedir. Finansmana erişmekte yaşanan zorluklar ulaşılabilen, finansmandaki yüksek faizler. Kurda yaşanan baskıya eklenen yüksek enerji maliyetleri, lojistik maliyetleri, hammadde fiyatları ve işçilik giderleri uluslararası piyasada rekabeti çok zor hale getirmektedir.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/baibde-yeni-baskan-mehmet-ali-can-oldu-76695</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/5/1280x720/baibde-yeni-baskan-mehmet-ali-can-oldu-1775757952.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Batı Akdeniz ihracatçı Birliği’nin olağan genel kurulunda Başkanlığa Mehmet Ali Can seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiye-hayat-emeklilikteki-sermayemizi-10-milyar-liraya-yukseltiyoruz-76682</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çakmak: Sermayemizi 20 milyar liraya yükseltiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik'in 6. Olağan Genel Kurul Toplantıları, İstanbul'daki genel müdürlük binasında gerçekleştirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, hem şirketlerin finansal performansı hem de yeni dönem stratejilerinin ele alındığı 6. Olağan Genel Kurul Toplantılarında, Türkiye Sigorta Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Murat Uluğ, Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Genel Müdür Taha Çakmak ile Yönetim Kurulu Üyeleri Bilal Bedir ve Mahmut Kaçar mevcut görevlerine yeniden seçildi.</p>
<p>Bağımsız üyeler Ayşe Türkmenoğlu ve Yavuz Kaynarca görevlerine devam ederken, Arif Calban ise bağımsız üye olarak atandı.</p>
<p>Türkiye Sigorta ve Türkiye Hayat Emeklilik Genel Müdürü Taha Çakmak, paydaşlarına değer üretme prensibi ve sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda hem hayat hem de hayat dışı branşlarda güçlü bir performans sergilediklerini belirtti.</p>
<p>Çakmak, 2026'nın ilk çeyreğinde, geçen yılın aynı dönemine göre hayat dışında yüzde 30 büyüme kaydederek 53,8 milyar lirayı aşan toplam brüt prim üretimine, hayat branşında yüzde 54 büyümeyle 10,6 milyar lirayı ulaştıklarını kaydetti.</p>
<p>Gönüllü Bireysel Emeklilik Sisteminin (BES) ve Otomatik Katılım Sistemi'nin (OKS) fon büyüklüğünde, devlet katkısı dahil olmak üzere yüzde 67'lik büyümeyle 525,1 milyar liraya ulaştıklarını vurgulayan Çakmak, paydaşlarına değer üretme vizyonuyla faaliyetlerini sürdürdüklerinin altını çizdi.</p>
<p>Şirketlerinin güçlü finansal yapısıyla Türkiye ve sektör için güvence sunmaya devam ettiklerine dikkati çeken Çakmak, paydaşlarına değer üretme prensipleriyle kuruluşlarından bu yana düzenli temettü dağıtımı yaptıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Bu yıl da Türkiye Sigorta olarak, nakit brüt 3 milyar lira temettü dağıtımı yapacağız. Yüzde 100 bedelsiz sermaye artışı ile sermayemizi 10 milyar liradan 20 milyar liraya yükseltiyoruz. Türkiye Hayat Emeklilik'te ise yine 3 milyar lira temettü dağıtımı gerçekleştireceğiz. Buradaki sermayemizi ise 5 milyar liradan 10 milyar liraya yükseltiyoruz. Sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda, hissedarlarımıza ve tüm paydaşlarımıza değer katmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiye-hayat-emeklilikteki-sermayemizi-10-milyar-liraya-yukseltiyoruz-76682</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/6/1280x720/taha-cakmak-1766916757.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Sigorta&#039;nın 6. Olağan Genel Kurul Toplantısı&#039;nda konuşan Genel Müdür Taha Çakmak, &quot;Bu yıl da Türkiye Sigorta olarak, nakit brüt 3 milyar lira temettü dağıtımı yapacağız. Yüzde 100 bedelsiz sermaye artışı ile sermayemizi 10 milyar liradan 20 milyar liraya yükseltiyoruz. Türkiye Hayat Emeklilik&#039;te ise yine 3 milyar lira temettü dağıtımı gerçekleştireceğiz. Buradaki sermayemizi ise 5 milyar liradan 10 milyar liraya yükseltiyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkmde-dusus-suruyor-76677</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 16:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM&#039;de düşüş sürüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Bültene göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 3 Nisan itibarıyla 355 milyar 949 milyon lira artarak 24 trilyon 545 milyar 957 milyon liradan 24 trilyon 901 milyar 906 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 294 milyar 90 milyon lira artarak 27 trilyon 928 milyar 268 milyon liradan 28 trilyon 222 milyar 359 milyon liraya yükseldi.</p>
<p><strong>Tüketici kredileri 3 trilyon 159 milyar liraya yükseldi</strong></p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 27 milyar 350 milyon lira artarak, 3 trilyon 159 milyar 277 milyon liraya çıktı. Söz konusu tutarın 747 milyar 32 milyon lirası konut, 46 milyar 165 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 366 milyar 80 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 66 milyar 949 milyon lira artarak 3 trilyon 842 milyar 775 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 2,9 artışla 3 trilyon 12 milyar 18 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 144 milyar 69 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 867 milyar 949 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 3 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 15 milyar 912 milyon lira artışla 682 milyar 574 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 511 milyar 225 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 3 milyar 887 milyon lira artarak 5 trilyon 544 milyar 51 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 19 milyon lira azalarak 1 milyar 515 milyon liraya düştü. Böylece KKM büyüklüğü, toplam mevduatın yüzde 0,01'ini oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkmde-dusus-suruyor-76677</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/07/lira-tl-para-turk-lirasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KKM hesapları geçen hafta 19 milyon lira azalışla 1 milyar 515 milyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-1-milyar-dolarlik-satis-76675</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 1 milyar dolarlık satış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni paylaştı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 217,8 milyon dolarlık hisse senedi, 784,3 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) satarken, 15 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin 27 Mart haftasında 38 milyar 627,3 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 3 Nisan haftasında 39 milyar 93,8 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 14 milyar 997,6 milyon dolardan 14 milyar 303,8 milyon dolara gerilerken ÖST stoku da 1 milyar 863,3 milyon dolardan 1 milyar 872,7 milyon dolara çıktı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-1-milyar-dolarlik-satis-76675</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/7/1280x720/dolar-dollar-1766051989.