<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gurlek-46-tuzel-kisi-18-fon-ve-42-gercek-kisinin-mal-varligi-donduruldu-88407</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gürlek: 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığı donduruldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Adalet Bakanı Akın Gürlek, sermaye piyasası işlemleri soruşturmaları hakkında bilgi verdi. </p>
<p>Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Gürlek, "Vatandaşımızın hukukuna sahip çıkıyoruz" başlığıyla yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın yakından takip ettiği fon soruşturmasında önceliklerinin vatandaşların haklarını korumak, birikimlerinin istismar edilmesine izin vermemek ve uğradıkları mağduriyetlerin kanunun öngördüğü koşullar çerçevesinde giderilmesini sağlamak olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Aklama Suçları Soruşturma Bürosunca, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma-üye olma', 'nitelikli dolandırıcılık', “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama' ve 'sermaye piyasası kanununa muhalefet' suçları kapsamında yürütülen soruşturmada, para hareketlerinin tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.</p>
<p>Bu kapsamda bugün yeni bir adım daha atılmış; 1 Temmuz-16 Eylül tarihleri arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı dondurulmuş; haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.</p>
<p>Bu kapsamda; devir, temlik, satış, bağış, ipotek ve rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, EFT/havale ve malvarlığını azaltıcı diğer işlemlerin önlenmesi; sermaye piyasası araçlarının dondurulması ve şüpheli işlemlerin gecikmeksizin adli makamlara bildirilmesi amacıyla ilgili tüm kurum ve kuruluşlara müzekkereler yazılmıştır.</p>
<p>Amacımız açıktır: Soruşturma konusu malvarlığı değerlerinin kaçırılmasına, el değiştirmesine veya üçüncü kişiler üzerine geçirilmesine imkân vermemek; suçtan elde edildiği tespit edilen değerleri güvence altına almak ve mağdur vatandaşlarımızın haklarına kavuşmasını sağlamaktır.</p>
<p>Para hangi hesaba aktarılmış, malvarlığı hangi şirketin veya kişinin üzerine geçirilmiş olursa olsun; izini sonuna kadar süreceğiz. İyi niyetli vatandaşlarımızın yılların emeğiyle oluşturduğu birikimlerin birtakım kişi ve yapılar tarafından istismar edilmesine asla müsaade etmeyeceğiz. </p>
<p>Hukuka aykırı işlemleri ve bağlantılarını ortaya çıkaracak, kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde mağdur vatandaşlarımızın haklarının korunması için gereken bütün hukuki tedbirleri kararlılıkla uygulayacağız.</p>
<p>Vatandaşımızın hakkını, emeğini ve birikimini korumak için hukukun bize verdiği bütün imkânlarla sonuna kadar mücadele edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/gurlek-46-tuzel-kisi-18-fon-ve-42-gercek-kisinin-mal-varligi-donduruldu-88407</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/5/9/1280x720/akin-gurlek-1789535527.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Adalet Bakanı Gürlek, &quot;1 Temmuz-16 Eylül arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin mal varlığı dondurulmuş, haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/marmarabirlikte-yeni-sezon-icin-rekolte-beyan-donemi-basladi-88405</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Marmarabirlik’te yeni sezon için rekolte beyan dönemi başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Marmarabirlik’in 2026/2027 iş yılı ürün alım kampanyası öncesinde rekolte beyan süreci başladı. 21 Eylül’de başlayan rekolte beyanları, 23 Ekim 2026 Cuma günü mesai saati sonunda sona erecek.</p>
<p>Marmarabirlik Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere gerçek üretim miktarlarını esas alan beyanda bulunmasının sezon planlaması açısından önem taşıdığını belirtti. Rekolte beyanlarının yalnızca alınacak ürün miktarının değil, sezon boyunca ihtiyaç duyulacak depolama, işleme, lojistik ve finansman kapasitesinin planlanmasına da temel oluşturduğunu belirten Yıldız, üreticilerden doğru ve gerçekçi beyanda bulunmalarını istedi. Yıldız, yeni sezon alım planının yalnızca ortaklardan gelecek rekolte beyanlarına göre belirlenmeyeceğini vurguladı.</p>
<p>Bölgesel ve Türkiye geneli rekolte, ürünün kalite ve dane yapısı, iç ve dış piyasa koşulları ile Marmarabirlik’in kapasitesi birlikte değerlendirilecek. Tarım ve Orman Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye genelinde 41 ilde yürütülen rekolte tespit çalışmalarının 28 Temmuz’da başladığını hatırlatan Yıldız, süreç tamamlandığında daha net bir tablonun ortaya çıkacağını söyledi.</p>
<h2>“Ekonomik koşullar da dikkate alınacak”</h2>
<p>Yeni sezon kararlarında üretim maliyetleri, iç ve dış piyasa koşulları, tüketim ve ihracat imkanlarının yanı sıra Marmarabirlik’in mali yapısının da dikkate alınacağını ifade eden Yıldız, üreticinin emeğini korurken Birliğin sürdürülebilirliğini gözeten bir planlama yapılacağını kaydetti. Marmarabirlik’in 2025 yılında yaklaşık 6,8 milyar TL net ciro ve 35 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiğini belirten Yıldız, yeni sezon hazırlıklarının sürdüğünü söyledi. Yıldız ayrıca, sezon öncesinde gündeme gelen farklı rakam ve yorumlara karşı üreticilerin rekolte ve ürün alım sürecine ilişkin bilgileri Marmarabirlik ve bağlı kooperatiflerin resmi açıklamalarından takip etmeleri çağrısında bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/marmarabirlikte-yeni-sezon-icin-rekolte-beyan-donemi-basladi-88405</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/5/1280x720/marmarabirlikte-yeni-sezon-icin-rekolte-beyan-donemi-basladi-1790435704.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Marmarabirlik’te yeni sezon ürün alım kampanyası öncesinde rekolte süreci başladı. Üreticilerin 23 Ekim’e kadar gerçek üretim miktarlarını esas alarak beyanda bulunması istenirken, alım planında rekoltenin yanı sıra kalite, piyasa koşulları ve Birliğin kapasitesinin de dikkate alınacağı bildirildi. Yönetim Kurulu Başkanı Ali Yıldız, üreticilerin bağlı bulundukları kooperatiflere gerçek üretim miktarlarını esas alan beyanda bulunmasının sezon planlaması açısından önem taşıdığını vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/satin-alma-ve-tedarik-zinciri-rekabetciligin-merkezine-yerlesti-88403</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Satın alma ve tedarik zinciri rekabetçiliğin merkezine yerleşti&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Stratejik Satınalma Derneği (SSD) ve KalDer Bursa Şubesi iş birliğiyle düzenlenen SSD &amp; KalDer Bursa Etkinliği, otomotiv sektöründe satın alma ve tedarik zincirinin değişen rolünü gündeme taşıdı.</p>
<p>Etkinlikte gizli maliyetlerden yeni rekabet dinamiklerine, tedarik zincirinin geleceğinden sektör profesyonellerinin deneyimlerine kadar birçok başlık değerlendirildi. Oturumlarda Karsan Genel Müdür Yardımcısı Ergün Koru, Valeo Türkiye Ülke Başkanı ve Bursa Fabrikaları Genel Müdürü Tuna Arıncı, Renault Group Ülke Satınalma Direktörü Önder Plana ve BPlas Yönetim Kurulu Başkanı Celal Gökçen konuşmacı olarak yer aldı. Programın açılışında konuşan SSD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ahmet Demir, satın alma süreçlerinin yalnızca ürün fiyatı üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Satın alma fonksiyonunun işletmeye sağladığı toplam değerin dikkate alınması gerektiğini belirten Demir, “Kalitenin bir maliyeti olduğu kadar kalitesizliğin de bir maliyeti var. Kaliteyi ucuza satın alamazsın” dedi. Bursa’nın Türkiye’nin önemli sanayi merkezlerinden biri olduğunu ve kentte farklı sektörlerde küçülmeler yaşandığını ifade eden Demir, bu ortamda rekabetçiliğin ve maliyetlerin kontrolünün daha kritik hale geldiğini vurguladı. Özellikle üretim şirketlerinde çok sayıda maliyet kaleminin bulunduğuna işaret eden Demir, satın alma kararlarının projelerin kârlılığı üzerinde doğrudan etkili olduğunu kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab7dff67b415-1790435318.jpeg" alt="" width="702" height="527" /></p>
<h2>Rekabetçilik tanımı genişliyor</h2>
<p>KalDer Bursa Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Serkan Ürkmez ise rekabetçiliğin uzun yıllar kalite, maliyet ve teslimat üçgeninde değerlendirildiğini, ancak günümüzde bu çerçevenin önemli ölçüde genişlediğini ifade etti. Teknolojik dönüşüm, yapay zeka, sürdürülebilirlik, karbon düzenlemeleri, jeopolitik gelişmeler, enerji güvenliği ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığının şirketlerin aynı anda yönetmesi gereken başlıklar haline geldiğini belirten Ürkmez, işletmelerin performansının artık yalnızca kendi fabrika ve organizasyonlarının sınırları içinde değerlendirilemeyeceğini söyledi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/satin-alma-ve-tedarik-zinciri-rekabetciligin-merkezine-yerlesti-88403</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/3/1280x720/satin-alma-ve-tedarik-zinciri-rekabetciligin-merkezine-yerlesti-1790435358.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SSD ve KalDer Bursa iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte otomotiv sektörünün dönüşen rekabet koşulları ele alındı. Uzmanlar; maliyet kontrolü, kalite, yapay zeka, sürdürülebilirlik ve tedarik zinciri dayanıklılığının şirketlerin rekabet gücünde belirleyici hale geldiğine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-turkiye-ekonomisi-son-24-ceyrek-kesintisiz-buyume-yasadi-88402</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 18:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan: Türkiye ekonomisi son 24 çeyrek kesintisiz büyüme yaşadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fuar Merkezi'nde düzenlenen, 21. MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu Kapanış Programı'na katıldı.</p>
<p>Erdoğan burada yaptığı konuşmada, MÜSİAD'ın EXPO fuarlarını geleneksel hale getirdiğini, bu yıl 21'incisini de başarılı şekilde icra ettiğini belirtti.</p>
<p>Erdoğan, MÜSİAD ailesini bunun için yürekten tebrik ederek, "Aynı şekilde fuarın ve forumun tüm sponsorlarına, Ticaret Bakanlığımız başta olmak üzere bu programlarda emeği bulunan kurum, kuruluş ve firmalarımızın tamamına ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum." diye konuştu.</p>
<p>MÜSİAD'ın kurulduğu günden bu yana kendi içinde bir ve bütün, dünyada söz ve nüfus sahibi, etkin ve saygın, güçlü bir Türkiye için büyük fedakarlıkla çalıştığına dikkati çeken Erdoğan, "MÜSİAD ailemizin tüm mensuplarına bugün bir kez daha canıgönülden teşekkür ediyorum. Bu süre boyunca gerek MÜSİAD'a gerekse ülkemize katkı yapmış fakat artık aramızda olmayan tüm kardeşlerime Cenabıallah'tan rahmet niyaz ediyorum." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, Türkiye'nin ekonomi ve ticari potansiyelini dünyayla buluşturan MÜSİAD'ın yurt içinde ve dışında 14 binden fazla üyesiyle 60 bin işletmeyi temsil ettiğini, yaklaşık 3 milyon kişiyi istihdam ettiğini aktararak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Ülkemizin yanı sıra dünyanın 84 ülkesindeki 184 şube ve temsilcilikle geniş yelpazedeki faaliyetlerini güçlü bir şekilde sürdürüyor. İş dünyasının görüş, öneri ve beklentilerini samimiyetle aktarmaya devam eden MÜSİAD'ımızı kutluyor, çalışmalarında başarılar diliyorum. İki yılda bir düzenlenen MÜSİAD EXPO fuarlarımız ise Türkiye'nin üretim, ihracat ve yatırım kapasitesini küresel iş dünyasıyla bir araya getiren, firmalarımızın yeni pazarlara, yeni coğrafyalara erişimini kolaylaştıran, en önemlisi de Türkiye merkezli yeni ticari işbirliklerinin geliştirilmesine katkı sunan yapısıyla maşallah her seferinde göğsümüzü kabartıyor. Fuara ilgi ve katılımın bu yıl da fazlasıyla yüksek olduğunu memnuniyetle öğrendim. MÜSİAD EXPO'nun bir fuar olmanın ötesine geçerek uluslararası ticaret, yatırım, iş diplomasisi platformu haline dönüşmesinden ülkemiz adına gurur duyuyorum."</p>
<p><strong>"Yapay zekayı geliştirirken insan faktörüne gerekli önem verilmeli"</strong></p>
<p>Erdoğan, insanlık tarihine bakıldığında bir şeyi herkesin çok net gördüğünü söyledi.</p>
<p>Bazı kritik eşiklerin bir defa aşıldığında artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını, son yıllarda yapay zeka başta olmak üzere teknolojide yaşanan devrim niteliğindeki dönüşümün bunlardan biri olduğunu belirten Erdoğan, "Avantajlarını sağlıktan eğitime, bilişimden ulaşıma, tarımdan ekonomiye her alanda hissettiğimiz yapay zeka, hem bireysel hem de iş hayatımızı yeniden şekillendiriyor. Gün geliştikçe gelişen yapay zeka modelleri ve robotik teknolojiler, üretim ve tüketim süreçlerini doğrudan etkiliyor. Şurası bir gerçek ki, reel sektör yapay zekanın imkanlarını ne kadar kullanıyorsa girişimci, sanayici, yatırımcı da bu yeniliklerden o kadar istifade ediyor." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, burada dikkatlerden kaçmaması gereken asıl tehlikenin, yapay zekayı geliştirirken insan faktörüne gerekli önem verilmediğinde arzu edilenin tam tersi neticelerle karşılaşılabileceği olduğuna dikkati çekerek şöyle devam etti:</p>
<p>"İnsanı insan yapan değerleri, aileyi, toplumu, milli ve manevi hasletlerimizi korumazsanız, iş ahlakınızı saf dışı bırakıp rekabeti ne pahasına olursa olsun galip gelmeyi merkeze koyarsanız, geliştirdiğiniz yazılım ve algoritmalar, tüm bu teknolojiler fayda değil, tam tersine zarar getirir, Allah muhafaza geniş çaplı bir yıkıma sebebiyet verir. Tam da bu yüzden kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden iş dünyası ve sivil topluma, bu konuların derinlikli bir şekilde ele alınması gerekiyor. Hele ki Ahilik gibi köklü bir kültürün mirasçıları olarak bizim böyle bir meseleye duyarsız kalmamız zaten düşünülemez."</p>
<p>Müslümanlar olarak ekonomik ve ticari münasebetleri hayata yön veren temel değerler ışığında sürekli gözden geçirmek durumunda olduklarını vurgulayan Erdoğan, 29. Uluslararası İş Forumu'nun "Yapay Zeka Çağında İnsanın ve İş Dünyasının Dönüşümü" başlığıyla tertiplenmesini bu bakımdan çok kıymetli bulduğunu dile getirdi.</p>
<p><strong>"Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz"</strong></p>
<p>Erdoğan, forum kapsamında düzenlenen oturumlarda fikir, tespit ve önerilerini dile getiren tüm katılımcılara tebriklerini iletti.</p>
<p>Bu platformlarda yapılan ufuk açıcı istişarelerin herkes için hayırlara vesile olmasını dileyen Erdoğan, "Küresel sistemin hem meşruiyet hem temsil hem de adalet boyutlarıyla çıkmaza girdiği günlerden geçiyoruz. Bilhassa ülkemizin merkezinde yer aldığı coğrafya, tabiri caizse tam bir kriz fırtınası yaşıyor. Ticaretten enerji arzına, gıda güvenliğinden ekonomik yaptırımlara pek çok alanda bu fırtınanın etkilerine hepimiz az ya da çok maruz kalıyoruz. Yakın geçmişte fikir teatileriyle çözülen meseleler, bugün füze ve dron teatileriyle çözülmeye çalışılmaktadır. 'Gücü gücü yetene' düzeni ilk defa bu kadar uluslararası ilişkilere damga vurmaktadır." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu'na hitabında bu soruna özellikle dikkati çektiğini aktaran Erdoğan, Filistin'den Yemen'e, Sudan'dan Somali'ye, Arakan'dan İran'a, içerisinden özellikle barışın, adaletin, sağduyunun yer almadığı hiçbir reçetenin sahada karşılığı olmadığını ifade ettiklerini anlattı.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Gazze'de, Lübnan'da on binlerce masumu katleden soykırımcı caniler bizim gerçekleri yüzlerine vurmamızdan rahatsız olsalar da hamdolsun biz bir kez daha doğru olanı, doğru bildiklerimizi cesaretle dile getirdik. Bundan sonra da hakkın hatırını yere düşürmeyecek, dilimiz döndüğü, gücümüz yettiği kadar hakikatleri anlatmaya, mazlum ve mağdurların sesi olmaya inşallah devam edeceğiz. Daha önce söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum. Kendisini seçilmiş zanneden, kendisini diğer tüm insanlardan üstün gören, insafı, vicdanı, ahlakı, ilkesi olmayan işgalci siyonist zihniyetin maskesini indirmekte kararlıyız. Ne yaparlarsa yapsınlar geri adım atmayacağız. Uluslararası Ceza Mahkemesinin hakkında yakalama kararı verdiği savaş suçlularının yeri Birleşmiş Milletler kürsüsü değil, işledikleri cinayetlerin, döktükleri kanların hesabını verecekleri mahkeme salonlarıdır. İnşallah o günler de mutlaka gelecektir."</p>
<p>Erdoğan, henüz 6 yaşındayken ailesiyle birlikte 335 kurşunla vahşice şehit edilen Hind Receb'in hesabının hukuk önünde sorulacağına söyledi.</p>
<p>Yemek kuyruklarında, kuvözlerde, camilerde, okullarda, hastanelerde göz göre göre katledilen sivillerin hesabının elbette adalete verileceğini belirten Erdoğan, "Eğer soykırım yapanlar adalete hesap vermezse, eğer bunlardan hukuk önünde, tarih önünde hesap sorulmazsa aynı vahşet tekrar yaşanacak, aynı insani trajediyle biliniz ki çocuklarımız da karşılaşacak. Biz, şahsen son nefesimize kadar adalet mücadelesi içinde olacağız. Türkiye ve Türk milletinin aynı şekilde bunun mücadelesi içinde olacak." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Genel kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir"</strong></p>
<p>Erdoğan, hangi dinden, kültürden, kökenden olursa olsun adalete inananların bu mücadelenin içinde olacağına dikkati çekerek "Filistin halkı yalnız değildir, asla sahipsiz değildir. Gazzeli kardeşlerimiz hak ve adalet arayışlarında tek başına değildir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, bu gerçeği bir kez daha teyit etmiştir. İnsanlık ittifakının temsilcisi olarak genel kurul, savaş suçlularına hak ettikleri cevabı vermiştir. Diplomatik heyetlerin salonu terk ederek sergiledikleri ilkeli tavır, soykırım şebekesinin yüzüne adeta bir tokat gibi inmiştir. Şahsımızı ve ülkemizi ahlaksız iddialarla hedef koymalarının sebebi işte budur. Türkiye, vicdanlı, onurlu, ahlaklı ve yürekli duruşuyla hem mazlumlara umut olmuş hem de diğer ülkelere cesaret aşılamıştır."</p>
<p>Genel kurul salonunda ve kürsüsünde insanlığın müşterek vicdanına tercüman olan tüm ülkeleri ve liderleri gönülden tebrik eden Erdoğan, Türkiye olarak ne pahasına olursa olsun zalimin karşısında, mazlumun yanında durmaya devam edeceklerinin bilinmesini istediğini sözlerine ekledi.</p>
<p><strong>"Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardık"</strong></p>
<p>Erdoğan, bir yandan hem bölgeye hem de insanlığa umut olacak hakkaniyetli çözümleri savunurken, diğer yandan ülkeyi bu risk ve tehdit ortamından uzak tutacak politikaları kararlılıkla hayata geçirdiklerini anlattı.</p>
<p>Küresel ekonominin şoklarla boğuştuğu bu dönemde Türkiye'yi büyüme ve istikrar rotasında tutmayı başardıklarını vurgulayan Erdoğan, "Ekonomi politikamızın dört sütununu, yani üretim, yatırım, istihdam ve ihracatı artırmak için gerektiğinde şartları zorlayarak her türlü adımı attık. Çevremizi saran istikrarsızlığa rağmen iş dünyamızın geleceğe güvenle bakabileceği bir iklimi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık ve yapıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Erdoğan, geçen yıl Türkiye ekonomisini yüzde 3,7 oranında büyüterek 16 yıllık kesintisiz büyüme performansını sürdürdüklerini aktararak, "Ekonomimiz 2026'nın ilk çeyreğinde yüzde 2,6, ikinci çeyreğinde ise yüzde 2,3 oranında büyüdü. Böylelikle Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16'ncı, Avrupa'nın ise 6'ncı en büyük ekonomisiyiz. 2002'de 3 bin 616 dolar olan kişi başına gelirimiz yaklaşık 5 kat artışla 2025'te 18 bin 103 dolara çıktı. Ekonomimizin büyüklüğü ise cari fiyatlarla 1 trilyon 602 milyar dolar oldu." ifadelerini kullandı.</p>
<p>İhracat tarafındaki başarıları da sürdürdüklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şu şekilde sürdürdü:</p>
<p>"2002'de 36 milyar dolar seviyesinde olan ihracatımız 2025'te 273,2 milyar dolara yükseldi. Bu yılın ağustos ayındaki ihracatımız geçtiğimiz senenin aynı dönemine göre yüzde 8,1 artarak 23,5 milyar doları buldu. Ocak-Ağustos döneminde ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 artarak 185 milyar dolara erişti. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ihracatımızı 280 milyar doların üzerine taşıdık. Yıllıklandırılmış hizmet ihracatımızın ise ağustos ayı itibarıyla 125 milyar dolar civarına geldiğini tahmin ediyoruz. Ağustos ayında yıllıklandırılmış mal ve hizmet ihracatımızın toplamının 405 milyar dolara ulaşacağını öngörüyoruz. İhracatçı firmalarımızın sayısına baktığımızda da tablonun bütününe yayılan başarıyı daha net görebiliyoruz. 2002'de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 binken 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu."</p>
<p><strong>"Türk Eximbank, ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı"</strong></p>
<p>Erdoğan, içinde bulunulan zorlu dönemde firmaların finansmana erişimini kolaylaştırmak için ellerinden geleni yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:</p>
<p>"Türk Eximbank'ın ödenmiş sermayesini 100 milyar liraya çıkardık. Geçtiğimiz yıl sonu itibarıyla Türk Eximbank, kredi, sigorta ve garanti olmak üzere ülkemiz ihracatına toplam 54,2 milyar dolar destek sağladı. Bankamızın bu yılki ihracat destekleri Ağustos 2026 sonu itibarıyla 44 milyar dolara yaklaştı. Doğrudan yabancı yatırımlarda da önemli mesafeler katettik. Sadece geçen yıl yatırımlarda 3,3 milyar dolar net giriş elde ettik. Yurt dışındaki Türk yatırımları ise 2025 yıl sonu itibarıyla 70 milyar doları buldu. Burada saymaya vaktimizin elvermeyeceği daha pek çok başarıya, rekora MÜSİAD'ımızla ve sizlerle birlikte ulaştık. 20 gün önce açıkladığımız yeni Orta Vadeli Program'la sürdürülebilir ve dengeli büyüme hedeflerimiz doğrultusunda kararlılıkla ilerleyeceğiz."</p>
<p>Forumun hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini sonlandırdı.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdogan-turkiye-ekonomisi-son-24-ceyrek-kesintisiz-buyume-yasadi-88402</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/2/1280x720/54-1790435039.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 21. MÜSİAD EXPO Uluslararası Ticaret Fuarı ve 29. Uluslararası İş Forumu Kapanış Programı&#039;nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, &quot;Türkiye ekonomisi son 24 çeyrektir kesintisiz büyüme yaşadı. Şu anda dünyanın 16&#039;ncı, Avrupa&#039;nın ise 6&#039;ncı en büyük ekonomisiyiz.&quot; dedi. Erdoğan, &quot;2002&#039;de ihracat yapan firmalarımızın sayısı yalnızca 33 binken 2025 yılında tam 168 bin firmamız ihracat gerçekleştirdi. Savunma ve havacılık ihracatımız ise Ocak-Ağustos 2026 döneminde geçen yıla kıyasla yüzde 16,2 artarak 6 milyar 300 milyon dolar oldu.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-sermaye-piyasalarimizda-kisitli-bir-alanda-ortaya-cikmis-bir-sorunla-karsi-karsiyayiz-88401</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 16:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yılmaz: Sermaye piyasalarımızda kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, il programı kapsamında, bir otelde düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi'ne katıldı.</p>
<p>Burada konuşan Yılmaz, Türkiye ekonomisinin dayanıklılığını koruduğunu, bu yıl olumsuz koşullar altında dahi yüzde 3,3 büyümesini beklediklerini, kademeli bir şekilde büyümenin artmasını ve 2029'da yüzde 5 seviyelerine ulaşmasını öngördüklerini söyledi.</p>
<p>Geçici olumsuz etkilerin ortadan kalkması ile enflasyonda ana eğilimindeki gerileme trendinin sürmesini beklediklerini dile getiren Yılmaz, "Bölgemizdeki jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hedeflediğimiz oranın üzerinde kalmış olsak da eş güdüm içinde yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikalarıyla daha önce başardığımız gibi orta vadede yine tek haneli rakamlara ulaşacağımıza inanıyoruz ve bu yönde de kararlılıkla devam ediyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, makroekonomik temellerin sağlam olduğunu belirterek, "Son 4 yılda depreme 5,4 trilyon Türk lirası para harcadığımız halde, yani bugünkü fiyatlarla 104 milyar dolar ekstra bir harcama yaptığımız halde, bütçe açığımızın milli gelire oranı oldukça makul ve kabul edilebilir seviyelerde. Cari açığın milli gelire oranı son yıllarda yüzde 2'nin altına düştü. Bu yıl az önce bahsettiğim savaş etkisinden dolayı yüzde 2,6'ya çıkmasını bekliyoruz. Bunun 0,7 puanı, savaş etkisi olarak hesaplanıyor. Yani o etkiden arındırdığınız zaman yüzde 2'nin yine altındayız." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Merkez Bankası rezervlerinin de oldukça iyi bir noktaya geldiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:</p>
<p>"Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek. Yapısal bir sorunla karşı karşıya değiliz. Sermaye piyasalarımızın da yapısı oldukça sağlıklı. Ama geçici bir sorunumuz var. Bu sorunla ilgili de ilgili tüm kurumlarımız koordinasyon içinde üzerlerine düşeni gerçekleştiriyorlar. İnşallah bu sorunu atlattığımız zaman, çok daha, dediğim gibi, güçlü bir şekilde sermaye piyasalarımız yoluna devam edecek. Ondan da hiç şüpheniz olmasın."</p>
<p><strong>"Enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz"</strong></p>
<p>Buradaki temel önceliklerinin kritik alanlarda dışa bağımlılığı azaltmak, ekonominin stratejik kapasitesini güçlendirmek ve çoklu şoklara karşı dayanıklılığı daha da tahkim etmek olduğunu dile getiren Yılmaz, "Yanlış anlaşılmasın. Bağımlılığı azaltmakla izolasyon farklı şeyler. İzolasyondan bahsetmiyoruz. Ama daha stratejik bir şekilde ilişkilerimizi, dış dünyayla bağlantılarımızı geliştirmekten bahsediyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Yılmaz, Orta Vadeli Program'da yer alan ekonomik güvenlik yaklaşımının, Türkiye ekonomisini küresel risklere karşı koruyacak stratejik bir perspektif oluşturduğunu vurgulayarak, "Amacımız stratejik alanlarda, tüm alanlarda değil, stratejik alanlarda kapasite oluştururken küresel ticaret, yatırım ve teknoloji ağları içerisindeki konumumuzu güçlendirmektir. Dayanıklılık ile dışa açıklık, güvenlik ile rekabetçilik arasında doğru dengeyi kurabilen ekonomiler, önümüzdeki dönemin kazananları olacaktır. Bu kapsamda son derece önem verdiğimiz alanlardan biri enerji ve doğal kaynaklarda arz güvenliğidir. Nadir elementler, birtakım ham maddeler başta olmak üzere. Yerli kaynaklarımızın aranması, üretilmesi ve daha yüksek katma değerle ekonomimize kazandırılmasının ötesinde, enerji kaynaklarımızı çeşitlendirmeye ve depolama kapasitemizi artırmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Düşük karbonlu üretim kapasitesi, enerji verimliliği ve temiz teknoloji yatırımlarının, gelecek dönemde ülkelerin küresel değer zincirindeki konumunu belirleyen temel unsurlar arasında yer alacağına dikkati çeken Yılmaz, "Bu yıl COP31'i, Birleşmiş Milletler Taraflar Konferansı'nı Türkiye'de gerçekleştiriyoruz. Bu da çok kıymetli. Ben buradan özel sektörümüze bu sürece aktif katılmaları, katkıları noktasında bir çağrıda da bulunmak istiyorum. Bu mesele sadece devletlerin çözebileceği bir mesele değil, devletler, özel sektör, sivil toplum hep birlikte odaklanmamız gereken bir mesele." diye konuştu.</p>
<p>"Önümüzdeki dönemde kritik minerallerden nükleer ve hidrojen teknolojilerine, enerji ve madencilikte kullanılan kritik girdilerin yerlileştirilmesine kadar stratejik ve öncelikli alanlarda AR-GE kapasitemizi ve yurt içi üretim kapasitemizi geliştirmeye kararlıyız. Bu çerçevede de hazırlıklarımızı sürdürüyoruz." diyen Yılmaz, son bütçede maden aramalarına, sondajlara yüksek oranda artış yapılmasının ana gerekçelerinden birinin de bu olduğunu kaydetti.</p>
<p>Yılmaz, gıda ve tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğuna işaret ederek, "Gıda arz güvenliğini önceliklendirecek ve stratejik girdilerde yerli kapasitemizi küresel şoklardan etkilenmeyecek düzeye çıkaracağız." dedi.</p>
<p>Orta Vadeli Program'da özellikle gıda üretimi ve sosyal konut alanlarında arz yönlü tedbirler de geliştirdiklerini hatırlatan Yılmaz, "Ekonomik güvenliğimizin temel unsurlarından biri de kritik teknolojilerde kendi kabiliyetimizi, yerli kabiliyetimizi geliştirmek. Savunma sanayi, sağlık, yarı iletkenler ve yapay zeka başta olmak üzere stratejik alanlarda AR-GE ve ÜR-GE faaliyetini artırmayı, üretim ve yenilik kabiliyetimizi ülkemizin refahını artırıcı yönde konumlandırmayı planlıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Yılmaz, ekonomik dayanıklılığın bir diğer kritik unsurunun da dış ticaret ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi olduğunu aktararak, "Tek bir pazara, ürüne veya tedarikçiye aşırı bağımlılığın oluşturabileceği riskleri azaltmak, ihracatımızda ürün ve pazar çeşitliliğini artırmak önümüzdeki dönemin temel öncelikleri arasında yer alacaktır. Geleneksel ihracat kalemlerimizi ve mevcut pazarlarımızı korurken yeni ürünlere ve yeni pazarlara yöneleceğiz." şeklinde konuştu.</p>
<p>Ekonomik dayanıklılığın güçlendirilmesinde bölgesel kalkınma perspektifini de çok önemli gördüklerinin altını çizen Yılmaz, şöyle devam etti:</p>
