<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gokova-susami-1855-tescil-numarasiyla-cografi-isaret-korumasina-kavustu-81628</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 11:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gökova susamı coğrafi işaret aldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/MUĞLA</strong></p>
<p>Muğla Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) tarafından yürütülen başvuru ve tescil süreci sonucunda Gökova susamı, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından 1855 tescil numarası ile “Menşe Adı” olarak tescil edildi.</p>
<p>Böylece Gökova susamı, Türkiye’nin ve Muğla’nın coğrafi işaretli ürünleri arasındaki yerini alırken, MUTSO tarafından tescil ettirilen coğrafi işaretli ürün sayısı da 11’e yükseldi.</p>
<p>MUTSO'dan yapılan açıklamaya göre, Muğla’nın tarımsal üretim kültüründe önemli bir yere sahip olan Gökova susamının coğrafi işaret tescili, yalnızca bir ürünün korunması değil; aynı zamanda bölgenin tarımsal mirasının, üretim bilgisinin ve gastronomik değerlerinin gelecek nesillere aktarılması açısından da büyük önem taşıyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38f4da640fa-1782117594.jpeg" alt="" width="700" height="525" /></p>
<p>MUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş, Gökova susamının coğrafi işaret tesciline ilişkin yaptığı değerlendirmede, Muğla’nın sahip olduğu yerel değerlerin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını belirtti. Karakuş, “Gökova susamının 1855 tescil numarasıyla coğrafi işaret korumasına kavuşması ve Odamız tarafından tescil ettirilen coğrafi işaretli ürün sayısının 11’e ulaşması bizim için büyük bir gurur kaynağı. Bu başarı, yöresel ürünlerimizin korunması ve üreticilerimizin emeğinin karşılık bulması açısından son derece kıymetli. 1855 tescil numarasıyla coğrafi işaret korumasına kavuşan Gökova susamının, üreticilerimize ekonomik katkı sağlamasının yanı sıra Muğla’nın gastronomik zenginliğinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına da önemli katkı sunacağına inanıyoruz. Muğla’nın tarımsal ve gastronomik zenginliklerini korumak, tanıtmak ve ekonomiye kazandırmak amacıyla çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gokova-susami-1855-tescil-numarasiyla-cografi-isaret-korumasina-kavustu-81628</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/8/1280x720/gokova-susami-1855-tescil-numarasiyla-cografi-isaret-korumasina-kavustu-1782117614.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş, Gökova Susamı’nın coğrafi işaret tesciline ilişkin yaptığı değerlendirmede, Muğla’nın sahip olduğu yerel değerlerin korunmasının ve gelecek nesillere aktarılmasının büyük önem taşıdığını dile getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yurt-disi-ufe-aylik-yuzde-171-artti-81624</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yurt dışı ÜFE aylık yüzde 1,71 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mayıs ayına ait Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, YD-ÜFE, mayısta bir önceki aya göre yüzde 1,71, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 17,3, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 34,16 ve 12 aylık ortalamalara kıyasla yüzde 31,96 yükseldi.</p>
<p>Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimlerine bakıldığında, madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 47,7, imalatta yüzde 33,93 artış görüldü.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri dikkate alındığında ise ara mallarında yüzde 31,5, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 33,73, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 36, enerjide yüzde 104,38, sermaye mallarında yüzde 23,68 yükseliş gerçekleşti.</p>
<p>Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri ise madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 5,3, imalatta yüzde 1,65 artış olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ana sanayi gruplarının aylık değişimlerine bakıldığında ara mallarında yüzde 3,48, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 1,49, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 2,2, sermaye mallarında yüzde 1,62 artış olurken, enerjide yüzde 6,23 azalış görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yurt-disi-ufe-aylik-yuzde-171-artti-81624</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/8/6/1280x720/endeks-hesap-ekonomi-1755680031.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mayıs verilerine göre, Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 1,71, yıllık bazda ise yüzde 34,16 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-guveni-haziranda-yuzde-25-artti-81623</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici güveni 37 ayın en yükseğinde</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Haziran 2026'ya ait tüketici güven endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası iş birliğiyle yürütülen Tüketici Eğilim Anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, mayısta 85,8 iken bu ay yüzde 2,5 yükselerek 87,9 oldu.</p>
<p>Böylece endeks, Mayıs 2023'ten sonraki en yüksek seviyesini gördü. Endeks o ay 91,1 seviyesindeydi.</p>
<p>Mevcut dönemde hanenin maddi durumu endeksi, haziranda aylık yüzde 4,5 artışla 69,2'den 72,3'e yükseldi.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durum beklentisi endeksi, mayısta 87,9 iken yüzde 1,9 artarak haziranda 89,5 olarak belirlendi.</p>
<p>Geçen ay 81,4 olan gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi endeksi, bu ay yüzde 3,1 yükselişle 83,9 olarak hesaplandı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi endeksi de geçen ay 104,5 iken bu ay yüzde 1,4 artarak 105,9'a çıktı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-guveni-haziranda-yuzde-25-artti-81623</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/tuketici-guveni-enflasyon-market-alisveris-1766131097.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in haziran verilerine göre, tüketici güven endeksi aylık bazda yüzde 2,5 artışla 87,9 olurken, Mayıs 2023&#039;ten sonraki en yüksek seviyesi görülmüş oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-enflasyon-beklentilerinde-gerileme-81622</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıllık enflasyon beklentilerinde gerileme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Haziran 2026'ya ilişkin "Sektörel Enflasyon Beklentileri" verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, haziranda 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri geçen aya göre, piyasa katılımcıları için 0,01 puan azalarak yüzde 23,81 seviyesine, hane halkı için 3,38 puan düşerek yüzde 46,13 seviyesine gerilerken reel sektör için değişmeyerek yüzde 33,10 seviyesinde kaldı.</p>
<p>Gelecek 12 aylık dönemde enflasyonun düşeceğini bekleyen hanehalkı oranı bir önceki aya göre 0,10 puan artarak yüzde 15,70 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-enflasyon-beklentilerinde-gerileme-81622</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/2/1280x720/market-perakende-enflasyon-1766746186.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB&#039;nin haziran verilerine göre, 12 ay sonrası yıllık enflasyon beklentileri, piyasa katılımcıları için 0,01 puan azalışla yüzde 23,81&#039;e, hane halkı için 3,38 puan düşerek yüzde 46,13&#039;e geriledi. Bu dönemde enflasyon beklentisi reel sektör için değişmeyerek yüzde 33,10 seviyesinde kaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/6-ay-6-bin-km-yasagi-yilbasina-kadar-uzatildi-81619</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;6 ay 6 bin km yasağı&#039; yılbaşına kadar uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>İkinci el araç ticaretinde 6 ay ve 6 bin kilometreden önce satışı yasaklayan uygulama 1 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı.</p>
<p>Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, otomotiv sektöründe adil, rekabetçi ve istikrarlı bir piyasa yapısının tesis edilmesi, spekülatif fiyat oluşumlarının önlenmesi, stokçuluk faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve tüketicilerin korunması amacıyla çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda, ikinci el motorlu kara taşıtı ticaretiyle iştigal edenler tarafından, motosiklet, otomobil ve arazi taşıtlarının ilk tescil tarihinden itibaren altı ay ve altı bin kilometreyi geçmedikçe doğrudan veya dolaylı olarak satışını engelleyenin düzenleme 6 ay daha uzatıldı.</p>
<p>İkinci el taşıtların üretici veya distribütör tarafından tavsiye edilen güncel satış fiyatı üzerinde bir bedelle ilan yoluyla pazarlanmasını önleyen ilan kısıtlaması da yürürlükte bulunuyor.<br />Bakanlık yaptığı denetimlerde düzenleyeme aykırı hareket eden yetkili bayi ve galerilere bugüne kadar 54 milyon lira, ilan kısıtlamasını ihlal edenlere ise 11.6 milyon lira idari para cezası uyguladı.</p>
<p>Öte yandan yetki belgesine sahip olmadan yıl içerisinde 3’ten fazla otomobil satışı noterler tarafından engellenmeye devam edecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/6-ay-6-bin-km-yasagi-yilbasina-kadar-uzatildi-81619</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/0/1280x720/otomobil-ve-hafif-ticaride-yuzde-142lik-daralma-1741074176.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, ikinci el araç ticaretinde 6 ay ve 6 bin kilometreden önce satışı yasaklayan uygulamanın süresinin 1 Ocak 2027&#039;ye kadar uzatıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/damizlik-embriyo-uretimi-ve-transferiyle-ilgili-teblig-resmi-gazetede-81633</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Damızlık embriyo üretimi ve transferiyle ilgili tebliğ Resmi Gazete&#039;de</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Embriyo Üretimine Dair Tebliğ, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre sığır cinsi donör hayvanlardan embriyo üretimi, embriyo üretim merkezleri, üretim ve satış işletmeleri ile üretim işletmelerinde yapılabilecek. Koyun, keçi ile kedi ve köpek türü hayvanlardan embriyo üretimi ise yalnızca embriyo üretim merkezlerinde gerçekleştirilebilecek.</p>
<p>Hayvanların tanımlanması, tescili ve izlenmesine ilişkin mevzuata uygun tanımlama araçları bulunmayan ve Bakanlık kayıt sistemlerine kayıtlı olmayan donör hayvanlardan embriyo üretimi yapılmayacak.</p>
<p>Embriyo üretim merkezleri ile üretim ve satış işletmeleri, üretimin yapıldığı yerdeki hayvanlara transfer ve/veya piyasaya arz etmek üzere embriyo üretiminde bulunabilecek. Donör hayvanlar için üretim izni alınacak, aksi durumda üretilemeyecek.</p>
<p>Tebliğ kapsamındaki sağlık testleri, Veteriner Teşhis ve Analiz Laboratuvarları Yönetmeliği kapsamında onay verilen laboratuvarlarda ve Bakanlık tarafından belirlenen test metotlarına göre yaptırılacak. Bakanlıkça onay verilen laboratuvarlar, alınacak numuneler ile test metotları Hayvancılık Genel Müdürlüğü internet sitesinde yayınlanacak.</p>
<p>Mezbahalarda kesilen hayvanlar oosit/embriyo donörü olarak kullanılmayacak.</p>
<p>Embriyo üretimi için dışarıdan hizmet alınması durumunda üretim yapan ve yaptıran taraflar arasındaki sorumlulukların belirtildiği sözleşme hazırlanarak üretimden önce tarım ve orman il müdürlüğüne bildirilecek.</p>
<p><strong>Etçi ırk donör adaylarında verim özelliği aranmayacak</strong></p>
<p>Embriyo üretim işletmelerindeki sığır cinsi donör hayvanlar için, belirtilen şartların sağlanması halinde rutin sağlık testleri dışında ilave sağlık şartı aranmayacak.</p>
<p>Yerli ırk donör adayları ile ithal orijinli olanlar dahil etçi ırk donör adaylarında verim özelliğine bakılmayacak.</p>
<p>Donör adayı kedi ve köpeklerin mikroçipinin takılmış olması, pasaportunun bulunması ve Bakanlık PETVET veri tabanına kaydedilmesi, fenotipik olarak ırk özelliklerini taşıyan saf ırk olması gerekecek.</p>
<p>Üretim merkezleri tarafından, donör adayı hayvanlara üretim izni almak için il müdürlüğüne başvuru yapılacak. İl müdürlüğü tarafından başvuru dosyası incelenecek ve uygun bulunması durumunda Bakanlığa gönderilecek.</p>
<p>Embriyolar, kontaminasyon riskinin bulunmadığı kilitli depolama yerinde, hijyenik koşullarda, içi sıvı azot dolu tanklar içinde saklanacak.</p>
<p>Üretimi tamamlanarak dondurulan embriyolar, üretim tarihinden itibaren depolama odasında en az 30 gün bekletilecek. Bekleme süresi sonunda donör hayvanlarda belirtilen sağlık şartlarının sağlanması durumunda taşıyıcı analara transferine veya piyasaya arzına izin verilecek.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/damizlik-embriyo-uretimi-ve-transferiyle-ilgili-teblig-resmi-gazetede-81633</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/damizlik-hayvan-buyukbas.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Resmi Gazete&#039;de yayımlanan tebliğle, manda dahil damızlık sığır, koyun, keçi, kedi ve köpeklerden embriyo üretimi ile üretilenlerin transferi, depolanması, piyasaya arzı ve izlenebilirliğine ilişkin usul ve esaslar belirlendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cam-ihracatcisinin-elini-guclendirecek-kur-talebi-81603</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 08:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cam ihracatçısının elini güçlendirecek &#039;kur&#039; talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Yenilenebilir enerjiye olan talep artışı beraberinde farklı sektörleri de harekete geçiriyor. Bu kapsamda Türk cam sektörü de solar cam kapasitesini 5 katına çıkararak 85 milyon m2 seviyesine taşıdı. Ancak bu yatırıma karşılık ithalatta haksız rekabet yaşandığına dikkat çeken sektör temsilcileri geçtiğimiz günlerde bunun önlenmesine yönelik açıklamalar yaparken, Ticaret Bakanlığı da Resmi Gazete’de yayımlanan karar ile bu taleplere cevap verdi ve solar cam ithalatında damping olduğu gerekçesiyle soruşturma başlattı.</p>
<p>Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) Başkan Yardımcısı Tansu Kumru, enerjide dışa bağımlılığın her zamankinden daha riskli hale geldiğini belirtirken, yenilenebilir enerji alanında önemli yatırımların yapıldığını kaydetti. Cam sektörünün bu dönüşümün önemli parçası olarak solar cam üretiminde büyük atılım yaptığını vurgulayan Kumru, 17 milyon m2 olan üretimin, 85 milyon m2’ye çıktığını bildirdi.</p>
<h2>170 ülkeye ihracatı var</h2>
<p>Türk cam sektörünün temsilcileri Çimento, Cam, Seramik ve Toprak Ürünleri İhracatçıları Birliği (ÇCSİB) ev sahipliğinde TİM Dış Ticaret Kompleksi’nde bir araya geldi. Toplantıya, ÇCSİB Başkan Yardımcısı Tansu Kumru ile ÇCSİB Yönetim Kurulu Üyesi ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç ve firma temsilcileri katıldı. Tansu Kumru, kâr marjlarının s sürdürülebilir seviyenin altına düştüğünü belirtirken, buna rağmen rekabet gücünün bu zorluklarla başa çıkabilecek düzeyde olduğunu aktardı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38c8500d4cc-1782106192.jpg" alt="" width="800" height="384" />Sektörün yüzde 79 yerli katma değer oranıyla 170 ülkeye ihracat yaptığını vurgulayan Kumru, “Bu zorlu dönemde müşteriye özel ürün ve hizmet sunarak pazarlardaki payımızı artırmak ve yeni pazarlar kazanmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz” dedi.</p>
<h2>Rekabetçi kur talebi </h2>
<p>Türkiye’nin yıllık 4 milyon tonun üzerindeki üretim ve işleme hacmiyle küresel ölçekte önemli bir cam üretim üssü olduğuna değinen Kumru, “Üretim maliyetlerinin neredeyse yarısını oluşturan doğalgaz ve elektrik giderleri karşısında sektörümüzün desteklenmesine ve ihracatçının elini güçlendirecek rekabetçi kur seviyelerinin sağlanmasına ihtiyaç duyuyoruz” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Solar cam ithalatına damping soruşturması</span></h2>
<p>Ticaret Bakanlığı yerli üreticilerin başvurusu üzerine, Çin, Malezya ve Vietnam menşeli 7006 ve 7007 Gümrük Tarife Pozisyonlu solar cam ürünleri ithalatına damping soruşturması açılmasına karar verdi. Damping soruşturmasına yönelik başvuru Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. tarafından yapılmış; Düzce Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Europen Endüstri İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş., Çağdaş Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Okandan Cam Sanayi ve Ticaret A.Ş., Salt Cam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., Camplaza Solar Cam Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. firmaları tarafından da desteklenmişti. Başvuruyu inceleyen Bakanlık yerli üretim dalının, yurt içi satışları, kapasite kullanım oranları, verimlilik ve pazar payı gibi temel göstergelerde maddi zarara yol açtığı sonucuna ulaştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/cam-ihracatcisinin-elini-guclendirecek-kur-talebi-81603</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/2/1280x720/tansu-kumru-1781262538.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ÇCSİB Başkan Yardımcısı Tansu Kumru, “Üretim maliyetlerinin neredeyse yarısını oluşturan doğal gaz ve elektrik giderleri karşısında sektörümüzün desteklenmesine ve ihracatçının elini güçlendirecek rekabetçi kur seviyelerinin sağlanmasına ihtiyaç duyuyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/69-milyonluk-zarar-yazarken-yuzde-52-prim-ruzgari-surer-mi-81601</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> 69 milyonluk zarar yazarken yüzde 52 prim rüzgarı sürer mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsa geçtiğimiz hafta %5,71 yükseliş kaydederken 25 hisse %14’ün üzerinde primle ön sıralarda yer aldı. Listenin başında duran Birleşim Enerji %52’ye varan çıkışıyla yatırımcının dikkatini çekerken, iştah kabartıcı çıkışların gerisindeki asıl hikayeye bakanlar riski azaltıyor.</strong></p>
<p>Borsada yükselen hisseleri gören kimi yatırımcı o çıkışın sonsuza dek aynı ivmeyle süreceğini düşünebilir. Şüphesiz Birleşim Enerji veya Selçuk Ecza Deposu gibi hisselerde kısa sürede yazılan güçlü primler ilgiyi yükseltmekte. Ancak fiyat hareketlerine bakarak uzun vadeli bir okyanus yolculuğuna çıkmak, bilinmeze yolculuk yapmakla eş anlamlıdır. Neticede arka cephesine bakıldığında ani çıkışların her zaman büyüme temeline dayanmadığını not etmeli. Yatırımcılar işlem yaparken geçici fiyat hareketleriyle şirketin yarattığı sürdürülebilir hikayeyi birbirinden ayırması, gereksiz riskleri minimize edecektir.</p>
<h2>Hızlı yükselenler</h2>
<p>Şubat 2025’te borsaya gelen Birleşim Enerji, yatayda sıkışık bir hareket sergilerken son iki ayda ciddi bir sıçrama gerçekleştirdi. Nisanda 9 TL seviyesinde olan fiyat, geçtiğimiz hafta 81,95 TL’ye ulaştı. Geçtiğimiz yıl zarar açıklayan şirket, yılın ilk çeyreğinde de %52’lik gelir kaybı ile dönem sonunda 69,8 milyon TL zarar yazmaya devam etmekte.</p>
<p>Zayıf seyre sahip Selçuk Ecza Deposu özellikle 10 Haziran’dan itibaren hareketlendi. Haftalık %49,38’lik çıkışıyla listenin ikinci sırasında yer alan firma, geçtiğimiz yıl sonunda zarar açıklamıştı. Bu yılın ilk çeyreğinde ise satışlarını %6, esas faaliyet kârını %455 artırdı. Dönem sonunda 1,53 milyar TL kâr açıkladı. Artan kârda maliyet ve giderlerin sınırlı kalması etkili.</p>
<h2>Son gün hareketlenen</h2>
<p>Büyük Şefler haftanın son işlem gününde artan yüksek işlem hacmiyle birlikte %10 tavan olurken haftayı %14,75 yükselişle kapattı. Şirketle ilgili önemli gelişme ortaklardan Mehmet Can Karabağ’ın sahip olduğu %6,92’lik payı piyasada satması oldu. Geçtiğimiz yıl kârını düşüren firma bu yılın ilk çeyreğinde ise zarar açıkladı.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38c46910a3f-1782105193.png" alt="" width="900" height="476" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP’E SOR</span></h2>
<p><strong>GRAM ALTIN MI, KÜLÇE ALTIN MI?</strong></p>
<p><strong>Dalga</strong>; hızlı kazanç, fırsat, esnek manevra, düşüşten faydalanma. Yüksek stres, işlem maliyeti, hatalı zamanlama, büyük ralli kaybı, dalgalanma sorunu.</p>
<p><strong>Trend</strong>; bileşik getiri, rahatlık, maliyet avantajı, güvenlik, zaman tasarrufu. Sabır gerekliliği, bağlanan nakit, geç reaksiyon, beklenti tuzağı.</p>
<p><strong>Bakım sürecinde meydana gelen üretim kaybını dışarıdan elektrik temin ederek halletti</strong></p>
<p>İzdemir’in bakım nedeniyle oluşan üretim kaybından kaynaklı zararı var mı? ● Ayhan Çelik</p>
<p>Ayhan; İzdemir Enerji, geçtiğimiz 23 Mayıs günü yaptığı açıklama ile 5 Haziran’a kadar elektrik santralinde gerçekleştirdiği yıllık planlı bakım çalışmaları sebebiyle, GES dışındaki ana üretim faaliyetlerine ara verdiğini yatırımcısıyla paylaşmıştı. Bakım sürecinde İzdemir’in toplam yıllık üretiminde yaklaşık 90.000 MWh düzeyinde bir azalma yaşanacağı bilgisi anılan açıklamada ifade edilmişti. Ancak bu üretim kaybının doğrudan ciroya yansıması beklenmemeli. Firma dışarıdan gerekli elektriği tedarik ederek satışlarına kesintisiz devam etti.</p>
<p><strong>İzmit’te aldığı arsa üzerine proje hedefi olsa da kısa vadede bir girişimi olmayacak</strong></p>
<p>Zeray GYO, İzmit’teki arsası üzerine ne zaman proje geliştirecek? ● Burcu Rüzgar</p>
<p>Burcu; Zeray GYO, büyüme hedefi çerçevesinde geçtiğimiz mayıs ayında İzmit'te bir arsa satın aldığını yatırımcısıyla paylaştı. Girişim, şirketin gelecekte hayata geçireceği rezidans veya ticari projeler için arazi portföyünü genişletme amacı taşıyor. Açıklamada projenin ne zaman hayata geçirileceğine dair bir takvim paylaşımı olmazken orta ve uzun vadeli planların bir parçası olarak tanımlandı. Bu itibarla kısa vadede bir inşaat süreci beklenmemeli; daha ziyade arsa stoğunu güçlendirerek gelecekteki büyüme kapasitesini garanti altına alıyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>IJB karma fonu dijital oyun sektörü temasıyla yıllık %10 getiride kaldı</strong></p>
<p>İş Portföy’ün yönetimindeki Dijital Oyun Sektörü Karma Fon (IJB), geçtiğimiz ocak ayında en yüksek 6,26 TL’yi test ederken sonrasında geriledi. Son iki aydaysa yatay bir hareketi söz konusu ve ocaktaki seviyenin gerisinde duruyor. Ocakta 262,68 milyon TL seviyesinde bulunan hacmi sonrasında her ay kademeli olarak geriledi. Son olarak haziranda 6,6 milyon TL nakit çıkışı yaşanırken büyüklüğü 182,2 milyon TL’ye geriledi. Yatırımcı sayısı 6.923 seviyesinde bulunuyor. Temel stratejisi, fon değerinin önemli kısmını küresel dijital oyun şirketlerinin hisselerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %65,56’sı yabancı hisselerden ve %13,53’ü finansman bonosundan oluşuyor. Küresel oyun sektörüne yatırım yapmak isteyenlere hitap ediyor. Son bir yılda %10,31 getiri ile endeksinin gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Pınar Et ve Un, piyasadan %54,82 bileşik faizle 85 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Pınar Entegre Et ve Un, 18.06.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 85.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %47,50, bileşik faizi %54,82 olarak belirlendi. 137 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 03.11.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %17,83 düzeyinde. 19 Haziran itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Pınar Et ve Un’un verdiği %47,50 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 7,51 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından uygun bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra ihraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFPTUNK2618 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38c43aeeb07-1782105146.png" alt="" width="978" height="240" /></strong><strong>KONFRUT TARIM</strong></p>
<p><strong>Tarsus’ta hayata geçireceği entegre tesis için yatırım teşvik belgesini aldı</strong></p>
<p>Konfrut Tarım, bağlı ortaklığı Konfrut Çukurova Tarım aracılığıyla Tarsus’ta gerçekleştireceği narenciye işleme, meyve suyu üretimi ve soğuk hava depolama tesisi için Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına yaptığı 12 milyon euro tutarındaki yatırım teşvik başvurusunun onaylandığını duyurdu. Şirket, söz konusu girişimle bölgesel tedarik ağını güçlendirecek entegre tesisinin resmi destek süreçlerini tamamlamış oldu. Tarımsal sanayide hammadde kaynaklarına yakın lokasyonlarda entegre tesisler kurmak, nakliye kayıplarını ve lojistik giderlerini düşüren yatırımlardır.</p>
<p><strong>AKÇANSA</strong></p>
<p><strong>Sabancı’nın elindeki payların devir işlemi tamamlandı. Kontrol yabancıya geçti</strong></p>
<p>Akçansa Çimento’da, Sabancı Holding’in sahip olduğu %39,72 oranındaki payların Heidelberg Materials’a devri, yasal izinlerin alınmasının ardından 427,88 milyon dolar bedelle tamamlandı. İşlem sonrasında Sabancı Holding’in Akçansa’da payı kalmazken, Heidelberg Materials’ın payı %79,44 seviyesine yükseldi. Yeni ana ortağın zorunlu pay alım teklifi (çağrı) yükümlülüğü için SPK’ya başvurduğu belirtildi. Söz konusu gelişmeyle birlikte Sabancı Holding’in çatı yönetimi altında yer alan Akçansa’nın tam kontrolü uluslararası boyuttaki oyuncunun eline geçmiş oldu.</p>
<p><strong>YATAŞ</strong></p>
<p><strong>Sünger fabrikasını devreye alırken dikey entegrasyonla avantaj elde edecek</strong></p>
<p>Yataş, Kayseri İncesu’da 213 bin metrekare alana kurulan ve yıllık 1,2 milyon metreküp kapasityeye sahip sünger fabrikasının açılışını gerçekleştirdi. Tesis, ilk üç yıl içinde %80, beş yıl içinde ise tam kapasiteye ulaşacak. Gerçekleştirilen yatırımla birlikte şirketin üretim sürecindeki dışa bağımlılığı azalırken, dikey entegrasyon hamlesi tamamlanmış oldu. Mobilya ve yatak sanayisinde hammaddenin ana kalemi olan süngeri dışarıdan tedarik etmek üretim maliyetlerini dalgalı tutan bir unsur. Süngeri dışarıdan almak yerine iç tedariğe dönüştürmek esneklik sağlayacak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Coca Cola İçecek’te bir ayı geçkin süredir satıcılar biraz daha önde. Fiyat yatayda</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38c42009f88-1782105120.png" alt="" width="302" height="228" /></strong>Coca Cola İçecek’te fonlar hafif satış yönlü işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %0,1 ile toplamda 24,79 bin lot azalarak 26,25 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı ise 98’den 100’e çıktı. MAC fonu 1,1 milyon lot ile en fazla satışı yaparken, FYD fonu 1,28 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Hisse hakkında bugüne kadar 21 aracı kurum öneride bulunurken 6 kurum model portföyüne aldı. En yüksek öneriyi Tera Yatırım 116,60 TL ile verdi. En düşük öneri 75,40 TL ile Garanti Yatırım’dan geldi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/69-milyonluk-zarar-yazarken-yuzde-52-prim-ruzgari-surer-mi-81601</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 69 milyonluk zarar yazarken yüzde 52 prim rüzgarı sürer mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hurda-demir-fiyatlari-ton-basina-300-lira-geriledi-81600</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hurda demir fiyatları ton başına 300 lira geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Uluslararası çelik üreticileri açısından kısa vadede zayıf talep ve yüksek stok seviyeleri, fiyatlar üzerinde belirleyici olmaya devam ediyor. Küresel piyasalarda talebin zayıflaması, demir cevheri ve hurda fiyatları üzerindeki baskıyı artırırken, demir cevheri fiyatlarındaki gerileme iç piyasaya da yansıdı. Söz konusu gerileme, iç piyasada da hissedildi.</p>
<p>Türkiye’nin önde gelen demir-çelik üreticilerinden Erdemir ve Çolakoğlu Metalurji, hurda alım fiyatlarını aşağı yönlü revize etti. Bu kapsamda, iç piyasada hurda fiyatları ton başına yaklaşık 300 lira geriledi. Liman stoklarının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yaklaşık 25 milyon ton daha yüksek seviyede bulunması, arz fazlası algısını güçlendirdiğini kaydeden sektör temsilcileri, bu gelişmelerin etkisiyle, zayıflayan talebin geçen hafta uluslararası piyasalarda demir cevheri fiyatlarının yüzde 2,2 oranında düşmesine neden olduğunu söylediler.</p>
<p>Üretim ve tedarik zincirinde yaşanabilecek olası aksaklıkların fiyatlardaki düşüşü sınırlayabileceğine dikkat çeken sektör temsilcileri, Çin’de inşaat ve altyapı talebine yönelik toparlanma sinyalleri netleşmedikçe, demir cevheri ve hurda fiyatlarında kalıcı bir iyileşme beklenmediği ifade ettiler.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/hurda-demir-fiyatlari-ton-basina-300-lira-geriledi-81600</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/09/hurda.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Erdemir ve Çolakoğlu Metalurji&#039;nin hurda alım fiyatlarını aşağı yönlü revize etmesiyle iç piyasada hurda fiyatları ton başına yaklaşık 300 lira geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/halka-arzda-mayis-coskusu-81599</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halka arzda mayıs coşkusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BARIŞ SEDEF</strong></p>
<p>Borsa İstanbul’da sene başından bu yana 16 firma halka arz edildi. Halka arz başvurusunda bulunan bulunan firma sayısı ise 149. SPK verilerine göre sadece 2026’da 29 firma halka arz başvurusunda bulunurken bunun 17’si mayıs ayında gerçekleşti. Bu da 2026’da yapılan toplam halka arzın %58’i demek. EKONOMİ’ye değerlendirmelerde bulunan uzmanlar bu dönemde ABD-İran müzakerelerinin piyasalarda olumlu yönde karşılandığını ve buna bağlı olarak halka arz başvurularında mayıs ayının yoğun geçtiğini söyledi. İran ve ABD arasında sağlanacak kalıcı bir anlaşmasının halka arz başvurularına da olumlu yönde yansıyabileceğinin altını çizen ekonomistler, halka arz edilen şirket sayısının yılsonunda 2025’i geride bırakacağını söyledi.</p>
<h2>Halka arzlarda 2025’e 1 kala </h2>
