<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/">
    <channel>
        <title>EkonomiGazetesi</title>
        <description>Ekonomi Gazetesi rss servisi</description>
        <link>https://www.ekonomigazetesi.com</link>
        <atom:link href="https://www.ekonomigazetesi.com/google-news.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rumelisiadin-yeni-baskani-ali-mutlu-oldu-88759</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> RUMELİSİAD’ın yeni başkanı Ali Mutlu oldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT/BURSA</strong></p>
<p>Rumelili Yönetici, İş Adamı ve Sanayiciler Derneği'nin (Rumelisiad) Olağan Genel Kurulu’nda yapılan seçim sonucunda derneğin yeni başkanı Ali Mutlu oldu. Mutlu, yeni dönemde farklı sektörlerde faaliyet gösteren üyeler arasındaki işbirliğini güçlendirmeye ve derneğin ticari ağını daha etkin kullanmaya odaklanacaklarını belirtti. Genel kurula Balgöç Genel Başkanı Emin Balkan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, AK Parti Bursa Milletvekili Ahmet Kılıç ve akademik oda başkanlarının yanı sıra iş dünyasından çok sayıda davetli katıldı. Genel kurulda yapılan seçim sonucunda Rumelisiad’ın yeni başkanı Ali Mutlu oldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe2dfd862f4-1790848509.jpeg" alt="" width="700" height="466" /></p>
<p>Rumelisiad’ın farklı sektörlerde faaliyet gösteren üyeleri bir araya getiren güçlü bir aile olduğunu belirten Mutlu yaptığı konuşmada yeni dönemde üyeler arasındaki iletişimi ve ticari ilişkileri geliştirmeyi hedeflediklerini söyledi. Mutlu, “Bizi bir araya getiren ortak değerlerimiz var. Birlikte çalışmak, üretmek, istihdam oluşturmak, ülkemize değer katmak ve gelecek nesillere daha güçlü bir miras bırakmak istiyoruz” dedi. Yeni dönemde gençlere ve genç girişimcilere özel önem vereceklerini ifade eden Mutlu, gençlerin fikirlerinden ve enerjisinden daha fazla yararlanacaklarını belirtti. Mutlu, kadınların da dernek çalışmalarındaki etkinliğini artırmanın öncelikleri arasında olduğunu söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe2e1eca6b0-1790848542.jpeg" alt="" width="642" height="428" /></p>
<p>Rumelisiad’ın yeni dönemde farklı sektörleri bir araya getiren, üyelerin ticari ilişkilerini geliştiren ve uluslararası pazarlara açılmalarını destekleyen çalışmalar gerçekleştireceğini belirten Mutlu, “Önümüzde önemli fırsatlar var. Bu gücün daha etkin kullanılması gerektiğine inanıyorum” diye konuştu. Mutlu, “Kapımız herkese açık olacak. Fikri, projesi ve önerisi olan üyelerimizin sesini dinleyeceğiz. Dönemin sonunda hep birlikte geriye dönüp baktığımızda ‘İyi ki birlikte çalışmışız, iyi ki birlikte başarmışız’ diyebilmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Yeni başkan Ali Mutlu’nun yönetiminde; Serhat Aytı, Fahrettin Arabacı, Sinan Alp, Seyhan Merter Yaran, Gürol Ferik, Pınar Özkeserli, İlhan Altay, Dinçer Suyabakan, Ceren Oğul ile Yusuf Levent Uğurlu yer aldı. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/rumelisiadin-yeni-baskani-ali-mutlu-oldu-88759</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/9/1280x720/rumelisiadin-yeni-baskani-ali-mutlu-oldu-1790848573.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Rumelisiad’ın Olağan Genel Kurulu’nda başkanlığa Ali Mutlu seçildi. Mutlu, yeni dönemde üyeler arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, genç ve kadın üyelerin daha aktif rol alması ve uluslararası pazarlara açılımın desteklenmesini hedeflediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iso-turkiye-imalat-pmi-479a-indi-88758</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> İSO Türkiye İmalat PMI 47,9&#039;a indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>İstanbul Sanayi Odası (İSO) Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi (PMI) anketinin Eylül 2026 dönemi sonuçları açıklandı.</p>
<p>Eşik değer olan 50'nin üzerinde ölçülen rakamların sektörde iyileşmeye işaret ettiği anket sonuçlarına göre, ağustosta 48,1 olan manşet PMI eylülde 47,9'a geriledi.</p>
<p>Endeks, imalat sektörünün faaliyet koşullarında ılımlı yavaşlamanın sürdüğüne işaret etti.</p>
<p>Orta Doğu'daki savaşın yol açtığı belirsizlikler, eylül ayında da talep koşullarını olumsuz etkilemeye devam etti. Buna bağlı olarak toplam yeni siparişlerdeki azalış sürerken, düşüş ağustos ayına kıyasla hafifçe belirginleşti. Uluslararası talebin zayıf seyrini korumasıyla yeni ihracat siparişleri de geriledi.</p>
<p>Zorlu piyasa koşulları ve yeni siparişlerdeki zayıflık nedeniyle imalatçılar üretimlerini üst üste dördüncü ay azalttı.</p>
<p>Öte yandan, Orta Doğu'daki savaş nedeniyle yükselen yakıt, petrol ve taşımacılık maliyetleri ile ham madde fiyatlarındaki artış, imalatçıların maliyetleri üzerindeki baskıyı artırdı. Girdi maliyetleri enflasyonu eylülde son dört ayın en yüksek düzeyine çıktı.</p>
<p>Firmaların artan maliyetlerini müşterilerine yansıtmasıyla nihai ürün fiyatları enflasyonu da dört aylık zirveye ulaştı.</p>
<p>Anket katılımcıları, fiyat artışlarının tedarikçi performansını olumsuz etkilediğini bildirdi. Deniz taşımacılığındaki gecikmeler ve malzeme eksiklikleri de tedarikçilerin teslimat sürelerinin uzamaya devam etmesinde etkili oldu.</p>
<p><strong>Eylül ayında yeni siparişlerini artıran tek sektör gıda ürünleri oldu</strong></p>
<p>Rapora göre, Türk imalat sektörünün genelinde üretim ve talep koşullarındaki zayıflık sürdü.</p>
<p>Anket kapsamında izlenen 10 sektörden 9'unda üretim azalırken, bunun tek istisnası son 7 ayda ilk kez üretimini artıran gıda ürünleri sektörü oldu. Üretimdeki en belirgin yavaşlama ise ağustos ayında olduğu gibi kimyasal, plastik ve kauçuk ürünler sektöründe kaydedildi.</p>
<p>Eylül ayında yeni siparişlerini artıran tek sektör de gıda ürünleri olurken, yeni siparişlerdeki en sert daralma ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Yeni ihracat siparişlerinde ise daha olumlu bir tablo ortaya çıktı. Gıda ürünleri sektörünün yanı sıra kara ve deniz taşıtları sektörü de yeni ihracat siparişlerinde artış kaydetti.</p>
<p>Yeni siparişler ve üretimdeki zayıf seyir, imalatçıların istihdam kararlarına da yansıdı. Ağustos ayında olduğu gibi eylülde de takip edilen 10 sektörden yalnızca ikisinde istihdam artışı görüldü.</p>
<p>Kara ve deniz taşıtları üreticileri üst üste beşinci ay çalışan sayısını artırırken, elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe istihdam son üç ayda ikinci kez yükseldi. İstihdamdaki en belirgin daralma ise ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe yaşandı.</p>
<p>Ağustosta tüm sektörlerde gerileyen satın alma faaliyetleri, eylülde üç sektörde artış gösterdi. En belirgin yükseliş, üretim gereksinimlerindeki artışa bağlı olarak girdi alımlarında güçlü genişleme kaydedilen gıda ürünleri sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Gıda ürünleri sektörünün girdi talebindeki artış, tedarikçilerin teslimat sürelerinin uzamasında etkili oldu. Bununla birlikte, sektörlerin büyük bölümü eylülde girdilerini daha hızlı temin edebildi. Elektrikli ve elektronik ürünler sektöründe ise teslimat süreleri bir yılı aşkın sürenin ardından ilk kez kısaldı.</p>
<p>Eylül ayında girdi maliyetlerindeki keskin artışlar sektörlerin genelinde etkisini sürdürdü. En yüksek girdi maliyetleri enflasyonu kara ve deniz taşıtları sektöründe kaydedilirken, en ılımlı artış ağaç ve kağıt ürünleri sektöründe gerçekleşti.</p>
<p>Artan girdi maliyetleri nihai ürün fiyatlarına da yansıdı. Sektörlerin çoğunluğunda satış fiyatları enflasyonu ivme kazanırken, en çok fiyat artışı ana metal sanayi sektöründe görüldü. Giyim ve deri ürünlerinde ise satış fiyatlarındaki artış diğer sektörlere kıyasla sınırlı kaldı.</p>
<p>Açıklamada görüşlerine yer verilen S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, Orta Doğu'daki savaş devam ederken, Türk imalatçıları eylül ayında da bu durumun etkilerini hissetmeye devam ettiğini belirtti.</p>
<p>Harker, şunları kaydetti:</p>
<p>"Üçüncü çeyrek boyunca görünüm önemli bir değişim göstermedi ve jeopolitik koşullara ilişkin belirsizlik sektörde büyümeyi sınırlamayı sürdürdü. Bununla birlikte, PMI'ın üçüncü çeyrek ortalamasının ikinci çeyreğin hafif üzerinde olması toparlanmaya yönelik bazı temkinli sinyaller verdi."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/iso-turkiye-imalat-pmi-479a-indi-88758</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/sanayi-pmi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustosta 48,1 olan İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat Satın Alma Yöneticileri Endeksi eylülde 47,9&#039;a geriledi. S&amp;P Global Market Intelligence Ekonomi Direktörü Andrew Harker, &quot;Orta Doğu&#039;daki savaş devam ederken, Türk imalatçıları eylül ayında da bu durumun etkilerini hissetmeye devam etti.&quot; değerlendirmesini yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/devlet-aciginin-gsyhye-orani-gecen-yil-yuzde-09a-geriledi-88757</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Devlet açığının GSYH&#039;ye oranı geçen yıl yüzde 0,9&#039;a geriledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin "devlet hesapları" verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, genel devlet açığı geçen yıl 600 milyar 427 milyon lira olarak tahmin edildi ve bir önceki yıl yüzde 3,4 olan genel devlet açığının Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı yüzde 0,9'a geriledi.</p>
<p>Merkezi devlet alt sektörü 2025 yılında açık, mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumları alt sektörleri fazla verdi. Genel devlet konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranı ise 2025 yılında yüzde 23,7'ye yükseldi.</p>
<p><strong>Harcamaların GSYH içindeki payı azaldı</strong></p>
<p>Genel devlet toplam gelirleri 21 trilyon 429 milyar 677 milyon liraya yükselirken, gelirlerin GSYH içindeki payı yüzde 33,9'a çıktı.</p>
<p>Genel devlet toplam harcamaları geçen yıl 22 trilyon 30 milyar 104 milyon lira olurken, harcamaların GSYH içindeki payı yüzde 34,8'e düştü.</p>
<p>Toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri 2025'te 17 trilyon 4 milyar 170 milyon liraya ulaştı.</p>
<p>Üretim ve ithalat üzerindeki vergilerin toplam vergi ve sosyal katkı gelirleri içindeki payı 2024'te yüzde 46,6 iken 2025'te yüzde 44,5'e geriledi.</p>
<p>Gelir ve servetler üzerindeki cari vergilerin payı yüzde 28,3'e yükselirken, net sosyal katkıların payı ise yüzde 27,1'e düştü. Sermaye vergilerinin payı yüzde 0,1 ile aynı seviyede kaldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/devlet-aciginin-gsyhye-orani-gecen-yil-yuzde-09a-geriledi-88757</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/6/3/1280x720/lira-para-1768305579.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in 2025 verilerine göre genel devlet açığının GSYH&#039;ye oranı yüzde 0,9 olarak gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlardan-fahis-kazancin-iadesi-icin-istege-bagli-iade-hesaplari-acildi-88756</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fonlardan fahiş kazancın iadesi için &#039;İsteğe Bağlı İade Hesapları&#039; açıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu (SPK), Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) adına "İsteğe Bağlı İade Hesapları" açıldığını bildirdi.</p>
<p>"İsteğe Bağlı İade Hesaplarına İlişkin Duyuru" internet sitesinde yayımlandı.</p>
<p>Duyuruda, "6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve ilgili mevzuat uyarınca tasfiye kapsamına alınan yatırım fonlarında, tasfiye kararından önceki dönemde gerçekleştirdiği katılma payı satışları sonucunda fahiş kazanç elde edenlerden, kendi isteği ile bu kazancı ilgili fona iade etmek isteyenlerin söz konusu taleplerinin karşılanabilmesini teminen, her bir fon için ayrı ayrı olmak üzere, Birleşik Fon Bankası nezdinde TMSF adına 'İsteğe Bağlı İade Hesapları' açılmıştır." ifadelerine yer verildi.</p>
<p>İsteğe bağlı olarak yatırılan tutarların sadece ilgili fonun tasfiye malvarlığına dahil edileceği, başka bir fona veya hesaba aktarılamayacağı belirtilen duyuruda, tasfiye kapsamında ilgili fonun katılma payı sahiplerine yapılacak ödemelerde kullanılmak üzere tasfiye ile görevlendirilen Ziraat Bankası ve Türkiye İş Bankası'na aktarılacağı kaydedildi.</p>
<p>Duyuruda, şu ifadelere yer verildi:</p>
<p>"Ayrıca, borsada işlem gören ortaklıkların paylarının alım satımı ve benzeri işlemler nedeniyle elde ettikleri fahiş karları geri ödemek isteyenlerin taleplerinin karşılanmasını teminen Birleşik Fon Bankası nezdinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu adına 'Genel Hisse İade Hesabı' açılmıştır."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fonlardan-fahis-kazancin-iadesi-icin-istege-bagli-iade-hesaplari-acildi-88756</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/spk-1766126143.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SPK, yatırım fonlarında tasfiye kararından önceki dönemde gerçekleştirilen satışlar sonucunda elde edilen fahiş kazançları, kendi isteğiyle ilgili fona iade etmek isteyenler için TMSF adına &quot;İsteğe Bağlı İade Hesapları&quot; açıldığını duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ham-celik-uretimi-yillik-yuzde-04-azaldi-88755</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:38:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ham çelik üretimi yıllık yüzde 0,4 azaldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD), ağustos ayı çelik üretimi, tüketimi ve dış ticaret verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, söz konusu ayda Türkiye'nin ham çelik üretimi, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,4 azalışla 3,4 milyon ton seviyesinde gerçekleşti. Ocak-Ağustos dönemindeyse, üretim yüzde 6,8 artışla, 26,6 milyon tona yükseldi.</p>
<p>Nihai mamul tüketimi, ağustosta 2025 yılının aynı ayına kıyasla yüzde 6,4 azalışla, 3,3 milyon ton oldu. Bu yılın 8 aylık döneminde, nihai mamul tüketimi yüzde 3,3 artışla, 26,6 milyon tona çıktı.</p>
<p>Bu yılın ağustos ayında, çelik ürünleri ihracatı geçen yılın aynı ayına göre, miktar bakımından yüzde 8,1 yükselerek 1,3 milyon ton, değer bakımından yüzde 12,7 artışla, 930,3 milyon dolar oldu. Ocak-Ağustos döneminde, çelik ürünleri ihracatı 2025 yılının aynı dönemine kıyasla, miktar bakımından yüzde 3,1 artışla 10,3 milyon ton, değer yönünden ise yüzde 2,9 artarak 7 milyar dolara ulaştı.</p>
<p>Çelik ürünleri ithalatı, bir yıllık dönemde miktar yönünden yüzde 8,4 azalışla 1,4 milyon ton, değer yönünden ise yüzde 1,4 azalışla 1,1 milyar dolar oldu. Ocak-Ağustos döneminde, çelik ürünleri ithalatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla, miktar bakımından yüzde 3,7 azalışla 12,2 milyon ton, değer bakımından ise yüzde 4,5 azalışla 8,5 milyar dolara düştü.</p>
<p>Geçen yılın ocak-ağustos döneminde yüzde 77 olan ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2026 yılının aynı döneminde yüzde 83 seviyesine yükseldi.</p>
<p><strong>"Güney Amerika'ya ihracatın yükselmesi olumlu gelişme"</strong></p>
<p>TÇÜD Genel Sekreteri Veysel Yayan, bu yılın ocak-ağustos döneminde Türkiye'nin ham çelik üretiminin 26,6 milyon ton seviyesinde gerçekleştiğini, böylece kapasite kullanım oranının yüzde 60,6'tan yüzde 64,7 seviyesine çıktığını bildirdi. Söz konusu dönemde, nihai mamul tüketimin yüzde 3,3 artışla 26,6 milyon ton seviyesine yükseldiğini aktaran Yayan, şu ifadeleri kullandı:</p>
<p>"Temmuzdan sonra ağustos ayında da tüketimde gözlenen düşüş, yıl sonu beklentilerini olumsuz yönde etkiledi. Yılın ilk 8 ayında toplam çelik ürünleri ihracatında artış kaydedilmesine rağmen, ülkemizin en büyük ihracat pazarı olan AB'ye yönelik ihracatımız yüzde 22 geriledi ve ihracatın azalış gösterdiği tek pazar oldu. Güney Amerika'ya yönelik ihracatımızın yüzde 67 artışla 849 bin tona yükselmesi, önümüzdeki dönemde ihracat pazarlarındaki dönüşüm açısından, olumlu bir gelişme olarak ön plana çıktı."</p>
<p>Yayan, ithalattaki azalışa rağmen, Uzak Doğu Bölgesi'nden toplam çelik ürünleri ithalatının 6,6 milyon ton gibi "sürdürülemez boyutlarda" kalmasının, küresel kapasite fazlalığının tesiri olarak ön plana çıktığına belirterek, "Yerli üreticiler açısından daha öngörülebilir bir piyasa ortamının oluşturulması ve rekabet koşullarının iyileştirilmesi açısından AB, ABD, Meksika ve Kanada gibi önemli çelik üreticisi ve tüketicisi ülkelerde uygulanan ticaret politikası ve koruma önlemlerine benzer mekanizmaların Türkiye'de de etkin şekilde uygulanmasının önem taşıdığı değerlendirilmektedir." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/ham-celik-uretimi-yillik-yuzde-04-azaldi-88755</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/4/6/1280x720/celik-1769661948.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÇÜD&#039;ün ağustos verilerine göre ham çelik üretimi, geçen yıla kıyasla yüzde 0,4 azalarak 3,4 milyon tona geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-markette-36-urunun-25inde-fiyat-artti-88754</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bayraktar: Markette 36 ürünün 25&#039;inde fiyat arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylül ayı üretici ve market fiyatları ile girdi maliyetlerindeki değişime ilişkin yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>Geçen ay üretici ve market arasındaki en fazla fiyat farkının yüzde 633,4'le limonda görüldüğünü aktaran Bayraktar, limondaki fiyat farkını yüzde 339,1'le kuru incir, yüzde 337,8'le havuç, yüzde 237,9'la elma ve yüzde 228,3'le maydanozun takip ettiğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, limonun 7,3 kat, kuru incir ve havucun 4,4 kat, elmanın 3,4 kat, maydanozun 3,3 kat fazlaya satıldığını ifade ederek, şu bilgileri paylaştı:</p>
<p>"Üreticide 7 lira olan limon markette 51 lira 34 kuruşa, 130 lira olan kuru incir 570 lira 77 kuruşa, 11 lira olan havuç 48 lira 16 kuruşa, 21 lira 66 kuruş olan elma 73 lira 20 kuruşa, 7 lira 66 kuruş olan maydanoz 25 lira 14 kuruşa satıldı. Eylülde fiyatı en fazla artan ürün markette patlıcan, üreticide kuru fasulye olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette limon, üreticide ise kuru incir oldu."</p>
<p>Eylülde market fiyatlarına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Bayraktar, şunları kaydetti:</p>
<p>"Eylülde markette 36 ürünün 25'inde fiyat artışı, 11'inde ise fiyat azalışı görüldü. Eylülde markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 26 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 21,1 ile kırmızı mercimek, yüzde 18,5 ile sivri biber, yüzde 16,4 ile yeşil mercimek ve Antep fıstığı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 33,4 ile yeşil soğan, yüzde 21 ile kuru soğan, yüzde 18,3 ile elma ve yüzde 14,3 ile mısırözü yağı izledi."</p>
<p><strong>Üretici fiyatlarındaki değişim</strong></p>
<p>Bayraktar, eylülde üreticide 28 ürünün 16'sında fiyat artışı olurken 11'inde fiyat düşüşü görüldüğünü, 1 üründe ise fiyat değişimi olmadığını bildirdi.</p>
<p>Üreticide en çok fiyat düşüşünün yüzde 48'le kuru incirde görüldüğüne işaret eden Bayraktar, kuru incirdeki fiyat düşüşünü yüzde 30'la limonun, yüzde 20,7'yle patatesin, yüzde 14,1'le kuru soğanın ve yüzde 13,6'yla kuru üzümün izlediğini belirtti.</p>
<p>Bayraktar, üreticide en çok fiyat artışının yüzde 62,5'le kuru fasulyede görüldüğüne dikkati çekerek, "Kuru fasulyedeki fiyat artışını yüzde 23,3'le patlıcan, yüzde 15,5'le elma, yüzde 13,1'le kabak ve yüzde 12,1'le yeşil mercimek izledi." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Üretici fiyat değişiminin nedenleri</strong></p>
<p>Kuru incirde Tarım Satış Kooperatifleri Birliğinin (TARİŞ) alım fiyatını henüz açıklamamış olmasının, piyasada fiyatların geçen sezonun altında oluşmasına neden olduğunu vurgulayan Bayraktar, üretici fiyatlarının 130 lira seviyelerine kadar gerilediğini bildirdi.</p>
<p>Bayraktar, üreticilerin, piyasadaki fiyat düşüşünün önlenmesi ve istikrarın sağlanması amacıyla Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatını açıklayarak piyasaya müdahil olmasını beklediklerini aktardı.</p>
<p>Limonda hasat döneminin devam etmesi ve depolarda geçen yıldan kalan ürünlerin piyasaya sunulmasının arzın artmasına ve fiyatların gerilemesine neden olduğunu ifade eden Bayraktar, "Patates ve kuru soğanda hasadın devam etmesiyle piyasaya ürün arzının artması, fiyatların düşmesine neden oldu. Patlıcan ve kabakta olumsuz hava koşulları ve tarladan seraya geçiş döneminde olunması nedeniyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Kuru fasulye ve elmada hasadın yeni başlamasıyla birlikte üretici fiyatlarında artış yaşandı." değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p><strong>Girdi fiyatlarındaki değişimler</strong></p>
<p>Bayraktar, ziraat odaları aracılığıyla girdi piyasalarından aldıkları fiyat verilerine ilişkin ise şunları kaydetti:</p>
<p>"Eylülde, ağustosa göre DAP gübresi yüzde 9,9, ÜRE gübresi yüzde 6,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 6,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 6,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 artış gösterdi. Geçen yılın eylül ayına göre son 1 yılda amonyum nitrat gübresi yüzde 69,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 55,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,6, DAP gübresi yüzde 35,9, ÜRE gübresi yüzde 13,7 arttı. Eylülde ağustosa göre süt yemi yüzde 4,4, besi yemi yüzde 4,2, son 1 yılda besi yemi ve süt yemi yüzde 31,8 arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,7 yükseldi. Eylülde mazot fiyatı aylık olarak yüzde 12,8, yıllık yüzde 70,7 arttı."​​​​​​​</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/bayraktar-markette-36-urunun-25inde-fiyat-artti-88754</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/0/6/1280x720/semsi-bayraktar-1762413533.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, eylülde markette 36 ürünün 25&#039;inde fiyat artışı, 11&#039;inde ise fiyat azalışı görüldüğünü açıkladı. Bayraktar, bu dönemde fiyatı en fazla artan ürünürün yüzde 26 ile patlıcan, fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon olduğunu bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tasinmaz-ticareti-yonetmeliginde-degisiklik-88752</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 12:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> Taşınmaz ticareti yönetmeliğinde değişiklik</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan, "Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik", Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.</p>
<p>Buna göre, taşınmaz satışlarına dair zorunlu Güvenli Ödeme Sistemi'nin kurulması, etkin şekilde işletilmesi ve geliştirilmesiyle,istatistiki veri ve raporlar üretilmesi amacıyla Bakanlıkça bir entegratör yetkilendirilecek.</p>
<p>Ödeme sistemi, Bakanlık ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının ilgili birimleriyle, entegratör arasında imzalanan protokole göre kurulacak ve işletilecek. Ödeme sistemine dahil edilmeyecek taşınmaz satışları, pilot uygulama gereksinimi, bu uygulamanın kapsam ve esasları, ödeme sistemi kullanım bedeli, bu bedelin paylaşım usulü, komisyonun kuruluş ve faaliyetleri ile hak ve yükümlülükleri ise bu protokolle belirlenecek.</p>
<p>Taşınmaz satışlarına yönelik zorunlu Güvenli Ödeme Sistemi uygulamasının başlangıç tarihi, 1 Aralık olarak belirlendi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tasinmaz-ticareti-yonetmeliginde-degisiklik-88752</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/11/resmi-gazete.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni düzenlemeyle, taşınmaz satışlarına ilişkin zorunlu Güvenli Ödeme Sistemi uygulamasının kurulmasına yönelik entegratör yetkilendirilmesi kararlaştırıldı. Uygulama 1 Aralık&#039;ta başlayacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/calismak-isteyeni-az-olanin-gorunenin-issizligi-de-az-olur-88748</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 11:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çalışmak isteyeni az olanın (görünenin) işsizliği de az olur!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ortada iki temel oran var. Biri klasik işsizlik oranı. Bu oran gayet iyi ve zaten genel eğilim olarak sürekli aşağı gidiyor. Pandemi döneminde yüzde 14’leri aşan klasik işsizlik oranı şimdi yarı yarıya gerilemiş durumda. TÜİK’in dün yaptığı açıklamaya göre ağustos ayındaki işsizlik oranı mevsim etkisinden arındırılmış hesaplamaya göre yalnızca yüzde 7,8.</p>
<p>Ama çalışmak isteyenlerin sayısı az olursa ya da daha doğru bir ifadeyle az görünürse tabii ki işsizlik oranı da az olur.</p>
<p>Örneğin çalışma çağındaki nüfus 100 kişi, bunların 50’si çalışmak istiyor, bu 50 kişinin de 45’ine iş bulunmuş ve 5 kişi işsiz kalmış, şu durumda işsizlik oranı (50 kişinin 5’i) yüzde 10’dur.</p>
<p>Örneği şöyle değiştirelim. Çalışma çağındaki nüfus yine 100 kişi, ancak bu sefer bunların 48’i çalışmak istiyor, bu 48 kişinin yine 45’ine iş bulunmuş ve 3 kişi işsiz kalmış. Şu durumda işsizlik oranı (48 kişinin 3’ü) yüzde 6,25’tir.</p>
<p>İki örnekte de ortak sayılar var…</p>
<p>Çalışma çağındaki nüfus aynı, 100.</p>
<p>İstihdam edilebilenlerin sayısı aynı, 45.</p>
<p>Ama çalışmak isteyenlerin sayısı ilk örnekte 50, ikincide 48 ve buna göre işsiz kalanların sayısı 5 ve 3.</p>
<p>İşsizlik oranı da yüzde 10 ve yüzde 6,25.</p>
<p>İşte bu yüzden <strong>“Çalışmak isteyeni ya da çalışmak istiyor görüneni veya gösterileni az olanın işsizlik oranı da az olur”</strong> diyorum ya…</p>
<h2>“İş aramıyorsan işsiz değilsin!”</h2>
<p>Görünür işsizlik oranı yüzde 7,8 ve biraz önce de vurguladığım gibi bu gayet iyi bir oran, ayrıca pandemiden bu yana eğilim hep aşağı yönde.</p>
<p>İşsizliğin görünürde böylesine olumlu seyretmesinin altında yatan en büyük etken hiç kuşku yok ki işsizlik tanımı ve o tanımdaki dört hafta ölçüsü:</p>
<p><strong>“Referans haftasında istihdamda olmayan, son dört hafta içinde aktif olarak iş arayan, iş bulduğu takdirde iki hafta içinde işbaşı yapabilecek durumda olan kişiler.”</strong></p>
<p>Yalnızca bu tanıma uyanlar işsiz sayılıyor.</p>
<p>İş aramış aramış bir türlü bulamamış ve iş aramanın maliyetini bile karşılayamayıp kaderine razı olmuş milyonlar var. Son dört haftada iş aramadıkları için artık onlar işsiz sayılmıyor.</p>
<p>Sonuç mu? Çalışmak isteyen bir şekilde az görününce işsizlik oranı da düşük kalıyor.</p>
<h2>Gerçek işsizlikte durum ne?</h2>
<p>Görünen işsizlik gayet iyi gidiyor; ama gerçek düzey çok başka.</p>
<p>Gerçek işsizliği atıl işgücü gösteriyor. Yani özet olarak söylemek gerekirse; iş arıyor görünmeyen ama işsiz olanlar ve işinden memnun olmayanlar katıldığında gerçek düzey ortaya çıkıyor ve bu oran ağustosta yüzde 31.</p>
<p>Atıl işgücü oranı erkeklerde yüzde 25,4, kadınlarda ise tam yüzde 40,1 düzeyinde.</p>
<h2>Makas çok açık</h2>
<p>Üstelik görünür işsizlik ile atıl işgücü arasındaki makas giderek açılma eğiliminde.</p>
<p>Toplam işsizlikte ağustos ayında görünür oranla atıl işgücü oranı arasında 23,2 puanlık bir fark var.</p>
<p>Bu fark erkeklerde 18,8, kadınlarda ise 30 puan.</p>
<p>2014 yılından bu yana olan veri setinde daha önce iki oran arasındaki makas toplamda 2018’in eylülünde 4,7 puandı.</p>
<p>Makas, erkeklerde yine 2018’in eylülünde yalnızca 2,9 puandı. Kadınlarda ise 2019’un aralık ayında iki oran arasında 7,7 puanlık bir fark vardı.</p>
<p>Nereden nereye gelinmiş değil mi?</p>
<h2>Nedir bu atıl işgücü?</h2>
<p>Öncelikle şunu söyleyeyim, atıl işgücü hesaplamasını TÜİK yapıyor.</p>
<p>Bu hesaplamanın nasıl yapıldığına gelince…</p>
<p>Önce işsizlik oranı alınıyor, sonra bu orana zamana bağlı eksik istihdam oranı ekleniyor. Zamana bağlı eksik istihdamın tanımı da şöyle:</p>
<p><strong>“İstihdamda olan ve 40 saatten daha az süre çalışıp daha fazla gelir elde etmek amacıyla daha fazla süre çalışmak istediğini belirten ve mümkün olduğu durumda daha fazla çalışmaya başlayabilecek olan kişiler.”</strong></p>
<p>Yani bu kişiler çalışıyor ama işinden memnun değil, daha uzun süre çalışabilecek durumda ve o yüzden aslında iş arıyor. Dolayısıyla bu kişileri bir başka bakış açısıyla işsiz saymak gerekiyor.</p>
<p>Bir de potansiyel işgücü var. Bu tanıma girenler de görünen işsizlik oranı ve zamana bağlı eksik istihdamın bütünleşik oranına ekleniyor. Potansiyel işgücü de şu gruplardan oluşuyor:</p>
<p>-İşbaşı yapabilecek durumda olduğu halde iş bulacağına inanmadığı için iş aramayanlar.</p>
<p>-Çeşitli nedenlerle iş aramayan, ancak iki hafta içinde işbaşı yapmaya hazır olduğunu belirtenler.</p>
<p>-Son dört hafta içinde en az bir iş arama kanalını kullanan fakat iki hafta içinde işbaşı yapamayacak durumda olanlar.</p>
<p>Bütün bunlar toplandığında ortaya atıl işgücü çıkıyor, yani gerçek işsizlik. Zaten gerçek işsizlikle görünür işsizlik arasında oluşan fark da makul olmanın çok ötesine geçmiş bulunuyor.</p>
<p>Görünen işsizlik yüzde 7,8, gerçek işsizlik ise yüzde 30,1. İşte aradaki fark, <strong>“Ben aslında işsizim”</strong> ya da <strong>“İşimden memnun değilim”</strong> diye haykıranları gösteriyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe21292cd1c-1790845225.png" alt="" width="800" height="240" /></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/calismak-isteyeni-az-olanin-gorunenin-issizligi-de-az-olur-88748</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çalışmak isteyeni az olanın (görünenin) işsizliği de az olur! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/angola-turk-madencilerini-yatirim-icin-bekliyor-88744</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 11:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Angola Türk madencilerini yatırım için bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>Güney Batı Afrika ülkesi Angola, Türkiye’den madencilik, tarım ve turizm sektörlerinde yatırım bekliyor. İhracat gelirlerinin yüzde 92’sini petrol ve doğalgazın oluşturduğu Angola, zengin maden rezervlerini ekonomiye kazandırarak gelirlerini çeşitlendirmek istiyor. Angola'nın Ankara Büyükelçisi Sayın Joao Salvador Dos Santos Neto, Ege İhracatçı Birlikleri’ni ziyaret etti. Büyükelçi Dos Santos Neto, Angola’da yatırım yapacak sanayiciler için kolaylıklar sağlayan bir mevzuatları olduğunu, Türk yatırımcıları Angola’ya beklediklerini dile getirdi.</p>
<p>Angola’nın altın, nikel, demir cevheri, mermer, nadir bulunan elementler yönüyle zengin rezervlere sahip olduğunu dile getiren Büyükelçi Dos Santos Neto, “36 maden açısından zengin kaynaklara sahibiz. Türk yatırımcıların yeterli kaynak bulabilecekleri maden yataklarına sahibiz. Enerji ve lojistik altyapısı için destek oluyoruz. Çinli 300’ün üzerinde firmanın Angola’da yatırımları var. Tarım, petrol, gaz, madencilik ve diğer sanayi kollarında yatırımlar yaptılar. Türkiye’den bir firmanın demir cevheri üretimi konusunda bir yatırımı söz konusu. Angola’da Türk yatırımcıları daha fazla sayıda görmek istiyoruz. Madencilik dışında tarım ve turizm sektörleri de yatırım yapılabilecek sektörler olarak öne çıkıyor” şeklinde konuştu.</p>
<p>Ege Maden İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Faik Tokatlıoğlu, Türkiye’nin yıllık 6,5 milyar dolar madencilik ürünleri ihraç ettiğini, Ege Bölgesi’nden yapılan madencilik ihracatının 1,5 milyar doları aştığını, Türkiye ile Angola arasında karşılıklı ticaretin artması için uygun bir zemin olduğunun altını çizdi.</p>
<p>Türkiye’nin Angola’ya yıllık ihracatının 102 milyon dolar, ithalatının ise 9 milyon dolar düzeyinde olduğunu vurgulayan Tokatlıoğlu, “Angola yıllık 15 milyar doların üzerinde ithalat yapan bir ülke. Angola’ya hem ihracatımızı artırabiliriz hem de Türk sanayicileri Angola’da yatırım yapabilirler. Karşılıklı temaslarla iki ülke arasındaki ticari bağların daha da güçleneceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/angola-turk-madencilerini-yatirim-icin-bekliyor-88744</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/4/1280x720/angola-turk-madencilerini-yatirim-icin-bekliyor-1790844460.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Angola’nın Ankara Büyükelçisi Joao Salvador Dos Santos Neto, ülkenin zengin maden kaynaklarının Türk yatırımcılar için fırsatlar sunduğunu belirterek, madenciliğin yanı sıra tarım ve turizm sektörlerinde de yatırım çağrısı yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-ticaret-ve-sanayi-odasinda-secim-maratonu-basladi-88739</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 11:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa Ticaret ve Sanayi Odası&#039;nda seçim maratonu başladı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ESRA ÖZARFAT - ERHAN BEDİR/</strong><strong>BURSA</strong></p>
<p>Bursa iş dünyasının yakından takip ettiği BTSO seçimlerinde üyeler, saat 09:00 itibariyle oy kullanmaya başladı. Yaklaşık 60 bin üyeye sahip BTSO’da 70 meslek komitesinde gerçekleştirilen seçimlerde yeni dönemde görev yapacak 388 meslek komitesi üyesi ile 159 meclis üyesi belirlenecek. Oy verme işlemi 17.00’ye kadar Bursa Fuar Merkezi’nde sürecek. Seçimin ikinci aşaması ise 8 Ekim’de yapılacak. Bu aşamada BTSO Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri, Disiplin Kurulu ile TOBB Genel Kurulu delegeleri belirlenecek. Böylece bugün oluşacak meslek komitesi ve meclis yapısı, BTSO’nun yeni dönem yönetiminin şekillenmesinde belirleyici olacak.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe177e44dcc-1790842750.jpeg" alt="" width="671" height="503" /></p>
<p>BTSO seçimlerinde 70 meslek grubunun tamamında sandık kuruldu. Komitelerin büyük bölümünde 5 komite ve 2 meclis üyesi seçilirken, bazı gruplarda 7 komite ve 3 meclis üyesi belirleniyor. Seçimde mevcut Başkan İbrahim Burkay’ın listeleri mavi, başkan adayı Özer Matlı’nın listeleri ise yeşil pusulayla yarışıyor.</p>
<p>Seçim alanında açıklama yapan Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Yönetim Kurulu Başkanı ve başkan adayı İbrahim Burkay, seçimlerin “demokrasi şöleni” içinde geçmesini temenni etti. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın 137 yıllık tarihinde önemli günlerden birini yaşadığını belirten BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, 70 meslek komitesinde 107 sandıkta komite ve meclis üyelerinin belirleneceğini söyledi. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe1798561e5-1790842776.JPG" alt="" width="407" height="435" /></p>
<p>Bursa’nın Türkiye ekonomisinin önemli itici güçlerinden biri olduğunu ifade eden Burkay, BTSO’nun da kentin ekonomik potansiyelini temsil eden en büyük kurumlardan biri olduğunu dile getirdi. Göreve geldikleri günden bu yana 16 makro proje hedefiyle yola çıktıklarını belirten Burkay, bugüne kadar 60’ın üzerinde büyük projeyi Bursa ve Türkiye ekonomisine kazandırdıklarını söyledi.</p>
<p>Burkay, projelerin komite ve meclis üyeleri ile Bursa iş dünyasının ortak çalışmasıyla hayata geçirildiğini belirterek, “Türkiye’nin rol model aldığı ve Türkiye ekonomisine yön veren birçok büyük projeyi hayata geçirmeyi Cenab-ı Allah bizlere nasip etti” dedi. TEKNOSAB, GUHEM, BUTGEM, MESYEB, BUTEKOM ve Bursa Business School’u hayata geçirilen projeler arasında sıralayan Burkay, 2026-2030 dönemi için yeni bir vizyon ortaya koyduklarını kaydetti.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe17b4b5acf-1790842804.JPG" alt="" width="539" height="359" /></p>
<p>Bu vizyonda KOBİ’lerin rekabet gücünün artırılmasına yönelik projelerin öne çıktığını ifade eden Burkay, uzun süredir üzerinde çalıştıkları KOBİ OSB projesinin yanı sıra TEKNOSAB KOBİ Ekosistemi’nin de yeni dönemin önemli başlıkları arasında yer aldığını söyledi. TEKNOSAB KOBİ OSB içerisinde farklı sektörlere yönelik alanların oluşturulacağını belirten Burkay, projede serbest bölgeler, veri merkezi, savunma sanayisi, inşaat ve gıda sektörlerine yönelik bölümlerin yer alacağını aktardı. Burkay, “TEKNOSAB KOBİ OSB’de küçük ve orta ölçekli tüm işletmelerimiz önümüzdeki süreçte hem üretimlerini hem de ticaretlerini geliştirecekler” diye konuştu.</p>
<p>Seçimlerin Bursa ve Türkiye iş dünyası açısından hayırlı olmasını dileyen Burkay, konuşmasının sonunda iş dünyasına mevcut yönetimin projelerini sürdürmesine yönelik destek çağrısında bulundu. </p>
<p>Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) 70 meslek komitesinde gerçekleştirilen seçimlerde başkan adayı olan Özer Matlı, oy verme işlemi öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Matlı, seçimlerin Bursa ve BTSO üyeleri açısından önemli bir süreç olduğunu belirterek, üyelerin “şehir için doğru kararı” vereceğine inandığını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe17cf37194-1790842831.JPG" alt="" width="579" height="374" /></p>
<p>Seçim belgelerine erişimde sorun yaşandığını öne süren Matlı, Bursa’nın sanayinin yanı sıra gençleri, kültürü, turizmi ve tarımıyla birlikte gelişmesi gerektiğini söyledi. Seçim sürecinde yaşandığını öne sürdüğü bazı sorunlara da değinen Matlı, özellikle seçim belgelerinin demokratik haklarını kullanmak isteyen üyelere ulaştırılmasında güçlük çıkarıldığını iddia etti. Matlı, “Bursa Ticaret ve Sanayi Odası 60 bin kişinin odası. Farklı renkler ve farklı fikirler olabilir, bunların hepsine saygı duymak lazım” dedi.</p>
<p>Seçim sürecinde kurumun renkleri ve adı kullanılarak seçmenlere mesaj verilmesinin ve oy belgelerine erişimin zorlaştırılmasının Bursa’ya yakışmadığını savunan Matlı, bunun kentteki sivil toplum kuruluşları açısından da doğru olmadığını söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abe17e9a856b-1790842857.JPG" alt="" width="575" height="384" /></p>
<p>Bursa’nın ekonomik gücünün yalnızca sanayi ve sanayi bölgeleriyle sınırlı olmadığını ifade eden Matlı, kentin gençleri, kültürel faaliyetleri, turizmi ve tarımıyla birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Matlı, “Bu şehir sonunda doğruyu bulacak. Bu şehir hesap verilebilir bir yönetimle çalışmayı öğrenecek. Bu şehir hesap vermeyi öğrenecek” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Bursa’nın Avrupa’nın önemli ihracat merkezlerinden biri olma potansiyeline işaret eden Matlı, kentin yaklaşık 3,2 milyonluk nüfusuyla birlikte sosyal ve kültürel yönleriyle de gelişmesi gerektiğini dile getirdi. Matlı, “Bu şehir hepimizin şehri” diyerek seçimlerin BTSO üyeleri ve Bursa için hayırlı olmasını temenni etti.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-ticaret-ve-sanayi-odasinda-secim-maratonu-basladi-88739</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/9/1280x720/bursa-ticaret-ve-sanayi-odasinda-secim-maratonu-basladi-1790842893.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda (BTSO) yeni dönemi belirleyecek seçimler bugün yapılıyor. 70 meslek komitesinde 388 komite ve 159 meclis üyesinin belirleneceği seçimlerde mevcut Başkan İbrahim Burkay ile başkan adayı Özer Matlı yarışıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tasfiye-surecindeki-fonlar-icin-yeni-kararlar-88738</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 10:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasfiye sürecindeki fonlar için yeni kararlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulunun (SPK) bülteninde, başvuru sonuçları, idari para cezaları, diğer yaptırım ve tedbirler ile alınan yeni ilke kararları duyuruldu.</p>
<p>Buna göre, Kurul, Hektaş Ticaret Türk AŞ'nin 2 milyar 380 milyon liralık sermaye avansına karşılık gerçekleştireceği tahsisli sermaye artırımına ilişkin ihraç belgesinin şartlı olarak onaylanmasına karar verdi. Hektaş'ın 25 milyar lira kayıtlı sermaye tavanı içerisinde bulunan 8 milyar 430 milyon liralık çıkarılmış sermayesinin, mevcut ortakların yeni pay alma hakları kısıtlanarak artırılması planlandı.</p>
<p>Bu kapsamda, Ordu Yardımlaşma Kurumu (OYAK) Genel Müdürlüğü tarafından şirkete ödenen 2 milyar 380 milyon liralık sermaye avansına karşılık gelecek tutarda, Borsa İstanbul AŞ Toptan Alış Satış İşlemlerine İlişkin Prosedür uyarınca belirlenecek pay satış fiyatı üzerinden hesaplanacak nominal tutar kadar tahsisli sermaye artırımı yapılması öngörüldü.</p>
<p>Tahsisli sermaye artırımında esas alınacak pay fiyatı, 25 Haziran 2026 tarihli toptan satış işleminde OYAK Genel Müdürlüğü açısından geçerli olan 3,39 lira ile Borsa İstanbul'un ilgili prosedürü kapsamında belirlenecek baz fiyattan yüksek olanından düşük olamayacak.</p>
<p>İhraç belgesi, şirket tarafından Borsa İstanbul AŞ'ye yapılacak başvuru sonrasında belirlenecek pay satış fiyatı bilgisini içerecek​​​​​​​ şekilde düzeltilmesi suretiyle olumlu karşılanmasına karar verildi.</p>
<p><strong>Tera Yatırım'ın faaliyetleri geçici olarak durduruldu</strong></p>
<p>Kurul, Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ'nin sermaye piyasası faaliyetlerinin 30 Eylül saat 18.10 itibarıyla geçici olarak durdurulmasına karar verdi.</p>
<p>Ayrıca Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ tarafından hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen iş ve işlemlerde sorumluluğu bulunan Emir Münir Sarpyener, Hayriye Car ve Hakan Gövdere'nin lisanslarının sürekli olarak iptal edilmesine karar verildi.</p>
<p>Öte yandan Kurul, Borlease Otomotiv AŞ hakkında yapılan inceleme sonucunda halka arz fiyatının belirlenmesinde esas alınan varsayımların gerçekleşip gerçekleşmediği, gerçekleşmediyse nedeni hakkında değerlendirmeleri içeren raporların gecikmeli olarak yayımlanması, hiç hazırlanmaması ve yayımlanmaması gerekçesiyle 8 gerçek kişiye toplam 2 milyar 996 milyon 438 lira idari para cezası uygulanmasını kararlaştırdı.</p>
<p>Kurul, sermaye piyasalarında izinsiz olarak faaliyette bulunulmasının engellenmesi amacıyla 3 internet sitesine erişim engeli getirilmesi için gerekli hukuki işlemlerin yapılmasına karar verdi.</p>
<p><strong>Tasfiye edilen fonlar için ara ödeme kararı</strong></p>
<p>SPK tasfiye listesinde yer alan, A1 Capital, Bulls ve Pardus Portföy Yönetimi AŞ'nin kurucusu olduğu fonlara ilişkin yeni kararlar aldı.</p>
<p>Kurul bu doğrultuda, öncelikli olarak ünvanında 'para piyasası' ibareleri yer alan yatırım fonlarından başlanarak, yatırımcı sayısına göre en fazla olandan en aza doğru olan fonlar tasfiye olacak şekilde tasfiye sürecinin yürütülmesine karar verdi.</p>
<p>Ayrıca tasfiye süreci tamamlandıktan sonra, tasfiye kapsamında olmayıp 17 Eylül'deki Kurul kararları uyarınca TEFAS'ta ve TEFAS dışı dağıtım kanallarında alım/satıma kapanmış olan fonların tüm dağıtım kanallarında alım ve/veya satım yönlü olarak eşzamanlı işleme açılabileceği, işleme açılma tarihinin ve fon katılma payı alım/satım esaslarının ise fon portföy yapıları, likidite ve piyasa koşulları ile yatırımcı menfaati gözetilerek kurucu portföy yönetim şirketi tarafından belirlenmesi kararlaştırıldı.</p>
<p>Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy Yönetimi AŞ tarafından kurulan ve tasfiye sürecindeki fonlarda, mutabakatı tamamlanmış tüm katılma payı sahiplerine tasfiye sonucunda hak kazanacakları ödemeye mahsuben ara ödeme yapılmasına karar verildi.</p>
<p>Ara ödemeye esas olmak üzere, her bir hak sahibi bakımından Merkezi Kayıt Kuruluşu AŞ (MKK) tarafından hesaplanacak olan net yatırım tutarlarının dikkate alınması kararlaştırıldı. Her bir yatırımcının ara ödemesine esas tutar, ödeme tarihindeki net yatırım tutarı 1 milyon liranın altında olan yatırımcılar için bu tutar, net yatırım tutarı 1 milyon lira ve üzerinde olan yatırımcılar için ise en fazla 1 milyon lira olacak şekilde uygulanmasına karar verildi.</p>
<p>Alınan kararlar kapsamında bu ek tasfiye usulü, para piyasası fonlarından başlamak üzere uygulanacak ve ara ödeme karşılığı herhangi bir katılma payı iade işlemi yapılmayacak. Katılma payı iade işlemleri nihai tasfiye ödemeleri sırasında yapılacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/tasfiye-surecindeki-fonlar-icin-yeni-kararlar-88738</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/10/spk.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tera, Pusula, Atlas ve Hedef Portföy Yönetimi AŞ tarafından kurulan ve tasfiye sürecindeki fonlarda, mutabakatı tamamlanmış tüm katılma payı sahiplerine tasfiye sonucunda hak kazanacakları ödemeye mahsuben ara ödeme yapılmasına karar verildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssb-arasinda-1-milyar-euroluk-sozlesme-88745</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ASELSAN ile SSB arasında 1 milyar euroluk sözleşme</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>ASELSAN ile Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında imzalanan sözleşmelerle ilgili Kamuyu Aydınlatma Platformundan (KAP) açıklama yapıldı.</p>
<p>ASELSAN'ın açıklamasında, "ASELSAN ile Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı arasında Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemlerinin devam eden seri üretim projeleri kapsamında toplam tutarı 1 milyar 8 milyon 500 bin avro olan ilave sözleşmeler imzalanmıştır." denildi. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/aselsan-ile-ssb-arasinda-1-milyar-euroluk-sozlesme-88745</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/3/6/1280x720/aselsan-1777720943.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ ASELSAN ile Savunma Sanayii Başkanlığı arasında uzun menzilli hava savunma sistemlerinin devam eden seri üretim projeleri kapsamında toplam 1 milyar euroluk sözleşmeler imzalandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/esel-mobil-uygulanmasi-sona-erdi-88737</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 09:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Eşel mobil uygulanması sona erdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Akaryakıt fiyatlarındaki küresel dalgalanmaları ve kur hareketlerini tüketiciye yansıtmamak amacıyla uygulanan eşel mobil sistemi 1 Ekim itibarıyla sona erdi.</p>
<p>Konu hakkındaki Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlandı.</p>
<p>Bu ÖTV düzenlemesiyle, benzin ve LPG'de yeni dönem başladı.</p>
<p>Buna göre, akaryakıt fiyatlarındaki küresel dalgalanmaları ve kur hareketlerini tüketiciye yansıtmamak amacıyla devreye alınan eşel mobil sistemi uygulaması, bugün itibarıyla bitti.</p>
<p>Enflasyonla mücadele ve piyasadaki ani fiyat şoklarını engellemek için benzinde vergi artışı, ağustosta motorin için yapılan düzenlemeye benzer şekilde aylara bölündü.</p>
<p><strong>LPG'de eşel mobil öncesi sisteme dönüş yapıldı</strong></p>
<p>LPG'de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü.</p>
<p>Buna göre, LPG türü mallar için eşel mobil sistemi kapsamında son olarak kilogram başına 9,2190 lira olarak uygulanan ÖTV tutarı, bu sistem öncesindeki 11,3830 lira seviyesine yükseltildi.</p>
<p>Bu ÖTV düzenlemesi nedeniyle bugünden itibaren LPG otogaz pompa fiyatında yaklaşık 1,48 lira artış bekleniyor.</p>
<p><strong>Akaryakıtta kademeli ÖTV tutarı</strong></p>
<p>Benzinde eşel mobil öncesi sisteme dönüş nedeniyle beklenen 12,47 liralık fiyat artışı, ÖTV'nin tek seferde değil, kademeli olarak geri getirilmesiyle engellendi.</p>
<p>Eşel mobil sisteminin sona ermesiyle normal şartlarda benzinde litre başına 10,39 lira ÖTV artışı yapılması, ÖTV tutarının eşel mobil öncesi tutar olan 14,8277 lira olması ve bunun da pompa fiyatına yaklaşık 12,47 lira zam olarak yansıtılması bekleniyordu.</p>
<p>Ancak piyasadaki fiyat baskısını azaltmak amacıyla ağustosta motorin için yapılan düzenlemeye benzer şekilde benzin için de "kademeli geçiş" modeli getirildi.</p>
<p>Buna göre, benzindeki ÖTV tutarı ekim ayında litre başına 7,9000 lira, kasımda 11,3600 lira ve aralıkta 14,8277 lira (eşel mobil öncesi ÖTV tutarı) olarak belirlendi.</p>
<p>Bu ÖTV düzenlemesi nedeniyle bugünden itibaren benzin pompa fiyatında yaklaşık 4,15 lira artış bekleniyor. Dolayısıyla 1 Ekim'de piyasa fiyatının 12,47 lira yerine 4,15 lira artması ve 8,32 lira daha az artış yapılması sağlandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/esel-mobil-uygulanmasi-sona-erdi-88737</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/akaryakit.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Akaryakıtta uygulanan eşel mobil sistemi sona erdi. Benzindeki vergi artışı, enflasyonla mücadele ve piyasadaki ani fiyat şoklarını engellemek için ağustosta motorin için yapılan düzenlemeye benzer şekilde aylara bölünürken, LPG&#039;de ise eşel mobil öncesi sisteme dönüldü. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gunes-yuzde-30-nukleer-yuzde-1-buyudu-88724</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:57:00 +03:00</pubDate>
            <title> Güneş yüzde 30, nükleer yüzde 1 büyüdü</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu 2026, küresel enerji dönüşümünde dikkat çekici bir eşiğe işaret ediyor: Güneş enerjisi 2025’te ilk kez nükleerden daha fazla elektrik üretti. Nükleer enerji yeniden stratejik gündemin üst sıralarına çıkarken, sahadaki veriler başka bir gerçeği gösteriyor. Yeni kapasitenin hangi teknolojiyle, ne kadar sürede ve hangi maliyetle devreye alınabildiği enerji rekabetinin yeni belirleyicisi haline geliyor.</strong></p>
<p>Enerji dünyasında bir süredir iki farklı hikâye aynı anda yazılıyor. Bir tarafta enerji güvenliği, iklim hedefleri ve hızla büyüyen elektrik talebi nükleer enerjiyi yeniden gündemin üst sıralarına taşıyor. Yapay zekâdan veri merkezlerine, elektrikli araçlardan sanayinin elektrifikasyonuna kadar uzanan yeni talep dalgası, kesintisiz ve düşük karbonlu elektrik üretimini daha stratejik hale getiriyor. Diğer tarafta ise güneş ve rüzgâr çok hızlı büyüyor.</p>
<p>İstanbul’da küresel tanıtımı yapılan 596 sayfalık Dünya Nükleer Endüstrisi Durum Raporu 2026 - WNISR2026, bu iki hikâye arasındaki mesafeyi değerlendiriyor.</p>
<p>Rapor, dünyadaki reaktörlerin durumuna ek olarak, yapım sürelerini, kapanan santralleri, küçük modüler reaktörleri, Rusya’ya bağımlılığı, Fukushima sonrası tabloyu ve nükleer ile yenilenebilir enerjinin gelişim hızını karşılaştırıyor.</p>
<p>Türkiye de ilk nükleer santralini inşa eden ülkelerden biri olarak raporda özel olarak ele alınıyor. Raporun en çarpıcı verilerinden biri 2025 yılında ortaya çıkan tarihi eşik: Güneş enerjisi dünyada ilk kez nükleer enerjiden daha fazla elektrik üretti.</p>
<p><strong>Güneş yüzde 30, nükleer yüzde 1 büyüdü</strong></p>
<p>2025’te güneş enerjisinden elektrik üretimi yüzde 30, rüzgârdan üretim yüzde 8 arttı. Nükleer enerjideki artış ise yüzde 1 ile sınırlı kaldı. Güneş ve rüzgâr birlikte değerlendirildiğinde, bu iki kaynağın elektrik üretimi nükleerin iki katını aşmış durumda. Rapor, nükleer enerjinin dünya elektrik üretimindeki payının yüzde 8,8’e gerilediğini de ortaya koyuyor. Bu oran son 45 yılın en düşük düzeyi. Nükleerin küresel elektrik üretimindeki payı 1996 yılında yüzde 17,5 ile zirve yapmıştı. Bugün ise o seviyenin yaklaşık yarısında.</p>
<p>Bu tablo, “nükleer mi, yenilenebilir enerji mi?” şeklindeki eski tartışmadan daha farklı bir soruyu gündeme getiriyor: Dünyanın hızla artan elektrik ihtiyacını hangi teknoloji ne kadar hızlı karşılayabiliyor? Çünkü iklim açısından zaman, enerji açısından ise yatırım hızı giderek daha kritik hale geliyor.</p>
<p><strong>Çin’in iki ayrı enerji hikâyesi</strong></p>
<p>Bu dönüşümü görmek için en ilginç ülke Çin. Çin bugün dünyada nükleer enerji yatırımlarını büyük ölçekte artıran başlıca ülke. 2026 başı itibarıyla dünya genelinde yapımı devam eden 66 reaktörün 36’sı Çin’de bulunuyor. 2025’te başlayan 11 yeni reaktör inşaatının dokuzu da Çin’de. Fakat aynı Çin, yenilenebilir enerjide çok daha büyük bir hızla ilerliyor.</p>
<p>WNISR Koordinatörü Mycle Schneider’in İstanbul’daki toplantıda verdiği rakam oldukça çarpıcı: Çin geçen yıl nükleer kapasitesindeki artışın 120 katı kadar yeni güneş enerjisi kapasitesini devreye aldı. Çin ve Hindistan’ın her biri bugün nükleer santrallerinden elde ettikleri elektriğin beş katından fazlasını güneş ve rüzgârdan üretiyor. Çin örneği tartışmayı “nükleer veya yenilenebilir” denkleminden çıkarıyor. Çin ikisini de yapıyor; fakat ölçek ve hız söz konusu olduğunda ağırlık çok belirgin biçimde güneş ve rüzgâr tarafında.</p>
<p><strong>Yeni nükleer yatırımlar birkaç ülkede yoğunlaşıyor</strong></p>
<p>Rapordaki bir diğer önemli başlık, nükleer yatırımların giderek daha dar bir coğrafyada yoğunlaşması. 2025 sonunda dünyada 404 reaktör işletmedeydi; bu sayı bir yıl öncesine göre beş daha az. Yıl boyunca dört yeni reaktör şebekeye bağlanırken yedi reaktör kapatıldı. Yeni nükleer santral inşa eden ülke sayısı ise yalnızca iki yılda 16’dan 11’e geriledi.</p>
<p>2020’den 2025 sonuna kadar dünyada başlayan 51 reaktör projesinin 35’i Çin’de gerçekleşti. Bir proje Çinli şirketler tarafından Pakistan’da yürütülürken, 14 proje Rus nükleer endüstrisi tarafından Rusya, Mısır, Hindistan ve Türkiye’de hayata geçirildi. Bu altı yıllık dönemde Çin ve Rusya dışında resmi olarak yeni reaktör inşaatına başlayan tek örnek Güney Kore oldu.</p>
<p><strong>SMR’lerde beklenti yüksek gerçeklik daha yavaş</strong></p>
<p>Raporda yer verilen bir başka kritik alan küçük modüler reaktörler, yani SMR’ler.</p>
<p>Son yıllarda SMR’ler nükleer enerjinin maliyet, ölçek ve yapım süresi sorunlarına verilebilecek en önemli teknolojik yanıtlardan biri olarak görülüyor. Veri merkezlerinin ve yapay zekânın elektrik ihtiyacındaki artış da bu teknolojiye ilgiyi artırıyor. Ancak WNISR2026’nın SMR bölümünün çıkış noktası daha temkinli. Rapor, lisanslama ve uygulama süreçlerinin kamuoyundaki beklentiden daha az ilerlemiş olduğunu değerlendiriyor.</p>
<p><strong>Asıl mesele zaman</strong></p>
<p>WNISR2026’yı ilginç kılan, nükleer enerjinin gerekli olup olmadığına tek kelimelik bir yanıt vermesinden çok, enerji dönüşümüne farklı bir ölçüm getirmesi. Bu da zaman.</p>
<p>Dünya aynı anda üç baskıyla karşı karşıya: Elektrik talebi büyüyor, enerji güvenliği daha kritik hale geliyor ve emisyonların hızla düşürülmesi gerekiyor. Bu üçlü denklemde düşük karbonlu bütün teknolojilere ihtiyaç duyulabilir. Ancak yatırımların yalnızca kurulu güç üzerinden değil, sermayenin ne kadar hızlı elektrik üretimine dönüştüğü üzerinden değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p><span style="color: #ba372a;"><strong>Türkiye açısından kritik başlık: Rusya</strong></span></p>
<p>Türkiye, raporun önemli ülkelerinden biri. WNISR2026, ilk nükleer santralini inşa eden Türkiye’yi özel olarak inceliyor. Akkuyu’nun dört ünitesi de Rus nükleer endüstrisi tarafından yürütülen uluslararası projeler arasında.</p>
<p>Raporun bu yıl genişlettiği başlıklardan biri de “Rusya’nın Nükleer Karşılıklı Bağımlılıkları.” Burada konu yalnızca Batılı ülkelerin Rus nükleer yakıtına veya hizmetlerine bağımlılığı değil. Rapor, ilişkinin diğer tarafına da bakıyor: Rus nükleer sektörünün Batılı ürünlere, hizmetlere ve müşterilere bağımlılığı.</p>
<p>Raporda yer alan değerlendirmeye göre Rusya 2025’te AB, ABD ve Çin’e zenginleştirilmiş uranyum ihracatını artırdı. Buna karşılık yaptırımların Rosatom’un Türkiye ve Macaristan dahil bazı yurtdışı projelerinde sorun ve gecikmelere yol açtığı belirtiliyor. Rapora göre bu gelişmeler Rosatom’un yurtdışı gelirlerinin on yıl sonra ilk kez gerilemesinde etkili oldu.</p>
<p>Türkiye açısından enerji güvenliği tartışmasının yalnızca “ne kadar elektrik üreteceğiz?” sorusuyla sınırlı kalmaması gerektiği de bu noktada ortaya çıkıyor. Teknoloji sağlayıcısı, finansman modeli, yakıt tedariki ve jeopolitik bağımlılık da denklemin parçaları.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/gunes-yuzde-30-nukleer-yuzde-1-buyudu-88724</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/4/1280x720/ges-nukleer-1790834410.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Güneş yüzde 30, nükleer yüzde 1 büyüdü ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/degim-avrupali-hizmet-platformlari-armuta-bizi-satin-alin-diyor-88723</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Değim: Avrupalı hizmet platformları Armut&#039;a ‘Bizi satın alın’ diyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Avrupa’da ekonomik durgunluğun hizmet platformlarının büyümesini yavaşlatması, Armut.com’un önüne yeni satın alma fırsatları getiriyor.</p>
<p>Armut.com Kurucusu Başak Taşpınar Değim, aynı alanda faaliyet gösteren Avrupalı şirketlerin kendilerine satın alma talebiyle gelmeye başladığını belirterek, geçen yıl beş şirketi incelediklerini söyledi. Şirketin geride kalan dönem değerlendirmesi ve gelecek planları hakkında düzenlenen toplantıda konuşan Değim, bu şirketlerin performanslarını yeterli bulmadıkları için satın alma kararı almadıklarını ancak yeni teklifleri değerlendirmeyi sürdürdüklerini ifade etti. Armut.com’un uluslararası büyüme sürecinin 2017’de başladığını anlatan Değim, “2017 yılında farklı ülkelere girme planımızı devreye aldık ve sekiz ülkeye ulaştık. 2022’de İtalyan rakibimiz birlikte bir proje yapma önerisiyle geldi. Ardından bu süreç birleşmeye dönüştü ve yönetimi biz üstlendik. O dönemde 15 milyon euro yatırım aldık. 2022’den sonra altı ülkeye daha girdik. Halihazırda 14 ülkedeyiz” dedi.</p>
<p>Mevcut ekonomik koşullarda yeni pazarlara giriş konusunda seçici davrandıklarını vurgulayan Değim, şöyle konuştu: “Şu an için organik olarak yeni bir ülkeye girme planımız yok. Dünya ekonomisinde bir durgunluk var. Avrupa’da bizimle aynı işi yapan, büyümesi durmuş veya gerilemiş şirketler bulunuyor. Bunlar bize gelmeye başladı. Geçen sene beş şirketi değerlendirdik ama performansları nedeniyle almamaya karar verdik. Teklif geldikçe değerlendiriyoruz. Şu ana kadar ilgimizi çeken başka bir pazar da olmadı. Ancak satın alma fırsatı olursa değerlendiririz.”</p>
<h2>Hizmet talebi 50 milyonu aştı </h2>
<p>2011’de kurulan Armut’un, 2022’de İtalyan ProntoPro ile birleşmesinin ardından İstanbul ve Milano merkezli olarak yönetildiğini belirten Değim, Türkiye’nin yanı sıra İtalya, İngiltere, Almanya, İspanya ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 14 ülkede Armut, ProntoPro ve HomeRun markalarıyla faaliyet gösterdiklerini aktardı. Platformlarında bugüne kadar oluşturulan toplam hizmet talebinin 50 milyonu aştığını açıklayan Değim, yaklaşık 2 milyon hizmet vereni müşterilerle buluşturduklarını ve 26 bini aşkın da hizmet verildiğini söyledi. Değim’in verdiği bilgiye göre, platformun 50 milyonuncu talebi İtalya’dan minibüs kiralama hizmeti için geldi. Toplam 26 bin 838 farklı hizmetin yer aldığı platformlarda yaklaşık her dört saniyede bir yeni talep oluşuyor. Son 12 ayda 14 ülkedeki 1.246 farklı şehirden hizmet talebi gelirken, taleplerin yaklaşık yüzde 40’ı mobil uygulamalar üzerinden oluşturuldu.</p>
<h2>Euro bazında yüzde 19 büyüme</h2>
<p>Armut’un en büyük pazarının Türkiye olduğunu belirten Değim, bu pazarda son 12 ayda euro bazında yüzde 19 gelir büyümesi kaydettiklerini açıkladı. Son dönemde hizmet talebi artışında yavaşlama görülen Armut.com’da Türkiye’deki taleplerin şehir dağılımında İstanbul’un yüzde 40 ile ilk sırada bulunduğunu, Ankara’nın yüzde 13, İzmir’in ise yüzde 11 pay aldığını aktaran Değim, son bir yılda İstanbul’un payının 1 puan gerilediğini, Ankara ve İzmir’in paylarının ise arttığını ifade etti. Türkiye’de aynı dönemde en fazla talep gören hizmetler sırasıyla evden eve nakliyat, boya badana, ev temizliği, direksiyon dersi ve fayans döşeme oldu. Değişen tüketici ihtiyaçlarının platformdaki hizmet taleplerine de yansıdığını söyleyen Değim, son dönem verilerinde KPSS matematik özel ders taleplerinin yüzde 224,5, KPSS koçu taleplerinin yüzde 178 arttığını belirtti. Yapay zeka tasarımcısı hizmetine yönelik taleplerde ise yüzde 143 büyüme kaydedildiğini aktardı.</p>
<h2><span style="color: #ba372a;">Semazen isteyen de var mehter takımı da…</span></h2>
<p>Değim, ocak-ağustos döneminde Türksat değişikliği sonrasında televizyon kanal ayarlama hizmetine yönelik taleplerin yüzde 115 arttığını, tenis kursunda yüzde 100, Instagram hesabı kurtarma hizmetinde ise yüzde 90 büyüme görüldüğünü söyledi. Platformdaki hizmet çeşitliliğinin Türkiye’nin kültürel ve gündelik yaşamına özgü ihtiyaçları da kapsadığını anlatan Değim, semazen ekibi, gelin arabası süsleme, davul zurnacı kiralama, zeybek ve horon ekibi, mehter takımı, online mezar ziyareti, ev yapımı yaprak sarma, çeyiz taşıma ve sünnet organizasyonu gibi hizmetlerin bulunduğunu aktardı. Kumsalda evlilik teklifi, kiralık futbolcu ve kaleci, League of Legends koçu, hakem kiralama ve drone ile gübreleme de platformda yer alan hizmetler arasında bulunuyor. Hizmet ihtiyaçlarının ülkeler arasında farklılaştığını belirten Değim, İtalya’da klima montajı, temizlik ve psikolog hizmetlerinin; İspanya’da ev tadilatı, psikolog ve tamiratın öne çıktığını söyledi. Romanya’da temizlik, boya badana ve psikolog hizmetlerine talep olduğunu aktaran Değim, İngiltere’de ise halı kaplama, kiracıların evden çıkarken tercih ettiği kapsamlı temizlik ve lamine yer kaplama hizmetlerinin dikkat çektiğini ifade etti.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/degim-avrupali-hizmet-platformlari-armuta-bizi-satin-alin-diyor-88723</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/2/3/1280x720/basak-taspinar-degim-1790834160.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 14 ülkede faaliyet gösteren Armut.com’un Kurucusu Başak Taşpınar Değim, Avrupa’da büyümesi duran veya işleri gerileyen rakiplerinden satın alma talepleri aldıklarını söyledi. Değim, yeni ülkelere organik olarak girme planlarının bulunmadığını, satın alma fırsatlarını ise değerlendirmeye devam ettiklerini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tekstil-makineleri-ikinci-el-piyasasinda-bile-satilamiyor-88721</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:43:00 +03:00</pubDate>
            <title> ÖRSAD Başkanı Kurt: Tekstil makineleri ikinci el piyasasında bile satılamıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Örme Sanayicileri Derneği (ÖRSAD) Başkanı Fikri Kurt, tekstilde sipariş ve kapasite kaybının bazı işletmeleri kapanma noktasına getirdiğini söyledi. Kimi sanayicilerin makinelerini ikinci el piyasasında dahi satamadığını belirten Kurt, Türkiye’nin iplikten hazır giyime uzanan üretim zincirini koruması gerektiğini vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abdf4498e820-1790833737.jpg" alt="" width="700" height="394" />Düşük maliyet için üretimi yurt dışına taşıma önerilerine karşı çıkan Kurt, teknik tekstil ve yüksek katma değerli moda ürünlerine yönelme çağrısı yaptı. Konkordato süreçlerinde alacaklı üreticilerin de korunmasını isteyen Kurt; sanayi planlaması, mesleki eğitim, ödeme disiplini ve kayıt dışılıkla mücadelenin güçlendirilmesini önerdi. Tekstil ve hazır giyim sektöründe yaşanan daralmaya ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Fikri Kurt, üretim kapasitesindeki düşüşün işletmelerin geleceğini tehdit ettiğini söyledi. Kurt, kendi gözlemlerine göre bazı tekstil işletmelerinde kapasite kullanımının yüzde 50–60 düzeyine kadar gerilediğini, faaliyetini durduran firmaların bulunduğunu belirtti. </p>
<h2>Makineleri hurda fiyatına bile almıyorlar </h2>
<p>Kira yükünü karşılamakta zorlanan sanayicilerin makinelerini hurda bedeline veya 5 bin–10 bin dolar gibi fiyatlarla ikinci el piyasasında satmaya çalıştığını, buna rağmen alıcı bulamadığını öne sürdü. Kurt, üretim yapan şirketler üzerindeki baskı artarken ithalat amacıyla kurulan şirketlerin çoğaldığını savundu. Türkiye’nin üretimden uzaklaşıp ithalata bağımlı hale gelmesinin büyümeye, istihdama ve ihracata zarar vereceğini belirterek sanayinin korunmasını istedi. Savunma sanayisindeki gelişmenin önemli olduğunu ancak ülkedeki bütün üreticilerin bu alanda faaliyet göstermesinin mümkün olmadığını söyleyen Kurt, tekstilin de ekonomik yapının temel parçalarından biri olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. Türkiye’nin tekstilde uzun yıllar içinde oluşturduğu altyapıya dikkat çeken Kurt, iplik, kumaş, aksesuar, yan sanayi ve hazır giyimin birbirini tamamlayan bir üretim zinciri oluşturduğunu söyledi. Bu zincirin bir halkasındaki kaybın diğer alanları da etkileyeceğini belirten Kurt, “Üretim kabiliyetimizi ülke olarak kaybetmememiz lazım” dedi.</p>
<h2>"Ucuz üretim yerine katma değeri artmalı" </h2>
<p>Kurt’a göre sektörün çıkış yolu, Avrupa pazarına daha düşük fiyat verebilmek için sürekli maliyet kısmaya çalışmaktan geçmiyor. Sanayicilerin mevcut bilgi birikimi ve becerilerini teknik tekstile, yenilikçi kumaşlara ve daha yüksek katma değerli moda ürünlerine yöneltmesi gerektiğini söyleyen Kurt, basit ürünlerde yüksek hacimle düşük kazanç elde etme anlayışının değişmesini istedi. Daha az miktarda, daha nitelikli ve daha yüksek gelir sağlayan üretimin hedefl enmesi gerektiğini belirtti. Türk tekstilinin yalnızca dış koşullar nedeniyle rekabet gücü kaybetmediğini de ifade eden Kurt, sektörün kendi tercihlerini gözden geçirmesi çağrısında bulundu. Geçmişte kısa vadeli kazanç sağlayan kararların uzun vadeli sorunlar yaratabileceğini söyleyen Kurt, “Kendimiz ettik, kendimiz bulduk. Şimdi pahalı ülke konumuna geldik, fiyat tutturamıyoruz” değerlendirmesini yaptı. Küresel tekstil üretiminde Türkiye dışında da güçlü rakipler bulunduğunu belirten Kurt, maliyet artışlarının yanı sıra sektörün eksiklerini ve yanlışlarını da açıkça tartışması gerektiğini dile getirdi.</p>
<h2>Yurt dışına taşınmaya itiraz </h2>
<p>Üretimin daha ucuz ülkelere taşınmasını kalıcı bir çözüm olarak görmediğini belirten Kurt, şirketlerin bilgi birikimlerini ve üretim yeteneklerini Türkiye’de değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Düşük maliyet arayışıyla gidilen ülkelerde de zamanla yeni sorunlarla karşılaşılabileceğini ifade eden Kurt, sektör kuruluşlarının Türk üreticilere başka ülkelerde tesis kurmayı önermek yerine Türkiye’deki işletmelerin dönüşümüne odaklanmasını istedi. Özellikle yurt dışındaki ortaklıklar ve yatırım koşulları konusunda sanayicilerin dikkatli davranması gerektiğini savunan Kurt, Özbekistan’da Türk şirketlerinin yatırımlarıyla ilgili hak kaybı yaşadığı yönünde duyumları olduğunu söyledi.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Konkordato sistemi alacaklıyı da gözetmeli"</span></h2>
<p>Fikri Kurt’un bir diğer uyarısı, tekstil sektöründeki ödeme zincirine ilişkin oldu. Üretici şirketlerin sattıkları ürünlerin bedelini tahsil edememe endişesi yaşadığını belirten Kurt, bunun yeni sipariş alma ve mal verme kararlarını etkilediğini söyledi. Konkordatonun bazı durumlarda kötüye kullanıldığını ileri sürerek borçlu işletmenin faaliyetini sürdürmesine yönelik tedbirler alınırken alacaklı üreticinin de korunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p>“Alacağını alamayan sanayici, kendi borcunu da ödeyemez duruma geliyor” diyen Kurt, ödeme güçlüğünün tedarik zinciri boyunca başka işletmelere yayıldığını savundu. Borçlu şirket sahiplerinin, geçmişte edindikleri varlıklar dahil olmak üzere şirketlerini ayakta tutacak kaynak yaratma sorumluluğunu da üstlenmesi gerektiğini söyleyen Kurt, kamu ve özel bankaların, alacaklıların ve üreticilerin durumunu birlikte gözeten bir yaklaşım geliştirmesini istedi. Kurt açıklamasında, konkordato ve iflas erteleme süreçlerinden yararlanan şirketlerin sayısına ve bazı işlemlerin usulsüz olduğuna ilişkin rakamlar da paylaştı. Ayrıca yetki iptalleri ve para cezaları uygulandığını ileri sürdü. Bu sayı ve iddiaları destekleyen karar veya resmi veri açıklamayla birlikte paylaşılmadığından, bunlar doğrulanmış toplamlar olarak habere alınmadı. Kurt, kötüye kullanım şüphesi bulunan dosyaların incelenmesini ve haksız uygulamalara izin verilmemesini talep etti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Çözüm önerilerinde neler var?</span></h2>
<p>Sektöre yönelik çözüm önerilerini de sıralayan Kurt, ithalat ile yurt içi üretim kapasitesinin birlikte değerlendirilmesini ve sanayi planlamasının güçlendirilmesini istedi. Türkiye’de üretilebilecek ürünlerin ithalatı karşısında yerli üreticinin durumunun incelenmesi gerektiğini belirten Kurt, denetimlerin artırılması ve haksız uygulamalarla mücadele edilmesi çağrısında bulundu. Mesleki eğitimi sanayinin geleceği açısından önemli gördüğünü söyleyen Kurt, meslek okullarının geliştirilmesini ve üretimde ihtiyaç duyulan zanaatkârların yetiştirilmesini önerdi. Ticari uyuşmazlıkların ve alacak davalarının daha kısa sürede sonuçlandırılmasını isteyen Kurt, kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin de daha etkin yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Kurt, sanayiciler arasında güvenin yeniden kurulması için ticari ahlakın ve ödeme disiplininin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. İhracat performansının değerlendirilmesinde yalnızca satış tutarlarına bakılmamasını isteyen Kurt, vergisini düzenli ödeyen ve kayıtlı çalışan işletmelerin de öne çıkarılmasını önerdi. Hayali ihracat iddialarının titizlikle incelenmesi gerektiğini belirterek ödüllendirme mekanizmalarının gerçek üretimi ve vergilendirilmiş kazancı esas almasını istedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/tekstil-makineleri-ikinci-el-piyasasinda-bile-satilamiyor-88721</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/3/7/9/1280x720/iplik-tekstil-1771913599.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tekstilde sipariş ve kapasite kaybının bazı işletmeleri kapanma noktasına getirdiğini söyleyen ÖRSAD Başkanı Fikri Kurt, kimi sanayicilerin makinelerini ikinci el piyasasında dahi satamadığını belirtti. Kurt, Türkiye’nin iplikten hazır giyime uzanan üretim zincirini koruması gerektiğini vurguladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/avrupanin-yeni-fay-hatti-fransa-88720</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:35:00 +03:00</pubDate>
            <title> Avrupa’nın yeni fay hattı: Fransa</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abdf12ab0763-1790832938.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Avrupa’da alarm zilleri bu kez Fransa için çalıyor. Ülke, yükselen enflasyon, ağırlaşan borç yükü ve siyasi tartışmalarla boğuşuyor.. Orta Doğu’daki savaşın enerji fiyatlarını yukarı taşıması, Fransa’nın ekonomik ve mali kırılganlıklarını daha görünür hale getirirken, tahvil piyasasındaki satışlar yatırımcıların ülkeye biçtiği risk primini büyütüyor. Artan faizler, zaten zor durumdaki kamu maliyesini daha da bozuyor.*** Fransa’nın kamu borcu, 2026’nın ikinci çeyreğinde 59,6 milyar euro artarak 3 trilyon 595,5 milyar euroya ulaştı. Borcun milli gelire oranı yüzde 119’a çıktı. Bu oran, ilk çeyrekte yüzde 117,5 düzeyindeydi. Hükümetin yıl sonu tahmini yüzde 119,3; 2027 için öngörüsü ise yüzde 121,7. Başka bir deyişle, borç yükünün kısa vadede hafiflemesi beklenmiyor.</p>
<h2>Enflasyon yeniden alev aldı </h2>
<p>Enerji fiyatlarındaki sıçrama, Fransa’nın enflasyonla mücadelesini de zorlaştırıyor. Eylül ayında yıllık tüketici enflasyonu yüzde 2,4’ten yüzde 3’e yükselirken, Avrupa Birliği ile uyumlu HICP enflasyonu yüzde 2,6’dan yüzde 3,4’e çıktı. Enerji fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 21,2’ye ulaştı. Hizmet ve gıda enflasyonunda da hızlanma görüldü.</p>
<h2>İtalya ve Polonya’nın da enflasyonu tırmanıyor </h2>
<p>İtalya’da uyumlaştırılmış enflasyonun yüzde 4,1’e, Polonya’da ise yüzde 4’e yükselmesi, enerji kaynaklı baskının Avrupa geneline yayıldığını gösteriyor. Ancak Fransa açısından fark, bu şokun zaten zayıf olan tüketim ve ağır kamu maliyesiyle aynı anda yaşanması. Ağustosta hane halkının mal harcamaları aylık yüzde 0,5 geriledi. Enflasyonun satın alma gücünü yeniden aşındırması, tüketimde toparlanmayı geciktirerek büyüme görünümünü daha da zayıflatabilir.</p>
<h2>Tahvil piyasasında güven sınavı </h2>
<p>Fransa’nın 10 yıllık devlet tahvili faizi yüzde 4,8’in üzerine çıkarak 2008’den bu yana en yüksek seviyelerini gördü. Alman tahvilleriyle arasındaki getiri farkı da 120 baz puanı aştı. Böylece Fransa, borçlanırken İtalya’dan bile daha yüksek faiz ödemeye başladı. Varlık yönetim şirketi Vanguard, ülkenin kredi görünümündeki bozulmanın borçlanma maliyetlerini daha da artırabileceği uyarısında bulunuyor.</p>
<p>Yüksek faiz, Fransa’nın bütçesindeki en ağır kalemlerden birine dönüşüyor. Hükümetin faiz giderlerinin 2026’daki 79 milyar eurodan 2027’de 91 milyar euroya çıkması bekleniyor. Ülkenin gelecek yıl 340 milyar euroluk borçlanma planı da piyasaların önündeki arz yükünü büyütüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">54 milyar euroluk plan tartışılıyor</span></h2>
<p>Başbakan Sébastien Lecornu’nun 2027 bütçesi için açıkladığı 54 milyar avroluk tasarruf paketi, kamu maliyesini toparlama çabasının merkezinde. Ancak planın parlamentodan geçip geçmeyeceği belirsiz. Azınlık hükümeti, bütçe görüşmelerinde muhalefetin desteğini almakta zorlanıyor. Hükümet bu yıl bütçe açığının milli gelirin yüzde 5,5’ine ulaşmasını bekliyor; gelecek yıl için hedef ise açığı yüzde 5’e indirmek. 2027’deki cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde Vanguard, siyasi vaatlerin mali gevşemeye yol açması halinde Fransa’nın kredi notu üzerinde yeni baskılar oluşabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<h2><span style="color: #843fa1;">Enflasyon ECB’nin faiz rotasını zorluyor</span></h2>
<p>Fransa ve İtalya’da enflasyonun eylülde yeniden hızlanması, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) faiz politikasını daha da hassas bir dengeye taşıyor. Fransa’da yıllık uyumlaştırılmış enflasyon yüzde 2,6’dan yüzde 3,4’e, İtalya’da ise yüzde 3,2’den yüzde 4,1’e yükseldi. Enerji fiyatlarındaki sıçramanın etkisiyle Euro Bölgesi bölgesi enflasyonunun da yüzde 3,6’ya ulaşması bekleniyor. Bu tablo, fiyat baskılarının kalıcı hale gelmesi halinde yeni faiz artışlarının gündeme gelebileceği beklentisini güçlendiriyor. Piyasalar 29 Ekim toplantısında faizlerin sabit tutulabileceğini, yeni bir artışın ise aralık ayına kalabileceğini değerlendiriyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/avrupanin-yeni-fay-hatti-fransa-88720</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/7/0/1280x720/euro-1771307753.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji şokuyla yeniden yükselen enflasyon, rekor borç ve siyasi belirsizlik Fransa&#039;yı Avrupa tahvil piyasalarının en kırılgan halkalarından biri haline getiriyor. Paris&#039;in 54 milyar euroluk tasarruf planı yatırımcıları ikna etmeye yetmezken, ülkenin borçlanma maliyeti İtalya&#039;yı da geride bıraktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/binaya-veya-tasa-degil-insana-ve-teknolojiye-yatirim-yapmaliyiz-88715</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Binaya veya taşa değil; insana ve teknolojiye yatırım yapmalıyız&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Türk İş Dünyası Konfederasyonu (TÜRKONFED) tarafından Elazığ’da düzenlenen 27. İş Dünyası Zirvesi, Türkiye ekonomisinin mevcut durumu ve küresel pazarlardaki dönüşümün ele alındığı kritik oturumlara ev sahipliği yaptı. EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü üstlendiği “Kalıcı Belirsizlik Çağında Ekonomik Dayanıklılık” başlıklı panelde, ODE Yalıtım Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜSİAD Eski Başkanı Orhan Turan, Vestel CEO’su Gökhan Sığın ile SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serpil Veral değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abdf0c69e03d-1790832838.jpg" alt="" width="800" height="533" />Panelde konuşan Orhan Turan, imalat sanayinin milli gelir içindeki payının azalmasına dikkat çekerek sanayisizleşme tartışmalarının akademik bir söylem olmadığını vurguladı. İmalat sanayinin payının yüzde 22 seviyelerinden yüzde 15,4’e kadar gerilediğini belirten Turan, "Bu durum sadece sanayicinin meselesi değildir. İstihdamın, ihracatın, teknolojinin ve Anadolu şehirlerinin meselesidir. Türkiye sadece hizmet veya turizm gelirleriyle ayakta duramaz, bizi ayakta tutan ana unsur üretim kabiliyetimizdir" dedi.</p>
<h2>TURAN: 80 ÜLKEYE İHRACAT YAPMAK MARİFET DEĞİL </h2>
<p>Türkiye’nin önünde stratejik olarak odaklanması gereken üç temel alan bulunduğunu belirten Turan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Birincisi, sektörleri seçmemiz lazım. Rekabet gücü üstün olan sektörleri seçip finanse etmemiz gerekiyor. Türkiye her şeyi üretemez, üretmemeli de. '75-80 ülkeye ihracat yapıyoruz' deniyor. Oysa 20 ülkeye ihracat yapayım da şu andaki ihracatın iki katını yapayım, derinleşeyim. 80 ülkeye ihracat yapmak marifet değil. Net ihracatçı olduğumuz, yerli katma değerin yüksek olduğu ve tedarik güvenliği açısından da stratejik olan sektörleri belirlememiz lazım. İkincisi, seçtiğimiz alanlarda seçici, hedefli ve uzun vadeli finansman vermemiz gerekiyor. Biz teşvik veriyoruz, seyyanen teşvik veriyoruz ama teşvikin performansını ölçmüyoruz, etki analizi yapmıyoruz. O zaman ne oluyor? KGF kredisi veriyoruz; o gidiyor ev alıyor, araba alıyor. Hedefe, doğru yere yapmıyoruz. Üçüncüsü de bunu sürdürmek. Bir fabrika bir bütçe yılında değil, bazen bir nesilde ancak amorti edilebiliyor. Biz bina yapıyoruz, makine yatırımı yapıyoruz ama atladığımız bir şey var: Yatırım yapınca arsa alınıyor OSB'den. Gebze’de 750-800 dolar duyuyorum, Elazığ’da bile 30 Euro duydum. Macaristan’a gittiğimde sordum, orada çok pahalı dedikleri arsa fiyatı 25 Euro. Ama asıl konuşmamız gereken bina veya taş değil; insan kaynağına ve teknolojiye yatırım yapmak. İnsan kaynağına ve teknolojiye yatırım yapmazsak katma değer ve marka yaratıp uluslararası arenada rekabet etme şansımız yok."</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abdf0d2afbaf-1790832850.jpg" alt="" width="800" height="534" />SIĞIN: ARTIK SADECE ADEDE VE HACME GÜVENEMEYİZ </h2>
