<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbulun-su-guvenligi-dijital-akla-emanet-78374</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 08:31:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstanbul’un su güvenliği dijital akla emanet</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İstanbul’da su artık yalnızca barajlar, borular ve arıtma tesisleriyle değil; veri, yapay zekâ ve anlık karar alma kapasitesiyle yönetiliyor. Her gün 3 milyon metreküp suyu 20 milyonu aşkın insana ulaştıran İSKİ, dijital dönüşümle arıza müdahale süresini 24 saatten 5 saate indirirken, SmartWater360 projesiyle su yönetimini “kamusal teknoloji” meselesine dönüştürüyor. İklim krizi, kuraklık ve nüfus baskısı büyürken, İstanbul’un su güvenliği artık fiziksel altyapı kadar dijital akla da emanet.</strong></p>
<p>İstanbul’da suyun hikâyesi artık yalnızca baraj doluluk oranlarıyla, yağış beklentileriyle ya da yeni hat yatırımlarıyla yazılmıyor. Su güvenliği, giderek daha fazla veri merkezlerinde, yapay zekâ destekli analizlerde, akıllı şebekelerde ve sahaya saniyeler içinde yön veren dijital sistemlerde şekilleniyor. Çünkü 20 milyonu aşkın insanın yaşadığı bir şehirde suyu yönetmek, artık sadece altyapı işletmek değil; iklim krizine, kuraklığa, nüfus baskısına ve kentleşmenin hızına karşı stratejik bir dayanıklılık inşa etmek anlamına geliyor.</p>
<p>Her gün 3 milyon metreküp suyu 7 milyondan fazla aboneye ulaştıran İSKİ için teknoloji, bir destek fonksiyonu olmanın çok ötesine geçmiş durumda.</p>
<p>İstanbul’un suyu; barajlardan arıtma tesislerine, 23 bin kilometrelik içme suyu hattından 19 bin kilometrelik atık su ağına uzanan dev sistem içinde akarken, bu sistemin görünmeyen omurgasını artık veri oluşturuyor. İSKİ Bilgi İşlem Dairesi Başkanı Tayfun İşbilen’in ifadesiyle su, bugün yalnızca borularla değil, veriyle yönetiliyor. İşbilen’in yorumları şöyle:</p>
<p><strong>Teknoloji, kamusal faydayı büyüten en güçlü araç</strong></p>
<p>“İSKİ, Avrupa’nın en büyük ve dünyanın kendi alanında ilk sıralarında yer alan devasa bir organizasyonu. Yılda 3 milyon çağrı alan, 1 milyonun üzerinde iş emri üreten ve her gün 6 Olimpiyat Stadı’nı dolduracak hacimde, 3 milyon metreküp suyu yöneten bu yapı, 20 milyonu aşkın insanın hayatına doğrudan dokunuyor. İstanbul’un suyu, 7 barajdan başlayıp 24 arıtma tesisinden geçerek 23 bin kilometrelik dev bir hatla halka ulaşıyor. Aynı zamanda 19 bin kilometrelik atık su hattı ve 90 arıtma tesisi ile bu döngü tamamlanıyor. Böylesine karmaşık ve hayati bir yapıda bilişim altyapısını kesinlikle sadece bir destek birimi olarak değil, su yönetiminin stratejik omurgası olarak tanımlıyoruz. Bugünün dünyasında su yönetimi; veriye dayalı, öngörücü ve yapay zekâ destekli bir yapıyı zorunlu kılıyor. Klişe bir söz var hepimizin bildiği; su hayattır. Elektriksiz yaşarız, internetsiz yaşarız ancak susuz yaşayamayız. Bilgi işlem açısından 686 farklı lokasyonda, 7 milyon sistem kullanıcısı ve 23,3 TB büyüklüğündeki veriyle günde yaklaşık 18 milyon işlemi yönetiyoruz. Bizim için teknoloji bir amaç değil; gıda güvenliğinden toplumsal istikrara kadar uzanan bu stratejik alanı yönetmek için kamusal faydayı büyüten en güçlü araç. Bu nedenle kamucu bir bakış açısıyla dijital dönüşümü, kurumun karar alma mekanizmalarını akılla ve veriyle yöneten ana merkez, yani İSKİ’nin bizzat yaşayan omurgası olarak konumlandırıyoruz.”</p>
<p><strong>İstanbullular baraj doluluk oranlarını borsa endeksi gibi anlık takip ediyor</strong></p>
<p>“Bugün İstanbulluların baraj doluluk oranlarını bir borsa endeksi gibi anlık takip etmesi, suyun yaşam kalitemiz üzerindeki doğrudan etkisinin en somut göstergesi. Bu bilinçle, arıza müdahale süresinde sağladığımız yüzde 80’lik devasa iyileşme, aslında içeride kurduğumuz dijital dünyanın sahadaki fiziksel yansıması. Artık arızaları bir vatandaş ihbarının gelmesini ya da hantal bürokratik süreçlerin tamamlanmasını beklemeden, sistem üzerinden gelen anlık uyarılarla tespit ediyoruz. Yenilenen Coğrafi Bilgi Sistemleri (CBS) ve SCADA entegrasyonu sayesinde ekiplerimiz, arızanın tam koordinatını ve şebeke üzerindeki etkilerini daha yola çıkmadan biliyor. Eskiden ‘tespit’ ile geçen saatler, bugün yerini doğrudan ‘çözüme’ bırakmış durumda.</p>
<p><strong>İSKİ, kentin en önemli stratejik dayanıklılık merkezi</strong></p>
<p>“İçme Suyu ve Kanalizasyon Master Planı kapsamında İstanbul’un artan su ihtiyacını karşılamak üzere su arz kapasitesinde yüzde 50 artış hedefleniyor. Bu doğrultuda yeni içme suyu depoları, pompa sistemleri ve yüzlerce kilometrelik iletim hatları hayata geçirilecek. Ancak bu dönüşüm yalnızca fiziksel altyapı yatırımlarıyla sınırlı değil. İSKİ’nin asıl hedefi, tüm süreçlerin veriyle yönetildiği, kararların analitik çıktılarla alındığı ve operasyonların uçtan uca dijitalleştiği bir yönetim modeline geçmek. Bu kapsamda İSKİ Dijital İkiz ve İSKİ AI projeleriyle, şehrin su altyapısı gerçek zamanlı olarak izlenebilecek, senaryolar önceden test edilebilecek ve krizlere karşı proaktif çözümler geliştiriyoruz. Bir kamucu teknolojist olarak teknolojiyi yalnızca sistemleri işletmek için değil, insanı ve geleceği korumak için kullanmak gerektiğine inanıyorum. Bu amaçla İstanbul’un köklü su medeniyeti mirasını, veri ve yapay zekâ ile yeniden yorumlayarak dijital çağın ihtiyaçlarına uygun bir yönetişim modeline dönüştürmeye çalışıyoruz. Çünkü İSKİ, İstanbul için yalnızca bir hizmet kurumu değil; iklim krizine karşı kentin en önemli stratejik dayanıklılık merkezi olmaya devam edecek.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>"SmartWater360 projesi, tasarruf anlayışımızı kökten değiştirdi</strong></span></p>
<p>“Suyun kaynağından abonenin musluğuna kadar geçen tüm süreci; miktarı, kalitesi, basıncı ve şebekenin sağlığı açısından milimetrik bir doğrulukla yönetmek zorundayız. SmartWater360 projemiz, tasarruf anlayışımızı kökten değiştirdi. İstanbul gibi bir megakentte sağlanacak sadece yüzde 10’luk bir verimlilik artışı, Anadolu’daki birçok büyük şehrin toplam tüketiminden daha fazla suyun geri kazanılması demek. Biz bu tasarrufu artık sadece yeni hatlar döşeyerek değil; akıllı şebekeler, yapay zekâ destekli kayıp-kaçak analizleri, akıllı sayaçlar ve enerji optimizasyonu ile yani ‘veriyi yöneterek’ sağlıyoruz. İSKİ’nin SmartWater360 projesiyle dünyanın en prestijli teknoloji platformlarından biri olan Gartner Eye on Innovation Awards’ta, 268 küresel proje arasından EMEA bölgesi ikinciliğine layık görülmesi, sadece bir başarı değil, bir ‘küresel tescil’ niteliğinde. Bu ödül ile İSKİ Türkiye’den bu seviyede derece alan ilk kamu kurumu yaparak tarihe geçti.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>“Suyun Dijital Rönesansı”</strong></span></p>
<p>“DSÖ’nün 2050 projeksiyonları, Türkiye’nin ‘su kıtlığı’ sınırına dayanacağını gösteriyor. Mevcut su kaynaklarımızı fiziksel olarak artırmak artık mümkün değil; ancak sahip olduğumuz her damlayı bilim ve teknolojiyle koruyabiliriz. Biz buna ‘Suyun Dijital Rönesansı’ diyoruz. İSKİ’de başlattığımız dijital dönüşüm, her şeyden önce kuruma bir ‘refleks hızı’ ve ‘stratejik akıl’ kazandırdı. Bu dönüşümün somut kazanımları şu şekilde: Veri transfer hızımızı 5,9 kat, veri merkezi bağlantı hızımızı ise tam 160 kat artırdık. Bu teknolojik şahlanış, ödeme işlemlerini 7,9 kat hızlandırarak vatandaşın zamanını koruma altına aldı. Online işlemler 3,5 kat, dijital sözleşmeler 2,6 kat artarken; dijital fatura sayımız 800 bine ulaştı. Vatandaşlarımız artık 7/24 kesintisiz hizmete ve gerçek zamanlı uyarılara parmak uçlarıyla erişebiliyor. En hayati kazanımımız ise arıza yanıt süresinde yaşandı. Dijitalleşme sayesinde müdahale süresini 24 saatten 5 saate düşürerek yüzde 80’lik bir iyileşme sağladı</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/istanbulun-su-guvenligi-dijital-akla-emanet-78374</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/4/1280x720/tayfun-isbilen-1777613681.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul’un su güvenliği dijital akla emanet ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/faktoring-maliyetlerinde-hizli-gevseme-beklemeyin-78373</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 08:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Faktoring maliyetlerinde hızlı gevşeme beklemeyin&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Finansal Kurumlar Birliği Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, birçok sektörde ticari vadelerin belirgin şekilde uzadığını belirterek sektör verilerinin de bu tabloyu desteklediğini ve faktoring sektöründe ortalama alacak vadeleri 70 gün seviyelerinde seyrettiğini söyledi. Taşdelenler, “Bu yılın seyri açısından bakıldığında, belirleyici unsur para politikasındaki sıkılık derecesi ile jeopolitik risklerin kalıcılığı olacaktır. Sıkılaşmanın uzun süre korunması halinde faktoring maliyetlerinde hızlı bir gevşeme beklemek güçtür” dedi. </p>
<h2>Nakit döngüsü kırılgan hale geliyor </h2>
<p>EKONOMİ’nin sorularını yanıtlayan Taşdelenler, son dönemde reel sektörün karşı karşıya kaldığı tabloyu yalnızca “maliyet artışı” başlığıyla açıklamanın artık yeterli olmadığını belirterek bugün şirketlerin, jeopolitik gerilimleri, enerji ve lojistik maliyetlerindeki oynaklığı, kur riskini, dış talepteki zayıflamayı ve finansman koşullarındaki sıkılaşmayı aynı anda yönetmek zorunda kaldığını vurguladı. Bu çok katmanlı baskı ortamının ise işletmeler için öngörülebilirliği ciddi ölçüde azalttığını kaydeden Taşdelenler, “Bugün asıl kritik konu maliyetin ötesinde, bu maliyetlerin nakde dönüş süresi. Çünkü belirsizlik arttıkça vadeler uzuyor, ödeme disiplini zayıflıyor ve işletmelerin nakit döngüsü daha kırılgan hale geliyor. Bu nedenle jeopolitik riskler artık şirket bilançolarına doğrudan yansıyan somut bir ekonomik faktör haline gelmiş durumda” dedi.</p>
<p>Taşdelenler, bir şirket alacağını zamanında tahsil edemiyorsa nakit dengesinin çok kısa sürede bozulabildiğine işaret ederek şunları söyledi: “Son yıllarda iş dünyasında net şekilde görülen bir gerçek var: bilanço üzerindeki kârlılık ile kasadaki nakit aynı şey değil. Şirketlerin kırılganlığı tam da bu noktada yoğunlaşıyor. Çünkü işletmeler artık yalnızca maliyet yönetimi yapmıyor; vadeyi, tahsilatı, ödeme takvimini ve nakde dönüş süresini birlikte yönetmek zorunda kalıyor.”</p>
<h2>Ticari vadeler belirgin şekilde uzadı </h2>
<p>Reel sektörün finansmanın ihtiyacının önemli bir bölümünün işletme sermayesinden kaynaklandığını dile getiren Taşdelenler, şirketler için nakit akışının sürekliliğinin önemli olduğunu en kritik sorunun da “ne kadar kazanıyorum” değil, “ne kadar sürede tahsil ediyorum” olduğunu belirtti. Son dönemde en belirgin değişimin, vadelerin uzaması ve tahsilat davranışının daha temkinli ve seçici hale gelmesi olduğuna dikkat çeken Taşdelenler, “Sahada gözlemlediğimiz kadarıyla birçok sektörde ticari vadeler belirgin şekilde uzamış durumda. Sektör verileri de bu tabloyu destekliyor. Faktoring sektöründe ortalama alacak vadeleri 70 gün seviyelerinde seyrediyor” diye konuştu.</p>
<p>Faktoring sektörünün işletmenin kendi ticari faaliyetinden doğan değeri, yani alacağını esas alan bir çözüm sunduğunu hatırlatan Taşdelenler özellikle krediye erişim koşullarının sıkılaştığı dönemlerde, KOBİ’lerin teminat ve limit kaynaklı kısıtlarla daha sık karşılaştığını ve banka kredisi dışındaki finansman çözümlerine olan ihtiyacının arttığını söyledi. Faktoring sektörünün 2025 yılı itibarıyla işlem hacminin 1.7 trilyon TL’ye, aktif büyüklüğünün ise 457 milyar TL seviyesine ulaştığını kaydeden Taşdelenler, büyümenin sektörel hacim artışı olarak değerlendirilemeyeceğini aynı zamanda reel sektörün ihtiyaç yapısındaki dönüşüme de işaret ettiğini söyledi. Taşdelenler’in verdiği bilgiye göre faktoring sektöründe son bir yılda işlem hacminde yaklaşık yüzde 39, aktif büyüklükte ise yüzde 45 seviyesinde bir artış gerçekleşti.</p>
<h2>Sıkı para, maliyetleri yukarı taşıdı </h2>
<p>Faktoring maliyetlerinin finansal sistemdeki genel fonlama koşullarıyla doğrudan bağlantılı olduğuna işaret eden Taşdelenler, TCMB’nin sıkı para politikası, piyasa faizlerinin yüksek seyri ve jeopolitik risklerin oluşturduğu belirsizliğin, faktoring şirketlerinin fonlama maliyetlerini yukarı taşıdığını vurguladı. Faktoringde işlemin vadesi, alıcının ödeme performansı, garanti unsuru, müşterinin sektörü ve işlem hacmi gibi unsurların fiyatlamayı doğrudan etkilediğini hatırlatan Taşdelenler faktoring şirketlerinin kullandığı kredilerinin 2024 sonundaki 219 milyar TL’den 2025 sonunda 302 milyar TL’ye, alacaklarının ise 288 milyar TL’den 410 milyar TL’ye yükseldiğini söyledi.</p>
<h2>Belirleyici unsur para politikası </h2>
<p>Taşdelenler şöyle konuştu: “Faktoring sektöründe bilanço pasifinin yüzde 66’sını banka kredileri oluşturmaktadır. Bu yapı nedeniyle kredi maliyetlerindeki artış, doğrudan müşteriye yansımaktadır. Ancak bu artış her firmada aynı ölçüde hissedilmemektedir. Risk kalitesi yüksek, tahsilat yapısı güçlü ve vadesi daha kısa işlemlerde maliyet daha kontrollü seyretmektedir. Bu yılın seyri açısından bakıldığında, belirleyici unsur para politikasındaki sıkılık derecesi ile jeopolitik risklerin kalıcılığı olacaktır. Sıkılaşmanın uzun süre korunması halinde faktoring maliyetlerinde hızlı bir gevşeme beklemek güçtür. Buna karşılık enflasyonda daha belirgin bir düşüş, piyasa faizlerinde normalleşme ve dış risk algısında iyileşme görülürse maliyet tarafında kademeli bir normalleşme görülebilir.”</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Takipteki alacaklarda artış görülmesi şaşırtıcı olmaz"</span></h2>
<p>Finansal Kurumlar Birliği Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, takibe düşen alacaklar tarafında son dönemde negatif yönde bir hareketlenme olduğunun görüldüğünü ancak bu bozulmanın şu aşamada kontrol edilebilir düzeyde olduğunu belirtti. Taşdelenler şunları söyledi: “Bununla birlikte verinin ikinci tarafına da bakmak gerekir. Sektör aynı dönemde güçlü bir büyüme sergiledi. Yani takipteki alacaklardaki artış, büyüyen sektör hacmiyle birlikte okunmalıdır. Önümüzdeki dönem için risk tamamen ortadan kalkmış değil. Vadelerin uzadığı, tahsilat davranışının zayıfladığı, finansman koşullarının sıkı kaldığı ve reel sektörün nakit akışı baskısı altında olduğu bir ortamda takipteki alacaklarda bir miktar daha artış görülmesi şaşırtıcı olmaz. Özellikle düşük marjla çalışan, tahsilat gücü zayıflayan ve iç talep-dış talep dengesinde zorlanan firmalarda bu baskı daha belirgin hissedilebilir. Bu süreçte, faktoring şirketlerinin risk seçiciliğini artırması, tahsilat ve garanti fonksiyonunu daha dikkatli işletmesi ve karşılık yapısını güçlendirmesi sayesinde bu alanın yönetilebilir kalması beklenebilir.”</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/faktoring-maliyetlerinde-hizli-gevseme-beklemeyin-78373</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/3/1280x720/nurcan-tasdelenler-1777613216.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ FKB Faktoring Sektörü Başkanı Nurcan Taşdelenler, bu yıl para politikasındaki sıkılık derecesi ile jeopolitik risklerin kalıcılığının sektörde maliyetleri şekillendireceğine işaret ederek, sıkılaşmanın uzun süre korunması halinde faktoring maliyetlerinde gevşeme görülmeyeceğine dikkat çekti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turizm-savasa-ragmen-ilk-ceyrekte-buyudu-78372</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 08:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm savaşa rağmen ilk çeyrekte büyüdü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ortadoğu’daki savaşa rağmen yılın ilk çeyreğinde turizmde durumu “en azından şimdilik” kurtarmayı başarmış görünüyor. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İstanbul’da Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısında 2026 yılı ilk çeyrek turizm verilerini açıkladı.</p>
<p>Ersoy’un verdiği bilgiye göre yılın ilk üç ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4,2’lik artışla 9 milyon 219 bine ulaştı. Özellikle savaşın en yoğun yaşandığı aylardan martta turist sayısının geçen yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 artışla 3 milyon 240 bine çıkması iyi bir gerçekleşme. Turizm geliri de ilk çeyrekte yine yüzde 4,2 artışla 9 milyar 896 milyon dolar oldu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/69f438047bc82-1777612804.jpg" alt="" width="450" height="253" />
<figcaption><strong>Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, savaşta kalıcı bir ateşkesin ilanıyla birlikte turizmde hızlı bir toparlanma olacağını söylüyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Küresel ölçekte son derece hassas bir dönemden geçildiğini ifade eden Ersoy’a göre bugün Türkiye dahil dünyanın önde gelen turizm destinasyonlarının tamamı başta çatışma bölgelerine olan mesafeleri, bulunduğu coğrafya ve komşuları ile orantılı olarak benzer etkilerle karşı karşıya bulunuyor.</p>
<p>İlk çeyrek verilerinin tüm küresel zorluklara rağmen turizmde yılın artıda karşılandığını gösterdiğini söyleyen Ersoy bu tablonun planlı, koordineli ve sahada aktif şekilde yürütülen bir sürecin sonucu olduğunun altını çiziyor.</p>
<p>Öncelikle tanıtım tarafında çok güçlü bir refleks gösterilmiş. Savaşın başlamasında hemen sonra birçok hedef pazarda tanıtım çalışmalarını 2 katına çıkartılıp Türkiye’nin güçlü, güvenli ve cazip bir destinasyon olduğu mesajı küresel ölçekte verilmiş. ‘Erişilebilirlik’ ve ‘kapasite yönetimi’ konularında havayolu sektörü ve tur operatörleriyle yoğun işbirliği yürütülmüş.</p>
<p>Süreci yalnızca ilk çeyrek verileriyle sınırlı değerlendirmediklerini söyleyen Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy şöyle konuştu: “Özellikle zor bir ikinci çeyreğin ve savaşın yarattığı olumsuzlukların da yoğun hissedileceği bir sürecin bizi beklediğini görebiliyoruz. Çatışma sürecindeki belirsizlik, enerji fiyatlarındaki anlık dalgalanmalar ve küresel ekonomiye getirdiği yükler kalıcı ateşkes sağlanana kadar ki süreçte turistik seyahatlerde son dakika rezervasyonlarının yoğun yaşanacağı bir dönemi işaret ediyor. Gerçekleşirse kalıcı ateşkes ile birlikte son derece hızlı bir toparlanmanın olacağını öngörüyoruz.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/turizm-savasa-ragmen-ilk-ceyrekte-buyudu-78372</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, savaşta kalıcı bir ateşkesin ilanıyla birlikte turizmde hızlı bir toparlanma olacağını söylüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tvfnin-borclanma-yetkisi-kaldirilmali-verimsiz-kamu-harcamalari-kisilmali-78370</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;TVF&#039;nin borçlanma yetkisi kaldırılmalı, verimsiz kamu harcamaları kısılmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>TEPAV yılın ilk çeyreğinde Merkezi Yönetim Bütçesi ile Hazine’nin borç durumuna ilişkin analiz yaptı. Analizde ilk çeyrek bütçesinin 420 milyar lira açık verdiği belirtilirken, personel ve cari transfer harcamalarının enflasyonunun üzerinde arttığı, yatırımların yüzde 32.6 azaldığı vurgulandı. Mali şeffaflık vurgusu yapılan çalışmada, Türkiye Varlık Fonu'nun (TVF) borçlanma yetkisinin kaldırılması, yatırım harcamalarını ötelemek yerine verimsiz kamu harcamalarının kısılması önerildi. Vergi gelirlerindeki artışın kayıt dışılıkla mücadele ve geçici kurumlar vergisi düzenlemelerine bağlandığı çalışmada, “Güçlü manşet verilerine rağmen, bütçe performansındaki iyileşmenin harcama kısıtlamaları ve geçici gelir etkilerine dayanması enflasyon ve risk göstergeleri üzerindeki olumlu etkiyi sınırlandırmıştır” denildi.</p>
<h2>Kırılganlık mali alanı kısıtlıyor</h2>
<p>Çalışmaya göre ilk çeyrekte Hazine 191 milyar lira iç borç ödemesi yaparken, 331 milyar lira borçlanmaya gitti. 2025’ten devreden 957 milyar liralık kasa bakiyesi faiz dışı fazla ve net dış borçlanmaya rağmen, yüksek dış borç ödemelerine bağlı olarak 906 milyar liraya geriledi. Çalışmada borç stokunun enflasyonun üzerinde arttığına işaret edilirken, “Borç stoku GSYH'ye oran olarak uluslararası seviyelerin altında kalmaya devam etse de portföyün yalnızca yüzde 33'ünün TL ve sabit faizli olması döviz kuru, altın, faiz ve enflasyon şoklarına karşı kırılganlığı artırırken mali alanı da kısıtlamaktadır” uyarısında bulunuldu.</p>
<h2>Yükümlülüklerde şeffaflık sorunu </h2>
<p>TEPAV analizinde Türkiye Varlık Fonu’nun Hazine garantili, garantisiz borçları, gelir garantili KOİ projeleri ve borç üstlenim taahhütleri, SGK açıkları, BOTAŞ, TCDD gibi KİT’lerden kaynaklanan finansal riskler, Hazine destekli kefalet sistemleri gibi oluşan koşullu yükümlülüklerin şeffaf olarak raporlanmadığı belirtildi. Bu yüzden de mali risklerin gerçek boyutu ve borç stoku üzerindeki olası etkilerinin tam olarak değerlendirmenin mümkün olmadığına işaret edildi. Bu dönemde maliye politikasının harcamayı kısmak değil, kaynakları enflasyon yaratmayan üretken alanlara ve sosyal programlara kanalize etmeyi amaçlaması gerektiğinin altı çiziliyor. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TEPAV hangi önerilerde bulundu?</span></h2>
<p>■ Yatırım harcamalarının ötelenmesindense kamunun verimsiz tüketim harcamaları sınırlandırılmalı. <br />■ Bütçe kaynakları verimlilik ve istihdam artışı sağlayacak, Türkiye’nin ithalat bağımlılığını azaltacak yatırımlara yönlendirilmeli. <br />■ Öncelikli olarak tarım ve sanayisi politikalarının gözden geçirilmeli, teşvik ve sübvansiyonlar kalkınma hedeflerine uygun olarak belirlenmelidir. <br />■ Dolaylı vergileri de azaltan kapsamlı bir vergi reformu tartışmaya açılmalı. <br />■ Vergi denetimleri, yapay zekâ destekli izleme araçlarıyla daha etkin hale getirilmeli. <br />■ Yönetilen ve yönlendirilen fiyatlara ilişkin kararlar kurala bağlı, öngörülebilir ve enflasyonla mücadeleyi destekleyici yönde olmalı. <br />■ Mali şeffaflık güçlendirilmeli. <br />■ Bütçe kapsamı genişletilerek bütçe dışı harcama yaratan ve gelir elde eden döner sermayeli işletmeler, sosyal yardımlar, özel hesaplar ve benzeri uygulamalar bütçe içine alınmalı. <br />■ Koşullu yükümlülük oluşturan ve borç idaresinin tek elden yönetimi ilkesine aykırılık teşkil eden TVF ve Afet Yeniden İmar Fonu (AYİF) gibi kurumların borçlanma yetkisi kaldırılmalı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tvfnin-borclanma-yetkisi-kaldirilmali-verimsiz-kamu-harcamalari-kisilmali-78370</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/tepav-1757411256.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TEPAV, merkezi yönetim bütçesinde manşet rakamlar güçlü görünmekle birlikte kalıcı iyileşme yaşanmadığını, Türkiye Varlık Fonu, KÖİ projeleri ve Hazine destekli kredi programları gibi kalemlerin mali risklerin boyutunun tam olarak görülmesini engellediğini savundu. TEPAV, notunda , TVF’nin borçlanma yetkisinin kaldırılması gerektiği de ifade edildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altinda-satis-haftasi-78368</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altında satış haftası!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Orta Doğu’daki belirsizlikle dalgalı seyir izleyen altın fiyatları yurtiçi yerleşikleri geçen hafta satışa geçirdi. Merkez Bankası verilerine göre 24 Nisan ile biten geçen hafta kur etkisinden arındırılmış olarak yurtiçi yerleşiklerin döviz mevduatı 726 milyon dolar azaldı. Bu düşüşün 610 milyon doları gerçek kişilerin kıymetli maden hesabı azalışından, 116 milyon doları ise tüzel kişilerin kıymetli maden hesaplarındaki düşüşten kaynakladı. 26 Nisan 2024 haftasında yaşanan 734 milyon dolarlık kıymetli maden hesaplarındaki azalmadan sonraki en sert düşüş geçen hafta gerçekleşti. Altın mevduatında düşüşün de etkisiyle geçen hafta yurtiçi yerleşiklerin yabancı para mevduatı parite etkisinden arındırılmış olarak 1 milyar 18 milyon dolar azaldı.</p>
<h2>Yükseliş 2 milyar dolar </h2>
<p>Geçen hafta gram altın fiyatları haftalık yüzde 2,3 geriledi. Merkez Bankası verilerine göre ABD ve İsrail'in İran'a saldırısının başladığı 28 Şubat'tan bu yana altın fiyatlarındaki dalgalanmayı yurtiçi yerleşikler öncelikli olarak alım fırsatı olarak gördüğünü ortaya koydu. Öyle ki verilere göre parite etkisinden arındırılmış olarak 27 Mart haftasında gerçek kişiler 1.8 milyar dolar, tüzel kişiler 524.5 milyon dolar kıymetli maden mevduatını büyütmüştü.</p>
<p>Savaşın başlamasından bu yana en sert satış ise geçen hafta gerçekleşti. Verilere göre geçen hafta yurtiçi yerleşik kişiler ve tüzel kişilerin parite etkisin den arındırılmış kıymetli maden mevduatındaki azalma 726 milyon dolar oldu. Buna karşılık 27 Şubat'tan bu yana parite etkisinden arındırılmış olarak gerçek kişilerin kıymetli maden mevduatı 1.7 milyar dolar, tüzel kişilerin kıymetli maden mevduatı ise 281.3 milyon dolar artış göstermeye devam ediyor.</p>
<h2>Yabancı üç haftadır net alıcı </h2>
<p>Yurtiçi yerleşiklerin savaş başlangıcından bu yana kıymetli maden mevduatında artış 2 milyar doları geçti. Parite etkisinden arındırılmamış olarak yurtiçi yerleşiklerin kıymetli maden hesaplarının dolar karşılığı geçen hafta 2.9 milyar dolar düşüşle 101.5 milyar dolara geriledi.</p>
<p>Merkez Bankası haftalık menkul kıymet verilerine göre yabancı yatırımcılar geçen hafta devlet tahvillerinde net 193.6 milyon dolar, hisse senetlerinde 328.1 milyon dolar alım gerçekleştirdi. Böylece ateşkesin başlamasından bu yana üç haftadır yabancı yatırımcı TL devlet tahvili ve hisse senedinde kesintisiz net alıcı oldu.</p>
<p>Verilere göre devlet tahvillerinde bu üç haftalık net alım 1 milyar 149,3 milyon dolara , hisse senetlerinde ise 1 milyar 337,8 milyon dolara ulaştı. Savaşın başladığı 28 Şubat'tan bu yana yabancı devlet tahvillerinde halen daha 5.7 milyar dolar net satışı konumunda kalmaya devam ediyor. Hisse senedinde ise savaş hasarı onarıldı ve yabancı 42.1 milyon dolar net alıcı pozisyonuna geçti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TCMB rezervleri 171 milyar dolara geriledi</span></h2>
<p>Merkez Bankası toplam rezervleri, 24 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 415 milyon dolar azalarak 171 milyar 52 milyon dolara geriledi. TCMB'nin net uluslararası rezervleri de, bir önceki haftaya göre 4 milyar 148 milyon dolar düşüşle 54 milyar 230 milyon dolara indi. Bir önceki hafta 39.7 milyar dolar olan swap hariç net rezervler de geçen hafta 36.4 milyar dolara geriledi. Merkez Bankası verilerine göre 24 Nisan itibarıyla brüt döviz rezervleri 870 milyon dolar azalışla 60 milyar 951 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 17 Nisan'da 61 milyar 821 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu. Bu dönemde altın rezervleri de 2 milyar 546 milyon dolar azalışla 112 milyar 647 milyon dolardan 110 milyar 101 milyon dolara indi. Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 24 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 415 milyon dolar azalışla 174 milyar 467 milyon dolardan 171 milyar 52 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altinda-satis-haftasi-78368</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/8/1280x720/kulce-altin-1762502706.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt içi yerleşikler altın fiyatlarında savaş belirsizliğinin yarattığı dalgalanmayı bazı haftalar alım fırsatı olarak görürken geçen hafta son iki yılın en sert satışını gerçekleştirdi. Merkez Bankası verilerine göre kıymetli maden hesapları geçen hafta 726 milyon dolar azaldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankaradan-bu-yil-da-ses-yok-taksim-bu-1-mayista-da-iscisiz-78367</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Taksim bu 1 Mayıs’ta da ‘işçisiz’</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>1 Mayıs 1977’de Taksim Meydanı’ndaki 1 Mayıs kutlamalarında açılan ateş sonucu 40’ın üzerinde kişinin hayatını kaybetmesi üzerinden 49 yıl geçti. Katliamın ardından 1980’den itibaren Taksim’de 1 Mayıs etkinlikleri işçilere kapatıldı. Uzun süre sadece siyasi partiler ve sendikaların temsilcilerinin Taksim Anıtına çelenk bırakmasına izin verildi. 2009 yılında 1 Mayıs’ın bayram olarak ilan edilmesiyle birlikte meydan kitlesel kutlamalara açıldı. 2013 yılına kadar yüzbinlerin katıldığı etkinliklerde herhangi bir olay yaşanmadı. Ancak 2013 yılından itibaren Taksim Projesi kapsamında meydan tekrar işçilere ve kutlamalara kapatıldı. O tarihten bu yana geçmişte olduğu gibi 1 Mayıs’larda sadece siyasi parti temsilcileriyle, sendika yöneticileri çelenk bırakabildiler. Katliamın 49’uncu yılı da benzer görüntülere sahne olacak.</p>
<p>Nitekim daha dünden itibaren Taksim Meydanının etrafına bariyerler konuldu. Taksim Cumhuriyet Anıtı yanı sıra Gezi Parkı’nın çevresi de yine bariyerlerle kapatıldı. Bugün ise Taksim Meydanı ve buraya çıkan bütün yıllar araç ve yaya trafiğine kapatılacak. Yani Ankara’da yeni bir adım atılmaması sebebiyle bu yıl da İşçi sınıfı için sembolik önemi Taksim Meydanı bu 1 Mayıs’ı da işçisiz geçirecek. </p>
<p><strong>TGC'den İçişleri Bakanlığına çağrı</strong></p>
<p>Türkiye Gazetecileri Cemiyeti Yönetim Kurulu, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerini takip edecek gazetecilerin çalışma ve can güvenliklerinin sağlanması amacıyla İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Açıklamada şu görüşlere yer verildi: “1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü, demokratik toplumlarda basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından en önemli günlerden biridir. Emek örgütlerinin etkinliklerini takip ederken gazeteciler, halkın haber alma hakkının güvencesi olarak kamusal bir sorumluluk üstlenmektedir. Anayasa’nın basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü güvence altına alan hükümleri uyarınca gazetecilerin haber takibi sırasında çalışma ve can güvenliklerinin korunması devletin temel yükümlülükleri arasındadır. Basın özgürlüğünün etkin biçimde kullanılabilmesi ancak gazetecilerin herhangi bir baskı, engelleme, fiziksel müdahale ya da özgürlüklerinden yoksun bırakılma riskiyle karşılaşmadan görev yapabilmelerine bağlıdır. Geçmiş yıllarda 1 Mayıs etkinliklerini izleyen çok sayıda gazetecinin haksız gözaltı, fiziksel müdahale, ekipmanlarına zarar verilmesi ve haber takibinin engellenmesi gibi uygulamalarla karşı karşıya kaldığını biliyoruz. Bu tür müdahaleler yalnızca gazetecilerin değil, toplumun haber alma hakkını ve demokratik kamu düzenini de zedelemektedir. Türkiye Gazetecileri Cemiyeti olarak; İçişleri Bakanlığı’ndan 1 Mayıs’ta tüm illerdeki etkinlikleri izleyecek gazetecilerin görevlerini özgürce yerine getirebilmesi için çalışma güvenliklerinin sağlanmasını, haber takibinin engellenmemesini ve hukuka aykırı gözaltı uygulamalarından kaçınılmasını talep ediyoruz. Tüm basın emekçilerinin ve yurttaşlarımızın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü kutluyoruz.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ankaradan-bu-yil-da-ses-yok-taksim-bu-1-mayista-da-iscisiz-78367</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/02/isci-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara’dan bu yıl da ses yok, Taksim bu 1 Mayıs’ta da ‘işçisiz’ ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhtesem-yedilinin-havasi-savasla-soner-mi-78365</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Muhteşem Yedili’nin havası savaşla söner mi?            </title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>S&amp;P 500 Endeksi denildiğinde akla hâlâ “ABD ekonomisinin geniş tabanlı özeti” geliyor olabilir. Ancak özellikle Muhteşem Yedili’nin piyasa değerinin endeksteki ağırlığının giderek artması bu romantik anlatıyı epey zorluyor. Bu durum iyi günde avantaj olabilir. Ama ya jeopolitik risklerin arttığı, örneğin İran–İsrail/ABD hattında tansiyonun yükseldiği “yağmurlu günlerde”? Borsada işler tersine döndüğünde, muhteşem yedili muhteşem bir kırılganlığa dönüşür mü?</p>
<p><strong>Muhteşem Yedili neydi?</strong></p>
<p>Muhteşem Yedili (MagSeven), ABD Nasdaq borsasında işlem gören en büyük 7 teknoloji şirketi olan Apple, Microsoft, Nvidia, Alphabet (Google), Amazon, Meta ve Tesla’yı içeriyor. İsim, 1960 yapımı John Sturges klasiği “Muhteşem Yedili” filminden ödünç alınmış; filmde kasabayı koruyan, her biri kendi alanında “efsane” olan yedi silahşörün hikâyesi anlatılıyor.</p>
<p>17.3.2026 tarihi itibarıyla MagSeven’ın S&amp;P 500 Endeksi’ndeki ağırlığı 20,3 trilyon dolar ile %33’e ulaştı.<strong><sup>1</sup></strong> Başka bir ifadeyle, endeksteki her 3 dolarlık hareketin neredeyse 1 doları sadece bu yedi şirketten gelebilir. 2015’te bu oran %12 civarındaydı. Yani on yılda endeks içindeki etki neredeyse üçe katlanmış. S&amp;P 500’ün adı aynı kaldı, ama ruhu ciddi biçimde değişti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f42eedda91c-1777610477.png" alt="" width="700" height="406" /></p>
<p><strong>Yoğunlaşmanın nedeni: </strong><strong>Endüstri 5.0 ve yapay zeka</strong></p>
<p>Bu yoğunlaşmanın arkasındaki temel neden kuşkusuz Endüstri 5.0 dünyasındaki yapay zekâ devrimi. Endeksin piyasa değeri ağırlıklı yapısı da bu etkiyi görünür kılıyor. Bununla birlikte, Ortadoğu’daki savaşın neden olduğu jeopolitik şoklar bu yapının kırılgan yönlerini daha görünür hale getiriyor. Savaşın başladığı 28.2.2026 tarihinden sonra neler olduğuna bakalım:</p>
<p>-Enerji fiyatlarındaki sıçrama → enflasyon-faiz beklentilerini yukarı çekiyor</p>
<p>-Yüksek faiz ortamı → özellikle uzun vadeli büyüme hisselerini baskılıyor</p>
<p>Dolayısıyla, teknoloji şirketleri üzerinde savaşın doğrudan etkisi sınırlı olsa bile, makro kanal üzerinden değerlemelerin baskılanma potansiyeli oldukça yüksek. Bugün Nvidia’nın tek bir bilançosu S&amp;P 500’ün yönünü belirleyebiliyor. Meta’nın reklam gelirlerindeki revizyon manşetleri değiştirebiliyor. Ancak aynı yoğunlaşma, kötü senaryoda bu etkinin negatif yönde de çalışabileceğini gösteriyor.</p>
<p><strong>Teknoloji kağıtları ve yatırımcı psikolojisi</strong></p>
<p>Yakın geçmişte S&amp;P 500 endeksini (fon olarak) satın almak, geniş bir sektör çeşitliliği anlamına geliyordu. Bugün ise fiilen yüksek dozda teknoloji ve yapay zekâ temalı hisse satın alınması anlamına geliyor. Ancak tam da bu nedenle beklentiler de son derece yüksek. Ne de olsa yapay zeka devrimini idrak ediyoruz.</p>
<p>Jeopolitik belirsizliklerin arttığı dönemlerde yatırımcı davranışı hızla “riskten kaçış” moduna geçebiliyor.  Mevcut savaşta ise piyasalarda (şimdilik) sınırlı bir riskten kaçış davranışı gözleniyor. Dolar (şimdilik) güçlenirken, altın ve ABD tahvilleri beklentilerin aksine değer kaybetti. Asıl belirleyici unsur, petrol fiyatlarının sert yükselmesiyle şekillenen enflasyon beklentileri ve buna bağlı faiz artışı senaryoları oldu. Bu durum, başta yüksek çarpanlı teknoloji hisseleri olmak üzere büyüme odaklı varlıklar üzerinde ek bir baskı yarattı.</p>
<p><strong>Riskler: Muhteşem yedili yatırımcıyı üzer mi?</strong></p>
<p>Şimdilik borsalarda çok sert bir düşüş ile fiyatlanmamış olsa da,  İran–İsrail/ABD hattındaki çatışmanın daha da derinleşmesi küresel risk iştahını tümden kaçırabilir. Huzursuz dünyanın huzursuz yatırımcısı olarak Muhteşem’den de, internet balonu dönemindekine benzer, bir terslik görür müyüz? Bu mümkün. Bu olası senaryo biraz da yatırımcıların yapay zekânın dönüştürücü gücüne yönelik iyimserliğinde bir kırılma olup olmamasıyla ilişkili.<strong><sup>2</sup></strong></p>
<p> </p>
<p><strong>[1]</strong> https://www.fool.com/research/magnificent-seven-sp-500/</p>
<p><strong>2</strong> https://fortune.com/2025/07/25/sp500-magnificent-7-pricing-apollo-economist-torsten-slok/</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/muhtesem-yedilinin-havasi-savasla-soner-mi-78365</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Muhteşem Yedili’nin havası savaşla söner mi?             ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslek-hastaligi-ve-isverenlerin-bildirim-yukumlulugu-78363</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Meslek hastalığı ve işverenlerin bildirim yükümlülüğü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sigortalının çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, bedensel veya ruhsal engellilik halleri sosyal güvenlikte meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), bu tür hastalıkların tespiti ve değerlendirilmesi sürecinde önemli bir rol oynamaktadır. Sigortalının çalıştığı iş yerinde maruz kaldığı zararlı etkenlerin meslek hastalığına sebep olup olmadığını belirleyen süreç, iş sağlığı ve güvenliği açısından da büyük önem taşımaktadır.</p>