<p>Geçtiğimiz yıl borsada 18 şirket halka arz edildi. Bu yılki tabloya bakıldığında halka arzlar sene başında coşkulu bir şekilde başlarken, İsrail/ ABD ile İran savaşının etkisiyle yavaşladı. 2026’nın ilk beş aylık dönemine bakıldığında ise 16 firma halka arz edildi. Beta Enerji’nin talep toplama sürecinin sona ermesi ve borsada işlem görmeye başlamasıyla bu sayı 17’ye yükselecek. Meysu Gıda, Formül Plastik, Z GYO, Üçay Mühendislik, Netcad Yazılım, Akhan Un Fabrikası, Best Brands Grup, Empa Elektronik, Ata Turizm, Enpara Bank, Ağaoğlu Avrasya Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı, Gentaş Kimya, Luxera GYO, MetropoCard, Savur Gayrimenkul, Empa Elektronik bu yıl halka arz olan firmalar olarak öne çıkıyor.</p>
<h2>İlk beş ayda getiri yüzde 128 </h2>
<p>Halka arz endeksinin performansı incelendiğinde ise endeks ilk beş aylık dönemde yatırımcısına yaklaşık %128, yıllık bazda ise yaklaşık %213 getiri sağladı. Savaş dönemi de dahil olmak üzere son 3 ayda %52 değer kazanan halka arz endeksinde işlem gören hisselerin neredeyse tamamı ilk halka arzlarından itibaren yatırımcısının yüzünü güldürdü. Bu yılki yatırım araçlarındaki sert dalgalanmalara rağmen halka arz endeksindeki hisseler daha dirençli performans gösterdi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/halka-arzda-mayis-coskusu-81599</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/borsa-istanbul-bist-halka-arz-1765361012.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026’da 29 firma halka arz başvurusu yaparken bunun 17’si mayıs ayında gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/12-yargi-paketi-tbmm-baskanligina-sunulacak-81597</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> 12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığı’na sunulacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı, AK Parti Grubu’nun son şeklini verdiği 12. Yargı Paketi bu hafta TBMM Başkanlığı’na sunuluyor. İş, ticaret, tazminat ve aile hukuku davalarında önemli bir hızlanmanın sağlanmasının öngörüldüğü düzenleme ile hukuk davalarında iki duruşma arasındaki süre en fazla 3 ay olacak. Anayasa Mahkemesi’nin daha önce iptal ettiği, “yasal faiz oranları” ile ilgili karar yeniden düzenleniyor. Buna göre; yasal faiz oranının, reeskont oranının yüzde 80’nini baz alarak düzenleme yapılacak. 12. Yargı Paketi’nde ayrıca şu düzenlemelerin yer alması bekleniyor:</p>
<p>İş, ticaret, tazminat ve aile hukuku davalarında önemli bir hızlanmanın sağlanmasının öngörüldüğü düzenleme ile hukuk davalarında iki duruşma arasındaki süre en fazla 3 ay olacak. Gereksiz bilirkişi raporları nedeniyle yaşanan zaman kayıplarının önüne geçilecek. Yeni düzenleme kapsamında hakimlerin kendi hukuki bilgileriyle değerlendirebileceği konularda bilirkişiye başvurulamayacak. Böylece hem yargılama sürelerinin kısaltılması hem de vatandaşların ek maliyet yükünden kurtarılması planlanıyor. E-duruşma ve SEGBİS uygulamalarının kapsamı genişletilecek. Ortaklığın giderilmesi ve açık artırma süreçlerinde yaşanan sorunların çözümü için adımlar atılacak.</p>
<p><strong>AK Parti kampa giriyor</strong></p>
<p>AK Parti hafta sonu 3 günlük kampa çekiliyor. AK Parti'nin 33. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı bu yıl Kızılcahamam yerine Sakarya’nın Sapanca ilçesinde gerçekleşecek. Üç gün sürecek kamp toplantısı 26 ile 28 Haziran tarihleri arasında düzenlenecek. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında partinin yönetim kadroları, bakanlar, milletvekilleri ve parti kurucu üyelerinin katılacağı istişare toplantısında yeni dönemin hedefleri masaya yatırılacak. Kampın ana eksenini yeni dönem hedefleri oluştururken, yeni anayasa çalışmaları, "terörsüz Türkiye" süreci, ekonomi ve seçim çalışmaları başlıklarının yanı sıra iç ve dış politika, güvenlik ve küresel gelişmeler ele alınacak. Bakanların ayrı ayrı sunum yapacağı toplantıda, NATO Zirvesi öncesinde dış politika ve güvenlik konuları da kampın gündem başlıkları arasında yer alacak. </p>
<p><strong>CHP'de grup krizi tekrar başlayacak mı?</strong></p>
<p>Gözler, TBMM’de üç haftadır devam eden “grup krizine’ çevrildi. Mutlak-butlan kararının ardından ikiye bölünen CHP’de, ‘Salı günü Meclis’te grup toplantısını kim yapacak?’ tartışmasının yeniden başlayıp başlamayacağı bugün belli olacak. Geçen hafta hem Kılıçdaroğlu’nun, hem de Özgür Özel’in grup toplantısı yapmama kararı ile kriz çözülmüştü. Ancak Cuma günü genel merkez Sözcüsü Müslüm Sarı’nın, Genel Başkanın bu hafta Meclis’te grup toplantısını yapacağını duyurmasının ardından, gözler yeniden Kemal Kılıçdaroğlu’na çevrildi. Kılıçdaroğlu’nun grup toplantısı için bugün TBMM Başkanlığı’na başvurması gerekiyor ve bekleniyor. Talebin kabul edilmesi halinde ise Özgür Özel’in nasıl bir tavır alacağı merak ediliyor. Öte yandan, Kılıçdaroğlu’nun bu hafta MYK’sını yeniden toplayacağı ve yeni ihraçları değerlendireceği belirtiliyor. MYK’da milletvekilleri ile birlikte bazı belediye başkanları ve il başkanlarının adı geçiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/12-yargi-paketi-tbmm-baskanligina-sunulacak-81597</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/tbmm-meclis-1781760262.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 12. Yargı Paketi TBMM Başkanlığı’na sunulacak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/7582-sayili-kanunla-guclenen-vergi-tesvikleri-81596</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> 7582 sayılı kanunla güçlenen vergi teşvikleri </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Teşviklerin merkezinde finansal hizmet ihracı yer alır. Hizmetin yabancı bir müşteriye sunulması tek başına yeterli değildir; hizmetten nihai faydalanmanın da yurt dışında gerçekleşmesi gerekir.</strong></p>
<p>İstanbul Finans Merkezi, kısa adıyla İFM, Türkiye’nin bölgesel bir finans ve yönetim merkezi olma hedefinin en somut adımlarından biri.</p>
<p>7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu ile özel bir statü tanınan İFM; finansal kuruluşları, finansal teknoloji şirketlerini, bölgesel hazine ve yönetim merkezlerini, nitelikli hizmet merkezlerini ve uluslararası ticaret fonksiyonlarını aynı çatı altında toplamayı amaçlıyor. Ama İFM’yi sadece modern ofislerden oluşan bir iş alanı gibi görmemek gerekir. Belirli şartları sağlayan katılımcılar için ciddi vergi avantajları sunan bir teşvik alanından söz ediyoruz.</p>
<p>İFM’de faaliyet gösterebilmenin anahtarı katılımcı belgesidir. Bankalar, sigorta şirketleri, portföy yönetim şirketleri, aracı kurumlar, ödeme ve elektronik para kuruluşları, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri İFM’nin doğal katılımcıları. Bunların yanında bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezleri, finansal teknoloji şirketleri, nitelikli hizmet merkezleri ve belirli şartları sağlayan diğer kurumlar da ekosistemde yer alabilir.</p>
<p>Ancak İFM’de ofis açmak ya da katılımcı belgesi almak, tek başına bütün vergi avantajlarından yararlanmak anlamına gelmez. Teşvikin uygulanabilmesi için faaliyetin niteliği, hizmetin kime sunulduğu, hizmetten nerede faydalanıldığı, kazancın nasıl oluştuğu ve muhasebe kayıtlarında nasıl izlendiği birlikte değerlendirilir.</p>
<p>Teşviklerin merkezinde finansal hizmet ihracı yer alır. Katılımcı belgesi alarak finansal faaliyette bulunan kuruluşların, yurt dışında yerleşik kişilere sundukları ve nihai olarak yurt dışında faydalanılan finansal hizmetler, finansal hizmet ihracı sayılır. Hizmetin yabancı bir müşteriye sunulması tek başına yeterli değildir; hizmetten nihai faydalanmanın da yurt dışında gerçekleşmesi gerekir.</p>
<p><strong>Avantaj kurumlar vergisi </strong><strong>indirimiyle sınırlı değil</strong></p>
<p>7412 sayılı kanunun ilk halinde, finansal hizmet ihracından elde edilen kazançların yüzde 75’i kurum kazancından indirilebiliyordu. 7582 sayılı kanunla yapılan değişiklikten sonra, bu kazançlarda yüzde 100 kurumlar vergisi indirimi uygulamasının süresi 2047 yılına kadar uzatıldı.</p>
<p>İFM’nin en güçlü vergisel avantajlarından biri budur. Doğru yapılandırılmış bir finansal hizmet ihracı modelinde ilgili kazanç, kurumlar vergisi matrahından tamamen indirilebilecektir. Böylece İFM, Türkiye’den yurt dışına finansal hizmet veren kuruluşlar için önemli bir planlama alanı sunar.</p>
<p>Avantaj kurumlar vergisi indirimiyle sınırlı değil. İFM’de gerçekleştirilen finansal hizmet ihracı niteliğindeki işlemler nedeniyle lehe alınan paralar BSMV’den istisnadır. Bu faaliyetlere ilişkin işlemler harçtan, düzenlenen kâğıtlar ise damga vergisinden istisna edilmiştir. İFM’deki taşınmazların kiralanmasına ilişkin işlemler de harç ve damga vergisi istisnası kapsamındadır.</p>
<p>7582 sayılı kanunla, katılımcı belgesi almış finansal kuruluşların İFM’deki merkez ve şubelerinden alınması gereken finansal faaliyet harçlarında daha önce beş yıl olan muafiyet süresi yirmi yıla çıkarıldı.</p>
<p>Dikkat çeken bir başka teşvik personel ücretlerinde. Yurt dışında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip personele ödenen ücretin yüzde 60’ı, en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip personele ödenen ücretin ise yüzde 80’i gelir vergisinden istisnadır.</p>
<p>Nitelikli hizmet merkezlerine ilişkin teşvikleri daha önceki bir yazımda ayrıca ele almıştım; burada ayrıntıya girmeden İFM bağlantısına değinmek isterim. 7582 sayılı kanunla, nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumların münhasıran bu faaliyetleri kapsamında yurt dışından elde ettikleri kazançların yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek. Ancak İFM’de katılımcı belgesi alarak nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösteren kurumlarda bu oran yüzde 100 uygulanacaktır.</p>
<p>Aynı şekilde, nitelikli hizmet personelinin ücretinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisnayken, İFM’de faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezleri için bu sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanacaktır. İFM; bölgesel yönetim, finans, raporlama, hukuk, risk, insan kaynakları, teknoloji ve strateji fonksiyonlarını Türkiye’de konumlandırmak isteyen şirketler için de bu nedenle önemli bir seçenek.</p>
<p><strong>Güçlendirilen bir diğer alan transit ticaret kazançları</strong></p>
<p>7582 sayılı kanunla güçlendirilen bir diğer alan transit ticaret kazançları. İFM’de faaliyette bulunan kurumların, yurt dışından satın aldıkları malları Türkiye’ye getirmeden yurt dışında satmaları ya da yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmeleri halinde elde ettikleri kazancın yüzde 100’ü kurumlar vergisi matrahından indirilebilecektir.</p>
<p>Yurt içi asgari kurumlar vergisi bakımından da önemli bir düzenleme yapıldı. Finansal hizmet ihracı, nitelikli hizmet merkezi ve transit ticaret kazanç indirimlerinin, asgari kurumlar vergisi hesabında kurum kazancından düşülebilecek indirimler arasında sayılması, teşviklerin fiili etkisini koruyan bir adımdır.</p>
<p><strong>Hatalı modellerde cezalı </strong><strong>tarhiyat riski kapıda</strong></p>
<p>Sonuç olarak İFM, 7582 sayılı kanunla birlikte çok daha güçlü bir teşvik alanı haline geldi. Yüzde 100’e çıkan indirimler ve süresi 2047’ye uzayan avantajlar, uluslararası faaliyet yürüten şirketler için İFM’yi dikkatle değerlendirilmesi gereken bir merkez yapıyor.</p>
<p>Ama bu teşviklerin hiçbiri kendiliğinden gelmiyor. Katılımcı belgesi, faaliyetin niteliği, hizmetten yurt dışında faydalanılması, kazancın ayrı izlenmesi, sözleşme ve fatura düzeni, Türkiye’ye transfer ve personel şartları birlikte sağlanmadan beklenen avantaj doğmaz. Doğru kurulduğunda İFM gerçek bir vergi planlama alanı sunar; hatalı modellerde ise cezalı tarhiyat riski kapıda demektir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/7582-sayili-kanunla-guclenen-vergi-tesvikleri-81596</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 7582 sayılı kanunla güçlenen vergi teşvikleri  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonomik-buyume-ve-bilesenleri-81595</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ekonomik büyüme ve bileşenleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>RAİF BAKOVA - ŞERFİF YÜKSEL</strong></p>
<p><strong>İktisat literatürüne göre bir ülkenin döviz bütçesinin harcamadan çok kazanım yönünde gelişimi büyüme ve refah sağlar. Bu konuda son dönemin ekonomik parametreleri olumlu bir yönde gelişemiyor. O nedenle gerek ekonomi yönetiminin ve gerekse yurttaşların bilinçli davranışları ile olumlu sonuçlar alınabilir.</strong></p>
<p>“Ödemeler dengesi” bir ülkenin bir yıl içerisinde dış ülkelerle yaptığı, dış ülkelerden söz konusu ülkeye yapılan ödemeleri kapsayan ve daima denk olan hesap olarak tanımlanır. Daha basit ifadeyle, bir ülke ekonomisinin dış dünyayla finansal ilişkilerinin tümü ödemeler dengesi içerisinde yer alır. Ödemeler dengesindeki denklik muhasebe anlamında döviz giderleri ile döviz gelirleri arasındaki eşitliği ifade eder. Oysa ödemeler dengesi genelde ve hatta her zaman dengede olmayabilir. Uygulamada karşılaşılan ödemeler dengesi fazla ya da açıkları (cari açık) bu dengesizliğin ifadesidir. (Ödemeler dengesi hesaben denktir ve bunu net hata noksan<strong><sup>1</sup></strong> kalemi sağlar.)</p>
<p><strong>Büyümenin döviz bilançosu</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisinde son 25 yılın ilk yarısı sonrası ekonomideki dalgalanmaları açıklayıcı bir çalışmaydı söz konusu kitap. Ne var ki ilk beş yılın analizlerinin yer aldığı bu çalışmada bugünlere benzer gelişmeler inceleniyordu. Örneğin, ekonomide büyüme ile diğer ekonomik parametrelerin etkileri tablolarla ve karşılaştırmalı etkilerle ele alınmış ve ana tema ise net hata noksan (NHN) denilen bir ödemeler dengesi kalemiydi. Geçen hafta ekonomi kamuoyunda 2026 yılının ilk dört ayının ödemeler dengesi sorunları tartışıldı. Makalemizde büyüme ile parametreler ilişkisini analiz ederek istikrarlı ekonomik yapının mümkün olduğu geçmiş deneyimle ekonomi kamuoyuna sunalım istedik.</p>
<p>Örneğimiz 2002-2008 yıllarını kapsayan dönemde temel ekonomik verilerin nasıl iyi bir gelişme yarattığını ele alıyor. Burada önemli husus ‘Bankacılık Krizi’nin ertesinde yeni siyasal yapı ile eski ekonomi bürokrat ve teknokratlarının yola devam etmiş olmalarıdır. Yani nasıl ve neden başarılı olundu? “Güçlü Ekonomi’ye Geçiş Programı” ödünsüz uygulandı ve 2002 yılında 230,4 milyar dolar olan GSYH, 2008 yılında 742 milyar ABD dolarına yükseldi. Yaklaşık olarak 5 yılda ülke milli geliri (GSYH) 3 kat büyürken kişisel gelir de (KBMG) 3.600 dolardan 11.018 ABD dolarına ulaştı.</p>
<p><strong>Geçmişin büyüme modeli, bugünün cari açık sorunu</strong></p>
<p>Söz konusu yıllarda 2002’de 40,6 milyar dolar olan ihracat dövizi 100 milyar doları aşarken doğrudan yabancı yatırım 100 milyarla tarihi rekor kırdı. Ayrıca bavul ticaretinde ve turizmden kazanılan dövizler de onlarca milyar dolara ulaştı. Aşağıdaki tabloda görüleceği üzere aynı yılların NHN kalemi de olumlu seyir izledi. (Sonraki yılların analizi bu makalenin konusu değildir. Amacımız uygulanan ekonomik programın doğruları ile olası tehlikeleridir.)</p>
<p>2002-2008 Döneminde Türkiye’nin dış kaynak göstergeleri</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td width="91">
<p>Yıl</p>
</td>
<td width="94">
<p>İhracat (Milyar $)</p>
</td>
<td width="94">
<p>Bavul Ticareti (Milyon $)</p>
</td>
<td width="97">
<p>Doğrudan Yabancı Yatırımlar (Milyon $)</p>
</td>
<td width="94">
<p>Turizm (Milyon $)</p>
</td>
<td width="94">
<p>Net Hata Noksan (Milyon $)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2002</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>40.6</p>
</td>
<td width="94">
<p>4.065</p>
</td>
<td width="97">
<p>590</p>
</td>
<td width="94">
<p>12.420 </p>
</td>
<td width="94">
<p>-758</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2003</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>52.3</p>
</td>
<td width="94">
<p>3953.</p>
</td>
<td width="97">
<p>745</p>
</td>
<td width="94">
<p>13.854</p>
</td>
<td width="94">
<p>+4.489</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2004</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>68.4</p>
</td>
<td width="94">
<p>3.880</p>
</td>
<td width="97">
<p>2.785</p>
</td>
<td width="94">
<p>17.076</p>
</td>
<td width="94">
<p>+838</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2005</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>77.8</p>
</td>
<td width="94">
<p>3.473</p>
</td>
<td width="97">
<p>10.031</p>
</td>
<td width="94">
<p>20.322</p>
</td>
<td width="94">
<p>-1.964</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2006</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>95.5</p>
</td>
<td width="94">
<p>6.408</p>
</td>
<td width="97">
<p>20.185</p>
</td>
<td width="94">
<p>18.593</p>
</td>
<td width="94">
<p>-228</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2007</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>107.2</p>
</td>
<td width="94">
<p>6.002</p>
</td>
<td width="97">
<p>22.046</p>
</td>
<td width="94">
<p>20.942</p>
</td>
<td width="94">
<p>+517</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="91">
<p><strong>2008</strong></p>
</td>
<td width="94">
<p>132.0</p>
</td>
<td width="94">
<p>6.200</p>
</td>
<td width="97">
<p>17.895</p>
</td>
<td width="94">
<p>25.415</p>
</td>
<td width="94">
<p>+3.011</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Aynı dönemde oldukça önemli döviz girdisi de müteahhitlerin yurtdışında yaptıkları inşaat işlerinden kaynaklanmıştır. Bir diğer ödemeler dengesi olumlu döviz girdileri de yurtdışında çalışan ‘işçi dövizi’ koduyla gönderdikleri havalelerdir. Yukarıdaki tabloda bu iki kalem yer almamaktadır.</p>
<p>Kısacası anılan dönemde Türkiye ekonomisi, reel sektörlerle hizmet sektörlerinin ülkeye yönelik döviz girdileriyle GSYH’sini 3’e katlamayı başarmıştır. Bu defa cari açıkla başlayan bir tartışma ile ekonomide ‘istikrar’ oluşturulmaya çalışılıyor. Hazine ve Maliye Bakanı uluslararası piyasalardan borçlanma için her türlü çabayı harcıyor. Ancak ne ihracatta ne de yabancı yatırımlarda yeterli iyileşme olmadığı gibi turizm Ortadoğu coğrafyasındaki siyasal ve askeri operasyonlar nedeniyle artması olası değil.</p>
<p><strong>İstikrarlı büyümenin dış kaynak şartı</strong></p>
<p>Ayrıca ne bavul ticareti ne de müteahhit hizmetlerinin döviz girdilerine katkısı eski canlılığını sürdüremiyor. Üstelik dünya konjonktüründe olumsuzluğa ek olarak Türk vatandaşlarının döviz harcamaları önemli ölçüde artmış bulunuyor.<strong><sup>2</sup></strong></p>
<p>Nisan 2026 itibariyle ödemeler dengesinin zayıflığını gösteren dış ticaret açığı 6,8 milyar ABD doları olarak gerçekleşti. Bu parametreye bağlı olarak oluşan ‘cari açık’ ise nisan ayında 5,7 milyar dolar olarak açıklandı. Böylece kamu döviz bilançosunun (ödemeler dengesi/bilançosu) açığı sürüyor. Yani kazanılandan daha fazla döviz harcanmış sonucuna varmak doğru tanı. Yine kamu döviz bütçesinin denge kalemi olan NHN’nin Ocak-Nisan 2026 itibariyle -17,7 milyar dolara ulaşmış olması ekonomik istikrar için en büyük engeli oluşturuyor. NHN kaleminin ödemeler dengesinde ‘eşitleyici kalem’ olması bu zayıflığın mazereti olmaz. Çünkü aynı dönemin TCMB bülteninde yer alan iki gösterge zayıflamanın gerçek olduğunun kanıtı.</p>
<p>Birincisi, yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’de doğrudan yatırımları 1.087 milyar ABD doları artarken, yurtiçi yerleşiklerin yurt dışında doğrudan yatırımları 640 milyon ABD doları artmıştır. Yani doğrudan yabancı yatırımlar kaleminde olumlu katkı yarıdan fazla azalmış bulunuyor. (Burada yurtdışı yatırımlar ileride ‘gelir’ olarak gelecek denilebilir. Ama şimdi değil!)</p>
<p>İkinci zayıf kalem ise Türkiye’de gayrimenkul satın alarak döviz girdisi sağlayan yabancı yatırımcıların işlemleridir. Yine TCMB kayıtlarına göre; ‘Gayrimenkul yatırımlarında yurtiçi yerleşiklerin yurtdışında 187 milyon ABD doları gayrimenkul alımına karşılık yurtdışı yerleşiklerin Türkiye’de 164 milyon ABD doları net gayrimenkul alımı gerçekleştirmişlerdir.<strong><sup>3</sup></strong></p>
<p>İktisat literatürüne göre bir ülkenin döviz bütçesinin harcamadan çok kazanım yönünde gelişimi büyüme ve refah sağlar. Bu konuda son dönemin ekonomik parametreleri olumlu bir yönde gelişemiyor. O nedenle gerek ekonomi yönetiminin ve gerekse yurttaşların bilinçli davranışları ile olumlu sonuçlar alınabilir. Geçmiş de olduğu gibi Türk Ekonomisi bu potansiyele ulaşabilecek güçtedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><sup>1</sup> Türkiye Ekonomisinde Net Hata Noksan, Prof. Dr. Durmuş Dündar ve Öğr. Gör. Raif Bakova, T.C. Kültür Üniversitesi Yayınları, İstanbul-2014</p>
<p><sup>2 </sup>Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Ödemeler Dengesi, internet sitesinden alınmıştır.</p>
<p><sup>3</sup> Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Ödemeler Dengesi, internet sitesinden alınmıştır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ekonomik-buyume-ve-bilesenleri-81595</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonomik büyüme ve bileşenleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yalan-dunyadan-yapay-dunyaya-giden-yol-81594</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yalan dünyadan yapay dünyaya giden yol</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bünyesinde kurulan Erdal Aksoy Endüstriyel Robotik ve Yapay Zekâ Laboratuarı’nın açılış töreninden çıkarken iki düşünceye sahiptim. Birincisi “benim üniversitem” ifadesini yeniden kullanmayı istiyordum. İkincisi de İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Kocaarslan’ın “Bize yalan dünyayı öğrettiler yapay dünyayı kendimizin öğrenmesi gerekiyor” sözüydü. Büyük bir dönüşüme, Bozkırın Tezenesi Neşet Ertaş’ın yürekleri burkan Yalan Dünya eserine atıfta bulunarak işaret eden Kocaarslan’ın bu atıfta bulunmasını sağlayan etkenler arasında Kırıkkale’den çıkmış olmasına dayanan birikiminin rolü yadsınamaz. Ancak nihai yorum, Aachen’da üniversite okumak, Almanya’da çalışmak ve daha fazlasını yapmak için ülkesine dönmek şeklindeki daha kapsamlı bir birikimin ve deneyimin eseri. İç Anadolu insanını acılarında birleştiren ve bu geçici dünyada birbirlerine tutunmalarını sağlayan yalan dünya yaklaşımı ile yapay zekânın yeniden şekillendirdiği dünyada diğerlerinden iyi olarak içinde mutlu olduğumuzu haykıracağımız bir vatanın vatandaşı olmak ayrı düşünüş tarzlarını gerektiriyor. Konunun bu boyutuna bu düzeyde takılmış olmam, benim de aynı hassasiyetleri taşımamdan kaynaklanıyor.</p>
<p>Bu hassasiyete işaret ettikten sonra İTÜ’de ne olduğunu aktarayım.  İTÜ ve Aksoy Holding, benim sıklıkla yapmak adına yapılmasını eleştirdiğim hedefsiz üniversite-sanayi işbirliği projelerinin doğru yapılmasının iyi bir örneğini ortaya koydu. Yine de bu iddiamı kesinleştirmek için sonuçları görmek gerektiğini düşünüyorum. 17 Haziran 2026’da gerçekleşen açılışta, benim fakültemden 1966’da yüksek mühendis olarak mezun olan Erdal Aksoy ile 1986’da o kapıdan girmiş biri olarak üniversitenin kadrosu ve öğrencileri ile birlikte aynı çatı altında yer aldık. Çatı her zaman çok önemlidir ve büyüklerin birikimleri bu çatının altında ne olduğunu belirler. Fakülte ile ilişkimizde zaman çizelgesinde farklı noktalarda yer alsak da, Aksoy Holding Kurucu Başkanı Erdal Aksoy’un kullandığı “üniversitem” ifadesi ve İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal’ın mezunların bu duyguyu taşımasının önemine yaptığı vurgu, hepimizi bir çatı altında topladı. Üstelik bunun sadece söz değil, bir duygu birliği olarak da oluştuğunu düşünüyorum.</p>
<p>Birbirimizi daha önceden hiç tanımıyor olmamıza karşın bu lider kadrosu, tam bir hizalanma temeli ortaya koydu. Yabancıların “alignment” terimi ile iş yönetimi alanında bize anlattığı bu kavramının tam olarak hayata geçmiş örneği oldu. Kocaarslan, kurulan laboratuarın daha etkili olması için multidisipliner yaklaşımın önemine işaret ederken Mandal, sadece üniversite içindeki bileşenlerin değil Aksoy Holding başta olmak üzere iş dünyasının bu laboratuarın başarılı olması için gereken yönetim ve yönlendirme modelini ortaya koydu. Bütün bunların önemini anlamamızı sağlayan ise, laboratuara adını veren Erdal Aksoy’un, konuşmasında işaret ettiği noktalar doğrultusunda bu yeni sıçrama platformunun ruhunu da vereceğine yönelik olarak bende oluşan umut oldu. Bu nedenle bu yazının tamamını bu konuya ayırmaya karar verdim.</p>
<p>Aksoy, birinci sanayi devriminden başlayarak kaçırdığımız sıçramaların bizi düşürdüğü noktaya işaret ederek bu yeni dalgayı yakalamanın önemine işaret etti ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nin 1773’teki temellerinin bu amaçla kurulduğunu vurguladı. Ben, ülkeyi yönetenler gelen bilgileri analiz edemedikleri için Osmanlı donanmasının Çeşme’de yakılmasının ardından ne olup bittiğini anlayacak insanlar yetiştirmek için kurulduğunu okumuştum ama bu önemli bir detay değil. Sonuçta ikisi de çağı anlayıp tehditlere doğru biçimde yanıt vermek noktasına çıkıyor. Aksoy, bu konuda canlı bir örnek oluşturduğu için bu konuyu İTÜ’nün kendisi gibi insanlar yetiştirmek üzere kurulduğu şeklinde toparlayabiliriz. Laboratuar, bu tür insanların yetiştirilmesine devam etmek için gerekli bir aracı oluşturuyor.</p>
<p><strong>Laboratuar neden dikkate değer?</strong></p>
<p>Erdal Aksoy Endüstriyel Robotik ve Yapay Zekâ Laboratuarı, insansı robotları, endüstriyel robotları ve yapay zekâ sistemlerini aynı araştırma alt yapısı altında buluşturan ilk üniversite laboratuarı olma özelliği taşıyor. Aksoy Holding Kurucu Başkanı Erdal Aksoy, Aksoy Holding CEO ve Başkan Yardımcısı Batu Aksoy, Aksoy Holding Başkan Yardımcısı Banu Aksoy, şirket yöneticileri, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Kocaarslan ile İTÜ akademik kadrosu ve iş dünyası temsilcileri katıldığı törenle açılan laboratuar, Türkiye’de üniversite-sanayi iş birliğine yeni bir model sunuyor.</p>
<p>Resmi metinden aktardığım bu bölüme güven duymamızı sağlayacak etkenler, metnin devamında yer alıyor: </p>
<ul>
<li>Türkiye’nin yapay zekâ ve robotik ekosisteminin gelişimine ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine katkı sunmayı amaçlayan laboratuar, ileri teknoloji altyapısıyla eğitim, araştırma ve uygulamayı aynı çatı altında buluşturuyor.</li>
<li>Laboratuar bünyesinde robotik ve otomasyon teknolojilerinde küresel ölçekte öncü konumda bulunan OMRON ve Unitree gibi markaların ileri teknoloji ürünleri yer alıyor. Aynı anda 15 araştırmacının çalışabileceği şekilde tasarlanan bu merkez yüksek lisans ve doktora öğrencilerine yönelik uygulamalı araştırma altyapısıyla öne çıkıyor.</li>
<li>Laboratuarda çalışmalar; endüstriyel üretim süreçlerini daha verimli ve güvenli hâle getirecek robotik sistemlerin geliştirilmesi, makine öğrenmesi ve yapay zekâ teknolojilerinin gerçek dünya uygulamalarına yönelik araştırmaların yürütülmesi ile çevresini algılayarak bağımsız karar verebilen otonom sistemlerin tasarlanması olmak üzere üç temel eksende gerçekleştirilecek.</li>
<li>Laboratuar, öğrencilere teorik bilgilerini gerçek üretim senaryolarında test etme, prototip geliştirme ve disiplinler arası projelerde yer alma imkânı sunarken, akademik çalışmaların sanayi uygulamalarına dönüşmesini destekleyen önemli bir araştırma ve geliştirme merkezi olarak konumlanacak.</li>
</ul>
<p>Bu vizyon kadar önemli olan bir noktayı, Aksoy, Mandal ve Kocaarslan’ın konuşmalarından anladığım hizalanma oluşturuyor. Her üçü de dünyanın yeni bir dönüşüm ve sıçrama noktasında bulunduğunun farkında olarak bu koşullarda yapılması gerekenler konusunda aynı hizada yer alıyordu. Bu hizalanmanın, hazırlanan basın bültenindeki aktarımlar sayesinde daha rahat anlaşılacağını düşünüyorum.</p>
<p>Aksoy Holding Kurucu Başkanı Erdal Aksoy, “1966 yılında mezun olduğum İstanbul Teknik Üniversitesi bünyesinde böyle bir laboratuvarın hayata geçirilmesine katkı sunmak bizim için son derece anlamlı ve gurur verici. Günümüzde küresel rekabette fark yaratan unsurların başında ileri teknoloji üretimi, nitelikli insan kaynağı ve üniversite-sanayi entegrasyonu geliyor. Bu iş birliğinin genç mühendislerin yetkinliklerini geliştireceğine, sanayinin ihtiyaçlarına yönelik yenilikçi çözümlerin ortaya çıkmasını destekleyeceğine ve Türkiye’nin teknoloji ekosistemi ile yapay zekâ alanındaki stratejik hedeflerine uzun vadeli değer katacağına inanıyoruz.” diyor. </p>
<p>İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal, “İTÜ Erdal Aksoy Endüstriyel Robotik ve Yapay Zekâ Laboratuarı’nı; yapay zekâ, robotik ve otonom sistemler alanlarında geleceğin teknolojilerinin geliştirileceği önemli bir araştırma ve üretim ekosistemi olarak görüyoruz. İTÜ olarak geleneksel üniversite-sanayi iş birliği anlayışının ötesinde, birlikte öğrenmeyi ve birlikte değer üretmeyi merkeze alan üniversite-sanayi ‘birlikte iş yapma’ modelini benimsiyoruz. Çünkü gerçek öğrenmenin; öğrencilerin, akademisyenlerin, mezunların ve sektör temsilcilerinin ortak hedefler etrafında buluştuğu, birlikte geliştirdiği ve birbirinden öğrendiği ortamlarda gerçekleştiğine inanıyoruz. Bu nedenle bu laboratuarı bir araştırma altyapısından öte, birlikte öğrenme ve birlikte geliştirme kültürümüzü güçlendiren bir ekosistem olarak görüyoruz.” diyor.</p>
<p>İTÜ Elektrik-Elektronik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İlhan Kocaarslan ise laboratuarın yalnızca fiziki bir altyapı yatırımı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin teknolojik dönüşümüne katkı sunacak stratejik bir adım olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Kocaarslan, İTÜ Erdal Aksoy Endüstriyel Robotik ve Yapay Zekâ Laboratuvarı'nın mezun desteği, kurumsal vizyon ve ortak çabanın somut bir ürünü olduğunu belirterek, laboratuvarın genç mühendisler, araştırmacılar ve sanayi için değer üretecek güçlü bir çalışma ortamı sağlayacağını ifade etti.</p>