<p>Vestel CEO’su Gökhan Sığın ise ‘kalıcı belirsizlik’ kavramının sürekli ve niteliği öngörülemeyen bir risk ortamına işaret ettiğini söyledi. Şirketlerin günü kurtaran çözümler yerine geleceğin getireceği riskleri dengeleyecek stratejiler oluşturması gerektiğini belirten Sığın, Türkiye'nin dayanıklı tüketim sektöründeki gücüne değindi. Dünyada Çin'in 30 birim ürettiği bir yapıda Türkiye’nin 7 birimlik üretimle ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Sığın, "Bu büyüklük aynı zamanda küresel hamlelere karşı kırılganlık yaratıyor. Dolayısıyla artık sadece adede ve hacme güvenemeyiz. Fiyat rekabetinden kaçınıp oyunu teknolojik içerik ve katma değer boyutuna taşımak zorundayız" değerlendirmesinde bulundu. Avrupa pazarının mevcut durumda ciddi bir verimsizlik ve belirsizlik yaşadığına işaret eden Sığın, "Avrupa, gelecekte ne yapacağını bilen dayanıklı ve stratejik ortaklara ihtiyaç duyuyor. Bizim bu davranışsal boşluğu doldurmamız gerekiyor. Ancak tek başına Avrupa pazarına bağımlı kalmayıp coğrafi çeşitlendirmeye de gitmeliyiz. Kuzey Amerika ve pazar potansiyeli yeni gelişen Hindistan gibi dev alanlarda aktif olmalıyız" ifadelerini kullandı.</p>
<h2>VERAL: ŞİRKETLER EKOSİSTEMLERİYLE BİRLİKTE AYAKTA KALABİLİR </h2>
<p>Kriz dönemlerinde verimlilik kadar ‘dayanıklılık’ kavramının öne çıktığını belirten SÜTAŞ Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serpil Veral, küresel tedarik zincirlerindeki kırılmaların geleneksel yönetim anlayışlarını değiştirdiğini söyledi. "Artık mesele bir girdiyi en düşük maliyetle almak değil, kriz anında o girdiye kesintisiz erişebilmektir" diyen Veral, şirket dayanıklılığının sadece bilanço, sermaye ve fabrika binalarıyla ölçülemeyeceğini vurguladı. Temel gıda gibi stratejik sektörlerde değer zincirinin bütünlüğünün korunması gerektiğini ifade eden Veral, şöyle devam etti:</p>
<p>"Siz ancak üreticiniz, tedarikçiniz güçlüyse ve enerjiniz kesintisizse üretime devam edebilirsiniz. Artık hiçbir şirket sadece kendi fabrika duvarlarının içini yöneterek tek başına ayakta kalamaz. Varlığımız, ekosistemimizdeki üreticilerin ve tedarikçilerin gelişimiyle doğrudan orantılıdır. Risklerden kaçmak yerine riskleri doğru analiz edip çözümleri tüm ekosisteme öğretmemiz gerekiyor." Dijital dayanıklılık boyutuna da dikkat çeken Veral; üretim, enerji tüketimi ve tedarik zincirinin anlık verilerle izlenemediği ve verinin korunamadığı bir yapıda sürdürülebilir bir geleceğin mümkün olamayacağını sözlerine ekledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/binaya-veya-tasa-degil-insana-ve-teknolojiye-yatirim-yapmaliyiz-88715</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/orhan-turan1.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜSİAD&#039;ın bir önceki dönem başkanı Orhan Turan, imalat sanayinin milli gelir içindeki payının gerilemesine dikkat çekerek sanayisizleşme tartışmalarının akademik bir söylem olmadığını söyledi. Turan, &quot;Bu durum sadece sanayicinin meselesi değildir. İstihdamın, ihracatın, teknolojinin ve Anadolu şehirlerinin meselesidir. Türkiye sadece hizmet veya turizm gelirleriyle ayakta duramaz&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hissede-yuzde-98-kayip-varken-fiyati-daha-da-geriye-duser-mi-88713</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:22:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hissede yüzde 98 kayıp varken fiyatı daha da geriye düşer mi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Endeks son üç aydaki zirvesine göre %16,56 gerilerken, 68 şirket zirvesine göre %50 ve üzeri düştü. 34 hissenin %70’in üzerinde değer kaybettiği bu süreçte bir hisse %97,66 eridi. Düşüşe rağmen yüksek çarpanlar kimi hisselerde hâlâ gerileme potansiyelinin olduğunu işaret ediyor.</strong></p>
<p>Borsada işlem gören derinliği zayıf hisselerdeki kırılgan yapı, 131 fonun zorunlu tasfiye süreciyle birleşince sert satış dalgasına dönüştü. SPK’nın fonlara ilişkin düzenlemesi sonrası çekilen likiditeyle Hedef Holding, Özata Denizcilik ve LDR Turizm gibi tahtalarda taban serileri hızlandı. Endeksin son üç aydaki zirvesine göre %16,56 kayıp yaşadığı sürede yan tahtalarda %97’yi aşan erimeler kaydedildi. Çarpanı yüksek şirketler tehlikenin sürdüğünü işaret ediyor. Coşkuyla yükselen hisselerdeki havaya kapılmadan önce şirketlerin finansal temelinin incelenmesi unutulmamalı.</p>
<h2>Beklentiler hüsrana dönüştü</h2>
<p>Hedef Holding, yılın ilk günü en düşük 25,80 TL’yi görürken 5 Ağustos günü en yüksek 396 TL’ye kadar çıktı. Zirveden gelen satışlarla birlikte fiyat taban serileriyle günümüze kadar indi. Hissede yatırımcının kaçış çabası sürerken, değer kaybı %97,66 oranını buldu. Mevcut durumda 10 TL’nin altına gerileyen hisse 3,90 PD/DD oranı ile işlem görüyor. Gerçekleştirdiği çıkışla birlikte nisanda 153,75 TL’ye kadar tırmanan LDR Turizm, sonrasında dalgalı bir düşüş yaşadı. Temmuzdaki kısa toparlanma çabasına rağmen satışlar devam ederken artan ivmeyle birlikte düşüşü hız kazandı. Alıcıların uzak durduğu hisse, zirvesine göre %93,91 erime yaşadı. Sert geri çekilmenin ardından 0,56 çarpanla defter değerinin altında duruyor.</p>
<h2>Tehlike geçmiş görünmüyor</h2>
<p>Özata Denizcilik, nisan ayında 212 TL’den işlem görürken abartılı bir yükselişle birlikte 16 Eylül günü 5.115 TL’ye kadar çıktı. Satışlarının başlamasıyla birlikte taban serileriyle gerilerken %66,94 oranında düşüş kaydetti. Yılın ilk yarısında zarar açıklayan firmanın 27,52 seviyesindeki yüksek PD/DD çarpanı sorunun halen devam ettiğini söylüyor.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>REZERV FON MU, İŞLETME FONU MU?</strong></p>
<p><strong>Rezerv fon</strong>; kriz kalkanı, borçlanma engeli, uzun vade güvencesi, kredi prestiji. Atıl sermaye, enflasyon erimesi, düşük kârlılık, yönetim rehaveti.</p>
<p><strong>İşletme fonu</strong>; operasyonel akıcılık, büyüme, yüksek kâr, tedarik avantajı, esneklik. Kriz hassasiyeti, ağır stres, borç sarmalı riski, kontrolsüz büyüme.</p>
<p><strong>Maliyetini düşürecek olan santrallerin kârlılık sürecinde destek olması beklenmeli</strong></p>
<p>Dofer Yapı’nın GES yatırımları şirketi zarardan kurtarabilir mi? ● Şükrü Çığ</p>
<p>Şükrü, Dofer Yapı, Eskişehir’de inşası biten 1312,5 kWe kapasiteli arazi GES projesini eylül ayı içinde devreye aldı. Karabük fabrikasında da 400 kWe gücündeki çatı GES tesisi için süreç devam ediyor. Şirket yılın ilk yarısında satışlarını %26 artırıp esas faaliyetlerden kâra geçse de, dönem sonunda 42,2 milyon TL zarar yazdı. Firma mevcut santrallerle kendi elektriğini üretirken, enerji giderini azaltarak eksi bakiyeden çıkma hedefini destekleyecek. Düşen maliyetlerin mali tablolara pozitif yansıması beklense de boyutu hakkında ek bilgi verilmedi.</p>
<p><strong>Gelir ve kârını düşüren firma, kapasite ve enerji yatırımlarıyla büyümeye odaklanıyor</strong></p>
<p>Ofis Yem’in düşük kârlılığı yeni yatırımların sonunda toparlar mı?</p>
<p>● İlkay Doruk</p>
<p>İlkay, Ofis Yem yılın ilk yarısında satışlarını %4 düşürürken dönem sonu kârı %31 azalarak 239,9 milyon TL’ye geriledi. Kârlılıktaki daralmayı aşmak ve geliri büyütmek gayesiyle şirket kapasite yatırımlarına yönelmiş görünüyor. Adana tesisini devreye alırken, 2027 başında Samsun fabrikasını da açacağını yatırımcısı ile paylaştı. Mevcut 15,5 MW olan güneş enerjisi, kurulu gücünü yıl sonunda 28 MW seviyesine ulaştıracağı belirtildi. Yeni tesisler gelirini artırıp kâr marjını yukarı çekerken, santraller de enerji giderini aşağı çekmesi mümkün olacak.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>OHK fonu katılım ilkelerine uyumlu hisselere yatırımla bir yılda %36 getirdi</strong></p>
<p>Oyak Portföy’ün yönettiği Katılım Hisse Senedi Fonu (OHK), yılın ilk beş ayında iyi bir performansa sergilese de mayıstan bu yana yatayda dalgalı bir seyri söz konusu. Fonun değeri ise son iki ayda yükseldi. Eylülde büyüklük 37,27 milyon TL’ye yükseldi. Artışta son bir ayda fona gelen 9,74 milyon TL nakit girişinin etkisi bulunuyor. Kademeli yükselen yatırımcı sayısı şimdilerde 1.289 oldu. Fonun doluluk oranı %2,69 seviyesinde. Temel stratejisi, varlıklarını borsadaki katılım ilkelerine uyumlu şirketlerin hisselerinde değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyün %75,94’ü hisse senedi ve %11,74’ü BYF katılma paylarından oluşuyor. Volatiliteyi göze alabilen ve faizsiz kazanç arayan yatırımcıya hitap ediyor. Yıllık bazda %33,62 getiri sağlayan portföy, aynı sürede %10,22 yükselen BIST 100 Endeksini geçti.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Kuveyt Türk Katılım, piyasadan TLREFK oranıyla 10 milyar TL borçlandı</strong></p>
<p>KT Kira Sertifikaları Varlık Kiralama, nitelikli yatırımcılara yönelik 29.09.2026 vade başlangıç tarihli kira sertifikası ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 10.000.000.000 TL olan kira sertifikasının yıllık getirisi değişen TLREFK oranı olarak belirlendi. 1.274 gün vadeli kira sertifikası, 6 ayda bir kupon ödemeli olurken toplamda 7 kupon ödemesi yapılacak. Kira sertifikasının vade tarihi 26.03.2030 olarak açıklandı. 29 Eylül tarihli TLREFK %36,87 seviyesinde bulunuyor. Ek getirisi olmayan yatırım enstrümanı, yatırımcısına değişken getirili kazanç imkanı veriyor. Kira sertifikası, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için makul bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, fon kullanıcısı Kuveyt Türk Katılım Bankası’nın kısa vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, TRDKTVK33014 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abdeecb11f84-1790832331.png" alt="" width="958" height="249" /><strong>AKSA ENERJİ</strong></p>
<p><strong>Van ve Kayseri’deki iki depolamalı güneş santralinin kurulumu için süreç işliyor</strong></p>
<p>Aksa Enerji, sürdürülebilir büyüme stratejisi doğrultusunda yenilenebilir enerji alanındaki projelerini hızlandırıyor. Şirket, Van’da kurulacak 25 MWe kapasiteli Zümrüt Depolamalı GES projesinin ÇED sürecinin ardından EPDK’dan elektrik üretim lisansını da aldı. Eş zamanlı olarak, Kayseri’de planlanan 10 MW kapasiteli Fatih Depolamalı GES projesi için TSKB ile 1 yılı geri ödemesiz olmak üzere toplam 11 yıl vadeli 10 milyon euro tutarında kredi sözleşmesi imzaladı. Söz konusu yatırımlar, firmanın kaynak çeşitliliğini artırırken uzun vadeli üretim kapasitesini büyütüyor.</p>
<p><strong>KATILIMEVİM</strong></p>
<p><strong>Üç finans kurumunun pay devirlerinin gerçekleşmesi için resmi başvurular yapıldı</strong></p>
<p>Türkiye Emlak Katılım Bankası; Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası’nın paylarını devralmayla ilgili işlemlerde önemli bir aşamayı geride bıraktı. Yürütülen işlemlerin olumlu sonuçlanmasının ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı, SPK ve BDDK nezdinde gerekli izin başvurularının yapıldığı belirtildi. Kurum onaylarının alınmasının akabinde Katılımevim ile diğer iki firmanın paylarının devri gerçekleşecek. Yapılan açıklamada pay devirlerinin şartlarına dair detay bilgi paylaşımı olmadı. Katılımevim’e ait hissenin fiyatı 28 Ağustos’tan bu yana düşüyor.</p>
<p><strong>PASİFİK TEKNOLOJİ</strong></p>
<p><strong>Bağlı iştirakinin insansız helikopteri, NATO liderliğindeki tatbikatta uçtu</strong></p>
<p>Pasifik Teknoloji, savunma sektöründe faaliyet gösteren bağlı ortaklığı Titra Teknoloji tarafından geliştirilen Dumrul Mini İnsansız Helikopter Sistemi’nin Portekiz’deki Repmus 2026 tatbikatına katıldığını duyurdu. NATO Deniz Araştırma Merkezi liderliğinde düzenlenen tatbikatta, Dumrul’un çok uluslu müşterek harekat senaryolarında uçuş ve veri paylaşımı görevlerini icra ettiği belirtildi. Şirketin insansız sistemler alanındaki mühendislik kabiliyetinin küresel ölçekte sergilenmesi, savunma sektöründeki marka değerine ve ihracat gelirine katkı sağlayacak.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Deva ağustosta yöneldiği yukarı hareketi sonrası düşüşü iki haftayı geçti</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abdeead84571-1790832301.png" alt="" width="297" height="233" />Deva Holding’de fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %12,45 ile toplamda 244,3 bin lot artarak 2,21 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 15 ile sabit kaldı. GSP fonu 649,95 bin lot ile en fazla alımı yaparken, OHB 164 bin lot ile en çok satışı gerçekleştirdi. Deva hakkında 2026 yılı içinde öneride bulunan herhangi bir kurum bulunmuyor. Hisseye Azimut Portföy’ün ilgisi dikkat çekiyor. Kurumun ilk defa alım yapan GSP fonundan ayrı olarak HIZ fonu da 40 bin lot ile ilk defa giriş yaptı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hissede-yuzde-98-kayip-varken-fiyati-daha-da-geriye-duser-mi-88713</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hissede yüzde 98 kayıp varken fiyatı daha da geriye düşer mi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-100-milyar-dolara-yaklasiyor-88712</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:16:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı 100 milyar dolara yaklaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA</strong></p>
<p>Türkiye’nin yıllık dış ticaret açığı 100 milyar dolar sınırına doğru gidiyor. Ocak-ağustos döneminde 65 milyar 793 milyon dolar olan dış açık, yılın geri kalan kısmında aylık bazda geçen yıla göre değişmese bile yılın sonunda 100 milyar dolar sınırına ulaşacak.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Ağustos ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Ocak-Ağustos döneminde ihracat yüzde 4 artarak 177.9 milyar dolardan, 184.9 milyar dolara yükseldi. Buna karşılık ithalatın artış hızı yüzde 5.3 oldu ve 238.1 milyar dolardan 250.7 milyar dolara yükseldi. Böylece 8 aylık dış ticaret açığı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 9.3 artarak 60 milyar 205 milyon dolardan, 65 milyar 793 milyon dolara yükseldi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abded709c2dd-1790831984.png" alt="" width="320" height="309" />Geçen yıl Eylül-Aralık döneminde dış ticaret açığı 31.9 milyar dolar olmuştu. Eğer bu yılın geri kalan kısmında açık miktarı geçen yıl ile aynı performansı gösterirse, yıl sonunda açık 97.6 milyar dolara yükselecek. Ancak veriler açık miktarının 100 milyar doların üzerine çıkacağını gösteriyor.</p>
<h2>Aylık açıkta %20’nin üzerinde artış </h2>
<p>Ağustos’ta ihracat yüzde 8.1 artarak 23.4 milyar dolara, ithalat ise yüzde 10.5 artarak 28.5 milyar dolara yükseldi. Aylık dış ticaret açığı ise geçen yıla göre yüzde 22.3 artarak 4.2 milyar dolardan, 5.2 milyar dolara çıktı. Aylık bazda ihracatta ilk sırayı 1 milyar 760 milyon dolarla Almanya alırken, bunu 1 milyar 731 milyon dolar ile ABD, 1 milyar 230 milyon dolarla da Birleşik Krallık takip etti. 8 aylık dönemde Almanya’ya 15.4 milyar dolar, ABD’ye 11.8 milyar dolar ve Birleşik Krallığa da 10.6 milyar dolarlık ihracat yapıldı.</p>
<p>İthalatta ilk sırayı uzun süredir olduğu gibi Çin aldı. Çin’den 4.7 milyar dolarlık ithalat yapılırken, Almanya’dan 2.6 milyar dolar, Rusya’dan ise 1.9 milyar dolar ithalat gerçekleştirildi. 8 aylık dönemde Çin’den 36.5 milyar dolar, Rusya’dan 26.1 milyar dolar, Almanya’dan 18.7 milyar dolarlık ithalat yapıldı.</p>
<h2>Tüketim malı ithalatı geriledi </h2>
<p>Ocak-Ağustos döneminde tüketim malı ithalatı yüzde 6.6 azalarak 36.4 milyar dolara gerilerken, toplam ithalat içindeki payı da yüzde 16.4’ten yüzde 14.5’e geriledi. Aynı dönemde hammadde ithalatı yüzde 8.7 artarak 178.4 milyar dolara çıkarken, ithalat içindeki payı yüzde 68.9’dan yüzde 71.1’e yükseldi. Bu dönemde yatırım malları ithalatı yüzde 1.9 artarak 35 milyar dolara yükselirken, toplam ithalat içindeki payı 0.4 puan azalarak yüzde 14’e düştü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-100-milyar-dolara-yaklasiyor-88712</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/3/4/1280x720/ihracat-dis-ticaret-ithalat-1765526286.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustosta ihracat yüzde 8.1 artarak 23.4 milyar, ithalat ise yüzde 10.5 artarak 28.5 milyar dolara yükseldi. Aylık dış ticaret açığı 4.2 milyardan 5.2 milyar dolara çıktı. İhracatta ilk sırayı 1.7 milyar dolarla Almanya alırken, en fazla ithalat yapılan ülke 4.7 milyar dolar ile Çin oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozgur-ozel-bu-kez-kilicdarogluna-yuklendi-88711</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:10:00 +03:00</pubDate>
            <title> Özgür Özel bu kez Kılıçdaroğlu&#039;na yüklendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yeni yasama yılı öncesi milletvekilleriyle bir araya gelen YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi. "Bu millet Atatürk’ün partisine oy vermek ister ama bu millet Atatürk’ün partisini baraj altında da bıraktı” diyen Özel, “Atatürk’ün partisiyle girdiğiniz 14 seçimde bu millet sizi birinci parti yapmadı. Atatürk’ün partisinde muhalefetin başında durayım, yıllarca muhalefet olayım derseniz, millet alır böyle yüzde 3’te bırakır” diye konuştu. Fon skandalıyla ilgili tartışmalara da değinen Özel, mal varlıkları dondurulan Fatma Betül Sayan Kaya başta olmak üzere soruşturma kapsamında tutuklanan kişilerin ismini tek tek sayarak bunların iktidarla ilişkili olduğunu söyledi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>"Şirketlerin değeri düşerken kim alım yapacak?”</strong></span></p>
<p>Yeni Parti İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, 131 yatırım fonunun tasfiye sürecine girmesi ve borsada yaşanan sert değer kayıplarının ardından ekonomi yönetimini tarafından fonlardaki risklerin aylar öncesinden bilinmesine rağmen neden zamanında müdahale edilmediğinin açıklanması gerektiğini belirterek, “Bu krizin ekonomik ve siyasi sonuçlarından kim yararlanacak?” diye sordu. Karabat, fon krizinin etkilerinin yalnızca söz konusu yatırımcılarla sınırlı olmadığını, borsadaki sert değer kayıpları nedeniyle milyonlarca yatırımcının da etkilendiğini kaydetti. Karabat, yaşananların yalnızca bir sermaye piyasası sorunu olarak değerlendirilemeyeceğini belirterek, “Fon krizi gerçekten kontrolden çıkan bir finansal skandal mı, yoksa ortaya çıkan ekonomik sonuçlardan ekonomi politikası açısından yararlanılması mı amaçlanıyor? Piyasadaki likiditenin azalması, tüketim ve yatırım iştahının düşmesi kimlerin işine yarayacak?” dedi.</p>
<p>Karabat, yaşananların siyasi sonuçlarının da yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, süreç sonunda sorumluluğun birkaç yönetici veya siyasi isme yüklenerek dosyanın kapatılmasına izin verilmemesi gerektiğini ifade etti. Karabat, borsadaki sert değer kayıplarının Türkiye’nin önemli şirketlerinin piyasa değerlerini aşağı çektiğine işaret ederek, bundan sonraki dönemde gerçekleşebilecek yabancı sermaye girişlerinin de yakından izlenmesi gerektiğini söyledi. Karabat, “Vatandaşın serveti erirken şirketlerimizin piyasa değerleri de düşüyor. İç piyasadaki likidite daralırken Türk şirketlerinin daha düşük değerlerden yabancı yatırımcılara açılması ihtimali ortaya çıkıyor. Bundan sonra kimlerin hangi şirketlerde pozisyon alacağını, hangi varlıkların satışa çıkarılacağını ve hangi halka arzların gündeme geleceğini dikkatle izleyeceğiz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ozgur-ozel-bu-kez-kilicdarogluna-yuklendi-88711</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/1/1280x720/ozgur-ozel-1790831654.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Özgür Özel bu kez Kılıçdaroğlu&#039;na yüklendi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/monopoly-oyunu-ile-fonlari-anlamak-88710</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Monopoly oyunu ile fonları anlamak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye’de şu anda fon işi yoğun bir biçimde konuşulan gündem maddesi. Konu derinlemesine araştırılıyor ve tahminimce ölüm nedeni çoklu organ yetmezliği olarak açıklanacak. Bunun daha önce Silicon Valley Bank’ın batışı ve diğer birçok batış hikâyesinde yaşananla benzerliği dikkatimi çekiyor ve asıl hakikati anlamak için Monopoly tahtasına bakmak gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>Monopoly benim çocukken oynamaktan hazzetmediğim bir oyundu. Oynamayanlar için, bir karton zemin üzerinde semt adları olduğunu, oyuna başlarken size verilen para (gerçek hayatta geçersiz bir para) ile buraları satın aldığınızı ve sonrasında yine para kazandıkça buralara ev ve otel kondurarak değeri yükselttiğinizi yazayım. Zar atınca sizin sahibi olduğunuz yere gelen bir oyuncunun size kira ödemesi gerekir. Nispetiye Caddesi ve adını hatırlamadığım birkaç yer daha en yüksek kiralı yerlerdir; buralara düşerseniz ve üzerinde bu ev ile otel kurulumu da varsa canınızdan can gidecek kadar yüksek kira ödemeniz gerekir.</p>
<p>Zar atınca dedim ama tam da hatırlamıyorum; zar atmak yerine kart da çekiyor olabiliriz ya da belki ikisi de vardır. Kuralları belli olan bu tahtanın üzerinde mallar dengeli dağılırsa oyun ebediyete kadar gider ancak eşitsiz dağılım, zengin olanın diğerlerinin varlıklarını ele geçirmesi ile oyunun bitmesine neden olur. Bu durumda tahta kapanır; paralar, zarlar, kartlar ve plastikten ev/oteller yani gayrimenkuller ile birlikte kutusuna konur. Bunların tamamı hayal ürünüdür ve tahta yeniden kurulduğunda başkalarının eline geçer. Monopoly’deki para ya da gayrimenkulleri gerçek hayata taşıma şansınız yoktur ama tahta açık olduğu sürece Nispetiye Caddesi’nde oteliniz olmasıyla övünebilirsiniz. Ancak bununla bakkaldan bir kutu bisküvi alamazsınız.</p>
<p>Oyunun önemli bir olgusu da hayattaki tek sermayeniz olan zamanı burada tüketmenizdir. Bu gerçek bir sarfiyattır. Ancak oyun sırasında kurulan arkadaşlık ilişkileri, bunu hayatınızın ilerleyen bölümünde yüksek getiri sağlayacak bir yatırım haline getirebilir. Birlikte bir şeyler yaparak hayatı daha eğlenceli ve birlikte iş yaparak daha iyi ekonomik koşullarla yaşayabilirsiniz. Tıpkı aynı mahallede doğmak ya da aynı okula gitmek imtiyazına sahip olduğunuz kişilerle olduğu gibi. Bunun dışında Monopoly sıfır toplamlı bir oyundur. Yani sadece birbirinizin parasını ele geçirerek kazanç elde edebilirsiniz. Fon işi buradaki sisteme çok benzer ve güncel konularla ilgili tartışmaları dinlerken “herhalde bunların hiçbiri çocukluğunda Monopoly oynamamış” diyorum.</p>
<p>Oyunun aklımda kalan en ilgi çekici kartlarından ya da hanelerinden biri de “Hapse Git” komutunu içeriyordu. Oyunun belirlenmiş kurallara göre oynanmasına karşın zar sizi o haneye götürünce hapse giriyordunuz ve belirlenen sayıda tur kadar orada kalıyordunuz. Bu arada mallarınızı kaybedebilirdiniz ancak daha sonrasında oyuna dönebiliyordunuz. Garip bir oyundu Monoply; tıpkı fon iş gibi.</p>
<p><strong>Fon işinde temel motif ne?</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün yoğun olduğu bir dönemde mahalleden bir teyze yolumu kesti ve “Evladım sen okumuş adamsın, sizin apartmandakileri de ikna et, apartmanları müteahhide verelim” dedi. Teyze, anlatmaya devam etti: “Bizim evler şimdi 200 bin lira ediyor. Binayı yenilersek, 700 bin lira edecekmiş. O evleri satar Erenköy’den ev alırız. Benim tanıdığım bir müteahhit var; onunla konuştum.” Ben ilgilenmedim; o yapamadı ama çok insan evini müteahhide verip başka yere taşındı.</p>
<p>Fikirtepe’de olduğu gibi insanlar –çok sayıda daire alıp da kira geliri elde edemiyorlarsa- geri dönseler yaşayacak kadar gelirleri olmayan, komşuları olmayan ve mahalle özelliği olmayan bir sistemin içine düşme koşuluna sürüklendiler. Bu değerlerin artması insanların gelirlerinin ya da şöyle söyleyeyim yaptıkları işe bağlı kazançlarının yükselmesi anlamına gelmiyordu ama gayrimenkullerin değeri acayip uçuyordu. Buna eşitsiz gelişim diyebiliriz.</p>
<p>Bunu yapmayan yerlerde eski konforu sürdürmek mümkün olmadığından evler giderek yıpranıyor ve kimse bunun bakımını yaptıramıyordu çünkü oluşan yeni piyasa emek maliyetlerini yükseltmiş ve tadilatı “şirket işi” haline getirmişti. Bu dönemde iki önemli gelişme yaşandı.</p>
<p>Birincisi Hatay’dan gelen biri, mahalledeki bodrum dairelerinden birini bu bahsettiğim 200 bin liralık fiyatla satın aldı. Konuştuğumuzda kendisinin oturmayacağını ve “yatırımlık” satın aldığını söyledi. Bu satış yukarıdaki konuşmadan daha sonra gerçekleştiği için diğer daire ile fiyat benzerliği zaman farkından kaynaklanıyor. Sonra o dairede yurtdışından gelen geçici işçiler yapamaya başladı. O apartmandan çıkan tanımadığımız kişileri mahalledeki fırından markete ve diğer işyerlerine kadar her yerde çalışırken görmeye başladık. Dairede o kadar çok kişi yaşıyordu ki sonunda bunların arasındaki anahtar kavgası ve diğer gerilimler yatırımlık alıcıyı daireyi satmaya kadar götürdü. Herhalde apartman sakinlerinin sükûnetini bozan tartışmalar böyle bir sonucu doğurmuştu. Adamı bir gördüğümde sordum, “400 bine sattım; uğraşacak halim kalmamıştı” dedi. Adamı bir daha da görmedim ama birkaç yıl içinde kira geliri hariç yüzde 100 kazanç elde etmişti. Belki de bu sadece enflasyon farkıydı.</p>
<p>Daireyi alan kişi iç mimar olduğunu söyledi ve aylar süren bir restorasyona girişti. Aslında mal sahibi annesiydi ve bunun yaptıklarını beğenmedikçe evin içi yeniden değiştiriliyordu. Sonunda bitirdiğinde yanılmıyorsam kısa süreli kiralama işine yöneldi. Bunu apartmanın girişi katındaki bir tanıdığın kapısını çalan yabancıların 2 numaralı dairenin neresi olduğunu sormasından duyduğu rahatsızlığı anlatmasından biliyorum. Daireleri kiralayan kişiler sadece bir WhatsApp numarası veriyormuş ve gelenler de onun kapısını çalarak sorunlarını çözmeye çalışıyormuş. “Kapıya bir concierge kur; para da kazanırsın” dedim. Buna gülecek hali bile kalmamıştı. Sonrasında kısa süreli kiralama yapanlara çöküldü de adamcağız kurtuldu.</p>
<p>Bütün bunlar olurken son olarak bir komşularının evini 7 milyon liraya sattığını söyledi. Eskiden bir daire satılacağı zaman komşular ile konuşulur ve herkesin onayı alındıktan sonra bu yeni kişi apartmana kabul edilirdi. Adam, dairenin satılık olduğunu internetten öğrendiklerini söyledi. Başlarına bir şey gelirse nereye giderler diye araştıran bir komşuları ilanı internette görmüş. Gördüğü bir diğer ilan da bodrum katını kiralığa çıkaran yeni sahibinin apartman boşluğunu da daireye ait gibi gösterip metrekareyi 50 yerine 57 olarak ifade ettiğini anlamasını sağlamış. Kıyamet kopmuş tabii ama apartmanın mesajlaşma hesabında tartışırken hiç ses çıkmamış. Bunlar beş sene kadar önce yaşanmıştı.</p>
<p>İkincisi ve daha eski hikâye ise bizim artık adını unuttuğum tesisatçı ile ilgili. Herhalde 10-15 yıl olmuştur. İki kardeş tesisatçının mahallemizde bir dükkânı vardı. O zamanlar her yer cafe olmadığı için mahalledeki tesisatçı sayısı altı ya da yediydi. Büyük ağabey evliydi ve kardeşi ile aynı evde yaşıyorlardı. Yanılmıyorsam iki katlı eski bir evleri vardı; sığışıyorlardı. Küçük kardeş evlendikten iki ay sonra yeni gelin “Benim bir evim olmayacak mı?” diye sormaya başlamış. Bunun üzerine o evi satıp kiraya çıkan ağabey, evin parasıyla da kardeşine ev alıyor. Daha doğrusu takside giriyor. Ağabey öderiz sanıyor ama olmuyor ve dükkânı da satıyorlar. Sonrasında artık mahalleli olmayan ustayı bir tesisat işi için telefonla aradığımda “Maltepe’de bir işte olduğunu” söyledi. Ben onu hâlâ mahallede çalışıyor sanıyordum. Ertesi gün tamirata geldiğinde konuştuk: yevmiye ile çalışmaya başlamış. Dükkândaki malzemelerini mahallede artık işleri bozulduğu için sadece ambalajlı gıda satan bakkalın deposuna koymuş. Bakkal artık depolayacak bir şey alıp bozulunca zarar etme riskini alamadığı için deposunu kullanmıyormuş. Konuşmadan hatır için tamirata geldiğini ve bu nedenle aslında zarar ettiğini anlayınca tesisatçıyı bir daha aramadım. Bakkal da bir süre sonra bakkal tabelasının yanına emlakçı tabelası astı. Ona bir kere “Oooo Ağabey, holdingleşiyoruz ha” diye espri yaptım ama durumun espri kaldırmayacağını kolayca anladım. Daire fiyatlarının ve kiraların sürekli artmasını sağlayan gelişmeler, tarihi diye pazarlanan Yeldeğirmeni için tarihi bir şey bırakmayan bir erozyondu aslında. En üzüldüğüm de tesisatçının dükkânın 250 bin liraya satmasından sadece üç ay sonra bu cafe çılgınlığı nedeniyle rayicin 750 bin liraya çıkmasıydı. Belki de adamcağız gelinin evini kendisi bu duruma düşmeden alabilirdi.</p>
<p><strong>DOA makinesinin önünde</strong></p>
<p>Değer yaratmayan mülkiyet arzusunun mahalle gibi işleyen sağlıklı yapıları ortadan kaldırması, ortaya çıkan yeni yapıları hayatta tutabilmek için bir zorunluluk. Üretim tesisi sayabileceğim simitçi fırını günde sadece iki üç saat çalışıyor. Akşam simidi diye bir şey kalmadı; adını bile hatırlayan kalmadı. Fırının sahibi sandığım arkadaşla sohbet ederken, “Eskiden biz 10 kişi tepsilerimizle çıkar, sadece Bahariye’de yarım saatte bütün o simidi bitirirdik” dedi. Sonra vapurla gelenler-gidenler için akşam simidi. O zaman simit kaç kuruştu hatırlamıyorum ama şu anda 30 lira olduğunu okudum. Bizim mahallede fırın 20 liraya veriyordu, herhalde 25 yapar. Ama o da dükkâna bir geçici işçi oturttu; kendisi muhtemelen para kazanmak için başka bir iş yapıyor. Bütün bunlar olurken taş fırınları da yıkıp yerden kazandıran elektrikli fırınlara geçtikleri için eskiye dönme şansı zaten yok.</p>
<p>Bunları DOA makinesinin önünde beklerken düşündüm. Çevreye bir katkımız olsun ve madem depozitolu modele geçtik, o zaman ödediğim paranın bir kısmını geri almalıyım düşüncesiyle ambalajları biriktirmeye başlamıştım. Ancak iade etmek ne mümkün. Ya bu işi ek gelir kapısına çevirenlere ya da arızalı makinelere takılıyorsun. Ev çöplüğe dönüp ayrı bir çevre felaketine konu olurken bana müthiş zaman kaybettiren denemelerimin sonuncusunda dört liralık şişeyi iade edebildim. Tepe Nautilus’un alt katındaki makine lütfedip şişelerimi kabul etti. Üst kattaki makinede yer kalmamıştı. İnat ettim. Marmaray’a atladım Bağdat Caddesi’nde BİM’in önünde her şeyi kabul eder görünen bir makineye gittim. Makine teneke kutuya “bu ambalaj tanınamadı” mesajı verdi. Sonra şişeye de aynısını yaptı. PET için de tablo değişmedi. Onun için bu makinenin başında kimse yoktu ve her şey yemyeşil/işleme hazır görünüyordu. Dışarı çıkıp 16D’ye bindim. Kalamış’taki makine de saatlerdir yemyeşildi. “Anadolu çocuğu yemez” dedim ve eve doğru devam ettim. Migros’taki makineyi galiba yapmışlar çünkü yolculuk sırasında PET kırmızıya döndü ve benim için kullanışsız bir hal aldı.</p>
<p>Bu deneyimi yaşayıp sisteme güvenmemek gerektiği konusunda kendimi ikna edince, depozitodan vazgeçtim. Bütün ambalajları çöpe attım; ev ferahladı. Ben de saatlerimi ve diğer maliyetlerimi geri kazandım. Marmaray ve 16D İstanbul Mavi Kart’ta üç kontür ediyor. Bu sanırım 150 liraya yakın bir maliyet. Zaten ambalajlı ürünleri alırken bize yüklenen maliyeti kurtarayım diye iki aydan uzun sürede sanırım 48 lira kazanmışken –daha doğrusu ödediğimden iade alabilmişken- bu maliyet kaldırılabilir değil. Adil de değil çünkü ödediğim paradan bana iade verdiğiniz iddiasındasınız ama onu da veremiyorsunuz. Bu sistemde kendinizi amorti edebilmenin tek yolu, sokaktan ambalaj toplayıp bunları atabilecek bir yer ayarlamak. Bunları daha sonra DOA önünde tanıştığım insanlarla sohbetlerim üzerinden anlatacağım.</p>
<p>Şimdilik söyleyebileceğim: Özellikle alt gelir grubunun kendilerine ek gelir ya da fon getirisi yaratmak için umut olarak gördüğü bu sistemin işletme maliyeti herkes için çok yüksek. Bu makinelerdeki mühendisliğin işten anlamayan teknoloji uzmanlarının birikimini yansıtan feci bir düzeyde olduğunu da daha sonra anlatacağım. Bunları sonraya bırakmamın nedeni, bu işin çok basit bir yolunun olması ve işi yapanların bu basit yönteme tevessül ve tenezzül etmemesi.</p>
<p>Biz eski Türkiye’de bu tür ürünleri cam şişede tüketirdik ve bakkaldan satın alırdık. Bu cam şişeler kasaların içinde gelirdi. O zaman depozito sözcüğünü kullanıyor muyduk, hatırlamıyorum ama bakkal amca “kaç boş getirdin” diye sorardı ve bu meblağı aldığımız şeyin ödemesinden düşer veya idare ederdi. Yeni malı getiren kamyon eskileri de yükler ve ek bir lojistik maliyetine yol açmadan markanın tesisine götürürdü. Belirli sayıda kasayı taşıyan kamyonun boş ya da aşırı dolmadan dolaşımda olması böyle sağlanıyordu. Bu kadar sağlıklı işleyen bir sistemin deneyimine sahip olmayınca sensörler ve ışıklar ile gereksiz teknolojiye dokunmuş makineler, atıkları toplama işinin verildiği şirketin ve teknik servis şirketinin ayrı olmasının yarattığı dağınıklık ve bunları organize etmek için kurulan çarpı merkezinin sisteme entegre olmaması gibi arazları bir arada yaratan bir sistem kurulabiliyor. Bu sistemde atığın toplanmaması, toplanmasına oranla daha uygun maliyetlidir ama makinelerin sürekli kullanılamaz olması ile bu matematik arasında bir ilişki var mı, bunu kanıtlayamam. Ancak miktarlar farklı olsa da burada da bizden alınan paranın geri alınamaması mantığının patlayan fonlardaki durumla benzerlik gösterdiğini düşünüyorum.</p>
<p><strong>Gemini fon geçmişimizi özetledi</strong></p>
<p>Son olarak Türkiye’nin fon tarihçesini yazmak istiyorum. Bu alanda arşivim olmadığından Gemini’dan destek aldım. Arşivim yok, derken Özal zamanında Fakir Fukara Fonu ile başlayan maceradan bihaber de değilim. O zamanlar Fak Fuk Fon diye dalga geçiyorduk. Gemini’ı da bu şekilde yönlendirdim. İşte yanıtı:</p>
<p>Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren ekonomi politikalarında piyasa ekonomisine geçişle birlikte, yapısal dönüşümlerin ve özelleştirme/kaynak transfer süreçlerinin enstrümanı olarak fon mekanizmaları sıklıkla kullanılmıştır. Bu dönemde kurulan fonlar; sosyal yardımlardan konut edindirmeye, tasarruf teşviklerinden işsizlik sigortasına kadar farklı amaçlar taşımıştır.</p>
<p>Turgut Özal dönemi ve sonrasında kurulan, kamuoyunda en çok iz bırakan başlıca fonlar, ilan edilen amaçları ve ekonomik sonuçlarıyla birlikte kronolojik olarak aşağıdadır:</p>
<ol>
<li><strong> Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu (SYDTF - "Fakir Fukara Fonu")</strong></li>
</ol>
<p><strong>- Kuruluş yılı:</strong> 1986 (3294 sayılı Kanun)</p>
<p><strong>- İlan edilen amaç:</strong> Sosyal güvenlik sistemine tabi olmayan, yoksulluk ve muhtaçlık içinde bulunan vatandaşlara geçici yardım ulaştırmak; eğitim ve sağlık imkânlarını destekleyerek gelir dağılımını dengelemek.</p>
<p><strong>- Ekonomik sonuçları:</strong> Trafik cezalarının bir kısmı ve bazı vergi paylarıyla finanse edilen fon, yerelde kurulan vakıflar aracılığıyla yoksullukla mücadelede ilk kurumsal adımlardan biri olmuştur. Ancak zamanla yardımların merkeziyetçi ve siyasi saiklerle dağıtıldığına yönelik eleştiriler almış, yoksulluğu kalıcı olarak ortadan kaldırmak yerine geçici bir "sadaka kültürü" yarattığı yönünde eleştirilere maruz kalmıştır.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Toplu Konut Fonu</strong></li>
</ol>
<p><strong>- Kuruluş yılı:</strong> 1984 / 1980'lerin ortaları</p>
<p><strong>- İlan edilen amaç:</strong> Hızlı kentleşme sürecinde dar ve orta gelirli kesimlerin konut ihtiyacını karşılamak, akaryakıt ve lüks tüketim mallarından alınan kesintilerle ucuz ve sürekli bir konut kredisi finansmanı yaratmak.</p>
<p><strong>- Ekonomik sonuçları:</strong> Türkiye'de inşaat sektörünün ekonomik bir canlandırıcı olarak öne çıkmasında kritik rol oynadı. Ancak fon gelirlerinin zaman zaman bütçe açığını finanse etmek için kullanılması ve enflasyonist baskılar, fonun asıl amacından sapmasına yol açtı. İlerleyen yıllarda Toplu Konut İdaresi'nin (TOKİ) yapısı değişerek fon yapısı büyük ölçüde tasfiye edildi veya bütçeyle bütünleştirildi.</p>
<ol start="3">
<li><strong> Tasarruf Teşvik Fonu (Zorunlu Tasarruf)</strong></li>
</ol>
<p><strong>- Kuruluş yılı:</strong> 1988</p>
<p><strong>- İlan edilen amaç:</strong> Ülke içindeki tasarruf oranlarını artırarak yatırımlara kaynak sağlamak ve yüksek enflasyon ortamında çalışanların birikim yapmasını teşvik etmek. Çalışanların maaşlarından zorunlu kesintiler yapıldı.</p>
<p><strong>- Ekonomik sonuçları:</strong> Çalışanlar üzerinde ek bir vergi yükü yarattı. Yüksek enflasyon karşısında fon havuzunda biriken paralar eridi ve reel getiriler yetersiz kaldı. Halk nezdinde "zorunlu kesinti" olarak büyük tepki çeken fon, 2000'li yılların başında tasfiye edildi ve biriken milyarlarca liralık ana para ile faiz borçları devlete mali bir yük olarak yansıyarak uzun yıllar tartışıldı.</p>
<ol start="4">
<li><strong> İşsizlik Sigortası Fonu </strong></li>
</ol>
<p><strong>- Kuruluş yılı:</strong> 1999 (4447 sayılı Kanun, faaliyete geçişi 2000)</p>
<p><strong>- İlan edilen amaç:</strong> İşini kaybeden sigortalı çalışanlara geçici bir gelir güvencesi (işsizlik maaşı) sağlamak, işgücü piyasasında istihdamı artırıcı ve meslek edindirici faaliyetleri finanse etmek.</p>
<p><strong>- Ekonomik sonuçları:</strong> İşçi, işveren ve devlet katkılarıyla muazzam bir hacme ulaşan fon, Türkiye ekonomisinin en büyük kamu fonlarından biri haline geldi. Ancak fon kaynaklarının çok büyük bir kısmının düşük faizle devlet iç borçlanma senetlerine (tahvillere) yatırılması ve kriz dönemlerinde veya istihdam teşvik adı altında işverenlere, kamu bankalarının sermaye takviyelerine aktarılması, fonun asıl sahipleri olan işçilerin haklarından uzaklaştığı yönünde yoğun eleştirilere neden olmaktadır.</p>
<p>Türkiye'deki fon tarihi genel olarak incelendiğinde; makro ekonomik dengesizlikleri, bütçe açıkları veya kaynak yetersizliklerini geçici olarak "cep tasdikleriyle" çözme refleksi barındırdığı görülmektedir. Bu fonların bir kısmı bürokratik mekanizmalarda erirken, bir kısmı da gelir dağılımını düzeltmekten ziyade sermaye piyasalarına ucuz kaynak aktarım aracına dönüşmüştür.</p>
<p>Gemini’ı çok cesur buluyorum. Ben olsam böyle bir analiz yapmaktan çekinirdim. Balık ile başı arasındaki ilişkiyi bu şekilde ortaya koymuşken durup bir sindirelim. Bir sonraki yazıda günümüzde yaşanan fon krizini yine Gemini ile birlikte ele alacağız.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/monopoly-oyunu-ile-fonlari-anlamak-88710</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Monopoly oyunu ile fonları anlamak ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ve-nitelikli-eleman-donusum-firsatlar-ve-gereksinimler-88708</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yapay zekâ ve nitelikli eleman: Dönüşüm, fırsatlar ve gereksinimler…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yapay zeka, nitelikli eleman ihtiyacını azaltmıyor; tam tersine, daha yüksek standartlarda ve farklı bir profilde nitelikli insan gücü talep ediyor. Bu süreçte başarı, teknolojinin insanı tamamlamasını sağlamakta yatıyor.  YZ’yi doğru yöneten, etik ilkeleri gözeten ve sürekli öğrenen toplumlar, bu dönüşümden en fazla faydayı sağlayacak.</strong></p>
<p>Yapay zekâ (YZ), günümüzün en hızlı gelişen teknolojilerinden biri olarak iş dünyasını, eğitimi ve toplumsal yapıları kökten değiştiriyor. Bu dönüşümün merkezinde ise “nitelikli eleman” kavramı yer alıyor. YZ, rutin ve tekrarlayan işleri otomatikleştirirken, insan gücüne olan ihtiyacı ortadan kaldırmıyor; aksine, daha yüksek düzeyde beceri, yaratıcılık, eleştirel düşünme ve adaptasyon yeteneği gerektiren yeni roller yaratıyor.</p>
<p> Açık kaynaklardan yararlandığım yazımda, yapay zekâ ile nitelikli işgücü arasındaki ilişki, ortaya çıkan fırsatlar, zorluklar ve geleceğe yönelik gereksinimler ele alınacaktır.</p>
<p><strong>Yapay zekanın işgücü üzerindeki etkisi</strong></p>
<p>YZ, üretim, sağlık, finans, lojistik ve müşteri hizmetleri gibi birçok sektörde verimliliği artırıyor. Makine öğrenmesi, doğal dil işleme ve bilgisayarlı görü gibi teknolojiler sayesinde, daha önce insanlar tarafından yapılan birçok görev artık algoritmalar tarafından yürütülebiliyor. Bu durum, düşük vasıflı veya tekrarlayan işlerde istihdamın azalmasına yol açabiliyor. Ancak aynı zamanda veri bilimi, YZ mühendisliği, etik denetim, sistem entegrasyonu ve insan-YZ işbirliği gibi alanlarda yeni istihdam alanları doğuyor.</p>
<p>Araştırmalar, YZ’nin bazı meslekleri dönüştürürken bazılarını tamamen ortadan kaldırmadığını, daha çok “görev bazlı” bir değişim yarattığını gösteriyor.</p>
<p>Yani bir meslek tamamen yok olmuyor; içindeki belirli görevler otomatikleşirken, insanlara daha stratejik, yaratıcı ve karar verme odaklı roller kalıyor.</p>
<p> Bu nedenle “nitelikli eleman” tanımı da değişiyor: Artık sadece teknik bilgi yetmiyor; sürekli öğrenme, problem çözme, disiplinler arası düşünme ve etik farkındalık gibi yetkinlikler ön plana çıkıyor.</p>
<p><strong>Nitelikli elemanın yeni tanımı</strong></p>
<p>Geleneksel anlamda nitelikli eleman, belirli bir alanda uzmanlık ve tecrübe sahibi kişiyi ifade ederdi. YZ çağında bu tanım genişliyor:</p>
<p>- <strong>Teknik yetkinlikler</strong>: Veri okuryazarlığı, temel programlama, YZ araçlarını kullanabilme ve sistemleri anlama.</p>
<p>- <strong>Yumuşak beceriler (soft skills)</strong>: İletişim, işbirliği, empati, yaratıcılık ve liderlik.</p>
<p>- <strong>Adaptasyon ve öğrenme agiliği </strong>(Çevikliği<strong>)</strong>: Teknolojinin hızla değişmesi nedeniyle, bireylerin sürekli kendini yenileme kapasitesi kritik hale geliyor.</p>
<p>- <strong>Etik ve eleştirel bakış</strong>: YZ sistemlerinin önyargı, şeffaflık ve hesap verebilirlik konularında doğru yönetilmesi için insan denetimi şart.</p>
<p>Bu yetkinliklere sahip kişiler, YZ’yi bir tehdit değil, bir güç çarpanı olarak kullanabiliyor.</p>
<p> Örneğin, bir doktor YZ destekli teşhis sistemlerini kullanarak daha doğru ve hızlı kararlar alabiliyor; bir mühendis ise YZ ile tasarım süreçlerini hızlandırıp inovasyona odaklanabiliyor.</p>
<p><strong>Fırsatlar ve zorluklar</strong></p>
<p><em>Fırsatlar:</em></p>
<p><em>- </em>Yeni mesleklerin ortaya çıkması (YZ etik uzmanı, prompt mühendisi, insan-YZ etkileşim tasarımcısı vb.).</p>
<p><em>- </em>Verimlilik artışı sayesinde daha yüksek katma değerli işlere yönelme imkânı.</p>
<p><em>- </em>Uzaktan çalışma ve esnek modellerle yetenek havuzunun küreselleşmesi.</p>
<p><em>- </em>Eğitim ve öğrenme araçlarının kişiselleştirilmesi (YZ destekli öğrenme platformları).</p>
<p><em>Zorluklar:</em></p>
<p><em>- </em>Beceri uçurumu (skills gap): Mevcut işgücünün bir kısmı yeni teknolojilere uyum sağlamakta zorlanıyor.</p>
<p><em>- </em>Eğitim sistemlerinin yetersizliği: Birçok ülke hâlâ geleneksel müfredatlarla ilerliyor; YZ ve dijital beceriler yeterince entegre edilmiyor.</p>
<p><em>- </em>İşgücü piyasasında kutuplaşma riski: Yüksek nitelikli çalışanlar avantajlı hale gelirken, düşük vasıflı gruplar daha fazla baskı altında kalabiliyor.</p>
<p><em>- </em>Etik ve sosyal sorunlar: İş kaybı korkusu, algoritmik önyargı ve veri mahremiyeti gibi konular toplumsal gerilim yaratabiliyor.</p>
<p><strong>Çözüm yolları ve öneriler</strong></p>
<p>Bu dönüşümün adil ve sürdürülebilir olması için çok paydaşlı bir yaklaşım gerekiyor:</p>
<ol>
<li><strong>Eğitim reformu</strong>: Okullardan üniversitelere, müfredatlara veri bilimi, eleştirel düşünme ve YZ okuryazarlığı eklenmeli. Hayat boyu öğrenme programları yaygınlaştırılmalı.</li>
<li><strong>İşverenlerin rolü</strong>: Şirketler, mevcut çalışanlarını yeniden beceri kazandırma (reskilling) ve beceri yükseltme (upskilling) programlarıyla desteklemeli.</li>
<li><strong>Kamu politikaları</strong>: Devletler, dijital dönüşüm stratejileriyle eğitim, istihdam ve sosyal güvenlik sistemlerini uyumlu hale getirmeli.</li>
<li>YZ’nin istihdam etkilerini düzenli olarak izleyen mekanizmalar kurmalı.</li>
<li><strong>Bireysel sorumluluk</strong>: Her birey, kendi kariyer yolunu aktif olarak yönetmeli; online kurslar, sertifikalar ve pratik projelerle kendini güncel tutmalı.</li>
</ol>
<p><strong>Sonuç:</strong></p>
<p>Yapay zeka, nitelikli eleman ihtiyacını azaltmıyor; tam tersine, daha yüksek standartlarda ve farklı bir profilde nitelikli insan gücü talep ediyor. Bu süreçte başarı, teknolojinin insanı tamamlamasını sağlamakta yatıyor.  YZ’yi doğru yöneten, etik ilkeleri gözeten ve sürekli öğrenen toplumlar, bu dönüşümden en fazla faydayı sağlayacak.</p>
<p>Nitelikli eleman yetiştirmek artık sadece bir ekonomik zorunluluk değil, aynı zamanda toplumsal refahın ve rekabet gücünün temelidir. Gelecek, YZ’yi kullanan değil, YZ ile birlikte düşünen ve üreten insanlara ait olacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yapay-zeka-ve-nitelikli-eleman-donusum-firsatlar-ve-gereksinimler-88708</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/0/1280x720/algoritma-yapay-zeka-1755238995.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yapay zekâ ve nitelikli eleman: Dönüşüm, fırsatlar ve gereksinimler… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yatirim-fonlari-ve-yatirim-ortaklarinin-kazanclarinda-vergileme-durumu-88707</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yatırım fonları ve yatırım ortaklarının kazançlarında vergileme durumu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Günümüzde üzerinde çok konuşulan yatırım fonları ve yatırım ortaklıkları sermaye piyasalarının önemli unsurlarından ikisidir. Yatırım fonu profesyonel yöneticilerce yönetilen bir portföy olup yatırımcıların tasarruflarını toplar ve çoğunlukla küçük yatırımcılara kolay erişilebilir seçenekler sunar.</p>
<p>Yatırım ortaklıkları ise şirket olarak faaliyet gösterir ve yatırım ortaklıklarının payları borsada işlem görür ve yatırımcılar bu payları alıp ortak olabilirler.</p>
<p>Türkiye’de kurulup faaliyette bulunan yerli ve yabancı çok sayıda yatırım fonu ve ortaklığı sermaye piyasasında, küçük - büyük yatırımcılar için yatırımlarının yönlendirilmesinde önemli rol oynarlar.</p>
<p>Yatırım fonları ve ortaklıklarının kurulması için ve sermaye piyasasının derinleşmesi amacıyla Kurumlar Vergisi Kanunu’nda vergi istisnası sağlanmıştır.</p>
<p>Yatırımcıların fonlarının ve sağladıkları menfaatlerin korunması sermaye birikiminin sağlanması için Devletin yaptığı fedakârlıkları da dikkate alarak, düzgün ve hukuka uygun işleyişleri için denetimlerinin düzenli yapılması önemlidir. Bu suretle Devlet yardımlarının sonucu da görülebilecektir.</p>
<p><strong>Kurumlar vergisi istisnası</strong></p>
<p><strong>Kanun Hükmü</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ;Türkiye’de kurulu,</p>
<p>- Menkul kıymetler yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,</p>
<p>-Portföyü Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları,</p>
<p>- Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,</p>
<p>- Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları,(Esas faaliyet konusu itibarıyla gayrimenkul, gayrimenkul projeleri ve gayrimenkule dayalı haklardan oluşan portföyü işletmek amacıyla kurulanlar dışında kalanların kazançları hariç)</p>
<p>- Emeklilik yatırım fonlarının kazançları,</p>
<p>- Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları,</p>
<p>anılan fon veya ortaklıkların Türkiye’de kurulmuş olmaları şartıyla kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p>Bu istisnadan faydalanılabilmesi için fon ve ortaklıkların (emeklilik yatırım fonları hariç) sahip oldukları taşınmazlardan elde ettikleri kazançların en az % 50 sinin elde ettikleri hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken ayı izleyen ikinci ayın sonuna kadar kar payı olarak dağıtılması şarttır. Bu süre içerisinde belirtilen orana kadar karın ortaklara dağıtılmaması durumunda, istisnadan faydalanılması nedeniyle zamanında tahakkuk ettirilmeyen vergiler ziyaa uğratılmış sayılır.</p>
<p><strong>İstisnanın uygulamasına ilişkin açıklamalar</strong></p>
<p> Yatırım fon ve ortaklıklarının, ticari mal niteliğinde olanlar dahil sahip oldukları taşınmazlardan elde ettikleri kazançlardan; taşınmaz alım satım kazançları, kira gelirleri, taşınmaza dayalı hakların devir ve temlikinden elde edilen kazançlar, taşınmaz inşaat projelerinden elde edilen gelirler, taşınmaz işletme gelirleri gibi doğrudan taşınmazlardan elde ettikleri kazançlarının anlaşılması gerekmektedir.</p>
<p> Kar dağıtımına konu kazanç, bahse konu taşınmazlardan elde edilen kazançlara yönelik olup bu gelirler dışındaki kazançların dağıtım zorunluluğu bulunmamaktadır. Kar dağıtım şartının sağlanmaması durumunda, taşınmaz gelirleri dahil tüm gelirler için istisnadan yararlanılamayacaktır.</p>
<p> Kar dağıtımına esas taşınmaz kazancı hesaplanırken, taşınmazlardan elde edilen hasılattan, bu faaliyet nedeniyle yüklenilen gider ve maliyet unsurlarının düşülmesi sonucu bulunacak kazanç dikkate alınacaktır. Taşınmazlara ilişkin faaliyetin veya toplamda tüm faaliyetlerin zararla sonuçlanması halinde, istisna uygulamasında kar dağıtımı şartının söz konusu olmayacağı tabiidir.</p>
<p> Öte yandan, taşınmazlara ilişkin faaliyetlerin karla, diğer faaliyetlerin ise zararla sonuçlanması ve toplam kazancın taşınmazlardan elde edilen kazançtan düşük olması halinde, kazancın yarısının dağıtılması istisna açısından yeterli sayılacaktır.</p>
<p> Taşınmazlara ilişkin faaliyetler ile bu kapsama girmeyen işlerin birlikte yürütülmesi halinde müşterek genel giderlerin, bu faaliyetler ile ilgili olarak cari yılda oluşan maliyetlerin birbirine oranı esas alınarak dağıtılması gerekmektedir.</p>
<p>Taşınmaz faaliyetleri ile bu kapsama girmeyen faaliyetlerde müştereken kullanılan tesisat, makine ve ulaştırma vasıtalarının amortismanlarının ise bunların her bir işte kullanıldıkları gün sayısına göre; dağıtımının yapılması gerekmektedir. Hangi işlerde ne kadar süreyle kullanıldığı tespit edilemeyen sabit kıymetlere ilişkin amortismanlar, müşterek genel giderlerle birlikte dağıtıma tabi tutulacaktır.</p>
<p>Kazancın öngörülen süreden sonra dağıtıldığı durumlarda anılan istisnadan yararlanılamayacaktır.</p>
<p> Faaliyet alanı gereği portföyüne veya aktifine taşınmaz dahil edemeyen ve inşaat projeleri yapamayan fon ve ortaklıkların bahse konu gelirleri bulunmayacağından, bu fon ve ortaklıklar için kar dağıtımı şartının aranmayacağı tabiidir.</p>
<p> Öte yandan, herhangi bir şekilde taşınmaz kazancı elde eden fon ve ortaklıkların istisnadan yararlanabilmesi için, söz konusu kazançlar bakımından kar dağıtımı şartı aranacaktır.</p>
<p> Dağıtılması gereken kazancın tespitinde, kurumların Türk Ticaret Kanunu uyarınca ayırması zorunlu olan kanuni yedek akçeler dikkate alınabilecek ve taşınmaz gelirlerine isabet eden kanuni yedek akçe tutarı düşüldükten sonraki kazancın %50'si dağıtıma konu edilecektir.</p>
<p> Karın sermayeye eklenmesi kar dağıtımı sayılmadığından, kar paylarının sermayeye eklenmesi suretiyle kar dağıtım şartının sağlanması söz konusu değildir. Sermaye piyasası mevzuatına göre belirlenen net dağıtılabilir kar esas alınarak kar dağıtımı yapılması gerekmektedir. Ancak net dağıtılabilir karın, Vergi Usul Kanunu’na göre tutulan kayıtlar kapsamında tespit edilen kar tutarını aşmaması gerekir. Sermaye piyasası mevzuatına göre belirlenen net dağıtılabilir karın, Vergi Usul Kanunu’na göre tutulan kayıtlar kapsamında tespit edilen kardan daha düşük olması halinde, sermaye piyasası mevzuatına göre belirlenen net dağıtılabilir karın dikkate alınacağı tabiidir.</p>
<p> Fon ve ortaklıklar 213 sayılı Kanunu’nun mükerrer 298’inci maddesi uyarınca mali tablolarını enflasyon düzeltmesine tabi tutmakta, ancak anılan Kanun’un geçici 33’üncü maddesi hükmü uyarınca, 2024 ve 2025 hesap dönemlerinde, enflasyon düzeltmesinden kaynaklanan kar veya zararları kurumlar vergisi matrahının tespitinde dikkate alamamaktadır. Ancak dönem karı, enflasyon düzeltmesi sonucuna göre belirlenmektedir.   Bu bağlamda, söz konusu dönemlerde dağıtılması gereken kazancın tespitinde, enflasyon düzeltmesi sonucu bulunan kazancın dikkate alınması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Menkul kıymetler yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları</strong></p>
<p>Türkiye’de kurulu menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir. Fon veya ortaklık portföyünde, döviz veya dövize endeksli kıymetlerin bulunması, istisnanın uygulanmasına engel teşkil etmeyecektir.</p>
<p><strong>Portföyü Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları</strong></p>
<p>Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (2) numaralı alt bendi ile Türkiye’de kurulan ve portföyü de Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve kıymetli madenlere dayalı yatırım fonları veya ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p>Dolayısıyla, bu alt bent kapsamına giren kazançların belirlenmesinde, kazancı elde eden fon ve ortaklıkların portföy yapısına bakılacaktır. Fon portföyünün en az %51’ini devamlı olarak;</p>
<p>- Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ile altına dayalı sermaye piyasası araçlarına yatırmış fon ve ortaklıklar</p>
<p>"Altın fonu veya ortaklığı",</p>
<p>- Türkiye’de kurulu borsalarda işlem gören altın ve diğer kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı sermaye piyasası araçlarına yatırmış fon ve ortaklıklar ise "Kıymetli madenler fonu veya ortaklığı"</p>
<p>olarak kabul edilecektir.</p>
<p>Görüleceği üzere, söz konusu fonların veya ortaklıkların anılan alt bent kapsamında değerlendirilebilmesi için portföyü oluşturan altın, kıymetli madenler ile bu madenlere dayalı sermaye piyasası araçlarının Türkiye’de kurulu borsalarda işlem görmesi şarttır.</p>
<p> <strong>Girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları</strong></p>
<p>Türkiye’de kurulu girişim sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları, kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p> <strong>Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları</strong></p>
<p>Türkiye’de kurulu gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p><strong>Emeklilik yatırım fonlarının kazançları</strong></p>
<p>Türkiye’de kurulu emeklilik yatırım fonlarının kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p><strong>Konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları ve Danıştay kararı</strong></p>
<p> Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nde açıklamalar; 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendinde yer alan gayrimenkul yatırım fon veya ortaklıklarının kazançlarına ilişkin istisna düzenlemesinin esas itibarıyla gayrimenkuller, gayrimenkul projeleri ve gayrimenkule dayalı haklardan oluşan bir portföyü işleten gayrimenkul yatırım fon veya ortaklıklarının kazançlarını kapsadığı; portföyü, yukarıda belirtilen gayrimenkul yatırım fon veya ortaklıklarından farklı olarak, altyapı yatırım ve hizmetleri gibi diğer varlık ve haklardan oluşan yatırım fon veya ortaklıklarının kazançlarının kanunun 5’inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin (4) numaralı alt bendi kapsamında istisnaya konu edilmesinin mümkün olmadığı, bu fon veya ortaklıkların, sermaye piyasası mevzuatına göre kurulmuş olmalarının ya da unvanlarında "Gayrimenkul Yatırım Fonu" veya "Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı" ibarelerinin bulunmasının, bunların anılan istisnadan faydalanmasını sağlamayacağına ilişkin düzenlemesi yönünden, Danıştay 4. Daire Başkanlığı’nın 28.06.2022 tarih ve Esas No: 2022/2311, Karar No: 2022/4491 sayılı Kararı’yla iptal edilmiştir.</p>
<p>Türkiye’de kurulu konut finansmanı fonları ile varlık finansmanı fonlarının kazançları kurumlar vergisinden istisna edilmiştir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yatirim-fonlari-ve-yatirim-ortaklarinin-kazanclarinda-vergileme-durumu-88707</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım fonları ve yatırım ortaklarının kazançlarında vergileme durumu ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ponziden-fonziye-dogru-yasananlar-88706</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ponzi’den Fonzi’ye doğru yaşananlar</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’nin geçmişte bankerlerden bankacılık krizlerine, Çiftlik Bank’tan Thodex’e uzanan finansal skandallarına bir yenisi daha eklendi. 131 yatırım fonunun tasfiyesine uzanan son gelişmelerin yalnızca mağdur yatırımcılar açısından değil, sermaye piyasasına duyulan güven ve tasarrufların geleceği açısından da önemli sonuçlar doğurdu.</strong></p>
<p>Türkiye 24 Ocak 1980 yılında serbest piyasa ekonomisine geçtikten sonra yüksek enflasyon düşük mevduat faizleri eşliğinde mudilerin tasarrufları enflasyon karşısında hızla erimekteydi. Bu soruna çare olarak Banker Kastelli başta olmak üzere dolandırıcılar banka mevduat faizlerinden çok daha yüksek faiz oranları ile mevduat sertifikası ihraç etmekteydi. Resmi kayıtlarda <strong>300 bin</strong> civarında vatandaşın olaydan mağdur olduğu geçmekteydi.</p>
<p>Türkiye, 90'lı yıllardaki en derin finansal krizini 1994 yılında yaşamıştır. 1994 öncesinde kamu kesimi faiz dışı harcamaları, kamu gelirlerinden daha fazla açık vermiş, kamu kesimi kazandığından daha fazlasını harcamıştır. Kamu borçlarının Merkez Bankası ile finanse edilmesi sonucunda Türkiye ilk defa çok yüksek (%100 üzeri) enflasyonu yaşamıştır.</p>
<p>Geçmişteki eski adı ile İMKB borsa şirketlerinde o dönemde iflaslar, usulsüz işlemler, manipülasyonlar yüzünden pek çok skandal yaşamıştır. Sermaye Piyasası`nda meydana gelen her olay yatırımcının güveninin biraz daha azalmasına yol açarken onbinlerce kişinin parası bir anda batmıştır. Bu skandalların mağduru olan yatırımcılar haklarını geri alabilmek için kendilerini uzun soluklu hukuk savaşlarının içinde bulmuştur. İMKB`de iflas eden <strong>10 aracı kurumda 14 bin yatırımcının</strong> parası batmıştır. SPK 169 spekülatör hakkında dava açmış, ancak küçük yatırımcılar parasını kurtaramamıştır. Ve son olarak kamu otoritesinin yönetimine el koyduğu üç bankanın işlem sırasının kapanması yüzünden <strong>36 bin yatırımcının</strong> <strong>500 milyon dolar</strong> değerindeki hissesi sıfırlanmıştır.</p>
<p>2001 yılında yaşanan bankacılık krizinin ekonomik maliyeti yaklaşık <strong>50 milyar dolara</strong> yakın düzeyde gerçekleşmişti. Bankalar arasında gecelik faizler <strong>%7.000</strong> seviyesini aşarken <strong>24 bankanın</strong> faaliyetine son verilmiştir.</p>
<p>2017'de Thodex ismiyle kurulan şirket, kuruluş zamanına göre Türkiye’nin dördüncü kripto para borsası aracısıydı. Türkiye’nin ilk Bitcoin ATM’sini kuran şirket, 2020'de ise, Türkiye’den global pazara açılan ilk kripto para borsası olmuştu. Yaklaşık <strong>1.500 kişinin 1 milyar TL’si</strong> kripto para vurgu şeklinde hızla sanal dünyaya geçmişti.</p>
<p>2018 yılında kamuoyundaki lakabıyla bilinen Tosuncuk, Kuzey Kıbrıs'ta bulunan <strong>Çiftlik Bank</strong> adlı şirketi kurdu. İnternet üzerinden oynanan bir çiftlik oyununda satın alınan ve beslenen hayvanların Türkiye'nin çeşitli şehirlerinde kurulan çiftliklerde üretim için kullanılacağı vaad edilmişti. Bu çiftliklerde üretildiği ileri sürülen ürünler de şirketin bayilerinde satılıyordu. Sistem üzerinden kısa süre içerisinde <strong>132.222 Kişiden 1 Milyar 139 milyon TL</strong> toplanarak ponzi oyunu yaratılmıştı.</p>
<p>Şimdi de 17 Eylül 2026 itibarıyla SPK’nın almış olduğu karar uyarınca <strong>7 portföy yönetim şirketine</strong> ait <strong>131 yatırım fonuna</strong> tasfiye kararı verilmesi ile birlikte <strong>455 bin 758 yatırımcının 18 milyar dolar </strong>civarındaki tasarrufu fon manipülasyonu olayına dahil oldu.</p>
<p>SPK’nın almış olduğu karar neticesinde geçen 2 haftalık sürece ilişkin olarak kısa bir değerlendirme yaparak sürecin bundan sonraki olası adımlarına yönelik hususları soru cevap şeklinde kısaca açıklamaya çalışacağım.</p>
<p><strong>Fon tasfiye süreci nasıl işletilmektedir?</strong></p>
<p>SPK tarafından 17 Eylül 2026 itibarıyla alınan karar uyarınca kamuoyuna açıklanan 131 fon ilgili tebliğdeki temerrüt nedeni uyarınca tasfiye sürecine girmiştir. Burada kurulun 17/09/2026 tarih 2026/61 sayılı bülten kararı uyarınca “<strong>ihbarlı fonlar için 17.09.2026 tarihinde saat 13:30’dan sonra iletilen katılma payı iade talimatları ile para piyasası fonları için izahnamede yer verilen gün sonu valör atlama saatinden sonra iletilen iade talimatları işbu tasfiye esasları kapsamındadır</strong>” açıklaması 28 Eylül 2026 tarihli basın duyurusu ile değiştirilmiştir.</p>
<p>Kurul yaptığı açıklamada <strong>“17.09.2026 tarih ve 2026/61 sayılı kurul bülteninde ilan edilen tasfiye usul ve esaslarının A/6 hükmünün uygulanması bakımından, 16.09.2026 tarih ve öncesinde TEFAS’a iletilmekle birlikte ilgili fonun temerrüdü veya fiyat açıklamaması nedeniyle gerçekleştirelemeyen talimatlar da tasfiye kapsamındadır</strong>” şeklinde ilk aldığı karardan farklı bir uygulamaya imza atmıştır.</p>
<p>Büyük bir ihtimal ile aradan geçen 2 hafta neticesinde kurul tasfiye kararı alınan fonlarda <strong>16 Eylül 13:30-17 Eylül 13:30</strong> arasında görülen fon iade emirleriyle oluşan fon alacaklısı bakiyesinin yüksekliği sebebi ile böyle bir değişikliğe gitmek durumunda kalmıştır.</p>
<p>İlan edilen 6 aylık tasfiye süresi yatırımcılar açısından kritik bir dönemdir. Yatırımcıların haklarının azami ölçüde korunması, hakkaniyetli bir şekilde tasfiye süreci oluşturulan “<strong>fon koordinasyon kurulu</strong>” tarafından periyodik kamuoyu aydınlatmaları şeklinde şeffaf biçimde yürütülmelidir.</p>
<p>Fon portföyleri tasfiye süresi içerisinde nakde çevirilir. Yatırımcılara ödenecek olan miktarlar, ilk yatırdığı tutar değil, tasfiye sonucunda oluşan <strong>toplam net fon değeri</strong> üzerinden <strong>payları</strong> nispetinde olmaktadır.</p>
<p>Fon bazında <strong>net tasfiye bakiyeleri</strong> hesaplanmaktadır. Burada öncelikle fonların yükümlülükleri yani borçları ödenmektedir. Bu aşamada SPK’nın almış olduğu 17 Eylül 13:30 tarihli tasfiye kararı öncesindeki gün 16 Eylül 13:30 tarihli fon satım emri göndermiş ve merkezi kayıt kuruluşu e-yatırımcı sistemi içerisinde hesaplarında “<strong>PBLK</strong>” (pay blokajı) ibaresi gözükmekte olan yatırımcılar fonun <strong>ilk alacaklıları</strong> durumundadır.</p>
<p>SPK’nın tasfiye kapsamında yapmış olduğu değişiklik ilgili tarihler itibarıyla bu kapsamdaki yatırımcılar açısından 6362 sayılı SPK’nın 79. maddesindeki “<strong>Takas Kesinliği ve Rehin Hakkı</strong>” emredici düzenlemesi ile çelişkili bir durum ortaya çıkarmaktadır. Zira ilgili düzenleme “<strong>sermaye piyasası araçlarının takas talimat ve işlemleri ile ödeme işlemleri, merkezî takas kuruluşlarının üyelerinin faaliyetlerinin geçici ya da sürekli olarak durdurulması, idari ve adli merciler nezdinde tasfiye işlemlerine başlanması durumu da dâhil olmak üzere, geri alınamaz ve iptal edilemez</strong>.” şeklindedir.</p>
<p>Dolayısı ile kurul tarafından 2 hafta sonunda yapılan bu değişiklik önümüzdeki dönemde hukuki tartışmaların da zeminini oluşturması beklenebilir.</p>
<p>Neticede fonların net tasfiye bakiyeleri hesaplandıktan sonra yatırımcılara kalan fon bakiyeleri sahip oldukları payları oranında dağıtılacaktır.</p>
<p>Ayrıca fon varlıkları, portföy yönetim şirketlerinin mal varlığından ayrı tutulmaktadır.</p>
<p><strong>Yatırımcılara ödemeler ne şekilde yapılabilir?</strong></p>
<p>Burada en önemli konu <strong>hakkaniyet esasının</strong> korunmasıdır. Her bir fonun ilk kuruluş tarihinden fon tasfiyesi kararının verildiği 17 Eylül 2026 tarihine kadar zaman zarfında geriye gidilerek yatırımcıların yatırdıkları toplam paralardan çektikleri toplam paralar ve/veya hesaplarındaki en son portföy bakiye tutarı çıkartılmak suretiyle elde edilen “<strong>Haksız Kazanç</strong>” miktarı tespit edilmelidir.</p>
<p>Elde edilen haksız kazanç miktarları fon bazında “<strong>fon tazmin havuzu</strong>” şeklinde ayrı bir hesaba aktarılarak tasfiye süresince yatırımcılara geri ödenecek kaynağı oluşturmalıdır. Yurtdışında uygulanan “<strong>geri ödeme/clawback</strong>” yönteminin Türk hukuk sisteminde tanımlı olmaması nedeniyle özel bir yasa düzenlemesi ivedilikle yapılabilir.</p>
<p>Yatırımcılara yapılacak olan geri ödemelerde fon satım emri verenler için ilgili tarih veremeyen yatırımcılar için 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren geri ödeme tarihine kadar geçecek olan zaman zarfında ilgili hesap bakiyelerine “<strong>Takasbank Gecelik Temerrüt Faizi</strong>” de işletilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Geri ödemelerde 1-2 risk seviyesinde en düşük risk almış Para Piyasası Fon yatırımcıları öncelikli, 6-7 risk seviyesinde en yüksek risk almış Hisse Senedi Serbest Fon yatırımcıları daha sonra olmak üzere bir sıralama yapılmalıdır.</p>
<p><strong>1 milyon TL</strong> gibi çeşitli miktarsal sınırlar üzerinden yatırımcılara geri ödeme önceliği tanımlamak <strong>adil bir seçenek olmayacaktır</strong>. Tasfiye bakiyesi 999 bin 999 TL olan bir yatırımcı 1 milyon 1 TL olan bir yatırımcıdan neden daha öncelikli olarak geri ödeme imkanına sahip olsun ki? Burada bakılması gereken tek kriter, yatırımcıların yapmış oldukları yatırım fonunun <strong>risklilik seviyesi ve tasfiye öncesi emir iletimi yapmış olması veya tasfiye aşamasına kalmış olup olmadığıdır</strong>.</p>
<p><strong>Fon tazmin havuzu</strong></p>
<p>Fon manipülasyonu ve piyasa dolandırıcılığı eylemlerine karışan ve mal varlıkları dondurulan tüzel ve gerçek kişilerden hesaplanacak haksız kazanç tutarlarının tahsil edilebilmesi için yurtiçi ve yurtdışına kaçırılan malvarlıklarının geri getirilmesi üzerine azami gayret gösterilmelidir.</p>
<p>Olağanüstü fon getirileri üzerinden yatırımcılardan kesilen fon yönetim ücretlerinin geriye dönük olarak hesaplanarak fon tazmin havuzuna aktarılması gerekmektedir. Aynı şekilde fon getirileri üzerinden kesilen yüksek stopaj oranlarının da hazine tarafından ilgili havuz hesabına iadesinin yapılması adil bir yöntem olacaktır.</p>
<p>Sonuç olarak 2 haftadır yaşanan olaylardan etkilenen yüzbinlerce yatırımcı bulunmaktadır. Olayın mali boyutu BİST’daki 626 hisse senedinin birçoğunu olumsuz yönde etkilemiştir. <strong>BİST.100 endeksi son 1 ay içerisinde %15</strong> oranında değer kaybetmiş, <strong>BİST 100 dışı hisseler endeksi (XTUMY) %35’e</strong> yakın değer yitirmiş borsadaki şirketlerin piyasa değerleri <strong>4 trilyon TL</strong> kadar gerilemiştir. BİST bünyesinde <strong>6.7 milyon yatırımcının</strong> hisse senedi yatırımı bulunmaktadır.</p>
<p><strong>Bireysel emeklilik sistemi (BES)’de</strong> otomatik katılım şeklinde 7.9 milyon katılımcının 160 milyar TL tutarında tasarrufu bulunmaktadır. Sistemde gönüllü olarak 10.4 milyon yatırımcının 2.4 trilyon TL olmak üzere toplam <strong>18.3 milyon vatandaşın 2.6 trilyon TL</strong> tutarında tasarrufu yer almaktadır. Bu tasarrufların içerisinde %15-%25 oranlarında hisse senedi yatırımları bulunmaktadır. Borsadaki hisselerdeki değer kayıpları buradaki portföy değerlerini olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Bu sebeple yaşanan talihsiz olayın ivedilikle kuyumcu hassasiyetinde incelenerek şeffaf ve adil bir şekilde sürecin yürütülerek gelecekte sermaye piyasasında bu tür olaylarla bir daha karşılaşılmaması için tüm sorumlulardan hesap sorularak sistemin sağlıklı işletilebilmesi üzere gerekli önlemlerin zamanında alınması gerekmektedir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ponziden-fonziye-dogru-yasananlar-88706</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ponzi’den Fonzi’ye doğru yaşananlar ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/afrika-boynuzunda-ates-kizildenizde-hesaplasma-88705</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> Afrika Boynuzu’nda ateş; Kızıldeniz’de hesaplaşma…</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ortadoğu’daki güç mücadelesi Afrika Boynuzu’na taşınırken Etiyopya, Sudan, Eritre ve Somali hattında çatışmalar ve gerilimler aynı jeopolitik denklemde buluşuyor. Nil’in suları, Kızıldeniz limanları, Bab-ül Mendep Boğazı ve deniz ticaret yolları üzerinden şekillenen rekabet, bölgeyi küresel güçlerin de dahil olduğu yeni bir hesaplaşma alanına dönüştürüyor.</strong></p>
<p>Küresel dünyanın güç savaşı Ortadoğu'dan Afrika'ya sıçradı. Kızıldeniz’in Afrika yakasında her yer yangın halinde; Etiyopya’da Tigray güçleriyle federal ordu çatışıyor, Sudan’daki iç savaş hız kesmeden devam ediyor, Somali ile Somaliland arasındaki gerilim derinleşiyor, ABD’nin sürpriz bir kararla yaptırımları kaldırdığı Eritre yeniden bölgesel denklemin merkezine yerleşiyor. Afrika Boynuzu'nun birden bire neden bu kadar karıştığını anlamak için haritaya bakmak yeterli; Bölge artık yalnızca Afrika ülkelerinin kendi aralarındaki sorunlarının yaşandığı bir alan olmaktan çıkıp, büyük güçlerin ve bölgesel aktörlerin çıkarlarının kesiştiği bir hesaplaşma alanına dönüşmüş durumda.</p>
<p>Bu “etki alanı çatışma" silsilesinde her şey var; Nil’in suları, Kızıldeniz limanları, Bab-ül Mendep Boğazı, deniz ticaret yolları ve enerji güvenliği aynı harita üzerinde birleşiyor.</p>
<p>Ve bu haritanın merkezinde Etiyopya var.</p>
<p><strong>Etiyopya’da yeniden alevlenen iç savaş</strong></p>
<p>Etiyopya’nın kuzeyindeki Tigray bölgesinde çatışmaların yeniden başlaması, dört yıl önce sona eren iç savaşın yarattığı dengelerin aslında ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.</p>
<p>Tigray Halk Kurtuluş Cephesi’nin (TPLF) Mekelle, Aksum ve Shire’daki havalimanlarını ele geçirmesiyle başlayan çatışmalar Afar ve Amhara bölgelerine de yayıldı. TPLF, yedi silahlı grubun oluşturduğu ittifak içinde Başbakan Abiy Ahmed hükümetini devirmeyi ve geçiş yönetimi kurulmasını hedeflediğini açıkladı.</p>
<p>Federal hükümet ise karşı saldırıya geçti; Etiyopya Genelkurmay Başkanı Mareşal Birhanu Jula, TPLF ve diğer silahlı grupların Mısır, Sudan ve Eritre tarafından desteklendiğini öne sürdü.</p>
<p><strong>Nil Nehri’nin suyu savaşın başka cephesi</strong></p>
<p>Etiyopya-Mısır geriliminin merkezinde Büyük Etiyopya Rönesans Barajı, yani GERD bulunuyor. Addis Ababa açısından baraj, elektrik üretimi ve ekonomik kalkınma projesi, Kahire açısından ise ulusal güvenlik meselesi.</p>
<p>Mısır’ın tatlı suyunun yüzde 90’dan fazlası Nil’den geliyor. Bu nedenle Kahire, Etiyopya’nın Mavi Nil üzerindeki barajının özellikle kuraklık dönemlerinde su akışını nasıl etkileyeceğine ilişkin bağlayıcı kurallar istiyor. Etiyopya ise bunun kendi egemenlik alanındaki bir kalkınma projesi olduğunu savunuyor.</p>
<p>GERD’nin 2025’te resmen açılmasıyla gerilim yeni bir aşamaya geçti. Şimdi Tigray’de savaşın yeniden başlaması, Kahire ile Addis Ababa arasındaki zaten kırılgan olan ilişkiye bir de güvenlik boyutu ekledi. </p>
<p><strong>Eritre ve “Denize çıkış” meselesi</strong></p>
<p>Etiyopya’nın en büyük stratejik sorunlarından biri ise denize erişim; Denize kıyısı bulunmayan yaklaşık 100 milyonluk ülkenin dış ticaretinin büyük bölümü Cibuti üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu bağımlılık Addis Ababa açısından ciddi bir stratejik kırılganlık oluşturuyor.</p>
<p>Bu nedenle Etiyopya’nın Kızıldeniz’e erişim arayışı, Somali ve Eritre ile ilişkilerini doğrudan etkiliyor.</p>
<p>Eritre ise Etiyopya’nın denize çıkış arayışını kendi güvenliği açısından yakından izliyor. İki ülke 2020-2022 Tigray Savaşı’nda aynı tarafta savaşmıştı. Ancak daha sonra Addis Ababa ile Asmara arasındaki ilişkiler bozuldu.</p>
<p>Nitekim Etiyopya-Eritre gerginliği sıcak çatışmanın eşiğine gelmiş durumda. Etiyopya hükümeti aldığı bir kararla orduya Eritre’ye karşı olası bir savaşa hazır olması talimatını verdi. Bu talimatın hayata geçmesi için Etiyopya Parlamentosu’nun da onayının alınması gerekiyor. Parlamentodan da onay çıkması bekleniyor.</p>
<p>Tam bu aşamada ABD’nin Eritre’ye yönelik yaptırımları kaldırması da çok dikkat çekici. Washington açısından Kızıldeniz’in güvenliği ve Eritre’nin stratejik konumu yeni bir önem kazanmış görünüyor.</p>
<p><strong>Somali-Somaliland düğümü</strong></p>
<p>Afrika Boynuzu’ndaki büyük hesaplaşmanın bir başka önemli noktası da Somali-Somaliland anlaşmazlığı; Somaliland 1991’de Somali’den bağımsızlığını ilan etti ancak uluslararası alanda genel kabul görmedi. Buna karşılık Etiyopya, 2024 başında Somaliland ile denize erişim konusunda bir mutabakat imzaladı.</p>
<p>Somali yönetimi Somaliland’ı ülkesinin ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü için o dönemde Etiyopya'ya çok sert tepki gösterdi. Devreye Türkiye girdi ve Ankara’nın kolaylaştırıcılığında yapılan görüşmeler sonucunda Aralık 2024’te imzalanan Ankara Bildirisi ile Etiyopya ve Somali, birbirlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme konusunda mutabık kaldı. Etiyopya’nın denize güvenli ve sürdürülebilir erişiminin, Somali’nin egemenliği altında yapılacak ticari düzenlemeler yoluyla sağlanması konusunda da anlaşmaya varıldı.</p>
<p><strong>Somaliland’daki İsrail faktörü</strong></p>
<p>Ancak Ortadoğu'daki Ankara-Tel Aviv rekabeti Afrika'ya da yansıdı;  Türkiye'nin "tamir ettiğini", İsrail bozdu.  İsrail'in ani bir kararla 2025 sonunda Somaliland'ı tanıdığını açıklaması, Somali-Somaliland gerilimini daha da karmaşık hale getirdi. 2026’da Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Mohamed Abdullahi’nin İsrail’e yaptığı resmi ziyaret sırasında güvenlik, ticaret, yatırım, teknoloji, tarım ve deniz güvenliği başlıklarının görüşüldüğü açıklandı. İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da görüşmede Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu’ndaki deniz güvenliğinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>Bu gelişme Somali tarafından egemenliğe yönelik bir müdahale olarak değerlendirildi. Türkiye de İsrail’in Somaliland’ı tanımasına karşı çıkarak Somali’nin toprak bütünlüğünü desteklediğini açıkladı.</p>
<p>Böylece Somali-Somaliland meselesi, yalnızca iki Somali yönetimi arasındaki bir anlaşmazlık olmaktan çıkıp, Ankara-Tel Aviv hattına taşınmış oldu.</p>
<p><strong>Çin Cibuti’de, ABD Kızıldeniz’de…</strong></p>
<p>Yine Kızıldeniz’e kıyısı olan kilit ülkelerden Cibuti üzerinde ise tam bir “büyük güçler mücadelesi” yaşanıyor.  Çin’in denizaşırı tek askeri üssünün Cibuti’de olması bile, bölgede büyük güçler rekabetinin ne kadar ciddi olduğunun göstergesi. Çin açısından Cibuti, Hint Okyanusu ile Kızıldeniz arasındaki stratejik hat üzerinde önemli bir lojistik ve askeri merkez. ABD ise, tüm Kızıldeniz’in kontrolünün kendi müttefiklerine geçmesi çabasında.</p>
<p><strong>Sudan yangını da aynı haritada</strong></p>
<p>Etiyopya'da alevlenen çatışmaların Sudan'daki iç savaşla aynı döneme rast gelmesi de elbette tesadüf değil; Sudan’daki çatışmalar da hem Birleşik Arap Emirlikleri ve İsrail, hem de Mısır ve Türkiye'nin Afrika üzerindeki hesapları ile doğrudan bağlantılı.</p>
<p>Farklı bölge ülkeleri tarafından desteklenen İki askeri güç arasındaki savaş nedeniyle parçalanma riskiyle karşı karşıya olan Sudan'da, altın madenleri, Kızıldeniz kıyısı, tarım arazileri ve yeniden inşa edilecek altyapı, savaş sonrasında ortaya çıkacak ekonomik paylaşımın da temel unsurları olacak gibi.</p>
<p>Sudan’daki savaş, ülkenin Etiyopya ile ilişkileri ni de giderek daha fazla etkilmeye başlamış durumda. Hartum ile Addis Ababa birbirlerini çeşitli silahlı grupları desteklemekle suçlarken, Sudan’daki savaş ile Etiyopya’daki çatışma arasında yeni bir sınır aşan güvenlik hattı oluşuyor.</p>
<p>Ortadoğu ve Afrika Boynuzu yavaş yavaş aynı denklemin parçası haline gelmeye başlamış görünüyor.</p>
<p>Mısır Nil’i kontrol etmeye çalışıyor. Etiyopya denize çıkış arıyor. Eritre Kızıldeniz kıyısındaki güvenliğini korumaya çalışıyor. Somali toprak bütünlüğünü savunuyor. Somaliland uluslararası tanınma arıyor. İsrail Kızıldeniz’in güneyindeki stratejik konumunu güçlendirmeye çalışıyor. Çin Cibuti’deki varlığını sürdürüyor. ABD ise Kızıldeniz güvenliği ve bölgesel ortaklıklar üzerinden etkisini korumaya çalışıyor.</p>
<p>Türkiye de Somali ile yakın ilişkileri, Ankara Bildirisi'ndeki arabuluculuk rolü ve Kızıldeniz-Aden Körfezi hattındaki güvenlik politikaları nedeniyle bu denklemden bağımsız değil.</p>
<p>Afrika Boynuzu bugün Nil ile Kızıldeniz’in, Afrika ile Ortadoğu’nun ve bölgesel güçlerle küresel aktörlerin kesiştiği bir satranç tahtasına dönüşmüş durumda. Ortadoğu’daki savaşın ateşi henüz sönmemişken Afrika’nın da yeni bir çatışma kuşağına dönüşmesi, önümüzdeki dönemin en ciddi jeopolitik risklerinden biri olacak gibi…</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/afrika-boynuzunda-ates-kizildenizde-hesaplasma-88705</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/5/1280x720/78-1790830236.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Afrika Boynuzu’nda ateş; Kızıldeniz’de hesaplaşma… ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinin-gosterdigi-88704</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon krizinin gösterdiği</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yatırım fonlarında yaşanan gelişmeler, yalnızca tasfiye edilen fonları ve yatırımcıların uğradığı zararları değil, sermaye piyasalarında denetim mekanizmasının ne kadar etkin çalıştığını da gündeme taşıdı. Tartışmanın odağında ise “Mevzuatta boşluk mu vardı, yoksa kurallar zamanında uygulanmadı mı?” sorusu bulunuyor.</strong></p>
<p>Günlerdir yatırım fonlarında yaşananları konuşuyoruz.. SPK 17 Eylül’de yedi portföy yönetim şirketine ait 131 fonun tasfiyesine karar verdi. Bu fonlarda 455 bin 758 tekil yatırımcı bulunuyordu. Fonların TEFAS üzerinden alım satıma kapatılması ve tasfiye sürecinin başlatılması, önce “Ne oldu da buraya geldik?” sorusunu gündeme getirdi. Ardından soru değişti. Şimdi ise "Neden daha önce müdahale edilmedi?" sorusuna yanıt aramaya başladık.</p>
<p>Pazartesi gecesi CNBC-e’de Emre Doğru’nun Strateji Masası programını izledim. Ekonomistler Emrah Lafçı ve Burcu Ünüvar’ın konuşmasında öne çıkan bir nokta vardı; aslında benim de üzerinde durduğum mesele tam olarak buydu.</p>
<p>Lafçı, ortada bir “şişkinlik” olduğunu, bazı fonlara yatırım yapmanın bu kadar kolay olmaması ve nitelikli yatırımcı olma koşullarının daha ciddi bir filtre oluşturması gerektiğini söyledi. Ama aynı zamanda Türkiye’nin fon piyasasının uzun süre “pırıl pırıl” işleyen bir piyasa olduğunu da hatırlattı. TEFAS sayesinde yatırımcıların farklı fonlara kolayca ulaşabildiğini, valör ve ödeme sistemlerinde genel bir sorun yaşanmadığını belirterek meselenin altyapısal ve sistemsel bir arızadan çok, denetim ve gözetim eksikliği ile bazı yönetim şirketlerinin riskli davranışlarına dayandığını savundu.</p>
<p>TSKB baş ekonomisti Dr. Burcu Ünüvar ise aynı programda meselenin belki de en önemli tarafına işaret etti. Dedi ki; "Yatırımcıdan her şeyi kendisinin görmesini ve anlamasını bekleyemeyiz."</p>
