<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kazandirani-dolar-79445</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 11:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın kazandıranı dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,61 azalışla 14.367,60 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 14.265,67 puanı, en yüksek 15.204,92 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde hizmetler endeksi yüzde 1,43 düşüşle 13.175,87 puana, sanayi endeksi yüzde 2,08 azalışla 18.858,22 puana, teknoloji endeksi yüzde 2,82 kayıpla 50.236,54 puana ve mali endeks yüzde 6,49 değer kaybıyla 19.099,28 puana geriledi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 11,75 ile Sarkuysan ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Sarkuysan'ı yüzde 11,13 ile Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ ve yüzde 7,97 ile Türk Altın İşletmeleri izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 26,73 ile Ral Yatırım Holding, yüzde 23,48 ile Kiler Holding ve yüzde 21,14 ile Destek Finans Faktoring AŞ oldu.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 892 milyar 400 milyon lirayla ASELSAN, 610 milyar 200 milyon lirayla Enka İnşaat ve Sanayi AŞ ve 545 milyar 160 milyon lirayla Garanti BBVA oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz dolar hariç geriledi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı geçen hafta sonuna göre yüzde 4,16 azalışla 6 bin 630 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 4,14 düşüşle 44 bin 671 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 4,16 değer kaybederek 11 bin 105 lira oldu.</p>
<p>Doların satış fiyatı yüzde 0,39 artarak 45,5440 liraya yükselirken, euronun satış fiyatı yüzde 0,81 azalışla 53,0320 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 61,8440 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 1,58 azalışla 60,8640 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı da yüzde 0,71 düşüşle 57,9880 liradan alıcı buldu.</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-kazandirani-dolar-79445</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/9/1280x720/dolar-dollar-1777267603.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 4,61, külçe altın yüzde 4,16, cumhuriyet altını da yüzde 4,14 düşüşle tamamladı. Çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 4,16 değer kaybetti. Doların satış fiyatı yüzde 0,39 artarken, euro yüzde 0,81 oranında geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-ureticilere-3747-milyon-lira-odendi-79442</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 10:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Yumaklı: Üreticilere 374,7 milyon lira ödendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD-III Programı kapsamında yapılan ödemeler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Programla, girişimcilerin yanında olmaya devam ettiklerini vurgulayan Yumaklı, "Nisan ayında, iş geliştirme, fiziki yatırımlar ve yerel kalkınma odaklı projeler yürüten üreticilerimize, toplam 374,7 milyon lira ödeme gerçekleştirdik. Alın teriyle, ülkemizin tarımsal gücünü büyüten ve geliştiren tüm üreticilerimizin yanında olmayı sürdürüyoruz. Hayırlı ve bereketli olsun." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Paylaşımda aktarılan bilgiye göre, çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve iş geliştirmeye 273 milyon 732 bin lira, tarımsal işletmelerin fiziki varlıklarına yönelik yatırımlara 69 milyon 657 bin lira, tarım ve balıkçılık ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanması ile ilgili fiziki varlıklara yönelik yatırımlara 16 milyon 130 bin lira, LEADER yaklaşımı ve yerel kalkınma stratejilerinin uygulanması kapsamında 15 milyon 266 bin lira destek sağlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-ureticilere-3747-milyon-lira-odendi-79442</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/2/6/1280x720/yumakli-1770294211.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, IPARD-III Programı kapsamında üreticilere toplam 374,7 milyon lira ödeme yaptıklarını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbankin-100-milyar-liralik-borclanma-araci-ihrac-basvurusuna-onay-79441</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 10:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkbank&#039;ın 100 milyar liralık borçlanma aracı ihraç başvurusuna onay</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) haftalık bültenini yayınladı.</p>
<p>Buna göre Kurul, Türkiye Halk Bankası AŞ'nin 50 milyar liralık tahvil/finansman bonosu ile 50 milyar liralık sermaye benzeri borçlanma aracı ihracı başvurusunu uygun buldu.</p>
<p>Kurul ayrıca, Alves Kablo Sanayi ve Ticaret AŞ’nin 1 milyar liralık tahvil/finansman bonosu ile Şekerbank TAŞ’ın 350 milyon dolar tutarındaki tahvil/finansman bonosu ve sermaye benzeri borçlanma aracı ihracına izin verdi.</p>
<p>SPK, Değer Varlık Kiralama AŞ’nin 3 milyar liralık yönetim sözleşmesine dayalı kira sertifikası ile Emlak Konut Varlık Kiralama AŞ’nin 650 milyon dolarlık sahipliğe dayalı ve alım satıma dayalı kira sertifikası ihraç başvurularını da onayladı.</p>
<p>Kurul, Garanti Yatırım Menkul Kıymetler AŞ’ye sistem kesintisi nedeniyle emir iletim kanallarına erişim sağlanamaması sebebiyle 4 milyon 435 bin 27 lira 79 kuruş idari para cezası verdi.</p>
<p>SPK, Colendi Menkul Değerler AŞ'nin sermayesinin 110 milyon liradan 220 milyon liraya çıkarılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği başvurusunu uygun buldu. Başkent Menkul Değerler AŞ’nin sermayesinin ise 220 milyon liradan 300 milyon liraya yükseltilmesine izin verildi.</p>
<p>Kurul ayrıca, portföy yönetim şirketlerinin sermaye artırımı taleplerini de olumlu karşıladı.</p>
<p>Buna göre, Ak Portföy Yönetimi AŞ’nin 30 milyon lira olan çıkarılmış sermayesinin 100 milyon liraya, Destek Portföy Yönetimi AŞ’nin 75 milyon liralık çıkarılmış sermayesinin 175 milyon liraya ve Oragon Gayrimenkul ve Girişim Sermayesi Portföy Yönetimi AŞ’nin 47 milyon liralık çıkarılmış sermayesinin 75 milyon liraya artırılmasına izin verildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbankin-100-milyar-liralik-borclanma-araci-ihrac-basvurusuna-onay-79441</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu, Halkbank&#039;ın toplam 100 milyar liralık borçlanma aracı ihraç başvurusunu onayladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmd-gecen-yil-kamuya-32-milyar-liradan-fazla-devlet-hakki-odendi-79440</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> TMD: Geçen yıl kamuya 32 milyar liradan fazla devlet hakkı ödendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Madencilik Platformu ve Türkiye Madenciler Derneği (TMD), son dönemde kamuoyunda dile getirilen eleştirilerle ilgili açıklama yaptı. </p>
<p>Madencilik Platformundan yapılan açıklamada, Türkiye ekonomisinin ham madde ihtiyacını karşılayan sektörün, ülkenin dışa bağımlılığını azaltma açısından kritik öneme sahip olduğu belirtildi.</p>
<p>Türkiye'nin dış ticaret açığının yaklaşık yüzde 40'ının maden ve enerji ithalatından kaynaklandığına işaret edilen açıklamada, "Toplamda 60 milyar doların üzerinde bir kaynağı, kendi topraklarımızdaki madenleri yeterince değerlendiremediğimiz için dışarıya gönderiyoruz." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Açıklamada, kamuoyunda madencilik şirketlerinin devlete düşük pay ödediğine yönelik yanlış bir algı oluşturulmaya çalışıldığı savunularak, sektörün devlet hakkının yanı sıra yüksek orman izin bedelleri, kurumlar vergisi, belediye payları ve ruhsat harçları gibi çok sayıda mali yükümlülük altında faaliyet yürüttüğü kaydedildi.</p>
<p>Bakır üretiminde devlete ödenen payın yüzde 20 seviyelerine, alüminyumda ise yüzde 15 seviyelerine ulaştığı belirtilen açıklamada, altın madenciliğinde kamu paylarının son dönemde yüzde 14 ila yüzde 15 bandında seyrettiği bilgisi verildi.</p>
<p>Platform, geçen yıl sektörün yalnızca devlet hakkı kalemi altında kamuya 32 milyar liradan fazla ödeme gerçekleştirdiğini bildirirken, genel hesaplamalara göre madencilik şirketlerinin elde ettiği her 100 liralık gelirin yaklaşık 30 lirasının vergi ve çeşitli kamu payları yoluyla devlete aktarıldığını belirtti.</p>
<p>Açıklamada ayrıca, Türkiye'de madencilik faaliyetlerinin 30'dan fazla kamu kurumu tarafından denetlendiği, üretilen altının devletin yetkilendirdiği rafinerilerde saflaştırılarak kayıt altına alındığı ve ardından Borsa İstanbul bünyesinde işlem gördüğü ifade edildi.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının üretilen altın üzerinde ön alım hakkına sahip olduğu aktarılan açıklamada, "Teknolojik ve hukuki denetimin bu denli sıkı olduğu bir ortamda herhangi bir kayıtsız işlem yapılması teknik olarak mümkün değildir." denildi.</p>
<p>Öte yandan Türkiye'de kullanılan siyanürün yaklaşık yüzde 95'inin tekstil, plastik ve metal kaplama gibi sektörlerde tüketildiği, madenciliğin toplam kullanım içindeki payının ise yaklaşık yüzde 5 olduğu kaydedildi.</p>
<p>TMD de yaptığı açıklamada, Türkiye'de uygulanan devlet hakkı ve orman bedellerinin dünya genelindeki en yüksek oranlar arasında yer aldığını belirterek, devlet hakkı sisteminin madenin ekonomik değeri ve üretim modeline göre hesaplanan çok katmanlı bir yapı olduğunu bildirdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tmd-gecen-yil-kamuya-32-milyar-liradan-fazla-devlet-hakki-odendi-79440</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/maden-is-makinesi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Madencilik Platformu ve Türkiye Madenciler Derneği, sektörün yalnızca devlet hakkı kalemi altında kamuya 32 milyar liradan fazla ödeme gerçekleştirdiğini, genel hesaplamalara göre madencilik şirketlerinin elde ettiği her 100 liralık gelirin yaklaşık 30 lirasının vergi ve çeşitli kamu payları yoluyla devlete aktarıldığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2-el-arac-pazarinda-daralma-yuzde-15e-ulasti-79435</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2. el araç pazarında daralma yüzde 15&#039;e ulaştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Quick Finans, SmartIQ iş birliğiyle hazırladığı 2. El Oto Raporu'nun nisan ayına ilişkin verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, sıfır kilometre (km) otomobil ve hafif ticari araç satışları, 2026 yılı nisan ayında geçen yıl aynı döneme göre yüzde 1 oranında daralarak 104 bin 298 adet olarak gerçekleşirken, geçen aya göre de yüzde 2 oranında artış oldu. 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde ise geçen aynı dönemine göre yüzde 3,13 oranında daralarak 369 bin 696 adet olarak gerçekleşti.</p>
<p>Geçen yıla göre devam eden daralmanın boyutu aylar bazında azalarak nisan ayında en az seviyeye geldi. Öte yandan, yılbaşından itibaren satış eğilimi aylara göre yükselerek sürüyor.</p>
<p>15 yaş ve 350 bin km sınırına kadar olan ikinci el oto satışlarında ise, geçen yılın aynı aylarına göre yıl başından itibaren her ay görülen gerileme eğilimi nisan ayında yüzde 15'e ulaştı. Söz konusu eğilimde, sıfır km otodaki distribütörlerin agresif fiyat indirimleri yanında altın fiyatlarındaki servet etkisinin savaş ile birlikte sonlanmasının da etkili olduğu değerlendiriliyor.</p>
<p>İkinci el oto reel fiyat endeksinde, 2025 yılından bu yana devam eden düşüş eğilimi sürüyor. Yılbaşından itibaren aylık bazlı gelişim eğilimi ise inişli çıkışlı dalgalı seyrine devam ediyor.</p>
<p>Mevcut veriler, ikinci el oto sektörünün savaş ortamı ve dünyadaki ve ülkedeki konjoktürel koşullardan sıfır km otoya göre çok daha fazla etkilendiğini gösteriyor.</p>
<p>İkinci el otomobil pazarında yılın ilk çeyreğinde görülen dalgalı seyir, nisan ayında yerini sınırlı bir toparlanmaya bıraktı. Mart ayında 323 bin 570 adet seviyesinde gerçekleşen satışlar, nisan ayında 334 bin 154 adede yükselerek aylık bazda yaklaşık yüzde 3'lük artış kaydetti.</p>
<p>Nisan ayında gerçekleşen satışlar, 2025 yılının aynı ayındaki 392 bin 231 adetlik seviyenin yaklaşık yüzde 15 altında kaldı. Bu tablo, aylık bazda toparlanma sinyalleri görülse de ikinci el otomobil pazarında talebin henüz geçen yılki seviyelerden gittikçe uzaklaştığını gösteriyor.</p>
<p>Nisan ayında ikinci el oto pazarında stokta kalma süreleri sınırlı artış gösterdi. Mart ayında 45 gün olan pazar ortalaması, nisanda 46 güne yükseldi. Binek araçlarda da süre 45 günden 46 güne çıktı.</p>
<p>Ticari araçlarda ise stokta kalma süresi 44 gün seviyesinde sabit kaldı. Bu tablo, Nisan ayında satış adetlerinde kısmi toparlanma yaşansa da araçların stoktan çıkış hızında belirgin bir iyileşme olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Genel görünüm, pazarda talebin mevcut koşullarda temkinli ilerlediğini, doğru fiyatlama ve rekabetçi stok yönetiminin önemini koruduğunu işaret ediyor.</p>
<p>İkinci el hafif ticari pazarında nisan ayında sınırlı bir toparlanma yaşandı. Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 4 düşüşle 46 bin 125 adet olan satışlar, nisanda 47 bin 398 adede yükselerek aylık bazda yaklaşık yüzde 3 artış gösterdi. Yılbaşından bu yana görülen dalgalı seyirde düşüşlerin sert, artışların ise daha yavaş olduğu gözleniyor.</p>
<p>Bu paralelde pazar, geçen yılın aynı dönemine göre zayıf görünümünü sürdürdü. Nisan 2025'te 62 bin 326 adet olan satışların, Nisan 2026'da 47 bin 398 adette kalması yıllık bazda yaklaşık yüzde 24'lük düşüşe işaret ediyor.</p>
<p>Veriler, nisan ayında aylık bazda toparlanma görülse de hafif ticari araç pazarında talebin geçen yılki seviyelerin belirgin şekilde altında seyrettiğini gösteriyor.</p>
<p>15 yaş üstü araç pazarında nisan ayında hareketlilik devam etti. Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 1,4 artış ile126 bin 52 adet olan satışlar, nisanda 129 bin 451 adede yükselerek yaklaşık yüzde 3'lük artış gösterdi.</p>
<p>Aynı dönemde ortalama fiyatlar da 411 bin liradan 414 bin lira seviyesine çıkarak sınırlı bir yükseliş kaydetti. Stokta kalma süresi ise mart ayında olduğu gibi nisanda da 50 gün seviyesinde sabit kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/2-el-arac-pazarinda-daralma-yuzde-15e-ulasti-79435</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/otomotiv-otomobil-1770179983.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Quick Finans ile SmartIQ tarafından hazırlanan nisan ayı 2. El Oto Raporu&#039;na göre, sıfır kilometre otomobil ve hafif ticari araç satışları yıllık yüzde 1 daralırken, 2. el satışları geçen yıla kıyasla yüzde 15 geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiyenin-en-etkin-50-cfosu-79433</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 09:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>DataExpert iş birliğinde BMI Business School tarafından; şirketlerin finansal performansı, liderlik etkisi ve inovatif uygulamaları dikkate alınarak hazırlanan “En Etkin 50 CFO” araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırma kapsamında, binden fazla şirketin finansal performansları ve yöneticilerin yetkinlikleri değerlendirilerek hazırlanan listeye giren liderler, ödüllerini 16 Haziran’da düzenlenecek CFO Summit 2026’da alacak.</p>
<p>Türkiye’nin En Etkin 50 CFO’su 2026 Listesi alfabetik sırayla aşağıdaki şekliyle oluştu:</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a080928c9871-1778911528.png" alt="" width="900" height="380" />Ahmet Özbaş, Sarten Ambalaj, CFO, Ali Cem Cansu, Bacacı Yatırım Holding, Finans İcra Kurulu Üyesi, Ayça Kural, İpekyol Group, Grup CFO, Barbaros Kubatoğlu, Pegasus Airlines, CFO, Barış Alparslan, Arçelik, CFO, Barış Hakkı Kökoğlu, Borusan Holding, Grup CFO, Batur Asmazoğlu, İnci Holding, Grup CFO, Bora Kıraç, Palmet Enerji Grubu, Grup CFO, Bora Yalınay, Doğan Holding, Grup CFO, Burcu Batı, Sahibinden.com, CFO, Cem Kölemenoğlu, Gürok Grup, CFO, Cevdet Yalçın, Aksa Enerji Üretim, CFO, Deniz Aksoy, Danone, Türkiye &amp; METCCA Bölgesi Finans Direktörü, Dr. Derya Deniz Yılmaz, Ağaoğlu Şirketler Grubu, CFO, Doğan Korkmaz, Koç Holding, CFO, Eliz Ersoy Gürsesli, Diageo Türkiye, CFO, Emre Can Doğruyol, Roketsan, CFO, Emre Saylan, TUSAŞ Motor Sanayi, Finans ve Tedarik GMY, Fahrettin Günalp Ertik, Yıldız Holding, CFO, Ferit Cem Doğan, Migros Ticaret A.Ş., CFO, Ferit Erin, Eczacıbaşı Holding, Grup CFO, Fulya Banu Sürücü, Ülker Bisküvi, CFO, Furkan Ünal, TFI Holding / Ata Grubu, Grup CFO, Gökhan Dizemen, TÜPRAŞ, Mali İşlerden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı, Gökhan Güralp, Şişecam, CFO, Gül Ertuğ, Ford Otosan, CFO, Gülbin Uzuner Bekit, Akfen Holding, CFO, Hafize Kurt, Red Bull Türkiye, CFO, Haluk Alperat, Kale Grubu, CFO, Harun Ülgen, Nobel İlaç, CFO, Hüseyin Okur, Hayat Kimya, Finanstan Sorumlu Başkan Yardımcı, Koray Tulgar, Tosyalı Holding, CFO, Mahmut Kayacık, Türkiye Varlık Fonu, CFO &amp; COO, Mert Yaycıoğlu, Enerjisa Üretim, CFO, Muhammed Nizam, Hayat Investment Group, Grup CFO, Mustafa Tercan, ESAS, CFO, Neslihan Döngel Özlem, Brisa Bridgestone, CFO, Nilüfer Derinalp, Unilever, Türkiye &amp; Orta Asya CFO, Nurettin Tüysüz, ASELSAN, CFO, Olcay Doğan, Astor Enerji, CFO, Onur Çevikel, AG Anadolu Grubu Holding, CFO, Osman Yılmaz, Turgut Aydın Holding, Grup CFO, Dr. Philipp Ulbrich, Enerjisa Enerji, Grup CFO, Sabri Tütüncü, Kibar Holding, CFO, Sedef Ataman, BSH Ev Aletleri, CFO, Sergun Okur, STFA Construction Group, Grup CFO, Tolga Üzümcü, Polisan Holding, Grup CFO, Ufuk Tezer, Bakioğlu Holding, CFO, Ümit Uluçam, Sarkuysan Grubu, Grup CFO, Zeynep Sarsan, Assan Alüminyum, CFO.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/turkiyenin-en-etkin-50-cfosu-79433</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sirket-ofis.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BMI Business School tarafından hazırlanan “En Etkin 50 CFO” araştırmasının sonuçları açıklandı. Ödülleri 16 Haziran’da düzenlenecek CFO Summit 2026’da alacak verilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-kadar-sigara-o-kadar-mesane-kanseri-79432</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ne kadar sigara o kadar mesane kanseri!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dünyada her yıl 600 binden fazla insana mesane kanseri hastalığı teşhisi konuluyor ve bu hastaların 200 binden fazlası ölüyor. Türkiye’de ise yıllık tanı sayısı 12 bini aşıyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı 3 bin 700’ün üzerinde.</p>
<p>Mesane kanseri dünya genelinde en çok görülen kanserler sıralamasında 9’uncu sırada. Türkiye’de ise 6’ncı sırada bulunuyor. Bir numaralı sebep, geleneksel ve elektronik sigarayı daha çok tüketiyor olmamız. Bu bilgeler, Mayıs ayının ‘mesane kanseri farkındalık ayı’ olması nedeniyle düzenlenen toplantıda konuşan bilim insanlarından… Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er, Kanser Savaşçıları Derneği Başkanı Belma Kurdoğlu ve Astellas Türkiye Genel Müdürü Nilay Tarr, İstanbul’daki toplantıda mesane kanseriyle ilgili güncel gelişmeleri, risk faktörlerini ve toplumsal farkındalık için yapılan çalışmaları anlattı. Genellikle ‘ileri yaş erkek kanseri’ olarak tanınsa da mesane kanseri olan kadın ve genç erkek sayısının da hızla yükseldiğini vurguladılar.</p>
<p><strong>En önemli belirti ‘kanlı’ idrar… </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş şu bilgileri aktardı: “Mesane kanseri, son derece agresif bir kanser türüdür. Yanlış kanaat var; kadınlar mesane kanseri olmaz sanılıyor. Evet, erkeklerde 3 kat daha fazla ama kadınlarda da artıyor. Sigara içenlerde içmeyenlere göre 2 ila 4 kat daha fazla mesane kanseri tanısı konuluyor. Sigara nedeniyle artık kadın ile erkek arasındaki fark da azalıyor. Teşhis konusunda ise idrarda görülen kan çok ciddiye alınmalı. Ağrısız bir kanama her zaman önemsenmeli. Sağlıklı idrarın kanlı idrara dönmesi en erken ve önemli bilgidir. İnsanlar bu konuda bir doktora gitse 10 hastadan 7’si erken evrede teşhis ediliyor ve erken teşhis halinde de tedavisi yüzde 100 mümkündür. Gençler arasında sigara maalesef yeniden alevleniyor. Bu elektronik sigaralar kimyasal etkilere sahip ki tütünden de daha zararlı olabiliyor. Dünya genelinde her yıl 600 binden fazla insana mesane kanseri teşhisi konuluyor ve 200 binden fazlası ölüyor. Türkiye’de yıllık tanı sayısı 12 bini aşıyor, hayatını kaybeden vatandaşlarımızın sayısı da 3 bin 700’ün üzerinde.”</p>
<p><strong>Yeni tedavi yöntemleri geliştiriliyor </strong></p>
<p>Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Er de “Hangi yaşta ya da kadın erkek kim olursa olsun idrarda kanama görürse aklına mutlaka kanseri de getirmeli” dedi. Er şöyle devam etti: “Tabii ki idrarda kanamanın farklı nedenleri de olabilir ama önemli bir nedeni mesane kanseridir. Kanlı idrar dışında, karnın alt kısmında ağrı ya da bele vuran ağrı da mesane kanserini düşündürür. Daha ileri evlerde ise halsizlik, yorgunluk, beklenmeyen kilo kayıpları da görülebilir. Tedavi tarafında olumlu gelişmeler de oluyor ve yakın gelecekte çok daha sevindirici haberler verebiliriz. Cerrahisiz tedaviler olabilecek. Artık hastalarımızın yaşam süreleri ve yaşam kaliteleri daha da artacak. Ancak tütün ve ürünlerini, diğer kimyasal etkileşimleri azaltırsanız önlenebilir bir kanser türüdür.”</p>
<p><strong>Erkekler çekiniyor, eşlerden ve kızlarından duyuyoruz! </strong></p>
<p>Kanser Savaşçıları Derneği Başkanı Belma Kurdoğlu ise hasta davranışlarıyla ilgili ilginç veriler paylaştı. Kurdoğlu, “Erkeklerde üç kat daha fazla görülen mesane kanserinin teşhisi kadınlar sayesinde olabiliyor. Mesane kanserinde erkeklerin ilk şikâyetleri doktor yerine eşlerine ve kızlarına anlattığını görüyoruz. Oysa yardım istemek, bilgi edinmek, erkeklerin de yapması gereken bir şeydir” dedi. Yaygın olarak konuşulan bir konunun da ‘sigarının idrar kesesiyle ne alakası olabilir’ şeklinde dile getirildiğini anlatan Kurdoğlu şu bilgileri aktardı: “Sigara ile en fazla akciğer kanseri ilgili sanılıyor ama mesane kanseri de sigara ile çok bağlantılı” diye konuştu.</p>
<p>Astellas Türkiye Genel Müdürü Nilay Tarr da Estellas’ın bir Japon firması olduğunu ve Ar-Ge, İnovasyon yatırımlarıyla özellikle mesane kanseri hastaları için tedaviler geliştirdiğini anlattı. Tarr, “18 yıldır Türkiye’deki hastalara tedavi sunuyoruz. Ancak her zaman erken tanı ve farkındalık çok daha önemlidir” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ne-kadar-sigara-o-kadar-mesane-kanseri-79432</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ne kadar sigara o kadar mesane kanseri! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-ingiltere-hattinda-5-milyon-yolcu-79431</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye-İngiltere hattında 5 milyon yolcu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Türkiye ile Birleşik Krallık arasındaki hava ulaşımı, 2026 yaz tarifesiyle birlikte rekor bir kapasiteye ulaştı. Türk Hava Yolları, 18 Mart’ta İstanbul Havalimanı ile Londra Stansted Havalimanı arasında tarifeli seferlere başladı. Haftada 14 frekans planlanan yeni hat, THY’nin Heathrow ve Gatwick’in ardından Londra’da hizmet verdiği üçüncü havalimanı oldu. Yeni hatla birlikte THY’nin Birleşik Krallık’taki nokta sayısı 6’ya yükseldi. Şirket, Londra (Heathrow, Gatwick, Stansted), Birmingham, Manchester ve Edinburgh hatlarıyla İngiltere’ye haftada toplam 149 sefer gerçekleştiriyor. THY, 2026 yaz tarifesinde Londra’ya tek başına haftada 87 sefer düzenleyerek bu hattı, ağındaki en yoğun varış noktası konumuna taşıdı.</p>
<h2>Pegasus, Gatwick hattını açıyor</h2>
<p>Pegasus Hava Yolları, İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı ile Londra Gatwick Havalimanı arasındaki yeni hattını 15 Haziran 2026’da devreye alacağını duyurdu. Pegasus, ayrıca 2 Nisan itibarıyla Çukurova Havalimanı ile Londra Stansted arasında haftada 2 frekans olarak yeni bir hat başlattı. Şirket, Londra’ya İstanbul, İzmir, Antalya, Dalaman ve Ankara üzerinden seferler düzenliyor. </p>
<h2>AJet, Londra’yı öne çıkardı </h2>
<p>AJet, 29-30 Nisan 2026 tarihlerinde 50 bin koltukla sınırlı yurt dışı bilet kampanyası başlatmıştı. İndirimli biletler, 4 Mayıs - 30 Haziran 2026 tarihleri arasındaki seyahatlerde kullanılabilecek. SunExpress, 2025’te Türkiye ile Birleşik Krallık ve İrlanda arasında 1,6 milyon yolcu taşıdığını açıkladı. Şirket, Manchester ve Londra Gatwick başta olmak üzere İngiltere’nin çeşitli noktalarından İzmir, Antalya ve Dalaman’a yaz sezonu seferleri düzenliyor.</p>
<h2>British Airways, easyJet ve Jet2 kapasite artırdı</h2>
<p>İngiliz taşıyıcılar da 2026 yaz tarifesinde Türkiye’ye yönelik koltuk arzını genişletti. British Airways, 31 Mart 2026 itibarıyla Londra Heathrow- Dalaman hattını programa ekledi. Bayrak taşıyıcı, Heathrow’dan ayrıca İstanbul ve Bodrum’a sefer düzenliyor.</p>
<p>EasyJet, 2026 ilkbaharında Newcastle Havalimanı’nda yeni bir üs açtı. Bu çerçevede şirket, 29 Mart 2026’da Newcastle-Antalya, 31 Mart 2026’da ise Newcastle-Dalaman seferlerini başlattı. EasyJet, ayrıca Londra Gatwick, Londra Luton, Manchester, Bristol, Edinburgh ve Liverpool gibi noktalardan Antalya, Bodrum, Dalaman ve İzmir’e tarifeli yaz seferleri icra ediyor.</p>
<p>Tatil amaçlı yolculara odaklanan Jet2, 2026 yaz programını şirket tarihinin en büyüğü olarak duyurdu. Jet2’nin 12 İngiliz havalimanından düzenlediği uçuş ağı; Antalya, Bodrum, Dalaman ve İzmir olmak üzere dört Türk destinasyonunu kapsıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turkiye-ingiltere-hattinda-5-milyon-yolcu-79431</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/1/1280x720/7-1778911052.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Londra-İstanbul, Avrupa’nın en yoğun koridorlarından biri. Türk Hava Yolları, AJet, Pegasus ve SunExpress’in yanı sıra British Airways, easyJet ve Jet2’nin de kapasite artırdığı Türkiye-Birleşik Krallık hattında, yıllık toplam yolcu sayısı bu yaz 5 milyona çıkabilir. Yerli taşıyıcıların İngiltere’deki nokta sayısı 6’ya yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/timde-secim-tarihi-netlesti-ihracatin-sampiyonlari-da-aciklanacak-79430</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİM’de seçim tarihi netleşti, ihracatın şampiyonları da açıklanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İMAM GÜNEŞ</strong></p>
<p>Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 33. Olağan Seçimli Genel Kurulu için geri sayım başladı. TİM başkanlığı seçimlerinin 27 Haziran Cumartesi günü yapılması kesinleşti. Gün boyu sürecek program kapsamında sektör konsey seçimlerinden mali genel kurula, ödül töreninden başkanlık oylamasına kadar yoğun bir gündem yaşanacak.</p>
<p>Genel kurul, İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Organizasyonun en dikkat çeken bölümlerinden biri ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve birçok bakanın katılımıyla düzenlenecek “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni” olacak.</p>
<p>Edinilen bilgilere göre genel kurul programı sabah saatlerinde başlayacak. İlk aşamada TİM bünyesindeki 27 sektör konseyinin seçimleri gerçekleştirilecek ve sektör başkanları belirlenecek. Ardından mali genel kurul toplantısına geçilecek. Yönetim kurulunun faaliyetleri ile hesaplarının ibra edilmesi üyelerin oyuna sunulacak. Saat 14.00’te ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla ödül töreni düzenlenecek. Türkiye’nin ihracat performansına katkı sağlayan firmaların ödüllendirileceği törende, İlk 1000 İhracatçı Araştırması’nın sonuçları da açıklanacak. TİM Başkanlığı için yapılacak seçim oylaması ise ödül töreninin ardından gerçekleştirilecek. Mevcut TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin ikinci dönem için seçimlere hazırlanırken, genel kurula tek liste ile gitmesi bekleniyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/timde-secim-tarihi-netlesti-ihracatin-sampiyonlari-da-aciklanacak-79430</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/7/1280x720/otomotiv-ihracati-martta-eksi-yazdi-1775545016.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİM başkanlık seçimi ile “İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni” 27 Haziran&#039;da İstanbul Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hub-edu-eskisehirde-yurtdisi-egitim-danismanligi-ofisi-acti-79448</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> HUB EDU, Eskişehir’de yurt dışı eğitim danışmanlığı ofisi açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>TEMEL AKBAŞ/ESKİŞEHİR</p>
<p><!--StartFragment--> <!--EndFragment--></p>
<p>1997 yılında Avustralya’da kurulan ve Türkiye, Avustralya ile farklı ülkelerde operasyonlarını sürdüren HUB EDU, Eskişehir yapılanmasıyla Anadolu’daki erişim ağını genişletmeyi hedefliyor. Şirketin; dil okulu, yaz okulu, sertifika programları, lisans, yüksek lisans ve doktora yerleştirmeleri başta olmak üzere birçok alanda danışmanlık hizmeti verdiği bildirildi.</p>
<p>HUB EDU Eğitim Danışmanlık Eskişehir Temsilcisi Akademik Danışman Didem Köse Bektaş, Eskişehir’in eğitim vizyonu ve öğrenci profili açısından önemli bir merkez olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>“Eskişehir eğitim kültürüyle öne çıkıyor”</strong><br /><br />Eskişehir’de birebir iletişim ve güven temelli bir danışmanlık modeli oluşturmayı hedeflediklerini belirten Didem Köse Bektaş, “Eskişehir’i tercih etmemizin en önemli nedenlerinden biri kentte eğitime verilen önem. Velilerin ve öğrencilerin yüz yüze temas kurmayı önemsediği bir şehir yapısı var. Biz de bu atmosfer içinde öğrencilerle birebir iletişim kurabileceğimiz bir yapı oluşturmak istiyoruz. Şehrin eğitim kültürünün güçlü olması, üniversite ve lise yoğunluğu, yurtdışı eğitim konusunda bilinçli ailelerin varlığı bizim için önemli bir avantaj oluşturuyor. Eskişehir’de sadece danışmanlık veren bir ofis değil, uzun vadeli çözüm ortaklığı kuran bir yapı oluşturmayı hedefliyoruz” dedi.</p>
<p>Şirket bünyesinde farklı eğitim kategorilerine odaklanan akademik danışmanların bulunduğunu ifade eden Bektaş, özellikle lisans ve yüksek lisans programlarının yoğun ilgi gördüğünü söyledi. Yurtdışında mesleki gelişime yönelik diploma ve sertifika programlarının da dikkat çektiğini aktaran Bektaş, öğrencilerin kariyer hedeflerine uygun programlara yönlendirildiğini kaydetti.</p>
<p><strong>“Mesleki eğitim programlarına talep artıyor”</strong><br /><br />Yurt dışındaki diploma ve sertifika programlarının farklı sektörlerde uzmanlaşma fırsatı sunduğunu vurgulayan Bektaş, şöyle konuştu: “Bugün sadece işletme ya da klasik alanlarla sınırlı olmayan çok geniş bir eğitim ağı bulunuyor. Öğrenciler profesyonel yaşamlarında eksik hissettikleri alanlarda uzmanlaşabilecekleri sertifika ve diploma programlarına yöneliyor. Bu programlar kişilere uluslararası geçerliliği olan bir diploma kazandırıyor. Sağlıktan teknolojiye, tasarımdan mühendisliğe kadar çok geniş bir yelpazede eğitim seçenekleri mevcut. Özellikle kariyerine uluslararası bir perspektif katmak isteyen gençlerin bu programlara ilgisinin arttığını gözlemliyoruz.”</p>
<p>Didem Köse Bektaş, önümüzdeki dönemde Eskişehir’de lise, üniversite ve veli gruplarıyla daha fazla bir araya gelmeyi planladıklarını belirterek, yurtdışı eğitimde yaşanan gelişmeler, öğrenci vizeleri ve yeni eğitim modellerine ilişkin bilgilendirme toplantıları düzenleyeceklerini ifade etti.</p>
<p><strong>“Üniversite temsilcilerini öğrencilerle buluşturacağız”</strong><br /><br />Yapay zekâ ile birlikte bilgiye erişimin kolaylaştığını ancak bilgi kirliliğinin de arttığını dile getiren Bektaş, danışmanlık hizmetlerinin öneminin daha da yükseldiğini söyledi. Bektaş, “Bugün öğrenciler ve veliler internet üzerinden çok fazla bilgiye ulaşıyor ancak doğru bilgiye erişmek her zaman kolay olmuyor. Bu nedenle profesyonel danışmanlık daha önemli hale geldi. Bizim hedefimiz yalnızca bilgi aktarmak değil, öğrencileri doğrudan yurtdışındaki üniversite temsilcileriyle buluşturmak. Önümüzdeki süreçte yurtdışından üniversite temsilcilerini Eskişehir’e getirerek lise ve üniversite ziyaretleri gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Böylece öğrenciler eğitim almak istedikleri kurumların temsilcileriyle birebir görüşme fırsatı yakalayabilecek” diye konuştu.</p>
<p>Avustralya merkezli HUB EDU’nun Türkiye’nin yanı sıra Sidney ve Nijerya’da da ofisi bulunuyor. Şirket, 2024 itibarıyla İngiltere ve Yeni Zelanda’yı da faaliyet alanına ekleyerek uluslararası eğitim danışmanlığı ağını genişletmeyi sürdürüyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/hub-edu-eskisehirde-yurtdisi-egitim-danismanligi-ofisi-acti-79448</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/hub-edu-eskisehirde-yurtdisi-egitim-danismanligi-ofisi-acti-1778926692.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avustralya merkezli uluslararası eğitim danışmanlık firması HUB EDU, Türkiye’deki ikinci şubesini Eskişehir’de açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/karahan-siki-para-politikasi-fiyat-istikrari-saglanana-kadar-surdurulecek-79438</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Karahan: Sıkı para politikası devam edecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, "Para Politikası ve Makroekonomik Görünüm" toplantıları kapsamında Konya'da iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p>Toplantıda yaptığı sunumda, 2013 yılından bu yana farklı sektör ve ölçeklerden firmalarla yüz yüze görüşmeler yaptıklarını belirten Karahan, Konya ve bölge illerinde 2026 yılında 200, son 5 yılda ise toplam 2 bin 723 firma görüşmesi yaptıklarını ifade etti.</p>
<p>Karahan, elde edilen nitelikli ve zamanlı bilgileri karar alma süreçlerinde kullandıklarını belirterek "Konjonktürel gelişmelerin yanı sıra yapısal sorunlar hakkında bilgi ediniyoruz. İletilen beklenti ve önerileri ilgili kamu kurumlarıyla paylaşıyoruz. Reel sektör temsilcileriyle çift yönlü bir iletişim kuruyoruz." dedi.</p>
<p>TCMB rezervlerinde 100 milyar doların üzerinde artış sağlandığını kaydeden Karahan, 143 milyar dolara ulaşmış olan Kur Korumalı Mevduat (KKM) bakiyesinin ise sıfıra yaklaştığını belirtti.</p>
<p>Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme açısından temel öncelik olduğunu vurgulayan Karahan, “Fiyat istikrarının sağlanması amacı doğrultusunda aldığımız mesafeyi önemsiyoruz.” ifadesini kullandı.</p>
<p>Kısa vadeli enflasyon görünümünde jeopolitik risklerin arttığına dikkati çeken Karahan, buna karşın temel mal ve hizmetlerde ılımlı seyrin sürdüğünü belirtti.</p>
<p>Karahan, enflasyonun orta vadede uygulanacak politika duruşuyla şekilleneceğini ifade ederek sıkı para politikası yaklaşımının devam edeceğini dile getirdi.</p>
<p>Karahan, "Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir." dedi.</p>
<p>Kurulun politika faizine ilişkin atacağı adımları enflasyon gerçekleşmeleri, ana eğilim ve beklentileri dikkate alarak belirlediğini kaydeden Karahan, para politikası kararlarının enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alındığını belirtti.</p>
<p>Karahan, son dönem gelişmelerinin enflasyon görünümü üzerindeki etkilerinin yakından takip edildiğini ifade ederek “Enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır.” diye konuştu.</p>
<p>Enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşun sürdürüldüğünü vurgulayan Karahan, iç talepte dengelenmenin ve finansal koşullardaki sıkılığın dezenflasyon sürecini desteklediğini belirtti.</p>
<p>Küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğünü aktaran Karahan, jeopolitik gelişmelerin ekonomi üzerindeki etkilerine işaret ederek "Ekonomide büyüme sürerken jeopolitik riskler gidişatta belirleyici olacak." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Karahan, fiyat istikrarının yatırım, üretim ve uzun vadeli ekonomik istikrar açısından önem taşıdığını vurgulayarak "Fiyat istikrarı kalıcı ve genele yayılan refah artışı sağlayacak." ifadelerini kullandı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/karahan-siki-para-politikasi-fiyat-istikrari-saglanana-kadar-surdurulecek-79438</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/8/1280x720/karahan-1778914668.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyonun orta vadede uygulanacak politika duruşuyla şekilleneceğini ve sıkı para politikası yaklaşımının devam edeceğini belirten Merkez Bankası Başkanı Karahan, &quot;Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşu talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendirecektir.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tvfden-turkiye-sigortada-uluslararasi-yatirimcilara-pay-arzi-79437</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TVF&#039;den Türkiye Sigorta&#039;da uluslararası yatırımcılara pay arzı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Varlık Fonu (TVF), yüzde 81,1 pay sahibi olduğu Türkiye Sigortanın yüzde 5'ine tekabül eden paylarının uluslararası yatırımcılara arzının başarıyla gerçekleştiğini duyurdu. </p>
<p>TVF'den yapılan açıklamaya göre, Fon, finansal piyasalarda derinleşmeyi sağlamak ve sermaye piyasalarını desteklemek amacıyla stratejik öneme sahip bir işlemi daha başarıyla tamamladı.</p>
<p>Fonun yüzde 100 pay sahibi olduğu TVF Finansal Yatırımlar AŞ, Türkiye Sigorta AŞ'nin çıkarılmış sermayesinin yüzde 81,1'ine tekabül eden payları içinden şirketin yüzde 5'ine karşılık gelen toplam 500 milyon lira nominal değerli payı, hızlandırılmış talep toplama yöntemiyle Türkiye dışında yerleşik kurumsal yatırımcılara arz etti.</p>
<p>İşlem, önceki açılış fiyatına göre yaklaşık yüzde 7,4'lük iskontoyla pay başına 13,50 lira fiyatla yaklaşık 6 milyar 750 milyon lira bedelle tamamlandı. Bu, aynı zamanda Türkiye Sigortanın hem Türk lirası hem de dolar bazında ulaştığı en yüksek piyasa değeri seviyelerini ifade ediyor.</p>
<p>İşlem büyüklüğü, talep toplama sürecinde nominal 450 milyon lirayla başlarken yatırımcılardan gelen güçlü talep üzerine 50 milyon lira artırılarak toplamda nominal 500 milyon liraya ulaştı.</p>
<p><strong>TVF, Türkiye Sigorta'daki ana pay sahipliği konumunu sürdürüyor</strong></p>
<p>Açıklamaya göre, 2020 yılında kamu sigorta ve emeklilik şirketlerinin tek çatı altında birleştirilmesiyle başlayan dönüşüm sürecinde gösterdiği başarılı performans sonucunda Türkiye Sigorta'nın piyasa değeri 147,5 milyar liraya (yaklaşık 3,2 milyar dolara) ulaştı.</p>
<p>Uluslararası kurumsal yatırımcılardan gelen yoğun talebin, Türkiye Sigorta'nın güçlü piyasa konumunu ve yatırımcılar nezdindeki güvenilirliğini teyit ederken, Türk finans sektörüne yönelik yabancı yatırımcı ilgisinin devam ettiğini de ortaya koyduğu belirtildi.</p>
<p>İşlem sonucunda TVF Finansal Yatırımlar AŞ'nin Türkiye Sigorta'daki doğrudan pay sahipliği yüzde 76,1 oldu. Şirketin halka açıklık oranı ise yüzde 23,90'a yükseldi. Böylece TVF, Türkiye Sigorta'daki ana pay sahipliği konumunu sürdürdü.</p>
<p>TVF Finansal Yatırımlar AŞ, belirli istisnalar haricinde 90 gün boyunca ilave pay satışı gerçekleştirmeme taahhüdünde bulundu.</p>
<p>Türkiye Varlık Fonu'nun, gelecek dönemde de şeffaflık, yatırımcı güveni, finansal istikrar ve sermaye piyasalarının gelişimi hedefleri doğrultusunda hareket etmeyi ve portföyündeki stratejik varlıkların değerini artırarak Türkiye ekonomisine katkı sunmayı sürdüreceği ifade edildi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tvfden-turkiye-sigortada-uluslararasi-yatirimcilara-pay-arzi-79437</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/6/4/1280x720/turkiye-varlik-fonu-tvf-1754470708.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Varlık Fonu&#039;nun yüzde 81,1 pay sahibi olduğu Türkiye Sigorta&#039;nın yüzde 5&#039;ine tekabül eden paylarının uluslararası yatırımcılara arzını tamamladığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/daikin-turkiyeden-2025te-750-milyon-euro-ciro-79434</guid>
            <pubDate>Sat, 16 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Daikin Türkiye&#039;den 750 milyon euro ciro</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Daikin Türkiye'nin, 1 Nisan 2025-31 Mart 2026 tarihlerini kapsayan 2025 mali yılı döneminde 750 milyon euro ciroya ulaşarak büyümesini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay Avcı, son dönem mali sonuçlarını İstanbul'da düzenlenen toplantıda paylaştı.</p>
<p>Söz konusu dönemde şirket, 363 milyon euro ihracat geliri elde etti. Sakarya Hendek Üretim Tesisi'ni bölgesel bir üretim ve teknoloji üssü olarak konumlandıran Daikin Türkiye, üretim, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve müşteri memnuniyeti alanlarındaki yatırımlarını sürdürüyor.</p>
<p>Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay Avcı, etkinlikte yaptığı değerlendirmede, 2026 yılında iklimlendirme sektörünün yaklaşık yüzde 10 büyümesini öngördüklerini söyledi.</p>
<p>Avcı, özellikle ısı pompası sistemleri ve "data center" çözümlerinin sektörün büyümesinde önemli rol oynayacağına inandıklarını dile getirdi.</p>
<p>Daikin'in, 5 yıllık stratejiler ile geleceği şekillendirdiğini ve bu kapsamda, Fusion 25 stratejilerinde yer alan Polonya'da ısı pompası fabrikası açma hedefini gerçekleştireceğini vurgulayan Avcı, "Bu fabrikayı Daikin'in çevreci dönüşüm vizyonunun önemli merkezlerinden biri haline getirdi. Türkiye'de de giderek önem kazanan ısı pompası teknolojilerinde satışlarımızı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 35 artırdık. Önümüzdeki dönemde bu büyümeyi yüzde 50 seviyesine taşımayı hedefliyoruz." şeklinde konuştu.</p>
