<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/haber/harman-destek-programi-turkiyenin-onarici-tarim-onculerini-ariyor-83476</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 20:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> HARMAN Destek Programı, Türkiye’nin “onarıcı tarım” öncülerini arıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p>Toprakların organik madde kaybı, pestisit kullanımının yol açtığı riskler ve iklim krizinin etkileri, gıda üretiminin geleceğini tehdit ediyor. Etki Çemberleri Vakfı tarafından hayata geçirilen HARMAN Onaran Çiftçi Kapasite Programı ise, toprağı yeniden canlandırmayı hedefleyen üreticileri eğitim, mentorluk ve teknik destekle buluşturuyor. Programa başvurular temmuz sonuna kadar sürecek.</p>
<p>Tüm dünyada onarıcı tarım pazarı 9 milyar doları aşarken, dünya genelinde 5 milyon dönümden fazla tarım arazisi artık Yeniden Üretici Organik Sertifikası (ROC) kapsamında bulunuyor. Türkiye’nin sürdürülebilir tarım pazarının büyüklüğü ise 200 milyon dolar civarında.</p>
<p>Gıda güvenliğinin başladığı yer toprak. Ancak Türkiye'de toprakların önemli bir bölümü organik madde kaybı, erozyon, yanlış tarım uygulamaları ve iklim krizinin etkisi altında üretim gücünü kaybediyor. Uzmanlar, yoğun pestisit ve kimyasal girdiye dayalı üretim anlayışının yalnızca toprağın biyolojik yapısını değil, su kaynaklarını ve ekosistemi de olumsuz etkilediğine dikkat çekiyor.</p>
<p>Tüm dünyada onarıcı tarım pazarı 9 milyar doları aşarken, pazarın 2031 yılına kadar ortalama yüzde 14 büyümesi bekleniyor. Dünya genelinde 5 milyon dönümden fazla tarım arazisi artık Yeniden Üretici Organik Sertifikası (ROC) kapsamında bulunuyor. 2024 yılında 200 milyon dolara ulaşan Türkiye’nin sürdürülebilir tarım pazarının ise, 2031 yılında 450 milyon doları aşacağı öngörülüyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a5bb48617c78-1784394886.jpeg" alt="" width="720" height="411" /></p>
<p>Etki Çemberleri Vakfı ve HARMAN Destek Programı Başkanı Aylin Gezgüç, bugün yaşanan sorunun yalnızca tarımsal üretimle sınırlı olmadığını, doğrudan toplum sağlığı ve gıda güvenliğiyle ilişkili olduğunu vurguladı. Gezgüç, Türkiye'nin birçok bölgesinde toprak organik madde oranının yüzde 1-2 seviyelerine kadar düştüğünü, sağlıklı bir tarım toprağında ise bu oranın yüzde 3-6 arasında olması gerektiğini belirtti.</p>
<p><strong>HARMAN üreticileri desteklemek için kuruldu</strong></p>
<p>Bu ihtiyaçtan hareketle HARMAN Destek Programı’nı hayata geçirdiklerini kaydeden Gezgüç, "Uzun zamandır hepimiz aynı soruyu soruyoruz: Soframıza gelen gıda nasıl üretiliyor? Çocuklarımıza gerçekten ne yediriyoruz? Toprağın sağlığı bozuldukça, üretimin kalitesi de risk altına giriyor. Sağlıklı gıdanın yolu sağlıklı topraktan geçiyor. Program kapsamında başlattığımız “Onaran Çiftçi Kapasite Programı”, onarıcı tarım uygulayan ya da bu dönüşüme başlamak isteyen üreticilere altı aylık eğitim, mentorluk, teknik danışmanlık ve görünürlük desteği sunuyor. Kadın çiftçiler, genç üreticiler, aile işletmeleri ve kooperatiflerin öncelikli olarak destekleneceği programda, üreticilerin bilgiye, iyi uygulama örneklerine ve pazara erişimlerinin güçlendirilmesini hedefliyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Onarıcı tarım neden önemli?</strong></p>
<p>Mevcut üretim anlayışının toprağı yalnızca bir üretim alanı olarak gördüğünü belirten Gezgüç, onarıcı tarımın ise toprağı yaşayan bir ekosistem olarak ele aldığını ifade etti. Gezgüç, "Onarıcı tarım; toprağın organik yapısını güçlendiriyor, su tutma kapasitesini artırıyor, karbonu yeniden toprağa kazandırıyor, biyolojik çeşitliliği destekliyor ve üreticiyi iklim krizine karşı daha dirençli hale getiriyor. Aslında yalnızca toprağı değil, gıda sistemini de onarıyor” dedi</p>
<p><strong>"Toprağı korumak geleceği korumaktır"</strong></p>
<p>İklim değişikliği, kuraklık ve gıda arzına ilişkin risklerin her geçen gün arttığını belirten Gezgüç, iş dünyasına ve topluma da çağrıda bulundu. "Sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel bir gündem değil; gıda güvenliği, ekonomik dayanıklılık ve toplum sağlığı meselesi. Toprağa yatırım yapmak, geleceğe yatırım yapmaktır. Daha sağlıklı topraklar, daha güçlü üreticiler ve daha güvenli bir gıda sistemi için tüm paydaşların birlikte hareket etmesi gerekiyor. İş dünyasını, akademik dünyayı ve kamu kurumlarını bu tür projeleri desteklemeye ve büyütmeye çağırıyorum" diye konuştu.</p>
<p><strong>Küresel onarıcı tarım pazarı 9 milyar doları aştı </strong></p>
<table width="602">
<tbody>
<tr>
<td width="301">
<p><strong>Küresel Onarıcı Tarım Pazarı</strong></p>
<p>2025'te 9,2 milyar dolar — 2031'e kadar yıllık %14,5 büyümesi bekleniyor (Mordor Intelligence, 2026)</p>
</td>
<td width="301">
<p><strong>Türkiye Sürdürülebilir Tarım Pazarı</strong></p>
<p>2024'te 200 milyon dolar — 2033'e kadar 457 milyon dolara ulaşması bekleniyor, yıllık %8,5 büyüme (IMARC Group, 2026)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="301">
<p><strong>Patagonia — Hindistan</strong></p>
<p>150 küçük çiftçiyle başlattığı Yeniden Üretici Organik sertifikalı pamuk projesi, verimi artırırken çiftçileri atalarından kalma uygulamalara döndürdü.</p>
</td>
<td width="301">
<p><strong>Küresel Sertifikalı Alan</strong></p>
<p>Dünya genelinde 5 milyondan fazla dönüm tarım arazisi artık Yeniden Üretici Organik Sertifikası (ROC) kapsamında.</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Türkiye’de ortalama çiftçi yaşı 56’yı buldu</strong></p>
<table width="602">
<tbody>
<tr>
<td width="162">
<p><strong>%78,7</strong></p>
<p>Türkiye toprakları çölleşme riski altında (TEMA)</p>
</td>
<td width="143">
<p><strong>642 Mt</strong></p>
<p>Her yıl erozyonla kaybedilen verimli toprak</p>
</td>
<td width="148">
<p><strong>%20</strong></p>
<p>1992'den bu yana kaybedilen tarım arazisi</p>
</td>
<td width="148">
<p><strong>%54</strong></p>
<p>Mera arazilerini etkileyen erozyon oranı</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<table width="602">
<tbody>
<tr>
<td width="143">
<p><strong>56 Yaş</strong></p>
<p>Türk çiftçisinin ortalama yaşı (FAO)</p>
</td>
<td width="162">
<p><strong>%13,5</strong></p>
<p>35 yaş altı çiftçilerin tüm çiftçiler içindeki payı</p>
</td>
<td width="148">
<p><strong>%75</strong></p>
<p>Kırsal nüfusun kentlere taşınma oranı (son 30 yıl)</p>
</td>
<td width="148">
<p><strong>%70</strong></p>
<p>Mevcut mera alanlarının bozulmuş kabul edildiği oran</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/haber/harman-destek-programi-turkiyenin-onarici-tarim-onculerini-ariyor-83476</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/7/6/1280x720/harman-destek-programi-turkiyenin-onarici-tarim-onculerini-ariyor-1784394919.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ HARMAN Destek Programı, Türkiye’nin “onarıcı tarım” öncülerini arıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-kupasinin-gosterdigi-sey-yetenekten-daha-fazlasi-83475</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 20:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dünya Kupası&#039;nın gösterdiği şey yetenekten daha fazlası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><span style="font-size: 12pt;">MURAT ÖZTÜRK</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-size: 12pt;">TRANSEARCH Türkiye Yönetici Ortağı</span></strong></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Dünya Kupası denince akla ilk olarak yıldız futbolcular geliyor. Ancak turnuva tarihine biraz yakından bakınca, kupayı kazandıran şeyin yalnızca bireysel yetenek olmadığı görülüyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Dünya Kupası, aslında iş dünyası için de önemli bir liderlik ve takım yönetimi laboratuvarı niteliği taşıyor. Çünkü turnuvanın en başarılı takımları incelendiğinde ortak bir gerçek ortaya çıkıyor: En iyi oyunculara sahip olmak tek başına yeterli değil.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;"><strong>En iyi oyunculara sahip olmak, en iyi takımı kurmak anlamına gelmiyor</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Futbolun en büyük organizasyonu, liderlik ve ekip uyumunun önemini yıllardır gözler önüne seriyor. Dünya Kupası bize çok net bir gerçek gösteriyor. En iyi oyunculara sahip olmak ile en iyi takımı kurmak aynı şey değil. Başarı; doğru insanların doğru rollerde konumlandırılması, ortak hedef etrafında çalışabilmesi ve bunu destekleyen liderlik yapısının kurulmasıyla ortaya çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;"><strong>Yıldızlar her zaman kazanmıyor</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Dünya Kupası tarihine bakıldığında, kağıt üzerinde en güçlü kadrolara sahip takımların her zaman kupaya ulaşamadığı görülüyor. Buna karşılık takım ruhunu, ortak hedef duygusunu ve güçlü liderliği sahaya yansıtabilen ekipler sürpriz başarılara imza atabiliyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Brezilya'nın 1982 kadrosu futbol tarihinin en yetenekli ekiplerinden biri olarak kabul edilse de kupaya ulaşamadı. Öte yandan 2010 Dünya Kupası'nı kazanan İspanya, yalnızca yıldız oyuncularıyla değil, ortak oyun kültürü ve güçlü takım yapısıyla öne çıktı.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Benzer şekilde 2022 Dünya Kupası şampiyonu Arjantin de başarısını sadece Lionel Messi'nin bireysel performansına değil, takım içindeki rol dağılımına ve ortak hedef duygusuna borçluydu.</span></p>
<h2><span style="font-size: 12pt;"><strong>İş dünyası için de geçerli</strong></span></h2>
<p><span style="font-size: 12pt;">Uzmanlara göre Dünya Kupası'nda başarıyı belirleyen unsurlar, şirketler için de önemli dersler içeriyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Yüksek performanslı ekipler oluşturmak yalnızca yetenekli insanları bir araya getirmekten ibaret değil. Güçlü liderlik, ortak amaç, net roller ve ekip uyumu sürdürülebilir başarının temelini oluşturuyor.</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;">Kısacası Dünya Kupası'nın ortaya koyduğu en önemli gerçek şu:</span></p>
<p><span style="font-size: 12pt;"><strong>Kupaları yıldızlar değil, yıldızların birlikte oynayabildiği takımlar kazanıyor.</strong></span></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dunya-kupasinin-gosterdigi-sey-yetenekten-daha-fazlasi-83475</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dünya Kupası&#039;nın gösterdiği şey yetenekten daha fazlası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/milli-elektrikli-tren-setleri-uzunkopru-halkali-uzunkopru-parkurunda-kullanilmaya-baslanacak-83468</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 14:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Milli Elektrikli Tren setleri Uzunköprü-Halkalı parkurunda kullanılmaya başlanacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yaklaşık 20 yıldır Uzunköprü-Halkalı-Uzunköprü güzergahında elektrikli lokomotif ve 5 vagondan oluşan trenlerle hizmet verildiğini belirtti.</p>
<p>Yazılı açıklamasında, Milli Elektrikli Tren setlerinin 322 oturma yeri ve 2 tekerlekli sandalye alanı olmak üzere toplam 324 yolcu kapasitesine sahip olduğu bilgisini veren Uraloğlu, saatte 160 kilometre işletme hızına ulaşabilen trenlerle yolculara daha modern, güvenli ve konforlu seyahat deneyimi sunduklarını vurguladı.</p>
<p>Milli Elektrikli Tren setlerinin önemine dikkati çeken Uraloğlu, "Yerli ve milli imkanlarla TÜRASAŞ tarafından üretilen Milli Elektrikli Tren setlerimiz, 22 Temmuz'dan itibaren Uzunköprü-Halkalı-Uzunköprü parkurunda kullanılmaya başlanacak. Bu setlerimiz, böylece ilk kez Adapazarı-Gebze Bölgesel Treni dışında bir hatta yolculara hizmet verecek. 2023 yılında hizmet vermeye başlayan Milli Elektrikli Tren setlerimiz bugüne kadar 11 bin 551 sefer gerçekleştirdi, toplam 1 milyon 122 bin kilometreden fazla yol katederek 2 milyon 634 bin 363 yolcumuzu taşıdı." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Uraloğlu, yeni trenlerle Uzunköprü ve çevresinde yaşayan vatandaşların İstanbul'a ulaşım imkanlarının güçleneceğini ve bölgesel yolcu taşımacılığında hizmet kalitesinin daha da yükseleceğini ifade etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/milli-elektrikli-tren-setleri-uzunkopru-halkali-uzunkopru-parkurunda-kullanilmaya-baslanacak-83468</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/8/1280x720/tren-tcdd-1784374311.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, &quot;Yerli ve milli imkanlarla TÜRASAŞ tarafından üretilen Milli Elektrikli Tren setlerimiz, 22 Temmuz&#039;dan itibaren Uzunköprü-Halkalı-Uzunköprü parkurunda kullanılmaya başlanacak.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolatin-bruksel-temasi-turkiyeye-made-in-euro-kisitlamasi-olmamali-83467</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat&#039;tan Brüksel teması: Türkiye&#039;ye &#039;Made in EU&#039; kısıtlaması olmamalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, Bakan Ömer Bolat'ın 16-17 Temmuz'da Brüksel'e gerçekleştirdiği çalışma ziyareti hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.</p>
<p>Buna göre Bolat'ın temaslarının odak noktasını Avrupa Birliği'nin (AB) son dönem "Made in EU" politikasının genel çerçevesini ortaya koyan Sanayi Hızlandırma Yasası Taslağı'na ilişkin görüşmeler oluşturdu. Bakan Bolat, taslağa ilişkin Türkiye'nin görüş ve değerlendirmelerini muhataplarına aktardı.</p>
<p>Bu kapsamda Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi (INTA) Başkan Yardımcısı Iuliu Winkler ve Sanayi Hızlandırma Yasası Gölge Raportörü Dirk Gotink ile bir araya gelen Bolat, görüşmelerde, "Made in EU" politikasının AB ile ticari entegrasyonun stratejik niteliğini yansıtan kapsayıcı bir yaklaşım temelinde ele alınması gereği ifade etti.</p>
<p>Bolat, Avrupa Parlamentosunun 30 yıllık Gümrük Birliği ortaklığı ve köklü ortaklık hukukunu gözeten bir perspektifi ortaya koyması ve mevcut taslağın ana metninde yer aldığı şekliyle Türkiye'nin AB ile eş değer konumunun korunması yönündeki beklentiyi paylaştı.</p>
<p>Bakan Bolat'ın, Avrupa Komisyonunun Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Üyesi Maros Sefcovic ile görüşmesinde, son dönemde çelik önlemleri ve e-ticaret alanlarında kaydedilen ilerlemeler değerlendirildi.</p>
<p>Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu kapsamında ekimde yapılacak görüşmeler öncesinde ikili ticaret gündemindeki öncelikli başlıklar üzerinde somut adımlarla ilerlenmesi hususunda mutabık kalındı. Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu ile çizilen yol haritası çerçevesinde, kamu alımları ve dijital ticaret gibi alanlarda işbirliğini derinleştirecek adımlar masaya yatırıldı.</p>
<p>Görüşmede, "Made in EU" yaklaşımının, başta otomotiv sektörü olmak üzere köklü sınai entegrasyonu ve mevcut taslağın ana metnindeki Gümrük Birliği ortaklığını destekleyecek vizyonla kurgulanması gerektiği belirtildi.</p>
<p>Otomotiv sektörüne ilişkin bazı politika araçlarıyla ilgili olarak, Türkiye'nin "Avrupa'da üretilmiştir" prensibinin dışına çıkarılmasıyla ilgili yaklaşımların bertaraf edilmesi için ortak anlayış doğrultusunda çalışılmasının önemi vurgulandı.</p>
<p><strong>Türkiye-AB ticari ve ekonomik ilişkileri değerlendirildi</strong></p>
<p>Bakan Bolat'ın Komisyonun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis ile görüşmesinde ise küresel sınamalar karşısında güvenli tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi ve ekonomik bağların öncelikli alanlarda aşamalı bir yaklaşım çerçevesinde derinleştirilmesi kararlılığı teyit edildi.</p>
<p>"Made in EU" başta olmak üzere, AB'nin yeni ekonomik vizyonu doğrultusunda şekillendireceği yatırım, sanayi ve ticaret politikalarının, Türkiye ile AB arasındaki derin ve köklü ticari entegrasyonu ve ortaklık hukukunu yansıtacak şekilde tasarlanması yönündeki beklentiler ifade edildi.</p>
<p>Komisyonun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos ile yapılan görüşmede de Türkiye ile AB arasındaki ticari ve ekonomik entegrasyonun daha da güçlendirilmesine yönelik ortak vizyon ele alındı. Bu kapsamda, bağlantısallığın artırılması, Gümrük Birliği'nin etkin işleyişinin geliştirilmesi ve ekonomik ilişkilerin yeni işbirliği alanlarıyla derinleştirilmesine yönelik görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p><strong>​Avrupa otomotiv sanayisi ile buluşma</strong></p>
<p>Bolat, ziyaret kapsamında Sanayi Hızlandırma Yasası'nın temel odağını oluşturan otomotiv sektörünün Avrupa'daki en büyük çatı kuruluşu olan Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA) ve AB'nin önde gelen küresel otomotiv üreticilerinin üst düzey yöneticileriyle de bir araya geldi.</p>
<p>Bakan Bolat'ın ACEA Genel Direktörü Sigrid de Vries ile yaptığı görüşmede, "Made in EU" politikasının Türkiye-AB otomotiv ekosistemine etkilerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Bolat ayrıca, ACEA üyesi küresel otomotiv firmalarının üst düzey temsilcileriyle yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirdi.</p>
<p>Bu çerçevede, Türkiye'nin "Made in EU" politikasına tam ve koşulsuz olarak katılması gerektiği konusundaki görüş birliği teyit edildi.</p>
<p>Bolat, Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB), Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), Taşıt Araçları Tedarik Sanayicileri Derneği (TAYSAD) ile AB üyesi ülkelerin daimi temsilcilerinin katılımıyla yuvarlak masa toplantısı da düzenledi. Toplantıda, Türkiye'nin Avrupa otomotiv ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulandı.</p>
<p><strong>Avrupa iş dünyasıyla istişareler gerçekleştirildi</strong></p>
<p>Bolat'ın, Avrupa İş Dünyası Konfederasyonu (BusinessEurope) Genel Direktörü Markus Beyrer ile görüşmesinde ise Türkiye-AB ticari ilişkilerinin geleceği değerlendirildi.</p>
<p>Gümrük Birliği ile kurulan güçlü değer zincirlerinin korunmasının önemi konusunda mutabık kalınırken kamu alımlarıyla dijital ticaret alanlarında atılacak yeni adımların Türkiye-AB ticari ve ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesine yapacağı katkı ele alındı.</p>
<p>Bolat ziyaret kapsamında ayrıca, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği, Türk İş Dünyası Konfederasyonu ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneğinin Brüksel'de yerleşik temsilcileri ve medya mensuplarıyla bir araya geldi.</p>
<p>Görüşmelerde Türkiye'nin Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında herhangi bir kısıt olmadan yer alması gerektiği yönünde ortak bir değerlendirme oluştuğu ifade edilerek, bu çerçevede taslağa dair yasama süreci tamamlanıncaya kadar girişim ve temasların hız kesmeden devam edeceğinin altı çizildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolatin-bruksel-temasi-turkiyeye-made-in-euro-kisitlamasi-olmamali-83467</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/7/1280x720/omer-bolat-1769688939.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanı Bolat&#039;ın Brüksel temaslarında, Türkiye&#039;nin AB&#039;nin Sanayi Hızlandırma Yasası kapsamında herhangi bir kısıt olmadan yer alması gerektiği yönünde ortak bir değerlendirme oluştuğu bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/savunma-harcamalarindaki-artis-hedefi-makinecileri-umutlandirdi-83469</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Savunma harcamalarındaki artış hedefi makinecileri umutlandırdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Gerek savaşın etkisiyle bölgedeki talep, gerekse durgunluk sebebiyle en önemli pazarlardan Avrupa’daki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin makine ihracatı yılın ilk yarısında yüzde 1.7 artarak 13.8 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış hedefleriyle şekillenen küresel harcama paradigmalarının imalat sanayi için devasa bir sipariş ve yatırım dalgası potansiyelini barındırdığını bildirdi.</p>
<p>Makine ihracatının yılın ilk yarısındaki performansını değerlendiren MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, ihracattaki yüzde 1.7’lik artışa karşın birim fiyatın yüzde 11 yükselerek kg başına 8.7 dolara çıktığını söyledi.</p>
<p>En fazla ihracat yapılan ülke olan Almanya’ya yönelik ihracat yüzde 8.7 artarak 1.7 milyar dolara çıkarken, ABD pazarına olan ihracat yüzde 33.9’luk artışla 1.2 milyar dolara çıktı. Bu dönemde oransal olarak en yüksek artış yüzde 25.6 ile türbin, turbojet ve hidrolik ürün grubunda gerçekleşirken, deri ileme makineleri ihracatı ise yüzde 35.6 ile en fazla miktar azalması yaşanan ürün grubu oldu.</p>
<p>Dünya genelinde şokların artık kalıcı hale gelmeye başladığını dile getiren Yılmaz, “ABD ile İran arasındaki diplomatik ilişkilerin sürekli değişen bir sarkaçta seyretmesi ve uzlaşı zeminine yaklaşıldığı düşünülen her dönemeçte gerilimin yeni bir boyutta tırmanması, jeopolitik krizlerin artık geçici 'şok' olmaktan çıkıp küresel ticaretin kalıcı bir gerçeğine dönüştüğünü gösteriyor” dedi. Söz konusu belirsizlik sürecinde sanayi dönüşümünü gerçekleştirmeye çalışan Avrupa ekonomisinde stresin arttığını bildiren Yılmaz,</p>
<p>“Özellikle sanayinin kalbi konumundaki Almanya’da üreticilerin mücadele ettiği yapısal sorunları daha da derinleştiriyor. Alman Makine ve Tesis İmalatçıları Birliği’nin (VDMA) de işaret ettiği üzere; yüksek vergiler, esnek olmayan iş gücü piyasası ve aşırı bürokratik engeller gibi iç dinamikler, kıtanın küresel rekabet gücünü halihazırda kemirirken, jeopolitik dalgalanmalar yeni sipariş hacmi üzerinde ciddi bir baskı unsuru oluşturuyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Türk makine sektörü için tarihi fırsat”</strong></p>
<p>Yılmaz, NATO zirvesinde 10 milyarlarca dolarlık çok uluslu tedarik anlaşmalarının küresel ekonominin artık 'güvenlik odaklı yeni bir endüstriyel tahkimat' dönemine girdiğini tescillediğini belirtti.</p>
<p>Savunma-güvenlik harcamalarının 2035 yılında kadar milli gelirin yüzde 5’ine çıkarılması hedefinin devasa bir sipariş ve yatırım dalgası potansiyeli barındırdığına dikkat çeken Sevda Kayhan Yılmaz, “Yeniden yapılanma bütçeleri; siber güvenlikten dijitalleşmeye, kritik altyapı yatırımlarından savunma sanayisinin geliştirilmesine kadar çok geniş bir alana kaynak aktarılmasını sağlarken, uzun süredir durgunluk ve sanayisizleşme baskısıyla boğuşan Avrupa endüstrisi için de yeni bir büyüme stratejisi işlevi görüyor” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılmaz bunun, Türk makine sektörünün küresel askeri-sanayi hiyerarşisinde çok daha üst düzey, yüksek katma değerli bir konuma yükselmesi için tarihi bir fırsat penceresi sunduğuna vurgu yaptı.</p>
<p>Savunma sanayine yönelik yüksek standartların sivil üretim hatlarının da kalitesini yükselteceğinin altını çizen Yılmaz, “Bunun yanında bilgi güvenliği ve yönetim sistemleri standartları da üreticilerimizin siber güvenlik kaslarını güçlendirerek onları küresel tehditlere karşı koruyacak unsurlar olacaktır. Kısacası, KOBİ'lerimiz için başlangıçta zahmetli görünen sertifikasyon ve akreditasyon süreçleri, makine imalat sanayimizin teknolojik standartlarını kalıcı olarak yükseltecek ve bizi küresel pazarda ikame edilemez kılacak bir teknolojik aşı olabilir” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/savunma-harcamalarindaki-artis-hedefi-makinecileri-umutlandirdi-83469</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/sevda-kayhan-yilmaz-1784374880.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MAİB Başkanı Sevda Kayhan Yılmaz, savunma ve güvenlik harcamalarındaki artış hedefleriyle şekillenen küresel harcama paradigmalarının imalat sanayi için devasa bir sipariş ve yatırım dalgası potansiyelini barındırdığını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kaybedenleri-borsa-ve-altin-83464</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın kaybedenleri borsa ve altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,38 azalışla 13.981,05 puandan tamamladı.</p>
<p>Endeks, hafta içinde en düşük 13.941,98 puanı, en yüksek 14.265,51 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde sanayi endeksi yüzde 2,28 artışla 18.761,95 puana ve hizmetler endeksi yüzde 1,38 yükselişle 12.820,06 puana çıkarken, mali endeks yüzde 4,97 azalışla 19.512,42 puana, teknoloji endeksi ise yüzde 2,37 kayıpla 46.944,88 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 30,99 ile Balsu Gıda ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Balsu Gıda'yı yüzde 23,60 ile Efor Yatırım Sanayi Ticaret AŞ ve yüzde 19,20 ile Margün Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret AŞ izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 34,31 ile Destek Finans Faktoring AŞ, yüzde 12,05 ile Astor Enerji ve yüzde 7,37 ile Türk Altın İşletmeleri oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 602 milyar 840 milyon lirayla ASELSAN, 557 milyar 325 milyon 627 bin lirayla Tüpraş ve 544 milyar 200 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ oldu.</p>
<p><strong>Altın değer kaybetti, döviz yatay seyretti</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 2,45 azalışla 6 bin 53 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,90 düşüşle 39 bin 819 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,84 altında 9 bin 993 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı değişmeyerek 46,9870 lira, euronun satış fiyatı da yatay seyirle 53,6950 lira oldu.</p>
<p>Geçen hafta 63,0260 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta 63,0360 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı da önceki haftadaki değerinin hemen üzerinde 58,1980 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kaybedenleri-borsa-ve-altin-83464</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/4/1280x720/finans-borsa-hisse-senedi-piyasa-1784364957.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 2,38 kayıpla 13.981 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 2,45, cumhuriyet altını yüzde 1,90, çeyrek altın yüzde 1,84 değer kaybetti. Doların satış fiyatı 46,9870 lirada, euronun satış fiyatı da 53,6950 lirada kalarak yatay seyretti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kilyosun-kesin-korunacak-hassas-alan-sinirlarinda-degisiklik-83461</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 10:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kilyos&#039;un kesin korunacak hassas alan sınırlarında değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kilyos Caddesi ve Yakın Çevresi Doğal Sit Alanı Kesin Korunacak Hassas Alanı'nın sınırlarının değiştirilmesiyle ilgili Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre İstanbul'un Sarıyer ilçesi sınırları içinde ilan edilen Kilyos Caddesi ve Yakın Çevresi Doğal Sit Alanı Kesin Korunacak Hassas Alanı sınırlarının, kroki ve koordinat listesinde belirtilen şekilde değiştirilmesine Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi gereğince karar verildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kilyosun-kesin-korunacak-hassas-alan-sinirlarinda-degisiklik-83461</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan karara göre, Kilyos Caddesi ve Yakın Çevresi Doğal Sit Alanı Kesin Korunacak Hassas Alanı&#039;nın sınırları değiştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/botasin-ihale-alimlariyla-ilgili-usul-ve-esaslar-yururlukte-83460</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> BOTAŞ&#039;ın ihale alımlarıyla ilgili usul ve esaslar yürürlükte</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından Kamu İhale Kanunu'nun ilgili maddesi kapsamında yapılacak alımlara ilişkin usul ve esaslara dair Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, BOTAŞ tarafından 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun 3. maddesinin (m) bendi kapsamında yapılacak alımlara ilişkin usul ve esaslar yürürlüğe girdi.</p>
<p>Karar, BOTAŞ tarafından ilgili kanun kapsamında ulusal ve uluslararası piyasalardan yapılacak her türlü doğal gaz alımları ile bu alımlara yönelik satın alma yöntemleri dahil alım sürecinin yürütülmesi ve sonuçlandırılmasına ilişkin gerçekleştirilecek iş ve işlemleri kapsıyor.</p>
<p>Doğal gaz alımlarında, idare personeli tarafından daha önce yapılan alımlar için gelen teklifler, uluslararası piyasalarda alımları etkileyen değişimler, piyasadaki şirketlerin güncel faaliyetleri gibi unsurlara ilişkin başta uluslararası doğal gaz piyasası yayımları kanalıyla olmak üzere her türlü araştırma ve değerlendirme yapılacak.</p>
<p>Ayrıca idare ile gerçekleştirdiği önceki işlemlerde bir sözleşme ihlali bulunan şirket, idarenin değerlendirmesi sonucunda yeterlilik listesinden çıkarılabilecek.</p>
<p>Yeterlik listesine, piyasa koşulları, piyasadaki yeni şirketler ve idarenin alım stratejileri göz önüne alınarak BOTAŞ Yönetim Kurulu onayı ile şirketler eklenebilecek. Yeterlik listesine yapılacak ekleme ve çıkarmalar, idarenin belirlediği tarafsız değerlendirme kriterlerine göre yapılacak.</p>
<p>Usul ve esaslarda ayrıca doğrudan alım usulü, ilansız pazarlık alım usulü ile yasak fiil ve davranışlar ile cezai hükümlere de yer verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/botasin-ihale-alimlariyla-ilgili-usul-ve-esaslar-yururlukte-83460</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/botas.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BOTAŞ tarafından Kamu İhale Kanunu kapsamında yapılacak alımlarla ilgili usul ve esaslar Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/atama-ve-gorevden-alma-kararlari-resmi-gazetede-83458</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Atama ve görevden alma kararları Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan atama kararlarına göre Orman Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı Ahmet Ceylan görevden alındı. Başkanlık görevine Fuat Şanal getirildi.</p>
<p>Ticaret Bakanlığı Destek Hizmetleri, Tasfiye İşleri ve Döner Sermaye Genel Müdürü Oğuzhan Şatıroğlu görevden alınırken, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü yönetim kurulu üyeliğine Hakan Nalbantoğlu, Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayii AŞ Genel Müdürlüğü yönetim kurulu üyeliklerine de Murat Durkan, Aysel Kandemir, Murat Baştor ve Aziz Yıldırım'ın ataması yapıldı.</p>
<p>Göç İdaresi Başkanlığı Uyum ve İletişim Genel Müdürü Yaşar Aksanyar, Sınır Yönetimi Genel Müdürü Ozan Gazel, Uluslararası Koruma Genel Müdürü Bayram Yalınsu ve Yabancılar Genel Müdürü Fatih Ayna görevden alındı.</p>
<p>Başkanlığın, Uyum ve İletişim Genel Müdürlüğüne Ahmet Dalkıran, Sınır Yönetimi Genel Müdürlüğüne İçişleri Bakanlığı İller İdaresi Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Yüzer, Uluslararası Koruma Genel Müdürlüğüne Mustafa Güney ve Yabancılar Genel Müdürlüğüne Özge Kaplan'ın ataması yapıldı.</p>
<p>Öte yandan, Adli Tıp Kurumu Adli Tıp Birinci İhtisas Kurulu Genel Cerrahi Üyeliğine Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Kocataş, Adli Tıp Yedinci İhtisas Kurulu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Üyeliğine ise İstanbul Kent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oğuz Çetinkale görevlendirildi.</p>
<p><strong>Ardahan Valiliğine Ömer Hilmi Yamlı atandı</strong></p>
<p>Resmi Gazete'de yayımlanan karara göre, 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 2, 3 ve 4'üncü maddeleri gereğince Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli görevden alındı.</p>
<p>Yerine, Gaziantep Şehitkamil Kaymakamı Ömer Hilmi Yamlı'nın ataması yapıldı.</p>
<p><strong>Büyükelçi atamaları</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi nezdinde Türkiye Daimi Temsilciliğine Dış Politika Plan ve Eşgüdüm Genel Müdürü Raziye Bilge Koçyiğit, Türkmenistan nezdinde Türkiye Büyükelçiliğine ise Orta Asya Ülkelerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Şener Cebeci atandı.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/atama-ve-gorevden-alma-kararlari-resmi-gazetede-83458</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bazı bakanlık ve kamu kurumlarına yapılan atama ve görevden almalar Resmi Gazete&#039;de yayımlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fitch-turkiyenin-kredi-notunu-teyit-etti-83473</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fitch, Türkiye&#039;nin notunu teyit etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye ekonomisiyle ilgili değerlendirmesini açıkladı.</p>
<p>Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada, Türkiye'nin uzun vadeli kredi notunun "BB-" olarak teyit edildiği, not görünümünün ise "durağan" olduğu bildirildi.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye'nin düşük kamu borcu, büyük ve çeşitlendirilmiş ekonomisi, "BB" not grubundaki ülkelerin medyanına kıyasla yüksek kişi başına düşen geliri, stres dönemlerinde dış finansmana erişimini sürdürme geçmişi ve dayanıklı bankacılık sektörünün kredi notunu destekleyen unsurlar arasında yer aldığı belirtildi.</p>
<p>Türkiye'nin potansiyel büyüme oranının yüzde 4'e yakın olduğunun değerlendirildiği aktarılan açıklamada, büyüme oranının bu yıl yüzde 2,8 ve gelecek yıl yüzde 4,4 olmasının beklendiği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, Türkiye'de enflasyonun haziran ayındaki yüzde 32 seviyesinden 2026 sonunda yüzde 29,5'e gerilemesinin beklendiği aktarıldı.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) fonlama maliyetini 300 baz puan artırması ve kredi limitlerini sıkılaştırıcı son adımlarının, ABD-İran çatışmasının ilk döneminde lirayı istikrara kavuşturmak amacıyla gerçekleştirilen döviz müdahalelerinin ardından uluslararası rezervlerde kısmi toparlanmayı desteklediği belirtilen açıklamada, brüt döviz rezervlerinin 2026 sonunda 167 milyar dolara ulaşmasının beklendiği kaydedildi.</p>
<p>Açıklamada, özellikle dış finansman ihtiyacındaki sürdürülebilir azalmayla birlikte ülkenin dış tamponlarının kayda değer şekilde güçlenmesi ve enflasyondaki düşüşü destekleyen sıkı politika duruşunun korunacağına yönelik güvenin artmasının, kredi notunda yükselişe yol açabileceğine işaret edildi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fitch-turkiyenin-kredi-notunu-teyit-etti-83473</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/fitch-ratings.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fitch Ratings, Türkiye&#039;nin kredi notunu &quot;BB-&quot; olarak teyit ederken, kredi notu görünümünü &quot;durağan&quot; olarak korudu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-piyasalari-jeopolitik-risk-ve-cip-korkusu-sardi-83453</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel piyasaları jeopolitik risk ve çip korkusu sardı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel piyasalar, çip üreten şirketlerin hisselerinde görülen derin satış baskısı ve Orta Doğu'da tırmanan jeopolitik gerilimle negatif seyrediyor.</p>
<p>Yapay zeka alanındaki devasa yatırımların karşılık bulup bulmayacağına dair endişelerle çip üreticisi şirketlerin hisseleri üzerinde devam eden satış baskısı ve artan jeopolitik riskler küresel piyasalarda risk algısının devam etmesine neden oluyor. Trilyonlarca dolarlık harcamaların ne zaman kar sağlayacağı hala belirsizliğini korurken, teknoloji hisselerinin aşırı değerlenip değerlenmediği de piyasalarda tartışma konusu olmaya devam ediyor. ABD'nin İran'a yönelik saldırılarını yoğunlaştırması ve İran'ın misilleme olarak bölgedeki diğer ülkelere saldırılarına devam etmesi küresel piyasalarda risk iştahını olumsuz etkiliyor. Bölgede gerilimin yeniden tırmanmasıyla petrol fiyatlarının yükselmesi ve Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin geçişlerinin sınırlı kalmaya devam etmesi halinde enflasyonist endişelerin tekrar artabileceği tahmin ediliyor.</p>
<p><strong>PETROL YÜKSELİYOR, ALTIN YATAY SEYİRDE</strong></p>
