<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-teknopark-yonetici-sirketlerine-65-milyon-liraya-kadar-destek-saglanacak-84950</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 15:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakan Kacır: Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlanacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TEKMER işletici kuruluşları ile GO (girişim ofisi) sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlayacaklarını duyurdu. </p>
<p>KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı hakkında açıklama yapan Kacır, yeşil dönüşüm ve sürdürülebilir kalkınma vizyonları doğrultusunda, teknoloji odaklı girişimlerin küresel ölçekte büyümesini desteklemeyi sürdürdüklerini belirtti.</p>
<p>Kacır, "KOSGEB tarafından hayata geçirilen COP31 Odaklı Hızlandırma Desteği Çağrısı ile temiz enerji, iklim teknolojileri, sürdürülebilir tarım, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir finans alanlarında faaliyet gösteren girişimlerin, uluslararası pazarlara açılmasını hedefliyoruz. Program kapsamında, TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlayarak, bünyelerindeki girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak, hızlandırma programlarının hayata geçirilmesini destekleyeceğiz. Bu destek sayesinde, girişimlerin yeni yatırım ve işbirliği fırsatlarına erişimlerinin güçlendirilmesini amaçlıyoruz." ifadelerini kullandı. </p>
<p>Programa son başvuru tarihi 30 Ağustos olarak belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-teknopark-yonetici-sirketlerine-65-milyon-liraya-kadar-destek-saglanacak-84950</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/4/1280x720/para-money-lira-tl5-1766305528.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ COP31 odaklı Hızlandırma Desteği çağrısını açıklayan Bakan Kacır, &quot;Program kapsamında, TEKMER işletici kuruluşları ile GO sahibi Teknopark yönetici şirketlerine 6,5 milyon liraya kadar destek sağlayarak, bünyelerindeki girişimlerin uluslararası büyümelerini sağlayacak, hızlandırma programlarının hayata geçirilmesini destekleyeceğiz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/80-ulke-icin-107-sektorel-pazar-arastirmasi-84949</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 13:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> 80 ülke için 107 sektörel pazar araştırması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı, ihracatın geliştirilmesi, çeşitliliğinin ve sürdürülebilirliğinin sağlanması için görevlendirilen ticaret müşavirleri ve ataşelerin, Türk iş dünyasının bulundukları ülkelerdeki ilk temas noktaları ve temsilcileri olduğunu bildirdi. </p>
<p>Bakanlık açıklamasında, ticaret müşavirlerinin bulundukları ülkelerdeki potansiyel sektörler hakkında iş dünyasını bilgilendirerek, pazara giriş stratejilerine katkı sağlamakla görevli olduklarına işaret edilen açıklamada, "Bu çerçevede, 2026 yılının ilk 7 ayı itibarıyla 80 ülkede ihracatımız açısından önem arz eden sektörlere yönelik '107 Sektörel Pazar Araştırması Raporu' hazırlanarak, Ticaret Bakanlığımızın internet sayfası aracılığıyla, iş dünyamızın istifadesine sunulmuştur." ifadesi kullanıldı.</p>
<p>Almanya Tekstil Sektörü, Bahreyn Gıda Sektörü, Çekya Otomotiv ve Yan Sanayi ​Sektörü, Belçika Tekstil ve Hazır Giyim Sektörü, Fransa Mobilya Sektörü, Hindistan Beyaz Eşya Sektörü, Japonya Hazır Giyim Sektörü, Madagaskar Demir-Çelik Sektörü, Meksika Kozmetik Sektörü, Portekiz Elektrik Elektronik Sektörü gibi ana sektör kollarına ilişkin raporların 2025'te yayımlandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Bu yıl ise ihracatçı firmalardan gelen talepler doğrultusunda, ana sektörlere ilaveten ürün ya da alt sektörler bazında da yerinde pazar araştırmaları yapılmasına ağırlık verildi. Bu çerçevede, Almanya doğal bal, ABD doğal taş, Arnavutluk inşaat iskelesi ve kalıp, Avustralya halı, Avusturya armatür, Hollanda plastik ambalaj, Brezilya PVC, Güney Kore su ürünleri, İrlanda mutfak eşyaları, İtalya ayakkabı, Tanzanya ilaç sektörleri gibi ürün-alt sektör bazlı raporlar hazırlandı."</p>
<p><strong>Raporlarda sektörel bilgiler paylaşılıyor</strong></p>
<p>Pazar araştırmasında, belirli bir sektöre ya da ürüne odaklanıldığının altı çizilen açıklamada, raporlarda hedef bölgeler, şehirler, eyaletler, dış ticaret ve ikili ticaret verileri, ithalatta zorunlu belgeler, önemli fuarlar, standartlar-etiketleme-ambalajlama, tüketici tercihleri, lojistik, dağıtım kanalları, e-ticaret pazar yerleri, tanıtım-pazarlama, tarife dışı engeller ve vergiler gibi başlıkların sektörel bakış açısıyla incelendiği aktarıldı. Ülkelere ilişkin genel bilgilerden ziyade, sektör bilgilerinin paylaşıldığına dikkat çekilen açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"İlgili ülke pazarına girmeyi hedefleyen firmalarımıza yönelik öneriler ile karşılaşılabilecek tehdit ve fırsatlar da sektörel raporların içeriğinde bulunmaktadır. Diğer taraftan, iş dünyamızdan gelecek talepler de dikkate alınarak, gelecek yıllarda da ihracatımız açısından potansiyel arz eden farklı sektörlere yönelik ticaret müşavirlerimizce, ataşelerimizce yerinde pazar araştırmaları yapılarak, elde edilen bilgiler iş dünyamıza aktarılmaya devam edilecektir."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/80-ulke-icin-107-sektorel-pazar-arastirmasi-84949</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/ticaret-bakanligi-1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ticaret Bakanlığı, 80 ülkeye yönelik 107 pazar araştırmasının iş dünyasının hizmetine sunulduğunu açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-en-cok-kazandirani-altin-84943</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:03:00 +03:00</pubDate>
            <title> Haftanın en çok kazandıranı altın</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 2,39 artışla 13.779,39 puandan tamamladı. Endeks, hafta içinde en düşük 13.376,01 puanı, en yüksek 13.956,18 puanı gördü.</p>
<p>Borsa İstanbul'da aynı dönemde teknoloji endeksi yüzde 4,54 artışla 49.206,89 puana, sanayi endeksi yüzde 2,93 yükselişle 19.017,03 puana, mali endeks yüzde 1,76 kazançla 18.853,52 puana, hizmetler endeksi ise yüzde 0,37 artışla 12.574,60 puana çıktı.</p>
<p>Borsa İstanbul'da bu hafta en çok yükselen hisseler arasında yüzde 35,28 ile Tekfen Holding ilk sırada yer aldı.</p>
<p>Tekfen Holding AŞ'yi yüzde 24,12 ile CW Enerji ve yüzde 18,09 ile Türk Altın İşletmeleri izledi.</p>
<p>Söz konusu hisseler arasında en çok değer kaybedenler ise yüzde 12,63 ile Şekerbank, yüzde 11,28 ile Balsu Gıda ve yüzde 10,49 ile Otokar oldu.</p>
<p><strong>Altın ve döviz yükseldi</strong></p>
<p>24 ayar külçe altının gram fiyatı, geçen hafta sonuna göre yüzde 8,29 artışla 6 bin 664 liraya, Cumhuriyet altınının satış fiyatı da yüzde 8,12 yükselişle 43 bin 532 liraya çıktı.</p>
<p>Çeyrek altının satış fiyatı da önceki haftaki kapanışının yüzde 8,25 üzerinde 10 bin 936 liraya yükseldi.</p>
<p>Doların satış fiyatı, yüzde 0,37 artarak 47,7030 liraya, avronun satış fiyatı da yüzde 1,20 yükselişle 55,1720 liraya çıktı.</p>
<p>Geçen hafta 63,7670 lira olan İngiliz sterlininin satış fiyatı, bu hafta yüzde 0,98 artışla 64,3940 liraya yükseldi.</p>
<p>İsviçre frangı ise yüzde 0,95 değer kazanarak 59,0670 liradan alıcı buldu.</p>
<p>(AA)</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/haftanin-en-cok-kazandirani-altin-84943</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/9/1280x720/altin-gold-1770623760.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Borsa haftayı yüzde 2,39 artışla 13.779,39 puandan tamamladı. 24 ayar külçe altının gramı yüzde 8,29, Cumhuriyet altını yüzde 8,12, çeyrek altının satış fiyatı da yüzde 8,25 yükseldi. Doların, yüzde 0,37, euronun da yüzde 1,20 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigemden-kucukbas-satisi-84942</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> TİGEM&#039;den küçükbaş satışı için ihale</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), reforme küçükbaş satışı için ihale ilanları, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, TİGEM Polatlı Tarım İşletmesi Müdürlüğü, çeşitli cinslerde toplamda 3 bin 100 reforme küçükbaşı 22 parti halinde canlı kilogram üzerinden açık artırma usulüyle satacak.</p>
<p>İhale, 14 Ağustos Cuma günü saat 14.00'te işletmede yapılacak.</p>
<p>İhalede muhammen tutar 46 milyon 275 bin lira, geçici teminat tutarı da 2 milyon 313 bin 750 lira olarak belirlendi.</p>
<p>TİGEM Gözlü Tarım İşletmesi Müdürlüğü de çeşitli cinslerde toplamda 4 bin 250 baş reforme küçükbaşın satışını gerçekleştirecek.</p>
<p>İhale, 18 Ağustos Salı günü saat 14.00'te işletmede yapılacak.</p>
<p>İhalede muhammen tutar 58 milyon 868 bin 900 lira ve geçici teminat tutarı 2 milyon 943 bin 445 lira oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tigemden-kucukbas-satisi-84942</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/1/6/1280x720/kurbanlik-kucukbas-hayvan-1780206916.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü, toplamda 7 bin 350 baş reforme küçükbaş satışı için ihale açtı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/petrol-ofisinin-bazi-tesislerinde-tarife-degisikligi-84941</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol Ofisi&#039;nin bazı tesislerinde tarife değişikliği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) depolama ve iletim tarifelerindeki değişikliğe ilişkin kurul kararları Resmi Gazete'de sayısında yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Petrol Ofisi AŞ'nin Kocaeli'deki Derince Terminali, Antalya Terminali ve Kırıkkale Terminali'ne ilişkin depolama tarifeleri ile Kocaeli'deki Yarımca Terminali Şubesi LPG Depolama Tesisi'nin depolama tarifesi tadil edilerek onaylandı.</p>
<p>Şirketin Derince Terminali'nde günlük depolama hizmet bedeli, metreküp başına benzin ve etanol için 6,75 lira, motorin, biodizel ve damıtık denizcilik yakıtı için 7,31 lira, havacılık yakıtı için 7,03 lira olarak belirlendi. Artık denizcilik yakıtı için söz konusu bedel ton başına 8,72 lira oldu.</p>
<p>Teslim alma ve teslim etme hizmet bedelleri ise benzin ve etanol için metreküp başına 90,10 lira, motorin, damıtık denizcilik yakıtı ve biodizel için 100,21 lira, havacılık yakıtı için 94,86 lira olarak tespit edildi. Artık denizcilik yakıtında söz konusu bedel ton başına 118,58 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Bunun yanı sıra, deniz araçlarıyla yapılan teslim alma ve teslim etme işlemlerinde hizmet fiyatına yüzde 55 indirim uygulanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Petrol Ofisi'nin Antalya Terminali'nde günlük depolama hizmet bedeli benzin için metreküp başına 3,59 lira, motorin için 3,93 lira ve havacılık yakıtı için 3,70 lira oldu.</p>
<p>Terminalde kara araçları, deniz yolu ve tesisler arası boru hattıyla teslim alma ve teslim etme hizmet bedelleri benzin için metreküp başına 107,56 lira, motorin için 119,59 lira ve havacılık yakıtı için 113,23 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Jet yakıtının deniz yoluyla teslim alınmasında yüzde 100 indirim uygulanması kararlaştırılırken, kapasite kiralama taleplerinin her bir ürün için en az 180 gün olması şartı getirildi.</p>
<p>Kırıkkale Terminali'nde günlük depolama hizmet bedeli benzin için metreküp başına 7,01 lira, motorin için 7,92 lira olarak tespit edildi. Kara araçlarıyla teslim alma ve teslim etme hizmet bedeli ise benzin için metreküp başına 94,48 lira, motorin için 105,08 lira oldu.</p>
<p>Yarımca Terminali Şubesi LPG Depolama Tesisi'nde otogaz için günlük depolama hizmet bedeli ton başına 35,30 lira olarak belirlendi. Otogazda boru hattıyla teslim alma ve teslim etme hizmet bedeli ton başına 453,81 lira, kara tankeriyle teslim etme hizmet bedeli ise 488,73 lira oldu. Kokulandırma enjeksiyonu hizmet bedeli de ton başına 50 lira olarak tespit edildi.</p>
<p>Tesiste 3 bin ton ve üzeri depolamalarda depolama hizmet bedeline yüzde 70, aynı miktarda depolama hizmeti alınması durumunda teslim alma ve teslim etme bedellerine yüzde 80 indirim uygulanacak. Rafineri boru hattıyla yapılan alımlarda teslim alma bedeli alınmayacak.</p>
<p><strong>Derince, Antalya ve Kırıkkale terminallerinin iletim tarifeleri güncellendi</strong></p>
<p>Öte yandan, EPDK, Petrol Ofisi'nin Derince, Antalya ve Kırıkkale terminallerine ilişkin iletim tarifelerini de tadil ederek onayladı.</p>
<p>Derince Tesisi'nde iletim hizmet bedeli metreküp başına benzin için 37,68 lira, motorin için 42,01 lira, havacılık yakıtı için 39,81 lira ve denizcilik yakıtı için 41,33 lira olarak belirlendi.</p>
<p>Bunun yanı sıra, en az bir yıllık ve 20 bin metreküplük depolama hizmeti alınması koşuluyla yıllık iletim miktarına göre yüzde 6 ile yüzde 13,5 arasında indirim uygulanması kararlaştırıldı.</p>
<p>Antalya Terminali'nde Şamandıra-Petrol Ofisi Tesisi ve tesisler arası iletim hizmet bedeli benzin, motorin ve havacılık yakıtı için metreküp başına 28,69 lira, Şamandıra-Diğer Tesisler arasındaki iletim bedeli ise 32,60 lira olarak tespit edildi. Petrol Ofisi-ANT Boru Hattı üzerinden havacılık yakıtı iletim hizmet bedeli metreküp başına 37,17 lira oldu.</p>
<p>Antalya Terminali ile en az bir yıllık depolama sözleşmesi yapılması halinde Şamandıra-Petrol Ofisi Tesisi arasındaki ve tesisler arası iletim hizmet bedeli uygulanmayacak. En az bir yıllık iletim sözleşmesi kapsamında takvim yılı içinde 130 bin metreküp ve üzeri iletimde Şamandıra-Diğer Tesisler iletim fiyatına yüzde 20, 250 bin metreküp ve üzerindeki iletimde ise yüzde 45 indirim yapılacak.</p>