<p>Gerçekten de bireysel yatırımcıya yıllarca “Yatırım fonuna yatırım yapın. Bireysel yatırımcı tek tek hisseleri ve finansal araçları takip edemez. Onun yerine bu işi SPK lisanslı uzmanların takip ettiği fonlara yatırım yapsın," demiştik. Onlar da bu tavsiyeye uydular.</p>
<p>Yatırımcı karar verirken mevcut durumun devam edip etmeyeceğine bakar. Bir şey olması gerekenden güzel görünüyorsa ve yatırımcı bunun devam edeceğine inanıyorsa yatırım yapar. Peki, yatırımcıya bunun sürdürülebilir olmadığını kim gösterecek?</p>
<p>Ünüvar’ın cevabı netti. "Düzenleme ve denetleme". Ve diyordu ki; yatırımcıdan sürekli olağanüstü bir feraset bekleyemeyiz. Finansal piyasanın güveni, yalnızca yatırımcının bilgisine, fon yöneticisinin iyi niyetine veya şirket sahibinin ahlakına bırakılamaz. Yani sistemin bir de hakemleri vardır.</p>
<p><strong>Mesele mevzuat mı, uygulama mı?</strong></p>
<p>Aynı gece Ekonomist Fatih Keresteci de yine CNBC-e'de Barış Esen’in Piyasanın Yönü programının konuğuydu. Onun değerlendirmesi de bu açıdan önemliydi. Keresteci, sermaye ve para piyasalarının uzun vadede olmazsa olmazının likidite ve derinlik olduğuna dikkat çekti. Daha fazla yatırımcının piyasaya girmesinin piyasanın etkinliği açısından önemli olduğunu, bunun için de güvenin korunması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Emrah Lafçı gibi Fatih Keresteci’ye göre de Türkiye’de kanun ve düzenleme açısından büyük bir boşluk yok. Hatta mevzuatın dünyanın en kapsamlı düzenlemeleri arasında olduğunu düşünüyor. Sorun daha çok “execution”, yani kuralların uygulanması tarafında.</p>
<p>Bence tartışmanın düğüm noktası tam burada…</p>
<p>Çünkü piyasaların taşıyıcı kolonlarından biri dürüst oyun ise, diğer kolon da düzenleyici ve denetleyici sistemdir. İlk kolon zayıfladığında yatırımcı güveni sarsılır. İkincisi hasar gördüğünde ise piyasa aktörleri kurallara uyma konusunda yanlış teşviklerle karşılaşabilir.</p>
<p>SPK’nın bugün attığı adımların büyüklüğü, olayın boyutunu gösteriyor. Ancak tasfiyenin ardından yapılması gereken yalnızca zararların nasıl dağıtılacağı veya yatırımcıların paralarının ne zaman ödeneceği tartışması değil. Daha temel soru "Bu mekanizma daha erken neden devreye girmedi?" olmalıdır.</p>
<p>SPK’nın yatırım fonlarının kuruluşu, tasfiyesi, nitelikli yatırımcılara satışı ve portföy yönetim şirketlerinin faaliyetleri üzerinde geniş yetkileri bulunuyor. Dolayısıyla mesele yalnızca “mevzuatta boşluk var mıydı?” değil.</p>
<p><strong>Kurumların gücü</strong></p>
<p>Hafta başında sermaye piyasalarına uzun yıllardır emek veren ve onca şeye rağmen bugüne kadar sermaye piyasalarında “sistemik” bir riskin gerçekleşmemiş olmasında katkısı bulunan, piyasayı yakından bilen bir isim ile konuştum. Yaşananların ardından meselenin yeni bir organizasyonla ele alınması gerektiğini düşünüyor. Ona göre piyasalarda oluşan “bürokratik müsamaha” algısının ortadan kaldırılması için siyasi kararlılığın açık biçimde ortaya konması gerekiyor.</p>
<p>Önerisi daha da ileri gidiyor. BDDK, SPK, Borsa İstanbul, SDDK, MASAK, KGK ve Rekabet Kurulu gibi kurumların koordinasyonunu sağlayacak, güçlü siyasi destekle çalışan yeni bir yapılanma oluşturulması ve gerekirse yeni mevzuat düzenlemelerine gidilmesini öneriyor. Dikkate alınması gereken bir öneri bu…</p>
<p>Bu önerinin nasıl değerlendirileceği ayrı bir tartışma ama önerinin altında yatan soru önemlidir. Kurumların elindeki yetkiyi kullanabilme kapasitesi yeterince güçlü mü? Çünkü kağıt üzerinde yetki bulunması ile o yetkinin zamanında ve etkili biçimde kullanılması aynı şey değil.</p>
<p>Aynı ismin dikkat çektiği başka bir risk daha var. Böyle dönemlerde siyasi kararlılık geciktikçe bilgi kirliliği, abartılı rakamlar, popülist söylemler ve mağduriyet hikâyeleri devreye girebilir. O zaman da başlangıçta çözülmesi gereken sorun, kamu zararını büyüten ve gelecekte yeni riskler üreten bir yapıya dönüşebilir.</p>
<p><strong>Asıl mesele fon değil</strong></p>
<p>Günün sonunda ben yaşananları yalnızca bir “fon krizi” olarak görmüyorum. Hatta “kriz” yerine “fon skandalı” demek daha doğru olabilir. Çünkü fonlar burada daha büyük bir problemin görünen yüzü, yani semptomu olabilir. Krizleri çoğu zaman görenler vardır. Sorun, o bilgilerin zamanında eyleme dönüşmemesidir.</p>
<p>Kurumlar yalnızca binalar, yöneticiler ve çalışanlardan oluşmaz. Kurum; kuralın uygulanması, yaptırımın işlemesi, yanlış yapanın zamanında durdurulması ve doğru yapanın korunmasıdır.</p>
<p>Dolayısıyla bugün yapılması gereken sadece fon piyasasını yeniden düzenlemek değil. Yatırımcıya yeniden güveni vermek "Kurallar var. Kurallar uygulanıyor. Ve kim olursa olsun, kuralların dışına çıkıldığında sistem zamanında müdahale ediyor, demektir. Fon piyasasının yeniden büyümesi ve sermaye piyasalarının derinleşmesi bundan sonra ne kadar para toplandığıyla değil, yatırımcının bu cümleye ne kadar inandığıyla ölçülecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-krizinin-gosterdigi-88704</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon krizinin gösterdiği ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kriz-nasil-geldi-88703</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kriz nasıl geldi?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Asıl mesele, sık sık vurguladığım üzere, Türkiye’de tarihsel nedenlerle tasarruf sahipleri ve yatırımcılar arasında zaten kırılgan olan güvenin bir kez daha ciddi biçimde aşınmış olmasıdır.</strong></p>
<p>Karşı karşıya kaldığımız ve her geçen gün boyutlarının genişlediğine ve derinleştiğine şahit olduğumuz fon piyasalarından başlayan, ancak temellerinin hisse senedi piyasasında atıldığı bu organize dolandırıcılığın pek çok kurumsal, siyasi ve ekonomik sebepleri var. Tarihin her döneminde finansal dolandırıcılıklar olmuştur ve olacaktır. Ancak, bunların bugün Türkiye’de yaşadığımız ölçekteki büyüklüklere erişmesi ancak bazı koşulların bir araya gelmesiyle mümkün olabilir.</p>
<p>Bunlardan birincisi ekonomik ortamdaki gelişmelerdir. Eğer yanlış politikalar sonucunda enflasyon kalıcı bir şekilde yüksek seviyelere ulaşmış, ve aynı zamanda da toplumun önemli bir kısmının alım gücü önce enflasyon karşısında eksi mevduat faizleri vererek, sonrasında ise kemer sıkma politikalarıyla ciddi şekilde düşürülmüş ise, yüksek getiri arayışları artar, ve bu ortamda alternatif enstruman arayışları hızlanır. Türkiye’de de bunun sonucunda önce DTH’lara (ve onun bir türevi olan KKM’lere) ve altına doğru bir kayış yaşadık. Sonrasında ise, politikaların rasyonelleşmesi ile birlikte TL mevduatlarda bir toparlanma gördük. Ancak bu durum düşmüş olan alım gücünü geri getiremedi. Keza, bu dönem boyunca enflasyon da istenilen seviyelere gerilemedi.</p>
<p>Yüksek enflasyon ortamında sadece mal fiyatları değil, varlık fiyatları da yüksek bir oynaklık gösterir. Neyin ne kadar değer ettiği belirsizleşmeye başlar. Yerel para biriminden meblağlar anlamını yitirmeye başlar. (Öyle ki, son 2.2 milyar TL olayında, ben bile bir an durup, “ya bu para reel olarak neye tekabül ediyor?” demek ihtiyacını duydum. Dolara çevirip miktarın 45 milyon dolar olduğunu görünce de dudağım uçukladı. Tabi, bu miktar yapılan toplam vurgunun yanında leblebi-çekirdek o da ayrı!) Keza, hisse senedi fiyatlamaları da anlamını yitirmeye başlar. Böyle bir ortam dolandırıcılar için iyi bir zemin hazırlar.</p>
<p>Bu tip dolandırıcılıklara zemin hazırlayan ikinci oluşum ise siyasi ve hukuksal zaafiyetlerdir. Yapılan akademik çalışmalar demokratik, hukuki ve kurumsal altyapısı daha güçlü olan ülkelerde finansal dolandırıcılık faaliyetlerinin daha az yaygın olduğunu göstermekte. Bu krizde de, kurumsal altyapının sınıfta kaldığını söylemek mümkün. Bazı dolandırıcılıklar vardır ki, yavaş ve derinden oluşurlar. Kolay kolay tespit edilemezler. (Örneğin, Madoff’un dolandırıcılığı onlarca yıla dayanıyordu, fonunun içinde ağırlıklı olarak 1 milyon doların üzerinde yatırım yapan bireyler vardı, getirisi ise karşılaştırma ölçütlerinden çok az yüksekti.) Türkiye’de ise her şey gözler önünde cereyan etti.</p>
<p>Ortaya çıkan kurumsal (düzenleme ve denetleme) zaafiyetlerinin bir kısmı şöyle özetlenebilir: halka açılma kriterlerinin gevşetilmesi, halka açıklık oranlarının takip edilmemesi, hisse fiyatı ve piyasa değeri anormal derecede artan şirketlerle ilgili işlemlerin soruşturulmaması, yasa ilk çıktığında 470 bin dolara tekabul eden nitelikli yatırımcı kriterinin 12 yıl boyunca artırılmaması (2025 sonunda bu miktar 23 bin dolar düşmüştü), serbest fonların denetimsiz bir şekilde TEFAŞ’a (halka) açılması (bence bu fonlar esasen hiçbir şekilde TEFAŞ’a açılmamalı), risk profili düşük olması gereken PPF’lerin pay repo gibi enstrumanlarla çok riskli hale gelmelerine göz yumulması.</p>
<p>Ayrıca, Sn. Şimşek’in geçen kasım ayı başında borsalarda bazı manipülasyonlar olduğunu ve bununla ilgili önlemler alınacağını ifade etmesine rağmen bu önlemlerin ancak 10 ay sonra devreye sokulabilmiş olması da bir kurumsal zaafiyet. Benim kanaatim tedbir alma noktasında Sn. Şimşek’in bazı dirençlerle karşılaşmış olması. Sadece bu dolandırıcılıkları organize eden şahısların ve bu işten nemalanan hırsızların değil, eğer varsa tedbirlerin alınmasında gecikmeler yaşanmasına sebep olan mercilerin de kanun önünde hesap vermeleri adaleti sağlamak ve kamu vicdanını tatmin etmek açısından önemli. Düzenleyici ve denetleyici görevleri ifa eden kadroların da bir an önce liyakatlı ve dürüst ellere teslim edilmesi şart.</p>
<p>Fonlar ve finansal kurumlar arasındaki hâlâ tam çözülememiş bazı çapraz ilişkiler nedeniyle, kriz daha yaygın bir kapsama alanına yayılsa da, bunun sonucunda finansal sistemi tümden etkileyecek bir sistemik kriz ortaya çıkacağını düşünmüyorum. (Öte yandan, başta büyüme olmak üzere bazı makroekonomik etkiler olacaktır.) Ancak asıl mesele, sık sık vurguladığım üzere, Türkiye’de tarihsel nedenlerle tasarruf sahipleri ve yatırımcılar arasında zaten kırılgan olan güvenin bir kez daha ciddi biçimde aşınmış olmasıdır. Güven zor kazanılan ancak kolay kaybedilen ve tekrar yerine konması uzun zaman alan bir değerdir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kriz-nasil-geldi-88703</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kriz nasıl geldi? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ciftcinin-geliri-azaldikca-kucuk-traktore-talep-artiyor-88702</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:41:00 +03:00</pubDate>
            <title> Çiftçinin geliri azaldıkça küçük traktöre talep artıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Çiftçinin alım gücündeki düşüş traktör tercihlerine de yansırken, Türkiye’de 25-35 beygir aralığındaki küçük traktörlerin pazar payı yüzde 7-8’e ulaştı. AGCO Grubu ise 170-245 beygir gücündeki altı modelden oluşan yeni Massey Ferguson MF 7S MARK 2 serisiyle yüksek güç segmentindeki ürün gamını genişletmeye hazırlanıyor.</strong></p>
<p>Son yıllarda iklim olaylarına bağlı olarak artan kuraklık, su sorunu ve benzeri olumsuzlukların yanı sıra Amerika ve İsrail’in İran’a saldırısı ile yaşanan savaş mazot, gübre başta olmak üzere tarımda üretim maliyetlerini ciddi olarak artırdı. Maliyetler artarken tarımsal ürün fiyatlarının aynı oranda artmaması nedeniyle çiftçilerin geliri azalıyor. Çiftçinin gelirinin azalması ve alım gücünün düşmesi beygir gücü daha düşük traktör talebini artırıyor. Traktör üreticisi firmalar çiftçilerin bu talebi doğrultusunda beygir gücü daha düşük traktör üretimine yöneliyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde54327d2f-1790829891.png" alt="" width="559" height="581" />Fendt, Massey Ferguson ve Valtra markalarıyla dünyanın en büyük traktör üreticilerinden AGCO Grubu, Massey Ferguson traktörlerinde ara bir model olarak MF 7S MARK 2 serisini üretmeye başladı. Yeni model traktörler 30 Eylül’de bayilere ve iş ortaklarına tanıtıldı.</p>
<p>Yeni MF 7S MARK 2 serisi, önümüzdeki Kasım ayında İtalya'nın Bologna kentinde düzenlenecek Uluslararası EIMA Fuarı’nda alıcılara tanıtılacak, seri üretim ve ilk teslimatlar 2027 baharında başlaması planlanıyor.</p>
<p><strong>İlk tanıtım tarım gazetecilerine yapıldı</strong></p>
<p>Yeni model traktör serisinin tanıtımı ilk olarak tarım gazetecilerine yapıldı. AGCO Grubu’nun üretim tesislerinin olduğu Fransa’nın Beauvais şehrindeki fabrikaya yakın Boutencourt’ta düzenlenen basın etkinliğine Türkiye’den de bir grup gazeteci katıldı. Avrupa’nın farklı ülkelerinden 50’yi aşkın gazetecinin katıldığı basın etkinliğinde Massey Ferguson MF 7S MARK 2 serisi ayrıntılı olarak tanıtıldı.</p>
<p>Massey Ferguson Avrupa ve Orta Doğu Pazarlama Direktörü Jérôme Aubrion, AGCO'nun dünya çapındaki markası Massey Ferguson’un, dünya genelindeki çiftçilerden orta/yüksek güç ve boyut segmentinde traktörlere yönelik artan talebi karşılamak üzere özel olarak tasarlanmış yeni MF 7S MARK 2 serisini traktör ürün gamına eklediğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde5536658d-1790829907.png" alt="" width="649" height="639" />Jérôme Aubrion, “MF 7S MARK 2 serisi, mevcut MF 7S ve MF 8S Xtra serileri arasına yerleşen 170 ila 245 beygir gücünde altı model içermektedir. MF 7S MARK 2 ile, MF 7S ve MF 8S Xtra serileri arasındaki boyut ve güç farkını kapatan ek modellerle traktör yelpazemizi genişletiyoruz. Ürün gamına eklediğimiz yeni traktörümüzü kısaca tanıtmak gerekirse; 7S MARK 2 olan bu traktör serisi 170 ila 245 beygir gücüne sahip. Bu beygir gücü arasındaki segment Avrupa'daki en büyük segment değil, ancak en stratejik olanı. Stratejik segmentlerden biri. Özetle, 7S MARK 2, ürün yelpazemize eklenen bir seridir. Bu kategorideki mevcut ürün yelpazesini tamamlıyor. Her seferinde mevcut bir seriyi yeni bir seriyle değiştiriyorduk. Ancak bu seri, mevcut seriyi tamamlıyor. Yani MF 7S'nin bir evrimi değil ve mevcut herhangi bir modelin yerini almıyor. Ardından, bir diğer önemli farklılaştırıcı unsur da kullanım ortamı. 7S MARK 2’nin stil, konfor ve teknoloji açısından daha ileri bir adım.” dedi.</p>
<p>7 S MARK 2 serisinin ek bir ürün yelpazesi; ancak konfor, yenilik ve stil açısından bugün bilinenlere kıyasla birçok yeni özellik taşıdığını belirten Aubrion sözlerini şöyle sürdürdü: “Tasarım, amiral gemisi traktörlerimizden ilham alıyor, bu nedenle MF 9S'e dayanıyor ve S serisinin ergonomisini koruyarak segmentteki en büyük kabine sahip. Operatör için neredeyse üç buçuk metreküp alan sunan bir kabin. Daha büyük kardeşleri 8S ve 9S'ten ilham alıyor. Ve bu güç segmentinde, bu kabin şu anda piyasadaki en büyük kabin. En azından 8S ve 9S'teki kabinden bahsediyoruz. Traktör ayrıca iki yeni nesil arayüze de sahip. Datatronic 6 ve FieldStar 6 var. Bu, daha büyük bir ekran, daha fazla işlevsellik ve daha sezgisel bir kullanıcı deneyimi anlamına geliyor. Yeni simgeler ve yeni navigasyonumuz var. Ayrıca yeni lastik boyutlarını da göreceksiniz. BKT ile özel bir ortaklığımız var. Artık segmentteki en yüksek lastikleri, iki metreye kadar çaplarda sunabiliyoruz.”</p>
<p><strong>Türkiye, traktörde önemli bir pazar</strong></p>
<p>Basın etkinliğinde Türkiye’nin traktörde çok önemli bir pazar olduğuna dikkat çekilerek şu değerlendirme yapıldı: “Türkiye, traktörde çok eski ve önemli bir pazar. Yıllara göre değişmekle birlikte, bazı yıllar 80 bin adet traktörün satıldığı, bazı yıllarda ise 25 bin adet satış yapıldığı bir pazar. Massey Ferguson, Türkiye’de en yüksek güç segmentinde yüzde 50 pazar payı ile 10 yıldan beri pazar lideri. Massey Ferguson'un sunduğu her ürün Türkiye için çok önemli ve hayati ürünlerdir. Çünkü Türk çiftçileri de yeni teknolojileri, tam zamanlı çalışanları, dijitalleşmeyi ve her şeyi entegre ederek ilerliyorlar. Türkiye, belki 12 yıl öncesine kadar Asya ve Avrupa arasında bir yerdeydi. Ama şimdi Türkiye, Avrupa'ya, Avrupalı ​​çiftçilere daha da yaklaşıyor. Avrupa’ya göre çiftçiler daha az sübvansiyon alıyor, ancak çiftçiler de yeni teknolojiye ve daha yüksek güce çok iyi odaklanıyorlar ve Massey Ferguson da bu konuda öncülük ediyor. 7S modellerinin olduğu segmentte pazar payımız yüzde 60'tır. Belki Avrupa veya İngiltere'ye göre daha az sayıda ürünümüz var, ama pazar payımız çok yüksek.”</p>
<p><strong>Alım gücü düştü, çiftçi traktör almada zorlanıyor</strong></p>
<p>AGCO Türkiye Genel Müdürü ve Orta Doğu Ticari Direktörü Mete Has, Türkiye’nin traktör satışlarında yüzde 50’ye yakın daralma olduğunu belirterek Türkiye pazarındaki durumu özetle şöyle anlattı: “Çiftçinin alım gücünün düşmesinin yanı sıra, çiftçi, uygun ve uzun vadeli krediye erişmekte sorun yaşıyor. Faiz oranları yüksek. Yaklaşık yüzde 50 faizle kredi kullanılması çok zor, çiftçi bu faizi ödeyemiyor. Ziraat Bankası’nın hazine destekli traktör kredilerinde yüzde 50 sübvansiyon var. Ama orada da limit düşük. Ziraat Bankası 2 milyon liraya kadar sübvansiyonlu kredi veriyor. Özel bankalarda bu sübvansiyon yok. Traktör üreticileri bankalarla işbirliği yaparak çiftçiye destek olmaya çalışıyor. Böyle olunca markalar sektörü ayakta tutmak adına faiz oranlarına, aynı sübvansiyonlu kredi gibi destekler vermeye çalışıyor. Ama bu sürdürülebilir değil. Çünkü son iki yıldır bunu yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’de, 80 bin adet traktör satılırken son iki senede 40 bine, şimdi de 24-25 bin seviyesine doğru gidiyor. Bu en dip seviyelerden biri. En son 2019 yılında bu seviyeyi görmüştük, bir öncesinde de 2009 yılında görmüştük.”</p>
<p>Çiftçinin uzun vadeli, uygun faiz oranlarıyla krediye ulaşması halinde hem ekipmanını yenileme hem işletmesine yatırım yapma olanağı sağlayacağını belirten Mete Has: “ Çiftçi, tohum, ilaç, gübre gibi girdileri Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) ile Ziraat Bankası’nda kredi kullanıyor, gücünü buna harcıyor. Ama traktör hem parasal anlamda çok büyük bir yatırım onlar için hem de uzun vadeli bir yatırım olduğu için burada gerçekten düşük faizli uzun vadeli seçenek, kredi imkânı bizim sektörün büyümesini veya küçülmesini belirliyor.” dedi.</p>
<p><strong>Çiftçinin gelirleri azaldı, giderleri arttı</strong></p>
<p>Ortadoğu’da yaşanan sorunlar nedeniyle, gübre, akaryakıt fiyatlarındaki aşırı yükselişin çiftçinin gelirlerinde büyük bir baskı oluşturduğunu belirten Mete Has sözlerini şöyle sürdürdü: “Giderlerinde çok ciddi artış olduğu için çiftçinin kendi elde ettiği kâr marjında bayağı bir sıkılaşmaya sebep oldu. Bunun üzerine tabii traktörde Euro 5’e geçişin zorunlu olmasıyla oluşan fiyat artışlarını kompanse etme, karşılama gücü zayıfladı. Burada da aslında bir handikap içerisindeyiz. Artan fiyatlar ve enflasyon karşısında çiftçinin giderleri çok arttı. Tarımda girdi maliyetleri yüksek. Burada tabii herkes elinden geleni yapıp ciddi destekleri sağlayarak, çiftçinin alım gücünü destekleyecek imkânlar sunmaya çalışıyor. Ama bu yeterli olmadığı için de pazarın yarı yarıya daraldığını görüyoruz.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Küçük traktör talebi artıyor</strong></span></p>
<p>AGCO Türkiye Genel Müdürü ve Orta Doğu Ticari Direktörü Mete Has, son yıllarda hem ekonomik baskı, gelirlerin azalıp giderlerin artması ile küçük traktöre talebi artırdığını belirterek: “Massey Ferguson olarak izim 50 beygir altında sunduğumuz bir traktörümüz yok. Ama Türkiye’de 50 beygir altı traktör pazarı büyüyen bir pazar. Özellikle ekonomik anlamda sıkılaşmanın olduğu, daralmanın olduğu, çiftçi gelirlerinin düştüğü bir ortamda daha ucuz, daha küçük traktörlere yönelim var. Ayrıca, 50 beygir altında traktör talebi, hobi bahçeciliğinden, seralara ve benzeri örtü altı yetiştiriciliğinde, meyvecilikte küçük traktöre ihtiyaç var. Ayrıca tarım dışındaki işletmeler, devlet veya kamu işletmeleri, belediyeler de bu getir götür temizlik ve benzeri işler için küçük traktör istiyorlar. Bundan dolayı da 25 beygir ile 45 beygir arasında segmentte bir ilgi var. Bu ilgi de öyle bir büyüdü ki pazar payı anlamında neredeyse bu 25 - 35 beygir aralığı yüzde 7- 8 paya ulaştı. Yani 40 bin adetlik Pazar olduğu varsayılırsa 3-4 bin adedi bu küçük traktörler almaya başladı. Küçük traktöre doğru tüm dünyada bir eğilim var” dedi.</p>
<p>Yüksek segmentteki fiyat sıkıntısı veya çiftçinin gelirlerinin azalması, karlarının düşmesinden kaynaklı olarak daha ekonomik, daha uygun traktörle ihtiyacını karşılamaya başladığını anlatan Mete Has sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama üzerindeki donanımları biraz daha azaltılmış, orta segment ya da lüks olmayan traktörlere eğilim var. Böyle olunca da tabii Uzakdoğu başta olmak üzere Türkiye'de ki üretilen traktörlere ilginin veya potansiyelin artması lazım. Türkiye'deki en büyük sıkıntı, döviz kurunun enflasyon bazında artmamasından kaynaklı olarak ihracat şansımızın azalmış olması. Türkiye'deki iç pazarda traktör satışı geçen sene 40 bin 500 adetle kapatırken bu sene 30 bin adede iner diyorduk ama şu an böyle giderse 26 bin bandına kadar inecek. Biz 26 bin adet satışı 2019'da görmüştük.” </p>
<p>Markaların da ellerindeki stokları değerlendirmek için üreticiye bazı kolaylıklar sağladığını hatırlatan Mete Has, traktör fiyatlarında yılbaşından bu yana fiyat artışı olmadığını ancak yüksek faiz ve ekonomik sebeplerle çiftçinin traktöre yatırım yapamadığını söyledi. Has: “ Çiftçi traktörü hala Ocak-Şubat’taki fiyatlardan alabilir durumda. Ama işte faiz olayı var.Çiftçi peşinat veremiyor. Kredi kullanacak ama faiz çok yüksek. Bizlerin tarafında fiyat artışı var ama biz bunu çiftçiye yansıtamadığımız için, bahsettiğimiz zorlukları çiftçi yensin diye desteklediğimiz için marka olarak bile bütün kar marjlarımızı bayiler bile neredeyse sıfırladık. Bu, uzun süre sürdürülebilecek bir şey değil ama şu zor süreci noktayı en azından beraber atlatalım diyoruz. Düşük karlarla zararına satışlar gibi bir durumumuz var. Bunun geçeceğini biliyoruz. Tüm dünyada, Avrupa'da, Amerika'da 2027'de toparlanma bekleniyor.” bilgisini verdi.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>Büyük traktörlerde pazar lideri</strong></span></p>
<p>Massey Ferguson’un yüksek beygirli traktörlerde uzun süreden beri Türkiye’de pazar lideri olduğunu hatırlatan Mete Has bunu nasıl sağladıklarını şu sözlerle anlattı: “MF 7S olsun diğer yüksek beygirli traktörler veya teknolojisi yüksek traktörler konusunda liderliğimizi ürünlerimizin kalitesi, verimliliği, çiftçiye kattığı değerin yanı sıra satış sonrası gücümüzden kaynaklanıyor. Bütün bayilerimiz satış, servis ve yedek parçayı tek çatı altında sunan 7/24 saha servisi hizmetleri veren, yerinde hizmet verebilen mobil ekipleriyle de hem parçayı hem servisi ulaştıran ekipler. Böyle bir teşkilat ilk kurulduğumuzdan beri devam ediyor. Otomotiv kalitesinde hizmet sunuyoruz. Öyle olunca çiftçi de korkmuyor. Massey alırsam yarı yolda kalmam 7/24 hizmet alırım diyor. Ülke genelinde mobil, gezici servisler hariç 250 civarında servisimiz var. Türkiye'de tarımın yapıldığı her yerde bayiliğimiz ve her bayiliğimizin de geniş bir servis ve parça ağı var.”</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ciftcinin-geliri-azaldikca-kucuk-traktore-talep-artiyor-88702</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Çiftçinin geliri azaldıkça küçük traktöre talep artıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/son-gelismeler-88701</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Son gelişmeler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><em><strong>Fon piyasasındaki son gelişmelerin gölgesinde ekonomide dikkat çeken başka gelişmeler de yaşanıyor. İşgücü piyasasında geniş tanımlı işsizlik yükselişini sürdürürken, dış ticarette ithalatın daha hızlı artması ve 100 dolara yaklaşan petrol fiyatları maliyet baskısını artırıyor. ABD’nin uzun vadeli tahvil faizlerindeki yükseliş de Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için finansmana erişim koşullarını zorlaştırabilecek bir tabloya işaret ediyor.</strong></em></p>
<p>Sağ olsun, Şeref Oğuz çok güldürdü beni: Salı günkü yazısının başlığına bakın: “Fonuma kadar beni kim soyuyor?” Üzerinde yaşadığımız mümtaz topraklar böyle işte. Ekonomide kriz çıkar, hep birlikte fakirleşiriz, avunacak bir şey illa ki olur. Mesela akademisyen olarak: “Yeni bir makale konusu çıktı” ya da krizler üzerine kitabı olan bir yazar olarak “2009’daki ilk baskı 182 sayfaydı, nihayet biraz daha ‘ele gelecek’ (mesela 2020’deki altıncı baskıda 312 sayfaya çıktı)”. Yüzümüz hep gülsün diyen bir vatandaş olarak: Akıl almaz bir hırsızlık-dolandırıcılık-yolsuzluk patlar, “bak şu başlığa ne kadar da güldürdü beni.” Tabii bir de aynanın öteki yüzünde ekonomik krizde işini kaptıranlar, batan şirketler, ya da son olaydaki gibi parasını kaptıranlar var.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde44d88496-1790829645.png" alt="" width="312" height="246" />Tam 2 milyar nasıl bir kişisel hisse/portföy kazancı olabilir derken bir de 10 milyar çıktı ortaya. “Aaa iki de azmış” duygusu oluştu bende. Bu yazının gazeteye gönderilmesinden sonra 10 milyarı da küçümsetecek yeni bir haber çıkar mı?  Neyse… Gelin bunlar yaşanırken, son birkaç günde ‘başka’ neler oldu kısaca onlara bakalım.</p>
<p>Çarşamba günü Ağustos ayı işgücü verileri açıklandı. Ponzi sistemi sayesinde birkaç ayda 2 milyar lira yok o az, 10 milyar lira kazananların olduğu ve bunlardan (ortadaki 18-20 milyar dolar değeri doğruysa) yüzlercesinin daha olmasının gerektiği bir ülkede, geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 31 oldu. Son bir yılda durum şu (yüzde olarak): 2025’in son çeyreği 29,7, 2026’nın ilk çeyreği 30, ikinci çeyreği 29,9 ve Temmuz ile Ağustos ortalaması 30,8: Yükseliyor. Yılın ilk sekiz ayında ihracatımız yüzde 4 artarken, ithalat artışı yüzde 5,3 oldu.</p>
<p>Brent ham petrolünün fiyatı 100 doların biraz altında seyrediyor. Motorin fiyatları Haziran ortasından beri keskin biçimde arttı. Bir başka önemli sorun ABD uzun vadeli Hazine tahvil faizlerinin yükseliyor olması. Grafikte küreselden bir yıl öncesinden başlayarak 28 Eylül 2026’ya kadar gerçekleşen 10 ve 30 yıl vadeli tahvil faizlerinin seyri yer alıyor. Türkiye’yi en az iki açıdan ilgilendiriyor. Birincisi, hem Hazine’nin hem de bankalar ile finans dışı şirketlerin döviz cinsinden borçlanmalarının maliyeti artıyor. İkincisi, faiz artışı ve ona yol açan nedenler devam ederse bizim gibi ülkelere yönelik risk alma iştahı olumsuz etkilenebilir. Bunun da hem miktar hem de maliyet olarak bize yansıması olur.  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/son-gelismeler-88701</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son gelişmeler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesmeyi-engellemenin-sirri-planlama-88700</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sanayisizleşmeyi engellemenin sırrı: Planlama</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Sanayileşmenin refah, sanayisizleşmenin ise eşitsizlik ve yoksulluk ürettiğine dikkat çekilen yazıda, Çin’in kalkınma deneyimi üzerinden planlamanın stratejik önemi ele alınıyor. Plan disiplininin kaynak tahsisi, teknoloji, üretim ve geri bildirim mekanizmalarıyla sanayisizleşmenin önlenmesinde kritik bir araç olduğu vurgulanıyor.</strong></p>
<p>Yola çıkarken, “<strong><em>sanayileşme refah, sanayisizleşme eşitsizlik ve yoksulluk yaratıyor</em></strong>” ilkesinin izini süreceğimizi söyledik. <strong>Daron Acemoğlu</strong>’nun saptamalarından yararlanarak sa<strong>nayileşmenin</strong> refah yaratıcı özellikleriyle, <strong>sanayisizleşmenin</strong> yarattığı eşitsizlik, yoksulluk ve yoksulluklara değindik. <strong>Sanayisizleşmenin</strong> yarattığı olumsuzlukları önlemenin ve tersine çevirmenin yol ve yöntemlerini aramalıyız.</p>
<p><strong>Sanayisizleşmenin </strong>olumsuz sonuçlar yaratmamasının istiyorsak; halkımızın akıl birikiminin bize öğrettiklerini anımsayalım: <em>“Alet yapar, el övünür</em>” uyarısına alıcı bir ruhla yaklaşalım. Çin örneğinden yola çıkarak “<strong><em>plan disiplinin</em></strong>” sermaye kadar faydalı bilgi kullanmada yarattığı etkili sonuçlardan dersler çıkarmaya çabalayalım.</p>
<p>Önce temel varsayımımızı netleştirelim: Bugün iki süper güçten biri olan <em>Çin’in yüzyılımızdaki başarısının sırrı, plan anlayışı, hazırlama disiplini, uygulama sorumluluğu ve geri bildirimle sorgulama özgüvenidir</em>.</p>
<p>“<em>Çin Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Ulusal Ekonomik ve Sosyal Kalkınmanın 15. Beş Yıllık Planı’nın Hazırlanmasına İlişkin Öneriler</em>” 2025 yılında kabul etti.</p>
<p>Ülke geneli için hazırlanan 15’inci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nın merkez düşüncesini kavrayalım: “<em>Yüksek kaliteli kalkınma, yüksek düzeyde dışa açılım</em>” için yüksek düzeyli bir tasarım sunulması yanında, diğer ülkelerle ekonomik ve ticari açılım için yeni büyüme alanları ve stratejik fırsatlardan da yararlanılacak.</p>
<p>Kabul edilen önerileri Çin’in Büyükelçilikleri ve Konsolosluk görevlileri çok sayıda ülkenin medyaları aracılığıyla paylaştı.</p>
<p><strong>Çin’deki plan disiplini</strong></p>
<p>Çin resmi yetkilileri amaç ve hedeflerini paylaşırken ülke ölçeğinde kendi önceliklerini de sıralıyor: <strong>Öncelikle,</strong> bilimsel bir şekilde beş yıllık planlar hazırlamak ve bunları ardışık biçimde hayata geçirmenin ülke yönetimine önemli deneyimler kazandırdığı içselleştiriliyor. Çin’e özgü sosyalizmin başlıca üstünlüklerinden biri olduğu ileri sürülüyor. <strong>İkincisi</strong>, beş yıllık planların Çin icadı olmadığı gibi, Çine özgü bir uygulama da olmadığına işaret ediliyor; “<em>Sistemi uzun vadede kararlılıkla uygulayarak büyük başarılar elde eden tek ülkenin Çin olduğu”</em> belirtiliyor. <strong>Üçüncüsü</strong>, İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünyanın yaklaşık üçte birinde beş yıllık plan uygulamaları gerçekleştirildiği; değişik nedenlere çoğu ülkenin plan disiplinini terk ettiği anımsatılıyor. <strong>Dördüncüsü</strong>, Çin Komünist Partisi’nin güçlü liderliğiyle kuşaktan kuşağa aktarılan bir kararlılıkla 1953’ten 2025’i kadar 14 adet beş yıllık planı hayata taşıyan dünyanın ender görülen kalkınma mucizesi yarattığının altı çiziliyor. <strong>Beşincisi</strong>, uluslararası ortamın son derece karmaşık olduğu, belirsizliklerin ve istikrarsızlıkların iç içe geçtiği günümüzde “<em>tek bir planı sonuna kadar uygulama</em>” konusundaki stratejik kararlığın öngörülebilir politika çerçevesi; elverişli bir “ <em>belirlilik alanı” </em>sağladığı; geleceğe yatırım yapmanın önünü açtığı da iddia ediliyor.</p>
<p>Kalkınmanın yüksek kaliteli, dengeli ve sürdürülebilir hedeflerine erişebilmesi için 15. Beşinci Kalkınma Planı’nın;</p>
<p><strong>- İmalat sanayisini omurga edinen modern bir endüstriyel sistem</strong> kurulacağı,</p>
<p>- Sanayi ve geleceğin sektörlerini sürekli geliştirerek yeni enerji, yeni malzemeler, stratejik ve yenilikçi sanayi kümelerinin oluşumunun hızlandırılacağı,</p>
<p>- Bilim ve teknolojide kendi kendine yeterlilik ve kendini güçlendirme kapasitesinin önemli ölçüde artırılacağı,</p>
<p>- Bilimsel ve teknolojik bağımsızlığa yönelik çabaların “<em>yüksek duvarlı küçük avlu</em>” inşa etmek için değil; “<em>açık, adil, hakkaniyetli ve ayırımcılık içermeyen bir bilimsel ve teknoloji ortamı</em>” oluşturulacağı,</p>
<p>- Yenilikçi başarıların tüm insanlığın ortak refahına daha iyi hizmet etmesini sağlamak için değerlendirileceğini taahhüt ettiği açıklanıyor.</p>
<p><strong>Yön belirlemenin önemi</strong></p>
<p>Planlar, eğilimlerin yarattığı fırsat ve tehlikelerle elimizin menzilindeki olanak ve kasıtlar arasında dengeler kurmanın, dengeleri korumanın ve geliştirmenin araçlarıdır. Planlama aracı, ön-araştırmalarla başlar, ülkenin gideceği yönle ilgili amaçları belirler; stratejileri kurgular ve hedefleri gösterir.</p>
<p>Plan için ön-araştırmaların yapılması, araştırma sonuçlarının analiz edilerek sorgulanmış varsayımlara dönüştürülmesi “<em>zamanın ruhunu okuma ve yaşamın öz gerçeğine yaklaştıran karar almayı ve etkili uygulama yapmayı</em>” besler.</p>
<p>Yılın sonuna gelinmesi nedeniyle, kurumsallaşmış büyük ölçekli iş örgütleri ile bazı orta ölçek iş örgütlerinin kamu ile paylaştığı “<em>sürdürülebilirlik raporları”, “stratejik yöneliş önerileri”, “çevre analizleri</em>” gibi değişik başlıklarla sunulan çalışmalar planlamanın ilk adımını oluşturur. Ön-araştırma verilerini analiz ederek, kurum için anlamlı olabilecek varsayımları sorgulamak etkili iş yapmanın gerek şartıdır. Sorgulanmış varsayımlarla oluşturulan zihni modeller deney yapma ve deneyim kazanmanın etkili araçlarıdır.</p>
<p>Ülkemizde 1960’lı yıllarda önemsenen, popülist ve pragmatist siyasetçilerin sulandırdıkları plan çalışmaları sürdürülseydi, özel ihtisas komisyon raporları veri eksiklerini tamamlayabilirdi. Ayrıca ihtiyaçlar ve ihtiyaç önceliklerinin belirlemesindeki boşlukları doldurabilirdi. Uygulamalarda model ve metot eksiklerini giderebilirdi. Öngörülen hedefler ile uygulama sonuçları arasındaki makası tanımlayan “<em>deneysel mesafe ayarlarında</em>” gelişme yaratabilirdi. Bugün çoğunluğumuzun kaygılandığı “<strong><em>sanayisizleşme tuzaklarına</em></strong><em>” </em>düşülmeyebilirdi.</p>
<p>Plan disiplini, faydalı bilgi üretmenin de aracıdır. Plan çalışmaları kararlılıkla sürdürülseydi, bir önceki dönemin yanlışlarını sözel ve yazılı iletişimle paylaşarak deneyim haline getirebilme potansiyeli değerlendirilebilirdi. Plan disiplininin “<em>geribildirim</em>” yoluyla sapmaları düzelterek tekrarlanan hataları azaltmasına katkı yaparak değer katabilirdi.</p>
<p>Plan disipliniyle üretilen faydalı bilginin iki yönü vardır: Biri, değişmeler baskın hale gelmeden öngörerek gerekli alternatifleri oluşturma. Diğeri de, toplumsal refahı artırarak yaşamı kolaylaştırmaya katkı yapacak üretimleri gerçekleştirme.</p>
<p>İçinden geçtiğimiz sürecin temel karakteri hızdır; hızlı değişim jeopolitik alanında, hükümetlerin kararlarında, işgücü hareketlerinin dönüşümünde, nüfus hareketlerin yarattığı oluşumlarda, kültürel etkileşimlerde ve teknolojin etkilerinde gözleniyor. Plan disiplini çerçevesinde değişmeler izlenseydi, varsayımlar sorgulanır, kaliteli bir yönetimin gerek şartlarından biri yerine getirilmiş olurdu. Hızlı değişme sürecinde çevre analizleri kolektif gücün iş istihbaratı desteğini alsaydı, kaynak tahsisinde sapmalar azaltılabilirdi.</p>
<p>Plan disipliniyle iş örgütlerinin gücü ile kamu yönetiminin gücü birleşince, sanayileşmenin yönünü doğru belirlenebiliyor. Yatırım yapılması gereken alanlar kadar, koşullarına uymayan alanlarla ilgili <strong><em>vahşi ayıklamayı önleyecek geri çekilme planları</em></strong> etkin kaynak kullanımı sağlayabiliyor. Ölçek ekonomisi ve proje-odaklı ölçeklendirme daha etkin kaynak tahsisinin önünü açıyor. Geribildirimlerle yapılan hataları tekrarlamayı en az düzeye indirebiliyor. Makroiktisadi önlemlerde iç tutarlılık sağlayarak güveni artırabiliyor.</p>
<p><strong>Tabandan tavana ilerleme</strong></p>
<p>Plan disiplinini “<em>Çin faktörünü yaratan güç</em>” olarak tanımlarsak abartılı bir değerlendirme yapmış olmayız. Çin 75 yıldır sahadan başlayan faydalı bilgi derleme, biriktirme ve işleme deneyiminden yararlanıyor.</p>
<p>Oda ve borsa seçimlerinin neleri tartışması gerektiğini sorgulayan bir dizi yazıda düşüncelerimizi paylaştık. Ekonomik büyümenin ve toplumsal refahı artırmanın iki temel bileşeni üzerinde önemle durmamız gerekiyor: Biri, sermaye yeterliliği ve erişilebilirliği. Diğeri ise faydalı bilginin çoğaltılması…</p>
<p>- Planlar tabandan tavana kolektif bilgiyi geliştirir ve çoğaltır.</p>
<p>- Planlar, bilimsel bilgi, mühendislik bilgisi ve toplumsal bilgi ihtiyacımızı netleştirir.</p>
<p>- Planlar, uyum sürecini hızlandırır; yaşamı kolaylaştırıcı maddi ve kültürel zenginlik üretimini destekler.</p>
<p>- Planlar, ihtiyaçlar ve ihtiyaç önceliklerine göre kaynak tahsisinin yolunu aydınlatır.</p>
<p>- Planlar, eğilimlerin fırsat ve tehlikeleri, olanak ve kısıtlarımız hakkında “erken uyarı” aracı olarak farkındalığımızı artırır; birikimlerimizi güçlendirir; bilincimizi yükseltir, bakış açımızı zenginleştirir, beklentilerimizi dengeler ve bereketli sonuçlara ulaşmamızı sağlar.</p>
<p>“<strong>Sanayisizleşme sürecinin</strong>” büyük bedeller ödetmesini istemiyorsak planlama kurumunu talep edelim, sahiplenelim, koruyalım ve geliştirelim ki refahımız artsın.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sanayisizlesmeyi-engellemenin-sirri-planlama-88700</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/0/1280x720/768-1790829538.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayisizleşmeyi engellemenin sırrı: Planlama ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kotuyu-kotulugu-savunan-gizli-kotuler-88699</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kötüyü, kötülüğü savunan gizli kötüler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Tera fon faciasında gördüğümüz gibi, kamu gücünü, siyasi yakınlığı kullanarak halkı fonuna dek soymak, başlı başına kötülüktür. Önce gizli kötü oluyorsunuz fakat hayat sizi açığa çıkarıyor.</strong></p>
<p><strong>1- SORUN</strong>: Basit cehalet (<strong>bilgisizlik</strong>) öğrenilebilir ve düzeltilebilirken, bilinçli olarak <strong>cehalet yaymak</strong>, örgütlemek, <strong>ödüllendirmek</strong>, menfaat elde etmek, artık cehalet değil, <strong>sistematik kötülüktür</strong>. Trafik kuralını bilmiyor olmak cehalet sayılsa da <strong>kasten aracıyla üstünüze süren</strong>, özünde kötü biridir.</p>
<p><strong>2- ETKİSİ: Evrensel ahlak </strong>kurallarını bilmemek, cehalet ile izah edilemez. <strong>Yasaların bilinirliği</strong>, bundan <strong>3,800</strong> yıl önce <strong>Hammurabi</strong>’nin Babil’de astığı tabletlerle duyurulmuş, “<strong>cahildim, bilmiyordum</strong>” ifadesi mazeret olmaktan çıkmıştı. Ancak <strong>kötülerin sorunu cehalet değil, ruhlarındaki çürümedir</strong>.</p>
<p><strong>CEHALET KÖTÜLÜĞE MAZERET OLAMAZ, CAHİL KALMAK KÖTÜLÜK ZATEN</strong></p>
<p><strong>3- ÇÖZÜM: Cehalet bu topraklarda hep vardı ancak hiç bu kadar cesaretlendirilmemiş, örgütlenmemişti</strong>. Bunu, hak ihlal eden, yasa çiğneyen birini <strong>uyardığınızda</strong> anlıyorsunuz. Kırmızı ışıkta yayaların üzerine süren birini uyarmaya kalktığımda saldırganlaşıp, “<strong>sana ne</strong>” diye tehdit edebilmişti.</p>
<p><strong>4- YÖNTEM: Engellinin yerine aracını park edenler</strong>, orayı aracıyla işgalin <strong>yasak olduğunu</strong> bilmiyor değildir. Kötü kalbi, <strong>hak yemeyi kendine hak görüp </strong>bunu yapabiliyor. Tuhaf olan, “<strong>yanlış</strong> <strong>yapıyorsun, orada park etme</strong>” uyarısına, çoğu gizli kötü; “<strong>belki engellidir</strong>” diye utanmadan mesaj yazabiliyor.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Kötülere dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>En büyük kötülük hangisi?</em></strong></p>
<p>Eylemini, “<strong>kamu yararı</strong>” adıyla sunanlara bakın. Misal ekonomide <strong>yanlış veri üretmek</strong>, cehaletten değil, <strong>kötülükten</strong> gelir. Muktedirin gözüne girmek için <strong>çarpıtılan veri</strong>, ekonomiye büyük kötülüktür.</p>
<p><strong>Kötülüğü cesaretlendirmek?</strong></p>
<p><strong>Ceza görmemiş ilk suçtan daha cesaret verici bir şey yoktur</strong>. Üstelik cehaleti kutsayıp, <strong>suçlulara</strong> <strong>müsamaha</strong> göstermek, <strong>iyilere karşı işlenmiş </strong>en büyük <strong>sosyal cinayettir</strong>. Toplumu çürüten budur.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>KAMU KAYNAKLARININ KÖTÜYE KULANIMINI NORMALLEŞTİRMEYİN</strong></p>
<p><strong>Toplumsal kutuplaşmanın körüklenmesi</strong>, bilimsel gerçeklerin ideolojiye kurban edilmesi<strong>, medya ve trol ordularının organize yalan yayması</strong>, kamu malının yandaşa, candaşa, zombi şirkete peşkeş çekilmesi; “<strong>masum bilgisizlik</strong>” olmaktan çıkmış, <strong>toplumda kötülerin iklimini muktedir</strong> kılmıştır.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KÖTÜLÜK LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Cehalet</strong>: Bütün kötülüklerin anasıdır. Ancak eğitim ile geçmeyenine “taammüden kötülük” deriz</p>
<p><strong>İhanet</strong>: Size emanet edilene hainlik yapmak, güveni kötüye kullanmak, dostu, değerleri satmak</p>
<p><strong>Hıyanet</strong>: Bilerek isteyerek zarar verme hali. Cahillikle ilgisi kalmamış, bilinçli kötülerin tutumu</p>
<p><strong>Gaflet</strong>: Doğrudan, güzelden, iyiden haberdar olmama hali… Cehaletin eğitilerek giderileni</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kotuyu-kotulugu-savunan-gizli-kotuler-88699</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/08/Hisse-borsa.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kötüyü, kötülüğü savunan gizli kötüler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elektriksiz-koyden-temiz-enerjinin-merkezine-88698</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Elektriksiz köyden temiz enerjinin merkezine</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Temiz enerjiyi konuşurken gözümüz hemen megavatlara, milyar dolarlık yatırımlara, yeni teknolojilere gidiyor. Oysa bazen bütün bu büyük dönüşümü tek bir insanın hayat hikâyesi anlatabiliyor.</p>
<p>Elektriğin olmadığı bir köyden çıkıp bugün İstanbul’da dünyanın enerji yöneticilerini aynı masada buluşturmak...</p>
<p>YEO Teknoloji’nin Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Tolunay Yıldız’ın hikâyesi tam da böyle. Köyüne elektrik geldiğinde altı yaşındaymış. Bugün ise enerji üreten, depolayan ve altyapı kuran bir şirketin başında. Şirketinin ev sahipliğinde dün İstanbul’da başlayan 16’ncı Dii Desert Energy Zirvesi üç gün sürecek. Enerji güvenliği, yenilenebilir enerji, depolama, hidrojen ve bölgesel bağlantılar masada.</p>
<p>Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliğinde önemli rol oynadığını vurguluyor. Orta Asya, Hazar ve Azerbaycan üzerinden kurulabilecek bağlantılara, Doğu Akdeniz’deki hidrojen altyapısına dikkat çekiyor. Elektrik, hidrojen ve depolama çözümlerinin birlikte ele alınması gerektiğini söylüyor.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abde2f12ca36-1790829297.jpg" alt="" width="600" height="387" />
<figcaption><strong>Dii Desert Energy CEO’su Cornelius Matthes, Türkiye’nin Avrupa enerji güvenliğinde önemli rol oynadığını vurguluyor. </strong></figcaption>
</figure>
<p>Matthes’in dikkat çektiği bir başka alan da sanayi ve teknoloji. Türkiye’deki üretim tesislerinin Avrupa’nın rüzgâr enerjisi sektörüne katkısına işaret ederken, batarya sistemleri ve dönüşümün diğer kritik bileşenlerinin üretimiyle bu ilişkinin daha da gelişebileceğini belirtiyor.</p>
<p>Türkiye açısından asıl mesele ise burada.</p>
<p>Güneşi ve rüzgârı bol bir ülke olmak artık yetmiyor. Ürettiğiniz elektriği taşıyacak şebekeniz yoksa santral kurmanın anlamı sınırlı kalıyor. Güneşin olmadığı, rüzgârın kesildiği saatlerde devreye girecek depolama kapasitesi de gerekiyor.</p>
<p>2035 için konuşulan 120 gigavatlık güneş ve rüzgâr hedefi de yalnızca kaç santral kurulacağı sorusu değil. Şebeke, depolama ve yeni enerji bağlantıları da aynı hesabın içinde.</p>
<p>Türkiye’nin önündeki fırsat burada. Avrupa’nın temiz enerji ihtiyacına yalnızca elektrik satarak değil; ekipman üreterek, teknoloji geliştirerek, enerjiyi depolayarak ve bölgesel bağlantılar kurarak cevap verebilmek.</p>
<p>Elektriksiz bir köyden İstanbul’da dünyanın enerji yöneticilerini buluşturan zirveye uzanan bu hikâye, dönüşümün çarpıcı bir özeti.</p>
<p>Çünkü enerji dönüşümü artık sadece daha fazla elektrik üretmek değil. O elektriği üretmek, taşımak, depolamak ve gerektiğinde başka ülkelere ulaştırabilmek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/elektriksiz-koyden-temiz-enerjinin-merkezine-88698</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Elektriksiz köyden temiz enerjinin merkezine ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88696</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa yatırımcısını şimdi ne bekliyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100’de Sert Düşüş Devam Ediyor! Borsa Yatırımcısını Şimdi Ne Bekliyor? | Ekonomi Masası | 01 Ekm" src="https://www.youtube.com/embed/khDfL6p7tmc" width="800" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88696</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/1/7/6/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1773899165.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/30-yillik-perakendeci-bozok-sefe-danisti-hizli-makarna-ile-300-subeyi-hedefledi-88697</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:25:00 +03:00</pubDate>
            <title> 30 yıllık perakendeci ‘Bozok Şef’e danıştı, ‘hızlı makarna’ ile 300 şubeyi hedefledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KİĞILI </strong>Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Hilal Suerdem</strong>’in danışmanlarından 10 gün önce bir davet ulaştı:</p>
<ul>
<li><strong>İş dünyasının girişimci ruhuyla gastronominin yaratıcılığını buluşturan yeni bir hikaye, çok yakında İstanbul’la buluşuyor.</strong></li>
<li><strong>Hilal Suerdem’in yatırımcı kimliğiyle hayat verdiği, Murat Bozok’un gastronomi deneyimiyle şekillendirdiği bu hikayenin ilk durağına bekliyoruz.</strong></li>
</ul>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde20445b61-1790829060.png" alt="" width="657" height="404" /></strong>Türkiye Voleybol Federasyonu (TVF) Başkanı <strong>Mehmet Akif Üstündağ </strong>ile ünlü oyuncu <strong>Oktay Kaynarca</strong>’nın da katıldığı buluşmaya gittim. Kiğılı’nın kurucusu <strong>Abdullah Kiğılı</strong>’nın damadı olan <strong>Hilal Suerdem</strong>’e gastronomi sektörüne girişe nasıl karar verdiğini sordum, anlattı:</p>
<p>-          <strong>Kiğılı’da aktif görevlerimi kızım Sena Suerdem Camcı’ya bırakmıştım. 30 yılı aşan perakende tecrübemle kendi işim olarak bir şeyler yapmayı düşünürken fast food (hızlı yemek) tarafında açık bir tarafı gördüm. O da makarna idi.</strong></p>
<p>Ünlü Şef <strong>Murat Bozok</strong>’la 1.5 yıl kafa yorduklarını belirtti:</p>
<p>-          <strong>Yani, sadece makarna üzerine kurulu bir fast food modeli yoktu. Bu alanda kendi markamızı oluşturmak için 1.5 yıl çalıştık. Marka olarak </strong>“Pastafino”<strong>da karar kıldık.</strong></p>
<p><strong>Hilal Suerdem, </strong>yol haritasını belirlerken öncelikle şu soruyu gündeme getirdiklerini bidirdi:</p>
<ul>
<li><strong>Dünyada yüksek tüketime sahip taze makarnanın Türkiye’de neden fast food kültüründe yeri yok?</strong></li>
</ul>
<p>Pastafino’nun öyküsünün bu şekilde başladığını vurguladı:</p>
<p>-          <strong>30 yıllık perakende birikimimizi İtalyan mutfağının zarafeti ve Anadolu’nun samimi lezzet dokunuşlarıyla harmanladık. Bu yüzden ne tamamen İtalyan, ne de tamamen Türk. Soslarımızı da tescilledik.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde216be6ce-1790829078.jpg" alt="" width="700" height="394" /></strong>1.5 yıllık süreçte makarna ile ilgili Ar-Ge de yaptıklarını kaydedip, büyüme planlarını paylaştı:</p>
<p>-          <strong>Past</strong><strong>a</strong><strong>fino’yu Türkiye’den doğup farklı şehir ve ülkelerde büyüyebilecek bir marka olarak kurguladık. 2026’yı kendimizi kanıtlama ve altyapıyı tamamlama yılı olarak görüyoruz. 2027 ise Türkiye genelinde franchise ve sahibi olduğumuz şubelerimizin yayılım yılı olacak.</strong></p>
<p>İstanbul başta olmak üzere Ankara, İzmir, Antalya, Trabzon ve Diyarbakır’da 2027 sonuna kadar 50 franchise şubeye ulaşmayı hedeflediklerine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>2028 sonunda ise toplamda 300 franchise şubeye ulaşmayı ve Almanya ile Yunanistan başta olmak üzere Avrupa pazarına açılmayı planlıyoruz. İlk şubemiz İstanbul’da KoruFlorya AVM’de bulunuyor.</strong></p>
<p><strong>Suerdem, </strong>üretim modelini de şöyle anlattı:</p>
<p>-          <strong>Makinelerimizi İtalya’dan getirdik ve makarnamızı her gün restoranımızda kendimiz üretiyoruz. Soslarımızı kendi reçetelerimizle üretiyoruz. Diğer malzemelerimizi günlük olarak temin ediyoruz.</strong></p>
<p>Şef <strong>Murat Bozok</strong>’a döndü:</p>
<p>-          <strong>Lezzet standardının arkasında danışman Şefimiz Murat Bozok var. Onun hazırladığı menüde Fettuccine Alfredo gibi klasiklerin yanında köz patlıcanlı rigatoni gibi Anadolu esintili tatlar yer alıyor.</strong></p>
<p>Pastafino Danışman Şefi <strong>Murat Bozok</strong>’un bu projeye nasıl dahil olduğunu merak ettim:</p>
<p>-          <strong>Sizi daha çok lüks restoranlarda şef ya da danışman şef olarak gördük. İlk defa fast food tarafına danışman olarak imza atıyorsunuz.</strong></p>
<p><strong>Bozok, </strong>projedeki etkisini aktardı:</p>
<p>-          <strong>Bugüne kadar lüks restoranlarda veya zahmetli şekilde erişilebilen taze makarnayı çok daha farklı bir konuma taşıyoruz. Bunun için menü kurgusunu, reçeteleri ve ürün geliştirme süreçlerini disiplinle belirledik.</strong></p>
<p>Kurdukları modeli şöyle tanımladı:</p>
<p>-          <strong>Fast </strong>(hızlı servis), <strong>fresh </strong>(taze üretim) <strong>ve fine </strong>(zarif sunum) <strong>birleşiminden oluşan motto ile yola çıktık.</strong></p>
<p>Bir tabak makarnayı iyi yapmak için saatler gerekmediğini irdeledi:</p>
<p>-          <strong>İyi hamur, iyi malzeme ve doğru sos yetiyor…</strong></p>
<p>Birçok sektörde yenileme yatırımları bile bekletilirken <strong>Hilal Suerdem</strong>’in gastronomi yatırımına soyunması, bir süre önce Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi <strong>Murat Ülker</strong>’e sorduğum soruya aldığım yanıtı anımsattı. <strong>Ülker</strong>’e sordum:</p>
<p>-          <strong>Birçok sektör sıkıntıda. Siz gıda sektöründesiniz. Sizin işler nasıl?</strong></p>
<p><strong>Ülker</strong>, şu yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>Kötü değil…</strong></p>
<p>Duraksadı, yanıtı şöyle sürdürdü:</p>
<p>-          “Kötü değil”<strong> ise </strong>“iyi” <strong>demek lazım sanıyorum.</strong></p>
<p>Yani, <strong>Hilal Suerdem</strong>’in gastronomi tarafıyla girdiği gıda sektöründe de durum <strong>Ülker</strong>’in deyimiyle <strong>“Kötü değil”…</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ABD’deki inşa ettiği bina sayısı 8’i buldu, ayda bir hafta orada çalışıyor</span></h2>
<p><span style="color: #e03e2d;"><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde1f5d5234-1790829045.png" alt="" width="700" height="303" /></span><strong>DIŞ </strong>Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) bünyesindeki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAŞK) davetiyle gittiğim New York’ta, Halk Kütüphanesi’nde gerçekleşen buluşmada Aksoy Holding CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkanvekili <strong>Batu Aksoy</strong>’la karşılaşınca sordum:</p>
<p>-          <strong>ABD’de gayrimenkul projelerine girmiştiniz? ABD’deki işleriniz nasıl gidiyor?</strong></p>
<p><strong>Batu Aksoy, </strong>şu kısa yanıtı verdi:</p>
<p>-          <strong>ABD’de gayrimenkul projelerine başladığımızı ilk siz yazmıştınız. İyi gidiyor. Miami ve New York’ta inşa ettiğimiz bina sayısı 8’i buldu.</strong></p>
<p>Bunun üzerine yatırım değerini merak ettim, şöyle paylaştı:</p>
<p>-          <strong>ABD’deki yatırımlarımızda ortağımız var. Ortağımızla birlikte yaptığımız yatırım 1 milyar dolara yaklaştı.</strong></p>
<p>Ardından ABD’ye dönük trafiğini sordum, yanıtladı:</p>
<p>-          <strong>Ayda bir haftam New York ve Miami’de geçiyor. Yolculuğu sevdiğim için bu tempoda devam ediyorum. Yani, ayda bir hafta ABD’de çalışıyorum.</strong></p>
<p><strong>Batu Aksoy</strong>’la sohbet ederken 16 Kasım 2023 tarihli yazıma baktım. O yazıyı Akbank Yönetim Kurulu Başkanı <strong>Suzan Sabancı</strong>’nın Eş Başkanı olduğu American Turkish Society’nin (ATS) New York’taki galasında <strong>Batu Aksoy</strong>’la sohbetten aldığın notlarla yazmıştım:</p>
<ul>
<li><strong>Aksoy Holding, ABD gayrimenkul piyasasına Florida’dan hızlı giriş yaptı…</strong></li>
</ul>
<p><strong>Batu Aksoy,</strong> 2021 yılında Holdingin Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı olan babası <strong>Erdal Aksoy</strong>’dan vize istemişti:</p>
<p>-          <strong>Grubumuzun döviz-TL gelirlerini yüzde 50-50 oranına taşımamız lazım. Bu amaçla ABD’de gayrimenkul yatırımına girmemizde yarar var. Bazı grupların ABD’deki gayrimenkul yatırımlarında başarı sağladıklarını izliyorum.</strong></p>
<p><strong>Erdal Aksoy’</strong>un<strong> </strong>Holdingde Başkan Yardımcısı olan kızı <strong>Banu Aksoy</strong>’a da, oğlu <strong>Batu Aksoy</strong>’a da güveni tamdı:</p>
<p>-          <strong>Yolun açık olsun…</strong></p>
<p>ABD’deki gayrimenkul projeleri için 2022 yılında <strong>“Aksoy International Holding”</strong> kuruldu:</p>
<ul>
<li><strong>Aksoy Holding, </strong>“küresel çeşitlendirme” <strong>stratejisi doğrultusunda ilk olarak ABD pazarına odaklanmak üzere, doğrudan denizaşırı yatırımlar için uluslararası bir konaklama ve gayrimenkul geliştirme birimi kurmaya karar vermiştir.</strong></li>
</ul>
<p>2022’de dış yatırımlar için kurulan şirket, ABD’deki gayrimenkul yatırımları için ilk aşamada iki adres belirlemişti:</p>
<ul>
<li><strong>Florida’nın iki büyük şehri, Jackksonville ve Miami.</strong></li>
</ul>
<p><strong>Batu Aksoy, </strong>projeleri şöyle sıralamıştı:</p>
<ul>
<li><strong>Aksoy USA Holdings One, LLC: </strong>Home 2 Suites By Hilton Hotel (160 odalı), proje ortağı Cross Regions Group. (Jacksonvile)</li>
<li><strong>Aksoy USA Holdings Two, LLC: </strong>Fountains East Multifamily Apartments, proje ortağı Cross Regions Group. (Jacksonville)</li>
<li><strong>Aksoy USA Holdings Three, LLC: </strong>The Continuum Club &amp; Residences, perakende alanları ve konut. (Miami)</li>
<li><strong>Aksoy USA Holding Four, LLC: </strong>Fountains East Retail Square (perakende &amp; okul), proje ortağı Cross Regions Group (Jacksonville)</li>
<li><strong>Aksoy USA Holdings Four, LLC: </strong>Yaşlı Bakım Tesisi (Jacksonville)</li>
</ul>
<p>Bu noktada bir projenin de New York’ta olduğunu vurgulamıştı:</p>
<ul>
<li><strong>Aksoy USA Holdings Five, LLC:</strong>110 Boerum Place Condos, lüks daireler, proje ortağı Avdoo &amp; Partners Development. (Brooklyn, New York)</li>
<li>Jacksonville, Miami ve Brooklyn’deki projelerin parasal değerini sormuştum, şu yanıtı vermişti:</li>
</ul>
<p>-          <strong>800 milyon </strong><strong>dolar</strong><strong> dolayında… ABD’nin başka eyaletlerinde de gayrimenkul fırsatlarını değerlendirmeyi düşünüyoruz.</strong></p>
<p>Aksoy Holding’in web sayfasına girdim, ABD’deki yeni projeleri inceledim:</p>
<ul>
<li><strong>242 East 71st St.: </strong>Manhattan, New York</li>
<li><strong>Independent Living: </strong>Jacksonville, Florida</li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/30-yillik-perakendeci-bozok-sefe-danisti-hizli-makarna-ile-300-subeyi-hedefledi-88697</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/7/1280x720/hilal-suerdem-1790829034.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ 30 yıllık perakendeci ‘Bozok Şef’e danıştı, ‘hızlı makarna’ ile 300 şubeyi hedefledi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/terada-likit-yuzde-5-satisa-cikiyor-88695</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:14:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tera’da likit yüzde 5 satışa çıkıyor!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kararı verdiği 131 fon içinde en büyük portföye sahip Tera Portföy fonlarındaki Hazine tahvilleri için düğmeye basıldı. Önceki gün Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da katıldığı toplantılarda alınan kararlar sonrasında SPK’nın yol haritası kapsamında SPK’ya yakın kaynaklardan edinilen bilgiye göre Tera Porftöy fonlarındaki Hazine tahvilleri en kısa sürede satılacak bu satışların gösterge tahvil faizlerini etkilememesi için de alıcı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ile kamu bankaları olacak.</p>
<h2>Tera’nın 5 fonunda devlet tahvili var </h2>
<p>EKONOMİ’nin SPK’ya yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre ilk adımda öncelikle Tera Portföy fonlarının portföylerindekiler olmak üzere Hazine tahvilleri satışa çıkarılacak. Tera Portföy fonlarında yer alan Hazine kağıtlarının satışı için Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ve kamu bankaları alması ve yoğun satışla kağıtların faizlerinin artmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. EKONOMİ’nin 12 Tera Portföy fonundan yaptığı hesaplamalara göre 5 fonda Hazine kağıdı bulunuyor. Bu fonların portföy büyüklüğüne göre yapılan hesapla 21.9 milyar lirası Tera Portföy Para Piyasası Fonu’nda olmak üzere 5 fondaki devlet kağıtlarının büyüklüğü 23.5 milyar lira ediyor. Bu büyüklük Tera Portföy’ün 12 fonunun büyüklüğünün yüzde 5’ine denk geliyor. 16 Eylül’de işleme kapatılmış olan Tera Portföy’ün 12 fonunun portföy büyüklüğü 508 milyar 884 milyon 955 bin 663 lira seviyesinde bulunuyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abdec61eecae-1790831713.png" alt="" width="653" height="357" />SPK kaynakları önceki gece yapılan toplantı sonrası Tera Portföy fonlarını tasfiye etmekle görevlendirilen İş Bankası’na Tera Portföy’ün fonlarının portföydeki Hazine tahvil ve bonolarını piyasada eritmek için yeterli işlem limitlerinin ve satış kanallarının bulunup bulunmadığı sorulduğunu belirtti. Kaynaklar İş Bankası’nın limit ve kanallarının zaten böyle bir işlemi sürdürmek için yeterli olduğuna dikkat çekerek Hazine kağıtlarına ilişkin satış sürecinin en kısa sürede başlayabileceğine dikkat çekti.</p>
<h2>En yüklü tahvil taşıyan TP2 fonu </h2>
<p>EKONOMİ'nin hesaplamalarına göre Hazine tahvillerinin en yoğun olduğu fon portföyün yüzde 30,4'i ile TLV Tera Portföy Para Piyasası Katılım Fonu. Ancak bu fonun portföy büyüklüğü 16 Eylül işleme kapatıldığı gün itibariyle 3.63 milyar lira. Böylece TLV fonundaki devlet tahvillerinin büyüklüğü 1.1 milyar lira seviyelerinde bulunuyor. Yüzde 25,07 ağırlıkla TRJ Tera Portföy Birinci Borçlanma Araçları Fonu ikinci sırada bu fonun büyüklüğü de 1.86 milyar lira. Yani TRJ fonundaki devlet tahvillerinin büyüklüğü 467.2 milyon lira kadar bir yer kaplıyor.</p>
<p>Yüzde 9,76'lık devlet tahvili taşıyan ve Tera Portföy'ün en büyük ikinci fonu olan TP2 Tera Portföy Para Piyasası Fonu'nun büyüklüğü ise 224.4 milyar lira. Bu fondaki devlet tahvilleri ise 21.9 milyar liralık bir yer kaplıyor. TMM Tera Portföy İkinci Serbest (döviz) Fonu'nda ise yüzde 1,22 oranında Hazine Eurobond'ları yer alıyor. Bu fonnu büyüklüğü 1.21 milyar lira ve Eurobondlar 14.7 milyon liralık bir yer kaplıyor. TMV Tera Portföy Algoritmik Stratejiler Serbest Fon'da yüzde 0,2 oranında devlet tahvili var. Bu fonun da portföy büyüklüğü 5.15 milyar lira ve devlet tahvillerinin büyüklüğü 10.3 milyon lira seviyesinde.</p>
<p>Diğer 6 portföy şirketinde 6.4 milyar liralık var Tasfiye için ilk adımın en rahat satılabilecek ve alıcı bulabilecek kıymetler üzerinden başlatılmasını piyasa uzmanları oldukça mantıklı buldu. SPK’nın tasfiye kararı aldığı Tera Portföy dışındaki portföy yönetim şirketlerinin fonlarında da devlet tahvilleri bulunuyor. Zaten para piyasası fonlarının yüzde 10 seviyesinde devlet tahvili tutma zorunluluğu bulunuyor.</p>
<p>Uzmanlar Tera Portföy’ün hemen ardından diğer tasfiye kararı alınan fonlardaki Hazine kâğıtlarının da hemen satılabileceğini dile getirdi. EKONOMİ’nin hesaplamalarına göre bazı fonlarında tasfiye kararı alınan 6 portföy yönetim şirketinin para piyasası fonlarındaki devlet tahvillerinin büyüklüğü ise 6.4 milyar lira.</p>
<p>Tera Portföy’deki büyüklüğün oldukça altında kalıyor bu rakam ancak yatırım fonlarında likidite krizi öncesinde temerrüde düşen Pusula Portföy’ün iki para piyasası fonu portföyünde devlet tahvilleri oranı yasal oranın çok altında. Uzmanlar çıkış taleplerini karşılayabilmek için temerrüt öncesinde bu tahvillerin satılmış olabileceğini dile getirdi. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Borsa 'fon' etkisiyle düşüş sarmalına girdi, 60'ın üzerinde hisse tabanı gördü</span></h2>
<p>Yatırım fonu krizinin borsadaki etkileri artarak devam ediyor. Dün Borsa İstanbul’da spor endeksi dışında negatif bir seyir yaşanırken 60’ın üzerinde hisse yine taban gördü. Sermaye Piyasası Kurulu’nun tasfiye kararı verdiği yatırım fonlarının portföylerinde yoğun olarak bulunan bazı hisseler ise dün 10’uncu tabanını yaptı. BİST100 endeksi gün içi yüzde 3’e, bankacılık endeksi ise yüzde 5’e yakın düşüş yaşadı. </p>
<p><strong>TVF kapanışa doğru devrede </strong></p>
<p>Kapanışa doğru piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre Türkiye Varlık Fonu’nun kamu aracı kuruluşları üzerinden yaptığı alımlarla düşüşlerin seviyesi azaltılmaya çalışılsa da gün içinde BİST100 endeksi 11 bin 926,04 ile 6 Ocak’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. BİST100 endeksi aylık yüzde 16’nın, tüm hisseleri kapsayan BİSTTÜM ise aylık yüzde 21’in üzerinde kayıp yaşadı. 2008 krizinde ekim ayında BİST100 endeksi yüzde 22,8, BiSTTÜM ise yüzde 22,5 düşmüştü, bu yıl ekimde 2008 sonrası en sert aylık kayıp gerçekleşti.</p>
<p><strong>Özkaynak sıkıntısı başgösterdi </strong></p>
<p>Piyasa uzmanlarının verdiği bilgiye göre kredili işlem yapan müşterilerinin teminat tamamlayamaması nedeniyle aracı kurumlarda özkaynak sıkıntısı baş gösterdi. Aracı kurumların Takasbank’a yüklenmesi nedeniyle yine uzmanların verdiği bilgiye göre yüzde 40 politika faizinin üst sınırından bile talepler karşılanamadı, 25 milyar liraya varan açık oluştu. Uzmanlar 6-10 taban görüleceğinin tahmin edilmediğini ve özkaynak sıkıntılarının da satışları sertleştirdiğini vurgularken BİST’de şirket bazlı devre kesici yoğun çalıştı. Öte yandan bugünden itibaren Borsa İstanbul’da endeks değişiklikleri devreye girecek. Yatırım fonlarında yoğun bulunan şirketler hem BİST100’den hem de BİST30’dan çıkarak BİSTTÜMY endeksine geçecek. Uzmanlar bundan sonra BİSTTÜMY endeksinin sert düşüşler yaşayabileceğine dikkat çekiyor.</p>
<p><strong>Gönül, ifadeye çağrıldı </strong></p>
<p>Bu arada, fon soruşturması kapsamında her gün çok hızlı gelişmeler yaşanıyor. 2022 yılından 2026 Mayıs ayına kadar Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı görevini yürüten, bugün Kamu Gözetimi Kurumu Başkanlığı görevinde bulunan İbrahim Ömer Gönül ifadeye çağırıldı. Adli kaynaklardan edinilen bilgilere göre Eski Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı İbrahim Ömer Gönül, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Aklama Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırıldı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">3 banka ve 2 faktoring şirketi TMSF'ye devredildi</span></h2>
<p>BDDK, akşama doğru yaptığı açıklama ile Tera Yatırım Bankası A.Ş., Destek Yatırım Bankası A.Ş., Hedef Yatırım Bankası A.Ş., Destek Finans Faktoring A.Ş. ve Tera Finans Faktoring A.Ş.’nin yönetimlerinin TMSF’ye devredilmesine karar verildiğini duyurdu. Üç bankanın bankacılık sektörünün toplam aktifleri içindeki payı yalnızca %0,22 (binde 2,2) seviyesinde. İki faktoring şirketinin faktoring sektörü toplam aktifleri içindeki payı ise %1,45.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/terada-likit-yuzde-5-satisa-cikiyor-88695</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/hisse-senedi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasfiye kararı alınan 131 yatırım fonu portföyünü likide çevirmek için ilk adım Tera Portföy ve devlet tahvillerinde atılıyor. SPK’ya yakın kaynaklardan alınan bilgiye göre Tera Portföy’ün 5 fonunda yer alan ve toplam Tera Portföy fonları büyüklüğünün yüzde 5’ini oluşturan devlet tahvillerinin satışı için düğmeye basıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hisse-alim-satima-kademeli-sinirlama-gelecek-88694</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:09:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hisse alım-satıma kademeli sınırlama gelecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BESTİ KARALAR/ANKARA</strong></p>
<p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Sermaye Piyasası Kurulu'nda (SPK) idari, hukuki ve yasal düzenlemeler için çalışmalar önümüzdeki pazartesiden itibaren başlıyor. AK Parti’nin ise fon yolsuzluğunun araştırılması ve sorunların tespiti için Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasını değerlendiriyor, ancak komisyonun kurulmasına sıcak bakmıyor.</p>
<p>AK Parti'de, komisyonun kurulması halinde muhalefet partilerinin bu konuyu suiistimal edeceği ve siyasi malzeme yapacağı kaygısını taşırken, MHP ise konunun her türlü araştırılmasından yana tavır koyuyor. MHP’nin, Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulmasına sıcak baktığı ve bunu da TBMM AK Parti Grup yönetimine ilettiği belirtiliyor. AK Parti kurmayları yaptıkları son değerlendirmede Meclis’te komisyon kurulmasına gerek olmadığını bunun yerine Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın Genel Kurulu bilgilendireceğini söylüyor.  </p>
<p>Muhalefet partileri ise Meclis’te bir araştırma komisyonu kurulması için önerge hazırlıklarına başladı. Haftaya Salı günü Yeni Parti, DEM ve İYİ Parti’nin bu yöndeki önergeleri Genel Kurul gündemine gelecek.</p>
<h2>Cevdet Yılmaz Meclis’i bilgilendirecek</h2>
<p>AK Parti kaynakları, yatırım fonlarında yaşanan kriz ve tasfiye sürecini incelemek amacıyla Anayasal kurum olan Devlet Denetleme Kurulu’nun  (DDK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından görevlendirildiğini hatırlatarak, bu süreçte tasfiye işlemlerini yönetmek ve genel koordinasyonu sağlamak amacıyla yeni kurulan "Fon Koordinasyon Kurulu"nun başkanlığını üstlenen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın belli aralıklarla gelişmelerle ilgili TBMM Genel Kurulu’nda bilgilendirme yapacağını söylediler.</p>
<h2>Alım satıma kademeli sınır</h2>
<p>Fon piyasasında yaşananların ardından hükümet benzer sorunların tekrarını önlemeye yönelik bir dizi önlem almaya hazırlanırken, idari hukuki ve yasal adımlar için harekete geçiyor. Alınacak önlemler şöyle sıralanıyor:</p>
<p>● Hisse sınırlaması ve kısıtlaması. Alım ve satımlarda kademeli sınır koyulacak.</p>
<p>● Yeni denetim mekanizmaları getirilecek.</p>
<p>● BDDK ve SPK yetkileri yeniden ele alınacak.</p>
<p>● Risk merkezi kurulacak.</p>
<p>● Yatırım fonlarında hisse senedi yoğun fonların alım ve satım süreçlerinde mevzuat, operasyonel kurallar ve piyasa yapısı gereği belirli kısıtlamalar ve kurallar yeniden değerlendirilecek.</p>
<p>● Fon alım ve satım emirlerinde kısıtlama saatlerinin de güncellenmesi ayrı bir başlık olarak tartışılacak.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Beştepe'deki toplantıda neler konuşuldu?</span></h2>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında önceki gün ekonominin ilgili yönetim kadroları ve ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinin katılımıyla Beştepe'de bir koordinasyon toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda, sermaye piyasalarındaki son gelişmeleri ilgili bürokratların teknik sunumuyla anlatıldığı, sürecin ne zaman başladığı, neden müdahale edilmediği, denetim yetersizliğinin neden kaynaklandığı, fon mağdurlarının alacakları gibi başlıkların ele alındığı ve bir takvimin oluşturulduğu kaydedildi. Bundan sonraki süreci izlemek üzere risk ve çözüm masasının kurulacağı gelişmelerin buradan takip edileceği ifade edildi. İdari, hukuki ve yasal adımlar konusunda atılacak adımların da konu başlıkları arasında yer aldığı kaydedildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hisse-alim-satima-kademeli-sinirlama-gelecek-88694</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/10/piyasa-hisse.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon piyasasında yaşananlar Türkiye’nin gündemine otururken, iktidar yeni tedbirler almaya yönelik çalışma başlatıyor. Buna göre, hisse alım-satıma kademeli sınırlama gelecek, denetimde yeni mekanizmalar kurulacak. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/krone-tasimacilikta-built-as-one-yaklasimini-one-cikardi-88746</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KRONE, taşımacılıkta &#039;Built as One&#039; yaklaşımını öne çıkardı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/İZMİR</strong></p>
<p>15–20 Eylül 2026 tarihlerinde Almanya’nın Hannover kentinde gerçekleştirilen IAA Transportation’da KRONE, müşterileri, iş ortakları ve sektör temsilcileriyle bir araya geldi.</p>
<p>Şirketten yapılan açıklamaya göre farklı sektörlerin taşıma ihtiyaçlarına yönelik ürün ve hizmetlerini tanıtan marka, uluslararası ziyaretçilerle gerçekleştirdiği görüşmelerde mevcut iş birliklerini güçlendirirken yeni iş birliği fırsatlarını değerlendirdi.</p>
<p>KRONE’nin bu yılki fuar katılımının merkezinde, grubun şirketleri ve iştiraklerinin birbirini tamamlayan uzmanlıklarını ortak bir vizyonda buluşturan “Built as One” yaklaşımı yer aldı. Şirketin, KRONE Ticari Araç Grubu; KRONE, Knapen, Schwarzmüller, Hüffermann, Trailer Dynamics ve GIGANT markalarını ilk kez ortak bir fuar konseptinde bir araya getirerek genişleyen ürün portföyünü ve bütünleşik çözüm gücünü sergilediği belirtildi.</p>
<p>Açıklamada, "Üretimden taşımaya ve geri dönüşüme uzanan süreçleri birbiriyle bağlantılı bir döngü olarak ele alan bu konsept, KRONE’nin farklı uzmanlık alanlarını grup bünyesinde bir araya getiren yapısını görünür kıldı. Ortak kalite anlayışı ve tamamlayıcı yetkinlikler, müşterilere taşımacılık ve lojistik zinciri boyunca daha kapsamlı çözümler sunma hedefiyle buluştu. KRONE, fuarda araç portföyünün yanı sıra yedek parça, servis ve dijital hizmetlerini de ziyaretçilerle paylaştı. Araçların kullanım ömrü boyunca müşterilerin yanında olmayı esas alan bu yaklaşım; operasyonel verimlilik, güvenilirlik ve iş sürekliliği odağında sunuldu." denildi. </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/krone-tasimacilikta-built-as-one-yaklasimini-one-cikardi-88746</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/4/6/1280x720/krone-tasimacilikta-built-as-one-yaklasimini-one-cikardi-1790844641.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KRONE, Hannover’de düzenlenen IAA Transportation 2026’ya “Built as One” temasıyla katıldı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-yaslar-buyuk-hesaplar-1-88725</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Küçük yaşlar, büyük hesaplar (1)</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçenlerde okuduğum bir makale İngiltere’deki çocuk yıldızların transfer piyasasını anlatıyordu. Başta futbol olmak üzere dünya sporuna ilişkin özel haberler ve araştırmalar yayımlayan, uluslararası dijital spor gazeteciliği platformu The Athletic’ te Jordan Campbell imzasıyla yayımlanan bu haber, Premier League kulüplerinin altyapılarındaki genç yetenekleri kapmak için girdikleri rekabetin detaylı bir analizini yapıyor.</p>
<p>Campell’in tespitine göre; İngiliz futbolunun devleri arasında yıllardır süregelen, birbirlerinin akademilerinden oyuncu transfer etmeme yönündeki yazılı olmayan anlaşma artık geçerliliğini yitirmiş durumda. Chelsea, Liverpool, Manchester City, Arsenal, Manchester United gibi itibarlı kulüpler bile çocuk denilebilecek yıldızları rakiplerinden önce kadrosuna katabilmenin peşinde. 15–16 yaşındaki genç futbolculardan değil, henüz 5 yaşında izlenmeye başlanan, 9 yaşında profesyonel kulüplerin akademilerine alınan çocuklardan bahsediliyor.</p>
<p>Rakamlar da en az çocukların yaşları kadar dikkat çekici. Liverpool’un Chelsea’den transfer ettiği 16 yaşındaki Rio Ngumoha için belirlenen bonservis bedeli, bonuslarla birlikte 6,8 milyon sterline ulaşmış. Makalede görüşüne başvurulan bir yetenek avcısı, altyapıdaki bir oyuncuya 1–2 milyon sterlin ödemenin, gelecekte elde edilebilecek kazanç düşünüldüğünde oldukça kârlı bir yatırım olabileceğini anlatmış.</p>
<p>Aslında bu yaklaşım, günümüz profesyonel futbolunun ekonomik gerçekleri açısından şaşırtıcı değil. Kulüplerin gelir elde etmeye, yatırımlarını korumaya ve geleceklerini planlamaya ihtiyaçları var ve altyapıların bu planlamanın bir parçası olması da son derece doğal. Ancak burada üzerinde düşünmemiz gereken önemli bir ayrıntı var: Yatırım henüz çocukluğunu yaşayan bir insan olduğunda, hesabı nasıl yapacağız?</p>
<p><strong>Çocuk mu yatırım aracı mı?</strong></p>
<p>Fiziksel gelişimi, ilgi alanları, motivasyonu, karşılaşacağı güçlükler, kuracağı arkadaşlıklar, hatta belki de bir gün spordan vazgeçme isteği gibi konuları ele aldığımız zaman, henüz dokuz yaşındaki bir çocuğun on yıl sonra nasıl bir sporcu olacağını bilebilmek neredeyse imkânsız. Yine de çocuklara giderek daha erken yaşlarda geleceğin yıldızı muamelesi yapıyor, üzerlerine taşıyabileceklerinden çok daha büyük beklentiler yüklüyoruz.</p>
<p>Kulüpler, antrenörler, menajerler ve maalesef anne babalar, giderek daha erken yaşlarda çocukların üzerine ekonomik bir gelecek inşa ediyorlar. Aslında bir çocuğun yeteneğinin keşfedilmesi, gelişiminin desteklenmesi, geleceğine yatırım yapılması iyi bir altyapı sisteminden beklediğimiz konular. Sorun, yapılan yatırımın karşılığının yalnızca çocuğun ileride getireceği transfer geliriyle ölçülmeye başlandığında, çocuğun gelişim yolculuğu sadece bir kâr-zarar hesabına dönüştüğünde ortaya çıkıyor.</p>
<p>Tüm tarafların iyi niyetli gerekçeleri olduğundan eminim. Ancak bütün bu beklentilerin ortasında çocuğun kendisine ne kadar söz hakkı tanınıyor? Futbol oynamaktan hâlâ keyif alıyor mu? Başka şeylere de ilgi duyuyor mu? Başarısız olduğunda kendisini nasıl hissediyor? Daha da önemlisi, kendisine yapılan yatırımın karşılığını vermek zorunda olduğunu düşünüyor mu?</p>
<p>Elbette profesyonel kulüplerin A takıma sporcu yetiştirmek gibi bir hedefi olması gerekiyor. Ancak çocuklarla çalışan bir kurumun sorumluluğu, sadece geleceğin yıldızlarına değil, profesyonel sporcu olamayacak çoğunluğun geleceğine de katkı sağlamak olmalı. Alt yapının başarısı, sadece yetiştirdiği profesyonel sporcularla değil, spor sayesinde disiplin kazanmış, birlikte çalışmayı öğrenmiş, kazanmayı ve kaybetmeyi deneyimlemiş, sorumluluk almayı, güçlüklerle baş etmeyi öğrenmiş, kendisine ve çevresine saygılı, özgüvenli gençlerle de ölçülebilir.</p>
<p>Belki de asıl tehlike, bir çocuğun ekonomik değerinin olması değil; zamanla kendisini de bu değer üzerinden tanımlamaya başlaması. Bir çocuğun gelecekte kaç milyon TL edeceğini hesaplamaya başladığımızda, bugün spordan ne kadar keyif aldığını sormayı unutuyor olabilir miyiz?</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kucuk-yaslar-buyuk-hesaplar-1-88725</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Küçük yaşlar, büyük hesaplar (1) ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ege-bolgesinin-yaklasimi-turizm-sezonunu-12-aya-cikariyor-88709</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Ege Bölgesi’nin yaklaşımı turizm sezonunu 12 aya çıkarıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye turizmi uzun bir dönem ağırlıklı olarak yaz dönemine odaklanarak gelişti. Başta Akdeniz Bölgesinde olmak üzere, yatırımlar güneş ve deniz talebine yönelik olarak, her şey dahil yaklaşımıyla yapıldı. Bu yüzden, otellerimizin büyük bir bölümü yaz sezonu bitince kapılarını kapatıyorlar. Dolayısıyla, kamu ve özel sektör kuruluşlarının toplantıları ve kongreler sayesinde kış aylarında da açık kalmayı başaran büyük tesisler dışındaki yatırımlar yılın yarısında atıl durumda kalıyor. </p>
<p>Son yıllarda, Ege Bölgesi’ndeki turizmciler yıl boyunca canlılığı koruyacak yeni yaratıcı çözümler bularak farklılaşmanın yollarını arıyorlar. Kuzey Ege ve Kaz Dağları’ndaki doğa ve dağ otellerindeki küçük yatırımlarla başlayan girişimlere, Bağ Yolu ve bisiklet rotaları programları benzeri özel deneyimler ekleniyor. </p>
<p>İzmir’deki Urla Bağ Yolu, Manisa’daki Lidya Antik Bağ Rotası, Denizli’deki Çal Bağ Yolu üreticilerle sohbetin yanı sıra, restoranlarda özel gastronomi ve bağ otellerinde konaklama deneyimleri sunarak, bölgeye önemli bir hareketlilik getiriyor. Urla’daki restoranlar başta olmak üzere Ege’deki ödüllü tesislerin sayısı hızla artıyor. </p>
<p>Geçtiğimiz hafta Çeşme’de 8. Kez düzenlenen Big Fish turnuvası gibi, spor etkinlikleri de sonbahar ve kış aylarında bölgeye yeni bir soluk ve dinamizm getiriyor. </p>
<p><strong>Big Fish Türkiye spor ve gastronomiyi bir araya getiriyor</strong></p>
<p>Big Fish Türkiye açık hava sporları, denizcilik ve sportif balıkaçılıkla ilgilenenler için önemli bir etkinlik.18 yıldır devam ediyor ve uluslararası nitelikte bir etkinlik olduğu için bölgenin tanıtımına katkıda bulunuyor.</p>
<p>Turnuvaya paralel olarak düzenlenen gastronomi programı ise, Ege Bölgesinin zengin yeme içme mirasını ön plana çıkarıyor. Duyulara ve duygulara odaklanarak çok değerli bir deneyim ortamı yaratıyor. </p>
<p><strong>Temel ilke: Deniz yaşamının korunması</strong></p>
<p>Big Fish Türkiye’nin temel yaklaşımını oluşturan “Yakala-Bırak-Yaşat” ilkesi, sportif balıkçılığı deniz yaşamının korunması yaklaşımıyla birleştiriyor. Turnuvada yalnızca ihtiyaç kadar balığın tutulması, diğer balıkların ise uygun koşullarda denize geri bırakılması teşvik ediliyor.</p>
<p>Bu yıl 26-27 Eylül’de Çeşme Setur Marina’da düzenlenen turnuvaya, Türkiye ve Avrupa’nın farklı bölgelerinden 45 tekne ve yaklaşık 200 sporcu katıldı. Turnuva öncesi iki gün hazırlık ve kayıt süreciyle geçti. Eski milli sporcu Ertuğrul İçingir’in başhakemliğinde gerçekleştirilen yarışların ardından yakalanan balıklar tartıldı ve hakem değerlendirmeleri sonucunda dereceye girenler belirlendi.</p>
<p>Turnuvanın ilk gününde, Berk Akın ve ekibinin yakaladığı 37,5 kilogramlık kılıç balığı, günün tek derecesini belirledi. İki gün boyunca yakalanan 14 balığın 6’sı yeniden denize bırakıldı. Pazar günü, yoğun yağmur ve sert rüzgâr deniz koşullarını zorlaştırdı. Hava şartlarına rağmen ekipler mücadelelerini sürdürdü. İlk günde Berk Akın ve ekibi Shadowfin, “Overall Catch &amp; Release” birincilik ödülünün sahibi oldu. İkinci günde Team Deep Nokta, 100 kilogram ağırlığındaki orkinosla “En Büyük Balık” birinciliğini elde etti ve 18. Big Fish Türkiye’nin şampiyonu oldu. Şampiyon ekibin kadrosunda İbrahim Bürçün, Önder Kalkavan, Barış Ofluoğlu, Özgür D. Canat, Mesut Yıldırım, Erdem Tanelli, Erhan Doğan ve Berkant Ermiş yer aldı.</p>