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası verilerine göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 217,8 milyon dolarlık hisse senedi, 784,3 milyon dolarlık DİBS satarken, 15 milyon dolarlık ÖST aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-294-trilyon-liraya-yukseldi-76673</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 29,4 trilyon liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 3 Nisan ile biten haftada yüzde 1,3 ve 388 milyar 642 milyon 503 bin lira artışla 29 trilyon 55 milyar 87 milyon 426 bin liradan, 29 trilyon 443 milyar 729 milyon 929 bin liraya yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,3 azalarak 15 trilyon 521 milyar 203 milyon 385 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 2,8 yükselişle 10 trilyon 308 milyar 826 milyon 654 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 270 milyar 831 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken bu tutarın 232 milyar 523 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında, parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 3 Nisan itibarıyla 2 milyar 785 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,8 artışla 6 trilyon 164 milyar 369 milyon 316 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 746 milyar 285 milyon 452 bin lirası konut, 46 milyar 66 milyon 340 bin lirası taşıt, 2 trilyon 360 milyar 551 milyon 526 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 11 milyar 465 milyon 998 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 3 Nisan ile biten haftada 393 milyar 521 milyon 256 bin lira artarak 24 trilyon 255 milyar 630 milyon 916 bin liraya çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-294-trilyon-liraya-yukseldi-76673</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın geçen haftaya ait verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 388,6 milyar lira artarak 29,4 trilyon liraya yükseldi.. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-63-milyar-dolar-artti-76672</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 6,3 milyar dolar arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 3 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 3 milyar 127 milyon dolar artışla 58 milyar 417 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 27 Mart'ta 55 milyar 290 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 3 milyar 180 milyon dolar artışla 100 milyar 49 milyon dolardan 103 milyar 229 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 3 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 6 milyar 306 milyon dolar artışla 155 milyar 339 milyon dolardan 161 milyar 645 milyon dolara çıktı.</p>
<p>TCMB rezervleri, Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>06.03.2026</td>
<td>134.707</td>
<td>62.770</td>
<td>197.478</td>
</tr>
<tr>
<td>13.03.2026</td>
<td>134.140</td>
<td>55.486</td>
<td>189.625</td>
</tr>
<tr>
<td>19.03.2026</td>
<td>116.166</td>
<td>61.292</td>
<td>177.458</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>03.04.2026</td>
<td>103.229</td>
<td>58.417</td>
<td>161.645</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-rezervleri-63-milyar-dolar-artti-76672</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankasının toplam rezervlerinin geçen hafta 6,3 milyar dolar artışla 161,6 milyar doları aştığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kamu-ihaleleriyle-ilgili-yonetmelik-ve-tebliglerde-degisiklik-76670</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kamu ihaleleriyle ilgili yönetmelik ve tebliğlerde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kamu İhale Kurumu (KİK) tarafından hazırlanan, danışmanlık hizmet alımı, hizmet alımı, mal alımı, yapım işleri ihaleleri uygulama, ihalelere yönelik başvurulara ilişkin yönetmelik ve tebliğ ile Kamu İhale Genel Tebliği değişiklikleri, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, ihale uygulama yönetmeliklerinde yapılan değişikliklerle, ekonomik ve mali yeterliğe ilişkin evraklar çerçevesinde sunulması istenen eş değer belgelerin, kapsamı açıklığa kavuşturuldu.</p>
<p>Elektronik Kamu Alımları Platformu (EKAP) ile Gelir İdaresi Başkanlığı arasındaki entegrasyonla, ekonomik ve mali yeterliliğe ilişkin bilanço ve iş hacmine yönelik belgelerin her durumda teyit edilebilmesi için ihale veya son başvuru tarihi yılın ilk 4 ayında olan ihalelerde, aday veya istekliler tarafından ihale veya son başvuru tarihinin içinde bulunduğu yıldan 2 önceki yıla ait belgeler sunulabilecek.</p>
<p>İş deneyim belgesi düzenlenemeyen hallerde, iş deneyimini tevsik etmek için sunulan diğer belgelerin yanında, sözleşmeye ait damga vergisinin ilk ilan veya davet tarihi itibarıyla ödendiğine ilişkin belgeler de başvuru veya teklif kapsamında verilecek. Damga vergisinden istisna ya da muaf olunması durumunda, istisna veya muafiyet gerekçesini açıklayan belge ya da beyanları içeren imzalı veya kaşeli dilekçe sunulacak.</p>
<p><strong>Kamu İhale Genel Tebliği'nde yapılan değişiklikler</strong></p>
<p>Malzemenin idare tarafından yükleniciye verildiği yapım işi sözleşmeleri çerçevesinde düzenlenecek iş deneyim belgelerinde, belge tutarına yansıtılacak malzeme bedeline ilk sözleşme bedelinin yüzde 20'si oranında sınır getirilecek.</p>
<p>Kamu İhale Genel Tebliği'nde yapılan değişikliklerle de teklif edilecek veya kullanılacak ürüne ilişkin ihale dokümanında yer verilemeyecek hususlar, açıklığa kavuşturulacak.</p>
<p>Yapım işleri ihalelerinde aşırı düşük teklif açıklamalarında, iş kalemlerine ilişkin analizlere dayanak olan bilgi ve belgelerin sunulmaması kuralının uygulanabilmesi için kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilan veya davet tarihinin içinde bulunduğu aya ait yayımlanmış güncel birim fiyat ve rayiçler baz alınacak. Söz konusu aya ait güncel rayiçlerin yayımlanmamış olması durumunda, istekli tarafından son yayımlanmış birim fiyatlar ve rayiçler kullanılabilecek.</p>
<p>İsteklinin teklifiyle yaklaşık maliyet yapısının birbiriyle uyumunun fiyat dışı unsur olarak düzenlendiği yapım işi ihalelerinde, bileşenlerin uyumuna yönelik puanlama kriteri, iş kaleminin isteklinin teklifindeki ağırlık oranı ihale dokümanında öngörülen asgari ve azami oranlar arasında olacak şekilde belirlenecek.</p>
<p><strong>İlgili e-formların uyumlaştırılması amacıyla değişiklik yapıldı</strong></p>
<p>İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Yönetmelik ile İhalelere Yönelik Başvurular Hakkında Tebliğdeki değişikliklerle ise kurum tarafından tesis edilecek işlemlerin belirlenmesine yönelik düzenlemeler yapıldı.</p>
<p>İlgili e-formların uyumlaştırılması amacıyla "Aşırı Düşük Teklif Açıklama Talebi" ve "Malzemeli Yemek Sunumu Hesap Cetveli" e-formlarında değişiklik yapılırken, "Örnek Öğün Menüsü" e-formu eklendi.</p>