<p>Kırıkkale Terminali'nde iletim hizmet bedeli benzin için metreküp başına 33,52 lira, motorin için 36,57 lira olarak belirlendi. Ayrıca, yıllık iletim miktarına bağlı olarak yüzde 10 ile yüzde 17,5 arasında indirim uygulanacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/petrol-ofisinin-bazi-tesislerinde-tarife-degisikligi-84941</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/03/epdk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EPDK, Petrol Ofisi&#039;nin bazı depolama ve iletim tarifelerinde değişiklik yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londranin-luks-projesinde-turkler-ikinci-buyuk-alici-oldu-84933</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Londra’nın lüks projesinde Türkler ikinci büyük alıcı oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET DOĞAN ERDOĞAN/İNGİLTERE</strong></p>
<p>Katar’ın egemen varlık fonuna bağlı Katari Diar’ın eski bir İngiliz ordu kışlası arazisi üzerinde geliştirdiği Chelsea Barracks projesinde, dairelerin en büyük alıcı grubunu İngilizler oluştururken, bunu Türkiye’den alıcılar izliyor. Wall Street Journal’ın haberine göre projedeki 28 daireli yeni kulenin yüzde 25’i satışa çıkmasının üzerinden bir yıl geçmeden alıcı buldu. Belgravia’daki Chelsea Barracks projesinin en yeni ve en dikkat çekici konutu, geçen günlerde 48 milyon sterlin (yaklaşık 64 milyon dolar) fiyat etiketiyle satışa çıktı. Bu yıl tamamlanan 1 Five Fields Square binasının en üst iki katını kaplayan dubleks penthouse, Londra’nın şu anda satıştaki en pahalı konutları arasında yer alıyor.</p>
<p><strong>Londra’nın en büyük lüks konut geliştirme projelerinden</strong></p>
<p>Katari Diar, 2008 yılında İngiltere Savunma Bakanlığı’ndan eski Chelsea Barracks arazisini yaklaşık 1,3 milyar dolara satın almıştı. Belgravia, Chelsea ve Pimlico semtleri arasında 12,8 dönümlük bir alana yayılan proje, o tarihten bu yana Londra’nın en büyük lüks konut geliştirme projelerinden birine dönüştü.</p>
<p>Yaklaşık 650 metrekare iç mekan ile 280 metrekarelik teraslardan oluşan penthouse, toplamda 930 metrekarelik kullanılabilir alana sahip. 5 yatak odalı konut, tablolardan yatak çarşafl arına kadar tamamen eşyalı olarak satışa sunuluyor. Alıcılar ek bir mobilyalama sürecine gerek kalmadan taşınabiliyor. Sakinler, basketbol veya pickleball kortuna dönüştürülebilen kapalı bir tenis kortu dahil çeşitli özel olanaklardan yararlanabiliyor.</p>
<p>19’uncu yüzyılda İngiliz ordusu birliklerini barındırmak için inşa edilen ve 2000’lerin sonunda yeniden geliştirme amacıyla satılana kadar askeri kullanımda kalan Chelsea Barracks, yüksek borçlanma maliyetlerine ve varlıklı yabancı sakinleri etkileyen vergi değişikliklerine karşın Londra’nın üst düzey konut piyasasındaki canlanmanın bir örneği olarak gösteriliyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/londranin-luks-projesinde-turkler-ikinci-buyuk-alici-oldu-84933</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/3/1280x720/londra-1786171201.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Chelsea Barracks projesinde, dairelerin en büyük alıcı grubunu İngilizler oluştururken, onu Türkiye’den alıcılar izledi. Projenin en yeni ve en dikkat çekici konutu, geçen günlerde 48 milyon sterlin fiyat etiketiyle satışa çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turistin-artan-harcamasi-sac-ekimi-ve-estetik-84932</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Turistin artan harcaması saç ekimi ve estetik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ</strong></p>
<p>Yüksek enflasyonun etkisiyle birçok Avrupa ülkesinden daha pahalı hale gelen Türkiye'de, turistlerin harcama tercihleri de değişmeye başladı. Turizm gelirleri artışını sürdürürken, yabancı ziyaretçilerin alışveriş amaçlı harcamaları zayıfladı. Buna karşılık yeme-içme harcamaları yükselmeye devam ederken, sağlık turizmi güçlü büyümesini korudu. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre Türkiye, 2026'nın ikinci çeyreğinde 15,8 milyon turist ağırladı ve 15,66 milyar dolarlık turizm geliri elde etti. Turizm gelirlerinin 3,29 milyar doları yeme-içme, 1,22 milyar doları giyim ve ayakkabı, 512 milyon doları hediyelik eşya, 834 milyon doları ise sağlık harcamalarından oluştu. Yeme-içme, giyim-ayakkabı ve hediyelik eşya harcamalarının toplamı 5,02 milyar dolarla turizm gelirinin yüzde 32'sini oluşturdu.</p>
<h2>Yeme-içme arttı, alışveriş geriledi </h2>
<p>İkinci çeyrek verileri, turistlerin zorunlu harcamalarını artırırken alışveriş harcamalarını kıstığını ortaya koydu. Yeme-içme harcamaları 2025'in ikinci çeyreğinde 3,13 milyar dolar seviyesindeyken bu yıl 3,29 milyar dolara yükseldi. Buna karşılık giyim ve ayakkabı harcamaları 1,56 milyar dolardan 1,22 milyar dolara gerileyerek yaklaşık yüzde 22, hediyelik eşya harcamaları ise 595 milyon dolardan 512 milyon dolara düşerek yüzde 14 azaldı. Son dört yılın ikinci çeyrek verileri de benzer tabloya işaret ediyor. 2023'te 1,36 milyar dolar olan giyim-ayakkabı harcamaları 2024 ve 2025'te artış gösterse de 2026'da yeniden geriledi. Hediyelik eşya harcamalarında da 2025'te ulaşılan 595 milyon dolarlık seviyenin altına inildi. Veriler, yüksek fiyatlar nedeniyle turistlerin alışverişten daha fazla kaçınmaya başladığını gösteriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a76ca219f960-1786169889.png" alt="" width="657" height="746" /></p>
<h2>Sağlık turizmi yükselişini sürdürüyor </h2>
<p>İkinci çeyrekte artış gösteren en dikkat çekici harcama kalemi ise sağlık oldu. Sağlık harcamaları 2025'in ikinci çeyreğindeki 749 milyon dolardan 834 milyon dolara yükselerek yaklaşık yüzde 11 arttı. Uzmanlar, bu artışta özellikle saç ekimi, estetik cerrahi ve diğer medikal uygulamalara yönelik yabancı talebin etkili olduğunu belirtiyor.</p>
<h2>Turizm gelirinin kompozisyonu değişiyor </h2>
<p>Veriler, Türkiye'nin turizm gelirlerinin yapısında önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Yabancı ziyaretçiler, yüksek fiyatlar nedeniyle giyim ve hediyelik eşya alışverişini azaltırken, yeme-içme gibi zorunlu harcamalarını ve sağlık hizmetlerine yönelik harcamalarını artırıyor. Böylece Türkiye'nin turizm gelirlerinde alışveriş odaklı yapı zayıflarken, sağlık turizminin ağırlığı her geçen yıl daha da artıyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İlk yarıda da alışverişten kaçtı</span></h2>
<p>Yılın ilk yarısı birlikte değerlendirildiğinde de turistlerin harcama alışkanlıklarındaki değişim daha net görülüyor. TÜİK verilerine göre 2026'nın ilk altı ayında yeme-içme harcamaları 5,90 milyar dolarla son dört yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Buna karşılık giyim ve ayakkabı harcamaları 2,20 milyar dolara gerileyerek 2023'ten bu yana ilk yarılardaki en düşük seviyesini gördü. Hediyelik eşya harcamaları da 890 milyon dolar ile geçen yılın aynı dönemindeki 1,05 milyar doların yaklaşık yüzde 15 altında kaldı. Sağlık harcamaları ise 1,58 milyar dolar olarak gerçekleşti. Bu tutar geçen yılın ilk yarısındaki 1,39 milyar doların üzerine çıkarken, 2023 ve 2024'ün ilk yarısındaki seviyelere yakın gerçekleşti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Sağlık turisti daha fazla harcıyor</span></h2>
<p>Turistlerin geliş amacı verileri de harcama kalıplarındaki değişimi doğruluyor. 2026'nın ilk yarısında alışveriş amacıyla Türkiye'yi ziyaret eden yabancı sayısı 1 milyon 688 bine gerileyerek geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 8 düştü. Toplam ziyaretçiler içindeki payı da yüzde 6,5'ten yüzde 6,8'e sınırlı seviyede kalırken, pandemi sonrası görülen güçlü yükseliş ivmesini kaybetti. Sağlık ve tıbbi nedenlerle gelen ziyaretçi sayısı ise ilk yarıda 563 bine gerileyerek geçen yıla göre yaklaşık yüzde 22 azaldı. Buna karşın sağlık harcamalarının 1,58 milyar dolara yükselmesi, kişi başına harcamanın önemli ölçüde arttığına işaret etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/turistin-artan-harcamasi-sac-ekimi-ve-estetik-84932</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/2/1280x720/ameliyat-cerrah-1786170139.webp" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye&#039;de yüksek enflasyon ve birçok Avrupa ülkesini aşan fiyatlar, yabancı ziyaretçilerin harcama alışkanlıklarını değiştirdi. 2026&#039;nın ikinci çeyreğinde turistlerin yeme-içme harcamaları artmaya devam ederken, giyim-ayakkabı ve hediyelik eşya harcamaları geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasinda-bayrak-degisimi-84934</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İş Bankası’nda bayrak değişimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İş Bankası Grubu, üst yönetimde, ikinci yüzyıl vizyonu ve stratejisi doğrultusunda alınan Yönetim Kurulu kararı uyarınca, grubun bankacılık, finans ve sanayi alanındaki rekabet gücünün ve verimliliğinin artırılması ile yapay zeka çağının fırsatlarının en iyi şekilde değerlendirilmesi amacıyla görev değişiklikleri yapıldığını bildirdi.</p>
<p>Yapılan değişiklik kapsamında 2021'den bu yana Türkiye İş Bankası Genel Müdürü olarak görev yapan ve bu dönem içerisinde yeni nesil iştiraklerden girişimcilik ekosistemine, organizasyon ve hizmet modelinden şube yapısına, platform bankacılığından yapay zeka ve teknoloji altyapısına kadar birçok alandaki dönüşüm ve yatırımlarla bankanın ikinci yüzyılına giriş sürecine liderlik eden Hakan Aran, dünyanın en büyük beş cam ve kimyasallar üreticisi arasında yer alan Şişecam'ın yönetim kurulu başkanı oldu.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a76d120c21a4-1786171680.jpg" alt="" width="700" height="378" />
<figcaption><strong>Hakan Aran</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yapılan açıklamaya göre Hakan Aran, yeni görevlendirmeyle birlikte, 90 yılı aşkın köklü bir geçmişi bulunan, dört kıtada ve 13 ülkedeki üretimiyle küresel bir oyuncu haline gelen, ürünlerini 150'den fazla ülkede müşterilerle buluşturan Şişecam'ın bundan sonraki büyüme stratejisine liderlik yapacak.</p>
<p>2021'den bu yana Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı olan Adnan Bali, bu görevini sürdürmeye devam edecek.</p>
<p>Türkiye İş Bankası Genel Müdürlüğüne ise Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumuna gerekli bildirimlerin yapılması ve izinlerin alınmasını takiben 1 Eylül 2026 itibarıyla banka bünyesinde uzun yıllardan bu yana önemli sorumluluklar üstlenen Genel Müdür Yardımcısı Cahit Çınar atanacak.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a76d0d023eb0-1786171600.jpg" alt="" width="700" height="398" />
<figcaption><strong>Cahit Çınar</strong></figcaption>
</figure>
<p>35 yıllık bankacılık deneyiminin 25 yılını yönetici olarak sürdüren Çınar, Türkiye'de ve uluslararası alanda bankacılık, sermaye piyasaları, proje finansmanı/kurumsal/ticari/perakende krediler tahsis, kredi stratejisi, krediler izleme ve takip, iştirak yönetimi, hukuk, vergi, inşaat ve gayrimenkul yönetimi konularında bankaya önemli katkılarda bulundu. 2016'da atandığı İşbank AG Genel Müdürlüğü görevinde bankanın dönüşümünde önemli bir rol üstlenen Çınar, grubun daha stratejik ve odaklı büyüme hedefinin desteklenmesi amacıyla Trakya Yatırım Holding'in Genel Müdürü olarak da görev yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/is-bankasinda-bayrak-degisimi-84934</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/is-bankasi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Şişecam Yönetim Kurulu Başkanı olurken, Genel Müdür Yardımcısı Cahit Çınar da 1 Eylül&#039;den itibaren bankanın yeni genel müdürü olarak atandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-ilk-yarida-30-milyar-lira-net-donem-kari-84939</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> VakıfBank&#039;tan ilk yarıda 30 milyar lira net dönem kârı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>VakıfBank, 2026'nın ikinci çeyrek finansal sonuçlarını paylaştı.</p>
<p>Buna göre, bilanço yapısını koruyan bankanın aktif büyüklüğü yıllık bazda yüzde 28 artarak 5,8 trilyon lira seviyesine yükseldi. Aynı dönemde bankanın öz kaynakları yıllık bazda yüzde 43 artışla 353 milyar liraya, toplam mevduatı ise 3,6 trilyon liraya ulaştı.</p>
<p>Sermaye ve fonlama yapısını koruyan banka, yılın ilk yarısında 39,6 milyar lira vergi öncesi kâr ve 30 milyar lira net dönem kârı elde etti.</p>
<p>Nakdi kredilerini yüzde 35 artışla 3,3 trilyon liraya, gayrinakdi kredilerini ise yüzde 34 artışla 1 trilyon liranın üzerine taşıyan bankanın nakdi ve gayrinakdi krediler aracılığıyla ekonomiye sağladığı toplam desteğin 4,3 trilyon liraya ulaştığı belirtildi.</p>
<p>Bankanın, uluslararası piyasalardan sağladığı uzun vadeli ve uygun maliyetli kaynaklarla fonlama yapısını çeşitlendirmeye devam ettiği kaydedildi. Dünya Bankası Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) ve Çok Taraflı Yatırım Garanti Ajansı (MIGA) garantileri kapsamında sağladığı iki farklı fonlama işleminin, diğer uluslararası finans kuruluşu Asya Altyapı Yatırım Bankası (AIIB) ile gerçekleştirdiği uzun vadeli finansmanın ve Türk bankacılık tarihinde tek yatırımcıyla gerçekleştirilen en yüksek tutarlı ve en uzun vadeli DPR seküritizasyon işleminin de katkısıyla, bankanın yılbaşından bu yana farklı yapılar aracılığıyla Türkiye'ye kazandırdığı uluslararası kaynakların toplamının 7,1 milyar dolara ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Böylece bankanın yurt dışından sağladığı toplam kaynak tutarı 25 milyar dolara yükselirken, söz konusu kaynakların toplam pasifler içindeki payı yüzde 20 seviyesine ulaştı.</p>
<p>Performansın, uluslararası yatırımcıların hem bankaya hem de Türkiye ekonomisine duyduğu güveni ortaya koyduğu vurgulandı. Sağlanan uzun vadeli kaynaklar sayesinde bankanın, reel sektöre sunduğu finansman kapasitesini artırırken üretim, yatırım, ihracat ve istihdama yönelik desteğini kararlılıkla sürdürdüğü ifade edildi.</p>
<p><strong>"Türkiye ekonomisinin üretim gücünü destekliyoruz"</strong></p>