<p>ABD-İran gerilimiyle birlikte petrolün yeniden yükselişe geçmesi ve enflasyonun Fed’in kısıtlayıcı bir politika izleyeceği endişelerini güçlendirmesi; altın üzerinde baskı oluşturmayı sürdürüyor. Analistler, jeopolitik riskler arttıkça likidite ihtiyacının süreceğini ve dolara olan talebin artacağını belirterek, altındaki düşüşün devam edebileceği görüşünde. Altının onsu dün 3 bin 980 dolar civarında fiyatlanırken brent petrol, son üç ayın en hızlı yükselişiyle 90 dolara yaklaştı.</p>
<p>ABD'de açıklanan enflasyon verilerinin temel fiyat baskılarının hafiflediğine işaret etmesine karşın yatırımcılar enerji fiyatlarındaki son artışın enflasyondaki yavaşlama trendini tersine çevirebileceği endişesiyle bu geçmişe dönük verilere temkinli yaklaşıyor. Analistler, ABD ve İran'ın uzlaşma yolundan giderek uzaklaştığını belirtti.</p>
<p><strong>Fed açıklamalarına yakın takip </strong></p>
<p>"ekonomim.com"da yer alan değerlendirmeye göre bu gelişmelerin yanı sıra ABD Merkez Bankası (Fed) yetkililerinin açıklamaları da yakından takip ediliyor. Dallas Fed Başkanı Lorie Logan enflasyonun yüzde 2 seviyesine doğru gerilememesi halinde söz konusu veriyi bu seviyeye taşımaya yardımcı olmak için bir miktar politika sıkılaşmasına ihtiyaç olduğunu ifade etti. Kansas City Fed Başkanı Jeff Schmid de temel endişesinin enflasyon olduğunu, enflasyonun hala çok yüksek ve uzun süredir hedefin üzerinde seyrettiğini kaydetti. Makroekonomik veri tarafında ABD'de perakende satışlar haziranda aylık bazda yüzde 0,2 ile beklentilere paralel arttı.</p>
<p><strong>ABD ekonomisi gücünü koruyor </strong></p>
<p>Ülkede ilk kez işsizlik maaşına başvuranların sayısı ise 11 Temmuz ile biten haftada 208 bine gerileyerek piyasa beklentilerinin altında kaldı. Söz konusu veriler, ABD ekonomisinin gücünü koruduğunu gösteriyor. ABD'nin Brezilya'ya yüzde 25 oranında yeni gümrük tarifesi uygulama kararı da ticaret gerilimleri yeniden gündeme geldi. Bu gelişmelerle ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi yatay seyirle yüzde 4,55'te bulunurken, dolar endeksi yüzde 0,1 artışla 100,8 seviyesinde seyrediyor. Brent petrolün varil fiyatı, yüzde 0,1 artışla 84,1 dolara yükseldi. Orta Doğu'daki gerilimlerin yeniden tırmanmasıyla Brent petrol, haftayı son üç ayın en hızlı haftalık yükselişiyle tamamlamaya hazırlanıyor.</p>
<p><strong>Altının onsu 3 bin 980 civarında… </strong></p>
<p>ABD-İran geriliminin petrol fiyatlarını yüksek seviyelerde tutması ve enflasyonun Fed’in kısıtlayıcı bir politika izleyeceği endişelerini güçlendirmesi altın fiyatları üzerinde baskı oluşturarak onsu 4 bin doların altında tutuyor. Analistler, Orta Doğu'da gerilim devam ettiği sürece likidite ihtiyacının süreceğini ve dolara olan talebin artacağını belirterek, altın fiyatlarındaki düşüş eğiliminin devam edebileceğini söyledi. Yüksek petrol fiyatları, ekonomilerde enflasyonun hedef seviyelerin üzerinde kalma olasılığını artırarak Fed'in politikalarına dair belirsizliği artırıyor. Bu durum, faiz oranlarının daha uzun süre yüksek kalmasına, doların desteklemesine ve altın gibi varlıkların cazibesinin azaltmasına yol açıyor.</p>
<p><strong>Çip hisseleri üzerinde satış baskısı </strong></p>
<p>New York borsası, çip hisselerindeki satış baskısının etkisiyle günü düşüşle tamamladı. Büyük bankaların güçlü bilançolarının ardından şirketlerin açıkladığı finansal sonuçlar da yatırımcıların odağında yer aldı. Yarı iletken üreticisi TSMC'nin ikinci çeyrek karının yüzde 77,4 artarak piyasa beklentilerini aşmasına rağmen sermaye harcamalarına yönelik tahminini artırmasının etkisiyle şirketin hisseleri yüzde 2,3 geriledi. Diğer çip üreticilerinin hisselerinde de düşüş görülürken, Intel'in hisseleri yüzde 5,8, Micron Technology'nin hisseleri yüzde 5,7, Arm Holdings'in hisseleri yüzde 5,4, Advanced Micro Devices'ın (AMD) hisseleri yüzde 5,3 ve Broadcom'un hisseleri yüzde 5 değer kaybetti.</p>
<p>ABD'li teknoloji şirketlerinden Alphabet'in hisseleri de şirketin en güçlü yapay zeka modeli Gemini 3.5 Pro'nun piyasaya sürülmesini ertelediğine dair haberler üzerine yüzde 4,4 düştü. Perşembe kapanışta Dow Jones endeksi yüzde 0,20, S&amp;P 500 endeksi yüzde 0,51 ve Nasdaq endeksi yüzde 1,47 değer kaybetti.</p>
<p><strong>Asya borsaları negatif seyrediyor </strong></p>
<p>Asya borsalarında dün negatif bir seyir izlenirken, Japonya borsasındaki sert düşüş öne çıkıyor. Bu hafta yatırımcılar, büyük bankaların açıkladığı güçlü bilançoların ardından yarı iletken sektöründen bankacılık gibi diğer sektörlere yöneldi. Bu durum, çip sektörüne daha fazla bağımlı olan Asya piyasalarını satış baskısına karşı savunmasız bıraktı. Söz konusu gelişmelerle kapanışa yakın Japonya'da Nikkei 225 endeksi yüzde 6,4, Çin'de Şanghay bileşik endeksi yüzde 1,6, Hong Kong'da Hang Seng endeksi yüzde 2 geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-piyasalari-jeopolitik-risk-ve-cip-korkusu-sardi-83453</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/finans-piyasalar-borsa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüksek petrol fiyatları ve enflasyonun hedef seviyelerin üzerinde kalma olasılığı, Fed&#039;in politikalarına dair belirsizliği daha da derinleştiriyor. Bu gelişme faizlerin yüksek kalmasına, doların güçlenmesine ve altın yatırımının azalmasına yol açıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londrada-turk-mutfak-kebapcisindan-fine-dininge-83454</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra’da Türk mutfak kebapçısından &#039;fine dining’e</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Londra’da Türkiye’nin Birleşik Krallık Büyükelçiliği rezidansında, “Bir Sofrada Miras” temasıyla düzenlenen etkinlikte konuşan mutfak uzmanı ve yazar Özlem Warren, İngiltere’de Türk restoranlarının sayısının giderek arttığını ve aralarında nitelikli örneklerin bulunduğunu vurguladı.</p>
<p>Türk mutfağının İngiltere’deki yükselişinin en görünür yüzü, Londra’nın en pahalı semtlerinde açılan üst segment restoranlar oluyor. Harrods ve Hyde Park’ın yakınındaki Knightsbridge’de geçtiğimiz aylarda “Yaprak London” adıyla yeni bir Türk restoranı hizmete girdi. Mekan geleneksel Türk mutfağını yaratıcı kokteyllerle birleştiren bir lüks dining deneyimi sunuyor.</p>
<p>Aynı semtte, Nusret Gökçe’nin 2021’de açtığı Nusr-Et Steakhouse, altın kaplı bifteğiyle gündem olmuştu. Mayfair’de ise Hüseyin Özer’in 1981’de kurduğu Sofra, Türk mutfağını Londra’nın merkezine taşıyan öncülerden biri olarak yoluna devam ediyor.</p>
<p><strong>Geleneksel mutfaktan gastronomi sahnesine </strong></p>
<p>Bu yükseliş yalnızca lüks otel restoranlarıyla sınırlı değil. 2024 sonunda Farringdon’da, şef Selin Kazım imzasıyla açılan Leydi, İstanbul sokak lezzetlerinden esinlenen menüsüyle yılın en iyi açılışlarından biri olarak gösterildi. Dalston’daki Mangal 2 ise, 1994’te Ali Dirik tarafından kurulduktan sonra oğlu Ferhat Dirik’in yönetiminde ulusal restoran ödüllerinin “ilk 50” listesine girerek Türk mutfağının modern yüzünü temsil ediyor. Leicester Square ve Cockfosters’taki Skewd Kitchen da British Kebab Awards’ta 2023 ve 2024’te üst üste “En İyi Fine Dining Restoranı” ödülünü kazanarak Anadolu mutfağını modern bir yorumla sunuyor.</p>
<p>Soho’da faaliyet gösteren Yeni, İstanbul’daki Yeni Lokanta’nın kurucusu Şef Civan Er’in liderliğinde Anadolu mutfağını çağdaş gastronomi anlayışıyla buluşturuyor. Michelin Rehberi’nin tavsiye ettiği restoranlar arasında yer alan Yeni, Türk mutfağının Londra’daki üst segment temsilcilerinden biri olarak gösteriliyor. Yine Soho’da bulunan Zahter ise Şef Esra Muslu’nun yorumuyla İstanbul mutfağını modern bir bakış açısıyla sunuyor ve son dönemde Londra gastronomi çevrelerinde adından sıkça söz ettiriyor.</p>
<p>Covent Garden’daki Kebab Queen, geleneksel Türk lezzetlerini deneyim odaklı bir konseptle sunarak fine dining dünyasında kendine özgü bir yer edinirken, Canary Wharf’ta hizmet veren Nora da Anadolu mutfağını modern sunumlarla buluşturan yeni kuşak Türk restoranları arasında gösteriliyor.</p>
<p>Türk mutfağının İngiltere’deki başarısının yalnızca lüks restoranlarla sınırlı olmadığı da görülüyor. Kuzey Londra’nın Enfield bölgesindeki Neco Tantuni, Mersin’e özgü tantuniyi İngiliz gastronomi gündemine taşıyarak dikkat çekti. Kuzey Londra’daki Green Lanes hattı ise Gökyüzü başta olmak üzere onlarca Türk restoranıyla uzun yıllardır Türk mutfağının kalbi olmayı sürdürüyor.</p>
<p><strong>Londra’nın banliyölerine de yayılıyor </strong></p>
<p>Türk restoranları artık Londra’nın banliyölerine de yayılıyor. East Sheen’de, “Efuli” adıyla yeni bir Türk restoranı açılışa hazırlanıyor. Ev yapımı Türk lezzetleriyle sosyal medyada takipçi kitlesi oluşturan markanın fiziksel bir restorana dönüşmesi, trendin merkezdeki lüks adreslerden semt aralarına kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını gösteriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londrada-turk-mutfak-kebapcisindan-fine-dininge-83454</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/4/1280x720/fine-dining-1784354687.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk mutfağı İngiltere’de hem yaygınlaşıyor hem de sınıf atlıyor. Uzun yıllar özdeşleştiği sıradan kebapçı imajını geride bırakarak Londra’nın en lüks semtlerindeki gurme (fine dining) restoran masalarına uzanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ari-konaklatma-bedeline-erteleme-83456</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Arı konaklatma bedeli&#039;ne erteleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Genel Başkanı Ali Demir, arıcılardan kovan başına sezonda 100 lira ücret alınmasına yönelik hükümlerin uygulanmasının ikinci bir talimata kadar ertelendiğini bildirdi. </p>
<p>Konu hakkında yazılı açıklama yapan Demir, "Arı Konaklatma Ekosistem Hizmet Bedeli" adı altında arıcılardan kovan başına sezonda 100 lira ücret alınmasına ilişkin bir düzenlemenin yayımlandığını hatırlatarak, uygulamanın üreticilere oluşturacağı ilave mali yüklerin giderilmesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı ile Orman Genel Müdürlüğü nezdinde çeşitli temaslarda bulunulduğunu kaydetti.</p>
<p>Demir, bir araya geldikleri Orman Genel Müdürü Bekir Karacabey'e sektör temsilcilerinden gelen talep, öneri ve itirazları ayrıntılı şekilde ilettiklerini belirterek, şunları paylaştı:</p>
<p>"Sahadan bizlere ulaşan talep ve önerileri eksiksiz şekilde ilettik. Arıcılarımızın ilave mali yüklerle karşı karşıya kalmaması adına beklentilerimizi açıkça ifade ettik. Yürüttüğümüz resmi girişimler ve yapıcı istişareler sonucunda önemli bir gelişme yaşandı. Orman Genel Müdürlüğümüzün son talimatı doğrultusunda Ekosistem Hizmet Bedeli kapsamında yer alan 'Bedeller' başlıklı hükümlerin uygulanması ikinci bir talimata kadar ertelendi. Bu karar, arıcılarımızın taleplerinin dikkate alındığını göstermesi bakımından sektörümüz adına son derece önemli ve memnuniyet vericidir."</p>
<p>İlk günden itibaren üreticilerin hak ve menfaatlerini korumak amacıyla tüm resmi başvuruları gerçekleştirdiklerini bildiren Demir, "Bundan sonraki süreçte de ilgili kurumlarımızla diyalog içerisinde çözüm odaklı çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Arıcılarımızdan, konuya ilişkin gelişmeleri yalnızca resmi kurumlarımızın ve Birliğimizin resmi iletişim kanallarından takip etmelerini rica ediyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ari-konaklatma-bedeline-erteleme-83456</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/8/9/1280x720/karakovan-bali-1756623907.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TAB Genel Başkanı Demir, &quot;Orman Genel Müdürlüğümüzün son talimatı doğrultusunda Ekosistem Hizmet Bedeli kapsamında yer alan &#039;Bedeller&#039; başlıklı hükümlerin uygulanması ikinci bir talimata kadar ertelendi.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulda-toplu-ulasima-zam-83455</guid>
            <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul&#039;da toplu ulaşıma zam</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Meclisi temmuz ayı toplantılarının üçüncü oturumu Meclis 2. Başkanvekili Gencay Özcan başkanlığında Saraçhane'deki belediye binasında yapıldı.</p>
<p>Mecliste, kentteki otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servislerine yüzde 10 zam yapılmasını içeren "Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi Düzenlemesi" başlıklı gündem maddesi görüşüldü.</p>
<p>Bu kapsamda, elektronik tam biletin 42 liradan 46,20 liraya, öğrenci biletinin 20,50 liradan 22,55 liraya, "Mavi Kart" aylık abonman ücretinin 3 bin 298 liradan 3 bin 628 liraya, öğrenci aylık abonman ücretinin 593 liradan 653 liraya çıkarılması istendi.</p>
<p>Metrobüste 1 duraklık yolculuk ücreti 30,07 liradan 33,08 liraya, 34-43 ve üstü duraklık yolculuk ücreti 62,35 liradan 68,59 liraya çıkarılması teklifte yer aldı.</p>
<p>Marmaray'da 1-3 istasyon arası yolculuk ücretinin 34 liradan 37,40 liraya, 36-43 istasyon arası yolculuk ücretinin ise 74,70 liradan 82,17 liraya yükseltilmesi önerildi.</p>
<p>Deniz yolu taşımacılığında Üsküdar-Eminönü seferinin ücretinin 53,20 liradan 58,52 liraya, Kadıköy-Eminönü ile Kadıköy-Beşiktaş seferlerinin ücretinin 59,28 liradan 65,21 liraya, Bostancı-Adalar sefer ücretinin 156,26 liradan 171,89 liraya çıkarılması teklif edildi.</p>
<p>Taksimetre açılış ücretinin 65,40 liradan 71,94 liraya, mesafe ücretinin kilometre başına 43,56 liradan 47,92 liraya, zaman tarifesi ücretinin saatte 544,45 liradan 598,90 liraya, kısa mesafe ücretinin ise 210 liradan 230 liraya yükseltilmesi talep edildi.</p>
<p>Minibüslerde "indi-bindi" diye tarif edilen kısa mesafe ücretinin 4 kilometreye kadar olan mesafede 39 liradan 43 liraya, 4 ila 7 kilometre arasında 41 liradan 45 liraya, 7 ila 11 kilometre arasında 42 liradan 46 liraya, 11 ila 15 kilometre arasında 43 liradan 47 liraya, 15 ila 20 kilometre arasında 47 liradan 52 liraya, öğrenci ücretinin ise 25 liradan 28 liraya yükseltilmesi istendi.</p>
<p>Okul servis ücretlerinde 0 ila 1 kilometre arası mesafe ücretinin 4 bin 51 liradan 4 bin 456 liraya, personel servis ücretlerinin ise 2 bin 284,54 liradan 2 bin 512,99 liraya yükseltilmesi talebi söz konusu gündem maddesinde yer alırken yeni tarifenin 20 Temmuz'dan itibaren geçerli olacağı kaydedildi.</p>
<p><strong>Cumhur İttifakı'ndan muhalefet şerhi</strong></p>
<p>Gündem maddesi görüşmeleri sırasında söz alan AK Parti'li Meclis Üyesi ve Tarife Komisyonu Üyesi Meryem Karaköse, toplu ulaşıma şubat ayında zam geldiğini ama aradan dört ay geçtikten sonra tekrardan zam dosyasının gündeme geldiğini söyledi.</p>
<p>Toplu ulaşıma şubat ayında Türkiye'deki ekonomik şartların çok üzerinde zam yapıldığını savunan Karaköse, şöyle konuştu:</p>
<p>"Şimdi tekrar bir zam geliyor. Dört ayda bir zam yapmak artık alışkanlık haline geldi. Burada her zaman söylediğimiz gibi öngörülebilirliği göz önüne alarak ve ekonomik şartları suiistimal etmeden bu tarifelerin hakkıyla yapılması noktasında tavsiyelerimiz ve önerilerimiz var. Ekonomik şartlar göz önünde bulundurulacaksa, yine İzmir ve Ankara gibi sizlerin yönettiği illerde bu ücretler 35 liradan yapılabiliyor. Mazot fiyatları, ekonomik şartlar, enflasyon veya personel giderleri her yerde aynı. Bu tip artışların dört ayda bir olması ve bütün yükün vatandaşın üzerine bırakılmasına itirazımız olduğundan, bu artışa AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak muhalefet şerhimizi koyduğumuzu ifade etmek istiyorum. İnşallah bu zamlar bir dahaki dönemde tekrar gelmez, yılda bir kere, öngörülerek ve hesaplar yapılarak yapılır."</p>
<p>CHP'li Meclis Üyesi ve Tarife Komisyonu Üyesi Mustafa Karaoğlu ise Karaköse'nin söylediklerine katılmanın mümkün olmadığını söyledi.</p>
<p>Sürekli değişen ekonomik koşullardan bahseden Karaoğlu, köprülere, otoyollara, motorine ve dövize yapılan zamlara değinerek teklifin komisyondan geldiği şekliyle onaylanmasını istedi.</p>
<p>AK Parti ve CHP Meclis üyeleri arasında yaşanan tartışmaların ardından oylamaya geçildi.</p>
<p>Mecliste yapılan oylamada, kentteki toplu ulaşım ile taksi ve okul servislerine yüzde 10 zam yapılmasını içeren "Toplu Ulaşım Ücret Tarifesi Düzenlemesi" başlıklı gündem maddesi AK Parti'nin "hayır" oyuna karşılık CHP grubunun oylarıyla ve oy çokluğuyla kabul edildi.</p>
<p>Kentte toplu ulaşıma 12 Şubat 2026 tarihinde yüzde 20 zam yapılmıştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/istanbulda-toplu-ulasima-zam-83455</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/5/1280x720/istanbul-ulasim-metrobus-1784356126.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul&#039;da otobüs, metro, metrobüs, minibüs ve vapur gibi toplu ulaşım araçları ile taksi ve okul servislerine yüzde 10 zam yapılmasına karar verildi. Buna göre, elektronik tam bilet 42 liradan 46,20 liraya, &quot;Mavi Kart&quot; aylık abonman ücreti 3 bin 298 liradan 3 bin 628 liraya, okul servislerinde 0 ile 1 kilometre arasındaki mesafe ücreti ise 4 bin 51 liradan 4 bin 456 liraya yükseltildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-315-trilyon-liraya-yukseldi-83441</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 16:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 31,5 trilyon liraya yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 10 Temmuz ile biten haftada yüzde 0,3 ve 85 milyar 826 milyon 227 bin lira artışla 31 trilyon 372 milyar 270 milyon 922 bin liradan, 31 trilyon 458 milyar 97 milyon 148 bin liraya çıktı.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 1,1 yükselerek 17 trilyon 281 milyar 553 milyon 574 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yatay seyirle 10 trilyon 129 milyar 7 milyon 31 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 255 milyar 652 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 216 milyar 830 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 10 Temmuz itibarıyla 693 milyon dolarlık artış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,1 azalışla 6 trilyon 665 milyar 273 milyon 309 bin liraya geriledi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 806 milyar 948 milyon 304 bin lirası konut, 42 milyar 244 milyon 811 bin lirası taşıt, 2 trilyon 539 milyar 468 milyon 176 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 276 milyar 612 milyon 18 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 10 Temmuz ile biten haftada 68 milyar 601 milyon 73 bin lira artarak 26 trilyon 51 milyar 120 milyon 727 bin liradan, 26 trilyon 119 milyar 721 milyon 800 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-315-trilyon-liraya-yukseldi-83441</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, yaklaşık 85,8 milyar lira artışla 31,5 trilyon liraya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ambalaj-sektorunden-ilk-yarida-5288-milyon-dolarlik-ihracat-83442</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ambalaj sektöründen ilk yarıda 528,8 milyon dolarlık ihracat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) 2026 yılı ilk yarı ihracat verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye’nin kağıt-karton ambalaj ihracatı, 2025 yılının aynı döneminde 512,1 milyon dolar seviyesindeyken 2026’nın ilk altı ayında yüzde 3,26 artışla 528,8 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Yılın ilk çeyreğinde ihracat yüzde 0,51 ile sınırlı bir gerileme kaydederken, ikinci çeyrekte yüzde 6,93’lük artış gerçekleşti. Nisan ayındaki yüzde 20,70 ve haziran ayındaki yüzde 16,21’lik yükseliş, mayıs ayındaki yüzde 13,48’lik düşüşü dengeleyerek ilk yarı toplamını pozitif büyümeye taşıdı.</p>
<p>Ülke bazında değerlendirildiğinde Amerika'ya yapılan ihracat yüzde 26,74 artarak 56,6 milyon dolara ulaştı ve Birleşik Krallık’ı geride bırakarak ilk sıraya yükseldi. Birleşik Krallık yüzde 6,54 artışla 56,4 milyon dolar ile ikinci sırada yer alırken, onu 39,6 milyon dolar ile Fransa, 36,1 milyon dolar ile Almanya ve 25,6 milyon dolar ile Irak izledi.</p>
<p>Almanya’da yüzde 16,48, Belçika’da yüzde 23,24, Bulgaristan’da yüzde 16,92 ve Hollanda’da yüzde 12,50'lik artış kaydedildi. Irak’a yapılan ihracat ise yüzde 24,82 gerileyerek ilk 10 pazar içinde düşüş yaşayan tek ülke oldu.</p>
<p>Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Alican Duran, ilk yarıda kaydedilen yüzde 3,26’lık büyümenin, küresel belirsizliklerin ve bölgesel dalgalanmaların sürdüğü bir dönemde sektörlerinin dayanıklılığını gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Duran, şunları kaydetti:</p>
<p>"Özellikle ikinci çeyrekte yakalanan yüzde 6,93’lük artış, yılın ilk aylarındaki sınırlı gerilemenin ardından ihracatımızın yeniden ivme kazandığına işaret ediyor. Amerika’nın yüzde 26,74 artışla en büyük ihracat pazarımız haline gelmesi, Türk karton ambalaj sektörünün kalite, esneklik ve sürdürülebilir üretim kabiliyetiyle küresel pazarlarda daha güçlü bir konuma ilerlediğini ortaya koyuyor. Avrupa’da Almanya, Belçika, Bulgaristan ve Hollanda’da kaydedilen çift haneli artışlar da pazar çeşitliliğimiz açısından önemli bir kazanım."</p>
<p>Irak pazarındaki daralmaya ve ihracatta pazar çeşitliliğinin önemine dikkat çeken Duran, Irak’a yapılan ihracattaki yüzde 24,82’lik gerilemenin, bölgesel risklerin dış ticaret üzerindeki etkisini bir kez daha gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Duran, bu tablonun mevcut pazarlardaki konumlarını korurken alternatif pazarlarda daha güçlü ve kalıcı bir varlık oluşturmanın önemini artırdığını belirterek, KASAD olarak üyelerinin uluslararası rekabet gücünü destekleyen çalışmalarıyla, UR-GE projesi, hedef pazarlara yönelik tanıtım faaliyetleri ve iş geliştirme programlarımızla devam edeceklerini açıkladı.</p>
<p>Gelecek dönemde Amerika pazarında elde edilen ivmeyi kalıcı hale getirmeyi, Avrupa pazarlarındaki büyümeyi derinleştirmeyi ve sektörün katma değerli ihracatını artırmayı hedeflediklerini belirten Duran, "Yılın ikinci yarısına temkinli ancak olumlu bir görünümle yaklaşıyoruz, dış talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam edecek." açıklamasında bulundu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ambalaj-sektorunden-ilk-yarida-5288-milyon-dolarlik-ihracat-83442</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/alican-duran.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kağıt karton ambalaj sektörünün yılın ilk yarısında 528,8 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirdiği açıklandı. Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Alican Duran, &quot;Yılın ikinci yarısına temkinli ancak olumlu bir görünümle yaklaşıyoruz, dış talep koşulları ve jeopolitik gelişmeler belirleyici olmaya devam edecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-300-milyon-dolarlik-finansman-83440</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> VakıfBank&#039;tan 300 milyon dolarlık finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>VakıfBank'ın, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı (KODEB) vizyonu kapsamında Asya Altyapı Yatırım Bankası'ndan (AIIB) sağladığı 300 milyon dolar tutarındaki kaynakla Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı'nı hayata geçirdiği bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, program, Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sağlayacak stratejik yatırımlara uzun vadeli finansman sunmayı amaçlıyor.</p>
<p>Programın, deprem bölgesinin yeniden inşasından reel sektörün yeşil dönüşümüne uzanan geniş bir alanda ekonomik ve sosyal kalkınmayı destekleyen bütüncül finansman modeli sunduğu belirtildi.</p>
<p>Üretimi, istihdamı, ihracatı ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen stratejik kalkınma unsuru olarak ele alan VakıfBank'ın, uluslararası kaynakları Türkiye'nin öncelikli yatırım alanlarına yönlendirerek reel sektörün dönüşümüne katkı sağlamayı hedeflediği vurgulandı.</p>
<p>Açıklamada, "Programın ilk ayağını, 6 Şubat depremlerinden etkilenen 11 ilde yürütülen yeniden inşa çalışmalarına yönelik finansman desteği oluşturuyor. Bu kapsamda sosyal konut, devlet okulu, hastane ve klinik yapımında görev alan yüklenici firmaların işletme sermayesi ihtiyaçlarıyla makine ve teçhizat yatırımları finanse edilecek. İşletme Kredisi ile maaş, SGK, inşaat malzemesi ve işçilik giderleri desteklenirken, Yatırım Kredisi ile makine ve teçhizat alımlarına finansman sağlanacak. Program kapsamında risk grubu bazında 10 milyon dolara kadar finansman imkanı sunulacak. Programın ikinci ayağında ise KOBİ'lerin yeşil dönüşüm yatırımlarına yönelik yeni imkanlar hayata geçirilecek. Enerji Verimliliği Kredisi, Yenilenebilir Enerji Kredisi, Sanayi Dekarbonizasyon Kredisi ve Temiz Ulaşım Kredisi başlıkları altında uygun koşullu kredi seçenekleri sunulacak. Bu kapsamda işletmelerin enerji verimliliğini artıran yatırımları, güneş ve rüzgar enerjisi projeleri, batarya depolama sistemleri, elektrikli araç şarj altyapılarıyla karbon emisyonunu azaltmaya yönelik sanayi uygulamaları teşvik edilecek. Elektrikli ticari araç ve filo dönüşümünden akıllı filo yönetimine kadar uzanan temiz ulaşım yatırımları da program kapsamındaki imkanlardan yararlanabilecek. Program kapsamında hayata geçirilecek yatırımların, ülkenin enerji ithalatını azaltarak cari açığın düşürülmesine katkı sağlaması hedefleniyor." denildi. </p>
<p>Sürdürülebilirlik temalı finansmanda banka, Enerji ve Dönüşüm Finansmanı Programı ile Orta Vadeli Program, 12. Kalkınma Planı ve Türkiye'nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle uyumlu şekilde, deprem bölgesinin yeniden inşası, sürdürülebilir üretimin yaygınlaşması ve reel sektörün yeşil dönüşümünü desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p>Bankanın, Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı (KODEB) vizyonu doğrultusunda geliştirdiği finansman modelleriyle üretime, istihdama ve sürdürülebilir kalkınmaya değer katmayı sürdüreceği ifade edildi.</p>
<p><strong>"Finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz"</strong></p>
<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, finansmanı ülkenin kalkınma hedeflerine katkı sunan stratejik bir araç olarak gördüklerini belirtti.</p>
<p>Kalkınma Odaklı Değer Bankacılığı vizyonunun temelinde de bu anlayışın yer aldığına dikkati çeken Arslan, "Asya Altyapı Yatırım Bankası'ndan temin ettiğimiz 300 milyon dolar tutarındaki kaynak, uluslararası finans kuruluşlarının bankamıza duyduğu güvenin önemli bir göstergesi olmasının yanı sıra ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunma kararlılığımızı da ortaya koyuyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Arslan, programla bir taraftan 6 Şubat depremlerinden etkilenen bölgelerin yeniden ayağa kalkmasına destek verirken, diğer taraftan KOBİ'lerin enerji verimliliği ve yeşil dönüşüm yatırımlarını finansmanla buluşturarak rekabet güçlerini artırmayı hedeflediklerini aktardı.</p>
<p>Arslan, "Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve ülkemizin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda firmalarımızın dönüşümünü desteklemeyi stratejik bir sorumluluk olarak görüyoruz. Üreticimizin, ihracatçımızın ve KOBİ'lerimizin yanında olmaya, kalkınmaya değer katan finansman modelleri geliştirmeye devam edeceğiz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>AIIB Finansal Kuruluşlar ve Fonlama Genel Direktörü Gregory Liu ise finansmanın AIIB'nin Türkiye'yi kritik bir toparlanma döneminde destekleme konusundaki kararlılığını gösterdiğini ifade ederek, "İklim eylemini de işbirliğimizin merkezinde tutmaktadır. VakıfBank ile ortaklık kurarak, yeniden yapılanma çalışmalarının hızlanmasına ve KOBİ'lerin Türkiye'nin iklim dönüşümüne anlamlı şekilde katkıda bulunmalarını sağlıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-300-milyon-dolarlik-finansman-83440</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/0/1280x720/56886-1784354223.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, &quot;Asya Altyapı Yatırım Bankası&#039;ndan temin ettiğimiz 300 milyon dolar tutarındaki kaynak, uluslararası finans kuruluşlarının bankamıza duyduğu güvenin önemli bir göstergesi olmasının yanı sıra ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunma kararlılığımızı da ortaya koyuyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-halicisinin-navlun-cigligi-184-ulkeye-ihracat-var-sevkiyat-yok-83432</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk halıcısının &#039;navlun&#039; çığlığı: 184 ülkeye ihracat var, sevkiyat yok</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Küresel ticarette yaşanan jeopolitik gerilimler ve lojistik krizler, Türkiye'nin ihracat lokomotiflerinden halı sektörünü zorluyor.</p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, Türk halı sektörü, 2026 yılının ilk yarısında 184 ülke ve serbest bölgeye toplam 246 milyon 314 bin metrekare halı ihraç ederek, ülkeye 1 milyar 257 milyon 949 bin dolar döviz girdisi sağladı.</p>
<p><strong> Aslan payı yine makine halısının</strong></p>
<p>Sektörün ihracat yükünü her dönem olduğu gibi yine makine halıları sırtladı. Yılın ilk 6 ayında gerçekleştirilen ihracatın ürün gruplarına göre dağılımı şöyle şekillendi: Makine Halısı: 978 milyon 986 bin dolar,  Tufte Halı: 219 milyon 769 bin dolar, El Halısı: 54 milyon 637 bin dolar, Kilim: 4 milyon 557 bin dolar (Geçen yılın aynı dönemine göre %30,9 artış gösterdi)</p>
<p><strong>Zirvede Amerika var, Suudi Arabistan takipte</strong></p>
<p>Bölgesel bazda en büyük pazar 379 milyon 888 bin dolarla Amerika kıtası olurken, Orta Doğu 304 milyon 691 bin dolarla ikinci, Avrupa ülkeleri ise 207 milyon 74 bin dolarla üçüncü sırada yer aldı. Ülke bazındaki şampiyonluk koltuğunda ise 350 milyon 755 bin dolarlık payla yine ABD oturdu. ABD'yi, 162 milyon 338 bin dolarla toparlanma eğilimini sürdüren Suudi Arabistan ve 101 milyon 788 bin dolarla İngiltere izledi.</p>
<p><strong>"2 Bin dolarlık navlun 10 bin dolara çıktı, ürünler fabrikada bekliyor"</strong></p>
<p>Sektörün zorlu bir süreçten geçtiğine dikkat çeken TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, Orta Doğu'daki savaşın lojistik koridorları tıkadığını vurguladı. Ham madde maliyetleri ve navlun fiyatlarındaki fahiş artışların üreticiyi köşeye sıkıştırdığını belirten Kaplan, şunları kaydetti: "Hem hammadde hem de lojistikte ciddi anlamda sıkıntılar yaşandı. En büyük pazarımız Orta Doğu olduğu için aslında rakamların geçen yılki seviyeleri yakalaması bile sektör adına çok büyük bir başarı. Şu an Dubai, Katar, Bahreyn ve Suudi Arabistan'a yönelik sevkiyat sorunlarından dolayı fabrikalarımızda ortalama 50 konteynere kadar ürünümüz bekliyor. Daha önce 2 bin dolar civarında olan ortalama nakliye fiyatları şu anda 8 ila 10 bin dolara kadar çıkmış durumda. Sektör olarak bu yükün altından kalkabilmek adına acil lojistik desteği bekliyoruz."</p>
<p><strong>"Yıl sonu hedefi 3,5 milyar dolar"</strong></p>
<p>Yüksek hammadde fiyatları, bölgedeki savaş ortamı ve yaz mevsimindeki dönemsel talep daralmasının sektörü baskıladığını ifade eden İskender Kaplan, eylül ayından itibaren ihracatta yeni bir ivme beklediklerini söyledi. Tüm zorluklara rağmen yıl sonu hedeflerinden geri adım atmadıklarını belirten Kaplan, "Yıl sonu için 3,5 milyar dolarlık ihracat hedefimizi koruyoruz. Bizim için şu an en kritik üçlü; savaş dengesi, hammadde fiyatları ve lojistik. Ne kadar çok üretirsek üretelim, eğer sevkiyatı yapamıyorsak bunun bir anlamı kalmıyor. Şu an her şey maalesef savaşın seyrine bağlı" diyerek sözlerini tamamladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/turk-halicisinin-navlun-cigligi-184-ulkeye-ihracat-var-sevkiyat-yok-83432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/2/1280x720/turk-halicisinin-navlun-cigligi-184-ulkeye-ihracat-var-sevkiyat-yok-1784290633.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk halı sektörü, yılın ilk yarısında tüm küresel krizlere ve lojistik engellere rağmen 184 ülkeye 1 milyar 257 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirmeyi başardı. Ancak sektör, Orta Doğu’daki savaşın gölgesinde katlanan navlun fiyatları ve fabrikalarda biriken konteynerler nedeniyle alarm veriyor. TİM Halı Sektör Kurulu Başkanı İskender Kaplan, &quot;2 bin dolar olan nakliye fiyatları 10 bin dolara dayandı. Fabrikalarda ürünlerimiz bekliyor, acil lojistik desteği istiyoruz&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-205-milyon-liraya-geriledi-83439</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM, 205 milyon liraya geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi, 10 Temmuz itibarıyla 70 milyar 835 milyon lira artarak 26 trilyon 746 milyar 502 milyon liradan 26 trilyon 817 milyar 337 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 180 milyar 354 milyon lira artarak 29 trilyon 871 milyar 646 milyon liradan 30 trilyon 52 milyar liraya yükseldi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı, bu dönemde 6 milyar 281 milyon lira artarak 3 trilyon 395 milyar 746 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 807 milyar 709 milyon lirası konut, 42 milyar 369 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 545 milyar 668 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı, 5 milyar 72 milyon lira artarak 4 trilyon 128 milyar 233 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 0,3 azalışla 3 trilyon 276 milyar 850 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 214 milyar 328 milyon lirasını taksitli, 2 trilyon 62 milyar 521 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar sınırlı arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 10 Temmuz itibarıyla önceki haftaya göre 9 milyar 416 milyon lira artışla 785 milyar 704 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 595 milyar 522 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları, 2 milyar 444 milyon lira artarak 5 trilyon 757 milyar 479 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 31 milyon lira azalarak 205 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kkm-205-milyon-liraya-geriledi-83439</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/lira-para-1768278911.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin haftalık verilerine göre KKM bakiyesi, 31 milyon lira azalışla 205 milyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-12-milyar-dolarlik-tahvil-alimi-83438</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancıdan 1,2 milyar dolarlık tahvil alımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, geçen hafta 33,5 milyon dolarlık hisse senedi, 1 milyar 225,5 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) ve 1 milyar 336,6 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) aldı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin hisse senedi stoku, 10 Temmuz haftasında 41 milyar 697,9 milyon dolardan 41 milyar 336,9 milyon dolara düştü.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 16 milyar 254,3 milyon dolardan 17 milyar 376,1 milyon dolara, ÖST stoku da 2 milyar 547,2 milyon dolardan 3 milyar 872,6 milyon dolara yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancidan-12-milyar-dolarlik-tahvil-alimi-83438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/9/1280x720/borclanmaya-tek-adres-tahvil-1740949955.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre yurt dışında yerleşik kişiler 33,5 milyon dolarlık hisse senedi ve 1 milyar 225,5 milyon dolarlık DİBS aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/limak-gayrimenkul-yatirimin-genel-muduru-ozan-kolcuoglu-oldu-83436</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Limak Gayrimenkul Yatırım&#039;ın Genel Müdürü Ozan Kolcuoğlu oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Limak, yurt içinde ve dışındaki gayrimenkul yatırımlarını kurumsal yapıyla büyütmek amacıyla "Gayrimenkul Yatırım" departmanını kurulduğunu duyurdu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, 3 kıtada 14 ülkede edindiği deneyimi yeni yapılanmayla daha ileri taşımayı hedefleyen Limak, mevcut portföyünü güçlendirmenin yanı sıra yurt içinde ve dışında yüksek katma değerli gayrimenkul projeleri geliştirmeye odaklanacak.</p>