<p><strong>Meslek hastalığının şartları</strong></p>
<p>Sosyal güvenlik yönünden bir hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilebilmesi için bazı şartların yerine getirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede;</p>
<p>- İlgili kişinin sosyal güvenlik yönünden sigortalılık niteliğinin bulunması,</p>
<p>- Hastalığın yapılan işin niteliği veya işin yürütüm şartları sonucu ortaya çıkması,</p>
<p>- Hastalığın, SGK Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinde yer alması ve Yönetmelikte belirtilen süre içinde meydana gelmesi,</p>
<p>- Meslek hastalığı olduğuna SGK Sağlık Kurulunca karar verilmesi unsurlarının bir arada gerçekleşmesi gerekmektedir.</p>
<p><strong>Meslek hastalığının tespiti </strong></p>
<p>Meslek hastalığının tespit edilmesi süreci, genel olarak çalışanın şikayeti üzerine başlamaktadır. Çalışan, meslek hastalığından şüphelendiğinde işyeri hekimine ya da SGK tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarına başvurmaktadır. Hastalığın meslek hastalığı olup olmadığına ilişkin kesin teşhis, bu sağlık kuruluşlarının yaptığı tetkik ve değerlendirmeler sonucunda belirlenmekte ve eğer çalışan, meslek hastalığına yakalanmış ise, bu durum raporlanmakta ve SGK'ya bildirilmektedir.</p>
<p>Dolayısıyla, sigortalının çalıştığı işten dolayı meslek hastalığına tutulduğu;</p>
<p>- SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmet sunucuları tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen sağlık kurulu raporu ve bu raporun dayanağı diğer tıbbi belgelerin,</p>
<p>- SGK tarafından gerekli görülmesi halinde işyerindeki çalışma şartlarını ve buna bağlı tıbbi sonuçları ortaya koyan denetim raporları ve gerekli diğer belgelerin,</p>
<p>SGK Sağlık Kurulunca incelenmesiyle tespit edilmektedir.</p>
<p><strong>Meslek hastalığı olarak </strong></p>
<p><strong>kabul edilen hastalıklar</strong></p>
<p>Sigortalının <strong>çalıştığı veya yaptığı işin niteliğinden dolayı tekrarlanan bir sebeple</strong> veya <strong>işin yürütüm şartları yüzünden</strong> uğradığı geçici veya sürekli hastalıklar meslek hastalığı olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Meslek hastalıkları, çeşitli sektörlere ve iş kollarına göre farklılık gösterebilmektedir.</p>
<p>Genel olarak, meslek hastalıkları <strong>kimyasal, fiziksel, biyolojik</strong> ve <strong>ergonomik</strong> etkenlerden kaynaklanan hastalıklar olarak dört ana grupta toplanmaktadır.</p>
<p>Kimyasal etkenlere maruz kalan çalışanlar, solunum yolu hastalıkları, deri hastalıkları ya da zehirlenmeler gibi sorunlar yaşayabilir.</p>
<p>Fiziksel etkenler ise genellikle işitme kaybı, kas-iskelet sistemi bozuklukları ya da göz problemleri şeklinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<p>Biyolojik etkenlere bağlı meslek hastalıkları, genellikle enfeksiyon hastalıkları olup, özellikle sağlık sektörü çalışanları bu tür risklerle karşı karşıya kalabilmektedir.</p>
<p>Ergonomik etkenler ise, sürekli tekrarlayan hareketler sonucu oluşan kas ve eklem hastalıklarına yol açmaktadır.</p>
<p>Kömür madenlerinde çalışan sigortalıların tutuldukları <strong>“Pnömokonyoz”</strong> ve <strong>“Antrekozis"</strong>, mermer ocakları veya kot taşlama işyerlerinde çalışanların tutuldukları <strong>“Silikozis”</strong>, tütün işletmelerinde çalışan sigortalıların yakalandıkları <strong>“Tabakozis”</strong> hastalığını meslek hastalıklarına örnek verebiliriz.</p>
<p>Hangi hastalığın meslek hastalığı sayılacağı, bu hastalıkların işten ayrıldıktan ne kadar zaman sonra ortaya çıktığı, meslek hastalığının o işten ileri gelmiş kabul edilmesi ve meslekte kazanma gücü kayıp oranı gibi hususlar, SGK’nın Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği’nde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.</p>
<p><strong>Meslek hastalığı istatistikleri</strong></p>
<p>SGK tarafından yayımlanan istatistiklere göre, <strong>2024 yılında</strong> meslek hastalıklarıyla ilgili olarak bildirilen toplam vaka sayısı <strong>888</strong> civarındadır. Ancak meslek hastalığı tanısının konulması ve raporlanmasında eksiklikler olduğundan, bu sayının gerçekte daha yüksek olma ihtimali bulunmaktadır.</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) verilerine göre de, her yıl dünya genelinde <strong>yaklaşık 3 milyon</strong> iş kazası ve meslek hastalığına bağlı <strong>ölüm vakası</strong> meydana gelmektedir.</p>
<p>AB İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) verilerine göre, AB genelinde en çok raporlanan meslek hastalıkları arasında kas-iskelet sistemi bozuklukları, solunum yolu hastalıkları ve işitme kaybı gibi rahatsızlıklar yer almaktadır. Türkiye'de meslek hastalıklarına en çok maruz kalan iş kolları ise ağır sanayi, maden işçiliği ve tekstil sektörleridir. Bu veriler, meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik farkındalığın artırılması ve iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin yaygınlaştırılması gerekliliği ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong>Meslek hastalığı halinde sağlanan haklar</strong></p>
<p>Meslek hastalığına yakalanan çalışanlara sosyal güvenlik yönünden çeşitli haklar sağlanmaktadır.</p>
<p>Bu haklar, çalışanın iş gücü kaybı oranına ve hastalığın derecesine göre farklılık göstermektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, meslek hastalığı halinde SGK tarafından sigortalıya;</p>
<p>- Geçici iş göremezlik durumunda, her gün için <strong>geçici iş göremezlik ödeneği</strong> verilmesi,</p>
<p>- Sürekli iş göremezlik halinde, <strong>sürekli iş göremezlik geliri</strong> bağlanması,</p>
<p>- Meslek hastalığı sonucu <strong>ölen sigortalının</strong> <strong>hak sahiplerine gelir</strong> bağlanması,</p>
<p>- Meslek hastalığı sonucu <strong>ölen sigortalı için cenaze ödeneği</strong> verilmesi,</p>
<p>- Gelir bağlanmış olan <strong>kız çocuklarına evlenme ödeneği</strong> verilmesi şeklinde yardım sağlanmaktadır.</p>
<p><strong>Sürekli iş göremezlik geliri </strong></p>
<p>Sürekli iş göremezlik geliri, meslek hastalığı sonucunda çalışanın iş gücü kaybı yaşadığı durumlarda devreye girmektedir.</p>
<p>Bu çerçevede, SGK tarafından yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının (Sağlık Bakanlığı’na bağlı Meslek Hastalıkları Hastaneleri, Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Devlet Üniversitesi Hastaneleri) sağlık kurulları tarafından verilen raporlara istinaden SGK Sağlık Kurulu’nca <strong>meslekte kazanma gücünün %10 ve üzerinde</strong> <strong>azaldığının tespiti halinde</strong> sigortalıya sürekli iş göremezlik geliri bağlanmaktadır.</p>
<p><strong>İşverenlerin meslek hastalığı olaylarını </strong><strong>SGK’ya bildirme yükümlülüğü</strong></p>
<p>İş kazası bildirimlerin süresinde yapılıp yapılmadığı SGK tarafından kontrol edilmekte ve idari para cezası uygulamasında 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 26 ncı maddesinde öngörülen cezalar uygulanmaktadır.</p>
<p>Uygulanacak idari para cezası tutarı ise 6331 Kanunun 26 ncı maddesinde <strong>işyerinde çalışan sayısı</strong> ve <strong>işyerinin tehlike sınıfına</strong> göre farklı şekilde belirlenmiştir.</p>
<p>Buna göre; meslek hastalığı bildirimlerinin süresinde yapılmaması halinde <strong>2026 yılında uygulanacak olan idari para cezaları</strong> aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.</p>
<table width="100%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="4" width="100%">
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>MESLEK HASTALIĞI BİLDİRİMİ İDARİ PARA CEZASI TUTARLARI (2026)</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p><strong>Tehlike Sınıfı</strong></p>
</td>
<td width="25%">
<p><strong>10’dan Az</strong></p>
<p><strong>Çalışanı Olan</strong></p>
</td>
<td width="25%">
<p><strong>10-49 Arası</strong></p>
<p><strong>Çalışanı Olan</strong></p>
</td>
<td width="25%">
<p><strong>50 ve Fazla</strong></p>
<p><strong>Çalışanı Olan</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p>Az Tehlikeli</p>
</td>
<td width="25%">
<p>44,443</p>
</td>
<td width="25%">
<p>44,443</p>
</td>
<td width="25%">
<p>66,664</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p>Tehlikeli</p>
</td>
<td width="25%">
<p>55,553</p>
</td>
<td width="25%">
<p>66,664</p>
</td>
<td width="25%">
<p>88,886</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="24%">
<p>Çok Tehlikeli</p>
</td>
<td width="25%">
<p>66,664</p>
</td>
<td width="25%">
<p>88,886</p>
</td>
<td width="25%">
<p>133,329</p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>İşverenlerin meslek hastalığı olaylarını süresinde bildirmemeleri durumunda yukarıda belirtilen idari para cezalarına ilave olarak bildirimin SGK’ya yapıldığı tarihe kadar sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği de SGK tarafından işverenlerden tahsil edilmektedir.</p>
<p>Yine, yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının meslek hastalığı tanısı koydukları vakaları <strong>en geç 10 gün içinde</strong> SGK'ya bildirmemeleri halinde <strong>44.443 TL</strong> idari para cezası uygulanmaktadır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/meslek-hastaligi-ve-isverenlerin-bildirim-yukumlulugu-78363</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Meslek hastalığı ve işverenlerin bildirim yükümlülüğü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ciplerin-golgesinde-bist-100un-yukselisi-78362</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çiplerin gölgesinde BİST 100’ün yükselişi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yedi dev teknoloji şirketinin S&amp;P 500 endeksindeki ağırlığı yüzde 35 seviyesine ulaştı. Google, Meta, Microsoft, Apple ve Amazon’un bu hafta açıkladıkları ilk çeyrek bilançoları genel olarak iyiydi. Fakat daha da artacak sermaye harcamalarının kâr marjlarına yapabileceği baskı tamamen göz ardı ediliyor. Kısacası, hızla yükselen enerji fiyatlarına karşın yapay zekâ hikâyesi endeksi bir kez daha sırtlıyor.</p>
<p>Bu asimetrik yapının bir yansıması da Asya’da görülüyor. Yarı iletken sektörü, bölgesel getiri haritasını baştan çiziyor. Güney Kore ve Tayvan borsaları, çip üreticilerinin güçlü performanslarıyla rekor üstüne rekor kırıyor. BİST 100 endeksi de yılbaşından beri pozitif anlamda müthiş ayrışıyor. Sene başından itibaren dolar bazında yüzde 22’lik bir getiri karşımıza çıkıyor. Gelişmiş ülkelerin endekslerini açık ara geride bırakmış durumdayız. Güney Kore ve Tayvan borsalarının ardından üçüncü sıradayız. Teknoloji rüzgârını arkasına almadan gösterilen performans önemlidir.</p>
<p>Merkez Bankası’nın uyguladığı kontrollü kur politikası, dolar bazındaki bu getiriye katkıda bulunuyor. Dolar/TL paritesi ilk dört ayda sadece yüzde 5 yükseldi. Pazartesi açıklanacak nisan ayı rakamıyla, aynı zaman dilimi için yüzde 13’lük bir enflasyon gerçekleşecek. Yani reel anlamda değerli bir Türk lirası var. Para otoritesinin bu tercihi kuvvetle muhtemel devam edecektir. Teknoloji çılgınlığının gölgesinde, borsamızın çapası bu dengedir.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ciplerin-golgesinde-bist-100un-yukselisi-78362</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çiplerin gölgesinde BİST 100’ün yükselişi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-savasi-enflasyon-dis-ticaret-ve-cari-acik-78361</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> İran savaşı: Enflasyon, dış ticaret ve cari açık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dış ticaret açığındaki yükseliş eğilimi, yılın geri kalanında da dış finansman ihtiyacı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek görünüyor. Bu çerçevede cari açıkta da artış kaçınılmaz hale gelebilir.</strong></p>
<p>Bugün 1 Mayıs; dünya çapında emeğin mücadelesi ve işçi haklarının savunulması için evrensel bir birlik günü olarak kabul edilir. Tarihçesi, 19. yüzyılda, sanayi devriminde, işçilerin ağır çalışma koşullarını iyileştirme ve günde 8 saatlik çalışma talebiyle başlattığı mücadeleye dayanır. Ancak emeğin sanayi karşısında parça parça elde ettiği kazanımları, önce büyük veri ve teknoloji, ardından yapay zekâ, şimdi de sıcak savaş dönemi elinden alacak görünüyor. Zira İran savaşı kaynaklı artan enflasyonun en belirgin etkisi, emeğin satın alma gücündeki aşınma üzerinden kendisini gösteriyor.</p>
<p><strong>Gıda fiyatları artışta</strong></p>
<p>TEPAV tarafından açıklanan gıda fiyat endeksi nisan ayında aylık %3,6 oranında arttı. Bu oran, bir önceki ay gerçekleşen %2,9’un ve geçen yılın nisan ayındaki %2,7’lik artışın belirgin şekilde üzerinde.</p>
<p>Endeksin alt kalemlerine bakıldığında, artışların birçok üründe çift hanelere ulaştığı dikkat çekiyor. Örneğin taze meyve ve sebze grubunda domates fiyatları nisanda %55 artarken, havuç %28, marul %20 ve kuru soğan %14 oranında yükseldi. Bu artışlar, özellikle düşük ve orta gelirli hanehalkı için gıda harcamalarını ciddi ölçüde zorlaştırıyor.</p>
<p>Taze meyve ve sebze dışındaki ürünlerde de benzer bir tablo söz konusu. Nisan ayında tavuk eti fiyatları %15, ekmek fiyatları ise %13 artarak mutfak enflasyonu üzerindeki baskıyı daha da artırdı.</p>
<p>Gıda enflasyonunu ölçen bir diğer kurum olan Türk-İş’in verileri, gıda enflasyonundaki bozulmayı daha da kötüleştiğine işaret ediyor. Türk-İş’e göre nisanda mutfak enflasyonu aylık %5,5 artarak TEPAV verisinin de üzerine çıktı.</p>
<p>Bu gelişmelerin bir diğer yansıması açlık sınırı verilerinde görülüyor. Türk-İş’e göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması, yani açlık sınırı, 34.600 TL’ye yükseldi.</p>
<p><strong>Savaşın bir diğer yansıması: artan dış ticaret açığı</strong></p>
<p>Yüksek enerji fiyatları ve savaşın küresel ticaret üzerindeki olumsuz etkileri dış ticaret verilerine de yansımış durumda. Mart ayında ihracat, geçen yılın aynı ayına göre %6,4 azalarak 21,9 milyar dolar olurken, ithalat %8,2 artarak 33,1 milyar dolara yükseldi. Böylece dış ticaret açığı 11,2 milyar dolara çıktı. Bu, geçen yıl mart ayında 7,2 milyar dolar olan açığa kıyasla %56’lık bir artış anlamına geliyor.</p>
<p>Dış ticaret açığındaki bu yükseliş eğilimi, yılın geri kalanında da dış finansman ihtiyacı üzerinde baskı yaratmaya devam edecek görünüyor. Bu çerçevede cari açıkta da artış kaçınılmaz hale gelebilir.</p>
<p>Cari denge açısından bir diğer risk unsuru ise turizm gelirleri. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre %4,2 artarak 9,9 milyar dolara yükseldi. Ancak turist sayısındaki sınırlı artış ve gelir artışının büyük ölçüde fiyat etkisinden kaynaklanması, turizmin yaz aylarında beklenen katkıyı sağlayamayabileceğine işaret ediyor.</p>
<p>Nitekim Türkiye’ye gelen turistler içinde Orta Doğu’nun payı hem ziyaretçi sayısı hem de gelir açısından önemli: toplam içindeki payı %10–12 bandında. Bölgedeki jeopolitik risklerin artması bu kanaldan gelecek turizm gelirlerini sınırlayabilir.</p>
<p>Ayrıca yüksek petrol fiyatları ve Avrupa’da jet yakıtına erişimde yaşanabilecek arz kısıtları da Türkiye’ye Avrupalı turist girişini aşağı çekebilecek bir diğer risk unsuru olarak öne çıkıyor.</p>
<p>Özetle, mevcut tablo İran Savaşı’nın Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerinin başta enflasyon olmak üzere önümüzdeki aylarda daha belirgin şekilde hissedileceğine işaret ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iran-savasi-enflasyon-dis-ticaret-ve-cari-acik-78361</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/9/3/1280x720/ihracat-dis-satim-dis-ticaret-1777380589.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İran savaşı: Enflasyon, dış ticaret ve cari açık ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/keciyi-yardan-ucuran-bir-tutam-ottur-78360</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen haftaki yazıda, uygulanan ekonomi programının revizyonu için somut önerileri kaleme almıştım. Bu önerilerin en önemlilerinden bir tanesi stopajın, yani tasarruflar üzerindeki en önemli vergisel yükün tamamen kaldırılmasıydı. Mevduat benzeri risksiz tasarruf araçlarından alınan stopajın etkisini detaylı bir şekilde ele almakta fayda var.</p>
<p>Yazının en sonunda söyleyeceğimizi başında söyleyelim. Stopajın tamamen kaldırılması doğru olacaktır. Neden mi, çünkü tasarruf araçlarından alınan stopaj nominal faizleri yükseltiyor. En önemli faiz ödeyicileri olarak sanayinin ve kamu kesiminin faiz yükünü artırıyor. Tasarrufları caydırıp tüketimi artırıyor. Hatta enflasyonda beklenmedik şokların olduğu (mesela şu an petrol fiyatlarındaki artışın yol açacağı enflasyon gibi) dönemlerde tüketimi artırmakla kalmıyor, tasarrufların finansal sistem dışına çıkmasına da yol açabiliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f43666cb2ac-1777612390.png" alt="" width="344" height="336" />Peki nasıl yapıyor bu saydıklarımızı? Buyurun bir göz atalım.</p>
<p><strong>Stopaj nominal faize yansır:</strong> Tasarruf sahiplerinin algıladıkları riski nötralize edecek bir mevduat faiz haddi vardır. Tasarruf sahipleri paralarını gönüllerince harcamak yerine bankaya yatırmaya razı oluyorsa; bunun karşılığında belli bir <strong><em><u>reel </u></em></strong>faiz isterler, çünkü paralarının satın alma gücünü korumaları gerekmektedir.</p>
<p>Peki tasarruf sahibi parasının satın alma gücünü koruyacak bir faiz aldıktan sonra bu faize stopaj gelirse ne olur? Bir sonraki dönem alınacak <strong><em><u>reel</u></em></strong> faizi sabit tutmak için nominal faiz stopaj oranında yükselir. Bankalar mevduatı korumak için reel faizi sabit tutmak, yani nominal faizi yükseltmek durumundadırlar.</p>
<p><strong>Stopaj faizleri yükseltmezse, tüketimi yükseltir:</strong> Peki herhangi bir nedenle faiz oranı stopajın etkisini giderecek kadar yükselmemişse, o zaman ne olur? Tasarruf sahipleri paralarını bankadan çekip ev, araba almaya, altına, gümüşe, dövize yatırmaya ya da yurt dışında gayrimenkul almaya yönelir. Bu durum hem enflasyonist eğilimleri besler hem de finansal sistemden, hatta ülkeden para çıkışına neden olabilir. Dikkat lütfen: Bu iki mekanizma birbirinin alternatifidir. Ya nominal faiz yükselir ya da tüketim artar. Aslında gerçek hayatta bu iki sorunun karışımı gibi bir durum ortaya çıkar. Yani hem nominal faiz biraz yükselir hem de tüketim eğilimi biraz yükselir. Enflasyon düşmez. Yurtdışında konut, seyahat ve harcama talebi yükselir. Finansal sistemin büyümesi yavaşlar. Krediye yönelebilecek kaynaklar azalır.</p>
<p>İktisadi olgular ve davranışlar konusunda acemi olan bir zihin şöyle düşünebilir: Önce mevduat sahibi faiz geliri elde ediyor, sonra devlet bu gelir içinden stopaj keserek tasarruf sahibinin kazandığı faizin bir kısmını alıyor. Peki öyle mi gerçekten? Stopaj tasarruftan mı alınır? Reel faizi düşürür mü? Buyurun bu noktada grafiğimizi inceleyelim. Grafik Haziran 2023’ten bu yana stopaj oranı ve reel faizin (mevduat faizinin hem enflasyondan hem de stopajdan arındırılmış getirisi) gelişimini gösteriyor.</p>
<p>Haziran 2023 itibariyle yüzde 5 olan stopaj oranı o günden beri düzenli bir şekilde artarak yüzde 17,5’e yükseliyor. Reel faiz de Eylül 2023’ten sonra yine düzenli bir şekilde yükseliyor. Nasıl okuyalım bu grafiği? Her iki değişken aynı anda artıyor ama sadece buna bakarak stopaj reel faizi artırıyor diyemeyiz. Reel faiz iç ve dış riskler nedeniyle artıyor. Bizim bu grafikten görmemiz gereken nokta, stopajın reel faizi kesinlikle düşürmediği. Yani stopajla alınan miktar kadar nominal faizin artmış olduğunu ve reel faizin de bu nedenle gerilemediğini teyit ediyor bu grafik.</p>
<p><strong>Stopaj kalkarsa faiz gerileyecektir:</strong> Yukarıdaki çerçeveden hareketle şunu söyleyebiliriz. Eğer stopaj kalkarsa, faizler gerileyecektir. Ne kadar gerileyecektir? Teorik olarak stopaj oranı kadar. Örneğin mevduat faizinin şu an yüzde 38 civarında olduğunu düşünürsek, mevduat faizi 6,5 puan civarında gerileyecektir. Bu gerileme kredi faizine 7-8 puan olarak yansır. Oradan da DİBS faizlerine yansıyacaktır. Tabii gerçek hayatta bu oranlar farklı olabilir ama faizlerde mutlaka gerileme görülecektir.</p>
<p>Başlıktaki atasözü, önemsiz görünen faktörlerin önemli davranış değişikliklerine yol açabildiği konusunda bizi uyarmaktadır. Stopaj tam da böyle önemli davranış değişikliklerine yol açan bir faktördür.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/keciyi-yardan-ucuran-bir-tutam-ottur-78360</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/emekcilerin-zihnine-ambargo-cagi-basladi-78359</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:29:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emekçilerin zihnine ambargo çağı başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Manus hadisesinden sonra “acaba beraber çalıştığımız tedarikçilerin beyinlerine de ambargo konabilir mi?” diye sorabiliriz. Her şeyi kontrol etmek mümkün olmadığına göre bizim işimize bakıp kullandığımız yapay zekâ uygulamalarının sayısını artırmamız icap ediyor.</strong></p>
<p>Bugün 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü. Çin’de yaşanan Manus olayı, küresel ekonomik savaşın yeni safhasında ambargonun artık mallara değil, doğrudan emek sahiplerinin zihinlerine konulacağının işareti. Bu hafta Çin, Manus isimli yapay zekâ uygulamasının Facebook’a satışını uygunsuz buldu; şirket satıldı ama kurucuları ülkeden çıkamıyor. Gelin, bakalım: Manus ne yapar, Çin’in derdi nedir ve Türkiye için bunlar neden önemli?</p>
<p>Manus’un videosunu iki sene kadar önce izlemiş olabilirsiniz. Bilgisayara bir talimat veriyorsunuz; sonra yapay zekâ “ajanları” kendi kendilerine isterlerse ChatGPT’yi çalıştırıp, isterlerse bir web sitesine girip, isterlerse de bir e-posta yazıp dediklerinizi otomatik yapıyor. O zamanlar bu biraz ürkütücü bir teknolojiydi; şimdi ise normal oldu. Manus, aralarında Uber’e, Airbnb’ye, hatta Getir’e bile yatırım yapan Amerikan girişim sermayesi fonlarından yatırımlar alıp büyüdü. 2025 sonunda da 2 milyar dolara Facebook’a satıldı. Facebook, Manus’un teknolojilerini kendi sistemlerine entegre etmeye başlamıştı ki Çin’in en önemli kamu kurumlarından NDRC şirketin kurucularını memleketlerine “davet etti.” NDRC, yani Millî Kalkınma ve Reform Komisyonu, bir nevi bizim “eski DPT” gibi ama hâlâ ciddiye alınıyor. Çin’de NDRC’den izin almadan ne yurt içinde ne de yurt dışında ciddi bir yatırım yapamazsınız.</p>
<p><strong>Manus’u kuran mühendisler </strong><strong>bir süre Çin’den çıkamayacak</strong></p>
<p>NDRC, “kanun ve yönetmeliklere uygun bir şekilde, görülen lüzum üzerine” bu satış işlemini iptal etti. Şimdi ne olacağını kimse bilmiyor. Manus bir fabrika olsa eski sahiplerine geri verirsiniz, iş biter. Ama Manus’un geliştirdiği modeller belli donanımların içinde çalışsa da bilgisayar kodları hâlinde. Tahmin edebileceğiniz gibi, bu kodlar çoktan Facebook’un sistemlerine entegre edildi ya da kısmen çalışanlarının kafalarının içinde. Bu örtülü bilgi eğer Facebook’a aktarıldıysa, nasıl geri alınacağı belli değil. Belli olan tek bir şey var, o da Manus’u kuran mühendislerin bir süre Çin’den çıkamayacakları. Savunma sanayiinde ihracat kısıtı olan ürünler olur ya, artık mühendislerin zihinleri de bizzat ihracat kısıtı uygulanan varlık muamelesi görüyor.</p>
<p>6 Şubat günü, ABD’nin son 20 yıldır nasıl önce dolara dayalı finansal sistemine, son zamanlarda da yapay zekânın altyapısını oluşturan çip teknolojilerindeki darboğazlara egemen olduğunu ve bunları ekonomik silah olarak kullanabildiğini <a href="http://ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dolardan-buluta-ekonomik-savaslarin-anatomisi-71881" target="_blank" rel="noopener">yazmıştım</a>. Orada da yazdığım gibi, ABD bu sene Çin kökenli TikTok’un ABD’deki faaliyetlerini zorla Amerikan sermayedarlara sattırdı. Satış fiyatına bakınca buna “çökme” demek daha doğru olabilir! Ancak Amerikan TikTok’u hâlâ Çin’de geliştirilen algoritma üzerinden çalıştığı için bu satışın egemenlik açısından anlamı belli değil. Çin’in Manus satışını yasaklaması ve geri çevirmek istemesi ise aynı düzlemde tam ters bir hamle. ABD, “vatandaşlarımın ana haber kaynağı düşman ülkelerin yapay zekâ şirketleri olamaz!” derken, Çin de “bizim doğal zekâmızın geliştirdiği yapay zekâ modellerini düşman ülkeler kullanamaz!” diyor.</p>
<p><strong>Çin’den aldığı Manus’u </strong><strong>Zuck’a yâr etmediler</strong></p>
<p>Mark Zuckerberg, 2010’da Çince öğrenmeye başlamıştı. 2012’de Çin asıllı Patricia Chen ile evlendi. 2014’te Pekin Üniversitesi’nde Çince bir konuşma yaptı. 2016’da Çin’in iletişim başkanlığı ile görüşüp Facebook’u Çin’de açmak için tüm şartlara hazır olduğunu söyledi. 2018’de Çinli kullanıcılara ait tüm verilerin Çin’de tutulabileceği bir sistem kurdu. Yine de Pekin hükümeti Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın Çin’de faaliyet göstermesine izin vermedi. Sosyal medya eskidi; yeni teknolojik trend yapay zekâ oldu. Ama bu sefer de Çin’den aldığı Manus’u Zuck’a yâr etmediler.</p>
<p>Yapay zekâya egemen olabilir miyiz? Eskiden “model başkasınınsa bizim değerlerimizi, dilimizi anlayamayabilir” diyorduk. Veyahut “bulut sağlayıcı bir gün sistemleri kapatır mı?” diye soruyorduk. Manus hadisesinden sonra “acaba beraber çalıştığımız tedarikçilerin beyinlerine de ambargo konabilir mi?” diye sorabiliriz. Her şeyi kontrol etmek mümkün olmadığına göre bizim işimize bakıp kullandığımız yapay zekâ uygulamalarının sayısını artırmamız icap ediyor. Bekleyenler değil, yapay zekâ teknolojisini fabrikasına, lojistik akışına, finansal karar alma süreçlerine entegre edenler kazanacak. Bunu yapabilmek için dünyanın herhangi bir yerinde en doğru kabiliyetleri bulup bunları kendi sistemlerine entegre edebilenler kazanacak. Daha da önemlisi, kurumsal karar alma mekanizmalarını yapay zekâya göre değiştirebilenler kazanacak. Türkiye kimsenin çözemediği sorulara değil, pratik kazançlara odaklanmalıdır!</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/emekcilerin-zihnine-ambargo-cagi-basladi-78359</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emekçilerin zihnine ambargo çağı başladı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kota-prangalarindan-uretim-ozgurlugune-baenin-yeni-petrol-stratejisi-78358</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kota prangalarından üretim özgürlüğüne: BAE’nin yeni petrol stratejisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BAE’nin de bugün temel düşüncesi petrol üretim kapasitesi üzerinde daha fazla esneklik kazanmak. BAE, kotalı üretimin petrol fiyatlarının geldiği seviyede BAE’nin işine gelmemesi ve ayrılarak kazanılacak esneklikle yükselen petrol fiyatlarından daha fazla kazanç sağlayacak olması nedeniyle ayrılıyor.</strong></p>
<p>Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı’ndan (OPEC) 1 Mayıs 2026 (bugün) itibarıyla ayrılacağını açıklaması küresel piyasalarda hem büyük bir şok yarattı hem de bundan sonrası için neler olabileceği konusunda zaten görmekte zorlandığımız yakın geleceği daha da görünmez kıldı.</p>
<p><strong>OPEC’in kurulmasının ardında yatan temel motivasyon, petrol üreten ülkelerin sahip oldukları doğal kaynaklar üzerindeki egemenliklerini geri kazanma ve Batılı çok uluslu şirketlerin ellerinde tuttukları tekel olma özelliğini kırma isteğiydi. </strong></p>
<p><strong>OPEC’in kuruluşundan önce küresel petrol piyasasına yedi çok uluslu şirket hâkimdi.</strong> Bu şirketler bugün yakından tanıdığımız BP, Chevron, ExxonMobil ve Shell şirketlerinin öncül şirketleri. Bunlara <strong>‘7 Kardeşler’</strong> deniyordu. <strong>Bu şirketler petrol üretimini ve rafinerileri gerçekleştiriyor, petrol fiyatlarını tek taraflı kontrol ediyorlardı.</strong></p>
<p><strong>‘7 Kardeş’in hamlesi, petrol üreticisi </strong><strong>ülkelerin bütçesini altüst etti</strong></p>
<p><strong>1959 yılının başlarında, British Petroleum (BP), Orta Doğu ham petrolü için ilan ettiği fiyatları tek taraflı olarak yaklaşık yüzde 10 (varil başına yaklaşık 18 sent) düşürdü.</strong> 7 Kardeş'in diğer üyeleri de neredeyse hemen aynı yolu izledi.</p>
<p><strong>Herhangi bir istişare ve müzakereye dayanmadan bu tek taraflı karar, İran, Irak, Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi ülkelerin ulusal gelirlerini önemli ölçüde azalttı. Bu ülkelerin bütçeleri altüst oldu. </strong></p>
<p>Üretici ülkeler arasında artan huzursuzluğa rağmen, Standard Oil of New Jersey (şimdiki adıyla Exxon), Ağustos 1960'ta varil başına 10 ila 14 sent daha düşürerek bir fiyat indirimi daha gerçekleştirdi. <strong>İki yıldan kısa bir süre içinde yapılan bu ikinci fiyat indirimi, üretici devletlerin egemenliğine karşı şirketlerin meydan okuması olarak görüldü.</strong></p>
<p>Bu hamle petrol üreten ülkeler açısından bardağı dolduran son damla oldu ve sadece bir ay sonra, Eylül 1960'ta, beş büyük petrol üreten ülkenin temsilcileri, OPEC'i resmen kurmak için Bağdat'ta bir araya geldi ve böylece OPEC doğmuş oldu.</p>
<p><strong>OPEC’in kurulmasının asıl </strong><strong>nedeni ABD’nin MOIP’i oldu </strong></p>
<p><strong>Aslında genel olarak bahsi geçen bu gelişmeler OPEC’in kurulmasında temel motivasyon olarak gözükse de esas neden 1959'da Amerika Birleşik Devletleri'nin yerli petrol endüstrisini korumak için Zorunlu Petrol İthalat Programı'nı (Mandatory Oil Import Program - MOIP) uygulamaya koymasıydı. </strong></p>
<p><strong>Zorunlu Petrol İthalat Programı (MOIP), 1959'dan 1973'e kadar ABD enerji politikasının temel taşlarından biriydi.</strong> Program, öncelikle ulusal güvenliği sağlamak ve kendi kendine yeterli bir yerli enerji arzı güvence altına almak amacıyla, yerli petrol endüstrisini düşük fiyatlı yabancı ithalattan korumak için tasarlanmıştı. <strong>Program "gönüllü" kısıtlama sistemiyle başladı, ancak bunda başarısız olunca Petrol İthalat İdaresi tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilen kota sistemine geçildi. </strong></p>
<p><strong>Program, ABD pazarına giren yabancı petrol miktarını kısıtladı ve uluslararası şirketleri arz fazlasını Avrupa ve Asya'ya göndermeye zorladı; bu da fiyatları genel olarak düşürdü.</strong></p>
<p><strong>BAE’nin OPEC’ten ayrılmasının arkasında ABD mi var bilemiyorum. </strong>Ancak, BAE’nin (aslında Abu Dabi’nin) OPEC’ten ayrılma kararını irdelerken, geçmişte neler olduğunu ve OPEC’in neden kurulduğunu bilmekte fayda var diye düşündüğüm için yukarıdaki bilgileri verdim.</p>
<p>BAE, OPEC’in en büyük üçüncü üretici ülkesi. <strong>BAE birleşik bir emirlik haline gelmeden önce Abu Dabi, 1967 yılında OPEC’e katıldı.</strong> 01 Mayıs 2026 (bugün) tarihinden itibaren OPEC’ten ayrılmak isteyen BAE’nin de bugün temel düşüncesi petrol üretim kapasitesi üzerinde daha fazla esneklik kazanmak. <strong>BAE, kotalı üretimin petrol fiyatlarının geldiği seviyede BAE’nin işine gelmemesi ve ayrılarak kazanılacak esneklikle yükselen petrol fiyatlarından daha fazla kazanç sağlayacak olması nedeniyle ayrılıyor. </strong></p>
<p><strong>BAE’nin 58 yıllık üyeliği sona erdirmesi ekonomik ittifaka vurulmuş bir darbe. </strong>Fakat konuyu takip edenler açısından sürpriz değil. BAE’nin Abu Dabi için bu hamlesi uzun zamandır bekleniyordu.</p>
<p><strong>Birleşik Arap Emirlikleri'nin memnuniyetsizliğinin temelinde, devasa üretim kapasitesi ile OPEC+ çerçevesinin dayattığı kısıtlayıcı üretim kotaları arasındaki artan uyumsuzluk yatmakta.</strong></p>
<p><strong>BAE, 2027 yılına kadar 48 milyar </strong><strong>dolarlık kazanım hedefliyor</strong></p>
<p>Abu Dhabi National Oil Company (ADNOC), halihazırda 2023-2027 yılları arasında üretim kapasitesini 2027 yılına kadar günde 5 milyon varile çıkarmak için 150 milyar dolarlık bir sermaye harcaması gerektiren strateji çerçevesinde hareket ediyor. <strong>Bu strateji, üretim kapasitesini genişletmeye, gazda kendi kendine yeterliliğe ulaşmaya ve enerji geçişinde öncülük etmeye odaklanarak "akıllı büyüme" stratejisini hızlandırmak için tasarlanmış bir strateji.</strong> Proje başlangıçta 2030 için belirlenmişti, ancak küresel talepten yararlanmak ve temiz enerjiye geçişi finanse etmek için üç yıl öne alındı.</p>
<p><strong>ADNOC, BAE'yi sadece petrolde değil, gazda da kendi kendine yeterli hale getirmeyi ve küresel bir LNG oyuncusu olarak rolünü genişletmeyi hedefliyor.</strong></p>
<p><strong>Projeyi temelde BAE'nin kendi iç ekonomisine odaklanan bir proje olarak da tanımlamak mümkün.</strong> 2027 yılına kadar BAE ekonomisine 48 milyar dolar (175 milyar AED) kazanım sağlamak ana hedef olarak gözüküyor.</p>
<p><strong>Bu açılardan bakınca belirlenen hedeflere ulaşmak açısından herhalde OPEC’ten ayrılmak için bundan daha uygun bir zaman olamazdı. </strong></p>
<p><strong>ADNOC Projesi’ndeki en kritik liman Fujairah Terminali. Bu terminal aynı zamanda bir stratejik Geçit noktası da.</strong> Umman Körfezi'nde yer alan bu terminal, ADNOC'un Hürmüz Boğazı'ndan geçmeden petrol ihraç etmesine ve BAE'nin günde 1,5 milyon varilden fazla petrolü doğrudan Hint Okyanusu'na taşımasına imkân tanıyor. <strong>Bu limanın, bölgesel gerilimlerden kaynaklanan arz kesintisi riskini önemli ölçüde azaltacağını dikkate almak lazım. </strong></p>
<p>ABD-İran çatışması gerçeğinden hareketle, proje hem BAE hem de küresel enerji piyasası için sanki bir <strong>"sigorta poliçesi"</strong> gibi duruyor.</p>
<p><strong>Bütün bunların arkasında Suudi Arabistan ve BAE arasındaki büyük rekabetin de varlığını dikkate almak gerekiyor bence. </strong></p>
<p>Dubai ve Abu Dabi finans, turizm ve lojistik alanlarında uzun zamandır tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bölgesel merkez oldular. Suudi Arabistan'ın Vizyon 2030 Projesi, Suudi Arabistan’ı, BAE ile doğal bir rekabete sokmuş durumda.</p>
<p>Öte yandan, iki ülke bir zamanlar yan yana savaşmış olsalar da, bölgesel savaş bölgelerindeki hedefleri temelden ayrışmış durumda. 2026 yılının başlarında, Suudi Arabistan'ın Yemen'deki BAE destekli ayrılıkçı güçlere karşı hava saldırıları düzenlemesi rekabeti şiddet boyutuna taşıdı.</p>
<p><strong>Rekabet şu an için arkada kalan bir hikâye de olsa, yakın gelecekteki bilinmezliklere bir yenisi daha eklendi. </strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kota-prangalarindan-uretim-ozgurlugune-baenin-yeni-petrol-stratejisi-78358</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/8/1280x720/bae-opec-1777612530.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kota prangalarından üretim özgürlüğüne: BAE’nin yeni petrol stratejisi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ev-gencine-emek-verelim-78357</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ev gencine emek verelim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Gençlerimiz eğitim ve istihdam yerine evde ömür çürütüyor. Enerjilerini üretime gelişime harcamıyor, ailelerinin maddi imkânlarına bağlı yaşıyorlar. Onlara emek verelim ki onlar da ülkeye emek olsunlar.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN:</strong> Avrupa’da ne <strong>eğitimde</strong> ne <strong>istihdamda</strong> olan genç nüfusun oranının en yüksek olduğu ülke Türkiye... <strong>15-29 yaş</strong> arası ev gençlerinde AB ortalaması <strong>%11</strong> iken bu sayı, Romanya’da <strong>%19,2</strong>, Slovenya’da <strong>%7,6</strong>, Norveç’te <strong>%7</strong>, İsveç’te <strong>%5,9</strong>, Hollanda’da <strong>%5,3</strong> ve ülkemizde <strong>%26,5</strong> düzeyinde.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ</strong>: Genç nüfus, eğer eğitir ve istihdama katabilirsen <strong>ülkenin bahtı</strong> olur. Ancak hem eğitemez hem de istihdama katamaz isen <strong>sosyal bomba</strong> haline gelir. AB, <strong>önce zenginleşti</strong> <strong>sonra yaşlandı</strong>. Biz ise genç dinamizmini kullanamadık, <strong>zenginleşmeden yaşlanıyoruz</strong>. Gençliğimizi evlerde çürütüyoruz.</p>