<p>Öte yandan, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca, "Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Kararın Uygulanmasına İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, tebliğin ekinde yer alan "Yatırım Tamamlama Vizesi İçin İstenecek Belgeler" başlıklı bölümde düzenlemeler yapıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kamu-ihaleleriyle-ilgili-yonetmelik-ve-tebliglerde-degisiklik-76670</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu İhale Kurumu, danışmanlık hizmet alımı, hizmet alımı, mal alımı ve yapım işleri ihaleleri uygulama yönetmelikleri ile Kamu İhale Genel Tebliği&#039;nde düzenlemeye gitti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/agaoglu-avrasya-gayrimenkul-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-76669</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Borsa İstanbul&#039;da işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Talep toplama sürecini tamamlayan Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı AŞ'nin (Ağaoğlu GYO) payları, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "AAGYO" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Tören, Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Ağaoğlu GYO Genel Müdürü Sena Ağaoğlu Kırcal, Ağaoğlu Şirketler Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Burak Kutluğ, İnfo Yatırım Menkul Değerler Genel Müdürü Hüseyin Tarkan Akgül, şirket yetkilileri ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, törende yaptığı konuşmada, sektöründe köklü bir geçmişe sahip olan Ağaoğlu'nun kurumsal gayrimenkul geliştirme alanında lider şirketlerden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Şehirlerin sürdürülebilir dönüşümünde gayrimenkul yatırım ortaklıklarının önemli bir katkı sunduğuna değinen Ergun, "Halka arzla bu yolda önemli bir adım atan Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, yatırımcılarının desteğiyle bu alandaki hedeflerini daha da ileriye taşıyacak. Bu halka arzda emeği geçen değerli şirket yöneticilerimize ve aracı kurumumuza teşekkür eder, halka arzın sermaye piyasalarına hayırlı olmasını dilerim." şeklinde konuştu.</p>
<p>Kırcal da şirketin, Ağaoğlu ailesinin geçmiş dönemine birçok başarı ekleyerek yatırımcılarıyla büyümeye ve değer üretmeye devam edeceğini dile getirdi.</p>
<p>Halka arz sürecinde yoğun ilgi gördüklerini söyleyen Kırcal, söz konusu ilginin hem geçmişe hem de geleceğe yönelik vizyonlarına duyulan güvenin güçlü bir göstergesi olduğunu aktardı.</p>
<p>İnfo Yatırım Menkul Değerler Genel Müdürü Hüseyin Tarkan Akgül, payları Borsa İstanbul'da işlem görmeye başlayan Ağaoğlu GYO'nun halka arz sürecinde başarılı bir talep toplama dönemi geçirdiğini belirtti.</p>
<p>Vakıf Yatırım ile eş konsorsiyum lideri oldukları Ağaoğlu GYO halka arzına yaklaşık 1 milyon yatırımcının katılım sağladığını aktaran Akgül, "Toplam talep, halka arz büyüklüğünün 3,6 katı olarak gerçekleşti. Halka arzla öz kaynak yapısını daha da güçlendirerek, planladığı yeni projeler ve stratejik yatırımlarıyla sektördeki konumunu pekiştirecek Ağaoğlu GYO'ya ve değerli ekibine bundan sonraki yolculuklarında başarılar diliyorum." dedi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/agaoglu-avrasya-gayrimenkul-borsa-istanbulda-islem-gormeye-basladi-76669</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/9/1280x720/57-1775738038.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gong töreninde açıklama yapan Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, &quot;Halka arzla bu yolda önemli bir adım atan Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, yatırımcılarının desteğiyle bu alandaki hedeflerini daha da ileriye taşıyacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turk-eximbanktan-100-milyon-euroluk-finansman-76667</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk Eximbank&#039;tan 100 milyon euroluk finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Eximbank, İslam Yatırım Sigortası ve İhracat Kredisi Şirketi (ICIEC) iş birliğiyle 100 milyon euroluk finansman sağladı.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, 10 yıl vadeli 100 milyon euroluk kredi, Türk ihracatçılarının işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılacak.</p>
<p>Söz konusu kaynakla, özellikle ihracatçı firmaların üretim kapasitelerinin artırılmasına, yeni pazarlara erişimlerinin desteklenmesine ve küresel değer zincirlerindeki konumlarının güçlendirilmesine katkı sağlanması hedefleniyor.</p>
<p>Son işlemle, Türk Eximbank'ın sağladığı uzun vadeli finansmanın toplamı 500 milyon euroyu aştı. Katılım finans ilkeleriyle uyumlu olarak temin edilen kaynağın finansal çeşitliliğin artırılması ve farklı yatırımcı gruplarının Türkiye ekonomisine erişiminin kolaylaştırılması açısından da önemli bir rol üstlendiği belirtildi.</p>
<p>Söz konusu işlemin, bu yönüyle yalnızca bir finansman temini olmadığı aynı zamanda uluslararası finansal mimaride çeşitlilik ve derinliğin artırılmasına yönelik stratejik bir adım olarak da öne çıktığı vuygulandı.</p>
<p><strong>"İhracatçılarımızın büyüme stratejilerini destekliyoruz"</strong></p>
<p>Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, artık uluslararası ticaretin yalnızca mal ve hizmet akışından ibaret olmadığını, aynı zamanda finansman yapılarının niteliğiyle şekillenen çok katmanlı bir ekosisteme dönüştüğünü bildirdi.</p>
<p>Güney, "Bu çerçevede ihracatın sürdürülebilir biçimde artırılması, uzun vadeli, uygun maliyetli ve çeşitlendirilmiş finansman kaynaklarına erişimle doğrudan ilişkilidir. Türk Eximbank olarak bu anlayışla, ihracatçılarımızın finansmana erişimini güçlendirirken, aynı zamanda finansman araçlarımızı küresel eğilimlerle uyumlu şekilde çeşitlendirmeye büyük önem veriyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İslam Kalkınma Bankası Grubunun önemli kuruluşlarından ICIEC ile uzun yıllara dayanan köklü ve geniş yelpazede işbirliklerinin bulunduğunu kaydeden Güney, "Uluslararası birlik ve platformlar çatısı altında da devam eden güçlü ortaklığımız bulunmaktadır. Son işlem de söz konusu stratejik yaklaşımın güçlü yansımasıdır. Bu süreklilik hem kurumsal işbirliklerimizin derinliğini hem de Türkiye'ye duyulan güveni ortaya koymaktadır." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ali Güney, sağlanan finansmanın ihracatçılara sağlayacağı katkılara ilişkin şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Sağlanan bu finansman ihracatçılarımızın işletme sermayesi ihtiyaçlarının karşılanmasının ötesinde, yatırım odaklı büyüme stratejilerinin desteklenmesine de hizmet edecektir. Özellikle üretim kapasitesini artırmaya, katma değerli ihracatı geliştirmeye ve firmalarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü kalıcı biçimde yükseltmeye yönelik yatırımların finansmanında etkin bir şekilde kullanılmasını öngörüyoruz. Önümüzdeki dönemde de uluslararası finans kuruluşlarıyla geliştirdiğimiz işbirliklerini çeşitlendirerek, ihracatçılarımıza sunduğumuz finansman imkanlarını daha da genişletmeyi ve Türkiye’nin ihracat odaklı büyüme vizyonuna güçlü katkı sağlamaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turk-eximbanktan-100-milyon-euroluk-finansman-76667</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/8/1280x720/turk-eximbank-1766063181.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Eximbank tarafından temin edilen 100 milyon euroluk finansmanın, ihracatçıların işletme sermayesi ve yatırım finansmanı ihtiyaçlarının karşılanmasında kullanılacağı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/geri-sayim-basladi-76666</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Geri sayım başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>“Dünyanın kararması, sanatın irrasyonelliğini rasyonel hale getiriyor: radikal bir şekilde karartılmış sanat.”</em></p>
<p>-Theodor W. Adorno, Aesthetic Theory</p>