<p>Gayrimenkul yatırımlarını daha odaklı ve kurumsal bir yapıyla büyütmek amacıyla kurulan departmanın genel müdürlüğü görevine, gayrimenkul değerleme, yatırım geliştirme ve proje finansmanı alanlarında 20 yıllık deneyime sahip Ozan Kolcuoğlu'nun getirildiği bildirildi.</p>
<p>Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik Mühendisliği Bölümünden 2004'te mezun olan Kolcuoğlu, yüksek lisans eğitimini 2007'de İstanbul Üniversitesi İşletme Bölümünde tamamladı.</p>
<p>Profesyonel kariyerine 2006'da TSKB Gayrimenkul Değerleme AŞ'de Özel Yatırım Projeleri Yatırım Uzmanı olarak başlayan Kolcuoğlu, daha sonra kurum bünyesinde Kurumsal Değerleme Müdür Yardımcılığı ve Kurumsal Değerleme Müdürlüğü görevlerini yürüttü. Kolcuoğlu, 2015'ten bu yana TSKB Özel Projeler Genel Müdür Yardımcısı olarak çok sayıda projeye liderlik etti.</p>
<p>Türkiye'nin yanı sıra Avrupa ve ABD gayrimenkul piyasalarında da değerleme ve danışmanlık tecrübesi bulunan Kolcuoğlu'nun, Sermaye Piyasası Kurulu lisansının yanı sıra çevre dostu binalar alanında LEED Green Associate ve uluslararası gayrimenkul standartlarını temsil eden RICS üyelikleri bulunuyor.</p>
<p><strong>"Farklı kullanım ihtiyaçlarına cevap veren projeler geliştirmeye odaklanacağız"</strong></p>
<p>Limak Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Ozan Kolcuoğlu, mühendislikten yatırım geliştirmeye uzanan birikimin, Limak'ın vizyonunda yeni bir dönemin kapısını araladığını belirtti.</p>
<p>Kolcuoğlu, gayrimenkul sektöründe başarıyı belirleyen unsurun, yalnızca doğru projeyi geliştirmek değil, doğru zamanda, doğru pazarda ve doğru iş ortaklarıyla hareket edebilmek olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Limak Gayrimenkul Yatırım'ı da bu bakış açısıyla hayata geçiriyoruz. Yatırım potansiyeli taşıyan bölgeleri doğru okuyarak farklı kullanım ihtiyaçlarına cevap veren, küresel standartlarda projeler geliştirmeye ve bulunduğumuz her pazarda uzun vadeli değer üreten yatırımlara odaklanacağız. Hedefimiz, uluslararası ölçekte geliştirdiği projelerle bulunduğu coğrafyaya değer katan ve uzun vadeli yatırım anlayışıyla öne çıkan güçlü bir gayrimenkul yatırım markası oluşturmak."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/limak-gayrimenkul-yatirimin-genel-muduru-ozan-kolcuoglu-oldu-83436</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/ozan-kolcuoglu-1784296408.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Limak Gayrimenkul Yatırım Genel Müdürü Ozan Kolcuoğlu, &quot;Yatırım potansiyeli taşıyan bölgeleri doğru okuyarak farklı kullanım ihtiyaçlarına cevap veren, küresel standartlarda projeler geliştirmeye ve bulunduğumuz her pazarda uzun vadeli değer üreten yatırımlara odaklanacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sa-ra-enerji-borsada-islem-gormeye-basladi-83424</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şa-Ra Enerji borsada işlem görmeye başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Şa-Ra Enerji İnşaat Ticaret ve Sanayi AŞ, Borsa İstanbul'da düzenlenen gong töreniyle "SARAE" koduyla işlem görmeye başladı.</p>
<p>Şa-Ra Enerji'nin gong töreni, Borsa İstanbul AŞ Genel Müdürü Korkmaz Ergun, Şa-Ra Enerji Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Şadi Türk, Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Mertay Türk, Yönetim Kurulu üyeleri Zeynep Miray Türk Kocabaş, Sinem Mor Kurumsak, Enerji Grup Finans Direktörü Ali Ar ile Tera Yatırım Genel Müdürü ve Yönetim Kurulu üyesi Emir Münir Sarpyener'in katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p>Törende konuşan Korkmaz Ergun, Şa-Ra Enerji'nin modern teknolojiye sahip tesisleriyle Türkiye'nin en büyük 500 sanayi kuruluşu arasında yer aldığını söyledi.</p>
<p>Ergun, Şa-Ra Enerji'nin dünyanın dört bir yanında gerçekleştirdiği başarılı projeleriyle uluslararası pazarlarda güçlü bir varlık gösterdiğini vurgulayarak, "Şa-Ra Enerji'nin bu başarılı faaliyetleri sayesinde, enerji altyapısına yapılan yatırımlar, enerji arz güvenliği açısından kritik bir rol oynamaktadır. Bugünden sonra ise bu halka arzla ve yeni yatırımcılarıyla beraber Şa-Ra Enerji, küresel çaptaki önemli konumunu daha da yukarıya taşıyacaktır." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Yabancı önemli fonlar da ortağımız oldu"</strong></p>
<p>Rahmi Mertay Türk de şirketin temellerinin 1985'te, Şa-Ra Enerji Yönetim Kurulu Onursal Başkanı Şadi Türk ve merhum ortağı Raşit Mor tarafından Ankara OSTİM'de küçük bir atölyede atıldığını anlattı.</p>
<p>Türk, kuruluşunun ardından 41 yıl geçen şirketin, şu anda Adana'da 9 modern fabrikaya ve 100'den fazla ülkeye uzanan ihracat ağına sahip olduğunu kaydetti.</p>
<p>Halka arz süreçlerine yatırımcıların gösterdiği 3,77 katlık talebin, 41 yıllık emeklerine ve geleceğe inançlarına verilen en güzel yanıt olduğunu vurgulayan Türk, "Bu süreçte bireysel yatırımcılarımızın yanı sıra yurt içi ve yurt dışı kurumsal yatırımcıların büyük ilgisini aldık. Yabancı önemli fonlar da ortağımız oldu. Bu tablo, uluslararası arenada ne denli güçlü bir konumda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor." dedi.</p>
<p>Türk, bundan sonraki süreçte de yollarına kararlılıkla devam edeceklerini, kurumsal ve sürdürülebilir yönetim anlayışıyla Türkiye ve dünyaya değer üretmeyi sürdüreceklerini anlattı.</p>
<p>Emir Münir Sarpyener de Şa-Ra Enerji'nin halka arzını başarıyla tamamlamanın mutluluğunu ve gururunu yaşadıklarını belirterek, "Tera Yatırım olarak yönetimine, işine ve gelir kalitesine inandığımız şirketleri ilerleyen dönemde de Borsa İstanbul ile yatırımcılarımız ve sermaye piyasasıyla buluşturmaya devam edeceğiz. Hedefimiz de sadece halka arzlar tarafında değil, bütün sermaye piyasası konularında Türkiye'nin lider kurumlarından biri olma özelliğimizi devam ettirebilmek." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sa-ra-enerji-borsada-islem-gormeye-basladi-83424</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/4/1280x720/6765-1784282169.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirket için Borsa İstanbul&#039;da düzenlenen gong töreninde konuşan Şa-Ra Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Rahmi Mertay Türk, &quot;Bu süreçte bireysel yatırımcılarımızın yanı sıra yurt içi ve yurt dışı kurumsal yatırımcıların büyük ilgisini aldık. Yabancı önemli fonlar da ortağımız oldu. Bu tablo, uluslararası arenada ne denli güçlü bir konumda olduğumuzu açıkça ortaya koyuyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/trafige-kayitli-arac-sayisi-yillik-yuzde-67-yukseldi-83423</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trafiğe kayıtlı araç sayısı yıllık yüzde 6,7 yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait motorlu kara taşıtları istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, haziranda trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 2,9 artarak 194 bin 740 oldu. Haziranda kaydı silinen taşıt sayısı ise yüzde 36,1 artışla, 4 bin 684'ten 6 bin 375'e yükseldi. Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı, yılın altıncı ayında 188 bin 365 artış gösterdi.</p>
<p>Haziranda trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 49,4'ünü motosiklet, yüzde 37,8'ini otomobil, yüzde 8,5'ini kamyonet, yüzde 1,7'sini traktör, yüzde 1,5'ini kamyon, yüzde 0,7'sini minibüs, yüzde 0,3'ünü otobüs ve yüzde 0,1'ini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p>Söz konusu ayda trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısında, bir önceki aya göre yüzde 22 artış gerçekleşti.</p>
<p>Trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı, bir önceki aya göre özel amaçlı taşıtta yüzde 191, motosiklette yüzde 62,1, minibüste yüzde 53,2, traktörde yüzde 20,9, kamyonda yüzde 12,7 artarken, otobüste yüzde 14,5, kamyonette yüzde 5,8 ve otomobilde yüzde 2,9 azalış gösterdi.</p>
<p>Haziranda, geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı özel amaçlı taşıtta yüzde 140,5, otobüste yüzde 26,2, minibüste yüzde 26, kamyonda yüzde 21,8, kamyonette yüzde 11,8, motosiklette yüzde 4,2, otomobilde yüzde 1,8 yükselirken, traktörde yüzde 43,4 geriledi.</p>
<p><strong>Trafiğe kayıtlı araç sayısı haziran sonu itibarıyla 34,5 milyonu geçti</strong></p>
<p>Trafiğe kayıtlı araç sayısı, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,7 artarak, 34 milyon 545 bin 132'ye yükseldi.</p>
<p>Haziran sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 51,7'sini otomobil, yüzde 21,5'ini motosiklet, yüzde 14,4'ünü kamyonet, yüzde 6,8'ini traktör, yüzde 3,1'ini kamyon, yüzde 1,6'sını minibüs, yüzde 0,6'sını otobüs ve yüzde 0,3'ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Devri yapılan araçlar</strong></p>
<p>Devri yapılan toplam 941 bin 964 taşıtın yüzde 64,6'sı otomobil, yüzde 14,4'ü kamyonet, yüzde 13,7'si motosiklet, yüzde 3,2'si traktör, yüzde 2'si kamyon, yüzde 1,5'i minibüs, yüzde 0,4'ü otobüs ve yüzde 0,2'si özel amaçlı taşıtlar olarak kayda geçti.</p>
<p>Haziranda trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 20,5'i Renault, yüzde 7,1'i Hyundai, yüzde 6,7'si Volkswagen, yüzde 6,5'i Fiat, yüzde 5,2'si Toyota, yüzde 5'i Peugeot, yüzde 4,1'i Mercedes-Benz, yüzde 3,9'u Skoda, yüzde 3,6'sı Chery, yüzde 3,2'si Omoda, yüzde 3,1'i Citroen, yüzde 2,8'i BMW, yüzde 2,8'i TOGG, yüzde 2,7'si Opel, yüzde 2,5'i Kia, yüzde 2,2'si Jaecoo, yüzde 2'si Volvo, yüzde 2'si Nissan, yüzde 1,9'u Mini, yüzde 1,7'si Audi ve yüzde 10,5'i diğer markalardan oluştu.</p>
<p>Ocak-haziranda geçen yılın aynı dönemine göre, trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı yüzde 11,7 azalarak 962 bin 739 olurken, trafikten kaydı silinen taşıt sayısı yüzde 22,7 artarak 29 bin 212 oldu. Böylece ocak-haziran döneminde trafikteki toplam taşıt sayısında 933 bin 527 artış gerçekleşti.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde, trafiğe kaydı yapılan 456 bin 50 otomobilin yüzde 41,8'i benzin, yüzde 31,6'sı hibrit, yüzde 17,8'i elektrikli, yüzde 7,8'i dizel ve yüzde 1'i LPG yakıtlı oldu.</p>
<p>Haziran sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 17 milyon 867 bin 368 otomobilin ise yüzde 32,1'i dizel, yüzde 31'i benzin, yüzde 29,4'ü LPG, yüzde 4,7'si hibrit ve yüzde 2,5'i elektrikli oldu. Otomobillerin yüzde 0,2'sinin ise yakıt türü bilinmiyor.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde, trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 32,6'sı 1300 ve altı, yüzde 16'sı 1401-1500, yüzde 14,3'ü 1501-1600, yüzde 10,2'si 1301-1400, yüzde 8,2'si 1601-2000, yüzde 0,9'u 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahip bulunuyor.</p>
<p>Söz konusu dönemde, trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 41,8'i gri, yüzde 25,7'si beyaz, yüzde 11,9'u siyah, yüzde 9,8'i mavi, yüzde 5,6'sı yeşil, yüzde 3,2'si kırmızı, yüzde 1,3'ü kahverengi, yüzde 0,3'ü turuncu, yüzde 0,3'ü sarı ve yüzde 0,1'i diğer renkli araçlardan oluştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/trafige-kayitli-arac-sayisi-yillik-yuzde-67-yukseldi-83423</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/1/1280x720/otomotiv-otomobil-arac-1767341158.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre trafiğe 194 bin 740 aracın kaydı yapıldı. Trafiğe kayıtlı araç sayısı, geçen yıla göre yüzde 6,7 artarak 34 milyon 545 bin 132&#039;ye çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisinda-yillik-yuzde-05lik-artis-83422</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretli çalışan sayısında yıllık yüzde 0,5&#039;lik artış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait ücretli çalışan istatistiklerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Mayıs 2025'te 15 milyon 892 bin 187 kişi olan sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, bu mayısta yüzde 0,5 artışla 15 milyon 970 bin 105 kişiye yükseldi.</p>
<p>Söz konusu ayda ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 3,2 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 1,2 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 2,3 arttı.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, mayısta nisana göre yüzde 0,1 azalış gösterdi.</p>
<p>Bu dönemde ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yüzde 0,1, inşaat sektöründe yüzde 1,2 azalırken, ticaret-hizmet sektöründe aynı kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisinda-yillik-yuzde-05lik-artis-83422</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/isci-calisan-fabrika-1782452964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, geçen yıla kıyasla yüzde 0,5 artışla 15 milyon 970 bin 105&#039;e yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-158-artti-83421</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut satışları yıllık yüzde 15,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), haziran ayına ait konut ve iş yeri satış istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde satılan ilk el konut sayısı, haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 23,1 artarak 43 bin 406'ya yükseldi. İkinci el konut sayısı aynı dönemde yüzde 12,5 artışla 86 bin 573 oldu. Böylece, geçen ay satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 15,8 yükselişle 129 bin 979 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Toplam konut satışları içinde ilk el konut satışlarının payı yüzde 33,4, ikinci el olanların payı yüzde 66,6 oldu.</p>
<p><strong>İpotekli satışlar arttı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ipotekli konut satışları, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 72,1 artarak 25 bin 993 olarak hesaplandı.</p>
<p>Diğer konut satışları ise haziranda yıllık bazda yüzde 7,1 artışla 103 bin 986 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı yüzde 20, diğer satışların payı yüzde 80 oldu.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış serilerde, haziranda 2025'in aynı ayına göre ilk el konut satışları yüzde 1,5, ikinci el konut satışları yüzde 8,6 azaldı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde de bir önceki aya göre ilk el konut satışları yüzde 2,3, ikinci el konut satışları yüzde 0,9 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Yabancılara 2 bin 15 konut satıldı</strong></p>
<p>Yabancılara yapılan konut satışları, haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 20,1 artarak 2 bin 15 oldu. Haziranda, toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 1,6 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Geçen ay ülke uyruklarına göre en fazla konut satışı 381 ile Rusya, 170 ile Ukrayna, 170 ile İran vatandaşlarına yapıldı.</p>
<p><strong>Ocak-haziran dönemi</strong></p>
<p>Bu yılın ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla ilk el konut satış sayısı yüzde 0,8 artarak 221 bin 487 oldu. İkinci el konut satış sayısı aynı dönemde yüzde 4,8 azalışla 478 bin 29'a geriledi. Böylece söz konusu dönemde satılan toplam konut sayısı, 2025'in aynı dönemine göre yüzde 3,1 azalışla 699 bin 516 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>İpotekli konut satışı, ocak-haziran döneminde yüzde 32,2 artışla 142 bin 794'e çıktı. Bu yılın 6 aylık döneminde diğer konut satışları, yüzde 9,3 azalışla 556 bin 722'ye geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yabancılara yapılan konut satışları, geçen yılın ocak-haziran dönemine göre yüzde 9,2 azalarak 9 bin 83 oldu.</p>
<p><strong>Satılan iş yeri sayısı yüzde 19,2 arttı</strong></p>
<p>Türkiye genelinde ilk el iş yeri satış sayısı haziranda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 30,8 artarak 5 bin 126 oldu. İkinci el iş yeri satışları ise yıllık bazda yüzde 14,6 artışla 11 bin 439'a yükseldi.</p>
<p>Böylece geçen ay satılan toplam iş yeri sayısı, 2025'in aynı ayına göre yüzde 19,2 yükselişle 16 bin 565 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ülke genelinde ipotekli iş yeri satışları, haziranda geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 86,7 artarak 745 olurken, diğer iş yeri satışları ise yüzde 17,2 artışla 15 bin 820 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, haziranda geçen yılın aynı ayına göre ilk el iş yeri satışları yüzde 4,9 artarken, ikinci el iş yeri satışları yüzde 6,6 azalış gösterdi.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış serilerde ise bir önceki aya göre ilk el iş yeri satışları yüzde 4, ikinci el iş yeri satışları yüzde 1,4 arttı.</p>
<p><strong>Ocak-haziran dönemi</strong></p>
<p>Türkiye'de ocak-haziran döneminde ilk el iş yeri satış sayısı yıllık bazda yüzde 0,5 azalarak 23 bin 894, ikinci el iş yeri satışları da yüzde 7 gerileyerek 61 bin 634 oldu.</p>
<p>Böylece yılın 6 ayında satılan toplam iş yeri sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,3 azalışla 85 bin 528 olarak hesaplandı.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde ipotekli iş yeri satışı yüzde 66,6 artışla 4 bin 5'e çıktı. Aynı dönemde diğer iş yeri satışları ise yüzde 7,3 azalışla 81 bin 523'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-satislari-yillik-yuzde-158-artti-83421</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/6/1280x720/konut-1758522292.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre ülke genelinde satılan konut sayısı, yıllık bazda yüzde 15,8 artışla 129 bin 979&#039;a yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-haziranda-yuzde-2-artti-83419</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konut fiyatları haziranda yüzde 2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haziran ayına ait Konut Fiyat Endeksi (KFE) ve Yeni Kiracı Kira Endeksi (YKKE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Türkiye'deki konutların kalite etkisinden arındırılmış fiyat değişimlerini izlemek amacıyla hesaplanan KFE (2023=100), haziranda bir önceki aya göre yüzde 2 artarak 231,5 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 24,5 artan KFE, aynı dönemde reel olarak yüzde 5,8 azaldı.</p>
<p>KFE haziranda aylık bazda İstanbul'da yüzde 2,1, Ankara'da yüzde 1 ve İzmir'de yüzde 3,1 arttı. Endeks değerleri, haziranda yıllık bazda İstanbul'da yüzde 25,3, Ankara'da yüzde 25,5 ve İzmir'de yüzde 22,6 yükseldi.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık konut fiyat endeksi değişimleri incelendiğinde, haziranda en yüksek yıllık artış yüzde 33,1 ile Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 16,5 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde görüldü.</p>
<p>Haziranda bir önceki aya göre yüzde 2,3 artan YKKE, bir önceki yılın aynı ayına göre nominal olarak yüzde 29,2 artış gösterirken, reel olarak ise yüzde 2,2 azaldı.</p>
<p>YKKE haziranda aylık bazda, İstanbul'da yüzde 2,5, Ankara'da yüzde 2 ve İzmir'de yüzde 2,6 arttı. Endeks değerleri haziranda yıllık bazda ise İstanbul'da yüzde 33,4, Ankara'da yüzde 30,7 ve İzmir'de yüzde 28,4 artış kaydetti.</p>
<p>İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına göre bölgelerin yıllık yeni kiracı kira endeksi değişimleri incelendiğinde, haziranda en yüksek yıllık artış yüzde 33,7 ile Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye bölgesinde, en düşük yıllık artış ise yüzde 22,6 ile Edirne, Kırklareli, Tekirdağ bölgesinde görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/konut-fiyatlari-haziranda-yuzde-2-artti-83419</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/konut-fiyat-endeksi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haziran verilerine göre, Konut Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 2, yıllık bazda yüzde 24,5 artış gösterdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tesk-baskan-vekili-dere-depozitoda-sade-ve-uygulanabilir-bir-yol-haritasi-hazirlanmali-83417</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> TESK Başkan Vekili Dere: Depozitoda sade ve uygulanabilir bir yol haritası hazırlanmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİCİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Türkiye Esnaf ve Sanatkar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkan Vekili ve Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı Adlıhan Dere, uygulamaya başlanan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemiyle üzerinde DOA logosu bulunan plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajlarının tüketiciler tarafından iade noktalarına teslim edilmesinin amaçlandığını anımsattı.</p>
<p>Depozitolu içecek satışı yapan market, bayi, bakkal, büfe, otel, restoran ve kafeler; iade edilen her uygun ambalaj karşılığında tüketiciye 1 lira ambalaj teşvik bedeli ödeyeceğini belirten Dere, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Depozito sisteminde esnafımızın yükü artmamalı. Uygulamanın başarıya ulaşması için küçük esnafın ilave maliyet ve depolama yüküyle karşı karşıya bırakılmaması gerekir. Esnaf bu dönüşümün sahadaki en önemli halkalarından biridir. Çevre bilinci açısından önemli olan bu uygulama yerel esnaf için ek maliyet ve operasyonel yük oluşturmadan yürütülmeli. Depozito sistemi yalnızca bir çevre uygulaması olarak değerlendirilmemeli. Esnafımız mahalle kültürünün ve yerel ticaretin temel taşı olduğu kadar çevre bilincinin yayılmasında da önemli bir role sahip Tüketiciye ödenecek teşvik bedeli, doğrudan esnafımızın üzerine bırakılan bir ödeme olarak değerlendirilmemeli. Esnafımız operatörlerle yapacağı anlaşmalar kapsamında teşvik bedeli elde ederken iade için iş yerine gelen vatandaşlar sayesinde müşteri trafiğini artırma ve ek kazanç imkanı yakalayabilecek.’’</p>
<p><strong>"Esnafın yükü artırılmamalı"</strong></p>
<p>Sistemin işleyişinde esnafın çalışma koşullarının mutlaka gözetilmesi gerektiğini vurgulayan Dere, ‘’Çevreye katkı sağlayan her düzenlemeyi önemsiyoruz. Ancak bu dönüşümün sahadaki uygulamasında esnafımızın ilave maliyet, depolama yükü ve operasyonel karmaşa ile karşı karşıya kalmaması gerekir. Yerel esnafımızın dükkanlarının fiziki büyüklükleri, personel imkanları ve depolama kapasiteleri birbirinden çok farklı. İade noktası olacak işletmeler için açık, sade ve uygulanabilir bir yol haritası hazırlanmalı’’ dedi.</p>
<p><strong>"Turizm kentlerinde sistem daha önemli"</strong></p>
<p>Her yıl 17 milyonu yabancı olmak üzere 25 milyon turist ağırlayan Antalya’da yaz aylarında nüfus ve içecek tüketimini arttığına dikkat çeken Adlıhan Dere, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya gibi turizm yoğunluğu yüksek şehirlerde depozito sistemi, çevre temizliği ve sürdürülebilir şehir yaşamı açısından daha da önemli hale geliyor. Ambalajlarının doğaya bırakılması yerine sisteme kazandırılması hem çevremizin korunmasına hem de şehrimizin marka değerinin güçlenmesine katkı sağlayacaktır. Bu nedenle tüm vatandaşlarımızı atıklarını gelişigüzel atmamaya, DOA logolu şişe ve ambalajları iade noktalarına teslim ederek bu çevre seferberliğine destek olmaya davet ediyorum.’’</p>
<p>Depozito sistemine dahil olacak işletmelerin, DBYS üzerinden kayıt işlemlerini tamamlaması, yetkili operatörlerden birini seçmesi ve işletmesinin fiziki şartlarına uygun iade modelini belirlemesi gerektiğine dikkat çeken Dere, sözlerini şöyle tamamladı.</p>
<p>‘’Sistemde yalnızca DOA logolu, boş ve bütünlüğü bozulmamış içecek ambalajları kabul edilirken işletmelerin teşvik bedelleri, hizmet koşulları ve mali yükümlülükleri içeren sözleşmeleri dikkatle incelemesi önem taşıyor. Üyelerimizin herhangi bir mağduriyet yaşamaması için süreci dikkatle takip etmeleri, sözleşme şartlarını ayrıntılı biçimde incelemeleri ve yalnızca resmi açıklamaları esas almaları büyük önem taşıyor.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tesk-baskan-vekili-dere-depozitoda-sade-ve-uygulanabilir-bir-yol-haritasi-hazirlanmali-83417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/7/1280x720/tesk-baskan-vekili-dere-depozitoda-sade-ve-uygulanabilir-bir-yol-haritasi-hazirlanmali-1784279145.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Esnaf ve Sanatkar Konfederasyonu Genel Başkan Vekili Adlıhan Dere, depozito uygulamasında esnafa yük getirmeyecek sade ve uygulanabilir bir yol haritası hazırlanması gerektiğini bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/antalya/ansiad-baskani-ozbek-meslek-liseleri-guclenirse-turkiye-guclenir-83415</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 11:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> ANSİAD Başkanı Özbek: Meslek liseleri güçlenirse Türkiye güçlenir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ercan Özbek, LGS sonuçlarının açıklanması ve tercih döneminin başlaması dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Tercih döneminde ailelerin ve gençlerin yetenek odaklı bir geleceğe yönlendirilmesinin önemine değinen Özbek, gençlerin yapacağı tercihlerin, aynı zamanda Türkiye’nin gelecekteki insan kaynağının niteliğini de doğrudan etkileyeceğini belirtti.</p>
<p>Ailelere ve öğrencilere, tercihlerini yaparken sadece puanlara sıkışmayıp geleceğin mesleklerini ve kendi yetkinliklerini ön planda tutmaları çağrısında bulunan Özbek, Türkiye’nin genç nüfus avantajını kalıcı bir güce dönüştürmesinin yolunun doğru mesleki yönlendirmeden geçtiğini vurguladı. Özbek, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Dünyadaki başarılı eğitim modelleri bu süreçte yol gösterici olabilecek. Nüfusları yaklaşık 85 milyon ile birbirine çok yakın olan Türkiye ve Almanya’yı incelediğimizde, eğitim ve istihdam dengesi açısından son derece değerli bir örnekle karşılaşıyoruz. Almanya’da gençlerin yaklaşık yüzde 50’si, 'ikili eğitim sistemi' (Duale Ausbildung) sayesinde lise çağında ilgi duydukları alanlara yönelerek erken yaşta üretime ve ekonomiye değer katıyor. Ülkemizde de gençlerimizin yükseköğrenim talebini, sanayimizin ve üretim sektörlerimizin gerçek ihtiyaçlarıyla çok daha dengeli ve uyumlu hale getirmemiz gerekiyor.’’</p>
<p>Mesleki eğitimi güçlü, prestijli ve gelecek vadeden birer kariyer yolu olarak konumlandırılması gerektiğini ifade eden Özbek, ‘’Gençlerimizin potansiyelini doğrudan üretime ve katma değere dönüştürmek, hem sanayimizin nitelikli teknik uzman ihtiyacını karşılayacak hem de gençlerimize doğrudan iş hayatında güçlü birer gelecek sunacaktır. Bu doğrultuda meslek liselerini, ailelerimizin ve gençlerimizin heyecanla seçeceği ilk ve en güçlü kariyer adımı haline getirmeliyiz" dedi.</p>
<p><strong>"Eğitim ile üretim aynı ekosistemin parçası olmalı"</strong></p>
<p>Yapay zekâ, otomasyon, dijital dönüşüm ve yeşil ekonomiyle birlikte dünyada üretimin yeniden şekillendiğine dikkat çeken ANSİAD Başkanı Özbek, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’İş dünyası teknik becerisi yüksek, problem çözebilen gençlere ihtiyaç duymaktadır. Bugün ülkelerin rekabet gücünü belirleyen en temel unsur; yalnızca doğal kaynaklar değil; bilgiye, beceriye ve teknolojiye hâkim insan gücüdür. Bu yeni dönemde teknik becerisi yüksek, teknolojiyi sahada aktif olarak kullanan ve geliştiren gençler ön plana çıkmaktadır. Bu gençlerin yetişeceği en doğru ve stratejik adres güçlü mesleki eğitim sistemidir. Meslek liseleri, sanayinin ihtiyaç duyduğu nitelikli teknik insan kaynağını yetiştiren stratejik eğitim kurumlarıdır. Gençlerimizi sadece mezun olduktan sonra iş arayan bireyler olarak değil, eğitim sürecinde üretimle buluşan, deneyim kazanan ve mezun olduğu gün istihdama hazır hale gelen profesyoneller olarak yetiştirmeliyiz. Bunun yolu eğitim kurumları ile özel sektör arasında güçlü, kalıcı ve sonuç odaklı iş birliklerinden geçmektedir."</p>
<p><strong>Mesleki eğitimin dönüşümü için yapısal yol haritası</strong></p>
<p>Mesleki eğitimin cazibesini artırmak ve hak ettiği itibara kavuşturmak amacıyla önerilerini de aktaran Özbek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Eğitim ile üretim arasındaki bağ kalıcı iş birlikleriyle güçlendirilmeli; yapay zekâ, robotik, otomasyon, veri analitiği, siber güvenlik ve yeşil dönüşüm müfredatın temel bileşenleri haline getirilmelidir. Staj sistemini formalite olmaktan çıkararak gerçek iş deneyimi kazandıran bir modele dönüştürmek zorundayız. İş dünyası, müfredat geliştirme ve uygulama süreçlerinde daha etkin rol almalı, başarılı meslek lisesi mezunlarının hikâyeleri görünür kılınarak bu eğitimin toplumsal itibarı güçlendirilmelidir. Son olarak, her ilin ekonomik yapısına uygun sektör odaklı uzmanlaşma modeli uygulanmalıdır. Özellikle Antalya gibi turizm, tarım teknolojileri, lojistik, yazılım ve ileri üretim potansiyeli yüksek şehirlerde ihtisaslaşma desteklenmelidir. Eğitim politikalarımızı kısa vadeli değil, ülkenin üretim ve kalkınma hedeflerini esas alan uzun vadeli bir perspektifle şekillendirmeliyiz."</p>
<p><strong>"ANSİAD, İş dünyası ve eğitim arasında köprü olmaya hazır"</strong></p>
<p>Eğitim ile iş dünyası arasındaki bağı güçlendirecek çalışmalara her zaman destek vereceklerini anlatan Ercan Özbek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Her gencimizin başarısı aynı ölçütlerle değerlendirilemez. Esas olan, öğrencilerimizin ilgi ve yeteneklerine uygun alanlarda nitelikli eğitim alabilmesi ve teşvik edilmesidir. Doğru planlanan bir mesleki eğitim sistemi, gençlere güçlü kariyer imkânları sunarken ülkemizin üretim kapasitesini ve rekabet gücünü de artıracaktır. ANSİAD olarak mesleki eğitimi yalnızca bir eğitim politikası değil, doğrudan bir kalkınma ve istihdam politikası olarak görüyoruz. İş dünyası olarak yalnızca beklentilerimizi dile getirmekle yetinmemeli, çözümün de bir parçası olmalıyız. Bu doğrultuda, Antalya’daki meslek liseleri ile işletmelerimiz arasında staj, mentorluk, iş yeri eğitimi ve istihdam bağlantılarını güçlendirecek iş birliklerinin kurulmasında aktif sorumluluk almaya hazırız. Eğitim ile iş dünyası arasındaki bağı güçlendirecek çalışmaların aktif paydaşı olmayı kararlılıkla sürdüreceğiz."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/antalya/ansiad-baskani-ozbek-meslek-liseleri-guclenirse-turkiye-guclenir-83415</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/5/1280x720/ercan-ozbek-1784279696.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Ercan Özbek, mesleki eğitimin Türkiye’nin kalkınma hedefleri açısından stratejik bir önem taşıdığını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-borc-1727-milyar-dolara-cikti-83410</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısa vadeli dış borç 172,7 milyar dolara çıktı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mayıs ayına ait kısa vadeli dış borç (KVDB) istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, KVDB stoku bu dönemde bir önceki aya göre yüzde 1,3 artarak 172,7 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış borçları gösteren kalan vadeye göre KVDB stoku, 242 milyar dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankalar kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 3,9 artarak 77,3 milyar dolar oldu.</p>
<p>Yurt içi bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri, bir önceki aya göre yüzde 7,5 azalarak 7,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatı yüzde 9,2 artışla 20,3 milyar dolara çıktı. Banka hariç mevduatlar yüzde 1 azalışla 22 milyar dolara, TL cinsinden toplam mevduat yükümlülükleri ise yüzde 7,5 artarak 28 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>Diğer sektörler kaynaklı KVDB stoku, bir önceki aya göre yüzde 1 azalarak 70,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Dış ticaret işlemlerinden kaynaklanan ticari kredi yükümlülükleri, yüzde 1,3 azalarak 63,6 milyar dolar olurken, nakit kredi kaynaklı yükümlülükler yüzde 1,3 artarak 7,1 milyar dolara yükseldi.</p>
<p>KVDB stoku içerisinde dolar, avro ve diğer döviz cinslerinin payı azalırken, Türk lirasının payında artış oldu. Buna göre, stokun yüzde 34,9’unu dolar, yüzde 26,1’ini avro, yüzde 25,6’sını Türk lirası ve yüzde 13,4’ünü diğer döviz cinsleri oluşturdu.</p>
<p>Kalan vadeye göre KVDB stokunda, mevduat yükümlülükleri 70,2 milyar dolara yükselirken, kredi ve menkul kıymet yükümlülükleri 71,9 milyar dolara düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kisa-vadeli-borc-1727-milyar-dolara-cikti-83410</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/dolar-dollar-1782226601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın mayıs verilerine göre kısa vadeli dış borç stoku, aylık bazda yüzde 1,3 artışla 172,7 milyar dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapanan-sirket-sayisi-haziranda-yuzde-59-artti-83408</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kapanan şirket sayısı haziranda yüzde 59 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), haziran ayına ait kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre haziranda kurulan şirket sayısı, mayıs ayına kıyasla yüzde 26,1 artarak 7 bin 644'ten 9 bin 639'a yükseldi. Aynı dönemde kapanan şirket sayısı da yüzde 58,9 artışla 3 bin 293'e çıktı. Mayısta 2 bin 72 şirket kapanmıştı.</p>
<p>Haziranda kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 31,5, kapanan şirket sayısı da aynı dönemde yüzde 28,2 arttı.</p>
<p>Haziranda bir önceki aya kıyasla kurulan kooperatif sayısı yüzde 102, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 41,3 artış gösterdi.</p>
<p><strong>Kapanan ticari işletme sayısı yüzde 67 arttı</strong></p>
<p>Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 67, kooperatif sayısı yüzde 50,8 arttı.</p>
<p>Haziranda geçen yılın aynı ayına göre kurulan şirket sayısı yüzde 31,5, gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 45,1, kooperatif sayısı yüzde 51,1 artış kaydetti. Bu dönemde kapanan şirket sayısı yüzde 28,2, kooperatif sayısı yüzde 7,2 artarken gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 10,5 azaldı.</p>
<p><strong>Haziranda tüm illerde şirket kuruldu</strong></p>
<p>Haziranda kurulan toplam 9 bin 639 şirketin 1032'sinin anonim, 8 bin 606'sının limited şirket olduğu görüldü.</p>
<p>Şirketlerin yüzde 36,2'sinin İstanbul, yüzde 11,1'inin Ankara, yüzde 5,7'sinin İzmir'de kurulduğu tespit edildi.</p>
<p>Ocak-haziran döneminde ise toplam 57 bin 876 şirket ve kooperatifin kurulduğu belirlendi. Bu dönemde kurulan 51 bin 447 limitet şirket, toplam sermayenin yüzde 67,2'sini, 5 bin 613 anonim şirket ise yüzde 32,8'ini oluşturdu.</p>
<p><strong>Kurulan ticari işletmelerden çoğu toptan ve perakende ticarette</strong></p>
<p>Haziranda kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, mayısa göre yüzde 126,3 artış gösterdi.</p>
<p>Söz konusu ayda kurulan şirket ve kooperatiflerin 3 bin 272'si toptan ve perakende ticaret, 1372'si inşaat ve 1244'ü imalat sektöründe yer aldı.</p>
<p>Kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin ise 714'ü inşaat, 445'i toptan ve perakende ticaret, 122'si imalat sektöründe faaliyet göstermek üzere çalışmalarına başladı.</p>
<p>Haziranda kapanan şirket ve kooperatiflerin 1263'ünün toptan ve perakende ticaret, 400'ünün imalat ve 317'sinin inşaat sektöründe olduğu kaydedildi.</p>
<p>Kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinden 453'ünün toptan ve perakende ticaret, 210'unun inşaat, 133'ünün ise imalat sektöründe faaliyet gösterdiği belirlendi.</p>
<p>Haziranda 204 kooperatif kurulurken bunların 174'ü konut yapı, 14'ü işletme, 6'sı tarımsal kalkınma kooperatifi olarak faaliyete geçti.</p>
<p><strong>Yabancı ortak sermayeli şirketler</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan 894 yabancı ortak sermayeli şirketin 419'u Suriye, 54'ü İran ortaklı oldu.</p>
<p>İşbaşı yapan yabancı ortak sermayeli şirketlerin 79'u anonim, 815'i limitet şirket statüsünde faaliyet gösteriyor.</p>
<p>Bu şirketlerin toplam sermayelerinin yüzde 77,5'ini yabancı sermayeli ortak payı oluşturdu.</p>
<p>Böylece, bu dönemde kurulan şirketlerin 979'unun uzmanlaşmamış toptan ticaret, 442'sinin ikamet amaçlı olan ve olmayan binaların inşaatı faaliyetleri, 264'ünün uzmanlaşmamış perakende ticaret için aracılık hizmeti faaliyetleri sektöründe olduğu belirlendi.</p>