<p><strong>GENÇ NÜFUS AVANTAJIMIZI KULLANAMADAN YAŞLANIYORUZ</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM</strong>: Gençlere <strong>diploma yerine beceri</strong> ve <strong>istihdam alanı</strong> açmak, <strong>birincil önceliklerimiz</strong> arasında olmalı. Ne iktidarın ne de muhalefetin önceliği değiller. <strong>Ana babalarının maddi kaynaklarıyla</strong> hayatta kalıyorlar. Liderlerin bu gençlere <strong>yarın vizyonu</strong> katması, <strong>yeni zenginlik alanları önermesi</strong> gerekiyor.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM</strong>: <strong>208</strong> üniversitenin çoğu, <strong>işsizler antreposu</strong> haline gelmiş durumda. <strong>Diplomalı işsizler</strong> üretmek yerine <strong>meslek</strong> ve <strong>beceri</strong> sahibi olmalarını sağlamak için <strong>STK</strong>’larımız, <strong>OSB</strong>’lerimiz, nitelikli eğitim kurumlarımız <strong>işbirliği</strong> ve <strong>işbölümü</strong> yapmalı. Ev gencine emek vermez isek <strong>akıbet kötü</strong> olur.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Ev gencine dair...</strong></span></p>
<p><strong><em>Neden evde bu gençler?</em></strong></p>
<p>Çünkü <strong>beceri üretmeyen diploma</strong> için hem para hem de zaman <strong>harcamak</strong> istemiyorlar. İş arayanlar ise ya <strong>iş bulamıyor</strong> ya da <strong>çok az ödeme</strong> alabiliyorlar. Hallerinden memnun değil, aksine <strong>tedirginler</strong>.</p>
<p><strong><em>Nasıl hayatta kalıyorlar?</em></strong></p>
<p>Ev genci, <strong>ailesinin cep harçlık miktarı kadar ekonomik özgürlük</strong> dairesinde ömür tüketiyorlar. Bu da <strong>ülkenin genç enerjisini</strong>, onlara emek sağlayamadığımız için <strong>atıl</strong> yapıyor. <strong>Rölantide çalışan araç</strong> gibiler.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>BAYRAM GELMİŞ NEYİME, GAM DAMLAR YÜREĞİME…</strong></p>
<p>Bugün <strong>1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü</strong>... Ev genci sayısının <strong>10 milyona</strong> koştuğu ülkemizde <strong>emek evde emekliyorsa</strong>, dayanışmayı nasıl sağlayacak, <strong>toplumsal barışı</strong> nasıl koruyacağız? <strong>TÜİK</strong>’e sorsan işsizlik azalıyor ve bu <strong>ev gençleri işsiz sayılmıyor</strong>. İşçi bayramının <strong>gerilim vesilesi</strong> olması bundan...</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>1 MAYIS LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Bahar Bayramı</strong>: Uzun yıllar baharın başlangıcı olarak kabul edip neşe ve coşkuyla kutladık</p>
<p><strong>İşçi Bayramı</strong>: Emekçilerin sorunları ve gösterilerinin yoğunlaştığı yıllarda mücadelelere tanık olduk</p>
<p><strong>1 Mayıs</strong>: Güvenlikçi politikalar yüzünden son yıllarda toplumsal olaylarla anılan kritik günümüz</p>
<p><strong>Kanlı 1 Mayıs</strong>: 1977’de Taksim meydanında 36 ölüm ve 220 yaralı ile tarihe kazınan kötü gün</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ev-gencine-emek-verelim-78357</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/6/1280x720/z-kusagi-genc-kadin-genc-kiz-1759820657.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ev gencine emek verelim ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-ticaret-tahmin-edildigi-gibi-78356</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret tahmin edildiği gibi…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dış ticarette resmi olmayan verileri Ticaret Bakanlığı TÜİK’ten bir ay önce açıklıyor ve gidişatın zaten tahmin edilmekte olan yönü ortaya çıkıyor. Tahmin edilen yönün ne olduğu belli; ihracat az artacak ya da azalacak, ithalat ise daha yüksek oranda artış gösterecek.</p>
<p>Nitekim mart ayının verileri de bu yönde geldi…</p>
<p>İhracat geçen yılın aynı ayına göre yüzde 6,4 azaldı. İthalat yüzde 8,2 artış gösterdi. Bunun sonucunda dış ticaret açığında yüzde 56’lık bir artış görüldü.</p>
<p>İlk çeyrekte ise ihracat yüzde 3,2 gerilerken ithalat yüzde 4,7 arttı, dış ticaret açığında da yüzde 27,5 oranında artış yaşandı.</p>
<h2>Yıllık durum…</h2>
<p>TÜİK verilerine göre son bir yıldaki ihracat 271,2 milyar dolar düzeyinde. İthalat 369,5 milyar dolar oldu, dış ticaret açığı da 98,3 milyar dolarla 100 milyar dolara dayandı.</p>
<p>Peki bu yılın tümü için dış ticarette hedefler neydi, o verileri hatırlayalım…</p>
<p>2026-2028 dönemi orta vadeli programında bu yılın ihracatı 282 milyar, ithalatı 378 milyar dolar olarak öngörüldü. Buna göre ticaret açığı da 96 milyar dolar olacaktı.</p>
<h2>Savaş hesapları bozdu</h2>
<p>Aslında şöyle demek galiba daha doğru:</p>
<p><strong>“Savaş kimlerin hesabını bozmadı ki Türkiye’ninkini bozmasın!”</strong></p>
<p>Bu yıl ihracatta zaten çok yüksek bir artış beklenmiyordu, artık geçen yılki düzeyi korumak bile başarı sayılacak. Bunda bir dizi etken rol oynayacak tabii ki ama en önemlisi daralan pazarlar. Tüm ülkeler olanı koruma dürtüsüyle hareket ederken, tüketimi ister istemez kısarken Türkiye’nin pazar kaybetmemesi mümkün mü?</p>
<p>Dolayısıyla ihracatta bir miktar kayıp yaşanacağı ortada.</p>
<p>Diğer yandan özellikle enerjideki pahalanma yüzünden aynı miktarda ithalata daha fazla döviz ödemek gerektiği de ortada. Bu yüzden dış ticaret açığı başlangıçta öngörülen 96 milyar doların epeyce üstüne çıkacak, zaten mart sonundaki yıllıklandırılmış veriye göre çıktı bile.</p>
<p>Üstelik ilk çeyrek verisinin ilk iki ayında savaşın etkisi yok.</p>
<h2>Cari açığa etki yaklaşık 9 milyar</h2>
<p>Dış ticaret açığı ödemeler dengesinde daha farklı tanımla dikkate alınıyor. TÜİK’in 11,2 milyar dolar olarak açıkladığı ticaret açığı bu tanım farklılığının etkisiyle mart ayında cari işlemler dengesine yaklaşık 9 milyar dolar olarak yansıyacak.</p>
<p>Böylece ilk çeyrekte cari açık 23-24 milyar dolara, mart sonundaki yıllık açık da yaklaşık 40 milyar dolara çıkacak.</p>
<h2>50 milyarda kalınırsa iyi</h2>
<p>Ödemeler dengesinde 2026’nın tümü için ne öngörüldüğünün artık hiçbir önemi yok.</p>
<p>Bir kere Merkez Bankası’nın ödemeler dengesinde yaptığı revizyonla cari açığın yukarı yönlü güncellenmesi öngörülen düzeyi anlamsız kıldı.</p>
<p>Bundan daha önemlisi ihracatın tökezlemesine, ithalatın ise öngörülen düzeyin üstüne çıkmasına yol açan gelişmeler…</p>
<p>Bir ara turizmde de işlerin çok fena gideceği kaygısı hakim olmuştu ama o alanda henüz eski duruma gelinemese de belirgin bir iyileşme olduğunu öğreniyoruz. Bu konuya aşağıda ayrıntılı olarak değiniyorum.</p>
<h2>Petrolün yükü…</h2>
<p>Ham petrol fiyatları Trump’ın her sözüyle birlikte aşağı ya da yukarı yönde keskin dalgalanmalar gösteriyor.</p>
<p>Ham petrolün aylık ortalama fiyatı ocak ve şubatta 65 ve 69 dolar olarak gerçekleştikten sonra mart ve nisanda fırladı ve sırasıyla 98 ve 100 dolar oldu. Dört ayın ortalaması 83 dolar.</p>
<p>Türkiye’nin ham petrol ithalatındaki birim fiyatın ne olduğu açıklanmıyor. Türkiye’nin de petrolü bu dört ay ortalamasında 83 dolardan aldığını varsayarsak karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:</p>
<p>2026-2028 dönemi orta vadeli programında bu yılın ham petrol fiyatı 65 dolar olarak öngörülmüştü. En olumsuz senaryolardan biri olarak yılın kalan sekiz ayındaki ortalama fiyatın 110 dolar civarında oluşacağını varsayarsak yıllık ortalama fiyat 100 dolara denk gelecek.</p>
<p>Buna göre Türkiye 65 dolar olarak öngördüğü varil fiyatının üstüne 35 dolar daha ödemiş olacak. Türkiye’nin yıllık ham petrol ithalatının bu yıl 30 milyon ton civarında olacağı bekleniyor. Bu da yaklaşık 210-220 milyon varil petrol demek. Varil başına 35 dolarlık ek yük, yıllık bazda yaklaşık 7,5 milyar dolarlık artı bir maliyet anlamına geliyor.</p>
<p>Bu 7,5 milyarlık yük, yılın tümü için öngörülen 378 milyar dolarlık toplam ithalatı yalnızca yüzde 2 oranında etkileyecek.</p>
<p>Dolayısıyla yalnızca ham petrol ithalatından gelecek ek maliyet fazla önemli değil. Ancak enerji yükü yalnızca ham petrolden oluşmuyor ki… Doğalgaz ithalatının yükü de artacak.</p>
<p>Kaldı ki enerji fiyatlarının Türkiye’ye yükü yalnızca ithalattaki artışla ölçülemez. Bu fiyat artışının iç piyasadaki fiyatlar üstünde yapacağı etki çok daha önemli.</p>
<p>Ham petrolde 65 dolarlık varsayımdan 100 dolarlık ortalamaya çıkış yüzde 50’yi aşan bir artış anlamına geliyor. Bu artışın yaratacağı yük, petrole ödenecek fazladan 7,5 milyar dolar civarındaki tutarın yükünden çok çok daha ağır olacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Turizmde sorun abartılıyor mu?</span></h2>
<p>Turizmin savaş yüzünden bu yıl çok büyük bir darbe yiyeceği yönündeki kaygılar zaman zaman had safhaya çıkıyor. Ama sahadan alınan bilgiler bu kaygıların bir dönem için geçerli olduğunu, son dönemde ise işlerin düzelmeye başladığını ortaya koyuyor.</p>
<p>Turizmde gidişatın nasıl olduğunu Antalya yöresindeki birkaç büyük otelin işletmecisi olan Ramazan Aslan’a sordum. Aslan, savaştan önce çok iyi giden ve turizm sektörünün diliyle<strong> “günlük alınan rezervasyon”</strong> olarak nitelenen rezervasyonların savaşın başlamasıyla birlikte adeta bıçak gibi kesildiğini söyledi. Ramazan Aslan şöyle devam etti:</p>
<p><strong>“Savaşla birlikte bu rezervasyonlar neredeyse yüzde 75 oranında geriledi. O dönem tabii ki çok olumsuz bir tablo vardı. Ancak bu olumsuzluk yavaş yavaş tersine döndü, rezervasyonlar yeniden artmaya başladı. Henüz başlangıç düzeyine gelinemedi ve şu an yüzde 80 dolayına çıkıldı, yani hâlâ yüzde 20 gibi bir kayıp var. Ancak bu kaybın savaşın sona ermesine bağlı olarak bir anda telafi edilmesi de mümkün.”</strong></p>
<p>Ramazan Aslan, yaz sezonu için öngörüde bulunmanın zor olduğunu ancak geçen yıla göre bir miktar kayıp yaşanabileceğini söyledi. Türk turizmindeki kaybın belli ülkelerde yoğunlaşmadığının altını çizen Aslan, Türkiye’nin en çok turist çektiği ülkeler arasında ilk sıralarda bulunan Almanya, Rusya ve İngiltere gibi ülkelerden geleceklerin hepsinde belli oranlarda azalma olacağının tahmin edildiğini belirtti.</p>
<p><strong>TÜİK ne diyor?</strong></p>
<p>TÜİK dün ilk çeyreğe ilişkin turizm istatistiklerini açıkladı. TÜİK’in bu verilerinin üçte ikisi savaş öncesi durumu yansıtıyor; dolayısıyla bu veriler tabii ki geleceğe dönük bir işaret vermiyor. Bu veriler yalnızca geride kalan dönemin performansını gösteriyor. Oysa biliniyor ki önemli olan yaz sezonu.</p>
<p>TÜİK verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirinde yüzde 4, ziyaretçi sayısında yüzde 1,5 artış oldu. Ziyaretçi başına gecelik harcama da 99 dolardan 102 dolara çıktı.</p>
<p>Bir kez daha vurgulamak gerek, bu verilerin ilk iki ayı savaş öncesi dönem… Dolayısıyla bu artışlarda savaşın etkisi çok sınırlı ve bu yüzden de söz konusu artışlar gerçek durumu yansıtmaktan biraz uzak kalıyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/dis-ticaret-tahmin-edildigi-gibi-78356</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/ihracat-dis-ticaret-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Dış ticaret tahmin edildiği gibi… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/istihdam-desteginde-prim-gunu-belirsizligi-netlesti-78355</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> İstihdam desteğinde prim günü belirsizliği netleşti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>İstihdam korumaya yönelik destek programında yapılan yeni düzenleme, önceki uygulamada tartışma yaratan belirsizlikleri önemli ölçüde ortadan kaldırdı. Özellikle SGK prim gün sayısının nasıl hesaplanacağı ve hangi dönemlerin referans alınacağı konusundaki soru işaretleri, güncellenen kriterlerle daha net bir çerçeveye kavuştu. Önceki uygulamada, 2025 yılı Kasım-Aralık dönemine ait prim günlerinin esas alınması, ancak bu hesaplamanın devamsızlık, takvim farklılıkları ve çalışma modelleri gibi unsurlardan nasıl etkileneceğinin açık olmaması, sektör temsilcileri tarafından eleştiriliyordu. Özellikle emek yoğun sektörlerde, bir günlük devamsızlığın dahi aylık prim gününü doğrudan düşürmesi, hedeflerin pratikte zorlayıcı hale gelmesine ve binlerce şirketin bu destekten faydalanamamasına neden oluyordu. Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği’nin durumu ilgili kurumlara iletmesi sonrasında belirsizlik büyük ölçüde ortadan kalktı.</p>
<h2>Bilgi notu ile belirsizlik giderildi </h2>
<p>KOSGEB tarafından TGSD’ye iletilen bilgi notunda, destekten yararlanma kriterleri daha açık tanımlandı. Buna göre işletmelerin, 2025 yılı Kasım ve Aralık aylarına ait ortalama SGK prim gün sayısını 2026 yılında destek talep ettikleri dönemde korumaları gerekiyor. Ayrıca bu ortalamanın, 2024 yılının son üç ayındaki ortalamanın altına düşmemesi şartı getirildi. Düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri ise istihdam koruma şartının yalnızca aylık bazda değil, birden fazla ayın ortalaması alınarak da sağlanabilmesi oldu. Bu esneklik sayesinde işletmeler, yıl içindeki dalgalanmaları dengeleyerek destek kriterlerini karşılayabilecek. </p>
<h2>Mahsuplaşma imkanı tanındı </h2>
<p>Sektör temsilcileri, özellikle aylar arası mahsuplaşma imkânı sağlayan bu yaklaşımın, önceki dönemde yaşanan uygulama belirsizliklerini önemli ölçüde giderdiğini belirtiyor. Yeni sistemle birlikte, işletmelerin tek bir aya bağlı kalmadan performanslarını daha geniş bir zaman diliminde yönetebilecek olması, destek mekanizmasının daha öngörülebilir hale gelmesine katkı sağlıyor. Buna karşın, emek yoğun sektörlerde devamsızlık ve saat ücretli çalışma yapısından kaynaklanan yapısal farklılıkların tamamen ortadan kalkmadığına dikkat çekiliyor. Ancak yapılan düzenleme, önceki modele kıyasla daha esnek ve uygulanabilir bir çerçeve sunarak, destekten yararlanma koşullarını daha anlaşılır hale getirmiş durumda. Sonuç olarak yeni düzenleme, hem referans dönemini netleştirmesi hem de ortalama ve mahsuplaşma imkânı tanımasıyla, uygulamada yaşanan belirsizlikleri büyük ölçüde gideren bir adım olarak değerlendiriliyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">TGSD’DEN KOSGEB’E “SAHA GERÇEĞİ” UYARISI</span></h2>
<p>TGSD’nin KOSGEB Teşvik Uygulama Birimi’ne ilettiği yazıda, emek yoğun sektörlerde prim günü hesaplamasının mevcut haliyle sahadaki çalışma düzenini tam yansıtmadığına dikkat çekildi. Özellikle saat ücretli çalışan mavi yakada bir günlük devamsızlığın doğrudan prim gününü düşürdüğü, 30 ve 31 gün çeken aylar ile Şubat ayı arasındaki farkların ise aynı devamsızlığın farklı sonuçlar doğurmasına yol açtığı vurgulandı. Bu yapının yıl geneline yayıldığında yalnızca takvim ve çalışma modeli kaynaklı yaklaşık yüzde 1,9’luk doğal bir sapma oluşturduğuna işaret edilirken, devamsızlıktan arındırılmış 30 gün hedefinin işletmelerin gerçek performansını değil, teknik bir farkı yansıttığı ifade edildi. Kadın istihdamının yüksek olduğu sektörlerde devamsızlığın yüzde 5 seviyelerinde seyrettiği hatırlatılarak, mevcut sistemle çok sayıda işletmenin desteğe erişimde zorlanabileceği belirtildi. TGSD, desteğin daha adil, gerçekçi ve yaygın kullanılabilir hale gelmesi için bu doğal farkın dikkate alınmasını ve uygulamada yüzde 3 tolerans tanınmasını önerdi. KOSGEB tarafından iletilen bilgi notuyla istihdam desteği kriterlerine ilişkin belirsizlikler önemli ölçüde giderildi. Buna göre destekten yararlanmak için işletmelerin, 2025 yılı Kasım ve Aralık dönemine ait ortalama SGK prim gün sayısını 2026 yılında destek talep ettikleri dönemde korumaları gerekiyor. Düzenleme kapsamında ayrıca bu ortalamanın, 2024 yılının son üç ayındaki ortalamanın altına düşmemesi şartı getirildi. Böylece geçmiş performansa dayalı bir alt eşik de tanımlanmış oldu. En dikkat çekici unsur ise istihdam koruma şartına getirilen esneklik oldu. Buna göre işletmeler, şartı yalnızca aylık bazda değil, birden fazla ayın ortalamasını alarak da sağlayabilecek. Bu yaklaşım, yıl içindeki dalgalanmaların dengelenmesine imkân tanıyarak uygulamada daha öngörülebilir bir çerçeve sunuyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/istihdam-desteginde-prim-gunu-belirsizligi-netlesti-78355</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/3/1280x720/hazir-giyim-tekstil-1770871225.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstihdam desteğinde yeni düzenleme ile SGK prim gününe ilişkin hesaplama ve referans dönem belirsizlikleri büyük ölçüde netleşti. KOSGEB’in bilgi notuyla kriterler somutlaştırılırken, aylar arası ortalama ve mahsuplaşma imkânı işletmelere önemli bir esneklik sağladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasalarda-petroyuan-tartismasi-78354</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:12:00 +03:00</pubDate>
            <title> Piyasalarda ‘petroyuan’ tartışması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/69f428584a587-1777608792.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Uluslararası finans piyasalarında son günlerde doların hegemonyasına yönelik yeni bir tartışma yaşanıyor. Bu tartışmaların fitilini ise Birleşik Arap Emirlikleri’nin ABD’den dolar swap hattı talep ettiği yönünde geçtiğimiz günlerde gündeme gelen haberler ateşledi. Bu talep, küresel finans sisteminde dengelerin değişebileceğine dair tartışmaları yeniden alevlendirdi. Yüzeyde teknik bir likidite aracı gibi görünen bu talep finans uzmanları tarafından perde arkasında çok daha büyük bir dönüşümün sinyali olarak okunuyor. Zira petrol ticaretinde doların hakimiyetine alternatif arayış olarak yorumlanıyor ve bu noktada Çin para birimi yuan önemli bir para alternatif olarak ortaya çıkıyor.</p>
<h2>Dolara dayalı stres senaryosu</h2>
<p>BAE’nin swap hamlesi, küresel finans sisteminin dönüşüm sürecinde önemli bir işaret olarak görülüyor. Doların hakimiyeti kısa vadede sarsılmayacak olsa da, enerji ticaretinde alternatif para birimlerinin konuşulmasına neden oluyor.</p>
<p>ABD ile İran arasında tırmanan gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki riskler, Körfez ekonomilerinin kırılgan noktalarını yeniden gündeme taşıdı. Petrol gelirlerine dayalı dolar akışında yaşanabilecek kesintiler, bölgenin finans merkezleri için ciddi bir stres senaryosu anlamına geliyor.</p>
<h2>BAE sigorta mekanizması peşinde </h2>
<p>BAE’nin hamlesi, klasik anlamda bir kriz çağrısından çok “sigorta mekanizması” olarak görülüyor. Zira ülkenin yüz milyarlarca dolarlık rezervi ve güçlü egemen varlık fonları bulunuyor. Ancak asıl mesele rezervlerin büyüklüğü değil, bu rezervlere erişimin sürekliliği.</p>
<p>Körfez ülkeleri için petrol gelirlerinin dolar üzerinden akması, finansal istikrarın temel taşı konumunda. Hürmüz Boğazı’nın kapanması ya da enerji ihracatının sekteye uğraması halinde dolar likiditesinin azalması, bankacılık sistemi üzerinde baskı yaratabilir. Swap hattı da bu noktada devreye girerek merkez bankasına doğrudan dolar erişimi sağlar ve piyasalardaki güveni korur. Ancak uzmanlara göre asıl dikkat çekici olan, bu talebin zamanlaması. Çünkü bu hamle, dolar sistemine duyulan güvenin sorgulanmaya başladığı bir döneme denk geliyor.</p>
<h2>Çin parasına yönelim</h2>
<p>BAE’li yetkililerin, ABD’den swap hattı talebi sonrasında dolar erişiminde sorun yaşanması halinde petrol ticaretinde ticaretinde Çin yuanı kullanılabileceğine dair imalarda bulunması, “petroyuan” tartışmasını yeniden gündeme taşıdı. Petrolün dolar üzerinden fiyatlanması, ABD para birimine küresel talep yaratırken aynı zamanda ABD tahvil piyasasına sürekli sermaye akışı sağladı. Ancak jeopolitik kırılmalar ve ticaret dengelerindeki değişim, bu yapıda çatlaklar oluşabileceğine işaret ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Altın ile dolar rekabetinde iddialı tahmin</span></h2>
<p>Alman bankacılık devi Deutsche Bank, küresel finans sisteminde dengelerin değiştiğini ve doların egemenliğinin yerini altının yükselişine bıraktığını belirten çarpıcı bir rapor yayımladı. Merkez bankalarının rezervlerinde altının payının üç kat artarak yüzde 30'a ulaştığına dikkat çekilen raporda, altının önümüzdeki 5 yıl içerisinde 8 bin dolara kadar çıkabileceği öngörüldü. Amerikalı siyaset bilimci ve ekonomist Francis Fukuyama'nın 1989'da ortaya attığı "tarihin sonu" tezine atıfta bulunan rapor, ABD öncülüğünde şekillenen liberal ticaret sisteminin ve "ılımlı" dönemin yerini artık dalgalı bir sürece bıraktığını vurguladı. Uzun yıllar gelişmiş ülkelerin altın rezervlerini azalttığı, gelişmekte olanların ise yoğun dolar biriktirdiği düzenin artık tersine döndüğü belirtildi. Deutsche Bank, gelişmekte olan ekonomilerin döviz rezervlerini 5 trilyon dolara düşürmesi ve altının payını yüzde 40'a çıkarması durumunda, altın fiyatlarının önümüzdeki beş yıl içinde 8 bin dolara kadar yükselebileceğini öngördü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/piyasalarda-petroyuan-tartismasi-78354</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/4/1280x720/bae-1777609086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BAE’nin ABD’den swap hattı talebi uzmanlara göre, Körfez’de artan jeopolitik risklere karşı bir likidite arayışı olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Uzmanlar, petrol ticaretinde dolar dışı alternatiflerin giderek daha ciddi şekilde konuşulduğunu söylüyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayiklarini-unutan-sehir-78364</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kayıklarını unutan şehir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir şehrin kayboluşu çoğu zaman gürültünün, hızın ve yığılan görüntülerin içinde sessizce gerçekleşir. Fark etmeyiz bile. İstanbul da kayıklarını tam bu hengâmenin içinde, yavaş yavaş hayatımızdan çıkardı. Oysa o kayıklar basit bir ulaşım aracı değildi; yüzyıllar boyunca bu kentin zarafetinin, estetiğinin ve ruhunun ta kendisiydi. Kayıklarını unutan bir şehir, aslında kendini unutuyor demekti…</p>
<p>İstanbul’u gerçekten anlamak için bazen karadaki karmaşaya değil, suyun üzerindeki o dinginliğe bakmak gerekir. Çünkü o, içinden deniz geçen bir şehir. Aslında karada değil, suyun üzerinde kurulmuş büyülü bir hayal gibi ve o hayalin en zarif taşıyıcıları, kuşkusuz yüzyıllar boyu Boğaz’ın sularında süzülen kayıklardı.</p>
<p><strong>Bir estetik inşası</strong></p>
<p>İstanbul’a ilk yerleşenlerin her iki yaka arasındaki günlük ulaşımı hangi vasıtalar ile sağladıkları konusunda yeterli bilgimiz bulunmuyor. Ancak Geç Roma döneminde <em>“pereme” </em>adı verilen kayıklarla İstanbul ve Pera arasında ulaşımın sağlandığını okumuştum.</p>
<p>Sosyolog, siyasetbilimi profesörü, yemek ve mutfak kültürü araştırmacısı <strong>Prof. Dr. Artun Ünsal</strong>, <em>Aşk Olsun O Kayıklara / İstanbul'da “Kürek Devri”ne Dair</em> adlı eserinde bize kayıkların dünyasının kaybolan derinliğini hatırlatıyor. Artun Hoca konuyu dönemin farklı gravürlerini de dikkate alarak detaylı bir şekilde araştırmış. Kitaptan öğrendiğime göre konumu gereği İstanbul’a özgü bir su taşıtının yaratılması gerektiğinden peremeye nazaran boyu daha uzun, ancak gövdesi daha dar, <em>“armut burunlu”,</em> arkası kalkık çok zarif bir kayık olan <em>“piyâde”ler;</em> onlara “<em>en ince endazeyi veren”</em> Osmanlı ustaları, “<em>maharetli nakkaşlar, yaldızcılar”</em> ve <em>“yalnız”</em> kayık ve filika kürekleri yapan kürekçilerin özgün eseri olarak ortaya çıkmış. Kayıkların bordolarını, küpeştelerini donatan ahşap oymacıları ve nakkaşların boyaları, altın yaldızlı süslemeleriyle gerçek birer sanat eserine dönüştürülen piyâdeler, Bizans’tan miras ama Türk tarzıyla geliştirilen peremelerin pabucunu dama attırmışlar… Bu incelik, yalnızca bir teknenin değil, bir bakışın inceliğiydi.</p>
<p><strong>Bir ilişki biçimi</strong></p>
<p>Bu teknik detaylar, aslında bize sadece bir teknenin biçimini değil, bir medeniyetin estetik anlayışını anlatıyor. Ünsal’ın titizlikle işlediği o dünyada kayıklar, bir noktadan diğerine varmak için kullanılan mekanik araçlar değil; bir ritim, bir mesafe duygusu ve hepsinden önemlisi benzersiz bir insan ilişkisi biçimi. Bir kayığa bindiğinizde yalnızca coğrafi bir yer değiştirme gerçekleştirmiyor; zamanın yavaşladığına şahit oluyor, sohbetin derinleştiğini hissediyordunuz. Şehir, o dönemlerde kıyıdan kıyıya değil, aslında bir insandan diğerine gönül köprüleriyle kurulmuştu…</p>
<p><strong>Hızın egemenliği</strong></p>
<p>Bugün ise Boğaziçi’ne baktığımızda gördüğümüz tek şey hızın, aceleciliğin ve geçişin mutlak hâkimiyeti. Motorlar, vapurlar ve devasa gemiler... Hepsi sadece bir yere varmak, bir hedefi tamamlamak için oradalar. Ancak hiçbirinin amacı artık <em>"orada olmak"</em> değil. İşte bu yüzden kayıkların kaybı, teknik bir araç değişimi değil, bizzat bir yaşama biçiminin yitimi...</p>
<p><strong>Kaybolanların dökümü</strong></p>
<p>Unuttuğumuz şey sadece ahşap tekneler mi? Kayıklarla birlikte elimizden kayıp gidenleri tek tek saymak aslında bir medeniyet dökümü yapmak. Kayıkçıların o kendine has sesleri, iskelede beklemenin o öğretici sabrı, su üzerinde kurulan ve karadakine benzemeyen o özel mahremiyet, yolculuğun kendisinin bir deneyime dönüşmesi ve kürek sesinin şehirle kurduğu o ritmik ilişki artık yok. Bugün İstanbul’da ulaşım her zamankinden daha yaygın, ama gerçek anlamda bir <em>"yolculuk" </em>kalmadı. Daha da acısı, bugün İstanbul’da hâlâ su var, fakat o suyla kurulan, suyu merkeze alan bir hayat artık mevcut değil.</p>
<p>Ben o eski kayıklar çağına yetişemedim ama son yıllarını yakalayabildim. Hâlâ zihnimde capcanlı duran sahnelerden biri, annemlerle birlikte Eyüp’ten Sütlüce’ye kayıkla geçişlerimiz. Aklımda kalan, yolculuğun hızı değil, küreklerin suya ritmik vuruşu, ahşabın hafif gıcırtısı, suyun tuzlu kokusu ve kayığın yavaş salınışı. Kadıköy’den Haydarpaşa’ya kayıkla yolculuklarımız, Yenikapı’dan denize açıldığımız kiralık kayıklar… Kıyıdan uzaklaştıkça şehrin gürültüsü yerini suyun kendi diline bırakır, insan bir yere gitmekten ziyade o ânın içinde kalırdı. O kayıklar bizi bir semtten diğerine değil, aslında kendimize taşırdı. Ya Suadiye Plajı önünde kayıktan denize girişlerimiz! Bugün geriye dönüp baktığımda anlıyorum ki, o anlar aslında hiç de küçük değilmiş; aksine bir şehrin nasıl incelikle yaşanacağını öğreten muazzam derslermiş.</p>
<p><strong>İlerleme mi, hızlanma mı?</strong></p>
<p>Belki de en büyük hatamız, bu büyük kaybı <em>"kaçınılmaz bir ilerleme"</em> masalıyla kabullenmek oldu. Elbette her ilerleme bir şeyi geride bırakır ancak bu, geride bırakılan her şeyin değersiz olduğu anlamına gelmez. Kayıkları kaybettik çünkü daha hızlı olanın daha iyi olduğunu sandık. Oysa hız, her zaman nitelik ve huzur getirmiyor. Bugün geldiğimiz bu noktada kendimize sormamız gereken soru şu: Biz gerçekten ilerledik mi, yoksa sadece kontrolsüzce hızlandık mı? Çünkü modern zamanın en büyük yanılgılarından biri, hız ile ilerlemeyi aynı şey sanmak.</p>
<p>Kayıkları geçmişteki biçimleriyle aynen geri getirmemiz mümkün olmayabilir ama onların temsil ettiği o nezaket dolu dünyayı, o dingin anlayışı yeniden inşa edebiliriz. Belki de yılın belirli günlerinde, özel şenliklerle ya da bir <em>“Kayık Bayramı” </em>tadında kutlamalarla o eski piyâdelerin, peremelerin aslına uygun kopyaları yeniden inşa edilip Boğaz’a indirilebilir. Nitekim Artun Ünsal da bu özlemi şu sözlerle dile getiriyor:</p>
<p><em>"Geçmişten günümüze bu sularda boy göstermiş kürekli ve yelkenli kayıkların, sandalların, kadırgaların ve çektirmelerin gerçek ya da replikalarının katıldığı, müzik ve mehtap sefalarının canlandırıldığı geleneksel bir deniz festivalinin düzenlenmesini diliyorum."</em></p>
<p><strong>Somut bir öneri</strong></p>
<p>Öyle doğru bir istek ki… Belki de artık bu dileği biraz daha somutlaştırmanın zamanı geldi:</p>
<p>Neden her yıl düzenlenen <em>“Boğaziçi Kayık Günleri”</em> olmasın?<br />Neden mehtaplı gecelerde, motor seslerinin sustuğu <em>“Kürek Geceleri”</em> düzenlenmesin?<br />Neden bir gün Boğaz sadece küreğe bırakılmasın?</p>
<p>Düşünsenize… Şehrin en gürültülü hattı, bir süreliğine olsun sessizleşiyor. Motorlar duruyor. Su, yeniden kendi sesiyle konuşmaya başlıyor. Belki de mesele kayıkları geri getirmek değil… Onlara yeniden yer açmak. Bir şehri korumak demek, onu bir müze objesi gibi dondurmak değil, ruhunu yaşatmak. Hafıza ancak içinde yaşanırsa canlı kalır. Eğer bir çocuk bugün Boğaz’da bir kayığın salıntısını hissetmezse, benim çocukluğumda yaşadığım o küçük ama devasa anlar yarının kolektif hafızasında kendine yer bulamaz.</p>
<p><strong>Hatırlamak ve yeniden kurmak</strong></p>
<p>Ve biliyoruz ki, bir şehir hatırlanmadığı an gerçekten kaybolur. Artun Ünsal, <em>Aşk Olsun O Kayıklara</em> ile bize sadece kayıkların tarihini değil, esaslı bir hatırlama biçimi ve varoluş önerisi sunuyor. Ben ne şanslıyım ki şehrin ortasındaki o kadim suyun üzerinde kayıkların salınışını hissettim. Şimdi asıl mesele, o suyun üzerinde yeniden anlamlı bir hayat kurup kuramayacağımız. Çünkü bazı hatıralar, eğer doğru hatırlanır ve bugüne taşınabilirse, geleceğin de yolunu aydınlatır. İstanbul bir gün yeniden kendini anlatacaksa, bunu en önce bir kayığın yavaşlığında yapacaktır. Zira bazı şehirler, ancak yavaşladıklarında gerçekten var olurlar. İstanbul’un buna her zamankinden daha çok ihtiyacı var…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kayiklarini-unutan-sehir-78364</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/4/1280x720/galata-ist-1777610320.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayıklarını unutan şehir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gokte-yakit-maliyeti-yuzde-125-oraninda-artti-78353</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gökte yakıt maliyeti yüzde 125 oranında arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>TÜRK </strong>Hava Yolları (THY) Grubu yönetimi, İsrail ve ABD’nin 28 Şubat 2026’da İran’a saldırmasıyla başlayan savaşla birlikte COVID-19 pandemisinde başarılı olan <strong>“kriz yönetimi” </strong>modelini devreye aldı.</p>
<p>Önce savaşla hava sahası riskli hale gelen ülkelere olan seferlerin durmasıyla birlikte açığa çıkan uçaklar hızla talebin yoğun olduğu bölgelere kaydırıldı. Böylelikle açığa çıkan uçaklar, hiç bekletilmeden devreye alındı.</p>
<p>THY’nin yeni Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. <strong>Murat Şeker, </strong>yeni Genel Müdür <strong>Ahmet Olmuştur</strong>’la birlikte bu yılın ilk çeyrek sonuçlarını değerlendirmek, geleceğe dönük adımlarını paylaşmak üzere bir sohbet toplantısı düzenledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f427b8827a8-1777608632.png" alt="" width="700" height="422" />Prof. <strong>Şeker </strong>ve <strong>Olmuştur</strong>’a mali işlerden sorumlu İcra Komitesi Üyesi <strong>Metin Gülşen, </strong>Genel Müdür Yardımcıları <strong>Harun Baştürk </strong>(ticari), <strong>Akif Konar </strong>(operasyon), <strong>Levent Konukcu </strong>(yatırım ve strateji), <strong>Abdulkerim Çay </strong>(insan kaynakları),  <strong>Mehmet Kadaifçiler </strong>(uçuş işletme), <strong>Kerem Kızıltunç </strong>(bilgi teknolojileri), <strong>Ali Türk </strong>(kargo), İletişim Başkanı <strong>Yahya Üstün </strong>ve Ajet Genel Müdürü <strong>Kerem Sarp </strong>eşlik etti.</p>
<p>Prof. <strong>Murat Şeker, </strong>15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi günlerine uzandı:</p>
<p>-          <strong>THY yönetimindeki ilk görevlerime darbe girişiminde kısa süre sonra başlamıştım. Yani, hep zor dönemleri yöneten ekibin içinde oldum. COVID-19 pandemisi sırasında sıkıntılı dönemlerde işleri yönetme konusunda önemli tecrübe kazandık.</strong></p>
<p>28 Şubat 2026’da başlayan savaşın da hava yolları sektörüne etkisinin pandemiye benzer şekilde olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Sokakta hayat durmadı ama havacılık sektörü çok olumsuz etkilendi. Örneğin yakıt maliyeti iki katına çıktığı anda havacılık sektöründe kâr alanı bırakmıyor. Bunu sektör geneli için söylüyorum.</strong></p>
<p>Sunumuna başlarken şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Aslında 2026 yılına çok iyi başlamıştık. İlk 2 ayı çok iyi geçirdik. 28 Şubat’ta başlayan savaşın olumsuz etkisi Mart ayında nispeten daha az oldu. Asıl olumsuz etkiyi Nisan ayından itibaren görmeye başladık.</strong></p>
<p>2026 yılı 1. çeyrek mali sonuçlarını şöyle özetledi:</p>
<ul>
<li><strong>Bu yılın ilk çeyreğinde toplam gelirlerimiz yüzde 21 arttı, 5.9 milyar dolara çıktı.</strong></li>
<li><strong>Bunun 4.7 milyar dolarını yüzde 20 artan yolcu gelirleri oluşturdu. Jeopolitik gelişmelere rağmen yılın ilk çeyreğinde güçlü seyahat talebi görüldü</strong><strong>.</strong></li>
<li><strong>Kargo gelirlerimiz de artan hava kargo talebi ve piyasada oluşan kapasite eksikliği nedeniyle yüzde 30 artarak 1 milyar dolara ulaştı.</strong></li>
<li><strong>Akaryakıt maliyet etkisinin yılın ikinci çeyreğine sarkması, ilk çeyrekte FAVÖK’te (faiz, amortisman ve vergi öncesi kâr) yüzde 16 artışı görmemizi sağladı, 769 milyon dolar oldu.</strong></li>
<li><strong>Bu dönemde yatırım portföyünün olumlu katkısıyla ilk çeyrekte net kârımız 226 milyon dolar oldu.</strong></li>
</ul>
<p>THY’nin tüm iştirakleri ile birlikte toplam istihdamının 101 bini aştığını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Konsolide varlıklarımız da bu dönemde 48.6 milyar dolar oldu.</strong></p>
<p>Yatırımlar üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>İstanbul Havalimanı merkezli entegre büyüme modeli kapsamında Türk havacılık ekosisteminin gelişimini hedefleyerek 8 farklı tesisi içeren 2.5 milyar dolar değerinde bir yatırım programı başlattık.</strong></p>
<p>Savaşa rağmen operasyonlarını kesintisiz sürdürdüklerine dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>28 Şubat’tan itibaren Ortadoğu’daki 21 noktaya uçuşlarımızı durdurduk. Durdurma kararımızı birer hafta uzatarak bugünlere geldik. Şimdi Haziran ayına kadar söz konusu noktalara uçuş yapılmayacak.</strong></p>
<p>Bu noktada Genel Müdür <strong>Ahmet Olmuştur</strong>’a sözü bıraktı:</p>
<p>-          <strong>21 noktaya uçuşlarımız durunca bazı uçaklarımızın açığa çıkması söz konusuydu. Hemen talebin daha yoğun bölgeleri gözden geçirdik. Afrika, Uzak Doğu, bir-iki de Avrupa hattına o uçakları kaydırdık. Açıkta kalan uçağımız olmadı.</strong></p>
<p><strong>Olmuştur, </strong>bu günlerde Halep’e (Suriye) seferleri yeniden başlattıklarını bildirdi:</p>
<p>-          <strong> Beyrut (Lübnan), Amman (Ürdün) ve Şam’a (Suriye) seferlerimiz başlayacak. Arkasından 8 Mayıs’ta Erbil, 14 Mayıs’ta da Bağdat seferlerimiz yeniden devreye girecek.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Şeker </strong>ekledi:</p>
<p>-          <strong>Körfez bölgesinde uçuşları 21 noktada durdururken Afrika’dan Uzak Doğu’ya farklı noktalara seferlerimizi artırdık. Böylece yolcu kapasitemizi de yukarı çekebildik. Bu arada Orta Doğu’da iptal edilen kapasitenin toplama oranı yüzde 6 dolayında oldu.</strong></p>
<p>Prof. <strong>Murat Şeker, </strong>sunumunun <strong>“Jet yakıtı fiyatı geçen yıla göre yüzde 125 artış gösterdi” </strong>başlıklı bölümüne vurgu yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>Biz 2026’da jet yakıtı fiyatını ton başına 650-700 dolar aralığında öngörmüştük. Bütçemize yıllık jet yakıtı toplam maliyetini 6.1 milyar dolar olarak koymuştuk. 2023-2025 döneminde yıllık 6.1 milyar dolar olmuştu.</strong></li>
<li><strong>Jet yakıtının tonu 1590 dolar düzeyine çıktı. İyimser senaryoda ton başına fiyat 1492, baz senaryoda 1660 dolar, kötümser senaryoda da 1765 dolara çıkabilecek gibi görünüyor. Biz bu yılki toplam jet yakıtı maliyetimizi 9.5 milyar dolara yükselttik.</strong></li>
</ul>
<p>Savaş nedeniyle ilave jet yakıtı etkisinin 3.4 milyar dolar olacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu akaryakıt fiyatlarındaki keskin yükselişin maliyet etkisinin ikinci çeyrek sonuçları üzerinde belirgin şekilde hissedileceğini öngörüyoruz.</strong></p>
<p>THY, uyguladığı <strong>“pandemiden çıkış stratejisi”</strong>nde başarıya ulaştı, dünyadaki önde gelen rakiplerini birçok alanda geride bıraktı.</p>
<p>Jet yakıtı maliyetinin yarattığı baskıyı bertaraf etmek kolay olmasa da, THY yönetiminin <strong>“kriz yönetimi” </strong>deneyiminin olumsuz etkiyi en aza indirebileceği anlaşılıyor…u</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">2.5 milyar dolarlık olumsuz etkiyi bertaraf etmeyi hedefliyoruz</span></h2>
<p><strong>THY </strong>Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. <strong>Murat Şeker, </strong>savaşın olumsuz etkilerini azaltmak için hızlıca önlemler aldıklarını belirtip, sıraladı:</p>
<ul>
<li><strong>Düşük talepli pazarlarda geçici kapasite azaltımı yaptık. Uçuş ağı performansını en üst seviyeye çıkarmak amacıyla yüksek talebin bulunduğu ve stratejik olarak önceliklendirilmiş pazarlarda 37 yolcu ve 61 kargo frekansı artışı yapıldı.</strong></li>