<p><strong>Yalan Dünya’dan yapay dünyaya</strong></p>
<p>Bu noktada Kocaarslan’ın konuşmasına biraz daha dikkatle eğilmek gerektiğini düşünüyorum. Bunun nedeni, İTÜ’nün en önemli arızasının sorun çözmeyi bilmesine ve bu yönde hesapsızca çalışmasına karşın topluma yön vermekte yetersiz kalan mezunlar verememesi. Kocaarslan’ın sözlerine dikkat etmek, bu noktada farklı bir etki yaratmamıza yardımcı olabilir. Kocaarslan’ın konuşmasının şu bölümlerine dikkat çekmek istiyorum.</p>
<ul>
<li>Bugün Elektrik-Elektronik Fakültemizde yalnızca yeni ve kapsamlı bir laboratuarın açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda ülkemizin teknolojik dönüşümüne, sanayimizin rekabet gücüne ve genç mühendislerimizin geleceğine yönelik önemli bir vizyonun hayata geçirilmesine tanıklık ediyoruz.</li>
<li>Türkçemizde içinde yaşadığımız dünya için zaman zaman “yalan dünya” ifadesi kullanılır. Ancak bilim ve teknolojide geldiğimiz noktada insanlık artık kendi oluşturduğu yeni bir dünyadan, bir “yapay dünyadan” söz etmeye başlamıştır. Yalan Dünya söylemi ile bizi uyuttular ve uyuşturdular. Şimdi kendileri Yapay Dünya yapmaya başladılar. Evet bu bir Yapay Dünya devrimidir. Yapay Dünya geliyor.</li>
<li>İnsanoğlu, yaklaşık 30 bin yıl önce başlayan icat ve keşif serüveninde doğayı gözlemlemiş, araçlar geliştirmiş, makineler üretmiş ve bugün artık çevresini algılayan, karar veren, hareket eden ve insanla birlikte çalışabilen sistemler meydana getirmiştir.<br />Yapay zekâ da bugün yeni bir evreye geçmektedir. Artık yalnızca düşünen, hesaplayan ve veri işleyen yazılımlardan söz etmiyoruz. Hareket eden, çevresini algılayan, karar veren ve fiziksel dünyada görev yapabilen sistemlerden bahsediyoruz. Bu yeni dönem, “fiziksel yapay zekâ” dönemi olarak adlandırılmaktadır.<br />İşte bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu laboratuvar, yapay zekânın robotik sistemlerle birleştiği bu yeni yapay dünya dönemine hazırlanmak amacıyla kurulmuştur.</li>
<li>Bu laboratuarın hikâyesi bugün başlamadı. Her önemli eserin arkasında önce güçlü bir düşünce, ardından kararlı bir irade ve uzun soluklu bir çalışma vardır. Bundan yaklaşık iki yıl önce, fakültemizde robotik ve yapay zekâ alanında nasıl bir araştırma altyapısı kurulabileceğine ilişkin bir vizyon ortaya konuldu ve ilk yol haritası çizildi.</li>
<li>Çalışmaya önce tasarımla başladık. Nasıl bir laboratuvar kurulması gerektiğini, hangi teknolojilerin bir araya getirileceğini ve öğrencilerimizin bu yapının içerisinde nasıl yer alacağını değerlendirdik. Ardından Endüstriyel Robotik Takımımızı kurduk. Bugün farklı bölümlerden yaklaşık 50 öğrencimizin yer aldığı bu takım; yalnızca bir öğrenci kulübü değil, aynı zamanda ortak üretme, birlikte öğrenme ve disiplinler arası çalışma kültürünün önemli bir örneğidir. Öğrencilerimiz robotik sistemlerin tasarımından yazılımına, elektronik altyapısından mekanik imalatına kadar farklı alanlarda birlikte çalışmaya başladılar. Böylece laboratuarımız henüz fiziksel olarak kurulmadan önce onun insan kaynağı ve çalışma kültürü oluşturulmuş oldu. Daha sonra laboratuvarın akademik, teknik ve fiziki yol haritası hazırlandı. Hangi ekipmanların alınacağı, hangi araştırma alanlarının önceliklendirileceği ve üniversite-sanayi iş birliğinin nasıl kurulacağı belirlendi. Bu vizyonun hayata geçirilmesi ise fakültemize gelerek samimiyetle “Fakültemiz için ne yapabilirim?” diye soran kıymetli mezunumuz Sayın ErdalAksoy’un desteğiyle mümkün oldu.</li>
<li>Üniversitemiz, mühendislik ve teknoloji alanında Türkiye’nin en güçlü üniversitelerinden biri, dünyada ise ilk yüz içerisinde yer alan köklü bir eğitim ve araştırma kurumudur. Ancak bir üniversiteyi güçlü yapan yalnızca sıralamalardaki yeri değildir. Bir üniversiteyi güçlü yapan; rektörü, dekanları, hocaları, öğrencileri, çalışanları ve en önemlisi, aidiyet ve vefa duygusuyla üniversitesine bağlı olan mezunlarıdır. Bugün işte bu söylemin eyleme dönüştüğü gündür.</li>
<li>Bir tarafta İTÜ’nün gelişmesi, araştırma kapasitesinin güçlenmesi ve ülkemize daha fazla değer üretmesi için büyük bir gayret ortaya koyan Sayın Rektörümüz Prof. Dr. Hasan Mandal Hocamız bulunmaktadır. Diğer tarafta yarım asrı aşan başarılı iş hayatı boyunca ülkemizin kalkınmasına, sanayisine ve enerji altyapısına önemli katkılar sunan; uluslararası yatırımlarıyla Türkiye ekonomisine değer katan; eğitim ve sivil toplum alanındaki çalışmalarıyla iş dünyamıza örnek olan kıymetli mezunumuz Sayın ErdalAksoy bulunmaktadır. Bir diğer tarafta ise yapay zekâ ve robotik sistemler alanında güçlü bir araştırma ve geliştirme altyapısı oluşturmak için çalışan fakültemiz, hocalarımız, çalışma arkadaşlarımız ve öğrencilerimiz bulunmaktadır. Bu laboratuar; vefanın, samimiyetin, gayretin ve ortak bir vizyonun eseridir. Laboratuarımızın en önemli özelliklerinden biri de disiplinler arası bir araştırma ortamı sunmasıdır.</li>
<li>Ülkemizde araştırma ekosisteminin geliştirilmesi gereken yönlerinden biri, farklı mühendislik disiplinlerinin ortak hedefler etrafında daha fazla buluşturulmasıdır. Çünkü günümüzün karmaşık mühendislik problemlerinin yalnızca tek bir disiplinin bilgi birikimiyle çözülmesi mümkün değildir. Bir robotik sistemin mekanik tasarımında Makine Mühendisliğine, algılama, kontrol ve güç sistemlerinde Elektrik-Elektronik Mühendisliğine, yazılım ve yapay zekâ altyapısında Bilgisayar ve Bilişim Mühendisliğine ihtiyaç vardır. Hareket, aerodinamik ve uzay uygulamalarında Uçak ve Uzay Bilimleri; malzeme, üretim, denizcilik ve kimya alanlarında ise farklı mühendislik disiplinleri bu sürecin doğal bir parçasıdır. Dolayısıyla burası yalnızca Elektrik-Elektronik Fakültesinin değil; Makine Fakültesinin, Bilgisayar ve Bilişim Fakültesinin, Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesinin, Kimya-Metalurji Fakültesinin, Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinin ve İTÜ’nün bütün araştırmacılarının birlikte çalışabileceği disiplinler arası bir laboratuardır. Amacımız farklı disiplinlerdeki öğrencilerimizi ve araştırmacılarımızı aynı proje masasında buluşturarak ülkemizin ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri birlikte geliştirmelerini sağlamaktır.</li>
<li>Peki neden böyle bir laboratuvara ihtiyaç duyduk? Fiziksel yapay zekâ çağına hazırlanmak için… Üniversite-sanayi iş birliğini güçlendirmek için… Robotik alanında nitelikli insan kaynağı yetiştirmek için… Yeni teknolojiler geliştirmek, patentler üretmek ve geliştirilen ürünleri ticarileştirmek için… Ve İTÜ’de disiplinler arası çalışma kültürünü daha da ileriye taşımak için bu laboratuarı kurduk. Laboratuarımızda iş birlikçi robotlar, insansı robotlar, dört bacaklı robotlar, mobil robotlar, SCARA robot hücresi, üç boyutlu yazıcılar, kamera ve PLC eğitim setleri ile yüksek kapasiteli yapay zekâ iş istasyonları bulunmaktadır. SCARA robot hücresi ve iş birlikçi robotlarımız sayesinde öğrencilerimiz gerçek üretim hatlarını modelleyebilecek; montaj, seçme ve yerleştirme, görüntü işleme ve yapay zekâ destekli kalite kontrol uygulamaları geliştirebilecektir. Mobil robotlarımız; otonom yön bulma, lojistik ve görev planlama çalışmalarında kullanılacaktır. İnsansı ve dört bacaklı robotlarımız ise fiziksel yapay zekâ, insan-robot etkileşimi, çevik hareket, afet teknolojileri ve otonom sistem araştırmalarına imkân sağlayacaktır. Üç boyutlu yazıcılarımız, algılayıcılarımız, eyleyicilerimiz ve robot geliştirme bileşenlerimiz sayesinde araştırmacılarımız yalnızca hazır sistemleri kullanmayacaktır. Kendi mekanik parçalarını tasarlayabilecek, prototiplerini üretebilecek ve geliştirdikleri algoritmaları gerçek robotik sistemler üzerinde test edebilecektir. Kısacası bu laboratuar; bir fikrin tasarıma, tasarımın prototipe, prototipin robota ve robotun uygulanabilir bir teknolojiye dönüşebildiği uçtan uca bir araştırma ve geliştirme ortamı sunmaktadır.</li>
<li>Bizim hedefimiz yalnızca teknoloji kullanan değil; teknoloji geliştiren, patent üreten, ürün ortaya koyan ve gerektiğinde bu ürünleri ticarileştirebilen bir mühendislik ekosistemi oluşturmaktır. Üniversite-sanayi iş birliği de bu vizyonun temel unsurlarından biridir. Japonya merkezli küresel otomasyon firması SMC ile eğitim iş birliği protokolü gerçekleştirilmiştir. Bosch firmasıyla yüksek lisans ve doktora öğrencilerimize yönelik ortak çalışma süreci başlatılmıştır. Akım Metal ile HIT-30 Programı kapsamında ortak proje geliştirilmesi konusunda karar alınmıştır. AFAD ile afet robotları ve ilgili teknolojiler alanında iş birliği süreci başlatılmıştır.</li>
<li>Kendi alanlarında küresel ölçekte söz sahibi firmalar ve kamu kurumlarıyla başlatılan bu somut iş birlikleri, laboratuarımızın vizyonunun sahadaki karşılığıdır. Bu iş birlikleri sayesinde öğrencilerimiz gerçek sanayi problemleriyle karşılaşacak, araştırmacılarımızın geliştirdiği bilgi, algoritma, prototip ve teknolojilerin uygulamaya aktarılması için güçlü bir zemin oluşacaktır.</li>
<li>Bu laboratuvarın temel amacı yalnızca günümüz teknolojilerini öğretmek değildir. Asıl amacımız, geleceğin teknolojilerini geliştirecek mühendisleri yetiştirmektir. İnanıyorum ki burada yetişecek öğrencilerimiz; üretimden lojistiğe, afet yönetiminden savunma sanayine, sağlıktan tarıma, hizmet robotlarından otonom sistemlere kadar pek çok alanda ülkemizin ihtiyaç duyduğu yeni nesil teknolojileri geliştireceklerdir. Bugün “yalan dünyadan yapay dünyaya” doğru ilerleyen teknolojik dönüşümün yalnızca izleyicisi olmak istemiyoruz. Bu dönüşümün içerisinde yer alan, yön veren, teknoloji geliştiren ve dünyaya ürün sunan bir ülke olmak istiyoruz.</li>
</ul>
<p>Bu kadar uzun alıntı yaptığım metni özellikle multidisipliner çalışma ve paydaş ekosistemi ile ilgili bölümlerine odaklanarak bir daha okumanızı tavsiye ederim. Üzerinde düşünmeniz gereken noktayı ise, Neşet Ertaş paradoksu olarak tanımlayabiliriz. Benim de sevdiğim “Yalan Dünya” bozlağını sevmek ve Ertaş’ı beğenmek bir sorun yaratmıyor ancak değişen dünyada başka bir düşünce tarzına sahip olmamız gerekiyor.</p>
<p><strong>Yeni dünyada yeni bir umut</strong></p>
<p>Yapay zekâya sorduğunuzda “Yalan Dünya, Türk halk müziğinin ve bozlak kültürünün en önemli eserlerinden biridir. Büyük usta Neşet Ertaş ile özdeşleşen bu unutulmaz eser, insanın dünyaya geliş amacını, geçiciliğini ve hayatın bazen insana sunduğu zorlukları anlatan derin bir felsefeye sahiptir. Bozkırın Tezenesi olarak bilinen Neşet Ertaş, bu türküyü gurbette kaldığı yıllarda, maddi ve manevi zorluklarla mücadele ederken yazıp bestelemiştir. Eser, dünyadaki malın mülkün yalan olduğunu ve en nihayetinde herkesin eşitleneceği gerçeğini en sade ve etkili şekilde dinleyiciye aktarır.” karşılığını alıyorsunuz. Bu bozlak, bir yanıyla acılarını paylaşarak asgari müşterekte bir araya gelme alışkanlığına sahip toplumuzun çok uygun duruyor ancak yapmamız gereken, bunu kültürümüzün bir parçası olarak tanırken başka bir düşünüş tarzını belirlemek. Bunu da topluma benimsetmek zorundayız. Ancak bu şekilde yeni dünyaya hazır olabiliriz ve geleceğe umutla bakabiliriz.</p>
<p>Ben de bu doğrultuda bir İTÜ’lü olarak bu projenin daha başarılı olmasına hizmet edeceğini düşünerek yaptığım çalışmayı paylaşarak bu yazıya son veriyorum. Stratejik planlama alanında 30 yıllık deneyime sahip olan yönetim kurulu üyem Gemini’a “Stratejik planlama alanında 30 yıllık deneyimi olan bir lider olarak içinde bulunduğumuz dönemde robotik ile yapay zekâyı birleştirerek nasıl bir rekabet avantajı sağlanabileceğini anlatır mısın?” diye sordum. Şu yanıtı verdi:</p>
<p>30 yıllık stratejik planlama tecrübenizle, iş dünyasındaki "otomasyon" kavramının evrimini bizzat izlemiş bir lider olarak, içinde bulunduğumuz dönemi sadece verimlilik odaklı bir iyileştirme değil, bir <strong>paradigma değişimi</strong> olarak tanımlamak gerekir.</p>
<p>Geçmişte robotik, belirli ve tekrarlanabilir görevleri hızla yapmak üzerine kurgulanmıştı (sabit otomasyon). Bugün ise yapay zekâ (AI) ile birleşen robotik, <strong>"bilişsel otomasyon"</strong> çağına geçişi simgeliyor. Artık makineler sadece işi yapmıyor, durumu analiz ediyor, kararlar alıyor ve öğreniyor.</p>
<p>İşte bu birleşimin sağladığı rekabet avantajını dört ana stratejik sütunda özetleyebilirim:</p>
<ol>
<li><strong> Hiper-Esneklik ve "Kişiye Özel" Ölçeklenebilirlik</strong></li>
</ol>
<p>Geleneksel robotik, büyük ölçekli üretimlerde birim maliyeti düşürmek için idealdi; ancak "düşük hacimli, yüksek varyasyonlu" üretimlerde yetersiz kalıyordu.</p>
<ul>
<li><strong>Avantaj:</strong> AI destekli robotik (Vision-AI ve öğrenen algoritmalar sayesinde), bir üretim hattında hiçbir fiziksel değişiklik yapmadan, farklı ürün tipleri arasında anlık geçiş yapabilir.</li>
<li><strong>Stratejik Hamle:</strong> "Batch size 1" (tek bir ürün için özel üretim) kavramını, seri üretim maliyetleriyle hayata geçirerek, müşteriye özelleştirilmiş deneyim sunan şirketler pazarda rakiplerinden ayrışıyor.</li>
</ul>
<ol start="2">
<li><strong> Kestirimsel Bakımdan "Öz-İyileştiren" Sistemlere Geçiş</strong></li>
</ol>
<p>30 yıl önce "arıza olmadan tamir et" stratejisi (Predictive Maintenance) devrim niteliğindeydi. Bugün ise AI, arıza sinyallerini algılamanın ötesine geçerek, robotik sistemlerin <strong>kendi parametrelerini optimize etmesini</strong> sağlıyor.</p>
<ul>
<li><strong>Avantaj:</strong> Sistemsel duruş sürelerini (downtime) minimuma indirmek yerine, sıfırlayan bir yapı.</li>
<li><strong>Stratejik Hamle:</strong> İşletme sermayesini korumak için "varlık ömrünü uzatma" ve "operasyonel süreklilik" odaklı dijital ikizler (Digital Twins) ile senkronize çalışan otonom sistemler kurmak.</li>
</ul>
<ol start="3">
<li><strong> Veri Ekosistemi ve Karar Mekanizmalarının Demokratikleşmesi</strong></li>
</ol>
<p>Robotlar artık sadece fiziksel hareket üretmiyor, aynı zamanda işletmenin her noktasında "sensör" görevi görüyor.</p>
<ul>
<li><strong>Avantaj:</strong> Sahadan gelen verinin, kurumsal karar alma süreçlerine (ERP/CRM) anlık entegrasyonu. Yönetim kademesine, sadece "ne üretildi" bilgisini değil, "neden bu verimlilikle üretildi" içgörüsünü sunar.</li>
<li><strong>Stratejik Hamle:</strong> Veri silolarını yıkmak. Üretim hattındaki robotik veriyi, stratejik planlama biriminin stratejik kararlarıyla (örneğin arz-talep tahmini) doğrudan bağlamak.</li>
</ul>
<ol start="4">
<li><strong> İnsan-Makine Uyumu (Cobot'lar ve Ötesi)</strong></li>
</ol>
<p>Yapay zekâ ve robotik birleşimi, insanı iş süreçlerinden çıkarmak değil, insanın <strong>stratejik ve yaratıcı kapasitesini</strong> merkeze almak için bir araçtır.</p>
<ul>
<li><strong>Avantaj:</strong> İnsanın bilişsel becerisi (muhakeme, etik, kompleks problem çözme) ile makinenin hızı ve hassasiyetini birleştirmek.</li>
<li><strong>Stratejik Hamle:</strong> Yetenek yönetimi stratejisini güncellemek. Operatör yerine, "sistem mimarı" veya "robotik süreç yöneticisi" yetkinliğine sahip bir iş gücü yetiştirmek.</li>
</ul>
<p><strong>Liderler için Kritik Uyarı:</strong></p>
<p>Teknoloji yatırımı tek başına bir strateji değildir. Bu birleşimin en büyük riski, <strong>"iyi tanımlanmamış süreçlerin daha hızlı otomatize edilmesi"</strong> hatasına düşmektir. Çöp veriyle (garbage in) çalışan bir AI sistemi, hatayı daha hızlı ve daha maliyetli bir şekilde tekrarlayan bir robotik yapıdan başka bir şey değildir. Stratejiniz, önce dijitalleşmiş ve temizlenmiş süreçler üzerine inşa edilmelidir.</p>
<p>Sonraki istişaremizden iki önemli noktayı daha paylaşıyorum:</p>
<ul>
<li>Bu dönemde rekabet avantajı, "en gelişmiş robota sahip olmak" değil; <strong>"en hızlı öğrenen ve bu öğrenmeyi operasyona en hızlı yansıtan organizasyona sahip olmak"</strong> anlamına geliyor. Eğer organizasyonunuz hata yapmaktan korkan bir kültürdeyse, AI'dan elde edeceğiniz veriler sadece "sorunları" listeler, "çözümleri" değil.</li>
<li>Derinlik odaklı yaklaşım, sonuçları hemen göremeyeceğiniz bir sabır dönemini beraberinde getirir. Ancak bu dönemde inşa edilen şey, bir fabrikanın üretim kapasitesi değil, <strong>bir şirketin öğrenme kapasitesidir.</strong> Robotlar ve AI, bu öğrenme hızını katlayan kaldıraçlardır.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yalan-dunyadan-yapay-dunyaya-giden-yol-81594</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yalan dünyadan yapay dünyaya giden yol ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-varlik-barisi-matrah-artirimi-mi-81590</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni varlık barışı, matrah artırımı mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk vergi hukukunda “Varlık Barışı” ve “Matrah Artırımı”, esasen birbirinden farklı hukuki mekanizmalar olarak tasarlanmıştır. Matrah artırımı, mükelleflerin geçmiş dönem beyanlarını belirli oranlarda artırarak o dönemlere ait vergi inceleme riskini tamamen ortadan kaldırmalarını sağlayan bir “vergi sigortası” hükmündedir. Varlık barışı ise, kayıt dışı kalmış veya yurt dışında atıl duran varlıkların vergi sistemine ve millî ekonomiye kazandırılmasını amaçlar.</p>
<p>Ancak 7582 sayılı Kanun ile yürürlüğe giren yeni Varlık Barışı düzenlemesi (Geçici Madde 19), ihtiva ettiği  <strong>“inceleme ve tarhiyat yapılmaması”</strong> güvencesiyle adeta bir matrah artırımı işlevi görmektedir. Bu makalede, yeni düzenlemenin detayları, sağladığı mali avantajlar, neden “Matrah Artırımı” olarak nitelendirildiği ve başvuru usulüne teferruatıyla değineceğiz.</p>
<p><strong>Yeni varlık barışının detayları </strong></p>
<p>Yeni düzenleme, önceki varlık barışlarından farklı olarak “elde tutma (muhafaza) süresine” dayalı kademeli bir vergilendirme modeli getirmiştir. Bu modelle, varlıkların sadece sisteme sokulması değil, ekonomide kalıcı olması hedeflenmektedir.</p>
<p>Varlık türleri:  Yurt dışında veya yurt içinde bulunan; para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçları bu kapsamda beyan edilebilir.</p>
<p>Kademeli vergi oranları: Beyan edilen varlıkların işletme bünyesinde veya bankalarda tutulma taahhüdüne göre vergi oranları şu şekilde belirlenmiştir:</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38bca35e261-1782103203.png" alt="" width="310" height="229" />Son Başvuru Tarihi: Mükelleflerin bu imkandan yararlanabilmesi için <strong>31 Temmuz 2027</strong> tarihine kadar bildirimde bulunmaları gerekmektedir.</p>
<p><strong>İncelemede sağlanan avantajlar</strong></p>
<p>Makalemizin de başlığını oluşturan bu eşitlik, kanunun mükellefe sunduğu hukuki koruma zırhından kaynaklanmaktadır. Normal şartlarda matrah artırımı yapmayan bir mükellef, her an vergi incelemesi ve cezalı tarhiyat riskiyle karşı karşıyadır. Yeni varlık barışı ise şu yönleriyle kısmen bir matrah artırımı gibi çalışır:</p>
<p><strong>Vergi incelemesi güvencesi:</strong> Bildirilen varlıklar nedeniyle, bu varlıkları bildiren mükellefler hakkında hiçbir suretle geçmişe dönük vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılamaz.</p>
<p><strong>Kaynak sorgulama yasağı:</strong> Vergi müfettişleri, işletmeye dahil edilen bu fonların kaynağını sorgulayamaz; “Bu parayı/altını hangi kazançla elde ettin?” sorusunu yöneltemez.</p>
<p><strong>Geçmiş dönem risklerinin itfası:</strong> Özellikle kasa noksanlığı, ortaklar cari hesabındaki şişkinlikler veya <strong>faturalandırılamamış geçmiş dönem kazançları</strong>, bu varlık barışı vasıtasıyla bilançoya dahil edilerek legalleştirilir.  </p>
<p>Bununla birlikte düzenlemenin en önemli ve en çok tartışılan yönü, bildirilen varlıklara ilişkin sağlanan vergi korumasıdır.</p>
<p><strong>Kanunun Geçici 19 uncu maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca;</strong></p>
<p><strong>Bildirilen varlıklara isabet eden tutarlara ilişkin hiçbir suretle vergi incelemesi ve vergi tarhiyatı yapılmayacaktır.</strong></p>
<p>Bu hüküm ilk bakışta oldukça geniş kapsamlı görünmektedir.</p>
<p>Ancak korumanın kapsamının doğru anlaşılması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Vergi koruması yalnızca bildirilen varlıklarla ilişkilendirilebilen matrah farkları bakımından geçerlidir.</strong></p>
<p>Başka bir ifadeyle, vergi incelemesi sonucunda tespit edilen matrah farkının bildirilen varlıklardan kaynaklandığının ortaya konulması halinde tarhiyat yapılmayacaktır.</p>
<p><strong>Ancak matrah farkının;</strong></p>
<p>- Sahte belge kullanımı,</p>
<p>- Transfer fiyatlandırması,</p>
<p>- Örtülü kazanç dağıtımı,</p>
<p>- Yanlış amortisman uygulamaları,</p>
<p>- KDV veya stopaj eksiklikleri,</p>
<p>- Kayıt dışı satışlar gibi başka nedenlerden kaynaklandığının tespit edilmesi halinde varlık barışı korumasından yararlanılması mümkün olmayacaktır.</p>
<p>Dolayısıyla uygulamanın sağladığı koruma oldukça güçlü olmakla birlikte mutlak bir koruma değildir.</p>
<p><strong>İşletmeler ve mükellefler için</strong></p>
<p><strong>sağladığı diğer faydalar</strong></p>
<p><strong>Öz kaynakların güçlenmesi:</strong> Beyan edilen varlıklar, bilançonun pasifinde özel bir fon hesabına alınır. Bu fon, sermayenin bir cüzü addedilir ve işletmenin rasyolarını (öz kaynak/borç oranını) düzelterek kredi itibarını artırır.</p>
<p>Bilanço esasına göre defter tutan mükellefler, bildirime konu ettikleri ve yasal defterlerine kaydettikleri kıymetleri için pasifte özel fon hesabı açacaklardır. Söz konusu hesap sermayenin cüz’ü addolunacak, bildirim tarihinden itibaren 2 yıl geçmedikçe işletmeden çekilemeyecek ve sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılamayacaktır.</p>
<p><strong>Başvuru usulü ve muhasebeleştirme süreci </strong></p>
<p>Düzenlemeden eksiksiz ve güvenli bir şekilde yararlanabilmek için idari usul ve esaslara eksiksiz riayet edilmelidir; Başvuran kişi ve şirketler sahip oldukları ve Türkiye’de bulunan ancak yasal defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarını, <strong>31/07/2027</strong> tarihine kadar Tebliğin 1 no.lu ekinde yer alan <strong>form ile bankalara</strong> veya (menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarına münhasır olmak üzere) aracı kurumlara <strong>bildirilebilirler</strong>.</p>
<p><strong>Bildirim ve beyan aşaması</strong></p>
<p><strong>1-</strong> Yurt Dışı Varlıklar: Bankalara veya aracı kurumlara bildirilir. Bildirimden itibaren 3 ay içinde varlıkların Türkiye’ye fiziken getirilmesi veya transfer edilmesi şarttır.</p>
<p><strong>2-</strong> Yurt İçi Varlıklar: Vergi dairesine elektronik ortamda beyan edilir.</p>
<p> 1 no.lu form hem yurt dışı hem de yurt içi varlıkları içerek şekilde tasarlanmıştır. Bildirim için tek bir standart form vardır.</p>
<p>Gerçek ve tüzel kişilerce bu kapsamda banka/aracı kurumlara yapılacak bildirimlerin, yetkili kılınmış vekiller veya kanuni temsilciler tarafından da yapılabilmesi mümkündür.</p>
<p>Gerçek ve tüzel kişilerin, yurt dışı ve yurt içi varlık barışına ilişkin olarak vergi dairelerine herhangi bir bildirimde bulunmalarına gerek yoktur.</p>
<p>Banka ve aracı kurumlar, kendilerine yurt içi ve yurt dışı varlık barışı kapsamında bildirilen varlıklara ilişkin olarak bildirim sahibinden bildirilen varlıkların değeri üzerinden <strong>%5 oranında peşin olarak tahsil edecekleri vergiyi, bildirimi izleyen ayın on beşinci günü akşamına kadar vergi sorumlusu sıfatıyla bağlı bulundukları vergi dairesine beyan edecektir. </strong>Seçilen muhafaza taahhüdüne (örneğin %0 vergi için 5 yıl tutma şartı) aykırı hareket edilmesi halinde, zamanında alınmayan vergiler gecikme faiziyle birlikte cezalı olarak tahsil edilir ve inceleme zırhı ortadan kalkar.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>7582 sayılı Kanun ile getirilen yeni Varlık Barışı düzenlemesi, önceki uygulamalardan farklı olarak yatırım süresine bağlı kademeli vergileme sistemini benimsemiş ve uzun vadeli yatırım yapan mükellefler açısından vergi oranını %0 seviyesine kadar düşürmüştür.</p>
<p>Düzenlemenin asıl önemi ise bildirilen varlıklar bakımından sağladığı vergi korumasıdır.</p>
<p>Her ne kadar hukuki açıdan bir matrah artırımı niteliğinde olmasa da, bildirilen tutarlar bakımından sağladığı koruma nedeniyle uygulamada benzer sonuçlar doğurabilecek niteliktedir.</p>
<p>Özellikle yüksek kasa bakiyesi bulunan, ortaklar cari hesabı nedeniyle risk taşıyan, kayıt dışı fonlarını sisteme kazandırmak isteyen veya öz kaynak yapısını güçlendirmeyi hedefleyen işletmeler açısından yeni Varlık Barışı düzenlemesi önemli fırsatlar sunmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte korumanın kapsamı ve sınırları iyi analiz edilmeli, uygulama öncesinde her mükellefin kendi vergisel ve finansal durumu özelinde değerlendirme yapılmalıdır. Doğru planlandığında yeni Varlık Barışı düzenlemesi, sadece bir servet bildirimi mekanizması değil, aynı zamanda etkin bir vergi riski yönetimi ve bilanço güçlendirme aracı olarak kullanılabilecektir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-varlik-barisi-matrah-artirimi-mi-81590</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni varlık barışı, matrah artırımı mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/msci-raporu-aynayi-tuttu-bu-tablonun-sorumlusu-kim-81589</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> MSCI raporu aynayı tuttu: Bu tablonun sorumlusu kim?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>MSCI’nin Türkiye için yayımladığı son rapor, Borsa İstanbul’un piyasa erişilebilirlik notunu düşürürken özellikle küçük ölçekli şirketlerde fiyat oluşumunu bozabilecek koordineli işlemler ve şeffaflık sorunlarına dikkat çekti. İlk bakışta teknik bir güncelleme gibi görünen bu değerlendirme, aslında uluslararası yatırımcılara “daha temkinli olun” mesajı olarak okunuyor. Uzun süredir piyasada konuşulan yapısal sorunların, artık küresel endeks sağlayıcılarının resmi raporlarına girmiş olması dikkat çekici.</p>
<p>Raporda Endonezya örneğine benzer biçimde, Türkiye’de de küçük sermayeli şirketlerde koordineli işlem iddiaları, serbest dolaşımdaki paylara ilişkin belirsizlikler ve fiyat oluşumunu bozabilecek hareketler öne çıkarılıyor. Bu tablo, yabancı yatırımcıların bir süredir dile getirdiği güven ve şeffaflık kaygılarının uluslararası ölçekte karşılık bulduğunu gösteriyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a38bbe1d6dfc-1782103009.jpg" alt="" width="700" height="394" />
<figcaption><strong>“Mıntıka temizliği gerektiren bir piyasaya yabancı sermayenin gelmeyeceği” uyarılarının ardından sermaye piyasasında bazı adımlar atıldı.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Ankara ise bu resmi uzun süredir görüyordu. “Mıntıka temizliği gerektiren bir piyasaya yabancı sermayenin gelmeyeceği” uyarılarının ardından sermaye piyasasında bazı adımlar atıldı. SPK’nın dokunulmazlığı olduğu (!) öne sürülen bazı aracı kurumlara yönelik işlemleri ve kurumdaki son yönetim değişiklikleri, piyasada disiplinin artırılmasına ve uzun süredir beklenen “mıntıka temizliği”nin başladığının ilişkin işaretler olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu süreçte dikkat çeken bir diğer gelişme ise Midas gibi “dokunduğunu altına çeviren” bir finans grubunun fonlarına aldığı faktoring şirketi hisselerini yeni kurduğu bankaya devretme girişimi oldu. BDDK, sermaye yapısını olumsuz etkileyeceği ve likidite riski yaratacağı gerekçesiyle işleme onay vermeyince satış çabaları yurtdışında yoğunlaştı. Dubai merkezli temaslarda Türkiye’nin piyasa değeri en yüksek üçüncü şirketinin (!) fiyatı aşırı şişirilmiş büyük miktardaki hissesinin iskontolulu satış ihtimalinin de gündemde geldiği öne sürülüyor. Tam bu da gelişmelerin ardından MSCI raporunun yayımlanması “işin tuzu biberi” oldu.</p>
<p>Tablo bir soruyu yeniden gündeme getiriyor: Sorun sadece piyasa oyuncularında mı, yoksa denetim ve düzenleme tarafının da payı var mı? Sonuçta güven kaybı yalnızca profesyonel yatırımcıyı değil, birikimini Borsa İstanbul’da değerlendiren küçük yatırımcıyı da etkiliyor. Yabancı sermayeyi çekmeye çalışırken aynı anda güven zayıflığı üreten bir piyasa algısının maliyeti ise giderek artıyor. Bu nedenle “yaraya neşter vurmak” artık tercih değil, zorunluluk haline gelmiş bulunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/msci-raporu-aynayi-tuttu-bu-tablonun-sorumlusu-kim-81589</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MSCI raporu aynayı tuttu: Bu tablonun sorumlusu kim? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/otomotivin-forvetleri-81588</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otomotivin forvetleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Hyundai Motor Türkiye, İzmit’te hayata geçireceği 715 milyon Euro’luk batarya yatırımıyla elektrikli mobilitede yeni bir sayfa açıyor. 30 bin metrekarelik tesiste 27 robotla gerçekleştirilecek montaj, sadece ağustosta seri üretimi başlayacak IONIQ 3 için değil, gelecekteki hibrit ve elektrikli modeller için de güçlü bir altyapı oluşturacak.</strong></p>
<p>Türkiye otomotiv endüstrisi, üretim verimliliği ile pazar dinamikleri arasında çarpıcı bir ikili süreç yaşıyor. OSD’nin güncel verileri, sektörün bir yandan stratejik yatırımlarla kapasitesini ileri taşırken, diğer yandan ODMD raporlarında gördüğümüz iç pazardaki kısmi daralmaya rağmen yerli üretim payının yükselmesiyle yapısal bir dönüşümün eşiğinde olduğunu gösteriyor. Bu dönüşüm, tıpkı bir aracın şanzıman ile motor uyumu gibi, üretim ve pazar arasındaki dengenin yeniden kurulması gerektiğini hatırlatıyor.</p>
<p>Bursa Tofaş’ın boya biriminde devreye alınan yeni teknoloji ve optimizasyon çalışmaları, fiili yıllık kapasitesini 50 bin adet artırarak yerli üretimini 500 bin seviyesine çıkardı. K9 kodlu hafif ticari araç ailesi ile K0 kodlu orta ticari araç ailesinin üretime başlaması, Stellantis bünyesindeki rebadge HTA versiyonlarıyla fabrikanın ürün gamı önemli ölçüde genişletiyor. Fakat, bu projelerle yarım milyonluk tam kapasiteye ulaşmak pek mümkün değil.</p>