<p><strong>Anonim şirket ortaklarının yüzde 16,7'si kadın girişimci</strong></p>
<p>Geçen ay kurulan şirket türüne göre ortaklar arasındaki kadın girişimci oranı, anonim şirketlerde yüzde 16,7, limitet şirketlerde yüzde 17,7, kooperatiflerde yüzde 19,3 oldu. Gerçek kişi ticari işletmelerin ise yüzde 14,5'i kadın girişimciler tarafından kuruldu.</p>
<p>Haziranda kurulan şirket türüne göre ortakların yaş dağılımı incelendiğinde, anonim şirket ortaklarının yüzde 30,4'ünün 35-44, limitet şirketlerde yüzde 31,4'ünün 25-34, kooperatiflerin ise yüzde 31'inin 35-44 yaş aralığında olduğu tespit edildi. Gerçek kişi ticari işletmelerin yüzde 31,2'si de 25-34 yaş girişimciler tarafından faaliyete geçirildi.</p>
<p><strong>6 ayda 57 bin 62 şirket kuruldu</strong></p>
<p>Türkiye'de bu yılın ocak-haziran döneminde kurulan şirket sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9,3 artışla 57 bin 62'ye yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde kapanan şirket sayısı, yüzde 1,4 azalışla 13 bin 484'e geriledi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kapanan-sirket-sayisi-haziranda-yuzde-59-artti-83408</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/0/1280x720/saya-holding-sirket-1769488574.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TOBB&#039;un haziran verilerine göre kurulan şirket sayısı, aylık yüzde 26,1 artışla 9 bin 639, kapanan şirket sayısı ise yüzde 58,9 artarak 3 bin 293 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ithalatta-gozetim-uygulamasina-yuzde-5-duzenlemesi-83406</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> İthalatta gözetim uygulamasına yüzde 5 düzenlemesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığının hazırladığı "İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ" Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Düzenlemeyle, tebliğin kayıt belgesinin kullanımına ilişkin hükmünde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Buna göre, gümrük beyannamesinin tescili sırasında gümrüklerce tespit ve kabul edilen kıymetin, kayıt belgesinde yer alan kıymeti yüzde 5'ten (yüzde 5 dahil) daha az oranda aşması durumunda ithalat yapılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ithalatta-gozetim-uygulamasina-yuzde-5-duzenlemesi-83406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yer alan karara göre, gümrük beyannamesinin tescili sırasında gümrüklerce tespit ve kabul edilen kıymetin, kayıt belgesinde yer alan kıymeti yüzde 5&#039;ten daha az oranda aşması durumunda ithalat gerçekleştirilebilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ic-enterranin-res-projesine-ced-onayi-83404</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> IC Enterra&#039;nın RES projesine ÇED onayı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>IC Enterra Yenilenebilir Enerji'nin Tokat'ta hayata geçireceği Depolamalı Güvenli Rüzgar Enerjisi Santrali (RES) projesinin, Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini tamamlayarak "ÇED olumlu" kararı aldığı bildirildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, 485 megavatlık depolamalı üretim portföyü kapsamında projelerini sürdüren IC Enterra, daha önce Depolamalı Ömer RES, Çelebi ve Kanara RES, Yörgüç RES ile Akçahalil RES projeleri için aldığı "ÇED olumlu" kararlarının ardından Güvenli RES projesinde de önemli bir aşamayı geride bıraktı.</p>
<p>Tokat'ın Başçiftlik ve Reşadiye ilçelerinde kurulacak depolamalı Güvenli RES, 16 türbinden oluşacak. Proje, 103,2 megavat mekanik / 100 megavat elektrik kurulu güç ve 100 megavatsaat enerji depolama kapasitesine sahip olacak. Santralin yenilenebilir enerji üretiminin sürekliliğini destekleyerek elektriğin şebekeye daha dengeli ve güvenilir şekilde entegre edilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen IC Enterra Üst Yöneticisi (CEO) Cem Aşık, "Depolamalı Güvenli RES projemiz, portföyümüzün gücünü artırmanın ötesinde, Türkiye'nin şebeke esnekliğine ve enerjide arz güvenliğine katkı sunacak bir yatırım. Depolama alanındaki bu istikrarlı ilerleyişimizi, ülkemizin enerji dönüşümüne değer katacak yeni projelerle sürdürmeye devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ic-enterranin-res-projesine-ced-onayi-83404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/ruzgar.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ IC Enterra&#039;nın Tokat&#039;ta kuracağı &quot;Depolamalı Güvenli Rüzgar Enerjisi Santrali&quot; projesi için &quot;ÇED olumlu&quot; kararı verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/esitlik-mesaji-futbol-sahasina-iniyor-83389</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eşitlik mesajı futbol sahasına iniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Rio de Janeiro’da düzenlenen MenCare Changemaker Summit, toplumsal cinsiyet eşitliğinde erkeklerin rolünü yeniden gündeme taşıdı. Yanındayız Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selen Okay Akçalı’ya göre Türkiye’nin bu buluşmadan çıkarabileceği en önemli ders; erkeklerin bakım emeğinden babalığa, şiddetle mücadeleden iş yaşamına kadar dönüşümün aktif bir parçası haline gelmesi. Futbol kulüpleri ve sporcular ise bu değişimin güçlü taşıyıcıları olabilir.</strong></p>
<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesi uzun yıllar boyunca büyük ölçüde kadınların omuzlarında ilerledi. Kadınlar eşitsizliği görünür kıldı, hak mücadelesini büyüttü, kavramları ve çözüm yollarını geliştirdi. Şimdi ise dünyanın farklı ülkelerinde giderek daha yüksek sesle başka bir soru soruluyor: Erkekler bu dönüşümün neresinde duracak?</p>
<p><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59c222b9c85-1784267298.png" alt="" width="297" height="593" />Rio de Janeiro’da düzenlenen MenCare Changemaker Summit, bu soruya küresel ölçekte yanıt arayan önemli buluşmalardan biri oldu. Erkeklik rolleri, babalık, bakım emeği, ev içi sorumlulukların paylaşılması ve şiddetle mücadele gibi başlıkları gündeme taşıyan zirve, sorunların ülkeden ülkeye değişse de temel dinamiklerin büyük ölçüde ortak olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Zirveye katılan Yanındayız Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Selen Okay Akçalı’ya göre Rio’daki en güçlü mesaj, erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliğindeki rolünün artık yalnızca teorik bir tartışma olmaktan çıkarak somut politikalar ve uygulamalar üzerinden ele alınmasıydı. Akçalı, “Farklı ülkelerden gelen katılımcılarla konuşurken sorunlarımızın birbirinden çok da farklı olmadığını gördük. Erkeklik rolleri, bakım emeği, babalık ve şiddetle mücadele dünyanın pek çok yerinde ortak gündemler. Ülkeler arasındaki asıl fark, bu sorunlara nasıl çözümler üretildiğinde ortaya çıkıyor” diyor.</p>
<p><strong>Eşitlik mesajı futbol sahasına iniyor</strong></p>
<p>Rio’daki buluşmanın Türkiye açısından en dikkat çekici yönlerinden birinin, erkeklere ulaşmak için kullanılan yaratıcı yöntemler olduğunu ifade eden Akçalı, şunları söylüyor: “Zirvede ve saha ziyaretlerinde beni en çok etkileyen noktalardan biri, toplumsal cinsiyet eşitliğinin yalnızca kadın politikaları üzerinden değil, erkeklere ulaşan yaratıcı araçlarla da desteklenmesiydi. Rio de Janeiro Belediyesi’nin Kadın Politikaları ve Geliştirme Sekreterliği’ni ziyaret etme fırsatı bulduk. Burada kadın haklarını savunmak, eşitliği teşvik etmek ve şiddetle mücadele etmek için yürüttükleri çalışmaları dinledik. Özellikle erkeklere ulaşmak için sporun gücünden yararlanmaları dikkat çekiciydi. Flamengo ve Vasco da Gama gibi Brezilya’nın en büyük futbol kulüpleriyle ve futbolcularla iş birlikleri yürütüyorlar. Çünkü erkeklerin rol model olarak gördüğü isimlerin eşitlik söylemini sahiplenmesi, davranış değişikliğini hızlandırabiliyor. Bu yaklaşım bana Türkiye için de önemli bir ilham verdi. Futbolun toplumsal etkisini düşündüğümüzde, kulüplerin, sporcuların ve spor medyasının toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda çok daha aktif rol alabileceğini görüyoruz.”</p>
<p><strong>Bakım ekonomisi eşitliğin merkezinde</strong></p>
<p>Rio’daki zirvenin en önemli gündemlerinden birinin de bakım ekonomisi olduğunu söyleyen Akçalı, ”Zirvede, bakımın yalnızca kadınların omuzlarında bırakılmasının hem ekonomik hem de toplumsal maliyetleri sıkça konuşuldu. Erkeklerin bakım sorumluluklarını paylaşmasının sadece kadınların hayatını değil, erkeklerin yaşam kalitesini ve aile ilişkilerini de dönüştürdüğünü gördük. Bu nedenle Türkiye’ye taşınması gereken en kritik mesajlardan birinin, eşitliğin yalnızca bir hak meselesi değil, aynı zamanda bir refah ve toplumsal sürdürülebilirlik meselesi olduğu olduğunu düşünüyorum” diyor.</p>
<p><strong>Genç erkekler farklı bir babalık istiyor</strong></p>
<p>Öte yandan, kültürel kalıplar güçlü olsa da değişimin işaretleri giderek daha görünür hale geliyor. Akçalı, “Özellikle genç kuşak erkekler arasında babalık, duyguların ifade edilmesi ve ev içi sorumlulukların paylaşılması konusunda çok daha açık bir yaklaşım var. Erkekler artık sadece eve gelir getiren kişi olarak tanımlanmak istemiyor. Çocuklarıyla daha fazla vakit geçirmek, bakım süreçlerinde daha görünür olmak istiyorlar. Bu dönüşüm yavaş ilerliyor olabilir ama toplumsal değişim açısından oldukça umut verici” yorumunu yapıyor.</p>
<p><strong>Ortak zemin nasıl kurulacak?</strong></p>
<p>Erkeklerin eşitlik mücadelesine daha etkin katılması için medya, iş dünyası, kamu ve sivil toplum arasında ortak bir zemine ihtiyaç var. Medya, erkekleri yalnızca eşitsizliğin ya da şiddetin kaynağı olarak göstermek yerine, dönüşebilen ve çözümün parçası olabilen aktörler olarak da görünür kılabilir. İş dünyası ise babalık izni, esnek çalışma modelleri, bakım dostu insan kaynakları politikaları ve eşitlik programları aracılığıyla bu dönüşümü destekleyebilir.</p>
<p>Akçalı’ya göre; Rio’da verilen mesaj oldukça net: Toplumsal cinsiyet eşitliği kadınların tek başına gerçekleştirebileceği bir dönüşüm değil. Erkekler değişmeden kurumlar, aileler ve toplum da değişemiyor. Bu nedenle erkeklerin eşitlik mücadelesindeki rolü yalnızca kadınları desteklemekten ibaret değil. Kendi davranışlarını, ilişkilerini, ayrıcalıklarını ve öğrendikleri erkeklik biçimlerini sorgulamaları gerekiyor. Erkeklerin eşitliğin seyircisi değil, sorumluluk alan aktörleri olması gerekiyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Profeminizm ne anlama geliyor?</strong></span></p>
<p>Erkeklerin toplumsal cinsiyet eşitliği mücadelesindeki yerini tanımlamak için kullanılan kavramlardan biri “profeminizm”. Ancak kavram Türkiye’de henüz yeterince bilinmiyor ve zaman zaman erkeklerin kadınların yerine konuşması ya da eşitlik mücadelesinde daha görünür hale gelmesi şeklinde yanlış yorumlanabiliyor. Yanındayız Derneği’nin yaklaşımında ise profeminizm, erkeklerin feminist hareketin yıllardır ürettiği bilgiye, deneyime ve mücadeleye kulak vermesi; kendi ayrıcalıklarıyla yüzleşmesi ve eşitliğin sağlanması için sorumluluk üstlenmesi anlamına geliyor. Akçalı, “Toplumsal cinsiyet eşitliği sadece kadınların meselesi değil. Çünkü eşitsizliği üreten sistem kadınları dezavantajlı konuma iterken, erkeklere de nasıl davranmaları, nasıl hissetmeleri ve nasıl yaşamaları gerektiğini dayatan katı normlar yüklüyor. Bu nedenle erkeklerin eşitlik mücadelesindeki rolünü, alan açmak, öğrenmek, dönüşmek ve sorumluluk almak olarak görüyoruz. Türkiye’de eksik kalan nokta da biraz burada. Eşitlik hâlâ büyük ölçüde bir kadın meselesi olarak görülüyor. Oysa daha adil bir toplumun inşası için erkeklerin de bu dönüşümün aktif bir parçası olması gerekiyor” diyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/esitlik-mesaji-futbol-sahasina-iniyor-83389</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eşitlik mesajı futbol sahasına iniyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/duble-yumurta-28-liraya-geriledi-83429</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Duble yumurta 2.8 liraya geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Son 1,5 ayda üretici yumurta fiyatlarında yaşanan düşüş sektörün gündemindeki yerini koruyor. Türkiye'nin önemli yumurta üretim merkezlerinden Afyonkarahisar ve Kayseri'de üretici fiyatlarındaki düşüş sürüyor. Geçen yıl iç piyasada yükselen fiyatları dengelemek amacıyla Ticaret Bakanlığı'nın ihracata kısıtlama getirdiği yumurtada bu kez fiyatlardaki gerileme dikkat çekiyor. Mayıs ayında yaşanan kısa süreli yükselişin ardından haziran ayında başlayan fiyat düşüşü bu ay da devam etti. Mayısta tanesi 4,1 lira olan duble yumurta 2.8 liraya geriledi. Üretici fiyatlarındaki adet başına 1,3 lira gerileme perakende raflarına da yansıdı. Ramazan öncesi 30'lu kolisi 300 liraya kadar çıkan yumurta, bugün marketlerde 140-180 lira bandında satılıyor. Geçen yılın aynı döneminde Mayısta tanesi 4,1 lira olan duble yumurta haziranda 3,7 liraya gerilemiş Temmuz da ise toparlanarak tekrar 4,0 lira çıkmıştı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a5a11eded3bf-1784287725.png" alt="" width="449" height="176" /></p>
<h2>"Talepte mevsimsel daralma var" </h2>
<p>Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Başkanı İbrahim Afyon, mayıs ayında yükselişe geçen fiyatların üreticiyi umutlandırdığını ancak beklenen toparlanmanın gerçekleşmediğini söyledi. Üretici fiyatlarında duble yumurtada adet başına yaklaşık 1,30 liralık gerileme yaşandığını belirten Afyon, fiyat düşüşünün temel nedeninin üretim fazlası ile talepte yaşanan mevsimsel daralma olduğunu kaydetti. Sektörün üretimini sezonluk beklentilere göre planladığını ifade eden Afyon, bu yıl yapılan öngörülerin gerçekleşmediğini belirtti. Turizm sezonundan beklenen hareketliliğin oluşmadığını söyleyen Afyon, okulların tatile girmesi, yaz döneminde İstanbul ve Ankara gibi büyükşehirlerde nüfusun azalması, sıcak havalar ve tüketimdeki yavaşlamanın piyasadaki arz fazlasını artırdığını dile getirdi. Afyon, "Ürettiğimiz yumurtayı beklediğimiz ölçüde tüketemedik. Temmuz ve ağustos aylarında üretimimiz tüketimin oldukça üzerinde kaldı" dedi.</p>
<h2>İhracat pazarını Ukrayna ve İran aldı </h2>
<p>2024 yılında yaşanan kuş gribi nedeniyle oluşan arz daralmasının sektörde yanlış değerlendirildiğini belirten Afyon, bunun sonucunda normalin üzerinde üretim artışı yaşandığını söyledi. İç pazarın ve ihracatın artan üretimi karşılayacak ölçüde büyümediğini kaydeden Afyon, yeni ihracat pazarlarının açılamaması ve geçmiş dönemde uygulanan ihracat kısıtlamalarının da sektörü olumsuz etkilediğini ifade etti. Afyon, "Ticaret Bakanlığımız son dönemde ihracatı bir miktar rahatlattı ancak bu karar biraz geç geldi. Kaybedilen pazarları kazanmak zaman alacak" diye konuştu.</p>
<h2>"Yapısal planlama güçlendirilmeli"</h2>
<p>Sektörün yeniden dengelenebilmesi için Tarım ve Orman Bakanlığı'nın yürüttüğü planlama çalışmalarının yapısal olarak güçlendirilmesi gerektiğini belirten Afyon, lisanslama sistemi ve arz yönetiminin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti. Üretim fazlasının iç piyasada fiyat baskısı oluşturmak yerine ihracat ve işlenmiş yumurta sanayisine yönlendirilmesi gerektiğini ifade eden Afyon, "Önceliğimiz iç piyasanın dengeli şekilde beslenmesi olmalı. Fazla üretimi ise ihracat ve sanayi yoluyla değerlendirmeliyiz" dedi. Üreticinin zarar ettiğini belirten Afyon, Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan üretim ve yem desteği, Ticaret Bakanlığı'ndan ise ihracat üzerindeki tüm kısıtlamaların kaldırılmasını beklediklerini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/duble-yumurta-28-liraya-geriledi-83429</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/yumurta-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mayıs ayında tanesi 4,1 lira olan duble yumurta haziranda 2.8 liraya geriledi. Üretici fiyatlarındaki gerileme perakende raflarına da yansıdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uber-yemeksepetini-neden-almadi-83386</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uber, Yemeksepeti&#039;ni neden almadı?/</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Beklenen operasyon sonunda gerçekleşti. Uber, Türkiye'de Yemeksepeti'nin de sahibi olan Alman Delivery Hero'yu 13 milyar Euro değerlemeyle satın almak üzere anlaşmaya vardı. İşlem tamamlandığında iki şirket 99 ülkede faaliyet gösterecek ve platformları üzerinden geçen yıllık sipariş hacmi 236 milyar dolara ulaşacak.</p>
<p>Ancak anlaşma dikkat çekici bir ayrıntı da içeriyor. Türkiye'nin de aralarında bulunduğu, Uber Eats ile Delivery Hero'nun doğrudan rekabet ettiği 14 ülkedeki operasyonlar yaklaşık 1,4 milyar Euro karşılığında New York merkezli yatırım şirketi SSW Partners'a devredilecek. Dolayısıyla Yemeksepeti de Uber bünyesine geçmeyecek. Bu durum, rekabet hukukunun anlaşmanın şekillenmesinde önemli rol oynadığını düşündürüyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a59c0c0aa200-1784266944.png" alt="" width="621" height="379" />
<figcaption><strong>Yemeksepeti'nin de Uber çatısı altına girmesi, sektörün en büyük oyuncularından ikisinin aynı ekonomik bütünlük içinde değerlendirilmesine yol açacaktı.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Türkiye açısından bakıldığında konu daha da önem kazanıyor. Online yemek siparişi pazarında farklı sektör çalışmalarına göre Yemeksepeti, Uber'in sahip olduğu Trendyol Go ve Getir'in toplam pazar payı yaklaşık yüzde 90 seviyesinde. Yemeksepeti'nin payı ise kullanılan kaynağa göre yüzde 34 ile yüzde 42 arasında değişiyor. Böyle yoğunlaşmış bir pazarda Yemeksepeti'nin de Uber çatısı altına girmesi, sektörün en büyük oyuncularından ikisinin aynı ekonomik bütünlük içinde değerlendirilmesine yol açacaktı. Bu da Rekabet Kurumu'nun işlemi daha ayrıntılı incelemesine ve onay sürecinin zorlaşmasına neden olabilirdi.</p>
<p>Elbette bu, Rekabet Kurumu'nun böyle bir işlemi mutlaka engelleyeceği anlamına gelmiyor. Türkiye'de birleşme ve devralmalar değerlendirilirken yalnızca pazar payı değil; rakiplerin gücü, pazara giriş engelleri, marka etkisi, dağıtım ağı ve finansal güç gibi birçok unsur birlikte inceleniyor. Ancak Uber Eats ile Delivery Hero'nun rekabet ettiği pazarların anlaşma dışında bırakılması, tarafların düzenleyici süreçleri de en az ticari koşullar kadar dikkate aldığını gösteren önemli bir işaret.</p>
<p>Sonuçta bu anlaşmayı ilginç kılan yalnızca büyüklüğü değil. Aynı zamanda küresel şirketlerin dev satın almalarda sadece finansmanı değil, rekabet hukukunu da en baştan hesaplamak zorunda kalmaları. 14 ülkenin anlaşma dışında bırakılması, rekabet otoritelerinin artık büyük şirket birleşmelerinin en belirleyici aktörlerinden biri hâline geldiğini gösteriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uber-yemeksepetini-neden-almadi-83386</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uber, Yemeksepeti&#039;ni neden almadı?/ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-1148-favok-artisi-zarari-sildi-kasadaki-kar-35-milyon-lirayla-tutundu-83384</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüzde 1.148 FAVÖK artışı zararı sildi kasadaki kâr 35 milyon lirayla tutundu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FAVÖK büyümesi %40 sınırını aşan ve marjı %20’nin üzerinde olan 26 şirketin ilk üç sırasında finans kuruluşları yer alıyor. Tablo, bu firmaların operasyonel olarak güçlü bir süreç yaşadığını söylüyor. Peki gözlenen performansa rağmen kasalar her zaman nakit para ile doluyor mu?</strong></p>
<p>Yatırımcılar kimi zaman bilanço kalemlerinde yukarı yönlü okları gördüğünde heyecanlanır. Özellikle de faaliyet kârı artıyorsa şirketin para basan bir konuma kavuştuğunu düşünür. Aradığımız kriterleri karşılayıp sıralamaya giren 26 şirketin operasyonel performansı bu anlamıyla dikkat çekici. Ancak listeye girmeyi başaran her şirketin çekirdek faaliyetten sağladığı kârı doğrudan kasaya aktardığı sanılmamalı. Firmalar operasyonel maliyetleri iyi yönetilip sadece 2 kalemde güçlü artışlar kaydedebilir. Bu noktada üretilen faaliyet kârın ne kadarının gerçekten kasada kaldığını sorgulamak önemli. Neticede şirket çalışsa da giderler kârı kasaya ulaşmadan eritebilir.</p>
<h2>Zararı kâra çevirdi</h2>
<p>Savunma sektöründe faaliyet yürüten SDT Uzay, üç aylık mali dönemde %2.299 FAVÖK büyümesi sergilerken, dönem sonunda 13,9 milyon TL kâr açıkladı. Gerçekleşen 506,8 milyon TL satış geliri karşısında oluşan kâr düşük görünse de önceki yıl aynı dönemde zarar yazdığı nazara alındığında, kâra dönmesini önemsemek gerekir. Yünsa, %1.148 FAVÖK büyümesiyle güçlü artış gösterdi. İki yıllık düşüşün ardından satışları ilk çeyrekte %43 arttı. Maliyet ve giderleri kontrol altına alması faaliyet zararını kâra çevirdi. Net parasal pozisyon kaybına rağmen dönem sonunda kârı arttı. Ancak dönem sonu oluşan 35,3 milyon TL kâr, 2024’teki ilk çeyrek kârının gerisinde.</p>
<h2>Faiz geliri kârı büyüttü</h2>
<p>Faktoring sektöründeki büyüme şirketleri olumlu yönde etkiliyor. Creditwest Faktoring %129,73 FAVÖK marjına sahip bulunurken faktoring gelirini %33 büyüttü. Dönem sonu kârını 378,9 milyon TL’ye çıkarırken artış oranı %427’yi buldu. Şirketin kârının bu denli güçlü büyümesinde 346,9 milyon TL’ye ulaşan faiz gelirinin etkisi bulunuyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59bea88c68e-1784266408.png" alt="" width="999" height="545" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>DÖNEN VARLIK MI? DURAN VARLIK MI?</strong></p>
<p><strong>Dönen varlıklar</strong>; nakit gücü, kriz kalkanı, hız, ek getiri, temettü teminatı. Enflasyon erimesi, fırsat maliyeti, tahsil riski, stok yükü, verimsizlik.</p>
<p><strong>Duran varlıklar</strong>; kapasite artışı, değerleme kazancı, uzun vade güvence, teminat. Nakit sıkışıklığı, amortisman yükü, bakım gideri, teknoloji riski.</p>
<p><strong>Üniversite ile yürüttüğü proje kapsamında organik gübre için yeni tesis kuracak</strong></p>
<p>Gübre Fabrikaları’nın üniversite ile yürüttüğü projede son durum nedir? - Atilla Gök</p>
<p>Atilla; Gübretaş, Sabahattin Zaim Üniversitesi ile yürüttüğü proje kapsamında atıklardan yüksek katma değerli organik gübre üretmeyi başarırken projenin ticarileşmesi için gerekli imzalar atıldı. Hedef doğrultusunda yaklaşık 5 milyon dolarlık bütçeyle yeni bir üretim tesisi kurulması planlanıyor. Yeni tesisin şirkete ek bir gelir yaratması kuvvetle muhtemeldir. Üretilecek biyoteknolojik ürünler yüksek katma değere sahip olup, ithal ürünlerin yerini alması amaçlanıyor. Projenin şirketin gelirine ne boyutta katkı sağlayacağı ise pazar koşullarında netlik kazanacak.</p>
<p><strong>Bedelsiz sermaye artırımına gidecek. Gerçek değerinde bir değişim olmayacak</strong></p>
<p>İz Yatırım Holding’in yüksek bedelsizini nasıl değerlendirmek gerekir? - Tuncay Pamuk</p>
<p>Tuncay; İz Yatırım Holding %1327,55 oranındaki bedelsiz sermaye artırımına gidiyor. Kararla sermayesi 17,5 milyon TL’den 250 milyon TL’ye yükselecek. Söz konusu işlemle firmanın gerçek değerinde veya toplam piyasa değerinde bir değişiklik beklenmemeli. Bedelsiz sermaye artırımları, şirketlere nakit girişi sağlamayan bir muhasebe işlemi olduğunu göz ardı edilmemeli. Bedelsiz kararıyla; sermaye düzeltmesi farkı ve ihraç primleri kullanılarak, geçmiş yıl ile dönem net zararı mahsup edilecek. Böylece bilançodaki zarar temizlenerek daha sağlıklı bir mali tablo oluşacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>SNY fonu, sanayi hisselerine yoğunlaşarak son bir yılda %39 getiride kaldı</strong></p>
<p>Atlas Portföy’ün yönettiği Sanayi Sektörü Hisse Senedi Serbest Fon (SNY), Nisan 2025’ten bu yana işlem görüyor. Geçtiğimiz marta kadar yatay seyir izleyen fon, sonrasında yüksek bir volatiliye döndü. Güçlü artışla mayısta 3 TL’yi çıkan fon sonrasında aynı hızla gerilerken şimdilerde 1,35 TL seviyesinde bulunuyor. Haziranda hacim hızlı aşağı yöneldi ve büyüklüğü 465,62 milyon TL’ye indi. Son iki ayda nakit çıkışı yaşayan fondan temmuzda 1,89 milyon TL para çıktı. Yatırımcı sayısı kademeli olarak azalırken sayı şimdilerde 568 kişi düzeyinde. Doluluk oranı %34,54 seviyesinde bulunan SNY, sanayi hisselerine yatırım yaparak kazanç elde etme stratejisiyle hareket ediyor. Portföyünün %92,40’ı hisseden ve %7,58’i yatırım fonlarından oluşuyor. Son bir yılda %38,88 getiri elde ederken endekse paralel duruyor.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Teknosa, piyasadan %49,47 bileşik faizle 526 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Teknosa, 13.07.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 526.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %44,50, bileşik faizi %49,47 olarak belirlendi. 182 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 12.01.2027 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %22,19 düzeyinde. 14 Temmuz itibarıyla TLREF %39,98 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Teknosa’nın verdiği %44,50 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 4,52 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFTKNO12715 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59be49a6628-1784266313.png" alt="" width="971" height="241" /><strong>ASTOR ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Amerika’daki müşteriden 42,5 milyon dolarlık yeni transformatör siparişi aldı</strong></p>
<p>Astor Enerji, ABD’de yerleşik bir firma ile güç transformatörü tedariki kapsamında 42,5 milyon dolar (yaklaşık 1,99 milyar TL) tutarında sözleşme imzaladı. 2027 yılının mart, ağustos ve ekim aylarında gerçekleştirilecek teslimatların, firmanın 2025 yılı hasılatına oranının %5,63 seviyesinde olduğu belirtildi. Şirket, küresel pazardaki ihracat bağlantılarına hacimli bir yeni halka daha eklemiş oldu. Elektromekanik imalat sektöründe Amerika gibi zorlu bir pazara yüksek güçlü transformatörler ihraç etmek, şirketin üretim kalitesinin güçlü bir tescili olarak okunmalı.</p>
<p><strong>PC İLETİŞİM</strong></p>
<p><strong>İki bağlı ortaklığı üzerinden kripto varlık işlem platformu ile anlaşmaya vardı</strong></p>
<p>PC İletişim, bağlı ortaklıkları United UP ve Maya Medya aracılığıyla OKX TR kripto varlık işlem platformu ile medya planlama ve satın alma hizmeti verilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Söz konusu anlaşmayla birlikte şirket, müşteri portföyüne dijital finans sektöründeki bir oyuncuyu dahil etmiş oldu. Medya ve iletişim sektöründe, pazarlama bütçesi yüksek ve dinamik sektörlerde faaliyet gösteren markalarla çalışmak ciro büyümesini hızlandırır. Kripto platformları gibi hızla büyüme potansiyeli olan alanlardaki markaların operasyonlarını üstlenmek pazar gücünü artırır.</p>
<p><strong>ÇİMSA</strong></p>
<p><strong>Eskişehir fabrikasında atık ısıdan elektrik üretimine başladı. Maliyet düşecek</strong></p>
<p>Çimsa, Eskişehir fabrikasında kurulan 5.500 kWp DC kurulu güce sahip Atık Isıdan Elektrik Üretimi tesisini tamamlayıp devreye aldı. Daha önce kullanıma alınan GES ile birlikte tesis, fabrikanın yıllık elektrik ihtiyacının yaklaşık %40’ını karşılayacak. Mevcut gelişmeyle birlikte firma, karbon emisyonu azaltım hedeflerine katkı sunarken önemli maliyet avantajı elde edecek. Çimento gibi enerji yoğun sanayi dallarında enerji maliyetlerini minimize etmek operasyonel verimliliğin temelidir. Atık ısıyı geri kazanarak enerji üretmek birim üretim maliyetlerini düşürür.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Doğanlar Mobilya’nın fiyatı hazirandan bu yana satış baskısıyla aşağı geliyor</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59be8c613f1-1784266380.png" alt="" width="306" height="243" /></strong>Doğanlar Mobilya’da fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %7,10 ile toplamda 747 bin lot azalarak 9,77 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 2’den 1’e geriledi. Hisseyi alan fon bulunmazken YHI fonu 500 lot satışla portföyünde hisse bırakmadı. BIY ise 247 lot satarak hissedeki tek fon olarak varlığını sürdürüyor. Doğanlar Mobilya için bugüne kadar 1 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Tek öneride bulunan Halk Yatırım 10,55 TL hedef fiyat verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yuzde-1148-favok-artisi-zarari-sildi-kasadaki-kar-35-milyon-lirayla-tutundu-83384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yüzde 1.148 FAVÖK artışı zararı sildi kasadaki kâr 35 milyon lirayla tutundu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/partiler-yazi-yogun-gecirecek-83380</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Partiler yazı yoğun geçirecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>AK Parti Meclis tatile girdikten sonra, milletvekilleri için saha çalışma programı hazırladı. Erdoğan'ın "Caddeyi, sokağı boş bırakmayacağız" mesajı sonrası hazırlanan programda, milletvekillerinden düzenli ilçe, mahalle ve köy ziyaretleri yapmaları, "çat kapı" hane ziyaretleri gerçekleştirmeleri, partiden istifa eden üyelerle görüşmeleri ve vatandaşla doğrudan temas kurmaları istendi. Çalışma programının, teşkilatlardan ve sahadan gelen talep ve beklentiler doğrultusunda hazırlandığı, Bu şekilde milletvekilleri saha faaliyetlerinde daha etkin hale gelecek. Milletvekillerinin düzenli olarak esnaf ziyaretleri gerçekleştirmesi, organize sanayi bölgelerinde işverenlerin yanı sıra işçilerle de bir araya gelmeleri planlandı.</p>
<h2>Özel ve Kılıçdaroğlu yarışı </h2>
<p>Özgür Özel, kurultay taleplerinin sonuçsuz kalacağını kabul ederek, yeni parti hazırlıklarına başladı. 20 Temmuz'dan sonra yeni partinin yol haritası belirlenecek. Yaz ayları boyunca yeni partinin kurulma aşaması ile meşgul olacak. Öte yandan, mevcut bir parti de olabilecek bir baskın seçime hazırlıksız yakalanmamak için hazır tutulacak. Mahkeme kararı ile genel başkanlık koltuğuna oturan Kılıçdaroğlu, Özgür Özel ve ekibinin partiden ayrılmasını bekliyor. Kılıçdaroğlu da kendi kadrolarını yaz aylarında oluşturacak, yeni bir yol haritası çizecek.</p>
<h2>DEM ve ittifak partileri </h2>
<p>Terörsüz Türkiye hedefinde sürecin aktörlerinden DEM Parti ise yaz aylarında 20 Eylül’de yapacağı 5. Olağan Kurultay’a hazırlanırken, bir taraftan da süreci hem iktidar hem de İmralı arasında ziyaret trafiğiyle götürecek. Refah Partisi ve AK Parti kökenli YRP, SP, Deva ve Gelecek Partileri yeni bir oluşum için harekete geçiyor. AK Parti’ye alternatif olarak yola çıkan 4 siyasi parti ittifak hazırlıklarını yaz aylarında şekillendirecek, yol haritasını belirleyecek. MHP, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da salon toplantıları düzenleyerek Terörsüz Türkiye’yi halka anlatacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/partiler-yazi-yogun-gecirecek-83380</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/tbmm-meclis-1776928915.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meclisin tatile girmesini bekleyen siyasi partileri, yaz aylarında da yoğun bir program bekliyor. AK Parti tüm kadrolarıyla sahaya inecek. Mutlak-butlan kararıyla bölünen CHP’de tarafların programları ise birbirinden farklı olacak. Özgür Özel ve ekibi yeni parti kurma çalışmalarıyla, Kemal Kılıçdaroğlu ise yeni kadrolarını oluşturmak için mesai yapacak. Terörsüz Türkiye sürecinin aktörlerinden DEM Parti ise bir taraftan eylül ayında yapılacak parti kurultayına hazırlanırken, bir taraftan da süreçle ilgili iktidar ve İmralı arasındaki görüşme trafiğini sürdürecek. Yeniden Refah Partisi, SP, Deva ve Gelecek Partileri ise yeni kuracakları ittifakın yol haritasını belirleyecekler. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/teknogirisimlere-yapay-zeka-kredisi-83378</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Teknogirişimlere yapay zeka kredisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB), teknoloji ve yenilik odaklı girişimlerin yapay zekâ alanındaki gelişimini hızlandırmak amacıyla, teknoloji girişimcileri için Yapay Zekâ Kredi Programı hayata geçirdi. İşletmelerin yapay zeka altyapı harcamalarının destekleneceği program kapsamında faizsiz kredilerde alt sınır 500 bin lira, üst sınırı ise 5 milyon lira olacak. Krediler 1 yıllık ödemesiz dönemin ardından 1 yıl içinde 3’er aylık dönemler halinde ödenecek. Yapay Zeka Kredisi kapsamında işletmenin GO Dijital Cüzdan hesabına blokeli aktarılan kredi tutarı serbest bırakılmadan önce işletmeden banka teminatı alınacak. Kredi destek programından, Teknogirişim Rozeti sahibi işletmeler yararlanabilecek. Bu işletmelerin; yüksek performanslı işlem kaynağı, güvenli veri saklama ve yapay zekâ araçlarına erişim ihtiyaçlarının karşılanması amaçlanıyor. Ayrıca, yapay zekâ geliştirme ve uygulama süreçlerinde kritik öneme sahip olan veri merkezi hizmetlerinin kullanımını kolaylaştıracak program ile teknoloji girişimlerinin rekabet gücünün artırılması amaçlanıyor. KOSGEB Bilgi Sistemleri üzerinden 9 Temmuz itibarıyla başlayan başvurular, 31 Aralık 2026 tarihine kadar devam edecek. Uygun bulunan işletmeler kredi kullanım işlemlerini GO Dijital Cüzdan uygulaması aracılığıyla yürütülecek. Programa başvuracak işletmelerin; Geçerli Teknogirişim Rozetine sahip olması, KOSGEB Veri Tabanında kayıtlı, aktif ve güncel işletme beyanına sahip olması gerekiyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hangi alanda destek verilecek?</span></h2>
<p>■ Yüksek performanslı işlem kaynakları (GPU, CPU, RAM), <br />■ Güvenli veri depolama hizmetleri, <br />■ Yapay zekâ veri merkezi hizmetleri, <br />■ Yapay zekâ araçları ve platform hizmetleri <br />■ İşletmeler, KOSGEB ile protokol imzalayan veri merkezlerinden alacakları hizmetler için programdan yararlanabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/teknogirisimlere-yapay-zeka-kredisi-83378</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/robot-yapay-zeka-1756744116.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşletmelerin yapay zeka altyapı yatırımları desteklenecek, krediler 1 yıllık ödemesiz dönemin ardından 1 yıl içinde 3’er aylık dönemler halinde ödenecek. Yapay Zeka Kredisi kapsamında işletmenin GO Dijital Cüzdan hesabına blokeli aktarılan kredi tutarı serbest bırakılmadan önce işletmeden banka teminatı alınacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/natoda-guc-ekonomik-olarak-da-yeniden-dagitiliyor-83375</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> NATO’da güç, ekonomik olarak da yeniden dağıtılıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Prof. Dr. PELİN KARATAY GÖGÜL - Dicle Üniversitesi İİBF Dekanı</strong></p>
<p><strong>Avrupa’nın güvenlik arayışı aynı zamanda yeni enerji koridorları, alternatif lojistik hatları ve kritik hammadde tedariki arayışını da beraberinde getiriyor. Bu tablo, Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ilişkilerini yalnızca ticaret perspektifinden değil, stratejik ortaklık perspektifinden değerlendirmeyi zorunlu kılıyor.</strong></p>
<p>Uluslararası zirveler çoğu zaman güvenlik, savunma ve diplomasi başlıkları üzerinden değerlendirilir. Oysa 21. yüzyılın küresel rekabetinde bu zirveler, aynı zamanda ekonomik güç haritasının yeniden çizildiği platformlardır. NATO zirveleri de artık yalnızca askeri ittifakın geleceğini değil; enerji güvenliğini, teknoloji paylaşımını, savunma sanayi yatırımlarını, kritik tedarik zincirlerini ve küresel sermayenin yönünü etkileyen stratejik toplantılar niteliği taşımaktadır.</p>
<p>Uluslararası ilişkiler literatüründe <strong>Neoklasik Realizm</strong>, devletlerin uluslararası sistemdeki etkisini yalnızca askeri güçleriyle değil; liderlik kapasitesi, diplomatik etkinliği ve iç ekonomik potansiyeliyle açıklar. <strong>Liberal Kurumsalcılık</strong> ise uluslararası örgütlerde etkin rol alan ülkelerin ekonomik iş birliklerini derinleştirerek daha fazla refah üretebildiğini savunur. Son yıllarda giderek önem kazanan <strong>Jeoekonomi yaklaşımı</strong> ise ekonomik araçların dış politikanın temel enstrümanına dönüştüğünü ortaya koymaktadır. NATO’nun son zirvesi tam da bu üç teorinin birlikte okunabileceği önemli bir örnek sundu.</p>