<p>Avcı, ayrıca, yapay zeka teknolojilerinin hızla yaygınlaşmasıyla data center yatırımlarında yaşanan artışın, iklimlendirme sektöründe özellikle data center soğutma çözümlerine olan talebi daha da artırmasını beklediklerini aktardı.</p>
<p><strong>"Üretim ve ihracat gücüyle bölgesel merkez konumunu pekiştirdi"</strong></p>
<p>Daikin Türkiye, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yeniden "İklimlendirme Sanayii Sektör Şampiyonu" oldu. Aynı zamanda The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde Gİklimlendirme-Soğutma KategorisiGnde üst üste 5. kez "Yılın İtibarlısı" seçildi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, Daikin Industries Ltd., 2025'te tarihinin en yüksek global finansal performansına ulaştı. Açıklamada, "2025 mali yılını 5 milyar 15 milyon yen ciroyla kapatan Daikin, büyüme ivmesini sürdürüyor. 170'ten fazla ülkede faaliyet gösteren ve 104 bin 095 çalışanı bulunan şirket, yalnızca ısıtma, havalandırma, iklimlendirme ve soğutma (HVAC-R) alanındaki faaliyetleriyle değil, aynı zamanda kompresör ve soğutucu akışkanları kendi bünyesinde geliştiren üretici olmasıyla sektörde önemli bir konumda yer alıyor. Daikin'in inovasyon odaklı yaklaşımı, çevre dostu ürün geliştirme yetkinliği ve sürdürülebilirlik stratejileri, küresel başarısının temel taşlarını oluşturuyor." denildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/daikin-turkiyeden-2025te-750-milyon-euro-ciro-79434</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/4/1280x720/4-1778912101.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Daikin Türkiye&#039;nin 2025 mali yılında 750 milyon euroluk ciro elde ettiği bildirildi. Daikin Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Olcay Avcı, &quot;Türkiye&#039;de de giderek önem kazanan ısı pompası teknolojilerinde satışlarımızı bir önceki yıla göre yaklaşık yüzde 35 artırdık. Önümüzdeki dönemde bu büyümeyi yüzde 50 seviyesine taşımayı hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-butce-performansimiz-hedeflerle-uyumlu-seyrediyor-79428</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 18:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Şimşek: Bütçe performansımız hedeflerle uyumlu seyrediyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, nisan ayı bütçe uygulama sonuçlarını değerlendirdi.</p>
<p>[post-79414]</p>
<p>Şimşek sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şunları kaydetti:</p>
<p>"Bütçe performansımız hedeflerle uyumlu seyrediyor. Faiz dışı bütçe dengesi bütün zorlu koşullara rağmen ilk dört ayda yıllık 536 milyar TL iyileşti. Bu sayede geçen sene ocak-nisan döneminde yüzde 142 olan iç borç çevirme oranı bu sene yüzde 82 gerçekleşti.</p>
<p>Vergide adaleti güçlendiren, kayıt dışılıkla mücadeleyi artıran ve kamu harcamalarında etkinliği önceleyen politikalarımızla güçlü bir mali alan oluşturduk. Ekonomimizin şoklara karşı dayanıklılığını artıran bu mali alan sayesinde küresel enerji fiyatlarının etkilerini sınırlamak amacıyla gerekli tedbirleri aldık. </p>
<p>Uyguladığımız programın önemli çıpalarından olan mali disiplini güçlendirmeye yönelik politikalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."</p>
<p> </p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">Bütçe performansımız hedeflerle uyumlu seyrediyor.<br /><br />Faiz dışı bütçe dengesi bütün zorlu koşullara rağmen ilk dört ayda yıllık 536 milyar TL iyileşti.<br /><br />Bu sayede geçen sene ocak-nisan döneminde yüzde 142 olan iç borç çevirme oranı bu sene yüzde 82 gerçekleşti.<br /><br />Vergide adaleti… <a href="https://t.co/UxGlfCNClz">pic.twitter.com/UxGlfCNClz</a></p>
— Mehmet Simsek (@memetsimsek) <a href="https://twitter.com/memetsimsek/status/2055274664453198110?ref_src=twsrc%5Etfw">May 15, 2026</a></blockquote>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-simsek-butce-performansimiz-hedeflerle-uyumlu-seyrediyor-79428</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/4/8/1280x720/simsek-1761932462.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Şimşek, &quot;Bütçe performansımız hedeflerle uyumlu seyrediyor. Faiz dışı bütçe dengesi, bütün zorlu koşullara rağmen ilk 4 ayda yıllık 536 milyar lira iyileşti.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/unilever-ve-magnuma-rekabet-sorusturmasi-79427</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 18:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Unilever ve Magnum&#039;a rekabet soruşturması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurulu tarafından, Unilever Sanayi ve Ticaret Türk AŞ ile Magnum Dondurma AŞ hakkında soruşturma açıldı.</p>
<p>Kurumdan yapılan açıklamada, Kurulca, endüstriyel dondurma üretimi ve satışı faaliyetiyle iştigal eden firmalar tarafından Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ihlal edildiği, Kurul'un 18 Mart 2021 tarihli kararındaki tedbire uyulmadığı şüphesiyle başlatılan ilk inceleme sürecinin karara bağlandığı bildirildi.</p>
<p>Bu kapsamda Unilever ile Magnum Dondurma şirketlerine kanunu ihlal edip etmediklerinin tespiti amacıyla doğrudan soruşturma açılmasına karar verildiği belirtilen açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Ayrıca anılan kararla gerekçeli kararın tebliğinden itibaren bir ay içerisinde, 100 metrekare ve altında kapalı satış alanına sahip noktalarda Unilever'e ait dondurma dolabı dışında tüketicinin ulaşabileceği başka bir dolap bulunmuyorsa, Unilever ve Magnum tarafından söz konusu her bir dolabın toplam hacminin tek bir blok şeklinde yüzde 30'luk alanı, 'Bu alan rakip ürünlere ayrılmıştır' ibaresini içeren etiket eşliğinde rakip ürünlere tahsis edilecek. Bu alanda Unilever ve Magnum ürünlerine yer verilmeyecek. Noktada rakip ürünün bulunmaması halinde söz konusu yüzde 30'luk alan boş bırakılacak ve ayrıca noktanın talebi olması halinde yüzde 30 olarak belirlenen bu oran yüzde 50'ye kadar yükseltilecek."</p>
<p>Kurul tarafından alınan soruşturma kararları, hakkında soruşturma açılan teşebbüslerin ilgili kanunu ihlal ettikleri ve yaptırımla karşı karşıya kaldıkları veya kalacakları anlamına gelmiyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/unilever-ve-magnuma-rekabet-sorusturmasi-79427</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/6/1280x720/rekabet-kurulu-1765457426.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Unilever ile Magnum Dondurma hakkında rekabet soruşturması açılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/deik-digitaleurope-uyesi-oldu-79426</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 18:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> DEİK, DIGITALEUROPE üyesi oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dijital Teknolojiler İş Konseyi, Türkiye’nin Avrupa dijital ekosistemindeki temsil gücünü stratejik düzeyde güçlendirmek amacıyla, Avrupa'nın bu alandaki öncü kuruluşlarından DIGITALEUROPE'a üye olduğunu duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, Avrupa'nın dijital dönüşüm politikalarının şekillenmesinde kritik rol oynayan DIGITALEUROPE bünyesinde yer almanın, yapay zeka, siber güvenlik, bulut teknolojileri ve veri yönetişimi gibi Avrupa'nın dijital geleceğini belirleyen stratejik alanlarda Türkiye'nin temsil gücünü artıracak önemli bir adım olduğu vurgulandı.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erdem Erkul, dijital ekonominin artık yalnızca teknoloji şirketlerini değil, üretimden enerjiye, finanstan lojistiğe kadar tüm sektörleri dönüştüren stratejik bir alan haline geldiğini belirtti.</p>
<p>Üyelikle Türkiye ve Avrupa arasındaki dijital işbirliklerinin yeni dönemde daha stratejik ve kritik bir önem kazandığını vurgulayan Erkul, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye'nin genç nüfusu, güçlü girişimcilik ekosistemi ve mühendislik kapasitesi sayesinde Avrupa'nın dijital dönüşümünde önemli bir ortak konumda. Dijital teknolojiler artık yalnızca ekonomik büyümenin değil; rekabet gücünün, veri güvenliğinin, yapay zeka kapasitesinin ve küresel etkinliğin de belirleyici unsuru haline geldi. Avrupa ile Türkiye arasında dijital alanda kurulacak güçlü işbirliklerinin, teknoloji yatırımlarından girişimcilik ekosistemine, veri merkezlerinden yapay zeka uygulamalarına kadar geniş bir alanda yeni fırsatlar oluşturacağına inanıyoruz. DIGITALEUROPE üyeliğimizi, Türkiye'nin Avrupa dijital ekosistemiyle daha derin entegrasyonu ve teknoloji diplomasisinin güçlendirilmesi açısından stratejik bir adım olarak görüyoruz."</p>
<p>Türk şirketlerinin Avrupa'daki dijital tedarik zincirlerinde daha güçlü şekilde konumlanmasını hedeflediklerini belirten Erkul, günümüzde teknoloji diplomasisinin artık sadece teknik bir süreç değil, ekonomik bağımsızlığın ve küresel rekabetçiliğin anahtarı olduğunu bildirdi.</p>
<p>Erkul, üyelikle yerli yazılım ve teknoloji çözümlerinin, Avrupa pazarındaki standartlara katkı vermesini sağlayacaklarını, Türk teknoloji şirketlerinin Avrupa'daki dijital politika ve işbirliği platformlarında daha görünür olmasına katkı sağlayacaklarını bildirdi.</p>
<p>Türk şirketlerinin Avrupa'daki dijital tedarik zincirlerinde daha fazla yer almasını sağlamayı amaçladıklarına işaret eden Erkul, "Türkiye'nin yalnızca teknolojiyi tüketen değil, geliştiren, yön veren ve bölgesel dijital merkez olma hedefini destekleyen bir ülke olarak konumlanması gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"Dijital altyapı alanlarında yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlıyoruz"</strong></p>
<p>Üyelikle, Türk teknoloji şirketlerinin Avrupa'daki dijital değer zincirlerinde daha etkin rol almasına katkı sunmayı hedeflediklerini aktaran Erkul, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Avrupa genelinde teknoloji şirketlerini, ulusal sektör birliklerini ve dijital ekosistem paydaşlarını bir araya getiren DIGITALEUROPE yapay zeka, veri yönetişimi, dijital egemenlik, bulut altyapıları, yarı iletkenler, siber güvenlik ve yeşil-dijital dönüşüm gibi alanlarda Avrupa Birliği politika süreçlerine katkı sunuyor. Üyelik ile DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyinin, Avrupa'daki teknoloji politika tartışmalarına ve özel sektör iş birliği platformlarına daha aktif katılım sağlaması hedefleniyor. İş Konseyi, son dönemde gerçekleştirdiği uluslararası programlar, teknoloji diplomasi faaliyetleri ve ekosistem buluşmalarıyla Türkiye'nin dijital dönüşüm vizyonuna katkı sunmaya devam ediyor, Avrupa başta olmak üzere farklı bölgelerde teknoloji, yatırım, girişimcilik ve dijital altyapı alanlarında yeni iş birlikleri geliştirmeyi amaçlıyoruz."</p>
<p><strong>"Türkiye, Avrupa'nın dijital geleceği açısından önemli bir ortak"</strong></p>
<p>DIGITALEUROPE Genel Direktörü Cecilia Bonefeld-Dahl’ın da Türkiye'nin Avrupa'nın dijital geleceği açısından önemli bir ortak olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"DEİK/Dijital Teknolojiler İş Konseyi’ni DIGITALEUROPE bünyesinde görmekten memnuniyet duyuyoruz. Türkiye dinamik inovasyon ekosistemi, güçlü sanayi kapasitesi ve giderek gelişen teknolojik uzmanlığıyla Avrupa'nın dijital geleceği açısından önemli bir ortak. DEİK, Türk ve Avrupa dijital ekosistemleri arasındaki bağların güçlendirilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Daha rekabetçi, güvenli ve dayanıklı bir Avrupa dijital geleceğini şekillendirecek politika ve teknolojiler üzerinde yakın işbirliği içinde çalışmayı sabırsızlıkla bekliyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/deik-digitaleurope-uyesi-oldu-79426</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/6/1280x720/erdem-erkul-1778858965.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEİK Dijital Teknolojiler İş Konseyi Başkanı Erdem Erkul, &quot;DIGITALEUROPE üyeliğimizi, Türkiye&#039;nin Avrupa dijital ekosistemiyle daha derin entegrasyonu ve teknoloji diplomasisinin güçlendirilmesi açısından stratejik bir adım olarak görüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilimin-ilk-ceyrekte-net-kari-58-milyar-lira-79423</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 18:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım&#039;ın ilk çeyrekte net kârı 5,8 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Emlak Katılım, 2026'nın ilk çeyreğine ait finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Buna göre, katılım finans sektöründeki istikrarlı büyümesini sürdüren banka, yılın ilk çeyreğinde güçlü finansal performansını korudu. Faaliyet alanlarını genişletmeye ve Türkiye ekonomisine kaynak aktarmaya devam eden Emlak Katılım'ın, etkin bilanço yönetimi ve verimlilik odaklı stratejileriyle mali yapısını güçlendirdiği bildirildi.</p>
<p>Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 91 artışla Türkiye ekonomisine 314 milyar lira kaynak sağlayan Emlak Katılım, aynı dönemde net kârını yüzde 10 artırarak 5,8 milyar liraya çıkardı. Aktif büyüklüğünü yüzde 75 artışla 431 milyar liraya ulaştıran banka, toplanan fonlarını da yüzde 89 artışla 331 milyar liraya yükseltti.</p>
<p>Emlak Katılım'ın kullandırılan fon büyümesi ilk çeyrekte yüzde 103 seviyesinde gerçekleşirken, sermaye yeterliliği oranı yüzde 18,89 oldu. Sermaye yapısı ve etkin risk yönetimiyle desteklenen operasyonel faaliyetler sonucunda banka, öz kaynak kârlılığını yüzde 66 seviyesinde tamamladı.</p>
<p>Emlak Katılım'ın 2026'nın ilk çeyreğinde yurt içinde ihraç etmiş olduğu kira sertifikası ihraç hacmi, bir önceki yılın ilk çeyreğine oranla yaklaşık yüzde 127 artışla 10,5 milyar lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Banka, aracılığını üstlendiği şirket sukuku ihraçlarında bu yılın ilk çeyreğinde 6,3 milyar lira sukuk ihracı gerçekleştirdi. Emlak Katılım, dolaşımdaki 11,1 milyar lira tutarındaki sukuk bakiyesi ile yüzde 17'lik pazar payına ulaştı ve sektörün pazar liderleri arasında yer aldı.</p>
<p>Emlak Katılım'ın iştiraki olarak faaliyet gösteren Emlak Katılım Tasarruf Finansman Şirketi'nin, ev ve araç teslimatlarını sürdürdüğü, her ay ivme kazanarak, kısa sürede on binlerce sözleşmeye ulaştığı belirtildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilimin-ilk-ceyrekte-net-kari-58-milyar-lira-79423</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım&#039;ın yılın ilk çeyreğinde net kârını yüzde 10 artırarak 5,8 milyar liraya yükselttiği bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/astor-enerjiden-ilk-ceyrekte-18-milyar-lira-net-kar-79417</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Astor Enerji&#039;den ilk çeyrekte 1,8 milyar lira net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Transformatör ve anahtarlama ürünleri üreticisi Astor Enerji'nin, 2026'nın ilk çeyrek finansal sonuçları, yatırım ve büyüme planları düzenlenen basın toplantısıyla açıklandı.</p>
<p>Toplantıda konuşan Astor Enerji Mali İşler Direktörü Olcay Doğan, 2025 sonu itibarıyla yaklaşık 200 milyon dolarlık önemli bir yatırımla, anahtarlama ürünleri ile dağıtım ve güç trafoları tarafında kapasite artışına gittiklerini söyledi.</p>
<p>Doğan, mevcut fabrikalar ile kapasite artışı yatırımlarının ardından, ortalama fiyatlarla yapılan hesaplamalara göre yaklaşık 3 milyar dolar seviyesinde ciro potansiyeline ulaştıklarını ve gelecek 3-4 yıllık dönemde bu seviyelere ulaşmayı hedeflediklerini kaydetti.</p>
<p>Astor Enerji ürünlerinin Türkiye'nin yanı sıra ABD, Avrupa, İngiltere ve İspanya dahil 100'den fazla ülkede uzun yıllardır kullanıldığını belirten Doğan, "Avrupa'da satış sonrası hizmet ekibimiz var. Özellikle o bölgeye yaptığımız satışlarda kurulum ve bakım hizmetlerini oradaki ekiplerimiz veriyor. İspanya'daki bu yapılanmamızı ayrı bir şirket haline dönüştürüyoruz. Bir fabrika binası satın aldık, bu yıl için de o yatırımı da tamamlamayı hedefliyoruz. Bu ay itibarıyla tüzel kişilik kazanma işlemleri tamamlanmış olacak. Astor İspanya AŞ'yi bu ay sonu itibarıyla kurmuş olacağız. Küçük bir yatırım belki, 10 milyon dolar civarında yatırım yapacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Doğan, söz konusu yatırımın Avrupa'da üretim alanındaki ilk yatırımlardan biri olacağını belirterek, "Asıl hedefimiz Amerika'da planladığımız yatırım. Türkiye'deki yatırımın bir kısmını tamamladıktan sonra 2027'den sonra Amerika'daki yatırımımıza başlamayı hedefliyoruz." dedi.</p>
<p>ABD’de ilk olarak bir montaj hattıyla başlayacaklarını sözlerine ekleyen Doğan, "Türkiye'de ürettiğimiz ürünleri Amerika'ya gönderip montajını, testini yaptıktan sonra Amerika pazarına satacağız. Orada maliyetler Türkiye'ye göre çok daha fazla. Türkiye'deki uygun maliyet avantajını ilk etapta kullanacağız. Önemli bir pazar Amerika, Türkiye için bizim sektörümüz için çok çok önemli bir pazar. Mutlaka Amerika'da olmayı hedefliyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Doğan, enerji altyapı yatırımlarına yönelik artan talebin, ihracat pazarlarındaki büyüme ve yüksek katma değerli üretim yaklaşımlarının finansal sonuçlarını desteklediğini belirterek, "Önümüzdeki dönemde de üretim kapasitemizi artırmaya, teknolojik yatırımlarımıza hız kesmeden devam etmeye ve global pazarlardaki etkinliğimizi güçlendirmeye odaklanacağız. Sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda hem operasyonel gücümüzü hem de rekabet avantajımızı daha ileri taşımayı hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şirketin net dönem kârı, 2025'in ilk çeyreğinde kaydedilen 1 milyar 187 milyon lira seviyesinden yüzde 52,5 artarak 1 milyar 811 milyon 756 bin 765 liraya yükseldi.</p>
<p>Astor Enerji, 2026’nın ilk çeyreğinde hasılatını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artırarak 9 milyar 286 milyon 457 bin 701 liraya çıkardı. Şirketin brüt kârı da aynı dönemde yüzde 23,2 artışla 3 milyar 524 milyon 361 bin 357 lira olarak kaydedildi.</p>
<p>Şirketin esas faaliyetlerinden elde ettiği kâr, yılın ilk çeyreğinde 2 milyar 866 milyon lira seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p>Astor Enerji CEO'su Hakan Ünsal da, şirketin kârlı bir büyüme elde ettiğini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"İlk çeyrekte elde ettiğimiz finansal sonuçlar Astor Enerji'nin üretim gücünü, operasyonel yetkinliğini ve global pazarlardaki rekabetçi konumunu bir kez daha ortaya koydu. Enerji sektöründe yaşanan dönüşüm, yatırımlara olan ihtiyacı her geçen gün artırıyor. Biz de Astor Enerji olarak bu dönüşümün önemli oyuncularından biri olmayı sürdürüyoruz. Yüksek katma değerli üretim anlayışımız, güçlü ihracat ağımız ve teknoloji odaklı yatırımlarımız sayesinde hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümeye devam ediyoruz. Önümüzdeki süreçte kapasite artırımı, yeni nesil üretim teknolojileri ve ihracat odaklı büyüme stratejimizle sektörümüzdeki güçlü konumumuzu daha da ileri taşımayı hedefliyoruz."</p>
<p> </p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/astor-enerjiden-ilk-ceyrekte-18-milyar-lira-net-kar-79417</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/5/1280x720/astor-enerji-1771415914.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Astor Enerji&#039;nin ilk çeyrekte net dönem kârının yüzde 52,5 artışla 1,8 milyar liraya yükseldiği bildirildi. Astor Enerji CEO&#039;su Hakan Ünsal, &quot;İlk çeyrekte elde ettiğimiz finansal sonuçlar Astor Enerji&#039;nin üretim gücünü, operasyonel yetkinliğini ve global pazarlardaki rekabetçi konumunu bir kez daha ortaya koydu.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-src-kurye-belgesi-alma-suresi-uzatilacak-79416</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Uraloğlu: SRC Kurye Belgesi alma süresi uzatılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Karayolu Taşıma Yönetmeliği'nde motokuryelere yönelik gerçekleştirilecek düzenlemeler hakkında bilgi verdi.</p>
<p>Yönetmelikte 15 Mayıs 2025'te yapılan değişiklikle kurye işletmeciliği faaliyetlerinin ilk kez tanımlandığını anımsatan Uraloğlu, "Düzenleme kapsamında kuryenin tanımı, kurye gönderisinin kapsamı, taşınabilecek gönderi miktarı ile kuryelerin uyması gereken usul ve esaslar belirlendi. Kuryelerin herhangi bir taşıma süresi taahhüdünde bulunamayacağına ilişkin düzenlemeleri de yürürlüğe aldık." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, söz konusu yönetmelik değişikliğiyle kuryelerin trafik güvenliğine uygun hareket etmeleri ve mesleki yeterliliklerini sağlamaları amacıyla SRC Kurye Belgesi'nin zorunlu hale getirildiğini kaydetti.</p>
<p>Bu belge için 1 yıllık geçiş süreci tanıdıklarını vurgulayan Uraloğlu, şöyle devam etti:</p>
<p>"Sektörümüzün ihtiyaçlarını da dikkate alarak SRC Kurye Mesleki Yeterlilik Belgesi ile Kurye Faaliyet Belgesi temin süresini 1 Ocak 2027'ye kadar uzatacağız. Söz konusu düzenlemenin Resmi Gazete'de yayımlanmasına yönelik çalışmalar devam ediyor."</p>
<p><strong>"103 binin üzerinde kurye işletmecisine yetki belgesi düzenlendi"</strong></p>
<p>Uraloğlu, kurye faaliyetlerinin hızlı şekilde kayıt altına alınabilmesi amacıyla yetki belgesi ücretlerinde yüzde 95 indirim imkanı sağlandığını da hatırlattı.</p>
<p>Son bir yılda sektörde önemli bir kayıtlılık artışı yaşandığına dikkati çeken Uraloğlu, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten bugüne kadar geçen bir yıllık süreçte toplam 103 bin 493 kurye işletmecisine yetki belgesi düzenlendik. Söz konusu yetki belgelerine toplam 106 bin 77 taşıt kaydedildi. Bir taşıtla faaliyet gösteren motokurye sayımız 100 bin 876'ya ulaştı."</p>
<p>Uraloğlu, kullanılan taşıtların 91 bin 777'sinin motosiklet, 5 bin 710'unun motorlu bisiklet, 8 bin 325'inin kamyonet ve 265'inin otomobil olduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>En fazla yetki belgesi İstanbul için düzenlendi</strong></p>
<p>Taşıt yaş ortalamasının İç Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinde 3,6 yaş ile en yüksek seviyede olduğunu belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"En düşük taşıt yaş ortalaması 3 yaş ile Akdeniz Bölgesi'nde bulunuyor. Ayrıca kullanılan taşıtların yüzde 85,7'si 5 yaşından küçük. Yetki belgelerinin bölgesel dağılımına bakıldığında ise en fazla yetki belgesi Marmara Bölgesi'nde düzenlendi. Marmara Bölgemizde 54 bin 230 adet yetki belgesi düzenlendi, bu yetki belgelerinde 55 bin 578 taşıt kayıt altına alındı. En fazla yetki belgesinin düzenlendiği ilk 5 il ise İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya ve Bursa. En az yetki belgesinin bulunduğu il Tunceli."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-src-kurye-belgesi-alma-suresi-uzatilacak-79416</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/8/1280x720/uraloglu-1772263438.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, SRC Kurye Mesleki Yeterlilik Belgesi ile Kurye Faaliyet Belgesi&#039;nin 1 Ocak 2027&#039;ye kadar temin edilebilmesine yönelik gerekli hazırlıkların yapıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/butce-acigi-4-ayda-7588-milyar-lira-79414</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bütçe açığı 4 ayda 758,8 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, Nisan 2026'ya ait bütçe uygulama sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Buna göre nisanda bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 23,9 artarak 1 trilyon 186 milyar 164 milyon liraya, bütçe giderleri de yüzde 34,7 yükselerek 1 trilyon 524 milyar 891 milyon liraya ulaştı.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde de bütçe gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 54,3 artışla, 5 trilyon 191 milyar 546 milyon liraya çıktı. Bütçe giderleri de aynı dönemde yüzde 40 yükselerek 5 trilyon 950 milyar 322 milyon lira oldu.</p>
<p>Merkezi yönetim bütçesi, nisanda 338 milyar 727 milyon lira, ocak-nisan döneminde de 758 milyar 776 milyon lira açık verdi.</p>
<p><strong>Ödeneğin yüzde 8'i kullanıldı</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçe giderleri Nisan 2025'te 1 trilyon 132 milyar 127 milyon lira iken bu yılın nisan ayında yüzde 34,7 artışla 1 trilyon 524 milyar 4891 milyon liraya yükseldi. Böylece 2026'da merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 18 trilyon 978 milyar 815 milyon lira ödeneğin yüzde 8'i kullanılmış oldu.</p>
<p>Faiz dışı denge geçen yıl nisanda 85 milyar 945 milyon lira fazla verirken, bu yılın aynı ayında 81 milyar 95 milyon lira açık oluştu.</p>
<p>Faiz hariç bütçe giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 45,4 artarak 1 trilyon 267 milyar 259 milyon liraya yükseldi. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı da 2025'in aynı ayında yüzde 6,8 iken geçen ay yüzde 7,8 olarak hesaplandı.</p>
<p>Nisanda personel giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 44,9 artarak 397 milyar 654 milyon lira olurken, personel giderleri için bütçede öngörülen 4 trilyon 907 milyar 309 milyon lira ödeneğin yüzde 8,1'i kullanıldı.</p>
<p>Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri nisanda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 51,9 artışla 50 milyar 750 milyon liraya yükseldi ve bütçede öngörülen 599 milyar 691 milyon lira ödeneğin yüzde 8,5'i kullanılmış oldu.</p>
<p>Söz konusu dönemde mal ve hizmet alım giderleri için bütçede öngörülen 1 trilyon 249 milyar 568 milyon lira ödeneğin yüzde 8,5'i harcandı. Nisanda yüzde 60,9 artışla 105 milyar 905 milyon lira mal ve hizmet alımı gideri gerçekleşti.</p>
<p>Cari transferler nisanda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 27,1 artarak 521 milyar 514 milyon lira oldu. Bütçede öngörülen 6 trilyon 870 milyar 794 milyon lira ödeneğin yüzde 7,6'sı kullanıldı.</p>
<p>Nisanda 125 milyar 923 milyon lira sermaye gideri yapılırken, sermaye transferi 29 milyar 893 milyon lira olarak gerçekleşti. Borç verme giderleri 35 milyar 620 milyon lira oldu. Faiz giderleri, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 1,2 azalışla 257 milyar 632 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Bütçe gelirleri</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçe gelirleri, geçen yılın nisan ayında 957 milyar 413 milyon lira iken bu yılın aynı ayında yüzde 23,9 artarak 1 trilyon 186 milyar 164 milyon liraya çıktı. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin nisan ayı gerçekleşme oranı 2025'te yüzde 7,5 iken geçen ay yüzde 7,3 oldu.</p>
<p>Vergi gelirleri tahsilatı, geçen ay 2025'in nisan ayına göre yüzde 28,5 artarak 1 trilyon 12 milyar 190 milyon liraya çıktı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı 2025'te yüzde 7,1 iken geçen ay yüzde 7,3 olarak tespit edildi.</p>
<p>Genel bütçe vergi dışı diğer gelirleri yüzde 3 artarak 138 milyar 495 milyon liraya çıktı. Özel bütçeli idarelerin öz gelirleri 28 milyar 321 milyon lira, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 7 milyar 159 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Vergi türleri itibarıyla nisanda geçen yılın aynı ayına göre gelir vergisi yüzde 36,6, kurumlar vergisi yüzde 12,4, dahilde alınan katma değer vergisi yüzde 28,5, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 76,5, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 33,5, damga vergisi yüzde 50,8, harçlar yüzde 95,4 ve diğer vergiler tahsilatı yüzde 22,7 artarken, özel tüketim vergisi yüzde 11,7 azaldı.</p>
<p><strong>Ocak-nisan dönemi gerçekleşmeleri</strong></p>
<p>Merkezi yönetim bütçe giderleri, Ocak-Nisan 2025 döneminde 4 trilyon 249 milyar 713 milyon lira iken bu yılın aynı döneminde yüzde 40 artışla 5 trilyon 950 milyar 322 milyon liraya yükseldi. Böylelikle 2026'da merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 18 trilyon 978 milyar 815 milyon lira ödeneğin yüzde 31,4'ü kullanılmış oldu.</p>
<p>Faiz hariç bütçe giderleri, ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 36,6 artarak 4 trilyon 816 milyar 619 milyon liraya çıktı. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı yüzde 29,7 olarak hesaplandı.</p>
<p>Personel giderleri, söz konusu dönemde yüzde 42 artışla 1 trilyon 696 milyar 580 milyon lira olurken, personel giderleri için bütçede öngörülen 4 trilyon 907 milyar 309 milyon lira ödeneğin yüzde 34,6'sı kullanıldı.</p>
<p>Sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderleri, bu dönemde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 48,6 artarak 215 milyar 257 milyon liraya yükseldi ve bütçede öngörülen 599 milyar 691 milyon lira ödeneğin yüzde 35,9'u kullanılmış oldu.</p>
<p>Ocak-nisan döneminde mal ve hizmet alım giderleri için bütçede öngörülen 1 trilyon 249 milyar 568 milyon lira ödeneğin yüzde 29,7'si harcandı. Bu dönemde yüzde 46,8 yükselişle 371 milyar 228 milyon lira mal ve hizmet alımı gideri gerçekleşti.</p>
<p>Cari transferler yüzde 33,4 artarak 2 trilyon 125 milyar 304 milyon lira oldu. Bütçede öngörülen 6 trilyon 870 milyar 794 milyon lira ödeneğin yüzde 30,9'u kullanıldı.</p>
<p>Söz konusu dönemde 242 milyar 372 milyon lira sermaye gideri, 65 milyar 927 milyon lira sermaye transferi yapıldı. Borç verme giderleri, 99 milyar 950 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Faiz giderleri yüzde 56,5 artarak 1 trilyon 133 milyar 703 milyon lira oldu.</p>
<p>Merkezi yönetim bütçe gelirleri ise geçen yılın ocak-nisan döneminde 3 trilyon 364 milyar 182 milyon lira iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 54,3 artışla 5 trilyon 191 milyar 546 milyon liraya çıktı. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin ocak-nisan dönemi gerçekleşme oranı 2025'te yüzde 26,3 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 31,9'a yükseldi.</p>
<p>Vergi gelirleri tahsilatı, söz konusu dönemde geçen yılın ocak-nisan dönemine göre yüzde 55,6 artarak 4 trilyon 372 milyar 557 milyon liraya ulaştı. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı yüzde 31,6 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Genel bütçe vergi dışı diğer gelirleri de yüzde 53,7 artarak 669 milyar 446 milyon liraya çıktı. Özel bütçeli idarelerin öz gelirleri 110 milyar 187 milyon lira, düzenleyici ve denetleyici kurumların gelirleri 39 milyar 356 milyon lira olarak belirlendi.</p>
<p>Vergi türleri itibarıyla ocak-nisan döneminde geçen yılın aynı dönemine göre gelir vergisi yüzde 61,8, kurumlar vergisi yüzde 733,6, dahilde alınan katma değer vergisi yüzde 47,6, özel tüketim vergisi yüzde 16, banka ve sigorta muameleleri vergisi yüzde 44,9, ithalde alınan katma değer vergisi yüzde 31,4, damga vergisi yüzde 54,6, harçlar yüzde 82,9 ve diğer vergi gelirleri yüzde 30,7 arttı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/butce-acigi-4-ayda-7588-milyar-lira-79414</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/8/1280x720/para-lira-tl-1778253433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine Bakanlığı verilerine göre, bütçe gelirleri, nisanda 1 trilyon 186,2 milyar lira, giderleri 1 trilyon 524,9 milyar lira olarak hesaplandı. Bütçede nisanda 338,7 milyar lira, ilk dört ayda ise 758,8 milyar lira açık oluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglubutce-giderleri-yuzde-35-artisla-1-trilyon-5249-milyar-tl-79413</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bütçede kalıcı iyileşme, enflasyonla mücadele, finansman maliyetleri ve krediye erişim açısından önemli&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCALİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan nisan ayı bütçe gerçekleşmelerini değerlendirdi.</p>
<p>Zeytinoğlu, “Nisan ayında bütçe açığı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 94 artarak 338,7 milyar TL’ye yükseldi. Bütçe giderleri yüzde 35 artışla 1 trilyon 524,9 milyar TL, bütçe gelirleri ise yüzde 24 artışla 1 trilyon 186,2 milyar TL olarak gerçekleşti.” dedi.</p>
<p>Zeytinoğlu, “4. dönem geçici vergi uygulaması sebebiyle, kurumlar vergisi tahsilatının nisan ayında yüzde 12,4’lük artışla sınırlı kaldığını görüyoruz. Ocak-nisan döneminde kurumlar vergisi tahsilatının yüzde 733,6’lik bir artış ise vergi gelirlerindeki iyileşmenin devam ettiğini gösteriyor. Bu yılın ilk dört ayında, ÖTV gelirlerindeki yüzde 16’lık sınırlı artışta ise eşel mobil uygulamasının yansımalarını görüyoruz. Bütçenin harcama tarafında ise, faiz giderlerinin yüzde 56,5 artarak 1 trilyon 133 milyar TL’ye yükselmesi dikkat çekiyor. Önümüzdeki dönemde bütçe dengesinde kalıcı bir iyileşme sağlanmasının; enflasyonla mücadele, finansman maliyetlerinin dengelenmesi ve reel sektörümüzün krediye erişimi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglubutce-giderleri-yuzde-35-artisla-1-trilyon-5249-milyar-tl-79413</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/9/8/1280x720/kso-baskani-ayhan-zeytinoglu-sanayi-uretim-endeksi-hakkinda-degerlendirmelerde-bulundu-1746796813.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Nisan ayı bütçe gerçekleşmeleri ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Kocaeli Sanayi Odası Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, &quot;Önümüzdeki dönemde bütçe dengesinde kalıcı bir iyileşme sağlanmasının; enflasyonla mücadele, finansman maliyetlerinin dengelenmesi ve reel sektörümüzün krediye erişimi açısından önemli olduğunu düşünüyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-uretim-maliyetleri-verimlilik-artisinin-onune-gecti-79412</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avdagiç: Üretim maliyetleri verimlilik artışının önüne geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İTO'nun mayıs ayı meclis toplantısında dünya ve Türkiye ekonomisindeki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Avdagiç, Türkiye'nin üç alanda avantajla öne çıktığını kaydederek, bunlardan ilkinin "Çin+1 stratejisi" ihtiyacının en güçlü alternatiflerinden biri olan Türkiye'nin 4 saatlik uçuş mesafesiyle 1,3 milyar nüfusa, 32 trilyon dolar milli gelire ve 10 trilyon dolar ithalat hacmine sahip pazarlara erişim sunabilen eşsiz bir coğrafi konumda olduğunu vurguladı.</p>
<p>İkinci alanın ise AB'nin "Made in EU" çerçevesi ve stratejik sektörlerde tedarik güvenliğini önceleyen politikalarının da Türkiye için yeni bir entegrasyon fırsatı sağladığına dikkati çeken Avdagiç, elektrikli araçlar, yeşil çelik, batarya, temiz enerji ekipmanları ve savunma sanayisi alanlarında Avrupa üretim zincirinin potansiyel kritik halkalarından birinin Türkiye olduğunu belirtti.</p>
<p>Avdagiç, üçüncü avantaj alanının Türkiye'nin jeostratejik konumu olduğunu ifade ederek, "Bugün dünya ticaretinin en önemli tartışması, yeni koridorlar üzerinedir. Orta Koridor, Kalkınma Yolu, enerji transit hatları, Karadeniz lojistiği ve Doğu Akdeniz bağlantıları Türkiye'yi yalnızca bir transit ülke değil, bölgesel ticaret merkezi haline getirebilecek küresel projelerdir." açıklamasında bulundu.</p>
<p>Enerji, lojistik ve sanayi birlikte düşünüldüğünde Türkiye'nin "bölgesel üretim ve ticaret üssü" olma potansiyelinin aynı zamanda küresel yatırımcılar için göz kamaştırıcı fırsatlar sunduğunun altını çizen Avdagiç, şunları kaydetti:</p>
<p>"Türkiye bu yeniden şekillenme sürecinde gücü, potansiyeli ve kapasitesiyle menüde değil, masada yer alacak aktörlerden biridir. Dünya yeniden şekillenirken potansiyeli itibarıyla Türkiye'nin önüne tarihsel önemde büyük fırsat alanları çıkmıştır. Türkiye artık ekonomiden güvenliğe kadar Avrupa'nın geleceğini belirleyen ülkedir. Küresel ekonomide sert rüzgarların estiği bu dönemde Türkiye'nin önündeki asıl konu, bu rüzgarı avantaja çevirebilecek stratejik dönüşümü başarabilmektir. Bunun için de hepimize, hükümete, özel sektöre ve topluma vazifeler düşüyor. Bu vazifelerin başında ise 'öngörülebilirlik, eğitim reformu, yüksek katma değerli üretim ve uzun vadeli sanayi stratejisi' geliyor. Ben Türkiye'nin bugüne kadar başardıklarıyla, bundan sonraki zorlu aşamaları da başaracağına inanıyorum."</p>
<p><strong>"Türkiye’nin temel ekonomik sorunu yalnızca enflasyon değildir"</strong></p>
<p>İTO Başkanı Avdagiç, son verilerin yaşanan bütün zorluklara rağmen Türk sanayisinin çarklarının uzun süreli yavaşlamaya karşın durmadığını ortaya koyduğunu belirterek, reel sektörün yüksek faiz, finansmana erişim sorunları, enerji maliyetleri ve kur-enflasyon dengesizliğine rağmen fedakarlıkla üretmeye, satmaya ve pazarlarını korumaya devam ettiğini bildirdi.</p>
<p>Avdagiç, Türkiye'nin temel ekonomik sorununun yalnızca enflasyon olmadığına dikkati çekerek, "Can alıcı mesele üretim maliyetlerinin verimlilik artışının önüne geçmiş olması ve özellikle emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğin yitirilmesi meselesidir. Türkiye rekabetçiliğini kaybetmeden yoluna devam etmelidir. Biz özel sektör olarak bunu başaracak güçte olduğumuza inanıyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>İhracat sıçramasını kalıcı kılma çağrısı</strong></p>
<p>Şekib Avdagiç, son küresel gelişmelerin gelecek dönemde dünyada üç tür ekonominin öne çıkacağına işaret ettiğini belirterek, bunların "teknoloji üretenler, enerjiyi kontrol edenler ve tedarik zincirlerini yönetenler" olarak sıralandığını vurguladı.</p>
<p>Avdagiç, Türkiye'nin bu üç alanla ilgili olarak hiçbir ülkeye nasip olmayan bir avantaja sahip olduğunu belirterek, "Türkiye bu üç alanın kesişim noktasında bulunuyor. Nisan ayında ihracatta yaşanan yüksek oranlı sürpriz artış Türkiye'nin göreli üstünlüklerine verilen tepkinin doğal sonucu. Bu artış, batılı pazarların ani ve panik tedarikte ilk adreslerinin Türkiye olduğuna işaret eden çarpıcı bir örnektir. Bütün mesele, bu artışı kalıcı hale getirebilecek çıtanın aşılmasıdır." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın açıkladığı yeni vergi teşvikleri ve "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı"nın bu yönde önemli bir adım olduğunu aktaran Avdagiç, programı içerik ve zamanlama açısından isabetli bulduklarını ifade etti.</p>
<p>Avdagiç, programın Türkiye'nin finans, lojistik ve ticaret merkezi konumunu pekiştireceği gibi küresel üretim ve ticaret üssü hedefine de katkı sunacağına, ülkenin "bölgesel istikrar adası" rolünü de güçlendireceğine dikkati çekerek, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"İTO olarak hep üstünde durduğumuz 'imalatçı ihracatçılar' için kurumlar vergisinin düşürülmesi, transit ticaret faaliyetlerindeki kurumlar vergisi avantajı gibi pek çok düzenleme, özellikle yurt içinde üretimin artmasına katkı sağlayacaktır. Yatırımcı dostu ve dijitalleşmeyi öne alan destek paketi Türkiye'nin küresel arenadaki rekabet gücünü artıracak. Bu dönemde KOBİ'ler başta olmak üzere üretim, istihdam ve ihracat ekosistemini ayakta tutan şirketler için üç hususun gözetilmesini bekliyoruz. Bunları 'uygun fiyatla finansmana erişim, döviz kurunun dengeli seyri ve rekabetçi girdi maliyet yapısının yeniden tesisi' olarak sıralayabiliriz."</p>
<p><strong>"Türkiye'nin tüccarları, Türkiye'nin beyaz atlı prensleridir"</strong></p>
<p>Avdagiç, geçen ay üst düzey devlet protokolünün bulunduğu birçok toplantıya ve İTO üyelerinin temsil edildiği etkinliklere katılma imkanı bulduğunu belirterek, bu toplantıların ekonominin lokomotifi olarak nitelendirdiği KOBİ'lerin katıldığı toplantılar olduğunu ifade etti.</p>
<p>Üyelerinin kendi işlerinde çalışan, üretmek ya da ticaret yapmak için çabalayan, pes etmeyen insanlar olduğunu vurgulayan Avdagiç, aynı zamanda bu kesimin dünyadaki gelişmelerden ve konjonktürel olaylardan en fazla etkilenen grupta yer aldığını kaydetti.</p>
<p>Avdagiç, hiçbirinin sızlanmadığını, yel değirmenleriyle savaştığını söyleyerek "Hepsi, 'Ben işimi nasıl yürütürüm, ne yaparım da ihracatımı artırırım, nasıl bir politika izlersem döviz artışından, faizin yükselmesinden, krediye erişememekten zarar görmem', hep bunu düşünüyorlar. Kendi çıkış yollarını bulmaya odaklanmışlar. Onlar basiretli bir tüccarın yapması gerekeni yapmış. Beyaz atlı bir prensin gelip kendilerini kurtarmasını beklemeyip, kendilerinin beyaz atlı prensi olmuşlar. Bana göre Türkiye'nin tüccarları, Türkiye'nin beyaz atlı prensleridir. Kendileri için yaptıkları her şeyi Türkiye için yapmanın, Türkiye ekonomisini büyütmenin mutluluğunu yaşıyorlar." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/avdagic-uretim-maliyetleri-verimlilik-artisinin-onune-gecti-79412</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/9/1280x720/avdagic-1770967025.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İTO Başkanı Şekib Avdagiç, &quot;Can alıcı mesele üretim maliyetlerinin verimlilik artışının önüne geçmiş olması ve özellikle emek yoğun sektörlerde rekabetçiliğin yitirilmesi meselesidir. Türkiye rekabetçiliğini kaybetmeden yoluna devam etmeli.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-79411</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasanın yıl sonu enflasyon beklentisi arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) reel ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 72 katılımcıyla gerçekleştirdiği mayıs ayı Piyasa Katılımcıları Anketi'ni yayınladı.</p>
<p>Buna göre, geçen ay yüzde 1,82 olan mayıs ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) artışı beklentisi, bu anket döneminde yüzde 1,89'a çıktı. Cari yıl sonu TÜFE artışı beklentisi ise yüzde 27,53'ten yüzde 28,94'e yükseldi.</p>