<p>"Bu noktada bölgesel potansiyellerimizi harekete geçirmek, illerimizin, yörelerimizin mukayeseli üstünlüklerini iyi tespit edip, bunlar üzerinden hareket etmek çok önemli. Türkiye, büyük bir ülke, tek bir stratejiyle gidebileceğimiz bir ülke değil. İllerimize, bölgelerimize farklı roller dağıtmamız gerekiyor. Bir taraftan katma değeri yüksek, teknolojik içeriği yüksek, bilgi tabanlı sektörleri geliştirirken, güçlendirirken diğer taraftan istihdam yoğun sektörleri de ihmal etmemeliyiz. Onları da iyi bir şekilde konumlandırmalıyız. Her iki hat üzerinde yürümek durumundayız. Birini diğerine tercih etme lüksümüz yok bizim. Büyük bir ülkeyiz ve sermayeyi kendi içinde, ülke içinde özellikle Anadolu'ya doğru hareketlendirerek hem metropollerimizin potansiyelini daha katma değeri yüksek alanlara odaklamamız hem de Anadolu'nun enerjisini daha fazla harekete geçirmemiz mümkün."</p>
<p><strong>"İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz"</strong></p>
<p>Yılmaz, Terörsüz Türkiye sürecine değinerek, şu değerlendirmeleri yaptı:</p>
<p>"Meclisimiz bu noktada çok değerli çalışma yaptı. Uzun bir komisyon çalışmasından sonra, aşağı yukarı bütün grupların katıldığı bir çalışma. O rapor doğrultusunda yeni bir kanun kabul etti Meclisimiz. 467 milletvekilimizin evet oyuyla. Bu çok kıymetli bir şey. Burada bir büyük mutabakat olduğunu, bir Türkiye mutabakatı olduğunu gösteriyor. Ciddi bir siyasi irade olduğunu gösteriyor. Bu çok değerli. Bu kanundan sonra çalışmalar başlamış durumda. Kanun kendi içinde iki aşamadan oluşuyor. Birinci aşama, silahların bırakılması ve örgütsel yapıların feshedilmesi. Zaten örgüt kendi içinde öyle bir karar aldı ama bunun gerçekleşmesi, sahada somut olarak gerçekleşmesi. Bu noktada gerekli mekanizmaları kurmuş durumdayız. Benim başkanlığımda bir kurulumuz var yürütmede, burada alt kurullar da oluşturduk. Birinci alt kurulumuz, bu hukuk ve adalet mekanizmasıyla ilgili bir kurul. İkinci alt kurulumuz sosyal uyum ve entegrasyon başlığını taşıyor. Üçüncü alt kurulumuz, sahada tespit, izleme mekanizmalarıyla ilgili. Dördüncü alt kurulumuz da silahsızlanma ve stratejik koordinasyonla ilgili bir alt kurul. Orada kurumlarımız arasında görevlendirmeleri yapmış durumdayız ve sahadaki gelişmeleri çok yakın bir şekilde takip ediyoruz."</p>
<p>Öncelikle sahada silahların bırakıldığı ve yapıların feshedildiğinin tespit edileceğini belirten Yılmaz, "Daha sonra Milli Güvenlik Kurulumuz da bunu teyit etmiş olacak. Milli Güvenlik Kurulunda bu teyit edilirse ikinci aşamaya geçilecek. Yani bu tespit ve teyit süreçleri tamamlanmadan ikinci aşamaya zaten geçilmiyor. Dolayısıyla kendi içinde kademelendirilmiş bir yürürlük, uygulama mekanizmasına... İnşallah en kısa sürede bu silahları bırakma ve fesih süreçlerinin gerçekleştiğini görürüz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılmaz, Meclis açıldığında bu konuda bir izleme komisyonu kurulacağını bildirerek, "Bizler de yürütme olarak Meclisimizi belli periyotlarla gelişmeler hakkında bilgilendireceğiz. Yine Meclisimizin gözetiminde, denetiminde bu süreç yürüyecek." dedi.</p>
<p>Terörün gündemden kalktığı bir ortamda tüm Türkiye'nin kazanacağını ama en çok Doğu ve Güneydoğu'da yaşayanların kazanacağını dile getiren Yılmaz, özellikle son 25 yılda kamu yatırımlarını bölgenin güvenlik şartlarına bakılmadan yapıldığını anlattı.</p>
<p>Yılmaz, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eksiklerimiz vardır mutlaka, onlar da devam ediyor ama asıl büyük kayıp bölgede özel sektör yatırımları. Sermaye nazlı, güvenliğin olmadığı, huzurun olmadığı yerde durmuyor. Bırakın buradaki sermayenin kendi yöresine yatırım yapmasını, sermayenin bu bölgeden göç ettiğini gördük güvenlik sebebiyle, huzursuzluk sebebiyle, yatırım ortamının bozulması nedeniyle. Dolayısıyla Doğulu, Güneydoğulu birçok iş insanı gitti, Batı'da, Akdeniz'de, Marmara'da, Ege'de yatırımlar yaptı. Yapsınlar yani, yanlış anlaşılmasın. Ama ortada genel bir dinamik varsa bunu da görmemiz lazım. Şimdi yeni bir ortama giriyoruz. Bu ortamda en fazla olumlu etkilenecek alan özel sektör yatırımları, yatırım ortamının iyileşmesi." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yılmaz, güçlü ekonominin güçlü toplumdan, güçlü toplumun ise sürdürülebilir refah üreten güçlü ekonomiden beslendiğini dile getirerek, "Yüksek katma değerli alanlara yönelik dönüşümlerin sağladığı kazanımların geniş toplumsal kesimlere yansıması, ekonomik refah artışının yanında toplumsal refah ve huzurun güçlenmesi en temel önceliğimizdir." diye konuştu.</p>
<p>"Türkiye bugünün belirsizliklerini aşacak tecrübeye ve önümüzdeki dönemin fırsatlarını değerlendirecek güce ve akla sahiptir. Güçlü, tecrübeli bir liderliğe, tecrübeli kadrolara sahibiz. Hükümet olarak istikrarı koruyacak, üreticimizin de girişimcimizin yanında olacak, ülkemizin rekabet gücünü ve sosyal refahı artıracak adımları kararlılıkla atmayı sürdüreceğiz." ifadesini kullanan Yılmaz, bu hedeflere ulaşırken iş dünyasının sahadaki birikimini ve tecrübesini, önerilerini, politika tekliflerini her ortamda almaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yilmaz-sermaye-piyasalarimizda-kisitli-bir-alanda-ortaya-cikmis-bir-sorunla-karsi-karsiyayiz-88401</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/1/1280x720/747-1790434369.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi&#039;nde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, &quot;Finans piyasalarımız çok daha iyi bir noktada ama sermaye piyasalarımızda belli bir alanda, kısıtlı bir alanda ortaya çıkmış bir sorunla karşı karşıyayız. Bu sorunu aşma yönünde de idari, adli gerekli tedbirler alınıyor, alınmaya da devam edilecek. Bu geçici bir sorun, kısıtlı bir alanda ortaya çıkan bir sorun ve bu sorunu aştığımız zaman sermaye piyasalarımız eskisinden de daha güçlü bir şekilde yoluna devam edecek.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-ilk-yerli-tarama-gemisi-suya-indirildi-88400</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Uraloğlu: İlk yerli tarama gemisi suya indirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk tersanelerinde yerli tasarımla ilk kez inşa edilen emici özellikli tarama gemisinin suya indirildiğini duyurdu. </p>
<p>Yazılı açıklamasında, ilk blok kaynağı 10 Nisan 2025'te yapılan yeni tip emici deniz dibi tarama gemisi hakkında Uraloğlu, "UAB MAVİ VATAN 85 metre boya, 20 metre tarama derinliğine ve 2 bin metreküp kapasiteye sahip. Özellikle körfezlerimizdeki tarama ve temizlik çalışmalarını Bakanlığımıza ait kendi milli gemimizle gerçekleştirebileceğiz." ifadelerini kullandı. </p>
<p><video style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" controls="controls" width="700" height="350">
<source src="/storage/uploads/0/0/0/6ab7db14a356b-1790434068.mp4" type="video/mp4" /></video></p>
<p>Bakan Uraloğlu, UAB MAVİ VATAN'ın tam otomasyon özelliği sayesinde seyir halindeyken de tarama yapabileceğini belirterek, "Gemimizi birkaç aylık seyir tecrübesinin ardından hizmete alacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-uraloglu-ilk-yerli-tarama-gemisi-suya-indirildi-88400</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/0/1280x720/899-1790433915.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk tersanelerinde yerli tasarımla ilk kez inşa edilen emici özellikli tarama gemisi &quot;UAB MAVİ VATAN&quot;ın suya indirildiğini belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, geminin birkaç aylık seyir tecrübesinden sonra hizmete alınacağını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-maden-arama-kurtarma-yarismasinin-galibi-turk-altin-88404</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> 4. Maden Arama-Kurtarma Yarışması&#039;nın galibi Türk Altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Madenciler Derneği (TMD) tarafından Çayeli Bakır ev sahipliğinde Rize’de 22-25 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması tamamlandı. İki yılda bir yapılan yarışmanın galibi Türk Altın işletmesi oldu.</p>
<p>Yarışma sonucuna ilişkin TMD’den yapılan açıklamada, 13 maden arama-kurtarma ekibinin katıldığı yarışmada genel klasmanda Tüprag Metal Madencilik ve Öksüt Madencilik ikinciliği paylaşırken, Çayeli Bakır İşletmeleri-Eti Krom üçüncülüğü paylaştı. Yeni takım ödülünü ise Zenit Madencilik ile Eti Bakır paylaştı. Yapılan açıklamada, halkın ilgisini artırmak için yangın vb. bazı kategorilerdeki yarışmalar Rize merkezinde yapıldı. Ödüller, 25 Ekim günü yapılan gala gecesinde sahiplerine verildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab7e14c65336-1790435660.jpeg" alt="" width="800" height="397" />Ödül töreninde bir konuşma yapan TMD İkinci Başkanı Ramazan Yön, maden kurtarma ekiplerinin sadece madencilik alanında değil, ülkenin yaşadığı her türlü haza ve afette çalışma yürüttüğünü hatırlatarak, “Madencilikte ve kurtarma operasyonlarında en temel unsur iyi bir hazırlık, doğru iletişim ve birbirine koşulsuz güvenmektir. Parkurlarda sergilenen bu ortak refleksler, yarın olası afet ve kazalarda insan hayatını kurtaracak en somut kazanımdır” dedi. </p>
<p>4. Maden Kurtarma Yarışması sonuçları şöyle:  </p>
<p>Genel Klasman</p>
<p>• 1. Yarışma Şampiyonu: Türk Altın İşletmeleri  <br />• 2. Takım: Tüprag Metal Madencilik   – Öksüt Madencilik   <br />• 3. Takım: Çayeli Bakır İşletmeleri  – Eti Krom <br />• Yeni Takım: Zenit Madencilik   – Eti Bakır  </p>
<p><strong>Etkinlik Ödülleri</strong></p>
<p>• Takım Yetkinliği: Esan Eczacıbı Endüstriyel Hammaddeler – Türk Altın İşletmeleri <br />• HAZMAT (Kimyasala Müdahale): Tüprag Metal Madencilik – Türk Altın İşletmeleri <br />• Araç Kazası: Gübret Maden Yatırımları – Tüprag Metal Madencilik  <br />• Endüstriyel Yangın: Öksüt Madencilik – Eti Krom <br />• Yapısal Hasar (Deprem): Çayeli Bakır İşletmeleri – Eti Krom <br />• Yeraltı Göçük: Çayeli Bakır İşletmeleri – Def Madencilik </p>
<p><strong>Kolektif Ödüller</strong></p>
<p>• BA Takımı (Yerüstü): Acacia Maden İşletmeleri <br />• BG4 Takımı (Yeraltı): Def Madencilik <br />•  İlkyardım: Çayeli Bakır İşletmeleri <br />• Takım Güvenliği: TÜMAD Madencilik Sanayi ve Ticaret <br />• Takım Tekniği: Esan Eczacıbaşı Endüstriyel Hammaddeler</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/4-maden-arama-kurtarma-yarismasinin-galibi-turk-altin-88404</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/0/4/1280x720/78-1790435613.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Madenciler Derneğinin düzenlediği 4. Maden Arama Kurtarma Yarışması&#039;nın kazananı Türk Altın işletmesi oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gunes-ve-ruzgarin-elektrikteki-payi-yuzde-342ye-yukseldi-88398</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 14:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneş ve rüzgarın elektrikteki payı yüzde 34,2&#039;ye yükseldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün, ağustos sonu itibarıyla 126 bin 944 megavata ulaşırken, toplam kurulu gücün yüzde 62,9'una karşılık gelen 79 bin 902 megavatlık kısmı yenilenebilir enerji kaynaklarından oluştuğunu bildirdi. Aynı dönemde yerli kaynakların toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 72,1 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ağustos sonu itibarıyla güneş enerjisinin kurulu gücü 27 bin 914 megavata yükselirken, toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 22 oldu. Rüzgar enerjisinde ise kurulu güç 15 bin 434 megavata ulaştı ve toplam kurulu güç içerisindeki payı yüzde 12,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Böylece güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu gücü 43 bin 348 megavata, toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 34,2'ye yükseldi.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, sosyal medya hesabındaki paylaşımında, Türkiye’nin enerji altyapısını güçlendirmeyi sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün ağustos sonu itibarıyla 126 bin 944 megavata eriştiğini kaydeden Bayraktar, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bu gücün yüzde 62,9'u yenilenebilir kaynaklardan oluşurken, güneş ve rüzgarda toplam 43 bin 348 megavat kurulu güce ulaştık. Güneşin, kurulu gücümüz içerisindeki payı yüzde 22'ye çıktı. Temiz, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın payını her geçen gün biraz daha büyüteceğiz. Güneş ve rüzgar başta olmak üzere yenilenebilir enerji yatırımlarımızı hızlandırarak hem enerji arz güvenliğimizi güçlendirecek hem de 2053 Net Sıfır Emisyon hedefimize emin adımlarla ilerleyeceğiz. COP31 sürecinde de Türkiye'nin bu alandaki vizyonunu ve somut hedeflerini güçlü şekilde ortaya koyacağız. Enerjide tam bağımsız Türkiye için çalışmayı sürdüreceğiz."</p>
<p>Ağustos sonu itibarıyla Türkiye'nin elektrik kurulu gücünün kaynaklara göre dağılımı ise şöyle oldu:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>
<p>KAYNAK</p>
</td>
<td>
<p>KURULU GÜÇ (MW)</p>
</td>
<td>
<p>PAY (%)</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Hidroelektrik</p>
</td>
<td>
<p>32.331</p>
</td>
<td>
<p>25,5</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Güneş</p>
</td>
<td>
<p>27.914</p>
</td>
<td>
<p>22,0</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Doğal Gaz</p>
</td>
<td>
<p>25.012</p>
</td>
<td>
<p>19,7</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Rüzgar</p>
</td>
<td>
<p>15.434</p>
</td>
<td>
<p>12,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Yerli Kömür</p>
</td>
<td>
<p>11.565</p>
</td>
<td>
<p>9,1</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>İthal Kömür</p>
</td>
<td>
<p>10.466</p>
</td>
<td>
<p>8,2</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Biyokütle</p>
</td>
<td>
<p>2.424</p>
</td>
<td>
<p>1,9</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>Jeotermal</p>
</td>
<td>
<p>1.798</p>
</td>
<td>
<p>1,4</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<p>TOPLAM</p>
</td>
<td>
<p>126.944</p>
</td>
<td>
<p>%100</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/gunes-ve-ruzgarin-elektrikteki-payi-yuzde-342ye-yukseldi-88398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/2/1280x720/enerji-res-ges-gunes-1776923639.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının ağustos verilerine göre, güneş ve rüzgar enerjisinin toplam kurulu gücü 43 bin 348 megavata, toplam kurulu güç içerisindeki payı ise yüzde 34,2&#039;ye yükseldi. Türkiye&#039;nin elektrik kurulu gücünün bu dönemde 126 bin 944 megavata çıktığını belirten Bakan Bayraktar, &quot;Bu gücün yüzde 62,9&#039;u yenilenebilir kaynaklardan oluşurken, güneş ve rüzgarda toplam 43 bin 348 megavat kurulu güce ulaştık. Güneşin, kurulu gücümüz içerisindeki payı yüzde 22&#039;ye çıktı. Temiz, yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın payını her geçen gün biraz daha büyüteceğiz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/480-bin-besilik-erkek-sigir-ithalatina-izin-verilmesi-planlaniyor-88397</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 13:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> 480 bin besilik erkek sığır ithalatına izin verilecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü, 2027 yılında toplam 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatının planlandığını duyurdu. </p>
<p>Kurumun internet sitesinden yapılan açıklamada, kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere 2027 yılı yeni tahsisi doğrultusunda toplam 480 bin baş besilik erkek sığırın ithalatına izin verilmesinin planlandığı belirtilerek, besi hayvanı ahırı kapasitesi 200 baş ve üzerinde olan işletmelere 380 bin baş, bu kapasitenin altında olan firmalara 100 bin baş besilik erkek sığır ithalatına izin verileceği ifade edildi.</p>
<p>İthalata ilişkin başvuruların 5-16 Ekim tarihlerinde ilgili talimatta belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda yetiştiriciler tarafından İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri aracılığıyla yapılabileceği aktarılan açıklamada, başvuruda bulunacak işletmelerin 2027 yılı başvurusuna esas işletme kapasitelerinin TÜRKVET sistemi üzerinden kontrol edileceği bildirildi.</p>
<p><strong>TÜRKVET'te kapasite bilgileri bulunmayan işletmeler başvuru yapamayacak</strong></p>
<p>Başvuru yapacak yetiştiricilerin, güncel kapasite tanımına uygun olarak işletme kapasitelerini İl veya İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine başvurarak güncellemelerinin önem arz ettiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"TÜRKVET sisteminde kapasite bilgileri bulunmayan işletmeler başvuru yapamayacaktır. İthalat işlemleri, belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde Et ve Süt Kurumu (ESK) aracılığıyla gerçekleştirilecektir. Başvuru, değerlendirme, tahsis, ithalat ve hayvanların işletmelere teslimine ilişkin diğer hususlar, ilgili Başvuru ve Değerlendirme Talimatı'nda belirtilen hükümler doğrultusunda yürütülecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/480-bin-besilik-erkek-sigir-ithalatina-izin-verilmesi-planlaniyor-88397</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/sigir.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kamu kurum ve kuruluşları hariç olmak üzere gelecek yıl için toplam 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatının planlandığı bildirildi. İthalat başvurusu ekim ayında yapılabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kaybettireni-borsa-ve-altin-88390</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 11:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa haftayı yüzde 2,90 kayıpla kapattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,90 azalışla 12.899,35 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 12.840,20 puanı, en yüksek 13.370,03 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde mali endeks yüzde 9,86 azalışla 15.841,82 puana, sanayi endeksi yüzde 4,50 düşüşle 17.318,57 puana, teknoloji endeksi yüzde 2,23 kayıpla 40.488,44 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 2,06 gerileyerek 11.312,83 puana indi.</p>
<p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksine dahil hisse senetleri arasında bu hafta en çok yükselen yüzde 24,46 ile Tukaş oldu. Onu yüzde 18,21 ile Balsu Gıda ve yüzde 13,36 ile Tekfen Holding izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında bu hafta en çok değer kaybeden ise yüzde 40,91 ile Ral Yatırım Holding olurken onu yüzde 40,88'lik gerilemeyle​​​​​​​ Katılımevim Tasarruf Finansman ve Pasifik Eurasia Lojistik takip etti.</p>
<p>Borsa İstanbul'da hisseleri işlem gören en değerli şirketler, 1 trilyon 697 milyar 460 milyon lirayla ASELSAN, 782 milyar 279 milyon 12 bin 788 lirayla Tüpraş ve 549 milyar 21 milyon 927 bin 825 lirayla Koç Holding oldu.</p>
<p><strong>Altın düştü</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 1,61 azalışla 6 bin 716 liraya, cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 1,33 düşüşle 43 bin 860 liraya geriledi.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 1,42 altında 11 bin 15 liraya geriledi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,38 artarak 48,9660 liraya çıkarken, euronun satış fiyatı yüzde 0,18 azalışla 55,8560 liraya geriledi.</p>
<p>Geçen hafta 65,1550 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,37 azalışla 64,9170 liraya geriledi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,11 değer kaybederek 59,1190 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/haftanin-en-cok-kaybettireni-borsa-ve-altin-88390</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/borsa-istanbul.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,90 azalışla kapatırken, 24 ayar külçe altının gramı yüzde 1,61, cumhuriyet altını yüzde 1,33, çeyrek altın da yüzde 1,42 geriledi. Doların satış fiyatı yüzde 0,38 artarken, euro yüzde 0,18 azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbank-bige-projesinde-2-donem-tamamlandi-88391</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Halkbank BİGE projesinde 2. dönem tamamlandı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Halkbank'ın kız öğrencileri bilim, teknoloji, mühendislik, matematik (STEM) ve girişimcilik alanlarında güçlendirmeyi hedeflediği Bilim Kızlarla Gelecek (BİGE) projesinin ikinci dönemi, "Demo Day" etkinliğiyle sona erdi.</p>
<p>Habitat Derneği iş birliğiyle yürütülen projenin Hızlandırma Programını başarıyla tamamlayan 10 finalist takım, İstanbul'da Halkbank Kuleleri'nde düzenlenen etkinlikte jüri ve yatırımcıların karşısına çıktı.</p>
<p>Proje kapsamında eğitim ve mentörlük desteği alan kız öğrencilerin yapay zeka, eğitim, enerji ve sağlık gibi alanlarda geliştirdiği projeler, inovatif yaklaşım, özgünlük, uygulanabilirlik ve teknik yeterlilik kriterleriyle değerlendirildi.</p>
<p>Final puanlamaları sonucunda, BİGE-Demo Day'de birinciliği görme engelli bireylerin renk temelli sanatlara daha bağımsız biçimde katılabilmesi için geliştirilen "Moonlight" projesi elde etti. Konuşma geriliği veya telaffuz güçlüğü yaşayan çocuklara yönelik yapay zeka tabanlı mobil uygulama "Andremoda" ikinci, akıllı şehirlerde dağıtık enerji üretimini destekleyen mikro ölçekli rüzgar enerjisi sistemi "Indexis" ise üçüncü oldu.</p>
<p>Dereceye giren takımlar, maddi ödüllerin yanı sıra Generation Unlimited ve Entrepreneurship World Cup gibi prestijli uluslararası genç girişimcilik programlarına yönlendirilme imkanı elde edecek.</p>
<p>Birincilik ödülüne layık görülen Moonlight, yapay zeka destekli sesli yönlendirme sistemi, hissedilebilir konturlara sahip kalemler, dokunsal yüzeyli tuvaller ve sinestezi yaklaşımıyla geliştirilen kokulu boyalarla çalışıyor. Bu sayede kullanıcılar çizim sürecini ses, doku ve koku üzerinden deneyimleyebiliyor.</p>
<p>İkincilik ödülünün sahibi Andremoda, çocukları sadece ekrandan izleyerek yapılan pasif uygulamalardan farklı olarak, onlarla sesli diyalog kuruyor ve konuşma pratikleri yapmalarını sağlıyor. Çocukların gelişim aşamalarını ve duygu durumlarını takip eden sistem, elde edilen verileri terapist ve psikologlardan oluşan uzman klinik ekiplerle paylaşılabilecek raporlara dönüştürüyor.</p>
<p>Üçüncü Indexis ise kompakt ve modüler yapıya sahip türbinleriyle enerjinin tüketildiği noktada üretilmesini sağlayarak, şehirlerde yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılmasını ve yüksek elektrik verimi elde edilmesini hedefliyor.</p>
<p><strong>"BİGE mezunları için bir mobil uygulama geliştirdik"</strong></p>
<p>Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, etkinlikte yaptığı konuşmada, BİGE projesini hayata geçirirken temel hedeflerinin gençlerin STEM alanlarındaki becerilerini geliştirmek olduğunu söyledi.</p>
<p>Özdil, bu yolculuğa eşlik etmekten büyük mutluluk duyduklarını dile getirerek, "Geleceğe inancımız tam. Çünkü yarının liderleri olacak siz gençlerin potansiyeline güveniyoruz. Biliyoruz ki güçlü bir gelecek, yalnızca finansal kaynaklarla değil, bilgiyle kuşatılmış bir vizyonla, cesur adımlarla ve fırsat eşitliğiyle inşa edilir." dedi.</p>
<p>Teknoloji varlığının her geçen gün daha çok artmasının, bu alanda yetişen insan kaynağına ihtiyacı da beraberinde getirdiğine dikkati çeken Özdil, bu doğrultuda STEM alanlarında gençlerin hem eğitime hem de istihdama katılımını artırmayı öncelikleri olarak gördüklerini vurguladı.</p>
<p>Özdil, gençlerin teknolojiyi yalnızca kullanan değil, tasarlayan, geliştiren ve yarının dünyasını şekillendiren liderler olmasını arzu ettiklerini aktararak, bu amaçla finansmanın yanı sıra eğitim ve mentörlük desteği sunan yapılar oluşturduklarını ifade etti.</p>
<p>BİGE mezunları için bir mobil uygulama geliştirdiklerini aktaran Özdil, şöyle devam etti:</p>
<p>"Mezunlarımız bu platform üzerinden bilgi ve deneyim paylaşabilecek, mentörlük ve kariyer fırsatlarına erişebilecek. Böylece BİGE'yi dönemsel bir eğitim programı olmaktan çıkarıp, kariyerleri boyunca dahil olabilecekleri bir ekosisteme dönüştürmeyi planlıyoruz. Bir diğer müjdemiz ise BİGE ilham buluşmalarımızla ilgili. 2027'de bu kıymetli buluşmaları faaliyet gösterdiğimiz diğer ülkelerde de düzenleyerek, uluslararası alana taşıyacağız. Gençlerin yolculuğunun yeni başarılarla devam edeceğine inanıyoruz. Bu anlamlı projenin hayata geçirilmesindeki değerli katkıları için Habitat Derneği'ne, proje boyunca gençlerimize rehberlik eden eğitmen ve mentorlarımıza, jüri üyelerimize ve emeği geçen tüm arkadaşlarımıza gönülden teşekkür ediyorum."</p>
<p><strong>"İki yılda 2 bin 887 genç kıza ulaştık"</strong></p>
<p>Habitat Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Nesrin Serin Onkardeşler de etkinliğe katılan tüm genç kızların kazandığını vurgulayarak, "Projeye verdikleri destekten ötürü paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Tüm kızlarımızın kazanması için böyle güzel bir projede bizimle olan Halkbank, gerçekten çok değerli bir sonuca imzasını atıyor." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bugünden sonra ne olacağı sorusunun en önemli gündem maddesi olduğunu, proje kapsamında geride kalan iki yılda 2 bin 887 genç kıza ulaştıklarını ve birçok fikrin hayata geçirilmesine destek olduklarını kaydeden Onkardeşler, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Projenin ismi, öylesine bulunmadı. Bugün yaşadığımız teknoloji, yapa zeka konuları ve geleceğimize yaptığımız yatırımlarda kadınlarımızın öncelikli olmasını göstermek, gerçekten beni bir kadın olarak gururlandırıyor. Son iki yılda düzenlenen ilham buluşmalarında 36 ilham veren kadını, genç kızlarla buluşturduk. En büyük hayalimiz, bugün sahnede olan kızların ileride jüri üyesi veya ilham veren konuşmacılar olarak yer alması. BİGE'nin gerçek başarısı, kendi rol modelleriyle yetiştirdiği kızlarımızı günün sonunda ödüller aldığı, uluslararası camiada isim oldukları, Türkiye'de isim yaptıkları noktalara getirmek."</p>
<p>Moonlight proje geliştiricilerinden Cansu Karaoğlu, süreç boyunca aldıkları mentörlüklerin en etkili şey olduğunu vurgulayarak, ödülü değerlendirip projeyi geliştirmeyi ve görme engellilere katkı sağlamayı düşündüklerini aktardı. Ekipten Elifnaz Çiçek de yarı finalde İstanbul'a gelmeleri için Halkbank ve Habitat Derneği'nin destek sunduğunu belirterek, "İlerleyen süreçte uygulamamızı, Halkbank'ın sağladığı destekle şirketlerle işbirliği yapıp, daha sürdürülebilir bir proje haline getirmek istiyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Andremoda proje geliştiricilerinden Aynur Yörük, aldıkları 3 aylık mentörlük ve eğitim sürecinin kendileri için çok verimli geçtiğini ve ödülü aldıkları için mutlu olduklarını kaydetti. Havva Sude Yıldız ise projeyi geliştirmeye odaklandıklarını ve Habitat ile Halkbank'ın her zaman yanlarında olduğunu ifade etti.</p>
<p>Indexis proje geliştiricilerinden Rabia Aybüke Akgün, aylar süren emeklerin sonucunda takdir edilmenin büyük bir mutluluk yaşattığını belirterek, mentörlük süreçlerinde yetkililerle devamlı iletişim halinde olduklarını dile getirdi. Asena Şahin de atanan mentorlar sayesinde hem motivasyon olarak hem de prototip geliştirmede yardım aldıklarını vurguladı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/halkbank-bige-projesinde-2-donem-tamamlandi-88391</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/2/1280x720/halk-katilim-bankasi-as-halkbank-1749032373.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bilim Kızlarla Gelecek projesi kapsamında düzenlenen &quot;Demo Day&quot; etkinliğinde konuşan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, &quot;Biliyoruz ki güçlü bir gelecek, yalnızca finansal kaynaklarla değil, bilgiyle kuşatılmış bir vizyonla, cesur adımlarla ve fırsat eşitliğiyle inşa edilir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londradaki-kapsul-otel-turkiyede-tutar-mi-88385</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra’daki kapsül otel Türkiye&#039;de tutar mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Londra’nın en yoğun meydanı Piccadilly Circus’ta, Grade II koruma statüsündeki tarihi London Pavilion binasında geçen yıl eylülde açılan Zedwell Capsule Hotel, 1.000’i aşkın uyku kapsülüyle dünyanın en büyük kapsül oteli olarak tanıtılıyor. Bir kapsülün 1×2 metre taban alanı kapladığını haberin başında belirtelim. Meydandaki dev reklam panosunda yer alan “Piccadilly hiç uyumaz, ama bu reklamın arkasında 1.000 kişi uyuyor” mesajı, işletmenin iş modelini de özetliyor.</p>
<p>Beş kata yayılan tesiste kapsüller, 4 kişilikten 100 kişiliğe kadar değişen ortak koğuşlarda yer alıyor. Doğal meşeden üretilen kapsüllerde Hypnos marka yataklar, filtrelenmiş hava ve kişisel aydınlatma bulunuyor; banyo ve duşlar ise her katta ortak kullanımda. Tesiste pencere yok; marka bunu bir eksiklik değil, uyku kalitesini artıran bir tasarım tercihi olarak sunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab76d6a37c56-1790405994.png" alt="" width="414" height="281" /></p>
<h2>30 sterlin mi, 151 sterlin mi? </h2>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab76d7907a24-1790406009.png" alt="" width="322" height="467" />Asıl mesele fiyat. Kapsül otelin ilan edilen başlangıç fiyatı gecelik 30 sterlin. HotelMonitor’ün 803 canlı tarama üzerinden hesapladığı Londra otel ortalaması yıllık bazda gecelik 151 sterlin. PwC’nin 2026 Londra ortalama günlük oda fiyatı tahmini ise 193,5 sterlin.</p>