<p><em>“Günümüzün usta uygulayıcıları arasında yalan, gerçeği çarpıtma işlevini çoktan yitirmiştir. Kimse kimseye inanmaz, herkes her şeyi bilir. Yalanlar sadece birine, ona veya onun iyi niyetine ihtiyaç duyulmadığını iletmek için söylenir. Bir zamanlar özgür bir iletişim aracı olan yalan, bugün her bireyin etrafına, sığınağında gelişebileceği buz gibi bir atmosfer yaymasını sağlayan küstahlık tekniklerinden biri haline gelmiştir.”</em></p>
<p>-Theodor W. Adorno, Minima Moralia: Reflections on a Damaged Life</p>
<p>Adorno, taklitçi gerilemeyi (mimetic regression) kültür endüstrisinin bastırılmış, çocuksu dürtüleri manipüle etmesi, bireyleri önceden tasarlanmış, standartlaştırılmış modelleri taklit etmeye zorlaması ve nihayetinde özerk düşünceyi uyumluluk ile değiştirmesi olarak tanımlar.</p>
<p>Taklitçi gerilemeden çıkış ise dünyadan güvenli bir mesafede durmayı bırakıp "boş ver" dediğiniz an olur. Baskı, coşku, korku altında, kendinizin o cilalı, sahte versiyonundan çıkıp daha eski, ilkel, ham ve az filtrelenmiş bir şeye geri dönüşürsünüz. Fırtına için sıfatlar düşünmeyi bırak, fırtınanın kendisi olursunuz.</p>
<p>Modern hayat her şeyi elektronik tablolara ve tahminlere dönüştürmeden önce, fırtına olarak hayatta kalıyorduk. Onu düşünmeden, modellemeden ve sevimli metaforlarla süslemeden ama fırtına olarak...</p>
<p>O eski ham ve doğal enerji, eğitim, sonsuz uygulamalar, algoritmalar, farklılığı dışlayan şartlanmalar ve bir sürü modern masalların katmanlarının altında canlı canlı gömüldü. Sistem size rasyonel olmanızı söyledi: Her hareketinizi hesaplayın her veri noktasında anlam arayın ve güvende kalın. Biz de bu duruma itaat ettik.</p>
<p>Bunu piyasalarda da görüyoruz. Her şey siyah beyaz görülüyor, hikayeleştiriliyor, çevriliyor, sınırlandırılıyor ve özünden ayrılıp bir hapa dönüştürülüyor. Dikkat zamanları daralıyor, sistem, insanların kendi hayatlarının seyircisi olmalarını, elleri ceplerinde, ekranda olan biteni izlemelerini, olayın kendisine dokunmamalarını istiyor. Bunu hissedebiliyorsunuz. Artık hareket etmiyorlar, sonu gelmeyen modeller ve hesaplar yapıyorlar. Karar vermiyorlar, danışıyorlar. Görmüyorlar ve resmi başkasının açıklamasını bekleyip öyle tepki veriyorlar.</p>
<p>Adorno bence haklıydı. Modern sistemler sizi zorla domine etmez. Kafanızın içine girer ve nasıl gördüğünüzü şekillendirirler. Sizi, aslında hiç düşünmeden düşünme görünümünü kopyalamaya eğitirler. Uysal, iş bulabilir, evcilleştirilmiş hale gelirsiniz ve bu süreçte içgüdüleriniz ve içgörüleriniz canlı canlı gömülür. Halbuki içgüdülerin ve içgörülerin hayatta çok önemli olduğunu söyleyebiliriz. Piyasalarda da içgüdüleri ve içgörüleri kuvvetli olanların genelde daha başarılı olduğuna tanıklık ettik.</p>
<p>Özellikle yılbaşından bu yana, gerçeğin gösterilen kısmıyla iç seslerimiz zaman zaman çelişti ve biz genelde karar verirken ikincisini tercih ettik. Yine böyle bir yol ayrımındayız. barış ihtimali arttı ama kafamızdaki aykırı seslerin sebebini araştırdık ve hap gibi bize sunulanların ötesine geçtik. Karşımıza çıkanlar şöyle:</p>
<p>Bu ateşkes gerçek bir ateşkes değil. Bu, son aşama. Neden?</p>
<p>Trump, 25 Mart'ta 5 günlük bir ara verdiğini açıkladı. Bunun diplomasi için olduğunu söyledi. Bu beş gün boyunca Tripoli, haberlere çıkmadan Arap Denizi'ni geçti. 82. Tümen konuşlandırıldı. Georgia limandan ayrıldı. Basın "verimli görüşmeler" hakkında yazarken, Trump bu arayı saldırı için avantaj sağlayacak askeri parçaları hareket ettirmek için kullanıyor gibi görünüyor.</p>
<p>İki haftada yani tam da ABD askeri savaş formasyonunu alabilmesi için gerekli zaman dilimi içinde bunu tekrar yaptı.</p>
<p>İran'ın yanıtını dikkatlice okuyun. Hürmüz Boğazı'ndan güvenli geçiş, "teknik sınırlamalar dikkate alınarak" İran Silahlı Kuvvetleri ile koordinasyon sağlanarak mümkün olacaktır. Bu, boğazın tamamen koşulsuz yeniden açılması anlamına gelmiyor. Devrim Muhafızları kontrolü elinde tutuyor. Gemiler İran'ın izniyle geçiyor yani temel yapı değişmiyor.</p>
<p>Trump, muhtemelen ateşkes sonuçlanmadan önce İran’ın tüm gemilere geçiş iznini vermiyor olmasını veya başka bir konuyu ateşkese aykırı diye yorumlayacak.</p>
<p>Peki şu an askeri hareketlilik ne seviyede?</p>
<p><strong>Ford:</strong> Kızıldeniz için kullanılacağı tahmin ediliyor. Güneye doğru ilerliyor. Bir iki gün içinde göreve hazır hale gelebilir.</p>
<p><strong>Bush:</strong> Bu üçüncü uçak gemisi olarak biliniyor ve varış tarihi 10-14 Nisan olarak tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>Georgia:</strong> 154 Tomahawk füzesi ve 66 SEAL kamarası ile Körfez Bölgesi’ne Doğu Akdeniz’de, Doğu’ya doğru ilerliyor. 8-10 Nisan'da varması bekleniyor. SEAL'lerin 11 Nisan civarı hazır olacağı tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>Boxer:</strong> Yolda. Diego Garcia da yaklaşık 10-12 Nisan'da varacak. Muhtemelen SEAL'ler Georgia gemisinden de gelecek. Kuru güverte sığınağından yüzücü taşıma araçları da geliyor. Aynı anda Kharg ve Bushehr kıyılarına ulaşmayı hedefliyor olabilirler.</p>
<p>B-2 Spirit uçaklarını da muhtemelen, Bushehr anakarasındaki kalan güçlendirilmiş kıyı mevzilerini vurmak için kullanmayı düşünüyorlar. Burası Kharg'a bakan 55 kilometrelik bir şerit. Bu olabileceklerin listesi ve herhangi bir kesinliği yok ama bu ateşkesin, hazırlıkları tamamlamak için zaman kazandırıyor olabileceğini düşünmekte fayda olabilir.</p>
<p>Hürmüz’de İran'ın "Silahlı Kuvvetlerle koordinasyonu" ismi altında statüko benzerinin devam ettirilmesini bekliyoruz. Trump'ın harekat için bunu veya başka bir sebebi dayanak olarak kullanacağını düşünüyoruz. Sonuç olarak. Her duraklama bir konumlandırma penceresi olarak kullanıldı. Her son tarih, izleyiciler için bir geri sayım sayacı oldu ama askeri saat kendi hazırlık programına göre devam etti. Umarız yanılıyoruzdur ve ateşkes ve ardından kalıcı barış gelir.</p>
<p>Piyasalar için en son 25 Mart’ta yayınlanan “Panik atak” raporumuzda şunları yazmıştık: <em>“Bu tepki denemelerinin ilk olarak, bu seneki zirvelerine kadar ulaşmayacağını ve ardından bir satış dalgasıyla karşılaşacağını düşünüyoruz. Tabii ki yanılıyor olabiliriz, daha önce de yanıldığımız zamanlar oldu…</em> <em>Piyasada belirsizlikler devam ederken anksiyete de yüksek fakat henüz gerçek anlamda bir panik atak görmedik. Yani hala kalıcı bir dip görmediğimizi düşünüyoruz…</em> <em>Yüksek bir volatilite olayı bekliyoruz yani VIX 40-50+ seviyelerine ulaşabilir. Bu volatilite gerçekleştikten sonra kalıcı dibi önümüzdeki iki ay içinde görebileceğimiz ve bunun da müthiş bir alım fırsatı yaratacağı görüşündeyiz. Dolayısıyla yavaş yavaş alış-veriş listeleri oluşturulabilinir.”</em></p>
<p>Bu görüşlerimizin arkasındayız. Oyun planını üç aşamalı düşündüğümüzü söylemiştik: 1) tepki yükselişi 2) sert bir satış 3) alım fırsatı yaratan bir dip.</p>
<p>Bizce hala birinci aşamadayız. Diğer iki aşamanın da Mayıs sonuna kadar gerçekleşeceğini düşünüyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/geri-sayim-basladi-76666</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Geri sayım başladı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehir-belediye-baskanvekili-sahin-biba-tum-enerji-ve-gayretimizi-bursaya-hizmete-ayiracagiz-76665</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 15:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin Biba: Tüm enerji ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, İçişleri Bakanlığı’nın Mustafa Bozbey’i görevden uzaklaştırmasının ardından Vali Erol Ayyıldız’ın çağrısıyla toplandı. Meclis Başkanvekili ve Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın başkanlığında toplanan mecliste Cumhur İttifakı, Nilüfer Meclis Üyesi Şahin Biba’yı Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliğine aday gösterdi. İlk iki turun ardından üçüncü turda toplam 61 oy alan Şahin Biba, Büyükşehir Belediyesi Başkanvekilliğine seçildi.</p>