<p>Organizasyon kapsamında 27 Eylül Pazar günü çocuklara yönelik özel bir program düzenlendi. Çocukların deniz ve doğayla bağ kurmasını amaçlayan etkinlikte, küçük katılımcılar yaş gruplarına uygun eğlenceli aktivitelerle buluştu.</p>
<p><strong>“Kalbim Ege’de Kaldı” ve Gastrodiplomasi</strong></p>
<p>Big Fish Türkiye 2026 aynı zamanda yeni bir ortaklık olan “Taste Events”in de doğuşuna tanık oldu. Celal Uysal ve Yeşim Kaya, önümüzdeki dönemde Gastro-diplomasi insiyatifi ile gastronomiyi kültürler ve ülkeler arasında ortak bir dil olarak konumlandıran projeler için çalışacaklar.</p>
<p>Uysal ve Kaya derinlikli gastronomi anlayışını merkeze alan ortak yolculuklarının ilk etkinliğini Çeşme Altınyunus tesislerindeki iki özel yemek davetiyle gerçekleştirdiler. </p>
<p>“Kalbim Ege’de Kaldı” konsepti çerçevesinde, Gıda Mühendisi Kardelen Cançelik, Şefler Gökhan Altay, Melih Berkay Gündüz, Serkan Anavatan, Aydın Demir, Oğulcan Beyhan, Berkay Cen, Kaan Değer, Mithat Serçin, Erkin Gökbulut Ege’nin yerel malzemelerinden ve deniz kültüründen ilham alan tabaklar hazırladılar. Hakan İme kahve, Fatih Akerdem kokteylleriyle etkinliğe renk kattılar. </p>
<p>Itsumi, Yelve Urla, Sekizdeyiz Bebek, Barba Urla, Çok Çok Thai, The Chef’s Company, Rafine, Genji Restaurant, Coffeerem ve Agora Bafa da kendi mutfaklarından seçkileri Big Fish Gastronomi alanına taşıdılar. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abde864aab85-1790830692.jpeg" alt="" width="700" height="467" />Bu yıl festival alanında çok dikkat çekici bir şov gerçekleştiridi. Itsumi’nin kurucusu Japon şef Shunichi Horikoshi sahnede geleneksel Japon tekniğiyle bir ton balığını mükemmel bir biçimde parçaladı. “Maguro Kaitai Cutting Show” adı verilen bu gösteri sonrasında, alanda bulunanlara sushi ve sashimi servisi yapıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ege-bolgesinin-yaklasimi-turizm-sezonunu-12-aya-cikariyor-88709</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/0/9/1280x720/776-1790830737.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ege Bölgesi’nin yaklaşımı turizm sezonunu 12 aya çıkarıyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arsavev-konut-teslimatlarina-2027de-basliyor-88750</guid>
            <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> arsaVev konut teslimatlarına 2027’de başlıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>AHMET USMAN/İSTANBUL</strong></p>
<p>Arsa yatırımıyla başlayan ve planlama, ruhsat, inşaat aşaması ile devam eden projelerini Türkiye’nin farklı bölgelerinde sürdüren arsaVev, konutta ilk teslimatlarını gelecek yıl içinde gerçekleştirecek.</p>
<p>3.5 yıllık bir marka olduklarını dile getiren arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk, Foça, Kuşadası, Avşa ve Çiftlikköy’deki projelerinde önümüzdeki yıl teslimata başlayacaklarını anlattı.</p>
<p>Foça, Dikili, Uzundere, Kuşadası, Ören ve Kuzey İzmir’den oluşan Ege portföylerinin arsadan ev sahibi olmak isteyenler tarafından yoğun ilgiyle karşılandığını dile getiren arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk, “İlk projelerimizden olan Kuşadası’nda teslim hazırlıklarımız sürüyor. Buradaki diğer projemizde plan ve imar süreçleri tamamlandı, ruhsatı yıl sonuna kadar almayı umuyoruz. Foça’daki projede inşaat çalışmaları sürüyor. Elektrik, su ve kanalizasyon altyapısı çalışmaların sürdüğü projede 382 villa planlıyoruz. Yalova’daki projede ilk blok için temel çalışmalarına başladık. Hafif çelik yapı sistemiyle inşa edilecek proje 52 bloktan oluşacak” dedi.</p>
<p>Avşa’daki küçük ölçekli projede inşaat çalışmalarının yaz aylarında başladığını söyleyen Öztürk, Balıkesir Karesi’deki projede imar sürecinin tamamlandığını ve ruhsat başvurusunun yapıldığını, projede 120 odalı bir otel ile kafe ve ticari birimlerin planlandığını anlattı. Dikili’deki projelerinin planlama aşamasında olduğunu belirten Öztürk, “Burada arsa payı satışlarımız sürüyor. İzmir Uzundere’deki projede imar planları onaylandı. Burada 160 odalı bir otel için anlaşma sağladık. Burhaniye Ören’deki denize sıfır projeyi kat karşılığı bir yükleniciye verdik, inşaat yakında başlayacak. Yeni Şakran’da da 40 konutlu bir proje planlıyoruz. İstanbul Riva’da arazi geliştirme çalışmalarımız sürüyor” diye konuştu.</p>
<p><strong> “Erişilebilir gayrimenkul yaklaşımını Çeşme’ye getiriyoruz”</strong></p>
<p>Çeşme’deki projede satışlara başladıklarını ifade eden Öztürk, “Projenin ayrıntılarını kapsamlı bir lansmanda açıklayacağız. Yaklaşık 6 milyon TL seviyesinden başlayan bir modelle Çeşme’nin Ovacık bölgesinde, denize sıfır bir yaşam alternatifi ortaya koymak için çalışıyoruz. Plan çalışmaların yaklaşık 6 ay içinde tamamlanmasını öngörüyoruz. Şimdiye kadar 50 satış gerçekleştirdik. Projenin toplamda yaklaşık 250 satışa ulaşmasını hedefliyoruz. Çeşme projemizle erişilebilir gayrimenkul yaklaşımını arsa ve konut maliyetlerinin yüksek olduğu Çeşme’ye taşıyacağız” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Hayalimizde uydu kentler kurmak ve yurt dışına açılmak var”</strong></p>
<p>Hayalleri arasında İzmir, İstanbul ve Ankara’da büyük ölçekli toplu konut projeleri kurmak olduğunu söyleyen Bülent Öztürk, şöyle konuştu: “Bu kentlerimizde uygun lokasyonlarda, zemin yapısı güçlü kamu arazileri var. İzmir’de Yamanlar sırtları, İstanbul’da Kuzey hattında olabilir. Bu projeler kamu ile işbirliğiyle de hayata geçirilebilir. Bir hedefimizde geliştirdiğimiz modeli yurt dışına taşımak. Bu kapsamda Hindistan’dan bir yatırımcıyla görüşmelerimiz oldu. Bu ülkede çok ciddi konut açığı var.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/arsavev-konut-teslimatlarina-2027de-basliyor-88750</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/5/0/1280x720/arsavev-konut-teslimatlarina-2027de-basliyor-1790846072.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hayata geçirdikleri model çerçevesinde arsa alımıyla başlayan sürecin planlama ve ruhsat çalışmalarından geçerek konut üretimine dönüştüğünü aktaran arsaVev Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Öztürk, uzun vadede büyük şehirlerde uydu kentler kurmayı ve kurdukları modeli yurt dışına taşımayı hedeflediklerini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-sorusturmasi-5-sirket-tmsfye-devredildi-88688</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 18:59:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon soruşturması: 5 şirket TMSF&#039;ye devredildi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankcılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) fon soruşturması kapsamında 5 şirketin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (TMSF) devredildiğini duyurdu. </p>
<p>Açıklamada, son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından yapılan değerlendirmeler kapsamında, Tera Yatırım Bankası AŞ, Destek Yatırım Bankası AŞ, Hedef Yatırım Bankası AŞ, Destek Finans Faktoring AŞ ve Tera Finans Faktoring AŞ’nin yönetimlerinin TMSF’ye devredilmesine karar verildiği bildirildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-sorusturmasi-5-sirket-tmsfye-devredildi-88688</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/5/6/1280x720/tmsf-1752842353.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon soruşturması kapsamında Tera Yatırım, Destek Yatırım, Hedef Yatırım Bankası ile Destek Finans ve Tera Finans&#039;ın TMSF&#039;ye devredilmesine karar verildiği açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakanlik-3-ayda-6307-milyar-tllik-ic-borclanmaya-gidecek-88684</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:42:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bakanlık son çeyrekte 630,7 milyar TL&#039;lik iç borçlanmaya gidecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, ekim-aralık dönemine ait iç borçlanma stratejisini açıkladı.</p>
<p>Buna göre Hazine, söz konusu dönemde, 676,6 milyar liralık iç borç servisine karşılık 630,7 milyar liralık iç borçlanma yapacak.</p>
<p>Bakanlığın iç borçlanma stratejisinde, ekimde 436,6 milyar liralık iç borç servisine karşılık 414,8 milyar liralık, kasımda 122,7 milyar liralık iç borç servisine karşılık 110,4 milyar liralık, aralıkta 117,3 milyar liralık iç borç servisine karşılık 105,5 milyar liralık iç borçlanma yapılması öngörülüyor.</p>
<p>Ekimdeki iç borçlanmanın 180,8 milyar lirasının piyasadan, 220 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 14 milyar lirasının kamuya satışlardan, kasımdaki iç borçlanmanın 50,4 milyar lirasının piyasadan, 20 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 40 milyar lirasının kamuya satışlardan, aralıktaki iç borçlanmanın da 90,5 milyar lirasının piyasadan ve 15 milyar lirasının kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.</p>
<p>Bu dönemde, 11 tahvil ihalesi düzenlenecek ve 5 doğrudan satış yapılacak.</p>
<p>Ekimde 615,3 milyar lira, kasımda 164,6 milyar lira ve aralıkta 137,9 milyar lira ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 241,2 milyar lirası, dış borç servisinden oluşacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakanlik-3-ayda-6307-milyar-tllik-ic-borclanmaya-gidecek-88684</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/3/5/1280x720/hazine-ve-maliye-1763361678.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hazine ve Maliye Bakanlığı, yılın son çeyreğinde 676,6 milyar liralık iç borç servisine karşılık 630,7 milyar liralık iç borçlanmaya gideceğini açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-ihracatimizda-direncli-bir-gorunum-one-cikiyor-88682</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:39:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: İhracatımızda dirençli bir görünüm öne çıkıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ağustos ayı dış ticaret istatistikleriyle ilgili yazılı açıklama yaptı.</p>
<p>Bölgesel savaşlara ve küresel olumsuzluklara rağmen, yılın 8 ayında ihracatta yüzde 4 artış ve 184 milyar 996 milyon dolarla rekor kırıldığını kaydeden Bolat, ağustosta cari işlemler hesabında 3 milyar dolar üzerinde fazla verilmesinin beklendiğini belirtti.</p>
<p>Bolat, ihracatta 282 milyar dolarlık hedefin, eylül ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak yakalanmasının beklendiğini ifade etti. Mal ve hizmetler ihracatında, 410 milyar dolarlık hedefin aşılması için de Bakanlık olarak çalışmaları sürdürdüklerine işaret eden Bolat, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Küresel ekonomide devam eden jeopolitik gerginlikler, ağırlaşan uluslararası şartlar, korumacılık ve zayıf dış talebe rağmen, ihracatımızda dirençli bir görünüm öne çıkmaktadır. ​​​​​​​Orta Vadeli Program kapsamında, ihracatın küresel ticaretten aldığı payın artırılması amacıyla yüksek katma değerli ve teknoloji yoğun ürün ve hizmetlerin ihracat içindeki payı yükseltilecek, düşük ve orta teknoloji yoğun sektörlerde dönüşüm desteklenerek, firmaların daha yüksek katma değerli üretim ve ihracata yönelmeleri sağlanacaktır. Küresel ticaretteki yeni dinamikler doğrultusunda, yurt içi üreticilerin haksız rekabete karşı ihtiyaçları gözetilerek, uluslararası yükümlülükler çerçevesinde yerli üretimin korunmasına yönelik önlemler alınmaya devam edilecek."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-ihracatimizda-direncli-bir-gorunum-one-cikiyor-88682</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/0/1280x720/bolat-1764941400.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ağustos ayı dış ticaret istatistiklerini değerlendiren Bakan Bolat, &quot;Küresel ekonomide devam eden jeopolitik gerginlikler, ağırlaşan uluslararası şartlar, korumacılık ve zayıf dış talebe rağmen, ihracatımızda dirençli bir görünüm öne çıkmaktadır.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/genisbant-internet-abone-sayisi-100-milyonu-asti-88681</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Genişbant internet abone sayısı 100 milyonu aştı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü 2026 Yılı İkinci Çeyrek Pazar Verileri Raporu'nu değerlendirdi.</p>
<p>Yılın ikinci çeyreğinin sonunda elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısının 418'e ulaştığını belirten Uraloğlu, bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısının 766 olduğunu ifade etti.</p>
<p>Uraloğlu, yapılan yatırımlara ilişkin, "İkinci çeyrekte elektronik haberleşme sektöründeki yatırımlar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 86,9 artarak 55,6 milyar lirayı gördü." bilgisini verdi.</p>
<p>Makineler arası iletişim (M2M) aboneleri dahil toplam mobil abone sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 6 arttığını bildiren Uraloğlu, "2025'in ikinci çeyreğinde 96,5 milyon olan toplam mobil abone sayımız 2026'nın aynı döneminde 102,2 milyona ulaştı." ifadesini kullandı.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, ikinci çeyrekte M2M aboneleri hariç mobil gerçek kullanıcı sayısının yaklaşık 87 milyon olduğunu belirterek, mobil yaygınlık oranının yüzde 101 seviyesinde gerçekleştiğini, bu oranın M2M aboneleri ve 0-9 yaş nüfus hariç tutulduğunda yüzde 115,9 olduğunu bildirdi.</p>
<p><strong>"Türkiye mobil görüşme süresinde Avrupa'da ilk sırada"</strong></p>
<p>Mobil haberleşmede aylık ortalama kullanım süresine de değinen Uraloğlu, yılın ikinci çeyreğinde aylık ortalama 468 dakikalık mobil kullanım süresiyle Türkiye'nin, incelenebilen Avrupa ülkeleri arasında önceki dönemde olduğu gibi ilk sırada yer aldığı bilgisini verdi.</p>
<p>Uraloğlu, bu dönemde toplam mobil ses trafiğinin 77,4 milyar dakika, sabit ses trafiğinin 1,3 milyar dakika olarak gerçekleştiğini belirterek şunları ifade etti:</p>
<p>"Yılın ikinci çeyreğinde yaklaşık 2,8 milyon mobil numara taşıma işlemi yapıldı. 30 Haziran itibarıyla taşınan mobil numara sayısı yaklaşık 214,1 milyona ulaştı. 2008'de yaklaşık 6 milyon olan genişbant internet abone sayımız 2026'nın ikinci çeyreği itibarıyla 100 milyon 846 bin 626'ya ulaştı. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,6 artan genişbant internet abonelerimizin 21,2 milyonunu sabit, 79,7 milyonunu ise mobil genişbant aboneleri oluşturdu. Fiber internet abone sayımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 22 artarak 10,7 milyona ulaştı."</p>
<p>Eve kadar fiber abone sayısının da geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 26,4 arttığını belirten Uraloğlu, eve kadar fiber abone sayısının 7,6 milyondan 9,6 milyona ulaştığını bildirdi.</p>
<p>Bakan Uraloğlu, yılın ikinci çeyreğinde xDSL abone sayısının yaklaşık 8 milyon, kablo internet abone sayısının yaklaşık 1,5 milyon olduğunu ifade etti.</p>
<p><strong>"Fiber altyapı uzunluğu 720 bin kilometreye ulaştı"</strong></p>
<p>Fiber altyapının genişlemeye devam ettiğini belirten Uraloğlu, şunları kaydetti:</p>
<p>"Geçen yılın aynı döneminde 637 bin kilometre olan fiber altyapı uzunluğumuz 2026'nın ikinci çeyreğinde yüzde 13 artışla 720 bin kilometreye ulaştı. Bu dönemde 5G gerçek kullanıcı sayısı 44 milyon 268 bin 946 oldu. İkinci çeyrekte 5G uyumlu cihaz sayısı da 29 milyon 777 bin 164'e ulaştı."</p>
<p>Uraloğlu, internet kullanımındaki artışın veri trafiğine de yansıdığına işaret ederek, 2025'in ikinci çeyreğinde 22 milyon 507 bin 754 terabayt olan toplam genişbant internet veri trafiğinin, yılın ikinci çeyreğinde yüzde 16,5 artışla 26 milyon 217 bin 290 terabayta ulaştığını bildirdi.</p>
<p>Sabit genişbant internet veri trafiğinin yüzde 11,4 artışla 20,6 milyon terabayta, mobil genişbant internet veri trafiğinin yüzde 39,9 artışla yaklaşık 5,6 milyon terabayta çıktığını belirten Uraloğlu, "Yılın ikinci çeyreği sonu itibarıyla sabit telefon abone sayısı 8,13 milyon, sabit telefon yaygınlık oranı yaklaşık yüzde 9,4 oldu. Ayrıca sabit şebekeden en fazla trafik gönderilen ülke İngiltere, en fazla trafik alınan ülke KKTC olarak kayıtlara geçti." ifadesini kullandı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/genisbant-internet-abone-sayisi-100-milyonu-asti-88681</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/6/0/1280x720/uraloglu-1781355763.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakan Abdulkadir Uraloğlu, genişbant internet abone sayısının yılın 2. çeyreği itibarıyla 100 milyon 846 bini aştığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiyenin-ab-tanimli-genel-yonetim-borcu-163-trilyon-lira-88680</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Türkiye&#039;nin AB tanımlı genel yönetim borcu 16,3 trilyon lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Hazine ve Maliye Bakanlığı, 30 Haziran itibarıyla Hazine garantili dış borç, kamu net borç ve Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini paylaştı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye'nin AB tanımlı genel yönetim borç stoku, 16 trilyon 273 milyar lira olarak gerçekleşirken, stokun milli gelire oranı yüzde 22,3 oldu.</p>
<p>Kamu net borç stoku da 10 trilyon 46 milyar lira olarak hesaplanırken, stokun milli gelire oranı yüzde 13,8 olarak kaydedildi.</p>
<p>Hazine garantili dış borç stoku ise 21,6 milyar dolar olarak tespit edildi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/turkiyenin-ab-tanimli-genel-yonetim-borcu-163-trilyon-lira-88680</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/4/8/1280x720/para-lira-tl-1778253433.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bakanlığın haziran verilerine göre, Hazine garantili dış borç stoku 21,6 milyar dolar olurken, AB tanımlı genel yönetim borç stoku 16,3 trilyon lira, kamu net borç stoku ise 10 trilyon 46 milyar lira olarak gerçekleşti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-koordinator-baskani-akcan-ihracatcilarimizi-dijital-donusumle-gelecege-hazirliyoruz-88693</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 17:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Mete Akcan: İhracatçılarımızı dijital dönüşümle geleceğe hazırlıyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/GAZİANTEP</strong></p>
<p>Türkiye’nin teknoloji ve dijital dönüşüm alanındaki önemli organizasyonlarından Türkiye Teknoloji Buluşmaları, Gaziantep’te gerçekleştirildi. Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri’nin (GAİB) desteğiyle, CARF, WSI ve FORBES partnerliğinde, WhiteBITTR ana sponsorluğunda düzenlenen etkinlik, iş dünyası ile teknoloji sektörünü bir araya getirdi.</p>
<p>“Bölgenin Gücü Teknolojinin Geleceği ile Buluşuyor” sloganıyla düzenlenen etkinlikte yapay zekâ, blockchain teknolojileri, dijital finans ve Web3 başta olmak üzere geleceğin iş dünyasını şekillendiren teknolojiler ele alındı.</p>
<p>Gaziantep Üniversitesi Mavera Kongre ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen etkinliğin açılış konuşmasını yapan GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan, küresel ticarette rekabet koşullarının hızla değiştiğine dikkat çekerek, ihracatın artık yalnızca kaliteli üretim yapmakla sınırlı olmadığını ifade etti. Yapay zekâ ve dijital dönüşümün ihracatçıların küresel rekabet gücü açısından giderek daha önemli hale geldiğini belirten Akcan, “GAİB olarak önceliğimiz, ihracatçımızın bu dönüşümün gerisinde kalmamasını ve yeni teknolojilerden en güçlü şekilde faydalanmasını sağlamak. Bu doğrultuda, yapay zekâ konusunda farkındalığı artırmak ve ihracatçılarımızın bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmesini sağlamak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyoruz” dedi.</p>
<p><strong>“Eylül ayını ‘yapay zekâ ayı’ ilan ettik”</strong></p>
<p>GAİB olarak Eylül ayını “Yapay Zekâ Ayı” ilan ettiklerini belirten Akcan, ihracatçıların dijital dönüşüme uyum sağlamasına yönelik çalışmalara devam ettiklerini ifade etti. Akcan, Eylül ayı boyunca 8 oturumda gerçekleştirilen ve toplam 2 bin 191 katılımcıya ulaşan Yapay Zeka webinarları sayesinde, ihracatçıları yeni teknolojilerle buluşturduklarını ve iş dünyasındaki bilgi/deneyim paylaşımına katkı sağladıklarını ifade etti. Akcan, yaklaşık dört yıldır dahil oldukları Avrupa Birliği projesi kapsamında yapay zekâ alanındaki çalışmalarını uluslararası boyuta taşıdıklarını belirterek, sanayicilerin ihtiyaç duyduğu nitelikli insan kaynağına yönelik eğitim programları tasarladıklarını da ifade etti. “Yapay zekâ yalnızca bugünün teknolojisi değil, aynı zamanda geleceğin iş gücünü, üretim anlayışını ve ihracat modelini şekillendirecek önemli bir dönüşüm alanıdır” diyen Akcan, gençlerin ve girişimcilerin teknoloji alanındaki fikirlerini hayata geçirmelerinin de ihracat ekosisteminin gelişimi açısından önem taşıdığını vurguladı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abd7e73a8de8-1790803571.jpeg" alt="" width="700" height="412" /></p>
<p>Akcan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geleceğin ihracatının; teknolojiye yatırım yapan, yenilikçi düşünen ve dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bölgemizin güçlü üretim ve ihracat potansiyelini teknolojiyle buluşturarak daha fazla ihracat, daha yüksek katma değer ve dünyaya açılan daha güçlü markalar oluşturmayı hedefliyoruz. Bu anlayışla, bugün burada teknoloji dünyasının değerli isimleriyle bir araya gelmeyi ve yeni fikirleri paylaşmayı önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Türkiye Teknoloji Buluşmaları’nın gerçekleştirilmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, teknoloji ve ihracat alanında atacağımız her adımın ülkemizin geleceğine katkı sunmasını diliyorum.”</p>
<p><strong>Teknoloji ve iş dünyasının önemli isimleri buluştu</strong></p>
<p>Türkiye Teknoloji Buluşmaları kapsamında gerçekleştirilen oturumlarda, teknoloji ve iş dünyasının farklı alanlarından uzman isimler bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaştı. Programda WhiteBIT TR Yönetim Kurulu Başkanı Onur Turan, CARF Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, WSI Yönetici Ortağı Hande Ocak Başev, Konvotech Kurucu Ortağı ve yapay zekâ girişimcisi Furkan Demir, IQVizyon Kurucu Ortağı Emre Hekim, LEVELUP CEO’su Onur Yılmaz ile akademisyen ve yazar Prof. Dr. Uğur Batı konuşmacı olarak yer aldı.</p>
<p>Etkinlikte ayrıca WhiteBIT TR Genel Müdür Yardımcısı Ebru Karayel Çınar, Borusan Next Kurucu Genel Müdürü İlker Baydar, Teknoloji Lideri Seval Üçler, Haberler.com Kurucusu ve yapay zekâ girişimcisi Ekrem Teymur ile The Blue Red Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ A.Ş. CEO’su Ekrem Tekin de yapay zekâ, dijital dönüşüm ve iş dünyasının geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.</p>
<p>Türkiye Teknoloji Buluşmaları, Gaziantep iş dünyası ile teknoloji ekosistemini bir araya getirerek, bölgenin üretim ve ihracat potansiyelinin yeni nesil teknolojilerle buluşturulmasına yönelik önemli bir platform oluşturdu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/gaib-koordinator-baskani-akcan-ihracatcilarimizi-dijital-donusumle-gelecege-hazirliyoruz-88693</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/3/1280x720/gaib-koordinator-baskani-akcan-ihracatcilarimizi-dijital-donusumle-gelecege-hazirliyoruz-1790803588.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye Teknoloji Buluşmaları etkinliğinde konuşan GAİB Koordinatör Başkanı Mete Akcan, yapay zekâ ve dijital dönüşümün ihracatçıların küresel rekabet gücü açısından giderek daha önemli hale geldiğini belirterek, “GAİB olarak önceliğimiz, ihracatçımızın bu dönüşümün gerisinde kalmamasını ve yeni teknolojilerden en güçlü şekilde faydalanmasını sağlamak. Bu doğrultuda, yapay zekâ konusunda farkındalığı artırmak ve ihracatçılarımızın bu alandaki gelişmeleri yakından takip etmesini sağlamak amacıyla çeşitli çalışmalar yürütüyoruz.” dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-pay-devri-icin-basvurdu-88677</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 15:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Emlak Katılım 3 şirketin pay devri için başvurdu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Emlak Katılım Bankası AŞ tarafından, Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ'nin pay devir işlemleri hakkında Kamuyu Aydınlatma Platformu üzerinden açıklama yapıldı.</p>
<p>Açıklamada, "Bankamız tarafından daha önce 17 Eylül 2026 ve 25 Eylül 2026 tarihlerinde yapılan özel durum açıklamalarını takiben Katılımevim Tasarruf Finansman AŞ, Birevim Tasarruf Finansman AŞ ve İktisat Katılım Bankası AŞ paylarının bankamıza devrine ilişkin işlemler kapsamında, 30 Eylül 2026 tarihinde Rekabet Kurumu nezdinde gerekli izin başvurusu yapılmıştır. Diğer izin ve onay süreçleri devam etmektedir." denildi. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/emlak-katilim-pay-devri-icin-basvurdu-88677</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/01/emlak-katilim.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Emlak Katılım, Katılımevim, Birevim ve İktisat Katılım Bankası&#039;nın paylarının devri için Rekabet Kurumuna başvurduğunu duyurdu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-denetimi-icin-olusturulan-yeni-ihtisas-daire-baskanliklari-faaliyete-geciyor-88671</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 15:01:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vergi denetimi için oluşturulan yeni ihtisas daire başkanlıkları faaliyete geçiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Vergi Denetim Kurulu (VDK), denetim kapasitesinin ihtisaslaşma, veri analitiği, dijital denetim ve risk odaklı çalışma anlayışı doğrultusunda geliştirilmesine devam edildiğini bildirdi.</p>
<p>Bu kapsamda 1 Ekim itibarıyla Ankara Organize Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı, İstanbul Organize Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire Başkanlığı ile İstanbul Uluslararası Vergilendirme ve Transfer Fiyatlandırması Sektörel Denetim Daire Başkanlığı fiilen faaliyete geçecek.</p>
<p>VDK'nin açıklamasına göre, Organize Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire başkanlıkları, başta sahte belge düzenleme ve kullanma organizasyonları olmak üzere çok sayıda kişi ve şirketin birlikte hareket ettiği, paravan şirketlerin, finansal akışların ve profesyonel aracılık mekanizmalarının bulunduğu karmaşık yapıların bütüncül biçimde incelenmesi amacıyla oluşturuldu.</p>
<p>Açıklamaya göre organize yapıların yalnızca görünen şirketlerine değil, bu yapıların kurulmasını, yönetilmesini ve sürdürülmesini sağlayan organizasyonel kapasiteye de odaklanan daha bütüncül denetim yaklaşımı hayata geçirilecek.</p>
<p><strong>Veri analitiği ve dijital denetim</strong></p>
<p>Açıklamanın devamında şu ifadeler kullanıldı: "Uluslararası Vergilendirme ve Transfer Fiyatlandırması Sektörel Denetim Daire Başkanlığı da çok uluslu şirketler ve sınır ötesi işlemlerin vergilendirilmesine yönelik denetim kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla kuruldu.</p>
<p>Yeni yapılanmayla, çok uluslu şirketlerin işlemleri yerel kayıt ve beyannamelere ek olarak grubun küresel faaliyet yapısı, ülkeler itibarıyla gelir ve karlılığı, grup içi işlemleri, işlev-varlık-risk dağılımı, finansman yapısı ve uluslararası veri kaynaklarıyla birlikte değerlendirilebilecek.</p>
<p>Her iki daire başkanlığının çalışma modelinde de veri analitiği ve dijital denetim önemli bir yer tutacak. Yeni daire başkanlıklarıyla organize vergi kaçakçılığıyla daha etkin mücadele edilmesi, çok uluslu şirketlere ve uluslararası işlemlere yönelik denetim kapasitesinin artırılması, karmaşık işlemlerin uzman ekipler tarafından değerlendirilmesi ve vergi denetiminde ihtisaslaşmanın kurumsal hale getirilmesi amaçlandı."</p>
<p>Açıklamada VDK'nin, mükellef haklarını, hukuki güvenliği ve eşitlik ilkesini gözeten, risk temelli, veri destekli ve uzmanlaşmış denetim anlayışını geliştirmeye devam edeceği belirtildi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/vergi-denetimi-icin-olusturulan-yeni-ihtisas-daire-baskanliklari-faaliyete-geciyor-88671</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/7/1/1280x720/vdk-1790770086.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vergi Denetim Kurulu, Organize Vergi Kaçakçılığı Denetim Daire başkanlıkları ile Uluslararası Vergilendirme ve Transfer Fiyatlandırması Sektörel Denetim Daire Başkanlığının 1 Ekim&#039;de faaliyete başlayacağını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-duyurdu-100-milyon-tl-uzeri-tesvik-belgesine-sahip-sanayi-yatirimlari-kapsama-aliniyor-88670</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:53:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kacır duyurdu: 100 milyon TL üzeri teşvik belgesine sahip sanayi yatırımları kapsama alınıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) Programı kapsamında imalat sanayisine yönelik teşvik belgesi olan yatırımlar için yatırım kredisine hızlı erişim imkanı sunduklarını bildirdi.</p>
<p>Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yatırımları hızlandıracak bir adım daha attıklarını belirten Kacır, bugüne kadar 530 milyar lira yatırım tutarına sahip 84 projeyi uygun koşullu finansmana yönlendirdikleri 750 milyar lira bütçeli YTAK Programı'nda yeni ve kapsayıcı bir uygulama başlatacaklarını ifade ederek, "Türkiye'nin sanayileşme yolculuğuna güç katmak ve stratejik yatırımları hızlandırmak amacıyla imalat sanayisine yönelik teşvik belgesi olan yatırımlar için Öncelikli Finansman Belgesi (ÖFB) düzenleyerek, sanayicilerimize uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine hızlı erişim imkanı sunuyoruz. 100 milyon lira ve üzeri tutarda, teşvik belgesine sahip tüm imalat sanayisi yatırımları kapsama alınıyor." bilgisini verdi.</p>
<p>Bakan Kacır, Türkiye Yüzyılı Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında teşvik belgesi olan yatırımcılar ile Stratejik Yatırım Belgesi almış yatırımcılar için doğrudan ÖFB düzenleneceğini belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Diğer teşvik belgeleri için 'katma değer potansiyeli', 'verimlilik ve sektörel etki', 'ekonomiye hızlı katkı' ve 'AR-GE yetkinliğine sahip olma' boyutlarına göre 50 ve üzerinde puan alanlar için ÖFB düzenlenecek. ÖFB sahibi yatırımlar, 1 milyar liraya ve yatırımın yüzde 50'sine kadar uygun vade ve koşullarda YTAK kredisinden yararlanmak üzere bankalara başvuru hakkı elde edecek."</p>
<p>Kacır, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, Türkiye'ye değer katan yatırımları desteklemeye devam edeceklerini vurgulayarak, başvuruların "yatirimkredisi.sanayi.gov.tr" internet adresi üzerinden yapılabileceğini ifade etti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bakan-kacir-duyurdu-100-milyon-tl-uzeri-tesvik-belgesine-sahip-sanayi-yatirimlari-kapsama-aliniyor-88670</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/mehmet-fatih-kacir-2.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, &quot;İmalat sanayisine yönelik teşvik belgesi olan yatırımlar için Öncelikli Finansman Belgesi düzenleyerek, sanayicilerimize uzun vadeli ve uygun koşullarda yatırım kredisine hızlı erişim imkanı sunuyoruz. 100 milyon lira ve üzeri tutarda, teşvik belgesine sahip tüm imalat sanayisi yatırımları kapsama alınıyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-abdde-2-turk-ticaret-merkezi-kurulmasi-icin-hazirliklarimizi-surduruyoruz-88667</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bolat: ABD&#039;de 2. Türk Ticaret Merkezi kurulması için hazırlıklarımızı sürdürüyoruz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, G20 Ticaret Bakanları ile Çelik Sektöründe Fazla Kapasite Sorununa İlişkin Küresel Forum (GFSEC) Bakanlar toplantıları kapsamında ABD'de bulunuyor.</p>
<p>Ticaret Bakanlığından yapılan yazılı açıklamaya göre Bolat, bu kapsamda beraberindeki resmi heyetle birlikte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Bakanlık destekleriyle Chicago'da kurulan TOBB Türk Ticaret Merkezi'ni (TOBB TTM) ziyaret etti.</p>
<p>Açıklamada değerlendirmesine yer verilen Bolat, ABD'nin, yaklaşık 375 milyon nüfusu ve 3,3 trilyon dolar ithalat hacmiyle dünyanın en büyük ithalatçı ülkesi olduğuna işaret etti.</p>
<p>Türk iş insanlarının pazara ulaşmasını kolaylaştıran TOBB TTM'nin çalışmalarını yerinde incelediklerini bildiren Bolat, buranın bir ticaret merkezi olmasının ötesinde, Yurt Dışı Lojistik Dağıtım Ağları (YLDA) Projesi kapsamında Türk firmalarına önemli imkanlar sunduğunu aktardı.</p>
<p><strong>"Uçtan uca lojistik altyapı oluşturmayı hedefliyoruz"</strong></p>
<p>YLDA desteklerini 2022 yılında yürürlüğe koyduklarını anımsatan Bolat, "İhracatçılarımızın uluslararası tedarik ve dağıtım zincirlerine daha hızlı ve rekabetçi koşullarda erişmelerini sağlayacak uçtan uca bir lojistik altyapı oluşturmayı hedefliyoruz." ifadesini kullandı.</p>
<p>Bolat, Bakanlıkça onaylanan projeler doğrultusunda Avrupa'da Düsseldorf, Frankfurt-Alzenau ve Berlin-Marsilya merkezli olmak üzere 3, ABD'de ise Chicago ve New Jersey merkezli olmak üzere 2 YLDA projesinin aktif faaliyet gösterdiğini belirtti.</p>
<p>Bu ağların, Türkiye'nin mal ve hizmet ihracat kapasitesinin geliştirilmesine ve ihracatçıların önemli pazarlardaki faaliyetlerinin sürdürülebilir olmasına katkı sağladığına dikkati çeken Bolat, şu değerlendirmeyi yaptı:</p>
<p>"TOBB'un ABD'de TTM hüviyetinde yürüttüğü faaliyetler, Bakanlığımızın YLDA destekleri çerçevesinde, Chicago merkezli YLDA yapılanmasına dönüştürüldü. Chicago merkezli YLDA projesi, Bakanlığımızca 21 Ekim 2022'de onaylandı. Bu kapsamda Las Vegas, Tacoma, Kent, Los Angeles, Houston, Miami, Savannah, Dallas, New Jersey ve Philadelphia gibi önemli ticaret merkezlerinde cep depolar planlandı. Bu doğrultuda Chicago merkezli YLDA, Türk firmalarımıza pazar araştırması, iş bağlantıları oluşturma, şirket kuruluşu, hukuki ve mali danışmanlık ile lojistik ve operasyonel süreçlerde destek sağlıyor. Bunun yanında Türk ihraç ürünleri için depolama, yükleme ve boşaltma, elleçleme, sevkiyat, kargo birleştirme ve bölme ile ABD'nin farklı bölgelerine dağıtım hizmetleri tek noktadan sunuluyor. Bu altyapı sayesinde Türk ihraç ürünlerinin son alıcılarına 24 saatin altında ulaştırılması, yüklerin konsolide edilmesiyle taşıma maliyetlerinin azaltılması ve Türk firmalarının depolama maliyetlerinde yüzde 50'ye varan avantaj sağlanması mümkün oluyor."</p>
<p>Bolat, bugüne kadar 165 firmanın YLDA'dan yararlandığını belirterek, ayrıca son 5 yılda 500'ün üzerinde, son bir yılda da 150 Türk firmasına, ABD pazarında ihracatlarını artırmaları için destek verildiğini ve verilmeye devam edildiğini bildirdi.</p>
<p><strong>2. Türk Ticaret Merkezi için hazırlık</strong></p>
<p>Türkiye ve ABD arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerinin güçlü bir ivmeyle geliştiğini fade eden Bolat, geçen yıl 38,5 milyar dolar olan iki ülke dış ticaret hacminin, bu yılın sonunda yüzde 10 civarında artışla 42-43 milyar dolar seviyesine, 2028 sonunda ise 50 milyar dolara ulaşmasını öngördüklerini aktardı.</p>
<p>Bolat, ihracat ve ithalatın karşılıklı artmasının, iki ülke ekonomik ilişkilerinin derinleşmesi açısından memnun edici olduğunu belirterek şunları kaydetti:</p>
<p>"Chicago'daki TOBB Türk Ticaret Merkezi ve YLDA yapılanmasının, Türk firmalarımızın ABD ve Kuzey Amerika pazarındaki rekabet gücünü artıran önemli bir altyapı olduğunu değerlendiriyoruz. ABD'de ikinci bir Türk Ticaret Merkezi kurulmasına yönelik hazırlıklarımızı da sürdürüyoruz. Böylece Türk iş dünyamızın ABD pazarındaki etkinliğini daha da artırmayı, mal ve hizmet ihracatımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/bolat-abdde-2-turk-ticaret-merkezi-kurulmasi-icin-hazirliklarimizi-surduruyoruz-88667</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/9/1280x720/bakan-bolat-1756380306.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Chicago&#039;daki TOBB Türk Ticaret Merkezi&#039;ni ziyaret eden Bakan Bolat, &quot;ABD&#039;de ikinci bir Türk Ticaret Merkezi kurulmasına yönelik hazırlıklarımızı da sürdürüyoruz. Böylece Türk iş dünyamızın ABD pazarındaki etkinliğini daha da artırmayı, mal ve hizmet ihracatımızı güçlendirmeyi hedefliyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holding-dunyanin-en-iyi-isverenleri-listesinde-23-sirada-88664</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:44:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sabancı Holding &#039;Dünyanın En İyi İşverenleri&#039; listesinde 23. sırada</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Forbes tarafından Statista iş birliğiyle hazırlanan "Dünyanın En İyi İşverenleri 2026" listesi yayımlandı. </p>
<p>Sabancı Holding'den yapılan açıklamaya göre, şirket 2024'te 195'inci, 2025'te 51'inci sırada yer aldığı listede bu yıl 23'üncü sıraya yükselerek "Dünyanın En İyi 25 İşvereni" arasına girdi.</p>
<p>Dünyanın 52 farklı ülkesinden toplam 900 şirketin yer aldığı listede Türkiye'den 5 şirket bulunuyor. Son 9 yıldır aralıksız Dünyanın En İyi İşverenleri arasında gösterilen holdingin, bu yıl da Türkiye'den listeye giren şirketler arasındaki liderliğini sürdürdüğü bildirildi.</p>
<p>Öte yandan listede şirketlerin, faaliyet alanları ve merkezinin bulunduğu ülke ve bölgeler de belirtildi. "Holdingler" kategorisinde listeye toplam 29 şirket dahil edilirken, Sabancı Holding söz konusu kategoride dünyada 2'nci sırada yer aldı. Ayrıca Sabancı Holding, Avrupa'dan listeye giren şirketler arasında da 7'nci oldu.</p>
<p>Araştırma, 50'den fazla ülkeden 300 binin üzerinde çalışanın katılımıyla gerçekleştirildi. Liste kapsamında şirketler, çalışanların kendi işverenlerini tavsiye etme eğilimleri, çalışanlara sunulan faydalar, yetenek gelişimi, çalışma ortamı ve eğitim fırsatları gibi temel kriterlere göre değerlendirildi.</p>
<p><strong>"İkinci yüzyılımızda da en büyük gücümüz insan kaynağımız"</strong></p>
<p>Sabancı Holding CEO'su Kıvanç Zaimler, yapay zekanın ve teknolojinin iş yapış biçimlerini hızla değiştirdiği bir dönemden geçildiğini belirtti.</p>
<p>Böyle bir dünyada şirketlerin geleceğini belirleyecek asıl gücün, teknolojiyi nasıl kullanacağını bilen, değişime yön verebilen, hızlanan dünyada sorumlu davranmaktan vazgeçmeyen liderler olacağını vurgulayan Zaimler, şunları kaydetti:</p>
<p>"Sabancı olarak birinci yüzyılımızdaki başarılarımızı insan kaynağımıza borçluyuz. İnsana ve yetenek gelişimine verdiğimiz önem, bizi her zaman pozitif ayrıştırmıştır. Bugün de enerjiden finansa, mobiliteden dijital teknolojiler ve ileri malzemelere uzanan farklı işlerimizde bizi bir arada tutan en güçlü bağ, insanımıza duyduğumuz güvendir. İkinci yüzyılımızda da en büyük gücümüz yine insan kaynağımız ve yeteneklerimiz olacak. Bu nedenle yetenekleri Sabancı'ya kazandırmayı, onların burada kalmak ve gelişmek isteyecekleri bir ortam yaratmayı bir bütün olarak ele alıyoruz. Çalışma arkadaşlarımızın yeni yetkinlikler edinmesini, farklı alanlarda deneyim kazanmasını ve geleceğin Sabancısına yön vermesini destekliyoruz. Forbes'un Dünyanın En İyi İşverenleri listesinde 23'üncü sıraya yükselmek ve üst üste ikinci kez Türkiye'nin en iyi işvereni olmak, bu yaklaşımımızın çok değerli bir karşılığı."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/sabanci-holding-dunyanin-en-iyi-isverenleri-listesinde-23-sirada-88664</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/2/4/8/1280x720/kivanc-zaimler-1772720862.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sabancı Holding&#039;in &quot;Dünyanın En İyi İşverenleri&quot; listesinde 23. sıraya yükseldiği bildirildi. Sabancı Holding CEO&#039;su Kıvanç Zaimler, &quot;Sabancı olarak birinci yüzyılımızdaki başarılarımızı insan kaynağımıza borçluyuz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-faturasi-yillik-yuzde-338-artti-88662</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 14:36:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerji ithalatı faturası yıllık yüzde 33,8 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı tarafından oluşturulan geçici dış ticaret istatistiklerine göre, ağustosta Türkiye'nin toplam ithalatı, 2025'in aynı ayına kıyasla yüzde 10,5 artarak 28 milyar 705 milyon 923 bin dolar olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu tutarın 6 milyar 464 milyon 353 bin dolarlık kısmı, enerji ithalatı olarak özetlenen "mineral yakıtlar, mineral yağlar ve bunların damıtılmasından elde edilen ürünler, bitümenli maddeler, mineral mumlar"dan oluştu.</p>
<p>Geçen yıl ağustosta bu tutar 4 milyar 831 milyon 522 bin dolar olarak kayıtlara geçmişti. Böylece enerji ithalatı tutarı yıllık bazda yüzde 33,8 arttı.</p>
<p>Bu dönemde ham petrol ithalatı ise yüzde 1,1 azalarak 2 milyon 844 bin 434 tona geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/enerji-ithalati-faturasi-yillik-yuzde-338-artti-88662</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/8/7/1280x720/diyarbakir-dogal-gaz-1769590601.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerji ithalatı için ödenen tutar, ağustosta yıllık yüzde 33,8 artışla 6,5 milyar dolara çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-is-dunyasi-yarin-btso-icin-sandik-basina-gidiyor-88655</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bursa iş dünyası yarın BTSO için sandık başına gidiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa iş dünyasının yakından takip ettiği Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) seçimlerinde sandıklar yarın kuruluyor.</p>
<p>Yaklaşık 60 bin üyeye sahip BTSO’da 70 meslek komitesinde gerçekleştirilecek seçimlerde yeni dönemde görev yapacak 388 meslek komitesi üyesi ile 159 meclis üyesi belirlenecek. Oy verme işlemi 09.00-17.00 saatleri arasında Bursa Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Seçimin ilk aşamasının ardından BTSO’nun yönetim organlarının belirleneceği ikinci aşama ise 8 Ekim’de yapılacak. Bu seçimde Yönetim Kurulu Başkanı ve üyeleri, Disiplin Kurulu ile TOBB Genel Kurulu delegeleri belirlenecek. </p>
<h2>60 bin üyeli odada kritik gün</h2>
<p>BTSO seçimlerinde 70 meslek grubunun tamamında sandık kurulacak. Komitelerin büyük bölümünde 5 komite ve 2 meclis üyesi seçilirken, bazı gruplarda bu sayı 7 komite ve 3 meclis üyesine çıkıyor. En fazla temsil 23. Meslek Komitesi’nde olacak; bu grupta 9 komite ve 4 meclis üyesi seçilecek.</p>
<p>BTSO seçimlerinde yarınki sandıklar doğrudan Yönetim Kurulu Başkanı'nı belirlemeyecek. İlk aşamada meslek komiteleri ve meclis yapısı şekillenecek. 8 Ekim’deki ikinci aşamada ise yeni yönetim organları oluşturulacak. Dolayısıyla yarınki seçim, BTSO'nun yeni dönem yönetiminin oluşumundaki ilk ve kritik aşama olacak.</p>
<p>Seçimlerde mevcut Başkan İbrahim Burkay’ın listeleri mavi, başkan adayı Özer Matlı’nın listeleri ise yeşil pusulayla yarışacak.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bursa-is-dunyasi-yarin-btso-icin-sandik-basina-gidiyor-88655</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/5/1280x720/bursa-is-dunyasi-yarin-btso-icin-sandik-basina-gidiyor-1790763946.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda yeni dönemi belirleyecek seçimlerin ilk etabı yarın yapılacak. 70 meslek komitesinde 388 komite ve 159 meclis üyesinin belirleneceği seçimlerde mevcut Başkan İbrahim Burkay ile Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı başkanlık için yarışıyor. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinyaginda-500-bin-tonluk-rekolte-ihracat-destegi-bekliyor-88654</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinyağında 500 bin tonluk rekolte ihracat desteği bekliyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>Bu yıl 500 bin tona ulaşması beklenen zeytinyağı üretimi, Türkiye’nin küresel pazardaki konumunu güçlendirmesi için önemli bir fırsat yaratırken, sektör temsilcileri İspanya ve Tunus başta olmak üzere üretici ülkelerdeki düşük fiyatların ihracat rekabetini zorlaştırdığına dikkat çekti. İhracatta sürekliliğin sağlanması gerektiğini belirten sektör temsilcileri, ihracatçıya kur desteği ve üreticiye verimliliği esas alan kilogram başına prim desteği verilmesini talep ederek, “Bu fırsatı kaçırmayalım” çağrısı yaptı.</p>
<p>Üretimde bu yıl 500-600 bin ton seviyelerinin konuşulduğunu belirten Ege Bölgesi Sanayi Odası Meclis Üyesi Nedim Kalpaklıoğlu, “Türkiye’de gıda ihracatında şimdiye kadar yaşamadığımız bir dönemden geçiyoruz. Zeytinyağında bu yıl çok yüksek bir rekolte bekleniyor. Ancak mevcut koşullarda 500 bin tonluk üretimin tamamını ihraç etmemiz çok zor. Biraz destekle bu işi halledebiliriz. Dünyada İspanya’dan sonra ikinci büyük üreticiyiz. İspanya yaklaşık 1,5 milyon ton üretimle dünya fiyatlarında belirleyici oluyor ve onların fiyatlarına şu anda yaklaşamıyoruz. Geçen yıl da İspanya ve Tunus’un fiyatlarını düşük tutması nedeniyle ihracatta istediğimiz seviyeye gelemedik. Bu yıl Tunus hala düşük fiyatla piyasada ve bizim yerimize müşteri alıyor. İhracatta devamlılık çok önemli. İki sene önce çok iyi bir mahsul yılında ihracat rekoru kırdık ancak geçen yıl yaşanan kayıplar gösterdi ki pazarda sürekliliği sağlamamız gerekiyor” dedi.</p>
<p>Türkiye’deki yüksek maliyetlerin de rekabet gücünü sınırladığını ifade eden Kalpaklıoğlu, “İşçilik ve diğer üretim girdilerimiz yüksek. İspanya ve diğer üretici ülkelerde işleme maliyetleri bize göre daha düşük. Üreticilerimiz bu maliyetlerle çok zor durumda. Bu nedenle devletin üreticiye destek vermesi gerekiyor. Geçmişte zeytinyağına özel prim desteği vardı, ancak daha sonra genel destekleme sistemine dahil edildi. Üreticiye kilogram başına, verimliliği de dikkate alan bir prim desteği verilmesi önemli. İhracatçı tarafında da kur desteğine ihtiyaç var. İhracat yapabilecek kapasitemiz mevcut ancak bu fiyatlarla yabancı üreticilerle mücadele edemiyoruz” diye konuştu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abce44bbd54f-1790764107.jpg" alt="" width="528" height="528" /></p>
<h2>“1 milyar dolarlık ihracat fırsatı kaçırılmamalı”</h2>
<p>Sektörün önündeki fırsatın doğru desteklerle değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kalpaklıoğlu, “Bu fırsatı kaçırmamamız gerekiyor. Desteklenirsek zeytinyağı ihracatında 1 milyar dolar seviyesine çıkabiliriz. Bunun için hem üreticinin maliyetlerini rahatlatacak hem de ihracatçının uluslararası pazarda rekabet etmesini sağlayacak mekanizmalara ihtiyaç var. İhracat pazarlarını geliştirmek için çalışmalarımızı da sürdürüyoruz. Bugüne kadar 10-15 yurtdışı alım heyeti gerçekleştirdik. Şimdi elimizde yüksek rekolteyle önemli bir fırsat var. Bu ürünü değerlendirmemiz ve ihracatta sürekliliği sağlamamız gerekiyor” dedi.</p>
<h2>Uygun: Maliyet ve finansman ihracatçıyı zorluyor</h2>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abce47c9179c-1790764156.jpg" alt="" width="700" /></p>
<p>Rekoltenin iyi gittiğini ve henüz resmi sonuçlar açıklanmasa da çalışmaların tamamlandığını belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Emre Uygun, “İhracatçılarımızın kapasitesi yeterli. Ancak maliyet ve finansman koşulları, bu kapasiteyi kullanmamıza müsaade edecek gibi gözükmüyor. İhracat yapabilmek için en önemli iki konu maliyet rekabetçiliği ve finansman. Biz şu an yabancı üreticilerle bu iki alanda rekabet edebilecek durumda değiliz. İspanya ve diğer üretici ülkelerde bu yıl rekoltelerin iyi olması rekabeti daha da zorlaştıracak. Üretici ve ihracatçı için zor bir sene olmasının sebebi bu” diye konuştu.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinyaginda-500-bin-tonluk-rekolte-ihracat-destegi-bekliyor-88654</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/zeytinyagi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İspanya ve Tunus’un düşük fiyatları nedeniyle küresel pazarda rekabet etmekte zorlanan Türkiye, yüksek rekolteyle yeni sezona hazırlanıyor. Sektör temsilcileri, 500 bin tonluk üretimin ihracata kazandırılması için kur ve prim desteği çağrısı yaparken, doğru desteklerle zeytinyağı ihracatının 1 milyar dolara taşınabileceğini ifade etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izto-ozgener-hukuka-aykiri-kazanc-hic-kimsenin-yanina-kar-kalmamali-88653</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 13:17:00 +03:00</pubDate>
            <title> İZTO Başkanı Özgener: Hukuka aykırı kazanç hiç kimsenin yanına kâr kalmamalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>İREM CEYLİN DEMİRCAN/İZMİR</strong></p>
<p>İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, son dönemde bazı yatırım fonlarına ilişkin yürütülen tasfiye ve diğer düzenleyici süreçlerin sermaye piyasalarına duyulan güven açısından yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Yatırımcı haklarının korunması, düzenleyici çerçevenin açık biçimde uygulanması ve piyasalarda belirsizlik yaratılmamasının önemine dikkat çeken Özgener, hukuka aykırı işlemlerden sorumluluğu tespit edilen kişilerin mevzuatın imkân verdiği ölçüde şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu tutulması ve haksız kazançların geri alınarak yatırımcı zararlarının karşılanması gerektiğini belirtti.</p>
<p>Finansal piyasalarda güven ve öngörülebilirliğin korunmasının önemine dikkat çeken Özgener, son dönemde bazı yatırım fonlarına ilişkin yürütülen tasfiye ve diğer düzenleyici süreçlerin sermaye piyasalarının işleyişi açısından yakından takip edilmesi gerektiğini belirterek, “Bu süreçlerde yatırımcı haklarının korunması, düzenleyici çerçevenin açık biçimde uygulanması ve piyasalarda belirsizlik yaratılmaması gerekiyor. Hukuka aykırı işlemlerde sorumluluğu tespit edilen kişilerin, mevzuatın imkân verdiği ölçüde şahsi malvarlıklarıyla da sorumlu tutulmaları, elde edilen haksız kazançların geri alınarak yatırımcı zararlarının mümkün olan en yüksek ölçüde karşılanması önemli. Piyasalarda güvenin korunması açısından hukuka aykırı işlemlerden elde edilen kazancın ve yatırımcıya verilen zararın hiç kimsenin yanına kâr kalmayacağının açık biçimde ortaya konulması gerekiyor. Sermaye piyasalarının tasarrufların yatırımlara aktarılması, şirketlerin finansmana erişiminin çeşitlendirilmesi ve ekonomik büyümenin desteklenmesi açısından katkılarını sürdürebilmesi için yatırımcı güvenini destekleyen şeffaf, adil, öngörülebilir ve sağlıklı bir piyasa yapısının korunması büyük önem taşıyor” dedi.</p>
<p>Dezenflasyon sürecinde sanayinin üretim kapasitesinin korunması ve rekabet gücünün geliştirilmesine yönelik önerilerinin OVP’de karşılık bulmasını memnuniyetle karşıladıklarını belirten Özgener, “Finansman politikalarında da benzer bir değişim görüyoruz. Genel bir kredi genişlemesinden ziyade finansmanın üretim, ihracat ve somut işletme ihtiyaçlarına göre daha seçici biçimde yönlendirilmesini olumlu buluyoruz. İhracatçı ve döviz kazandırıcı faaliyet yürüten firmalara yönelik reeskont kredilerinin yanı sıra katma değerli üretim ile stratejik ve kritik teknoloji yatırımlarını destekleyen YTAK’ın hacminin artırılmasını ve KOBİ’lerin de sisteme dahil edilmesini yerinde buluyoruz” dedi.</p>
<p>Uzun vadeli ve düşük maliyetli finansman kaynaklarına erişimin genişletilmesi gerektiğini vurgulayan Özgener, “Nakit akışı bozulan ancak üretim ve ihracat kapasitesini koruyan firmalara yönelik vergi, SGK primi ve diğer kamu yükümlülüklerinde belirli kriterlerle yeniden yapılandırma ve taksitlendirme imkânlarının geliştirilmesi destekleyici olacaktır. Ancak üretim kapasitesini korumak tek başına yeterli değil. Desteklerin verimlilik artışı, teknolojik dönüşüm ve daha yüksek katma değerli üretime geçişi hızlandırması gerekiyor. Yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm konusunda kendi rekabet avantajlarımızı esas alan seçici ve bize özgü bir teknoloji politikası geliştirmeli, kamu kaynaklarını stratejik alanlarda yoğunlaştırmalıyız. Programın başarısını da açıklanan hedeflerden çok uygulama performansı ve üretim yapımızda yaratacağı dönüşüm üzerinden değerlendireceğiz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/izto-ozgener-hukuka-aykiri-kazanc-hic-kimsenin-yanina-kar-kalmamali-88653</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/1/7/1280x720/izto-baskani-mahmut-ozgener-faizler-sabit-kaldi-ama-enflasyonla-mucadelede-kirilganlik-suruyor-1750930801.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İZTO Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, bazı yatırım fonlarına ilişkin tasfiye ve düzenleyici süreçlerde yatırımcı haklarının korunması gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/ica-istanbul-2026-dunya-pamuk-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-88652</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:56:00 +03:00</pubDate>
            <title> ICA İstanbul 2026, dünya pamuk sektörünü İstanbul’da buluşturacak</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Uluslararası pamuk ticaretinin önemli temsilcilerini bir araya getiren Uluslararası Pamuk Birliği’nin (ICA) yıllık etkinliği, tarihinde ilk kez Türkiye’de düzenlenecek. ICA İstanbul 2026, 14-15 Ekim 2026 tarihlerinde Hilton Istanbul Bomonti’de gerçekleştirilecek.</p>
<p>ICA Yönetim Kurulu Üyesi ve Nipaş Tekstil Yönetim Kurulu Üyesi İsmail Nohutlu, organizasyonun İstanbul’da gerçekleştirilmesinin Türkiye tekstil ve pamuk sektörü açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti.</p>
<p>Nohutlu, böylesine önemli bir uluslararası organizasyonun İstanbul’a kazandırılması için yoğun ve zorlu bir hazırlık sürecinin geride bırakıldığını ifade ederek, etkinliğin Türk pamuk ve tekstil sektörünün küresel ölçekte daha güçlü şekilde temsil edilmesine katkı sağlayacağını söyledi.</p>
<p><strong>Küresel pamuk camiası İstanbul’da buluşacak</strong></p>
<p>ICA İstanbul 2026’nın 20’den fazla ülkeden pamuk üreticileri, tüccarlar, sanayiciler ve finans kuruluşlarını bir araya getirmesi planlanıyor. İki gün sürecek organizasyona küresel pamuk camiasından 800’den fazla delegenin katılması bekleniyor.</p>
<p>Etkinlik kapsamında sektörün önde gelen isimlerinin ana tema sunumları gerçekleştirmesi, eğitim oturumlarının düzenlenmesi ve katılımcılar arasında iş geliştirme ve networking imkanlarının oluşturulması planlanıyor. Programın önemli bölümlerinden biri de gala yemeği olacak.</p>
<p>Nohutlu, Türk iş dünyasının, sanayicilerin ve pamuk sektörünün farklı paydaşlarının etkinlikte güçlü şekilde yer almasının önemine dikkat çekti. Türk pamuk camiasının organizasyona gösterdiği ilginin, Türkiye’nin küresel ticaret ağlarındaki konumunun güçlendirilmesi açısından değer taşıdığını ifade etti.</p>
<p><strong>Yeni iş birlikleri için uluslararası platform</strong></p>
<p>ICA İstanbul 2026’nın, sektör temsilcilerine yalnızca bilgi ve deneyim paylaşımı değil, aynı zamanda yeni ticari bağlantılar kurma fırsatı da sunması bekleniyor.</p>
<p>Organizasyon kapsamında küresel pamuk sektörünün farklı ülkelerden temsilcilerinin İstanbul’da bir araya gelmesi, yeni iş birliklerinin geliştirilmesi ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerin yapılması hedefleniyor.</p>
<p>Nohutlu, Türkiye’nin pamuk ve tekstil alanındaki vizyonunu dünya sahnesinde daha güçlü şekilde ortaya koymak amacıyla hazırlıkların tamamlandığını belirterek, etkinliğin sektör açısından önemli bir buluşma noktası olacağını vurguladı.</p>
<p><strong>180 yıllık uluslararası yapı</strong></p>
<p>Temelleri 1841 yılında İngiltere’nin Liverpool kentinde atılan Uluslararası Pamuk Birliği, yaklaşık 180 yıllık geçmişe sahip. Bir grup pamuk tüccarının ham pamuk ticaretini düzenlemek amacıyla oluşturduğu tüzük ve kurallar ile başlayan yapı, bugün küresel pamuk ticaretinin önemli kuruluşlarından biri olarak faaliyet gösteriyor.</p>
<p>ICA’nın dünyanın farklı bölgelerine yayılan ve pamuk tedarik zincirinin çeşitli halkalarını temsil eden 600’den fazla üyesi bulunuyor. Kâr amacı gütmeyen kuruluş; tüzük ve kurallarının yanı sıra tahkim, eğitim, ticari ve networking etkinlikleri ile pamuk test ve araştırma hizmetleri sunuyor.</p>
<p>ICA’nın temel hedeflerinden biri ise küresel pamuk ticaretinde güvenli bir ticaret ortamının oluşturulması ve sözleşmelere duyulan güvenin korunması olarak öne çıkıyor.</p>
<p><strong>Türkiye için önemli bir buluşma</strong></p>
<p>ICA’nın her yıl ekim ayında dünyanın farklı noktalarında gerçekleştirdiği etkinliğin ilk kez Türkiye’de düzenlenmesi, Türk pamuk ve tekstil sektörünün uluslararası paydaşlarla doğrudan temas kurması açısından önemli bir platform oluşturacak.</p>
<p>İstanbul’da gerçekleştirilecek organizasyonla birlikte Türkiye’nin pamuk ticaretindeki konumu, sektörün karşı karşıya olduğu gelişmeler ve küresel ticaretin geleceği farklı ülkelerden gelen sektör temsilcileri tarafından ele alınacak.</p>
<p>İki günlük program boyunca gerçekleştirilecek toplantı, eğitim, sunum ve iş geliştirme görüşmeleriyle ICA İstanbul 2026’nın, dünya pamuk sektörünün önemli buluşma noktalarından biri olması hedefleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/is-dunyasi/ica-istanbul-2026-dunya-pamuk-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-88652</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/2/1280x720/ica-istanbul-2026-dunya-pamuk-sektorunu-istanbulda-bulusturacak-1790762331.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası Pamuk Birliği tarafından düzenlenen ICA İstanbul 2026, 14-15 Ekim tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirilecek. 20’den fazla ülkeden pamuk üreticileri, tüccarlar, sanayiciler ve finans kuruluşlarını buluşturacak etkinliğe 800’den fazla delegenin katılması bekleniyor. ICA Yönetim Kurulu Üyesi, etkinliğin Türk pamuk ve tekstil sektörünün küresel ölçekte daha güçlü bir şekilde temsil edilmesine katkı sağlayacağını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-enerjide-gorev-degisimi-88661</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Enerjisa Enerji&#039;de görev değişimi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Enerjisa Enerji Mali İşler Direktörü (CFO) Philipp Ulbrich'ın görevini E.ON Polonya Yönetim Kurulu Üyesi ve CFO'su Joanna Kepczynska'ya devredeceği bildirildi.</p>
<p>Şirket açıklamasına göre, Enerjisa Enerji'deki görev değişikliği kapsamında Kepczynska, 1 Kasım itibarıyla şirketin CFO'su olarak görev yapacak.</p>
<p>Haziran 2023'ten bu yana Enerjisa Enerji CFO'su olarak görev yapan Ulbrich ise E.ON Grubu bünyesinde Global İş Hizmetleri Modül Liderliği görevini üstlenecek.</p>
<p>Konu hakkında değerlendirmelerde bulunan Enerjisa Enerji Yönetim Kurulu Başkanı İhsan Erbil Bayçöl, şunları kaydetti:</p>
<p>"Philipp, son üç yılda Enerjisa Enerji’nin finansal yönetimine ve dönüşümüne önemli katkılar sağladı. Yeni bir düzenleme dönemine girdiğimiz ve Türkiye’nin enerji altyapısına yatırım yapmaya devam ettiğimiz bu süreçte, liderliğiyle şirketimizin güçlenmesine katkıda bulundu. Yönetim Kurulumuz adına kendisine özverili çalışmaları ve değerli katkıları için teşekkür ediyor, E.ON bünyesindeki yeni görevinde başarılar diliyorum. Joanna'yı da Enerjisa Enerji’de aramızda görmekten memnuniyet duyuyorum. E.ON Polska’da on yıldır sürdürdüğü Yönetim Kurulu Üyeliği ve CFO'luk görevi de dahil olmak üzere, Polonya ve Almanya’daki enerji şirketlerinde edindiği kapsamlı finans deneyimini şirketimize taşıyor. Enerji dağıtımı, perakende ve müşteri çözümleri alanlarındaki bilgi birikimi, stratejik önceliklerimiz doğrultusunda ilerlerken müşterilerimiz, yatırımcılarımız ve diğer paydaşlarımız için değer üretmeye devam etmemize katkı sağlayacak. Kendisiyle birlikte çalışmayı sabırsızlıkla bekliyorum."</p>
<p>Joanna Kepczynska, Varşova Teknoloji Üniversitesi ve London School of Economics'ten MBA, Warsaw School of Economics'ten ise Finans ve Bankacılık alanında yüksek lisans derecesine sahip. Almanya’da Tübingen Üniversitesi'nde ekonomi eğitimi alan Kepczynska ayrıca Varşova/Mainz’de Polish-German Academic Forum kapsamında eğitimine devam etti.</p>
<p>Finans alanında 30 yıllık deneyime sahip olan Kepczynska, kariyerinin 23 yılında yönetsel roller üstlendi. Kariyeri boyunca E.ON ve RWE'nin Polonya ve Almanya’daki organizasyonlarında çeşitli üst düzey finans ve kontrol görevlerinde bulunan Kepczynska, RWE Polska, RWE Generation, RWE Vertrieb ve E.ON Foton gibi şirketlerde görev yaptı.</p>
<p>Kepczynska, 2016'dan bu yana E.ON Polska Yönetim Kurulu Üyesi ve CFO'su olarak görev yapmakta olup enerji satışı, dağıtım, enerji çözümleri ve ısıtma alanlarında faaliyet gösteren E.ON Polska şirketlerinin finansal yönetiminden sorumlu. Kepczynska, 1 Kasım itibarıyla Enerjisa Enerji CFO'luğu görevini devralacak.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/enerjisa-enerjide-gorev-degisimi-88661</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/1/1280x720/joanna-kepczynska-1790767297.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Enerjisa Enerji Mali İşler Direktörü Philipp Ulbrich, kasım ayında görevini Joanna Kepczynska&#039;ya devredecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-agustosta-yuzde-223-artti-88649</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Dış ticaret açığı ağustosta yüzde 22,3 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı iş birliğiyle oluşturulan ağustos ayına ait geçici dış ticaret verileri açıklandı.</p>
<p>Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat ağustosta geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8,1 artışla 23 milyar 467 milyon dolara, ithalat yüzde 10,5 yükselişle 28 milyar 706 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Dış ticaret açığı, ağustosta yıllık bazda yüzde 22,3 artarak 4 milyar 283 milyon dolardan 5 milyar 239 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı Ağustos 2025'te yüzde 83,5 iken, geçen ay yüzde 81,7 oldu.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde ihracat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 184 milyar 996 milyon dolar, ithalat yüzde 5,3 yükselişle 250 milyar 790 milyon dolar olarak hesaplandı.</p>
<p>Söz konusu dönemde, dış ticaret açığı yüzde 9,3 artışla 60 milyar 206 milyon dolardan 65 milyar 793 milyon dolara çıktı.</p>
<p>İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Ağustos 2025 döneminde yüzde 74,7 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 73,8 oldu.</p>
<p><strong>Enerji ve altın hariç dış ticaret</strong></p>
<p>Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, yüzde 2,7 artarak 20 milyar 279 milyon dolardan 20 milyar 831 milyon dolara yükseldi.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat, yüzde 9,6 artışla 20 milyar 7 milyon dolardan 21 milyar 919 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, ağustosta 1 milyar 88 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi, yüzde 6,1 artışla 42 milyar 749 milyon dolar oldu.</p>
<p>Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 95 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>İmalat sanayisinin payı yüzde 93,6</strong></p>
<p>ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta ağustos imalat sanayisinin payı yüzde 93,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,2, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 2,3 oldu.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde, ihracatta imalat sanayinin payı yüzde 93,9, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taş ocakçılığının payı yüzde 1,8 olarak belirlendi.</p>
<p>Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta ağustosta ara mallarının payı yüzde 70,7, sermaye mallarının payı yüzde 13,5 ve tüketim mallarının payı yüzde 15,5 olarak hesaplandı.</p>
<p>İthalatta, yılın 8 ayında ara mallarının payı yüzde 71,1, sermaye mallarının payı yüzde 14 ve tüketim mallarının payı yüzde 14,5 oldu.</p>
<p><strong>Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada</strong></p>
<p>Ağustosta ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı, 1 milyar 760 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 1 milyar 731 milyon dolarla ABD, 1 milyar 203 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 79 milyon dolarla Irak, 1 milyar 73 milyon dolarla İsviçre takip etti. Söz konusu ayda, ilk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,2'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde de ihracatta ilk sırayı 15 milyar 45 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi, 11 milyar 894 milyon dolarla ABD, 10 milyar 690 milyon dolarla Birleşik Krallık, 9 milyar 180 milyon dolarla İtalya ve 7 milyar 395 milyon dolarla Fransa takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,3'üne karşılık geldi.</p>
<p>Ağustosta ithalatta ilk sıra, Çin'in oldu. Bu ülkeden yapılan ithalatın tutarı 4 milyar 706 milyon dolar olarak hesaplandı. Çin'in ardından, en fazla ithalat 2 milyar 68 milyon dolarla Almanya'dan, 1 milyar 935 milyon dolarla Rusya'dan, 1 milyar 872 milyon dolarla ABD'den, 1 milyar 374 milyon dolarla İtalya'dan yapıldı. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,7'sini oluşturdu.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminin ithalatında da ilk sırada 36 milyar 55 milyon dolarla Çin yer aldı. Çin'i 26 milyar 108 milyon dolarla Rusya, 18 milyar 71 milyon dolarla Almanya, 13 milyar 372 milyon dolarla ABD, 10 milyar 177 milyon dolarla İtalya izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 41,4'ü olarak hesaplandı.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, ağustosta bir önceki aya göre ihracat yüzde 0,6 arttı, ithalat yüzde 1,1 azaldı. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, ağustosta geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 8,1, ithalat yüzde 10,5 arttı.</p>
<p>Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, ISIC Rev.4 sınıflaması içinde yer alan imalat sanayi ürünlerini kapsıyor. Ağustosta bu sınıflamaya göre, imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı, yüzde 93,6 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı, yüzde 3,6 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde ISIC Rev.4'e göre, imalat sanayi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,9, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,7 oldu.</p>
<p>Ağustosta imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 82,3 olarak hesaplandı. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı, yüzde 12 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde imalat sanayi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 80,1, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 12,1 olarak belirlendi.</p>
<p><strong>Özel Ticaret Sistemi verileri</strong></p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ise ağustosta ihracat geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 7,2 artarak 20 milyar 943 milyon dolar, ithalat yüzde 8,1 yükselerek 26 milyar 654 milyon dolara çıktı.</p>
<p>Ağustosta dış ticaret açığı yüzde 11,4 artarak, 5 milyar 126 milyon dolardan 5 milyar 711 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ağustos 2025'te yüzde 79,2 iken, bu yılın aynı ayında 78,6'ya geriledi.</p>
<p>Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,4 artarak 168 milyar 630 milyon dolar, ithalat yüzde 5,9 yükselişle 235 milyar 825 milyon dolar olarak belirlendi.</p>
<p>Ocak-ağustos döneminde dış ticaret açığı yüzde 9,5 artarak, 61 milyar 341 milyon dolardan 67 milyar 195 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Ağustos 2025 döneminde yüzde 72,5 iken, bu yılın aynı döneminde yüzde 71,5'e geriledi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/dis-ticaret-acigi-agustosta-yuzde-223-artti-88649</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/03/ihracat-dis-ticaret.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK ile Ticaret Bakanlığının ağustos verilerine göre ihracat geçen yıla kıyasla yüzde 8,1 artışla 23,5 milyar dolara, ithalat da yüzde 10,5 yükselişle 28,7 milyar dolara çıktı. Bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 22,3 artarken ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 81,7 oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-yuzde-78e-indi-88646</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:49:00 +03:00</pubDate>
            <title> İşsizlik yüzde 7,8&#039;e indi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait iş gücü istatistiklerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre, Türkiye genelinde 15 ve üstü yaş grubundaki işsiz sayısı, ağustosta bir önceki aya kıyasla 106 bin azalarak 2 milyon 740 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puan azalışla yüzde 7,8'e geriledi.</p>
<p>İşsizlik oranı, geçen yılın aynı ayına göre ise 0,8 puan azaldı.</p>
<p>İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 6,6 iken, kadınlarda yüzde 10,1 olarak tahmin edildi.</p>
<p>Ağustosta, 15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfustaki işsizlik oranı ise bir önceki aya göre 1,1 puan azalarak yüzde 13 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı erkeklerde yüzde 9,7, kadınlarda ise yüzde 19,4 olarak hesaplandı.</p>
<p>TÜİK, bazı aylara ilişkin verilerde revizyona gitti.</p>
<p>Buna göre 2024-2026 dönemi mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranları şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>Yıl/Aylar</td>
<td>Ocak</td>
<td>Şubat</td>
<td>Mart</td>
<td>Nisan</td>
<td>Mayıs</td>
<td>Haziran</td>
<td>Temmuz</td>
<td>Ağustos</td>
<td>Eylül</td>
<td>Ekim</td>
<td>Kasım</td>
<td>Aralık</td>
</tr>
<tr>
<td>2024</td>
<td>9,2</td>
<td>8,6</td>
<td>8,8</td>
<td>8,6</td>
<td>8,4</td>
<td>9,2</td>
<td>9</td>
<td>8,5</td>
<td>8,6</td>
<td>8,7</td>
<td>8,4</td>
<td>8,6</td>
</tr>
<tr>
<td>2025</td>
<td>8,5</td>
<td>8,2</td>
<td>8</td>
<td>8,6</td>
<td>8,4</td>
<td>8,7</td>
<td>8,1</td>
<td>8,6</td>
<td>8,6</td>
<td>8,5</td>
<td>8,6</td>
<td>7,8</td>
</tr>
<tr>
<td>2026</td>
<td>8,1</td>
<td>8,4</td>
<td>8,1</td>
<td>8,2</td>
<td>8,1</td>
<td>7,6</td>
<td>8,1</td>
<td>7,8</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı ağustosta bir önceki aya kıyasla 136 bin kişi artarak 32 milyon 507 bin kişiye yükseldi. İstihdam oranı da 0,1 puan artışla yüzde 48,4 olarak gerçekleşti. Bu oran, erkeklerde yüzde 65,8, kadınlarda yüzde 31,5 olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Mevsim etkisinden arındırılmış iş gücü, ağustosta bir önceki aya göre 29 bin kişi artarak 35 milyon 247 bin kişiye çıktı. İş gücüne katılma aynı seviyede kalarak yüzde 52,5 olarak gerçekleşti. İş gücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 70,5, kadınlarda yüzde 35 olarak hesaplandı.</p>
<p>İstihdam edilenlerden referans döneminde iş başında olanların mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi ağustosta bir önceki aya göre 0,5 saat artışla 42,5 saat olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı ağustosta aylık bazda 0,4 puan artışla yüzde 31 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 20,2 iken işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 20,2 olarak tahmin edildi.</p>
<p>Türkiye genelinde ağustos ayına ilişkin mevsim etkilerinden arındırılmış temel iş gücü göstergeleri şöyle:</p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td>15 ve daha yukarı yaştakiler</td>
<td>Toplam</td>
<td>Erkek</td>
<td>Kadın</td>
</tr>
<tr>
<td>Nüfus (bin kişi)</td>
<td>67.104</td>
<td>33.169</td>
<td>33.935</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücü (bin kişi)</td>
<td>35.247</td>
<td>23.381</td>
<td>11.866</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam (bin kişi)</td>
<td>32.507</td>
<td>21.834</td>
<td>10.673</td>
</tr>
<tr>
<td>İşsiz (bin kişi)</td>
<td>2.740</td>
<td>1.547</td>
<td>1.193</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücüne dahil olmayanlar (bin kişi)</td>
<td>31.857</td>
<td>9.788</td>
<td>22.069</td>
</tr>
<tr>
<td>İş gücüne katılma oranı (yüzde)</td>
<td>52,5</td>
<td>70,5</td>
<td>35</td>
</tr>
<tr>
<td>İstihdam oranı (yüzde)</td>
<td>48,4</td>
<td>65,8</td>
<td>31,5</td>
</tr>
<tr>
<td>İşsizlik oranı (yüzde)</td>
<td>7,8</td>
<td>6,6</td>
<td>10,1</td>
</tr>
<tr>
<td>Genç nüfusta işsizlik oranı (15-24 yaş)</td>
<td>13</td>
<td>9,7</td>
<td>19,4</td>
</tr>
</tbody>
</table> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/issizlik-yuzde-78e-indi-88646</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/4/6/5/1280x720/issizlik-subatta-02-puan-geriledi-1743067818.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre işsizlik oranı aylık bazda 0,3 puan azalışla yüzde 7,8&#039;e geriledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tarihi-bir-ticaret-markasinin-sinavi-cumhuriyetin-mirasindan-panayira-88645</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:48:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tarihi bir ticaret markasının sınavı: Cumhuriyetin mirasından panayıra</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bir kentin ve ülkenin iktisadi gelişmişlik düzeyi, kurumsal markalarının sürdürülebilirliği ve küresel pazarlardaki rekabet gücüyle doğrudan ilişkilidir. Temelleri, 17 Şubat 1923'te Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatıyla toplanan 1. İktisat Kongresi'ndeki ticari sergiye dayanan İzmir Enternasyonal Fuarı (İEF), 1936'da Kültürpark'ta kurulan yerleşkesi ve 1947'de Uluslararası Fuarcılık Endüstrisi Birliği (UFI) üyeliğiyle Türkiye'nin dış ticarete açılan en stratejik penceresi oldu.</p>
<p>Soğuk Savaş yıllarında Doğu ve Batı bloklarının teknolojik rekabet alanına dönüşen, 1973'te Ay taşının sergilendiği ve II. Dünya Savaşı konjonktürüne rağmen 1943 yılında 1 milyon ziyaretçi eşiğini aşan bu tarihi organizasyon, uzun yıllar boyunca kent ekonomisine yüksek çarpan etkisi sağlayan ticari bir mobilizasyon merkezi işlevi gördü.</p>
<p>Ancak küresel ticaret dinamiklerinin ve ihtisas fuarcılığının hızla dönüştüğü son çeyrek asırda İEF, ticari derinliğini kaybetme ve yerel bir festival yapısına bürünme riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu süreçte bir ay süren organizasyon takviminin 1979 ve 1986 yıllarında 20 güne, 2004'te 10 güne ve 2026 yılındaki 95’inci buluşmada 9 güne çekilmesi, fuarın işlevsel ekosistemindeki daralmanın nicel göstergelerinden biri oldu. Organizasyonun katma değer ve dış ticaret hacmi yaratan yapısından uzaklaşarak, ağırlıklı olarak akşam konserleri, yeme-içme stantları ve belediye tanıtım alanlarına kayması, fuarın makroekonomik vitrin misyonunu da zayıflattı.</p>
<p>Söz konusu kan kaybı, son yılların resmi ziyaretçi istatistiklerine de açıkça yansıdı. 2024 yılında 756 bin 635 ve 2025 yılında 776 bin 843 ziyaretçi çeken organizasyon için 2026 yılı öncesinde 1 milyon ziyaretçi hedefi koyulmuştu. Ancak 5-13 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen 95. İEF'nin resmi verileri, gerçekleşen toplam ziyaretçi sayısının 560 bin 295 kişide kaldığını tescil etti. Bir önceki yıla kıyasla sert bir gerilemeye işaret eden bu veri, fuarın kitleleri harekete geçirme ve ticari çekim merkezi olma kapasitesindeki aşınmayı bize gösterdi. Ortaya çıkan bu tablo, vizyoner bir revizyonu zorunlu kılıyor.</p>
<p>Ülkeye fuarcılığı öğretmiş bir şehirde, İEF’in yeniden bölge ekonomisinin dinamosu haline gelebilmesi için, fuarın bölgesel bir panayır görüntüsünden çıkarılarak, hedefinin uluslararası ticaret ve sanayi olduğu gerçeği stratejinin merkezine yerleştirilmeli ve konser, tiyatro ve sosyal etkinlikler ana omurgayı destekleyici birer tamamlayıcı unsur olarak korunmalı.</p>
<p>1923'ün iktisadi bağımsızlık vizyonuyla doğan, açılışındaki hedefi, yeni Türk ekonomisini dışarıya tanıtmak ve yabancı yatırımı, modernliği teşvik etmek olan İEF, sanayi ve dış ticaret odağını günümüz küresel pazarlarının gerekleriyle bütünleştirirse, “Türkiye'nin dünyaya açılan penceresi" unvanını sürdürülebilir kılar.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tarihi-bir-ticaret-markasinin-sinavi-cumhuriyetin-mirasindan-panayira-88645</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tarihi bir ticaret markasının sınavı: 
Cumhuriyetin mirasından panayıra ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyatlari-agustosta-yuzde-287-artti-88643</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hizmet üretici fiyatları ağustosta yüzde 2,87 arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ağustos ayına ait Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) verilerini açıkladı.</p>
<p>Buna göre H-ÜFE, geçen ay bir önceki aya kıyasla yüzde 2,87, geçen yılın aralık ayına göre yüzde 32,66, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 33,29 ve 12 aylık ortalamalara göre yüzde 34,46 yükseldi.</p>
<p>Endeks, Ağustos 2025'e göre ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 40,07, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 27,53, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 28,69, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 21,71, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 32,79 ve idari ve destek hizmetlerinde yüzde 30,44 arttı.</p>
<p>H-ÜFE'de ağustosta bir önceki aya göre ise ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 3,99, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 2,27, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 2,31, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 2,77, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 0,65, idari ve destek hizmetlerinde yüzde 3,03 artış gerçekleşti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/hizmet-uretici-fiyatlari-agustosta-yuzde-287-artti-88643</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/5/8/1280x720/otel-turizm-oda-1768465864.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ TÜİK&#039;in ağustos verilerine göre Hizmet Üretici Fiyat Endeksi, aylık bazda yüzde 2,87, yıllık bazda yüzde 33,29 arttı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-eylulde-1-puan-artti-88663</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 11:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> MÜSİAD SAMEKS eylülde 1 puan arttı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Satınalma Müdürleri Bileşik Endeksi'nin (SAMEKS) eylül ayı sonuçları açıklandı.</p>
<p>Buna göre, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi, eylülde bir önceki aya kıyasla 1 puan artarak 51,3 oldu.</p>