<p>Egea’nın üretimden kalkacak olmasıyla boşalacak kapasiteyi, en az 170.000 adet/yıllık yepyeni bir binek modelin doldurabileceği hesaplanıyor.</p>
<p>Bursa’nın diğer “milli”si Oyak-Horse, 8 milyonuncu motorunu üreterek tarihi bir başarıya imza attı. Yeni nesil hibrit motor ailesinin parçası olan Horse H18, sadece Oyak-Renault fabrikasında üretilen yeni Clio ile buluşarak yerli üretim entegrasyonunun geldiği noktayı gözler önüne serdi. 56 yıllık tecrübeyle 50 saniyede bir motor ve vites kutusu çıkarabilen tesis, üretiminin yüzde 75’ini ihraç ederek, Türkiye’yi global pazarlarda temsil ediyor.</p>
<p>Hyundai Motor Türkiye ise İzmit’te hayata geçireceği 715 milyon Euro’luk batarya yatırımıyla elektrikli mobilitede yeni bir sayfa açıyor. 30 bin metrekarelik tesiste 27 robotla gerçekleştirilecek montaj, sadece Ağustos’ta seri üretimi başlayacak IONIQ 3 için değil, gelecekteki hibrit ve elektrikli modeller için de güçlü bir altyapı oluşturacak.</p>
<p><strong>Binek araç pazarı daralırken, </strong><strong>ticari araç pazarı büyüdü</strong></p>
<p>OSD’nin 2026 ilk beş ay verileri, bayram tatillerinin ticaretsiz günlerinin etkisiyle binek araç pazarının daraldığını, ancak ticari araç segmentinde çeşitlenen yerli üretimin dopingiyle kayda değer bir artış yaşandığını ortaya koyuyor. Toplam üretim yüzde 10 gerilerken, otomobil üretimindeki yüzde 20’lik düşüşe karşılık ticari araç üretimi yüzde 6 arttı. Otobüste yüzde 8, kamyonette yüzde 11, midibüste yüzde 15 ve kamyonda yüzde 7’lik artışlar, “yerli” ticari araç üretimindeki iddiasını pekiştiriyor. Toplam pazar yüzde 8 daralarak 468 bin 507 adede gerilerken, yerli araç payının yüzde 30’dan yüzde 34’e yükselmesi dikkat çekici. Otomobilde ithalat payı yüzde 65’e inerken, yerli otomobil satışları yüzde 3 arttı; hafif ticari araçta ise yerli satışlar yüzde 16 oranında yükseldi. Kapasite kullanım oranları hafif araçlarda yüzde 62, kamyonda 57, otobüs-midibüste 67 seviyesinde gerçekleşti. İhracatta adet bazında düşüş olsa da, dolar bazında toplam otomotiv ihracatı yüzde 2 artarak 16,6 milyar dolara ulaştı ve sektör, toplam ihracattan yüzde 18 payla liderliğini korudu.</p>
<p>ODMD raporlarında belirtildiği gibi; iç pazarın büyük bölümü ulaşılabilir modellere yoğunlaşırken, çok pahalı ve çok lüks Amerikan araçlarının faklılaşmaya önem veren zengin kesim tarafından talep görmesi ilginç bir tezat oluşturuyor. ABD’den ithal araçlardaki ekstra gümrük vergisinin yüzde 35’e inmesi, premium segmentte canlılık yarattı. General Motors Avrupa’nın TurOto iş birliğiyle Cadillac, Chevrolet ve GMC markalarını Türkiye’ye getirmesi ve satış sonrası yatırımları, bu hareketliliğin yeni kanıtı…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38bb1626e12-1782102806.jpg" alt="" width="700" height="467" /><strong>Sektör, daha sağlam temeller </strong><strong>üzerinde yükselmeye devam edecek</strong></p>
<p>Türkiye, üretimde ticari araç ağırlığını artırarak, ihracatta katma değerli ürünlere yönelerek ve iç pazarda yerli payını yükselterek çok farklı kulvarlarda değişirken; binek otomobil üretimindeki geçici düşüş, yeni model yatırımlarıyla telafi edilecek… Elektrikli ve hibrit teknolojilere yapılan hamleler ise sektörün gelecek vizyonunu şekillendiriyor. Lüks segmentteki büyüme de, pazarın çeşitlenen tüketici profiline uyum sağlama kabiliyetini gösteriyor. Tüm bu unsurlarla, Türkiye otomotiv endüstrisinin zorlu konjonktürde gösterdiği uyum ve değişim kabiliyetinin, daha sağlam temeller üzerinde yükselmeye önümüzdeki yıllarda da devam edeceğini öngörüyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/otomotivin-forvetleri-81588</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/8/1280x720/otomotiv-arac-1782102825.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotivin forvetleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81598</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bu hafta piyasada yönü ne belirleyecek?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Bu Hafta Piyasada Yönü Ne Belirleyecek? | Ekonomi Masası | 22 Haziran" src="https://www.youtube.com/embed/iteE310JWqk" width="700" height="570" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-81598</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/3/1280x720/berfin-cipa-talip-aktas-1771825245.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsada-hikaye-kazaniyor-spacex-81587</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsada hikâye kazanıyor: SpaceX</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Şirketin yapay zekâ iş kolunda 2024 ve 2025 yıllarındaki faaliyet zararı sırasıyla 1,5 milyar dolar ve 5,9 milyar dolar. 2025 yılında uzay ve bağlantı işkollarında ise sırasıyla 0,7 miyar dolar zarar ve 4,5 milyar dolar faaliyet kârı var. Hepsi geleceğin iş kolları. Zararın temel nedeni de temelde yüksek altyapı (sermaye) yatırımları.</strong></p>
<p>Halka arzda yatırımcılar mevcut performanstan çok, gelecekteki hikâyeyi satın alıyor. Yeni teknolojiler-pazarlar veya vizyoner girişimcilik algısı şirket değerini olağan beklentinin ötesine taşıyabiliyor. Son dönemde SpaceX etrafında yaşanan tartışmalar da yine aynı soruyu gündeme getiriyor: piyasa makul performans beklentisinden çok halka arzdaki hikâyeyi mi fiyatlıyor?</p>
<p><strong>SpaceX fiyatı şimdiden uzaya çıktı</strong></p>
<p>Özünde çıkar çatışması içinde olan; patrona ayrı, yatırımcıya ayrı heyecan veren halka arzın kendine özgü fiyat dinamikleri var. SpaceX halka arzı sonrasında fiyatın roket hızıyla yükselmeye devam etmesi, yatırımcı beklentilerinin finansal göstergelerdeki güncel mesajın önüne geçtiğini düşündürüyor. SpaceX 12.6.2026’da Nasdaq’da, Şirket değerinin 2,5 trilyon dolar olmasını sağlayacak şekilde, 135 dolardan halka arz edildi.<strong><sup>1</sup></strong> 17.6.2026’da fiyatı 191,82 dolara çıktı. Bu duruma “normaldir çünkü “Elon Musk Primi” ile “beklenti satın alınıyor” mu diyeceğiz?</p>
<p><strong>Damodaran: SpaceX yüksek fiyatlanmış</strong></p>
<p>Şirket değerlemesi denildiğinde akla gelen ilk isimlerden biri olan New York Üniversitesi profesörü Aswath Damodaran, SpaceX’in teknolojik üstünlüğünü ve rekabet avantajını teslim ediyor. Ancak halka arz değerlemesinin kendi hesapladığı makul değerin oldukça üzerinde olduğunu da belirtiyor. Kendi ifadesiyle SpaceX “mükemmel bir şirket olabilir, ancak bu onu her fiyattan iyi bir yatırım haline getirmiyor”.<strong><sup>2</sup></strong> Sadece Damodaran değil, Tesla fiyatlamasında olduğu gibi, birçok profesyonel de benzer görüşte.</p>
<p><strong>SpaceX finansalları</strong></p>
<p>Gelir yöntemine (ve indirgenmiş nakit akımı yaklaşımına) göre şirket değerlemesinin değer yaratıcı iki temel unsuru; öngörü döneminde (5-10 yıl) yaratılacak nakit akımları ve bunları elde etmenin riskidir (iskonto oranı). Bu tahmine dayalı verilere, her değerlemede şüpheyle bakılır. Ne de olsa geleceğin ne getireceği bilinmezlik dolu bir konu.</p>
<p>SpaceX özelinde veriye bakalım: Şirketin üç temel faaliyet sahası içinde en önemli konumda olduğu düşünülen yapay zekâ iş kolunda 2024 ve 2025 yıllarındaki faaliyet zararı sırasıyla 1,5 milyar dolar ve 5,9 milyar dolar. 2025 yılında uzay ve bağlantı işkollarında ise sırasıyla 0,7 miyar dolar zarar ve 4,5 milyar dolar faaliyet kârı var. Hepsi geleceğin iş kolları. Zararın temel nedeni de temelde yüksek altyapı (sermaye) yatırımları. Tahmini nakit akımları ve iskonto oranının beklendiği gibi daha iyimser bir performans tablosu çizmesi nedeniyle de halka arz fiyatı 135 dolar olarak belirleniyor. Elbette, bugünün verisi yarının hissiyatını açıklamak için statik kalıyor. Peki aradaki fark nasıl açıklanacak? Yatırımcı algısı halka arzlarda nasıl şekilleniyor?</p>
<p><strong>Yatırımcı algısı: Musk yeni hırsız baron mu?</strong></p>
<p>Hırsız Baron ifadesi 19. yüzyıl ABD'sinde demiryolları, petrol ve çelik gibi sektörlerde tekel kuran iş adamları için kullanılıyor. Rüşvet, sömürü ve rakipleri piyasadan silme gibi yöntemlerle edinilen büyük servet işin hırsızlık tarafını teşkil ediyor.</p>
<p>Biraz da biz spekülasyon yapalım: SpaceX halka arzında rakamlardan çok hikâyeye bakan yatırımcı belki de; “ya SpaceX 19. yüzyıl ABD’sindeki demiryolu-petrol şirketi ise ve Musk da yeni “hırsız baron” ise” diye düşünüyor olabilir. Musk’ın yaratıcı yönü ve siyasetteki süper aktif hallerini düşününce, bu uzak bir olasılık da değil doğrusu. Sonuç: Gelsin köpüren halka arz fiyat performansları, çılgın emisyon primi, şirket değeri.</p>
<p>Peki, halka arzının ilk haftasında göz kamaştıran SpaceX’in performansı izleyen haftalarda da sürer mi? Sonraki bir yazımızda halka arzlardaki ilk yatırımcılar için “daha büyük aptal var mı?” diye soracağız. Elbette davranışsal finans gözüyle...</p>
<p> </p>
<p><sup>1</sup>https://www.sec.gov/Archives/edgar/data/1181412/000162828026036936/spaceexplorationtechnologi.htm</p>
<p><sup>2</sup>aswathdamodaran.blogspot.com; https://www.linkedin.com/pulse/revisiting-spacex-valuation-post-prospectus-update-aswath-damodaran-af4tc/?trackingId=JUFAGojURMm%2FCbqcp2ESPg%3D%3D</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/borsada-hikaye-kazaniyor-spacex-81587</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsada hikâye kazanıyor: SpaceX ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sahin-fed-ve-israil-saldirilarina-ragmen-kuresel-risk-istahi-guclu-81586</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şahin Fed ve İsrail saldırılarına rağmen küresel risk iştahı güçlü </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sabıkalı iyimser olarak biz bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyoruz. Ortadoğu’da barışa  gerek ABD gerekse İran’ın ihtiyacı var. İsrail’in Beyrut’a saldırılara devam etmesi suyu bulandırır, ama barış sürecini bozmaz. </strong></p>
<p>İran Devrim Muhafızlarının Hürmüz kapatıldı açıklamasına ve beklentilerden şahin Fed açıklamasına rağmen barış görüşmeleri risk iştahını canlı tutuyor. Brent petrol 80 dolar ile Mart başından beri gördüğü en düşük seviyelere yakın. MSCI Tüm Ülkeler hisse senedi endeksi zirvesinin hemen altında.</p>
<p>Doların güçlenmesi ve kısa vadeli bono faizlerinde yükseliş ile gelişmekte olan ülke paralarında sınırlı satış görülüyor. Fed vadelileri Eylül ve Ocak toplantılarında toplam 50 baz puan artış fiyatlarken DXY dolar endeksi 2025 Mayıs ayından beri gördüğü en yüksek seviyelere yaklaşıyor. Aylık bazda bakıldığında Malezya Ringgiti, Rusya Rublesi, Brezilya Reali en çok değer kaybeden para birimleri. Ama küresel risk iştahında bir bozulma söz konusu değil. </p>
<p><strong>Türkiye’de banka endeksi son bir </strong><strong>ayda %30’a yakın yukarıda</strong></p>
<p>Savaş bölgesine yakın ve net enerji ithalatçısı Türkiye, Ortadoğu’da jeopolitik risklerin sönümlenmesinden yarar sağlayacak ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Savaş döneminde sert fiyatlama gören ülke risk primi, devlet iç borçlanma senetleri ve banka hisseleri barış haberi ile en çok prim yapan varlıklar. Tepe noktasına göre ülke risk primi 90 baz puan,  tahvil getirileri 250-300 baz puan gerilerken, banka endeksi son bir ayda %30’a yakın yukarıda. </p>
<p><strong>Fed’in göründüğü kadar </strong><strong>şahin olacağını sanmıyoruz</strong></p>
<p>Piyasalardaki iyimser hava devam eder mi? Sabıkalı iyimser olarak biz bardağın dolu tarafını görmeye devam ediyoruz. Ortadoğu’da barışa  gerek ABD gerekse İran’ın ihtiyacı var. İsrail’in Beyrut’a saldırılara devam etmesi suyu bulandırır, ama barış sürecini bozmaz. </p>
<p>Beklentilerden şahin Fed küresel risk iştahını bozar mı? Fed’in göründüğü kadar şahin olacağını sanmıyoruz. 1996-1997 Greenspan döneminde olduğu gibi üretkenliğin artacağı beklentisi ile beklemede kalan bir Fed senaryosu daha muhtemel. </p>
<p>Bu senaryoda dolar sınırlı güçlenirken, dünya borsalarında teknoloji kaynaklı yükseliş devam eder. ABD - Çin kavgası geri planda devam edeceği için değerli madenler yeniden yükselmeye başlar. Türkiye piyasaları küresel harekete, tahvil getirilerinde gerileme,  banka ve havacılık hisselerinde sert yükseliş ile katılır. Beklentilerin altında %1,0’den düşük Haziran enflasyonu Merkez Bankası’nın fonlama faizini politika faizine çekmesini kolaylaştırarak piyasalar için bir katalizör olur.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sahin-fed-ve-israil-saldirilarina-ragmen-kuresel-risk-istahi-guclu-81586</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şahin Fed ve İsrail saldırılarına rağmen küresel risk iştahı güçlü  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-avustralya-anlasmasi-ticaretin-otesinde-yeni-bir-jeoekonomik-ortaklik-81585</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB-Avustralya anlaşması: Ticaretin ötesinde yeni bir jeoekonomik ortaklık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Taraflar arasındaki ekonomik potansiyel bugüne kadar tam anlamıyla kullanılamadı. Tarife duvarları, teknik düzenlemeler, coğrafi işaret tartışmaları ve özellikle tarım sektöründeki hassasiyetler ilişkilerin derinleşmesini sınırlıyordu. İşte yeni STA tam da bu engelleri azaltmayı hedefliyor.</strong></p>
<p>Avrupa Birliği ile Avustralya arasında sekiz yılı aşkın süredir devam eden Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerinin tamamlanması, küresel ticaret sisteminin yeniden şekillendiği bir dönemde yalnızca ekonomik değil, stratejik sonuçlar doğurabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor. Çünkü bu anlaşma, klasik bir gümrük indirimi paketinden çok daha fazlasını ifade ediyor: Batı ekonomilerinin yeni küresel düzende nasıl konumlanacağına dair önemli ipuçları taşıyor.</p>
<p>Bugün dünya ekonomisi artık eski küreselleşme döneminden oldukça farklı bir zeminde ilerliyor. ABD-Çin rekabeti, enerji güvenliği, kritik hammaddeler yarışı, tedarik zinciri kırılmaları ve yükselen korumacılık, ülkeleri yalnızca “daha fazla ticaret” değil, aynı zamanda “daha güvenli ticaret” arayışına yöneltiyor. Avrupa Birliği’nin Avustralya ile yaptığı anlaşma da tam olarak bu jeoekonomik dönüşümün içinde anlam kazanıyor.</p>
<p><strong>AB, dünya ihracatının yaklaşık </strong><strong>yüzde 15’ini gerçekleştiriyor</strong></p>
<p>Yaklaşık 450 milyonluk nüfusu ve 2025 itibarıyla yaklaşık 21,1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklüğüyle Avrupa Birliği hâlen dünyanın en büyük ekonomik bloklarından biri konumunda. Küresel mal ticaretinde Çin ve ABD ile ilk üç aktör arasında yer alan AB, dünya ihracatının yaklaşık yüzde 15’ini gerçekleştiriyor.</p>
<p>Avustralya ise ekonomik ölçek açısından AB ile kıyaslanamayacak kadar küçük görünse de, sahip olduğu stratejik kaynaklar nedeniyle küresel sistemde ağırlığının çok üzerinde bir role sahip. Dünyanın en büyük lityum üreticilerinden biri olan ülke; LNG, demir cevheri, nadir toprak elementleri ve tarım ürünleri ihracatında kritik bir tedarikçi olarak öne çıkıyor. Özellikle elektrikli araç bataryaları, savunma sanayii ve temiz enerji teknolojileri açısından bu kaynakların önemi düşünüldüğünde, Avustralya’nın değeri yalnızca ekonomik değil jeopolitik boyut da taşıyor.</p>
<p>İki taraf arasındaki ekonomik ilişkiler zaten güçlü bir zemine sahipti. 2025 itibarıyla AB ile Avustralya arasındaki toplam mal ve hizmet ticareti 110,7 milyar Avustralya dolarına ulaşmış durumda. AB’nin Avustralya’ya mal ihracatı yaklaşık 37 milyar Euro’ya ulaşırken, hizmet ticaretinde de Avrupa tarafı ciddi bir fazlaya sahip bulunuyor.</p>
<p>Bununla birlikte taraflar arasındaki ekonomik potansiyel bugüne kadar tam anlamıyla kullanılamadı. Tarife duvarları, teknik düzenlemeler, coğrafi işaret tartışmaları ve özellikle tarım sektöründeki hassasiyetler ilişkilerin derinleşmesini sınırlıyordu. İşte yeni STA tam da bu engelleri azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Avrupa Komisyonu’na göre anlaşma yürürlüğe girdiğinde AB’nin Avustralya’ya yönelik ihracatının yüzde 99’dan fazlasında gümrük vergileri kaldırılacak. Bu durumun Avrupalı şirketlere yılda yaklaşık 1 milyar avroluk maliyet avantajı sağlaması bekleniyor. Geçiş süreci tamamlandığında yıllık tasarrufun 1,2 milyar avroyu aşacağı tahmin ediliyor.</p>
<p>Özellikle otomotiv, makine ekipmanları, kimya, ilaç, medikal teknoloji, işlenmiş gıda gibi sektörlerde ciddi ihracat artışı bekleniyor. Avrupa Komisyonu, anlaşmanın önümüzdeki on yıl içinde AB ihracatını yaklaşık yüzde 33 artırabileceğini öngörüyor.</p>
<p><strong>Avustralya’ya Avrupa’da açılan alan </strong><strong>siyasi tartışmaların merkezinde</strong></p>
<p>Avustralya açısından ise anlaşmanın merkezinde tarım ve doğal kaynak ihracatı bulunuyor. Canberra uzun süredir Avrupa pazarında daha geniş sığır eti ve koyun eti kotaları talep ediyordu. Anlaşmayla birlikte Avustralyalı üreticilere kontrollü de olsa daha geniş bir erişim alanı açılıyor. Ancak tam da bu nokta, Avrupa’daki siyasi tartışmaların merkezini oluşturuyor.</p>
<p>Çünkü Avrupa Birliği’nde tarım yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasi bir mesele. Son yıllarda Fransa’dan Hollanda’ya kadar birçok Avrupa ülkesinde yükselen çiftçi protestoları, Brüksel’in ticaret politikalarını giderek daha hassas hâle getiriyor. Özellikle düşük maliyetli dış rekabetin Avrupa çiftçisini zorlayacağı yönündeki kaygılar, AB’nin hemen her STA sürecinde belirleyici rol oynuyor.</p>
<p>Nitekim daha önce Kanada (CETA), Mercosur ve Yeni Zelanda anlaşmalarında da benzer dirençler yaşanmıştı. Bu nedenle AB–Avustralya STA’sının gerçek sınavı müzakere masasından çok Avrupa Parlamentosu ve üye ülkelerdeki siyasi onay süreçlerinde verilecek gibi görünüyor.</p>
<p>Ancak anlaşmanın asıl dikkat çekici tarafı, Avrupa Birliği’nin son yıllarda şekillenen yeni ticaret anlayışını göstermesi. AB artık yalnızca serbest ticaret savunusu yapan bir yapı değil. “Açık stratejik otonomi” yaklaşımı çerçevesinde Avrupa, küresel ticarete açık kalırken kritik sektörlerde kontrolü kaybetmemeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>Kritik mineraller, anlaşmanın </strong><strong>en stratejik boyutlarından biri</strong></p>
<p>Bu nedenle anlaşmanın mimarisinde dikkat çekici bir denge bulunuyor: Sanayi ürünlerinde geniş liberalizasyon, tarımda kontrollü açılım, kritik hammaddelerde stratejik iş birliği, yeşil dönüşüm alanında ortaklık, yüksek sürdürülebilirlik standartları.</p>
<p>Özellikle kritik mineraller konusu, anlaşmanın en stratejik boyutlarından biri hâline gelmiş durumda. Çin’in nadir toprak elementleri ve kritik mineraller üzerindeki küresel hakimiyeti hem Avrupa’yı hem de ABD’yi alternatif tedarik arayışına yöneltiyor. AB’nin Avustralya ile anlaşmayı hızlandırmasındaki temel nedenlerden biri de Çin’e olan bağımlılığı azaltma isteği olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>Bu nedenle anlaşma yalnızca ticaret değil; aynı zamanda enerji dönüşümü, savunma sanayii, temiz teknoloji yatırımları ve tedarik zinciri güvenliği açısından da stratejik bir çerçeve sunuyor.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde lityum ve kritik mineraller, hidrojen ekonomisi, elektrikli araç teknolojileri, temiz enerji altyapıları, savunma tedarik zincirleri gibi alanlarda AB-Avustralya iş birliğinin daha da derinleşmesi bekleniyor.</p>
<p>Son tahlilde, AB-Avustralya STA’sı, iki taraf arasındaki ticaret hacmini artıracak teknik bir anlaşmanın ötesinde anlam taşıyor. Bu metin, küresel ekonomide yeni bloklaşmaların, stratejik ortaklıkların ve güvenlik odaklı ticaret anlayışının somut örneklerinden biri olarak okunmalı. Ancak anlaşmanın kaderini belirleyecek temel soru hâlâ aynı: Avrupa Birliği, serbest ticaret hedefleri ile içeride büyüyen korumacı baskılar arasında sürdürülebilir bir denge kurabilecek mi?</p>
<p>Çünkü artık mesele yalnızca ticaret değil. Mesele, küresel ekonominin yeni güç haritasında hangi ülkelerin hangi stratejik eksenlerde konumlanacağı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-avustralya-anlasmasi-ticaretin-otesinde-yeni-bir-jeoekonomik-ortaklik-81585</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB-Avustralya anlaşması: Ticaretin ötesinde yeni bir jeoekonomik ortaklık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-natoya-turkiyenin-cok-cepheli-jeopolitik-denklemi-81584</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz’den NATO’ya: Türkiye’nin çok cepheli jeopolitik denklemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>G-7 zirvesinde temel hedeflerden biri Çin’e alternatif üretim merkezleri oluşturmak ve yeni yatırım ağları kurmak olarak öne çıktı. Körfez ülkeleri, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin bu süreçte önemli roller üstlenmesi dikkat çekti. Türkiye’nin bu fotoğrafın dışında kalması ise Ankara açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir gelişme.</strong></p>
<p>Ortadoğu’da yaklaşık üç buçuk ay süren İran-ABD-İsrail savaşını sona erdiren mutabakat muhtırası bölgesel güç dengelerinde köklü değişimlerin de habercisi;</p>
<p>ABD ile İran’ın uzlaşması sonrasında ortaya çıkan yeni tabloda dikkat çeken nokta, savaşın görünürdeki galiplerinin dahi ciddi maliyetlerle karşı karşıya kalmış olması.</p>
<p>Yaklaşık 15 hafta süren çatışmalarda İran tarafında 3 bin 500, İsrail’de 26, Lübnan’da 3 bin 700 kişi ve 13 Amerikan askeri hayatını kaybetti.</p>
<p>Savaşın Washington’a ekonomik maliyetinin ise 132 milyar dolara ulaştığı tahmin ediliyor. Ancak ABD’de İran’a savaş açan Trump yönetiminin asıl kaybı çok daha büyük. Kritik mühimmat stoklarının azalması, enerji fiyatlarının yükselmesi ve Çin’in küresel rekabette göreceli olarak avantaj kazanması, Washington’un uzun vadeli stratejik pozisyonunu tartışmalı hale getirdi.</p>
<p>Birçok Batılı analizde dikkat çekilen ortak nokta şu: ABD askeri olarak savaş alanında üstünlük kursa bile siyasi ve ekonomik anlamda beklediği kazanımları elde edemedi.</p>
<p>İsrail açısından tablo daha da karmaşık. Başbakan Netanyahu kısa vadede güvenlik söylemini güçlendirse de savaşın sonunda İran’ın tamamen devre dışı bırakılması hedefi gerçekleşmedi. Tam tersine, Tahran yeniden uluslararası müzakere masasına döndü ve yaptırımların gevşetilmesine yönelik süreç başlatıldı.</p>
<p><strong>Lübnan ateşkesi ve Trump’ın Netanyahu sınavı</strong></p>
<p>ABD ve Katar’ın arabuluculuğuyla İsrail ile Hizbullah arasında ilan edilen ateşkes, savaş sonrası dönemin en kritik gelişmelerinden biri olarak görülüyor.</p>
<p>Anlaşmanın dikkat çeken yönü, yalnızca İran ile ABD arasındaki çatışmanın sona ermesini değil, “tüm cephelerde askeri operasyonların durdurulmasını” öngörmesi. Bu ifade doğrudan Lübnan cephesini de kapsıyor. Ancak burada kritik soru şu:</p>
<p>İsrail Gazze ve Lübnan’daki operasyonlarını sürdürmek isterse ne olacak?</p>
<p>Bu durumda İran’ın önünde iki seçenek bulunuyor. Ya müzakerelerden çekilecek ya da anlaşmayı bozduğunu düşündüğü İsrail’e karşı yeniden askeri baskı kuracak.</p>
<p>Birçok gözlemci, İran’ın mevcut ekonomik kazanımları riske atmamak için müzakere masasını terk etmeyeceğini düşünüyor. Nitekim İran Dini Lideri Mücteba Hamaney’in ABD ile imzalanan mutabakat zaptı konusunda “içine sinmeyen unsurlar olsa da, barışa bir şans vermeyi tercih ettiği” mesajını vermesi, Tahran’ın müzakere masasına -şimdilik- bağlılığının teyidi gibi. Buna karşılık İsrail’in Lübnan veya İran hedeflerine yönelik yeni operasyonlara yönelmesi halinde Tahran’ın doğrudan veya dolaylı yanıt verme ihtimali masada kalmaya devam ediyor.</p>
<p>İsrail’in yeniden saldırdığı senaryoda gözlerin yeniden Donald Trump’a çevrileceği de açık; İsrail’in İran’a yönelik geniş çaplı operasyonlarının önemli bölümü Amerikan lojistik desteğine dayanıyor. Yakıt ikmal uçakları, istihbarat ağları ve uydu sistemleri olmadan İsrail’in uzun süreli operasyon yürütmesi oldukça zor.  Dolayısıyla önümüzdeki dönemin en kritik sorusu şu olacak: Trump, imzaladığı anlaşmanın arkasında durabilecek mi?</p>
<p><strong>İran’a açılan ekonomik kapı</strong></p>
<p>Savaş sonrası dönemin en dikkat çekici gelişmelerinden biri de İran’ın dondurulmuş mal varlıklarının kademeli olarak serbest bırakılması için yürütülen çalışmalar.</p>
<p>İlk aşamada Katar’da bulunan 6 milyar dolarlık İran fonunun insani amaçlarla kullanılmasına izin verilmesi planlanıyor. Daha sonra bu mekanizmanın başka ülkelerdeki İran varlıkları için de model oluşturması hedefleniyor.</p>
<p>Tahran’ın talep ettiği ilk büyük paketin yaklaşık 24 milyar dolar olduğu belirtiliyor.</p>
<p>Ayrıca Washington’un İran petrol satışlarına yönelik bazı yaptırım muafiyetlerini değerlendirmeye başlaması da dikkat çekici; Bu durum savaşın hemen ardından enerji piyasalarının normalleşmesini hızlandıran temel gelişmelerden biri olarak görülüyor.</p>
<p>Savaşın son günlerinde yaşanan gelişmeler enerji krizinin boyutunu da ortaya koydu. Hürmüz Boğazı’ndaki risk küresel petrol akışını tehdit ederken, ABD’nin İran petrolünün yeniden piyasaya dönmesine yönelik istekliliği enerji güvenliği kaygılarının ne kadar büyüdüğünü gösterdi.</p>
<p><strong>G-7 fotoğrafı ve Türkiye’nin eksik kalan yeri</strong></p>
<p>Fransa’daki G-7 zirvesi, savaş sonrası dönemde oluşan yeni ekonomik bloklaşmanın da işaretlerini verdi.</p>
<p>Zirvede temel hedeflerden biri Çin’e alternatif üretim merkezleri oluşturmak ve yeni yatırım ağları kurmak olarak öne çıktı. Körfez ülkeleri, Hindistan ve Mısır gibi ülkelerin bu süreçte önemli roller üstlenmesi dikkat çekti.</p>
<p>Türkiye’nin bu fotoğrafın dışında kalması ise Ankara açısından üzerinde düşünülmesi gereken bir gelişme. Çünkü küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde yatırım, üretim ve lojistik ağlarının dışında kalmak uzun vadeli ekonomik maliyetler yaratabilir.</p>
<p>Öte yandan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin de Çin ile ilişkileri koruma amacıyla Batı’nın tüm girişimlerine tam destek vermemesinin de yeni dönemin çok kutuplu karakterinin bir göstergesi gibi.</p>
<p><strong>Türkiye için asıl tehdit </strong><strong>İran değil, Ukrayna savaşı</strong></p>
<p>Türkiye açısından son aylarda yaşanan İran krizi önemliydi. Tahran ile Washington arasındaki mutabakat Ankara’yı büyük ölçüde rahatlattı. Ancak verilere bakıldığında, İran savaşının ekonomik etkileri bakımından Ukrayna-Rusya savaşının yarattığı tahribatla kıyaslanabilecek seviyede olmadığı da ortada.</p>
<p>Ukrayna savaşıyla birlikte 2022 yılında enerji fiyatlarının patlamasıyla Türkiye’nin enerji ithalat faturası 96-97 milyar dolar seviyelerine kadar yükseldi. Aynı dönemde buğday ve ayçiçeği gibi temel ürünlerde yaşanan arz krizi, gıda enflasyonunu tarihi seviyelere taşıdı.</p>
<p>İran savaşı ise daha çok petrol fiyatları üzerinden etkili oldu. Hürmüz Boğazı’nın kapanma riski nedeniyle akaryakıt fiyatları yükseldi, taşımacılık maliyetleri arttı ve enflasyon üzerinde baskı oluştu. Ancak çatışmanın kısa sürmesi ve boğazın yeniden açılması nedeniyle bu etkinin önemli bölümü geçici kaldı.</p>
<p>Bu nedenle Ankara açısından stratejik öncelik hâlâ Ukrayna-Rusya savaşının sona ermesi olarak görülüyor.</p>
<p><strong>Hakan Fidan’ın Moskova ziyaretinin anlamı</strong></p>
<p>Tam da bu nedenle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Moskova ziyaretinin zamanlaması manidar.</p>
<p>G-7 liderleri Trump’ı Rusya üzerinde daha fazla baskı kurmaya çağırırken Ankara farklı bir yol izleyeceğini ortaya koydu. Türkiye bir yandan NATO üyesi kimliğini korurken, diğer yandan Moskova ile doğrudan iletişim kanallarını açık tutacağının sinyalini verdi Fidan’ın Moskova ziyareti ile.</p>
<p>Bu yaklaşımın Ankara’ya önemli avantajlar sağlayacağı da açık.</p>
<p>Türkiye, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan temasların azaldığı bir dönemde arabulucu ve mesaj taşıyıcı rolünü güçlendiriyor. Bu da yaklaşan NATO zirvesi öncesinde Ankara’nın diplomatik değerini artırıyor.</p>
<p><strong>Yeni düzende Türkiye’nin fırsatı</strong></p>
<p>Ortadoğu’da savaş sona ermiş gibi görünse de, ortaya çıkan yeni jeopolitik tablonun kalıcı olacağını söylemek mümkün değil. İran ile ABD arasındaki müzakerelerin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı, Netanyahu’nun siyasi geleceği, Trump’ın anlaşmaya bağlı kalıp kalmayacağı ve Ukrayna savaşının nasıl sonuçlanacağı önümüzdeki dönemin belirleyici başlıkları olacak.</p>
<p>Türkiye’nin bu süreçte kendisini giderek daha fazla “köprü ülke” rolünde konumlandırması doğru hamle. Ancak yeni dönemde yalnızca diplomatik denge politikası yeterli olmayabilir. Küresel üretim ağlarının yeniden şekillendiği, enerji koridorlarının değiştiği ve yeni ekonomik blokların ortaya çıktığı bir ortamda Ankara’nın yatırım, teknoloji ve ticaret eksenlerinde de güçlü hamleler yapması gerek.</p>
<p>Savaş sonrası kurulan yeni düzende asıl mücadele artık cephelerde değil, enerji hatlarında, ticaret koridorlarında ve diplomasi masalarında yaşanacak gibi görünüyor.</p>
<p>Dolayısıyla Türkiye’nin önündeki temel soru da tam olarak şu; Yeni düzenin seyircisi mi olacak, yoksa kurucu aktörlerinden biri mi?</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Türkiye şimdiden “seçim atmosferine” girmiş gibi</strong></span></p>
<p>Türkiye’de seçimlerin resmi tarihi 2028 olsa da, ülke şimdiden seçim atmosferine girmiş gibi. Ankara’nın NATO zirvesine ev sahipliği yapması, Cumhurbaşkanı Erdoğan açısından hem Türkiye’nin diplomasideki yerini hem de kendi liderliğini vurgulamak bakımından önemli. Zirveyi seçim hesaplarından ayırmak mümkün değil. AK Parti içinde Erdoğan sonrasında liderliğin kime geçeceği tartışılıyor. Bilal Erdoğan ve Berat Albayrak’ın isimleri telaffuz edilirken, bir dönem öne çıkan Hakan Fidan’ın adının giderek silinmesi dikkat çekiyor. CHP’de “mutlak butlan” çerçevesinde atanan yönetimin kurultayı geciktirmesi kaygı yaratıyor. Özgür Özel ve çevresi, partinin olası erken seçime girememesinden endişeli.</p>