<p>VakıfBank Genel Müdürü Osman Arslan, Türkiye ekonomisinin üretim gücünü desteklediklerini belirtti.</p>
<p>Kalkınma odaklı değer bankacılığı vizyonu doğrultusunda, uluslararası piyasalardan sağladıkları kaynaklarla Türkiye'nin üretimine, ihracatına ve istihdamına kesintisiz finansman sunmayı sürdürdüklerini aktaran Arslan, "Reel sektörümüzün yatırım iştahını güçlendirmeyi ve sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamayı en temel önceliklerimiz arasında görüyoruz. Uluslararası piyasalardan temin ettiğimiz kaynak tutarı ve çeşitliliği ise yalnızca bankamızın finansal gücünü değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisine duyulan güveni de teyit ediyor." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Arslan, üreten Türkiye'nin güçlü destekçisi olduklarına işaret ederek, kaynaklarını Türkiye'nin üretim kapasitesini, ihracatını, istihdamını ve yatırımlarını destekleyen alanlara yönlendirmeye devam ettiklerini anlattı.</p>
<p>AIIB ile hayata geçirdikleri uzun vadeli finansman işbirliği sayesinde, deprem bölgesinde afetlere dayanıklı ve enerji verimli konutların yanı sıra eğitim ve sağlık altyapısının yeniden inşasına katkı sağlayacak yatırımları desteklediklerine dikkati çeken Arslan, "Deprem bölgesinin ekonomik olarak yeniden ayağa kaldırılmasını yalnızca bir yeniden yapılanma süreci değil, aynı zamanda ülkemizin sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin önemli bir parçası olarak görüyoruz." değerlendirmesini yaptı.</p>
<p>Arslan, söz konusu doğrultuda, uluslararası kalkınma kuruluşlarıyla gelecek dönemde gerçekleştirilecek yeni uzun vadeli finansman programlarıyla depremden etkilenen bölgelerin ekonomik ve sosyal dayanıklılığını daha da güçlendirecek adımlar atmayı sürdüreceklerini belirterek, şunları kaydetti:</p>
<p>"Deprem bölgesinin yeniden güçlendirilmesinden reel sektörün yeşil dönüşümünün desteklenmesine, kadın ve genç girişimcilerin finansmana erişiminin artırılmasından enerji verimliliği yatırımlarına kadar geniş bir alanda ülkemizin sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlamaya devam ediyoruz. Önümüzdeki dönemde de kalkınmaya değer katan yenilikçi finansman modelleri geliştirmeyi sürdürecek, ülkemizin kalkınma yolculuğunda yalnızca finansman sağlayan bir banka değil, aynı zamanda büyümeye yön veren güvenilir bir çözüm ortağı olmaya devam edeceğiz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/vakifbanktan-ilk-yarida-30-milyar-lira-net-donem-kari-84939</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/9/1280x720/osman-arslan-1786175788.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ VakıfBank, yılın ilk yarısında 30 milyar lira net dönem kârı elde ettiği bildirildi. Genel Müdür Osman Arslan, &quot;Reel sektörümüzün yatırım iştahını güçlendirmeyi ve sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamayı en temel önceliklerimiz arasında görüyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirali-yeni-bir-uluslararasi-urun-piyasasi-projesinin-yazilimini-tamamladik-84938</guid>
            <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kırali: Yeni bir Uluslararası Ürün Piyasası Projesi&#039;nin yazılımını tamamladık</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneğince (TAGYAD), Türkiye Ürün İhtisas Borsasının (TÜRİB) faaliyete geçişinin 7'nci yılı dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde (TOBB) basın toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Burada konuşan Cumhurbaşkanlığı Tarım ve Gıda Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aykut Gül, TÜRİB'in, piyasanın düzenlenmesinde ciddi rol oynadığına işaret ederek, tüm yıl üretim yapılamadığını, bu nedenle sistemin, ürünlerin depolanması ile üretici ve tüketicinin korunması açısından önem taşıdığını söyledi.</p>
<p>Küresel ölçekteki lojistik koridorlarında tıkanmalar yaşandığını bildiren Gül, "Dünyada tüm büyük devler yolları kapatırken, biz Türkiye olarak yol açıyoruz. Yeni koridorlar, Kalkınma Yolu başta olmak üzere Orta Koridor, en son Hicaz Demir Yolu... Tüm bunlara baktığınızda Türkiye ciddi anlamda görünürlüğünü artıran merkez ülke haline geliyor. Bu çok değerli." diye konuştu.</p>
<p>TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali de son 5 yıllık ortalamaya bakıldığında Türkiye'de yıllık 37 milyon ton civarında hububat rekoltesi olduğunu, bunun da yaklaşık yüzde 41'ini depolayabilecek kapasiteye ulaşıldığını ifade etti.</p>
<p>2019'da kurulduğunda 4 milyon ton olan lisanslı depo kapasitesinin 7 yılda 15,2 milyon tona yaklaştığına işaret eden Kırali, şöyle devam etti:</p>
<p>"Önümüzdeki 2-3 yıl içinde muhtemelen kuruluş izni alan depolarla beraber bu kapasite, 20 milyon tona yaklaşacak. Ülkedeki tarım ticaretinin yarısını TÜRİB'de yapar hale getireceğiz. Faaliyete geçişinden bu yana Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) piyasasındaki işlem hacmimiz 475 milyar liraya, işlem miktarımız 64,5 milyon tona ulaştı. 1,7 milyon alım satım işlemi yapıldı. Buğday yüzde 57 ile aslan payına sahip. Bu pay, mısırda yüzde 32, arpada yüzde 8, ayçiçeği tohumunda yüzde 1. Bunu çeşitlendirmek istiyoruz. Daha yeni ürünler de gelecek."</p>
<p><strong>"İki tip kontratla piyasaya çıkmayı planlıyoruz"</strong></p>
<p>Kırali, şu anda Vadeli İşlemler Piyasası üzerinde çalıştıklarını belirterek, "İleri tarihli fiyat belirlenmesi, tarım sigortacılığı, risk yönetimi açısından tarım piyasasında önemli nokta olacak. Bu senenin sonuna doğru altyapıyı açtığımızda bu işlemlerin gerçekleşmesini sağlayacağız. Ekmeklik buğday ve mısır ELÜS'leri üzerine fiziki teslimatlı ve TÜRİB'in ekmeklik buğday, mısır ve hububat fiyat endekslerine dayalı nakdi uzlaşmalı olmak üzere iki tip kontratla piyasaya çıkmayı planlıyoruz. Burada tüm gerçek ve tüzel kişiler, aynı spot piyasamızda olduğu gibi işlem yapabilecekler." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kırali, Türkiye'nin coğrafi olarak kilit konumda olduğunu, ülkeyi ticaret "hub'ı" haline getirebilmek için çeşitli projeler yaptıklarını anlatırken, Ticaret Bakanlığının izniyle faaliyet gösteren antrepolarda bulunan ithal tarım ürünlerinin daha etkin, şeffaf ve kolay erişilebilir bir piyasa yapısında işlem görebilmesi için "TÜRİB Uluslararası Ürün Piyasası'nın" faaliyete geçirilmesine yönelik çalışmaların son aşamaya geldiğini söyledi.</p>
<p>Piyasa katılımcılarının, tarım ürünü ithalatçıları, ihracatçıları ve uluslararası ürün ticareti yapan tüzel kişiler olacağını anlatan Kırali, projeye ilişkin şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Ulusal piyasamızın yanında ülkemiz limanlarındaki Ticaret Bakanlığı kontrolü altındaki antrepolardaki ürünlerin de işlem görebilmesi için yeni bir Uluslararası Ürün Piyasası Projesi'nin yazılımını tamamladık, 1-2 ay içinde düğmeye basarak bu piyasayı da açacağız. Burada antrepolardaki ürünler ABD doları ve avro cinsinden işlem görecek, millileşmemiş ürünler. Böylece ülkemiz köprü vazifesi görecek. Ticareti daha da şeffaflaştırmak ve kayıt altına almak için önemli bir adım olacak."</p>
<p>Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) Türkiye Temsilci Yardımcısı Ayşegül Selışık da küresel tarım gıda sisteminde kadınların merkezde yer aldığına işaret ederek, FAO'nun en güncel değerlendirmelerine göre de dünyada çalışan kadınların yüzde 36'sının tarım ve gıda sistemlerinde istihdam edildiğini söyledi.</p>
<p>TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun da "Tarımda Kadın Eli" Projesi'nin 41 ilde uygulandığını, bunun dönemsel proje olmadığını belirterek, "Hedefimiz, üretimin her aşamasında kadınlarımızın söz sahibi olmaları, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde etmeleri ve sürdürülebilir bir ticari yapının kalıcı parçası haline gelmeleridir." dedi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/kirali-yeni-bir-uluslararasi-urun-piyasasi-projesinin-yazilimini-tamamladik-84938</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/3/8/1280x720/ali-kirali-1786175282.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, &quot;Ulusal piyasamızın yanında ülkemiz limanlarındaki Ticaret Bakanlığı kontrolü altındaki antrepolardaki ürünlerin de işlem görebilmesi için yeni bir Uluslararası Ürün Piyasası Projesi&#039;nin yazılımını tamamladık, 1-2 ay içinde düğmeye basarak bu piyasayı da açacağız.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ansiad-baskani-ozbek-turkiyenin-guven-uretim-ve-katma-deger-odakli-yeni-bir-kalkinma-perspektifine-ihtiyac-duyuyor-84916</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 15:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özbek: Türkiye&#039;nin güven, üretim ve katma değer odaklı yeni bir kalkınma perspektifine ihtiyacı var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği (ANSİAD) Başkanı Ercan Özbek, yaptığı açıklamada, son makroekonomik verileri değerlendirdi.</p>
<p>Güven, üretim ve katma değer odaklı kalkınma çağrısında bulunan Özbek, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Son dönemde açıklanan üretim, turizm ve makroekonomik göstergelerin reel sektörde yaşanan yavaşlamayı teyit etmektedir. Türkiye’nin kısa vadeli ekonomik gelişmelerin ötesine geçen, güven, üretim ve katma değer odaklı yeni bir kalkınma perspektifine ihtiyaç duyulmaktadır. Üretim kapasitesini ve yatırım cesaretini koruyacak politikalar önceliğimiz olmalıdır.”</p>
<p>Temmuz ayı İmalat Sanayi Kapasite Kullanım Oranı’nın yüzde 73,9 seviyesine gerilemesinin üretim tarafındaki yavaşlamaya işaret ettiğini, turizm verilerinin ise sektörün artık nitelik odaklı bir dönüşüme ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken Özbek, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Ekonomiler dönemsel olarak yavaşlayabilir; enflasyon yükselebilir, faizler artabilir. Ancak bir ülkenin üretme iradesini, yatırım heyecanını ve girişimcilik motivasyonunu kaybetmesi çok daha büyük bir risktir. Üretim kültürünü ve yatırım cesaretini yeniden inşa etmek yıllar alır. Ekonomiler yalnızca rakamlarla değil, güvenle büyür. Bu nedenle Türkiye’nin bugün en büyük ihtiyacı; üreteni, yatırım yapanı, ihracatçıyı ve istihdam oluşturan işletmeleri yeniden cesaretlendirecek güçlü bir güven iklimidir. Enflasyonla mücadele ve makroekonomik istikrar hedefleri sürdürülürken, reel sektörün yatırım kapasitesini koruyacak politikalar da eş zamanlı olarak hayata geçirilmelidir. Sürdürülebilir büyümenin yolu, üretim ile finansal istikrar arasında sağlıklı bir denge kurabilmekten geçmektedir.”</p>
<p><strong>Turizmde dönüşüm ve başarı kriterleri değişmeli</strong></p>
<p>Turizmde yeni başarı ölçüsünün ziyaretçi sayısı değil, oluşturulan katma değer olması gerektiğini vurgulayan ANSİAD Başkanı Özbek, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Antalya’nın ekonomik geleceği yalnızca turizmle sınırlı olmaması gerekir. Turizmde de başarı kriterlerinin değişmesi gerekir. Antalya bugün sadece turizmin değil; tarımın, gıda sanayisinin, lojistiğin ve gelişen teknoloji yatırımlarının da merkezidir. Şehrimizin geleceğini yüksek katma değer üreten, yenilikçi ve çok sektörlü bir kalkınma modeline dayandırmalıyız. Turizmde artık yalnızca ziyaretçi sayısını değil; kişi başına geliri, geceleme başına harcamayı, sezonun 12 aya yayılmasını, sağlık, spor, kongre, gastronomi ve kültür turizmi gibi alanlardaki çeşitliliği başarı kriteri olarak kabul etmeliyiz. Antalya artık sadece daha fazla turist ağırlayan değil, daha yüksek katma değer üreten bir destinasyon olmalıdır. Türkiye de büyümeyi yalnızca kredi hacmiyle, turizmi ise yalnızca turist sayısıyla ölçen anlayışın ötesine geçmelidir.”</p>
<p><strong>ANSİAD’dan 5 stratejik öncelik</strong></p>
<p>Özbek, ANSİAD olarak önümüzdeki dönemde Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesini ve Antalya’nın küresel rekabet gücünü artıracak beş temel önceliği şöyle sıraladı:</p>
<p>‘’Güven Ekonomisinin Güçlendirilmesi: Ekonomik öngörülebilirliği ve yatırım güvenini güçlendiren bir yatırım iklimi oluşturulmalı; Türkiye’nin yeni rekabet avantajı yüksek güven olmalıdır.  </p>
<p>Üretim ve Katma Değerin Önceliklendirilmesi: Teknoloji geliştiren, markalaşan ve ihracat odaklı üretim modeli desteklenmeli; üretici ve ihracatçı için uzun vadeli finansman imkânları artırılmalıdır.</p>
<p>Turizmde Katma Değer Odaklı Dönüşüm: Başarı kriterleri kişi başına gelir ve sürdürülebilirlik ekseninde yeniden tanımlanmalı; Antalya’nın sağlık, spor, gastronomi ve kongre turizmindeki küresel marka değeri güçlendirilmelidir.</p>
<p>Antalya’nın Akdeniz’in İnovasyon Merkezi Haline Getirilmesi: Tarım teknolojileri, yazılım, yenilenebilir enerji, sağlık ve lojistik alanlarında yeni yatırım ekosistemleri oluşturulmalı; Antalya teknoloji üreten ve ihracat yapan güçlü bir merkez haline getirilmelidir.</p>
<p>Uzun Vadeli Reform Gündemi: Verimliliği, dijital dönüşümü, yeşil ekonomiyi ve nitelikli eğitimi merkeze alan uzun vadeli yapısal reformlar kararlılıkla uygulanmalıdır.’’</p>
<p><strong>“Bu dönüşümün aktif bir paydaşı olacağız”</strong></p>