<p>Bu dönemde Hizmet Sektörü SAMEKS Endeksi aylık bazda 2,8 puan artışla 50,9 seviyesinde gerçekleşirken Sanayi Sektörü SAMEKS Endeksi 3,8 puan azalışla 47,7'ye geriledi.</p>
<p>Hizmet sektöründe iş hacmi, girdi alımları, stoklar ve tedarikçilerin teslim süresi alt endekslerinde önceki aya göre artış kaydedilirken, istihdam alt endeksinde ise gerileme gerçekleşti.</p>
<p>Sanayi sektöründe ise üretim, yeni siparişler, girdi alımları, stoklar, tedarikçilerin teslim süresi ve istihdam alt endekslerinin tamamında düşüş kaydedildi.</p>
<p>Alt endekslerdeki bu gelişmeler, eylül ayında hizmet sektöründe aktivite görünümünün iyileşerek 50 referans değerinin üzerine çıktığını, sanayi sektöründe ise önceki aya göre belirgin bir ivme kaybı yaşandığını gösterdi.</p>
<p>Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış SAMEKS Bileşik Endeksi'nin eylül ayında 51,3 puan seviyesinde gerçekleşmesi, ekonomik aktivitede ılımlı bir ivmelenme yaşandığına işaret etti.</p>
<p>Alt sektörler itibarıyla hizmet sektöründeki aktivitenin 50 referans değerinin üzerine çıkarak sınırlı genişleme bölgesine geçtiği, sanayi sektöründeki aktivitenin ise bunun altına gerileyerek sınırlı daralma bölgesine geçtiği görüldü.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/musiad-sameks-eylulde-1-puan-artti-88663</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/9/6/1280x720/musiad-1767170330.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ MÜSİAD Satınalma Müdürleri Bileşik Endeksi, eylülde geçen aya kıyasla 1 puan artarak 51,3&#039;e yükseldi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bookingcom-yasa-teklifi-geri-cekilsin-talebi-88636</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:30:00 +03:00</pubDate>
            <title> ’Booking&#039; yasa teklifi ‘geri çekilsin’ talebi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Merkezi Antalya’da bulunan Seyahat Acenteleri Yöneticileri Derneği (SAYD) Başkanı Mehmet Gem, Yabancı Dijital Konaklama Platformlarına İlişkin Kanun Teklifinin, 17 bini aşkın seyahat acentesi ve yasal meslek örgütünü dışarıda bırakacağını belirtti.</p>
<p>Bu taslağın, yalnızca seyahat acentelerinin varlığını değil, Türk turizminin dijital egemenliğini, pazar bağımsızlığını ve 85 milyon vatandaşın tüketici haklarını doğrudan tehdit eden hükümler içerdiğini öne süren Gem, kamuoyuna ‘uzlaşma ve denetim adımı’ gibi sunulmaya çalışılan düzenlemenin telafisi imkânsız tahribat yaratacağını kaydetti. Gem, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:</p>
<p>‘’Temsilcilik açmak göz boyamadır. 1618 Sayılı Kanun By-Pass Edilemez. Türkiye Cumhuriyeti sınırları dâhilinde konaklama satışı, rezervasyon aracılığı ve seyahat organizasyonları münhasıran 1618 sayılı Seyahat Acenteleri ve Seyahat Acenteleri Birliği Kanunu ile yetkilendirilen acentelerin yasal tekelindedir. Türkiye’de faaliyet gösteren yerli seyahat acentelerimiz yüksek teminat mektupları vermekte, zorunlu istihdam şartlarını karşılamakta, sıkı denetimlere tabi tutulmakta ve Türk Ticaret Kanunu ile vergi mevzuatının tam mükellefi olarak ağır cezai ve hukuki sorumluluklar üstlenmektedir. Yabancı bir platforma; (Sen seyahat acentesi kurma, 1618 sayılı Kanun’un getirdiği hiçbir yükümlülüğe girme, teminat yatırma, denetime tabi olma; sadece göstermelik bir irtibat/temsilcilik bürosu aç, TGA’ya pay ver ve iç pazarda acentelik faaliyeti yürüt) demek, kanunu arkadan dolanmaktır.’’</p>
<p>Bu durumun, kendi ülkesinde katma değer ve istihdam üreten yerli sermayeli acentelere ceza kesmek ve küresel devlere ise modern kapitülasyonlar bağışlamak olduğunu ileri süren Gem, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Bakanlığın taslağındaki Temsilcilik Ofisi yaklaşımı, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun açısından da tam bir illüzyondur. İrtibat büroları ve temsilcilikler, Türkiye’de borç ve tazminat sorumluluğu üstlenmeyen, haczedilebilir mal varlığı bulunmayan, icra kabiliyeti taşımayan yapılardır. Ayıplı hizmet, rezervasyon iptali, oda uyuşmazlığı veya haksız kesinti yaşayan bir vatandaşımız Tüketici Hakem Heyetleri’ne gittiğinde karşısında yine gerçek bir borçlu bulamayacak. Uyuşmazlıklar (Yetkili mahkemeler yurt dışındadır) denilerek bot yazılımlara ve çözümsüz çağrı merkezi döngülerine mahkûm edilecektir.’’</p>
<p>Söz konusu platformların, tarafsız bir vitrin veya objektif bir arama motoru olmadığını vurgulayan Gem, ‘’Tüketicinin cihaz modelinden konumuna, geçmiş aramalarından anlık reflekslerine kadar işlenen kişisel verilerle "dinamik ve manipülatif fiyatlandırma" uygulanmaktadır. Yapay zekâ marifetiyle üretilen sahte aciliyet bildirimleriyle (Son 1 oda kaldı, Şu an 20 kişi inceliyor) panik satın almaları tetiklenmekte; oteller ise yüksek komisyon ve reklam bütçeleri vermeye algoritmik baskıyla zorlanmaktadır’’ dedi.</p>
<p><strong>Turizm verisi ulusal egemenlik</strong></p>
<p>Milyonlarca yerli ve yabancı misafirin seyahat tercihleri, harcama grafikleri, rotaları, iptal eğilimleri ve rezervasyon reflekslerinin, Türkiye’nin stratejik ekonomik verisi olduğuna dikkat çeken Mehmet Gem, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Bu verinin doğrudan yurt dışı sunuculara akması ve orada işlenmesi, Türkiye turizminin fiyat politikalarını ve destinasyon yönetimini tamamen yabancı algoritmaların inisiyatifine bırakmak demektir. Kendi pazarını kendi verisiyle yönetemeyen bir turizm sektörü, uzun vadede fiyat belirleme gücünü de ulusal bağımsızlığını da kaybeder.’’</p>
<p><strong>TBMM ve bakanlığa çağrı</strong></p>
<p>17 bin seyahat acentesinin emeğini ve haklarını yok sayarak dar lobi çerçevesinde hazırlanan kanun taslağının hemen geri çekilmesini veya dondurulmasını isteyen SAYD Başkanı Gem, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Yabancı platformlara ‘ayrıcalıklı temsilcilik’ icat etmekten vazgeçilmeli. Eğer Türkiye pazarında seyahat ve rezervasyon satışı yapacaklarsa, 1618 sayılı Kanun kapsamında bizzat Seyahat Acentesi Belgesi almaları, Türkiye merkezli tam mükellef sermaye şirketi kurmaları ve yerli acentelerimizle harfi harfine aynı hukuki, cezai ve vergisel yükümlülüklere tabi olmaları zorunlu tutulmalıdır.Tüketici Hakem Heyetleri ve Türk mahkemeleri önünde doğrudan muhataplık tesis etmeyen hiçbir dijital modele yasal kılıf hazırlanmamalıdır. Hem 17 bin seyahat acentemizin 1618 sayılı Kanun ile korunan mesleki hukukunu ve alın terini hem de algoritmalar eliyle iradesi ve hakları aşındırılan Türk tüketicisinin hakkını sonuna kadar savunacağız.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/bookingcom-yasa-teklifi-geri-cekilsin-talebi-88636</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/6/1280x720/bookingcom-yasa-teklifi-geri-cekilsin-talebi-1790753473.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ SAYD Başkanı Mehmet Gem, ‘’Booking.com yasası&quot; olarak nitelendirilen ve TBMM yeni yasama döneminde görüşülmesi beklenen ‘’Yabancı Dijital Konaklama Platformlarına İlişkin Kanun Teklifi”nin geri çekilmesi çağrısında bulundu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esnaf-dijital-platformlarinda-seffaflik-istiyor-88635</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:28:00 +03:00</pubDate>
            <title> Esnaf dijital platformlarda şeffaflık istiyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği (AESOB) Başkanı ve TESK Yönetim Kurulu Üyesi Adlıhan Dere Adlıhan Dere, yeni yasama yılı öncesinde yaptığı açıklamada, TBMM’de esnafın sorunlarının çözülmesini beklediklerini söyledi.</p>
<p>Esnafın üretimin, istihdamın ve şehir ekonomisinin devamlılığı için desteklenmesi gerektiğini belirten Dere, Bağ-Kur’da 9 bin günlük prim şartının 7 bin 200 güne indirilmesi, uygun koşullu finansmana erişimin kolaylaştırılması, zincir marketler karşısında adil rekabet ortamının güçlendirilmesi ve yemek sipariş platformlarında hizmet bedellerine ilişkin şeffaflık kurallarının eksiksiz uygulanması gerektiğini kaydetti.</p>
<p>Artan işletme giderleri ve değişen ticaret koşullarının küçük işletmeler üzerindeki baskıyı artırdığını vurgulayan Dere, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Atılacak adımlar ve hazırlanacak düzenlemeler sahadaki gerçek ihtiyaçlara dayanmalı. Esnafın karar süreçlerine zamanında dahil edilmesi uygulanabilirliği artıracak ve şehir ekonomisindeki üretim ile hizmet zincirini güçlendirecektir. Bağ-Kur sigortalıları için uygulanan 9 bin günlük normal emeklilik şartının 7 bin 200 güne indirilmesini amaçlayan kanun teklifi komisyondadır. Yeni yasama yılında prim günlerindeki farkın giderilmesini istiyoruz. Esnafımız emeğinin karşılığını emeklilikte adil şartlarla almak istiyor.’’</p>
<p><strong>"Esnafın finansmana erişimi güçlendirilmeli"</strong></p>
<p>Esnafın finansmana erişiminin güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Aflıhan Dere, “Esnafımız kira, enerji, ham madde, ürün tedariki ve personel giderleri gibi günlük işletme maliyetlerini karşılamak; iş yerini yenilemek, makine ve ekipman almak için finansmana ihtiyaç duyuyor’’ dedi.</p>
<p>Ancak küçük işletmelerin gelir yapısı ve ödeme gücünün büyük işletmelerle aynı olmadığını dile getiren Dere, sözlerini şöyle sürdürdü. ‘’Bu nedenle esnafımıza sunulan işletme ve yatırım kredilerinde finansman maliyetleri uygun seviyede tutulmalı; vade, teminat ve başvuru koşulları küçük işletmelerin gerçeklerine göre belirlenmelidir. Esnafın çarkı dönerse üretim sürer, çalışanımızın ekmeği korunur. Perakende ticarette dengenin korunması gerekir. Zincir marketler sahip oldukları yüksek alım gücü, yaygın şube ağı ve geniş kampanya imkanlarıyla küçük esnafa göre önemli bir avantaj elde ediyor. Aynı mahallede sınırlı sermayeyle faaliyet gösteren bakkalımızın, büfecimizin, kasabımızın, manavımızın ve diğer küçük işletmelerimizin bu yapı karşısında korunması gerekiyor. Perakende ticarete yönelik düzenlemelerde zincir marketlerin şubeleşme, satış ve kampanya uygulamaları, mahalle esnafı üzerindeki etkileri gözetilmeli, haksız rekabete yol açabilecek uygulamalara karşı denetimler etkinleştirilmelidir. Mahalle esnafını korumak, şehirlerimizin ekonomik ve sosyal dokusunu korumaktır.’’</p>
<p><strong>"Dijital platformlarda şeffaflık"</strong></p>
<p>Ticaret Bakanlığı’nın Hizmet Bedellerinin Şeffaflığının Sağlanması Hakkında Genelgesi ile yemek sipariş platformlarına önemli yükümlülükler getirildiğini anımsatan AESOB Başkanı Adlıhan Dere, ‘’Platformlar, esnaftan aldıkları komisyon ve diğer hizmet bedellerini satıcı panelinde ayrı ayrı, açık ve anlaşılır biçimde göstermelidir. Esnafımızı istemedikleri kampanyalara veya ek hizmetlere katılmaya zorlamamalıdır. Bakanlığımızın belirlediği kurallar platformlar tarafından eksiksiz uygulanmalıdır. Esnafımızın alın teri, belirsiz kesintiler ve dayatmalar arasında kaybolmamalıdır” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/esnaf-dijital-platformlarinda-seffaflik-istiyor-88635</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/5/1280x720/esnaf-dijital-platformlarinda-seffaflik-istiyor-1790753382.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Esnaf ve Sanatkar Odaları Birliği Başkanı ve TESK Yönetim Kurulu Üyesi Adlıhan Dere, yeni yasama döneminde esnafın sorunlarının giderilmesini isterken, yemek sipariş platformlarında esnaf adına daha şeffaf hale getirilmesi gerektiğini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eslok-71-yillik-kurumsal-kimligini-yeni-logosuyla-yeniledi-88660</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ESLOK, 71 yıllık kurumsal kimliğini yeni logosuyla yeniledi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p data-pm-slice="1 1 []">Eskişehir’de lokantacı ve kasap esnafını aynı çatı altında temsil eden Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK), yönetim kurulu kararıyla kurumsal logosunu yeniledi.</p>
<p data-pm-slice="1 1 []">ESLOK Başkanı Murat Arnik, yeni kurumsal kimlikle üyelerin odaya aidiyetini güçlendirmeyi, odanın faaliyetlerini daha görünür hale getirmeyi ve Eskişehir esnafının yerel ve ulusal platformlardaki temsilini artırmayı hedeflediklerini söyledi.</p>
<p>1955 yılında kurulan odanın 71 yıllık geçmişini günümüzün iletişim ihtiyaçlarıyla buluşturduklarını belirten Arnik, yeni logonun yalnızca görsel bir değişiklik olmadığını, odanın eğitim, hizmet, tanıtım ve dijitalleşme çalışmalarının da bir parçası olduğunu ifade etti.</p>
<h3>Esnafın emeği ve dayanışması logoya taşındı</h3>
<p>Yeni logonun tasarımında esnaf ve sanatkârın emeği, dayanışması ve üretim kültürünün öne çıkarıldığını aktaran Arnik, dairesel yapının farklı meslek gruplarının aynı çatı altındaki birlikteliğini simgelediğini kaydetti. Logoda kullanılan lacivert rengin güven ve kurumsallığı, kırmızı ve bordo tonlarının mesleğe bağlılık ile mutfak kültürünün sıcaklığını, altın sarısı ayrıntılar ve başakların ise üretimden sofraya uzanan emek, ustalık ve bereketi temsil ettiğini söyledi.</p>
<p>Arnik, “Merkezde insanı çağrıştıran figür, insan odaklı hizmet anlayışımızı ve misafirperverliği; yükselen buhar biçimleri ise mutfak kültürünü, yerel ve uluslararası gastronomiyi yansıtıyor. ESLOK yazısındaki ay yıldız millî değerlere bağlılığımızı, 1955 tarihi de odamızın köklü geçmişini ve kuşaklar arasında taşınan mesleki sorumluluğu vurguluyor. Yeni kimliğimizle odamızın geçmişini korurken bugünkü mesleki yapımızı da daha güçlü biçimde anlatmayı amaçlıyoruz” dedi.</p>
<h3>“Mesleki birlikteliğimizi güçlendiriyoruz”</h3>
<p>Odanın daha önce Eskişehir Umum Lokanta ve Gazinocular Esnaf Odası unvanıyla faaliyet gösterdiğini hatırlatan Arnik, kasap esnafının da aynı yapı içerisinde temsil edilmesine yönelik süreçte aktif görev aldığını belirtti. Lokantacı ve kasapların ortak sorunlarının aynı çatı altında ele alınmasının mesleki temsil açısından önem taşıdığını dile getiren Arnik, yeni kurumsal kimliğin bu birlikteliği de yansıttığını söyledi.</p>
<p>Arnik, “Kasap meslektaşlarımızın kendilerine ait bir meslek odasının bulunmaması nedeniyle sahadaki ihtiyaçlarını ortak temsil anlayışıyla ele aldık. Ticaret Bakanlığı ve Esnaf ve Sanatkârlar Genel Müdürlüğü nezdindeki süreçlerde sorumluluk üstlenerek lokantacılarımızla kasaplarımızın aynı çatı altında buluşmasına katkı sunduk. Bugün ise bu mesleki birlikteliği, bütün üyelerimizin kendisini ait hissedebileceği kurumsal bir kimlikle daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.</p>
<h3>5 bin işletme ve 65 bin çalışanlık sektör</h3>
<p>Eskişehir’de yiyecek-içecek sektörünün geniş bir ekonomik yapı oluşturduğuna dikkat çeken Arnik, kent genelinde 5 binin üzerinde yiyecek-içecek işletmesinin faaliyet gösterdiğini, sektörde yaklaşık 65 bin kişinin çalıştığını ve ekonomik zincirin yaklaşık 1.500 tedarikçi firmayı kapsadığını bildirdi.</p>
<p>Lokantacıların yanı sıra kasap esnafının da bu yapının önemli bir parçası olduğunu vurgulayan Arnik, “Lokantacının ocağında verilen emekle kasabın tezgâhındaki emeği aynı dayanışma anlayışında buluşturuyoruz. İşletmelerimizi, çalışanlarımızı ve tedarikçilerimizi ortak hedeflerde buluşturan bir yapı oluşturmak istiyoruz. Güçlü iletişim ve mesleki dayanışmayla Eskişehir’in gastronomi potansiyelini daha ileriye taşıyabileceğimize inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<h3>“Odamız esnafın eğitim akademisi olacak”</h3>
<p>Yeni dönemde eğitimi oda çalışmalarının temel başlıklarından biri haline getirdiklerini belirten Arnik, ustalık ve hijyen belgelendirmesine yönelik çalışmaların yanı sıra diksiyon, hitabet, maliyet muhasebesi ve dijital reklamcılık alanlarında ücretsiz eğitimler düzenlediklerini söyledi. Eğitim programlarının esnafın ihtiyaçlarına göre çeşitlendirilerek sürdürüleceğini bildirdi.</p>
<p>Arnik, “Esnafımızın ihtiyacını işletmesinde dinleyen, sorunlarını yerinde takip eden ve çözüm için çalışan bir odacılık anlayışını benimsiyoruz. Meslektaşlarımızın maliyetlerini doğru hesaplaması, müşterileriyle etkili iletişim kurması ve işletmelerini dijital ortamda tanıtabilmesi sürdürülebilirlik açısından önem taşıyor. Bu nedenle odamızı yalnızca mesleki temsil sağlayan değil, bilgi ve becerilerin geliştirildiği bir eğitim akademisine dönüştürme hedefiyle çalışıyoruz” dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eslok-71-yillik-kurumsal-kimligini-yeni-logosuyla-yeniledi-88660</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/0/1280x720/arnik-1790768149.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası, 1955’ten bu yana sürdürdüğü faaliyetlerinde yeni bir kurumsal kimlik dönemine geçti. Odanın 71 yıllık geçmişini, genişleyen mesleki temsil yapısını, eğitim çalışmalarını ve dijital dönüşüm hedeflerini yansıtacak yeni logo kullanılmaya başlandı. Başkan Arnik, yeni logonun yalnızca görsel bir değişiklik olmadığını, odanın eğitim, hizmet, tanıtım ve dijitalleşme çalışmalarının da bir parçası olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/aym-suresiz-nafakayi-iptal-etti-88628</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> AYM süresiz nafakayı iptal etti</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/ANKARA</strong></p>
<p>Uzun  süredir tartışılan ve yargı paketinde düzenleme yapılacağı belirtilen, Türk Medeni Kanunu’ndaki süresiz nafaka hükmü Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından iptal edildi. İptal kararın yayım tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğe girecek.</p>
<p>Antalya 12’nci Aile Mahkemesi tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruda, nafakanın kişinin ömrü boyunca devam edebileceği bunun da yeniden evlenme, mülk edinme, doğacak çocukların korunmasına engel olma gibi bazı haklara ölçüsüz sınırlama getirdiği belirtildi.</p>
<p>AYM kararında nafaka alan eşin ekonomik ihtiyaçlarını kendisinin karşılayabilme kapasitesinin dikkate alınması dahil öngörülebilir bir çerçeve oluşturulması gerektiğinin altı çizildi. Ayrıca süresiz nafaka isteme imkanı tanınmasının, devletin kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve geliştirilmesi hakkından kaynaklanan pozitif yükümlülüğüyle bağdaşmadığına dikkat çekildi. Üç üyenin katılmadığı iptal kararı 9 ay sonra yürürlüğe girecek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/aym-suresiz-nafakayi-iptal-etti-88628</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2023/11/aym-anayasa-mahkemesi.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türk Medeni Kanunu’ndaki süresiz nafaka hükmü Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilirken, karar 9 ay sonra yürürlüğe girecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antgiaddan-yatirimci-magduriyeti-fonu-kurulsun-onerisi-88623</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:23:00 +03:00</pubDate>
            <title> ANTGİAD’dan &#039;Yatırımcı Mağduriyeti Fonu’ kurulsun önerisi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Genç İş İnsanları Derneği (ANTGİAD) 2026-2027 dönemi ilk genişletilmiş üye toplantısı Su Oteli’nde gerçekleşti.</p>
<p>Moderatörlüğünü EKONOMİ Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın yaptığı ‘’jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor’’ konulu söyleşiye EKONOMİ Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz ve EKONOMİ Gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı konuşmacı olarak katıldı.</p>
<p>ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, açılış konuşmasında, 36. kuruluş yılını kutlayan ANTGİAD’ın Antalya iş dünyasının ilk sivil toplum kuruluşu olduğunu anımsattı.</p>
<p>ANTGİAD’ın çalışmaları hakkında bilgi veren Başkan Yavaş, ‘’Üç yıldır aynı heyecanla çalışıyoruz. Koştuk. Ürettik. Antalya’yı konuştuk. Türkiye’yi konuştuk. Gençleri konuştuk. Ekonomiyi konuştuk. Ve gerektiğinde, kimsenin konuşmadığı konuları da cesaretle gündeme taşıdık. Bugün geriye dönüp baktığımda şunu büyük bir gururla söyleyebiliyorum: ANTGİAD büyüdü. ANTGİAD güçlendi. ANTGİAD’ın sözü güçlendi. Ama hepsinden önemlisi ANTGİAD’ın Antalya’ya karşı sorumluluğu büyüdü.’’ dedi.</p>
<p>İş dünyası örgütleri arasında ticari köprüler kurduklarını, TÜRKONFED ve BAKSİFED çatısı altında Türkiye’nin farklı kentleriyle bağlarını güçlendirdiklerini vurgulayan Yavaş, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Kentimizin geleceğini ilgilendiren meselelerde düşüncelerimizi ortaya koyduk. Ve bütün bunları yaparken hiçbir zaman şu gerçeği unutmadık: Bir iş insanının sorumluluğu sadece şirketiyle sınırlı değildir. Bir iş insanı şehrine, geleceğine, gençlerine, ülkesine karşı sorumludur. Çünkü ürettiğimiz şehir güçlüyse biz güçlüyüz. Gençlerimizin geleceği güçlüyse biz güçlüyüz. Ülkemizin ekonomisi güçlüyse biz güçlüyüz. Türkiye güçlüyse hepimiz güçlüyüz.’’</p>
<p><strong>Fon önerisi</strong></p>
<p>Türkiye’nin son günlerde sermaye piyasalarında önemli bir sınavdan geçtiğini, yatırım fonlarında yaşanan gelişmelerin yakından takip edildiğini ifade eden Yavaş, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Biz binlerce yatırımcının doğrudan etkilendiği zor bir süreçten söz ediyoruz. Burada mesele, sorunlu fonların tasfiye edilmesinden ibaret değildir. Mesele güvendir. Çünkü sermaye piyasalarının en büyük sermayesi paradır diye düşünebiliriz. Sermaye piyasalarının en büyük sermayesi güvendir. Güven kaybolursa tasarruf sahibi ürker. Yatırımcı geri çekilir. Girişimci bekler. Sermaye üretim ve yatırım yerine güvenli liman aramaya başlar. Borsada manipülasyon iddiaları, sığ hisselerde olağandışı fiyat hareketleri ve fonlar üzerinden gerçekleştirildiği ileri sürülen işlemler bu nedenle son derece ciddidir. Bu mesele bütün yönleriyle ve büyük bir şeffaflıkla ortaya çıkarılmalıdır.’’</p>
<p>Yatırım fonlarıyla ilgili yanlış yapanların bedelini vatandaşın ödememesi gerektiğini dile getiren Ercan Yavaş, “Yatırımcı Mağduriyet Fonu” kurulmasını önerdi.  </p>
<p>‘’Yatırım Mağduriyeti Fonu’’nun tartışılması gerektiğini vurgulayan Yavaş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>‘’Ama çok önemli bir şartla: Bunun faturası asla Hazineye çıkarılmamalıdır. Yanlış yapanların bedelini 86 milyon vatandaş ödememelidir. Hukuka aykırı işlemlerle haksız kazanç elde ettiği yargı kararıyla kesinleşenlerden tahsil edilen mal varlıkları, kazançlar, cezalar ve ilgili diğer tahsilatlar, kurulacak bu havuzun finansmanında değerlendirilmelidir. Fon yöneticisi olsun. Şirket yöneticisi olsun. Manipülatif işlemin tarafı olsun. Kim olursa olsun… Eğer hukuka aykırı bir işlemle haksız kazanç elde ettiği kesinleşmişse, hukuk o kazancın peşine sonuna kadar gitmelidir. Kazanç kişide kalırken zarar topluma yüklenmemelidir. Kar özelse, zarar kamusal olamaz. Bu nedenle güçlü bir hukuki mekanizma kurulmalıdır. Haksız kazançlar izlenmelidir. El koyma ve tahsil süreçleri hukuk devleti ilkeleri içinde etkin biçimde işletilmelidir. Ve tahsil edilen kaynakların, mağdur yatırımcıların zararlarının karşılanmasında kullanılabileceği bir model üzerinde çalışılmalıdır. Böylece Hazineye yeni bir yük getirmeden, kamu maliyesini koruyan ve mağdur yatırımcıyı gözeten bir sistem kurulabilir.’’</p>
<p><strong>"Türkiye yatırımcısını korumalı"</strong></p>
<p> Bunun hukuki ve teknik altyapısını uzmanların tartışmasını isteyen Yavaş, ‘’Ama iş dünyası olarak bizim söylemek istediğimiz çok nettir: Türkiye yatırımcısını korumalıdır. Türkiye sermaye piyasalarındaki güveni korumalıdır. Çünkü yatırımcının güvenini kaybederseniz, sermayeyi kaybedersiniz. Sermayeyi kaybederseniz, yatırımı kaybedersiniz. Yatırımı kaybederseniz, üretimi ve istihdamı kaybedersiniz’’ dedi.</p>
<p><strong>ATSO seçimleri</strong></p>
<p>Antalya iş dünyası açısından önemli bir başka süreç daha bulunduğuna dikkat çeken Ercan Yavaş, 18 Ekim’de Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) seçimleri yapılacağını anımsattı. Yavaş, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’ANTGİAD ailesi içerisinde de bu seçimlerde farklı görevler için çalışan çok sayıda arkadaşımız var. Her birine başarılar diliyorum. Ticaret ve sanayi odaları iş dünyasının kurumsal hafızasıdır. Meslek örgütleri ve sivil toplum yapıları bir kentin ortak aklının oluşmasında son derece önemlidir. Bu nedenle ATSO seçimlerinin Antalya iş dünyasına yakışan bir demokratik olgunluk, centilmenlik ve karşılıklı saygı içerisinde gerçekleşmesini diliyorum. Kim seçilirse seçilsin kazananın Antalya olmasını temenni ediyorum.’’</p>
<p><strong>"Suudi Arabistan’da Türkiye için fırsatlar olabilir"</strong></p>
<p>Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ’ın moderatörlüğünü yaptığı ‘’Jeopolitik Dönüşüm Çağında Türkiye Ekonomisini Neler Bekliyor’’ konulu söyleşide EKONOMİ Gazetesi Yayın Kurulu Başkanı Dr. Şeref Oğuz ve EKONOMİ Gazetesi yazarı Zeynep Gürcanlı, ANTGİAD üyelerine bilgi verdi.</p>
<p>Gürcanlı, konuşmasında, ABD-Çin arasındaki ekonomik güç, Hürmüz Boğazı, Mekke Antlaşması, Rusya ve Ukrayna savaşlarının Türkiye ekonomisindeki etkilerini anlatırken, Suudi Arabistan’da Türkiye için fırsatların olabileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Şeref Oğuz da başta fon krizi olmak üzere Türkiye ekonomisinde yaşanan gelişmeler hakkında bilgi verdi. Oğuz, Türkiye’nin batmayacağını, ancak sürüneceğini, enflasyonun düşmeyeceğini, Türkiye’nin tüm olumsuzluklara rağmen üretmeye devam edeceğini söyledi.</p>
<p>Güldağ ise Rusya-Ukrayna savaşı, Hürmüz Boğazında yaşanan gelişmelerin navlun ve petrol fiyatlarını artırdığını, bunun da hem dünyada hem de Türkiye’de enflasyonu körüklediğini kaydetti.</p>
<p>EKONOMİ Gazetesi yöneticileri konuşmaların ardından ANTGİAD üyelerinin sorularını yanıtladı. ANTGİAD Başkanı Ercan Yavaş, konuklarına günün anısına plaket hediye etti.  </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/antgiaddan-yatirimci-magduriyeti-fonu-kurulsun-onerisi-88623</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/3/1280x720/antgiaddan-yatirimci-magduriyeti-fonu-kurulsun-onerisi-1790749517.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Genç İş İnsanları Derneği Başkanı Ercan Yavaş, Türkiye’nin son günlerde sermaye piyasalarında önemli bir sınavdan geçtiğini, fon yolsuzluğu ile ilgili on binlerce yatırımcının mağdur olduğunu belirterek, ‘Yatırımcı Mağduriyeti Fonu’ kurulmasını önerdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balin-yeni-degeri-cografyasi-hasadi-hikayesi-88621</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:11:00 +03:00</pubDate>
            <title> Balın yeni değeri: Coğrafyası, hasadı, hikâyesi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye balda güçlü bir üretim coğrafyasına sahip. Ancak yeni rekabet alanı daha fazla üretmekten çok, balı kökeni, üreticisi, hasat yılı ve duyusal karakteriyle ayrıştırabilmek. House of Hunny Kurucusu Balca Alper Picht’e göre Türkiye’nin önündeki asıl fırsat burada: Kilogram başına daha fazla değer yaratmak ve Türk balını dünyada güven duyulan bir coğrafi kimliğe dönüştürmek. </strong></p>
<p>Türkiye’nin balda önemli bir avantajı var: Coğrafya. Farklı mikro iklimler, endemik bitkiler, zengin flora ve salgı balları birbirinden çok farklı ürünlerin ortaya çıkmasına imkân veriyor. Ancak üretim gücü tek başına yeterli değil. Asıl mesele, bu çeşitliliğin ne kadarını ekonomik değere dönüştürebildiğimiz. Şarapta bağın, üzümün, üreticinin ve hasat yılının; zeytinyağında çeşidin, bölgenin ve duyusal profilin ürünün değerini belirlediği bir dünyada bal neden sadece “bal” olarak kalsın? İznik Derbent’te bir aile arazisinde başlayan House of Hunny’nin çıkış noktası da bu soru. Kökeni ve hasat yılı belli, farklı yılların ve coğrafyaların ballarının harmanlanmadığı, üreticinin ve ürün karakterinin görünür olduğu bir model üzerinde çalışan markanın Kurucusu Balca Alper Picht, balın da şarap gibi coğrafyasını taşıdığı görüşünde.</p>
<p><strong>Balın da bir terroir’ı var</strong></p>
<p>“Türkiye olağanüstü güçlü bir bal coğrafyası. Çok farklı mikro iklimlerimiz, zengin floramız, salgı ballarımız, endemik bitkilerimiz ve çok kıymetli üreticilerimiz var. Ancak bütün bu çeşitliliği yalnızca ‘bal’ başlığı altında topladığımızda coğrafya, üretici, hasat yılı ve ürünün kendine özgü karakteri görünmez hale geliyor” diyen Picht’e göre balın karakterini fl ora, iklim ve yüksekliğin yanı sıra o yılın ekolojik koşulları da belirliyor. Bu nedenle House of Hunny her hasada biraz şaraptaki “vintage” mantığıyla yaklaşıyor: “Dünyada balı kökeni, botanik karakteri, duyusal profili ve gastronomik kimliğiyle anlatan başarılı örnekler var. Türkiye’de ise benim daha az gördüğüm şey, belirli bir coğrafyanın ve üretim anlayışının temsilcisi haline gelen ve uluslararası ölçekte tanınan niş Türk bal markaları. Bence büyük fırsatımız tam da burada.”</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abca8c94653e-1790748873.jpg" alt="" width="700" height="560" /><strong>Kilogram değil, kilogram başına değer</strong></p>
<p>Bu yaklaşım aslında tarımın çok daha geniş bir sorununa işaret ediyor: Üretim miktarı ile yaratılan değer arasındaki fark. Picht, Türk balının önündeki yeni eşiğin üretimi artırmanın ötesinde aranması gerektiğini düşünüyor: “Hayalimiz mümkün olan en fazla balı satmak değil; Türk balının başka türlü de markalaşabileceğini göstermek. Kökeni ve hasat yılı belli, üreticisi görünür, analizlerle desteklenen, duyusal karakteri tanımlanmış ve coğrafyasıyla güçlü bağı olan bir ürün ortaya koymak istiyoruz.” İznik Derbent’te üretilen meşe salgı balını da bu nedenle yalnızca bir gıda ürünü olarak tanımlamıyor: “İznik Derbent’te ürettiğimiz meşe salgı balının içinde de yalnızca bal değil; bir coğrafya, bir hasat yılı, bir ekosistem ve üretim anlayışı var. Bence Türkiye’nin balda bundan sonraki sıçraması yalnızca daha fazla üretmekten değil, kilogram başına daha fazla değer yaratmaktan gelmeli.” Hedef ise Türk balının uluslararası algısını değiştirmek: “‘Türk balı’ dendiğinde insanların aklına belirli coğrafyaların, üreticilerin ve markaların gelmesini sağlamalıyız” diyor Balca Alper Pitch.</p>
<p><strong>“Biz meşe balını seçmedik, biraz o bizi seçti”</strong></p>
<p>House of Hunny’nin hikâyesi aslında bal ile başlamıyor. Aile 2018 yılında İznik Derbent’teki 41,5 dönümlük araziyi çiftliğe dönüştürmeye ve yaklaşık bin ceviz ağacı dikmeye karar veriyor. Kimyasal zirai ilaç kullanmadan, organik gübreleme ve toprak sağlığı odağında başlayan üretime arılar daha sonra dahil oluyor. “Onları çiftliğe getirirken baştan ‘şu balı üreteceğiz’ diye belirlediğimiz bir ürün yoktu. Arıların çevredeki meşe ormanıyla kurduğu ilişki zaman içinde bizi meşe salgı balına götürdü. Ben o yüzden hep ‘Biz meşe balını seçmedik, biraz o bizi seçti’ diyorum” yorumunu yapan Picht’e göre katma değerin başlangıç noktası da tam burada: Gerçek bir köken. Ardından ürünün nasıl üretildiği geliyor: “Premium bir ürün önce üretim biçimiyle premium olmalı; ambalaj bunu destekleyebilir ama tek başına yaratamaz.” Markanın 2024 hasadı Londra’da Tat &amp; Kalite ile Tasarım &amp; Paketleme kategorilerinde, 2025 hasadı ise Paris ve Dubai’de altın ödüllere layık görülmüş.</p>
<p><strong>Öncelik arıların sağlığı ve ekosistemin sürdürülebilirliği</strong></p>
<p>House of Hunny’nin modeli, tarımda büyüme tartışmasına da farklı bir soru getiriyor. Daha fazla üretim her zaman daha iyi büyüme anlamına geliyor mu? Pitch şöyle diyor: “Bizim için hiyerarşi net: önce arıların sağlığı ve ekosistemin sürdürülebilirliği geliyor; üretim ve ticari hedefl er bunun arkasından geliyor.” Arılar yıl boyunca İznik Derbent’te tutuluyor. Gezginci arıcılıkla farklı nektar akımlarını takip ederek daha fazla hasat alma imkânından bilinçli olarak vazgeçiliyor. Yılda tek hasat yapılıyor ve kovandaki balın tamamı alınmıyor. “Elbette büyümek istiyoruz ama bizim için asıl soru ‘Ne kadar daha fazla üretebiliriz?’ değil, ‘Arıların ve bulunduğumuz coğrafyanın kapasitesini zorlamadan nasıl büyüyebiliriz?’” diye devam ediyor Picht. Bu yaklaşım büyümeyi reddetmek anlamına gelmiyor. Picht’in verdiği bilgiye göre 2024 ile 2025 arasında kovan başına ortalama hasat yaklaşık iki katına çıktı. Büyüme alanı yalnızca bal da değil. Kovanlardan elde edilen balmumu Derbent Köyü’ndeki kadınlarla el dökme mumlara dönüştürülüyor; yeni arı ürünleri ve apiturizm de gelecek planları arasında: “Sanırım bizim aradığımız model tam olarak bu: adedi sınırsızca büyütmek yerine değeri derinleştirmek ve çoğaltmak.”</p>
<p><strong>Sıradaki hedef: Türkiye Bal Haritası</strong></p>
<p>House of Hunny’nin gelecek planında yalnızca kendi üretimini büyütmek yok. Picht, Türkiye’nin farklı bal coğrafyalarını ve iyi üreticilerini bir araya getirecek bir yapı üzerinde de düşünüyor. Şöyle diyor Pitch: “Bir başka hayalim ise House of Hunny’nin yalnızca kendi ürettiğimiz bala değil, Türkiye’nin farklı bal coğrafyalarına ve iyi üreticilerine de alan açabilmesi.” Bu düşüncenin bir sonraki adımı ise Türkiye Bal Haritası. Farklı coğrafyaları, bal türlerini, üreticileri ve hasat karakterlerini görünür hale getirecek; üreticilerin yanı sıra akademisyenlerin, duyusal analiz uzmanlarının ve sektörün farklı paydaşlarının katkısıyla gelişecek yaşayan bir bilgi kaynağı hedefleniyor. Aslında bütün hikâye dönüp aynı noktaya geliyor: Balı yalnızca miktarla değil, yarattığı değerle ölçmek. Coğrafyayı, üreticiyi, ekosistemi, teknolojiyi ve markayı aynı değer zincirinin parçaları haline getirmek. Picht’in beş yıl sonrası için koyduğu ölçü de bu nedenle cirodan ya da üretim miktarından önce başka bir soruya dayanıyor: “‘Bu karar arılar için de doğru mu?’ Eğer o soru hâlâ masadaysa, bence doğru yönde büyümüşüz demektir.”</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>■ YAPAY ZEKÂ KOVANA GİRİYOR</strong></span></p>
<p>Geleneksel üretimin yanına teknoloji de ekleniyor. APISENSE sistemiyle kovanın içinden ve çevresinden 70’in üzerinde biyolojik, akustik, çevresel ve coğrafi parametre izleniyor. Ama amaç arıcının yerini teknolojiye bırakmak değil: “Arıcılık bana verinin tek başına yeterli olmadığını; gözlem, deneyim ve bağlamla birlikte anlam kazandığını öğretti. Yapay zekâyı binlerce yıllık arıcılıktan bir kopuş olarak görmüyorum. Bence teknoloji arıcının bilgisinin yerine geçmemeli; onu güçlendirmeli.” Sistem koloninin normal düzeninden sapmaları erken aşamada belirlemeyi hedefl iyor. Picht burada teknoloji ile insan deneyimi arasındaki sınırı özellikle çiziyor: “Bence teknolojinin arıcılıkta yaratabileceği en önemli değişim daha fazla müdahale etmek değil; doğru zamanda ve daha az müdahale edebilmek.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/balin-yeni-degeri-cografyasi-hasadi-hikayesi-88621</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/1/1280x720/picht-1790748894.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Balın yeni değeri: Coğrafyası, hasadı, hikâyesi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tasfiyedeki-3-fona-377-milyon-yatirdi-fiyati-yuzde-32-oraninda-kayip-yasadi-88620</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:06:00 +03:00</pubDate>
            <title> Tasfiyedeki 3 fona 377 milyon yatırdı, fiyatı yüzde 32 oranında kayıp yaşadı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>BIST 30 Endeksinde işlem gören 15 şirket defter değerinin altında fiyatlanırken, diğerleri özsermayesini katlayan primlerle işlem görüyor. Çarpanların bu denli farklılaştığı piyasa şartlarında, fırsatlarla riskleri doğru okuyabilmek bilançoları göz ardı etmemeyi gerektiriyor.</strong></p>
<p>BIST 30 hisselerinin PD/DD oranları yatırımcılar için oldukça etkileyici bir tablo ortaya koyuyor. THY 0,39 PD/DD ile en iskontolu hisse olarak öne çıkarken, Astor Enerji 5,36 ve Aselsan 5,46 ile primli görünen tahtalar arasında yer alıyor. Endekste yer alan şirketlerden on beşinin defter değerinin altında kalması ister istemez dikkatleri çekiyor. Ancak hisseleri sadece fiyata bakarak ucuz veya pahalı şeklinde sınıflandırmak yanıltıcı sonuçlara götürebilir. Asıl önemli olanın şirketlerin sahip olduğu çarpanların arkasındaki mali verilerle ve bu verilerin ileriye dönük beklentilerle birlikte değerlendirmekten geçtiği unutulmamalı.</p>
<h2>Endeksin iskontolusu</h2>
<p>THY 0,39 çarpanı ile endeksin en iskontolu hissesi konumunda bulunuyor. Şirket, Boeing firmasından toplam 150 adet uçak alımı için anlaşmaya vardı. Şirket belirlediği büyüme programı çerçevesinde planlı yatırımlarını sürdürüyor. Son iki yılı geçkin süredir yatayda dalgalı bir seyirle hareket eden hisse, temmuzdan bu yana satıcılı bir piyasaya sahip. Astor Enerji 5,36 PD/DD oranıyla endeksin en primli hisselerinden biri olarak fiyatlanıyor. Son günlerde satış baskısı yaşayan şirketin tasfiyeye tabi üç fonda toplam 376,6 milyon TL yatırımı bulunuyor. Astor’un açıklamasında tasfiyeye tabi fonların şirketin hissesinde herhangi bir yatırımı olmadığı belirtildi. Hisse son bir ayda %32’nin üzerinde düştü.</p>
<h2>Fiyatı en düşük hisse</h2>
<p>Sasa, 1,88 TL ile listede yer alan firmalar arasında işlem fiyatı en düşük hisse konumunda bulunuyor. Aynı zamanda 0,51 PD/DD oranı ile defter değerinin altındaki fiyatla alım satıma konu oluyor. Şirket, ağustos ayında satışlarını %30 artırarak 155 milyon dolara çıkarırken, gelirinin 52,9 milyon dolarını ihracattan elde etti.</p>
<h2><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abca76405c4c-1790748516.png" alt="" width="999" height="547" /><span style="color: #e03e2d;">ZEYNEP'E SOR</span></h2>
<p><strong>YÜKSEK RİSK Mİ, DÜŞÜK RİSK Mİ?</strong></p>
<p>Yüksek riskli bölge; erken keşif, fırsat, dinamik yapı, yüksek getiri, trend öncülüğü. Sermaye erimesi, stres, öngörülemezlik, manipülasyon tehlikesi. Düşük riskli bölge; sermaye koruması, konfor, düzenli getiri, öngörülebilirlik. Düşük getiri, fırsat maliyeti, yüksek maliyet, durağanlık stresi.</p>
<p><strong>Hem askeri hem de otomotiv elektroniği projeleri gelirini pozitif yönlü destekleyecek</strong></p>
<p>Karel’in savunma sanayi alanındaki büyüme beklentisi nedir? ● Faruk Soner</p>
<p>Faruk, Karel’in yönetimi önümüzdeki süreçte savunma gelirlerinin hem yurt içinde hem de yurt dışında artmasını bekliyor. Bu çerçevede şirket yerli bir müşteriyle savunma sanayine yönelik askeri elektronik teçhizat üretimi için 5,86 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Devamının da gelme olasılığı göz ardı edilmemeli. Diğer taraftan %54 iştiraki Daiichi Elektronik, 100 milyon dolarlık 5 yıllık otomotiv elektroniği projesi aldı. Gelişmeler olumlu olarak değerlendirilse de ilk yarıda satışları %10 artarken, dönem sonu 169,1 milyon TL zararla kapandı.</p>
<p><strong>Tasfiye halindeki fonlarda bulunan hisse miktarı göz ardı edilecek seviyede bulunuyor</strong></p>
<p>Tasfiye edilen fonların portföyünde Yeo Teknoloji hissesi var mı? ● Yılmaz Sümbül</p>
<p>Yılmaz; Yeo Teknoloji, tasfiye sürecindeki yatırım fonlarından sadece birinin elinde 27 bin lot kaldığını duyurdu. Söz konusu miktar sermayenin %0,003’ü gibi hayli düşük bir seviyeyi işaret ediyor. Halihazırda hisse 30 fonun portföyünde bulunurken sahip oldukları toplam miktar 9,07 milyon lot seviyesinde bulunuyor. En fazla hisseyi elinde bulunduran Ziraat Portföy’e ait iki fondaki toplam ise yaklaşık 5,3 milyon lot düzeyinde. Altı aylık bilançosuna göre gelirini %48 artırarak 8,3 milyar TL’ye çıkaran firma, dönem sonunda 669,7 milyon TL kâr açıkladı.</p>
<p><strong>YATIRIM FONLARI</strong></p>
<p><strong>IUF fonu döviz cinsi borçlanma araçlarına yönelerek bir yılda %19 yükseldi</strong></p>
<p>İş Portföy’ün idare ettiği Yedinci Serbest (Döviz-avro) Fon (IUF), sınırlı bir yükselişiyle ağustosa kadar çıktı. Son bir ayda ise zayıf seyri ile aşağı yöneldi. Kademeli olarak küçülen fon, eylülün son haftasında hacmi 21,01 milyar TL’ye indi. Ağustosta 407,6 milyon TL nakit girişi olsa da nisandan bu yana belirgin bir para çıkışı yaşanıyor. Eylülde çıkan tutar 1,05 milyar TL. Çıkan nakitle bağlantılı olarak yatırımcı sayısı eylülde 7.295’e geriledi. Fonun doluluk oranı %20,60 seviyesinde. Temel stratejisi, fon varlıklarını döviz cinsi borçlanma araçlarında değerlendirmek üzerine kurulu. Portföyünün %66,73’ü kamu dış borçlanma araçları ile %22,05’i özel sektör dış borçlanma araçlarından oluşuyor. Kur beklentisiyle döviz kazancı arayan yatırımcıya hitap ediyor. Yıllık bazda %19,38 getiri sağladı.</p>
<p><strong>TAHVİL</strong></p>
<p><strong>Zorlu Enerji, piyasadan %57,79 bileşik faizle 85,7 milyon TL borçlandı</strong></p>
<p>Zorlu Enerji, nitelikli yatırımcılara yönelik olarak 23.09.2026 vade başlangıç tarihli tahvil ihracı gerçekleştirdi. Toplam tutarı 85.700.000 TL olan tahvilin yıllık basit faizi %46,5, bileşik faizi %57,79 olarak belirlendi. 365 gün vadeli tahvil, 1 ayda bir kupon ödemeli olacak ve toplamda 12 kupon ödemesi yapılacak. Tahvilin vade tarihi 23.09.2027 olarak açıklandı. 23 Eylül itibarıyla Türk Lirası Gecelik Referans Faiz Oranı (TLREF) %36,88 seviyesinde bulunuyor. Buna göre Zorlu Enerji’nin verdiği %46,5 basit faiz, TLREF’in yaklaşık 9,72 puan üzerinde yer alıyor. Tahvil, piyasa koşullarıyla karşılaştırıldığında yatırımcı için uygun bir alternatif olarak değerlendirilebilir. İhraç, şirketin uzun vadeli finansmanını karşılamasını sağlarken, piyasada TRSZORN92720 ISIN kodu ile işlem görecek.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">ŞİRKET PANOSU</span></h2>
<p><strong>Şirket haberlerinde bugün önemli ne var?</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abca73e5e489-1790748478.png" alt="" width="959" height="241" /><strong>GİRİŞİM ELEKTRİK</strong></p>
<p><strong>Mardin’de güneş enerjisi santrali kurulumu için 73,9 milyon dolarlık ihale aldı</strong></p>
<p>Girişim Elektrik, sanayinin önemli kuruluşu olduğunu belirttiği bir firmayla Mardin’de hayata geçireceği “Mardin-2 Lisanssız Güneş Enerji Santrali Projesi” için anlaşmaya vardı. Projenin toplam bedeli 73,98 milyon dolar olarak belirlendi. Söz konusu tutarın Türk lirası karşılığı yaklaşık 3,61 milyar TL’ye denk geliyor. Alınan iş firmanın yenilenebilir enerji sektöründeki operasyonel pazar payını destekleyen bir gelişme. Firma, yıl başından bu yana yaklaşık 17,5 milyar TL tutarlı yeni iş bağlantısını yatırımcısı ile paylaştı. Bedel yıllık gelirin %72’sine denk geliyor.</p>
<p><strong>ÇAĞDAŞ CAM</strong></p>
<p><strong>Manisa’daki yerli üretim solar cam hattını kasımda devreye almaya hazırlanıyor</strong></p>
<p>Girişim Elektrik, sanayinin önemli kuruluşu olduğunu belirttiği bir firmayla Mardin’de hayata geçireceği “Mardin-2 Lisanssız Güneş Enerji Santrali Projesi” için anlaşmaya vardı. Projenin toplam bedeli 73,98 milyon dolar olarak belirlendi. Söz konusu tutarın Türk lirası karşılığı yaklaşık 3,61 milyar TL’ye denk geliyor. Alınan iş firmanın yenilenebilir enerji sektöründeki operasyonel pazar payını destekleyen bir gelişme. Firma, yıl başından bu yana yaklaşık 17,5 milyar TL tutarlı yeni iş bağlantısını yatırımcısı ile paylaştı. Bedel yıllık gelirin %72’sine denk geliyor.</p>
<p><strong>ÇAĞDAŞ CAM</strong></p>
<p><strong>Manisa’daki yerli üretim solar cam hattını kasımda devreye almaya hazırlanıyor</strong></p>
<p>Armada Gıda, Armada-3 yatırım projesi kapsamında katma değerli ürün portföyünü genişletmek amacıyla Fransa merkezli Clextral ile 2,2 milyon euro tutarında tahıl bazlı gıda üretim hattı alım sözleşmesini imzaladı. Saatte 1.800 kg üretim kapasitesine sahip olan yeni hattın devreye alınması, şirketin ürün çeşitliliğini artırırken birim maliyetlerini düşürerek ölçek ekonomisi avantajı sağlayacak. Armada Gıda, yılın ilk yarısında gelirini %49 büyüterek 8,2 milyar TL’ye çıkardı. Artış esas faaliyet kârın büyümesini sağlarken dönem sonu kârı %397 ile 2,06 milyar TL’ye çıktı.</p>
<p><strong>HİSSEDEKİ FON PAYLARI</strong></p>
<p><strong>Asuzu mayıstan bu yana aşağı yönlü hareket ederken fonlar şimdilerde alıcı tarafta</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abca71cdc628-1790748444.png" alt="" width="308" height="239" />Asuzu’da fonlar alım ağırlıklı işlemler yapıyor. Portföylerindeki miktar %1,71 ile toplamda 68,61 bin lot artarak 4,08 milyona çıktı. Hisseyi bulunduran fon sayısı 6’dan 7’ye yükseldi. MAS fonu 38,8 bin lot ile en fazla alımı yaparken, satış tarafında yer alan herhangi bir kurum bulunmuyor. Asuzu için önerisi olan bir kurum gözlenmiyor. Konumlanan fonlar arasında en fazla paya sahip olan 3,9 milyon lot ile Marmara Kapital Portföy’ün MAC fonu. Onu kurumun MAS fonu takip ediyor; son alımla payını 58,8 bine çıkardı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/tasfiyedeki-3-fona-377-milyon-yatirdi-fiyati-yuzde-32-oraninda-kayip-yasadi-88620</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Tasfiyedeki 3 fona 377 milyon yatırdı, fiyatı yüzde 32 oranında kayıp yaşadı ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otelcilikte-gider-baskisi-isin-surdurulebilirligi-icin-tehdit-88618</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Otelcilikte gider baskısı, işin sürdürülebilirliği için tehdit</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MERVE YİĞİTCAN</strong></p>
<p>Türk turizm sektörü bir yandan büyüme hedeflerine odaklanırken, diğer yandan yükselen maliyetler, küresel jeopolitik dalgalanmalar ve insan kaynağı krizini yönetmeye çalışıyor. Sektörün mevcut durumunu, lüks konaklama segmentindeki büyüme potansiyelini ve İzmir’in yeni dönem turizm vizyonunu değerlendiren Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, turizm ekonomisindeki ana sorunun gelirlerin niteliği ile giderlerin yönetimi arasındaki dengesizlik olduğuna dikkat çekti. Ciro ve turist sayısındaki artışların işletme karlılıklarına doğrudan yansımadığını belirten Canbaz, döviz kuru ile yükselen maliyetler arasındaki makasın sektörü zorladığını vurgularken, "Dövizin sabit seyretmesine karşın yeme-içme maliyetlerindeki enflasyon ve yükselen personel giderleri karlılıkları ciddi oranda eritiyor. Kontrol edilemeyen bu artışlar, sürdürülebilirliği her geçen gün zorlaştırıyor. Maliyetlerle mücadele ederken sektöre yetenek kazandırmakta da zorlanıyoruz. İnsan kaynağını ve finansal yapıyı koruyacak politikalara her zamankinden fazla ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abca605771b5-1790748165.png" alt="" width="408" height="254" />Turizm gelirlerini artırmada ana odağın ziyaretçi sayısından ziyade kişi başına yaratılan katma değer olması gerektiğini kaydeden Canbaz, geleneksel pazarlama yöntemlerinin de değişmesi gerektiğini ifade etti. Fuar stantlarında lokum ikram edilen pazarlama dönemlerinin geride kaldığını belirten Canbaz, hedef pazarlardaki Kongre ve Ziyaretçi Büroları (CVB) ile dijital tanıtım ajanslarıyla stratejik iş birliklerine odaklanılması gerektiğini kaydetti.</p>
<h2>Yeni neslin sektöre ilgisi düştü </h2>
<p>Sektörün geleceğini tehdit eden en büyük krizin insan kaynağı olduğunu belirten Canbaz, pandemi sonrası maaş skalalarının geride kalması ve enflasyonist ortamın yeni neslin sektöre ilgisini düşürdüğünü söyledi. Vardiyalı çalışma sistemine sıcak bakmayan ve uzun vadeli kariyer planı yapmaktan uzaklaşan yeni bir profil ile karşı karşıya olunduğuna işaret eden Canbaz, eğitim sisteminde köklü değişiklikler yapılması gerektiğinin altını çizdi. Canbaz, "Önümüzdeki 30 yıl boyunca lüks konaklama sektörünün en büyük sorunu nitelikli iş gücü bulmak olacak. Eğitim sistemimizi güncellemeli, sahaya hitap eden 'Turizm İngilizcesi' gibi mesleki odaklı dil eğitimlerini müfredatın merkezine koymalıyız. Gençlere uluslararası kariyer fırsatlarını doğru anlatmalıyız" diye konuştu.</p>
<h2>"Güvenli destinasyon algısını korumalıyız" </h2>
<p>Bölgesel krizlerin ve küresel ekonomik dalgalanmaların turizm sektörü üzerindeki doğrudan etkilerine değinen Canbaz, yakın zamanda yaşanan İran krizinin ve Nevruz dönemindeki durgunluğun Orta Doğu pazarını olumsuz etkilediğini hatırlattı. Turizmin jeopolitik dengelere en hassas sektör olduğunu vurgulayan Canbaz, kriz yönetimi ve pazar çeşitliliğinin önemini ilişkin olarak da şu ifadeleri kullandı: "Her olası krizde ilk ve en derin etkilenen alan maalesef biz oluyoruz. Tüketiciler artık seyahat kararlarında daha seçici. Türkiye'nin güvenli destinasyon algısını korumalı, pazar ve ürün çeşitliliğimizi artırarak krizlere karşı dayanıklılığımızı güçlendirmeliyiz."</p>
<p>Önümüzdeki 5 yıl içinde Türkiye turizminin daha deneyim odaklı ve sürdürülebilir bir yapıya geçeceğini öngören Canbaz, kültür, gastronomi, sağlık, MICE ve şehir turizminin gelişmesiyle sezonun 12 aya yayılmasının hedeflendiğini ifade etti. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">"Sürdürülebilir turizmi sosyal sorumluluk olarak görüyoruz"</span></h2>
<p>Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ın konumlandırmasını ve sürdürülebilirlik vizyonunu da değerlendiren Zafer Canbaz, "Oteli, İzmir’in şehir hayatı ile Ege kültürünü buluşturan bir deneyim alanı olarak konumlandırıyoruz. 160 odamız, Körfez manzaramız ve İstinyePark bağlantımızla misafirlerimize konaklamanın ötesinde sosyal bir buluşma noktası sunuyoruz. Sürdürülebilir lüksü çevresel ve sosyal bir sorumluluk olarak görüyoruz. GSTC 3. Aşama Sertifikası’na sahibiz. Akıllı otomasyonlar, güneş panelleri ve yerel tedarik zinciriyle karbon ayak izimizi azaltırken, kadının iş gücüne katılımını destekliyoruz" dedi. </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/otelcilikte-gider-baskisi-isin-surdurulebilirligi-icin-tehdit-88618</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/7/9/1/1280x720/otel-rezervasyon-1764315521.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Turizm sektöründe turist sayısı ve toplam ciro artsa da enflasyonist baskılar ile yükselen personel giderleri kârlılığı tehlikeye sokuyor. Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, döviz kurunun sabit seyrettiği bir ortamda artan maliyetlere dikkat çekerek, &quot;Kontrol edilemeyen gider artışı otel yatırımcıları, işletmeciler ve misafirler üçgeninde sürdürülebilirliği zorlaştırıyor&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bingol-sutasin-etki-gucuyle-kisi-basi-gelirde-35-sira-yukselecek-88614</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:45:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Bingöl, Sütaş’ın etki gücüyle kişi başı gelirde 35 sıra yükselecek&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HAKAN GÜLDAĞ</strong></p>
<p>Sütaş, süt ve süt ürünleri sektöründe 1975 yılından bu yana faaliyet yürütüyor. Türkiye’nin dört farklı bölgesinde, entegre üretim gerçekleştiren 4 tesisinin yanı sıra Makedonya ve Pakistan'da tesisleri bulunan Sütaş, Kazakistan ve Romanya'da da atağa kalkmaya hazırlanıyor. Marmara Bölgesi’nde Karacabey’de, İç Anadolu'da Aksaray’da, Ege-Akdeniz’de Tire’de ve Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Bingöl’de yer alan 4 tesisinde şirket, damızlık yetiştirme çiftliklerinden, yem fabrikasına, süt ürünleri fabrikasına, enerji ve gübre tesisleri ile entegre yapıda üretim gerçekleştiriyor. Sözleşmeli üretim ile 20 bin üretici aile ile çalışan Sütaş, 2025 yılında 1 milyon ton süt işledi, 171 bin satış noktasına günde ortalama 7 milyon paket süt ürünü tedariği sağladı. 2025'te konsolide net cirosu 56,7 milyar lira olarak gerçekleşti. 5 bin 846 bordrolu, 2 bin 202 sözleşmeli olmak üzere 8 binin üzerinde doğrudan istihdam sağlayan şirketin Anadolu'daki son iddialı yatırımı Doğu Anadolu’da kurduğu Bingöl Sütaş Bingöl Entegre Tesisleri oldu.</p>
<p>Sütaş Bingöl Entegre Tesisleri 3 bin 200 dekar arazi üzerinde yer alıyor. Hali hazırda 217 milyon dolar yatırımın gerçekleştiği entegre tesiste bulunan 6 bin 257 sağmal toplam 15 bin 504 büyükbaş hayvanın dışında Bingöl’de 658 üreticiden günde 28,3 ton süt tedarik ediliyor. Şirket yönetimi, 2025 yılında Bingöl ve komşu illerden 1,4 milyar TL değerinde 66,6 bin ton süt toplandığını açıkladı.</p>
<p>Bingöl’de 10 bin baş sağmal olmak üzere 22 bin 500 baş kapasiteli büyükbaş hayvan kapasiteli Damızlık Süt Sığırı Çiftliği yatırımıyla bölgede yapılacak süt hayvancılığı yatırımları için gerekli damızlık süt sığırı ihtiyacı ile birlikte Süt Ürünleri Fabrikası’nın ihtiyacı olan sütün yüzde 25’inin de üretilmesi hedefleniyor. Bingöl'de enerjiden, yem üretimine geniş alanda entegre yapıyı güçlendirecek çok sayıda yatırımın devam ediyor.</p>
<p>Peki, tüm yatırımların tamamlanmasıyla birlikte Sütaş Bingöl Entegre Tesisleri, Bingöl’e nasıl bir ekonomik ve sosyal etki yaratacak?</p>
<p>Tesislerde toplam bin 12 kişiye doğrudan istihdam sağlanacak. Halen Bingöl tesislerinde 1.006 kişi istihdam ediliyor. İstihdamın yüzde 94’ü Bingöl ve komşu illerinden sağlanıyor. İstihdam için uzun süre öncesinden başlayan bir eğitim programı devrede bulunuyor. 2011 yılından beri devam eden bir programla Karacabey Meslek Yüksekokulu’nda eğitim gören Bingöllü bursiyerler, Aksaray ve Karacabey’deki Sütaş fabrikalarında çalışarak deneyim kazandı ve Bingöl tesislerinin üretim yöneticileri olarak yetiştirildi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abca4eebcdac-1790747886.png" alt="" width="888" height="264" />
<figcaption><strong>Bingöl’e kurulan en büyük özel sektör yatırımında, sol baştan itibaren Enerji ve Gübre Üretimi, Yem Üretimi, Damızlık Süt Sığırı Çiftlikleri, Ar-Ge Merkezi ve Süt Ürünleri Üretim tesisleri entegre yapının en önemli halkalarını oluşturuyor.</strong></figcaption>
</figure>
<p>Yürütülen etki analiz çalışmalarına göre 2033 yılında, normal eğilime göre 2 milyar 254 milyon dolarlık bir büyüklüğe erişmesi beklenen Bingöl ekonomisinin, Sütaş yatırımı sonrasında 3 milyar 641 milyon dolarlık bir büyüklüğe ulaşacağı hesaplanıyor. Bingöl’ün GSYH’sının yüzde 61,5’ine karşılık gelen kısmının Sütaş yatırımının doğrudan ve dolaylı etkileri ile oluşacağı tahmin ediliyor. Sütaş yatırımı olmaksızın Bingöl’ün 2033 yılındaki fert başı GSYH’sının 7 bin 322 dolar olacağı, söz konusu yatırımdan sonra, fert başı GSYH’nın 10 bin 221 dolara erişeceği hesaplanıyor.</p>
<p>Bu gelişme kentte nasıl bir karşılık bulacak?</p>
<p>Ortaya konan hesaplamalara göre Bingöl, Türkiye’de fert başı GSYH bakımından 73’üncü sıradaki konumundan, 35 sıra birden yükselerek 38’inci sıraya gelecek. Yatırımının doğrudan ve dolaylı toplam istihdam etkisinin 8 bin 611 kişi olacağı hesaplanıyor. Sütaş’ın, bünyesinde çalıştırdığı her bir kişiye karşılık 8 kişiye daha istihdam imkânı oluşturacağı ifade ediliyor. Sütaş yatırımı ile birlikte Bingöl artık net göç veren iller arasında yer almayacağı kaydediliyor. Yürütülen etki analiz çalışmalarının sonuçlarına göre Bingöl’de toplanan vergi gelirlerinin normal eğilimi ile 2033 yılında 165,1 milyon dolar olması beklenirken, Sütaş yatırımı sonrasındaki büyüme ve canlanma ile bu rakam 2033 yılında 404 milyon dolara ulaşacak. </p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yılmaz: Çiftlikten sofraya model; döngüsel bir sistem yarattık</span></h2>
<p>Sütaş Yönetim Kurulu Başkanı Muharrem Yılmaz, şu değerlendirmeyi yaptı: "İş modelimizin en önemli unsurlarından biri sütün iyiliğini korumak. Sütün iyiliği için doğallığını korumak, özünü bozmadan üretmek ve dağıtmak gerekiyor. Onun için tarlada yetişecek yem bitkisinden ürünün evlere ulaşmasına kadar bütün tedarik zincirini entegre ettik. Kampüste süt de üretiliyor. O sütü üretecek hayvanların yiyeceği bitkisel üretim de yapılıyor, kesif yem de üretiliyor. Hayvanların gübresinden elektrik üretiliyor. Ortaya çıkan gübre tekrar toprağa, yemin yeniden yetişeceği alanlara gidiyor. Bu çiftlikten sofraya model, bir yandan döngüsel bir sistem, diğer yandan da tedarik zincirinin sürdürülebilirliği açısından önemli bir güvence. Pandemiyle beraber daha önce bu kadar gündemimizde olmayan tedarik zincirinin önemini hepimiz gördük. Bu nedenle tedarik zincirini birbirini kontrol eden, birbirine bağlı halkalar halinde ve çok iyi denetlediğimiz bir sistem haline getirdik. Bu yalnızca çevresel sürdürülebilirliğin ya da tedarik zinciri güvencesinin bir parçası değil. İş modelimizin de önemli bir unsuru. Türkiye'de her 10 hanenin 9'unda bir Sütaş ürünü var. İnsan kaynakları, IT, bütün süreçler ve prosedürler Yönetim Sistemleri Başkanlığının altında birlikte yönetiliyor."</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/bingol-sutasin-etki-gucuyle-kisi-basi-gelirde-35-sira-yukselecek-88614</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/4/1280x720/sutas-yonetim-kurulu-baskani-muharrem-yilmaz-1790747645.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Türkiye’nin dört ayrı bölgesinde entegre tesisleri bulunan Sütaş, Bingöl yatırımlarında önemli bir mesafe kat etti. Bugüne kadar 217 milyon dolar yatırımın gerçekleştiği Sütaş Bingöl Entegre Tesisleri&#039;nin, bölge iş yaşamı ile bütünleşik bir sistem ortaya koyarken, 2033 yılında Bingöl’ün GSYH’sının yüzde 61,5’ine karşılık gelen kısmına doğrudan ve dolaylı etki oluşturacağı belirtildi. Etki analiz sonuçlarına göre aynı yıl, Bingöl net göç veren kent olmaktan çıkacak ve fert başı GSYH bakımından, 73’üncü sıradan 38’inciliğe ulaşacak. Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz, &quot;Sütün iyiliği için doğallığını korumak, özünü bozmadan üretmek ve dağıtmak gerekiyor. Onun için tarlada yetişecek yem bitkisinden ürünün evlere ulaşmasına kadar bütün tedarik zincirini entegre ettik. Kampüste süt de üretiliyor.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avm-kira-odemelerinde-oteleme-talepleri-artiyor-88612</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> AVM kira ödemelerinde öteleme talepleri artıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>YENER KARADENİZ/İSTANBUL</strong></p>
<p>Yüksek enflasyon, artan iş gücü ve enerji maliyetleri ile tüketicinin harcamalarında daha seçici davranmaya başlaması perakende sektöründe nakit akışını daha önemli hale getirirken, bazı markalardan mağaza kiralarında öteleme talepleri gelmeye başladı. Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları Derneği (AYD) Başkanı ve ECE Türkiye Genel Müdürü Nuri Şapkacı, bazı perakendecilerin kira ödemeleri için 1-2 aylık vade veya öteleme talebinde bulunduğuna yönelik duyumlar aldıklarını söyledi. Nuri Şapkacı, perakendecilerin güçlü nakit akışları sayesinde bu sürecin yönetilebilir olduğunu belirtti. Sektör genelinde bazı perakendecilerin kira ödemelerinde kısa süreli vade istediği duyumlarının alındığını aktaran Şapkacı, 2022-2024 yılları arasındaki yüksek ciro performansının markaların bilanço ve nakit akışlarını güçlendirdiğini, dolayısıyla olası risklerin ve gecikmelerin bertaraf edilebilecek düzeyde olduğunu ifade etti. Şapkacı, kira ve ödeme süreçlerindeki asıl emarelerin 2027’nin ilk yarısında görülebileceğini, ancak yılın ikinci yarısından itibaren dezenflasyon süreci, finansman imkanlarındaki rahatlama ve harcamaların canlanmasıyla tablonun tekrar iyileşeceğini öngördü.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abca007b0bce-1790746631.jpg" alt="" width="800" height="760" />
<figcaption><strong>Nuri Şapkacı - Semet Yolaç Canlıel</strong></figcaption>
</figure>
<h2>Ciro, enflasyonun altında kaldı </h2>
<p>Kira ötelemelerinin gündeme geldiği dönemde AVM’lerde ziyaretçi sayısı korunmasına rağmen cirolardaki reel performans sınırlı kaldı. ECE Türkiye’nin portföy verilerine göre 2026’nın ilk sekiz ayında AVM ciroları geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 30 arttı. Aynı dönemde ortalama enflasyonun yüzde 31,68 olması nedeniyle ciro artışı enflasyonun altında gerçekleşti. Ziyaretçi trafiği ise geçen yılın aynı dönemiyle paralel seyretti. Veriler, tüketicinin AVM’lerden uzaklaşmadığını ancak bütçesini farklı kategoriler arasında yeniden dağıtmaya başladığını gösterdi. Kategori bazında bakıldığında özellikle moda ve ayakkabıdaki performansın diğer harcama gruplarının gerisinde kaldığı görüldü. İlk sekiz ayda moda kategorisinin cirosu yüzde 26, ayakkabının cirosu ise yalnızca yüzde 17 arttı. Buna karşılık eğlence yüzde 42 ile en yüksek artışın yaşandığı kategori olurken, sağlık ve bakımda yüzde 35, yeme-içmede yüzde 33, gıdada yüzde 30 artış kaydedildi.</p>
<h2>Tüketici deneyime yöneldi </h2>
<p>ECE Türkiye Genel Müdürü Semet Yolaç Canlıel de toplam cironun tek başına tüketimdeki değişimi anlamak için yeterli olmadığını belirterek, tüketicinin harcamalarını tamamen kısmak yerine bütçesini kategoriler arasında yeniden dağıttığına dikkat çekti. Moda ve ayakkabı ile yeme-içme ve eğlence kategorileri arasında belirgin bir ayrışma yaşandığını anlatan Canlıel, özellikle sosyalleşme ve deneyim odaklı harcamaların öne çıktığını söyledi. Sinemalarda güçlü yapımların da etkisiyle dönemsel olarak yüzde 350’ye varan artışlar görüldüğünü belirten Canlıel, bu hareketliliğin yeme-içme harcamalarını da desteklediğini ifade etti.</p>
<h2>Moda ve tekstilde baskı artabilir </h2>
<p>Perakendecilerin önümüzdeki dönemdeki önemli gündemlerinden birinin mağaza optimizasyonu olacağını belirten Nuri Şapkacı, artan iş gücü, enerji ve tedarik maliyetlerinin şirketleri daha verimli bir operasyon yapısına yönelttiğini söyledi. 2027’nin ilk yarısının 2026’ya göre daha zorlu geçebileceğini ifade eden Şapkacı, markaların nakit akışını korumak için mağaza portföylerini yeniden değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. Bu süreçte düşük performans gösteren mağazalarda kapatma veya metrekare küçültme seçeneklerinin gündeme gelebileceğine işaret eden Şapkacı, tüketicinin bütçe kısıtlamasından en fazla etkilenebilecek alanların başında tekstil ve moda kategorisinin geldiğini söyledi. Yeme-içme, kozmetik ve sağlık kategorilerinin ise görece güçlü kalması bekleniyor. Perakendecilerin büyüme isteğinin devam ettiğini ancak bundan sonraki dönemde kontrolsüz metrekare büyümesi yerine verimliliğin öne çıkacağını kaydeden Şapkacı, şirketlerin her segmentte mağazalarını tek tek analiz ederek hareket etmek zorunda kalacağını dile getirdi.</p>
<h2>AVM’lerde doluluk yüzde 100’e yaklaştı </h2>
<p>Bir taraftan bazı mevcut markalar maliyet ve kira baskısıyla karşı karşıya kalırken, diğer taraftan yeni mağaza açmak isteyen markalar AVM’lerde yer bulmakta zorlanıyor. Şapkacı, başarılı alışveriş merkezlerinde doluluk oranlarının yüzde 95- 100 bandına ulaştığını, bunun Türkiye pazarına girmek isteyen global markalar ile büyümek isteyen yerli perakendeciler açısından önemli bir engel oluşturduğunu söyledi. Yeni büyük ölçekli AVM yatırımlarının sınırlı kalmasının arz-talep dengesini bozduğuna işaret eden Şapkacı, ticari gayrimenkulde finansman imkanlarının daralmasının yeni yatırımların önündeki en önemli engellerden biri olduğunu kaydetti.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Yeni AVM yatırımları durma noktasında</span></h2>
<p>Yüksek enflasyon ve finansman maliyetleri yeni AVM yatırımlarını da önemli ölçüde yavaşlattı. Son dönemde açılan projelerin büyük bölümünün geçmiş yıllardan sarkan yatırımlar veya daha küçük ölçekli projeler olduğunu anlatan Şapkacı, büyük ölçekli yeni yatırımların başlaması için finansmana erişimin kolaylaşması ve enflasyonda kalıcı düşüş görülmesi gerektiğini söyledi. Şapkacı’ya göre ticari gayrimenkul yatırımlarında daha belirgin bir hareketlilik için 2027’nin ikinci yarısı kritik olacak. Yılın ilk yarısında perakendecilerin nakit akışı, maliyet yönetimi ve mağaza verimliliği açısından daha zorlu bir dönem beklenirken, ikinci yarıda dezenflasyonun devam etmesi, finansman koşullarının rahatlaması ve tüketici harcamalarının yeniden canlanması halinde sektörün görünümünde iyileşme bekleniyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/avm-kira-odemelerinde-oteleme-talepleri-artiyor-88612</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2024/12/avm.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yılın 8 ayında AVM cirolarındaki yüzde 30’luk artışın enflasyonun altında kalması ve artan maliyetler perakendecilerin nakit akışı üzerindeki baskıyı artırdı. AYD Başkanı ve ECE Türkiye Genel Müdürü Nuri Şapkacı, bazı markalardan AVM’lere kira ödemelerinde 1-2 aylık vade ve öteleme talepleri gelmeye başladığını açıkladı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-soku-metal-sokuna-donusebilir-88610</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petrol şoku metal şokuna dönüşebilir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/0/6abc9b325b0f9-1790745394.png" alt="" width="233" height="110" /></p>
<p>Bir varil petrolün fiyatı yükseldikçe, elektrikli araçların tekerleklerinin dönmesi için gerekli metallerin önemi de artıyor. İran savaşıyla Brent petrolün yılbaşından bu yana yüzde 72 yükselerek 105 doların üzerine çıkması, tüketicileri benzin ve dizel bağımlılığından kurtulmanın yollarını aramaya itiyor. Bu dönüşüm petrol şokunun, araç bataryalarından motoruna kadar her alanda kullanılan metallere sıçrayabileceğini gösteriyor. Bakır ve lityum bu hikâyenin başrolünde, nikel ise batarya tercihlerine bağlı olarak izlenecek metaller arasında. Kobalt, manganez ve grafit de talep artışından pay alabilecek diğer ürünler.</p>
<h2>Dünyada EV satışları bu yıl %4 arttı</h2>
<p>Elektrikli araç (EV) piyasasında büyüme hızlanıyor. Benchmark Mineral Intelligence verilerine göre, küresel yeni enerjili araç satışları ocak-ağustos döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4 arttı. Ağustosta küresel elektrikli araç satışları yüzde 2 artışla 1,83 milyona, yılbaşından bu yana toplam satışlar 13,4 milyona ulaştı.</p>
<p>Özellikle Avrupa’da ağustos satışları yüzde 36 artarak 380 bine çıktı. Yılın ilk sekiz ayındaki büyüme yüzde 29’a ulaştı. Dünyanın büyük üç pazarı arasındaki ABD ve Çin’de geri çekilmeye karşın, bu pazarlar dışında kalan ülkelerde ise satışlar yılbaşından bu yana neredeyse ikiye katlandı. Ağustosta bu pazarlardaki satışlar yüzde 97 artışla 290 bine yükseldi.</p>
<p>Bu durum petrol fiyatlarının tüketici tercihlerinde giderek daha güçlü bir ekonomik faktöre dönüştüğünü gösteriyor. Wood Mackenzie’ye göre, petrol fiyatları yüksek kalır, araç maliyetleri düşmeye devam ederse, elektrikli araçlara geçiş beklenenden hızlı gerçekleşebilir.</p>
<h2>Bakır ve lityum talebinde yeni hesap </h2>
<p>Hızlanan dönüşümün emtia piyasalarındaki karşılığı ise daha fazla metal ihtiyacı. Wood Mackenzie’nin petrol şokunun elektrikli araç talebini hızlandırdığı senaryosunda, bakır talebi temel senaryonun yüzde 2 üzerine çıkıyor. Bbu ilave talebi karşılamak için 2025- 2040 döneminde yıllık yeni maden kapasitesinin uzun dönem ortalaması olan 850 bin tondan 960 bin tona yükselmesi gerekiyor.</p>
<p>Lityumda fark çok daha belirgin: Aynı senaryoda talep, temel beklentinin yüzde 14 üzerine çıkıyor. Nikel, kobalt, manganez ve grafit de kullanılan batarya kimyasına bağlı olarak talep artışından pay alabilecek diğer girdiler.</p>
<p>Uzmanlara göre, yeni maden yatırımları talebi izleyemezse, petrol fiyatlarının tetiklediği elektrikli araç ivmesi metal piyasalarında yeni bir sıkışıklık yaşanabilir ve fiyatlarda hızlı bir artış tetiklenebilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">EV üretiminde en önemli metaller hangileri?</span></h2>
<p>● Lityum, elektrikli araç pil devriminin temel metalidir ve şu anda ticari üretimde olan hemen her elektrikli araç pil kimyasında bulunur. </p>
<p>● Bakır ise tüm elektrikli araç ekosisteminde kritik öneme sahiptir. </p>
<p>● Nikel, kobalt ve manganez, birçok büyük otomobil üreticisi tarafından kullanılan baskın NMC pil kimyasının temel bileşenleri. </p>
<p>● Grafit ise çoğu elektrikli araç pil anotunda en büyük malzeme hacmini oluşturur. </p>
<p>● Bu metaller birlikte, giderek “EV metal sepeti” olarak adlandırılan ve kaderleri artık küresel elektrikli araç benimseme hızına ayrılmaz bir şekilde bağlı olan bir grup emtiayı oluşturmaktadır.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Ev satışları hızlanıyor</span></h2>
<p>- Ağustos ayında küresel elektrikli araç satışları yüzde 2 artarak 1,83 milyon adede ulaştı ve yıl başından bu yana toplam satış hacmi 13,4 milyon adede çıktı. </p>
<p>- Avrupa’da aylık satışlar yüzde 36 artarak 380.000 adede ulaştı ve yılbaşından bu yana büyüme oranı yüzde 29’a yükseldi. </p>
<p>- Çin›deki satışlar, bir önceki yıla göre daha zorlu bir karşılaştırmanın etkisiyle yüzde 11 düşüşle 1,03 milyon araca geriledi. </p>
<p>- Avrupa, Çin ve ABD dışındaki satışlar ağustos ayında %97 artarak 290.000 adede ulaştı.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kuresel-ekonomi/petrol-soku-metal-sokuna-donusebilir-88610</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/0/1280x720/796-1790745704.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Petrol 105 dolar sınırında gezip dizel fiyatı fırlarken, pahalı akaryakıt elektrikli araçlara talebi hızlandırıyor. Küresel satışlar 13,4 milyona ulaşırken EV üretiminde gerekli bakır, lityum, nikel gibi metaller için yeni bir talep dalgası kapıda. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karsit-inceleme-yerine-88608</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:07:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Karşıt inceleme yerine…&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bugün KDV iadesi denildiğinde yeminli mali müşavirlerin (YMM) önüne gelen en önemli işlerden birisi hiç şüphesiz karşıt inceleme sürecidir. İade raporunu hazırlayan YMM, mükellefin indirilecek KDV listesinde yer alan alımlarının önemli bir bölümünü alt firmalar nezdinde incelemek, tutanak düzenlemek veya usulüne uygun teyit almak durumundadır.</p>
<p>Esasen karşıt incelemenin amacı çok açık; iade veya mahsup edilecek KDV’nin gerçek ve doğru olup olmadığını tespit etmek, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanımını engellemek ve Hazine’ye haksız KDV iadesi yapılmasının önüne geçmek.</p>
<p>Ama bugün geldiğimiz noktada şu soruyu sormanın zamanı geldiğini düşünüyorum; <strong>Karşıt incelemeyi kâğıttan elektronik ortama taşımak mı gerekiyor, yoksa artık karşıt incelemeyi tamamen kaldırıp yerine daha etkin bir sorumluluk ve risk analiz sistemi mi getirmek gerekiyor? </strong>Bence asıl tartışılması gereken konu tam olarak budur.</p>
<p><strong>Karşıt incelemenin mevzuattaki yeri;</strong></p>
<p>3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu’nun 12’nci maddesine göre YMM’ler yaptıkları tasdikin doğruluğundan sorumludurlar. Tasdikin doğru olmaması halinde ise tasdikin kapsamı ile sınırlı olmak üzere ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulurlar. Yani YMM’nin görevi sadece rapor yazmak, liste toplamak veya ekleri sisteme yüklemek değildir. YMM yaptığı tasdikin doğruluğu konusunda zaten kanundan gelen ciddi sorumluluk altındadır.</p>
<p>Karşıt incelemeye ilişkin esaslar yıllar içerisinde özellikle 20, 27, 29, 34 ve 41 Sıra No.lu Serbest Muhasebecilik, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu Genel Tebliğleri ile şekillenmiştir.</p>
<p>27 Sıra No.lu Tebliğ’de karşıt incelemenin amacının tasdike konu işlemin gerçek mahiyetinin ortaya çıkarılması olduğu açıkça belirtilmiş, KDV iadesi tasdik işlemlerinde indirilecek KDV’nin %80 veya daha fazlasına tekabül eden mal ve hizmet alımları ile ilgili karşıt incelemelerin yapılması zorunlu tutulmuştur.</p>
<p>29 Sıra No.lu Tebliğ ile bu uygulamanın ayrıntıları geliştirilmiş, önceki dönemlerden taşınan iade yükünün bulunması halinde incelemenin bu dönemlere de sirayet edebileceği belirtilmiştir.</p>
<p>34 Sıra No.lu Tebliğ ise bana göre bu makalenin önerisinin temelini oluşturan çok önemli bir yaklaşım ortaya koymaktadır. Buna göre KDV iadesi tasdik işlemlerinde karşıt incelemelerle, karşıt inceleme zorunluluğu dışında kalan bazı kurum ve kuruluşlardan yapılan alımlar da dahil olmak üzere %80 oranına ulaşılması yeterlidir. Hatta kalan %20’lik kısımda normal şartlarda karşıt inceleme sınırını aşan belgeler bulunsa dahi, sorumluluk YMM’ye ait olmak üzere %80 oranı ile yetinilebilmektedir. <strong>Dikkat edilirse mevzuatın kendi mantığında dahi esas güvence sadece tutanak değildir. Esas güvence YMM’nin yaptığı tasdik ve aldığı sorumluluktur.</strong></p>
<p><strong>2026 yılında karşıt inceleme elektronik ortama taşındı ama sorun daha da büyüdü</strong></p>
<p>24 Aralık 2025 tarihli ve 33117 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 1 Sıra No.lu “Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Raporlarına Eklenen Karşıt İnceleme Tutanaklarının Elektronik Ortamda Gönderilmesi Hakkında Tebliğ” ile karşıt inceleme tutanaklarının Dijital Vergi Dairesi üzerinden elektronik ortamda oluşturulması, onaylanması ve gönderilmesine ilişkin yeni sistem getirildi.</p>
<p>Sistem 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren ihtiyari olarak kullanılmaya başlanmış, 1 Temmuz 2026 tarihinden itibaren ise zorunlu olması öngörülmüştü.</p>
<p>Ancak uygulamaya ilişkin meslek camiasında yaşanan tartışmalar, teknik ve operasyonel güçlükler ile gelen talepler sonrasında 21 Ağustos 2026 tarihli ve 33347 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2 Sıra No.lu Tebliğ ile zorunlu uygulama tarihi 1 Ocak 2027’ye ertelendi.</p>
<p>Buraya kadar yapılan düzenleme elbette önemli. Kâğıt ortamındaki bir sürecin elektronik sisteme taşınması arşivleme, imza, belge güvenliği ve veri standardı bakımından faydalı olabilir.</p>
<p>Fakat benim itirazım tam da burada başlıyor. GİB karşıt inceleme tutanağını kâğıttan elektronik ortama taşımakla esas sorunu çözmüş oluyor mu? Bence hayır.</p>
<p><strong>Hatta cezai yaptırımı nedeniyle SMMM-YMM ile iade alan / teslimi yapan Mükellefler arasında ciddi problemlere yol açmış ve erteleme ile birlikte ihtilaflar daha da artmıştır. </strong> </p>
<p><strong>Sorun tutanağın kağıt mı elektronik mi olduğu değil</strong></p>
<p>Bir KDV iade dosyasında onlarca, bazen yüzlerce tedarikçi bulunabiliyor. Bu tedarikçilerin her birine ulaşılması, yetkili kişilerin tespiti, defter ve belgelerin kontrolü, imza/onay süreci, SMMM veya YMM ile yazışmalar, eksik bilgilerin tamamlanması ve tutanakların rapor ekine dönüştürülmesi ciddi bir zaman ve emek gerektiriyor.</p>
<p>Elektronik karşıt inceleme sistemi bu işlemlerin bir kısmını kolaylaştırabilir ama sürecin özündeki tekrarları ortadan kaldırmıyor.  Çünkü bugün Gelir İdaresi Başkanlığı’nın elinde geçmiş yıllarla kıyaslanamayacak ölçüde geniş elektronik veri bulunuyor.</p>
<p>E-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-Defter, e-Beyanname, KDV beyannameleri, indirilecek KDV listeleri, yüklenilen KDV listeleri, gümrük verileri, vergi dairesi kayıtları, özel esas bilgileri ve diğer kamu kurumlarından alınan veriler zaten elektronik sistemlerde bulunmaktadır.</p>
<p>Dahası KDV İadesi Risk Analiz Sistemi (KDVİRA), Riskli İade Takip ve Analiz Programı (RİTAP) ve Makro Analiz Raporu gibi sistemlerle KDV iadesine ilişkin veriler çok sayıda otomatik sorgudan geçirilmektedir.</p>
<p>Gelir İdaresi’nin kendi açıklamalarında KDVİRA sistemi ile iade listeleri üzerinden manuel yapılan kontrollerin büyük bölümünün otomatik olarak yapıldığı, veri ambarındaki bilgiler kullanılarak risk analizlerinin gerçekleştirildiği ve haksız iadelerin önlenmesinin amaçlandığı ifade edilmektedir.</p>
<p>Ee, hal böyle iken; bir tarafta aynı faturayı, aynı mükellefi, aynı KDV beyannamesini ve aynı ticari zinciri elektronik ortamda görebilen bir Gelir İdaresi sistemi, diğer tarafta ise YMM’nin aynı işlemi üçüncü kişilerden yeniden tutanakla teyit etmeye çalışması var.</p>
<p>İşte burada vergi denetiminde “veri mi esas olacak, tutanak mı?” sorusunu sormamız gerekiyor.</p>
<p><strong>Peki, ne yapılabilir; karşıt inceleme yerine ne gelmeli? </strong>Benim önerim açık ve net;</p>
<p><strong>KDV iade raporlarında rutin karşıt inceleme tamamen kaldırılmalı. </strong>Ne fiziki tutanak, ne elektronik tutanak…</p>
<p>Bunun yerine YMM’nin sorumluluğu, Gelir İdaresi’nin elektronik verisi ve risk analiz sistemi birlikte çalışmalıdır.</p>
<p><strong>1- İndirilecek KDV’NİN %80’i için açık YMM sorumluluğu getirilmeli</strong></p>
<p>Mevcut mevzuatta karşıt inceleme için kullanılan %80 kriteri korunabilir. Ancak bu oran artık “tutanak toplama oranı” değil, “YMM’nin özel ve açık tasdik sorumluluğu oranı” olarak uygulanmalıdır.</p>
<p>Başka bir ifadeyle; YMM tarafından düzenlenen KDV iade tasdik raporunda, iade talebine dayanak oluşturan indirilecek KDV’nin en az %80’ine tekabül eden mal ve hizmet alımları için karşıt inceleme tutanağı aranmasın. YMM bu bölümün gerçekliği, belge düzeni, KDV indirim hakkı ve iade hesabına etkisi konusunda <strong>3568 sayılı Kanun’un 12’nci maddesi kapsamında açıkça sorumluluk alsın.</strong></p>
<p>Raporun ilgili bölümünde de örneğin şu minvalde açık bir tasdik cümlesi yer alsın:</p>
<p><em>“İade talebine ilişkin indirilecek KDV’nin en az %80’ine tekabül eden işlemler tarafımızca mükellefin yasal defter ve belgeleri, elektronik fatura kayıtları, ödeme ve ticari ilişki verileri, stok/üretim kayıtları ve diğer denetim teknikleri kullanılarak incelenmiş olup bu işlemlerin doğruluğu 3568 sayılı Kanunun 12’nci maddesi kapsamında tasdik edilmiştir.”</em></p>
<p>Böylece karşıt incelemenin güvence fonksiyonu ortadan kalkmaz; şekil değiştirmiş olur. Tutanak sorumluluğa değil, sorumluluk doğrudan tasdike bağlanmış olur.</p>
<p><strong>2- Karşıt incelemeler tam ve doğru şekilde teslim edilse de çoğu zaman sonucu etkilemiyor ki;</strong></p>
<p>Ne demek istiyorum? Örnekle açıklayayım;</p>
<p>YMM Ali Veli bey, Al-Sat ihracat yapan bir mükellefi için imalatçıyı bulana kadar yüzlerce tutanak yapmış olsun ve tüm tutanakları fiziken yerinde yoklama şeklinde ve tutanaklarda zerre miskal hata kusur olmasın Ve dahi yazdığı YMM raporunun ekine yaptığı bu yüzlerce tutanağı fiziken vergi dairesine teslim etmiş olsun. (normalde ilk 10 KİT yeterlidir)  Rapor gayet olumlu ve her şeyiyle mevzuata ve kaidelere uygun olsun. Buraya kadar çok güzel zaten olması gereken bu… Ancak…! Vergi Dairesi KDVİRA kontrol raporunda alt firmalar ve altın altı firmalarda beyan tutarsızlığı, sahte fatura kullanma tespiti gibi birçok nedenle söz konusu ihracat yapan bir mükellefin iadesinde yüzlerce ödeme dekontu sunulmasını ve kapsamlı izahat yapılmasını ve yeterli görmemesi durumunda Tenzil edilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Ee ne oldu şimdi, bu kadar sunulan KİT ne işe yaradı? O zaman biz bu işi niye yaptık? YMM fiziken gitti, SMMM verileri verdi, firma onayladı YMM sorumluluk aldı ama sonuç vergi dairesi KİT’leri olan firmaları tenzil etti!</p>