<p>D-8 toplantısında Deva, Gelecek, Yeniden Refah ve Saadet Partisi liderlerinin Abdullah Gül ile verdiği fotoğraf, yeni bir muhafazakâr ittifakın habercisi olabilir. Kasım’daki ABD seçimleri ve Trump’ın “topal ördek” durumuna düşme ihtimali de Türkiye’deki hesapları etkileyebilir. Hem dünya hem Türkiye siyaseti çok karışık.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuzden-natoya-turkiyenin-cok-cepheli-jeopolitik-denklemi-81584</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/4/1280x720/346-1782102411.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz’den NATO’ya: Türkiye’nin çok cepheli jeopolitik denklemi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mevcut-yapini-iyilestiremiyorsan-yeniden-tasarla-81583</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mevcut yapını iyileştiremiyorsan yeniden tasarla</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İçinden geçtiğimiz olağanüstü küresel, yerel şartlar, sistemlerimizi gözden geçirmek, yenilemek veya terk etmek için bize altın fırsatlar sunar. Kimi mevcudu güncelleştiriyor kimi de yenisini tasarlıyor.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN: Koronanın</strong> çekip gittiği günlere vardığımızda, geriye dönüp bakınca <strong>2 tür yorum</strong> belirgin olmuştu: 1- <strong>Eski anormale takılıp kalırım</strong>, 2-<strong>Yeni normale geçiş için fırsat buldum</strong>… Birinci tür yorumu yapanlar, büyük <strong>zararda</strong> oldular. Ancak ölümcül virüsü, krizi,  uyaran kabul edip <strong>dönüşenler</strong> <strong>kazandı</strong>.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Biliyoruz ki korona, ekonomileri kapatmakla kalmadı mevcut yapıları da <strong>yeniden düşünmeyi</strong> sağladı. Neremiz <strong>çürük</strong>, hangi alanlar <strong>iyi</strong> ve neyi <strong>güncellemeliyizi</strong> neyi de <strong>yeniden tasarlamalıyız</strong>? Bilgisayarı olanlar bilir. Zamanla kullandığınız yazılımınız güncelleme (<strong>update</strong>) gerektirir, yaparsınız.</p>
<p><strong>UPDATE ZAMANI İLE UPGRADE ZAMANI FARKLIDIR</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Ancak bilgisayarınız yazılımı kaldırmadığı zaman, donanımınızı yükseltmeniz (<strong>upgrade</strong>) gerekecektir. Salgında <strong>pek çok güncelleme ihtiyacı</strong> doğdu. İsteklerle ihtiyaçları gözden geçirmemizi sağladı. Hatırlayın; gördük ki <strong>bazı isteklerimiz abartı</strong>, <strong>bazı ihtiyaçlar ise sandığımızdan önemliymiş</strong>.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Günlük hayata dokunan kavramlar içinde işletmelerin varlıklarını sürdürmeleri için <strong>dört dörtlük strateji </strong>şudur: <strong>1</strong>- korunasılar <strong>2</strong>- güncellenesiler <strong>3</strong>- yeniden tasarlanasılar ve <strong>4</strong>-  terk edilesiler. Peki, mevcut veriler içinde hangisi, nereye giriyor? Buna, <strong>aklın</strong> ve <strong>yüreğin</strong>; birlikte karar verecektir.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / İyileştirmeye dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>Sistemi iyileştirmenin faydaları?</em></strong></p>
<p><strong>Sistem zaten kuruludur</strong>. Size düşen; <strong>aksayan</strong>, <strong>eskiyen</strong>, <strong>verimsizleşen</strong> ve yeni teknolojilerin sunduğu <strong>verimlilik alanlarını</strong> kullanarak, sisteme <strong>bakım</strong> yapmak, <strong>optimize</strong> etmek, <strong>kaynakları</strong> verimli kılmaktır.</p>
<p><strong><em>Yeniden tasarlamanın faydaları?</em></strong></p>
<p>Buna <strong>ölü at sendromu</strong> da diyebiliriz. Eğer sistem artık <strong>eski yöntemler</strong>, <strong>terkedilesi süreçlerle</strong> dolu ise <strong>o at ölmüş</strong> demektir, ona <strong>fazladan yem</strong> vermek, ahır yenilemek gerekmez. <strong>Sistem yeniden kurulmalı</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>SENİ HAYATTA TUTAN SİSTEMİN GÜNCEL Mİ?</strong></p>
<p>Mevcut yapı, gün gelir <strong>işlemez</strong> olur. Çünkü <strong>güncelleme</strong> ile yapılacaklar bitmiştir. O halde sistemi <strong>yükseltmek</strong> gerekecektir. Salgın, bu fırsatı sundu bile... Şimdi savaş iklimi, Trump faktörü, ekonomik kriz ve toplumsa çürüme var. Bu durumda bizi hayatta tutan sistemin tüm unsurları güncellenmeli.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>GÜNCELLEME LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Güçlü yanlar</strong>: Bunları belirle ve koru, güncellemeye çalışma, işe yarıyorsa kurcalama, bırak sürsün</p>
<p><strong>Zayıf yanlar</strong>: Bunları güçlendirmeye bak. Teknoloji ekle, stratejini yenile, eksiklerini gör ve tamamla</p>
<p><strong>İcat edilesiler</strong>: Yeni yolda eski ayakkabıyla yürümek anlamsız. Yeni ayakkabı sende yoksa, onu edin</p>
<p><strong>Terk edilesiler</strong>: Hükmünü icra etmiş ama artık değer üretmeyen iş, ilişki, iletişim ve bilgileri unutun</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mevcut-yapini-iyilestiremiyorsan-yeniden-tasarla-81583</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/07/bilgisayar-klavye.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mevcut yapını iyileştiremiyorsan yeniden tasarla ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kisa-vadeli-dis-borc-cok-endise-verici-boyutta-mi-81582</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kısa vadeli dış borç çok endişe verici boyutta mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankası her ay kısa vadeli dış borç verilerini ve orijinal vadesine bakılmaksızın gelecek bir yılda ne kadar borç ödenmesi gerektiğini açıkladığında hep bir kaygı rüzgarı eser:</p>
<p><strong>“Hem kısa vadeli borç tırmandı gidiyor, daha beteri önümüzdeki bir yılda bu kadar borç nasıl ödenecek?”</strong></p>
<p>Merkez Bankası’nın açıkladığı son tutarlar hangi düzeyde, aktarayım…</p>
<p>■ Kısa vadeli dış borç stoku nisan ayı itibarıyla 171,6 milyar dolar.<br />■ Orijinal vadesi daha uzun olsa bile vadesi bir yıl içinde dolacak, yani Mayıs 2026-Nisan 2027 döneminde ödemesi yapılacak dış borç ise 242 milyar dolar.</p>
<p>Gerek kısa vadeli stok, gerekse bir yıl içinde ödenmesi gereken borç çok büyük kaygı duyulmasını gerektirecek, deyim yerindeyse karalar bağlatacak düzeyde mi? Hayır, değil…</p>
<p>Bu iki veride asıl bakılması gereken kısa vadeli borç stokundan çok gelecek bir yılda ödenmesi gereken tut. Zaten kısa vadeli stok, bir yılda ödenecek toplam tutar içinde yer alıyor. Dolayısıyla kısa vadeli stok ne kadar artarsa bir yılda ödenmesi gereken tutar da çok doğal olarak aynı doğrultuda hareket ediyor.</p>
<h2>Ödemeyi kimler yapacak?</h2>
<p>Önce gelecek bir yılda ödenmesi gereken borcun detayına bakalım…</p>
<p>Toplam 242 milyar dolarlık ödeme borçlular bazında üç grubun yükümlülüğünde. Bu ödemenin 64,6 milyarını kamu yapacak.</p>
<p>Bu tutarın da 48,8 milyarını kamu bankaları ödeyecek. Merkezi yönetimin ödeyeceği tutar 11 milyar dolar. Yerel yönetimlerin ödemesi gereken tutar ise yalnızca 592 milyon.</p>
<p>İkinci borçlu Merkez Bankası. Merkez’in yapması gereken ödeme 23,7 milyar.</p>
<p>En yüklü ödeme yükümlülüğü ise özel sektörün. Özel sektör 153,7 milyar dolar ödeyecek. Bu tutarın 70,6 milyarı finansal kuruluşların yükümlülüğü. 70,6 milyarın da 64,9 milyarı da bankaların. Özel sektör şirketlerinin ödeyeceği borç ise 83,1 milyar dolar.</p>
<h2>Ödemenin bir kısmı hesaben</h2>
<p>Bir yılda ödenmesi gereken tutar yerine <strong>“vadesi bir yıl içinde dolacak yükümlülük”</strong> demek belki daha doğru. Elbette bu ödeme yapılıyor ama kimi ödemeler yeni borç alınarak, kimi ödemeler ise hesaben gerçekleştiriliyor. Yani o para sistemden çıkmıyor…</p>
<p>Bu konuyu daha iyi izah edebilmek için şu örnek verilebilir:</p>
<p>BDDK verilerine göre bankalarda bir aya kadar vadeli toplam 4,2 trilyon lira, bir-üç ay arası vadeli 8,1 trilyon lira mevduat bulunuyor. Bu tutarlara bakarak bankaların bir ay içinde 4,2 trilyon lira ödemek zorunda oldukları söylenebilir mi? Hem evet, hem hayır! Bu tutar bankaların yükümlülüğü, doğru. Ama hiçbir zaman bir ay içinde bankalardan bu miktarda bir para çekilmez. Zaten çekilemez. Bankacılık sistemi böyle bir durumda kapısına kilit vuracak duruma gelir. Vadesi dolan o paranın çok büyük bir bölümü yine sistemde kalır.</p>
<p>İşte aynı durum belli çerçevede bir yıl içinde ödenecek dış borç tutarında da geçerli.</p>
<p>Bir yılda ödenmesi gereken 242 milyar doların 90 milyar doları TL ya da döviz mevduatından oluşuyor. Yani bu tutar da Türkiye’den pek çıkmıyor ki, ödeme hesaben yapılıyor, o kadar.</p>
<h2>Tutar bu düzeylere ilk kez yükselmedi</h2>
<p>Ayrıca şöyle bir gerçek var; gelecek bir yıllık dönemde ödenmesi gereken dış borç 200 milyar düzeylerine ilk kez çıkmıyor.</p>
<p>Söz konusu tutar 2024’ün ortasında da 235-236 milyar dolar düzeyindeydi. Yani Türkiye 2024’ün ortasından 2025’in ortasına kadar olan dönemde bu borcu bir sorun yaşanmadan ödedi, döndürdü.</p>
<p>Zaten son iki yılın tüm ayları itibarıyla bir yılda ödenecek borç ortalaması da 230 milyar dolar.</p>
<p>Dolayısıyla bir yılda ödenecek tutara bakarak karalar bağlamanın alemi yok! Karalar bağlanacak bunca konu varken…</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b8813780e-1782102145.png" alt="" width="649" height="437" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kisa-vadeli-dis-borc-cok-endise-verici-boyutta-mi-81582</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kısa vadeli dış borç çok endişe verici boyutta mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/boyle-kaybetmek-icimizi-acitiyor-ama-bu-cocuklara-sahip-cikmamiz-lazim-81581</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Böyle kaybetmek içimizi acıtıyor ama bu çocuklara sahip çıkmamız lazım&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>THE </strong>Coca-Cola Company Türkiye’ye dışarıdan danışmanlık hizmeti veren <strong>Mustafa Kaya </strong>daveti kurum adına yaptı:</p>
<p>-          <strong>Milli Takımımızın Dünya Kupası’ndaki ikinci maçını, Paraguay ile karşılaşmamızı birlikte izlemek isteriz.</strong></p>
<p>Coca-Cola Avrasya &amp; Ortadoğu Bölgesi Kamu İlişkileri, Sürdürülebilirlik ve İletişimden Sorumlu Başkan Yardımcısı <strong>Hakan Ergen </strong>ile Coca-Cola Türkiye Kurumsal İlişkiler, Sürdürülebilirlik ve İletişim Direktörü <strong>Zeynel Çağlar</strong>’ın ev sahipliğinde geçen Cuma sabahı 07.20 THY uçağı ile San Francisco’ya doğru yola çıktık.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b75580131-1782101845.jpg" alt="" width="532" height="429" />İstanbul Havalimanı’nda check-in işlemlerimiz yapılırken 8-10 yaşlarındaki sıkı Fenerbahçe taraftarı bir çocuk ve annesiyle sohbet ettik. Anne oğlunu işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Çok istedi, Türkiye-Paraguay karşılaşmasını birlikte stadyumda izlemek üzere San Francisco’ya gidiyoruz.</strong></p>
<p>Uçağa binerken dikkat ettim neredeyse yolcuların tamamı San Francisco’ya Milli Takımımıza stadyumda destek vermek için gidiyordu. Kulak misafiri olduğumuz sohbetlerden San Francisco yolcularının önemli bir bölümünün Amerika-Türkiye karşılaşmasını izlemek için Los Angeles’e geçme planı vardı.</p>
<p>Yolcular arasında Galatasaray’ın eski yöneticilerinden <strong>Abdurrahim Albayrak </strong>da vardı. Uçakta önceki Gençlik ve Spor Bakanı <strong>Mehmet Kasapoğlu</strong>’yla karşılaştık, sordu:</p>
<p>-          <strong>Los Angeles’a da geçecek misiniz?</strong></p>
<p>Belli ki <strong>Kasapoğlu </strong>da San Francisco sonrasında Amerika-Türkiye karşılaşması için Los Angeles’a geçme planı yapmıştı.</p>
<p>Yolculuk sırasında yazışma gruplarında paylaşılan bir fotoğraf dikkatimi çekti. Fuzul Grubu’nun patronları <strong>Mahmut Akbal </strong>ve <strong>Eyüp Akbal, </strong>formalarını giymiş, erken saatlerden itibaren Milli Takımıza destek için hazırlanmıştı. Fuzul Grubu, Milli Takımızın sponsorları arasında yer alıyordu.</p>
<p>Stadyumda seyirci çoğunluğu avantajı bizdeydi. <strong>“Türkiye” </strong>sesi güçlü şekilde yükseliyordu. Maç başlar başlamaz golü yememiz, tezahürata mola verdirse de Milli Takımımıza seyirci desteği hep sürdü.</p>
<p>Ancak, Avustralya maçında olduğu gibi topla oynama üstünlüğüne rağmen Milli Takımımız Paraguay’a gol atamadı ve yenildi. <strong>Arda Güler </strong>ve <strong>Kenan Yıldız </strong>başta olmak üzere dünya çapında yıldız futbolcuların yer aldığı Milli Takımımız Dünya Kupası’na erken veda noktasına geldi.</p>
<p>Stadyumdan ayrılırken aramızda iç geçirip durduk:</p>
<p>-          <strong>Dünya Kupası’na erken veda size hiç yakışmadı çocuklar…</strong></p>
<p>Cumartesi sabahı dertleşmek üzere <strong>Eyüp Akbal</strong>’a mesaj yazdım:</p>
<p>-          <strong>Kupaya erken veda ile kahrolduk. Amerika maçı için Los Angeles’e geçecek misiniz?</strong></p>
<p><strong>Eyüp Akbal </strong>yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Planımız Los Angeles’e de gitmekti. Ancak, bilet bulabilirsem İstanbul’a dönerim artık. İşimiz gücümüz var. Bu durumda Los Angeles’e gitmek istemem.</strong></p>
<p>Konakladığımız otelde karşılaştığım oğlu <strong>Furkan Akbal, </strong>kapıda duran büyük 4 X 4 aracı gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Stadyuma bunun gibi bir araçla gitmiştik. Dönerken üzüntümden kendimi bagaja kapattırdım. O şekilde otele döndük. Ancak, yine de Los Angeles’e geçip Amerika ile maçımızı da izleyeceğim.</strong></p>
<p>Arkasından Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı <strong>İbrahim Hacıosmanoğlu</strong>’na mesajla sordum:</p>
<p>-          <strong>Dünya Kupası’na erken veda aklınızdan geçiyor muydu?</strong></p>
<p>Şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>Böyle kaybetmek insanın içini acıtıyor ama bu çocuklara sahip çıkmamız lazım.</strong></p>
<p>Bunun üzerine bir soru daha yazdım:</p>
<p>-          <strong>Avustralya maçının benzerini yaşadık. Yani, Hocamız Vincenzo Montella strateji hatası yaptı gibi görünüyor.</strong></p>
<p><strong>Hacıosmanoğlu, </strong>bu sorumu yanıtlamak yerine sessiz kalmayı seçti…</p>
<p>Gerçekten de Dünya Kupası’na erken veda, başlangıçta iddialı ekipler arasında görülen Milli Takımımıza hiç yakışmadı…</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b729c557f-1782101801.jpg" alt="" width="700" height="562" /><span style="color: #e03e2d;">Strateji yoksunluğu ve takım olamamanın acısını çekmiş olduk</span></h2>
<p><strong>CUMARTESİ </strong>sabahı dertleşmek üzere mesaj yazdığım iş insanlarından biri de bisiklet üretimiyle öne çıkan Özaktaç A.Ş.’nin patronu <strong>Ahmet Özaktaç </strong>oldu. <strong>Özaktaç, </strong>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Murat Ülker</strong> ve birkaç arkadaşıyla birlikte gelmişti.</p>
<p><strong>Murat Ülker</strong>’le birlikte Amerika-Türkiye karşılaşması için Los Angeles’e de geçme planı yapmışlardı, sordum:</p>
<p>-          “Maçı alırız” <strong>diye geldik ama kahrolduk. Planınız değişti mi?</strong></p>
<p><strong>Ahmet Özaktaç, </strong>şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>Programdan sapmıyoruz. Hayatta bunlar da var. Her şeye rağmen tadını çıkarmak lazım. Çarşamba günü Los Angeles’a geçeceğiz.</strong></p>
<p><strong>Murat Ülker</strong>’in yorumunu da merak ettim, sosyal medyada paylaştığını belirtti. <strong>Ülker</strong>’in yorumu şöyle:</p>
<ul>
<li><strong>Futbol artık tüm dünyada iyi oynanan global bir oyun, muazzam bir eğlence ve iletişim aracı, ciddi bir ekonomik aktivite…</strong></li>
<li><strong>Ancak çok iyi oynayanlar yer alabiliyor zirvede.</strong></li>
<li><strong>Biz, yıldızlarımızın strateji yoksunluğunun ve takım olamamanın acısını çektik.</strong></li>
<li><strong>Orta sahadan saldırılar ve çekilen şutlar, hep beyhude, yıldızlarımızın parlamaması da gözümüzün önünde acı vericiydi.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Murat Ülker, </strong>Pladis US’in yönetiminde görev alan <strong>Jeremy Fa</strong>’nın yorumunu da aktardı:</p>
<p>-          <strong>Cuma gecesi zor bir sonuçtu. Takım her şeyini verdi ve daha fazlasını hak etti. Ancak futbol bazen sinir bozucu, yürek burkan bir oyun olabiliyor.</strong></p>
<p><strong>Murat Ülker, Jeremy Fa’</strong>ya yanıtını da ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Yıldız futbolcuların sahada hiçbir parıltısı yoktu. Hiç öne çıkmadılar. Bu durum tamamen bir taktik eksikliğinden kaynaklanıyor. Kısacası sahada hiç akıllıca oynamadılar. Zeki hamleler yapmadılar.</strong></p>
<p><strong>Murat Ülker, </strong>yorumunu sosyal medyada açıklıkla paylaşmanın ardından San Francisco’da işe koyuldu. Silikon Vadisi’nde bazı görüşmeler yaptı, ABD’deki Godiva ekibiyle çalıştı…</p>
<p>Başta Godiva olmak üzere ürünlerinin raflarında yer aldığı mağazaları geçerek nabız yokladı…</p>
<p>ABD’deki Godiva ekibine hayalindeki hedefi bir kez daha yineledi:</p>
<p>-          <strong>ABD’deki ciromuz 500 milyon dolardan 1 milyar dolara çıkmalı…</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Golü atamayınca söylenecek bir şey kalmıyor</span></h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b70983018-1782101769.jpg" alt="" width="600" height="440" /><strong>FUZUL </strong>Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye-Bahreyn İş Konseyi Başkanı <strong>Yunus Furkan Akbal</strong>’ın Gençlik ve Spor Bakanı <strong>Osman Aşkın Bak </strong>ile çektiği selfie’yi görünce sordum:</p>
<p>-          <strong>Sayın Bakan, Türkiye-Paraguay maçının sonucuna ne diyor?</strong></p>
<p><strong>Yunus Furkan Akbal, </strong>Bakan <strong>Osman Aşkın Bak</strong>’ın çok üzgün olduğunu belirtip, sözlerini şöyle aktardı:</p>
<p>-          <strong>Baskılı oynadık ama çözemedik. Futbol sonuç oyunu. Golü atamayınca söylenecek bir şey kalmıyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Binlerce Türk konvoy oluşturup San Francisco’da bayrağımızı dalgalandırdı</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b6e64ca54-1782101734.jpg" alt="" width="500" height="563" /></span><strong>GEÇEN </strong>Cuma günü San Francisco’da binlerce Türk’ün konvoy oluşturup bayrağımızı dalgalandırması hepimizi duygulandırdı.</p>
<p>Oluşturulan konvoyla ilgili sosyal medyadaki paylaşımları tararken Milli Futbol Takımlarımızın X’teki resmi adresindeki çağrıyı gördüm:</p>
<ul>
<li><strong>Türkiye, Bizim Çocuklar…</strong></li>
</ul>
<p>X’ten yapılan çağrı etkisini göstermiş, San Francisco caddelerinde düzenli konvoy oluşturulmuştu. Konvoyu izlerken ABD’nin farklı eyaletlerinden, Avrupa ülkelerindeki Türkler’den ve Türkiye’den San Francisco’ya akın edenlerin konvoyun oluşmasına katkısı olduğunu düşündüm.</p>
<p>Cumartesi sabahı San Franscisco’da yaşayan Intel’in eski Başkan Yardımcısı, Silikon Vadisi’ndeki önde gelen temsilcimiz, teknoloji lideri <strong>Ayşegül İldeniz</strong>’e de mesajla sordum:</p>
<p>-          <strong>Maçı stadyumda mı izlediniz?</strong></p>
<p><strong>İldeniz, </strong>yorum yapmadan düz yanıt verdi:</p>
<p>-          <strong>Evet, maçı stadyumda izledim…</strong></p>
<p>Ardından Silikon Vadisi’nde milyar dolarlık iki şirket kuran (Udemy ve Carbon Health) <strong>Eren Bali</strong>’yi de merak edip mesaj yazdım, yanıt geldi:</p>
<p>-          <strong>Elbette stadyumda maçı izledim ama gece eve döndüm. Hafta içi iş için San Francisco’da oluyorum.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/boyle-kaybetmek-icimizi-acitiyor-ama-bu-cocuklara-sahip-cikmamiz-lazim-81581</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/1/1280x720/ibrahim-haciosmanoglu-1782101959.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Böyle kaybetmek içimizi  acıtıyor ama bu çocuklara sahip çıkmamız lazım ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/emtiada-super-el-nino-alarmi-81580</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emtiada ‘Süper El Nino’ alarmı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b50aa1aa7-1782101258.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Jeopolitik gerilimler, ticaret savaşları ve yüksek faiz döneminin ardından küresel emtia piyasaları şimdi de doğanın en güçlü iklim olaylarından biriyle karşı karşıya. ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi’nin (NOAA) Pasifik Okyanusu’nda El Nino’nun yeniden oluştuğunu açıklaması ve bunun 2027’ye kadar “Süper El Nino”ya dönüşme olasılığını yüzde 63 olarak duyurması, tarımdan madenciliğe kadar uzanan geniş bir emtia zincirinde yeni fiyat risklerini gündeme taşıdı.</p>
<h2>Tarımsal üretim haritasını değiştiriyor</h2>
<p>El Nino, iki ila yedi yılda bir ortaya çıkan ve Pasifik Okyanusu’nun doğusunda deniz yüzeyi sıcaklıklarının yükselmesiyle başlayan doğal bir iklim olayı. Ancak etkileri yalnızca okyanuslarla sınırlı kalmıyor. Güneydoğu Asya ve Avustralya’da kuraklık, Güney Amerika’nın bazı bölgelerinde ise aşırı yağışlara yol açan bu sistem, dünyanın tarımsal üretim haritasını adeta yeniden şekillendiriyor. Bir bölgede kuraklık nedeniyle arz daralırken başka bir ülkede yağışların artması üretimi destekleyebiliyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde kazananlar ve kaybedenler aynı anda ortaya çıkacak.</p>
<h2>Emtia yatırımcısı yağmurları takip edecek</h2>
<p>Hava koşulları emtiada yeniden fiyatlamanın merkezine oturuyor. Yatırımcılar için soru artık yalnızca “hangi ülke ne kadar üretim yapacak” değil; hangi bölgede yağmur yağacak, hangi bölgede kuraklık yaşanacak sorusu haline geliyor. Geçmiş güçlü El Niño dönemlerinde özellikle tropikal tarım ürünlerinde görülen sert fiyat hareketleri, piyasalara önemli ipuçları veriyor. 2023-2024 El Nino’sunun ardından kakao fiyatlarının ton başına 12 bin doların üzerine çıkarak tarihi rekor kırması, iklim kaynaklı arz şoklarının emtia piyasalarında ne kadar büyük dalgalanmalar yaratabileceğini gösterdi. Benzer riskler bugün kahveden şekere, palm yağından pirince kadar birçok ürün için yeniden masada bulunuyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hangi tarım ürünleri El Nino’ya hazırlanıyor?</span></h2>
<p><strong>■ KAKAO: En kırılgan piyasa yine Batı Afrika</strong></p>
<p>Geçmiş 55 yıldaki tüm güçlü El Niño dönemlerinde kakao üretimi olumsuz etkilendi. Dünya üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştiren Fildişi Sahili ve Gana'da önce aşırı yağışların mantar hastalıklarını artırması, ardından gelen sıcak ve kuru Harmattan rüzgârlarının çiçek dökümüne yol açması verim üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Son El Nino döneminde yaşanan üretim kaybı kakao fiyatlarını tarihi zirvelere taşımıştı. Yeni bir “Süper El Nino” senaryosu çikolata sanayisi için yeniden maliyet baskısı anlamına geliyor.</p>
<p><strong>■ KAHVE: Vietnam ve Endonezya risk altında</strong></p>
<p>En büyük risk robusta kahvesinde görülüyor. Dünya robusta üretiminin yaklaşık yarısını gerçekleştiren Vietnam ile Endonezya’da yılın ikinci yarısında beklenen kuraklık ve yüksek sıcaklıklar meyve gelişimini olumsuz etkileyebilir. Analistler özellikle 2027 hasadı açısından arz daralması bekliyor. Arabica tarafında ise Brezilya kısa vadede don riskinin azalmasından fayda sağlayabilse de uzun süren sıcaklıklar gelecek sezon üretimini baskılayabilir.</p>
<p><strong>■ ŞEKER: Hindistan ve Tayland kuraklıkla karşı karşıya</strong></p>
<p>El Nino, dünyanın ikinci büyük üreticisi Hindistan ile önemli ihracatçı Tayland’da muson yağışlarını zayıflatıyor. Hindistan’da son 11 yılın en düşük muson yağışlarından biri beklenirken, üretimde yaklaşık 1 milyon tonluk düşüş ihtimali konuşuluyor. Buna karşın dünyanın en büyük ihracatçısı Brezilya’da görülebilecek yağış artışı orta vadede üretimi destekleyebilir.</p>
<p><strong>■ PİRİNÇ: Muson yağmurları belirleyici olacak</strong></p>
<p>Asya’daki pirinç üretimi büyük ölçüde muson yağışlarına bağlı. El Nino’nun Hindistan, Tayland, Vietnam ve Filipinler’de yağışları azaltması halinde sulama sorunları ve verim kayıpları gündeme gelebilir. Bu durum küresel pirinç ticaretinde yeni fiyat dalgalanmalarına neden olabilir.</p>
<p><strong>■ PALM YAĞI: Kuraklık üretimi azaltabilir</strong></p>
<p>Malezya ve Endonezya’daki palm yağı plantasyonları uzun süreli kuraklığa karşı oldukça hassas. Yağışların azalması meyve verimini düşürürken küresel bitkisel yağ piyasasında arzı daraltabilir.</p>
<p><strong>■ SOYA, MISIR VE BUĞDAY: Kazanan Arjantin olabilir</strong></p>
<p>Her tarım ürünü El Nino’dan olumsuz etkilenmiyor. Artan yağışlar Arjantin’de soya fasulyesi, mısır ve buğday üretimini destekleyebilir. Güney Amerika’nın bazı bölgelerindeki üretim artışı, tropikal ürünlerde yaşanabilecek arz kayıplarını kısmen dengeleme potansiyeli taşıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Metallerde de alarm zilleri çalıyor</span></h2>
<p>■ Genel görünüm: Elektrifikasyon nedeniyle zaten düşük stoklarla çalışan metal piyasalarında hava kaynaklı üretim aksamaları fiyat oynaklığını artırabilir.<br />■ Bakır: Şili’de aşırı yağış, sel ve heyelanlar maden üretimi ile ihracat lojistiğini aksatabilir. Zambiya’da ise hidroelektrik üretiminin düşmesi elektrik kesintileri yoluyla bakır arzını sınırlayabilir.<br />■ Alüminyum ve çinko: Çin’in Yunnan bölgesindeki hidroelektrik santrallerine bağımlı izabe tesisleri kuraklık nedeniyle üretim kısıntısı riskiyle karşı karşıya bulunuyor.<br />■ Lityum: Güney Amerika’daki tuz göllerinde yoğun yağışlar üretim süreçlerini yavaşlatabilir.<br />■ Demir cevheri: Brezilya’nın güneyinde aşırı yağışların liman ve demiryolu taşımacılığını aksatma riski bulunurken, Avustralya’da hava koşullarının daha elverişli seyretmesi üretimi destekleyebilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Enerjide yeni risk: elektrik talebi artabilir</span></h2>
<p>El Nino yalnızca tarımı değil enerji piyasalarını da etkiliyor. Asya’da yükselen sıcaklıklar klima kullanımını artırarak elektrik talebini yukarı çekebilir. Aynı dönemde kuraklık nedeniyle hidroelektrik üretiminin azalması, ülkeleri doğal gaz ve termik kömür santrallerine daha fazla yöneltebilir. Bu tablo, özellikle Avrupa’nın kış öncesi depolarını doldurmaya çalıştığı bir dönemde LNG piyasasında rekabeti artırabilir. Asya’nın artan talebi ile Avrupa’nın stok ihtiyacının aynı döneme denk gelmesi, doğal gaz fiyatlarında yukarı yönlü baskıyı güçlendirebilir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/emtiada-super-el-nino-alarmi-81580</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/0/1280x720/el-nino-1782101483.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bugüne kadarki en sert EL Nino’nun kapıda olduğu uyarısı emtia piyasalarında yeni bir risk dönemini başlattı. Kahve, kakao, şeker ve pirinç başta olmak üzere tropikal tarım ürünlerinde üretim kayıpları beklenirken, bakırdan alüminyuma kadar birçok metal ile enerji piyasasında da arz sorunları ve fiyat oynaklığı endişesi büyüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/mermerde-kuresel-fiyati-afyonkarahisar-belirliyor-81604</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mermerde küresel fiyatı Afyonkarahisar belirliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/AFYON</strong></p>
<p>Dünyanın dört bir yanından gelen alıcılar, bu kez rotasını Afyonkarahisar’a çevirdi. Türkiye'nin doğal taş sektöründeki üretim gücünü ve ürün çeşitliliğini yerinde görmek isteyen 38 ülkeden 350’yi aşkın yabancı iş insanı, 17-20 Haziran tarihleri arasında düzenlenen 2. Afyonkarahisar Uluslararası Blok Mermer Fuarı'nda Türk firmalarıyla buluştu. Fuarda 308 firma ve kurum yer alırken, Türkiye'nin 42 farklı bölgesinden getirilen yaklaşık 2 bin doğal taş bloğu sergilendi. Organizasyonda doğrudan satışların 25 milyon dolar seviyesinde olduğu, iş birlikleri ile hacmin uzun vadede 100 milyon doları bulabileceği belirtildi.</p>
<p>Kamu, iş örgütleri ve özel sektör temsilcilerinin İstanbul basınını ağırladığı organizasyonda sektörün geleceği masaya yatırılırken, Afyonkarahisar’ın yalnızca bir üretim merkezi değil, küresel mermer ticaretinin yön verdiği merkezlerden biri haline geldiği mesajı öne çıktı.</p>
<h2>Fuar merkezi yatırımı planlanıyor </h2>
<p>Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan Afyonkarahisar Vali Yardımcısı İhsan Ayrancı, kentte kamu, yerel yönetimler ve sektör temsilcileri arasında güçlü bir iş birliği oluşturulduğunu söyledi. Fuarın ikinci yılında önemli bir büyüme yakaladığını belirten Ayrancı, Afyonkarahisar'a yeni bir fuar merkezi kazandırılması için çalışmaların başladığını açıkladı. Afyonkarahisar’ın fuarcılık anlamında her şeye sahip olduğunu vurgulayan Ayrancı, “Seçenekler üzerinde çalışıyoruz ve yakın zamanda bir fuar merkezi inşa edeceğiz. Burayı sadece mermer fuarı değil, birçok fuarın yapıldığı bir fuar şehri yapmak için uyum içerisinde çalışıyoruz" dedi.</p>
<p>Afyonkarahisar Belediye Başkan Yardımcısı Ömer Yıldızda şehrin altyapısı, gastronomisi, organizasyon yeteneği ve konaklama olanakları ile bir fuar şehri olmaya hazır olduğunu belirterek, "Türkiye'nin üç gastronomi şehrinden birisi Afyonkarahisar. Büyükşehirlere yakınız ve şehrimizdeki otellerde 25 bin yatak kapasitemiz var. Şehrin tanıtımı için dünyadan influencerlar getirmek de dahil olmak üzere önemli şeyler yapıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Hedef daha büyük ölçeğe taşımak </h2>