<p><strong>Savunma yatırımları stratejik </strong><strong>büyüme alanına dönüşüyor</strong></p>
<p>Zirvede dikkat çeken ilk ülke hiç kuşkusuz Amerika Birleşik Devletleri oldu. Washington’ın Avrupa’nın güvenliğine yönelik taahhütlerini sürdürmesi, savunma harcamalarının artırılması yönündeki çağrıları ve teknoloji odaklı savunma dönüşümüne yaptığı vurgu, küresel ekonomide güvenlik ile sanayi politikalarının artık birbirinden ayrılmaz hale geldiğini bir kez daha gösterdi. Bugün savunma sanayiine yapılan yatırımlar yalnızca askeri kapasiteyi değil; yüksek teknoloji üretimini, inovasyonu ve ihracatı da destekleyen stratejik bir büyüme alanı oluşturuyor.</p>
<p>Avrupa ülkeleri ise Rusya-Ukrayna savaşının ardından enerji arz güvenliği, savunma kapasitesi ve ortak üretim modellerini daha güçlü şekilde gündeme taşıdı. Avrupa’nın güvenlik arayışı aynı zamanda yeni enerji koridorları, alternatif lojistik hatları ve kritik hammadde tedariki arayışını da beraberinde getiriyor. Bu tablo, Türkiye’nin Avrupa ile ekonomik ilişkilerini yalnızca ticaret perspektifinden değil, stratejik ortaklık perspektifinden değerlendirmeyi zorunlu kılıyor.</p>
<p>İngiltere, Fransa ve Almanya’nın savunma sanayinde ortak üretim ve teknoloji geliştirme konusundaki yaklaşımları da zirvenin öne çıkan başlıkları arasındaydı. Bu ülkeler için güvenlik artık sadece askeri değil; ekonomik dayanıklılık, kritik teknolojiler ve sanayi kapasitesiyle de doğrudan ilişkilendiriliyor.</p>
<p>Türkiye ise zirvede yalnızca coğrafi konumuyla değil; çok yönlü diplomatik kapasitesiyle öne çıktı. Karadeniz’den Orta Doğu’ya, Kafkasya’dan Doğu Akdeniz’e uzanan geniş jeopolitik hatta aynı anda etkin rol üstlenebilen az sayıdaki NATO üyesinden biri olması, Türkiye’nin stratejik önemini artırıyor.</p>
<p><strong>Ancak burada asıl dikkat çekici nokta, bu stratejik konumun ekonomik karşılığının giderek büyümesidir</strong><em>.</em></p>
<p>Türkiye bugün Avrupa’nın enerji güvenliği açısından kritik bir geçiş ülkesi, Orta Koridor’un en önemli halkalarından biri, Kalkınma Yolu Projesi’nin doğal merkezlerinden biri ve küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinde önemli bir lojistik üs konumundadır. Dolayısıyla NATO masasında elde edilen diplomatik görünürlük, yalnızca dış politika başarısı değil; yatırım güveni, ihracat kapasitesi ve finansal istikrar açısından da önemli bir ekonomik avantaj üretmektedir.</p>
<p>Uluslararası ekonomi politik literatüründe son yıllarda öne çıkan <strong>güven ekonomisi</strong> yaklaşımı, yatırım kararlarının yalnızca makroekonomik göstergelerle açıklanamayacağını ortaya koymaktadır. Sermaye; hukuki öngörülebilirlik kadar jeopolitik istikrarı, diplomatik ilişkileri ve uluslararası itibarı da fiyatlamaktadır. Başka bir ifadeyle, uluslararası platformlarda güven üreten ülkeler, ekonomik anlamda da daha güçlü bir çekim merkezi haline gelmektedir.</p>
<p><strong>Güçlenen diplomasi, Türkiye’nin </strong><strong>risk primini düşürüyor</strong></p>
<p>Bir ülkenin uluslararası zirvelerdeki görünürlüğü ve müttefikleriyle kurduğu stratejik diyalog, o ülkenin <strong>jeopolitik risk primini (CDS)</strong> düşürür. Düşen risk primi, doğrudan yabancı yatırımların ülkeye girişini hızlandırır ve dış borçlanma maliyetlerini aşağı çeker. NATO zirvesinde müttefikleriyle güven tazeleyen, küresel güvenlik mimarisine katkı sunan bir Türkiye; yabancı yatırımcının gözünde <strong>öngörülebilir ve güvenli liman</strong> etiketini güçlendirir. Temsil diplomasisinin en somut, en ölçülebilir ekonomik karşılığı tam olarak budur.</p>
<p>Bu nedenle NATO zirvesinde gerçekleştirilen liderler diplomasisini yalnızca verilen fotoğraflar ya da ikili görüşmeler üzerinden değerlendirmek eksik olur. Zirveler aynı zamanda geleceğin yatırım kararlarının, savunma sanayii ortaklıklarının, enerji projelerinin ve ticaret koridorlarının şekillendiği müzakere alanlarıdır.</p>
<p>Türkiye açısından zirvenin bir diğer önemli boyutu ise çok yönlü dış politika kapasitesini koruyabilmesidir. Bir taraftan NATO müttefikleriyle güvenlik iş birliklerini sürdürürken diğer taraftan Orta Doğu, Türk Devletleri, Afrika ve Asya ile ekonomik ilişkilerini geliştirebilmesi, ülkeye klasik ittifak anlayışının ötesinde stratejik esneklik kazandırmaktadır. Bu esneklik, küresel kırılganlıkların arttığı bir dönemde ekonomik risklerin dağıtılması açısından da önemli bir avantajdır.</p>
<p>Bugün uluslararası sistem yeni bir rekabet dönemine girmiştir. Rekabet artık yalnızca üretim kapasitesiyle değil; diplomatik temsil gücü, teknoloji geliştirme yeteneği, enerji koridorlarını yönetebilme kapasitesi ve güven üretebilme becerisiyle belirlenmektedir.</p>
<p><strong>Temsil edilen yalnızca güvenlik </strong><strong>politikaları değil, ekonomik gelecektir</strong></p>
<p>Bu nedenle NATO zirvesinde temsil edilen yalnızca Türkiye’nin güvenlik politikaları değildir. Aynı zamanda yatırım ortamı, ihracat stratejisi, enerji diplomasisi ve ekonomik geleceğidir. Yeni dünya düzeninde güçlü ekonomi; uluslararası masalarda oluşturulan güven, kurulan stratejik ortaklıklar ve doğru zamanda doğru aktörlerle geliştirilen ilişkiler sayesinde inşa edilecektir. Türkiye’nin NATO zirvesindeki görünürlüğü de bu açıdan değerlendirildiğinde, askeri bir temsilin ötesinde ekonomik kalkınmaya hizmet eden stratejik bir diplomasi yatırımı olarak okunmalıdır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/natoda-guc-ekonomik-olarak-da-yeniden-dagitiliyor-83375</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO’da güç, ekonomik olarak da yeniden dağıtılıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/4-sirketin-halka-arzina-onay-83402</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 şirketin halka arzına onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Albayrak Hazır Beton Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 38,60 liradan, Masfen Enerji AŞ'nin 45,68 liradan, Metgün Enerji Yatırımları AŞ'nin 20 liradan ve Kardemir Çelik Sanayi AŞ'nin 35 liradan halka arzını uygun buldu.</p>
<p>Şeker Finansal Kiralama AŞ'nin 100 milyon liralık bedelli sermaye artırımını onaylayan SPK, Vakıf Finansal Kiralama AŞ'nin 1 milyar liralık kar payından sermaye artırımını ve Bereket Emeklilik ve Hayat AŞ'nin 170 milyon liralık iç kaynaklardan sermaye artırımını uygun buldu.</p>
<p>Kurul, Mavi Giyim Sanayi ve Ticaret AŞ'nin 5 milyar liralık, TV8 TV Yayıncılık AŞ'nin 3 milyar liralık, Tacirler Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 6 milyar 500 milyon liralık, İş Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin 70 milyar liralık, Mercedes Benz Kamyon Finansman AŞ'nin 8 milyar 420 milyon liralık ve Türkiye Halk Bankası AŞ'nin 5 milyar dolarlık borçlanma aracı ihraç başvurusuna izin verdi.</p>
<p>Ayrıca, Emlak Katılım Varlık Kiralama AŞ'nin 5 milyar liralık, Hedef Varlık Kiralama AŞ'nin 1 milyar liralık kira sertifikası ve VİDMK ihracı başvurusu onaylandı.</p>
<p><strong>Kuruluşuna izin verilen yeni fonlar</strong></p>
<p>SPK, "İş Portföy BIST 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu"nun, "Ziraat Portföy BIST 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu"nun ve "Ziraat Portföy BIST Katılım 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu"nun kurulmasını uygun buldu.</p>
<p>"Metro Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu"nun kurulmasına izin veren Kurul, "Statech Portföy Yönetimi AŞ Hisse Senedi Şemsiye Fonu"nun kuruluşuna da onay verdi.</p>
<p><strong>İdari para cezaları ve suç duyuruları</strong></p>
<p>Kurul, İntegral Yatırım Menkul Değerler AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda, söz konusu şirkete 2 milyon 394 bin 915 lira idari para cezası uygulanmasına karar verdi.</p>
<p>6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) ve ilgili mevzuat kapsamında yapılan incelemeler sonucunda "Forex Borsa" ve "Future Forex" uzantılı internet siteleri ile "Future Forex" adlı mobil uygulamanın içerik sağlayıcılarına izinsiz sermaye piyasası faaliyetinde bulunulması sebebiyle suç duyurusunda bulunuldu.</p>
<p>SPK, 20 kişiye yönelik farklı aykırılıklar sebebiyle suç duyurusunda bulunurken, 3 adet telefon numaralarını kullandıran kişiler hakkında farklı eylemler nedeniyle suç duyurusunda bulunma kararı alındı.</p>
<p>Diğer yaptırım, tedbir ve işlem yasakları çerçevesinde de karar alan SPK, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun (SPKn) 1'inci maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen, SPKn'nin 128/1-(a) maddesine dayanarak sermaye piyasalarında izinsiz olarak faaliyette bulunulmasının engellenmesi amacıyla, SPKn’nin 99/3 maddesi uyarınca https://dinamikmenkuldegerler.com, https://www.dymenkul.com, https://sube.dinamikmenkuldegerler.com, "Dinamik Menkul Değerler" unvanı taklit edilerek kullanılan sosyal medya hesabı, https://www.atamenkultrade.com, https://giris.atamenkultrade.com, https://galatamenkul.org, https://sube.galatamenkul.org/register, https://sube.galatamenkul.org/login, https://scuzdan.com, https://my.scuzdan.com/login, https://e-sube.modelgrup.org ve https://modelmenkulportfoy.com internet sitesine erişimin engellenmesi için hukuki işlemlerin yapılmasına karar verildiğini duyurdu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/4-sirketin-halka-arzina-onay-83402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, Albayrak Hazır Beton, Masfen Enerji, Metgün Enerji ve Kardemir Çelik&#039;in halka arzına onay verdi. Kurul ayrıca, &quot;İş Portföy BIST 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu&quot;nun, &quot;Ziraat Portföy BIST 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu&quot;nun ve &quot;Ziraat Portföy BIST Katılım 100 Endeksi Model Portföy Hisse Senedi Yoğun Borsa Yatırım Fonu&quot;nun kurulmasını uygun buldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siire-sadik-bir-omur-ahmet-tellinin-ardindan-83372</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şiire sadık bir ömür; Ahmet Telli&#039;nin ardından</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ahmet Telli'nin vefat haberini aldığımda hafızam beni üç ayrı zamana götürdü. Akatlar Kültür Merkezi’nin tıklım tıklım salonundaki o saygı gecesine... Pandemi günlerinde çalışma masasının fotoğrafları üzerinden yaptığımız uzun telefon söyleşisine… Ve Diyarbakır'da dolunaylı bir akşamda birlikte yediğimiz o uzun akşam yemeğine…</p>
<p>Bazı şairler yalnızca şiir yazmaz. Yaşadıkları dönemin hafızasına dönüşürler. Onların dizelerini okurken yalnızca bir şiirle değil, aynı zamanda bir çağın umutlarıyla, kırgınlıklarıyla, yalnızlıklarıyla da karşılaşırsınız.</p>
<p><strong>Ahmet Telli</strong> işte böyle bir şairdi.</p>
<p>1970'lerden bu yana onun dizeleri nice gencin defterine yazıldı, nice mektubun arasına iliştirildi, nice ayrılığın sessiz tanığı oldu. Kimi zaman bir aşkın, kimi zaman bir isyanın, kimi zaman da yalnız kalmış bir insanın sesi olarak dolaştı Türkiye'nin dört bir yanında.</p>
<p>Şairler için sık sık <em>"bir kuşağın sesi"</em> denir. Ahmet Telli ise yalnızca kendi kuşağının değil, kendisinden sonra gelenlerin de sesi olmayı başardı. Çünkü onun şiirinde sloganın yerini duygu, öfkenin yerini insan, yüksek sesin yerini içtenlik aldı. Belki de bu yüzden dizeleri yalnızca okunan değil, yaşanan şiirler oldu.</p>
<p>Ahmet Telli ile yollarımız yıllar boyunca birçok kitap fuarında, söyleşide ve kültür sanat etkinliğinde kesişti. Ama hafızamda üç buluşma diğerlerinden ayrılıyor.</p>
<p><strong>Ustalara Saygı gecesinde</strong></p>
<p>İlki, Türkiye kültür hayatının en uzun soluklu saygı buluşmalarından birine dönüşen <em>Ustalara Saygı</em> etkinliklerinin Ahmet Telli’nin 70. yaşı için hazırladığım özel programındaydı. Akatlar Kültür Merkezi yine tıklım tıklımdı. Perdede onun dizeleri ve fotoğrafları akıyordu. <strong>Doğan Hızlan, Haydar Ergülen, Cihan Oğuz, Mahmut Temizyürek, İsmail Mert Başat</strong> konuşmalarıyla onu anlatıyor; <strong>Suavi</strong>. şarkılarıyla geceye eşlik ediyordu. <strong>Hümay Güldağ</strong> şiirlerini okuyordu. <strong>İlke Karcılıoğlu</strong>'nun bestelediği <em>Çocuksun Sen</em>, <strong>Barış Yavuz</strong>'un yorumuyla salona yayılıyordu.</p>
<p>O gece şiir yalnızca okunmamış, hatırlanmış, paylaşılmış, yaşanmıştı. Programın sonunda yaptığımız söyleşiyi dinleyen salondaki herkesin hissettiği ortak bir duygu vardı:</p>
<p>Karşılarında büyük bir şair oturuyordu ama o, büyüklüğünü hiç göstermeye çalışmıyordu. Konuşurken de şiirindeki gibiydi.</p>
<p>Sakin... Gösterişsiz... Abartısız...</p>
<p>Sözcüklerini büyütüyor ama kendisini hiçbir zaman büyütmüyordu.</p>
<p>İnsan onu dinledikçe şiirlerinin neden bu kadar sahici olduğunu daha iyi anlıyordu. Çünkü yazdığı insanla yaşayan insan arasında en küçük bir mesafe yoktu.</p>
<p><strong>Pandemi günlerinde</strong></p>
<p>İkinci buluşmamız daha doğrusu izole yaşamlarımızda telefonla özel sohbetimiz pandemi günlerinde oldu.</p>
<p>Dünya durmuş gibiydi. Evlerimize çekilmiş, birbirimize uzaktan ulaşmaya çalışıyorduk.</p>
<p>Böyle bir ortamda<em> "Yazar Masaları" </em>söyleşilerim için Ahmet Telli'nin çalışma odasına gidemeyecektim. O da bana iki fotoğraf gönderdi:</p>
<p>Birinde çalışma masasının başında oturuyordu. Diğerinde yalnızca masa vardı.</p>
<p>Sorularımı o iki fotoğrafa bakarak hazırladım; söyleşimizi, söylediğim gibi telefonda yaptık. Belki de ilk kez bir çalışma odasına girmeden, yazarın ruhunu tanımaya çalışıyordum.</p>
<p>Fotoğraflara her baktığımda yeni bir ayrıntı fark ediyordum.</p>
<p>Açık duran defterler... Üst üste yığılmış kitaplar... Farklı renklerde mürekkep şişeleri... Dolmakalem kutuları... Yarım bırakılmış bir şiir...</p>
<p>Masanın üzerindeki hiçbir eşya rastgele orada değildi. Hepsi uzun bir yazı hayatının sessiz tanıklarıydı.</p>
<p>Söyleşi ilerledikçe Ahmet Telli çalışma alışkanlığını anlattı. Şiirlerini de düzyazılarını da önce büyük defterlere dolmakalemle yazıyordu.</p>
<p><em>"Kalemsiz düşünmem mümkün değil," </em>diyordu.</p>
<p>Bu cümle, eski bir alışkanlığın değil, yazıya duyduğu saygının ifadesiydi. Sonra çocukluğuna uzandık. <em>"Nidâ"</em> şiirinde de sözünü ettiği yeşil mürekkepli Pelikan'dan bahsetti. Ortaokul ikinci sınıfta babasına yalvara yalvara aldırdığı o dolmakalem... Aradan yarım asırdan fazla zaman geçmişti. Hâlâ onunlaydı. Yalnızca saklamıyor, kullanıyordu.</p>
<p>O an anladım ki, mesele bir dolmakalem değildi. İnsan bazen çocukluğunu bir fotoğrafla korur, bazen bir mektupla... Ahmet Telli ise çocukluğunu yazmaya devam ederek koruyordu.</p>
<p>Bit pazarlarından topladığı dolmakalemler... Antika hokkalar... Cam divitler... Şefik Bursalı'nın bir karakalem resmi, Fikri Cantürk'ün tablosu... Venezuela'dan getirdiği gazete kâğıdından yapılmış şapka... Hepsi aynı hikâyenin parçalarıydı.</p>
<p>Bir çalışma odasına değil, bir ömrün hafızasına bakıyormuşum gibi hissetmiştim.</p>
<p><strong>Diyarbakır’da bir lokantada…</strong></p>
<p>Üçüncü buluşmamız ise Diyarbakır'daydı.</p>
<p>TÜYAP Diyarbakır Kitap Fuarı... Açılıştan bir gün önce gitmiştik. Herhalde o gün için şehrin ilk konuklarıydık. Diyarbakır, yavaş yavaş geceye teslim oluyordu. Dolunayın aydınlattığı bir akşamdı… O gece, otelden çıkıp şehrin ara sokaklarındaki bilmediğimiz bir lokantaya sığındık ve baş başa uzun bir yemek yedik.</p>
<p>Bazen insan yıllardır tanıdığı biriyle ilk kez gerçekten konuşur. O gece öyle bir geceydi. Kalabalıklardan uzakta, imza kuyruklarının ve salonların dışında, yalnızca iki insan olarak sohbet ettik.</p>
<p>Şiirden söz ettik. Kitaplardan... Türkiye'den... İnsandan... Onun hayatından… Sessizliklerden... Hayatın insana öğrettiklerinden...</p>
<p>Sohbet tek taraflı değildi. Ahmet Telli konuşurken dinlemeyi de bilen ender insanlardandı. Sözü hiçbir zaman sahiplenmez, karşısındakine de yer açardı. Belki de şiirinin gücü biraz da buradan geliyordu. Yalnızca söyleyecek sözü olduğu için konuşuyor, susması gerektiğinde de sessizlikten rahatsız olmuyordu.</p>
<p>Aradan yıllar geçti. Şimdi geriye dönüp baktığımda o yemeğin ayrıntılarından çok, bıraktığı duygu kalmış bende. Bazı insanlar uzun uzun konuşsalar bile hatırlanmaz. Bazıları ise birkaç saatlik bir sohbetten sonra ömür boyu hafızanızda kalır.</p>
<p>Ahmet Telli onlardan biriydi.</p>
<p><strong>Bugün ardından yazarken</strong></p>
<p>Bugün onun ardından yazarken bu üç anı birbirine karışıyor. Akatlar'da yüzlerce kişinin alkışladığı şair... Pandemi günlerinde çalışma masasının fotoğraflarını bana gönderen mütevazı insan... Ve Diyarbakır'da dolunaylı bir gecede uzun uzun sohbet ettiğimiz dost...</p>
<p>Üçü de aynı Ahmet Telli'ydi.</p>
<p>Şiiri hiçbir zaman hayatından ayırmayan... Hayatı da hiçbir zaman şiirin önüne koymayan...</p>
<p>Belki de bu yüzden ardında yalnızca kitaplar bırakmadı. Bir yazma ahlakı bıraktı. Bir duruş bıraktı. Türkçeye duyulan büyük bir sadakatin nasıl yaşanacağını gösterdi.</p>
<p>Bugün o çalışma masasının başında artık Ahmet Telli oturmuyor. Ama biliyorum ki iyi şairler masalarından kalksalar bile şiirlerinin başından ayrılmazlar. Çünkü onların gerçek adresi evleri değildir. Okurlarının hafızasıdır.</p>
<p>Ahmet Telli de bundan sonra, dizelerinin dokunduğu o ortak hafızada yaşamayı sürdürecek.</p>
<p>Yeni şiirler yazarak değil…</p>
<p>Yıllar önce yazdığı dizelerin, yeni okurların hayatına yeniden dokunmasıyla.</p>
<p>Çünkü gerçek şairler, öldükleri gün susmazlar.</p>
<p>Her yeniden okunuşta yeniden konuşurlar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/siire-sadik-bir-omur-ahmet-tellinin-ardindan-83372</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/2/1280x720/ahmet-telli-1784264356.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şiire sadık bir ömür; Ahmet Telli&#039;nin ardından ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergi-gocmenleri-gelirlermigovtr-83370</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergi göçmenleri &#039;gelirlermi.gov.tr&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Esas itibariyle yeni düzenleme ile Türkiye, alması gereken bir vergiden vazgeçmiyor. Zira bu kişiler zaten hâlihazırda Türkiye’de yaşamıyorlar. Düzenleme, varlıklı ve gelir sahibi kişilerin yılda altı aydan fazla Türkiye’de yaşamalarını sağlamak istiyor. Bu sayede cari açığın finansmanı ile harcama vergileri, tapu harcı vb. yoluyla da vergi gelirlerinde artışı bekleniyor.</strong></p>
<p>Gelir İdaresi Başkanlığı’nda (GİB) mükellef hizmetleri alanında grup başkanı olarak görev yaptığım 2006 yılında GİB’in yeni internet sitesinin tasarımıyla birlikte adının da değişimini gerçekleştirmiştik.</p>
<p>1999’dan beri yayında olan <strong>“gelirler.gov.tr”</strong> bir gecede <strong>“gib.gov.tr”</strong> olmuştu.</p>
<p>Gelirler, mecazi anlamda bir umut ve beklenti içerse de, “<strong>mükellef odaklılık”</strong> ve <strong>“gönüllü uyum”</strong> gibi yeni ilkeler çerçevesinde artık geride kalıyordu.</p>
<p>Yeni yaklaşım, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın öncülüğünde “<strong>onlar gelmese de biz onlara gideriz</strong>” felsefesine dönüşüyordu.</p>
<p><strong>Tam mükellef, dar mükellef, yarım mükellef</strong></p>
<p>Geçtiğimiz mayıs ayında yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanunla Gelir Vergisi Kanunu’na yeni bir vergi istisnası (Mükerrer Md. 20/D) eklendi: <strong>Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnası.</strong></p>
<p>Bana kalırsa eklenen bir vergi istisnası değil yeni bir mükellefiyet türü idi.</p>
<p>Türkiye’de yerleşmiş sayılan, tam mükellef konumunda olan ve dünya genelinde elde ettiği tüm gelirlerin Türkiye’de vergilendirilmesi gereken bir mükellefe yeni bir statü veriliyordu.</p>
<p>Kanuni bir tanım olmasa da, izniniz olursa, bu yeni mükellefi <strong>yarım mükellef</strong> olarak adlandırmak istiyorum.</p>
<p>Zira bu yeni mükellef sadece Türkiye’de elde ettiği gelirler için vergi ödeyecek, yurt dışındaki gelirleri için 20 yıl süreyle vergi yok!</p>
<p><strong>Vergi göçmenleri için açık davet!</strong></p>
<p>Vatandaşı oldukları ülkenin vergisel egemenlik sınırlarının dışına çıkarak vergisiz bir dünyada yaşamak için ülke değiştirenler literatürde <strong>“vergi göçmeni”</strong> olarak adlandırılıyor.</p>
<p>Vergi kaçkını olarak da adlandırılan bu kişiler yeni fırsatlar, yeni kazançlar için değil, daha az ya da hiç vergi ödememek için ülke değiştiriyorlar.</p>
<p>Gerçek kişilerin vergilendirilmesindeki temel ilke olan bir ülkede altı aydan fazla yaşamak ya da ikametini (yerleşim yerini, mukimliğini) başka bir ülkeye taşımak kişiyi artık vatandaşı olduğu ülkenin egemenlik sahasından çıkararak göç edilen ülkenin vergi egemenliğine tabi kılıyor.</p>
<p>Yeni düzenleme, uluslararası vergi arenasında İrlanda’nın <strong>“Double Irish Cream”</strong>inin, Hollanda’nın <strong>“Dutch Sandwich”</strong>inin yanına bizden de <strong>“</strong><strong>Çifte kavrulmuş Türk lokumu”</strong> vergi dünyasına armağan ettiğimiz bir yöntem oldu.</p>
<p>Çifte kavrulmuş Türk lokumu, Türkiye’den Dubai’ye, Estonya’ya, Singapur’a göç eden Türk vatandaşı yazılımcı, finansçı, sanatçı gibi vergi göçmenlerini çağırdığı gibi dünyada kendine güvenli bir vergi yuvası arayan yabancı vergi göçmenlerinin de yönünü Türkiye’ye çevirmeyi hedefliyor.</p>
<p>İngiltere’de, Amerika Birleşik Devletleri’nde yüksek vergi oranları nedeniyle Dubai’yi kendisine güvenilir liman olarak seçenler, Körfez ülkelerinde başlayan savaş ortamı nedeniyle yeni liman arayışına girdiler.</p>
<p><strong>Çifte kavrulmuş Türk lokumunun içeriğinde neler var?</strong></p>
<p>İkametgâhını Türkiye’ye aldıranlar ile bir takvim yılında Türkiye’de devamlı olarak altı aydan fazla Türkiye’de oturanlar (Bazı ÇVÖA’larda 183 gün; geçici ayrılmalar oturma süresini kesmiyor) <strong>20 yıl boyunca</strong> <strong>Türkiye dışında elde edecekleri gelirler için</strong> <strong>hiç vergi ödemeyecekler.</strong></p>
<p>Bu fırsattan yararlanmak isteyenlerin, Türkiye’de yerleşik sayıldıkları tarihten önceki üç takvim yılında Türkiye’de ikametgâhlarının olmaması ya da geriye yönelik olarak üç yıl içinde ticari, zirai, mesleki kazancı veya ücret nedeniyle vergi mükellefiyeti olmaması gerekiyor.</p>
<p>Bu şartların sağlanması üzerine ikamet edilen yerdeki vergi dairesine yapılan başvuru neticesinde vergi göçmenlerine <strong>“İstisna Belgesi”</strong> verilecek ve vergisiz hayat başlayacak!</p>
<p><strong>20 yıl boyunca beyan yok, vergi yok!</strong></p>
<p>İstisna belgesi alan gerçek kişi, yurt dışı kazançları için herhangi bir şekilde gelir vergisi beyannamesi vermek zorunda olmayacak.</p>
<p>Türkiye’de elde ettiği kazançlar nedeniyle gelir vergisi beyannamesi verecek olursa yurtdışı kazançları beyannamesine eklemeyecek.</p>
<p>20 yıllık istisna süresi bir nevi kanuni güvence, belirlilik ve taahhüt anlamına geliyor.</p>
<p><strong>“Tax-free Türkiye is calling you!” (Vergisiz Türkiye sizi çağırıyor)</strong></p>
<p>Yeni yasal düzenleme hem yerli hem de yabancı vergi göçmenlerini Türkiye’ye davet ediyor.</p>
<p>Düzenleme yüksek gelirlileri, vergiden kaçınmak isteyen gerçek kişileri Türkiye’de mülk edinmeye ve yaşamaya davet ediyor.</p>
<p>Bu kişilerin Türkiye’ye getireceği dövizler ve yapacakları harcamalar bu düzenlemenin öngörülen ilk getirileri olacak.</p>
<p>Bunun yanı sıra bu kişilerin gelecekte Türkiye’de yapacakları yatırımlar, gerçekleştirecekleri olası ticari, sınai ve mesleki faaliyetler de ikincil etki olarak düşünülebilir.</p>
<p>Esas itibariyle bu düzenleme ile Türkiye, alması gereken bir vergiden vazgeçmiyor. Zira bu kişiler zaten hâlihazırda Türkiye’de yaşamıyorlar.</p>
<p>Düzenleme, varlıklı ve gelir sahibi kişilerin yılda altı aydan fazla Türkiye’de yaşamalarını sağlamak istiyor.</p>
<p>Bu sayede cari açığın finansmanı ile harcama vergileri, tapu harcı vb. yoluyla da vergi gelirlerinde artışı bekleniyor.</p>
<p>Eğer bu kişiler Türkiye’yi vergi ikametgâhı olarak değil de iş merkezi olarak da seçecek olurlarsa işte o zaman bizim için de çifte kavrulmuş Türk lokumu olacak.</p>
<p><strong>Türkiye’nin artıları </strong></p>
<p>Türkiye’nin bölgesinde bir istikrar adası olması en önemli artılardan biri.</p>
<p>Dünyanın en genç ve de en kapsamlı alt yapılarından birine sahip olması (otoyollar, köprüler, havalimanları,..), coğrafi konumu, iklimi, doğası, yaşam koşullarının yüksek olduğu şehirleri, sağlık sektöründeki gelişmişliği ve dünyanın pek çok yerine ulaşım için merkezi konumda olması… Diğer artılar olarak sıralanabilir.</p>
<p>Bunlar Türkiye’nin rakipleri konumunda olan Dubai, Singapur gibi rakipleri için sahip oldukları karşılaştırmalı üstünlükleri durumunda.</p>
<p><strong>gelirlermi.gov.tr?</strong></p>
<p>Gelelim kritik soruya.</p>
<p>Peki üstadım gelirler mi?</p>
<p>Bu düzenleme ile Türkiye, küresel vergi rekabetinde çok ciddi bir adım atmıştır.</p>
<p>Elbette ki davet vergiseldir.</p>
<p>Ancak gelirler diye beklemek de tek başına yeterli değildir.</p>
<p>Öncelikle bu düzenlemenin uluslararası alanda kapsamlı tanıtımı yapılmalıdır.</p>
<p>Her bir vergi dairesince yabancılara verilecek olan istisna belgesinde yerel bazı şartların ya da ek unsurların gündeme gelmemesi için belge verilmesi ve takibinin merkezi olarak kamu kurumları arasından bilişim sistemleri üzerinden gerçekleştirilmesi standart hale getirilmelidir.</p>
<p>Bu kişilere verilecek olan özelge vb.lerinin kısa sürede verilmesi, yapıcı ve belirsizlikleri giderici ve istikrarlı olması da yerli yabancı tüm mükelleflere sunulması gereken bir hizmet olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Konunun yerel yönetimler boyutunda ise gerekli bürokratik kolaylaştırma çalışmaları hem vergi göçmenleri hem de Türkiye’deki Türk vatandaşları için sağlanmalıdır.</p>
<p>Gayrimenkul hukukuna ilişkin hukuki güvenceyi artırıcı düzenlemeler geliştirilmeli, yargı sürelerini hızlandıracak iyileştirmeler devreye alınmalıdır.</p>
<p>Gerek merkezi gerekse yerel uygulamalarda yasa maddelerinin bekçiliği yerine bireysel hakların teminat altına alındığı kolaylaştırıcı uygulamalar tüm kurumlarca ve meslek örgütlerince geliştirilmelidir.</p>
<p>Böylesi bir yapı kanımca <strong>“hemgelirlerhemdegitmezler.gov.tr”</strong>nin temel direği olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vergi-gocmenleri-gelirlermigovtr-83370</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/0/1280x720/67-1784264118.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergi göçmenleri &#039;gelirlermi.gov.tr&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/devreden-sgk-matrahi-uygulamaniz-dogru-mu-83369</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Devreden SGK matrahı uygulamanız doğru mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Ücret” niteliğindeki ödemelerin, ne zaman ödendiğine bakılmaksızın hak edildikleri aya mal edilmesi; “ücret niteliği dışındaki diğer ödemelerin” (prim, ikramiye, yakacak parası, yol parası vb.) ise ödendiği ayın sigorta primine esas kazancına dahil edilerek sigorta primi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.</strong></p>
<p>2008 yılında yürürlüğe giren sosyal güvenlik reformu ile getirilen uygulamalardan biri de devreden/sarkan matrah uygulamasıdır.</p>
<p>Devreden matrah uygulamasının getiriliş amacı, çalışanların ücretlerinin düşük, buna karşın prim, ikramiye gibi ücret dışı ödemelerinin yüksek gösterilmesi suretiyle SGK üst sınırını aşan ödemelerden kaynaklanabilecek sigorta primi kaybının önlenmesidir.</p>
<p>- Sosyal güvenlik mevzuatına göre; sigortalının çalışmasının karşılığı olarak zamana göre, götürü, yüzde usulüne göre veya bahşiş şeklinde yapılan ya da sigortalıya tam bir çalışma karşılığı olmaksızın, kanundan dolayı işverenin yanında çalıştığı süreyle bağlantılı olarak yapılan ödemeler (yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde ödenen ücretler gibi) ile kıdem zammı, vardiya zammı, gece zammı, yıpranma zammı, eleman teminindeki güçlük zammı, makam tazminatı, özel hizmet tazminatı, iş riski zammı, ek görev ücreti ve meslek tazminatı gibi işçinin çalışmasının karşılığı olarak çeşitli adlar altında yapılan ödemeler <strong>“ücret”</strong></p>
<p>- Sigortalının daha verimli çalışmasını ve işyerindeki üretimin artırılmasını sağlamak amacıyla, sigortalının gösterdiği başarıya göre yapılan ödemeler <strong>“prim”,</strong></p>
<p>- İşverenin sigortalılardan duyduğu memnuniyeti belirtmek ya da işyerine olan aidiyet duygusunu artırmak amacıyla; sigortalıların başarısına ve verimliliğine bağlı olmaksızın yılbaşı, bayram, işyerinin kuruluş yıl dönümü veya işçilerin evlenmesi gibi durumlara göre yapılan ödemeler ise <strong>“ikramiye” </strong>olarak nitelendirilmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, <strong>“ücret”</strong> niteliğindeki ödemelerin, ne zaman ödendiğine bakılmaksızın <strong>hak edildikleri aya</strong> mal edilmesi; <strong>“ücret niteliği dışındaki diğer ödemelerin”</strong> (prim, ikramiye, yakacak parası, yol parası vb.) ise <strong>ödendiği ayın sigorta primine esas kazancına</strong> dahil edilerek sigorta primi kesintisine tabi tutulması gerekmektedir.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59bf8b974ea-1784266635.png" alt="" width="652" height="192" /><strong>Ücret dışı ödemelerde </strong><strong>iki aylık takip kuralı</strong></p>
<p>Ancak sigortalıların prime esas kazanç tutarlarının hesaplanması sırasında, ücret dışında sigortalılara ödenen prim, ikramiye gibi ödemelerin ücret ile birleştirilerek prime tabi tutulması durumunda, bazı sigortalıların aylık prime esas kazanç tutarı, prime esas kazancın üst sınırını aşabilmektedir.</p>
<p>Bu durumda, sigortalılara ücretlerinin yanı sıra prime esas kazanca dahil edilebilecek nitelikte ücret dışı ödeme yapılması halinde, bu ödemelerin prime esas günlük kazanç üst sınırının otuz katını aşmayacak şekilde sigorta primine tabi tutulması; buna karşın ücret ve ücret dışı ödeme toplamının üst sınırı aşması halinde, <strong>ücret dışındaki ödemenin</strong> üst sınırı aşan kısmının, prime esas kazanç üst sınırı dikkate alınarak <strong>en fazla takip eden iki ayın</strong> prime esas kazanç tutarına dahil edilmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Örnek-</strong> Aylık brüt <strong>ücreti</strong> 150.000 TL olan (A) sigortalısına 2026/Temmuz ayında brüt 500.000 TL <strong>ikramiye</strong> ödendiği varsayıldığında, devreden SGK matrahı ve SGK bildirimlerinin aşağıdaki şekilde olması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Çalışılmayan aylarda devreden </strong><strong>matrah nasıl uygulanır?</strong></p>
<p>Sigortalıların ücretsiz izin, istirahat gibi çeşitli nedenlerle ay içinde çalışmasının bulunmadığı ve ücret ödenmediği aylarda, prime esas kazanca dahil edilecek nitelikte ücret dışı bir ödeme yapılması halinde, bu ödemeler, ödemenin yapıldığı ayda sigortalının prim ödeme gün sayısının bulunmaması nedeniyle, ödemenin yapıldığı tarihi takip eden iki ayı geçmemek üzere ilgili ayların prime esas kazancına dahil edilecektir. Buna karşın, ödemenin yapıldığı tarihi takip eden iki ayda da ücret ödemesine hak kazanılmadığı durumlarda, ücret dışındaki bu ödemeler prime esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>
<p>Çalışanların ücret hesaplamalarına ilişkin bordro programlarının, yukarıda açıklanan esaslara uygun şekilde devreden/sarkan SGK matrahını takip etmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Hatalı bordro </strong><strong>uygulamasının sonuçları</strong></p>
<p>Bordro programlarının devreden/sarkan SGK matrahını takip edecek şekilde kurgulanmamış veya hatalı kurgulanmış olması, <strong>SGK’ya eksik sigorta primi ödenmesine</strong>; çalışanların SGK matrahlarının eksik bildirilmesine bağlı olarak hastalık, analık, iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle SGK’dan alacakları <strong>geçici ve sürekli iş göremezlik ödenek ve gelirlerinin</strong> yanı sıra <strong>emekli aylıklarının daha düşük hesaplanmasına</strong> yol açabilecektir.</p>
<p>Olası bir SGK denetiminde, devreden/sarkan SGK matrahının iki ay süreyle takip edilmemesi nedeniyle eksik sigorta primi ödendiğinin tespit edilmesi durumunda, prim aslı gecikme cezası/gecikme zammı uygulanarak tahsil edilecek; ayrıca geriye dönük olarak verilecek veya Kurumca resen düzenlenecek ek prim belgeleri nedeniyle <strong>her ay için iki asgari ücret tutarında idari para cezası</strong> uygulanabilecektir.</p>
<p>Bunun dışında, sigortalıların prime esas kazançlarının eksik bildirildiğinden bahisle işyerinin yararlandığı <strong>asgari ücret destekleri (İşsizlik Sigortası Fonunca karşılanan tutarlar) iptal edilebilecek ve gecikme cezası ile gecikme zammıyla birlikte geri alınabilecektir.</strong></p>
<p>Dolayısıyla işyerlerinin, yukarıda belirtilen risklerle karşılaşmamak adına bordro programlarının devreden/sarkan SGK matrahını takip edecek şekilde kurgulanıp kurgulanmadığını ve kurgulanmış ise tanımlamaların doğru yapılıp yapılmadığını kontrol etmelerinde fayda bulunmaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/devreden-sgk-matrahi-uygulamaniz-dogru-mu-83369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Devreden SGK matrahı uygulamanız doğru mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-yatirimi-yakinda-yalnizca-yatirim-olarak-adlandirilacak-83368</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ yatırımı yakında yalnızca yatırım olarak adlandırılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâ yatırımını zamanında yapamayan ya da bunu bir yatırım olarak görmeyip bir moda olarak düşünenlerin hızla iş dünyasından silineceği günlere doğru gidiyoruz. Bu dönüşümü yapabilen, bu yatırımların verimlilik artışını da sağlayabileceğini öngören ülkeler ve şirketler ise yollarına devam edebilecek.</strong></p>
<p>ABD Merkez Bankası (Fed) başkanları yılda iki kez, genellikle şubat ve temmuz aylarında 6 aylık para politikası raporunu doğrudan ABD Kongresi’ne sunarlar.</p>
<p>Bu sunumlar, tek bir basın toplantısı yerine hem Temsilciler Meclisi’ne (Finansal Hizmetler Komitesi’ne) hem de Senato’ya (Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi’ne) iki ayrı oturumda gerçekleştirilir. <strong>Bu sunumlar televizyondan canlı olarak takip edilen halka açık oturumlardır. Senatörlerden ve komite üyelerinden sorular alınır, Fed başkanları bunları titizlikle yanıtlar.</strong> Bu toplantılar piyasa açısından da gelecek dönemlere ilişkin yol gösterici olur. Fed iletişiminin önemli bir parçasını oluşturur.</p>
<p>Sunumun tam metni, kongredeki sunum başladığı anda eş zamanlı olarak Fed’in resmî web sitesinde yayımlanır.</p>
<p><strong>Bu hafta içerisinde 14-15 Temmuz 2026 tarihlerinde Fed’in çiçeği burnunda Başkanı Kevin Warsh, sunumlar gerçekleştirdi ve komite üyelerinin sorularını yanıtladı. </strong></p>
<p>Fed Başkanı Warsh, konuşmayı pek sevmeyen ve uzun konuşmalar yapmayan biri. Kendine rol model aldığı kişi Alan Greenspan. <strong>Geçtiğimiz haftalarda Alan Greenspan’e veda yazısı yazmıştım. Merak edenler bu yazıyı okuyabilirler.</strong></p>
<p><strong>Warsh:</strong> <strong>YZ’nin</strong> <strong>enflasyon ve işgücü </strong><strong>piyasası üzerindeki etkilerini izliyoruz</strong></p>
<p>14 Temmuz 2026 tarihindeki kısa kongre sunumunda Warsh, “Ekonominin şu anki en dikkat çekici özelliği iş yatırımları. Hızla artan bu ivme, büyük ölçüde veri merkezlerinin inşasını ve bunları dolduran yapay zekâ ile ilgili ekipman ve yazılımlara olan muazzam talebi yansıtıyor. Genel olarak ekipman yatırımları, yılın ilk çeyreğinde yaklaşık yüzde 8 oranında arttı. Bu kategori içinde, yüksek teknoloji harcamaları dört çeyrek bazında yaklaşık yüzde 25'lik özellikle etkileyici bir büyüme oranı kaydetti. <strong>Ekonominin yapay zekâ gelişiminden ne ölçüde fayda sağlayacağını bilmiyoruz. Ancak şu anda "yapay zekâ yatırımı" olarak adlandırılan şeyin yakında yalnızca "yatırım" olarak adlandırılacağı kaçınılmaz görünüyor. </strong>Yine de ekonomi için yeni fırsatlar, politika yapıcılar için yeni zorluklar yaratıyor. <strong>Biz Fed olarak enflasyon ve işgücü piyasası üzerindeki etkilerini izliyoruz.</strong></p>