<li><strong>ABD’ye kargo frekansı artışı 9, Avrupa’ya 10, Asya ve Uzak Doğu’ya 34 kargo frekansı artışı, 24 yolcu frekansı artışı, Afrika’ya 1 kargo frekansı, 13 yolcu frekansı artışı, Ortadoğu’ya 7 kargo frekansı artışı gerçekleştirdik.</strong></li>
<li><strong>Yakıt gideri telafisi olarak ek ücret ve fiyat artışına gittik.</strong></li>
<li><strong>Artan premium segmente daha fazla odaklandık.</strong></li>
<li><strong>Böylelikle </strong>“kapasite ve gelir yönetimi”<strong>önlemlerinin 1.2 milyar dolarlık bir iyileştirme sağlayacağını öngörüyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Maliyet optimizasyonu adımlarına da değindi:</p>
<ul>
<li><strong>Operasyonel gider yönetimi ve yakıt tüketimi optimizasyonu üzerinde duruyoruz.</strong></li>
<li><strong>Çalışan verimliliği artışı için çalışıyoruz.</strong></li>
<li><strong>Endirekt harcamaları yeniden planlıyoruz.</strong></li>
<li><strong>Stratejik yatırımları önceliklendiriyor, zaruri olmayanları öteliyoruz.</strong></li>
<li><strong>Havalimanları ve tedarikçilerle indirim görüşmeleri yapıyoruz.</strong></li>
<li><strong>Akaryakıt </strong>“hedge portföyü”<strong>nden de katkı bekliyoruz.</strong></li>
<li><strong>Maliyet optimizasyonuyla 1.3 milyar dolarlık iyileştirme hedefliyoruz.</strong></li>
</ul>
<p>Sunumun bu bölümüne noktayı şöyle koydu:</p>
<p>-          <strong>Aldığımız önlemlerle 2.5 milyar dolar büyüklüğünde olumsuz etkiyi bertaraf etmeyi hedefliyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Son 3 yılda THY’nin ana kadrosuna 10 bin kişi eklendi</span></h2>
<p><strong>THY</strong>’nin insan kaynaklarından sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Abdulkerim Çay, </strong>bu dönemde personel alımını durdurmayı planladıklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yeni personel alımı yapmayacağız ama mevcut kadromuzu korumaya özen göstereceğiz. Pandemide dünyadaki büyük rakiplerimizin çoğu blok halde istihdam azaltmasına giderken biz ekibimizi koruduk.</strong></p>
<p><strong>Çay, </strong>son 3 yılda THY’nin ana kadrosunun önemli ölçüde büyüdüğünü vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Son 3 yıllık dönemde, yani 2023-2025 yıllarında THY’nin kadrosuna 10 bin kişi eklendi.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Dünyada en fazla kadın pilot bizde var</span></h2>
<p><strong>THY </strong>uçuş işletmeden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı <strong>Mehmet Kadaifçiler, </strong>7 bin 66 pilot, 16 bin 300 kabin memuru kadrosunun olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yeni yabancı pilot almıyoruz. Halen çalışan yabancı pilotlarımız da 354 kişi. Toplam içindeki payı yüzde 5.</strong></p>
<p>Kadın pilot oranına dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>THY’de 554 kadın pilot görev yapıyor. Toplam içindeki payları yüzde 7.5.</strong></p>
<p><strong>Abdulkerim Çay </strong>araya girdi:</p>
<p>-          <strong>Bizim bilgilerimize göre kadın pilot oranı olarak dünyada ilk sırada yer alıyoruz.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Jet yakıtındaki maliyet artışının bilet başına etkisi 15-20 dolar </span></h2>
<p><strong>AJET </strong>Genel Müdürü <strong>Kerem Sarp, </strong>1 saatlik uçuşta tüketilen jet yakıtı miktarının 3 ton olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>Bir saatlik uçuşta savaş öncesi fiyatlarla 2 bin 200 dolarlık yakıtla uçulurken, şimdi 4 bin 500-4 bin 800 dolara çıkmış bulunuyor.</strong></p>
<p>Bunun etkisiyle ilgili şu hesabı ortaya koydu:</p>
<p>-          <strong>Aslında jet yakıtı maliyet artışı bilet başına 15-20 dolara denk geliyor. Ancak, biz bu maliyeti bilet fiyatlarımıza olduğu gibi yansıtamıyoruz.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gokte-yakit-maliyeti-yuzde-125-oraninda-artti-78353</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/thy.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İlk çeyrekte geliri 5.9 milyar dolara çıktı, yıllık 3.4 milyar dolar ek yakıt faturası göründü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mis-gibi-bir-iliskinin-perde-arkasi-78379</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ‘Mış gibi’ bir ilişkinin perde arkası</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye bu yıl iki ayrı ama birbirine temas eden küresel başlığın ev sahibi: Güvenlik ve iklim. Türkiye’nin daha önce ev sahipliği yaptığı NATO Zirvesi 28–29 Haziran 2004’te İstanbul’da toplandı; yeni NATO Zirvesi ise 7–8 Temmuz 2026’da Ankara’daki Beştepe Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak. İklim tarafında COP31, 9–20 Kasım 2026’da Antalya EXPO Center’da düzenlenecek. Aradaki takvim, yalnızca organizasyon yoğunluğunu değil, Türkiye’nin kendisini uluslararası sistemde yeniden konumlama arzusunu da gösteriyor.</p>
<p>Henüz tamamlanan V. Antalya Diplomasi Forumu da bu çizginin son halkasıydı. 17–19 Nisan 2026’da Antalya’da yapılan forumun teması “Mapping Tomorrow, Managing Uncertainties” idi; isim bile aslında bugünün ruhunu ele veriyor: Yarını haritalamak, belirsizliği yönetmek. Güvenlik, diplomasi, bölgesel kırılmalar ve küresel rekabet aynı sahnede toplandı. Bu bakımdan Antalya’daki toplantı ile Ankara’daki NATO Zirvesi arasında görünmez bir köprü var. Biri tartışma alanını genişletiyor, diğeri karar ihtimalini çağırıyor.</p>
<p>Bu görünürlük arayışına, yeniden resmileşen Formula 1 dönüşünü de eklemek mümkün. İstanbul Park’ın 2027’den başlayarak en az beş yıl Formula 1 takvimine döneceği 24 Nisan 2026’da açıklandı. Bu bir spor haberi elbette; ama yalnızca spor haberi değil. Türkiye’nin diplomasi, turizm, ekonomi ve vitrin siyaseti arasında kurmaya çalıştığı yeni temas hatlarından biri olarak da okunabilir. Bu noktada soru şudur: Türkiye, zirveleri ve büyük organizasyonları yalnızca ağırlıyor mu, yoksa onları kendisini yeniden anlatmanın araçlarına mı dönüştürüyor?</p>
<p>Zirveler “sert” gerçekler üzerine kuruluyor. Orta Doğu’da istikrarın kurulamamış olması. Türkiye’nin sınır komşusu olduğu kriz alanları, İran çevresinde büyüyen gerilim, Hürmüz, İsrail, ABD, Avrupa ve yeni güvenlik mimarileri üzerine yürüyen hesaplar, NATO Zirvesi’ni otomatik olarak daha “önemli” yapmıyor; ama daha dikkatle okunması gereken bir toplantıya dönüştürüyor. Asıl soru burada başlıyor: Bu zirveden ne beklemeliyiz? Daha doğrusu, böyle bir zirveden “sonuç” mu beklemeliyiz, yoksa “işaret” mi okumalıyız?</p>
<p><strong>Zirve denilen şey gerçekten nedir?</strong></p>
<p>Türkiye’de zirve dendiğinde akla çoğu zaman büyük kararların alındığı, tarihi dönüşlerin yaşandığı, sahnenin ev sahibine güç kattığı toplantılar geliyor. Perde arkasına bakabilmek üzere deneyimli diplomat stratejist Hasan Aygün’e danıştım. Aygün’ün anlattığı çerçeve bizim gördüğümüzden farklı. Konulara farklı pencerelerden bakınca karar alıcıların neden bizden değişik düşündüğünü ya da beklemediğimiz gelişmeler olabildiğini anlayabiliriz. Kısaca haber okur yazarlığı diyelim.</p>
<p>NATO’da işleyiş zirvelerde değil; sekretaryada, teknik hazırlıkta, düzenli olarak yapılan Dışişleri ve Savunma Bakanları toplantılarında. Zirveler ise arada bir toplanılan, görünürlüğü yüksek ama yapısal işlevi sanıldığı kadar merkezi olmayan toplantılar. Aygün’ün ifadesiyle, düzenli bir NATO zirvesi takvimi yok; her yıl düzenlenen bir ritüel değil bu. İlk zirve 1957’de yapılıyor, bugünkü anlamda düzenli diyebileceğimiz lider zirveleri ise 1974 sonrasında başlıyor.</p>
<p>Ev sahipliği kavramını da bu çerçeveyle yerli yerine oturtuyor. Aygün’ün altını çizdiği nokta basit ama belirleyici: Ev sahibi ülke salonu sunar, hizmeti verir, belki ülkesini gösterir, önceliklerini görünür kılmaya çalışır; ama gündemi kuran, karar metnini hazırlayan ve toplantının çerçevesini belirleyen NATO Sekretaryasıdır. Başka bir deyişle ev sahipliği, içerik üzerinde sınırsız bir kurucu güç anlamına gelmez. Türkiye açısından bakıldığında bu ayrım özellikle önemli; çünkü Ankara’daki toplantının etrafında oluşacak ulusal heyecan ile NATO’nun kendi kurumsal mantığı birbirinden farklı işleyecek.</p>
<p>Aygün daha ileri gidiyor ve Türkiye’de NATO zirvelerine atfedilen rolün “diğer ülkelerin kafasındakinden çok farklı” olduğunu söylüyor. Çünkü biz çoğu zaman ev sahipliğini karar gücüyle, görünürlüğü etkiyle, protokolü sonuçla karıştırıyoruz. Oysa NATO zirvesi, çoğu durumda bir sonuç üretme makinesinden çok bir güç dengesi ekranı. Kim hangi mesajı veriyor, hangi konu liderler seviyesine taşınıyor, hangi başlık konuşulmuyor ama masanın altında bekliyor; zirvenin asıl değeri burada.</p>
<p><strong>Türkiye neden bu zirveye önem veriyor?</strong></p>
<p>NATO zirvesinin NATO açısından anlamı ile Türkiye açısından anlamı aynı değilse onlar ve bizim için ne? Tanıtım mı, PR mı, F-35 mi, bölgesel güvenlik açığı mı? Türkiye bu ev sahipliğini ne için istiyor? Bu sorunun cevabı tek kelimelik değil. Türkiye bu zirveyi hem kurumsal bağlılık göstergesi, hem görünürlük fırsatı, hem de kendi dış politika anlatısını tazeleme alanı olarak okuyor.</p>
<p>Bu zirve, Türkiye’nin NATO’dan vazgeçmediğini, değişen söylemlere rağmen ittifak içindeki kurumsal bağlarını sürdürmek istediğini gösteren bir toplantı olacak. Bu tespit, zirveyi askeri olmaktan çok siyasi bir sembol olarak da okumayı gerektiriyor. Çünkü bazen fotoğrafın kendisi, karar metninden daha yüksek ses çıkarır.</p>
<p>Bugünlerde ABD ile Avrupa arasındaki sert NATO tartışmalarını ve özellikle İspanya üzerinden açılan dosyayı da unutmamak gerekiyor. Reuters’ın 7 Nisan tarihli haberine göre, İspanya Dışişleri Bakanı ABD’nin NATO hakkındaki çıkışlarının Avrupa’yı alternatif güvenlik seçeneklerine ittiğini söyledi; aynı hatta, yansımalara göre Pentagon iç yazışmalarında İspanya’ya yönelik cezalandırıcı senaryoların tartışıldığı görüldü. Bu, ABD-İspanya gerilimi değil; NATO içinde yük paylaşımı, sadakat, hukuk ve siyasi itaat tartışmasının ne kadar sertleştiğinin de göstergesi. Ankara’daki zirveye giderken masanın etrafındaki asıl gerginliklerden biri bu olsa gerek.</p>
<p><strong>Ne beklemeliyiz? Belki de fazla şey beklememeliyiz</strong></p>
<p>Aygün’e göre NATO bugün bir kırılma noktasında, ama bu zirve ille de o kırılmanın “çözüm” anı olmayabilir. Daha çok yön gösterecek bir an olabilir. Çünkü ön planda iki temel mesele var: Amerika’nın ilgisi Avrupa’dan Asya’ya mı kayıyor ve Amerika, diğer NATO ülkelerinin toplamından bile daha yüksek olan savunma harcaması nedeniyle yükü azaltmak mı istiyor? Aygün bu tabloyu tarif ederken Trump’ın meselelere “Ne aldık, ne verdik?” diye bakan bir zihniyetle yaklaştığını hatırlatıyor. Bu, ittifak dili değil; bilanço dili. Ve NATO içindeki bugünkü tartışmayı anlamak için çok açıklayıcı.</p>
<p>Bu nedenle zirvenin zamanlaması önemli; ama önem, beklenen “kararların büyüklüğünden” değil, açığa çıkacak yön duygusundan kaynaklanıyor. Avrupa gerçekten daha fazla savunma yükü üstlenmeye hazır mı? ABD sözünü ettiği geri çekilmeyi ne kadar ileri götürebilir? Orta Doğu’daki savaş ihtimali, Hürmüz gibi dosyalar ve Arktik-Grönland hattı aynı anda NATO ajandasına ne ölçüde girecek? Bunlar Ankara’da tam çözülecek başlıklar değil; ama hangi başlığın daha yüksek sesle konuşulduğunu görmek bile önemli olacak. Aygün’ün ifadesiyle, zirve NATO’nun geleceğini belirlemekten çok ipuçları verebilir.</p>
<p><strong>“Mış gibi” ilişkinin soğuk adı</strong></p>
<p>Türkiye’nin Batı ile ilişkisini tarif ederken Aygün, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki ilişkiyi “mış gibi yapmak” sözüyle ifade etti. Türkiye AB’ye girmek istiyormuş gibi yapıyor, AB de Türkiye’yi alacakmış gibi yapıyor. Bu yalnızca AB dosyasına ilişkin ironik bir teşhis değil; Türkiye’nin genel Batı ilişkilerine de ışık tutuyor. Çünkü NATO üyeliği sürüyor, Avrupa ekonomik olarak vazgeçilmez, ama siyasi ve güvenlik öncelikleri aynı çizgide yürümüyor. Türkiye’nin coğrafyası, Suriye ve Kuzey Irak gibi başlıklardaki güvenlik ihtiyaçları, onu normatif birlik dilinden çok menfaat diline yaklaştırıyor. Aygün açık söylüyor: Menfaat söz konusu olduğunda herkes, Avrupa da dahil, uluslararası hukuk ile ulusal ihtiyaç arasında tercih yapabiliyor.</p>
<p>Bu nedenle Türkiye’nin NATO üyeliği ile NATO’ya güveni, aynı şey değil. Aygün’ün cümlesi keskin: NATO güvenliğimiz bakımından çok önemli ama Türkiye’nin öncelikleri bazen değişebiliyor. BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü gibi başlıkların zaman zaman gündeme gelmesi de bu dalgalı söylemi besliyor. Bununla birlikte Aygün, NATO’da görev yaptığı uzun yıllar içinde hiçbir kararın üye ülkelerin hilafına alındığını görmediğini söyledi. Hatta Lüksemburg örneğini vererek, küçük bir üyenin itirazı karşısında büyük güçlerin bile geri adım atabildiğini hatırlattı. Türkiye’de NATO hakkındaki “derin devletimsi yapı” imgesine karşı bir tanıklık denilebilir mi…</p>
<p><strong>S-400 ile F-35 arasında sıkışan dosya</strong></p>
<p>Türkiye’de NATO denince en kolay ezbere bağlanan başlıklardan biri F-35 ve S-400. Söyleşi burada da alışılmış ezberi kırıyor. Biden döneminde artık dönülmez görülen ama Trump’la birlikte yeniden konuşulmaya başlayan F-35 dosyası... Aygün, “S-400 tek başına sorun değildi; Amerikan Kongresi açısından bardağı taşıran son damlaydı. Yani mesele teknik değil, birikimli. Son on yılın Türkiye-Rusya ilişkileri, Ukrayna savaşında Türkiye’nin takınmak zorunda olduğu tavır, Suriye, PKK bağlantılı başlıklar, ABD’nin beklentileri ve Türkiye’nin “sadık müttefik” kalıplarından çıkması bu dosyayı ağırlaştırdı” dedi.</p>
<p>Aygün, Hindistan örneğini vererek önemli bir ayrım yaptı. S-400 sahibi olmak tek başına otomatik dışlama sebebi olsaydı, Hindistan örneği farklı okunurdu diyor. Türkiye dosyasını zorlaştıran şey, S-400 alımı kadar, bu alımın yerleştiği daha geniş siyasi bağlam. Buna İsrail ve Yunan lobilerinin Kongre’deki etkisini de ekliyor. Türkiye’ye F-35 verilmesine karşı oluşan direnç, sadece teknik riskler üzerinden değil, Washington’daki siyasal iklim üzerinden de okunmalı. Bu, “bir ara formül bulunur mu?” sorusunun neden sadece savunma sanayi uzmanlarının değil, siyaset okurunun da konusu olduğunu gösteriyor.</p>
<p><strong>Türkiye neden kendini anlatamıyor?</strong></p>
<p>Zirveyi burada yapıyoruz ama kendimizi anlatamıyoruz; hikâyemiz nerede tıkanıyor? Aygün’ün cevabı iki parçalı ve rahatsız edici ölçüde sade. Bir: Türkiye’nin kendini anlatma sorunu var. İki: Türkiye karşı tarafı iyi inceleyemiyor. Amerika’nın, Yunanistan’ın, Kongre üyelerinin beklentileri, korkuları, yerel menfaatleri üzerine yeterince ciddi araştırma yapılıp yapılmadığı bile belirsiz. Yani anlatamamak kadar, anlamamak da sorun.</p>
<p>Burada mesele doğrudan lobiciliğe bağlandı. Aygün, Amerikan Kongresi’ndeki her senatörün ve Temsilciler Meclisi üyesinin kendi bölgesinde yeniden seçilme kaygıları olan, yerel menfaatlerle çalışan aktörler olduğunu hatırlattı; “Eğer bu insanlar Türkiye’nin dertlerini anlamıyorsa, bunun yarısı bizim anlatamamamızdan, yarısı da onların beklentilerini “kazan-kazan” zeminine nasıl taşıyacağımızı gösteremememizden kaynaklanıyor.” Şöyle sürdürdü sözlerini: “Türkiye’nin kendisini ülke çapında, kılcal damarlara kadar uzanacak bir anlatma çabası yok. Lobi şirketleri nasıl seçiliyor, hangi stratejiyle çalışılıyor, bu alan gerçekten araştırılıyor mu? Bu soruların yanıtı yoksa, “neden bizi anlamıyorlar?” serzenişi de eksik kalıyor.”</p>
<p><strong>Peki NATO nereye gidiyor?</strong></p>
<p>Aygün NATO’yu bir yandan güvenlik örgütü, bir yandan network ağı olarak anlatıyor. Ortak eğitim, ortak silah sistemleri, ortak tatbikatlar, tanışıklık, alışveriş, savunma sanayi ilişkileri… Bu bakış, NATO’yu sadece “ortak düşmana karşı savunma” şemasından çıkarıyor. İttifak, aynı zamanda bir dolaşım alanı. Sorun şu: Bu dolaşım, ABD’nin yeniden hesap sorduğu, Avrupa’nın gecikmiş bir uyanış yaşadığı ve Orta Doğu’nun istikrarsızlığı sürdüğü bir dönemde nasıl ayakta kalacak?</p>
<p>Bugün elimizde kesin cevaplar yok. Ama güçlü sorular var. Avrupa, güvenlik yükünü gerçekten artıracak mı? ABD, tehdit ettiği kadar geri çekilebilir mi? İspanya tartışması münferit bir öfke patlaması mı, yoksa yeni bir disiplin siyasetinin habercisi mi? Türkiye, NATO’nun içinde kalırken aynı anda farklı jeopolitik seçenekleri konuşan o dalgalı dili sürdürebilecek mi? Ve en önemlisi: Ankara’daki zirve, Türkiye açısından bir sonuç değilse bile, bir yön tayini anına dönüşebilir mi?</p>
<p>Bu zirveden mucize beklememek gerekiyor. Ama işaretleri dikkatle okumak gerekiyor. Çünkü bazen tarih, karar metninde değil, hangi sorunun masaya çıkarıldığında başların eğildiğinde yazılır. Hasan Aygün’le yaptığım bu söyleşiyi, bir okuma kılavuzu olarak görüyorum. Türkiye’nin hevesiyle ittifakın mantığını birbirine karıştırmadan; S-400 ile F-35’i yalnızca teknik mesele sanmadan; lobiyi yalnızca para işi gibi görmeden; haberi de yalnızca başlıkla tüketmeden okumak için.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/mis-gibi-bir-iliskinin-perde-arkasi-78379</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ‘Mış gibi’ bir ilişkinin perde arkası ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iyilik-iyidir-78376</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İyilik iyidir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Futbol sahaları sadece taktiklerin, sistemlerin ve skorların konuşulduğu yerler değildir. Aynı zamanda karakterlerin, liderlik anlayışlarının ve insan olma biçimlerinin de görünür hale geldiği alanlardır. Mircea Lucescu’nun vefatının ardından yapılan yorumları dinlerken, aslında bir teknik direktörden çok daha fazlasını kaybettiğimizi fark ettim. Teknik direktörlük kariyerinden, sporculuk dönemindeki başarılarından, insanlığından bahsedildi. Bazıları da pek hoşlanmıyordu kazandığı resmi kupa sayısı açısından 35 puanla Ferguson’un ardından ikinci sırada yer alan, 3 farklı ülke de 12 şampiyonluk yaşamış Lucescu’dan…</p>
<p>Onu anlatan herkes farklı bir anısını paylaştı ve bu anıların çoğunluğunun ortak bir noktası vardı: İncelik. Kimi, bir mağlubiyet sonrası soyunma odasında kurduğu sakin bir cümleyi anlattı. Kimi, genç bir oyuncunun hatasını büyütmek yerine ona yeni bir fırsat yaratmasını, kimi ise sadece bir bakışını…</p>
<p>Büyük başarıların, kupaların ve şampiyonlukların ötesinde, insanlara dokunan küçük ama kalıcı davranışlar anıldı bol bol.</p>
<p>Spor dünyasında liderlik genellikle iki uç arasında tanımlanır. Bir tarafta otoriter, “dediğim dedik” anlayışıyla yönetilen takımlar; disiplinin korkuyla sağlandığı, hatanın cezayla karşılık bulduğu, oyuncunun hata yapmaktan çekindiği sistemler ön plana çıkar. Diğer tarafta ise daha az konuşulan ama etkisi derin olan iyilik ve güven temelli, ilham veren bir liderlik anlayışı vardır.</p>
<p>Farklı dönem ve koşullarda başarı üretebilen bu iki liderlik anlayışı, asıl ayrımını sonuçta değil o sonuca ulaşırken izledikleri yolda gösterir. Otoriter modelde kontrol, net kurallar ve dışsal disiplin ön planda, kararlar daha merkezidir. Oyuncudan beklenen, sadece bu yapıya uyum sağlamasıdır. Diğer yaklaşımda ise ilişki, güven ve içsel motivasyon öne çıkar; oyuncunun sürece katılımı ve anlam kurması daha belirleyici hale gelir. Biri daha çok ‘nasıl yapmalısın’ sorusuna odaklanırken, diğeri ‘neden yapıyoruz’ sorusunu da işin içine katar. İkinci modelde antrenör, oyuncusunu korkutarak değil, ikna ederek yönetir. Oyuncu sahaya çıktığında “yanlış yaparsam ne olur?” diye düşünmek yerine, “doğruyu nasıl yaparım?” sorusuna odaklanır.</p>
<p>Otoriteyi bağırarak değil, güven vererek kurmak. Disiplini korkuyla değil, anlam yaratarak sağlamak. Lucescu’nun hikâyelerinde öne çıkan bu özellikler, kazandığı kupalardan çok arkasında bıraktığı bu iz belki de en büyük başarısı oldu. Tüm o başarıları kazanırken saygıyı korkuyla değil nezaketle kazanması da en büyük mirası… Onunla çalışan oyuncuların yıllar sonra hâlâ onu bir teknik direktörden ziyade bir rehber olarak anlatması tesadüf değil. Çünkü insanlar, kendilerine nasıl hissettirildiklerini unutmuyorlar…</p>
<p>Bugün spor dünyasında, sanki başarıyla sertlik arasında değişmez bir bağ varmış gibi, hâlâ “sert antrenör başarılı olur” ezberi dolaşıyor. Oysa son yıllarda hem spor psikolojisinin hem de oyunun bize anlattığı başka şeyler var: Oyuncu en iyi performansını kendini rahat hissettiğinde, hata yapmaktan korkmadığında sergiliyor. Onun en iyi potansiyelini ortaya çıkartacak güven ortamının da bağırılan, korkutulan değil, değer verilen, anlamaya ve anlaşılmaya alan açılan bir ortamda inşa edilmesi gerekiyor.</p>
<p>Bazen çok karmaşık kavramlarla anlatılan liderlik, stratejiler, modeller, sistemler üzerine kurulu. Oysa işin özü çoğu zaman çok daha basit bir yerde: İnsan gibi davranmak. Karşındakini anlamak. Değer vermek. Ve bunu en kritik anlarda bile sürdürebilmek…</p>
<p>Belki de bu yüzden, Lucescu’nun ardından anlatılan onlarca hikâyenin içinde en çok akılda kalanlar büyük taktik hamleler değil, küçük insani dokunuşlar oldu.</p>
<p>Çünkü günün sonunda, spor da hayat gibi…</p>
<p>Ve bazı şeyler hiç değişmiyor:</p>
<p>İyilik gerçekten iyidir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/iyilik-iyidir-78376</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İyilik iyidir ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yil-sonu-kari-satislarini-gecti-karin-buyumesi-faizden-geldi-78371</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıl sonu kârı satışlarını geçti, kârın büyümesi faizden geldi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Borsada piyasa değeri 15 milyar TL’yi aşan şirketlerden; net kâr marjı ve özvarlık kârlılığını %10›un üzerinde tutarak satışlarını büyüten 23 şirket bulunuyor. Bedelsiz potansiyelinin %397'lere tırmandığı bu tabloya hem büyüyen hem de kârlı kalabilen şirketler girebildi.</strong></p>
<p>Borsada kimi yatırımcı şirketin sadece büyüklüğüne veya popülaritesine aldanır. Oysaki kârlılık, verimlilik ve büyüme gibi kriterlerle firmalar süzgeçten geçirildiğinde geriye sayılı şirket kalmakta. Piyasa değeri 15 milyar TL’nin üzerindeki 23 şirket boyutlarına rağmen faaliyetlerinde hantallaşmıyor. 1,79 trilyon TL büyüklüğe rağmen çift haneli kâr marjı ve özvarlık kârlılığıyla öne çıkan Aselsan veya %48›i aşan özkaynak kârlılığıyla Tera Yatırım, öne çıkan örnekler. Veriler, büyüklüğün doğru yönetildiğinde yüksek marjlarla çalışıp satışların yüksek oranda artırılabildiğini gösteriyor.</p>
<h2>Bedelsiz potansiyeli yüksekler</h2>
<p>Listeye giren 23 şirketten Rönesans Gayrimenkul %398 bedelsiz potansiyeliyle en yüksek orana sahip. Nisan 2024’te borsaya gelen hisse, yaklaşık bir yıl zayıf seyretti. Mart 2025’te artan ilgiyle birlikte yönünü yukarı çevirdi ve son bir ayda ivmesini artırdığı görülüyor. Şirketin portföyünde Antalya Konyaaltı ve Ümraniye’de iki önemli arsa fırsatı bulunuyor.</p>
<p>Çelebi, %329 bedelsiz potansiyeliyle öne çıkan bir diğer firma. Fiyatı Nisan 2025’te en yüksek 2.962 sınırına kadar çıkarken sonrasında hızla geriledi. Yılın son çeyreğinde 1.400’lü fiyatlarda taban bulurken yılbaşından bu yana yönü yukarı. Ancak yaklaşık bir yıl önceki seviyesinin çok uzağında duruyor.</p>
<h2>Net kâr marjı yüksekler</h2>
<p>Yeni Gimat GMYO %182 ile net kâr marjı en yüksek firma konumunda. Geçen yıl 3,1 milyar TL gelir elde ederken esas faaliyet kârını %18 büyüttü ve dönem sonunda zarardan kâra geçti. Açıkladığı 5,36 milyar TL dönem sonu net kârın satış gelirinden yüksek olmasının nedeni 993 milyon TL’ye varan taşınmaz değerleme artışı ile 1,6 milyarlık faiz geliri.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f435c30eb3d-1777612227.png" alt="" width="900" height="481" /></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>BEKLEMEK Mİ, KADEMELİ ALMAK MI?</strong></p>
<p><strong>Beklemek</strong>; nakit gücü, zarardan kaçınma, esneklik, rahatlık. Fırsat kaçırma, enflasyon erimesi, zamanlama hatası, giriş stresi, atıl sermaye.</p>
<p><strong>Kademeli almak</strong>; maliyet dengesi, risk dağılımı, güven, yatırım disiplini, trend yakalama. Sınırlı kazanç, takip zorluğu, stres, yavaş süreç.</p>
<p><strong>Romanya pazarına yeni yatırımda bulunmak yerine, sermayesini alıp çıkmayı seçti</strong></p>
<p>Garanti Bankası Romanya’da büyümek yerine oradan çıkmasının sebebi nedir? ● İsmet Toprak</p>
<p>İsmet, Garanti Bankası, Hollanda'daki iştirakleri üzerinden sahip olduğu Romanya'daki banka ve finansman şirketlerini 591 milyon euroya Raiffeisen Bank’a sattı. Ticarette her pazarda bayrak dalgalandırmaktan ziyade, sermayeyi en yüksek getiri sağlayan alanlara yönlendirmek önemlidir. Romanya gibi konsolidasyonun hızlandığı ve ölçek ekonomisinin şart olduğu rekabetçi bir pazarda, kârlılığı ve payı büyütebilmek yeni yatırımları gerektirir. Banka böylesi bir yatırım yerine yaklaşık 600 milyon euroluk nakit sağlamayı tercih ettiği anlaşılıyor.</p>
<p><strong>Bu yıl restoran ağını %10 büyütmeyi hedeflerken satış kanallarını çeşitlendirecek</strong></p>
<p>Tab Gıda yılın ilk üç ayında düşürdüğü kârını ilerleyen çeyreklerde toparlar mı? ● Ayhan Işık</p>
<p>Ayhan, geçtiğimiz yıl gelir ve kârını bir miktar artıran Tab Gıda, 2026’nın ilk çeyreğinde satışlarını artırsa da dönem sonu kârını %45 düşürdü. Bunda enflasyonist gider baskısının önemli bir etkisi bulunuyor. FAVÖK rakamının %16 büyümesi ana iş modelinin ve müşteri trafiğinin güçlü kaldığını işaret ediyor. Şirket, 2026’da restoran ağını %10 büyütmeyi hedeflerken franchise modeline ağırlık verecek. Satış kanallarını artırarak enflasyonun üzerinde %8-10 oranında ciro büyümesi hedefliyor. Bunu başarması halinde dönem sonu kârı da yukarı çıkabilir.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>RBA katılım ilkelerine uyumla altına yatırım yaparak %62 getiri elde etti</strong></p>
<p>Albaraka Portföy’ün yönettiği Bereket Vakfı’na Destek Altın Katılım Fonu (RBA)’nın fiyatı geçtiğimiz ocakta en yüksek 25,44 TL’ye kadar çıktı. Sonrasında kademeli düşüş yaşadı ve şimdilerde 21,69 TL seviyesinde. Şubatta hacmi en yüksek seviyesi 3,58 milyar TL’ye çıkarken nisanda 2,31 milyar TL’ye geriledi. RBA’nın portföyünün %97,23’i kıymetli maden, %1,62’si kira sertifikasından oluşuyor. Martta yüksek miktarda nakit çıkışı yaşanırken nisanda 102,8 milyon TL ile çıkış sürdü. Yüzde 10,64 doluluk oranına ve 6.480’e gerileyen yatırımcısı ile ilgideki düşüşe işaret ediyor. Stratejisi katılım ilkeleriyle uyumlu altına yatırımı olan RBA, faize duyarlı yatırımcıya hitap ediyor. Son bir yılda %61,74 getiri gerçekleştirirken aynı sürede altın fonların ortalama yükselişi %57,38 seviyesinde gerçekleşti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Fikret Petrol Ürünleri, piyasadan %53,96 bileşik faizle 100 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Fikret Petrol Ürünleri, 29.04.2026 tarihinde finansman bonosu ihracını tamamladı. Toplam tutarı 100.000.000 TL olan bononun yıllık basit faizi %48, bileşik faizi %53,96 olarak belirlendi. 177 gün vadeli ve tek kupon ödemeli bono, 23.10.2026 tarihinde itfa edilecek. Kupona isabet eden faiz oranı %23,28 düzeyinde. 29 Nisan itibarıyla TLREF %39,99 seviyesinde bulunuyor. Bununla birlikte Fikret Petrol’ün sunduğu %48 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 8,01 puan üzerinde yer alıyor. Şirketin belirlediği oran, piyasa koşullarıyla kıyaslandığında yatırımcı açısından makul bir getiri seviyesi olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin kısa vadeli finansman ihtiyacını destekleyecek. Bono, piyasada TRFFKRTE2616 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f43590985d6-1777612176.png" alt="" width="979" height="238" />HAT-SAN GEMİ</strong></p>
<p><strong>Yalova’daki tersane sahasına GES kuruyor. Ödemeler taksitler halinde yapılacak</strong></p>
<p>Hat-San Gemi, Yalova’daki tersanesinin enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla yurt içinde yerleşik bir firmayla GES kurulum sözleşmesi imzaladı. Toplam 2.113 kWp kapasiteye sahip proje 697,4 bin dolara mal olacak ve ödemeler taksitler halinde yapılacak. Yatırımla şirketin operasyonel giderleri azaltılarak enerji maliyetlerinin daha öngörülebilir bir yapıya kavuşturulması hedefleniyor. Tersanecilik gibi ağır sanayi operasyonlarında enerji tüketimi, üretim maliyetlerinin önemli kısmını oluşturuyor. GES’in devreye girmesi şirketin performansını destekleyecek.</p>
<p><strong>KALYON GÜNEŞ TEKNOLOJİLERİ</strong></p>
<p><strong>Yıllık gelirinin %6’sı kadar sipariş aldı. Tahsilat ikinci yarıya kadar tamamlanıyor</strong></p>
<p>Kalyon Güneş Teknolojileri, yurt içindeki firmayla 505,6 milyon TL’ye güneş enerjisi paneli satış sözleşmesi imzaladı. Anlaşma kapsamındaki panellerin teslimatları ve elde edilecek gelirin tahsili yılın ilk yarısına kadar tamamlanacak. Bedel firmanın yıllık gelirinin %6,23’ü seviyesinde. Sözleşme tutarının 2026 yılının ilk yarısına kadar hasılata yansıyacak olması, şirketin önümüzdeki altı aylık bilanço döneminde satış geliri kaleminde öngörülebilir taban artış yaşanacağını işaret ediyor. Birkaç aya yayılacak hızlı teslimat, likidite pozisyonunu güçlendirecek.</p>
<p><strong>MARGÜN ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Denizli ve Manisa’daki 9 jeotermal kaynak ruhsatının resmi işlemlerini tamamladı</strong></p>
<p>Margün Enerji, yenilenebilir enerji portföyünü genişletme hedefi doğrultusunda Denizli ve Manisa’daki toplam 505 MWm potansiyelli 9 jeotermal kaynak ruhsatının devir işlemini tamamladı. Söz konusu yatırımları yönetmek üzere 100 milyon TL sermayeli yeni bir şirket kurulurken, tesislerin faaliyete geçmesiyle YEKDEM kapsamında 15 yıl boyunca devlet alım garantisinden yararlanacak. Santrallerden ilk beş yılda yerli katkı ilavesiyle yıllık 462 milyon dolar satış geliri ve 370 milyon dolar FAVÖK elde etmeyi öngörüyor. Margün, uzun vadeli döviz bazlı nakit akışı sağlayacak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong><img style="float: right;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f4357abaf6f-1777612154.png" alt="" width="297" height="237" /></strong><strong>Suwen nisanın ikinci yarısından bu yana  satış ağırlıklı. Fonlar da hafif satıcılı</strong></p>
<p>Suwen Tekstil’de fonların satış işlemleri bir miktar daha fazla önde. Portföylerdeki miktar %0,11 ile toplamda 102,3 bin lot azalarak 89,18 milyona indi. Hisseyi bulunduran fon sayısı 28’den 26’ya indi. ZVO fonu 584,7 bin lot ile en fazla satışı yaparken, KIS fonu 1,75 milyon lot ile en çok alımı gerçekleştirdi. Suwen için bugüne kadar 1 aracı kurum öneride bulunurken model portföyüne alan olmadı. Tacirler Yatırım 16 TL ile hedef beklentisini paylaşırken verdiği fiyat %85,83 potansiyel getiri anlamına geliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yil-sonu-kari-satislarini-gecti-karin-buyumesi-faizden-geldi-78371</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıl sonu kârı satışlarını geçti kârın büyümesi faizden geldi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2008-krizi-piknik-gibi-gorunecek-78366</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2008 krizi piknik gibi görünecek…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong><img style="float: left;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f42fac4669a-1777610668.jpeg" alt="" width="233" height="126" /></strong><strong>YANIS VAROUFAKIS - </strong>Atina Üniversitesi Ekonomi Profesörü</p>
<p><strong>Yeni bir sermaye biçimi yükselişte: Bulut sermayesi, sahiplerine davranışlarımızı değiştirme konusunda olağanüstü güçler veren ağ bağlantılı algoritmik makineler. Ve tıpkı finansörlerin neoliberalizme ihtiyaç duyması gibi, günümüzün teknoloji lordlarının da yönetimlerini meşrulaştırmak için yeni bir ideolojiye ihtiyaçları var. Ben buna teknoloji lordluğu diyorum.</strong></p>
<p>Yarım yüzyıl boyunca neoliberalizm, küresel elitin tartışmasız inancıydı. Bretton Woods’un küllerinden doğan bu akım, finansal sermayenin yeni düzenin düzenleyici prangalarından kurtuluşunu kutsallaştırdı. Onun dehası özgünlükte değil, tavırda yatıyordu.</p>
<p>Piyasaların ne zaman çökeceği konusunda endişelenen Adam Smith veya John Stuart Mill’in aksine, neoliberaller piyasanın yanılmaz olduğunu ilan ettiler. Wall Street ekonomilerimizi çökerttiğinde bile, ölümcül müdahalenin işleri daha da kötüleştireceğinde ısrar ettiler. Bu, finansörlerin işine geliyordu; ancak o dönem sona erdi.</p>
<p>Yeni bir sermaye biçimi yükselişte: Bulut sermayesi, sahiplerine davranışlarımızı değiştirme konusunda olağanüstü güçler veren ağ bağlantılı algoritmik makineler. Ve tıpkı finansörlerin neoliberalizme ihtiyaç duyması gibi, günümüzün teknoloji lordlarının da yönetimlerini meşrulaştırmak için yeni bir ideolojiye ihtiyaçları var. Ben buna teknoloji lordluğu diyorum.</p>
<p><strong>Teknoloji egemenliğinin görevi </strong><strong>neoliberalizme göre çok daha radikal</strong></p>
<p>Neoliberalizmin görevi, ABD bütçe açıkları yoluyla dolarların sürekli olarak yeniden dolaşımına ideolojik ve sözde bilimsel bir kılıf sağlamaktı. Teknoloji egemenliğinin görevi ise çok daha radikal: Her şeyi; insan çabasını, devlet kurumlarını ve Wall Street’in kendisini sömürgeleştirmek için ideolojik bir kılıf sağlamak.</p>
<p>Üç cepheyi ele alalım. Birincisi, teknoloji egemenliği; tıptan şiir çevirisine, çocuk yetiştirmeye kadar her alanda hata yapabilen, inatçı insanları bulut sermayesiyle değiştirmeyi meşrulaştırmalıdır. Neden? Çünkü nüfuz ne kadar derine inerse, teknofeodal sınıf için bulut gelirleri de o kadar artar.</p>
<p>İkinci olarak, devletin sömürgeleştirilmesini meşrulaştırması gerekiyor; Elon Musk’ın DOGE’si ve Peter Thiel’in Palantir’i gibi kamu verilerini özelleştirmek, sistemleri vergi dairesine ve Pentagon’a bağlamak gerekiyor.</p>
<p>Üçüncüsü, Wall Street’i sömürgeleştirmeyi meşrulaştırmalı; bulut sermayesini finansal hizmetlerle birleştirerek geleneksel piyasaların dışında sınırsız bulut finansmanı yaratmalıdır.</p>
<p><strong>Teknoloji lordluğu </strong><strong>transhümanizmi dönüştürüyor</strong></p>
<p>Yeni ideoloji zaten burada. Teknoloji lordluğu, tıpkı neoliberalizmin klasik liberalizmi dönüştürmesi gibi, transhümanizmi dönüştürüyor. Neoliberal Homo Economicus’un yerini, şekilsiz bir insan-yapay zekâ sürekliliği olan İnsan-Yapay Zekâ alıyor ve kutsal piyasayı yeni bir ilahla, kutsal algoritmayla ikame ederek Amazon tarzı merkezi eşleştirmeye dayalı merkezi olmayan piyasaları geçersiz kılıyor.</p>
<p>Sonuçlar nefes kesici: Her yerde gözetim, savaş alanlarında otomatik hedefleme, makroekonomik istikrarsızlık (bulut gelirlerinin toplam talebi yok etmesiyle), demokrasinin bir ideal olarak bile son bulması (Peter Thiel tarafından alkışlanıyor) ve üniversitelerin yerini kişiselleştirilmiş yapay zekâ geliştirmelerinin alması.</p>
<p>Oysa teknoloji egemenliğinin tüm çirkinliği, soyut teoride değil, öncülerinin dile getirilmemiş manifestolarında en iyi şekilde görülmektedir.</p>
<p>Palantir’in yakın zamanda attığı bir tweet, teknoloji lordu programını gururla ortaya koyuyor. Satır aralarını okuyunca, Silikon Vadisi’nin; suçlu bankacıları kurtarırken Amerikalıların çoğunun geçim kaynaklarını mahveden egemen sınıfa olan ölçülemez borcunun farkında olduğu acı verici bir şekilde anlaşılıyor. Hatta sözde küçümsedikleri çoğunluğun adına, bu egemen sınıfı —kelimenin tam anlamıyla— ölene kadar savunacaklarını yüksek sesle haykırıyorlar.</p>
<p>Aynı zamanda Palantir, çeşitli kira paketlerine göz dikmiş durumda. Örneğin, Apple Store’u gözüne kestirmiş; iPhone’unuzu, gizliliğinizin kalanını da yok eden bir cihazla değiştirmeyi dört gözle bekliyor. Palantir hiçbir şeyi bedava vermez; bunun yerine korku ekerek ve sahte bir güvenlik duygusu satarak büyür. Kaba kuvveti yüceltir. Ahlakın aptallar için olduğunu ilan eder. Batı’nın daha çok ihtiyacı olan şey, Palantir’in ölümcül yazılımıdır.</p>
<p>Siperlerden kaçınmak için bağlantıları olmayan her zavallı askere alınacak; bu yüzden ABD askerlerine maaş ödemeyi unutun. Tüm gelir akışları Palantir’de birleşmeli; burada hissedarlar kâr ederken, hissedar olmayanlar ölmelidir.</p>