<p>Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Fuarcılık Sektör Meclisi Başkanı ve ALZ Fuar Yönetim Kurulu Başkanı ve Cihat Alagöz, geçen yıl 227 katılımcıyla düzenlenen fuarın bu yıl 308 katılımcıya ulaştığını belirten Alagöz, uluslararası fuar statüsünün tescillenmesiyle yabancı alıcı ilgisinin de arttığını ifade etti. Afyonkarahisar'ın doğal taş üretimi ve işleme sanayisinin merkezi konumunda bulunduğunu vurgulayan Alagöz, “Normal şartlarda bir alıcının bu kadar farklı taşı görebilmek için aylar boyunca Türkiye'yi dolaşması gerekir. Biz ise bu imkânı dört gün içinde tek noktada sunuyoruz. Geldiğimiz noktada mevcut alanımızın kapasitesini büyük ölçüde doldurduk. Yeni fuar alanları ve kapalı alan yatırımlarıyla organizasyonu çok daha büyük bir ölçeğe taşıyabiliriz” diye konuştu.</p>
<h2>İtalyanlardan ‘ortaklık' teklifleri geliyor </h2>
<p>Afyonkarahisar Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Hüsnü Serteser de fuarın başarısının arkasında kentte oluşan güçlü iş birliği ve sahiplenmenin bulunduğunu söyledi. Geçen yıl bazı firmalara yer veremeyecek kadar yoğun talep aldıklarını dile getiren Serteser, “Makinecilerden gelen yoğun talep de sektörün fuara ve ortaya çıkan iş hacmine inandığını gösteriyor. Makine katılımcısı sayısı 23’ten 65’e çıktı. Maya tuttu, bundan sonra daha da geliştireceğiz” dedi.</p>
<p>Bölgenin küresel pazardaki belirleyici konumu ve mermer makinelerinde yakalanan dönüşüme dikkat çeken Afyonkarahisar İscehisar Mermerciler Derneği Başkanı Remzi Özcan, şunları söyledi: “Globalde mermer fiyatını artık biz belirler hale geldik. Dünyanın en büyük blok mermer üreticisiyiz ve bu işi en iyi yapan firmalar burada faaliyet gösteriyor. Geçmişte makineleri İtalya’dan alıyorduk, bugün ise Türk makineleri dünyanın dört bir yanında kullanılıyor. Hatta İtalyan şirketler bize ortak yatırım teklifleri getiriyor. Fuarda yaklaşık 50 bin ton mermer blok ve 10 milyon dolarlık makine parkuru bulunuyor. Toplamda 25 milyon dolarlık bir ticaret hacmi bekliyoruz ancak asıl önemli olan burada kurulan ilişkilerin önümüzdeki dönemde ihracata sağlayacağı katkı olacak” dedi.</p>
<p>Afyonkarahisar'da düzenlenen blok mermer fuarının sektördeki diğer organizasyonlarla rekabet etmediğini, aksine birbirini tamamlayan bir yapıya sahip olduğuna değinen Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı İbrahim Alimoğlu, “Sektör olarak geldiğimiz nokta sevindirici. Bundan 20 yıl önce İtalya’daki fabrikalarda makinelerini incelememize izin vermiyorlardı. Bugün ise İtalyanlar İzmir’deki fuarımızda Türk makinelerini inceleyip kopyalamaya çalışıyor. 5 yıl önceki fuarda İtalyanları makinelerin üzerinden indirdik” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Mermer makinelerinde ithalatçı konumdan ihracatçı konuma geçildi</span></h2>
<p>Toplantıda kamu yöneticileri ve sektör temsilcilerinden önce çıkan ifadeler şöyle oldu: </p>
<p>■ 38 ülkeden 350’nin üzerinde yabancı alıcı Afyonkarahisar’a geldi. <br />■ Türkiye’nin 42 farklı bölgesinden yaklaşık 2 bin doğal taş bloğu fuar alanında sergilendi. <br />■ Organizasyon sonunda 25 milyon dolarlık ticaret hacmi oluşması bekleniyor. Orta ve uzun vadeli iş birlikleriyle hacmin 100 milyon doları bulacağı öngörülüyor. <br />■ Yeni bir fuar merkezi yatırımı için çalışmaları başladı. <br />■ Kentte yaklaşık 25 bin yatak kapasiteli konaklama altyapısına ulaşıldı. <br />■ Mermer makinelerinde ithalatçı konumdan ihracatçı konuma geçildiği vurgulandı. <br />■ İtalyan firmalar Türk üreticilere ortak yatırım teklifleri yapıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/mermerde-kuresel-fiyati-afyonkarahisar-belirliyor-81604</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/0/4/1280x720/57-1782106783.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin blok mermer üretimindeki liderliği, küresel fiyatların oluşumunda belirleyici bir güce dönüştü. Sektör temsilcileri, üretim ve ihracat kapasitesiyle Afyonkarahisar’ın dünya mermer ticaretinin referans merkezlerinden biri haline geldiğini belirtirken, bir dönem teknoloji ithal edilen İtalyan şirketlerinin bugün Türk firmalarına ortak yatırım teklifleri sunduğuna dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sektor-kuculurken-buyudu-25-milyarlik-yatirima-gitti-81602</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sektör küçülürken büyüdü, 2,5 milyar liralık yatırıma gitti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Operasyonel araç kiralama sektöründe yaşanan küçülmeye rağmen büyümesini sürdüren Port Filo, bu yıl için öngördüğü 2,5 milyar TL’lik yatırım planını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Bacacı Yatırım Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirket, sektörün daraldığı bir dönemde müşteri portföyünü genişletirken pazar payını da artırmayı hedefliyor.</p>
<p>Port Filo Genel Müdürü Ogün Bükülmeyen, şirketin kuruluş hikâyesinden sektördeki dönüşüme, yatırım planlarından otomotiv pazarındaki değişime kadar birçok konuda EKONOMİ’ye değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38c67fbaa39-1782105727.jpg" alt="" width="700" height="487" />Port Filo’nun 2021 yılında Bacacı Yatırım Holding çatısı altında kurulduğunu, operasyonel süreçlerin ise 2022 yılı başında başladığını belirten Bükülmeyen, sektöre giriş için zorlu ancak fırsatlar barındıran bir dönemi tercih ettiklerini söyledi. Operasyonel kiralama sektörünün ölçek ekonomisine dayandığını ifade eden Bükülmeyen, “Ne kadar büyükseniz tedarikçilerden o kadar iyi koşullar alabiliyorsunuz. Ancak pandemi döneminde şartlar bir anlamda eşitlenmişti. Büyük firmalar da araç bulamıyordu, küçük firmalar da. Biz de geçmiş tecrübemizi ve sektördeki ilişkilerimizi kullanarak 2022 yılında iyi bir başlangıç yaptık” dedi.</p>
<h2>Yatırım planında değişiklik yok </h2>
<p>Finansman maliyetlerindeki yükselişe rağmen yatırım planlarını koruduklarını vurgulayan Bükülmeyen, bu yıl için yaklaşık 2,5 milyar TL’lik araç yatırımı hedeflediklerini dile getirdi. Yılın ilk bölümünde 500-600 milyon TL’nin üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini belirten Bükülmeyen, şöyle devam etti: “Kalan yaklaşık 1,8 milyar TL’lik kısmı da yıl sonuna kadar peyderpey tamamlamayı planlıyoruz. Bizim sektörümüzde bütçeler mevsimsel ilerler. İlk altı ayda bütçenin yüzde 15-20’si gerçekleşir, yılın ikinci yarısında ise daha hızlı bir dönem başlar. Bu nedenle esas sınav bizim için yılın ikinci yarısında başlayacak. Şu ana kadar bütçemizde planlandığı gibi ilerliyoruz ve revize etmeyi düşünmüyoruz.”</p>
<h2>“Yerli üretim verimliliği artırır” </h2>
<p>Araç kiralama sektörünün büyüklüğü ve yerli üretimin sektör açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çeken Bükülmeyen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün operasyonel kiralama sektörünün yönettiği araç parkı yaklaşık 220-250 bin adet bandında. Kısa dönem kiralamayı da eklediğinizde toplamda 450 bin adetlik bir filodan söz ediyoruz. Sadece kiralama sektörünün yıllık araç ihtiyacı, sektör küçülmese bile operasyonel kiralamada 80-90 bin adet, kısa dönem kiralama ile birlikte yaklaşık 180 bin adet seviyesinde. Bu rakamlar sektörün otomotiv pazarı açısından ne kadar önemli bir alıcı olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de yerli üretimin güçlenmesini çok isteriz. Çünkü bizim açımızdan yerli üretim yalnızca araç satın almak anlamına gelmiyor. Yerli üretimin artması hem maliyet yönetimi hem de operasyonel verimlilik açısından sektörümüze önemli katkılar sunacaktır” dedi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">SEKTÖRDE SON 1,5 YILDA SERT DARALMA YAŞANDI</span></h2>
<p>Sektörde profesyonel ölçekte faaliyet gösteren oyuncu sayısının yaklaşık 20 olduğunu belirten Port Filo Genel Müdürü Ogün Bükülmeyen, Port Filo’nun ise dört yıllık geçmişiyle sektörün genç oyuncularından biri olduğunu kaydetti. Sektörde uzun süredir devam eden küçülmenin son dönemde hızlandığını belirten Bükülmeyen, operasyonel kiralama filosunun 2017 yılında yaklaşık 360 bin araç seviyesinde bulunduğunu hatırlattı. Bugün gelinen noktada sektörün yaklaşık 220 bin araç seviyesine gerilediğini ifade eden Bükülmeyen, “Sektör bir buçuk yıl gibi kısa bir sürede önceki yıllardan daha sert bir daralma yaşadı. Buna rağmen biz müşteri portföyümüzü geliştirerek büyümeye devam ettik” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sektor-kuculurken-buyudu-25-milyarlik-yatirima-gitti-81602</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/9/1280x720/arac-kiralamada-buyume-finansmana-takildi-1742225219.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Operasyonel araç kiralama sektörü son yılların en hızlı daralma dönemlerinden geçerken Port Filo büyümesini sürdürdü. Şirket, yüksek finansman maliyetlerine rağmen bu yıl için belirlediği 2,5 milyar TL’lik araç yatırım hedefini korudu. Port Filo Genel Müdürü Ogün Bükülmeyen, genç ve esnek yapıları sayesinde büyümeye devam ettiklerini belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/futboldan-anlamam-ama-81593</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Futboldan anlamam ama...</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLMİ GÜVENAL - </strong><strong>İŞ İNSANI/YAZAR</strong></p>
<p>Milli takım büyük hayal kırıklığı yarattı. Ardından sadece futbolla ilgilenenler değil iş dünyasının ve akademinin ünlüleri de yazdılar.</p>
<p>Futbolu iş hayatına benzetenler bir şeyi karıştırıyor. Futbolun farkı iyi yönetilmesi değil. Sonucun saklanamaması. Sizin dünyanızda sonuçla gerçek arasına birçok şey girebilir.Kötü geçen çeyrek. Başarısız bir ürün. İşlemeyen bir strateji. Yanlış bir satın alma. Hepsinin bir açıklaması bulunur. Makro koşullar dersiniz. Geçiş dönemi dersiniz. Öğreniyoruz dersiniz. Uzun vadeye oynuyoruz dersiniz. Sonuç değişmez ama hikâyesi değişir. Çünkü birçok kurumda skorla anlatı arasında geniş bir alan vardır. Ve o alanın içinde kariyerler kurulur.</p>
<p>Futbolda ise alan çok dardır. Doksan dakika biter. Tabela yanar. Ne yazıyorsa odur. Atamadığınız golü yeniden çerçeveleyemezsiniz. Yediğiniz golü gelecek çeyreğe taşıyamazsınız. Skorun üzerinde çalıştay yapılamaz. Belki de bu yüzden futbol üzerine konuşanların önemli bir kısmı oyundan değil, insan yönetiminden bahsetmeye başlar.</p>
<p>Liderlik. Motivasyon. Takım kültürü. Performans yönetimi. Yetenek geliştirme. Sanki mesele futbol değil de büyük bir insan kaynakları projesiymiş gibi. Oysa futbolun rahatsız edici tarafı tam burada başlar. İnsan yönetimi önemlidir. Liderlik önemlidir. Kültür önemlidir. Ama hiçbiri skoru ortadan kaldırmaz. Hatta değerleri tam tersinden ölçülür. Çünkü futbolda kültür, skor kötü giderken ortaya çıkar. Liderlik, işler bozulduğunda görünür. Takım ruhu, geriye düştüğünde test edilir. Ve bütün bu kavramlar sonunda tek bir yere çıkar: Tabela.</p>
<p>İş dünyasında kötü sonuç iyi bir sunumla yaşayabilir. Futbolda kötü sonuç sadece kötü sonuçtur. Bu yüzden futbol bana hiçbir zaman yönetim dersi gibi gelmedi. Daha çok hesap verme dersi gibi geldi. Belki de insanları rahatsız eden tarafı budur. Çünkü futbol bize insan yönetiminin sınırını gösterir. Ne kadar iyi konuşursanız konuşun, ne kadar doğru kültürü kurarsanız kurun, ne kadar güçlü liderlik sergilerseniz sergileyin…</p>
<p>Sonunda biri skoru belirleyen golü atar. Ve o kişi siz değilsinizdir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/futboldan-anlamam-ama-81593</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Futboldan anlamam ama... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/boyner-vakfi-ve-unicef-turkiye-bir-yilda-400-bin-cocugun-gelecegini-aydinlatacak-81592</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye bir yılda 400 bin çocuğun geleceğini aydınlatacak </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye, Türkiye genelinde ebeveyn destek sistemlerini güçlendirmeyi ve çocuklar için güvenli, besleyici ve koruyucu ortamları teşvik etmeyi amaçlayan ‘Zamanında Yanında’ projesini başlattı. Proje, çocukların aile, okul ve dijital ortamda korunmasına destek olmayı hedefliyor. Bu kapsamda, UNICEF desteğiyle farklı illerde kurulan 18 merkez ve 16 mobil ekip, uzman sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte çalışarak 200 bin ebeveyn ve bakım verene ve 400 bin çocuğa ulaşacak. </p>
<p>Proje çalışmaları aracılığıyla ailelere ebeveynlik becerileri, çocuk gelişimi, akran zorbalığının önlenmesi, dijital güvenlik ve çocuk koruma konularında danışmanlık ve rehberlik desteği sağlanacak. Zamanında Yanında projesiyle aynı zamanda bir Sosyal Etki Platformu da kurulması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>İş dünyası ve STK’lara açık çağrı</strong></p>
<p>Projenin İstanbul’daki tanıtım toplantısında konuşan  Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, <em>“Ebeveynlik bir ekip işidir”</em> diyerek yani ‘Zamanında Yanında’ modeliyle bir güvenlik ağı kurmak için yola çıktıklarını ifade ederek bir açık çağrıda bulundu:.</p>
<p><em>“İş dünyası ve STK’ları da bu masanın etrafında, daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için sorumluluk almaya, destek olmaya çağırıyoruz. Bu yüzden daha çok ortak akla ihtiyacımız var. Bu proje aynı zamanda ev içindeki cinsiyet eşitsizliğini kırmak iletişim ve destek mekanizmalarını güçlendirmek açısından da önem taşıyor. Ebeveynlik bir ekip işidir. Bu program ev içindeki sorumluluğu paylaşan, ortak ebeveynlik yapan babaları da o ekibe dahil etmek için tasarlandı. Çünkü biliyoruz ki, her iki ebeveyn sürece aynı güçle dahil olduğunda çocuklarımız hayata çok daha güçlü hazırlanıyor.”</em></p>
<p><strong>Zamanında Yanında projesi neden çok önemli?</strong></p>
<ol>
<li><strong> İlk 1000 gün çocuk gelişimi alanında en çok referans verilen dönemlerden birisi.</strong></li>
</ol>
<p>Bilişsel gelişim bebeklikte başlar. Çocukların düşünme ve öğrenme becerileri konusundaki öncü bilim insanlarından Jean Piaget (1896–1980),"<em> Çocuklar küçük yetişkinler değildir” </em>cümlesiyle çok önemli bir gerçeğin altını çizer.</p>
<p>Piaget'ye göre bilişsel gelişim, çocuğun dünyayı anlama ve düşünme biçiminin zaman içinde değiştiği dört temel evreden oluşur. 0-2 yaş duyu motor dönemidir. Bu dönemde bebek duyularını keşfeder. Görme, işitme, dokunma ve hareket yoluyla öğrenir. Neden sonuç ilişkilerini keşfeder. Yine bu dönemde nesne sürekliliği gelişir.  Bir nesne gözden kaybolsa bile, bebek onun var olduğunu anlayacak bir kavrayış geliştirir. Düşünme becerileri yine bu yıllarda şekillendiği için, ilk 1000 gün çocuk gelişimi alanında en çok referans verilen dönemlerden biridir.</p>
<p>Beyin araştırmaları konusundaki araştırmalarıyla tanınan Jack Shonkoff  da  çocuk beyninin ilk yıllarda saniyede milyonlarca sinir bağlantısı kurduğuna ve ilk yaşlardaki deneyimlerin beynin yapısını inşa ettiğine dikkat çeker.</p>
<p>Nobel ödüllü ekonomist James Heckman’a göre çocuklara yapılan yatırım, geleceğe bırakılacak en kârlı ekonomik mirastır. Heckman’ın araştırmaları,  erken çocukluk döneminde eğitime yapılan yatırımın uzun vadede topluma 7 ila 13 katı oranında geri döndüğünü kanıtlar.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Çocuklar için kalıcı değişim yaratmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkündür.</strong></li>
</ol>
<p>2025 yılı sonu Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi verilerine göre Türkiye'de toplam çocuk nüfusu 21.375.930. Bu grubun %22,7'sini oluşturan yaklaşık 4.852.336 kişi 0-4 yaş aralığında bulunuyor. </p>
<p>İrlanda, Finlandiya, Hırvatistan, Norveç, Slovenya, Malta gibi  ülkelerin toplam nüfusuna yakın bir sayıdan söz ediyoruz.  Rakam çok büyük, ihtiyaç daha da büyük. Dolayısıyla, tüm kesimlerin ortak bir biçimde çalışması gerekiyor.  </p>
<p>Zamanında Yanında tam da bu bilinçle yola çıkmış olan bir platform. UNICEF Türkiye Millî Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki “<em>Çocuklar için kalıcı değişim yaratmak, ancak toplumun tüm kesimlerinin ortak çabasıyla mümkün”</em>olacağına dikkat çekiyor.  Çalışmalar  AÇEV, Maya Vakfı, GECD ve Suna'nın Kızları gibi çok önemli STK’larla birlikte yürütülecek.   Proje kapsamında,  ekipler 10 pilot ildeki yerel sivil toplum kuruluşlarıyla sahanın anlık ihtiyacına göre dönemsel iş birlikleri yapacak. Çalışmalar ilk yıl Adana, Ankara, Adıyaman, Gaziantep, Hatay, İstanbul, İzmir, Kahramanmaraş, Mardin ve Şanlıurfa illerinde yürütülecek.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Büyük hedefler ve hızlı hareket gerekli</strong></li>
</ol>
<p>Erken Çocukluk Gelişimi Platformu Yönetim Kurulu Üyesi Üsküdar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Demet Gülaldı, yaşamın ilk yıllarında ebeveynlerin ve bakım verenlerin desteklenmesinin çocukların gelişimsel potansiyellerine ulaşmalarında kritik rol oynadığına dikkat çekiyor.</p>
<p> UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi “Ebeveyn destek sistemlerini güçlendirerek ve bakım verenleri bilimsel temellere dayanan bilgi, pratik beceriler ve ihtiyaç duydukları hizmetlere erişim konusunda destekleyerek, çocukların gelişmesine, öğrenmesine ve tam potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olabileceklerini” ifade ediyor. </p>
<p>"Zamanında Yanında” platformu büyük hedeflerle ilerleyecek bir alt yapıya sahip.  Sahada Unicef  tarafından desteklenen ve saha faaliyetlerini koordine eden 18 merkez bulunuyor. </p>
<p>Merkezlere uzak noktalardaki ailelere doğrudan ulaşmak için 16 mobil ekip sahada aktif görev yapıyor. İlk yılda 200 bin ebeveyn/bakım verene doğrudan ulaşılması ve  400 bin çocuğun desteklenmesi planlanıyor. </p>
<ol start="4">
<li><strong> 0-2 yaş grubunun dörtte birinin günde iki saatten fazla ekran başında kalması bir ihmal olarak görülüyor</strong></li>
</ol>
<p>Verilere göre, Türkiye'de 0-2 yaş grubundaki çocukların %23,6'sı günde iki saatten fazla ekran karşısında kalıyor. Uzmanlar çocuk gelişimi için çok kritik olan bu saatlerin eğitim olarak kullanılmamasını bir kayıp hatta  ihmal olarak tanımlıyor. </p>
<p>Zamanında yanında çocuklarda beyin gelişiminin kritik aşaması olan erken çocukluk dönemine odaklanarak, ebeveynlere bu dönemde çocukların bilişsel ve duygusal gelişimine destek olacak bilgi ve donanımı sağlamayı hedefliyor.  </p>
<ol start="5">
<li><strong> Babaların ve aile fertlerinin eğitime dahil olması kritik önem taşıyor.</strong></li>
</ol>
<p>Araştırmalara göre küresel ölçekte babaların erken çocukluk gelişimine katılım oranı %15'lerde kalıyor. Zamanında Yanında "ebeveynlik bir ekip işidir" diyerek babaları sürece dahil edip bu oranı yükseltmeyi amaçlıyor. </p>
<p>Maya Vakfı Genel Müdürü Emre Ünsal ise Bugün, ailelerin güçlendirilmesine yönelik her yatırımın aynı zamanda çocukların ruh sağlığına, güvenliğine ve geleceğine yapılan bir yatırım olduğuna inandıklarını belirterek  Kendine güvenen, potansiyelini gerçekleştirebilen ve umutla geleceğe bakabilen nesiller yetiştirmenin yolu, çocukları ve aileleri birlikte desteklemekten geçtiğini belirtiyor. .</p>
<p>Türkiye Kalkınma Vakfı'ndan Ayşe Belgin Açıkgöz, "<em>Bir çocuğun potansiyeline ulaşmasının yolunun onu büyüten yetişkinleri güçlendirmekten geçtiğini</em>" ifade ediyor. Suna’nın Kızları Genel Koordinatörü Burcu Gündüz Maşalacı<em>,</em> sistemlerin birbirine bağlı olduğunu ve çocukların hayatında kalıcı değişim yaratmak için farklı aktörlerin tıpkı bir yapboz parçaları gibi birbirini tamamlayarak ortak bir amaç etrafında buluşması gerektiğinin altını çiziyor. </p>
<p><strong>Özetle: </strong></p>
<p><strong>Zamanında Yanında çok iyi düşünülmüş bir proje. Ülkemizin geleceği için kritik öneme sahip. Bir milli mesele.</strong></p>
<p><strong>Ümit Boyner’in  iş dünyası ve STK’ları, daha güvenli ve eşitlikçi yarınlar için sorumluluk almaya ve  destek olmaya yönelik çağrısını burada bir kez daha yineleyelim. Hızla ilerleyelim. Çocuklarımıza sahip çıkalım. </strong></p>
<p><em>(Soldan sağa) Erken Çocukluk Gelişimi Platformu’ndan Dr. Demet Gülaldı, Maya Vakfı Genel Müdürü Emre Ünsal, UNICEF Türkiye Milli Komitesi Genel Müdürü İnci Haseki, Boyner Grup Yönetim Kurulu Üyesi Ümit Boyner, UNICEF Türkiye Temsilcisi Paolo Marchi, Suna’nın Kızları Genel Koordinatörü Burcu Gündüz Maşalacı ve Ayse Belgin Açıkgöz</em></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/boyner-vakfi-ve-unicef-turkiye-bir-yilda-400-bin-cocugun-gelecegini-aydinlatacak-81592</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/2/1280x720/346-1782103404.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Boyner Vakfı ve UNICEF Türkiye bir yılda 400 bin çocuğun geleceğini aydınlatacak  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/iso-500de-tekstil-ve-hazir-giyim-eriyor-81579</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO 500&#039;de tekstil ve hazır giyim eriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Son iki yılda yüksek finansman maliyetleri, işçilik giderlerindeki sert artış, kurun enflasyon karşısında geride kalması ve başta Avrupa olmak üzere ihracat pazarlarında talebin zayıflaması nedeniyle zor bir dönemden geçen tekstil ve hazır giyim sektörü, en büyük sanayi kuruluşları arasındaki ağırlığını da kaybetmeye başladı.</p>
<p>Ekonomik faaliyet kodu 13 ile temsil edilen tekstil sektörü ile kodu 14 olan hazır giyim sektörü, 2024 yılında İSO 500 listesinde toplam 32 şirketle yer alırken, 2025 yılında bu sayı 29’a geriledi. Böylece iki sektörün İSO 500 içindeki payı yüzde 6,4’ten yüzde 5,8’e indi. Gerileme her iki sektörde de yaşandı. Tekstil şirketlerinin sayısı 24’ten 22’ye düşerken, hazır giyim tarafında sayı 8’den 7’ye geriledi.</p>
<p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b4370b3d3-1782101047.png" alt="" width="323" height="279" /> <img src="/storage/uploads/0/0/0/6a38b43e6dc26-1782101054.png" alt="" width="325" height="202" /></p>
<h2>Satışlardaki payında da gerileme yaşandı </h2>
<p>Şirket sayısındaki düşüş, ciro performansına da yansıdı. Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin İSO 500’de yer alan şirketlerinin toplam net satışları 2024 yılında 246 milyar TL seviyesinde bulunurken, 2025 yılında yüzde 10,2 artışla 271 milyar TL’ye yükseldi. Buna karşılık İSO 500 şirketlerinin toplam net satışları aynı dönemde yüzde 27 artarak 10,2 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye çıktı. Böylece iki sektörün toplam net satışlardan aldığı pay yüzde 2,4’ten yüzde 2,1’e geriledi. Veriler, tekstil ve hazır giyim sektörünün sanayi genelinden daha yavaş büyüdüğünü ortaya koyarken, son dönemde sıkça gündeme gelen sipariş kayıpları, kapasite düşüşleri, üretimin Mısır başta olmak üzere alternatif ülkelere kayması ve yüksek finansman maliyetlerinin İSO 500 performansına da yansıdığını gösterdi. İki sektör ayrı ayrı incelendiğinde, gerilemenin daha çok tekstil tarafında yaşandığı görülüyor. İSO 500’de yer alan tekstil şirketlerinin sayısı 24’ten 22’ye gerilerken, sektörün toplam net satışları yaklaşık 187 milyar TL’den 204,5 milyar TL’ye yükseldi. Artış oranı yüzde 9,2’de kaldı. Hazır giyim tarafında ise şirket sayısı 8’den 7’ye inse de net satışlar 58,9 milyar TL’den 66,7 milyar TL’ye yükseldi. Yaklaşık yüzde 13’lük artış tekstil sektörünün üzerinde gerçekleşse de yine İSO 500 genelindeki yüzde 27’lik büyümenin oldukça altında kaldı.</p>
<h2>İlk sırada Merinos Halı var </h2>
<p>Böylece 2025 yılında tekstil sektörü, iki sektörün toplam net satışlarının yaklaşık yüzde 75’ini oluştururken, hazır giyimin payı yüzde 25 seviyesinde gerçekleşti. Tekstil sektöründe net satışlar açısından ilk sırada Gaziantep merkezli Merinos Halı yer aldı. Şirketin net satışları 18 milyar TL’den 18,7 milyar TL’ye yükselirken, İSO 500 genel sıralamasındaki yeri 106’ncılıktan 141’inciliğe geriledi. İkinci sırada yine Gaziantep merkezli Gülsan Sentetik Dokuma yer aldı. Şirket, 17,3 milyar TL net satış gerçekleştirirken, genel sıralamadaki yeri 140’tan 158’e düştü. Kahramanmaraş merkezli Kipaş Mensucat ise 16,2 milyar TL’lik net satışla üçüncü sırada yer aldı. Teknik tekstil alanında faaliyet gösteren Kordsa Teknik Tekstil 12,6 milyar TL net satışla beşinci sırada yer alırken, Sanko Tekstil 13,7 milyar TL ile ilk altı şirket arasında yer aldı. İlk 10 tekstil şirketinin altısının Gaziantep merkezli oldu.</p>
<p>İSO 500’de yer alan 29 tekstil ve hazır giyim şirketinin 11’i Gaziantep merkezli şirketlerden oluştu. Gaziantep’i Kahramanmaraş, İstanbul, Adana ve Ege Bölgesi takip etti. Özellikle iplik, dokuma ve ev tekstili alanlarında faaliyet gösteren Gaziantepli şirketler, sektörün İSO 500’deki ana omurgasını oluşturmayı sürdürdü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/iso-500de-tekstil-ve-hazir-giyim-eriyor-81579</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/3/1280x720/tekstil-giyim-konfeksiyon-1767592630.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İSO 500&#039;de 2024 yılında 32 şirketle temsil edilen tekstil ve hazır giyim sektöründeki şirket sayısı 2025’te 29’a geriledi, net satışlar sadece yüzde 10 civarı artış gösterdi. Aynı dönemde İSO 500’ün toplam net satışları yüzde 27 büyüdü. İki sektörün toplam net satışlardan aldığı pay yüzde 2,4’ten 2025&#039;te yüzde 2,1’e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/b-recete-uygulamasi-1-temmuzda-tum-illerde-basliyor-81578</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> B-reçete uygulaması 1 Temmuz’da başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Tarımsal üretimde ilaç kalıntısını önlemek amacıyla 4 pilot ilde uygulanan B-Reçete uygulaması 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren 81 ilde başlayacak. </p>
<p>Antalya Ticaret Borsası (ATB) ile Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde, tarım sektörüne yönelik B-Reçete (Bitki Reçetesi) Sistemi Bilgilendirme Toplantısı” düzenlendi.</p>
<p>Toplantıya, Antalya Ticaret Borsası Başkan Vekili Halil Bülbül, Yönetim Kurulu Üyesi Ragıp Gök, Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal, ATB üyeleri ve tarım sektörü temsilcileri katıldı.</p>
<p>ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, Antalya Ticaret Borsası olarak tarım sektörünü yakından ilgilendiren gelişmeleri ve mevzuat düzenlemelerini takip ettiklerini ve gıda güvenliği konusunda büyük hassasiyet gösterdiklerini söyledi.</p>
<p>Pilot il olarak Ankara, Kırklareli, Mersin ve Samsun’da uygulanan B-Reçete sisteminin, 1 Temmuz’dan itibaren 81 ilde yaygınlaştırılacağını belirten Bülbül, ‘’B-Reçete Sistemi bitkisel üretimde güvenli üretim ve güvenilir gıda arzı açısından önemli bir adım. Antalya, tarımın merkezi konumunda bulunuyor. Üyelerimizin ve sektör temsilcilerimizin yeni sisteme hızlı adapte olabilmesi, herhangi bir mağduriyet yaşanmaması amacıyla bilgilendirme toplantısını düzenledik’’ dedi.</p>
<p><strong>Kalıntıya önlem</strong></p>
<p>Antalya İl Tarım ve Orman Müdürü Şakir Fırat Erkal da, Antalya Ticaret Borsası ile tarımın birçok alanında ortak çalışmalar yürüttüklerini belirterek, bitkisel üretimde kullanılan bitki koruma ürünlerinin satışı, depolanması ve kullanımına ilişkin yeni bir düzenlemenin hayata geçirildiğini bildirdi. Erkal, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Pilot uygulama dört ilde başladı. 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren B-Reçete Sistemi tüm Türkiye’de yürürlüğe girecek. Uygulama pestisitlerin hatalı ve gereğinden fazla kullanımını önlemek amacıyla oluşturuldu. Dijital altyapı sayesinde bitki koruma ürünlerinin kullanımı daha etkin şekilde takip edilirken, izlenebilirliğin güçlendirilmesi ve güvenilir gıda üretiminin desteklenmesi hedefleniyor.”</p>
<p>Antalya İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Dr. Safinaz Arslan ise B-Reçete Sistemi ile ilgili sunum yaptı. Arslan, sistemin temel amacının bitki koruma ürünlerinin kontrollü kullanımını sağlamak ve izlenebilirliği artırmak olduğunu vurguladı. Sistemin dijital altyapı üzerine kurulduğunu ifade eden Arslan, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Üreticiler kayıtlı arazilerine ve ürün desenlerine göre ihtiyaç duydukları miktarda bitki koruma ürünü satın alabilecek. Sistem, E-Reçete, E-Üretici Kayıt Defteri, Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS), Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi ve KOBÜKS ile entegre çalışacak. Bazı etken maddeler reçeteye tabi olacak. Nasıl ki doktor reçetesi olmadan antibiyotik kullanılamıyorsa, belirli bitki koruma ürünleri de yetkili kişiler tarafından düzenlenecek reçeteler doğrultusunda kullanılabilecek. Üreticilere alan ve üretim miktarı kadar ürün satışı yapılacak. Sistem sayesinde bitki koruma ürünlerinin kim tarafından satın alındığı, hangi üretim alanında kullanıldığı ve ürünün tedarik zinciri boyunca hangi aşamalardan geçtiği dijital ortamda izlenecek. Kontrollü satış ve etkin denetim sağlanacak.’’</p>
<p><strong>Ziraat Mühendisleri B-Reçete’nin iptal edilmesini istiyor</strong></p>
<p>Öte yandan,  Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Antalya Şubesi, pilot bölgelerde uygulanan B-Reçete sisteminin elde edilen sonuçlarla mevcut haliyle temel hedeflere katkı sunmak yerine sahada yeni sorunlar yarattığını, bu nedenle uygulamanın geri çekilmesini istemişti.</p>