<p><strong>Dolayısıyla Karşıt inceleme tutanağı ister kağıt ister dijital isterse de teşbihen altın yaldızla pamuklara sarılarak teslim edilsin sonuç de-ğiş-mi-yor…. Yine KDVİRA yine vergi dairesinin dediği oluyor.  </strong></p>
<p><strong>3- Gelir İdaresi kendi verisini YMM’ye daha etkin açmalı;</strong></p>
<p>Madem YMM ağır bir sorumluluk alacak, bu sorumluluğu yerine getirebilmesi için Gelir İdaresinin elindeki veriye de kontrollü ve yetkilendirilmiş şekilde erişebilmelidir.</p>
<p>Tasdik sözleşmesi bulunan mükellef ve iade raporu ile sınırlı olmak üzere YMM ekranında; tedarikçi risk durumu, beyan uyumsuzlukları, mükellefiyet durumu, özel esas göstergeleri, fatura-beyan eşleşmeleri ve KDVİRA tarafından üretilen temel risk sonuçları görülebilmelidir.</p>
<p>YMM’nin sorumluluk alıp İdarenin elindeki kritik veriyi görememesi doğru bir denetim modeli değildir.</p>
<p><strong>4- Riskli işlemleri YMM’ye tutanak toplatmak yerine idare incelemeli</strong></p>
<p>Sistem bir tedarikçiyi veya işlemi yüksek riskli görüyorsa, çözüm bütün mükelleflere karşıt inceleme yaptırmak olmamalıdır.</p>
<p>Riskli işlem doğrudan Gelir İdaresi tarafından elektronik olarak sorgulanmalı; gerekli görülürse yoklama, izaha davet, vergi incelemesi veya diğer idari denetim yöntemleri uygulanmalıdır.</p>
<p>Yani risk yoksa rutin tutanak yok; risk varsa İdarenin hedefli denetimi var.</p>
<p>Bu model hem vergi güvenliğini artırır hem de sağlam mükelleflerin KDV iadelerinin sırf üçüncü kişilerden tutanak beklenmesi nedeniyle gecikmesini önler.</p>
<p><strong>5- Sorumluluk sınırı raporda açıkça belirlenmeli</strong></p>
<p>3568 sayılı Kanun’un 12’nci maddesinde YMM’nin tasdikin doğruluğundan sorumlu olduğu ve tasdikin kapsamının raporda açıkça belirtilmesi gerektiği zaten hüküm altındadır.</p>
<p>Yeni modelde karşıt incelemenin yerine geçen özel güvence de raporda açıkça tanımlanmalıdır.</p>
<p>Örneğin; indirilecek KDV’nin %80’ine tekabül eden işlemler “özel tasdik ve sorumluluk kapsamı” olarak belirlenebilir. YMM bu bölüm bakımından vergi, ceza ve tasdik sorumluluğunu mevcut kanuni çerçevede açıkça üstlenir. Böylelikle hangi işlemin hangi kapsamda tasdik edildiği tartışmasız hale gelir.</p>
<p>Bununla birlikte bu özel düzenlemenin, YMM’nin raporun bütünü üzerindeki genel mesleki özen ve doğruluk yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı da açıkça belirtilmelidir.</p>
<p><strong>Bu modelin faydası ne olacak?</strong></p>
<p>Böyle bir sistem getirildiğinde;</p>
<p><strong>- </strong>KDV iade raporlarının hazırlanma süresi ciddi ölçüde kısalacaktır.</p>
<p><strong>- </strong>Yüzlerce tedarikçiden tutanak toplama yükü ortadan kalkacaktır.</p>
<p><strong>- </strong>Mükellef, tedarikçi, SMMM, YMM ve vergi dairesi arasındaki gereksiz yazışmalar azalacaktır.</p>
<p><strong>- </strong>Elektronik sistemde zaten bulunan verilerin tekrar tekrar beyan edilmesi önlenecektir.</p>
<p><strong>- </strong>YMM’nin denetimi şekli belge kontrolünden işlem gerçekliği ve risk analizine kayacaktır.</p>
<p><strong>- </strong>Gelir İdaresi bütün mükellefleri aynı yoğunlukta kontrol etmek yerine riskli işlemlere yoğunlaşacaktır.</p>
<p><strong>- KDV iadeleri daha hızlı sonuçlanacak, işletmelerin finansman ihtiyacı ve devreden KDV yükü azalacaktır.</strong></p>
<p><strong>- </strong>Haksız iade ile mücadele, genel ve mekanik kontroller yerine veri temelli hedefli denetime dönüşecektir.</p>
<p><strong>En önemlisi; aynı veriyi bir daha istemeyelim;</strong></p>
<p>Vergi sistemimizde maalesef zaman zaman aynı bilgi farklı isimlerle, farklı formlarla ve farklı kurumlardan tekrar tekrar istenebiliyor.</p>
<p>Karşıt inceleme de bugün teknoloji nedeniyle yeniden düşünülmesi gereken uygulamalardan biri haline geldi. Bir faturanın e-Fatura sisteminde bulunduğu, satıcının ve alıcının beyannamelerinin İdarede olduğu, KDV iade listelerinin elektronik verildiği, gümrük ve mükellefiyet bilgilerinin sistemde görülebildiği bir ortamda; aynı ticari işlemin üçüncü kişiden ayrıca tutanakla yeniden teyit edilmesi artık vergi güvenliğinin tek yolu olmamalıdır.</p>
<p>Vergi güvenliği elbette çok önemli. Haksız KDV iadesinin önlenmesi daha da önemli.</p>
<p>Ama vergi güvenliği ile bürokrasiyi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Güvenliği artıran şey kağıt veya elektronik tutanak sayısı değil; doğru veri, doğru risk analizi, nitelikli denetim ve sorumluluğun doğru kişiye açık şekilde verilmesidir.</p>
<p><strong>Sonuç olarak,  Karşıt İnceleme Yerine; Veri + Risk Analizi + YMM Sorumluluğu = KDV iadesi</strong></p>
<p>Karşıt inceleme tutanağını fiziki veya elektronik ortama taşımak yerine, karşıt inceleme zorunluluğunu tamamen kaldırıp; Gelir İdaresinin güçlü veri altyapısı, KDVİRA ve diğer risk analiz sistemleri ile YMM’nin kanuni tasdik sorumluluğunu bir araya getiren yeni bir model kurulabilir.</p>
<p>Mevcut %80 kriteri de bu modelde korunabilir. Ancak %80 artık “kaç tane tutanak toplandı?” hesabı değil, YMM’nin hangi büyüklükteki indirilecek KDV için açık, kapsamlı ve doğrudan sorumluluk aldığı anlamına gelmelidir.</p>
<p>Özetle;</p>
<p>Bana göre KDV iadelerinde hem Hazineyi koruyan, hem mükellefin hakkını hızlandıran, hem de meslek mensuplarını gereksiz bürokrasiden kurtaran sistem tam olarak bu olmalıdır.</p>
<p>Usul elbette önemlidir ama bazen usulü sadeleştirmek, esasa daha hızlı ve daha doğru ulaşmamızı sağlar.</p>
<p>Naçizane önerim bu şekildedir.. Faydalı olması dileğiyle…</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/karsit-inceleme-yerine-88608</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ &#039;Karşıt inceleme yerine…&#039; ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/banker-yalcindan-fon-yatirimlari-krizine-88607</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:04:00 +03:00</pubDate>
            <title> Banker Yalçın’dan ‘fon yatırımları krizi’ne</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Raif Bakova /İKÜ MYO Öğretim Görevlisi</strong></p>
<p><strong>Dr. Şerif Yüksel / İKÜ Uluslararası Ticaret ve Finansman</strong></p>
<p>Türkiye ekonomisi ellili yıllarda başlayan dışa açılma sürecinde, kimi zaman küçük kimi zaman da büyük ekonomik krizlerle ‘liberal ekonomi’nin faturasını üstlenmiştir. Bu yazı çerçevesinde; 75 yıllık sürecin kilometre taşlarını anımsayarak 17 Eylül günü kamuoyuna sunulan ‘fon krizi’ni açıklamaya çalışılacaktır.</p>
<p>Ekonomistler 1950 yılını ilk amatör liberal uygulama kabul ederler. İkinci Dünya Savaşı’na girmeyen siyasal iktidarın biriktirdiği dövizler, yeni iktidara gelen DP’nin kurmayları tarafından ithalata harcanmış ve 1954 yılında döviz kıtlığı ve karaborsa başlamıştır. Üyesi olduğumuz IMF uzmanları Türkiye’ye gelip bir iyileştirme programı ile ekonomide denge (istikrar) sağladılar. (Ünlü Türk Parası Kıymetini Koruma Mevzuatı’nda yeni yaptırımlar düzenlendi.)</p>
<p>Türk ekonomisinin uluslararası ve güncel iktisat kurallarına göre liberal düzenlemede ikinci aşama ’24 Ocak İstikrar Tedbirleri’ programıdır. Ne var ki liberalizmi sindiremeyen yönetim ve toplum kısa sürede bir krizle karşılaştı. Türkiye’nin ‘Bankerler Krizi’ 1980’li yılların başında serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinde yaşanan yüksek faiz vaatleriyle halktan para toplayan bankerlik sisteminin çökmesi ve 300 binden fazla kişinin (bankerzede) birikimlerini kaybetmesiyle sonuçlanan büyük bir toplumsal ve ekonomik faaliyettir.</p>
<p>Süreç enflasyon ile mücadele amacıyla faizlerin serbest bırakılmasıyla başlamış ve denetimsiz bir ‘Saadet Zinciri (Ponzi)’ sistemine dönüşerek trajik bir şekilde sonuçlanmıştır. (Simge Banker ‘Yalçın’ın hikayesi Emin Çölaşan tarafından kitaplaştırılmıştır <sup>i</sup>.)</p>
<p>Seksenli yıllar sürecinde bankalar faiz yarışına girmedi. Banker sayısı hızla arttı; 2000. Halk enflasyona karşı korunmak için evini ve arabasını satarak bankerlere para yatırdı. Yıllık faiz yüzde 100’ün üzerine çıktı. Kamu yönetimi olaya el koydu. Özetle, dönemin Başbakanı ve sorumlu bakanı istifa etti.</p>
<p>Doksanlı yıllarda yaşanan ve döviz kurlarının çok yükselmesiyle (12 TL olan dolar Şubat 1994’te 35 TL’ye yükselmişti.) ekonomiyi etkileyen kriz, ‘5 Nisan Kararları’ ile aralık ayında sona erdi. Kurlarda denge oluşurken piyasalar sakinleşti. Doksanlar, Uzak doğu ve Rusya bölgesel krizlerinin etkisiyle dalgalanmalar yaşandığı bir dönemdi.</p>
<p>2000’li yıllara yeniden Türkiye ekonomisinde hareketlilik yaşanarak girildi. Bankacılık Krizi olarak da adlandırılan dönemin kısa süreli olmasında Dünya Bankası’nda görevli Dr. Kemal Derviş’in “Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı” ve mevzuat uygulamaları (Bankacılıkta ‘Sermaye Yeterlilik Rasyosu’ gibi yasal düzenlemeler…) etkili oldu. AB ilişkilerinde olumlu hava ve uluslararası para piyasalarındaki dengelenmenin katkısı da unutulmamalıdır.</p>
<p>Bu arada el konulan bankaların tasfiyesinde oluşan ödemeler ise -her zaman olduğu gibi- kamu/Hazine tarafından karşılandı. Diğer krizlerde de olduğu gibi, finansal ve sermaye piyasalarında mevzuat düzenlemeleri ve tasfiye sürecinde ödemeler hızla yapılarak yeni iktidara sorunsuz teslim edildi.</p>
<p>Türkiye ekonomisinin yaklaşık 75 yıllık liberal ve serbest piyasa yapılanmasının sonucunda yeni bir bankerlik ya da döviz işlemlerinden kaynaklanmayan yeni bir sorunla karşı karşıyayız.</p>
<p><strong>Fon piyasası krizi</strong></p>
<p>Geçen yıl yapılan Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği Kongresi’nde ekonomiden sorumlu Bakan’ın değindiği fonlarla ilgili sorun maalesef 8 aylık gecikme ile yeniden gündem buldu ve 17 Eylül gün ki açıklamayla 7 portföy yönetim şirketinin kurucusu olduğu yaklaşık 900 milyar TL değerinde 131 yatırım şirketinin tasfiyesine SPK karar verdi. Ne var ki 8 aylık süreçte fonların yönetimine ilişkin mevzuat Aralık 2025’te oluşturulan kurula rağmen yayınlanıp uygulamaya geçilmemişti. Her ne kadar fon piyasasının yüzde 10’unu oluşturan bu deprem, 550 bin yatırımcıyı çok yakından ilgilendirdiği de önemsenmedi.</p>
<p>Gerçekleşen deprem Türk sermaye piyasalarının genel yapısını bozacak büyüklükte olmasa da tasfiye süreci sonunda yatırımcıların eline geçecek değerin azlığı ve mağduriyet hikâyeleri kamuoyunda gündemde. O nedenle genel önlemlerin yanı sıra SPK’nın olaya ilişkin son açıklamasının yorumu yapılanların en doğrusu olduğunu gösteriyor.</p>
<p>“… 131 fonun elindeki hisselerin aynı anda piyasaya sürülmesi zaten taban olan bu hisselerde onarılması daha güç sarsıntılar yaratma potansiyeli taşıyor. SPK, bu operasyonel zorluğu görerek tasfiye sürecini üç aydan altı aya çıkararak Mart 2027’ye kadar uzatma kararı aldı.<strong><sup>ii</sup></strong>”</p>
<p>Bu yolla panik satışların önünün kesilmesi ile piyasa şartlarının dengelenmesi, mağdur fon yatırımlarının zararının azaltılması hedefleniyormuş. Tasfiye sürecinde İş Bankası ve Ziraat Bankası’nın görevlendirilmesi de bir başka olumlu gelişme. Her iki kuruluşun finans piyasalarındaki itibar ve güveni en üst seviyede.</p>
<p>Medyada bu gelişmeler tartışılırken siyasetçiler başta olmak üzere birçok yönden eleştiriler yapılıyor. Yatırımcının bile suçlandığı getiri hırsı ile yapıldığı ve zararı hak ettiği ileri sürülüyor. Hiç kimse enflasyon ve kötü gelir dağılımının rolünü konuşmuyor. Bu arada portföy yatırımlarına ilişkin mevzuatın aylarca geciktirilmesinin nedenleri ve sorumlulardan söz eden yok. En liberal ABD’de bile Madoff’un Ponzi skandalında Amerika SPK’sı SEC devreye girerek kendisini 150 yıl hapis cezasına çarptırdı <sup>iii</sup> . O nedenle sistemi, kuralları ve mevzuatı var olan ülkelerde bile olabilen finans yolsuzluklarıdır bunlar. Sermaye piyasalarında kullanılan tanımı ‘Ponzi Şeması’ ya da “Saadet Zinciri”dir. Türkiye’deki banker skandalında “Saadet zinciri koptu” diye nitelendirilmişti.</p>
<p>Bu defa krizin teması ve enstrümanlarına ilişkin genel bilgi karmaşıklığı ile konu farklı değerlendiriliyor. Oysa ekonomi yönetiminin olaya el koyduğunda mevzuat hazırlanması hızlı gerçekleşip, denetim yapılabilse kamuoyu bu denli tepki vermeyebilirdi. Bakan’ın “Biliyoruz, duyuyoruz” dediği tarih 2 Kasım 2025, Mevzuatı’ın açıklanması 28 Ağustos 2026 ve olaya müdahale 17 Eylül 2026.</p>
<p>Bu tablo gecikmenin varlığını gösteriyor. Yatırımcı sayısının 550 bin olması en az 2.5 milyon vatandaşın mağdur edildiği anlamına geliyor. Olası değerin 17-20 milyar dolar olarak hesaplanması ise bir başka kayıp ve Hazine’ye yük demektir. Geçen ay hariç, ayda 400 milyar dolayında aylık genel bütçe açığının varlığı ise bir başka olumsuzluk.</p>
<p>Özetle en zengin ve ileri ülkelerde benzeri sermaye piyasası olumsuzlukları yaşanmaktadır. Ancak, hiçbirinde mevzuatı sonradan oluşmaz ve de risk kurumları olduğunda sıkı ve sürekli denetlenmektedir. Bir önemli konuda dünya enflasyon sıralamasında en kötülerde hep ilk üç içinde olan bir toplumun fertlerinin bu türden Ponzi tuzaklarına düşmesi olağandır. Hele gelir dağılımı çök kötüyse…</p>
<p>----</p>
<p>i) Emin Çölaşan (1985), “Yalçın Nereye Koşuyor? Bendeniz 18 Yaşında Banker Yalçın, Paracıkları Bana Emanettir Halkın…” Milliyet Yayınları</p>
<p>ii) Milliyet, 23.09.2026, Zeynep Aktaş, Ekonomi sayfası yazısı.</p>
<p>iii) Bernard Madoff, Nasdaq borsasının eski icra kurulu başkanıydı. ABD’de yaklaşık 64 milyar dolarlık bir fonla zenginlerden para topladı ve sonunda battı. Madoff 1960’ta Wall Street’te en iyi piyasa yapıcı işlerle firmasını kurdu. İşlerin kötüye gitmesi ile (2008 Küresel Kredi Krizi’nde) tutuklandı ve 150 yıl hapis cezasına çarptırıldı.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/banker-yalcindan-fon-yatirimlari-krizine-88607</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Banker Yalçın’dan ‘fon yatırımları krizi’ne ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eto-yeni-donemde-girisimcilik-calismalarini-genisletecek-88644</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> ETO yeni dönemde girişimcilik çalışmalarını genişletecek</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ABDULLAH SÖNMEZ/ESKİŞEHİR</strong></p>
<p>Eskişehir Ticaret Odası (ETO), 2022-2026 döneminin son meclis toplantısını gerçekleştirdi.</p>
<p>Toplantıda dört yıllık dönemde yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulunan ETO Başkanı Metin Güler, odanın son dönemde gerçekleştirdiği organizasyonlar ile girişimcilik çalışmalarını anlattı. Yeni dönemde de tüccar ve sanayicinin gelişimine yönelik projelere devam edeceklerini kaydeden Güler, özellikle üniversite öğrencilerinin girişimciliğe yönlendirilmesine önem vereceklerini ifade etti.</p>
<p>Son dönemde gerçekleştirilen Tarım Fuarı’na da değinen Güler, fuarın yedinci kez düzenlendiğini ve 100’ün üzerinde firmanın organizasyona katıldığını söyledi. Eskişehir’den 30 firmanın fuarda yer aldığını aktaran Güler, organizasyonun ürünlerin tanıtılmasının yanı sıra yeni iş bağlantılarının kurulmasına da imkan sağladığını belirtti.</p>
<p><strong>“Bin kişiyi bir hafta boyunca kentte ağırladık”</strong></p>
<p>ETO’nun bu yıl ilk kez Ralli Şampiyonası’na ev sahipliği yaptığını aktaran Güler, yaklaşık 100 sporcunun mücadele ettiği organizasyonda 45 aracın yarıştığını bildirdi. Organizasyon kapsamında yaklaşık bin kişinin Eskişehir’e geldiğine dikkat çeken Güler, “Fuar alanımızın farklı amaçlarla kullanılabildiğini bu organizasyonda da gördük. Yarışa ev sahipliği yapmak bizi mutlu etti. Bizim açımızdan en önemli noktalardan biri de yaklaşık bin kişinin bu vesileyle Eskişehir’e gelerek bir hafta boyunca kentimizde konaklaması oldu. Yarışan araçların bakım ve onarım süreçleri de tesislerimizde gerçekleştirildi” dedi.</p>
<p><strong>70 girişimci projesinden 10'u finale kaldı</strong></p>
<p>Güler, ETO’nun üniversitelerle birlikte hayata geçirdiği “Kampüsten Ticarete Girişim Akademisi” projesinin yaklaşık altı aylık bir çalışmanın ardından ilk sonuçlarını verdiğini söyledi. Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin katkılarıyla yürütülen programa öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiğini belirten Güler, yaklaşık 70 girişimci projesinin başvuru yaptığını kaydetti.</p>
<p>Başvuruların üniversiteler, ETO meclis ve yönetim kurulu üyeleri ile girişimcilik alanında görev yapan isimlerin bulunduğu bir ekip tarafından değerlendirildiğini ifade eden Güler, 70 proje arasından 10 projenin finale bırakıldığını, daha sonra yapılan değerlendirmeyle ilk üç projenin belirlendiğini söyledi.</p>
<p><strong>“Üç projeye ekonomik destek sağladık”</strong></p>
<p>Genç girişimcilerin yalnızca fikir aşamasında değil, işlerini geliştirme sürecinde de desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Güler, “Bir gencin ‘Ben girişimci olacağım, yeni bir iş kuracağım, iyi bir projeyi ortaya çıkaracağım’ diyebilmesi için fikri olan gençlerimizi desteklememiz gerekiyor. Bu çalışmayı ilk kez yaptık ancak önümüzdeki yıllarda daha da genişletmek istiyoruz. Hedefimiz 70 değil, 100’lü, 200’lü projeleri değerlendirebileceğimiz bir yapıya ulaşmak. Finale kalan 10 proje içerisinden üç projeye ekonomik destek sağladık. Ayrıca bu girişimcilere bir yıl boyunca Eskişehir Ticaret Odası bünyesinde ofis tahsis ettik” diye konuştu.</p>
<p>Finale kalan diğer projeleri de iş dünyasıyla buluşturmayı planladıklarını anlatan Güler, projelerin faaliyet alanlarına göre ETO meslek komitelerinin toplantılarına davet edileceğini bildirdi. Böylece genç girişimcilerin sektör temsilcileriyle doğrudan temas kurmasını amaçladıklarını ifade eden Güler, bir yıl boyunca oda bünyesindeki altyapı ve fiziki imkanlardan yararlanabileceklerini söyledi.</p>
<p><strong>“100 mezundan en az 10’u kendi işini kurmalı”</strong></p>
<p>Bir iş fikrinin projelendirilmesinin tek başına yeterli olmadığını belirten Güler, gençlerin satış, pazarlama, paketleme ve iş geliştirme gibi alanlarda da tecrübeye ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Girişimciliğin istihdam açısından önemine işaret eden Güler, “Eğer 100 üniversite öğrencisini mezun ediyorsak bunun en az 10 tanesi kendi işini kurmalı ki diğer 90 kişi de girişimci olan arkadaşlarımızın yanında iş bulabilsin. Bu nedenle girişimciliği destekleme misyonunu çok değerli buluyoruz. Kampüsten Ticarete projesini her yıl devam ettirerek daha geniş bir yapıya ulaştırmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Yeni dönemde yeni hayallerimiz var”</strong></p>
<p>2022-2026 döneminin son meclis toplantısını gerçekleştirdiklerini belirten Güler, dört yıllık süreçte ETO organ ve komite üyelerinin hem Eskişehir’in hem de oda üyelerinin ticari hayatının gelişmesi için zaman ve emek harcadığını söyledi. Güler, görev süresi boyunca çalışmalara katkı sunan komite, meclis ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti.</p>
<p>Yeni döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Güler, “Önümüzde yeni bir dönem ve yeni hayallerimiz var. Eskişehir’e ve odamıza karşı sorumluluklarımız bulunuyor. 2026-2030 döneminde daha planlı şekilde, daha çok zaman ayırarak elimizden gelen katkıyı sağlamak zorundayız. Geçiş dönemlerini bir bayrak devir teslimi olarak görmek gerekiyor. Hep birlikte yeni ufuklar açmaya, tüccar ve sanayicimize katkı sağlamaya, yeniliklere imza atmaya devam edeceğiz. Türkiye çapında örnek ve sürdürülebilirliği olan bir oda yapısını hep birlikte devam ettirmeyi hedefliyoruz” dedi.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/eto-yeni-donemde-girisimcilik-calismalarini-genisletecek-88644</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/4/1280x720/eto-yeni-donemde-girisimcilik-calismalarini-genisletecek-1790758203.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Eskişehir Ticaret Odası’nın 2022-2026 döneminin son meclis toplantısında konuşan ETO Başkanı Metin Güler, dört yıllık dönemi değerlendirerek yeni dönem hedeflerini anlattı. Gençlerin iş dünyasına kazandırılmasına yönelik çalışmaları genişleteceklerini belirten Güler, Kampüsten Ticarete Girişim Akademisi’ni her yıl sürdürmeyi ve programa katılan proje sayısını artırmayı hedeflediklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutso-turuncu-liste-tanitim-toplantisinda-2026-2030-donemi-icin-aday-kadro-tanitildi-88639</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KUTSO Turuncu Liste&#039;nin 2026–2030 dönemi için aday kadrosu tanıtıldı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KÜTAHYA</strong></p>
<p>Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası’nın (KUTSO) 3 Ekim 2026 tarihinde gerçekleştirilecek seçimi öncesinde başkan adayı Esin Güral Argat’ın Turuncu Liste Tanıtım Toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Kütahya iş dünyasının farklı sektörlerinden çok sayıda temsilcinin katıldığı toplantıda, 2026–2030 döneminde görev yapmak üzere 15 meslek komitesinde yer alan 202 kişilik aday kadro kamuoyuna tanıtıldı. </p>
<p>Toplantıda konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı ve 2026–2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkan Adayı Esin Güral Argat, süreç boyunca kendisine ve çalışma arkadaşlarına destek verenlere teşekkür ederek, “Bu yola hiçbirinizi mecbur eden olmadı. Siz kendi gönlünüzle, kendi inancınızla çıktınız. Bu kampanyanın gerçek gücü birlik olabilmemiz, aynı yöne bakmamız ve sizin emeğiniz oldu” ifadelerini kullandı. Esin Güral Argat, toplantıya katılanların oluşturduğu tabloya ilişkin, “Şu salona bakıyorum ve gördüğüm şey bir seçim ekibi değil. Gördüğüm şey, Kütahya’nın ta kendisi” dedi.</p>
<p><strong>“3 bini aşkın üyemizin her birine dokunduk”</strong></p>
<p>Konuşmasında seçim sürecinde yürütülen çalışmalara da değinen Güral Argat, “3000’i aşkın üyemizin her birine tek tek dokunuldu. Sorunları dinlendi, not edildi” dedi. Güral Argat, geride kalan dört yıllık dönemde KUTSO’yu masa başından çıkarıp sahaya taşıdıklarını, tedarikçi günlerinden meslek komitesi toplantılarına, il istişare toplantılarından her yıl birlikte hazırladıkları strateji planlarına kadar farklı çalışmalarla üyelerle doğrudan temas ettiklerini ifade etti. Bu süreçte üyelerin sorunlarını dinleyip takipçisi olduklarını belirten Güral Argat, KUTSO’nun Kütahya’daki çalışmalarının yanı sıra uluslararası platformlarda da şehri temsil ettiklerini söyledi.</p>
<p>Toplantıda gelecek döneme ilişkin hedeflerini de paylaşan Güral Argat, Kütahya ekonomisinin büyümesi, zenginleşmesi, derinleşmesi ve çeşitlenmesi gerektiğini belirterek; üretimin daha yeşil, dijital ve yüksek teknolojili bir yapıya taşınması, savunma sanayisinde Kütahya’nın mutlaka yer alması ve tarıma hak ettiği değerin kazandırılması yönündeki hedeflerini dile getirdi. Tarıma ilişkin hedeflerini de paylaşan Güral Argat, “Toprağımıza, tarımımıza hak ettiği değeri vereceğiz; üreteni kazandıran, gencine kendi şehrinde iş veren bir tarım kuracağız” dedi. </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kutso-turuncu-liste-tanitim-toplantisinda-2026-2030-donemi-icin-aday-kadro-tanitildi-88639</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/9/1280x720/kutso-turuncu-liste-tanitim-toplantisinda-2026-2030-donemi-icin-aday-kadro-tanitildi-1790757035.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve 2026–2030 dönemi Yönetim Kurulu Başkan Adayı Esin Güral Argat, Turuncu Liste Tanıtım Toplantısı’nda 15 meslek komitesinde yer alan 202 kişilik aday kadroyu tanıttı. Kütahya ekonomisinin büyümesi, zenginleşmesi, derinleşmesi ve çeşitlenmesi gerektiğini belirten Güral Argat, hedeflerinin üretimin daha yeşil, dijital ve yüksek teknolojili bir yapıya taşınması, savunma sanayisinde Kütahya’nın mutlaka yer alması ve tarıma hak ettiği değerin kazandırılması olduğunu söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yesil-finansin-ortak-dili-yayinda-88622</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 08:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeşil finansın ortak dili yayında</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği’nin yayımlanması, yeşil finans ve sürdürülebilir yatırım gündeminde önemli bir eşiği ifade ediyor. Artık ‘yeşil yatırım’ demek tek başına yeterli olmayacak. Bir yatırımın hangi çevresel hedefe katkı sağladığı, diğer hedeflere zarar verip vermediği, hangi teknik kriterlere uyduğu ve bu etkinin nasıl raporlanacağı daha görünür hale gelecek.</p>
<p>Bu nedenle taksonomi yalnızca çevre mevzuatı olarak okunmamalı. Asıl etkisi finansman, yatırım kararı, ihracat rekabeti, tedarik zinciri ve kurumsal güven alanlarında görülecek. Bankalar, yatırımcılar ve şirketler aynı dili konuşmaya başladığında, gerçekten çevresel fayda üreten projelerin finansmana erişimi kolaylaşacak.</p>
<p><strong>Yeşil iddia ölçülebilir olmalı </strong></p>
<p>Bugüne kadar iş dünyasında ‘yeşil’, ‘sürdürülebilir’, ‘çevreci’ veya ‘düşük karbonlu’ gibi ifadeler farklı anlamlarda kullanılabiliyordu. Bu durum hem yatırımcı hem finans kuruluşu hem de müşteri açısından güven sorununa yol açıyordu. Taksonomi bu belirsizliği azaltmayı hedefliyor.</p>
<p>Yönetmeliğin en önemli tarafı, ekonomik faaliyetleri çevresel açıdan sınıflandıracak bir çerçeve getirmesi. Bir faaliyetin uyumlu sayılabilmesi için çevresel hedeflerden en az birine önemli katkı sağlaması, diğer çevresel hedeflere önemli zarar vermemesi ve asgari sosyal koruma önlemleriyle uyumlu olması gerekiyor.</p>
<p>Bir yatırımın yalnızca emisyon azalttığı için otomatik olarak yeşil kabul edilmemesi yaklaşımı doğru. Su kullanımını artırıyor, atığı büyütüyor, ekosisteme zarar veriyor veya sosyal riskleri dikkate almıyorsa bütüncül bir sürdürülebilirlik iddiası zayıflar. Taksonomi, yatırımlara daha geniş bir gözle bakmayı zorunlu hale getiriyor.</p>
<p><strong>Altı hedef, tek yatırım dili</strong></p>
<p>Yönetmelikte altı çevresel hedef öne çıkıyor. Sera gazı emisyonlarının azaltımı, iklim değişikliğine uyum, su ve deniz kaynaklarının korunması, döngüsel ekonomiye geçiş, kirliliğin önlenmesi ve biyoçeşitliliğin korunması.</p>
<p>Bu başlıkların tamamı işletmeler açısından somut karşılığa sahip. Enerji verimliliği emisyon azaltır. Atık ısı geri kazanımı kaynak verimliliği sağlar. Su geri kazanımı hem maliyeti hem riskleri düşürür. Döngüsel ekonomi ham madde ihtiyacını azaltır. Kirliliğin önlenmesi izin süreçlerinden müşteri ilişkilerine kadar birçok alanda işletmenin güvenilirliğini artırır.</p>
<p>Dolayısıyla taksonomi yalnızca büyük finans kuruluşlarının kullanacağı teknik bir liste olarak görülmemeli. İşletmeler için hangi yatırımın gerçekten çevresel ve ekonomik değer yarattığını gösteren bir karar çerçevesi olarak ele alınmalı.</p>
<p><strong>Yeşile boyama zorlaşacak </strong></p>
<p>Taksonominin bir diğer önemli işlevi, yeşile boyama (greenwashing) riskini azaltmasıdır. Piyasada çevresel fayda iddiası taşıyan ürün, hizmet ve yatırımlar arttıkça güvenilir sınıflandırma ihtiyacı da artıyor. Her iddianın veri, teknik kriter ve raporlamayla desteklenmesi gerekecek.</p>
<p>Bu durum şirketler için bir yük gibi görülebilir. Ancak doğru okunduğunda fırsattır. Gerçekten enerji tüketimini azaltan, emisyonu düşüren, su ve ham madde kullanımını iyileştiren, atığı azaltan ve çevresel etkisini ölçebilen işletmeler piyasada daha güvenilir hale gelir.</p>
<p><strong>Sanayici ne yapmalı?</strong></p>
<p>İşletmelerin ilk yapması gereken şey, faaliyetlerini ve yatırım planlarını ölçülebilir verilerle gözden geçirmek. Hangi yatırım enerji tüketimini azaltıyor, hangisi emisyon yoğunluğunu düşürüyor, hangisi su veya ham madde kullanımını iyileştiriyor, hangisi atığı azaltıyor?</p>
<p>İkinci adım, projelerin yalnızca teknik faydasını değil, çevresel hedeflerle ilişkisini de ortaya koymak. Çünkü bir enerji verimliliği projesi ‘düşük fatura’nın yanı sıra emisyon azaltımı, finansmana erişim, müşteri güveni ve ihracat rekabeti açısından da fayda sağlar.</p>
<p>Üçüncü adım ise veri altyapısını güçlendirmek. Enerji tüketimini, emisyonu, suyu, atığı ve kaynak kullanımını düzenli izlemeyen işletmeler için taksonomiye uyumlu proje geliştirmek zorlaşır. Bu nedenle ölçüm, raporlama ve doğrulama kapasitesi artık sürdürülebilirlik birimlerinin konusu olmaktan çıkıp işletme yönetiminin temel araçlarından biri haline gelmeli.</p>
<p><strong>Son söz </strong></p>
<p>Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği, yeşil finansın ortak dilini kurmak açısından önemli bir başlangıç. Bundan sonra yeşil yatırım iddiası daha fazla veri, daha fazla teknik kriter ve daha fazla doğrulanabilirlik gerektirecek.</p>
<p>Bu gelişmeyi yalnızca yeni bir raporlama başlığı olarak görmek eksik olur. Doğru kullanıldığında taksonomi, iyi projeleri görünür kılar, finansmanın doğru yatırımlara yönelmesini kolaylaştırır ve yeşil dönüşümde güven sorununu azaltır.</p>
<p>İş dünyası için mesaj net: Yeşil finans dönemi niyet beyanıyla ilerlemeyecek. Ölçülen, doğrulanan ve çevresel hedeflerle ilişkilendirilen projeler öne çıkacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yesil-finansin-ortak-dili-yayinda-88622</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeşil finansın ortak dili yayında ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altin-ve-emtia-piyasalarinda-yeni-donemin-sifreleri-88604</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:58:00 +03:00</pubDate>
            <title> Altın ve emtia piyasalarında yeni dönemin şifreleri</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Küresel piyasalarda son dönemde en dikkat çekici hareketlilik altın ve emtia fiyatlarında yaşanıyor. Bir tarafta jeopolitik riskler ve enerji arzına ilişkin endişeler petrol fiyatlarını yukarı taşırken, diğer tarafta yükselen enflasyon beklentileri ve ABD Merkez Bankası’nın faiz politikasına ilişkin beklentiler altın başta olmak üzere değerli metaller üzerinde baskı oluşturuyor. Bu tablo, emtia piyasalarında fiyatların artık tek bir faktör tarafından değil, birbirini etkileyen çok sayıda gelişme tarafından belirlendiğini gösteriyor.</p>
<p>28 Eylül 2026 itibarıyla altın fiyatlarında sert bir geri çekilme dikkat çekiyor. Reuters’a göre spot altın gün içinde yüzde 3’ün üzerinde değer kaybederek ons başına 4.146 dolar civarına kadar geriledi. Böylece altın, 5 Ağustos’tan bu yana en düşük seviyesini gördü. Aynı süreçte gümüşteki kayıp yüzde 5’in üzerine çıktı.</p>
<p>Bu düşüşün arkasında ilk bakışta şaşırtıcı görünen bir gelişme bulunuyor: Petrol fiyatlarının yükselmesi. Normal şartlarda jeopolitik risklerin artması altına güvenli liman talebini artırabilir. Ancak petrol fiyatlarındaki yükseliş küresel enflasyon endişelerini güçlendirdiğinde, merkez bankalarının faizleri daha uzun süre yüksek tutacağı beklentisi ortaya çıkıyor. Yüksek faiz ise faiz getirisi bulunmayan altının cazibesini azaltıyor.</p>
<p>Bugün piyasaların karşı karşıya olduğu temel denklem tam olarak budur. Jeopolitik risk altını destekliyor, ancak aynı jeopolitik risk petrol fiyatlarını yükselterek enflasyonu artırıyor ve faiz beklentilerini değiştiriyor. Sonuçta altının güvenli liman özelliği ile yüksek faiz ortamının oluşturduğu baskı aynı anda çalışıyor.</p>
<p>Petrol piyasasında ise farklı bir tablo var. ABD-İran görüşmelerindeki belirsizlik ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin arz güvenliği endişeleri Brent petrol fiyatını 100 doların üzerine taşıdı. Reuters, 28 Eylül’de Brent petrolün yaklaşık yüzde 4 yükselerek 108 dolar seviyesine çıktığını bildirdi.</p>
<p>Petrolün yükselmesi yalnızca akaryakıt fiyatlarını ilgilendiren bir gelişme değildir. Enerji maliyetleri taşımacılıktan sanayiye, tarımdan hizmetlere kadar ekonominin hemen her alanına yansır. Petrol fiyatlarında kalıcı bir yükseliş yaşanması durumunda üretim maliyetleri artabilir, bunun sonucunda da enflasyon üzerindeki baskı güçlenebilir.</p>
<p>Türkiye açısından konu daha da önemlidir. Çünkü Türkiye enerji ithalatçısı bir ekonomi olarak petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişten doğrudan etkilenmektedir. Petrolün dolar bazında pahalanması, kur hareketleriyle birleştiğinde Türkiye'nin enerji faturasını artırabilir. Bu durum cari denge, şirket maliyetleri ve tüketici fiyatları açısından yakından izlenmelidir.</p>
<p>Sanayi metallerinde de benzer bir dalgalanma görülüyor. Bakır fiyatı 28 Eylül’de 10 günlük dip seviyesine geriledi. Londra Metal Borsası'nda üç aylık bakır fiyatı yaklaşık yüzde 1 gerileyerek ton başına 14.467 dolar seviyesine indi. Alüminyum, çinko, kurşun, nikel ve kalay fiyatlarında da düşüşler görüldü.</p>
<p>Bakır özellikle küresel ekonomik aktivitenin önemli göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor. Elektrikli araçlardan enerji altyapısına, inşaattan elektronik sektörüne kadar geniş bir kullanım alanına sahip. Bu nedenle bakır fiyatlarındaki hareket sadece emtia yatırımcısını değil, dünya ekonomisinin üretim beklentilerini de ilgilendiriyor.</p>
<p>Türkiye'de yatırımcı açısından ise altın konusu ayrı bir önem taşıyor. Gram altın yalnızca ons altın fiyatından değil, dolar/TL kurundan da etkileniyor. Bu nedenle küresel piyasalarda ons altın düşerken Türk lirasının değer kaybı gram altındaki düşüşü sınırlayabilir. Nitekim 28 Eylül'de gram altın 6.500 lira seviyelerinin üzerinde işlem görürken, ons altın yaklaşık 4 bin 150-4 bin 200 dolar bandında bulunuyordu.</p>
<p>Burada yatırımcıların dikkat etmesi gereken önemli nokta, altının geçmişte sağladığı getirinin gelecekte aynı şekilde devam edeceği düşüncesine kapılmamaktır. Altın da diğer finansal varlıklar gibi fiyat dalgalanmalarına açıktır. Özellikle faiz, dolar, enflasyon, merkez bankalarının rezerv politikaları ve jeopolitik gelişmeler aynı anda fiyatları değiştirebilir.</p>
<p>Bununla birlikte altının portföylerdeki rolü yalnızca kısa vadeli fiyat hareketi üzerinden değerlendirilmemelidir. Altın, uzun vadede çeşitlendirme amacıyla kullanılan önemli bir varlık sınıfıdır. Fakat portföyün tamamını tek bir emtiaya bağlamak yerine riskin farklı araçlara dağıtılması, yatırım kararlarının kişisel hedefler ve risk toleransı çerçevesinde değerlendirilmesi önem taşır.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde emtia piyasalarının en önemli belirleyicileri; petrol fiyatları, ABD faiz politikası, doların seyri, küresel enflasyon, Çin ekonomisinin görünümü ve jeopolitik gelişmeler olacak. Özellikle ABD'de açıklanacak istihdam ve enflasyon verileri, Fed'in faiz politikasına ilişkin beklentileri değiştirebilecek nitelikte.</p>
<p>Sonuç olarak altın ve emtia piyasalarında artık yalnızca “fiyat yükseliyor mu, düşüyor mu?” sorusuna bakmak yeterli değil. Petrol neden yükseliyor, faiz beklentileri nereye gidiyor, dolar güçleniyor mu, küresel büyüme nasıl seyrediyor ve jeopolitik riskler hangi yönde değişiyor sorularının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.</p>
<p>Çünkü günümüz ekonomisinde emtia piyasaları birbirinden bağımsız değil. Petrolün yükselişi enflasyonu, enflasyon faizi, faiz doları, dolar da altını etkileyebiliyor. Bu zinciri doğru okumak, hem yatırımcı hem de şirketler açısından önümüzdeki dönemin en önemli finansal okuryazarlık konularından biri olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/altin-ve-emtia-piyasalarinda-yeni-donemin-sifreleri-88604</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Altın ve emtia piyasalarında yeni dönemin şifreleri ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hidrojenli-scooter-inovasyon-mudur-88603</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:55:00 +03:00</pubDate>
            <title> Hidrojenli scooter inovasyon mudur?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Bir teknolojinin yenilikçi olması başka, sürdürülebilir gelir modeli ile inovasyona dönüşmesi başka. Bunun için yalnızca kullanıcı sayısının veya yolculuk sayısının artması yeterli değil. Ölçek ekonomisinin gerçekleştiğini ve sürdürülebilir, kârlı bir iş modelinin ortaya çıktığını görmemiz gerekiyor ve bunun için biraz daha zamana ihtiyacımız var.</strong></p>
<p>Çin’de hidrojenli bisikletler ana akım hâline geliyor. Üstelik bunu büyük bir otomotiv şirketi değil, bir startup başardı. Chengdu kentinde faaliyet gösteren Qinglv Technology’nin hidrojenli bisiklet filosu (Pony) bugün 11 bin bisiklete, 550 binden fazla kullanıcıya ve 3,5 milyonun üzerinde yolculuğa ulaşmış durumda.</p>
<p>Peki, neden hidrojen?</p>
<p>Yaklaşık 100 gramlık bir hidrojen kartuşuyla 100 kilometreye kadar yol almak mümkün. Bu, benzer elektrikli bisikletlerin yaklaşık iki katı menzil anlamına geliyor. Ayrıca elektrikli bisikletlerdeki batarya güvenliği ve özellikle soğuk havalarda performans kaybı, hidrojenli alternatifler için bir fırsat alanı yaratıyor. Hikâyenin ilginç kısmı burada başlıyor.</p>
<p>Bir hidrojenli bisikletin maliyeti, benzer bir lityum bataryalı bisikletin 2–3 katı. Yani teknoloji bugün hâlâ maliyet açısından oldukça dezavantajlı. Qinglv ise üretim kapasitesini yıllık 300.000 yakıt hücresi sistemine çıkarmayı hedefliyor ve şirket, Orta Doğu, Avrupa, ABD ve Güneydoğu Asya’dan toplam 50 bin adetlik sipariş aldığını belirtiyor.</p>
<p>Burada bisikletten daha ilginç olan şey, kurulan ekosistem.</p>
<p><strong>Fuel cell + hidrojen kartuşu + bisiklet + dolum altyapısı + paylaşım platformu</strong></p>
<p>Bisiklet aslında hidrojen ekosistemine giriş noktası. Gelir modeli de yalnızca bisiklet satışına dayanmıyor. Yakıt hücresi, hidrojen kartuşu, hidrojen satışı, paylaşım gelirleri ve yurtdışı lisanslama gibi farklı gelir kaynakları ortaya çıkıyor. İşte tam bu noktada inovasyon tartışması başlatabiliriz.</p>
<p><strong>Hydrogen Pony kesinlikle güzel bir “yenilik”, ama inovasyon diyebilir miyiz?</strong></p>
<p>Henüz “evet” demek için erken olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir teknolojinin yenilikçi olması başka, sürdürülebilir gelir modeli ile inovasyona dönüşmesi başka. Bunun için yalnızca kullanıcı sayısının veya yolculuk sayısının artması yeterli değil. Ölçek ekonomisinin gerçekleştiğini ve sürdürülebilir, kârlı bir iş modelinin ortaya çıktığını görmemiz gerekiyor ve bunun için biraz daha zamana ihtiyacımız var. Henüz hidrojenli bisiklet firmaları sürdürülebilir kârlılığa ulaşmış değil. Teknoloji oldukça pahalı… O tarafta dramatik bir değişiklik olursa inovasyona bir adım daha yaklaşabiliriz.</p>
<p>Buradan çıkarılacak ders: <strong><u>her yenilik inovasyon değildir</u></strong>. İcat veya Ür-Ge diyebiliriz ama inovasyon demek için henüz erken.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/hidrojenli-scooter-inovasyon-mudur-88603</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Hidrojenli scooter inovasyon mudur? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyanname-duzeltilerek-vergi-mahsup-hakkinin-kullanilmasi-88602</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:54:00 +03:00</pubDate>
            <title> Beyanname düzeltilerek vergi mahsup hakkının kullanılması</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Yurt dışında ödenen vergilerin Türkiye’de hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubunun unutulması, telafisi mümkün olmayan bir hata değil. Mevzuat ve yargı kararları, belirli şartlar ve süreler içinde beyannamenin düzeltilmesine imkân tanıyor.</strong></p>
<p>Vergi Usul Kanunu’nun 117. maddesinde, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, vergi miktarında hata olarak tanımlanıyor. İzleyen maddelerde de hataların ortaya çıkartılması ve düzeltme konuları belirleniyor. Verilen beyannamede, beyannameye dahil edilen kazanç üzerinden ödenen veya kesilen verginin mahsubu unutulur mu demeyin. Her türlü hata yapılabiliyor.</p>
<p>Bu makalede, önce yurt dışında ödenen vergilerin, Türkiye’de beyan edilen kazanç üzerinden hesaplanan vergiden mahsubuna ilişkin genel açıklamalara yer vermek, sonra da beyannameye dahil edilen kazanç üzerinden yurt dışında ödenen verginin, hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubuyla ilgili hataların düzeltilmesi konusuna değinmek isterim.</p>
<p><strong>Genel olarak yurt dışı vergi mahsubu</strong></p>
<p>Yurt dışında elde edilerek Türkiye’de vergilendirilen kazançlar için, daha önce ilgili ülkede ödenen vergiler, Türkiye’de bu kazançlar üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilebiliyor.</p>
<p>Mahsup edilebilecek yurt dışında ödenen kurumlar vergisi ve benzeri vergiler, yurt dışında elde edilen kazançlara kurumlar vergisi oranının uygulanmasıyla bulunacak tutardan fazla olamıyor.</p>
<p>Zarar mahsubu veya istisnalar sonucu ilgili yılda Türkiye’de vergiye tabi kurum kazancının oluşmaması mümkün. Bu durumda, Türkiye’deki beyannamelere dahil edilen yurt dışı kazançlar üzerinden, mahallinde ödenen vergilerin kısmen veya tamamen mahsubuna imkân bulunmazsa, mahsup hakkının, izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılması mümkün.</p>
<p><strong>Yurt dışında ödenen verginin tevsiki</strong></p>
<p>Yurt dışında ödenen vergilerin mahsup edilebilmesi için, ödenen verginin, yetkili makamlardan alınarak mahallindeki Türk elçilik veya konsoloslukları tarafından tasdik olunan belgelerle tevsiki gerekiyor.</p>
<p>Verginin ödendiğine ilişkin belgelerin, tarhiyat sırasında ibraz edilememesi halinde, yabancı ülkede ödenen veya ödenecek olan vergi, kurumlar vergisi oranını aşmamak şartıyla ilgili ülkede uygulandığı bilinen oran üzerinden hesaplanıyor, tarhiyatın bu şekilde hesaplanan tutara isabet eden kısmı erteleniyor, ibraz edilmesi gereken belgelerin, tarh tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ilgili vergi dairesine ibraz edilmesi halinde, bu belgelerde yazılı kesin tutara göre tarhiyat düzeltiliyor.</p>
<p>Dokümantasyonun mücbir sebeplerle süresinde yapılamaması halinde, mücbir sebebin ortadan kalkması sonrasında tevsik yapılabilir. Herhangi bir mücbir sebep olmaksızın, belgeler belirtilen sürede ibraz edilmezse veya bu belgelerin ibrazından sonra ertelenen vergi tutarından daha düşük bir mahsup hakkı olduğu anlaşılırsa, ertelenen vergiler için gecikme zammı hesaplanıyor.</p>
<p><strong>Çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarında mahsup</strong></p>
<p>Çifte vergilemeyi önleme anlaşmalarımızın çoğunda çifte vergilemenin mahsup yöntemiyle önlenmesi öngörülüyor. Bu çerçevede, Türkiye’de yerleşik olanlar yönünden Anlaşmaya taraf diğer Devlette ödenen vergiler, Türkiye’de hesaplanan vergiden mahsup ediliyor.</p>
<p>Anlaşmalarda mahsup yönteminin yer aldığı durumda uygulama, Gelir ve Kurumlar Vergisi kanunlarında yer alan “yabancı ülkelerde öden vergilerin mahsubu”na ilişkin düzenlemeler çerçevesinde yapılıyor.</p>
<p><strong>ÇVÖ anlaşması tevsik ve mahsup talep süre sınırlarını kaldırmıyor</strong></p>
<p>Yukarıda, yurt dışında ödenen vergilerin hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubuna ilişkin iç mevzuatımızı özetledim. Bir cümleyle tekrarlamak gerekirse, yurt dışında ödenen vergilerin bir yıl içinde tevsiki gerekiyor, ayrıca matrahın çıkmaması veya mahsuba olanak sağlayacak tutarda olmaması nedeniyle yurt dışında ödenen vergilerin mahsubu mümkün olmazsa, mahsup hakkının izleyen üçüncü hesap dönemi sonuna kadar kullanılması gerekiyor. Görüldüğü gibi mahsupta; birisi bir yıllık (tevsik) diğeri üç yıllık (mahsup hakkının kullanılması) iki süre sınırlaması var.</p>
<p>ÇVÖ anlaşmaları bu iki süre sınırlamasını ortadan kaldırmıyor. 2017 yılında yapılan ihtilaf konusu olan bir tarhiyatta, yurt dışında mukim iştiraki tarafından 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarında yapılan bazı hizmetlere ait ödemelere isabet eden stopaj tutarlarının kurumlar vergisinden mahsubu için gerekli belgelerle birlikte süresi içinde bağlı bulunulan idareye başvurulmadığı gerekçesiyle, tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmış ve bu gerekçeyle dava reddedilmiş. (Danıştay Dördüncü Dairesi’nin 21.03.2023 tarih ve E:2020/1168 K:2023/1168 sayılı kararı.)</p>
<p><strong>Yapılmayan mahsubun sonradan beyanname düzeltilerek yapılması</strong></p>
<p>Makalenin girişinde de belirttim, hukuken mümkünken, yurt dışında ödenen verginin Türkiye’de hesaplanan kurumlar vergisinden mahsup edilmemesi, Vergi Usul Kanunu’nda vergi hatası olarak tanımlanmış. Dolayısıyla, ihtilaf konusu olacak bir durum yoksa beyannamenin düzeltilerek hatanın giderilmesi gerekiyor.</p>
<p>Konuyla ilgili oldukça yeni tarihli bir yargı kararı da var.</p>
<p>Dava konusu olayda davacı kurum, yurt dışında elde ettiği kazancı beyannameye dahil ederek üzerinden kurumlar vergisi hesaplamış ancak yurt dışında ödenen vergiyi hesaplanan vergiden mahsup etmemiş. Daha sonra vergi dairesi, yurt dışı kazanç nedeniyle ortaya çıkan ve ödenmeyen vergi için ödeme emri düzenlemiş. Bu arada kurum da ilgili dönem beyannamesini düzelterek, daha önce mahsup konusu yapmadığı yurt dışında ödenen vergiyi hesaplanan vergiden mahsup etmek istemiş ve ilgili dokümanları vergi dairesine ibraz ederek konusu kalmayan ödeme emrinin iptalini talep etmiş.</p>
<p>Konuyu inceleyen Vergi Mahkemesi, kurumlar vergisi beyanını daha sonra düzelten ve ödenecek vergiyi sıfır olarak beyan eden davacının, bu yönde yaptığı düzeltme ve davalı idareye yönelttiği talepler dikkate alınmaksızın, daha önce düzenlenen ve düzeltme beyanı ile dayanağı kalmayan ödeme emrinin davacıya tebliğ edildiği gerekçesiyle, konuyu "böyle bir borcu olmadığı" yolundaki itiraz nedeni kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna vararak, dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulmamış ve ödeme emrini iptal etmiş.</p>
<p>Davalının istinaf istemini inceleyen Bölge İdare Mahkemesi’nin, Vergi Mahkemesi kararını uygun bularak kabul eden ve istinaf istemini reddeden kararı, davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesi’nce, bir vergi borcunun tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenebilmesi için öncelikle söz konusu borcun, usulüne uygun şekilde tahakkuk etmesi ve vadesinde ödenmemiş olması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerektiği, dava konusu ödeme emri içeriği kurumlar vergisinin, davacının kendi beyanı üzerine tahakkuk ettiği, davacının mahsup talebinin sonuçlandırılmaması veya reddedilmesine yönelik işlemlerin ise ayrıca dava konusu edilebileceği dikkate alındığında söz konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık olmadığı gerekçesiyle bozulmuş. (15.05.2023 tarih ve E:2021/864, K:2023/2600 sayılı karar.)</p>
<p>Bölge İdare Mahkemesi’nin ısrar kararı üzerine konuyu inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, temyizen incelenen kararı usul ve hukuka uygun bularak, temyiz istemini reddetmiş ve Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararını onamış. (28.01.2026 tarih ve E:2024/69 K:2026/11 sayılı karar.)</p>
<p>İlgilenenler, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurul kararını Danıştay’ın resmî internet sitesinde bulabilirler.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/beyanname-duzeltilerek-vergi-mahsup-hakkinin-kullanilmasi-88602</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Beyanname düzeltilerek vergi mahsup hakkının kullanılması ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/her-fon-ayni-degil-88601</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:52:00 +03:00</pubDate>
            <title> Her fon aynı değil</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fonlarda yaşanan son gelişmeler yatırımcı güvenini sarsarken, çözümün bu yatırım araçlarından tümüyle uzaklaşmak olmadığına dikkat çekiliyor. Aynı kategoride yer alan fonların portföy, getiri ve risk yapılarının birbirinden farklı olabileceği belirtilirken, yatırımcı açısından asıl sorunun “ne kadar kazandırıyor?”dan çok “bu getiriyi hangi risklerle sağlıyor?” sorusuna yanıt bulmak olduğu vurgulanıyor.</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında zor bir dönemden geçiyoruz. Son yaşananların ardından ciddi zarar yaşayan yatırımcılar oldu, fonlara yönelik güven de doğal olarak zedelendi. Özellikle yıllardır daha düşük riskli olarak gördüğü fonlarda sorun yaşayan yatırımcıların tepkisini ve endişesini anlamak gerekiyor. Umarım bu süreçte zarar yaşayan yatırımcıların kayıpları zaman içinde telafi edilir ve güven yeniden oluşur.</p>
<p>Bugün için en kritik konu da bu güvenin yeniden sağlanması. Tasfiye ve ödeme süreçlerinin hızlı, şeffaf ve yatırımcıların birikimlerini azami ölçüde koruyacak şekilde yönetilmesi gerekiyor. Özellikle para piyasası fonlarındaki ödemelerin sağlıklı işlemesi önemli çünkü bu fonlar birçok yatırımcı için yalnızca bir yatırım aracı değil, günlük nakit yönetiminin de parçası.</p>
<p>Tasfiye kapsamında olmayan ancak alım-satıma kapalı bulunan fonlarla ilgili belirsizliğin de uzamaması gerekiyor. Gerekli kontroller tamamlandıktan sonra bu fonların mümkün olan en kısa sürede yeniden işleme açılması, piyasaya yönelik güven açısından önemli olacaktır.</p>
<p>Böyle bir dönemde yatırımcının TL varlıklarda yeniden mevduata yönelmesini anlaşılır buluyorum. İnsanlar doğal olarak kendilerini daha güvende hissettikleri ve daha iyi bildikleri ürüne dönüyor.</p>
<p>Ancak buradan para piyasası fonlarının artık hayatımızda olmayacağı sonucunu çıkarmamak gerekiyor. Bu fonlar kısa vadeli birikimlerin ve günlük nakdin değerlendirilmesinde önemli bir araç olmaya devam edecek. Burada asıl mesele, bütün para piyasası fonlarını aynı şekilde değerlendirmemek.</p>
<p>Çok uzun süredir sorunsuz şekilde işlem gören, daha sade portföy yapısıyla yönetilen ve ek getiri yaratmak için daha karmaşık işlemlere yönelmeyen fonlar da var. Son yaşananlar bize belki de para piyasası fonlarında yalnızca getiriye değil, bu getirinin nasıl üretildiğine de bakmamız gerektiğini gösterdi.</p>
<p><strong>Getiri farkı nereden geliyor?</strong></p>
<p>İlk bakılabilecek nokta, fonun getirisinin grup ortalamasından ne kadar ayrıştığı. Belirgin şekilde daha yüksek getiri iyi yönetimden kaynaklanabileceği gibi portföyde alınan ek risklerin sonucu da olabilir. Dolayısıyla soru yalnızca “Ne kadar kazandırıyor?” değil, “Bu getiriyi nasıl elde ediyor?” olmalı.</p>
<p>Özel sektör tahvilleri, finansman bonoları ve özel kira sertifikalarının portföydeki ağırlığı bunlardan biri. Burada yalnızca orana değil, bu kıymetleri ihraç eden kurumların niteliğine ve fonun birkaç ihraççıda yoğunlaşıp yoğunlaşmadığına da bakmak gerekiyor.</p>
<p>Son dönemde çok konuştuğumuz Borsa İstanbul Para Piyasası işlemleri de fonların getirisine katkı sağlayabiliyor. Ancak bu işlemlerin portföy içindeki ağırlığı yükseldikçe karşı taraf ve yoğunlaşma riskinin de ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor. Yeni teminat yapısına geçişle birlikte korumanın güçlenmesi bekleniyor ancak yatırımcı açısından güncel portföy raporunu takip etmek önemini koruyor.</p>
<p>Ters repoda ise yalnızca oran yeterli değil. İşlemin karşılığında hangi kıymetin bulunduğu önemli… Devlet tahvili veya Hazine bonosu ile pay senedi ya da özel sektör kıymetinin taşıdığı risk aynı değil. Bu nedenle yüksek ters repo oranını tek başına olumlu ya da olumsuz değerlendirmek yerine teminatın niteliğine bakmak daha doğru.</p>
<p>Bir diğer başlık DİBS, yani devlet iç borçlanma senetleri. Yeni düzenlemelerle birlikte para piyasası serbest fonlarında devlet iç borçlanma senetlerini daha fazla göreceğiz. Burada da oran önemli. Yüzde 10 DİBS taşıyan bir fonla yüzde 30 taşıyan bir fonun faiz hareketlerine duyarlılığı aynı olmayacaktır. Faizlerin yükseldiği veya tahvil piyasasında satışların arttığı dönemlerde bu fark günlük getirilere de yansıyabilir.</p>
<p>Son tahlilde yaşananlardan çıkarılması gereken sonuç, para piyasası fonlarından vazgeçmek değil, onları biraz daha yakından tanımak. Aynı kategoride yer alsalar da her fonun portföyü ve getiriyi üretme şekli aynı değil.</p>
<p>Burada düzenleyici tarafta da yapılabilecekler var. Özellikle fonların risk değerlerinin yeniden ele alınması gerektiğini düşünüyorum. Risk göstergesinin yalnızca geçmiş fiyat hareketlerine değil, fonun portföyündeki varlıkların niteliğine, yoğunlaşmasına, likiditesine ve karşı taraf riskine de daha fazla bakması önemli.</p>
<p>Böylece yatırımcı da yalnızca geçmiş getiriye veya risk değerine bakmak yerine, aldığı fonun içinde ne olduğunu daha iyi anlayabilir. Çünkü son dönemde yaşananların bize hatırlattığı en önemli şeylerden biri şu: <strong>Aynı kategoride olması, her fonun aynı olduğu anlamına gelmiyor.</strong></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/her-fon-ayni-degil-88601</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Her fon aynı değil ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/new-yorkta-iklimin-yeni-dili-88600</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> New York’ta iklimin yeni dili</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>New York İklim Haftası’nda Türkiye, COP31 için elektrifikasyondan yapay zekâya, finansmandan şehirlere uzanan bir uygulama gündemi ortaya koydu. Özel sektör de bu kez masadaydı. Antalya’ya giderken asıl soru artık ne vaat edileceği değil, neyin gerçekten uygulanabileceği olacak. </strong></p>
<p>Geçen hafta New York’ta iklim konuşuldu. Ama bu kez konuşmalar alışılagelen çerçevenin dışına taştı. Enerji ve elektrifikasyon, finans ve temiz büyüme, sanayi ve tedarik zincirleri, teknoloji ve yapay zekâ, şehirler, ulaşım, doğa… Ortak kelime ise “uygulama” idi. Kasım ayında COP31’e ev sahipliği yapacak Türkiye açısından New York, Antalya’dan önceki en büyük sahnelerden birine dönüştü.</p>
<p>Türkiye, New York’ta yalnızca <em>“COP31’e bekliyoruz”</em> mesajı vermedi. COP31 Başkanı Murat Kurum, ilk kez Haziran'da Bonn'da çerçevesini çizdiği <em>Eylem Gündemi'ni</em> Birleşmiş Milletler'de ayrıntılarıyla, uygulama araçlarıyla birlikte açıkladı. Gündem 10 öncelikli tema, 6 küresel hedef, 11 girişim ve 13 destekleyici çıktı üzerine kurulu. Temalar sıfır atık ve metandan temiz enerji ve elektrifikasyona, gıda güvenliğinden yeşil sanayileşmeye, okyanuslardan dirençli şehirlere, sağlıktan gençliğin katılımına kadar uzanıyor.</p>
<p>Üstelik bu başlıklar rakamlarla birlikte ortaya kondu;</p>
<p>- 2035’e kadar elektriğin küresel nihai enerji tüketimindeki payını yüzde 35’e çıkarmak,</p>
<p>- Binalarda enerji kullanım yoğunluğunu en az yüzde 25 azaltmak,</p>
<p>- Küresel döngüsel malzeme kullanım oranını en az yüzde 15’e yükseltmek.</p>
<p>- Belediye atıklarındaki öngörülen artışın yarısını önlemek,</p>
<p>COP31 Başkanlığı’na göre bunların toplam emisyon azaltma potansiyeli 2035’e kadar 8,5–10 milyar ton CO₂ düzeyinde.</p>
<p>Böyle bakınca “Uygulama COP’u” ifadesi daha da ete kemiğe bürünüyor.</p>
<p><strong>35’e 35: Türkiye’nin dünyaya önerdiği hedef</strong></p>
<p>Gündemin merkezinde elektrifikasyon var. Türkiye ve Avustralya’nın talebiyle Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) hazırladığı özel çalışma, dünyada elektriğin nihai enerji tüketimindeki payının bugün yaklaşık yüzde 23 olduğunu hesaplıyor. Mevcut ve ekonomik olarak uygulanabilir teknolojilerin daha hızlı devreye alınması halinde bu oran 2035’te yüzde 33’e ulaşabilir. Yani Türkiye’nin önerdiği yüzde 35 hedefi, IEA’nın ifadesiyle, <em>“erişilebilir mesafede.”</em></p>
<p>Burada elektrifikasyonun iklim politikasının ötesine geçen yeni anlamı da kritik. Elektrikli araçlar, ısı pompaları, elektrikli sanayi süreçleri, yenilenebilir enerji, depolama ve şebeke yatırımları aynı anda enerji ithalatını azaltabiliyor, verimliliği artırabiliyor ve emisyonları düşürebiliyor. IEA'nın hesabına göre yüzde 35 hedefine ulaşılırsa, enerji ithal eden ülkelerin yakıt faturası 2035'te yılda yaklaşık 400 milyar dolar azalıyor. Orta Doğu'daki kriz nedeniyle yükselen fiyatlarda bu tasarruf 500 milyar doları aşıyor. Enerjisinin büyük kısmını ithal eden Türkiye için bu rakamın anlamı açık.</p>
<p>Nitekim New York'ta IEA ve COP31 Başkanlığı'nın düzenlediği, <em>Üst Düzey Enerji Dönüşümü Diyaloğu'nda </em>mesele yalnız iklim üzerinden değil, <strong>enerji güvenliği ve rekabet gücü</strong> üzerinden tartışıldı. Masadaki başlıklar şebekelerin ve depolamanın hızla büyütülmesi ile gelişmekte olan ekonomilerin finansmana erişimiydi.</p>
<p>COP31, Türkiye'nin kendi enerji vizyonu için de bir vitrin olacak. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, COP31 sürecinde Türkiye'nin bu alandaki vizyonunu ve somut hedeflerini ortaya koyacaklarını söylüyor. Dünyaya önerilen yüzde 35'lik elektrifikasyon hedefinin Türkiye'nin kendi enerji planına nasıl yansıyacağı, <em>“Uygulama COP'u”</em> olmanın ilk sınavlarından biri olacak.</p>
<p><strong>İklim ve yapay zekâ</strong></p>
<p>New York’ta Türkiye’nin öne çıkardığı ikinci alan yapay zekâ oldu. COP31 Başkanlığı, <em>“Antalya Yapay Zekâ Taahhüdü”</em> ile yapay zekânın iklim üzerindeki etkisini COP gündemine taşımaya hazırlanıyor. Buna “<em>AI for Clean Tech” </em>girişimi de eşlik ediyor. Amaç bir taraftan yapay zekâyı iklim çözümlerinde kullanırken diğer taraftan teknolojinin kendi enerji ve kaynak ayak izini görünür hale getirmek.</p>
<p>Bu başlık önümüzdeki yılların en önemli çelişkilerinden birine dokunuyor. Yapay zekâdan enerji sistemlerini optimize etmesini, şebekeleri yönetmesini, yeni malzemeler bulmasını ve iklim modellerini geliştirmesini bekliyoruz. Aynı yapay zekâyı çalıştıran veri merkezleri ise giderek daha fazla elektrik ve altyapı talep ediyor.</p>
<p>Yani artık yalnızca <em>“Yapay zekâ iklim için ne yapabilir?” </em>sorusu yok. Bir de <strong><em>“Yapay zekânın kendisini nasıl karbonsuzlaştıracağız?”</em></strong> sorusu var. Antalya bu iki soruyu aynı masaya getirebilir.</p>
<p><strong>Projeler için yatırım köprüsü </strong></p>
<p>New York’taki üçüncü önemli gelişme finansman tarafındaydı. Türkiye'nin İstanbul'da duyurduğu <strong><em>İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE)</em></strong> girişiminin, BM Kalkınma Programı (UNDP) ile birlikte yürütülecek ilk beş pilot ülkesi açıklandı: Etiyopya, Fiji, Endonezya, Pakistan ve Özbekistan.</p>
<p>Buradaki fikir basit ama önemli. Ülkelerin iklim planları var. Finans kuruluşlarının yatırım yapma isteği var. Fakat ikisinin arasında yatırım yapılabilir, finansal olarak yapılandırılmış yeterli sayıda proje bulunmuyor.</p>
<p>BRIDGE tam olarak bu aralığa girmeye çalışıyor. Ulusal iklim ve kalkınma hedeflerini finansmana hazır proje portföylerine dönüştürmek ve ülkelerin bunu yapabilecek kapasitesini geliştirmek.</p>
<p>Aynı günlerde Türkiye, İLBANK öncülüğünde UN-Habitat ve Dünya Bankası ile <em>Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti'ni, </em>yani SURFF’u da başlattı. Amaç yine benzer. Ulusal iklim hedefleri ile şehirlerde uygulanabilir yatırım projeleri arasındaki mesafeyi kapatmak. SURFF üçayak üzerinde çalışacak. Şehirlerin dirençlilik önceliklerini proje hazırlığı ve finansmanla buluşturan bir ülke platformu, araç geliştirip deneyim paylaşan bir mükemmeliyet merkezi ve uluslararası bir diyalog platformu. Modelin arka planında deprem bölgesindeki yeniden inşa deneyimi var.</p>
<p>İstanbul’da <em>“finansman uçurumu”</em> konuşulmuştu. New York’ta köprünün üzerinden neyin geçeceği konuşulmaya başlandı.</p>
<p><strong>Özel sektör de masada </strong></p>
<p>Türkiye açısından New York’un belki de en önemli taraflarından biri özel sektörün görünürlüğüydü.</p>
<p><em>COP31 İş Forumu New York Diyaloğu</em>, COP31 Özel Sektör Elçisi TOBB ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde yapıldı. <em>“COP31 Eylem Gündemi’ne Özel Sektörün Yanıtı”</em> panelinde Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç, IEA İcra Direktörü Fatih Birol, IFC Genel Müdürü Makhtar Diop ve Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri John Denton aynı masada buluştu.</p>
<p>Bu buluşmayı sıradan bir iş dünyası etkinliği olarak görmemek gerekiyor. COP31 İş Forumu kapsamında 700'den fazla üyesi bulunan yedi çalışma grubu, ikinci yüz yüze toplantılarını New York'ta yaptı. Küresel iş dünyası liderlerinden oluşan <em>Danışma Kurulu</em> da ilk kez burada toplandı. Çalışma gruplarının sonuçları 12–13 Kasım'da Antalya'daki <em>COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi'nde</em> açıklanacak. Zirve, COP tarihinde ilk kez Liderler Zirvesi ile aynı güne denk gelecek ve iş dünyasının önerileri doğrudan devlet ve hükümet başkanlarına sunulacak.</p>
<p>TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu bunu oldukça açık ifade ediyor: <em>"Hükümetler anlaşmaları imzalar, iş dünyası hayata geçirir."</em></p>
<p>Cümlenin ikinci yarısı COP31 açısından birincisinden daha önemli olabilir. Çünkü bir hükümet 2035 için elektrifikasyon hedefi açıklayabilir. Ama elektrikli otomobili üreten, fabrikadaki üretim sürecini değiştiren, bataryaya yatırım yapan, güneş ve rüzgâr santralini kuran, binayı dönüştüren, tedarikçisini değiştiren ve bütün bunları finanse eden yalnızca devlet değil. İklim hedefi, sonunda bir yatırım kararına dönüşmek zorunda.</p>
<p><strong>Koç’un New York’taki mesajı neden önemli?</strong></p>
<p>Koç Holding’in buradaki konumu ayrıca dikkat çekici. Koç Holding, COP31’in <em>“Küresel İş Ortağı”.</em> Topluluk 60’tan fazla ülkede faaliyet gösteriyor, 155’ten fazla ülkeye ihracat yapıyor ve gelirlerinin yüzde 95’ten fazlasını enerji, otomotiv, dayanıklı tüketim ve finans gibi dönüşümün doğrudan merkezindeki sektörlerden elde ediyor.</p>
<p>Dolayısıyla Koç Holding’in iklim dönüşümü üzerine söylediği sözler yalnız bir grubun sürdürülebilirlik politikasını anlatmıyor. Türkiye sanayisinin dönüşümündeki bazı temel konuları da görünür hale getiriyor.</p>
<p>Koç Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Y. Koç’un, New York’taki en dikkat çekici vurgularından biri sermaye maliyetiydi. Gelişmiş ülkelerde finansman maliyetlerinin yüzde 5–6 düzeyindeyken, gelişmekte olan ülkelerde bunun iki veya üç katına çıkabildiğini ve vadelerin kısaldığını söyledi. Buradan çıkardığı sonuç önemliydi. <em>Şirketler artık yalnız rakip şirketlerle değil, o şirketlerin arkasındaki ekonomik sistemlerle de rekabet ediyor.</em></p>
<p>İklim tartışmasının belki de en önemli kırılmalarından biri tam burada. Aynı dönüşüm yatırımını yapan iki şirketten biri yüzde 5–6 maliyetle uzun vadeli finansmana erişirken diğeri bunun iki veya üç katı maliyetle ve daha kısa vadeyle borçlanıyorsa, rekabet yalnız şirketlerin verimliliğiyle açıklanamaz. Sermayenin maliyeti, kamu teşvikleri ve iklim düzenlemeleri de rekabet koşullarının parçası haline gelir. İklim politikası böylece yalnız çevre politikası olmaktan çıkar; sanayi, finans ve nihayetinde rekabet politikasına dönüşür.</p>
<p><strong>Kurulu güç başka, üretilen elektrik başka</strong></p>
<p>New York’taki tartışmalar Türkiye’nin kendi enerji dönüşümündeki başka bir önemli noktayı da görünür hale getiriyor.</p>
<p>Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verilerine göre Türkiye’nin Ağustos 2026 itibarıyla toplam elektrik kurulu gücü 126,9 GW’a ulaştı. Hidroelektrik yüzde 25,5, güneş yüzde 22, rüzgâr yüzde 12,2 ve jeotermal yüzde 1,4 paya sahip. Yani bu dört yenilenebilir kaynağın kurulu güç içindeki toplam payı yaklaşık <strong>yüzde 61</strong>.</p>
<p>Ama kurulu güç ile üretilen elektrik aynı şey değil. Kurulu güç, santrallerin en iyi koşulda üretebileceği miktarı gösterir; güneş gece, rüzgâr durgun havada elektrik üretmez. 2025 elektrik üretiminde kömürün payı yüzde 33,6, doğal gazın yüzde 23’tü. Hidroelektrik yüzde 15,8, rüzgâr yüzde 10,9, güneş yüzde 10,5 ve jeotermal yüzde 3,2 pay aldı. Bu dört yenilenebilir kaynağın toplamı yaklaşık <strong>yüzde 40,4</strong> ediyor.</p>
<p>Aradaki fark bize dönüşümün yeni darboğazını gösteriyor. <strong>Sadece santral kurmak yetmiyor.</strong> <strong>Şebeke, depolama, esneklik ve elektrifikasyon gerekiyor.</strong> IEA’nın New York’ta sunduğu çalışmanın özellikle şebeke ve depolamayı öne çıkarması bu nedenle tesadüf değil.</p>
<p><strong>İklim riski artık bilanço riski</strong></p>
<p>Koç Holding CEO’su Levent Çakıroğlu’nun New York’taki başka bir oturumda konuştuğu konu ise suydu.</p>
<p>Dünya Ekonomik Forumu Doğa ve İklim Merkezi’nin <em>“Mavi Ekonominin Geleceği”</em> panelinde Çakıroğlu, Koç Topluluğu’nun su dayanıklılığını stratejik bir iş önceliği ve iklim uyumunun parçası olarak gördüğünü söyledi.</p>
<p>Topluluk son altı yılda su çekimini yüzde 24 azalttı; operasyonlarında kullanılan suyun yüzde 64’ünü yeniden kullanıyor veya geri dönüştürüyor. Çakıroğlu hedefin kendi fabrikalarıyla sınırlı olmadığının da altını çizdi: <em>"Teknoloji, inovasyon ve finansman olanaklarından yararlanarak daha geniş ekosistemimizin dayanıklılığını güçlendirmeyi amaçlıyoruz."</em></p>
<p>Bu performansın arkasındaki mesaj da önemli. Su artık yalnızca bir çevre göstergesi değil. Fabrikanın çalışıp çalışamayacağı, tedarik zincirinin dayanıklılığı, üretim maliyeti ve yatırım kararının fizibilitesiyle ilgili bir mesele. <em>"Ekosistem"</em> vurgusu da bu yüzden anlamlı. Bir şirketin kendi tesisinde tasarruf ettiği su, tedarikçisinin fabrikası kuraklıktan durduğunda pek bir işe yaramaz. Dayanıklılık, değer zincirinin en zayıf halkası kadar güçlü.</p>
<p>Başka bir deyişle iklim riski, bilançonun dışındaki bir risk olmaktan artık net olarak çıkıyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>New York’tan Antalya’ya kalan soru</strong></span></p>
<p>İklim gündemi artık <strong>taahhüt ekonomisinden uygulama ekonomisine</strong> geçiyor. Dolayısıyla aktörlerin ağırlığı da değişiyor. Diplomatın yanına yatırımcı, çevre bakanının yanına enerji şirketi, sürdürülebilirlik yöneticisinin yanına CFO oturuyor. Emisyon hedefinin yanına sermaye maliyeti, şebeke kapasitesi, depolama, yatırım getirisi ve rekabet gücü geliyor.</p>
<p>Bu yüzden Koç Holding’in ve diğer özel sektör oyuncularının New York’taki görünürlüğünü yalnız <em>“Türk şirketleri Climate Week’e katıldı” </em>diye okumak çok eksik kalır. Asıl haber şirketlerin orada bulunması değil, iklim hedeflerinin şirketlerin iş süreçlerine ve yatırım kararlarına bir ekonomik rekabet unsuru olarak da çoktan girmiş olması.</p>
<p>Antalya’ya altı hafta kala Türkiye’nin önünde bu nedenle bir fırsat var. Eğer COP31 gerçekten bir <em>“Uygulama COP’u”</em> olacaksa, başarısını yalnız açıklanan taahhütlerin sayısıyla ölçmemek gerekir. Kaç iklim hedefi projeye dönüştü, kaç proje finansman buldu, şirketlerin yatırım kararlarında ne değişti, bunlar ne kadar değişim ve dayanıklılık üretti gibi soruların cevapları daha belirleyici olacak.</p>
<p>Antalya’nın ölçüsü bunlar olmalı. New York’ta prova yapıldı. Antalya’da artık sözün değil, uygulamanın hesabı tutulacak.</p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/new-yorkta-iklimin-yeni-dili-88600</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/0/0/1280x720/54-1790743921.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ New York’ta iklimin yeni dili ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vatandasi-hedef-alan-finansal-krizler-ve-cikarilmayan-dersler-88599</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:47:00 +03:00</pubDate>
            <title> Vatandaşı hedef alan finansal krizler ve çıkarılmayan dersler</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Türkiye’de finansal krizlerin ve yüksek kazanç vaatlerinin yarattığı mağduriyetler Banker Kastelli’den Çiftlik Bank’a uzanan yaklaşık 45 yıllık bir geçmişe sahip. 131 fon skandalı ise bu zincirin son halkası olarak, yalnızca yatırımcıları değil, sermaye piyasalarını, kamu denetimini ve ülkenin finansal itibarını ilgilendiren çok daha geniş bir tablo ortaya koyuyor.</strong></p>
<p>Türkiye, son iki aydan beri ve özellikle on gündür “Fon” skandalı ile çalkalanıyor.</p>
<p>Ekonomik, sosyal, finansal boyutları çok yüksek olan fonlarla ilgili kriz Türkiye için ne yazık ki ilk değil; ama umarım son olur. Türkiye için ilk değil; zira özellikle 24 Ocak 1980 kararlarıyla ekonomide yeni bir faza geçildiği ve serbestinin fırsat bilinerek korsanca finansal vurgunlara yönelindiği biliniyor. Banker krizi olarak başlayıp fon krizine evrilen yaklaşık 45 yıllık bir geçmiş.</p>
<p>“Vikipedi” bankerler krizini şöyle tanımlıyor: “Bankerler krizi, Türkiye tarihinde 1980'li yıllarda yüksek faizli gelir elde etmek amacıyla paralarını bankerlere yatıran ve bankerlik sisteminin çöküşü ve mevduat sahiplerinin parasını kaybetmesi ile sonuçlanan olay. Sayılarının 300 bini geçtiği tahmin edilen bankerzedeler 1980'li yıllarda Türkiye gündeminin popüler konularından biri olmuştur. Olay, toplumsal bir infiale yol açmış, o dönem intiharlar, öldürme ve yaralamalar artmış”.</p>
<p>Yapay zekâ da bu alıntıyla şu değerlendirmeyi yapıyor: “1980 yılında serbest piyasa ekonomisine geçilmesi ve faizlerin serbest bırakılmasıyla bankerlerin önü açıldı. Bankaların mevduat faizi yarışında yetersiz kaldığı dönemde bankerler, enflasyonun kat kat üzerinde faiz vaat ederek yastık altı birikimleri topladı.”</p>
<p>Şimdi dilerseniz bu krizlerin bazılarını sembol isimleriyle veya ifadeleriyle özetleyelim;</p>
<p><strong>- Banker Kastelli:</strong> Seksenli yılların başında Türkiye’yi derinden sarsan Banker Kastelli vurgunu, binlerce vatandaşın hayatını altüst etti. Yüksek faiz vaadiyle evini ve arabasını satan binlerce insan bir gecede sıfırlanırken, Cevher Özden'in yurt dışına kaçışıyla patlak veren bu devasa finansal kriz, o dönemde Cumhuriyet tarihinin en büyük dolandırıcılık vakalarından biri olarak hafızalara kazındı. Kastelli, önde gelen bankaların yüksek faizli tahvil ve mevduat sertifikasını alıp satmış ve bunun karşılığında yatırımcısına kısa sürede fazla ve kolay para kazandırmayı vadetmiş. Hatta kendisini dönemin ünlü hayat kadınına benzetmiş, "Ben aracıyım. Komisyon alıyorum. Yani bankalar ile halk, tasarruf sahibi birleşiyor. Ben parsayı topluyorum” demiş.</p>
<p><strong>- Ankara merkezli bankerler: </strong>1980’lerin başındaki Banker Kastelli olayının hemen arkasından Ankara’da adeta bölgesel bankerlik faciası yaşandı. Farklı adlarla ortaya çıkan menkul değerler unvanlı şirketler, ağırlıklı olarak kamu bürokrasisini yani memurları hedef aldı. Her biri ayrı bir kamu kurumunu parselleyerek 1-2 yıl bu vurgunu yaptı. Aylık yüzde 15-17 faiz aldatmacalarıyla kurumlar söğüşlendi. O zaman Hesap Uzmanı olarak denetiminde görev aldığım için çok iyi hatırlıyorum.</p>
<p><strong>- Banker Bako:</strong> Banker Bako, gerçek adıyla Baki Cengiz Aygün, Türkiye'nin 1990'lı yıllarındaki mali skandalları ve dolandırıcılık olaylarıyla tanınan figürlerinden biridir. Türkiye'deki banker skandalları denildiğinde (Banker Kastelli ile birlikte) dönemin simge isimlerinden biri olarak anılır. Piyasada kendisini devlet yetkililerinin veya Cumhurbaşkanı’nın resmi/gayri resmi danışmanı olarak tanıtarak çevre edinen, imtiyazlı bir konumda olduğu izlenimi yaratan bir kişiliktir.</p>
<p><strong>- Titan Saadet Zinciri:</strong> 1990'lı yıllarda Türkiye'de gündeme gelen Titan sistemi, kısa sürede yüksek kazanç elde etme vaadiyle katılımcılardan para toplayan yapılardan biri oldu. Sistemde kazanç elde edebilmek için yeni katılımcıların dahil edilmesi gerekiyordu. Yapının çökmesiyle çok sayıda kişi yatırdığı parayı geri alamadı ve Titan, Türkiye'deki saadet zinciri örneklerinin en bilinenlerinden biri haline geldi.</p>
<p><strong>- Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza yönelik holdingler:</strong> 1990'lı yılların sonları ve 2000'lerin başlarında bazı holdingler, özellikle Avrupa'da yaşayan Türk vatandaşlarına ortaklık ve yatırım fırsatları sundu. Binlerce kişiden toplanan paraların akıbeti ve şirketlerin mali yapıları konusunda ciddi tartışmalar yaşandı. Süreç, yurt dışında yaşayan vatandaşların yatırım adı altında toplu şekilde para yatırdığı şirketlerin denetimi konusunu gündeme taşıdı.</p>
<p><strong>- İmar Bankası:</strong> 2003 yılında İmar Bankası'na el konulması Türkiye'nin en büyük bankacılık skandallarından birini ortaya çıkardı. Bankada resmi kayıtlara yansımayan mevduatlar bulunduğu ve çeşitli usulsüz işlemler yapıldığı tespit edildi. Bankanın tasfiyesi sonrasında binlerce mudiinin mağduriyeti gündeme gelirken, devlet tarafından ödenen tutarlar ve bankanın eski yöneticileriyle ilgili davalar uzun süre tartışıldı.</p>
<p><strong>- Jet Fadıl:</strong> Fadıl Akgündüz’ün yürüttüğü çeşitli projeler de yatırım ve yüksek kazanç vaatleri nedeniyle yıllarca gündemde kaldı. Özellikle Jetpa ve sonrasında farklı projeler üzerinden çok sayıda kişiden para toplandı. Projelerin vaat edildiği şekilde hayata geçirilememesi ve yatırımcıların mağdur olduklarını belirtmesi üzerine Akgündüz hakkında çeşitli davalar açıldı. Jet Fadıl dosyası, Türkiye'de proje ve yatırım vaadi üzerinden ortaya çıkan en bilinen mağduriyetlerden biri olarak hafızalara kazındı.</p>
<p><strong>- Çiftlik Bank (Tosuncuk):</strong> 2010'lu yılların sonunda Türkiye'nin en çok konuşulan finansal dolandırıcılık dosyalarından biri Çiftlik Bank oldu. Tosuncuk olarak adlandırılan Mehmet Aydın tarafından kurulan sistem, yüksek kazanç vaadiyle çok sayıda kişiden para toplandı. Sistemin yeni katılımcılardan gelen parayla büyüdüğü ve yatırımcılara vaat edilen kazançların sürdürülemediği ortaya çıkınca yapı çöktü. Binlerce kişinin mağdur olduğu olayın ardından Mehmet Aydın ve diğer sanıklar hakkında yargı süreçleri başladı.</p>
<p>2016 yılında Mehmet Aydın'ın başta internet oyunu olarak tasarladığını öne sürdüğü sistemde 132 bin kişiden 1,13 milyar lira toplanmıştı. Kullanıcıların satın aldığı hayvanlardan elde edilen et ve süt gibi gelirleri ile de geri ödeme yapılması ve yatırımcılara 1 yıl içinde yüzde 100 kâr vaat edilmesi gündeme gelmişti. SPK raporunda, Çiftlik Bank tarafından yaklaşık 63 bin kişiye 400 milyon Türk Lirası ödeme yapıldığı, kalan 113,4 milyon TL'nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde kurulan Fame Game isimli şirkete ve oradan da Mehmet Aydın’ın şahsi hesaplarına transfer edildiği belirtilmişti.</p>
<p><strong>-… ve 131 fon skandalı:</strong></p>
<p>Toplam büyüklüğü 800 milyar liranın üzerinde olan ve katılımcı sayısı 450 bini aşan Cumhuriyet tarihinin bugüne kadarki en büyük skandalı.</p>
<p>Aslında bu konu çok su kaldırır durumda. Konunun öncelikle ekonomik, finansal, hukuki boyutu var. Aynı şekilde uluslararası ve siyasal boyutu da var. Çeşitli yönleriyle araştırılması gereken devasa bir konu…</p>
<p>Kayıplar sadece fonlara katılımı olanlarla sınırlı değil. Dünkü EKONOMİ gazetesinin manşetine göre İstanbul Borsası’ndaki kayıp 4 trilyon liraya ulaşmış durumda. Aynı şekilde son iki haftanın kayıtlarına göre Merkez Bankası döviz rezervleri de 185 milyar dolardan 171 milyar dolara inmiş. Türkiye CDS ülke riski primi 7 Eylül tarihi itibariyle 216 iken bugün 250’lere ulaşmış durumda.</p>
<p>FATF’ın gri listesinden henüz çıkmışken yeniden gözlem altına alınmamız çok tehlikeli. Yine MCSI Kasım ayı sorgulaması da bir başka bir risk.</p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p>Açıkçası çok boyutlu bir sorun ile karşı karşıyayız. İşin mevzuat boyutu var, uygulama boyutu var, daha da önemlisi denetim boyutu var. Denetim deyince aracı kurumların ve fonların dış denetimini yapan anlı şanlı BİG 4 kategorisindeki firmaların işin neresinde olduğu bilinmeli.</p>
<p>Bu arada finansal okur-yazar olmadığı ifade edilen sade vatandaşın da çok masum kılıfına girmemesi gerektiğini de unutmamak lazım.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/vatandasi-hedef-alan-finansal-krizler-ve-cikarilmayan-dersler-88599</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/9/1280x720/6-1790743768.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Vatandaşı hedef alan finansal krizler ve çıkarılmayan dersler ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kotuluk-pandemisi-geometrik-buyuyor-88598</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:46:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kötülük pandemisi geometrik büyüyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Fon yağmacıları gösterdi ki eline güç geçiren, bunu kötü emellerine alet ediyor. Bazı insanlar artık çalana kızmıyor, “neden ben çalamıyorum” diye hayıflanıyor. Kötülük aurası toplumu kuşatıyor.</strong></p>
<p>İyilik, <strong>tek tek</strong> artabiliyor ancak. Geometrik büyüme, <strong>katlanarak</strong> artışın ifadesi… Ne yazık ki dünya; artan jeopolitik <strong>risklere</strong>, çoğalan <strong>çatışmalara</strong>, tırmanan <strong>gerginliğe</strong> ve kötülerin sayısında <strong>patlamaya</strong> sahne oluyor. Kısaca, iyiler; <strong>1, 2, 3, 4, 5, 6</strong>… diye artarken, kötüler; <strong>2, 4, 8, 16, 32, 64</strong> şeklinde çoğalıyor.</p>
<p><strong>Erzincanlı Sami Baba</strong>’nın, dünya savaşları öncesi söylediği bir beyti geldi aklıma; “<strong><em>Değil yalnızca Erzincan / Bütün cihanda yangın var</em></strong>.” Bir asır sonrasında durum sanki tekrarlanıyor gibi. Demokrasi alan kaybediyor, <strong>otorite özlemi tırmanıyor</strong>, ekonomilerin başı belada, <strong>krizler başlıyor</strong> ama bitmiyor.</p>
<p><strong>DEMOGRAFİK KIYAMET KOPMADI, ÇÜNKÜ…</strong></p>
<p>Bundan 300 yıl önce İngiliz nüfus bilimci ve politik iktisat teorisyeni <strong>Thomas Robert Malthus</strong>; gıda arzı ve kaynakların <strong>doğrusal</strong> olduğunu ancak nüfusun ise <strong>katlanarak</strong> büyüdüğünü savunup; “<strong>demografik kıyametin kaçınılmaz olduğunu</strong>” savunmuştu. Bu gidişatın <strong>matematik gerçekliğin </strong>gereğiydi zaten.</p>
<p>Fakat bu kıyamet kopmadı zira <strong>teknoloji</strong> ve <strong>üretim</strong> tekniklerindeki gelişmeler yüzünden<strong> gıda artışı</strong> katlanırken <strong>nüfus artışı</strong> da sınırlı kaldı. Bu metaforu, <strong>iyiler&amp;kötüler</strong> üzerinden değerlendirirsek, <strong>kötülerin kendilerini sınırlamaya niyetleri olmadığını</strong> söyleyebiliriz. Kısaca <strong>kötülük pandemisi</strong> var.</p>
<p><span style="color: #236fa1;"><strong>İKİ SORU İKİ CEVAP / Kötülere dair…</strong></span></p>
<p><strong><em>İyiler neden tek tek artabiliyor?</em></strong></p>
<p>Zira <strong>aralarında ittifak yok</strong>. Her iyilik, bir şekilde engelleniyor. İyilik yapanların karşılaştığı sorunları biliyorum. Bu, bir bakıma; <strong>silgi diyarında kalem olmaya</strong> benziyor. Bu yüzden iyiler hızla çoğalamıyor.</p>