<p>Palantir, ABD deniz piyadelerini; içlerinde kalan son etik yargı kırıntılarını da ortadan kaldıran ölümcül robotlarla donatmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. İç cephede ise Amerikan toplumu, Palantir’in yazılımının hedef seçimini reddetme fırsatını ortadan kaldırma kapasitesini kısıtlayan herhangi bir tartışmaya tamamen elverişsiz hâle getirilmelidir. Kamu görevlileri toplu olarak işten çıkarılmalıdır- Palantir tarafından onaylanan ve vergi mükellefleri tarafından devasa maaşlar ödenen birkaç kişi hariç.</p>
<p>Siyasi alana dönecek olursak, Palantir; Donald Trump’ın kendini kamu hizmetine adamasından dolayı kutsanması gerektiği konusunda ısrarcı. Trump gibi insanları affetmemek, ruhumuzu riske atmakla kalmaz; Palantir’in kötü niyetli güçlerini kısıtlayabilecek yetkililerin ortaya çıkma olasılığını da artırır. Siyaset, insan empatisinden yoksun, yapay zekâ benzeri olmalıdır. Siyasette ruhlarını kurtarmaya çalışanlar derhâl gulaga gönderilmelidir.</p>
<p>Şirket, Palantir’in çöküşünü hızlandırmak için çok hevesli bazı kişilerin olduğunu belirtiyor. Yeniden düşünmeliler, yoksa… Öte yandan şirket, nükleer olmayan kitle imha silahları geliştirdiği ve nükleer kıyamet olasılığına, insanlığın varlığına yönelik çeşitli yepyeni yapay zekâ destekli tehditler eklemeye hazır olduğu için tebrik edilmelidir.</p>
<p>Vatansever bir şirket olarak Palantir, tarihte hiçbir ülkenin ilerleme ve özgürlük adına Amerika Birleşik Devletleri kadar savaş suçu işlemediği gerçeğinden son derece gurur duymaktadır. Bunun, Amerika’nın Palantir gibi şirketlere insanlığa bu kadar çok zarar vererek büyük kârlar elde etme konusunda sonsuz özgürlük sunması gerçeğiyle bir ilgisi olabilir. Aynı şekilde Alman ve Japon faşizminin yeniden yüceltilmesi gerekmektedir. Nazilerden arındırma, Avrupa’nın şimdi ağır bir bedel ödediği bir “aşırı düzeltme” idi. Japon pasifizmi de derhâl sona erdirilmelidir.</p>
<p>Hassas ABD vatandaşlarına seslenen Palantir yöneticileri, cömert devlet sözleşmeleriyle her şeyi tekelleştirenleri alkışlamaları için onları teşvik ediyor. Onların kârlılığı için iyi olan şey, Amerika için de mükemmel olmalı. Milyarderlere gelince; sadece milyarlarıyla yetinmemeliler. Yoksulları, özgürlüklerini kullanarak milyarderlere daha fazla güç vermeye ikna eden büyük anlatılar yayarak daha da aşırı zenginleşmeye çalışmalılar. Ve son olarak, “Palantir, Elon’u seviyor” diye ekliyorlar; özellikle de onun büyük, apartheid’den ilham alan anlatısını.</p>
<p>Silikon Vadisi, etik engelleri daha da ortadan kaldırarak Gazze’de yaptığını Amerika’nın şehirlerinde de yapma özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bazı politikacılar, Palantir’e kalan tüm sivil özgürlükleri ve insan haklarını yok etme hakkını vermekte isteksiz görünüyor. Onlar da susturulmalıdır. Epstein’ın şebekesi unutulmalıdır; aksi takdirde Trump ve Clintonlar gibi sevimli insanlar hükümete girmekten caydırılabilir. Kamuoyu, Sanders veya Mamdani gibi yıkıcı unsurlar girmedikçe denetimden arındırılmış olmalıdır.</p>
<p>Sıradan kamu figürleri, Palantir’e cazip sözleşmeler verdikleri sürece harikadır. Aynı şeyi yapan renkli kamu figürleri de memnuniyetle karşılanır. Kitlelerin çok daha fazla afyona ihtiyacı var; çünkü Palantir’in onları tamamen boyun eğdirmesini engelsiz bir şekilde sürdürmesi için yeterince sarhoş görünmüyorlar. Bu bağlamda örgütlü batıl inancı sorgulamak tahammül edilemez ve sona ermelidir. Palantir’in kurucuları ve Elon’un Aryan zirvesinde olduğu Hitler’in ırk hiyerarşisini geri getirme zamanı geldi.</p>
<p><strong>Neoliberalizm öldü</strong></p>
<p>Birini ten rengine, etnik kökenine veya dinine göre yargılamanın yanlış olduğu fikrinden vazgeçilmelidir. Siyahlar, Müslümanlar, çoğu Asyalı ve elbette kadınlar aşağılık insanlardır. Batılı erkekler yarım yüzyıldır kapsayıcılık adına bu alt insanları yerlerine koymaya direndiler. Bu bir hataydı. Alt insanlara asla izin verilmemeli, en azından Palantir ve Tesla androidlerimizi mükemmelleştirene kadar; ki o zaman da gereksiz hâle geleceklerdir. Bu, teknoloji egemenliğidir. Abartı değil. Zaten kodlara, sözleşmelere ve Tomahawk füzelerine yazılmış olan ideolojidir. Neoliberalizm öldü. Bundan sonra gelecek olanlar, 2008 Büyük Mali Krizi’ni bir piknik gibi gösterecek. Tek soru, ilahi algoritma bulut dışında herhangi bir şeyi veya herhangi birini tanımayı imkânsız hâle getirmeden önce yeterince insanın bunu fark edip etmeyeceğidir.</p>
<p>Yazının orijinaline, https://thepoint.com.au/opinions/260422-palantir-and-the-new-order-neoliberalism-is-dead-say-hello-to-techlordism adresinden ulaşabilirsiniz.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/2008-krizi-piknik-gibi-gorunecek-78366</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/6/1280x720/krizi-liberalizm-kapitalizm-1777612641.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2008 krizi piknik gibi görünecek… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ozel-sektor-denizde-ruzgar-santrali-yatirimi-icin-istahli-78369</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Özel sektör, denizde rüzgar santrali yatırımı için iştahlı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET KAYA/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği - TÜREB Başkanı Dr. İbrahim Erden düzenlediği basın toplantısında kamunun Türkiye’nin ilk off-shore rüzgar santrali için ihale hazırlığında olduğunu belirterek bu yatırıma özel sektörün istekli olduğunu söyledi. Türkiye'nin yenilenebilir enerji yatırım hedeflerinin yukarı yönlü revize edileceğini belirten Erden "Rüzgar ve güneş başta yenilenebilir enerji ülkemizin enerji stratejisinde en önemli unsurlar haline gelmiştir. 2035 hedeflerimizin yeniden gözden geçirildiği ve 120 GW’lık hedefin yukarı doğru revize edilmesinin beklendiği bir dönemde rüzgar sektörü olarak yılda 7 GW mertebesinde rüzgar yatırımlarını gerçekleştirmeye talibiz." dedi.</p>
<p>Türkiye’nin başta rüzgar elektrik santralleri olmak üzere yenilenebilir enerji alanında hızlı bir yatırım sürecinde olduğunu hatırlatan Erden, rüzgar enerji santrallerinde, hem elektrik üretimi hem de santrallerin sanayisine yönelik güçlü bir kapasite oluştuğunu vurguladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yaptığı çeşitli açıklamalarda, daha önce belirlenen 2030’lu yıllara yönelik yenilenebilir enerji yatırım hedefinin yükseltileceğinin yer aldığını söyleyen Erden, sektörün bu alanda yatırım yapmaya istekli olduğunu kaydetti. Erden, başta yatırım izin süreçlerinin kolaylaştırılması olmak üzere, finansman, yatırım aşamasındaki kolaylıklar gibi sektörün taleplerinin devam ettiğini vurguladı.</p>
<p>Bu bağlamda deniz üzerinde, kıyıya yakın (off-shore) rüzgar santrali kurulmasına yönelik Türkiye’nin ilgisinin devam ettiğini ve kamunun bu konuda çalıştığını vurgulayan Erden, bu yıl içinde hazırlıkların tamamlanmasının,  ihalenin de fiili olarak 2027’de yapılmasını tahmin ettiklerini kaydetti. </p>
<p>Türkiye’de henüz off-shore santrali olmadığını, bu santrallerin rüzgar araştırmalarından daha geniş biçimde, güvenlik, koruma alanları, çevreye etki, balıkçılık, güvenlik sistemleri, finansal koşullar, deniz tabanı, denizin etkisi gibi unsurların da araştırıldığı hazırlık safhasının olduğunu vurguladı. Erden, sektör olarak genel çalışmalar yaptıklarını, yatırım yapılabilecek 19 bölgeyi inceleyerek kamuya da bilgi verdiklerini söyledi. </p>
<p>Marmara ve güneyde İzmir Çandarlı’ya kadar olan Kuzey Ege’nin öne çıktığını vurgulayan Erden, “Sabit temelli türbinler için 50-60 metreyi geçmeyen derinlikler öncelikli. Türkiye’de denizler hızlı derinleştiği için Marmara ve Ege daha avantajlı” dedi. Öne çıkan bölgeleri de işaret eden Erden, “Kuzey Ege’den İzmir’e kadar olan hat ve Marmara kıyıları öncelikli alanlar arasında” ifadelerini kullandı. Bu bölgelerde yaklaşık 5 bin MW’lık potansiyele yönelik çalışmaların yapıldığını belirten Erden, “Ön saha belirlemeleri tamamlandı, şu anda kurum görüşleri alınıyor” dedi. Süreçte hassasiyet vurgusu yapan Erden, “Asla kıta sahanlığı riski olan ya da korunan alanları zorlayan bir yaklaşımımız yok” dedi. </p>
<p>Erden, Off-shore santral yatırım maliyetinin kara projelerine göre 2,5-3 kat daha yüksek, üretimin ise genel değerlendirmelerde yüzde 30-50 aralığında daha fazla olduğunu söyledi. </p>
<p><strong>TÜREK sektörün tüm yönlerini ele alacak</strong></p>
<p>İbrahim Erden, bu yıl Türkiye’nin COP31 toplantısına ev sahipliği yapacağını hatırlatarak, yenilenebilir enerjinin bu bağlamda da öne çıkan bir konu olduğunu ancak gelecek perspektifi açısından elektrikleşmenin küresel belirleyici haline geldiğini söyledi. 15’inci Türkiye Rüzgar Enerjisi Kongresinin (TÜREK) enerji üretimi ve sanayi olmak üzere tüm bileşenlerini kapsayan bir yapıda tasarlandığını kaydeden Erden, RES sektöründe ulaşılan 2 milyar dolarlık hacmin hem ihracat hem de yerli ihtiyacın karşılanması için korunması gerektiğini kaydetti. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ozel-sektor-denizde-ruzgar-santrali-yatirimi-icin-istahli-78369</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/ibrahim-erden-1777611501.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Deniz üzerinde, kıyıya yakın rüzgar santrali kurulmasına yönelik Türkiye’nin ilgisinin devam ettiğini ve kamunun bu konuda çalıştığını vurgulayan TÜREB Başkanı İbrahim Erden, bu yıl içinde hazırlıkların tamamlanmasını, ihalenin de fiili olarak 2027’de yapılmasını beklediklerini söyledi.  ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtbde-ortak-akil-bulusmasi-12-meslek-komitesi-ayni-masada-78398</guid>
            <pubDate>Fri, 01 May 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTB’de &#039;Ortak Akıl&#039; buluşması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>GTB Meclis Salonu’nda düzenlenen toplantıya, GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, meclis ve yönetim kurulu üyeleri ile meslek komitelerinin başkan ve üyelerinin yanı sıra disiplin kurulu üyeleri katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f49b056c0dc-1777638149.JPG" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, meslek komitelerinin borsanın karar alma süreçlerinde belirleyici bir rol üstlendiğini vurguladı. Tiryakioğlu, Gaziantep Ticaret Borsası’nı yalnızca bir tescil platformu olarak görmediklerini belirterek, “Borsamızı, sektörün yönünü belirleyen, sorunlara çözüm üreten ve geleceği inşa eden bir yapı olarak konumlandırıyoruz. Bu yapının en güçlü dayanağı ise üretimin ve ticaretin tam merkezinde yer alan meslek komitelerimizdir” dedi.</p>
<p>Meslek komitelerinin sahadan gelen bilgi ve tecrübeyi doğrudan karar mekanizmalarına taşıdığını ifade eden Tiryakioğlu, “Meslek komiteleri bizim için bir danışma organı değil, karar süreçlerimizin pusulasıdır. Doğru adımı atmamızı sağlayan ve kurumsal vizyonumuzu sahadaki gerçeklikle buluşturan temel güçtür” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Borsanın hayata kazandırdığı yatırımların arkasında bu ortak aklın bulunduğunu dile getiren Tiryakioğlu, Antep Fıstığı Lisanslı Deposu, Et Borsası ve Et Hali ile Antep Fıstığı Pilot İşleme Tesisi gibi projelerin doğrudan sektörün ihtiyaçlarından doğduğunu ve stratejik bir bakış açısıyla hayata geçirildiğini belirtti. Coğrafi işaretli ürünler alanında elde edilen başarıya da değinen Tiryakioğlu, “Gaziantep’in bugün coğrafi işaretli ürünler konusunda Türkiye’nin lider şehri haline gelmesinde bu ortak iradenin büyük payı vardır. Borsa olarak 24 ürüne coğrafi işaret tescili kazandırdık. Antep Lahmacunu ve Antep Fıstık Ezmesi ile Avrupa Birliği tescili alarak bu toprakların değerini uluslararası ölçekte kayıt altına aldık” diye konuştu.</p>
<p>Günümüzde rekabetin yapısının değiştiğine dikkat çeken Tiryakioğlu, üretim kadar organizasyon gücünün de önem kazandığını belirterek, farklı sektörlerin aynı masa etrafında buluştuğu bu tür toplantıların, ortak sorunlara birlikte çözüm üretme kapasitesini güçlendirdiğini sözlerine ekledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f49b174255d-1777638167.JPG" alt="" width="700" height="378" /></p>
<p>Toplantıda konuşan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise, borsanın yürüttüğü projelere ilişkin bilgi verdi. Akıncı, Antep Fıstığı Lisanslı Deposu, Antep Fıstığı Pilot İşleme Tesisi, Et Borsası ve Et Hali ile yeni idari hizmet binasının borsanın altyapısını güçlendirdiğini belirterek, Hububat Emtia Merkezi için fizibilite çalışmalarının tamamlandığını ve projenin en kısa sürede hayata geçirilmesinin hedeflendiğini söyledi. Akıncı ayrıca, meslek komitelerinin borsanın karar alma süreçlerindeki rolüne de değinerek, komitelerin sahadan gelen talep ve önerileri doğrudan yönetime aktaran en önemli yapı taşları olduğunu söyledi. Meslek komitelerinin sektörlerin ihtiyaçlarını doğru şekilde ortaya koyduğunu aktaran Akıncı, bu katkının borsanın yürüttüğü projelerin şekillenmesinde belirleyici olduğunu kaydetti. Akıncı, komitelerden gelen geri bildirimlerin, hem mevcut çalışmaların geliştirilmesinde hem de yeni projelerin planlanmasında önemli bir referans oluşturduğunu dile getirdi.</p>
<p>Başkanların konuşmalarının ardından, GTB Genel Sekreteri Özgür Bayram tarafından borsanın faaliyetleri, yürütülen projeler ve yeni dönem hedeflerine ilişkin kapsamlı bir sunum gerçekleştirildi. Sunumda, kurumsal kapasiteyi artırmaya yönelik çalışmalar, devam eden yatırımlar ve sektörel gelişim alanları detaylı şekilde paylaşıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f49b344f402-1777638196.JPG" alt="" width="700" height="467" /></p>
<p><strong>Ortak Komites Toplantısı</strong></p>
<p>Toplantının devamında söz alan meslek komiteleri temsilcileri, yıl içerisinde yürüttükleri faaliyetleri değerlendirirken, sektörlerine ilişkin talep, beklenti ve proje önerilerini dile getirdi. Tarımsal üretimden ticarete, maliyet unsurlarından piyasa düzenine kadar geniş bir yelpazede ele alınan konular, bütüncül bir bakış açısıyla istişare edildi. Toplantının sonunda ise yıl boyunca yürüttükleri çalışmalar, göstermiş oldukları yüksek performans ve borsaya sağladıkları katkılar dolayısıyla bazı meslek komitelerine başarı plaketi takdim edildi. Bu kapsamda, GTB 1 No’lu Meslek Komitesi (Fındık, Antepfıstığı, Yerfıstığı ve Ceviz Toptan Ticareti), 4 No’lu Meslek Komitesi (Canlı Hayvanların Toptan Ticareti), 9 No’lu Meslek Komitesi (Tahılların Öğütülmesi ve Un İmalatı) ile 11 No’lu Meslek Komitesi (Tahıl Toptan Ticareti, Buğday, Arpa, Çavdar, Yulaf, Mısır, Çeltik) başkan ve üyelerine plaketleri, GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ile GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı tarafından takdim edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gtbde-ortak-akil-bulusmasi-12-meslek-komitesi-ayni-masada-78398</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/9/8/1280x720/gtbde-ortak-akil-bulusmasi-12-meslek-komitesi-ayni-masada-1777638228.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB), kurumun karar alma mekanizmalarına yön veren 12 meslek komitesi ve bu komitelere mensup üyelerin katılımıyla “Ortak Komite ve Yüksek İstişare Kurulu Toplantısı” gerçekleştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sektor-daralirken-konfor-grup-rotayi-tersine-ceviriyor-78350</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Konfor Grup İcra Kurulu Üyesi Akın Can: Bazı vergisel kolaylıklar istiyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<div class="x_elementToProof">Konfor, Konfor Yatak, Çetmen, Resty Yatak ve Çizgi Mobilya ile Landor İnşaat şirketleriyle mobilya ve inşaat alanlarında faaliyet gösteren Konfor Grup'un, kârlılık için butik üretime yönelen sektördeki diğer oyuncuların tersine ölçek ekonomisini merkezine aldığı belirtildi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Bağyurdu OSB’deki 163 bin metrekarelik yeni kampüsü Konfor Park’ta günde bin takım panel mobilya, 350 takım koltuk üreten şirketin, ölçek ekonomisine yaptığı yatırımla birlikte büyümesini hızlandırdığı bildirildi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Günde bin takım panel mobilya, 350 takım koltuk ve her 30 saniyede bir yatak üretebilme kapasitesine sahip olduklarını söyleyen Konfor Grup İcra Kurulu Üyesi Akın Can, nakde ve kredi limitine ulaşamayan tüketiciler için, Çetmen markası ile piyasanın aksine 24 ve 36 aya varan senetli alışveriş imkanı sunduklarını aktardı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">4 yıllık bir yatırım sürecinin ardından, 2024’te Bağyurdu OSB’deki Konfor Park Üretim ve Yaşam Kampüsü’ne taşındıklarını söyleyen Can, “Gaziemir’deki eski tesisimizi Landor İnşaat şirketimiz kullanıyor. Konfor Park, 133 bini kapalı olmak üzere, 163 bin metrekarelik entegre yapısıyla sektörün en modern üretim alanlarından biri olarak öne çıkıyor. 30 bin metrekarelik açık alanda sosyal donatılar bulunuyor. Konfor Park, Türkiye'nin en büyük mobilya üretim merkezi” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Son dönemde mobilya sektörünün daha çok butik üretime evrildiğini dile getiren Can, “Mobilya sektöründe iş gücü çok önemli. İş gücüne ulaşamayan yatırımcı işini endüstriye dönüştürmek istemedi, kendi markasına yatırım yaparak butik ihracat, butik mağazalaşma, butik franchise sistemleriyle devam etti. Ancak gelinen noktada butik üretici de zorlanıyor. Üretim maliyetlerinin artmasıyla sektör fiyatlamada son tüketiciden uzaklaştı. Bizim avantajımız burada en büyük üretim kapasitesine sahip olmak. Günde, bin takım panel mobilya, 350 takım soft koltuk, yaklaşık her 30 saniyede bir yatak üretiyoruz. Bir evin tüm mobilya ihtiyacını üretebilecek noktadayız. Daha fazla üretim yapabilecek, dolayısıyla birim maliyetleri daha da düşürecek, daha iyi fiyatlama yapabilecek ve daha fazla pazara ulaşabilecek noktadayız” açıklamalarında bulundu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>“En büyük avantajımız çok üretmek”</strong></div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Sektörün gittiği rotanın tam aksine yatırım yapmaya devam ettiklerini dile getiren Can, “Kayseri'nin sanayisini İnegöl'ün modeliyle birleştirerek Ege'de üretim yapma hedefiyle ciddi bir yatırım yaptık. Bünyemizde şu anda bin 100 kişi çalışıyor. Bin 100 kişinin birçoğu aslında bu bölgelerde daha önce tarımla uğraşan kişiler. İş başı eğitimlerimizle özellikle kadınlara ciddi bir eğitim verdik, birçok alanda kadın çalışma arkadaşlarımız var. Tesisimizin en büyük avantajı, çok üretebilmek” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>“Çin, Ortadoğu pazarını elimizden aldı”</strong></div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Cirolarının yıllar itibariyle yüzde 27'si ile yüzde 35’ini ihracattan sağladıklarını söyleyen Can, “Son 3 yıldır Ege'de hem sektörümüzde hem genel anlamda ihracat şampiyonları arasında yer alıyoruz. İhracat uzun soluklu bir maraton. Çıkılan pazara yeniden girebilmek yıllar alıyor. Özellikle geçmişti yaşanan kriz dönemlerinde Körfez ülkelerinden çıkmıştık. Bizim boşluğumuzu Çin doldurdu. Parsiyel yüklemelerle lojistik sorununu da çözdüler. Türk mobilyası önceki yıllarda Alman kalitesi, Çin fiyatı ve İtalyan tasarımıyla ve lojistik avantajımızla satılırdı. Çin tüm bunları elimizden aldı. İhracat her geçen gün daha zor hale geliyor. Hem Türkiye genelinde hem de firma özelinde yıllık yaklaşık yüzde 5 kayıp görülüyor” dedi.</div>
<p class="x_elementToProof"><strong>“Sektör birleşirse Amerika pazarında başarılı olur”</strong></p>
<div class="x_elementToProof">İhracatta en önemli pazarlarından birinin Türk Cumhuriyetleri olduğunu belirten Can, “İyi olduğumuz pazarlar arasındaki Avrupa’da tüketim durma noktasında. Bu nedenle Avrupa'daki yatırımlarımız çok aktif değil. Londra'da, Fransa'da, Marsilya'da, Belçika'da, Avusturya'da mağazalarımız var. Libya’da bankacılık sistemi oturdu, ticaret yapabiliyoruz. Amerika tek başına büyük bir pazar ancak mobilya sektörü olarak Amerika'ya gidemiyoruz. Kendi içinde dağıtım sorunu var. Kullanım alışkanlıkları da çok farklı. Sektör bir arada hareket edebilir ve tek bir pazarlama stratejisiyle birçok noktaya hizmet ederse bu pazarda başarılı olunur” değerlendirmelerinde bulundu.</div>
<div class="x_elementToProof">Türk mobilyasının önceki yıllarda sahip olduğu rekabetçi fiyat, yüksek kalite, iyi tasarım ve sorunsuz lojistik gibi özelliklerinin bir çoğunu kaybettiğini söyleyen Can, “Bu nedenle sektöre destek, planlama, vergisel kolaylıklar gibi teşviklerin sağlanması lazım. Özellikle hammadde girdilerindeki vergi düzenlemeleri çok önemli. Üretimin neredeyse yüzde 50’si ithal girdilerle yapılıyor. İşçilik ve enerji de artık pahalı. Biz, çok üretebildiğimiz için var olabilecek birkaç firmadan biriyiz. Butik ihracat her geçen gün zorlaşacak. İç pazarda da rekabet çok zor, fiyatlamalar çok değişti, karlılık eskisi gibi değil” ifadelerini kullandı.</div>
<div class="x_elementToProof">Konfor olarak yurtiçinde pazar paylarını her geçen gün artırdıklarını belirten Can, “Kardan fedakarlık ederek son kullanıcıyla buluşmaya devam ediyoruz.  Bu yıl 38 yeni mağaza açarak franchise sayımızı 180’e çıkardık. İkinci çeyrekte yeni yatırımcılarla 200 bandını geçeceğiz. Türkiye’de en önemli sorun alım gücü. Tüketiciler artık paraya da ulaşamıyor. Kredi kartı limitlerinin birçoğu çocuğunun okulunda, hastanesinde, aracın sigortasında tüketiliyor. Biz, Çetmen markamızda senetli alışveriş yapma imkanı tanıyoruz. Şu an bunu uygulayan tek markalı mobilya üreticisiyiz. 24 aya varan peşin fiyatına senetli alışveriş ve ayrıca 36 ay vade imkanı sunuyoruz. Konfor tarafında ise tüketici kredileri kullandırarak 36 aya kadar taksitli satış yapıyoruz, bu markamızda senet kullanmıyoruz” dedi.</div>
<p class="x_elementToProof"><strong>“9 taksitle mobilya alışverişi, yönetilebilir değil”</strong></p>
<div class="x_elementToProof">Ülkenin döviz girdisine katkı sağlayan bir sektör olarak, katma değer sağlayan bu sektörün sürdürülebilirliği için ciddi anlamda desteğe ihtiyacı olduğunu söyleyen Can, “İhracat, finans kaynağımız. Özellikle paranın çok pahalı olduğu dönemlerde biz bütün parayı yurt dışından getirip Türkiye'yi finanse ediyoruz. Ama bu ciddi anlamda kesilmiş durumda. Biz pozitif ayrımcılık değil. Özellikle vergilendirilmede sektöre özel uygulamalar şart. Hammadde girdisinin maliyetlerimizdeki payı çok yüksek, bazı vergisel kolaylıklar istiyoruz. Türkiye’de mobilya pazarında çeyiz alışverişinin payı yüzde 45 dolayında. Bir evin mobilya alışverişi en az 250-300 bin TL arasında tutuyor. 9 taksitle bunu yönetebilir olmak çok efektif değil. Orada da kolaylıklar bekliyoruz” ifadelerini kullandı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sektor-daralirken-konfor-grup-rotayi-tersine-ceviriyor-78350</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/5/0/1280x720/konfor-grup-akin-can-1777571524.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Konfor Grup İcra Kurulu Üyesi Akın Can, &quot;Özellikle vergilendirilmede sektöre özel uygulamalar şart. Ham madde girdisinin maliyetlerimizdeki payı çok yüksek, bazı vergisel kolaylıklar istiyoruz. Türkiye’de mobilya pazarında çeyiz alışverişinin payı yüzde 45 dolayında. Bir evin mobilya alışverişi en az 250-300 bin TL arasında tutuyor. 9 taksitle bunu yönetebilir olmak çok efektif değil. Orada da kolaylıklar bekliyoruz.&quot;  dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ipud-yonetim-kurulu-uyesi-fuat-tanman-pamukta-arz-guvenligi-icin-tesvikler-artirilmali-78349</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Pamukta arz güvenliği için teşvikler artırılmalı&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<div class="x_elementToProof">İyi Pamuk Uygulamaları Derneği (İPUD) Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Tanman, pamukta Türkiye’nin ürettiğinden daha fazla tükettiğini ve ithalat yapmak zorunda kaldığını hatırlatarak, yerli üretimi teşvik ederek üretimin artırılması, böylece arz güvenliğinin sağlanması gerektiğini söyledi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Bu sezon azalan ekim alanları nedeniyle lif pamuk arzının yaklaşık 400 bin tona düşebileceğini söyleyen Tanman, “Türkiye’nin yıllık lif pamuk tüketimi 1,5 milyon ton dolayında. 2022’de 1.1 milyonluk rekor üretimle, tüketimin yüzde 75'i yerli pamukla karşılandı. Üretim geçen sene 660 bin tona düştü. Bu sene ise yaklaşık 400 bin ton lif üretimine düşeceğiz gibi görünüyor. Bu da iç tüketimin yüzde 25’i anlamına geliyor. Bu dramatik düşüşün ana nedeni üreticinin son birkaç senede zarar etmesi” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Türkiye’nin pamuk üretimde dünyada 7., pamuk tüketiminde 4. olduğunu hatırlatan Tanman, “Ürettiğimizden daha çok tüketiyoruz, çünkü büyük bir tekstil ve hazır giyim sektörümüz var. Bu bakımdan da ithalat kaçınılmaz. Ne kadar çok yerli üretimi teşvik eder ve üretimi arttırırsak aslında bu stratejik sektörümüzün ham maddesinin tedarik güvenliğini de sağlamış olacağız. Dünyada da artık herkes kendine yetebilirlik konusunda, özellikle stratejik sektörlerin hammaddeleri konusunda pozisyon alıyor” dedi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Karbon ayak izinin de azaltılması gereken bir dönemden geçildiğini hatırlatan Tanman, “İhracat pazarımız olan Avrupa, ne kadar çok ayak izimiz varsa o kadar çok sınırda vergi yürürlüğe sokuyor. Özellikle, Better Cotton sertifikalı, yani talep edilen sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan sertifikalı yerli pamuğumuzla hem sanayicimiz karbon ayak izini azaltmış olacak hem kendi hammadde güvenliğini sağlamış olacak” ifadelerini kullandı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Tekstilcilerin ihracat yaptıkları bölgelerdeki tüketicilerin taleplerine göre bir pamuk alımı yaptığını söyleyen Tanman, “Son dönemlerde eskiden sadece İyi Pamuk Uygulamaları (BCI) yapmak yeterli oluyordu. Daha sonra rejeneratif tarım diye, toprak sağlığını ön plana çıkaran teknikler gelişti. Better Cotton da bu talepleri göz önüne alarak rejeneratif tarımı kendi kriterleri içine adapte ederken, izlenebilirlik kısmını kendi işleyiş şemasına entegre etti. Bizler İPUD olarak üretimin olabildiği kadar fazlasının bu sertifikaya sahip olmasını istiyoruz ki tekstilcilerimiz de yurt dışına mal satmak için bizim yerli pamuğumuzu tedarik ederek kendi işlerini görebilsinler” değerlendirmelerinde bulundu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<h2 class="x_elementToProof">“Bu sene eşdeğerlilik sağlanacak”</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f3712436c7a-1777561892.jpeg" alt="" width="700" /></p>
<div class="x_elementToProof">Türkiye'deki üretimin yaklaşık yüzde 13’ünün iyi pamuk üretimi olduğunu dile getiren Tanman, “Dünya çapında baktığınızda bu rakam yüzde 22'lerde geziyor. Fakat bu yıl güzel bir gelişme bekliyoruz. Tarım Bakanlığı ‘İyi Tarım Uygulamaları’ sertifikasyonuyla Better Cotton sertifikasyonunun eş değerliliğinin sağlanmasında sona geldi. Bu sene onun tamamlanmasını ümit ediyoruz. Bu olduğu zaman üretici hem devlet desteklerinden faydalanacak, hem de uluslararası geçerli bir sertifikasyonla pamuğunu satmış olacak. Bu sayede bu sertifikasyon alanlarının Türkiye'de daha da genişleyeceğini düşünüyoruz” dedi.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ipud-yonetim-kurulu-uyesi-fuat-tanman-pamukta-arz-guvenligi-icin-tesvikler-artirilmali-78349</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/9/1280x720/636-1777614876.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İPUD Yönetim Kurulu Üyesi Fuat Tanman, Türkiye&#039;nin pamuk üretiminde dramatik bir düşüş yaşadığını belirterek, dört sene önce tekstil endüstrisinin ihtiyacının yüzde 75’inin yerli pamukla karşılandığını, bu yıl bu oranın yüzde 25’e düşeceğini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-yas-meyve-sebze-ihracatcilari-birliginde-cengiz-balik-donemi-78347</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 18:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde Cengiz Balık dönemi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DUYGU GÖKSU/İZMİR</strong></p>
<p>Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nde Yönetim Kurulu Başkanlığı’na Cengiz Balık seçildi. Balık, görevi önceki Başkan Hayrettin Uçak’tan devraldı. Hayrettin Uçak yeni yönetim kurulunda yerini aldı.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, 35 yılı aşkın süredir yaş meyve sebze sektörünün içinde yer aldığını, tarladan başlayan yolculuğun, paketleme tesislerinden geçip uluslararası pazarlara uzanan zorlu ama bir o kadar da değerli bir süreç olduğunu, bu süreçte güçlü olmanın yolunun birlikte hareket etmekten geçtiğini vurguladı.</p>
<p>Artan maliyetler, rekabet koşulları, kalite beklentileri ve uluslararası pazarlardaki değişken taleplerin herkesi zorladığını söyleyen Balık, “Tüm bu zorluklara rağmen Ege yaş meyve sebze ve mamul sektörü olarak ayakta kalmayı ve büyümeyi başardık. Bu başarı hepimizin ortak emeğidir. Şahsıma ve ekibimize duyduğunuz güven için sizlere gönülden teşekkür ediyorum. Bu bir görevden öte, büyük bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilinciyle hareket edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.</p>
<p>2026-2030 dönemiyle ilgili hedeflerini aktaran Balık, “Üreticiden ihracatçıya kadar tüm paydaşlarımızın daha güçlü olduğu, kalite ve sürdürülebilirliğin ön planda tutulduğu, yeni pazarlara açılan ve rekabet gücünü artıran bir sektör yapısı için çalışmaya devam edeceğiz. Kapımız her zaman sizlere açık olacak. Sorunları birlikte konuşacak, çözümleri birlikte üreteceğiz. Çünkü bu birlik, hepimizin ortak evidir” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanlığını 8 yıl sürdüren ve kanun gereği aday olamayan Hayrettin Uçak da yaptığı konuşmada 8 yıllık başkanlığı döneminde gerçekleştirdikleri projeleri aktardı.</p>
<p>16 Nisan 2018 tarihinde Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Genel Kurulunun büyük bir teveccüh göstererek kendisini şerefli bir görev olan Yönetim Kurulu Başkanlığına seçtiğini dillendiren Uçak, “Bizler, 8 yıl boyunca bize verdiğiniz sorumluluk bilinciyle kendimizi hizmete adadık ve başımız dik, alnımız ak olarak bugün yine sizlerin huzurundayız. 2018 yılında bu salondaki konuşmamda ben değil, biz olacağız demiştim. 8 yıl boyunca da bunu gerçekleştirdik, ben değil biz olduk” şeklinde konuştu.</p>
<h2>Listede 8 yeni isim yer aldı</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f36f841c3a1-1777561476.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Cengiz Balık tek aday olarak girdiği seçimde Yönetim Kurulu Başkanı seçilirken, Yönetim Kurulu’nda; Hayrettin Uçak, Sadık Demircan, Makbule Çiftçi, Emin Sercan Göçeren, Muhammed Elçiboğa, Veysel Ali Bahadır, Martin Erdemir Sanford, Kenan Unat, Deniz Celep ve Tolga Selim Kağan yer aldı.</p>
<p> “Veysel Güldoğan, Muhammet Mustafa Deniz ve Recep Çöpten” Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Denetim Kurulu’nu oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ege-yas-meyve-sebze-ihracatcilari-birliginde-cengiz-balik-donemi-78347</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/4/7/1280x720/ege-yas-meyve-sebze-ihracatcilari-birliginde-cengiz-balik-donemi-1777561505.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 2026-2030 dönemiyle ilgili hedeflerini aktaran Balık, “Üreticiden ihracatçıya kadar tüm paydaşlarımızın daha güçlü olduğu, kalite ve sürdürülebilirliğin ön planda tutulduğu, yeni pazarlara açılan ve rekabet gücünü artıran bir sektör yapısı için çalışmaya devam edeceğiz” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-3-ayda-165-trilyon-tllik-ic-borclanmaya-gidecek-78346</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hazine, 3 ayda 1,65 trilyon TL&#039;lik iç borçlanmaya gidecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, mayıs-temmuz dönemiyle ilgili iç borçlanma stratejisini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Hazine, söz konusu dönemde 1 trilyon 510,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık, 1 trilyon 653,3 milyar liralık iç borçlanma yapacak.</p>
<p>Bakanlığın gelecek üç aylık döneme ilişkin iç borçlanma stratejisinde, mayısta 347 milyar liralık iç borç servisine karşılık 381,7 milyar liralık, haziranda 561,9 milyar liralık iç borç servisine karşılık 561,9 milyar liralık, temmuzda 602 milyar liralık iç borç servisine karşılık 709,7 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.</p>
<p>Mayıstaki iç borçlanmanın 141,7 milyar lirasının piyasadan, 220 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 20 milyar lirasının kamuya satışlardan, hazirandaki iç borçlanmanın 291,9 milyar lirasının piyasadan, 170 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 100 milyar lirasının kamuya satışlardan, temmuzdaki iç borçlanmanın da 287,9 milyar lirasının piyasadan, 400 milyar lirasının doğrudan satışlardan ve 21,8 milyar lirasının kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.</p>
<p>Bu dönemde, 15 tahvil ihalesi düzenlenecek, 3 hazine bonosu ihraç edilecek, 8 kira sertifikasının doğrudan satışı yapılacak.</p>
<p>Mayısta 382,8 milyar lira, haziranda 693,2 milyar lira ve temmuzda 667,1 milyar lira ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 232,1 milyar lirası, dış borç servisinden oluşacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hazine-3-ayda-165-trilyon-tllik-ic-borclanmaya-gidecek-78346</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, gelecek 3 aylık dönemde 1,5 trilyon liralık iç borç servisine karşılık, 1,65 trilyon liralık iç borçlanma yapacağını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/orzaksa-357-milyon-lira-rekabet-cezasi-ceza-78345</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Orzaks&#039;a 35,7 milyon lira &#039;rekabet&#039; cezası ceza</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Rekabet Kurumu tarafından Orzaks İlaç ve Kimya Sanayi Ticaret AŞ hakkındaki soruşturma sürecine ilişkin bilgi verildi.</p>
<p>Kurumun internet sitesinden yapılan açıklamada, firmanın, eczanelerin internet satışlarını kısıtlama ve eczanelere getirdiği alım yükümlülükleri, belli ürün gruplarını birlikte bulundurma zorunluluğu ve uyguladığı çeşitli indirimler ile rakipleri dışlama eylemlerinin Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ilgili maddeleri kapsamında değerlendirildiği belirtilerek, taahhüt ve uzlaşma usulleri kapsamında soruşturmanın Kurul tarafından karara bağlandığı ifade edildi.</p>
<p>Uzlaşma sonucu, şirkete, ilgili kanunu ihlal etmesi nedeniyle 35 milyon 681 bin 375 lira idari para cezası uygulandığına işaret edilen açıklamada, "Orzaks'ın eczanelere getirdiği alım yükümlülükleri, belli ürün gruplarını birlikte bulundurma zorunluluğu ve uygulamış olduğu çeşitli indirimler ile rakipleri eczane kanalından dışlama iddiaları kapsamında ortaya çıkan rekabet sorunlarına ilişkin olarak Orzaks tarafından sunulan taahhütler, Kurulca kabul edilerek Orzaks hakkında bağlayıcı hale getirilmiştir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p>Açıklamada, şirket tarafından sunulan ve yıllık olarak 5 yıl raporlanacak taahhütlere ilişkin bilgi verilerek şunlar kaydedildi:</p>
<p>"D3 ve D3K2 vitamin ürünlerine ilişkin raf ve yemek çeki desteği verilmeyecek ve eczacılara yönelik gerçekleştirilebilecek tatil kampanyalarında bunlar hariç tutulacak. Yurt genelindeki eczanelerin spesifik noktalardaki eczaneler ile diğer eczaneler olarak ayrıma gidilerek bunlara alım desteği verilmesi halinde, destekler söz konusu ayrıma göre objektif kriterler çerçevesinde belirlenecek. D3 ve D3K2 vitamin ürünleri dışındaki ürünler için de mal fazlası dışında iskonto yapılamayacak. Mal fazlası uygulaması dışında bazı dönemlerde nihai tüketiciye yönelik promosyon malzemesi, ekstra ürün veya iskontolu ürün gibi yeknesak uygulanacak dönemsel kampanya düzenlenebilecek. Orzaks ürün listesinin sonuna açıkça ve kolayca okunur büyüklükte olacak şekilde 'Ürün tercihinde bayiler, istediği ürünü kendisi seçmekte serbesttir' ibaresi yazılacak. Sözleşmelere, 'Eczanenin raflarını rakip ürünlere yer verecek/rakip ürünleri de görünür kılacak şekilde istediği gibi kullanabileceği' ifadesi eklenecek."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/orzaksa-357-milyon-lira-rekabet-cezasi-ceza-78345</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/4/7/1280x720/rekabet-kurumu-1767609048.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rekabet Kurulu, Orzaks firmasına uzlaşma sonucu 35,7 milyon lira ceza verildiğini duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-3144-milyar-lira-azaldi-78344</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık mevduatı 314,4 milyar lira azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 24 Nisan ile biten haftada yüzde 1 ve 314 milyar 42 milyon 541 bin lira azalışla 30 trilyon 613 milyar 505 milyon 308 bin liradan 30 trilyon 299 milyar 462 milyon 767 bin liraya indi.</p>