<p>ANSİAD’ın bu dönüşümdeki rolüne dikkat çeken Ercan Özbek, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Türkiye’nin yeni kalkınma hikâyesi; daha fazla tüketerek değil, daha fazla üreterek; kısa vadeli çözümlerle değil, güven veren uzun vadeli politikalarla yazılacaktır. ANSİAD olarak yatırımı, üretimi ve katma değeri merkeze alan bu dönüşümün aktif bir paydaşı olmayı sürdüreceğiz. Türkiye’nin geleceği; güvenin yatırımı, yatırımın üretimi, üretimin ise refahı büyüttüğü bir anlayışla şekillenecektir.’’</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/ansiad-baskani-ozbek-turkiyenin-guven-uretim-ve-katma-deger-odakli-yeni-bir-kalkinma-perspektifine-ihtiyac-duyuyor-84916</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/1/5/1280x720/ercan-ozbek-1784279696.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Sanayici ve İş İnsanları Derneği Başkanı Ercan Özbek, Türkiye’nin kısa vadeli ekonomik gelişmelerin ötesine geçen, güven, üretim ve katma değer odaklı yeni bir kalkınma perspektifine ihtiyaç duyduğunu, turizmde de dönüşüm ve başarı kriterlerinin değişmesi gerektiğini belirterek 5 stratejik öneride bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yurt-ici-akaryakit-satislarinin-yuzde-257si-petrol-ofisi-grubundan-84892</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> 2025&#039;te akaryakıt satışlarının yüzde 25,7&#039;si Petrol Ofisi Grubu&#039;ndan</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Petrol Ofisi Grubu, 2025'te yüzde 25,7'lik pazar payıyla toplam akaryakıt satışlarında ilk sırada yer aldı. </p>
<p>Şirket açıklamasında, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun (EPDK) Petrol Piyasası 2025 Yılı Sektör Raporu'na atıfta bulunularak, Türkiye'de toplam yurt içi akaryakıt satışlarının 2025'te yüzde 5,34 artışla 34,5 milyon tona ulaştığı bildirildi.</p>
<p>Petrol Ofisi Grubu da söz konusu dönemde 8,9 milyon tonluk satış miktarı ve yüzde 25,7'lik pazar payıyla sektördeki liderliğini üst üste 18'inci yıla taşıdı.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Petrol Ofisi Grubu CEO'su Mehmet Abbasoğlu, "2025, bp satın almasını gerçekleştirdiğimiz, istasyon, terminal ve depolama kapasite yatırımlarımızı daha da hızlandırdığımız, operasyon ve satış algoritmamızı da kamudan nihai tüketiciye tüm kademelerde bütünleşik bir bakış açısıyla zenginleştirdiğimiz önemli bir yıl oldu. Sektöre olduğu kadar Türkiye'nin enerji dönüşümü ajandasına da hizmet eden ürün ve hizmet çeşitliliğimizle birlikte gelenekselleşen liderliğimizi sürdürmekten ötürü gururluyuz." ifadelerini kullandı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/yurt-ici-akaryakit-satislarinin-yuzde-257si-petrol-ofisi-grubundan-84892</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/8/1280x720/petrol-ofisi-1749644912.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petrol Ofisi Grubu, geçen yıl 8,9 milyon tonluk yurt içi satış miktarı ve yüzde 25,7&#039;lik pazar payıyla toplam akaryakıt satışlarında liderliğini sürdürdüğü bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-sanayisinde-yeni-donem-teknosab-kobi-osb-ekosistem-hayata-geciyor-84879</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 10:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa sanayisinde yeni dönem: Türkiye’nin ilk entegre KOBİ ekosistemi hayata geçiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ERHAN BEDİR/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından 2030 Vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ Organize Sanayi Bölgesi (OSB), düzenlenen lansman programıyla tanıtıldı.</p>
<p>Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay'ın ev sahipliğinde Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi Osmangazi Salonu'nda gerçekleştirilen programa Bursa Valisi Erol Ayyıldız, Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Şahin Biba, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, iş dünyasının temsilcileri, sanayiciler ve davetliler katıldı.</p>
<p>BTSO'nun 2030 Vizyonu çerçevesinde hayata geçirilen TEKNOSAB KOBİ OSB, Türkiye'nin ilk entegre KOBİ ekosistemi olma özelliğini taşıyor. Yüksek teknoloji üretimi, dijital dönüşüm, sürdürülebilir sanayi ve güçlü lojistik altyapısıyla bölgenin üretim kapasitesini artırması ve KOBİ'lerin küresel rekabet gücünü desteklemesi hedefleniyor. BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, KOBİ OSB’nin TEKNOSAB’ın güçlü altyapısından yararlanacağını belirterek, modern üretim tesislerinin 500 metrekareden başlayıp 3 bin metrekareye kadar farklı büyüklüklerde inşa edileceğini, işletmelerin ortak enerji, arıtma, lojistik ve sosyal hizmetlerden faydalanacağını ifade etti. İlk inşaatların 2027 yılı sonunda başlamasının hedeflendiğini kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a758c51b7b20-1786088529.jpg" alt="" width="827" height="367" /></p>
<h2>“Bursa için stratejik bir yatırım”</h2>
<p>Burkay, TEKNOSAB KOBİ OSB'nin Bursa'nın yaklaşık 700 yıllık üretim ve ticaret kültürünü geleceğin sanayi anlayışıyla buluşturacak stratejik bir yatırım olduğunu söyledi. Projenin yüzde 70'ten fazlasının kamu kaynakları ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın destekleriyle hayata geçirildiğini belirten Burkay, teknik olduğu kadar finansal açıdan da sürdürülebilir bir model oluşturduklarını ifade etti. Burkay, Uludağ'da kurulan Bursa Business School'un ardından yapay zekâ ve dijital dönüşüm odaklı yeni bir eğitim ve inovasyon merkezi kurmayı hedeflediklerini belirterek, "Bu projeler sadece Bursa'ya değil, ülkemize de hizmet edecek" dedi.</p>
<h2>“Hayaldi gerçek oldu”</h2>
<p>TEKNOSAB'ın genişleme alanına ilişkin çalışmaların 2022 yılında başladığını hatırlatan Burkay, yaklaşık üç yıllık hazırlık sürecinin ardından alanın 2026 yılı Şubat ayında resmen ilan edildiğini söyledi. Projelerin ilk açıklandığında birçok kişi tarafından hayal olarak görüldüğünü ifade eden Burkay, birlik ve kararlılıkla çalışılması sayesinde bu hedeflerin gerçeğe dönüştüğünü kaydetti. TEKNOSAB KOBİ OSB'nin yalnızca üretime değil, Bursa'nın trafik, çevre ve hava kirliliği gibi kronik sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacak planlı sanayi alanları oluşturacağını dile getirdi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6a7591fb438bf-1786089979.jpg" alt="" width="782" height="486" /></p>
<h2>“Savunma sanayine Bursa rüzgarı”</h2>
<p>Projeyle savunma sanayisine özel güvenlik sertifikalı üretim alanlarının da oluşturulacağını belirten Burkay, Bursa'da 2013 yılında yaklaşık 20 olan savunma sanayi firmasının bugün 300'ün üzerine çıktığını, TEKNOSAB bünyesinde kurulacak merkezlerle İHA, SİHA ve yüksek teknoloji üretiminin daha da güçleneceğini söyledi. KOBİ Diyalog Merkezi'nin Türkiye'de benzeri olmayan bir model olacağını dile getiren Burkay, KOSGEB, Kredi Garanti Fonu (KGF), İGE ve bankaların KOBİ birimlerinin aynı merkezde hizmet vereceğini, işletmelerin finansmana erişim, danışmanlık ve dış ticaret süreçlerinin tek noktadan yürütüleceğini ifade etti. Organize Ticaret Bölgesi kapsamında inşaat malzemeleri, otomotiv yan sanayi, makine, elektrikelektronik, otomasyon ve benzeri sektörlerin kümeleneceğini belirten Burkay, BTSO Lojistik AŞ aracılığıyla öncelikli ihracat yapılan ülkelerde lojistik merkezler kurulacağını, böylece ürünlerin müşteriye daha hızlı ulaştırılarak rekabet gücünün artırılacağını söyledi.</p>
<h2>“Bursa’nın mayasında öncü olmak var”</h2>
<p>Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba ise Bursa'nın tarih boyunca üretim ve ticarette öncü bir şehir olduğuna dikkat çekerek, Türkiye'nin ilk organize sanayi bölgesi ile ilk yüksek teknoloji odaklı organize sanayi bölgesi olan TEKNOSAB'ın Bursa'da kurulduğunu hatırlattı. KOBİ OSB projesinin de bu öncülük geleneğini sürdüren stratejik bir yatırım olduğunu belirten Biba, projeyi yalnızca bir sanayi alanı değil, planlı kentleşme, doğru arazi kullanımı, ulaşım, lojistik ve çevre politikalarını birlikte ele alan kapsamlı bir şehircilik hamlesi olarak değerlendirdiklerini söyledi.</p>
<h2>“KOBİ OSB güçlü bir vizyonun ürünüdür”</h2>
<p>TEKNOSAB KOBİ OSB’nin şehir içinde dağınık halde faaliyet gösteren, büyüme alanı bulmakta zorlanan, küçük ve orta ölçekli işletmeleri ve ticaret erbabını modern ve planlı alanlarda buluşturacak kapsamlı bir kalkınma hamlesi olduğunu belirten Biba, “Yeni ekonominin en başat ihtiyaçları; üretimi verimli, sürdürülebilir ve rekabetçi kılmak üzerine şekillenmektedir. KOBİ OSB de tam olarak bu anlayışın ürünüdür. Uzun yılların birikimiyle, kentin öncelikli ihtiyaçlarını gözeterek, sektörlerin talepleri dinlenerek, ince elenip sık dokunarak oluşturulmuş güçlü bir vizyonun ürünüdür. En önemlisi de ortak aklın, istişarenin ve uzlaşının eseridir. Bu yönüyle ayrıca kıymetlidir” dedi.</p>
<h2>“Bursa’nın geleceğine yatırım”</h2>
<p>Bursa Valisi Erol Ayyıldız da konuşmasında, kentin üretim gücünün temelinde büyük sanayi kuruluşlarının yanı sıra KOBİ'lerin bulunduğunu vurguladı. KOBİ'lerin rekabet gücünü artıracak her yatırımın Bursa ve Türkiye'nin geleceğine yapılan yatırım anlamına geldiğini belirten Vali Ayyıldız, TEKNOSAB KOBİ OSB'nin yüksek teknoloji odaklı yapısı, akıllı üretim altyapısı ve Ar-Ge imkânlarıyla Bursa'nın sanayi vizyonuna önemli katkılar sağlayacağını ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-sanayisinde-yeni-donem-teknosab-kobi-osb-ekosistem-hayata-geciyor-84879</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/7/9/1280x720/bursa-sanayisinde-yeni-donem-teknosab-kobi-osb-ekosistem-hayata-geciyor-1786088485.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası, 2030 Vizyonu kapsamında hayata geçirilen Türkiye’nin ilk entegre KOBİ ekosistemi TEKNOSAB KOBİ OSB&#039;yi düzenlenen lansman programıyla kamuoyuna tanıttı. KOBİ&#039;leri üretim, ticaret, lojistik ve finansman alanlarında aynı çatı altında buluşturacak proje kapsamında Gıda OSB, Savunma OSB, Organize Ticaret Bölgesi ve KOBİ Diyalog Merkezi de hayata geçirilecek. BTSO Başkanı İbrahim Burkay, Bursa&#039;nın yaklaşık 700 yıllık üretim ve ticaret kültürünü geleceğin sanayi anlayışıyla buluşturacak stratejik bir yatırım olduğunu söyledi. Burkay, “Bu projeler sadece Bursa&#039;ya değil, ülkemize de hizmet edecek” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/samsun-aciklarinda-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-84890</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Samsun açıklarında petrol arama ruhsatı uzatıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğünün petrol hakkına müteallik kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) başvurusu değerlendirilerek Karadeniz'de Samsun açıklarında sahip olduğu petrol arama ruhsatının süresinin uzatılması kararlaştırıldı.</p>
<p>Karar kapsamında, 39 bin 414 hektar yüzölçümüne sahip deniz sahasındaki petrol arama ruhsatının süresi, 18 Nisan 2026'dan 18 Nisan 2029'a kadar uzatıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/samsun-aciklarinda-petrol-arama-ruhsati-uzatildi-84890</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/5/8/1280x720/petrol-tankeri-1772598101.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TPAO&#039;nun Samsun açıklarındaki arama ruhsatının süresi 2029&#039;a kadar uzatıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-kelimenin-degisimi-bir-donusumun-hikayesi-84854</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bir kelimenin değişimi, bir dönüşümün hikâyesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, sürdürülebilirlik kavramı da Türkçede yeni bir anlam kazandı. Türk Dil Kurumu (TDK), SKD Türkiye’nin girişimi ve Sabancı Üniversitesi’nin bilimsel çalışması sonucunda “sürdürülebilirlik” tanımını güncelledi. Böylece kavram, ilk kez çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetişim boyutlarını kapsayan bütüncül bir çerçeveyle sözlüğe girdi. </strong></p>
<p>Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yapmaya hazırlandığı bir dönemde, Türk Dil Kurumu, “sürdürülebilirlik” kavramını yıllar sonra yeniden tanımladı. Bugüne kadar yalnızca “sürdürülebilir olma durumu” ifadesiyle açıklanan kavram, artık gelecek kuşaklara karşı sorumluluğu, değer yaratmayı, kurumsal dayanıklılığı ve yönetişimi de içeren güncel bir anlam çerçevesine sahip.</p>
<p>Türk Dil Kurumu (TDK), SKD Türkiye’nin girişimi ve Sabancı Üniversitesi’nin bilimsel çalışması sonucunda “sürdürülebilirlik” ve “sürdürülebilir” kelimelerinin tanımlarını güncelledi. Bu değişiklik yalnızca sözlükte birkaç satırın değişmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin sürdürülebilirlik dilinin, uluslararası literatürle ve iş dünyasının bugün geldiği noktayla uyumlu hale gelmesi anlamını taşıyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a7572f375a9e-1786082035.jpg" alt="" width="700" height="467" />
<figcaption><strong>SKD Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel (solda) ve TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>Eskiden ne yazıyordu?</strong></p>
<p>Bugüne kadar Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlük’te “sürdürülebilirlik” şu ifadeyle yer alıyordu: “Sürdürülebilir olma durumu.” Tanım dil bilgisi açısından doğru olsa da kavramın son otuz yılda kazandığı içeriği karşılamıyordu. İklim değişikliği, doğal kaynak yönetimi, sosyal eşitsizlikler, şirketlerin yönetişim anlayışı, finansal dayanıklılık ya da döngüsel ekonomi gibi başlıkların hiçbirine gönderme yapmıyordu. Oysa bugün sürdürülebilirlik yalnızca çevreyi korumayı değil; ekonomik büyümenin, toplumsal refahın ve yönetişimin birlikte ele alınmasını ifade ediyor.</p>
<p><strong>Yeni tanım ne diyor?</strong></p>
<p>TDK güncellemesiyle birlikte “sürdürülebilirlik” kavramına ikinci bir anlam eklendi. Yeni tanım şöyle: “Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım.”</p>
<p>Bunun yanında ekonomi alanına özgü üçüncü bir tanım da ilk kez sözlüğe girdi. Ekonomi terimi olarak sürdürülebilirlik artık şöyle tanımlanıyor: “Herhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi.”</p>
<p>Böylece sözlükte ilk kez “değer yaratma”, “dayanıklılık”, “yönetişim” ve “gelecek kuşaklar” gibi kavramlar sürdürülebilirlik tanımının ayrılmaz parçaları haline geldi. Aynı şekilde “sürdürülebilir” sıfatı da yalnızca “aynı biçimde devam ettirilebilen” anlamıyla sınırlı kalmadı. Yeni anlamıyla artık “gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılayabilen sistem, yöntem veya yaklaşım” olarak da tanımlanıyor.</p>