<p>Seçimlerin ardından teşekkür konuşması yapan Başkanvekili Şahin Biba, süreçte kendisine gösterilen güven, destek ve teveccüh için tüm meclis üyelerine teşekkür etti. Demokrasinin milletin temsil vasıtası olduğunu belirten Başkanvekili Biba, “Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri de bu temsilin şehirler özelindeki en önemli temsil makamıdır. Büyükşehir Belediye Meclis Üyeleri, Bursalıların temsilcisidir. Bugün Meclisimizin aldığı bu karar da, milletimin iradesinin tecellisidir. Millet iradesine saygı, sandıkla oluşan meclis çoğunluğuna da saygı duymayı gerektirir. Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nde üye dağılımı bellidir. Çoğunluk Cumhur İttifakı’ndadır. Bursa’nın iradesi sadece bir söylem değil, meclisteki temsil dağılımında da okunur” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d7968858e6a-1775736456.jpeg" alt="" width="648" height="432" /></p>
<p>Herkesi, hukuk içinde işleyen demokratik sürece ve milletin meclise yansıyan tercihine saygı duymaya davet eden Başkanvekili Biba, Bursa’nın sıradan bir şehir olmadığının altını çizdi. Bursa’nın tarih, medeniyet ve emanet demek olduğunu vurgulayan Başkanvekili Biba, “Bursa, ecdadın bize bıraktığı kutlu miras, gelecek nesillere taşımakla yükümlü olduğumuz büyük bir değerdir. Bu sebeple bugün burada kurulacak her cümle, alınacak her karar ve atılacak her adım yalnızca bugünü değil, yarını da inşa edecektir. Hepimiz biliyoruz ki makamlar gelip geçicidir. Asıl olan bulunduğumuz görevlerde şehrimize ne kattığımız, insanımıza nasıl dokunduğumuz ve ardımızda nasıl bir hizmet izi bıraktığımızdır. Bizim anlayışımızda görev, unvan değil sorumluluktur. Yetki, ayrıcalık değil millete hizmet vesilesidir. Bu bilinçle hiçbir bahaneye sığınmadan, hiçbir mazeretin arkasına saklanmadan tüm enerji ve gayretimizi Bursa’ya hizmete ayıracağız” dedi.</p>
<p>Siyaset anlayışlarının merkezinde mazeret değil hizmet, polemik değil eser üretmek olduğunu söyleyen Başkanvekili Biba, tek gündemlerinin Bursa olacağını belirtti. Tek önceliklerinin Bursalıların huzuru, refahı ve memnuniyeti olacağını dile getiren Başkanvekili Biba, “Gerçek belediyecilik anlayışıyla 17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için hep birlikte çalışacağız. Nerede bir ihtiyaç varsa orada olacağız. Nerede çözüm bekleyen mesele varsa, ona eğileceğiz. Nerede bir gönül varsa ona dokunmanın gayreti içinde olacağız” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d796ac6f690-1775736492.jpeg" alt="" width="717" height="478" /></p>
<p>Her bir Bursalının ve her bir meclis üyesinin fikrini önemsediklerini ifade eden Başkanvekili Şahin Biba, “Bu aşamadan sonra tüm belediye başkanları ve meclis üyeleriyle birlikte hep birlikte ortak akılla belediyemizi daha iyi yerlere getirmeye, daha iyi hizmetler sunmaya çalışacağız. Şahsıma duyulan güven için başta Sayın Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum. Bizlere destek veren ve dua eden hemşehrilerimize şükranlarımı sunuyorum. Rabbim bizleri mahcup etmesin. Bu güzel şehre, bu kadim emanete hakkıyla hizmet etmeyi hepimize nasip etsin” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehir-belediye-baskanvekili-sahin-biba-tum-enerji-ve-gayretimizi-bursaya-hizmete-ayiracagiz-76665</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/5/1280x720/bursa-buyuksehir-belediye-baskanvekili-sahin-biba-tum-enerji-ve-gayretimizi-bursaya-hizmete-ayiracagiz-1775736523.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin olağanüstü toplantısında Başkanvekilliğine Şahin Biba seçildi. Meclisin aldığı kararın millet iradesinin bir tecellisi olduğunu vurgulayan Başkanvekili Biba, “17 ilçemizin tamamında hiçbir ayrım yapmadan, hiçbir kesimi dışarıda bırakmadan hizmetlerimizin kesintisiz şekilde sürmesi için çalışacağız” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehirin-baskan-vekili-belli-oldu-76657</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi, başkan vekili seçimi için Oktay Yılmaz başkanlığında toplandı.</p>
<p>Mustafa Bozbey'in tutuklanmasının ardından gerçekleştirilen toplantıda meclis üyeleri isimleri tek tek okunarak kürsüye davet edildi ve kapalı zarf usulüyle oy kullanma işlemi yapıldı. Üçüncü tur oylamada salt çoğunluğun oyunu alan Cumhur İttifakı'nın adayı  Şahin Biba Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili olarak seçildi.</p>
<p>Oylamada çoğunluğun desteğini alan Biba, başkan vekilliği görevini üstlenecek. Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde yeni dönemde yönetim, başkan vekili olarak Şahin Biba'nın sorumluluğunda yürütülecek.</p>
<p>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz, salt çoğunlukla başkan vekili seçilen Şahin Biba için, “3. tur oylamasında Şahin Biba 61 oy aldı. Üye tam sayısının salt çoğunluğu sağlandığından, Bursa Büyükşehir Belediyesi başkan vekilliği görevine Şahin Biba seçildi.” dedi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-buyuksehirin-baskan-vekili-belli-oldu-76657</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/bursa-buyuksehir-belediye-baskan-vekili-sahin-biba-oldu-1775732630.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi&#039;nde yapılan başkan vekilliği seçiminde, ilk iki turda gerekli çoğunluk sağlanamayınca oylama üçüncü tura kaldı; üçüncü turda salt çoğunluğu alan Cumhur İttifakı&#039;nın adayı Şahin Biba başkan vekili seçildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/epson-turkiye-ulke-muduru-vanlioglu-bolgesel-depomuz-cevikligimizi-artirdi-76656</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Epson Türkiye Ülke Müdürü Vanlıoğlu: Bölgesel depomuz çevikliğimizi artırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Epson, tüketiciler ile küçük ve orta ölçekli işletmeler için tasarladığı yeni çözümlerini sunuculuğunu Alp Kırşan’ın üstlendiği lansmanla duyurdu.</p>
<p>Lansmanda; yeni Lifestudio ™ projektör serisi, ev ve iş yerleri için yeni nesil EcoTank yazıcılar ile Epson Creative Corner platformu tanıtıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d7854427eec-1775732036.jpg" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>Şirket açıklamasında, "Yeni Lifestudio ™ projektörler, EcoTank yazıcılar ve Creative Corner platformu kullanıcılara; eğlenceden sürdürülebilir büyümeye dek potansiyellerini ortaya çıkarma olanağı sunuyor. Üç çözüm birlikte, profesyonel kalitede sonuçlar, sürükleyici deneyimler ve herkesin erişebileceği, yaratıcı çözümler sunan bir ekosistem oluşturuyor. Ekosistem Epson’un; sürdürülebilirlik, inovasyon, güvenilirlik ve özenli tasarım taahhüdünü koruyor. Yeni ürün serisi, Epson'un Shakira’yla gerçekleştirdiği iş birliğiyle de destekleniyor." denildi. </p>
<p><strong>“Rakiplerimizin toplamından yüzde 21 daha fazla satış yaptık”</strong></p>