<p>Bu tabloya göre merkezi konumdaki bir kapsül, ortalama bir Londra otel odasından yaklaşık yüzde 80 daha ucuz. Yani aynı parayla beş gece kalınabiliyor. Aynı markanın klasik otel formatı Zedwell Piccadilly’de ise penceresiz odaların fiyatı 178 sterlinden başlıyor.</p>
<h2>Küresel pazar 307 milyon dolar </h2>
<p>Zedwell markası, milyarder yatırımcı Asif Aziz’in yönettiği ve 9 milyar doların üzerinde varlığa sahip Criterion Capital’e ait. Şirketin iş modeli, atıl kalmış ofis ve mağaza binalarını yıkmadan otele dönüştürmeye dayanıyor. Penceresiz tasarım, bina içindeki her metrekarenin oda olarak kullanılabilmesini sağlayarak dönüşüm esnekliği yaratıyor. Zedwell’in İngiltere genelindeki yatırım hattı 9 bin odayı aştı. Grand View Research verilerine göre küresel kapsül otel pazarı 2024’te 262,9 milyon dolardı. 2026 için 307,5 milyon dolar, 2030 için 432,5 milyon dolar öngörülüyor. Pazarın yüzde 58’i, konseptin doğduğu Asya-Pasifik bölgesinde yoğunlaşıyor.</p>
<h2>Türkiye’de de transit yolcu kullanıyor </h2>
<p>Türkiye’de kapsül konaklama kavramı yeni değil. Ancak Londra’daki gibi şehir merkezi bütçe oteli olarak değil, havalimanı transit hizmeti olarak konumlanmış durumda. Yaklaşık 3,5 metrekarelik uyku kabinlerinde akıllı TV, ergonomik yatak, çalışma masası ve evrensel priz üniteleri bulunuyor. İstanbul’un tarihi yarımada ve Galata çevresinde “kapsül otel” etiketiyle listelenen birkaç küçük işletme de bulunuyor. Bunların gecelik fiyatları 58 dolar civarında.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londradaki-kapsul-otel-turkiyede-tutar-mi-88385</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/5/1280x720/kapsul-1790405982.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Piccadilly Circus’ta 1.000 kapsüllü İngiltere’nin en büyük kapsül oteli, geceliği 30 sterlinden (2 bin TL) konaklama sunuyor. Zedwell’in arkasındaki Criterion Capital’in iş modeli, atıl kalmış ofis ve mağaza binalarını yıkmadan otele dönüştürmeye dayanıyor. Peki kapsül otel Türkiye’de tutar mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esgiad-fon-yatirimcilari-icin-seffaflik-cagrisi-yapti-88384</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESGİAD Başkanı Eldem: Yatırımcının belirsizliği giderilmeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p class="isSelectedEnd">Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) 17 Eylül 2026 tarihli kararları doğrultusunda 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine alınması, sermaye piyasalarında geniş bir yatırımcı kitlesini etkiledi. SPK’nin açıkladığı verilere göre söz konusu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunurken, Eskişehir Genç İş İnsanları Derneği (ESGİAD) sürece ilişkin değerlendirme ve taleplerini kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p class="isSelectedEnd">ESGİAD Yönetim Kurulu Başkanı Batuhan Eldem, yatırımcıların aileleri ve sermaye piyasalarında işlem yapan diğer tasarruf sahipleri de dikkate alındığında gelişmelerin etkisinin daha geniş bir kesime yayıldığına dikkat çekti. Sürecin yatırımcı güveni açısından da önem taşıdığını belirten Eldem, tasfiye işlemlerinin şeffaflık ve yatırımcı haklarının korunması ilkeleri doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini söyledi.</p>
<h3>“Yatırımcılar doğru bilgiye ulaşmalı”</h3>
<p class="isSelectedEnd">Para piyasası fonlarının da yaşanan süreçten etkilenmesine dikkat çeken Eldem, bu fonların özellikle birikimlerini kısa vadede değerlendirmek ve ihtiyaç halinde nakde ulaşmak isteyen tasarruf sahipleri tarafından tercih edildiğini ifade etti. Bazı yatırımcıların satış talimatlarının karşılığını alamadığını belirten Eldem, “Yatırımcıların kendi tasarruflarına ne zaman ve hangi tutarda ulaşabileceklerine ilişkin belirsizliğin giderilmesi gerekiyor. Tasfiye kapsamındaki her fonun güncel net varlık değeri, borç ve alacak durumu, likit varlık oranı, portföy bileşimi ve tahmini ödeme takvimi ayrı ayrı açıklanmalı. Yatırımcıların süreç boyunca doğru ve güncel bilgiye ulaşması sağlanmalı” dedi.</p>
<p class="isSelectedEnd">SPK, 18 Eylül’de yaptığı açıklamada 2025 yılının son çeyreğinde bazı serbest yatırım fonları ve para piyasası fonları üzerinden, fiili dolaşım oranı düşük paylarda şirketlerin ekonomik gerçekliği ve temel finansal göstergeleriyle açıklanamayacak fiyat hareketleri gözlemlendiğini bildirdi. Kurul ayrıca söz konusu gelişmelerin Aralık 2025’te Finansal İstikrar Komitesi gündemine geldiğini ve daha sonraki dönemde çeşitli düzenlemelerin hayata geçirildiğini açıkladı.</p>
<h3>Satış talimatları için açıklama istedi</h3>
<p class="isSelectedEnd">Sermaye piyasalarının sağlıklı gelişiminde öngörülebilirlik, etkin denetim ve şeffaflığın önemine işaret eden Eldem, karar öncesinde veya karar tarihinde verilmesine rağmen gerçekleştirilemeyen satış talimatlarına ilişkin esasların da netleştirilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Eldem, “Gerçekleştirilemeyen satış talimatlarının hangi tarih, fiyat ve öncelik sırasına göre ödeneceği tereddüde yer bırakmayacak biçimde açıklanmalı. Tasfiye kapsamında yapılacak varlık satışlarının miktarı, satış fiyatı, masrafları ve fonun kalan varlıkları üzerindeki etkisi de düzenli aralıklarla kamuoyuyla paylaşılmalı. Yönetim ve tasfiye giderlerinin yatırımcıların zararını artırmayacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.</p>
<p class="isSelectedEnd">SPK, 21 Eylül’de tasfiye sürecine ilişkin ayrıca bir düzenleme yaparak fon tasfiye usul ve esaslarındaki 3 aylık süreyi 6 aya çıkardı. Kurul, değişikliğin fon portföylerinin piyasa koşulları dikkate alınarak mümkün olduğunca uygun şartlarda satılmasına imkân sağlamak amacıyla yapıldığını, bunun tasfiyenin mutlaka 6 ay süreceği anlamına gelmediğini bildirdi.</p>
<h3>Merkezi bilgilendirme mekanizması önerisi</h3>
<p class="isSelectedEnd">Tasfiye sürecinin tamamlanmasının ardından kurumsal sorumlulukların da ortaya konulmasını isteyen ESGİAD, denetim, gözetim, değerleme, saklama ve kamuyu aydınlatma süreçlerinin bütün yönleriyle incelenmesi gerektiğini bildirdi. Dernek ayrıca yatırımcıların güncel bilgiye tek kanaldan ulaşabilmesi amacıyla SPK, Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK), Takasbank ve tasfiye yetkilisi bankaların katılımıyla merkezi ve düzenli güncellenen bir bilgilendirme mekanizması kurulmasını talep etti.</p>
<p class="isSelectedEnd">Yargılama sonucunda hukuka aykırı işlem yaptığı ve haksız kazanç sağladığı kesin olarak belirlenen kişi ve kuruluşlardan tahsil edilecek tutarların yatırımcı zararlarının giderilmesinde kullanılabilmesine yönelik etkili bir hukuki mekanizma oluşturulması gerektiğini de belirten Eldem, benzer sorunların tekrar yaşanmaması için denetim ve gözetim sistemlerinin gözden geçirilmesini istedi.</p>
<h3>İş dünyası ve STK’lara çağrı</h3>
<p>İş dünyasını temsil eden kuruluşlar başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine de çağrıda bulunan Eldem, “Fon yatırımcılarının haklı taleplerine destek verilmesini, yatırımcıların sesinin duyurulmasını ve Türkiye sermaye piyasalarına duyulan güvenin korunması için gerekli uyarıların açık biçimde kamuoyuyla paylaşılmasını önemsiyoruz. Sürecin yatırımcılar, aileleri ve diğer piyasa aktörleri açısından mümkün olan en az zararla sonuçlanmasını bekliyoruz. Benzer bir durumun yeniden yaşanmaması için gerekli idari, hukuki ve yapısal önlemlerin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esgiad-fon-yatirimcilari-icin-seffaflik-cagrisi-yapti-88384</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/8/1280x720/batuhan-eldem-1790070535.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye Piyasası Kurulu’nun 7 portföy yönetim şirketine ait 131 yatırım fonunun tasfiyesine karar vermesinin ardından ESGİAD, yatırımcıların haklarının korunması ve tasfiye sürecinin şeffaf yürütülmesi çağrısında bulundu. ESGİAD Başkanı Batuhan Eldem, fonların mali durumları ile ödeme takvimlerinin kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılmasını istedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-sorusturmasinda-hesaplar-2019-yilindan-itibaren-incelenecek-88381</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 08:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon soruşturmasında hesaplar 2019 yılından itibaren incelenecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Fon soruşturmanın para trafiği ayağında fon yöneticilerinin yanı sıra bağlantılı kişi ve yakınlarının para ve malvarlığı hareketleri mercek altına alındı. Büyük tutarlı para giriş- çıkışları, fonların performansıyla uyumsuz görülen kazançlar ve olağandışı fiyat hareketlerinin yaşandığı hisselerde işlem yapan hesapların 2019'dan itibaren incelenmeye başlandığı öğrenildi. </p>
<p>Tasfiye sürecini yürüten İş Bankası ve Ziraat Bankası bünyesinde kurulan özel ekipler, olağandışı fiyat hareketleriyle bağlantılı hesapları ve yüksek kazançları MASAK'a bildiriyor. MASAK tarafından yapılan incelemelerde Pusula Finans, Tera Yatırım, Hedef Holding ve Bulls Yatırım ile bağlantılı 117 yöneticinin finansal hareketleri değerlendirilerek hazırlanan iki analiz raporu İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Fonların TEFAS'ta işlem görmediği ve yatırımcı erişiminin sınırlı olduğu dönemdeki pay sahiplerine ilişkin bilgiler de savcılığa ve ilgili kurumlara iletildi. MASAK yetkilileri, çalışmaların finansal sistemin güvenliğinin korunması, şüpheli malvarlığı hareketlerinin önlenmesi ve olası malvarlığı kaçırma girişimlerinin tespit edilmesi amacıyla sürdürüldüğünü bildirdi. Soruşturmaya ilişkin görüşleri merakla beklenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD ziyaretinin son gününde yaptığı açıklamada “Sorumlu olan kim varsa hukuk önünde hesap sorulacaktır” ifadelerini kullandı. Daha önce de Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sorunun fon piyasasının yaklaşık yüzde 10'luk bölümünde yoğunlaştığını belirtirken, “Yanlış yapanlar sonuçlarına katlanacak” mesajını vermiş, Adalet Bakanı Akın Gürlek de hukuken sorumluluğu tespit edilen kim olursa olsun hesap vereceğini ve suçtan elde edilen kazancın izinin sonuna kadar sürüleceğini açıklamıştı. Öte yandan fon soruşturmasında 3. dalga operasyon dün gerçekleştirildi. Pusula Holding Kapalı Fon sisteminde hesabı bulunan 7 şüpheliden 6'sı yakalanarak gözaltına alındı. Böylece soruşturmada tutuklananların sayısı 45'e ulaştı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/fon-sorusturmasinda-hesaplar-2019-yilindan-itibaren-incelenecek-88381</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/borsa-istanbul-bist.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon soruşturmasında incelemenin kapsamı alanı genişliyor. Edinilen bilgiye göre, fonların kurulduğu 2019&#039;dan itibaren gerçekleşen olağandışı fiyat hareketleriyle bağlantılı hesaplar ve yüksek kazançlar incelenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kurumsal-sermaye-anadolunun-uretimiyle-birbirine-baglanmali-88383</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kurumsal sermaye Anadolu&#039;nun üretimiyle birbirine bağlanmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Fırat Sanayi ve İş Dünyası Federasyonu (FIRATSİFED) ev sahipliğinde Elazığ’da başladı.</p>
<p>"Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık" temalı zirvenin ilk gününde kamu, yerel yönetimler, iş insanları ve sivil toplum temsilcileri bir araya geldi. Yaklaşık 500 kişiyi buluşturan zirveye TÜSİAD da geniş bir heyetle katılım gösterdi. Heyette TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren, Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, yönetim kurulu üyeleri ve geçmiş dönem başkanları yer aldı. Zirvenin onur konuşmacısı ise Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç oldu.</p>
<p>Teknolojinin gelişim hızı, iklim krizi ve jeopolitik risklerin, sermayenin ve üretimin niteliği ile ticaretin matematiğini değiştirdiğini söyleyen TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, “Avrupa’da yaygınlaşan yakından tedarik eğilimi, yakın coğrafyamızdaki yeniden yapılanma süreci ve Türkiye’yi uluslararası bir transit ticaret odağına dönüştürmeyi hedefleyen düzenlemeler; ülkemizin üretim, ticaret ve yatırımın yeni coğrafyasındaki yerini güçlendirme potansiyeli taşıyor. Bu, Türkiye için bir kriz yönetme dönemi değil, krizlere dayanıklı bir ekonomi inşa etme dönemi. Ancak bu süreçte ekonomimiz büyüse de sanayinin büyümeye katkısı arzu edilen seviyeye bir türlü yaklaşamıyor. KOBİ’lerin yeşil-dijital dönüşüm hedeflerindeki aksamalar ise ihracat kapasitesinde aşınma gibi pek çok sonuç doğuruyor. Biz iş dünyası olarak kalıcı istikrarın değerini biliyoruz. Bu nedenle de dezenflasyon sürecinde muazzam bir bedeli taşımaya razı geliyoruz. Ancak reel sektörün sürdürülebilir büyüme ve ekonomik dayanıklılığın taşıyıcı gücü olduğunun unutulmaması gerektiğini her zamankinden daha güçlü şekilde vurgulamak istiyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Refahın ağırlık merkezini değiştirebilecek güce sahibiz”</strong></p>
<p>Türkiye’nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu’ya yayılmış üretim sermayesinin daha sistematik biçimde birbirine bağlanması gerektiğine değinen Sönmez, TÜSİAD-TÜRKONFED iş birliğinin yeni dönemin stratejik ihtiyacı olduğunu kaydetti. İki kurumun yöneticilerinin ve üye iş insanlarının Anadolu’da hayata geçirdiği yatırımlardan örnekler veren Sönmez, “Bugün geldiğimiz noktada biliyoruz ki, bu büyük aile bir arada hareket ettiğinde, Türkiye’de refahın ağırlık merkezini değiştirebilecek bir güce sahip. Gelin, yıllardır il il, bölge bölge büyüttüğümüz bu iradeyle Türkiye’nin ikinci yüzyılındaki başarı hikayesini hep birlikte yazalım” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Bir yanda eşitsizlikler diğer yanda çalışma inadımız ve barış kararlılığımız var”</strong></p>
<p>İş dünyasının üstlenmesi gereken toplumsal ve teknolojik sorumluluklara da dikkat çeken Sönmez konuşmasını şöyle sürdürdü; “Cumhuriyetimizin ilk yüzyılı bizi çağdaş dünyayla buluşturdu. İkinci yüzyılda eşit vatandaşlık, kamu yararı, hukuk ve fırsat eşitliği gibi kurucu değerlerimizi bugünün toplumsal gerçekliği içinde yeniden tanımlamalıyız. Ülkemizin yapay zekâyı geliştiren, veriyi işleyen, temiz enerjiyi üreten, veri merkezlerini ve yeni nesil sanayi altyapısını kuran ülkeler arasında yer almasını sağlamalı; teknolojinin kullanıcısı değil, üreticisi haline gelmeliyiz. Ekonomik sıkışmalarımız, bütçe açıklarımız, fırsat eşitsizliklerimiz ve gelişmişlik farklarımız var. Ancak bitmeyen çalışma inadımız, bir olma gücümüz, değerlerimiz ve burada dile getirmekten ayrıca memnuniyet duyduğum barış kararlılığımız da var. Bugün ve daima yapmamız gereken, Atatürk’ün dediği gibi Türkiye’de Türkiye’den başka bir şey düşünmemektir.”</p>
<p><strong>Yasemin Açık: Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de oraya akıyor</strong></p>
<p>Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yıllarca korku, acı ve göçle anıldığını, bugün ise bölgenin enerjisini üretime, yatırıma ve istihdama yöneltebileceği yeni bir dönemin başladığını belirten TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık, bu değişimin ekonomik karşılık bulması için sermayenin Anadolu’ya yayılması gerektiğini söyledi. Toplam banka kredilerinin yarısından fazlasının yalnızca İstanbul, Ankara ve İzmir’de toplandığına işaret eden Prof. Dr. Açık, “Sermaye nereye akıyorsa üretim de genç de gelecek de oraya akıyor ve akacak. Oysa yeni dünya düzeninde, ekonomik gücünü ülkenin dört bir yanına yayabilen ülkeler öne çıkıyor. Bu nedenle Türkiye’nin bir sonraki büyüme hikâyesi İstanbul’un dışında, Anadolu’da yazılmalıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“İş insanlarımızı Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum”</strong></p>
<p>Bölgenin ihtiyaç duyduğu iki temel unsurun ölçek ve sermaye olduğunu ifade eden Prof. Dr. Açık şöyle devam etti; “Elazığ Malatya, Bingöl ve Tunceli’yi kapsayan Yukarı Fırat Havzası; güçlü yatırım teşvikleri, ham maddeye yakın üretim imkânı, mevcut sanayi birikimi, genç insan kaynağı ve henüz yeterince değerlendirilmemiş yatırım alanlarıyla çok büyük bir potansiyel barındırıyor. Fırat Havzası bu hikâyeyi yazmaya hazır. Bu havzada, kurulmuş bir yay gibi gerilmiş muazzam bir potansiyel birikti. Artık o yayı serbest bırakmanın, yeni bir sayfa açmanın tam zamanıdır. Burada yapılacak her yatırım, gençlerimize doğdukları yerde çalışma, üretme ve gelecek kurma fırsatı sunacak, kadınların ekonomik hayata katılımını artıracak, bölgedeki aile şirketlerinin kurumsallaşmasını sağlayacaktır. Bugün bu salonda ülkemizin sanayi tarihini yazmış isimler var. Sizleri bu bölgeye yatırım yapmaya, Yukarı Fırat’ın geleceğine ortak olmaya davet ediyorum.”</p>
<p><strong>Ömer Koç'tan kalıcı istikrâr için "demokrasi ve hukukun üstünlüğü" vurgusu</strong></p>
<p>Zirvenin onur konuşmacısı Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, dünyada öngörülebilirliğin giderek zorlaştığını, krizlerin istisnâ değil, ‘yeni normal’ hâline geldiğini belirterek, “Krizlerin biri bitmeden diğeri başlıyor; jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşüm, iklim değişikliği kaynaklı hâdiseler ve iktisâdî dalgalanmalar birbirini tetikleyen zincirleme tesîrler yaratıyor. Dolayısıyla dayanıklılık artık sürekli belirsizlik ortamında isâbetli kararlar alabilme, değişen şartlara sürâtle ayak uydurabilme ve her şartta istikrârı koruyabilme becerisidir” diye konuştu.</p>
<p>Şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğuna vurgu yapan Koç, “Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir” dedi.</p>
<p>Türkiye’nin önündeki fırsat ve beraberinde getirdiği sorumlulukları da değerlendiren Ömer Koç, sahip olunan birikimin yüksek katma değerli üretim ve güçlü insan sermâyesiyle ileri taşınması gerektiğini vurguladı. Koç, “Başarı için; yüksek katma değerli üretime ve bu üretimi mümkün kılacak beşerî sermâyeye yatırım yapmak esâstır. Sâdece üreten değil; teknoloji geliştiren, tasarım yapan ve fikrî mülkiyetin sâhibi olan bir yapı kurmak mecburiyetindeyiz” diye konuştu.</p>
<p>Koç, “Ülkemizin, Cumhûriyetin kuruluşundan itibâren geliştirdiği sanâyi ekosistemi ve farklı sektörlerde sâhip olduğumuz üretim yetkinliği kayda değer bir kıymettir. Bugün bizi misâfir eden Elâzığ da dâhil olmak üzere Anadolu'nun dört bir yanında üretim yapan KOBİ'lerimiz, tarîf ettiğim birikimin güçlü temsîlcileridir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/kurumsal-sermaye-anadolunun-uretimiyle-birbirine-baglanmali-88383</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/3/1280x720/turkonfed-elazig-1790403819.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elazığ&#039;da düzenlenen TÜRKONFED 27. İş Dünyası Zirvesi&#039;nde konuşan TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Sönmez, &quot;Türkiye&#039;nin büyük ölçekli kurumsal sermayesi ile Anadolu&#039;ya yayılmış üretim sermayesinin daha sistematik biçimde birbirine bağlanması gerekiyor.&quot; dedi. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, şirketlerin uzun vâdeli yatırım kararları alabilmesi ve ekonominin dış şoklara karşı mukavemet kazanması için öngörülebilirliğin elzem olduğunu belirterek, “Kalıcı istikrârın ön koşulu kurum ve kurallarıyla eksiksiz işleyen bir demokrasinin ve hukukun üstünlüğünün hâkim olduğu bir düzendir.” dedi.&quot; ifadelerini kullandı. FIRATSİFED Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık ise iş dünyasını bölgeye yatırım yapmaya davet etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-dunyanin-butun-ulkeleriyle-dis-ekonomik-iliskilerimizi-buyuk-bir-gayretle-yurutuyoruz-88382</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: Dünyanın bütün ülkeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi büyük bir gayretle yürütüyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Merkezi'nde düzenlenen Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu'na katıldı.</p>
<p>Bolat burada yaptığı konuşmada, MÜSİAD EXPO 2026 Uluslararası Ticaret Fuarı ve Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu'nu düzenlediği için MÜSİAD'a teşekkür etti.</p>
<p>MÜSİAD EXPO'nun dünyanın dört bir yanından uluslararası katılımcıların yoğun iştirakiyle 2 yılda bir yapıldığını söyleyen Bolat, Türkiye ve dünyanın birçok ülkesinden gelen katılımcı ve ziyaretçilerin bu etkinliklerden fayda sağlamasını temenni etti.</p>
<p>Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte kamu ve özel sektörden geniş bir heyetle 3 gün boyunca New York'ta olduklarını belirterek, "Cumhurbaşkanı'mız Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nda yaptığı önemli konuşmada mevcut Birleşmiş Milletler sisteminin eksikliklerinin altını çizdi. Ayrıca İsrail'in 3 yıldır saldırılarını sürdürdüğü Filistin, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki durumu gündeme getirdi." diye konuştu.</p>
<p>Burada tanık oldukları önemli bir gelişmenin çok sayıda dünya liderinin Filistinlilere yönelik dayanışma mesajları vermesi ve İsrail'in saldırılarının durdurulması yönünde görüş bildirmesi olduğunu dile getiren Bolat, "BM oturumunda dikkati çeken üçüncü gelişme ise İsrail Başbakanı konuşmaya başladığında Genel Kurul salonunun boş olmasıydı. Bunlar, bu yılki Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun en fazla öne çıkan gelişmeleri arasında yer aldı." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"New York'ta ticaret ve yatırım konferansları gerçekleştirdik"</strong></p>
<p>Bakan Bolat, New York'ta çeşitli vesilelerle ticaret ve yatırım konferansları da gerçekleştirdiklerini belirterek, "Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun açılış toplantıları için New York'a geldiğimizde bu etkinlikleri her yıl düzenliyoruz. Ayrıca ABD'de oldukça güçlü bir Türk diasporası bulunuyor. Onlarla da bir araya geldik." diye konuştu.</p>
<p>Kuzey Amerika, Orta Amerika ve Güney Amerika ülkeleriyle ekonomik ilişkileri her alanda geliştirmenin Türkiye'nin ticaret politikası stratejilerinden birini oluşturduğunu söyleyen Bolat, "Cumhurbaşkanı'mız Erdoğan'ın yaklaşık 24 yıllık görev süresi boyunca Amerika, Avrupa, Asya, Afrika ve Avustralya dahil dünyanın bütün bölgeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirdik. Bu doğrultuda çalışmalarımızı büyük bir gayret ve kararlılıkla sürdürüyoruz." dedi.</p>
<p>Bolat, pazartesi sabahı Brüksel'de olacağını ve Avrupa Komisyonu'nun bazı komiserleriyle önemli görüşmeler yapacağını dile getirerek, "Avrupa Birliği, Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerinde son derece özel ve önemli bir yere sahip." ifadesini kullandı.</p>
<p><strong>"Libya'nın başkenti Trablus'ta Afrika Liderler Zirvesi gerçekleştirilecek"</strong></p>
<p>Aralık ayının başında Libya'nın başkenti Trablus'ta Afrika Liderler Zirvesi düzenleneceğini belirten Ömer Bolat, "Türkiye olarak din veya etnik köken ayrımı gözetmeksizin Afrika'nın tamamıyla dış ekonomik ilişkilerimizi geliştirdik. Afrika'daki 55-56 ülke, Türkiye'nin dostluğuna ve kalkınma, ticaret ve yatırım alanlarındaki ortaklık yaklaşımına tanıklık ediyor." diye konuştu.</p>
<p>Bakan Bolat, Afrika ile ticari ilişkilerin 11 kattan fazla arttığına dikkati çekerek şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye'nin Afrika'ya sunduğu yaklaşım dostluk, kardeşlik, kalkınma, birlikte büyüme ve birlikte zenginleşme anlayışına dayanıyor. Ayrıca Asya ülkeleri ve Uzak Doğu Asya ülkeleriyle de uzun süredir yürüttüğümüz, 'Uzak Ülkeler Stratejisi' olarak adlandırdığımız bir ticaret stratejimiz bulunuyor. Bu kapsamda söz konusu ülkelerle çok yakın ilişkiler sürdürüyoruz. Buna Avustralya ve Yeni Zelanda ile giderek gelişen ilişkilerimizi de ekleyebilirim."</p>
<p>Avrupa Birliği ile 30 yıldır devam eden bir Gümrük Birliği ilişkilerinin bulunduğunu söyleyen Bolat, "Bunun sonucunda AB, en büyük ticaret ortağımız konumunda bulunuyor. Dünyanın farklı bölgelerindeki ülkelerle 24 serbest ticaret anlaşmamız var. Bunun yanında çeşitli ülkelerle 5 tercihli ticaret anlaşmamız bulunuyor." dedi.</p>
<p>Bakan Bolat, hedeflerinin dünyadaki bütün ülkelerle dost ve ortak olmak olduğunu belirterek, "Dostluk ve ortaklık için elimizi uzatıyoruz. Temel felsefemiz, dış ekonomik ilişkilerimizi kazan-kazan ilkesi doğrultusunda yürütmektir. Yaklaşımımız 'biz kazanalım, siz kaybedin' ya da 'biz kaybedelim, siz kazanın' değildir." ifadesini kullandı.</p>
<p>İşbirliğine ve ortak çalışmaya dayalı yaklaşımın büyük bir dostluk ve ortaklık ortamı oluşturduğunu dile getiren Bolat, "MÜSİAD ve Türkiye'deki diğer iş dünyası kuruluşları bu yolda bizim dostlarımız ve ortaklarımızdır. Dünyaya açıldıkları her yerde kendilerine azami desteği sağlıyoruz. Kapılarımız dünyanın bütün ülkeleriyle işbirliği ve ortaklığa açıktır." diye konuştu.</p>
<p>Bolat, dünyanın siyasi, jeostratejik ve ekonomik açıdan, ayrıca ticaret politikaları bakımından son derece sancılı ve ayrıştırıcı sınamalardan geçtiğini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Dünya ekonomisinin bu yıl daha düşük bir büyüme oranıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde küresel ticaret de güçlü korumacılık eğilimleri ve ayrıştırıcı ticaret politikalarıyla karşılaşıyor. Bu nedenle ticaretteki korumacılığa ve ticaret savaşlarına karşı tercihli ticaret anlaşmaları oluşturmak ve bölgesel işbirliği blokları kurmak, içinde bulunduğumuz dönemde kritik önem taşıyor. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığı olarak dünyanın bütün ülkeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi büyük bir dikkat ve gayretle yürütüyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-dunyanin-butun-ulkeleriyle-dis-ekonomik-iliskilerimizi-buyuk-bir-gayretle-yurutuyoruz-88382</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/2/1280x720/856-1790402938.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD&#039;ın Arktik Panel Programı ve Diplomatik Misyonlar Resepsiyonu&#039;nda konuşan Ticaret Bakanı Bolat, &quot;Ticaretteki korumacılığa ve ticaret savaşlarına karşı tercihli ticaret anlaşmaları oluşturmak ve bölgesel iş birliği blokları kurmak kritik önem taşıyor. Ticaret Bakanlığı olarak dünyanın bütün ülkeleriyle dış ekonomik ilişkilerimizi büyük bir dikkat ve gayretle yürütüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/camur-baraji-su-tutmaya-basladi-88386</guid>
            <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çamur Barajı su tutmaya başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>​​​​​​​Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünce Gümüşhane'nin Kelkit ilçesine bağlı Çamurlu köyünde yapılan 53 metre gövde yüksekliğine, 12,72 hektometreküp depolama kapasitesine sahip barajda, "su tutma" töreni düzenlendi.</p>
<p>Törene katılan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, 56 bin 500 dekar tarım arazisini suyla buluşturması planlanan barajın, Gümüşhane'ye son 25 yılda yapılan yüzlerce hizmetten biri olduğunu belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab76f6eca4e7-1790406510.jpg" alt="" width="700" height="467" />Suların boşa akmadığını ifade eden Gizligider, hem berekete dönüştüğünü hem de ekonomiye yıllık 1 milyar lira katkı sağladığını vurguladı.</p>
<p>Millete hizmetin ve eser bırakmanın önemine işaret eden Gizligider, barajın yapımında emeği geçenleri kutladı.</p>
<p>Gizligider, Türkiye'de şu an 18 bini aşkın sulama tesisi olduğunun altını çizerek, "Bunlardan yaklaşık 11 bini son 25 yılda yapıldı. İstikrar olursa, milletin gücü olursa, milletin parası yine millete dönerse işte bu hizmetler oluyor ve olmaya da devam edecek." dedi.</p>
<p>Dörtte üçü sularla kaplı 8 milyar nüfuslu dünyada kullanılabilir su oranının yüzde 1 olduğunu ifade eden Gizligider, "İşte bu yüzde 1'lik suyu kullanırken artık çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Son 50 yılda dünyanın nüfusu ikiye katlandı ama kaynaklar ikiye katlanmadı." diye konuştu.</p>
<p>Gizligider, devletin su kaynaklarını son derece iyi şekilde korumak, kullanmak ve geleceğe aktarabilmek için yatırımlara büyük önem verdiğine dikkati çekti.</p>
<p>Türkiye'de sulanabilir alan miktarının 10,5 milyon hektar olduğunu belirten Gizligider, sulanan alanda 7,3 milyon hektara ulaştıklarını, bundan sonraki ilk hedeflerinin 9 milyon hektar, sonrasında ise 10 milyon hektar olduğunu kaydetti.</p>
<p>Türkiye'nin sulanabilir bütün üretim alanlarını berekete kavuşturmak istediklerini vurgulayan Gizligider, eski tip sulama sistemlerini modernize ettiklerini, son 25 yılda yapılan sulama sistemlerinin tamamının kapalı olduğunu aktardı.</p>
<p>Bakanlık ve DSİ tarafından 66 il ve 85 ilçe merkezinde son 25 yılda 436 tesis inşa edildiğini belirten Gizligider, 5,5 milyar metreküp içme suyu temin edildiğini söyledi.</p>
<p>Gümüşhane'ye 23 yılda 56 milyar liralık 128 su ve sulama tesisi kazandırıldığını ifade eden Gizligider, bunlardan 31'inin baraj ve gölet, 14'ünün ise hidroelektrik santrali olduğunu kaydetti.</p>