<p><strong>Neden şimdi?</strong></p>
<p>Zamanlama tesadüf değil. Türkiye, COP31’e ev sahipliği yapacağı bir dönemde iklim politikalarının, sürdürülebilir finansmanın ve yeşil dönüşümün merkezinde yer almaya hazırlanıyor. Bugün şirketler sürdürülebilirlik raporları hazırlıyor, bankalar yeşil finansman sunuyor, yatırımcılar ESG performansını değerlendiriyor, kamu kurumları yeni düzenlemeler geliştiriyor. Ancak aynı kavramın farklı kurumlarda farklı anlamlarda kullanılması ortak bir dil oluşturulmasını zorlaştırıyordu. Bu nedenle ortak bir tanım yalnızca akademik değil; kamu, özel sektör ve toplum arasında ortak anlayışın oluşması açısından da stratejik önem taşıyor.</p>
<p><strong>Bilimsel araştırmaya dayanıyor</strong></p>
<p>Yeni tanım yalnızca masa başında hazırlanmadı. SKD Türkiye'nin "Sürdürülebilirlik Tanım Seferberliği" kapsamında yürütülen çalışma, Sabancı Üniversitesi akademisyenlerinin bilimsel analizleriyle desteklendi. Araştırmada; 185 SKD Türkiye üyesi şirketin görüşleri alındı. 2012-2025 dönemini kapsayan akademik yayınlar incelendi. Kamu politikaları analiz edildi. Ulusal ve uluslararası sözlükler karşılaştırıldı.Kurumsal sürdürülebilirlik raporları değerlendirildi. Kavramsal haritalama, yapı geçerliliği ve nomolojik ağ analizi gibi yöntemler kullanıldı. Araştırma sonunda sürdürülebilirliğin artık yalnızca “süreklilik” anlamına indirgenemeyeceği; çevresel, ekonomik, toplumsal ve yönetişim boyutlarını birlikte içeren bütünleşik bir yaklaşımı ifade ettiği ortaya kondu. Hazırlanan öneri daha sonra Türk Dil Kurumu bünyesindeki akademisyen ve uzmanlardan oluşan komisyon tarafından incelenerek kabul edildi.</p>
<p><strong>“Kavram da dönüşmek zorundaydı”</strong></p>
<p>SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel’e göre sürdürülebilirlik kavramı son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdi. Günsel, çevre kavramının ötesine geçen sürdürülebilirliğin bugün ekonomiden yönetişime kadar çok daha geniş bir alanı ifade ettiğini belirterek, Türkiye’nin COP31 dönem başkanlığını üstleneceği böyle bir yılda kavramın günümüzü yansıtan bir tanıma kavuşmasının önemli olduğunu vurguluyor. Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Kurumsal Yönetim Forumu Direktörü Ozan Duygulu ise sürdürülebilirliğin yalnızca bir kavram değil, dünyaya bakış biçimi olduğunu ifade ediyor. Duygulu’na göre akademik çalışmaların toplum yararına somut çıktılar üretmesi açısından bu çalışma önemli bir örnek oluşturuyor. TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert de güncellemenin yalnızca bir sözlük değişikliği olmadığını, Türkçede terim birliğinin sağlanması ve doğru bilginin topluma aktarılması açısından önemli bir adım olduğunu belirtiyor.</p>
<p><strong>Kurumsal dayanıklılık da tanımın içine girdi</strong></p>
<p>Yeni tanımın dikkat çeken yönlerinden biri de “dayanıklılık” kavramını içermesi. Son yıllarda pandemi, iklim krizleri, enerji arz sorunları, jeopolitik gerilimler ve ekonomik dalgalanmalar, şirketlerin yalnızca büyümesini değil; krizlere karşı dayanıklılığını da ön plana çıkardı. Bu nedenle sürdürülebilirlik artık yalnızca çevresel performansın değil; kurumların uzun vadeli değer yaratabilme kapasitesinin de temel göstergelerinden biri olarak görülüyor. Başka bir ifadeyle yeni sözlük tanımı, sürdürülebilirliği yalnızca “çevreyi koruma” ekseninden çıkarıp, geleceğe hazırlanmanın ve kurumsal dayanıklılığın ortak dili haline getiriyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>sürdürülebilirlik, </strong></span></p>
<p>1. isim Sürdürülebilir olma durumu: “</p>
<p>… sokak kültürünün sürdürülebilirliği, belki yeniden inşası için sosyologlar, kültür insanlarımız ortak projeler geliştirmek zorundadırlar." - Feridun Andaç</p>
<p>2. isim Gelecek nesillerin kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarına zarar vermeden bugünün ihtiyaçlarını karşılamayı içeren yaklaşım.</p>
<p>3. isim, ekonomi Herhangi bir sistemin işleyişi ve gelişimi çerçevesinde bugünün ihtiyaçlarını karşılarken gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılama imkânlarını tehlikeye atmadan değer ve dayanıklılık yaratma gerekliliğini içeren toplumsal, ekonomik, çevresel ve yönetişimsel sorumluluk ilkesi.</p>
<p><strong>Neden önemli?</strong></p>
<p>Türkiye COP31’e ev sahipliği yaparken ortak bir sürdürülebilirlik dili oluşturuldu.</p>
<p>Kavram ilk kez çevresel, sosyal, ekonomik ve yönetişim boyutlarıyla tanımlandı.</p>
<p>“Dayanıklılık” ve “değer yaratma” sözlük tanımına girdi.</p>
<p>Akademi, iş dünyası ve kamu iş birliğiyle hazırlanan ilk kapsamlı sürdürülebilirlik tanımı oldu.</p>
<p>Şirket raporlarından kamu politikalarına kadar kullanılacak ortak terminoloji güçlendirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/bir-kelimenin-degisimi-bir-donusumun-hikayesi-84854</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bir kelimenin değişimi, bir dönüşümün hikâyesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altinda-diplomatik-atak-84851</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altında diplomatik atak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6a756f6cc9da0-1786081132.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Jeopolitik risklerin yön değiştirmesi ve para politikasına ilişkin beklentilerin yeniden şekillenmesi, değerli metal piyasasında ibreyi tekrar yukarı çevirdi. Hazirandan bu yana sıkışık seyreden altın ve gümüş fiyatları, teknik olarak önemli görülen konsolidasyon bölgesinin üzerine çıkarak yeni bir yükseliş dalgasının sinyalini vermeye başladı. Özellikle ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı'nın kısmen yeniden açılmasına yönelik anlaşma ihtimalinin güçlenmesi, petrol fiyatlarını aşağı çekerken enflasyon ve faiz baskısını da hafifletti. Böylece yatırımcıların yeniden değerli metallere yöneldiği görülüyor.</p>
<p>Altın, dün üst üste dördüncü işlem gününde yükselerek ons başına 4.300 dolar seviyesine yaklaşırken haftalık bazda yaklaşık yüzde 6 değer kazandı.</p>
<p>Gümüş ise 62 dolar sınırına dayanarak haftalık yaklaşık yüzde 5 prim yaptı. Altın sonrasında 4.250 dolara gevşese de, fiyatlardaki hareketliliğini sürebileceği tahminleri yapılıyor.</p>
<h2>Faiz beklentileri değişti </h2>
<p>Piyasadaki iyimserliğin en önemli nedenlerinden biri ABD Merkez Bankası’na ilişkin beklentiler oldu. Geçen hafta yıl sonuna kadar iki faiz artırımı fiyatlayan piyasalar artık yalnızca tek faiz artırımını öngörüyor. Daha sınırlı parasal sıkılaşma beklentisi, faiz getirisi olmayan altın ve gümüş gibi değerli metaller için destekleyici bir zemin oluşturuyor.</p>
<p>Bu değişimde ABD’den gelen ekonomik veriler de etkili oldu. ADP özel sektör istihdamı temmuz ayında yalnızca 44 bin kişi artarak 70 bin olan piyasa beklentisinin belirgin şekilde altında kaldı. Zayıflayan istihdam görünümü, Fed’in agresif sıkılaşma ihtimalini azaltırken ABD dolarındaki geri çekilme de değerli metalleri destekledi.</p>
<p>Buna karşın Fed cephesinden temkinli mesajlar gelmeye devam ediyor. Fed Yönetim Kurulu Üyesi Lisa Cook, enflasyonun hedefe gerilememesi halinde faiz artırımlarının yeniden gündeme gelebileceğini belirtirken, Kansas City Fed Başkanı Jeff Schmid de fiyat istikrarı için daha yüksek faiz oranlarının gerekebileceği uyarısında bulundu. Bu nedenle piyasalar, önümüzdeki dönemde açıklanacak enflasyon ve istihdam verilerini yakından izleyecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">5.000 DOLAR HEDEFİ MASAYA GERİ DÖNÜYOR</span></h2>
<p>■ Uluslararası yatırım bankaları uzun vadede yükseliş beklentilerini koruyor. Standard Chartered, merkez bankalarının alımları, jeopolitik belirsizlik ve portföy çeşitlendirme ihtiyacının altını desteklemeye devam edeceğini belirterek 5.000 dolar senaryosunu gündemde tutuyor. </p>
<p>■ Citi, kısa vadede yatay veya sınırlı geri çekilme öngörse de yılın son çeyreğinde ons altının 4.500 dolara, 2027’nin ilk yarısında ise 5.000 dolara ulaşabileceğini tahmin ediyor. </p>
<p>■ Deutsche Bank ise son düzeltmenin önceki sert geri çekilmelere göre oldukça sınırlı kaldığını, yaklaşık 3.900 dolar seviyesinde güçlü bir taban oluşmuş olabileceğini değerlendiriyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ÇİN YENİDEN SAHNEDE</span></h2>
<p>Altın piyasasına son haftalarda en güçlü desteklerden biri Çin’den geldi. Bloomberg hesaplamalarına göre Çin’deki altın destekli borsa yatırım fonlarına (ETF) 14 işlem günü üst üste para girişi gerçekleşti. Bu seri mart ayından bu yana görülen en uzun kesintisiz giriş olurken, dünyanın en büyük fiziki altın piyasasında yatırımcı algısının yeniden pozitife döndüğüne işaret ediyor. Kurumsal alımların, ons fiyatının 4.000 doların üzerinde kalmasında önemli rol oynadığı değerlendiriliyor. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altinda-diplomatik-atak-84851</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/5/1/1280x720/altin-gold-dollar-1786081395.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel piyasalarda Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik diplomatik girişimlerin petrol fiyatlarını gevşetmesi ve Fed’in faiz artırım patikasına ilişkin öngörülerin yumuşaması, değerli metallere alımları yeniden hızlandırdı. Altın bu hafta rotayı 4.300 dolara kırarken, gümüş de 62 doları test etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-stokunda-5-aylik-zarar-155-milyar-dolar-84848</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın stokunda 5 aylık zarar 155 milyar dolar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>ABD ve İsrail’in şubat sonunda İran’a açtığı savaş, altın fiyatlarını küresel çapta negatif etkiledi. Savaş önceki fiyattan uzakta olsa da dün itibariyle ons altın 4.300 doları aşarak 7 ayın en yüksek seviyesine ancak ulaştı. QNB ekonomistleri yurtiçindeki altın stokunda fiyatlardan kaynaklı olarak yaşanan değer kaybının 155 milyar dolar olduğunu hesapladı.</p>
<p>QNB ekonomistleri Erkin Işık, Deniz Çiçek ve Şakir Oktay Gür’ün yayımladığı analize göre yurtiçindeki toplam altın stoku temmuz ayında 4 bin 313 ton (562 milyar dolar) ile önceki aya göre sadece 1 ton arttı. Bu da aylık bazda 2024 ortalarından beri en düşük artışa işaret ediyor. Analize göre son ay biraz toparlanma olsa da altın stokunda şubat ayından beri 155 milyar dolarlık değer kaybı oldu.</p>
<p>Analizde düşüşün etkisiyle altına ilginin son dönemde zayıf seyrettiği belirtilirken “Altın stokundaki yıllık artış hızı da geçen seneki 170 ton civarından bu senenin ilk çeyreğinde 150 ton civarına, Temmuz ayında ise 108 tona gerilemiştir” denildi.</p>
<p>Altın fiyatlarında yaşanan güçlü artış eğilimi sonucunda ons altın fiyatının şubat ayında 5 bin 300 dolar seviyelerini gördüğü hatırlatılan analize göre 2025 başından itibaren altın stokundaki değer artış kazancı hesaplandığında, bu kazanç şubat sonunda 348 milyar dolar ile en yüksek seviyesine ulaştı. Sonrasında düşüş başladı.</p>
<p>Temmuz sonunda 4 bin 50 dolarlık ons altın fiyatı ile QNB ekonomistlerinin yaptığı hesaplama, altın stokunda mart-temmuz döneminde 155 milyar dolarlık zarar yazıldığını ve 2025 başından itibaren elde edilen kârın 193 milyar dolara gerilediğini ortaya koydu.</p>
<p>Analizde geçen sene iç talepteki güçlü görünümün bir açıklamasının da Türkiye’de geleneksel olarak çok tercih edilen altın yatırımlarından elde edilen kârın yarattığı gelir etkisi olduğu vurgulandı. Bu sene ilk çeyrekte GSYH’daki hanehalkı tüketim artışının yüzde 0,1’e yavaşladığı kaydedildi. Hesapladıkları reel ve mevsimsel etkilerden arındırılmış kredi kartı harcamalarının 2. çeyrek ortalamasının önceki çeyreğe göre yüzde 1 gerilemesinin, zayıf görünümün ikinci çeyrekte de devam ettiğini düşündürdüğü vurgulanan analizde altın fiyatlarındaki düşüşün de bu yavaşlamada etkili olduğu yer aldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/altin-stokunda-5-aylik-zarar-155-milyar-dolar-84848</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/2/1/1280x720/altin-gold-1767932674.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yurt içindeki altın stokunda fiyatlardan kaynaklı olarak meydana gelen değer kaybının 155 milyar dolar olduğu hesaplandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/referanduma-gitmeden-anayasa-degisikligi-mecliste-400u-bulur-mu-84847</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Referanduma gitmeden, Anayasa değişikliği Meclis’te 400’ü bulur mu?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Mevcut TBMM tablosunda hiçbir parti veya ittifak tek başına Anayasa değişikliği için gereken 400 oyu (2/3 çoğunluk) bulamıyor. Ancak referandum sayısını bulma ihtimali yüksek. AK Parti, MHP, CHP ve DEM ile birlikte HÜDA-Par’ın da destek vermesi durumunda anayasa değişikliği referandum sayısı olan 360’ı bulabilir.</p>
<p><strong>DEM’in desteği nasıl olur? </strong></p>
<p>Özgür Özel’in Yeni Partisi ile İYİ Parti AK Parti’nin bu dönem Meclis’e getireceği bir anayasa değişikliğine destek vermeyeceği biliniyor. DEM yetkililerinin, “anayasa değişikliğinde masaya otururuz” açıklaması ise destek için yeterli görülmüyor.</p>
<p>DEM’in anayasa değişikliği için örneğin, ‘ana dilde eğitim’ gibi taleplerinde ısrarlı olmaları sıkıntı yaratabilir.</p>
<p>AK Parti içinde anayasa değişikliğinde 360’ı bulsa bile seçim öncesi referanduma gidilmesine sıcak bakmıyor. Amaç 400’ü bulmak ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı referanduma gitmeden ikna etmek. Erdoğan, “Meclis’te 400 bulunsa bile anayasayı halkımızın onayına sunacağız” açıklamaları ile referandum konusundaki ısrarını koruyor. Kulislerde, yeni anayasa değişikliğinin Meclis’te yeterli çoğunluğu bulması halinde seçimlerde üçüncü bir sandığın kurulma ihtimali de konuşuluyor. AK Parti, yeni anayasa konusunda yol haritasını yaz aylarında masaya yatıracak. Sonbahar aylarında ise anayasa değişikliği yeni bir gündem maddesi olarak karşımıza çıkacak.</p>