<p>Toplantıda yaptığı konuşmada, Epson’un 1942'de sadece dokuz çalışanla mütevazı bir saat üreticisi olarak faaliyetlerine başladığını belirten Epson META-CWA Başkanı Neil Colquhoun, “Epson, bugün teknoloji lideri olarak küresel bir üne sahip. Kuzey-Güney Amerika, Avrupa, Japonya, Asya / Okyanusya ve Türkiye’nin de dahil olduğu META-CWA bölgesinde faaliyet gösteren Epson’un 75.352 çalışanı bulunuyor. FY24 31 Mart 2025 verilerine göre, 9,2 milyar dolar ciro hacmine ulaşmış bulunuyoruz. META-CWA (Orta Doğu, Türkiye, Afrika, Orta ve Batı Asya) bölgesindeki varlığımızı güçlendirmek için de yatırım yapmaya devam ediyoruz. Bölgede; 80’den fazla ülkede faaliyet gösterirken 300’den fazla çalışanımız ve 11 ülke ofisimiz bulunuyor. Dünyanın 1 numaralı mürekkep tanklı yazıcı ve projeksiyon cihazı markası Epson olarak 2025 mali yılında yüzde 20’lik bir büyüme sağladık ve rakiplerimizin toplamından yüzde 21 daha fazla satış yaptık.” açıklamasını yaptı.</p>
<p><strong>“3 yılda yüzde 97 oranında bir büyüme sağladık”</strong></p>
<p>Epson META-CW Asya Ticari Operasyonlar Başkan Yardımcısı Suat Özsoy ise yaptığı açıklamada, “Gelişmekte olan pazarlarda büyümeye devam ediyoruz. Bu kapsamda; Güney Amerika, Güneydoğu Asya, Orta Doğu, Türkiye ve Afrika’daki yüksek potansiyele sahip pazarlarda faaliyet alanımızı genişletiyor, yerel iş ortaklarımızla ilişkilerimizi güçlendiriyor ve marka bilinirliğimizi artırıyoruz. Ciromuzda 3 yılda yüzde 97 oranında bir büyüme sağladık, 2026 mali yılında dolar bazında çift haneli bir büyüme hedefliyoruz. Yüksek kalitede ev eğlence deneyimi sunmak üzere tasarladığımız, yeni Lifestudio ™ projektör serimiz, kompakt tasarımlarıyla esnek ve pratik bir çözüm sunuyor. Yeni serimizin büyük ekran deneyiminin ötesinde bir yaşam tarzı sunduğunu söyleyebilirim. Lifestudio ™ serisini, kişisel yaratıcı bir laboratuvar, hayatı aydınlatmak için gereken tüm alan ve zamanın bulunabileceği bir platform olarak konumlandırıyoruz.” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>“Sürdürülebilirlik, inovasyon, güvenilirlik ve özenli tasarım”</strong></p>
<p>Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, “Kısa süre önce faaliyetlerine başlayan Türkiye’deki bölgesel depomuz çevikliğimizi ve hızlı yanıt verme kapasitemizi önemli ölçüde artırdı. Tesisimiz; Asya’dan Avrupa’ya demiryolu bağlantısı sağlayan bir noktada yer alması, serbest bölge yapısı ve çevreci yaklaşımıyla bizler için büyük önem taşıyor. Diğer yandan; tesisin başlıca limanlara yakınlığı karayolu taşımacılığını azaltarak karbondioksit emisyonlarının düşmesini de sağlıyor. Türkiye’nin stratejik konumu ve Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan bir köprü konumunda bulunması daha verimli ve müşteri odaklı bir tedarik zinciri kurmamıza olanak tanıyor; Orta ve Batı Asya, Kuzey Afrika ve Türkiye genelinde hizmet hızımızı yükseltiyoruz. Yeni merkez, teslimat sürelerinde yüzde 35’e varan iyileşme gibi somut operasyonel faydalar sağlıyor. Tesisimiz, hedef pazarlara yakınlığı sayesinde daha kısa ve öngörülebilir teslimat döngüleri sağlayarak planlama doğruluğunu artırırken, yoldaki stoklara bağlanan sermayeyi azaltıyor ve daha fazla esneklikle satışları artırma fırsatı sunuyor. Ayrıca, genişleyen organizasyon yapımıza paralel olarak 700 metrekareden fazla bir alana yayılan Türkiye’deki yeni ofisimiz de faaliyetlerine başladı. Müşterilerimizin dinamik ihtiyaçlarına uyum sağlayan yeni teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz, bu kapsamda tasarladığımız kartuş gerektirmeyen, zahmetsiz bir baskı deneyimi sunan yeni EcoTank yazıcılarımızla baskı maliyetlerini yüzde 90'a varan oranlarda azaltıyor ve yüksek bir verimlilik sunuyoruz.” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/epson-turkiye-ulke-muduru-vanlioglu-bolgesel-depomuz-cevikligimizi-artirdi-76656</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/6/1280x720/yalin-vanlioglu-1775732001.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ LifeStudio projektör serisi ve yeni nesil EcoTank yazıcıların tanıtımında konuşan Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, &quot;Kısa süre önce faaliyetlerine başlayan Türkiye’deki bölgesel depomuz çevikliğimizi ve hızlı yanıt verme kapasitemizi önemli ölçüde artırdı.&quot; dedi. Vanlıoğlu, &quot;Müşterilerimizin dinamik ihtiyaçlarına uyum sağlayan yeni teknolojiler geliştirmeye devam ediyoruz, bu kapsamda tasarladığımız kartuş gerektirmeyen, zahmetsiz bir baskı deneyimi sunan yeni EcoTank yazıcılarımızla baskı maliyetlerini yüzde 90&#039;a varan oranlarda azaltıyor ve yüksek bir verimlilik sunuyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tbmm-baskani-kurtulmustan-ozgur-ozelin-ara-secim-cagrisina-yanit-76651</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> TBMM Başkanı Kurtulmuş&#039;tan Özgür Özel’in  ‘ara seçim’ çağrısına yanıt</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da 15-19 Nisan tarihleri arasında düzenlenecek olan Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu’na ilişkin olarak parlamento muhabirleriyle bir araya geldi.  İstanbul’daki toplantıya ilişkin bilgi veren Kurtulmuş,  Genel Kurul toplantısına milletvekilleri ve parlamento başkanı düzeyinde rekor bir katılım beklendiğini  belirterek, “Genel Kurul, küresel ölçekte parlamenter diplomasinin hiç şüphesiz son yıllardaki en büyük buluşması olacak” dedi. Kurtulmuş, 157 ülkeden 857 milletvekili, 86 parlamento başkanı, 56 parlamento başkanvekili, 169 farklı uluslararası kuruluşun temsilcileri olmak üzere toplam 4 bin 220 katılımcının kayıtlarını yaptırdığı bilgisini verdi.  TBMM’nin  bu toplantıya ev sahipliği yapabilmesinde en önemli etkenlerden birinin parlamenter diplomaside son yıllarda ortaya konulan etkin yaklaşım ve mücadele olduğuna vurgu yapan Kurtulmuş, toplantıda Orta Doğu’daki gelişmeler, Ukrayna Savaşı ve Filistin halkının maruz kaldığı zulüm ve soykırım başta olmak üzere uluslararası gündemin önemli konularının gündeme getirileceğini söyledi.</p>
<p><strong>“TBMM Başkanlığına en ufak inisiyatif bırakılmamıştır”</strong></p>
<p>TBMM Başkanı  Kurtulmuş, Parlamentolar Arası Birlik (PAB) 152. Genel Kurulu’na ilişkin bilgilendirmenin ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in “ara seçim” çağrısına ilişkin ilk defa konuşan Kurtulmuş, Anayasa ve İçtüzüğü hatırlattı. CHP Genel Başkanı Özel’den henüz bir randevu talebi gelmediğini belirten Kurtulmuş,  “Anayasamızda hangi şartlar altında ara seçime gidilebileceği çok nettir, milletvekili istifalarının hangi şekilde kabul edilebileceği açıktır. Bu konuda karar alma yetkisi TBMM’dedir. Yani burada TBMM Başkanlığı'na en ufak bir inisiyatif bırakılmamıştır. Bunu diyen arkadaşların anayasayı ve iç tüzüğü okumalarını tavsiye ederim. Herhangi bir tartışmanın tarafı olmam” dedi.  </p>
<p><strong>“Sorumluluk TBMM’de grubu bulunan siyasi partilerde”</strong></p>