<p>Aynı dönemde bankalardaki Türk lirası cinsi mevduat yüzde 0,9 azalarak 16 trilyon 130 milyar 485 milyon 587 bin lira, yabancı para (YP) cinsinden mevduat yüzde 1 düşüşle 10 trilyon 464 milyar 277 milyon 134 bin lira oldu.</p>
<p>Bankalarda bulunan toplam YP mevduatı geçen hafta 272 milyar 438 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, bu tutarın 233 milyar 751 milyon doları yurt içinde yerleşik kişilerin hesaplarında toplandı.</p>
<p>Yurt içi yerleşiklerin toplam YP mevduatında parite etkisinden arındırılmış veriler dikkate alındığında, 24 Nisan itibarıyla 557 milyon dolarlık azalış görüldü.</p>
<p><strong>Yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri arttı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe yurt içi yerleşiklerin tüketici kredileri, geçen hafta yüzde 1,4 artışla 6 trilyon 215 milyar 278 milyon 360 bin liraya çıktı.</p>
<p>Söz konusu kredilerin 761 milyar 868 milyon 961 bin lirası konut, 44 milyar 898 milyon 286 bin lirası taşıt, 2 trilyon 374 milyar 504 milyon 915 bin lirası ihtiyaç kredileri, 3 trilyon 34 milyar 6 milyon 198 bin lirası ise bireysel kredi kartlarından oluştu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası dahil toplam kredi hacmi de 24 Nisan ile biten haftada 95 milyar 398 milyon 5 bin lira artarak 24 trilyon 608 milyar 54 milyon 282 bin liraya yükseldi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankacilik-mevduati-3144-milyar-lira-azaldi-78344</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/1/9/1280x720/mevduatta-faiz-avantaji-kisa-vadeden-uzuna-kaydi-1746544209.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre bankacılık sektörünün toplam mevduatı, 314,4 milyar lira azalarak 30,3 trilyon liraya indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankaciligin-net-kari-martta-2884-milyar-lira-78343</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılığın net kârı martta 288,4 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), mart ayına ait "Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri" raporunu yayınladı.</p>
<p>Buna göre, mart ayında Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 49 trilyon 730 milyar 674 milyon lira oldu. Sektörün aktif toplamı 2025 yıl sonuna göre 2 trilyon 783 milyar 876 milyon lira arttı.</p>
<p>Sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler, mart ayında 24 trilyon 907 milyar 667 milyon lira, menkul değerler 7 trilyon 464 milyar 811 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Böylece 2025 yılı sonuna göre sektörün toplam aktifi yüzde 5,9, krediler toplamı yüzde 7,7, menkul değerler toplamı yüzde 6,5 arttı. Bu dönemde kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,62 oldu.</p>
<p>Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat, 2025 yılı sonuna göre yüzde 3,8 artışla 28 trilyon 261 milyar 306 milyon liraya yükseldi.</p>
<p>Bankacılık sektörünün öz kaynak toplamı geçen yıl sonuna göre yüzde 3,9 artışla 4 trilyon 316 milyar 380 milyon liraya çıktı. Bu dönemde sektörün dönem net karı 288 milyar 419 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 16,52 oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankaciligin-net-kari-martta-2884-milyar-lira-78343</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin mart verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam aktif büyüklüğü 49,7 trilyon liraya, net kârı da 288,4 milyar liraya ulaştı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-528-milyon-dolarlik-alis-78342</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yabancılardan 528 milyon dolarlık alış</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), "Haftalık Menkul Kıymet İstatistikleri"ni yayınladı.</p>
<p>Buna göre, yurt dışında yerleşik kişiler, 24 Nisan haftasında 328,1 milyon dolarlık hisse senedi, 193,6 milyon dolarlık Devlet İç Borçlanma Senedi (DİBS) alırken 200,2 milyon dolarlık Genel Yönetim Dışındaki Sektör İhraçları (ÖST) sattı.</p>
<p>Yurt dışında yerleşik kişilerin 17 Nisan haftasında 44 milyar 138,4 milyon dolar olan hisse senedi stoku, 24 Nisan haftasında 43 milyar 911,6 milyon dolara geriledi.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışında yerleşik kişilerin DİBS stoku 15 milyar 278,1 milyon dolardan 15 milyar 443,9 milyon dolara çıkarken ÖST stoku 1 milyar 931,8 milyon dolardan 1 milyar 725,9 milyon dolara geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yabancilardan-528-milyon-dolarlik-alis-78342</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/4/7/1280x720/dolar-dollar-1766051989.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın haftalık verilerine göre, yurt dışında yerleşikler, 328,1 milyon dolarlık hisse senedi, 193,6 milyon dolarlık DİBS alırken, 200,2 milyon dolarlık ÖST sattı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-34-milyar-dolar-azaldi-78341</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 17:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası&#039;nın rezervleri 3,4 milyar dolar azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) haftalık para ve banka istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, 24 Nisan itibarıyla Merkez Bankası brüt döviz rezervleri 870 milyon dolar azalışla 60 milyar 951 milyon dolara geriledi. Brüt döviz rezervleri, 17 Nisan'da 61 milyar 821 milyon dolar seviyesinde bulunuyordu.</p>
<p>Bu dönemde altın rezervleri de 2 milyar 546 milyon dolar azalışla 112 milyar 647 milyon dolardan 110 milyar 101 milyon dolara indi.</p>
<p>Böylece Merkez Bankasının toplam rezervleri 24 Nisan haftasında bir önceki haftaya göre 3 milyar 415 milyon dolar azalışla 174 milyar 467 milyon dolardan 171 milyar 52 milyon dolara geriledi.</p>
<p>TCMB rezervleri Ocak 2024'ten bu yana şöyle (milyon dolar):</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Tarih</td>
<td>Altın Rezervleri</td>
<td>Brüt Döviz Rezervleri</td>
<td>Toplam Rezervler</td>
</tr>
<tr>
<td>26.01.2024</td>
<td>48.007</td>
<td>89.154</td>
<td>137.161</td>
</tr>
<tr>
<td>23.02.2024</td>
<td>49.271</td>
<td>82.479</td>
<td>131.750</td>
</tr>
<tr>
<td>29.03.2024</td>
<td>54.378</td>
<td>68.748</td>
<td>123.126</td>
</tr>
<tr>
<td>26.04.2024</td>
<td>59.113</td>
<td>64.967</td>
<td>124.080</td>
</tr>
<tr>
<td>31.05.2024</td>
<td>59.740</td>
<td>83.909</td>
<td>143.648</td>
</tr>
<tr>
<td>28.06.2024</td>
<td>58.077</td>
<td>84.833</td>
<td>142.910</td>
</tr>
<tr>
<td>19.07.2024</td>
<td>59.214</td>
<td>94.695</td>
<td>153.910</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2024</td>
<td>60.043</td>
<td>89.329</td>
<td>149.373</td>
</tr>
<tr>
<td>27.09.2024</td>
<td>63.566</td>
<td>93.824</td>
<td>157.390</td>
</tr>
<tr>
<td>25.10.2024</td>
<td>65.894</td>
<td>93.504</td>
<td>159.398</td>
</tr>
<tr>
<td>1.11.2024</td>
<td>66.614</td>
<td>93.005</td>
<td>159.619</td>
</tr>
<tr>
<td>13.12.2024</td>
<td>65.307</td>
<td>98.175</td>
<td>163.482</td>
</tr>
<tr>
<td>24.01.2025</td>
<td>68.232</td>
<td>99.328</td>
<td>167.560</td>
</tr>
<tr>
<td>14.02.2025</td>
<td>72.475</td>
<td>100.677</td>
<td>173.152</td>
</tr>
<tr>
<td>21.03.2025</td>
<td>74.785</td>
<td>88.328</td>
<td>163.114</td>
</tr>
<tr>
<td>04.04.2025</td>
<td>76.422</td>
<td>77.838</td>
<td>154.261</td>
</tr>
<tr>
<td>30.05.2025</td>
<td>83.164</td>
<td>70.026</td>
<td>153.190</td>
</tr>
<tr>
<td>13.06.2025</td>
<td>86.543</td>
<td>72.744</td>
<td>159.289</td>
</tr>
<tr>
<td>25.07.2025</td>
<td>85.223</td>
<td>86.625</td>
<td>171.848</td>
</tr>
<tr>
<td>29.08.2025</td>
<td>87.326</td>
<td>91.031</td>
<td>178.357</td>
</tr>
<tr>
<td>05.09.2025</td>
<td>90.931</td>
<td>89.176</td>
<td>180.107</td>
</tr>
<tr>
<td>17.10.2025</td>
<td>111.169</td>
<td>87.273</td>
<td>198.442</td>
</tr>
<tr>
<td>14.11.2025</td>
<td>107.389</td>
<td>80.043</td>
<td>187.432</td>
</tr>
<tr>
<td>26.12.2025</td>
<td>116.894</td>
<td>76.978</td>
<td>193.872</td>
</tr>
<tr>
<td>30.01.2026</td>
<td>133.753</td>
<td>84.405</td>
<td>218.158</td>
</tr>
<tr>
<td>13.02.2026</td>
<td>132.199</td>
<td>79.586</td>
<td>211.784</td>
</tr>
<tr>
<td>06.03.2026</td>
<td>134.707</td>
<td>62.770</td>
<td>197.478</td>
</tr>
<tr>
<td>19.03.2026</td>
<td>116.166</td>
<td>61.292</td>
<td>177.458</td>
</tr>
<tr>
<td>27.03.2026</td>
<td>100.049</td>
<td>55.290</td>
<td>155.339</td>
</tr>
<tr>
<td>03.04.2026</td>
<td>103.229</td>
<td>58.417</td>
<td>161.645</td>
</tr>
<tr>
<td>10.04.2026</td>
<td>106.847</td>
<td>64.067</td>
<td>170.915</td>
</tr>
<tr>
<td>17.04.2026</td>
<td>112.647</td>
<td>61.821</td>
<td>174.467</td>
</tr>
<tr>
<td>24.04.2026</td>
<td>110.101</td>
<td>60.951</td>
<td>171.052</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasinin-rezervleri-34-milyar-dolar-azaldi-78341</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/1/7/1280x720/merkez-bankasi-rezervleri-gecen-hafta-1711-milyar-dolara-yukseldi-1742473095.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası&#039;nın toplam rezervleri, geçen hafta yaklaşık 3,4 milyar dolar azışla 171,5 milyara dolar indi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-ppk-ozetinde-enflasyon-vurgusu-78340</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Merkez Bankası PPK özetinde &#039;enflasyon&#039; vurgusu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) Toplantı Özeti yayımlandı.</p>
<p>22 Nisan'daki toplantıyla ilgili özette, "Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Enerji arzı, tedarik zincirleri ve taşıma maliyetlerine ilişkin belirsizliklerin süresi ve ölçüsü enerji fiyatlarının gelecekteki seyri açısından belirleyici olmaya devam edecektir." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p>Jeopolitik gelişmelerin etkisiyle, başta Orta Doğu ve Afrika ülkeleri olmak üzere birçok ekonomide 2026 yılı için büyüme öngörülerinin aşağı yönde güncellendiği kaydedilen özette, diğer taraftan 2027 yılında baz etkilerinin de devreye girmesiyle büyüme oranlarının toparlanmasının beklendiği bildirildi.</p>
<p>Özette, bu çerçevede, küresel ölçekte zayıf ve kırılgan görünümün devam edeceği vurgulanarak, "Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksinin yıllık bazda bir önceki PPK dönemine göre 2026 yılı için bir miktar aşağı, 2027 yılı için ise bir miktar yukarı yönde revize edilerek sırasıyla yüzde 1,9 ve yüzde 2,4 oranında artacağı tahmin edilmektedir." denildi.</p>
<p>Emtia fiyatlarındaki yükselişin küresel enflasyon üzerindeki riskleri artırdığına işaret edilen özette, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Merkez bankaları söz konusu riskleri gözetmeye devam ederken, gelişmelerin büyüme ve istihdam üzerindeki olumsuz etkilerini de dikkate almaktadır. Gelişmiş ülke merkez bankalarının fiyatlanan politika faizi patikaları, geçtiğimiz PPK dönemine göre belirgin olarak yukarı kaymıştır. Jeopolitik gelişmelerin neden olduğu arz şokunun ne kadar kalıcı olacağı ve enflasyon beklentilerini ne ölçüde bozacağı küresel para politikalarının seyri açısından önem taşımaktadır. Son dönemde, artan belirsizlik ve risk iştahındaki dalgalanmalara bağlı olarak, gelişmekte olan ülke hisse senedi piyasalarından portföy çıkışları gözlenirken portföy hareketleri üzerindeki aşağı yönlü riskler canlılığını korumaktadır."</p>
<p>TCMB'nin, 27 Mart tarihinde, makrofinansal istikrarı güçlendirmek amacıyla Türk lirası cinsinden kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık uygulamasında değişiklikler yaptığı belirtilen özette, buna göre, deprem bölgesine kullandırılan kredilere ilişkin istisnaların kaldırıldığı, istisna krediler arasında yer alan esnaf kredilerinin kapsamının daraltıldığı ifade edildi.</p>
<p>Özette, şu değerlendirmelere yer verildi:</p>
<p>"Yakın dönemde gerçekleşen jeopolitik gelişmelerin cari açık üzerindeki olumsuz etkilerinin nisan ayında da süreceği, söz konusu etkilerin boyutunun ise gelişmelerin süresi ve ölçüsüne göre farklılaşacağı değerlendirilmektedir. Yılın ilk çeyreğinde mevsimsellikten arındırılmış tüketim malı ithalatı bir önceki çeyreğe göre gerilemiştir. Mart ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve nisan ayı için yüksek frekanslı öncü verilerle beraber değerlendirildiğinde, üç aylık ortalama eğilimler, ihracatta ve ithalatta sınırlı artışa işaret etmektedir."</p>
<p><strong>"Enerji fiyatlarının ulaştırma hizmetlerine yansımaları öne çıktı"</strong></p>
<p>Özette, tüketici fiyatlarının mart ayında yüzde 1,94 oranında arttığı, yıllık enflasyonun 0,66 puan azalışla yüzde 30,87’ye gerilediği anımsatıldı.</p>
<p>Mart ayında tüketici enflasyonunda, jeopolitik gelişmelere bağlı olarak artan enerji fiyatları ve bunun ulaştırma hizmetlerine yansımalarının öne çıktığı ifade edilen özette, bu çerçevede, yıllık enflasyonun enerji ile hizmet gruplarında bir miktar yükselirken diğer ana gruplarda gerilediği bildirildi.</p>
<p>Özette, "Yıllık tüketici enflasyonundaki düşüşe karşın, B endeksinin (işlenmemiş gıda ürünleri, enerji, alkollü içecekler ve tütün ile altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı ile C endeksinin (gıda ve alkolsüz içecekler, enerji, alkollü içecekler ile tütün ürünleri ve altın hariç TÜFE) yıllık değişim oranı her iki endekste de yaklaşık 0,20 puan artışla sırasıyla yüzde 30,11 ve yüzde 29,68 olarak gerçekleşmiştir." ifadeleri kullanıldı.</p>
<p>Yıllık tüketici enflasyonuna gıda ve alkolsüz içecekler, alkol-tütün-altın ve temel mallar gruplarının katkılarının bir önceki aya kıyasla sırasıyla 0,83, 0,22 ve 0,21 puan azaldığı belirtilen özette, enerji ve hizmet gruplarının katkılarının sırasıyla 0,35 ve 0,25 puan arttığı kaydedildi.</p>
<p>Özette, mevsimsellikten arındırılmış verilerle, tüketici fiyatlarının aylık artışının bir önceki aya kıyasla zayıfladığı aktarılarak, şu değerlendirmelere yer verildi:</p>
<p>"Bu dönemde gıda enflasyonu yavaşlarken gıda dışı tüketici enflasyonu enerji fiyat gelişmelerine bağlı olarak yükselmiştir. Mart ayında tüketici enflasyonundaki yükselişte enerji grubunun etkisi öne çıkmıştır. Bu dönemde, enerji fiyatları ham petrol fiyatlarındaki gelişmelere istinaden akaryakıt fiyatları öncülüğünde yüzde 4,75 oranında artarken, eşel mobil uygulaması uluslararası enerji fiyat gelişmelerinin enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırlamıştır. Yağışlara bağlı olarak hidroelektriğin elektrik üretimindeki artan payı ile son kaynak tedarik tarifesi (SKTT) üzerinden elektrik fiyatında kaydedilen gerileme bu grupta daha olumsuz bir görünümü sınırlayan bir diğer unsur olmuştur. Yılın ilk iki ayında gıda enflasyonunda gözlenen yüksek seyir mart ayında yavaşlamıştır. İşlenmemiş gıda fiyatlarında temelde sebze ile et fiyatları öne çıkarken işlenmiş gıda grubunda fiyat artışları önemli ölçüde yavaşlamıştır. Hizmet enflasyonu aylık bazda gerilerken mevsimsel etkilerden arındırıldığında, haberleşme ile jeopolitik gelişmelerle güçlenen ulaştırma hizmetleri fiyatlarındaki artışların da katkısıyla yüksek seyrini korumuştur. Diğer taraftan, temel mal grubu enflasyonu, giyim ve ayakkabı fiyatlarında mevsimsel gerilemeye ek olarak, dayanıklı tüketim malları fiyatlarındaki görünümün etkisiyle düşük seyrini sürdürmüştür."</p>
<p><strong>"Kira enflasyonu yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir"</strong></p>
<p>Özette, enflasyonun ana eğiliminin mart ayında gerilediği ifade edildi.</p>
<p>Ana eğilim bileşenlerinden olan mevsimsellikten arındırılmış aylık B enflasyonu düşerken C enflasyonunun yükseldiğine işaret edilen özette, bu ayrışmada işlenmiş gıda enflasyonundaki yavaşlamanın etkili olduğu vurgulandı.</p>
<p>Fiyat artışlarının B endeksini oluşturan gruplardan temel mallarda bir miktar yükselmekle birlikte ılımlı seyrini sürdürdüğü, hizmette yatay seyrederken, işlenmiş gıdada ise önemli ölçüde zayıfladığı bildirilen özette, ana eğilim göstergelerinin, üç aylık ortalamalar bazında ise belirgin bir değişim göstermediği aktarıldı.</p>
<p>Özette, mart itibarıyla son üç aylık dönemde mevsim etkilerinden arındırılmış ortalama enflasyonun bir önceki aya kıyasla hem temel mallarda hem de hizmetler sektöründe görece yatay seyrettiği kaydedildi.</p>
<p>Hizmet sektöründe hakim olan fiyatlama davranışının önemli bir atalete ve şokların enflasyon üzerindeki etkilerinin uzun bir zamana yayılmasına neden olduğu ve hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna göre yüksek seyrettiği bilgisi verilen özette, şu değerlendirmelerde bulunuldu:</p>
<p>"Mart ayı itibarıyla yıllık bazda mal enflasyonu yüzde 26, hizmet enflasyonu ise yüzde 40 civarında seyretmektedir. Mart ayında hizmet sektörü alt kalemleri arasında ulaştırma hizmetleri aylık yüzde 5,06’lık artış ile öne çıkmış, bu gelişmede akaryakıt fiyat gelişmelerinin yansımaları hissedilmiştir. Haberleşme hizmetlerinde aylık enflasyon yüzde 3,03 ile görece yüksek seyretmiştir. Diğer hizmetler grubunda en belirgin yükseliş yüzde 4,51 ile paket turda gözlenmiş, bunu yüzde 4,35 oranındaki artışla finansal hizmetler kalemi izlemiştir. Eğitim hizmetlerinde ise aylık fiyat artışı bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla daha düşük gerçekleşmiştir. Bu dönemde, kira enflasyonu aylık bazda yüzde 2,42 olurken yıllık bazda yüzde 52,45’e gerilemiştir. Lokanta-otel grubunda fiyatlar, yüzde 1,18 ile bir önceki aya göre sınırlı oranda artmıştır."</p>
<p>Özette, yurt içi üretici fiyatlarının mart ayında yüzde 2,30 arttığı, yıllık üretici enflasyonunun 0,52 puan yükselişle yüzde 28,08 olarak gerçekleştiği hatırlatıldı.</p>
<p>Tüketici fiyatlarında olduğu gibi üretici tarafında da enerji fiyat gelişmelerinin öne çıktığı belirtilen özette, enerji fiyatlarının aylık yüzde 4,65 ile belirgin ölçüde yükselirken, yağışların seyrine bağlı olarak elektrikte üretici fiyatlarının gerilemesinin, enerji fiyatlarında daha olumsuz bir görünümü sınırladığı aktarıldı.</p>
<p>Mart ayında dayanıklı tüketim ile sermaye malları fiyatlarında ılımlı bir seyir izlendiğine dikkat çekilen özette, "Eşel mobil mekanizması tüketici fiyat artışlarını sınırlarken, vergi dışı derlenen üretici fiyatları küresel gelişmelerden daha fazla etkilenmektedir. Bu çerçevede, önümüzdeki dönemde tüketici ve üretici enflasyonları arasında bir ayrışma gözlenmesi söz konusu olabilecektir." denildi.</p>
<p>Özette, Brent ham petrol fiyatlarının jeopolitik gelişmelerin etkisiyle hem mart hem de nisan ayında genel olarak yükseliş gösterdiği ve güçlü oynaklık sergilediği bildirildi.</p>
<p>Petrol fiyatlarına benzer şekilde, TTF doğal gaz fiyatlarının arz kısıtları endişesiyle mart ayının ortalarında belirgin bir oranda yükseldikten sonra nisan ayında düşüş eğilimi gösterdiği ifade edilen özette, şu bilgilere yer verildi:</p>
<p>"Ayrıca enerji ile bağlantılı emtia fiyatları dalgalı bir seyir izlemiştir. Enerji ve ham madde akışındaki küresel ölçekte kesintiler, özellikle petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yüksek artışla birlikte üretim maliyetlerini artırarak küresel ölçekte enflasyonist baskı oluşturma riski taşımaktadır. Küresel Arz Zinciri Baskı Endeksi mart ayında tarihsel ortalamasının üzerinde seyretmiştir. Mart ayında, Hürmüz Boğazı kaynaklı riskler ve alternatif rota arayışları teslimat sürelerini uzatırken güvenlik riskleri nedeniyle sigorta primleri ve navlun fiyatları yükselmiştir. Nisan ayında, Çin’e yönelik konteyner endeksi yüksek seviyelerini sürdürürken küresel konteyner endeksinde ve kuru yük taşımacılık endekslerinde de belirgin fiyat artışları kaydedilmiştir. Döviz kuru sepeti nisan ayının ilk üç haftası itibarıyla ılımlı seyrini sürdürmüştür. Mevsimsel etkilerden arındırılmış imalat sanayi PMI verileri mart ayında hem girdi fiyatlarında hem de ürün fiyatlarında yükselişe işaret etmiştir. Veriler teslim sürelerinde kısmi bir uzamaya işaret ederken, henüz üretimi aksatacak boyutta bir tedarik sorununu ima etmemektedir."</p>
<p><strong>"Akaryakıt fiyatlarındaki yükselişle ulaştırma hizmetlerinde artış devam ediyor"</strong></p>
<p>Özette, nisanda enflasyon beklentilerinde yükseliş gözlendiği belirtildi. Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre, 2026 yıl sonu enflasyon beklentisinin 2,2 puan yükselerek yüzde 27,5 seviyesinde, 2027 yıl sonu enflasyon beklentisinin 1,4 puan artışla yüzde 20,1 düzeyinde gerçekleştiği kaydedildi.</p>
<p>12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 1,2 puan yukarı yönlü güncelleme ile yüzde 23,4 olurken 24 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 0,7 puan artışla yüzde 18,0 oranında ölçüldüğü belirtilen özette, 5 yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin ise 0,3 puan yükselerek yüzde 11,9 düzeyine çıktığı bildirildi.</p>
<p>Özette, reel sektör beklentilerine bakıldığında, firmaların 12 ay sonrasına ilişkin yıllık enflasyon beklentisinin mart ayında 0,9 puan artarak yüzde 32,9 seviyesine yükseldiği aktarıldı.</p>
<p>Aynı dönemde hane halkının 12 ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisinin 1,1 puan artarak yüzde 49,9 olduğu bildirilen özette, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının dezenflasyon süreci açısından risk unsuru olmaya devam ettiği, yakın dönemdeki gelişmelerin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin önem taşıyacağı vurgulandı.</p>
<p>Özette, "Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Yurt içi enerji fiyatlarında meskenlere yönelik doğalgaz ve elektrik fiyat artışlarına istinaden önemli bir yükseliş izlendiği bilgisi verilen özette, şöyle denildi:</p>
<p>"Doğal gazda, elektriktekine benzer şekilde, meskenler için fazla tüketim yapan hanelerin daha yüksek ödediği kademeli fiyat uygulamasına geçilmiştir. Bu uygulamanın da etkisiyle nisan ayında meskenlere yönelik doğal gaz fiyatları yüksek bir oranda artmaktadır. Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. İşlenmemiş gıda fiyatları temelde sebze ile et kalemleri öncülüğünde artarken işlenmiş gıda tarafında ekmek fiyatlarındaki yükseliş öne çıkmaktadır. Hizmet grubunda, akaryakıt fiyatlarındaki artışın yansımasıyla ulaştırma hizmetlerinde (özellikle hava yolu taşımacılığı tarafında) artış devam etmektedir. Temel mal grubunda yeni sezona geçişle giyim ve ayakkabı tarafında mevsimsel fiyat artışları izlenirken dayanıklı tüketim mallarında aylık enflasyon mobilya ve beyaz eşyadaki artışlara karşın, otomobil sektöründeki indirim kampanyaları ile ılımlı seyretmektedir. Emtia fiyatlarındaki oynaklığın ve arz kısıtlarının boyutu dikkate alındığında, enflasyon görünümüne yönelik belirsizlik önemli ölçüde yükselmiştir. Söz konusu gelişmeler ile yurt içi enerji fiyatlarının maliyet kanalı ve iktisadi faaliyet üzerinden enflasyon görünümüne etkileri yakından takip edilmektedir."</p>
<p><strong>"Kurul, enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır"</strong></p>
<p>Özette, Para Politikası Kurulu'nun, politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 37’de sabit tutulmasına karar verdiği, kurulun ayrıca Merkez Bankası gecelik vadede borç verme faiz oranını yüzde 40’ta, gecelik vadede borçlanma faiz oranını ise yüzde 35,5’te sabit tuttuğu anımsatıldı.</p>
<p>Fiyat istikrarı sağlanana kadar sürdürülecek sıkı para politikası duruşunun talep, kur ve beklenti kanalları üzerinden dezenflasyon sürecini güçlendireceğine vurgu yapılan özette, "Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir. Para politikası kararları enflasyon görünümü odaklı, toplantı bazlı ve ihtiyatlı bir yaklaşımla alınmaktadır. Son dönem gelişmelerin de etkisiyle, enflasyon görünümünde belirgin ve kalıcı bir bozulma olması durumunda para politikası duruşu sıkılaştırılacaktır. Kurul enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşunu vurgulamıştır." değerlendirmesi yer aldı.</p>
<p>Özette şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Kredi ve mevduat piyasalarında öngörülenin dışında gelişmeler olması halinde parasal aktarım mekanizması ilave makroihtiyati adımlarla desteklenecektir. Likidite koşulları yakından izlenmeye ve likidite yönetimi araçları etkili şekilde kullanılmaya devam edilecektir. Kurul, politika kararlarını enflasyonu orta vadede yüzde 5 hedefine ulaştıracak parasal ve finansal koşulları sağlayacak şekilde belirleyecektir. Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede alacaktır."</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/merkez-bankasi-ppk-ozetinde-enflasyon-vurgusu-78340</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/tcmb-merkez-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkez Bankası PPK özetinde, &quot;Jeopolitik gelişmelerle artan petrol fiyatlarının etkisiyle akaryakıt fiyatlarındaki yükseliş sürmektedir. Öncü veriler nisan ayında gıda fiyatlarında bir miktar yükselişe işaret etmektedir. Öncü veriler, nisan ayında tüketici fiyatlarının seyrinde enerji ve gıda fiyatlarının öne çıkacağına, ana eğilimin ise bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir.&quot; denildi.  Özette ayrıca, &quot;Kurul politika faizine ilişkin atılacak adımları; enflasyon gerçekleşmelerini, ana eğilimini ve beklentilerini göz önünde bulundurarak ara hedeflerle uyumlu biçimde dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığı sağlayacak şekilde belirleyecektir.&quot; ifadeleri kullanıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-kredileri-347-milyar-lira-artti-78339</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tüketici kredileri 34,7 milyar lira arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) haftalık bültenini yayımladı.</p>
<p>Buna göre, bankacılık sektörünün toplam kredi hacmi 24 Nisan itibarıyla 90 milyar 183 milyon lira artarak 25 trilyon 199 milyar 992 milyon liradan, 25 trilyon 290 milyar 176 milyon liraya çıktı.</p>
<p>Bankacılık sektöründe toplam mevduat ise bankalar arası dahil geçen hafta 269 milyar 170 milyon lira azalarak 29 trilyon 312 milyar 475 milyon liradan 29 trilyon 43 milyar 306 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Tüketici kredilerinin tutarı bu dönemde 34 milyar 686 milyon lira artarak 3 trilyon 187 milyar 763 milyon liraya yükseldi. Söz konusu tutarın 762 milyar 599 milyon lirası konut, 45 milyar 4 milyon lirası taşıt ve 2 trilyon 380 milyar 160 milyon lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu.</p>
<p>Bu dönemde taksitli ticari kredilerin tutarı 11 milyar 863 milyon lira artarak 3 trilyon 930 milyar 99 milyon lira oldu. Bankaların bireysel kredi kartı alacakları ise yüzde 1,6 artışla 3 trilyon 34 milyar 258 milyon lira düzeyinde gerçekleşti.</p>
<p>Bireysel kredi kartı alacaklarının 1 trilyon 165 milyar 683 milyon lirasını taksitli, 1 trilyon 868 milyar 575 milyon lirasını taksitsiz borçlar oluşturdu.</p>
<p><strong>Yasal öz kaynaklar azaldı</strong></p>
<p>Bankacılık sektöründe takipteki alacaklar, 24 Nisan itibarıyla önceki haftaya göre 3 milyar 960 milyon lira artışla 697 milyar 124 milyon liraya çıktı. Takipteki alacakların 524 milyar 32 milyon lirasına özel karşılık ayrıldı.</p>
<p>Aynı dönemde bankacılık sisteminin yasal öz kaynakları 1 milyar 901 milyon lira azalarak 5 trilyon 548 milyar 218 milyon liraya geriledi.</p>
<p>Kur korumalı Türk lirası mevduat ve katılma hesapları (KKM) bakiyesi ise geçen hafta 19 milyon lira azalarak 1 milyar 454 milyon liraya düştü. Böylece KKM büyüklüğü, toplam mevduatın yüzde 0,01'ini oluşturdu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tuketici-kredileri-347-milyar-lira-artti-78339</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/8/8/1280x720/lira-para-1768278911.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK verilerine göre, tüketici kredileri 34,7 milyar lira artışla 3,2 trilyon liraya yükseldi. Bu tutarın 762,6 milyar lirası konut, 45 milyar lirası taşıt ve 2,4 trilyon milyar lirası ihtiyaç kredilerinden oluştu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-isletme-cetveli-verme-suresi-uzatildi-78338</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıllık İşletme Cetveli verme süresi uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2025 dönemi Yıllık İşletme Cetveli verme süresinin uzatıldığını duyurdu.</p>
<p>Bakanlığın, sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, Sanayi Sicil Tebliği kapsamında, Sanayi Sicil Bilgi Sistemi'ne kayıtlı işletmelerin 2025 dönemi Yıllık İşletme Cetveli verme sürelerinin 8 Mayıs gün sonuna kadar uzatıldığı ifade edildi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/yillik-isletme-cetveli-verme-suresi-uzatildi-78338</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/9/1280x720/sanayi-ve-teknoloji-bakanligi-1752048105.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşletmelerin 2025 dönemi Yıllık İşletme Cetveli verme süresinin 8 Mayıs&#039;a uzatıldığı bildirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytin-zeytinyagi-sektoru-izmirde-bulustu-78335</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, 100'ün üzerinde katılımcı ve 5 ülkeden sektör temsilcileriyle kapılarını Fuar İzmir'de açtı.</p>
<p>Fuarların zorlu şartlarda gerçekleştiğini söyleyen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, başarılı bir katılım olduğunu ifade etti.  Çok katmanlı ve paydaşlı bir fuar düzenlendiğini kaydeden Tugay, markalaşmaya, teknolojiye, pazarlamaya vurgu yaparak, “Türkiye’de 200 milyondan fazla zeytin ağacımız, 3 milyon 750 bin ton zeytin üretimimiz var. Yılda ortalama 300 bin ton zeytinyağı, 700 bin tonun üzerinde sofralık zeytin üretiyoruz. 400 bin ailemiz geçimini doğrudan zeytinden sağlıyor. Dünya sıralamasına baktığımızda, sofralık zeytinde üretim ve ihracatta ilk üçteyiz. İspanya ve Mısır ile rekabet halindeyiz. Zeytinyağında aynı şekilde hem üretimde hem ihracatta ilk beş içindeyiz. 120 ülkeye zeytinyağı, 130 ülkeye sofralık zeytin ihraç ediyoruz. Zeytin sektörünün dünyadaki ana aktörlerinden birisidir Türkiye. Bu bilinçle hem gurur duymalı hem de bu sorumluluğun ağırlığını hissetmeliyiz diye düşünüyorum. İzmir, bu sorumluluğun altından kalkmak için çok çalışan, çaba gösteren şehirlerimizden biridir. Yağlık zeytin üretiminde Türkiye'nin birinci kenti. Türkiye genelindeki zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 14’ünü, yağlık zeytin üretiminin yaklaşık yüzde 18’ini tek başımıza karşılıyoruz. 20 milyonun üzerinde zeytin ağacı, yaklaşık 520 bin ton toplam zeytin üretimimiz var. Zeytinyağı üretimi açısından öncüyüz diyebiliriz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytin-zeytinyagi-sektoru-izmirde-bulustu-78335</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/5/1280x720/zeytin-zeytinyagi-sektoru-izmirde-bulustu-1777554737.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, İZFAŞ tarafından düzenlenen Olivtech - 12. Zeytin, Zeytinyağı, Süt Ürünleri, Şarap ve Teknolojileri Fuarı, Fuar İzmir&#039;de kapılarını açtı. Üretimden sofraya uzanan dev buluşmanın önemine vurgu yapan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, “Geleceğin tarımını, ülkesini birlikte kuracağız. Bunlar asla boş sözler değil. Bu ülkenin evlatları bu ülkenin kurtuluşunu sağlayacaklar. Türkiye kendi çocuklarıyla şifa bulacak.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-firsatlar-sundugumuz-gibi-guven-ve-istikrar-da-sunuyoruz-78333</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 16:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Işıkhan: Fırsatlar sunduğumuz gibi güven ve istikrar da sunuyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Türkiye'ye yatırım yapan 22 firmanın temsilcisine Turkuaz Kart verdi.</p>
<p>Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamaya göre, Türkiye'ye yatırım yapan nitelikli yatırımcılar ile şirketlerin yöneticilerine süresiz çalışma hakkı, vize muafiyeti ve ikamet kolaylığı sağlayan Turkuaz Kart'ın yeni isimlere verilmesi dolayısıyla İstanbul'da "Nitelikli Yatırımın Yeni Rotası Türkiye" sloganıyla program düzenlendi.</p>
<p>Programda konuşan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Türkiye son 24 yılda geçen sürede, yatırımcı çeken, yeteneği, emeği ve vizyonu kendine çeken bir merkez haline dönüşmüştür. Bugün dünyada en büyük rekabet, sermaye kadar nitelikli insan gücü üzerindedir. Türkiye bu yarışta iddialıdır. Çünkü biz fırsatlar sunduğumuz gibi güven ve istikrar da sunuyoruz. Stratejik konumumuz, güçlü altyapımız ve insan kaynağımızla küresel ölçekte güçlü bir aktör haline geldik. Turkuaz Kart, Türkiye'nin küresel cazibe merkezi olma vizyonunun en somut göstergelerinden birisidir. Turkuaz Kartı, dünyada belli başlı kişilere Türkiye'nin kapılarını ardına kadar açan prestijli bir anahtar olarak görüyoruz."</p>
<p><strong>"Sizin başarınız, Türkiye'nin başarısıdır"</strong></p>
<p>Turkuaz Kart ile Türkiye'nin kalkınmasına omuz veren yatırımcılara, başarılı sanatçılara, sporculara ve Türkiye'ye önemli katkı sunanlara süresiz çalışma hakkı, vize muafiyeti ve ikamet kolaylığı sağlandığını belirten Işıkhan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Aslında bu kart, Türkiye'nin 'Siz bu ülkenin bir parçasısınız.' deme biçimidir. Bu bir izin değil, aynı zamanda bir davettir. Biz sadece yatırımın değil, bilginin, teknolojinin ve üretimin de Türkiye'de büyümesini istiyoruz. Hedefimiz Türkiye'yi yeteneklerin, girişimciliğin ve yeniliğin merkezi haline getirmektir. Turkuaz Kart teslim edeceğimiz arkadaşlarımız, Türkiye artık sizin de evinizdir. Sizin başarınız, Türkiye'nin başarısıdır. Bu ülkeye kattığınız her değer, geleceğimizi daha güçlü kılacaktır. Türkiye'ye duyduğunuz güven için her birinize teşekkür ediyorum. Birlikte üretecek, birlikte büyüyecek ve birlikte başaracağız. Yetenek neredeyse Türkiye oraya uzanacaktır."</p>
<p>Bakan Işıkhan, konuşmaların ardından, Türkiye'ye yatırım yapan 22 firmanın temsilcisine Turkuaz Kartlarını takdim etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-isikhan-firsatlar-sundugumuz-gibi-guven-ve-istikrar-da-sunuyoruz-78333</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/3/3/1280x720/346-1777554424.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul&#039;da düzenlenen &quot;Nitelikli Yatırımın Yeni Rotası Türkiye&quot; programı kapsamında Türkiye&#039;ye yatırım yapan 22 firmanın temsilcisine Turkuaz Kart verildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan:
- &quot;Bugün dünyada en büyük rekabet, sermaye kadar nitelikli insan gücü üzerindedir. Türkiye bu yarışta iddialıdır. Çünkü biz fırsatlar sunduğumuz gibi güven ve istikrar da sunuyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarin-aciklayacagi-finansal-tablolara-duzenleme-78332</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankaların açıkladığı finansal tablolara düzenleme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) "Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ"i Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, bankaların finansal tablolarında konsolide bilançonun yükümlülükler bölümünde yer alan "Müstakrizlerin Fonları" kalemi "Kredi Müşterilerinin Fonları" olarak değiştirildi.</p>
<p>Ayrıca, Katılım Bankalarınca Uygulanacak Tekdüzen Hesap Planı ve İzahnamesi'nde yapılan değişikliklerin muhasebe açıklamaları ve dipnotlara yansıtılmasını teminen, katılım fonlarının vade yapısına ilişkin bilgi tablolarına Katılma Hesapları Yatırım Vekaleti Havuzları (TP, YP ve Kıymetli Maden YP) satırları eklendi.</p>
<p>Tebliğ metni ve eklerinde yer alan "bin" ibareleri "milyon" olarak güncellendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bankalarin-aciklayacagi-finansal-tablolara-duzenleme-78332</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/bddk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK, bankalarca kamuya açıklanacak finansal tablolar ve dipnotlarda düzenleme yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-geliri-yillik-yuzde-42-artti-78329</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turizm geliri yıllık yüzde 4,2 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), bu yılın ocak-mart dönemine ait turizm istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre turizm geliri, söz konusu dönemde geçen yılın aynı çeyreğine kıyasla yüzde 4,2 yükselerek 9 milyar 896 milyon 456 bin dolara çıktı. Söz konusu gelir içinde ziyaretçilerden elde edilen turizm geliri 9 milyar 694 milyon 574 bin dolar, transfer yolculardan elde edilen turizm geliri de 201 milyon 883 bin dolar olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Turizm gelirinin yüzde 25,6'sı ülkeyi ziyaret eden yurt dışı ikametli vatandaşlardan elde edildi.</p>