<p>Bu da beni arz tarafına getiriyor; <strong>burada verimlilik artışı, yapay zekânın benimsenmesinden kaynaklanan kazanımlardan önce güçlü</strong>. Amerika'nın işgücü piyasası genel olarak istikrarlı görünüyor. İş yaratma, işgücü artışıyla aynı hızda ilerliyor. <strong>İşsizlik oranı düşük ve geçen yıl boyunca çok az değişti. </strong>Nispeten daha az işten çıkarma görüyoruz, iş ilanları oranında sadece küçük bir değişim var ve nominal ücretlerde sağlam bir büyüme söz konusu” dedi.</p>
<p>“Yapay zekâ yatırımları balon mu değil mi?” tartışmalarını çokça yaptığımız bir dönemde, “<strong>ancak şu anda ‘yapay zekâ yatırımı’ olarak adlandırılan şeyin yakında yalnızca "yatırım" olarak adlandırılacağı kaçınılmaz görünüyor” </strong>söylemi bence değerli.</p>
<p><strong>Gerçekten de yapay zekâ yatırımını zamanında yapamayan ya da bunu bir yatırım olarak görmeyip bir moda olarak düşünenlerin hızla iş dünyasından silineceği günlere doğru gidiyoruz.</strong> Bu dönüşümü yapabilen, bu yatırımların verimlilik artışını da sağlayabileceğini öngören ülkeler ve şirketler ise yollarına devam edebilecek.</p>
<p>Fed Başkanı Warsh’un Kongre sunumunu gerçekleştirdiği aynı gün (14 Temmuz 2026), Fed Governörü Michael S. Barr, Fed’in ev sahipliği yaptığı, her yıl düzenlenen Finansal Kapsayıcılık Konferansı’nın üçüncüsü olan <strong>“Yeni Nesil Finansal Kapsayıcılık”</strong> konferansındaki “<strong>Yapay Zekâ Yaşam Standartlarını Genel Olarak Yükseltecek mi, Yoksa Gelir ve Servet Eşitsizliğini mi Körükleyecek?’’</strong> başlıklı konuşması da çok ilgi çekiciydi.</p>
<p>Barr konuşmasında, “Yapay zekâ (YZ), ekonomi tarihinde elektrik, telefon veya internet destekli kişisel bilgisayarlar gibi <strong>"genel amaçlı bir teknoloji"</strong> (general-purpose technology) vasfına sahip. <strong>Bu tür teknolojiler, yalnızca tekil sektörleri değil, üretimin ve toplumsal etkileşimin tüm dokusunu kökten değiştirme potansiyeli taşır.</strong> Stratejik açıdan bakıldığında, YZ'nin finansal sisteme entegrasyonu, ekonomik birimlerin karar alma süreçlerini optimize ederek finansal kapsayıcılığı (financial inclusion) daha önce hiç olmadığı kadar genişletme potansiyeline sahip’’ diyerek <strong>Yapay Zekânın önemine finansal sistem üzerinden değinmesi de bence Fed’in YZ yatırımlarını bir balon olarak değil de bir gereklilik olarak gördüğünün göstergesi.</strong></p>
<p>Barr; “<strong>Tarihsel perspektif, bu denli büyük teknolojik sıçramaların uzun vadede yaşam standartlarını yükselttiğini ve yok edilenden daha fazla yeni iş kolu yarattığını göstermekte.</strong> <strong>Ancak geçiş dönemleri her zaman sancılıdır.</strong> Kitlesel benimseme evresinde işgücünün kaybı (mevcut çalışanların yerinden edilmesi) ve toplumsal refah kaybı ciddi riskler olarak görünüyor. Günümüzde YZ, refahın tabana yayıldığı kapsayıcı bir büyüme ile kazanımların dar bir sermaye grubunda toplandığı derinleşmiş bir eşitsizlik senaryosu arasındaki tarihsel yol ayrımında durmakta’’ diyerek YZ yaygınlaşma sürecinde ortaya çıkabilecek olası olumsuzluklara da dikkat çekti.</p>
<p><strong>Barr’ın olumlu ve </strong><strong>olumsuz senaryosu</strong></p>
<p>Barr iki farklı senaryo üzerinden yapay zekâ gelişimi ile ortaya çıkabilecek olumlu ve olumsuz durumları irdelemiş konuşmasında.</p>
<p>Olumlu senaryoda yeni iş alanlarının doğuşu, verimlilik farkının kapanması ve yetkinliklerin demokratikleşmesi yer alıyor.</p>
<p>Barr’a göre; 10 yıl önce hayal bile edilemeyen yeni ve yüksek katma değerli iş kolları yapay zekâ gelişimi ile ortaya çıkacak. <strong>Diğer taraftan yapay zekanın gelişimi düşük ve orta vasıflı işçilerin daha yetkin hale gelmesini sağlayarak verimlilik açığını daraltabilir.</strong> Bu tabii sadece Barr’ın görüşü değil. Konuşmasında birçok akademik çalışmaya da atıf yaptığını görüyoruz. <strong>Ben aynı şeyi şirketler ve ülkeler açısından da öngörüyorum. Yapay zekâ yatırımını doğru zamanda gerçekleştiren şirketler ve hatta ülkeler, gelişmiş ülkelerle verimlilik farkını daha aza indirebilirler diye düşünüyorum. </strong>Gelişmişlik farkını da zaman içerisinde bu alana verdikleri önem ile azaltabilirler. Bu yeni durum bizim gibi ülkeler açısından da bir fırsat doğuruyor.</p>
<p>Yine Barr’a göre; <strong>YZ’nin, uzmanlık gerektiren becerileri herkesin erişimine açması yetkinliklerin demokratikleşmesi anlamına geliyor. </strong>Örneğin kod yazımı ya da finansal analiz gibi uzmanlık gerektiren alanlar YK ile artık çok daha kolay ve ilgilenenler tarafından kolaylıkla yapılabilir durumda.</p>
<p>Bütün bunların yanında mevcut işgücünü yerinden etme olasılığı, YZ yatırımlarının devasa veri ve işlem gücü gerektirmesi ve bunun da çok yüksek maliyetler getirmesi, küçük ölçekli firmalar için hiç iyi bir haber değil. <strong>Küçük bir gruba dönüşmüş dev şirketlerin bütün bir pazarı domine etme ihtimali oldukça yüksek. Yeni hyperscale şirketler muhtemelen ortaya çıkacak.</strong> Rekabet otoritelerinin şimdiden bu pazar oluşumunu düşünmeleri ve önlem setini planlamaları gerekiyor bence.</p>
<p>Bu konuda son bir durum, eğitim düzeyi yükseldikçe YZ kullanımının artması gerçeği. Barr’ın verdiği istatistikte; <strong>lisansüstü mezunları yüzde 43 oranında YZ kullanırken, lise mezunlarında bu oran yüzde 10’lar seviyesinde kalıyor. Mevcut bu durum, lise ve altı mezunları gelecekte en çok tehdit eden konu gibi duruyor.</strong></p>
<p>Yapay zekânın nereye evrileceğini tam olarak tespit edemiyoruz ama Barr’ın deyişiyle; <strong>yapay zekâ; hem toplumsal uçurumu derinleştirebilecek bir kaldıraç hem de ekonomik fırsatları eşitleyecek bir köprü olma potansiyeline sahip.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-yatirimi-yakinda-yalnizca-yatirim-olarak-adlandirilacak-83368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/8/1280x720/58-1784263874.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ yatırımı yakında yalnızca yatırım olarak adlandırılacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/1000-tllik-banknot-zamani-gelmedi-mi-83367</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> 1.000 TL’lik banknot zamanı gelmedi mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Önümüzdeki üç yıllık dönemde enflasyonun %10’ların altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Enflasyon görünümü dikkate alındığında, 200 TL’nin satın alma gücü önümüzdeki üç yılda da önemli ölçüde erimeyi sürdürecek. Dolayısıyla bugün yetersiz hale gelen kupür yapısı, birkaç yıl sonra çok daha da işlevsiz hale gelecektir.</strong></p>
<p>Türkiye’de son 10 yıldır devam eden yüksek enflasyonun yol açtığı en büyük sorun, satın alma gücünün hızla erimesidir. Bunun en net yansımalarından birisi de tedavüldeki banknotların satın alma gücünde yaşanan hızlı kayıp oldu.</p>
<p>200 TL banknot ilk kez 1 Ocak 2009 tarihinde tedavüle çıktığında dolar kuru 1,5057 TL seviyesindeydi. O gün bir 200 TL banknot ile yaklaşık 133 ABD doları satın alınabiliyordu.</p>
<p>Bugün ise aynı banknotun dolar karşılığı yalnızca 4,25 dolar seviyesine gerilemiş durumda. </p>
<p>Bu tablonun daha çarpıcı bir karşılığı da var. 200 TL’lik banknot, 2009 yılındaki dolar bazındaki satın alma gücünü bugün koruyabilseydi, nominal değerinin yaklaşık 6.250 TL olması gerekirdi.</p>
<p><strong>Temel Sorun Yüksek Enflasyon</strong></p>
<p>Yıllık enflasyon yüzde 30’un altına inebilmiş değil. Fiyatlar yükselmeye devam ederken 200 TL’nin satın alma gücü de hızla eriyor.</p>
<p>Üstelik sorun sadece bugünkü tabloyla sınırlı değil. Önümüzdeki üç yıllık dönemde enflasyonun %10’ların altına inmesi pek mümkün görünmüyor. Enflasyon görünümü dikkate alındığında, 200 TL’nin satın alma gücü önümüzdeki üç yılda da önemli ölçüde erimeyi sürdürecek. Dolayısıyla bugün yetersiz hale gelen kupür yapısı, birkaç yıl sonra çok daha da işlevsiz hale gelecektir.</p>
<p><strong>Yeni banknotlar neden basılmıyor?</strong></p>
<p>Bu soruna rağmen yüksek kupürlü banknot basılmamasının temel gerekçelerinden biri, nakit kullanımını azaltmak; böylece kayıt dışı ekonomi ve kara para ile mücadeleyi desteklemekti. </p>
<p>Birincisi, yüksek tutarlı ödemelerde nakit kullanımını zorlaştırarak kartlı ödemeleri ve dijital ödeme sistemlerini teşvik etmekti. İkincisi ise kayıt dışı ekonomi ve kara para ile mücadeleye katkı sağlamaktı.</p>
<p>Ancak gelinen noktada bu politikanın artık istenilen hedeflere yeterli katkı sunamadığı görülüyor. Çünkü Türk Lirası’nın mevcut kupür yapısı, nakit kullanımını azaltmaktan çok <strong>yabancı para cinsinden nakit kullanımını daha cazip hale getiriyor. </strong></p>
<p><strong>Kara para ile mücadele mi; nakit ekonomisinde dövize geçiş mi?</strong></p>
<p>En yüksek banknotun satın alma gücünün hızla erimesi, nakit işlemlerde Türk Lirası yerine döviz banknotlarının tercih edilmesine yol açıyor. Bu da, nakitsiz ekonomiye geçişi hızlandırmaktan ziyade ekonomide yabancı para kullanımını teşvik eden istenmeyen bir sonuç doğuruyor. </p>
<p><strong>1.000 TL’lik banknot </strong><strong>enflasyon algısını bozar mı?</strong></p>
<p>Yeni banknot tartışmaları çoğu zaman “enflasyon algısını bozar” gerekçesiyle erteleniyor.</p>
<p>Oysa bugün yaşanan sorun psikolojik değil, tamamen operasyonel.</p>
<p>Özellikle küçük esnaf açısından nakit yönetimi giderek zorlaşıyor. Günlük tahsilatlar için çok daha fazla banknot taşınması gerekiyor. ATM’ler daha sık dolduruluyor, bankaların nakit taşıma ve işleme maliyetleri artıyor, işletmeler kasalarında daha fazla fiziksel alan ayırmak zorunda kalıyor.</p>
<p>Bugün birkaç 1.000 liralık bir ödemenin onlarca banknotla yapılması artık istisna değil, günlük hayatın olağan bir parçası haline geldi.</p>
<p>Yüksek tutarlı banknotların basılması enflasyon algısını bozar mı? Öncelikle enflasyonun sebebi dolaşımdaki banknotların tutarından ziyade ekonomideki yapısal sorunlardan kaynaklanıyor. Enflasyonu düşürmek için de banknotların tutarından ziyade yapısal sorunları hızla ele almak gerekiyor.</p>
<p><strong>Yeni banknot enflasyon yaratmaz</strong></p>
<p>Yeni banknot basılması dolayısıyla enflasyonu artıran bir politika değil; ekonominin ulaştığı fiyat düzeyine uyum sağlayan teknik bir düzenlemedir. Dünyanın birçok ülkesinde merkez bankaları da fiyat seviyesindeki değişime paralel olarak kupür yapılarını belirli dönemlerde güncellemektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/1000-tllik-banknot-zamani-gelmedi-mi-83367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 1.000 TL’lik banknot zamanı gelmedi mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-caginda-universite-tercih-rehberi-83366</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ çağında üniversite tercih rehberi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Her sene üniversite tercih döneminde, tercih yapacak öğrencilere ve ailelerine fikir vermek için bir yazı yazıyorum. İlk yazıyı 2020’de yazmışım. 2020’de GPT-3 diye bir yapay zekâ modeli çıkmıştı. 2022’de bu model ChatGPT adıyla halka açıldı; şimdilerde GPT-5 ve muadilleri kodlamadan araştırmaya kadar üniversite mezunlarının yapacağı birçok işi yapıyor.</p>
<p>O günden beri ne değişmedi? ÖSYM’nin tercih rehberi değişmedi. Hep aynı bölümler var. Oysa Çin’de üniversite programlarının %30’u kapatılıp yeni programlar açılmış. 10 bin civarında programdan bahsediyoruz (Türkiye’de de 17 yeni program açılmış!). Üniversite tercihi yapacakların bilmesi gereken ilk gerçek bu. İkinci gerçek, Dünya Ekonomik Forumu ve PwC’nin yaptığı yeni araştırmanın sonuçlarına göre, gelişmiş ülkelerde üniversiteyi bitirip işe yeni giren gençlerin %28’i üç sene içinde becerilerinin yarısının işlevsiz kalacağına inanıyor. Yani üniversiteye bir meslek edinmek için gidiyorsanız, beyhude bir çaba içinde olabilirsiniz. Üçüncüsü, ABD’de son on yılda en hızlı büyüyen meslek, öyle yazılımcılık, uzay bilimciliği filan değil; manikürcülük. Üniversite mezunlarının iş bulmasının giderek zorlaştığı bir döneme giriyoruz.</p>
<p>Bu nedenle üniversite tercihi yaparken dört önerim var: Birincisi, hangi üniversiteye girdiğiniz, hangi bölüme girdiğinizden daha önemli. İyi bir markası olan bir üniversitede az rağbet gören bir bölüm, kötü bir markası olan bir üniversitede çok popüler bir bölümden çok daha iyidir. Neden? Bölümler bir anda yapay zekâya kurban olabilir, gözden düşebilir, ama üniversitelerin markaları yerinde kalır. Üniversitede edinilen bilgilerin işgücü piyasasındaki karşılığı azaldıkça üniversitede edinilen arkadaşlıkların, dostlukların ve o üniversitenin mezunu olmanın işverene vereceği sinyalin önemi artacak. Hayatın gerçeği şu ki bilgiye ve kişilere erişim dijitalleşmeyle kolaylaştıkça elit ilişki ağlarının önemi artıyor. Önemli olan Linkedin’den kime mesaj atabileceğiniz değil, kimin size cevap vereceği.</p>
<p>İkincisi, program seçimine odaklanacak olursak, yapay zekâya karşı dayanıklılığı artırmak için olabildiğince geniş alanı olan programları seçmekte fayda var. Kariyerde amaç, okul seçerken de iş seçerken de bir sonraki iş için seçenek sayısını artırmak olmalı çünkü hem yapay zekâ hem de hayatın koşulları zaten seçenek sayınızı azaltmak için sürekli size karşı çalışıyor. O yüzden geniş konuları niş konulara tercih etmenizi, gitmeyi planladığınız üniversitelerdeki yandal ve çift anadal imkânlarını araştırmanızı öneririm. Eğer iki program arasında kalırsanız, daha zor olanı tercih edin. Sonra dilerseniz diğer alanda yüksek lisans yapabilirsiniz.</p>
<p>Üçüncüsü, üniversitede öğretilen birçok bilişsel beceri artık yapay zekâda da olduğuna göre, mezunların iş hayatındaki başarılarını daha ilk günlerden ilişki kurma, iletişim, strese karşı dayanıklılık ve değişikliğe açık olmak gibi beceriler belirleyecek. Bunlar akademide pek ciddiye alınmadıkları için “soft”, yani yumuşak, beceriler olarak adlandırılıyor. Bu beceriler de daha çok iş hayatında kazanılıyor. O zaman çıraklık programları olan üniversiteler öne geçecek. Mesela TOBB ETÜ her sene bir dönem sizi zorla bir şirkete sokup çalıştırıyor. Okul bittiğinde neredeyse bir sene çalışma tecrübesiyle mezun oluyorsunuz. Bu gibi okulları araştırıp tercih etmenizi öneririm.</p>
<p>Dördüncüsü, üniversitelerde program isimlerine veya ders isimlerine konan “yapay zekâ” laflarına aldanmayın. Önemli olan yapay zekâyı öğretilen her sürecin içinde kullanabilmek. Bunun için doğru soru sormayı öğrenmek gerekiyor. Aynı zamanda kaynak ve veri kalitesini değerlendirebilmek, yani hangi kaynakların iyi olduğuna dair bir kültüre sahip olmak önemli hale geliyor. Yani çıktıların doğru olup olmadığını anlamak için sezgi geliştirecek kadar usta olmak gerekiyor. Bunları yapabilmek için de gerçekten çok çalışmak lazım. Bu özelliklerin hangi üniversite tarafından kazandırıldığını bilmiyorum.</p>
<p>Size gelip Mark Zuckerberg veya Bill Gates üniversite mi okudu, ne gerek var diyenler, olacaktır. Zuckerberg veya Gates olmadığınızı varsayın. İyi bir üniversite okumak hâlâ kıymetli; meslek edinmek değil, ilişki ağları ve muhakeme kabiliyeti edinmek için.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-caginda-universite-tercih-rehberi-83366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ çağında üniversite tercih rehberi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/anayasa-secim-sonrasina-83365</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Anayasa, seçim sonrasına</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İktidarın baskın ya da değil, bir seçime gidebilmesi için her şeyden önce iki konuda başarı sağlaması ya da en azından başarıya doğru yol almış olması gerekiyor. AK Parti açısından öncelik ekonomik krizin yarattığı hasarı gidermek. Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP içinse öncelik “Terörsüz Türkiye” meselesi.</strong></p>
<p>Hatırlayan var mı bilmiyorum, daha önce bir yazıyı şu cümlelerle bitirmiştim:</p>
<p>“… Ülke bir yanda belki de tarihinin en derin ekonomik krizini yaşıyor, diğer yanda “Terörsüz Türkiye” gibi tarihi bir kavşakta ama siyaset tıkanmış bir görüntü veriyor, sorunların üstesinden gelecek bir performans göstermiyor. Buysa krizlerin derinleşmesine ve “yönetilemeyen bir ülke” tablosunun ortaya çıkmasına yol açıyor.</p>
<p>İşte tam da bu yüzden “bir baskın seçim olur mu” sorusu gündeme düşüyor. Yoksa Ankara’nın malum mekanlarında durduk yerde “dar bölge, iki turlu (ve hatta tercihli) seçim sistemi”ne geçmek niye tartışılsın?..”</p>
<p>Siz de farkındasınızdır çok yakın geçmişte iktidarın bu sonbaharda baskın seçime gidebileceği dillendirilmeye / iddia edilmeye başlanmıştı… Bu iddiaların bugünlerde hız kestiğini de gözlemliyorsunuzdur…</p>
<p>İktidarın baskın ya da değil, bir seçime gidebilmesi için her şeyden önce iki konuda başarı sağlaması ya da en azından başarıya doğru yol almış olması gerekiyor. AK Parti açısından öncelik ekonomik krizin yarattığı hasarı gidermek. Sapanca’da yapılan son toplantıda Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek’in başta Erdoğan olmak üzere parti yöneticilerine 2027 içinde ekonomik rahatlamanın gerçekleşeceğini anlattığı, 2028’e kadar izlenecek yara sarma politikaları ile ekonomik kriz nedeniyle iktidara karşı öfke besleyen seçmenin gönlünün alınacağı değerlendirmesinin yapıldığı, toplantıya katılanlarca dile getiriliyor.</p>
<p>Cumhur İttifakı’nın diğer ortağı MHP içinse öncelik “Terörsüz Türkiye” meselesi. Bu konuda MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin olağanüstü çabalarına rağmen henüz somut adımlar atılmış değil. “Terörsüz Türkiye” meselesinde somut örneklerle seçmenin önüne konulacak gelişmeler hayata geçmeden seçim kararı almak son derece imkansız görünüyor.</p>
<p>Toplarsak, bu iki temel konuda seçmeni ikna edecek sonuçlar alınmadan seçim zor görünüyor.</p>
<p><strong>İşin bir de muhalefet </strong><strong>ve seçmen boyutu var</strong></p>
<p>Gelelim Anayasa meselesine…</p>
<p>İktidarın hedeflerini gerçekleştirebilmesi için TBMM’de 400 oya ihtiyacı var. Yapılacak seçimden Cumhur İttifakı’nın beklentisi en az bu sayıyı yakalamak. Yakalar, yakalamaz… Bilemem ama bu hedeflere uygun ortam oluşmadan seçime gitmez iktidar kanadı.</p>
<p>Görünen, “büyük Anayasa değişiklikleri”nin seçim sonrasına kalacağı…</p>
<p>Bu iktidarın kendi hesabı ama kuşkusuz işin bir de muhalefet ve seçmen boyutu var.</p>
<p>Seçmen yukarıda sayılan adımların atılması ile ikna olur mu ya da ne kadar ikna olur?</p>
<p>İktidardaki metal yorgunluğu parti örgütleri tarafından bir seçim daha taşıyabilir mi?</p>
<p>Muhalefet önceki seçimde olduğu gibi bir blok oluşturabilir mi?</p>
<p>Erdoğan’ın şahsi oyu ile AK Parti’nin oyu arasındaki makas giderek açılırken, Cumhurbaşkanlığı ayrı partiye, Meclis çoğunluğu ayrı partiye gider mi?</p>
<p>Bu soruların yanıtlarını hep beraber göreceğiz.</p>
<p>Ama benim şimdilik gördüğüm, iktidar, bu süreci muhalefet üzerindeki baskısını artırarak sürdürecek. Misal; Eylül ayı ile birlikte 10-11 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırılırsa şaşırmayacağım. Fakat bu ve benzeri baskılar muhalefeti bölüp parçalarken seçmende de aynı etkiyi yapıyor mu? Sanmıyorum, muhalefet üzerindeki baskının artması olsa olsa iktidarın seçmeni ikna etmek için atacağı ve yukarıda saydığım adımların etkisini azaltır ki bu da iktidarı iktidardan eder. Tabii muhalefetin her türlü baskıya rağmen ayakta kalmayı becermesi şartı ile…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/anayasa-secim-sonrasina-83365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Anayasa, seçim sonrasına ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekanin-gozune-girmeye-calisanlar-83364</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekânın gözüne girmeye çalışanlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zekâya methiye düzerek onun gözüne giremezsin. Onu eğit, ondan öğren ve ona nitelikli sorular sor. Bilinmezliğinden merak ederek kurtul. Aksi halde YZ gelmiş neyine cehalet yüreğine...</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Bir kavramın içini mi boşaltmak istiyorsun? Onu <strong>moda</strong> haline getir, <strong>popüler kültürün tüm motiflerini</strong> içine tık, sıkça kullan, <strong>yerli yersiz ifade et</strong>... Bir süre sonra o kavram, “<strong>yaygın ama boş</strong>” bir ifade halini alacaktır. Her şeyin başına “<strong>e</strong>” getirme modası, <strong>yaratıcılığımızın sınırlarını zorluyor artık.</strong></p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Bir kelime alın ve başına “<strong>e</strong>” ekleyin; işte size modern, yarına dair ilgi çekici bir oyuncak... Mesela <strong>devleti mi konuşmak istersin? </strong>Kolay. <strong>E-devlet</strong> deyin olsun bitsin. Ya da <strong>e-belediye</strong>, <strong>e-ticaret</strong>, <strong>e-yaşam</strong>... Burada “<strong>ismin e hali</strong>” şimdi karşımızda yapay zekâ olarak duruyor. Şimdi de YZ yalakalığı...</p>
<p><strong>YZ</strong> <strong>MODERNİTE ROZETİ GİBİ</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Fiyakalı oluyor dedik. Çünkü <strong>işin derininde ne olduğunu bilmeden</strong>, herhangi bir ortamda, tartışılan kavramın başına e getirdiğinizde cakanız artıyor, “<strong>çağdaşlık</strong>” rozeti yakanızda şık duruyor. Peki, başka ne işe yarıyor bu “<strong>e</strong>”? Hele ki YZ ile birlikte kullanılınca, şahane fiyakalı konuşuyorsun.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Ama fazlasını ne yazık ki sağlamıyor. Çünkü kelimelerin başına getirilen YZ’nin mevcut ve artık <strong>arkaik kalmış süreçleri otomatize edeceği</strong> düşüncesi hâlâ aşılamamış… Eskiden devlet dairesi, <strong>mürekkepleri elinize bulaşan evrak</strong> üretirken, şimdi <strong>lazer yazıcılarla</strong> renkli evrak üretme gayretinde...</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / YZ yağcılığına dair...</strong></span></p>
<p><strong><em>YZ güzellemesi saplantı mı?</em></strong></p>
<p>Sanıyoruz ki bilgi; inanılmaz <strong>kıymetli</strong> ve <strong>kutsal</strong> bir şey: <strong>Oysa değil</strong>. Bilgi, sadece ve sadece “<strong>asla küçümsenmeyecek önemi olan</strong>” bir araç. Aslolan bu <strong>bilgiyi işe yarar</strong> kılmak. Yoksa maliyettir.</p>
<p><strong><em>Bir şirket YZ sayesinde batabilir mi?</em></strong></p>
<p><strong>YZ kavramının popülizmine kapılmış</strong> bir işadamını hatırlıyorum. Doğru yerden başlamasına rağmen <strong>6 ayda iflas noktasına</strong> gelmiş. Çünkü <strong>mevcut katı hiyerarşisi</strong> ve köhnemiş <strong>sistemini</strong> YZ’ye taşımıştı.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>TEKNOLOJİYİ İLKELLİĞİN EMRİNE VERME, YAPAY ZEKÂLI İBLİS YARATMA</strong></p>
<p>Teknoloji, <strong>kullanana avantaj</strong> sağlıyor. Bu doğru. <strong>Ama bunu ilkel biri kullanıyorsa</strong>? Bilgi kullanana avantaj sağlıyor. Bu doğru. Ama bunu <strong>ilkel kafalar</strong> kullanıyorsa? <strong>Teknolojiyi ilkelliğin emrine vermek</strong> ne derece doğru, siz karar verin. Daha donanımlı cehalet ve organize ilkellikle pekâlâ batabilirsiniz.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>YZ İLE BATMA LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Teknoloji oburluk</strong>: Amaca hizmet etmeyen, etkinlik analizi yapılmamış teknolojiye yatırım yapanlar</p>
<p><strong>Malumatfuruş</strong>: YZ ile bilgilere ulaşıp bu bilgileri bir üretim, verimlilik modeline dönüştürememe illeti</p>
<p><strong>YZ modası</strong>: Herkes YZ’ye yatırım yapıyor diye şirketlerin bu akıma kapıldığı kaynak, insan, zaman israfı</p>
<p><strong>YZ güzellemesi</strong>: Tüm toplantılarda, konuşmalarda YZ’yi yücelten ama nasıl kullanacağını bilmeyenler</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zekanin-gozune-girmeye-calisanlar-83364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekânın gözüne girmeye çalışanlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/butcede-iyilesme-var-ama-faiz-yuku-tum-dengeleri-bozuyor-83363</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bütçede iyileşme var ama faiz yükü tüm dengeleri bozuyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre merkezi yönetim bütçesi haziran ayında 114 milyar lira fazla verdi. Geçen yılın aynı ayında 330 milyar liralık açığa göre müthiş bir iyileşme var.</p>
<p>İlk altı ay toplamındaki gerçekleşmede ise geçen yıla kıyasla görünürde önemli bir fark yok. Geçen yıl ilk altı ayda 980 milyar lira olan açık bu yıl 943 milyar lirada kaldı. Görünürde yalnızca yüzde 4’e yakın bir gerileme. Ama enflasyon dikkate alındığında bu azalma elbette çok daha fazla.</p>
<p>Bu tutarların ötesinde bir de faiz dışı denge var. Hani sanayi üretiminde bir arındırılmamış ham veri vardır; görülebilen, sayılabilen, ölçülebilen gerçek üretim düzeyini gösterir. Ama arındırılmamış bu veri sanayinin gerçek performansını ortaya koymaktan çoğu zaman uzaktır. Çünkü kimi dönem vardır ki, örneğin bu yılın mayıs ayı gibi, çalışma günü sayısı çok azdır, bu endekse göre kıyaslama yapmak yanlış değerlendirmeye yol açar. <strong>“Üretim çok düştü”</strong> dersiniz demeye de bunun nedeni az çalışılmış olmasıdır. O yüzden takvim etkisinden arındırılmış hesaplama yapılır. Gerçek performans da ancak öyle görülür.</p>
<p>Bütçede de benzer bir hesaplama söz konusu. Vergi bugün toplanır, harcama bugün yapılır ama bu iki verinin farkı olan ve geçmişteki uygulamalardan kaynaklanan bütçe dengesini de etkileyen çok önemli bir başka veri vardır.</p>
<p>Geçmişin kötü ya da yanlış icraatının yükü olarak bugünü etkileyen faiz ödemesinden söz ediyorum. Şimdi, <strong>“Bugünün bütçe dengesini bozan faiz ödemesinin oluşmasına sanki başka hükümetler mi yol açtı”</strong> diye itiraz edilecektir. Bu itirazlar tabii ki sonuna kadar haklıdır. Bu haklı itirazı ayrı tutarak söylüyorum; bugünkü bütçe gerçekleşmesi eğer geçmişin faiz yükü olmasaydı çok daha olumlu bir tablo çizecekti.</p>
<h2>Faiz dışı fazla… </h2>
<p>Bu yıl haziran ayında 202 milyar, ilk altı ayda da yaklaşık 1,5 trilyon lira faiz ödemesi yapıldı.</p>
<p>Buna göre haziran ayındaki faiz dışı fazla tam 316 milyar lira.</p>
<p>Yılın ilk yarısındaki faiz dışı fazla ise 521 milyar lira.</p>
<p>Faiz ödemesinin tümüyle sıfırlanması Türkiye için tabii ki söz konusu olmaz ama haziran ayındaki 202 milyar ve ilk altı aydaki yaklaşık 1,5 trilyonun yarısında bile kalınabilseydi bu paralarla neler neler yapılabilirdi. İnsan bunu düşünmeden edemiyor.</p>
<h2>Yük devam edecek </h2>
<p>Faiz ödemesi bu düzeylerde kalsa ve gelecekte çok azalacak olsa ona da razı olunur ama bu eğilim hep devam edeceğe benziyor.</p>
<p>Elbette faiz dışı fazla verilmesi, faiz dışı açıktan çok çok daha iyi bir performansa işaret ediyor. Türkiye uzunca bir süre onu da yaşadı, yani faiz dışı açık verdi.</p>
<p> Bu yılın ilk yarısında 1,5 trilyona yakın (1 trilyon 464 milyar) faiz ödendiğini belirttim. Yılın ikinci yarısında da yaklaşık 1,3 trilyon lira (1 trilyon 277 milyar) ödeme yapılacak. Böylece yılın tümündeki faiz ödemesi 2,7 trilyonu aşacak. Bu yılın ilk yarısında olduğu gibi çok muhtemeldir ki ikinci yarıda da faiz dışı fazla verilecek. Ama bu fazla, borç stokunun nominal değilse de en azından reel olarak azalmasına hizmet ediyorsa bir anlam taşıyacak.</p>
<p>Çünkü bu faiz yükünden öyle bir anda kurtulmak elbette mümkün değil; yapılabilecek olan böyle faiz dışı fazla elde ede ede yükü hafifletebilmek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Haziran rekorunun sebebi</span></h2>
<p>Tekrar haziran ayı bütçe verilerine dönelim. Çünkü haziran verilerinde dikkat çeken detaylar var.</p>
<p>Haziran ayında vergi gelirlerinde yüzde 72’lik bir artış oldu. Zaten toplam gelirlerin giderden çok fazla artmasını ve haziranda geçen yıl 330 milyar açık verilmişken bu yıl 114 milyar fazlaya geçilmesini sağlayan da vergi gelirlerindeki bu performans.</p>
<p>Peki ne oldu da vergi gelirleri haziranda adeta coştu!</p>
<p>Gelir vergisi tevkifatı 496 milyar liraya ulaşarak hazirandaki 1 trilyon 316 milyar liralık vergi tahsilatında tam yüzde 38’lik bir paya sahip oldu. Gelir vergisi tevkifatında geçen yılın haziranındaki 201 milyar liraya göre yüzde 147’lik bir artış var.</p>
<p>Haziran ayındaki tevkifat aslında görünürde çok yüksek ama bu tutarı biraz da iki aylık gibi düşünmek gerek. Mayıs ayının üçte biri tatilde geçmişti ve o yüzden söz konusu aydaki tutar çok düşüktü, yalnızca 75 milyar liraydı. Dolayısıyla iki ayın ortalaması 285 milyar lira ve bu tarihsel ortalamaya yakın bir düzey.</p>
<p>Aynı şekilde KDV beyannamelerinin bayram tatili dolayısıyla hazirana kayması da bu vergide çok yüksek bir artış ortaya çıkmasını sağladı. Mayısta 35 milyar lira olan dahilde alınan KDV’nin haziranda 243 milyara çıkmasının nedeni de beyanname tarihindeki bu kayma.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Eşel mobilin maliyeti ne kadar oldu?</span></h2>
<p>Savaşın başlamasıyla birlikte akaryakıtta mart ayı başında uygulamaya alınan eşel mobilin maliyeti sık sık tartışma konusu oluyor.</p>
<p>Bir kere eşel mobil uygulandığı için daha az ÖTV alınması bir lütuf değil. Bu uygulamayla vatandaşın cebine artı bir para konulmuyor, zaten vatandaştan alınmakta olan vergi biraz az alınıyor, o kadar.</p>
<p>Peki dört ayda ne kadar daha az vergi alındı, ona bakalım…</p>
<p>Geçen yılın mart-haziran döneminde akaryakıt ve doğalgazdan toplam 153,6 milyar lira özel tüketim vergisi alınmıştı. Bu yılın aynı dönemindeki tutar ise 55,1 milyar lira oldu. Yani bu yılki tutar, geçen yıldan 98,5 milyar lira daha az. Bu, bir kayıpsa eğer, görünür kayıp.</p>
<p>Ama bir de akaryakıt fiyatlarının artmasından kaynaklanan daha yüksek KDV geliri elde edilmesi gibi bir durum var. Belki görünürdeki bu 98,5 milyar liralık kaybın üçte biri KDV tahsilatındaki artışla yerine konuldu.</p>
<p><strong>Eşel mobil nasıl uygulanıyor</strong></p>
<p>Mart ayı başında başlatılan eşel mobil uygulamasında haziran sonuna kadar zamların yüzde 75’i ÖTV’den karşılanmış, pompaya yansıma yüzde 25 ile sınırlı tutulmuştu. Aynı şekilde indirim durumunda da yüzde 75 ÖTV’ye gitmiş, pompaya yüzde 25 yansımıştı.</p>
<p>Temmuz ayında zam durumunda ÖTV’den karşılanacak tutar yüzde 50 olacak, diğer yüzde 50 de pompaya yansıyacak.</p>
<p>Ağustos ve eylülde ise ÖTV’den yalnızca yüzde 25 karşılanacak, yüzde 75 pompaya yansıtılacak. Ekim ayı başında ise eşel mobil uygulaması sona erecek.</p>
<p>Ancak temmuz, ağustos ve eylül aylarında indirim olması durumunda her bir ürün için ayrı ayrı belirlenmiş olan maktu vergi tutarları tamamlanana kadar pompaya yansıma olmayacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/butcede-iyilesme-var-ama-faiz-yuku-tum-dengeleri-bozuyor-83363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bütçede iyileşme var ama faiz yükü tüm dengeleri bozuyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-83361</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalar haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasalar Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 17 Temmuz" src="https://www.youtube.com/embed/Ox-mXAPiBvo" width="700" height="535" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-83361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/3/1280x720/berfin-cipa-talip-aktas-1771825245.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doku-kulturu-merkeziyle-5-milyon-dolarlik-fide-fidan-ithalatina-fren-koyuyorlar-83362</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘Doku Kültürü Merkezi’yle 5 milyon dolarlık fide-fidan ithalatına fren koyuyorlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ADAPAZARI</strong>’nda vagon fabrikasında çalışan <strong>Erol Kaya, </strong>1980’li yılların sonlarına doğru bir akşam işten eve döndüğünde eşiyle aklından geçen iş planını açtı:</p>
<p>-          <strong>Vagon fabrikasından ayrılmaya karar verdim. Arifiye’de süs bitkileri ve fidan yetiştirip pazarlamayı düşünüyorum.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59af889e99d-1784262536.jpg" alt="" width="700" height="525" /></strong>Eşinin kolundaki bileziklere baktı:</p>
<p>-          <strong>Yeni işe girişmek için o bilezikleri bozdurmamız gerekiyor.</strong></p>
<p>Eşi şaşkınlık geçirdi, hemen itiraz etti:</p>
<p>-          <strong>Vagon fabrikasında çalışıyorsun, düzenli bir işin var diye sana vardım. Güzelim işi nasıl bırakırsın? Hem o otları yetiştirdin diyelim, kim para verip onları satın alacak?</strong></p>
<p><strong>Erol Kaya, </strong>ertesi günü konuyu fabrikadaki müdürüne açtı:</p>
<p>-          <strong>Fidancılık yapmak üzere işten ayrılıyorum.</strong></p>
<p>Fabrika Müdürü <strong>Kaya</strong>’ya hemen işinden olmayacağı formülü sundu:</p>
<p>-          <strong>Sana ücretsiz izin verelim. Fidan işine başla. Tutarsa fabrikadan ayrılırsın.</strong></p>
<p>Arifiye Fidancılık’ın öyküsünü Cumhurbaşkanı <strong>Recep Tayyip Erdoğan</strong>’ın 2018 yılı Mayıs ayı başlarında Özbekistan-Güney Kore seyahatinin Taşkent durağında kurucusu <strong>Erol Kaya</strong>’dan dinlemiştim. Dış Ekonomik İşler Kurulu’nun (DEİK) önderliğindeki <strong>“Türkiye-Özbekistan İş Forumu”</strong>nun gerçekleştiği merkezde stantları turlarken Anadolu Holding Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Tuncay Özilhan, </strong>sohbet ettiği <strong>Kaya</strong>’yı işaret etmişti:</p>
<p>-          <strong>Erol Bey’i dinlemen lazım. Çok güzel işler yapıyor.</strong></p>
<p><strong>Kaya, </strong>tanıtım kataloglarını da gösterip yaptığı işleri özetlemişti:</p>
<ul>
<li><strong>300 metrekarelik bir alanda başladım. 3 bin dönüm alanda fidan yetiştiriyorum. Bu alan da yetmez oldu.</strong></li>
<li><strong>Hollanda fidan işinden yılda 25 milyar dolar, İtalya 8 milyar dolar, Almanya 7 milyar dolar gelir yaratıyor. Türkiye’nin fidan ihracatı 100 milyon doları bulmuyor.</strong></li>
</ul>
<p>Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (SATSO) EKONOMİ Gazetesi işbirliği ile düzenlediği <strong>“Yeşil Dönüşüm-Yeşil Ekonomi” </strong>toplantısı için <strong>Hakan Güldağ</strong>’la birlikte kente gittiğimizde, önce <strong>“Doku Kültürü Merkezi”</strong>ne uğradık.</p>
<p><strong>“Doku Kültürü Merkezi”</strong>ni Sakarya Sanayi ve Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Akgün Altuğ, </strong>SATSO A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ahmet Bayrak, </strong>Genel Müdürü <strong>Zafer Kınalı, </strong>Fidan A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı <strong>Çiğdem Takır Özdemir</strong>’le birlikte gezdik.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59afb9b6730-1784262585.png" alt="" width="324" height="498" /><strong>Akgün Altuğ, </strong>Sakarya’nın fidan konusunda önde gelen üretim merkezlerinden biri olduğunu vurgulayınca, rahmetli <strong>Erol Kaya </strong>ile 2018 yılı Mayıs ayı başlarında Taşkent’te yaptığımız sohbeti anımsadım.</p>
<p><strong>Akgün Altuğ, </strong>bölgedeki süs bitkisi yetiştiricileri için 2021 yılına kadar fide-fidan ithalatı yapıldığını belirtti, <strong>Zafer Kınalı</strong>’ya döndü. <strong>Kınalı, </strong>2014 yılına uzandı:</p>
<p>-          <strong>Aslında 2014 yılından itibaren fide-fidan yetiştirme projesi için çalışmalar başladı… İlk adım üniversitede atılmış, bir laboratuvar kurulmuştu. Onu daha sonra Hendek’e taşıdık.</strong></p>
<p><strong>Altuğ </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>İşe ö</strong><strong>nce fide-fidan altlığı ile giriştik. 2021 yılında Hendek’teki </strong>“Doku Kültürü Laboratuvarı”<strong>mız hizmete girdi. Oradaki alanımız zamanla 3 bin metrekareye çıktı. Laboratuvar ortamında bitki çoğaltma ve yeni türler geliştirilmesi işlemleri yapılıyor.</strong></p>