<p><strong>Grup kararı alınamıyor </strong></p>
<p>Anayasa değişikliğinde siyasi partiler grup kararı alamıyor. Milletvekilleri kendi iradeleri ile oy kullanıyor. Dolayısıyla Meclis gündemine anayasa değişikliğinin gelmesi durumunda referandum sayısını bulmak mümkün ancak 400 sayısına ulaşmakta imkansız görünmüyor.</p>
<p><strong>Sonbaharın sıcak başlığı olacak </strong></p>
<p>AK Parti, yeni anayasa değişikliğini Ekim ayı ile birlikte gündeme taşıyacak. Başta toplum olmak üzere siyasi partilerin desteğini arayacak. Terörsüz Türkiye hedefinden sonra AK Parti’nin 2026 yılında hayata geçireceği projeler arasında ikinci sırayı alan anayasa değişikliği için yaz aylarında yeni yol haritası belirlenecek.</p>
<p>AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, anayasanın 19 defa değiştiğini belirterek, “Türkiye’nin yeni bir anayasayı birlikte Meclis’te konsensüs sağlamak ve sonra da milletin onayına referanduma sunmak suretiyle paylaşımcı bir anlayışla bunu gerçekleştireceğiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/referanduma-gitmeden-anayasa-degisikligi-mecliste-400u-bulur-mu-84847</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/6/9/1280x720/tbmm-meclis-1781760262.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Referanduma gitmeden, Anayasa değişikliği Meclis’te 400’ü bulur mu? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-varlik-barisinin-sifreleri-84846</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni varlık barışının şifreleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye ekonomisinde son dönemde dikkat çeken başlıklardan biri de yurt dışında bulunan Türk vatandaşlarına ve şirketlere ait varlıkların yeniden Türkiye ekonomisine kazandırılması. Özellikle Londra ve Dubai gibi uluslararası finans merkezlerinde tutulan para, döviz, altın ve menkul kıymetlerin Türkiye’ye çekilmesi açısından yeni “Varlık Barışı” düzenlemesi önemli bir kapı açıyor.</p>
<p>Üstelik burada artık “varlık barışı gelecek mi?” sorusundan söz etmiyoruz. 4 Haziran 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7582 sayılı Kanun ile yeni düzenleme hayata geçti. 4 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanan tebliğ ile de uygulamanın ayrıntıları netleşti. Düzenleme, yurt dışında veya Türkiye’de bulunmasına rağmen kayıtlarda yer almayan belirli varlıkların ekonomiye kazandırılmasını hedefliyor.</p>
<p>Peki bunun anlamı ne?</p>
<p>Basitçe söyleyelim: Türkiye dışında duran ve sahibinin kontrolünde bulunan belirli finansal varlıklar, kanunun öngördüğü şartlar yerine getirilerek Türkiye’ye getirilebilecek ve kayıt altına alınabilecek. Bunun karşılığında belirli oranlarda vergi uygulanacak. Bazı şartların yerine getirilmesi halinde ise vergi yükü sıfıra kadar indirilebilecek.</p>
<p>İşte asıl tartışma da burada başlıyor.</p>
<p><strong>LONDRA VE DUBAİ NEDEN ÖNEMLİ?</strong></p>
<p>Londra dünyanın en büyük finans merkezlerinden biri. Dubai ise son yıllarda özellikle Körfez bölgesinin ve uluslararası yatırımcıların önemli finans ve ticaret merkezlerinden biri haline geldi.</p>
<p>Bu merkezlerde Türk vatandaşları veya Türkiye bağlantılı şirketlerin yatırımları bulunması tek başına olağan dışı bir durum değil. İnsanlar ve şirketler sermayelerini farklı ülkelerde tutabiliyor, yabancı para cinsinden yatırım yapabiliyor, menkul kıymet alabiliyor veya uluslararası ticaret nedeniyle farklı ülkelerde hesaplar bulundurabiliyor.</p>
<p>Türkiye açısından mesele, bu sermayenin ülke ekonomisine ne ölçüde kazandırılabileceği.</p>
<p>Çünkü yurt dışında duran 1 milyon dolarlık bir sermaye Türkiye’de kullanılmıyorsa Türkiye ekonomisinin üretim, yatırım ve istihdam kapasitesine doğrudan katkı sağlamıyor.</p>
<p>Ama aynı para Türkiye’ye gelir, bir şirketin yatırımında kullanılır, devlet tahvili veya kira sertifikasına yönelir, girişim sermayesine aktarılır ya da üretim finansmanında değerlendirilirse ekonomide farklı bir sonuç ortaya çıkıyor.</p>
<p>Bu nedenle yeni Varlık Barışı yalnızca “vergi düzenlemesi” olarak görülmemeli.</p>
<p>Asıl hedef, dışarıda duran sermayenin Türkiye finans sistemine sokulması.</p>
<p><strong>KAPSAMDA NELER VAR?</strong></p>
<p>Yeni düzenlemede yurt dışında bulunan para, altın, döviz, menkul kıymetler ve diğer sermaye piyasası araçları kapsama alınabiliyor.</p>
<p>Gerçek kişiler ve tüzel kişiler, şartları yerine getirmek kaydıyla bu varlıkları banka veya aracı kurumlara bildirebiliyor. Bildirilen yurt dışı varlıkların, bildirim tarihinden itibaren iki ay içinde Türkiye’deki banka veya aracı kurumlarda açılan hesaplara transfer edilmesi veya fiziki olarak getirilen varlıkların bu hesaplara yatırılması gerekiyor.</p>
<p>Burada vatandaş açısından en önemli nokta şu:</p>
<p>“Benim Londra’da veya Dubai’de param var, nasıl olsa süre var, istediğim zaman getiririm” anlayışı doğru değil.</p>
<p>Kanunda süreler ve prosedürler bulunuyor. Bildirim, transfer ve yatırım şartlarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Yani bu düzenleme, “parayı getir, hiçbir şeye bakma” şeklinde anlaşılmamalı.</p>
<p>Tam tersine, işlemlerin mevzuata uygun şekilde yapılması gerekiyor.</p>
<p><strong>VERGİ ORANI NEDEN DİKKAT ÇEKİYOR?</strong></p>
<p>Yeni modelin en dikkat çekici taraflarından biri vergilendirme sistemi.</p>
<p>Düzenlemenin temelinde yüzde 5'e kadar çıkan bir vergi oranı bulunuyor. Ancak varlığın belirli sürelerle belirlenen yatırım araçlarında tutulması halinde oran kademeli olarak düşebiliyor ve şartların tamamlanmasıyla yüzde 0’a kadar inebiliyor.</p>
<p>Burada devletin verdiği mesaj oldukça açık:</p>
<p>“Paranı Türkiye’ye getir, fakat sadece getirip hemen dışarı çıkarmak yerine Türkiye ekonomisinde belirli bir süre değerlendir.”</p>
<p>Bu yaklaşımın ekonomik mantığı anlaşılabilir.</p>
<p>Çünkü amaç yalnızca bankalardaki döviz miktarını artırmak değil.</p>
<p>Amaç;</p>
<p><strong>Sermayeyi Türkiye’ye çekmek,</strong></p>
<p><strong>Finansal sisteme sokmak,</strong></p>
<p><strong>Yatırımı artırmak,</strong></p>
<p><strong>Üretime kaynak sağlamak</strong></p>
<p>Ve mümkünse</p>
<p><strong>İstihdam oluşturmaktır.</strong></p>
<p>Dolayısıyla yeni Varlık Barışı, klasik anlamdaki bir “vergi affı” yaklaşımından daha farklı bir yapıya sahip.</p>
<p><strong>“PARAYI GETİRENE NE KAZANDIRIYOR?”</strong></p>
<p>Vatandaşın en çok merak ettiği soru bu.</p>
<p>Örneğin yurt dışında finansal varlığı bulunan bir kişi, kanunun kapsamına giriyorsa bu varlığını bildirim konusu yapabiliyor.</p>
<p>Ancak bunun için sadece bildirim yapmak yeterli değil. Varlığın Türkiye’ye getirilmesi ve mevzuatta belirtilen şartların yerine getirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Düzenlemenin en önemli avantajlarından biri ise şartları yerine getirilen bildirime konu varlıklar bakımından vergi incelemesi ve tarhiyat açısından sağlanan korumalar.</p>
<p>Bu durum özellikle geçmişte kayıt dışı kalmış veya Türkiye’de kayıtlara alınmamış varlıkların sisteme dahil edilmesi açısından önem taşıyor. Ancak bunun kara para aklama veya terörizmin finansmanına ilişkin kuralların ortadan kalktığı anlamına gelmediğinin altını çizmek gerekiyor.</p>
<p>Yani Varlık Barışı, “kaynağı ne olursa olsun her para serbestçe aklanabilir” anlamına gelmiyor.</p>
<p>Bankacılık sistemi ve ilgili mevzuatın diğer yükümlülükleri devam ediyor.</p>
<p><strong>DEVLETİN ASIL HEDEFİ NE?</strong></p>
<p>Devlet açısından bakıldığında bu düzenlemenin birkaç hedefi bulunuyor.</p>
<p>Birincisi sermayeyi Türkiye’ye çekmek.</p>
<p>İkincisi finansal sistemdeki kaynak miktarını artırmak.</p>
<p>Üçüncüsü yatırımları desteklemek.</p>
<p>Dördüncüsü kayıt dışı veya kayıtlarında bulunmayan varlıkları ekonominin resmi kayıtlarına almak.</p>
<p>Beşincisi ise Türkiye’nin uluslararası finans merkezleriyle rekabet edebilecek bir sermaye çekim merkezi haline gelmesine katkı sağlamak.</p>
<p>Burada özellikle İstanbul Finans Merkezi'nin de içinde bulunduğu daha geniş bir finans stratejisinden söz etmek mümkün.</p>
<p>Çünkü günümüz ekonomisinde ülkeler yalnızca fabrika veya ihracatla değil, sermaye ile de rekabet ediyor.</p>
<p>Sermaye nereye gider?</p>
<p>Güvenli gördüğü, kazanç elde edebildiği, hukuk sistemine güvendiği, parasını kolayca yönetebildiği ve uzun vadeli yatırım yapabileceğine inandığı yere gider.</p>
<p>Dolayısıyla Varlık Barışı'nın başarısı sadece vergi oranına bağlı değil.</p>
<p><strong>“PARAYI TÜRKİYE’YE GETİRMEK” TEK BAŞINA YETMEZ</strong></p>
<p>Burada çok önemli bir noktayı gözden kaçırmamak gerekiyor.</p>
<p>Yurt dışındaki paranın Türkiye’ye gelmesi güzel.</p>
<p>Ancak asıl mesele, bu paranın <strong>nereye gideceği</strong>.</p>
<p>Eğer milyarlarca dolar Türkiye’ye gelir ve yalnızca kısa vadeli finansal işlemlerde tutulursa bunun ekonomiye katkısı sınırlı kalabilir.</p>
<p>Ama sermaye;</p>
<p>Fabrika kurarsa,</p>
<p>Makine yatırımı yaparsa,</p>
<p>İhracat yapan şirketlere ortak olursa,</p>
<p>Girişimcilere finansman sağlarsa,</p>
<p>Teknoloji şirketlerine yatırım yaparsa,</p>
<p>Enerji yatırımlarına yönelirse,</p>
<p>Tarım ve gıda yatırımlarını desteklerse,</p>
<p>İstihdam oluşturursa,</p>
<p>O zaman Varlık Barışı çok daha güçlü bir ekonomik sonuç doğurabilir.</p>
<p>Kısacası mesele “para Türkiye’ye geldi mi?” sorusundan ibaret olmamalı.</p>
<p>Asıl soru:</p>
<p><strong>“Gelen para Türkiye’de ne yaptı?”</strong></p>
<p>Olmalı.</p>
<p><strong>LONDRA VE DUBAİ’DEKİ SERMAYE TÜRKİYE İÇİN FIRSATA DÖNÜŞEBİLİR Mİ?</strong></p>
<p>Evet, ancak bunun için yalnızca vergi avantajı yeterli olmaz.</p>
<p>Sermayenin Türkiye’ye gelmesi için yatırımcının geleceğe güven duyması gerekir.</p>
<p>Bir yatırımcı parasını Türkiye’ye getirirken yalnızca “kaç vergi ödeyeceğim?” diye bakmaz.</p>
<p>Şunları da sorar:</p>
<p>Türkiye’de hukuki güvence nasıl?</p>
<p>Enflasyonun geleceği ne olacak?</p>
<p>Kur riski ne kadar?</p>
<p>Faizler hangi yönde hareket edecek?</p>
<p>Yatırım yaptığımda çıkış yapabilecek miyim?</p>
<p>Bürokratik işlemler kolay mı?</p>
<p>Şirket kurmak ve yatırım yapmak ne kadar kolay?</p>
<p>Vergi sistemi öngörülebilir mi?</p>
<p>Üretim yaptığımda maliyetlerimi kontrol edebilir miyim?</p>
<p>İhracat pazarlarına ulaşabilir miyim?</p>
<p>İşte Türkiye'nin burada vereceği cevaplar, Varlık Barışı'nın başarısını belirleyecek.</p>
<p><strong>BU PARA ÜRETİME YÖNLENDİRİLİRSE NE OLUR?</strong></p>
<p>Diyelim ki yurt dışında bulunan önemli miktarda sermaye Türkiye’ye geldi.</p>
<p>Bu sermayenin üretime yönlendirilmesi halinde zincirleme bir ekonomik etki oluşabilir.</p>
<p>Önce yatırım yapılır.</p>
<p>Yatırım makine ve ekipman siparişi doğurur.</p>
<p>Üretim kapasitesi artar.</p>
<p>Yeni işçiler istihdam edilir.</p>
<p>İşçilerin geliri artar.</p>
<p>Tedarikçilerden mal ve hizmet alınır.</p>
<p>Vergi gelirleri oluşur.</p>
<p>Üretim ihracata yönelirse ülkeye döviz kazandırılır.</p>
<p>Bu nedenle sermayenin üretimle buluşması, yalnızca sermaye sahibini değil, ekonominin tamamını ilgilendirir.</p>
<p>Fakat bunun gerçekleşebilmesi için devletin de yatırım ortamını güçlendirmesi gerekir.</p>
<p><strong>VATANDAŞ NEYİ BİLMELİ?</strong></p>
<p>Bu düzenlemenin özellikle yurt dışında finansal varlığı bulunan kişiler açısından önemli bir fırsat oluşturduğu söylenebilir.</p>
<p>Ancak fırsat ile risksiz işlem aynı şey değildir.</p>
<p>Vatandaşın öncelikle varlığının kapsamda olup olmadığını, bildirim şartlarını, transfer süresini, uygulanacak vergiyi ve yatırım taahhütlerini uzman desteğiyle değerlendirmesi gerekir.</p>
<p>Özellikle büyük miktarlı işlemlerde “duydum, böyleymiş” yöntemiyle hareket etmek son derece yanlış olur.</p>
<p>Çünkü Varlık Barışı'nın avantajlarından yararlanmak için kanunda ve tebliğde belirtilen şartların yerine getirilmesi gerekiyor.</p>
<p>31 Temmuz 2027 tarihi de bu açıdan önemli. Yurt dışındaki kapsama giren varlıkların bu tarihe kadar banka veya aracı kurumlara bildirilmesi mümkün.</p>
<p>Yani önümüzde uzun bir süre bulunuyor gibi görünse de büyük tutarlı varlıklar için işlemlerin son dakikaya bırakılması doğru olmayacaktır.</p>
<p><strong>ASIL SINAV GÜVEN</strong></p>
<p>Türkiye daha önce de farklı dönemlerde Varlık Barışı uygulamalarına başvurdu.</p>
<p>Bu nedenle yeni düzenlemenin başarısı sadece ne kadar para geldiğiyle ölçülmemeli.</p>
<p>Daha önemli olan, Türkiye'nin bu sermayeyi <strong>kalıcı yatırıma dönüştürüp dönüştüremediği</strong>.</p>
<p>Çünkü sermaye sadece vergi avantajı için gelir, kısa süre sonra yeniden yurt dışına çıkarsa Türkiye açısından kalıcı bir kazanım ortaya çıkmaz.</p>
<p>Ama yatırımcı;</p>
<p>“Paramı Türkiye’ye getirdim, yatırım yaptım, üretim yaptım, ihracat yaptım ve uzun vadeli kazanç elde ettim”</p>
<p>Diyebiliyorsa işte o zaman Varlık Barışı gerçek amacına ulaşmış olur.</p>
<p><strong>LONDRA’DAN DUBAİ’YE, DUBAİ’DEN İSTANBUL’A</strong></p>
<p>Dünyada sermaye hareketleri artık sınır tanımıyor.</p>
<p>Bir yatırımcının parası Londra'da, şirketi Dubai'de, üretim tesisi İstanbul'da olabilir.</p>
<p>Önemli olan ülkelerin bu hareketliliği kendi ekonomileri için nasıl fırsata çevirdiğidir.</p>
<p>Türkiye'nin önündeki fırsat da tam burada.</p>
<p>Londra ve Dubai gibi finans merkezlerinde bulunan sermayenin bir bölümünün Türkiye'ye yönelmesi, doğru politikalarla üretim ve yatırımla buluşturulabilirse ekonomiye ciddi katkı sağlayabilir.</p>
<p>Fakat bunun için sadece “Varlık Barışı yaptık” demek yetmez.</p>
<p>Arkasından güçlü bir yatırım ortamı oluşturmak gerekir.</p>
<p>Hukukta öngörülebilirlik,</p>
<p>Enflasyonda kalıcı düşüş,</p>
<p>Finansal istikrar,</p>
<p>Rekabetçi üretim,</p>
<p>İhracat kapasitesinin artırılması,</p>
<p>Teknoloji yatırımlarının desteklenmesi</p>