<p>Gümüşhane'de 21 sulama tesisiyle 22 bin 65 hektar arazinin suyla buluşturulduğunu vurgulayan Gizligider, "Yaklaşık 5,5 milyon metreküp içme ve kullanma suyu tesisimizi yine Gümüşhane'mize kazandırdık. 61 taşkın kontrol tesisi kazandırarak, 3 bin 87 hektar araziyi zararlardan kurtarmış olduk." dedi.</p>
<p>Gizligider, kentte yapılan ve devam eden diğer çalışmalarla ilgili de bilgi vererek, "Gümüşhane'de 97 çalışma sürüyor. Bugüne kadar bu işler için 9 milyar lira harcandı. Yine önümüzdeki günlerde 11 milyar liralık yatırımı daha şehrimize kazandıracağız. Bu yıl içinde 1 milyar liralık ödeneği harcamış olacağız." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Çamur Barajı ile bölgeye bereket geleceğini belirten Gizligider, "Sulama tesisleriyle birlikte toplam 5 bin 650 hektar alanın sulanmasından bahsediyoruz." dedi.</p>
<p>Gümüşhane Valisi Cevdet Atay ise vatandaşa hizmetin devam ettiğini belirterek, projeler için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a teşekkür etti.</p>
<p>Törene, Gümüşhane Belediye Başkanı Vedat Soner Başer, Kelkit Kaymakamı Mahmut Sami Yılmaz, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, bazı ilçe belediye başkanları, siyasi parti temsilcileri ve vatandaşlar katıldı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/camur-baraji-su-tutmaya-basladi-88386</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/6/1280x720/camur-1790406498.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gümüşhane&#039;nin Kelkit ilçesinde yapılan 53 metre gövde yüksekliğine, 12,72 hektometreküp depolama kapasitesine sahip Çamur Barajı&#039;nda &quot;su tutma&quot; töreni düzenlendi. Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Türkiye&#039;de sulanabilir alan miktarının 10,5 milyon hektar olduğunu belirterek, sulanan alanda 7,3 milyon hektara ulaştıklarını, bundan sonraki ilk hedeflerinin 9 milyon hektar, sonrasında ise 10 milyon hektar olduğunu bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tasarruf-finansmanin-daha-guclu-bir-guven-zemininde-gelisimini-surdurmesini-bekliyoruz-88366</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 15:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tasarruf finansmanın daha güçlü bir güven zemininde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Finansal Kurumlar Birliği (FKB) Emlak Katılım Tasarruf Finansman’ın Katılımevim Tasarruf Finansman ve Birevim Tasarruf Finansman’ı devralması hakkında açıklama yaptı.</p>
<p>Açıklamada, tasarruf finansman sektörünün son yıllarda BDDK gözetim ve denetimi altında kurumsallaşma, sermaye yapısı, risk yönetimi, şeffaflık ve müşteri haklarının korunması alanlarında önemli bir dönüşüm geçirdiğine dikkat çekildi.</p>
<p>Finansal Kurumlar Birliğinin yılın ilk yarı verilerine göre tasarruf finansman sektörünün aktif büyüklüğü geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 188 artarak 501 milyar TL’ye, müşteri sayısı ise 1,5 milyonun üzerine çıktı.</p>
<p>Sektör, konut, taşıt ve iş yeri ediniminde tasarrufa dayalı finansman modeline yönelik artan taleple birlikte finansal sistem içerisindeki ağırlığını artırmayı sürdürürken gelecek dönemde büyümenin niteliği kadar güvenin korunması, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve müşteri odaklı standartların yükseltilmesi de sektörün temel gündem başlıkları arasında yer alacak.</p>
<p><strong>"Konut ya da araç edinimine yönelik bir finansman modeli olmanın ötesine geçiyor"</strong></p>
<p>FKB Başkanı Ali Emre Ballı, Emlak Katılım Tasarruf Finansmanın Katılımevim ve Birevim’i bünyesine katmasını, tasarruf finansman sektörünün kurumsal yapısını daha da güçlendirecek önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Tasarruf finansmanının bugün yalnızca konut ya da araç edinimine yönelik bir finansman modeli olmanın ötesine geçtiğini aktaran Ballı, "Genişleyen müşteri tabanı, büyüyen bilanço yapısı ve artan ürün çeşitliliğiyle Türkiye’nin finansman mimarisinde kendine daha güçlü bir yer açıyor. Bundan sonraki dönemde sektör açısından temel mesele yalnızca büyümek değil, bu büyümeyi güven, şeffaflık ve güçlü kurumsal standartlarla birlikte taşımak olacak." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p><strong>"Sektörün geleceğini yalnızca işlem hacmi ya da aktif büyüklük üzerinden okumuyoruz"</strong></p>
<p>Sektörün geleceğini yalnızca işlem hacmi ya da aktif büyüklük üzerinden okumadıklarını aktaran Ballı, asıl değerin tasarrufların ekonomiye kazandırılması, finansmana erişimin çeşitlendirilmesi ve bireylerin uzun vadeli planlarını daha öngörülebilir bir yapıyla hayata geçirebilmesinde ortaya çıktığını kaydetti.</p>
<p>Ballı, bu yapının sürdürülebilirliğinin ise güçlü sermaye, etkin denetim, sağlıklı likidite yönetimi ve müşteri güveninin sürekli korunmasıyla mümkün olduğunu vurguladı.</p>
<p>Kamu ve özel sektör oyuncularının birlikte güçlendiği, rekabetin hizmet kalitesini ve kurumsal standartları yukarı taşıdığı bir yapının sektörün güvenilirliğini ve finansal sistem içerisindeki konumunu daha da güçlendireceğine işaret eden Ballı, "Önümüzdeki dönemde tasarruf finansman sektörünün daha sağlam kurumsal yapılar, daha yüksek hizmet standartları ve daha güçlü bir güven zemini üzerinde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz." dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tasarruf-finansmanin-daha-guclu-bir-guven-zemininde-gelisimini-surdurmesini-bekliyoruz-88366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/8/4/1280x720/ali-emre-balli-1779366377.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım Tasarruf Finansman&#039;ın Katılımevim ve Birevim’i bünyesine katmasını, tasarruf sektörün kurumsal yapısını daha da güçlendirecek önemli bir gelişme olarak değerlendirdiklerini belirten Finansal Kurumlar Birliği Başkanı Ali Emre Ballı, &quot;Önümüzdeki dönemde tasarruf finansman sektörünün daha sağlam kurumsal yapılar, daha yüksek hizmet standartları ve daha güçlü bir güven zemini üzerinde gelişimini sürdürmesini bekliyoruz.&quot; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-130-milyar-liralik-fon-hacminin-olusmasini-temin-ettik-88365</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önemli paydaşlarını bir araya getiren "Terminal İstanbul: Ekosistem Buluşması", Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır'ın katılımıyla Atatürk Havalimanı'nda gerçekleştirildi.</p>
<p>Terminal İstanbul'un ev sahipliğinde düzenlenen programda başta Meta, Google, AWS, Samsung, Microsoft, Trendyol, Rasmal Ventures, Techstars Istanbul, ASELSAN, ROKETSAN, Turkish Technology ve Disrupt olmak üzere teknoloji, girişimcilik ve yatırım ekosisteminin önde gelen şirket ve kuruluşlarının temsilcileri de hazır bulundu.</p>
<p>Bakan Kacır, yaptığı konuşmada teknolojide yaşanan paradigma değişimine, başta yapay zeka olmak üzere biyoteknoloji, yarı iletkenler ve kuantum teknolojilerine değindi.</p>
<p>Asırlık şirketlerin dahi iş yapma modellerini yeniden gözden geçirdiklerine dikkati çeken Kacır, şöyle konuştu:</p>
<p>"Teknolojide yaşanan paradigma değişimi, üretimden ticarete, güvenlikten sosyal yaşama kadar hayatın hemen her alanını yeniden şekillendiriyor. Özellikle yapay zeka, biyoteknoloji, yarı iletkenler ve kuantum gibi yenilikçi ve yıkıcı niteliğiyle öne çıkan teknolojiler, geleneksel sektörleri ve iş modellerini köklü biçimde dönüştürürken yeni değer zincirleri, yeni pazarlar ve yeni rekabet alanları oluşturuyor. Asırlık şirketlerin dahi iş yapma modellerini yeniden kurgulamak zorunda kaldığı bu dönemde rekabette söz sahibi olmak isteyen iş dünyası için AR-GE ve inovasyon yatırımları, rekabet gücünü korumanın ve gelecekte var olmanın temel şartıdır."</p>
<p>Kacır, çeviklikleri, yeniliği hızla hayata geçirme ve teknolojiyi ekonomik değere dönüştürme kabiliyetleri sayesinde teknoloji girişimlerinin bu dönüşüme öncülük ettiğini söyledi.</p>
<p>"Bizler de Türkiye'den küresel ölçekte iddia sahibi teknoloji girişimlerinin doğmasını, büyümesini ve dünyaya açılmasını sağlayacak güçlü bir girişimcilik ekosistemi inşa etmeyi, daha müreffeh ve daha güçlü bir Türkiye'nin anahtarı olarak görüyoruz." diyen Kacır, şunları dile getirdi:</p>
<p>"Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde son 23 yılda hayata geçirdiğimiz bütüncül AR-GE ve inovasyon altyapısı, Türkiye'den daha fazla küresel başarı hikayesi çıkarmamızın ve teknolojiye yön veren girişimler yetiştirmemizin güçlü zeminini oluşturuyor. Bugün 115 teknoparkımızda 13 binden fazla teknoloji girişimi, birçok yeni fikri ürüne ve teknolojiye dönüştürüyor. Bin 700'ü aşkın AR-GE ve tasarım merkezimizde binlerce araştırmacımız ve mühendisimiz, sanayimizin inovasyon kabiliyetini ileriye taşıyor."</p>
<p><strong>"Genç nüfus, teknolojiye daha hızlı uyum sağlıyor"</strong></p>
<p>Bakan Mehmet Fatih Kacır, Türkiye'nin ortanca yaşı 35 olan nüfusuyla Avrupa'nın birçok ülkesinden 10 ila 15 yıl daha genç nüfusa sahip olduğunu vurgulayarak, teknolojiye hızla uyum sağlayan, öğrenme kabiliyeti yüksek ve güçlü girişimcilik ruhuna sahip insan kaynağına dikkati çekti.</p>
<p>Her yıl bir milyona yakın gencin üniversitelerden mezun olarak yetenek havuzuna katıldığını anlatan Kacır, Deneyap Teknoloji Atölyeleri, Sektör Kampüste, Milli Teknoloji Uzmanlık Programları ve Milli Teknoloji Atölyeleri gibi projelerle gençleri geleceğin yetkinlikleriyle buluşturduklarını ifade etti.</p>
<p>Kacır, ayrıca 2018'den bu yana düzenlenen TEKNOFEST ile milyonlarca genci teknoloji geliştirme yolculuğuna dahil ettiklerini ve organizasyondaki yarışmalarda filizlenen binlerce yenilikçi fikrin girişime dönüşmesini sağladıklarını dile getirdi.</p>
<p><strong>"5,8 milyar liralık kamu kaynağı girişimlerin büyüme yolculuğuna yönlendirildi"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, girişimcilik ekosistemini güçlendiren finansman adımlarına da değinerek, her aşamadaki girişimin ihtiyaçlarına yanıt veren mekanizmalar oluşturduklarını vurguladı.</p>
<p>Fonların fonu ve eş finansman modelleriyle bugüne kadar 5,8 milyar liralık kamu kaynağını girişimlerin büyüme yolculuğuna yönlendirdiklerini anlatan Kacır, şöyle devam etti:</p>
<p>"Kamu kaynaklarımızın oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik. Bu fonların desteğiyle bin 91 teknoloji girişimimiz, toplam 175 milyar lira yatırım aldı. Özgün bir fikri olan, dünyayı daha iyiye dönüştürme idealine sahip her bir ferdimizin hayallerini bu topraklarda gerçeğe dönüştürmesine imkan tanıyan uçtan uca destek mimarimizle Türkiye, teknoloji girişimciliğinde altın çağını yaşıyor."</p>
<p>Kacır, yapay zekadan uzay ve havacılığa, biyoteknolojiden finans teknolojilerine pek çok alanda Türk girişimlerin sayısız başarı hikayesine imza attığını belirterek, "2019'a kadar henüz unicornu olmayan bir ülkeyken bugün 8 unicornumuz, bizim deyimimizle 8 Turcornumuz bulunuyor." dedi.</p>
<p>Bu başarıların nihai nokta olmadığını vurgulayan Kacır, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Hedefimiz, 2030 yılına kadar ülkemizden 100 bin teknoloji girişiminin doğması ve Turcornlarımızın toplam değerlemesinin 100 milyar dolara ulaşmasıdır. Bu hedefe ulaşmamızı mümkün kılacak güçlü, dinamik ve küresel ölçekte rekabetçi bir girişimcilik ekosistemini kararlılıkla inşa ediyoruz. Girişimlerimizin küresel pazarlara açılmasında ihtiyaç duydukları destekleri sunan "Turcorn 100 Programı"nı devreye aldık. Türkiye'yi dünyanın dört bir yanındaki nitelikli girişimciler ve teknoloji profesyonelleri için bir çekim merkezi haline getirmek üzere Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızla birlikte Türkiye TechVisa Programı'nı hayata geçirdik. Ülkemize değer katacak küresel yeteneklerin çalışma izinlerini iki hafta gibi kısa bir sürede almalarını mümkün kılan programımızla 5 bin 500'ü aşkın teknoloji profesyonelini ülkemizin girişimcilik ekosistemine kazandırdık. Kamu kaynaklarının yönlendirici etkisini artırmak ve daha bütüncül bir destek mimarisi oluşturmak hedefiyle kurguladığımız fon yatırımları stratejimizle, 300 milyon dolarlık ilave kamu kaynağını girişim sermayesi fonlarına aktarmak üzere harekete geçtik."</p>
<p><strong>"İstanbul'un sahip olduğu potansiyel daha ileriye taşınacak"</strong></p>
<p>Bakan Kacır, Türkiye'yi teknoloji girişimciliğinde dünyanın önde gelen ülkeleri arasına taşıma hedefinde İstanbul'un önemli rol oynadığına dikkati çekti.</p>
<p>İstanbul'u, tarihi ve kültürel zenginliği, güçlü ulaşım bağlantıları ve farklı kültürleri buluşturan kimliğiyle dünyanın dört bir yanından yetenekleri, girişimcileri ve yatırımcıları kendine çeken cazibe merkezi olarak nitelendiren Kacır, şehre yönelik desteklerle ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Asırlardır iki denizin ve iki kıtanın buluştuğu yerde cihan yüzüğünün pırlantası gibi ışıldayan İstanbul, girişim sermayesi fonları, melek yatırım ağları, hızlandırma programları, GO girişim ofisleri ve ortak çalışma alanlarıyla, 22 TEKMER'iyle, toplam 30 milyon metrekare büyüklüğündeki 19 teknoparkta faaliyet gösteren 4 bin 100'ü aşkın teknoloji girişimiyle teknoloji ve girişimcilikte Türkiye'nin dünyaya açılan en parlak vitrini. 7 Turcornumuzun İstanbul'dan doğmuş olması, şehrimizin bilgi birikimini, sermaye gücünü ve girişimci yeteneklerini aynı ekosistemde buluşturma kabiliyetinin en somut göstergelerinden biri. Hedefimiz, İstanbul'un sahip olduğu bu muazzam potansiyeli çok daha ileriye taşıyarak şehrimizi, dünyanın dört bir yanından teknoloji girişimlerinin, yatırımcıların ve küresel yeteneklerin buluştuğu küresel bir girişimcilik merkezine dönüştürmek."</p>
<p>Bakan Kacır, Terminal İstanbul Projesi'yle Atatürk Havalimanı terminal alanını, girişimlerin büyüyeceği, yenilikçi teknolojilerin hayat bulacağı dünyanın en büyük girişimcilik ve inovasyon merkezine dönüştüreceklerini söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın takdiriyle Atatürk Havalimanı Terminali'ni "Terminal İstanbul" markasıyla teknoloji ve girişimcilik fabrikasına dönüştürdüklerini belirten Kacır, şunları dile getirdi:</p>
<p>"Yaklaşık 200 bin metrekare kapalı alanda binlerce teknoloji firmasına ev sahipliği yapacak bu merkez, her ölçekteki girişimin ihtiyaç duyduğu tüm imkanları tek çatı altında sunacak. Modern çalışma ofisleri, kuluçka merkezleri, dünyanın önde gelen girişimcilik kuruluşlarının yürüteceği hızlandırma ve mentörlük programları, ortak prototipleme ve üretim merkezleri ile AR-GE laboratuvarlarına ev sahipliği yapacak bu teknoloji üssünde yenilikçi fikirler geliştirilecek, yeni teknolojiler tasarlanacak, prototiplenecek ve test edilecek. Burada filizlenen ve büyüyen fikirler, üniversitelerimizin bilgi birikimi, sanayimizin üretim kabiliyeti ve yatırımcılarımızın sermayesiyle buluşarak dünya pazarlarında karşılık bulan ürünlere, küresel ölçekte rekabet eden teknoloji şirketlerine dönüşecek. Dünyanın önde gelen AR-GE ve teknoloji şirketleri de geleceğin teknolojilerine yön verecek öncü projelerini Terminal İstanbul'da geliştirecek, araştırma ve inovasyon faaliyetlerini girişimlerimizle kuracakları stratejik ortaklıklarla daha ileriye taşıyacak."</p>
<p>İki yıl önce ortaya koydukları vizyon doğrultusunda önemli mesafe katettiklerini anlatan Kacır, ilk aşamada yaklaşık 5 bin metrekarelik alanda girişimciler ile ekosistem paydaşlarının bir araya geleceği yapıyı hayata geçirdiklerini söyledi.</p>
<p>Kacır, Terminal İstanbul'un gelecek yıl tüm fonksiyonlarıyla devreye alınmasının hedeflendiğini vurguladı.</p>
<p>Bugünkü etkinlikle küresel teknoloji şirketleri, sanayi devleri, yatırım fonları, teknoparklar ve STK'lerin de aralarında bulunduğu 60'tan fazla kurum ve kuruluşun aynı mutabakat metninde buluştuğunu belirten Kacır, teknoloji dünyasının "Şampiyonlar Ligi"ni Terminal İstanbul çatısı altında bir araya getirdiklerinin altını çizdi.</p>
<p>Kacır, ortak akıl ve üretim hedefiyle atılan bu tarihi imzaların, yenilikçi fikirleri filizlendirip gençlerin hayallerini gerçeğe dönüştürme yolculuğuna büyük güç katacağını söyledi.</p>
<p>Etkinlik, "Ekosistem İş Birliği İmza Töreni"nin ardından Bakan Kacır ve beraberindeki heyetin Terminal İstanbul alanını gezmesiyle sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-130-milyar-liralik-fon-hacminin-olusmasini-temin-ettik-88365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/5/1280x720/kacir-1790337547.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Terminal İstanbul: Ekosistem Buluşması&quot;nda konuşan Bakan Kacır, &quot;Kamu kaynaklarımızın oluşturduğu kaldıraç etkisiyle 130 milyar liralık fon hacminin oluşmasını temin ettik. Bu fonların desteğiyle bin 91 teknoloji girişimimiz toplam 175 milyar lira yatırım aldı.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/volkswagen-28-milyon-araci-geri-cagiriyor-88376</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Volkswagen 2,8 milyon aracı geri çağırıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Almanya Federal Motorlu Taşıtlar Dairesi (KBA), ülkede Volkswagen ve yan kuruluşu Audi'ye ait yaklaşık 1 milyon aracı etkileyebilecek, direksiyon sisteminin kilitlenmesine yol açan ciddi üretim hatası saptandığını duyurdu.</p>
<p>Alman haber ajansı DPA'nın haberine göre, söz konusu araçların direksiyon mekanizmasındaki bir vidanın kırılması, sürüş esnasında direksiyon kontrolünün tamamen yitirilmesine neden olabiliyor.</p>
<p>Yaşanabilecek olası kazaların ve riskin ortadan kaldırılması için direksiyon cıvatasının paslanmaya karşı daha dayanıklı yeni bir parça ile değiştirilmesi gerektiği belirtiliyor.</p>
<p><strong>Milyonlarca araç inceleme altında</strong></p>
<p>Almanya Otomobil Kulübü (ADAC) tarafından geri çağırma ve teknik inceleme kapsamına giren marka, model ve üretim tarihlerine ilişkin detaylar da paylaşıldı.</p>
<p>Buna göre, Volkswagen Grubu bünyesinde 24 Eylül 2013 ile 1 Temmuz 2024 tarihleri arasında üretilen VW Tiguan, Touran, Golf Variant, Caddy ve Golf modelleri kronik arıza riski taşıyor.</p>
<p>Söz konusu teknik aksaklığın dünya genelinde yaklaşık 2,8 milyon, Almanya'da ise 900 binin üzerinde aracı etkilemesi bekleniyor.</p>
<p>Benzer bir teknik problemin Audi Grubu'nda da saptandığı bildirildi.</p>
<p>31 Ekim 2017 ile 23 Mayıs 2024 tarihleri arasında banttan indirilen Audi Q3 modellerini kapsayan sözkonusu arıza, dünya genelinde yaklaşık 700 bin, Almanya'da ise 58 bin 555 aracı doğrudan ilgilendiriyor.</p>
<p>Alman makamları ve otomotiv üreticileri, sürücü güvenliğini doğrudan tehlikeye atan bu durum karşısında, listedeki araçlara sahip vatandaşların herhangi bir mağduriyet yaşamamaları adına en kısa sürede resmî yetkili servislere başvurması gerektiğinin altını çiziyor.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/volkswagen-28-milyon-araci-geri-cagiriyor-88376</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/6/1280x720/volkswagen-1790347044.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Volkswagen Grubu 2,8 milyon aracı geri çağıracağını duyurdu. VW Tiguan, Touran, Golf Variant, Caddy ve Golf&#039;te kronik arıza riski tespit edilirken aynı sorunun Audi Q3 modellerinde de bulunduğu duyuruldu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-turkiye-tarim-gida-sektorunun-istihdam-ve-kirsal-refah-icin-donusum-projesi-basladi-88362</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 14:20:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Türkiye Tarım, Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi başladı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Edirne'de bulunan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bir restoranda düzenlenen "Türkiye Buluşmaları Kardeşlikle Kenetlenen İstikrarla Güçlenen Türkiye" adlı basın buluşmasında yaptığı konuşmada Türkiye’nin artık eski Türkiye olmadığının çok aşikar olduğunu söyledi.</p>
<p>Türkiye'nin vizyonunu ve hedeflerini sürekli büyütmüş, çıtayı sürekli yükseltmiş bir ülke olduğunu ifade eden Yumaklı, "Bunun en somut ifadelerinden biri, Türkiye Yüzyılı hedefini önümüze koymuş olmamızdır. Bu bizim, yeniden tarih yazan bir aktör olarak ortaya çıkma iddiamızdır. Bu konuda ülkemizin ve milletimizin potansiyeline güveniyoruz." dedi.</p>
<p>Terörsüz Türkiye sürecinde ise önemli bir eşiğin geçilmek üzere olduğuna vurgu yapan Yumaklı, sürecin Türkiye'yi gerçek gücüne daha da yaklaştıracağının altını çizdi.</p>
<p>Sürecin milli birlik, kardeşlik ve demokrasi adına büyük bir kazanım olacağına işaret eden Yumaklı, "Bundan böyle Türkiye’nin büyümesi hızlanacak, yatırım ve hizmet gücü artacaktır. Güvenlik için ayrılan kaynaklar bilim, teknoloji, üretim, altyapı ve sosyal kalkınmaya kanalize edilecektir. Türkiye’nin hem bölgemizde hem de küresel zeminde ağırlığı ve prestiji artacaktır." diye konuştu.</p>
<p><strong>"Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyoner siyaseti dünyada hissediliyor"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın vizyoner siyasetinin, bölge ve dünya üzerinde etkisinin güçlü şekilde hissedildiği bir dönemden geçildiğini ifade eden Yumaklı, bu durumun en sıcak örneğinin son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu olduğunu belirtti.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Türkiye'nin güçten değil haktan yana olduğunu bir kez daha, en çarpıcı şekilde ifade ettiğine vurgu yapan Yumaklı, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sayın Cumhurbaşkanımız katliamlara, haksızlığa, sömürüye karşı hukukun ve adaletin hakim olduğu bir dünya düzeni için vicdanlara seslenmiştir. Sayın Cumhurbaşkanımıza buradan minnet ve şükranlarımızı sunuyorum. Biz, haktan ve haklıdan yana olmayı milletimiz için, ülkemiz için 'bir onur meselesi' diye görüyoruz. Bunun için, AK Parti davası, başından beri güçlülerin değil milletin davası oldu. Bu dava, Edirne’den Gazze’ye, Gazze’den Arakan’a gönül köprüleri kuranların, dünyanın neresinde bir mazlum varsa onun gözyaşını silme derdinde olanların davasıdır. Büyük mütefekkir Cemil Meriç'in ifadesiyle 'zulmün olduğu yerde tarafsızlık namussuzluktur' anlayışını benimseyen, tarihin doğru tarafında yer alma cesareti olanların davasıdır. Nitekim dünya sussa da biz susmuyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber bu gür sedayı vermeye devam edeceğiz."</p>
<p><strong>"Tarım diplomasisi diplomasinin önemli bir unsuru"</strong></p>
<p>Yumaklı, dünyada güçlenen diplomasi anlayışının önemli unsurlarından birinin de tarım diplomasisi olduğunu belirtti.</p>
<p>Son üç haftada tarım diplomasisi alanında önemli adımlar atıldığına dikkati çeken Yumaklı, "Bu süreçte, Çin, Almanya ve Rusya ile temaslarımızı güçlendirdik. Bu görüşmeleri imzaladığımız karşılıklı anlaşmalarla somut sonuçlara dönüştürdük. Buraya da Rusya’dan ayağımızın tozuyla geldik." dedi.</p>
<p>Yumaklı tüm çalışmaların amacının gıda arz güvenliğini küresel gelişmelere ve yeni koşullara karşı daha dayanıklı hale getirmek olduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Tarımsal hasılada yeni rekor kırıldı</strong></p>
<p>Üreticinin de önünü açarak tarım ve gıda ürünleri ihracatçıya yeni pazarlar kazandırdıklarını ve Türk tarımının dünyadaki gücünü artırdıklarını vurgulayan Bakan Yumaklı, şöyle devam etti:</p>
<p>"Verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlar, çiftçimizin de emeği ile birleşti ve 2025 yılında tarımsal hasılada 83,2 milyar dolarla yeni bir rekor kırdık. 24 yıl önce 12. sırada olan konumumuzu, 5 basamak yükselterek 7. sıraya çıkarttık. Bu başarıda emeği geçen üreticilerimize, çiftçilerimize, sanayicimize, ihracatçımıza, tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. 2026 yılı ise tarımsal üretimimiz için bereketli bir yıl olmaya devam ediyor. İklim koşullarının iyi gitmesi ve sektöre kazandırdığımız alt yapı sayesinde, bu yıl 140 milyon tondan fazla bitkisel üretim rekoltesi bekliyoruz. Bu rakamın Cumhuriyet tarihimiz boyunca ulaştığımız en yüksek rakam olduğunu özellikle vurgulamak istiyorum. Yeni üretim sezonuna başladığımız bu dönemin, hasat sezonu gibi bereketli geçmesini diliyorum."</p>
<p><strong>"Müjdeyi Edirne'den duyuruyorum"</strong></p>
<p>Yumaklı, yeni bir gelişmeyi duyuracağını ifade ederek Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 12 Mayıs'ta çiftçilerle buluşmada açıkladığı "Türkiye Tarım, Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi'nin" finansman paketi için imzaların atıldığını, projenin başladığını bildirdi.</p>
<p>Bakan Yumaklı projeyle ilgili şu bilgileri verdi:</p>
<p>"Bu projeyle, gıda ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracağız. Bu finansman desteği, tarım ve gıda alanında yapılacak tesis inşaatı ve makine ekipman yatırımlarına verilecek. Bu projeyi biz, tarımda planlamanın ikinci safhası olarak görüyoruz. Bu yeni aşamada, artık tarımsal yatırımları da planlıyor olacağız. Bu projeyle inşallah, çiftçilerimizin pazarlama sorunu yaşamayacağı, ürünlerinin doğru yerde ve doğru sanayi tesisinde işleneceği bir sistemi hayata geçireceğiz. 10 yıl boyunca planladığımız 5,3 milyar dolarlık bu finansman paketinin, Dünya Bankası tarafından onaylanan ilk 750 milyon dolarını bu yıl içinde girişimlerimizin kullanımına açacağız. Projenin başvuru şartları ve diğer detaylarını önümüzdeki günlerde ayrıca kamuoyuyla paylaşacağız. Projenin sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum."</p>
<p><strong>Edirne'ye yapılan yatırımlar</strong></p>
<p>Yumaklı Edirne'nin tarımdaki önemine de değinerek son 24 yılda Edirne’ye tarım, orman ve su alanlarında yaklaşık 136 milyar liralık destek ve yatırım sağlandığına işaret etti.</p>
<p>Edirne'ye yapılan yatırımlara değinen Bakan Yumaklı, şöyle konuştu:</p>
<p>"Su ve sulama alanında 235 tesisi hizmete aldık. Bu tesislerle 687 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Bu araziler, ekonomiye 11,5 milyar lira ek gelir artışı sağladı. Kırsal Kalkınma desteklerimiz ve ORKÖY kapsamında hibe ve kredi sağlayarak yaklaşık 6 bin projeyi destekledik. 24 yılda Edirne’de 37 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Tarımsal üretim alanlarının korunması amacıyla 713 bin dekar alana sahip 7 ovamızı koruma altına aldık. Ayrıca yaklaşık 340 bin dekar alana sahip 5 ovamızı daha koruma altına almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Böylece Edirne’de 1 milyon dekardan fazla alana sahip 12 ovamızda sadece tarımsal üretim yapacağız. Bakanlık olarak verdiğimiz destekler ve yaptığımız yatırımlarla Edirneli üreticilerimizi modern tarım uygulamalarıyla buluşturduk ve üretimde verimliliği artırdık. Bu sayede, bitkisel üretim miktarımızı yüzde 39, küçükbaş varlığımızı ise yüzde 113 artırdık. Tarımsal hasılamızı 26 milyar liraya yükselttik ama Edirne için daha yapacağımız çok iş var. Özellikle sulama alanında yeni projeleri art arda hayata geçirerek, Edirneli kardeşlerimizle buluşturacağız. "</p>
<p>Yumaklı, bunlara ek olarak 1,3 milyar liraya mal olacak Çömlekköy Barajı'nın 2028 yılında tamamlanacağını duyurdu.</p>
<p>Çömlekköy Barajı Sulaması işinde de sözleşme imzalandığını bildiren Yumaklı, "Edirneli çiftçilerimizin hasretle beklediği, 2,7 milyar lira maliyetli Çömlekköy Barajı Sulaması işinde sözleşmeyi geçen ay imzaladık. Merkez ve Meriç ilçemize hizmet verecek, 2,7 milyar lira maliyetli arazi toplulaştırma ile çeltik sahaları, yol ve eksik imalatların yapımını kapsayan 4 projenin de sözleşmelerini imzaladık. 7,8 milyar lira maliyetli Aşağı İpsala Hamzadere Barajı Sulaması’nı bu yıl sonuna kadar tamamlayacağız. Bu sayede 192 bin dekar alanı daha sulamaya açmış olacağız." bilgilerini verdi.</p>
<p><strong>Çiftçiler için 2 önemli gelişme</strong></p>
<p>Yumaklı, Trakya’da üreticinin tarımsal yatırım yapmasını kolaylaştırmak için çevre düzeni planında değişiklik yaptıklarını, bu sayede tarımsal yapılarda imar planı şartını kaldırıldığını belirtti.</p>
<p>Hayvancılık tesislerinde emsal oranının yüzde 60’a, diğer tarımsal yapılarda yüzde 10 ila yüzde 30’a çıkardıklarını bildiren Yumaklı, "Böylece üreticimizin yatırım maliyetlerini düşürerek, yeni yatırımların önünü açmış olduk. İnşallah bu düzenlemenin, özellikle hayvancılığa yönelik yatırımların artmasına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum." dedi.</p>
<p><strong>"Çeltikte elektrik aboneliği sorunu çözüldü"</strong></p>
<p>Diğer önemli gelişmenin ise çeltik üreticilerinin önemli bir sorunu olan elektrik aboneliği meselesinin çözümüne ilişkin olduğunun altını çizen Yumaklı, "Ülkemizde çeltiğin yüzde 40’ını üreten Edirne’de, hasat döneminde kullanılan seyyar çeltik kurutma makineleri için geçici (4 ay) elektrik aboneliği vereceğiz. Bu sayede üreticimizin önemli bir sorununu daha çözüme kavuşturmuş olduk." diye konuştu.</p>