<p>TÜFE'de artış beklentisi 12 ay sonrası için yüzde 23,39'dan yüzde 23,82’ye, 24 ay sonrası için ise yüzde 18,02'den yüzde 18,43’e yükseldi.</p>
<p>Katılımcıların yıl sonu dolar/TL beklentisi 51,2285'ten 51,5711'e, 12 ay sonrası dolar/TL beklentisi de 53,6195'ten 54,6923'e çıktı.</p>
<p>Bir önceki anket döneminde 44,3 milyar dolar olan yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi, bu dönemde 47,8 milyar dolara, gelecek yıl için de 39,8 milyar dolardan 41,6 milyar dolara yükseldi.</p>
<p><strong>Cari yıl için büyüme beklentisi yüzde 3,3'e geriledi</strong></p>
<p>Ankette cari yıl için Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) artış beklentisi yüzde 3,5'ten yüzde 3,3'e gerilerken, gelecek yıl için beklenti yüzde 4,1 seviyesinde sabit kaldı.</p>
<p>Ankette TCMB'nin politika faizine ilişkin ilk toplantı beklentisi yüzde 37, ikinci toplantı beklentisi yüzde 37 ve üçüncü toplantı beklentisi ise yüzde 35,99 oldu.</p>
<p>12 ay sonrası için politika faizi beklentisi ise yüzde 30,22'ye yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasanin-yil-sonu-enflasyon-beklentisi-artti-79411</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/merkez-bankasi-tcmb-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın anketine göre, TÜFE&#039;de artış beklentisi yıl sonu için yüzde 28,94&#039;e, 12 ay sonrası için yüzde 23,82’ye ve 24 ay sonrası için yüzde 18,43’e yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisi-yillik-yuzde-18-artti-79410</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ücretli çalışan sayısı yıllık yüzde 1,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart 2026'ya ait ücretli çalışan istatistiklerini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, Mart 2025'te 15 milyon 320 bin 850 kişi olan sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, martta yüzde 1,8 artışla 15 milyon 601 bin 250 kişiye yükseldi.</p>
<p>Söz konusu ayda ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yıllık bazda yüzde 2,7 azaldı, inşaat sektöründe yüzde 6,4 ve ticaret-hizmet sektöründe yüzde 3,5 arttı.</p>
<p><strong>Aylık değişim</strong></p>
<p>Sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı martta, şubata göre yüzde 0,1 artış gösterdi.</p>
<p>Bu dönemde ücretli çalışan sayısı, sanayi sektöründe yüzde 0,3 azalırken inşaat sektöründe yüzde 0,9, ticaret-hizmet sektöründe yüzde 0,2 artış kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/ucretli-calisan-sayisi-yillik-yuzde-18-artti-79410</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/isci-calisan.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre sanayi, inşaat ve ticaret-hizmet sektörleri toplamında ücretli çalışan sayısı, yıllık bazda yüzde 1,8 artışla 15,6 milyon oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretimi-yillik-yuzde-12-azaldi-79409</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> İnşaat üretimi yıllık yüzde 1,2 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart 2026'ya ait inşaat üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, martta yıllık bazda yüzde 1,2 azalış kaydetti.</p>
<p>İnşaatın alt sektörleri incelendiğinde endeks, söz konusu ayda geçen yılın aynı ayına kıyasla bina inşaatı sektöründe yüzde 3,6 azalırken bina dışı yapıların inşaatında yüzde 8,5, özel inşaat faaliyetlerinde yüzde 0,9 arttı.</p>
<p>İnşaat üretim endeksi, martta aylık bazda ise yüzde 4,5 azaldı.</p>
<p>Endeks, bina inşaatı sektöründe aylık yüzde 5,3, bina dışı yapıların inşaatında yüzde 0,5, özel inşaat faaliyetlerinde yüzde 4,4 azalış gösterdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/insaat-uretimi-yillik-yuzde-12-azaldi-79409</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/7/1280x720/insaat-1768207410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre inşaat üretim endeksi, yıllık yüzde 1,2 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-yillik-yuzde-32-artti-79407</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretimi yıllık yüzde 3,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Mart 2026'ya ait hizmet üretim endeksi verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre endeks, martta geçen yılın aynı ayına kıyasla, yüzde 3,2 arttı.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, yıllık bazda ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 2,8 azalırken, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,8, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 17,7, bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 5,9, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 3,4, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 4,7 yükseliş kaydetti.</p>
<p><strong>Aylık veriler</strong></p>
<p>Hizmet üretim endeksi, martta bir önceki aya göre, yüzde 0,5 yükseliş gösterdi.</p>
<p>Alt sektörler incelendiğinde, aylık bazda bilgi ve iletişim hizmetleri yüzde 3,1, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetler yüzde 2,1 gerilerken, konaklama ve yiyecek hizmetleri yüzde 3,8, ulaştırma ve depolama hizmetleri yüzde 0,7, gayrimenkul hizmetleri yüzde 1,6, idari ve destek hizmetleri ise yüzde 0,8 artış kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretimi-yillik-yuzde-32-artti-79407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/3/3/1280x720/hizmet-otel-resepsiyon-hotel-1777024503.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre hizmet üretim endeksi, yıllık yüzde 3,2, aylık ise yüzde 0,5 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/4-ildeki-tasinmazlar-satilacak-79406</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 16:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4 ildeki taşınmazlar satılacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) yatırımcılara yönelik duyurusu, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre Antalya'nın Alanya, Ankara'nın Çankaya, İzmir'in Aliağa ve Yalova'nın merkez ilçelerindeki bazı taşınmazların satışı yapılacak.</p>
<p>Son teklifler Antalya'daki 2 taşınmaz için 9 Haziran, Ankara, İzmir ve Yalova'daki toplam 4 taşınmaz için 10 Haziran'a kadar verilebilecek.</p>
<p>İhaleler, birden fazla teklif sahibinden kapalı zarfla teklif almak ve görüşmeler yapmak suretiyle "pazarlık" usulüyle gerçekleştirilecek. Süreç, pazarlık görüşmelerine devam edilen teklif sahiplerinin katılımıyla yapılacak açık artırmayla sonuçlandırılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/4-ildeki-tasinmazlar-satilacak-79406</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/resmi-gazete-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Antalya, Ankara, İzmir ve Yalova&#039;da bulunan taşınmazları satış yöntemiyle özelleştirecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigem-410-liradan-et-ihalesi-acti-79405</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİGEM 410 liradan et ihalesi açtı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) Koçaş Tarım İşletmesi Müdürlüğü  6 aylık dönemde kesilecek hayvanların tahmini 10 bin tonluk karkas etini satışa çıkardı.</p>
<p>Muhammen bedelin kg başına 421 lira olarak belirlendiği ihale 1 Haziran 2026 tarihinde Aksaray’daki Koçaş Tarım İşletmesi Müdürlüğünde gerçekleştirilecek. Geçici teminat 210 bin lira olacağı ihaleye gerçek ve tüzel kişiler katılabilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigem-410-liradan-et-ihalesi-acti-79405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/05/karkas-et.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TİGEM, 6 aylık dönemde kesilecek hayvanların tahmini 10 bin tonluk karkas etini satacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/point-bornova-avm-satisa-cikarildi-79404</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Point Bornova AVM satışa çıkarıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) kayyım olarak atandığı Nokta Bornova Gayrimenkul Geliştirme İnşaat Turizm Gıda Sanayi ve Ticaret AŞ’ye ait mal, hak ve varlıklarından oluşturulan Qoiht Bornova AVM Ticari ve İktisadı Bütünlüğünü satışa çıkardı.</p>
<p>Muhammen bedelin 1 milyar 700 milyon lira olarak belirlendiği ihaleye katılmak isteyenler 170 milyon lira geçici teminat ödeyecek. Son tekliflerin 16 Haziran’da verileceği ihale 17 Haziran’da TMSF’nin Büyükdere’deki konferans salonunda yapılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/point-bornova-avm-satisa-cikarildi-79404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/4/1280x720/point-bornova-avm-s-1778849657.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Point Bornova AVM’yi 1.7 milyara satışa çıkardı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aso-uyesi-sanayicilere-fransa-vizesi-kolayligi-79403</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASO üyesi sanayicilere Fransa vizesi kolaylığı </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç ile Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, Fransa’nın Ankara Büyükelçiliğinde Ankaralı sanayicilere özel  “Vize Alanında Ortaklık Anlaşması” imzaladı. Protokole göre ASO Üyesi sanayicilere, ticari faaliyetleri için Fransa vize süreçlerinde özel bir kolaylaştırma mekanizması oluşturulacak; vize randevuları hızlanacak ve başvurular daha etkin değerlendirilecek.  </p>
<p>Protokolü değerlendiren ASO Başkanı Seyit Ardıç, üyelerin Fransa ile kuracağı ticari ilişkileri daha da güçlendireceğini belirtirken, bunun karşılıklı yatırımları artıracağına ve teknoloji odaklı iş birliklerine katkı sağlayacağına inandığını bildirdi.</p>
<p>Fransa’nın Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından birisi olduğunu ifade eden Ardıç, “Son 10 yıllık döneme baktığımızda, ticaret hacmimizin istikrarlı biçimde büyüdüğünü görüyoruz. 2016 yılında yaklaşık 14 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacminin bugün 24 milyar dolar bandını aşmış olması, ilişkilerimizin ekonomik açıdan ne kadar güçlü bir ivme kazandığını açıkça ortaya koymaktadır” diye konuştu.</p>
<p>Ardıç, Fransız yatırımcıların Türkiye ekonomisine olan güveninin doğrudan yatırımlarla da görüldüğünü belirtirken, “Ankara’da sanayimizin güçlü üretim kapasitesi ile Fransa’nın ileri teknoloji ve yüksek katma değerli sanayi altyapısı önemli iş birliği fırsatları sunuyor” diye konuştu.</p>
<p>Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Dumont da protokolün önemli bir adım olduğunu belirterek, sürecin etkili şekilde yönetilmesinin her iki taraf için de faydalı olacağını söyledi.</p>
<p>Protokol imza törenine, ASO Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ahmet Dinçer, Uluslararası İlişkiler ve Dış Ticaret Müdürü Dr. Serkan Bürken ile Fransa’nın Ankara Büyükelçiliği yetkilileri katıldı.</p>
<p><strong>Süreç nasıl işleyecek?</strong></p>
<p>İmzalanan protokol kapsamında; Ankara Sanayi Odası yönetim organlarında görev yapan temsilcilere, meslek komitesi üyelerine ve ASO üyesi firmaların üst düzey yöneticilerine ticari faaliyetleri için Fransa vize süreçlerinde özel bir kolaylaştırma mekanizması oluşturulacak. Bu çerçevede, Fransa’nın yetkilendirdiği dış hizmet sağlayıcısı üzerinden belirli kontenjanlarda randevu tahsis edilmesi ve başvuruların daha etkin şekilde değerlendirilmesi sağlanacak.</p>
<p>Protokol; Fransa’ya iş seyahati gerçekleştiren Türk iş insanlarının Schengen vize süreçlerinde öngörülebilirlik ve hız kazanmasını, ticari temasların artırılmasını, yatırım ilişkilerinin güçlendirilmesini ve iki ülke sanayi çevreleri arasındaki iş birliklerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Protokolün, özellikle Ankara sanayisinin Avrupa pazarlarıyla entegrasyonuna ve Türkiye–Fransa ekonomik ilişkilerinin derinleşmesine katkı sağlaması bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/aso-uyesi-sanayicilere-fransa-vizesi-kolayligi-79403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/544-1778849926.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Sanayi Odası Başkanı Ardıç, Fransa ile yapılan vize anlaşmasının ticari ilişkileri güçlendireceğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebze-teknik-universitesinden-iki-buyuk-bilim-soleni-79402</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gebze Teknik Üniversitesi’nden iki büyük bilim şöleni</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h2>Kocaeli</h2>
<p>GTÜ, akademi ve sanayi dünyasını buluşturan 10. Lisansüstü Araştırmalar Sempozyumu ve 3. Temel Bilimler Festivali ile iki gün süren bilimsel üretim ve keşif şölenini başarıyla geride bıraktı.</p>
<p>Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Lisansüstü Eğitim Enstitüsü ve Temel Bilimler Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen 10. GTÜ Lisansüstü Araştırmalar Sempozyumu ile 3. Temel Bilimler Festivali, 13–14 Mayıs 2026 tarihlerinde GTÜ Kongre ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda gerçekleştirildi. Akademi, sanayi ve öğrencileri aynı platformda buluşturan organizasyonda; lisans ve lisansüstü öğrenciler araştırmalarını paylaşma ve farklı disiplinlerden çalışmalarla etkileşim kurma fırsatı yakaladı.</p>
<p><img src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/05/15/whatsapp-image-2026-05-15-at-14-ntvx.jpg" alt="" width="1280" height="720" /></p>
<h2>Akademik kapasite ve araştırma kültürü</h2>
<p>Açılışta konuşan GTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Elif Damla Arısan, gerçekleştirilen etkinlikler ile akademik topluluk kültürünün güçlendiğini belirtti. Lisans öğrencilerinin TÜBİTAK 2209 projeleri, Avrupa Birliği ve sanayi iş birliklerinde aktif rol almasının araştırma kapasitesini doğrudan etkilediğini vurgulayan Arısan, “Öğrencilerimizin araştırma süreçlerine katılımı üniversitemizin en büyük gücüdür” ifadesini kullandı.</p>
<p>Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mevlüt Karabulut 27 ana bilim dalında 48 yüksek lisans ve 24 doktora programıyla 2800'ü aşkın öğrenciye eğitim verildiğini ifade etti. Karabulut, sempozyumda sunulan 72 poster ve 32 sözlü bildirinin yalnızca akademik çıktılar değil, aynı zamanda sanayinin ihtiyaçlarına çözüm üretecek potansiyel fikirler taşıdığını dile getirdi.</p>
<p><img src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/05/15/whatsapp-image-2026-05-15-at-14-jo9u.jpg" alt="" width="1280" height="720" /></p>
<h2>Bilim ve kültürün ortak ruhuna vurgu</h2>
<p>Temel Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ramazan Altundaş, bilimin insana yön veren ortak bir ruh taşıdığını belirterek, fen ve sosyal bilimlerin birbirini tamamlayan değerler olduğunu söyledi. Akademisyenlerin ve öğrencilerin bilimsel üretim süreçlerinde insancıl bakış açısını korumalarının önemine değinen Altundaş, festivalin farklı disiplinler arasında yeni iş birliklerine ve deneyim fırsatlarına zemin hazırladığını vurguladı.</p>
<h2>Stanford’dan Koç Üniversitesine uzanan mentorluk</h2>
<p>Koç Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Umran S. İnan, “Üniversite Eğitimi ve Bilimsel Araştırmada Yenilikçi Yaklaşımlar” başlıklı açılış konuşması gerçekleştirdi. Profesör İnan'ın, Stanford Üniversitesi’nden Koç Üniversitesi’ne uzanan akademik hayattan edindiği tecrübeleri harmanladığı konuşması öğretim üyeleri ve öğrenciler için ilham kaynağı oldu. Bilimsel ilerlemenin özgür düşünce ve merakla tetiklendiğini belirten İnan, üniversitelerin gelecekteki rolünün klasik ders anlatımından çok, öğrencilerin projelerine rehberlik eden "mentorluk" müessesesine evrileceğini ifade etti. Bilginin uygulamaya aktarılmasıyla değer kazandığını belirten İnan, liyakat esaslı, yenilikçi ve disiplinler arası bir araştırma ortamının küresel başarıyı getireceğini vurguladı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebze-teknik-universitesinden-iki-buyuk-bilim-soleni-79402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/2/1280x720/gebze-teknik-universitesinden-iki-buyuk-bilim-soleni-1778849178.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Teknik Üniversitesi(GTÜ), 10. lisansüstü araştırmalar sempozyumu bu yıl 3. temel bilimler festivali ile eş zamanlı olarak gerçekleşti. GTÜ Kongre Ve Kültür Merkezi Fuaye Alanı’nda gerçekleşen etkinlikte akademi, sanayi ve öğrenciler bir araya geldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-turizmde-dijital-cagi-baslatti-79401</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Visit Gaziantep kentin turizm vizyonu açısından önemli bir çalışma&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>NİHAT DÜZGÜN/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı iş birliğinde Gaziantep’in tüm turizm envanterini tek bir dijital çatı altında toplayan Visit Gaziantep için tanıtım programı düzenlendi.</p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanı Nadir Alpaslan’ın da yer aldığı tanıtım programı, 25 Aralık Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleştirildi. Gaziantep’in turizm vizyonunun dijital dönüşüm ayağını temsil eden bu proje ile şehrin ulusal ve uluslararası ölçekten tanıtım gücünün artırılması, turist deneyiminin modernize edilmesi ve yerel turizm paydaşlarının dijital sistemle bütünleşmesi hedefleniyor.</p>
<p><strong>“Gaziantep, kültür ve turizm alanında da örnek ve öncü çalışmalar yapmakta”</strong></p>
<p>Visit Gaziantep tanıtım programında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, Gaziantep’in şehir tanıtımı konusunda önemli bir çalışmayı hayata geçirdiğini belirterek, “Gaziantep’imizle bereketli bir iş için hep beraber bir aradayız. Gaziantep’imiz yine fark yaratarak şehrimizin tanıtımıyla ilgili güzel bir işi hayata geçirdi” dedi.  Çalışmanın bir ekip işi olduğunu ifade eden Alpaslan, “Bu gurur verici iş için Gazianteplileri, Gaziantep’imizi tebrik ediyorum. Bu bir takım oyunu. Gaziantep bir şehir olarak bunu güzel bir iş olarak ortaya koydu, başardı” diye konuştu. Türkiye’nin turizmde daha üst noktalara çıkması için çalışmaların sürdüğünü aktaran Alpaslan, “Türkiye’yi turizmde daha üst noktalara çıkartmak için biz çalışmalarımızı bakanlık olarak Cumhurbaşkanımızdan aldığımız destekle yürütüyoruz” ifadelerini kullandı. Gaziantep’in bu süreçte öne çıkan şehirlerden biri olduğunu belirten Alpaslan, “Bu çerçevede hep Antep’imiz öne çıktı. Sanayide, ticarette, üretimde, eğitimde her alanda olduğu gibi kültür ve turizm alanında da bu kadim şehir, geçmişinden aldığı birikimle bu alanda da örnek, öncü başarılar, öncü çalışmalar yapmakta” ifadelerini kullandı. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a07138cc2d2f-1778848652.jpg" alt="" width="700" height="429" /></p>
<p><strong>“Akıllı şehre akıllı turizm lazım”</strong></p>
<p>Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Visit Gaziantep uygulamasının kentin turizm vizyonu açısından önemli bir çalışma olduğunu belirterek, “Bu bir ekip işi. Gaziantep modeli verimlilikle koordinasyonu sağlayan, sen ben yok biz varız diyen bir model. Bu ekibin başında bizi koordine eden herkese, bizi kırmayıp gelenlere çok teşekkür ederim” dedi. Gaziantep’in tarihi, kültürü ve turizm potansiyeliyle öne çıkan şehirlerden biri olduğunu ifade eden Şahin, “Burası Evliya Çelebi’nin bütün dünyayı dolaşıp, burayı anlatmaya ne kalem ne kelam yeter dediği suyun gözü Ayıntap. Artık biz yerelden evrensele, gelenekten geleceğe dünyanın sayılı şehirlerinden ve ülkelerinden bir tanesiyiz” diye konuştu.</p>
<p>Şahin, Gaziantep’in misafirperverliği ve hoşgörüsüyle tercih edilen bir şehir olduğunu belirterek, şunları aktardı: “Anadolu irfanı, Anadolu hoşgörüsü, işte tam bunun için bize ait bu değerler için buradayız ama bizim iddiamız da var. 21’inci yüzyıl veri yüzyılı, tasarım yüzyılı. Yenilenmemiz lazım. Akıllı şehre akıllı turizm lazım. Akıllı turizm, yapay zeka çağında başka bir şey söylemek lazım. İşte bugün 9 dille, her birinin yanına bir rehber koymadan, dünyanın en önemli ülkelerinde en büyük yazılımlarını gördüğümüzde ‘Biz niye yapamıyoruz?’ dediğimiz bir çalışmadır bu. Kendi çalışma arkadaşlarıma bu vizyonlarından dolayı çok teşekkür ederim.”</p>
<p>Kentin marka değerinin kısa sürede oluşmadığını vurgulayan Şahin, Gaziantep’in özgün kimliğine dikkati çekerek, “Şehre geldiğin zaman bir bağ kuruluyor. İnsan, ‘Ben buraya aitim, tekrar gelebilirim’ diyor. Bu, kendi içinde oluşan küresel bir marka. Marka yolculuğu akşamdan sabaha olmuyor. Küresel dil, ürünün kalitesiyle başlıyor. Görünürlükle ölçülebiliyor. Biz bir kere çok özgün ve kimlikliyiz. Yuvarlanan dünyada dik duruyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0713a2cd82d-1778848674.jpg" alt="" width="700" height="562" /></p>
<p>Gaziantep’in sahip olduğu değerleri akıllı turizm anlayışıyla geleceğe taşımak istediklerini belirten Şahin, “Bize ait değerleri biz medeniyet ekonomisi olarak güncellemek, akıllı turizme çevirmek istiyoruz. Milli ve yerli duruş için tek başına kitaplarla bunu öğretmeniz mümkün değil. Elimizdeki panoramik müze, içinden geçtiğiniz zaman bastığın toprağın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor” dedi.</p>
<p>Şahin, Gaziantep’in gastronomi alanındaki hikayesinin de uluslararası dile taşınması gerektiğini kaydederek, “Bize kimlik lazım. Bu hikayeyi uluslararası bir dile çevirmemiz lazım. İşte bizim her Ramazan orucumuzu açtığımız yuvalamanın hikayesi var. Düğün yemeğinin hikayesi var. Kaybettiğimiz her ürünün başka ülkeler tarafından sahiplenildiğini gördüğümüzde şunu gördük; hiçbir şey boşluk kabul etmiyor. Sahip çıkmamız lazım ve sofra ekosistemini kurmamız gerektiğini gördük” diye konuştu. Gaziantep’in bir deneyim modeline dönüştüğünü dile getiren Şahin, “Ürün, tat, hafıza; 5 duyuya hitap ettiğiniz zaman hafızanızda yer buluyor. Gaziantep bir deneyim modeline dönüyor. Bunların her birinin kendi içinde başka hikayesi var” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Şahin, kentin turizmdeki stratejik konumuna da dikkati çekerek, “Kültür turizminde elimizdeki imkanları gördük. Gaziantep’in turizmdeki stratejik konumu, gastronomi, kültür turizmi, doğa turizmi, inanç turizmi; bu değerlere sahip çıkmamız, bunun gereğini yapmamız ve bunun sonuçlarını almamız gerekiyor. Akıllı şehir demek, akıllı turizm demek; istihdam, geleceğe taşımak demek” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a0713b5add51-1778848693.jpg" alt="" width="700" height="411" /></p>
<p><strong>“Gaziantep’in gelişmesindeki ana etmenlerden biri turizm”</strong></p>
<p>Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kentin turizm potansiyelinin sanayi ve gastronomiyle sınırlı olmadığını belirterek, “Gaziantep, ülkenin en yüksek potansiyeline sahip illerinden birisi. Gaziantep için rahatlıkla söyleyebiliriz ki ne ararsanız daha fazlasını bulursunuz. Bizim bu şehir için iddialarımız var. Her ne kadar son zamanlarda sanayi ve gastronomi şehri olarak bilinse ve bu çok doğru olsa da şehrimizin gelişmesinde ana etmenlerden birisinin turizm sektörü olacağına inanıyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Gaziantep tarihi, kültürü ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahip”</strong></p>
<p>AK Parti Grup Başkanvekili ve Gaziantep Milletvekili Abdulhamit Gül, Gaziantep’in tarihi, kültürü ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahip olduğunu belirterek, Kültürel mirasın korunması ve turizm değerlerinin gün yüzüne çıkarılması için yürütülen çalışmalara dikkati çekti. Gül, bu anlamda bugün tanıtımı yapılan Visit Gaziantep uygulamasının da büyük önem taşıdığını söyledi.</p>
<p><strong>Tüm bilgilere tek uygulamadan 9 dil seçeneğiyle erişilecek</strong></p>
<p>Programda, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Ertürk, Visit Gaziantep uygulamasına ilişkin sunum yaptı. Sunuma göre, Gaziantep’in turizm envanterini tek bir dijital çatı altında toplayan destinasyon yönetim modeliyle; müzeler, tarihi yapılar, ören yerleri, gastronomi noktaları, coğrafi işaretli ürünler, kültürel miras unsurları, etkinlik ve festival takvimi ile ziyaretçi deneyimine yönelik içerikler entegre bir sistemde sunuluyor. Böylece kullanıcılar, ihtiyaç duydukları bilgilere tek bir uygulama üzerinden erişebiliyor. Gaziantep’in “akıllı turizm destinasyonu” modeline geçişinde stratejik bir adım olarak konumlandırılan proje, 9 dilde ve yapay zeka destekli altyapısıyla ziyaretçilere kişiselleştirilmiş şehir deneyimi sunmayı amaçlıyor. Visit Gaziantep tanıtım programı, protokol üyelerinin katılımcılar ile çektiği hatıra fotoğrafı sonrası sona erdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-turizmde-dijital-cagi-baslatti-79401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/1/1280x720/gaziantep-turizmde-dijital-cagi-baslatti-1778848716.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Visit Gaziantep&quot; uygulaması için yapılan tanıtım programında konuşan Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, uygulamasının kentin turizm vizyonu açısından önemli bir çalışma olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebze-ticaret-odasi-mesleki-egitim-ve-bilim-fuari-acilisi-gerceklesti-79399</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 15:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gebze Ticaret Odası Mesleki Eğitim ve Bilim Fuarı açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası tarafından düzenlenen Mesleki Eğitim ve Bilim Fuarı’nın açılış programı; protokol üyeleri, eğitim camiası, iş dünyası temsilcileri, öğrenciler ve velilerin katılımıyla gerçekleşti. Programda mesleki eğitimin geleceği, gençlerin üretim süreçlerine kazandırılması ve sektörlerin nitelikli insan kaynağı ihtiyacı ele alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/05/15/whatsapp-image-2026-05-15-at-14-ny70.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş, konuşmasında gençlere yapılan yatırımın önemine dikkat çekti. Aslantaş, “1 yıl sonrasını düşünüyorsanız doğum yapın, 10 yıl sonrasını düşünüyorsanız fidan dikin ama 100 yıl sonrasını düşünüyorsanız mutlaka gençlere sahip çıkın.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Göreve geldikleri günden bu yana yalnızca iş dünyasına değil, iş dünyasının en önemli ihtiyacı olan insan kaynağına da yatırım yaptıklarını belirten Aslantaş, mesleki eğitimin Türkiye’nin geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Aslantaş, “Bizler meslek liselerimizin bir memleket meselesi olduğuna inanıyoruz. Gençlerimizin meslek sahibi bireyler olarak yetişmesi, üretimin içerisinde yer alması ve geleceğe güçlü şekilde hazırlanması için projeler üretmeye devam ediyoruz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/05/15/whatsapp-image-2026-05-15-at-14-dhno.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2>30 projeye destek</h2>
<p>Gebze Ticaret Odası olarak meslek liselerine yönelik yürüttükleri destek çalışmalarına değinen Aslantaş, teknopark yöneticileri, sanayi kuruluşlarının temsilcileri ve sektör profesyonellerinden oluşan jüri değerlendirmesi sonucunda meslek lisesi öğrencileri tarafından geliştirilen 30 projeye destek verme kararı aldıklarını belirtti.</p>
<p>Burs desteklerine de değinen Aslantaş, Gebze Ticaret Odası tarafından verilen bursların bir bölümünün meslek lisesi öğrencilerine yönlendirildiğini ifade etti. Aslantaş “İstiyoruz ki gençlerimizin kollarında <a title="Altın" href="https://www.ekonomim.com/finans/altin" target="_blank" rel="noopener">altın</a> bilezikleri, ceplerinde meslekleri olsun. İster üniversiteye devam etsinler, ister sanayide görev alsınlar, ister kendi işlerini kursunlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, güçlü bir meslek altyapısına sahip olsunlar” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/05/15/whatsapp-image-2026-05-15-at-14-zjad.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gebze-ticaret-odasi-mesleki-egitim-ve-bilim-fuari-acilisi-gerceklesti-79399</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/9/1280x720/gebze-ticaret-odasi-mesleki-egitim-ve-bilim-fuari-acilisi-gerceklesti-1778847546.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası tarafından düzenlenen Mesleki Eğitim ve Bilim Fuarı’nda eğitimin geleceği, gençlerin üretim süreçlerine kazandırılması ve sektörlerin nitelikli insan kaynağı ihtiyacı ele alındı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yenisehire-hagelden-dev-destek-paketi-79393</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 11:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenişehir’e Hagel’den destek paketi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa İli Hayvancılığı Geliştirme Birliği’nden (HAGEL) Yenişehir’e destek paketi teslim alındı.</p>
<p>HAGEL Başkanı Mustafa Işık’ın katılımıyla Yenişehir’de düzenlenen törenle çiftçilerin ve kooperatiflerin üretim kapasitesini artıracağı belirtilen ekipmanlar Yenişehirli çiftçilere sağlandı. Ayaz Mahallesi’nde bulunan yüksek tonajlı kantar, mekanik sistemden modern elektronik sisteme dönüştürülerek modernize edilmesi, Köprühisar Mahallesi’ne 2 bin litre kapasiteli süt soğutma tankı, Terziler Mahallesi’ne kullanımda olan 5 bin litrelik süt tankının yenilenmesi ve Yenişehir Hayvan Bakımevi ve Doğal Yaşam Alanı için bin 350 metrelik tel, 310 galvaniz direk ile 150 kilogram gergi telinden oluşan çevre güvenlik ekipmanları teslim alındı.</p>
<p>Törende konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, HAGEL ile kurulan güçlü iş birliğinin meyvelerini topladıklarını ifade etti. Bugüne kadar, 4 adet salça makinesi, 1 adet burgu makinesi, 2 adet süt tankı ve 2 bin 320 adet fidan desteğini ilçeye kazandırdıklarını anlatan Başkan Özel, “Başta HAGEL Başkanımız Mustafa Işık olmak üzere tüm yöneticilere teşekkür etmek istiyorum” dedi. Yenişehir’in Hayvancılık konusunda Bursa’nın en önde gelen ilçelerinden biri olduğu vurgulayan Başkan Özel, “Yenişehir’de, 68 bin küçükbaş, 50 bine yakın da büyükbaş hayvan var. Yenişehir Ovası, Bursa’nın en önemli ovalarından biri elbette desteklenmesi gerekiyor. Yenişehir'e yapılan bu yatırımlar, sadece Yenişehir üreticisine değil, Bursa'ya yapılmış yatırım olarak sayılabilir” diye konuştu. </p>
<p>HAGEL ve Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık da, “Yenişehir, Ovası ve hayvancılığıyla Bursa’nın adeta kalbi, üretimin merkezidir. Bu nedenle bu bölgeye daha fazla destek vermemiz gerektiğine inanıyoruz. Türkiye’nin kalkınması sizlerin alın teriyle mümkündür. Ercan Başkanımızın Yenişehir’e daha fazla hizmet kazandırma gayreti de takdire şayandır. Hayvancılıkta öne çıkan bir ilçe olarak Yenişehir’e pozitif ayrımcılık yapmayı sürdürecek, eksikleri birlikte gidereceğiz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yenisehire-hagelden-dev-destek-paketi-79393</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/3/1280x720/yenisehire-hagelden-dev-destek-paketi-1778835589.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa İli Hayvancılığı Geliştirme Birliği, Yenişehir’in tarım ve hayvancılık potansiyelini güçlendirmek amacıyla hazırladığı destek paketini düzenlenen törenle teslim etti. Törende konuşan Yenişehir Belediye Başkanı Ercan Özel, “Yenişehir’e yapılan yatırım, Bursa’ya yapılmış yatırımdır” mesajını verdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sosyal-etki-icin-soz-yetmez-eylem-gerekir-79382</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 09:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sosyal etki için söz yetmez, eylem gerekir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Bu sene üçüncüsü gerçekleşen Sosyal Etki Zirvesi’26, Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu ve EKONOMİ Gazetesi iş birliğiyle “Eşitlik için Söz &amp; Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” mottosuyla İş Sanat’ta düzenlendi.</p>
<p>“Rengimiz Mor” odağındaki zirvede 323 paydaş buluştu. Kültür, sağlıklı yaşam, yapay zekâ, kuşaklar arası diyalog, iklim politikaları, dijitalleşme, sanat ve gençlik gibi başlıklarda gerçekleştirilen oturumlarda toplumsal eşitlik, sosyal etki ve dayanışma kültürü ele alındı. Açılış konuşmalarını Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu ve Organizasyon Lideri Münteha Adalı ile EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın yaptığı zirvede, canlı sanat performansları, müzik dinletileri ve gençlik etkinlikleri de yer aldı. Zirve boyunca ressam Elmira Akarsu, sanatçı Pınar Kuseyri ile ressam Aydan Baktır’ın canlı resim performansları gerçekleştirildi. </p>
<p><strong>“SÖZLER HAVADA KALDIĞINDA GÜVEN SARSILIYOR” </strong></p>
<p>Zirvenin açılış konuşmasını yapan Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu Kurucusu ve Organizasyon Lideri Münteha Adalı, Sosyal Etki Zirvesi’nin üçüncü yılında 323 sivil toplum paydaşını bir araya getirdiklerini belirterek, zirvenin temel hedefinin toplumsal farkındalık yaratmak olduğunu söyledi. “Sessiz kalmanın utancını yaşamak istemedim” diyen Adalı, toplumsal sorunlar karşısında birlikte hareket etmenin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Toplumsal dönüşümün en temel sorunlarından birinin söz ile eylem arasındaki kopukluk olduğunu söyleyen Adalı, iş dünyasında yıllar boyunca söz ve eylem ilişkisindeki kırılmaları gözlemlediğini ifade etti. “Eğer bu kadar sorunu konuşuyor, bu kadar sivil toplum kuruluşu ve sosyal sorumluluk projesi üretmemize rağmen hâlâ aynı problemleri yaşıyorsak, burada eksik kalan bir şey var demektir” diyen Adalı, toplumdaki güven kaybının temelinde sözlerin pratiğe dönüşmemesinin yattığını söyledi. Adalı, “Ağızdan çıkanı kulak duymadığında beden harekete geçemez. Beden harekete geçmediğinde o sözler havada kalır, güven sarsılır” ifadelerini kullanarak toplumsal güvenin ancak davranışlarla yeniden kurulabileceğini belirtti.</p>
<p><strong>“KOLAY PARA DEĞİL, ÜRETİM DEĞERLİ HALE GELMELİ” </strong></p>
<p>EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ise toplumsal dönüşüm ve kapsayıcılık tartışmalarının ekonomik yapıdan bağımsız düşünülemeyeceğini söyledi. Özellikle üretim kültürünün zayıflamasının gençler üzerinde önemli etkiler yarattığını belirten Güldağ, kolay para kazanma anlayışının toplumdaki kırılmaları artırdığına dikkat çekti.</p>
<p>Güldağ, gençlerin emek vererek ilerleyebileceklerine dair inançlarını kaybetmeye başladığını ifade ederek, bunun yalnızca ekonomik değil aynı zamanda toplumsal bir sorun haline geldiğini belirtti.</p>
<p>“İyi bir fikre sahip olmanın temel koşulu çok sayıda fikre sahip olmaktır” diyen Güldağ, aynı masa etrafında farklı düşüncelerin bir araya gelebilmesinin toplumsal gelişim açısından kritik olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ekonomik çeşitliliğinin önemli bir avantaj sunduğunu da belirten Güldağ, ürün çeşitliliğinin Türkiye’yi önümüzdeki dönemde daha güçlü bir konuma taşıyabileceğini söyledi.</p>
<p><strong>KAPSAYICILIKTA EN BÜYÜK YÜK KADINLARIN OMZUNDA </strong></p>
<p>Zirvede “Verilerle Sosyal Etki” başlıklı bir konuşma yapan KONDA Araştırma Genel Müdürü Aydın Erdem, Türkiye’de kapsayıcılık kültürünün hâlâ önemli boşluklar barındırdığına dikkat çekti. Erdem, yetişkin nüfusun yalnızca yaklaşık yüzde 10’unun gönüllülük veya sivil toplum faaliyetlerinde yer aldığını söyledi. Dayanışma kültürünün ise daha çok aile ve yakın çevre içinde hissedildiğini belirterek, toplumda en güçlü hissedilen duygunun yüzde 31 ile geçim sıkıntısı olduğunu ifade etti. Toplumun, kurumların toplumsal meselelerde aldığı pozisyonu da yakından takip ettiğini ifade eden Erdem, KONDA verilerine göre her 10 kişiden 4’ünün bir kurumun kadın hakları konusundaki yaklaşımını bilmek istediğini, bu oranın erkeklerde yüzde 35 seviyesinde kaldığını söyledi.</p>
<p>Erdem, ev içi emeğe ilişkin de çarpıcı veriler paylaşarak, evde iki yaş altı çocuğu bulunan kadınların günde yaklaşık 5 saate yakın ev işi yaptığını, aynı evdeki erkeklerin ise ortalama yalnızca 20 dakika civarında ev işi yaptığını belirtti. Erdem, çalışan kadınların da iş yaşamının ardından ev içi emeği sürdürdüğünü ve günde yaklaşık 2 saat ev işi yaptığını, erkeklerde ise bu sürenin yaklaşık 12 dakika seviyesinde kaldığını söyledi.</p>
<p><strong>"GERÇEK DÖNÜŞÜM TABAKTA VE İŞ MODELİNDE BAŞLIYOR" </strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b94bb5dac-1778825547.jpg" alt="" width="600" height="595" />
<figcaption><strong>"Sürdürülebilirlik, İklim Politikaları ve Biz" panelinde iklim krizinin yalnızca çevresel de ğil aynı zamanda sosyal adalet ve yaşam biçimi meselesi olduğu bildirildi.</strong></figcaption>
</figure>
<p>EKONOMİ Gazetesi Koordinatörü ve Sürdürülebilirlik Editörü Didem Eryar Ünlü moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sürdürülebilirlik, İklim Politikaları ve Biz” panelinde ise iklim krizinin yalnızca çevresel değil aynı zamanda sosyal adalet, gıda ve yaşam biçimi meselesi olduğu vurgulandı. The Good Wild Kurucusu Uzm. Dyt. Dilara Koçak iklim krizinin merkezinde gıda sistemlerinin bulunduğunu söyledi. “Tabakta sadece yemek yok, gezegen, gelecek ve toplum da var” diyen Koçak, son 50 yılda dünya nüfusu iki kat artarken tarım alanlarının daraldığına dikkat çekti. Açlığın olduğu yerde toplumsal eşitlikten söz edilemeyeceğini belirten Koçak, “Bu aynı zamanda bir sosyal adalet meselesi” dedi. Karadeniz’de 161 balık türünden 59’unun yok olduğunu, Akdeniz’de ise her iki balığın birinin midesinde mikroplastik bulunduğunu söyleyen Koçak, yerel üretim ve geleneksel beslenme kültürünün yeniden hatırlanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Forvis Mazars Türkiye CEO’su İzel Levi Coşkun ise sürdürülebilirliğin şirketler için yalnızca iletişim stratejisi değil, iş modelinin temel unsuru olması gerektiğini söyledi. “Bir şirketin amacı yalnızca kâr etmek olmamalı. Sosyal ve çevresel fayda yaratmak da şirketin varlık nedeni olmalı” diyen Coşkun, sürdürülebilirliğin bütçeden satın alma süreçlerine kadar tüm karar mekanizmalarına entegre edilmesi gerektiğini ifade etti.</p>
<p>Avrupa Komisyonu İklim Elçisi Seren Anaçoğlu ise iklim krizinin artık geleceğin değil bugünün sorunu olduğunu söyledi. Türkiye’de iklim krizine hâlâ “gelecekte yaşanacak bir problem” gibi yaklaşıldığını belirten Anaçoğlu, iklim krizinin doğrudan insan hakları, gıda güvenliği ve yaşam hakkıyla bağlantılı olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>"SOSYAL ETKİ ARTIK İŞ YAPIŞ ŞEKLİNİN BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜLMELİ" </strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b8819b64a-1778825345.jpg" alt="" width="600" height="536" />
<figcaption><strong>"Sosyal Etkinin Gücüne İnananlar" panelinde özel sektörün toplumsal fayda için yaptığı çalışmalar ele alındı. Hayat Holding, Castrol Türkiye ve Ashoka deneyimlerini aktardı.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Özel sektörün sosyal etki alanındaki sorumluluğu da zirvenin önemli başlıkları arasında yer aldı. EKONOMİ Gazetesi Yazıişleri Müdürü Handan Sema Ceylan moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Sosyal Etkinin Gücüne İnananlar” panelinde konuşan Hayat Global Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilirlik Direktörü Çağlayan Kent, kriz dönemlerinde ilk kesilen bütçenin toplumsal fayda projeleri olmaması gerektiğini söyledi. Kent, Edelman Trust Barometer 2026 verilerine göre iş dünyasının devletlerden yüzde 43 daha yetkin, yüzde 27 daha etik görüldüğünü belirterek bunun özel sektör açısından büyük bir sorumluluk anlamına geldiğini ifade etti.</p>
<p>Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Pazarlama Direktörü Cansu Taç Ekmekçiler ise enerji sektörünün hâlâ erkek egemen bir yapıya sahip olduğunu belirterek kadın mühendisleri destekleyen mentorluk projeleri yürüttüklerini söyledi. Ekmekçiler, şirketlerin sosyal etkiyi yalnızca iletişim çalışması olarak değil, iş yapış biçiminin bir parçası olarak görmesi gerektiğini dile getirdi.</p>
<p>Ashoka Türkiye İletişim ve Topluluk Yöneticisi Can Semercioğlu da toplumsal sorunların tek başına çözülemeyeceğini belirterek sosyal etkinin ancak çok paydaşlı iş birlikleriyle mümkün olabileceğini söyledi. Sosyal girişimlerin özel sektör tarafından çoğu zaman eşit paydaş olarak görülmediğini ifade eden Semercioğlu, sosyal etkinin kısa vadeli iletişim veya yatırım geri dönüşü perspektifiyle değil, uzun vadeli dönüşüm odağıyla ele alınması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><strong>"BİRLİKTE İŞ YAPABİLME KÜLTÜRÜNÜ KAYBEDİYORUZ" </strong></p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b923944bd-1778825507.jpg" alt="" width="600" height="595" />
<figcaption><strong>İş dünyasında kültürel dönüşüm, fırsat eşitliği ve birlikte çalışma kültürü konuları zirvenin “Kültürel Değişimle Yol Alanlar” panelinde mercek altına alındı.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Akkök Holding CHRO’su Duygu Erzurumlu Cengiz moderatörlüğündeki “Kültürel Değişimle Yol Alanlar” panelinde ise iş dünyasında kültürel dönüşüm, fırsat eşitliği ve birlikte çalışma kültürü ele alındı.</p>
<p>İDO Genel Müdürü Murat Orhan, kültürel dönüşümün kurumlar açısından en zorlu alanlardan biri olduğunu belirterek, denizcilik sektöründe kadın istihdamını artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Orhan, bugün bir gemiyi tamamen kadın çalışanlarla yönetebilecek bir yapıya ulaştıklarını ifade etti.</p>