<p><strong><em>Kötülük neden katlanarak büyüyor?</em></strong></p>
<p>Öncelikle <strong>organizeler</strong>. Aralarında çabukça “<strong>şer ittifakı</strong>” kurabiliyorlar. Ayrıca her yapılan işi <strong>eleştirme</strong> kolaylığına sapan <strong>yığınlar</strong> söz konusu. Küresel siyaset ikliminde sanki “<strong>tekno tiranlar çağı</strong>” yeşeriyor.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>NOT</strong></span></p>
<p><strong>İLK YAPILAN YANLIŞA KAZA, İKİNCİSİNE HATA, ÜÇÜNCÜSÜNE TERCİH DENİR</strong></p>
<p>Hata, eğer ondan <strong>öğrenebiliyorsan ders</strong> olur, <strong>değilse ceza</strong>… Hata yapmayan ise büyük ihtimalle hiçbir şey yapmayandır. <strong>Ucu sivri ve tam kurşunkalem gibi</strong>… Zira kâğıt yüzü görmemiş, silgi gerektirecek hata yapmamış ama <strong>eser de üretmemiştir</strong>. Burada dikkat edelim de <strong>hatalarımızı yinelemeyelim</strong>.</p>
<p><span style="color: #e03e2d;"><strong>KÖTÜLÜK LÛGATI</strong></span></p>
<p><strong>Suiistimalci</strong>: Yetkiyi, niyeti, kuralı kötüye kullanıp kendine haksız yere yarar sağlayan namussuz kimse</p>
<p><strong>Fondaş</strong>: TERA örneğindeki gibi fonları dolandırarak zengin olan ancak siyaseten korunan yandaş kişi</p>
<p><strong>Organize kötü</strong>: Kötülüğü yapanlar tek başına hareket etmez; hiyerarşi, iş bölümü, iş birliği içindedirler</p>
<p><strong>Yasal iblis</strong>: Yasaları kullanarak kötülük yapan, halkı dolandıran, yönetim kadrolarındaki kötü insan</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/kotuluk-pandemisi-geometrik-buyuyor-88598</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/1/6/1280x720/hesap-yoikk-eylem-plani-1752134822.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kötülük pandemisi geometrik büyüyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-vurgununda-bakin-her-sey-nasil-goz-onunde-yasanmis-88597</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Fon vurgununda bakın her şey nasıl göz önünde yaşanmış!</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Sermaye Piyasası Kurulu 18 Eylül’de yaptığı açıklamada yatırım fonlarına ilişkin rehberde gerçekleştirilen değişikliklerin 28 Ağustos’ta kamuoyuna açıklanmasına kadarki süreçte neler yapıldığını kronolojik olarak izah etme gereği duydu. SPK özet olarak bir anlamda şunu söylüyordu:</p>
<p><strong>“2025’in son çeyreğinde bazı portföy yönetim şirketlerinin fonlarında ekonomik gerçeklikten uzak birtakım uygulamalara rastlandı ve buna karşı önlem olarak bir dizi çalışma yapıldı. Bu çerçevede 28 Ağustos’taki rehber açıklanma sürecine kadar da şu, şu, şu aşamalardan geçildi…”</strong></p>
<p>Fon vurgununun boyutu 800 milyar lira dolayında. Ama bu sorun, Borsa’da da çok büyük bir düşüşe yol açtı. Özellikle sorunlu fonların bünyesine konulan hisse senetlerini gidip doğrudan Borsa’dan alanlar bu hisse senetlerini günlerdir taban taban gittiği ve bu fiyattan bile satmaları mümkün olmadığı için çok büyük bir kayba uğradı. Vatandaş, zarar etmeyi göze alarak bile çıkmak istese bu senetlerde adeta hiç işlem olmuyor. Bu şekilde ortaya çıkan kaybın boyutunu ve bunun kaç yatırımcıyı ilgilendirdiğini kimse bilmiyor.</p>
<p>Tera’nın TLY fonu 270 milyar liralık boyutuyla 800 milyar lira dolayındaki toplam içinde tek başına çok önemli bir yere sahip. Bugün yalnızca TLY’de gün gün neler olduğunu irdelemek istiyorum.</p>
<p>Şu an işlem görmeyen bir fonun geçmiş fiyat hareketlerini bulmak neredeyse olanaksız. Bu yazımda kullandığım fiyatları ve yatırımcı sayılarını titiz çalışmasıyla finansal piyasalar uzmanı İris Cibre Lostar derledi. Bu verileri benimle paylaştığı için kendisine teşekkür ediyorum.</p>
<h2>Bir yılda neler olmuş neler…</h2>
<p>Dönelim SPK’nın 18 Eylül’de yaptığı açıklamaya…</p>
<p>Ne diyor SPK bu açıklamada:</p>
<p><strong>“Bazı fonlarda sorun olduğunu geçen yılın son çeyreğinde fark ettik.”</strong></p>
<p>O dönemden sonra neler yapıldığı da aynı açıklamada kronolojik bir sırayla yer almıştı.</p>
<p>Peki sorunun belirlendiği dönemden sonra gün gün ilan edilen aşamalarda TLY fonunun seyri nasıl olmuş, gelin buna bakalım…</p>
<p>Genel duruma ilişkin veriler tabloda yer alıyor.</p>
<p>Birkaç örnek verelim:</p>
<p>● Bir kere bu fonun halka açılmadan önceki yatırımcı sayısı 161, birim fiyat 574 lira, fonun büyüklüğü ise 30 milyar lira. </p>
<p>● Sorun 2025’in son çeyreğinde belirlenmiş, aslında çok daha önceden gözlenen olumsuzluklar belli ki vardı da, neyse… Son çeyrek olarak eylülün ortasını alalım; yatırımcı sayısı 161’den 22 bine fırlamış, birim fiyat da 574 liradan 1.321 liraya çıkmış.</p>
<p>● Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in <strong>“Manipülasyona izin verilmeyecek”</strong> açıklamasını yaptığı 4 Kasım’da artık yatırımcı sayısı 47 bin, birim fiyat 2.453 lira. Eylül ortasından beri yalnızca bir buçuk ayda olmuş bu hareket. </p>
<p>● Rehber hazırlıkları bir dizi yazışmayla ilerliyor. Şubatta TSPB ve MKK’dan görüş istendiğinde yatırımcı sayısı 50 bini aşmış, birim fiyat da 3.553 liraya ulaşmış, fon büyüklüğü artık 52 milyar lira. </p>
<p>● Farkında mısınız, hâlâ vakit var, en azından o an bir şekilde düğmeye basılsa sermaye piyasalarındaki çalkantı, ekonomiye binen yük ve vatandaşın kaybı çok daha az olacaktı. Hani mahkemeler telafisi güç ve imkansız konular olduğunda “yürütmeyi durdurma kararı” verir ya, öyle bir adım atılabilmiş olsa 2025 temmuzundan 2026 şubatına kadar olan dönemde ne yatırımcı sayısı 161’den 50 bine çıkardı, ne birim fiyat 574 liradan 3.553 liraya. </p>
<p>● Görüşler toplanmış ve TEFAS uygulama esasları SPK tarafından haziran ayında onaylanmış. Bu sırada artık yatırımcı sayısı 85 bin, fon büyüklüğü de 168 milyarı bulmuş. </p>
<p>● Rehberin yayımlandığı ağustos sonuna gelindiğinde iş işten geçmiş; fonda artık tam 111 bin yatırımcının parası var, fonun fiyatı 9 bin lirayı aşmış, büyüklük de 269 milyara ulaşmış.</p>
<h2>Gidişata hiç bakılmadı mı? </h2>
<p>Yangın ihbarı geçen yılın son çeyreğinde alınmış… </p>
<p>İtfaiye yangın yerine anında ulaşmış, <strong>“Hiçbir evin yanmasına izin vermeyeceğiz”</strong> kararlılığı dile getirilmiş…</p>
<p>İtfaiyeciler arazözü itinayla yangın yerine yaklaştırmış, yangın merdivenleri hazırlanmış, yangın kıyafetleri eksiksiz…</p>
<p>Ev yanıyor ama itfaiyecilerin hiç acelesi yok, sohbet ede ede hortumları çıkarıyorlar…</p>
<p>Kaç zaman sonra orada niye bulunulduğu ve yangını söndürmek gerektiği akla gelmiş gibi hortumlar eve doğrultulmuş ama artık iş işten çoktan geçmiş, evden geriye kurtarılabilecek pek bir şey kalmamış.</p>
<p>Şimdi insan düşünmeden edemiyor…</p>
<p>● Fonlarda tuhaf işler olduğu anlaşıldıktan sonra bunca çalışma yürütülürken, hiç kimsenin aklına <strong>“Sahi bu fonda durum ne, işi hızlandırmayı gerektirecek bir olumsuzluk var mı”</strong> diye sormak gelmedi mi? </p>
<p>● Hiç kimse bu fondaki ve tabii ki benzer diğer fonlardaki inanılmaz gidişatı görmedi mi? </p>
<p>● Evin tümüyle yanmasından sonra müdahale eden itfaiyeler gibi yapmak yerine soruna daha önce el atılamaz mıydı? </p>
<p>● Tabii ki en başta bu fonun halka açılmasına neden izin verildi? </p>
<h2>Vatandaşa “Gel gel” yapılan dönem </h2>
<p>● 2021 yılında kurulduğunda 1,3 lira olan fonun birim fiyatının 2025 başında 30 liraya çıkması çok önemli değil, fon zaten kapalı bir fon ve 12 kişi var. İyi güzel de 2025 yılında yatırımcıyı adeta cezbetmek istercesine yedi ayda birim fiyatın 30 liradan 574 liraya çıkması ve bu tarihte halka açılma isteğinin gelmesi karşısında kimsenin aklına <strong>“Bu fon nasıl bu kadar değer kazanıyor”</strong> sorusu gelmedi mi? Gelmemiş! </p>
<p>● Halka açılma izninden sonra tuhaflıklar belirlenmeye başlamış, bunu SPK açıklıyor, ben demiyorum ve önlem çalışmasına girişilmiş, hangi tarihte ne yapıldığını da SPK açıklıyor. Bu adımlar atılırken akıllara nasıl olur da fonun gidişatına bakmak gelmez! </p>
<p>● Yoksa bakıldı da böyle katlana katlana ve normal olmayan manipülatif işlemlerle giden bir fon için rehber değişikliği çalışması tamamlanana kadar yapılacak hiçbir şey yok muydu yani?</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abc93c7b34dd-1790743495.png" alt="" width="983" height="272" /><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abc93d57b30c-1790743509.png" alt="" width="600" height="356" /></p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/fon-vurgununda-bakin-her-sey-nasil-goz-onunde-yasanmis-88597</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/9/7/1280x720/para-lira-fon-1790750185.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Fon vurgununda bakın her şey nasıl göz önünde yaşanmış! ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasasinda-mintika-temizligi-neden-firsata-donusebilir-88596</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:34:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sermaye piyasasında mıntıka temizliği neden fırsata dönüşebilir?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Geçen hafta Moody’s’in İstanbul’da düzenlediği Emerging Markets – Türkiye Conference’ın açılış panelinde TCMB eski Başekonomisti Prof. Dr. Hakan Kara’nın söyledikleri, son günlerdeki fon soruşturması ve piyasa sarsıntısı açısından önemli. Kara, 23 Eylül’deki “Türkiye in a fragmenting global economy” başlıklı oturumdaki değerlendirmelerini sosyal medya hesabından da paylaşarak, sürecin Türkiye açısından bir fırsata dönüştürülebileceğini söyledi.</p>
<p>Kara’nın mesajı açık: Sermaye piyasasında yapılacak geniş çaplı bir temizlik, ileride Türkiye’ye kaliteli yatırım olarak dönebilir. Bunun için kurumların güçlendirilmesi ve siyasetin etkisinden arındırılması, benzer süreçlerin yeniden yaşanmaması açısından önem taşıyor.</p>
<p>Bu yaklaşımın önemli tarafı şu: Temizlik dediğimiz, yalnızca soruşturma dosyalarının sonuçlandırılması ya da bazı kişi ve kurumların piyasadan çıkarılması değil. Asıl mesele, yatırımcının “Bu piyasada kurallar herkes için aynı mı?” sorusuna yeniden güvenilir bir cevap verebilmesi.</p>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abc91a870c30-1790742952.jpg" alt="" width="700" height="467" />
<figcaption><strong>Sermaye piyasasında temizliğin nasıl yapıldığı, hangi kurallara göre yürütüldüğü ve hangi kurumsal derslerin çıkarıldığı daha önemli. </strong></figcaption>
</figure>
<p>Kısa vadede bunun bir bedeli var. Fonların içindeki varlıkların değer kaybetmesi, likiditenin daralması, bazı yatırımcıların zarar etmesi ve borsada güvenin sarsılması ekonomiyi de etkiliyor. Kara da fon krizinin varlık ve likidite kanalıyla ekonomik faaliyet ve büyüme üzerinde baskı yaratacağını, buna karşılık enflasyonist baskıları bir miktar azaltabileceğini söylüyor. Fakat sermaye piyasasında güvenin nasıl kurulduğu uzun vadeli bir mesele. Bir piyasada fiyat hareketlerinin arkasında şirketin bilançosu, beklentileri ve ekonomik gelişmeler yerine manipülasyon kuşkusu varsa, oraya uzun vadeli yatırımcı çekmek kolay değil. Böyle bir ortamda sağlıklı şirketler de hak etmedikleri bir risk primiyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle bugün yaşanan sıkıntıya yalnızca “piyasa zarar gördü” diye bakmak eksik kalır. Temizliğin nasıl yapıldığı, hangi kurallara göre yürütüldüğü ve hangi kurumsal derslerin çıkarıldığı daha önemli.</p>
<p>Kara’nın sözünü ettiği fırsat tam burada ortaya çıkıyor. Eğer bu dönem, sermaye piyasasında şeffaflığı, denetimi, hesap verebilirliği ve kurumların bağımsızlığını güçlendiren düzenlemelere dönüşürse, bugün ödenen maliyetin karşılığında daha güvenilir bir piyasa kurulabilir.</p>
<p>Kısacası mesele, piyasayı temizlemekten çok, temizlenen piyasanın yeniden kirlenmesini önleyecek düzeni kurabilmek.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sermaye-piyasasinda-mintika-temizligi-neden-firsata-donusebilir-88596</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sermaye piyasasında mıntıka temizliği neden fırsata dönüşebilir? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88595</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:32:00 +03:00</pubDate>
            <title> Borsa yatırımcısını ne bekliyor?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p> </p>
<p style="text-align: center;"><iframe title="BIST100’de Sert Düşüş Devam Ediyor! Borsa Yatırımcısını Şimdi Ne Bekliyor? | Ekonomi Masası | 30 Eyl" src="https://www.youtube.com/embed/aINs-GdokGA" width="900" height="579" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen"></iframe></p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi-masasi/canli-ekonomi-masasi-88595</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/8/6/9/1280x720/seref-oguz-berfin-cipa-1778218088.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Ekonominin gündemi uzman konuklarla Ekonomi Masası&#039;nda... ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretim-lojistik-ve-bolgesel-etki-merkezi-potansiyeli-turkiyenin-elini-guclendiriyor-88594</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:26:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretim, lojistik ve ‘bölgesel etki merkezi’ potansiyeli Türkiye’nin elini güçlendiriyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>DIŞ </strong>Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) çatısı altındaki Türkiye-ABD İş Konseyi’nin (TAİK) davetiyle gittiğim New York’ta, <strong>“19. Türkiye Yatırım Konferansı”</strong>nı birlikte organize ettikleri Citibank Türkiye Genel Müdürü <strong>Emre Karter</strong>’le sohbet ettik, 3 günlük organizasyonu değerlendirdik.</p>
<p><strong>Emre Karter, </strong>söze şu değerlendirmeyle girdi:</p>
<p>-          <strong>TAİK ile birlikte gerçekleştirdiğimiz </strong>“19. Türkiye Yatırım Konferansı” <strong>son derece verimli geçti. Hem doğrudan yatırımları değerlendiren uzun vadeli yatırımcılarla hem de Türkiye’ye portföy yatırımı yapanlarla bir araya gelme fırsatımız oldu.</strong></p>
<p><strong><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abc90810d3b3-1790742657.png" alt="" width="647" height="589" /></strong>Yatırımcılarla bu tür doğrudan temasların önemine değindi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’yi dışarıdan takip eden bir yatırımcının burada olup şirketlerle, kamu tarafıyla, finans sektörüyle ve diğer piyasa katılımcılarıyla bir araya gelmesi, gelişmeleri yerinde değerlendirme imkanı sağlıyor.</strong></p>
<p>Önceki hafta İstanbul’da yurt dışından yatırımcılarla benzer toplantı gerçekleştirdiklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bu tür buluşmaların düzenli olarak yapılması, Türkiye ile uluslararası yatırımcılar arasındaki bilgi akışının ve diyalogun güçlenmesi açısından son derece faydalı.</strong></p>
<p>Citi’nin dünyanın çok geniş coğrafyasında faaliyet gösterdiklerini anımsattı:</p>
<p>-          <strong>Dolayısıyla farklı pazarlarda ve farklı coğrafyalarda yaşanan ekonomik ve jeopolitik gelişmeleri, bunların şirketlerin yatırım ve ticaret kararlarına nasıl yansıdığını yakından gözleme imkanımız oluyor.</strong></p>
<p>Bu küresel perspektifin Türkiye açısından önemli olduğunu kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Farklı pazarlardaki gelişmelerin Türkiye’nin ticaret, tedarik zincirleri ve yatırım açısından konumunu nasıl etkileyebileceğini birlikte değerlendirebiliyoruz.</strong></p>
<p>Türkiye’deki gelişmeleri de uluslararası yatırımcılarla konuşurken daha geniş bir küresel çerçevede ele almanın mümkün olduğuna dikkat çekti:</p>
<p>-          <strong>İçinde bulunduğumuz küresel konjonktürde Türkiye’nin bulunduğu coğrafyanın ve ekonomik bağlantılarının da ayrı bir önem taşıdığını görüyoruz.</strong></p>
<p>Rusya-Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin, küresel ticaretin ve tedarik zincirlerinin ne kadar dinamik hale geldiğini bir kez daha gösterdiğini vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Şirketler ve ülkeler tedarik zincirlerini ve ticaret rotalarını daha fazla çeşitlendirmeye, alternatif güzergahlar oluşturmaya çalışıyor.</strong></p>
<p><strong>Emre Karter, </strong>bu noktada Türkiye’nin önemli avantajları olduğunun altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’nin konumunu artık sadece </strong>“Doğu ile Batı arasında bir köprü” <strong>şeklinde tarif etmenin olmadığını düşünüyorum.</strong></p>
<p>Türkiye’nin önemli bir üretim merkezi, lojistik merkezi ve bölgesel etki merkezi özelliklerini bir arada taşıyan potansiyeliyle öne çıktığını irdeledi:</p>
<p>-          <strong>Güçlü üretim yapısı, lojistik imkanları, nitelikli insan kaynağı ve Avrupa, Asya ve Ortadoğu’ya erişimi, küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bu dönemde Türkiye’nin elini güçlendiren unsurlar.</strong></p>
<p>Çin’den Avrupa’ya ulaşan bir ürün için artık tek bir ticaret rotasından bahsetmenin mümkün olduğuna vurgu yaptı:</p>
<p>-          <strong>Farklı alternatiflerin değerlendirilmesi giderek daha önemli hale geliyor. Türkiye’nin bu yeni ticaret ve tedarik zinciri denklemindeki konumu da bu nedenle önem taşıyor.</strong></p>
<p>Burada meselenin yalnızca bir ürünün Türkiye’den geçmesi olmadığı üzerinde durdu:</p>
<p>-          <strong>Bu ticaretin beraberinde üretim, depolama, lojistik, enerji, altyapı ve finansman gibi alanlarda yaratacağı ekonomik faaliyet de önemli.</strong></p>
<p>Türkiye’nin önümüzdeki dönemde küresel değer zincirlerinde daha fazla yer almasının ve daha yüksek katma değerli faaliyetleri çekebilmesinin önemli olacağına değindi:</p>
<p>-          <strong>Bunun için üretim kapasitesinin yanı sıra teknoloji, dijitalleşme, enerji ve nitelikli insan kaynağı alanlarında da ilerleme kaydedilmesi gerekiyor.</strong></p>
<p>Küresel şirketlerin yatırım kararlarıyla ilgili şu ayrıntıyla ilgili mesaj verdi:</p>
<p>-          <strong>Küresel şirketlerin yatırım kararlarında sadece maliyet avantajı değil, verimlilik, tedarik zincirlerinin dayanıklılığı, teknoloji altyapısı ve uzun vadeli rekabet gücü gibi unsurlar da önem yaşıyor.</strong></p>
<p>Başta New York olmak üzere TAİK’le ABD’deki toplantılarda işbirliği içinde olan Citi Group’a bağlı Citibank Türkiye’nin Genel Müdürü <strong>Emre Karter</strong>’in gözlemleri önem taşıyor…</p>
<p>Citbank penceresinden Türkiye’nin <strong>“Üretim merkezi, lojistik merkezi ve bölgesel etki merkezi” </strong>yönleriyle öne çıkmasını olumlu mesaj şeklinde görmek gerekiyor…</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">‘COP31’ Türkiye için önemli çıpa olabilir</span></h2>
<p><strong>CITIBANK </strong>Türkiye Genel Müdürü <strong>Emre Karter, </strong>bu yıl Türkiye açısından önemli bir başlığın <strong>“COP31” </strong>ev sahipliği olduğunu belirtti:</p>
<p>-          <strong>New York’ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve COP31 CEO’su Fatma Varank’ın da katıldığı, müşterilerimiz ve farklı sektörlerden paydaşlarla bir toplantı gerçekleştirdik.</strong></p>
<p>Toplantıya yoğun ilgi gösterildiğini bildirdi:</p>
<p>-          “COP31”<strong>, Türkiye açısından önümüzdeki döneme bakarken önemli bir çıpa olabilir. Çünkü burada yalnızca bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapmaktan söz etmiyoruz.</strong></p>
<p>İklim finansmanı, enerji dönüşümü, yeşil sanayileşme, sürdürülebilir altyapı ve yeni teknolojiler gibi Türkiye açısından uzun vadeli yatırım fırsatlarının bulunduğu çok geniş bir gündem olduğunu vurguladı:</p>
<p>-          <strong>Türkiye’nin bu alanlarda uluslararası yatırımcılarla ve özel sektörle daha fazla temas etmesi, yeni işbirliklerinin gelişmesi açısından da önemli bir platform oluşturabilir.</strong></p>
<p>Sürdürülebilir finansman tarafında da Türkiye’de önemli bir hareketlilik gördüklerini kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bankacılık sektöründeki kredi işlemlerine baktığımızda sürdürülebilirlik bağlantılı kredilerin ve farklı sürdürülebilir finansman araçlarının giderek daha fazla kullanıldığını görüyoruz.</strong></p>
<p>Bunun sürdürülebilirliğin artık sadece çevre politikaları kapsamında ele alınan bir konu olmaktan çıkıp şirketlerin yatırım ve finansman kararlarının bir parçası haline geldiğini gösterdiğinin altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>Özellikle Türkiye’nin Avrupa ile güçlü ticari ilişkileri düşünüldüğünde, yeşil dönüşüm önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücü açısından da daha fazla önem kazanacak.</strong></p>
<p>Enerji verimliliği, yenilenebilir enerji, üretim süreçlerinin dönüşümü ve karbon yoğunluğunun azaltılması gibi başlıkların şirketlerin hem finansmana erişiminde hem de uluslararası değer zincirlerinde konumlanmasında giderek daha belirleyici hale geldiğini vurguladı:</p>
<p>-           <strong>Dolayısıyla Türkiye’nin önündeki yatırım fırsatlarına baktığımızda tek bir başlıktan söz etmek mümkün değil.</strong></p>
<p>Ardından ekledi:</p>
<p>-          <strong>Doğrudan yatırımlar açısından üretim ve tedarik zincirlerindeki dönüşüm, portföy yatırımları açısından Türkiye piyasalarının gelişimi ve yatırım ortamı, daha uzun vadede teknoloji, enerji, altyapı ve sürdürülebilirlik alanlarında dönüşüm birlikte değerlendirilmeli.</strong></p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">İklim eylemi iş dünyası için maliyet değil, neslimizin en büyük yatırım fırsatıdır</span></h2>
<figure class="image" style="text-align: center;"><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abc90946313d-1790742676.png" alt="" width="269" height="401" />
<figcaption><strong>Rifat Hisarcıklıoğlu</strong></figcaption>
</figure>
<p><strong>TÜRKİYE </strong>Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Yönetim Kurulu Başkanı, COP31 İş Dünyası Elçisi <strong>Rifat Hisarcıklıoğlu, </strong>Bloomberg’in merkezinde gerçekleşen <strong>“COP31 Business Forum New York Dialogue” </strong>toplantısında hükümetler yönü belirlediğine işaret etti:</p>
<p>-          <strong>Ama uygulama iş dünyasının işi. Hükümetler anlaşmaları imzalar, iş dünyası onları hayata geçirir. İklim hedeflerine müzakere salonlarında ulaşılmayacak. Bu hedeflere fabrikalarda, tarlalarda ve şantiyelerde ulaşılacak.</strong></p>
<p>Aynı zamanda <strong>“World Chambers Federation”</strong>ın başkanlığını yürüttüğünü anımsattı:</p>
<p>-          <strong>150’den fazla ülkede odalar ve 45 milyon şirketi temsil ediyor. Hepimiz tek sesle konuşursak dünya bizi dinler.</strong></p>
<p>Gerçek projelere ulaşan finansmanın öneminde değindi:</p>
<p>-          <strong>Sadece zengin ülkelerde değil, gelişmekte olan piyasalarda da buna ihtiyaç var. Ayrıca açık ve istikrarlı kurallar gerekiyor. İş dünyası katı kurallarla baş edebilir ama her pazarda farklı kuralla baş edemez ve kurallar makul olmalı.</strong></p>
<p>Şu noktanın altını çizdi:</p>
<p>-          <strong>İklim eylemi iş dünyası için bir maliyet değildir. Bizim neslimizin en büyük yatırım fırsatıdır.</strong></p>
<p>Hükümetlerin yeşil çelik, yeşil çimento ve temiz araçlar satın alması haline şirketlerin yatırım yapacağını kaydetti:</p>
<p>-          <strong>Bize bu üç şeyi sağlayın, iş dünyası 2035’i beklemez.</strong></p>
<p>Salondaki iş dünyası temsilcilerine döndü, şu çağrıyı yaptı:</p>
<ul>
<li><strong>COP31 için Antalya’ya gelin.</strong></li>
<li><strong>Projelerinizi getirin.</strong></li>
<li><strong>Fikirlerinizi getirin.</strong></li>
<li><strong>Yatırımlarınızı getirin.</strong></li>
<li><strong>Bir COP’ta bugüne kadar gerçekleştirilen en büyük iş dünyası katılımının parçası olun.</strong></li>
</ul>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/uretim-lojistik-ve-bolgesel-etki-merkezi-potansiyeli-turkiyenin-elini-guclendiriyor-88594</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/2025/02/emre-karter.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Üretim, lojistik ve ‘bölgesel etki merkezi’ potansiyeli Türkiye’nin elini güçlendiriyor ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/girisim-istahinda-ciddi-bozulma-var-88593</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:15:00 +03:00</pubDate>
            <title> Girişim iştahında ciddi bozulma var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img src="/storage/uploads/0/0/0/6abc8d0c2d7f4-1790741772.png" alt="" width="281" height="134" /></p>
<p>Şirket ve gerçek kişi işletmeleriyle ilgili kuruluş kapanış rakamları, bir önceki aya veya bir önceki yıla aynı döneme kıyasla artış, azalış düzeyinden verildiğinde gerçek tablonun yarısı gözüküyor. Yıllar itibariyle, kapanışların açılışlara oranı olarak bakıldığında çarpıcı bir trend ortaya çıkıyor. Tablo iktisadi canlılık, girişimci iştahının nabzı olarak ele alındığında oldukça olumsuz görünüyor. </p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abc8de088d9d-1790741984.png" alt="" width="700" height="263" />Bu yıl en son temmuz verileri açıklandı. TOBB’un açıkladığı sayılar üzerinden aşağıdaki tabloda 2020 – 2026 yılları itibariyle ocak – haziran dönemleri alındı. Görünen şu: </p>
<p>- Anonim şirketlerde, 2020 yılında kapanışların açılışlara oranı yüzde 19 iken, 2026 Ocak – Haziran’ında bu oran yüzde 41’e çıkmış. </p>
<p>- Bütün şirket türleri olarak bakılırsa kapanışların açılışlara oranı yüzde 13’ten yüzde 24’e gelmiş. </p>
<p>- Gerçek kişi işletmelerde çok daha vahim bir durum var. Neredeyse açılış kadar kapanış var. 2020 yılı ilk altı ayında kapanışların açılışlara oranı yüzde 85 iken 2026 yılı ocak – haziran döneminde bu oran yüzde 101’e çıkmış. </p>
<p>- Sadece bu iki yılı, 2020 ile 2026’yı karşılaştırmak tablonun bir tarafını veriyor ancak bu tablo, 2022 yılı görece iyi iken 2026’nın ekonomik açıdan kötü bir yıl olmasından kaynaklanmıyor. Bir trend izleniyor</p>
<p>- 2021 yılında kapanışların açılışlara oranı anonim şirketlerde yüzde 13 gözüküyor. Esasen oldukça iyi, sağlıklı bir oran. Ancak izleyen yıllar tablo yıldan yıla ağırlaşıyor, kapanış oranı çarpıcı şekilde artıyor. 2020 ve 2023’te yüzde 19, 2024’te yüzde 27’ye, 2025’te yüzde 33’e çıkıyor ve nihayet bu yılın ilk altı ayında yüzde 41’e ulaşıyor. </p>
<p>- Aynı trend anonim, kolektif ve limited, bütün şirket türleri toplamında da izleniyor. 2021’de yüzde 10 düzeyinden yıldan yıla yüzde 15, yüzde 23, yüzde 26 ve nihayet bu yıl yüzde 24 seviyesine varıyor. </p>
<p>- Gerçek kişi işletmelerinde görece farklı, kısmen dalgalı ancak artış yönlü olduğu için esasta aynı trend izleniyor. 2020'de kapanışların açılışlara oranı yüzde 85, izleyen yıl, 2021’de şirketlerde olduğu gibi gerçek kişi işletmelerinde de iyileşme olmuş, oran % 75’e inmiş. Ancak bu seviyeden yükselişe geçmiş. 2022’de yüzde 89, 2023’te yüzde 123, 2024’te yüzde 122 olmuş. 2025’te yüzde 97’ye indikten sonra 2026’da tekrar yükselerek yüzde 101’e çıkmış.</p>
<p>- Genel tablo iktisadi ortamın bozulduğunu, giderek daha fazla şirketin sıkıntıya düşerek kapandığını gösteriyor. Kuruluş sayıları da bu kanaati doğruluyor. 2020 yılı ilk 6 ayda 6000’e yakın anonim şirket kurulmuş. 2021’de 7.251’e, 2022’de 8.288’e çıkmış. İzleyen yıllar artış değil düşüş var. Özeti kurulan şirket sayısı 4 yıldır sistemli olarak azalıyor. </p>
<p>- Aynı kuruluş azalması gerçek kişi işletmelerinde de var. 2021’de 14.329 sayısı görüldükten sonra, izleyen yıllarda sistemli azalma var. 2023’te 10 binin altına inmiş. 2026 ilk 6 ayda kurulan gerçek kişi işletmesi sayısı 8.855. </p>
<p>- Tablo aynı zamanda çok ciddi bir kaynak tüketimi, çok verimsiz bir girişimcilik alanı oluştuğunu da gösteriyor. Her açılış bir yatırımı ifade ettiği gibi, her kapanış da o yatırımın verimsiz sonuçlar verdiğini gösteriyor. Elbette işin bir tarafında da krediye erişim sorunları var. Yüksek faiz ortamı yeni girişimlerde caydırıcı seviyelerde kalmaya devam ediyor.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/girisim-istahinda-ciddi-bozulma-var-88593</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/6/3/1280x720/sirket-hesap-memur-1782194649.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Son 6–7 yıllık süreçte hem yıldan yıla kurulan şirket sayısı düşüyor, hem de kapanışların kuruluşlara oranında düzenli artış var. 2020 yılında kapanışların açılışlara oranı yüzde 19 iken, 2026 Ocak–Haziran döneminde bu oran yüzde 41’e çıktı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nakde-sikisan-bes-fonu-satti-88592</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:08:00 +03:00</pubDate>
            <title> Nakde sıkışan, BES fonu sattı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>ŞEBNEM TURHAN</strong></p>
<p>Yatırım fonlarında yaşanan kriz bireysel emeklilik fonlarında da etkisini göstermeye başladı. EKONOMİ’nin hesaplamalarına göre BEFAS’a açık BES fonlarının büyüklüğü 11-29 Eylül arasında 74.4 milyar lira azalarak 1.82 trilyon liraya indi, BEFAS’a kapalı fonlar ise 8.4 milyar artışla 742 milyar liraya geldi. Emeklilik Gözetim Merkezi ağustos sonu verileri 2.6 trilyon lirayı aşan BES fonları büyüklüğü olduğunu ortaya koyarken 29 Eylül itibariyle bu büyüklük 2.56 trilyon liraya indi. Net nakit giriş çıkışları ise 11- 29 Eylül arasında BEFAS’a açık fonlarda etkili oldu ve 6.67 milyar lira net nakit çıkışı yaşandı. BEFAS’a kapalı fonlarda ise 11.13 milyar liralık giriş dikkat çekti.</p>
<h2>Portföyün yüzde 2,6’sı çıktı </h2>
<p>Sermaye Piyasası Kurulu’nun 131 fon hakkında tasfiye kararı alması ve bazı fonları da işleme kapatması sonrası nakit erişiminde yaşanan sıkıntıya çözüm bireysel emeklilik fonlarından gelmiş gibi görünüyor. Verilere göre BEFAS’ta işlem gören fonlarda 11-25 Eylül arası yaşanan 6.67 milyar liralık net nakit çıkışı toplam BES portföyünün yüzde 2,6’sına denk geliyor. Uzmanların verdiği bilgiye göre menkul kıymet yatırım fonlarında yaşanan sıkıntı bu yüklü satışların nedeni olabilir.</p>
<p>EKONOMİ’nin hesaplamalarına göre BEFAS'ta işleme açık yani herkesin alıp satabildiği 311 BES fonunun toplam portföy büyüklüğü 29 Eylül itibariyle 1 trilyon 821 milyar 614,2 milyon lira. 11 Eylül'de henüz yatırım fonlarına ilişkin likidite krizi tam olarak yaşanmamışken bu büyüklük 1 trilyon 895 milyar 679,9 milyon lira idi. BEFAS'a açık BES fonlarının büyüklüğü bu dönemde 74 milyar lira geriledi. BEFAS'a kapalı yani sadece kurumun müşterilerinin alım satım yapabildiği 89 fonun 29 Eylül itibariyle portföy büyüklüğü ise 742 milyar 62,8 milyon lira. 11 Eylül'de bu büyüklük 733 milyar 603,9 milyon lira seviyesindeydi. BEFAS'a kapalı fonların portföy büyüklüğü 8.5 milyar lira arttı.</p>
<h2>Nakit çıkışına karşın yatırımcı girdi </h2>
<p>Net nakit giriş çıkışlarında da BEFAS’a kapalı ve açık fonlarda farklı bir durum yaşandı. Yine EKONOMİ’nin hesaplamalarına göre BEFAS’a açık fonların 11- 29 Eylül döneminde net nakit çıkışı 6 milyar 673,2 milyon lira oldu. BEFAS'a açık fonlarda net nakit çıkışı gözlense de yatırımcı sayısında toplamda 70 binin üzerinde artış yaşandı. BEFAS’a açık fonlarda toplam yatırımcı sayısı 29 Eylül itibariyle 34 milyon 121 bin 868 seviyesinde bulunuyor.</p>
<p>BEFAS'a açık fonlar otomatik katılım sistemi içinde ve dışında diye ayrıma tabi tutulduğunda ise çıkışın yüklü kısmının OKS dışı fonlarda gerçekleştiği ortaya çıktı. Verilere göre BEFAS'a açık OKS dışı fonlarda 11-29 Eylül arasındaki net nakit çıkışı 7 milyar 501,3 milyon lirayı buldu. BEFAS'a açık ve OKS içi fonlarda ise 827.9 milyon lira net nakit girişi gözlendi. Uzmanların verdiği bilgiye göre BEFAS'a açık fonlardaki yatırımcı sayısı artışı da OKS girişleriyle ilgili olabilir.</p>
<p>BEFAS’a kapalı fonlarda ise 11-29 Eylül tarihleri arası 11 milyar 136,2 milyon lira net nakit girişi gözleniyor. Yatırımcı sayısı da 11 Eylül'deki 22 milyon 360 bin 323'den 29 Eylül'de 5 bin 997 artışla 22 milyon 366 bin 320'ye yükselmiş durumda. Konuya yakın kaynakların verdiği bilgiye göre BEFAS’a açık fonlarda sert çıkış gerçekleşirken BEFAS’a kapalı fonlarda yaşanan artış büyük sermaye sahiplerinin farklı fonlardan çıkarak BEFAS’a kapalı BES fonlarına geçmesiyle ilgili olabilir.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">Hedef Holding, 1.1 milyar TL’lik borçta temerrüde düştü</span></h2>
<p>Hedef Holding, 28 Eylül 2026 vadeli 1,1 milyar TL'lik Borsa İstanbul Borçlanma Araçları Piyasası Para Piyasası borçlanmasının vadesinde ödenemediğini açıkladı. Kurumdan Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan açıklamaya göre, Hedef Holding'in hakim ortağı hakkında yürütülen soruşturma çerçevesinde bir kısım malvarlığı tedbirleri uygulandığı ve şirket ve iştirakleri nezdindeki paylar için el koyma kararı verildiği belirtildi. Açıklamada el koyma kararının, payların mülkiyet hakkında bir değişiklik yaratmadığı ve adli bir tedbir olduğu ifade edildi. Açıklamada piyasada daralan finansman koşulları, soruşturmada verilen kararlar neticesinde ortaklardan alınabilecek mali desteklerde sorunlar yaşanması ve ortakların yatırım yaptığı bir kısım yatırım fonlarının tasfiye edilmesi sebebiyle kaynaklara erişimin mümkün olmaması sonucu 28.09.2026 vadeli 1.079.264.813 TL tutarlı BPP borçlanması vadesinde ödenemediği belirtildi. Açıklamada, "Konu borcun vade ve koşullarının, uygun görülecek teminat ve koşullarla temdit edilmesi için 28.09.2026 tarihinde ilgili kurumlara başvuru yapılmıştır. Kurumlarla iletişim halinde süreç takip edilmektedir" ifadeleri kullanıldı.</p>
<h2><span style="color: #e03e2d;">SPK'dan TRHOL işlemleriyle ilgili 37 kişiye suç duyurusu</span></h2>
<p>SPK, Tera Finansal Yatırımlar Holding'e (TRHOL) yönelik inceleme sonucunda 37 kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve 2 yıl işlem yasağı uygulanmasına karar verirken, 2 tüzel kişiye de 2 yıl işlem yasağı getirdi ve 24 kişinin lisans ve yetki belgelerini iptal etti. Son bültenine göre SPK, Tera Finansal Yatırımlar Holding'e yönelik incelemesi kapsamında Emre Tezmen, Emir Münir Sarpyener, Abdülkadir Özkan, Kerem Alkin, Kadir Boy, Erdin Özel, Ethem Umut Beytorun, Emre Alkin, Haldun Saff et İnal, Ecem Tuğçe Akçay, Bülent Uygun, İbrahim Bekçi, Okan Uzunoğlu, Furkan Açar, Mehmet Selim Tunçbilek, Adem Karatepe, Rüstem Karakaya, Ali Cesur, Anıl Tokat, Mustafa Zeki Kayahan, Sibel Gökalp, Şemsihan Karaca, Ömer Eryılmaz, Mehmet Nuri Gökalp, Neda Soydan, Ayşe Seher Aydın, Enes Yazıcı, Feryal Köker, Müjdat Ede, Nilgül Sarıçalı, Oğuzhan Özerkaya, Onur Göğebakan, Orçun Berkay Kaya, Ahmet Özcan, Halil İbrahim Ege, Muhammed Yarız ve Sezai Bekgöz hakkında suç duyurusunda bulunulmasına hükmetti. Kurul, bu 37 kişi ile Tera Yatırım ve Tera Portföy hakkında Borsa ve teşkilatlanmış diğer piyasalarda 2 yıl süreyle işlem yapma yasağı uygulanmasına karar verdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/nakde-sikisan-bes-fonu-satti-88592</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/1/3/1280x720/lira-para-1786940105.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yatırım fonlarındaki likidite krizi BEFAS’a açık bireysel emeklilik fonlarında net nakit çıkışı yarattı. 11-29 Eylül arasında BEFAS’ta işlem gören BES fonlarından 6.67 milyar lira nakit çıkarken BEFAS’a açık BES fonlarının büyüklüğü de 74 milyar lira geriledi. BEFAS’a kapalı fonlara ise net giriş yaşandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiad-dogan-ersoz-ve-basari-odulleri-sahiplerini-buldu-88651</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> BUSİAD Doğan Ersöz ve Başarı Ödülleri sahiplerini buldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Bursa Sanayicileri ve İşinsanları Derneği (BUSİAD) tarafından bu yıl 29’uncusu düzenlenecek Doğan Ersöz ve BUSİAD Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. BUSİAD Yönetim Kurulu’nun oy birliğiyle belirlediği ödüller, 6 Ekim’de düzenlenecek törenle sahiplerine verilecek.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abcdd4d97360-1790762317.webp" alt="" width="700" height="394" />2025 yılı ödüllerinde Doğan Ersöz Ödülü Valeo Türkiye’ye, BUSİAD Özel Başarı Ödülü Çetin Ceylan’a verilecek. Kültür-Sanat ve Spora Destek Ödülü Prof. Dr. Mustafa Şahin ve Prof. Dr. Derya Şahin’in, Meslek Ödülü Ahmet Özenalp ve Ferit Karslıoğlu’nun oldu. Sosyal Sorumluluk Ödülü LÖDER’e, Eğitime Destek Ödülü ise Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’ne (OİB) verilecek.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/busiad-dogan-ersoz-ve-basari-odulleri-sahiplerini-buldu-88651</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/1/1280x720/busiad-1790762308.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Bu yıl 29’uncusu düzenlenen Doğan Ersöz ve BUSİAD Başarı Ödülleri 6 Ekim&#039;de düzenlenecek törende sahiplerine verilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-kayseri-ticaret-odasi-tarihinin-altin-cagini-yasiyor-88650</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KTO Başkanı Gülsoy: Kayseri Ticaret Odası tarihinin altın çağını yaşıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KAYSERİ/EKONOMİ</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası (KTO) Eylül ayı olağan meclis toplantısını gerçekleştirdi. KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, 3 Ekim’de gerçekleşecek oda seçimleri öncesi son meclis toplantısında değerlendirmelerde bulundu. </p>
<p>Seçim öncesindeki son meclis toplantısında bugüne kadar hayata geçirdikleri projeler hakkında açıklamalarda bulunan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, “Hepinizin bildiği gibi, 2018 yılının Nisan ayında yapılan seçimlerde Kayserili iş insanlarımızın, tüccarımızın büyük teveccühüyle bu meclisin üyeleri olduk. Şehrimizin en büyük meslek örgütü olan Kayseri Ticaret Odamızda, siz değerli meclis üyelerimizle birlikte tam 8,5 yılı, yani 101 ayı üyelerimize ve kentimize hizmetle, büyük başarılarla geride bıraktık. Kolay bir zaman dilimi olmadı. Ekonomik krizler, pandemi, deprem felaketi, seller, yangınlar ve yanı başımızdaki savaşlar gibi dünya çapında birçok zorlukla hep birlikte mücadele ettik. Ama biz bu zor günlerde asla bahanelere sığınmadık. Tüm bu olumsuzluklara rağmen bu 8,5 yılda Kayseri Ticaret Odası’na altın değerinde başarılar kazandırdık. Öncelikle Odamızda Avrupa standartlarında hizmet verdiğimizi tescilledik. Göreve geldiğimizde borçla devraldığımız Odamızı, borçsuz oda statüsüne taşıdık. Biz ilk günden beri dijitalleşmeye ve kurumsallaşmaya büyük önem verdik. Türkiye’nin ilk dijital odalarından biri olduk. Online belge hizmetlerimizi artırdık. E-ticaret ve e-ihracat birimlerimizle üyelerimizin ufkunu açtık. Kayseri Ticaret Odası Girişimcilik ve Uluslararası Ticaret Merkezi’ni, yani KAGUTİM’i kurduk. Kayseri Ticaret Odası koordinatörlüğünde Türkiye, Çekya ve Belçika’daki ticaret ve sanayi odalarının iş birliğiyle “DigiConnect - Odalar Arası Dijital Bağlantı ve İş Birliği Ağı Projesi”ni kararlılıkla yürütüyoruz. Şimdi de bu binada bulunan, eskiden restoran olarak kullanılan 1.700 metrekarelik alanımızı Kayseri Ticaret Odası Teknoloji Geliştirme Merkezi’ni TEKMER olarak hayata geçiriyoruz” diye konuştu.</p>
<p><strong>“Biz üyelerimizin tabiri caizse avukatlığını yapıyoruz”</strong></p>
<p>Anadolu’nun ilk kurumsal tahkim merkezi olan KATOTAM’ı kurduklarını da hatırlatan Gülsoy, “125 kişilik uzman hakem heyetimizle tüccarımızın ticari uyuşmazlıklarını mahkemelere düşmeden, hızlıca çözüme kavuşturmak için çalışıyoruz. Kayseri Ticaret Odası olarak üyelerimizin uluslararası pazarlarda daha güçlü yer almasını her zaman önemsedik. 2021 yılından bu yana Libya’dan Çin’e, Özbekistan’dan Almanya ve İtalya’ya kadar birçok farklı pazara yönelik yurtdışı iş gezileri ve fuar programları düzenledik. Bugüne kadar yaklaşık 283 firma temsilcimizi yurtdışı programlarımızla buluşturduk. Sadece yurt dışı değil; şehrimizde de düzenlenen fuar organizasyonlara büyük önem verdik. Odamızın sunduğu fuar destekleriyle, küçük-büyük demeden her üyemizin küresel pazarlarda yer almasını sağladık. Her tarafta iz bıraktık. Şunun altını özellikle çizmek istiyorum: Biz yarı resmi bir meslek örgütüyüz. Biz üyelerimizin tabiri caizse avukatlığını yapıyoruz. Çözüm mercii biz değiliz ama sıkıntıları birinci ağızdan yetkililere aktarmak, üyelerimiz için Kayseri lobisi yapmak bizim temel görevimiz. Yerelde biz gece gündüz koştururken, üst kuruluşumuz TOBB nezdinde Sayın Başkanımız Rifat Hisarcıklıoğlu ile tam bir uyum içinde çalıştık. Rifat Başkanımızın varlığı, Kayseri’miz ve tüccarımız için her zaman büyük bir şans, aşılmaz kapıları açan bir güç olmuştur. Öte yandan Kayseri Ticaret Odamızın ilişkilerini her zaman üst düzeyde tutmak amacıyla Ankara’da Bakanlıklar, Genel Müdürlükler seviyesinde, şehrimizde de Valiliğimiz, Belediyelerimiz, Üniversitelerimiz, Odalarımız, sivil toplum kuruluşlarımız ve basınımızla sürekli iletişim halinde olduk” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Üyelerimizin rekabet gücünü artıracak vizyoner etkinliklere devam edeceğiz”</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası olarak 380’den fazla eğitim, panel, konferans ve sektörel etkinlikle 25 binin üzerinde üyeye dokunduklarını kaydeden Gülsoy, Kayseri Ticaret Karma Küçük Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi ile ilgili de bilgiler verdi. Buğdaylı Mahallesinde bulunan toplam 1 milyon 780 bin metrekarelik arsanın tapusunu aldıklarını ve borcunu ödediklerini kaydetti. Bu alanın, mevcut eski sanayi bölgesinin 4,2 katı, yeni sanayinin ise 2,2 katı büyüklüğünde olduğunu aktaran Gülsoy, “Şehrimizin marka değerini artıracak, Kayseri’ye yakışır örnek bir sanayi sitesi için yoğun gayret gösteriyoruz. Üç yıl süren titiz takiplerimiz sonucu Tescil Harici Alan süreci tamamlandı ve mera vasfındaki arazilerle ilgili herhangi bir sorun kalmadı. Ayrıca, üyelerin heyecanla beklediği TOKİ sözleşmemiz için Perşembe günü TOKİ Başkanımızla Ankara’da birebir görüşme gerçekleştireceğim. TOKİ ile yapılacak sözleşmenin ardından temel atma töreniyle birlikte Kayseri, modern ve örnek bir sanayi alanına kavuşacak. Üyelerimizin rekabet gücünü artıracak vizyoner etkinliklere ve nitelikli organizasyonlara önümüzdeki dönemde de kararlılıkla devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>“Kayseri Ticaret Odası şehrin sosyoekonomik kalbidir”</strong></p>
<p>Kayseri Ticaret Odası’nın tarihinin altın çağını yaşadığını kaydeden Gülsoy, sözlerini şu şekilde tamamladı: “Kayseri’nin sosyoekonomik kalbi olan Ticaret Odamız için yeni bir seçim dönemi daha geldi. Demokratik katılım kültürümüzün en önemli parçası olan bu seçim sürecinin; Odamızın birlik ve beraberliğini daha da güçlendireceğine, kurumsal yapımıza ve şehrimizin geleceğine büyük değer katacağına yürekten inanıyorum. Tüm meclis üyelerimle birlikte 30 bine yakın üyemize hizmet etme fırsatı bulduğum için büyük bir gurur duyuyorum. Göreve geldiğimizde üye sayımız yaklaşık 16 bin civarındaydı. Bu süre içerisinde üye sayımızın 30 bine yaklaşması, Kayseri ticaretinin ne kadar büyüdüğünü ve geliştiğini de net bir şekilde göstermektedir. Acısıyla, tatlısıyla bir dönemin daha sonuna geldik. Meslek Komiteleri Başkan ve üyelerine, uyum içerisinde çalışarak Odamıza değer katan Meclisimize, özverili çalışmalarıyla Odamızın yükünü taşıyan Yönetim Kurulumuza; hem yükümü alan hem de Odamıza güç katan tüm personel arkadaşlarıma özellikle ve yürekten teşekkür etmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, Oda seçimleri neden çok önemli? Çünkü Meslek Komitelerimizde bütün firmalarımız temsil ediliyor. Meslek komitelerinin içinden, organlarda görev yapacak temsilciler çıkıyor. Onay mercii Meclis, icra organı ise Yönetim Kurulu... Bu organlar ne kadar uyum içerisinde çalışırsa, işte o kadar başarılı sonuçlar alınıyor. Artık yeni bir sürece girdik… 3 Ekim’de sandık başına giderek demokrasinin gereğini yapacağız. Biz, ilk günkü heyecanla bu şerefli göreve iş insanlarımızın teveccühüyle hep birlikte devam edeceğiz. Aynı şevk ve azimle şehrimize, üyelerimize hizmet etmeye hazırız! Diliyorum ki dostluk ve kardeşlik içerisinde seçimimizi tamamlayarak yeni bir döneme hep birlikte "merhaba" diyeceğiz. Uhulet ve suhulet ile seçim geçirmeyi temenni ediyorum.”</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kto-baskani-gulsoy-kayseri-ticaret-odasi-tarihinin-altin-cagini-yasiyor-88650</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/0/1280x720/kto-baskani-gulsoy-kayseri-ticaret-odasi-tarihinin-altin-cagini-yasiyor-1790759409.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Oda seçimleri öncesi son meclis toplantısında konuşan KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, gelecek dönemde de üyelerin rekabet gücünü artıracak vizyoner projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerini söyledi. Gülsoy, Kayseri Ticaret Odası’nın altın çağını yaşadığını kaydetti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kmtso-baskani-buluntu-kahramanmaras-icin-birlikte-basardik-birlikte-uretmeye-devam-edecegiz-88648</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KMTSO Başkanı Buluntu: Kahramanmaraş için birlikte üretmeye devam edeceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Ali ESKALEN/KAHRAMANMARAŞ</strong></p>
<p>Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası (KMTSO) Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya KMTSO Yönetim Kurulu üyeleri, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri ve Kahramanmaraş iş dünyasının temsilcileri katıldı. Şehrin ekonomik gündeminin kapsamlı şekilde ele alındığı toplantıda, iş dünyasının mevcut durumu, beklentileri, devam eden projeler ve önümüzdeki döneme ilişkin hedefler değerlendirildi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abccff95af66-1790758905.JPG" alt="KMTSO Meclis başkanı M.Hanefi Öksüz" width="700" height="482" /></p>
<p><strong>Öksüz: Görevler Tamamlanır, Memleket Sevgisi ve Hizmet Sorumluluğu Devam Eder</strong></p>
<p>Toplantının açılışında konuşan KMTSO Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz, yaklaşık otuz yıllık hizmet sürecini değerlendirerek önümüzdeki seçimlerde Meclis Başkanlığına aday olmayacağını belirtti. Görevini devretmeye hazırlanmanın hüznünü ve Kahramanmaraş’a hizmet etmenin gururunu birlikte yaşadığını ifade eden Öksüz, gençlerin önünü açmanın ve tecrübeyi yeni nesillere aktarmanın önemini vurguladı.</p>
<p>Odanın kuruluşunun yüzüncü yılında Meclis Başkanı olarak hitap etmenin kendisi için özel bir anlam taşıdığını dile getiren Öksüz, “Rahmetli dedemin kurucu başkan olarak temellerini attığı bu kuruma hizmet edebilmek, hayatımın en kıymetli gururlarından biridir.” dedi. Öksüz, kuruluşundan bugüne Odaya emek veren herkese teşekkür ederek hayatını kaybedenleri rahmetle andı.</p>
<p>Görev süresi boyunca Kahramanmaraş’ın menfaatlerini her şeyin üzerinde tutmaya çalıştığını belirten Öksüz, temel hedeflerinin iş dünyasının önünü açmak, üretimi güçlendirmek ve gençlere iş imkânı sağlamak olduğunu söyledi. Deprem sonrasında sergilenen dayanışmaya da değinen Öksüz, şehrin yeniden ayağa kalkması için ortaya konulan birlik ruhunun korunması gerektiğini ifade etti.</p>
<p><strong>“Makamlar Emanettir”</strong></p>
<p>Makamları birer emanet olarak gördüğünü vurgulayan Öksüz, “Gençlerimizin enerjisine ve vizyonuna güveniyor, bu kurumu daha ileriye taşıyacaklarına yürekten inanıyorum. Bilgi ve tecrübeme ihtiyaç duyulan her konuda, gücüm yettiğince yanınızda olacağım.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Birlikte görev yaptığı başkanlara, meclis ve meslek komitesi üyelerine, Oda çalışanlarına teşekkür ederek helallik isteyen Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı: “Görevler tamamlanır, bayrak el değiştirir; fakat memleket sevgisi ve hizmet sorumluluğu devam eder. Birliğimiz, beraberliğimiz ve kardeşliğimiz daim olsun.”</p>
<p>Buluntu: “Yaptığımız Her Çalışmada Şehrimize Duyduğumuz Bağlılık Var”<br /><br />Toplantı, KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu’nun yaz dönemi faaliyetlerine ilişkin sunumuyla devam etti. Başkan Buluntu, Odanın 100. kuruluş yılında yeniden hizmete açılan binada üyelerle buluşmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi.</p>
<p>Üretimin devamlılığı, yatırımların önünün açılması ve işletmelerin rekabet gücünün korunması için çalıştıklarını vurgulayan Buluntu, “Bu çatı altında aldığımız her kararın, yürüttüğümüz her çalışmanın arkasında üyelerimize karşı sorumluluğumuz ve Kahramanmaraş’a duyduğumuz bağlılık var.” dedi.</p>
<p><strong>Üretim ve İstihdam İçin Finansmana Erişim Vurgusu</strong></p>
<p>TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun ev sahipliğinde gerçekleştirilen Reel Sektör ve Finans Sektörü Diyalog Güçlendirme Toplantısı’na katıldıklarını hatırlatan Buluntu, işletmelerin finansman ihtiyaçlarının çözümünü öncelikli gördüklerini ifade etti.</p>
<p>Buluntu, “Bizim için finansmana erişim; fabrikadaki üretimin, işletmedeki istihdamın ve ihracat siparişinin devamlılığı anlamına geliyor. Reel sektör ile finans dünyası arasındaki diyaloğun, işletmelerimizin ihtiyaçlarına cevap verecek somut çözümler üretmesini önemsiyoruz.” diye konuştu.</p>
<p>Makine, metal ve teknoloji sektörlerine yönelik UR-GE Projesi ile firmaların ihracat kapasitelerini geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Buluntu, İhracat Destek Ofisi aracılığıyla hedef pazarlar, uluslararası fuarlar ve Ticaret Bakanlığı destekleri konusunda danışmanlık hizmetlerini sürdürdüklerini kaydetti.</p>
<p><strong>Kahramanmaraş’ın Sanayisinde Havacılık ve Teknoloji Atılımı</strong></p>
<p>Kahramanmaraş’ın sanayi geleceğinde yüksek teknolojili üretimin önemli bir yer tuttuğunu belirten Buluntu, TUSAŞ yatırımlarının yerel firmalar için yeni üretim ve iş birliği imkânları oluşturduğunu söyledi.</p>
<p>Türkoğlu’ndaki 30 milyon euroluk havacılık fabrikası yatırımı ve Boeing için parça üretiminin şehrin üretim kabiliyetine yeni bir alan açtığını dile getiren Buluntu; Kahramanmaraş Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş.’nin kurulması ve 111 iş insanının katılımıyla Kahramanmaraş Teknoloji A.Ş.’nin hayata geçirilmesinin ortak hareket etme kültürünün önemli sonuçları olduğunu ifade etti.</p>
<p>585 bin metrekarelik KM Havacılık yatırımında inşaat sürecinin başlaması, yerel sanayicilerin TUSAŞ tedarik zincirine katılması ve ilk ürün teslimatlarının bu dönüşümün somut adımları olduğunu aktaran Buluntu, şunları söyledi: “Hedefimiz, Kahramanmaraşlı firmaların bu dönüşümün doğrudan parçası olmasıdır. Sanayicimizin üretim tecrübesini mühendislik, kalite ve teknolojiyle buluşturmak; gençlerimize kendi şehirlerinde nitelikli çalışma alanları açmaktır.”</p>
<p><strong>20 Bin Dönüm Yeni Sanayi Alanıyla Üretime Güç</strong></p>
<p>Deprem sonrasında 20 bin dönüm yeni sanayi alanıyla üretimin geleceğine alan açıldığını belirten Buluntu, Tomsuklu’da 9 bin 100 dönümlük alanın sanayiye kazandırılması, organize sanayi bölgeleri ve yeni küçük sanayi sitesine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekti. Bu çalışmaların kamu kurumları, iş dünyası ve meslek kuruluşlarının ortak emeğiyle yürütüldüğünü vurgulayan Buluntu, katkı sunan bütün paydaşlara teşekkür etti.</p>
<p>Girişimciliğe 10 Milyon Doları Aşan Kaynak, 807 Kadına Hibe Desteği</p>
<p>Ulusal ve uluslararası kuruluşlarla geliştirilen projelerle Kahramanmaraş’a 10 milyon doların üzerinde kaynak sağladıklarını açıklayan Buluntu, UNDP iş birliğiyle 807 kadın girişimciye toplam 1 milyon 550 bin euro hibe desteği ulaştırıldığını bildirdi. Buluntu, “Bu desteklerin her biri; yeniden açılan bir iş yerinde, alınan bir makinede, devam eden üretimde ve korunan istihdamda karşılık buldu.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kadın İş Geliştirme Merkezi, “Sanayide Kadın Eli” Projesi, kadın emeği festivalleri ve KİGEM Alışveriş Bahçesi ile kadınların üretime katılımını ve pazara erişimini desteklediklerini belirten Buluntu, “İlk Adım Girişim” Projesi ve TEPAV iş birliğiyle de girişimciliği güçlendiren çalışmalar yürüttüklerini söyledi.</p>
<p><strong>Depremin Ardından Dayanışmadan Yeniden Üretime</strong></p>
<p>2022–2026 dönemini değerlendirirken 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden vatandaşları rahmetle anan Buluntu, felaketin ardından Oda hizmetlerinin devamlılığını sağlamak ve şehrin ihtiyaçlarına cevap vermek için çalıştıklarını ifade etti.</p>
<p>Ticaret Borsasında oluşturulan koordinasyon merkezi aracılığıyla TOBB’dan ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmasına katkı sunduklarını belirten Buluntu; Ankara temaslarında, bakanlar ve bürokratlarla yapılan görüşmelerde işletmelerin kayıplarını ve çözüm taleplerini gündeme taşıdıklarını söyledi. Buluntu, “Bütün bu çabaların temelinde, Kahramanmaraş’ın yeniden üretmesi, insanımızın işine dönmesi ve şehrimizin geleceğine güvenle bakabilmesi vardı.” dedi.</p>
<p><strong>İkinci Asra Birlik ve Güven Mesajı</strong></p>
<p>Odanın organ seçimlerinin 10 Ekim’de gerçekleştirileceğini hatırlatan Buluntu, bütün üyeleri Odanın geleceğine katkı sunmaya ve seçimlere katılmaya davet etti. Görev dönemi boyunca sorumluluğu paylaşan meclis ve yönetim kurulu üyelerine, meslek komitelerine, kadın ve genç girişimci kurullarına, Oda çalışanlarına ve bütün üyelere teşekkür eden Buluntu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Odamızın ikinci asrına girerken en büyük gücümüz, birbirimize duyduğumuz güven ve bu şehre olan inancımızdır. 100 yıllık inançla, aynı güvenle; Kahramanmaraş için üretmeye, çalışmaya ve birlikte başarmaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>Hanefi Öksüz’e Onursal Meclis Başkanlığı Beratı</strong></p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abcd06042864-1790759008.JPG" alt="" width="700" height="473" /></p>
<p>Konuşmaların ardından KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, Meclis Başkanı M. Hanefi Öksüz’e Onursal Meclis Başkanlığı Beratı’nı takdim etti. Öksüz’ün uzun yıllara dayanan sanayicilik tecrübesi, üretime olan inancı ve Odaya sunduğu hizmetlerin büyük değer taşıdığını vurgulayan Buluntu, Kahramanmaraş ekonomisine ve iş dünyasına katkılarından dolayı kendisine teşekkür etti.</p>
<p>Onursal Meclis Başkanlığı Beratı’nı, Öksüz’ün uzun hizmet yolculuğuna duyulan saygı ve vefanın bir ifadesi olarak gördüğünü belirten Buluntu, “Şehrimizin zor zamanlarında ortaya koyduğunuz irade ve iş dünyamıza sunduğunuz katkılar için şahsım ve Yönetim Kurulum adına size teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kmtso-baskani-buluntu-kahramanmaras-icin-birlikte-basardik-birlikte-uretmeye-devam-edecegiz-88648</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/8/1280x720/kmtso-baskani-buluntu-kahramanmaras-icin-birlikte-basardik-birlikte-uretmeye-devam-edecegiz-1790759052.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ KMTSO Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Buluntu, Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı’nda 2022–2026 dönemini ve güncel çalışmaları değerlendirdi. Deprem sonrası toparlanmadan havacılık yatırımlarına, yeni sanayi alanlarından girişimcilik desteklerine kadar birçok başlıkta açıklamalarda bulunan Buluntu, ulusal ve uluslararası projelerle şehre 10 milyon doların üzerinde kaynak sağlandığını belirtti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-meclis-uyeleri-ve-osb-baskanlariyla-sanayinin-gelecegini-degerlendirdi-88616</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Zeytinoğlu, meclis üyeleri ve OSB başkanlarıyla sanayinin geleceğini değerlendirdi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/KOCAELİ</strong></p>
<p>Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu ve KSO Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul, seçim çalışmaları kapsamında meclis üyeleri ve sanayicilerle bir araya gelmeye devam ediyor. Kocaeli sanayisinin mevcut durumu ve gelecek hedeflerinin değerlendirildiği toplantılarda, sektör temsilcilerinin görüş ve önerileri ele alınırken, kentin üretim kapasitesini, rekabet gücünü ve sanayideki konumunu daha ileriye taşıyacak çalışmalar değerlendirildi. Buluşmalarda, Kocaeli sanayisinin ortak hedefleri doğrultusunda atılabilecek adımlar ve sektörün öncelikleri üzerinde görüş alışverişinde bulunuldu.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/09/30/fotograf-5-varu.jpg" alt="" width="700" height="465" /></p>
<p>Kocaeli sanayisinin geleceğine yönelik hedefleri ve yürütülen çalışmaları değerlendirmek üzere OSB başkanlarıyla düzenlenen toplantıya Asım Kibar OSB Yönetim Kurulu Başkanı Hayal Demiroluk, Kandıra Gıda İhtisas OSB Başkanı Mehmet Başol, TOSB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Dudaroğlu, Dilovası OSB Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Türker, İMES OSB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Tokkan, Makine İhtisas OSB Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Silahtaroğlu, Global Karma OSB Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ayhan, Kocaeli KOBİ OSB Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Sekban ve Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi (GEPOSB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koray Kantarcı katıldı.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="https://i.ekonomim.com/storage/files/images/2026/09/30/fotograf-1-zrjt.jpg" alt="" width="700" height="465" /></p>
<p>Meclis üyeleriyle gerçekleştirilen buluşmalarda Kocaeli sanayisinin geleceğine yönelik hedefleri ve yürütülen çalışmaları değerlendiren Zeytinoğlu, "Kocaeli sanayisinin üretim gücünü ve rekabetçiliğini daha da yukarı taşımak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Meclis üyelerimizin görüş, öneri ve katkıları bizler için büyük önem taşıyor" dedi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/zeytinoglu-meclis-uyeleri-ve-osb-baskanlariyla-sanayinin-gelecegini-degerlendirdi-88616</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/1/6/1280x720/zeytinoglu-meclis-uyeleri-ve-osb-baskanlariyla-sanayinin-gelecegini-degerlendirdi-1790748079.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kocaeli Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu ve Meclis Başkanı Hasan Tahsin Tuğrul, seçim çalışmaları kapsamında meclis üyeleri ve OSB başkanlarıyla bir araya gelerek Kocaeli sanayisinin geleceğine yönelik hedefleri, sektörün önceliklerini ve kentin rekabet gücünü artıracak çalışmaları değerlendirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uretim-artti-ic-pazardaki-daralma-ihracatla-dengelendi-88611</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Üretim arttı, iç pazardaki daralma ihracatla dengelendi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abc9e15c49c6-1790746133.png" alt="" width="900" height="132" />Türkiye otomotiv sanayisinde 2026’nın ilk 8 ayında ticari araç tarafında üretim ile iç pazar birbirinden ayrıştı. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) verilerine göre, ocak-ağustos döneminde ticari araç üretimi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12 arttı. Buna karşılık ticari araç pazarı yüzde 5 geriledi. Toplam otomotiv üretiminin yüzde 7 azalarak 841 bin 583 adede indiği dönemde ticari araçlar üretim artışı kaydeden gruplardan biri oldu. Hafif ticari araç üretimi yüzde 12, ağır ticari araç üretimi yüzde 7 yükseldi. Otomobil üretimi ise yüzde 19 geriledi.</p>
<h2>İhracat destekledi </h2>
<p>Ticari araçlardaki üretim artışında ihracatın etkisi öne çıktı. Yılın ilk 8 ayında toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 12 gerilerken, ticari araç ihracatı yüzde 9 arttı. Otomobil ihracatı yüzde 28 azalırken, traktör ihracatı da yüzde 14 artarak 8 bin 245 adede ulaştı. Ocak-ağustos döneminde toplam otomotiv ihracatı 597 bin 594 adet oldu. Dolar bazında ise Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre otomotiv ihracatı yüzde 2,5 artışla 27,2 milyar dolara çıktı. Ana sanayi ihracatı yüzde 1, tedarik sanayi ihracatı yüzde 4 arttı. </p>
<h2>İç pazarda fren</h2>
<p>Üretim ve ihracattaki artışa karşın iç pazarda daralma yaşandı. Toplam ticari araç pazarı yılın ilk 8 ayında yüzde 5 küçüldü. Hafif ticari araç pazarı yüzde 4, ağır ticari araç pazarı ise yüzde 7 geriledi. Toplam otomotiv pazarı da aynı dönemde yüzde 12 azalarak 745 bin 597 adede inerken, otomobil pazarı yüzde 14 düşüşle 564 bin 241 adet oldu.</p>
<p>Hafif ticari araçlarda üretim yüzde 12 artarken pazarın yüzde 4 daralması, iki taraf arasındaki ayrışmayı net biçimde ortaya koydu. Ağır ticari araçlarda da üretim yüzde 7 yükselirken pazar yüzde 7 geriledi. Böylece ticari araç üretiminde dış pazarların ağırlığı arttı. Otomotiv sanayisinin ilk 8 aydaki kapasite kullanım oranı yüzde 59 oldu. Bu oran hafif araçlarda yüzde 60, kamyon grubunda yüzde 57, otobüs-midibüs grubunda yüzde 67 olarak gerçekleşti.</p>
<h2>Yerli payı yüzde 23 </h2>
<p>Ticari araç pazarında yerli üretimin payı hafif ticari araçlarda yüzde 23 oldu. Otomobil pazarında ise yerli araçların payı yüzde 35 olarak gerçekleşti. Veriler, ticari araçlarda iç talep gerilerken üretim ve ihracat tarafındaki hareketliliğin sürdüğünü gösterdi.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sektor-haberleri/uretim-artti-ic-pazardaki-daralma-ihracatla-dengelendi-88611</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/4/1280x720/hafif-ticari-1765172859.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Otomotiv sanayisinde yılın ilk 8 ayında ticari araç üretimi yüzde 12 artarken, ticari araç pazarı yüzde 5 geriledi. İhracatta ise ticari araçlar yüzde 9 artış kaydetti. OSD verileri, üretimdeki artışın iç pazardaki daralmaya rağmen dış talep sayesinde sürdüğüne işaret etti. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-partiden-iddia-fon-vurgununda-bakanlar-bakan-yardimcilari-ve-milletvekilleri-de-var-88609</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Yeni Parti&#039;den iddia: Fon vurgununda bakanlar, bakan yardımcıları ve milletvekilleri de var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, fon vurgununa ilişkin AK Partili Fatma Betül Sayan Kaya’nın dışında da skandala karışan başka isimler olduğunu iddia etti. İsimleri ise Parti Sözcüsü Zeynel Emre açıkladı. Günaydın Meclis’te düzenlediği basın toplantısında fon krizi ile ilgili açıklamalarda bulundu. AK Parti’yi kast ederek, “İçeriden de ‘artık yeter’ diyen insanlardan da bize bilgi geldiğini ifade edeyim” dedi. Günaydın, AK Parti Genel Başkan Yardımcılığı’ndan istifa eden Fatma Betül Sayan Kaya’nın iade ettiği iddia edilen kazancın eksik olduğunu öne sürdü.</p>
<p>Günaydın, Sermaye Piyasası Kurulu’nun (SPK) bir bültenini kamuoyuyla paylaşarak, “15 gün içerisinde haksız edindiğin paranın iki katını yatırırsan etkin pişmanlıktan yararlanırsın," ifadesini gündeme getirdi. Günaydın’ın aktarımına göre bu koşulu yerine getiren isimler soruşturmayla karşılaşmayacak, aynı isimler, kovuşturma sürecinin de dışında kalacak” iddiasında bulundu. Günaydın, Kaya ve eşinin bültendeki listede yer almadığını belirtti, “Bu listenin içerisinde Fatma Betül Sayan Kaya’yı ve eşini gören var mı? yok” dedi. Ardından yetkililere üç soru yönelten Günaydın, ilk olarak çiftin neden listenin dışında kaldığını sordu. İkinci soru, Sayan Kaya’nın Hazine’ye aktardığı 2,1 milyar liralık ödemeyle ilgiliydi. Günaydın, bültendeki koşul uyarınca Sayan Kaya’nın 4,4 milyar lira ödemesi gerektiğini savundu, “Aklınız gerçekten bu kadar basit mi çalışıyor? Vatandaşın ve kamuoyunun peşinizi bırakacağını mı sanıyorsunuz?” diye sordu.</p>
<h2>"Para mağdurlara değil Hazine'ye gidiyor" </h2>
<p>Günaydın, paranın fon mağdurlarına ulaşmadığını belirterek, üçüncü sorusunda fon mağdurlarını hatırlatarak Hazine’ye giren paranın onlara ne faydası olacağını sordu. Günaydın’a göre vatandaşın cebinden çıkan 2,2 milyar lira, mağdurlar yerine doğrudan Hazine’ye gidiyor.</p>
<p>Günaydın’ın TBMM’deki açıklamalarının ardından Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre de partisinin genel merkezinde bir basın toplantısı düzenledi. Daha önce Fatma Betül Sayan Kaya’nın ismini açıkladığını hatırlatan Emre, “Gelen bilgiler doğrultusunda operasyonun içerisinde, merkezinde AKP'nin bulunduğu, bakan, eski bakan, milletvekili, bakan yardımcılarının fonlardan hisse alarak, yüklü miktarda para çekerek ayrıldığını belirterek, yetkili kurumları bunları açıklamaya davet ettik. Ellerinde her türlü bilgi olmasına rağmen, biz paylaşana kadar asla ve asla birlikte görev yaptıkları kimseye dokunmadılar. Ne zaman ki biz Fatma Betül Kaya Sayan ve eşiyle ilgili durumu delilleriyle birlikte ortaya koyduk, sonrasında görevden af gibi açıklamaları gördük" dedi. Önümüzdeki günlerde ellerindeki isimlerle ilgili delilleri topladıklarında yeni açıklamalar yapacaklarını belirten Zeynel Emre, daha önce milletvekillerinin soru önergelerine konu olmuş bir isimle ilgili de adına yüklü miktarda işlem yapılan bir kişiden bahsetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/yeni-partiden-iddia-fon-vurgununda-bakanlar-bakan-yardimcilari-ve-milletvekilleri-de-var-88609</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/9/4/1280x720/gokhan-gunaydin-1790053745.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Yeni Parti&#039;den iddia: Fon vurgununda bakanlar, bakan yardımcıları ve milletvekilleri de var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketler-neden-yikilir-baglilikla-bagimlilik-arasindaki-ince-cizgi-88606</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Şirketler neden yıkılır? Bağlılıkla bağımlılık arasındaki ince çizgi</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>MEHMET ALTINKAYNAK - Maden Mühendisi | Şantiye Teknik Yöneticisi &amp; Daimi Nezaretçi</strong></p>
<p>Şirketlerin en tehlikeli kırılganlıkları çoğu zaman kriz anında ortaya çıkmaz. Tam tersine, işler iyi giderken oluşur. Üretim hedefi tutar, sevkiyat çıkar, müşteri arar, para döner. Yönetim de doğal olarak sistemin sağlam olduğuna inanır. Oysa bazen sağlam olan sistem değildir; sistemin açığını her gün sessizce kapatan insanlardır.</p>
<p>Sahada bunu görmek zor değildir. Bir operatör makinenin sesinden yaklaşan arızayı sezer. Bir formen vardiyalar arasındaki bilgi boşluğunu tecrübesiyle kapatır. Bir bakımcı, prosedürde yazmayan küçük bir dokunuşla hattı yeniden ayağa kaldırır. Bir yönetici iki telefon görüşmesiyle sevkiyattaki düğümü çözer. Günün sonunda rakamlar yerine gelir ve herkes rahatlar.</p>
<p>Tam burada ince bir hata başlar: Kurum, insanların sistemi kurtarma becerisini sistemin kendi gücü sanabilir.</p>
<p>Bağlılık ile bağımlılık arasındaki asıl çizgi de burada belirir. Bir şirket çalışanına, müşterisine, teknolojiye, tedarikçisine ve yöneticisine elbette bağlıdır. Şirket dediğimiz yapı biraz da bu bağların toplamıdır. Sorun, bağın alternatifsiz hale gelmesidir. Çünkü alternatifsizlik başladığı anda değerli bir unsur, fark edilmeden kırılganlık kaynağına dönüşebilir.</p>
<p>“Ahmet Usta olmadan bu hat dönmez” cümlesi saha dilinde çoğu zaman övgüdür. Ahmet Usta gerçekten çok değerlidir. Ama cümlenin ikinci tarafını da duymak gerekir: Neden dönmüyor? Bilgi neden yalnızca onun kafasında? Ayar neden başka biri tarafından yapılamıyor? Bir çalışanın tecrübesi kurumu büyütüyorsa bu bağlılıktır; o tecrübe olmadan kurum hareket edemiyorsa artık bağımlılıktan söz ederiz.</p>
<p>Buradaki mesele insanı “yedeklenebilir parça” gibi görmek değildir. Tam tersine, iyi insanı korurken bilgisini kurumun ortak kapasitesine dönüştürebilmektir. Çünkü bazı şirketlerde yüksek performans diye gördüğümüz şeyin bir bölümü süreç kalitesinden değil, insanların sürekli telafi etmesinden doğar.</p>
<p>Verimlilik tartışmalarında en az konuşulan noktalardan biri bu. Ay sonunda hedef tutuldu diye sistem verimli kabul edilir. Oysa hedefe nasıl ulaşıldığına pek bakılmaz. Kaç kişi plansızlığı kişisel çabasıyla kapattı? Kaç arıza kayıt altına alınmadan ustalıkla geçiştirildi? Kaç gecikme fazla mesaiyle görünmez hale geldi? Rakam aynı olabilir, ama o rakamı üreten yapı aynı değildir.</p>
<p>Şirketin kendi kapasitesiyle ürettiği sonuç ile çalışanların sistemi sürekli telafi ederek ürettiği sonuç ayrılmadığında kırılganlık verimlilik gibi görünmeye başlar. Yönetimin sorması gereken zor sorulardan biri şudur: “Biz gerçekten iyi bir sistem mi kurduk, yoksa iyi insanlarımız kötü kurulmuş yerleri her gün düzelttiği için mi iyi görünüyoruz?”</p>
<p>İş güvenliğinde bu ayrım daha da kritik... Bir maden sahasında çalışanlar yalnızca saha yöneticisi yanlarındayken kurala uyuyor, İSG uzmanı geldiğinde ekipmanını düzeltiyor, denetim bittiğinde eski davranışına dönüyorsa kâğıt üzerinde güvenlik olabilir; kültür henüz oluşmamıştır.</p>
<p>Buna “gözetim bağımlılığı” diyebiliriz. Güvenli davranışın sürdürülebilmesi için sürekli bir yöneticinin fiziksel varlığı gerekiyorsa sistem güvenliği içselleştirememiş demektir. Güvenlik kültürünün gerçek sınavı, yöneticinin sahada olduğu saatler değil, olmadığı saatlerdir. Kimse bakmıyorken operatör riski gördüğünde işi durduruyor mu? Üretim baskısı varken çalışan “burada bir terslik var” diyebiliyor mu? Vardiya sorumlusu yukarıdan talimat beklemeden güvenli tarafta kalacak kararı verebiliyor mu?</p>
<p>Teknolojide aynı problem daha yeni bir kılıkla karşımıza çıkıyor. Dijitalleşme, sensörler, yapay zekâ, otomasyon ve karar destek sistemleri şirketleri hızlandırıyor. Bunların karşısında durmak zaten mümkün değil. Ama teknolojiyle insan muhakemesi arasındaki sınırı da kaybetmemek gerekiyor.</p>
<p>Ekran kapandığında saha karar veremiyorsa, yazılım veri üretmediğinde kimse öncelik sıralayamıyorsa, sistemin önerisi gelmeden tecrübeli insanlar bile harekete geçemiyorsa dijitalleşme yeni bir yetenek kazandırırken başka bir yeteneği köreltmiş olabilir. Teknolojinin iyi tarafı bize daha hızlı ve daha doğru karar verdirmesidir. Tehlikeli tarafı ise fark etmeden karar verme kasımızın yerine geçmesidir.</p>
<p>Kısacası teknoloji sizi hızlandırıyorsa ona bağlısınızdır. Teknoloji olmadan düşünemiyorsanız ona bağımlısınızdır.</p>
<p>Ekonomik tarafta da mekanizma farklı değil. Cirosunun büyük bölümünü tek müşteriden sağlayan şirket, tek tedarikçiyle kusursuz çalışan üretim hattı veya tek pazarda güçlü olan ihracatçı yıllarca başarılı görünebilir. Bunların hiçbiri tek başına hata değildir. Hata, o bağın ne zaman alternatifsiz hale geldiğini fark edememektir.</p>
<p>Çünkü bağımlılık çoğu zaman alarm vererek büyümez. Sessizce normalleşir. Önce “en iyi müşterimiz” denir, sonra “ana müşterimiz”, bir süre sonra da onsuz bütçe yapılamaz hale gelir. Önce “bu işi en iyi o biliyor” denir, sonra “ona soralım”, en sonunda “o yoksa bekleyelim” noktasına gelinir. Teknolojide, tedarikte ve karar mekanizmasında da süreç benzerdir.</p>
<p>Bence yöneticiler zaman zaman klasik performans raporlarının dışında çok basit bir stres sorusu sormalı: “Bunu yarın sistemden çeksek ne olur?”</p>
<p>Bir kişiyi, bir müşteriyi, bir yazılımı, bir tedarikçiyi ya da tek bir karar noktasını düşünün. Ortadan kalktığında şirket yalnızca biraz yavaşlıyor mu, yoksa düşünme, karar verme ve üretme kabiliyetinin önemli bir kısmını da kaybediyor mu? Asıl kırılganlık burada görünür.</p>
<p>Şirketlerin problemi güçlü bağlara sahip olmak değildir. Problem, güçlü bağların zamanla görünmez bağımlılıklara dönüşmesi ve şirketin bunu başarı sayesinde fark edememesidir. Çünkü başarı da bazen yanıltır. Ekranlar yeşildir, kamyonlar çıkıyordur, müşteri sipariş veriyordur, hedef tutuluyordur. Tam da bu yüzden kimse “Burada neyi fazla taşıyoruz?” diye sormaz.</p>
<p>Gerçek kurumsal dayanıklılık hiçbir şeye ihtiyaç duymamak değildir. İyi çalışanlara, teknolojiye, müşterilere, yöneticilere ve tecrübeye ihtiyaç vardır. Mesele bunların değerini sistemin içine yayabilmektir: bilgiyi kişiden kuruma taşımak, güvenliği gözetimden davranışa geçirmek, teknolojiyi muhakemenin yerine değil yanına koymak, müşteri ve tedarik ilişkilerini alternatifsiz bırakmamak.</p>
<p>Şirketler çoğu zaman yıkıldıkları gün kaybetmezler. Yıkıldıkları gün yalnızca herkes sonucu görür. Asıl kayıp daha önce başlar: kurum, kendisini ayakta tutan şeyin güçlü bir sistem mi yoksa birkaç vazgeçilmez insan, ilişki ve araç mı olduğunu ayırt edemediğinde.</p>
<p>Bağlılık güç verir. Bağımlılık ise o gücü tek bir noktaya toplar. Ve bir yapı, bütün ağırlığını tek bir noktaya verdiği anda henüz ayaktadır; ama artık eskisi kadar sağlam değildir.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sirketler-neden-yikilir-baglilikla-bagimlilik-arasindaki-ince-cizgi-88606</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Şirketler neden yıkılır? Bağlılıkla bağımlılık arasındaki ince çizgi ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sefalet-endeksinin-neresindeyiz-88605</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 07:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> Sefalet Endeksi’nin neresindeyiz?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>Dr. ALİ TOPÇUBAŞI</strong></p>
<p>Ekonomi yönetiminin ve Merkez Bankası’nın son dönem açıklamalarında, bölgemizdeki jeopolitik gerilimler ile yükselen petrol fiyatlarının enflasyonu 7 puan kadar yukarı taşıdığı vurgulanmaktadır. Dışsal şokların maliyetleri artırdığı bir gerçektir; ancak aynı coğrafyada ve doğrudan krizin ortasında yer alan diğer ülkelerin verileri incelendiğinde bu gerekçenin tek başına yeterli bir açıklama sunmadığı görülmektedir.</p>
<p>​Yıllardır fiilen savaş halinde olan Rusya ve Ukrayna’nın yanı sıra; Suudi Arabistan ve İsrail gibi bölge ülkelerinde jeopolitik çalkantılara rağmen fiyatlar genel seviyesinde olağanüstü bir sıçrama yaşanmamıştır. Türkiye’de resmi enflasyon yüzde 31,5, dar tanımlı işsizlik ise yüzde 8 seviyelerinde seyrederken, benzer dışsal koşullara maruz kalan diğer ülkelerdeki tablo oldukça farklıdır:</p>
<p><strong>​Ülke             Enflasyon(%) İşsizlik(%)</strong></p>
<p>Rusya                     6,0      2,3</p>
<p>​Suudi Arabistan      4,1      3,1</p>
<p>​İsrail                       1,5       3,3</p>
<p>​Yaklaşık üç yıldır aralıksız sürdürülen istikrar programına karşın, bölgesel gerilimin tırmandığı Şubat 2026 dönemine kıyasla enflasyon patikasında belirgin ve kalıcı bir iyileşme sağlanamamıştır. Dezenflasyon sürecinin öngörülen hızda ilerlememesinin yanı sıra, düşük büyüme temposunun bir yan etkisi olarak geniş tanımlı işsizlik oranlarında hissedilir bir artış ve istihdam piyasasında derinleşen bir bozulma göze çarpmaktadır.</p>
<p>​Bu durumun temel sebebi, ekonomi politikasındaki bütünlük eksikliğidir. Merkez Bankası, ülkeye yabancı sermaye ve sıcak para çekebilmek amacıyla sıkı ve görece sert bir para politikası uygulamaktadır. Ancak para politikasının tek başına yükü taşıması mümkün değildir. Maliye politikasının, özellikle kamu harcamalarını kontrol altına alma ve tasarruf tedbirlerini hayata geçirme konusunda yeterince kararlı adımlar atamaması, enflasyonist baskıları canlı tutmaktadır. Sıkı para politikasına gevşek veya disiplinsiz bütçe harcamalarının eşlik etmesi, uygulanan istikrar programının etkinliğini kırmakta ve Türkiye’yi dünyada enflasyon oranı en yüksek ülkelerden biri konumunda tutmaktadır.</p>
<p>​Geleneksel olarak enflasyon ile işsizlik oranının toplamından oluşan Sefalet Endeksi (Misery Index), bir ekonomide vatandaşın hissettiği ekonomik yükü ve toplumsal refah kaybını ölçen en temel göstergelerden biridir. Türkiye’de manşet verilerle dahi yüksek seyreden bu endeks, atıl işgücünü kapsayan geniş tanımlı işsizlik oranı eklendiğinde çok daha kritik bir boyuta ulaşmaktadır.</p>
<p>​Sonuç olarak; küresel ve bölgesel şoklar her ülke için geçerli birer kısıt olsa da, Türkiye'nin yüksek enflasyon ve tırmanan işsizlik kıskacında ayrışmasının ana nedeni dış faktörler değil, iç politikadaki yapısal uyumsuzluklardır. Sefalet Endeksi’ndeki gerileme; sadece faiz artışları ve para politikası sıkılaştırmasıyla değil, kamu harcamalarında disiplin, maliye politikasında kararlılık ve kapsayıcı yapısal reformların eş zamanlı devreye sokulmasıyla mümkün olacaktır.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/sefalet-endeksinin-neresindeyiz-88605</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/0/0/1/1280x720/ekonomigazetesi-no-image.png" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Sefalet Endeksi’nin neresindeyiz? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayso-baskani-buyuksimitci-ortak-akilla-hareket-ettik-yeni-donemde-de-istisareyi-surdurecegiz-88637</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 06:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> KAYSO Başkanı Büyüksimitci: Ortak akılla hareket ettik, yeni dönemde de istişareyi sürdüreceğiz</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>KAYSERİ/EKONOMİ</strong></p>
<p>Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Eylül Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Abidin Özkaya başkanlığında, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi üyelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan Abidin Özkaya, son dört yıllık dönemde KAYSO Yönetim Kurulu, Meclis ve Meslek Komiteleriyle birlikte üyelerin sorunlarının çözümü, Kayseri sanayisinin gelişimi ve Türkiye ekonomisine katkı sağlamak amacıyla istişare içerisinde yoğun bir çalışma yürüttüklerini söyledi.</p>
<p>Ana gündemlerinin her zaman üyelerin sorunları, çözüm önerileri ve sanayi sektörünün ülke ekonomisi açısından taşıdığı önem olduğunu belirten Özkaya, “Ana gündemimiz her zaman ve her toplantıda; üyelerimizin sorunları, çözüm önerileri ve sanayi sektörünün ülkemiz için ne kadar hayati, ne kadar önemli olduğu ile ilgiliydi” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Özkaya, “Maalesef coğrafyamızdaki gerilimlere her gün yenileri eklenmekte, mevcut durum tabir yerindeyse içinden çıkılmaz bir hâl almaktadır. Her ne kadar Türkiye olarak basiretli bir dış politika ile gerilimin ve çatışmanın bir tarafı olmamış olsak da petrol, doğal gaz ve emtia tedarikinin ve fiyatlarının aşırı derecede yükselmesi; biz sanayiciler olarak yükselen girdi maliyetleri, tedarik ve nakliye sorunları, zorlaşan finansal koşullar ve ezici Uzak Doğu rekabeti ile karşı karşıya kalmamıza neden olmaktadır” diye konuştu. Bu tablonun Türkiye ve dünya ekonomisi açısından ekonomik stresin devam edeceği anlamına geldiğini belirten Özkaya, Türkiye’nin savaş bölgelerinin hemen yanı başında bulunmasının tüm sanayi sektörlerini ve sanayicileri olumsuz etkilediğini söyledi.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abcbf0d3d782-1790754573.jpeg" alt="" width="480" height="320" /></p>