<p>Ve yatırımcının önünü görebilmesi…</p>
<p>Bütün bunlar bir arada olmalıdır.</p>
<p><strong>SONUÇ: PARA GELİR, AMA GÜVEN KALIRSA SERMAYE KALIR</strong></p>
<p>Yeni Varlık Barışı Türkiye için önemli bir sermaye fırsatı sunuyor.</p>
<p>Yurt dışında bulunan para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin Türkiye'ye getirilmesi için belirli vergisel avantajlar sağlanıyor. Bazı şartların yerine getirilmesi halinde vergi oranının sıfıra kadar düşebilmesi de düzenlemenin dikkat çeken taraflarından biri.</p>
<p>Fakat ekonominin gerçek başarısı, Türkiye'ye kaç dolar geldiğiyle değil, gelen sermayenin ne yaptığıyla ölçülecek.</p>
<p>Eğer para sadece kasaya girip tekrar çıkarsa geçici bir hareket olur.</p>
<p>Eğer para fabrikaya, makineye, teknolojiye, ihracata, girişimciliğe ve istihdama dönüşürse kalıcı bir ekonomik değer ortaya çıkar.</p>
<p>Bu nedenle Londra ve Dubai'deki sermaye hareketliliğini Türkiye açısından fırsata çevirmek mümkün.</p>
<p>Ancak bunun yolu sadece vergi avantajından değil, <strong>güvenden, istikrardan, hukuktan ve yatırım ortamından</strong> geçiyor.</p>
<p>Türkiye'nin ihtiyacı yalnızca dışarıdaki parayı içeri getirmek değil.</p>
<p>Asıl ihtiyaç, <strong>gelen paranın Türkiye'de kalmasını ve Türkiye'de üretmesini sağlamak.</strong></p>
<p>İşte yeni Varlık Barışı'nın gerçek başarısı da burada ortaya çıkacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-varlik-barisinin-sifreleri-84846</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni varlık barışının şifreleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belediyeler-gelirlerinin-ne-kadar-farkinda-84844</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:19:00 +03:00</pubDate>
            <title> Belediyeler gelirlerinin ne kadar farkında?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına göre; “Yerel makamların mali kaynaklarının en azından bir bölümü, oranlarını kanuni sınırlar içinde, kendilerinin belirleyebilecekleri vergi ve harçlardan sağlanacaktır.” Aynı şekilde, Anayasa’nın 127. maddesine göre; “Mahalli idarelere görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanır.”</p>
<p>Söz konusu üst hukuk metinlerine göre ülkemizde belediyelere;</p>
<p>1) Merkezi yönetimden aktarılan paylar,</p>
<p>2) Belediyelere özgü vergi, harç ve harcamalara katılma payları,</p>
<p>olmak üzere 2 kaynaktan gelir sağlanmaktadır.</p>
<p>Belediyelere özgü vergi, harç ve harcamalara katılma payları belediyelerin öz gelirlerini oluşturmaktadır.</p>
<p>Öte yandan, belediyelere bağış, yardım, hibe vb. aktarılan mali kaynaklar ile özel kanunlarda düzenlenen pay gelirleri de bulunmaktadır.</p>
<p>Bununla birlikte, uygulamada belediyelerin özellikle öz gelirlerinin ya farkında olmadıkları ya da bu gelirleri toplamada yeterli iradeyi göstermedikleri görülmektedir.</p>
<ol>
<li><strong> Belediyelerin gelir kaynakları</strong></li>
</ol>
<p><strong>1.1. Analitik bütçe sınıflandırmasına göre belediye gelirleri</strong></p>
<p>Analitik bütçe sınıflandırmasına göre belediye gelirleri detay kodu numaralarıyla birlikte şu şekildedir:</p>
<p>01-Vergi gelirleri</p>
<p>03-Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri</p>
<p>04-Alınan bağış ve yardımlar ile özel gelirler</p>
<p>05-Faizler, paylar ve cezalar</p>
<p>06-Sermaye gelirleri</p>
<p><strong>1.1.1. Vergi ve harç gelirleri </strong></p>
<p>Belediye vergi ve harçları; usul ve esasları kanunlarda gösterilen ve belediyelerin bizzat kendileri tarafından tahakkuk ve tahsil edilen gelirleri ifade etmektedir.</p>
<p>Emlak vergisi, ilan ve reklam vergisi (tabela vergisi), eğlence vergisi, haberleşme vergisi, elektrik ve havagazı tüketim vergisi, çevre temizlik vergisi, işgal harcı, işyeri açma izni harcı, imar mevzuatı gereğince alınacak harçlar söz konusu vergi ve harçlardan bazılarıdır.</p>
<p><strong>1.1.2. Teşebbüs ve mülkiyet gelirleri</strong></p>
<p>Bu gurupta; mahalli idarelerin su, doğalgaz ve otobüs hizmetleri gibi görev alanlarına giren hizmetler karşılığında bu hizmetlerden yararlananlardan yararlanma ölçüsünde fiş, bilet veya fatura vermek suretiyle tahsil ettiği gelirler yer almaktadır. Mal satışlarından elde edilen gelirler, su hizmetlerine ilişkin gelirler, otopark işletme gelirleri, sosyal tesis işletme gelirleri, ilan ve reklam gelirleri, muayene denetim ve kontrol ücretleri, ulaştırma hizmetlerine ilişkin gelirler gibi sunulan hizmetlerden elde edilen gelirler, su, ulaştırma, kültürel, çevre ve esenlik ile ekonomik hizmetlere ilişkin kurumlar hâsılatı ve kârı, lojman, sosyal tesis, spor tesisi, kültürel amaçlı tesis ve diğer taşınmaz kira gelirleri ile ecrimisil gelirleri, taşınır kira gelirleri teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinin başlıcalarıdır.</p>
<p><strong>1.1.3. Faizler, paylar ve cezalar</strong></p>
<p>Pay gelirleri; vergi ve harç gelirlerinden alınan paylar, genel bütçe vergi gelirlerinden ayrılan paylar, yönetim giderlerine katılma payları, kamu harcamalarına katılma payları, maden işletmelerinden, müze girişi ücretleri gibi mahalli idarelere ait paylardan elde edilen gelirlerden oluşmaktadır.</p>
<p><strong>1.1.3.1. Belediyelere merkezi yönetim gelirlerinden ne kadar pay veriliyor?</strong></p>
<p>Merkezi yönetim tarafından toplanan genel bütçe vergi (gelir vergisi, kurumlar vergisi, KDV gibi) gelirlerinin belli bir oranının mahalli idarelere verilmektedir. Bu tahsisin yasal dayanağı 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’dur. Söz konusu kanunda göre;</p>
<p>- İl özel idareleri ve belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden pay verilir. Pay, genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamından, vergi iadeleri düşüldükten sonra kalan net tutar üzerinden hesaplanır.</p>
<p>- Genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamının; yüzde 1,5’i büyükşehir dışındaki belediyelere, yüzde 4,5’i büyükşehir ilçe belediyelerine ve yüzde 0,5’i il özel idarelerine ayrılır (Büyükşehirlerdeki ilçe belediyeleri payının; yüzde 90’lık kısmı ilçelerin nüfusuna, yüzde 10’luk kısmı ise ilçelerin yüzölçümüne göre dağıtılır. Diğer belediyelere ilişkin belediye payının; yüzde 80’lik kısmı belediyelerin nüfusuna ve yüzde 20’lik kısmı gelişmişlik endeksine göre İller Bankası tarafından belediyelere dağıtılır.)</p>
<p>- Büyükşehir belediye sınırları içinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamının yüzde 6’sı ile genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamı üzerinden büyükşehir ilçe belediyelerine ayrılan payların yüzde 30’u büyükşehir belediye payı olarak ayrılır.</p>
<p><strong>1.1.3.2. Ceza welirleri</strong></p>
<p>5326 sayılı Kabahatler Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 2559 sayılı Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu, 1608 sayılı Kanun ve 2872 sayılı Çevre Kanunu ile belediyeler idari para cezası kesme yetkisi verilmiş olup, belediyelerce kesilen söz konusu cezalar ilgili belediyeye gelir olarak kaydedilir</p>
<p><strong>1.1.4. Sermaye welirleri</strong></p>
<p>Sermaye gelirleri varlık olarak nitelendirilen mevcutların satışından elde edilen gelirleri ifade etmektedir. Bina, arazi ve arsa gibi taşınmaz satışlarından elde edilen gelirler ile taşınır satışlarından elde edilen gelirler sermaye gelirlerinin tipik örnekleridir.</p>
<p><strong>1.1.5. Alınan bağış ve yardımlar ile özel gelirler</strong></p>
<p>Belediyeler, Dünya Bankası, Avrupa Birliği, Birleşmiş Milletler vb. yurtdışı kurumlarından alınan bağış ve yardım alabildiği gibi yurtiçinde diğer kamu idarelerinden veya gerçek veya tüzel kişilerden de belli bazı usul ve esaslar çerçevesinde bağış ve yardım alabilmektedir.</p>
<p><strong>1.2. Yasal dayanaklarına göre belediye gelirleri</strong></p>
<p>Yasal dayanaklarına göre belediye gelirleri şunlardan oluşmaktadır:</p>
<p>1- 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun’a göre merkezi yönetimden aktarılan paylar</p>
<p>2- 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nda düzenlenen emlak vergisi ile 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nda sayılan vergi ve harçlar</p>
<p>3- 5393 sayılı Belediye Kanunu’nda (büyükşehir belediyeleri için 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu) sayılan gelirler</p>
<p>4- Özel kanunlarda yer alan belediye gelirleri.</p>
<p>Özel kanunlar gereğince kesilen idari para cezaları, 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümlerine göre oluşturulması gereken Gecekondu Fonu, otopark bedeli, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kapsamında alınan yapı denetim hizmet bedeli özel kanunlarda yer alan belediye gelirlerinin bazı örneklerini oluşturmaktadır.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Belediyeler gelirlerini etkili şekilde topluyor mu?</strong></li>
</ol>
<p>2025 yılında belediye gelirlerinin kaynakları itibariyle dağılımı aşağıdaki tabloda gösterildiği şekildedir:</p>
<table width="0">
<tbody>
<tr>
<td width="53">
<p><strong>Kodu</strong></p>
</td>
<td width="303">
<p><strong>Gelir Türü</strong></p>
</td>
<td width="114">
<p><strong>Tutarı </strong></p>
<p><strong>(1000 TL)</strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="53">
<p>01</p>
</td>
<td width="303">
<p>Vergi Gelirleri</p>
</td>
<td width="114">
<p>119.136.046</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="53">
<p>03</p>
</td>
<td width="303">
<p>Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri</p>
</td>
<td width="114">
<p>173.476.508</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="53">
<p>04</p>
</td>
<td width="303">
<p>Alınan Bağış ve Yardımlar ile Özel Gelirler</p>
</td>
<td width="114">
<p>32.686.782</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="53">
<p>05</p>
</td>
<td width="303">
<p>Faizler, Paylar ve Cezalar </p>
</td>
<td width="114">
<p>1.259.464.768</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="53">
<p>06</p>
</td>
<td width="303">
<p>Sermaye Gelirleri</p>
</td>
<td width="114">
<p>124.433.396</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="53">
<p>08</p>
</td>
<td width="303">
<p>Alacaklardan Tahsilat</p>
</td>
<td width="114">
<p>1.815.163</p>
</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="356">
<p><strong>TOPLAM</strong></p>
</td>
<td width="114">
<p><strong>1.711.012.664</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Tabloda görülmemekle birlikte, 2025 yılında merkezi yönetim vergi gelirlerinden belediyelere 1.2 trilyon TL tutarından pay aktarılmış olup, söz konusu rakam belediyelerin toplam gelirlerinin yaklaşık olarak % 67’sini oluşturmaktadır. Dolayısıyla, belediyelerin öz gelirlerinin toplam gelirleri içinde payı düzeyinde yaklaşık olarak % 33 düzeyinde kalmıştır.</p>
<p>Bu durum belediyelerin öz gelirlerinin yetersiz olduğunu ve/veya belediyelerin söz konusu gelirleri toplamada yetersiz kaldığını göstermektedir.</p>
<p>Örneğin, şehirlerde çok sayıda tabela, ilan ve reklam vasıtası ile eğlence işletmesi bulunmasına karşın tüm belediyelerce (toplam 1407 belediye) toplanan ilan ve reklam vergisi 1.7 milyar TL, eğlence vergisi ise 103 milyon TL’den ibaret bulunmaktadır. Aynı şekilde, işgal edilen bir çok yol, kaldırım, meydan, pazar yeri vb. belediyelerin tasarrufundaki yerler bulunmasına karşın tüm belediyelerce tahsil edilen işgal harcı tutarı 4,2 milyar TL, ecrimisil tutarı ise 5.1 Milyar TL’den ibaret bulunmaktadır.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Belediyeler öz gelirlerini neden etkili Şşekilde toplayamıyor?</strong></li>
</ol>
<p>Belediyelerin öz gelirlerinin toplamada yetersiz olmasının en önemli nedenlerinden biri belediye yönetimlerinin belde halkı tarafından seçimle işbaşına gelmiş olmaları nedeniyle gelirleri tahakkuk ettirme ve cebren icra yoluyla tahsil etmede yeterli iradeyi göstermemeleridir.</p>
<p>Belediye gelirlerinin yeterli etkililikte toplanmasının bir diğer nedeni de belediyelerin gelirlerin tahakkukuyla ilgili yeterli sayı ve nitelikte personele ve dolayısıyla yeterli kurumsal kapasitede sahip olmamalarıdır.</p>
<p>Son olarak, belediyelerin öz gelirlerine ilişkin mevzuatın güncel olmaması ve vergi oranları ve tutarlarına ilişkin olarak merkezi yönetim tarafından gereğinden fazla ve tek taraflı olarak müdahale edilmesi de belediyelerin gelir toplama konusunda kısıtlama doğurmaktadır.</p>
<p><strong>Kaynakça</strong></p>
<p>Ahmet ARSLAN; Belediye Vergi Harçları, 2. Baskı, Ankara</p>
<p>  </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/belediyeler-gelirlerinin-ne-kadar-farkinda-84844</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Belediyeler gelirlerinin ne kadar farkında? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sus-bitkileri-fuari-sapancada-9-eylul-tarihinde-baslayacak-84929</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Süs Bitkileri Fuarı Sapanca’da 9 Eylül&#039;de başlayacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HASAN COŞKUN/SAKARYA</strong></p>
<p>PSB Anatolia Uluslararası Peyzaj, Süs Bitkileri, Bahçe Sanatları ve Ekipmanları Fuarı 9 Eylül tarihinde başlayacak. Sapanca Kırkpınar’da 9-12 Eylül tarihleri arasında yapılacak fuara 150 firma katılacak. </p>
<p>‘Yenilikleri Keşfet’ mottosuyla 9 Eylül tarihinde saat 10.00’da açılışı yapılacak olan fuar 60 bin metrekare alanda ziyaretçilerini ağırlayacak.</p>