<p>Yorglass Strateji, Teşvik ve İç Denetim Müdürü Tuğba Söylemiş ise kapsayıcılık çalışmalarının yalnızca iyi niyetle değil, sistemsel bir dönüşümle sürdürülebileceğini belirterek şirket içinde kadın çalışanların mutluluk oranlarını ve çalışma koşullarını ölçtüklerini söyleyerek kapsayıcılık çalışmalarını sürdürülebilirlik raporlarına endekslediklerini söyledi.</p>
<p>Panelde konuşan EKONOMİ Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz ise toplumların en fazla birlikte iş yapabilme kültürüne ihtiyaç duyduğunu söyledi. Teknoloji, yapay zekâ ve değişen toplumsal yapının yeni bir dönem yarattığını belirten Oğuz, “20 kişi bir araya gelip 20 metre derinliğinde tek kuyu kazmak yerine, herkes bir metre kazıp suya ulaşamıyor” diyerek ortak hedef etrafında buluşmanın önemine dikkat çekti.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a06ba5991718-1778825817.jpg" alt="" width="400" height="518" />
<figcaption><strong>Zirvede neşeli anlar da yaşandı. Sosyal Fabrika Kurucusu Münteha Adalı Robot Ria ile 'yeni arkadaşım' diyerek sohbet etti.</strong></figcaption>
</figure>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sosyal-etki-icin-soz-yetmez-eylem-gerekir-79382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/7-1778825684.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sosyal Etki Zirvesi’26, “Eşitlik için Söz &amp; Eylem İlişkisinde Şeffaflık, Kapsayıcılık ve Dayanışma Kültürü” mottosuyla 323 paydaşı İş Sanat’ta buluşturdu. Sosyal Fabrika Toplumsal Dönüşüm Platformu ve EKONOMİ Gazetesi iş birliğiyle düzenlenen zirvede eşitlikten iklim politikalarına, yapay zekadan kuşaklar arası diyaloğa uzanan başlıklarda ortak mesaj şu oldu: Toplumsal güven, iyi niyetli sözlerle değil, birlikte üretilen somut eylemlerle yeniden kurulabilir. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrol-boyle-giderse-cari-acik-70-milyar-dolara-kadar-cikar-79378</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Petrol böyle giderse cari açık 70 milyar dolara kadar çıkar&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Genç İş İnsanları Derneği (TÜGİAD) Ankara Şubesi tarafından, Türkiye İş Bankası ve Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB) iştiraki Yatırım Finansman Menkul Değerler iş birliğiyle düzenlenen Ekonomi Zirvesi Ankara’da yapıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b3314bcd4-1778823985.jpg" alt="" width="700" height="328" />TSKB İletişim Direktörü ve Nasıl Bir Ekonomi TV yapımcılarından Barış Esen’in moderatörlüğünde TSKB Başekonomisti ve EKONOMİ yazarı Burcu Ünüvar, Eski Merkez Bankası Başekonomisti Hakan Kara’nın konuşmacı olduğu oturumda, enflasyon riski ve cari işlemler açığı riskine dikkat çekildi.</p>
<p>TÜGİAD Ankara Başkanı Aykut Çakmaklı ise iş dünyası açısından belirsizliğin olumsuz etkisine dikkati çekti. Aykut Çakmaklı açılış konuşmasında, iş dünyası açısından ekonominin geleceğe duyulan inanç anlamına da geldiğini vurgulayarak, belirsizlik, jeopolitik riskler, ticaret savaşları, enerji dönüşümü, sayısallaşma ve yapay zekanın ekonomiyi yeniden şekillendirdiğini, küresel ölçekte sermaye akımları ve üretim-tedarik zincirlerinin yeniden konumlandığını kaydetti. Bu ortamın riskler kadar fırsatlar da yarattığını belirten Çakmaklı, “Bizim görevimiz şartlar ne olursa olsun dönüşümlere adapte olmaya, yatırım yapmaya, üretmeye, istihdam sağlamaya ve ülkemize değer katmaya devam etmektir. Elbette kolay bir dönemden geçmiyoruz. Finansmana erişimin zorlaştığı, maliyetlerin arttığı, yatırım kararlarının daha dikkatli alındığı bir süreçteyiz. Fakat iş dünyasının doğasında da zaten bu var: Riskleri doğru okumak, değişime hızlı uyum sağlamak ve en önemlisi umudu kaybetmeden çalışmaya devam etmek” dedi.</p>
<p>Panel bölümünde konuşan, TSKB Başekonomisti ve EKONOMİ yazarlarından Burcu Ünüvar, küresel ölçekte yüksek enflasyonun yaşandığı bir döneme girildiğini, iş dünyasının korunması dahil ekonominin bu dönemde sağlıklı kalabilmesi için Türkiye’nin mutlaka enflasyonu düşürmesi, yapısal önlemleri hayata geçirmesi gerektiğini kaydetti. Ünüvar, küresel yüksek enflasyon yaşanacak olmasının Türkiye’nin yüksek enflasyon oranını görmezden gelmesi anlamına gelemeyeceğini belirtti.</p>
<p>Eski Merkez Bankası Başekonomisti ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kara da konuşmasında, Türkiye ekonomisinin yüksek petrol fiyatları nedeniyle çeşitli kanallardan zorlandığını, enerji ithalatçısı olması nedeniyle bunun ciddi bir risk unsuru olduğunu kaydetti. Cari işlemler açığının yükselmesi riskine dikkat çeken Hakan Kara, kendi projeksiyonlarıyla, bu yıl sonuna kadar ham petrol fiyatlarının mevcut seviyesinde kalması halinde cari işlemler açığının 70 milyar dolara kadar yükselme riski bulunduğunu kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/petrol-boyle-giderse-cari-acik-70-milyar-dolara-kadar-cikar-79378</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/8/1280x720/dolar-dollar-1778823964.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜGİAD tarafından düzenlenen Ekonomi Zirvesi&#039;nde konuşan Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Hakan Kara, cari işlemler açığının yükselmesi riskine dikkat çekerek, kendi projeksiyonlarıyla, bu yıl sonuna kadar ham petrol fiyatlarının mevcut seviyesinde kalması halinde cari işlemler açığının 70 milyar dolara kadar yükselme riski bulunduğunu belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yeni-sezonda-turkiyenin-tahmini-findik-uretimi-810-bin-ton-olacak-79375</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni sezonda Türkiye&#039;nin tahmini fındık üretimi 810 bin ton olacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Fındık sektörünün gözü, Çin’in Makao Özel İdari Bölgesi’nde düzenlenen 43. Kuru ve Kabuklu Meyveler Kongresi’ndeydi. Dünya fındık piyasasının yönünü belirleyen en önemli platformlardan biri olan Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi (INC), 2026–2027 sezonuna ilişkin küresel fındık üretim tahminlerini 12–14 Mayıs tarihlerinde Makao’da dünya kamuoyuyla paylaştı. INC’de açıklanan verilere göre dünya genelinde fındık rekoltesinin 1 milyon 432 bin 70 tona, Türkiye'nin de 809 bin 940 ton ulaşması bekleniyor. Açıklanan verilere göre, küresel üretimde geçen sezona göre yüzde 15,5, Türkiye üretiminde de yüzde 56,36 rekolte artışı yaşanacak.</p>
<p>Küresel üretimin yüzde 76,81’i Türkiye tarafından karşılanacak. Ülke bazlı sıralamada Türkiye 809 bin 940 tonla ilk sırada yer alırken, 123 bin tonla ABD ikinci, 120 bin tonla Şili üçüncü sırada bulunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06af66866a4-1778823014.png" alt="" width="322" height="634" /></p>
<h2>Küresel arz 1,6 milyon ton</h2>
<p>Makao’da düzenlenen kongrede paylaşılan tablo, yeni sezonda küresel fındık dengesine ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Açıklanan tahmini verilere göre 2026–2027 sezonunda dünya kabuklu fındık üretimi 1 milyon 432 bin 70 ton olarak öngörülürken, önceki yıldan devreden 162 bin 700 tonluk stokla birlikte toplam arz 1 milyon 594 bin 770 tona ulaşıyor. Sezon sonunda ise dünya genelinde 231 bin 400 tonluk stok devri bekleniyor. Dünya tüketimi (arz sonu stok hariç) ise 1 milyon 77 bin 100 ton seviyesinde hesaplanıyor.</p>
<p>Tabloya göre Türkiye, 150 bin ton devreden stok ve 809 bin 940 tonluk tahmini rekolteyle birlikte toplam 959 bin 940 ton arz oluşturuyor. Bu miktar, tek başına dünya arzının yaklaşık yüzde 66’sına karşılık geliyor. Sezon sonunda Türkiye’de 220 bin tonluk stok devri öngörülüyor.</p>
<h2>Rekolte revize edilebilir </h2>
<p>Eski Giresun Ziraat Odası Başkanı Özer Akbaşlı, INC’de açıklanan 809 bin 940 tonluk tahminin ara değerlendirme niteliğinde olduğu vurguladı. Nihai rekoltenin dolu, fırtına, döllenme süreci ve zararlı etkileri dikkate alınarak temmuzda yapılacak son saha çalışmasıyla kesinleşeceği belirten Akbaşlı, kuraklık gibi faktörlerin verimi etkilediğini hatırlatarak rekolte üzerinde aşağı yönlü risk oluşturduğunu söyledi. Bu kapsamda üretimde 100 ila 150 bin tonluk bir geri çekilme yaşanabileceğini öngören Akbaşlı, çay fiyatlarına yapılan yüzde 40’lık artışı hatırlatarak, fındıkta da benzer bir taban fiyat politikasının izlenebileceğini ifade etti. TMO'nun geçen sezon açıkladığı 195 TL’lik fiyatın enflasyon ve yaşam maliyetleriyle birlikte değerlendirildiğinde 260–270 TL seviyelerine karşılık geldiğini belirten Akbaşlı, piyasanın 260–300 TL bandında dengelenebileceğini söyledi.</p>
<h2>Rakip ülkelerdeki veriler abartılı </h2>
<p>Fındık üreticisi ve brokeri Osman Çakmak da Çin, Şili ve ABD gibi nüfusu yüksek ülkelerde fındık tüketim alışkanlığının giderek yaygınlaştığını belirterek, “Tüketim arttıkça doğal olarak talep de artıyor. Bu da Türkiye’yi üretim gücü ve kalite avantajı sayesinde öncelikli tedarikçi konumuna getiriyor” diye konuştu.</p>
<h2>İhracattan 4 ayda 1 milyar dolar gelir </h2>
<p>Bu arada Karadeniz Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birliğinden yapılan açıklamada, 1 Ocak-30 Nisan 2026 döneminde yurt dışına 70 bin 961 ton fındık satıldığı, karşılığında 987 milyon 439 bin dolar gelir elde edildiği belirtildi. Geçen yılın aynı döneminde gerçekleştirilen 103 bin 309 ton fındık ihracatından, 846 milyon 521 bin dolar kazanç sağlandığı kaydedildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06af72b12df-1778823026.png" alt="" width="600" height="387" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yeni-sezonda-turkiyenin-tahmini-findik-uretimi-810-bin-ton-olacak-79375</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/06/findik.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çin’in Makao Özel İdari Bölgesi’nde düzenlenen Uluslararası Sert Kabuklu ve Kuru Meyveler Konseyi&#039;nde açıklanan verilere göre dünya genelinde fındık rekoltesinin 1 milyon 432 bin 70 tona, Türkiye&#039;nin de 809 bin 940 ton ulaşması bekleniyor. Buna göre, küresel üretimde geçen sezona göre yüzde 15,5, Türkiye üretiminde de yüzde 56,36 rekolte artışı meydana gelecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelirlerinin-yuzde-60indan-fazlasi-doviz-ama-yedisi-donem-sonunda-zararda-79381</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gelirlerinin yüzde 60’ından fazlası döviz ama yedisi dönem sonunda zararda</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada piyasa değeri 10 milyar TL’nin üzerindeki 18 şirketin ihracat oranı %60 ile %100 aralığında değişiyor. Bu şirketlerden yedisinin yılın ilk çeyreğinde zarar açıklaması, sadece ihracat gücüne dayanarak yatırım yapmanın büyük bir yanılgı olabileceğini hatırlatıyor.</strong></p>
<p>Piyasada kimi yatırımcı gelirlerinin büyük kısmını dövizle kazanan şirketlerin her türlü ekonomik fırtınada sarsılmadan ayakta kalabileceğine inanır. Oysaki, % 99’u aşan ihracat oranıyla zirvede yer alan Ulusoy Elektrik veya yüzde 92’ye yaklaşan performansıyla Hatsan Gemi’nin parlak döviz gelirleri ile operasyonel sonuçları arasında belirgin bir fark var. Şirketlerin kasasına gelen döviz yatırımcıyı heyecanlandırsa da yedi şirketin yüksek maliyet veya gideri sonucunda zarar yazması, ihracatın tek başına yeterli olmadığını söylüyor. Sadece ihracat performansına bakıp hisse alanlar ciddi zararlar yaşayabilir.</p>
<h2>İhracat oranı en yüksekler</h2>
<p>Ulusoy Elektrik, üç aylık dönemde %87 artış ile 2,8 milyar TL gelire ulaştı. Tutarın %99,97’sini ihracattan sağlayan firma dönem sonunda zarardan kâra geçmeyi başardı. Uzun süre yatayda dalgalı hareket eden fiyat, son bir ayda %44 ile hızlı bir yükseliş kaydetti. Ancak güncel fiyatı Şubat 2023’te test ettiği 394,50 TL’nin hayli gerisinde duruyor.</p>
<p>Hat-San Gemi, gelirinin %91,83’ünü ihracattan sağlıyor. Yılın ilk çeyreğinde %18 düşüşle gelirini 680,7 milyon TL’ye indirdi. Düşen gelir ve yüksek maliyetler dönem sonunda zarar yazmasına sebep oldu. Hisse, Ekim 2024’ten bu yana tabanda dalgalı bir seyir izliyor. Fiyatı Şubat 2024’te ulaştığı 97,50 TL’nin gerisinde duruyor.</p>
<h2>İhracat oranı düşük olan</h2>
<p>Hitit Bilgisayar gelir ve kârlılığını istikrarlı şekilde büyüten bir yapıya sahip. Son açıkladığı 2026 üç aylık mali tablolarında satışını %43 artırarak 494,8 milyon TL’ye çıkarırken, bu tutarın %60,04’ü ihracattan kaynaklanıyor. Dönem sonu kârını ise %26 artırdı. Hissenin fiyatı Eylül 2025’de test ettiği 53,95 TL’nin ardından günümüze kadar düşen bir eğilim izledi.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b5bdf28fd-1778824637.png" alt="" width="900" height="480" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>DÜZENLİ GELİR Mİ, BÜYÜME Mİ?</strong></p>
<p><strong>Düzenli gelir</strong>; nakit akışı, rahatlık, yeniden yatırım, finansal bağımsızlık. Yavaş büyüme, enflasyon riski, sınırlı potansiyel, fırsat maliyeti.</p>
<p><strong>Büyüme</strong>; yüksek getiri, enflasyon kalkanı, artan ilgi, pazar gücü, bileşik güç. Yüksek risk, nakit yoksunluğu, dalgalanma, balon riski, zamanlama hatası.</p>
<p><strong>Hisselerin işlem gören statüye dönüştürülmesi borsada satış olasılığını artırıyor</strong></p>
<p>Avrupa Yatırım Holding’in büyük ortağının sattığı hisseyi alanlar hemen satabilir mi? ● Özcan Polat</p>
<p>Özcan, Avrupa Yatırım Holding’in hakim ortağı Alsancak Holding, elindeki %8,05’lik payı toptan 36,60 TL fiyat üzerinden sattı. Bu hisselerin borsada satış ihtimali ise her zaman söz konusu. Sebebi borsada işlem görebilir niteliğe dönüştürülmeleri. Nitekim hissenin fiili dolaşımdaki pay oranı 6 Mayıs itibariyle %71’e yükseldi. Bu da payların fiilen dolaşıma girdiğini işaret ediyor. Kuşkusuz, hisseleri alan tarafl arın uzun vadeli tutma ihtimali kendi stratejilerine bağlı olsa da, hisselerin işlem görür tipe dönüştürülmesi bu olasılığı zayıflatıyor.</p>
<p><strong>Kamu kurumlarından aldığı işlerle, geçen yılki cirosunun %87’sini şimdiden yakaladı</strong></p>
<p>Coe Event’in bu yıl aldığı işler sanki artmış gibi geliyor bana, büyüme ne kadar? ● Burak Özer</p>
<p>Burak, yılın ilk dört ayında aldığı üç büyük organizasyonla Coe Event toplamda 769,4 milyon TL tutarlı iş bağlantısı gerçekleştirdi. Şirketin 2025’te 884,6 milyon TL geliri olduğu nazara alındığında, mayısa kadar aldığı işlerin büyüklüğü yıllık gelirin %87’sine denk geliyor. Güçlü büyümenin ana lokomotifi, nisanda bir kamu kurumuyla imzalanan ve tek başına yıllık cironun yüzde 77,95’ine denk gelen 689,5 milyon TL tutarlı spor organizasyonu işi. Mart ayında yine bir kamu kurumu için üstlenilen 48,9 milyon TL tutarlı kongre organizasyonu geliri destekliyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FON</strong></p>
<p><strong>ZPG kira sertifikası yatırımıyla %44 getiri sağlasa da ortalamanın altında</strong></p>
<p>Ziraat Portföy’ün idaresindeki Kira Sertifikaları (Sukuk) Katılım Fonu (ZPG), düzenli ve istikrarlı getirisiyle öne çıkıyor. Fonun büyüklüğü aralıktan bu yana sınırlı olsa da yükseldi. Hacmi mayısta 1,34 milyar TL’ye ulaşırken büyüme devam etti. Aynı süre zarfında fondan aylık değişen miktarlarda para çıkışı yaşandı. Mayısta ise uzun bir aradan sonra 16,6 milyon TL gibi düşük miktarda da olsa para girişi yaşanması önemli. Yatırımcı sayısında ise düşük miktarda artış gözleniyor. Sayı şimdilerde 5.736 seviyesinde. ZPG, kamu ve özel sektör kira sertifikalarına yatırım stratejisiyle hareket ediyor. Risk değeri 2 ve ana parasını korumak isteyen faiz hassasiyeti olan yatırımcıya hitap ediyor. Bir yılda %43,79 getiri elde ederken, aynı sürede kira sertifikaları fonların ortalaması %45,31’in gerisinde kaldı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Mint Finansman, piyasadan %54,81 bileşik faizle 300 milyon lira borçlandı</strong></p>
<p>Mint Finansman, 13.05.2026 vade başlangıç tarihli finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 300.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %47, bileşik faizi %54,81 olarak belirlendi. 120 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 10.09.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %15,45 düzeyinde. 13 Mayıs itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Mint Finansman’ın verdiği %47 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 7,01 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından cazip bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, firmanın kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFMINT92616 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b59acc08c-1778824602.png" alt="" width="260" height="211" /><strong>Desa açıkladığı bilançoyla birlikte hızla satış yedi. Fonların payında artış var</strong></p>
<p>Desa’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %6,92 ile toplamda 326,2 bin lot artırarak 5,04 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 8’den 11’e yükseldi. NUH fonu 319,5 bin lot ile en fazla alımı yaparken, ST1 fonu 151 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Hisse için bugüne kadar bir aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Öneride bulunan Tacirler Yatırım 18 TL ile hedef fiyat beklentisini paylaştı. İşaret edilen fiyat yaklaşık %39 yükselişe denk geliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b587b7aa5-1778824583.png" alt="" width="978" height="240" /><strong>GEN İLAÇ</strong></p>
<p><strong>Yoğun bir haftaydı. Meksika’da ruhsat aldı, Pfizer ile anlaşıldı, GES devreye girdi</strong></p>
<p>Gen İlaç, geçtiğimiz hafta üç önemli gelişmeyi yatırıcısı ile paylaştık. Kırklareli Babaeski’de 2,3 MW GES’i devreye alırken toplam yenilenebilir enerji gücü 16,87 MW oldu. Pfizer ile yaptığı beş yıllık anlaşmayla 2 nadir hastalık ilacının Türkiye’deki satış ve pazarlama hakkını devraldı. Ayrıca, Ankara’da üretilen ürün için Meksika sağlık otoritesinden gerekli ruhsat onayını aldı. Şirket, operasyonel maliyetlerini düşürürken hem yurt içi portföyünü hem de Latin Amerika pazarındaki varlığını genişletme yönlü hareket ediyor. Hisse ise Ekim 2025’teki 14,92 TL’nin gerisinde.</p>
<p><strong>FORMET METAL</strong></p>
<p><strong>Perakendeye yöneldi. E-ticaret alanında faaliyet yürüten bir şirketi satın aldı</strong></p>
<p>Formet Metal, gerçekleştirdiği tahsisli sermaye artırımı ile geçtiğimiz nisan ayında 285 milyon TL nakit elde etti. Şirket söz konusu fonun bir kısmı ile e-ticaret alanında faaliyet gösteren Stella Bahçe firmasını satın aldı. Açıklamada alım bedeli 150 milyon TL olarak belirtilirken tutarın değerleme raporlarında belirtilen rakamların altında gerçekleştiğini ifade etti. Anlaşma kapsamında, bedelin 30 milyon TL’si peşin, kalanı vadeli çekler ve taksitlerle ödenecek. Formet Metal, büyüme hedefi doğrultusunda perakende ticaret alanına hacimli bir giriş yapmayı hedefliyor.</p>
<p><strong>TORUNLAR GYO</strong></p>
<p><strong>Başakşehir’deki sahibi olduğu 4 arsayı satıp yaklaşık 1,2 milyar TL gelir elde etti</strong></p>
<p>Torunlar GYO, Başakşehir Kayabaşı’nda sahip olduğu 45 bin metrekareyi aşan 4 arsasını İbn Haldun Üniversitesi ve Vetra Venture firmasına 1,2 milyar TL’ye peşin bedelle sattı. İşlem sonucunda şirket 1,1 milyar TL satış kârı elde etti. Gerçekleşen fon şirketin devam eden yatırımların finansmanında kullanılacak. GYO firmaları kimi zaman ellerindeki arsaları uzun süre tutulup proje geliştirmeyi beklemek yerine, yüksek kar marjı sunan peşin alıcılar bulduğunda doğrudan satış yaparak kârlarını hızlı şekilde realize etme yoluna gidebilmekte. Satışla nakit kredi ihtiyacı azaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gelirlerinin-yuzde-60indan-fazlasi-doviz-ama-yedisi-donem-sonunda-zararda-79381</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gelirlerinin yüzde 60’ından fazlası döviz ama yedisi dönem sonunda zararda ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tcmbnin-enflasyonda-ara-hedefi-yuzde-24e-cikarmasi-nasil-degerlendirildi-79372</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TCMB’nin enflasyonda ara hedefi yüzde 24’e çıkarması nasıl değerlendirildi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>CHP Karabük Milletvekili Meclis Plan Bütçe Komisyonu üyesi Cevdet Akay, TCMB’nin 2026 yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltmesinin, uygulanan ekonomi programının hedeflerinden ciddi şekilde koptuğunu ortaya koyduğunu belirtti. Akay, “ Üstelik bu revizyon, yılın ilk yarısı dolmadan yapılan ikinci yukarı yönlü düzeltmedi” değerlendirmesi yaptı. “Bu sadece bir “tahmin güncellemesi” değildir” diyen Akay, bu durumun para politikasının beklenti yönetiminde başarısız olduğunu, fiyatlama davranışlarının bozulduğunu ve enflasyon ataletiyle mücadelenin sonuç vermediğini gösterdiğini kaydetti. Akay, “Çünkü bir ekonomide Merkez Bankası’nın temel görevi sadece faiz belirlemek değil, enflasyon beklentilerini çıpalamaktır. Bugün gelinen noktada ise bırakın beklentilerin çıpalanmasını, bizzat Merkez Bankası kendi hedeflerine güvenemez hâle gelmiştir. Sürekli revize edilen hedefler piyasanın fiyatlama davranışını bozuyor. Bugün yüzde 24’e çıkarılan hedef, aslında vatandaşın aylardır yaşadığı gerçeğin resmî kabulünden başka bir şey değildir” dedi.</p>
<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat ise “Yüzde 16 olan yıl sonu enflasyon hedefi tam yüzde 50 sapmayla yüzde 24’e çıkarıldı. Maalesef bu hedef de tutmayacak ve bu yılı yüzde 30 civarında enflasyon ile kapatacağız “ dedi. Türkiye ekonomisinin içine sürüklendiği tablonun temel nedeninin kötü yönetim olduğunu belirten Karabat, plansızlık, öngörüsüzlük ve hukuksuzluğun ekonomik çöküşü derinleştirdiğini kaydetti. Karabat, “İktidarın otoriter yönetimini finanse etmekten başka bir görevi olmayan Hazine ve Maliye Bakanlığı, ekonomi bürokrasisini de çürütmüştür” dedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>CHP Milli Parkları imara açan yasayı Anayasa Mahkemesi'ne taşıdı</strong></span></p>
<p>CHP milli parkların imara açılmasına ilişkin kanunu Anayasa Mahkemesine götürdü. CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun ardından yaptığı açıklamada, kanunu anayasaya aykırı hükümlerinin durdurulması ve iptali için başvuruda bulunduklarını belirtti. Günaydın, milli parkların bilimsel, kültürel ve estetiksel değerler açısından nadir bulunan, devletçe koruma altına alınmış üstün nitelikteki alanlar olduğunu ve titizlikle korunması gerektiğini kaydetti. Türkiye’de yutak alanlarında vahşice tüketildiğine dikkat çeken Günaydın, “ Kanun, milli parkları adeta sıradan alanlar gibi her türlü tesisin yapımına açık hale getiriyor. Milli parkın içerisinde petrol de arayabilirsin, doğalgaz da arayabilirsin, elektrik iletim hattı da getirebilirsin; lokanta, restoran açabilirsin, turistik tesisler yapabilirsin. Bu yasayla milli parklar adeta bir lokantaya dönüştürülüyor. Biz milli parkların koruma-kullanma dengesi gözetilerek insanların ziyaretine açık halde tutulmasına karşı değiliz. Ancak bu yasa bir milli park restoranı, milli park oteli haline dönüştürüyor bu alanları. Bunun kabul edilebilmesi mümkün değildir. Cumhuriyet Halk Partisi milli parkların, doğanın, hayvanın dolayısıyla biyoçeşitliliğimizin bu memleketin üstün yararı neyse, nesiller arasında adalet ilkesi uyarınca bozulmadan aktarılması için üzerine düşen her türlü görevi yapmaktadır. Biz Anayasa Mahkemesini de 12 yıldır vermediği yürütmeyi durdurma kararını vererek, milli parklara tecavüzü öncelikle önlemesini, ardından da zamanında bir iptal kararı vererek milli parkları korumaya katkı sunmasını bekliyoruz ve göreve davet ediyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tcmbnin-enflasyonda-ara-hedefi-yuzde-24e-cikarmasi-nasil-degerlendirildi-79372</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/01/merkez-bankasi-tcmb.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB’nin enflasyonda ara hedefi yüzde 24’e çıkarması nasıl değerlendirildi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuz-krizinde-italya-diplomasi-deniz-misyonlari-ve-gida-guvenligi-79369</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hürmüz Krizi’nde İtalya: Diplomasi, deniz misyonları ve gıda güvenliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06b37bd826c-1778824059.png" alt="" width="233" height="255" /></strong><strong>ANTONIO TAJANI - </strong><strong>İtalya Başbakan Yardımcısı </strong><strong>ve Dışişleri Bakanı</strong></p>
<p><strong>Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel bir şoktur. Bu, bölgedeki tüm ülkeler için özellikle önemli bir risk olmakla birlikte, ihracatı GSYH’sinin yaklaşık %40’ına karşılık gelen İtalya gibi ihracatçı bir ülke açısından da geçerli olan bir risktir.</strong></p>
<p>İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki savaşın başlamasından bu yana İtalya, çatışmaların sona erdirilmesini teşvik etmek, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasını sağlamak ve Orta Doğu’ya istikrarı geri getirmek amacıyla Avrupa’daki ortakları, G7 ve çok taraflı kuruluşlarla birlikte hareket etmiştir. Bu çerçevede ülkemiz, çatışmanın sona ermesinin ardından, Hürmüz Boğazı’nda deniz ulaşım serbestliğinin yeniden tesis edilmesi amacıyla savunma niteliğinde uluslararası bir koalisyona katılmaya hazır olduğunu ifade etmiştir.</p>
<p>İtalyan Parlamentosu’ndaki komisyonda yaptığım konuşmada da hatırlattığım gibi, hükümetimiz açısından Hürmüz Boğazı’nın kapatılması yalnızca basit bir bölgesel kriz değil; enerji güvenliği, sanayi rekabet gücü ve uluslararası ekonomik dengeleri etkileyebilecek küresel bir şoktur. Bu, bölgedeki tüm ülkeler için özellikle önemli bir risk olmakla birlikte, ihracatı GSYH’sinin yaklaşık %40’ına karşılık gelen İtalya gibi ihracatçı bir ülke açısından da geçerli olan bir risktir.</p>
<p><strong>Avrupa’daki aileler </strong><strong>üzerinde etkiler arttı</strong></p>
<p>Hürmüz Boğazı, bildiğimiz gibi, dünya ticaretinin stratejik bir geçiş noktasıdır. Bu geçişten küresel petrolün yaklaşık %20’si, sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatının dörtte biri ve uluslararası üretim zincirleri için gerekli hammadde akışının önemli bir bölümü geçmektedir. Ticari rotaların güvensizliği ve enerjideki fiyat artışı, Avrupa’daki aileler ve işletmeler üzerinde şimdiden etkiler yaratmaya başlamıştır.<br />Küresel ticaretteki yavaşlamaya ve gümrük vergilerinin etkisine rağmen, 2025 yılında İtalya’nın ihracatı %3,3 oranında artmış olup, bu durum deniz ticaret rotalarının istikrarının ulusal ekonomi için ne kadar önemli olduğunu bir kez daha doğrulamaktadır. Bizi kaygılandıran durum yalnızca ulusal sanayi üzerindeki etki değildir. Bunun yanı sıra, Afrika’nın en kırılgan ülkeleri ile daha geniş Akdeniz havzasında ortaya çıkacak sonuçlar da ciddi bir endişe kaynağı oluşturmaktadır. Hürmüz Boğazı üzerinden, pek çok kırılgan ekonominin gıda güvenliği açısından kritik öneme sahip olan gübrelerin dünya ihracatının yaklaşık %30’u taşınmaktadır. Sudan vakası, dünyanın en ciddi insani krizlerinden birinin hâlâ yaşandığına dair çarpıcı bir örnektir. Enerji ve gübre fiyatlarındaki artış, tarımsal üretimi azaltma, enflasyonu artırma ve istikrarsızlığı, kıtlıkları ve Avrupa’ya yönelen göç dalgalarını şiddetlendirme riski taşımaktadır.</p>
<p>Bu nedenle, mayıs ayının başında -MED9’un dönem başkanı- Hırvat mevkidaşımla birlikte Akdeniz, Orta Doğu ve Balkanlar’dan 30 ülkeyi ve FAO’yu davet ederek “Roma Gıda Güvenliği ve Gübre Erişimi Koalisyonu”nu başlatmak üzere bir toplantı düzenledik; bu, acil ve somut çözümler geliştirmeye yönelik kalıcı bir forumdur.</p>
<p>Bizim değerlendirmemize göre Hürmüz krizi, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasındaki 10 yıllardır süren gerilimlere dayanan daha geniş bir çatışmanın yansımasıdır. Bu bağlamda diplomatik yolun tek gerçekçi seçenek olduğunu savunmayı sürdürüyoruz ve Tahran’ın nükleer silahlara ya da bölgeyi daha da istikrarsızlaştırabilecek füze sistemlerine sahip olamayacağını bir kez daha vurguluyoruz.</p>
<p>İran’da gençlik protestolarının bastırılmasını, rejim tarafından kanla bastırılan olayları unutamayız. Bu baskı bugün de muhaliflere yönelik tutuklamalar ve idam cezalarıyla sürmektedir. Son haftalarda Tahran, Körfez’deki çeşitli ülkelerde yerleşim alanlarını, otelleri, hastaneleri ve enerji altyapılarını ayrım gözetmeksizin hedef almıştır. Halen bugün devam etmekte olan bu saldırıları şiddetle kınıyor, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Umman ve Suudi Arabistan ile dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz.</p>
<p><strong>Rubio ile barış için çalışılması </strong><strong>konusunda mutabık kaldık</strong></p>
<p>Diplomatik düzeyde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile yakın temasımı sürdürdüm; kendisiyle geçtiğimiz günlerde Roma’da da görüştüm. Transatlantik bağın korunması ve barış ile uluslararası istikrar için birlikte çalışılması gerektiği konusunda mutabık kaldık. Ayrıca Pakistan’da yürütülen ve Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan’ın da yer aldığı dörtlü tarafından kolaylaştırılan müzakerelere desteğimizi teyit ettim; bu çabaları diplomatik bir perspektifin açık tutulması açısından hayati görüyoruz. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile de diyaloğu sürdürdüm; Tahran’ın “iyi niyetle” müzakere etmesi ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ile işbirliğini yeniden başlatması, aynı zamanda Körfez ülkeleriyle ilişkilerini iyileştirmesi gerektiğini vurguladım.<br />Geçtiğimiz haftalarda Çin’e de giderek Dışişleri Bakanı Wang Yi ile görüştüm; Pekin’in Tahran ile arabuluculukta daha aktif rol üstlenmesini teşvik ettim. Aynı zamanda Roma, Körfez bölgesindeki ortaklarla doğrudan temasını sürdürmektedir; bu aktörler kalıcı diplomatik çözümler ve Hürmüz’de seyrüsefer özgürlüğünün yeniden tesis edilmesi açısından olmazsa olmazdır. Operasyonel düzeyde İtalya, Kızıldeniz, Hint Okyanusu ve Akdeniz’de yürütülen Avrupa deniz misyonlarında edindiği deneyimi katkı olarak sunmaya hazırdır. Özellikle halihazırda sadece İtalya ve Yunanistan’ın yer aldığı ASPIDES misyonunun güçlendirilmesinin gerekli olduğunu düşünüyoruz; bu misyon deniz taşımacılığının güvenliği için Kızıldeniz’de devriye faaliyetleri yürütmektedir.</p>
<p>Hürmüz Boğazı’nda kurulacak çok uluslu bir misyona İtalya mayın temizleme operasyonları ve ticari deniz trafiğinin güvenliğiyle katkı sağlayabilir.</p>
<p><strong>Orta Doğu’da barış, Lübnan’da </strong><strong>barış olmadan mümkü değil</strong></p>
<p>Bununla birlikte Orta Doğu’da kalıcı bir barışın Lübnan’ın istikrarı olmadan mümkün olmayacağı kanaatindeyiz. İtalyan hükümeti, İsrail ile Beyrut arasında ABD arabuluculuğunda yürütülen diyaloğu desteklemekte ve taraflar arasında doğrudan görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazır olduğunu ifade etmektedir. Nisan ayında Lübnan’a yaptığım ziyarette Cumhurbaşkanı Joseph Avn’a İtalya’nın desteğini ve mevcut ateşkesin gerçek bir barış sürecine dönüşmesi gerektiğini ilettim.</p>
<p>İtalya ayrıca Lübnan ve Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte, özellikle kara para aklama ve yasa dışı ticaretle mücadele konusunda Lübnan güvenlik güçlerinin kapasitesini güçlendirmeye yönelik girişimler üzerinde çalışmaktadır. Washington ve Brüksel ise Beyrut’un devlet yapısının güçlendirilmesinde Roma’yı giderek daha merkezi bir aktör olarak görmekte; bu konuya ben de Dışişleri Bakanlığı’nda (Farnesina) Lübnan Dışişleri Bakanı ile yaptığım son görüşmede değindim.</p>
<p>Ayrıca UNIFIL misyonunda, ikili MIBIL misyonunda ve İtalya liderliğindeki Lübnan Askerî Teknik Komitesi’nde görev yapan askerlerimizin güvenliğine yönelik dikkatimizi yüksek tutmaya devam ediyoruz. Bununla paralel olarak, İsrailli aşırı yerleşimcilerin Lübnan’ın güneyindeki köylere, özellikle de Hristiyan çoğunluğa sahip olanlara yönelik şiddet eylemlerinin ardından, ülkedeki Hristiyan toplulukların korunması çağrısında bulunmayı sürdüreceğiz.</p>
<p><strong>Hedefimiz Gazze’de </strong><strong>iki devletli bir çözüm</strong></p>
<p>İsrailli aşırı yerleşimcilerin şiddet eylemleri konusu Brüksel’de de ele alındı; burada Avrupalı bakanlar olarak onlara karşı yeni ve ağır yaptırımlara onay verdik. Aynı oturumda, Hamas teröristlerine karşı ek yaptırımlar da kabul ettik; onların silahsızlandırılması mutlak bir öncelik olmaya devam ediyor. İtalya, Gazze’deki ve Filistin topraklarındaki durumu dikkatle izlemeyi sürdürüyor ve insani yardımlar ile gelecekteki yeniden yapılanma sürecinde aktif bir rol üstleniyor; hedefimiz, barış ve güvenlik içinde bir arada yaşayabilecek iki devletli bir çözüme ulaşmaktır.</p>
<p>Bu perspektif kapsamında, bugünlerde İtalya’ya gelen ve İtalyan üniversitelerinde burs kazanan 72 Filistinli öğrenci de yer almaktadır: bunu, Filistin’in gelecekteki yönetici kadrosunun yetiştirilmesinin bir parçası olarak gördüğümüz bir yatırım olarak değerlendiriyoruz.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hurmuz-krizinde-italya-diplomasi-deniz-misyonlari-ve-gida-guvenligi-79369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/italya-1778820955.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hürmüz Krizi’nde İtalya: Diplomasi, deniz misyonları ve gıda güvenliği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hikaye-buyudu-tat-kuculdu-79368</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hikâye büyüdü, tat küçüldü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Gastronomi dünyası bugün, belki de tarihinin en gürültülü, en <em>“konuşkan”</em> ama bir o kadar da karmaşık döneminden geçiyor. Masaya oturduğunuz andan itibaren bir anlatı sağanağına tutuluyorsunuz. Şef masaya gelip tabağın felsefesini anlatıyor; menü kartları birer edebi metin gibi hikâyeler fısıldıyor; sosyal medya ekranları ise tabağın lezzetinden çok, onun yarattığı görsel pırıltıyı kutsuyor. Ancak bu yoğun ses trafiğinin tam ortasında, asıl özne olması gereken “yemek”, tuhaf bir sessizliğe bürünüyor.</p>
<p>Geçtiğimiz günlerde katıldığım EduTaste 2026 Gastronomi ve Bilim Buluşmaları etkinliğinde bilim insanları, şefler, sektör profesyonelleri ve öğrenciler bir araya geldik ve<br />gastronomiye dair ezberleri, doğru bilinen yanlışları ve geleceğin mutfak anlayışını aynı sahnede tartıştık. Bugün Odak köşemde orada yaptığım konuşmaya yer vermek istiyorum:</p>
<p>Biz gerçekten ne yiyoruz? Bir toprağın, bir emeğin mahsulünü mü, yoksa ustaca kurgulanmış, cilalanmış bir senaryoyu mu? Çünkü bugün gastronomide çoğu zaman ürünün kendisinden çok, ürünün etrafında kurulan hikâye konuşuluyor.</p>
<p><strong>Yerelliğin turnusol kâğıdı</strong></p>
<p>Mutfakta <em>“yerellik”</em> kavramı, bugün maalesef en çok istismar edilen, içi boşaltılan terimlerin başında geliyor. Bir hikâyenin yerel olup olmadığını belirleyen şey; onun bu toprakların belleğiyle, mutfak kültürüyle ve üretim zinciriyle kurduğu sahici bağdır.</p>
<p>Ben çocukluğumda pazarda <em>“yerel ürün”</em> diye bir kavram duymadım. Çünkü zaten hayatın kendisi yereldi. Mahalle bakkalındaki peynirin hangi köyden geldiği bilinirdi. Tarhananın kokusu hangi evde kurutulduğunu anlatırdı. Domatesin mevsimi vardı. Tereyağının rengi bile yaylayı ele verirdi. Bugün ise çoğu zaman yerellik, menü kartlarında kullanılan şık bir dekor cümlesine dönüşüyor.</p>
<p>Son yıllarda küresel gastronomi merkezlerinin dikte ettiği <em>“ithal bir kurgu”</em> rüzgârına fazlasıyla kapıldık. Dünyanın öbür ucunda, bambaşka bir iklimin ve sosyolojinin ürünü olarak doğmuş bazı disiplinleri alıp; Anadolu’nun kadim pazar kültüründen, kiler geleneğinden, ocak başı bilgisinden bihaber mutfaklara bir <em>“modernlik nişanesi”</em> olarak yerleştirmeye çalışıyoruz. Ortaya çıkan şey ise çoğu zaman yerellik değil, sadece kötü bir taklit oluyor.</p>
<p>Gerçek yerellik; Siyez buğdayını menüye <em>“antik tahıl”</em> diye yazmak değildir. Gerçek yerellik; o buğdayın binlerce yıldır hangi kuraklığa, hangi yoksulluğa, hangi rüzgâra direnerek bugüne ulaştığını bilmektir. O unun taş değirmende öğütülürken çıkardığı sesi, elekten geçerken bıraktığı dokuyu, fırından yükselen kokuyu anlayabilmektir.</p>
<p>Eğer anlatılan hikâye tarladaki çiftçinin nasırlı eline, coğrafyanın kaderine ve mutfağın asırlık geleneğine temas etmiyorsa, biz sadece dışarıdan ithal edilmiş bir illüzyonu tüketiyoruz demektir.</p>
<p>Çünkü sahici hikâye zaten tabağın kendi lisanında saklıdır.</p>
<p><strong>Pazarlama ancak kapıyı açar</strong></p>
<p>Yaşadığımız dijital çağda gastronomi artık sadece bir mutfak meselesi değil; aynı zamanda bir görünürlük ekonomisi. Bir tabağın değeri bazen lezzetinden çok, ekranda nasıl göründüğüyle ölçülüyor. Restoranların bazıları için rezervasyon listesi artık mutfak başarısından çok, sosyal medya dolaşımının sonucu haline geliyor.</p>
<p>Bugün birçok mekânda fiyatı belirleyen şey yalnızca ürün değil; o ürünün yarattığı <em>“görünürlük”.</em> Tabağın maliyetinden çok, fotoğrafının dolaşım gücü değer üretiyor. Elbette iyi pazarlamanın gücünü küçümsemek mümkün değil. Doğru ışık, etkileyici bir kadraj ve güçlü bir sunum, bir restoranın kapısını sonuna kadar açabiliyor. Kitleleri peşinden sürükleyen, aylar öncesinden dolan rezervasyon listeleri oluşturan ilk rüzgârı çoğu zaman bu pazarlama dili estiriyor.</p>
<p>Ama meslekte geçirdiğim yarım asır bana şunu öğretti: Pazarlama size sadece ilk satışı yaptırır. Bir misafirin o kapıdan ikinci kez girmesini sağlayan şey ise tabağın içindeki dürüstlüktür. Eğer dışarıda pazarlanan hikâye ile masaya gelen gerçek arasında büyük bir boşluk varsa, orada bir <em>“lezzet manipülasyonu”</em> başlıyor demektir.</p>
<p>Şef; malzemenin zayıflığını, tekniğin eksikliğini ya da mutfağın ruhsuzluğunu süslü cümlelerle, dumanlı sunumlarla ve gösterişli tabaklarla örtmeye çalıştığında, gastronominin en temel değeri olan güven ilişkisi zedelenir. Çünkü damak hafızası gözden çok daha dürüsttür.</p>
<p><strong>Zihnin tadı</strong></p>
<p>Peki neden hikâyelere bu kadar ihtiyaç duyuyoruz?</p>
<p>Çünkü insan sadece biyolojik olarak doymaz. İnsan aynı zamanda anlamla doyar.</p>
<p>Bir yemeğin asiditesini, şeker oranını ya da yağ dengesini ölçebilirsiniz. Ama bir lokmanın sizi neden çocukluğunuza götürdüğünü, neden bir anda annenizin mutfağını hatırlattığını hiçbir cihaz ölçemez.</p>
<p>İşte hikâye tam burada devreye girer. Önünüzdeki bir parça Divle Obruk peynirinin yalnızca protein değerini bilmekle; o peynirin yerin metrelerce altında aylar süren bir bekleyişin, bir yayla kültürünün ve kuşaklar boyunca aktarılan emeğin ürünü olduğunu bilmek arasında büyük bir fark vardır. Hikâye, yemeği sadece bir <em>“yakıt”</em> olmaktan çıkarır; onu kültürel bir aktarıma dönüştürür.</p>
<p>Ama burada çok önemli bir çizgi var: Hikâye, ürünün önüne geçtiği anda mesele değişmeye başlıyor. Çünkü bazen anlatı büyüyor, tat küçülüyor. Bugün gastronomi dünyasının temel krizlerinden biri de tam olarak bu.</p>
<p><strong>Ürün, hikâyenin namusudur</strong></p>
<p>Sonuçta tabağın karşısına geçtiğimizde kendimize şu soruyu sormalıyız: Biz şu an neyi tüketiyoruz? Tabağın etrafına örülen sosyal statüyü mü, yoksa tabağın içindeki özü mü? Bugün ekranlarda iyi duran tabakların, iyi pişen yemeklerden daha hızlı dolaşıma girdiği bir çağdayız. Ancak gerçek ve bilinçli damak için ürün hâlâ hikâyenin namusudur. Eğer ürün kötüyse, malzeme özensizse, dünyanın en şiirsel anlatısı bile o tabağı kurtaramaz.</p>
<p>Yarım asırlık meslek hayatım boyunca şunu çok net gördüm: Anadolu’nun bir köyünde, kara ocak başında pişen dürüst bir yemeğin çoğu zaman hiçbir pazarlama kurgusuna ihtiyacı olmaz. Çünkü o yemek zaten kendi hikâyesini sessizce anlatır. Bizim asıl ihtiyacımız olan şey; hikâyenin ürünü örtmesi değil, ürünün hikâyeyi taşımasıdır.</p>
<p>Gösteri unutulur, tat kalır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hikaye-buyudu-tat-kuculdu-79368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/8/1280x720/sofra-1778820830.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hikâye büyüdü, tat küçüldü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-yemek-yardimi-istisnasinda-yeni-donem-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler-79366</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> SGK yemek yardımı istisnasında yeni dönem ve dikkat edilmesi gerekenler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yemek yardımı, işverenlerin çalışanlarına sağladığı bir sosyal hak olup, iş gücünün verimliliğini artırmak, çalışanların motivasyonunu yükseltmek ve iş ortamını daha sağlıklı hale getirmek amacıyla sunulan bir destektir.</p>
<p>Bu yardım, işverenler tarafından doğrudan ya da dolaylı yollarla (örneğin, nakit, yemek kartı, yemek çeki verilmesi gibi) karşılanabilmektedir. Yemek yardımı, işverenler açısından bir maliyet unsuru olsa da sosyal güvenlik ve vergi düzenlemeleri sayesinde belirli ölçülerde teşvik edilen bir uygulamadır.</p>
<p>Çalışanların günlük beslenme ihtiyaçlarının karşılanması, iş performansı ve iş memnuniyeti üzerinde doğrudan etkili olduğu için birçok işveren, yasal bir zorunluluk olmasa da yemek yardımı sağlamayı tercih etmektedir. Ancak bu yardımın nasıl sağlanacağı ve vergi ile sigorta primlerinden ne ölçüde istisna tutulacağı, işverenler için önemli bir planlama konusudur.</p>
<p><strong>SGK yemek yardımı istisnasında yeni dönem </strong></p>