<p>Toplantıda, AK Parti İstabul Milletvekili ve MKYK Üyesi Seyithan İzsiz, AK Parti Edirne Milletvekili Fatma Aksal, Parti İçi Demokrasi Hakem Kurulu Üyesi Hüseyin Bürge, Merkez Disiplin Kurulu Üyesi Ayşe Deniz Çelik, Batı Marmara Bölge Koordinatörü Furkan Topaloğlu, AK Parti İl Başkanı Belgin İba, MHP Edirne İl BaşkanI Ahmet Biçer de yer aldı.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bakan-yumakli-turkiye-tarim-gida-sektorunun-istihdam-ve-kirsal-refah-icin-donusum-projesi-basladi-88362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/2/1280x720/54-1790335980.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &quot;Türkiye Tarım, Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi&#039;nin&quot; finansman paketi için imzaların atıldığını, projenin başladığını duyuran Bakan Yumaklı, &quot;Bu projeyle, gıda ve tarıma yatırım yapmak isteyen girişimcilerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracağız.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2025te-22-bin-113-mali-araci-kurulus-faaliyet-gosterdi-88357</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 13:05:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;te 22 bin 113 mali aracı kuruluş faaliyet gösterdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait mali aracı kuruluş istatistiklerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, mali aracı kuruluşlar sektöründe 2025 yılında 22 bin 113 girişim faaliyette bulundu. Finansal hizmet faaliyetlerinde 273, sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında 74, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde ise 21 bin 766 girişim hizmet verdi.</p>
<p>Söz konusu kuruluşların faktör maliyetiyle katma değeri 2 trilyon 993 milyar lira, üretim değeri de 4 trilyon 610 milyar lira oldu.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda toplam katma değerin yüzde 80'i finansal hizmetler, yüzde 11,1'i sigorta, reasürans ve emeklilik fonları, yüzde 8,9'u da finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerden oluştu.</p>
<p>Üretim değerinin de yüzde 74,9'unu finansal hizmetler, yüzde 17,3'ünü sigorta, reasürans ve emeklilik fonları, yüzde 7,8'ini finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetler oluşturdu.</p>
<p><strong>"Faktör maliyetiyle katma değer arttı"</strong></p>
<p>Bir önceki yıla göre faktör maliyetiyle katma değer yüzde 70,9, üretim değeri yüzde 61,2 artış gösterdi.</p>
<p>Faktör maliyetiyle katma değer 2025'te bir önceki yıla göre finansal hizmet faaliyetlerinde yüzde 69,3, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 64,1, sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde yüzde 89,7 yükseldi.</p>
<p>Üretim değeri de aynı dönemde finansal hizmet faaliyet​​​​​​​lerinde yüzde 62,7, sigorta, reasürans ve emeklilik fonları faaliyetlerinde yüzde 57,1, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 56,5 artış gösterdi.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda 2024'te 352 bin 597 olan yıllık ortalama çalışan sayısı, 2025'te 360 bin 745'e çıktı. Toplam istihdamın yüzde 65,9'unu finansal hizmet faaliyetleri, yüzde 7,7'sini sigorta, reasürans ve emeklilik fonları, yüzde 26,4'ünü finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde çalışanlar oluşturdu.</p>
<p>Personel maliyeti, söz konusu yılda 712 milyar 175 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Mali aracı kuruluşların personel maliyetinin yüzde 77'si finansal hizmet faaliyetlerinde, yüzde 9,8'i sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında, yüzde 13,2'si ise finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde gerçekleşti. Mali aracı kuruluşların personel maliyetinin yüzde 84,8'i maaş ve ücretlerden, yüzde 15,2'si sosyal güvenlik masraflarından oluştu.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda 2025'te ücretli olarak istihdam edilen kadın personel sayısı 174 bin 949 iken, erkek personel sayısı 176 bin 328 olarak kayıtlara geçti. Ücretli kadın çalışan oranı yüzde 49,8, ücretli erkek çalışan oranı ise yüzde 50,2 oldu.</p>
<p>Söz konusu kuruluşlarda sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değeri, 157 milyar 495 milyon lira olarak hesaplandı.</p>
<p>Mali aracı kuruluşlarda sabit sermaye yatırımları toplam satın alış değerinde en yüksek pay, yüzde 78,8 ile finansal hizmet faaliyetlerinde gerçekleşti. Sigorta, reasürans ve emeklilik fonlarında bu pay yüzde 7 iken, finansal hizmetler ile sigorta faaliyetleri için yardımcı faaliyetlerde yüzde 14,2 olarak belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/2025te-22-bin-113-mali-araci-kurulus-faaliyet-gosterdi-88357</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ekonomik-guven-endeksi-kalem-hesap.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre, mali aracı kuruluşlar sektöründe faaliyet gösteren girişim sayısı, geçen yıl 22 bin 113 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yuksek-guclu-sarj-istasyonlarinda-depolama-sistemleri-icin-duzenleme-88355</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yüksek güçlü şarj istasyonlarında depolama sistemleri için düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), şarj istasyonlarına bütünleşik elektrik depolama tesislerinin, şarj istasyonunun anlaşma gücünden daha yüksek araç şarj gücünde kurulabilmesine imkan sağlayan yeni bir düzenleme yaptığını duyurdu.</p>
<p>Açıklamaya göre, şarj istasyonlarına bütünleşik elektrik depolama tesisleri, şarj istasyonunun anlaşma gücünden daha yüksek araç şarj gücünde kurulabilecek.</p>
<p>Böylece özellikle yüksek güçlü şarj istasyonlarında, şebeke bağlantı kapasitesinin artırılmasına ihtiyaç kalmadan doğrudan elektrik depolama sistemlerinden yararlanılarak şarj hizmeti sunulabilecek.</p>
<p>Önceki uygulamada, şarj istasyonuna bütünleşik olarak kurulabilecek depolama tesisinin kurulu gücü tüketim tesisinin anlaşma gücüyle sınırlıydı.</p>
<p>Bu durum, özellikle yüksek güçlü şarj istasyonları bakımından depolama yatırımlarının şarj altyapısının ihtiyaç duyduğu gücü karşılamada etkin şekilde kullanılmasını sınırlandırabiliyordu.</p>
<p>Yeni düzenlemeyle birlikte anlaşma gücünden daha yüksek deşarj gücünde depolama tesisi kurmak isteyen ve şarj ünitesini de bu tesisle beslemek isteyenlere imkan sağlandı.</p>
<p>Şebeke güvenliğinin korunması için de şebekeye enerji verilmesini önleyen ve şebekeden enerji çekilmesinde mevcut anlaşma gücünün aşılmasını engelleyen otomatik güç kontrol ve enerji kesme sistemlerinin kurulması şartı getirildi.</p>
<p><strong>Depolama sistemleri şebeke yatırımlarına alternatif oluşturabilecek</strong></p>
<p>Depolama entegreli şarj istasyonlarının yaygınlaşması, her lokasyonda yüksek maliyetli şebeke yatırımlarının yapılmasını zorunlu olmaktan çıkarabilecek bir alternatif oluşturuyor.</p>
<p>Özellikle yeni trafo ve bağlantı yatırımlarının yüksek maliyetli olduğu veya anlık ve dönemlik şarj ihtiyacının yüksek olduğu, şarj kuyruklarının oluştuğu lokasyonlarda depolama sistemlerinin kullanılması, yatırımların hayata geçirilmesini ve kullanıcılara hizmet sunulmasını kolaylaştırabiliyor.</p>
<p>Bu model aynı zamanda mevcut elektrik dağıtım altyapısının daha etkin kullanılmasına katkı sağlayacak.</p>
<p>Şarj talebinin yüksek olduğu kısa süreli dönemlerde depolama sistemlerinin devreye girmesi, şebekeden çekilen gücün anlaşma gücü içerisinde tutulmasına yardımcı olurken, şarj istasyonlarının daha yüksek kurulu güçte şarj ekipmanlarına sahip olabilmesine imkan tanıyor.</p>
<p>Elektrikli araçların yaygınlaşmasıyla birlikte özellikle otoyollar, dinlenme tesisleri, akaryakıt istasyonları ve yoğun kullanılan ticari alanlarda yüksek güçlü şarj altyapısına olan ihtiyaç artıyor.</p>
<p>Bu istasyonların şebekeye bağlanabilmesi için gerekli kapasitenin oluşturulması, bazı lokasyonlarda yeni şebeke ve trafo yatırımlarını gündeme getirecek.</p>
<p>Depolama sistemlerinin şarj istasyonlarıyla birlikte kullanılması, bu noktada alternatif bir çözüm sunuyor.</p>
<p>Şebekeden belirli bir güç seviyesinde elektrik çekilirken depolama sisteminin şarj talebinin yüksek olduğu anlarda devreye girmesi, şarj istasyonunun ihtiyaç duyduğu anlık gücün daha etkin şekilde karşılanmasına imkan sağlayabiliyor.</p>
<p>Örneğin, anlaşma gücü yüksek güçlü şarj istasyonunun toplam anlık talebini karşılamaya yeterli olmayan bir lokasyonda, depolama sistemi düşük talep dönemlerinde şebekeden enerji depolayarak şarj talebinin yükseldiği dönemlerde şarj işlemine destek olabiliyor.</p>
<p>Böylece aynı anda birden fazla aracın yüksek güçte şarj edilmesi sırasında ortaya çıkabilecek güç ihtiyacı depolama sistemi üzerinden karşılanabiliyor.</p>
<p><strong>Elektrikli araç şarj altyapısının gelişimini destekleyecek</strong></p>
<p>Düzenlemenin özellikle yüksek güçlü şarj istasyonlarının yaygınlaşması bakımından önemli bir yatırım esnekliği sağlaması bekleniyor.</p>
<p>Şarj ağı işletmecileri, lokasyonun şebeke bağlantı kapasitesi, yatırım maliyeti ve şarj talebini birlikte değerlendirerek şebeke kapasitesinin artırılması ile depolama yatırımı arasında daha etkin bir yatırım tercihi yapabilecek.</p>
<p>Böylece elektrikli araç kullanıcılarının ihtiyaç duyduğu hızlı ve yüksek güçlü şarj altyapısının, şebekenin mevcut kapasitesi ve yatırım koşulları dikkate alınarak daha fazla lokasyonda kurulabilmesinin önü açılmış oluyor.</p>
<p>Yeni uygulama, elektrikli araç şarj altyapısı ile elektrik depolama teknolojilerinin birlikte kullanılmasını teşvik ederken, şarj istasyonlarının şebekeye entegrasyonunda daha esnek, verimli ve yatırım açısından uygulanabilir bir modelin oluşmasına katkı sağlayacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yuksek-guclu-sarj-istasyonlarinda-depolama-sistemleri-icin-duzenleme-88355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/8/6/1280x720/bursa-otomobilde-elektrikliyi-sevdi-1742982688.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK tarafından yapılan yeni düzenlemeyle, şarj istasyonlarına bütünleşik elektrik depolama tesisleri, şarj istasyonunun anlaşma gücünden daha yüksek araç şarj gücünde kurulabilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/faruk-yigit-gelecegin-savunma-sanayisini-insan-kabiliyetini-katlayan-sistemler-belirleyecek-88353</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Faruk Yiğit: Geleceğin savunma sanayisini insan kabiliyetini katlayan sistemler belirleyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Roketsan’ın Ankara’da düzenlediği “Yapay Zekâ Hackathonu” genç yazılımcıların katılımıyla yapıldı.</p>
<p>Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yiğit yarışma öncesi düzenlenen açılış töreninde, şirket olarak yapay zekayı sadece teknoloji alanı olarak görmediklerini belirterek, “Biliyoruz ki geleceğin savunma sanayisini yalnızca daha hızlı roketler daha akıllı sistemler veya daha güçlü platformlar belirlemeyecek. Geleceği veri anlamlandırabilen, öğrenebilen, karar verebilen ve insanın kabiliyetini katlayabilen sistemler belirleyecek ve bu dönüşümün merkezinde yapay zeka var. Yapay zeka bir teknoloji değil, yeni bir çağın altyapısıdır. Yapay zeka bugün hayatımızın pek çok alanında dönüşüm yaratıyor ancak savunma sanayi açısından baktığımızda yapay zekanın anlamı çok daha büyük. Çünkü savunma sanayinde saniyeler önemlidir. Doğru kararlar önemlidir. Güvenilirlik önemlidir. Öngörü önemlidir” dedi. </p>
<p><strong>Roketsan’ın yapay zeka alanında aradığı yetenekler</strong></p>
<p>Roketsan’ın küresel savunma sanayii ortamında tam bağımsızlık ve gelecek teknolojileri bağımsız olarak üretme alanında yoğun bir rekabet içinde olduğunu hatırlatan Yiğit, bu nedenle mühendislik altyapısına yapay zekanın da aralarında bulunduğu yeni yeteneklerin eklenmesi için çalıştıklarını kaydetti. Faruk Yiğit, aradıkları yeteneğin doğru problemi seçme, doğru soruyu sorabilme, farklı disiplinleri bir araya getirebilme ve geliştirilen teknolojiyi gerçek hayattaki bir ihtiyaca dönüştürebilme olduğunu vurguladı. Yiğit, “Bunu daha hızlı nasıl yaparız sorusunun yanında; bunu daha önce hiç düşünülmemiş bir yöntemle nasıl yapabiliriz diye sormanızı istiyoruz. Çünkü inovasyon çoğu zaman bir cevaptan değil doğru sorudan başlar. Bu nedenle burada başarıyı yalnızca ortaya çıkacak kodun, algoritmanın veya prototipin performansıyla ölçmeyeceğiz. Elbette teknik başarı önemli ama bizim için en az onun kadar önemli olan merakınız, cesaretiniz, problem çözme yaklaşımınız, takım çalışmanız ve sınırları zorlayan düşünce biçiminizdir” dedi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/faruk-yigit-gelecegin-savunma-sanayisini-insan-kabiliyetini-katlayan-sistemler-belirleyecek-88353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/3/1280x720/547-1790329984.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Roketsan Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yiğit, savunma sanayisinde gelecek dönemde ana dönüşümün merkezinde yapay zekanın bulunduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocasinan-belediyesinden-64-megavatlik-ges-yatirimi-88349</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 12:13:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocasinan Belediyesi’nden 6,4 megavatlık GES yatırımı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kocasinan Belediyesinin, belediyenin tüm tesisleri, işletmeleri ve elektrikli araçlarının enerji ihtiyacını karşılayacak 104 bin metrekare alanda 6,4 megavat enerji üretimi yapacak Güneş Enerji Santrali’ni (GES) devreye almaya hazırlandığı bildirildi.</p>
<p>Cırgalan Mahallesi’nde 15 futbol sahası büyüklüğünde alana kurulan tesis ile ilgili bilgiler veren Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, “Projemiz 6,4 megavat gücünde ve 10 bin 872 güneş paneli var. Yılda yaklaşık 11 milyon kilovatsaat enerji üretmesini bekliyoruz. Bu yatırım sayesinde hem belediyemizin enerji giderlerinin tamamını karşılamış olacağız hem de yaklaşık 3 bin 500 hanenin yıllık elektrik tüketimine denk gelecek bir enerji üreterek yaklaşık 4 bin 700 ton karbon salınımının önlenmesini öngörüyoruz” dedi. Belediyenin ana binası ve tüm tesislerinin elektrik ihtiyacının belediye kasasından ek ödeme yapılmadan karşılanacağını belirten Çolakbayrakdar, sistemin en kısa sürede devreye alınacağını kaydetti.</p>
<p>“Kocasinan artık yalnızca hizmet üreten değil, enerjisini de üreten bir şehir modeli ortaya koyuyor” diyen Başkan Çolakbayrakdar, “Bundan sonraki hedefimiz, araç filomuzu da temiz enerjiyle çalışan bir yapıya dönüştürmek. Yakıtını güneşten alan, çevresine duyarlı, tasarruf odaklı ve kendi kendine yeten bir belediye anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz. Bu yatırımın sağlayacağı her tasarruf yeniden vatandaşımıza hizmet olarak dönecek. Daha güçlü Kocasinan, daha sürdürülebilir bir gelecek için çalışmayı sürdüreceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Agrega Tesisi, Kocasinan Belediyesi’ne 83 milyon TL tasarruf ettirdi  </strong></p>
<p>Ahmet Çolakbayrakdar, Kocasinan Belediyesi olarak 2023 yılında hayata geçirdikleri Kayseri’de tek, Türkiye’de ise sayılı örneklerden biri olan Agrega Üretim Tesisi’nin de GES yatırımı gibi hem Kocasinan hem de Kayseri’nin enerji projeleri açısından önem taşıdığını vurguladı. Kocasinan’da “kendi kendine yetebilen belediye” yaklaşımıyla çalıştıklarını belirten Ahmet Çolakbayrakdar, Agrega Üretim Tesisi’yle ilgili yaptığı açıklamada, iki yılda tesiste üretilen 1 milyon 75 bin ton agregayla 83 milyon TL tasarruf sağladıklarını, böylelikle tesisin hem amorti edildiğini hem de yüzde yüz kâr elde edildiğini belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab63b95d8335-1790327701.JPG" alt="" width="518" height="291" /></p>
<p>Tesisin yüzde yüz belediyenin öz sermayesi ile kurulduğunu aktaran Çolakbayrakdar, “Kocasinan’ın ikinci fabrikası olarak adlandırdığımız üretim tesisimiz, ilçenin geleceğine yönelik büyük bir yatırım ve kazanç. Dağdan çıkan malzemeyi işleyerek yaklaşık 40 bin araç dolusu agregayı Kocasinan’ın dört bir yanına ulaştırdık. Burada çevreci ve dünya standartlarındaki tesisimizde kırılan mıcır, asfaltla birleştiğinde adeta altın değerinde bir malzeme hâline geliyor. Kaliteli kalker cinsindeki taş, kırılıp ayrıştırıldıktan sonra asfalt plentinde bitümle birleştirildiğinde, yolları yapanlar için son derece kıymetli bir malzeme ortaya çıkıyor. Yolların uzun ömürlü olabilmesi için bu malzeme çok değerli. Profesyonel bir ekiple bu işi yürütüyoruz. Böyle bir tesis, kamu kurumları arasında yalnızca Kocasinan Belediyesi’nde bulunuyor” dedi. </p>
<p>Tesisin, Kocasinan’ın en az 20 yıllık yol yapım ihtiyaçlarını karşılayacak kapasitede, saatte 250 ton, yılda ise 750 bin ton üretim kapasitesine sahip olduğunu belirten Ahmet Çolakbayrakdar, “Hem ihtiyaç duyduğumuz elektrik enerjisini hem de ilçemizin yapılanmasında ihtiyaç duyduğumuz agregayı kendimiz üretiyoruz. Yatırımlarımızla kendi kendine yeten bir Kocasinan Belediyesi inşa ediyoruz” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocasinan-belediyesinden-64-megavatlik-ges-yatirimi-88349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/kocasinan-belediyesinden-64-megavatlik-ges-yatirimi-1790327751.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocasinan Belediyesi, Cırgalan Mahallesi’nde 6,4 megavat enerji üretimi yapacak güneş enerji santralini devreye almaya hazırlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mizrak-makine-inegolde-satis-agini-buyuttu-88369</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mızrak Makine, İnegöl’de satış ağını büyüttü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Ahşap işleme ve mobilya makineleri sektöründe yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteren Mızrak Makine, satış ve satış sonrası hizmet ağını genişletme stratejisi kapsamında İnegöl’de yeni bir fabrika satış mağazası açtı.</p>
<p>İstanbul’da iki, Ege Bölgesi’nde bir satış noktası bulunan şirket, İnegöl yatırımıyla Türkiye genelindeki doğrudan satış noktası sayısını dörde çıkardı.</p>
<p>Mızrak Makine İnegöl Fabrika Satış Mağazası’nın açılışı, iş dünyası ve sektör temsilcilerinin katıldığı törenle gerçekleştirildi. Açılışa İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, AK Parti İzmir Milletvekili Mustafa Bilici, AK Parti İnegöl İlçe Başkanı Mustafa Durmuş, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cüneyt Şener, İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ ile sektör ve meslek kuruluşlarının temsilcileri katıldı.</p>
<h2>“Hedef, üreticiye daha yakın olmak”</h2>
<p>Bursa’da üç ayrı tesisinde üretim gerçekleştiren Mızrak Makine; panel ebatlama, kenar bantlama, CNC ahşap işleme, çizicili yatar daire ve kapı üretim makineleri başta olmak üzere mobilya ve ahşap sektörünün farklı ihtiyaçlarına yönelik makine çözümleri geliştiriyor. İnegöl’de açılan yeni mağazayla birlikte şirket, özellikle Bursa ve çevresindeki mobilya üreticilerine ürünlerine daha hızlı erişim sağlamayı ve satış sonrası teknik hizmetlerini güçlendirmeyi hedefliyor. Mızrak Makine Pazarlama ve Satış Müdürü Mert Mızrak, şirketin üretim yolculuğunun 1976 yılında Bursa’da başladığını belirterek bugün üç tesiste üretim faaliyetlerinin sürdüğünü söyledi. İstanbul’da iki, İzmir’de bir fabrika satış mağazalarının bulunduğunu ifade eden Mızrak, İnegöl mağazasının şirketin dördüncü satış noktası olduğunu kaydetti. İnegöl’ün Türkiye mobilya sektöründeki konumuna dikkat çeken Mızrak, yeni yatırımla bölgedeki üreticilere daha hızlı ulaşmayı ve teknik destek kapasitesini artırmayı amaçladıklarını belirtti. Mızrak, “Bu mağaza bizim için sadece bir yatırım değil, İnegöl’deki üreticilerimize daha yakın olma adımıdır” dedi.</p>
<h2>“İnegöl büyürse Bursa, Bursa büyürse Türkiye büyür”</h2>
<p>Açılışta konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Ayhan Salman, İnegöl’ün mobilya ve sanayi üretimindeki gücüne dikkat çekerek, kentte gerçekleştirilen yatırımların üretim, ihracat ve istihdama katkı sunduğunu ifade etti. Mızrak Makine’nin sektörde uzun yıllara dayanan üretim geçmişine sahip olduğunu belirten Salman, İnegöl’deki yeni yatırımın bölge ekonomisi açısından da önemli olduğunu söyledi. Salman, “İnegöl büyürse Bursa büyür, Bursa büyürse Türkiye büyür” ifadelerini kullandı. AK Parti İzmir Milletvekili Mustafa Bilici de Mızrak ailesini yatırımları nedeniyle tebrik etti. Mızrak Makine’nin yaklaşık yarım asırlık üretim geçmişine vurgu yapan Bilici, şirketin Türkiye’deki yapılanmasının yanı sıra yurt dışındaki büyümesini de sürdürmesini temenni etti.</p>
<h2>“Markalar İnegöl’den, Bursa’dan çıkmalı”</h2>
<p>İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, ilçenin mobilya ve ahşap işleme sektöründeki üretim gücünün yeni yatırımlarla desteklenmesinin önemine dikkat çekti. İnegöl’ün yalnızca mobilya üretiminde değil, bu sektörün ihtiyaç duyduğu makine ve yan sanayi alanlarında da önemli bir ekosisteme sahip olduğunu belirten Taban, yerli markaların güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Taban, “Hizmetler ve markalar önce İnegöl’den çıksın, İnegöl’den çıkmıyorsa Bursa’dan, Bursa’dan da çıkmıyorsa Türkiye’den çıksın. Bizim markalarımız olsun” dedi.</p>
<h2>“İnegöl mobilyanın üretim ve ihracat merkezi”</h2>
<p>İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yavuz Uğurdağ ise İnegöl’ün Türkiye mobilya sektörünün önemli üretim ve ihracat merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Mobilyanın yanı sıra makine ve metal sektörlerinin de ilçe ekonomisinde önemli bir yere sahip olduğunu belirten Uğurdağ, Mızrak Makine’nin İnegöl’de fabrika satış mağazası açmasını sektör açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Uğurdağ, yeni mağazanın Mızrak Makine ile İnegöl’deki üreticiler arasındaki ticari ve teknik etkileşimi güçlendireceğini ifade etti.</p>
<h2>“Mirası geleceğe taşıyacağız”</h2>
<p>Mızrak Makine’nin yeni nesil temsilcilerinden Artun Topal ise şirketin yaklaşık yarım asırlık geçmişine vurgu yaptı. Mızrak Makine’nin yıllar içinde oluşturduğu üretim ve marka birikiminin yeni nesillere önemli bir sorumluluk yüklediğini belirten Topal, “Bizim görevimiz bu mirası korumak, geliştirmek ve geleceğe taşımak” dedi. Konuşmaların ardından Mızrak Makine İnegöl Fabrika Satış Mağazası hizmete girdi. Açılışa katılan davetliler mağazayı gezerek şirketin ahşap işleme ve mobilya üretimine yönelik makine çözümlerini inceleme fırsatı buldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/mizrak-makine-inegolde-satis-agini-buyuttu-88369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/mizrak-makine-inegolde-satis-agini-buyuttu-1790340116.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Mızrak Makine, Türkiye genelindeki satış ve hizmet ağını İnegöl yatırımıyla genişletti. Şirketin dördüncü fabrika satış mağazası, mobilya sektörünün önemli üretim merkezlerinden İnegöl’de hizmete girdi. Mızrak Makine Pazarlama ve Satış Müdürü Mert Mızrak, yeni yatırımla bölgedeki üreticilere daha hızlı ulaşmayı ve teknik destek kapasitesini artırmayı amaçladıklarını söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-katilimevim-birevim-ve-iktisat-katilim-bankasinin-devri-icin-basvuru-yapildi-88356</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım: Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası&#039;nın devri için başvuru yapıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ tarafından, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ'nin pay devir işlemlerine ilişkin Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP) üzerinden açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamada, bankanın daha önce 17 Eylül'de yaptığı özel durum açıklamasını takiben, adı geçen şirketlerin satın alınmasına yönelik gerekli resmi izin ve onaya ilişkin başvuruların yapıldığı ve pay devir işlemlerinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanmasının hedeflendiği bildirildi.</p>
<p>Söz konusu açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bankamız ve taraflar arasında yürütülen görüşmeler neticesinde ilerleme kaydedilmiş olup Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ'nin pay devir işlemleri kapsamında Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürlüğü, Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu nezdinde ilgili mevzuat uyarınca gerekli resmi izin ve onaya ilişkin başvurular yapılmıştır. İlgili düzenleyici ve denetleyici kurumlardan gerekli izin ve onayların alınmasını takiben pay devir işlemlerinin mümkün olan en kısa sürede tamamlanması hedeflenmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-katilimevim-birevim-ve-iktisat-katilim-bankasinin-devri-icin-basvuru-yapildi-88356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım, Katılımevim Tasarruf Finansman, Birevim Tasarruf Finansman ve İktisat Katılım Bankası&#039;nın pay devir işlemleri için gerekli resmi izin ve onaya ilişkin başvuruların yapıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yerli-seker-pancari-uretimi-icin-yerli-ar-ge-88370</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Tarımın geleceğini Ar-Ge ile tasarlamamız gerekiyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/MANİSA</strong></p>
<p>Tarımsal üretimde verimliliği artırmak ve yerli üretim kapasitesini yerinde görmek amacıyla temaslarını sürdüren Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi heyeti, Agrobest Grup'un Salihli'deki üretim ve Ar-Ge tesislerini ziyaret etti.</p>
<p>Ziyarete Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay, Kooperatif Müdürü İbrahim Timurkaynak ve Genel Müdür Yardımcısı Fatih Karahan katıldı.</p>
<p>Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eroğlu'ndan formülasyon ve üretim teknolojileri, çok aşamalı kalite kontrol süreçleri ve laboratuvar altyapısı hakkında bilgi alan kooperatif yönetimi, şeker pancarına yönelik çözümler üzerine şirket yöneticileriyle görüş alışverişinde bulundu. Ziyaretin odak noktalarından biri, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından tescil edilen Agrobest Grup Ar-Ge Merkezi oldu.</p>
<h2>Faruk Eroğlu: Tarladaki verim, doğru girdiyle başlar</h2>
<p>Ziyarete ilişkin değerlendirmede bulunan Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eroğlu, Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi'nin Türk tarımında üretimin en güçlü örneklerinden biri olduğunu söyledi.</p>
<p>Şeker pancarının, tarlada başlayıp fabrikada, hayvancılıkta ve tarımsal ekonomide devam eden bir değer zinciri olduğunun altını çizen Eroğlu, "Bu zincirin ilk halkası tarladaki verimdir. O verim doğru tohum, doğru bitki koruma ve doğru bitki besleme çözümleriyle başlar. Bizler Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi gibi köklü üretici örgütleriyle birlikte, çiftçimizin yarattığı değeri korumak için çalışıyoruz. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi, yetmiş yılı aşan birikimi ve binlerce çiftçisiyle bu ülkenin tarım hafızasının önemli bir parçasıdır. Böylesine köklü bir kurumun yönetimini tesislerimizde ağırlamaktan onur duyduk" dedi.</p>
<p>Yerli üretimin stratejik önemine dikkat çeken Eroğlu, "Salihli'de kurduğumuz yapıyla hedefimiz; stratejik bitki koruma ürünlerini kendi topraklarımızda üretmek, üreticimizi dışa bağımlılığın getirdiği maliyet ve arz risklerinden korumaktır. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tescilli Ar-Ge Merkezimizde geliştirdiğimiz her formülasyonu sahaya çıkmadan önce titizlikle test ediyoruz. Çünkü biliyoruz ki çiftçimizin bir sezonu, bir yılın emeğidir. O emeği korumak bizim sorumluluğumuzdur" diye konuştu.</p>
<p>Üretici örgütleriyle sanayi arasındaki iş birliğinin önemine değinen Eroğlu, "Kooperatiflerimiz sahanın ihtiyacını en iyi bilen kurumlardır. Biz de o ihtiyaca bilimle ve üretim gücüyle cevap vermek istiyoruz. Üretici örgütleriyle sanayinin aynı masada, aynı hedefe bakması Türk tarımının geleceği için belirleyicidir. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi ile bilgi ve deneyim paylaşımını sahada da sürdürmeyi arzu ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>Hüseyin Akay: Kooperatifimiz büyük bir ailedir</h2>