<p>Türkiye’den ve dünyadan 25 binden fazla ziyaretçinin ağırlanacağı fuar, 25 farklı ülkeden gelecek nitelikli alım heyetlerini yerli üreticilerle buluşturarak hem şehir ekonomisine hem de ülke ihracatına büyük katkı sağlayacak.<img src="/storage/uploads/0/0/0/6a75fc8b32e25-1786117259.jfif" alt="" width="1280" height="717" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/sus-bitkileri-fuari-sapancada-9-eylul-tarihinde-baslayacak-84929</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/9/1280x720/sus-bitkileri-fuari-sapancada-9-eylul-tarihinde-baslayacak-1786117287.jfif" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sapanca&#039;da ‘Yenilikleri Keşfet’ mottosuyla 9 Eylül&#039;de açılışı yapılacak olan Süs Bitkileri Fuarı 60 bin metrekare alanda ziyaretçilerini ağırlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/kocaeli-buyuksehir-belediyesi-yeni-saglik-tesisini-2026da-hizmete-acacak-84904</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaeli Büyükşehir&#039;in yeni sağlık tesisinin bu yıl tamamlanması bekleniyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli'de Çelik konstrüksiyon sistemiyle inşa edilen 120 yatak kapasiteli sağlık tesisinde çalışmalar devam ediyor. Yaklaşık 8 bin metrekare yapı alanına sahip olacak, 6 bin 200 metrekarelik poliklinik binası ile 1.800 metrekarelik başhekimlik binasından oluşan tesisin 2026 yılı içerisinde tamamlanarak hizmete açılması hedefleniyor.</p>
<p>Yapılan açıklamaya göre, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde başlayacak dönüşüm sürecinde sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesini sağlayacak tesis sayesinde vatandaşlar, çalışmalar boyunca modern ve nitelikli sağlık hizmetlerine kesintisiz erişmeye devam edecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/08/07/derincede-120-yatakli-saglik-tesis-cneb.jpg" alt="" width="700" height="394" /></p>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın, kentte yapımı devam eden yatırımları yerinde incelemeyi sürdürüyor. “Sadece Hizmet Ettik” sloganıyla yapılan çalışmaların son durumunu izleyen Büyükakın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerleşkesi yanında inşa edilen sağlık tesisi projesini ziyaret etti. Proje sahasında yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi alan Büyükakın'a incelemeleri sırasında Kocaeli İl Sağlık Müdürü Yüksel Pehlevan da eşlik etti.</p>
<p>Yer teslimi 20 Temmuz'da gerçekleştirilen projede gelinen son durumu yerinde inceleyen Büyükakın, inşaat süreci ve teknik çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Büyükakın, temel betonu tamamlanan ve subasman perde imalatı devam eden başhekimlik binası ile temel demir imalatı ve temel altı yalıtım çalışmalarının eş zamanlı sürdürüldüğü poliklinik binasında yürütülen çalışmaları sahada değerlendirdi.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kocaeli/kocaeli-buyuksehir-belediyesi-yeni-saglik-tesisini-2026da-hizmete-acacak-84904</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/4/1280x720/kocaeli-buyuksehir-belediyesi-yeni-saglik-tesisini-2026da-hizmete-acacak-1786099223.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi yerleşkesi yanında yapımı süren 120 yatak kapasiteli sağlık tesisinde çalışmalar sürüyor. Bu yıl tamamlanması planlanan tesisin, hastanede başlayacak dönüşüm sürecinde sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesini sağlayacağı belirtildi. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Doç. Dr. Tahir Büyükakın da projede gelinen son durumu yerinde inceleyerek çalışmalar hakkında bilgi aldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-her-seyi-bilirken-birbirimize-neden-ihtiyacimiz-var-84855</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ her şeyi bilirken birbirimize neden ihtiyacımız var?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İnternetin en güçlü yanlarından biri hiçbir zaman yalnızca bilgiye hızlı biçimde ulaşmamız olmadı. Bir soruyu bir foruma yazmak, bir mahalle grubundan öneri istemek, hiç tanımadığımız birinin deneyiminden yararlanmak veya ortak bir mesele etrafında insanlarla bir araya gelmek aynı zamanda ilişki kurmamızı sağladı. Dijital alanlar yalnızca cevap bulduğumuz yerler olduğu kadar birbirimize ihtiyaç duyduğumuz toplumsal alanlar(dı).</p>
<p>Şimdi bu yapı önemli bir dönüşümden geçiyor. Bir ürün hakkında tavsiye almak, bir seyahat planı hazırlamak, teknik bir sorunu çözmek veya gündemi öğrenmek için artık başka insanlara sormamız gerekmiyor. Yapay zekâ birkaç saniye içinde binlerce kaynağı tarayabiliyor, bilgiyi karşılaştırabiliyor ve doğrudan ihtiyacımıza uygun bir cevap sunabiliyor. Her ne kadar buradaki bilginin de ortak insanlık bilgisi olduğu yönünde yorumlar olsa da Yapay Zeka tamamen filtrelenmiş ve tek tipleştirilmiş sonuçlar ortaya çıkarıyor. Bu kolaylık gündelik hayatımızı değiştirdiği kadar, çevrim içi topluluklarla kurduğumuz ilişkiyi de değiştiriyor.</p>
<p>After the Feed: Trust, Connection, and the Next Era of Social Technology raporu, insanların yapay zekâ arayüzlerine yönelmesinin çevrim içi sosyal alanları içeriden boşaltabileceğine dikkat çekiyor. Çünkü dijital toplulukların önemli bir bölümü soru sorma, tavsiye isteme ve deneyim paylaşma üzerine kuruluyor. Bunlar ilk bakışta yalnızca bilgi alışverişi gibi görünse de aslında güveni, aidiyeti ve karşılıklılığı oluşturan küçük toplumsal davranışlar. Bir insan soru sorduğunda, başka biri cevap verdiğinde ve bu ilişki zaman içinde tekrarlandığında ağ dediğimiz yapı ortaya çıkıyor. Her sorumuzu yapay zekâya sormaya başladığımızda ise yalnızca daha hızlı bir cevap almıyoruz. Bir başkasından yardım isteme, onun deneyimini dinleme ve daha sonra başka birine destek olma ihtimalini de azaltıyoruz. Böylece bilgiye erişim kolaylaşırken, toplulukları ayakta tutan karşılıklılık zayıflayabiliyor. Sorular ortadan kalktığında, cevaplarla birlikte insanlar arasındaki küçük temaslar da azalıyor.</p>
<p>Asıl mesel yalnızlıktan fazlası, hayatımızdaki hangi ihtiyaçların bilgiye, hangilerinin ise ilişkiye dayandığını anlamak. Bir ürünün fiyatlarını karşılaştırmak, bir yazılım hatasını çözmek veya uzun bir raporu özetlemek için yapay zekâ çoğu insandan daha hızlı olabilir. Fakat bir arkadaşımızla konuşurken yalnızca “info” almıyoruz. Dinlendiğimizi, hatırlandığımızı ve bir başkasının hayatında yer tuttuğumuzu hissediyoruz. Mesajın kendisi kadar, o mesajın kimden geldiği de önem taşıyor. Bağ kurma, aidiyet hissetme, duygusal destek alma, güven geliştirme ve ortak deneyimler oluşturma gibi ihtiyaçlarda insanın belirgin bir avantajı bulunuyor. Çünkü “info” özetlenebilir. Fakat ilişki, varlık ve ortak geçmiş aynı şekilde özetlenemez. Teknolojiyi insanların birbirine duyduğu ihtiyacı ortadan kaldıracak biçimde değil, bu ilişkileri güçlendirecek biçimde tasarlamak. Yapay zekâ bilgi yükünü azaltabilir, insanları ortak ilgi alanları etrafında buluşturabilir, toplulukların kayıt altına alınabilen lineer hafızasını (belki de kayıt defterini) koruyabilir. Ancak topluluk adına konuşmaya ve ilişkileri otomatikleştirmeye başladığında başka bir sorun ortaya çıkar. Daha hızlı cevaplar, daha güçlü ilişkiler anlamına gelmiyor.</p>
<p>Yapay zekâ her şeyi bilebilir. Fakat bizi tanıyan, bizimle ortak bir geçmiş taşıyan ve birlikte bir gelecek kurabileceğimiz insanların yerini yalnızca “infoyla” dolduramaz. Özetle adil bir yaşam, demokratik bir ekonomiyi hep birlikte inşa etmek için bize biz gerek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-her-seyi-bilirken-birbirimize-neden-ihtiyacimiz-var-84855</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ her şeyi bilirken birbirimize neden ihtiyacımız var? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-fonlar-neden-para-piyasasi-fonunda-84841</guid>
            <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 07:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küresel fonlar neden para piyasası fonunda?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Küresel belirsizliklerin devam ettiği, enflasyon beklentilerinin tam olarak iyileşmediği ve yüksek reel faizin korunduğu bir ortamda para piyasası fonlarının yabancı yatırımcı açısından cazibesini sürdürüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yabancı yatırımcıların hangi varlıklara yatırım yaptığından çok, hangi vadeyi tercih ettiğini izlemek daha anlamlı olacak.</strong></p>
<p>Son dönemde Türkiye piyasalarında dikkat çeken gelişmelerden biri, yabancı yatırımcıların Türk Lirası varlıklarda yönünün değişmesi oldu. Geçmişte daha uzun vadeli tahvil ve bono yatırımlarını tercih eden yabancı yatırımcıların, son dönemde ağırlıklı olarak para piyasası fonlarına yöneldiğini görüyoruz. Bu değişim tesadüf değil. Aksine hem Türkiye ekonomisine hem de küresel ekonomiye ilişkin beklentilerin doğal bir sonucu.</p>
<p><strong>Küresel fonlar neden para piyasası fonlarını tercih ediyor? </strong></p>
<ol>
<li><strong> Ana sebep enflasyon</strong></li>
</ol>
<p>Türkiye, uzunca bir süredir yüksek enflasyon sorunuyla mücadele ediyor. Temmuz ayı enflasyon verileri fiyat artışlarının istenilen hızda yavaşlamadığını gösterdi. Petrol fiyatlarında son dönemde görülen normalleşmeye rağmen enflasyonun temel eğiliminde belirgin bir iyileşme henüz oluşmuş değil.</p>
<p>Piyasalardaki genel beklenti, yılsonu enflasyonunun yüzde 30 civarında gerçekleşeceği yönünde. Bu beklenti, yatırımcıların önümüzdeki dönemde de yüksek nominal faiz ortamının devam edeceğini düşünmesine neden oluyor. Dolayısıyla yabancı yatırımcı açısından para piyasası fonları cazibesini koruyor.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Faiz indirimi için dar alan</strong></li>
</ol>
<p>Enflasyondaki bu görünümün en önemli sonucu para politikasında ortaya çıkıyor. Enflasyon beklentilerinin tam anlamıyla kontrol altına alınamadığı bir ortamda Merkez Bankasının faiz indirimleri konusunda oldukça sınırlı bir hareket alanı bulunuyor.</p>
<p>Nitekim piyasa fiyatlamaları da bunu doğruluyor. Piyasa verilerine baktığımızda, yatırımcıların yılsonunda Merkez Bankası’nın fonlama faizini yaklaşık yüzde 36-37 seviyelerinde tutmasını beklediğini görüyoruz. Bu beklenti, kısa vadeli TL yatırımlarının getirisinin uzun süre yüksek kalabileceği anlamına geliyor.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Carry trade cazibesi sürüyor</strong></li>
</ol>
<p>Yüksek faiz politikasının en önemli sonuçlarından biri de reel kurdaki değerlenme oldu. Dezenflasyon programı boyunca Türk Lirası’nın reel olarak değer kazanması, yabancı yatırımcı açısından önemli bir güven unsuru oluşturdu.</p>
<p>Merkez Bankası’nın 2026 Mayıs ayı Finansal İstikrar Raporu da bu değişimi açık biçimde ortaya koyuyor. Rapora göre para piyasası ve benzeri yatırım fonlarının toplam yatırım fonları içindeki payı 2023 sonunda %16 seviyesindeyken, 2026 Nisan itibarıyla yaklaşık %33'e yükseldi. Aynı dönemde bu fonların büyüklüğü 234 milyar TL'den 2,8 trilyon TL'ye ulaştı.</p>
<p>Bugün ise piyasalar sadece bu yılın değil, önümüzdeki dönemin de yüksek faiz ortamında geçeceğini fiyatlıyor. Enflasyonun hedeflenen seviyelere beklenenden daha yavaş yaklaşacağı düşüncesi, faizlerin uzun süre yüksek kalacağı beklentisini güçlendiriyor. Bu da Türkiye'de uzun süredir devam eden carry trade işlemlerini desteklemeye devam ediyor.</p>
<ol start="4">
<li><strong> Küresel belirsizlikler etkili oluyor</strong></li>
</ol>
<p>ABD ile İran arasında sağlanan ateşkesin kalıcılığına ilişkin soru işaretleri devam ediyor. Enerji fiyatları üzerindeki risk tamamen ortadan kalkmış değil. Buna ek olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının enflasyon konusunda temkinli duruşlarını korumaları, küresel faizlerin de beklenenden uzun süre yüksek kalabileceği beklentisini güçlendiriyor. Böyle bir ortamda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde daha ihtiyatlı davranması kaçınılmaz hale geliyor.</p>
<p><strong>Yabancı yatırımcı neden tahvil yerine para piyasası fonunu seçiyor?</strong></p>
<p>Yabancı yatırımcı Türkiye'ye gelirken yalnızca yüksek faiz elde etmeyi hedeflemiyor. Aynı zamanda çıkış esnekliğini de korumak istiyor. Bu nedenle Türk lirası pozisyonlarını oluştururken kur riskini büyük ölçüde hedge ediyor. Böylece vade sonunda kurda yaşanabilecek beklenmedik hareketlerden korunuyor.</p>
<p>Ancak yatırım yapılacak TL varlığı seçerken farklı bir tercih öne çıkıyor. Normal koşullarda faizlerin düşmesi bekleniyorsa uzun vadeli tahvil ve bonolar daha yüksek getiri sağlayabilir. Çünkü faiz düştükçe tahvil fiyatları yükselir.</p>
<p>Bugünkü tablo ise farklı. Piyasa, faiz indirimlerinin sınırlı ve yavaş olacağını düşünüyor. Dolayısıyla uzun vadeli tahvillerin sağlayacağı ilave fiyat kazancı da sınırlı görülüyor. Buna karşılık faizlerin beklenenden daha uzun süre yüksek kalması halinde uzun vadeli tahviller değer kaybedebiliyor.</p>
<p>İşte bu nedenle yabancı yatırımcı, faiz riskini almak yerine daha esnek ve daha düşük riskli bir alternatif olan para piyasası fonlarını tercih ediyor.</p>
<p><strong>Fon tercihi, beklentilerin özeti</strong></p>
<p>Sonuç olarak para piyasası fonlarına yönelen yabancı yatırımcı aslında Türkiye ekonomisine ilişkin önemli bir mesaj veriyor. Bu tercih, enflasyonun kısa sürede kalıcı biçimde düşmeyeceği beklentisini yansıtıyor.</p>
<p>Aynı zamanda Merkez Bankası’nın faiz indirimlerinde acele etmeyeceği öngörüsünü de içeriyor. Küresel belirsizliklerin devam ettiği, enflasyon beklentilerinin tam olarak iyileşmediği ve yüksek reel faizin korunduğu bir ortamda para piyasası fonlarının yabancı yatırımcı açısından cazibesini sürdürmesi şaşırtıcı değil.</p>
<p>Bu nedenle önümüzdeki dönemde yabancı yatırımcıların hangi varlıklara yatırım yaptığından çok, hangi vadeyi tercih ettiğini izlemek daha anlamlı olacak. Çünkü bugün tercih edilen vade, yarının enflasyon ve faiz beklentilerine ilişkin en güçlü piyasa sinyallerinden birini veriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kuresel-fonlar-neden-para-piyasasi-fonunda-84841</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/12/borsa-piyasa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küresel fonlar neden para piyasası fonunda? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