<p>GV ve SGK yemek istisna tutarları arasında uzun bir süredir yapısal bir uyumsuzluk bulunmaktaydı.  Gelir vergisi istisnası yıllar içinde daha hızlı artmışken, SGK istisna tutarı uzun süre düşük tutulmuştu. Ayrıca, kart/kupon şeklinde sağlanan yemek yardımının ayni yardım olup olmadığı, bu bağlamda yemek yardımının tamamının mı, yoksa belirtilenen tutar kadar mı istisna olduğu konusunda tartışmalar bulunmaktaydı.</p>
<p>Ancak, 17/4/2026 tarihli ve 33227 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7577 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 10 uncu maddesi ile bu tartışmaları ortadan kaldırmak amacıyla 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi yapılan düzenleme ile <strong>17.04.2026 tarihinden geçerli olmak üzere</strong> SGK yemek yardımı istisnası GV istisna tutarı olan <strong>300 TL’ye</strong> eşitlenmiş, <strong>istisna tutarının yıllık artışı</strong> da 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen <strong>yeniden değerleme oranına</strong> endekslenmiştir.</p>
<p>Bu yasal düzenleme sonrasında da yemek istisnasındaki yeni uygulamanın usul ve esasları SGK’nın   07.05.2026 tarihli, 2026/12 no.lu genelgesinde açıklanmıştır.</p>
<p><strong>SGK yemek istisna uygulamasında dikkat edilmesi gerekenler şunlardır: </strong></p>
<p>- Sigortalının; kendisine yemek hizmeti için verilen nakit para veya yemek kuponu, yemek kartı, yemek çeki vb. araçlarla beslenme ihtiyacını karşılamak için besin maddesi satın alması ve tüketmesi halinde, yapılan bu ödemenin her bir çalışan için çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 TL’ye kadar olan kısmı sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>
<p>- Asgari Ücret Yönetmeliğinin "İşverenin Sorumluluğu" başlıklı 12 nci maddesinde yer alan “<em>İşverenler tarafından, işçilere sağlanan sosyal yardımlar sebebiyle asgari ücretten herhangi bir indirim yapılamaz"</em> hükmü gereğince <strong>yemek bedelinin asgari ücrete ilave olarak verilmesi</strong>, başka bir ifadeyle brüt asgari ücretin (prime esas kazanç alt sınırı) içerisine yemek bedeli tutarının dâhil edilmemesi gerekmektedir.</p>
<p>- <strong>Aynı işyerinde çalışan bazı sigortalılara yemek hizmetinin işyerinde veya müştemilatında, bazı sigortalılara da diğer şekillerde (nakit/yemek kartı/yemek kuponu vd ) sağlanması halinde,</strong> işyerinde veya müştemilatında yemek hizmeti verilen sigortalılar için <strong>yemek bedelinin tamamı</strong>, diğer şekillerde yemek hizmeti verilen sigortalılar için çalışılan günlere ait bir günlük <strong>yemek bedelinin ise 300 Türk lirasına kadar olan kısmı</strong> sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>
<p>- <strong>Fiilen çalışılan günlerin tamamında işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden faydalanan sigortalıya, ayrıca diğer şekillerde de yemek yardımının (nakit/yemek kartı/yemek kuponu) sunulması halinde</strong>, işyerinde veya müştemilatında verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı istisna olacak, diğer şekillerde verilen ilave yemek yardımı bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin ise <strong>istisna uygulanmaksızın tamamı</strong> sigorta primine esas kazanca dahil edilecektir.</p>
<p>- <strong>Sigortalının fiilen çalışılan günlerin bir kısmında işyerinde veya müştemilatında sunulan yemek hizmetinden, diğer günlerde ise diğer şekillerde (nakit/yemek kartı/yemek kuponu vd.) yemek hizmetinden faydalanması halinde</strong>, işyerinde veya müştemilatında verilen yemek hizmeti bakımından yemek bedelinin tamamı istisna olacak, diğer şekillerde verilen yemek hizmeti bakımından çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 TL’yi aşmayan kısmı sigorta primine esas kazanca dahil edilmeyecektir.</p>
<p>- Yemek hizmeti adı altında sigortalılara veya sigortalılar için üçüncü kişilere yapılan her türlü ödemelere ilişkin muvazaalı durumların tespit edilmesi halinde SGK’nın prim kaybı işverenlerden</p>
<p>gecikme zammı ve cezası ile tahsil edilecektir.<img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06a5c24f081-1778820546.png" alt="" width="700" height="761" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sgk-yemek-yardimi-istisnasinda-yeni-donem-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler-79366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SGK yemek yardımı istisnasında yeni dönem ve dikkat edilmesi gerekenler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yilin-ilk-ceyreginde-banka-karlari-karisik-sinyaller-79364</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılın ilk çeyreğinde banka kârları: Karışık sinyaller</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta bankaların ilk çeyrek bilançolarına ve bu bilançolara yansıyan davranış değişikliklerine bakmıştık. Bu hafta da bankaların gelir gider kalemlerine ve karlılık rakamlarına bakarak devam edelim.</p>
<p><strong>Mevduata verilen faizler düştü:</strong> Verilerde ilk dikkat çeken nokta yılın ilk çeyreğinde faiz gelirlerinin geçen yıla göre yüzde 26 artmasına karşılık, faiz giderlerinin sadece yüzde 12 artması. Net faiz geliri iki katına çıkarak üç ayda 618 milyar TL olmuş ve net kar da çoğunlukla buradan kaynaklanmış. Tüccar deyimiyle bankalar “satarken değil, alırken kazanmış”.</p>
<p>Peki bu nasıl olmuş? Yüzde 30’lar düzeyinde enflasyon olan bir ülkede mevduata verilen faizlerin de en azından yüzde 30-35 artmasını bekleriz. Mevduattaki organik büyümeyle faiz giderlerinin daha da büyümesi beklenirken; sadece yüzde 12 artmasının açıklanması gerekiyor.</p>
<p>Faiz giderlerindeki sınırlı artışın arkasında üç tane sebep var. Birincisi altın ve gümüş mevduatının payının artmış olması. Çoğunlukla vadesizde duran ve çok faiz ödenmeyen döviz, altın ve gümüş mevduatların toplam içindeki payı geçen sene yüzde 37 iken, bu sene yüzde 41’e yükseldi.</p>
<p>İkinci sebep faizler genel seviyesinin gerilemiş olması. Geçen yılın ilk çeyreğinde mevduat faizleri yüzde 55’ler düzeyinde gerçekleşmişken, bu yılın ilk çeyreğinde mevduat faizleri yüzde 45’ler seviyesine geriledi. Bu da mevduata ödenen faizlerin ciddi ölçüde gerilemesine neden oldu.</p>
<p>Üçüncü sebep mevduatın ortalama vadesinin çok kısa olması. Toplam TL mevduatın yüzde 80’i vadesiz veya en fazla 3 aya kadar vadeli mevduatta duruyor. Döviz ve kıymetli maden mevduatın ise neredeyse tamamı vadesiz. Vade kısa olunca da faiz düşüşleri hızla yansıyor ve mevduata ödenen faizlerdeki gerilemeyi güçlendiriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06a4a7a1a96-1778820263.png" alt="" width="700" height="217" /></p>
<p><strong>Sermaye piyasası ve kambiyo işlemleri karlılığı sınırlandırdı:</strong> Döviz, altın ve gümüş türünden tasarrufların çoğunlukla vadesiz mevduatta durduğunu ve çok az faiz aldığını söylemiştik. Bu tür varlıklarda esas kazancın değer artışından gelmesi bekleniyor. Peki anaparadaki bu değer artışı nerede görünüyor? İşte bu değer artışları (veya kayıpları) tahvillerin değerlerindeki değişmeler ve diğer işlemlerin kazanç kayıplarıyla beraber kambiyo ve sermaye piyasası işlemlerine yansıyor. Tabloda fazla kalabalık yapmasın diye göstermediğimiz bu iki kalem toplam karı yaklaşık 70 milyar TL daraltmış.  </p>
<p><strong>Takipteki alacaklar karlılığı sınırlandırdı:</strong> Takipteki alacaklar için ayrılan karşılıklar bir yılda yüzde 74 gibi yüksek bir oranda artmış ve 123 milyar TL olmuş. Net faiz gelirinden gelen 300 milyar TL’lik katkının 52 milyar TL’si takipteki alacak karşılıklarındaki artışla silinmiş.</p>
<p><strong>Faiz dışı açık büyüdü:</strong> Faiz dışı gelir ve giderleri toplayıp baktığınızda burada da 66 milyar TL’lik bir açık oluştuğunu görüyorsunuz. Bu kalemlerin net bakiyesinin dengede olması genelde sağlıklı ve sürdürülebilir bir yapıyı gösterir. 66 milyar TL’lik açık çok önemli değil ama not etmekte de fayda var.</p>
<p>Peki bu gelişmeleri alt alta koyup baktığımızda nasıl bir manzara ortaya çıkıyor? İlk gördüğümüz şey TL talebin zayıf seyrinin teyit edilmesi. Her ne kadar TL mevduat ve para piyasası gibi araçların cazip olduğuna dair bir görüş varsa da, TL mevduatın hem payı azalıyor hem de vadesi kısa kalmakta devam ediyor. Halbuki para politikamızın etki edeceği tek değişken TL varlık ve yükümlülükler. Bunların payı azaldıkça, vadesi kısaldıkça para politikasının etkinliği de azalıyor.</p>
<p>Reel kesim için de altının çizilmesi gereken birkaç nokta var. Kredi arzının reel olarak daralması ve takipteki alacaklar karşılığının artması burada işlerin iyi gitmediği sinyalini veriyor, daha doğrusu diğer verilerden gördüğümüz sorunları teyit ediyor.</p>
<p>Son olarak kredi stokunda faiz yükünün dengesiz dağıldığını da görüyoruz. TL kredilerde faiz yükü nispeten ağır ama döviz kredileri öyle değil. Döviz kredisi kullanacak firmaların çeşitli kriterlerle sınırlandırılması çok doğru bir uygulama ama döviz kurunun yıllarca enflasyonun altında kalmasıyla birleşince, döviz kredisi kullanabilen şirketlere çok büyük avantajlar sağlıyor ve kullanamayan şirketleri çok dezavantajlı bir konuma itiyor.  </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yilin-ilk-ceyreginde-banka-karlari-karisik-sinyaller-79364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın ilk çeyreğinde banka kârları: Karışık sinyaller ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trumpin-tarihi-cin-gezisinden-neler-beklemek-lazim-79363</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Trump’ın tarihi Çin gezisinden neler beklemek lazım?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Busan’da varılan ‘Ticari Ateşkes’in’ kalıcı hale getirilmesi ise yine en önemli konu olarak gözüküyor. Başkan Trump’ın gezisine 17’den fazla üst düzey yönetici ve CEO’nun eşlik ediyor olması odak noktasını ticarete çeviriyor.</strong></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret, birçok açıdan önem arz ediyor. Öncelikle, bu ziyaret 2017’den bu yana bir ABD başkanının Çin’e yaptığı ilk gezi. Yani 9 yıl sonra yeniden bir ABD başkanı Çinli yetkililer tarafından ağırlanacak. Trump açısından ise bu Çin’e gerçekleştirdiği ikinci ziyaret, ancak ikinci başkanlık döneminin ilk ziyareti.</p>
<p>Geçtiğimiz sonbaharda tarifeler gölgesinde varılan ticari ateşkesin devamını sağlamak amacıyla yapılması planlanan gezi son anda iptal edildiği için olsa gerek hem Amerika hem de Çin tarafı son derece temkinli bir süreç ilerletti.</p>
<p>“Yapılacak mı, yapılmayacak mı?” belirsizliğinin hafta başında Çinli yetkililerin ziyaretin kesinleştiğini açıklamasının ortadan kalkmasıyla artık neler konuşulacağına, bu mini zirveden dünyanın geri kalanına neler düşeceğine odaklandık.</p>
<p>Bu önemli ziyareti ve beklenen çıktıları, öncelikle ABD Başkanı Donald Trump ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında 30 Ekim 2025’te Güney Kore’de düzenlenen Busan Zirvesi’nde varılan ve kamuoyu tarafından <strong>‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’</strong> olarak bilinen anlaşma zemininden hareketle okumak lazım.</p>
<p>Üzerinde uzlaşılan <strong>‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’</strong>, karşılıklı restleşmelerle gümrük vergilerinin tarihi zirvelere ulaşmasına neden olan <strong>“karşılıklı misilleme” </strong>döngüsünü durdurmak için tasarlanmıştı.</p>
<p><strong>Busan’da geçici olarak </strong><strong>uzlaşılan konular hâlâ sıcak</strong></p>
<p>Anlaşma kapsamında ABD, Çin ithalatına uygulanan ortalama tarife oranını yüzde 57’den yüzde 47’ye düşürmeyi kabul etti, Çin ise ABD’den büyük miktarlarda soya fasulyesi ve diğer tarım ürünleri ithalatına derhal yeniden başlama sözü verdi. Bunların yanında, her iki ülke de nadir toprak elementleri ve yüksek teknoloji ürünlerine yönelik ihracat kontrollerinin bir yıl süreyle askıya alınmasını kabul ettiler. ABD, Çin’in denizcilik, lojistik ve gemi inşa sanayilerine yönelik 301. Madde soruşturmalarını da askıya aldı.</p>
<p><strong>‘Busan Ticari Ateşkes Anlaşması’ adı üstünde bir ateşkes anlaşması. Üzerinde geçici olarak uzlaşılan konular hâlâ sıcak ve esas çözüm ancak heyetlerin kapsamlı görüşmeleri ile çözüme kavuşabilir. </strong></p>
<p>Trump’ın gezisi ile ilgili pek çok farklı detay öne sürülebilir, ancak gezinin zamanlamasına bakınca <strong>hem İran’la devam eden ve çözüm üretilmemiş olan ‘karşılıklı abluka’nın getirdiği sorunların çözümüne kapı aralamanın yolunun bulunması hem de Çin ile Busan Zirvesi vasıtasıyla geçici olarak uzlaşılan ‘Ticari Ateşkes’in’ yenileme döneminin yaklaşıyor olması ana çatıyı teşkil ediyor diye düşünüyorum.</strong></p>
<p><strong>Ticari ateşkesin kalıcı hale </strong><strong>gelmesi en önemli konu</strong></p>
<p>Zira; İran’a savaş süresince Çin tarafından verilen destek ve ablukanın Çin’in enerji teminini çok büyük ölçüde kısıtlaması, Başkan Trump’ın Çin ziyaretinde ele alınmayacaksa başka ne zaman ele alınacak diye düşünmeden edemiyor insan. Nitekim bu soru Başkan Trump’a sorulduğunda; <strong>İran meselesinin Çin’de gündeme gelmesini amaçlamadığını, esas konunun Çin ile yapılan ticaret ve Amerika’nın bu ülkeye olan ticaretinin artırılması olduğunu belirtti.</strong></p>
<p>Busan’da varılan ‘Ticari Ateşkes’in’ kalıcı hale getirilmesi ise yine en önemli konu olarak gözüküyor.</p>
<p>Başkan Trump’ın gezisine 17’den fazla üst düzey yönetici ve CEO’nun eşlik ediyor olması odak noktasını ticarete çeviriyor ve bu bağlamda yukarıda belirttiğim Trump’ın söylemini doğruluyor.</p>
<p>İş dünyasının temsilcileri arasında en dikkat çekici olanlar Elon Musk (Tesla), Tim Cook (Apple), Larry Fink (BlackRock), David Solomon (Goldman Sachs), Brian Sikes (Cargill), Jane Fraser (Citigroup), Michael Miebach (Mastercard), Ryan McInerney (Visa) ve Boeing CEO’su Kelly Ortberg. Nvidia CEO’su Jensen Huang ise son anda bu gruba eklendi.</p>
<p><strong>Nvidia CEO’sunun gruba eklenmesi, üzerinde konuşulacağı düşünülen nadir elementler konusunun da gündemde olacağını hemen hemen kesinleştirdi.</strong> ABD, kalıcı bir nadir toprak elementleri anlaşması isterken, Çin’in beklentisi yarı iletken ihracat kısıtlamalarının hafifletilmesi. <strong>Sanırım bu ziyaretin bir başka önemli konusu bunlar olacak, çünkü her iki taraf için de hayati öneme sahip bir sorun bu.</strong></p>
<p>Elon Musk ise Çin’de Tesla araçları için otonom sürüş onayı beklentisi içinde.</p>
<p>Bütün bunların yanında, Çin’in, Boeing’in yıllarca Çin pazarından dışlanmasının ardından potansiyel bir dönüm noktası olarak 500 adede kadar Boeing 737 MAX uçağı satın almak için ileri düzeyde görüşmeler yürüttüğünü biliyoruz. <strong>Böyle bir satışın gerçekleşmesi, Trump açısından Çin ziyareti sonrasında ülke içine satabileceği bir değer haline dönüşebilir</strong>. <strong>ABD tarafı ayrıca, yıllık 25 milyon metrik ton Amerikan soya fasulyesi ihracatı için Çin’den uzun vadeli bir taahhüt de istiyor.</strong></p>
<p><strong>Tayvan konusu </strong><strong>önemli bir başlık</strong></p>
<p>Trump-Xi görüşmelerine ilişkin Çin açıklamaları ziyaret öncesi daha çok Tayvan’a odaklanmış durumdaydı. Çin Dışişleri Bakanlığı, Salı günü ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyaretine ilişkin bir soruya yanıt verirken, Çin’in ABD’nin Tayvan’a silah satışına yönelik tutarlı ve net muhalefetini yineledi.</p>
<p>ABD medyasındaki haberlerde, Trump, 13 Mayıs’ta başlayan ve bugün sonra erecek olan devlet ziyareti sırasında ABD’nin Tayvan’a silah satışını görüşmeyi planladığı bilgisi yer alıyordu.</p>
<p>Buna karşılık, Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Guo Jiakun, Başkan Trump’ın Çin ziyaretinde, iki ülkenin devlet başkanlarının Çin-ABD ilişkileri ile dünya barışı ve kalkınmasını ilgilendiren önemli konuları derinlemesine görüşeceklerini söyledi.</p>
<p><strong>Guo Jiakun, “Çin’in ABD’nin Tayvan bölgesine silah satışına karşı tutumu tutarlı ve nettir” diye de ekledi. </strong></p>
<p><strong>Çin’in kırmızı çizgisi ‘Tayvan’; o kesin. </strong></p>
<p><strong>Bu gezi ile oluşan genel beklenti, Başkan Trump’ın; Çin ile devam eden dengeli ilişkiyi ekonomik açıdan geliştirmesi ve bir taraftan ABD’ye fayda sağlayacak ilişkilerle ve Çin tarafına verilecek ekonomik tavizlerle ‘adaletli ve karşılıklılık ilkesine uygun’ ekonomik ve politik bir çerçeve sunması.</strong> Bu kısa gezi süresince bütün bunlar gerçekleştirilebilir mi ya da ne kadar ilerleme sağlanabilir göreceğiz elbette.</p>
<p>Çin Devlet Başkan Xi Jinping’in; ‘‘Çin-ABD ilişkisi, dünyanın en önemli ikili ilişkilerinden biridir ve devlet başkanlığı diplomasisi her zaman bu ilişkinin “istikrar sağlayıcı çıpası” olmuştur” açıklaması bence karşılıklı ilerleme konusunda Çin’in de istekli olduğunun göstergesi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trumpin-tarihi-cin-gezisinden-neler-beklemek-lazim-79363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/3/1280x720/si-1778820147.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trump’ın tarihi Çin gezisinden neler beklemek lazım? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kizil-metalin-sessiz-devrimi-79362</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kızıl metalin sessiz devrimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Savaşlar dünyada sanayi sektörünü sarsar. Söz konusu olan Hürmüz Boğazı gibi hayati bir geçiş noktasıysa, büyüme tahminlerinin düşmesiyle endüstriyel metallerin fiyatları geriler. Ancak büyüme beklentileri zayıflarken, doktora derecesine sahip olan bakır ayakta kalıyor. Bakır fiyatı iki ayda yüzde 25 yükseldi.</p>
<p>Bu direncin arkasında ciddi bir üretim dar boğazı var. Savaş nedeniyle bakırın işlenmesinde kullanılan ham maddelere ulaşım zorlaştı. Büyük üreticiler maliyet artışlarıyla ve operasyonel sıkıntılarla boğuşuyor. Arz tarafındaki tıkanıklık sürerken, Çin her fiyat düşüşünü fırsata çeviriyor. Yaptığı yüklü alımlarla fiyatların altına sağlam bir zemin oluşturuyor.</p>
<p>Bakır algısının tamamen değişeceğini, bu emtianın sadece bir inşaat malzemesi değil, stratejik bir güç olacağını birkaç yıldır yazıyorum. Yapay zekâ altyapısı, yeşil enerji dönüşümü ve modern savunma sistemleri inanılmaz miktarda bakır tüketiyor. Yanı sıra büyük bir arz açığı da yaşanıyor. Savaş bittiğinde ve lojistik yollar yeniden açıldığında, bakırın küresel ekonomideki yapısal gücü daha net görülecektir. Artık karşımızda sadece bir sanayi metali değil; yeni dünyanın enerji mimarisini inşa eden stratejik bir unsur var. Maden sahalarındaki yetersiz yatırımlar ve artan teknolojik ihtiyaçlar, bu metali önümüzdeki dönemin en kıymetli varlıklarından birisi yapabilir. Bakıra sahip olanların, global büyüme hızını da tayin edeceği bir döneme giriyoruz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kizil-metalin-sessiz-devrimi-79362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kızıl metalin sessiz devrimi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cok-iyi-seyler-de-oluyor-79361</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çok iyi şeyler de oluyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Günümüzde çok popüler bir kavram olarak tartışılan evrensel temel gelir ilk bakışta cazip görünebilir. Ancak bir kez daha gördüm ki insanların ihtiyacı olan rahat bir yaşam değil, kendi çabası ile kurulmuş rahat bir yaşam. Üretken bir birey olmanın verdiği manevi tatmin ile taçlandırılan bir yaşam...</strong></p>
<p>Mesleğim ve global piyasaların gidişatı gereği tüm Türkiye’de dolaşıp yatırımcılarla ve iş insanları ile bir araya geliyorum. Sadece ekonomik gelişmeleri tartışmak artık yetersiz kaldığı için jeopolitik olayları da tartışarak şirketlerimiz için bir yol çizmeye çalışıyoruz. Dışarıdan bakıldığında birer iş gezisi gibi görünen bu aktiviteler aynı zamanda dostlukların kurulması ve benim gibi ekran karşısında yaşayan insanların çok daha somut gerçeklere temas etmesini de sağlıyor. Bu önemli. Zira örnek vermek gerekirse benim için ekrana baktığımda petrol fiyatları kabul edilebilir ölçüde bir artış gösterdi ancak fiziki işlem yapanlar açısından çok daha farklı ve büyük bir kriz söz konusu.</p>
<p><strong>ZEKİ’de engelli bireyler, </strong><strong>‘laf olsun’ diye çalışmıyor</strong></p>
<p>Geçtiğimiz günlerde Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nin daveti neticesine kendilerini ziyaret ettim. OSB’yi gezerken uğradığımız yerlerden bir tanesi de ZEKİ (tam açılımı ile Zihinsel Engelliler Korumalı İş yeri )  Yaşam Merkezi oldu. Engelli kardeşlerimizin ülkemizin önde gelen sanayi tesislerinin amblemleri altında çalıştığı bu merkezde mutlu ve üretken insanlarla karşılaştık. Çoğu kez toplumun gerekli düzenlemeleri yapmaması nedeni ile sosyal ve iş yaşamının dışında kalmak zorunda olan bireylerin bu merkezde regülasyonlar gereği laf ola değil ücreti mukabilinde ve disiplinli bir şekilde çalıştıklarına şahit olduk. Günümüzde çok popüler bir kavram olarak tartışılan evrensel temel gelir ilk bakışta cazip görünebilir. Ancak bir kez daha gördüm ki insanların ihtiyacı olan rahat bir yaşam değil, kendi çabası ile kurulmuş rahat bir yaşam. Üretken bir birey olmanın verdiği manevi tatmin ile taçlandırılan bir yaşam. Bir sonraki durağımız ise yine OSB içinde kurulmuş olan Meslek Lisesi oldu. Her ekonomik model, modelin iyi kotu olmasından bağımsız, kendi eğitim sistemini de beraberinde getirir. Türkiye’deki çok sayıda üniversite vs az sayıda meslek lisesi ülkenin ekonomik modeli ile tam uyumlu değil. Okulun gerek sosyal olanakları gerekse Müdürünün eğitim konusuna olan yaklaşımı son derece çarpıcıydı.</p>
<p><strong>Manisa OSB, çok iyi işler </strong><strong>çıkartabileceğini gösteriyor</strong></p>
<p>Sonuç olarak BYD arazisi henüz boş bir şekilde duruyor olsa da Manisa OSB bizlere Türk insanının/sanayicisinin doğru bir vizyon ve planlama ile çok iyi işler çıkartabileceğini gösteren girişimlerden bir tanesi. Thomas Kuhn paradigma değişikliği kavramını tanımladığı kitabı The Structure of Scientific Revolutions’ta dünyanın merkezde olduğu evren vs güneşin merkeze geçtiği evren anlayışını kullanır. Bu iki anlayış tamamen uzlaşamaz konumdadır ve hiçbir şekilde kademeli bir geçiş söz konusu olamaz. Şimdi benzer bir değişimin eşiğindeyiz. Sadece çalışanların sayısı olarak değil, bilinç, sermayenin kontrolü, iş gücü kavramının tanımlanması vb konularda da nasıl hareket edileceğine şimdiden karar vermez ve konuyu Silikon Vadisi’nin liderleri gibi bir avuç insana bırakırsak dünya vs güneş değişimi kadar radikal bir değişimle karşı karşıya kalacağız. OPEC,DTO, BM , NATO gibi hayatımızda hep var olan kısaltmaların teker teker çatırdaması, enerji rotalarının kökünden değişmesi, stabilcoinler üzerinden yeni bir finansal mimari çabası, Çin’in 21. yüz yılda standartları belirleme iddiası, “bilinçlenebilecek” bir yapay zeka, üretimin girdilerinden bir tanesi olarak tanımlanırken işgücü kavramına indirgenen insanın robotik teknoloji ile olan ilişkisi gibi toplumun tamamını ilgilendiren ve çözmek için sadece siyasete değil dine, felsefeye, yeni ekonomik modellere ihtiyacımız olacağı bir döneme giriyoruz. Ekonomik ve sosyal yapımızı ne kadar hızlı bir şekilde yeniden düzenleyebilirsek yaşayacağımız şok o oranda az olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/cok-iyi-seyler-de-oluyor-79361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çok iyi şeyler de oluyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefinde-artisin-para-ve-maliye-politikalarina-etkisi-79360</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyon hedefinde artışın para ve maliye politikalarına etkisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Merkez Bankasının bu hafta açıkladığı yılın ikinci Enflasyon Raporu, ekonomi politikaları açısından önemli bir kırılmaya işaret etti. Merkez Bankası, 2026 yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 16’dan yüzde 24’e yükseltirken yıl sonu gerçekleşme tahminini de yüzde 26 olarak açıkladı. Üçüncü yılını geride bıraktığımız dezenflasyon programı için öngörülen yeni hedefler ekonomi programının seyri adına da önemli ipuçlarını içeriyor.</p>
<p>Öncelikle hedefteki artışın detaylarına bakalım…</p>
<p><strong>Enerji ve gıda fiyatları en büyük risk alanı</strong></p>
<p>Enflasyon hedefinde yapılan artışın en önemli etkeni enerji fiyatları kaynaklı oldu. Petrol ve doğal gaz fiyatlarında savaş kaynaklı yükselişin beklenenden daha uzun süre devam edeceği anlaşılıyor.</p>
<p>Bir diğer önemli değişiklik ise gıda fiyatlarına ilişkin beklentilerde görüldü. Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası bir önceki Enflasyon Raporu’nda, olumlu yağış koşulları nedeniyle gıda fiyatlarında belirgin bir gerileme olacağını öngörüyordu. Ancak yılın ilk dört ayında taze meyve ve sebze fiyatları yüzde 56,6 artarak bu beklentinin oldukça üstünde gerçekleşti.</p>
<p>Üstelik savaşın sürmesi ve enerji fiyatlarının yüksek seyrini koruması halinde yalnızca taze meyve ve sebze değil, genel gıda fiyatlarında da yukarı yönlü baskının devam etmesi olası görünüyor. Ulaştırma maliyetlerindeki artış ile petrokimya ürünlerine bağlı ambalaj maliyetlerindeki yükseliş, gıda enflasyonunu daha geniş bir alana yayıyor.</p>
<p><strong>Revizyona rağmen Merkez Bankası tahminleri iyimser tarafta</strong></p>
<p>Merkez Bankasının değerlendirmeleri, enflasyonun mevcut tahminlerin de üzerine çıkabileceğine işaret ediyor. Bunu tetikleyen temel unsurlar ise şöyle sıralanıyor:</p>
<p>- Orta Doğu’daki savaş nedeniyle petrol ve doğal gaz fiyatlarının yükselmesi</p>
<p>- Küresel gıda fiyatlarındaki artış ve gıda arzında yaşanan bozulmalar</p>
<p>- Arz yönlü şoklarda artış</p>
<p>- Beklentilerde atalet</p>
<p>Özellikle arz yönlü risklerin artması, enflasyonla mücadelenin faiz politikasıyla yönetilmesini daha da zorlaştırıyor.</p>
<p><strong>Para politikası duruşunda değişim olur mu?</strong></p>
<p>Merkez Bankası yalnızca 2026 değil, 2027 yıl sonu tahmininde de önemli revizyona gitti. Bunun bir sebebini savaşın ekonomik etkilerinin daha uzun süreli olacağı yönündeki beklenti olarak okuyorum.</p>
<p>Ancak bu durum aynı zamanda para politikası duruşunda da bir değişikliği ima ediyor. Zira 2027 yıl sonunda yüzde 15’e götürecek duruş, bir önceki hedef olan yüzde 9’dan oldukça farklı patikaya işaret ediyor.</p>
<p>Burada dikkat çekici olan bir diğer unsuru da ekonomi yönetiminin, şokun büyüme üzerindeki olumsuz etkisini, enflasyona kıyasla daha az tolere edilebilir görmesi olarak okuyorum.</p>
<p><strong>Ücret politikalarında revizyon kaçınılmaz olabilir</strong></p>
<p>Enflasyon tahminlerindeki yukarı yönlü revizyon, ücret politikalarında güncelleme ihtiyacını da giderek artırıyor. Çünkü asgari ücret, emekli aylıkları ve kamu personeli maaş artışları belirlenirken esas alınan enflasyon varsayımları ile bugün ortaya çıkan yıl sonu beklentileri arasında ciddi bir fark oluştu. Bu farkın sosyal ve ekonomik etkileri önümüzdeki dönemde daha da artacaktır.</p>
<p><strong>Kur politikası değişebilir mi?</strong></p>
<p>Enflasyonun beklenenden daha yüksek gerçekleşme ihtimali, kur ve rezerv politikaları açısından da yeni bir denge arayışını gündeme getirebilir.</p>
<p>Yılbaşından bu yana reel kurda yaşanan hızlı değerlenme, ihracatçılar üzerinde ciddi maliyet baskısı oluşturdu. Özellikle tekstil sektörü başta olmak üzere birçok ihracatçı sektörün uzun süredir kur politikası konusunda serzenişte bulunduğunu görüyoruz. Yüksek enflasyon, önümüzdeki dönemde reel kurun seyrinde daha farklı bir yaklaşımın gündeme gelmesine neden olabilir.</p>
<p><strong>Kamu maliyesinde yeni tedbirler gündeme gelebilir</strong></p>
<p>Türkiye’nin görece düşük bütçe açığı ve kamu borç stokunun milli gelire oranı önemli bir tampon oluşturuyor. Ancak yüksek enflasyon ortamının yarattığı kamu giderleri ve Hazinenin borçlanma maliyetlerindeki artış, kamu maliyesi tarafında yeni tedbirlerin gündeme gelmesi ihtiyacını ortadan kaldırmıyor.</p>
<p>Yakın zamanda varlık barışı gibi gündeme gelen tedbirlerin önümüzdeki dönemde vergi kalemlerinde artış ve/veya kamu ödeneklerinde kesintiler olarak karşımıza çıkması olası görünüyor.</p>
<p>Özetle, Merkez Bankasının yaptığı enflasyon hedefindeki revizyonun etkilerini yakın zamanda ekonomi politikalarında görebiliriz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefinde-artisin-para-ve-maliye-politikalarina-etkisi-79360</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/hesap-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyon hedefinde artışın para ve maliye politikalarına etkisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonu-degil-cozumu-guncelleyin-79359</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enflasyonu değil, çözümü güncelleyin</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ateşi düşüremeyen doktor, dereceyle oynarmış. Bizim ekonomi yönetimi, tutturamadığı hedefleri “güncelleme şalı” ile örtme kolaylığında. Tuhaftır ki onlar dahi bu saçmalıklara inanmıyorlar.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Enflasyon başat sorun. <strong>Fiyat artış hızını</strong> anlatıyor. Sıfıra dahi inse, fiyatların geldiği düzeyde kalıyor ve buna da zaten <strong>hayat pahalılığı</strong> diyoruz. Merkez Bankası’nın asıl işi <strong>fiyat istikrarını</strong> <strong>sağlamak</strong> ama bunu sadece enflasyon raporunda 2026 yılsonu rakamını <strong>%16’dan %24’e </strong>güncellemekle yetindi.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Şu anda herkes <strong>cebinde kendi TÜİK’iyle</strong> dolaşıyor, hiç kimse <strong>Merkez’in enflasyon hedefine</strong> inanmıyor. Hatta <strong>kendileri bile</strong>… Ancak piyasalar geleceği görme noktasında <strong>belirsizlik</strong> yaşıyor. Hedef koyup tutturamayan Merkez’in yüzünden <strong>hesap kitap </strong>şaşıyor, <strong>yönetime</strong> <strong>güven</strong> kökten sarsılıyor.</p>
<p><strong>BÜTÇE AÇIĞI VERME, PARA BASMA, KAYNAK AKTARMA…</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: <strong>Enflasyon söylemle düşmez</strong>. Rapor geyiği yapmakla da düşmez. Daha doğrusu <strong>enflasyonu üreten sebeplere odaklanmadıkça</strong>, sonuçlarıyla debelenip dururuz. Önerim; enflasyon üreten kamunun<strong> harcamalarına çekidüzen </strong>vermesi, yandaşa <strong>kaynak </strong>aktarmaması, <strong>para</strong> basmaması.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: Diyelim ki Merkez, yılsonu <strong>hedefini %26 yerine %30 hatta %50 veya %50 yapsa</strong>, hedef koydu dile enflasyon düşecek mi? <strong>Asla</strong>… Öncelikle Merkez’in <strong>varamayacağı</strong> hedefler, <strong>inanmadığı</strong> raporlar ve <strong>saçma sapan</strong> güncellemeler yapmaktan vazgeçmesidir. <strong>Lafla peynir gemisi asla yürümez</strong>.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Merkez Bankası’na dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>MB bunu neden yapıyor?</em></strong></p>
<p>Görevi gereği, <strong>hedef</strong> açıklıyor, <strong>rapor</strong> yayınlıyor. Zaten <strong>para politikasının patronu</strong> o. Ancak enflasyon artık <strong>Merkez’in kabiliyet alanı dışına taştı</strong>. Kamu doludizgin harcar, <strong>ivazsız para basılırsa</strong> anlamı yok.</p>
<p><strong><em>Güncelledik te ne oldu?</em></strong></p>
<p><strong>Hiçbir şey olmadı</strong>. Yetmezmiş gibi <strong>3 yılda hedefi 3 katına çıkarmakla</strong> kalmadı, 2027 yılsonu için <strong>%15</strong> hedefi koydu. Bir de “<strong>belirsizlikler nedeniyle</strong>” tahmin aralığı iletişimine ara vermişler. <strong>Ne demekse</strong>…</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>SEN ENFLASYON OLSAN, GÜNCELLENDİN DİYE DÜŞER MİYDİN?</strong></p>
<p>Sana “<strong>bu yılsonunda %24’e düşeceksin</strong>” deseler, <strong>enflasyon bunu emir telakki edip düşer mi</strong>? Biliyorum saçmaladım ama tek saçmalayan ben değilim<strong>. Efendiler, enflasyon armut değildir</strong>, olgunlaşınca kendiliğinden düşmez. <strong>Ağacı sallamalı</strong>. Bu da ancak <strong>kamuflasyonu terk</strong> ile mümkün.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>GÜNCELLEME LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Tahmin</strong>: Veri ve gözlemlere dayanarak gelecekteki olaya dair kesinlik taşımayan fikir yürütme</p>
<p><strong>Hedef</strong>: Kişi veya kurumun ulaşmak istediği, planlanmış eylemlerle varılacak sonuç, kazanım</p>
<p><strong>Güncelleme</strong>: Yeni veri ve olaylar ışığında tahmin aralığını ve hedefi yeniden belirleme gayreti</p>
<p><strong>Enflasyon güncellemesi</strong>: Koyduğu hedefi tutturamayan bizim Merkez’in hayal dünyası fantezileri</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyonu-degil-cozumu-guncelleyin-79359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/9/1280x720/para-tl-1778826657.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enflasyonu değil, çözümü güncelleyin ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefini-degistirsek-de-mi-tutturamasak-degistirmesek-de-mi-tutturamasak-2-79358</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> “Enflasyon hedefini değiştirsek de mi tutturamasak, değiştirmesek de mi tutturamasak!” (2)</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>✓ Merkez Bankası'nın yüzde 16 düzeyindeki enflasyon hedefini revize etmesi kesinlikle doğrudur.</strong></p>
<p><strong>✓ Doğrudur ama yeni oran daha gerçekçi belirlenseydi... Yüzde 24'lük yeni hedef de gerçekçi değildir.</strong></p>
<p><strong>✓ Dört aydaki yüzde 14,64'e sekiz ayda yalnızca yüzde 8,16 eklenirse yıllık yüzde 24 tutacak. Sekiz ayda yüzde 8,16 da aylık ortalama yüzde 0,99 demek...</strong></p>
<p>Başlığı hatırlayan okurlar çıkacaktır. Çok yakın zamanda, 24 Nisan’da kullandım. Enflasyon hedefi, ya değiştirilip tutturulamayacaktı ya da değiştirilmeyip tutturulamayacaktı. Merkez Bankası kararını verdi:</p>
<p><strong>“Enflasyon hedefi, değiştirilerek tutturulamayacak.”</strong></p>
<p>Merkez Bankası yılın ikinci enflasyon raporu çerçevesinde hem bu yılın, hem de 2027 ve 2028’in enflasyon hedeflerini revize etti. Tahmin aralığı uygulamasından da vazgeçildi.</p>
<h2>Revizyon doğrudur…</h2>
<p>Önce şunu söyleyeyim. Her ne kadar Merkez Bankası enflasyon hedeflerini ilke olarak sabit tutma kararlılığıyla yola çıkmışsa da savaş koşulları bu ilkeye bağlı kalmayı anlamsız hale getirmişti. Savaştan dolayı enflasyon hedeflerinin anlamı kalmamıştı. Dolayısıyla alınan revizyon kararı doğrudur. Merkez Bankası’nı <strong>“Ne oldu, hani hedeflerini değiştirmeyecektin”</strong> diye eleştirmek büyük haksızlıktır. Başta enerji ve hemen hemen tüm emtia fiyatları savaş yüzünden yukarı gitmişken Türkiye’nin bundan etkilenmemesi düşünülemez. Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerini revize etmesi bu yönden kesinlikle doğrudur.</p>
<h2>Ama gerçekçi olunursa doğrudur…</h2>
<p>Merkez Bankası 2026 yılının yüzde 16 düzeyindeki hedefini yüzde 24’e çıkardı.</p>
<p>2027 için yüzde 9 olan hedef yüzde 15’e, 2028 için yüzde 8 olan hedef de yüzde 9’a yükseltildi.</p>
<p>Merkez Bankası tahmin aralığı belirlemekten de vazgeçti. 2026 için yüzde 24’lük hedeften ayrı olarak yüzde 26’lık tahmin açıklandı. 2027 ve 2028’in tahminleri ise hedefle aynı oranda belirlendi.</p>
<p>Enflasyon hedefini yukarı çekmek ne kadar doğru ise, belirlenen yeni hedefler gerçekçi olmaktan o kadar uzak ve yapılan bu yönüyle hadi yanlış demeyelim de eksik.</p>
<p>Bu yılın enflasyon hedefini yüzde 24 olarak belirleyen Merkez Bankası örtülü olarak şunu söylüyor, şunu öngörüyor:</p>
<p><strong>“Yılın ilk dört ayında yüzde 14,64 artan enflasyona son sekiz ayda yüzde 8,16 daha eklenecek ve böylece yüzde 24 tutacak.”</strong></p>
<p>Sekiz ay için yüzde 8,16, aylık ortalama artışın yüzde 0,99’da kalmasını gerektiriyor.</p>
<p>Sekiz ay boyunca aylık ortalama yüzde 1 bile değil, yüzde 0,99 artış!</p>
<p>Bir başka oran daha vereyim… Eğer yıl yüzde 24’te kapatılabilirse ilk dört aydaki gerçekleşmenin yıllık orandaki payı yüzde 61’e ulaşmış olacak. Oysa son yirmi yılın ortalaması ilk dört ayın yıllıktaki payının yüzde 38 dolayında olduğunu gösteriyor. Yani ilk dört ay-son sekiz ay dengesi bu yıl geçmiş yılların ortalamasına göre tam anlamıyla yer değiştirecek!</p>
<p>İşte bunun için diyorum ya<strong> “Enflasyon hedefi, değiştirilerek tutturulamayacak”</strong> diye…</p>
<h2>Aylık yüzde 1,5 olsa bile…</h2>
<p>Merkez Bankası artık yarım ağız mı, çeyrek ağız mı bilinmez, kalan sekiz aylık dönemde aylık artışların yüzde 0,99 olacağını ima ediyor.</p>
<p>Geçelim 0,99’u; aylık artış bundan sonra yüzde 1,5 olsa bile yıllık oran yüzde 30’a dayanıyor.</p>
<p>Bu gerçekler ortada olduğuna göre Merkez Bankası <strong>“Ben hedefimi yüzde 24 olarak ilan ettim, tahminim de 26, ha 24 ya da 26, ha 29-30, çok da önemli değil, enflasyonu tutturmada başarısız olursam sonuçta hükümete bir mektup yazarım, olur biter”</strong> mi diyor acaba? Kim bilir!</p>
<h2>Bir karar verilse!</h2>
<p>Gerçekçi bir oran belirlenmemiş de olsa Merkez Bankası’nın hedefini değiştirmesinin doğru bir karar olduğu ortada. Ancak Merkez Bankası şu tahmin-hedef konusunda bir karar verse…</p>
<p>Geçen yıl üçüncü enflasyon raporuna kadar izlenen yol farklı, geçen yılın üçüncü ve dördüncü raporu ile bu yılın ilk raporunda izlenen yol farklı, bu yıl ikinci rapordan itibaren izlenen yol farklı.</p>
<p>Değişen koşullara göre farklı yollar belirleniyormuş; böyle söyleniyor.</p>
<p>Önce tahmin aralığı vardı, iki oranın arası da<strong> “hedefimsi”</strong> tahmindi.</p>
<p>Geçen yıl üçüncü raporda tahmin-hedef ayrımına gidildi, hatta üçüncü ve dördüncü raporlarda hedef tahmin bandının altında tutuldu.</p>
<p>Bu yılın ilk raporunda yine aynı ayrım vardı. Bu kez tahmin aralığı uygulaması terk edildi; hedefin yanında tek bir tahmin belirleme yöntemine geçildi. Bu da yalnızca 2026 için geçerli.</p>
<p>Biraz önce de aktardım; 2026’nın hedefi yüzde 24, tahmini yüzde 26. Sonraki iki yılın hedef ve tahmini ise aynı düzeyde belirlendi.</p>
<p>Yani bu yıl için deniliyor ki<strong> “Enflasyonu yüzde 26 tahmin ediyorum ama gerçekleştirmeye çalışacağım hedef yüzde 24”</strong>…</p>
<p>Bu biraz da <strong>“Bu ayki harcamam (örneğin) 30 bin lira olacak, tahminim bu yönde ama harcamamı 25 bin lirada tutmayı hedefliyorum”</strong> diyen vatandaşın durumuna benziyor. Ama bu vatandaşın yaşadığı kaygı yüzünden içi daralıyor da yapabileceği bir şey yok, çünkü harcamasını 30 bin lirada bile tutamayacağını biliyor; ama çaresiz bir şekilde hayal kuruyor. Merkez Bankası’nın da yüzde 24’ün de, yüzde 26’nın da hiç gerçekçi olmadığını görmekle birlikte daha gerçekçi davranamaması gibi…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/enflasyon-hedefini-degistirsek-de-mi-tutturamasak-degistirmesek-de-mi-tutturamasak-2-79358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi-faiz.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ “Enflasyon hedefini değiştirsek de mi tutturamasak, değiştirmesek de mi tutturamasak!” (2) ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79356</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasa haftayı nasıl kapatacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="Piyasa Haftayı Nasıl Kapatacak? | Ekonomi Masası | 15 Mayıs" src="https://www.youtube.com/embed/99f7QexC3no" width="700" height="450" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-79356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/6/1280x720/talip-masa-1778821970.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/dunya/pekinde-cetin-guc-pazarligi-79357</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Pekin’de çetin güç pazarlığı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a06a152de24e-1778819410.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında Pekin’de başlayan kritik zirve, iki ülke arasındaki kırılgan ticaret ateşkesinin ötesine geçerek teknoloji, enerji, savunma ve kritik madenler ekseninde yeni bir güç mücadelesine dönüştü. Dokuz yıl sonra bir ABD başkanının Çin’e yaptığı ilk ziyaret olma özelliği taşıyan görüşmelerde taraflar diplomatik tonunu korusa da, masadaki başlıklar küresel piyasalarda yeni dönemin sert pazarlıklarının işaretini verdi.</p>
<h2>Tayvan dosyası yeniden gerilimi yükseltti</h2>
<p>Xi Jinping’in görüşmenin açılışında “Tayvan sorunu yanlış yönetilirse çatışmaya dönüşebilir” uyarısı yaptı. Xi, Tayvan konusunun Çin-ABD ilişkilerindeki “en hassas mesele” olduğunu vurgularken, yanlış adımların iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirebileceğini söyledi. Bu çıkış, Washington’un Taipei’ye yönelik rekor silah satışlarının ardından geldi. ABD’nin son dönemde Tayvan için açıkladığı 11,1 milyar dolarlık savunma paketine ek olarak yeni bir paketin daha hazırlandığı belirtiliyor. Pekin ABD’nin Tayvan üzerindeki siyasi ve askeri desteğini sınırlamasını istiyor.</p>
<h2>Ticaret ateşkesi korunmaya çalışılıyor</h2>
<p>İki ülke geçen yıl karşılıklı olarak yüzde 100’ü aşan gümrük vergileriyle sertleşen ticaret savaşının ardından geçici bir ateşkes üzerinde anlaşmıştı. Pekin’de yapılan görüşmelerde bu sürecin uzatılması ve ekonomik ilişkilerin kontrollü biçimde yeniden dengelenmesi hedefleniyor. Trump’a eşlik eden iş dünyası heyeti zirvenin ekonomik önemini daha da artırdı. Tim Cook, Jensen Huang ve Elon Musk gibi isimlerin yer aldığı heyetin özellikle teknoloji, otomotiv ve yapay zekâ alanındaki ticari engelleri gündeme taşıdığı belirtiliyor.</p>