<p>Hendek’teki <strong>“Doku Kültürü Merkezi”</strong>nde işlerin oturmasıyla birlikte yurt dışından da siparişler aldıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Almanya’dan 120 yıllık bir firma bizden orkide istedi. Yıllık orkide üretme kapasitemiz 30 milyona kadar çıktı. Ancak bu yıl 15 milyon orkide üreteceğiz.</strong></p>
<p>Hendek’teki <strong>“Doku Kültürü Laboratuvarı”</strong>nın kapasite açısından Türkiye’nin büyükleri arasında öne çıktığını bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Hendek’teki laboratuvarımız hastalıktan ari bitki üretiminde yeni bir soluk olmuştu. İhracat başarısı da gösterince tesiste genişlemeye gittik. Sonrasında Büyükşehir Belediyemizle işbirliği yapıp Fidan A.Ş.’nin Sapanca Yanık’taki arsasını alıp yeni tesisimizi hayata geçirdik.</strong></p>
<p><strong>“Doku Kültürü Laboratuvarları”</strong>nın ithal ikamesi yönü üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Ülkemizin süs bitkisi ve birçok bitki altlığında dışa bağımlılığını sonlandıran üretim yapıyoruz.</strong></p>
<p>Bunun üzerine Sakarya’daki <strong>“Doku Kültürü Laboratuvarları”</strong>nın ithal ikamesi etkisiyle ilgili veri sordum, <strong>Akgün Altuğ, </strong>Süs Bitkileri Yetiştiricileri Birliği (SÜSBİR) Başkanı <strong>Tanju Pir</strong>’e sözü bıraktı. <strong>Pir, </strong>fide-fidan bedellerinin fiyatlarının türlerine göre farklı olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Sağlıklı bir hesap çıkarmak kolay değil…</strong></p>
<p>SATSO A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Ahmet Bayrak </strong>araya girip hesapladı:</p>
<p>-          <strong>9 çeşit ağaç, 15 çeşit çalı bitkisi yetiştiriyoruz. Kısa sürede 40 çıkması için çalışmalar yapılıyor. Bitki sayısını da 1 milyona çıkmasıyla 5 milyon dolarlık ithalatı frenlemiş oluruz.</strong></p>
<p>SATKO A.Ş., <strong>“Doku Kültürü Laboratuvarı” </strong>ile değer bazında çok büyük olmasa da fide-fidan alanında <strong>“yerlilik” </strong>adımlarıyla önemli bir işe imza atmış bulunuyor…</p>
<p>Hendek ve Yanık’taki laboratuvarların gün geçtikçe çıtayı daha da yükseltecekleri anlaşılıyor…</p>
<h2>Serdivan İnciri, fındık ve Yaban Mersini var</h2>
<p><strong>SAKARYA </strong>Ticaret ve Sanayi Odası (SATSO) Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Akgün Altuğ, </strong>SATSO A.Ş.’nin <strong>“Doku Kültürü Laboratuvarı”</strong>nda yeni ürün çoğaltmaya örnekler verdi:</p>
<p>-          <strong>Bölgemizdeki fındık bahçeleri fizibıl olmaktan çıkıyor. Fındık fidanları çoğaltıyoruz. Serdivan İnciri de öne çıkan ürünler arasında yer alıyor.</strong></p>
<p>Laboratuvarlarda yerel üreticilere katkı sunduklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Kamu-özel sektör işbirliğini</strong><strong>,</strong><strong> hem sektör hem toplum yararına dönüştürdüğümüz güzel bir örneği burada ortaya çıktı.</strong></p>
<p>Pazar talebi ve ilginin her geçen gün arttığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Laboratuvarımızda ürettiğimiz çeşitleri ve üretim kapasitemizi günden güne artırmaya devam edeceğiz. Türkiye’de neye ihtiyaç varsa burada üretilmesini istiyor, hedefliyoruz.</strong></p>
<p>SATSO A.Ş. Genel Müdürü <strong>Zafer Kınalı, Levent Sadık Ahmet</strong>’in kurduğu DCT Trading Group bünyesindeki <strong>“Bluefarm”</strong>la ilgili yazıma ve Yalova’da kurulu Alova’ya atıf yaptı:</p>
<p>-          <strong> İkisi de Blueberry (Yaban Mersini) üretiminde oldukça büyükler. İki kuruluş da ithal fide kullanıyor. Biz SATSO A.Ş. bünyesindeki </strong>“Doku Kültürü Laboratuvarı”<strong>nda kendi Blueberry türlerimizi geliştirdik. Çok başarılı sonuç elde ettik. Fideyi bizden almalarını isteriz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">12 yaş altında çocuğu olan kadına haftada 3 gün izin ve 100 dolar veriyoruz</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59aff6ec0c9-1784262646.png" alt="" width="437" height="433" /></span><strong>TÜM </strong>Gıda İşletmeleri Derneği (TURGİD) Kurucu Genel Başkanı <strong>Yunus Emre Akkor, </strong>Genel Başkan Vekili <strong>Sinan Canlı, </strong>Yönetim Kurulu Üyeleri <strong>Cüneyt Asan </strong>ve <strong>Süleyman Tarakçı </strong>ile sohbette derneğin kadın istihdamına yaklaşımını anlatırken kendi işletmesinden örnek verdi:</p>
<p>-          <strong>Bizde çalışanların yüzde 70’i kadın. Kadınlarla iş görüşmesi yaparken çocuk sayısı sormayız. Aksine çocukları için destek veririz.</strong></p>
<p>12 yaş altı çocuğu olan kadınlara haftada 3 gün izin verdiklerini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Haftada 4 gün çalışan çocuklu kadın arkadaşlar, 5 günlük performansla işlerini yapıyorlar. Çünkü, çocuklarıyla ilgilenebilsinler diye 3 gün izin vermemiz onların içini rahatlatıyor. İşine daha da fazla sarılıyor.</strong></p>
<p>Kadın çalışanlarına çocuk desteği de verdiklerini bildirdi:</p>
<p>-          <strong>Kadın personelimize çocuk başına 100 dolar düzeyinde </strong>“çocuk desteği” <strong>de ödüyoruz.</strong></p>
<p>Kendi işletmesindeki bu uygulamayı TURGİD’in personel politikası haline getirmeyi planladıklarını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>TURG</strong><strong>İ</strong><strong>D üyesi işletmelere </strong>“12 yaş altında çocuğu olan kadın personelinize haftada 3 gün izin verin” <strong>tavsiyesinde bulunacağız.</strong></p>
<p>Bu konuda Aile Bakanlığı ile bir protokol imzalamayı planladıklarını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Çünkü, mutlu bir aile ortamı iş hayatına olumlu yansıyor. Biz bu meseleye sadece çalışma düzeni olarak bakmıyoruz. Aynı zamanda sosyal sorumluluk olarak görüyoruz.</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/doku-kulturu-merkeziyle-5-milyon-dolarlik-fide-fidan-ithalatina-fren-koyuyorlar-83362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/altug-akgun1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘Doku Kültürü Merkezi’yle 5 milyon dolarlık fide-fidan ithalatına fren koyuyorlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/endeksler-fiili-dolasimla-ariniyor-83360</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Endeksler &#039;fiili dolaşım&#039;la arınıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Borsa İstanbul’da küresel endeks sağlayıcı MSCI'nın uyarıları sonrasında Sermaye Piyasası Kurulu'nun fiili dolaşım oranında hesaplama değişikliği 14 Haziran'dan bu yana devrede. Bu değişiklikle birlikte 1 günde 138 şirketin borsada fiili dolaşım oranı değişti, bunun yanı sıra son 1 ayda fiili dolaşım payı en çok azalan iki şirket İzdemir Enerji ve Şekerbank oldu.</p>
<h2>MSCI mayısta incelemeyi açıkladı </h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) 5 Haziran’da borsada işlem gören şirketlerin fiili dolaşımdaki pay oranı hesabına yönelik yeni bir düzenlemeye imza attı. Bu düzenleme MSCI’nın mayıs sonunda Kiler Holding’i endeksten çıkarmasıyla ilgili yaptığı açıklamanın hemen ardından geldi. Küresel endeks sağlayıcı MSCI açıklamasında Şubat 2026 Endeks İncelemesi ve piyasa katılımcılarından gelen geri bildirimlerin ardından MSCI, Kiler Holding'in serbest dolaşımına ilişkin daha fazla analiz yaptığı yer aldı. MSCI, Mayıs 2026 Endeks İncelemesinin bir parçası olarak, fonlar da dâhil olmak üzere bazı hissedarları serbest dolaşımdan serbest olmayan dolaşıma yeniden sınıflandırdı Kiler Holding’in artık endekse dâhil edilme şartlarını karşılamadığına ve MSCI Global Small Cap Endekslerinden çıkarılmasına karar verildi. Ayrıca, MSCI bu hedefli incelemeyi, Mayıs 2026 Endeks İncelemesinin bir parçası olarak yansıtılan ilgili serbest dolaşımdaki hisse senedi güncellemeleriyle birlikte, diğer bazı Türk menkul kıymetlerine de genişletti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59ad7817858-1784262008.png" alt="" width="664" height="319" /></p>
<h2>Endeks hesaplama kriterinden biri </h2>
<p>SPK da düzenlemesinde özellikle patronların kendi kontrol ettikleri serbest ve özel fonlar üzerinden tuttukları hisselerin fiili dolaşım hesabına dahil edilmeyeceğini belirtti. BİST30 ve BİST100 endekslerine şirketlerin girişi için kullanılan kriterlerin başında gelen fiili dolaşım oranına yönelik bu hesaplama değişikliği sonrasında sermaye veya yönetim kontrolünü elinde bulunduran ortakların sahip olduğu ve serbest ya da özel fon katılma paylarına verilen paylar 15 Haziran’dan itibaren ihraççı paylarının fiili dolaşımdaki pay oranı kavramı dışında tutulmaya başlandı. Bu düzenlemenin ardından ilk hesaplamalarda 138 şirketin fiili dolaşım oranı düştü.</p>
<h2>20 hissede düşüş 1 puanı aştı </h2>
<p>Uygulama son 12 Haziran’dan sonra yeni kriterlerle hesaplanarak açıklanıyor. EKONOMİ’nin Merkezi Kayıt Kurulu (MKK) verilerinden yaptığı hesaplamaya göre 1 ayda fiili dolaşım oranı en fazla gerileyen şirket İzdemir Enerji oldu. İzdemir Enerji’nin fiili dolaşım oranı 15 Haziran’da yüzde 37,35 iken 14 Temmuz itibariyle 11.07 puan düşerek yüzde 26,28’e indi. Şekerbank’ın fiili dolaşım oranı da aynı dönemde 11.03 puan azalarak yüzde 49,84’ten yüzde 38,81’e indi. Tera Yatırım Teknoloji Holding fiili dolaşım oranı da 1 ayda 10.9 puan azaldı ve yüzde 67,94’ten yüzde 57,04’e düştü. Fuzul GMYO fiili dolaşım oranı da 7.43 puan azaldı son 1 ayda ve yüzde 31,86’dan yüzde 24,43’e indi. SASA’nın da 6.29 puanlık düşüşle fiili dolaşım oranı yüzde 51,08’den yüzde 44,79’a geriledi. Son 1 ayda 38 hissenin fiili dolaşım oranı 0.4 puan ve üzerinde düşüş gösterdi, 20 hissenin 1 puan üzerinde değişimi gözlendi.</p>
<h2>İlk hesaplamada sert düşenler </h2>
<p>Aynı dönemde fiili dolaşım oranı en fazla artan şirketlerde Balsu Gıda ilk sırada yer aldı. 1 ayda fiili dolaşım oranı 32.2 puan birden artan Balsu’nun fiili dolaşım oranı yüzde 24,99’dan yüzde 57,19’a yükseldi. Tahvil ödemelerindeki sıkıntılarla gündeme gelen Borlease Otomotiv fiili dolaşım oranı da 17.17 puan artarak yüzde 44,06’dan yüzde 61,23’e çıktı. Ulusal Faktoring’in fiili dolaşım oranı da 17.12 puan arttı ve yüzde 39,39’dan yüzde 56,51’e geldi. Tera Yatırım’ın fiili dolaşım oranı 14.95 puan yükseldi bu son 1 ayda ve yüzde 19,4’ten yüzde 34,35’e çıktı. Hesaplamanın devreye girmesinden yani 12 Haziran’dan bu yana ise en fazla fiili dolaşım oranı düşen Lila Kağıt idi ve bu ilk hesaplamadaki düştüğü oranla devam ediyor. 27.05 puan birden fiili dolaşım oranı azalan Lila Kağıt'ın fiili dolaşım oranı yüzde 44,01'den yüzde 16,96'ya inmişti. MSCI'nın da dikkat çektiği Kiler Holding'in de ilk hesaplamalarda 11.59 puanlık düşüşle fiili dolaşım oranı yüzde 21'den yüzde 9,41'e inmişti ve hala aynı seviyede devam ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Fiili dolaşım oranı işlemleri nasıl etkiler?</span></h2>
<p>Fiili dolaşım oranı endekse giriş kriterlerinin başında gelse de bu oranın yüksek veya düşük olması günlük işlemlerdeki hareketleri de yakından ilgilendiriyor. Fiili dolaşım oranı düşük olan şirketlerde tek bir işlemde bile çok sert yukarı veya aşağı yönlü hareketler oluşabiliyor. Yani hissenin sığ kalması uzmanların verdiği bilgiye göre fi yatının kolayca manipüle edilmesi sorununa yol açabilir. Bu oran yükseldikçe büyük fi yat kaymaları yaşanmadan işlemlerin gerçekleşebileceğini söyleyen uzmanlar oranın yüksek olduğu hisselerin daha istikrarlı bir seyir izleyebileceğini dile getirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/endeksler-fiili-dolasimla-ariniyor-83360</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/borsa-istanbul-bist-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkezi Kayıt Kuruluşu şirketlerin fiili dolaşım oranını patron ve fon kontrolündeki paylar hariç hesaplayıp açıklamayı 12 Haziran’dan bu yana sürdürüyor. Son 1 ayda fiili dolaşım oranı 10 puanın üzerinde gerileyen üç hisse öne çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ispartanin-basarili-sanayicileri-meslek-liseli-83416</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ’Isparta’nın başarılı sanayicileri meslek liseli’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Isparta Ticaret ve Sanayi Odası (ITSO) Başkan Adayı Yunus Karabulut, Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamında tercih süreci nin14 Temmuz'da başladığını ve 27 Temmuz'da sona ereceğini anımsattı.</p>
<p>Sanayici, tüccar, esnaf ve şehrin ekonomik paydaşlarının ortak sorunlarından birinin nitelikli teknik eleman eksikliği olduğunu gözlemlediklerini belirten Karabulut, gençlerin ve ailelerinin tercihlerinde meslek liselerini tercih etmeleri çağrısında bulundu.</p>
<p>Üretim bandında, tezgâh başında, lojistik deposunda ya da yazılım ekranında görev alacak teknik personel bulmanın giderek zorlaştığını vurgulayan Karabulut, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Isparta'da enerjisi ve başarma motivasyonu yüksek, yetenekli binlerce genç bulunuyor. Gençler geleceğe hazırlanırken yeteneklerine göre planlanmalı. Gelişmiş ülkelerin en önemli özelliklerinden biri insan kaynağını doğru planlayarak ihtiyaç duyulan alanlara yönlendirebilmeli. Türkiye de bu planlamayı vakit kaybetmeden gerçekleştirmesi gerekir. Akademik başarısı yüksek gençler, ülkenin bilimsel ve teknolojik üretim gücünün en önemli teminatıdır. Teknik becerilere sahip gençlerin de üretim sahasında yer alması Türkiye'nin bugünkü ihtiyaçları açısından önemli bir çözüm oluşturacak.’’</p>
<p>Isparta Organize Sanayi Bölgesi'nde CNC operatörü, endüstriyel bakımcı, soğutma ve iklimlendirme uzmanı, gıda analisti, robotik kodlayıcı, aşçı ve seracılık teknisyenine ihtiyaç bulunduğuna dikkat çeken Karabulut, ‘’Bu alanlarda yetişen gençler mezun oldukları gün iş sahibi olabilecek, aynı zamanda kendi işlerini kurma hayaline de bir adım yaklaşacaklar. Tercih döneminde veli ve öğrenciler kararlarını dikkatli ve planlı bir bakış açısıyla yapmalı. Makine teknolojileri, elektrik-elektronik, gıda teknolojisi, ahşap ve mobilya, seracılık, lojistik, soğutma sistemleri, aşçılık ve pastacılık gibi bölümler bugün sanayicilerin ve hizmet sektörü temsilcilerinin en fazla ihtiyaç duyduğu alanlar’’ dedi.</p>
<p>Isparta’da faaliyette bulunan başarılı sanayicilerin ve güçlü esnafın önemli bir kısmının meslek liseli olduğunu vurgulayan Yunus Karabulut, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Ülkemizin, bölgemizin ve ilimizin sanayisinin ve meslek alanlarının ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağı açığı, meslek liselerine olan ihtiyacımızı ortaya koyan gerçeğin en önemli dayanağıdır. Bende meslek lisesi mezunuyum. Isparta’nın başarılı sanayicileri ve güçlü esnaflarının önemli bir bölümü meslek lisesi mezunu. Meslek lisesinde bir ustalık, bir beceri sahibi olan gencimiz işsiz kalmaz. Sadece iş bulmak değil, söz sahibi olmak ve üreten bir Türkiye'nin aktörleri olmak için gençlerimiz buralarda olmalı."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ispartanin-basarili-sanayicileri-meslek-liseli-83416</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/6/1280x720/ispartanin-basarili-sanayicileri-meslek-liseli-1784278835.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Adayı Yunus Karabulut,  meslek liselerinin, Türkiye&#039;nin üretimde ihtiyaç duyduğu insan kaynağının yetiştirilmesinde kritik bir role sahip olduğunu, Isparta’nın başarılı sanayicilerinin de meslek lisesi çıkışlı olduğunu belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/umut-mutluluk-ve-surdurulebilir-kalkinma-83394</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Umut, mutluluk ve sürdürülebilir kalkınma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gezegenimiz de biz de doğamız da savaş, ekonomi, biyoçeşitlilik kaybı, çevre kirliliği, iklim değişikliği artan sorunlarıyla huzursuz ve sosyal bölünmelerle, önümüzdeki riskleri bilip yaşamaya gayret ederken insanın güçlü yurttaş duruşu için önce sağlık, umut, mutluluk gerekir. Çünkü karar vericiler ve uygulayanlar hep insan. İyiler, kötüler hep insan. Yurttaş ahlakı ve görevlerimizdeki mesleki etik mühim. Barış, hak, adalet, refah, konfor için ilerlemek insanın görevi. İnsan yine insan için tüketiyor, üretiyor. İnsan yine tüm sorunların sebebi.</p>
<p>Gezegen masum. Biz masum değiliz. İnsan vücudu ve gezegende azot, karbon, su döngüsü ile yaşam benzersiz ekotasarımla sürerken bizim enerjimiz umudumuz ve mutluluğumuzdur. Bugün umut evrensel gücümüz ve olagelenlere direncimiz. Bu zor günlerde, yaşamda dik durmak gerek. Umutlu olmak, mutlu olmak gerek.</p>
<p>Umut ve mutluluk yönetimini hem inancım hem bilim temelinde anlamaya, uygulamaya kimya mühendisi akademik bakış açımla gayret ediyor, araştırıyor, okuyor ve yazıyorum. Umut-Mutluluk- Sürdürülebilir Kalkınma üçlemesini irdeliyorum. Umut ve mutluluk sadece bir duygu, bir iyimserlik, bir hissiyat değildir. İkisi de ölçülebilir, hesaplanabilir, kıyaslanabilir, öğretilebilir, ölçeklenebilir ve raporlanabilir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) çalışmalarında önce mutluluk vardı. Temmuz 2011’de Genel Kurul’da “Ülkelerin sosyal ve ekonomik kalkınmayı nasıl başaracaklarını ve ölçeceklerini belirlerken mutluluk ve refaha daha fazla önem verme” daveti ile Mutluluk:Kalkınmaya Bütünsel Yaklaşım kararı alındı. Nisan 2012’de “Yeni Bir Ekonomik Paradigma Tanımlama” başlığı ile ilk Dünya Mutluluk Raporu sunularak Haziran 2012’de ise 20 Mart Uluslararası Mutluluk Günü ilan edilerek BM “İnsanların mutluluğunu ve refahını destekleyen daha kapsayıcı, adil ve dengeli bir ekonomik büyüme yaklaşımı” çağrısı yaptı. Genel Sekreter Ban Ki-moon da mutluluğu aramak için gerekli temel hizmetlerden yoksun olanların refahını artıracak kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınma gereğini açıkladı.</p>
<p>BM Yeni Dünya Düzeni Projesi(UNNWO), İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni ilerletme amaçlı küresel bir girişim olup BM Uluslararası Mutluluk Günü(UNIDOHappyness, UNIDOH) resmi merkezi ve sekreteryasıdır. UNIDOH ile BM Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (UN Global Goals, SKA) paydaşlığındaki bu girişimde Mutlulukçuluk (Happytalism : Happy+-Talism), mutluluğu “Refahı ve özgürlüğü insan gelişim modellerinin, sistemlerinin ve tüm yaşamın merkezine yerleştiren Yeni Ekonomik Paradigma ve Yeni Dünya Para Birimi” olarak tanımlıyor. Mutlulukçuluk (Mutçuluk), Antik Çağ Yunan felsefi akımı Eudaimonizm (İnsan davranışlarının mutluluk için belirlenmesi) üzerine kuruludur. UNIDOH 2030’a dek SKA’ya ulaşma ve 2050’de de herkes için mutluluk yolunda haydi ilerleyelim ve başaralım diyor.</p>
<p>Bizlere mutluluk için önce umut gerek. Umut BM masasına geç geldi. 4 Mart 2025’te alınan kararla belirsiz zamanların evrensel ihtiyacı vurgusuyla küresel, dönüştürücü bir güç olarak umudu savunma günü; umudu halk sağlığı önceliği yapma günü; umutla barış, refah, zihinsel dayanıklılık, esenlik ve sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etme günü olarak 12 Temmuz Uluslararası Umut Günü ilan edildi. 161 ülke kararı desteklerken, gezgin olarak iyi bildiğim Hindistan, Paraguay, Peru ile Türkiye çekimser oy verdi. Güzelim ülkemizin bu çekimser kararı için erişebildiğim kaynaklarda neden ve niçin sorularıma hiç cevap bulamadım.</p>
<p> Ruh sağlığını stresi yönetme, üretken çalışma ve topluma katkıda bulunma yeteneği olarak tanımlayan ve erken yetişkinlik dönemindeki umudun uzun vadede sağlıkla olumlu ilişkisine dikkat çeken Dünya Sağlık Örgütü(WHO) araştırma sonucuna göre umut, sağlık sistemi kullanımda azaltım; ömür süresi artışı; kronik hastalıklarda yaşam süresi uzatma; travma iyileşmesinde dayanıklılık artırma; zihin sağlığında depresyon azaltma pozitif etkisi yapıyor.</p>
<p>BM verisine göre umut, SKA16 (Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar) merkezinde yer alırken SKA3 (Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam); SKA4 (Nitelikli Eğitim); SKA8 (İnsana Yakışır İş ve Ekonomik Büyüme); SKA13 (İklim Eylemi) ilerlememizde şöyle katkı yaratıyor: Ruh sağlığını iyileştirme; Öğrenci motivasyonu ve akademik başarıyı artırma; Hırs, tasarruf ve girişimciliği teşvik etme; Çevresel çabalara uzun vadeli bağlılığı sürdürme. Hepsinde ekonomi, akçe öznesi gizli. Bu nedenle umut oluşturma stratejilerini sürdürülebilir kalkınma mevzuat ve uygulamalarına entegre eden ülkelerde daha iyi sonuçlara erişilebilir. Umut SKA itici gücüdür. Umut hepimiz için kişisel bir erdem, ortaklaşa bir sorumluluktur. BM Genel Sekreteri António Guterres “BM umudun ürünüdür” diyor. Bu yıl Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği(SÜT-D), kadın ve kız çocukları; su yönetimi, karbon yönetimi BM 2030 Gündemi eylem önceliklerimize umut ve mutluluk kattık. 2025’te başladığımız Su Perileri Projesi; İklim Eylemi ve Kadın Projesi yanında Kız Çocukları Umutlu, Yaşam Mutlu Projesi(15 Haziran 2026-15 Eylül 2030) başlattık.</p>
<p>Suat Taşer “Yaşamak ummaktır. Yeşil yapraklar umar şu beli bükülmüş ağaç. Yelkenler rüzgâr umar” diyor. Biz de en iyisini hep umalım. Biricik ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasında değer yaratalım.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/umut-mutluluk-ve-surdurulebilir-kalkinma-83394</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Umut, mutluluk ve sürdürülebilir kalkınma ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/depolamali-enerji-yatirimlari-hizlaniyor-83379</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Depolamalı enerji yatırımları hızlanıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Enerji güvenliği ve şebeke yönetimi açısından önemli görülen elektrik depolama sistemlerine yönelik yapılan vergi düzenlemesinin, bu alandaki yatırımları hızlandıracağı belirtildi. Elektrik depolamada kullanılan teknolojilerden biri olan Lityum Demir Fosfat temelli bataryalarda kullanılan pil hücrelerinin yüzde 30 olan ilave gümrük vergisi, 31 Aralık 2026 tarihine kadar sıfırlandı. Önemli ölçüde bir vergi avantajı sağlanan bu tür hücreleri kullanacak imalatçı ve yatırımcı şirketlerin tedariklerinde ve yatırım maliyetlerinde ciddi azalma olabileceği, bunun da 2027 başında faaliyete geçecek şirketler açısından önemli olduğu belirtildi. LDF piller, lityum iyon pillere kıyasla aynı seviyede elektrik vermek için daha büyük hacimler gerektirse de, ömür, dayanıklılık ve fiyat açısından avantajlar sağlıyor.</p>
<h2>Ön lisanslar üretime dönüşüyor </h2>
<p>Türkiye’de, EPDK’nın başlattığı depolamalı yenilenebilir enerji yatırımları programı sürecinde önemli bir karar alındı. Bu alanda verilen yaklaşık 34 GW kurulu güçte, depolama yatırımı yapanların üretim yapabilmesine imkan sağlayan programda, alınan ön lisanslar yavaş yavaş üretim lisansına dönüşüyor. Mayıs 2026’da yapılan TÜREK kongresinde Mustafa Yılmaz, o tarih itibariyle 2.3 GW kurulu güçte, daha önce ön lisans almış 54 projede üretim lisanslarını verdiklerini açıklamıştı. Diğer yandan, başta öz tüketime yönelik olarak yatırım yapanlar dahil, depolama tesisi kurmak isteyen yatırımcılar da bulunuyor. 11 Temmuz günü Resmi Gazete’de yayımlanan bir kararla, Türkiye’de yerli enerji bataryası ekosistemini desteklemek için daha önce alınan koruma önleminde süreli olarak değişiklik yapıldı. Buna göre, bataryalarda kullanılan iki teknolojiden biri olan lityum demir fosfat (LFP) pil hücrelerine uygulanan yüzde 30 ilave gümrük vergisi, 31 Aralık 2026 tarihine kadar sıfırlandı. Bu durumun, teknolojinin olgunlaşması ve depolamada kullanılmasına yönelik gelinen seviye nedeniyle alındığı, muadillerine göre fiyat avantajı sağlaması nedeniyle de yatırımları hızlandıracağı belirtildi. Sektör yetkilileri, her ne kadar şu anda Türkiye’de elektrik depolama bataryaları çok göz önünde olsa da bu teknolojinin taşıt araçlarına doğru yaygınlaştığı, özellikle ağır vasıtalarda sıklıkla kullanılmaya başlandığını vurguladılar.</p>
<h2>Bayram: Sektörün ana beklentisi konteyner üretiminin de yerlileşmesi </h2>
<p>Düzenlemeyi sektörün olumlu karşıladığını belirten Enerji Depolama Endüstrileri Derneği (EDEDER) Yönetim Kurulu Başkanı Doğa Can Bayram, EKONOMİ'nin sorularını yanıtlarken yatırımların hızlanması beklentisine katıldığını vurguladı. Mevcut üretici taleplerini karşılayabilecek yerli üretim hatları bulunduğunu belirten Bayram, yeni yatırımların da gelebileceğini söyledi. Bayram, depolamalı elektrik üretim lisansları tarafında, kendi tahminlerine göre bu yıl sonuna kadar 1 GWh'in üzerinde depolamalı üretim kapasitesinin devreye alınabileceğini, önlisansların lisansa dönmesiyle gelecek yıl toplam kapasitenin 2-3 GWh seviyesine ulaşabileceğini ifade etti.</p>
<p>Yıl sonuna kadar geçerli avantajlı ithalat süresi içinde, Türkiye'den gelecek siparişlerin üreticiler tarafından karşılanıp karşılanamayacağına yönelik soruya ise Bayram, ana hücre üreticilerinin Çin'de yoğunlaştığını ve siparişleri birkaç ay içinde karşılayabildiklerini söyledi.</p>
<p>Sektör olarak Türkiye'de üretimi geliştirmek için çaba harcadıklarını, bu nedenle hücre sonrasındaki üretimin, özellikle konteynerlerin yerli olarak üretilmesini hedeflediklerini vurgulayan Bayram, "İthal hücreleri sistem haline getirebilecek durumda birkaç şirketimiz var, başka şirketler de yatırım yapıyor. Hücreden modüle üretim yapabiliyorlar. Ancak konteynerler de ithal geliyor. Bundan sonraki beklentimiz, üretilen modüllerin bu kez Türkiye'de üretilecek konteynerlerin içine konulması. Bu tarafta bir millileşme amacımız ve beklentimiz var" diye konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Millileşme çalışmaları</span></h2>
<p>Yerli üretim ekosisteminin geliştirilmesi arayışlarının sürdüğünü belirten Doğa Can Bayram, hücre sonrasında sistemin hazır hale geldiği aşamaya kadar olan üretim adımlarında koruma önlemlerinin devam ettiğini, bu üretimlerin firmalar için yapılabilir göründüğünü söyledi. Bayram, "Yapmamız gereken bu adımı millileştirmek. Ticaret Bakanlığı'nın yaptığını bu aşamada oldukça yeterli görüyoruz. Artık ödev bizim tarafın; sektörden beklentimiz millileşme çalışmalarının hızlanması" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/depolamali-enerji-yatirimlari-hizlaniyor-83379</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/doga-can-bayram-1784265775.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elektrik depolamada kullanılan teknolojilerden biri olan Lityum Demir Fosfat temelli bataryalarda kullanılan pil hücrelerinin yüzde 30 olan ilave gümrük vergisi, yıl sonuna kadar sıfırlandı. EDEDER Yönetim Kurulu Başkanı Doğa Can Bayram, depolamalı elektrik üretim lisansları tarafında, kendi tahminlerine göre bu yıl sonuna kadar 1 GWh&#039;in üzerinde depolamalı üretim kapasitesinin devreye alınabileceğini, önlisansların lisansa dönmesiyle gelecek yıl toplam kapasitenin 2-3 GWh seviyesine ulaşabileceğini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gurlek-feto-ile-mucadele-ayni-kararlilikta-surecek-83377</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gürlek: FETÖ ile mücadele aynı kararlılıkta sürecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, Adli Yargı Değerlendirme toplantısında konuştu. Son günlerde yapılan operasyonlara, sokak çetelerine, FETÖ ile mücadeleye kadar pek çok konuda ayrıntılı açıklamalarda bulundu. Ahbap Derneği ile ilgili ilk kez ayrıntılı açıklamalarda bulunan Gürlek, “Bu soruşturma, devletimizin, vatandaşlarımızın iyi niyetine ve emanetine kararlılıkla sahip çıktığını göstermektedir. Kimse dokunulmaz değildir” dedi.</p>
<p>FETÖ’nün güncel yapılanmalarına, finans kaynaklarına, mahrem yapılanmasına, hücre evlerine ve yurt dışı bağlantılarına karşı yürütülen soruşturmalarda hiçbir rehavetin olmadığını söyleyen Bakan Gürlek, “FETÖ ile mücadele aynı kararlılıkta sürecek" dedi. </p>
<p>Bugüne kadar 19 dosyada faili meçhul cinayetlerin aydınlatılmasına yönelik işlem tesis edildiğini aktaran Bakan Gürlek, “Çalışmalarımız büyük bir titizlikle devam etmektedir. Adli bilimlerdeki gelişmeleri, yeni teknik imkânları, dijital verileri ve kurumlar arası koordinasyonu kullanarak geçmişte aydınlatılamayan dosyaları yeniden ele alıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>Ahbap Derneği'ne ilişkin açıklama</strong></p>
<p>Adalet Bakanı Gürlek, Ahbap Derneği ile ilgili ilk kez ayrıntılı açıklamalarda bulundu. “Bu soruşturma, devletimizin, vatandaşlarımızın iyi niyetine ve emanetine kararlılıkla sahip çıktığını göstermektedir” diyen Bakan Gürlek şöyle dedi:</p>
<p>“Elbette; afetlerde, krizlerde ve toplumsal dayanışmaya ihtiyaç duyulan anlarda devletimizle omuz omuza çalışan, şeffaf ve hesap verebilir sivil toplum kuruluşlarımız en büyük zenginliklerimizdendir. Ancak ‘sivil toplum’ hukuki denetimden kaçmanın, keyfîliğin veya milletimizin emanetini hesap vermeksizin yönetmenin kalkanı olamaz. Yardımlaşma duygusu istismar edilemez. Hukuk devletinde hiçbir makam, şöhret, unvan veya sosyal medya nüfuzu; kanunların ve bağımsız yargının üzerinde değildir Elbette hiç kimse peşinen suçlu ilan edilemeyeceği gibi hiç kimse de dokunulmaz değildir. Türk yargısı, bu süreci hiçbir şüpheye yer bırakmayacak bir titizlikle ve tüm yönleriyle aydınlatacaktır.”</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>İmralı Heyeti'nden "süreç" turları</strong></span></p>
<p>DEM İmralı Heyeti, Terörsüz Türkiye hedefinde çıkarılacak yasal düzenleme ile ilgili ziyaretlere başladı. Meclis kapanmadan çıkarılması planlanan süreçle ilgili yasal düzenlemeye ilişkin hazırlıklar devam ederken, DEM İmralı heyetinden Pervin Buldan ile Mithat Sancar önceki gün AK Parti Genel Başkanvekili Efgan Ala ve Grup Başkanı Abdullah Güler ile görüştü.</p>
<p><strong>Siyasi partiler ile görüşmeler devam edecek</strong></p>
<p>Çerçeve yasa ile ilgili görüşen heyet, dün de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile Meclis’te bir araya geldi. Heyetin önümüzdeki günlerde İmralı’ya yeni bir ziyaret daha gerçekleştirecekleri belirtilirken, siyasi partiler ile yapacakları görüşmelerin devam edeceği aktarıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gurlek-feto-ile-mucadele-ayni-kararlilikta-surecek-83377</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/7/1280x720/78-1784264923.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gürlek: FETÖ ile mücadele aynı kararlılıkta sürecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-kadar-fazlanin-maliyeti-eksigin-ekonomisi-83376</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ne Kadar? Fazla’nın maliyeti, eksiğin ekonomisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ekonomik ömrü daraldığı için çöp olma riski taşıyan gıda, tekstil, kırtasiye ürünleri… açlıkla sınanan, üstüne başına harcama yapabilme imkanı bulunmayan, okul gereçlerini karşılayamayan toplumlarla buluşssa ne olur? “Nasıl bir soru bu? Tabii ki, çok güzel olur!” demeyin. İhtiyaç sahipleri başkalarının fazlasıyla eksiklerini kapayabilsinler diye yazıyorum bu yazıyı.</p>
<p>Fazla, bu köprüyü kuran bir etki firması ve misyonu teknoloji geliştirerek hizmet olarak sunmak. Fazla kurucu ortağı ve CEO’su Olcay Silahlı’yla Türkiye’nin COP31 ev sahipliği yapmasına birkaç ay kala; açlık – israf – fazla – teknoloji gibi birbirleriyle zıt ya da alakasız görünen başlıklarda konuştum. Söyleşiyi Youtube kanalımdan izleyebilir, Spotify’dan dinleyebilirsiniz. Ev sahipliği yapacağımız zirvenin anafikrinin sıfır atık olduğunu da unutmayalım.</p>
<p><strong>Green washing ne demek?</strong></p>
<p>Bu COP zirvesinin son yıllarda eleştiri okları alan diğerlerine benzemeyeceğini düşünmek istiyorum. Malum petrol zengini ülkeler deyim yerindeyse parayı bastırıp, dünyayı kirlettiğini düşündüğümüz fosil yakıt cennetlerinde temiz enerji konuşmuşlardı. Temiz yaşam, organik üretim konseptlerini dillerinden düşürmeyen özellikle Batılı ülkeler pek küçümsedikleri Doğu’nun bu konseptlere sahip çıkmasına ses çıkarmayıp teşvik ettiler. Kafamız çok karışık. Bizde nasıl olacak?</p>
<p>İddiam şu; herhangi bir haberi düz okuduğunuzda eksik ve aldatıcı oluyor. Gelin biraz etrafından dolanmayı öğrenelim. Bu kez kendimize “fazla” konusunu seçelim.</p>
<p><strong>Açlık azalmıyor</strong></p>
<p>Dünyada açlık azalıyor gibi görünüyor. Rakamlar sarsıcı: 2024’te yaklaşık 673 milyon insan açlıkla karşı karşıyaydı. 2,3 milyar kişi orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliği yaşadı. 2,6 milyar insan ise sağlıklı bir beslenme düzeninin maliyetini karşılayamadı. Küresel nüfusun neredeyse üçte biri, karnını doyurmakla sağlıklı beslenmek arasındaki mesafeyi kapatamıyor.</p>
<p><strong>Türkiye’de ne oluyor?</strong></p>
<p>Türkiye’deki tabloyu güncel ve kapsamlı bir veriyle tarif etmek daha zor. Fazla CEO’su Olcay Silahlı, enflasyonun ve tüketim alışkanlıklarının sert biçimde değiştiği son yıllarda, Türkiye’nin gerçek gıda israfı miktarını gösteren yeni bir çalışmanın bulunmadığını söyledi. Silahlı’nın aktardığına göre ülkede kayıtlı ihtiyaç sahibi sayısı 11 milyonun üzerinde. Fazla’nın Türkiye’deki ağı ise ayda yaklaşık 1,7 milyon kişiye gıda, kırtasiye, tekstil ve temel tüketim ürünleri ulaştırabiliyor. Bu rakam Fazla’nın kendi operasyon kayıtlarına dayanıyor.</p>
<p><strong>Güvenlik yalnızca silahla mı sağlanır?</strong></p>
<p>Türkiye 2026’da birkaç ay arayla iki büyük uluslararası zirveye ev sahipliği yapmış olacak. Neresinden bakarsanız büyük bir başarı.</p>
<p>İlki, 7–8 Temmuz tarihlerinde Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi’ydi. Zirvenin merkezinde savunma yatırımları, askerî kabiliyetler, savunma sanayisi üretimi ve ittifakın güvenliği yer aldı.</p>
<p>İkincisi 9–20 Kasım tarihlerinde Antalya’da yapılacak COP31. İklim zirvesinin resmî yaklaşımı, taahhütleri ölçülebilir uygulamalara dönüştürmek. Sıfır atık, döngüsel ekonomi, gıda sistemleri ve iklim direnci bu uygulama alanlarının içinde bulunuyor.</p>
<p>NATO ile COP aynı şey değil. Bununla birlikte iki zirvenin arasında geçişken bir güvenlik tanımı var. Bir toplumun güvenliği yalnızca sınırlarını koruyabilmesine bağlı değil. İnsanların yeterli gıdaya erişemediği, temel ihtiyaçlarını karşılayamadığı, tarımsal üretimin yarısının tüketiciye ulaşmadan kaybolduğu bir düzende de güvenlik açığı oluşuyor. Gıda, su, enerji, sağlık ve dayanıklı tedarik zincirleri, bugünün güvenlik denkleminden çıkarılamaz.</p>
<p><strong>Fazla diye bir şirket</strong></p>
<p>Fazla, 2016’da doğmuş. İlk operasyon bir mağazanın fazla gıdasını ihtiyaç sahiplerine ulaştırmakla başlamış. Şirket bugün gıdanın yanı sıra tekstil, kırtasiye, ambalaj ve kimyasal ürünlerle de çalışıyor. Türkiye’de anonim şirket statüsünde faaliyet gösteriyor; aynı zamanda B Corp sertifikasına sahip bir etki girişimi.</p>
<p>Fazla’yı bağış platformu olarak tanımlamak yapısını anlatmaya yetmiyor. Şirket, satılamayan veya kullanılmayan ürünleri bağış, indirimli satış, hayvan yemi, geri dönüşüm ya da enerji gibi farklı kanallara yönlendiren yazılım ve danışmanlık altyapısı sunuyor.</p>
<p><strong>Atıksız dünya nasıl olurdu?</strong></p>
<p>Önce ezberlediğimiz kalıpların anlamlarını içselleştirelim. “Atıksız dünya” ilk bakışta basit bir çevre hedefi gibi görünüyor. Oysa atığın hiç oluşmadığı bir dünya “geri dönüşüm” yapan bir dünya demek değil. Doğru üretim planlayan, gereksiz stok yaratmayan, satın alma verisi değerlendiren, ürünü bozulmadan taşıyan, raf ömrünü yöneten ve ihtiyaç fazlasını zamanında başka bir kanala aktaran dünya demek.</p>
<p>Gıda geri kazanım hiyerarşisinin tepesinde kaynağında önleme var. Önce gereksiz üretimi azaltmak; ürün yine de ortaya çıktıysa satılabilecek bir kanala yönlendirmek; bu mümkün değilse ihtiyaç sahibine ulaştırmak gerekiyor. İnsan tüketimine uygun değilse hayvan yemi, endüstriyel kullanım, enerji veya geri dönüşüm seçenekleri devreye giriyor. Çöpe atmak son basamak. Bu açıdan atık, yanlış tahminin, eksik verinin, kötü lojistiğin, plansız üretimin ve geciken kararın fiziksel sonucu. Fazla’nın hedefi ürünün atığa dönüşmesini önleyen sistemi kurmak. Başarı, yönetilen çöp miktarından çok önlenen kayıpla ölçülüyor.</p>