<p>Ziyaretçiler, seyahatlerini kişisel veya paket turla organize etti. Bu çeyrekte yapılan harcamaların 8 milyar 469 milyon 691 bin dolarını kişisel harcamalar, 1 milyar 224 milyon 883 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Ülkeden çıkış yapan ziyaretçi sayısı bu yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1,5 artarak 9 milyon 258 bin 129 kişiye yükseldi. Bu ziyaretçilerin yüzde 25,7'sini 2 milyon 376 bin 343 kişiyle yurt dışında ikamet eden vatandaşlar oluşturdu.</p>
<p>Söz konusu çeyrekte ziyaretçilerin gecelik ortalama harcaması 102 dolar oldu. Yurt dışında ikamet eden vatandaşların gecelik ortalama harcamasının ise 72 dolar olduğu görüldü.</p>
<p>Ocak-mart döneminde turizm geliri içindeki yeme içme harcamalarının payı yüzde 27, uluslararası ulaştırma harcamalarının payı yüzde 15,8 ve konaklama harcamalarının payı yüzde 13 olarak hesaplandı. Geçen yılın aynı çeyreğine göre konaklama harcamaları yüzde 21,2, sağlık harcamaları yüzde 18,4, yeme içme harcamaları ise yüzde 13,7 artış gösterdi.</p>
<p>Ziyaretçiler Türkiye'ye yüzde 55,3 ile en çok "gezi, eğlence, sportif ve kültürel faaliyetler" amacıyla geldi. İkinci sırada yüzde 26,8 ile "akraba ve arkadaş ziyareti", üçüncü sırada ise yüzde 8,2 ile "alışveriş" yer aldı. Yurt dışı ikametli vatandaşlar ise ülkeye yüzde 66,7 ile en çok "akraba ve arkadaş ziyareti" amacıyla geldi.</p>
<p><strong>Turizm gideri yüzde 9,1 azaldı</strong></p>
<p>Yurt içinde ikamet edip başka ülkelere ziyarette bulunan vatandaşların harcamalarından oluşan turizm gideri, yılın ilk çeyreğinde geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 9,1 azalarak 2 milyar 224 milyon 603 bin dolara geriledi. Bunun 1 milyar 730 milyon 729 bin dolarını kişisel, 493 milyon 874 bin dolarını ise paket tur harcamaları oluşturdu.</p>
<p>Aynı dönemde yurt dışını ziyaret eden vatandaş sayısı yıllık bazda yüzde 13,1 yükselerek, 2 milyon 936 bin 279 kişiye ulaşırken kişi başı ortalama harcama 758 dolar oldu.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turizm-geliri-yillik-yuzde-42-artti-78329</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/kayak.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ilk çeyrek verilerine göre, turizm geliri, yıllık yüzde 4,2 artışla 9,9 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirde-1500-esnaf-icin-yeni-sanayi-sitesinin-temeli-atildi-78322</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 15:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eskişehir’de 1.500 esnaf için yeni sanayi sitesinin temeli atıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <section class="text-token-text-primary w-full focus:outline-none [--shadow-height:45px] has-data-writing-block:pointer-events-none has-data-writing-block:-mt-(--shadow-height) has-data-writing-block:pt-(--shadow-height) [&amp;:has([data-writing-block])&gt;*]:pointer-events-auto [content-visibility:auto] supports-[content-visibility:auto]:[contain-intrinsic-size:auto_100lvh] R6Vx5W_threadScrollVars scroll-mb-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom,0px)+var(--thread-response-height))] scroll-mt-[calc(var(--header-height)+min(200px,max(70px,20svh)))]" dir="auto" data-turn-id="request-WEB:16eb018e-a384-428e-8a04-7f85364d9662-0" data-testid="conversation-turn-2" data-scroll-anchor="false" data-turn="assistant">
<div class="text-base my-auto mx-auto pb-10 [--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-xs,calc(var(--spacing)*4))] @w-sm/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-sm,calc(var(--spacing)*6))] @w-lg/main:[--thread-content-margin:var(--thread-content-margin-lg,calc(var(--spacing)*16))] px-(--thread-content-margin)">
<div class="[--thread-content-max-width:40rem] @w-lg/main:[--thread-content-max-width:48rem] mx-auto max-w-(--thread-content-max-width) flex-1 group/turn-messages focus-visible:outline-hidden relative flex w-full min-w-0 flex-col agent-turn">
<div class="flex max-w-full flex-col gap-4 grow">
<div class="min-h-8 text-message relative flex w-full flex-col items-end gap-2 text-start break-words whitespace-normal outline-none keyboard-focused:focus-ring [.text-message+&amp;]:mt-1" dir="auto" tabindex="0" data-message-author-role="assistant" data-message-id="2a640fc0-95e3-468d-96ae-cb63a9b63e23" data-turn-start-message="true" data-message-model-slug="gpt-5-3">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden">
<div class="markdown prose dark:prose-invert w-full wrap-break-word light markdown-new-styling">
<p data-start="225" data-end="396"><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p data-start="225" data-end="396">S.S. Eskişehir Esnaflar Karma Sanayi Sitesi'nin temeli törenle atıldı. </p>
<p data-start="225" data-end="396">Toplam 350 bin metrekare alanda kurulacak sanayi sitesinin temel atma töreni, Kooperatif Başkanı Halil Canavar ve yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla gerçekleştirildi.</p>
<p data-start="398" data-end="611">Kooperatif Başkanı Halil Canavar, törende yaptığı konuşmada, projeye ilişkin imar planı ve uygulama süreçlerinin tamamlandığını, inşaat ruhsatlarının alınmasının ardından sahada çalışmalara başlandığını söyledi.</p>
<p data-start="613" data-end="843">Canavar, "Bugün itibarıyla tüm bürokratik süreçleri tamamlamış bulunuyoruz. Artık sahadayız. Hızlı ve kararlı bir şekilde ilerleyerek iş yerlerimizi kısa sürede tamamlayıp sanayi sitemizi faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz." dedi.</p>
<p data-start="845" data-end="970">Proje kapsamında şu ana kadar 1.200 iş yerinin işlemlerinin tamamlandığı, 300 iş yeri için çalışmaların sürdüğü bildirildi.</p>
<p data-start="972" data-end="1109">Toplam 1.500 esnafın yer alacağı sanayi sitesinin, kent ekonomisine katkı sağlaması ve yeni istihdam alanları oluşturması hedefleniyor.</p>
<p data-start="1111" data-end="1207">Yetkililer, yatırımın üretim ve kalkınmaya katkı sunacak önemli bir merkez olacağını belirtti.</p>
<p data-start="1209" data-end="1360" data-is-last-node="" data-is-only-node="">Canavar, "Bu büyük yatırımın tüm ortaklarımıza ve şehrimize hayırlı olmasını diliyorum. Birlikte üretecek, birlikte büyüyeceğiz." ifadelerini kullandı.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<div class="z-0 flex min-h-[46px] justify-start"> </div>
<div class="mt-3 w-full empty:hidden">
<div class="text-center"> </div>
</div>
</div>
</div>
</section>
<div class="pointer-events-none -mt-px h-px translate-y-[calc(var(--scroll-root-safe-area-inset-bottom)-14*var(--spacing))]" aria-hidden="true"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eskisehirde-1500-esnaf-icin-yeni-sanayi-sitesinin-temeli-atildi-78322</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/2/2/1280x720/5665-1777553022.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir’de 1.500 esnafın faaliyet göstereceği S.S. Eskişehir Esnaflar Karma Sanayi Sitesi projesinde inşaat çalışmalarına başlandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-acigi-yillik-yuzde-56-artti-78318</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı yıllık yüzde 56 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan mart ayına ait geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, martta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalarak 21 milyar 899 milyon dolar, ithalat yüzde 8,2 yükselerek 33 milyar 120 milyon dolar oldu.</p>
<p>Dış ticaret açığı, martta yıllık bazda yüzde 56 artarak 7 milyar 195 milyon dolardan 11 milyar 221 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı, Mart 2025'te yüzde 76,5 iken geçen ay yüzde 66,1'e geriledi.</p>
<p><strong>Ocak-mart döneminde dış ticaret açığı yüzde 27,5 arttı</strong></p>
<p>Ocak-mart döneminde ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,2 azalışla 63 milyar 227 milyon dolar, ithalat yüzde 4,7 artışla 91 milyar 895 milyon dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 27,5 artışla 22 milyar 486 milyon dolardan 28 milyar 667 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Mart 2025 döneminde yüzde 74,4 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 68,8'e geriledi.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 5,5 azalarak 21 milyar 492 milyon dolardan 20 milyar 304 milyon dolara düştü.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, söz konusu ayda yüzde 11,2 artarak 23 milyar 144 milyon dolardan 25 milyar 738 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, martta 5 milyar 435 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 3,2 artışla 46 milyar 42 milyon dolar olarak tespit edildi.</p>
<p>Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 78,9 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 93,7</strong></p>
<p>ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta martta imalat sanayisinin payı yüzde 93,7, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,7, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,9 oldu.</p>
<p>Bu yılın ocak-mart döneminde, ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 93,4, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 4,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,7 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta martta ara mallarının payı yüzde 70, sermaye mallarının payı yüzde 14,6 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,9 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın ilk üç ayında ara mallarının payı yüzde 71,4, sermaye mallarının payı yüzde 14,1 ve tüketim mallarının payı yüzde 14 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Martta, ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı, 1 milyar 820 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 419 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 378 milyon dolarla ABD, 1 milyar 217 milyon dolarla İtalya, 996 milyon dolarla Fransa izledi. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 31,2'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-mart döneminde de ihracatta ilk sırayı, 5 milyar 452 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, sırasıyla 3 milyar 944 milyon dolarla Birleşik Krallık, 3 milyar 830 milyon dolarla ABD, 3 milyar 374 milyon dolarla İtalya ve 2 milyar 706 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,5'ine karşılık geldi.</p>
<p>Martta ithalatta ise ilk sıra Çin'in oldu. Çin'den yapılan ithalatın tutarı 4 milyar 759 milyon dolar olarak hesaplanırken bu ülkeyi 3 milyar 511 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 538 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 620 milyon dolarla İsviçre, 1 milyar 516 milyon dolarla ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,1'ini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-mart dönemindeki ithalatta da ilk sırada, 13 milyar 167 milyon dolarla Çin yer buldu. Bu ülkeyi, 9 milyar 87 milyon dolarla Rusya, 6 milyar 619 milyon dolarla Almanya, 4 milyar 680 milyon dolarla ABD, 4 milyar 579 milyon dolarla İsviçre izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,5'i olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, martta bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 2 azalırken ithalat yüzde 2,3 yükseldi. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise martta geçen yılın aynı ayına kıyasla ihracat yüzde 6,8 düşerken ithalat yüzde 6,6 arttı.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Martta bu sınıflamaya göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,7 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,5 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-mart döneminde ISIC Rev.4'e göre, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,4'ü, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4'ü buldu.</p>
<p>Martta imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı, yüzde 80,2 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı, yüzde 12,1 olarak kaydedildi.</p>
<p>Ocak-mart döneminde, imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 79,8, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 12,1 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise martta ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 6,1 azalarak, 20 milyar 33 milyon dolara geriledi. İthalat ise yüzde 5,6 artarak, 30 milyar 832 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Martta dış ticaret açığı, yüzde 37,6 artarak 7 milyar 850 milyon dolardan, 10 milyar 799 milyon dolara ulaştı. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Mart 2025'te yüzde 73,1 iken bu yılın aynı ayında yüzde 65'e geriledi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-mart döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,4 azalarak 57 milyar 992 milyon dolar, ithalat yüzde 5 artarak 86 milyar 957 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-mart döneminde, dış ticaret açığı yüzde 23,7 artarak 23 milyar 412 milyon dolardan, 28 milyar 965 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ocak-Mart 2025 döneminde yüzde 71,7 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 66,7'ye düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-acigi-yillik-yuzde-56-artti-78318</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/ihracat-ticaret-ithalat.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının mart verilerine göre ihracat, geçen yıla kıyasla yüzde 6,4 azalışla 21,9 milyar dolar, ithalat yüzde 8,2 yükselişle 33,1 milyar dolar oldu. Dış ticaret açığı, bu dönemde yıllık bazda yüzde 56 artarak 7,2 milyar dolardan 11,2 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenmis-urunlere-14-gun-sartsiz-iade-hakki-78316</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:40:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yenilenmiş ürünlere 14 gün şartsız iade hakkı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, yakın zamanda yürürlüğe girmesi öngörülen "Yenilenmiş Ürünlerin Satışı Hakkında Yönetmelik" ile tüketicinin korunmasına yönelik ilave düzenlemeler getirildiğini ve tüketici haklarının dünya standartlarının üzerine taşınarak sektöre güvenin daha da artacağını bildirdi.</p>
<p>Düzenlemeyle, ikinci el cihaz alımının risk barındıran bir işlem olmaktan çıkarılarak neredeyse sıfır ürün güveninde bir alışveriş tecrübesine dönüştürüleceği, yaklaşımın köklü şekilde değiştirildiği vurgulanan açıklamada, "Bu kapsamda yenilenmiş cihazlar, daha sıkı denetim süreçlerinden geçirilen, dijital kimliğe sahip olan, şeffaf geçmiş bilgileri bulunan, şartsız iade güvencesi ile sunulan ürünler olarak tüketicilere arz edilecek. Bu dönüşümle birlikte Türkiye, ikinci el teknolojiler alanında dünyaya örnek olacak bir modele geçiş yapmaktadır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p><strong>Televizyonlar da yenileme kapsamına alınacak</strong></p>
<p>Düzenleme çerçevesinde, yalnızca internet alışverişlerinde değil, fiziki mağazalardan satın alınan yenilenmiş ürünlerde de 14 gün içinde hiçbir gerekçe gösterilmeksizin iade hakkı tanınacağı belirtilen açıklamada, Yenilenmiş Ürün Bilgi Sistemi (YÜBİS) ile cihazların tüm süreçlerinin kayıt altına alınacağı bildirildi. YÜBİS ile her cihaz için dijital sicil oluşturulacağına işaret edilen açıklamada, hangi parçaların değiştirildiği, cihazın hangi testlerden geçirildiği ve yenileme sürecinin nasıl ilerlediğinin tüketicilerin ulaşımına açık hale getirileceği bilgisi verildi.</p>
<p>Ödemelerde, yenileme merkezi güvencesinin sağlanacağı, kredi kartlı ödemelerin doğrudan yenileme merkezlerinin sanal POS sistemleri üzerinden yapılacağı, uygulama sayesinde tüketicilerin herhangi bir uyuşmazlık veya sorun yaşadıklarında güçlü ve kurumsal bir muhatapla karşılaşacakları ifade edildi.</p>
<p>Televizyonların da yenileme kapsamına alınacağı belirtilen açıklamada, "Mevcut düzenlemede cep telefonları, tabletler, akıllı saatler, oyun konsolları ve modemler yenileme kapsamına tabi tutulurken, televizyonlar da listeye eklenerek yenilenmiş ürün kapsamı genişletilmektedir. Televizyonların kapsama alınması, yüksek değerli ürün segmentinde pazar hacmini büyütebilecek kritik bir gelişme olarak değerlendirilmektedir. Bu düzenlemeyle yüksek maliyetli ürünlerde oluşabilecek 'Bozulursa ne olur?' endişesi ortadan kaldırılmaktadır." değerlendirmesinde bulunuldu.</p>
<p><strong>Asgari sermaye şartı 100 milyon liraya yükseltilecek</strong></p>
<p>Yenileme merkezleri için öngörülen sermaye şartının 30 milyon liradan 100 milyon liraya çıkarılacağına dikkatin çekildiği açıklamada, sektörde daha güçlü firmaların faaliyet göstermesinin, daha kaliteli hizmet sunulmasının ve daha sağlam garanti yapılarının oluşturulmasının hedeflendiği vurgulandı. Uygulama sonucunda, vatandaşların mağduriyet yaşaması durumunda merkez ve bağlı şubelerin sorumlu olacağı, böylelikle tüketicilerin haklarının daha etkin şekilde korunmasının sağlanacağını belirtilen açıklamada, "Yeni düzenleme, yalnızca tüketiciyi korumakla kalmamakta, aynı zamanda elektronik atıkların azalmasını sağlamakta, döngüsel ekonomiyi güçlendirmekte, milyonlarca cihazın yeniden ekonomiye kazandırılmasına imkan tanımakta, tüketicilerin daha uygun fiyatlarla teknolojiye ulaşmasını sağlarken, ülke ekonomisine katkı sunmaktadır. Mevcut haklara ilave olarak tüketicilere, YÜBİS üzerinden cihaz geçmişine ulaşma, 14 gün şartsız iade, ödemelerde merkezi güvence ve genişletilmiş ürün yelpazesi ile daha güçlü ve şeffaf bir tüketici koruma sistemi sunulmaktadır." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Türkiye'de, hızla büyüyen ikinci el ve yenilenmiş teknoloji pazarında yapısal bir dönüşüm başlatılacağı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Yeni düzenlemeyle tüketici hakları genişletilirken, sektörde denetim, şeffaflık ve finansal yeterlilik kriterleri önemli ölçüde geliştirilmektedir. Tüketicilerin mevcut haklarına ilave olarak getirilen yeni haklar sayesinde mağduriyetlerin önlenmesine yönelik çalışmalar kararlılıkla sürdürülmektedir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/yenilenmis-urunlere-14-gun-sartsiz-iade-hakki-78316</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/bilgisayar-telefon-tablet.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamaya göre, yenilenmiş ürünlere yönelik yakın zamanda yürürlüğe girmesi beklenen düzenlemeyle, bu ürünlerde 14 gün şartsız iade hakkı, dijital kimlik ile cihaz geçmişine erişim ve ödemelerde doğrudan kurumsal muhatap sağlanması gibi hakların getirilmesi planlanıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyatlari-gecen-ay-yuzde-406-artti-78312</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 14:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretici fiyatları geçen ay yüzde 4,06 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), mart ayına ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre H-ÜFE, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 4,06, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 14,47, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 35,94 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 35,63 yükseldi.</p>
<p>Endeks, Mart 2025'e göre ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 38,26, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 32,31, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 32,54, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 40,3, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 36,52, idari ve destek hizmetlerde yüzde 34,36 arttı.</p>
<p>H-ÜFE, martta bir önceki aya göre ise ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 7,01, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 1,78, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 1,86, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 4,19, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 0,92, idari ve destek hizmetlerde yüzde 3,96 artış gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyatlari-gecen-ay-yuzde-406-artti-78312</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/9/3/1280x720/otel-resepsiyon-hizmet-1765786581.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in mart verilerine göre Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 4,06, yıllık bazda ise yüzde 35,94 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-insaat-sektoru-gsoda-degerlendirildi-78298</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Gaziantep inşaat sektörü GSO’da değerlendirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ev sahipliğinde düzenlenen İnşaat Sektör Toplantısı’nda sektörün mevcut durumu, karşılaşılan zorluklar ve geleceğe yönelik beklentiler ele alındı.</p>
<p>Firmaların yaşadığı sorunlar, talep ve ihtiyaçlarının detaylı şekilde değerlendirildiği, çözüm önerileri üzerine görüş alışverişinde bulunulan toplantıda, KOSGEB tarafından işletmelere sunulan destek ve teşvikler hakkında bilgilendirme yapıldı. Toplantıda ayrıca sektörün sürdürülebilir gelişimi açısından tüm kurumların mesleki eğitimi teşvik etmesinin önemi ele alındı. İnşaat sektöründe çalışanların mesleki yeterlilik belgesine sahip olmasının kalite standartlarının yükseltilmesine ve nitelikli iş gücünün artmasına sağlayacağı katkılar değerlendirilirken, bununla birlikte nitelikli iş gücünün yaygınlaştırılması için atılabilecek somut adımlar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p>Toplantıya, GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, KOSGEB Gaziantep İl Müdürü Muhammed Paksoy, GSO Meclis Üyesi Hakan Konukoğlu, GSO Meslek Komite Başkanları Cemal Sancaktar ve M. Refik Barlas, GSO Genel Sekreteri Yusuf İzzettin İymen ile sanayiciler ve firma temsilcileri katıldı.</p>
<p>Toplantının açılış konuşmasını yapan GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, ‘’Bilindiği üzere inşaat sektörü ülkemizin en önemli sektörlerinden birisidir. 250 alt sektörü kapsayan sektörümüz hem üretim hem de sağladığı istihdamla büyük bir hacme sahiptir. Sanayisi, ticareti ve ihracattaki başarısıyla üretim üssü olan şehrimiz de inşaat sektörüne yönelik üretimleri ile öne çıkmaktadır. Ancak, son yıllarda iç piyasada yaşanan ekonomik daralma ile birlikte pandemi, küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmeler inşaat sektörümüze de yansımıştır. Artan girdi maliyetleri, hammadde konusu ve finansmana erişim gibi zorluklar sektörümüzün işini güçleştirmektedir. Buna rağmen Gaziantep her alanda olduğu gibi sektörün devamlılığını sağlamak için mücadelesini sürdürmektedir’’ dedi.</p>
<p>Gaziantep’te inşaat sektörünün geleneksel yapı malzemelerinden ziyade elektrik, makine, kimya ve iklimlendirme gibi daha yüksek katma değerli ve teknik alanlara doğru bir dönüşüm sürecine girdiğini belirten Tezel, ‘’Sektörün, klasik üretim kalemlerinden teknoloji yoğun yapı bileşenlerine doğru evrildiği ve bu dönüşümün önümüzdeki dönemde daha da belirgin hale geleceği öngörülmektedir. Tabii ki inşaat sektörünün geleneksel ihtiyaçları her zaman devam edecektir. Bu doğrultuda Gaziantep Sanayi Odası olarak önceliğimiz sektörümüzün şehrimizde daha da güçlenmesi, yeniliklere ayak uydurması ve sorunlarımıza çözüm üretmektir’’ ifadelerini kullandı.</p>
<p>KOSGEB Gaziantep İl Müdürü Muhammed Paksoy ise konuşmasında, işletmelerin sürdürülebilirliğini koruması ve rekabet gücünü artırması adına KOSGEB olarak önemli destek mekanizmaları sunduklarını belirterek, “KOSGEB olarak; KOBİ’lerimizin üretim, istihdam ve ihracat kapasitelerini güçlendirmek amacıyla çeşitli destek ve teşvik programları yürütüyoruz. İnşaat sektöründe faaliyet gösteren firmalarımız da bu desteklerden etkin şekilde yararlanabilir. Özellikle dijitalleşme, yeşil dönüşüm ve kapasite geliştirmeye yönelik desteklerimiz, firmalarımızın geleceğe daha sağlam adımlarla ilerlemesine katkı sağlayacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<p>Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaziantep-insaat-sektoru-gsoda-degerlendirildi-78298</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/8/1280x720/gaziantep-insaat-sektoru-gsoda-degerlendirildi-1777546466.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ GSO Yönetim Kurulu Üyesi Bora Tezel, &quot;Son yıllarda iç piyasada yaşanan ekonomik daralma ile birlikte pandemi, küresel ticarette yaşanan olumsuz gelişmeler inşaat sektörümüze de yansımıştır. Artan girdi maliyetleri, ham madde konusu ve finansmana erişim gibi zorluklar sektörümüzün işini güçleştirmektedir. Buna rağmen Gaziantep her alanda olduğu gibi sektörün devamlılığını sağlamak için mücadelesini sürdürmektedir.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/antalya/turkonfedden-risk-zirvesi-78297</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> TÜRKONFED &#039;Risk Zirvesi&#039; düzenleyecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANTALYA</strong></p>
<p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED)  tarafından 6 Mayıs Çarşamba günü Antalya’da "Risk Zirvesi" düzenlenecek.</p>
<p>Batı Akdeniz Sanayici ve İş Dünyası Federasyonu (BAKSİFED) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Cengiz, Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) ve Allianz Türkiye iş birliği ve BAKSİFED ev sahipliğinde 6 Mayıs'ta "Risk Zirvesi" düzenleneceğini açıkladı.</p>
<p>Risk yönetiminin artık bir kriz müdahale yöntemi değil, sürdürülebilirliğin temel taşı olduğunu belirten Cengiz, iklim kriziyle birlikte artan doğal afetlerin iş dünyası üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, ‘’Afet dayanıklılığı iş dünyası için bir yatırımdır’’ dedi.</p>
<p>İklim değişikliğinin operasyonel sürekliliği doğrudan tehdit ettiğini ifade eden Cengiz, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Artan yangınlar ve sel felaketleri sadece fiziksel kayıp yaratmıyor, aynı zamanda işletmelerin stratejik karar alma süreçlerini de yeniden şekillendiriyor. Artık risk yönetimi yalnızca kriz anlarında devreye giren bir mekanizma değil; sürdürülebilir büyümenin ve rekabet avantajının temel unsurlarından biridir."</p>
<p><strong>"Dayanıklılık bir zorunluluktur"</strong></p>
<p>İş dünyasının afetlere karşı hazırlıklı olmasının önemine anlatan ve bu süreçte kurumsal iş birliklerinin önemine dikkat çeken Mustafa Cengiz, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Afetlere karşı dayanıklılık geliştirmek, iş dünyası için hem bir zorunluluk hem de uzun vadede bir yatırım olarak öne çıkmaktadır. TÜRKONFED’in vizyonu ve Allianz Türkiye’nin uzmanlığıyla gerçekleştireceğimiz Antalya Risk Zirvesi ile hedefimiz; turizmden sanayiye tüm paydaşlarımızı ortak bir zeminde buluşturarak, geleceği daha güvenli bir şekilde inşa etmektir.’’</p>
<p>TÜRKONFED tarafından düzenlenen ‘Risk Zirvesi’ DoubleTree by Hilton Antalya City Centre’da gerçekleştirilecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/antalya/turkonfedden-risk-zirvesi-78297</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/9/7/1280x720/56-1777546888.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk İş Dünyası Konfederasyonu  tarafından 6 Mayıs Çarşamba günü Antalya’da ‘Risk Zirvesi’ düzenlenecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/fao-ozel-sektorle-isbirliklerini-artiracak-78287</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> FAO, özel sektörle iş birliklerini artıracak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class="x_elementToProof" data-olk-copy-source="MessageBody"><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Avrupa ve Orta Asya bölgesi için tarımın geleceği konusu İzmir Ticaret Borsası (İTB) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde İzmir’de masaya yatırıldı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">İzQ Girişimcilik Merkezi’nde düzenlenen “FAO–Özel Sektör Diyaloğu: Özel Sektör Görüşlerinin Şekillendirilmesi” başlıklı toplantıya Türkiye ve bölge ülkelerinden özel sektör temsilcileri, KOBİ’ler, üretici birlikleri, finans kuruluşları, kamu temsilcileri ile FAO ve İTB’nin üst düzey yetkilileri katıldı.</div>
<div class="x_elementToProof">Hibrit formatta düzenlenen toplantı, 11–15 Mayıs 2026 tarihlerinde Tacikistan’ın Duşanbe kentinde düzenlenecek olan 35. FAO Avrupa Bölgesel Konferansı (ERC35) için ana hazırlık platformu olma niteliği taşıyor. Toplantıda alınan kararlar ve oluşturulan görüşler, doğrudan Duşanbe’deki bölgesel politika süreçlerine aktarılacak.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, FAO’nun, kuruluşundan bu yana gıda güvenliği, sürdürülebilir tarım ve kırsal kalkınma alanlarında dünyanın en önemli referans kurumlarından biri olduğunu hatırlatarak, “Borsamız ve FAO arasında başlayacak olan işbirliğimiz kapsamında önümüzdeki dönemde, ortak projeler ve faaliyetlerle; yenilikçi uygulamaları yaygınlaştırmayı, bilgi paylaşımını artırmayı ve sektörümüzün uluslararası rekabet gücünü daha da ileri taşımayı hedefliyoruz” diye konuştu.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">FAO Türkiye Temsilci Yardımcısı Dr. Ayşegül Selışık da, FAO Avrupa ve Orta Asya Bölgesi özel sektör istişare toplantısının iki sene önce olduğu gibi tekrar Türkiye’de ve özellikle tarım ve gıda alanında potansiyeli en yüksek illerden biri olan İzmir‘de düzenlenmesinin önemine değinen konuşmasında bugünkü istişarenin sürdürülebilir tarım ve tarım-gıda sistemlerinin dönüşümü, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim dirençliliği, tarımda dijital inovasyon ile tarım-gıda sistemlerinin finansmanı başlıklarında özel sektörün somut önerilerinin FAO’nun özel sektör işbirliklerine yönelik gelecek politikalarına katkı sunacağını vurguladı. Selışık, “Burada şekillenen öncelik ve önerilerin ortak mesajlara dönüştürülerek bölgesel toplantıdaki tartışmalara somut çıkarımlar sağlamasını hedefliyoruz” dedi. Ayrıca, İzmir Ticaret Borsası ile FAO iş birliğini daha sağlam bir zemine oturtmak üzere bir Mutabakat Zaptı üzerinde çalıştıklarını belirtti.</div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof"><strong>Özel sektörün sesi politikalara yansıyor</strong></div>
<div class="x_elementToProof" aria-hidden="true"> </div>
<div class="x_elementToProof">Toplantı kapsamında, tarım-gıda sistemlerinde sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve kapsayıcılık ile finansman ana temaları masaya yatırılarak Avrupa ve Orta Asya Bölgesi için öncelikli ihtiyaçlar belirlendi, tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşlarının politika yapım süreçlerinde daha etkin rol alması için somut öneriler geliştirildi ve paydaşlar arasındaki koordinasyonun artırılması için yeni iş birliği modelleri tartışıldı.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div>
<div class="x_elementToProof">Etkinlikte ayrıca FAO’nun 2026–2030 Özel Sektörle İş Birliği Stratejisi de kamuoyuna tanıtıldı. Bu yeni stratejiyle; özel sektörün sahip olduğu inovasyon gücü ve yatırım kapasitesinin, FAO’nun küresel hedefleriyle tam uyumlu hale getirilerek tarım-gıda sistemlerindeki dönüşümün sürdürülebilirliğine katkı sunması amaçlanıyor.</div>
<div class="x_elementToProof"> </div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/fao-ozel-sektorle-isbirliklerini-artiracak-78287</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/8/7/1280x720/fao-ozel-sektorle-isbirliklerini-artiracak-1777541774.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Ticaret Borsası ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü iş birliğinde İzmir’de gerçekleştirilen toplantıda tarım ve gıda alanında faaliyet gösteren özel sektör kuruluşlarının politika yapım süreçlerinde daha etkin rol alması için somut öneriler geliştirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-1251-milyon-dolarlik-satis-sozlesmeleri-78311</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 12:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN&#039;dan 125,1 milyon dolarlık satış sözleşmeleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN, Kamuyu Aydınlatma Platformuna (KAP) yaptığı açıklamada, yeni iş anlaşmasını duyurdu.</p>
<p>Açıklamada, “ASELSAN, uluslararası müşterileri ile hava savunma, radar, elektronik harp, elektro-optik, aviyonik ve haberleşme sistemlerinin ihracatına ilişkin toplam tutarı 125,1 milyon dolar olan satış sözleşmeleri imzalamıştır.” denildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsandan-1251-milyon-dolarlik-satis-sozlesmeleri-78311</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/07/aselsandan-tarihi-bakiye-siparis-xtnn_cover.jpg.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN ile uluslararası müşterileri arasında toplam 125,1 milyon dolar tutarında satış sözleşmeleri imzalandığı açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbnin-ilk-ceyrek-net-donem-kari-29-milyar-lira-78314</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> TSKB&#039;nin ilk çeyrek net dönem kârı 2,9 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Sınai Kalkınma Bankası (TSKB), 2026'nın ilk çeyreğine ait finansal sonuçlarını duyurdu.</p>
<p>Buna göre, bankanın yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine sunduğu uzun vadeli finansman desteği yaklaşık 820 milyon dolara ulaşırken, kurdan arındırılmış bazda büyüme oranı yüzde 6,3 oldu.</p>
<p>Söz konusu döneminde gerçekleştirilen kredi kullandırımlarında, üretim sektöründe kapasite artışı, deprem bölgesi finansmanı, depolama yatırımları dahil yenilenebilir enerji, enerji ve kaynak verimliliği, elektrifikasyon, iklim endüstrileri ve kadın istihdamını güçlendiren yatırımlar öne çıktı.</p>
<p>Finansal göstergelere bakıldığında, bankanın toplam aktif büyüklüğü yüzde 6 artışla 346,4 milyar liraya, kredi portföyü ise yüzde 8,5 yükselişle 256,1 milyar liraya çıktı.</p>
<p>Kredilerin aktifler içindeki payı yüzde 74 olurken, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SKA) bağlantılı kredilerin toplam portföy içindeki oranı yüzde 93 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Sürdürülebilir finansman hedeflerini yukarı yönlü güncelleyen banka, 2030'a kadar SKA bağlantılı finansman hedefini 10 milyar dolardan 15 milyar dolara, iklim finansmanı hedefini ise 4 milyar dolardan 5 milyar dolara yükseltti.</p>
<p>Çevresel kalkınmanın yanı sıra sosyal kalkınmayı da odağında tutan banka, 2024-2030 dönemini kapsayacak şekilde 3 milyar dolar tutarında yeni sosyal finansman hedefi belirledi.</p>
<p>Bankanın faaliyet performansına ek, korunan aktif kalitesi sayesinde çeyreksel bazda karşılık giderlerinde meydana gelen azalış ve devam eden tahsilatlar gelirleri destekledi. Bu kapsamda, bankanın yılın ilk üç ayındaki net dönem karı 2,9 milyar liraya ulaşırken, yıl sonu projeksiyonlarıyla uyumlu şekilde öz kaynak karlılığı yüzde 25 seviyesinde gelişti.</p>
<p>Bankanın uluslararası sermaye piyasalarından ve kalkınma finansmanı kurumlarından temin ettiği yeni kaynaklarla daha da desteklenen fonlama yapısı, büyüme stratejisini desteklemeye devam ediyor.</p>
<p>TSKB, nisanda Fransız Kalkınma Ajansı (AFD) ile 150 milyon avro tutarında, 9. işbirliği olma özelliği taşıyan kaynak anlaşmasını imzalayarak, Türkiye'de döngüsel ekonomi alanındaki yatırımlara ve bu alandaki uygulamalarını geliştirmeyi hedefleyen şirketlere finansman desteği sunmayı amaçlıyor.</p>
<p><strong>"2026'ya güçlü başlangıç yaptık"</strong></p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan TSKB Genel Müdürü Ozan Uyar, küresel ölçekte çok boyutlu belirsizliklerin yaşandığı 2026'ya, Türkiye'nin stratejik kalkınma hedefleri ve sürdürülebilirlik vizyonuna odaklanarak güçlü başlangıç yaptıklarını belirtti.</p>
<p>Yılın ilk çeyreğinde Türkiye ekonomisine nakdi kredilerle sağladıkları desteğin yaklaşık 820 milyon dolarına ulaştığını, kredilerinin kurdan arındırılmış bazda yüzde 6,3 büyüyerek 256,1 milyar lira olduğunu aktaran Uyar, şunları kaydetti:</p>