<p>TBMM Başkanı Kurtulmuş,  Terörsüz Türkiye sürecinde yapılacak yasal düzenlemelere ilişkin soruları da yanıtladı. Kurtulmuş,  “Bu konuda acele etmemiz lazım, bir an evvel. Ama bu acele işlerimizi plansız bir şekilde yapmamızı gerektirmiyor. Karar alınmıştır, yol haritası ortaya çıkmıştır. Hangi adımların atılacağı ile ilgili olarak da sorumluluk TBMM'de grubu bulunan siyasi partilerdedir. Gönlümüz arzu eder ki; en kısa sürede bu işin tamamlanmasıdır.  Komisyondan bu yana hep zaman tartışması yapıldı ama önemli olan muhtevadır. Örgütün de kendi sorumluluklarını yerine getirmesi silah bırakma sürecinin hızlandırılması en temel beklentimizdir” dedi.</p>
<p> “Başlanan iş yarım kalmaz. Bu mesele asla yarım kalmamalıdır” diyen Kurtulmuş, terör örgütünün tamamıyla kendini feshettiğini ortaya koyması gerektiğini belirtti. Kurtulmuş, “ Örgütün silahları bütünüyle teslim edilmeli bununla paralel olarak da yasal düzenlemelerin yapılması gerekir. Sorumluluk TBMM’dir. Yasa hazırlığının nasıl ve kimler tarafından yapılacağı hepsi teferruattır. Ben Meclis başkanı olarak üzerime düşen sorumluluğu icra ediyorum” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/tbmm-baskani-kurtulmustan-ozgur-ozelin-ara-secim-cagrisina-yanit-76651</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/4/1280x720/numan-kurtulmus-1748986048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ara seçim tartışmaları hakkında açıklama yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Ara seçimin nasıl yapılabileceği Anayasa ve İçtüzük’te bellidir. O şartlar yerine geldiğinde ara seçim olur, buna karar verecek yer TBMM Genel Kuruludur.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/utibde-bayragi-ihsan-ipeker-devraldi-76649</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> UTİB’de bayrağı İhsan İpeker devraldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği (UTİB) Seçimli Olağan Genel Kurulu sektör temsilcilerinin geniş katılımıyla gerçekleşti.</p>
<p>Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Genel Sekreterlik binasında yapılan ve çok sayıda ihracatçı firma temsilcisinin yer aldığı genel kurula Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkanı İbrahim Burkay da katılarak sektöre destek verdi. İhsan İpeker başkanlığındaki listede Yönetim Kurulu’nda; Polyteks Tekstil, Güleser Tekstil, İlay Dış Ticaret, Fistaş Fantazi İplik, Harput Tekstil, Vanelli Tekstil, Acar İhracat İthalat, Korteks Mensucat, Aymes İç ve Dış ticaret, Sinateks Kumaş Dokuma, Denetim Kurulu’nda Burkay Tekstil, Taşdelen Tekstil, Mayfil Tekstil gibi sektörün önde gelen firmaları yer aldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d77a7019a4c-1775729264.jpeg" alt="" width="711" height="474" /></p>
<h2><strong>“Dönüşümün sadece takipçisi değil, oyun kurucusu olacağız” </strong></h2>
<p>Yeni dönemde birlik, devamlılık ve dönüşüm vurgusu yapan UTİB Başkanı İhsan İpeker, geçmiş dönemde hayata geçirilen projelerin üzerine yenilerini ekleyerek sektörün ihtiyaçlarına çözüm üretecek bir anlayışla çalışacaklarını söyledi. İpeker, “Genel kurulumuza katılım sağlayan tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Yeni dönemde ayrıca sektörün küresel değişim karşısındaki ihtiyaçlarına cevap verecek yeni adımları da devreye almayı hedefliyoruz. Büyük-küçük demeden tüm ihracatçılarımızın sorunlarını gündeme taşıyan, onlara yalnız olmadıklarını hissettiren ve katma değerli üretimi destekleyen bir anlayışla çalışacağız. Bildiğiniz gibi, tekstil sektörü sadece bir üretim alanı değil; Türkiye’nin sanayileşme tarihindeki en köklü mirası ve geleceğe açılan kapısıdır. Ancak hepimiz biliyoruz ki dünya artık sadece üretmeyi değil, sürdürülebilir, dijital ve katma değeri yüksek üretimi alkışlıyor. Geleneksel tekstilden, teknik tekstile; hızlı modadan, çevre dostu döngüsel ekonomiye geçiş bir seçenek olmaktan çıktı. UTİB olarak bu dönüşümün sadece takipçisi değil, bizzat oyun kurucusu olacağız” diye konuştu. </p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından geçmiş dönemde görev alan yönetim ve denetim kurulu üyelerine birer teşekkür plaketi takdim edildi. UİB Genel Sekreteri Mümin Karacakayalılar ise Genel Sekreterlik çalışanları adına Pınar Taşdelen Engin’e çiçek takdim etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/utibde-bayragi-ihsan-ipeker-devraldi-76649</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/9/1280x720/utibde-bayragi-ihsan-ipeker-devraldi-1775729313.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 8 yıldır başkanlık görevini yürüten Pınar Taşdelen Engin, Uludağ Tekstil İhracatçıları Birliği Seçimli Olağan Genel Kurulu&#039;nda bayrağı İhsan İpeker’e devretti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ikinci-ceyrek-ihracat-beklentisi-101-puan-azaldi-76648</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> İkinci çeyrek ihracat beklentisi 10,1 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı 2026 yılının ikinci çeyreğine ilişkin Dış Ticaret Beklenti Anketi'ni açıkladı.</p>
<p>Buna göre, ihracat beklenti endeksi, bu dönemde bir önceki çeyreğe göre 10,1 puan azaldı. Yılın ilk çeyreğinde 109,2 olan endeks, ikinci çeyrekte 99,1 seviyesine geriledi.</p>
<p>Endeks, geçen yılın aynı dönemine göre ise 10,4 puan azalış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu endeks, bir önceki çeyreğe göre gelecek 3 aya ilişkin ihracat beklentisi, ihracat sipariş beklentisi ve son 3 aya ilişkin ihracat sipariş düzeyi azalış yönünde, şu anda kayıtlı ihracat sipariş düzeyine ilişkin değerlendirmeler ise artış yönünde etkiledi.</p>
<p><strong>İthalat beklenti endeksi</strong></p>
<p>Bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin ithalat beklenti endeksi de bir önceki çeyreğe göre 4,4 puan azalarak 104,9 seviyesinde gerçekleşti. Endeks geçen yılın aynı dönemine göre ise 1,3 puan arttı.</p>
<p>Endekse, bir önceki çeyreğe kıyasla gelecek 3 aya ilişkin ithalat beklentisi, şu anda kayıtlı ithalat sipariş düzeyi ve son 3 aydaki ithalat sipariş düzeyine yönelik değerlendirmeler azalış, gelecek 3 aya ilişkin birim fiyatı beklentisi ise artış yönünde etki etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ikinci-ceyrek-ihracat-beklentisi-101-puan-azaldi-76648</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/03/ihracat-dis-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığının anketine göre, ikinci çeyrek için ihracat beklenti endeksi 10,1 puan azalışla 99,1, ithalat beklenti endeksi de 4,4 puan azalarak 104,9&#039;a indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aris888-metaverse-evreni-ile-yeni-nesil-bir-ekonomi-modeli-olusturulmasi-planlaniyor-76701</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Aris888 Metaverse Evreni ile yeni nesil bir  ekonomi modeli oluşturulması planlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>Metaverse teknolojilerinin internetin iki boyutlu yapısından üç boyutlu deneyim dünyasına geçişi temsil ettiğini belirten Aris888 Metaverse Company Kurucu Ortağı Dr. Metin Çengel, Aris888 olarak geliştirdikleri platformla eğitimden ticarete, sağlıktan sanayiye kadar birçok sektörde kullanılabilecek yerli bir metaverse altyapısı oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Çengel, “Türkiye’nin bu alanda yalnızca kullanıcı değil, teknoloji üreticisi bir ülke olması gerektiğine inanıyoruz.” dedi.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d7fa6aa7ed7-1775762026.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>Türkiye’de geliştirilen Aris888 platformu</strong></p>