<p>Washington’un Çin’den daha fazla Boeing uçağı, soya fasulyesi ve ABD sığır eti alımı konusunda anlaşma aradığı ifade edilirken, tarafların ticari ilişkileri yönetmek için yeni bir “ABD-Çin Ticaret Konseyi” oluşturma ihtimali de değerlendiriliyor.</p>
<h2>İran ve Hürmüz denklemi masadaydı</h2>
<p>Zirvede enerji güvenliği de önemli başlıklardan biri oldu. Çin, İran petrolünün en büyük alıcısı konumunda bulunurken, enerji arzında yaşanacak uzun süreli aksamanın Pekin açısından da ciddi maliyet yaratabileceği belirtiliyor. Petrol fiyatlarında son aylarda yaşanan yükselişin ABD’de enflasyonu yeniden hızlandırması, Trump yönetiminin iç siyasi baskısını artırırken, Pekin ise kendisini küresel ekonomide daha istikrarlı bir aktör olarak konumlandırmaya çalışıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Kritik mineraller yeni cepheye dönüştü</span></h2>
<p>Zirvenin perde arkasındaki en kritik başlıklardan biri ise nadir toprak elementleri oldu. Çin’in küresel nadir toprak rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 91’ini kontrol etmesi, ABD açısından stratejik kırılganlık yaratıyor. Elektrikli araçlardan füze sistemlerine, yapay zekâ altyapısından savunma sanayisine kadar birçok kritik sektör Çin kaynaklı tedarike bağımlı durumda bulunuyor. Pekin’in son iki yılda bazı nadir toprak elementleri ve mıknatıs teknolojilerine ihracat kısıtlaması getirmesi, Avrupa ve ABD’de otomotiv üretiminde ciddi aksamalara yol açmıştı. Özellikle savunma sanayisinde kullanılan disprozyum, samaryum ve terbiyum gibi elementlerde yaşanan fiyat sıçramaları, Batılı ülkelerin tedarik güvenliği endişelerini büyüttü. Uzmanlara göre Washington artık tarifelerden çok Çin’in kritik mineraller üzerindeki hakimiyetini sınırlamaya odaklanıyor.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Trump ne istiyor?</span></h2>
<p>■ Çin’in nadir toprak elementleri ihracatındaki kısıtlamaları gevşetmesi<br />■ ABD şirketlerinin Çin’deki teknoloji ve yatırım erişiminin kolaylaştırılması<br />■ Boeing uçakları, soya fasulyesi ve ABD tarım ürünleri için yeni alım anlaşmaları<br />■ İran üzerinde baskı kurularak Hürmüz Boğazı’ndaki tansiyonun düşürülmesi<br />■ Yapay zekâ ve çip ticaretinde daha esnek bir zemin oluşturulması<br />■ Ticaret ateşkesinin uzatılması ve yeni tarife restleşmesinin önlenmesi</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Xi ne istiyor?</span></h2>
<p>■ ABD’nin Tayvan’a silah satışlarının sınırlandırılması<br />■ Washington’un Tayvan konusundaki diplomatik söylemini yumuşatması<br />■ Çinli teknoloji şirketlerine yönelik baskıların azaltılması<br />■ Yüksek teknoloji çiplerine erişimin kolaylaştırılması<br />■ ABD’nin gümrük tarifelerinde yeni artışlardan kaçınması<br />■ Çin’in küresel ekonomide “istikrarlı ortak” imajının güçlendirilmesi</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/dunya/pekinde-cetin-guc-pazarligi-79357</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/7/1280x720/trump-si-xi-1778819564.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Trump ve Xi; Tayvan, ticaret, İran ve nadir toprak elementleri üzerinden küresel güçlerini test ediyor. Çin tarafı Tayvan ve teknoloji baskılarını hafifletmek isterken, Washington İran, Hürmüz Boğazı, kritik mineraller konusunda Çin’den iş birliği talep ediyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yunanistanin-en-buyuk-yaban-mersini-ureticisi-oldu-ipsalada-266-donume-150-bin-fidan-dikecek-79355</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yunanistan’ın en büyük yaban mersini üreticisi oldu, İpsala’da 266 dönüme 150 bin fidan dikecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BATI </strong>Trakya Türklerinin efsanevi lideri Dr. <strong>Sadık Ahmet</strong>’in oğlu, DCT Trading’in Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Levent Sadık Ahmet</strong>’in öyküsünü COVID-19 pandemisinin dünyayı kasıp kavurduğu günlerde, Ağustos 2020’de buluştuğumuzda dinlemiştim.</p>
<p>Keşanlı Yönetici ve İşadamları Derneği (KEYİAD) Başkanı <strong>Ahmet Eler, </strong>Birleşmiş Markalar Derneği (BMD) Başkanı <strong>Sinan Öncel, </strong>Arzum Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Murat Kolbaşı, </strong>Prof. <strong>Murat Ferman </strong>ve <strong>Levent Sadık Ahmet</strong>’in katıldığı bir buluşma organize etmişti.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a069f77cc75b-1778818935.jpg" alt="" width="700" height="525" />
<figcaption><strong>Mehmet Çavuşoğlu, Barış Mustafa, Levent Sadık Ahmet, Onur Musfata</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>o buluşmada bana bir broşür uzatıp, anlatmıştı:</p>
<p>-          <strong>2015 yılında Gümülcine Yaka’da bölgenin adını taşıyan bir kiraz paketleme fabrikası kurdum. Yaka ve yakın çevresinde kiraz üretimi başarılı. 80’den 1400 rakıma kadar alada kiraz topluyoruz. Hasat Mayıs’ta başlıyor, Temmuz ayında bitiyor.</strong></p>
<p>Paketledikleri kirazları çoğunlukla Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini bildirmişti:</p>
<p>-          <strong>Yunanistan’da iç pazara satışımız yok. Avrupa ülkelerinin yanı sıra başta Hong Kong olmak üzere bir miktar da Asya’ya ihracatımız var.</strong></p>
<p>Gümülcine’ye yaptığı yatırımla ilgili duygularını şöyle anlatmıştı:</p>
<p>-          <strong>Babamın vefatından sonra ben 12 yaşındayken her şeyimizi bırakıp ayrıldığımız Gümülcine’ye yatırım yapmak benim için çok anlamlı oldu.</strong></p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet</strong>, son 2-3 yıldır her karşılaşmamızda davetini yineledi:</p>
<p>-          <strong>Birlikte Gümülcine’ye gidelim. Orada yaptığımız işleri görmeni çok isterim.</strong></p>
<p>Sonunda geçen hafta Perşembe gecesi karayoluyla Gümülcine’ye gittik. Cuma günü kiraz paketleme fabrikasının yanı sıra yaban mersini yetiştirdiği alanları gezdik. Dönüşte İpsala’da 266 dönümlük alanda süren hazırlıkları yerinde gördük.</p>
<p>Fabrikada önce yakın üst yönetim ekibiyle tanıştık:</p>
<ul>
<li><strong>Mehmet Çavuşoğlu: </strong>İlkokul arkadaşı ve ortağıyım. Asıl mesleğim inşaat mühendisi.</li>
<li><strong>Barış Mustafa: </strong>Sıra arkadaşıyız. Mali müşavirim. Yaka’da satış ve finansmana bakıyorum.</li>
<li><strong>Onur Mustafa Ahmet: </strong>İlkokul ve mahalle arkadaşıyım. Yaka’da Genel Müdürüm.</li>
<li><strong>Hakan Ali: </strong>Ziraat mühendisiyim. Yaka’da görev yapıyorum.</li>
<li><strong>Metin Mahmutlu: </strong>Makine mühendisiyim. 2020’den beri Yaka’dayım.</li>
<li><strong>Emrah Mustafa: </strong>Yaka’da işletme müdürüyüm.</li>
<li><strong>Hakan Halil: </strong>Ziraat mühendisiyim. 2021’de Yaka’da göreve başladım.</li>
<li><strong>Levent Kamiloğlu: </strong>Satış ve pazarlamaya bakıyorum.</li>
</ul>
<p>Ardından kiraz hasat sezonu hazırlıkları süren fabrikayı gezdik. <strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>tesiste ortam sıcaklığının 10 dereceyi geçmediğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Kirazların yıkandığı suyun sıcaklığı 3 derecedir. Soğuk zinciri ürün tesise girdiği andan itibaren devam ettiririz. Paketlendikten sonra soğuk zinciri bozmayan donanıma sahip TIR’lara, kamyonlara yüklenirken de, yükleme alanını soğuturuz.</strong></p>
<p><strong>Onur Mustafa Ahmet, </strong>kiraz paketleme bandının ayrıştırma bölümünde 35 farklı sensörün farklı açılardan görüntüleme yaptığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bandın bu bölümünde saniyede 110 kiraz geçer…</strong></p>
<p>İstihdamda kadın ağırlığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Tesisimizde kadın çalışan oranı yüzde 95 düzeyinde bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Bu tesisten çıkan ürünlerin tamamı ihracata gider…</strong></p>
<p>Fabrikanın bulunduğu bölgeyi tanıtmaya geçti:</p>
<p>-          <strong>Yaka Bölgesi, Yunanistan’ın Gümülcine şehrinin Kuzeybatısında Rodop Dağları’nın eteklerinde yer alıyor ve kiraz yetiştiriciliğinde 100 yılı aşkın geçmişe sahip.</strong></p>
<p>Bölgenin mikroklimasına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Rodop Dağları’nın sağladığı doğal koruma sayesinde bahçelerimiz kışın sert rüzgarından korunurken, yaz aylarında gündüz sıcak ve gece serin geçen iklim kliması yapısı kaliteli ürün elde etmemizi sağlıyor. Kısacası </strong>“Yaka”, <strong>kiraz üretiminin kalbinde bulunuyor.</strong></p>
<p>Üretici kimliklerini güçlendirme hedefiyle 2021 yılında <strong>“Bluefarm”</strong>ı kurduklarını belirtip sürdürdü:</p>
<p>-          “Bluefarm” <strong>bünyesinde </strong>“Yaka” <strong>bölgesinde satın aldığımız ve uzun süreli kiraladığımız 200 dönüm arazi üzerinde yaban mersini üretimine girdik. 2023 yılında ilk hasadımızı gerçekleştirdik. Kısa sürede Yunanistan’ın en büyük yaban mersini üreticisi olduk.</strong></p>
<p><strong>Onur Mustafa Ahmet, </strong>yatırım ve kapasite artışlarını sürdürdüklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu yılki kapasite artışımızla birlikte 70 bine yakın saksıda ekili yaban mersini fidanımız olacak.</strong></p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet</strong>’le İstanbul’a dönerken Edirne’nin İpsala ilçesindeki yeni yatırım alanına uğradık:</p>
<p>-          <strong>Eylül 2025’te kurduğumuz </strong>“Bluefarm Tarım Teknolojileri ve Üretim A.Ş.” <strong>ile Türkiye’deki üretim gücümüzü genişletmeyi hedefledik. 266 dönümlük arazimizde modern üretim altyapısını kuruyoruz. İpsala’da 62 bin saksı ile başlayıp 150 bine çıkacağız.</strong></p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>2002 yılında, öğrencilik günlerinde pamuk ticaretiyle çıktığı yolculukta Gümülcine Yaka’da kiraz paketleme tesisiyle üretime sıçradı… 2021 yılında <strong>“Bluefarm”</strong>ı kurup Yunanistan’ın önde gelen yaban mersini üreticisi konumuna yükseldi…</p>
<p>Eylül 2025’te de İpsala’da 5 milyon Euro’luk yaban mersini yatırımı için kolları sıvadı…</p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>200 dönümü Gümülcine’de, 266 dönümü de İpsala’da olmak üzere toplam 466 dönümlük alana yayılarak yaban mersini üretiminde iddialı noktaya ulaştı…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">5 dönümlük yaban mersini 200 dönümlük pamukla Aynı geliri sağlayabiliyor</span></h2>
<p><strong>DCT </strong>Trading Group’un Yaka’daki Genel Müdürü <strong>Onur Mustafa Ahmet, </strong>yaban mersini üretimiyle ilgili aşamaları şöyle anlattı:</p>
<ul>
<li><strong>İçinde özel toprak bulunan saksıya dikilen yaban mersini fidanı ilk yılında 300 gram meyve veriri.</strong></li>
<li><strong>İkinci yıl ürün miktarı 1.5 kilogram olur.</strong></li>
<li><strong>3’üncü yıl üretim 3 kilograma çıkar.</strong></li>
<li><strong>4’üncü yıl 4.5 kilograma ulaşır.</strong></li>
<li><strong>Sonraki 10-11 yıl boyunca fidan başına yaban mersini üretimi 4.5-5 kilogramla devam eder.</strong></li>
<li><strong>Bir fidanın ömrü ortalama 15 yıldır.</strong></li>
</ul>
<p>Yatırım maliyetini sordum, saksı başına rakamı paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Saksı başına yatırım maliyeti 25-30 Euro dolayında.</strong></p>
<p>Yaban mersininin kilogram başına ihracat gelirini merak ettim, Gümülcine’den Avrupa ülkelerine satış verisini ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Kilogram başına ihracat gelirimiz 10 Euro düzeyinde. Kirazda kilogram başına gelir de 3.5-4 Euro.</strong></p>
<p>Yaban mersini tarımının gelir avantajını daha iyi anlatmak için pamukla karşılaştırdı:</p>
<p>-          <strong>5 dönümlük yaban mersini tarımının geliri 200 dönümlük alanda gerçekleştirilen pamuk tarımıyla aynı düzeydedir.</strong></p>
<p>DCT Trading Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>yaban mersini tarımının gelir potansiyelini anlatmak için Polonya’yı örnek gösterdi:</p>
<p>-          <strong>Polonya’nın yıllık yaban mersini geliri 700 milyon Euro’yu buluyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yaban mersini saksılarını Yalova’daki ‘Agro Mini’den Aldığı teknolojiyle yönetiyor</span></h2>
<p><strong>YAKA </strong>Genel Müdürü <strong>Onur Mustafa Ahmet, </strong>hem fabrikanın yanı başındaki 15-20 dönümlük deneme bahçesini hem de yakın bölgedeki yaban mersini bahçesini gezerken şu noktaya dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>Toplam 60 bin saksının nemini, hangi aşamada su, gübre verebileceğimizi </strong>“yapay zeka” <strong>ile izliyoruz. Sistem saksıların ihtiyacıyla ilgili uyarı veriyor. Sistemi yöneten ekip ona göre devreye giriyor.</strong></p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>yaban mersini bahçelerini yöneten ekibe işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Şu anda 150 dönümlük alanı 4 kişilik ekiple yönetebiliyoruz. Bu kolaylığı bize Yalova’dan </strong>“Agro Mini”<strong>den aldığımız teknoloji sağlıyor.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İş Bankası’nın ‘Maxis’i ‘Bluefarm’a 1.5 milyon Euro yatırım yapacak</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a069f9eea3a9-1778818974.jpg" alt="" width="700" height="525" /></span><strong>DCT </strong>Trading Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Levent Sadık Ahmet’</strong>le gittiğimiz Gümülcine’de Başkonsolosumuz <strong>Aykut Ünal</strong>’la da buluşup sohbet ettik.</p>
<p><strong>Levent Sadık Ahmet, </strong>o sohbet sırasında <strong>“Bluefarm”</strong>ın ulaştığı yaban mersini başarısını perçinleyen gelişmeye işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Türkiye İş Bankası’nın iştiraki olan </strong>“Maxis Girişim Sermayesi”, “Bluefarm”<strong>a 1.5 milyon Euro yatırım kararı aldı. Bu gelişmeyi Kamu Aydınlatma Platformuna (KAP) gönderdiğimiz açıklamayla yatırımcılarımıza duyurduk.</strong></p>
<p>Bu işleme Rekabet Kurulu’nun 30 Nisan 2026’da onay verdiğini belirtti:</p>
<p>-          <strong>Kapanış işlemleriyle birlikte </strong>“Maxis Karma Strateji Girişim Sermayesi Fonu”, “Bluefarm”<strong>ın yüzde 21.43’ünü almış oldu.</strong></p>
<p>Ortaklığı şöyle yorumladı:</p>
<p>-          <strong>Bizim için son derece anlamlı ve stratejik bir adım olan bu ortaklık, yalnızca finansal katkı sunmuyor, aynı zamanda </strong>“Bluefarm Tarım”<strong>ın vizyonuna, iş modeline ve büyüme potansiyeline duyulan güveni teyit ediyor.</strong></p>
<p>Dünyada tarımın artık yalnızca klasik üretim faaliyeti olarak görülmediğinin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Gıda güvenliği, iklim değişikliği, verimlilik baskısı, ihracat rekabeti ve tedarik zinciri dayanıklılığı gibi başlıklar, tarımı stratejik sektörlerin merkezine taşıyor. Böyle bir dönemde güçlü kurumsal yatırımcının </strong>“Bluefarm”<strong>ın büyüme hikayesine ortaklığı çok kıymetli.</strong></p>
<p>Ortaklıkla ilgili yaşadığı şu duyguyu paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Benim için bir Batı Trakya Türkü olarak Türkiye ile Yunanistan arasında kurduğumuz bu üretim ve ticaret köprüsünün böyle güçlü işbirlikleriyle büyümesi ayrıca gurur verici.</strong></p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yunanistanin-en-buyuk-yaban-mersini-ureticisi-oldu-ipsalada-266-donume-150-bin-fidan-dikecek-79355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/5/1280x720/levent-sadik-ahmet-1778818923.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yunanistan’ın en büyük yaban mersini üreticisi oldu, İpsala’da 266 dönüme 150 bin fidan dikecek ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-su-faturalarina-indirim-79389</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa’da su faturalarına indirim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclis Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’na, Büyükşehir Belediyesi bürokratları, meclis üyeleri ve BUSKİ yöneticileri katıldı.</p>
<p>Gündem maddelerinin görüşüldüğü genel kurulda, su tarifesi kademe değişikliği ile evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleriyle ilgili önerge de görüşüldü. Doğrudan görüşülen önergeler, verilen arada Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşüldü. Aranın ardından önergeler oy birliğiyle kabul edildi. Alınan karara göre, eskiden 0-12 metreküp olan birinci kademe 0-15 metreküpe, 13-20 metreküp olan ikinci kademe 16-20 metreküpe çıkartılırken, 21 metreküp ve üzeri olan üçüncü kademe aynı kaldı. Ayrıca fatura kalemleri içerisinde yer alan bakım bedeli de kaldırılmış oldu. Öte yandan 1 Ocak 2026 tarihinde su faturalarına dâhil edilen ve BUSKİ tarafından tahsil edilerek ilçe belediyelerine aktarılan evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de faturalardan çıkarıldı. Alınan kararlar, 1 Haziran 2026 itibarıyla yapılacak endeks okumalarında geçerli olacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06d6c62598a-1778833094.jpeg" alt="" width="629" height="419" /></p>
<h2><strong>Yüzde 28 indirim</strong></h2>
<p>Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, 15 metreküpe kadar su kullanan kişi sayısının nüfusun 87’sine denk geldiğini açıkladı. Bunun da neredeyse Bursa'nın tamamına yakını olduğunu anlatan Başkan Vekili Biba. “15 metreküp kullanan bir kişiye, yapılan düzenleme ile yüzde 28 indirim sağlandı. Evinde daha az kişi olan, daha az tüketim yapanlara da yüzde 35 indirim sağlandı. Çok abartılı şekilde su kullananlar, 25 metreküp üzerinde tüketim yapanlara da yüzde 13 indirim yapıldı. Her 1 lira indirimin, bir buçuk milyon abonesi olan kuruma 1.5 milyon lira maliyeti vardır. Tüm Büyükşehir Belediyesi meclis üyelerine teşekkür ediyorum. Bu, meclisin başarısıdır” dedi.</p>
<h2><strong>Vatandaşın talebi dikkate alındı</strong></h2>
<p>Başkan Vekili Şahin Biba, su faturalarıyla ilgili her gün yüzlerce telefon aldığını söyledi. Vatandaşların bu konuda serzenişlerini de haklı bulduğunu belirten Başkan Vekili Şahin Biba, “Bir çalışma yaparak bununla ilgili bir düzenleme yaptık. Bundan sonra vatandaşlarımızın da tasarruf konusunda elini taşın altına koyması gerekir. Su, yalnızca günlük yaşamımızın bir parçası değildir. Aynı zamanda geleceğimizin en stratejik ve en hayati kaynağıdır. Dünyada ve ülkemizde yaşanan iklim değişiklikleri, kuraklık ve artan nüfus suyun ne kadar kıymetli olduğunu bizlere güçlü şekilde göstermektedir. Artık suyu sınırsız bir kaynak gibi görme dönemi sona ermiştir” diye konuştu.</p>
<h2><strong>“Düzenleme vatandaşımızın cebine yansıyacak”</strong></h2>
<p>Tasarruf edilen her damla suyun, geleceğe bırakılmış en değerli miras olduğunu vurgulayan Başkan Vekili Biba, bundan sonra Bursa’da suyla ilgili ayrı bir politika izlenmesi gerektiğinin altını çizdi. Yapılan her çalışmanın ana merkezinde su olması gerektiğini söyleyen Başkan Vekili Biba, “Bugün barajlarımız yüzde 100 seviyesinde dolmuş vaziyettir. Cenab-ı Allah’a hamdolsun. Ancak bu sınırsız bir kaynak değildir. Hiçbir zaman da olmayacaktır. Büyükşehir Belediyesi’nin gayretiyle oluşturulan düzenleme haricinde vatandaşlarımızın da tasarruf konusunu dikkate alması gerekir. Yaptığımız düzenleme vatandaşımızın cebine yansıyacak. Bir nebze rahatlatacak. Düzenleme, BUSKİ’nin sürdürülebilirliğini de dikkate alan bir düzenlemedir” diye konuştu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursada-su-faturalarina-indirim-79389</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/9/1280x720/bursada-su-faturalarina-indirim-1778833123.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba başkanlığında gerçekleştirilen BUSKİ Genel Kurulu’nda hem su tarifesinde vatandaşın faturasında indirim sağlayacak kademe değişikliğine gidildi hem de bakım bedelleri kaldırıldı. Ayrıca evsel katı atık toplama ve bertaraf bedelleri de su faturalarından çıkarıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayici-1-2-yil-daha-zorlanacak-79354</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Sanayici 1-2 yıl daha zorlanacak&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO) mayıs ayı meclis toplantısında EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ moderatörlüğünde düzenlenen panelde; İSO Danışmanı ve Quanta Danışmanlık Kurucu Ortağı Prof. Dr. İbrahim Turhan, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara ve Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu gündeme ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a069e04a9887-1778818564.jpg" alt="" width="700" height="467" />Ekonomik görünümü değerlendiren eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, hem içeride hem de dışarıda sanayicilerin içinde bulunduğu durumun zor olduğunu söylerken, “25 senedir bu ülkeyi takip ediyorum ve dünyayı, bu kadar böyle farklı zor koşulların bir araya geldiği bir dönem hatırlamıyorum” dedi. Şu anda ‘mükemmel bir fırtına’ olduğuna işaret eden Kara, “Genelde deriz ki, ‘Bu seneyi bir atlatalım, seneye düzelecek.’ Ancak öyle bir dünyada yaşamıyoruz. Mükemmel bir fırtına var, ama aynı zamanda iklim değişikliği var. Yani dünya değişiyor ve bu bahsettiğim faktörlerden içerisinde mesela bir Çin rekabeti var. Çin gümbür gümbür her sektörde geliyor. O yüzden Türkiye’nin kendine bir stratejik bir plan yapması lazım. Biz hangi alanlarda göreli güçlü olabiliriz? Bunların uzun vadeli planlamasına ihtiyaç var gibi görünüyor bu dönemde” dedi.</p>
<h2>Kur rejiminde geri adım yok</h2>
<p>Mevcut kur rejiminden geri adım atılmayacağını tahmin ettiğini söyleyen Kara, “3 sene gibi uzun bir süre boyunca bu tarz bir politika yürüttüğünüz zaman bundan böyle yumuşak çıkış olmaz. Ya bu enflasyon düşecek ya da bir noktada bir düzeltme olacak. Ama mevcut ekonomi yönetiminin yaklaşımı bunu sürdürüp enflasyonu düşürmek yönünde. O yüzden önümüzdeki 1-2 yıl boyunca da bu koşullar böyle kalacak. Makro baktığım zaman şunu görüyorum; böyle bir program var, bu uygulanacak. Bunun birtakım maliyetleri var, o maliyetleri de giderecek önlemler alınmaya çalışılıyor. Bu dönem öyle kolay kolay da geçmeyecek. Şöyle düşünmeyelim; ‘Biraz daha sıkalım dişimizi, bu kur sıçrar, patlar, biz tekrar eski modele döneriz.’ Artık başka bir dünya var; ona göre hareket etmek lazım” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kısa vadede konjonktürün çok kolay olmadığını anlatan Kara, ancak orta ve uzun vadede karamsar olmadığını, “Körfez’deki savaşın tozu dağıldığında Türkiye’nin olumlu ayrışabileceğini” düşündüğünü dile getirdi.</p>
<h2>Aslanoğlu: Kısa vadede cephane var</h2>
<p>Prof. Dr. Erhan Aslanoğlu da yaptığı değerlendirmelerde, mevcut ekonomi programını ve enflasyonla mücadele sürecini değerlendirirken uyarılarda bulundu. Programda içine sinmeyen iki temel noktayı parasal sıkılaşmanın yavaşlığı ve ‘bedel ödeme konusundaki isteksizlik’ olarak tanımlayan Aslanoğlu, sürecin uzamasının maliyetleri artırdığını vurguladı. Türkiye'nin geçmişte 2001 sonrası dönemde olduğu gibi hızlı sonuç alınan programlara alışkın olduğunu belirten Aslanoğlu, "Parasal sıkılaşma çok yavaş gerçekleştirildi. Biz ülke olarak 3-4 yıl süren programlara alışkın değiliz. Süreç uzadıkça sabırları zorlayan bir durum oluşuyor. Ayrıca enflasyon düşsün ama büyüme ve istihdam aksamasın isteniyor. Bu güveni tam kazanamadığınızda ekonomiyi yavaşlatmak zorundasınız ancak talep düşüşüyle şirket davranışlarının terbiye edildiği o dönemi tam yaşayamadık" dedi.</p>
<h2>Sanayi 4 yıldır yerinde sayıyor</h2>
<p>Dört yıldır sanayinin yerinde saydığını, ticaret ve hizmet sektörünün ise büyümeye devam ettiğini belirten Aslanoğlu, "Hizmet sektöründe fiyatlar ve ücretler artarken dolar bazında her şey pahalanıyor. Döviz kuru oynamayınca mal fiyatları makul iniyor ama hizmet enflasyonu yüksek kalıyor. Hedef 16 iken şirketler bütçesini 30’a göre yapıyor çünkü inanç tam oluşmadı" diye konuştu.</p>
<p>Türkiye’nin dirençli bir ülke olduğunu ve hane halkının altın/döviz varlıkları sayesinde net pozisyonunun pozitif olduğunu hatırlatan Aslanoğlu, "Her sürdürülemez şey bir süre sürdürülebilirdir. Ancak yağ yakayım derken kas yakmaya başlıyoruz. Sanayideki çeşitliliğimizi bu uzun süreçte kaybetmemeliyiz. Ekonomi yönetimi de bunun farkında, döviz kurundan ödün vermeden diğer taraflardan desteklerle süreci götürmeye çalışıyorlar. Kısa vadede hala cephanemiz var" ifadelerini kullandı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Turan: Adeta yeni bir ‘merkantilizm’ dönemi yaşanıyor</span></h2>
<p>Prof. Dr. İbrahim Turhan, yeni dünya düzeninin serbest piyasacı ve kuralcı bir yapıda olmadığını belirterek, "Bu düzen kurala ve hukuka göre değil güce göre, özgürlükler temelinde değil çıkarlar temelinde şekilleniyor. Adeta yeni bir merkantilizm yaşanıyor” dedi. Çin’in pandemi döneminde gerçekleştirdiği devasa yatırımlarla dünyada yüzde 35’lik bir kapasite fazlası yarattığını ve bunun tüm sektörlerde sürdürülemez bir baskı oluşturduğunu ekledi.</p>
<p>Türkiye’nin jeopolitik konumunun getirdiği sorumluluklara değinen Turhan, "Anadolu coğrafyasında ayakta kalabilmek için dünyadaki gelişmeleri yakından izlemek ve kendimizi ona uyarlamak mecburiyetindeyiz. Tarih boyunca bu coğrafya, dünyadaki büyük kırılmalara doğru reaksiyon verdiği ölçüde direnç göstermiştir. Teknolojik devrim ve yapay zeka ile asimetrik bir çatışma ortamına giren dünyada, bu gelişmeleri doğru anlamak zorundayız" ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/sanayici-1-2-yil-daha-zorlanacak-79354</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/9/1280x720/sanayi-1776403586.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eski Merkez Bankası Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara, şu anda mükemmel bir fırtına olduğuna işaret ederken, sanayiciler için zorlu koşulların kısa vadede değişmeyeceğine dikkat çekti. Kara, “Önümüzdeki 1-2 yıl boyunca bu koşullar böyle kalacak. Ona göre planlama yapmak gerek” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tek-hane-hedefi-2028e-otelendi-79353</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tek hane hedefi 2028’e ötelendi!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) yılın ikinci enflasyon raporunda beklenildiği gibi yüzde 16 olan ara hedefte revizyon yaptı ve tahmin aralığını kaldırdı. TCMB Başkanı Fatih Karahan, ara hedefin 2026 için 8 puan artışla yüzde 24'e, 2027 ara hedefinin 6 puan artışla yüzde 9'dan yüzde 15'e, 2028 ara hedefinin ise 1 puan artışla yüzde 8'den yüzde 9'a çıkarıldığını açıkladı. Uzmanlar 8 puanlık radikal bir revizyon olsa da yılsonu için yüzde 24 ara hedefi iyimser buldu, Başkan Karahan’ın enflasyonda tahmin aralığı iletişimine ara verdiklerini açıklayıp yıl sonu için yüzde 26 tek tahmin vermesini ise pozitif yorumladı.</p>
<p>Karahan toplantıda enflasyona yukarı yönlü risklerin daha fazla olduğunu sık sık yinelerken; savaşın süresi, etkisi ve direncinin negatif etkisi ile yine savaşın ekonomik aktiviteye yapacağı etkinin yaratacağı yavaşlamanın henüz tek bir yöne gitmediğini vurguladı. Karahan, ilki 11 Haziran’da açıklanacak olan politika faizi kararı konusunda ise tüm seçeneklerin masada olduğunu söyledi; ancak uzmanlar bunun politika faizi artışı ya da pas geçme olabileceğini belirtti. Karahan sunumunda uzun süre sıkılığın süreceğine de işaret etti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a069c438b79d-1778818115.png" alt="" width="600" height="273" /></p>
<h2>Daha uzun süre sıkı kaldığı görünüm</h2>
<p>TCMB Başkanı Karahan sunumunda ara hedef iletişimine geçtikleri Ağustos 2025’te olağanüstü şartlar olmadıkça ara hedefi değiştirmeyeceklerini söylediklerini hatırlatarak savaşın getirdiği olağanüstü koşullar nedeniyle değişim yaptıklarını belirtti. Tahminlerini oluştururken para politikası duruşunun önceki rapor dönemine göre daha uzun süre daha sıkı kaldığı bir görünüm esas aldıklarını söyleyen Karahan, ekonomi politikalarındaki eşgüdümün de devam edeceği varsayımını tahminlere yansıttıklarını kaydetti. Karahan yapılan güncellemenin sebeplerini şöyle anlattı:</p>
<p>● Küresel büyüme görünümüne ilişkin beklentiler jeopolitik gelişmelerin etkisiyle zayıfladı, bu nedenle, 2026 yılı için dış talep varsayımları aşağı yönde güncellendi.</p>
<p>● Jeopolitik gerilimin sonucu petrol fiyatlarında kuvvetli artışlar gözlendi. Belirsizlik devam etmekle birlikte petrol fiyatlarının yıl içinde kademeli olarak azalacağı varsayıldı. </p>
<p>● İthalat fiyatlarına ilişkin varsayımlar da belirgin şekilde yukarı yönlü güncellendi.</p>
<p>● Gıda fiyatları varsayımları yükseldi.</p>
<h2>Tahmin aralığı iletişimine ara verildi</h2>
<p>Karahan, savaş ve yüksek belirsizlik ortamının ara hedeflerdeki güncellemelerin yanı sıra "tahmin belirsizliğinin iletişimine dair yeniden gözden geçirmeleri de beraberinde getirdiğini" vurgulayarak belirsizliklerin tahmin aralıklarının mevcut ve gelecek belirsizlikleri ölçme yeterliliğine dair tartışmalara yol açtığını dile getirdi. Bu nedenle birçok merkez bankasının da iletişiminde tahmin aralığı yaklaşımına ara verdiğini söyleyen Karahan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>“İçinden geçtiğimiz yüksek belirsizlik ortamında ‘tahmin aralığı iletişimine’ ara vermenin yerinde bir yaklaşım olduğunu değerlendiriyoruz. Dolayısıyla bu rapor döneminde bir iletişim revizyonu eşliğinde, baz senaryo altında nokta tahminlerimizi ve kurul tarafından öne çıktığı değerlendirilen risk unsurlarını paylaşıyoruz. Enflasyonun 2026 yılsonunda yüzde 26, 2027 yılsonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yılsonunda yüzde 9’a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz."</p>
<h2>Yukarı yönlü riskler daha fazla</h2>
<p>Karahan, sunumunda ve soru cevap bölümünde enflasyona ilişkin yukarı yönlü risklerin daha fazla olduğunu belirterek petrol, doğalgaz ve gıda fiyatlarında yukarı yönlü risklerin aşağı yönlü risklere göre daha yüksek olduğunu belirtti. Ayrıca arz yönlü şokların sıklığı ve enflasyon ataletinin de yukarı yönlü risk oluşturduğunu söyleyen Karahan, tedarik zinciri kaynaklı şokların da üretim süreçlerini olumsuz etkilemesi nedeniyle yukarı yönlü risk olduğunu dile getirdi. Karahan; ancak savaşın gidişatının daha ılımlı olması durumunda petrol fiyatlarının temel varsayımlardan düşük kalarak enflasyon üzerinde aşağı yönlü etki yapabileceğini, işlenmemiş gıda grubunda arz yönlü gelişmelerin de kısa vadeli enflasyon görünümü üzerinde her iki yönde de etkili olabileceğini söyledi.</p>
<h2>Üst bandın daha genişlemesi doğru değil</h2>
<p>Soru cevap bölümünde ise en dikkat çeken açıklama Başkan Karahan’ın asimetrik faiz koridoru uygulamasını risklerin yukarı yönlü olduğu ortamda devam etmesini doğru bulduklarını söylemesi ve üst bantın geniş olmasının esneklik sağladığını vurgulaması oldu. Devamında Karahan fonlama faizini yüzde 40’e çektiklerini hatırlatarak önümüzdeki dönemde iki temel belirsizliğin savaşın gidişatına yönelik ile beklentilerin enflasyon görünümünü yukarı çekme potansiyeli olduğunu dile getirdi.</p>
<p>Karahan, ekonomik soğumanın net etkilerinin hangi yöne evrileceğinin önemli olduğuna dikkat çekerek belirsizlik biraz daha azalana kadar mevcut duruşun korunacağını kaydetti. Karahan, doğru para politikası kurgusu altında enflasyon görünümündeki bozulmanın sınırlanacağını daha sonra da iyileşeceğini değerlendirdiklerini belirterek, "Bundan sonraki kararımızda tüm seçenekler masada o dönemki enflasyon görünümüne, veri akışına ve haber akışına bakarak karar vereceğiz." dedi. Karahan ayrıca, üst bant kullanımının risk ortamında yapıldığını ve çok uzun süre kullanımının iletişim ve para politikası açısından doğru olmadığını söyleyerek üst bandın daha genişlemesini doğru bulmadıklarını, asimetrik banttın devamını sağlıklı değerlendirdiklerini ve değişiklik öngörmediklerini vurguladı.</p>
<h2>Kredi kısıtlarında bir değişiklik öngörülmüyor</h2>
<p>Başkan Karahan, ticari kredilerde, selektif kredilerde ve makro ihtiyati tedbirlerde ufak ayarlamalar yapılıp yapılmayacağı sorusunu yüksek enflasyonun maliyeti çerçevesinde yanıtladı. Dezenflasyonun maliyetinin dönem dönem konuşulduğunu ama enflasyonun kendisinin de çok yüksek bir maliyeti olduğunu kaydeden Karahan, bunun Türkiye açısından en temel ve en öncelikli konulardan biri olduğunu bildirdi. Karahan, yüksek enflasyonun gelir dağılımında bozulmaya sebep olduğunu, ekonomideki kaynakların verimli şekilde dağılmasına engel olduğunu ve bu vesileyle ekonominin potansiyel büyümesini aşağı yönde etkilediğini belirtti. Yüksek enflasyon ortamında birikimlerin yastık altında kaldığını ve yüksek dolarizasyon gördüklerini anlatan Karahan, bunun da ülkeyi dış şoklara karşı daha kırılgan hale getirdiğini söyledi.</p>
<h2>Petrolde 10 dolarlık artışın etkisi 3-4 milyar dolar</h2>
<p>Başkan Karahan bir soru üzerine cari dengenin 2025 yılsonunda 30 milyar dolar açık verdiğini ve bunun milli gelire oranının yüzde 1,9 olduğunu belirterek şunları söyledi: “2026 yılı başında özellikle dış ticaret dengesi kaynaklı bozulma gördük. İlk iki ayda savaş öncesi enerji fiyatları kaynaklı buraya ilave yük gelecek. Petrolde 10 dolarlık artışın cari dengede 3-4 milyar dolar arası etkide bulunacağını değerlendiriyoruz. Enerji dengesi bozulurken dış ticaret dengesi düzelebilir. Buna rağmen iyi noktadan başladığımız için 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının tarihsel ortalamaların altında kalacağını öngörüyoruz."</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">UZMANLAR ENFLASYON RAPORU TOPLANTISINI NASIL YORUMLADI?</span></h2>
<p><strong>Yeni hedeflerin tutma olasılığı düşük</strong></p>
<p>Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Kara: Enflasyon raporunda hedef ve tahminlerde sekiz puanlık revizyon yapıldı. Hedeflerin daha gerçekçi yere çekilmesi önemli olsa da yeni hedeflerin de tutma olasılığı oldukça düşük görünüyor. Hedef değişikliği bir parasal sıkılaşma ile birlikte gelseydi daha etkili olurdu. Merkez Bankasının basın toplantısında somut sıkılaştırıcı sinyal vermemesi enflasyon beklentilerinin daha da yukarı gitmesine neden olacaktır. Ayrıca cari işlemler açığı da biraz hafife alındı. Bütün bu kısıtlar altında savaş kısa sürede bitmezse merkez bankasının işi giderek zorlaşabilir.</p>
<p><strong>TCMB’ninki ‘askıda para politikası’</strong></p>
<p>Ekonomist Uğur Gürses: Merkez Bankası’nın kafası karışık. Bize bu yılın ilk enflasyon raporu toplantısında piyasanın sürekli yakın dönem gelişmelerin devam edeceği biçiminde algıladığını ve sislerin içinde kaybolduğunu söylemişti. İkinci enflasyon raporu toplantısında Merkez Bankası da ‘gelişmelere bakıp ben de siste kayboldum’ demiş oldu. Merkez Bankası bıçak sırtı bir noktada, politika faizini artırma konusunda sinyal vermedi, şimdilik gelişmelere bakacağız gibi bir ton ortaya koydu. Körfez savaşının belirsizliği ve etkileri anlaşılabilir ama Türkiye’deki ana enflasyon eğilimi yüzde 37-40’lık faizle devam edilerek hedefe yaklaştıracak mı? Dolayısıyla TCMB’nin bu tavrını ‘askıda para politikası’ olarak tanımlıyorum.</p>
<p><strong>Hedef ve tahmin hala oldukça iyimser</strong></p>
<p>QNB Türkiye Baş Ekonomisti Erkin Işık: Enflasyon hedef ve tahminleri, yapılan belirgin revizyona rağmen bu yıl için hâlâ oldukça iyimser görünüyor. Tahmin belirsizlik aralığı uygulamasına son verilmesi ise daha net bir iletişim açısından olumlu olmuş. Bununla birlikte, en kritik unsur belirlenen enflasyon patikasıyla uyumlu ve tutarlı bir para politikası çerçevesinin oluşturulmasıdır. Bundan sonraki süreçte, para politikasının orta vadeli enflasyon hedef patikasına dönüşü sağlayacak ölçüde sıkı olup olmadığı yakından takip edilecektir. Faizlerin uzun süre mevcut seviyelerde tutulacağına yönelik güçlü bir sözlü yönlendirme yapılması olumlu olabilirdi. Mevcut haliyle ise açıklamaların beklentiler üzerinde belirgin bir etkisi olmasını beklemiyorum.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tek-hane-hedefi-2028e-otelendi-79353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/3/1280x720/karahan-1778826153.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası, yılın ikinci “Enflasyon Raporu”nda hedef ve tahminlerinde beklentileri de aşan ölçüde yukarı yönlü güçlü revizyona gitti. Yüzde 16 seviyesindeki 2026 yılı enflasyon ara hedefi 8 puan artışla yüzde 24’e çıkarıldı. Ara hedefler 2027 için yüzde 9’dan 15’e, 2028 yılı için ise yüzde 8’den 9’a yükseltildi. Özellikle jeopolitik eksenli “yüksek belirsizlik nedeniyle” tahmin aralığı bant iletişimine ara verilirken, 2026 yılsonu enflasyon tahmini de yüzde 18’den 26’ya çıkarıldı. Tahminlerin üzerindeki seyir, beklentilerde bozulma ve Ortadoğu’daki savaş kaynaklı maliyet baskılarıyla enflasyonda yukarı yönlü risklerin arttığına işaret eden TCMB Başkanı Fatih Karahan, para politikası duruşunda “tüm seçeneklerin masada olduğunu” ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/plastik-ve-kaucuk-sanayisi-yesil-donusumle-yeniden-sekilleniyor-79379</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Plastik ve kauçuk sanayisi yeşil dönüşümle yeniden şekilleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DERYA KARAYAĞIZ TAHMAZ</strong></p>
<p>Türkiye’nin üretim ve ihracat odaklı sektörleri arasında önemli bir yere sahip olan plastik ve kauçuk sanayisi, 2026 yılında hem maliyet baskıları hem de yeşil dönüşüm gündemiyle yeni bir döneme giriyor. Ambalajdan otomotive, beyaz eşyadan inşaata kadar onlarca sektörün tedarik zincirinde kritik rol oynayan sektör, küresel talepteki dalgalanmalar, yüksek finansman maliyetleri ve Avrupa Birliği’nin çevre odaklı düzenlemeleri nedeniyle dönüşüm sürecini hızlandırıyor.</p>
<p>Sektörün ölçeği ise dikkat çekici boyutlara ulaşmış durumda. Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı’nın (PAGEV) 2025 Türkiye Plastik Sektör İzleme Raporu’na göre, Türkiye plastik sektörü yıllık yaklaşık 10 milyon ton üretim hacmi, 45 milyar dolara yaklaşan cirosu ve 7 milyar doların üzerindeki doğrudan ihracatıyla Avrupa’nın en büyük ikinci, dünyanın ise altıncı büyük plastik üreticisi konumunda bulunuyor.</p>
<h2>200 ülkeye ihracat yapılıyor </h2>
<p>Ticaret Bakanlığı’nın Kolay İhracat Platformu verilerine göre, Türkiye’nin plastik ve kauçuk ürünleri ihracatı 15,9 milyar dolar seviyesini aşarken, sektör yaklaşık 200 ülkeye ihracat gerçekleştiriyor. En büyük pazarlar arasında Almanya, İtalya ve ABD öne çıkıyor. Sektör 2024 yılında 35 milyar doların üzerinde ekonomik büyüklüğe ulaştı ve 2030’a kadar yıllık ortalama yüzde 8,4 büyüme potansiyeli taşıyor. Ancak özellikle petrokimya hammaddelerinde dışa bağımlılık, üretim maliyetlerini artırırken, enerji giderleri ve kur baskısının kârlılığı zorladığına dikkat çekiliyor. Buna rağmen Türk plastik ve kauçuk üreticileri, esnek üretim kabiliyeti ve güçlü ihracat altyapısıyla Avrupa başta olmak üzere pek çok pazarda rekabet gücünü korumaya çalışıyor.</p>
<h2>Avrupa Yeşil Mutabakatı üretim modelini değiştiriyor </h2>
<p>Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve sürdürülebilir üretim kriterleri, plastik ve kauçuk sektöründe üretim anlayışını doğrudan etkiliyor. Özellikle geri dönüştürülebilir hammaddeler, düşük karbon ayak izi ve enerji verimliliği yatırımları şirketlerin öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor. Sektörde son dönemde geri dönüşüm ve çevresel uyum yatırımları da hız kazanmış durumda. PAGDER ve PAGEV tarafından yürütülen “ikiz dönüşüm” projeleri kapsamında şirketler, karbon ayak izi ölçümü, enerji verimliliği ve dijital üretim altyapıları konusunda yeni yatırımlara yöneliyor.</p>
<p>PAGEV’in 2025 değerlendirmesine göre, plastik ve mamulleri ihracatı yılın ilk dört ayında 3,06 milyar dolara ulaşırken, sektörün kimya ihracatı içindeki payı yüzde 29,5’e yükseldi. Böylece plastik sektörü, kimya sanayisi içinde ihracatta ilk sıradaki konumunu korudu. Son dönemde birçok üretici, geri dönüştürülmüş plastik kullanım oranını artırmaya yönelik yatırımlara hız verirken, atık yönetimi ve döngüsel ekonomi uygulamalarına yönelik projeler de yaygınlaşıyor. Uzmanlara göre önümüzdeki dönemde yalnızca fiyat avantajı değil, çevresel uyum kapasitesi de ihracatta belirleyici olacak. Bu nedenle sektörün özellikle karbon salımı düşük üretim teknolojilerine yatırım yapması kaçınılmaz hale geliyor.</p>
<h2>Katma değerli üretim öne çıkıyor </h2>
<p>Türkiye plastik sanayisi, üretim kapasitesi açısından Avrupa’nın önde gelen ülkeleri arasında yer alırken, özellikle ambalaj, otomotiv yan sanayi, medikal ürünler ve teknik plastikler alanında büyümesini sürdürüyor. İç pazardaki talep dalgalanmalarına rağmen ihracatın sektörü ayakta tuttuğunu belirten sektör temsilcileri, katma değerli üretime geçişin önemine dikkat çekiyor.</p>
<p>Standart ürünlerde küresel rekabetin sertleşmesi nedeniyle firmalar, mühendislik plastikleri, savunma sanayisine yönelik teknik ürünler ve yüksek performanslı polimer çözümlerine yöneliyor. Elektrikli araç dönüşümünün de plastik kullanımını artırması bekleniyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, elektrikli ve otonom araç teknolojileri, daha hafif ve dayanıklı plastik-kompozit malzemelere olan talebi artırıyor. Özellikle otomotiv ve beyaz eşya sektöründeki dönüşüm, plastik üreticilerini daha hafif, dayanıklı ve enerji verimliliği sağlayan ürünler geliştirmeye zorluyor.</p>
<h2>Kauçuk sanayisinde otomotiv etkisi sürüyor </h2>