<p>"Güçlü işbirliklerimizden aldığımız ivmeyle ülkemizin çok yönlü kalkınmasına katkı sağlama kararlılığımızı koruyoruz. Yeni kullandırımlarımızda, üretim sektöründe kapasite artışı, deprem bölgesi finansmanı, depolama yatırımları dahil yenilenebilir enerji, enerji ve kaynak verimliliği, elektrifikasyon, iklim endüstrileri ve kadın istihdamını güçlendiren yatırımlar öne çıktı. Bu dönemde gerek krediler gerekse danışmanlık ve yatırım bankacılığı faaliyetlerimizle paydaşlarımızın yeşil dönüşüm fırsatlarına erişmeleri, iklim risklerine daha dirençli hale gelmeleri ve rekabet güçlerini artıracakları şekilde yolculuklarına destek vermeyi sürdürdük."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/tskbnin-ilk-ceyrek-net-donem-kari-29-milyar-lira-78314</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/0/1280x720/ozan-uyar-1770204651.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TSKB&#039;nin yılın ilk çeyreğindeki net dönem kârının 2,9 milyar lira olduğu bildirildi. Genel Müdür Ozan Uya, &quot;Güçlü işbirliklerimizden aldığımız ivmeyle ülkemizin çok yönlü kalkınmasına katkı sağlama kararlılığımızı koruyoruz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdoganin-acikladigi-vergi-duzenlemelerinin-ilki-yururlukte-78276</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:18:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan’ın açıkladığı vergi düzenlemelerinin ilki yürürlükte</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen hafta duyurduğu ekonomi düzenlemelerinden, yabancı sermayenin Türkiye’ye çekilmesi ve hizmet ihracatına destek ile ilgili ilk adım atıldı.</p>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 22’nci maddesinin 4’üncü fıkrasında yer alan vergi istisnası için gerekli olan ortaklık payı yüzde 50’den yüzde 20’ye indirilerek yararlanabileceklerin kapsamı genişletildi.</p>
<p>Yeni oranlar 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak.</p>
<p>İndirime konu istisna 193 sayılı kanunun 22’nci maddesinde şöyle tanımlanıyordu:</p>
<p>“4. (Ek: 27/12/2023-7491/8 md.) Kanuni ve iş merkezi Türkiye’de bulunmayan anonim ve limited şirket niteliğindeki kurumlardan elde edilen, 75 inci maddenin ikinci fıkrasının (1), (2) ve (3) numaralı bentlerinde yazılı kâr paylarının yarısı, bu kurumların ödenmiş sermayesinin en az %50’sine sahip olunması ve kâr payının elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla gelir vergisinden müstesnadır”</p>
<p><strong>Merkezi yurt dışında olanlara verilen hizmette istisna yüzde 100’e çıkarıldı</strong></p>
<p>Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi gibi hizmetlerden elde edilen gelirlere uygulanan yüzde 80’lik vergi istisnası yüzde 100’e çıkarıldı.</p>
<p>Aynı indirim Kurumlar Vergisi Kanunu kapsamında elde edilen bu gelirler için de geçerli olacak.</p>
<p>İlgili madde şöyle:</p>
<p>“Türkiye'de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın, elde edildiği takvim yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, %80’i. Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır. Bu bentte yer alan oranı, hizmet alanları ve kazanç tutarları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya ve Türkiye’ye transfer edilecek kazanç tutarını sıfıra kadar indirmeye veya kanuni seviyesine kadar artırmaya Cumhurbaşkanı, bu bendin uygulamasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir”</p>
<p><strong>İştirak kazancına istisnadan yararlanma kolaylaştırıldı</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanununun 5’inci maddesinin 1’nci fıkrasının b bendinin üçüncü paragrafında yer alan iştirak kazancına ilişkin istisnadan yararlanmak için gerekli olan yurt dışındaki şirkete iştirak oranı yüzde 20’ye indirildi. Bu koşulu taşıyan şirketlere uygulanacak istisna yüzde 80 olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/erdoganin-acikladigi-vergi-duzenlemelerinin-ilki-yururlukte-78276</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/2/1280x720/vergi-kdv-tl-1767250698.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Merkezi yurt dışında olan şirketlere sağlanan vergi istisnalarının kapsamı genişletilirken indirim oranları artırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-sigortasi-fonunda-devlet-katkisi-yuzde-50-azaltildi-78275</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik Sigortası Fonu’nda devlet katkısı yüzde 50 azaltıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararına göre 4447 Sayılı İşsizlik Sigortası Kanunun “İşsizlik sigortası primleri ile sosyal güvenlik primlerine ilişkin hükümler” başlıklı 49’uncu maddesinde yer alan devlet payı yüzde 0.5 olarak belirlendi.</p>
<p>Kanunun 49’uncu maddesine göre kapsama giren tüm  sigortalılar, işverenler ve devlet işsizlik sigortası primi ödüyor. Prim oranı, prime esas aylık brüt kazanç üzerinden, yüzde 1 sigortalı, yüzde 2 işveren ve yüzde 1 de devlet ödeme yapıyordu. İlgili madde, katkı paylarını yüzde 50’ye kadar azaltma ve aynı oranda artırma konusunda Cumhurbaşkanına yetki veriyordu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-sigortasi-fonunda-devlet-katkisi-yuzde-50-azaltildi-78275</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/para-lira-tl-1768481565.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İşsizlik Sigortası Fonu’nun gelir kaynakları arasında yer alan devletin ödediği pay yüzde 50 azaltılarak yüzde 1’den yüzde 0.5’e düşürüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-nisanda-18-puan-azaldi-78310</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MÜSİAD SAMEKS nisanda 1,8 puan azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Satınalma Müdürleri Bileşik Endeksi'nin (SAMEKS) nisan ayı sonuçları açıklandı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, nisanda geçen aya göre 1,8 puan azalarak 47,2 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu dönemde Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi aylık bazda 0,1 puan artarak 49'a yükseldi. Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi ise 5,1 puan azalarak 45,2 seviyesine geriledi.</p>
<p>Hizmet sektöründe iş hacmi ve girdi alımları Bileşik Endeksin genel seyrine sınırlı pozitif katkı sağlarken sanayi sektöründe ise girdi alımları endekse pozitif katkı yaptı. Bu gelişmeler, ekonomik aktivitede genel daralma eğiliminin sürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi'nin nisanda 47,2 puanla eşik değerin altında gerçekleşmesi, ekonomik aktivitenin düşük tempolu bir seyir izlediğini ve iş dünyasında faaliyet ivmesinin durağan bir görünüm sergilediğini gösterdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-nisanda-18-puan-azaldi-78310</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/musiad-1767170330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD SAMEKS, nisanda aylık 1,8 puan gerileyerek 47,2&#039;ye düştü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/gtoda-yesil-donusum-destek-programi-uygulamaya-gecti-78271</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> GTO’da Yeşil Dönüşüm Destek Programı uygulamaya geçti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Gebze Ticaret Odası öncülüğünde, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle hayata geçirilen “Gebze Bölgesi Yeşil Dönüşüm Destek Programı”nda uygulama sürecine geçildi. Program kapsamında düzenlenen “Yeşil Dönüşüm Oryantasyon Eğitimi”, bölgedeki firmaların yeşil dönüşüm sürecine uyumunu hızlandırmak ve sürdürülebilir üretim kapasitesini artırmak amacıyla gerçekleştirildi. Eğitime Gebze Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Abdurrahman Aslantaş ile Genel Sekreter Av. Arb. Çağrı Solak da katılım sağladı.</p>
<p>Program kapsamında, Enerjisa Üretim iştiraki QuickCarbon tarafından üyelere yönelik danışmanlık ve uygulama süreci başlatıldı. Eğitime dahil olan üye temsilcilerine, QuickCarbon uzmanları tarafından yeşil dönüşüm sürecine ilişkin kapsamlı bilgilendirme yapıldı.</p>
<p>Programın devamında her bir üye ile ayrı ayrı başlangıç toplantıları gerçekleştirilecek. Saha ziyaretleriyle firmaların mevcut durum analizleri yapılacak, elde edilecek veriler doğrultusunda kurumsal karbon ayak izi hesaplama ve raporlama çalışmaları hazırlanacak. Sürecin ilerleyen aşamasında ise üyelere özel emisyon azaltım stratejilerini içeren eylem planları oluşturulacak.</p>
<p>Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında yer alan üyelere ise ürün bazlı karbon ayak izi hesaplama ve raporlama süreçlerinde teknik destek sağlanacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/whatsapp-image-2026-04-29-at-19-h4hn.jpg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Programla birlikte yalnızca mevcut üyelerin dönüşümüne katkı sunulması değil, aynı zamanda bölgede faaliyet gösteren daha fazla işletmenin sürece dahil edilmesi ve yeşil dönüşüm kapasitesinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.</p>
<p>Aslantaş, “Bölgede yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği odaklı yatırımların artırılmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirterek, “Bölgemizde yeşil dönüşüm, sürdürülebilir üretim ve enerji verimliliği odaklı yatırımların artırılması, bu alandaki farkındalığın güçlendirilmesi ve sürecin süreklilik arz eden bir yapıya kavuşturulması yönündeki çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/gtoda-yesil-donusum-destek-programi-uygulamaya-gecti-78271</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/1/1280x720/gtoda-yesil-donusum-destek-programi-uygulamaya-gecti-1777532851.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Gebze Ticaret Odası öncülüğünde ve Doğu Marmara Kalkınma Ajansı iş birliğiyle yürütülen Gebze Bölgesi Yeşil Dönüşüm Destek Programı’nda uygulama aşamasına geçildi. Program kapsamında firmalara karbon ayak izi hesaplama, emisyon azaltımı ve sürdürülebilir üretim başlıklarında yol haritası oluşturulacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yildirima-sifir-maliyetle-2-milyar-tllik-yatirim-78319</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yıldırım&#039;a 2 milyar TL’lik yatırım</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİBURSA</strong></p>
<p>Yıldırım Belediyesi'nin, kentin sosyal ve kültürel dokusuna değer katacak önemli bir projeyi hayata geçireceği duyuruldu. Yapılan açıklamaya göre, Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, modern yapısı ve çok yönlü kullanım alanlarıyla Bursalıların yeni buluşma noktası olacak.</p>
<p>Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz’ın seçim vaatleri arasında yer alan Duaçınarı Kültür ve Yasam Merkezi, bölgeye değer katacak. Yıldırımlıların sosyal ve kültürel hayatına önemli katkılar sunması hedeflenen merkez, modern yapısı ve çok yönlü kullanım alanlarıyla dikkat çekiyor. Yıldırım’da sosyal hayatı zenginleştirecek Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, vatandaşların bir araya geleceği önemli bir buluşma noktası olacak. İnşaat maliyeti ve arsa değeriyle birlikte toplam 2 milyar liralık projenin yapımında belediye bütçesinden tek kuruş çıkmayacak. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, düzenlenen basın toplantısıyla tanıtıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f343dee2eb0-1777550302.jpeg" alt="" width="628" height="421" /></p>
<h2><strong>“Çok yönlü merkez”</strong></h2>
<p>Başkan Oktay Yılmaz, projenin detaylarını paylaştı. Başkan Yılmaz, “2019’da verdiğimiz sözü tutmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi, 8 bin 304 metrekarelik bir alana sahip olacak. Burada 800 kişi kapasiteye sahip konferans salonu bulunacak. 2 adet 250 kişilik nikah salonu olacak. 160 kişilik serbest alan yer alacak. Merkezde ayrıca Yıl-Mek kursları için dersliklerin olacağı bin 400 metrekarelik alan Yıldırım Belediyesi'nin kullanacağı şeklinde projelendirildi. Burada 350 araçlık otopark, kafeler ve ofisler de olacak. Ayrıca bir kuyumcular çarşısı da proje kapsamında gerçekleştirilmiş olacak” dedi.</p>
<h2><strong>“2 Milyar TL’lik proje”</strong></h2>
<p>Yılmaz, “Belediye bütçesinden hiçbir para çıkmadan büyük bir proje gerçekleştirmiş olacağız. İnşaat maliyeti yaklaşık olarak 1 milyar 250 milyon TL. Buna arsanın da değerini de kattığınızda 2 milyar TL’lik proje. Bunun 1 milyarlık değeri Yıldırım Belediyesi’ne ait ve tamamen kendi ürettiğimiz kaynak. Belediyemizin bütçesinden para çıkmadan kentin ihtiyacı olan büyük bir projeyi ortaya koymuş olduk. Bu, ilçe belediyesi için çok büyük proje” ifadesini kullandı. Yılmaz konuşmasına şöyle devam etti; “Duaçınarı Kültür ve Yaşam Merkezi projesinin tamamı 2 yılda bitecek. İhale süremiz 2 yıl. Ancak biz 1.5 yıla varmadan kültür merkezini aktif hale getirmiş olacağız. Verdiğimiz sözü tutmanın bahtiyarlığını yaşıyoruz.” </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/yildirima-sifir-maliyetle-2-milyar-tllik-yatirim-78319</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/1/9/1280x720/yildirima-sifir-maliyetle-2-milyar-tllik-yatirim-1777550338.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yıldırım Belediye Başkanı Oktay Yılmaz,” İnşaat maliyeti ve arsa değeriyle birlikte toplam 2 milyar liralık projenin yapımında belediye bütçesinden tek kuruş çıkmayacak.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-sanayi-odasi-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-78260</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaeli Sanayi Odası Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı gerçekleştirildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası (KSO), 9. dönemin 8’inci Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı, yoğun bir katılımla Bodrum’da Kefaluka Otel’de gerçekleştirildi. Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ve Kocaeli Sanayi Odası (KSO) Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul ev sahipliğinde gerçekleştirilen toplantıya; Bodrum Ticaret Odası Meclis Başkanı İlhan Ersan ve Bodrum Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı İbrahim Akkaya da katıldı. Toplantıya EKONOMİ GAZETESİ Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan konuk olarak, güncel ekonomik gelişmeler ile ilgili önemli değerlendirmelerde bulundular.</p>
<h2>Görüşülen konularla ilgili kapsamlı çalışma yapılacak</h2>
<p>Toplantıda Kocaeli sanayisinde yaşanan sıkıntılar komite üyelerince masaya yatırıldı. Komite üyeleri; Çin ile rekabet başta olmak üzere; kurun sanayiciler açısından yarattığı sıkıntılar, yapay zeka ve sanayi, nitelikli istihdam, eğitim, sektörel konular, işçilik maliyetleri, Hindistan-AB Serbest Ticaret Anlaşması konularını görüştü. Başkan Zeytinoğlu meslek komite üyelerine, görüşülen konularla ilgili kapsamlı çalışma yapacaklarını belirtti. Toplantı, Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul’un açılış konuşması ile başladı. Meclis Başkanı Tuğrul, meslek komitelerinin öneminden bahsederek meslek komitelerince yapılan çalışmaların sonucunda oluşturulan somut önerilerin yönetim kurulunca görüşülerek gereğinin yapıldığını belirtti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/ayhan-zeytinoglu-7-6oka.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2><br />"Toplantılardan aldığımız geri bildirimler ile stratejilerimizi ve iş programlarımızı şekillendiriyoruz"</h2>
<p><br />Tuğrul’un ardından kürsüye çıkan Ayhan Zeytinoğlu, "Bu toplantılardan aldığımız geri bildirimler ile stratejilerimizi ve iş programlarımızı şekillendiriyoruz. Ayrıca sizlerin sorun ve önerilerini dinleyerek ilgili mercilere iletiyoruz. Bu sebeple ortak toplantıları çok önemsiyoruz” dedi. Zeytinoğlu, 2000’li yılların başında yapılan reformların yeniden canlandırılarak ülkeye yabancı yatırımcı çekilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Zeytinoğlu; Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestisi konularına da değindi.</p>
<h2>"Odamızın marka değerini güçlendirmek hedefleriyle yoğun bir çalışma yürüttük"</h2>
<p>Zeytinoğlu, son 4 yılda, belirlenen stratejik hedefler doğrultusunda önemli çalışmalara imza attıklarını belirterek, “Sanayi değişiminin referans noktası olmak, ihtisas komisyonlarımızla projelerimizi entegre etmek, sektörel kümelere ev sahipliği yapmak ve Odamızın marka değerini güçlendirmek hedefleriyle yoğun bir çalışma yürüttük” dedi. Zeytinoğlu, üyelerden gelen 218 konu ve sorunu bakanlıklar ve TOBB başta olmak üzere ilgili mercilere ilettiklerini ifade etti.</p>
<h2>"Ar- Ge altyapısını güçlendirmek için TÜBİTAK MAM ile firmaları buluşturuyoruz"</h2>
<p>Üniversite- sanayi iş birliğine önem verdiklerini belirten Zeytinoğlu, Kocaeli Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesinin laboratuvar altyapı ve teknik kabiliyetlerini sanayicilere sunduklarını dile getirdi. Zeytinoğlu, " Ar- Ge altyapısını güçlendirmek için TÜBİTAK MAM ile firmaları buluşturuyoruz. 43 firma 161 iş görüşmesi yaptı, güncel konu ve yasal düzenlemelerle ilgili 100'ü aşkın bilgilendirme toplantısı ve seminer düzenledik" dedi. Zeytinoğlu, Proses Emniyeti Sempozyumu’nun ise iki yılda yaklaşık 4 bin katılımcıya ulaştığını belirtti.</p>
<h2>"İkiz dönüşüm eğitim ve danışmanlıkları vermeye başladık"</h2>
<p>Ayhan Zeytinoğlu, “Kapasite konusunda yeni bir endeks oluşturduk. Yaklaşık 20 yıldır uyguladığımız formatı güncelleyerek daha güncel ve yol gösterici bir yapıya kavuşturduk. Bundan sonraki süreçte üyelerimize verileri yeni formatta sunacağız” şeklinde konuştu. Sanayide dönüşüm sürecine de dikkat çeken Zeytinoğlu, “Yeşil dönüşüm, enerji verimliliği ve dijitalleşme alanlarında somut projeler geliştirdik. Çekya-Brno Bölgesel Ticaret Odası partnerliği ile AB finansmanlı kümelenme projesi kapsamında, ikiz dönüşüm eğitim ve danışmanlıkları vermeye başladık. Kocaeli Model Fabrika’nın faaliyete geçmesi de önemli bir kazanım” dedi.</p>
<h2>ASELSAN ve BAYKAR ile yeni çalışmalar yolda</h2>
<p>Zeytinoğlu, "Afete Hazır İşyeri kapsamında, APELL- Acil Durum Telsiz Haberleşme Sistemi projesi ve AFAD ile çalışmalar sürüyor. 8 fuar, 35 yabancı heyet ve Match4Industry kapsamında bin 400’ü aşkın iş görüşmesi gerçekleşti. Savunma sanayiinde ise bin 600’ün üzerinde görüşme yapıldı. TUSAŞ ile projeler hayata geçirildi, ASELSAN ve BAYKAR ile yeni çalışmalar yolda" dedi.</p>
<h2>"G3 Forum’da bin 500 katılımcıyı ağırladık"</h2>
<p>Zeytinoğlu, Kocaeli Savunma Sanayi Şirketi ile yerli üretime katkı sağladıklarını ve ASELSAN sistemleri için geliştirilen cihazla ödül aldıklarını söyledi. Zeytinoğlu," G3 Forum’da bin 500 katılımcıyı ağırladık. Çevre Ödüllerini ve Sürdürülebilir Performans Ödüllerini sürdürdüklerini, yeni hizmet binasını tamamladık ve Teknopark’a tahsis ettiğimiz binadan gelir elde etmeye başladık" diye konuştu.</p>
<h2>"Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi’ne desteğimizi sürdürdük"</h2>
<p>Sosyal sorumluluk projelerine önem verdiklerini dile getiren Zeytinoğlu, "kültürel etkinlikler düzenledik ve Bizimköy Engelliler Üretim Merkezi’ne desteğimizi sürdürdük. Yönetim ve akreditasyon sistemlerimizi geliştirerek TOBB Akreditasyon kapsamında A Seviye Mükemmel Oda statümüzü koruduk ve son denetimde Türkiye birincisi olduk. Tüm bu çalışmaların sonucunda bütçemizi istikrarlı şekilde büyüttük. Bu başarıda emeği olan tüm meslek komitesi üyelerimize, Meclis Başkanımıza, meclis ve yönetim kurulu üyelerimize, paydaşlarımıza ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum” dedi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/04/30/hakan-guldag-1-4ctj.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<h2><br />"Meslek Komiteleri Ödül Töreni gerçekleştirildi"</h2>
<p>EKONOMİ GAZETESİ Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ' da ekonomiye ilişkin gelişmeleri değerlendirdi. Mevcut küresel rekabet koşullarının ve özellikle Çin ile artan rekabetin Türkiye açısından doğru stratejilerle bir avantaja dönüştürülebileceğini ifade eden Güldağ, AB ile ilişkiler, çalışan sayısının artırılması, üretimin yeniden şekillendirilmesi, kur konularına da değinerek, komite üyelerinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Türk Loydu Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Oral Erdoğan, Türkiye ekonomisi ve piyasa verileri, küresel ekonomide yaşanan gelişmeler, Çin ile rekabet, kur politikası konularında görüşlerini aktardı, komite üyelerinin sorularını yanıtladı.</p>
<p>Toplantının sonunda Meslek Komiteleri Ödül Töreni gerçekleştirildi. En Fazla Görüş Bildiren Komite, En Fazla Öneri Getiren Komite, En Fazla Toplantıya Katılım Sağlayan Komite, En Fazla Üye Ziyareti Yapan Komite, En Fazla Faaliyet Yapan Komite ve En Fazla Müşterek Toplantıya Katılan Komite kategorlerinde, komitelere ödülleri takdim edildi.</p>
<p><br /><br /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kocaeli-sanayi-odasi-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-78260</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/6/0/1280x720/kocaeli-sanayi-odasi-meslek-komiteleri-musterek-toplantisi-gerceklestirildi-1777528577.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası, 9. dönemin 8’inci Meslek Komiteleri Müşterek Toplantısı Bodrum’da gerçekleşti. Toplantıda Kocaeli sanayisinde yaşanan sıkıntılar komite üyelerince masaya yatırıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bellek-maliyeti-bilgisayara-yuzde-40-zam-olarak-yansidi-78250</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bellek maliyeti&#039; bilgisayara yüzde 40 zam olarak yansıdı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Lenovo Türkiye Genel Müdürü Emre Hantaloğlu, şirketin 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 hedeflerini paylaştığı toplantıda, bellek tarafındaki kriz nedeniyle teknoloji ürünlerinde fiyatların yükseldiğini söyledi. Hantaloğlu, “100 dolar olan şey 300-400 dolar oldu. Bilgisayar ve server içinde de yüzde 30 pay alıyor. Maliyet üç katı arttı ise bilgisayarların da bir kat arttı” dedi. Kasım ayından bu yana arz tarafında ciddi sıkıntı yaşandığını belirten Hantaloğlu, özellikle bellek kapasitesi büyüdükçe ürüne erişimin zorlaştığını vurguladı. Yapay zeka ve bulut bazlı veri merkezi yatırımlarının tüm kapasiteyi “sünger gibi çektiğini” ifade eden Hantaloğlu, müşterilerin artık tedarik anlaşmaları ve fiyat artışlarına alıştığını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/69f2e9425a068-1777527106.jpg" alt="" width="700" height="473" /></p>
<h2>Fiyatlar artık ucuzlamayacak </h2>
<p>Son kullanıcı fiyatlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Hantaloğlu, “Fiyatlar artıyor ve artmaya devam ediyor. Biz maliyetleri minimum yansıtmaya çalışıyoruz. Özellikle Türkiye’de son kullanıcının teknolojiye daha rahat ulaşması için uğraşıyoruz. Kabaca yüzde 30-40 artmıştır. Bir yüzde 30 daha artar diye tahmin ediyorum. Fiyatlar artık daha ucuzlamayacak” diye konuştu. Bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı küresel ölçekte güçlü büyümesini sürdürüyor. 2025 itibarıyla sektör yüzde 10 büyüyerek 5,5 trilyon dolara ulaştı. 2026 yılında ise yüzde 11 büyüme ile 6,15 trilyon dolarlık hacme çıkması bekleniyor. Bu büyümenin en büyük kaynağını veri merkezlerinin oluşturduğunu anlatan Hantaoğlu, “Veri merkezleri segmenti yıllık bazda yüzde 32 büyürken, ikinci büyük ivme üretken yapay zeka ve yazılım tarafında görülüyor. Bulut bilişim ve siber güvenlik yatırımları da pazarın genişlemesini destekleyen başlıca alanlar arasında yer alıyor” dedi. Sunucu pazarının da küresel ölçekte sıçrama yaptığını dile getiren Hantaoğlu, şöyle devam etti: “Dünya genelinde sunucu pazarı yüzde 78 büyüyerek 454 milyar dolara ulaştı. X86 tabanlı büyük sunucular segmentinde hacim iki katına çıkarak 154 milyar dolara yükseldi. X86 segmentindeki büyüme oranı ise yüzde 46 oldu. Kurumsal veri depolama pazarı dünyada yüzde 4,3 büyüyerek 35,5 milyar dolar seviyesine çıktı. Tablet pazarı ise 152 milyon adetlik hacme ulaşırken, güçlenen tablet donanımları bilgisayar pazarından pay almaya başladı. Küresel bilgisayar pazarı da 285 milyon adede ulaştı.”</p>
<h2>Satış adedi düştü, ciro yükseldi</h2>
<p>Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri pazarı da büyümesini sürdürüyor. Sektör yüzde 10 büyüyerek 40 milyar dolara ulaştı. 2025 yılı resmi verileri henüz açıklanmasa da dünya ile paralel şekilde yaklaşık yüzde 10 büyüme bekleniyor. Sektör ihracatının 3,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu dile getiren Emre Hantaoğlu, bu rakam toplam ihracatın yüzde 1,3’üne denk geldiği bilgisini paylaştı. Türkiye bilgisayar pazarında ise adet bazında daralma yaşandı. Pazar yüzde 4,5 küçülerek 2,4 milyon adede geriledi. Tablet pazarının 2,1 milyon adet seviyesinde gerçekleştiğini dile getiren Hantaoğlu, adet düşüşüne rağmen ortalama satış fiyatlarının yükselmesinin ciroyu desteklediğini belirtti. Sunucu pazarı Türkiye’de yüzde 10 büyüyerek 430 milyon dolara çıktı. Hantaloğlu, bellek tedarikindeki sıkıntılar olmasa pazarın daha da hızlı büyüyebileceğini söyledi. Kurumsal veri depolama pazarı ise 200 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti.</p>
<h2>"Bütçeler şaştı, alım öne çekildi"</h2>
<p>Kurumsal müşterilerin bütçelerini genellikle eylül-ekim-kasım döneminde bir sonraki yıl için oluşturduğunu hatırlatan Hantaloğlu, kasım-aralık döneminde başlayan fiyat artışlarının planlamaları bozduğunu söyledi. Buna göre şirketler ya ayırdıkları bütçe kadar ürün alabildi, ya bütçeyi artırdı ya da alımı erteledi. Özellikle kamu ve bazı özel sektör müşterilerinde talebin öne çekildiği belirtildi.</p>
<p>Lenovo, bilgisayar pazarında dünya genelinde yüzde 25, Türkiye’de ise yüzde 24,4 pazar payına sahip. Dizüstü bilgisayarda Türkiye pazar payı yüzde 27,9 olurken, kurumsal müşteri segmentinde pay yüzde 34,4, tüketici segmentinde yüzde 21,7 seviyesinde bulunuyor. Tablet tarafında ise pay yüzde 16,3 düzeyinde. Şirketin Türkiye cirosu ise 2025 yılında 430 milyon dolar oldu. Bilgisayar pazarındaki daralmaya rağmen Lenovo Türkiye cirosu yüzde 10 büyüdü. Kurumsal segmentte büyüme yüzde 26, tüketici segmentinde ise yüzde 10 olarak gerçekleşti. Lenovo’nun küresel cirosunun ise takvim yılı bazında 70 milyar doların üzerine çıkması ve yüzde 20 büyüme kaydetmesi bekleniyor. Şirket ürün grupları bazında bilgisayar, cep telefonu ve tablette yüzde 25, altyapı çözümlerinde yüzde 30, hizmetler tarafında ise yüzde 20 büyüme açıkladı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Türkiye’de yapay zeka Ar-Ge’si, Suudi Arabistan’da fabrika </span></h2>
<p>Lenovo, Türkiye’de yapay zeka odaklı Ar-Ge yatırımlarına da hız verdi. Şirket; Koç Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve Özyeğin Üniversitesi ile birlikte yapay zeka tabanlı uygulamaların geliştirilmesi ve ticarileştirilmesi üzerinde çalışıyor. Lenovo’nun dünya genelinde 21 Ar-Ge merkezi bulunuyor ve Türkiye’deki yapay zeka merkezinde 10 kişilik bir ekip için anlaşma yapılmış vaziyette. Şirketin geliştirdiği yapay zeka ajanı Qira’nın yıl sonunda bilgisayarlarda kullanıma sunulması planlanıyor. Lenova’nın yatırımlara da devam ettiğini dile getiren Hantaoğlu, “Lenovo, Suudi Arabistan merkezli ALAT ile 2 milyar dolarlık entegre yatırım gerçekleştiriyor. Eylül-ekim döneminde tamamlanması planlanan tesiste ilk kez aynı fabrikada bilgisayar, sunucu ve cep telefonu üretilecek. Şirket ayrıca FIFA World Cup, F1 Türkiye gibi dev organizasyonlarının da ana sponsorları arasında yer alıyor” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bellek-maliyeti-bilgisayara-yuzde-40-zam-olarak-yansidi-78250</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/bilgisayar-kadin.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel ölçekte veri merkezleri, yapay zeka ve bulut yatırımlarının hızlanması bellek tedarik zincirini zorladı. Arz-talep dengesinin bozulmasıyla bellek fiyatları son aylarda 3 ila 4 kat yükselirken, bazı kalemlerde maliyet artışı 5 kata kadar çıktı. Bu tablo tüketici elektroniğine de doğrudan yansıdı. Bilgisayar ve sunucu ürünlerinde maliyet baskısı büyürken, sektör temsilcileri fiyat artışlarının süreceği görüşünde. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakendeci-kardan-feragat-etti-magaza-agini-genisletti-78242</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Perakendeci kârdan feragat etti, mağaza ağını genişletti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Borsa İstanbul’da işlem gören hazır giyim, restoran ve moda şirketlerinin 2025 yıl sonu finansal sonuçları, şirketlerin yüksek faiz, zayıflayan iç talep, enflasyon muhasebesi ve artan maliyet baskıları altında farklı performanslar sergilediğini gösterdi. Aynı ekonomik koşullarda faaliyet gösteren şirketlerin bazıları güçlü kârlılık üretirken, bazıları finansman giderleri ve marj baskısıyla zorlandı. 2025 sonuçlarında en dikkat çekici performanslardan biri Mavi’den geldi. Şirketin konsolide gelirleri yüzde 5 düşüşle 47,7 milyar TL’ye gerilese de net kârı 2 milyar 58 milyon TL oldu. 9 milyar TL FAVÖK ve yüzde 18,9 marj açıklayan şirket, 6,9 milyar TL net nakit pozisyonuyla öne çıktı. Mavi’nin Türkiye’de 8 yeni mağaza açması, 10 mağazada metrekare büyütmesi ve ABD’de 11 yeni mağaza yatırımı yapması, talepteki yavaşlamaya rağmen büyüme iştahının sürdüğünü gösterdi.</p>
<h2>Koton ciroyu korudu, zarar derinleşti </h2>
<p>Sektörün en büyük oyuncularından Koton ise 32,9 milyar TL hasılat açıklamasına rağmen yılı 958,7 milyon TL net zararla kapattı. Şirketin esas faaliyet kârı pozitif olsa da 3,5 milyar TL’ye ulaşan finansman giderleri bilançoda belirleyici oldu. Buna karşın Koton mağaza yatırımlarını sürdürdü. Toplam mağaza sayısı 451’den 464’e çıktı. Türkiye’de optimizasyon odaklı bir yapı izlenirken, asıl büyüme yurt dışında gerçekleşti. Şirketin Bahreyn, Umman, Katar ve ABD hamleleri yeni pazarlara hazırlık olarak değerlendirildi.</p>
<h2>Vakko’da satış arttı, kârlılık geriledi</h2>
<p>Lüks segmentin temsilcisi Vakko, 2025’te satış gelirlerini 19,9 milyar TL’ye yükseltti. Ancak net dönem kârı 1 milyar 55 milyon TL’den 57 milyon TL’ye geriledi. Brüt kâr marjındaki düşüş, operasyonel giderlerdeki artış ve mağaza yatırımları kârlılığı baskıladı. Buna rağmen şirket güçlü bilanço yapısını korudu. Net nakit pozisyonu 1,9 milyar TL’ye yaklaşan Vakko, yeni mağaza açılışları, büyütme ve renovasyon projeleri için 604 milyon TL’yi aşan yatırım yaptı. Şirket, premium segmentte büyüme stratejisini sürdürdü.</p>
<h2>Dagi’de toparlanma sinyali geldi </h2>
<p>Orta ölçekli oyuncular arasında Dagi, operasyonel iyileşmesiyle öne çıktı. Şirketin satış gelirleri yüzde 16,9 artışla 3,2 milyar TL’ye yükseldi. Yatırımcı sunumunda paylaşılan verilere göre operasyonel bazda şirket yeniden net kâra geçti. FAVÖK yüzde 31,8 artarak 505 milyon TL’ye ulaştı. Dagi, 2025 yılında 6 yeni mağaza açtı. Benzer mağaza satışlarındaki güçlü büyüme, artan ziyaretçi trafiği ve yükselen sepet tutarı, şirketin perakende performansını destekledi. Borçluluk oranındaki düşüş de bilanço açısından olumlu karşılandı.</p>
<h2>Desa karlılıkta öne çıktı </h2>
<p>Deri ve lüks aksesuar segmentinde faaliyet gösteren Desa, satış gelirleri yatay seyrederken net kârını yüzde 35 artırarak 580,5 milyon TL’ye çıkardı. Şirketin özkaynakları 3,8 milyar TL’yi aşarken, faaliyetlerinden sağladığı nakit akışı 1 milyar TL’nin üzerine çıktı. Desa’nın performansında yüksek katma değerli ürünlere yönelim, maliyet kontrolü ve güçlü finansal yönetim etkili oldu. Dört fabrikalı üretim yapısı ve ihracat kapasitesi şirketin önemli avantajları arasında gösteriliyor.</p>
<h2>Derimod’da güçlü nakit yönetimi</h2>
<p>Derimod ise satış gelirlerindeki sınırlı düşüşe rağmen net kârını koruyan şirketlerden biri oldu. 4,5 milyar TL hasılat açıklayan şirket, 93 milyon TL net kâr elde etti. Nakit ve nakit benzerleri yüzde 65 artışla 523 milyon TL’ye yükselirken, özkaynakları da büyüdü. Şirket mağaza sayısını 94’ten 93’e indirirken, bu adım büyümeden çok verimlilik ve lokasyon optimizasyonu olarak yorumlandı. Zira şirket, geride kalan sürede küçük metrekareli mağazalarını kapatırken daha yüksek metrekareli mağazalara yöneldi. Şirketin hedefi ortalama 300 metrekare büyüklükte mağazalara ulaşmak. Yüksek performanslı mağazalara odaklanma ve dijital kanal entegrasyonu şirketin ana stratejileri arasında yer aldı. 2025 finansalları, giyim perakendesinde satış büyümesinden çok kârlılık kalitesi, finansman yapısı, nakit üretimi ve mağaza verimliliğinin ön plana çıktığını gösterdi. Yüksek faiz ortamında borçlu şirketler daha fazla baskı hissederken, güçlü nakit pozisyonuna sahip şirketler yatırım yapmaya devam etti.</p>
<h2>TAB Gıda 2 bin restoran sınırını aştı </h2>
<p>Borsa İstanbul’da işlem gören hızlı servis restoran zinciri TAB Gıda, 2025 yılında satış gelirlerini çift haneli artırırken net kârını da yükseltti. Burger King, Popeyes, Arby’s, Sbarro, Subway, Usta Dönerci ve Usta Pideci markalarıyla faaliyet gösteren grup, restoran ağını büyütmeye devam ederek 2 bin restoran eşiğini geçti. Şirketin hasılatı 2025 yılında yüzde 13,7 artışla 47 milyar 636 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net dönem kârı ise 2 milyar 502 milyon TL’den 2 milyar 628 milyon TL’ye çıktı. Şirketin 2025 sonu itibarıyla toplam açık restoran sayısı 2.030’a ulaştı. Bu restoranların 893’ü franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 1.830, franchise restoran sayısı ise 820 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 200 yeni restoran ekledi. Yurt dışında da büyüme sürdü. Grup’un Gürcistan’da 7, Kuzey Makedonya’da 16 restoranı bulunuyor. Kuzey Kıbrıs operasyonları da şube yapısıyla devam ediyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">BigChefs’te restoran sayısı 140’a çıktı</span></h2>
<p>Borsa İstanbul’da işlem göre Büyük Şefler (BigChefs), 2025 yılında satış gelirlerini artırmasına rağmen net karında sert düşüş yaşadı. Şirketin hasılatı yüzde 1,6 artışla 4 milyar 610 milyon TL’ye yükseldi. Şirketin net karı da 205,4 milyon TL’den 2025’te 10,7 milyon TL’ye düştü. Şirketin restoran sayısı 140’a çıktı. Bu restoranların 96’sı franchise modeliyle faaliyet gösterdi. 2024 sonunda toplam restoran sayısı 134, franchise restoran sayısı ise 90 seviyesindeydi. Böylece grup bir yılda net 6 yeni restoran ekledi. Büyük Şefler, Türkiye’de BigChefs, Buselik, NumNum, NumNum Streetfood ve Kont markalarıyla faaliyet gösteriyor. Grup’un yurt dışında ise 10 ülkede toplam 13 franchise restoranı bulunuyor. Şirket yalnızca restoran tarafında değil, yeni iş alanlarında da yatırım yaptı. Grup bünyesindeki Büyük Şefler Enerji şirketi, şubelerin elektrik ihtiyacını karşılamak amacıyla 3.699 kWp kapasiteli güneş enerjisi santrali yatırımı yürütüyor. Ayrıca 2024 sonunda kurulan Büyük Kahvecilik şirketiyle kahve mağazacılığı alanına giriş yapıldı. 2025 sonu itibarıyla bu alanda 1 mağaza faaliyet gösteriyor. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/perakendeci-kardan-feragat-etti-magaza-agini-genisletti-78242</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/avm-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa İstanbul’da işlem gören perakende şirketlerinden Mavi, Desa, Dagi ve Derimod karlılıkta direnç gösterirken, Koton zarar açıkladı, Vakko ve BigChefs&#039;te ise kar sert geriledi. TAB Gıda restoran sayısını çoğaltırken gelir ve karını artırdı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/burokraside-kritik-atamalar-78273</guid>
            <pubDate>Thu, 30 Apr 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bürokraside kritik atamalar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Ankara Valisi Vasip Şahin, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Başkanlığına atandı. Ankara Valiliğine ise Aydın Valisi Yakup Canpolat getirildi. </p>
<p>Adıyaman Valisi Osman Varol Aydın Valisi olarak atanırken, İstanbul Güngören Kaymakamı Abdullah Küçük ise Adıyaman Valisi oldu. Nevşehir Valisi Ali Fidan Emniyet Genel Müdürü(Vali) olarak atanırken, Göç İdaresi Başkanı Hüseyin Kök Nevşehir Valiliğine atandı. Resmi Gazete’de yayımlanan  diğer atama kararlarına göre Ankara, Mersin, Siirt Emniyet Müdürleri görevden alındı. Ankara Emniyet Müdürlüğüne Konya Emniyet Müdürü Maksut Yüksel atandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/burokraside-kritik-atamalar-78273</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/7/3/1280x720/vasip-sahin-1777533254.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ankara Valisi Vasip Şahin, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurulu Başkanlığına atanırken, Ankara Valiliğine Yakup Canpolat getirildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