<p><strong>“Üretimin zayıflaması en büyük tehlikedir”</strong></p>
<p>2026 yılında büyüme hedefinin yüzde 3 olduğu bir dönemde sanayinin, özellikle de emek yoğun sektörlerin büyüme rakamları içerisindeki negatif ayrışmasına dikkat çeken Özkaya, sektörlerin kendi dinamikleri içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Özkaya, “Önümüzdeki süreçte üretimin çok kıymetli olduğu göz ardı edilmeden, sektör ayrımı yapılmaksızın destek mekanizmaları uzun vadeli olarak düşünülmelidir. Bizler biliyor ve inanıyoruz ki enflasyonla mücadelenin en etkin yolu verimli üretimdir. Enflasyonla mücadelenin sanayinin üretim gücünü zayıflatmaması en büyük isteğimizdir” dedi.</p>
<p>Üretimin zayıflamasının gelecekte üretim ve istihdam açısından önemli riskler doğurabileceğini ifade eden Özkaya, “Üretimin zayıflaması demek, talep üzerinden çözmeye çalıştığımız enflasyon probleminin gelecekte bir üretim ve istihdam riskiyle karşılaşacağımız manasına gelmesidir. İleriye doğru üretim ve yatırım iştahının azalması, üretime soğuk bakılması ülkemizin geleceği için en büyük tehlikedir” şeklinde konuştu.</p>
<p>Daha sonra kürsüye gelen Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, 4 Ekim’de yapılacak organ seçimleriyle yeni bir dönemin eşiğinde olduklarını belirterek, “Bu vesileyle, geride bıraktığımız dört yıla kısaca bakmak istiyorum” dedi.</p>
<p><strong>“Kayseri sanayici üretmeye devam etti”</strong></p>
<p>Pandeminin etkilerinin devam ettiği bir dönemde göreve başladıklarını kaydeden Büyüksimitci, son dört yılda yüksek enflasyon, artan maliyetler, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, ihracat pazarlarındaki değişimler ve küresel rekabetin sanayicilerin gündeminde önemli yer tuttuğunu söyledi.</p>
<p>Tüm bu zorluklara rağmen Kayseri sanayicisinin üretmeye, istihdamını korumaya ve ihracatını artırmaya devam ettiğini vurgulayan Büyüksimitci, KAYSO olarak bu süreçte sanayicinin yanında olduklarını belirterek, “Sorunlarımızı ilgili mercilere taşıdık. Çözüm önerilerimizi ortaya koyduk. Kamu kurumlarımızla, yerel yönetimlerimizle ve iş dünyamızın diğer temsilcileriyle istişare ettik” dedi.</p>
<p><strong>“Çalışmalarımızı ortak akılla yürüttük”</strong></p>
<p>Geride kalan dört yılda KAYSO olarak birçok alanda somut çalışmalar gerçekleştirdiklerini dile getiren Büyüksimitci, “Model Fabrikamızla sanayicimizin verimliliğini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttük. Erciyes OSB'nin kuruluşunu tamamlayarak önemli bir yatırım alanını Kayseri sanayisine kazandırdık. Uzay, Havacılık ve Savunma Sanayi İhtisas OSB projemizde önemli bir aşama kaydettik. Geri dönüşüm ve yeşil dönüşüm konusunda çalışmalarımızı sürdürdük. E-ihracat alanında üyelerimizin yeni pazarlara ulaşmasına katkı sağladık. Mesleki eğitimden dijital dönüşüme kadar birçok alanda projeler geliştirdik. KAYSO Akademi ile firmalarımızın yönetim, ihracat ve insan kaynağı kapasitesini geliştirmeye çalıştık. Girişimlerimiz sonucunda faaliyete geçen Gümrüklü Hava Kargo Sahası ile Kayseri ihracatının lojistik imkânlarını güçlendirdik. Yeni organize sanayi bölgelerimiz, İncesu OSB iltisak hattı ve savunma-havacılık ekosistemimiz için ilgili kurumlarımızla yakın iş birliği yürüttük” dedi.</p>
<p>Bu çalışmaların ortak aklın ürünü olduğuna dikkat çeken Büyüksimitci, “Bu çalışmaların hiçbiri tek bir kişinin veya tek bir kurumun gayretiyle ortaya çıkmadı. Meclisimizle birlikte yaptık. Yönetim Kurulumuzla birlikte yaptık. Meslek Komitelerimizle birlikte yaptık. Üyelerimizin görüş ve önerileriyle şekillendirdik. Kısacası ortak akılla hareket ettik” diye konuştu.</p>
<p><strong>TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na teşekkür</strong></p>
<p>Konuşmasında TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na da teşekkür eden Büyüksimitci, Hisarcıklıoğlu’nun Kayseri ve sanayicilerin gündemine gösterdiği yakın ilgi, yol göstericiliği ve desteğine dikkat çekti. Büyüksimitci, “İki dönemdir TOBB Yönetim Kurulunda birlikte görev yaparken, Kayseri’nin ve sanayicimizin gündemine gösterdiği yakın ilgiye, yol göstericiliğine ve desteğine bizzat şahidim” dedi. Büyüksimitci, KAYSO Yüksek İstişare Kurulu üyelerine de tecrübeleri, yapıcı değerlendirmeleri ve Odanın kurumsal hafızasına sundukları katkılar için teşekkür etti.</p>
<p><strong>“Ortak paydamız Kayseri, ortak hedefimiz daha güçlü bir sanayi”</strong></p>
<p>4 Ekim’de yapılacak organ seçimlerine de değinen Büyüksimitci, seçimlerin kurumların yenilenmesinin ve hizmet iradesinin tazelenmesinin doğal bir parçası olduğunu söyledi. “Biz bu süreci bir ayrışma vesilesi değil, KAYSO’yu ve Kayseri sanayisini daha ileri taşıma yarışı olarak görüyoruz” diyen Büyüksimitci, yeni dönemde Meclis ve Meslek Komitelerinin aynı hizmet anlayışı ve yenilenen bir heyecanla çalışmalarını sürdüreceğini kaydetti. Büyüksimitci, “Bizim için esas olan unvanlar değil; birlikte verdiğimiz emek, kurduğumuz gönül bağı ve Kayseri sanayisine hizmet etme irademizdir” diyerek, KAYSO’nun kapısının ve gönlünün bütün üyelere açık olmaya devam edeceğini söyledi. “Çünkü bizim ortak paydamız Kayseri, ortak hedefimiz daha güçlü bir sanayi ve daha güçlü bir Türkiye'dir” ifadeleriyle birlik ve beraberlik mesajı verdi.</p>
<p><strong>Yeni dönemin öncelikleri</strong></p>
<p>Yeni dönemde sanayicinin rekabet gücünün artırılması, ihracat ve yatırımların geliştirilmesi ve nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesi için çalışacaklarını belirten Büyüksimitci, dijital ve yeşil dönüşüm başta olmak üzere sanayinin geleceğini ilgilendiren alanlarda çalışmaların sürdürüleceğini söyledi.</p>
<p>Yapay zekânın üretimden kaliteye, bakımdan enerji yönetimine, finanstan karar süreçlerine kadar sanayinin farklı alanlarında doğru ve güvenli biçimde kullanılmasını destekleyeceklerini belirten Büyüksimitci, mobilya, elektrikli ev aletleri, kablo, makine ve metal gibi güçlü sektörlerde ölçek, tasarım, markalaşma ve verimliliğin artırılmasına yönelik çalışmaların devam edeceğini ifade etti.</p>
<p>Savunma, havacılık, elektronik ve diğer teknoloji yoğun alanlarda yeni yatırımların önünü açacak çalışmalar yapılacağını, gençlerin sanayiyle buluşması ve nitelikli insan kaynağının güçlendirilmesinin de öncelikler arasında yer alacağını kaydeden Büyüksimitci, yeni dönemin çalışma anlayışını şöyle özetledi: “İstişareyi sürdüreceğiz. Ortak akılla hareket edeceğiz. Sanayicimizin sorunlarını ilgili mercilere taşımaya devam edeceğiz.”</p>
<p><strong>“En kıymetli kazanımımız birlik ve beraberliğimizi korumamız”</strong></p>
<p>Konuşmasının sonunda geride kalan dört yılın en önemli kazanımının birlik ve beraberliğin korunması olduğunu vurgulayan Büyüksimitci, “Zaman zaman farklı düşündük; ancak birbirimizi dinlemekten, istişare etmekten ve ortak bir yol bulmaktan vazgeçmedik” dedi. Meclisin gerçek gücünün farklılıkları ortak hedefler etrafında buluşturabilmek olduğunu belirten Büyüksimitci, geride bırakılan dönemde emeği bulunan Meclis Başkanına, Meclis Başkanlık Divanına, Yönetim Kurulu üyelerine, Meslek Komitelerine ve Oda çalışanlarına teşekkür etti.</p>
<p>Kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve iş dünyasının temsilcilerine de teşekkürlerini ileten Büyüksimitci, Meclis üyelerine dört yıl boyunca verdikleri emek, destek ve katkılar için şükranlarını sundu. Büyüksimitci, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bu dört yıllık yolculuğun sonunda hepinizden helallik diliyorum. Benden yana varsa hakkım, helal olsun. İnşallah bundan sonra da birlik ve beraberlik içerisinde, ortak akıl ve istişareyle Kayseri sanayisine hizmet etmeye devam edeceğiz. Yeni dönemin Odamız, sanayicilerimiz, şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/kayso-baskani-buyuksimitci-ortak-akilla-hareket-ettik-yeni-donemde-de-istisareyi-surdurecegiz-88637</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/3/7/1280x720/kayso-baskani-buyuksimitci-ortak-akilla-hareket-ettik-yeni-donemde-de-istisareyi-surdurecegiz-1790754613.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Kayseri Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, 2022-2026 döneminin son meclis toplantısında yaptığı konuşmada, dört yıllık görev sürecinde sanayicilerle ortak akıl ve istişare içinde çalıştıklarını belirterek, aynı anlayışla Kayseri sanayisinin gelişimine katkı sunmaya devam edeceklerini söyledi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-enerji-genc-yetenekleri-is-dunyasina-hazirliyor-88629</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 05:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Uludağ Enerji, genç yetenekleri iş dünyasına hazırlıyor&#039;</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>EKONOMİ/BURSA</strong></p>
<p>Uludağ Enerji’nin 2024 yılında hayata geçirdiği Geleceğin Enerjisi Genç Yetenek Program gençlerin üniversitede edindikleri teorik bilgileri iş hayatındaki uygulamalarla buluşturmalarını hedefliyor. Şirket açıklamasına göre, 2025-2026 döneminde programa katılan 28 öğrencinin 24’ünü son sınıf öğrencileri oluştururken, bu öğrencilerden 6’sı programın ardından Uludağ Enerji’de işe başladı. Son sınıf öğrencileri bazında yüzde 25’lik istihdam oranına ulaşan program, 2026-2027 döneminde ise 38 genç yetenekle devam ediyor.</p>
<p><img style="display: block; margin-left: auto; margin-right: auto;" src="/storage/uploads/0/0/0/6abcb4626e4bf-1790751842.jpg" alt="" width="419" height="629" /></p>
<p>Uludağ Enerji Grup İnsan Kaynakları Direktörü Balcan Demiröz, genç yetenek programının üniversite öğrencilerinin kendi yetkinliklerini keşfetmelerine de alan açtığını belirtti. Balcan Demiröz, “Gençlerin kariyer yolculuklarının henüz üniversite yıllarında başlamasını önemsiyoruz. Bu nedenle Genç Yetenek Programımızı; gençlerin kendilerini tanımalarına, farklı çalışma alanlarını görmelerine ve geleceklerine dair daha bilinçli kararlar almalarına katkı sağlayan bir gelişim süreci olarak ele alıyoruz. Geçtiğimiz dönemde programda yer alan son sınıf öğrencilerimizin yüzde 25’inin Uludağ Enerji bünyesinde kariyerine devam etmesi de bu yaklaşımımızın somut karşılıklarından biri oldu. Önümüzdeki dönemde de gençlerin enerjisinden ve farklı bakış açılarından beslenmeye devam edeceğiz.” dedi.</p>
<h2>Program yeni dönemde 38 öğrenciyle devam ediyor</h2>
<p>Verilen bilgiye göre, Uludağ Enerji’nin Geleceğin Enerjisi Genç Yetenek Programı, 2024-2025 döneminde 28 öğrenciyle başladı. Bu dönemde programda yer alan 7 genç, mezuniyetin ardından Uludağ Enerji’de işe başladı. 2025-2026 döneminde de 28 öğrencinin katıldığı programda, 24 son sınıf öğrencisinden 6’sı iş hayatına Uludağ Enerji’de devam etti. 2026-2027 döneminde katılımcı sayısının 38’e yükselmesiyle programın ulaştığı toplam öğrenci sayısı 94 oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/uludag-enerji-genc-yetenekleri-is-dunyasina-hazirliyor-88629</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/2/9/1280x720/uludag-enerji-genc-yetenekleri-is-dunyasina-hazirliyor-1790751885.JPG" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uludağ Enerji Grup İnsan Kaynakları Direktörü Balcan Demiröz, &quot;Gençlerin kariyer yolculuklarının henüz üniversite yıllarında başlamasını önemsiyoruz. Bu nedenle Genç Yetenek Programımızı; gençlerin kendilerini tanımalarına, farklı çalışma alanlarını görmelerine ve geleceklerine dair daha bilinçli kararlar almalarına katkı sağlayan bir gelişim süreci olarak ele alıyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ebsonun-yeni-kaptani-kim-olacak-88657</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> EBSO’nun yeni kaptanı kim olacak?</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>HAKAN ATİS</strong></p>
<p>İzmir, dışa dönük ve popüler coğrafyasının aksine iş dünyasında sesini duyuramayan talihsiz bir kent. Bu gerçeği dört kuşağı bu kentte doğmuş, büyümüş ve kabristanlarında sonsuzluğa uğurlanmış bir gazeteci olarak ifade ediyorum. Özellikle 1990-2002 arasında İzmir’in medya tarihinde ilklere imza atmış kıdemli bir iletişimci ve gazeteciyim. Bu şehrin sesini hak ettiği gibi gür ve etkili duyurabilmesi için Türkiye çapında etkili olan çok sayıda tv kanalının bürosu kurdum. Hem de ne zorluklarla! Maalesef yıllar önce tarihe karışan geçmişin popüler kanalı Yeni ASIR TV’yi dipten alıp yeniden yapılandırdım ve kablolu tv’de ülke genelinde zirveye taşıdım. Sözünü ettiğim yıllarda tek bir hedefim vardı. Amacım, doğduğum ve büyüdüğüm kentin hiç değilse medya dünyasında etkili olabilmesiydi. İçim rahat, ne dediysem fazlasıyla yaptım. Bilenler bilir, merak edenler sorup öğrenebilir. Bunları ego tatmini için yazmıyorum. Ona ihtiyacım yok! Sabırla okuyun, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız.</p>
<p><strong>Geri sayım</strong></p>
<p>Şu günlerde kentin ve bölgenin ‘Kutup Yıldızı’ sayılan EBSO’da seçim için geri sayım yapılıyor. Yazımı gazeteye gönderdiğim tarihe kadar iki aday yarışıyordu. Meclis Üyesi Mustafa Karabağlı ve Başkan Vekili Hakan Ürün. Her ikisi de değerli isimler. Seçim rekabetinin doğası gereği deyim yerindeyse bilek güreşi yapıyorlar. Onlara başarılar diliyorum. Mustafa Bey, iletişimini meslektaşım ve değerli arkadaşım İskender Baydar’ın Cihangir Gözükızıl ve Kadir Kılıçparlar’la birlikte geleceğe taşıdığı ‘Elite PR’ şirketine emanet etti. Yolları açık, şansları bol ve işleri bereketli olsun. Yaydan çıkan ok hızıyla bana ulaştılar…Demek ki Nasıl Bir Ekonomi Ege, iş dünyasının nabzını adeta damardan tutuyor. Yazdıklarıyla gündemi belirliyor. Bu nedenle NBE Ege Temsilcisi Yaşar Kuş ve Haber Müdürü Ahmet Usman başta olmak üzere emeği geçenlerin tümünü kutluyorum.</p>
<p><strong>Anlamlı mesajlar</strong></p>
<p>EBSO Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı neler söylüyor? Devam eden satırlarda bulacaksınız, merak etmeyin. Çocukluk yaşlarında babasının demirci atölyesinde başladığı iş yaşamını günümüzde yedi düvele ders verircesine kararlı ve başarılı biçimde sürdüren Karabağlı, EBSO’nun kaderini belirleyecek isimlere şöyle sesleniyor ‘’ODTÜ Elektrik-Elektronik Mühendisliği mezunuyum. 1991 yılında STAR, 1992’de AR Elektronik şirketlerini kurdum. Devamında akıllı sayaç üretimine başladık. 2008’de LUNA markasını oluşturduk. Bu şirket günümüzde iç pazar payını % 80’den daha yükseğe taşıdı. 2022 yılında İsviçre merkezli Landis+Gyr ile güçlerimizi birleştirdik. Ayrıca günümüzde Karluna markasıyla tamamı yerli teknolojiyle geliştirilen yüzde yüz elektrikli hafif ticari araçlar üretiyorum. Sıfırdan gelip bu seviyeye erişmiş bir kişiyim.’’</p>
<p><strong>Alameti farikası</strong></p>
<p>Uzun lafın kısası değerli okurlar, Mustafa Karabağlı’nın temel özelliği nedir? Anlatayım…Yeni nesil sanayicilik diyor, bu bir yönetim kültürüdür diye devam ediyor. İyisi mi sözü tekrar kendisine bırakayım. Deneyimli isim özetle şunların altını çiziyor ‘’Yeni Nesil Sanayicilik, bir yaş veya kuşak tanımı değildir. Geçmişin sanayi birikimini korurken değişen dünyayı doğru okumaktır. Teknolojiyi üretime taşımak, yapay zekayı verimlilik için kullanmak, yeşil dönüşümü rekabet gücünün bir parçası olarak görmek ve yüksek katma değerli üretime yönelmektir. EBSO’yu tepeden karar verilen, üyelerin ise alınan kararları izlediği bir yapı olarak görmüyoruz. Meslek komitelerinin daha etkin olduğu, çalışma komisyonlarının çoğaldığı, asil ve yedek tüm üyelerin süreçlere katkı sunacağı yönetim oluşturacağız. Genç sanayicileri, kadın girişimcileri ve farklı görüşleri karar mekanizmalarına dahil edeceğiz.’’ Tekrar başa döneyim, İzmir, her alanda hak ettiği yerde olmalıdır. Sesini daima gür ve etkili duyurmalıdır. Geçmişte bunun olabilmesi için medya ve iletişim alanlarında Türkiye genelinde taşın altına elini koymuş biri olarak gelişmeleri merakla izliyorum. Ay yıldızlı sevdamızın beyaz incisi için artı değer yaratan kim olursa olsun kalemimle her zaman destekleyeceğim. EBSO’daki yarışta Hakan Ürün ve Mustafa Karabağlı’ya başarılar diliyorum. Ekim sayımızda yeniden görüşünceye kadar şen ve esen kalın.</p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/ebsonun-yeni-kaptani-kim-olacak-88657</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/7/1280x720/ebsonun-yeni-kaptani-kim-olacak-1790764341.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ EBSO’nun yeni kaptanı kim olacak? ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/izmir-limaninin-pireyi-yakalamasi-icin-uzun-bir-yapilacaklar-listesi-var-88656</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> İzmir Limanı’nın Pire’yi yakalaması için uzun bir yapılacaklar listesi var</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>SERKAN AKSÜYEK</strong></p>
<p>İzmir, özellikle Osmanlı döneminde ticaretin ve ihracatın başkenti olmuş bir şehirdi... Mübadeleye kadar nüfus yapısında Rumlar ve Ermenilerin çoğunlukta olduğu kentte; 1888 yılı verilerine göre en büyük 268 tüccardan 208'i, 78 ticari mümessilden 71'i, 65 avukattan 37'si, 44 bankerden 30’u, 40 kuyumcudan 27’si, 31 alkol üreticisinden 27’si Rum’du.</p>
<p>İzmir bu özellikleri ile doğal bir liman ve ticaret kenti olmuştu. 1950’li yılların ortalarında inşasına başlanan bugünkü İzmir Limanı ise uzun yıllar kentin bu özelliğinin simgesi işlevini gördü. TCDD yönetimindeki limanın mülkiyeti 2017 yılı Şubat ayında Türkiye Varlık Fonu’na devredildi. Fon yönetiminin; limanı kiralamaya, devretmeye ve satmaya yetkisi bulunuyordu. 2015 yılında yeniden özelleştirme sürecine alınan İzmir Limanı, 2007-2009 yılları arasında yaşanan ve başarısızlıkla sonuçlanan özelleştirme macerasına benzer bir akıbete uğradı. Yıllarca süren belirsizlik, İzmir Limanı için vaat edilen yatırımların yapılmaması ile daha da derinleşti.</p>
<p><strong>// 2010’DAKİ VAATLER </strong></p>
<p>Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’nın 2010 yılı Haziran ayında kamuoyuna açıkladığı 650 milyon dolarlık yatırım planına göre, 2015 yılına kadar limanın konteyner elleçleme kapasitesi 900 bin TEU’dan 3 milyon TEU’ya çıkarılacak; İzmir Limanı Avrupa'nın ilk 5 limanı arasına girecek; sıvı ve dökme yük elleçlemesine son verilecekti.  </p>
<p>Vinçler yenilenecek, konteyner sahası ıslah edilecek, liman giriş çıkış kapıları düzenlenecekti. İki adet konteyner vinci daha alınarak yükleme boşaltma kapasitesi artırılacak, işlemlerin bilgisayar ortamında otomasyona geçilmek suretiyle yapılması sağlanacaktı. Liman, konteyner ve kruvaziyer olmak üzere birbirinden bağımsız iki limana bölünecek; kruvaziyer limana aynı anda 5-6 gemi yanaşabilecek, yeni bir parmak iskele inşa edilecekti.</p>
<p>2011 yılında yapılan genel seçimlerde, dönemin Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tarafından da sürekli kent gündemine getirilen bu vaatlerin hemen hiçbiri tutulmadı.</p>
<p><strong>// 8’İNCİLİĞE GERİLEDİ</strong></p>
<p>Ve geldik bugüne…</p>
<p>2007 yılında Türkiye’nin en büyük ikinci limanı olan İzmir Limanı, bugün 8’inci sıraya gerilemiş durumda. 2025 yılında 240 bin TEU konteynerin elleçlendiği liman, kapasitesinin yüzde 25’ini bile kullanamıyor.</p>
<p>Buna karşılık AK Parti İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya, Türkiye Varlık Fonu’na ait olmasına rağmen yük operasyonları 1 Ağustos 2026 itibarıyla Albayrak Grubu’na bağlı Alport şirketine devredilen İzmir Limanı’nın 1 milyon TEU/yıl olan elleçleme kapasitesinin 1,6 milyon TEU’ya çıkacağını belirtiyor ve “Hedef Pire Limanı’nı geçmek” iddiasında bulunuyor.</p>
<p>Sayın Kaya’nın “hedef” gösterdiği Pire Limanı’nın kapasitesi ise 7 milyon TEU / yıl seviyesinde.</p>
<p>İzmir Limanı, derinlik sorunu nedeniyle 3 bin TEU ve üzerinde konteyner taşıyan gemileri kabul edemiyor. İzmir Körfezi’nde “Gemi Yolu” olarak adlandırılan 150 metre genişlik ve ortalama 11 metre derinlikte olan yaklaşma kanalına giremeyen bu gemiler, Aliağa-Nemrut Körfezi’ndeki limanlarda yükleme - boşaltma işlemlerini yapabiliyor. Aliağa’daki limanlar ise derinlik sorunu olmaması nedeniyle 13 bin TEU kapasitedeki New Panamax türündeki gemileri dahi kabul edebiliyor. </p>
<p><strong>// TERK EDİLMİŞLİK…</strong></p>
<p>Tüm bu veriler ışığında, uzun yıllar Türkiye’nin dış ticaretinde çok önemli paya sahip olan İzmir Limanı’nın; yenileme, derinleştirme ve genişletme çalışmalarının yapılmaması ile rekabetçi yapısını süratle kaybettiği görülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “Büyük Körfez Projesi” olarak isimlendirdiği, dip tarama ve sirkülasyon kanalları açma projesinin ÇED sürecinin dahi 10 yıldır sürmesi, bu terk edilmişliği doğruluyor.</p>
<p>İzmir Limanı’nın konteyner ve kuru yükte yaşadığı ivme kaybı, kruvaziyer turizmde dramatik bir hâlde. 2000’li yılların başında İzmir Ticaret Odası’nın girişimleri ile kruvaziyer turizmde yakalanan ivme, sonraki yıllarda kaybedildi. 2003 yılında 5 kruvaziyer gemi ile başlayan süreç, 2012 yılında 286 gemi ile tarihi zirve yapmıştı. 2013 yılından itibaren dramatik bir düşüşe geçen İzmir’in kruvaziyer turizmi, 2025 yılını 51 gemi ile kapattı.</p>
<p>Hâl böyle iken “İzmir Limanı, kendisinden yedi buçuk kat daha fazla elleçleme kapasitesine sahip olan Pire Limanı’nı nasıl geçecek?” sorusu anlamsızca havada asılı kalıyor.</p>
<p><strong>// ÖNCE BİLGİ, SONRA YORUM</strong></p>
<p>Ve küçük bir hatırlatma:</p>
<p>Ege Bölgesi’nin en büyük konteyner limanı SOCAR Terminal, ticaret siciline adımını attığı 2012 yılından 2016 yılına kadar adeta çocuğum gibiydi. Tüm iletişim süreçlerini yönettiğim bu dev liman, 3 milyon TEU/yıl olarak projelendirilmiş ve 1.5 milyon TEU/yıl elleçleme kapasitesi ile devreye alınmıştı. SOCAR-APM ortaklığında işletmeye alınan liman, İzmir’in ve Türk ekonomisinin dış ticaretine değer sağlamayı sürdürüyor.</p>
<p>Liman inşa aşamasındayken iletişim dilinde yıllarca “Akdeniz’de Pire ve İskenderiye limanlarına rakip olacak!” cümlesini kullanıyorduk.</p>
<p>Ve “Büyük lokma ye büyük laf etme” atasözünü doğrularcasına, Pire Limanı’nı iki kez görme ve gezme fırsatım oldu. Bunların birisinde, içinde olduğum kruvaziyer gemi Pire’ye yanaşmıştı. Gördüğüm manzara karşısında hayretler içinde kalmıştım. Zaten coğrafi olarak doğal bir liman girintisi olan Pire, Yunanistan ekonomisinin bel kemiğini oluşturuyor. Yüzde 67’si Çinli COSCO Shipping Grubu tarafından yönetilen Pire Limanı’nı gördükten sonra iletişim dilinden “Pire’ye rakip olacağız” cümlesini hemen çıkarmıştım.</p>
<p>Hayal kuralım ama hayalci olmaya gerek yok…</p>
<p>Bugün İzmir Limanı için hedef, kapasitesinin 1 milyon TEU/yıl seviyesine ulaşması için gereken altyapı ve derinleştirme çalışmalarını başlatmak ve tamamlamaktır.</p>
<p>Siyasetçilerimiz bilgiye ve veriye dayalı konuşmalılar, ulaşılması (en azından bugün için) imkânsız olan hedefleri dile getirmemeliler.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/kose-yazisi/izmir-limaninin-pireyi-yakalamasi-icin-uzun-bir-yapilacaklar-listesi-var-88656</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/5/6/1280x720/izmir-limaninin-pireyi-yakalamasi-icin-uzun-bir-yapilacaklar-listesi-var-1790764003.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İzmir Limanı’nın Pire’yi yakalaması için uzun bir yapılacaklar listesi var ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-koordinasyon-kurulu-olusturuldu-88641</guid>
            <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 00:00:00 +03:00</pubDate>
            <title> &#039;Fon Koordinasyon Kurulu&#039; oluşturuldu</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Ekonomi Eş Güdüm Toplantısı düzenlendi.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının, sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:</p>
<p>"Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında ekonomi kurmayları ve ilgili kurumların üst düzey yöneticilerinin katılımıyla bir eş güdüm toplantısı düzenlenmiştir. Toplantıda, sermaye piyasalarında son dönemde yaşanan gelişmeler değerlendirilmiş, katılımcılar görev alanlarıyla ilgili yürütülen çalışmalar, alınan ve alınacak tedbirler hakkında Sayın Cumhurbaşkanımıza bilgi arz etmişlerdir. Sayın Cumhurbaşkanımız, tasfiyesine karar verilen fonlarla ilgili çalışmaların titizlikle sürdürülmesinin, sermaye piyasası kuralları çerçevesinde yatırımcıların haklarının korunmasının, ödemelerin adil, sağlıklı ve mümkün olan en kısa sürede yapılmasının temel öncelikleri olduğunu vurgulamıştır.</p>
<p>Bu kapsamda, tasfiye sürecinin yatırımcıların meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla, genel koordinasyonu sağlamak üzere, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında 'Fon Koordinasyon Kurulu' oluşturulmuştur. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK), sermaye piyasalarında son dönemde meydana gelen yatırım fonu işlemlerini kapsayan inceleme ve denetim sürecini başlatmıştır."</p>
<p>Toplantıda, Katılımevim ve Birevim Tasarruf Finansman şirketleri ile İktisat Katılım Bankasının Türkiye Emlak Katılım Bankasına devrine ilişkin yürütülen süreç hakkında bilgi verildiği aktarılan açıklamada, şu ifadeler kullanıldı:</p>
<p>"Sermaye Piyasası Kurulu, tasfiye kapsamındaki fonlarda, mal varlığı ve likidite durumuna göre, hak sahipliği mutabakatı tamamlanan yatırımcılara ödemelerin gerçekleştirilmesine yönelik yol haritasını sunmuştur. Mevcut sorunun çözümünün yanı sıra benzer durumların tekrar yaşanmaması için sermaye piyasalarının işleyişini ve denetim mekanizmalarını güçlendirecek ilave idari ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi yönündeki kararlılık ortaya konulmuştur. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/fon-koordinasyon-kurulu-olusturuldu-88641</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/6/4/1/1280x720/koordinasyon-kurulu-1790757770.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında düzenlenen Ekonomi Eş Güdüm Toplantısı&#039;nın ardından fonlarla ilgili yapılan açıklamada, &quot;Tasfiye sürecinin yatırımcıların meşru hakları ve kamu yararı gözetilerek hızlı bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla, genel koordinasyonu sağlamak üzere, Cumhurbaşkanı Yardımcısının başkanlığında &#039;Fon Koordinasyon Kurulu&#039; oluşturulmuştur.&quot; denildi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-88586</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 21:51:00 +03:00</pubDate>
            <title> Kocaeli Kitap Fuarı 16. kez kapılarını açıyor</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <h2>Kocaeli</h2>
<p>Türkiye’nin söyleşi, etkinlik ve katılımcı sayısı bakımından en büyük kitap fuarı olarak öne çıkan Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 16. kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. Kocaeli’nin marka değerlerinden biri haline gelen fuar, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin organizasyonuyla 3-11 Ekim tarihleri arasında Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenecek.</p>
<p>Her yıl ağaçların kitap açmasıyla müjdelenen Kocaeli Kitap Fuarı’nın bu yıl da binlerce kitapseveri ağırlaması bekleniyor. 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı kapsamında düzenlenecek söyleşi ve etkinliklerin yanı sıra çok sayıda yazar ve yayınevi de kitapseverlerle buluşacak. Kitapseverlerin fuar alanına ulaşımını kolaylaştırmak amacıyla bu yıl da çeşitli ulaşım alternatifleri sunulacak. Ücretsiz ring seferleri, deniz ulaşımı ve üniversite ringlerinin yanı sıra ücretsiz otopark imkânı da sağlanacak. Fuar süresince alınacak ulaşım tedbirleriyle ziyaretçilerin Kocaeli Kongre Merkezi’ne rahat ve güvenli şekilde ulaşmaları hedefleniyor.</p>
<h2>“2009 yılından bu yana düzenlenen fuarları toplam 9,4 milyon kişi ziyaret etti”</h2>
<p>Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı, düzenlediği toplantıda 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın temasını, zengin etkinlik programını, yazar kadrosunu ve fuar kapsamında kitapseverleri bekleyen özel buluşmaları kamuoyuyla paylaştı. Kocaeli Kitap Fuarı’nın Türkiye’nin en büyük kitap fuarı unvanını taşıdığını vurgulayan Baraçlı. Fuarın gördüğü yoğun ilgiyi rakamlarla ortaya koyan Baraçlı, 2009 yılından bu yana düzenlenen fuarları toplam 9,4 milyon kişinin ziyaret ettiğini söyledi.</p>
<p>Maide Restoran’da düzenlenen lansman toplantısına Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Dr. Hayri Baraçlı’nın yanı sıra, Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Ali Yeşildal, Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Daire Başkanı Murat Yavuz, Kocaeli Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Eren, Kocaeli İl Milli Eğitim Şube Müdürü Sinan Taş, Kentim A.Ş. Genel Müdürü Mustafa Albayrak ve Zabıta Dairesi Başkanı Arif Usta katıldı.</p>
<h2>“Fuar ‘Her Kitap Bir Medeniyeti Yaşatır’ temasıyla gerçekleştirilecek”</h2>
<p>Baraçlı, “Fuarımız, Kocaeli Kongre Merkezi ve otopark alanında kurulan çelik yapıyla birlikte 28 bin metrekarelik bir alana yayılacak. 9 gün boyunca her gün 10.30-21.30 saatleri arasında kitapseverlerle buluşacağız. Bu yıl 16. kez kapılarını açacak olan Kocaeli Kitap Fuarı’nın teması ise ‘Romanların ve Hatıratların İzinde’ olacak.  Fuar ‘Her Kitap Bir Medeniyeti Yaşatır’ temasıyla gerçekleştirilecek. Tarih, edebiyat ve hafıza arasındaki ilişkiye bakarak geçmişi farklı kaynaklar üzerinden okuyacağız” dedi.</p>
<p>Baraçlı, “30 Eylül’de Gebze’de, 1 Ekim’de Kocaeli Üniversitesi Prof. Dr. Baki Komsuoğlu Kültür ve Kongre Merkezi’nde sinema etkinlikleri gerçekleştireceğiz. Bilindiği gibi sadece bu kentin ağaçları kitap açar. Bu yıl da fuar öncesinde ağaçlarımız kitap açacak. 2 Ekim Cuma sabahı saat 07.30’da ise “Ağaçlar Kitap Açtı” etkinliğimiz; İzmit Cumhuriyet Bulvarı, Gebze Çamlık Parkı ve Kocaeli Üniversitesi Kampüsü olmak üzere üç ayrı noktada ve eş zamanlı olarak başlayacak. Ağaçlarımız kitap açacak, kitap şehrin hayatına karışacak” şeklinde konuştu.</p>
<h2>“Dokuz gün boyunca 1.065 söyleşi, panel ve imza etkinliği gerçekleştireceğiz”</h2>
<p>Baraçlı, fuarın kapsamına ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu yıl fuarımıza 515 yayınevi, STK ve sahaf katılacak. Dokuz gün boyunca 1.065 söyleşi, panel ve imza etkinliği gerçekleştireceğiz. 16. Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı’nın bu yılki onur konuğu Prof. Dr. Ahmed Güner Sayar olacak. Fuarın resmi açılışı İnsan Hatırlar temasıyla 2 Ekim Cuma akşam saat 19.00’da Kocaeli Kongre Merkezi’nde başlayacak. Edebiyatı, müziği, sinemayı ve görsel anlatımı bir araya getireceğimiz programda, farklı coğrafyalardan insan hikâyelerini sahneye taşıyacağız” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Türk edebiyat, siyaset ve entelektüel dünyasının önemli isimlerini Kocaelili kitapseverlerle buluşturacağını ifade eden Baraçlı, “Fuar kapsamında Tarihçi Erhan Afyoncu, Emrah Safa Gürkan, Kemal Sayar, Şermin Yaşar, Merve Gülcemal, Saliha Erdim, Nurullah Genç ve Tarık Tufan gibi çok sayıda önemli isim okurlarla bir araya gelecek. Uluslararası konuklar arasında ise Roger Crowley ve John Perkins yer alacak” diye konuştu.</p>
<p>Kocaeli Kitap Fuarı, imza günleri ve söyleşilerin yanı sıra özel oturumlarıyla da kitapseverleri buluşturacak. “Tarihi Yeniden Okumak” başlıklı oturumda Nurullah Genç, “Geçmişi Anlatmak: Tarih Nerede Biter, Hikâye Nerede Başlar?” başlıklı oturumda ise Roger Crowley yer alacak. Edebiyat, tarih, siyaset ve düşünce dünyasından farklı başlıkların ele alınacağı program kapsamında okurlar, önemli isimlerle bir araya gelerek farklı bakış açılarını dinleme fırsatı bulacak.</p>
<p>Fuar kapsamında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan 5 önemli eserin de lansmanı gerçekleştirilecek. “Uluslararası Kocaeli Spor Tarihi Sempozyumu VII / Bildiriler Kitabı”, “Spor Kenti Kocaeli: Dünden Bugüne”, “Soyut Vatan”, “Geçmişi Kim Anlatır: Tarih, Roman, Hafıza” ve Kocaeli’yi konu alan “Aslı Gibidir” adlı roman, kentin kültür, tarih, spor ve şehir hafızasına ilişkin farklı çalışmaları bir araya getirecek. Eserlerin, Kocaeli’nin kültürel birikiminin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sunması hedefleniyor.</p>
<h2>Kocaeli Kitap Fuarı, sınırlarını aşıp uluslararası arenaya taşınan etkili bir konuma ilerliyor”</h2>
<p>Kocaeli Üniversitesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Mustafa Eren “Kocaeli Kitap Fuarı, kendi sınırlarını aşıp uluslararası arenaya taşınan etkili bir konuma doğru ilerliyor. Üniversiteler sadece akademik bilgi üreten kurumlar değil, ayrıca o bilgiyi toplum ile paylaşan kurumlar olarak görülmelidir. Bu çerçevede biz de bu fuarda da en üst seviyede katkı vermeye çalışacağız. Kocaeli Kitap Fuarı’na son derece büyük bir ilgi var. Bu da kentin sanata, bilime, kültüre ne kadar değer verdiğinin göstergesi” dedi.</p>
<p>Kocaeli İl Milli Eğitim Şube Müdürü Sinan Taş, “Milli Eğitim camiası olarak biz de çok heyecanlıyız. Öğrenciler her yıl Kocaeli Kitap Fuarı’nın ne zaman gerçekleşeceğini merak ederek takip ediyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, her yıl olarak olduğu gibi binlerce öğrencimizi fiili olarak Kocaeli Kitap Fuarı’na taşıyor. Bu yılda öğrencilerin aileleri ile birlikte ziyaret etmelerini istiyoruz” diye konuştu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/-88586</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/6/1280x720/kocaeli-kitap-fuari-16-kez-kapilarini-aciyor-1790708516.jpeg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Uluslararası Kocaeli Kitap Fuarı, 16. kez kitapseverlerle buluşacak. 3-11 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek fuarda 515 yayınevi, STK ve sahaf yer alırken, 9 gün boyunca 1.065 söyleşi, panel ve imza etkinliği gerçekleştirilecek. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogandan-fon-aciklamasi-devlet-denetleme-kurulumuzu-gorevlendirdim-88585</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 19:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> Erdoğan&#039;dan &#039;fon&#039; açıklaması: Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi'nde düzenlenen partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "Vatanımızın dört bir köşesinde AK Parti'nin millete hizmet sancağını gururla taşıyan tüm yol ve dava arkadaşlarımı içtenlikle selamlıyor, her birini muhabbetle kucaklıyorum." diye konuştu.</p>
<p>AK Parti'nin 11 milyon 710 bine ulaşan üyesiyle sadece Türkiye'nin değil, dünyanın en büyük, en güçlü siyasi hareketlerinden biri olduğunu belirten Erdoğan, "Cenabıallah'a ne kadar hamd etsem azdır. Çalışkanlığıyla, samimiyetiyle, ülkesine ve milletine hizmet sevdasıyla dünyada eşi benzeri olmayan muazzam bir teşkilatla yol yürüyoruz." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Gece gündüz demeden fedakarca çalışan her bir teşkilat mensubunu tebrik eden Erdoğan, "Hizmetlerinden, gayretlerinden ve elbette samimiyetlerinden dolayı kendilerine Cenabıallah öyle bir heyecan, öyle bir coşku vermiş ki... 'Yol yürümekle aşınmaz.' diyoruz ve sizler de evvelallah dağ, taş demeden yürüyerek bu yola devam ediyorsunuz. Sizlere canıgönülden teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu.</p>
<p>"Genişletilmiş İl Başkanları toplantısının 182'ncisinde sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığını yaşıyorum." diyen Erdoğan, toplantının hayırlar getirmesini diledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Değerli fikirleriniz, tenkit ve tespitlerinizle toplantımıza yapacağınız katkılar için her birinize şimdiden teşekkür ediyorum. Mevla, muhabbetimizi, dayanışmamızı daim eylesin diyorum. Değerli yol arkadaşlarım, bugün sizlerle bazı meseleleri açık yüreklilikle konuşmak arzusundayım. Kalbimle kavlim arasına sütre çekmeden, sizlerle samimi bir muhasebe yapmak, dertleşmek, hasbihal etmek istiyorum. Daha doğrusu başta şahsım olmak üzere bu partinin kurucu değerlerini, temel ilke ve prensiplerini hepinize, hepimize tekrar hatırlatmak istiyorum.</p>
<p>AK Parti'mizle ilgili olarak her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var. Biz, bu hareketi bizden öncekilerden devraldık. Unutmayın, bir emanet taşıyoruz. Vakti, saati geldiğinde bu mukaddes emaneti bizden sonrakilere inşallah şanla, şerefle, vazifemizi layıkıyla yapmanın huzuruyla teslim edeceğiz. Bu hareketin geçmişi asırlara saridir. İnşallah dünya var oldukça da bu hareket var olacaktır. Bakın, biz omuzlarımızda sadece bugünün, bu anın yükünü taşımıyoruz. Biz, hem geçmişin hem bugünün hem de yarınların yükünü taşıyoruz. Her zaman söylüyorum: Bu hareketin kendisiyle kaim olduğuna inanan varsa büyük bir yanılgı içindedir. 'Ben olmazsam bu hareket olmaz.' diyen, böyle düşünen varsa çok büyük bir gaflet içindedir. Yaptığı hatanın sadece kendisiyle sınırlı kaldığına sadece kendi şahsını bağladığına inanan varsa aynı şekilde büyük bir yanlışın içindedir."</p>
<p><strong>"AK Parti'nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir"</strong></p>
<p>Bu yola kimsesizlerin kimsesi olmak için çıktıklarını anlatan Erdoğan, "Biz, bu partiyi şehrin kenar mahallelerinde onuruyla hayata tutunmaya çalışan, helalinden kazanıp, helalinden harcayan eski sistemin dişlileri arasında ezilen bu gariplerin, o yoksulların hakkını, hukukunu, namusunu savunmak için onların başlarını daima dik tutmak için kurduk. Biz, burada fakir fukaranın, garip gurebanın hakkını korumak için varız. Bu amaçla siyaset yapıyoruz." diye konuştu.</p>
<p>Emrihak vaki olana kadar bunun mücadelesini vereceklerinin altını çizen Erdoğan, AK Parti'nin 14 Ağustos 2001'de yoksulların, mağdurların, mazlumların, yolda kalmışların, itilmişlerin, ötelenmişlerin, unutulmuşların partisi olarak yola revan olduğunu söyledi.</p>
<p>"AK Parti'nin misyonu çeyrek asır boyunca zerre kadar değişmemiştir, inşallah hiçbir zaman da değişmeyecektir." ifadesini kullanan Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Biz evvelallah buna müsaade etmeyeceğiz. Millete, ümmete ve insanlığa hizmet davamızla aramıza kimse giremez, giremedi, bundan sonra da giremeyecek. Şunu herkesin çok ama çok iyi bilmesini isterim: Dün neysek bugün oyuz. Kurulurken neysek bugün de aynısıyız. 25 sene önce gayemiz neyse bugün de aynıdır, yarın da gayemiz aynı kalacaktır.</p>
<p>Kardeşlerim unutmayın, biz seccadelerini gözyaşlarıyla ıslatanların, bir gönül daha kazanmak için kapı kapı dolaşanların, yağmurda, karda, yazın kavurucu sıcağında yollara düşenlerin, bu hareketin başarısı için ailesinden, çocuklarından, işinden, gücünden fedakarlık yapanların, her seçimde sandıkları bayram yerine çeviren 10 milyonların partisiyiz."</p>
<p>Erdoğan, AK Parti'nin bu milletin kurduğu, büyüttüğü, gözü gibi bakarak bugünlere getirdiği, en kritik zamanlarında desteğini, duasını esirgemediği, gerektiğinde canı pahasına sahip çıktığı bir siyasi hareket olduğunu söyledi.</p>
<p>Elbette böyle büyük bir hareketin, böyle kalabalık bir hareketin içinde çok farklı kimlikler, farklı karakterler, farklı niyetlerle hareket edenlerin olabileceğini belirten Erdoğan, farklı ajanda taşıyanların, farklı gündemi olanların çıkabileceğini vurguladı.</p>
<p>25 yılda bunun her türlü örneğini gördüklerini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:</p>
<p>"Kimilerinin başı döndü, kimileri kibir tuzağına düştü. Kimileri kendi şahsi davasını, milletin ve ümmetin davasının önüne koydu. Kimileri yolunu şaşırdı. Kimileri nefsinin esiri oldu. Kimilerini şeytan aldattı. Kimileri bu kutlu hareketi, bu aziz hareketi, bu tertemiz hareketi kirletmek için özellikle aramıza sızdı, sızdırıldı. Bunların her birini kenara koyduk. Hesabını sorduk, yolumuza kararlılıkla devam ettik. Kardeşlerim, AK Parti'yi AK Parti yapan işte bu vasfıdır. Unutmayın, biz yenilenerek yürürüz. Biz tazelenerek ilerleriz. Biz her dem yeniden doğarız. Biz yanlış yapanla, nefsine yenik düşenle vedalaşır, yolumuza güçlenerek devam ederiz."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin ardından salondaki partililer tarafından uzun süre ayakta alkışlandı.</p>
<p><strong>"Devletin, milletin malına el uzatanla bizim işimiz olmaz"</strong></p>
<p>"Evet, işte bizim farkımız budur. Bizim alametifarikamız budur." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Kardeşlerim, 25 yıla dönüp baktığımızda göreceğiniz şey de sadece budur. AK Parti adı gibi ak bir partidir. İsmi ile müsemma bir partidir. Kimse bu partinin aklığına halel getiremez, o aklığa leke süremez. Kardeşlerim, unutmayın adının 'Yeni' olması eskimekten başka bir şey kazandıramaz bunlara. Bu konuda hiç kimseye tolerans göstermeyiz. Partimize katkıda bulunmuş, bu harekete emek vermiş, omuz vermiş hiç kimseye, haksızlık, vefasızlık etmeyiz. Fakat devletin malına, milletin malına el uzatanla da bizim işimiz olmaz, olamaz.</p>
<p>Yeri geldikçe defalarca söyledim. Yorulan, yüksünen varsa buyursun kenara çekilsin, dinlensin. Aşkını, şevkini, mücadele azmini yitiren varsa buyursun soluklansın. Kenara gelmiyorsa, o zaman millete hizmet davasının hakkını versin. Tekrar söylüyorum, bizler hepimiz aziz milletimizin, unutmayın, hizmetkarlarıyız. Siyaseti kendimiz için, kendi kişisel ikbalimiz için değil, 86 milyonun huzuru, refahı, müreffeh ve muzaffer geleceği için yapıyoruz. Uğruna ömrümüzü adadığımız bu zorlu mücadeleyi, yönünü ve yüzünü umutla ülkemize çevirmiş mazlumlar ve mağdurlar için veriyoruz."</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, son nefeslerine kadar, güçleri yettiğince bu niyetle çalışacaklarını, koşacaklarını ve ter dökeceklerini vurguladı.</p>
<p><strong>"Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak"</strong></p>
<p>Milletin çizdiği rotadan asla sapmayacaklarını belirten Erdoğan, şunları kaydetti:</p>
<p>"Burada şunu da ifade etmekte fayda görüyorum. Aziz milletimiz müsterih olsun. Devletimiz, hükümetimiz gündemine hakimdir. İlk günden itibaren mesele yakın takibimizdedir. Bütün kurumlarımızla, kurullarımızla gerekeni yapıyoruz. Dün kabinemizde, bugün geniş katılımlı toplantımızda önemli kararlar aldık. Atılacak adımları netleştirdik. Yol haritamızı belirledik. Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk. Ayrıca Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz. İnanıyorum ki, Türkiye bu meseleden temizlenerek çıkacak. Ekonomimiz bu meseleden daha da güçlenerek çıkacak. Sermaye piyasalarımız çok daha sağlıklı bir yapıya kavuşacak. Eksikler giderilecek. Sistem daha verimli, daha etkin çalışacak."</p>
<p><strong>"Kimse büyük AK Parti ailesini, ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin"</strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ailesinin büyük bir aile olduğunu vurgulayarak, "Şimdi bakıyorum, sağda solda olumsuz birkaç örnekten yola çıkarak büyük AK Parti ailesine dil uzatmaya cüret eden hadsizler var. Hatta daha da ileri gidip en hassas olduğumuz değerlere dil uzatmaya kalkışan edepsizler var. Bunlara eyvallah etmeyeceğiz. Yanlış yapan en baştan kendisine yanlış yapmıştır. Birkaç nahoş örnek üzerinden kimse büyük AK Parti ailesini, hele hele bizim ortak değerlerimizi kötüleme çabası içine girmesin." dedi.</p>
<p>Erdoğan, başkalarına benzemediklerini vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>
<p>"Affınıza sığınarak söylüyorum, baklava kutularında rüşvet alanlara sahip çıktılar. Belediyeleri arpalığa çevirenlere sahip çıktılar. Yolsuzluğu, arsızlığı, iltiması, irtikabı, her türlü kirli pespaye ilişkisi ortaya saçılanlara bunlar sahip çıktılar. İstanbul'u soyanlara sahip çıktılar. Hırsıza, yolsuza, dolandırıcıya, şantajcıya sahip çıktılar. Daha bizim burada söylemeye edebimizin el vermediği türlü kepazelikleri, türlü rezillikleri yapanlara yüzleri kızarmadan sahip çıktılar. Şimdi çıkmış kendi kapkara sicillerine bakmadan bir de bize ahlak dersi, siyasi etik dersi vermeye kalkıyorlar. Onlara diyorum ki 'hadi oradan'. Siz bu milleti kendiniz gibi balık hafızalı mı sandınız. Siz önce bir aynaya bakın, arının, içinizdeki çürükleri bir ayıklayın. Şayet etrafınızda hala birileri kalırsa sonra çıkıp bize akıl vermeye cüret edin."</p>
<p>Erdoğan, bunlara kulak asmayacaklarını, her zaman olduğu gibi yine işlerine bakacaklarını, milletin sorunlarına, sıkıntılarına çözüm üretmeye odaklanacaklarını belirtti.</p>
<p>Seçim gününe kadar işlerinin millet olacağının altını çizen Erdoğan, "Gücümüz millet olacak. Sahada çalışacağız. Vatandaşımızla ruberu iletişim halinde olacağız." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Erdoğan, fırsatçılara, selden kütük kapmaya çalışan istismarcılara meydanı asla bırakmayacaklarını, dedikodunun, söylentinin, iftiranın, bühtanın hakikati perdelemesine izin vermeyeceklerini belirterek, "Fitne odaklarına karşı uyanık olacak, teyakkuz halinde olacak birlik ve beraberliğimizin zedelenmesine müsaade etmeyeceğiz. AK Parti'nin ilgili mekanizmaları tıkır tıkır işliyor. Hiç kimsenin endişesi olmasın, varsa bir sorun çözer, işimize bakarız. 25 yılda biz tüm Türkiye'ye şunu gösterdik. Nerede bir sorun, sıkıntı varsa Ankara onu mutlaka çözer. Bizim olan güveni bugüne kadar boşa çıkarmadık. İnşallah bundan sonra da bu itimadı sarsmayacağımızdan herkes emin olsun." diye konuştu.</p>
<p>Bunun gereklerini harfiyen yaptıklarına işaret eden Erdoğan, en son "Türkiye Yüzyılı Buluşmaları" vesilesiyle milletle bir kez daha kucaklaştıklarını, hemhal olduklarını söyledi.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlardan genel başkan yardımcılarına, milletvekillerinden kurul üyelerine, il, ilçe ve mahalle teşkilatlarına kadar tüm kadrolarıyla şehir şehir, ilçe ilçe sahada olduklarını belirterek, esnafla, çiftçiyle, işçiyle, gençlerle, hanım kardeşlerle ve emeklilerle bir araya geldiklerini anımsattı.</p>
<p><strong>"AK Parti'nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır"</strong></p>
<p>Buluşmaların en kapsamlılarından birini İstanbul'da gerçekleştirdiklerini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:</p>
<p>"Türkiye Yüzyılı buluşmalarımız bir kez daha göstermiştir ki AK Parti'nin en büyük gücü toplumun bütün kesimleriyle arasında kurduğu işte bu doğrudan ve sarsılmaz bağdır. Bu bağı zayıflatmaya hiç kimsenin gücü yetmeyecektir. Tekrar altını çizerek söylüyorum, davamıza zarar verecek, ülkemizin dört bir yanında AK Parti'ye aşkla hizmet eden kardeşlerimizin gayretine halel getirecek, onların tertemiz duygularına leke düşürecek hiçbir teşebbüse bugüne kadar göz yummadık, bundan sonra da göz yummayız. Rabbim bizi milletimizin yolunda, Türkiye'ye hizmet yolundan ayırmasın diyorum. Biraz önce aramıza katılan belediye başkanlarımıza, AK Parti ailesine hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Sizlere çalışmalarınızda başarılar diliyorum."</p>
<p>Erdoğan, toplantının hayırlara vesile olmasını diledi.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/gundem/erdogandan-fon-aciklamasi-devlet-denetleme-kurulumuzu-gorevlendirdim-88585</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/8/5/1280x720/ak-parti-1790699455.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı&#039;nda konuşan Erdoğan, &quot;Tasfiyesine karar verilen fonlara ilişkin süreci koordine etmek için Cumhurbaşkanı Yardımcımızın başkanlığında tam yetkili bir kurul oluşturduk.&quot; dedi. Erdoğan, fon soruşturması hakkında, &quot;Devlet Denetleme Kurulumuzu görevlendirdim. İnşallah bu süreci süratle neticelendireceğiz.&quot; açıklaması yaptı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/almati-havalimanina-100-milyon-dolarlik-finansman-88579</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 17:50:00 +03:00</pubDate>
            <title> Almatı Havalimanı&#039;na 100 milyon dolarlık finansman</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Avrasya Kalkınma Bankası, Türkiye merkezli TAV Airports tarafından işletilen Almatı Uluslararası Havalimanı'nın geliştirilmesi için 100 milyon dolarlık finansman sağlayacak.</p>
<p>Banka açıklamasına göre, Bank of America tarafından organize edilen toplam 670 milyon dolarlık finansman paketi, havalimanının artan yolcu ve kargo trafiğine cevap verebilmesi, altyapısının modernize edilmesi ve operasyonel kapasitesinin artırılması amacıyla kullanılacak.</p>
<p>Avrasya Kalkınma Bankası, söz konusu 670 milyon dolarlık finansman paketinde 100 milyon dolarlık payla kıdemli ortak kredi veren kuruluşlardan biri olurken, sendikasyona Merrill Lynch International, Societe Generale, Turkic Investment Fund ve Kazakistan bankaları da katıldı.</p>
<p>Finansman kapsamında iç hatlar terminalinin modernizasyonu, hava tarafı altyapısının geliştirilmesi, uçakların buzlanmaya karşı işlemlerinin gerçekleştirileceği tesislerin oluşturulması ve kargo terminalinin genişletilmesi planlanıyor.</p>
<p>Yatırımlarla uluslararası ve iç hatlar terminalleri arasındaki bağlantının iyileştirilmesi, bagaj işlemlerinin hızlandırılması ve apron operasyonlarının daha etkin hale getirilmesi hedefleniyor.</p>
<p>Havalimanındaki otopark altyapısının genişletilmesiyle erişimin kolaylaştırılması, hava tarafı altyapısının modernizasyonuyla da operasyonel verimlilik ve kapasitenin artırılması amaçlanıyor.</p>
<p>Avrasya Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Nikolay Podguzov, bankanın Almatı Havalimanı'nın gelişimini desteklemeyi sürdürdüğünü, Bank of America tarafından organize edilen yeni sendikasyona katılmaktan memnuniyet duyduklarını ifade etti.</p>
<p>Podguzov, sendikasyon işlemlerindeki deneyimlerinin uluslararası ve Kazakistan’daki finans kuruluşlarıyla etkin işbirliği yapmalarına imkan sağladığını belirterek, yeni finansmanın Kazakistan’ın altyapı varlıklarına yönelik güveni ve ülkenin büyük projelerine uluslararası sermaye çekme imkanlarını artırdığını kaydetti.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/almati-havalimanina-100-milyon-dolarlik-finansman-88579</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/9/1280x720/almati-1790693627.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Avrasya Kalkınma Bankası&#039;nın TAV Airports&#039;un işlettiği Almatı Uluslararası Havalimanı&#039;na 100 milyon dolarlık finansman sağlayacağı açıklandı. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/petkimden-yeni-uretim-tesisleri-icin-anlasma-88578</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 16:33:00 +03:00</pubDate>
            <title> Petkim&#039;den yeni üretim tesisleri için anlaşma</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <div class=""> </div>
<div class="card-title ltr">Petkim, uzun vadeli yatırım planı "Master Plan" projesi kapsamında yeni etilen, polipropilen ve polietilen ünitelerine yönelik mühendislik ve lisans anlaşmaları imzaladığını duyurdu.</div>
<div class="card-text">
<div id="habericerikDiv3" class=" v3HaberIcerikDiv ltr">
<p>Şirket açıklamasına göre, Master Plan kapsamında Technip Energies ile Uç Mühendislik Tasarımı (FEED) sözleşmesi imzalanırken, projede değerlendirilmekte olan polietilen ünitesi için Univation Technologies LLC ile lisans, polipropilen ünitesi için Lummus Novolen Technology GmbH ile lisans ve mühendislik, Mixed Feed Steam Cracker (MFSC) teknolojisi için de Technip Energies ile lisans anlaşması yapıldı.</p>
<p>SOCAR ile Technip Energies arasında temmuzda imzalanan İyi Niyet Anlaşması'nın ardından başlayan süreçte, Pre-FEED çalışmalarını takip eden FEED aşamasına geçildi. Bu aşamada projenin kapsamı ile teknik, ticari ve ekonomik parametrelerinin ayrıntılı olarak değerlendirileceği belirtildi.</p>
<p>Toplam 70 milyon dolar kaynak ayrılan FEED çalışmalarının 2027 sonuna kadar tamamlanması ve olası nihai yatırım kararına temel oluşturması planlanıyor.</p>
<p>FEED çalışmalarının tamamlanmasının ardından nihai yatırım kararı alınması halinde Petkim'in yıllık 558 bin ton olan etilen kapasitesinin 1,2 milyon tona, yıllık 145 bin ton olan polipropilen kapasitesinin ise 550 bin tona çıkarılması hedefleniyor.</p>
<p>Master Plan kapsamında değerlendirilen yeni üniteler ve kapasite artışlarıyla şirketin toplam polimer üretiminin de mevcut seviyesinin iki katının üzerine taşınması öngörülüyor.</p>
<p><strong>"Petkim'in geleceğine yaptığımız bir yatırım olarak görüyoruz"</strong></p>
<p>Petkim Genel Müdürü ve SOCAR Türkiye Rafineri ve Petrokimya İş Birimi Başkanı Kanan Mirzayev, FEED sözleşmesinin imzalanmasının projenin planlandığı doğrultuda ilerlediğini gösteren önemli bir aşama olduğunu belirtti.</p>
<p>FEED aşamasında projenin teknik ve ticari parametrelerini daha ayrıntılı değerlendireceklerini ve nihai yatırım kararına temel oluşturacak mühendislik çalışmalarını gerçekleştireceklerini aktaran Mirzayev, polietilen, polipropilen ve MFSC teknolojilerine yönelik anlaşmalarla projenin farklı bileşenlerinde de ilerleme sağlandığını kaydetti.</p>
<p>Mirzayev, FEED sürecine toplam 70 milyon dolar kaynak ayırdıklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"Bunu Petkim'in geleceğine yaptığımız bir yatırım olarak görüyoruz. Master Plan kapsamında değerlendirilen yatırımların, FEED çalışmalarının tamamlanmasının ardından olası nihai yatırım kararının alınmasıyla hayata geçirilmesi halinde, etilen ve polipropilen kapasitelerimizi önemli ölçüde artırmayı, toplam polimer üretimimizi ise mevcut seviyesinin iki katının üzerine taşımayı hedefliyoruz. Master Plan projemizi, Türkiye'nin petrokimya sektöründeki uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek, Petkim'in rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini destekleyecek stratejik bir dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz. Bu aşamada atılan adımların, Petkim’in geleceğine ve Türkiye’nin petrokimya ekosisteminin gelişimine katkı sağlayacağına inanıyoruz."</p>
<p> </p>
</div>
</div> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/petkimden-yeni-uretim-tesisleri-icin-anlasma-88578</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/7/1280x720/socar-ve-siemens-petkimin-enerji-altyapisini-modernize-etti-1741073077.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İmzalanan anlaşmalar hakkında açıklama yapan Petkim Genel Müdürü Kanan Mirzayev, &quot;Master Plan projemizi, Türkiye&#039;nin petrokimya sektöründeki uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek, Petkim&#039;in rekabet gücünü ve sürdürülebilirliğini destekleyecek stratejik bir dönüşüm projesi olarak değerlendiriyoruz.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarin-net-kari-agustosta-6763-milyar-lira-88575</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 15:37:00 +03:00</pubDate>
            <title> Bankacılık sektörünün net kârı ağustosta 676,3 milyar lira</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), ağustos ayına ait "Türk Bankacılık Sektörünün Konsolide Olmayan Ana Göstergeleri" raporunu paylaştı.</p>
<p>Buna göre, ağustos ayında Türk bankacılık sektörünün aktif büyüklüğü 55 trilyon 743 milyar 429 milyon lira oldu. Sektörün aktif toplamı 2025 yılı sonuna göre 8 trilyon 796 milyar 631 milyon lira arttı.</p>
<p>Sektörün en büyük aktif kalemi olan krediler, ağustos ayında 28 trilyon 156 milyar 437 milyon lira, menkul değerler 7 trilyon 957 milyar 48 milyon lira olarak kayıtlara geçti.</p>
<p>Böylece 2025 yılı sonuna göre sektörün toplam aktifi yüzde 18,7, krediler toplamı yüzde 21,7, menkul değerler toplamı yüzde 13,5 arttı. Bu dönemde kredilerin takibe dönüşüm oranı yüzde 2,92 oldu.</p>
<p>Bankaların kaynakları içinde en büyük fon kaynağı durumunda olan mevduat 2025 yılı sonuna göre yüzde 18,1 artışla 32 trilyon 157 milyar 64 milyon lira oldu.</p>
<p>Bankacılık sektörünün öz kaynak toplamı geçen yılın sonuna göre yüzde 14,8 artışla 4 trilyon 771 milyar 159 milyon liraya çıktı. Bu dönemde sektörün dönem net kârı 676 milyar 307 milyon lira, sermaye yeterliliği standart oranı yüzde 16,60 oldu.</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/finans/bankalarin-net-kari-agustosta-6763-milyar-lira-88575</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/9/2/6/1280x720/bankacilik-mevduati-193-milyar-lira-azaldi-1747313419.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ BDDK&#039;nin ağustos verilerine göre, bankacılık sektörünün toplam aktif büyüklüğü 55,7 trilyon, net kârı da 676,3 milyar lira oldu. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/olpak-rekabet-modelimiz-yalnizca-fiyat-uzerinden-ilerlememeli-88574</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 15:27:00 +03:00</pubDate>
            <title> Olpak: Rekabet modelimiz yalnızca fiyat üzerinden ilerlememeli</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p>Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından hazırlanan ve ABD'nin Çin'e uyguladığı tarifelerin ardından Çin dış ticaretindeki değişimi ve Türkiye'ye olası etkilerini analiz eden "ABD'nin Uyguladığı Tarife Sonrası Çin Dış Ticaretinin Analizi" başlıklı rapor tanıtıldı.</p>
<p>Raporun tanıtımı için DEİK Genel Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, ABD'nin 2025 yılında uygulamaya koyduğu ek gümrük tarifeleri sonrasında Çin'in ABD pazarındaki konumunun belirgin şekilde gerilediğini, bunun üzerine Çin'in de ihracat pazarlarını çeşitlendirme stratejisini hızlandırdığını söyledi.</p>
<p>Çin'in ABD'ye ihracatının toplam dış satımının içindeki payının 2024 yılındaki yüzde 14,68 seviyesinden 2025'te yüzde 11,14'e gerilediğini dile getiren Olpak, iki ülke arasındaki ticaret politikalarında çok önemli bir dönüşümün yaşandığını bildirdi.</p>
<p>Olpak, bir pazara erişim zorlaştığında küresel ticaretin ortadan kalkmadığını, kendisine yeni yollar, ülkeler ve ortaklıklar bulduğunu kaydederek, "Çin örneğinde de bunu görüyoruz. ABD pazarındaki gerileme Çin'i Güneydoğu Asya Uluslar Birliği'nden (ASEAN) Afrika'ya, Orta Doğu'dan Avrupa'ya kadar çok daha geniş bir coğrafyada yeni ticaret kanalları oluşturmaya yöneltiyor. Dolayısıyla mesele yalnızca ABD-Çin arasındaki bir tarife tartışması değil küresel ticaret rotalarının yeniden şekillenmesi meselesidir." dedi.</p>
<p><strong>"Çin'in yeni pazarları, Türk iş dünyasının da önemli pazarları"</strong></p>
<p>Nail Olpak, Çin'in ABD pazarındaki gerilemeye karşılık alternatif pazarlardaki ağırlığını hızla artırdığını belirterek, 2024-2025 döneminde bu ülkenin ihracatının Afrika'ya yüzde 25,9, Orta Doğu'ya yüzde 9,7 ve AB'ye yüzde 8,63 yükseldiğini söyledi.</p>
<p>Afrika'da Nijerya, Orta Doğu'da Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve AB'de Almanya'nın Çin açısından öne çıkan pazarlar olduğunu dile getiren Olpak, Çin'in ihracat coğrafyasındaki değişimin Türkiye açısından yakından takip edilmesi gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Olpak, burada Türkiye açısından dikkat edilmesi gereken önemli bir kesişim alanı olduğunu kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>"Çin'in yöneldiği coğrafyaların önemli bir bölümü aynı zamanda Türk iş dünyasının güçlü olduğu veya büyümeyi hedeflediği pazarlar. ABD pazarındaki kaybını telafi etmek amacıyla daha güçlü biçimde yöneldiği Afrika, Orta Doğu ve Avrupa'nın aynı zamanda Türk iş dünyasının da geleneksel olarak güçlü olduğu veya daha fazla büyümek istediği coğrafyalar. Bu nedenle Çin’in ihracatındaki coğrafi çeşitlenmeyi yakından izlemek durumundayız.</p>
<p>Dolayısıyla önümüzdeki dönemi yalnızca bir rekabet riski olarak değil, değişen küresel ticaret dengeleri içerisinde Türkiye için yeni fırsatların ortaya çıktığı bir dönem olarak da okumalıyız. Üstelik yeni rekabet yalnızca fiyat ve teknoloji üzerinden şekillenmiyor. Güvenilir tedarikçi, öngörülebilir iş ortağı ve sürdürülebilir ilişki kurabilme kapasitesi de giderek daha belirleyici hale geliyor. Ben bunu küresel ticarette yükselen bir 'güven rekabeti' olarak görüyorum."</p>
<p><strong>"Önemli olan avantajlarımızı doğru stratejiyle ticarete ve yatırıma dönüştürebilmek"</strong></p>
<p>DEİK Başkanı Olpak, bu durumu sadece "Çin geliyor, rekabet artıyor" şeklinde okumanın doğru olmadığını belirterek, "Küresel ticaret yeniden yapılanırken Türkiye'nin üretim kapasitesi, coğrafi konumu, lojistik avantajları, Avrupa ile entegrasyonu ve farklı coğrafyalarda geliştirdiği güçlü iş ilişkileri bize önemli avantajlar sağlıyor. Önemli olan bu avantajları doğru stratejiyle ticarete ve yatırıma dönüştürebilmek." ifadelerini kullandı.</p>
<p>Rapordaki verilere göre Çin'in Almanya pazarındaki yükselişinin Türkiye açısından henüz doğrudan ve belirgin bir tehdit oluşturmadığını aktaran Olpak, bununla beraber Türkiye açısından daha yakından takip edilmesi gereken alanlar bulunduğunu ve bunların başında Afrika ile Orta Doğu'nun geldiğini söyledi.</p>
<p>Olpak, 2025'te Çin Mısır'a 19,97 milyar dolar ihracat yaparken Türkiye'nin bu alanda 4,07 milyar dolar seviyesinde kalmasının rekabet farkının Çin lehine genişlediğine işaret ettiğini bildirdi.</p>
<p>Türkiye'nin Afrika'daki konumunun yalnızca fiyat rekabeti üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Olpak, şu açıklamalarda bulundu:</p>
<p>"Afrika söz konusu olduğunda Türkiye'nin çok önemli bir birikimi var. Ticaretimizin yanında müteahhitlikten yatırıma, lojistikten sanayi işbirliklerine kadar çok boyutlu ilişkiler geliştirdik. Çin'in artan ağırlığını elbette dikkatle takip edeceğiz. Ancak bizim rekabet modelimizin yalnızca fiyat üzerinden değil kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık, yerel işbirlikleri ve karşılıklı kazanım üzerinden ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü önümüzdeki dönemde fiyat rekabetinin yanında bir güven rekabeti de yaşayacağız. Türkiye’nin uzun vadeli ilişki kurma ve güvenilir ortak olma kapasitesi, özellikle Afrika ve Orta Doğu’da önemli bir rekabet avantajına dönüşebilir."</p>
<p><strong>"Türkiye bu süreçte üretim ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebilir"</strong></p>
<p>Nail Olpak, Çin'in BAE'ye ihracatı 72,9 milyar dolara yükselirken Türkiye'nin bu ülkeye dış satımının 9,28 milyar dolar seviyesinde olduğunu belirterek, Türk şirketlerinin katma değerli üretime daha fazla odaklanması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Yeni dönemde sadece hangi ülkeye ne kadar ihracat yapıldığının değil, hangi ürünü, hangi teknoloji seviyesiyle ve hangi katma değerle ihraç edildiğinin daha fazla konuşulması gerektiğini dile getiren Olpak, "Rekabetin yoğunlaştığı pazarlarda Türkiye’nin cevabı daha fazla katma değer, daha güçlü markalar, teknoloji, inovasyon ve pazarda kalıcı ortaklıklar kurmak olmalı." şeklinde konuştu.</p>
<p>Olpak, ABD ile Çin arasındaki ticaret geriliminin küresel tedarik zincirlerini de yeniden şekillendirdiğine işaret ederek, Türkiye'nin bu süreçte üretim ve yatırım merkezi olarak konumunu güçlendirebileceğini söyledi.</p>
<p>Dünyada artık sadece "nerede daha ucuza üretirim?" sorusunun sorulmadığının altını çizen Olpak, "Nerede daha güvenli üretirim, pazarıma nasıl daha hızlı ulaşırım, tedarik zincirimi nasıl çeşitlendiririm, hangi ortakla uzun vadeli ve öngörülebilir bir ilişki kurabilirim?' soruları da en az maliyet kadar önemli hale geldi. Bu nedenle küresel ticarette fiyat ve teknoloji rekabetinin yanında giderek güçlenen bir güven rekabetinden de söz etmemiz gerekiyor. Türkiye tam da bu noktada çok güçlü bir potansiyele sahip." ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>"ABD-Çin ticaretindeki dönüşüm yeni yatırım ve üretim fırsatları sunuyor"</strong></p>
<p>DEİK Başkanı Olpak, Avrupa'ya yakınlık, güçlü sanayi altyapısı, yetişmiş insan kaynağı, lojistik kabiliyetleri ve farklı coğrafyalarla kurduğu ekonomik ilişkilerin Türkiye'yi değişen küresel tedarik zincirlerinde önemli bir alternatif haline getirdiğini anlattı.</p>
<p>Türkiye'nin güvenilir üretim, tedarik ve yatırım ortağı olma kapasitesinin de bu avantajlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Olpak, "Dolayısıyla ABD-Çin ticaretindeki dönüşümü yalnızca ihracat pazarlarımızda ortaya çıkabilecek rekabet açısından değil, Türkiye'ye gelebilecek yeni yatırımlar ve üretim fırsatları açısından da değerlendirmeliyiz." dedi.</p>
<p>Olpak, gelecek dönemde küresel ticarette korumacılığın, bölgeselleşmenin ve tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesinin daha fazla konuşulacağını kaydederek, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>
<p>"DEİK olarak 153 iş konseyimizle dünyanın dört bir yanında Türk özel sektörünün önünü açmaya, yeni pazarları ve yeni işbirliklerini geliştirmeye devam ediyoruz. Çin'in değişen ihracat stratejisini de bu perspektifle takip ediyoruz. Nerede rekabet artıyor, nerede yeni bir fırsat doğuyor, hangi pazarlarda daha güçlü olmamız gerekiyor; bunları veriye dayalı olarak analiz etmek zorundayız. Bizim hedefimiz, değişen küresel ticaretin sonuçlarını izleyen bir Türkiye değil yeni ticaret mimarisinde pozisyon alan, yeni ortaklıklar geliştiren, güvenilir ticaret ortağı kimliğini güçlendiren ve değişimi fırsata dönüştüren bir Türkiye olmalı."</p>
<p><strong>"Yanlış yapan kim varsa üzerine gidilmeli, o yanlışların hesabı sorulmalı"</strong></p>
<p>Nail Olpak, konuya ilişkin bir soru üzerine, ihracatçıların ağırlıklı olarak enflasyon ile döviz kuru arasındaki makasın azaltılmasına, döviz kurlarının bir miktar yukarı gitmesine, döviz bozdurma konusundaki bazı desteklerin artırılmasına yönelik taleplerinin olduğunu, bunun yanı sıra maliyetlerde anlaşılamayan artışların bulunduğunu söyledi.</p>
<p>Olpak, "Ben kurun artması konusunun ilk planda kolay bir çözüm olduğunu düşünmüyorum. Geçmiş yıllardaki tecrübelerimize de bakmak lazım. İthalatı ihracatından daha fazla olan ülkede kur artışı çok kısa sürede çözümmüş gibi algılanır ancak hemen akabinde hepimiz biliyoruz ki bizim fiyatlarımız da artar. Yetmez, ihracat yaptığımız ülkedeki alıcı 'Sizde böyle kur değişimi oldu, devalüasyon oldu, sen buradan kazanca girdin, gel bana indirim yap' der. Bu orta vadede çözüm olarak görünmüyor." diye konuştu.</p>
<p>Fon soruşturmalarına ilişkin bir soruya karşılık olarak da Olpak, "Hukuki bir süreç devam ediyor. Yanlış yapan kim varsa üzerine gidilmeli, o yanlışların hesabı sorulmalı." cevabını verdi.</p>
<p>(AA)</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/ekonomi/olpak-rekabet-modelimiz-yalnizca-fiyat-uzerinden-ilerlememeli-88574</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/7/4/1280x720/olpak-1790685305.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ DEİK&#039;in &quot;ABD&#039;nin Uyguladığı Tarife Sonrası Çin Dış Ticaretinin Analizi&quot; raporunu değerlendiren DEİK Başkanı Nail Olpak, &quot;Bizim rekabet modelimizin yalnızca fiyat üzerinden değil kalite, güven, sürdürülebilir ortaklık, yerel iş birlikleri ve karşılıklı kazanım üzerinden ilerlemesi gerektiğini düşünüyorum.&quot; dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cw-enerji-yonetim-kurulu-baskani-sarvan-mal-varligima-yonelik-tedbir-gecici-bir-koruma-tedbiridir-88569</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 14:24:00 +03:00</pubDate>
            <title> CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Sarvan: Mal varlığıma yönelik tedbir geçici koruma tedbiridir</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>CW Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Tarzan Tarık, Kamuoyu Aydınlatma Platformu ile sosyal medya hesaplarından yaptığı açıklamada, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında adımın geçmesi ve malvarlığıma yönelik tedbir uygulanması üzerine kamuoyunu bilgilendirme gereği duyduğunu belirtti.</p>
<p>SPK düzenlemelerine veya herhangi mevzuata aykırı herhangi bir işlem veyahut eyleminin bulunmadığını ifade eden Sarvan, açıklamasında şunları kaydetti:</p>
<p>‘’Açıkça ifade etmek isterim ki, Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine veya herhangi bir mevzuata aykırı herhangi bir işlem yahut eylemim bulunmamaktadır. Son günlerde kamuoyunda gündem olan TEFAS’a açık veya kapalı şekilde yatırımcılara pazarlanan fonlarla hiçbir alım satım işlemi yapmadım; bu fonlara herhangi bir hisse satışı gerçekleştirmedim. 19.09.2024 Tarihinde Deniz Portföy Yönetimi A.Ş. nezdinde ve TEFAS’a açık olmayan piyasaya pazarlaması yapılmayan kapalı özel fon niteliğindeki Deniz Portföy TTSVY Hisse Senedi Serbest Özel Fon (Hisse Senedi Yoğun Fon)’a kurucusu olduğum Şirketimin bir kısım hisselerinin devri yapılmış ve karşılığında fon katılım payları tarafımdan edinilmiştir.’’</p>
<p>29.09.2025 tarihinde Borsa İstanbul A.Ş. Toptan Satışlar Pazarı'nda, A1 Capital Yatırım Menkul Değerler AŞ aracılığıyla, ilgili KAP bildiriminde yer alan finansal kuruluşlarla, Borsa İstanbul tarafından Toptan Alış Satış İşlemlerine İlişkin Prosedür kapsamında belirlenen fiyat üzerinden kurucusu olduğu şirketinin bir kısım paylarının satışı yapılmış ve ilgili işlem tarafınca KAP üzerinden kamuoyuna ve yatırımcılara açık bir şekilde duyurulduğunu ifade eden Sarvan, şöyle devam etti:</p>
<p>‘’Toptan satış pazarındaki Şirketimin hisselerinin satış gelirlerinin tamamı, yine Şirketime işletme sermayesi olarak kullanılması amacıyla sermaye avansı olarak yatırılmış ve bu konuda KAP bildirimleri yapılmıştır. Ayrıca, son günlerde kamuoyunda yoğun şekilde gündeme getirilen fahiş değer artışlarının, Şirketimiz hisseleri için geçerli olmadığı, söz konusu devir işlemlerinde gündemdeki fahiş değerlerin bulunmadığı açıkça görülecektir. Aksine, hisselerin devir tarihleri, o tarihlerdeki piyasa fiyatı ve zaman içerisindeki fiyat değişimleri birlikte değerlendirildiğinde, değer artışının vadeli mevduatla karşılaştırılmasının dahi mümkün olduğu görülecektir.’’</p>
<p>Söz konusu fonlarda halen hisse varlığı bulunduğunu ve yatırımlarını korumaya devam ettiğini vurgulayan CW Enerji Yönetim Kurulu Başkanı Sarvan, açıklamasında şu görüşlere yer verdi:</p>
<p>‘’Halen kişisel yatırımlarım kapsamında, diğer yatırımcılara kapalı TEFAS’a açık olmayan, yatırımcılara yahut piyasaya pazarlaması yapılmayan kapalı fon niteliğindeki Bulls Portföy Dördüncü Hisse Senedi Serbest Fon (Hisse Senedi Yoğun Fon)’u ve Deniz Portföy TTSVY Hisse Senedi Serbest Özel Fon (Hisse Senedi Yoğun Fon) ünvanlı özel fonlarda fon katılma paylarım bulunmaktadır. Halka açık, binlerce yatırımcısı ve yüzlerce çalışanı olan Türkiye’de sektöründe önemli faaliyetleri bulunan kurucusu olduğum Şirketimizin faaliyetleri ve yatırımları kesintisiz devam etmekte olup, sermaye piyasalarında yatırımcı kararlarını etkilemeye yönelik gerçeğe aykırı veya yanıltıcı bilgi yayılması, ilgili sermaye piyasası mevzuatı ile Türk Ceza Kanunu kapsamında hukuki ve cezai sonuçlar doğurabilecek nitelikte fiillerdir. Yatırımcılarımızın, pay sahiplerimizin ve diğer tüm menfaat sahiplerinin hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla, gerçeğe aykırı ve yanıltıcı içerikleri hazırlayan, yayan veya yayılmasına iştirak eden kişi ve kuruluşlar hakkında gerekli hukuki ve cezai süreçleri başlatılacaktır.’’</p>
<p><strong>"Tedbir, geçici koruma"</strong></p>
<p>Mal varlığına yönelik tedbir kararının koruma amaçlı olduğunu belirten Sarvan, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Bu kapsamda, yetkili Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Sermaye Piyasası Kurulu nezdinde gerekli başvurular ve suç duyuruları yapılacak olup, şahsımın ve şirketimizin ticari itibarı ile yatırımcılarımızın haklarını zedeleyen eylemlere karşı tüm yasal haklarımız kararlılıkla kullanılacaktır. Malvarlığıma yönelik tedbir; Savcılık Makamının soruşturması kapsamında uygulanan geçici bir koruma tedbiridir; hakkımda bir suçun sabit olduğu şeklinde yorumlanamaz. İşlemlerime ilişkin kayıt ve belgeleri yetkili makamlara sunacak; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Sermaye Piyasası Kurulu ve ilgili diğer kurumlarla iş birliği içinde hareket edeceğim. Hukuk düzenine ve yetkili kurumların yürüteceği incelemelere güvenim tamdır. Kamuoyuyla paylaşılması mümkün olan gelişmeler hakkında bilgilendirmede bulunacağım. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.’’</p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sirket-haberleri/cw-enerji-yonetim-kurulu-baskani-sarvan-mal-varligima-yonelik-tedbir-gecici-bir-koruma-tedbiridir-88569</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/9/1280x720/cw-enerji-yonetim-kurulu-baskani-sarvan-mal-varligima-yonelik-tedbir-gecici-bir-koruma-tedbiridir-1790681187.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ İstanbul Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında mal varlıklarına el konulduğu belirtilen CW Enerji AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Tarzan Tarık Sarvan, Sermaye Piyasası Kurulu düzenlemelerine veya herhangi bir mevzuata aykırı herhangi bir işlem yahut eylemi bulunmadığını bildirdi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

                    <item>
            <guid>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskani-yusuf-hacisuleyman-antalya-fuarlar-kenti-olmali-88567</guid>
            <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 14:21:00 +03:00</pubDate>
            <title> ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman: Antalya fuarlar kenti olmalı</title>
            <content:encoded>
                <![CDATA[ <p><strong>FİKRİ CİNOKUR/ANTALYA</strong></p>
<p>Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleyman, düzenlediği basın toplantısında, 18 Ekim’de yapılacak ATSO seçimleri öncesi görev aldıkları 2022-2026 dönemini değerlendirerek, diğer başkan adaylarının eleştirilerini yanıtladı.</p>
<p>Çalışma döneminde, ATSO bünyesinde ilk kez yaptıkları çalışmaları anlatan Hacısüleyman, güneş enerji sistemleri, kurakçıl peyzaj uygulamaları, 49 meslek komitesine ilk kez harcama bütçesi oluşturduklarını, tarım, turizm sanayi-ticaret, kentsel dönüşüm ve şehircilik başlıklarında Antalya 2050 Vizyonu etkinliği gerçekleştirerek farkındalık oluşturduklarını anlattı.</p>
<p>ATSO’nun, Antalya’nın lobi kuruluşu olduğunu ifade eden Hacısüleyman, ‘’Antalya’nın, Türkiye’nin sorunlarına ışık tutacak farkındalıklar yaratmaya çalıştık. Hükümet düzeyinde sorunları iletmeye ve çözülmesine çalıştık’’ dedi.</p>
<p>Ekonomi Buluşmaları düzenlediklerini, Türkiye’de ilk kez Ekmek Zirvesi gerçekleştirdiklerini anlatan Yusuf Hacısüleyman, emlak rayiç bedellerinin yeniden belirlenmesi için çağrı yaptıklarını ve çözüme ulaştırılmasına katkı sunduklarını kaydetti.</p>
<p>Antalya trafiğinde çözümün denizde olduğunu, hızlı tren projesi için girişimlerde bulunduklarına dikkat çeken Hacısüleyman, ‘’Antalya deniz yolunu mutlaka kullanmak zorunda. Denizi ve limanı iyi kullanmak zorundayız. İhracatçılarımız Antalya limanı yerine başka limanları tercih ediyor’’ dedi.</p>
<p>Bolu’daki otel yangınından sonra ortaya çıkan otellerdeki yangın güvenliği ve kapıların yangına dayanıklı yapılması konusunda 1,5 yıl uğraş verdiklerini anlatan ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman, diğer başkan adaylarının aidatların yüksekliği ve önceki yönetimden kalan projelerin devam ettirilmediği yönündeki eleştirileri de yanıtladı. Hacısüleyman, şunları kaydetti:</p>
<p>‘’ATSO’da yarım bırakılan herhangi bir proje yok. Toplum ve üyelerimiz yararı varsa projeler devam ettirilir. Yapılan her şeyin bir zamanı var. ATSO personelinin maaşlarının bir dönem için İhtiyatlar Hesabından ödendi.  ATSO’nun parası var. Paramız olmasa, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin yanan acil servisi için 50 milyon, Elmalı Ketem için 5 milyon lira bağış yapamazdık. İNOVATSO merkezinde de yeterli kullanım olmadı. Üyemiz iş insanlarından da aidatlar konusunda şikayet olmadı. Hatta bu dönemde tasarruf bile sağladık.  Antalya’nın bu sığ tartışmalardan kurtulması gerekir.’’</p>
<p>Görev yaptıkları bu dönemde Kooperatifler Toplu işyeri merkezi ile fuarcılık çalışmalarında başarılı olamadıklarını söyleyen Hacısüleyman, şöyle konuştu:</p>
<p>‘’Toplu işyerleri projesi için 13 kooperatif kurduk. Ancak, tüm girişimlerimize rağmen kamuya ait arazi bulunamadı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığı nezninde yaptığımız girişimlere rağmen hazine arazisi bulunamadı. Sayın valimize de teşekkür ediyorum, yer bulunması konusunda çok emeği geçti. Umarım, yeni dönemde toplu işyerleri için hazine arazisi sağlanabilir.’’</p>
<p><strong>"ATSO fuar şirketi kurduk"</strong></p>
<p>Tarım ve turizm ağırlıklı Antalya ekonomisinin yaz dönemine sıkıştığını, kış sezonun da hareketli olması gerektiğini vurgulayan Hacısüleyman, sözlerini şöyle tamamladı:</p>
<p>‘’Avrupa’da fuar işletmeleri belediyeler, kamu ve iş dünyasının oluşturduğu yapılar tarafından yapılıyor. Berlin’de yılda 113 fuar düzenleniyor. Fuarlar bulunduğu kentlerin ekonomisine, ticaretine çok güçlü katkı sağlıyor. Antalya’daki fuar merkezi ANFAŞ daha yeni iskan alabildi. Burada bizim fuar düzenlememiz mümkün değil. Bu nedenle ATSO fuar şirketi kurduk. COP31 alanında, kasım ayından sonra fuarlar ve çeşitli etkinlikler yapılacak. Antalya’ya 50 ülkeden 230 havaalanından direkt uçuş yapılıyor. Konaklama konusunda da Antalya’nın altyapısı oldukça iyi. ATSO olarak fuar sektörünün de içinde olmalıyız. Şu anda Antalya’da yapılması gereken fuarlar başka kentlerde yapılıyor. Başka şehirlerin ekonomilerine katkı sunuyor. Antalya fuarlar kenti olmalı.’’  </p>
<p> </p> ]]>
            </content:encoded>
            <link>https://www.ekonomigazetesi.com/sehirler/atso-baskani-yusuf-hacisuleyman-antalya-fuarlar-kenti-olmali-88567</link>
                            <media:content url="https://www.ekonomigazetesi.com/storage/uploads/5/6/7/1280x720/atso-baskani-yusuf-hacisuleyman-antalya-fuarlar-kenti-olmali-1790680966.jpg" type="image/jpg" expression="full" width="1280" height="720">
                    <media:description type="plain">
                        <![CDATA[ Antalya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Hacısüleyman, ekonomide yaz dönemine sıkışan Antalya’nın kışın da daha aktif olması gerektiğini belirterek, ‘’Antalya Fuarlar kenti olmalıdır. 50 ülkeden 230 havaalanından direkt uçuş yapılmaktadır. ATSO olarak fuar şirketi kurduk’’ dedi. ]]>
                    </media:description>
                    <media:credit role="author" scheme="urn:ebu">
                        <![CDATA[ EkonomiGazetesi  ]]>
                    </media:credit>
                </media:content>
                    </item>

            
    </channel>
</rss>