<p>Metaverse teknolojilerinin önümüzdeki yıllarda dijital ticaret, uzaktan eğitim ve küresel işbirliği platformlarının temelini oluşturacağını vurgulayan Dr. Metin Çengel şunları söyledi: “Uzmanlara göre metaverse teknolojileri önümüzdeki yıllarda dijital ekonominin en hızlı büyüyen alanlarından biri olacak. Türkiye’de geliştirilen Aris888 platformu ise bu dönüşümde yerli teknoloji girişimlerinin küresel sahnede söz sahibi olabileceğini gösteren önemli bir örnek olarak değerlendiriliyor. Aris888 Metaverse Evreni’nin önümüzdeki dönemde uluslararası şirketler, üniversiteler ve teknoloji girişimleriyle iş birlikleri kurarak küresel bir dijital ekosisteme dönüşmesi hedefleniyor. Platform kapsamında geliştirilen sanal fuarlar, dijital ticaret merkezleri ve eğitim kampüsleri sayesinde farklı ülkelerden kullanıcıların aynı dijital ortamda buluşabileceği yeni nesil bir ekonomi modeli oluşturulması planlanıyor.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69d7fad8e6b3c-1775762136.jfif" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p><strong>Üç boyutlu dünya</strong></p>
<p>Aris888 Metaverse Company olarak dijital dünyanın sunduğu sonsuz olanakları müşterilerin ihtiyaçları doğrultusunda gerçeğe dönüştürdüklerini ifade eden Çengel, inovasyonu, yaratıcılığı ve teknolojiyi bir araya getirerek, markaların geleceğe sağlam adımlarla ilerlemesine öncülük ettiklerini söyledi.</p>
<p>“Aris888, sadece teknolojiyi takip eden bir şirket değil; geleceğin kendisini şekillendiren bir güçtür” diyen Dr. Metin Çengel, şu bilgileri verdi: “Aris888 Metaverse evreninde, yapay zeka destekli iletişim sistemleri geliştirerek, diller arasındaki tüm bariyerleri ortadan kaldırıyoruz. Herkesin, her yerde, özgürce anlayabildiği bir dünya yaratıyoruz. Kokuyu dijital ortama taşıyan devrim niteliğinde teknolojilerimizle sanal ortamları çok daha gerçek, çok daha hissedilebilir hale getiriyoruz. Platformda kullanılan teknolojiler sayesinde kullanıcılar; VR gözlüklerle üç boyutlu dünyada gezinebiliyor, Haptik yelek ve eldivenlerle dokunma hissini deneyimleyebiliyor, Özel geliştirilen koku cihazları sayesinde sanal ortamlardaki kokuları hissedebiliyor. Bu teknoloji özellikle eğitim, terapi, sağlık simülasyonları ve ürün deneyimi alanlarında yeni fırsatlar sunuyor. Bu evrende artık iletişim bir ayrıcalık değil, bir hak olacak.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aris888-metaverse-evreni-ile-yeni-nesil-bir-ekonomi-modeli-olusturulmasi-planlaniyor-76701</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/1/1280x720/aris888-metaverse-evreni-ile-yeni-nesil-bir-ekonomi-modeli-olusturulmasi-planlaniyor-1775762213.jfif" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Aris888 Metaverse Company kurucu ortağı, akademisyen ve teknoloji girişimcisi Dr. Metin Çengel, metaverse teknolojilerinin yalnızca bir dijital trend değil, geleceğin ekonomik altyapılarından biri olacağını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enpara-bank-un-global-compact-imzacisi-oldu-76668</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enpara Bank &#039;UN Global Compact&#039; imzacısı oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enpara Bank'ın, "Birleşmiş Milletler Küresel İlkeler Sözleşmesi"ni (UN Global Compact) imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Banka açıklamasına göre, Enpara Bank, Birleşmiş Milletler'in küresel sürdürülebilirlik inisiyatifi UN Global Compact'e imza atarak, insan hakları, çevre, çalışma standartları ve yolsuzlukla mücadeleyi kapsayan 10 evrensel ilkeye bağlılığını uluslararası ölçeğe taşıdı.</p>
<p>Şirketin, "yüzde 100 kağıtsız bankacılık" vizyonu ve karbon nötr operasyonlarıyla çevresel ayak izini yönetmeye devam ettiği belirtildi.</p>
<p>Toplumsal faydayı önceliklendiren şirketin, ayrıca müşterileri adına desteklediği sosyal sorumluluk projeleri ve bağış süreçlerini dijitalleştiren "Kalpten Transfer" platformuyla finansal hizmetleri somut bir sosyal fayda aracına dönüştürdüğü ifade edildi.</p>
<p>Konu hakkında açıklamalarda bulunan Enpara Bank Marka Yönetimi, İş Birlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, 165'ten fazla ülkede 25 bini aşkın şirket ve paydaşın yer aldığı UN Global Compact'in sunduğu deneyim paylaşımı, işbirliği ve iyi uygulama örneklerinin, şirketin sürdürülebilirlik çalışmalarını daha da ileriye taşıyacağına inandıklarını belirtti.</p>
<p>Sınar, söz konusu katılımın, sürdürülebilirlik yaklaşımlarının kurumsal yapısına daha güçlü şekilde entegre edilmesine katkı sağlayacağını düşündüklerini anlatarak, şu değerlendirmede bulundu:</p>
<p>"Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri Enpara'nın kuruluşundan bu yana sahiplendiği ilkeler. UN Global Compact'e katılımımız kapsamında yapacağımız çalışmalarla uluslararası standartlara uyumlu uygulamalarımızı güçlendirmeyi ve uzun vadeli değer yaratmayı hedefliyoruz."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enpara-bank-un-global-compact-imzacisi-oldu-76668</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/8/1280x720/aysegul-sinar-1775737796.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;UN Global Compact&quot; hakkında açıklama yapan Enpara Bank Marka Yönetimi, İş Birlikleri ve Sürdürülebilirlik Direktörü Ayşegül Sınar, &quot;165&#039;ten fazla ülkede 25 bini aşkın şirket ve paydaşın yer aldığı inisiyatifin sunduğu deneyim paylaşımı, iş birliği ve iyi uygulama örneklerinin, Enpara&#039;nın sürdürülebilirlik çalışmalarını daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-maliyetleri-subatta-yuzde-151-artti-76646</guid>
            <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 12:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat maliyetleri şubatta yüzde 1,51 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Şubat 2026'ya ait inşaat maliyet endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, şubatta bir önceki aya kıyasla yüzde 1,51, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 25,72 yükseldi.</p>
<p>Aylık bazda malzeme endeksi yüzde 2,33, işçilik endeksi yüzde 0,2 arttı.</p>
<p>Yıllık bazda malzeme endeksi yüzde 23,73, işçilik endeksi yüzde 29,12 artış gösterdi.</p>
<p>Bina inşaatı maliyet endeksi, şubatta bir önceki aya göre yüzde 1,25, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 25,72 yükseliş kaydetti. Şubatta bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 2,08 arttı, işçilik endeksi yüzde 0,04 azaldı. Geçen yılın aynı ayına göre malzeme endeksi yüzde 23,89, işçilik endeksi yüzde 28,74 arttı.</p>
<p>Bina dışı yapılar için inşaat maliyet endeksi, şubatta bir önceki aya göre yüzde 2,36, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 25,72 yükseliş gösterdi. Söz konusu yapılarda bir önceki aya göre malzeme endeksi yüzde 3,11, işçilik endeksi yüzde 1,03 artış kaydetti. Malzeme endeksi, şubatta yıllık bazda yüzde 23,24, işçilik endeksi yüzde 30,46 yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-maliyetleri-subatta-yuzde-151-artti-76646</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/7/1280x720/insaat-1768207410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in şubat verilerine göre inşaat maliyet endeksi, aylık yüzde 1,51, yıllık yüzde 25,72 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