<p>Pilot bölgelerde uygulanan B-Reçete sisteminin başarıya ulaşmadığını ve yeni sorunlar ortaya çıkardığını söyleyen Kaçın, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’B-Reçete uygulaması izlenebilirliğin artırılması ve pestisit kalıntılarının azaltılması amacıyla gündeme getirilmişti. Pilot illerde elde edilen sonuçlar, sistemin mevcut haliyle temel hedeflere katkı sunmak yerine sahada yeni sorunlar yarattığını açıkça ortaya koymuştur. Bu nedenle 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan B-Reçete uygulamasının mevcut haliyle acilen geri çekilmesi gerekmektedir. Bugün itibarıyla üreticilerin büyük çoğunluğu sisteme kayıtlı değildir. Kayıtlı olan üreticiler açısından ise en önemli sorunlardan biri, üretimini yaptıkları birçok bitki türünde ruhsatlı etkili madde bulunmamasıdır. Özellikle süs bitkileri başta olmak üzere bazı üretim alanlarında ruhsatlı ürün sayısının son derece yetersiz olması, üreticileri ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/b-recete-uygulamasi-1-temmuzda-tum-illerde-basliyor-81578</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/8/1280x720/b-recete-uygulamasi-1-temmuzda-tum-illerde-basliyor-1782075489.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarımsal üretimde ilaç kalıntısını önlemek amacıyla hayata geçirilen B-Reçete uygulaması 1 Temmuz&#039;da 81 ilde başlayacak. Ziraat mühendisleri, pilot illerde uygulamanın başarıya ulaşmadığı gerekçesiyle B-Reçete’nin iptal edilmesini istiyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esbas-cevreci-yatirimlarla-2025te-8-bin-agac-kurtardi-81626</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;ESBAŞ, çevreci yatırımlarla 2025’te 8 bin ağaç kurtardı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Ege Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi AŞ'nin (ESBAŞ), 2025 yılında kaynak kullanımından atık yönetimine, çalışan güvenliğinden bölgesel kalkınmaya kadar doğal kaynakların korunmasını merkeze alan çevreci yaklaşımıyla 8 bin ağacı kurtardığı, atmosferi 6150 kg sera gazı emisyonundan koruduğu ve 212 ton karbondioksit gazı emilimini sağladığı belirtildi.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Ege Serbest Bölgesi’nde yıl boyunca 473 ton kağıt ve karton atığın geri dönüşüme kazandırılması ile yaklaşık 8 binden fazla ağacın kesilmesinin önüne geçilmiş oldu. Ayrıca 150 ton plastik, 40 ton palet ve 32 ton metal atık yeniden ekonomiye kazandırıldı. Yapılan çalışmalar sonucunda 212 bin kilogramdan fazla karbondioksit gazı emisyonunun oluşması engellendi.</p>
<p>Ege Serbest Bölgesinde gerçekleştirdikleri bu çevreci faaliyetlerin, Avrupa Birliği'nin ve Türkiye’nin döngüsel ekonomi ve kaynak verimliliği politikalarıyla uyumlu bir sanayi ekosistemini kurma çabalarının yansıması olduğunu söyleyen ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili ve Yürütme Kurulu Başkanı Dr. Faruk Güler, atıkları bir yük olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak gören bu üretim modellerinin Türkiye’de yaygınlaşmasının önemine işaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a38eee1db804-1782116065.JPG" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p>Atıksu yönetimi kapsamında 2025 yılında bölgede toplamda bin 504 kez firma denetimi gerçekleştirildiğini belirten Güler, “Firma olarak peyzaj hizmetleri ve yeşil alan uygulamalarıyla bölgesel yaşam kalitesinin artırılmasına katkı sağlarken, kurakçıl peyzaj uygulamalarının yaygınlaştırılmasıyla sürdürülebilir kentleşme hedeflerini desteklemiş olduk. Sadece ESBAŞ’ın karbon ayak izini azaltmayı değil, bölgemizde faaliyet gösteren firmaların da faaliyetlerini bu anlamda etkileyen çalışmalar sürdürmekteyiz. ESBAŞ’ın 2025 yılında gerçekleştirdiği çevresel yatırımlar, kaynak verimliliği uygulamaları ve çalışan odaklı projelerle şirket, ekonomik değer üretmenin yanı sıra doğal kaynakların korunmasına, toplumsal refaha ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sağlamaya devam etti” diye konuştu.</p>
<p>Şirketin sürdürülebilirlik stratejisinin ikinci ayağını ise çalışan sağlığı ve güvenliğinin oluşturduğunu vurgulayan Güler, “2025 yılında hayata geçirdiğimiz eğitim programları, risk azaltma projeleri ve güvenlik kültürünü geliştirmeye yönelik uygulamalar sayesinde iş kazalarında yüzde 40 oranında iyileşme sağlamış olduk. Kazalara bağlı iş günü kayıplarında da önemli düşüş elde edilirken, deprem ve yangın tatbikatları şirketimizdeki düzenli uygulamalar arasına alındı. Başarıyı yalnızca finansal göstergelerle ölçen bir şirket olmaktan öte, her çalışanın gün sonunda sağlıklı ve güvenli biçimde evine dönmesini en temel başarı kriteri olarak görmekteyiz. Bu yaklaşım doğrultusunda şirketimizde iş sağlığı ve güvenliği kültürünü sürekli geliştirme hedefiyle ‘sıfır etki’ vizyonunu hayata geçirdik” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esbas-cevreci-yatirimlarla-2025te-8-bin-agac-kurtardi-81626</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/6/1280x720/esbas-cevreci-yatirimlarla-2025te-8-bin-agac-kurtardi-1782116144.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Serbest Bölgesi’nde yapılan çalışmalar sonucunda 212 bin kilogramdan fazla karbondioksit gazı emisyonunun oluşmasının engellendiği bildirildi. ESBAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Faruk Güler, atıkları bir yük olarak değil, yeniden değerlendirilebilecek bir kaynak olarak gören üretim modellerinin Türkiye’de yaygınlaşması gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zirvedeki-ankalar-dunyaya-acilan-yeni-ticaret-kopruleri-kurdu-81625</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Zirvedeki Ankalar, dünyaya açılan yeni ticaret köprüleri kurdu&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Belek'te 15 - 18 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Global Phoenix Women in Business Summit (Zirvedeki Ankalar) etkinliği tamamlandı. Verilen bilgiye göre, 19 ülkeden iş insanlarını, yatırımcıları, sektör temsilcileri ve girişimci kadınları bir araya getiren zirvede, toplam 4 bin 142 B2B iş görüşmesi gerçekleştirildi. Yedi ülkeden de resmi ticari heyet daveti alındı.</p>
<p>Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirveye, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Rusya, Romanya, Almanya, İtalya, Polonya, İngiltere, Irak, Suriye, Dubai, Suudi Arabistan, Katar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Mısır, Moğolistan, Kırgızistan, başta olmak üzere 19 ülkeden temsilciler katıldı.</p>
<p>Bine yakın girişimci ve iş dünyası temsilcisinin katıldığı etkinlikte, sağlık turizmi ve turizm yatırımcıları, tarım ve gıda, tedarik zinciri, sağlık turizmi, hospitatilty yatırımları, spor ve kongre turizmi ile lojistik şirketleri, üreticiler ve girişimci kadınlar arasında yeni iş birlikleri geliştirmek için bir araya geldi.</p>
<p>B2B görüşmelerinde yeni distribütörlük anlaşmaları, yatırım fırsatları, ihracat bağlantıları ve ortak proje görüşmeleri öne çıkarken, Mısır, Azerbaycan, Gürcistan, Bulgaristan, Rusya, Irak ve Suriye'den alınan resmi davetlerle katılımcılar için yeni pazarlara açılma olanakları sağlandı.</p>
<p>Zirvenin ilk uluslararası iş birliği anlaşması ise Rusya ile gerçekleşti. Taraflar arasında Aralık 2026'da Rusya'da hospitality ve turizm sektörlerine yönelik özel bir B2B program düzenlenmesi konusunda anlaşmaya varıldı.</p>
<p><strong>Kadınlar arasında dayanışma</strong></p>
<p>Zirvede ayrıca, farklı ülkelerden kadın girişimciler arasında oluşan güçlü dayanışma ve iletişim ağı oldu. Sosyal etkinlikler, networking buluşmaları ve tematik programlar sayesinde farklı sektörlerden kadın liderler arasında güçlü bağlar kuruldu.</p>
<p>Anka Çarşı bölümünde ise kadın girişimciler ürün ve hizmetlerini tanıtma fırsatı buldu. Coğrafi işaretli ürünlerden yerel markalara, el emeği üretimlerden yenilikçi girişimlere kadar birçok ürün ziyaretçi ile buluştu.</p>
<p>Zirveyi düzenleyen Yasemin Arslan ve Tuğba Avcı yaptıkları ortak açıklamada, hedeflerinin kadın girişimcileri uluslararası pazarlara taşıyacak güçlü bir ticaret platformu oluşturmak olduğunu belirtti. Açıklamada, şöyle denildi:</p>
<p>‘’Zirvedeki Ankalar etkinliği ile amacımıza ulaştık. Katılımcılarımız yeni iş bağlantıları kurdu, yeni pazarlara erişim fırsatı yakaladı ve somut iş birliklerinin temellerini attı. 4 bin 142 B2B görüşme gerçekleştirilmesi, 7 ülkeden resmi ticari heyet daveti alınması ve Rusya ile yeni bir uluslararası program konusunda anlaşmaya varılması, beklentilerimizin üzerinde sonuçlar elde ettiğimizi gösteriyor. En büyük mutluluğumuz ise kadın girişimcilerin birbirlerine güç verdiği, birbirlerinden ilham aldığı ve birlikte büyümenin mümkün olduğunu ortaya koyan güçlü bir ekosistemin oluştuğunu görmek oldu."</p>
<p><strong>2027 için talepler alınmaya başladı</strong></p>
<p>Zirvedeki Ankalar 2027 yılı etkinliği için ilk başvurular ve iş birliği talepleri de alınmaya başlandı. Organizasyon komitesi, önümüzdeki dönemde davet alınan ülkelerde ticari heyet programları düzenleyerek Antalya'da başlayan iş birliklerini uluslararası projelere dönüştürmek için çalışmalara başladı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zirvedeki-ankalar-dunyaya-acilan-yeni-ticaret-kopruleri-kurdu-81625</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/5/1280x720/zirvedeki-ankalar-dunyaya-acilan-yeni-ticaret-kopruleri-kurdu-1782114537.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 19 ülkeden girişimci kadınların katıldığı &quot;Zirvedeki Ankalar&quot; etkinliğinde, Antalya’dan dünyaya açılan yeni ticaret köprülerinin kurulduğu bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kircaalisiaddan-bulgaristanda-yatirim-ve-is-birligi-atagi-81613</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KIRCAALİSİAD’dan Bulgaristan’da yatırım ve iş birliği atağı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bulgaristan Kökenli Yönetici, Sanayici ve İş İnsanları Derneği (KIRCAALİSİAD), Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesi amacıyla Bulgaristan’da kapsamlı bir program gerçekleştirdi.</p>
<p>Filibe, Sofya ve Bansko’da düzenlenen ziyaretlerde iş dünyası temsilcileri, yatırım kuruluşları, diplomatik misyonlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelen heyet, yeni iş birlikleri için temaslarda bulundu. Program kapsamında Bulgaristan’ın önemli sanayi kuruluşları ve yatırım bölgelerini ziyaret eden KIRCAALİSİAD heyeti, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması ve yatırım olanaklarının geliştirilmesine yönelik görüşmeler gerçekleştirdi. Düzenlenen firma ziyaretlerinde üretim süreçleri ve olası ortak projeler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Yatırım merkezlerinde incelemeler yapan heyet, bölgenin yatırım potansiyeli ve sanayi altyapısı hakkında bilgi aldı. Görüşmelerde, iki ülke arasındaki ticaret hacminin artırılması, yatırım süreçlerinin kolaylaştırılması ve iş dünyasının beklentileri ele alındı.</p>
<p>KIRCAALİSİAD heyetinin Bulgaristan programındaki önemli duraklardan biri de Bansko’da düzenlenen 5. Balkan İş Forumu oldu. Balkan ülkelerinden iş insanları ve yatırımcıları bir araya getiren forumda bölgesel iş birlikleri, yatırım fırsatları, lojistik ağları, yapay zekâ, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları öne çıktı. Forumda panelist olarak yer alan KIRCAALİSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Osman Güler, Türkiye-Bulgaristan ekonomik ilişkileri, sınır ötesi ticaretin geliştirilmesi ve Balkanlar’daki ekonomik entegrasyonun önemi üzerine değerlendirmelerde bulundu. Güler, bölgesel kalkınmanın güçlü iş birlikleri ve ortak yatırımlarla desteklenebileceğini vurguladı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kircaalisiaddan-bulgaristanda-yatirim-ve-is-birligi-atagi-81613</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/3/1280x720/kircaalisiaddan-bulgaristanda-yatirim-ve-is-birligi-atagi-1782111562.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KIRCAALİSİAD, Bulgaristan’da gerçekleştirdiği temaslarla Türkiye-Bulgaristan ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik önemli görüşmeler yaptı. Filibe, Sofya ve Bansko’daki ziyaretlerde yatırım fırsatları, ticari iş birlikleri ve bölgesel kalkınma projeleri masaya yatırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ucge-teknosabdaki-yeni-fabrikasiyla-buyume-hedeflerini-guclendiriyor-81611</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÜÇGE&#039;den TEKNOSAB’da yeni fabrika yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Mağaza ekipmanları, akıllı depo raf sistemleri, robotik depolar ve endüstriyel çözümler alanında faaliyet gösteren ÜÇGE, büyüme stratejisi doğrultusunda yeni yatırımını hayata geçiriyor.</p>
<p>Şirketin grup firmalarından ÜÇGE DRS Depo Raf Sistemleri’nin Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde (TEKNOSAB) kuracağı yeni fabrikanın temeli düzenlenen törenle atıldı. ÜÇGE’nin yarım asırlık tecrübesiyle hayata geçirilen yatırımın, şirketin üretim kapasitesini artırmasının yanı sıra teknolojik altyapısını güçlendirmesi ve uluslararası pazarlardaki büyüme hedeflerine katkı sağlaması amaçlanıyor.</p>
<p>Temel atma töreninde konuşan ÜÇGE Yönetim Kurulu Başkanı Damla Aras, şirketin 50 yıllık birikimini geleceğe taşıyan önemli bir adım attıklarını belirterek, “50 yıllık yolculuğumuz boyunca üretim gücümüzü, yenilikçi yaklaşımımızı ve birlikte başarma kültürümüzü sürekli geliştirdik. Temelini attığımız yeni fabrikamız, bu güçlü mirasın geleceğe taşınmasının önemli bir simgesi olacak. Kurucumuz merhum Gökçin Aras’ın vizyonu doğrultusunda ÜÇGE markasını daha güçlü yarınlara taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” dedi.</p>
<p>ÜÇGE Yönetim Kurulu Başkanı Can Aras da yeni fabrikanın üretim yetkinliklerini ve rekabet gücünü artıracağını vurgulayarak, “Bu yatırımla üretim kapasitemizi ve teknolojik altyapımızı güçlendirmeyi, müşterilerimize daha etkin çözümler sunmayı hedefliyoruz. Sürdürülebilir büyümenin teknoloji, inovasyon ve güçlü üretim altyapısından geçtiğine inanıyoruz. Yeni fabrikamız da bu vizyonun önemli bir parçası olacak” diye konuştu. Teknoloji, sürdürülebilirlik ve inovasyon odaklı yatırımlarını sürdüren ÜÇGE, yeni fabrikayla birlikte hem yurt içindeki üretim gücünü artırmayı hem de küresel pazarlardaki büyümesini hızlandırmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ucge-teknosabdaki-yeni-fabrikasiyla-buyume-hedeflerini-guclendiriyor-81611</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/1/1280x720/ucge-teknosabdaki-yeni-fabrikasiyla-buyume-hedeflerini-guclendiriyor-1782110931.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mağaza ekipmanları, depo raf sistemleri ve endüstriyel çözümler alanında faaliyet gösteren ÜÇGE, grup şirketi ÜÇGE DRS için TEKNOSAB’da yeni fabrika yatırımının temelini attı. Yatırımın, üretim kapasitesini artırarak şirketin küresel büyüme hedeflerine ivme kazandırması hedefleniyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-yogun-sektorlerde-yesil-donusum-icin-kamu-destegi-sart-81605</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Enerji yoğun sektörlerde yeşil dönüşüm için kamu desteği şart&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Küresel cam sektörünü İstanbul'da bir araya getiren 40. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı'nda enerji yoğun sanayilerin karşı karşıya olduğu dönüşüm süreci ele alındı. "İnovasyon İçin Güç Birliği: Enerji ve Camın Geleceğe Yönelik Dönüşümü (United to Innovate: A Future-Focused Transformation of Energy &amp; Glass)" temasıyla düzenlenen etkinlikte dekarbonizasyon, enerji verimliliği, elektrifikasyon ve dönüşümün finansmanı başlıkları ele alındı.</p>
<p>Açılış konuşmasını yapan Şişecam Genel Müdürü Can Yücel, cam sektörünün enerji yoğun yapısının beraberinde önemli çevresel ve operasyonel sorumluluklar getirdiğini söyleyerek, "Camı daha işlevsel, sürdürülebilir ve hafif üretme arayışı bizim için bitiş çizgisi olmayan bir yolculuk. Özellikle sürdürülebilirlik artık uzun vadeli bir vizyon değil, tüm değer zincirimizi şekillendiren temel bir dönüşüm ajandası. Cam, doğası gereği enerji yoğun bir endüstri. Bu yapının beraberinde getirdiği çevresel ve operasyonel zorluklara karşı sektör olarak ortak akılla, inovasyonla ve güçlü iş birlikleriyle somut çözümler üretmemiz kaçınılmaz" dedi.</p>
<h2>Enerji dünyasında artık en kıt kaynak güven</h2>
<p>Konferansın ana konuşmacısı olan Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başkanı Fatih Birol, son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin küresel enerji piyasalarında kalıcı etkiler bırakabileceğini söyledi.</p>
<p>Petrol fiyatlarının Hürmüz Boğazı krizi sırasında 130 dolara kadar yükselip daha sonra 80 dolar seviyelerine gerilediğini hatırlatan Birol, piyasalarda asıl kırılmanın güven algısında yaşandığını belirtti. Bir kez yaşanan krizin yeniden yaşanabileceği düşüncesinin enerji güvenliğine bakışı değiştirdiğini ifade eden Birol, "Bugün enerji dünyasında en kıt şey petrol değil, gaz değil, helyum değil, uranyum değil; güven" dedi.</p>
<p>Enerji güvenliğine ilişkin kaygıların yatırım kararlarını da etkilemeye başladığını belirten Birol, bunun ilk işaretlerinin enerji altyapısı yatırımlarında görüldüğünü, Orta Doğu ülkelerinin mevcut güzergahlara alternatif enerji hatları geliştirirken, bazı ülkelerin de kömürü yeniden gündemine aldığını ifade etti.</p>
<h2>"Elektrik çağına giriyoruz" </h2>
<p>Dünyanın kömür ve petrol çağının ardından elektrik çağına girdiğini söyleyen IEA Başkanı, elektrik talebindeki büyümenin arkasında yapay zeka, veri merkezleri, elektrikli araçlar ve klima kullanımındaki artış olduğunu söyledi. Orta ölçekli bir veri merkezinin yaklaşık 100 bin hanenin tükettiği kadar elektrik kullandığını ifade eden Birol, elektrikli araçların küresel otomobil satışlarındaki payının son beş yılda yüzde 5'ten yüzde 30'a yükseldiğini, Çin'de ise yeni araç satışlarının yüzde 60'ının elektrikli araçlardan oluştuğunu kaydetti.</p>
<h2>Karbonsuzlaşma için kamu desteği şart </h2>
<p>Konferans kapsamında düzenlenen "Dönüşümü Güvence Altına Almak: Enerji Yoğun Sanayinin Karbonsuzlaşmasının Finansmanı" başlıklı oturumda IEA Başkanı Fatih Birol ile Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) İklim Stratejisi ve Uygulama Genel Müdürü Gianpiero Nacci, enerji yoğun sektörlerde dönüşümün önündeki engelleri ve finansman ihtiyacını değerlendirdi.</p>
<p>Cam, çimento, çelik ve kimya gibi enerji yoğun sektörlerde dönüşümün diğer alanlara göre daha yavaş ilerlediğini belirten Birol, karbon yakalama ve depolama ile hidrojen teknolojilerinin umut vadettiğini ancak maliyetlerin hala önemli bir engel oluşturduğunu söyledi. "Eğer her şeyi piyasalara bırakırsanız enerji yoğun sektörlerin karbonsuzlaşması için yeterli olmaz" diyen Birol, kamu desteğinin kritik önem taşıdığını vurguladı. EBRD İklim Stratejisi ve Uygulama Genel Müdürü Nacci ise asıl sorunun finansman eksikliğinde değil, yatırım yapılabilir yeşil proje eksikliğinde olduğunu söyledi. Jeopolitik gerilimlere rağmen yatırımcıların yeşil dönüşüm projelerine ilgisinin sürdüğünü belirten Nacci, kalkınma bankalarının garanti ve teşvik mekanizmalarıyla sürece destek verebileceğini ifade etti. Şirketlerin yalnızca çevresel gerekçelerle daha maliyetli teknolojilere yatırım yapmasının beklenemeyeceğini belirten IEA Başkanı Birol ise, hükümetlerin ve kalkınma finansmanı kuruluşlarının sürece daha güçlü destek vermesi gerektiğini söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-yogun-sektorlerde-yesil-donusum-icin-kamu-destegi-sart-81605</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/0/5/1280x720/54-1782107559.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 40. Şişecam Uluslararası Cam Konferansı&#039;nda dekarbonizasyon, enerji verimliliği, elektrifikasyon ve dönüşümün finansmanı başlıkları ele alındı. IEA Başkanı Fatih Birol, enerji yoğun sektörlerin karbonsuzlaşması için kamu desteğinin kritik önem taşıdığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sofradan-guverteye-81591</guid>
            <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sofradan güverteye</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>“Kastamonu Sofraları” İstanbul’da yeniden kuruldu</strong></p>
<p>Geçtiğimiz akşam Karaköy’de kurulan bir sofrada yalnızca yemek yemedik. Kastamonu’nun yüzlerce yıllık hafızasının, saray mutfağına uzanan izlerinin ve toprağından çıkan ürünlerin küçük bir bölümünün hikâyesini dinledik. Ve bir kez daha karar verdim ki bazı sofralar yalnızca karın doyurmaz; bir coğrafyayı anlatır.</p>
<p>İstanbul’da Kastamonu mutfağı denildiğinde çoğu kişinin aklına etli ekmek ya da Kastamonu pastırması gelir. Oysa Kastamonu, geçmişte Bolu ve Mengen’i de içine alan geniş bir coğrafyanın merkezinde yer alıyor; saray mutfağı için önemli bir malzeme ve usta kaynağı olarak öne çıkıyordu.</p>
<p>Kastamonu’nun kültürel ve tarihi değerlerini görünür kılmak amacıyla çalışan Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi Derneği (DMKİ) tarafından Nadir Gastronomi Platformu’nda gerçekleştirilen <em>“Kastamonu Sofraları”</em> gecesi, bu büyük mirası yeniden görünür kılmayı amaçlıyordu.</p>
<p>2017 yılında İstanbul’da yaşayan Kastamonulular tarafından kurulan dernek, yıllardır kentin kültürel mirasını, gastronomisini, arkeolojik değerlerini ve tarihini daha geniş kitlelere ulaştırmak için çalışmalar yürütüyor. Derneğin dönem başkanı <strong>Zeynep Esen,</strong> açılış konuşmasında yaklaşık 35 üyeden oluşan yapılarının temel amacını şöyle özetliyordu:</p>
<p><em>“Önce ülkemizin yerel değerlerine sahip çıkmak, ardından bu değerleri en nitelikli biçimde tanıtmak.”</em></p>
<p>Esen’in üzerinde özellikle durduğu konu, gastronominin yalnızca yemekle ilgili olmadığıydı. Amaç; üreticiden sofraya uzanan zinciri görünür kılmak, yerel ürünleri hak ettikleri değere kavuşturmak ve Kastamonu mutfağını yeni kuşaklarla buluşturmaktı. Bu gecenin, uzun soluklu bir <em>“Kastamonu Sofraları”</em> projesinin ilk adımı olduğunu da müjdeliyordu.</p>
<p>Bu yazımın devamı ve köşemdeki diğer yazılarımın ayrıntıları için lütfen <a href="https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi">https://www.ekonomim.com/yasam-keyfi</a> adresine geçiniz...</p>
<p><strong>Bir şehrin gastronomik hikâyesi sofraya geldiğinde…</strong></p>
<p>Bir önceki yazımda da vurguladığım gibi bazı yemekler vardır; yalnızca damakta iz bırakır. Bazıları ise hafızada. Nadir Gastronomi Platformu’nda düzenlenen Kastamonu Sofraları gecesinde servis edilen menü ikinci gruba giriyordu. Çünkü masaya gelen her tabak yalnızca bir tarif değil, bir coğrafyanın hikâyesiydi. <em>“Kastamonu Sofraları” </em>iradesi, tabağa geldiğinde Şef <strong>Aydın Demir</strong>’in yorumuyla tam bir lezzet manifestosuna dönüşüyordu. Aydın Şef’in mutfağımıza yaklaşımı dikkat çekici. Yerel ürünleri modernleştirirken onların karakterini değiştirmiyor; malzemenin özüne sadık kalmayı tercih ediyor. Malzemeyi deforme etmeden, onun tabiatına hürmet ederek çağdaş bir sunum hazırlıyor.</p>
<p>Bu yemekte de Kastamonu mutfağını bir füzyon gösterisine dönüştürmek yerine, onun kendi hikâyesini daha çağdaş bir dille anlatmayı tercih etti. Coğrafi işaretli Taşköprü sarımsağından coğrafi işaretli siyez ununa, yabani otlardan Üryani eriğine kadar her malzeme kendi kimliğini koruyarak tabağa taşınmıştı. Bir anlamda Kastamonu’nun geçmişi modern gastronomi diliyle yeniden konuşuyordu.</p>
<p><strong>Kastamonu’yu yeniden görünür kılmak için el ele verdiler</strong></p>
<p>Kastamonu Sofraları gecesinde konuşulanlar yalnızca yemekler değildi. Masada Kül Çöreği, Taşköprü sarımsağı, siyez ya da Tosya’nın Sarı Kılçık Pirinci kadar başka bir konu daha vardı:</p>
<p>Kastamonu’nun kendini yeniden anlatma çabası. Dünya Mirası Kastamonu İnisiyatifi’nin (DMKİ) hikâyesini dinlerken, o gece kurulan sofranın aslında daha büyük bir hareketin parçası olduğunu düşündüm. Çünkü bu girişim yalnızca gastronomiye değil; tarihe, kültüre, arkeolojiye, müziğe, yayıncılığa ve kent hafızasına da dokunuyor.</p>
<p>2017 yılında İstanbul’da yaşayan, Kastamonu ile kök, akrabalık ya da gönül bağı bulunan bir grup aydın, akademisyen ve iş insanı, şehrin doğal, kültürel ve tarihsel mirasına sahip çıkmak amacıyla bir araya geldi.</p>
<p>Bu oluşumun fikir önderliğini Dr. <strong>Atıf Uğurlu</strong> yaptı. Kurucu yapı içinde <strong>Mehmet Reis</strong>, <strong>Nurdoğan Aymete</strong>, Dr. <strong>Sedat Kalem</strong>, Prof. Dr. <strong>Sakine Esen Eruz</strong>, <strong>Tahir Gündoğdu</strong> ve Prof. Dr. <strong>Zeki Alpan</strong> gibi isimler yer aldı.</p>
<p>Başlangıçta bir inisiyatif olarak yola çıkan bu hareket, zaman içinde kurumsal bir yapıya dönüştü. Atıf Uğurlu’nun üç dönem süren başkanlığının ardından 2020 yılında görevi <strong>Ender Yılmaz</strong> devraldı. 2023 yılı itibarıyla ise dönem başkanlığına <strong>Zeynep Esen</strong> geldi. 2024 yılında da inisiyatif resmî dernek statüsü kazanarak DMKİ Derneği adıyla çalışmalarını sürdürmeye başladı.</p>
<p>Zeynep Esen’in anlattıklarında özellikle dikkatimi çeken noktalardan biri, bu yapının kendisini yalnızca hemşehri dayanışması olarak görmemesiydi. DMKİ’nin ilkeleri arasında çok anlamlı bir cümle var:</p>
<p><em>“Kastamonulu olmak koşulu aranmıyor; Kastamonu’yu sevmek yeterli görülüyor.”</em></p>
<p><strong>“Kül”e karışan İstanbul</strong></p>
<p>İstanbul’da hâlâ insanı şaşırtabilen geceler var. Geçtiğimiz akşam bunlardan birini yaşadım. İş Sanat’ın İş Vapur’da düzenlediği <strong>Cem Adrian</strong> konserinde, Boğaz’ın ortasında müziğin bir şehri nasıl değiştirebildiğine tanık oldum.</p>
<p>Saat 20.30’da başlayan yolculuğun ilk bölümünde İstanbul, bize o meşhur delişmen yüzünü gösteriyordu. Kuzeyden esen sert rüzgârın güvertelerini yaladığı vapur, Bebek’e doğru ilerlerken birçok kişi şala, örtüye sarılmıştı. Boğaz, kendi bildiğince davranıyor; yaz akşamına rağmen serin yüzünü gösteriyordu.</p>
<p>Dönüş yolunda ise hava değişti. Cem Adrian vapurun burnundaki sade sahnesine çıktığında arkamıza aldığımız rüzgâr da konsere saygı göstererek dinmiş gibiydi. Az önce üşüyen konuklar, piyanodan yükselen ilk notalarla birlikte bambaşka bir atmosferin içine girdi. Karşımızda Ahmet Haşim’in dizelerini hatırlatan bir İstanbul vardı; akşamın renkleriyle seslerin birbirine karıştığı, Boğaz’ın geceye teslim olduğu bir İstanbul...</p>
<p><strong>Karne heyecanı bu yıl da kitapla taçlanıyor</strong></p>
<p>Okuma alışkanlığının küçük yaşlarda kazanılması, özellikle de dijital bir dünyaya doğmuş çocuklarımız için zihinsel kapasitenin gelişmesi, eleştirel düşünme, odaklanma becerilerinin artırılması açısından büyük önem taşıyor. İş Bankası’nın 2007-2008 eğitim-öğretim yılı sonunda ilk ve ortaokul öğrencilerine yönelik olarak başlattığı ve bu yıl 19. yılına giren <em>“Karneni Göster Kitabını Al”</em> kampanyası da bu amaca hizmet ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sofradan-guverteye-81591</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sofradan güverteye ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-finansman-ve-kur-sorunlari-cozulurse-ihracat-10-artar-81571</guid>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Öztürk: Finansman ve kur sorunları çözülürse ihracat yüzde 10 artar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Sanayi sektörünün devler ligini oluşturan İstanbul Sanayi Odası İlk 500 Sanayi Kuruluşu Listesi’nde Ege Bölgesi 142 firmayla yerini aldı. İSO 500 listesinde kanuni merkezlere göre Ege Bölgesi’nden 82 firma yer alırken, Ege Bölgesi’nde üretim tesisi olan sanayi kuruluşları da dahil edildiğinde Ege Bölgesi 142 firmayla temsil edilir hale geldi.</p>
<p>Ege Bölgesi’nin gerek İSO 500 Listesinde, gerekse TİM ilk 1000 ihracatçı listesinde uzun yıllardır güçlü bir şekilde yer aldığına dikkati çeken Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Muhammet Öztürk, Türkiye’nin üretim ve ihracatına önümüzdeki yıllarda da katkı vermek için üretmeye ve ihracat yapmaya devam edeceklerinin mesajını verdi. Ege Bölgesi’nin yıllık 43 milyar dolarlık ihracat hacmiyle ihracata en çok katkı sağlayan ikinci bölge olduğunun altını çizen Öztürk, “İhracatçılar ve sanayiciler olarak günümüzde yaşadığımız en büyük sorunlar finansman maliyetleri ve düşük döviz kuru. Bu iki başlıkta Türk ihracatçısının önünü açacak kararlar alındığı takdirde her yıl minimum yüzde 10 ihracat artışı sağlayacak güçteyiz” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Sanayi devlerinin 142’si Ege Bölgesi’nden</h2>
<p>Ege Bölgesi Sanayi Odası üyesi 76 firma İSO 500 listesinde yer alırken, Manisa 35 firmayla İSO 500’de güçlü temsilini sürdürdü. İzmir’de üretim tesisleri bulunan Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş. 699 milyar TL’ye ulaşan üretimden satış rakamıyla Türkiye birinciliğini sürdürdü. Başka bir İzmirli Star Rafineri A.Ş. 328 milyar TL’ye ulaşan üretimden satış rakamıyla listede üçüncü sıradaki yerini korudu.</p>
<p>Küçükbay Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş., Saint Gobain Weber Yapı Kimyasalları San. Tic. A.Ş., Bak Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve T.T.L. Tütün San. ve Dış Tic. A.Ş. 2025 yılında İSO 500 Listesine girmeyi başaran İzmirli sanayi firmaları oldular. Manisa firmaları arasında listede 140. sırada yer alan Maxion İnci Jant Sanayi A.Ş. 18 milyar 260 milyon TL’lik üretimden satış rakamına ulaşarak Manisa firmaları arasında birinci sırada yer aldı. Denizli’den 13 firma İSO 500 Listesine girme başarısı gösterirken, Denizli sanayisinin lideri Er-Bakır Elektrolitik Bakır Mamulleri A.Ş. firması Türkiye genelinde de 8 sıra birden yükselerek 40. sıradan 32. sıraya ilerledi.</p>
<p>Balıkesirli 7 firma İSO 500 Listesinde yer alma mutluluğu yaşadı. Balıkesirli sanayi kuruluşları arasında Banvit Bandırma Vitaminli Yem Sanayi A.Ş. İSO 500 listesinde 70. sıranın sahibi oldu. İSO 500 Listesinde; Aydın, Kütahya ve Muğla 3’er firmayla temsil edilirken, Uşak’tan 2 firma listeye girme başarısı gösterdi. Muğla’dan Gümüşdoğa Su Ürünleri Üretim İhracat ve İthalat A.Ş. listede 15 basamak ilerledi ve 65. Sıranın yeni sahibi oldu. Zorlu Doğal Enerji Üretimi A.Ş., Aydın sanayisinin gururu olmayı başarırken, Kütahya’dan listeye en üst sıradan giren Çelikler Seyitömer Elektrik Üretim A.Ş. oldu. Uşaklı Gedik Tavukçuluk ve Tarım Ürünleri A.Ş. 115 sırada yer alarak listedeki güçlü konumunu korudu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-finansman-ve-kur-sorunlari-cozulurse-ihracat-10-artar-81571</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/1/1280x720/eib-koordinator-baskani-muhammet-ozturk-finansman-ve-kur-sorunlari-cozulurse-ihracat-10-artar-1782025298.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Ege Bölgesi’nin gerek İSO 500 Listesinde, gerekse TİM ilk 1000 ihracatçı listesinde uzun yıllardır güçlü bir şekilde yer aldığına dikkat çekti. Öztürk, “İhracatçılar ve sanayiciler olarak günümüzde yaşadığımız en büyük sorunlar finansman maliyetleri ve düşük döviz kuru. Bu iki başlıkta Türk ihracatçısının önünü açacak kararlar alındığı takdirde her yıl minimum yüzde 10 ihracat artışı sağlayacak güçteyiz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dunya-bankasindan-tkdkye-2-milyar-dolarlik-kaynak-81567</guid>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;TKDK destekleriyle 107 bin kişilik istihdam yaratıldı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ISPARTA</strong></p>