<p>Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay ise ziyaretin kooperatif açısından önemine dikkat çekti. Akay, "Kooperatifimiz yalnızca ticari bir yapı değil, binlerce çiftçimizin alın terini bir araya getiren büyük bir ailedir. Çiftçimizin verimini artıracak her gelişmeyi yakından takip ediyor, tarımın geleceğini Ar-Ge ile tasarlamamız gerektiğine inanıyoruz. Ülkemizde üretim yapan, laboratuvarına ve mühendisine yatırım yapan yerli kuruluşları yerinde görmek bizim için son derece kıymetli. Gösterdikleri misafirperverlik ve yakın ilgi için Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Faruk Eroğlu'na ve tüm ekibine teşekkür ediyoruz" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yerli-seker-pancari-uretimi-icin-yerli-ar-ge-88370</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/0/1280x720/yerli-seker-pancari-uretimi-icin-yerli-ar-ge-1790340793.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi&#039;nin üst yönetimi, Agrobest Grup Salihli Üretim Tesisleri&#039;ni ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tescilli Ar-Ge Merkezi&#039;ni ziyaret etti. Agrobest Grup Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eroğlu, &quot;Üretici örgütleriyle sanayinin aynı masada buluşması, Türk tarımının geleceği için belirleyicidir&quot; dedi. Kayseri Pancar Ekicileri Kooperatifi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Akay da, &quot;Çiftçimizin verimini artıracak her gelişmeyi yakından takip ediyor, tarımın geleceğini Ar-Ge ile tasarlamamız gerektiğine inanıyoruz.&quot; ifadelerini kullandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-yerel-markalarimizin-kurumsallasarak-dunyaya-acilmasini-destekliyoruz-88361</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KTO Başkanı Gülsoy: Yerel markalarımızın kurumsallaşarak dünyaya açılmasını destekliyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HİLAL SÖNMEZ/KAYSERİ</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası (KTO) Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, son dönemde hızla büyüyen ancak çeşitli risklerle karşı karşıya kalan yiyecek-içecek ve kafe sektörüyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kayseri’de ve tüm Türkiye’deki işletmelere "fiyatları makul seviyelere çekin" çağrısında bulunan Gülsoy; yerel markaların kurumsallaşması, e-ticaret pazar yerlerindeki fahiş komisyon oranları, turizm bölgelerindeki fahiş hesaplar ve genç girişimcilerin dikkat etmesi gereken hususlara ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Kayseri’nin kadim ticaret kültüründen doğan yerel markaların sadece Kayseri’de değil, tüm Türkiye’de ve dünyada küresel ölçekte büyümesini arzuladıklarını belirten Başkan Ömer Gülsoy: "Biz yerel işletmelerimizin kurumsallaşmasını, markalaşmasını ve şubeleşerek büyümesini sonuna kadar destekliyoruz. Nasıl ki yabancı zincir markalar dünyanın her yerinde binlerce şube açıp faaliyet gösteriyorsa, bizim markalarımızın da dünya çapında şubeleşmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Globalleşmenin gereği budur. Ancak burada kritik nokta 'büyümeyi doğru yönetmektir'. Kurumsallaşamayan, alt yapısını kuramayan işletmeler maalesef uzun ömürlü olamıyor. Sektörde ayakta kalmanın tek yolu markalaşmak ve kendimize has, özgün ürünler geliştirmektir. Birbirinin fotokopisi olan işletmeler değil; kendi konseptini ve lezzetini oluşturan, kümelenme vizyonuna sahip markalar geleceğe taşınacaktır."</p>
<p><strong>"Genç girişimcilerimiz aceleci olmamalı” </strong></p>
<p>Girişimciliği "mübarek bir iş" olarak gördüklerini ve sektöre adım atan gençleri yürekten tebrik ettiklerini ifade eden Gülsoy, genç girişimcilere önemli uyarılarda bulundu: "Kafe ve restoran sektörüne giren girişimcilerimizin büyük çoğunluğu dinamik gençlerimizden oluşuyor. Gençlerimizin heyecanını anlıyorum ancak ticaret sabır ve yetenek işidir. Ticaret bir meslektir. Bilindiği üzere mesleği olan birisi bütün dünyada o mesleği icra edebilir. Sadece sermaye koyarak bu sektörde ayakta kalınmaz; yetenek geliştirmek, işin mutfağına hakim olmak ve ortaklıklarda sinerji oluşturmak şarttır. Aceleci davranıp 'Hemen para kazanayım' diyenler, kısa vadede para kazansa bile uzun vadede itibarını ve müşterisini kaybeder. Bizim Ahilik kültürümüzde ve ticari geleneğimizde itibar her şeyin üzerindedir. Kısa vadeli kazançlar uğruna yılların emeğini ve ticari itibarınızı riske atmayın."</p>
<p><strong>"Kontrolsüz fiyat artışı sektörü kısır döngüye sürüklüyor"</strong></p>
<p>Türkiye genelinde yiyecek-içecek sektöründeki fiyat artışlarının kabul edilebilir seviyelerin üzerine çıktığına ve bu durumun sektörü bir "kısır döngüye" sürüklediğine dikkat çeken KTO Başkanı Gülsoy: "Sektör genelinde uygulanan fiyat politikaları, maalesef Türkiye çapında kabul edilebilir ve sürdürülebilir sınırların çok üzerine çıkmıştır. Zengini, fakiri, iş insanı, öğrencisi, sanatçısı, aileler… Herkes bu fiyatlardan şikâyetçi. Vatandaşlarımız sosyal medyada adisyon ve fiş paylaşıyorsa, bu durumdan sektör olarak herkesin ders çıkarması gerekir. Fiyatlar yüksek olunca vatandaşın gitme sıklığı düşüyor. Haftada birkaç kez gelen müşteri ayda bir gelmeye başlayınca; bu kez işletmeler 'sabit giderim yüksek, maliyetimi kurtaramıyorum' diyerek fiyatı tekrar artırıyor. Bu durum sektörü tam bir kısır döngüye sokmaktadır. Sektörü korumak, önce müşteriyi korumakla başlar. Müşterinin ayağını keserseniz, uzun vadede bunun acısını tüm sektör çeker. Buradan Türkiye’deki tüm kafe ve lokanta işletmecilerine açık çağrıda bulunuyorum: Fiziksel satışlarınızda seslere kulak verin, fiyatlarınızı makul ve kabul edilebilir seviyelere çekmek için bir an önce indirim adımı atın."</p>
<p><strong>"İnternet pazar yerlerinin yüksek komisyonları düşürülmelidir"  </strong></p>
<p>Özellikle İstanbul gibi metropollerde ve turizm bölgelerinde uygulanan kontrolsüz fiyatlama politikalarına tepki gösteren Başkan Gülsoy, sözlerini şöyle tamamladı: "Özellikle turizm bölgelerimizde ve İstanbul gibi metropol şehirlerimizde, yerli ve yabancı turistlerin önüne çıkartılan fahiş ötesi hesaplarla adeta 'müşteriyi soymaya çalışan' kötü niyetli işletmeleri kınıyoruz. Bu tür yaklaşımlar hem ülke turizmine hem de tüm sektörün imajına büyük zarar vermektedir. Yetkililerimizin bu fahiş hesap çıkaran işletmeleri titizlikle denetleyeceğine ve bu kötü niyetli yapılara asla göz açtırmayacağına inanıyoruz. Dürüst, ilkeli, fiyatında makul, Ahilik ahlakıyla hizmet veren tüm esnafımıza ve tüccarımıza teşekkür ediyor, hayırlı ve bereketli kazançlar diliyorum."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-yerel-markalarimizin-kurumsallasarak-dunyaya-acilmasini-destekliyoruz-88361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/1/1280x720/kto-baskani-gulsoy-yerel-markalarimizin-kurumsallasarak-dunyaya-acilmasini-destekliyoruz-1790335474.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, &quot;Biz yerel işletmelerimizin kurumsallaşmasını, markalaşmasını ve şubeleşerek büyümesini sonuna kadar destekliyoruz. Nasıl ki yabancı zincir markalar dünyanın her yerinde binlerce şube açıp faaliyet gösteriyorsa, bizim markalarımızın da dünya çapında şubeleşmesinin önünde hiçbir engel yoktur. Globalleşmenin gereği budur. Ancak burada kritik nokta büyümeyi doğru yönetmektir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/esnek-calisma-yonetmelige-girdi-88321</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 09:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Esnek çalışma yönetmeliğe girdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİANKARA</strong></p>
<p>Uzaktan çalışmanın yapılamayacağı işleri, verilerin korunması ve paylaşılmasına ilişkin işletme kurallarının uygulanmasını ve uzaktan çalışmanın usul ve esaslarını belirleşen yönetmelikte değişiklik yapıldı.</p>
<p>Yönetmeliğin ‘Çalışma süresinin belirlenmesi’ başlıklı 9’uncu maddesine esnek çalışma modelini de içeren bir fıkra eklendi. Eklenen yeni fıkraya göre çalışmanın  bir kısmı işyerinde, bir kısmı uzaktan gerçekleştirilebilecek. Bu durumda işçinin işyerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenecek.<br />Yönetmeliğe eklenen fıkra şöyle:</p>
<p>“İş görme ediminin bir kısmının işyerinde, bir kısmının uzaktan çalışma usulüyle yerine getirilmesi kararlaştırılabilir. Bu durumda işçinin işyerinde ve uzaktan çalışacağı günler ile çalışma saatleri iş sözleşmesinde belirlenir.”</p>
<p>Son dönemlerde yayımlanan tüm OVP’lerde gündemde olan esnek çalışma konusu, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından  geçen hafta gündeme getirilmişti.</p>
<p>Bakan Şimşek, 15-29 yaş nüfus, eğitimde ve iş başında olmayan nüfusu hedefleyen güçlü programlar öngördüklerini belirtirken, esnek çalışma modelinin Türkiye’ni menfaatine olduğuna yönelik ifadeler kullanmıştı.</p>
<p><strong>Hangi işte uzaktan çalışma yok?</strong></p>
<p>Mevcut yönetmeliğe göre uzaktan çalışma sadece kimyasal ve radyoaktif maddeler, biyolojik etkenlere maruz kalma riski bulunan işyerlerinde yapılamıyor.<br />Bunun dışında hizmet alımı suretiyle gördürülen işler ile millî güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis veya hizmetlerden hangilerinde uzaktan çalışma yapılamayacağı ise kurumlar tarafından belirleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/esnek-calisma-yonetmelige-girdi-88321</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/sirket-calisan.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Pandemi ile birlikte hayatımıza giren uzaktan çalışma konusunda 2021 yılında yayımlanan Uzaktan Çalışma Yönetmeliği’ne esnek çalışmayı içeren bir hüküm eklendi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/wyndham-turkiyede-150-otel-esigine-ulasiyor-88303</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Wyndham; Türkiye’de 150 otel eşiğine ulaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Wyndham Hotels &amp; Resorts, 138 oteliyle Türkiye’deki en büyük uluslararası otel zinciri olma ünvanını, yıl sonuna kadar açacağı 12 otelle pekiştirmeyi planlıyor. Grup, globalde en büyük 4’üncü pazarı olan Türkiye’ye Dolce Nova ve Vienna House gibi üst segment markalarını da getirme hazırlıkları yaparken, Erzincan ve Hakkari Yüksekova gibi lokasyonlarda açtığı otellerle de ülke geneline yayılmayı sürdürecek.</p>
<p>Wyndham Hotels &amp; Resorts EMEA Başkanı Dimitris Manikis ile Türkiye Ülke Direktörü Arcan Bayraktaroğlu, Türkiye turizm pazarını değerlendirmek ve yatırım hedeflerini paylaşmak için basın mensuplarıyla bir araya geldi.</p>
<h2>Türkiye'nin en güçlü yanı krize hızla adapte olması </h2>
<p>Küresel turizm sektörünün jeopolitik gerilimler ve değişen tüketici alışkanlıklarıyla şekillendiğini vurgulayan EMEA Başkanı Dimitris Manikis, Türkiye’nin en güçlü yanının gelişen krizlere hızla adapte olabilmesi olduğunu belirtti. Türkiye’nin 60 milyonun üzerindeki turist hedefine ulaşacak altyapıya sahip olduğunu kaydeden Manikis, “Türk Hava Yolları’nın genişleyen uçuş ağıyla her yıl yeni pazarlardan ziyaretçiler ağırlanıyor. Ancak Türkiye artık sadece İstanbul veya Ege’den ibaret değil. Kültür, inanç ve kış turizminin yanı sıra ikincil ve üçüncül kademe şehirlerde büyük bir potansiyel var” değerlendirmesinde bulundu. Rusya’nın ana kaynak pazar olmayı sürdürdüğünü, Balkanlar ve Bulgaristan pazarından gelen talebin ise dikkat çekici düzeyde arttığını ifade eden Manikis, Türkiye pazarının geleceğine olan inançlarının tam olduğunu söyledi.</p>
<h2>38 otellik proje stoku var </h2>
<p>Şirketin operasyonel performansı ve yatırım hedefleri hakkında bilgi veren Wyndham Hotels &amp; Resorts Türkiye Ülke Direktörü Arcan Bayraktaroğlu ise Türkiye’de halen 22 bin oda kapasiteli 138 otelle faaliyet gösterdiklerini açıkladı. Yıl sonuna kadar 12 yeni tesisi daha bünyelerine katacaklarını söyleyen Bayraktaroğlu, “2026 sonu itibarıyla 150 otel eşiğini aşmayı hedefliyoruz. Görüşme aşamasında olduğumuz 38 otellik bir proje stoku daha var. Bu projeler yaklaşık 4 bin 600 odaya denk geliyor” dedi. Sektörün mevcut durumunu da değerlendiren Bayraktaroğlu, 2026 genelinde doluluk oranlarında yüzde 2,4’lük hafif bir gerileme yaşanmasına rağmen gelir bazında geçen yılın seviyelerinin korunduğunu bildirdi. Ana hedeflerinin yılı bütçe paralelinde tamamlamak olduğunu belirten Bayraktaroğlu, “2027 yılı için yüzde 8 ila 9 oranında bir büyüme ivmesi öngörüyoruz” diye konuştu.</p>
<h2>Grubun 4. büyük pazarı Türkiye</h2>
<p>Türkiye’nin Wyndham’ın küresel operasyonu içinde 3 yıl önce beşinci sırada yer aldığını söyleyen Bayraktaroğlu, bugün gelinen noktada ise 4’üncülüğe yükseldiğini vurgulayarak, “Önümüzde ise Kanada, ABD ve Çin var. Bu da marka için Türkiye’nin önemini ortaya koyan çok değerli bir işaret” dedi. Bugün Türkiye’de 50 şehirde 138 otele ulaştıklarını dile getiren Bayraktaroğlu, “Sadece sahillerde değil turizmin gelişmesini istediğimiz lokasyonlarda da varız. Erzincan’da bir kayak otelimiz, Kapadokya’da bir mağara otelimiz açıldı ki, Kapadokya’daki bu konseptte ilk global otel olma özelliğini taşıyor. Hakkari Yüksekova’da da bir otelimiz var. Çünkü Türkiye bizim markamız için çok kıymetli” diye konuştu. Dünya genelinde 25 markayla faaliyet gösteren grubun Türkiye’de halen 11 markası bulunduğunu kaydeden Bayraktaroğlu, Türkiye’deki portföyü üst segment markalarla çeşitlendirmek istediklerini, bu noktada Dolce Nova ve Vienna House gibi üst segment markaları pazarına getirmek için çalışmalara başladıklarını dile getirdi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye'nin pahalı ülke algısı büyük işler kaybettirdi</span></h2>
<p>Toplantıda ayrıca turizm sektöründeki son durumu değerlendirmek üzere bir panel gerçekleşti. Iniversal Dmc Yönetici Ortağı Mustafa Devrim Yalçın, paneldeki konuşmasında jeopolitik risklerin çok yoğun olduğu bir dönemden geçildiğini, buna karşın Türk turizminde kriz yönetiminin olmadığını söyledi. Baskılanan kur politikası nedeniyle oluşan ‘Türkiye pahalı ülke algısı’nın sonuçlarına da değinen Yalçın, bu algı nedeniyle sektörün son 2 yılda çok büyük işler kaybettiğini vurguladı. Yalçın, “İstanbul’da bir gala yemeği kişi başı 350 Euro iken, Almanya’da 175 Euro. Havalimanı transferleri bir yılda Euro bazında iki kat arttı. Giderler hızla artarken döviz baskılandığı için sektörde fiyatlar Euro bazında zamlandı. Turizmciler olarak dövizin normal akışında olmasını istiyoruz” dedi. Pahalılığın bir diğer sonucu olarak yerli turistlerin de yurtdışını artık daha sık tercih ettiğini dile getiren Yalçın, “Öyle ki Global Blue verilerine göre, Avrupa’da alışveriş yapan ülkeler sıralamasında Türkiye 3’üncü sıraya yükseldi. Şu an birçok Avrupa şehrinde Türk turistler için AVM’lere shuttle servisler koyuyorlar” diyerek dramatik tabloyu da gözler önüne serdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/wyndham-turkiyede-150-otel-esigine-ulasiyor-88303</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/3/1280x720/6676-1790314655.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’de 138 oteliyle uluslararası zincir oteller arasında ilk sırada yer alan Wyndham Hotels &amp; Resorts, portföyünü yıl sonuna kadar 150 otele çıkarmayı hedefliyor. 2027 için yüzde 8-9 büyüme öngören grup, Dolce Nova ve Vienna House gibi üst segment markalarını pazara sunma hazırlıklarına başladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/metro-grouptan-turkiyeye-daha-fazla-buyuyun-talebi-88302</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Metro Group’tan Türkiye’ye ‘daha fazla büyüyün’ talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Metro Group, Türkiye operasyonunda büyümenin hızlandırılmasını istiyor. Metro Türkiye CFO’su Erhan Çetin, Türkiye’nin grubun faaliyet gösterdiği 30’dan fazla ülke arasında hem ciro hem de kârlılık açısından ilk 5 operasyon arasında bulunduğunu belirterek, bu performansın grubun Türkiye’ye yönelik yatırım iştahını artırdığını söyledi.</p>
<p>Çetin, “Gruptan bize ‘daha fazla büyüme’ yönünde talep geliyor” dedi. Bu talep doğrultusunda Metro Türkiye yeni şehirlerde mağaza açmaya hazırlanıyor. Önümüzdeki yıllar için ciddi bir yatırım planları bulunduğunu belirten Çetin, “Hangi bölgelerde büyüyeceğimizi değerlendirmeye devam ediyoruz. Türkiye genelinde henüz olmadığımız illerdeki yatırım fırsatlarını da değerlendiriyoruz. Henüz ulaşamadığımız ve ihtiyaç olduğunu öngördüğümüz şehirlere yayılmak ve yeni mağazalar açarak erişim alanımızı genişletmek ana planlarımız arasında” diye konuştu.</p>
<h2>Reel büyüme pazarın iki katı</h2>
<p>Grubun Türkiye’de büyümeyi hızlandırma kararının arkasında 2026 performansı da bulunuyor. Çetin’in verdiği bilgiye göre Metro Türkiye, 2026’da pazarın üzerinde çift haneli büyüme kaydederken büyümenin önemli bir bölümü fiyat artışından değil reel hacim artışından geldi. Yılın ilk yarısındaki reel büyüme, pazarın reel büyümesinin yaklaşık iki katı seviyesinde gerçekleşti. Büyümede özellikle şirketin ana müşteri grubunu oluşturan HoReCa ve restoranlar öne çıktı. Kategori bazında ise taze ürünler, et, balık ve donuk ürünlerde güçlü bir performans görüldü. Türkiye’deki 22 bin otelin yaklaşık yarısı ve 116 bin restoranın 33 biniyle çalışan Metro Türkiye’de satışların yüzde 50’den fazlasını HoReCa kanalı oluşturuyor. Çetin, bu yapının operasyonun büyümesi ve kârlılığında önemli rol oynadığını söyledi.</p>
<p>Büyüme planlarına karşın yüksek faiz ve parasal sıkılaşma şirketin finans yönetiminde daha temkinli bir dönemi de beraberinde getirdi. Geçmiş yıllarda müşterilerin likiditesini rahatlatmak amacıyla vadeleri uzattıklarını belirten Çetin, 2026’da ise gelecekteki büyüme ve yatırımların finansal zeminini güçlendirmek için nakit yönetimi ve finansal istikrara daha fazla ağırlık verdiklerini söyledi. Çetin, yüksek faiz ortamında finans tarafındaki en kritik konunun likidite ve nakit akışının güvenliği olduğunu belirterek, müşterilere sağlanan finansal esneklik korunurken alacak riskleri ile çalışma sermayesinin daha sıkı kontrol edildiğini ifade etti. Yüksek finansman maliyetleri ve dönemsel likidite sıkışıklığının önümüzdeki dönemde perakende ve Ho- ReCa açısından başlıca riskler arasında yer alacağını kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÖZEL MARKANIN PAYI YÜZDE 23’TEN 31’E ÇIKTI</span></h2>
<p>Metro Türkiye’nin büyüme stratejisinde özel markalı ürünlerin ağırlığı da artıyor. Yaklaşık 20 bin üründen oluşan portföyde 3 bin 500’e yakın kendi markalı ürün bulunuyor. Bu ürünlerin toplam satışlardan aldığı pay son üç yılda yüzde 23’ten yüzde 31’e yükseldi. HoReCa müşterilerinde pay yüzde 29’dan yüzde 37’ye, taze ürünlerde ise yüzde 30’dan yüzde 40’a ulaştı. Şirket önümüzdeki dönemde özel markalı ürünlerin satışlardaki ağırlığını daha da artırmayı hedefliyor. Şirket, yeni illerde mağaza fırsatlarını değerlendirirken mevcut altyapısında da kapasite artışına gidiyor. İzmir, Alanya, Bodrum, Ankara ve İstanbul’daki lojistik merkezlerinde yatırımlar gerçekleştirilirken mevcut mağazaların depo kapasiteleri de artırılıyor. Çetin, söz konusu yatırımların yeni bölgelere genişleme planlarını desteklediğini ifade etti. Şirket ayrıca 2023 yılında hayata geçirdiği bonVeno konseptinde 90’ı aşkın mağazaya ulaştı. Metro Türkiye bu formatta da mağaza ağını genişletmeyi planlıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/metro-grouptan-turkiyeye-daha-fazla-buyuyun-talebi-88302</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/metro-turkiye-1768293523.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Metro Türkiye, grubun faaliyet gösterdiği 30’dan fazla ülke arasında ciro ve kârlılık performansıyla ilk 5’e girerken, Türkiye’ye yönelik büyüme planlarını da hızlandırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/duzcede-5-otel-birden-aciliyor-hedef-haftada-10-bin-turist-88300</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Düzce’de 5 otel birden açılıyor, hedef haftada 10 bin turist</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü ile daha çok İstanbul’da karşılaştık ve her defasında “Düzce’miz çok güzel, bekleriz, şaşıracaksınız” dedi. İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kalsın ile birlikte yola çıktık ve kendisiyle Düzce’de buluştuk. Özlü, Yıldız Teknik mezunu makine mühendisidir. Yüksek Lisans ve Doktorasını İTÜ’de yaptı. İspanya ve ABD’de (Harvard) çalıştı. Çok önemli savunma sanayi projelerinde görevler yaptı, müsteşar yardımcılığına kadar da yükseldi. 2015’te Ak Parti Düzce Milletvekili seçildi. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı oldu. 2019 ve 2024’te Düzce Belediye Başkanlığına seçildi. Bir dönem ‘mühendisler ideolojisi’ olarak tanımlanan ‘kalkınmacı akımın’ önemli temsilcilerindendir. 12 Kasım 1999’daki depremden sonra ‘il yapılan’ Düzce, yaraların sarılması ve hızlı kalkınması için 6. Bölge Teşvikleri kapsamına alındı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab604fe64b13-1790313726.png" alt="" width="800" height="417" />“35 bin sanayi çalışanımız var” Dr. Faruk Özlü’ye ‘Düzce ekonomisini’ sorarak sohbeti başlattım. Özlü şöyle girdi sohbete: “Düzce’nin nüfusu 415 bin, orman ürünlerine dayalı sanayisi bir süredir çeşitleniyor. Tarımda, fındık üretimiyle öne çıkıyoruz ve bu konuda ülke üretimimizin yüzde 13’ünü yapıyoruz. Toplam ihracatımızın 2,2 milyar doları aştığını hesaplıyoruz. Bu rakamla il olarak 19’uncu sıradayız (TİM 2025 rakamı 441,5 milyon dolar ve 39. sıra). İhracatımız orman ürünleri sanayisi ağırlıklı. Ahşap kaplama, parke, kereste, orman ürünleri sanayisinden bahsediyoruz. Türkiye’nin orman ürünleri üretiminin yüzde 14’ünü yapıyoruz. 5 tane Organize Sanayi Bölgemiz (OSB) var 3’ü aktif 2’si kurulma aşamasında. OSB’ler dışında da çok sayıda fabrikalarımız var. Mesela otomotiv yan sanayisinde dünya markalarına üretim yapılıyor. (Düzce TSO’nun 4 bin 817 üyesi bulunuyor. 491’inin kapasite raporu var, yani imalat yapan firma sayısı bu kadar olabilir.) Yeni OSB’lerde boş parsel sayısı çok az. Akçakoca’daki OSB metal ihtisas, Çilimli’deki karma oluyor. OSB’lerimizin üçü merkezde, ikisi ilçelerimizde. Sanayideki istihdam 35 bini geçiyor ki bunun 14 bin kadarı OSB’lerde gerisi OSB dışı tesislerimizdedir. Biz göç alan bir şehiriz ve nüfus artışında Türkiye ortalamasının iki misli orana sahibiz.”</p>
<h2>“Turizm yatırımları hızlandı” </h2>
<p>Dr. Faruk Özlü, Düzce’de turizmde hızlı gelişmeler olduğunu belirtiyor ve “Birkaç yıl önce başlayan yatırımlarla ilimizde 5 tane 4-5 yıldızlı uluslararası ve ulusal otel markası, bu günlerde misafir kabul etmeye başlıyor. Ramada açıldı, Hilton Hampton Şubat gibi açılacak. Radison Blue’nun inşaatı devam ediyor. Elite World yakında açılır, Dedeman iki aya inşaatını tamamlar” diyor. Turizmde nasıl bir strateji belirlediklerini soruyorum ve özetle şöyle yanıtlıyor: “Düzce’nin en bakir gelişme alanı turizmdir. Doğu ile batı Karadeniz arasında Düzce’nin güneyi ve kuzeyi farklı özelliklerde. Güneyimizde çok fazla yayla ve şelale var. Kuzeyimizde ise tarih ve deniz. Konuralp bölgesi tarihi bölgemiz. Roma öncesi Bitinya Krallığına dayanan geçmişimiz var. Kazılar yapıyoruz, 10 bin kişilik antik tiyatro ortaya çıktı. İstanbul’a en yakın en büyük antik tiyatro Düzce’de artık.</p>
<figure class="image align-center"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab60508813f0-1790313736.png" alt="" width="321" height="448" />
<figcaption><strong>Faruk Özlü</strong></figcaption>
</figure>
<p>Restorasyona başlayacağız, güzel bir de müze yapacağız. Turizm’de master plan çalışmamızı bitiriyoruz. Turizm yatırımlarının, İstanbul’dan Ankara’ya giderken Sapanca’da ve Ankara’dan İstanbul’a giderken Bolu’da bittiğini görürüz. Sapanca ile Bolu arası çok bakir bir turizm bölgesidir, adeta keşfedilmemiş bir cennet gibidir. Yaylalar, şelaleler, göller, tarih ve deniz var, dinamik bir de nüfus var. Göllerimizin en büyüğü Efteni. Kuş çeşitliliği ve endemik bitki zenginliği ile dikkat çekiyor. Koru Göl var onu turizme açtık. Başka göller de var. Topuk Yaylası var orada da güzel bir gölümüz var. Fenerbahçe Spor Kulübümüz ve farklı kulüpler burada kamp yapar. Hedefimiz Düzce’ye haftada 10 bin turist getirmek, bunların da iki gece konaklamasını sağlamak. Turizmi sadece Düzce olarak değil Batı Karadeniz Bölgesi olarak düşünüyoruz. Buna ‘Yakın Karadeniz’ diyoruz, İstanbul’a ve Ankara’ya yakın Karadeniz biziz. Pergelin ucunu Düzce’ye koyun 250 kilometre açın ve daire yapın 31 milyon nüfusa erişiyorsunuz. Bu nüfusun satın alma gücü de gayet yüksek. Düzce’de bir tane termal tesis yatırımına da ihtiyaç var. Daha önce Gölyaka’da projelendirilmiş kısmen başlanmış bir yatırım vardı. Şimdi onun tamamlanması için görüşmelere başladık.” </p>
<h2>Bütçemiz 6,5 milyar lira, altyapıyı yeniliyoruz </h2>
<p>Başkan Dr. Faruk Özlü’ye, belediyenin mali durumuyla yatırımlarını soruyorum. Şöyle yanıtlıyor: “2026 Belediye bütçemiz 6,5 milyar lira. İçme suyu şebekemizi yeniliyoruz, yaklaşık 45 milyon Euro’luk kredi kullanıyoruz. Arıtma tesisimizi yeniliyoruz 1.5 milyar liralık yatırım olacak. Köyden şehre kattığımız yerler var ki onlara da doğal gaz getirmek için ayrıca yatırım yapıyoruz. Bir taraftan da asfalt döküyoruz ve görev süremiz bitmeden önce asfaltlanmamış yolumuz kalmayacak. Şehrin içinde kalmış kamu arazilerinin tamamını da parka çeviriyoruz.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İSKİ, SUYU BİZDEN ALIYOR, DÜZCE’Yİ İHMAL EDİYOR!</span></h2>
<p>Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce’de bazı sanayi yatırımlarının İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) tarafından dolaylı olarak engellendiğini söylüyor. Başkan Özlü şu bilgileri aktarıyor: “Bizim İSKİ ile sorunlarımız var. İstanbul’un içme suyunun yüzde 36’sını Düzce gönderiyor (Melen). Eğer İstanbul’da kuraklık artarsa bu oran yüzde 52’ye kadar yükseliyor. Biz susuz kalmıyoruz çünkü kullandıktan sonra denize gidecek su İstanbul’a gidiyor. Ancak İSKİ, birçok sanayi tesisinin Düzce’ye kurulmasına ‘su kaynaklarına zarar verir’ diye razı olmuyor. İSKİ ile sorunlarımızın çözülmesi lazım. Bizi İSKİ ile bir araya getirecek olan kurum da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığıdır. Daha önce Su Üretimi Genel Müdürlüğü bir çalışma yaptı ve görevler verdi. 2024 yılı bu görevler için sondu ama İSKİ görevlerini yerine getirmedi. Düzce’de arıtma tesisleri yapmalıydı, yapamadı. 180 kilometre boru döşeyecekti yapamadı. İSKİ İstanbul’un suyundan sorumlu ve bu suyun yüzde 36’sı Düzce’den alınıyor ama İSKİ’nin Düzce’ye bu kapsamda yaptığı yatırım, kendi yatırım bütçesinin yüzde 2,7’sinde kaldı. Bu çok dengesiz ve adaletsiz bir tablo. Hadi yüzde 36 ayırma da bari yüzde 6’sını 10’unu ayır ki Düzce’de arıtma tamamlansın. İSKİ, Düzce’de bazı bölgelerdeki arıtma yatırımlarını yapmadığı için kanalizasyon dereye, dere Melen’e, Melen de İstanbul’a akıyor. İSKİ bu suyu İstanbul’da arıtıyor ve bunu yeterli görüyor.”</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">“Belediye otobüslerimizin tamamı elektrikli olacak”</span></h2>
<p>Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, kentin toplu ulaşımını da daha çevreci ve ucuz hale getireceklerini söylüyor. Özlü şöyle konuşuyor: “Otobüslerimizi yenileyeceğiz, mazotlu ve gazlı otobüslerin yerine elektrikli otobüslere geçeceğiz. Güneş paneli kuruyoruz orada elektrik üreteceğiz ve otobüslerimizi şarj edip seferlerimizi yapacağız. Şu andaki akaryakıt faturamız yüzde 60 azalacak. Cumhurbaşkanlığı Bütçe ve Strateji Başkanlığı ile Ulaştırma Bakanlığına projemizi sunduk ve kabul gördü. 14 milyar lira kredi kullanma hakkı tanıdılar. Biz biraz tadilat yaptık ve 6 milyar lira olarak, güneş panellerinin, şarj istasyonlarının kurulması ve 250 tane elektrikli otobüs tedariki şeklinde projeyi hayata geçireceğiz. Günde 72 bin yolcu taşıma kapasitesine ulaşacağız. Elektrikli otobüs tedariki için yerli üretici firmalarımızla görüşmelerimizi yapıyoruz.” </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/duzcede-5-otel-birden-aciliyor-hedef-haftada-10-bin-turist-88300</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Düzce’de 5 otel birden açılıyor, hedef haftada 10 bin turist ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-asya-paralarini-vurdu-88299</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol, Asya paralarını vurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6ab601c37325c-1790312899.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Petrol fiyatlarındaki yükselişin enerji ithalatçılarının dış ticaret dengelerini bozması, enflasyonist baskıyı artırması ve kamu maliyesini zorlaması, Asya para birimleri üzerinde büyük baskı yaratıyor.</p>
<p>MSCI gelişen piyasa para birimleri endeksi dün yüzde 0,4 gerileyerek mayıs ortasından bu yana en büyük günlük düşüşünü kaydetti.. Maybank Döviz Stratejisti Fiona Lim, petrol fiyatlarının bölge merkez bankaları açısından Fed ve ABD tahvil getirilerindeki hareketlerden bile daha önemli bir faktör haline gelebileceğine dikkat çekti.</p>
<h2>En sert darbe rupiah ve rupiye </h2>
<p>Bölgenin enerji ithalatçısı para birimleri arasında Tayland bahtı, Filipin pesosu ve Hindistan rupisi gün içinde yüzde 0,1 ila yüzde 0,3 arasında değer kaybetti. Endonezya rupisi ise yüzde 0,6’ya varan kayıpla bölgenin en zayıf performansını gösterdi ve dolar karşısında 17.900 seviyesine kadar gerileyerek ağustos başından bu yana en düşük düzeyini gördü.</p>
<p>Para birimi üzerindeki baskıda yakıt sübvansiyonlarının maliyeti, kamu harcamaları ve ekonomi politikalarına ilişkin yatırımcı endişeleri etkili olurken, Endonezya Merkez Bankası çarşamba günü faizleri sabit tuttu. Banka bu yıl faizleri toplam 100 baz puan artırmasına karşın, bundan sonraki süreçte rupiyi desteklemek için yeni faiz artışları yerine piyasa temelli araçlara ağırlık verme sinyali verdi.</p>
<p><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab602802c44f-1790313088.png" alt="" width="200" height="491" />Asya para birimlerinin son aylardaki performansı da kırılganlığın boyutunu gösteriyor. Yılbaşından bu yana Endonezya rupisi yüzde 6,81, Hindistan rupisi yüzde 6,27, Filipin pesosu yüzde 6,21 ve Tayland bahtı yüzde 5,77 geriledi. Tayvan doları da yüzde 1,26 değer kaybetti. Buna karşılık Güney Kore wonu yüzde 5,17, Çin yuanı yüzde 4,08 ve Singapur doları yüzde 0,48 değer kazandı. Wonun performansında yapay zekâ bağlantılı sermaye girişleri etkili olurken, Çin yuanı da bölgedeki ayrışan para birimleri arasında yer aldı.</p>
<h2>Petrol ile tahvil faizi aynı anda vurdu </h2>