<p>Kauçuk sektörü ise özellikle otomotiv sanayisindeki üretim hareketliliğinden doğrudan etkileniyor. Lastik, conta, hortum, sızdırmazlık ekipmanları ve teknik kauçuk parçalar üreten firmalar, hem iç pazardaki araç üretimine hem de ihracat odaklı tedarik zincirlerine bağlı olarak üretim gerçekleştiriyor. Elektrikli araç dönüşümü kauçuk sanayisinde de yeni ürün ihtiyaçlarını beraberinde getiriyor. Daha hafif ve yüksek dayanımlı parçalar geliştirmeye yönelen sektör, Ar-Ge yatırımlarını artırırken teknik ürün üretiminde uzmanlaşmaya çalışıyor.</p>
<p>Öte yandan doğal kauçuk fiyatlarındaki küresel dalgalanmalar ve sentetik hammaddelerde yaşanan maliyet artışları sektörün en önemli sorunları arasında yer alıyor. TOBB Plastik, Kauçuk ve Kompozit Sanayi Meclisi tarafından yapılan değerlendirmelerde enerji ve hammadde maliyetlerinin sektör üzerinde ciddi baskı oluşturduğu vurgulanıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Geri dönüşüm yatırımları hız kazanıyor</span></h2>
<p>Plastik atıkların ekonomiye yeniden kazandırılması amacıyla yapılan yatırımlar da sektörün yeni büyüme alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Türkiye’de son yıllarda geri dönüşüm tesislerinin sayısı artarken, özellikle gıda dışı ambalajlarda geri dönüştürülmüş hammadde kullanımı yaygınlaşıyor. Sektör temsilcileri, plastik kullanımının tamamen ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığını, asıl hedefin sürdürülebilir kullanım ve etkin geri dönüşüm olması gerektiğini belirtiyor. Ambalaj, sağlık, lojistik ve gıda güvenliği gibi alanlarda plastiğin stratejik önemini koruduğuna dikkat çeken üreticiler, çevresel etkilerin azaltılması için teknolojik dönüşümün hızlandırılması gerektiğini ifade ediyor. Türkiye’de çevre politikaları kapsamında tek kullanımlık plastiklere yönelik düzenlemelerin de sıkılaştığı görülüyor. 2019’da başlayan ücretli poşet uygulamasında plastik poşet fiyatı 2026 itibarıyla 1 liraya yükselirken, sektör çevre dostu alternatifler ve geri dönüşüm yatırımlarına daha fazla kaynak ayırıyor. Önümüzdeki dönemde hem plastik hem de kauçuk sektöründe dijitalleşme, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim yatırımlarının daha da hız kazanması bekleniyor. Özellikle yapay zekâ destekli üretim sistemleri, akıllı fabrikalar ve veri tabanlı kalite kontrol uygulamaları sektörün rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında gösteriliyor. Türkiye’nin Avrupa’ya yakınlığı, güçlü üretim altyapısı ve hızlı teslimat kabiliyeti ise sektörün küresel tedarik zincirindeki stratejik konumunu korumasını sağlayan temel avantajlar arasında yer alıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/plastik-ve-kaucuk-sanayisi-yesil-donusumle-yeniden-sekilleniyor-79379</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/plastik-ve-kaucuk-1778824367.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin üretim ve ihracatta güçlü sektörleri arasında yer alan plastik ve kauçuk sanayisi, sürdürülebilir üretim, geri dönüşüm ve yüksek katma değerli yatırımlarla dönüşümünü hızlandırıyor. Avrupa pazarındaki güçlü konumunu koruyan sektör, teknoloji odaklı üretim modeli, esnek tedarik yapısı ve yeni nesil çevreci uygulamalarla küresel rekabette daha güçlü bir konuma hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/rapor-erdogana-sunuldu-saglikta-10-milyar-dolarlik-ithalati-onleyecek-adim-79377</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Rapor sunuldu: Sağlıkta 10 milyar dolarlık ithalatı önleyecek adım!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Savunma Sanayi Başkanlığı’nın sektöre yaşattığı büyük dönüşümle birlikte geldiği nokta, sağlık sektörünü de hareketlendirdi. Bu noktada sektör; sağlık alanındaki ürünlerin, ilaçların, tıbbi cihazın yerlileştirilmesi için çalışma yapacak, sektördeki kamu ve özel tüm oyuncuları aynı çatı altında toplayacak bir Sağlık Sanayi Başkanlığı kurulmasını talep ediyor. Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu’nun bu konuda hazırladığı kapsamlı bir rapor Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunuldu.</p>
<h2>MÜSİAD öncü olacak </h2>
<p>Sağlık sektöründe gelinen noktayı gazetecilere değerlendiren MÜSİAD Sağlık Sektörü Kurul Başkanı İhsan Şahin, ilaç ve sarf malzemelerindeki yıllık 10 milyar dolarlık açık verildiğine dikkat çekti. Yeni dönemde üretimi önceleyen sağlık ekosistemini oluşturmayı hedeflediklerini belirten Şahin, “Dışa bağımlı olmayan, kendi ayakları üzerinde duran, pandemi ve olağanüstü afet halleri gibi durumlarda acil sağlık ihtiyaçlarımızı yerli imkanlarla karşılayacak bir sistem planlıyoruz” dedi. Türkiye’nin ilaç ve sarf malzemeleri yanı sıra medikal cihazlardaki üretiminin artırılması gerektiğini belirten İhsan Şahin, hâlen yüzde 80 dışa bağımlı olunan bu alanda yıllık 10 milyar dolara yakın açık verildiğini söyledi. Sağlıkta planlama yaparken, yokluğu can güvenliği ve milli güvenliği tehdit edebilecek ürünlerin maliyetine bakılmaksızın üretilmesi gerektiğini kaydeden Şahin, ikinci olarak ise en çok açık verilen kalemleri belirleyip bunlardan üretime başlanmasının önemine işaret etti.</p>
<h2>Aynı çatı altında güç birliği </h2>
<p>Savunma Sanayi Başkanlığına benzer bir yapılanma önerisinin Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu tarafından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulduğunu söyleyen Şahin, “Sağlık alanındaki ürünlerin, ilaçların, tıbbi cihazın yerlileştirilmesi için öncelikle bunun kurulması lazım. Sağlık ekosistemindeki oyuncuları kamu ve özelde aynı çatı altında toplayabilirsek büyük bir hamle yapabileceğimize inanıyoruz” dedi. Sektördeki üreticilerin 11 bakanlık ve kurumla muhatap olduğunu kaydeden İhsan Şahin, bunun üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini; izin, ruhsat, belgelendirme, gümrük tarife tanımlamaları gibi süreçlerin başkanlık marifetiyle tek elden yürütülmesi gerektiğini aktardı.</p>
<h2>Teşvik değil alım garantisi </h2>
<p>İlaç ve sarftaki 10 milyar dolarlık cari açığın yaklaşık 5 milyar dolarının 20 kalem malzemeden oluştuğunu ifade eden Şahin, “Yaklaşık 1 milyar dolarlık bir yatırımla biz bu 5 milyar dolarlık ithalatı önleyici üretim yapabiliriz. Ve 5 yıl içerisinde cari açığı kapatıp artı 10 milyar dolar bu alanda gelir sağlayabiliriz” diye konuştu. Şahin sağlık sanayicileri olarak teşvik kapsamında para, arsa, vergi indirimi değil, sadece alım garantisi istediklerini belirtti. Türkiye’nin sağlık turizminde 10 milyar dolar fazla verdiğini kaydeden Şahin, “Bundan 20 yıl önce sağlık hizmetlerinde her yıl yaklaşık 4 milyar dolar yurtdışına sağlıkta kaynak aktaran bir ülkeydik. Şimdi artı 10 milyar dolar kazanıyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sıla Holding, Afrika’nın en büyük hastanesini teslime hazırlanıyor</span></h2>
<p>Bünyesinde sağlık sektörüne ilişkin 14 şirketi barındıran Sıla Holding’in hastane inşaatlarını tamamlayıp teslim ettiği ülke sayısı 20’ye ulaştı. Son olarak Senegal’de yaptıkları Afrika’nın en büyük hastanesini teslim etmeye hazırlandıklarını belirten İhsan Şahin, bölgenin en kapsamlı onkoloji hastanesinin Senegal Savunma Bakanlığı için yapıldığını bildirdi. Sıla Holding’in Türkiye dışında hastane inşası tamamladığı ülkeler şunlar: Irak, İran, Suriye, Kazakistan, Kırgızistan, Gürcistan, Azerbaycan, Kuveyt, Senegal, Fildişi, Etiopya, Gambiya, Burkina Faso, Kamerun, Gana, Libya, Comor, Cezayir ve Nijerya.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/rapor-erdogana-sunuldu-saglikta-10-milyar-dolarlik-ithalati-onleyecek-adim-79377</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/4/1280x720/saglik-1765090996.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunduğu rapora göre, sağlık alanında yaklaşık 1 milyar dolarlık yatırımla 5 milyar dolarlık ithalat önlenecek, 5 yıl içerisinde cari açığı kapatıp 10 milyar dolarlık gelir sağlanabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biri-yer-biri-bakar-kiyamet-ondan-kopar-79373</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Büyük bir süpermarket zincirinin büyük mağazalarından birindeyim. Alışveriş için sık sık gittiğimden personel beni tanır, ayak üstü sohbetlerimiz eksik olmaz. Bu kez de öyle oldu ve kendimi anında hararetli bir sohbetin içinde buldum.</p>
<p>Konu çalışanların aldığı maaşları karşılığı aldıkları banka promosyonları. Biraz kızgın şekile anlatıyor genç özel güvenlikçi. Mağazada üç farklı statüde çalışan var. Biri zincirin kendi elemanları. Onlar maaşlarının yattığı bankadan üç yılda bir promosyon alıyorlarmış ve bu yıl da almışlar. Şirket bankayla pazarlığa oturunca iş hallolmuş. İkinci grupta ise depo çalışanları var. Onlar da birkaç gün içinde alacaklarmış banka promosyonunu. Bir de özel güvenlikçiler var yıllardır promosyon almayan ve bu yıl da “avuçlarını yalayacak” olan.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a06ad3abca2e-1778822458.jpg" alt="" width="530" height="326" />
<figcaption><strong>Nisan ayında tüketici enflasyonu yüzde 4,18 geldi. Yılbaşında buyana ise yüzde 14,64 oldu. Yani hepimizin cebindeki 100 liranın 14 lirası 4 ayda buharlaştı.</strong></figcaption>
</figure>
<p>“Kim sizin şirketiniz?” diye sorunca başladılar anlatmaya. Zincir market güvenlik işini büyük şirketlerin çoğu gibi dışarıya vermiş. Güvenliği sağlamak iki büyük şirketin işiymiş. Biri Türkiye genelinde 21 bin çalışanı olan yabancı sermayeli bir dev, ikincisi ise inşaat ve taahhütten, savunma sanayiye kadar çok farklı alanlarda faaliyet gösteren Ankara merkezli holdingin bünyesinde yer alan bir şirket. Zincir marketin çoğu şubesinde yabancı, bir bölümünde ise “yerli ve milli” şirketimiz varmış. Ancak ikisi de herhalde “Üzüm üzüme baka baka kararır” diyerek banka promosyonu işin yıllardır kafaya takmıyor ve çalışanlarını bu haktan mahrum ediyorlarmış.</p>
<p>Bu iki şirketin yöneticilerine ve İnsan Kaynaklarına sesleniyorum: Beyler bu işin nasıl yapılacağını bilmiyorsanız, “verin bana yetkiyi görün etkiyi”. Açacaksınız bir telefon maaşların yattığı bankaya, çalışanlarınız için isteyeceksiniz parayı. Yok zaten istemiş ve çalışanların hakkı olan parayı alıp kasanıza koyduysanız o zaman durum fecaat.</p>
<p>Belki dikkatinizden kaçmıştır hatırlatayım. Nisan ayında tüketici enflasyonu yüzde 4,18 geldi. Yılbaşında buyana ise yüzde 14,64 oldu. Yani hepimizin cebindeki 100 liranın 14 lirası 4 ayda buharlaştı. Kapımızda savaş var ve etkileri artarak kendini gösteriyor. Böyle zor bir zamanda çalışanlarınızın 3 kuruşunu gasp etmek nasıl bir duygu acaba merak ediyorum üstelik birlikte çalıştıkları mesai arkadaşları 3 yılda bir de olsa bu parayı alırken.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/biri-yer-biri-bakar-kiyamet-ondan-kopar-79373</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Biri yer biri bakar kıyamet ondan kopar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deniz-biterse-ne-yapilir-79371</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Deniz biterse ne yapılır?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em>Atilla Yeşilada’yla söyleşimize Youtube’dan Spotify’dan ve Substack’den ulaşabilirsiniz.</em></p>
<p>Ekonomist yazar yorumcu Atilla Yeşilada çoğu zaman konfor bozan biri. Yuvarlamıyor. Süslemiyor. Ekonomiyi “biraz daha sabır” diliyle anlatmıyor. Gerçeği teşhis ediyor ve reçeteyi masaya koyuyor. Tuhaf geliyor; sert sözlere de umuda da sahip çıkıyor.</p>
<p>Kendisini karamsar bulmuyor, duygusunu “rasyonel iyimser” olarak tarifliyor. Örneğin elimizde kalan son araç olduğunu kabul etse de, demokrasiye inanıyor. Buna karşın;</p>
<p><strong><em>“Türkiye’nin yeryüzünde asgari ücreti yükselterek yoksulluğu önleyebileceğini sanan nesli tükenmiş bir ülke olduğunu” ifadelerine yerleştiriyor. “Aptallar fakirliğe mahkumdur” diye ekliyor.</em></strong></p>
<p>Gerçeği söylemekle umutlu olmak arasında çelişki görmüyor, şöyle ifade edeyim; iyimserlik, pembe tablo çizmek değil; “deniz tükendi” dedikten sonra çıkış yolu aramak. Umudun adı kadercilik değil, bahaneleri öldürmek. Mental hijyen değilse bile, zihinsel disiplin şart. “Herkesi kurtaramayız” diyor, “çizgiyi aşanların kazanacağı yeni bir döneme hazırlanmalı” diye ilave ediyor.</p>
<p><strong><em>Bir doz tüyo; “faiz düşmez, kur krizi olmaz, şirketler ‘büyümesin; yelken açmayın, indirin’, nakit akışını koruyun. Vadeli satışa dikkat edin, hatta aman girmeyin. Alacaklarınızı toplayın” diyor.</em></strong></p>
<p><strong>Döviz, faiz, kur</strong></p>
<ul>
<li><strong>Faiz indirimi beklemeyin.</strong> Bu yıl faiz indirimi konuşulamaz; koşullar kötüleşirse faiz daha da yükselebilir.</li>
<li><strong>Kur yavaş değer kaybetmeli.</strong> Ani serbest bırakma enflasyonu sert artırır.</li>
<li><strong>Kur krizi beklemiyor.</strong> Yükselen kurun yükselen faizle dengelenmesi halinde Türkiye döviz darlığına düşmez.</li>
<li><strong>TL mevduat kritik.</strong> Türkiye’nin ayakta kalması için TL mevduat getirisi döviz getirisinin üzerinde kalmalı.</li>
<li><strong>Dövizde kalmak otomatik kazanç anlamına gelmez.</strong> Kur artışı mevduat getirisiyle karşılaştırılmalı.</li>
<li><strong>Enflasyon şoku kabul edilmeli, büyümesi engellenmeli.</strong> Enerji ve dış koşullar baskı yaratıyor; mesele hasarı sınırlamak.</li>
</ul>
<p>Nakit zengini şirketlerin kriz anında satın alma fırsatı bulabileceğini söylüyor. Borçlu, alacaklı, krediye bağımlı şirketlere yalın, korunaklı, seçici hareket etmeyi öneriyor. “Küçülmek” yenilgiyi kabul etmek değil mi diye sorduğumda;  “fırtınada hayatta kalma tekniği” diye sözümü değiştiriyor. </p>
<p>Yeşilada’nın renkli kimliği, sarkastik, sert, zaman zaman kışkırtıcı. Bir ekonomistten çok kriz anlatıcısı gibi konuşuyor; Türkiye potansiyeline inanıyor. Biz mesleksiz ve işsiz gençlikten korkuyoruz; o gençlere, yapay zekânın verimlilik etkisine, özel sektörün kriz kasına ve elbet bir gün rasyonaliteye dönüşe mecbur kalacağımıza inanıp güveniyor. “Deniz tükendi” kısa cümlesinin ondaki karşılığı eski araçların kullanım süresi doldu…</p>
<p><strong>Şirketler için acil dönem reçetesi: </strong></p>
<ul>
<li><strong>Nakit akışını merkeze alın.</strong> Kâr kâğıt üzerinde kalabilir; nakit yaşatır.</li>
<li><strong>Alacakları hızla toplayın.</strong> Uzayan vade, görünmeyen krediye dönüşür.</li>
<li><strong>Vadeli satışta frene basın.</strong> Yeşilada’nın ifadesi çok net: “Kimse vadeli mal satmasın Türkiye’de.”</li>
<li><strong>Borçla büyüme iştahını sınırlayın.</strong> Ucuz para dönemi bitti.</li>
<li><strong>Yelkenleri indirin.</strong> Fırtına varken hız değil, denge kazandırır.</li>
<li><strong>Nakit zenginiyseniz fırsat izleyin.</strong> Değeri düşen şirketleri satın almak, organik büyümeden hızlı sonuç verebilir.</li>
<li><strong>Senaryo çalışın.</strong> Kur, faiz, enerji, tahsilat, talep daralması için ayrı ayrı stres testi yapın.</li>
<li><strong>Yapay zekâyı moda diye değil, verimlilik için kullanın.</strong> Satış, stok, finans, müşteri, raporlama süreçlerinde ölçülebilir fayda arayın.</li>
</ul>
<p><strong>Eskiyle yeni yönetilemez</strong></p>
<p>Yeşilada’ya göre Türkiye’nin meselesi enflasyon, kur ya da faiz değil. Bunlar sonuç. Mesele, ülkenin potansiyelini sürekli eksik kullanması. Rahatlıkla İtalya, İspanya, Güney Kore ölçeğinde bir refah hikâyesi yazabileceğimizi söylüyor. Ona göre toplumsal ve siyasal hatalar bu potansiyeli kilitliyor.</p>
<p><strong><em>Acı gerçek dediği ekonomik tablo değil; kullanılmayan kapasite, boşa harcanan zaman, kurumsal akıl kaybı.</em></strong></p>
<p>Rasyonel umut burada başlıyor. Yeşilada’ya göre, çoğumuzun Türkiye’nin kaybettiğine inandığı şey tümüyle yok olmadı, hâlâ var! Örneğin insan kapasitesi, sermaye birikimi, kamu hafızası, özel sektörün kriz görmüş kasları... hâlâ var. Umut; “Bu ülke doğru yönetilirse çok hızlı toparlanabilir” cümlesinden çıkıyor.</p>
<p>“Umudu, ‘bahaneleri öldürmek’ yerine kullandığınızı anlıyorum” dediğimde; hangi bahaneleri ve neden tükendiklerini sıraladı:</p>
<p><strong><em>“…ailemin imkânı yoktu, okul yetersizdi, bilgiye erişemedim, çevrem yoktu…” gibi mazeretler zayıflıyor. Bilgi ucuzladı. Bu herkesin kazanacağı anlamına gelmiyor. Yapay zekâyı asistan yapanlarla işini yapay zekâya yıkanlar ayrışacak. Aşanlar kazanacak.”</em></strong></p>
<p><strong>Pollyanna’cılık yerine matematik</strong></p>
<p>Aslında  konuşmaya başlarken rasyonel iyimserlik tanımını yaparak işe koyuldum; Türkiye’nin kaderine razı olmuyor. “Böyle gelmiş böyle gider” demiyor. Gerçekçilik, acı reçeteyi görmek. Kadercilik, reçeteyi uygulamadan sonucu kabullenmek.</p>
<p>Gökten düşen 3 iyimser elma: Türkiye’nin potansiyeli, genç kuşağın bilgiye erişimi, teknolojinin verimlilik etkisi.</p>
<p><strong><em>Rasyonel umuda göre herkes dönüşümü taşıyamayacak. Bazıları eski alışkanlıkta kalacak. Bazıları sosyal medyanın hızlı zenginlik illüzyonuna kapılacak, bazıları yeni beceri edinmeye direnecek. Yeni düzen, bahane dinlemeyecek. Beceri talebi yükseliecek.</em></strong></p>
<p><strong>Ekonominin görünmeyen rezervi güven</strong></p>
<p>Yeşilada’ya göre “Biraz daha acı çekeceğiz ama bu sorunu kalıcı çözeceğiz” diyebilen bir siyasi dil, hiçbir PR ajansının yaratamayacağı etkiyi yaratır. Liderliğin inandırıcılığı burada devreye giriyor;</p>
<p><strong><em>“Güven somut bir ekonomik değişken. Güven yoksa yatırım ertelenir. Vadeler kısalır. Dövize kaçış artar. Şirketler nakde kapanır. Tüketici geleceği satın almaz. Devletin söylediği söz iskonto edilir.”</em></strong></p>
<p><strong>Bireyler için mental ve finansal hijyen:</strong></p>
<ul>
<li><strong>Bahane üretmeyin.</strong> Bilgiye erişim ucuzladı. Öğrenme sorumluluğu bireye geçti.</li>
<li><strong>Yapay zekâyı ödev yapan değil, akıl açan asistan yapın.</strong></li>
<li><strong>Hızlı zenginlik hikâyelerine mesafe koyun.</strong> Sosyal medya beklenti zehirlenmesi yaratıyor.</li>
<li><strong>Her gün kur izleyip panik üretmeyin.</strong> Bilgi karar kalitesini artırmalı, kaygıyı değil.</li>
<li><strong>Beceri biriktirin.</strong> Yeni dönemde diploma kadar beceri, beceri kadar uyum kabiliyeti değerli.</li>
<li><strong>Kadercilikten çıkın.</strong> Rasyonel umut, durumun kötü olduğunu kabul edip hareket planı yapmaktır.</li>
<li><strong>Herkesi kurtaramayız duygusuna teslim olmayın.</strong> Önce kendi kapasitenizi, sonra çevrenizin dayanıklılığını artırın.</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/deniz-biterse-ne-yapilir-79371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Deniz biterse ne yapılır? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/genc-tuketiciler-guzellik-perakendesinin-de-kurallarini-degistiriyor-79370</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Genç tüketiciler güzellik perakendesinin de kurallarını değiştiriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de 21. Yılını kutlayan Watsons Türkiye,  ülkemizde organize güzellik perakendesinin gelişimine öncülük eden şirketlerden birisi. Kuruluş globalde 185 yıla uzanan AS Watson mirasını geleceğe taşırken, teknolojiye, sürdürülebilirlik çalışmalarına  ve tüketicileri anlamaya yönelik projelere de büyük yatırım yapıyor. </p>
<p>Watsons Türkiye çok geniş bir marka portföyünün yanısıra,   70’ten fazla kendi “exclusive” markasına sahip. Bu yıl Haziran ayında ülkemizdeki 500. Mağazasını açacak olan kuruluş, önümüzdeki 3 yılda Türkiye’nin tüm şehirlerinde olmayı ve 800 mağazaya ulaşmayı hedefliyor.</p>
<p>Ekonomi Gazetesi için özel bir görüşme gerçekleştirdiğimiz Watsons Türkiye Ticaret ve Pazarlama Direktörü Cem Demiröz güzellik perakendesinde fiyattan ziyade deneyimin önemli olduğuna dikkat çekiyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a06a800680fd-1778821120.jpg" alt="" width="700" height="679" />“Alışverişi işlemsel bir aktiviteden çıkarıp keşif ve etkileşim temelli bir marka deneyimine dönüştürmeyi hedefliyoruz” diyen, Demiröz,  mağazalarını yalnızca ürünlerin sergilendiği bir satış alanı değil; müşterinin yeni ürünler keşfettiği, trendleri deneyimlediği, uzman yönlendirmesi aldığı ve marka ile duygusal bağ kurduğu etkileşimli bir deneyim alanı olarak kurguladıklarını ifade ediyor.  </p>
<p><strong>Rekabette nasıl ön plana çıkıyorsunuz?</strong></p>
<p>Uzmanlıkla öne çıkıyoruz. Bize göre,  güzellik danışmanları, perakende sektöründe yalnızca satış destek personeli değil; müşteri güveni oluşturan, ürün keşfini yönlendiren ve marka deneyimini şekillendiren stratejik bir temas noktası niteliği taşıyor. Özellikle cilt bakımı, dermokozmetik ve trend odaklı yeni ürün kategorilerinde tüketiciler; ürün çeşitliliğinin artması, içeriklerin karmaşıklaşması ve seçeneklerin çoğalması nedeniyle satın alma kararlarını giderek daha fazla uzman yönlendirmesiyle veriyor. Bazı müşterilerin belirli danışmanların görev yaptığı mağazaları takip etmesi, insan temasının dijitalleşmeye rağmen güçlü bir farklılaştırıcı unsur olmaya devam ettiğini ortaya koyuyor. </p>
<p><strong>Deneyim ön planda diyorsunuz. Nasıl ayrışıyorsunuz?</strong></p>
<p>Watsons Türkiye olarak, tüketicinin alışveriş yolculuğunu kanal bazlı değil, bütünsel bir deneyim akışı olarak ele alarak, online ve offline temas noktalarını tek bir entegre ekosistemde birleştiriyoruz. Fiziksel mağazalar, mobil uygulama, e-ticaret platformu ve Watsons Club altyapısı birbirinden bağımsız operasyonlar olarak değil; müşterinin farklı ihtiyaç anlarında geçiş yapabildiği birleşik bir müşteri yolculuğunun tamamlayıcı parçaları olarak kurgulanıyor. </p>
<p><strong>Tüketicilerde nasıl bir değişim gözlemliyorsunuz?</strong></p>
<p>Gen Z ve genç tüketici güzellik perakendesinin kurallarını değiştiriyor. Genç tüketiciler, özellikle Gen Z, güzellik ve kişisel bakım alışverişini önceki nesillerden farklı olarak yalnızca işlevsel ihtiyaçları karşılamak amacıyla değil; kendini ifade etme, trendleri takip etme, yeni ürünler keşfetme ve sosyal kimlik oluşturma motivasyonlarıyla gerçekleştiriyor. Bu dönüşüm, güzellik perakendesini salt ürün odaklı bir satış modelinden çıkarıp deneyim, içerik ve topluluk eksenli bir yapıya dönüştürüyor. Genç tüketiciler için mağaza artık yalnızca alışveriş yapılan bir alan değil; denenebilen, keşfedilebilen, paylaşılabilen ve sosyal medya ile entegre deneyimler sunan bir temas noktası haline geliyor. Bu nedenle markalar için ürün çeşitliliği kadar deneyim tasarımı ve kültürel karşılık  da belirleyici hale geliyor.</p>
<p><strong>Siz kendi ürünlerinizi nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Biz private label’ı uygun fiyatlı alternatif değil, güçlü bir marka stratejisi olarak görüyoruz. 70’in üzerinde exclusive ve private label ile toplamda 1000’den fazla markadan oluşan geniş ürün portföyümüz güzellik ve kişisel bakım perakendesinde güçlü bir farklılaşma yaratıyor. Özellikle exclusive markalar, tüketicinin belirli ürün veya serilere yalnızca Watsons üzerinden erişebilmesini mümkün kılarak mağaza ve kanal tercihinde doğrudan etkili oluyor. Böylece ürün portföyü, yalnızca satış unsuru değil; müşteri trafiğini ve tekrar ziyaret oranını besleyen stratejik bir çekim mekanizmasına dönüşüyor.</p>
<p>Private label ürünler ise  hem fiyatlandırma hem de kârlılık tarafında önemli avantajlar sağlıyor.  Private label portföyümüz,  tüketici ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemize, trend odaklı yeni ürünleri daha çevik biçimde pazara sunmamıza ve kategori stratejilerini daha esnek yönetebilmemize imkan sağlıyor. </p>
<p><strong>Veri platformunuzu nasıl yönetiyorsunuz?</strong></p>
<p>Watsons Club’ı klasik sadakat programının ötesinde, alışveriş ve kanal verilerinden müşteri içgörüsü üreten stratejik bir veri platformu olarak konumlanıyoruz. Program üzerinden elde edilen alışveriş sıklığı, sepet yapısı, kategori tercihleri, kampanya tepkileri ve kanal kullanım alışkanlıkları gibi veriler, müşteri davranışlarını çok boyutlu biçimde analiz etmemize  olanak tanıyor.  Bu sayede müşterilerimizi demografiden öte; ihtiyaç, ilgi alanı, harcama davranışı ve yaşam tarzına göre segmentliyebiliyoruz. Bu veri altyapısı, daha isabetli kampanyalar kurgulamamaya, doğru müşteriye doğru zamanda doğru teklifi sunmaya ve iletişim stratejilerini kişiselleştirmeye imkan sağlıyor. </p>
<p><strong>Sürdürülebilirlik çalışmalarınız nasıl ilerliyor? </strong></p>
<p>Sürdürülebilirliği yalnızca ürün odağında değil; operasyon, tedarik zinciri, sosyal etki ve tüketici farkındalığı ekseninde bütünsel olarak ele alıyoruz. </p>
<p>Bu yaklaşımı Watsons İyilik Hareketi çatısı altında yapılandırarak, çevre, kadın istihdamı, yerel kalkınma ve hayvan refahı gibi farklı alanlarda çok boyutlu sosyal etki yaratmayı hedefliyoruz.  Bu yapı, sosyal etki projelerini tek bir stratejik platform altında toplayarak daha ölçülebilir, sürdürülebilir ve uzun vadeli hale getiriyor.</p>
<p><strong>Neler yaptınız bu hedef doğrultusunda? </strong></p>
<p><strong>Çevreye katkı..</strong></p>
<p>TEMA Vakfı aracılığıyla Türkiye genelinde 40’a yakın ilde 500 bin fidan diktik.  2030 yılına kadar bu sayıyı 1 milyon fidana çıkararak Türkiye’nin yeşil alan varlığına kalıcı katkı sağlamak istiyoruz.</p>
<p>Biz bu projeyi yalnızca ağaçlandırma desteği olarak değil, çevresel etkiyi somut ve izlenebilir çıktılar üzerinden yönetme yaklaşımının bir parçası olarak konumlandırıyoruz. 40’a yakın şehirde oluşturulan Watsons Ormanları, markanın çevresel sürdürülebilirlik taahhüdünü sahada görünür ve ölçülebilir hale getiriyor.</p>
<p><strong>Kadınlara yönelik çalışmalar…</strong></p>
<p>Kadın Emeğini Değerlendirme Vakfı (KEDV) ile yürüttüğü “Watsons İyilik Hareketi Kadın Emeğini Desteklemeye Çağırıyor” projesi kapsamında kadın kooperatifleri tarafından üretilen ürünleri mağazalarında kâr amacı gözetmeksizin tüketiciyle buluşturuyoruz.</p>
<p>Biz tedarik zincirini yalnızca operasyonel bir yapı olarak değil, toplumsal dönüşüm yaratabilecek stratejik bir etki alanı olarak görüyoruz.  Bu doğrultuda marka, üretici ve tedarikçi seçimlerinde minimum %50 kadın çalışan oranını önemli değerlendirme kriterlerinden biri olarak gözetiyoruz. </p>
<p><strong>Barınaklara destek </strong></p>
<p>Hayvan refahını da sosyal etki stratejisinin önemli başlıklarından biri olarak ele alıyoruz. Bu kapsamda HAÇİKO ile yürütülen iş birliği çerçevesinde barınaklarda yaşayan patili dostların bakım, tedavi, ameliyat, kısırlaştırma ve mama ihtiyaçlarına yönelik düzenli destek sağlıyoruz. </p>
<p><strong>Çalışma süreçlerinizde sürdürülebilirlik için neler yapıyorsunuz? </strong></p>
<p>Hızla büyüyen e-ticaret operasyonlarında sürdürülebilirliği temel operasyonel tasarım kriterlerinden biri olarak konumlandırdık. Bu kapsamda e-ticaret gönderilerinin yaklaşık %95’inde sürdürülebilir ambalaj çözümleri kullanılıyor; plastik bazlı dolgu malzemeleri yerine geri dönüştürülmüş kâğıt alternatifleri tercih ediliyor.<br />Düşük ambalaj kullanımına sahip refill ambalajlı ürünlerle tüketicilere daha sürdürülebilir alternatifler sunuyoruz. Özellikle duş jeli, sıvı sabun ve benzeri kategorilerde öne çıkan bu ürünler, standart ambalajlara kıyasla daha az plastik kullanımına imkân tanıyor.</p>
<p><strong>Sürdürülebilir ürünlerin cironuzdaki payı artıyor mu?</strong></p>
<p>Evet, sürdürülebilir ürün kategorileri toplam ciromuz içinde çift haneli paya ulaştı. Bu veri, sürdürülebilirliğin tüketici nezdinde yalnızca söylemsel bir beklenti değil, satın alma davranışını etkileyen somut bir tercih kriteri haline geldiğini ortaya koyuyor.</p>
<p>Biz bu büyümeyi yalnızca bir kategori performansı olarak değil, tüketici alışkanlıklarındaki yapısal dönüşümün göstergesi olarak değerlendiriyoruz. Bu doğrultuda mağazalarda özel “Sürdürülebilir Yaşam Köşeleri” oluşturduk. “Sürdürülebilir Ürünler Haftası” gibi kampanyalarla tüketici farkındalığı artırmak,  aynı zamanda tedarikçilerle birlikte ürünlerin daha sürdürülebilir hale gelmesi için geliştirmek için çalışıyoruz </p>
<p>Böylece satın alma gücünü kapsayıcı istihdamı teşvik edecek şekilde kullanarak tedarik zinciri kararlarını sosyal etki perspektifiyle şekillendirmeye çalışıyoruz. Bu politika, bizi satın alma süreçlerini toplumsal fayda üretimiyle entegre eden öncü perakende oyuncularından biri olarak ayrışmamızı sağlıyor. </p>
<p><strong>Gençlere yönelik neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Değişen tüketici davranışını erken okuyarak genç hedef kitleyle ilişkiyi mağaza sınırlarının dışına taşıyan bir yaklaşım benimsiyoruz. Üniversite etkinlikleri, kampüs deneyimleri, gençlik festivalleri ve hedefli aktivasyonlar aracılığıyla, genç tüketicilerle onların yaşam alanlarında temas kuruyor ve marka deneyimini gündelik hayatın içine entegre ediyoruz. Bu strateji, bizim genç kitleyle yalnızca satış anında değil, marka farkındalığı ve duygusal bağ oluşturma aşamasında da ilişki kurmamızı sağlıyor.</p>
<p>Her yıl 10.000’den fazla genci ağırlayan Watsons Gençlik Festivali’mizin  5.si için hazırlıklar başladı. Gelenekselleşen festivalimiz gençleri; müzik, eğlence, keşif, sürpriz deneyimler ve hediyelerle buluşturuyor.</p>
<p><strong>Gençlere hangi mesajlarla yaklaşıyorsunuz? </strong></p>
<p>Sürdürülebilirlik yaklaşımımızı  yalnızca kendi operasyonlarımızla  sınırlamıyoruz.  Sektör genelinde dönüşümü hızlandıracak bir ekosistem yaratma hedefiyle üniversiteler iş birliğinde sürdürülebilirlik zirveleri düzenliyoruz. Öğrencileri, akademisyenleri, STK’ları, tedarikçileri ve iş ortaklarını aynı platformda buluşturan bu zirveler, sürdürülebilirlik etrafında çok paydaşlı diyalog ve bilgi paylaşımı zemini oluşturuyor. İlk zirveyi Boğaziçi Üniversitesi’nde, ikinci zirveyi ise Eskişehir Teknik Üniversitesi’nde düzenledik. Önümüzdeki dönemde, bu çalışmalara devam edeceğiz. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/genc-tuketiciler-guzellik-perakendesinin-de-kurallarini-degistiriyor-79370</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Genç tüketiciler güzellik perakendesinin de kurallarını değiştiriyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-kimya-sanayinin-ustundeki-cam-tavan-beton-tavana-donuyor-79367</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türk kimya sanayinin üstündeki cam tavan beton tavana dönüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KORGÜN ŞENGÜN</strong></p>
<p>Türk kimya sanayinin yıllardır konuştuğu “cam tavan” metaforu, aslında iyimser bir tanımdı. Cam, kırılabilir; ardındaki manzara görülebilir; doğru darbe ile aşılabilir. Oysa son on yılda yaşananlar, bu tavanın yavaş yavaş betona dönüştüğünü gösteriyor. Görüş alanımız daraldı, üzerimizdeki yük arttı ve kırma araçlarımız yetersiz kaldı.<br />Nassim Taleb’in “siyah kuğu” kavramı, öngörülemeyen ve nadir şokları anlatır; pandemi gibi, 2008 finansal krizi gibi. Michele Wucker’ın “gri gergedan” metaforu ise daha sinsi bir tehlikeyi tarif eder: gelmekte olduğunu bildiğimiz, ayak sesini duyduğumuz ama görmezden geldiğimiz, hazırlık yapmadığımız büyük şoklar.<br />Türk kimya sanayinin karşısındaki tehditler büyük ölçüde gri gergedandır. Avrupa Yeşil Mutabakatı 2019’da açıklandı, Sınırda Karbon Düzenlemesi (CBAM) 2023’te yürürlüğe girdi, 2026’da ise mali yükümlülükler başlıyor. Yıllarca konuşuldu, raporlar yazıldı, paneller düzenlendi. Ama saha düzeyinde köklü bir dönüşüm hâlâ tartışılıyor. Çin’in petrokimyada devasa kapasite genişlemesi, Hindistan’ın özel kimyasallarda atağı, ABD’nin kaya gazı avantajıyla yarattığı maliyet uçurumu — bunların hiçbiri sürpriz değildi.</p>
<p><strong>Dünyada kimya sanayinin yer değiştirmesi</strong></p>
<p>Geleneksel olarak Türk kimya sanayicisi rekabet ederken Avrupa’ya bakardı: BASF, Bayer, Solvay, Clariant. Şimdi ise tablo değişti. BASF Ludwigshafen’deki kapasitelerini küçültüp Çin Zhanjiang’a 10 milyar avroluk dev kompleks kurarken, Avrupa kimyasında 2023-2025 arasında art arda fabrika kapanışları yaşandı. Sineova, Dow, INEOS Avrupa varlıklarını gözden geçiriyor.</p>
<p>Bu, küresel kimya sanayinin coğrafi olarak yeniden konumlandığını gösteriyor. Üretim ağırlık merkezi Asya’ya, özellikle Çin ve Körfez’e kayıyor. Türkiye bu denklemde nerede duruyor? Coğrafi olarak ideal bir konumda, ama yapısal olarak gergin bir noktada: Avrupa’nın yüksek standartlarını karşılamak zorunda, Asya’nın düşük maliyetiyle yarışmak durumunda.<br /><br /><strong>Türkiye sanayisinin </strong><strong>teknoloji bandı sorunu</strong></p>
<p>Burada altı çizilmesi gereken yapısal bir gerçek var: Türk sanayisi, OECD teknoloji sınıflandırmasında ağırlıklı olarak düşük ve orta-düşük teknoloji bandında sıkışmış durumda. İhracatımızın katma değer yapısına baktığımızda, ileri teknoloji ürünlerin payı yıllardır yüzde 3-4 bandında dolaşıyor; bu oran Güney Kore’de yüzde 30, Çin’de yüzde 30’un üzerinde, Almanya’da yüzde 15. Kimya sanayinde de bu tablo benzer biçimde tekrar ediyor: Üretim ağırlığımız emtia ve standart kimyasallarda; özel kimyasallarda, ince kimyasallarda, fonksiyonel formülasyonlarda ise dünya pazarında belirleyici bir konumumuz yok.</p>
<p>Bu, sadece bir ürün karması meselesi değil. Üretim altyapısının dijital olgunluk seviyesini de doğrudan ifade ediyor. Düşük-orta düşük teknoloji bandında üretim yapan bir tesis, çoğunlukla sensörlü değildir, gerçek zamanlı veri toplamaz, otomasyon seviyesi sınırlıdır, ERP ile MES arasında entegrasyon yoktur, laboratuvarda kayıt hâlâ ağırlıklı olarak manueldir. Bu yapısal gerçek, bir sonraki başlığın da temelini oluşturuyor.<br /><br /><strong>Yapay zekâdan önce veri, </strong><strong>veriden önce altyapı</strong></p>
<p>Yapay zekâ tartışmalarında çoğu zaman atlanan bir gerçek var: Yapay zekâ bir veri teknolojisidir. Modelin ne kadar gelişmiş olduğu değil, beslendiği verinin ne kadar zengin, sürekli, temiz ve yapısalolduğu sonucu belirler. Bir reaktörün gerçek zamanlı sıcaklık, basınç, akış, verim ve enerji tüketim verilerini saniye saniye toplayamıyorsanız, dünyanın en güçlü modelini kursanız bile elinizde optimize edilecek bir şey yoktur.</p>
<p>İşte tam bu noktada Türk kimya sanayinin yapısal sorunuyla yüz yüze geliyoruz. Sektörümüzün büyük bölümü, yapay zekânın üzerine inşa edileceği dijital üretim altyapısına henüz sahip değil. Sensörlerle donatılmamış reaktörlerden, manuel kayıt tutulan laboratuvarlardan, SCADA sistemi olmayan üretim hatlarından, kâğıt üzerinde dolaşan kalite verilerinden yapay zekâ beslenmez. Veri toplayamayan veri işleyemez, veri işleyemeyen yapay zekâdan verim alamaz.</p>
<p>Sonuç şu: Dünya kimya sanayinin önde gelenleri yapay zekâ ile reaktör verimlerini yüzde 5-15 arasında iyileştirip, kestirimci bakımla duruşları yarı yarıya azaltıp, yeni molekül tasarım sürelerini aylardan haftalara indirirken; biz bu kazanımların büyük çoğunluğuna erişemiyoruz. Çünkü bu kazanımların önkoşulu olan dijital olgunluk sektörümüzün büyük bölümünde mevcut değil. Yapay zekâ Türk kimya sanayisi için bir hap değil; üzerine inşa edileceği bir zemin meselesi. O zemin bugün sağlam değil.<br /><br /><strong>Üç tip kimya sanayicisi</strong></p>
<p>Bilgiye erişim ve stratejik konumlanma açısından bugün üç tip kimya sanayicisi var:<br />1- Bilgi sahibi, konjonktürü takip eden, stratejisi olan ve buna sadık kalanlar. Bu grup henüz azınlık. AR-GE yatırımını cirosunun yüzde 3-5’ine çıkarmış, dijital dönüşümünü başlatmış, sürdürülebilirlik raporlamasını rutin haline getirmiş şirketler. Sayıları az ama büyüme oranları yüksek.<br />2- Bilgi sahibi olan, konjonktürü izleyen ama strateji üretemeyenler. Sektörümüzün büyük bölümü burada. CBAM’i biliyorlar, REACH’i takip ediyorlar, çevre yatırımlarının kaçınılmaz olduğunu kabul ediyorlar; ama günlük operasyonel kaygılar uzun vadeli planlamayı sürekli erteliyor.<br />3- Söylentileri takip edip kalabalığa uygun hareket edenler. Komşu fabrika ne yaparsa onu yapan, sektör derneğinin ortalama tepkisinin altında kalmamaya çalışan grup. Bu grup en kırılgan olan.<br /><br /><strong>Cam tavanı beton tavana </strong><strong>dönüştüren beş faktör</strong></p>
<p>Birincisi, enerji maliyeti yapısı. Türkiye kimya sanayinin elektrik ve doğal gaz maliyetleri, ABD’li rakiplerin 2-3 katı, Çinli rakiplerin yüzde 40-60 üzerinde. Klor-alkali, soda, gübre gibi enerji yoğun ürünlerde bu fark fiyatlandırmada kapatılabilecek bir boşluk değil; yapısal bir dezavantaj.</p>
<p>İkincisi, hammadde bağımlılığı. Petrokimyasal hammaddenin neredeyse tamamı, özel kimyasalların büyük çoğunluğu ithal. Kur dalgalanmaları bir gecede maliyet yapısını alt üst edebiliyor.</p>
<p>Üçüncüsü, teknolojik altyapı eksikliği. Yeşil hidrojen, elektrifikasyon, biyobazlı kimyasallar, döngüsel kimya, enzim katalizi — bunların hepsi birer “ya yap ya öl” karar noktası. Mevcut tesislerin dönüşümü yüz milyonlarca dolarlık yatırım gerektiriyor. Dördüncüsü, regülasyon yükü. CBAM, REACH revizyonları, PFAS yasakları, mikroplastik düzenlemeleri art arda geliyor. Her biri ihracatçımıza ek raporlama, ek sertifikasyon, ek danışmanlık maliyeti olarak yansıyor.<br />Beşincisi ve en kritiği, yetişmiş insan kaynağı. Kimya mühendisliği öğrenci kontenjanları doluyor ama sektörün ihtiyaç duyduğu profil — proses simülasyonu yapabilen, sürdürülebilirlik analizi bilen, dijital ikiz kuran, makine öğrenmesini reaktör optimizasyonunda kullanabilen mühendis — ciddi bir açık. En iyi mezunlar yurt dışına ya da farklı sektörlere kaçıyor.<br /><br /><strong>Sektörde kaçınılmaz ve geniş </strong><strong>çaplı kırılmalar yaşanacak</strong></p>
<p>Türk kimya sanayi son yirmi yılda büyüdü, ihracatını artırdı, çeşitlendi. Ancak büyümenin önemli bir kısmı geleneksel ürünlerin ve dezavantajlı maliyet yapısının üzerine inşa edildi. Önümüzdeki on yılda bu modelin sürdürülemeyeceği açık. Dünya sanayisi yapay zekânın açtığı verimlilik kapısına yöneldikçe, o kapıya erişemeyen üreticilerin marjları erozyona uğrayacak; erozyon yaşayan şirketlerin yatırım, AR-GE ve istihdam kapasitesi de paralel biçimde daralacak.<br /><br /><strong>Kâr olmadan </strong><strong>sürdürülebilirlik olmaz</strong></p>
<p>Bütün bunların sonunda gelinen yer şu: Yapay zekâ çağında dünya rekabeti, dijital altyapısı hazır olan ile olmayan arasındaki mesafeyi ciddi anlamda büyütüyor.<br />Türk kimya sanayinin büyük bölümü bu altyapıya henüz sahip değil; sahip olmak için yatırım, yatırım için kâr, kâr için ise düşen marjların değil yükselen verimliliğin egemen olduğu bir üretim modeli gerekiyor. Oysa içinde bulunduğumuz döngü tam tersine işliyor: Yapay zekâdan verim alamayan şirket dünya rekabetinde eriyor, eriyen şirketin marjı daralıyor, kâr olmayınca AR-GE bütçesi kesiliyor, AR-GE olmayınca yeni ürün gelmiyor, yeni ürün olmayınca yatırım olmuyor,yatırım büyümeyince istihdam doğmuyor,yatırım olmayınca dijital altyapı kurulamıyor, altyapı olmayınca yapay zekâdan verim alınamıyor -ve döngü kendini tekrar ediyor. Bu kısırdöngü kırılmadan sürdürülebilirlik sadece raporlarda kalan bir kavramdır. </p>
<p>Kâr edemeyen şirket devam edemez; devam edemeyen şirket ne AR-GE yapar, ne istihdam üretir, ne yatırım çeker. Beton tavan dediğimiz şey, aslında tam olarak budur: Yapay zekânın açtığı verimlilik kapısından girebilmek için gereken zemini kuramamış bir sanayinin, dünya rekabetinde her geçen yıl biraz daha geriye düşmesi. Bu, bir öngörü değil; bilançolarda artık her çeyrek okuduğumuz bir gerçek.</p>
<p>Bir sektörün dönüşüm hikâyesi, çoğu zaman o sektörün kendi sesiyle değil; piyasanın, rakibin, regülasyonun, bilançonun sesiyle yazılır. Türk kimya sanayinin önümüzdeki on yılı da bu seslerden hangisini ne kadar duyduğumuza göre şekillenecek. Bu yazı bir öneri değil; sahanın bugünkü hâlinin kayda geçirilmesinden ibarettir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turk-kimya-sanayinin-ustundeki-cam-tavan-beton-tavana-donuyor-79367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk kimya sanayinin üstündeki cam tavan beton tavana dönüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/natoda-variz-dolar-ve-silikon-ittifaklarinda-yokuz-79365</guid>
            <pubDate>Fri, 15 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> NATO’da varız, dolar ve silikon ittifaklarında yokuz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>7-8 Temmuz’da Ankara’da NATO zirvesi var.  Türkiye, ABD’nin liderliğini üstlendiği bu transatlantik savunma paktına 1952’de üye oldu. 70 yıl önce milletlerarası stratejik ilişkilerin ana unsuru savunmaydı. Son yıllarda jeopolitik dengelere etki eden teknolojik ve finansal dönüşümlere bağlı olarak, ABD yeni ittifaklar kurmaya başladı. Temmuz ayında Ankara’daki NATO zirvesine katılan liderler de savunma ittifakını konuşacak. Ama ABD, yeni ittifaklarını artık savunmadan daha çok dolar ve silikon üzerinden kuruyor. İş dünyası için kritik olan bu ittifaklarda yokuz. Gelin size küresel mimarinin yeni ittifaklarını anlatayım.</p>
<p>NATO’nun esprisi, üyelerinden biri dahi saldırıya uğrasa, ittifakın üyelerinin askeri olarak topyekûn biçimde bu üyenin yardımına koşacağını vaat etmesi. Tabii, üyelerin hepsinin bildiği bir gerçek de ABD’nin bu ittifakta sahip olduğu askeri kapasite ile kilit pozisyonda olduğu. Ayrıca daha zayıf nitelikte de olsa, ABD’nin NATO dışında Japonya, Kore, Filipinler, Avustralya ve Yeni Zelanda’ya da benzer taahhütleri bulunuyor. Yani kabaca NATO’daki 32 ülkeyle beraber 37 ülkelik bir sistemden bahsedebiliriz.</p>