<p>Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkanı Dr. Ahmet Antalyalı, Isparta Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ITSO) kırsal kalkınma destekleri, yeni finansman kaynakları ve tarımın geleceğine yönelik bilgi verdi.</p>
<p>Antalyalı, TKDK tarafından Türkiye genelinde 27 bin projeye destek verildiğini, yaklaşık 2 milyar euro hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 107 bin kişilik istihdam yaratıldığını söyledi. Bu desteklerde gençler ve kadınların öncelikli olduğunu belirten Antalyalı, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bu desteklerden gençlerin yüzde 67, kadınların ise yüzde 30’u yararlandı. TKDK, 17 farklı sektörde 5 bin euro ile 3 milyon euro  arasında değişen yatırımlara hibe desteği veriyor. Destekler KDV, ÖTV, MTV ve gümrük vergilerinden muaf oluyor. Ayrıca alınan hibe gelir ve kurumlar vergisi hesabına dahil edilmiyor.’’</p>
<p><strong>Dünya Bankası’ndan 2 milyar dolar kaynak</strong></p>
<p>Tarımsal sanayi yatırımlarını büyütmek amacıyla Dünya Bankası ile yaklaşık 2 milyar dolarlık kredi anlaşması yapıldığını vurgulayan  Antalyalı, gelecek 10 yılda tarım ve tarıma dayalı sanayiye yönelik 5,3 milyar dolarlık finansman sağlanacağını kaydetti. Ayrıca üreticilere yönelik ilave 1,5 milyar dolarlık kredi desteğinin de planlandığını anlatan Antalyalı, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Türkiye tarımsal üretimde güçlü olmasına rağmen işlenmiş ürün ihracatında istenilen seviyede değil. Üreticiler, sadece ham ürün satmak yerine işleme, paketleme, markalaşma ve ihracata yönelmesi gerekiyor. Isparta, gül, elma, kiraz ve tıbbi aromatik bitkilerde önemli bir potansiyele sahip. Bir kilogram gül yağı değerli ,ancak bunu parfüme, kozmetik ürününe veya yüksek katma değerli bir ürüne dönüştürdüğünüzde kazanç katlanıyor. Geleceğin kazananları üretime teknoloji, marka ve hikâye katanlar olacak”</p>
<p>Tarım ve hayvancılıkta teknolojik dönüşümün önemine dikkat çeken Ahmet Antalyalı, robotik sağım sistemleri, yapay zekâ destekli sürü yönetimi ve otomasyon teknolojilerinin verimliliği önemli ölçüde artırdığını söyledi. Antalyalı, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Gençlerin tarım sektörüne ilgisi bu modern yatırımlarla yeniden artacak. Artık tarımda başarı, veriyi ölçen, teknolojiyi kullanan ve verimliliği artıran işletmelerin olacak. TKDK, bugüne kadar Isparta’da yaklaşık 6,8 milyar liralık yatırımın hayata geçirilmesine katkı sağladı. Soğuk hava depoları, meyve işleme tesisleri, kırsal turizm işletmeleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve süt toplama merkezlerinin önemli bölümünün TKDK destekleriyle kuruldu. Önümüzdeki dönemde belediyelerin içme suyu, atık yönetimi, yol ve altyapı projelerine yönelik 156 milyon euro’luk yeni bir destek programı hayata geçirilecek. Kırsal yaşam kalitesini artıracak yatırımlara öncelik verilecek. Genç girişimciler ve kadınlar yeni destek programlarından yararlanmalı.’’</p>
<p>ITSO Başkanı Metin Çelik de, TKDK tarafından sağlanan desteklerin kırsal kalkınma, tarımsal üretim ve sanayi yatırımları açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Isparta’nın tarım, gıda sanayi, tıbbi aromatik bitkiler ve kırsal turizm alanlarında önemli bir potansiyele sahip olduğunu dile getiren Çelik, üreticilerin ve girişimcilerin bu desteklerden en etkin şekilde yararlanmasının bölge ekonomisine önemli katkılar sağlayacağını söyledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/dunya-bankasindan-tkdkye-2-milyar-dolarlik-kaynak-81567</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/7/1280x720/dunya-bankasindan-tkdkye-2-milyar-dolarlik-kaynak-1781989516.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Metin Çelik&#039;i ziyaret eden TKDK Başkanı Ahmet Antalyalı, TKDK tarafından Türkiye genelinde 27 bin projeye destek verildiğini, yaklaşık 2 milyar euro hibe sağlandığını ve bu yatırımlar sayesinde 107 bin kişilik istihdam yaratıldığını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarim-girdi-fiyatlari-10-yillik-ortalamanin-ustunde-artti-81566</guid>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarım girdi fiyatları 10 yıllık ortalamanın üstünde arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı ve TOBB Yönetim Kurulu Üyesi Ali Çandır, TÜİK’in açıkladığı Nisan 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi.</p>
<p>Tarım-GFE’nin Nisan ayında aylık yüzde 5,61 arttığını belirten Çandır, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren Nisan ayları ortalamasının (2,19) yüzde 156 üzerinde ilan edilmiştir. Yüzde 5,61’lik bu yükseliş, son 10 yılın en yüksek ikinci Nisan yükselişi olmuştur” dedi.</p>
<p>Tarım-GFE’nin Nisan ayında yıllık yüzde 38,97 arttığını kaydeden Çandır, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Bu yıllık rakam, son 10 yılın Nisan ayları ortalamasının (32,88) yüzde 19 üzerine çıkmıştır. Yüzde 38,97’lik bu yükseliş, son 10 yılın en yüksek ikinci yükselişi olmuştur. Nisan ayı için açıklanan tarımsal girdi fiyatları enflasyonu bir önceki aya göre aylıkta ve yıllıkta ciddi yükseliş gösterdi. 10 yıllık Nisan ayı ortalamalarına göre bakıldığında aylıkta ve yıllıkta ortalama üstü ciddi artış göstermiştir.’’</p>
<p><strong>"Gübre ve enerji fiyatları artıyor"</strong></p>
<p>Nisan ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerinde yer alan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 6,19 ve yıllıkta ise yüzde 41,21 artış ilan edildiğine dikkat çeken Çandır, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Tohumda aylık yüzde 1,71, enerjide yüzde 12,54, gübrede yüzde 11,51, ilaçta yüzde 2,14, veteriner hizmetlerinde yüzde 1,08, yemde yüzde 4,52 ve diğer kalemlerde ise yüzde 1,62’lik artış oldu. Nisan ayında yıllık tohumda yüzde 35,85, enerjide yüzde 48,44, gübrede yüzde 62,77, ilaçta yüzde 21,64, veteriner hizmetlerinde yüzde 36,09, yemde yüzde 37,07 ve diğer kalemlerde ise yüzde 35,23 artış yaşandı. Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında ise aylık yüzde 1,95 ve yıllık yüzde 25,80’lik artış ilan edilmiştir.’’</p>
<p>"Üretici fiyatlarında son 15 yılın ortalamasının üstünde artış"</p>
<p>TÜİK Nisan ayı Tarımsal Üretici Fiyat Endeksinin (Tarım-ÜFE) de aylık yüzde 4,26 ilan edildiğini anımsatan Çandır, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Geçmiş 15 yıllık Nisan ayları ortalaması olan yüzde 1,88 ile karşılaştırıldığında ortalama üstü bir artış söz konusu oluyor. Ama tarımsal girdi maliyetlerinin aynı dönemdeki yüzde 2,19’luk ortalama artışla karşılaştırıldığında üretici kesimin uzun yıllar ortalaması itibariyle aylık göstergelerde ne kadar zararda olduğu kolaylıkla görülebilir. Tarım-ÜFE yıllık yüzde 42,53 açıklandı. Geçmiş 15 yıllık Nisan ayları ortalaması olan yüzde 25,38 ile karşılaştırıldığında ortalama üstü bir artış söz konusu oluyor. Ama tarımsal girdi maliyetleri aynı dönemdeki yüzde 32,88’lik ortalama artışıyla karşılaştırıldığında tarımsal faaliyetlerde bulunanların yıllık kayıpları açıkça ortaya çıkmaktadır.”</p>
<p>Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonlarının da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini vurgulayan ATB Başkanı Ali Çandır, küresel etkinin de fiyatlara yansıdığını bildirdi. Ali Çandır, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Tüketici taraftaki gıda enflasyonu Nisan ayında aylık yüzde 3,70 ve yıllık yüzde 34,55 arttı. İşlenmemiş gıda enflasyonun Nisan’da aylık yüzde 4,22 ve yıllık yüzde 36,21 ilan edildi. Yaş meyve sebze enflasyonu aylık yüzde 5,93 ve yıllık yüzde 47,17 arttı. Mart ayından bu yana yaşanan küresel olaylar dikkate alındığında, özellikle enerji ve gübre kalemleri başta olma üzere, tarımsal girdi kalemlerinde ciddi artışların yaşanma riski gerçekleşmeye başlamıştır. Ancak burada önemli olan küresel ortalama düzeyin neresinde kalabileceğimiz konusudur.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/tarim-girdi-fiyatlari-10-yillik-ortalamanin-ustunde-artti-81566</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/6/1280x720/tarim-girdi-fiyatlari-10-yillik-ortalamanin-ustunde-artti-1781989413.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarımsal girdi fiyatlarının son 10 yıllık ortalamanın çok üzerinde arttığını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/seva-holdingden-turizm-ve-gayrimenkulde-yeni-yatirim-atagi-81615</guid>
            <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> SEVA Holding’den turizm ve gayrimenkulde yeni yatırımlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>SEVA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, düzenlediği toplantıda holdingin faaliyet alanları, Seva İnşaat’ın vizyonu, devam eden projeleri ve gelecek dönem hedeflerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Holdingin eğitimle başlayan yolculuğunun bugün çok sektörlü bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Şahinkaya, inşa ettikleri projelerle şehirlerin kimliğine değer katmayı amaçladıklarını dile getirdi. SEVA Holding'in temellerinin 1992 yılında eğitim alanında atıldığını belirten Şahinkaya, yıllar içerisinde farklı sektörlerde yapılan yatırımlarla büyüdüklerini ifade etti.</p>
<h2>“Eğitimden inşaata, enerjiden gıda sektörüne”</h2>
<p>Eğitim, inşaat, sanayi, enerji, tarım ve hayvancılık, uluslararası ticaret ve gıda gibi birçok alanda faaliyet gösterdiklerini kaydeden Oğuzhan Şahinkaya, holding bünyesinde yaklaşık 2 bin 500 kişiye istihdam sağladıklarını söyledi. Şahinkaya ayrıca, Şahinkaya Vakfı aracılığıyla yaklaşık 15 yıldır sosyal sorumluluk çalışmalarını sürdürdüklerini de dile getirdi. Bugüne kadar yaklaşık 70 bin metrekarelik alanda eğitim kampüsleri ve nitelikli konut projeleri geliştirdiklerini belirten Şahinkaya, Bursa’da devam eden projelerinin bulunduğunu söyledi.</p>
<h2>“Sadece bina değil, yaşam kalitesi inşa ediyoruz”</h2>
<p>SEVA İnşaat’ın 2007 yılında Şahinkaya İnşaat olarak kurulduğunu, 2020 yılında ise markalaşma sürecini tamamlayarak SEVA Holding çatısı altında faaliyetlerini sürdürmeye başladığını belirten Şahinkaya, nitelikli ve güvenli yapılar ile özgün mimari tasarımların öncelikleri olduğunu vurguladı. Günümüzde insanların yalnızca konut değil, yaşam kalitesini artıran ve bulunduğu kente değer katan projeler talep ettiğini ifade eden Şahinkaya, “Artık sadece bina yapmak yeterli değil. İnsanlar estetik değeri yüksek, bulunduğu bölgeye değer katan yaşam alanları istiyor” dedi.</p>
<h2>“Bursa’da otel, Çeşme’de villa otel yatırımı”</h2>
<p>Bursa’nın yanı sıra Türkiye’nin farklı bölgelerinde de yatırımlar yaptıklarını kaydeden Şahinkaya, Çeşme’de devam eden büyük ölçekli villa, konut ve otel projesine dikkat çekti. Yaklaşık 300 metre sahil cephesine sahip projede 30 villa ve 120 dairenin bulunduğunu belirten Şahinkaya, konut bölümünde renovasyon çalışmalarının devam ettiğini, otel projesinde ise ruhsat sürecinin sürdüğünü söyledi. Şahinkaya, söz konusu yatırımın Ege Bölgesi’nin en dikkat çekici projelerinden biri olacağına inandıklarını dile getirdi.</p>
<h2>“Turizm yatırımlarına ağırlık vereceğiz”</h2>
<p>Önümüzdeki dönemde turizm sektöründeki yatırımlarını artırmayı planladıklarını açıklayan Şahinkaya, Bursa’da ruhsat süreçleri devam eden iki büyük otel projelerinin bulunduğunu söyledi. Bu projelerin ilerleyen süreçte yatırımcıların da dahil olabileceği modellerle hayata geçirileceğini belirten Şahinkaya, yüksek katma değer üreten ve yatırımcıların da kazanç elde edeceği bir yapı oluşturmayı hedeflediklerini kaydetti. Bursa için dört ve beş yıldızlı olmak üzere iki ayrı otel projesi hakkında bilgi veren Oğuzhan Şahinkaya, “Bu projeler günümüz şartlarında uluslararası organizasyonlara, sağlık ve kültür turizmine hizmet edebilecek içerisinde kongre merkezlerinin yar aldığı çok amaçlı salonların ve etkinlik alanlarının bulunduğu nitelikli projeler” diye konuştu. </p>
<h2>“Bursa'nın gelişen yüzüne katkı sunuyoruz”</h2>
<p>Türkiye’nin geleceğine inandıklarını ve Bursa’nın gelişimini yakından takip ettiklerini söyleyen Şahinkaya, kentin güçlü sanayisi ve büyüyen ekonomisiyle ülkenin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu ifade etti. Hayata geçirdikleri her projede yalnızca yapı üretmeyi değil, aynı zamanda kentin kimliğine katkı sunmayı hedeflediklerini belirten Şahinkaya, “Bursa'nın gelişen yüzüne katkı sağlayacak projeler üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Balat ve Doğanköy'de projeler sürüyor”</h2>
<p>Bugüne kadar yaklaşık 70 bin metrekarelik alanda eğitim kompleksleri, rezidans ve konut projeleri gerçekleştirdiklerini açıklayan Şahinkaya, halen Balat ve Doğanköy Bölgeleri’nde üç farklı projelerinin devam ettiğini söyledi. Söz konusu projelerde yüzlerce bağımsız bölüm konutun yanı sıra yaklaşık 4 bin 500 metrekarelik ticari alanların yer aldığını belirten Şahinkaya, karma ofis kampüsü ve alışveriş merkezi projelerinin de sürdüğünü belirtti. SEVA Holding’in güçlü finansal yapısıyla yatırımlarını sürdürdüğünü vurgulayan Şahinkaya, “Geleceği doğru okuyarak ülkemize ve şehirlerimize değer katacak projeler üretmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<h2>“Kazan-kazan modeli oluşturacağız”</h2>
<p>Yatırımcıları yalnızca finans sağlayan paydaşlar olarak görmediklerini vurgulayan Şahinkaya, “Yatırımcılarımızın da büyüme hikâyemizin bir parçası olmasını istiyoruz. Yüksek katma değer üreten, birlikte büyüyen güçlü bir yatırım ekosistemi oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. SEVA İnşaat’ın güçlü öz sermayesi, yüksek kalite standartları ve vizyoner yaklaşımıyla yoluna devam edeceğini belirten Şahinkaya, ülkeye değer katacak yeni projeler üretmeyi sürdüreceklerini sözlerine ekledi.</p>
<h2>“GYO ve halka arz hazırlığı”</h2>
<p>Toplantıda gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Şahinkaya, SEVA Gayrimenkul Yatırım Şirketi’nin Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı'na (GYO) dönüşüm sürecinin devam ettiğini açıkladı. Dönüşüm sürecinin yılsonuna kadar tamamlanmasını hedeflediklerini ifade eden Şahinkaya, ardından halka arz başvurusunun yapılmasının planlandığını belirtti. Şahinkaya Eğitim Kurumları olarak daha önce planladıkları üniversite projelerinden vazgeçtiklerini dile getiren Şahinkaya, “Eğitim bizim ana işimiz. Türkiye’de ve dünya genelinde üniversite eğitimi konusunda son derece yetkin eğitim kurumları bulunuyor. Bu nedenle Şahinkaya Eğitim Kurumları olarak üniversite projemizden vazgeçtik” şeklinde konuştu.  </p>
<h2>“Ekonomide yavaşlama geçici”</h2>
<p>Türkiye ve dünyada yaşanan ekonomik yavaşlamaya da değinen Şahinkaya, yüksek faiz ortamının ekonomiyi soğutmaya yönelik kontrollü bir süreç olduğunu belirtti. Küresel ticarette yaşanan gelişmeler, jeopolitik riskler ve Avrupa ekonomisindeki durgunluğun sanayi üretimini etkilediğini ifade eden Şahinkaya, buna rağmen 2026'nın ikinci yarısından itibaren daha olumlu bir görünüm beklediklerini söyledi. Enerji fiyatlarında gerileme beklentisinin Türkiye açısından olumlu sonuçlar doğuracağını belirten Şahinkaya, "Türkiye enerji ithalatçısı bir ülke. Bu nedenle enerji maliyetlerindeki düşüş ekonomimize olumlu yansıyacaktır. Biz de yatırımlarımızı uzun vadeli perspektifle sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/seva-holdingden-turizm-ve-gayrimenkulde-yeni-yatirim-atagi-81615</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/5/1280x720/seva-holdingden-turizm-ve-gayrimenkulde-yeni-yatirim-atagi-1782111893.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SEVA Holding Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Şahinkaya, devam eden projeler ve gelecek dönem yatırım hedeflerinin tanıtıldığı basın toplantısı düzenledi. Şahinkaya, eğitim sektörüyle başlayan yolculuklarının bugün çok sektörlü bir yapıya dönüştüğünü ifade ederek, “Bursa ve Türkiye’de nitelikli inşaat projeleriyle şehirlerin kimliklerine değer katmayı amaçlıyoruz. Artık insanlar sadece konut değil, yaşam kalitesini yükselten projeler arıyor” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erdogan-turkiye-tarihinde-ilk-kez-bir-nato-ve-ab-uyesi-ulkeye-savas-gemisi-ihrac-etti-81564</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 17:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve AB üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Tersanesi Komutanlığında "Açık Deniz Karakol Gemisi CAm. Roman'ın Romanya Deniz Kuvvetleri Komutanlığına Teslimi ve Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Platformlarının Hizmete Giriş ve Bayrak Çekimi Töreni"ne katıldı.</p>
<p>Erdoğan burada yaptığı konuşmada, savunma sanayi ve gemicilik sektörünün temsilcilerini ve misafirleri selamladı.</p>
<p>Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan ile Romanya heyetini Türkiye'de ağırlamaktan memnuniyet duyduğunu, dünyanın göz bebeği olarak nitelendirdiği İstanbul'da denizcilik, mühendislik ve Türkiye-Romanya dostluğunun yeni bir nişanesine tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini belirten Erdoğan, "Sayın Cumhurbaşkanının katılımıyla gerçekleştirdiğimiz törenimizle, tarihten süzülüp gelen Türkiye-Romanya dostluğunu bir adım daha öteye taşıyoruz. CAm. Roman korvetini Romanya Deniz Kuvvetlerine teslim ederken Koçhisar Açık Deniz Karakol Gemimizi envantere katmanın gururunu taşıyoruz. Aynı tezgahtan çıkan, aynı mühendislik aklının ürünü olan bu iki kardeş geminin donanmalarımıza hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum." diye konuştu.</p>
<p>Her iki platformun iki ülkeye, Karadeniz'in güvenliğine, NATO ittifakına ve bölgenin huzuruna büyük katkılar yapacağına inandığını dile getiren Erdoğan, "Konuşmamın hemen başında bir hususun altını önemle çizmek istiyorum. Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız Soğuk Savaş'tan bu yana en köklü değişimlerden birini yaşıyor. Alışılagelmiş kalıplar yıkılırken bizim 'Zor oyunu bozar.' dediğimiz yeni bir güvenlik paradigması boy veriyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, karşılaşılan her krizin ulusal güvenliğin başkalarına havale edilemeyecek kadar hayati bir mesele olduğunu bir kez daha hatırlattığını kaydederek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Sahada güçlü olmayanın masada kendine yer bulamadığı hatta kendini menüde bulabildiği son derece kaotik bir dönemin tam ortasındayız. Türkiye, bu yeni dönemin ruhunu çok erken fark eden ve en doğru biçimde okuyan ülkelerden biridir. 'Büyük ve güçlü Türkiye' vizyonumuzun lokomotifini savunma sanayimiz oluşturuyor. Savunma sanayisinde 'tam bağımsız Türkiye' hedefiyle çıktığımız yolda hamdolsun 23 yılda çok ciddi mesafe aldık. Engellerle, kısıtlamalarla, gizli açık ambargolarla karşılaşmamıza rağmen hedefimize ulaşmak için sabırla yürüdük. Kendimize inandık, savunma sektörümüze güvendik. Neticede 23 yıl önce hayal dahi edilemeyecek seviyelere ulaştık."</p>
<p><strong>"Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz"</strong></p>
<p>Türkiye'nin savunma ihracatında dünyanın 11'inci büyük ülkesi konumunda olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Geçen ay 996 milyon dolar değerinde savunma ve havacılık ürünü ihraç ederek tarihi bir başarıya imza attık. 23 sene evvel yılda 248 milyon dolar ihracatımız varken, bugün bu rakamı sadece bir hafta içinde gerçekleştiriyoruz. Askeri gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140'ı aşkın deniz platformu ihraç ettik. En küçük bottan SİHA gemimiz TCG Anadolu'ya, muhriplerden denizaltılara, milli uçak gemimiz MUGEM'e, bütün su üstü ve su altı platformlarımızı milli imkan ve kabiliyetlerimizle inşa edebiliyoruz. Aynı anda en fazla savaş gemisi yapabilen ülkelerden biriyiz." şeklinde konuştu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin halihazırda 15'ten fazlası dost ve müttefik ülkelere ihraç edilmek üzere 50'nin üzerinde savaş gemisini imal ettiğini söyledi.</p>
<p>"Milli uçak gemisinden hava savunma muhribine, fırkateynlerden açık deniz karakol gemilerine, çıkarma gemilerinden denizaltılara kadar farklı tür ve sınıflardaki platformları yüzde 80'in üzerinde yerlilik oranıyla üretiyoruz." diyen Erdoğan, aynı zamanda farklı ihtiyaçlara cevap veren insansız deniz araçlarının araştırma, tasarım ve üretim faaliyetlerini sürdürdüklerini, yürüttükleri projelerin toplam bedelinin 25 milyar avro seviyesine ulaştığını bildirdi.</p>
<p><strong>"Kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, TCG Anadolu'dan önce bölgesel güç aktarım kabiliyetine sahip olan Türk donanmasının, artık küresel güç aktarım yeteneğine kavuştuğunu, bunun ülke açısından gurur verici olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bu kabiliyeti şimdi daha da perçinlediklerini dile getiren Erdoğan, MUGEM Projesi'yle kendi uçak gemisini tasarlayıp üretebilen dünyadaki 7. ülke konumuna yükseldiklerini söyledi.</p>
<p>Tüm bu platformların kritik alt sistemlerinin, radarlarının, sonarlarının, savaş yönetim sistemlerinin ve yazılımlarının Türk mühendisleri tarafından hayata geçirildiğinin altını çizen Erdoğan, "Gemilerimiz, muadillerinden daha üstün niteliklerde milli mühimmatlarımız ve silah sistemlerimizle donatılıyor. Hamdolsun, her alanda kendimizle yarışıyor, kendi belirlediğimiz eşikleri aşmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dünyanın içinde bulunduğu sancılı güvenlik ortamı, dost ve müttefiklerin işbirliklerini artırmalarını elzem kılmaktadır. Bu anlayışla savunma sanayisinde sahip olduğumuz imkan ve kabiliyetleri dost ülkelerimizle paylaşmayı kendimiz için görev biliyoruz." dedi.</p>
<p>Romanya'nın kendileri için özel öneminin olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:</p>
<p>"Türkiye ile Romanya'nın müttefiklik ruhuyla olgunlaştırdığı köklü ilişkiler, tarihi zirvesini yaşamaktadır. Biliyorsunuz, münasebetlerimizi 2011 yılında stratejik ortaklık seviyesine yükselttik. 2024 senesinde tesis ettiğimiz Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi ile ilişkilerimize kurumsal bir boyut kazandırdık. Bugün burada icra ettiğimiz tören, işte bu stratejik ortaklığımızın denizlerde vücut bulmuş halidir. CAm. Roman korveti, iki müttefik ülkenin Karadeniz ve bölgemizin güvenliğini birlikte inşa etme iradesinin en somut göstergesidir."</p>
<p>Karadeniz'in güvenliğinin, aynı zamanda Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğuna dikkati çeken Erdoğan, Türkiye, Romanya ve Bulgaristan arasında deniz mayınlarıyla mücadele başta olmak üzere pek çok alanda gelişen işbirliğini bu bakımdan kıymetli bulduklarını dile getirdi ve gelecek dönemde bu işbirliğinin daha da artmasını temenni etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün teslim ettikleri ve envantere kattıkları gemilerde kullanılan savaş yönetim sisteminin, arama ve atış kontrol radarlarının, sonar sistemlerinin ve yakın savunma silahlarının tamamen yerli ve milli şirketlere ait olduğunu belirterek, "ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, Makine Kimya ve TÜBİTAK öncülüğünde kurulan güçlü savunma altyapımız, bu sistemlerin üretim ve teslimatlarının kısa sürede gerçekleşmesini sağlamıştır. Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir. Geminin test, eğitim ve harekat hazırlık süreçlerinde sergilediği başarı, Türk deniz platformlarının kalitesini bir kez daha bütün dünyaya kanıtlamıştır." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Hiç kimsenin egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına müsaade etmeyiz"</strong></p>
<p>Kahraman deniz kuvvetlerinin gücüne güç katacak TCG Koçhisar'ı da bugün hizmete aldıklarını kaydeden Erdoğan, "Açık Deniz Karakol Gemisi Projemiz kapsamında inşa ettiğimiz bu platform, istihbarat, gözetleme ve keşiften arama kurtarmaya, deniz haydutluğuyla mücadeleden deniz denetim ve savaş dışı harekatlara kadar pek çok görevi inşallah başarıyla yerine getirecektir." dedi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Türkiye'nin gayesi, bölgemizde gerilim üretmek değil barışı, adaleti, huzuru ve istikrarı güçlendirmektir. Biz, kimseyle kriz, kaos, kavga ve çatışma peşinde değiliz, aksine karşılıklı saygıya dayalı, güçlü bir işbirliğinden yanayız. Bizim kimsenin toprağında, egemenliğinde gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bizim kimsenin meşru hak ve çıkarlarında gözümüz yoktur ve olmamıştır. Bununla birlikte hiç kimsenin de egemenliğimize kastetmesine, ülkemize tehdit oluşturmasına, menfaatlerine zarar vermesine müsaade etmeyiz. İlkemiz çok net, biz ne hak yeriz ne de hakkımızı yediririz. Dost ve müttefiklerimizin güvenlik ihtiyaçlarına kendi milli kabiliyetlerimizle katkı sunmayı da bu anlayışın tabii bir gereği olarak görüyoruz. Bugün bu rıhtımda denize uğurladığımız her iki gemi de dile getirdiğim bu vizyonun, bu inancın, bu kararlılığın tecessüm etmiş halidir."</p>
<p>Milli Savunma Bakanlığını, Savunma Sanayii Başkanlığını, Deniz Kuvvetleri Komutanlığını, İstanbul Tersanesi Komutanlığını, ASFAT'ı ve projede görev alan tüm firmaları, mühendisleri, teknisyenleri ve işçileri tebrik eden Erdoğan, CAm. Roman korvetinin Romanya'ya hayırlı olmasını diledi.</p>
<p>Erdoğan, TCG Koçhisar'ın da "mavi vatan"da şanlı bayrağı gururla dalgalandıracağına yürekten inandığını ifade ederek, "Rabb'im denizcilerimizin pruvasını neta, bahtını açık eylesin." dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/erdogan-turkiye-tarihinde-ilk-kez-bir-nato-ve-ab-uyesi-ulkeye-savas-gemisi-ihrac-etti-81564</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/4/1280x720/54-1781966157.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Açık Deniz Karakol Gemisi&#039;nin Romanya&#039;ya Teslimi ve Deniz Platformlarının Hizmete Giriş Töreni&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Askeri gemi inşa sanayimiz 103 yıllık Cumhuriyet tarihimizin en yoğun ve en verimli günlerini yaşıyor. Bugüne kadar farklı coğrafyalara 140&#039;ı aşkın deniz platformu ihraç ettik.&quot; dedi. Erdoğan, &quot;Romanya ile imzaladığımız satış anlaşmasıyla Türkiye, tarihinde ilk kez bir NATO ve Avrupa Birliği üyesi ülkeye savaş gemisi ihraç etmiştir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-enerjide-donusumu-hizlandirarak-dayanikliligimizi-guclendiriyoruz-81555</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şimşek: Enerjide dönüşümü hızlandırarak dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Dünya Bankası'nın Türkiye'nin rüzgar ve depolama yatırımları için ilave finansmanı hakkında değerlendirmede bulundu.</p>
<p>Yeşil dönüşümün Türkiye için bir zorunluluk olduğunu belirten Şimşek, "Son 23 yılda, toplam enerji ithalatımız 1,1 trilyon dolara ulaştı. Enerjide yerli ve yenilenebilir kaynakların payını artırarak dışa bağımlılığı azaltıyor, kaynaklarımızı katma değer zincirinde daha yukarı çıkmamızı sağlayacak alanlara yönlendiriyoruz. Dünya Bankasından sağlanan 400 milyon avro tutarında uzun vadeli ve uygun koşullu finansmanla, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekliyor, enerjide dönüşümü hızlandırarak dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/simsek-enerjide-donusumu-hizlandirarak-dayanikliligimizi-guclendiriyoruz-81555</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/simsek-1776501507.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, &quot;Dünya Bankasından sağlanan 400 milyon avro tutarında uzun vadeli ve uygun koşullu finansmanla, yenilenebilir enerji yatırımlarını destekliyor, enerjide dönüşümü hızlandırarak dayanıklılığımızı güçlendiriyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thynin-2050-hedefi-karbon-notr-hava-yolu-81563</guid>
            <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> THY&#039;nin 2050 hedefi &#039;karbon nötr hava yolu&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, Boğaziçi Üniversitesi ev sahipliğinde ASFAAG tarafından bu yıl altıncısı düzenlenen "Net Sıfır Atık Çağında Yeşil Finansman ve Muhasebenin Geleceğini Şekillendirmek" temalı konferansa katıldı.</p>
<p>Şirketin sürdürülebilirlik vizyonu ile finansman alanındaki çalışmalarını katılımcılarla paylaşan Şeker, şunları kaydetti: </p>
<p>"THY olarak sürdürülebilirliği 2033 stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2050 yılındaki 'karbon nötr hava yolu' hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, sektörümüze yön veren yenilikçi finansal çözümler ve sürdürülebilirlik bağlantılı finansman gibi stratejik adımlarla küresel havacılığın dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/thynin-2050-hedefi-karbon-notr-hava-yolu-81563</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/5/1280x720/murat-seker-1781106545.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ THY) Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, &quot;THY olarak sürdürülebilirliği 2033 stratejimizin merkezinde konumlandırıyoruz. 2050 yılındaki &#039;karbon nötr hava yolu&#039; hedefimiz doğrultusunda ilerlerken, sektörümüze yön veren yenilikçi finansal çözümler ve sürdürülebilirlik bağlantılı finansman gibi stratejik adımlarla küresel havacılığın dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