<p>Asya para birimleri açısından asıl sorun, petrol şokunun ABD tahvil getirilerindeki yükselişle aynı döneme denk gelmesi. Güçlü ABD imalat verileri Fed’in yeniden faiz artırabileceği beklentilerini güçlendirirken, zayıf geçen ABD Hazine tahvili ihalesi getirilerin tüm vadelerde yükselmesine yol açtı. Dolar da iki ayın zirvesine yakın seyrini korudu.</p>
<p>Yükselen ABD faizleri, yatırımcıların dolar cinsi varlıklara yönelmesini teşvik ederken gelişen Asya para birimlerini baskılıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Petrol, merkez bankalarının hesabını değiştiriyor</span></h2>
<p>Yüksek petrol fiyatlarının kalıcı hale gelmesi, Asya merkez bankalarının önündeki denklemi de zorlaştırıyor. Enerji maliyetleri yükseldikçe enflasyonun yeniden hızlanması faiz indirimleri için alanı daraltırken, para birimlerindeki değer kaybı ithal enflasyon riskini büyütüyor. Özellikle Endonezya, Hindistan, Filipinler ve Tayland gibi enerji ithalatına duyarlı ekonomilerde petrol faturası kur üzerindeki baskıyı artırıyor. Hindistan rupisi için 96 dolar seviyesi son haftalarda kritik eşik olarak izlenirken, petrol fiyatlarının düşmesi geçtiğimiz günlerde rupiyi destekleyen başlıca unsurlardan biri olmuştu. Öte yandan Güney Kore wonu gibi teknoloji ve ihracat döngüsüne daha fazla maruz kalan para birimleri petrol şokundan görece farklı etkilenebiliyor. MUFG stratejisti Lloyd Chan’a göre, teknoloji döngüsüne sınırlı maruziyeti bulunan ve yüksek enerji fiyatlarına daha duyarlı ekonomilerin para birimleri üzerindeki baskı yeniden artabilir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-asya-paralarini-vurdu-88299</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/9/1280x720/asya-money-1790313299.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerine çıkması, Asya piyasalarında yalnızca enerji maliyetlerini değil, para birimlerinin dengesini de sarsıyor. Enerji ithalatçısı Asya ekonomilerinde enflasyon endişeleri yeniden güçlenirken, bölge para birimlerinde dört aydan uzun sürenin en sert günlük kaybını beraberinde getirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/225-milyarlik-zarar-dururken-29-katlik-o-carpan-tutunur-mu-88298</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2,25 milyarlık zarar dururken 29 katlık o çarpan tutunur mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada hizmet endeksinde yer alan 20 şirket, 3 seviyesinin üzerindeki PD/DD çarpanıyla dikkat çekiyor. Bunlardan üçünün göstergesi 13'ü geçerken sıralamanın en üstündekinin oranı 28'i aştı. Şirketlerden 11'i yılbaşından bu yana gerilerken pozitif tarafta duran 8 hisse bulunuyor.</strong></p>
<p>Borsada işlem gören hizmet sektöründeki kimi şirketlerin piyasa değeri ile özsermayeleri arasındaki oranda belirgin bir fark gözleniyor. PD/DD oranı 3 seviyesini aşan 20 şirket arasında Anel Elektrik 28,84 ve İhlas Haber Ajansı 16,96 rasyosuyla listenin ilk iki sırasında yer alıyor. Büyüklükteyse DO-CO 114,22 milyar TL hacimle dikkat çekiyor. Yüksek çarpanlı 20 firmadan çoğunluğun yılbaşından bu yana yatırımcısına getiri sağlayamaması asıl dikkat çekici olanı. Güçlü beklentinin olmaması halinde yüksek fiyatlardan alınan hisselerin yatırımcısını zarara uğratma ihtimali göz ardı edilmemeli.</p>
<h2>Zirveden gelen satışlar</h2>
<p>Anel Elektrik 28,84 çarpanıyla listenin ilk sırasında bulunuyor. 9 Eylül’de 229,40 TL ile zirvesini gördükten sonra gelen yoğun satışlarla peş peşe taban serileriyle geriledi. Düşüşe rağmen göstergesi hâlâ yüksek seviyede duruyor. Şirketin altı aylık dönemde 2,25 milyar TL zarar etmesi ve kurumsal fonların satışta olması düşüşü destekliyor.</p>
<p>İhlas Haber Ajansı 16,96 PD/DD ile listenin ikinci sırasında yer alıyor. Son dört yıldır kâr üretemeyen şirket, altı aylık mali dönemde de 90,1 milyon TL zarar açıkladı. Haziranda test ettiği 106 TL’nin ardından düşüşünü sürdürüyor. Hisseye dair güçlü bir beklenti bulunmuyor. Mevcut zayıf finansal yapısıyla yüksek çarpanının hakkını veremiyor.</p>
<h2>Fonların rotası değişti</h2>
<p>Birleşim Grup Enerji, 13,47 PD/DD rasyosuyla dikkat çeken bir diğer hisse. Şubat 2025’te borsaya gelen firma, halka arz sonrası yatay bir seyir izledi. Geçtiğimiz nisanda hareketlenirken ağustosun sonunda 195,90 TL’ye kadar yükseldi. Buradan fonların gerçekleştirdiği satış baskısı taban serisini getirdi. Altı aylık dönemde 4 milyon TL zarar yazan hissede değer kaybı sürüyor.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab6012c6819a-1790312748.png" alt="" width="999" height="549" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>KİRA MI, SATIŞ MI?</strong></p>
<p><strong>Kira;</strong> düzenli gelir, varlık koruması, enflasyon kalkanı, pasif kazanç, vergi avantajı. Tahsilat riski, bakım yükü, likidite hapsi, fırsat maliyeti.</p>
<p><strong>Satış;</strong> toplu nakit, sıfır operasyon, manevra özgürlüğü, zirve kârı, zihin konforu. Gelir iptali, ralli kaçırma, enflasyon erimesi, yeniden giriş zorluğu.</p>
<p><strong>Büyüyen yapısını yeni maden sahaları ve kapasite artışıyla daha da büyütmek istiyor</strong></p>
<p>Türk Altın'ın yatırımları gelir ve kârını ne oranda büyütür? ● Nezih Uras</p>
<p>Nezih, Türk Altın'ın açıklamalarından büyüme yönlü bir perspektifle hareket ettiği söylenebilir. Yılın ilk yarısında satışlarını %48 artırarak 14 milyar TL'ye, esas faaliyet kârını ise %240 yükselişle 4,9 milyar TL'ye çıkarması bunun somut işareti. Firma, büyümeyi hızlandırmak için Balıkesir ve Bilecik'teki maden ruhsatlarını 65,5 milyon dolara satın aldı. Bu adımla 76 bin ons altın rezervini eklemiş oldu. Kaymaz tesisinde kapasite artışına gidilirken, Mollakara madeni açıldı. Artan üretim kapasitesi ve yeni rezervler gelir ve kârı destekleyecek.</p>
<p><strong>Kasaya giren 1,5 milyar TL yükü hafifletecek olsa da asıl önemli olan kâr üretebilmesi</strong></p>
<p>İhlas Holding'in bedelli sermaye artırımı zararı bitirebilir mi? ● Metin Ersöz</p>
<p>Metin, İhlas Holding, haziranda %100 bedelli sermaye artırımıyla kasasına 1,5 milyar TL nakit girişi sağladı. Kaynağın 688 milyon TL'si borç kapamada kullanılırken finansal yük hafifletilmeye çalışılıyor. Azalan finansman giderini dokuz aylık bilançosunda gözlemlemek mümkün olacak. Şirketin altı aylık dönemde brüt kârı %65 daralırken, esas faaliyet zararı 1,96 milyar TL'ye çıktı. Dönem sonu zararı ise 979,6 milyon TL. Veriler sermaye girişinin tek başına bilanço sorununu çözmeye yetmeyeceğini, operasyonel kârlılık üretmesi gerektiğini söylüyor.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>GTH fonu ihracatçı şirketlere yoğunlaşarak son bir yılda %28 getiri sağladı</strong></p>
<p>Garanti Portföy'ün yönettiği İhracatçı Şirketler Hisse Senedi Fonu (GTH), Şubat 2025'ten bu yana işlem görüyor. İlk yıl yatayda dalgalı bir seyir izleyen fon, 2026'nın ilk yarısında yönünü yukarı çevirdi. Dalgalı olsa da yukarı trendi sürüyor. Son olarak eylülün ikinci haftasında 1,57 TL'yi test etti ve aşağı yöneldi. Fon değeri temmuzda artış kaydetti ve şimdilerde 30,68 milyon TL seviyesinde bulunuyor. Ağustosta para çıkışı, eylülde ise 2,2 milyon TL nakit girişi söz konusu. Yatırımcı sayısı önceki aya göre gerilerken sayı şimdilerde 742 kişide. Temel stratejisi, fon varlıklarının borsadaki ihracatçı şirketlerin paylarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %85,77'si hisse senedi ve %11,75'i ters repodan oluşuyor. Yıllık %27,60 getiri sağlayan fon, aynı sürede %15,55 yükselen endeksi geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>MLP Sağlık, Piyasadan TLREF + %1,75 faizle 6 milyar lira borçlandı</strong></p>
<p>MLP Sağlık, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 23.09.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 6 milyar TL olan tahvilin yıllık faizi TLREF+%1,75 olarak belirlendi. 728 gün vadeli tahvil, 3 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 8 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 20.09.2028 olarak açıklandı. 23 Eylül günü Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı %36,67 seviyesinde bulunuyor. MLP Sağlık'ın verdiği %1,75 ek getiri, yatırımcıya değişken faizli kazanç sağlıyor. Tahvil, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, firmanın uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRSMLPC92812 kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU </span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab601029c4f0-1790312706.png" alt="" width="981" height="249" /></strong><strong>SMART GÜNEŞ ENERJİSİ</strong></p>
<p><strong>Maliyet ve giderleri düşürmek amacıyla güneş paneli üretimini Anadolu'ya taşıyor</strong></p>
<p>Smart Güneş Enerjisi, yüksek işletme maliyetleri ve montaj alanlarına uzaklık sebebiyle panellerin üretim operasyonlarını büyükşehirlerden GES yatırımlarının yoğunlaştığı Orta Anadolu'ya kaydırma kararı aldığını belirtti. Bu kapsamda deneme süreçleri tamamlanan üçüncü tesisin ardından, dördüncü ve beşinci tesislerin de devreye alınmak üzere olduğunu ifade etti. Açıklamada tesislerin kapasitesi ve hangi şehirlerde olduğu hakkında ek bilgi verilmedi. Şirket ayrıca rekabet gücünü artırmak amacıyla yıl sonuna kadar ABD'de bir üretim organizasyonu kurmayı planlıyor.</p>
<p><strong>ÜÇAY MÜHENDİSLİK</strong></p>
<p><strong>Franchise sistemi kapsamında 20 farklı şehirdeki 11 firmayla sözleşme imzaladı</strong></p>
<p>Üçay Mühendislik, operasyonel verimliliği artırmak ve maliyetleri düşürmek amacıyla hayata geçirdiği Üçay360 Franchise Sistemi kapsamında önemli bir adım attığını duyurdu. Şirket, şubeleri üzerinden yürüttüğü enerji, e-mobilite ve iklimlendirme sistemleri faaliyetleri için Türkiye genelinde 20 farklı ilde hizmet veren toplam 11 şirketle franchise sözleşmesi imzaladı. Bayileşme modeliyle şube kaynaklı genel giderlerin azaltılması şirketin faaliyet gösterdiği bölgelerde sürdürülebilir büyümesine zemin hazırlayacak. Bu yolla pazar payını genişletmeyi hedefliyor.</p>
<p><strong>ERSU MEYVE VE GIDA</strong></p>
<p><strong>2024 yılına ilişkin denetim sonucunda yaklaşık 18,5 milyon TL vergi cezası aldı</strong></p>
<p>Ersu Gıda, 2024 yılı hesap dönemi vergi incelemesi sonucunda Vergi Denetim Kurulu tarafından vergi cezası kesildiğini duyurdu. Cezanın gerçekleştirilen taşınmaz satışından doğan kazanca ilişkin olduğu ifade edildi. İnceleme neticesinde, 6,2 milyon TL vergi aslı, 6,3 milyon TL vergi ziyaı cezası ve 5,9 milyon TL geçici vergi ziyaı cezası olmak üzere toplam 18,5 milyon TL civarında bir ceza kesildi. Altı aylık dönemde gelirini %73 düşürüp dönem sonunda zarar yaşayan Ersu Gıda, yasal haklarını değerlendirdiğini ve hukuki yollara başvurması halinde bunu paylaşacağını açıkladı.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Aztek Teknoloji hazirandan bu yana sürekli gerileyen bir seyirle hareket ediyor</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab600e3ba6c2-1790312675.png" alt="" width="312" height="252" />Aztek Teknoloji'de fonlar satış ağırlıklı işlemlerde bulunuyor. Portföylerindeki miktar %13,99 ile toplamda 2,21 milyon lot azalarak 13,61 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 13'ten 12'ye geriledi. ICZ fonu 2 milyon lot satışla hisseden çıktı. TTE fonu 147,5 bin lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Aztek hakkında bugüne kadar bir aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Deniz Yatırım 6 TL hedef fiyatla "Tut" önerisinde bulundu. Hedefe göre hissenin %72 yükseliş potansiyeli var.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/225-milyarlik-zarar-dururken-29-katlik-o-carpan-tutunur-mu-88298</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2,25 milyarlık zarar dururken 29 katlık o çarpan tutunur mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cevdet-yilmaz-enflasyonla-mucadelede-uretim-kapasitesini-koruyacagiz-88328</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Cevdet Yılmaz: Enflasyonla mücadelede üretim kapasitesini koruyacağız</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bursa'da TEKNOSAB Lojistik Park Temel Atma Töreni ve Hepsiburada İş Birliği Protokolü İmza Töreni’nin ardından Bursa Ticaret Sanayi Odası’nda iş insanlarıyla bir araya geldi. Yılmaz’a AK Parti Genel Başkan Vekili Efkan Ala, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ve BTSO Başkanı İbrahim Burkay eşlik etti. Toplantıda iş insanlarına hitap eden Cevdet Yılmaz, Türkiye ekonomisinin makro temellerinin sağlam olduğunu belirterek, enflasyonla mücadelede kararlılığın sürdürüleceğini söyledi. Yılmaz, genel finansal koşulları iyileştirme hedefinden vazgeçmeden imalatçı, ihracatçı, KOBİ, esnaf ve çiftçiyi seçici politikalarla desteklemeye devam edeceklerini açıkladı. Yılmaz, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Küresel ekonomide jeopolitik gerilimlerin, savaşların ve korumacı politikaların arttığı bir dönemden geçildiğini belirten Yılmaz, ABD ile Çin arasındaki tarife savaşları ve Avrupa Birliği’nin sanayisini korumaya yönelik adımlarının yeni bir ekonomik döneme işaret ettiğini söyledi. Yılmaz, küresel ekonomik ve siyasi dönüşümün yanı sıra yeşil ve dijital dönüşümün de ülkelerin rekabet gücünü belirleyeceğini ifade etti. Buna sosyal dönüşümün de eklendiğini belirten Yılmaz, dijital, yeşil ve sosyal dönüşümü gerçekleştirebilen ülkelerin yeni dönemde daha güçlü konuma geleceğini kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab61c19086a4-1790319641.jpeg" alt="" width="614" height="409" /></p>
<h2><strong>Pazarlarındaki büyüme ihracatı zorluyor</strong></h2>
<p>Türkiye’nin ihracat pazarlarındaki büyümenin küresel büyümenin gerisinde kaldığına dikkat çeken Yılmaz, Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 70’inin Avrupa Birliği ile Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerine gerçekleştirildiğini söyledi. Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkelerin yüzde 90’ından fazlasında bu yılki büyüme beklentisinin yüzde 1,6 düzeyinde olduğunu belirten Yılmaz, AB için beklentinin yüzde 1,2, Ortadoğu ve Kuzey Afrika bölgesi için ise yüzde 0,5 daralma yönünde olduğunu ifade etti. Bu tabloya rağmen Türkiye’nin ihracat performansını sürdürdüğünü belirten Yılmaz, ağustos itibarıyla yıllıklandırılmış mal ihracatının 280 milyar doları, hizmet ihracatının ise 125 milyar doları aştığını söyledi. Böylece mal ve hizmet ihracatının toplamının 405 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Yılmaz, ihracatın niteliğinde de iyileşme yaşandığını belirterek, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracattaki payının 2024’te yüzde 40 iken 2026’da yüzde 44’e yükseldiğini açıkladı. Miktar bazında ihracatın sınırlı artmasına karşın kilogram başına ihracat değerinin yükseldiğini belirten Yılmaz, “Hem ihracatımızı artırıyoruz hem de ihracatın niteliğini artırıyoruz” dedi. </p>
<h2><strong>“Makroekonomik temellerimiz sağlam”</strong></h2>
<p>Türkiye ekonomisinin temel göstergelerinin güçlü olduğunu savunan Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranının yüzde 3 civarında bulunduğunu belirtti. Deprem harcamalarına rağmen bütçe açığının makul seviyelerde tutulduğunu ifade eden Yılmaz, cari açığın da yönetilebilir düzeyde olduğunu söyledi. Kur Korumalı Mevduat uygulamasının sona erdiğini belirten Yılmaz, Merkez Bankası rezervlerinin ve bankacılık sisteminin güçlü seviyelerde bulunduğunu ifade ederek, “Makroekonomik temellerimiz sağlam, Türkiye’nin ekonomik temelleri sağlam” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6ab61c35a2821-1790319669.jpeg" alt="" width="684" height="456" /></p>
<h2><strong>Büyüme beklentisi yüzde 3,3</strong></h2>
<p>Türkiye ekonomisinin geçen yıl yüzde 3,6 büyüdüğünü hatırlatan Yılmaz, bu yıl için büyüme beklentisinin küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle yüzde 3,3’e çekildiğini açıkladı. Büyümenin iç ve dış talebin dengelendiği bir kompozisyonda sürdüğünü belirten Yılmaz, yatırımların büyümeye katkısının tüketimden daha yüksek olduğunu söyledi. Özellikle verimliliği artırmaya yönelik yatırımların hızlandığını kaydeden Yılmaz, bunun toplam faktör verimliliğine de yansıdığını ve Türkiye’nin büyüme potansiyelini uzun vadede desteklediğini ifade etti. </p>
<h2><strong>“Programın ana çerçevesini değiştirmeyeceğiz”</strong></h2>
<p>Konuşmasının ekonomi politikalarına ilişkin bölümünde enflasyonu temel öncelik olarak gösteren Yılmaz, son dönemde enflasyonda yataylaşma görüldüğünü söyledi. En son yüzde 31,5 seviyesindeki enflasyonun önemli bölümünün savaş kaynaklı kalemlerden etkilendiğini belirten Yılmaz, savaşın etkilerinin ortadan kalkmasıyla enflasyondaki aşağı yönlü eğilimin yeniden belirginleşmesini beklediklerini kaydetti. Yılmaz, enflasyonla mücadele programının ana çerçevesinin değişmeyeceğini, ancak değişen şartlara göre programda uyarlamalar yapılabileceğini vurguladı. “Genel finansal koşulları iyileştirme mücadelemizden, ana çerçevemizden vazgeçmeden seçici olarak imalatçımızı, ihracatçımızı, KOBİ’lerimizi, esnafımızı, çiftçimizi, üretken kesimleri koruma politikasındayız” diyen Yılmaz, bu yaklaşımın kredi ve destek mekanizmalarıyla sürdürüldüğünü ifade etti. </p>
<h2><strong>Arz tarafında dört öncelik</strong></h2>
<p>Enflasyonla mücadelenin yalnızca para politikasıyla yürütülemeyeceğini belirten Yılmaz, maliye politikaları ve arz yönlü politikaların da devrede olduğunu söyledi. Bu kapsamda konut, gıda, enerji ve lojistik alanlarına dikkat çekti. Konut maliyetlerinin yanı sıra gıda ve ulaşımın vatandaşların harcamalarında önemli bir ağırlığa sahip olduğunu belirten Yılmaz, özellikle gıda arzının artırılmasının enflasyonla mücadele açısından önem taşıdığını ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımlarının artırılması ve lojistik altyapının güçlendirilmesinin de üretim maliyetleri ve rekabetçilik açısından önem taşıdığını söyledi.  Yılmaz, küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye açısından istikrar ve öngörülebilirliğin korunmasının temel öncelik olduğunu belirterek, kamu ve özel sektörün istişare içinde hareket etmesinin önemine dikkat çekti. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/cevdet-yilmaz-enflasyonla-mucadelede-uretim-kapasitesini-koruyacagiz-88328</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/8/1280x720/cevdet-yilmaz-enflasyonla-mucadelede-uretim-kapasitesini-koruyacagiz-1790319705.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, enflasyonla mücadele programının ana çerçevesinin korunacağını belirterek, genel finansal koşulların iyileştirilmesi hedefinden vazgeçmeden imalatçı, ihracatçı, KOBİ, esnaf ve çiftçiye seçici desteklerin sürdürüleceğini söyledi. Yılmaz, Türkiye ekonomisinin makro temellerinin sağlam olduğunu vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/surdurulebilir-ekonomi/riskler-caginda-surdurulebilirlik-bir-varlik-meselesi-88304</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Riskler çağında sürdürülebilirlik bir varlık meselesi&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FERZAN ÇAKIR</strong></p>
<p>Sustainable Brands Türkiye bu yıl kesişen riskleri odağına alıyor. 29-30 Eylül’de İstanbul’da 14’üncüsü gerçekleştirilecek buluşma, “All Rise: Kesişen Riskler Çağında Kolektif Yükseliş” temasıyla düzenlenecek. Zirvede değişen tüketici davranışları, marka iletişimi, sürdürülebilir iş modelleri ve COP31 süreci ele alınacak.</p>
<p>Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Üyesi ve Sustainable Brands Türkiye Başkanı Semra Sevinç ile riskler çağında şirketlerin dönüşümünü ve sürdürülebilirliğin yönünü konuştuk. Sevinç’e göre bugünün dünyasını çevresel, sosyal, ekonomik, jeopolitik ve teknolojik olmak üzere beş ana risk grubu şekillendiriyor. Bu risklerin hiçbirinin diğerinden bağımsız ele alınamayacağını belirten Sevinç, “Bu riskler birbirini tetikliyor, besliyor ve güçlendiriyor. Kurumsal stratejiyi ve yaratılan etkiyi birlikte yönetmek gerekiyor. All Rise, risklerden birlikte çıkmayı ve birlikte yükselmeyi anlatıyor” diyor.</p>
<h2>Sürdürülebilirlik var olmanın koşulu </h2>
<p>Ekonomik belirsizlik arttığında şirketlerin ilk refleksi, sürdürülebilirlik yatırımlarını ertelemek oluyor. Sevinç’e göre bu yaklaşım, sürdürülebilirliğin çevresel bir yükümlülük ve ek maliyet olarak görülmesinden kaynaklanıyor: “Sürdürülebilirlik çevre yönetimi değildir. Bir kurumun iyi olma hali de değildir. Bugünün kurumları için varlığını sürdürebilmenin koşuludur. İklim riskini dikkate almadan fabrika kuramaz, çalışanınıza refah sağlayamazsınız. Jeopolitik riskleri dikkate almadan yalnızca küresel kaynaklara dayalı bir tedarik zinciri oluşturamazsınız. Bugünün dünyasında dayanıklı bir tedarik zincirine ihtiyacınız var.”</p>
<h2>İyi rapor, yanlış yatırımı kurtarmıyor </h2>
<p>Türkiye’de sürdürülebilirlik gündemi uzun süre raporlama ve mevzuata uyum ekseninde ele alındı. Semra Sevinç, raporlamayı şirketin yaptıklarını görünür kılan bir araç olarak tanımlasa da tek başına dönüşüm anlamına gelmediğinin altını çiziyor.</p>
<p>“Ne kadar iyi raporlama yaparsanız yapın, yatırımlarınızı çevresel ve sosyal etkiyi dikkate almadan gerçekleştiriyorsanız değer yaratamaz, iş modelinizin devamlılığını sağlayamazsınız. İş modelinizi dönüştürmeden yalnızca iyi göstermek için raporlama yapıyorsanız, raporlamayı amacına uygun kullanmıyorsunuz demektir. Sürdürülebilirlikte iki kavramı ayırmak gerekiyor: Kurumsal sürdürülebilirlik mevzuata ve raporlama yükümlülüklerine uyumu kapsıyor. Sürdürülebilir iş ise şirketin varlığını nasıl devam ettireceğiyle ilgili. Bunun için riskleri yönetirken değer üretmeniz, ürününüzü, hizmetinizi ve iş modelinizi yeniden tanımlamanız gerekiyor. Bugün finansmana erişim, önemli ölçüde sürdürülebilirlik stratejinize ve iş modelinizi bu doğrultuda dönüştürmenize bağlı. Bu dönüşüm, daha uygun maliyetli fonlara ulaşmanın da önünü açıyor. Dolayısıyla mesele raporlamanın çok ötesinde.”</p>
<h2>Hikâyeden önce kanıt gerek </h2>
<p>Avrupa Birliği’nde çevresel iddialara yönelik kurallar sıkılaşırken Türkiye’de de yanıltıcı beyanların önüne geçmeyi amaçlayan düzenlemeler uygulanıyor. Sevinç’e göre denetimin artması iletişim dünyasında iki farklı eğilim doğuruyor: Çevresel performansını olduğundan güçlü gösteren markalar yeşil badana yaparken, gerçekten adım atan bazı şirketler ise eleştirilme endişesiyle sessiz kalıyor.</p>
<p>“İletişim dünyasının artık hikâyeyi anlatmaktan önce hikâyeyi doğru yapmaya odaklanması gerekiyor. İçeride alınan yanlış bir kararı iletişimle parlatmak, markanın güvenilirliğine ve itibarına zarar verir. Yeşil badana korkusu nedeniyle susmayı tercih eden kurumların sayısı da arttı. Ancak iyi örnekler karşılık buldukça şirketlerin yeniden konuşacağını düşünüyorum. Bu örnekler başka kurumlar için de önemli bir itici güç olacak.”</p>
<h2>COP31, taahhütleri eyleme taşıyacak</h2>
<p>Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’in şirketlerin dönüşümünü nasıl etkileyeceği de zirvenin ana başlıklarından biri. Sevinç, COP31’i yeni taahhütlerden çok, daha önce verilen sözlerin uygulanmasına odaklanması gereken bir “uygulama COP’u” olarak tanımlıyor:</p>
<p>“Geçmiş COP’larda herkes azaltım taahhüdünde bulundu. Ancak geçen süre, bu hedeflerin çoğunun gerçekleşmediğini gösterdi. Artık yapılanlara odaklanmak ve eylemi hızlandıracak planları konuşmak gerekiyor. COP31’in Türkiye’de düzenlenmesi, şirketlerin farkındalığını artıracak. Kurumlar sürdürülebilir iş modelinin finansmana erişimde sağladığı avantajı gördükçe risklerini daha iyi analiz edecek ve dönüşümlerini hızlandıracak.”</p>
<p>Zirvede “Road to COP31” başlığı altında, hayata geçirilen uygulamalardan hareketle Türkiye’nin COP31 eylem gündemi, kamunun hazırlıkları ve iş dünyasının süreçte üstleneceği rol ele alınacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">85’i aşkın üyeyle dönüşüm ağı</span></h2>
<p>Global Sustainable Brands topluluğunun Türkiye partneri olan Sürdürülebilirlik Akademisi, 16 yıldır şirketlerin sürdürülebilir iş modellerine geçişini hızlandırmak amacıyla çalışıyor. Akademi bünyesindeki Sustainable Business Network, 85’i aşkın kurumsal üyeden oluşuyor. Yeşil ve dijital dönüşüm, tedarik zinciri, insan ve kültür ile iletişim olmak üzere beş alanda faaliyet gösteriyor. Ayrıca iş yaşamında toplumsal cinsiyet eşitliği ve mekanların çevresel etkisine yönelik bağımsız belgelendirme programları yürütülerek sertifika programları ile sürdürülebilir etkinlik ve pazarlama çalışmalarında kurumlara destek veriyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/surdurulebilir-ekonomi/riskler-caginda-surdurulebilirlik-bir-varlik-meselesi-88304</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/4/1280x720/semra-sevinc-1790315060.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belirsizlikler çağında yarını öngörmek iş dünyası için giderek zorlaşıyor. Ekonomik dalgalanmalar, jeopolitik gerilimler ve iklim krizi şirketler için birbirini besleyen risklere dönüşüyor. Sustainable Brands Türkiye Başkanı Semra Sevinç’e göre sürdürülebilirlik artık iş modelini, tedarik zincirini ve finansmana erişimi de belirleyen bir varlık meselesi haline geliyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kirklareliye-lisansli-depo-ve-bugday-analiz-laboratuvari-kuracagiz-88301</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Kırklareli&#039;ye lisanslı depo ve buğday analiz laboratuvarı kuracağız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>VEYSEL AĞDAR</strong></p>
<p>Kırklareli Ticaret Borsası’nda 2002 yılında başlayan başkanlık görevini dört dönemdir sürdüren Turhan Altıntel, beşinci dönem için 1 Ekim’de yapılacak seçimlerde yeniden aday. Altıntel, yeniden adaylık kararının temelinde, bugüne kadar gerçekleştirilen yatırımların yanı sıra borsanın önünde tamamlanması gereken yeni projelerin olduğunu söyledi. Başkanlığı döneminde sınırlı bütçeye rağmen önemli yatırımlara imza attıklarını belirten, yeni hizmet binasının yanı sıra buğday laboratuvarı, canlı hayvan borsası, mezbaha ve soğuk hava deposunu borsaya kazandırdıklarını hatırlatan Altıntel, “Cüzi bir borsa bütçesiyle, özel sektör zihniyetiyle risk alarak, borçlanarak veya hibe alarak üyelerimize hizmet verecek yatırımları yapmaya çalıştık” dedi.</p>
<p><strong>“Tamamlanması gereken işler var”</strong></p>
<p>Yeniden adaylık kararının arkasındaki en önemli nedenlerden birinin yeni projeler olduğunu ifade eden Altıntel, “Özellikle lisanslı depo projesi öncelikli. Hayvan borsasının arkasında yaklaşık 15 dönümlük bir alan üzerinde 36 bin ton kapasiteli lisanslı depo projesi hazırladık. Projenin mevcut maliyetlerle yüksek bir yatırım gerektiriyor. Faizler düştüğü zaman borsa ve borsacıların ortaklığıyla bu lisanslı depoyu inşallah yapacağız. Ben yapacağım, sözünü kestim” dedi. Borsanın yatırımlarını yalnızca kendi bütçesiyle gerçekleştirmediğine dikkat çeken Altıntel, geçmiş dönemde de kalkınma ajansları ve diğer kurumların desteklerinden yararlandıklarını, yeni dönemde de yeni projeler üretmeye devam edeceklerini belirtti.</p>
<p><strong>“Borsanın bütçesi sınırlı, proje üretmek zorundayız”</strong></p>
<p>Kırklareli Ticaret Borsası’nın yaklaşık 300 üyesi bulunduğunu ve bütçesinin sınırlı olduğunu ifade eden, buna rağmen hizmet üretmek için farklı finansman modellerinden yararlandıklarını söyleyen Altıntel, borsanın yatırım kapasitesini anlatırken, “Gelirimiz belli. Cüzi bir borsa bütçesinde risk alarak, borçlanarak, hibe alarak bütçemizle tam hizmet verme hedefindeyiz” diye konuştu. Bu anlayışla laboratuvar yatırımlarında da farklı bir yöntem izlediklerini belirten Altıntel, “Toprak analizi ve et-süt ürünlerinin analizleri konusunda üniversite ve diğer kurumlarla protokoller yaptık. Analiz ücretlerinin yüzde 50’si borsamızca karşılanacak. Böylece yüksek yatırım ve işletme maliyetlerinin önüne geçtik. Ayçiçeği analizinde de benzer bir yöntem üzerinde çalışmaktayız. Gerekli analiz cihazının bir proje kapsamında temin edilmesi için girişimlerimiz sürüyor” dedi.</p>
<p><strong>Hayvancılıkta yeni pazar hedefi</strong></p>
<p>Borsanın hayvancılık alanındaki çalışmalarına da değinen Altıntel, “ Canlı hayvan borsasının ardından hayvan satışlarını daha düzenli ve şeffaf hale getirecek yeni bir pazar oluşturacağız. Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan gerekli izinleri aldık. Hayvan borsasının yanında haftada bir gün kurulacak pazarla üreticinin hayvanını daha aleni bir ortamda satabilmesini hedefliyoruz. Bu sistemle üreticinin satışına ve fiyat oluşumuna katkı sağlayacağız. Veterinerlik hizmetleri de sistem içerisinde yer alacak. Veterinerlik hizmetleri üyelerimize ücretsiz verilecek” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Ticarette ‘Yeter ki anlaşmazlığı çözün’ anlayışıyla hareket ediyoruz”</strong></p>