<p><strong>Bir domatesin güvenlik bilançosu</strong></p>
<p>Bir domates hesabıyla Türkiye’nin gıda israfını anlatacağım. Bana da Silahlı aktardı.</p>
<p>Türkiye’de üretilen her iki domatesten biri tüketiciye ulaşmıyor, kayboluyor. Türkiye’nin domates israfı, domates ihracatından daha büyük. Ne acı değil mi?...  Silahlı, Türkiye için yıllık 26 milyon ton civarında gıda kaybı ve israfı tahminleri kullanıldığını hatırlattı: “Hesaplar güncel değil. Son yıllardaki enflasyon, fiyat artışları ve tüketim değişimleri sonrasında gerçek miktarın ne olduğunu bilmiyoruz. Bu veri boşluğu da israfın bir parçası.”</p>
<p>Ölçmediğiniz şeyi yönetemiyorsunuz. Ne kadar domatesin tarlada kaldığını, ne kadar domatesin soğuk depoya ulaşamadığını, ne kadarının açık kasalı araçlarda bozulduğunu, ne kadarının market rafından erken çekildiğini bilmiyorsanız kaybın hangi aşamada başladığını da göremiyorsunuz.</p>
<p>Domates bir tarım ürünü olabilir; ama içindeki suyu, kullanılan enerji, gübre, işçiliği görmezden gelebilir miyiz… finansman kredisi, nakliye giderlerini?... Çöpe giden her domates, kaynak kaybı.</p>
<p><strong>Atılana kadar atık değil</strong></p>
<p>Silahlı, bir ürünün çöpe atıldığı anda atık olduğunu, atılana kadar o ürünün “fazla” olduğunu ifade etti;</p>
<p>“…Bir marketin deposunda bulunan çikolatanın raf ömrünün bitmesine dört ay kalmış olabilir. Şirketin kendi kalite kuralları, ürünün artık mağazalara sevk edilmesine izin vermeyebilir. Ürün bozuk anlamına gelmiyor, ticari sistemin dışında kaldığı söylenebilir.”</p>
<p>“…Bebek mamasından örnek vermek gerekirse, son kullanma tarihine bir ay kala raftan çekiliyor bu ürünler…  Peynir günler kala satıştan kaldırılabilir. Ürünleri çöpe göndermek ile tüketim süresi dolmadan ihtiyaç sahibine ulaştırmak saatler içinde harekete geçilmesini gerektiriyor. Fazla, karar penceresini teknolojiyle yönetiyor.”</p>
<p><strong>Fazla kamyoncu değil, teknoloji şirketi</strong></p>
<p>Şirketin yazılımı, müşterilerinin stok ve envanter sistemleriyle entegre çalışıyor. Bir ürün satış dışına çekildiği anda bilgi Fazla platformuna aktarılıyor. Silahlı’nın verdiği örneğe göre market ürünü saat 17.00’de sistemden çıkarırsa, 17.01’de hangi kuruluşa yönlendirileceğinin ataması yapılabiliyor.</p>
<p>Başvuru beklenmiyor. Sistem ürünü, coğrafi konumu, raf ömrünü, taşıma ihtiyacını ve alıcı kuruluşun kapasitesini dikkate alarak bir coğrafyaya atıyor. Yerel kuruluşun şoförü mobil uygulamadan ürün kodunu, miktarı ve teslim alma saatini görüyor. Teslimat belgeleri, dağıtım kayıtları ve denetim verileri platforma yükleniyor. Yapay zekâ destekli sistem olağan dışı veya riskli bir işlem gördüğünde operasyon ekibini uyarıyor.</p>
<p>Fazla, Türkiye’de 6, İspanya’da 2 kişilik çekirdek ekiple çalışıyor. Teknoloji firmasından ne beklenir; her şeyle fazlasıyla mücadele edildiğini anlıyoruz. Hafife almayın derim… Az çalışana karşılık Türkiye’de 72 ile yayılan 204 ana partner yönetiliyor. Şirketin açıklamasına göre ayda yaklaşık 1,7 milyon kişiye ulaşılıyor. Teknoloji, çok sayıda şirketi, belediyeyi, derneği, depoyu, şoförü ve ihtiyaç sahibini aynı anda koordine edebiliyor.</p>
<p><strong>COP31’in sınavı Antalya’nın mutfakları</strong></p>
<p>COP31, dünyanın farklı ülkelerinden delegeleri ve iklim aktörlerini Antalya’da bir araya getirecek. Antalya aynı zamanda her şey dahil turizm modelinin en yoğun olduğu şehirlerden biri. Açık büfeler, yüksek üretim miktarları ve talep tahminindeki belirsizlik, otelleri gıda israfının görünür alanlarından biri haline dönüştürüyor.</p>
<p>Fazla’nın oteller için geliştirdiği “Akıllı Tabak” sistemi, mutfakta fazla üretilen veya tabaktan dönen yiyeceği tartıyor. Görüntü işleme teknolojisi ürünün ne olduğunu belirliyor. Sistem sesli komutla da veri alabiliyor. Şeflere ve satın alma birimlerine hangi yemekten ne kadar fazla üretildiğini gösteren raporlar sunuyor.</p>
<p><strong>1 birim yatır, 8 birim tasarruf et</strong></p>
<p>Silahlı, sisteme yapılan bir birimlik yatırım karşılığında otellerin en az sekiz birim tasarruf sağlayabildiğini ifade etti. Yerel otellerin önemli bir bölümünün sistemi yatırım değil masraf olarak gördüğünü de söyledi. Uluslararası zincirlerde benimseme oranı ve hızı daha kolay oluyormuş.</p>
<p>COP31 için Antalya’daki yaklaşık 50 otelin uluslararası konukları ağırlaması bekleniyor. Silahlı’nın sorusu basit: Bu oteller, “Atığımı ölçüyorum, raporluyorum ve azaltıyorum” diyebilecek mi? COP31’in “uygulama” iddiası, konferans salonundan önce otel mutfağında sınanabilir.</p>
<p><strong>Türk firması Türk COP’de yok</strong></p>
<p>Dikkat çeken bir çelişkiden söz etmeden geçemeyeceğim. Fazla, Türkiye’de kurulmuş, iki ülkede operasyon geliştirmiş, gıda israfı ve sıfır atık alanında teknoloji üreten bir şirket. Röportajın yapıldığı sırada COP31 hazırlıklarının resmî kurgusu içinde aktif bir yeri yoktu. Davet edilmemiş, sürece dahil değil.</p>
<p>Bu yalnızca bir konuşmacı daveti meselesi değil. Türkiye’nin iklim alanındaki yerli teknolojiyi, saha deneyimini ve ölçülebilir uygulamayı nasıl değerlendirdiğiyle ilgili. COP31’in hedefi taahhütleri uygulamaya dönüştürmekse, ülkede çalışan uygulama aktörlerinin masaya ne kadar erken ve hangi ölçütlerle alınacağı önem taşıyor.</p>
<p><strong>İspanya’da kurulan ikinci ağ</strong></p>
<p>Fazla’nın İspanya operasyonu yaklaşık 26 büyük kuruluş üzerinden 57 şehirde faaliyet gösteriyor. Mallorca, Ibiza, Kanarya Adaları ve Madrid bu ağın içinde. Türkiye’deki modele benzer şekilde yerel gıda bankaları, yardım kuruluşları ve şirketlerle bir ekosistem kurulmuş durumda.</p>
<p>İspanya’daki sistemin önemli farklarından biri dijital altyapı. Türkiye’de mevzuat nedeniyle bazı makbuz ve belgelerin fiziksel olarak yürütülmesi gerekirken, İspanya’da süreç dijital imza üzerinden kâğıtsız ilerleyebiliyor.</p>
<p>İkinci fark, mevzuat. İspanya’da gıda kaybı ve israfını önlemeye yönelik düzenlemeler işletmeleri plan yapmaya, ölçmeye ve uygun ürünleri farklı değerlendirme kanallarına yönlendirmeye zorluyor. Bu durum Fazla gibi şirketler için yalnızca toplumsal farkındalık değil, gerçek bir pazar yaratıyor.</p>
<p>Silahlı, Romanya ve Yunanistan gibi yeni ülkeleri de incelediklerini söylüyor.</p>
<p><strong>Gönüllülükten düzenlemeye</strong></p>
<p>Silahlı “Türkiye’de bağış ile imha arasındaki vergisel farkın azaltılması önemli bir adım oldu. Fakat bağış; eşleştirme, taşıma, belgeleme ve denetim gerektiriyor. İmha daha kolay olduğunda bazı şirketler kolay yolu seçmeye devam ediyor” dedi.</p>
<p>Silahlı artık belirli ölçekteki şirketler için önleme planı, ölçüm ve bağış süreçlerini zorunlu hale getiren bir düzenlemeye ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Çünkü yalnızca iyi niyetle hareket eden şirketler sistemi dönüştürmeye yetmiyor.</p>
<p>Müşteri profilini öğrenmek istedim; “Fazla ile çalışan kurumların çoğu borsaya kote, yatırımcı baskısı hisseden, sürdürülebilirliği CEO düzeyinde sahiplenen şirketler. Üzerinde baskı, düzenleme veya güçlü liderlik bulunmayan kurumlar ise daha yavaş hareket ediyor” dedi.</p>
<p><strong>Fazlanın maliyeti ne?</strong></p>
<p>Bir yanda fazlalık büyürken diğer yanda eksiklik derinleşiyor. Fazla’nın anlattığı teknoloji bu iki alan arasında bir köprü kuruyor. Köprünün çalışması için ürünün zamanında sisteme girmesi, şirketin karar vermesi, örneğin otelin, ölçmeyi kabul etmesi ve kamunun uygulamayı teşvik etmesi gerekiyor.</p>
<p>Türkiye, NATO Zirvesi’nde savunma kapasitesini konuştu. COP31’de iklim kapasitesini anlatacak. “Güvenliği, elimizdeki kaynağı kaybetmeden yönetebilme kabiliyeti olarak da tanımlayabilecek miyiz?” Çünkü; ürün çöpe düştüğünde geç kalmış oluyoruz. Unutmayalım, ürün atılana kadar atık değil.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-kadar-fazlanin-maliyeti-eksigin-ekonomisi-83376</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ne Kadar? Fazla’nın maliyeti, eksiğin ekonomisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/farkli-fikirleri-dikkate-al-83374</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Farklı fikirleri dikkate al!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN ADANALI - </strong><strong>Adisa Danışmanlık Kurucusu</strong></p>
<p>Kitaplarda yazan, danışmanların <strong>“Yapmayın, olmaz ya da zor olur”</strong> dediği bir şeyi inatla yapmaya çalışmak ne kadar mantıklı?</p>
<p>Eğer iddialı ve aykırı bir yapınız varsa, mücadeleden korkmuyorsanız; zor olan, yapılması imkânsız olan şeyin peşinden gidebilirsiniz, hatta kesin gidersiniz. Tahminim; becerileriniz, kaynağınız ve motivasyonunuz yeterse başarıya ulaşırsınız. Bu tür şeyleri başardığınızı gördüğünüzde özgüveniniz yükselir ve bu motivasyonunuzla nicelerine aday olursunuz.</p>
<p>İddialı ve mücadeleci kişiler başarıdan gelen özgüvenle bildiklerinin peşinden koşarlar. Çevrenin ne dediğinden etkilenmezler. Bu şahsına münhasır kişilere naçizane önerim; bu huylarından vazgeçmemeleri. Zaten onları o yapan özellikleri buradan geliyor. Nitekim bu huylarından vazgeçmeleri ruhlarını kaybetmeleri anlamına gelir.</p>
<p>Ancak neyin olmayacağını detaylı anlatan kişi ve belgeleri de iyi anlamaları gerektiğinin altını çizmek isterim. Hele her şeyin altüst olduğu bu dönemde, eskiden geçerli şimdi ise şüpheli olan başarı formülü yaklaşımlarını sorgulamalarını önemle salık veririm. Farklı bilgileri zaman kaybı gibi görmeyip, aşması gereken engellerin ne olduğu konusunda bu bilgilerden yararlanmaları çok büyük faydalar ortaya koyacaktır. Nitekim bu bilgiler, yolculuk boyunca kendilerine neye dikkat etmeleri gerektiği konusunda yardımcı olacaktır.</p>
<p>Tersi durumda, <strong>“Ben bu işin kitabını yazdım, kaç defa yaptım tuttu, bu da kesin tutar”</strong> yaklaşımı duvara çok daha hızlı vurmak dışında başka bir anlam taşımayacaktır. Maharet duvara daha hızlı vurmakta değil, o duvarın çevresinden dolaşacak yolu bulmaktan geçiyor.</p>
<p><em>Şimdi hep beraber dileyelim: Gelsin farklı fikirler...</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/farkli-fikirleri-dikkate-al-83374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Farklı fikirleri dikkate al! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-uluslararasi-basarili-girisimcilik-oykulerine-ihtiyaci-var-83373</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin uluslararası başarılı girişimcilik öykülerine ihtiyacı var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">Türkiye son yıllarda savunma sanayinde çok büyük adımlar attı. Finteceh, e-ticaret ve oyun sektörlerinde de önemli başarılar elde edildi. Ancak, dünyanın en büyük ekonomilerinden biri ve Avrupa’nın en genç nüfusa sahip ülkesi olarak daha güçlü bir girişimcilik ekosistemine ihtiyaç var. </p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">Ülkemizde birçok girişimci iç pazara yönelik çalışıyor. Stratejik ve uzun vadeli düşünmek yerine kısa sürede yatırımcı bulmanın yollarını arıyorlar. Ürün geliştirme süreçlerinde yeterince esnek ve yaratıcı olamıyorlar. İngilizce bilme oranı ve yurt dışı deneyimi az olan girişimciler, ekosistem büyümediği için kaynak bulmakta zorlanıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">Türkiye’de yatırım sermayesinin artması, yeteneklerin girişimcilik sektörüne yönelmesinin sağlanması ve en önemlisi küresel bir vizyonun paylaşılmasına ihtiyacı var. Geçtiğimiz hafta APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli düzenlediği basın buluşmasında  bu sorunlara değindi. Türkiye’deki girişimcilerin sayısının artması ve dışarıdan yatırımcı çekebilmesi için neler yapabileceği hakkında önemli ipuçları paylaştı. </p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>Türkiye’de ilk üç yatırımcı arasında</strong></p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">Albaraka Portföy tarafından kurulan APY Ventures’ın son 5 yılda  toplam yatırım tutarı 40 milyon dolara ulaştı.  Yönettiği fon büyüklüğü 82 milyon dolara yaklaşmış durumda.  Portföyündeki 73 aktif girişimin toplam değerlemesi 1 milyar doların üzerine çıkan APY Ventures yılın ilk yarısında aralarında EELI Technology, Spektra Games, Mindtail, Viseur AI, VendorSide ve devam yatırımlarından Gamester, SuperGears ve Nuvolog’un da bulunduğu 8 girişime 5 fonu aracılığıyla toplamda 3,38 milyon doları aşan yatırım yaptı. </p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">Basın buluşmasında konuşan APY Ventures Fon Yöneticisi Mustafa Keçeli, 2022’den bu yana adet bazında hem Türkiye'de hem de bölge ülkelerinde en çok yatırım yapan kurumlardan biri olduklarını ve lig tablosunda her zaman ilk üçte yer aldıklarını ifade etti.  Geçten sene devam yatırımlarıyla birlikte toplamda 24 yatırım turuna katıldıklarını ve yılı yaklaşık 10 milyon dolar yatırımla kapattıklarını  ve  12 yeni yatırım yaptıklarını ekledi. </p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">S<strong>tratejik kurumları girişim ekosistemiyle aynı potada eritmek</strong></p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;">Keçeli, Türkiye'nin en stratejik kurumlarını girişim ekosistemiyle aynı potada eritebilme kabiliyetine sahip olduklarının altını çizdi. Türkiye'de bunu bu ölçekte yapabilen başka bir kurum olmadığını belirtti ve şu açıklamayı yaptı: “<em>Örneğin, İvedik Organize Sanayi Bölgesi ve Teknopark Ankara ile ortak bir fonumuz bulunuyor. Aynı şekilde geçen yılın sonu itibariyle Türk Hava Yolları ile büyük bir fona başladık. Tüm bu dev yapıları tek bir çatı altında birleştirmek bize muazzam bir mikro-ekosistem oluşturma imkanı sağlıyor. Bu sayede portföyümüzdeki girişimcilere hem doğrudan kurumsal müşteri (B2B) sağlayabiliyoruz hem ihtiyaç duydukları her alanda üst düzey mentorluk alabilecekleri insan kaynağına ulaştırıyoruz hem de bu dev kurumların birlikte konsorsiyum halinde yatırım yapmasına önayak oluyoruz.</em>”</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 3.75pt 0cm;"><strong>Hedef Türki gişrimcileri Avrupa, MENA ve ABD’ye taşımak </strong></p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 3.75pt 0cm;">Mustafa Keçeli’nin verdiği bilgiye göre,   APY Ventures 2026’yı için küresel ölçeklenme yılı olarak konumlandırmış durumda.  Öncelikli olarak  portföylerindeki yüksek potansiyelli girişimleri Avrupa, MENA ve ABD pazarlarına taşımayı hedefliyorlar. Nihai amaçsa uluslararası başarı hikâyelerine inza atmak. Keçeli vizyonlarını şu cümlelerle özetliyor:  “<em>Bu doğrultuda yabancı yatırımcı oranımızı artırmayı, global fonlarla co-investment modellerini güçlendirmeyi ve APY Ventures’ı bölgesel ölçekte referans bir yatırım markası haline getirmeyi amaçlıyoruz. 2026 ve sonrasında hedefimiz; yalnızca yatırım yapan bir fon olmak değil, Türkiye’den çıkan girişimlerin küresel teknoloji şirketlerine dönüşümünde stratejik rol oynayan lider bir yatırım platformu olmak</em>”.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 3.75pt 0cm;"><strong>APY Ventures’ın 2026’nin ilk yarıdına  fon sağladığı girişimler gelecek için umut veriyor</strong></p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>Gamester / Bilişim Vadisi Fonu: </strong>Çocuk oyunları pazarına odaklanmakta olan bir oyun şirketi olan Gamester’ın yayında olan Tiny Minnies oyunu, 175 ülkeden fazla kullanıcıya ulaşmayı başardı. 2-6 yaş arası çocukları hedefleyen oyun, bilişsel gelişimi sağlamak amacıyla öğretici unsurları da bünyesinde barındırıyor.<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>EELI Technology / İvedik Fonu: </strong>Temiz enerji dönüşümünü desteklemek amacıyla düşük tenörlü (low-grade) lityum kaynaklarından daha verimli ve çevre dostu lityum üretimi sağlayan teknolojiler geliştiren ABD merkezli şirket, özellikle elektrikli araçlar (EV), batarya depolama sistemleri ve yapay zekâ veri merkezlerinin artan lityum ihtiyacına çözüm üretmeyi hedefliyor.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>Spektra Games/ Yeni Nesil Teknoloji ve İvedik Fonları</strong>: Mobile racing dikeyinde yüksek kaliteli ve global ölçekte rekabetçi yarış oyunları geliştiren şirket, bugüne kadar yayımladığı oyunlarla dünya genelinde 100 milyondan fazla indirme sayısına ulaştı. Son oyunu Highway Racer Pro ise çıkışından bu yana ABD App Store’da racing kategorisinin en çok indirilen oyunu haline gelerek stüdyonun kategori içindeki uzmanlığını ve ölçeklenebilir büyüme modelini ortaya koydu.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>Mindtail / Startup Fonu:</strong> Hibrit casual puzzle oyunları geliştiren İstanbul merkezli bir mobil oyun stüdyosu olan Mindtail, hızlı üretim ve yüksek kaliteyi bir araya getiren yaklaşımıyla küresel ölçekte ölçeklenebilir oyunlar inşa etmeyi amaçlıyor. Mindtail kurucu ekibi, Dream Games, King ve Tactile gibi global oyun şirketlerinde edindikleri deneyimi, AI-native üretim modeliyle birleştirerek yeni nesil oyunlar geliştirmeyi hedefliyor.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>Viseur AI/ Startup Fonu: </strong>Radyoloji, patoloji ve yapay zekâ süreçlerini güvenli ve birlikte çalışabilir bir altyapı altında bir araya getiren klinik yapay zekâ platformu olan Viseur AI, mevcut hastane sistemleriyle entegre çalışarak, vakaların görüntü, hasta verisi ve yapay zekâ çıktılarıyla birlikte yönetilmesini destekliyor.  Platform, yapay zekâ modellerinin ayrı sistemler gerektirmeden, doğrudan iş akışları içinde geliştirilmesine ve kullanılmasına imkân tanıyor. Yapay zekâ çıktılarının vaka içinde, görüntü üzerinde ve aynı ekran üzerinden değerlendirilmesini mümkün kılıyor. </p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 6.0pt 0cm;"><strong>VendorSide/ THY Fonu: </strong>Yeni nesil, yapay zeka destekli bir Tedarik Zinciri Yönetimi (SaaS) platformu olan şirket, tedarik zinciri operasyonlarını dijitalleştirmek ve otomatikleştirmek için tasarlandı. Platform, tedarikçi değerlendirmesi, teklif yönetimi, e-ihaleler ve finansal analizleri tek bir ekosistemde birleştiriyor.<strong> </strong></p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;"><strong>SuperGears / Bilişim Vadisi ve Startup Fonları: </strong>Yüksek kaliteli çok oyunculu yarış oyunları geliştirmede uzmanlaşmış bağımsız bir mobil oyun stüdyosu olan şirket, ‘Racing Kingdom’ isimli türünün ilk örneği olan, çok oyunculu ve yeni nesil özelliklerle donatılmış bir mobil yarış oyunu evreni üzerinde çalışıyor.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;"><strong>Nuvolog / THY Fonu: </strong>İşletmelere yönelik lojistik yönetim çözümleri geliştiren şirket, sunduğu modüler yapı ve çözümleriyle işletmelerin lojistik süreçlerini tek bir ekrandan uçtan uca yönetebilmelerini sağlarken, aynı zamanda süreçleri daha verimli, şeffaf ve ölçümlenebilir hale getiriyor.</p>
<p style="text-align: justify; margin: 0cm 0cm 9.0pt 0cm;"> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkiyenin-uluslararasi-basarili-girisimcilik-oykulerine-ihtiyaci-var-83373</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/3/1280x720/mustafa-keceli-1784264467.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin uluslararası başarılı girişimcilik öykülerine ihtiyacı var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bankacilikta-degisen-kredi-dengesi-83371</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılıkta değişen kredi dengesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Teorik olarak bankaların fonlama kapasitesinin güçlenmesi kredi faizleri üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye’de kredi faizleri büyük ölçüde TCMB’nin politika faizi ve para politikası çerçevesinde şekillenmektedir. Bu nedenle kredi/mevduat oranındaki gerileme, tek başına faizlerin düşmesi için yeterli olmuyor.</strong></p>
<p>Türk bankacılık sektöründe 2021-2026 mayıs dönemleri itibariyle toplam krediler yaklaşık 6,8 kat, toplam mevduatlar ise 7,8 kat büyüdü. İlk bakışta sektör güçlü bir büyüme sergiliyor gibi görünse de BDDK verileri, kredi büyümesinin hızı, kredi-mevduat dengesi ve kredi kalitesi açısından yeni bir döneme işaret ediyor.</p>
<p>Tablo 1, son altı yılda bankacılık sektöründeki temel eğilimleri ortaya koyuyor. Krediler ve mevduatlar büyümeye devam ederken, büyüme hızlarında ve kredi/mevduat dengesinde dikkat çekici değişimler yaşanıyor. Buna karşılık takipteki alacak oranı, 2024 yılından sonra yeniden yükseliş eğilimine giriyor. Bu eğilimlerin bankacılık sektörü açısından ne ifade ettiği ise Tablo 2’de özetleniyor.</p>
<p>Tablo 2, bankacılık sektöründe öne çıkan temel eğilimleri özetliyor. Veriler, son yıllarda kredi genişlemesinin daha kontrollü bir yapıya kavuştuğunu ve sektörün odağının giderek kredi kalitesine yöneldiğini gösteriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59bfe0d288b-1784266720.png" alt="" width="654" height="643" /><strong>Faiz ve enflasyon </strong><strong>kıskacında likidite dengesi</strong></p>
<p>Son beş yılda mevduatlar, kredilerden daha hızlı büyüdü ve bu durum kredi/mevduat oranını aşağı çekti. Teorik olarak bankaların fonlama kapasitesinin güçlenmesi kredi faizleri üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye’de kredi faizleri büyük ölçüde TCMB’nin politika faizi ve para politikası çerçevesinde şekillenmektedir. Bu nedenle kredi/mevduat oranındaki gerileme, tek başına faizlerin düşmesi için yeterli olmuyor. Enflasyonda kalıcı bir iyileşme sağlanması ve buna bağlı olarak politika faizinin kademeli şekilde gerilemesi halinde, kredi talebinin yeniden canlanması ve kredi/mevduat oranının da yukarı yönlü hareket etmesi beklenebilir. Bununla birlikte kredi büyümesinin enflasyonla mücadele sürecini olumsuz etkilemeyecek ölçüde gerçekleşmesi, hem fiyat istikrarı hem de finansal istikrar açısından önemini koruyor.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>BDDK verileri, bankacılık sektörünü değerlendirirken tek bir göstergeye veya yalnızca toplam kredi hacmine odaklanmanın yeterli olmadığını ortaya koyuyor. Kredi büyümesinin hızı, kredi/mevduat oranındaki değişim ve kredi kalitesi birlikte değerlendirildiğinde, sektörün olduğu kadar makroekonomik görünümün de daha sağlıklı okunması mümkün hale geliyor.</p>
<p>Önümüzdeki süreçte para politikasında olası bir normalleşme, son beş yılda oluşan bu dengeyi yeniden değiştirebilir. Faiz oranlarının gerilemesi durumunda kredi talebinin yeniden canlanması, buna karşılık mevduat artış hızının yavaşlaması beklenebilir. Böyle bir senaryoda mevduat ile kredi hacmi arasındaki yaklaşık <strong>3,6 trilyon TL</strong>’lik farkın zaman içinde daralması mümkün görünmektedir. Ancak bu sürecin enflasyonla mücadele hedefleriyle uyumlu şekilde yönetilmesi, bankacılık sektörünün sağlıklı büyümesi açısından belirleyici olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bankacilikta-degisen-kredi-dengesi-83371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bankacılıkta değişen kredi dengesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-imalat-stoku-tuketiyor-83359</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 06:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel imalat, stoku tüketiyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a59a88b21673-1784260747.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Dünya ekonomisinin en önemli göstergelerinden biri olan mal ticareti yeniden alarm vermeye başladı. Yılın ilk aylarında şirketlerin olası arz sıkıntılarına karşı stoklarını artırmasıyla güç kazanan küresel ticaret, Haziran ayında ikinci kez üst üste daraldı. Türkiye, ABD, Çin, Brezilya ve Rusya gibi ekonomilerin ihracat siparişlerinin haziranda gerilediği görüldü.</p>
<p>S&amp;P Global ve JPMorgan tarafından hazırlanan Küresel PMI verileri, ihracat siparişlerinin Aralık ayından bu yana en sert gerilemeyi yaşadığını ortaya koydu.</p>
<p>Orta Doğu'daki savaşın enerji piyasalarında yarattığı dalgalanma yalnızca petrol fiyatlarını değil, üretim maliyetlerini, navlun ücretlerini ve küresel tedarik zincirlerini de olumsuz etkiledi. Bunun sonucu olarak birçok ülkede alıcılar yüksek fiyatlara direnç gösterirken, ihracatçılar yeni sipariş almakta zorlanmaya başladı. Küresel İmalat PMI Yeni İhracat Sipariş Endeksi'nin Haziran ayında 49,4 seviyesine gerilemesi, dünya ticaretinin yeniden küçülme bölgesine girdiğini ortaya koydu.</p>
<h2>Yüksek fiyatlar siparişleri vuruyor </h2>
<p>Küresel ticaretteki yavaşlamanın arkasındaki en önemli nedenlerden biri maliyet baskısı oldu. Savaşla birlikte yükselen enerji, lojistik ve sigorta giderleri ihracat fiyatlarını yukarı taşırken, birçok alıcı siparişlerini ertelemeyi tercih etti. Haziran ayında navlun ve enerji ek ücretlerinde sınırlı bir gevşeme yaşansa da üreticiler, müşterilerin yüksek fiyatlara gösterdiği direncin son yılların en güçlü seviyesinde olduğunu bildiriyor. Şirketler açısından sorun yalnızca maliyetler değil. Jeopolitik risklerin yarattığı belirsizlik de yatırım ve sipariş kararlarını ötelemeye devam ediyor. Her ne kadar ateşkes umutlarının güçlenmesiyle belirsizlik göstergeleri Nisan ayındaki zirvesinden gerilemiş olsa da küresel ticaret için risk algısı tarihsel ortalamaların üzerinde kalmayı sürdürüyor.</p>
<h2>Stok etkisi tersine döndü </h2>
<p>Yılın ilk aylarında firmalar, olası tedarik sıkıntıları ve fiyat artışlarına karşı güvenlik stoğu oluşturarak ticareti desteklemişti. Ancak bu eğilim artık tersine dönüyor. Nisan ayında zirve yapan stok birikiminin Mayıs ve Haziran aylarında belirgin şekilde yavaşlaması, küresel ticaretin en önemli desteklerinden birini ortadan kaldırdı.</p>
<p>Analistler, stok döngüsünün normalleşmesiyle birlikte önümüzdeki aylarda ticaret hacimlerinin gerçek talebe daha duyarlı hale geleceğini ve jeopolitik gelişmelerin etkisinin daha belirgin hissedileceğini değerlendiriyor.</p>
<h2>Asya'da yollar ayrışıyor </h2>
<p>Küresel yavaşlamaya rağmen bazı ekonomiler pozitif ayrışmayı başardı. Japonya, zayıf yen sayesinde ihracat siparişlerinde son beş yılın en güçlü performanslarından birini sergilerken, Tayvan ise yapay zekâ ve çip sektörüne yönelik güçlü talebin desteğiyle ihracatını hızlandırdı. Buna karşılık ASEAN ülkeleri savaşın ekonomik etkilerini en sert hisseden bölge oldu. Özellikle Endonezya'da ihracat siparişleri tüm büyük ekonomiler arasında en hızlı düşüşü gösterirken, bölgenin toplam ihracatı son 21 ayın en sert daralmasını yaşadı. Artan enerji maliyetleri, zayıflayan küresel talep ve devam eden ticaret politikası belirsizlikleri Güneydoğu Asya'nın ihracat performansını ciddi biçimde baskıladı.</p>
<p><strong>Ticarette alarm veren göstergeler</strong></p>
<p>■ Küresel mal ticareti Haziran ayında üst üste ikinci kez daraldı.<br />■ Küresel PMI Yeni İhracat Siparişleri Endeksi 49,4 seviyesine gerileyerek Aralık'tan bu yana en zayıf görünümü verdi.<br />■ Küresel mal ticaretindeki yıllık büyüme temposu yaklaşık %8'den %4'e düştü.<br />■ Yüksek enerji ve navlun maliyetleri siparişleri baskılıyor.<br />■ Güvenlik amaçlı stok oluşturma eğilimi hızla zayıfl ıyor.<br />■ Tarife kaynaklı endişeler azalırken jeopolitik riskler ticaret üzerindeki ana baskı unsuru haline geliyor.</p>
<p><strong>Kim kazandı, kim kaybetti?</strong></p>
<p>■ Japonya: Zayıf yen ihracata rekabet avantajı sağladı. <br />■ Tayvan: Yapay zekâ ve çip talebi ihracatı destekledi. <br />■ İrlanda ve Pakistan: Haziran ayında ihracatını artıran ekonomiler arasında yer aldı. <br />■ ASEAN ülkeleri: Son 21 ayın en sert ihracat daralmasını yaşadı. <br />■ Endonezya: Büyük ekonomiler arasında en güçlü ihracat düşüşünü kaydetti. <br />■ Türkiye, ABD, Çin, Euro Bölgesi, Güney Kore, Kanada, Brezilya ve Rusya: Haziran ayında ihracat siparişlerinde gerileme görüldü.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kuresel-imalat-stoku-tuketiyor-83359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/konteyner-ihracat-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Haziran ayında küresel mal ticareti ikinci ay üst üste geriledi. Orta Doğu&#039;da uzayan savaşın enerji ve navlun maliyetlerini artırması dünya ticaretine ivme kaybettirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-koordinator-baskani-akcan-yeni-finans-paketi-ureticiler-icin-can-suyu-olacaktir-83427</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GAİB Koordinatör Başkanı Akcan: Yeni finans paketi üreticiler için can suyu olacaktır</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Güneydoğu Anadolu Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (GATHİB) Yönetim Kurulu, temmuz ayı toplantısını Mete Akcan başkanlığında gerçekleştirerek 2026 yılı ilk altı aylık (Ocak-Haziran) ihracat rakamlarını ve küresel pazarlardaki son gelişmeleri masaya yatırdı.</p>
<p>Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tekstil sektöründeki öncü rolünü koruduğunu belirten Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) Koordinatör Başkanı Mete Akcan, "Ocak-Haziran 2026 döneminde Birliğimiz, bölgemizden toplam 1,7 milyar dolarlık ihracata imza atmıştır. Yalnızca Haziran 2026 döneminde ise bölge genelinden 321,7 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirilmiştir. Küresel pazarlardaki daralmaya ve zorlu rekabet koşullarına rağmen, sanayicilerimizin ve ihracatçılarımızın gösterdiği bu üstün performans her türlü takdirin üzerindedir" dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a5a08e7850a3-1784285415.jpeg" alt="" width="700" height="385" /></p>
<p><strong>185 ülkeye Güneydoğu imzası</strong></p>
<p>Bölge tekstil ürünlerinin dünyanın dört bir yanına ulaştığını ifade eden Akcan, pazar çeşitliliğine dikkat çekerek şu verileri paylaştı: "2025-2026 Ocak-Haziran dönemlerinde Tekstil Birliğimizden tam 185 ülkeye ihracat gerçekleştirdik. Ülke grupları bazında en fazla ihracat yaptığımız bölgelerin başında Avrupa Birliği yer alırken; bu grubu ikinci sırada Ortadoğu ülkeleri ve üçüncü sırada Afrika ülkeleri takip etti. Ülke bazlı ihracatımızda ise ilk sırayı Birleşik Krallık alırken, ikinci sırada Irak, üçüncü sırada Suriye, dördüncü sırada ABD ve beşinci sırada İtalya yer aldı. Bu geniş coğrafi dağılım, ürünlerimizin kalitesinin ve pazar gücümüzün en net göstergesidir."</p>
<p><strong>Gaziantep, Türkiye’nin tekstil devleri arasındaki yerini koruyor</strong></p>
<p>İller bazındaki başarıya da değinen GATHİB Başkanı Mete Akcan, "Haziran ayında Türkiye genelinden gerçekleştirilen 842 milyon 84 bin dolarlık tekstil ihracatında, İstanbul'un ardından en fazla ihracatı 143 milyon 881 bin dolarla Gaziantep gerçekleştirmiştir. Gaziantep, üretim kapasitesi, istihdam gücü ve ihracat potansiyeliyle ülkemizin tekstil lokomotifi olmaya devam etmektedir" şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan’a "Can Suyu" teşekkürü</strong></p>
<p>Toplantıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan yeni destek paketi ve Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi programının genişletilmesini büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirten GATHİB Başkanı Mete Akcan, yönetim kurulu ve Güneydoğulu ihracatçılar adına Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkürlerini sundu. Başkan Akcan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Sanayicimizin, üreticimizin ve ihracatçımızın en büyük ihtiyacı olan finansmana erişim noktasında, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın müjdelediği tarihi destek adımları sektörümüze çok büyük bir can suyu olacaktır. İmalat sektörü için Kurumlar Vergisi oranının yüzde 12,5’a indirilmesi, reeskont kredilerinin günlük 5 milyar liraya yükseltilmesi ve istihdam koruma programlarıyla sanayimizin rekabet gücü devletimiz tarafından güvence altına alınmıştır. Özellikle, Yatırım Taahhütlü Avans Kredi programının bütçesinin 750 milyar liraya çıkarılması ve bununla birlikte imalat sanayimizin istifadesine sunulan 250 milyar liralık yeni uygun koşullu kredi paketi, yatırımlarımızın hız kesmeden devam etmesini sağlayacaktır. Program paydaşı bankalar aracılığıyla sunulan, piyasa koşullarına göre son derece cazip olan 6 ay anapara ödemesiz, 36 aya varan vadeli kredilerin 12 puanlık maliyetini hükümetimizin üstlenmesi, üreticimizin sırtındaki finansman yükünü hafifletecektir. Toplamda 1 trilyon liralık bu devasa uygun koşullu kredi imkanını sanayimizin hizmetine sunarak üretim, istihdam ve ihracat odaklı büyüme vizyonumuza güç katan başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, kabine üyelerimize ve emeği geçen tüm bakanlıklarımıza şahsım, yönetim kurulumuz ve bölge ihracatçılarımız adına şükranlarımı sunuyorum. Bu desteklerin hakkını, daha çok üreterek ve daha fazla ihracat yaparak ödeyeceğiz. Yeni finansman programı sanayimize ve ülkemize hayırlı uğurlu olsun."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-koordinator-baskani-akcan-yeni-finans-paketi-ureticiler-icin-can-suyu-olacaktir-83427</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/7/1280x720/gaib-koordinator-baskani-akcan-yeni-finans-paketi-ureticiler-icin-can-suyu-olacaktir-1784285437.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Mete Akcan, bölge ihracatçısının kararlılıkla yoluna devam ettiğini vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından açıklanan yeni finansman destekleri için de teşekkür etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uedas-24-derece-ile-mumkun-mesajini-trafolara-tasidi-83418</guid>
            <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> UEDAŞ, &#039;24 derece ile mümkün&#039; mesajını trafolara taşıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Güney Marmara'da elektrik dağıtım hizmeti veren Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ'nin (UEDAŞ), enerji altyapısındaki çalışmalarının yanı sıra toplumsal farkındalık projelerini de sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Şirket, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği'nin (ELDER) öncülüğünde yürütülen "#24DereceİleMümkün" kampanyasına, uzun yıllardır devam eden "Trafolar Konuşuyor" projesiyle destek verdi. Yaz aylarında artan klima kullanımına dikkat çekmeyi amaçlayan çalışma kapsamında, klimaların 24 derecede çalıştırılmasının enerji tasarrufuna katkı sağladığı ve karbon salımının azaltılmasına destek olduğu mesajı vatandaşlara ulaştırılıyor. Projede yer alan trafolara yerleştirilen karekodlar sayesinde vatandaşlar, enerji verimliliği ve tasarruf yöntemlerine ilişkin detaylı bilgilere de erişebilecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a59f242b9c5e-1784279618.jpeg" alt="" width="588" height="392" /></p>
<h2>Sosyal mesajlar trafolara taşınıyor</h2>
<p>UEDAŞ'ın 2017 yılında başlattığı "Trafolar Konuşuyor" projesi kapsamında trafolar, sokak sanatçılarının çalışmalarıyla sosyal farkındalık mesajlarının yer aldığı kent mobilyalarına dönüştürülüyor. Bugüne kadar 75 trafo farklı temalarla boyanırken, önceki çalışmalarda kadına yönelik şiddet, toplumsal cinsiyet eşitliği ve trafik güvenliği gibi konular işlendi. Şirket, 2026 yılı sonuna kadar 10 yeni trafoyu daha farklı sosyal mesajlarla yeniden tasarlayarak projeyi genişletmeyi hedefliyor. Bu kapsamda enerji verimliliği teması da "Trafolar Konuşuyor" projesinin yeni başlıkları arasında yerini aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uedas-24-derece-ile-mumkun-mesajini-trafolara-tasidi-83418</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/8/1280x720/uedas-24-derece-ile-mumkun-mesajini-trafolara-tasidi-1784279650.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ UEDAŞ, Elektrik Dağıtım Hizmetleri Derneği&#039;nin (ELDER) öncülüğünde yürütülen &quot;#24DereceİleMümkün&quot; farkındalık kampanyasına &quot;Trafolar Konuşuyor&quot; projesiyle katkı sağladı. Klima kullanımında 24 dereceyi teşvik eden çalışma, enerji tasarrufu ve karbon salımının azaltılmasına dikkat çekerken, trafolara yerleştirilen karekodlar aracılığıyla vatandaşlara enerji verimliliği hakkında bilgilere erişim imkânı sunulacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