<p>Gelelim ABD’nin kurduğu yeni ittifaklara. Bunların odağı ekonomik ilişkiler. Biri adı konmamış bir ittifak: Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) açtığı swap hatları üzerinden gelişiyor. Diğeri ise 2025’te kurulan yapay zekâ değer zincirinin kritik ülkelerini bir araya getiren Pax Silica. Bu iki ittifakın da NATO benzeri kurumsal bir yapısı veya ortak komuta merkezi yok. Ama birazdan anlatacağım üzere ikisi de değişen dünyada gittikçe NATO kadar önemli konumlara geliyor.</p>
<p>Dolar swap hattı şöyle çalışıyor: Anlaşmaya taraf olan ülkenin merkez bankası, FED’e kendi para biriminden belirli bir tutar veriyor; karşılığında o günkü kur üzerinden dolar alıyor. Vade sonunda işlem, başta belirlenen kur üzerinden tersine çevrilerek dolarlar FED’e iade ediliyor. Bu yönüyle FED ile swap hattına sahip olmak bir ülke için dolar likiditesi sorunu yaşamamayı garanti eden stratejik bir ayrıcalık.</p>
<p>FED swap hatlarını ilk olarak, 2008 krizinde İngiltere, Avrupa, İsviçre ve Japonya merkez bankalarına açmıştı. COVID-19’da Güney Kore, Singapur, Brezilya, Meksika, İsveç, Norveç, Danimarka, Yeni Zelanda ve Avustralya’ya da swap hattı açıldı. Geçen hafta Amerikan Hazine Bakanı Steve Bessent, Körfez Savaşı nedeniyle Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’a swap hattı açılmasının planlandığını açıkladı. Malum, bu ülkeler adeta doların içinde yüzüyor; likidite sorunları yok. Ancak ABD siyaseten dolar swap hatlarını hem stratejik destek olarak görüyor hem de ilgili ülkelerin dolar bağımlılığını sürdürmek için araç olarak kullanıyor. Yani bir bakıma petrol ticaretinin Çin yuanı ile yapılması (petro-yuan) senaryosunun da önüne geçiyor. NATO’nun nükleer şemsiyesi ile doların küresel rezerv para pozisyonu birbirini tamamlayan unsurlar. Hemen belirtelim, COVID-19 krizinin başlarında Türkiye’nin swap hattı talebi FED tarafından reddedilmişti.</p>
<p>Gelelim Pax Silica’ya. Bu ittifakı kuran ABD’nin Ekonomik İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Jacob Helberg ile önceki yıllarda Münih’te bir konferansta tanışmıştım. Geçenlerde gündem olan Palantir manifestosunu anlatan <a href="https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/trump-ve-entelektuel-kirilganligin-bedeli-45586" target="_blank" rel="noopener">Mart 2025’teki yazımı</a> okursanız, tam olarak orada anlattığım kafa yapısındaki bir adam. Jacob, Pax Silica’yı kurarken bu yeni yapılanmayı yapay zekâ çağının G7’si olarak tanımlamıştı. Nasıl G7 ekonomileri demokrasi ve serbest pazar ekonomisinin korunması ve geliştirilmesinde birbirlerini kolluyorlarsa, Pax Silica üyeleri de yapay zekânın Amerikan değerlerine göre geliştirilmesi konusunda birbirlerini koruyup kollayacak, zor zamanlarda birbirlerine destek olacak.</p>
<p>Pax Silica’nın kurucuları Japonya ve Güney Kore dünyanın başlıca çip üreticileri; Hollanda çip üretiminde kullanılan litografi makinelerinin tek üreticisi; ABD, İngiltere ve İsrail yapay zekâ modellerinin ve bunları çalıştıran çiplerin tasarlandığı merkezler; Avustralya ise çiplerde kullanılan kritik minerallerin en çok bulunduğu memleketlerden biri. İttifaka sonradan (ABD-Çin arasında diplomatik kriz olmasın diye “gözlemci” olarak katılan) Tayvan da diğer büyük çip üreticisi. Sonradan ittifaka Yunanistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan, İsveç, Finlandiya, Filipinler ve Norveç de dahil edildi. Ama ABD henüz Avrupa Birliği ve Kanada’yı yapay zekâ açısından aynı değerler sistemi içinde görmediği için bu iki aktör “gözlemci” statüsünde kaldı. Washington, Avrupa’nın Yapay Zekâ Kanunu (<em>AI Act</em>) gibi aşırı düzenlemeleri olduğu sürece bu konuda Brüksel ile aynı masaya oturmak istemiyor.</p>
<p>Acaba ABD’nin en has müttefikleri kim? Bunun için NATO, swap hatları ve Pax Silica’nın kesişiminde hangi ülkeler var diye bakalım: Avustralya, Finlandiya, Yunanistan, Japonya, Hollanda, Güney Kore ve İngiltere. Bu listeye, yazıya dökülmese de zımni askerî ittifakı herkesçe bilinen İsrail’i de ilave etmek lazım. Aynı zamanda İsrail, dünyanın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen ABD’nin en çok dış yardım yaptığı ülkelerin başında geliyor. Öte yandan, Yunanistan nasıl oluyor da bu ittifakların üçünde de kendine yer buluyor, bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir soru.</p>
<p>ABD’nin yeni dünyada üç ittifak sistemi var: NATO ile askeri güvenlik, FED swap hatları ile finansal güvenlik ve Pax Silica ile teknoloji güvenliği. Türkiye olarak NATO’da varız, diğerlerinde yokuz. Bu durumun getirebileceği stratejik kırılganlığı anlamamız, ABD ile diplomatik ilişkilerimizi ve Amerikan kurumlarındaki lobi faaliyetlerimizi bu anlayışa göre şekillendirmemiz lazım.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/natoda-variz-dolar-ve-silikon-ittifaklarinda-yokuz-79365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ NATO’da varız, dolar ve silikon ittifaklarında yokuz ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-alan-icin-aday-yeka-ilani-yayinlandi-79348</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 17:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Deniz üstü rüzgâr enerjisinde 2035 hedefi 5 bin megavat</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) için belirlenen 4 alana dair Deniz Üstü Rüzgar Enerjisine Dayalı Aday YEKA İlanı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının resmi internet sitesinde yayınlandı.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alpaslan Bayraktar, 2035 yılına kadar  deniz üstü rüzgar enerjisinde 5 bin megavatlık kapasiteye ulaşmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p>Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresi’nin açılış programında konuşan Bakan Bayraktar, önümüzdeki dönemin en stratejik başlıklarından birisinin de deniz üstü rüzgâr enerjisi olacağını belirterek, “Ülkemiz bu alanda çok önemli bir potansiyele sahip. Bakanlık olarak Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarında dört ayrı ‘offshore’ sahası belirledik. İzin süreçlerinin tamamlanmasının ardından Türkiye’nin ilk deniz üstü rüzgâr YEKA yarışmasını gerçekleştireceğiz.” dedi.</p>
<p>Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği kapsamında yürütülen çalışmalar neticesinde Saros Körfezi, Gökçeada, Bozcaada ve Edremit açıklarındaki toplam 4 alan aday YEKA olarak belirlendi. Bu alanların deniz üstü rüzgar enerjisine dayalı YEKA olarak ilan edilmesine yönelik detay çalışmalara başlandı.  </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-alan-icin-aday-yeka-ilani-yayinlandi-79348</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/0/1/1280x720/bayraktar-1764075025.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 4 alan için aday YEKA ilanının yayınlanması hakkında açıklama yapan Bakan Bayraktar, “2035’e kadar deniz üstü rüzgâr enerjisinde 5 bin megavatlık kapasiteye ulaşmayı hedefliyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ey-turkiye-kafkasya-ve-orta-asya-birimlerini-birlestirdi-79346</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 17:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> EY, Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya birimlerini birleştirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>EY, "All in" stratejisi kapsamında Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya iş birimlerini "Eurasia" adı altında tek bir yapılanma altında birleştirdiğini duyurdu.</p>
<p>Bu kapsamında EY Türkiye Ülke Başkanı olarak görev yapan Metin Canoğulları, EY Eurasia Bölge Liderliği görevine getirilirken Güvence Hizmetleri Başkanı Damla Harman ise EY Türkiye Ülke Başkanı olarak atandı.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre, profesyonel hizmetler alanında 35 yılı aşkın deneyime sahip olan Canoğulları, lisans eğitimini İstanbul Teknik Üniversitesi İşletme Mühendisliği Bölümü'nde, yüksek lisans eğitimini ise Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü'nde tamamladı. Kariyerine Arthur Andersen'da başlayan Canoğulları, 2002'de EY'ye katıldı. EY Türkiye'de Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı olarak görev yaptığı dönemde finansal kuruluşlar ile uluslararası ve yerel şirketlere denetim ve danışmanlık hizmetleri sundu. Bankacılık, telekomünikasyon, tüketici ürünleri, perakende ve üretim sektörlerinde uzmanlaşan Canoğulları, Türkiye pazarının büyümesi, aile şirketlerinin gelişimi ve halka arz faaliyetlerinde görev aldı. EY Türkiye Ülke Başkanı olarak 2016'dan bu yana görev yapan Canoğulları, yeni görevinde Eurasia bölgesindeki EY ofislerinin çalışmalarına liderlik edecek. Canoğulları yeni görevinde müşterilere yönelik çözümlerin geliştirilmesi, büyümenin hızlandırılması, verimliliğin artırılması ve teknolojinin etkin kullanımının yaygınlaştırılmasına odaklanacak.</p>
<p>Marmara Üniversitesi mezunu olan Damla Harman da 2001'de EY'de başladığı kariyerinde güvence hizmetleri alanında 25 yılı aşkın deneyim kazandı. EY Türkiye'de Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı olarak görev yapan Harman, yerel ve uluslararası finans ve finans dışı şirketlerin denetim ve halka arz süreçlerinde görev aldı. Finansal hizmetler, sermaye piyasaları, bağımsız denetim ve risk yönetimi alanlarında liderlik görevleri üstlenen Harman, bankacılık ve sigortacılık sektörü mevzuat projelerinde de görev yaptı. EY Türkiye Güvence Bölümü'ne 2021'den bu yana liderlik eden Harman, 2025 itibarıyla da EY Europe Central Bölgesi Güvence Hizmetleri liderliği görevini yürüttü. Harman yeni görevinde EY Türkiye'nin tüm hizmet alanları ile pazar faaliyetlerini yönetecek ve küresel "All in" önceliklerinin Türkiye organizasyonunda uygulanmasına liderlik edecek.</p>
<p>Bölge ülkeleri arasında daha yakın iş birliği sağlaması hedeflenen yeni yapılanmanın 1 Temmuz itibarıyla yürürlüğe girmesi planlanıyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ey-turkiye-kafkasya-ve-orta-asya-birimlerini-birlestirdi-79346</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/6/1280x720/ey-ernst-young-1778768326.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EY, Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya iş birimlerini &quot;Eurasia&quot; adı altında birleştirdi. Şirket, EY Eurasia Bölge Lideri olarak Metin Canoğulları&#039;nı, EY Türkiye Ülke Başkanı olarak da Damla Harman&#039;ı atadı.​​​​​​​ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-112-milyar-lira-azaldi-79345</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 17:02:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 112 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 8 Mayıs ile biten haftada yüzde 0,37 ve 112 milyar 44 milyon 207 bin lira azalışla 30 trilyon 478 milyar 540 milyon 484 bin liradan 30 trilyon 366 milyar 496 milyon 277 bin liraya indi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 1,65 azalarak 16 trilyon 101 milyar 965 milyon 246 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1,60 yükselişle 10 trilyon 464 milyar 438 milyon lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 270 milyar 572 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 232 milyar 6 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 8 Mayıs itibarıyla 56 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 0,58 azalışla 6 trilyon 292 milyar 687 milyon 936 bin liraya indi.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 772 milyar 850 milyon 128 bin lirası konut, 44 milyar 535 milyon 860 bin lirası taşıt, 2 trilyon 407 milyar 525 milyon 545 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 67 milyar 776 milyon 403 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 8 Mayıs ile biten haftada 57 milyar 943 milyon 321 bin lira artarak 24 trilyon 928 milyar 225 milyon 172 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-112-milyar-lira-azaldi-79345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/5/1280x720/lira-para-1778213523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TCMB verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, geçen hafta yaklaşık 112 milyar lira azalarak 30,4 trilyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-rezerv-artisi-6-milyar-dolari-asti-79343</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez&#039;in rezerv artışı 6 milyar doları aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="">
<div class="detail-download-div">
<div class="list-right-menu nav">
<div class="nav-item dropdown">
<div class="borderedDiv">Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Buna göre, 8 Mayıs itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 3 milyar 964 milyon dolar artışla 60 milyar 564 milyon dolara çıktı. Brüt döviz rezervleri, 1 Mayıs'ta 56 milyar 600 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 2 milyar 82 milyon dolar artarak 108 milyar 883 milyon dolardan 110 milyar 965 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 8 Mayıs haftasında bir önceki haftaya göre 6 milyar 46 milyon dolar artarak 165 milyar 483 milyon dolardan 171 milyar 529 milyon dolara çıktı.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>06.03.2026</td>
<td>134.707</td>
<td>62.770</td>
<td>197.478</td>
</tr>
<tr>
<td>19.03.2026</td>
<td>116.166</td>
<td>61.292</td>
<td>177.458</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>24.04.2026</td>
<td>110.101</td>
<td>60.951</td>
<td>171.052</td>
</tr>
<tr>
<td>01.05.2026</td>
<td>108.883</td>
<td>56.600</td>
<td>165.483</td>
</tr>
<tr>
<td>08.05.2026</td>
<td>110.965</td>
<td>60.564</td>
<td>171.529</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkezin-rezerv-artisi-6-milyar-dolari-asti-79343</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/7/1280x720/dolar-dollar-1776399941.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta 6 milyar 46 milyon dolar artışla 171 milyar 529 milyon dolara yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-3962-milyon-dolarlik-alis-79340</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 396,2 milyon dolarlık alım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayımladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 8 Mayıs haftasında 214,5 milyon dolarlık hisse senedi ve 181,7 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alırken, 34,1 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin 30 Nisan haftasında 43 milyar 625,2 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 8 Mayıs haftasında 45 milyar 832,2 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 41,2 milyon dolardan 15 milyar 273,3 milyon dolara çıkarken, ÖST stoku 1 milyar 524,9 milyon dolardan 1 milyar 485,1 milyon dolara indi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-3962-milyon-dolarlik-alis-79340</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/3/1280x720/dolar-dollar-1770612910.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yabancılardan 396,2 milyon dolarlık alış ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/kkm-35-milyon-lira-azaldi-79338</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> KKM 35 milyon lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 8 Mayıs itibarıyla 76 milyar 141 milyon lira artarak 25 trilyon 554 milyar 504 milyon liradan 25 trilyon 630 milyar 646 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 80 milyar 172 milyon lira azalarak 29 trilyon 168 milyar 265 milyon liradan 29 trilyon 88 milyar 93 milyon liraya geriledi.</p>
<p><strong>Tüketici kredileri 3 trilyon 232 milyar liraya yükseldi</strong></p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 11 milyar 634 milyon lira artarak 3 trilyon 231 milyar 552 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 773 milyar 586 milyon lirası konut, 44 milyar 649 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 413 milyar 317 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 20 milyar 815 milyon lira artarak 3 trilyon 990 milyar 624 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,5 azalışla 3 trilyon 67 milyar 991 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 167 milyar 301 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 900 milyar 690 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 8 Mayıs itibarıyla önceki haftaya göre 9 milyar 56 milyon lira artışla 712 milyar 658 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 537 milyar 625 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 430 milyon lira artarak 5 trilyon 548 milyar 398 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 35 milyon lira azalarak 1 milyar 360 milyon liraya düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/kkm-35-milyon-lira-azaldi-79338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin geçen haftaya ait verilerine göre KKM 35 milyon lira azalışla 1 milyar 360 milyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turkiye-ile-kazakistan-arasinda-13-anlasma-79337</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Astana'daki Bağımsızlık Sarayı'nda Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev ile baş başa görüşmesi ve Türkiye-Kazakistan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi Altıncı Toplantısı'na katılmasının ardından iki ülke arasında çeşitli anlaşmaların imza törenine geçildi.</p>
<p>Bu kapsamda "Türkiye Cumhuriyeti ve Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Ebedi Dostluk ve Ortaklık Bildirisi", Erdoğan ve Tokayev tarafından imzalandı.</p>
<p>Erdoğan ve Tokayev'in huzurunda iki ülke arasında imzalanan diğer anlaşmalar şöyle:</p>
<p>- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması,</p>
<p>- Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kültür Merkezlerinin Kuruluşu, İşleyişi ve Faaliyetleri Hakkında Anlaşma,</p>
<p>- Türkiye Cumhuriyeti ile Kazakistan Cumhuriyeti Arasında Hukuki Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşmasında Değişiklik Yapılmasına İlişkin Protokol,</p>
<p>- Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kazakistan Cumhuriyeti Bilim ve Yüksek Öğretim Bakanlığı Arasında Ortak Burs Programına İlişkin Anlaşma,</p>
<p>- Kazakistan Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı ile Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı Arasında, Kazakistan Cumhuriyeti'nde 2 Türk Maarif Vakfı Okulunun Açılmasına İlişkin Niyet Anlaşması,</p>
<p>- Kazakistan Cumhuriyeti Hükümeti ile TAV Holding Arasında Almatı Uluslararası Havalimanı Yatırım Anlaşması,</p>
<p>- Samruk-Kazyna Anonim Şirketi ile YDA İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi Arasında Hastane İnşaatlarının Finansmanına İlişkin İşbirliği Anlaşması,</p>
<p>- Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Ofisi'ne Bağlı Ekonomik Yönetim Yetkisine Sahip Devlet Kuruluşu "Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı TV ve Radyo Kompleksi" ile TRT Arasında Radyo ve Televizyon Alanında Mutabakat Zaptı,</p>
<p>- KazMunayGas Milli Şirketi Anonim Ortaklığı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Arasında Petrol Sahası Hizmetine İlişkin İşbirliği Anlaşması,</p>
<p>- KazMunayGas Milli Şirketi Anonim Ortaklığı ile Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Arasında Petrol ve Gaz Projelerinin Ortak Geliştirilmesi Konularına İlişkin Mutabakat Zaptı,</p>
<p>- Astana Uluslararası Finans Merkezi ile İstanbul Finans Merkezi Arasında Mutabakat Zaptı,</p>
<p>- ANKA İnsansız Hava Araçlarının Üretimi ve Bakımı için Ortak Girişim Kurulmasına İlişkin Anlaşma.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/turkiye-ile-kazakistan-arasinda-13-anlasma-79337</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/7/1280x720/57-1778765770.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan&#039;ın Kazakistan ziyareti kapsamında iki ülke arasında 13 anlaşma imzalandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ajetin-filosuna-6-yeni-ucak-79335</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> AJet&#039;in filosuna 6 yeni uçak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>AJet'in, büyüme stratejisi doğrultusunda son bir ayda fabrika çıkışlı 6 Boeing 737-8 MAX tipi uçağı filosuna dahil ettiğini duyuruldu.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, "TC-OHP, TC-VFB, TC-VFF, TC-VFG, TC-OHY ve TC-OHV" kuyruk tescilli uçaklar, teslim süreçlerinin tamamlanmasının ardından ABD'nin Seattle kentinden Türkiye'ye getirildi.</p>
<p>Kabin donanımları ve koltuk montajları tamamlanan uçakların bir bölümü, kısa sürede tarifeli seferlerde hizmet vermeye başladı.</p>
<p>Yeni uçaklarla birlikte Ağustos 2025'ten bu yana AJet filosuna katılan fabrika çıkışlı Boeing 737-8 MAX sayısı 24'e ulaştı.</p>
<p>Boeing ve Airbus uçakları filosuna katmaya devam eden AJet, yıl sonunda filosunun yüzde 76'sını yeni nesil uçaklardan oluşturmayı hedefliyor.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/ajetin-filosuna-6-yeni-ucak-79335</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/5/1280x720/ajet-1778765485.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AJet, 6 yeni Boeing 737-8 MAX tipi uçağı filosuna kattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-ile-icdden-finansman-anlasmasi-79334</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 16:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım ile ICD&#039;den finansman anlaşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ ile İslam Kalkınma Bankası Özel Sektörü Destekleme Kuruluşu (ICD), 30 milyon dolar tutarında "Katılım Bankacılığı Prensipleri ile Uyumlu Finansman Anlaşması" (Line of Financing) imzaladığı bildirildi.</p>
<p>Bankadan yapılan açıklamaya göre, 4 yıllık vadeyle yapılandırılan finansman, ICD'nin Türkiye'deki ilk tematik finansmanı olup, KOBİ'lerin İslami finansmana erişimini genişletmeyi ve İslami Kalkınma Bankası (IsDB) Grubu'nun önemli üye ülkelerinden birinde özel sektör gelişimini güçlendirmeyi amaçlıyor.​​​​​​​</p>
<p>30 milyon dolar tutarındaki "Katılım Bankacılığı Prensipleri ile Uyumlu Finansman Anlaşması", Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ'nin orta vadeli finansman tabanını güçlendirerek, bankanın Türkiye genelinde büyüme ve kalkınma hedeflerini takip eden çok çeşitli küçük ve orta ölçekli işletmelere katılım bankacılığı prensipleriyle uyumlu finansman sağlamasını mümkün kılıyor.</p>
<p>Kapsayıcı ve sürdürülebilir kalkınmaya olan bağlılığının bir parçası olarak, ICD, finansmanın yüzde 50'sini Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) ile uyumlu, ölçülebilir etkiye sahip tematik projelere tahsis etti.</p>
<p>Bu tahsisler, kritik sosyo-ekonomik ve çevresel zorlukların üstesinden gelmeyi, savunmasız nüfusları hedeflemeyi, anlamlı istihdam fırsatlarını teşvik etmeyi, temel hizmetlere erişimi artırmayı, iklim direncini desteklemeyi ve dayanıklı altyapı yoluyla inovasyonu teşvik etmeyi amaçlıyor. Bu işlem, ICD'nin geliştirme stratejisi ve üye ülkeler genelinde özel sektör gelişimini ilerletme taahhüdüyle uyumlu olarak dikkati çekiyor.</p>
<p>Finansman, ICD'nin 56 üye ülkesinde ekonomik etki yaratan katılım bankacılığı prensipleriyle uyumlu finansman araçlarının kullanımına yönelik kesintisiz odağını yansıtıyor.</p>
<p>Finansman, Türkiye'de İslami finansın daha geniş kapsamlı gelişimi açısından da önem taşıyor.</p>
<p>Türkiye'nin katılım bankacılığı sektörü stratejik önem kazanmaya devam ederken, bu nitelikteki çok taraflı kalkınma finansmanı işbirlikleri, ülkenin İslami finans ekosistemini anlamlı ve sürdürülebilir bir şekilde derinleştirmeye katkıda bulunuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-ile-icdden-finansman-anlasmasi-79334</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Emlak Katılım Bankası ile ICD, 30 milyon dolar tutarında &quot;Katılım Bankacılığı Prensipleri ile Uyumlu Finansman Anlaşması&quot; imzaladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bu-sene-genel-buyumemize-tarimin-katkisi-pozitif-79331</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bu zorlu dönemde tarım sektörümüz kalkınma sürecimize büyük bir güç verecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla bir otelde düzenlenen "Türkiye Ziraat Odaları Birliği Danışma Kurulu Toplantısı"na katıldı.</p>
<p>Burada konuşan Yılmaz, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü'nü tebrik ederek, politikalarını şekillendirirken ortak akıl ve istişare ile hareket ettiklerini söyledi.</p>
<p>Tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret eden Yılmaz, özellikle son dönemlerde yaşanan salgın, savaşlar, iklim değişikliği tartışmaları gibi konularla tarım sektörünün stratejik öneminin daha da arttığını ifade etti.</p>
<p>Yılmaz, "Hem yeterli hem kaliteli hem de erişilebilir, halkın rahat erişebileceği bir gıda, tarım sektörünün olması, gerçekten ülke için, milletin geleceği için çok kritik. Biz de bu anlayışla hareket ediyoruz." şeklinde konuştu.</p>
<p>"Bu sene genel büyümemize tarımın katkısı pozitif olacak ve inşallah bu zorlu dönemde tarım sektörümüz kalkınma sürecimize büyük bir güç verecek" diyen Yılmaz, tarım sektöründe istihdamın da artış kaydetmesini beklediklerini dile getirdi.</p>
<p>Yılmaz, tarım sektöründe yaş ortalamasının giderek yükseldiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Kırsal alana baktığımız zaman 55 yaş üstünün ağırlık kazandığını görüyoruz. Tarım sektöründeki bu gidişatı mutlaka durdurmamız ve geriye doğru çevirmemiz gerekiyor. Bu noktada Tarım ve Orman Bakanlığımızın büyük bir gayret içinde olduğunu biliyorum sizlerle birlikte. Bugünün koşullarını, şartları dikkate alarak gençleri ve kadınları daha fazla tarıma cezbetme yönünde çok güçlü politikalarımız var. Bunları da hayata geçireceğiz.</p>
<p>Bizim tarımdaki temel yaklaşımımız planlı tarım. Bu çok önemli. Tarım sektörü yıldan yıla çok farklılıklar gösterebilmekte. Buradaki beklenti yönetimi önem taşımakta. Giderek iklim değişikliğiyle, artan tüketimle su meselesinin çok daha kritik hale geldiği değerlendirildiğinde, mutlaka planlı tarımı güçlendirmemiz gerekiyor. Bütün destekleme sistemimizi de biz bu çerçevede şekillendiriyoruz ve Tarım Bakanlığımızın ana kavramı bu. Şu anda ana kavram planlı tarım. Dolayısıyla bu konuda da bir süreç başlamış durumda."</p>
<p><strong>"Türkiye tedbirlerini almış durumda"</strong></p>
<p>Bölgede küresel ekonomiyi etkileyen bir savaş yaşandığına işaret eden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Özellikle Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasıyla birlikte sadece doğal gaz ve petrol değil, gübre açısından da çok sıkıntılı bir tablonun oluştuğunu ifade etmek isterim. Savaşla birlikte özellikle amonyak tedarikinde ciddi sorunlar doğmuş durumda. Yine enerji maliyetlerinin artması, mazot, sulama ve lojistik maliyetlerine yansıyor. Biz, bu maliyetleri sınırlayıcı tedbirler aldık, alıyoruz. Özellikle bu eşel mobil sistemine geçişimizle normalde dünya fiyatlarına baktığınızda mazot fiyatı, petrol fiyatı çok daha yükseğe çıkacaktı ama biz bütçeden bir anlamda vergilerimizden fedakarlık yaparak, vazgeçerek bu etkiyi sınırlandırmış olduk. Bunun da tarım sektörümüze mutlaka yansımaları söz konusu."</p>
<p>Yılmaz, savaşın ilk anlarından itibaren gübre konusunda ihracatın yasaklanması, ithalatın kolaylaştırılması ve stokların yeterli seviyede olmasının, bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılmasında çok önemli pay sahip olduğuna işaret ederek, "Gübreyle ilgili baktığımızda ülkemizde bir arz problemi yaşanmadığı gibi geçen yıla göre gübre kullanımının arttığını görüyoruz. Rakamlar bunu söylüyor. Bu da bu yıl yine üretimin çok daha yüksek olacağının bir öncü göstergesi niteliğinde. Türkiye bu anlamda tedbirlerini almış durumda." diye konuştu.</p>
<p>Makro politikalarda en önemli gördükleri hususun enflasyonu aşağıya çekmek olduğunu dile getiren Yılmaz, özellikle geniş kitleler açısından konut ve gıda konusunun iki önemli başlık olduğunu söyledi.</p>
<p><strong>"Gıda arzı, enflasyonla mücadelemize katkı sunuyor"</strong></p>
<p>Yılmaz, 500 bin Sosyal Konut Kampanyası başlattıklarını hatırlatarak, "Enflasyonla mücadelenin sadece para politikasıyla olmadığının farkındayız. Maliye politikamız ve yapısal dönüşümler çok kıymetli ve bu çerçevede arz yönlü tedbirler çok önemli. Bir taraftan da arzı artırmamız gerekiyor. Sosyal konut programımızı Sayın Cumhurbaşkanı'mız başlattı, bu hızla devam ediyor. Bir taraftan da gıda arzını, gıda üretimini artırmamız enflasyonla mücadelemize de doğrudan katkı sunuyor." dedi.</p>
<p>Sulama yatırımlarını çok ciddi ölçüde artırdıklarını belirten Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Tasarruf konusunu ön plana çıkardığımız, kamu harcamalarında çok ciddi sınırlamalar getirdiğimiz bir dönemde sulama harcamalarına hiçbir şekilde sınır koymadık. Tam aksine bu yatırımları artırıcı tedbirler aldık. 2026 yılı reel rakamlarıyla söylüyorum, enflasyondan arındırılmış halde, 2020 yılında reel olarak 51,2 milyar lira olan sulamaya verdiğimiz revize ödenek, 2025 yılında 173,1 milyar lirayla zirve yapmıştır. Enflasyon karşısında yatırımların reel gücünün sadece korunmakla kalmayıp, katlanarak artırılması, sahada yürüyen projelerin hız kesmeden devam etmesini sağlamıştır.</p>
<p>2026 yılında sulama yatırımları için başlangıç ödeneğimiz 146,4 milyar lira seviyesinde. Ancak önemle ifade etmek isterim ki 2026 henüz tamamlanmadı. Yıl içinde özellikle sahadaki projelerin ivmesine bakarak sağlayacağımız ek ödeneklerle halihazırdaki rakamın çok daha yüksek noktalara çıkmasını bekliyoruz. 2020-2025 döneminde 633 bin hektar tarım arazisini modern sulama imkanlarıyla buluşturduk ve gıda güvenliğimize bu anlamda çok ciddi bir katkı sunmuş olduk. 2020 yılında sulama yatırımlarının toplam kamu yatırımları içindeki payı sadece yüzde 4,45 iken 2026 yılında bu pay yüzde 7,62 seviyesine yükselmiş durumda."</p>
<p><strong>"İlk aşamada 750 milyon dolarlık kredi anlaşması"</strong></p>
<p>Yılmaz, toplam tarım bütçesinin bu yıl 938 milyar Türk lirası olduğunu hatırlatarak, gelecek dönemde de sulama projelerini yine öncelikli alan olarak görmeye devam edeceklerini söyledi.</p>
<p>Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) uyguladığı hibe programıyla bugüne kadar 27 binden fazla projeye toplam 2 milyar avro destek sağlandığını, bunlarla 4,2 milyar avro tutarında yatırımın harekete geçirildiğini, 107 bin civarında istihdamın oluşturulduğunu aktaran Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"TKDK tarafından Türkiye Tarım Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi gündemimizde. Bunu hayata geçireceğiz. Yatırım tutarının yüzde 80'ine kadar geri ödemeli finansman desteği sağlayacak, 24 ay ödemesiz, 7 yıla kadar vadeli ve proje büyüklüğüne göre 10 milyon dolara kadar projeleri finanse edecek bir kaynaktan bahsediyoruz. Bir taraftan da Kredi Garanti Fonu 500 milyon dolar tutarında çiftçilerin finansmana erişimine destek sağlayacak. Özellikle birincil üretim yapan çiftçilerin.</p>
<p>Bu programın hayata geçirilmesiyle beklentimiz 250 bin civarında yeni istihdam oluşması, 5 bin yeni tesisin ülkemize kazandırılması, tarım sektörümüzün ölçek büyütmesi, daha verimli ve daha rekabetçi bir şekilde faaliyetlerini sürdürmesi ve bütün bunların sonucunda da 10 milyar dolar civarında bir ihracat potansiyeli oluşturulmasıdır. Bu tabii hemen gerçekleşmeyecek, belli bir süreç içinde. İlk aşamada 750 milyon dolar tutarındaki kredi anlaşmasının ağustos ayı içinde imzalanmasını bekliyoruz. Eylül ayında ise ilk proje teklif çağrılarına çıkılmasını hedefliyoruz."</p>
<p><strong>"TMO 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır"</strong></p>
<p>Toplantıda konuşan Yumaklı da, tarım sektörünün sadece bir üretim faaliyeti değil, strateji ve planlama işi olduğunu söyledi.</p>
<p>İklim değişikliği ve bölgesel gerilimlerin küresel üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, "Tarım ve Orman Bakanlığı olarak tüm adımlarımızı bu gerçeklere göre planlı ve programlı şekilde atıyoruz. Tarımı teknolojiyle birleştirmek artık bir zorunluluktur." diye konuştu.</p>
<p>Yumaklı, Türkiye'de tarım adına gelecek vizyonunu pekiştiren gelişmeler yaşandığını bildirerek, 7 aylık verilere bakıldığında son 66 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, barajlardaki ortalama doluluk oranının yüzde 75'lerin üzerine çıktığını söyledi.</p>
<p>Bu yıl sulamayla ilgili problemin olmayacağına dikkati çeken Yumaklı, konuşmasına şöyle devam etti:</p>
<p>"Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim. Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır. İki yıl önce başlattığımız, meyvelerini almaya başladığımız üretim planlamamızı güçlendirerek devam ettiriyoruz. İki yıl önce başlattığımız hayvancılıkta yol haritamızı uygulamaya devam ediyoruz. Yeni destekleme modelimizi de kadınları ve gençleri ön plana alacak şekilde sisteme entegre ettik."</p>
<p>Yumaklı, ziraat odalarıyla işbirliğini daha da ileriye götürmek için gayret ettiklerini belirterek, Çiftçi Kayıt Sistemi veri girişi ve kabul işlemlerinin yürütülmesine için TZOB ile bir protokol imzaladıklarını anımsattı.</p>
<p>İlk etapta uygulamanın üç ilde başladığını ve geçen yıl il sayısının 21'e çıktığını anlatan Yumaklı, bu yıl hazır olan odaları da sisteme dahil edeceklerini söyledi.</p>
<p>Yumaklı, IPARD kapsamında hayata geçirdikleri "danışmanlık hizmetleri" ile ziraat odalarında görev yapan 600'ün üzerinde uzman danışmana eğitim desteği vermeye devam edeceklerini bildirdi.</p>
<p><strong>"Algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi"nin sektörde yeni sayfa açtığını dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Proje kapsamında krediye erişim sorunu yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulması konusunu uygulamaya başlayacağız. Yaklaşık 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturulacak. Öngörümüz 250 bin vatandaşımıza istihdam sağlanacak. Ancak birilerinin, 'tarım bitti' diyerek çiftçilerimizi moralini bozmaya ve tüketicimizi tedirgin etmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz. Dezenformasyonla moral bozmaya çalışanlara bu sektörün verdiği en büyük cevap, tarladaki üretim, stoklarımızdaki doluluk ve burada sergilediğimiz sarsılmaz birlikteliktir."</p>
<p><strong>"TMO'nun alım fiyatlarını açıklamasını bekliyoruz"</strong></p>
<p>TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar da üretim döneminin başladığı Ekim 2025'ten itibaren ülke genelinde yağışların normalin üzerinde gerçekleştiğini ve ekim alanlarındaki artışın, buğday ve arpa üretiminde bereketi beraberinde getirdiğini söyledi.</p>
<p>Artan nem oranının, bazı bölgelerde pas hastalığının artmasına yol açtığını ve sahada üreticilerin bu hastalıkla mücadelesinin devam ettiğini anlatan Bayraktar, şunları söyledi:</p>
<p>"Öte yandan bölgemizde artan jeopolitik gerilim nedeniyle başta mazot ve gübre olmak üzere girdi maliyetlerimiz yükselmiştir. Üreticilerimizin bir sonraki sezon hazırlığında endişelerinin giderilmesi ve emeğinin korunması için TMO'nun, üretim maliyetlerindeki yüksek artışlar ve refah payını göz önünde bulundurarak alım fiyatlarını açıklamasını bekliyoruz."</p>
<p>Açılış konuşmalarının ardından sektör temsilcilerinin de söz alacağı toplantı basına kapalı devam etti.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bu-sene-genel-buyumemize-tarimin-katkisi-pozitif-79331</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/1/1280x720/67-1778763869.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Ziraat Odaları Birliği Danışma Kurulu Toplantısı&#039;nda konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &quot;Bu sene genel büyümemize tarımın katkısı pozitif olacak ve inşallah bu zorlu dönemde tarım sektörümüz kalkınma sürecimize büyük bir güç verecek.&quot; dedi. Bakan Yumaklıda, &quot;Toprak Mahsulleri Ofisimiz de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/havacilik/uraloglu-rize-artvin-havalimani-4-yilda-42-milyon-yolcuya-hizmet-verdi-79330</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Uraloğlu: Rize-Artvin Havalimanı 4 yılda 4,2 milyon yolcuya hizmet verdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Rize-Artvin Havalimanı'nın açılışının 4. yıl dönümü dolayısıyla açıklama yaptı.</p>
<p>Uraloğlu, havalimanının deniz dolgusu üzerine inşa edilen ve hizmete açıldığı 14 Mayıs 2022'den bu yana bölgeye önemli katkı sağladığını belirterek, "Havalimanımız, açıldığı günden bu yana 4,2 milyon yolcuya hizmet vererek Rize ve Artvin'in toplam nüfusunun 8 katı kadar yolcu ağırladı. Havalimanımız, çay bardağı temalı hava trafik kontrol kulesi, terminal binasındaki Çay Müzesi ve Karadeniz mimarisiyle sadece bir ulaşım noktası değil, aynı zamanda bölgenin sembol yapılarından biridir." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Uraloğlu, Rize-Artvin Havalimanı'nın Türkiye'nin deniz üzerine inşa edilen 2'nci, dünyanın da 5'inci havalimanı olma özelliğini taşıdığını kaydetti.</p>
<p>Havalimanının, sahip olduğu altyapı, ulaşım kabiliyeti ve mimari kimliği ile bölge insanına, turizme ve ticarete uzun yıllar hizmet edecek önemli bir proje olduğuna da dikkati çeken Uraloğlu, "2026'nın ilk 4 ayında Rize-Artvin Havalimanı'nı kullanan yolcu sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artışla 392 bin 466'ya ulaştı." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Uraloğlu, Rize'nin Pazar ilçesinde, 100 milyon ton deniz dolgusu üzerine inşa edilen havalimanının 3 bin metre uzunluğunda ve 45 metre genişliğinde piste ve 7 uçak kapasiteli aprona sahip olduğuna işaret ederek, "2026'nın ocak-nisan döneminde havalimanımızda gerçekleşen toplam uçak trafiği, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29 artarak 2 bin 810'a ulaştı. Son 4 yılda ise 29 bini aşkın uçuşu başarıyla yönettik." bilgisini paylaştı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/havacilik/uraloglu-rize-artvin-havalimani-4-yilda-42-milyon-yolcuya-hizmet-verdi-79330</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/0/1280x720/rize-artvin-havalimani-1778763289.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 2022&#039;de açılan Rize-Artvin Havalimanı&#039;nın toplamda 4,2 milyon yolcuya hizmet verdiğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/kuveyt-turkten-ilk-ceyrekte-155-milyar-lira-konsolide-net-kar-79328</guid>
            <pubDate>Thu, 14 May 2026 15:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kuveyt Türk&#039;ten ilk çeyrekte 15,5 milyar lira konsolide net kâr</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Kuveyt Türk, 2026 yılının ilk çeyreğine ait konsolide finansal sonuçlarını açıkladı.</p>
<p>Bu dönemde, bankanın kullandırdığı fon büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 49 artışla 755 milyar liraya ulaşırken, konsolide aktif büyüklüğü 1,59 trilyon lira olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bankanın donuk alacaklar oranı yüzde 2,65 seviyesinde gerçekleşirken, cari hesabın toplanan fonlar içerisindeki payı yüzde 63 oldu.</p>
<p>Yıllıklandırılmış ortalama öz kaynak karlılığı yüzde 43 seviyesinde gerçekleşirken, yasal limiti yüzde 12 olan sermaye yeterlilik oranı ise yüzde 17,34 olarak gerçekleşti. Bankanın öz kaynakları ise 150 milyar liraya ulaştı.</p>
<p>Katılım finans prensipleri doğrultusunda geliştirdiği yenilikçi ürün ve hizmetlerle müşterilerine hizmet veren Kuveyt Türk'ün toplam fonlama tabanı büyüklüğü 1,22 trilyon lira seviyesine yükseldi.</p>
<p>Aktif büyüklük açısından bankacılık sektöründeki konumunu koruyan Kuveyt Türk, geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32 artışla 15,5 milyar lira konsolide net kar elde etti.</p>
<p><strong>"Müşterilerimiz için güvenilir ve çözüm odaklı bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a05c31176c7c-1778762513.jpg" alt="" width="600" height="375" /></strong>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan, 2026'nın ilk çeyreğinde, küresel belirsizliklerin ve makroekonomik dalgalanmaların devam ettiği bir ortamda, dengeli ve sürdürülebilir büyüme yaklaşımlarını koruduklarını belirtti.</p>
<p>Uyan, katılım finans ilkeleri doğrultusunda reel ekonomiyi destekleyen bir bilanço yapısını sürdürürken, özellikle üretim, ihracat ve KOBİ odaklı finansmanlarıyla ekonomiye katkı sağlamaya devam ettiklerini anlattı.</p>
<p>Dijitalleşme yatırımlarını ve süreçlerini sadeleştirme odaklı çalışmaları sayesinde müşteri deneyimini güçlendirdiklerinin altını çizen Uyan, iştirakleriyle sundukları bütüncül hizmet yapısının da finansal performanslarına olumlu yansıdığını aktardı.</p>
<p>Uyan, gelecekte de güçlü sermaye yapıları, yüksek aktif kaliteleri ve temkinli risk yönetimi anlayışlarıyla büyümelerini sağlıklı bir zeminde sürdürmeyi hedeflediklerinin altını çizerek, "Katılım finans modelinin sunduğu değer önerisiyle müşterilerimiz için güvenilir ve çözüm odaklı bir iş ortağı olmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/kuveyt-turkten-ilk-ceyrekte-155-milyar-lira-konsolide-net-kar-79328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/8/1280x720/kuveyt-turk-1778762501.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kuveyt Türk&#039;ün, yılın ilk çeyreğinde 15,5 milyar lira konsolide net kâr elde ettiği açıklandı. Genel Müdür Ufuk Uyan, &quot;Önümüzdeki dönemde de güçlü sermaye yapımız, yüksek aktif kalitemiz ve temkinli risk yönetimi anlayışımızla büyümemizi sağlıklı bir zeminde sürdürmeyi hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