<p>Üretici ile tüccar arasında yaşanan anlaşmazlıklara da değinen Altıntel, “Bunlardan biri buğday ticaretinde görülüyor. Özellikle lisanslı depolara ürün tesliminde analiz sonuçlarının farklı çıkması üreticiler açısından sorun oluşturuyor. Bizde Borsa olarak daha aktif bir denetim ve takip mekanizması oluşturduk. Anlaşmazlıkların çözümü için borsa bünyesinde uyuşmazlıkları çözen bir yapı oluşturduk. Tobb Uyum Kırklareli Ticaret Borsası Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi ile ticari uyuşmazlıkları mahkemeye gitmeden hızlı ve etkin şekilde çözüme kavuşturuyoruz. Ücretsiz hizmet veriyor. ‘Yeter ki anlaşmazlığı çözün’ anlayışıyla hareket ediyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Uluslararası fuar için İstanbul ve Avrupa avantajını kullanmalıyız”</strong></p>
<p>Kırklareli’nin İstanbul’a ve Avrupa’ya yakınlığının bölge açısından önemli bir avantaj olduğunu belirten Altıntel, bu avantajın tarım ve hayvancılık ürünlerinin pazarlanmasında daha etkin kullanılması gerektiğini söyledi. Kırklareli’nin özellikle İstanbul gibi büyük bir pazara yakınlığının yanı sıra Avrupa’ya açılan kapı olması üretici açısından önemli fırsatlar sunduğunu belirten Altıntel’in yeni dönemde üzerinde durduğu başlıklardan birinin de Kırklareli Tarım, Hayvancılık, Gıda Sanayi ve Otomotiv Fuarı. 2022 yılında başlayan fuarın kısa sürede önemli bir organizasyona dönüştüğünü belirten Altıntel sözlerine şöyle devam etti; “20 bin metrekarelik kapalı alanda düzenlediğimiz fuara yönelik talep her yıl artıyor. Fuarın gelecek dönemde uluslararası niteliğe kavuşturulması için çalışmalarımız devam ediyor. Bu sene uluslararası yapacağım. Uluslararası yapmam için 10 tane odanın katılması lazım. Durmadık, başladık. Bulgaristan, Kosova, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Romanya ve Yunanistan başta olmak üzere farklı ülkelerle temaslar kurduk. Rusya'nın da dahil edilmesiyle uluslararası katılımı daha da genişletmeyi hedefliyoruz.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Altıntel’in yeni dönemin üç somut hedefi</strong></span></p>
<p>Kırklareli Ticaret Borsası Başkanı Turhan Altıntel, yeniden seçilmesi halinde yeni dönemin sonunda gerçekleştirmiş olmak istediği üç temel projeyi ise şöyle sıraladı:</p>
<p>- 36 bin ton kapasiteli lisanslı depo.</p>
<p>- Kırklareli Tarım, Hayvancılık, Gıda Sanayi ve Otomotiv Fuarı’nı uluslararası bir organizasyona dönüştürmek.</p>
<p>- Üyelere modern laboratuvar hizmetleri sunan, bütün sektörlere daha kapsamlı hizmet veren bir ticaret borsası oluşturmak.</p>
<p>Altıntel, yeni dönemin sonunda bu üç hedefi gerçekleştirmiş bir borsa bırakmak istediğini belirterek, “Üçü bu. Tam teşekküllü bir ticaret borsası” dedi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Coğrafi işaret alınan ürünler</strong></span></p>
<p>Altıntel coğrafi işaretli ürünler hakkında ise, "Kırklareli Beyaz Peyniri için Kırklareli Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte ortak başvuru yapılarak tescil alındı. Kırklareli Köftesi doğrudan borsamızın başvurusuyla coğrafi işaret alındı. Karahıdır Kirazı’da başvurusu gerçekleşti, şuanda tescil sürecindedir." ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kirklareliye-lisansli-depo-ve-bugday-analiz-laboratuvari-kuracagiz-88301</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/0/1/1280x720/turhan-alt-1790316471.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Görev süresince yeni hizmet binası, buğday laboratuvarı, canlı hayvan borsası, mezbaha ve soğuk hava deposu gibi yatırımları hayata geçirdiklerini belirten Turhan Altıntel, yeni dönemde ise 36 bin ton kapasiteli lisanslı depo, uluslararası fuar ve üyelerine daha geniş hizmet sunacak modern laboratuvar yatırımlarını gerçekleştirmeyi hedeflediğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-partiden-fonlarin-tasfiyesiyle-ilgili-15-maddelik-kanun-teklifi-88297</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> YENİ Parti’den fonların tasfiyesiyle ilgili 15 maddelik kanun teklifi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>YENİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale imzasıyla kapatılan fonların tasfiyesine yönelik TBMM’ye bir kanun teklifi sunuldu. Teklifin en önemli unsurunu, tasarrufçuların tasfiye sırasında alacağının nasıl hesaplanacağı oluşturuyor. Özlale, öncelikle her vatandaşın önce ne kadar yatırdığı, ne kadar para çektiğinin belirleneceğini, tutarların enflasyona göre güncelleneceğini ve gerçek para hareketlerine bakılarak mağduriyet tablosu oluşturacaklarını aktardı.</p>
<p>İşin içinde kamu bürokrasisi ve siyasetçilerin de olduğunu iddia eden Ümit Özlale, “Kamu bürokrasisi ile siyaset olmadan, bütün uyarılarımıza rağmen, bütün bu bizim daha önceden isim isim açıklamamıza rağmen herhangi bir önlem alınmaması manidardır. Bu kadar büyük bir kriz ancak ve ancak üst düzey bürokrasinin ve siyasetçinin yol vermesiyle meydana gelmiştir” diye konuştu.</p>
<p>Fon mağdurlarının önemli kısmının düşük ve alt-orta gelirli tabakadan oluştuğunu söyleyen Ümit Özlale, sundukları kanun teklifiyle mağdurlarının paralarının yüzde 80’ini kurtarmasını öngördüklerini bildirdi. Mevcut yöntemde paraların yüzde 15’inin ancak alınabileceğini vurgulayan Özlale, "YENİ Parti olarak Hazineye başvurmadan, kamu bankalarına zarar yüklemeden, vatandaşa ek vergi çıkmadan doğru bir tasfiye süreciyle bu mağdurların paralarının yüzde 80'inden daha fazlasının alınabileceği bir yöntemi bugün kanun teklifiyle kamuoyuna sunuyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bu arada Anayasa Mahkemesi (AYM), Yeni Parti'nin "isim ve rumuzunun hükümsüzlüğüne ve siyasi partiler sicilinden terkinine karar verilmesi" talebini 29 Eylül'de görüşecek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>CHP fon soruşturmasına yönelik üç maddelik uyarı yaptı</strong></span></p>
<p>CHP Grup Başkanı Faik Öztrak, fon soruşturmasında, faturanın millete değil, vurgunculara kesilmesi gerektiğini belirterek, “Hukuk parayı gittiği yere kadar takip etmelidir” dedi. Öztrak, açıklamasında, “Tek kişilik rejim, ülkemize Cumhuriyet tarihimizin en büyük finansal rezaletlerinden birini yaşattı” dedi. Öztrak, devletin saygınlığının, finansal sistemin güvenilirliğinin korunması için şu önerileri getirdi:</p>
<p>“Fatura Millete Değil, Vurgunculara Kesilmelidir: Bu düzenden fahiş kazanç elde edenlerin, fon şirketlerinin sahiplerinin, ilişkili kişi ve şirket yöneticilerinin varlıklarına el konulmalıdır. Vatandaşların mağduriyeti, el konulan mal varlıklarından elde edilecek gelirlerle tazmin edilmelidir. Hukuk, parayı gittiği yere kadar takip etmelidir. Sorumlular Hesap Vermelidir: Unvanlar, makamlar ve Saray’daki bağlantılar kimseye fiili bir dokunulmazlık sağlamamalı, görevini yapmayan, inceleme raporlarını sümen altı eden ve manipülasyona göz yuman tüm geçmiş ve mevcut yetkililer hakkında idari ve adli soruşturmalar eksiksiz yürütülmelidir.</p>
<p>TBMM Bünyesinde Araştırma Komisyonu Kurulmalıdır: Skandalın boyutlarının, "içeriden öğrenenlerin ticareti" iddialarının ve siyasi-bürokratik bağlantıların ortaya çıkarılması için TBMM Başkanlığı’na sunduğumuz önerge çerçevesinde bir Meclis Araştırma Komisyonu vakit geçirmeden kurulmalı ve çalışmalarına başlamalıdır.”</p>
<p>Öte yandan CHP’nin Bolu Abant’ta gerçekleştirilecek kampı bugün başlayacak. Milletvekilleri, Parti Meclisi Üyeleri, Yüksek Disiplin Kurulu Üyeleri, Gençlik Kolları ve Kadın Kolları Başkanlarını katılımıyla gerçekleştirilecek olan kamp pazar günü sona erecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-partiden-fonlarin-tasfiyesiyle-ilgili-15-maddelik-kanun-teklifi-88297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/1280x720/tbmm-meclis-1786343285.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ YENİ Parti’den fonların tasfiyesiyle ilgili 15 maddelik kanun teklifi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkuaz-kart-uygulamasi-ve-etkinlik-sorunu-88295</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turkuaz Kart uygulaması ve etkinlik sorunu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bilgi, teknoloji, sermaye ve yetenek hareketliliğinin hızlandığı günümüzde ülkeler yalnızca işgücü açığını kapatmaya değil, <strong>yenilik üretme kapasitesi yüksek, yatırım ve ihracata katkı sağlayabilecek, bilimsel veya kültürel değeri bulunan</strong> kişileri çekmeye de odaklanmaktadır.</p>
<p>Türkiye’de bu amaca hizmet eden en seçici araçlardan biri, 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu’nun 11’inci maddesi ile Turkuaz Kart Yönetmeliği temelinde oluşturulan Turkuaz Kart sistemidir. Sistem, klasik çalışma izninden farklı olarak yabancının bireysel niteliğini, ülkeye sağlayacağı katma değeri ve faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini merkeze almaktadır.</p>
<p><strong>Turkuaz Kartın hedef kitlesi</strong></p>
<p>Turkuaz Kart, yabancıya Türkiye’de <strong>süresiz çalışma ve ikamet hakkı</strong> sağlayan, yabancı eş ile kendisinin veya eşinin ergin olmayan ya da bağımlı çocuklarına ise <strong>ikamet hakkı</strong> veren bir belgedir.</p>
<p>Kartın hedef kitlesi beş grupta toplanmaktadır.</p>
<ul>
<li>Yüksek nitelikli işgücü,</li>
<li>Yüksek nitelikli yatırımcı,</li>
<li>Stratejik alanlarda çalışan bilim insanı veya araştırmacı,</li>
<li>Kültür-sanat ya da spor alanında uluslararası başarı sahibi kişiler.</li>
<li>Türkiye’nin veya Türk kültürünün uluslararası tanınırlığına katkı sunan yabancılar.</li>
</ul>
<p>Bu çerçevede, Turkuaz Kart kitlesel bir göç veya genel çalışma izni programı değil, <strong>seçici ve katkı odaklı</strong> bir yetenek çekme mekanizmasıdır.</p>
<p><strong>Başvuru, belgelendirme ve puanlama sistemi</strong></p>
<p>Başvuru, Türkiye’de yasal olarak bulunan yabancılar bakımından elektronik sistem üzerinden; yurt dışında ise yabancının vatandaşı olduğu veya yasal olarak bulunduğu ülkedeki Türk dış temsilciliği aracılığıyla yapılabilmektedir. Yetkili aracı kurumlar da yabancı adına başvuru gerçekleştirebilmektedir.</p>
<p>Başvuru dilekçesi ve pasaport suretine ek olarak, ilgili kişinin dahil olduğu kategoriye göre diploma, iş sözleşmesi, özgeçmiş, mesleki deneyim belgeleri, yatırım ve ihracat göstergeleri, patent veya lisanslar, akademik çalışmalar, ödüller ve tanıtım faaliyetlerine ilişkin kanıtlar sunulmaktadır.</p>
<p>Değerlendirme, uluslararası işgücü politikası doğrultusunda oluşturulan puanlama sistemiyle yapılmaktadır. Eğitim kurumunun niteliği, ücret düzeyi, uzmanlık ve Ar-Ge deneyimi, yatırımın büyüklüğü, oluşturulacak istihdam, ihracat kapasitesi, patent ve inovasyon faaliyetleri, uluslararası başarı ve etki alanı gibi ölçütler başvuru kategorisine göre farklı ağırlık taşıyabilmektedir.</p>
<p><strong>Üç yıllık geçiş süresi ve süresiz statüye dönüşüm</strong></p>
<p>Turkuaz Kart <strong>ilk üç yılı geçiş süresi</strong> olmak üzere verilmektedir. Bu dönemde kart sahibinin faaliyetleri ve başvuru sırasında sunduğu taahhütler Bakanlıkça görevlendirilen uzman tarafından izlenmektedir. İstenen bilgi ve belgelerin süresinde sunulmaması veya tespit edilen eksikliklerin verilen süre içinde giderilmemesi, geçiş süresinin sonlandırılmasına ve kartın iptaline yol açabilmektedir.</p>
<p>Geçiş süresi kaydının kaldırılması için başvurunun, üç yıllık sürenin dolmasına 6 ay kalmasından itibaren ve her durumda süre sona ermeden yapılması gerekmektedir. Nihai uzman raporunun olumlu olması ve kartın geçiş döneminde iptal edilmemiş bulunması halinde kayıt kaldırılarak <strong>Turkuaz Kart</strong> <strong>süresiz hale</strong> gelmektedir.</p>
<p><strong>Kart sahibi ve yakınlarına sağlanan haklar</strong></p>
<p>Turkuaz Kart sahibi, süresiz çalışma izninin sağladığı haklardan yararlanmaktadır. Çalışma ve ikamet izni harcı alınmaması da önemli bir mali kolaylıktır. Kart sahibinin yabancı eşi ile ergin olmayan veya bağımlı çocuklarına verilen yakın kartı, Turkuaz Kartın geçerlilik süresince ikamet izni yerine geçmektedir.</p>
<p>Diğer taraftan Turkuaz Kart statüsü, Türk vatandaşlığıyla eşdeğer değildir. Bu çerçevede, kart sahipleri askerlik yükümlülüğünden muaf olup, seçme, seçilme ve kamu görevlerine girme haklarından yararlanamamaktadır. Özel kanunlarda Türk vatandaşı olma şartına bağlanan haklardan da yararlanamamaktadırlar. Sosyal güvenlik bakımından ise Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler saklı kalmak üzere 5510 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerin süresinde yerine getirilmesi gerekmektedir. Geçiş süresi kaydı kaldırılan kart sahibi ve yakını, millî güvenlik ve kamu düzeni açısından engel bulunmaması ve Bakanlıkça teklif edilmesi şartıyla istisnai vatandaşlık sürecine konu olabilmektedir. Ancak bu durum otomatik bir vatandaşlık hakkı doğurmamaktadır.</p>
<p> <strong>Başvurunun reddi, sınırlama ve iptali</strong></p>
<p>Başvurunun puanlama ölçütlerini karşılamaması, uluslararası işgücü politikasına uygun bulunmaması, sahte veya yanıltıcı belge sunulması, Türk vatandaşlarına hasredilmiş meslekler için yapılması ya da kamu düzeni, güvenliği ve sağlığı bakımından sakınca bulunması gibi nedenlerle talep <strong>reddedilebilmektedir.</strong></p>
<p>Ayrıca, Bakanlığın başvuruları sektör, meslek, işkolu veya coğrafi alan itibarıyla <strong>sınırlandırma</strong> ya da <strong>geçici olarak durdurma</strong> yetkisi bulunmaktadır.</p>
<p>Kartın verilmesinden sonra da statünün korunması belirli koşullara bağlıdır. Kartın başlangıç tarihinden itibaren 6 ay içinde Türkiye’ye gelinmemesi, mücbir sebep olmaksızın 2 yıldan uzun süre kesintisiz yurt dışında kalınması, kayıt dışı çalışma, en az bir yıl kesintisiz çalışmama, geçiş döneminde istenen belgelerin sunulmaması veya kart sahibinin aranan niteliği kaybetmesi <strong>iptal sonucunu</strong> doğurabilmektedir.</p>
<p><strong>Verilen Turkuaz Kart sayıları ve veri şeffaflığı </strong></p>
<p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı’nın 13 Haziran 2026 tarihli açıklamasına göre, Turkuaz kart programı kapsamında bu tarihe kadar Türkiye’ye yatırım yapan veya ülkenin uluslararası alanda tanınırlığına katkı sağlayan nitelikli yabancı yatırımcılar, şirket yöneticileri ve sporcular dâhil toplam <strong>52 kişiye</strong> Turkuaz Kart verilmiştir. Açıklama kümülatif bir toplam vermekte, yıllara, başvuru türüne, vatandaşlığa, sektöre veya kartın geçiş/süresiz statüsüne göre ayrıntılı dağılım içermemektedir.</p>
<p>Bu veri, Turkuaz Kartın seçici ve sınırlı ölçekli bir program olarak uygulandığını göstermektedir. Bununla birlikte 52 sayısı, başvuru veya kabul oranını değil, 13 Haziran 2026 itibarıyla kart verilen kişilerin toplamını ifade etmektedir. Programın etkililiğinin daha ayrıntılı değerlendirilebilmesi için yıllar itibarıyla başvuru, kabul, ret, iptal, geçiş süresi devam eden ve süresiz hale gelen kart sayılarının, ayrıca kategori, sektör ve vatandaşlık dağılımlarının yayımlanması yararlı olacaktır.</p>
<p>Ayrıca, uygulamanın başladığı 10 yıla yakın bir sürede Turkuaz Kart verilen kişi sayısının sadece 52 kişi de kalmış olması hedef kitle dikkate alındığında uygulanmakta olan başvuru değerlendirme kriterleri ve puanlanma sisteminin tekrar gözden geçirilmesini, kısacası uygulamanın etkinliğinin sorgulanması gerekliliğini ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak;</strong> Turkuaz Kart, Türkiye’nin yüksek nitelikli işgücü, yatırımcı, araştırmacı ve uluslararası başarı sahibi yabancıları çekme hedefi bakımından güçlü bir hukuki altyapı sunmaktadır. Aile üyelerine ikamet kolaylığı, harç muafiyeti, süresiz çalışma imkânı ve belirli şartlarla istisnai vatandaşlığa teklif edilebilme olanağı programın cazibesini artırmaktadır.</p>
<p>Programın gerçek politika etkisinin görünür hale gelmesi için başvuru ve kart sayılarına ilişkin düzenli, ayrıştırılmış ve karşılaştırılabilir resmi verilerin yayımlanması gerekmektedir. Böyle bir veri seti, Turkuaz Kartın yalnızca normatif açıdan değil, Türkiye’nin nitelikli insan kaynağı ve yatırım çekme performansı bakımından da sağlıklı biçimde değerlendirilmesini sağlayacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turkuaz-kart-uygulamasi-ve-etkinlik-sorunu-88295</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turkuaz Kart uygulaması ve etkinlik sorunu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-iran-savasini-sona-erdirme-arayisi-88294</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> ABD-İran savaşını sona erdirme arayışı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Orta Doğu’da aylardır devam eden ABD-İran savaşı, yalnızca iki ülkenin geleceğini değil, bölgenin güvenliğini, enerji piyasalarını ve küresel ekonomiyi de yakından ilgilendiriyor. Şubat 2026’da başlayan çatışmaların ardından taraflar zaman zaman ateşkes ve diplomasi girişimlerinde bulunsa da kalıcı bir anlaşma sağlanamadı. Ancak son günlerde New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında yürütülen temaslar, savaşın sona erdirilmesi konusunda yeni bir diplomatik pencere açmış durumda.</p>
<p>ABD açısından savaşın uzaması önemli maliyetler oluştururken, İran da askeri ve ekonomik baskı altında bulunuyor. ABD Kongresi araştırma birimi tarafından aktarılan verilere göre Amerikan askeri operasyonlarının maliyeti 1 Ağustos 2026 itibarıyla yaklaşık 38 milyar dolara ulaşmış durumda. Bunun yanında çatışmanın bölgeye yayılması, ABD'nin Körfez'deki üslerini ve müttefiklerini de risk altında bırakıyor.</p>
<p>Bu nedenle Washington açısından artık yalnızca askeri hedeflerin değil, savaşın nasıl sona erdirileceğinin de önemli bir gündem maddesi olduğu görülüyor.</p>
<p>Son gelişmelerin en dikkat çekici tarafı ise tarafların doğrudan olmasa bile yeniden iletişim kanallarını açması. Reuters'ın 23 Eylül tarihli haberine göre ABD ve İran arasında aylar sonra ilk kez arabulucular üzerinden mekik diplomasisi gerçekleştirildi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD tarafındaki Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın arabulucular üzerinden temas kurduğu bildirildi. ABD Başkanı Donald Trump da görüşmenin yapıcı geçtiğini belirtti.</p>
<p>Bu gelişme, savaşın sona erdirilmesi için diplomasiye yeniden ağırlık verilmesi açısından önem taşıyor.</p>
<p>Ancak masada çözülmesi gereken çok sayıda sorun bulunuyor. İran, özellikle ABD'nin askeri baskısının ve liman ablukasının kaldırılmasını istiyor. Tahran yönetiminden yapılan açıklamalara göre Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması da ABD'nin askeri baskıyı azaltması ve İran limanlarına yönelik ablukayı kaldırmasıyla ilişkilendiriliyor. İranlı bir yetkili, uygun şartların oluşması halinde boğazın yedi gün içinde yeniden açılabileceğini Reuters'a söyledi.</p>
<p>Burada Hürmüz Boğazı'nın ayrı bir önemi var. Çünkü dünya enerji ticaretinin en kritik geçiş noktalarından biri olan bu bölgedeki güvenlik sorunu, petrol ve doğal gaz fiyatlarını doğrudan etkiliyor. Dolayısıyla ABD ile İran arasında sağlanabilecek bir ateşkes yalnızca savaşın taraflarını değil, enerji ithalatçısı ülkeleri ve küresel piyasaları da yakından ilgilendiriyor.</p>
<p>İran'ın talepleri bununla da sınırlı değil. Son haftalarda Tahran tarafından dile getirilen şartlar arasında savaşın tüm cephelerde sona erdirilmesi, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, deniz ablukasının kaldırılması ve ABD'nin İran'ın iç işlerine müdahale etmemesi gibi başlıklar bulunuyor. Bu şartlar İran'ın müzakere masasındaki temel önceliklerini ortaya koyuyor.</p>
<p>Washington'un yaklaşımı ise İran'ın nükleer kapasitesi, bölgesel askeri faaliyetleri ve güvenlik konularını kapsayan daha geniş bir çerçeve oluşturma yönünde. Dolayısıyla tarafların öncelikleri arasında ciddi farklılıklar bulunuyor. Bu farklılıkların nasıl aşılacağı, görüşmelerin kaderini belirleyecek.</p>
<p>Bir başka önemli konu da daha önceki ateşkes deneyiminin yarattığı güvensizlik. ABD ile İran arasında Haziran ayında bir mutabakat yapılmış, ancak bu süreç daha sonra çökmüştü. Kongre Araştırma Servisi'nin değerlendirmesine göre Haziran 2026'da imzalanan mutabakatın ağustos ayında sona ermesinin ardından çatışmalar yeniden yoğunlaştı.</p>
<p>Bu nedenle yeni bir anlaşmanın yalnızca kâğıt üzerinde kalmaması gerekiyor. Tarafların birbirlerinin verdiği sözlere güvenmesini sağlayacak denetim mekanizmaları, aşamalı uygulamalar ve üçüncü tarafların garantileri gündeme gelebilir.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun bu süreçte önemli bir diplomatik zemin oluşturduğu da görülüyor. Körfez ülkelerinin ABD ile İran arasında üst düzey görüşme sağlanması için girişimlerde bulunduğu bildiriliyor. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Washington'un İranlılarla görüşmeye açık olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bütün bunlara rağmen diplomatik temasların başlamış olması, savaşın kesin olarak sona ereceği anlamına gelmiyor. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Birleşmiş Milletler'deki konuşmasında İran'ın teslim olmayacağını söylerken diplomasinin hâlâ mümkün olduğunu belirtti. Böylece Tahran bir yandan müzakereye kapıyı açık tutarken diğer yandan askeri ve siyasi pozisyonundan geri adım atmadığını gösteriyor.</p>
<p>Bence bugün gelinen noktada en önemli mesele, tarafların birbirlerine üstünlük sağlamaya çalışmasından çok, savaşın maliyetini azaltacak bir çıkış yolu bulabilmesidir. Çünkü uzayan her savaş yalnızca silah ve asker maliyeti yaratmıyor; petrol fiyatlarından taşımacılığa, sigorta giderlerinden gıda fiyatlarına kadar geniş bir ekonomik zinciri etkiliyor.</p>
<p>Türkiye açısından da gelişmeler yakından izlenmeli. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimin azalması enerji maliyetleri açısından önemli olabilir. Petrol fiyatlarında yaşanabilecek düşüş, Türkiye'nin enerji ithalat faturasını ve dolayısıyla cari dengeyi etkileyebilir. Aynı zamanda bölgedeki tansiyonun düşmesi, ticaret yollarının normalleşmesi ve yatırımcı güveninin güçlenmesi açısından da önem taşıyor.</p>
<p>Sonuç olarak ABD ile İran arasında yeniden başlayan diplomatik temaslar, savaşın sona erdirilmesi açısından yeni bir aşamaya işaret ediyor. Fakat önümüzde hâlâ çok zorlu bir müzakere süreci bulunuyor. Hürmüz Boğazı, yaptırımlar, nükleer program, güvenlik garantileri ve karşılıklı askeri faaliyetler masanın en ağır başlıkları olacak.</p>
<p>Diplomasinin yeniden devreye girmesi önemli bir gelişme. Bundan sonraki aşamada asıl belirleyici olan ise tarafların savaş meydanındaki söylemlerinden müzakere masasındaki somut adımlara geçip geçemeyecekleri olacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/abd-iran-savasini-sona-erdirme-arayisi-88294</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ABD-İran savaşını sona erdirme arayışı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-otomotivde-surpriz-yapar-mi-88292</guid>
            <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> AB otomotivde sürpriz yapar mı?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara yönelik önlemler konusunda DTÖ'de kaybedilen dava, Türkiye'nin AB ile ilişkilerini etkileyebilir. Çinli taşıtların Türkiye pazarına girişinin kolaylaşması, AB'nin kontrol mekanizmaları kurmasına yol açabilir.</strong></p>
<p>Sanayi ürünlerinde AB’nin doğu sınırını oluşturan Türkiye’nin Çin menşeli elektrikli ve hibrit araçlara uyguladığı önlemlere karşı Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde açılan davayı kaybetmesi, AB ile ilişkileri nasıl etkiler? Öyle ya; Çin menşeli araçlara yönelik ithalat koşulları gevşetilir ya da kaldırılırsa doğal olarak Çinli araçların Türkiye pazarına girişi kolaylaşır. Bu durumda bir şekilde Türkiye üzerinden AB’ye ‘sızma’ imkânı kazandırılabilecek araçlar, AB’nin Çin’e karşı koruma önlemlerini aşmak için de ‘yol’ bulmuş olur. Muhtemelen bu da AB’nin Türkiye üzerinde yeni kontrol mekanizmaları tesis etmesine yol açar. Üstelik DTÖ’nün kararı kesinleştiğinde bir ‘emsal’ de oluşturabilir. DTÖ nezdinde AB’nin Çin’e karşı aldığı önlemler açısından yeni bir hukuki direnç doğabilir. Öte yandan Çin firmaları yatırım için Türkiye yerine AB içindeki çeşitli ülkeleri de tercih edebilir. Dahası Türkiye’nin otomotivde AB içindeki rolü de gerileyebilir. Hatta gümrük birliği kapsamındaki ürünlere ilişkin ‘AB’de üretilmiştir’ uzlaşısı daha da flu hâle gelebilir.</p>
<p><strong>Elektrikli araçta son </strong><strong>sözü batarya söyler</strong></p>
<p>Öyle olur, böyle olur! Konu elektrikli araçlar ise son sözü teknoloji ve fiyatın ana belirleyicisi olan batarya söyler. Çünkü batarya sadece teknik bir bileşen değil; aracın maliyetini, performansını, menzilini ve üretici markanın pazardaki rekabet gücünü doğrudan belirleyen ana unsur.</p>
<p>Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) hazırlattığı bir rapor da bu tespiti doğruluyor. AB’de batarya talebi önemli ölçüde artıyor. AB’nin yerlileşme odaklarından otomotiv sanayi şimdiden yüzde 70’lik Made in EU hedefinin rahatlıkla tutturulacağı görüşünde. Hatta fazladan 13-19 puanlık bir yerlilik marjına sahip olduklarını iddia ediyorlar. Ancak yerlilik kriterinin kolaylıkla tutturulmasına karşın araştırma raporları, AB sınırları içinde üretilen araçların maliyetlerinin yoğun sübvansiyon nedeniyle yüzde 15-35 pahalı olduğunu gösteriyor. Bu nedenle de yerlilik konusunda yeterliliklerine rağmen sektör destek istemeye devam ediyor.</p>
<p>İşin odağındaki batarya, AB açısından bir dizi açmazın kaynağını oluşturuyor. Artan talep karşılanamadığı gibi her aşamada ithalat bağımlılığı sürüyor. Bu bağımlılık, bataryaların bileşenlerinden ham maddelerin çıkarılması ve işlenmesine kadar her aşamayı içeriyor.</p>
<p>Biraz daha somutlaştıracak olursak: AB küresel batarya üretiminin ancak yüzde 7’sini yapabiliyor. ABD’nin payı yüzde 6, Çinli üreticilerin payı yüzde 83. AB batarya üretim kapasitesinin sadece yüzde 15’i Avrupa merkezli şirketler tarafından yönetiliyor. Üretimin yüzde 75’i Kore şirketlerine ait.</p>
<p><strong>Elektrikli otomobilin değerinin </strong><strong>%40’ını batarya hücresi oluşturuyor</strong></p>
<p>AB, 2023 yılında yaklaşık 27 milyar avro değerinde batarya ithalatı yaptı. Bu ithalatın yüzde 90’ı üç Asya ülkesinden geldi. Çin tek başına toplam ithalatın yüzde 87’sini karşıladı.</p>
<p>Batarya hücreleri, ortalama bir elektrikli otomobilin değerinin yüzde 40’ına karşılık geliyor. Anot ve katot aktif malzemeleri, pil hücrelerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 10 ve yüzde 50’sini oluşturuyor. Çin, küresel kurulu katot aktif malzeme üretim kapasitesinin neredeyse yüzde 90’ına ve anot aktif malzeme üretim kapasitesinin yüzde 97’sinden fazlasına sahip.</p>
<p>Çin, dünya batarya hücrelerinin yüzde 76-85’ini üretiyor. AB ve ABD’nin payı her biri için yaklaşık yüzde 5 civarında. 2028 yarı iletken çip ve mikro işlemci kapasite gelişim projeksiyonlarına göre Çin’in payı yüzde 52 iken ABD yüzde 10, AB yüzde 8 paya sahip.</p>
<p>Ham maddeler açısından baktığımızda, AB’nin temel batarya malzemeleri için ithalat bağımlılığı doğal grafitte yüzde 99, manganezde yüzde 96, kobaltta yüzde 81, lityumda yüzde 81, nikelde yüzde 31. İşleme ve rafinasyon sürecinde AB, kobalt işlemede küresel olarak yüzde 12’lik bir paya sahip. Lityum, grafit ve nikelin işlenmesi tümüyle Çin’in hâkimiyetinde. Çin, küresel lityum ve kobalt işleme kapasitesinin yüzde 50’sinden fazlasını kontrol ediyor.</p>
<p>AB’nin rafine edilmiş malzemeler için ithalata bağımlılığı: Lityumda yüzde 100, nikelde yüzde 75, manganezde yüzde 66, kobaltta yüzde 1. AB’nin geri dönüşümden elde edilen ikincil üretimi, nadir toprak elementleri dâhil birçok malzeme için sıfıra yakın. Kobaltta yüzde 22, nikelde yüzde 16, manganezde yüzde 9, nadir toprak malzemesinde yüzde 1, lityumda yüzde 0.</p>
<p>ACEA’nın görevlendirdiği Mobility Global tarafından yapılan yeni bir çalışmaya göre düşük, orta ve yüksek talebi içeren tüm senaryolarda, Avrupa’da pil hücresi üretiminin 2032 yılına kadar 306 GWh’ye ulaşması beklenmesine rağmen arzın talebi karşılaması beklenmiyor.</p>
<p><strong>Batarya arzında 3 milyon </strong><strong>araç için teşvik riski</strong></p>
<p>Sınırlı arz, “AB’de üretilmiştir” teşviklerinden yararlanmaya hak kazanacak araç sayısının artırılmasının önündeki en önemli kısıtlama olarak görülüyor. IAA’nın 2028’de yürürlüğe girmesi hâlinde yaklaşık 3 milyon aracın arz yetersizliği nedeniyle ilgili teşviklerden yararlanamayacağı vurgulanıyor. Orta ve ağır ticari araçlar için bu zorluk daha da belirgin. Arz-talep açığı 2032 yılına kadar genişlemeye devam ederek 23 GWh’ye ulaşacak ve Avrupa’daki mevcut arzın yaklaşık dört katı kadar talep oluşacak.</p>
<p>Bu durumda otomotiv sanayisindeki bu boşluğu AB’nin yerli üreticileri dolduramayacak. Göründüğü kadarıyla 30 yıllık gümrük birliği paydaşı olarak AB menşeli ortaklara sahip bizim otomotiv sanayimize de bir rol düşmeyecek. Hatta Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç’ın da ‘Fransa Ülke Günü’ etkinliğindeki konuşmasında altını çizdiği gibi, gümrük birliği ülkelerinden gelen içeriklerin Birlik menşeli sayılmasına karşın bu uygulama “açık”, “öngörülebilir” ve “uygulamada garanti altına alınmış” olmayacak.</p>
<p>Yani otomotivde sürpriz şaşırtmayacak...</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ab-otomotivde-surpriz-yapar-mi-88292</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AB otomotivde sürpriz yapar mı? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
